Muhammed Bakır es-sadr CĐLT-2. TERCÜME: Mehmet KESKĐN - Sadettin ERGÜN

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Muhammed Bakır es-sadr CĐLT-2. TERCÜME: Mehmet KESKĐN - Sadettin ERGÜN"

Transkript

1 Muhammed Bakır es-sadr CĐLT-2 TERCÜME: Mehmet KESKĐN - Sadettin ERGÜN Ehli Sünnet'in Sadr Hakkındaki Görüşlerinden, Özetle: Prof. Dr. Abdülsettar Cevarî : «Ben şahadet ederim ki, Đslâm felsefesi ve akidesi (inanç sistemi) çağımızda Muhammed Bakır Sadr'ın tespitlerinden daha çarpıcısına, daha emin ve dakik tespitlere tanık olmamıştır." Lübnanlı Müsteşrik Ekrem Zeitir: "Benim kanaatimce, felsefe alanında Muhammed Bakır Sadr'ın getirdiğini hiç bir Arap yahut Müslüman düşünür getirememiştir." Şu noktaya okuyucunun dikkatini çekmek isteriz ki; Sadr hakkında yazılanlar, Iran Đslâm Đnkılâbından çok önce yazılmışlardır. Bu da sözkonusu yazıların hissî saikle değil, tamamen, ilmî saikle kaleme alındığına kâfi delildir. "Sadr ın Ehl-i sünnetten getirdiği mehaz sayısı kitabı tamamen gözden geçirilirse görülecektir ki Caferi mehazlarından ziyadedir. Bu da Yazar'ın fıkıh kültürünün boyutlarını ve mezhep taassubundan uzak bir ilim adamı hüviyetini ortaya koyması bakımından önemi haizdir." Hicret Yayınları ĐLAVELĐ ĐKĐNCĐ BASKI Kontrol Đktisatçı: Đbrahim YETĐŞ HĐCRET YAYINLARI Engin Ofset:1979 Türkçede neşir hakkı hicret yayınlarına aittir. TERCÜME: Beşir Eryarsoy

2 ĐÇĐNDEKĐLER Takdim FAĐZSĐZ BANKA M. Bakır Sadr PROBLEM KARŞISINDAKĐ TAVRIMIZ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEKLÎYLE TEZĐMĐZĐN ESASLARI YENĐ BANKACILIK POLĐTĐKASININ BELLĐ BAŞLI ÖZELLĐKLERĐ FAĐZSĐZ BANKA DÜZENĐ BĐRĐNCĐ BÖLÜM Bankanın Mudilerle ve Üreticilerle Olan Đlişkilerini Düzenlemekle Đlgili Yeni Tez Vadeli ve Cari Hesaplar Vadeli Hesaplar Alanında Banka Đlişkilerinin Düzenlenmesi Đslam Hukukunda Mudaraba Kavramı Düşündüğümüz Mudaraba Şeklinin Üyeleri Üyelerin Şartları Mudi için Koşulan Şartlar Üretici Đçin Koşulan Şartlar Üyelerin Hakları Mudînin Haklan 1 Hesabın Garantisi 2 Gelir Mevduat Üretim Alanına Girmeden Önce 3 Mudînin Mevduatını Çekebilmesi BANKANIN HAKLARI Bankanın Asıl Sermayesiyle veya Cari Mevduatla Mudaraba Yapması Üretici Amilin Hakları Üreticilerin Hile Yapma Tehlikesi Bankanın Kârı Hesaplama ve Dağıtma Yolları Banka Kârın Miktarını Nasıl Hesaplar Banka Kârları Nasıl Dağıtır Banka Mevduat Toplama ihtiyacını Duyarsa TASARRUF MEVDUATI CARĐ MEVDUAT Kredi Almanın Şartları Faydadan Faiz Unsurunu Kaldırmak FAĐZSĐZ, BANKA ĐLE ĐLGĐLĐ GENEL MÜLAHAZALAR FAĐZSĐZ BANKANIN ĐÇ DÜZENLEMESĐYLE ĐLGĐLĐ ĐKĐNCĐ BÖLÜM Daha Önce Sunduğumuz Tezin Işığında Bankanın Esas Görevlerinin Etüdü Bankanın Birinci Türden Görevleri Bankacılık Hizmetleri Mevduatın Kabulü Cari Mevduat ve Cari Hesap Cari Hesap Açmak Hesaba Para Yatırmak Hesaptan Para Çekmek Aynı Şahısta Đkiden Fazla Sıfatın Bulunması Vadeli Hesaplar Tasarruf Mevduatı

3 Gerçek Mevduat BANKA MEVDUATININ ĐKTĐSADĐ ÖNEMĐ Banka Mevduatı Ödeme Aracıdır Atıl Malların Kullanılmasında Faizsiz Bankanın Rolü Mevduat, Kemiyetinden Daha Büyük Bir Oranda Güven Sağlamak Tahsil Çeklerin Tahsili Senet Tahsili Dâhili Havale Đşlemleri Havale Karşılığında Ücret Almak Belirli Bir Ücret Karşılığında Havale Çıkartmak Emre Havale Çıkartmak Alacaklı Olmayana Havale Bankanın Senetleri Tahsili Senet Ve Çeklerin Kabul Edilmesi Bankanın Müşterilere Yaptığı Hizmetler Kıymetli Evrak Kıymetli Evrakın Korunması Kayıt Đşlemi KEFALET SENETLERĐ (Teminat Mektupları) Nihai Kefalet Senetlerinin Hükmü Ticari Senetler Malların Saklanması YABANCI PARA BOZDURMA ĐŞLEMLERĐ(Kambiyo) Borçların Ve Đstenen Miktarların Ödenmesindeki Tekâmül Yabancı Paraların Alım Satımı Dış Ülkelere Banka Havaleleri BANKA ÇEKLERĐ Şahsi Đtimat Mektupları BOZDURMA HÜKÜMLERĐNDE PARA ÇEŞĐTLERĐNĐN FARKLILIĞI Birinci Kısım: Altın ve Gümüş Paralar Đkinci Kısım: Altın Yerine Geçen Paralar Üçüncü Kısım: Karşılıklarının Ödeneceği Taahhüt Edilen Nakitler Dördüncü Kısım: Paralar BANKANIN ĐKĐNCĐ TÜR GÖREVLERĐ Kredi Ve Kolaylıklar Sağlamak Ticari Evrakın Ödenmesi Senet Kırma Đşlemini Satış Esası Üzerine Şekillendirmek BANKANIN ÜÇÜNCÜ TÜR GÖREVLERĐ: Üretim EKLER (Hukukî Gerçekler) Ek: (1) Bankanın Đthalâtçı Tüccardan Alacakları Ek: (2) Birinci Anlamda, Malın Ödettirilmesinin Şart Koşulması Đkinci Anlamda, Malın Garanti Edilmesini Şart Koşmak Mudaraba Amilinin Dışındaki Kimselere Malın Garantisini Şart Koşmak Ek: (3) Bankanın Kardan Hakettiği Pay 1 Mükâfat 2 Bunu Akdin Đçerisinde Koşulan Şart Esasına Dayandırmak. Ek: (4) Mudaraba Amil'in Yalan Söyleme Đhtimalinde Ne Yapılmalı?

4 Ek: (5) Bankanın Tasarruf Edebilme Yetkisi Bulunmakla Birlikte Mevduat (Emanet) Olarak Kabul Etmek Mümkün müdür? Ek: (6) Çeki Tahsil Etmek Đçin Başka Bir Bankaya Gitmenin Yorumu Ek: (7) Havale Đşlemi Ücreti Hakkında Ek: (8) Banka Senedin Tahsili Konusunda Ne zaman Ücrete Hak Kazanır? Ek: (9) Banka Tarafından Kabul Edilen Senedin Fıkhı Açıdan Hükmü? Ek: (10) «Banka Mektubu»nun hükmü nedir? Ek: (11) Faydayı Helâl Kazanca Dönüştürmek Đçin Ortaya Konan Fıkhı Dayanakların Ortaya Konması Ek: (12) Bankanın Banka Mektubu Verdiği Kimselerden Aldığı Ücretin Fıkhi Dayanakları TAKDĐM Birinci ciltte Đslâm'ın ekonomi politikasını biçimleyen kurallar örgüsü yani doktrini ele alınmıştı. Bu ciltte ise Đslâm'ın ekonomi ilmi ele alınmakta ve tasarrufların yatırıma tahsisinin gerçekleştirilmesi, enflasyon kredi meselesi, çek, poliçe, bono gibi kambiyo senetlerinin durumu v.s. faizsiz banka tezi içre, bankalar üzerine geniş bir incelemeyle birlikte sunulmaktadır... Saygılar sunarız. Hicret Yayınları FAĐZSĐZ BANKA PROBLEM KARŞISINDAKĐ TAVRIMIZ Faizsiz Banka tezini genel çizgileriyle ortaya koymaya çalışırken, esaslı bir noktaya değinmek istiyorum. Söz konusu nokta şudur: Aşağıdaki iki hususu, bu problem karşısındaki iki tavrı birbirinden ayırmak zorundayız. 1-Faizsiz banka problemlini toplamsal yapının tümü içerisinde ele almak isteyen kişinin tavrı (bu şekilde ele almak istemeyeninkinden) ayrı olacaktır. Yani bütün toplumsal alanlara hakim olan, onların dizginlerini elinde elinde tutan bir kimse, toplumun tümünün modelini ortaya koyduğu gibi, faizsiz bankanın da; ondan bir parça olarak Đslâmî modelini ortaya koyacaktır. 2- Diğer toplumsal alanları hesaba katmaksızın faizsiz banka için bağımsız bir model ortaya koyanın tavrı da bir öncekinden ayrı olacaktır. Yani böyle, bir kimse bozuk düzenin devamına, toplumun Đslâmî olmayan yapısına, banka ve diğer faiz kurumlarının devamına insanların fikren, ahlaken ve iktisadî hayatlarında kapitalizmin özüyle ve yapısıyla hâkimiyetini sürdürmesine rağmen, faizsiz banka modelini ortaya koymaya çalışacaktır. Birbirinden ayrı olan bu iki tavır arasında kesin farklılıklar bulunmaktadır. Birinci durumda Đslâm düzeninin tümüyle uygulanması sonucunda islâmın faizi haram kılması hükmü haliyle-bankalara da uygulanmaktadır. Bunun sonucunda faiz yasağından beklenen olumlu tüm sonuçlarda elde edilmiş olacaktır. Zayıf bir takım yanları ortaya çıkmayacaktır.

5 Aynı zamanda faiz yasağı, Đslamın toplum düzeninde gerçekleştirmeyi arzuladığı ana hedeflere varılmasında kendine ait olan katkıyı da yapacaktır. «Đktisadımız» [24] adlı eserimizde şunları söylemiştik: Đslâm, parçaları arasında kopmaz bağlar bulunan eksiksiz bir nizamdır. Bu nizamın uygulamaya konan her bir parçası, diğerinin başarı imkânını hazırlar, belirli Đslâmî hedefini gerçekleştirmekte ona yardımcı olur. Sözkonusu tavırların ikincisinin ele alınması halinde ise; faizin haram kılınma esası, belirli bir bankaya uygulanacaktır. Öbür taraftan ise, diğer malî ve iktisadî kurumlar: için bu yasak, hiçbir şekilde söz konusu olamayacaktır. Ayni zamanda ise Đslam nizamının diğer yönleri âtıl kalacak, uygulamaya konulamayacaktır. Uygulama alanındaki bu parçalanma, bu ayrılık, faiz yasağından beklenen bütün yararları hiçbir zaman sağlayamayacak, her şeyi ile Đslâmî ölçülere göre kurulmuş olan bir toplum yapısında gerçekleştirilmesi kolaylıkla mümkün olan hedeflere varamayacak, olumlu sonuçların elde edilmesinde yardımcı olamayacaktır. Bununla birlikte bu, mümkün olan yerde Seri hükümleri uygulamamak için bir özür olamaz, hiçbir zaman. Çünkü Đslâmın her bir hükmü durum ne olursa olsun uygulanma imkânı bulundukça uygulanmalıdır; bu vaciptir. Đslâmın diğer hükümlerinin uygulanıp uygulanmaması bu hükmü değiştirmez. Diğer taraftan Đslâmın uygulamaya konabilen her hükmü, Mukaddes Şeriatın tüm hükümlerinin uygulamaya konma hedefine bizleri bir adım, daha yaklaştıracaktır. Birinci durumda faizsiz banka tezi Đslâm şeriatının hükümlerine, lafzıyla da ruhuyla da uygun düşecek. Đslâm iktisadının gözettiği sosyal denge, âdil dağıtım ve benzeri hedeflerde yapması gereken katkıda bulunmuş olacaktır. Diğer taraftan faizsiz banka teziyle, diğer toplumsal alanlar arasında esaslı bir çelişkiyle karşılaşılmayacaktır. Çünkü bu durumda toplumsal bütan alanların Đslâm esaslarına göre düzenlenmesi sözkonusudur. Her alandaki sosyal düzenlemenin esası bir olunca, çelişkinin doğması veya bir takım zayıflıkların belirmesi Söz konusu olamayacaktır; Olsa olsa Đslâmî düzenin uygulandığı topluma çağdaş olan faizci diğer toplumların neden olduğu birtakım zayıflıklar söz konusu olabilecektir, o kadar. Bunun aksine ikinci durumun söz konusu olması halinde; böyle bir durum tabiatı gereği çok dar bir alan içerisinde tavır almayı gerektirir. Çünkü o yer ve zaman, bir takım şartları ortaya koymuştur. Bu ise faizsiz banka tezinin Đslâmî açıdan belirlenmiş olan en erdemli şeklini alabilme imkânını ortadan kaldırır, esnekliğini giderir bağımsızlığım sınırlar. Hatta varlığını sürdürmeye elverişli gelecek, yer ve zamana uygun bir şekil almak ve ona göre hareket etmek zorunda bile kalınacaktır, faizli ilişkileri bulunan diğer bankalarla boy ölçüşemeyecektir. DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEKLĐYLE TEZĐMĐZĐN ESASLARI Faizsiz bankadan şu anda söz açtığımıza göre, tavrımızın ikinci şekilde olması gerekir. Çünkü iktisadî, sosyal, fikrî, siyasî ve diğer tüm yönleriyle mevcut durumlar bu tavrı almamızı gerektirmektedir. Eğer birinci halde konuyu ele almak söz konusu olsaydı, tavırları haliyle başka türlü olacaktı. Đkinci durumun özü, bizim Faizsiz Banka için mantıkî ve Şer'î bir yol araştırmamızı gerektirmektedir. Düşünülen şeklin bu özellikleri-taşıyabilmesi Đçin, tezimizin üç unsuru kendisinde toplaması gerekmektedir: Birincisi: Düşünülen bankanın şekli Đslâm Şeriatının hükümlerine aykırı olmayacak. Đkincisi: Bu banka yaşanan gerçeğin bozuk ortamında hareketliliğe sahip olacak ve gerekli başarıyı elde edecek. Yani, kapitalist faiz müesseselerinin realiteleriyle bu bankanın yapısı ve işleyişi arasında onu hareketten ve yaşamaktan mahrum bırakacak bir şekilde uzlaşmaz bir çelişki bulunmayacak.

6 Eğer birinci imkân bize tanınabilseydi, faizsiz banka ile faizli iktisadî kurumlar arasındaki bu şiddetli çelişkiden bir anda söz edilemeyecekti. Çünkü o takdirde faiz kurumlarının kökünü kazıyacak, faizin iktisadî, sosyal ve fikrî tüm etkilerini ortadan kaldırmak imkânını bulacağız. Biz faizsiz bankaya Đslâmî bir hüviyet kazandırmanın zor olduğunu biliyoruz. Hatta bu değişik müesseselerle ve bozuk realiteyle beraber yaşayabileceğini kabul etsek bile böyledir. Üçüncüsü: Đslâmın faizsiz banka modeli, yalnız kâr amaçlayan ticarî bir kurum gibi çalışmamalı. Onun banka olmak hasebiyle ifâ etmesi gereken tüm görevleri başarması gerekmektedir. Yani bankaların fiilen yerine getirdikleri bütün görevleri onun da yapması gerekir: Durgun sermayeleri bir ayara getirip üretim alanına kaydırabilmeli. Gereğinde bunları üreticilere verebilmeli ticari sanayi vb yatırımlar için gerekli kredileri açabilmeli. Mücadele hızını artıran, onları genişleten yolları çoğaltabilmelidir. Bundan ayrı olarak kalkınmakta olan herhangi bir memlekette bir bankanın, banka olarak başarıya ulaşabilmesi için, o memleketin hassas malî cihazlarından bir tanesini teşkil eden bankanın ekonomiye talî bir katkısının da olması gerekmektedir. Aynı şekilde o memleketin sanayisinin ilerlemesinde de bir pay sahibi olabilmelidir. Bunlardan şu sonuç çıkmaktadır: Düşündüğümüz şekliyle bir faizsiz bankanın kuruluşunda, işleyişinde üç esasın gözetilmesi gerekmektedir: 1 Bu bankanın işleyişi ve diğer hususlarıyla ilgili olarak konacak hükümler Mukaddes Şeriata aykırı olmayacaktır. 2 Kân amaçlayan ticarî bir kurum olarak mevcut şartlar Đçerisinde canlı ve basarı elde edebilecek yapıda olmaları. 3 Đslâmî yapısı, banka olarak gerekli başarıyı elde etmesine yardımcı olmalı, iktisadî, sınaî ve ticarî hayatın, gelişen iktisadî ve sınaî yapının doğurduğu şartların gelişip güçlenmesine katkıda bulunabilmelidir. Bu esas noktalar ışığında düşündüğümüz şekilde faizsiz banka tezi üzerinde durmaya çalışacağız. Ticarî veya belirli bir amaç veya alan için kurulmuş olan bankaların çalışmalarını örnek almak suretiyle, onların esaslarına bağlı kalmayacağız. Bu tip diğer bankaların çalışmaları da bizim için bağlayıcı olmayacaktır. Bizim düşüncemiz şu: Az önce belirttiğimiz esaslara bağlı kalmak şartıyla, banka hangi alanlarda faaliyet yapabilecektir? Bu alan ister şu, isterse bu olsun, sonuç değişmeyecektir. YENĐ BANKACILIK POLĐTĐKASININ BELLĐ BAŞLI ÖZELLĐKLERĐ: Az önce belirlenen esâslar ışığında yeni bankacılık politikasının belli başlı özelliklerini aşağıdaki şekilde özetlememiz mümkündün. Birinci olarak: Bankanın faaliyet alanlarında girdilerin kaynağı olmak sıfatıyla emek unsurunu, açığa çıkarmaya yönelmek olmalıdır. Oysa faizli bankacılık, kapitalist kişiliğiyle işlerini yapar, bu niteliğiyle girdilerini göz önünde bulundurur. Faizsiz banka ise emekçi özelliğini vurgulamaya yönelik olmalıdır. Çalışmalarını bu özellikten hareket ederek ayarlamalıdır. Bu şekilde banka bir taraftan yaptığı işin ücretini (faizini değil) aldığını vurgulayacak, iş esası üzerine kurulu girdilerinin alanını genişletmeye çalışacak diğer taraftan yerdiği kredinin karşılığında «ücret» adı altında faiz almaktan uzak kalacaktır. Đkinci olarak: Mudilerle üreticiler arasında bankanın ifa edeceği aracılık görevinin mümkün olduğu kadarıyla özelliklerini korumaya çalışmalıdır. Onlara karşı olan kanunî durumunda da bu aracılık özelliğini aynı şekilde müşahhaslaştırıp korumalıdır. Faizsiz bankanın etrafını çevreleyen faizden kaynaklanan katı şartlar, çoğu zaman sözünü ettiğimiz hedefleri gerçekleştirmesini önleyecek durumda olmasına rağmen, herhangi bit şekilde bunları ortaya koymasını da önleyemez. Bu durumda ise faizsiz banka, en azından

7 bankacılık sisteminin tümünü değiştirmeye yönelik hedeflerinin çekirdeklerini ihtiva edecek, bazen teorik düzeyde bile kalsa bu değiştirmenin yollarını, müslümanlara açmış olacaktır... Bu ise faizsiz bankanın Đslâm hükümlerine bağlanıp Allah'ın koymuş olduğu sınırların içerisinde kalmak noktasından fiilen kazanacağı şereftir. Üçüncü olarak: Faizsiz Bankanın, böyle bir bankacılık düzeninde Đslamî Ruhu yaygınlaştırmak yolunda yükleneceği görevlere, kârından bir kısmını feda etmeye veya tezin başarıya ulaşması için gerektiğinde bazı tehlikeleri göze almaya hazır olması gerekir. Çünkü faizsiz bankanın kurucuları eğer, Đslam mesajının ve büyük mânâsının ihtiva ettiği yüce değerlerin bir kısmını dünyaya müşahhas ve yeni bir tez olarak sunmak istiyorlarsa; ticarî amaçlarının yanında mesajlarını ve inançlarını da beraber götürmek zorundadırlar. Böylelikle onlar her zaman yalnızca ticarî olan bir görev ila etmediklerinin şuurunda olabileceklerdir. Hatta bu ticarî görevin yanında onlar cihat türlerinden birisini bile yerine getirmekte olduklarını bilmelidirler. Bu ise, Đslâm ümmetini küfrün ve düzenlerinin doğurduğu şartlar içerisinde yaşamaktan kurtarmak uğruna atılan bir adım olacaktır. Bu nedenle bazı fedakârlıklar gereklidir. Çünkü her cihat bir takım fedakârlıkları gerektirmekte, cihat eden (Mücahit) den bu uğurda bazı harcamalar) yapmayı istemektedir. Faizin her tarafa yayıldığı bir dünyadan, faizsiz bankanın bu büyük akîdevî görevi yüklenmesi, onun kârını hesaplarken rakamların dışında kalan bir takım şeyleri daha göz önünde bulundurmasını gerektirmektedir. Çünkü yeryüzünün en şerefli mesajını gerçekleştirmek için sağlayacağı eşsiz kazançları dekâr hanesine yazabilecektir. Bankanın ifâ ettiği görevin? şuurunda olmayan, yeni tezlerini dünyaya sunmak için faizsiz bankayı uygulamaya koyanların seviyesine çıkamayan mudi ve yatırımcılara nazaran kârının bir kısmını feda etmek ve böyle bir deneye girişmenin ağır yüklerini omuzlamak, bu deneye girişenlerin öncelikle yüklenmeleri icap eden bir görev veya göze almaları gereken bir fedâkârlıktır. Dördüncü olarak; Bir uçtan öbür uca faizle dolup taşan bir dünyada Faizsiz Bankanın faizsiz kredi verebilmek gibi yüce ve önemli görevini yapabilmesi için onu rahatlatacak bazı hususları araştırması gereklidir. Araştırılacak bu hususların, bu eşsiz durumu ortaya çıkaran bu şekille ve başkalarıyla olan ilişkilerinde, faizsiz bankanın ayrıcalık arz etmesi esası üzerine kurulmaları gereklidir. Faizsiz Banka kişilere veya topluluklara verdiği kredilerden faiz almamakla beraber, Islama inanmayan kişilerin veya Đslami uygulamayan hükümetlerin bankalarına para yatırarak faiz alabilir. [25] Faizsiz Banka kredi yeren bir kişilik olarak kredi alandan fayda (faiz) almayacaktır. Fakat Islama inanmayan kişilerin veya Đslâm ile hükmetmeyen hükümetlerin bankalarından para yatıran bir kişilik olarak fayda (faiz) alabilir... Bunu gerektiren durum ise şudur: Faizli bankaların fiîlî durumları, faizsiz bankanın; karşılaştığı zorlukların birinci sorumlusudur. Bu görüşün fikrî kaynağına gelince: Bunun kaynağı olabilecek pek çok hüküm vardır. Bunların başında, zimmî olmayan kâfirlerle yapılan iktisadî ilişkilerde faiz almanın caiz olduğunu söyleyen görüş gelmektedir. Đmâmiyye Mezhebi âlimlerinin hepsi bu görüşte olduğu gibi, Hanefî Mezhebinin kurucusu. Đmam Ebu Hanife ve diğer Đslâm hukukçularının da kabul ettikleri bir görüştür. FAZĐSĐZ BANKA DÜZENĐ Faizsiz Banka düzenini iki bölümde ele atacağız:

8 Birinci Bölüm: Araştırmanın ona merkezini teşkil edecektir. O ise kurulması düşünülen bankayı faizli ilişkilerden kurtarma yollarıdır. Bugün fiilen var olan bankalarda ise ana çizgileriyle bankaya para yatırırken de, bankadan kredi alınırken de fayda adı altında faiz alınıp verilmektedir. Faiz alıp-veren bu bankalarla Đslâm hükümleri arasındaki çelişkinin ana kaynağını burada almak gerekir. Bankayı faizli ilişkilerden kurtarmak ve onunla Đslâmın hükümleri arasındaki çelişkilere son vermek için, yeni bir esasa göre mudilerle ve üreticilerle olan ilişkilerini düzenleyen bir tez ortaya koymak gerekir. Bu tez yatırılan paraya faiz veren ve verdiği krediden de faiz alan bugünkü bankacılık sisteminden bütünüyle ayrı olacaktır. [26] Đkinci B,ölümde de mevcut bankaların esas görevlerini, gördüğü hizmetleri, sağladıkları kolaylıkları ve kazançları ele alacak ve onu daha önce geçen tezin ışığında inceleyeceğiz. Böylece Đslâmın onun hakkındaki hükmünü tanımış, faizsiz bankanın bu çeşitli alanlardaki tavrının ne olacağını öğrenmiş olacağız. (Biz konumuzu daha çok yaygın olan, önce bankaların servetlerinin kaynaklan, sonra da bu servetlerin nasıl kullanılacağı seklinde ele almayacağız. Çünkü böyle bir inceleme tarzı faizli bankacılığa ve yapısına uygun düşerse de, sunmaya çalıştığımız faizsiz banka tezine uygun düşmemektedir. Meselâ, faizli bankaların malî kaynaklarından söz edilirken, vadeli hesapların açılmasını sağlamanın yolları üzerinde de durulur. Banka mallarını nasıl kullanır, sorusu cevaplandırılırken de, bankanın açılan hesapları nasıl kullandığından söz açılır. Çünkü faizli bankaya vadeli olarak açılan hesap ile aynı hesabı başkalarına kredi olarak kullanması birbirinden ayrı iki işlemdir. Bunları ayrı ayrı incelemek mümkündür. Faizsiz Bankada ise bunların birini diğerinden ayırmak mümkün olmaz. Çünkü faizsiz bankada açılan vadeli bir hesap ve o hesabın başka alanlarda kullanılması, tek bir işlemin iki ayrı parçasıdır, O da: Mudârebe dediğimiz şeydir. Dolayısıyla mudârebenin bütün unsurlarıyla ele alınması gerekmektedir. Onu kısımlara ayırmak ve bu kısımları ayrı ayrı incelemek mümkün değildir. Bu nedenle biz, birinci bölümde Mudâraba işlemini birbirine bağlı olan bütün yönleriyle ele alıp açıklığa kavuşturmak için araştırmamızda böyle bir sınıflandırmayı diğerine tercih ettik. Bu şekli tercih etmemiz, bankanın bazı malları nasıl kullanacağı ile ilgili açıklamalarımızla matların kaynaklan ile ilgili açıklamalarımızı aynı bölümde vermeye yol açmış olabilir. Böylece, ilk bölümde: Olması gereken şekliyle düşündüğümüz faizsiz banka tezini; ikinci bölümde ise, bankaların şu andaki durumu ile tezimizin ışığında buna ek olarak ele alınacak durumlar üzerinde duracağız. BĐRĐNCĐ BÖLÜM BANKANIN MUDÎLERLE VE ÜRETĐCĐLERLE OLAN ĐLĐŞKĐLERĐNĐ DÜZENLEMEKLE ĐLGĐLĐ YENĐ TEZ: Bankanın malî gelirleri normal olarak bankanın sahip olduğu sermaye (yani dağıtılmamış ve birikmiş kârları da ekleyerek, bankaya verilmiş olan sermaye) ile gelirlerinin büyük bir bölümünü teşkil eden bankaya yatırılan paradan oluşur. Faizli bankanın en önemli faaliyetleri faizli veya faizsiz (ileride de açıklanacağı gibi banka, vadeli hesapları faizli, cari hesapları ise faizsiz açar) para yatırımını kabul etmek, diğer taraftan daha büyük bir faizle kredi vermektir. Böylece bankanın faiz girdileri ya faizsiz para yatırılmasını kabul etmesinden veya aldığı faiz ile verdiği faiz arasındaki farktan oluşur.

9 Faizli banka iktisadî hayattaki önemini, mudîlere verdiği faizin teşviki ile durgun sermayeleri toplamak gücüne sahip olmasından ve topladığı bu sermayeleri iş sahiplerine ve paraya ihtiyacı olan çeşitli yollara kredi adıyla vererek üretime kaydırmasından kazanıyor. Bu faaliyetin ışığında bir taraftan bankanın mûdilerle olan ilişkilerini, diğer taraftan üreticilerle olan ilişkilerini öğreniyoruz, Bu ise iktisadî yapısı açısından bakılacak olursa, emek ile sermaye arasında bir aracılık ilişkisinden ibarettir. Bankanın hukukî yapısına veya kapitalist toplumdaki bu ilişkinin hukukî durumuna bakacak olursak şunu görürüz: Kanun onu iki ayrı ilişkiden dolayı birbirinden bağımsız iki kısma ayırmıştır. Bunlardan birisi: Bankanın borçlu mudîlerin alacaklı sıfatlarıyla birbirleriyle olan ilişkileridir. Diğeri ise üretici işadamlarıyla bankanın karşılıklı ilişkisidir. Ki iş adamları ihtiyaç duydukları parayı elde edebilmek için bankaya başvururlar. Bu tür ilişkide ise banka alacaklı, iş adamları ise borçlu durumdadırlar. Bunun anlamı banka, kanunun çerçevesi içerisinde emek ile sermaye arasında yalnızca bir aracıdır, demek değildir. Aksine banka, yasal iki ayrı ilişkide de vazgeçilmez bir taraf olmaktadır. Buna göre emek ile sermaye veya para yatıranlarla üreticiler arasındaki yasal herhangi bir ilişki kalmamaktadır. Mudîlerin, yatırılan paraların sahiplerinin, iş adamlarıyla yasal hiçbir bağlantıları bulunmamaktadır. Onların ilişkileri banka iledir ve bu, bir borçlu - alacaklı ilişkisinden ibarettir. Nitekim üretici iş adamlarının da bizzat bankanın dışında kimse ile ilişkileri bulunmamaktadır. Bu ilişkileri ile de bankayla bir borçlu - alacaklı durumuna geçmektedirler. Banka borçlu bir kişilik olarak mudilere, yatırdıkları paralar çekilmedikçe faiz verir; üreticilerden de alacaklı olarak daha yüksek bir faiz alır... Böylelikle para yatırma ve kredi alma işleminin Đslâm'da haram kılınan faizle bağlılık arz etmiş olduğu görülüyor. Faiz alıp vermekten koruyacak şekilde, Đslâmî esaslar üzerine kurulacak banka ile ilgili olarak arz etmek istediğim esas düşünceye gelince: Bankanın, açılmasını kabul edeceği hesapların: Vadeli ve carî olmak üzere ikiye ayrılması noktası etrafında birleşir. Az önce anılan kanunî şekilde, vadeli hesapların açılması halinde, bankanın mudi ve üreticilerle ilişkileri kabul edilmemekte, bunun yerine ona başka bir hukukî şekil kazandırmaktadır. Bu hukukî şeklinin bir gereği olarak mudilerle üreticiler arasında direkt bir ilişki çıkmaktadır. Buna bağlı olarak da banka, iki taraf arasında bir aracı gibi rolünü oynamaktadır. Böylelikle bankanın mudiler ve üreticilerle olan ilişkilerini belirleyen bu hukukî vaziyet, bu ilişkilerin gerçek yapısına daha uygun düşecektir. Nitekim hukukî özelliklerden sıyrılmış bir şekilde bankanın ilişkilerinin gerçeğine bakacak olursak şunu görürüz: Bankanın yaptığı aracılık üretici arayan sermayeleri, sermaye arayan üreticilere ulaştırmak rolünden başka bir şey olmamaktadır... Bankanın her iki tarafla olan ilişkilerine düşündüğümüz şekilde kanunî (hukukî) çerçevesi içerisinde bakacak olursak ki bunda üreticilerle mûdiler arasındaki ilişki doğrudan doğruyadır bu hukukî yapının gerçek şeklinden uzak olmadığını göreceğiz. Bu şekilde banka sermaye ile emek arasında olmak durumundadır. Vadeli hesaplarla ilgili durum budur. Carî hesapların durumuna gelince, düşündüğümüz banka tezindebunların da ayrı bir şekli vardır. Bundan sonra ondan söz edilecektir. Đleride ilk olarak, bankanın vadeli hesap açanlar ile üreticilerle olan ilişkilerinin düzenlenmesini ele alacak, üreticilerle mûdiler arasındaki ilişkinin direkt olmasının nasıl sağlanabileceğini ve faizsiz bankanın da iki taraf arasında nassı bir araç rolünü ifa ettiğini açıklayacak, sonra da bankanın carî hesap sahipleriyle olan ilişkilerinin düzenlenmesinden söz edeceğiz... Fakat bundan önce vadeli hesaplardan ve carî hesaplardan ne anladığımızı belirlemek zorundayız. VADELĐ ve CARÎ HESAPLAR: Sabit Hesaplar (uzun vadeli hesaplar): Bu yoldan bir gelir sağlamak amacıyla, sahipleri tarafından bankada açılan hesaplardır. Söz konusu gelir hesap açtıranların paraları karşılığında alacakları fayda (faiz) dır. Bu tür hesap açtıran kimseler zaman aşımıyla, bu yoldan mallarını çoğaltmak isterler. Bazen da, paralarını çalıştırmak için uygun bir fırsat bekleyerek, bu yolla belirli bir süre için paralarını çoğaltırlar.

10 Carî Hesaplar (yani istenildiği zaman çekilebilen hesaplar): Ticarî veya tüketici olarak ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, ihtiyaç duyduklarında elleri altında bulunsun ve tedavüle hazır olsun diye sahipleri tarafından bankada açılan hesaplardır. Normal olarak bu tür hesap açtıranlar bunun karşılığında herhangi bir faiz istememektedirler. Çünkü bu tür hesaplardan her zaman para çekilebilir, banka da ne zaman istenecek olursa bunları verir. Vadeli hesaplar ise böyle değildir. Vadeli hesapaçtıranlar paraları için faiz isteyebilmekte, buna karşılık banka her istendiğinde hemen vermek yükümlülüğünde değildir. Üçüncü tür bir hesap daha vardır. Ki az önce sözünü ettiğimiz iki tür hesap açtırmanın özelliklerini taşımaktadır. Bunlar da para yatıranların para biriktirmek amacıyla açtıkları hesaplardır. Bu hesaplarını özel bir defterde açarlar. Her para yatırdıklarında veya çektiklerinde bu hesaplar o defterlere yazılır (Tasarruf Hesapları). Bu tür hesaplar, mudi tarafından istendiği zaman çekilebilmeleri açısından carî hesaplara benzemektedirler. Bankanın her istendiğinde ödemek zorunda olmadığı sabit hesaplar ise böyle değildir. Diğer taraftan bankanın sabit hesap açtıranlara faiz haddi belirlemek durumunda olduğu gibi, sözünü ettiğimiz bu tür hesap açtıranlara (tasarruf hesabı) da faiz vermektedir. Banka, tasarruf hesabı açtırana, hesabından her istediğinde para çekmesine imkân verdiğinden, mümkün olduğu kadarda para çekmemeye onları teşvik etmekle beraber, onlara aylık en düşük bir seviyede faiz ödemekle yetinir. Son olarak üzerinde durduğumuz hesap türü olan tasarruf hesaplarını da içine alacak şekilde, hesap açtırma şekillerini kısımlara ayıracak olursak şöyle bir ayrım yapabiliriz: Hesaplardan ya istenildiği zaman para çekilebilir ya da belirli bir süreye kadar para çekilemez... Birincisi müteharrik (carî) hesaplardır. Đkincisi ise kendi arasında vadeli hesaplar ve tasarruf hesapları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Fakat şimdi biz yalnızca esas olan iki tür hesap üzerinde duracağız. Bunlar: Vadeli ve carî hesaplardır. Vadeli hesaplar üzerinde sözümüzü bitirince, faizsiz bankanın tasarruf hesaplan karşısındaki durumu ile vadeli hesaplar karşısındaki durumunun hangi yönlerden ayrıldığı üzerinde duracağız. VADELĐ HESAPLAR ALANINDA BANKA ĐLĐŞKĐLERĐNĐN DÜZENLENMESĐ: Bankaya vadeli para yatırma işlemi yani bankaya borç vermeyi bu paraların banka tarafından üretici iş adamlarına kredi olarak verilmesi işlemini, Đslâm Hukuku terminolojisinde tek bir ilişki olarak ele alınan «Mudâraba» ile adlandırmak mümkündür. Đslâm Hukukunda Mudâraba Kavramı: Đslâm hukukundaki Mudâraba kavramı, çağdaş iktisat terminolojisindeki Mudârabanın ifade ettiği anlamdan farklıdır. Đslâm Hukukunda Mudâraba: Bîr ticaret yapmak üzere sermaye sahibi ile (o sermayeyi çalıştıracak) üretici arasındaki özel bir akittir. Bu ticarette sermaye birisinden, emek ise diğerinden ortaya konmakta, her birisinin kâr yüzdesi de bu akid sırasında sınırlandırılmaktadır. Eğer yapılan ticaretten kâr sağlanabilirse, kârı anlaştıkları yüzde oranına göre bölüşürler. Eğer sermaye eksilmeksizin ve artış da göstermeksizin olduğu gibi kalacak olursa, o zaman mal sahibi koyduğu sermayeyi alır, emeğiyle ortak olan ise hiçbir şey almaz. Eğer ticaret zarar eder. Sermayenin bir kısmı ya da tamamı kaybedilirse, mal sahibi bütün zararı üstlenir. Sermayeyi üretime geçiren emekçiye zararın bir kısmını yüklemek veya sermayeden tazmin etmek caizolmaz. Ancak bu işlemin sermaye sahibinden, sermayeyi çalıştırana borç verilmesi şekline dönüşmesi durumu bunun dışındadır. O takdirde de sermaye sahibi (ki bu takdirde alacaklı olur) kârdan hiçbir şeye hak kazanamaz. [27] Đslâm hukukundaki Mudâraba'nın genel çizgileri bunlardır. Düşündüğümüz Mudâraba Şeklinin Üyeleri: Faizsiz Bankada açılacak vadeli hesap ilişkilerini Mudâraba esası üzerine kurabilmek için bu Mudârabaya ortak olacak üyeleri, uyulması gerekli şart ve mükellefiyetleri ve her bir üyenin haklarını göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Bu Mudarabada ortak olan üyeler üçtür: 1 Sermayenin sahibi olarak mudi. Buna Mudârib adını vereceğiz. 2 Sermayeyi çalıştıran olarak üretici* Buna da Âmil veya Mudârab adını vereceğiz.

11 3 Đki taraf arasında aracı, ittifakta âmil ile beraber ve mal sahibinin de vekili olmak sıfatıyla da banka. Vadeli hesapları mudârabada kullanırken bankanın izleyeceği yolu daha yakından bilmek için, mudâraba ortaklarında bulunması gerekli şartları açıklayıp, sonra da her birisinin haklarını sınırlandırmamız kaçınılmaz bir şeydir. Üyelerin Şartları: Banka sermaye ile emek arasındaki bir aracı olmak özelliğiyle, aracılık ve mal sahibinin vekili olmak rolünü yerine getirebilmesi, gerek mudide ve gerekse de üretici amilde bazı şartların bulunmasına bağlıdır. Mudî Đçin Koşulan Şartlar: Banka, mudâribe veya mudiye vekillik yapmak ve onun yatırdığı malı mudâraba yoluyla üretime kaydırmak için şu şartlan koşar: 1 Mûdînin şer'ân ilzam eden bir şekilde, yatıracağı paranın en az altı ay süre bankada kalmasını kabul etmesi. Eğer mudi bunu kabul etmeyecek olursa, mudâraba akitlerine ortaklığı kabul edilmeyecek, banka da bu alanda onun vekili olmayı ret edecektir. 2 Mûdî, mudârabada banka tarafından koşulmasını uygun göreceği şartları ve şekilleri kabul edecektir. 3 Mûdînin banka ile birlikte vadeli bir hesabı carî bir hesap olarak açmayı kabul etmesi. Bu şartın bankanın mudârabada kullanmak için açılacak hesaplara duyacağı ihtiyacın ve üretim şartlarının değişmesine bağlı olarak da değişebilmesi mümkündür. Mudâraba için vadeli hesaplara gerek duyulması halinde bu şart kaldırılabilir. Böylece yeni mûdilerin para yatırımları sağlanmış da olacaktır. Bu şartlardan sonra mudârabaya kaydırılacak vadeli hesaplarda belirli bir miktar aranmaz. Tek başına kaldırdığı sürece ayrıca bir mudâraba teşkiline imkân bırakmayacak kadar küçük bir hesap bile olsa kabul edilebilir. Çünkü banka, açılan her hesabı ayrı bir mudâraba akdine yatırmamaktadır. Her açılan hesap diğer vadeli hesaplarla bir araya gelince bir vadeli hesaplar deryası ortaya çıkar. Đşte mudâraba akitleri bu deryanın toplamı üzerinden yapılır. Bu nedenle müdinin açacağı hesabın küçük olmasını engelleyen bir durumdan söz edilemez. Üretici Đçin Koşulan Şartlar; Bankanın, onlar olmadan üreticilerle mûdiler arasında aracılık yapmayacağı ve kendisiyle mudâraba akdine girişmeyeceği mudârabda yani üreticide koşacağı şartlara gelince: 1-Mudârabın emin güvenilir kimsek olması ve onun dürüst ve banka tarafından tanınan iki kişinin, onun güvenilir olduğuna şahitlik etmesi. 2 Bankanın, üreticinin çekeceği malı en az riski olan bir alanda kullanacağına ye alacağı parayı üretebileceğine yeterli bir kanata sahip olması veya bankanın bualanda en azından iyi bir fırsatı gözetmesi gerekir. Diğer taraftan para çekecek planın, parayı kullanacağı iş alanında yeterli bir bilgisinin de olması gereklidir. 3 Amil (mudarab)ın malı kullanmak istediği iş sahasının sınırlarının ve mahiyetinin banka tarafından bilinmesi gerekir ki, böylelikle banka sonuçlarını ve ihtimallerini değerlendirebilsin. 4 Mudârablar arasında daha önce bankayla ilişkileri olana ve güzel geçmişi bulunana öncelik tanınır. 5 Bankanın aşağıda sözü edilen koşulacak şartları; âmilin kabul etmesi gerekir. Sözkonusu şartlar şunlardır: a) Đleride gelecek olan kârın dağıtımı ile ilgili şartlar. b) Banka aracılığıyla girişilen bu özel üretimle ilgili olarak üreticinin bütün malî işleri için bankada bu mudârabaya ait carî bir hesap açması ve bu işin carî hesaplarını burada yatırması.

12 c) Mudâraba mallarının üretim alanlarında sağlam ve bütün incelikleriyle gerekli hesap defterlerine tutmalıdır. (Bu yükümlülüğün kanunî olması da mümkündür. Bu da kanunî muhasibin tanıklığıyla olur.) [28] d) Banka, her bir mudâraba işlemi için özel bir dosya açacak, onunla ilgili bütün bilgileri, haberleşmeleri orada toplayacaktır. Ve bu, mudâraba akdinin yapılmasından itibaren olacaktır. Mudârabın, mudâraba akdinin uygulanmasına girişilmesinden yani üzerinde anlaşılan maddenin alımından v.b. gibi itibaren başlayacak, bu akdin devamı süresince devam edecektir. Fiyat değişmeleri, beklenen değişmeler ve alım fiyatından düşük olarak yapılan satış fiyattan verilecek bilgilerin kapsamındadır. Bankayla haberleşme ilişkilerini kurmanın ve bankaya bu tür bilgileri aktarmanın yollarını bankanın kendisi sınırlayacaktır. Zorunlu olduğu vakit mudârabın telefonla görüşme hakkının bulunması şartıyla, bu amaçla gerekli imkânları da banka hazırlayabilir. Burada işle ve işin şartlarıyla ilgili koşulacak özel şartlar da var olabilir. Bunlar işten işe değişir ve bunları genel bir şekilde belirlemek mümkün olmaz. Mudârabın mudâraba yapmak üzere mal istediği iş alanlının kârını, konu ile ilgili çeşitli şartlar altında inceledikten sonra banka, şartların bulunduğunun anlaşılması halinde artık, mûdî ile üretici arasında aracı rolünü oynayacak ve vekâletinin gereklerini yerine getirecektir. Kârlı bir mudâraba için gereken imkânları hazırlamak bankanın görevidir. Teslim aldığı vadeli hesapları üretime kaydırmayı bankanın geciktirmesi, kârlı bir mudâraba için uygun bir fırsatı hazırlamakta ihmalkâr olması, kasasına akan paraların birikmesini sağlamak veya kendi mallarını çoğaltmayı mûdîlerin mallarına tercih etmek gibi davranışlarda bulunması, onun için caiz olamaz. ÜYELERĐN HAKLARI Mûdinin Hakları: Đlk üye, hesap sahiplerinin kişiliğinde temsil olunur. Yani bankaya para yatıranların tümü bir üyedir (veya âkid taraflardan biridir). Her hesabın mülkiyeti, o hesabın sahibi adına mahfuzdur, Faizli bankalarda olduğu gibi borç yoluyla mülkiyeti bankaya geçmemektedir. Diğer taraftan açılan hesaplara yatırılan paraların bir kısmı, diğerinden ayrı değildir. Aksine banka, hesap sahiplerinin izni ile şer'î bir şekilde kullanır. Ki yatırılan paraların toplamı, bütün hesap açtıranlar için şayi (yayın) b i r m ü l k t ü r, h e r k e s a ç m ıştır o l d uğu h e s a b ı o r a n ı n d a bu şayi mülkün bir hissesine sahiptir. Böylelikle mudara aktinde mal sahibi bütün mûdîlerin iradesini şahsında temsil eden banka olur. Ki banka bu iradesini ileride de geleceği üzere onların vekili niteliğiyle temsil eder. Bankaya gelen herhangi bir vadeli hesap, bu hesaplar toplamını kapsayan Vadeli Hesaplar Denizinin kapsamına girer. Mudâraba da ilk tarafı temsil eden bu hesapların sahibi olan mûdîlerin haklarını sınırlandırırken, bu hakların Islama uygun bir şekilde sınırlandırılması ve para sahiplerini, paralarını bu bankaya yatırmaya iten eğilimlerinin de dikkate alınması gerekir. Çünkü biz, bunlara dikkat etmeyecek olursak, faizsiz bankaya para yatıranlar oraya değil de, faizli bankalara gidip paralarını yatıracaklardır. Mudileri para yatırmaya iten gücün ne olduğunu tetkik edecek olursak, bunun aşağıdaki unsurlardan oluştuğunu göreceğiz, a) Yatırılan paranın garanti altında olması Faizli bankaların, borç niteliğini taşıdığından yatırılan para için sahiplerine garanti vermeleri, b) Faizli bankaların faiz adı altında vadeli hesap sahiplerine bir gelir sağlamaları, c) Mûdînin, belirlenen sürenin sonucunda parasını geri alabilmesi. 1 Hesabın Garantisi:

13 Mudileri para yatırmaya iten birinci unsur olan yatırılan paranın garantisi konusunda, hesap açtıranın hesabının faizsiz bankanın garantisi altında tutulması olduğunu söylememiz mümkün olur. Fakat bu garanti, faizsiz bankalarda olduğu gibi bankanın hesabı borç olarak alıp kabul etmesi yoluyla veya üreticinin garantisi altında bulunması yoluyla olmayacaktır. Çünkü üretici, mudâraba akdindeki madârab durumundadır ve şer'an tazminat ödemesinin şart koşulması caiz değildir. Bu bakımdan bankanın kendisinin yatırılan parayı garanti altına alması ve girişilen işin zarar etmesi halinde mûdiye değerin tamamını ödemeyi taahhüt etmesi gereklidir. Buna ise Şer'î her hangi bir engel mevcut değildir. Çünkü caiz olmayan âmilin sermayenin tazminatını ödemesidir. Burada ise biz, gerektiğinde hesap sahiplerine tazminatı ödeyecek olanın banka olacağını kabul ediyoruz. Banka ise âmil (mudârab) sıfatıyla herhangi bir işleme girmiyor ki, zarar halinde tazminat ödemesinin haram olmasından söz edilebilsin. Bu tazminatı amil ise sermaye sahibi arasında bir aracı olmak niteliğiyle ödemektedir. Buna göre banka için malının gerekli tazminatını ödemek suretiyle mal sahibine bir teberruda bulunması mümkün olmaktadır Banka bu tazminatı Ödemeyi de şer'an kendisini ilzam edecek bir şekilde tespit eder. [29] Böylelikle mudileri bankaya parayatırmaya iten unsurlardan birincisi var olmuş oluyor. 2 Gelir: Đkinci unsura gelince ki o da faiz adı altında mûdîlerin bankadan sağladıkları değişmez bir gelirdir faizsiz banka tezinde bunun yerine şunu oturtuyoruz: Mudâraba akdinde sermaye sahipleri sıfatlarıyla mudilere kardan belirli bir yüzde veririz. Çünkü mudaraba akitlerinde kendisi ile amil arasında yapılacak anlaşmaya göre kardan belirli bir yüzde mal sahibinin hakkıdır. Bu esasa göre mûdîlerin gelirleri mudârabadaki âmilin girdiği işin sonuçlarına bağlıdır. Eğer girişilen işte kâr sağlanırsa her iki taraf da kârdan belirli bir oranda alır. Eğer kâr sağlanamayacak olursa, hiçbirisi bir şey alamayacaktır. Faizli bankaların mûdîlere ödediği fayda (faiz) nın durumu ise bunun bütünüyle aksinedir. Tabiî bankada yatırılan paranın kullanıldığı alanın verdiği sonuçları görmezlikten gelecek olursak. Diğer taraftan şu da var ki, mutlak anlamda hiçbir kâr sağlamamak, çoğu zaman zayıf bir ihtimal olarak kabul edilmektedir. Hatta bazen farazi bir ihtimalden ibaret de kalabilir. Çünkü her bir kişinin yatırdığı para tek başına bir mudâraba ortaklığına girmiyor ki, bu para sahibinin kârı bu sınırlı mudârabanın sağlayacağı kâra bağlı olsun. Aksine yatırılan her bir miktar para, vadeli hesaplar denizindeki diğer nakdî servetlerle karışmakta ve her mudi, bankanın bu denizden giriştiği bütün çeşitli akidlere birer mudârib olarak katılmaktadır. Dolayısıyla yatırdığı para oranında bütün vadeli hesapların giriştikleri mudârabalarda payı bulunmaktadır. Buna göre bankanın kurduğu bütün mudâraba ortaklıklarının ve mudâraba esası üzere giriştiği bütün işlerin toptan kâr etmeme ihtimali ortadan kalkmaktadır. Çünkü bu mudârabalardan bir kısmının bile kâr etmesi halinde, yapılan zararların kapatılması ile birlikte, bütün hisselere uygun oranlarda kâr dağıtılabilir. Faizsiz bankayı çevreleyen şartlar gereğince şu görüşe sahip bulunuyorum: Faizsiz bankanın mûdîlere ayıracağı kâr yüzdesi mûdinin faizsiz bankadan alacağı faiz nispetinden az olmayacaktır. Çünkü faizsiz bankanın dağıtacağı kâr oranı, faizli bankaların faiz oranından az olursa o takdir de mûdîler oradan daha yüksek oranda faiz ödeyen bankalara gideceklerdir. Bu esastan hareket ederek de şunu düşünüyorum: Her şart altındaki ticarî işlerin şartlarına uygun olarak kârdan, sermayeye aşağı yukarı bir kâr oranının belirlenmesi ve mûdîlere kârdan aynı miktardaki hesaba ödenecek faiz miktarından az olmayan bir kâr yüzdesinin verilmesinin kararlaştırılması gerekir. Sözgelimi: Açılan hesapların toplamı 100 bin T.L. olursa ve bir sene boyunca da bu sermayenin sağlayacağı kâr oranı % 20 olursa, yani sene sonunda 20 bin TL. lık kâra hak kazanırsa; diğer taraftan faizli bankaların faiz oranının % 5 olduğu kabul edilirse, yani 100 bin TL. lık bir hesaba beş bin TL. faiz öderse, faizsiz bankada mûdîlere ödenecek kâr yüzdesinin karının % 25'inden az olmaması gerekir ki, ödeyeceği kâr yüzdesi, faiz yüzdesinden eksik olmasın. Buna şunu da eklemek isterim: Kârdan mûdilere verilen bu yüzde oranının, faiz oranından bir miktar yüksek tutulması gerekir ki, faizsiz bankanın sermayeleri çekme ve

14 toplama gücü, faizli bankalarınkine eşit olsun. Çünkü mûdîye verilmek üzere belirlenen yaklaşık kâr oranı, faize eşit olsa bile, faizin özel cazibesi ve çekiciliği yine devam edecektir. Bu ise bankanın her halükârda faizi vermeyi taahhüt etmesinden ileri gelir. Diğer taraftan faizsiz banka ise, kâr olmaması halinde mûdîyi hiçbir hak sahibi olarak görmemektedir... Đşte bu sakıncayı da gidermek için, faiz oranından daha yüksek bir kâr yüzdesinin verilmesi gerekmektedir. Verilecek bu yüksek oranın miktarını ise, değişen şartların belirlemesi ihtimalince sınırlandırılabilecek kâr etmeme derecesi ile takdir edilebilir. [30] Kâr sağlamama ihtimali azaldıkça, yüksek oranın miktarı da düşecektir. Bunun aksi de aynı şekilde doğrudur. Piyasadaki faiz oranının % 25 olduğunu, kar sağlamama ihtimalinin de % 10 olduğunu farz edersek, o zaman fazlalık şöyle olacaktır: Faiz oranı x mudârabanın kâr yapmama ihtimali=fazlalık yani; 5/100*10/100=1/200 olur. Muhidiye mevzuatının hacminden verilecek oranda 5/100+1/200=55/1000 olu. Mudâraba sonunda gerçekleşecek «kâr oranına» bunu uygulayacak olursak, aşağıdaki örnekte olduğu gibi şu sonuç ortaya çıkar. Eğer beklenen kârın, sermayeye oranının % 20 olduğunu, sermayenin de 1000 TL. olduğunu kabul edersek, bu demektir ki kâr 200 TL. olacaktır. Daha önce belirlediğimiz oran gereğince de mûdî 55 TL. ye hak kazanır. O takdirde mûdînin yüzde kâr hissesi aşağıdaki şekilde eşitlenecektir: 55/200X 100 = % 27,5 veya kârın : 275/1000i. Mevduat Üretim Atanına Girmeden Önce: Bizim mûdîye, faizli bankaların mûdîlere verdiği faiz oranının çekiciliğine yakın bir kâr payını toplamamıza rağmen, faizsiz bankaya para yatıran ile faizli bankaya para yatıran arasında bir fark daha kalmış bulunmaktadır. Bu fark da şudur: Faizli bankaya para yatıranın üretimi (yani parasının artması), parasını yatırdığı ilk günden başlamaktadır. Çünkü mevduatın faizi, yatırıldığı günden itibaren hesaplanır. Diğer taraftan faizsiz bankaya para yatıranın mevduatı, mudârabaya katılıp üretime geçmedikçe ve kâr sağlanmadıkça, kârdan bir yüzde alamamaktadır. Yani normal olarak her mevduat hem fayda esası, hem de şirketin kâr esası açısından, bir süre kâra geçemez. Bu süre ise mevduatın yatırılma tarihi' ile onun üretime geçiş tarihi arasındaki durgun zamandır. Bunu ileride, banka ve mûdîler arasında kârın paylaşılmasından ve her mevduatın mudâraba ortaklıkları toplamından olacağı paydan söz ederken ele alacağız. 3 Mûdînin Mevduatını Çekebilmesi: Faizli bankaya mevduat yatıran kimsenin belirli sürelerde parasını çekebileceği açıktır. Kendisine yatırılan mevduatı ticarî ve sınaî alanlara kaydırması ve bunları yalnızca kısa süreli borçlar olarak görmemesi sonucunda büyük zorluklarla karşılaşmasına rağmen; faizsiz bankada da herhangi bir şekilde benzeri bir fırsat mûdîlere verilmelidir. Fakat faizsiz bankanın, her bir mevduatın üretime geçmesi tarihinden itibaren altı ayın sonunda mûdî tarafından çekilmesini ve mudâraba akdini fesh etme imkânını tanıması da mümkündür. Yalnız mûdîye meselâ, şu şartı koşmalıdır: Mevduatının değeri ona nakden ödenecektir. Ticarî alandaki üretilmiş aynî şekliyle değil. Her altı ayın sonunda mûdînin mevduatını geri çekme fırsatının tanınması halinde, aşağıdaki durumlar göz önünde bulundurulur: 1) Mevduatının kıymetini çekme imkânını veren süresinin bütün mevduat için birlikte gelmesi düşünülemez. Çeşitli mevduatın geri çekilme sürelerinin çeşitli zamanlarda gelmesi mümkündür.

15 2) Normal şartlarda, mevduatın vadesinin dolması halinde çekilecek mevduat miktarı, bazen vadeli hesaplar toplamının onda birine bile varamayan küçük bir oran olacaktır. 3) Belirlenen sürenin bitimi sonunda sahibi tarafından geri alınan mevduatın tümü, tek bir üretim alanına girmiyor ki, onun kıymetinin çekilmesi bir iktisadî zayıflığa yol açsın. Aksine her vadeli hesap, çeşitli iş alanlarında kullanılan vadeli hesaplar denizinde kaybolmuştur... Dolayısıyla bir mevduatın çekilmesinin doğuracağı ağırlığını her biri kendi oranında olmak özere bütün alanlar yüklenmiş olacaktır. 4)Banka vadeli hesapların üretime kaydırıldığı alanların her birisine, her senenin belirli zamanlarında bir miktar parayı bir dereceye kadar üzerine almasını şart koşar. Bu şart belirli bir dönemde iş mevsimi olmayan alanlar için koşulur. Belirli bir iş mevsimi bulunan alanlara ise banka buna benzer bir şekilde normal olarak bir süre belirler ve bu iş alanlarına paralarını carî bir hesap açarak bankaya yatırmalarını şart koşar. Bu hesabın miktarı da iş mevsimi olmayan bu süre içerisinde banka tarafından sınırlandırılacak miktardan aşağı olmayacaktır. Artık bundan sonra banka, mevsimlik iş yapmayan geri kalan diğer mudâraba ve iş alanlarına, vâdesi dolan çekilecek paraların yükünü dağıtır. Bu yükü de mevsimlik iş yapan alanların kapatamadığı dönem ve sürelere göre dağıtır. [31] Her üretim alanı bankanın kendisine koştuğu bu şartı da göz önünde bulundurarak politikasını belirleyecek olursa, her senenin belirli bir zamanında bir dereceye kadar parasal bir rahatlığa kavuşur. 5) Banka, bizzat mudâraba esası üzerine kurulu iş alanlarının sermayelerinden para çekmek zorunda kalmaz. Çünkü vadeli hesabını vâdesi geldiği için çekmek isteyen kişinin, mevduatının nakdî değerini kasalarında bulundurduğu paradan ve aşağıdaki yollardan birikmiş paralardan ödeyebilecektir. Ki bu birikmeler şöyle olur: a) Vadeli hesapların henüz üretime kaydırılamayan bölümü, b) Vadeli hesapları isteme açığını kapatmak için bir kısmının ihtiyat olarak kullanılması banka için mümkün olan carî hesapların bir bölümü. c) Geri çekilmek istenen mevduat açığını kapatmak için bankanın bizzat kendi sermayesinden ihtiyat olarak bulunduracağı bir miktar. Geri çekilen mevduatı vadeli hesaplardan karşılaması halinde kârların dağıtımında herhangi bir değişme olmaz. Değişme, geri çekilen mevduatın carî hesaplardan ve bankanın kendi aslî sermayesinden ödenmesi hallerinde olur. Bu durumlarda banka, eski mudâribin yerine geçmekle, mevduatını geri çeken mudiin geri çekilmesi tarihinden itibaren kâra hak kazanmış olacaktın Mudârabada bankanın üretime geçen mallarına Uygulanacak işlem, ileride Kârların Dağıtılması konusunda göreceğimiz gibi vadeli hesaplara uygulanan işlemlerin aynısı olacaktır. Bütün bu açıklamalardan şu çıkartılabilir: Biz, mûdii Đslâm' da haram kılınan faiz esası üzerine kurulan kazançtan korumakla birlikte aynı zamanda onu faizli bankaya mevduat yatırmaya iten tüm etkenleri de onun için mahfuz tutuyoruz. Bunlar da: Garanti, Girdi ve belirli bir süre sonra mevduat çekmedir. Şimdi de mudârabanın ikinci üyesini ele alıyoruz. O da bankanın kendisidir [1] Müellifler doktrin terimiyle Đslâm ekonomi (ve aynı zamanda Fıkıh) prensiplerinin, Dr. Ali Şafak'ın sandığı gibi (Dr. Ali Şafak, Đslam da Arazi Hukuku, s. 15) olayları teşhis için olaylardan çıkarılmadığım, olaylara istenilen belli bir doğrultu, yörünge vermek yani tevcih için teklif edilen prensipler olduğunu bu sebeple de. (Sayın Ali Şafak'ın aynı eser, s. 46 da belirttiği gibi) Đslâm hukuku prensiplerinin kendilerine özgü bir hayat içerisinde değişme göstermeyeceğini, değişmenin prensiplerde değil, olayların prensiplere uyumda izleyecekleri

16 üslupta ve bu üslûbu biçimlendirecek fetvalarda olduğunu vurgulamak istemektedirler. Sayın Ali Şafak'ın Roma hukuku etkisinde getirdiği tanımla Eugeune Hubere'in kodifiye ettiği medenî hukuk izah edilebilir ancak. Zira faiz yasağı, zekât emri, şekkile yagîn hasıl olmaz, prensibi hiç mümkün müdür ki değişsin ta be kıyamet» [2] Burada bir tercüme hatası vardır. «cüzî bir teşebbüstür» sözü, «teşebbüslerden bir cüzdür (yani bölümdür)» olacak. [3] Biz «Đslâm Ekonomi Doktrini» ismiyle yayınladık. Böylece yazarın, Đslâm ekonomisinin «doktrin» olduğunu ifade eden üstün tespitiyle uyum sağlamak istedik. [4] Sadr'ın ilim ve doktrin ayırımını kabul ediyor, Büyük Alim M-el-Mübarek. [5] Bu, Fransız müsteşriki L. Garde'nin (L'îslam) adlı kitabında düştüğü büyük hatadır. Tercüme ettiğim 361. sayfasında diyor ki: «Đslâm ın da Hıristiyanlık gibi, iktisadî meselelere vereceği hazır bir cevabı yoktur.» 330. sayfasında ise: «Fakihler Đslâm ın parlak devirlerinde? iktisadî ahlâka birtakım esaslar koymuştur.» diyor. Bak. s. 9, p. 2. [6] Bak. S [7] Đşte bu gibi haklı tenkitlere Sadr, Ehl-i sünneti de nazara aldığını yalnız kaynak vermediğini ve ileriki baskılarda Ehl-i sünnet kaynaklarını belirteceğini ifadeyle cevap vermiş ve bu va'dini yerine getirmiştir. Söz konusu kaynaklar elinizdeki kitabın ileriki sayfalarındadır. [8] Bu konu da ayrıntılı bilgi 'almak için Kadı Ebu Ya'la El Hanbeli ile Mâverdî nin «El- Ahkâmu's-Sultâniyye» adlı kitabına, yeni kitaplardan da Prof. Muhammed Bakır Es Sadr'ın «ĐKTĐSADIMIZ» adlı kitabına, Şeyh Ali El Hufeyh'ın «Đslâm Şeriatında Mülkiyet» adlı kitabına ve fıkıh kitaplarındaki açıklamalara bakınız. [9] Muhammed Bakır Sadr'ın Đslâm Tefekkürü ve Felsefe isimli Kitabı kastedilmektedir. Zaten Zeitir'in bu yazısını sözkonusu kitabın, asapça 3. baskısının arka kapağından iktibas etmekteyiz, (sene 1970). [10] H. Đ. Kamusu: C. 4, s. 73 de bkz. Arazi-i Memlûke ve s. 86. Yine Bkz. Temliken Ikta. Dr. Ali Şafak Đ. A. Hukuku s [11] Ebû Ubeyd; a.g.e., s v.d. na bk. Ibnu Zenceveyh;,a.g Yzm. v. 100/b-101/a- 102/a. Beyhakî; a.g.e., s. 6, s Kastalânî; a.g,e., c. 4, s Hamîdullah, Muihammed; a.g.e. s vs [12] îbnu Zenceveyh; a.g. Yzm. v. 101/a. [13] Đbn-i Zenceveyh; a.g. Yzm. v. 102/a. [14] Caferiye, ganimet mallarından alınan 1/5 i, ticarî kazanca da teşmil etmektedir. [15] Muhammed Bakır Sadr, ilmin bu tanımını belirledikten sonra, belli başlı üç sistemin karakteristik çizgilerini tespit ediyor; diyor ki, Marksizm böyle bir ilmî çalışmayla ekonomi kurallarını tespit etmiştir (bu çalışmasında diyalektik materyalizm metodunu kullanmıştır, diyor, bu metodu ve verdiği sonuçları çürütüyor). Kapitalizm ile Đslâm ise yukarıdan tekliflerle ekonomik hayatı ürgülemiş bu sebeple de ilim değil, doktrindirler, nasıldır sorusuna değil nasıl olmalı sorusuna cevap vermişlerdir. Bu noktada kapitalist ekonomi doktrini ile Đslâm Ekonomi Doktrini arasındaki fark birinin insan kafasıyla tespit edildiği, diğerinin VAHlY'den kaynaklandığıdır. Muhammed Bakır Sadr, Đslâm ekonomisiyle kapitalist ekonomi ilim değil, doktrindir diyor. Ama bu demek değildir ki Đslâm Ekonomi ilmi ve Kapitalist ekonomi ilmi yoktur. Vardır ve elinizdeki kitapta Đslâm ekonomi ilminin tasarrufların yatırıma tahsisi, ticarî hayata hız kazandıran çek,

17 poliçe, bono gibi problemler bölümü ele alınmaktadır. Ve bu çalışmanın Đslâmın kâmil manada (kapitalizm gibi) uygulaması, bulunmadığından, yüzde yüz isabet kaydedemeyeceği, ancak böyle bir uygulama için yol gösterici olacağı da belirtilmektedir. [16] Yazar, Đmam'a temliken ikta hakkı vermemektedir. Biz ise aksini savunmuştur ve yazarın görüşünü sadece yol gösterici bulmuştuk. Zira Ömer de temliken iktadan sakınır bir politika izlemiştir. [17] Dr. Ali Şafak, îslâmda Arazi Hukuku, s [18] Aynı eser. s [19] Đslâm Ekonomi Doktrini. C. l, s. 446, 447, 448. Sadr'ın özel mülkiyet hakkındaki olumlu kanaatini belirtmek için «Đslâm Tefekkürü ve Felsefe» isimli eserinden (1977 baskısı, s. 34) aşağıdaki bölümü naklediyoruz «Demiştik ki sosyal problemin komünist çözümü eksiktir ve zaaflarla doludur, insanî eğilimler ve içgüdüsel davranışların sosyal yıkımlara götürdüğünü söylüyorlar ve bütün komünist düşünürler bu yeni çözüme çağırıyorlar. Ancak bozulmanın gerçek sebebini gösteremiyor, yanlış teşhis koyuyorlar. Bu sebeple de bu yeni çözüm başarılı olamayacak ve problemi çözümleyemeyecektir. Tüm dünyanın huzurunu bozan, düzenini sarsan mutlak kapitalizmin günahları özel mülkiyet ilkesinden kaynaklanmış değildir. Sanayi devrimi başlarında olduğu gibi, makinenin üretimde kullanılması uğruna milyonlarca işçiyi işsiz bırakan özel mülkiyet ilkesi, değildi, işçinin ücreti üzerinde sorumsuzca tasarrufun sebebi de özel mülkiyet değildi. Kapitalistin fiyatların düşmesini önlemek ve zorunlu ihtiyaç maddelerinin talebini arttırmak için büyük miktarlarda ürünü yok etmesinin de suçlusu bu ilke değildi. Hiç bir ürün ve iş ortaya koymaksızın borçlunun emeğini kat kat faizlerle sömürerek servet edinmeyi de özel mülkiyet önermedi. Tüketim mallarının tümüyle piyasadan satın alınarak spekülasyon yoluyla fiyatları yükselten de bu ilke değildi. Yine kapitalisti yeni pazarlar edinebilmek uğruna ulusların özgürlüğünü, hukukunu çiğnemeğe, onurunu ve hayatını yıkmağa mecbur eden de özel mülkiyet ilkesi değildi. Bütün bu facialar dizisini, bu trajedyayı özel mülkiyet sergilemedi. Bütün bunlar, ancak kişisel maddi çıkarın kapitalist düzende hayat ölçütü sayılmasının, tüm işlem ve tasarruflar için haklı mutlak gerekçe kabul edilmesinin sonuçlandır. Toplum işte bu bireyci ölçüt ve sübjektif gerekçe üzerine kurulduğu zaman bu olanlardan, bu facialardan başkasını beklemek mümkün değildir. Tüm insanlığı tehdit eden bu saldırganlık ve bu trajedi sözkonusu ölçütten türemektedir. Yoksa özel mülkiyet ilkesinden değil. Eğer bu ölçüt değiştirilsin ve hayat için yeni, tanzim edici, insan tabiatıyla uyumlu bir ideal, bir gaye getirilsin; insanlığın bu büyük problemi gerçek çözümüne kavuşacaktır.» [20] Dr. Ali Şafak. I.A.H. s. 69 : 25, 26, 27. satırlar [21] Dr. Ali Şafak. î. Arazi Hukuka, s. 54. [22] Aslında bu bölümdeki kaynaklar hep Ehl-i sünnet'e aittir. Ancak Fıkıh öğrenimi yapmamış okuyucular için yazıda ismi geçebilecek bir iki Caferî müellifin ayırt edilebilmesi için Ehl-i sünnet isim ve eserler italik dizilmiştir. [23] Şeyh Tusi ite Allame Hıllî Caferi dir. [24] «Đslâm Ekonomi Doktrini» adıyla Türkçeye çevrilmiştir. (Yayınevinin Notu) [25] Bu hususta Hanefî mezhebiyle Caferi (ima'miyye) mezhebi, aynı görüştedir. (Oysa Şafiî, Malik ve Hanbelî mezhepleri aynı görüşte değildirler). bkz: Hanefî Fıkıh kitabı DÜRER, riba bahsinde bu hüküm ve kaynaklandığı hadis-i şerif: «La riba beyne'l - mevla ve'l - abdi ve la riba beyne'l -müslim-i ve'l - harbiyyi fi dari'l harb= Köle ile efendisi ve dar-i harpte müslümanla (kâfir) arasındaki faiz haram değildir.» zikredilmektedir. Hicret yayınları tashih heyeti.

18 [26] Faizden kurtulup, onu helâl kazanca dönüştürmenin yolları ile ilgili olarak fıkhı hükümleri daha etraflıca bilmek için, kitabın sonundaki [Ek:1'e] başvurunuz. [27] Fıkhı açıdan ve delilleri ile ilgili olarak bu hükmü daha iyi kavramak için ek 2ye bakınız. [28] Bu tabiatı haliyle faizsiz banka hesaplarını tutmayan, yıllık kazançlarının ne olduğunu bilemeyen ticaretçi ve zanaatkârlarla ve geri kalmış ülkelerde normal olarak çoğunluğu oluşturan tacir ve zanaatkârlarla ilişkilere girişmeyecektir anlamında değildir. Hatta faizsiz banka bunlarla özel ve sınırları belli ilişkilerde bile bulunabilir. Meselâ bunlardan biri, bankaya gelir, belirli bir malt satın alıp mevsim süresince onu satmak istediğini bildirerek, mudârabe esası üzerine almak suretiyle bir miktar para isteyebilir. Banka da bu konuda onunla anlaşır, ortaklığına girişilmesi kabul edilen malla ilgili olarak sağlam ve ince hesapların tutulmasını şart koşar. Đsterse o kişi bütün ticarî ilişkileri için gerekli defterleri tutmasın. Bu belirli bir malın ticaretini yapmak üzere banka ile belirir bir kişinin mudâraba yapmak üzere anlaşmaları halindedir. Belirli bir kişinin mudâraba esası üzerine yeni bir ticârete girişmesi hainde ise bu; ticarete ait bütün defterlerin sağlam bir şekilde tutulması kaçınılmaz: olur. Kanunî bir muhasibin gözetimini şart koşmaya gelince, mudârabın, sınırlı sorumluluğu veya bir ortaklık veya büyük bir tacir olması halinde mümkündür... Faizsiz banka ile mudâraba ortaklığı kuran, küçük ticarî işyeri kurucuları olan küçük tacir ve zanaatkarlar veya bankanın kendileriyle belirli ve sınırlı ticâretleri yapmak üzere anlaştığı kimseler ise; bütün bu ortaklıkların defterleri için, bir veya bir kaç muhasibin; banka tarafından görevlendirilmesi mümkündür. Bu muhasibin veya muhasiblerin ücreti ise, ortaklıkların tümünün kârından nisbetlerine göre ödenir. [29] Fıkhı yönden bu konuda daha geniş bilgi için Ek: 2 ye başvurunuz. [30] Kâr sağlamama ihtimaliyle bütün alanlarda kâr sağlanamayacağını anlatmak istemiyoruz. Çünkü bu, nazari olmaktan öteye gidemez. Diğer taraftan mutlak olarak kâr, her durumda her hesap için sözkonusudur. Burada bir ihtimal vardır. Ki o da mudi için belirlenen kâr oranının, faiz oranından düşük olmasıdır. Bu düşüklük de ya tüm üretim ilişkilerini kapsayan şartların kârı düşürmesinden ileri gelmekte, ya da banka yatırılan paranın tümünü üretime kaydıramadığından, üretmeyen bir bölümü kalır, dolayısıyla belirlenen kâr oranının toplamı düşmüş olur. O takdirde burada iki tehlike söz konusudur: Biri genel üretim şartlarının doğurduğu tehlike, diğeri mevduatın bütün hacmi veya zamanı açısından, bütün mevduatın üretime kaydırılmama tehlikesi, sözü geçen bu iki tehlikenin de göz önünde bulundurulması halinde, mûdinin kârdan hissesinin denklemi aşağıdaki şekilde olur: Fayda + fayda x genel ürerim şartları sonucunda yeterli kân sağlayamama tehlikesi + fayda x mevduatın tümünün üretimde kullanılamama tehlikesi = Mudiin (kârdan) hissesi. [31] Mevsimlik iş yapan iş alanları iie böyle olmayan iş olanları arasında bir ayırım yapmak esası üzerine kurulan bu nokta yerine şunu geçirebiliriz: Mudâraba esası üzerine faizsiz banka ile ilişki kuran müessese, her durumda en düşük bir seviyede nakdî olarak bir miktar parayı borç olarak bankada bulunduracaktır: Bunda mevsimlik iş yapan ve yapmayan müesseseler arasında veya çeşitli zamanlar arasında da fark gözetilmez... Bu Amerikan ticaret bankalarında «Karşılıklı Gözetmeler» adı verilen hesaplara benzer. Bu düşünceyi de sayın Prof. Dr. Halil eş-şemmâ faizsiz banka tezini incelediği sırada ortaya koymuştu. BANKANIN HAKLARI Đkinci üye banka kişiliğinde temessül eder. Bu kişilik ise gerçekte, mudâraba akdinde ana bir üye değildir. Çünkü aslında banka, ne mal sahibidir, ne de emek sahibi; yani ne de üretkendir. Ancak onun önemi iki taraf arasında aracı rolünü oynamasındadır. Đş sahiplerinin mûdîlerin yanma gidip onları teker teker araştırmaları ve onlarla bir anlaşma yapmaya çalışmaları yerine banka, bu mûdîlerin mevduatını toplar, işadamlarına kendisine müracaat etmeleri imkânını hazırlar ve başarılı bir şekilde üretimi mümkün olacağı, karinelerle anlaşılan herhangi bir meblağı üretime kaydırmak için doğrudan bankayla anlaşırlar. Bankanın yaptığı bu aracılık, işadamlarına bankanınsunduğu saygıdeğer bir hizmet olarak kabul edilir. Bu nedenle mükâfat esası üzere bir miktar istemesi bankanın hakkıdır.

19 Bankanın yaptığı aracılığın bir mükâfatı olarak istediği miktar, iki durumda kendini gösterir. Birincisi: Yapılan iş için sabit bir ücrettir. Bunun da faizli bankanın mevduata verdiği faiz oranı ile verdiği kredilerden aldığı faiz oranı arasındaki farka eşit bir şekilde belirlenmesi mümkündür. Ki bu fark mûdîin mevduatı için aldığı faizden elde edilen kâr payının fazlasının ondan çıkartılmasıyla ortaya çıkar. Ondan yapılan çıkarmalar göz önünde bulundurulmaksızın söz konusu bu miktar, faizli bankaların toplu kârlarını temsil eder. Bankanın faizden gelirleri, mûdîye verdiği fayda ile mevduatı kredi olarak verdiği yerlerden aldığı tayda arasındaki farktan oluşur. Diğer taraftan Đslâmî yapısından söz etmeye çalıştığımız faizsiz bankanın bu kadarlık bir gelir sağlaması yetmez. Çünkü bu banka, faizli bankalardan öze ait bir noktada ayrılık göstermektedir. O nokta da uhdesinde birikmiş mevduattan oluşan sermayeyi garantilemesidir. Diğer taraftan faizli bankalar ise herhangi bir zarar yüklenmemektedir. Bu tür zararları yüklenenler bankadan kredi alan işadamlarıdır. Bu nedenle ileride de göreceğimiz gibi faizsiz bankanın aracılık görevine karşılık alacağı mükafat nispeti faizli bankanın aldığı ile verdiği faiz arasındaki farktan büyük olmalıdır. Đkincisi: (Veya bankanın alacağı mükâfatın ikinci unsuru) Bankanın bu değişmez ücrete ek olarak üretici âmil tarafından ödenecek esnekliği olan bir. Mükâfatının bulunmasıdır. [32] Âmilin kârdaki payının belirli bir oranım bankaya ödemesi şeklinde somutlaşır. Bu oranın yaklaşık bir şekilde belirlenmesi de mümkündür. Şöyle ki: Garanti altındaki ücreti ile tehlike altındaki sermayenin ücreti arasındaki ticarî ve faizî alanlarda birbirinin aksi olan ayrı piyasalar arasındaki farka eşit olur, bu oran. Garanti altındaki sermayenin ücreti, faizli bankadan kredi alan kurumların ödedikleri faiz piyasalarında müşahhaslaşır. Bir takım tehlikeler altında bulunan sermayenin ücreti ise, sahibi tarafından mudâraba esası üzere onu üretecek bir âmil ile anlaşıldığı takdirde, normal olarak piyasada sermayeye verilen yüzde oranı ile müşahhaslaşır. Normal olarak da bir takım tehlikeler altında bulunan sermayeye kârdan verilen yüzde oranı, borç olarak verilen ve garanti altında olan sermayeye (mevduata) verilen faizden daha yüksek olur. Đşte bu iki ayrı ödeme arasındaki fark, aracılık görevini yaptığı için bankaya bir mükâfat olarak verilir. Bankanın aracılık işlemlerini yürütmesi karşılığında Üreticilerden alacağı mükâfatı oluşturan bu iki durumu daha açık bir şekilde aşağıdaki haliyle ortaya koymak mümkündür. Değeriyle, geliriyle garanti altında bulundurulan sermaye için, onunla ticaret yapanlar tarafından piyasada ona verilen kâr (faiz), en düşük seviyededir. Söz konusu bu düşük kâr (faiz), faizli bankaların, yatırdıkları mevduatın kıymetiyle ve fayda adı altında sabit bir gelir sağlamayı garantileyen mûdîlere verdikleri (faiz)dir. Diğer tarafta, değeriyle de, geliriyle de sermayenin garantisi ile beraber sermayeye daha yüksek bir ücret de verilmektedir. Bu ise işadamlarının, ihtiyaç duydukları krediyi kendilerine veren bankaya ödedikleri ücrettir ki onlar aldıkları kredinin hem değerini, hem de gelirini de garantilemektedirler. Beriki tarafta ise üçüncü bir kısım daha vardır. O da sermayenin garantisi yanında, gelirinin garanti altında tutulmamasıdır. Mûdiler açısından faizsiz bankaya yatırılan mevduat, buna örnektir. Burada sermaye, bankanın olacak zararları tedarik etmesi taahhüdüne bakılacak olursa, mûdîler açısından garanti altında bulunmakta, fakat bu sermayenin gelir sağlaması ise garanti altında, değildir. Çünkü mûdînin geliri, bankanın mudâraba esası üzerine kurduğu ve sermayeyi yatırdığı iş alanlarının kârına bağlıdır. Bu iş alanları bazen kâr da etmeyebilir, kârın en düşük seviyesi ki o da faiz seviyesine eşittir de elde edilemeyebilir. Böyle bir sermaye ücreti, kârın belirli bir yüzdesinde müşahhaslaşır. Bu yüzde değeriyle de, geliriyle de garanti altında bulundurulan sermaye ücretinin en düşük seviyesinden daha büyük bir oranda, fayda oranının kâr yapmama ihtimaline bölümü kadarıyla olmalıdır. Burada dördüncü bir kısım daha vardır. O da değeriyle de, sağlayacağı gelirle de tehlike altındaki sermayedir. Bir kişinin bir başkasına bir miktar para verip, Đslâmî anlamıyla

20 Mudâraba esasi üzere ticaret yapmasını istemesi ve hiçbir miktarın garanti altında bulunmaması buna örnektir. Böyle bir durumda sermaye sahibinin parası teminat altında değildir, çünkü zarar olabilir. Kârı da teminat altında değildir, çünkü hiç kâr olmayabilir. Hem değeriyle, hem de geliriyle tehlike altında bulunan sermayenin daha önce sözünü ettiğimiz garanti altında bulunan sermaye türlerinin aldığı ücretten daha büyük olmalıdır. Yani onun kârdan alacağı yüzde, garanti altında bulundurulan sermayelerin yüzdelerinden daha büyük olmalıdır. Biz burada sermayenin garanti altında bulundurulan kârını kabul ederken, nakdî sermayenin alacaklının verecekliden borcuna hak kazandığı şekilde bir ücret alabileceğini kabul etmeyen Đslâmî görüşten söz etmiyoruz. Biz burada yalnızca sermayelere faiz olarak verilen ücretlerden söz etmekteyiz. Bu piyasa, ticarî ortamda şartlarını kabul ettirecektir. Bu nedenle faizsiz banka, plânını yapacağı faizsiz girdileri değerlendirirken bunları göz önünde bulundurmak zorundadır. Buna göre, ödenen bu ücretlerin ışığında faizsiz bankanın teslim aldığı mevduatı ele alacak olursak şunu görürüz: Faizsiz banka kanalıyla o mevduatı hem değeriyle, hem de kârıyla garanti altında olmayan bir sermaye olarak, üretici, işadamı almaya çalışacaktır. Çünkü üretici hem sermayenin değerini, hem de kâr yapmama halinde belirli bir gelir sağlamayı garantilememektedir. (Tabiî bu, her halükârda bankanın istediği değişmez ücreti göz önünde bulundurmayacak olursak böyledir). Çünkü sermayenin değerinin karşılaşacağı tehlikeleri mûdî için banka garantilemekte, gelir sağlayıp sağlamaması ihtimalini ise mûdînin kendisi göz önünde bulundurmaktadır. Çünkü faizli bankalar kanalıyla belirli bir geliri sağlamak onun için mümkündür. Fakat o, kârda ortak olma esası üzere yapılacak bir ortaklığın tehlikelerini faize tercih etmiştir. O halde üretici âmilin, değeriyle de girdisiyle de tehlike altında bulunan sermayeye uygun bir mükâfatı ödemekle yükümlü kılınması gerekir. Sabit bir ücret olarak bu mükâfattan bankanın istediği miktar ite tehlike fiyatını eksilterek bir ödeme yapılır. Bu mükâfattan geliriyle ve değeriyle garanti altında bulunan sermayenin ücreti istisna edilir ve tehlike değeri girdiye eklenerek mûdîye verilir, geri kalan miktar ise faizsiz bankanın hakkı olur. Üretici işadamının ödemekle yükümlü olduğu ve sonra da mûdî ile banka arasında pay edilen bütün mükâfat, kazançtan kesilir ve kazançla ilgilidir. Eğer kâr yapılmamışsa, bankanın yaptığı işin karşılığında alacağı sabit ücretin dışında, işadamı hiçbir şeyle mükellef tutulmaz. Bu ücret de faizli bankaların mevduata ödedikleri faiz yüzdesi arasındaki fark miktarına yaklaşık olmakla sınırlandırılır. Üretici tarafından bankaya ödenecek bu değişmez ücret, ta baştan beri, yani üretici âmilin kârından kesilip banka ile mûdî arasında dağıtılacak yüzde sınırlandırılırken hesaba katılır. Bu oranın, ticaret piyasasında değeriyle de, kârıyla da tehlike altında bulundurulan sermayeyi tümden emmemesi gerekir. Çünkü bu mükâfat ki bunu % 70 farz edelim sermayeden de bir miktar emecek olursa bu, üretici işadamının değeriyle de, kârıyla da tehlike altında bulunan sermayenin gerçek-ücretinden daha fazlasını ödemekle yükümlü tutulacak demektir, Diğer taraftan bu durumda o, belirlenen bu oranın tümünü ödeyecek olursa, sabit ücretten fazlasını da ödemiş olacaktır.o halde, ta başından beri üretici âmille girişilen mudâraba kârından kesilecek kâr oranı belirlenirken bu sabit ücretin hesaba katılması, kaçınılmazdır. Açıkça bilinmesi gerekir ki, sermayenin garantisi karşılığında, karşılaşacağı tehlikenin sabit ücretinden ayrı olarak faizsiz bankanın haklı olan esnek yapısı mükâfatın, faizsiz bankanın girişeceği tüm mudârabalarda aynı şekilde sınırlandırılmış bir oranda olması gerekmemektedir. Aksine bankanın, giriştiği her mudârabada, o mudârabanın karakterini ve risklerini göz önünde bulundurarak ayrı bir oran üzerinde üretici âmil ile anlaşması mümkündür. Çünkü bir iktisadî alandan diğerine, bir kurumdan öbürüne risk oranı değişmektedir. Đşte faizsiz banka, mudâraba ahdinde âmil ile varılan anlaşmaya ve birinden diğerine olan farklara uygun olarak, her mudârabada ortaya çıkan kârları bu esasa göre paylaştıracaktır.

BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI

BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI BİRİNCİ BÖLÜM GİRİŞ I. ÖZEL FİNANS KURUMLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. Kavram ve Kurum Olarak Özel Finans Kurumları 1. Kavramın Ortaya

Detaylı

Zaman tercihinden dolayı paranın zaman değeri her zaman söz konusudur. Parayı şimdi yada gelecekte almanın tercihi hangisi daha avantajlı ise ona

Zaman tercihinden dolayı paranın zaman değeri her zaman söz konusudur. Parayı şimdi yada gelecekte almanın tercihi hangisi daha avantajlı ise ona Zaman tercihinden dolayı paranın zaman değeri her zaman söz konusudur. Parayı şimdi yada gelecekte almanın tercihi hangisi daha avantajlı ise ona göre yapılır. Bugün paranızı harcamayıp gelecekte harcamak

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 ÖZET: Maliye; vadeli çeklerde reeskontu kabul etmiyor. MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR Vergi Usul Kanunu na göre yapılacak dönem sonu değerlemelerinde;

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24 Ticari bir işletme olarak bankaların belirli bir dönem içerisinde nasıl çalıştıklarını ve amaçlarına dönük olarak nasıl bir performans sergilediklerini değerlendirebilmenin yolu bankalara ait finansal

Detaylı

Dar Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Etik Kurallar

Dar Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Etik Kurallar 1. Belli miktarda bir mal veya kıymetin ve bunların karşılığı olan paranın işlemin ardından el değiştirmesini sağlayan piyasalara ne ad verilir? A) Swap B) Talep piyasası C) Spot piyasa D) Vadeli piyasa

Detaylı

Kurumlarda kar dağıtımını yönlendiren başlıca düzenlemeler;

Kurumlarda kar dağıtımını yönlendiren başlıca düzenlemeler; TÜRK TİCARET KANUNUNA GÖRE KANUNİ YEDEK AKÇELER ve DÖNEM SONU İŞLEMLERİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ Kurumlarda kar dağıtımını yönlendiren başlıca düzenlemeler; 1-Türk Ticaret Kanunu 2-Vergi Kanunları 3-Şirket

Detaylı

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ A) 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanun unda yer alan düzenleme metni: Pazarlamacılık Sözleşmesi A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı MADDE 448- Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının

Detaylı

BANKACILIK HİZMET ÜRÜNLERİ

BANKACILIK HİZMET ÜRÜNLERİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. BANKACILIK HİZMET ÜRÜNLERİ KISA ÖZET

Detaylı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Mevduatın Vade ve Türleri ile Katılma Hesaplarının Vadeleri Hakkında Tebliğ (Sıra No: 2002/1) (29 Mart 2002 tarih ve 24710 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır)

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı : 11395140-105[229-2012/VUK-1-...]--25513/02/2015 Konu : Tasfiye zararının geçmiş yıl karlarına

Detaylı

Güncellenmiş Faiz Dersi

Güncellenmiş Faiz Dersi Güncellenmiş Faiz Dersi Faiz Nedir Nasıl Hesaplanır? Faiz Nedir? Piyasa açısından bakarsak faizi, tasarruf sahibinin, tasarrufunu, ihtiyacı olana belirli süre için kullandırmasının karşılığı olarak aldığı

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

Ekonomi II. 19.Para ve Bankacılık. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 19.Para ve Bankacılık. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 19.Para ve Bankacılık Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 19.1.Paranın Tanımı ve Fonksiyonları Para,

Detaylı

%5 ORANINDA 1. TEMETTÜ DAĞITMAK ZORUNLU HALE GELDİ Mİ?

%5 ORANINDA 1. TEMETTÜ DAĞITMAK ZORUNLU HALE GELDİ Mİ? Erdoğan Karahan Yeminli Mali Müşavir İstanbul Denetim ve YMM AŞ. Genel Müdürü erdogankarahan@istanbulymm.com %5 ORANINDA 1. TEMETTÜ DAĞITMAK ZORUNLU HALE GELDİ Mİ? 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi

Detaylı

86 SERİ NO'LU GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞ TASLAĞI

86 SERİ NO'LU GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞ TASLAĞI 86 SERİ NO'LU GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞ TASLAĞI 4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun[1] 25 inci maddesi

Detaylı

Saygılarımızla, Ekler: (Fon) Veri Yayın Sözleşmesi. Sözleşme Öncesi Bilgi Formu. / / tarihinde tebellüğ aldım. Unvan: İmza :

Saygılarımızla, Ekler: (Fon) Veri Yayın Sözleşmesi. Sözleşme Öncesi Bilgi Formu. / / tarihinde tebellüğ aldım. Unvan: İmza : . Bankamız ile sizin arasındaki veri iletimi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz (Fon) Veri Yayın Sözleşmesi nin bir örneği ile bu sözleşmenin Bankamız açısından vazgeçilmez nitelikteki

Detaylı

Soru 1719: Borcu ödemek için haram mal vermenin hükmü nedir? Cevap: Başkasının malını vermekle borç ödenmez ve bununla borçlunun sorumluluğu kalkmaz.

Soru 1719: Borcu ödemek için haram mal vermenin hükmü nedir? Cevap: Başkasının malını vermekle borç ödenmez ve bununla borçlunun sorumluluğu kalkmaz. Sorular ve Fetvalar / BORÇ BORÇ Soru 1716: Bir fabrika sahibi ham madde satın almak için benden borç olarak bir miktar para aldı. Bir süre sonra bu parayı bir miktar fazlasıyla bana geri ödedi. O bu fazlalığı

Detaylı

KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1) NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 9)

KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1) NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 9) KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1) NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 9) Resmi Gazete No: 29643 Resmi Gazete Tarihi: 04/03/2016 MADDE 1 3/4/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmî Gazete

Detaylı

Finans Matematiği. Paranın zaman değeri Faiz kavramı Gelecek ve Şimdiki Değer Anüiteler İskonto

Finans Matematiği. Paranın zaman değeri Faiz kavramı Gelecek ve Şimdiki Değer Anüiteler İskonto Finans Matematiği Paranın zaman değeri Faiz kavramı Gelecek ve Şimdiki Değer Anüiteler İskonto Paranın Zaman Değeri Finansın temel prensibi Elimizde bugün bulunan 1000 YTL bundan bir yıl sonra elimize

Detaylı

GENEL MUHASEBE SORULARI

GENEL MUHASEBE SORULARI GENEL MUHASEBE SORULARI 1) Hesapların bulunduğu muhasebe defterine ne ad verilir? a) Büyük defter b) Yevmiye defteri c) Envanter ve Bilanço defteri d) Đşletme defteri 2) Büyük defterdeki kayıtların ayrıntılarını

Detaylı

SABİT FAİZLİ KONUT DESTEK KREDİSİ (KONUT FİNANSMANI) SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU

SABİT FAİZLİ KONUT DESTEK KREDİSİ (KONUT FİNANSMANI) SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU SABİT FAİZLİ KONUT DESTEK KREDİSİ (KONUT FİNANSMANI) SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU Bu Sözleşme Öncesi Bilgi Formu, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun un 10/B maddesi ile Konut Finansmanı Kuruluşlarınca

Detaylı

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir.

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Sayın MeslektaĢımız; 03.05.2013 Sirküler, 2013/15 KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Gelir İdaresi Başkanlığı nın 30 Nisan 2013 tarih ve 64 numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri nde, ileri

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM Fon talep edenler, fon arz edenler, fon akımını sağlayan araçlar, kuruluşlar ve piyasanın işleyişini düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan

Detaylı

Tüm işletmeler UMS 7 kapsamında, UFRS lere göre hazırlanan mali tablolarının bir parçası olarak nakit akım tablosu hazırlamak zorundadırlar.

Tüm işletmeler UMS 7 kapsamında, UFRS lere göre hazırlanan mali tablolarının bir parçası olarak nakit akım tablosu hazırlamak zorundadırlar. UMS 7 Standarda (standardın ilgili paragraflarına referans verilmiştir) Nakit Akım Tablosu Kontrol listesinin bu kısmı nakit akım tablosunun nasıl hazırlaması gerektiğini açıklayan UMS 7 ye yöneliktir.

Detaylı

MEVDUAT VE KATILIM FONLARININ VADELERİ VE TÜRLERİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI:2007/1)

MEVDUAT VE KATILIM FONLARININ VADELERİ VE TÜRLERİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI:2007/1) MEVDUAT VE KATILIM FONLARININ VADELERİ VE TÜRLERİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI:2007/1) (23.07.2015 tarih ve 29423 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmış, güncellenen hali) Amaç ve kapsam MADDE 1 - (1) Bu Tebliğin

Detaylı

FİNANSAL HESAPLAMALAR

FİNANSAL HESAPLAMALAR FİNANSAL HESAPLAMALAR Finansal değerlendirmelerin tutarlı ve karşılaştırmalı olabilmesinin yanı sıra kullanılan kaynakların maliyet, yapılan yatırımların alternatif getiri analizlerini yapabilmek amacıyla;

Detaylı

GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ

GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ İlker Şadi İŞLEYEN * I. GİRİŞ Bankalar ve aracı kurumların, menkul kıymetler ve diğer

Detaylı

Y. Doç. Dr. Vural SEVEN. İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı

Y. Doç. Dr. Vural SEVEN. İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı Y. Doç. Dr. Vural SEVEN İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı KIYMETLİ EVRAK 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda en az değişikliğe uğrayan bölüm kıymetli evrak kitabıdır. Kıymetli

Detaylı

AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş. (1) NO LU VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ

AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş. (1) NO LU VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş. (1) NO LU VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ MADDE 1- FONUN KURULUŞ AMACI VE İÇTÜZÜK: 1.1. AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş. tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 58. maddesine

Detaylı

TMO dan Üretici, Kooperatif, Tüccar ve Sanayicilere Duyuru

TMO dan Üretici, Kooperatif, Tüccar ve Sanayicilere Duyuru TMO dan Üretici, Kooperatif, Tüccar ve Sanayicilere Duyuru 2015 Döneminde Buğday ve Arpa Makbuz Senedine Dayalı Krediler 2015/2016 döneminde, TMO Genel Müdürlüğü ile çerçeve sözleşme imzalayan bankalar

Detaylı

5. Borçlanma aracı ihracı için Yetkili organ kararının alındığı tarihten itibaren en geç kaç yıl içinde Kurula başvuruda bulunulması zorunludur?

5. Borçlanma aracı ihracı için Yetkili organ kararının alındığı tarihten itibaren en geç kaç yıl içinde Kurula başvuruda bulunulması zorunludur? 1. Yatırım amacı taşıyan kıymetli evrak aşağıdakilerden hangisidir? a. Menkul kıymet b. Para c. Çek d. Bono e. Poliçe 2. Aşağıdakilerden hangisi payların sahibine sağladığı mali haklardan a. Kar payı alma

Detaylı

GRUP ŞİRKETLERİ ARASINDA KREDİ AKTARIMINDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ, ÖRTÜLÜ SERMAYE, KATMA DEĞER VERGİSİ VE MUHASEBE

GRUP ŞİRKETLERİ ARASINDA KREDİ AKTARIMINDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ, ÖRTÜLÜ SERMAYE, KATMA DEĞER VERGİSİ VE MUHASEBE GRUP ŞİRKETLERİ ARASINDA KREDİ AKTARIMINDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ, ÖRTÜLÜ SERMAYE, KATMA DEĞER VERGİSİ VE MUHASEBE GRUP ŞİRKETLERİ ARASINDA KREDİ AKTARIMINDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ, ÖRTÜLÜ SERMAYE, KATMA DEĞER VERGİSİ VE

Detaylı

http://www.cengizonder.com Temel Finans Matematiği Örnek Soru Çözümleri Sayfa. 1 Eylül 2009

http://www.cengizonder.com Temel Finans Matematiği Örnek Soru Çözümleri Sayfa. 1 Eylül 2009 http://www.cengizonder.com Temel Finans Matematiği Örnek Soru Çözümleri Sayfa. 1 SORU - 1 31.12.2009 itibariyle, AIC Şirketi'nin çıkarılmış sermayesi 750.000.000 TL olup şirket sermayesini temsil eden

Detaylı

İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT

İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI Bu Dersimizde; Kuruluşla İlgili Bazı Temel Kavramlar Genel Olarak İşletmenin Kuruluş Aşamaları Fizibilite Çalışmalarının

Detaylı

3. HAFTA MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ. Nakit Yönetimi Para-Zaman İlişkisi Basit-Bileşik Faiz Ekonomik Eşdeğerlilik. Yrd. Doç. Dr.

3. HAFTA MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ. Nakit Yönetimi Para-Zaman İlişkisi Basit-Bileşik Faiz Ekonomik Eşdeğerlilik. Yrd. Doç. Dr. 3. HAFTA MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ Yrd. Doç. Dr. Tahir AKGÜL Nakit Yönetimi Para-Zaman İlişkisi Basit-Bileşik Faiz Ekonomik Eşdeğerlilik NAKİT YÖNETİMİ Nakit Yönetimi ile işletmeler; bir yandan işletmenin

Detaylı

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir.

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. 14 Ocak 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29236 Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: YÖNETMELİK TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1

Detaylı

RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME

RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME 1- Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğünce lisansüstü öğrenim görmek üzere.üniversitesi Rektörlüğüne gönderileceğimden, aşağıdaki şartların aynen kabulüne ve iş bu

Detaylı

A MUHASEBE KPSS/1-AB-PS/2006. 3. Kayıtlarında nâzım hesapları kullanan bir işletmenin, 1. I. Amortisman ayrılması

A MUHASEBE KPSS/1-AB-PS/2006. 3. Kayıtlarında nâzım hesapları kullanan bir işletmenin, 1. I. Amortisman ayrılması MUHASEBE 1. I. Amortisman ayrılması II. Özel fon ayrılması III. Karşılık ayrılması IV. Reeskont ayrılması Yukarıdaki muhasebe işlemlerinden hangileri ihtiyatlılık kavramı gereği yapılır? A) Yalnız I B)

Detaylı

Öğr.Gör.Cemal ÇEVİKLİ-2015 Dış Ticaret İşlemleri Muhasebesi 1.BÖLÜM

Öğr.Gör.Cemal ÇEVİKLİ-2015 Dış Ticaret İşlemleri Muhasebesi 1.BÖLÜM 1.BÖLÜM 1. Muhasebenin Önemi Dış ticaret, bir ülkenin ithalat ve ihracat işlemlerinin toplamıdır. Dış ticaret ödemeler dengesi unsurudur. Ödemeler dengesi açık vermeyen ülke, ekonomik açıdan güçlü ülkedir.

Detaylı

Sınıf değiştirmede dikkat edilmesi gereken hususlar!

Sınıf değiştirmede dikkat edilmesi gereken hususlar! Sınıf değiştirmede dikkat edilmesi gereken hususlar! GİRİŞ Defter tutma yönünden tacirler, birinci sınıf ve ikinci sınıf tacirler olarak iki sınıfa ayrılmıştır. İkinci sınıf tacirler, İşletme Hesabı Esasına

Detaylı

87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/48

87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/48 İstanbul, 25.10.2010 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/48 22.10.2010 tarih ve 27737 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliği nde;

Detaylı

22.10.2010 tarih ve 27737 sayılı Resmi Gazete de 87 Seri No.lı Gider Vergileri Genel Tebliği yayınlanmıştır.

22.10.2010 tarih ve 27737 sayılı Resmi Gazete de 87 Seri No.lı Gider Vergileri Genel Tebliği yayınlanmıştır. SĐRKÜLER Đstanbul, 01.11.2010 Sayı: 2010/137 Ref:4/137 Konu: 87 SERĐ NO.LI GĐDER VERGĐLERĐ GENEL TEBLĐĞĐ YAYINLANMIŞTIR 22.10.2010 tarih ve 27737 sayılı Resmi Gazete de 87 Seri No.lı Gider Vergileri Genel

Detaylı

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür .. A.Ş. Sn..( Müteselsil Kefil) Sn...( Müteselsil Kefil) Bankamız ile.. A.Ş arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz Nakit Kredi Taahhütnamesinin bir örneği ve bu Taahhütnamenin

Detaylı

4) Bir mekânın alt ve üstünü oluşturan yatay taşıyıcı yapı elemanına ne ad verilir? A) Döşeme B) Kolon C) Kiriş D) İnce Yapı E) Temel

4) Bir mekânın alt ve üstünü oluşturan yatay taşıyıcı yapı elemanına ne ad verilir? A) Döşeme B) Kolon C) Kiriş D) İnce Yapı E) Temel Gayrimenkul Değerleme Esasları 19/12/2015 Sınavı 1) Katılım payları sadece nitelikli yatırımcılara satılmak üzere kurulan fon Aşağıdakilerden hangisidir? A)değişken Fon B)fon sepeti C)serbest yatırım fonu

Detaylı

BANKA MUHASEBESİ 3 MEVDUAT VE DİĞER YABANCI KAYNAKLAR

BANKA MUHASEBESİ 3 MEVDUAT VE DİĞER YABANCI KAYNAKLAR BANKA MUHASEBESİ 3 MEVDUAT VE DİĞER YABANCI KAYNAKLAR Mevduat: Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli

Detaylı

EK : 1 SERMAYE YETERLİLİĞİ ANALİZ FORMU (.../.../...TARİHİ İTİBARIYLE)

EK : 1 SERMAYE YETERLİLİĞİ ANALİZ FORMU (.../.../...TARİHİ İTİBARIYLE) EK : 1 SERMAYE YETERLİLİĞİ ANALİZ FORMU (.../.../...TARİHİ İTİBARIYLE) I- Ana Sermaye A) Ödenmiş Sermaye (Tebliğ'in 2B Fıkrası Doğrultusunda Onaylı) B) Kanuni Yedek Akçeler (Muhtemel Zararlar Karşılığı)

Detaylı

YDA İNŞAAT SANAYİ TİCARET A.Ş. 2. TERTİP TAHVİL İHRACINA İLİŞKİN HÜKÜM VE ŞARTLAR

YDA İNŞAAT SANAYİ TİCARET A.Ş. 2. TERTİP TAHVİL İHRACINA İLİŞKİN HÜKÜM VE ŞARTLAR YDA İNŞAAT SANAYİ TİCARET A.Ş. 2. TERTİP TAHVİL İHRACINA İLİŞKİN HÜKÜM VE ŞARTLAR Şirketimizin, Sermaye Piyasası Kurulu nca yurtiçinde nitelikli yatırımcılara satılmak üzere onaylanan tahvillerinin yatırımcı

Detaylı

T. ĐMAR BANKASI T.A.Ş. MÜŞTERĐLERĐNĐN KURUMUMUZA ĐLETTĐKLERĐ SORULARA ĐLĐŞKĐN AÇIKLAMA

T. ĐMAR BANKASI T.A.Ş. MÜŞTERĐLERĐNĐN KURUMUMUZA ĐLETTĐKLERĐ SORULARA ĐLĐŞKĐN AÇIKLAMA Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ndan: 11.7.2003 T. ĐMAR BANKASI T.A.Ş. MÜŞTERĐLERĐNĐN KURUMUMUZA ĐLETTĐKLERĐ SORULARA ĐLĐŞKĐN AÇIKLAMA T. Đmar Bankası T.A.Ş.

Detaylı

SUN BAĞIMSIZ DIŞ DENETİM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

SUN BAĞIMSIZ DIŞ DENETİM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Sayı: YMM.03.2010-80 Konu: 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliği Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Uygulaması İle İlgili Olarak 6009 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler Hk. İZMİR. 1.11.2010 Muhasebe

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2008 / 61 İST, 26.11.2008

SİRKÜLER NO: POZ-2008 / 61 İST, 26.11.2008 SİRKÜLER NO: POZ-2008 / 61 İST, 26.11.2008 ÖZET: 22 Kasım 2008 Tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun yayımlanmıştır.

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8 24.06.2013 S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8 Yeni Reeskont Oranları ve Vadeli Çeklere Reeskont Uygulanması 1. 21.06.2013 tarihinden İtibaren Vergisel İşlemlere İlişkin Reeskont Oranları %13,75 ten %11 e

Detaylı

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ YORUM KAVRAMI Betül CANBOLAT Kanun hükmü, yasama organının tercih ettiği çözümün yazılı olarak ifade edilmesidir. Kullanılan

Detaylı

Alternatif Karşılaştırma Metotları

Alternatif Karşılaştırma Metotları Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Alternatif Karşılaştırma Metotları-1 Alternatif Karşılaştırma Metotları Minimum çekici getiri oranı (Minimum attractive rate of return- MARR) Eşdeğer Kıymet

Detaylı

Pay Opsiyon Sözleşmeleri. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası

Pay Opsiyon Sözleşmeleri. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası Pay Opsiyon Sözleşmeleri Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası Bu dokümanda kullanılan içeriğin bir kısmı, Türkiye deki düzenlemeler çerçevesinde menkul kıymetler veya türev araçlarla ilgili faaliyet göstermek

Detaylı

KİRACI AÇISINDAN FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ

KİRACI AÇISINDAN FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ Sayfa 1 / 5 KİRACI AÇISINDAN FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ Yazar: SalimKARADENİZ (*) Yaklaşım Dergisi / Ocak 2007 / Sayı: 169 I- GİRİŞ Bilindiği üzere, 24.04.2003 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 4842

Detaylı

A MUHASEBE KPSS-AB-PS/2007. 1. İşletmede satılan ticari mallar maliyeti tutarı kaç YTL dir? 1. - 4. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ.

A MUHASEBE KPSS-AB-PS/2007. 1. İşletmede satılan ticari mallar maliyeti tutarı kaç YTL dir? 1. - 4. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE GÖRE CEVAPLAYINIZ. 1. - 4. SORULARI AŞAĞIDAKİ BİLGİLERE Bir işletmenin 2006 yılı genel geçici mizanında yer alan bilgilerden bazıları aşağıdadır: Borç Tutarı (Bin YTL) A MUHASEBE Alacak Tutarı Kasa 6.770 6.762 Ticari Mallar

Detaylı

(41/2001 Sayılı Yasa) Madde 51 (1) A Altında Tebliğ. 1- Bu Tebliğ, Merkez Bankası İdare, Teşkilat ve Hizmetleri Tebliği olarak isimlendirilir.

(41/2001 Sayılı Yasa) Madde 51 (1) A Altında Tebliğ. 1- Bu Tebliğ, Merkez Bankası İdare, Teşkilat ve Hizmetleri Tebliği olarak isimlendirilir. R.G. 82 16.07.2003 KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ MERKEZ BANKASI YASASI (41/2001 Sayılı Yasa) Madde 51 (1) A Altında Tebliğ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankası 41/2001 sayılı KKTC Merkez Bankası

Detaylı

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ 2014 SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ BANKACILIK VE FİNANS UZAKTAN ÖĞRETİM TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI BANKA MUHASEBESİ DERS NOTU ISPARTA 2014 1 İKİNCİ BÖLÜM DÖNEN DEĞERLER BÖLÜM HEDEFİ Dönen Değerler bölümünde

Detaylı

Yeminli Mali Müşavirlik Bağımsız Denetim ve Danışmanlık

Yeminli Mali Müşavirlik Bağımsız Denetim ve Danışmanlık No : 2010-059 Tarih : 22.10.2010 Konu : 6009 Sayılı Kanun İle Gider Vergileri Kanununda Banka Sigorta Muameleleri Vergisine İlişkin Yapılan Değişikle Alakalı Yayımlanan 87 Seri Numaralı Gider Vergileri

Detaylı

KISA VADELİ YÜKÜMLÜLÜKLER

KISA VADELİ YÜKÜMLÜLÜKLER Örnek Firma Uygulaması Yukarıda teorisini vermeye çalıştığımız oranları, gerçekçi olması açısından BİST de işlem görmekte olan 2 firma üzerinden inceleyerek konunun uygulama kısmına da değinmekte fayda

Detaylı

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER Bu ünite tamamlandığında; o Ekonomik karar birimlerini ve faaliyetlerini ortaya koyabileceğiz o Ekonomik faaliyetlerin bileşenlerini sıralayabileceğiz

Detaylı

G E N E L G E 2009-25

G E N E L G E 2009-25 T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Prim Tahsilat Daire Başkanlığı Sayı : B.13.2.SSK.5.01.08.00/ 73-034/121 9.2.2009 Konu : Tarım sigortası primlerinin tahakkuk ve

Detaylı

VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ

VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ .A.Ş. 1 2 VARLIK FİNANSMANI FONU İÇTÜZÜĞÜ MADDE 1- FONUN KURULUŞ AMACI VE İÇTÜZÜK: 1.1.... (1) tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 58 inci maddesine dayanılarak ve bu içtüzük hükümlerine

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. AYRINTILI BİLANÇO (Bağımsız Denetimden Geçmiş) YTL VARLIKLAR

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. AYRINTILI BİLANÇO (Bağımsız Denetimden Geçmiş) YTL VARLIKLAR AYRINTILI BİLANÇO VARLIKLAR I CARİ VARLIKLAR (31/12/2008) A Nakit Ve Nakit Benzeri Varlıklar 22.641.606 1 Kasa 2.356 2 Alınan Çekler 3 Bankalar 14 20.777.618 4 Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri () 5 Diğer

Detaylı

Yeminli Mali Müşavirlik & Denetim & Danışmanlık

Yeminli Mali Müşavirlik & Denetim & Danışmanlık Yeminli Mali Müşavirlik & Denetim & Danışmanlık No: 2010/40 Tarih: 24.10.2010 Acıbadem Cd. Çamlıca Apt. No.77 K.4 34718 Acıbadem-Kadıköy/ISTANBUL Tel :0.216.340 00 86 Fax :0.216.340 00 87 E-posta: info@erkymm.com

Detaylı

Herhangi bir hesabın borç veya alacak tarafına ilk kez kayıt yapılması, ilgili hesabın açılması anlamındadır.

Herhangi bir hesabın borç veya alacak tarafına ilk kez kayıt yapılması, ilgili hesabın açılması anlamındadır. Ünite 3: Hesap: Hesap, farklı işlemlerin sınışandırılarak zaman içerisinde azalma ve artışların izlendiği çizelgedir. Hesapların Nitelikleri: Finansal tablolar, karar alıcılara aşağıdaki unsurlara ilişkin

Detaylı

USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1

USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1 USUL İNCELEMELERİ KİTABI (TEK DÜZEN HESAP PLANI ÇERCEVESİNDE) Doç. Dr. Özgür ÇATIKKAŞ 12.10.2015 1 KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR, UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR VE ÖZKAYNAKLAR 12.10.2015 2 Örnek 1 ABC Ltd

Detaylı

ÖNCE SABİT SONRA DEĞİŞKEN FAİZLİ KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU

ÖNCE SABİT SONRA DEĞİŞKEN FAİZLİ KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU Tarih: Müşteri Adı Soyadı Müşteri Numarası : : ÖNCE SABİT SONRA DEĞİŞKEN FAİZLİ KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLGİ FORMU ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

GENEL MUHASEBE. KVYK-Mali Borçlar. Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

GENEL MUHASEBE. KVYK-Mali Borçlar. Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi GENEL MUHASEBE KVYK-Mali Borçlar Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi KAYNAK KAVRAMI Kaynaklar, işletme varlıklarının hangi yollarla sağlandığını göstermektedir. Varlıklar,

Detaylı

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Ders Planı Ders İçeriği: Yasal Çerçeve Bilgi Edinme Kanunu Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Çalışma Usul ve Esasları

Detaylı

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com. Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.tr GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE TAHAKKUK VE TAHSİLAT ESASININ GEÇERLİ OLDUĞU

Detaylı

Tahvil Türleri. O Hamiline ve Nama Yazılı Tahviller. O Sabit Faizli ve Değişken Faizli Tahviller

Tahvil Türleri. O Hamiline ve Nama Yazılı Tahviller. O Sabit Faizli ve Değişken Faizli Tahviller Tahvil Şirketlerin fon ihtiyaçlarını karşılamak için çıkardıkları borçlanma senetlerine tahvil denir. Anonim şirketler genel kurul kararı ile tahvil çıkarabilir. Çıkarılan her tahvilin değeri aynı olmalıdır.

Detaylı

İlk Param Çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüsün!

İlk Param Çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüsün! İlk Param Çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüsün! Talimat Formu Çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüsün! İlk Param, çocuğunuzun her adımında onunla beraber büyüyecek uzun dönemli bir birikim hesabıdır. İlk

Detaylı

BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN

BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN 10417 BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 5811 Kabul Tarihi : 13/11/2008 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 22/11//2008 Sayı : 27062 Yayımlandığı Düstur : Tertip

Detaylı

AGSoft Vade Farkı Hesaplama Programı

AGSoft Vade Farkı Hesaplama Programı Programın Kullanımı AGSoft Vade Farkı Hesaplama Programı Genel: Değişik tarihlerdeki vadeleri olan borç ve alacakların ortalama vadelerinin hesaplandığı ve girilen vade farkı oranına göre işlem tarihinde

Detaylı

FİNANSMAN MATEMATİĞİ

FİNANSMAN MATEMATİĞİ FİNANSMAN MATEMATİĞİ Serbest piyasa ekonomisinde, sermayeyi borç alan borç aldığı sermayenin kirasını (faizini) öder. Yatırımcı açısından faiz yatırdığı paranın geliridir. Başlangıçta yatırılan para ise

Detaylı

GELĠR VE GĠDER TAHAKKUKLARININ VERGĠ UYGULAMASI VE TEK DÜZEN HESAP PLANI YÖNÜNDEN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

GELĠR VE GĠDER TAHAKKUKLARININ VERGĠ UYGULAMASI VE TEK DÜZEN HESAP PLANI YÖNÜNDEN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Sayı : 2014/201 4 Tarih : 21.05.2014 Ö Z E L B Ü L T E N GELĠR VE GĠDER TAHAKKUKLARININ VERGĠ UYGULAMASI VE TEK DÜZEN HESAP PLANI YÖNÜNDEN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ 1 I- Giriş Gelir vergisi uygulamasında vergiyi

Detaylı

Bir ticaret unvanına "Türk", "Türkiye", "Cumhuriyet" ve "Milli" kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir.

Bir ticaret unvanına Türk, Türkiye, Cumhuriyet ve Milli kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir. LİMİTED ŞİRKETLER Tanımı Bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Amaçları

Detaylı

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No : 2012/28063 Karar No : 2012/28555 Özet: İşveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Diğer tazminat ve alacaklar

Detaylı

DERS İÇERİĞİ. Bankacılık İşlemleri ve Teknikleri. Zorunlu DERS HEDEFİ

DERS İÇERİĞİ. Bankacılık İşlemleri ve Teknikleri. Zorunlu DERS HEDEFİ DERS İÇERİĞİ Ders Adı Ders Türü Bankacılık İşlemleri ve Teknikleri Zorunlu DERS HEDEFİ Bankacılık İşlemleri ve Teknikleri dersini alan öğrenciler aşağıdaki becerileri kazanacaktır: Bankacılık Sektörü hakkında

Detaylı

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında

Detaylı

CİV Hayat Sigorta Anonim Şirketi 31 Aralık 2014 Tarihi İtibarıyla Bilanço (Para Birimi: Türk Lirası (TL) olarak ifade edilmiştir.)

CİV Hayat Sigorta Anonim Şirketi 31 Aralık 2014 Tarihi İtibarıyla Bilanço (Para Birimi: Türk Lirası (TL) olarak ifade edilmiştir.) 31 Aralık 2014 Tarihi İtibarıyla Bilanço VARLIKLAR 1 Geçmiş Önceki 31 Aralık 2014 I- Cari Varlıklar A- Nakit ve Nakit Benzeri Varlıklar 14,169,311 15,618,483 1- Kasa 2.12, 14 698 123 2- Alınan Çekler 3-

Detaylı

AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV

AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV Yazar:HayreddinERDEM* Yaklaşım / Eylül 2009 / Sayı: 201 I- GİRİŞ Şirket(1) ortakları, sermaye taahhütlerini nakdi veya

Detaylı

SATIN ALMA DAİRE BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam Dayanak ve Tanımlar

SATIN ALMA DAİRE BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam Dayanak ve Tanımlar SATIN ALMA DAİRE BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Satın Alma

Detaylı

Varant nedir? Varantların dayanak varlığı ne olacak? İlk uygulamada borsa endeksleri ve dolar/tl olacak.

Varant nedir? Varantların dayanak varlığı ne olacak? İlk uygulamada borsa endeksleri ve dolar/tl olacak. TÜRK yatırımcısı yeni bir ürünle tanışıyor: Varant. Ay sonunda 15 varantla başlaması beklenen işlemler yatırımcılara kaldıraç oranları nedeniyle yüksek getiri fırsatı sunuyor. UniCredit Menkul Değerler

Detaylı

Sayı : 38/1997. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı : 38/1997. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 10 Temmuz, 1997 tarihli birleşiminde kabul olunan Para ve Kambiyo Yasası, Anayasa nın 94 (1) maddesi gereğince Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRMA ŞARTLARI

SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRMA ŞARTLARI SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİM BORÇLARININ YAPILANDIRMA ŞARTLARI Ekrem TAŞBAŞI * I-GİRİŞ 6385 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna Sosyal güvenlik destek prim borçlarının yapılandırılması başlığını taşıyan Geçici

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Maliye ve Gümrük Bakanlığından: SERBEST MUHASEBECİ, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR ÜCRETLERİNİN ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (2 Ocak 1990 tarih ve 20390 sayılı Resmi Gazete'de

Detaylı

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin Korunması Ve Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğüne

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin Korunması Ve Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğüne 05 Kasım 2014 T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin Korunması Ve Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğüne Konu: Konut Finansman Sözleşmeleri Yönetmelik Taslağı Hakkında Görüş Taslak Maddesi Görüş ve Değerlendirme

Detaylı

HUKUKSAL VE FİNANSAL AÇIDAN FORFAITING

HUKUKSAL VE FİNANSAL AÇIDAN FORFAITING M. Vefa TOROSLU Serbest Muhasebeci Mali Müşavir HUKUKSAL VE FİNANSAL AÇIDAN FORFAITING Teorik Boyutu Hukuksal Boyutu Vergisel Boyutu Muhasebe Boyutu ADALET YAYINEVİ Ankara - 2011 IX İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII

Detaylı

MNG BANK A.Ş. BİLANÇOSU

MNG BANK A.Ş. BİLANÇOSU BİLANÇOSU Bağımsız Sınırlı Denetimden Geçmiş Bağımsız Denetimden Geçmiş AKTİF KALEMLER Dipnot (30/09/2006) (31/12/2005) TP YP Toplam TP YP Toplam I. NAKİT DEĞERLER VE MERKEZ BANKASI (1) 10.069 2.643 12.712

Detaylı

TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. PARA TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF 2 Kolayaof.com

Detaylı