EL-CAHIZ DAN MANASTIRLI MEMET RIFAT A: ARAP ÇEVİRİ KURAMCILARI İLE OSMANLI MÜTERCİMLERİ ARASINDAKİ BAĞLANTILAR * ÖZET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "EL-CAHIZ DAN MANASTIRLI MEMET RIFAT A: ARAP ÇEVİRİ KURAMCILARI İLE OSMANLI MÜTERCİMLERİ ARASINDAKİ BAĞLANTILAR * ÖZET"

Transkript

1 - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p , ANKARA-TURKEY EL-CAHIZ DAN MANASTIRLI MEMET RIFAT A: ARAP ÇEVİRİ KURAMCILARI İLE OSMANLI MÜTERCİMLERİ ARASINDAKİ BAĞLANTILAR * Cemal DEMİRCİOĞLU ** ÖZET Bu makale, Osmanlı mütercimleri ile Arap çeviri geleneğinde altın çağ olarak bilinen dönemde karşımıza çıkan temel yaklaşımlar arasındaki bağlantıları çeviribilim disiplini bakış açısıyla birincil kaynaklara dayalı olarak ele almaktadır. Makale, el-cahız dan Manastırlı Mehmet Rifat a kadar uzanarak bazı eyleyenlere ve çeviri söylemlerine odaklanmakta ve Osmanlı mütercimlerinin Araplardaki çeviri yaklaşımlarından haberdar olduklarını, Abbasiler dönemindeki çeviri kuramcılarının yaklaşımlarını izlediklerini ve bunlardan Türkçede kendi çeviri uygulamalarında yararlandıklarını ileri sürmektedir. Dolayısıyla makalede, Arap çeviri kuramının Osmanlı kültüründeki çeviri uygulamalarına kuramsal bir çerçeve sağladığı ve doğu çeviri kuramı olarak bahsedebileceğimiz genel bir yaklaşımın öncülü olarak işlev gördüğü vurgulanmaktadır. Bu noktada makale, tarihsel çeviri araştırmaları bağlamında, Türk, Arap, Fars, Hint, Yunan, Bizans kültürleri arasındaki etkileşimleri vurgulayarak, Osmanlı kültüründeki çeviri etkinliklerini karşılaştırmalı bakış açısıyla ele alma ihtiyacına dikkat çekmektedir. Karşılaştırmalı bir bakış açısı özellikle çeviri olgusunun benzeşen ve farklılaşan yönleri ile etkileşimlerin türü ve derecesinin saptanması açısından önemli görülmektedir. İlaveten, makale belagat ile çeviri arasındaki girift ilişkilere de dikkat çekmektedir. Belagatte görüleceği üzere bir kaynak metinden lafz ve mana bakımından yararlanma, çeviriyi belagat veya belagati çeviriyle ilişkili hale getirmektedir. Dolayısıyla makale, Osmanlı kültüründe tarihsel çeviri araştırmaları bakımından Arap belagatine İslami edebi geleneklerde hem edebiyat üretimini biçimlendiren hem de çeviri uygulamalarını çerçeveleyen kuramsal bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Arap-Osmanlı etkileşimi bağlamında makale belagat ve çeviri arasındaki ilişkileri Latifi, Nergisi, Necip Asım ve Mehmet Rıfat gibi yazarların çeviri söylemleri üzerinden göstermeye çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı mütercimleri, Arap çeviri geleneğinin altın çağı, Arap belagati, Abbasi dönemi, el-cahız, Huneyn bin İshak, es-safedi, Nergisi, Necib Asım, Manastırlı Mehmet Rıfat * Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu tespit edilmiştir. ** Yrd. Doç. Dr. Okan Üniversitesi Çeviribilim Bölümü, El-mek:

2 740 Cemal DEMİRCİOĞLU FROM EL-CAHIZ TO MEHMET RIFAT OF MANASTIR: INTERCONNECTIONS BETWEEN ARABIC THEORISTS OF TRANSLATION AND OTTOMAN TRANSLATORS ABSTRACT Based on primary sources, this paper examines interconnections between Ottoman translators and the leading theories of translation in the golden age of Arabic translation tradition from the perspective of translation studies. Focusing on certain agents and their discourse on translation in two cultural settings, i.e. extending from el-cahız to Mehmet Rifat of Manastır, this paper argues that Ottoman translators, at least some them, were aware of Arabic theory of translation and followed the footsteps of the theorists in the Abbasid period, adopting their strategies in their own translation practices in Turkish. Hence, the paper emphasizes that Arabic theory of translation provided a theoretical basis for Ottoman translation practices, functioning as a premise of eastern theory of translation, if named as such. At this juncture, for the historical study of translation, the paper draws attention to a need for examining Ottoman translation practices within a comparative perspective, bringing to the fore interactions among Turkish, Arabic, Persian, Indian, Greek and Byzantine cultures. Comparative perspective is seen important especially for observing convergent and divergent aspects of translation and the type and degree of interaction. Additionally, the paper draws attention to intricate relations between rethoric and translation. The appropriation of any word or meaning from a source as seen in rethorical practices relates obviously rethoric to translation and vice versa. Thus, for the historical study of translation in Ottoman culture, the paper highlights the fact that the theory of Arabic rhetoric not only shaped literary production but also framed translation practices in the Islamic literary domain. In the context of Arabic and Ottoman interaction, the paper seeks for such connections through the examination of translation discourse by Latifi, Nergisi, Necip Asım and Mehmet Rıfat. Key Words: Ottoman translators, the golden age of Arabic translation tradition, Arabic rhetoric, Abbasid period, el-cahız, Huneyn bin İshak, es-safedi, Nergisi, Necib Asım, Mehmet Rifat of Manastır 1. Giriş Çeviribilim sahasında Osmanlıdaki çeviri etkinlikleri üzerinde çalıģan bir bilimci olarak bir süredir, farklı yüzyıllar söz konusu olsa da, Osmanlıdaki çeviri uygulamalarının olası kuramsal/yöntemsel arka planı ile Arap çeviri geleneğindeki kimi kuramsal/yöntemsel yaklaģımlar arasında sıkı sayılabilecek bir iliģki bulunduğunu gözlemliyorum. 1 Gözlemimi, özellikle 19. yüzyıl Osmanlısında kimi çevirmenlerin söylemlerinde, birincil malzemeler üzerinden karģılaģtığım bulgular güçlendiriyor. Ayrıca kuramsal çeviri iliģkilerinin, belagat (retorik) alanı ile de bağlantılı bir yönü var görünüyor. Bu bağlantı, çeviriyi belagatte yeri olan bir ahz (alma) etkinliği veya bir 1 Makale boyunca Arap çeviri geleneğini, etnik çağrıģımla değil, sadece Araplara özgü olmayan, çok-dilli ve çok-kültürlü bir geleneği içerecek Ģekilde kullanıyorum.

3 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 741 kaynak metinden lazf-mana (sözcük-anlam) bağlamında yararlanma olarak düģündüğümüzde daha da anlamlı hale geliyor. Böylece bir özgün metinle ahz/alma bağlamında kurulacak her tür ve derecedeki lafz-mana iliģkileri, çeviri olgusunu belagatle iliģkili bir etkinlik olarak karģımıza çıkarıyor. Bu bağlamda, ülkemizde çeviribilimde son yıllarda ilgi çeken bir alan haline gelen Osmanlı odaklı tarihsel çeviri araģtırmaları kapsamında Ģu soruları düģünmek üzere sorabiliriz: Acaba Osmanlı mütercimlerinin, 13. yüzyıldan bu yana Küçük Asya da Türkçede geliģen kültürlerarası örtüģük alan ın ( interculture, Pym 1998; Paker 2002) 2 önemli üyelerinden Arap çeviri geleneğindeki kuramsal yaklaģımlarla etkileģim içinde olduklarını ve bunları uygulamada kullandıklarını düģünebilir miyiz? BaĢka bir deyiģle, Araplarda el-cahız, Huneyn b. Ġshak, es- Safedi gibi çeviri üzerine düģünen kimi mütercim, tarihçi, edip veya kelamcıların görüģlerinin Osmanlıdaki bazı çeviri uygulamalarına kuramsal bir çerçeve sağladığı söylenebilir mi? Arap geleneğindeki bu görüģleri, Doğu çeviri kuramı 3 olarak niteleyeceğimiz genel bir yaklaģımın öncülleri olarak görebilir miyiz? Eğer böyle ise, Osmanlıdaki çeviri etkinliklerinin kuramsal/yöntemsel arka planını, karşılaştırmalı bir çeviri tarihi bakış açısıyla mı ele almak gerekiyor? 4 Bu bağlamda, Osmanlıda farklı yüzyıllardaki tercüme uygulamaları ile izlenilen yöntemleri, Arap belagati ve bu alandaki lafz-mana problematiği (Saraç 2000) ile iliģkili düģünebilir miyiz? Daha çok eski edebiyat araģtırmaları içinde ele alınan lafz-mana problematiği, acaba çeviride de kaynak ve erek metin arasındaki iliģkileri çerçeveleyen kuramsal/yöntemsel bir arka plan oluģturmuģ olabilir mi? Bu makale, yukarıda ortaya konan sorular çerçevesinde, Araplarda çevirinin altın çağı olarak bilinen yüzyıllar arasında tercümeyle iliģkili öne sürülen görüģler ile Osmanlıdaki kimi mütercimlerin bağlantılarını, birincil kaynaklarla çalıģırken karģılaģtığım bazı veriler üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. Makalede Araplarda çevirinin altın çağ ına odaklanmamızın arkasında, bu dönemin Arap çeviri kuramıyla ilgili sistematik görüģlerin öne çıktığı bir dönem olması yatmaktadır. 5 Bu çerçevede makalede ileri süreceğimiz temel argüman ise, Osmanlıdaki mütercimlerin en azından birincil kaynaklardan elde edebildiğimiz kadarıyla Ģimdilik bir kısmının Abbasiler döneminde karģımıza çıkan Arap çeviri kuramcılarının yaklaģımlarından haberdar oldukları ve bu yaklaģımlardan kendi çeviri uygulamalarında veya 2 ÇağdaĢ çeviribilimcilerden Anthony Pym, kültürlerarası örtüģük alan kavramıyla kültürlerin çevirmenler yoluyla birbiriyle karģılaģtığı, iç içe geçtiği ve uzlaģtırıldığı hipotetik bir yapıya iģaret eder. Bu alan, metinlerin bir kültürden diğerine seyahat ettiği bir ağı ve bir çeviri rejimini varsayar. Pym e göre, çevirmenler, aktarımların gerçekleģtiği bu ağlarda faaliyet gösterir, ortaya çıkar, bu alanda yazarları ile buluģur ve diyalog kurarlar. Pym'e göre çevirmenler, bu nedenle kültürlerarası öznelerdir ve kültürlerarası ağ içinde çalıģtıklarından faaliyetleri kültürlerarasıdır. Saliha Paker de, Pym in bu kavramını, Osmanlı Ģair-mütercimlerinin çeviri etkinliklerini düģünürken, Arap-Fars-Türk kültürlerinin kesiģimindeki üç dilli, üç kültürlü bir üretim alanı olarak kavramsallaģtırır (bkz. Paker 2002). 3 Buradaki Doğu çeviri kuramı ifadesini çağdaģ çeviribilimcilerden Douglas Robinson ın Western Translation Tradition: from Herodotus to Nietzsche isimli 1997 yılında yayımlanan ve Batı çeviri tarihi bağlamında önemli bir baģvuru kitabı niteliğindeki çalıģmasına nazire olarak kullanıyorum (bkz. Robinson 1997). 4 Çeviribilimde tarihsel çalıģmalarda karģılaģtırmalı bir bakıģ açısının gerekliliğini vurgulayan Judy Wakabayashi ye göre, karģılaģtırmalı çalıģmalar çeviri kuram ve uygulamasının çok-yönlülüğüne iliģkin global bir bakıģ açısının geliģmesine yardımcı olur. Aynı zamanda, çevirinin hem bugünkü hem de gelecekteki durumuyla ilgili öngörüler sunmak istendiğinde, uluslar ve kültürler arasında iletiģimin gittikçe artmasıyla kaçınılmaz olan kıyaslamalı çalıģmaların yapılması gereklidir. Wakabahashi, bu tür bir bakıģ açısını, kültürler arasında çeviri olgusuna iliģkin benzerlikler, paradigmatik kaymalar ve kırılma noktaları gibi olguların tanımlanması ve bunların ne derecede önemli olduklarının saptanması açısından vurgular (Wakabayashi 2004). 5 Pek çok araģtırmacı Arap çeviri geleneğinde büyük ölçekli ve planlı ilk faaliyetlerin Emeviler döneminde ( ) baģladığını ancak bu etkinliklerin sonradan Abbasilerde ( ), özellikle el-memun döneminde zirveye ulaģtığını vurgular (Baker 1998: 318; Suçin 2010: ; 2012: 21-22, 65; Gutas 1998: 1-8). Dolayısıyla bu dönem, Arap çeviri geleneğinde çevirinin altın çağı olarak niteleniyor.

4 742 Cemal DEMİRCİOĞLU çeviriye dayalı metin üretiminde yararlandıklarıdır. Özellikle Tanzimat sonrası dönemde tarih, edebiyat ve dil alanlarındaki çalıģmalarıyla öne çıkan önemli isimlerinden Necib Asım ın (Yazıksız) gerek 1893 yılında Kitap adıyla yayımlanan eserinde gerekse 1897 yılının ünlü klâsikler tartıģması nda çeviriye iliģkin ileri sürdüğü görüģler, çeviri uygulamalarında ve çeviri stratejilerinin tasnifinde belagatle iliģkili kavram ve bakıģ açılarının bulunduğunu gösteriyor. Bu dönemde Arapça, Farsça ve Fransızcadan Türkçeye çeviri yapan mütercimlerden Manastırlı Mehmet Rifat ın, bu makalede değinilecek çeviri söyleminde de görüleceği üzere, söz konusu Arap çeviri kuramcılarının yaklaģımlarına kuvvetli atıflar yapması, bu düģüncemizi desteklemektedir. 2. Lafz-mana problematiği ne çeviriden bakmak Osmanlı edebiyatı uzmanlarından Yekta Saraç, klasik Türk edebiyatında manada orijinallik sorununu tartıģırken Arap-Fars-Türk edebiyatları arasında ortak bir anlam, deyiģ veya temanın Ģairlerce benzer Ģekillerde söylenmesinin çok karģılaģılan bir olgu olduğuna değinir (Saraç 2000: 229). Saraç a göre, bu durum klasik edebiyatta ne söylendiğinin değil nasıl söylediğinin, yani üslubun önemli olduğunu gösteren bir olgudur. Bu bağlamda, özellikle Ģiir üretimi ve çeviriye dayalı yeniden yazımlar düģünüldüğünde, üslupla ilgili nitelikler, anlamın çarpıcı ve özgün lafzlarla yani söz ve söz kalıplarıyla ifade edilmesi, Ģairliğin ve Ģiirin değerlendirilmesinde ayırt edici kıstaslar olarak belirginleģiyor. Saraç, klasik edebiyatta kusur olan Ģeyin ise, ortak bir anlam veya temadan yararlanmak değil, anlam ve temanın aynı tarz ile söylenmesi olduğunu dile getiriyor. Ona göre bu tür kusurlar, belagat geleneğinde serikat-i şiiriye (Ģiir hırsızlığı), taklid ve intihal gibi kavramlarla birlikte ele alınmıģ ve bu tür bir alma ve yararlanma iliģkisi lafz-mana problematiği (Saraç 2000) çerçevesinde tartıģıla gelmiģtir. Bu bağlamda, belagatin klasik kaynaklarına atfen Arap edebiyatının erken dönemlerinden itibaren eleģtirmenlerin gözünde Ģiirde orijinal olan ile taklid olana yönelik bir farkındalığın hep söz konusu olduğunu söyleyen Saraç, edebi bir metnin lafzıyla mı, manasıyla mı yoksa her ikisiyle mi değerli olduğunun belagatte problematik olduğunu belirtiyor. Saraç ın iģaret ettiği değerli yön meselesinin belagatte bir metnin okunma, yorumlanma ve ondan yararlanma biçimlerini belirlediğini düģünmek yanlıģ olmaz. Epistemolojik açıdan belagat, önceden baģka Ģairlerce üretilen anlam ve imgelerin yine bundan yararlanma yoluna gidecek baģka Ģairlerce yeniden üretimini çerçeveleyen, yani, bir metnin lafz ve manasından, diğer metinlerin üretiminde hem hangi tür ve düzeylerde yararlanılabileceğini hem de bunun nasıl kabul görüleceğini düzenleyen kıstaslar ortaya koyuyor diyebiliriz. Bu bağlamda belagat, klasik edebiyatta Ģiir üretimini çerçeveleyen kuramsal bir bütün olarak belirginleģiyor. Çevirinin de, içinde üretildiği geleneğin edebiyat üretimini yönlendiren kavramsal yaklaģımlarla etkileģim içinde olabileceğini düģünürsek, klasik doğu edebiyatları geleneğinde çeviri pratiklerinin bu kuramsal bütünden bağımsız gerçekleģemeyeceğini var saymıģ oluyoruz. Bu çerçevede lafz-mana iliģkilerinin, Osmanlı gibi göreli farklılıklara sahip olmakla birlikte ortak anlam ve imgelerden beslenen bir gelenekte örneğin Ģiir çevirisiyle uğraģan bir mütercim-ģairin etkinliğini, epistemolojik düzeyde çerçeveleyeceğini düģünmek yanlıģ olmaz. Bu nokta, bizi hem Osmanlı edebi çeviri geleneğinde gözlemlediğimiz yaratıcı metin üretimi gibi etkinlikleri anlamlandırmamıza, hem de kaynak metne kıyasla aktarıma dayalı metinlerde oluģan geniģlemeleri, eklemeleri ve bu bağlamda iktibas, tanzir, ihtira, tazmin, intihal, selh, nakil gibi ahz/alma biçimlerini açıklayabilmemize yardımcı olacak bir zemin sunuyor. 3. Arap çeviri kuramı: Kimi olgular ve öne çıkan yaklaşımlar Bilindiği üzere Emevi ve Abbasi halifeliği dönemleri, Arap edebiyatı ve çeviri tarihinde öne çıkan parlak dönemleri temsil ediyor. Emeviler döneminde tercüme etkinliği, Muaviye nin torunu olan Halid bin Yezid in çabalarıyla özellikle tıp alanında yapılan çevirilerle baģlar ve geliģir. Abbasiler de ise çevirinin iki dönemde geliģme kaydettiği kabul edilir. Mahmut Kaya, birinci

5 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 743 dönemde, felsefe, astronomi, tıp, matematik, dil ve edebiyat gibi alanlarda çevirilerin göründüğünü ve bu dönemin Hizanetü l-hikme adı verilen kütüphanede çevirileri toplatan halife el-mansur dönemi olduğunu belirtir. Kaya nın tasnifine göre ikinci dönem, yine el-memun döneminde çeviri etkinliğinin önemli merkezi olan Beytü l-hikme nin (Bilgelik evi) kurulduğu dönemdir (Kaya 1992: 89). Dolayısıyla, Abbasilerde el-memun dönemi, çeviri etkinliğinin devletin resmi politikası haline geldiği, Müslüman ve gayrimüslim bilim insanları ve çevirmenlerin geniģ imkanlarla Arapçaya çeviri yapmalarının teģvik edildiği bir dönem olmasıyla öne çıkıyor. ġüphesiz, çeviri etkinliğinin bu dönemlerde geliģmesinde Kur an ın etkisiyle Arapçanın gittikçe yazılı bir dil haline gelmesi kadar, Arap yarımadasındaki çok renkli ve zengin bir insan ve kültür mozayiğinin etkisi de yadsınamaz. Farklı dillerin konuģulduğu bu renkli coğrafyada geliģen siyasi, ticari ve kültürel iliģkiler, gerek dil gerekse çeviriler üzerinden iletiģim ihtiyacını artırmıģ olmalıdır. Mehmet Hakkı Suçin, örneğin Cahiliye döneminin Ģiirinde Arapçada Farsça, Yunanca, Antik Mısır ve HabeĢçeden alınmıģ pek çok ödünç sözcüğe rastlandığını ve bunun, ticari iliģkilerin bir sonucu olduğunu belirtiyor (Suçin 2013: 59). Dolayısıyla Ġslamiyetin doğuģu ve yükseliģiyle birlikte farklı medeniyetlerin kesiģtiği bu coğrafyada hem Yunan gibi Batı hem de Hint, Fars, Süryani ve Mısır gibi Doğu geleneklerinin bir arada yaģaması, Arapçanın sözlü bir dilden ortak bir medeniyetin yazılı dili haline gelmesini sağlamıģ yanısıra farklı topluluklar arasında iletiģim ihtiyacını gerektirmiģ görünüyor. Mahmut Tanrıverdi, Arap çeviri geleneğinin kaynak dil ve kültürleri arasında Hintçe-Sanskritçe, Pehlevice-Farsça, Yunanca ve Süryanicenin yer aldığını, bu kültürlerin Arapçaya aktarımında Hintli, Fars, Süryani, Harranlı ve Yahudi bilim insanları ve çevirmenlerin etkinlik gösterdiğini kaydediyor (Tanrıverdi 2007: 94). Bu saptama Ģüphesiz, o dönemlerde Arapçanın kültürlerarası örtüģük alanı konusunda bir fikir veriyor. ÇağdaĢ çeviribilimcilerden Mona Baker, Araplarda çeviri geleneğini ele aldığı makalesinde, 8. ve 11. yüzyıllar arasında çeviri etkinliğinin geliģmesinde Ġslam anlayıģı içinde yeni bilimsel bilgi arayıģının etkisinden söz eder. Baker, aynı zamanda kağıdın Ġslam dünyasına girmesinin de, Arapçanın yazılı kültür haline gelme sürecini hızlandırdığını; çevirinin bu sürecin Ģekillenmesinde önemli roller oynadığını belirtir. Ona göre Arapçadaki bu çeviri hareketinin diğer çeviri geleneklerine kıyasla özgün yönleri bulunmaktadır. Bunlar, fetihlerle geniģleyen bir coğrafyada çok çeģitli kaynak dillerin bulunması, çevirilerin matematik, astronomi, felsefe, mantık, tıp, kimya ve siyaset gibi çok çeģitli alanları kapsaması ve çeviride planlı ve kurumsal bir hareketin gerçekleģmiģ olmasıdır (Baker 1998: 318). Dimitri Gutas da, Bağdat ta geliģen Yunanca-Arapça çeviri hareketini ve bu bağlamda erken Abbasi dönemini ele aldığı çalıģmada, Yunancadan Süryaniceye yapılan öncül çevirilerin Abbasi çeviri hareketinin geliģmesine zemin hazırladığına değinir. Bu hareketin geliģmesinde, ilk fetihlerle Yunanca konuģulan bölgelerin elde edilmesi sonucunda yönetici elitin özellikle gündelik hayatta Arapçaya doğru bir çeviri ihtiyacıyla karģılaģtığına dikkat çeker. Bu bağlamda Gutas, tarihsel, toplumsal ve kültürel sonuçları olacak asıl planlı çeviri hareketinin Emevilerden ziyade Abbasi halifeleriyle baģladığını ileri sürer (Gutas 1998: 20-24). Gutas ayrıca, Abbasiler döneminde Yunancanın yanı sıra, Pehleviceden de Arapçaya yapılan çevirilerin önemine değinir. Benzer Ģekilde Hilmi Ziya Ülken de, Bağdat ta halife Memun ve Mütevekkil dönemlerinde geliģen çeviri etkinliğinin köklerinden birisinin Ġran ve Hint kültürleri olduğunu belirtir. Ülken e göre, Ġran ve Hint bilimine ait eserlerin çevirisi Yunandan önce baģlamıģ, Hintçe ve Süryaniceden Farsçaya yapılan ve CinduĢapur okulunu besleyen bu çeviriler sonradan Abbasi geleneğine aktarılmıģtır (Ülken 1997: 92, 98). Yukarıda değinilen olgular, Arapça kültürlerarası örtüģük alan ının bu dönemdeki yapısını, bu bağlamda Arap çeviri hareketini anlamak ve değerlendirmek açısından Ģu yönlerden önemli görünmektedir: Öne çıkan olgular, özellikle Araplarda çevirinin kuramsal yönlerini Yunan, Fars ve Hint gelenekleri ile olan bir etkileşim zemininde değerlendirmek gerektiğine iģaret ediyor. Bu durumda, ortak Ġslam medeniyeti içinde geliģen bir Doğu çeviri kuramı ndan söz edeceksek,

6 744 Cemal DEMİRCİOĞLU kuramsal/yarı-kuramsal yaklaģımları ve özellikle çeviri stratejilerinde karģımıza çıkacak olası dallanma ve karģıtlıkları, Yunan-Arap-Fars-Hint-Süryani-Mısır gibi gelenekler arasında kurgulanacak döngüsel bir etkileşim zemininde ele almamız gerekecek. Döngüsellik ile tarihsel süreç içinde kimi kuramsal yaklaģımların çeģitli kültür merkezleri arasındaki olası seyahatlerini ve zamanla oluģabilecek döngüleri kastediyorum. Yani, bu bağlamda, Osmanlının iliģkili olduğu çeviri geleneklerini kendi halinde kapalı yapılar olarak değil de, kültürlerarası devingen iliģkilere, alıģveriģ ve etkileģimlere açık olan ve bunlardan beslenen yapılar olarak kurgulamamız ve incelememiz gerekecek. Osmanlı odaklı tarihsel çeviri araģtırmalarında yeni yaklaģımlara kapı aralayacağını düģündüğüm bu bakıģ açısı, hem makalemizde Osmanlıya kuramsal katkılar sunduğunu savladığımız Arap çeviri geleneğinin verili bir dönemde baģka geleneklerle etkileģen bir yapısı bulunduğunu hem de doğu çeviri kuramının bir parçası olarak karģımıza çıkacak çeģitli yaklaģımların ne tür hatlar izlediklerini daha rahat görebilmemize imkan sağlayacak bir çerçeve sunuyor. Arap çeviri hareketinin geliģtiği bu coğrafyanın, özellikle Roma nın yayılmasıyla birlikte Ġskenderiye, CundiĢapur, Harran, Antakya ve Nusaybin gibi diğer önemli kültür ve bilim merkezlerine göç eden bilim insanlarının toplandığı bir bölge haline gelmesi, söz konusu hatların izlenmesi açısından önemli görünen bir olgudur. Bu durum, Süryanice ve Arapçada çeviri üreten kimselerin Yunan ve Latin orijinli kuramsal yaklaģımlardan haberdar olabilecekleri, belki de bu diller arasındaki çeģitli çeviri sorunlarının kavramsallaģtırılmasında batı da üretilmiģ kuramsal yaklaģımlardan yararlanabilecekleri ihtimalini düģündürüyor. O nedenle, Araplarda çeviriyle iliģkili kuramsal yaklaģımları düģünürken, Roma dan yani batıdan taģınması olası etkileģimlerin de üzerinde durulması gerekiyor. Benzer bir etkileģimin, Hint, Fars gibi diğer model kültürler için de düģünülmesi gerekli. Bu bağlamda, Nasrullah Hacımüftüoğlu örneğin Arap retoriğinin kurucusu saydığı el-cahiz in, Arap belagatinin kaynağını Hint ve Fars unsur larından yapılan çevirilere dayandırdığını ileri sürüyor (Hacımüftüoğlu 1987: 83-85). Süryani bilimcilerin çeviri etkinliğinin mu tezile 6 düģüncesine etkilerini inceleyen Osman Aydınlı da, Beytü l-hikme nin önemli çevirmenlerinden Hireli nasturi Huneyn bin Ġshak ve ekibinin Aristoteles ve Platon baģta olmak üzere birçok Yunan filozofunun kitabını Süryanice ve Arapçaya çevirdiğini kaydediyor (Aydınlı 2007: 15). Akif Özdoğan, Abbasiler dönemindeki çeviri etkinliğinin Arap edebiyatına olan etkisini ele aldığı çalıģmasında Ġbnü n-nedîm in el-fihrist te 7 (M.987) verdiği bilgilere atfen el-memun un Bizans imparatorundan elindeki eski eserleri istediğini, Yuhanna bin Batrik in de içinde olduğu kimi bilimci ve çevirmenlerden bir heyeti Ġstanbul a göndererek pek çok eseri Beytü l-hikme ye getirttiğini bildiriyor (Özdoğan 2005: 37). Bekir Karlığa da, el-fihrist e dayanarak Beytü lhikme ye getirilen bu eserlerden 40 ın üzerinde Grekçeden, 20 nin üzerinde Farsçadan, 5 civarında Hintçeden ve 1 de Nebatçadan Arapçaya çeviri yapıldığını bildiriyor (Karlığa 1997: 90). Bu noktada, Yuhanna bin Batrik in Arapçada ad verbum çeviri yöntemini benimseyen ve aynı zamanda çeviri sorunları üzerinde düģünen önemli bir uygulamacı olduğu da hatırlanacak olursa, bu tür etkileģimleri ve hatları düģünmemizi sağlıyacak yeterli ipuçları mevcut görünüyor. Arap geleneğinde çeviri ve sorunları üzerine düģünen kiģilerin yaklaģımlarının Yunan, Fars, Hint ve Mısır geleneklerindeki yaklaģımlarla ne Ģekilde etkileģtiği, kuramsal yaklaģımların bir merkezden diğerine nasıl ve hangi yollarla taģındığı gibi konular çeviri olgularını döngüsel ve 6 Mu tezile düģüncesi, Ġslam inancında akılcı bir itikadi mezhep olarak kabul edilir. Özellikle kaza ve kader konularındaki yorumlarıyla diğer itikadi mezheplerden ayrılır. Akılcı bir mezhep olarak mu tezile, mantık kurallarıyla çeliģtiğini düģündüğü ayet ve hadisleri ehl-i sünnetten farklı bir biçimde yorumlamıģ, özellikle Abbasiler döneminde gerek akılcılık gerekse felsefe ile yakından iliģki kurması nedeniyle eleģtirilmiģtir. Ancak yine de ehl-i sünnet tarafından Ġslam inancı içinde sayılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bakınız Corbin 1994: Ġbn ün-nedim in el-fihrist i, Emevi ve Abbasilerdeki çeviri etkinliğiyle ilgili bilgiler için günümüz araģtırmacılarınca baģvurulan önemli bir tarihsel kaynaktır.

7 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 745 etkileşimli bir bağlam içinde ele almamız gerektiğine iģaret ediyor. ġüphesiz bu düģüncemiz, tarihsel çeviri araģtırmalarında Judy Wakabayashi nin iģaret ettiği karģılaģtırmalı bir çeviri tarihi metodolojisi ihtiyacını gündeme getiriyor (Wakabayashi 2004). Yazımızın konusu Ģimdilik çeviri tarihinde yöntem sorunları olmasa da, yine de hipotetik olarak Ģu soruyu ortaya atabiliriz: Akademik söylemde batı çeviri tarihinin baģlangıç noktası olarak ele alınan Latin geleneği ve bu geleneğin Ġsa dan önceki önemli temsilcilerinden Marcus Tullius Cicero, Quintus Horatius Flaccus ile sonrasında Eusebius Sophronius Hieronymus (St. Jerome) gibi kiģilerin görüģleri ile acaba el- Cahız, Huneyn bin Ġshak, Ibnü l-batrik, el-hamsi, es-safedi gibi Araplarda çeviri üzerine düģünenlerin yaklaģımları arasında bir iliģki ve etkileģimden bahsedebilir miyiz? Bir iliģki varsayıyorsak, hangi hatlar üzerinden oluģan nasıl bir etkileģim? Kanımca, çeviriyle iliģkili mevcut tarihsel olgu ve veriler, bu tür olası etkileģim ve döngüler üzerine yine de bazı soruları ortaya koymamıza, henüz kanıtlar açısından yeterli olmasa da kimi hipotezler geliģtirebilmemize olanak sağlıyor. David Connolly ve Aliki Bacopoulou-Halls, Latinlere kaynaklık eden Yunan çeviri geleneğini ele aldıkları bir çalıģmada, Antik Yunan nın pek çok kültürle yakın iliģki ve etkileģim içinde olduğunu ancak buna rağmen çeviriye pek ilgi duymadıklarına değiniyor. Antik Yunan edebiyatında çeviri uygulaması ve süreciyle iliģkili bir tartıģmanın bulunmadığını belirten araģtırmacılar, bu tür tartıģmaların erken Bizans döneminde özellikle hukuk metinleri bağlamında baģladığına değiniyor (Connolly ve Baopoulou-Halls 1998: 429). Bu saptama, el-memun döneminde Abbasilerin Bizansla olan iliģkileri ve Beytü l-hikme ye getirilen eserler düģünüldüğünde, Yunan-Latin-Arap etkileģimlerinin hattı açısından, kanımca anlamlı bir durum oluģturuyor. Ayrıca, özellikle Abbasilerde gerçekleģen çeviri hareketi ile mu tezile düģüncesinin, bilimsel bilgi üretiminde farklı din ve etnik yapılardan, farklı kültür ve geleneklerden beslenmeye açık olduğu, bu bağlamda Yunan felsefesi, bilimi ve metedolojisinden yararlanmada bir sakınca görmemesi de hatırlanırsa, bu durumun çeviriyi de kapsayacak kuramsal etkileģimler için sosyolojik bir bağlam oluģturabileceğini neden düģünmeyelim? AĢağıdaki bölümde bu çerçeve içinde, Araplarda çeviriyi düģünmeleri açısından öne çıkan bazı bilimciler ele alınacak ve görüģlerindeki temel noktalar sunulacaktır el-cahız (9. yy): Çeviride belagat-odaklı ve lafz ı vurgulayan bir yaklaşım Ramazan ġeģen, 8. yüzyılın ikinci yarısından sonra Basra da doğduğu tahmin edilen Ebu Osman Amr bin Bahr el-cahız dan (ö. 869), Basra nın çok canlı kültür ve bilim atmosferi içinde yetiģen, önemli hocaların gramer, Ģiir, tarih ve edebiyat derslerini izleyen ve Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından biri olarak bahseder (ġeģen 1993: 20). 8 İslam Ansiklopedisi ndeki (ĠA.) Cahiz maddesinde el-cahız, Yunan filozoflarını özellikle Aristoteles gibi tabiatçıları inceleyen ilk mu tezile edip ve kelamcılarından biri olarak anılır (ĠA, 13). Hilmi Ziya Ülken, el-cahız ı Yunan Ģüpheciliğinden etkilenen mu tezile felsefecilerinden biri olarak görür (Ülken 1997: 90). Yakup Eroğlu da, Arap edebiyatında belagat ilminin ilk temellerini el-cahız ın attığını belirtir (Eroğlu 2007: 4). Felsefeden doğa bilimlerine kadar çok çeģitli alanlarda eser verdiği görülen el-cahız ın çeviri üzerine görüģleri için referans alınan temel eser, onun günümüze kadar gelebilmiģ Kitabü l- Hayevan 9 isimli zoolojiyle ilgili kitabıdır. Mehmet Hakkı Suçin, Arapça-Türkçe çeviri sorunlarını ve çeviri sürecini yönlendiren stratejileri ele aldığı çalıģmasında, el-cahız ı Arap geleneğinde çeviriye kuramsal yaklaģan ancak çevirmen olmayan iki isimden biri olarak zikreder (Suçin 2012: 8 El-Cahız ın biyografisi ve eserleriyle ilgili ayrıntılı bir çalıģma için Charles Pellat ın 1969 tarihli çalıģmasına bakılabilir yılında Fransızca olarak kaleme alınmıģ bu eser, 1969 yılında D.M. Hawke tarafından Ġngilizceye çevrilmiģtir. 9 Makalede, Kitabü l-hayevan ın Abdusselam Muhammed Harun un 1965 tarihinde yayıma hazırladığı Arapça versiyonu kullanıldı. Ayrıca Pellat 1969 dan da yararlanıldı. Abdusselam Muhammed Harun un hazırladığı bu birincil kaynakla çalıģırken Arapçayla ilgili sorularıma sabırla cevap veren meslektaģlarım Bahel el-kaddar ve Atia Ataullah el- Ayafi ye teģekkür ederim.

8 746 Cemal DEMİRCİOĞLU 61; 2013: 63). Muammer Sarıkaya da, el-cahız ın tercümeyle ilgili dile getirdiği düģüncelerin Araplarda tercümenin esaslarını belirlediğini ve onun, çeviriyle ilgili kuramsal düģüncelerini çeviri eserleri inceleyerek geliģtirdiğini ileri sürer. Sarıkaya ayrıca el-cahız ın çeviriyi, uygulamada gözlemlediği hataları düzeltmek amacıyla ele aldığını belirtir (Sarıkaya 2003: 138, 146). El- Cahız ı, dönemin diğer önemli çevirmenlerinden Huneyn bin Ġshak la karģılaģtıran Myriam Salama Carr da çeviriyle iliģkisi bakımından el-cahız ı uygulamacı (practitioner) olarak betimlediği çağdaģı Huneyn bin Ġshak karģısında gözlemci (observer) konumuna yerleģtirir. Carr, el-cahız ın görüģlerinin dil ve teolojiyle iliģkili bir yönü bulunması dolayısıyla mu tezile düģüncesine gönderme yaparak onun yaklaģımının ancak Arap dilinin geliģimiyle ilgili bir bağlamda anlaģılabileceğini ileri sürer (Carr 1997: ). 9. yüzyılda Araplarda çevirinin kuramsal yönleriyle ilgili veriler sunan Kitabü l-hayevan, aslında köpekler, kuģlar, sürüngenler gibi çeģitli hayvan türlerinin evrimi, iklimin ve coğrafyanın hayvanların yaģamı üzerindeki etkilerini ele alan ve çeģitli tasnifler içeren bir eserdir. Aristoteles in Historia animalium (Hayvanların Tarihi) gibi hayvanlarla ilgili eserlerinde geçen kimi terimlerden alıntıların da bulunduğu eserde el-cahız, hayvanlar özelinde mahlukları daha üstün bir kudretin yani Tanrı nın varlığını kanıtlamak bakımından sınıflandırmaya çalıģan teolojik bir yaklaģım benimser (bkz. İA, 13, 14). Susanne Enderwitz, Kitabü l-hayevan ın Aristoteles in Historia animalium geleneğinin takipçisi olduğunu, el-bagdadi nin el-cahız ın bu eserden intihal yapması dolayısıyla onu suçladığını ve el-cahız ın bu eserden Yuhanna bin Batrik in çevirisi dolayısıyla bilgi sahibi olduğunu belirtiyor (Enderwitz 2009: 229). Osman Aydınlı da, el-cahız ın daha önce el-batrik çevrisiyle Aristoteles in bu eserini bildiğini ve bundan yararlandığını söylüyor. Ayrıca el- Cahız ın kendi eserini mu tezileci vezirlerden Muhammed bin Abdülmelik ez-zeyyat ın isteği ve sipariģi üzerine kaleme aldığına, eserinde Aristoteles in görüģlerine yer verdiğine, bazen de onu eleģtirdiğine değiniyor (Aydınlı 2007: 31). Kitabü l-hayevan da el-cahız ın çeviri ile ilgili görüģleri, eserin ağırlıklı olarak birinci cildindeki suubetu tercemeti el-şiir el-arabi (Arap Ģiirinin çevirisindeki güçlükler), kıymetu elterceme (Çevirinin değeri), şerait el-turcuman (çevirmenliğin gerekleri), tercemetu kutub eldin (Dini kitapların çevirisi) gibi baģlıklar altında sunulur. 10 El-Cahız, bir mütercimde bulunması gereken nitelikler arasında, öncelikle çevirmenin kaynak (el-menkule) 11 ve erek dili (vel menkul ileyha) eģit düzeyde bilmesi, aynı zamanda çevirideki ifadelerin kaynak eserdeki kadar açık ve anlaģılır olması gerektiğini vurgular. Ġlaveten çevirmenin, kaynak metin yazarı kadar alan bilgisine de sahip olması gerektiğini söyler. Her ne kadar, kaynak ve erek dillerin eģ düzeyde bilinmesi gerektiğini vurgulasa da el-cahız, Arapçaya yapılan çevirilere atfen, iki dil bilmenin çevirmenin gücünü böleceğini ve bir dilin diğer dile olan ilgiyi zayıflatacağını düģünür; çevirinin bundan etkileneceğini vurgular. Suçin in de değindiği gibi diller arasındaki giriģim sorunlarına iģaret etse de el-cahız ın yaklaģımında yine de her iki dilin edinci ve yapısı konusunda çevirmenin yetkin olması önemli görülen ölçütler olarak karģımıza çıkıyor. El-Cahız ın çeviride dil edinci, gramer, üslup ve belagat gibi konularda yetkinliği vurgulamasında Ģüphesiz onun retorik alanında çalıģan ve Arap nesrinin temellerini kuran bir edip 10 Söz konusu bölümler ilgili cildin sayfaları arasındadır. El-Cahız ın yaklaģımı bu bölümlerdeki bilgilerden yararlanılarak betimlenecektir. Ayrıca Pellat 1969 da, özgün eserden Ġngilizceye yapılan kısmi pasaj çevirileri sunmaktadır. 11 Yazımızda kullandığımız kimi terim ve ifadelerin kaynak metinde geçtiği özgün biçimleri parantez içinde ve italik olarak gösterilecektir. Bu tür terimler, bir kültürde çeviri imajları, kavram ve algısını anlamak bakımından oldukça önemli verilerdir. Soykütüğüne dayalı bu tür bakıģ açılarının, çeviri tarihi alanında buna odaklanacak alt çalıģma alanlarının oluģmasına ve geliģmesine katkı sağlayacak yaklaģımlar olduğunu düģünüyorum.

9 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 747 olmasının etkisi olmalıdır. Arap dilinin özellikleri ile Arapların Ģiir ve belagatteki becerileri üzerinde duran el-beyan ve t-tebyin isimli belagatle ilgili bir eser yazmıģ olduğu da hatırlanırsa bu vurgu daha da anlamlı hale gelir. 12 Arap edebiyatında biçim ve anlam tartıģmalarını inceleyen Ġsmail Güler, el-cahız ın lafz ve mana iliģkisi bağlamında Abdulkâhir el-cürcânî karģısında lafzı yücelten ama sanıldığının aksine manayı da göz ardı etmeyen bir yaklaģımı benimsediğini belirterek el-cahız ı belagatte biçimci yaklaģımın öncüsü olarak konumlandırır (Güler 2001: ). Ancak Güler e göre, biçimci görüģün temsilcisi olarak bilinse de el-cahız, edebiyatta lafz ın önemini vurgulayarak lafz ların doğru seçilmesiyle mana nın da doğru ve güzel olacağını düģünen, lafz ve mana dengesini estetiğin sağlanması açısından vurgulayan bir ediptir. Bu veriler ıģığında, el-cahız ın, edebiyat üretiminde dil ve belagat konusundaki beklentilerinin, çeviri ve çevirmenden olan beklentilerini çerçevelediğini ve onun çeviride belagat-odaklı, biçimci ve lazf ı önemseyen bir yaklaģımı savunduğunu söylemek pek yanlıģ olmaz. Sarıkaya ve Carr ın da iģaret ettiği gibi, el-cahız çeviri sorunlarını uygulamalar üzerinden gözlemleyerek tartıģan ve teorik olarak Ģiirin ve dini metinlerin manzum bir Ģekilde çevirisini olanaklı görmeyen bir yaklaģımı benimser. Yani ona göre Ģiir çevrilemezdir. Özgün metindeki Ģiirsel bütünlük ile bir kaynak metinde insanları hayrete düģürdüğünü belirttiği estetiğin, çeviride verilemeyeceğini ve Ģiir çevirisinde kayba uğrayacağını ileri sürer. Ayrıca vezin ve ölçü de ona göre Ģiir çevirisinde bozulan ögelerdir. Susanne Enderwitz, el-cahız ın çevirilmezlik konusundaki görüģlerinin o dönemdeki Bedevilerin genel yaklaģımını yansıttığını, ayrıca çevirmenin nitelikleri konusundaki görüģlerinin de Beytü l-hikme nin beklentilerine yakın olduğunu ileri sürer (Enderwitz 2009: 236). ġiirdeki inceliklere sadece o dili konuģanların vakıf olabileceğini vurgulayan el-cahız, Ģiirin ancak anlama odaklanarak ve nesir halinde çevrilebileceğini belirtir. Ona göre, Ģiirdeki anlamı verecek Ģekilde nesir halinde sunulan ifadeler, Ģiirin Ģiir olarak çevirisinden daha güzel ve etkileyici olmaktadır. Yine de nesrin çevirisinde güçlükler bulunduğunu düģünen el-cahız, kaynak metnin ifadelerindeki deyiģ özelliklerinin, anlamlarındaki incelik ve sırların hakkını vererek çevrilebileceğine Ģüpheyle yaklaģır. Böyle bir durumda, vekil (el-vekil) olarak nitelediği çevirmenin, görevini tam yapamayacağını dile getirir. Nesir çevirisindeki güçlüğün metindeki anlamların bilinmesi, lafz kalıplarının doğru bir Ģekilde kullanılması ve kaynak metnin yazar kadar bilinmesiyle aģılabileceğini düģünür. O halde el-cahız, nesir çevirisinde lafzın doğru kullanıldığı ve anlam odaklı yapılacak bir aktarımı olanaklı görmektedir. El-Cahız ın dini metinlerin çevirisiyle ilgili görüģlerinde de mu tezile düģüncesinin genel çerçevesi dikkat çeker. Ona göre, dini metinler Tanrı hakkında bilgiler ilettiğinden, bunların çevirilerini Ģüphe ile karģılamak gerekir. 13 Dini metinlerin çevirisinde çevirmenin ancak tevhid akidesini bilmesi durumunda hem kültürlü biri olarak kabul edilebileceğini hem de kaynak metnin gerçek anlamlarını bu Ģekilde yorumlayabilme zemini elde edebileceğini dile getirir. El-Cahız ın buradaki yaklaģımı çeviriyi, dili ve bu bağlamda lafz-mana iliģkilerini mu tezile inancı ile iliģkilendiren bir tutum izlediğini gösteriyor. Onun retorik alanında biçimci görüģü benimseyen bir edip olduğu da göz önünde tutulursa, çevride lafz sanatları, kelimelerin yan yana getiriliģi, gramer kullanımı, dilde ve ifadede açıklık, söz kalıplarının bilinmesi ve doğru kullanımı gibi dilin biçimsel yönlerine iliģkin nitelikleri önemsediği, retorikteki yaklaģımının çeviriye kuramsal bakıģını çerçevelediği görülüyor. Aynı zamanda çevirmenin kültürlü olmasını da önemseyen el-cahız, 12 El-Cahız da karģımıza çıkan belagat vurgusu, çeviri ve belagat arasındaki çerçeveleme iliģkisinin kanımca güzel bir örneği. 13 Hilmi Ziya Ülken, felsefi açıdan el-cahız ın Ģüpheciliğine Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü isimli analitik çalıģmasında dikkat çekiyor (Ülken 1997: 90). Bu bağlamda, Ülken in iģaret ettiği el-cahız ın Ģüpheciliği, onun çeviri değerlendirmelerindeki yaklaģımlarını da çerçevelemiģ görünüyor.

10 748 Cemal DEMİRCİOĞLU çeviride baģarı için çevirmenin döneminin âdet ve geleneklerini bilmesini, sosyal iletiģimdeki gizli konvansiyon ve anlaģmalar hakkında bilgi sahibi olmasını Ģart koģuyor. El-Cahız ın çeviriye belagatle çerçevelendiği görülen biçimci yaklaģımı, onun çeviri hatalarına bakıģ açısını da belirlemiģ görünüyor. Kitabü l-hayevan da dini kitapların çevirisi baģlığı altında sunulan görüģler incelendiğinde, onun çevirmenden hem kaynak hem de erek metnin dili ve lafzlarını iyi bilmesini beklediği, çeviri hatalarını da bu ölçütler çerçevesinde değerlendirdiği görülür. El-Cahız a göre, dini metinlerin çevirisindeki hatalar, gerek dini konuların gerekse dillerin maddi niteliklerinin bilinmemesinden kaynaklanır (sf ). Sonuç olarak el-cahız ın çeviriye yaklaģımında, Mehmet Hakkı Suçin in de iģaret ettiği Ģekilde (Suçin 2012: 64), esas olarak iki beklentinin öne çıktığı söylenebilir. Birincisi çevirmen, ifadelerinde doğru ve düzgün bir söyleyiģe sahip olmalı, sözleri lafz, mana ve ahenk açısından açık ve kusursuz olmalıdır. Ġkinci olarak da çevirmen, çalıģtığı alanda yetkin bir alan bilgisine sahip olmalıdır Huneyn bin İshak (9. yy): Çeviride edisyon kritik sorunları ve anlam çevirisine odaklı bir yaklaşım El-Cahız ın çağdaģı olan Huneyn bin Ġshak, Diyanet İslam Ansiklopedisi nde (DİA) onunla ilgili bir madde yazan Hasan Katipoğlu ve Ġhsan Kutluer in belirttiğine göre, 9. yüzyılda eski Yunan tıbbı ile felsefesinin Arapçaya aktarılmasında önemli rol oynamıģ bir hekim ve çevirmendir. Beytü l-hikme ye mütercim olarak kabul edilen Huneyn, Grekçeden çevirdiği tıp kitaplarıyla, hem Yunan tıbbının Arapça konuģulan coğrafyalarda bilinir olmasına hem de Arapçada tıp terminolojisinin geliģmesine katkı sağlayan önemli bir bilim ve düģünce insanıdır (Katipoğlu ve Kutluer 1998: 377). Huneyn bin Ġshak ın çeviri ekolü üzerine birincil kaynaklar üzerinden kapsamlı bir çalıģma yapan Eyüp Tanrıverdi için de Huneyn in çeviri etkinliği açısından önemli görünen yön, çeviri uygulamacısı olmasının yanında, oğlu Ġshak bin Huneyn, yeğeni HubeyĢ bin Hasan el-a sem ve Ġsa bin Yahya nın da bulunduğu bir grupla edisyon kritiğe dayalı bir çeviri ekolü oluģturmasıdır. Ona göre Huneyn, Arap aydınlanmasının yetkin ve sürükleyici bir figürü olarak, tıp literatürüne hakimiyetinin yanında dönemin kültürel geliģmelerine iliģkin önemli veriler sunan ve çeviride edisyon sorunları üzerinde düģünen bir hekim ve çevirmendir (Tanrıverdi 2007: 122). Mehmet Hakkı Suçin de, Araplarda çeviri yöntemleriyle ilgili düalist bir tasnif sunan 14. yüzyılın önemli edip ve tarihçilerinden Selahaddin es-safedi nin sınıflandırmasına dayanarak Huneyn ve ekibini hedef dilin normlarını daha çok dikkate alan çevirmenler grubu olarak niteler (Suçin 2012: 59-60). Huneyn bin Ġshak ın çeviri düģüncesi için referans alınan temel eser, onun 855 yılında yazdığı Risaletu Huneyn bin İshak ila Ali bin Yahya fi zikri ma turcime min kütübi Calinus bi- ilmihi ve ba di ma lem yutercem isimli risaledir. 14 Bu eser kendisinin daha önce Süryanice hazırladığı Yunan hekimlerinden Calinus un (Galen/Galenos) eserlerinin bir indeksi olup, halife Mütevekkil dönemin önemli çeviri hamilerinden Ebu l-hasan Ali b. Yahya el-müneccim in isteği üzerine Süryaniceden Arapçaya çeviri ve kimi eklerle kaleme alınmıģtır. Risale de, Galen in eserleriyle ilgili bilgi ve açıklamalar ile Huneyn in Galen çevirilerine dair yaptığı çeģitli değerlendirmeler bulunmaktadır. 14 Bu eserle ilgili çalıģmalar için bakınız Tanrıverdi Buna göre, eserle ilgili ilk çalıģmaları Alman oryantalist Gotthelf Bergstrasser yapmıģ ve çalıģmalarını 1925 yılında Hunain bin Ishaq über die syrischen und arabischen Galen- Übersetzungen adıyla Leipzig de yayımlamıģtır. Tanrıverdi, ayrıca Risale nin Arapça ve Farsçada yapılan çalıģmalarıyla da ilgili bilgi veriyor. ÇalıĢmamızda ağırlıklı olarak Tanrıverdi 2007 den ve kısmen Bergstrasser den yararlanıldı. Ayrıca bakınız Fuat Sezgin (1996: ).

11 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 749 Çeviride versiyon karģılaģtırması yoluyla güvenilir bir kaynak metin kurmayı amaçlayan Huneyn, kendisinin kurduğu bu kaynak metni çeviride esas alır. Tanrıverdi nin belirttiğine göre, Huneyn Galen indeksini hazırlarken hem kimi kaynak eserlerin kendi yazarlarından baģka kimselere isnad edildiğini hem de aynı eserin farklı isimlerle dolaģımda olduğunu yakından gözlemlemiģ ve bunu çeviride bir sorun olarak görmüģtür (Tanrıverdi 2007: 98, 101). Görünen o ki, Huneyn in edisyon kritiğe dayalı yöntem arayıģı, yazma geleneğine sahip doğu edebiyat ve çeviri geleneklerindeki uygulamalarda güvenilir bir kaynak metinle çalıģma sorununa iģaret ediyor. Huneyn üzerine ilk önemli çalıģmalardan birini yapan ve Süleymaniye Kütüphanesi ndeki bir yazmaya dayanarak 1925 yılında Hunain bin Ishaq über die syrischen und arabischen Galen- Übersetzungen isimli eseri yayımlayan Alman oryantalist Gotthelf Bergsträsser e göre, bu tür edisyon sorunları ve çalıģmaları aslında Arap kültüründe eskiden beri var olan bir sorun olup, Huneyn in yöntem arayıģını onun titiz ve dikkatli oluģunda aramak gerekir (Bergsträsser 1925). Ancak, metin üretiminde dizgesel bir sorun olsa da burada dikkat çeken olgu Huneyn in bunu çeviri sürecinin önemli bir parçası olarak sorunsallaģtırması ve bir çeviri yöntemi olarak kullanmasıdır. Bu bağlamda Huneyn in yöntemi, çeviri sürecinde olası kaynak metinlerin karģılaģtırılmasına, gözden geçirme ve tashih yoluyla bir kaynak metnin kurulmasına dayanan bir yöntem olarak belirginleģir. Bu ise çeviri sürecinin editoryal bir uygulamayla baģlaması anlamına gelmektedir. Huneyn in Galen indeksinde, çevirmenlerin özellikle görünür kılınmaya çalıģtığı dikkat çeken olgulardandır. Tanrıverdi, Huneyn in çevirmen isimlerini göstermekte dikkatli davrandığını ve çevirmenlerin yaģları ile çevirinin kalitesi arasında bir iliģki varsaydığını belirtiyor (ibid. 115). Bu olgu, Huneyn in çevirinin baģarılı olmasında alan bilgisi kadar uygulama tecrübesini de önemsediğini gösteriyor. Eserlerin hangi dillere çevrildiği ve çevirileri baģarılı bulup bulmadığı konusunda da değerlendirmeler sunan Huneyn in görüģlerinde dikkat çeken olgu, bunların kaynak ve erek metin karģılaģtırması üzerinden ortaya konmuģ olmasıdır. Bu, çeviri değerlendirmesi açısından önemli bir olgu ve yöntemsel bir yaklaģımdır. Bekir Karlığa, çeviriye yaklaģımı açısından Huneyn in uygulamada sadece kelimelere karģılık bulmaya çalıģmadığını, daha ziyade cümlenin anlamına odaklanan bir tercüme yaklaģımını benimsediğini belirtiyor; bu nedenle çevirilerinin fazlaca bir düzeltme gerektirmediğine dikkat çekiyor (Karlığa 1997: 91). Risale deki çevirmenlere yönelik eleģtirilerine atfen Tanrıverdi de, Huneyn in Aristoteles in 6. yüzyıldaki önemli Süryanice çevirmenlerinden Resaynlı Sergius ve Eyyüb er-ruhavi gibi bilimcilerin yaptıkları Galen çevirilerini, kaynak metne olan sadakatleri ve metni anlamamaları açısından eleģtirdiğine değiniyor. Bu bağlamda Huneyn, eleģtirilerinde terceme redie (kötü çeviri), terceme su (fena çeviri), terceme gayr mahmude (öygüye değer olmayan çeviri), fasid redi (çok bozuk), terceme la-tufhem (anlaģılmaz çeviri) gibi terimleri kullanıyor. Bu veriler, Huneyn in çeviri eleģtirisinde en azından çevirinin anlama göre gerçekleģip gerçekleģmediğini gözlemlemeye ve bunu denetlemek üzere metin karģılaģtırmasına yönelmeye çalıģan bir tutum benimsediğini düģündürüyor. Huneyn in Galen külliyatına dayalı çeviri uygulamalarında dikkat çeken yönlerden biri de çevirilerin formlarında gözlemlenen bir çeģitlilik. Tanrıverdi ye göre, Huneyn tam çeviri, yoruma ve açımlamaya dayalı çevirilerin yanı sıra hulasa ve soru-cevap formuna dönüģtürülerek yapılmıģ çeviriler üretmiģtir. Bu formlar, aynı zamanda Osmanlı geleneğinde de çeviri uygulamalarında karģımıza çıkan metin türleridir (Demircioğlu 2009). Çeviri uygulamalarındaki çeģitliliğin birer göstergesi sayılabilecek bu olguların yanında onun, Galen çevirilerinde anlamı elinden geldiğince yitirmemeye çalıģması ve gerektiğinde yorum ve açıklamalar yapması çeviride erek odaklı bir tutum izlediğini gösteriyor. Özellikle erek metnin ifadesinde açık ve anlaģılır olmaya özen göstermesi ve değerlendirmelerinde bu ölçütleri araması bu yaklaģımın bir göstergesi olarak düģünülmelidir.

12 750 Cemal DEMİRCİOĞLU 3.3. es-safedi (14. yy): Çeviriye yönelik düalist bir sınıflandırma Ġsmail DurmuĢ, DİA de Ebü s-safa Salahuddin Halil bin Aybek Abdullah es-safedi den (ö. 1363) 14. yüzyıl Arap dili ve edebiyatı ve tarih alanlarında eserler vermiģ, Ģerhler yapmıģ bir edip ve Ģair olarak bahseder (DurmuĢ 2008: ). Muammer Sarıkaya da es-safedi nin yaģadığı 14. yüzyılı, Arap edebiyatının tercümeden çok bir telif dönemi olduğunu ve bu dönemdeki eserlerin genellikle yüzyılda yazılan eserlerin birer muhtasarı, Ģerhi, tefsiri, haģiyesi ve zeyli niteliğinde olduğunu belirtir (Sarıkaya 2003: 149). Sarıkaya ayrıca 14. yüzyıl yazarlarının önceki yüzyıllarda araģtırılan ve sunulan bir konuyu üzerinde düģünmeden, aynı ya da benzer ifadelerle tekrarladıklarına iģaret ediyor. Bu saptama, bu dönemdeki görüģlerin konumlandırılmaları ve yeniden çeviri olgusu açısından önemli görünmektedir. Es-Safedi nin çeviriyle ilgili düģünceleri, onun Ģerh alanındaki önemli eserlerinden biri olan Gaysü'l-müseccem fi şerhi'l-lamiyyetü'l-acem 15 isimli Ģerh kitabında yer alır. Bu eser, 12. yüzyılda yaģamıģ Arap Ģairi, katip ve kimyacı et-tuğrai el-ġsfahani el-leysi nin Lamiyyetü'l-acem adlı eserine yazılan bir Ģerhtir. Es-Safedi, Ģerhe baģladığı ilk bölümde Araplarda yaklaģık 5 yüzyıl öncesindeki çeviri uygulamalarına değinen bir sınıflandırma sunar. Altın çağ daki yaklaģımlara odaklanan bu sınıflandırma, Sarıkaya nın yukarıda iģaret ettiği bir çerçevede düģünülürse, yüzyıllar sonra es-safedi tarafından yapılan bir yeniden okuma mıdır yoksa önceki kaynaklarda sunulmuģ bilgilerin derli toplu bir tekrarı mıdır, bu, pek açık değildir. Dimitri Gutas, es-safedi nin sınıflandırmasının Yunanca-Arapça çevirilerin teknik yönü açısından akademik çevrelerde en çok alıntılanan görüģ olduğuna değiniyor (Gutas 1998: 142) 16. Ancak Gutas ın burada dikkat çeken argümanı, es-safedi nin sınıflandırma ve tanımlamalarının yanıltıcı olduğunu dile getirmesi; onun önce kelimesi kelimesine ve sonra serbest çevirilere doğru giden bir tablo sunarak çevirilerin zamanla geliģtiği gibi bir yanılsamaya yol açtığını ileri sürmesidir (ibid.). Gutas, bu tür bir kronolojik paradigma nın çeviri etkinliğinin gerçek rotasını yansıtmakta yetersiz olduğunu ileri sürmekte ve yöntemlere çeviri bütünceleri açısından bakıldığında farklı yöntemlerin aynı zamanda kullanıldığına, haklı olarak, dikkat çekmektedir. Gutas ın itirazına ek olarak, bu tür tarihsel bilgilerin temsil çerçevesinde kullanılmasında kanımca sorunlu görünen diğer bir yön de tasniflerin çeviri uygulama ve stratejileriyle iliģkili birer okuma/soyutlama olduklarının dikkatlerden kaçmasıdır. Tarihsel tasnifler, Ģüphesiz değerli temsiller olmakla birlikte, verili dönemin çeviri uygulamalarındaki çeģitlikleri genelde birtakım karģıtlıklara indirgeme tehlikesi taģırlar. Bu nedenle, tasniflerdeki kutuplaģtırmalara ihtiyatla yaklaģmak ve betimlemelerini verili dönemin çeviri uygulamaları üzerinden teyit etmek metodolojik açıdan gerekli görünmektedir. Es-Safedi nin sınıflandırmasına bakıldığında, onun iki aktarım yönteminden (fi el-nakl tarikan) söz ettiği görülür. Birinci yöntem, ona göre, halife el-mansur döneminin Süryani çevirmenlerinden olan ve Beytü l-hikme de Yunancadan Arapçaya çeviriler yapan Yuhanna bin el- Batrik ile Abdullah bin Naime el-humsi gibi çevirmenlerin izlediği yöntemdir. Burada her bir Yunanca sözcüğe ve onun anlamına denk gelecek Ģekilde bir Arapça sözcüğün verilmesine çalıģılır. Bu yöntem sözcüğü sözcüğüne bir çeviri iģleminin yapıldığı ve örneğin Ġ.Ö. Batı da dini ve kimi edebi metinlerin çevirilerinde karģılaģılan eski çeviri yöntemlerinden ad verbum yöntemidir. Ancak es-safedi, bu yöntemin iki yönden sakıncalı olduğunu belirtir. Birincisi, her bir Yunanca sözcüğü Arapçada karģılayacak sözcük veya ifade bulunamayacağından bu durum, çevirilerde pek çok 15 Buradaki çalıģmamız için eserin ĠSAM kütüphanesinde TUĞ.L 1990/1411 numarada kayıtlı Beyrut: Dârü'l- Kütübi'l-Ġlmiyye 1990 tarihli baskısı kullanıldı. 16 Bu sınıflandırma Osmanlı gibi komģu dizgelerde de çevirmenlerce atıf yapılan ve izledikleri stratejileri gerekçelendirmede kullanılan bir tasnif olarak karģımıza çıkıyor. Makalemizde ilerleyen bölümlerde ele alacağımız Manastırlı Mehmed Rifat ın Cevahir-i Çiharyar ve Emsal-i Kibar isimli Hicri 1327 (M ) tarihinde Halep de Matbaa-i Uhuvvet tarafından basılan eseri, bu sınıflandırmaya atıfta bulunan önemli bir örnektir.

13 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 751 Yunanca kelimenin bırakılmasına yol açmıģtır. Ġkincisi, bir dildeki mecaz ve göndermelerin diğer dile kelimesi kelimesine çevirisini olanaklı görmediğinden, anlamın erek dilde güzelce verilemeyeceğini dile getirir. Es-Safedi, ad-verbum un karģısında ikinci yöntem olarak Huneyn bin Ġshak ile Araplarda terim ve sözlük çalıģmaları açısından önemli bir bilim insanı olan el- Cevheri nin yaklaģımını örnek gösterir. Bu yöntemi uygulayanlar ise, kaynak metindeki sözcüklerin eģdeğerliklerine, karģılıkların uyup uymadıklarına bakmaksızın çevirisi yapılacak metni cümle cümle çözümleyerek anlamı Arapçada verirler. Bu yöntem, sözcük değil de birim olarak cümlenin anlamının aktarıldığı bir ad-sensum yöntemine iģaret eder. Es-Safedi, bu noktada Huneyn bin Ġshak ın çevirilerine gönderme yaparak, alan bilgisi dolayısıyla onun tıp, mantık, tabiat ve ilahiyata ait çevirilerinin herhangi bir düzeltmeye ihtiyaç duymadığını ancak riyaziye (matematik) bilmediğinden hesap, cebir ve hendese gibi alanlara ait çevirilerinin iyileģtirilmeye muhtaç olduğunu belirtir. Es-Safedi nin sınıflandırmasında, dikkat çeken noktalardan biri, onun düalist veya binarist yani ikili karģıtlığa dayalı bir sınıflandırma sunmasıdır. Bu evrensel düalitenin bir tarafında çevirmen, ya alıcılarının yabancısı olduğu bir kaynak metni harfiyen erek dilde üreterek erek dil okuruna yabancısı olduğu bir bölgede yol göstermeye çalıģır ya da yabancı bir metinden alımladığı anlamı, erek dile mal ederek okurunu memnun kılacak Ģekilde içe taģır. Dikkat çeken diğer nokta ise, bahsettiği her iki yöntemin dini metin çevirisi değil, bilimsel metinlerin çevirisiyle ilgili bir bağlama atfen kavramsallaģtırılmasıdır. Huneyn i, ad-sensum açısından örnek vermesi de bu yüzden anlamlı görünmektedir. Söylemi, verili bir dönemde Arap erek dizgesindeki beklentinin, alan bilgisine dayalı ve erek dilde anlaģılabilir olan çevirilerin üretilmesi yönünde olduğu görülüyor. Bu bağlamda es-safedi, üst katmanlarda ikili bir tasniften bahsederken, bunlardan adsensum yöntemini ad-verbum karģısında dönemine iliģkin bir ideal olarak öne çıkarıyor. Üst katmanlarda evrensel açıdan bu ikili karģıtlığın çalıģtığı düģünülebilir. Ancak, Abbasi toplumunda çeviri stratejilerini belirleyen etmenler arasında çeviriler üzerinden çeģitli felsefi ve teolojik yaklaģımlara dayanak arayıģlarının olduğu da düģünülürse, çeviriyi yönlendiren amaçların, izlenecek yöntemler üzerinde etkili olabileceği de hatırda tutulmalıdır. Bu bağlamda, alt katmanlarda çeviride kullanılacak yöntemlerin çeģitlenmesi olası hale gelir. Sınıflandırma bu yönüyle gerek üst gerekse alt katmanlar açısından, Latin çeviri geleneğinde Ġ.Ö. birinci yüzyılda Cicero ve Horatius un çeviriyi kavramsallaģtırdığı dönemdeki duruma benzerlik gösteriyor. Douglas Robinson, Latin geleneğinde harfiyen (literal) ve serbest (free) çeviri stratejilerini ele aldığı çalıģmasında, Cicero ve Horatius un hatiplerin eğitimi için çeviri kuramı oluģturduğu dönemlerde sadık çevirinin yanında öykünmenin (imitatio) de bir strateji olarak alt katmanlarda söz konusu olduğunu belirtiyor (Robinson 1998: 88). Örneğin bu çerçevede, el-cahız ın Kitabü l-hayevan ını, üzerindeki intihal tartıģmaları bakımından imitatio yaklaģımının bir örneği olarak düģünmek de yanlıģ olmaz. Bir metne dayalı benzer yaratıcı uygulamalara Osmanlı çeviri geleneğinde rastlanması da imitatio nun alt katmanlarda bir çeviri stratejisi olarak var olduğuna iģaret eden önemli bir olgudur. Bu olgu, Necib Asım ın klâsikler tartģması nda yaptığı çeviri tasnifinde karģımıza çıkıyor. 4. Osmanlıda bağlantılar: Öne çıkan kimi söylemler Yukarıda gerek Arap geleneğinde ele alınan yaklaģımların gerekse belagatin çeviri uygulamaları üzerindeki çerçevelendirici etkisinin Osmanlı toplumundaki yansımaları açısından ele alacağımız tipik örneklerden birisi 17. yüzyılın önemli süslü nesir yazarlarından (münģi) Nergisi nin İksir-i Saadet isimli tercümesinde ileri sürdüğü görüģlerdir. 17 Medrese eğitimi sonrasında uzun yıllar Rumeli de kadılık ve müderrislik yapan Nergisi, nesrinde Veysi ve 17 Makalemizde birincil kaynak olarak eserin ĠSAM Kütüphanesi nde KÜF. T NER.H numarada kayıtlı Ġstanbul da 1869 yılında Tatyos Divitçiyan Matbaası tarafından Hamse-i Nergisi adıyla basılan nüsha kullanıldı.

14 752 Cemal DEMİRCİOĞLU Okçuzade gibi münģilerin süslü anlatımını örnek almıģ hamse sahibi bir münģidir. Hamsesi, Nihalistan, İksir-i Saadet, Meşakku l-uşşak, Kanunü r-reşat ve Gazevat-ı Müslime isimli mesnevileri içerir. Agah Sırrı Levend, İksir-i Saadet in 11. yüzyılda Büyük Selçuklu Ġmparatorluğu nda Nizamülmülk döneminin ünlü düģünürlerinden olan ve Bağdat taki Nizamiye Medresesi baģkanlığını yapmıģ Ġmam Gazali nin Kimya-yı Saadet isimli eserinden bir faslın [beģinci] tercümesi olduğunu belirtir (Levend 1988: 82). Hilmi Ziya Ülken de, Nergisi nin eserde verdiği bilgilere atfen onun tercümeyi Adil Hüseyin Efendi isimli bir Ģahıs için yaptığını, Nergisi nin kaynak eserin yalnız ibadetle ilgili fasıllarını çevirdiğini, Gazali nin ġafi mezhebine mensup olması nedeniyle Hanefi Türk okurlarına kolaylık olması için kimi yerlerde gerekli açıklamalar yaptığını belirtiyor (Ülken 1961: 61). Ülken, ayrıca eserin tercüme tarihinin verilmediğine de değinerek müstensih Mehmet Zühdi bin Emin el-fetva nın Hicri 1250 (M.1834) yılını verdiğini ekliyor (ibid.). Nergisi, İksir-i Saadet in baģında tercümeler için Ģöyle söylüyor: ( ) Zira sühan-fehman-ı maʻna-aģnaya vazıh u hüveydadur ki mutlaka terceme iki kısım olup bir kısmı elfaz-ı mütercemeyi biʻaynihi terkibi ile taʻbirdür. Amma bu tarz üzere terceme kalilü l-müfad oldığından gayri Ģahid-i Ģirin-cemal Ģive-i letafet ve hatt u hal-i fasahat ü belagatdan binasib olur. Ve kısm-ı sani meʻal-i kelamı ahzidüp mazmun-ı sühan-ı musannefü l-aslı kalib-i hüsn-i edaya ifrag içün münasib-i makam baʻz-ı elfaz u ʻibarat ve terakib ü istiʻarat ile perdaht-ı zinet virüp murad-ı musannifi suret-i hub u tarz-ı mergubda tahkik u tasvirdür. Hala ihtiyar-kerde-i rakımu l-huruf kısm-ı sani olup iktiza-yi mahalle mülayim nakģ-ı derari-i münģiyane ile bezm-gah-ı belagatda sühan-perdazi-i maʻrifet ve nüktesenci-i beraʻat yüzinden yarana hidmettür. Mercüvdür ki asl-ı nüshadan ziyade vü noksan üzre müsadif oldıkları taʻbiratun sebebi maʻlumları oldıkda harf-endazi-i taʻn u teģniʻi reva görmeyüp zelka-i pay-ı nahemvar-ı hıram-ı akdama nazarları duģ oldıkça dest-giri-i ʻafv ü ıgmaz ile kerem dirig itmeyeler ( ) (sf. 7). [Diliçi çevirisi: Zira söz ve anlam bilenler için açıktır ki tercüme mutlaka iki tür olup birincisi tercüme edilecek sözleri aynen koruyarak anlatmaktır. Ancak bu tarz tercümeden yarar az olmakla birlikte tercüme güzel görünmez, açık, anlaşılır ve hoş olmaktan uzak kalır. İkinci tür tercüme ise sözün anlamını alıp asıl kitapta yazılmış mazmunu hoş bir şekle sokabilmek amacıyla bazı lafz, ibare, terkip ve istiareler ile süsleyip musannifin amacını güzel ve rağbet görecek bir tarzda ortaya koymaktır. Bu işle ilgili kimselerin şu anki tercihi, ikinci tür tercüme olup belagat alanında, gerektiğinde süslü bir tarzda marifetli ve nükteli söz söyleyerek dostlara hizmet etmektir. Umulur ki söz ve anlam bilenler, asıl nüshaya bakarak tercümede tesadüf ettikleri tabirlerin fazlalık ve eksikliklerinin sebebini anladıklarında ayıplamasınlar ve uygun düşmeyen dil sürçmelerini gördüklerinde bu hataları affetsinler.] Ġfadede ilk dikkat çeken olgu, Nergisi nin tercümede tarz olarak nitelediği yöntemlerin iki kısma ayrıldığına iģaret etmesidir. Çevirinin evrensel düalitesine gönderme yapan bu ayrımda, bir kısım çevirmenlerin tercüme edecekleri sözcükleri kaynağından (asıl) aynı terkip ve ifadelerle aktardıkları ifade ediliyor. ġüphesiz, dönemi üzerine bir okuma yapan Nergisi, bu kavramsallaģtırmayı, edebi çevirilere gönderme yaparak sunuyor. Ancak bu tarz tercümelerin, ona göre, çok fazla yarar sağlamadığı ve iģin erbabı katında gerek retorik gerekse ifadelerin fesahati yani lazf ve manaların ahengi açısından kusurlu bulunduğu dikkat çekiyor. Ad-verbum yöntemine iģaret eden bu tarzın, Nergisi nin söylemi üzerinden hareket edersek, o dönemde çevirideki esas beklenti olmadığı da anlaģılıyor. Nergisi, diğer bir tarz olarak söz ve ifadenin anlamının alınarak özgün metindeki sözlerin, mazmunların güzel bir kalıpla erek dilde verilmesinden bahsediyor. Bu yönteme göre, anlam özgün metindeki amaca uygun bir Ģekilde, bunu erek dilde karģılayacak kimi söz, ibare, terkip ve benzetmelerle süslenerek güzel ve rağbet görecek bir tarzda veriliyor. Nergisi, yazı iģiyle

15 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 753 uğraģanların bu ikinci tarzı benimsediklerini, bu tarzın süslü yazma, retorikte söz düzme becerisi edinme, manalardaki incelikleri tartma ve değerlendirme gibi yönlerden yararlı olduğunu belirtiyor. Ad-sensum yöntemine iģaret eden bu tarzda, tercümenin belagat/retorik ile iliģkili bir bağlamda kavramsallaģtırılması dikkat çekiyor. Dolayısıyla bu ikinci yöntemin, kaynak metindeki lafz ların anlamlarını, erek dilde belagat ve fesahat göstermek veya bu yolda beceri edinmek amaçlarına hizmet eden bir iģlev yerine getirdiği, ayrıca bunun edebi çeviride yaygın bir uygulama olduğu da görülüyor. Nergisi nin söylemi de, tıpkı el-cahız ve Araplarda çeviriye kuramsal yaklaģan diğer bilimciler gibi, tercüme etkinliğinde belagat/retorik kuramının çerçevelendirici etkisini yeniden karģımıza çıkarıyor. O halde, bu veriler ıģığında, Doğu çeviri kuramında belagatin bir başka deyişle edebi alandaki kuramsal yaklaşımların çeviri uygulama ve stratejileri üzerinde çerçevelendirici işlevler gördüğünü ileri sürüyorum. Osmanlılarda 16. yüzyılın ünlü tezkire yazarlarından Kastamonulu Latifi nin Ģu değerlendirmeleri de bu tür bir çerçevelemenin varlığına iģaret eden güzel bir örnek oluģturuyor. Latifi, Der beyan-ı meratib-i aksam-ı Ģuara (ġairlerin mertebelerinin beyan edilmesi) baģlığı altında döneminin Ģairlerini derecelendiriyor ve onları yararlandıkları öteki Ģair ve kaynaklarla iliģkileri bakımından beģe ayırıyor. Dördüncü grupta, kimi Ģairlerin öteki dilin [ lisan-ı aharun : Farsçayı kastediyor] güzel söylenmiģ sözlerinden tercüme ve tıraş yoluyla ödünç anlamlar aldığını veya bir eserde gördükleri bir anlamı o eserdekinden daha beğenilecek bir Ģekilde kendi Ģiirlerine kattıklarını (tazmin ü iktibas) belirtiyor: Kısmı rabi: Ve bir kısmı dahi lisanı-ı aharun bir sühan-ı güzarından terceme ve tıraģ veyahud bir manayı görüp evvelkinden mergub tazmin ü iktibas ider. Bazı fuzala katında bu makule düzd-i hasen ve tarikından oldugı baisden aksam-ı mezbureye nisbet müstahsendür. (Latifi: Tezkiretü ş-şu arâ, 2000). [Diliçi çevirisi: Dördüncü kısım: Ve bir kısmı da diğer dilin sözcüklerinden tercüme veya tıraş yapar, ya da bir manayı görüp öncekinden daha rağbet görecek bir şekilde tazmin ve iktibas yoluna gider. Fazilet sahibi bazı kimseler için bu kategori, güzel bir hırsızlık olduğundan yukarıda bahsedilen bölümlemelere nisbetle güzel bulunur.] Latifi nin derecelendirmesi, Ģiir yazmada Ģair davranıģlarını betimlediği ve Arap-Fars-Türk gelenekleri arasındaki metinsel alıģveriģe ıģık tuttuğu gibi, çeviri etkinliği ile uygulamadaki stratejileri yönlendiren genel bir edebiyat kuramının, baģka bir deyiģle alma ve aktarım iliģkilerini çerçeveleyen bir epistemolojinin varlığına da iģaret ediyor. Bu bağlamda tercüme yi, Osmanlı edebiyatı araģtırmacılarından Walter Andrews un da vurguladığı Ģekilde yaratıcı (creative) metin uygulamalarından biri olarak düģünmek de anlamlı hale geliyor (Andrews 2002). 18 Belagat ve çeviri arasındaki iliģkiler bağlamında değineceğimiz diğer bir eser ise Necip Asım (Yazıksız) ın, Miladi 1893 (H.1311) yılında Matbaa-i Safa ve Enver tarafından basılan Kitap isimli eseridir. Yazı etkinliğiyle iliģkili konular hakkında görüģlerin yer aldığı eserde Tercüme baģlığı altında hem geçmiģteki hem de o günün çeviri etkinliği üzerine düģünceler karģımıza çıkar. Necip Asım Ģöyle diyor: Tercüme iki suretle olur: Birisi serbest tercümedir ki, bir kitabın mealini mütercim kendi zevkine göre lisanına nakleder. Âsâr-ı fenniyenin bu yolda tercümesi, hem iyi anlaģılmasını, hem de az zamanda iģin içinden çıkılmasını mucib olur. Bu sebeple ekser mütercimlerimiz bu 18 Walter Andrews un görüģlerinin eleģtirel değerlendirmesi için ayrıca bakınız Paker Bu makalede Paker, kültüre bağlı kavramlar olarak tercüme ve nazire arasındaki iliģkileri, Osmanlı odaklı tarihsel çeviri araģtırmalarına kavramsal bir çerçeve kurmak bağlamında ilk kez sorunsallaģtırır. Bu bağlamda, Walter Andrews ve Victoria Holbrook gibi Osmanlı edebiyatı uzmanlarının Osmanlıdaki tercüme ve yaratıcı yazı etkinlikleri konusundaki görüģlerini eleģtirel bir biçimde çeviribilimsel bir bakıģ açısıyla değerlendirir.

16 754 Cemal DEMİRCİOĞLU yolu ihtiyar ederler. Âsâr-ı edebiyenin ise, aynen tercümesi mültezimdir. Binaenaleyh öyle tercümeye heves edenlerin iki lisanda da fevkalade meleke sahibi olmaları Ģarttır. (sf.172) Buna göre Asım da çevirinin evrensel düalitesine gönderme yapıyor ancak gerek kullandığı terminoloji gerekse oluģturduğu karģıtlık açısından söylemi dikkat çekiyor. Asım ın sınıflandırmasında teknik eserlerin serbest tercüme yoluyla, edebi metinlerin ise gelenekte daha çok gözlemlenen geniģletilmiģ çevirilerin aksine aynen tercüme yoluyla yapılması bir norm olarak ortaya konuyor. Eserde, ayrıca geçmiģ dönemdeki çeviri etkinlikleri üzerine de Ģöyle bir değerlendirme buluyoruz: Tercümede Ģerait-i asliye tamamiyle fikr-i müellifi ifade ve mehâsin-i inģaya riyasetten ibaretse de [krş. Nergisi: meali ahz iderek tahkik ve tasvir ], bir tercümenin iyi olması için, baģtan baģa müellifin eserde ilhâmât-ı maneviyesini zayi etmemek de iltizam olursa, âsâr-ı edebiye ve Ģiiriye tercümesi âdeta imkân dıģına çıkar. Öteden beri âsâr-ı mütercemeye asıllarının ters yüzü nazarıyla bakılarak [burada gelenekte tercümenin ikincilliğine vurgu yapılıyor] tercümede aslın sanayi-i edebiyesinden sarf-ı nazarla fikr-i müellifin nakline riayet oluna gelmiģtir [tercümede KM nin edebi sanatlarının değil de anlamının aktarılmasına çalışıldığını vurguluyor. Vurgulama benim]. Tercüme bu surette âdeta ihtira suretine girmiģ olur. Hele tercümede sanayi-i lafziyenin edası kabil olamaz [vurgulama benim]. Buna uğraģanlar bir iģ göremez. Hamdi Efendi merhum, Makâmât-ı Harîrî Tercümesi nde sanayi-i lafziyenin de muhafazasına gayret ettiğinden kitabı Türkçecilikten ve hatta tercümelikten çıkmıģ ve âdeta Arapçasını okumak daha hayırlı olmuģtur. (Necib Asım 1893/1311, sf ). Asım ın ifadeleri, tercümede kaynak metnin edebi ve lafzi sanatlarının aktarımına yönelik bir farkındalık ve hassasiyetin bulunduğuna iģaret ediyor. Asım, bu eserin yayımlanmasından yaklaģık dört yıl sonra da Osmanlı entelektüellerini meģgul eden 1897 yılının ünlü klasikler tartıģması na katılmıģ, Osmanlı Ģairlerinin/çevirmenlerinin edebi eser tercümesinde kullandıkları stratejileri sınıflandırmıģtır. Bu sınıflandırma, bir taraftan o dönemde gelenekteki tercüme davranıģları ve algısı bakımından ipuçları sunarken öte yandan belagat ve çeviri arasındaki iliģkiye de ıģık tutuyor. Necip Asım, bu dörtlü sınıflandırmadan Rumi 4 Eylül 1313 (Miladi 16 Eylül 1897) tarihli Malumat gazetesindeki Klasikler baģlıklı makalesinde bahseder. Dikkat çeken olgulardan biri, Asım ın --her ne kadar özgün metnin tercümesi olarak görmese de-- nakl karģısında taklid e Osmanlı çeviri etkinliğinin bir stratejisi olarak yer vermesidir. Tercüme ile eģ anlamda kullandığı görülen nakl kavramı altında ise harfiyen ve mealen çeviri yöntemlerini konumlandırır. Asım, harfiyen çeviriden daha çok Arabi ve Farisilerin kullandıkları bir yöntem olarak bahseder; mealen çeviriyi de romancı ve gazetecilerin baģvurduğu ama onların çalakalem sonuçlar ürettikleri bir yöntem olarak betimler. Belagat-çeviri iliģkisi açısından önemli görünen durum, Arabi ve Farisilerin kaynak metnin lafz ve anlamla ilgili sanatlarını aktarma konusundaki tutumlarıdır. ġüphesiz ortak edebiyat geleneğinin bakıģ açısını ve terminolojisini yansıtan bu durum, Arap ve Fars edebiyatlarından yapılan harfiyen çeviride hem (i) anlam ve sözle ilgili sanatların hem de sadece (ii) anlamla ilgili sanatların korunmaya ve aktarılmaya çalıģıldığı çeviri davranıģlarını

17 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 755 karģımıza çıkarıyor. Bu olgular da, belagatin ve genel anlamda geleneğin yaygın edebiyat kuramının çeviri kavrayıģ ve yöntemleri üzerinde çerçevelendirici iģlevler gördüğüne iģaret ediyor. Belagatin çerçevelendirici etkisi ve Osmanlı mütercimlerinin Arap çeviri kuramcıları ve yaklaģımlarıyla iliģkileri bakımından dikkat çeken eserlerden biri de Manastırlı Mehmet Rifat ın 1908 (H.1327) yılında Halep de yayımlanan Cevahir-i Çıharyar ve Emsal-i Kibar isimli eseridir. Manastırlı Mehmet Rifat, 19. yüzyıl sonu Osmanlı edebiyatının çevrede kalmıģ ancak tiyatro ve çeviri alanlarındaki eserleriyle dikkat çeken, yazdığı piyesleri dolayısıyla Namık Kemal in övgüsünü alan ve Çanta isimli edebiyat dergisini çıkaran asker yazarlardan biridir. Dört halifeye özgü kıssaların çevirilerini içeren Cevahir-i Çıharyar ve Emsal-i Kibar isimli eseri, dini, edebi ve felsefi on iki kitabı içeren Hazine-i Hikemiyat serisinin birinci kitabıdır ve yazarın vefatı sonrasında kızı tarafından yayımlanır. Hazine-i Hikemiyat serisine önsöz olarak eserde kaleme alınan yazıda Manastırlı Mehmet Rifat, birtakım Arapça, Farsça ve Fransızca eserleri gerek tercüme gerekse hall (çözme) yoluyla yaz[dığını] belirterek Ģöyle diyor: (Mehmet Rifat 1980: 6). Bunların akd ve hall tarikiyle birtakım tercümelerden ibaret olduğuna binaen usul-i tercüme ile akd ve hall tarikine dair olan akval-i üstazanı dahi mecmuanın baģına yazmaya lüzum gördüm, ta ki tercümelerimle hallin hangi usulde yapılmıģ olduğu görülsün. (sf. 7) Mehmet Rıfat ın tercüme ve aktarımda gelenekte yararlandığı ve yolundan gittiği usta lardan bahsetmesi, okurların değerlendirmeleri açısından gerekli görülmüģ. Önsözde ayrıca tercümede kendi izlediği yolu anlatırken gerek teknik gerekse edebi metinlerin çevirisiyle iliģkili yöntemlerin edebiyat kitaplarında sunulduğuna değinmesi de dikkat çekicidir. Bu son veri dahi, baģlı baģına, çeviri uygulamasının genel edebiyat kuramı ile çerçevelendiğinin bir göstergesi olarak düģünülebilir. Mehmet Rıfat ın, çeviri yöntemlerinin en basit ve en müfidi [yararlısı] ni (sf. 7) göstermek üzere Arap çeviri geleneğine gitmesi ve bu geleneğin 14. yüzyılda yaģamıģ önemli temsilcilerinden Selahaddin es-safedi nin sınıflandırmasına baģvurması da çeviri kuramında Osmanlı-Arap etkileģimi açısından önemli görünmektedir. Es-Safedi nin 12. yüzyılda yaģamıģ Arap Ģairi, katip ve kimyacı el-leysi nin Lamiyyetü'l-acem adlı eserine yazdığı Ģerhte ileri sürdüğü görüģler, Mehmet Rıfat ın söyleminde Osmanlıyı da kapsayacak Ģekilde doğu çeviri kuramı nın genel bir düalitesi olarak sunulur; önsözde ayrıca es-safedi nin söz konusu görüģleri Osmanlıca çevirisiyle (nakl) aktarılır: Fen ve edebe müteallik birçok kütüb-i edebiyede usul-i tercümeye dair kavaid-i lazime muharrer olup bunların en basit ve en müfidi efazıl-ı selefden Selahaddin-i Safedi nin Lamiyyetü l-acem Ģerhinde ve birinci beytinin tafsilatında irat buyurduğu usul ve kavaid sırasında dermeyan eylediği tercüme fıkaratı olduğundan bittercih aynen nakleyledim. MüĢarünileyh buyururlar ki: Nakl ve tercümede iki tarik vardır. Birisi Patrikzade Yohanna ve Ġbn Naimet al-hamsi ve daha bazılarının tarikidir ki kelimat-ı Yunaniyenin birer birer müradiflerini ve o manaya delalet eden rlfaz-ı Arabiyeyi yegan yegan bulup yazmak ve cümleleri bu veçhile kelime kelime nakletmek olup bu ise iki veçhile merdud olur. Çünkü evvela her lafz-i Yunaninin aynen mukabili olarak elfaz-ı Arabiye bulmak mümkün olmadığından bu suretle olan tercümelerde birçok elfaz-ı Yunaniyenin aynen ipka olunduğu görülmüģtür. Saniyen her iki lügatte kesretle vafi olan mecaz ve istiaratı ve neseb-i isnadiyeyi kelime kelime harfiyen tercüme kabil olmamakla havas-i terkibi eda mümkün olmamasıdır. Tarik-i sani ise Huneyn bin Ġshak ve al-cevheri sair erbab-ı vukuf usulleridir ki bunlar elfazın müsavat ve muhalefetine bakmayarak tercümesini arzu ettikleri Ģeyi cümle cümle mütalaa ve güzelce anladıkları maddenin mealini lisan-ı Arap Ģivesiyle nakletmektir. Nitekim Huneyn bin Ġshak ın tercüme ettikleri kütub-ı mütenevviadan riyaziyeye ait olanların maadası tezhib ve ıslaha muhtac olmamıģtır. Çünkü kendisi tıp ile mantık ve tabiiyat ile ilahiyata vakıf olduğundan bunlara dair yaptığı tercümeleri makbul ve

18 756 Cemal DEMİRCİOĞLU riyaziye bilmediğinden hesap, cebir, hendeseye dair yaptıgı tercümeleri Ģayan-ı tehzib ve ıslah görülmüģtür. (sf.7-9). Mehmet Rıfat, tercümede erek odaklı bir yaklaģımı benimsemiģ görünüyor. Çeviride harfiyen tercüme den kaçındığına, dolayısıyla Huneyn bin Ġshak ve el-cevheri nin yöntemini izlediğine iģaret ediyor. Çevirmenden ise alan bilgisinde yetkin olmasını, kaynak metni iyice çözümledikten sonra erek dilin söyleyiģ biçimlerine yeniden yazıyormuģ gibi tatbik etmesini bekliyor: Usul-i tercümede mütercim tercüme edeceği Ģeyin müteallik olduğu ilim ve fenni gereği gibi bilmek Ģartıyla lisan-ı aharda olan ol maddeyi ariz ü amik mütalaa ettikten ve güzelce anladıktan sonra hangi lisana nakledecekse o lisanın Ģivesine tatbikan yeniden bir Ģey yazar gibi yazmaktan ibarettir. Tercüme yöntemleriyle ilgili bilgilerden sonra Mehmet Rıfat, belagatteki akd (nesirden nazma dönüģtürme) ile hall (nazımdan nesre dönüģtürme) yöntemleri hakkında bilgi verir. Buna göre, bir çeviri yöntemi olarak Ģiirin düzyazıya dönüģtürülmesi, üç yöntemle yapılır. Edna adı verilen birinci yöntemde, kaynak Ģiir [diğer dilde] bir Ģey eklemeksizin aynı lafz larla düzyazıya dönüģtürülür (tahvil). Ancak bu yöntem, eleģtirmenler katında ayıp görülen bir yöntemdir. Ġkincisi bir ara yöntem olup, burada Ģiirin anlamı bazı sözcüklerin korunup bazılarının dönüģtürülmesiyle verilir. Ancak bu yöntemde de kaynak Ģairin geçilmesi pek mümkün olamayacağından bu yöntem de eleģtiri alır. Sonuncu yöntem ise, Ģiirin anlamı alınarak lafz larının baģka lafz larla hoģ bir Ģekilde yeniden ifade edildiği yöntemdir. Bu yöntemde düzyazıya dönüģtürenden, bilgi ve becerisi kapsamında anlamı geliģtirmesi, geniģletmesi beklenir. Güzel sonuçlar ise övgü alır. Mehmet Rıfat da bu yaklaģımı benimsediğini belirtir: Usul-i hall de dahi en ala tarik nazmın elfazının gayri elfaz istimal ederek gayet latif bir tarzda nesretmek ve muktedir olursa manayı tezyid eylemekten ibarettir. ĠĢte bu fakir, erkan-ı harb Manastırlı Mehmet Rıfat dahi bu hülasadaki tariklere tevessül ederek iģbu muktebesat mecmuasının havi olduğu Ģeyleri yazmıģ olduğumu ve harfiyen tercüme ile aynen halden mütevakki idüğümü beyan eyledim; ta ki harfiyen tercüme zannolunup da bazılarına tariz olunmasın. Ben Ģu muktebesatı lisan-ı Osmani üzere ifadede hangi ciheti tatlı buldum ise o yola giderek yazdım. Mütaliin-i kiram da ona göre okusunlar. (sf.11-12). ġüphesiz burada ifade edilen yöntemler, her ne kadar hall ve akd yöntemleri olarak bahsedilse de, Nergisi nin tercümede iģaret ettiği tarz lara iģaret ediyor. Nazmın nesre dönüģtürülmesi (usul-i hall) konusunda da Mehmet Rıfat, tercümedeki beklentisine uygun olarak, erek dilde kaynak metnin anlamını zenginleģtirmeyi izlenmesi gereken bir tutum olarak öne çıkarıyor. Bu olgular, Mehmet Rıfat ın gerek tercümede gerekse hall yöntemini uygulamada erek odaklı bir tutumu benimsediğini ve anlamın aktarımına odaklandığını gösteriyor. GeniĢ anlamıyla gelenekteki çeviri uygulamalarında anlamın zenginleģtirilmesi ve kaynak Ģair ve Ģiirin aģılması bir ideal olarak karģımıza çıkıyor. Ayrıca dikkat çekici olan bir durum da, tercüme nin akd ve hall kavramlarıyla birlikte çeviri eylemi açısından aynı bağlamda bir araya getirilmesi, bir arada düģünülmesidir. Dolayısıyla, tercüme, akd ve hall edimleri, Osmanlı dizgesinde aktarımın kültüre bağlı etkinlikleri olarak karģımıza çıkıyor. Bu bağlamda, akd ve hall kavramlarının iģaret ettiği nazm-nesir arasındaki biçim dönüģtürme eylemleri, sadece tek bir dil sistemi içinde değil, Ġslami ortak edebiyatlar arasında diller arası bir düzlemde de gerçekleģen çeviri etkinlikleri olarak belirginleģiyor. Bu olgu da belagatin, Ġslami edebiyatlar arasında metinler arası aktarım iliģkilerini çerçevelendiren, dil-ötesinde epistemolojik iģlevler gördüğüne iģaret ediyor.

19 El-Cahız dan Manastırlı Mehmet Rıfat a: Arap Çeviri Kuramcıları İle Osmanlı 757 Sonuç Arap çeviri kuramcıları ile Osmanlı mütercimleri arasındaki bağlantıları ele alan çalıģmamızda, Osmanlı mütercimlerinin Arap çeviri geleneğindeki kimi kuramsal yaklaģımlarla etkileģim içinde oldukları görülüyor. Bu yaklaģımların, Osmanlı kültüründeki bazı çeviri uygulamalarında çevirmene kuramsal bir temel sağladığı da gözlemleniyor. Bu noktada, hem (i) Arapların altın çağ ında çeviriyle iliģkili dile getirilen düģüncelerin, Osmanlı-Türk geleneğini de kapsayacak genel bir kuramsal yaklaģım sunduğunu düģünmek, hem de (ii) Arap-Fars-Türk gibi ortak kültürü paylaģan kültürlerde oluģan kültürlerarası örtüģük alan ları, karģılaģtırmalı çeviri tarihi perspektifiyle ele almak yöntemsel açıdan gerekli görünüyor. Ayrıca, çeviri olgusunun doğuda, çalıģmamızda ele alınan Arap-Türk gelenekleri arasındaki etkileģim bağlamında, belagat ile iliģkili bir etkinlik olduğuna iģaret eden pek çok gösterge de bulunuyor. Bu durum bir taraftan, çevirinin verili bir kültür ve dönemde o kültürdeki yazın etkinliklerini belirleyen genel kuramsal yaklaģımlardan bağımsız düģünülemeyeceğine iģaret ettiği gibi, öte taraftan, Arap retoriğinin, bu retorikten beslenen kültürlerde edebiyat ve çeviri etkinlikleri üzerinde çerçevelendirici iģlevler görebildiğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla tüm olgular, çevirinin, geçmiģte kültürlerarası iletiģim ve etkileģimde ne denli önemli iģlevler gördüğünü yeniden hatırlatıyor. KAYNAKÇA ANDREWS, Walter G. (2002) Starting Over Again: Some Suggestions for Rethinking Ottoman Divan Poetry in the Context of Translation and Transmission in Translations: (re)shaping of literature and culture. Saliha Paker (ed.). Istanbul, Boğaziçi University Press. AYDINLI, Osman (2007) Süryani Bilginlerin Çeviri Faaliyeti ve Mu tezile DüĢünceye Etkisi Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2007/1, c. 6, sayı: 11, sf BAKER, Mona (1998) Arabic Tradition in Routledge Encyclopedia of Translation Studies, Mona Baker (ed.). London and New York: Routledge, pp BERGSTRASSER, Gotthelf (1925) Hunain bin Ishaq über die syrischen und arabischen Galen- Übersetzungen, Leipzig; ayrıca bakınız CANIM, Rıdvan (haz.) (2000) Latîfî: Tezkiretü ş-şu arâ ve Tabsıratu n-nuzamâ: İnceleme-Metin, Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları. CARR, Myriam Salama (1997) Translation as seen by al-jahız and Hunayn ibn Ishaq: Observer versus Practitioner Across the Mediterranean Frontiers: Trade, Politics and Religion, , Selected Proceedings of the International Medieval Congress University of Leeds, July 1995, 8-11 July 1996, Dionisius A. Agius and Ian Richard Netton (eds.), University of Leeds, Turnhout Brepols, pp CONNOLLY, David and Aliki BACOPOULOU-HALLS (1998) Greek Tradition in Routledge Encyclopedia of Translation Studies, Mona Baker (ed.). London and New York: Routledge, pp CORBIN, Henry (1994) İslâm Felsefesi Tarihi: Başlangıçtan İbn Rüşd ün Ölümüne Kadar (1198), 2. Baskı, Çeviren ve notlandıran Hüseyin Hatemi, Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. DEMĠRCĠOĞLU, Cemal (2009) Osmanlı Çeviri Tarihi AraĢtırmaları Açısından Terceme ve Çeviri Kavramlarını Yeniden DüĢünmek, Journal of (Türklük Bilgisi Araştırmaları), Cem Dilçin Armağanı, Sayı 33, Cilt I, Harvard University Department of Near Eastern Languages and Civilizations, pp

20 758 Cemal DEMİRCİOĞLU DURMUġ, Ġsmail (2007) Safedi İslam Ansiklopedisi, Cilt 35, Ġstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, sf El-CAHIZ, Ebu Osman Amr bin Bahr (1965/1384) Kitabü l-hayevan, Cilt 1, Abdusselam Muhammed Harun (Yay.Haz.), Kahire: Mustafa el-babi el-halebi ve Evladuh. ENDERWITZ, Susanne (2009) Culture, History and Religion: A propos the Introduction of Kitab al-hayawan Al-Jahiz: A Muslim Humanist for our Time, Arnim Heinemann, John L. Meloy, Tarif Khalidi, Manfred Kropp (edts.), Beirut: Ergon Verlag Würzburg, pp EROĞLU, Yakup (2007) Arap Belagatinde Kinaye ve Ġstiare, YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel Ġslam Bilimleri Anabilim Dalı, Erzurum. GÜLER, Ġsmail (2001) Arap Belagatinde Biçim ve Anlam TartıĢmaları Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 10, Sayı 2, sf GUTAS, Dimitri (1998) Greek Thought, Arabic Culture: The Graeco-Arabic Translation Movement in Baghdad and Early 'Abbasaid Society (2nd-4th/5th-10th c.), London & New York: Routledge. HACIMÜFTÜOĞLU, Nasrullah (1987) Fahruddin er-razi Nahayetü l-ġcaz fi Dirateyeti l- Ġcaz ının Tahkikli NeĢri ve Abdulkahır el-cürcani nin Belagat Alanındaki Eserleriyle Mukayesesi YayımlanmamıĢ Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü. İslam Ansiklopedisi, Cahız, Cilt 3, Ġstanbul: MEB, 1988, sf KARLIĞA, Bekir (1997) Ġslam da Tercüme Hareketleri, II. Uluslararası İslam Düşüncesi Konferansı, Ġstanbul Nisan 1997, sf KATĠPOĞLU, Hasan ve Ġlhan KUTLUER (1998) Huneyn b. Ġshak İslam Ansiklopedisi, Cilt 18, Ġstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, sf KAYA, Mahmut (1992) Beytü l-hikme İslam Ansiklopedisi, Cilt 6, Ġstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, sf.89. LATÎFÎ, Tezkiretü ş-şu arâ ve Tabsıratu n-nuzamâ. Bakınız; Rıdvan Canım 2000 içinde. LEVEND, Agah Sırrı (1998) Türk Edebiyatı Tarihi, GiriĢ, 1. Cilt 1, 3. Baskı, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. MANASTIRLI [MEHMET] RIFAT (1908/1327) Cevahir-i Çıharyar ve Emsal-i Kibar, Haleb: Matbaa-i Uhuvvet Maruni. NECĠB ASIM (YAZIKSIZ) (1893/1311) Tercüme Kitap, Kostantiniye: Matbaa-i Safa ve Enver. ÖZDOĞAN, Akif (2005) Abbasiler Dönemi Tercüme Faaliyetlerinin Arap Edebiyatına Etkisi Nüsha Şarkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 16, KıĢ sayısı, sf PAKER, Saliha (2002) Translation as Terceme and Nazire: Culture-bound Concepts and their Implications for a Conceptual Framework for Research on Ottoman Translation History Crosscultural Transgressions, Research Models in Translation Studies II, Historical and Ideological Issues, Theo Hermans (ed.), Manchester, UK and Northampton MA, pp

Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar)

Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar) Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar) Kaynaklar: Suçin, Mehmet Hakkı (forthcoming) Arapça Çeviri Geleneği: Altın Dönem. Journal of Turkish Studies, Cem Dilçin Armağanı, Zehra Toska (ed.). Harvard

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine)

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) Hipokratik-Galenik Tıp ekolunun devamı Cerrahi teknikler bilinmesine rağmen, yüksek enfeksiyon riski nedeniyle zorunlu haller dışında pek uygulanmıyor Tam olarak hangi

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam) ve referanslar ve elbette tarihsel ve entelektüel ardalan ileri derecede önemlidir. Çünkü genelde Batýlý kavramlar, kendilerinde ne olduklarý na bakýlmaksýzýn (aslýnda akademik ve entelektüel bir soruþturmanýn

Detaylı

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS)

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TEDÜ-İYS ileri düzey bir İngilizce sınavı olup, üniversitemizde lisans eğitimi almak için başvuran öğrencilerin ilgili fakültelerdeki bölümlerinde

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova

Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova AKTS: 13+8* Dersin Adı: Uygulamalı Türk Dili 1 yordanova_milena@yahoo.com Dersin Yılı: 1 Dersin Yarıyılı: 1 (kış dönemi) En az Orta seviyede (Avrupa

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : İsmail Kıllıoğlu İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : ikillioglu@fsm.edu.tr 2. Doğum -

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2)

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2) Arnavutça () Programın amacı, Arnavut dili, kültürü, tarihi ve edebiyatını tanıyan bu alanda çalışma yapacak nitelikte bireyler yetiştirmektir Metinlerinden yola çıkarak Arnavut dilinde metin okur ve yazar,

Detaylı

ARAP DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI

ARAP DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI 1. SINIF/ 1. YARIYIL YDI101 YDA101 Temel Yabancı Dil (İngilizce) ( Basic Foreign Language (English) ) Temel Yabancı Dil (Almanca) ( Basic Foreign Language (German) ) 4 0 4 4 1 1 YDF101 Temel Yabancı Dil

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İNGİLİZCE MÜTERCİM TERCÜMANLIK BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ

MARMARA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İNGİLİZCE MÜTERCİM TERCÜMANLIK BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ MARMARA ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ İNGİLİZCE MÜTERCİM TERCÜMANLIK BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ DERS KODU DERS ADI DERS İÇERİĞİ IMT 101-102 İngilizce Dilbilgisi I - II Bu dersin amacı, öğrencilere daha

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

Bilimsel Metin Üretimi 1

Bilimsel Metin Üretimi 1 Diyalog 2014/2: 105-109 Bilimsel Metin Üretimi 1 İrem Atasoy, Barış Konukman, İstanbul Günümüzde bilim insanlarının çalıştıkları alanlarda başarılı olabilmeleri, aynı alanda çalışmalar yapan diğer araştırmacılarla

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ FELSEFESİ,TEMEL İLKELERİ,VİZYONU MEHMET NURİ KAYNAR TÜRKIYE NIN GELECEK VIZYONU TÜRKĠYE NĠN GELECEK VĠZYONU GELECEĞIN MIMARLARı ÖĞRETMENLER Öğretmen, bugünle gelecek arasında

Detaylı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ A. DĠL BĠLEġENLERĠ VE DĠL EDĠNĠMĠ BĠLGĠSĠ A1. Ġngilizceyi sözlü ve yazılı iletiģimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaģımlarını ve stratejilerini bilme Bu alan,

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uzun yıllar öğretimde en kabul edilir görüģ, bilginin hiç bozulmadan öğretenin zihninden öğrenenin zihnine

Detaylı

SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI 1 BECERĠLER 2 Beceri Nedir? ġimdiye kadar bilgi edinme, yaģam ve okulun temel amacı olarak görülmüģtür. Günümüzde ise bilgiye bakıģ değiģmiģtir. Bilgi;

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ISSN 1303-7757 2003/1 Yıl: 2, Cilt: II, Sayı: 3 GAZI UNIVERSITY THE JOURNAL OF CORUM FACULTY OF THEOLOGY ISSN 1303-7757 2003/1 Year: 2, Vol.:II, Issue:

Detaylı

DERS KODU DERS ADI DERS İÇERİĞİ

DERS KODU DERS ADI DERS İÇERİĞİ DERS KODU DERS ADI DERS İÇERİĞİ IMT 101-102 İngilizce Dilbilgisi I - II Bu dersin amacı, öğrencilere daha önceden öğrenmiş oldukları İngilizce dil bilgisi yapılarını tekrar gözden geçirerek hatırlatmak

Detaylı

Öğretim planındaki AKTS Toplum Çevirmenliği 222000000001207 2 0 0 2 5. Ders Kodu Teorik Uygulama Lab.

Öğretim planındaki AKTS Toplum Çevirmenliği 222000000001207 2 0 0 2 5. Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Ulusal Kredi Öğretim planındaki AKTS Toplum Çevirmenliği 222000000001207 2 0 0 2 5 Ön Koşullar : None c) Yok: Bu dersin ön koşulu ya da yan koşulu bulunmamaktadır. Önerilen

Detaylı

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAġARILI YÖNETĠMDE ĠLETĠġĠM Hastane İletişim Platformu Hastane ĠletiĢim Platformu Nedir? Bu

Detaylı

ÖZ GEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş

ÖZ GEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş ÖZ GEÇMİŞ I. Adı Soyadı (Unvanı) Mustafa ARSLAN (Yrd.Doç.Dr.) Doktora: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007. E-posta: (kurum/özel) marslan@ybu.edu.tr; musarslan19@gmail.com Web sayfası

Detaylı

ORTA ASYA (ANONİM) KURAN TERCÜMESİ ÜZERİNDE ÖZBEKİSTAN DA YAPILMIŞ BİR İNCELEME. ТУРКИЙ ТAФСИР (XII-XII acp) *

ORTA ASYA (ANONİM) KURAN TERCÜMESİ ÜZERİNDE ÖZBEKİSTAN DA YAPILMIŞ BİR İNCELEME. ТУРКИЙ ТAФСИР (XII-XII acp) * - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p.981-986, TURKEY ORTA ASYA (ANONİM) KURAN TERCÜMESİ ÜZERİNDE ÖZBEKİSTAN DA YAPILMIŞ BİR İNCELEME ТУРКИЙ ТAФСИР

Detaylı

T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü

T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü GENEL BĐLGĐLER T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı Đngilizce Mütercim-Tercümanlık Bilim Dalı YÜKSEK LĐSANS PROGRAMI Mütercim-Tercümanlık Bölümü, Edebiyat

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİNAL SINAVI TAKVİMİ TARİH SAAT DERSİN ADI SALON ÖĞRETİM ÜYESİ Mukayeseli Adab ve Erkanı Prof. Dr. Tahir YAREN Kıraat Farklılıklarının Manaya Etkisi Aşere,Takrib,Tayyibe

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan Dersi I UAD 8001 Uzmanlık Alan Dersi-II TİB 5660 Hadiste Sened ve Metin Tenkidi TİB 5190 Mukayeseli Hadis

Detaylı

Pa Sa Ça Pe Cu. Öğle Arası. Seminer ve Danışmanlık

Pa Sa Ça Pe Cu. Öğle Arası. Seminer ve Danışmanlık Öğr. Gör. Mehmet Selim AYDAY H-B {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-E {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-C {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-A {N} Duyma, Anlama (İstima) I, II H-C {N} Duyma, Anlama (İstima)

Detaylı

9. SINIF. NET ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME MERKEZİ 10.12.2009 TARİHLİ GENEL DEĞERLENDİRME SINAVI - 03 (GDS - 03) KONU DAĞILIMLARI

9. SINIF. NET ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME MERKEZİ 10.12.2009 TARİHLİ GENEL DEĞERLENDİRME SINAVI - 03 (GDS - 03) KONU DAĞILIMLARI Paragraf 4 Sözcükte Anlam 3 Edebi Türler 1 Noktalama 2 Dillerin Sınıflandırılması 1 Şiir Bilgisi 9 İletişim 1 Dilin İşlevleri 2 Ses Olayları 1 Dil Dışı Göstergeler 1 TÜRKÇE Yazım Kuralları 2 Dil ve Kültür

Detaylı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı

Yard.Doç. Aralık 2000 İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. Doktora Ekim 1998 M.Ü.S.B. E. Temel İslam Bilimleri Hadis Anabilim Dalı Adı Soyadı: Mustafa KARATAŞ Ünvanı: Doç.Dr. Ana Bilim Dalı: Hadis Ana Bilim Dalındaki Konumu: Öğretim Üyesi E-Posta: mkaratas@istanbul.edu.tr Web: www.mustafakaratas.com ÖĞRENİM DURUMU VE AKADEMİK ÜNVANLAR

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

TARİH TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

TARİH TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TARİH SOSYAL ALAN PROGRAMLARI PROGRAMLARA ÖZGÜ ÖLÇÜTLER Bu program ölçütleri başlığında Tarih nitelemesi bulunan programlar için geçerlidir. Mezunların, programın öngördüğü amaçlar Yerel tarih hakkında

Detaylı

Bu sayının Hakemleri

Bu sayının Hakemleri Bu sayının Hakemleri Doç. Dr. Osman Aydınlı (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. Metin Bozkuş (Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. İbrahim Görener (Erciyes Üniversitesi İlahiyat

Detaylı

DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE)

DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE) 1 DERS TANITIM BİLGİLERİ (TÜRKÇE) Ders Bilgileri Dersin Adı Kodu Yarıyılı Teori Uygulama Laboratuar Yerel AKTS (Saat/Hafta) (Saat/hafta) Kredi Sanat Tarihi EÜT Güz 2 0-2 2 141 Önkoşul(lar)-var ise - Dersin

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı PROGRAMLAR Türk Din Musikisi Lisans Programı Konservatuvarımız Türk Müziği Bölümü kapsamında açılmış olan program genel amacıyla, ülkemiz topraklarındaki tarihsel müzik geleneklerinin inceliklerini kavramış,

Detaylı

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Coğrafya Her tarihi olay belli bir coğrafi mekanda meydana gelir.tarihi olayların oluşumu esnasında iklim,yeryüzü şekiller,ekonomik faaliyetler konum vb. coğrafi faktörler

Detaylı

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR Ġġ BAġVURU FORMU ĠSHAKOL Boya Sanayi A.ġ. No:.. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız ÖNEMLĠ NOTLAR 1. BaĢvuru formunu kendi el yazınızla ve bütün soruları dikkatli ve eksiksiz olarak doldurup, imzalayınız. ĠĢ

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

IRCICA NIN YAYINLADIĞI KAYNAKÇALAR

IRCICA NIN YAYINLADIĞI KAYNAKÇALAR IRCICA NIN YAYINLADIĞI KAYNAKÇALAR (1982-2011) (21 AYRI KAYNAKÇA, 35 CİLT) Bülent Ağaoğlu İstanbul, 6 Eylül 2012 1982 1 Osmanlı Yıllıkları: Salnameler Ve Nevsaller. Bibliyografya Ve Bazı İstanbul Kütüphanelerine

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI 01-015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI I.SINIF I. YARIYIL Uygulama ve Laboratuvar 1 YDİ101 YDA101 YDF101 GUS101 GUS103 BED101 HYK101 Temel Yabancı Dil İngilizce Temel Yabancı Dil Almanca Temel Yabancı

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ 1. Karadeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi hakemli bir dergidir. Yılda iki kez yayımlanır. 2. KTÜİF Dergisi

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge ġubesi Koordinatörlüğünde IV. Uluslararası PolimerikKompozitler

Detaylı

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Satıcılar Hizmetlerini Nasıl Farklılaştırırlar? Wilson Learning in beş farklı kuruluşla yaptığı araştırmanın amacı, satıcıların farklılık ve rekabet avantajı yaratmadaki

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ 359 BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ Osman ÇİMEN, Gazi Üniversitesi, Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı, Ankara, osman.cimen@gmail.com Gonca ÇİMEN, Milli

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR

İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR İSMAİL DURMUŞ PROFESÖR ÖZGEÇMİŞ YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 26.05.2014 Adres : İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İcadiye-Bağlarbaşı Caddesi, No: 40 34662 Üsküdar/İstanbul Telefon E-posta : : 2164740860-1226 Doğum

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ Dersin Öğrenme Çıktıları ve Yeterlilikleri Dersin Hedefi Dersin Amacı ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ. ANABİLİM DALI DERS TANITIM FORMU Dersin Adı TR ENG Cumhuriyet Dönemi Kültür ve Eğitim

Detaylı

NER TERİMİNDEN HAREKETLE TÜRK MİTOLOJİK DEĞERLERİNİN SÜNNET TÖRENLERİNE ETKİSİ THE EFFECT OF TURKISH MYTHOLOGICAL VALUES TO

NER TERİMİNDEN HAREKETLE TÜRK MİTOLOJİK DEĞERLERİNİN SÜNNET TÖRENLERİNE ETKİSİ THE EFFECT OF TURKISH MYTHOLOGICAL VALUES TO Cilt:3 Sayı:4 Şubat 2013 Issn: 2147-5210 www.thestudiesofottomandomain.com NER TERİMİNDEN HAREKETLE TÜRK MİTOLOJİK DEĞERLERİNİN SÜNNET TÖRENLERİNE ETKİSİ THE EFFECT OF TURKISH MYTHOLOGICAL VALUES TO THE

Detaylı

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ İÇERİK Müzikoloji nedir? Müzik tarihinin Müzikoloji içindeki yeri Müzik tarihinin temel kavramları Etimoloji (Müzik kelimesinin kökeni) Kültürel evrim

Detaylı

Eylem Odaklı Çeviri Kuramı ve Çevirmenin Performans Değerlendirmesi İçin Bir Öneri Oktay Eser oktayeser@hotmail.com

Eylem Odaklı Çeviri Kuramı ve Çevirmenin Performans Değerlendirmesi İçin Bir Öneri Oktay Eser oktayeser@hotmail.com Eylem Odaklı Çeviri Kuramı ve Çevirmenin Performans Değerlendirmesi İçin Bir Öneri Oktay Eser oktayeser@hotmail.com İçindekiler -Etik ikilem nedir ve nasıl ortaya çıkar? -Performans değerlendirmesi neden

Detaylı

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ Türk Akreditasyon Kurumu Personel Akreditasyon Başkanlığı Akreditasyon Uzmanı 1 Ülkemizde ve dünyada tüm bireylerin iģgücüne katılması ve iģgücü piyasalarında istihdam edilebilmeleri için; bilgiye dayalı

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1. Sosyal yardımlar hak temelli ve önceden belirlenen objektif kriterlere dayalı olarak sunulacaktır. 1.1 Sosyal Yardımların hak temelli yapılmasına yönelik, Avrupa Birliği ve geliģmiģ OECD ülkelerindeki

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ Dersin Öğrenme Çıktıları ve Yeterlilikleri Dersin Hedefi Dersin Amacı ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI DERS TANITIM FORMU TR Tercüme Üzerine Bazı Öneriler

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

LİSANS PROGRAMI İŞLETME

LİSANS PROGRAMI İŞLETME İŞLETME 1 MATEMATİK I 2 İKTİSADA GİRİŞ I 3 GENEL MUHASEBE I 4 HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI 5 İŞLETME İLKELERİ 6 DAVRANIŞ BİLİMLERİ I 1 MATEMATİK II 2 İKTİSADA GİRİŞ II 3 GENEL MUHASEBE II 4 BORÇLAR HUKUKU

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998

Lisans Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1994. Y. Lisans S. Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler /Temel İslam Bilimleri/Hadis 1998 ÖZGEÇMİŞ 1. Adı ve Soyadı :Muammer BAYRAKTUTAR 2. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 3. Görevi : Öğretim Üyesi/Dekan Yrd. 4. Görev Yeri : Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 5. İletişim : muammerbayraktutar@hotmail.com

Detaylı

ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK

ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK 1 NERĠMAN HASAN ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK EDĠTURA UNĠVERSĠTARĂ, BUCUREġTI, 2011 3 Tehnoredactare computerizată: Angelica Mălăescu

Detaylı

TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI

TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI GÜZ YARIYILI DERSLERİ Dersin Kodu Dersin Adı T U K Dersin Türü TEA 500* Seminer 020 Zorunlu TEA 501

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi S.B.E. İktisat anabilim Dalı İktisat Programı 7. Düzey (Yüksek Lisans Eğitimi) Yeterlilikleri

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi S.B.E. İktisat anabilim Dalı İktisat Programı 7. Düzey (Yüksek Lisans Eğitimi) Yeterlilikleri AÇIKLAMALAR: İktisat Ana Bilim Dalı İktisat yüksek lisans programı için belirlenen program yeterlilikleri 20 tane olup tablo 1 de verilmiştir. İktisat Ana Bilim Dalı İktisat yüksek lisans programı için

Detaylı

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT 1 ĠLETĠġĠM İki ya da daha fazla kiģinin düģünce ve fikir alıģveriģidir KonuĢma, hareket yada mimikler ile gerçekleģir. Bizim

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Akademik Yazıma Giriş PSIR 182 2 3 + 0 3 3

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Akademik Yazıma Giriş PSIR 182 2 3 + 0 3 3 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Akademik Yazıma Giriş PSIR 182 2 3 + 0 3 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

DERGİ YAYIN İLKELERİ

DERGİ YAYIN İLKELERİ 471 DERGİ YAYIN İLKELERİ 1. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, yılda iki sayı (Haziran-Aralık) yayımlanan hakemli bir dergidir. 2. Derginin yayın dili Türkçe'dir, ancak Türkçe özet verilerek

Detaylı

HARRAN OKULU SEMPOZYUMU

HARRAN OKULU SEMPOZYUMU T.C. HARRAN ÜNĠVERSĠTESĠ ĠLAHĠYAT FAKÜLTESĠ I. ULUSLARARASI KATILIMLI BĠLĠM DĠN VE FELSEFE TARĠHĠNDE HARRAN OKULU SEMPOZYUMU 28-30 Nisan 2006 I. CĠLT Editör Prof. Dr. Ali BAKKAL ġanliurfa 2006 176 I. Uluslararası

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Ali Bulut İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (01) 51 81 00 Mail : abulut@fsm.edu.tr. Doğum - Tarihi : 1.0.1973

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı 1. Yarıyıl Türkçe Öğretiminde Çağdaş Yaklaşımlar ETO701 1 2 + 1 7 Türkçe öğretiminde geleneksel uygulamalardan

Detaylı

2. Yıl / III. Dönem (Second Year Third Semester)

2. Yıl / III. Dönem (Second Year Third Semester) 1. Yıl / I. Dönem (First Year First Semester) TDE101 Osmanlı Türkçesi I (Ottoman Turkish I) 4 1 7 Tr AZ TDE103 Türkiye Türkçesi I: Ses Bilgisi (Turkish Language: Phonology) 3 0 5 Tr AZ TDE157 Türk Edebiyatı:

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Siyasal Düşünceler Tarihi PSIR 201 3 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Ders Planı - AKTS Kredileri T: Teorik (saat/hafta) U: Uygulama (saat/hafta) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemi 1. Yarıyıl

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

I. YARIYIL. IDE121 İleri Okuma ve Yazma I Bu ders kapsamında öğrenciler ileri düzeyde okuma yazma becerilerini geliştirme olanağını bulacaklardır.

I. YARIYIL. IDE121 İleri Okuma ve Yazma I Bu ders kapsamında öğrenciler ileri düzeyde okuma yazma becerilerini geliştirme olanağını bulacaklardır. I. YARIYIL İDE111 Bağlamsal Dilbilgisi I İleri seviyedeki dil ve tümce yapıları, bu yapılar ile sözcükler arasındaki ilişki, bu dil yapıları aracılığıyla öğrencileri anlam yaratma, biçim ile metin türü

Detaylı

erdaynur@gmail.comaynur.erdogan@gmail.com Dersin içeriği:

erdaynur@gmail.comaynur.erdogan@gmail.com Dersin içeriği: Dersin adı / kodu: TÜRK SOSYOLOJĠ TARĠHĠ I (PARALEL) / SOSY3101 Dersi veren öğretim üyesi: Yrd. Doç. Dr. Aynur ERDOĞAN E-mail adresi erdaynur@gmail.comaynur.erdogan@gmail.com Dersin içeriği: Sosyolojinin

Detaylı