A.S. Ahraz (dilsiz) Aman, gaye Arzulanmak, bozulmak (for motors) Abajur Ak saç Ana, temel, esas Abdest almak Akdeniz Anaç (baykuş) Asa: Abide

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "A.S. Ahraz (dilsiz) Aman, gaye Arzulanmak, bozulmak (for motors) Abajur Ak saç Ana, temel, esas Abdest almak Akdeniz Anaç (baykuş) Asa: Abide"

Transkript

1 A.S. Peace Be Upon Him Abajur Lampshade Abdest almak Perform ablution Abide Memorial Acele etmek, koşmak Scurry Aceleyle, Alel acele Hastily Acı acı Bitterly Acı acı, kederle Poignantly Acı çekmek: Suffer Acı içinde kıvranmak With in pain Acı: Tragic Acıkmış: Hungry Acil durum State of emergency Acil Urgent Acziyet Inability Aç Hungry Açığa çıkarmak/çekmek Bring out into the open Açığa vurmak Divulging Açık konuşmak Talk frankly Açık, delik, boşluk, açıklık Aperture Açısından, bakımından In point of Açlık: Hunger Adak Votive Adalet: Justice Adaletli Equitable Adaletsizlik: Injustice Adamak Devote Adem: Adam Adına On behalf of Adi, bayağı Contemptible Adil Just Af Amnesty (for him) (resmi ve genel) / Forgiveness Af ilan etmek Grant an amnesty for (on) Announce, grant release Af ilan etmek To proclaim amnesty Affetmek, bağışlamak Forgive Ağaçlandırmak Afforest Ağırlaşmak Become heavier Ağırlık çökmek Get sleepy Ağırlık Power Ağız: Mouth Ağlamak: Weep, cry Ahenkli Harmonious Ahlak: Morality Ahraz (dilsiz) Dumb Ak saç Hoar Akdeniz Mediterranean Akıl almaz, inanılmaz Unbelievable Akıllıca Wisely Aklı başına gelmek Come to one s senses Aklına gelmek Occur to Aklına gelmek To come into (his) mind Aklına yatmak, ikna olmak Convince Aklından geçirmek: Think of Aklını başından almak: Swept somebody off his feet Akmak, akış Flow Aksaklık Defect Aksi istikamet Opposite direction Aksilik, terslik, talihsizlik, kaza Mishap Aksine On the contrary Akustik Acoustic Alaca: Piebald Alacakaranlık Twilight Alarma geçirmek Alert Alay Regiment Albay Colonel Alçaltmak: Abase Alçı Plaster Aldatmak Cheat on (her) Aldatmak, yalan söylemek Deceive Alet Tool Alev, ateş: Flame Algılamak Perceive Alıcı Receive Alın: Forehead Alışılmamış, alışılmadık Unaccustomed Alışmak Get used Alkış tufanı Storm of applaud Alkış Applause Allah (cc) a havale etmek Leave to God Allah Allah Gosh! Allah için, dürüstçe Honestly Almak Get permission Alt çene Cower chin Alt konsey Sub council Alt parlamento başkanı Chairman of Subparliament Alt parlamento Sub-parliament Aman vermek Give quarter Aman, gaye Aim Ana, temel, esas Base Anaç (baykuş) Mature (owl) Analık duygusu Motherhood sense Anayasa, tüzük, yapı: Constitution Anayasal, bünyesel, yapısal: Constitutional Ancak, güçbela: Barely Andırmak: Resemble Anıt, abide Monument, memorial Âni Sudden Anlam vermek/kazandırmak Give meaning to Anlaşılan Be appeared / It appears that / Seemingly Anlaşılmaz Incomprehensible Anlayış, fehim Understanding Anlık Momentary Anons Announcement Anormallik Abnormality Arabasını almak Give (her) a lift Aralık Interval Aralıklı Spaced Aralıklı, kesik kesik Intermittent Arama Search Aramak, araştırmak Seek Arasından Through Araştırma, araştırmak Research Araştırmak, aramak, yoklamak, üstünü aramak, taramak, gözlemek Search Araya girmek, karışmak, müdahale etmek Intervene Ardından, peşinden: In pursuit of Arındırmak Be purified / Purify Arızalanmak Broken down Arkabahçe Backyard Arkaya Backward Arma (gemi arması) Rigging Arma (hanedanlık) Coat of arms, Blazon Arma (silah ve hanedan) Armorial Arma (takma ad, arma) Alias Arşivlemek Made archives Art niyetli Hidden intent Artık From now on, any more, any longer, no more, no longer Artırmak: Increase Arzulanmak, bozulmak (for motors) Breaking down Asa: Staff Asabiye bölümü Neurology Asabiyet Irritability Asalak: Parasite Asâlet Nobility Asaletli Noble Asansör Elevator Asfalt Asphalt Asi Refractory Asker Soldier Asker selamı Salute Askeri anlamda yardımcı Askeri çıkartmak To land on seashore Askılık Coat hanger Aslan: Lion Aslen Native of Aslında Actually Asma, ipe çekme, asılı Hanging Ast Junior Astsubay Non-commission Aşağılama Degrading Aşılmaz Impassable Aşırı Extreme Ata Ancestor Ateş etmek Shoot Ateş saçmak To spit fire (spit /spit) (spat/spat) Atılgan Dashing Atılmak Be thrown Atış Gunfire Atlantis Eyaletler İmparatorluğu The United States of Atlantis Atlantis İmparatorluğu The Atlantis Empire Atlas Atlas Atlatmak, kandırmak Deluding Atmak (kalp): Beat Atom bölünmesi Division of atomic Av hayvanı Game animal Avize Chandelier Avlu Courtyard Avustralya: Australia Avutmak, teselli etmek: Console Ayağa dolanmak Encumber 1

2 Ayağa fırlamak To jump to one s feet / to spring to one s feet Ayağı takılmak Trip Ayak bileği Ankle Ayak izi Footprint Ayak sesleri Footsteps Ayakkabılık Shoe cupboard Ayaklanma Rebellion Ayakta zor durmak Feel fatigued Ayakta Stand Ayakucu Foot Ayaküstü/üzeri In haste Ayarlamak, düzeltmek Adjust Ayda bir, aylık Monthly Aydınlatmak (Güneş) Lighten Aydınlatmak (konuyu) Shed light on Aydınlatmak Lightening Aydınlık Bright, Light Ayet Verse of the Quran Ayırmak, (-ing) ayıran Separate Ayırt edilim, Ayırt etme Distinguishing Aykırı düşmek Be contrary (to) Aynı fikirde olmak (be) Like-minded / To be of the same opinion Aynı şekilde Alike / Likewise Aynı zamanda olan Concurrent Ayrılığın Separation Ayrılık: Separateness Ayrılmak, bölmek: Separate Ayrıntılı Detailed Ayyaş Drunkard Az önce A short time ago, just now Azamet, büyüklük Greatness Azarlamak Scold Azılı vahşi Wild Azlık Rareness Babacan Fatherly Bağ, kravat: Tie Bağdaş kurmak Sit cross lagged Bağırmak: Shout Bağlanmak (iletişim) Connect Bağlı Tied Bahsetmek Mention Bakakalmak Stood in wonder Bakımda, tedavide On treatment Bakımlı Well cared of Bakir: Virgin Balıkçı teknesi Smack Balıkçıl kuşu: Heron Balina sesi Sound f whale Balina: Whale Balkon Balcony Balta, balta ile kesmek Axe Baraka Hut Barbar Barbarian Barışmak Make peace Bas Bass Basık Lour Basit, sade, sıradan, kolay Simple Baskı altında Under duress Basmak Tread (on) Baş çekmek Lead Baş konsüllük Head Koncülcy Başarmak Accomplished / Succeed Başçavuş Sergeant major Başdanışman Head-adviser Başhekim Head Doctor Başına dert açmak Borrow trouble Başına dikmek Drink off Başında olmak In charge Başından savmak Get rid of him Başını döndürmek, göz kamaştırmak : Dazzle Başını eğmek Bow, bend Başını öne eğmek Bent down Başını sallamak Nod Başını uzatmak Look through Başka bir Another Başkalaşmak, değişmek Change Başkan President, chairman Başkanlık Chairmanship Başkent: Capital Başsız Headless Başşapansar Head Japansar Başşapansarlık Head Japansarcy Baştan başa Throughout Başvurma Consultation Bata çıka (ilerlemek): Slogging Batırmak, banmak: Dunk Batırmak, saplamak Sink into Batmak (for sun/moon) Set on Batmak Sink Bayan (dişilik anlamında) Female Bayan hizmetçi Maid Baygın, bayılmak Faint Bayıltmak Made swoon Bayır Slope Baykuş Owl Bekleme odası Reception room Bel Waist Belirgin Evident Belirginleşmek Become clear Belirlemek Determine Belirleyici Characteristic Belirmek: Appear Belirti Sign Belli belirsiz Hardly visible / Indistinct / Shadowy Belli olmak Become perceptible /clear Belli Evident, obvious, apparent, certain, definite Bembeyaz Snow-white / Pure white Bencil Selfish Bereket Abundance Beşik Cradle Beşiklik Cradle Beton Concrete Beyan Declaration Beyin yıkama Brainwashing Beyin Brain Beyit Distiches Beylik, racalık Principality Bıktırıcı, yorucu, sıkıcı Tiresome Bırakmak, ayrılmak: Leave Bıyık Moustache Bilakis Contrary Bilek Wrist Bilerek: Knowingly Bilge Wise, Scholar Bilgi Kaynağı Data source Bilgilendirmek Acquaint Bilgili Informed Bilgin Who knows Bilincinde olmak Conscious Bilinçli, kendinde, farkında Conscious Binbaşı Major Bir an önce As soon as possible / Right away Bir anlık Momentary Bir başka: Another Bir çırpıda At one stretch Bir hayli A good/great deal / Good deal Bir iyiliğin karşılığı A reward of goodness Bir kez daha Once more Bir kez Once Bir süre, bir müddet: Awhile, for awhile, for a time Bir şeyi elde etme tutku, Hırs Ambition Bir yerde) oturan, sakin: Inhabitant Bir yerden çıkarmak (zindandan) To make him get out from sm where Birada All together Biraz sonra A little later, soon Birbirine girmek, karışmakbecome complicate Birbirleriyle oynaşmak : Play with one another Birçoğu Most of them Birçok A lot of, lots of, many, numerous, a lot of lots of, a good deal (of), a great deaf (of) Birer One apiece Birer, ikişer One each, two each Birikim, biriktirme, toplama Accumulation Birinin koruması altındaki kimse Protégé Birkez daha Once more Birleşmek, birlik (unity) Union Birleşmek: Unite Birlik Unit, force Bitişik From afar Bitkin düşmek Be exhaust Bitkin: Exhausted Bitkisel hayat Lethargy Biyoenerjik Bioenergetics Biyonik alan Bionic space Bizatihi In and of himself Bizbize By ourselves Bizzat Personally Bodur ve tıknaz Chunky 2

3 Boğazına düğümlenmek: Have a lump in one s (Ali) throat Boğulma Drown Boğulma, tıkanma: Choke Boğuşmak Quarrel Bol Plentiful Bolluk, bereket, çokluk, servet Abundance Borçlu Indebt Boşa gitmek Be wasted Boşaltmak Empty Boşluk Emptiness Boşluk, oyuk Cavity Boy Length Boylu boyunca At full Boynuz: Horn Boyunca, kenarında, kıyısında, ileri, ileriye, yanına, yanında Along Boyut, ebat Dimension Bozmak Disorder / Disrupted / Spoil Bozulmak, düzensiz olmak Disarrange Böbürlenmek, övünmek Boast Bölge District Bölge, yöre, kesim Region Bölme, ayrılma, kısım Division Bölmek, taksim etmek- bölünmek: Divide Bu arada Meanwhile Bu bağlamda In this respect Bu durumda In / under the circumstances Bu kadar This much Bu kez, bu sefer For once Buğday Wheat Buhar Vapour Bulanık: Muddy Bulanmak: Get muddy Bulaşmak Smudge Bulunmak To be found Bunların hepsi: All of it Buram buram terlemek Perspired abundantly Burkmak Twist Burukluk Astringency Burun: Nose Burup sıkmak, ovuşturmak Wring Buruşmak Crinkle Buyurun (!) Beg you, please Bülbül Nightingale Bürünmek, örtmek Wrap Bütün gönlümle My all heart Bütünü oluşturan, seçmek, öge, unsur: Constituent Büyük kanun gözetici Big low observer Büyükçe Rather large/ a little big / Somewhat large Büyüklük Greatness Büyütmek Expand / Grower Büzüşmek, büzülmek Cringe Büzüştürmek- (dudak) büzmek: Pucker Cahil Ignorant Can çekişmek Death agony / In the death agony Can sıkıcı Boring case Can vermek, ruh vermek Animate Can yoldaşı Congenial companion Can: Soul Canavar Monster Canı pahasına At the risk of his life Canı yanmak: Feel pain Canım, sevgilim Darling Canına susamak Court death Canını vermek: Sacrifice oneself Canla başla With heart and soul Canlı Living Canlılık: Liveliness Cansız beden Dead body Cansız Lifeless Casus Spy Casusluk Espionage Caydırmak, vazgeçirmek Dissuade Cayır cayır yanmak Burning furiously Cazibe Allure Cefa etmek, acı çektirmek Inflict pain on Cehennem Gehenna Cehennemlik Deserving Cenaze töreni/merasimi Funeral Cennetlik Deserving of heaven Cesaret etmek: Dare Cesaretlenmek Take courage Ceset, ölü: Corpse Cesur Brave, Courageous Cesurluk Courage Cevap vermek Talked back Ceylan Gazelle Ceza çekmek Pay penalty Ceza vermek Punish Ceza, cezalandırma Punishment Cezbetmek, çekmek Attract Cılız: Weak Cızırtı: Sizzling Ciddiye almak Take seriously Ciddiyet Seriousness Cilalamak, (be) cilalanmak Polish Coşku, büyük ilgi, isteklilik, heves, şevk Enthusiasm Cümbüş Merrymaking Cümbüş, eğlence Revel Cüsse: Body Çaba sarfetmek Endeavour Çaba Exertion Çabalamak, gayret etmek, uğraşmak Strive Çabuk kızan: Quick-Tempered Çadır Tent Çadırsız asker kampı, geceyi açık havada geçirmek Bivouac / encamp, billet Çağırmak Call Çağlayan, şelale Cascade Çakal Jackal Çakıl taş Pebble Çakır gözler Greyish blue eyes Çalılık Scrub Çalışkanlık Diligence Çalışmak, çaba sarfetmek Endeavour Çamur Mud Çap Diameter Çapraz Crosswise Çapraz, çile, melez, karşıdan karşıya geçmek Cross Çaresiz Incurable, Desperate Çarpmak Strike, hit Çarşaf Sheet Çarşaflı, peçeli Veiled Çatallı: Forked Çatlak Cracked Çatlamak: Crack Çavuş Sergeant-guard Çaydanlık Teapot Çek git! Shove off! Çekiç Hammer Çekilmek (dinlenmek anlamında) To leave to get (some) rest Çekilmek Withdraw Çekinmek, gönülsüz isteksiz Reluctant Çekinmek, kendini tutmak Refrain Çekinmek, utanmak Hesitate Çekinmeksizin Hesitation Çekirdek aile Nuclear family Çekmek, yükseltmek, kaldırmak (for flag) Hoist Çekmek: Pull Çelimsiz, önemsiz Puny Çene: Chin Çerçeve Frame Çevik Nimble Çeviklik Agility Çevre Periphery Çevrelemek, çevirmek: Surround Çevresinde: In the vicinity of Çığlık çığlığa : Shouting and screaming, Screaming Çığlık, çığlık atmak Scream Çıkarmak (giysi) Taken off Çıkarmak Take out Çıkartmak Be remove Çıkıntı Projecting part, Projection, Protuberance Çıkış Exit Çıkışmak, azarlamak, paylamak Scold Çıkmak, meydana gelmek Arisen Çılgınlık Lunacy Çınar ağacı Plane-tree Çınlamak: Clang, Reverberate, Tinkle Çıplak : Naked Çırılçıplak Stark naked Çırpınmak Flutter, Struggle Çıtırtı Crackle Çift başlı kartal: Double headed eagle Çift cinsli Bisexual Çift gözlü tüfek, çifte Shotgun Çift sıra Double line Çiğ: Raw Çinli Chinese Çivi çakmak Nailing Çizgi Line / Lines Çobanlık Hardmanship 3

4 Çoğul isimlerde, sayılamayanlarda, soyut isimlerde yemek öğünlerinde a/an gelmez (a,e,i,o,u) Çoğunluk Overwhelming Çok büyük (yanlış, zarar, kayıp, acı); ağır (masraf): Grievous Çok yakın dostluk ve ilişki ait Intimate Çok Too many Çöplük Rubbish heap Çözmek, açmak: Untie Çözmek, halletmek: Solve Çubuk, değnek Rod / Twig Çuval Sack Dağcı Mountaineer Dağılım Distribution Dağılmak Disperse, scatter (saçmak-ışık-) Dağıtmak, yaymak, dağılmak: Disperse Dağıtmak: Scatter Dağlık Mountainous Daha çok Daha çok Mainly More, mainly, any more, any longer Daire çizmek Drawing circle Daire, bölüm, kısım Department Daire, büro Bureau Daire, halka, devir, çevre Circle Dalga dalga: In waves Dalgın Bemused Dalgın dalgın Abstractedly Dalgın olmak Be abstract Dalgın, kafası meşgul Bemused, preoccupied, abstracted Dalgınlık Abstraction / Absence of mind Dalmak Enter, Plunge into Dalmak (suya): Dive Dalmak / dalgın olmak Become abstract Damarına basmak Tread on his (someone) corn Damla damlatmak, damlamak Drip Damla Drop -dan haberdar olmak Aware of Danışmak Consult Danışman Adviser Dar, Daraltmak Narrow Darbe: Stroke Davet etmek Invite Davet, davetiye Invitation Davetsiz misafir Intruders, Uninvited guest Davranmak, hareket etmek Act Dayanıklı Durable Dayanma gücü (tâkât) Stamina Dayanma Resistance Dayanmak katlanmak Enduring Dedikodu Gossip Defol Go away! Defol! İktir git Push off Değer (mücevherat) Valuables Değer Worth Değerlendirme Evaluation Değerli taş (mücevher): Gem Değerli, layık Worthy Değişim, dönüşüm Change Değişmeyen Unchanging Dehşet: Horror Delege Delegate Delice, Delicesine Madly Delil, kanıt Proof Delinmek Pierce Demet, buket, salkım Bunch, bouquet -den başka ( ) Except for that kalıbı -den geçirmek Have pass through -den hariç Apart from -den sıyrılmak Elude -den sorumlu olmak Responsible for -den yoksun Bereft of Denetlemek Inspecting Denetlemek, kontrol etme Controlling Dengesizlik Imbalance Deniz aslanı Sea lion Deniz kuvvetleri Naval forces Deniz suyu Sea water Dere: Brook Deri, kösele, meşin Leather Deri: Skin Derin sessizlik Rush Derin uyku, ölüm uykusu Dead sleep Derin: Depth Derinden From the depths Derman Remedy Dernek Association Dert, keder, acı, keder çekmek Sorrow Desenfekte etmek, yıkamak Disinfected Devam etmek To continue, keep on, go on, going on, carry on Devamlı olarak Continuously, continually Devamlı olmak Consistently Devirmek, devrilmek Overturn Devlet hazinesi (legal) Treasury Devlet okulu Public schools Devretmek Turn over Devreye girmek Put into use Devrilmek (bir şeyi) (over/down), yıkmak Topple Deyim, tabir, ifade Expression Dış işleri Foreign affairs Dışarı, yurtdışı Abroad Dıştan From the outside Diğer bir deyişle In other words Dik dik bakmak Glower / Stared Dikdörtgen Rectangle Dikilmiş Sewed Dikiş Sewing Dikkat çekmek Attract attention Dikkat etmek Pay attention Dikkat kesilmek All ear Dikkat: Attention Dikkate almak Take into consideration Dikkatle gözden geçirmek, incelemek, tetkik etmek Examine Dikkatlice: Carefully Dikmek Sew Dil: Tongue Dilek Wish Dilinden düşmemek Don t keep on Dimdik ayakta durmak Standing erect Dimdik, düz Straight Dinç Vigorous Direk Pole Direkt, doğruca, Yöneltmek Direct Direnç Resistance Direniş Resistance Direnmek Oppose, resist Diri diri While, a live Dirilmek Returned to life Disiplinli Discipline Diş: Tooth Dişi aslan Lioness Dişi kaplan Tigress Diye In case Diz çökmek Kneel Diz kapağı Kneecap Dizilmek Line up Dizilmek, sıra Be arranged Dizlerinin üstünde On his knees Dizmek, düzenlemek, kararlaştırmak Arrange Doğaüstü Supernatural Doğrudan, hemen Directly Doğrultmak Straighten Doğrusal, çizgisel Linear Doğu Anadolu Eastern Anatolia Doğulu Easterner Dokunmak Touch, Affect Dokunulmazlık Immunity Dolamak Wind Dolambaçlı, yılankavi Winding Dolaşmak Stroll Dolmak: Get full Donatmak Decorate Donmuş, şok olmuş Shocked Donuk Dull / Matte Donukluk Dimness, Lusterless Donup kalmak, taş kesilmek Be petrify Dost Intimate Dost/ arkadaş olmak Made friends Dostluk Friendship Dökmek, akıtmak- dökülmek: Pour Dökülmek, yıkılmak, mahvolmak Disintegrate Dökülmek: Poured out Döne döne By turning Döner tekme Turning kick Dönmek Return Dönüş, dönüş hızı, devir, rotasyon, devir hızı Rotation Dönüşmek Turn into, change, transform Dönüşüm Transformation Döşeli Floored Döşenmek Be furnished Dua etmek Pray Dua Prayer Dudak: Lip Durağanlaşmak Get fixed 4

5 Durağanlık Fixity Duraklamak Paused Durgunluk Calmness Durum, hal, vaziyet, şart (ta kişinin içinde bulunduğu durum) Condition Durumda olmak, bulunmak In a position to Duruş Posture Duruş, pozisyon, konum, hal Positions Duygu, his Emotion, Sensation Duygulanmak Affected Düğmelemek Button up Düğüm atmak Tie a knot Düğüm noktası Crucial point Düğüm: Knot Dünür Mother-in-law Dünyalık Worldly Dürüstlük Honesty Düşkün olmak Keen on Düşmek, damlatmak, serpmek Dropped Düşünceli Thoughtful Düşünülmez Unthinkable Düz: Smooth Düzeltmek, doğrulmak Straighten out Düzen Regularity Düzenlemek,tertip etmek,dizmek Arrange Düzenleyici Regulator Düzenli Orderly Düzensiz Disordered Düzgün Smooth Düzlük: Flatness -E çıkmak, adı, namı çıkmak A reputation -e dalmak: Plunge into -e gereği gibi As is due -e gereği Be due -e göre As to -e inat: Just to spite -e tutunmak To hold on to Ebediyen, daima Foreover Ecdad Ancestor Ego Aegean Eğitmen Educator Eğlence, mutluluk, neşe, zevk: Joy Eğmek, eğilmek: Tilt Eğmek: Bend Eğri Curved Ehliyet Driving license Eklemek Add Eksik etmemek Never to omit Eksiklik Deficiency Ekstra, ilave artı Extra El ele tutuşmak Take each other by hand El gezdirmek To rub El sallamak, sallama Wave Elçi Envoy Elde edilebilir, bulunabilir Obtainable Elde etmek Obtain Elde etmek, edinmek Obtain Eldiven Glove Ele geçirmek, esir etmek Capture Eleştirmek Criticize Elini gezdirmek, ovalamak, sürmek Rub Elini kana bulamak Committed a murder Elinin tersi Backhand Ellerini çırpmak Clap Ellerini, kollarını kavuşturmak Crossed Emanet Trust Emir almak Receive orders Emir eri Orderly Emir subayı Adjutant / aid de camp Emir, emretmek Order, Command Emmek, yutmak Swallow Emniyet Safety Emredici Commander voice Emriniz altındakiler Your services En doğru Truest En ufak, en küçük Smallest En Width Endişe, kaygı Anxiety Endişelendirmek Disturb Endişeli Anxious Engebeli Uneven Engellemek, mani olmak Hinder, prevent, block, impede Enstrüman, müzik aleti Instrument Entari Bose robe / Loose robe Epey Rother Er (asker) Private Erdem: Virtue Erik Plum Erime, eritme Melt Erkekleşmek Become mannish Esas, ilke, prensip Principle Esenlik Sincere Esinti Breeze Esir almak Capture Esir düşmek, tutsak olmak Taken capture, be taken prisoner, Be captured Esir, tutsak Captive Esirlik Captive slaving Esmek (rüzgar) Blow Espri Wit Eş (karı-koca): Mate Eş Spouse Eşiğindeydi On the verge of Eşit tutmak Equate Eşkiya Bandit Eşlik Accompaniments Eşzaman: Synchronic Etkilenmek: Be influenced Etkisiz hale getirmek Neutralize Etrafında Round Etrafını çevirmek-dönmek-kuşatmak, devretmek, dönmek Circle Etrafını sarmak Surround Evlâdım Deary Evlatlık Adopted child Eyalet State Eyvallah Good-bye Ezelden: From time immemorial Ezici Overwhelming Fark etmek, farkına varmak Notice, realize (anlamak, kavramak), discover, be aware (of) Fahişe Prostitute Farkında olmak Be aware of Farklı, çeşitli Different, various Fedakar Loyal Fedakarlık Sacrifice Felaket Disaster Felç Paralysis Felçli Paralyzed Felek Waistcoat Fenalık yapmak Harm Feragat etmek, vazgeçmek Relinquish Ferahlamak Felt relieved Fettan, cilveli, nazlı nazlı Coquettishly Fıkra Paragraph Fırlamak Rush out Fırlamak, Fırlatmak Fling Fırsat bulmak Opportunity Fırt Pull Fısıltı: Whisper Fışkırmak Spurt from / Spurted out Fışkırmak Gush out, Spurt out Fışkırmak, püskürtmek Spurt Figür: Figure Fil hortumu: Trunk Fildişi: Ivory Filika Lifeboat Fiziksel Physical Florasan Fluorescent Fokurdamak Boil up Fon Fund Fuhuş: Prostitution Fundalık: Shrubbery Gaga: Beak Gagalamak: Peck Gayret Exertion / Effort Gayret etmek Make (some) effort Gayrete gelmek Set to with a will Gece yarısı Midnight Gecekondu Mushroom house Geçici Temporary /Transient Geçim sıkıntısı dar In dire straits Geçip gitmek Go by/ pass by / Passed Geçirgen Permeable Geçiş belgesi Passage document Geçit Passageway Gel bakalım Well now, come Gelenek, görenek Tradition Gelgit Tide Gelişigüzel Haphazard Gelişmek Develop General General Geniş, enli Wide Genişlemek Widen Gerçekten, hakikaten Indeed Gerekçe Justification Gerekmek, gerektirmek Require Gergedan Rhinoceros Geri çekilme Withdraw, Move back Geri çekilmek: Move backward 5

6 Gevşek davranmak To be lax Gevşek, seyrek, bol Loose Geyik (çoğul deer) Deer Gezintiye çıkmak Go an outing Gıcırdamak, Gıcırtı Creak Gırgır Carpet sweeper Gırtlak Larynx Gıyabında In his absence Gibi olmak : As though Gibi, kadar As well as Gidermek, çözmek, eritmek Dissolve Girdap Whirlpool Giriş izni Entree Giriş Entry Girme, üye olm. Enter (edatsız) Girmek Go in(to) Girmek, Dalmak Enter Gittikçe Gradually Giyim Clothing Giyimli Dressed Giymek Wear/wore/worn Göbek bağı Umbilical cord Göbek, merkez Navel Göç etmek Migrate Göğüs (meme, sine) Breast Göğüs (sandık, kutu) Chest Göğüs kafesi Rib cage Göğüs kemiği Breastbone Göğüs, büst Bust Göğüs, sine, bağır, samimi Bosom Gök cismi Celestial body Gökten indirme To land Gökyüzü: Sky Gölet Small lake Gölge düşürmek, gölgelemek, gölgelenmek Overshadow Gölge etmek Cast shadow Gölge: Shadow Gölgelik Arbour Gömülmek: Sink into Gönülsüz, isteksiz Reluctant Görev taksimi/paylaşımı Task division Görev Duty Görevden almak Dismiss Görevlendirmek Charge Görevli Official Görkem Magnificence Görkemli, ihtişamlı, fevkalade Magnificent Görülebilir Visible Görünmek Be seen Görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, izlenimi vermek Appear Görünmez: Invisible Görünüm Appearance Görünürde In sight Görünüşe göre, görünüşe bakılırsa Apparently Görüş alanı Field of view Görüş, fikir, düşünce Opinion Görüşmek, tartışmak Discuss Götürmek Take away Göz çukuru Eye sockets Göz gezdirmek Cast an eye over / Look over Göz göze gelmek Catch each other s eye, To come eyeball to eyeball, To be catch smb s eye Göz kırpmak Wink Göz: Eye Gözakı: The whit of the eye Gözbebeği: Pupil Gözdağı vermek, tehdit etmek Threaten Gözde Favourite Gözden kaçırmak Overlooking Gözden kaybolmak: Disappear, Vanish Göze çarpmak Conspicuous/ stand out Gözetleyici, gözlemci Observer Gözle görünen: Visible Gözleri takılmak Be caught Gözleri yaşarmak To fill with tear Gözlerine inanamamak Not to be able to believe (someone) eyes Gözlerini alamamak/ ayırmamak Not to take one s eyes off of smth. Gözlerini dikmek Stare Gözlerinin önünde In front of your eyes Gözlüklerin üzerinden bakmak Look over Gözü kaymakbe slightly cross-eyed Gözünü ayırmamak: Not to take one s eyes off of Gözünü ayırmazlık Taking his eyes off of Gözyaşı içinde olan, ağlamaklı: Tearful Granit Granite Gücendirmek, (-ed) gücenik Offend Gücenik: Offended Gücenmek,içerlemek, alınmak Resent Güç vermek, enerji vermek Energizing Güçlendirmek Strengthen Güçlendirmek, desteklemek Strengthen Güçlenmek Get strong, gain /strength/strengthen Güçlü bir devletin koruma ve denetimi altındaki devlet Protectorate Güçlü Powerful Güçsüzlük Powerlessness Güdü: Motive, incentive Güldür güldür Very noisily Gülmekten yere yatmak Fits of laughter Gülsuyu Rosewater Gülümseme: Smile Gün görmüş Worldly-wise Günah işlemek: Sin Güneşin doğuşu Sunrise Güneşlenmek: Sunbathe Güney Doğu Anadolu South east Anatolia Gürültü, yüksek (ses) Loud Güvende, emniyette Safe Güvenilir Reliable Güvenli Safe Güvenli, emin ellerdesin In safe hands Güzellerim, tatlım Sweetheart Güzellik Beauty Ha şöyle That s better Haber almak Hear, receive, information Haber almak Inform, hear, receive Haber göndermek Send a message Haber toplamak Gather news Haber vermek Inform, report, notify, apprise Haber, söylenti yaymak Disseminate Haberdar etmek Become aware of Haberdar olmak, bilgi sahibi olmak Aware of Haberi olmak Know, have heard (of/about) Haberler Messenger Habersiz Unaware Hadi Let s Hadis Deed of Prophet Muhammad Hafıza Memory Hafifçe, hafif hafifgently, Lightly Hain Treacherous /Traitors Hak etmek, layık olmak Deserve, merit Hak vermek Acknowledged Hakaret Insult Hakimiyet Dominance Haksızlığa uğramak: Wronged, to behind Hali olmamak Had no strength for Halinde (koşu) In case of (running) Halk temsilcisi People representative Halka, ring Hoop Hamile: Pregnant Hamle yapmak Lunge at / Make on attack Hançer Dagger Hanedan Dynasty Hanedan başkanı Chairman of Dynasty Hapis yatmakin prison Hapsetmek Imprison Harap etmek Devastating Hareket, eylem- etki: Action Harekete geçmek Action Hareketlenme Motion Hareketlenmek Got into motion Hareketsiz Inactive Harfi harfine, tamamen Exactly Haritacı, kartograf Cartographer Hasret, özlem Longing Hassas Sensitive Hasta odası Sickroom Hasta yatmak Lie sick Hasta, kötü, ters, zarar Ill Hastalanmak Get sick Haşlamak, kaynatmak Scald Haşlanmış, kızartılmış Boiled Hata Error Hata, arıza, yanlış Fault Hatta Even Hava boşluğu Air pocket Hava değişiklikleri Changes of air Havalanmak: Be aired, fly away Hayatınız pahasına At the risk of your life Hayatsal, yaşamsal Vital 6

7 Hayırdır (inşallah) I hope all is well Hayırlara getirsin, Hayırdır inşallah Allah turn it to goodness Hayırsever, iyiliksever, insancıl Benevolent Hayran bırakmak Wondering Hayran olmak, beğenmek Admire Hayran, takdir eden, beğenen Admirer Hayranlık uyandırmak Evoke admiration Hayranlık Admiration Hayret Amazement Hayvan ve bitkilerin yetiştiği doğal ortam: Habitat Hayvan Brute Hazır ol! Attention! Hazır ola geçmek To stand to attention Hazırlık Preparation Hazine Treause Hazine (devlet) Treasury Hazine Treasure Hazmetmek Digest Hedef almak Aim (at) Helezon Helix Hemen anında Instantly Hemen derhal, bir an önce Immediately, instantly, right away, directly, forthwith, at once Hemen Instantly, Forthwith Hemşeri(m) Compatriot Hemşire Nurse Hemşirelik Nursing Hepiniz All of you Her biri: Every one (of) Herhalde Possibly / Presumably Hesap sormak Call (somebody) to account Hesap vermek Account Hesap Calculation(economy) Heyecan Excitement Heyecanla Excitedly Heyecanlı Excitement, Agitated Heyecanlı, endişeli, sinirli: Nervous Heyecanlı, telaşlı Hectic Heykel Statue Hıçkırarak ağlamak,hüngürtü Sob Hıçkırık: Sob, hiccup Hırıldamak, hırıltı Wheeze Hırs Ambition Hırsızlık: Theft Hışırtı Wheeze, Rustle Hızlanmak Gain speed / speed up Hızlı: Rapid, speedy, quick, fast, loud, swift Hicaz Hejaz Hiç, kesinlikle, hiçbir şekilde In no way Hilal Crescent Hindistan cevizi Coconut Hissi Emotional Hizalamak Get into line Hizaya girmek To form line Hizmet Service Hizmetçi Servant/maid Hizmetkâr Manservant Homurdamak Mutter Hortum (deniz) Waterspout Hortum Tornado Hoşnutsuzluk Displeasure / Dissatisfaction Hummalı Feverish Huşu Awe Huzur barış Peace Huzur evi Old age asylum Huzurlu Tranquil Huzursuz, endişeli, tedirgin Uneasy Huzursuzluk Disturbance / Unrest Hükümdar Ruler Hüzün Sadness, melancholy Hüzünlü: Sadness Irk Race Isınmak Hatred Isırmak: Bite Isıtmak, pişirmek Heated Islanmak Get wet Islık çalmak Whistling Islık Whistle Israr etmek Insist on, persist Israr, ayak direme Insistence Issız: Lonely Istıla Invasion Işık saçmak Shine shined/shone/shining Işık tutmak Shone on Işıl ışıl Brightly / Brilliant Işımak, parlamak, parıldamak Shining Işın: Ray Işınsal Radial İade Return İbadet etmek Worship İbadet Work ship İbrahim Abraham İç Anadolu Central Anatolia İç güdü Instincts İç kanaması Haemorrhage İç savaş Civil war İçecek Drink İçgüdü: Instinct İçi boş, oyuk, kovuk: Hollow İçinde: Within İçinden geçirmek, düşünmek Consider İçten From the inside İdris Idris İfade etme: Expressing İfade, lisan, tarz, yüz ifadesi Expression İğne Pin İğnelemek Pinned İhanet etmek Betray İhmal etmek Neglect İhtimal, muhtemel Probability İhtiraslı, tutkun Passionate, ambition, avid İhtiyaç karşılamak Defrayed İki büklüm: Bent double İki katlı Two storey İkimizden biri Either of us İkindi Midafternoon İkişer ikişer Two by two İkna etmek, inandırmak, razı etmek Convince, persuade İktir git Fuck off İlan etmek, duyurmak Declare İlan Declaration İle birlikte Along with İle ilgili olarak, -e dair Concerning İleri gelenler Worthies İleri geri: Back and forth İleri Forward İlerleme, gelişme Progression İlerlemek Go forwards, go towards, Move ahead, go forward İlgilendiren şey (birini), ilgi, endişe, ilgili olmak Concern İlginç Interesting İlgisini çekmek: Fascinate İlgisizce Indifferently İlişki Intercourse İlke Principle İlkel Primitive İltifat, iltifatta bulunmak Compliment İman etmek Have faith İmparator: Emperor İmparatoriçe : Empress İmparatorluk Eyaletler Federasyonu Federation of the Empire States İmparatorluk hanedanı Empire Dynasty İmparatorluk Kadın Ordusu Empire Woman Army Lawmaker İmparatorluk Muhafız Alayı The Guard Regiment of Empire İmparatorluk Parlamentosu The Empire Parliament İmparatorluk Empire İn, mağara: Cave İnatla: Mulishly İncelemek Examine, search, research İncelemek, dikkat etmek, dikkatle bakmak, gözlenen, incelemek Observe İncelik (yönetim) Finesses İnci Pearl İndirmek (gemiyi suya) vb. Launch İnfilak etmek Explode / Burst İnilti: Moan İnmek Go down, come down, climb down, descend, get off, get out of, alight, to dismount (forget), go down, to reduce (yere), to land (inme) İnmek (kuş,uçak v.b) alçalmak Descend İnmek Deplaning İnsan / hayvan kafilesi Coffle İnsanlık Humanity İntikam: Revenge İntizam içinde In an order İp, halat Rope İptal etmek, kaldırmak Cancel İptal istemi Cancellation Demand İptal Cancellation 7

8 İrade dışı Involuntary İrade dışı, gönülsüzce gönülsüzlük Involuntary İradesiz Irresolute İrilik Bigness, Largeness İrkilmek Blench, Started, Blenching İrtibat kurmak, temasa geçmek Get in touch with İrtibatta kalmak (devamlı) Get in touch continuous İskele, rıhtım Quay İspatlamak Prove İstek Wish İstek, istem Demand İsteksiz Unwilling İster istemez As soon as requested İsteyerek: Willingly İstifa mektubu Resignation letter İstifade etmek Benefit İstihbarat Intelligence İstihkam Fortification İstilacı Invading İstiridye Oyster İsyan etmek: Rebel İş açmak Do work İşaret etmek Point out İşaret parmağı forefinger İşaretlemek, rumuzlamak Symbolize İşkence Torture İşlemek Embroider İşlemeli Embroidered İşleyiş, süreç Process İtaat etmek Obey İtaat Obedience İtaatli, söz dinleyen Obedient İtibar, saygı, saygınlık Esteem İtinayla Carefully İtiraz etmek, karşı çıkmak Object İtiraz Objection İtmek: Push İyi bakımlı Well-cared İyi geçinmek Rub along İyice Rather well İyilik Goodness İz Trace, Track İzin vermek, bırakmak Allow İzin Permit İzin, istemek, müsaade almak Get permission İzinsiz Without permission Japansarlar Konseyi Council Japansars Japansarlar Yüksek Konseyi Bakanlar Kurulu High Council of Japansars \ Council of Ministers Japansarlık Japansarcy Kabarmak (öfke v.b): Swell Kabartma: Embossing Kabiliyet Ability Kabuk (hayvan) Shell Kabuk (meyve) Pod Kâbus Nightmare Kaçamak Subterfuge look Kaçınılmaz Unavoidable Kaçış Segregation Kaçmak Run away, escape Kader: Fate Kadın doğum doktoru Obstetrician Kadınlık: Womanhood Kadro Personnel Kaf Dağı Caucasus Mountain Kafatası (anatomy) Cranium Kâhin Oracle soothsayer, seer Kahkaha Loud laugh Kahpe Harlot Kaldırım Pavement Kaldırmak, çıkarmak, gidermek Remove Kaldırmak, yükseltmek: Lift Kale: Fortress Kalın kafa Thick head Kalın Thick Kalkan, siper Shield Kalmak Stay, remain, dwell (ikamet etmek, oturmak) Kaltak Whore Kama Dagger Kamış Bamboo Kamp kurmak Encamp, billet, bivouac (çadırsız asker kampı, geceyi açık havada çadırsız geçirmek) Kan basıncı Blood pressure Kan gövdeyi götürmek Bloodshed Kan lekesi Bloodstains Kan oturmak Have bloodshot Kan ter içinde Dripping with sweat Kan: Blood Kanaat getirmek Be convinced Kanaat Conviction Kanarya Canary Kanat Wing Kancalı Hooked Kangru Kangaroos Kanmak: Perch upon Kanun gözetici(ler) Law observer(s) Kanun koyucu: Lawmaker Kaos, kargaşa Chaos Kapatma, Kaplamak: Cover Kapılmak Be seized Kaplan: Tiger Kaplı: Covered Kaplumbağa Turtle Kaptan köşkü Conning bridge / Pilothouse Kaptırmak Snatch Kara (toprak): Land Karakter/özellik Character Karaltı Silhouette Karaltı, bulanıklaşmak Blur Karanfil Carnation Karanlık Dark Karar Decision Karargah Headquarter Kararlı Decided Kardeş Sibling Kardeşçe, kardeşane Fraternal Kargaşa Confusion Karın: Abdomen Karınca Ant Karışık olma, karışma (kargaşa) Be confused Karışıklık çıkarmak Stir up trouble Karışım Mixture / Mix Karışmak, karman çorman Become confused Karma Mixed Karmaşık Complex Karşı ateş Counterfire Karşı karşıya gelmek To come face to face Karşı karşıya olmak To be face to face Karşı koymak, direnmek: Oppose / Resist Karşılamak, hoşgeldin demek Welcome Karşılamak, rastlamak, karşı karşıya kalmak Encounter Karşılaşmak Come across Karşılık vermek: Talk back Karşılık Return Karşılıklı Mutual Karşısına çıkmak Appear in front of Karşısına çıkmak:appear suddenly in front of (one) Kasılma Convulsion Kasılmak Contract / To convulse Kast Caste Kaş: Eyebrow Kaşını çatmak Frown Katılmak (kulüp v.b) Join Katılmak To be added, join Katib, yazman Clerk Katkıda bulunmak, bağışlamak Contribute Katliam Massacre Katman, tabaka Layer Kavim Ethnos Kavis, eğri Arc, curved Kavramak, anlamak Comprehend Kavramak, tutmak, yakalamak, sıkı sıkı tutma Grasp Kavuşmak (yeniden bir araya gelmek): Reunion Kavuşturmak, bağlamak Cross Kayalık: Rocky Kayık Rowboat Kay-mak Slip, Slide(daha geniş) Kaynak Source Kaynaklı, kaynak yapmak Weld Kazaya uğramak Come to grief Kazık, soluk, solgun, donuk Pale Kazma Pickaxe Keçi Goat Keder: Grief Kederle Poignantly Kederli, hüzünlü, üzgün, acıklı: Sad Kederli, hüzünlü, üzgün, üzücü, acıklı Sad Kef Vadisi Kef Valley Kelepçe takmak Handcuffed 8

9 Kelepçe Handcuffs Kement Lasso Kemer Waist Kemikleşmek Ossify Kenan diyarı Canaan country Kenara çekilmek Step aside / Getting out of the way Kenara Aside Kendi (evi) Respective Kendi elleriyle Her own hand Kendinden emin: Confident Kendinden geçme, coşturucu, mutlu: Ecstatic Kendinden geçmek, kendini kaybetmek Lose one s self-control Kendine gelmek Come around Kendini toplamak Pull (your)self Kendini tutmak Refrain Kene : Acarid Kertenkele Lizard Kesik kesik Brokenly / Intermittently Kesin, tanımlamak Definite Kesinleşmek Become definite Kesinlikle Absolutely, Definitely Kesişmek Intersect Kesit Cross-section Keskinlik Sharpness Keşfetmek Discover Ket vurmak: Impede Keyif Pleasure Kıdemli Senior Kımıldamak Moved slightly Kınalı Hennaed Kınamak, mahkum etmek Condemn Kıpırdamayan Inactive Kıpırtı: Slight movement Kırışık Crease Kısaca Rather short, Shortly Kısırlaştırma Sterilizing Kıskıvrak yakalamak Catch tightly Kısmak, azaltmak Reduce Kıta Continent Kıvılcım saçmak Spark Kıvılcım Spark Kıvırmak Curl Kıvrak : Energetic, Curly Kıvranmak (acı ile) Writhe Kıvrılmak Curling Kıyamet günü: Doomsday Kıyı boyunca Along shore Kıyıya çıkmak Land at Kıyıya doğru, kıyıda: Onshore Kıymetsiz Worthless Kızarmış Reddened Kızdırmak Anger Kızmak Get angry, annoy Kibarlık, nezaket Politeness Kilise Church Kilitlenmek Be locked Kin: Rancor Kindar: Vindictive Kirko Car lifter Kirpik: Eyelash Kişilik Personality Kitabe, yazıt, ithaf Inscription Klasik usul Classic method Kolay kolay Easily Kolaylaştırmak Made easy Kolaylıkla görülür anlaşılır, açık Apparent Kollu koltuk Armchair (in) Kolordu Army corps Koltuk Chair (in/on) / Seat Kolye Chain Komple Conspiracy Komuta Command Komutan Commandant Koncül Koncül Konmak Alight Konsantre olmak, bir işe kendini vermek Concentrate Konsey Council Konsüller meclisi Assembly of Koncüls Konsüllük Koncülcy Kontrol etmek Cheek Konulmak Be put Konuşulduğu kadarıyla As far as spoken Kopmak Braking off / Came off Kopya etmek, çıkarmak Reproduce Kor, çuruf Cinder Korkudan donup kalmak Be petrified with fear Korkulu Frighten Korkunç : Terrible Korkusuz: Fearless Korkutucu, ürkütücü Frightening Koruma, muhafaza Protection Korumak, muhafaza etmek Protect Koruyan Protecting Koruyucu (isim) Protector Koruyucu (sıfat) Protective Koruyucu kalkan Protective shield Koşul Stipulation Koşuşturma Bustle (about) / Rate race Kovalamak Chase Koyu Deep Koyuvermek Release Kök, kökleşmek Root Köle Slave Kölelik Slavery Köprü ayağı Bridge pier Köprü, köprü yapmak Bridge Köpüklü Frothy Körük Bellows Köstebek Mole Kötü ruhlu: Wicked Kötü Evil Kral King Kraliçe Queen Kraliçelik Quenness Kraliyet Muhafız Alayı The Guard Regiment of Kingdom Kraliyet Muhafız Birliği Kingdom guard union Kraliyet Kingdom Krallık İstihbarat Başkanı Kingdom chairman of intelligence Kristal Crystal Kritik Critic Kubbe Dome Kucağa oturmak To sit on (smb) lap Kucağında taşınmak To carry around in one s arms Kucak Lap Kucaklamak, sarılmak (sevgiyle) Hug Kucaklaşmak: Embrace Kuddüs Most Holy Kul, adam... Man Kulak memesi: Ear lobe Kulak tırmalamak: Jar Kulak: Ear Kulaklarını dikmek: Pricked up its ears Kum Sand Kumsal Sandy beach, sands Kural /kanun tanımaz Doesn t care any rule(s) /laws Kurmak Set up, Establish Kurt Wolf Kurtarmak Save / Rescue Kurtulmak To be saved /rescued Kurtuluş Liberation / Salvation Kurtuluş, özgürlük Liberation Kurucu Founder Kurul, komite, heyet, komisyon, encümen (on) committee Kuruluş (vakıf) Foundation Kurum Institution Kuruş Kuruş Kusmak: Vomit Kuşak, kemer Belt Kutsal Topraklar Holy Lands Kutup yıldızı Pole star Kuytu: Secluded Kuyu, kaynak, pınar Well Kuzey North Küçük yaşta At an early age / when he was a small kid Küçülmek Became small Küflenmek Get mouldy Kükremek: Roar Küme, yığın Heap Küre: Globe Kürek sesleri Row voices Kürek Shovel Küresel ısınma Global warming Kütük Tree stump Laf anlamaz, dik kafalı, inatçı Obstinate Laf atmak, kötü söz söylemek Improper remarks to Lanetlenmek Damn Lav Lava Lavabo Washbasin Layık olmak, hak etmek Deserve 9

10 Lâyık Worthy Levha Table Libido Libido Liderliğinde Under smb. leadership Liman Harbour Loca Loge Lokma Morsel Loş Dusky Loşluk Gloom Lütuf, iyilik Boon Lüzumlu görmek Deeming necessary Maaş almak Be salary Mabet Temple Madalyon Medallion Mağfiret Remission Mahalle Ward Maharetli Skilful Mahkum Prison, Prisoner Mahkum, tutuklu Condemned, prison Mahkûmiyet Condemnation Maiyet Retinue Majesteleri Your/his/her majesty Makam, görev, vazife Office Makara, çıkrık Pulley Makyajın bozulması Make up to be worn Maliye Finance Malzeme, materyal Material Manga Squad Manşet Headline Manyetik yoğunluk Magnetic density Manyetik Magnetic Manyetizma Magnetism Mapus, içeri, hapis In jail Mapushane, zindan Dungeon Mareşal Marshal Mavimsi Bluish Mazgal : Crenel Meclis Assembly -medikçe -madıkça : If not= unless Mekanizma Mechanism Melez, kırma Hybrid Melike/Kraliçe Queen Meltem Breeze Mendil Handkerchief Mensubu Belonging Menteşe Hinge Merak, endişe, kaygı (be) endişelenmek/dirmek Anxious Merak: Curiosity Meraklı Curious / Anxious Mercan Coral Merhamet etmek Take pity on Merhamet: Mercy Merhametli Merciful Merkez Center Mermer Marble Mermi Bullet Mert Brave Mertlik Bravery Mesafe Distance Mescidi aksa Temple mount Meslek, sanat, işkolu, iddia Profession Meşâle Torch, flambeau Meşe: Oak Meşrû müdâfaa Self-defence Metafizik Metaphysics Metin Text Metin, sağlam Strong Mevcut, kullanışlı, hazır Available Mevki, konum, şart, hal Situation Mevzilenmek Deploy Meydan Arena Meydana gelmek, zuhur etmek Emerge Meyve soymak Peel Mırıldamak, söylenmek, homurdanmak Mutter Mırıltı Murmur Mızrak: Lance Mızrakla vurmak Spear Midye Mussel Milletvekili, as parlamento başkanı Japansar Mimari Architectural Minder Cushion Mineralleşmiş Mineralized Minnettar olmak: Be obliged to somebody Mis kokulu Fragrant Misafir odası Drawing room Misafir: Guest Misafirhane Guesthouse Miskin miskin: Slothfully Mizaç Temperament Mod Mode Monte etmek Assembled Morali bozulmak Be demoralize Muhafız Alayı Troop at guardsmen Muhafız Birliği Guard unit Muhalif Opponents Mukabele etmek, karşılıklı vermek, cevap vermek Reciprocate Musallat olmak, laf atmak Affected someone s honour Mutlaka, kesinlikle Absolutely, necessarily, certainly, definitely, surely Mutluluk (Çok) Blissfulness Mutluluk Happiness Muzip Waggish Muziplik Kidding Mübaşir Usher Mücadele Struggle Müdahale etmek Interfere Müdahale etmek, karışmak Interfere Müdahale etmek,sözünü kesme Interrupt Müdürlük Directorship Müfettiş Inspector Müjdeci Herald Münadi Crier Mürşit manevi Spiritual Müsait Convenient Müşkil Difficulty Müttefik Ally Müzakere,görüşme,tartışma Discussion Müzakere,üzerinde düşünme, düşünüp taşınma, görüşme Deliberation Müzisyen Musician Nabız kontrol etmek Take pulse Nabız yoklamak Take the ill s pulse Nabzını kontrol etmek Take someone s pulse Nadide, nadir, az bulunur Rare Narin: Slender Nasılsa, her nasılsa, bir türlü Somehow Nasihat etmek, öğüt vermek Counsel Nazik Polite Nazikçe Gently Ne gelir? Show us Nedime Ladies-in-waiting Nefes nefese kalmak Breathless / Get out of breath Nefret uyandırmak Arouse Nefs Soul Nem, rutubet Dampness Nemlenmek Become damp Nemli Damp Nergis Narcissuses Neşelenmek Merry Neşeli Cheerful Neyse Anyway Nimet Boon Nişan almak Take aim Nişanlandırmak Be marked Niyet, maksat Intention Niyetinde olmak To intend (to do) Normalde Normally Nöbet beklemek/tutmak Stand guard Nöbetçi asker Sentry Nöbetçi subay Duty officer Nöbetçi Sentry Nötr Neutral Nur yüzlü Benevolent looking Nurdan Divine light Nurlu/nurdan Luminous Nüfus Persons Odaklanmak Focus Ok gibi fırlamak Dart Okşama, kucaklama: Caress Okşamak Cares / Fondle Olağanüstü, fevkalade Extraordinary Olanca : With all of... Olgunlaşmak, olgunlaştırmak Ripen Olgunluk Ripeness Olumlu Positive Olur olmaz, gereksiz Unnecessarily Oluşmak: Consist of Oluşturmak, teşkil etmek, meydana getirmek: Constitute Oluşum Formation Omuz: Shoulder Onar Ten each Onay Approval Onbaşı Corporal Ondan sonra Thereafter Onurlandırmak Honour 10

11 Oradan: From there Oralı olmak Feign indifference Ordu Army (ordu), the military (askeri) Ormanlık Woodland Ormanlık, ağaçlık Wooded Orta boy Middle size Orta boylu Middle-sized Orta yaşlı / boylu / boy Middle-aged, medium height, middle sized Ortadan kaldırmak: Eliminate Ortadan kaybolmak: Vanish Ortam Environment / Milieu Otorite, güç, hükümranlık Authority Oturulabilir bir yer Scat (in/on) Oturum, celse Session, sitting Ovmak, ovalamak: Rub Oya, nakış, işleme Embroidery Oyalanmak Linger Oyma Carving Oymak, delmek Carve Oyunculuk,yerine bakan,vekil Acting Ödemek (borç karşılığı) Pay off Ödün vermek Make concession Öfke, hiddet, kızdırmak Anger Öğle (vakti) Noon Ölçmek, ölçü, miktar, önlem, derece, ölçüt Measure Ölçüm değerleri Measure worth Ölçüm Measure Ölüm cezası Death penalty Ölüm kalım Life or death Ölümsüz Immortal Ömür boyu hapis Life imprisonment Önceden Beforehand Önceki Previous Öncü asker Vanguard Öndeki Ahead Öne geçmek Go to the fore Önem Importance Öneri, teklif Proposal Önlem almak Take measure Önlem Precaution Önlük (mutfak) Apron Önüne çıkmak To appear in front of Önüne at the front Önünü kesmek: Waylay Örgü, kırma, örmek Plait Örtmek, kaplamak Cover Örtü Cover Öyle olsun So be it Öylece: Just so Öz/esas, temel Essence Özel koruma Special protection Özellikle Especially Özetlemek Sum up Özlem: Longing Özür dilemek Apologize (to) Özür Apology Pahasına Expense of Pala, kılıç Blade Palmiye ağacı Palm tree Panda Panda Panik yapmak Panicking Pano Screen Paralel: Parallel Parasal değer (yardım, tavsiye, bilgi kullanışlı, sınırlı bir limitte olan değerli) Valuable Parça Piece Parçalamak Smash Parfümeri: Perfumery Parıl parıl Brilliantly Parıltı: Gleam Parlaklık Luster Parlamenter Parliamentarian Parlamento Parliament Parmaklık Balustrade Parmakucu Fingertips Patırtı Clatter Pazı Bicep Pejmürde, üstü başı yırtık Ragged Pek az, kıt, dar: Scanty Pek: Extremely Perde: Curtain Perdelemek Curtained Perişan, çok mutsuz, berbat Miserable Peşine takılmak Follow (his) around Petrowş, Darling Peynir Cheese Pezevenklik Pimping Pırlanta: Brilliant Piramit Pyramid Pislik Dirt / Shit Pişmanlık duymak: Regret Piyade Infra Platin Platinum Posta kutusu Post box Prens Prince Prenses Princes Profesör Professor Prosedür Procedure Pusula, not Note Pürüzsüz, düzgün, düz Smooth Püskürtmek Repulse Rahatlamak Became comfortable Rahatsız edilmek: Be understood Rahatsız etmek Bother, pester, disturb Rahatsız Uncomfortable, unwell Rahibe Nun Rakip: Rival Rastgele At random Rastlantı Coincidence Razı olmak Consent Red (cevabı) Refusal Reddetmek Refuse Rehberlik etme, rehberlik Guiding Rehin Pawn Reis, kaptan Skipper Rengarenk: Colourful Rengi atmak Turn pale Renk almak To acquire Renk değiştirmek Colour Rıza gösteren, gönüllü Willing Rica, istirham etmek Request Ruh (can) Spirit Ruku Reverence Rulo Roll Rütbe (-ed) rütbeli Rank Rüya Dream Sabitlemek Become fixed Sabretmek Be patient Saç: Hair Saçmak: Scatter Sad Mağarası Sad Cave Sadık, vefalı, (-ty) sadakat Loyal Saf, masum Innocent Safha Phase Safir Sapphire Sağ canlı Alive Sağa sola yalpalamak: Sway from left to right Sağlamak Supply Sağlamlık Soundness Sağlık Healthiness Sahil deniz kenarı On the (seashore beach, shore along the beach Sahil Seashore Sahile / kıyıya çıkmak Land at Sahip: Owner Sahne: Stage Sakal: Beard Sakallı Bearded Sakıncalı, mahzurlu, elverişsiz Disadvantageous, Undesirable Sakınmak, çok dikkat etmek Beware Sakinleşmek Calm down Sakinleştirmek, yatıştırmak, teskin etmek: Calm, Tranquilize Saklı, gizli kalmak Hidden Saksı Flowerpot Saldırgan Aggressive Saldırganlık: Aggressiveness Sallama, sallantı Shaking Sallamak, sallanmak: Shake, Swing Sallanmak, dalgalanmak Wave Sallanmak, yalpalamak Lurch Salon Sitting room (Brt), living room, large room Salon Parlour Salyangoz Snail Samimiyet Intimacy Sanatkar Artist Sanayi sitesi The industrial Sandal, sandalet Sandal Saplamak Stick (into) Saplı Handled Saptamak,tespit etmek, kurmak Establish Saray Muhafız Alayı The Guard Regiment of the Palace Sarhoşluk Drunkenness Sarımsı Yellowish Sarmak Wrap 11

12 Sarmak, bandajlamak, sargı, bandaj Bandage Sarmaşık: Ivy Sarsılmak Jolt Sarsıntı Concussion / Shake Savaş narası Battle cry Savaşçı Fighter Savrulmak Brandish Savunma hattı Line of defence Saydam Transparent Saygı, hürmet, bakım, yön, saygı göstermek, -e uymak Respect Saygıdeğer, saygın, namuslu Respectable, esteemed, reputable, honourable Saygılarımla Respectfully, Yours Respectfully Saygılı Respectful Saygın (eleştirmen) Esteemed Saygın: Respected Saygısızlık Disrespect Sayıklamak Talk nonsense Sayısız: Countless -se bile sa Even if Sebep/neden olmak Lead to / cause Sebt günü Sabbath (Saturday) Seccade Prayer rug Secde etmek: Prostrate oneself Seçme Select Sedir Divan Sedye Stretcher Sefil Indigent Selam (for asker) Salutation Selamlaşma ifadesi Greeting manner Sen (Eski İngilizce) Thou Sendelemek Totter Sere serpe Free and unrestrained Sermek Spread over Serpmek Sprinkle Sersemlemek Become daze / Stupefy Sert Drastic Sert, şiddetli, zorlu: Violent Ses frekansı Audio frequencies Ses titremek, yalpalayarak yürümek Falter Seslenmek: Call out Sessiz sedasız Quiet and retiring Sessiz Quiet, silent, taciturn Sessizce Quietly, silently Sessizlik Quietness, silence Set, engel Dike Sevgi, muhabbet, şefkat: Affection Sevgili, sevgilim, aşkım Darling Sevinç gözyaşları Tears of joy Sevindirmek Please Sevinmek Be please Seyrek: Sparse Seyretmek: Watch Seyyar Portable Sezmek, hissetmek Sense, feel, perceive (algılamak, kavramak realize) Sıçratmak, damlamak: Spatter Sıçrayış: Jumping Sıfatı ile In the capacity of Sığınak Shelter Sık, yoğun, sıkı Dense Sıkı: Dense Sıkıca: Tightly Sıkıntı çekmek Have trouble Sıkışmak, kısılmak Get jamming Sıkıştırmak, köşeye kıstırmak Oppress Sıklaştırmak: Become frequent Sıkmak, ezmek; sıkıştırmak: Squeeze Sımsıcak Cosy Sımsıkı Very tight Sınav, imtihan Examination Sınır savaşları Boundary wars Sır, gizli Secret Sıra sıra In rows Sıradan, olağan Ordinary Sıralanmak Be arrange Sırasıyla (1,2,3 yaşında) Respectively Sırayla By turns Sırdaş Confidant Sırt kemiği Dorsal bone Sırt üstü On (his) back Sırt Dorsal (for human) Sırtını yaslamak Lean one s back Sırtlan Hyena Sıtma Malaria Sıvılaşmak Condense Silah atışı Firing weapon Silikleşmek: Get worn Silmek, temizlemek Wipe Simge Symbol Simsiyah: Jet black Simyacı Alchemist Sindirmek: Digest Sinerji Synergy Sinirlenmek Get annoy Sinirli: Anger Sinirlice Nervously Sinsi Stealthy Siper, siper etmek: Shield Siren sesi Siren sound Sitem etmek Reproach Sofrayı kurmak Set the table Soğuk Healthiness Soğukkanlıca Coolly Soğukluk Chill Sokaklara dökülmek To rush out into the streets Sokmak (el v.b) Thrust into Sokmak Stick into Sokulmak Be insert Solgun yüz, Solgun Pale Solgunluk Paleness Soluk Pale Som altın: Solid gold Somurmak içine çekmek Absorb Son zamanlarda, geçenlerde Recently Son, en son Last Sonsuz ebedi Eternity Sonsuz Endless Sonuca varmak Concluded Sonuç çıkarmak/varmak Deduce Sonuç elde etmek Conclude Sonuçlanmak Result in, be concluded Sorumlu Responsible Sorumluluk Responsibility Soruşturma To grief Soylu Noble Soyunmak Undress Sökmek Pull out Sönük Extinguish Söyleme, bahsetme, anma Mention Söylenmek Grouse / Mutter Söylenti Rumour Söz konusu olmamak Be discussed Söz, ifade Remark Sözcük, söz, laf Word Sözleşme Contract Sözlü (ağızla ilgili) Oral Sözlü (kelimesi kelimesine) Verbal Su birikintisi: Puddle Su kanalı Water channel Su sesi Sound f water Subay Officer Suçluların iadesi Extradition Suçluluk duygusu Feeling of guilt Sûfi Sufi Sur Rampart Sus pus olmak, sessizleşmek Kept silent Susamış: Thirsty Suskunluk, sessizlik Quietness Susmak Stop talking Susuz Waterless Susuzluk: Thirst Sünger Sponge Sürgüne göndermek Sent into exile Sürmek Spread Sürtmek Rub (something) Sürtünmek Rub Sürücü kursu Driving school Sürükleme Dragging Sürüklenme Drift Sürüklenmek Dray, be dragged Süründürmek Make crawl Sürüngen: Reptile Sürünmek Creep Süslü: Decorated Süt anneliği Faster motherhood Sütun Column Süzmek Look attentively, Strain Süzülmek (göz yaşı vb.) Ran down Süzülmek Glide (bird) Şafak: Dawn Şahadet Testimony Şahsi, özel Personal Şahsiyet Personality Şakacı Joker Şakak Temple Şal Shawl Şalvar Shalwar Şampanya Champagne 12

13 Şanslı Lucky Şansölye Chancellor Şapansarlar Parlamentosu Parliament of Japansars Şapansarlık Japansarcy Şarıl şarıl: Splashing Şarj Charging Şaşkınlık Bewilderment Şaşkınlık Bewilderment Şato: Castle Şeffaflaşmak Become transparent Şefkat Compassion Şehvet Sexual appetite Şelale Cascade Şerefsiz Dishonourable Şeritli Banded Şeyh Sheikh Şımarık Pampered Şiddetlenmek Become intensify Şiddetlice Violently Şifre Cipher, Code Şilep kargo gemisi Cargo boat Şimdiden Already now Şimdilik For now Şiş, yumru, çıkıntı Protuberance Şişman ve kısa boylu Podgy Şişmanlık Fatness Şoför mahalli Driver s cap Şok Shock Şöyle buyurun Kindly step this way, please. Şu andan itibaren As from now Şuursuz: Unconscious Şuursuzca Unconsciously Şükür Thanks, Thankfulness Şüphe Doubt / Uncertain Şüphelenmek Doubt, suspect Şüpheli, kuşkulu Suspicious Ta kendisi (His) very self Tâ ki So that Tabir Interpretation Tabir, söz Expression Tabut Coffin Tabya Redoubt Taç: Crown Taçsız kraliçe: Uncrowned empress Tahmin etmek Estimate Taht: Throne Tahta, ağaçtan Wood Takılmak, düşüp kalkmak Consorted Takip etmek: Follow Takip Pursuit Takip, izleme Following Talim (askeri) Drill Talimat Instruction Talimat vermek Give instructions Talimat yağdırmak Direction shower Tam anlamıyla Properly Tam olarak Exactly Tam üstünde To be just on/at/in / right-just Tamamıyla, komple: Completely Tamir etmek, tayin etmek Fix Tampon yapmak Buffer Tanıdık Acquaintance Tanık, şahitlik Witness Tanımak, kabul etmek Recognize, know Tanışmak : Get acquainted Tanıtmak, bilgi vermek Acquaint Tanrıça Goddess Tapınma, çılgınca sevme Adoration Tarafsız Impartial Tarama Scanning Taramak, göz gezdirmek Scan Tarifsiz Ineffable Tartışmak, düşünüp taşınmak, değerlendirme Debate Tartışmak,görüşmek, müzakere etmek Discuss, debate, negotiate Tarz, huy... Manner Tasdik etmek, doğrulamak Confirm Taslak, taslak yapmak Sketch Tasma Collar Taş kesilmek Be petrified Taşlı Stony Taşralı, Vilayete ait, görgüsüz Provincial Tatlı dil, yumuşak söz Soft ward Tatlı Pretty Tatlıya bağlamak Settle amicably Tavır: Manner Taviz vermek Make concession Taze : Fresh Tazminat Compensation Tebdili kıyafet Disguise Tebliğ etmek Notify Tecavüz etmek Rape Tecrübesiz, deneyimsiz Experience Teçhizat Equipment Tedavi etmek, muamele etmek Treat Tedirginlik Restlessness Teğmen Lieutenant Tehdit etmek Threaten Tek: Unique Tekme atmak Give a kick Tekmil Completion Telaş Haste Telaşlanmak Get agitate, get flap Telaşlı, koşuş Bustling Temel Base Temkinli Self-passed Temsil etmek Represent, be a representative for Temsil Representing, representation Temsilci Representative, agent Tepe: Hill Tepecik: Knoll Tepki göstermek, Tepki vermek React Tepkime karşılık Reaction Teras Terrace Terbiye Training Tereddüt etmek Hesitate / Unhesitant Tereddüt etmek, duraksamak Hesitate, waver Tereddüt Hesitation Tereddütlü Hesitant Terfi etmek Get promotion Terkedilmiş Derelict Terketmek Abandon Terlemek, alın teri dökmek Sweat Ters Reverse Tesadüf Accident Tesbih çekmek Tell her beads Teselli bulmak Find consolation Teselli etmek, avutmak Console Teselli Consolation Teslim (ol-askeri) Surrender Teslim olmak, boyun eğmek: Submit Tespih Rosary Tespit etmek Make firm Tespit etmek, kararlaştırmak Determine Teşebbüs etmek, girişim Attempt Teşhis, çare Cure Teşrif etmek, onurlandırmak Honour Teşrif etmek, şereflendirmek Honour Teşvik, cesaretlendirme Encouragement Tetikçi Triggermen Tetiklemek, başlatmak: Trigger Tetikte beklemek On the alert Tevbe/tövbe etmek Repent Tevrat The Pentateuch Tıkaç, tıkamak Plug Tıkalı Plugged Tıngırtı Clink Tırmanmak, çıkmak: Climb Tıslama: Hiss Tiençin Tianjin Tiksinti: Revulsion Tim Team Timsah: Alligator Tir tir Shivering Titremek: Tremble Tiz (ses) Shrill Toka Buckle Tokalaşmak Shake hands Tokat Slapped Ton (renk) Tone Top: Cannon, ball Toplamak Accumulate (yığmak, biriktirmek), gather, collect Toplantı salonu Meeting room /Assembly hall Toplumlararası Intercommunal Toprak yol Dirt way / Dirt road Toprak, (fiil) kirletmek: Soil Torun: Grandchild Toz Dust Toz, toprak, toz serpmek Dust Tövbe tövbe! (hayret bildirir) Gosh! Transa geçmek Entrance Tuhaf: Strange Tuhaflık : Strangeness Turkuaz Turquoise Turna Crane Tutacak Holder Tutam, çimdik Pinch Tutkal Glues 13

14 Tutturmak Fasten Tutukluluk, hapis, hapsetme Imprisonment Tutunmak To hold on to Tuzağa düşme Fall into a trap Tüketim Consumption Tükürmek: Spit Tül Tulle Tümgeneral Major general Tümsek, tepecik, höyük Mound Tünel Tunnel Türemek Perch Uçan daire Flying saucers Uçurum: Cliff Ufuk: Horizon Uğraşmak Exert / Struggle Uğultu, Uğuldamak: Hum Uğultulu Humming Uğur Luck Ukala Smartass Uluma Howl Umulmadık Unforeseen Umutlu Hopeful Usta Virtuoso/virtuosos-virtuosi Usta, Üstad, Bilgili kişi Master, expert, savant, virtuoso Ustalıkla Mastery Utandırmak, mahcup etmek Embarrass Utangaç: Shy Utanmak Be ashamed (of), be embarrassed Uyandırmak, uyanmak Wake Uyarınca In accordance with Uydu: Satellite Uygulamak Practise Uygulamaya geçmek Pass into practice Uygun (sıfat, isim)suitable Uygun olmak Suit Uykusu gelmek Feel sleepy Uykuya dalmak Fallen asleep Uymak, itaat etmek Obeying Uysal Compliant Uysallaşmak Get meek Uyuklamak Doze off Uyum: Harmony Uyumlu In tune Uyuşmak Get numb Uyuşturucu Anesthetic Uyuyakalmak Drop asleep Uzaklaşmak Going far, to go away, Take away, Go far, Quit Uzaklık (Distance), space, interval (ara aralık) Uzaklık Distance, remoteness, space, remote (uzak- far, faraway) Uzak-ücra, sapa- pek az: Remote Uzanmak Lay down Uzatma, uzama Extension Uzatmak (şey) Elongate Uzatmak Extend Uzatmak, uzamak, sündürmek Lengthen, Stretch, Prolong Uzatmak, vermek Pass Uzay: Space Uzman Expert Uzmanlık Expertise Uzun ömürlü Durable Uzun süre Rather long Uzun uzun, uzun uzadıya At length Uzun: Long, Tall Üçgen Triangle Ün salmak, ünlenmek, ün yapmak Become famous Ürkmek Be scared of Ürkütmek Startle Ürperti Shudder Üslup Style Üst üste One on the top of the other, Successively Üst Top, Superior Üstad Lord Virtuoso Üstesinden gelmek, aşmak Overcame Üstesinden gelmek, -in üstünden yükselmek Surmount Üstesinden gelmek, yenmek Overcome Üzere About to Üzerinde durmak Dwell Üzerinden atmak Threw off Üzgün: Unhappy, sad Üzmek Sadden, worry Üzücü Sad Üzüntüyle, ne yazık ki Sadly Vahşet Savageness Vahşi: Wild Vakarlı Sedateness Vakıf Foundation Vakit kaybetmeden Without lasing any time Vakur Dignified Vakurlu Dignify Vali Governor Varis Varics Varlık: Existence Vatan Motherland Vazgeçilmez Indispensable Vazgeçmek Gave up Veda Farewell Vedalaşmak Say good-bye Vefakar Faithful Vekalet etme Deputize for Vekaleten By proxy Velayet Guardianship Veliaht Crown prince, heir apparent Verici Giver Vermek Allow Vicdanı razı olmamak /olmak Scruple Vur, ateş etmek Shoot Ya What if Yabancı Strange Yağmur suyu: Rainwater Yaka, tasma Collar Yakın Nearest Yakınlık Nearness Yaklaşmak: Approach Yaklaştırmak Approximate Yakut: Ruby Yalamak Lick Yalan Lie Yalancı Liar Yalıtkan Insulator Yalnız kalmak Leave alone Yalnız, kimsesiz Lonely Yalnızlık: Loneliness Yalpalamak Reeling Yalvaran Begging Yalvarış Entreaty Yalvarmak Beg Yamaç Hillside Yan yan, yanlamasına, yandan Edgewise Yan yana Side by side Yan, kenar, taraf: Side Yanak: Cheek Yanaşmak (geminin kıyıya) Dock Yandaki Next Yanılmak Go wrong Yanılsama, kuruntu, hayal Illusion Yanına /yanında Alongside (next to, together) Beside Yanına almak Take into her service Yanına, yanında, yan yana Along side Yanında yer almak /olmak Stand Yanıp tutuşmak Yearn Yankı(sı)lamak, -nmak: Echo (noise) Yanlış bilgi vermek Misinform Yansıma (ışık) Reflect Yansımak (Işık) Be reflected Yapamaz, elinden gelmez: Unable Yapı Build Yapı, düzenlemek, biçimlendirmek Structure Yapışmak Clung Yapışmak Stuck Yara Wound Yaralama Wound Yaralanmak: Be injured Yarar, fayda, menfaat Benefit Yaratan: Creator Yaratıcı: Creative Yaratıcılık: Creativity, creativeness Yaratık: Creature Yaratılış: Creation, genesis Yarbay Lieutenant Colonel Yardım etmek, fayda vermek Help Yardımcı Vice- Yardımcı görevli Official Yardımcı Assistant, Helper Yarı Half Yarılmak: Split Yarımküre: Hemisphere Yarmak Cleave Yas Mourning Yasak bölge Prohibit area Yasak Ban, Forbid/ Forbidden Yasaklamak Ban 14

15 Yaslamak: Lean Yassılaştırmak, yassıltmak Flatten Yastık Pillow Yaşatmak: Keep alive Yaşlanmak Lean against Yaşlanmak, yaşlanma hali Aged, Aging Yatay Horizontal Yatık, eğik Tilt Yatırmak eğmek (bir şeyi) (bir yöne), meyil, eğim, Tilt Yatmak Lie (lay) Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, giderek Gradually Yay: Bow Yayılmak: Spread Yelken Sail Yelpaze Fan Yelpazelenmek To fan Yemin etmek Swear /swore/ sworn, Take oath Yemin: Oath Yeni hilal New moon Yeni Zelanda: New Zealand Yenik düşmek: Defeated Yenilemek, yerini almak, eski yerine koymak, -in yerini almak, -in yerine geçmek başkasıyla değiştirmek, yerini doldurmak, iade etmek, geri koymak Replace Yer almak Located in Yer çekimi Gravity Yer yer Patches Yere çökmek Fell down Yere göğe sığdıramamak Honouring greatly Yere yığılmak Fall down Yerinde duramama, hareketlilik Restlessness Yerine getirmek Execute, Fulfil, Fulfilling Yerini alma Take part Yerini terk etmek Gave its way to palace Yerleştirmek Place Yeşilimtırak Greenish Yeterince Adequately Yetersizlik, güçsüzlük: Inability Yetim Orphan Yetimhane Orphanage Yetişmek, ulaşmak Reach Yetiştirmek (bitki, meyve) Grow Yetiştirmek Bring up / Nurture Yetki alanı Authority area Yetki, otorite Authority Yetkilendirmek Authorize Yetkili Authorized Yetkisiz Unauthorized Yığılmak, çöke kalmak Crowd together / Slump Yıkık Ruined Yıkılış Collapse Yıkım Demolition Yıldırım Thunderbolt Yıldız bilimci Star scientist Yıldızlı Starry Yılışmak Grinning unpleasantly Yırtıcı: Predatory Yine de /rağmen Though Yine de, her şeyden sonra After all Yinelemek, tekrar etmek Repeat Yiyecek gibi bakmak Glower Yiyecek Food Yoğun Dense Yoğun, sık, mankafa Dens Yoğunlaşmak Become dense Yoğunluk Density Yok etmek: Annihilate Yok olmak : Perish Yokluk Absence / Non-existence Yokuş Ascend Yol boyunca All the way Yola çıkmak Set out Yoldaş Comrade Yolsuzluk Illegality Yolunu kesmek Waylay Yorgan Quilt Yorgunluk Tıredness Yosun Moss, Seaweed, moss Yön Direction Yönelmek Head towards, go towards Yöneltmek, doğrudan doğruya Direct Yönetici Administrator, manager, director, ruler Yönetim kurulu Board of directors Yönetim Management Yönlendirme Collimation Yönlendirmek: Guide Yukarı doğru açılması bir kapının To open upwards / to lift up downward Yukarı, Yukarıya doğru Upwards Yumruk Fist Yumuşak bir şeyle parlatmak, düşkün, meraklı, hasta Buff Yunus Dolphin Yunus Jonah Yutmak Swallow Yuva, yuva yapmak Nest Yuvarlamak, dürmek Roll up Yuvarlanmak Roll down Yüce Highest Yücelmek Become lofty Yüklemek, üzerine almak Impute Yüklük Closet for bedding Yüksek meziyet High excellences Yüksek sesle Aloud Yükselmek (doğmak, yükselmek, çıkmak) Rise Yükselmek (yüks, çıkmak, yapılmak Go up Yükselmek (yüks. çıkmak, tırmanmak) Ascend Yükselmek Ascending Yüz hatları, çizgiler, kırışıklık Furrow Yüz üstü düşmek Fell prostrate Yüz yüze gelmek, karşılaşmak Come face to face, come across Yüzbaşı, kaptan Captain Yüzsüz Shameless Zahmetli, sıkıntılı, belalı Troublesome Zaiyat Casualties Zanaatkâr Craftsman Zangırdamak Rattle Zarar vermek Damaging Zayıf, güçsüz, dayanıksız Weak Zayıflık, zaaf:weakness Zebercet Chrysolite Zeka Intelligence Zeka, zekavet, feraset Sagacity Zekeriyya (a.s.) Zechariah (Biblical) / Zachariah (Torah) Zengin Wealthy as Zenginler The rich Zevk almak Enjoy Zeytin Olive Zırh Armour Zifiri karanlık Pitch-dark Zihni bulanık, karışık, karmaşalık Confused Zihnin allak bullak olması, karışması Be confused Zil çalmak Ring Zina (erkek için): Adulterer Zina (fiil): Fornicate Zina (isim): Adultery Zina (kadın için): Adulteress Zina yapmak Fornicating Zindan Dungeon, prison Zindandan çıkarmak To get out From dungeon or make him get out from dungeon Zirve Peak Zirvede At the peak of... Zorla : by force Zorlanmak Became harder Zorlanmak Get difficult Zorluk, sıkıntı Hardship, Difficulty Zoruyla Compulsion Zulüm etmek Persecute Zulüm Persecution Zulüm, baskı, ceza, sıkıntı Oppression Zulüm, gaddarlık, despotluk Tyranny Zücaciye Glassware Zülkarneyn Zul-garnain Zümrüt : Emerald 15

Put on make-up: Makyaj yapmak Brush: Taramak Long: Uzun. Then: Sonra Ask: Sormak Look: Görünmek All right: İyi

Put on make-up: Makyaj yapmak Brush: Taramak Long: Uzun. Then: Sonra Ask: Sormak Look: Görünmek All right: İyi 7. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Eric Clapton - Wonderful Tonight (Bu Gece Harika(sın)) It's late in the evening; Late: Geç Evening: Akşam Akşamın geç bir vakti She's wondering what clothes to wear.

Detaylı

ÖNEMLİ PHRASAL VERBS

ÖNEMLİ PHRASAL VERBS ÖNEMLİ PHRASAL VERBS Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş phrasal verb leri içerir. 149 adet Toplam 149 adet 1. keep on devam etmek carry on devam etmek continue devam etmek Fiil go on meydana gelmek,

Detaylı

DİL SINAVLARI İÇİN ÖNEMLİ PHRASAL VERB LİSTESİ

DİL SINAVLARI İÇİN ÖNEMLİ PHRASAL VERB LİSTESİ DİL SINAVLARI İÇİN ÖNEMLİ PHRASAL VERB LİSTESİ abide by attend to back up blow out break down break in break off break out break up bring about bring along bring back bring down bring in bring off bring

Detaylı

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English - Essentials Can you help me, please? Asking for help Do you speak? Asking if a person speaks Do you speak _[language]_? Asking if a person speaks a certain language I don't speak_[language]_. Clarifying

Detaylı

İNGİLİZCE FİİLLER KELİME Build OKUNUŞU. biıld ANLAMI YAPMAK, İNŞA ETMEK

İNGİLİZCE FİİLLER KELİME Build OKUNUŞU. biıld ANLAMI YAPMAK, İNŞA ETMEK - 01 - Build biıld YAPMAK, İNŞA ETMEK - 02 - Burn börn YANMAK, YAKMAK - 03 - Burst börst PATLAMAK - 04 - Buy bay SATIN ALMAK - 05 - Cast kest ATMAK, FIRLATMAK - 06 - Catch keç YAKALAMAK - 07 - Come kam

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English - Essentials Bana yardımcı olurmusunuz, lütfen? Asking for help İngilizce konuşuyor musunuz? Asking if a person speaks English _[dil]_ konuşuyor musunuz? Asking if a person speaks a certain language _[dil]_

Detaylı

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers The Top words and phrases to use with customers Müşterilerle En Çok Kullanılan Kelime ve Deyimler Definitely Kesinlikle Surely Tabii! Kesinlikle Absolutely Muhakkak Kesinlikle Certainly Elbette PHRASES

Detaylı

KPDS-ÜDS MINI PHRASAL VERBS SÖZLÜĞÜ 1) bir şeyin miktarına ekleme yapmak hear about hear from. 110.

KPDS-ÜDS MINI PHRASAL VERBS SÖZLÜĞÜ 1) bir şeyin miktarına ekleme yapmak hear about hear from. 110. 1. add up 2. back away 3. back down 4. back out 5. back up 6. blow up 7. blow out 8. break away 9. break out KPDS-ÜDS MINI PHRASAL VERBS SÖZLÜĞÜ 1) bir şeyin miktarına ekleme yapmak 1) bir fikri artık

Detaylı

KPDS VE ÜDS İÇİN PHRASAL VERB LİSTESİ

KPDS VE ÜDS İÇİN PHRASAL VERB LİSTESİ KPDS VE ÜDS İÇİN PHRASAL VERB LİSTESİ 1. add up 1) bir şeyin miktarına ekleme yapmak 2. back away 1) bir fikri artık desteklemediğini göstermek 3. back down 1) hatalı olduğunu kabul etmek 2) bir şeyi yapmayı

Detaylı

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak - Olmazsa olmazlar Bana yardımcı olurmusunuz, lütfen? Yardım isteme konuşuyor musunuz? Birinin konuşup konuşmadığını sormak _[dil]_ konuşuyor musunuz? Birinin belli bir dili konuşup konuşmadığını sormak

Detaylı

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 1., 2. ve 3. sorularda verilen kelimelerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklıdır? TEST - 1 (2011-2012) 6., 7. ve 8. sorularda boş bırakılan yerlere uygun düşen

Detaylı

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Reading (Okuma) Walk on this road. (Bu yoldan yürü.) Write an email to me. (Bana bir e-posta yaz.) Dance on the stage! (Sahnede dans et!) Good night,

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce Dilekler : Evlilik Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Yeni evli bir çifti Congratulations

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

Parça İle İlgili Kelimeler

Parça İle İlgili Kelimeler The Human Brain The Human Brain The human brain is a very powerful organ.it controls all parts of the body and allows you to think, feel, move your arms and legs and it helps you stay healthy.the brain

Detaylı

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI TEOG SINAV SORUSU-1 UNIT 2 SINIF İÇİ TARAMA TESTİ Diyalogu tamamlayan ifade hangisidir? Henry: That's my money.i don t want to give it to you. Martin:...! Don t be so stingy. Diyalogda boşluğu en iyi tamamlayan

Detaylı

YABANCI DİL I Okutman Derya KOCAOĞLU

YABANCI DİL I Okutman Derya KOCAOĞLU ORTAK DERSLER YABANCI DİL I Okutman Derya KOCAOĞLU 1 Ünite: 10 A REAL ACHIEVEMENT Okutman Derya KOCAOĞLU İçindekiler 10.1. PARTS OF THE BODY (VÜCUDUN BÖLÜMLERİ)... 3 10.2. VERBS OF MOVEMENT (HAREKET BİLDİREN

Detaylı

MÜZİĞİN RESİM SANATINDA TARİHSEL SÜRECİ 20.yy SANATINA ETKİSİ VE YANSIMASI. Emin GÜLÖREN YÜKSEK LİSANS TEZİ. Resim Anasanat Dalı

MÜZİĞİN RESİM SANATINDA TARİHSEL SÜRECİ 20.yy SANATINA ETKİSİ VE YANSIMASI. Emin GÜLÖREN YÜKSEK LİSANS TEZİ. Resim Anasanat Dalı MÜZİĞİN RESİM SANATINDA TARİHSEL SÜRECİ 20.yy SANATINA ETKİSİ VE YANSIMASI YÜKSEK LİSANS TEZİ Resim Anasanat Dalı Danışman: Doç. Rıdvan COŞKUN Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Haziran

Detaylı

Choreography Notes for: Usta-Çırak 2014 Schadia, all rights reserved

Choreography Notes for: Usta-Çırak 2014 Schadia, all rights reserved 5 4 Usta-Çırak Usta sen ol bu sefer çırağın ben. Yaklaşa yaklaşa mesafe kalmadı. Dünden hazırız ama cesaret olmalı Sen bana aşık ben sana aşık Ne duruyoruz ki başlasak artık? Seni çözmek için alt yazı

Detaylı

9. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ. Careless Whisper (Kayıtsız Fısıltı) George Michael. I feel so unsure. Unsure: Emin olmamak, belirsiz olmak

9. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ. Careless Whisper (Kayıtsız Fısıltı) George Michael. I feel so unsure. Unsure: Emin olmamak, belirsiz olmak 9. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Careless Whisper (Kayıtsız Fısıltı) George Michael I feel so unsure Feel: Hissetmek Unsure: Emin olmamak, belirsiz olmak Ben hiç emin değilim As i take your hand

Detaylı

«Soru Sormak ve Bir Şey İstemek»

«Soru Sormak ve Bir Şey İstemek» «Soru Sormak ve Bir Şey İstemek» Soru sormak için kullanılan kalıplar. Önemli soru kelimeleri. Sorulan sorulara cevap vermek için kullanabileceğin kalıplar. Anlık kararlar ve öneriler için sık kullanılan

Detaylı

Lesson 55 : imperative + and, or, otherwise Ders 55: Emir + ve, veya, aksi halde

Lesson 55 : imperative + and, or, otherwise Ders 55: Emir + ve, veya, aksi halde 52 Lesson 55 : imperative + and, or, otherwise Ders 55: Emir + ve, veya, aksi halde Reading (Okuma) Go straight on, and you will see the station. (Düz devam edin, istasyonu göreceksiniz.) Hurry up, and

Detaylı

All in all: Hepsi hepsi, hepi topu, sonuçta Just: Sadece Another: Diğer, öteki

All in all: Hepsi hepsi, hepi topu, sonuçta Just: Sadece Another: Diğer, öteki 8. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Another Brick in the Wall (Duvardaki Bir Başka Tuğla) Pink Floyd We don't need no education Need: İhtiyaç duymak Education: Eğitim İhtiyacımız yok, eğitime hayır

Detaylı

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak - Olmazsa olmazlar Can you help me, please? Yardım isteme Do you speak English? Birinin konuşup konuşmadığını sormak Do you speak _[language]_? Birinin belli bir dili konuşup konuşmadığını sormak I don't

Detaylı

D-Link DSL 500G için ayarları

D-Link DSL 500G için ayarları Celotex 4016 YAZILIM 80-8080-8081 İLDVR HARDWARE YAZILIM 80-4500-4600 DVR2000 25 FPS YAZILIM 5050-5555-1999-80 EX-3004 YAZILIM 5555 DVR 8008--9808 YAZILIM 80-9000-9001-9002 TE-203 VE TE-20316 SVDVR YAZILIM

Detaylı

Mark Ronson ft Bruno Mars - Uptown Funk

Mark Ronson ft Bruno Mars - Uptown Funk Mark Ronson ft Bruno Mars - Uptown Funk Türkçe Çeviri Do, do, do, do, do, do, do, do, do This hit Bu hit That ice cold* Çok havalı Michelle Pfeifer, that white gold Michelle Pfeifer, şu beyaz altın** This

Detaylı

EFFECTIVE COMMUNICATIONS. Cengiz Hakan Aydın

EFFECTIVE COMMUNICATIONS. Cengiz Hakan Aydın EFFECTIVE COMMUNICATIONS Cengiz Hakan Aydın Communication Process Feed Forward Source e n c o Mess. Chan. d e c o Recei Feed- back d e d e Communication Types Nonverbal %60 Wri7en %10 Verbal %30 Nonverbal

Detaylı

Example: 1 Shall I give the baby some tea? (Bebeğe biraz çay vereyim mi?)

Example: 1 Shall I give the baby some tea? (Bebeğe biraz çay vereyim mi?) Birinci tekil ve çoğul şahıs zamirleriyle (I-WE) kullanılır. Gelecek zamanın yardımcı fiili olmasının yanısıra, MODAL yardımcı olarak fikir sorma veya teklif ifade eder. Ayrıca kesin kararlılık, tehdit

Detaylı

AB surecinde Turkiyede Ozel Guvenlik Hizmetleri Yapisi ve Uyum Sorunlari (Turkish Edition)

AB surecinde Turkiyede Ozel Guvenlik Hizmetleri Yapisi ve Uyum Sorunlari (Turkish Edition) AB surecinde Turkiyede Ozel Guvenlik Hizmetleri Yapisi ve Uyum Sorunlari (Turkish Edition) Hakan Cora Click here if your download doesn"t start automatically AB surecinde Turkiyede Ozel Guvenlik Hizmetleri

Detaylı

Phrases / Expressions used in dialogues

Phrases / Expressions used in dialogues TEOG Page 1 Phrases / Expressions used in dialogues Tuesday, November 11, 2014 7:30 PM Teog Sınavı için Cümle Kalıpları ve İfadeler Really? Gerçekten mi? That s a good idea! Bu güzel bir fikir! I am afraid

Detaylı

VERBS FUNCTION WORDS ADJECTIVES ADVERBS. ahmet okal Page 1 10/7/08

VERBS FUNCTION WORDS ADJECTIVES ADVERBS. ahmet okal Page 1 10/7/08 VERBS FUNCTION WORDS ADVERBS ADJECTIVES NOUNS 1 açmak 1 ama 1 artık 1 alt 1 ad 2 alınmak 2 ancak 2 ayrıca 2 aynı 2 adam 3 almak 3 ben 3 belki 3 az 3 aile 4 anlamak 4 bir 4 bile 4 baş(esas) 4 akıl 5 anlatmak

Detaylı

4. S n f. Bu konuflman n geçti i resim afla - dakilerden hangisidir? name is Engin. Konuflmay resme göre tamamlayan ifade afla dakilerden hangisidir?

4. S n f. Bu konuflman n geçti i resim afla - dakilerden hangisidir? name is Engin. Konuflmay resme göre tamamlayan ifade afla dakilerden hangisidir? NG L ZCE 4. S n f Adı - Soyadı:... Numarası:... Sınıfı:... TALKING ABOUT CLASSROOM RULES, GREETINGS, SUBJECT PRONOUNS Test 1 1. 5. Good night Ahmet. Good night Mehmet. Bu konuflman n geçti i resim afla

Detaylı

What Is Team Leadership?

What Is Team Leadership? What Is Team Leadership? What Is Team Leadership? Team leadership is the management of a group of people brought together to work to achieve a common goal.in order to get everyone to work as one functioning

Detaylı

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref WOULD FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be She hoped (that) we would com I thought that he would ref WILLINGNESS (gönüllülük) She would not The car would not POLITE

Detaylı

ile -DE -DE -DE -DE -DE -DE -DE -DE 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- -E -E -DEn ile -İ -İ -İ -İ ile ile ile -E -E -DEn -DEn -DEn -DEn -DEn -E -E -E ile ile ile

ile -DE -DE -DE -DE -DE -DE -DE -DE 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- -E -E -DEn ile -İ -İ -İ -İ ile ile ile -E -E -DEn -DEn -DEn -DEn -DEn -E -E -E ile ile ile 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- 9-10- 11-12- 13-14- 15-16- 17-18- 19-20- VERBS Ø Acc. Abl. Da. Loc. A açmak (to open) ağlamak (to cry) almak (to take, to buy) alışmak (to get used to) anlamak (to understand) aramak

Detaylı

Present continous tense

Present continous tense Present continous tense This tense is mainly used for talking about what is happening now. In English, the verb would be changed by adding the suffix ing, and using it in conjunction with the correct form

Detaylı

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye Değerli Meslektaşlarımız, Dear Colleagues, TAVCAM, siz dostlarımızın bildiği gibi, bir aile kuruluşu olup 1979 yılından beri aydınlatma sektöründe size ve ülkemize hizmet etmenin huzuru içinde yoluna devam

Detaylı

Tony Robbins Video Text (Metni)

Tony Robbins Video Text (Metni) Tony Robbins Video Text (Metni) is not that we are inadequate. is that we are powerful beyond measure. Last night, I cut the light off in my bedroom. Hit the switch, was in the bed before the room was

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz.

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. SBS PRACTICE TEST 2 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. 3. Konuşma balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcükleri seçiniz I am your true friend Mehmet. A true friend

Detaylı

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Lesson 31: Interrogative form of Will Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Reading (Okuma) Will it be sunny tomorrow? (Yarın güneşli mi olacak?) Will you lend her the car? (Arabayı ödünç verecek misin?)

Detaylı

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım.

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Let s, Shall we, why don t Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Yes, let s. Evet haydi oynayalım. No, let s not. Hayır, oynamayalım.

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

CALUM SAILS AWAY. Written and illustrated by Sarah Sweeney

CALUM SAILS AWAY. Written and illustrated by Sarah Sweeney CALUM SAILS AWAY Written and illustrated by Sarah Sweeney SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474 23

Detaylı

En çok kullanılan ingilizce kelimeler

En çok kullanılan ingilizce kelimeler En çok kullanılan ingilizce kelimeler A B C D E F G H 1 1000 Most Common Words in English - Numbers 1-250 - Vocabulary f 2 3 Rank Word 48 4 1 the 49 5 2 of 50 6 3 to 51 7 4 and 52 8 5 a 53 1 / 50 9 6 in

Detaylı

bedroom chairs / 58 Kugu 17 Yıldız 54 Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom

bedroom chairs / 58 Kugu 17 Yıldız 54 Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom bedroom Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom Kugu 13 Kupa 29 Ekim 37-41 Burçak 46 Yıldız 50-52 Fulya 57 wall unit Kugu 17 Yıldız 54 chairs / 58 MODERN BEDROOM&DININGROOM

Detaylı

Business Opening. Very formal, recipient has a special title that must be used in place of their name

Business Opening. Very formal, recipient has a special title that must be used in place of their name - Opening Sayın Başkan, Dear Mr. President, Very formal, recipient has a special title that must be used in place of their name Formal, male recipient, name unknown Formal, female recipient, name unknown

Detaylı

GENİŞLEYEN GÜVENLİK KAPISI EXPANDING SAFETY GATE

GENİŞLEYEN GÜVENLİK KAPISI EXPANDING SAFETY GATE GENİŞLEYEN GÜVENLİK KAPISI EXPANDING SAFETY GATE www.odabu.com.tr UYARI MONTAJ VE KULLANIM ÖNCESİ KILAVUZ İÇİNDEKİ TÜM TALİMATLARI OKUYUNUZ KILAVUZU İHTİYAÇ DURUMUNDA KULLANMAK ÜZERE SAKLAYINIZ Güvenlik

Detaylı

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet Yardımsever Arkadaşınız ÖĞRENCİ RAPORU Ünite Bir İçin Yanıt Kağıdı Your Helpful Friend Unit One Answer Sheet HY3230 Aşağıdaki boşlukları doldurun: İsminiz... ICI Öğrenci Numaranız... (Eğer öğrenci numaranızı

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

Fıstıkçı Şahap d t c ç

Fıstıkçı Şahap d t c ç To and from We have already seen the suffıx used for expressing the location of an object whether it s in, on or at something else: de. This suffix indicates that there is no movement and that the object

Detaylı

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Part 2 Ünite 12 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 12 LISTMANIA PART 2 Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 12.1. PRESENT PERFECT & PAST SIMPLE... 4 12.1.1. Review of verb forms...

Detaylı

"IF CLAUSE KALIPLARI"

IF CLAUSE KALIPLARI "IF CLAUSE KALIPLARI" am / is / are doing have / has done can / have to / must / should be to do was / were did, was / were to do was / were doing had to do should do had done had been doing had had to

Detaylı

Teknoloji Servisleri; (Technology Services)

Teknoloji Servisleri; (Technology Services) Antalya International University Teknoloji Servisleri; (Technology Services) Microsoft Ofis Yazılımları (Microsoft Office Software), How to Update Office 365 User Details How to forward email in Office

Detaylı

2. SINIF İNGİLİZCE DERSİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜM ÜNİTELERİ VE KONULARI KAPSAYAN TARAMA TESTİ

2. SINIF İNGİLİZCE DERSİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜM ÜNİTELERİ VE KONULARI KAPSAYAN TARAMA TESTİ 2. SINIF İNGİLİZCE DERSİ 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜM ÜNİTELERİ VE KONULARI KAPSAYAN TARAMA TESTİ ÜNİTE 1. WORDS 1. Soru: a. hamburger b. lemonade c. cake 2. Soru: a. zebra b. gorilla c. kangaroo

Detaylı

TEŞEKKÜR MEKTUPLARI 1

TEŞEKKÜR MEKTUPLARI 1 TEŞEKKÜR MEKTUPLARI 1. ÇANAKKALE İLİ AYVACIK İLÇESİ KÜÇÜKKUYU ÖNLERİNDE 10 AYLIK MELDA BEBEĞİN SU YATAĞI İLE SÜRÜKLENMESİ/ DIRFT OF 10 MONTHS OLD MELDA BABY IN A LILO OFF THE SHORES OF ÇANAKKALE CITY AYVALIK

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI EKİM 12-1 EKİM 201 UNIT 1 WHEEL OF FORTUNE EYLÜL 28 EYLÜL -09 EKİM 2015 2015 201 ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ LENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI 4 2 Asking for permission Giving

Detaylı

The numbers lead a dance Number: Sayı Lead: Önderlik etmek, neden olmak, yol göstermek Sayılar bir dansa öncülük/rehberlik eder

The numbers lead a dance Number: Sayı Lead: Önderlik etmek, neden olmak, yol göstermek Sayılar bir dansa öncülük/rehberlik eder 1 - Shape of My Heart Sting Söz ve Besteci: Sting & Dominic Miller He deals the cards as a meditation to deal cards: (oyun) kartları(nı) dağıtmak (O) bir meditasyon gibi/olarak kartları dağıtır meditation:

Detaylı

İş E-Posta. E-Posta - Giriş. Son derece resmi, alıcının ismi yerine kullanılabilecek bir ünvanı var ise. Resmi, erkek alıcı, bilinmeyen isim

İş E-Posta. E-Posta - Giriş. Son derece resmi, alıcının ismi yerine kullanılabilecek bir ünvanı var ise. Resmi, erkek alıcı, bilinmeyen isim - Giriş Türkçe İngilizce Sayın Başkan, Dear Mr. President, Son derece resmi, alıcının ismi yerine kullanılabilecek bir ünvanı var ise Sayın yetkili, Resmi, erkek alıcı, bilinmeyen isim Sayın yetkili, Resmi,

Detaylı

İZDÜŞÜM. İzdüşümün Tanımı ve Önemi İzdüşüm Metodları Temel İzdüşüm Düzlemleri Noktanın İzdüşümü Doğrunun İzdüşümü Düzlemlerin İz Düşümleri

İZDÜŞÜM. İzdüşümün Tanımı ve Önemi İzdüşüm Metodları Temel İzdüşüm Düzlemleri Noktanın İzdüşümü Doğrunun İzdüşümü Düzlemlerin İz Düşümleri ÖĞR. GÖR.ÖMER UÇTU İZDÜŞÜM İzdüşümün Tanımı ve Önemi İzdüşüm Metodları Temel İzdüşüm Düzlemleri Noktanın İzdüşümü Doğrunun İzdüşümü Düzlemlerin İz Düşümleri İzdüşümün Tanımı ve Önemi İz düşüm: Bir cismin

Detaylı

Karga ile Tilki. Tilki mi olacaksınız Karga mı? Tilki T s. 5 Karga K s. 2

Karga ile Tilki. Tilki mi olacaksınız Karga mı? Tilki T s. 5 Karga K s. 2 Karga ile Tilki Işık Barış Fidaner 1 Mayıs 2014 fidaner.wordpress.com/game Tilki mi olacaksınız Karga mı? Tilki T 0 @ s. 5 Karga K 0 @ s. 2 1 La Fontaine in fablının etkileşimli uyarlaması. Bu sayfalarda

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 2... 3 Lesson Three - Ders 3:... 3... 3 Lesson Four - Ders 4:... 4... 4 Lesson Five - Ders 5:... 4... 4 Lesson Six - Ders 6:... 5... 5

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

THE SCHOOL S MYSTERY. Written and illustrated by Sarah Sweeney

THE SCHOOL S MYSTERY. Written and illustrated by Sarah Sweeney THE SCHOOL S MYSTERY Written and illustrated by Sarah Sweeney SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474

Detaylı

function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); }

function get_style114 () { return none; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } Wish sözcük anlamı olarak istemek, dilemek anlamı taşımaktadır.cümlenin

Detaylı

A) Please come in. B) Quiet, please. C) Clean the board, please. D) Turn off the light, please. Sargın Test 4. Sınıf

A) Please come in. B) Quiet, please. C) Clean the board, please. D) Turn off the light, please. Sargın Test 4. Sınıf Konuşma balonunda boş bırakılan yere 1 hangi seçenek gelmelidir? 5 Resimdeki öğretmen öğrencilerine ne söylemiş olabilir?... at the board!...! A) Read B) Write C) Sing D) Look A) Please come in. B) Quiet,

Detaylı

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher.

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher. (Okulda hasta) List of characters (Karakter listesi) Leila, the sick girl Sick girl s friend Class teacher Nurse (Leyla, hasta kız) (Hasta kızın arkadaşı) (Sınıf öğretmeni) (Hemşire) Girl with bike rider

Detaylı

Lesson 54 : Adjectival usage of the Participle. Ders 54: Sıfatların Ortaç (Sıfat-fiil) Kullanımı

Lesson 54 : Adjectival usage of the Participle. Ders 54: Sıfatların Ortaç (Sıfat-fiil) Kullanımı Lesson 54 : Adjectival usage of the Participle Ders 54: Sıfatların Ortaç (Sıfat-fiil) Kullanımı Reading (Okuma) The shocking crime left the jury members in tears. (Şok edici suç jüri üyelerini gözyaşı

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı

TCC-The Chair Company ürününü tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. S-Line Mesh modelini daha iyi tanımanız ve fonksiyonlarını öğrenmeniz için bu

TCC-The Chair Company ürününü tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. S-Line Mesh modelini daha iyi tanımanız ve fonksiyonlarını öğrenmeniz için bu TCC-The Chair Company ürününü tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. S-Line Mesh modelini daha iyi tanımanız ve fonksiyonlarını öğrenmeniz için bu kılavuzu hazırladık. english 1. Kinematic Pull up the

Detaylı

Ardunio ve Bluetooth ile RC araba kontrolü

Ardunio ve Bluetooth ile RC araba kontrolü Ardunio ve Bluetooth ile RC araba kontrolü Gerekli Malzemeler: 1) Arduino (herhangi bir model); bizim kullandığımız : Arduino/Geniuno uno 2) Bluetooth modül (herhangi biri); bizim kullandığımız: Hc-05

Detaylı

Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri.

Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri. Sevgili dostlar, Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri. Aşk tadında yaşamanız dileğimizle I love you! > Seni I love you more than

Detaylı

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş prepositional phrase leri içerir. 74 adet Toplam 74 adet İngilizce Türkçe Tür 1. with the help -ın yardımıyla with the aid -ın yardımıyla

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

Lesson 12 Personal Appearance Kişisel Görünüm

Lesson 12 Personal Appearance Kişisel Görünüm Lesson 12 Personal Appearance Kişisel Görünüm This lesson will introduce you to: - Physical features (hair color, weight, height, etc.) - Articles of clothing - Colors - Description of a person s physical

Detaylı

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend.

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend. 1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is 1. This is girlfriend. a. hers b. to him c. of her d. his 1. There are people

Detaylı

Prepositions of place and direction. Yer ve yön gösteren edatlar. (ilgeçler) Where is Mary? Mary nerede? She is in the kitchen. O mutfakta.

Prepositions of place and direction. Yer ve yön gösteren edatlar. (ilgeçler) Where is Mary? Mary nerede? She is in the kitchen. O mutfakta. Prepositions of place and direction. Yer ve yön gösteren edatlar. (ilgeçler) Where is Mary? Mary nerede? She is in the kitchen. O mutfakta. She is at work. O iş yerinde. Konum belirten edatlar in : içinde

Detaylı

Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures

Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures Ders Verme ve Eğitim Alma Faaliyeti Teaching and Training Mobility "Erasmus+ Programı kapsamında Avrupa Komisyonu tarafından desteklenmektedir.

Detaylı

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR Ders Adı : Yabancı Dil-1 Sınav Türü : Bütünleme WWW.NETSORULAR.COM Sınavlarınızda Başarılar Dileriz... Yabancı Dil I A A DİKKAT! 1. Bu testte

Detaylı

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir?

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? SBS PRACTICE EXAM 4 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? 4. Düşünce balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçiniz. You are not a hardworking student, Mike! Jeff is a/an friend.

Detaylı

Bebek Hamağı Kullanım Kılavuzu Baby Hammock User Guide

Bebek Hamağı Kullanım Kılavuzu Baby Hammock User Guide Türk Patent Enstitüsü Tasarım Tescilli 5 Dakikada Kurulum Alman TÜV Rheinland Tarafından Güvenlik Onaylı Bebek Hamağı Kullanım Kılavuzu Baby Hammock User Guide Ürünün kurulum ve kullanımından önce kılavuzu

Detaylı

LANDSCALE landscape sequences. [Enise Burcu Derinbogaz]

LANDSCALE landscape sequences. [Enise Burcu Derinbogaz] 48 LANDSCALE landscape sequences [Enise Burcu Derinbogaz] 49 LANDSCALE landscape sequences Peyzajın anlamı söz konusu olduğunda hepimiz biliriz ki peyzaj bir kavram olarak pek çok farklı konuyu içinde

Detaylı

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Esrarengiz bir toplantı) List of characters (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Halit, doğum günü olan oğlan) Leila, the mysterious girl and phone voice (Leyla, esrarengiz kız ve telefon

Detaylı

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not Lesson 41: may, might, might not Ders 41: -ebilmek, might, might not Reading (Okuma) You may have a seat. ( Oturabilirsin. ) May I borrow your book? ( Kitabını ödünç alabilir miyim?) The taxi fee may be

Detaylı

1. Superlative lerden sonra gelen fiil infinitive olur. ( the latest species to join the

1. Superlative lerden sonra gelen fiil infinitive olur. ( the latest species to join the 1. Superlative lerden sonra gelen fiil infinitive olur. ( the latest species to join the rank of ) 2. for/in/during/over/within (fidow) : last/past time olduğunda bu prepositionlar gelir. 3. Now that;

Detaylı

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor The Supporting People Logo Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme The Supporting People Door in Watermark The Supporting People Introduction Helping you to live more independently Daha bagimsiz yasamak

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought SBS PRACTICE TEST 6 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. I was shopping officer. What were you doing he stole your bag? 1. Mustafa Kemal

Detaylı

Var Olmak (Dergah Yayinlari) (Turkish Edition)

Var Olmak (Dergah Yayinlari) (Turkish Edition) Var Olmak (Dergah Yayinlari) (Turkish Edition) Nurettin Topcu Click here if your download doesn"t start automatically Var Olmak (Dergah Yayinlari) (Turkish Edition) Nurettin Topcu Var Olmak (Dergah Yayinlari)

Detaylı

Blood: Kan Flow: Düşmek, akmak Flesh: Et, ten Steel: Çelik. Dry: Kurumak Colour: Renk Evening: Akşam Sun: Güneş

Blood: Kan Flow: Düşmek, akmak Flesh: Et, ten Steel: Çelik. Dry: Kurumak Colour: Renk Evening: Akşam Sun: Güneş 6. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Fragile (Kırılgan) - Sting If blood will flow when flesh and steel are one Blood: Kan Flow: Düşmek, akmak Flesh: Et, ten Steel: Çelik Et ve çelik bir olduğunda/bir

Detaylı

CORPORATE PRESENTATION FILE. Marble, Granite, Travertine, Project, Design, Manufacturing. Dealer Technistone Aegean region

CORPORATE PRESENTATION FILE. Marble, Granite, Travertine, Project, Design, Manufacturing. Dealer Technistone Aegean region CORPORATE PRESENTATION FILE Marble, Granite, Travertine, Project, Design, Manufacturing. Dealer Technistone Aegean region Asiye KURT Coordinator Mehmet AVCI Foreign Trade Manager INDEX ABOUT US SHOWRROM,

Detaylı

Hasta Hizmetleri Rehberi

Hasta Hizmetleri Rehberi Hasta Hizmetleri Rehberi TSE-ISO-EN 9001 TSE ISG-OHSAS TS 18001 Ç - E TSE-ISO-EN 14000 M - C TSE - ISO 10002 Fatih Üniversitesi Sema Hastanesi ne hoflgeldiniz. Hasta Hizmetleri Rehberi sizlere kolayl k

Detaylı

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş prepositional phrase leri içerir. 72 adet Preposition 2 adet Toplam 74 adet Bu doküman, YDS ye hazırlananlar için dinamik olarak

Detaylı

Relative Clauses 1-3

Relative Clauses 1-3 Relative Clauses 1-3 a man who has powerful friends things I like the world which I created the kind of person we need a place that I know something you should know a place where life is simple somebody

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures

Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures Erasmus+ ICM Personel Hareketliliği Süreci Staff Mobility Procedures Ders Verme ve Eğitim Alma Faaliyeti Teaching and Training Mobility Yıldız Technical University European Union Office 1 İkili anlaşma

Detaylı

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT 8. SINIF ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KAZANIM TESTLERİ TÜRKÇE MATEMATİK T.C İNKİLAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK FEN VE TEKNOLOJİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İNGİLİZCE Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır 1.SAYI

Detaylı

Konforun Üç Bilinmeyenli Denklemi 2016

Konforun Üç Bilinmeyenli Denklemi 2016 Mimari olmadan akustik, akustik olmadan da mimarlık olmaz! Mimari ve akustik el ele gider ve ben genellikle iyi akustik görülmek için orada değildir, mimarinin bir parçası olmalı derim. x: akustik There

Detaylı

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Reading (Okuma) Jason is more active than Kevin in the class. ( Jason sınıfta Kevin den daha aktif.) This cellphone is cheap, but that one is cheaper.

Detaylı

Learn how to get started with Dropbox: Take your stuff anywhere. Send large files. Keep your files safe. Work on files together. Welcome to Dropbox!

Learn how to get started with Dropbox: Take your stuff anywhere. Send large files. Keep your files safe. Work on files together. Welcome to Dropbox! Learn how to get started with Dropbox: 1 2 3 4 Keep your files safe Take your stuff anywhere Send large files Work on files together Welcome to Dropbox! 1 Keep your files safe Dropbox lets you save photos,

Detaylı