2003 yılında 4857 sayılı İş Kanunu getirildi. Devletin istihdam ettiği işçiler için de 657 sayılı Devlet Memurları

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "2003 yılında 4857 sayılı İş Kanunu getirildi. Devletin istihdam ettiği işçiler için de 657 sayılı Devlet Memurları"

Transkript

1 CHP, artık stratejik açıdan atıl bir konumdan, burjuva siyasetin güçlendirilmesinin bir aracı olmaya geçiş yapmaktadır. CHP işçi sınıfının komünist partisinin olmadığı bugünkü koşullarda, tutturduğu yoksulcu söylemle, yer yer proletaryanın içine de geçen kent ve kır yoksullarının sistem içi temsiliyetine talip olan bir burjuva siyasal partidir. Kapitalist sistem, işçinin daha çıplak, daha güvencesiz, daha aç çalıştırılmasının genel eğilim olarak işlediği bir sistemdir. Kapitalistler işçinin çıplak, güvencesiz, yarı-aç çalıştırılmasını kurala bağlarlar, sömürüyü sistemleştirirler, yasa düzeyine çıkarırlar. İş yasası böylece oluşur. Sonra da işçiye "yasalara saygılı ol" derler. Büyük bir doymaz iştaha sahip burjuva azınlığın çıkarları üzerine kurulu bu ekonomik sistem toplumsal yoksulluğu, açlığı, işsizliği her geçen gün arttırmak dışında bir işlev görmemektedir yılında 4857 sayılı İş Kanunu getirildi. Devletin istihdam ettiği işçiler için de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu var. Bu iki kanun, sömürünün yasa düzeyinde kurallaştırıldığı bu iki kanundaki hükümler bile bugün Türkiye burjuvazisine yetmiyor. Sadece taciz konusu değil, ondan sonraki gelişmeler, 29 Kasım dan bu yana alınan tutumlar da, salt KESK e ait olmayan bir çözülme ve çürümeye ayna tutuyor. KESK'in geldiği bu nokta neyi gösteriyor? Neoliberal dönüşüm süreci ve burjuva demokrasisi altında, hiçbir şeyin eskisi gibi kalamadığını ve kalamayacağını Yaşamın her alanını kesen Ya burjuvazi ya proletarya berraklığını Her ulus iki ulustur gerçekliğini Kadının kurtuluşu ve sınıfın kurtuluşunun birbirine içerili olduğunu

2 Merhaba canım yeğenim Öykü, Şaka bi yana iyice amca gibi hisseder oldum kendimi, hoş bıyıkları da budadım ama amca olmak da hoşmuş, böyle devam etsin. Babanın güzel şiirini okudum, ellerine sağlık, ona hayko tipinde yazılmış bir dostumun şiirini yazıyorum iletirsin. Muhtemelen Haiku şiirlerinin ne olduğunu biliyordur, ama yine de ben sana kısaca anlatayım. Japon şiir sanatı olarak geçiyor, kısa şiirsel cümlelerle anlatıyorsun hissini. Orhan Veli'nin birkaç güzel çevirisi vardı, bak Orhan Veli dedim bir garip oldum, bizim koğuşta da Ahmet Veli var gizli şairlerden aklım ona gitti. Eylül Önce yapraklar sarardı Sonra sendikalar Şov devam etmeli! Show must go on! Bu cümle sanıyorum ki tiyatronun ticari bir kar aracı haline geldiği günlerden beri kuruluyor. Şov her ne olursa olsun devam etmeli. Baban dahi ölmüş olsa, hissiz bir robot gibi (oyunculuğun ruhuna ne kadar yabancı olsa da) çıkıp oyununu oynamalısın. Şov kesintiye uğratılamaz zihniyeti, özellikle tiyatro merkezli bir önkabul olarak yerleşmişti. Geçenlerde ünlü oyuncu Haluk Bilginer bu retoriği eleştirip ben babam ölürse sahneye falan çıkmam. diyerek bu sloganı savunanları yavşaklıkla suçlayınca, yer yerinden oynadı. Türkiye tiyatrosunun duayenleri (bunlar her alanda vardır ve olanı olması gereken şey olarak kutsayan statükocu kesimlerdir ve gerici-tutucu bir öz taşırlar) hep bir ağızdan Bilginer i suçlamaya başladılar. Tiyatronun kutsallığından, perdenin her zaman açık olması gerektiğinden dem vurup dursalar da Bilginer in tiyatro dünyasındaki ağırlığı ve şov devam etmeli sözünün hiçbir insani yanının olmaması bir tabuyu yıkmaya yetti. Akla yatkındı zaten, sevdiklerini kaybetmiş, derin bir acı yaşayan oyuncunun hiçbir şey olmamış gibi sahneye çıkmasını beklemek en hafifiyle insafsızlıktır. Oyunculuğa, tiyatroya kutsal bir kılıf biçip bu kılıfın altında ticari kazanç sağlamanın bir aracından başka bir şey değil bu söylem. Bu tartışmalara katılan tiyatro oyuncusu Kenan Işık ın sözleri aslında gerçeği yeterince gösteriyor. Şunları söylemiş: Bu söylem kutsal değil ticari bir söylemdir. show business popüler sanatı, günümüzde hatırı sayılır para kazandıran bir işkoludur. Örneğin Cats müzikali prodüktörüne üçyüzmilyon dolardan fazla para kazandırdı. Ve ne yazık ki popüler sanatın yüksek sanat diye sınıflandırılan gerçek sanatla sadece biçimsel bir benzerliği vardır. Bugün entertainment dediğimiz bu sektörün ABD bütçesine katkısı 1,5 trilyon dolar civarındadır. Bu show devam etmezse, sözgelimi annesini kaybeden oyuncu o gün sahneye çıkmazsa ya da sete gitmezse bu kar sekteye uğrar. Hele de dakika süreli dizilerin ucu ucuna yetiştirildiği ülkemizde o dizi ilan edildiği saatte gösterilmezse, reklam geliri de olmaz. Kanal, prodüktör, oyuncular, sektörün tüm çalışanları bundan zarar görür. Ekran başındaki seyirci hüsrana uğrar, kanala olan güveni de sarsılır. Bu nedenle böyle bir cümle uydurulmuş ve ona kutsal muamelesi yapılmıştır. Kutsal falan değildir, bu cümle ticaridir. (22 Eylül 2010) Yani olan şey budur: Kapitalist işleyiş içinde bir sektör haline getirilen tüm sanat alanları ticari bir mantıkla yürütülmektedir. Amaç azami kara ulaşmaktır. Bu süreç içinde bir patrona bağı olan sanatçılar da (bu yönüyle onlar aynı zamanda işçidir. Çünkü patronuna artı değer üretmektedir) azami karı sekteye uğratacak davranışlarda bulunmamalıdır. Baban da çocuğun da ölse patronun cebine katacağın değeri düşünmelisin. İş devam etmelidir. Bir kutsallık halesi içinde show must go on lafı üretilmiş, ahlaki bir forma kavuşturulmuş ve sorgulanmamıştır. Tiyatro, ve sanatın diğer dallarıyla uğraşan herbir bireyin belli bir entelektüel düzeyi olmasına rağmen nasıl olmuştur da buradaki tuzağa düşmüşlerdir bilemiyoruz. Sorgulayıcı düşünce, eleştirel bakış eksikliği deyip geçelim. Herhangi bir fabrikada da durum faklı değildir aslında. Orada da durum her ne olursa olsun üretim devam etmelidir. Amaç üretim ve kardır. Ne kadar çok üretim o kadar çok kar! (Tüm dünyanın aksine Türkiye televizyonlarındaki dizilerin dakika olması da buna benzer. Ne kadar uzun dizi, o kadar çok reklam o kadar çok kar!) Bu süreçte işçinin tuvalette geçirdiği süre bile hesaplanır, işçi ne kadar hasta olursa olsun ayakta durabildiği sürece çalıştırılır, herhangi bir yakınını kaybetmesi patronunu ilgilendirmez. İş aksamamalıdır. Kapitalist ahlakı belirleyen şey birebir piyasanın ihtiyaçları ve azami kara ulaşma sürecidir. Bu süreç de ister tiyatroda, sinemada, herhangi bir tekstil, metal fabrikasında olsun aynı çizgiyi izler. İşçiler, sanatçılar posası çıkartılana kadar (Türkiye nin TV sektöründe yaşananlar vahşi bir sömürü düzenini andırır) çalıştırılır. Bu düzeni kutsallık haleleriyle örttükleri oranda da karlarına kar katacaklarını bilirler. Show must go on! Bu, ihtiyaçtan doğmuştur. İnsan değil piyasa odaklıdır. Bir çarkın dönmesi için söylenmiş bir söylemdir. Ve bu çark insanlığı öğütme makinasından başka bir şey değildir. Ercan Akpınar Sincan 1 nolu F Tipi Cezaevi Anıl dostumun mini bir şiiri bu, internette keşfedilmeyi bekleyen yüzlercesi var daha. Hayko Cepkin meşhur oldu bu Hayko şiir tutulmadı. Edebiyata bu kadar mı uzağız acaba Öykücüğüm. Canım benim, İstanbul Etkinlik Programı kataloğu yollamışsın, gazetede incelemiştim. Yorgo Bacanos un ud taksimini dinlemek isterdim. Bazen 93.1 Çukurova, TRT de yakalıyorum ama. 6 ayda bir tutturuyorum. Dikkat ettim de sponsorlar cirit atar olmuş etkinliklerde. AB'de sponsor kapitalizm kültür-sanat-düşün hayatında iyice etkin olmuş. Ufak bir kültür merkezinde, İstanbul'un en ücra yerlerinde sergiler açmışlar ama postmodern sanat iyice girmiş yaşama. Bakıyorum da bir kolaj olmuş, hiç de sevmediğim bir biçim ama Mercan Dede ve Cem Adrian a da 50 TL verir giderdim laf aramızda. Önümüzdeki sene spor başkenti olmuş İstanbul, umarım kataloglardan bakmayız yine. Vedat Türkali den veda ederek öykücüğüm öpüyorum yanaklarından. Babana ve annene çok selam et, sergi için yetiştirebilirsem birkaç çizim deneyeceğim. Görüşeceğiz. Cenk amcan İstanbul Salkım salkım tanyelleri estiğinde, Mavi patiskaları yırtan gemilerinle, Uzaktan seni düşünürüm İstanbul.. Binbir direkli halicinde akşamlar, Adalarında bahar Süleymaniyende güneş Ey sen ne güzelsin Ey kavgamızın şehri İstanbul Cenk Haşimoğlu E Tipi Cezaevi C-6 Mersin Cenk in çalışmaları için: İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:5- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 "Her zaman ezen ve ezilen birileri olmuştur. Ayaklar baş olur mu? Bir elin parmakları eşit mi? O yüzden sus ve işine bak!" Gerçekten aynı fikirde misiniz? İnsanlığın kara tarihinde her toplum biçimi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıfların karşıtlığına dayanmıştır. Bu gerçeği burjuvalar bize kendi çıkarlarına denk düşecek şekilde sıkça hatırlatır: "Her zaman ezen ve ezilen birileri olmuştur. Ayaklar baş olur mu? Bir elin parmakları eşit mi? O yüzden sus ve işine bak!" Gel gelelim bir sınıfı ezebilmek için, sömürüsünü devam ettirebilmek için ona hiç değilse kölece varoluşunu güç bela sürdürebileceği koşulları sağlamak gerekir. Çünkü işçi ancak halen şöyle düşünüyorsa ezilmeyi sürdürebilir: Bolluk içinde yüzmüyoruz ama en azından yiyeceğimiz var! En azından yaşıyoruz, en azından çocuklarımız okuyor, onlar bu hayatı yaşamayacaklar inşallah, en azından başımızı sokacak bir evimiz var, en azından Allah a şükür sağlıklıyım, en azından karım, en azından beyim, en azından emekli olunca En azından, en azından derken bu hayat, bu ezen ezilen ilişkisi, bu sömüren sömürülen ilişkisi bir yaşam boyu sürer gider. Nazım Hikmet in resmettiği, Haydarpaşa Garı nın merdivenlerindeki işçi gibi: -Galip Usta- tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur:/ Kâat helvası yesem her gün diye düşündü/5 yaşında./ Mektebe gitsem diye düşündü/10 yaşında./ Babamın bıçakçı dükkânından/akşam ezanından önce çıksam diye düşündü/11 yaşında./ Sarı iskarpinlerim olsa/ kızlar bana baksalar /diye düşündü/15 yaşında./ Babam neden kapattı dükkânını? /Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına /diye düşündü/16 yaşında./ Gündeliğim artar mı? diye düşündü/20 yaşında./ Babam ellisinde öldü,/ben de böyle tez mi öleceğim? /diye düşündü/21 yaşındayken./ İşsiz kalırsam diye düşündü/22 yaşında./ İşsiz kalırsam diye düşündü/23 yaşında./ İşsiz kalırsam diye düşündü/24 yaşında./ve zaman zaman işsiz kalarak/ İşsiz kalırsam /diye düşündü/50 yaşına kadar./51 yaşında İhtiyarladım dedi,/ babamdan bir yıl fazla yaşadım. /Şimdi 52 yaşındadır./ İşsizdir./Şimdi merdivenlerde durup/ kaptırmış kafasını/düşüncelerin en tuhafına:/ Kaç yaşında öleceğim?/ Ölürken üzerimde yorganım olacak mı? /diye düşünüyor. Hayatımız böyledir. Kabullenmek bize değil kapitalistlere fayda sağlar, bir ders çıkarmak gerekir. Güvencesizlik İşçi sınıfının öz durumu kapitalist sistemde güvencesizlik esasına dayanır. "İşveren" denen kapitalist aslında işçiye iş vermez, işçinin kendi başına çalışmasını olanaksız kılan kapitalist sistemin patronudur o. Üretim araçlarının sahibi kapitalist, işçiyi bir eklenti olarak, o makinelerle, o organizasyon içinde, o emir-komuta, o sömürü ilişkisinde çalışmaya mahkum kılar. İşçinin çalışmak ve sürekli çalışmaktan başka, kapitalistin el koyduğu artı-değerin üreticisi canlı emeğin taşıyıcısı olarak, başka hiçbir yolu yoktur. İşçi çıplaktır, işçi güvencesizdir, işçi sözleşme feshedilirse sokaktadır, açtır, muhtaçtır. Kapitalist sistem, işçinin daha çıplak, daha güvencesiz, daha aç çalıştırılmasının genel eğilim olarak işlediği bir sistemdir. Kapitalistler işçinin çıplak, güvencesiz, yarı-aç çalıştırılmasını kurala bağlarlar, sömürüyü sistemleştirirler, yasa düzeyine çıkarırlar. İş yasası böylece oluşur. Sonra da işçiye yasalara saygılı ol derler. Kapitalistler bir de üstüne üstlük bu yasaları sıkça değiştirirler. Parlamento bunun aracıdır yılında 4857 sayılı İş Kanunu getirildi. Devletin istihdam ettiği işçiler için de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu var. Bu iki kanun, sömürünün yasa düzeyinde kurallaştırıldığı bu iki kanundaki hükümler bile bugün Türkiye burjuvazisine yetmiyor yi güncellemek, boşluklarını doldurmak istiyorlar. 657 yi ise iptal ederek yeniden kaleme almak istiyorlar. Meclis te halen gündem olan torba yasa bu amaç doğrultusunda hükümler içeriyor. Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı adını taşıyan Torba Yasa Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ne 29 Kasım tarihinde sunuldu. 3 Aralık ta da Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi başlığı altında ek maddeler torba ya kondu. Maddeler açık -16 yaş altındaki genç ve çocuk işçilere asgari ücretten daha düşük bir özel asgari ücret verilir. Bunu 18 yaşına kadar olan işçilere doğru genişletiyorlar yaş arası erkek ve 18 yaş üstü kadın çalıştıran işletmelerin sigorta primlerinin işsizlik fonundan karşılanması maddesiyle, yaşlı işçilerin işten çıkartılarak kapitalistlerin sigorta primi dahi ödemeden gençleri sömürmesinin önü açılıyor. -Meslek liselerinde okuyan öğrencilere staj sırasında ödenen ücreti düşürüyorlar. -Silikozis hastası kot kumlama işçilerini meslek hastası işçilerin yararlandığı haklardan yararlandırmamak adına onlara yoksul aylığı bağlıyorlar. -Belediyelerde çalışan norm fazlası işçilerin (yaklaşık 50 bin işçi!) başka kamu kurum ve kuruluşlarına devrini istiyorlar. Amaç belediyelerde tam taşeronluk. - Vergi affı ile -işçiler ve memurlar için doğrudan ücretten kesme devam ederken- sermayedarlar için vergi ve sigorta prim afları getiriliyor. -Kamuda esnek çalışmanın kurallaştırıldığı ayrıntılı maddeler getiriyorlar. İş Kanunu değiştirilerek, evde çalışma, uzaktan çalışma, saatli çalışma, çağrı üzerine çalışma gibi esnek istihdam biçimlerinin getirilmesi, bunların kamuya da taşınması gerçekleşiyor. - Kamuda başka kurumlara yılda altı ay sürebilecek geçici görevlendirmeler, -24 saat hizmet veren kurumlarda çalışma saatlerinin kurum amirlerince düzenlenmesi hükümleri geliyor. -Sicil sisteminin yerini disiplin cezası almama koşulunu alıyor. -Ödüllendirmede kamusal gelirlerin arttırılması ölçüt haline getiriliyor. -Özel sektörden kamuya bürokrat/ yönetici atanması, atananların özelde çalıştığı yılların da kamu hizmeti sayılması, -Kamuda işçiye grev yasakları pekiştiriliyor. -Özelleştirilen kurumlarla ilgili yargı kararlarının uygulanmaması inisiyatifi yasayla hükümete veriliyor. -İşçilerden kesintilerle oluşturulan İşsizlik fonundan 2008 den bu yana 10 milyar TL aldılar, mecliste yeni kabul edilen bütçe işçi parasıyla kalkınma stratejisinin devam ettiğini gösteriyor. Ya biz? Devam edelim mi? Burjuvazi devam ediyor! Meclis çalışıyor! İşçiler gündelik yaşamında Galip Usta gibi tuhaf şeyler düşündükçe ve ama şaşırtıcı bir şeyler yapmadıkça, yakılan ve sermayeye peşkeş çekilmek istenen Haydarpaşa Garı'nda kolları başının arasında, yalnız ve yorgun oturdukça, biz işçiler bir ders çıkartıp, bir eylemli ses vermedikçe, bir örgütlülük kurmadıkça, bir bilinç geliştirmedikçe, burjuvaların meclisleri yıkılıp işçilerin meclisleri, konseyleri inisiyatifi eline almadıkça hayatımız böyledir. Kabullenmek bize değil kapitalistlere fayda sağlar, bir ders çıkarmak gerekir. Her zaman ezen ve ezilen birileri olmuştur. Ayaklar baş olur mu? Bir elin parmakları eşit mi? O yüzden sus ve işine bak! Gerçekten aynı fikirde misiniz?

4 İşsizlik neden artıyor? Çünkü işçiler çok çalışıyor. İşçiler neden çok çalışıyor? Çünkü işsiz çok. Küresel ekonomik krizin doğrudan etkilerinin en başında şüphesiz işten atılmalar ve yükselen işsizlik oranları gelmektedir. İşsizlik oranlarının, işsiz sayısının hızla artması toplumsal dokuyu da şiddetle sarsan bir olgudur. İşsizliğin sürekli büyümesi, özellikle genç nüfusta biriken işsiz sayısı, sermaye kesimlerine olası bir "sosyal patlama"yı hatırlattığı gibi, bununla birleşik olarak da işsizliği, çalışan kesimler üzerinde bir korkuluk olarak kullanmak, ücret ve diğer kazanımları aşağıya bastırmayı hatırlatır. Son yıllarda tüm işçi direnişlerine sermaye ve devlet temsilcilerinin yaklaşımı hep aynı şekilde olmuştur: Dışarda bu işi çok daha az ücrete kabul edecek milyonlarca insan var, nankörlük yapmayın! İşsiz kesimlerin çalışanlar üzerindeki bu baskısı, bu gerici rekabet, yoksulluğun toplumsal boyutunu da hızla genişletmektedir. Sermaye kesimlerini çok daha pervasız kılmaktadır bu durum. Aralık 2009 da Bursa da bir "maden kazası", grizu patlaması olmuş ve 19 işçi yaşamını yitirmişti. Ölen işçilerin ailelerinin maden şirketinin aleyhine açtığı mahkemenin ilk duruşmasında, şirket avukatları buz gibi bir sesle madende işçilere aylık 700 TL ödendiğini, şirketin işçiler için bir nimet olduğunu söyleyebilmişlerdir. Öyle ya dışarda bu para için ölmeye gönüllü binlerce insan vardır! Siz bu nimete kavuşmuşsunuz işte, nankörlük etmeyin. Kuralsız, denetimsiz, örgütsüz tamamen esnek çalışma saatleriyle, günde saat, yer altında çok zor koşullarda çalışmanın karşılığı olarak 700 TL bile çok görülür. Sermaye o kadar pervasızdır ki onlarca işçinin ölümünün ardından bile bu şekilde alçaklaşabilmektedir. Pervasızlıkları, proletaryanın kendini çaresiz hissetmesindendir. Bu yanılsamadan kurtulduğu anda kimin kime nimet verdiği çok daha iyi görülecektir! TOBB öncülüğünde bir araya gelen sermaye örgütleri işsizlik sorunu konusunda görüş alış verişinde bulunup ortaklaştıkları kimi konuları öneriler halinde hükümete sunma kararı aldılar. Ekonomik sistemin hukuki zeminini oluşturan dört yasada değişiklik yapılmasını, yenilenmesini istiyorlar. 1927, 1950 benzeri yıllardan kalmış bu dört yasanın ( Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemesi Kanunu ve Ticari Sır ve Kişisel Sırlar Kanunu ) bugünün ihtiyaçlarına göre yeniden yazılmasını istiyorlar. Son on yılda yasal mevzuattaki değişimlerin çoğu emperyalist sermaye ile ilişkileri düzenleyen, emperyalistkapitalist sisteme küresel düzeyden yapısal uyumu gerektiren konulardı. Şimdi ise daha çok iç pazarı düzenleyen (sermayenin küresel ilişkileniş boyutunu gözden kaçırmadan elbette) hukuki mevzuatın yenilenmesi konusunda ısrarlılar. Türkiye bağımlı burjuvazisi gelmiş olduğu yeni sermaye birikim düzeyine uygun, bu düzeyi hukuki olarak karşılayabilecek, azami kar güdüsüne, amacına engel olan tüm yasal mevzuatın ortadan kaldırılmasını istiyor. Bu yasal mevzuatların yeniden düzenlenmesi ve işveren-patron üzerindeki kimi giderlerin (sosyal güvenlik primleri, kıdem tazminatı vb.) kaldırılması durumunda işsizliğin azalacağını iddia ediyorlar. İşsizliğin kabul edilebilir düzeye inmesi ( sosyal patlama riski taşımama, ama çalışanlar üzerindeki işsizlik korkusunu devam ettirme anlamında) için en önemli talepleri ise özel istihdam bürolarını da kapsayan iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi ve asgari ücret üzerindeki merkezi belirlemenin gevşetilmesidir. Burjuvazinin dilinde esnekleştirme kavramının anlamı kuralsızlaştırma, her türlü denetimden azade olarak işçinin üzerindeki sömürü baskısını arttırmaktır. İşsizliğin sınıf hareketinin önündeki en büyük engel olduğunun bilincinde olan burjuvazi, bu durumu fırsata çevirmenin peşindedir. İstatistik verilerin soğukluğu emekçi kitlelerin iliklerine kadar yaşadığı ızdırabı görmemize engel değildir. Her gün yaşanan onlarca trajedi, gazete ve televizyon ekranlarının, reality şovların değişmez konularından olmaktadır. İşsizlikten bunalıp intihar edenler, ailesini katledenler, borcunu ödeyememekten kaynaklı ortaya çıkan ağır dramatik olaylar Hem çalışan hem işsiz kesimlerin yaşadıkları boğulma, çürüme ve düşkünleşme örnekleri. İnsanın içini acıtan, sisteme öfkesini arttıran bir yaşantı Muğla-Fethiye de çocuğunun dershane ücretini ödeyemediği için hapse atılan bir anne; annesinin hapsedilmesinin şokunu, ağırlığını taşıyamayan gencin intihar etmesi aslında sistemin niteliğini göstermesi açısından da karakteristiktir. Devlet güvencesinde, eğitimin parasız olması gerekirken, kalitesi bilinçli olarak düşürülen eğitim sistemi nedeniyle ücretli dershanelerin zorunlu hale getirilmesi, dolayısıyla eğitimin paralı hale getirilmesi; işinden atılan anne-babanın dershane ücretini ödeyememesi, senetlerde imzası bulunan annenin (Türkiye genelinde bu durumda 40 binden fazla insanın bulunduğu söyleniyor) mahkemece tutuklanması. Eğitimin bir hak olmaktan çıkartılarak ücretli hale getirilmesi; işsizlik, polis, mahkemeler hapishane döngüsünde sönen emekçi hayatlar size de bir şeyler anlatmıyor mu Bu hikayenin özü esas olarak, kapitalist üretim sürecinin amacının insanın, insanlığın ihtiyaçları değil, azami kar olduğudur. Karın düzeyini düşürebilecek her türlü insani, toplumsal ihtiyaç, beklenti dışlanması, bertaraf edilmesi gereken şeydir. Burjuvazinin insani ve toplumsal ihtiyaçtan anladığı kendi sınıfsal çıkar ve beklentileridir. Onun için tüm devlet kurumları, medyası, sivil toplum vs. ile bu çıkarları korumaya, geliştirmeye çalışır. Sınıf hareketinin, mücadelesinin gerilediği kesitlerde dizginsiz bir hale gelen sömürü çarkları Fethiye deki anne ve oğulun yaşadığı trajedide olduğu gibi emekçi hayatları ezer, öğütür. Fakat bilinmesi gereken esas şey bu yaşanılanların kader olmadığıdır. Kapitalist ekonomik sistemin temel karakteristiği olan bu durum yaşanmak zorunda değildir. Büyük bir doymaz iştaha sahip burjuva azınlığın çıkarları üzerine kurulu bu ekonomik sistem toplumsal yoksulluğu, açlığı, işsizliği her geçen gün arttırmak dışında bir işlev görmemektedir. Bu sisteme karşıt, onun karşısında yer alan tek alternatif sosyalist ekonomik sistemde ise üretimin amacı ihtiyaçları ile birlikte insandır. İnsanın maddi ve manevi, kültürel tüm ihtiyaçları üretimin amacıdır. Dolayısıyla insanın insanı sömürmediği, açlık ve işsizliğin, gelecek kaygısının olmadığı, olmayacağı tek sistem olarak sosyalizm emekçilerin kurtuluşunun biricik yoludur. İşçi sınıfı ve işsiz kesimler tüm emekçilerle birlikte kader birliği yaparak ortak talepler doğrultusunda, birleşik ve militan bir sınıf mücadelesi yürütmeli, bu kavga içerisinde gelişerek toplumsal yapıyı alt üst edip yeni bir ekonomik-siyasal sisteme, mülkiyetin kolektifleştiği, dolayısıyla çıkarlarında kolektif bir kimlik kazanacağı sosyalizme yürümelidir. Üçüncü bir yol yoktur. Ya kapitalist bir barbarlık, çürüme. Ya da, sosyalizm ve insanın insanca yaşayacağı bir sistem!

5 Bundan altı ay öncesinde, Altı ay sonra Baykal ve Önder Sav olmayacak, CHP nin tüm bir üst yönetimi değişecek dense idi, kimse inanmazdı. CHP son on yıldır AKP karşısında çakılı denebilecek bir muhalefet yürütüyor, her seçimde perişan olarak oy oranı olarak da %20 leri ancak yakalayabiliyordu. Parti, neoliberalizmin yeni dinselliği de sistem içerisinde perçinleyen toplumsal/ kültürel dönüşüm hızından kaygılı, her tarafından patlamış içten çelişkili eklektik 6 ok çizgisinde kendince en azından söylem olarak durmaya çabalayan, burjuva siyasetin dönüşümünün güncel ve görünürdeki çelişkilerinin gümbürtüyle ortaya çıktığı her konuda ise (ordu/mgk, sivil toplum/devlet, din sorunu, Kürt sorunu, Ergenekon operasyonu, dış politika, yargı, ekonomi, YÖK, teknolojinin kullanımı vd.) AKP nin karşısında bir tehlike sireni olarak kendini karşı ağırlık biçiminde konumlandırmaya çalışarak kıyı kentli orta sınıf tabanını nafile bir çabayla tutmaya çalışmaktaydı. Ne oldu? Böylesine donuk ve toplumsallıktan uzak bir parti için parti içi dinamikler tespiti yapmak yanlış olur. Altı ay öncesine kadar bu partide bir ikinci adam dahi yoktu, politikalardan da kimse şikayetçi görünmüyordu. Ancak öte yandan herkes de itiraf edilmeyen başarısızlığın farkındaydı. Tarihsel ve öğrenilmiş çaresizlik düzeyinde bir başarısızlık hem de: CHP, tarihi boyunca -DP kapatılarak liderlerinin idam edildiği 61 yılı seçimleri hariç- genel seçimlerde hiçbir zaman tek başına iktidar olamamıştı. Burjuva cumhuriyetin kurucu partisi için tarihsel bir sonuç! Artık yeterdi! CHP nin arkasında yedeklenmiş kentli orta yaş üstü kadınlar, toplumsal/dinsel gelişimden rahatsızlık duyan üniversiteli gençler, konum kaybeden orta sınıflar, gerileyen tekelcileşememiş müteahhitler ve ihaleciler, gözden düşmüş bürokratlar, hatta bunların sol/sendikal/ devrimci versiyonları uzun süren ve sündükçe sünen, hiç bitmeyecekmiş gibi devam eden bir yenilgi döneminden sonra, parti tabanını oluşturan bu endişeli çoğunluk iktidar istiyordu. Cumhuriyet mitinglerindeki gibi coşmak, kendini göstererek var etmek, Kürt olana, çarşaflı olana, bu ülkenin cehaletine karşı beslenen iç tepkiyi bir şekilde akıtmak, -evet görevlerini yapmak duygusu ile birleşik,- kendi paylarına da düşen hak ettiklerini artık almak istiyorlardı. Hedef iktidar olmak hayalinde düğümleniyordu. Ordunun da konum kaybettiği yeni koşullarda, açık tanımlanmamış bu gizil ve güçlenen arzu, Baykal ın ayağının Bundan altı ay öncesinde, Altı ay sonra Baykal ve Önder Sav olmayacak, CHP nin tüm bir üst yönetimi değişecek dense idi, kimse inanmazdı kaydırılmasından sonra onu kitlesel biçimde sahiplenmeme biçiminde yüzeye vurdu. Bilinegelen CHP için altın vuruş anlamına gelen son bir hamle ile adı sınanmamış, az ve dik konuşan, ama medyanın desteğini almayı başarmış Kılıçdaroğlu arkasında toplanıldı. Liderin kim olacağı, politikalar vb.ni uzun uzun tartışmaya zaman yoktu: Çünkü seçime çok az bir süre vardı! Yeni lidere destek olunmazsa kaybedileceği kesin olan bir genel seçim Sonrası süreklilik içinde değişim Onun içerisinde de iç mücadeleler ve gerilimler var. Baykal dan sonra Sav ın da tasfiyesi, hızlı çekim ikinci Kurultay, Gürsel Tekin in partili tabanı PM ye taşımama sonucu PM seçimlerinde en düşük oyu alması ama istediği konumu elde etmesi vb. vb. Bir kopuş değil! CHP bugün yeni CHP değil. Ama eski CHP nin kırmızı çizgileri de aynı değil, bir çoğu bir hamlede aşıldı, bazıları aşınıyor, daha tam değil, ama yönelim yeni CHP ye doğrudur, baskınlaşan budur. Tek koşul: Eğer önümüzdeki genel seçimlerde çakılma olmazsa! Bu devam eder. Aslında ne olmaktadır? Bir de parti içinden bakmayı dışarıdan, proletaryanın gözünden bakma ile birleştirelim. İşçi sınıfının tarihsel/politik olarak zayıf ve yeniden oluşum halinde, parçalı ve örgütsüz bir yapı sergilediği bugün, proletaryanın toplumsallaştığı, toplumun proleterleştiği bir dönem yaşıyoruz. İşçi sınıfı sayıca ilk defa tüm dünyada en kitlesel sınıf haline geldiği gibi, onun esas gücünü oluşturan niteliği de kapitalizmin gelişimiyle her zamankinden fazla ortaya çıkıyor. Kolektif emekçi olarak işçi sınıfı kapitalist üretimin, dolaşımın, tüketimin, genişletilmiş yeniden üretimin merkez aktörüdür. Biz olmadan kapitalist dünya dönmediği gibi, bizim çığlıklaşan taleplerimizi göz ardı ederek de, sermayedarların uykularını kaçıran isyanımızı harlayacak şekilde, bize rağmen ilerleyemezler. Burjuvazi tüm dünyada ve ülkemizde unuttuğumuz bu gerçeğin bizden önce farkına vardı. Kendi gelişimi için, sermaye hareketinin önündeki engellerin aşılması için proletaryaya dönük rıza ve onay mekanizmaları işletilmek zorunda, sadece baskı ve zor ile bizi engelleyemedikleri gibi gelişemezler de, bunu bizim kabulümüzle birleştirmek zorundalar. TÜSİAD bunun farkındadır. Nereye doğru? Faşizmin çözülmesi ile birleşik olarak siyasal rejimde geri düzeyde bir neoliberal burjuva demokrasisine geçiş ve bunun kurumsallaşması burjuvazinin siyasal stratejisidir. Bu geçiş, dar anlamda bir siyasal geçiş olmaktan çok, kültürel/toplumsal/ ekonomik yönden zaten geçilmiş olan bir evrenin kendi içinde ilerletilmesidir. Geri düzeyde yeni bir burjuva demokratik anayasanın kabulü ile, burjuvazinin bugünkü gelişimi önünde engel olan burjuva cumhuriyetin birikmiş tarihsel sorunlarının aşılması, ordunun ve bütünleyen kesimlerin siyasetteki faşist rejimlere özgü rolünün Ergenekon operasyonu ile zayıflatılması, dil ve kimlik konusundaki tarihsel haksızlıkların giderilmesi ile sınırlı, Kürt sorununda neoliberal entegrasyonu içeren orta sınıfçı, işbirlikçi çözüm, devlet yönetiminin ve toplumsal hakimiyetin dinsel içerimi kapsayarak yürütülmesi, etkin bir burjuva sivil toplum vb. vb. hedeflenmektedir. CHP, artık stratejik açıdan atıl bir konumdan, burjuva siyasetin güçlendirilmesinin bir aracı olmaya geçiş yapmaktadır. CHP, dinsel kimliği yok sayılan Alevi emekçilerin angaje ve etkin katılımı yanında, Kılıçdaroğlu nun Kurultay konuşmasında vurguladığı, emekliler, kent yoksulları, kır yoksulları, gençler, henüz hem BDP nin demokratik özerklik çıkışının saflaştırıcı basıncı hem de CHP nin inkar sürekliliğinin gücünden dolayı vurgulanamasa da BDP tabanından koparılabilecek kimi Kürt kesimlerin temsilcisi olmaya doğru geçiş yapmaktadır. Ortanın solunun, burjuva solun bugünkü karşılığı bu kesimlerin sisteme kazanılmasıdır. CHP işçi sınıfının komünist partisinin olmadığı bugünkü koşullarda, tutturduğu yoksulcu söylemle, yer yer proletaryanın içine de geçen kent ve kır yoksullarının sistem içi temsiliyetine talip olan bir burjuva siyasal partidir. Bir sonuç CHP nin solunda konumlanan, işçilerle bağı olan bir çok çevre, sendika, aydın CHP den sosyal gelişimin tetikleyicisi olacak bir dinamizm beklemek yerine, proletaryanın devrimci seçeneğinin tarihsel zayıflığını taşıdığımız ve aşmaya kararlı olduğumuz bugünkü dünya ve ülke koşullarında CHP nin burjuva siyaseti güçlendiren ve devrimci hareketin tasfiyesi içinde tasfiyesine hız kazandıracak olan bu karakter ve rolü ile sınır çekmelidir. Büyük resim görülmeli, tarihsel özne açısından, ancak burjuvaziye karşıt temelde gelişebilecek proletarya hareketi ve öncülük misyonu açısından ödev çıkarılmalıdır. Eh, çıkarılmazsa da, tasfiye olan tasfiye olur, proletarya kendi yolunu açar, genişleterek yürür.

6 Meclis gündeminde olan 'torba yasa'nın geri çekilmesini isteyen Türk-İş'e bağlı sendikaların İstanbul Şubeleri 26 Aralık günü, Taksim'de bir eylem gerçekleştirdiler. Taksim tramvay durağında biraraya gelen işçiler buradan Galatasaray Lisesi'ne yürüdüler. Haklarımızı torbalatmayacağız Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu imzalı pankartın açıldığı eylemde hedefte AKP hükümeti vardı. AKP torbanı al başına çal!, Kahrolsun IMF, işbirlikçi AKP!, AKP şaşırma sabrımızı taşırma sloganları yürüyüş boyunca sıklıkla atıldı. İstiklal Caddesi'nde bulunan DE-SA mağazasının önünde geçilirken DE- SA ya sendika girecek sloganı ile DE-SA nın unutulmadığı gösterildi. Eylemde sıklıkla atılan Suskun toplum istemiyoruz! sloganı işçilerin genel tablodan da rahatsız olduğunu gösteriyordu. Galatasaray Lisesi'nin önünde yapılan basın açıklamasını Belediye-İş 2 No lu Şube Başkanı Hasan Gülüm okudu. Gülüm ün oldukça uzun tutttuğu konuşmasında torba yasada sermaye kesimlerine aflarla kıyak yapılırken işçi ve emekçilere ise güvencesizlik ve geleceksizlik dayatıldığının altın çizildi. Torba yasanın içinde bulunan bir çok yasada işçi ve emekçilerin haklarının gasp edildiği ve yeni saldırıların olduğunu da belirten Gülüm Türk-İş yönetimine de seslenerek Türk-İş'in harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Gülüm'ün konuşmasının ardından eylem sonlandırıldı. Gündeminde işçi sınıfına karşı kapsamlı bir saldırının olduğu bir eylem olmasına karşın eyleme katılım çok azdı. Türk-İş sendikalarından Belediye-İş, Harb-İş, Deri-İş, Tez Koop-İş ve Petrol-İş eyleme katılım gösteren sendikalar olmakla birlikte bu sendikaların da katılımı çok cılızdı. Bu yasayı birleşik bir mücadele ile karşılamanın gerekliliğine karşın eyleme DİSK, KESK gibi sendikaların, meslek odalarının vb. katılımı ise yok denecek kadar azdı. Şimdi gözler Ocak ayı başında yapılacak olan Türk-İş toplantısına çevrilmiş durumda. Oradan torba yasaya karşı etkin eylem programı çıkması beklentisi var. Fakat bu gibi cılız eylemlerin Türk-İş ağalarına pek basınç yaratmayacağı da kesin. Tuzla Boya ve Vernikçiler Organize Sanayi Bölgesi nde faaliyet gösteren SA-BA Endüstriyel Ürünler İmalat ve Ticaret A.Ş. fabrikasında sendikalaşma faaliyetleri nedeniyle işten çıkartılan dört arkadaşlarının geri alınması için eylem yapan işçiler de işten atıldı. İki ay önce sendikal örgütlenme başladı Sa-ba da işçiler yaklaşık iki ay önce, Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş) İstanbul 2 No lu Şube de örgütlenmeye başladı. 17 Aralık ta da sendikaya üye olan Nurcan Atalay, Erkan Yiğit, Erhan Eroğlu ve Meral Ertürk adlı işçilerin "performans düşüklüğü" gerekçesiyle işten atıldı. 19 Aralık ta sendika yönetimi ile toplantı yapan işçiler, atılan arkadaşlarının geri alınmasını ve sendikanın işveren tarafından tanınmasını talpe ederek üretimi durdurdu. Fabrikaya Gebze deki bir başka firmanın işçileri getirildi. Direnişin kırılması girişimine tepki gösteren işçilerle polis arasında gerginlik yaşandı. Sa-ba daki örgütlenme faaliyetinin iki aydır sürdüğü, çoğunluk sağlanarak Çalışma Bakanlığına yetki için başvurulduğunu söyleyen Petrol-İş Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Nimetullah Sözen "Talebimiz, atılan işçi arkadaşlarımızın geri alınması ve işverenin sendika ile müzakere masasına oturması, toplu iş sözleşmesi imzalamasıdır. Bu talep Sa-ba işçilerinin ve sendikamızın, Anayasa dan ve yasalardan kaynaklanan en doğal hakkıdır" dedi. Tuzla Boya Vernik Organize Sanayi Bölgesi nde faaliyet gösteren ve Ford, Karsan, Isuzu, Fiat, Otokar, Iveco, Renault, Otoliv gibi otomotiv şirketlerine yedek parça üreten Sa-ba Endüstriyel Ürünler İmalat ve Ticaret A.Ş de 210 civarında işçi çalışıyor. Fabrikada 113 işçi Petrol-İş e üye, sendikalı işçilerden 43 ü kadın. Sa-Ba işçilerinin direnişi fabrika önünde sürüyor. Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi seslerini duyurabilmek için Ankara da bir hafta geçirdiler. Ankara da bir hafta boyunca Petrol- İş sendikasında kalan işçiler çeşitli görüşmeler yaptılar. Görüşmelerde istedikleri sonucu alamayan işçiler evlerine geri döndüler ama Şimdi gidiyoruz. Tasarı Genel Kurul'a gelmeden, biz Ankara ya yine geleceğiz dediler. Kot taşlama işçileri sınıf kardeşlerine de seslendi eve dönerken; Yıllardır mücadele ediyoruz, ciğerlerimizi kaybettik, nefeslerimizi kaybettik, hayatlarımızı kaybettik, hiç değilse ardımızda kalanlar haklarını kaybetmesin diye, mücadele ediyoruz. Küçük, izbe, insanlık dışı atölyelerde kot ağarttık. Birileri moda yarattı, başka birileri o modaya uydu. Ve aslında birileri milyonlarca dolar para kazandı. Tek kaybeden biz olduk: kotlar ağardı, ama hayatlarımız karardı. Yoksulduk, işsizdik, çaresizdik, o atölyelerin ölüm makinası olduğundan habersizdik. Ama çok sonra öğrendik ki, habersiz olan bir tek bizmişiz. Kendimizi sigortalı sanıyorduk. Meğer o da değilmişiz. Adına "kayıt dışı" deniyormuş. Onu da çok sonra öğrendik. Bizi kayıt dışı çalıştıranlar zengin oldu, buna göz yumanlar terfi etti, biz ise hala kayıt dışıyız. Çalışırken giremediğimiz kayıtlara ölüm raporlarımızla girebiliyoruz ancak. Neyin cezasını çekiyoruz biz? O şartlarda çalışmayı; bu ölümcül hastalığa yakalanmayı; ciğerlerimizi, nefesimizi kaybetmeyi mi, tercih ettik? "Ciğerlerimizin yarısı yok, bizi malülen emekli edin" diyoruz devlete. Bu hakkımızdan yararlandırılmayarak bir kez daha mı cezalandırılacağız?

7 Tekel işçileri günlük direnişlerini fiili olarak sonlandırdıklarını duyurmak için direnişin birinci yılında yine Abdi İpekçi Parkı nda bir araya geldi Silikozis denilen bu hastalığı tam olarak bize anlatır mısınız? Sizde etkileri nasıl görülüyor? - Nefesimiz tutuluyor. Yolda dahi yürüyemiyoruz. Başka bir iş yapamıyoruz. Şu an iş göremez raporumuz var. Başka bir yerlerde de çalışamıyoruz. Örgütlenme ve komiteler oluşturma sürecini açıklar mısınız? -2 yıllık bir komite oluşturma çalışmamız var. Şu an 600 raporlu işçi var. 50 ye yakını zaten öldü. Çocukları yetim kaldı. Düşünün bunun gibi ne sektörler var. İşçi sınıfının gelişim seyrine bakıldığında Tekel işçilerinin 4-C saldırısına uğramasıyla birlikte yaptıkları eylemler ile nispi bir yükseliş gözlemlenmişti. Tekel işçileri günlük direnişlerini fiili olarak sonlandırdıklarını duyurmak için ve direnişin başlangıcının birinci yılı olması dolayısıyla bugün Ankara daydılar. İşçiler öğlen saatlerinde Abdi İpekçi Parkı nda bir araya geldiler. İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Samsun, Tokat, Yozgat, Manisa, Bitlis, Bursa nın da aralarında olduğu toplam 10 ilden işçiler vardı. Devrimci Proletarya, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Devrimci Demokratik Sendikal Birlik, Alınteri ve Kaldıraç Sakarya Caddesin de bir araya gelerek dövizleriyle Abdi İpekçi Parkına, işçilerin yanına yürüdü. Bir çok devrimci kurumun destek verdiği eylemde Kahrolsun sendika ağaları, Zafer direnen emekçinin olacak, Yaşasın sınıf dayanışması sloganları sık sık atıldı. Hamdullah Uysal ı da unutmayan eylemciler Hamdullah Uysal ölümsüzdür sloganını da sık sık attılar. Hamdullah Uysal ı işçi sınıfının şehidi olarak nitelendirdiler. Tekel işçilerinin yanında TÜBİTAK direnişçisi Aynur Çamalan, BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan, İSKİ direnişçisi Ercan Ballıoğlu da vardı. Ekonomik talebin siyasal talep, siyasal talebin eknomik talep olarak iç içe geçtiği şu dönemde Tekel direnişi 4-C ye karşı adeta mücadele platformuna dönüşmüştür. Abdi İpekçi Parkı'nda CHP milletvekili Çetin Soysal da vardı. Çetin Soysal ın konuşması sırasında devrimciler Kent AŞ yi unutmadık, Buca işçisi yalnız değildir, Kahrolsun düzen partileri sloganını attı. Limter-İş, Hava İş, Tekstil-Sen, Tez-Koop-İş 2 No lu Şube temsilcileri de işçilerin yanındaydı. Tekel işçileri; İl komisyonları oluşturacağız. Sonrasında genel komisyonlar oluşturacağız. diyorlar. Burada bir basın açıklaması yapan Tekel işçileri daha sonra yolu trafiğe kapatarak Hamdullah Uysal ın şehit düştüğü yere kırmızı karanfil bıraktılar. Hamdullah ı, öldüğü yerde saygı duruşuyla anıp karanfil bırakan Tekel işçileri ve devrimci kurumlar Sakarya Caddesi ne yürüyerek esnafa karanfil dağıtıp teşekkür ettiler. Sakarya Caddesi dolaşıldıktan sonra işçilerin bundan sonra yapacaklarına yönelik yaptığı açıklamayla son buldu. İşçiler son olarak yaptığı konuşmada kurulacak komisyonları vurgulamanın yanısıra, 4-C saldırısına uğrayan işçi ve emekçileri birleştirecek eylem planlarına değindiler. 4-C ye maruz kalan işçilerle de bulundukları her yerde sendikalara üye olup mücadeleyi yükselteceğiz dediler. Daha sonra kitle sloganlarla dağıldı. Evli ve 3 çocuğunuz olduğunu söylediniz. Bu durum eşinize ve ailenize nasıl yansıyor? - Babamla yaşıyorum. Babamın kazandıklarıyla idare ediyoruz. Babam da olmasa yandık. -Devlet bizi tanımıyor. Diyor ki: Gidin siz bulun patronları, siz bulamazsanız biz nasıl bulalım." Devletin verdiği 300 TL. Nasıl geçinebiliriz bu parayla. Çalıştığınız işyeri hakkında bize bilgi verebilir misiniz? -Bodrum katında çalışıyoruz. Herhangi bir hava alma durumu yok. -Biz büyük firmalara iş yapıyorduk. Collezione falan. Mavi jeans. Yurtdışına da çalışıyorduk. Bu mücadelenizde ücret olarak ne talep ediyorsunuz peki? -En azından asgari ücret istiyoruz. -Malulen emekli olmak da istiyoruz. Ama devlet bizi görmüyor. Haberi yok sanki. Bugün Asgari Ücret Tespit Komisyonu 3. defa toplanıyor. Toplantı Türk-İş binasında yapılacak. Bu konu üzerine diyecek biz sözünüz var mı? -Bu komisyonun bizi tanıması lazım. Bizi nereye kadar görmemezlikten gelecekler? Asgari ücret tabii ki de yeterli değil. En azından ailemizi geçindirecek kadar olmalı. Sorunun nereden kaynaklandığını düşünüyorsunuz? Asıl düşünülmesi gereken mesele nedir sizce? -Biz sorunun patronlardan kaynaklandığını sanmıyoruz. Devlet, maliye bunları biliyor. Müdahale etmiyor. Hükümet tanımıyor. -15 gündür buradayız. Hakkımızı vermezlerse diğer arkadaşlarla birlikte buraya geleceğiz. Sesimizi o zaman duyuracağız. Tekel işçileri konusunda ne düşünüyorsunuz? -Devlet onlara saldırdı. Bize saldırsa ne olur sanki. Kaybedecek bir şeyimiz mi var! -Bu işçiler fazla bir şey istemiyordu ki. Ev, araba falan istemiyorlardı. Demiyorlardı ki Evimiz yok, ev ver; arabamız yok, araba ver, haklarını istiyorlardı. -Bu kadar işçiye baksa devlet ekonomisi mi sarsılır. Bizim hepimizin alacağı paranın 100 katını devletten yolsuzlukla koparanlar var. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı? -Bizi görmelerini isteriz. -Bizi Tekelciler gibi sokağa çıkartmaya zorluyorlar. Sorumlusu devlet olur. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer in yeğeni bu sektörde çalışsa bu şekilde olmazdık.

8 Sadece taciz konusu değil, ondan sonraki gelişmeler, 29 Kasım dan bu yana alınan tutumlar da, salt KESK e ait olmayan bir çözülme ve çürümeye ayna tutuyor. Sokaklarda kurulan, tuğlaları bedeller verilerek örülen, harcını 12 Eylül dönemi, faşizm ve kirli savaş koşulları altında onbinlerce kamu emekçisinin emeğiyle kardığı bir sendikanın geldiği bu nokta neyi gösteriyor? KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek in sendikada görevli bir kadın emekçiye tacizde bulunduğuna ilişkin şikayetin Merkez Yönetim Kurulu tarafından elbirliği ile örtbas edilmesi, kadın emekçiye şikayetini geri alması için mobbing ve tehdit uygulanması, 8 aylık bir sürecin ardından 29 Kasım da yüzeye vurdu. KESK te Olağanüstü Genel Kurul a gidiliyor. Sadece taciz konusu değil, ondan sonraki gelişmeler, 29 Kasım dan bu yana alınan tutumlar da, salt KESK e ait olmayan bir çözülme ve çürümeye ayna tutuyor. Sokaklarda kurulan, tuğlaları bedeller verilerek örülen, harcını 12 Eylül dönemi, faşizm ve kirli savaş koşulları altında onbinlerce kamu emekçisinin emeğiyle kardığı bir sendikanın geldiği bu nokta neyi gösteriyor? Neoliberal dönüşüm süreci ve burjuva demokrasisi altında, hiçbir şeyin eskisi gibi kalamadığını ve kalamayacağını Yaşamın her alanını kesen Ya burjuvazi ya proletarya berraklığını Her ulus iki ulustur gerçekliğini Kadının kurtuluşu ve sınıfın kurtuluşunun birbirine içerili olduğunu 80 lerin sonlarından beri içinden binlerce sendika militanını, sendikal mücadelelerde pişerek devrimci örgütlerin saflarına katılmış, kadını erkeğiyle ölümsüzleşen savaşçıları çıkaran KESK ten bugün neoliberal çözülme ve çürümenin keskin kokusu yayılıyor. MYK ve onun içerisindeki siyasi yapıların hangisinden gelirse gelsin; yapılan açıklamalar bu keskin kokuyu ne eksiltebiliyor, ne de katlanılabilir kılıyor. Oysa her şey aynı zamanda o kadar tanıdık ki burada! Bir kadın emekçi, hiyerarşik kademede kendisinin üstünde ve patronu konumunda bulunan Genel Sekreter in tacizine uğradığı şikayetini 8 ay boyunca MYK ya ve Disiplin Kurulu na taşıyamıyor Şikayetten bilgi sahibi olan MYK üyeleri, olayı kitlelerin iradesiyle belirlenmiş olan yetkili kurullara götürmüyorlar. Bunun yerine seçimlerden önce yaptıkları pazarlıklarla koltukları paylaştıkları koalisyon ortaklarına gidiyorlar. Kafaların ve ellerin alışkın olduğu kapalı devre sistemleri işletiyor ve ipe un serilmesinin suç ortağı oluyorlar. Kadın emekçiye mobbing ve tehdit uygulanıyor. Şikayetini savcılıktan geri alması sağlanıyor; Disiplin Kurulu na taşıması engelleniyor. Disiplin Kurulu Yönetmeliği nin neredeyse 10 maddesi birden ayaklar altında çiğneniyor. Bütünüyle feminist literatüre dayalı, 8 Mart ları erkek sınıf kardeşleri olmadan kutlayan KESK Kadın Sekreterliği, kadınların -kağıt üzerinde savunduğu- tarihsel bir kazanımını yok sayıyor. Tacizin, tarihsel toplumsal olarak cinsler arası işbölümünden kaynaklı eşitsizlik ve tahakküm ilişkisine dayandığını, aynı ilişkinin kadının taciz ve şiddeti sineye çekmesini sağladığını unutuyor. Eser miktarda da olsa Yargıtay kararlarına bile geçmeye başlayan Kadının beyanı esastır ilkesinin geçerliliğini bordadan atıyor. Hatta aksine, hiçbir süreç işletmemekle kalmayıp, bu tür durumlarda her kadının karşısına çıkarılan komplo sopasına sarılıyor. Sadece şikayetin muhatabı olan değil, bir şekilde kurulunmuş koltuklarda yer alan herkes, ister şimdi mazeretçi açıklamalarda bulunsunlar, ister hala komplo diye üste çıkmaya çalışsınlar, bu suça ortak oluyor. Dahası, kadın emekçinin taciz şikayetine sözde sahip çıkma tutumu ve bastırmacı komplo söylemi, KESK MYK daki, referandumda en açık haliyle görülen yarılma içerisinde bir enstrüman olarak kullanılıyor. Referandumda birbiriyle sınıfsal özü itibariyle aynı taktiği izleyenler, Evetçiler, Hayırcılar ve Yetmez ama evet ruhlu boykotçular, önümüzdeki genel seçim ve anayasa şekillenmesi sürecinde sınıfsal özü yine aynı tutum etrafında, üstelik tam bir neoliberal pragmatizmle her türlü sürpriz e, belkemiksizliğe yönünü dönmüş olarak saflaşıyorlar! Özür kabahatten büyük! 29 Kasım sonrası açıklamalara bakalım: Olayı baştan beri bilen ve gerçekte hiçbir şey yapmayan Evet çi Demokratik Emek Meclisi, istifayla yaptığı sözde çıkışın ardından son açıklamasında şoven milliyetçiliğin kaşınmaması vurgusu yapıp daha fazla tecrit olmamaya ve artık düğmesine çoktan basılmış olan kendi tasfiyesini nafile engellemeye çalışırken, Olağanüstü Genel Kurul dan çıkacak yönetimi dizayn etmeye dönük hamleler yapıyor (Sendikal Birlik, hakeza ) Benzer bir paketleme, Devrimci Kamu Çalışanları ndan geliyor. Onlar da konuyu ciddiye aldıklarını, yurtsever emekçilerle (BDP liler kastediliyor) görüşerek örgütün ve kadın hareketinin kazanımlarına zarar vermeyecek tarzda konuyu sonuçlandırmalarını istediklerini söylüyorlar. Disiplin Kurulu Yönetmeliği nin -taciz ve yönetici makamlardan birinin bu suçu işlemesi konusu dahil- hükümleri açıkken, tüzüğü işletmek akıllarına bile gelmiyor. Neden? KESK ve taciz in yan yana anılmasından kaçınmak için! Bunun çözümü ise, 8 ay boyunca KESK ve taciz in yan yana olduğu durumun örtbas edilmesi, yönetici mekanizmalardan fiziki ve coğrafi olarak uzak olan, siyasal darlığına rağmen hiç olmazsa bir nebze samimiyetle KESK in kuruluş emeğine sahip çıkan devrimci, öncü emekçilerden gizlenmesi oluyor! Bürokratizmin alameti farikası statüko, İdare edelim cilik, şimdi soralım sadece KESK i değil, sizi ne kadar korumuş oluyor? Fakat elbette ki bu kirli suç ortaklığının diğer odağında, taciz şikayetine karşı derhal komplo sopasına sahip oldukları aritmetik ve siyasal kuvvetle sarılan ve bunu MYK tutumu olarak geçirmeye çalışanlar duruyor. KESK MYK, EDP lilerin istifasının ardından yapılan açıklamada olsun, bizzat şikayetin muhatabı olan Emirali Şimşek in Songül Morsümbül le birlikte imzaladığı -Olağanüstü Genel Kurulu da içeren- metinde olsun, Demokratik Emek Platformu nun komplo suçlamasıyla kalmayıp üstüne bir de özeleştiri isteyen, komplo sürecini kavrayıp bu süreçte yanlarında yer alan yapılara teşekkür ünde olsun şikayeti gündeme taşıyan feministlerin sandığı gibi sadece cins değil, onunla içiçe ve baskın bir neoliberal burjuva sınıf tavrı konuşuyor. Demokratik ekolojik cinsiyet özgür-

9 lükçü paradigma nın ulusal sorunda reformizmden, kadın sorununda egemenlik ve tahakkümün yeniden üretiminden, neoliberal çizginin sınıfa taşınmasından başka bir şey olmadığı, gerçekte bu siyasal-sınıfsal konumun ne Kürt ne de kadın emekçilerin çıkarlarını temsil ettiği gün yüzüne vuruyor. Erite erite 220 bine çektikleri KESK üyelerinin iradesinin ve tüzüğün elbirliği ile nasıl çiğnendiğinin belki de en öfke uyandırıcı anlatımı, Kamu Emekçileri Cephesi nden geliyor. Halkçı içerikli yozlaşmaya karşı mücadele yi siyasal kitle faaliyetinin temel unsurlarından biri olarak belirlemiş olan bu çizginin batan gemide kalma ısrarı, olağanüstü genel kurul kararına bile karşı çıkmayı getirdiği gibi, yönetimdeki tek üyeleri istifa bile etmiyor! Neden? Örgütlülüğe inandıkları için Demokratik Emek Platformu nun açıklamasını yeterli görmüşler de ondan! Bu kadar yeter Tercüme edelim: Taciz şikayetini (bu başka bir konu da olabilirdi) sendika yetkili kurullarının gündemi haline getirmemek, sorunu siyasal yapılar arasındaki zorunlu koalisyona halel gelmeyecek tarzda örtbas etmek, komplo iddiasına da başvurarak tüzüğü işletmemek ve bunu süreklileştirek daha ağır bir tüzük suçu işlemek, kadını ve işçiyi ezmek, patronu ve erkeği korumak ve kollamak, bunları faili belli olmayacak şekilde yapmak, toplumun herhangi bir yerinde olduğu gibi, sendika ve siyasal yapıların içinde de tacize uğrayan kadının şikayette bulunmaması için bütün caydırıcı mekanizma ve ağırlıkları, ilişkileri kullanmak, kadın sorununda neolibaral burjuva demokrasisinin yasalarının dahi gerisinde tutum almak. Suçlu! Feministlerin görmediği 80'lerin sonlarından beri içinden binlerce sendika militanını, sendikal mücadelelerde pişerek devrimci örgütlerin saflarına katılmış, kadını erkeğiyle ölümsüzleşen savaşçıları çıkaran KESK ten bugün neoliberal çözülme ve çürümenin keskin kokusu yayılıyor Taciz şikayetini gündeme feministler taşıdı. Tacizi deşifre eden ilk imza metni onlar tarafından dağıtıma sokuldu. KESK cerahatini patlatan taciz olayında feministler, tüm kadınların ve onların çıkarlarının temsilcisi olarak konuşma alanına sahip oldular. Bunda en önemli etmen, sendikada ancak şubeler düzeyinde yer alan devrimci güçlerin, olaydan en son haberdar olmalarının yanında kuruluşunda ve mücadelenin tüm dönemeçlerinde yer aldıkları KESK e zarar vermeme kaygılarıydı. Nitekim bu kaygılar daha sonra yapılan açıklamalarda da kendisini gösterdi. Bu, toplumun her alanında olduğu gibi, neoliberalizmin, meta egemenliği ve değer yasasının derinlemesine işlemesiyle birlikte kadın sorununun güncellenerek ve şiddetlenerek yaşandığı koşullarda eski bakış açılarını koruyan devrimci yapılar olarak sürecin bu yönünü karşılama zafiyetini de aşmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Kadın sorununu salt bir cinsin kurtuluşu kısıtlılığında çözme yaklaşımındaki feministler kadın sorununun tek adresi olma marka sını ellerinde tutuyorlarsa, bunun en temel nedeni, solun ve devrimci hareketin neoliberal dönüşüm süreci ve bunun -güncel kadın sorununu da kapsayan- etkileri karşısındaki ideolojik, siyasal, sınıfsal, örgütsel donanımsızlığıdır ve bunu aşmak, sorunu en derinden yaşayan emekçi kadın kitlelerine karşı sorumluluğumuzdur! Sol, ulusal hareket, KESK, meslek örgütleri vb. kadın sorununda feminizmin temel kavram ve önermelerini varsayılan olarak benimsemişken sorun yeniden yeniden yüze vuruyorsa, bu bir çelişki olarak görünebilir. Fakat bu, siyasi kimliğin kadın kimliğine ön gelmesi nden de önce, feminizmin kadın sorununa verdiği yanıtın sosyal devrimci bir köktenciliğe dayanmamasıyla açıklanmalıdır. Kapitalizmle tüm yönlü ve proletaryanın sınıf egemenliğinden geçerek ufku komünizme, sadece kadınerkek arasındaki değil bir bütün olarak bu tahakküm ve sömürü ilişkisini yeniden üreten işbölümünün, değer yasasının, değişim değerinin, sadece sömürü ve baskının değil, insanla insan arasındaki ilişkideki tüm dolayımlılığın ortadan kaldırıldığı sınıfsız komünist topluma uzanan bir karşıtlık içerisinde olmadığından, feminizm, kapitalizmi, sendikaları, siyasi partileri kadın sorunu odaklı eleştiri ve düzeltme hareketinden öteye gidememektedir. KESK konusunda bile onun geldiği noktayı neoliberal dönüşüm sürecinin ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel etkileri, bir sınıf örgütü olarak KESK in politik süreci üzerinden ele alamamakta; proletarya-burjuvazi karşıtlığı temelinde politikanın yakıcılığı, olağan koşullarda çelişmedikleri KESK in siyasal-sendikal politikalarının hangi sınıfın çıkarlarına denk düştüğü parametrelerinin ise yanına bile yaklaşamamaktadır. Son derece bariz bir sınıf çelişkisinin de ortada olduğu son taciz olayında işin bu temel ve kadın sorununa içerili yönünü görmezlikten gelmeleri bu aczin ifadesidir. Sorun bürokratizm mi? KESK te taciz şikayetinin ve yetkili kurulların işletilmesinin bu denli kolay önünün alınmasına verilen tepkilerin önemli bölümü bürokratizm tanımında toplanıyor. Bürokratizm, sendika yöneticilerinin önceki yaşam tarzları, mücadeleyle kurdukları ilişki, sendika olanaklarını nasıl kullandıkları gibi konularda özellikle içerden verilerle de beslenerek sorunun temeli olarak koyuluyor. Aynı mantık çerçevesinde, KESK teki deformasyon yasallaşmaya bağlanıyor. Mücadele ile sokaklarda kurulan sendikanın yasallaşmayla birlikte yasal bürokratik ilişki ve çarklara adapte olduğu, görüşme ve diyaloğun hak alıcı mücadele anlayışının yerine koyulduğu, KESK in işçi hareketi karşısındaki tutumunun diğer sendikalardan farksızlaştığı belirtiliyor. Bırakalım genel merkez yönetimini, sendika ve şube yönetimlerinin, hatta üyelerin doğrudan seçtiği işyeri temsilciliklerinin bile nasıl belirlendiğini; bu süreçlerin sendikal politika ve faaliyetin değerlendirmesi ve kitle tabanı tarafından denetimi yerine koltuk pazarlıkları ile karakterize olduğunu düşündüğümüzde, sadece bu örnek üzerinden bile bürokratizmin KESK i bir ağ gibi sardığı tespitini yapmakta elbette ki yanlış bir şey yoktur. Bir sendikanın yöneticileri doğrudan sınıf kitlelerinin değerlendirme ve onayından, eleştirisinden geçmiyor ve oradan beslenmiyorlarsa, elbette ki yaşamları da, mücadele ile ilişki kuruşları da, üye kitlesinin örgütlenme ve karar süreçlerine en etkin katılımını sağlamaya ve tüzüğe yaklaşımları da ona göre olacaktır. Seçimin yerini adı koyulmamış bir atama ve koalisyon sistemi almışsa, siz de kitlelere karşı değil bu sisteme karşı sorumlu olur; denetim ve hesap verme mekanizmalarını bordadan atma rahatlığını buradan alırsınız! Sınıf çıkarlarınız gereği, delegasyondan ve işyeri temsilciliğinden başlayarak sendikal demokrasiyi değil kast sistemini güvenceye almayı öne koyarsınız. Madde-bilinç ilişkisi! Bu koşullarda, sendikada patron gibi davranmanın her biçimi sonuca ilişkin bir teferruat olduğu gibi; sınıf mücadelesinin her zorlu dönemecinde, dengeleri bozmayı, ileri atılmayı gerektiren her durumda sınıf dışı tutumların alınmasında da şaşılacak bir şey yoktur. Tekel direnişinin Tek Gıda- İş ağalığı tarafından sonlandırılması KESK yönetiminde en küçük bir rahatsızlık yaratmamakla kalmayıp üstüne üstlük 1 Mayıs ta işçilerin kürsü işgalinin kınanmasına da imza atılıyorsa, bu tek örnek bile sınıf mücadelesine hangi sınıf konumundan bakıldığının işaretidir. Ancak ne denli nefretle karşılarsak karşılayalım, -devrimci güçleri de kapsadığını unutmadan- bürokratizmi gidermeye yönelik hangi tüzüksel önlemleri önerirsek önerelim; bu yine de KESK teki çözülme ve çürümenin sonuçlarıyla ilgili bir durum olacaktır. Dahası, bu görüş açısı, yeni ekonomik, siyasal, toplumsal koşulların kavranışı üzerinden yükselmediği için KESK i eski mücadeleci günlerine döndürme saikinin ötesine geçemeyecek; KESK teki sorunun çözümünü yine sadece KESK in içerisinden aramak la kısıtlı, çözümsüz bir çıkış çabası olacaktır.

10 Fabrika önündeki bekleyişinizden Şu anki adıyla Santek olan, Akdeniz sonra CHP Mersin İl Başkanlığı nı Çivi'de direnişten sonra işe başlayanlar işgal kararı ile işçi sınıfı hareketine 10 saat çalışırken bu şekilde direnişi yol gösterici oldunuz ve öncelikle bu bırakıp ta çalışmaya başlayanlar 12 saat yol gösterici mücadelenizde sizlere çalıştırılıyor. Bu durum bile direnişe teşekkür edip bundan sonrası için ve direnişçilere karşı patronun niyetini başarılar diliyoruz. açıkça göstermektedir. Bize işgal kararının nasıl alındığını ve o sürece nasıl gelindiğini anlatabilir misiniz? İşgal kararı almanızda rol alan direniş komitesi ve geri kalan işçiler tarafından bu karar nasıl ortaklaştırıldı? Tabi ki bizler ortak bir karar olarak işgal dedik. Bu süreç başlamadan önce Sendika Şube Başkanımız CHP İl Başkanı ndan görüşme talebinde bulundu, onlarda süre istediler. Süre dolduktan sonra bizlerle görüşmeyeceğini, muhatap kabul etmediklerini açıkladılar. Bunun üzerine işgal gerçekleşti. Bu karar alma süreci nasıl işliyor? Genellikle direnişin seyrini belirleyen kararların sendika karar aldıktan sonra sizinde onaylamanız şeklinde mi gerçekleşiyor yoksa sizin önerileriniz de dahil bütün öneriler tartışıldıktan sonra ortak karar mı alınıyor? Bazı kararları bizler öneriyoruz bazılarını sendika. Ama sonuçta alınan bütün kararlarda sendika yönetimi ve işçiler ortaklaşıyor. İşgal kararının ardından sizden mücadeleyi daha üste taşıyacak eylem ve etkinlik kararları bekleniyordu. Yani işgalden sonra imza kampanyası yerine daha başka nitelikte eylemler bekliyorduk açıkçası. Bu karar nasıl alındı? Direniş komitesi olarak, bu şekilde işe geri dönüşler artarsa, grev kırıcıları engellemek için bir şeyler düşünüyor mu? Elbetteki bizim de bazı planlarımız ve yaptığımız toplantılarda aldığımız kararlar oluyor. Bunları hayata geçirmek için zamanın gelmesini bekliyoruz. İmza standında sizinle birlikte durduğumuzda, birlikte bağıra çağıra imza istediğimizde Mersin halkının nasıl duyarlı davrandığını gördük ve çok olumlu tepkiler aldık. Sizce size gelen destekler yeterli mi? Tabi ki bize verilen destekler bize moral oluyor, onların gelip imza atmaları, bizimle sohbet etmeleri bize güç veriyor. Zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Yılmadık, direnişe devam. Manşete de bunu atarsanız seviniriz. Tamam. Kolay gelsin. Merhaba Arkadaşlar Ben Mersin de Akdeniz Çivi Fabrikası ndan bir işçiyim. Daha doğrusu işçiydim. Bizler sendikalı oldugumuz için işten çıkarıldık. Bizler 27 Ekim tarihi itibariyle fabrika önünde işimiz, ekmegimiz ve sendikal haklarımız için direniyoruz. Patronumuz CHP Yenişehir Belediye Meclisi üyesidir. Fabrikamızın mali müşaviri ise yine CHP İl Başkanı Yılmaz Şanlı dır. Yani bizim haklı ve onurlu direnişimizden tüm CHP yönetimi haberdardı. Ama ne bir CHP yöneticisi ne de bir üyesi ziyaretimize geldi. Medya önünde sendikal hak ve özgürlüklerden yana olduğunu söyleyen bir partiyi işgal edip kamburunu görmeyen deveye kamburunu gösterdik. Yani öyle Cumhuriyet Resepsiyonu yerine Türkan Albayrak ı ziyaret etmekle ya da Tekel işçilerin yanında bayrak sallayıp siyasi malzeme yapmakla işçi sınıfının yanında olunmuyor. Elbette Türkan ablamızı ziyaret etsin, sesine ses katsınlar ama kendi içindeki bir işverenin sendikal mücadele veren işçilere uyguladığı sendikal engelleri görmezden gelmesin, gelirse söz yerini bulur ve deve kamburunu görmez. Bize gelip Patron sizin hakkınızı yemiş olabilir. Neden partimizi işgal ediyorsunuz? Bu rakip partilerin işe geldi diyenlere şunu söylüyorum: Partiniz haklı mücadele gösteren işçi sınıfının, emekçinin yanında olcağına, çıkarlarını düşünen bir sermayedarı savunursa o zaman CHP nin diğer partilerden bir farkı mı kalır? Emekten, işçi sınıfından yana olan CHP li üyelere sesleniyorum. Partinizi sorgulayın. Partinizde bir gece misafir kaldık (onlar bizim misafirimiz diye açıklama yaptılar ya!) sabaha karşı 3.30 da çevik kuvvet ekiplerinin kapıları kırarak müdahalesi ile uğurlandık. CHP yönetimi, sizin misafirperverliğiniz bu ise üstü kalsın. İşveren Serhat Dövenci ye sesleniyorum, gerçi o emekten yana basını okumuyordur ama ben yine de sesleneyim, yerin kulagı vardır. -Ne yaparsan yap biz işçilerin birliğini bozamayacaksın. -Bizim kaybedecek işimiz varsa, senin de canından, ideolojinden çok sevdiğin servetin var. Son söz: İşçi sınıfının nasırlı yumruğu patronların o yağlı ensesine bir balyoz gibi inecektir. Bazı nedenlerden dolayı imza kampanyası kararı verdik. Bunun böyle olması gerekiyordu yani. Ama imzaları topladıktan sonra imzaları Ankara'ya bütün işçiler birlikte götürmeyi planlıyoruz. Bu da gündemimizde olan bir durum. Direnişi şimdiye kadar ayakta tutan şey, göstermiş olduğunuz birlik ve beraberliğiniz. Duyduğumuza göre direnişçi işçilerden 1 kişi daha sendikadan istifa edip işe dönmüş. Böylelikle direnişi bırakanların sayısı 4 oldu. Sonuçta bu beklenen bir şey. Çünkü patron her yerden işçileri sıkıştırmaya çalışıyor, bu duruma karşı bir şey yapmayı düşünüyor musunuz? O arkadaş eşinin ve ailesinin baskısına dayanamayıp patronla bile görüşmeden sendikadan istifa edip işe başlamıştır.

11 Devrimci Proletarya, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Devrimci Demokratik Sendikal Birlik, Kaldıraç, KESK Şubeler Platformu, TÜMTİS, Petrol-İş ve 78 liler Girişimi Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2. toplantısının yapıldığı Türk-İş binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Yüksel Caddesi nde biraraya gelen bileşen Zafer Direnen Emekçinin Olacak, Tekel, Buca, TUBİTAK, Akdeniz çivi direniyor, Hak Verilmez Alınır Zafer Sokakta Kazanılır, İşten Atmalar Yasaklansın sloganlarıyla Ziya Gökalp Caddesi üzerinden yolu trafiğe kapatarak Sakarya Caddesi nde bulunan Türk-İş binasının önüne yürüdü. Türk-İş binası önüne gelen kitle çevik kuvvetin kuşattığı Türk-İş binasıyla karşılaştı. Bunun üzerine sık sık Türk-İş in içinde bulunduğu sınıf düşmanlığına bir kez daha tanıklık ettiklerine yönelik teşhir eden konuşmalar yaptılar. Daha sonra burada bir basın açıklaması yapan bileşen Sakarya Meydanı na geçti. Burada da Türk-İş i teşhir eden konuşmalardan sonra Sefalet Ücreti İstemiyoruz sloganıyla alandan ayrıldılar. Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası torba yasa ya karşı topladıkları 50 bin imza ile Ankara ya yürüdü. Diyarbakır ve İstanbuldan yola çıkan işçiler bir çok ilede uğrayarak Ankara ya ulaştılar. Ankara da ilk olarak Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne uğrayan işçiler burada sınıf kardeşleri ile birlikte kahvaltı yaptılar. Ardından Abdi İpekçi Parkı ndan geçerek Kızılay Sakarya Meydanı na yürüdüler. Burada Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu bir basın açıklaması yaptı. Çerkezoğlu Asgari ücret belirleme sürecinde asıl söz sahibi olması gereken işçilerdir. Ancak en büyük patron devlet buna izin vermemektedir. Asgari ücret insanca yaşanacak bir ücret olmalı, eğitim sağlık ulaşım ve barınma gibi temel hizmetler parasız olmalıdır. İşçileri örgütsüz olduğu için duruma müdahale edemiyor dedi. Çerkezoğlu nun konuşmasında sonra Genel-İş adına yapılan açıklamada Tasarıda yer alan tek madde ile en az yerel yönetim işçisi yerinden edilecektir denildi. Hükümetin bu yasayla belediyeleri tümüyle taşeron şirketlere vereceğine vurgu yapıldı ve yerel yönetimlerde çalışan ya da çalışmasın bütün işçileri bu son dönemeçte torba yasa ile başlarına geçirilecak çuvala engel olmaya çağırıyoruz" denildi. Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) asgari ücret görüşmeleri ile ilgili olarak Unkapanı nda bulunan SGK önünde yaptığı eylemle İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret talebinde bulundu. Saraçhane Parkı nda buluşan ve burada Asgari ücret=azami sefalet! İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret / HSGGP yazılı pankartı açan platform bileşenleri SGK önüne yürüdü. Yürüyüş boyunca Asgari ücret azami sefalet!, Sefalete mahkum olmayacağız!, İnsanca yaşamak istiyoruz!, Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!, Herkese sağlık güvenli gelecek!, Yaşasın sınıf dayanışması! ve Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! sloganları sıklıkla atıldı. Yapılan açıklamada Ulusal İstihdam Strateji projesi başlığında toplayan sermaye, burada da vurguladığı gibi işgücü piyasalarını esnekleştirmek, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmak, çalışma sürelerini belirsizleştirmek, kıdem tazminatı ve yıllık izin gibi hakları tırpanlamak niyetindedir denildi. Ayrıca gündemde olan torba yasaya da değinilerek Torba yasada, işsizlik fonunun sermayeye peşkeşinden kamu emekçilerini de içine alacak biçimde esnekliğin ve güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına, oradan da meslek liselilerindeki çıplak sömürünün arttırılmasını da içine alan asgari ücret sefaletine kadar birçok başlık bulunuyor denildi. Eylem sloganlarla sonlandırıldı. Dev Sağlık-İş, asgari ücret konusunda işçiler olarak doğrudan söz sahibi olmak isteyerek şu talepleri dile getirdi: -Asgari ailemizle birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarımızı kaşılayacak insanca yaşamamızı sağlayacak bir ücret olmalıdır. -Asgari ücretli çalışanlar için elektrik, su, doğalgaz kullanımı asgari ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olmalıdır. -İşe gidip geldiğimiz sabah ile akşam saatleri arasında ulaşım ücretsiz olmalıdır. -Eğitimde hiçbir ad altında para alınmamalı, eğitimin okul dışı giderleride devlet tarafından karşılanmalıdır. Sağlık tümüyle parasız olmalıdır. -Asgari Ücret Tespit Komisyonu nun yapısı emekçilerin ağırlığı arttırılarak genişletilmelidir. -Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda, örgütlü, örgütsüz tüm işçilerin genel greve gitme hakkı olmalıdır. -Asgari ücret net olarak belirlenmelidir. -Bölgesel asgari ücret uygulanması yolundaki tüm girişimler terk edilmelidir. -Taşeron çalıştırma yasaklanmalı ve tüm güvrncesiz çalıştırma biçimlerine son verilmelidir. Başta hastanelerde çalışan taşeron sağlık emekçileri olmak üzere gelirleri asgari ücrete odaklanmış tüm emekçiler için asgari ücret pranga olmaktan çıkarılmalıdır.

12 AKM önünde yapılan eyleme çok sayıda senarist, yönetmen, oyuncu ve set işçisi katıldı. Senaristler kalem bıraktı, yönetmenler stop dedi. Setler durdu Neoliberal saldırılar sonucunda taşeronlaşmanın önü açılmış, güvencesiz çalışma koşulları gün geçtikçe daha da ağırlaşarak artmakta. Bir çok işyerinde ise bu saldırılara karşı işçiler direnişteler. Burjuvazi ve işçi sınıfı arasında devam eden bu mücadelede sendikalar ve meslek odaları hep öne çıkmıştır. Eylemler, açıklamalar, çeşitli etkinlikler için bu kurumlar belirleyici olmuştur hep. İşçi temsilcisi olmuşlardır kamuoyu gözünde. Bu kurumların içinde ise ironik bir durum yaşanıyor. Meslek odalarının ve sendikaların da bünyesinde yüzlerce işçi var. Burada işler nasıl ilerliyor? Meslek odalarında ve sendikalarda çalışan işçiler ne yer ne içer, sorunları nelerdir, ne kadar ücret alıyorlar? Tüm bu sorulara cevap aramak için bir TMMOB oda çalışanı ile yaptığımız sohbeti İşçi Meclisi okurları ile paylaşıyoruz. TMMOB çalışanı olarak yaşadığınız sorunlarınız nelerdir? En büyük sorunumuz örgütsüz oluşumuz. Çalıştığımız meslek odalarında çalışma yapan iki sendika var. Biri Türk-İş e bağlı Tez Koop-İş, diğeri ise DİSK e bağlı Sosyal-İş. Sosyal-İş'in toplu sözleşme yaptığı bir oda yok TMMOB içinde. Tez Koop-İş'in örgütlü olduğu odalarda genel anlamıyla güçsüz bir örgütlenme söz konusu. Ben Sosyal-İş'te örgütlüyüm. Ancak baskıdan olsa gerek bir çok oda çalışanı ne yazık ki örgütlü değil. Bir çok odada ise keyfi süreç işletilerek çalışanlar işten atılabiliyor. Geçen aylarda Makine Mühendisleri Odası Adana Şubesi'nde bir çalışanın işine son verildi. Ankara Merkez Ziraat Mühendisleri Odası'nda 10 yıllık bir kadın arkadaşın işine son verildi. Normal şartlarda TMMOB gibi örgütlü toplumu savunan bir meslek örgütü işçilerin sosyal hakları konusunda ileri bir bakış açısı ile bakması gerekirken gün geçtikçe geriliyor. Özetlemek gerekirse bir çok oda çalışanı en düşük memur maaşının altında bir ücret alıyor. Asıl en büyük sorun burada. Taşeronlaşmaya karşı çıkan bir meslek örgütü yeri geliyor dışarıdan hizmet alımına gidiyor. Cumartesi çalışma karşılığı alamamaktayız. Bilindiği üzere Cumartesi çalışma bir 12 Eylül ürünüdür. TMMOB a bağlı oda çalışanlarının çoğu Cumartesi çalışma karşılığını alamadığı gibi, hafta içinde fazla mesai ücretlerini de alamıyorlar. Odalarda en düşük maaş şu anda 750 TL dir. Adana için söylemek gerekirse 90 lara kadar bir fabrika işçisinin kazandığı sosyal hakların bile çok gerisinde bir ücrete ve sosyal haklara sahibiz. TMMOB oda çalışanı olarak en son 50 TL gibi çok komik bir ücret zammı aldım. Geçen yıl Ocak ayında yapılan maaş zammı Şubat ayında işletilerek verildi. Meslek odalarında ciddi anlamda bir sendikal çalışma yürümüyor diyebilir miyiz? Evet. Bir demokratik kitle örgütü olarak hareket eden meslek odalarında ne yazık ki sendikal örgütlenme yok denecek kadar az. Adana İMO (İnşaat Mühendisler Odası) da çalışanlar Tez Koop- İş'te örgütlü olmak istediler ancak hala çoğunluk sağlamadı. İMO çalışanları bu konuda mağdur durumdalar. Yerli dizi yersiz uzun sloganıyla dizi süreleri ve buna bağlı ağır çalışma koşullarını protesto eden Senaryo Yazarları Derneği tüm sektör çalışanlarıyla eylem yaptı. AKM önünde yapılan eyleme çok sayıda senarist, yönetmen, oyuncu ve set işçisi katıldı. Senaristler kalem bıraktı, yönetmenler stop dedi. Setler durdu. Türkiye de bir ilk yaşandı. Senaryo Yazarları Derneği ikinci eylemini iki bine yakın dizi sektörü çalışanıyla birlikte gerçekleştirdi. Dizi sektöründe zor şartlar altında çalışan sektör emekçilerine dikkat çekmek ve dizi sürelerinin 45 dakikaya indirilmesini sağlamak için yapılan eyleme, 20 farklı dizi setinden çok sayıda dizi emekçisi katıldı. 8 saatlik iş günü istiyoruz, Dizi süreleri 45 dakikayı geçmesin, Emeklilik hakkımız gasp edilemez, Taksim sözleşmesi istiyoruz ve Özel sinema yasası istiyoruz yazılı pankartların açıldığı eylemde, Yerli Dizi Yersiz Uzun, Setlerde Ölmek İstemiyoruz sloganları atıldı. Senaryo Yazarları Derneği Başkanı Nilgün Öneş, iki yıl önce dizi çekimi sonrası evlerine dönerken hayatlarını kaybeden iki set işçisi Zehra Sezgin ve Tülay Ergildi nin ağır çalışma şartlarının kurbanı olduğunu belirterek şöyle devam etti: Bizler bu eylemi yaparak sadece insanca yaşama talebimi haykırmakla kalmıyoruz; aynı zamanda büyük bir arzuyla, tutkuyla bağlı olduğumuz mesleğimize, meslektaşlarımıza ve seyircilerimize olan saygımızı da dile getiriyoruz. 90 değil, 45 dakika derken amacımız aynı zamanda geriye baktığımızda gurur duyabileceğimiz işler yapabilmek. Kendimizi geliştirebileceğimiz, yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz, sanatımızı icra edebileceğimiz ve hayata değer katabileceğimiz bir ortam yaratmak. Ailemizden, çocuklarımızdan, sevdiklerimizden ve hayatımızdan çaldığımız zamanları geri almak. Bizler, senaryo yazarları, yönetmenler, oyuncular, müzisyenler, ışıkçılar, kameramanlar, sanat ekipleri, set ekipleri, servis şoförleri Bizler de herkes gibi insanca bir yaşam için insanca çalışma koşullarını hak ediyoruz. Bizler de herkes kadar uyumayı ve akşam yemeklerinde ailemizle birlikte olmayı hak ediyoruz. Tüm dünyadaki meslektaşlarımız gibi, insanca yazmak, insanca çekmek ve insanca yaşamak için bütün sektörü birlik olmaya davet ediyoruz." dedi. Sinema Emekçileri Sendikası Başkanı Zafer Ayden ise dizi sektöründe çalışanları sigortasız çalıştırdıklarına değinerek, yetkili kurumlardan bu konuda girişimlerde bulunmalarını istedi. Eylemde yer alan Şevval Sam, birçok etkinlikte ve eylemde bulunduğu ama bu eylemin en anlamlılarından biri olduğunu belirterek sanırım artık haklıyız kazanacağız diyebiliriz diye konuştu. Senaryo yazarlarının eylemin içeriğine uygun olarak uyarladığı Artık Yazmayacağız ve Bıktım İllallah adlı şarkıları kitle ile birlikte söyleyen Şevval Sam ın ardından Olgun Şimşek ve Cem Yıldız da birer şarkı söyledi.

13 Başta ABD olmak üzere bir çok burjuva devlet Wikileaks yayınlarından hasar görse de, Wikileaks yayınları emperyalist kapitalizm ve mali oligarşisinin, veya onun şu veya bu kesiminin denetiminden ve dolaylı yönlendirmesinden tümüyle bağımsız değil Wikileaks in yayınladığı belgeler, emperyalist kapitalizmin ekonomik krizi ile iç içe diplomatik ve siyasal krizini de gözler önüne seriyor. ABD emperyalist burjuvazisi ve mali oligarşisinin dünya çapındaki elçilerinin bulundukları ülkelerin burjuvazileri, devlet ve hükümetleri hakkında geçtikleri gizli yazışmaların, kirli ilişkilerin kırıntılarının, o da sulandırılıp sansürlenerek deşifre edilmesi dahi, dünya çapında diplomatik-siyasal kriz ve sarsıntılara yol açıyor. Wikileaks sarsıntılarının arka planında ne olduğu konusunda rivayet muhtelif. Kimisi, Çin in ABD egemenliğini yıpratmak için hacklediği ABD belgelerini sızdırmasıdır, diyor. Kimisi, ABD mali oligarşisi içindeki güç mücadelelerinin bir sonucu olarak sızdırıldığını söylüyor. Belgelerin çoğunluğunun Bush döneminden olması ve neocanların Wikileaks hakkında ölüm fermanları yayınlamasından yola çıkarak, neoconların geriletilmesi için sızdırıldı diyen de var, Obama yönetimini zayıflatmak için sızdırıldığını söyleyen de. Kimisi, yayınlanan belgelerin ABD ve hemen tüm devletler arası ilişkilerde sorun yaratırken İsrail e hiç dokunmamasından yola çıkarak, bunun ABD içindeki İsrail lobisinin işi olduğunu söylüyor. Sızdırılan belgelerin yıprattığı AKP Hükümeti ve AKPci medya da bu iddiaya dört elle sarılanlardan. Wikileaks i İşte küresel internet demokrasisi! Artık egemenlikler bitiyor, devletler halklardan gizli hiçbir şey yapamaz hale geliyor! diye kendinden geçerek alkışlayıp, neoliberalizme kenar süsü olanlar da var! Wikileaks konusunda bilinmesi gerekenler Öncelikle şunu bilmek gerekli: Wikileaks e sızdırılan belgeler, emperyalist kapitalizmin, yayınlandığında savaş veya ayaklanma çıkarmaya kadar gidebilecek birinci dereceden gizli ve kirli ilişkilerine dair değil. İkinci, üçüncü gizlilik ve kirlilik derecesindeki belgeler. Onların da önce ABD medyasına gönderdiği, medyanın bunları ABD yönetimi ve ilgili devletlere danışıp sansürleyerek yeniden Wikileaks e gönderdiği tarzda bir mekanizmanın da olduğu biliniyor. Başta ABD olmak üzere bir çok burjuva devlet Wikileaks yayınlarından hasar görse de, Wikileaks yayınlarının emperyalist kapitalizm ve mali oligarşisinin, veya onun şu veya bu kesiminin denetiminden ve dolaylı yönlendirmesinden tümüyle bağımsız değil. Bunu bilmek, liberallerin Wikileaks sarsıntılarıyla hemen yaymaya başladığı, saydam ve kitle denetimine açılmış emperyalist kapitalizm bönce hayallerini ve beklentilerini yıkmak için gerekli. Wikileaks sarsıntılarının, sermayenin küresel birikim düzeyine geçmesi ve bu temelde zorla yeniden örgütlenmesiyle bir ilgisi var. Dünya çapında kapitalist entegrasyon arttıkça, karmaşıklaşan egemenlik ve rekabet ilişkileri içinde kimin eli kimin cebinde kestirmek daha zor hale geliyor. Ancak tabii, emperyalist kapitalizminin eşitsiz, dengesiz ve kesintili gelişimi, kriz ve egemenlik-hegemonya mücadeleleri içinden geçerek yeniden yapılanması sürecinde, kendi kendini kitlelere de teşhir eder göründüğü enformasyon savaşlarının da sistem içi sınırları var. Bu belgeler kamu hayrına yayınlanmıyor. İşçi sınıfının ve emekçi kitlelerin devrimci savaşım ve basıncıyla da yayınlanmıyor. Tıpkı Türkiye deki Ergenekon operasyonlarıyla vb. olduğu gibi, bu kez dünya çapındaki egemenlik ilişkilerinin önceki döneminin kirli işlerinin alt düzeyden kamuoyuna servis edilmesi, krizin ağırlığı altında bunalan kitlelerin sistemin azami kar ve azami egemenlik ilişkilerini yeniden yapılandırılmasına yedeklenmesinin, yeniden sistemden beklentiye sokulmasının bir aracı olarak da kullanılıyor. Wikileaks in yarattığı sarsıntılardan, saçtığı enformasyondan kuşkusuz sınıf mücadelesinde yararlanmalıyız. Fakat emperyalist kapitalizmin önceki dönemine karşı yeniden yapılandırma manipulasyonuna, şu Krizin ağırlığı altında bunalan kitlelerin sistemin azami kar ve azami egemenlik ilişkilerini yeniden yapılandırılmasına yedeklenmesinin, yeniden sistemden beklentiye sokulmasının bir aracı olarak da kullanılıyor kesimine karşı bu kesiminin manipulasyonuna düşmeden, ona cepheden bir sınıf karşıtlığıyla, çüreyen ve geleceği olmayan kapitalizm olarak teşhirinde, kitleleri kızıştırmakta yararlanmalıyız. Bunun tarihteki iki büyük örneği şunlardır: Rusya da işçi sınıfının ve emekçilerin Bolşevik Devrim le yıktıkları Çarlık Rejimi nin tüm devlet sırlarını, diğer emperyalistlerle yaptığı bütün gizli-kirli savaş ve paylaşım anlaşmalarını dünya proletaryasına ve kardeş emekçi halklara açıklamaları Bolşevik Devrim in bu gerçek enternasyonal proleter demokrasi örneği, kendi devletlerinin ve emperyalist savaşın iç yüzünü anlayan diğer ülke proleterleri ve halklarında, emperyalizm ve egemen sınıflara karşı büyük bir öfke dalgası ve Bolşevik Devrime ise sempati yaratmıştı Ve 1971 te Vietnam halkından yediği şamar ve dünya emekçilerinin kabaran öfkesi karşısında ABD nin Vietnam daki kirli savaş suçlarını açıklamak zorunda kaldığı Pentagon ifşaatları Wikileaks in neoliberal demokrasisine aval bir hayranlık yaymaya çalışanların da karşısına, işte bu gerçek enternasyonalist proleter savaşım dayanışması ve demokrasisi örnekleriyle çıkmalıyız!

14 Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi öğrencileri okuldaki kantin zamlarını protesto etmek için ve kantinin pahalılığına karşı kantin boykotu başlattı; topluca aldıkları simitlerle evlerinden getirdikleri kek ve börekleri okulda birbirleriyle paylaştı. Boykotu engellemeye çalışan bir müdür yardımcısı önce yiyeceklerin satıldığını öne sürüp öğrencilere müdahale etmek istedi. Öğrenciler satış yapmadıklarını söyleyince Bu simitlerin içinde uyuşturucu satmadığınızı nereden bileyim? diyerek boykota son verilmesini istedi ve masayı dağıtmaya çalıştı. Öğrencilerin karşı koyması üzerine yönetim okula polis çağırdı. Polis okul bahçesinde öğrenci avı için pusuya yattı. Son yıllarda meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının toplam içerisindeki oranlarının artması ile sermayenin daha düşük ücrete çalışacak işçileri bulması kolaylaşırken yeni devreye konulan uygulamalarla sermayenin hangi alanda yönelimi varsa ML ve MYO larda ki eğitim de o yöne doğru şekillendirilerek sermayenin öğrenci gençlik üzerindeki sömürüsünün artırılması hedefleniyor. Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir in, endüstri meslek liselerini özel sektöre devredeceklerini açıklaması bu durumu olanca netliğiyle açıklamaktadır. Pilot uygulamayı başlattıklarını belirten Aydemir, sanayicinin yönetimine gireceği bu okullarda doğrudan ihtiyaç duyulan vasıfta eleman yetiştirileceğini söyledi. Bu yolla önümüzdeki 5 yıl içinde 900 bin kişinin iş sahibi olmasını hedeflediklerini kaydeden Aydemir, okullarda, Milli Eğitim Bkanlığı, Sanayi ve Ticaret Odası ile Çalışma Bakanlığı nın olduğu üçlü bir yönetim modeli oluşturulacağını vurguladı. Aydemir in açıklamasına göre bu amaçla 111 endüstri meslek ve teknik lisedeki demode olmuş, günümüz işletmelerinde kullanılmayan eski teçhizat, halihazırda kullanılanlarıyla değiştirildi. Bu aydan itibaren bu 111 meslek lisesindeki 6 bin öğretmene, yeni teçhizatlar konusunda eğitim verilmeye başlanacak. Meslek Son yıllarda meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının toplam içerisindeki oranlarının artması ile sermayenin daha düşük ücrete çalışacak işçileri bulması kolaylaşırken yeni devreye konulan uygulamalarla sermayenin hangi alanda yönelimi varsa ML ve MYO larda ki eğitim de o yöne doğru şekillendirilerek sermayenin öğrenci gençlik üzerindeki sömürüsünün artırılması hedefleniyor liselerinde ders bitim saatinden sonra yeni teçhizatlarla 3-4 ay sürecek sanayi ara eleman yetiştirme kursları başlayacak. Bu kursu bitirenler 3 ay fabrikalarda staj yapacak. Kurslar yüzde 90 iş garantili olacak. Çünkü Çalışma Bakanlığı ve o ildeki sanayi ve ticaret odası, okul idaresiyle birlikte kursun yönetiminde olacak. Doğrudan sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara eleman bu kurslarda yetiştirilecek ve işe yerleştirilecek. Okullardaki teçhizatı yenileyen, meslek lisesi öğretmenlerini eğitmeye başlayan ve meslek liselerindeki kursun tüm masraflarını karşılayacak olan kurum ise Çalışma Bakanlığı. Masraflar işsizlik fonunda biriken paradan karşılanacak. Aydemir, "Devletin artık meslek liselerinden çıkması lazım. Sanayici Aradığım elemanı bulamıyorum diyor. Bu projeyle sanayici aradığı elemanı meslek lisesinde yetiştirecek. Her yıl 200 bin kişinin kurs göreceği ve 5 yıl sürecek proje sonunda 1 milyon kişi iş sahibi olabilecek. Kursu bitiren sınava tabi tutulacak. Fireler dışında bu projenin yüzde 90 istihdama dönüşmesini ve 900 bin kişinin ara eleman olarak sanayide işe başlamasını hedefliyoruz." dedi. 190 kadar ulusal meslek standardı olacağını belirten Aydemir, bunlardan 127 sinin tanımlandığını kaydetti. 19 ilde sanayi ve ticaret odalarına işgücü piyasası analizi yaptırdıklarını anlatan Aydemir, bu uygulamanın 81 şehre yayılacağını ve bundan sonra meslek kurslarının bu ihtiyaç doğrultusunda açılacağını vurguladı. Aydemir halihazırdaki durumu ise, "Türkiye de meslek yüksekokulu mezunlarının sayısını dahi bilen yok. Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ni hazırlarken bunu fark ettik. YÖK bunu belirleme çalışması başlattı. dedi. Meclis teki torba yasa içinde yer alan ve alt komisyonda görüşülmeye başlayan çalışma hayatını düzenleyen tasarının mimarı, 20 yıl DPT de çalıştıktan sonra 17 aydır Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı koltuğunda oturan Birol Aydemir. Tasarıda yeni işe alınan kişilerin 54 aya kadar olan primini devletin ödemesi, işi devam edenlerin yeni alacağı sertifika karşılığı 1 yıllık primini devletin ödemesi gibi istihdamı özendirici teşvikler yer alıyor. Önceden teşvikler asgari ücretten hesaplandığı için devlete yine 38 liralık katkı geldiğini belirten Aydemir, bu duruma da son verdiklerini kaydetti. Tasarıyı hazırlarken çok zorlandıklarını belirten Aydemir, "ILO ve Avrupa standardında düzenlemelere hem işçi sendikaları hem de işveren karşı çıkıyor. Kimse mevcut durumun değişmesini istemiyor. Müsteşarlıkta 17 ayım bitti, ben artık Türkiye de uzlaşarak bir şey yapılabileceğine inanmıyorum." dedi. Su almak için okuldan çıkan bir öğrencinin okula dönüşü sırasında pusu daki polis ekipleri öğrenciyi apar topar gözaltına aldı. Durumu gören ve müdahale eden iki öğrenci de gözaltına alındı. Bunun üzerine okul bahçesinde olayı protesto eden öğrenciler "Katil polis liselerden defol" sloganları atarken, bazı öğretmenler de araçtaki öğrencilerin serbest bırakılmasını istedi. Karakola götürülen üç öğrenci ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Öğrenciler boykot sürecinin, zamlarla ilgili sınıf temsilcilerinin okul müdürüyle görüşme taleplerinin reddedilmesi üzerine başladığını belirtti ve bir müdür yardımcısının konuyla ilgili "İyi kalite ucuz fiyata alınmaz" dediğine dikkat etti. Halkalı daki Pameks Tekstil fabrikasında çalışan işçiler, 9 Eylül 2009 sabahı işe gitmek için bindikleri servis aracı olarak kullanılan kapalı kasalı minibüsün sel sularına kapılması sonucu feci şekilde can vermişti. Olayla ilgili tutuklu yargılanan patron Mehmet Cevdet Karahasanoğlu ve servis sorumlusu Ferit Göncü de tahliye edilirken, davada araç sürücüsü Mehmet Oğur tutuklu yargılanan tek sanık olarak kalmıştı. Mahkeme sunulan bilirkişi raporuna göre aracın camlı yerine camsız olmasının ve yükselen suyun yaptığı basınç nedeniyle işçilerin içerde ölmesinin tek sorumlusu seldir. Oluşumundan geldiği bu noktaya kadar kapitalizmin belediyecilik anlayışından, adalet ve hukuk sistemine, aile anlayışından kadına ve işçiye bakışına kadar kokuşmuşluktan başka bir şey vermeyen bu olay bize şunu göstermiştir: Bu sistem var olduğu sürece bizler ölmeye devam edeceğiz. Nasıl ki 19 Aralık Katliamı nda, ölmüş ya da meslekten atılmış askerler suçlu gösterildiyse, bu olayda da "tabiat anamız" ya da emirleri yerine getirmek zorunda olan şoför suçlu olacak. Paranızı, yasalarınızı ya da "kan parası" gibi mide bulandırıcı geleneklerinizi keyfiniz bozulmasın diye istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Fakat suçlusunuz. Cezanızı da örgütlü ve bilinçli işçi sınıfı verecek.

15 Adana Şizofren Dostlar Derneği kurucu üyelerinden Ayşegül Kavas 02 Aralık-17 Aralık tarihleri arasında ikinci kişisel ebru sanatı üzerine Su Masalı adlı sergisini Kültür Sanat Kafe de ziyarete açtı. İşçi Meclisi okurları olarak serginin 2. gününde ziyarete gittik. Ayşegül Kavas ile sergisi ve sanat üzerine sohbet ettik. Her ne kadar ebru sanatını mistik bir çerçevede değerlendirsek de verilen emek açısından ve toplumun sanata yönelmesinde çok fazla etken olmayacağını düşünmek gerek Ayşegül Kavas: Birinci sergimde geleneksel temalar kullanırken bu sergimde ise daha güncel ve moda objelere yer verdim. Vazolar, kutular, sehpalar ve seramik süsler gibi. Çalışmamda fazla bilinmeyen ebruda ahşap pazıl tekniği kullandım. Bir iki çalışmamda İspanyol ebrusu kullandım yılında İstanbul'da ebru sanat üzerine eğitim aldım. Aktif olarak SEYMER Halk Eğitim Kursları'nda çalıştım. Şu anda Adana Ruh Sağlığı Hastanesi'nde ebru eğitmenliği yapıyorum. Bir AŞİDER kurucu üyesi olarak sanatın şizofren hastaların üzerinde iyileştirici bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? Kesinlikle var. Sadece şizofren hastalar için değil tüm hastalar üzerinde iyileştirici etkisi olduğunu düşünüyorum. Derneğimiz düzenli açılmaya başladığında gönüllü olarak ders vermek istiyorum. Sanatın metalaşması üzerine ne söylemek istersiniz? Aslında sanatın bir maddi değeri yoktur. Sanat toplum için yapıldığında değer kazanır. Aslında ebru sanatın çok basit olduğunu düşünenler var. Bir çalışma en azından 20 çalışma sonrasında çıkıyor. Geçim sıkıntısı çeken bir çok işçi ve emekçi sanatın çok pahalı bir şey olduğunu düşünüp bu gibi sergilere gelemiyorlar. Haksız da değiller. Ancak ben sanata parasal olarak bakmıyorum. O anlamda gelseler ve bir eseri beğendiğini hissettiğimde karşılıksız verebilirim. Sanata zaman ayırmak da başka bir sorun. Ağır çalışma koşullarında çalışan işçiler zaman bulup da sanatsal aktiviteleri yerine getiremiyorlar. Sanatın maddi bir değerle ölçüldüğünü düşünenler sergilere gitmiyorlar. Sanatın elit kesim bakışı içerisinden çıkarıp topluma yönelik bir sanat anlayışı olmalı mı? Toplum bireylerden oluşur. Bireylerin iyi bir sanat anlayışıyla donatılması ve bireyin sanata bakış kalitesini arttırmak gerek önce. Böyle olduğunda sanatta sadece elit kesim için değil topluma doğru da bir yönelme olur. Sanatın üretiminde, sanatçı çalışma yaparken nasıl terapi oluyorsa; ortaya çıkan sanat ürünü de izleyici-toplum ile bir etkileşim içinde terapi görevi görür. Sanat birey için de toplum için de bir arınma arıcıdır. Bir tabloyu onu izleyen tarafından doğru anlaşıldığı zaman benim için de motivasyon kaynağı oluşturur. Her önemli çalışmada ortaya çıkan tablo ve objeyi gözlerimi ve ruhumu doyurmasına kadar onu izlerim. Daha sonra izleyici isterse elden çıkarırım. Yani oluşturduğum tabloların önce bende iz bırakması gerek. İşçi semtlerinde gün erken başlar geç biter.halka halka genişleyen işçi zincirleri uzar durak boyunca.saat altıdır henüz ve durağın ilk sahipleri Balgat ta tekstil işçisi olanlar, Ümitköy de, Çayyolu nda evlerde, AVM lerde hizmet işçisi olanlar, Akyurt ta, Kazan da sanayii işçisi olanlardır. Bütün sınıf kardeşlerim gibi ben de hergün aynı saate evden çıkarım. Ama hep farklı saatlerde binerim beklediğim otobüse. Ya otobüs, dolmuş gelmemiştir ya da belirli saat aralıklarında gelmektedir. Bu aralığı yarım saatte bir olarak tanımlasalar da herkes bilir ki keyfi olarak uzatılıp kısaltabilmektedirler. Güzergahların uzatılıp kısaltılması gibi ikinci bir otobüs vermemek için uzun olan yol daha da uzatılarak zamanımızdan böyle de çalmaktadırlar aslında. Ama zamanımız kimin umrunda. Onların gözünde bizden satın aldıkları sadece 8-10 saatimiz değil, tüm bir ömrümüz. Onlar işçi semtlerine verecekleri ekstra otobüsten ziyade park yaparak harcıyorlar o parayı. Günde 10 saat çalışan birinin 4 saat yolda geçirdikten sonra hiç oturamadığı o parklara. En eski otobüsler hep işçi semtlerine gelir. Bozulması en muhtemel otobüslerdir bunlar. Ve bozulurlar da. Bir işçi için işe geç kalmak; kesilen yevmiye, işitilen azar, çıkış saatinin gecikmesi, mesainin mesaisi, işten atılmayla yüz yüze kalması demektir. Otobüs bozulduysa ve ben hala gelemeyen bir otobüsü bekliyorsam yeni misafirlerinin olduğunu görürüm durağın. Artık bekleyenler öğrenciler, memurlar, şehrin merkezinde çalışan işçiler ve bilcümle kent yoksullarıdır. Duraklarda dakikalarca bekleyen suratlar gerilirken sıkıldım anne diye feryat eden çocuğa annenin bağırıp çağırması vb. olaylara tanıklık ederiz bir yandan. Otobüs geldiğinde şoföre geç kaldınız, sizi şu kadar dakika bekliyoruz dediğimizde şoförün diğer arabayı kaçırmışsınızdır, trafik yoğundur, o kadar dakika beklemeniz imkansızdır gibi vurdumduymaz yanıtlarla karşılaşırız. Biz işçiler güne böyle başlarız Ankara dan İşçi Meclisi Okuru Ressam Neş e Erdok Evin Sanat Galerisi nde son sergisini açtı. Resim, kapitalizmde sadece resim değil! O, kapitalizmdeki herşey gibi, piyasada alınıp satılan bir meta. Neş e Erdok un sergisi öncesinde de koleksiyonerler daha sergi açılmadan resimleri görmek ve satın almak için talepte bulundular. Serginin açılışından bir gün önce koleksiyonerlere özel olarak galerinin kapıları açıldı ve resimler piyasaya sunuldu. Piyasa aktörleri, Neş e Erdok resimlerini aynı gün kapış kapış satın aldılar. Tüm resimler sergi öncesi gün satılmış oldu. Tümü Biri hariç! Radikal den Kemal Yılmaz ın haberine göre zengin koleksiyonerler sadece bir resmi satın almadılar. Neş e Erdok un Ankara ya giderek Türk-İş önündeki direnişleri sırasında katılımcılarını gözlemlediği bir eylemin resmi satılmadı. Tekel İşçisi adlı resim elde kalan resim oldu. Haberi veren yazar, Bakalım artık işçi sınıfı adına tavır alıp DİSK mi devreye girer yoksa Tekel işçileriyle birlikte tazyikli sulara maruz kalan milletvekilleri mi ya da 68 ruhu adına CHP mi bilemem diyor. Biz ise bazı resimler satılık değildir diyoruz! İşçi sınıfının bazı eylemleri satılmış olabilir, ama onun özdurumunu anlatan resimler satılamaz, tamamlandığı anda sanatçısından çıkar, eylemi yaratan işçi sınıfına geri döner, Tekel İşçisi resmi de böyledir; bizimdir, Tekel işçilerinindir, işçi sınıfınındır.

16 Avrupa genelinde yaşanan krizi bahane eden Avrupa burjuvazisinin, işçi ve emekçilere yönelik tasarruf önlemleri adı altında hak gaspı saldırısını yoğunlaştırması başta Yunanistan olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde eylemler ile karşılanıyor. Krizin etkisinin yoğun hissedildiği Yunanistan ve İspanya, başta olmak üzere İrlanda, İzlanda İtalya, Portekiz, Belçika, Fransa, Polonya, Letonya, Sırbistan, Almanya ve Romanya da işçiler ve öğrenciler sokaklara çıkıyor. İşçi ve öğrenci eylemlerinin gündeminde kimi zaman emeklilik yaşının yükseltilmesi kimi zaman harçlara yapılan zamlar olurken ortak paydada burjuvazinin işçi ve öğrencilerin elindeki haklara ve kazanımlara yönelik başlattığı saldırılar var. Eylemler Yunanistan, İspanya ve Fransa da genel grev ve sokak çatışmaları, İngiltere ve Almanya da öğrencilerin işgal ve tahrip eylemleri olarak yaşanıyor. Eylemlere katılımın yüksekliği ve bir çok kesimi kapsaması da eylemler de öne çıkan yönlerden. İspanya'da havayollarının kilitlenmesi Yunanistan'daki sokak çatışmaları Fransa, İngiltere ve Almanya'daki öğrenci eylemleri işçi sınıfı mücadelesinin son motivasyon araçları oldu. Eylemler bu yanıyla ile tüm işçi ve emekçilerin mücadelesine feyz oluyor. Son yumurta eylemleri nde Avrupada ki öğrenci eylemlerinin etkisi ve katkısı görülebilir. Grev ve eylemlerde izlenegelen reformist hat ise eylemlerin zayıf tarafı. Mücadelede reformist hat aşılıp genel grev genel direniş çizgisine sıçranmaz, tüm hayatı kilitleyecek, daha kitlesel ve eylemin politik karakterine uygun bir tutum geliştirilmezse, tüm Avrupa işçi sınıfının birlikte hareket edeceği eylemler, grevler örgütlenmediği koşullarda devrimci bir kararlılık ve özveriyle sürdürülen eylemlerin başarıyla sonuçlanması zor görünüyor. Avrupa'da birbiri içine girmiş çok yönlü bağımlılığı olan Avrupa burjuvazisi işçi sınıfına nasıl birlikte saldırıyor zapt altına almaya çalışıyorsa Avrupa işçi sınıfının kazanımının yolu tüm Avrupa'zyı kapsayan ve birlikte örgütlenecek eylem programlarında geçiyor. İtalya da öğrencilerin en çarpıcı mesajı ise hükümeteydi. Hükümete Eğer geleceğimizi esir alırsanız, biz de bu şehri ablukaya alırız mesajı gönderen öğrenciler, meydanları, şehrin içindeki yolları ve hatta otobanları işgal etti. Zaman zaman siyasete ilişkin görüşlerini de ortaya koyan eski futbolcu Cantona, bankaları boykot edin çağrısında bulundu. "Bankalardan paralar çekilerek ekonomik ve toplumsal devrim gerçekleştirilebilir." Yunanistan Parlamentosu'nda yapılan oylamada bütçe tasarısı 142 oya karşı 156 oyla kabul edildi. Başbakan Papapdreu görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, İflas etmeyeceğiz senesinde ekonomi büyüme yoluna geri girecek diyerek emekçilerin tepkilerini dindirmeye çalıştı. Bangladeş te çalışma koşullarını ve 1 Aralık tan itibaren öngörülen asgari ücret artışınınpatronlar tarafından uygulanmamasını protesto eden binlerce tekstil işçisiyle polis arasında çatışma çıktı. Sahil kenti Çitagong da yaşanan yoğun çatışmalarda polisin göstericilere göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle saldırdığı ve saldırı sonucunda en az 3 kişi hayatını kaybettiği, 150 dolayında kişinin de yaralandığını belirtildi. Ayrıca başkent Dakka ve Narayangaj kentlerindeki gösterilere polisin saldırması sonucu 100 kişinin yaralandığı kaydedildi. Çittagong da 4 bin kadar işçinin polisle çatıştığı, çatışmanın Çittagong İhracat Bölgesi'ndeki çoğu tekstil imalathanesi olmak üzere 300 kadar sanayi kuruluşunun kapatılmasına yol açtığı bildirilmişti. Fabrika patronları ve polis fabrikaların mümkün olan en kısa sürede yeniden açılacağını söylerken, asgari ücret artışının uygulanmadığı koşullarda işçilerin direnişi devam edecek. Tekstil işçilerinin asgari ücreti birkaç ay önce artırılmıştı, ücretler artışa göre ödenmediği için işçiler eylemlere başlamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13 KARAR NUMARASI : 13 AYDOĞDU, Belediye Meclisi 5393 Sayılı Belediye Kanunun 20. maddesi uyarınca 2014 yılı Mayıs ayı toplantısı için Belediye Hizmet binası, Başkanlık odasında toplandı. Toplantı başında

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1.

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1. Bilgi Notu T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) 03.06.2014 1. GENEL BİLGİLER; 15 Kasım 2010 tarihinde 50 kişi ile hizmete başlayan Çalışma ve

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.5 İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.5 İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.5 İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ 2 İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ 3 İŞYERİ KOMİTELERİ YÖNETMELİĞİ Madde 1. Amaç: Bu yönetmelik, Birleşik Metal İşçileri

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Türkiye de Kadın Alanındaki Koordinasyon Mekanizmalarının Analizi. Ülker Şener Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

Türkiye de Kadın Alanındaki Koordinasyon Mekanizmalarının Analizi. Ülker Şener Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye de Kadın Alanındaki Koordinasyon Mekanizmalarının Analizi Ülker Şener Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 2 İçerik Kadın sorunu Soruna müdahale-çözüm arayışları: kim? Müdahale biçimleri

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

1) SSGSS Kanununda öngörülen kadın ve erkekler için emeklilik yaşının 2036 yılından başlayarak 65 yaşa yükseltilmesi düzenlemesi aynen korunmuştur.

1) SSGSS Kanununda öngörülen kadın ve erkekler için emeklilik yaşının 2036 yılından başlayarak 65 yaşa yükseltilmesi düzenlemesi aynen korunmuştur. 1 SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI YASASINDA DEĞİŞİKLİK ÖNGÖREN YASA TASARISI İLE İLGİLİ EMEK PLATFORMUNUN TALEPLERİ HAKKINDA BAKANLIKTA YAPILAN GÖRÜŞMELERDE KABUL EDİLEN, KISMEN KABUL EDİLEN

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Mitler «Gelecek nesil!» «Bugünün küçüğü yarının büyüğü.» «Çocuklar

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ

6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ 6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi B sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ( Elektrik Öğretmeni) Tel: 0545 633 21 95 e-mail: huseyin.okelek@teias.gov.tr

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -2008 YILINDA YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA ARTIK RASTLAMIYORUZ -PLAKET VERDİĞİMİZ İŞVERENLER DÜZENLİ PRİMLERİNİ ÖDEYEN,

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı) T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü Sayı :B.13.0.ÇGM.0.12.01.00/103/3202. 06/03/2012 Konu :İhtiyaç fazlası personel hk. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu nda Değişiklik Yapılması ve Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları TEZ ÖZETLERİ HAZIRLAYANLAR: ASLI KAYHAN MERVE MENEKŞE ÖZER TÜRKİYE'DE SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ: DİSK ÖRNEĞİ (1967-1975) YAZAR: SÜREYYA ALGÜL DANIŞMAN: Prof. Dr. DENİZ VARDAR Marmara Üniversitesi Sosyal

Detaylı

Sosyal Güvenlik Hukuku 1. Ders

Sosyal Güvenlik Hukuku 1. Ders Sosyal Güvenlik Hukuku 1. Ders Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ Sosyal Güvenlik Kavramı Kişileri, gelirleri ne olursa olsun, belirli sayıdaki tehlikeler karşısında güvence sağlama görevine sahip

Detaylı

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız AİLENİN VE DİNAMİK NÜFUSUN KORUNMASI PROGRAMINA KADINLARIN İTİRAZI VAR Aileye köle sermayeye kul olmayacağız KADIN EMEĞİ PLATFORMU 2 3 Biz kimiz? Bizler, kadınların çalışma yaşamındaki sorunları karşısında

Detaylı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı 15 EYLÜL 2014 HABERLER Gül-Ay - Sayfa 5 Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı Büyükşehir Belediye Meclisi, yoğun bir gündemle toplandı. Gündem maddelerinin ardından söz alan Başkan

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI

İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI D E Ğ İ Ş İ M V E DÖNÜŞÜMDE ÖNCÜ ANLAYIŞ İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Son zamanlarda mevzuatı en sık değişen ve gittikçe karmaşık hale gelen konulardan birini de

Detaylı

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.6.2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ 2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ Madde 1. Amaç: Bu yönetmelik, Birleşik Metal İşçileri Sendikası nın merkez ve şubelerinde faaliyet

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

Üçünc. önündeki ndeki meydan okumalar Önlemler. Bilgi paylaşma ve iyi pratikler sunma.

Üçünc. önündeki ndeki meydan okumalar Önlemler. Bilgi paylaşma ve iyi pratikler sunma. Üçünc ncü Çalışma GörüşmesiG mesi, Bükreş 10-11 11 Temmuz 2009 yılıy Yeni ekonomik şartlarda sosyal diyalogun gelişmesi için i in sendikalar ve işverenler i önündeki ndeki meydan okumalar Milli ve Sektör

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER Bekir AKTÜRK* 52 1. GİRİŞ Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7 Haziran 2015 Pazar günü yapılacak olan 25 inci dönem milletvekili

Detaylı

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34 / DMSAS [] 25.12.2014 122234 1 HAKAN 25.12.2014 122006 25.12.2014 122206 Emek Mah. Aşıroğlu Cad. No147 41700 Darıca Kocaeli Telefon ve Faks Numarası Tel 0 262 677 46 00 Faks 0 262 677 46 99 huseyin.konanc@demisas.com.tr

Detaylı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Prof. Dr. Serdar SAYAN TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 4. Türkiye Nüfusbilim Kongresi Ankara 6 Kasım 2015 Yaşlılık (Emeklilik) Sigortası Türkiye de çalışanların

Detaylı

167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ

167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ 167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZTUNA Çankırı Karatekin Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

KUZEY KIBRISTA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI

KUZEY KIBRISTA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI «Öngörülen birleşik Kıbrısta işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği» 18 Eylül 2015, MERİT Hotel Lefkoşa Halil Erdim Maden Mühendisi TAŞOVA koordinatörü Kuzey Kıbrıs ta İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası 1 Mart

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ Bünyamin ESEN* 33 I- GİRİŞ 30.06.2012 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanarak aşamalı olarak yürürlüğe girmeye başlayan

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz...

Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz... Kadın Örgütlerinin Engelli Kadınlarla İlgili Farkındalıklarının Arttırılması Projesi Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz... Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı kapsamında desteklenen Kadın Örgütlerinin

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı