İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE"

Transkript

1 İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE Karkerên jin û mêr! Ji xeynî zencîrên we tiştekî we yê wendakirinê tune! Hûn dikanin cîhanekê nu wergirin! Kadın ve erkek işçiler! Zincirlerinizden başka kaybedecek birşeyiniz yok! Kazanacağınız yeni bir dünya var! KASIM/ARALIK 2014/06 FİYATI 2 TL ISSN X172

2 editörden - içindekiler Değerli okuyucu, Merhaba 2014 yılının son sayısı ile birlikteyiz. Ortadoğu da çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Emperyalistlerin ve bölge gerici devletlerinin siyasetlerinin ürünü olan IŞİD halkların başına bela olmuş durumda. IŞİD çeteleri Ezidilere, Kürtlere, Alevilere, kendisinden olmayan herkese saldırıyor. ABD öncülüğünde oluşan koalisyon IŞİD e hava bombardımanı ile durdurmaya çalışıyor. Fakat bombardıman IŞİD i durdurmaya yetmiyor. EDİTÖRDEN TC devleti koalisyon içinde yer almasına rağmen, ABD emperyalizmi ile kimi noktalarda farklı düşünüyor ve çelişiyor. Herkes çıkarına uygun siyaset geliştiriyor ve savunuyor. Emperyalistler, Irak ve Suriye de işgalin ve savaşın asıl sorumlularıdır. Onların Ortadoğu ya müdahaleleri, kendi çıkarlarını korumak ve nüfuzlarını yaygınlaştırmak içindir. Ortadoğu nun daha da fazla silahlandırılması, emperyalist müdahalede gelecekte farklı sonuçlar doğuracaktır. Kürt ulusunun demokratik kazanımları tehlikeye girecektir. PYD nin bu zor dönemde ABD emperyalizmi ile kurduğu ilişki anlaşılır olmakla birlikte, gelecek açısından yarar değil zarar getirecektir. Bu konuda ayrıntılı tavrımızı ilgi ile okuyacağınızı düşünüyoruz yılının yeni bir dünya yaratma mücadelesinde başarılı bir yıl olması umuduyla, okurlarımızın yeni mücadele yılını kutluyor, emperyalist barbarlığa karşı mücadelede başarılar diliyoruz yılının ilk sayısında buluşmak üzere, hoşça kalın. YDİ Çağrı Kasım 2014 İÇİNDEKİLER GÜNDEM IŞİD Barbarlığına Karşı Kobanê Direniyor...3 Irak, Suriye, Güney ve Batı Kürdistan: Öne Çıkan BAzı Gelişmeler. 8 AKP HSYK nın Çoğunluğunu Kazandı Türkiye de Mülteci Olmak PANORAMA ABD: Devletin Irkçı Cinayetleri Sürüyor BATI AFRİKA: Ebola Virüsü, Ölümler ve Tavırlar Almanya nın Dünya Stratejisi... AFRİKA ÖRNEĞİ...27 ICOR 2. ICOR Dünya Konferansı Kararları CPI (ML) HİNDİSTAN: Yeni-Sömürgecilik Ve İdeolojik-Siyasi Çizginin Gelişmesi Üzerine Tutumumuzun Değerlendirilmesi...37 GÜNCEL İşçi Cinayetleri Fıtratda Mı Var?...46 Mevsimlik Hayat...47 Dünya Kobanê Günü Taksim...48 Adana da Kobanê Eylemi...49 Dünya Kobanê Günü Mersin...49 Kobanê Düsseldorf/Almanya Yürüyüşü Hakkında Bıji Berxwedane Kobanê Adı Altında Avusturya nın Bregenz Şehrinde Dayanışma Yürüyüşü Gerçekleşti! Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Gazetesi adına Sahibi: Metin Yoksu Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Metin Yoksu Yönetim Yeri ve Adresi: Fatih Mah. Bahçeyolu Cad. Ülbeği İş Merkezi No: 9 Kat: 4 Esenyurt/İstanbul Tel/Fax: (0212) Sayı: 172 Kasım/Aralık 2014 ISSN X172 Fiyatı: Türkiye: 2 TL Türkiye Dışı: 3,00 Euro Baskı: Berdan Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. C Blok No: Topkapı/İstanbul Tel: (0212) Yayın Türü: Yerel Süreli

3 IŞİD BARBARLIĞINA KARŞI.. KOBANÊ DIRENIYOR! gündem Rojava da Kürt halkı demokratik kazanımlarını koruma mücadelesi vermektedir. Bu mücadeleyi desteklemek işçilerin, emekçilerin görevidir. Kobane direnişi meşrudur, haklıdır. Ortadoğu yu Ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenlere karşı bir direniştir. Bu direniş desteklenmeli ve direnişin yanında olunmalıdır. Her ne şekilde olursa olsun, bu direnişin yanında olmak insanlığın bir görevidir. Suriye de Al-Kaide nin örgütlenmesi olan Al- Nusra ile yoğun bir çatışma içerisine girdi. 10 Haziran 2013 te Musul u ele geçiren örgüt, uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu. Bu örgüt Suriye de katliamlar yaptı, yapmaya devam ediyor. Kendinden olmayan ve kendisi gibi düşünmeyen gruplarla çatışmaya girdi. IŞİD, ele geçirdiği kentlerde insanların kafasını kesiyor. İnsanları çarmıha gererek öldürüyor. Kadınları bacaklarından araca bağlayıp ikiye ayırıyor. Binlerce kadını hayatları boyunca tecavüz edilmek üzere köle pazarlarında satıyor. Çocukları büyüyünce kâfir olurlar diyerek kurşuna diziyor. IŞİD, Şengal de Ezidilere karşı yaptığı katliam ile barbar yüzünü birkez daha gösterdi. Katliamdan kaçan onbinlerce Ezidi göç yollarına düştü. Binlerce Ezidi kadın IŞİD tarafından kaçırıldı. Köle pazarı kuruldu ve Ezidi kadınlar köle pazarlarında satılmaya başlandı. IŞİD in elinde olan kadın ve çocukların sayısı net olarak bilinmiyor. IŞİD, Şengal de yaptığı katliam ile barbar ve faşist yüzünü ortaya koydu. 15 Eylül 2014 te, IŞİD faşistleri Kobanê ye yeniden saldırmaya başladı. Üç koldan ağır silahlarla saldırı başlatan IŞİD faşistleri, Şengal de yaptıkları katliama bir yenisini daha eklemek istiyor! Daha önce IŞİD Kobanê ye saldırmıştı. Ancak ağır kayıplar veren IŞİD geri çekilmek zorunda kalmıştı. Son saldırının öncekilerden en önemli farkı IŞİD in Musul ve Rakka dan elde ettiği ağır ve gelişmiş silahları kullanmasıdır. Kobanê de 15 Eylül de başlayan IŞİD çetelerinin saldırıları ve buna karşı YPG/YPJ nin direnişi tüm şiddetiyle devam ediyor. Kobanê halkı ve savunma birlikleri, IŞİD çetelerinin ağır silahlarına karşı, hafif silahlarla direniyor. IŞİD in barbarca saldırılarına karşı tarihi bir direniş sergilendi, sergileniyor. Bu yazı yazıldığı sırada Kobanê direnişi 25. gününde idi. IŞİD, günlerdir Kobani ye tanklar, füzeler ve ağır silahlarla saldırıyor. Bugün ağır bir saldırı altındaki Kobani yi 3

4 gündem 4 savunmak, sadece Ortaçağ karanlığını temsil eden IŞİD barbarlığına karşı olmayı değil; aynı zamanda emperyalist güçlerin savaş ve işgal planlarına karşı, halkların kardeşliğini ve demokratik geleceğini savunmak anlamına gelmektedir. IŞİD in saldırılarından kaçan on binlerce, çoğu kadın, çocuk, yaşlı insanlar Kürdistan ın Kuzey sınırına yığıldı. TC nin kolluk güçleri, katliamdan kaçan ve sınırda dikenli teller dibinde bekleyen insanları içeri almadı. Katliamdan kaçan insanların sınırdan içeri alınması için binlerce Kuzey Kürdistan lı sınır hattına koştu. Kolluk güçleri, Kobanê den gelen insanların içeri alınması için gösteri yapan kitlenin üzerine gaz bombaları ve Tomalar ile saldırdı. Tüm bu saldırılar dayanışmayı geriletmedi. Halk dikenli telleri kaldırdı ve AKP hükümeti insanların Kuzey e geçişine izin vermek zorunda kaldı. AKP hükümeti sınırı açmak zorunda kalmasaydı, IŞİD in yapacağı katliamın suç ortağı olacaktı. Bu suç ortaklığı, AKP hükümetinin uluslararası kamuoyu nezdinde daha da teşhir olmasına neden olacaktı. Sınırın açılması bir anlamda zorunluluğun bir sonucudur. T.C. devleti bir yandan PKK ve onun önderi Öcalan ile barış görüşmeleri yürütüyor! Diğer yandan PKK yi terör örgütü olarak nitelendiriyor! RTE ABD de de yaptığı açıklamalarda, TC nin terör örgütlerine karşı mücadele ettiğini, IŞİD in de kanlı bir terör örgütü olduğunu ve Türkiye nin IŞİD e karşı askeri, siyasi olarak üzerine düşeni yapacağını açıkladı. RTE, söylemleri ile kanla beslenen faşist bir örgütü PKK ile aynılaştırıyor! Milliyetçi bir örgüt olan PKK nin savunduğu davası haklıdır. PKK nin demokratik, milli baskıya karşı çıkan ve Kürt ulusuna özgürlük isteyen yanı haklı bir yandır. PKK nin Kobanê direnişini desteklemesi ve içerisinde yer alması, Ortaçağ barbarlarına karşı yürütülen bir kurtuluş mücadelesidir. Kürtlerin Kobanê direnişi çözüm süreci ni zora sokan değil, aksine onun önünü açan, şartları olgunlaştıran bir anlama sahiptir. AKP hükümeti, Suriye de iç savaşın bu boyuta gelmesinden bütün emperyalist ve bölge güçleri kadar sorumludur. AKP hükümeti, Ortadoğu daki gelişmeler içinde önemli bir rol oynadı, oynuyor. Ve AKP bu çelişmelerden Türk burjuvazisi lehine yararlanmak istiyor! AKP nin genel siyaseti, Kürtleri, Türk burjuvazisinin peşine takarak Ortadoğu da bugünkünden daha büyük güç olma siyasetidir. AKP nin vizyonu eski Osmanlı toprakları üzerinde yeniden hakimiyet kurmak ve belirleyici bir güç olmaktır. AKP hükümeti, uçuşa yasak bölge ve tampon bölge taleplerini dillendirmektedir. Bu talepler için batılı emperyalist ülkeler ikna edilmeye çalışılmaktadır! Uçuşa yasak bölge ve tampon bölge ancak BM kararı ve NATO nun desteği alınarak uygulanabilinir. Çin ve Rusya nın da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nde alınacak karara onay vermesi gerekir. Tampon bölge Suriye topraklarının bir kısmının ve özellikle de Rojava nın bir bölümünün BM denetimine girmesi anlamına gelir. TC nin istediği 30 km derinliğinde bir tampon bölge dir. AKP hükümeti, uçuşa yasak bölge ve tampon bölge istemine gerekçe olarak insani yardım ve Suriye topraklarında savaş mağdurlarına destek vermeyi amaçladığını ileri sürmektedir! Gerçek ise, PYD denetimindeki bölgelerin işgal edilmesi ve özerklik ilan edilen kantonların tasfiyesidir. Türk devleti ve emperyalist güçlerin Rojava ve Kobanê ye müdahalesine karşıyız. Onların insanlık adına yaptığı müdahale, esasında kendi yarattıkları ve dünyanın en büyük düşmanı olarak tanıttıkları IŞİD in ortaçağ barbarlığı yerine, 21. yüzyıl barbarlığını kurmaktır. IŞİD in ortaçağ barbarlığı ile emperyalistlerin 21. yüzyıl barbarlığı arasında özde bir fark yoktur. IŞİD neden Kobanê yi hedef aldı? Kobanê nin stratejik bir konumu var. Kobanê, Kürtlerin özerklik ilan ettiği Rojava daki üç kantonun tam ortasında yer alıyor. Diğer kantonlar (Cizire ve Afrin) arasındaki irtibatı sağladığı için Kürtler açısından son derece önemli. IŞİD in Suriye deki ana karargâhı Rakka dır. Kobanê, IŞİD in denetlediği birçok bölgenin tam or-

5 tasında yer alıyor. Kobanê, IŞİD in gözünde de stratejik açıdan öncelikli bir hedef idi. Kobanê, şu an IŞİD in kontrolündeki Girsespi (Tıl Abyad), Cerablus ve Rakka nın ortasında bir ada gibi duruyor. IŞİD barbarlarının hedefi bu adanın ele geçirilmesidir. Kobane üç cepheden ağır silahlarla IŞİD tarafından kuşatılmış durumdadır. Artan IŞİD tehdidi yüzünden Kobanê de yaşayan sivil halk Türkiye ye sığınmak zorunda kaldı. Rojava da Kürt halkı demokratik kazanımlarını koruma mücadelesi vermektedir. Bu mücadeleyi desteklemek işçilerin, emekçilerin görevidir. Kobane direnişi meşrudur, haklıdır. Ortadoğu yu Ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenlere karşı bir direniştir. Bu direniş desteklenmeli ve direnişin yanında olunmalıdır. Her ne şekilde olursa olsun, bu direnişin yanında olmak insanlığın bir görevidir. ABD başkanı Obama, 11 Eylül 2014 te IŞİD e karşı eylem planını açıkladı. IŞİD e karşı hava saldırılarının düzenleneceğini belirten Obama, Suriyeli muhaliflere malzeme ve eğitim desteklerini arttıracaklarını, Irak ve Kürt askerlerinin hem eğitim hem de istihbarat konularında desteğe ihtiyaçları olduğunu ve bunlara destek verileceğini belirtti. Ayrıca 500 askeri danışmanın Irak a gönderileceğini söyleyen Obama, IŞİD i kapsamlı ve sürdürülebilir terörle mücadele stratejisi ile azaltıp imha edeceklerini belirtti! 12 Eylül de, 10 Arap ülkesinin de destek verdiği ama Türkiye nin altına imza atmadığı Cidde bildirgesi imzalandı. Bildirgede; IŞİD in etkin olduğu bölgelere komşu ülkelerden yabancı uyruklu savaşçıların geçişinin engellenmesi, IŞİD ve şiddet eylemleri gerçekleştiren radikal gruplara yapılan maddi yardımın kesilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, IŞİD in sahip olduğu ideolojiden uzak durulması, suçluların cezasız kalmayacağı ve adalete teslim edileceğinin vurgulanması, insani yardım sorumluluğunun paylaşılması, IŞİD vahşetinin neden olduğu maddi hasarın telafi edilmesi ile yeniden imarı ve IŞİD tehdidinden en çok etkilenen ülkelere destek verilmesi gerektiği belirtildi. Daha sonra savaş makinası NATO, 4-5 Eylül de Galler de toplandı. Pazarlıklar ve IŞİD mevzilerinin nasıl bombalanacağı üzerine görüşüldü. IŞİD e karşı oluşturulan koalisyonun kapsamı, genişliği ve hangi ülkelerin koalisyona dâhil edileceğinin pazarlıkları yapıldı. Daha önce ABD, Irak taki IŞİD mevzilerini bombalamaya başlamıştı. 23 Eylül 2014 te, ABD, koalisyon güçlerinin de desteği ile ilk kez Suriye de IŞİD e yönelik hava saldırısı gerçekleştirdi. Operasyonda Suriye nin Rakka şehrindeki IŞİD e ait depo ve tesisler hedef alındı. ABD hava saldırısına, savaş jetlerinin yanında Predator ve Reaper modeli insansız hava araçları ile katıldı. Ayrıca bölgede bulunan savaş gemilerinden Tomahawk füzeleri fırlatıldı. Hava saldırıları devam ediyor, edecek. 25 Eylül de Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD) eş başkanı Salih Müslim, Avrupa Parlamentosu nda bir basın toplantısı düzenledi. Kobane kentini kuşatan IŞİD in Sincar da yaptığı katliamı Kobane de tekrarlayacağı uyarısında bulunan Müslim, PYD nin silahlı kanadı YPG güçlerinin Kobane yi sonuna kadar savunacağını, fakat ellerindeki silahların bunun için yetersiz olduğunu belirten Müslim, IŞİD güçlerinin ise uzun menzilli toplar, Musul baskınında Irak ordusundan ele geçirdiği ABD yapımı Abrams tankları ve zırhlı araçlarıyla ilerlediğini kaydetti. IŞİD i durdurmak için uluslararası güçlerden istedikleri antitank silahlarını bugüne kadar hibe olarak ya da parasını ödeyerek temin etme imkânı bulamadıklarını anlatan Müslim, ABD nin Suriye de IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırılarının geç ve yetersiz olduğunu ve Kobani için bir sonuç alınamayacağını dile getirdi. Salih Müslim, IŞİD e karşı koalisyona dâhil olmayı talep ettiklerini fakat tanınmadıkları için sonuç alamadıklarını belirtti. Müslim, silah temin edebilmeleri halinde örgütü sahada mağlup edecek tek gücün kendileri olduğunu ifade etti. Rojavalı Kürtlerin emperyalistlerden yardım talepleri ve ABD nin IŞİD e karşı oluşturdukları koalisyona katılma talepleri anlaşılırdır, ama yanlıştır. ABD ve destekçileri, IŞİD vb. örgütler kontrol dışına 5 gündem

6 gündem 6 çıktığı için IŞİD mevzilerini bombalamaktadır. Esas sorun IŞİD i kontrol altına almaktır. IŞİD kontrol altına alındığında, emperyalistlerin IŞİD i Kürtlere karşı bir koz olarak kullanmaları da olasılıklar dâhilindedir. IŞİD in saldırılarını püskürtmek, Kobanê kantonunda öz yönetimi sağlamlaştırmak için belirleyici güç Kürtlerin kendisidir, halkların mücadelesidir. Her şeyden önce emperyalist müdahaleden medet umma hatasına düşülmemelidir. IŞİD vahşetine karşı çıkarken, mücadele ederken, emperyalist saldırganlığa davetiye çıkarılmamalıdır. Unutulmamalı ki Ortadoğu yu kan gölüne dönüştüren bu dinci faşistler, ABD nin başını çektiği emperyalist güçler, onların kuklaları olan kimi Arap ülkeleri eliyle desteklenerek ve onların yarattığı kaotik iklim içerisinde gelişip güçlenmişlerdir. Bunun içindir ki IŞİD faşistlerinin saldırılarına ve emperyalist müdahaleye hayır diyoruz. Yapılması gereken emperyalist müdahaleye, barbarlığa ve IŞİD faşistlerine karşı halkların dayanışmasını güçlendirmek olmalıdır. Çözüm, emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin müdahalesinde değildir. Bizim çağrımız halklaradır. Halkların direnişi, mücadelesi, emperyalist ve gerici güçlerin müdahalesinin tek alternatifidir. Bugün bütün halklar kendini Kobanê li olarak görmeli ve yapabileceği bütün desteği vermelidir. Bütün devrimciler, demokratlar bunu yapmalıdır. Emperyalist güçlerin ve gerici rejimlerin Kobanê ye müdahalesi gerçek çözüm değildir. Gerçek çözüm halkların direnişi ve mücadelesindedir. Çözüm, 21. yüzyıl barbarlarının iktidarı ve desteği değildir. IŞİD vb. gruplar, emperyalist siyasetin, emperyalist baskının ve yerli uşaklarının tezgahladığı oyunların bir sonucudur. Dünyanın en büyük terörist güçleri, kendilerinin üretip, büyütüp beslediği küçük haydutları kontrollerinden çıkınca, terörist, terörizme karşı mücadele yaygarasını koparıyorlar da Rus sosyal emperyalizminin Afganistan ı işgal etmesine karşı, batılı emperyalist güçler mücahit leri destekledi ve silahlandırdı. Bugün terörist olarak ilan edilenler, o dönem batılı emperyalistlerin gözünde Rusya ya karşı savaşan mücahitlerdi! Mücahitler içerisinden Taliban ortaya çıktı. Taliban, Al Kaide yi üretti. Al Kaide içerisinden IŞİD palazlanıp ortaya çıktı. Beslenen, desteklenen dinci faşist gruplar, kontrol altında olduğu sürece emperyalistler açısından bir tehlike oluşturmuyordu. Çünkü kontrol altında olan grupları emperyalistler, birbirlerine karşı kullanıyordu. 11 Eylül 2001 de Washington ve New York ta Pentagon ve Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ikiz kulelerini vuran eylemler, bütün dünyada emperyalist ve gerici güçlerin açıkça savaş düzenine geçmesinin bahanesi yapıldı. Yürüyen savaşlarda ölenler, sakat kalanlar, evsiz barksız kalanlar, acı, açlık çekenler, göç yollarına düşenler yine ezilen sömürülen geniş halk yığınları oldu, oluyor. Emperyalistler açısından terör ve terörizm gerçekte, kendi doğrudan kontrolleri altında olmayan herkes, her hareket, her şeydir. Bu sistemin adı emperyalizmdir. Bu sistem terörcü ve barbar bir sistemdir. Bu sistem dünyayı adım adım barbarlığa sürüklemektedir. Bu barbar sistem, kendi muhalifleri arasında da kendini üreten barbarlık biçimlerinin temel sebebidir. O sürekli olarak barbarlık üretmektedir. IŞİD de emperyalist barbarlığın ürettiği faşist, dinci bir örgüttür. AKP hükümeti 3 Ekim 2014 te, savaş tezkeresini meclisten geçirdi. Türk ordusunun sınır dışına müdahale etme yetkisinin yanı sıra, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye de bulunması da artık mümkün. Suriye ye asker göndermenin yolu açılmıştır. Tampon bölge ve uçuşa yasak bölge talepleri ile AKP hükümeti, emperyalistleri ikna etmeye çalışıyor! AKP hükümetinin ve emperyalist güçlerin Suriye de yürütmeye çalıştıkları savaş bizim savaşımız değildir. AKP hükümeti, Ortadoğu da kurtlar sofrasında pay almak için uğraşıyor! Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin Suriye de karşı karşıya gelmeleri ve savaş yürütmeleri, halklara karşı savaştır, bize karşı savaştır! O halde, Suriye ye asker gönderilmesine hayır demek, buna karşı mücadele etmek günün acil görevlerinden biridir. Kuzey Kürdistan- Türkiye li işçi ve emekçilerin düşmanı Suriye de değil, içerdedir. Bizim mücadelemiz faşist Türk devletine karşı mücadeledir. Suriye ye asker gönderilmesine karşı mücadele, faşist Türk devletine karşı mücadele olarak kavranmalı ve mücadele bu temelde yürütmelidir. Ülkelerimizde, IŞİD in Kobanê yi abluka altına almasına karşı protestolar, eylemler yapıldı, yapılıyor. Bu gösterilerde, Kürt halkının öfkesini anlamakla beraber çevrenin yakılıp yıkılmasını doğru bulmuyoruz. Bu durum eylemlerin haklılığına gölge düşürmekte, egemen sınıfların medyası tarafından dikkatleri başka yöne çekmek için tepe tepe kullanılmaktadır. Ayrıca bu durum kitle gösterilerini provokasyonlara açık hale getirmekte, ajan provokatörlerin sahneye daha rahat çıkmalarına yaramaktadır.

7 Kobane direnişine sahip çıkmak, desteklemek ve IŞİD in saldırılarına karşı çıkmak haktır, meşrudur. Sokağa çıkmak, protesto etmek, tepki göstermek haktır, meşrudur. Bu yapılırken provokasyonlara gelinmemeye dikkat edilmeli, eylemin haklılığına gölge düşürecek edinimlerden uzak durulmalıdır. Provokasyonlara karşı uyanık olunmalıdır. Bu gösterilerde şimdiye kadar 38 kişi yaşamını yitirdi. AKP hükümeti, 12 Eylül ü aratmayan faşizmi uyguladı, uyguluyor. Faşist devletin kolluk güçleri, faşist güçler, Hizbullah ve IŞİD yandaşları, ülkelerimizin dört bir yanında Kobanê direnişine sahip çıkan halka silahlarla, satırlarla ve gaz bombaları ile saldırdı, saldırmaya devam ediyor. Kolluk güçleri yargısız infaz yapıyor, gösteri yapan kitlelerin üzerine ateş açılıyor. Batı da HDP/DBP binalarına saldırılar düzenleniyor. Ölümlerin yanı sıra yüzlerce kişi yaralandı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı. Diyarbakır ve Mardin Kızıltepe de, sokaklara tanklar indi. İstanbul Esenyurt ta, asker sokağa çıktı. AKP hükümeti, Türkiye de 1990 lı yıllardan bu yana ilk kez altı ilde ve onlarca ilçede sokağa çıkma yasağı ilan ederek, yeni bir Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasına gitti. Gezi den Lice ye, Lice den Kobani ye halka reva görülen yine şiddet, zor ve baskı oldu. Demokratik tepkilere yönelik İçişleri Bakanı Efkan Ala nın misliyle karşılık verilecektir ifadesi, siyasi iktidarın uyguladığı faşizme en iyi örnektir. İleri demokrasi adına uygulanan faşizmdir. AKP hükümeti, TC nin devlet geleneğinden devraldığı faşizmi uygulamaya devam ediyor. ABD ile IŞİD barbarlığına karşı kahramanca savaşan PYD arasında gelinen aşamada ilişki kurulmuş durumda. Kobane ye havadan yapılan silah yardımı, IŞİD mevzilerinin havadan bombalanması, komuta merkezinde PYD temsilcisinin bulunması, PYD ile yapılan görüşmeler vb. bir işbirliğinin olduğunu gösteriyor. ABD ile PYD arasındaki bu ilişki, ABD nin müttefiki Türkiye ile köprüleri attığı ya da siyaset değiştirdiği anlamına gelmiyor. ABD çıkarlarına uygun davranıyor. ABD, IŞİD i kontrol altına alma, petrol yataklarını güvence altına alma mücadelesi veriyor. IŞİD ile savaşan PYD ye sırtını dönmek istemiyor. Çıkarı bunu gerektiriyor. Biz bu ilişkiyi anlaşılır bulmakla birlikte yanlış buluyoruz. AKP hükümeti ise ABD ile PYD arasında kurulan ilişkiden pek hoşnut değil. PKK gibi Terör örgütü, olarak gördüğü PYD ye silah yardımı yapılmasına karşı. Silahların bir gün kendisine yönelmesinden korkuyor. Buna rağmen TC gelişmelerin dışında kalmak istemiyor. ABD öncülüğündeki koalisyon içinde yer alan devlet, Kobane ye koridor açılması için yeşil ışık yakmış durumda. Diğer yandan PYD nin Duhok da KDP, YNK ve diğer partiler ile yürüttüğü görüşmeler sonucunda, Güney Kürdistan parlamentosu Rojava daki kantonları tanıdı. Ayrıca Kobani ye ilk etapta ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmerge gönderme kararı aldı. Önümüzdeki günlerde 200 Peşmerge Kuzey üzerinden Kobane ye geçecek Suriye nin çeşitli milliyetlerden halkları için gerçek çözüm, ancak bütün ulusların ayrılma hakkına sahip olduğu, tüm milliyetlerin birlikte yan yana yaşadığı, demokratik, federatif bir Suriye dir. Suriye de İşçilerin- Köylülerin Demokratik İktidarı na ancak böyle varılabilir. Böyle bir iktidara da ancak işçi sınıfı önderliğinde antiemperyalist demokratik devrimle varılır. Esad ve dinci faşistlere karşı savaş, bu uzun mücadelede yalnızca bir ilk evredir. Ve daha bu ilk evrede komünist devrimci güçler kendilerini programatik olarak bütün burjuva feodal güçlerden ayırmak, kendi programıyla ortaya çıkmak, diğer programların halk için neden kurtuluş olmadığını emekçi yığınlara anlatmak zorundadır. Gün Kobanê ile dayanışma günüdür. Rojava halkı üç yıldır tüm gerici saldırılara karşı direniyor. Rojava nın direnişine ses verilmelidir. Kürt halkının gerçek dostları ve muhatapları; emperyalistler ve gericiler değil, işçiler, emekçiler, devrimciler, komünistler ve sosyalizm uğruna savaş verenlerdir. Zulmün olduğu yerde direniş te olacaktır. IŞİD saldırıları ve katliamları karşısında tüm insanlık yeni bir sınavla karşı karşıyadır. Günlerdir insanlık için, halkların geleceği için direnen Kobani halkı, hepimiz için, tüm insanlık için direnmektedir. Kobani nin savunulması, aynı zamanda insanlığın en temel değerlerinin, eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşliğin savunulması demektir. Emekçilerin savaştan çıkarı yoktur. Emekçiler, savaş politikalarından yana olamaz. Kobanê de yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz ve tepkisiz kalınamaz. Sadece Kobani yi değil, insanlığın en temel değerlerini savunduğumuzu göstermek için sokağa çıkmak ve mücadeleyi örgütlemek görevdir. IŞİD barbarlığına ve emperyalist planlara karşı, halkların kardeşliği ve dayanışması için mücadeleyi büyütelim. IŞİD çeteleri ve arkasındaki güçler yenilgiye uğrayacak, Rojava halkı zafer kazanacaktır gündem

8 gündem IRAK; SURİYE; GÜNEY VE BATI KÜRDİSTAN: Ö n e ç ı k a n b a z ı g e l i ş m e l e r! İslam Devleti nin (İD) (önceki adıyla IŞİD) Musul u ele geçirmesiyle başlattığı saldırılar ve giderek etkisi altına aldığı bölgeyi genişletmesi, uluslararası düzeyde İD ye karşı alınacak önlemlerin, yapılacak müdahalelerin neler veya nasıl olacağı üzerine tartışmaları da beraberinde gündeme getirdi. 8 Şengal de Ezidiler e yönelik katliam ve onbinlerce insanın evini-barkını terketmek zorunda kalması, bu konudaki tartışmaları da yoğunlaştırdı. Kamuoyuna yansıyan barbarlık görüntüleri ve onbinlerce insanın katliamdan kurtulmaya çalışırken yollarda da yaşayabilmek için gerekli olan asgari ihtiyaçlardan mahrum kalması; yaşlı ya da çocuklar başta olmak üzere sayısızca insanın bu yollarda ölmesi, vb. gelişmeler, insani yardım adına emperyalist güçlerin bölgeye yeni bir müdahalesine de vesile oldu. Irak ve Güney Kürdistan a müdahale değişik biçimlerde gerçekleşti. Maliki nin başbakan olmadığı bir merkezi hükümetin oluşması dayatılırken, Güney Kürdistan da da Kürdistan Bölgesel Yönetimi ni destekleme adına bölgeyi daha da fazla silahlandırmaya çalıştılar, çalışıyorlar. İD ye karşı savaş, ABD nin bombardımanı eşliğinde merkezi Irak ordusu ile Peşmerge güçlerinin ortak davranışları biçiminde geliştirilmeye başlandı ve kimi yerlerde İD güçleri geriletildi, ilerlemesi frenlendi. Şengal katliamının boyutlarının daha da büyük bir vahşete varmasını ise YPG/ YPJ ve HPG güçlerinin müdahalesi engelledi ve Kürdistan ın üç parçasının silahlı güçleri İD ye karşı mücadelede pratikte ortak davranma durumunda kaldı. Bu gelişmelerden itibaren İD ile mücadele bağlamındaki gelişmeler bir bütün olarak içiçe girdi ve İD sözkonusu olduğunda, özellikle Kürtler açısından Irak-Suriye ya da Güney Kürdistan-Batı Kürdistan daki İD karşıtı mücadele de birbirinden kopmaz hale geldi. İD nin 15 Eylül den itibaren Kobanè ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasıyla, Rojava Kürtleri açısından Kobanè nin savunulması mücadelenin merkezine yerleşti. Yazımız yazılırken Kobanè ye saldırılar ve İD ye karşı direniş kesintisiz devam ediyordu. Irak- Güney Kürdistan da da İD ile çatışmalar bazen şiddetlenip, bazen dinse de devam ediyor. Bu sayımızdaki, 10 Ekim 2014 tarihli yazımızda Kobanè ile ilgili tavır takındığımız için, bu yazımızda konu ile ilgili olarak son iki aylık süreçte öne çıkan kimi gelişmelere biraz daha yakından bakacağız. IRAK TA HÜKÜMET KURULDU! Kapsayıcı hükümet kurma görevini alan Başbakan Haydar El Abadi nin yasaya göre 10 Eylül e kadar hükümeti kurması gerekiyordu. Abadi nin, başta Sünni Araplar olmak üzere Kürtleri ve Maliki nin Başbakanlık döneminde merkezi yönetimle sorunu olan kesimleri ikna edip hükümette yer almalarını sağlama işi zordu. En zor olanı da kapsayıcı hükümet kurmanın esas amacı olan İD ye destek veren Sünni Arap kesimlerini İD ye destek vermekten vaçgeçirebilecek kişileri bulabilmekti! Yapılan görüşmeler, pazarlıklara paralel olarak Ağustos ayı sonuna doğru kimi Sünni Arap kesimleri Bağdat ta reformdan geçirilmiş bir siyasi düzende yer buldukları takdirde İD ye karşı mücadele edeceklerini açıklamaya başladılar. Bu açıklamayı yapanların Maliki yönetimine karşı silaha sarılan Sünni isyancılar olduğu, bunlar adına konuşan El Zubai nin Bize bu çözümü garanti ederlerse biz de IŞİD den kurtulmayı garanti ederiz. (Sabah, 31 Ağustos 2014) dediği açıklandı. Hükümette yer almayı kabullenmenin ötesinde bir de kimin hangi bakanlığı alacağı konusunda yürüyen pazarlıklar en son Savunma ve İçişleri bakanlıklarının dağılımında kızıştı. Yasal mühlet çerçevesinde hükümeti kurmanın mümkün olmadığı görüldüğünde, bu iki bakanlık koltuğunun dağılımı yapılmadan 9 Eylül de hükümetin kurulduğu ilan edildi ve Parlamento, Abadi nin kabinesini çoğunlukla onayladı. Kürtler merkezi yönetimle olan sorunlara çözüm bulunması için hükümete üç aylık süre tanıdıklarını,

9 iki taraf arasındaki tartışmalı bölgeler, bütçe ve petrol satışıyla ilgili sorunlar çözülmezse hükümetten ayrılacaklarını açıkladılar. Hükümette, Cumhurbaşkanı ya da Başbakan Yardımcılığı koltuklarında yer alanların bir bölümü tanıdık isimler: Maliki, Nuceyfi, Allavi, Caferi, Zebari vd... Eksik kalan iki bakanlık konusundaki pazarlıklar ise 18 Ekim e kadar sürdü. Sonuçta kapsayıcı olduğu düşünülen hükümet tamamlandı. Yeni hükümetin idari reformlar, ordunun yeniden yapılandırılması ve vilayetlere daha fazla özerklik verecek değişiklikler yapması bekleniyor. Böylece Irak ın bütünlüğünün korunması ve İD ye karşı mücadelede başarılı olması hesaplanmaktadır. Bu hesabın tutup tutmaması birçok etkene bağlıdır. Bu hesap, kısa sürede sonuç alınması zor olan bir hesaptır. ABD ÖNDERLİĞİNDE ANTİ-İD KOALİSYONU... Ağustos ayı sonlarında ABD emperyalizminin baş temsilcisi Obama, İslam Devleti ne karşı Henüz bir stratejimiz yok açıklamasını yaptı ve ABD deki rakipleri tarafından alay edilerek de- eleştirildi. Bu dönemde ama ABD emperyalizminin diğer temsilcileri Dışişleri Bakanı Kerry, Genelkurmay Başkanı Dempsey vd.- İD ye karşı zafer için bombardımanların sadece küçük bir rol oynayabileceğini, zafer için İD nin Suriye deki kesiminin de hesaba katılmak zorunda olduğunu ve bunun için de ABD nin bölgede İD ye karşı uzun süreli mücadeleyi üzerlenecek bir koalisyonu oluşturmasının önkoşul olduğu yönünde açıklamalarla kamuoyunu meşgul etmişlerdi bile. Bu açıklamaların yapıldığı dönemde Esad yönetimi de, kendileriyle koordineli biçimde yapılması şartıyla ve BM nin 2170 sayılı Kararı temelinde, İD ye karşı mücadelede her türlü uluslararası ya da bölgesel operasyona sıcak baktığını -ABD ve İngiltere ye de-, destek vermeye hazır olduklarını, bilgileri dışındaki herhangi bir müdahaleyi ise egemenliklerine saldırı olarak göreceklerini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Psaki ise Amerikalıların hayatları risk altında olduğunda Suriye rejiminin onayını almayız. diyerek ABD emperyalizminin bölgeye müdahalesini bir nevi savunma savaşı olarak gösterme sahtekarlığını devam ettirdi. Koalisyonu oluşturmanın hazırlık propagandası Suriye de İD ye yönelik müdahalenin yolunu açmakla içiçe yürütüldü. Obama formalite icabı Suriye üzerinde keşif uçuşlara izin verdi ve İD Suriye de de resmen izlenmeye başlandı. ABD emperyalizminin değişik temsilcileri, sıkı ve yoğun bir diplomatik çalışma içindeydiler. Bu haberle aynı zamanda medyaya yansıyan ilginç bir gelişme ise, Mısır, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri nin Dışişleri Bakanları nın ve Ürdün ün Büyükelçisi nin katıldığı ve Cidde de yapıldığı yazılan toplantıda, ortak açıklama yaparak Suriye de radikalizme karşı ortak mücadele ilan etmeleri idi... Kendilerini İD den ayırdılar... Bu arada Suriye deki çatışmanın görüşmelerle sona erdirilmesi için de çağrı yaptılar. 4-5 Eylül tarihlerinde Galler de yapılacak olan NATO zirvesinden önce ABD Dışişleri Bakanı Kerry, İD nin tehdidi altında bulunan ülkelerin desteğini talep edeceğini de ilan etmişti. Bu gelişmelerin yaşandığı bir ortamda Obama nın İD ye karşı herhangi bir stratejimiz yok demesinin inandırıcılığı yoktu aslında. Takınılan tavırlara bütünlük içinde bakıldığında, Obama nın bu açıklamasının -ABD de alaya ve eleştirilere yol açsa da-, oluşturulmak istenen koalisyonun ABD nin dayatması olarak değil de eşitler arasında işbirliği olarak gösterilmesi için yapılan bir açıklama olduğunu göstermektedir. NATO zirvesinde konu hakkında konuşulsa da NATO olarak ortak bir karar ya da eylem, söylem konusunda bir karar çıkmadı. Fakat zirvenin son gününde ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Türkiye dahil 9 ülkeye İD ye karşı uluslararası koalisyon kurulması çağrısı yaptı. Kendileriyle birlikte 10 ülkeyi çekirdek grup olarak adlandıran Kerry, bu grubun daha kapsamlı bir koalisyonun oluşturulmasını sağlayacağını açıkladı. Sözkonusu ülkeler şunlardır: ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Danimarka, Türkiye, Polonya, Kanada ve NATO üyesi olmayan Avustralya. Medyaya yansıdığı kadarıyla bu devletlerin temsilcilerinin kendi aralarında yaptıkları toplantıda özel bir anlaşma yapılmamıştır. Ama Baş Şef Kerry, Eylül ayı sonlarına doğru yapılacak BM Genel Kurulu na kadar herkesin düşünüp, hazırlanmasını salık verip BM Genel Kurulu nda İD ye karşı mücadelede daha kapsamlı bir plan geliştirebilmeyi umduğunu açıkladı. NATO zirvesi sürerken İran ın başyetkilisi Ayetullah Hamaney de yaptığı açıklamayla İD ye karşı ABD ile işbirliğine ışık yaktı! Aralarında açık bir ortaklık ya da anlaşma olmasa da, NATO zirvesinden sonraki günlerde Esad rejimi Rakka ve çevresinde, ABD ise Irak ta İD ye bomba yağdırıyorlardı. Esad rejimine karşı mücadele resmi açıklamalara göre de öncelliği- 9 gündem

10 gündem 10 ni kaybetmiş, öncelik İD ye karşı mücadele almıştır. BM Genel Kurulu ndan önce başka devletleri ikna edip koalisyona katabilmek için diplomatik turlar çoğaldı... 8 Eylül de Kahire de yapılan ve Dışişleri Bakanları nın katıldığı toplantısında Arap Ligi, İD ye ve diğer cihatçılara karşı mücadele kararı aldı. Bunu bir yükümlülük saydı Eylül de ise Obama yeni stratejilerini kamuoyuna açıkladı. Obama konuşmasına, İD yi önce zayıflatıp sonra yok etmek için ne yapacağından bahsetmek istediğini söyleyerek başladı. Başlıklar temelinde ifade edersek yeni strateji dört noktadan oluşmaktadır. Buna göre 1. Sistemli bir hava saldırısı operasyonu yürütülecek. Bu adım 8 Ağustos tan beri Irak ta uygulamadadır. 2. Sahada bu teröristlerle savaşan güçlere desteği artıracak. Bu noktada Irak a 475 yeni görevli gönderileceğini de açıkladı. Bunların Irak lı ve Kürt kuvvetlerini eğiteceğini ve istihbarat ekipmanı olarak destekleyeceğini açıkladı. Yani kara kuvvetleri yerliler! Hava ve logistik ve de emir kuvvetleri ABD... Zaten Koalisyona da ABD nin liderlik edeceği başından belirlenmiştir. 3. İD nin para kaynaklarını kesme, istihbaratı ve savunmayı güçlendirme, İD ye yabancı savaşçı akışını durdurma ya çalışacaklar. 4. Masum sivillere insani yardım sağlamaya devam edecekler...miş... Bu yeni olarak tanıtılan stratejinin belirleyici özelliği, ABD nin kara harekatı nı kendi askeri dışındaki güçlere yüklemek, kendi liderliğinde diğer ülkeleri, değişik biçimlerde ve ölçülerde savaşın taşıyıcıları yapmaya çalışmasıdır. Bir nevi ben desteklerim, yönetirim, siz savaşın demenin planıdır bu. Irak taki bombardımana Suriye de bombardımanı da eklemektir. Zaten bölgede yürüyen taşeron/ temsilci savaşlara bir yenisi daha eklenmektedir. Bu planları veya istekleri ama, gerekli görüldüğünde ABD askerlerinin herhangi bir kara harekatına katılmayacağı anlamına da gelmiyor. Obama yeni stratejilerini açıkladığı gün Cidde de Ortadoğu da tehdit ve riskler konulu ve Batılı medyada Anti-Terör-Konferansı olarak da adlandırılan toplantı gerçekleşiyordu. İki günlük toplantının son gününde, 11 Eylül de toplantıya katılan 10 Arap ülkesinin imzaladığı (Türkiye, 49 rehinenin güvenliğini gerekçe göstererek imzalamadı) sonuç bildirgesine göre, bu 10 ülke İD ye karşı mücadeledeyi destekleme ve katkıda bulunma kararı almıştır. Bunlar da böylece toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Kerry de vardı- ABD liderliğindeki koalisyona yamandı. Basına yansıdığı kadarıyla Ankara hükümeti Obama nın dört adımdan oluşan planında üçüncü ve dördüncü noktalara evet, ilk ikisine de hayır demiştir. Böylece İD ye karşı askeri harekatın parçası olmayacağını belirtmiştir. ABD nin Türkiye yi koalisyona katma arzusu ve ikisi arasındaki çelişkiler, iki devlet arasındaki diplomatik görüşmelerin yoğunlaşmasını da beraberinde getirdi. Görüşmeler ertesinde yapılan açıklamaların karşı taraf tarafından mutabakat yok, görüşmeler sürüyor, öyle bir şey söylenmedi vb. diye tekzip edildiği; bu arada itiraf sayılabilecek yalanların da piyasaya sürüldüğü bir ortamda pazarlıklar sürdü. İD nin Musul da 49 kişiyi rehin alması durumu, AKP hükümetine pazarlıklarda öne süreceği bir gerekçe olmuştu. Aynı zamanda başta Cumhurun başı Erdoğan a olmak üzere AKP hükümetinin temsilcilerine, kamuoyuna daha çok yalan ve birbiriyle çelişkili şeyler söyletiyordu! Obama nın bu yeni stratejisine gerek Güney Kürdistan gerekse de Rojava Kürtleri sıcak baktılar! Kürdistan Bölge Yönetimi zaten pratikte ABD bombardımanları eşliğinde İD ye karşı Irak merkezi ordusuyla ortak davranmaktadır. Rojava nın siyasi olarak belirleyici gücü PYD nin de stratejiyi olumlu gördüğünü Eşbaşkanı Salih Muslim açıkladı. Muslim: IŞİD in ne olduğunu, nasıl savaştığını biz daha iyi biliyoruz. Bu nedenle de muhakkak bizimle bir dayanışma olması gerekiyor. Bizim de bu strateji içinde yer almamız, bu nedenle normaldir, doğaldır. (Politika, 16 Eylül 2014) diye tavır takınmaktadır. Salih Müslim bu tavrı, İD nin Kobanè ye son saldırılarının daha yoğunlaşmadığı bir dönemde takınması, emperyalistlerin onları muhatap olarak kabul etmesi durumunda onlarla işbirliğine hazır olduklarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. ABD önderliğindeki İD ye karşı koalisyonda yer alan ya da destek verenler, 15 Eylül de Irak ta Barış ve Güvenlik Uluslararası Konferansı adı altında Paris te toplandı. Konferansa İran davet edilmedi. Sonuç bildirgesinde Irak a, Irak hükümetinin ihtiyaçlarına göre her türlü yardımın askeri yardım da- yapılacağı kararı verildi...yakın gelecekte de Bahreyn de İD nin mali kaynaklarının kurutulması amacıyla uluslararası bir konferans yapılacağı ilan edildi. Konferanstan üç gün sonra Fransa uçakları Irak ta İD yi havadan vurmaya başladı! Yapılan açıklamalara göre koalisyonu destekleyen ülkelerin sayısı bu arada 40 a kadar yükselmişti.

11 20 Eylül de 49 rehinenin serbest bırakıldığı ve Türkiye ye getirildiği haberi medyaya yansıdı. Bununla birlikte gündeme gelen soru, AKP hükümetinin İD ye karşı koalisyon ve Obama nın stratejisi konusunda nasıl bir tavır takınacağı sorusuydu. Pazarlıklarda artık Türk hükümetinin kaygısını anlayabiliyoruz dedirtecek bir gerekçe kalmamıştı. BM Genel Kurulu toplandığında kabaca durum böyleydi. 24 Eylül de BM Genel Kurulu şiddet barındıran radikalizme ve terörizme karşı korunma hakkında bir karar aldı. Fakat bu karar doğrudan ABD önderliğindeki İD ye karşı koalisyonla bağlantılı değildi. Zaten 23 Eylül de ABD beş Arap ülkesinin desteğiyle Suriye de İD ye karşı bombalama startı vermişti. Bu bombardımanda ABD ilk kez Yırtıcı Kuş adını verdiği F-22 Raptor tipi savaş uçağını da kullandı! Esad rejiminin resmi izni olmadan yapılan bombardıman hakkında Suriye hükümeti kendilerinin bombardımandan önce haberdar edildiğini açıkladı. Böylece bombardıman alanına resmen Suriye de katıldı. ABD önderliğindeki koalisyonun askeri toplantısı da denebilecek toplantısı, 14 Ekim de ABD de yapılan toplantıydı. ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey in davetiyle, koalisyon devletlerinin askeri yetkililerinin katıldığı toplantıya ABD dışında 21 devletin temsilcisi katıldı. Bunların 16 sının Genelkurmay Başkanı, 3 ünün Başkan Yardımcısı düzeyinde temsil edildiği, Türkiye nin ise Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Erdal Öztürk tarafından temsil edildiği açıklandı. Üst düzeyde temsil edilmeyen ikinci devletin hangi devlet olduğu belli değil. Bu toplantıda Obama yaklaşık 60 ülkenin koalisyona katkı sağladığını belirtti ve İD ye karşı saldırı operasyonunu IŞİD e karşı dünya olarak adlandırdı. Toplantıda kimin nasıl bir görev ya da rol üzerlendiği konusunda medyaya fazla bir şey yansımadı. Koalisyon oluşturma sürecinde belirgin hale gelen bir konu, Suriye de Esad rejimine karşı güvenip dayanabilecekleri muhalefeti güçlendirme konusudur. Bu bağlamda Suudi Arabistan da 5000 kadar muhalif gücün askeri eğitimi yapılacağı, Türkiye nin de buna evet dediği, 4000 kadar muhalifin de Türkiye tarafından eğitileceği vb. haberleri yalanlanmadı. Sonuçta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) desteklenmeye, güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda ama yeni bir IŞİD yaratmamak için, eğitilecek olanların özenle seçimi yapılacakmış. Tüm bunlar ama kısa zamanda gerçekleşebilecek işler değil. Bu nedenle de yaratmak istedikleri bu askeri gücün oluşmasını bekleme durumunda değiller. İçinde bulunulan koşullarda Suriye de İD ye karşı mücadele eden esas güç YPG/ YPJ güçleridir. Bunların ÖSO içinde olan kimi gruplarla Kobanè de eylem birliği yapması ise bu iki gücün biraraya getirilmesinin olasılığına işaret etmektedir. ABD nin Türk devletiyle çelişen tavırlarından biri de PYD yi PKK den ayrı ele almak ve Rojava Kürtlerini ÖSO ile birlikte yeni bir muhalefet gücü haline getirmeye yönelik tavrıdır.... VE PYD NİN YAKLAŞIMI ABD nin beş Arap devletinin desteğinde Suriye de İD ye yönelik bombardıman hakkında konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, bombardımanı memnuniyetle karşıladıklarını ama yetersiz buldukları yönünde tavır takındı. Kobanè ye bağlı köylerde hala sivillerin olduğunu ve korkularının katliam yaşanacağı korkusu olduğunu söyleyen Muslim, Bunun önüne geçilmesi için de bu bölgeye askeri bir operasyon yapılmasını destekliyoruz (Politika, 24 Eylül 2014) tavrını takındı. Bununla da sınırlı kalmıyor, işbirliğine çağrıda bulunuyordu. Obama dan nasıl bir açıklama bekliyorsunuz sorusuna verdiği cevap şöyledir: Suriye de ve Rojava da gerçek manada direnen demokratik güçlerle işbirliğine gidilmesini ve bu güçlerle koordinasyon geliştirileceğini duyurmasını bekliyoruz. (Politika, 24 Eylül 2014) YPG Sözcüsü Rèdùr Xelìl ise: Eğer uluslararası koalisyon gerçekten Kobanè bölgesindeki DAİŞ merkezlerini vurmak istiyorsa ve darbe vurma isteminde ciddiyse biz de uluslararası koalisyona yardımcı olmaya ve kendileriyle koordineli çalışmaya hazırız. (Politika, 27 Eylül 2014) biçiminde tavır takınarak koalisyonun kendileriyle çalışması için davetiyede bulunuyordu. Davet kabul edilmiş..., 29 Eylül tarihli basılı medya, ABD uçaklarının Kobanè ye yardım için 28 Eylül de, Kobanè ye saldıran İD güçlerine yönelik bombardımana başladığı haberini yazmıştı... Kuşkusuz ki bombardıman selamlandı. Ama bombardımanın İD ye karşı mücadelede yetersiz olduğu, bu nedenle de daha fazla bombardıman ve yardım, öncelikle de silah yardımı isteniyordu. İD nin Kobanè ye yönelik yoğun saldırısına karşı mücadelede gerçekten de yardıma ihtiyaç vardı. Fakat emperyalistlerin, işgalin ve savaşın asıl sorumluları olarak Irak ve Suriye somutunda Ortadoğu ya müdahaleleri, kendi çıkarlarını korumak ve nüfuzlarını 11 gündem

12 gündem 12 yaygınlaştırmak için bölgeyi daha da fazla silahlandırmalarını selamlamak, desteklemek ve bu emperyalist müdahalede muhatap olarak görülmeyi başarı saymak vb. tavırlar Kürt milletinin demokratik kazanımlarını da heba edecek yanlış tavırlardır. PYD nin bu zor bir ortamda anlaşılabilecek ama yanlış olan tavırlarının sayısız örnekleri verilebilir. Ama sorunun özünü belirleyen nokta, sistem içi siyasete sahip olmaktır. Bu çerçevede davrananlardan kendilerini kabul eden emperyalistlerle işbirliği yapmaya açık olmamasını beklemek de yanlış olur. 17 Ekim tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki PYD ile önceden aracılar üzerinden konuşulduğunu ama geçen hafta sonu, yani 12 Ekim tarihinde, Paris te PYD ile doğrudan görüşüldüğünü açıkladı. Sonradan medyaya yansıyan haberlere göre ABD temsilcileri Paris te PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ile görüşmüşlerdir. Bu arada Psaki nin yardımcısı Marie Harf da PYD ile istihbarat bilgilerinin paylaşıldığını da açıkladı. Bu açıklamaların basına yansıdığı günlerde PYD sözcüsü Nevaf Helil, ABD nin PYD ye silah yardımı yapacağını, Salih Muslim in sadece Paris te değil, 16 Ekim de Duhok ta da ABD Temsilcisi ile görüştüğünü, her iki görüşmenin ana konusunun silah yardımı olduğunu açıkladı. Nevaf Helil bu arada PYD nin iki yıldır ABD ile temas halinde olunduğunu, ABD nin Türkiye nin tavrı nedeniyle bunu şimdiye kadar açıklamadığını da sözlerine eklemektedir. (Bkz. Hürriyet, 20 Ekim 2014) Türk devletinin PYD ye destek verilmesine karşı çıkması ve Erdoğan ın PKK ile PYD birdir ikisi de terörist örgüttür mavalına karşı ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, bu iki örgütün bir ve aynı olmadığını açıkladı. Harf: IŞİD ile savaşan PYD gibi Kürt grupların desteklenmesinin çok önemli olduğuna inandığımızı Türklere açıkça belirttik. (Hürriyet, 22 Ekim 2014) diyerek aralarındaki farklılığı da kamuoyuna duyurdu. 19 Ekim de ABD, hava yoluyla Kobanè ye ilk resmi silah yardımını gerçekleştirdi. Verilen bilgiye göre 24 ton silah, 10 ton tıbbi malzeme -27 kontaynırdan oluşan yardım- sözkonusudur. Bu yardımı Kobanè Kantonu Başbakanı Enwer Muslim diğer şeylerin yanısıra şöyle değerlendirmektedir: Kobanè Kantonu na verilen desteğin gelecekteki demokratik Suriye ye destek vermek anlamına geldiği artık herkesçe kavrandı. Bu yüzden de ABD, Fransa, İngiltere, Kanada, Almanya ve tüm uluslararası güçler Kobanè Kantonu ve direnişine destek vererek demokratik bir Suriye kurma çabalarına destek verdiler. Demokratik bir Suriye çabaları için Kobaniye verilen destek aynı zamanda demokratik bir Ortadoğu ya da destek vermek anlamına geldiği biliniyor. (Politika, 22 Ekim 2014) Enwer Muslim in emperyalistleri ve onların bölgeyi paylaşma, talan etme adımlarını demokratik Suriye ve demokratik Ortadoğu için atılan adımlar olduğunu savunmasına şaşırmadık. Ama bu tavır bunların demokratiklikten sadece ve sadece gerici burjuva demokrasisini anladığını, üçüncü yol olarak gösterilen yaklaşımın da gerçekte bağımsızlık savunan bir yaklaşım olmadığını, sömürü düzeni çerçevesinde hareket edildiğini bir kez daha göstermektedir. Demokratikliği emperyalistlerin kendilerini muhatap olarak kabul etmeleriyle ölçen bir yaklaşımın kendisinin demokratik olmadığını, emperyalistlerin egemenliğinde ezilen halkların bağımsızlığına kavuşamayacağı gerçeğinin üzeri örtüldüğü ölçüde, bu siyasetle Rojava nın da bağımlılık düğümüyle boğulacağı tehditi kapıya dayanmıştır! Bu gelişmeler Rojava Kürtlerinin, emperyalistlerin teknelerine bindirmek için attığı oltaya takıldığını göstermektedir. Bu ama aynı zamanda Suriye devletinin bütünlüğü çerçevesinde, tabii ki emperyalistlerin çizeceği çerçevede Kürtlerin özerkliğinin de kabul edildiğini göstermektedir. Karşılıklı çıkarlar ve hesaplar sözkonusu olunca, ortaya birlikte davranma hali çıkmakta ve bu ortak davranmayı sonuçta belirleyecek olan ise kimin daha güçlü olduğudur! Ekim ayı ortalarında Duhok ta yaklaşık 10 gün süren görüşmeler Rojava Kürtlerinin örgütlerinin birliği ve özellikle de Güney Kürdistan da Barzani kesiminin ortak davranmaya başlaması, Kürdistan Bölgesel Yönetimi nin Rojava yı destekleme kararı alması vb. gelişmeler, Kürtlerin birliği açısından umut veren gelişmelerdi. Fakat bu gelişmeler de Güney ve Batı Kürdistan lı Kürtlerin liderliğini ABD emperyalizminin yaptığı koalisyona entegre etme rolünü oynamaktadır. Türk devletinin PKK ile barış süreci nde pazarlık gücünü korumak ve PKK yi, Kuzey Kürdistan Kürt hareketini zayıflatmak amacıyla Barzani takımına destek vermesi, PYD ye destek verilmesine karşı çıkması da bu gidişatı önleme kudretine sahip değildir. Kürt kartına oynamak siyasette de değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Gidişatın nasıl bir yol izleyeceğini birlikte göreceğiz

13 HSYK SEÇİMLERİ YAPILDI AKP, HSYK NIN ÇOĞUNLUĞUNU KAZANDI! güncel 12 Eylül 2010 da, 26 maddeden oluşan Anayasa değişiklik paketi halkoyuna sunuldu yılında gerçekleştirilen Türkiye Anayasa değişikliği referandumu ile Anayasada bir takım önemli düzenlemeler gerçekleştirildi. 26 maddelik bir değişikliği içeren paket, TBMM tarafından kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından referanduma sunuldu. Referandum sonucunda % evet ve % hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısı 12 Eylül 2010 günü yapılan Anayasa referandumu ile değiştirildi. Kurulun teşkilat yapısı, çalışma usul ve esasları yeniden düzenlendi. Anayasa değişikliği ile HSYK nın üye sayısı 7 den 22 ye çıkarıldı. HSYK nın üç daire şeklinde çalışması benimsendi ve HSYK sekretaryası oluşturuldu. Meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolu açıldı. HSYK nın başkanı adalet bakanı olup, müsteşar kurulun tabii üyesidir. Kurulun diğer üyeleri ise; ilk derece adli yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtikleri yedi, ilk derece idari yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtikleri üç, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği üç, Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği iki, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği bir ve Cumhurbaşkanının hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçtiği dört üyeden oluşmaktadır. Anayasa da yapılan değişiklikten sonra, 17 Ekim 2010 da HSYK üyeliklerine seçilecek kişiler için seçimler yapıldı da HSYK seçiminde listeler açıkça ilan edilmedi ama Adalet Bakanlığı nın bir listesi olduğu biliniyordu. Bakanlığın listesinde, bakanın müsteşar yardımcısı ve şimdi Fetullahçı olduğu söylenen İbrahim Okur da (onunla birlikte alnı secdeye gelen 11 Cemaatçi) vardı. Seçim sonuçları ilan edildiğinde sanıldığı gibi özerk bir HSYK oluşmamıştı. Yeni HSYK nın yapısı ağırlıklı olarak Gülen/AKP koalisyonundan oluşuyordu. Anayasa Mahkemesi nin her hâkim veya savcının sadece bir adaya oy vermesi kuralını iptal etmesi sonucunda, YARSAV ın toplu davranıp HSYK üyeliklerinin çoğunu kazanması tehlikesine karşı, Gülencilerle birlikte bir liste oluşturması kaçınılmazdı! Çünkü o dönemde Gülenciler AKP nin kankasıydı. Ortaklık henüz bozulmamıştı. Şimdi olduğu gibi o zamanlarda da amaç için her yol mubahtı. Yargının ele geçirilmesi ve yargıda Kemalistlerin hâkimiyetinin kırılması için Gülen takımına ihtiyaç vardı. AKP, 17 Aralık 2013 e kadar bütün İslamcı akımların bir koalisyon partisi idi. 17 Aralık tan itibaren bu koalisyon kesin bir biçimde parçalandı. Gülencilerle, AKP arasında resmen bir iktidar savaşı başladı. Köprüler adeta bir daha kurulmamak üzere atıldı. AKP bu noktadan itibaren Gülen ce maatinin iktidar ortaklığı ile yetinmediğini, iktidarı istediğini görerek tedbirler geliştirmeye, emniyet ve yargı içinde cemaatin gücünü kırmaya yöneldi. Yan daş medyada paralel devlet ten, yargı vesayeti nden, yargının hukuksuz işler yapmaya başladığından vs. söz edil meye başlandı. Paralel yargı nın Türk Ordusuna kumpas kurduğu söylemleri geliştirildi. Cemaatin önemli gelir kaynaklarından biri ve Türkiye deki kadro devşirme okulları konumunda olan dershaneler kapatıldı. Devlet kurumları içerisinde Gülenci olduğu iddia edilen kişilere karşı bir sürek avı başlatıldı. Emniyet içerisinde binlerce polis ve birçok emniyet müdürlerinin görev yerleri değiştirildi. Gülenci olduğu iddia edilen emniyet içerisinde ki polisler gözaltına alındı. Kimileri tutuklandı. Paralel devlet, paralel yargı ulusal çıkarlar için bir tehlike idi ve mutlaka yok edilmesi gerekiyordu! Bu anlamda Hâkim ve Savcıların çatı örgütünde, Gülencilerin temizlenmesi veya hâkimiyetlerinin kırılması için her yol kullanılmaya başlandı. Hükümete yakın hâkim ve savcılardan, hükümetin istediği çoğunluk oluşmazsa HSYK nın topa tutulacağı, yok edileceği söylemleri geliştirildi. HSYK seçimlerini, Gülencilerin kazanması halinde seçim sonuçlarının meşru olmayacağı AKP nin yetkili isim- 13

14 güncel 14 leri tarafından açıklandı. AKP hükümeti, yapısını değiştirmek istediği HSYK seçimleri öncesi kapsamlı rüşvet paketini açıkladı. Buna göre, hâkim ve savcıların maaşlarına bin 155 lira seyyanen zam yapılacak. Böylece mesleğe yeni başlayan hâkimin maaşı 5 bin 141 liraya çıkacaktı. Pakette, zam dışında disiplin cezalarının affı ve silah edinmede polisle aynı hakları sahip olma gibi ayrıcalıklar da yer alıyordu. AKP hükümeti rüşvet paketini açıklamakla yetinmedi, Yargıda Birlik Platformu (YBP) listesi ile seçimlere katıldı. HSYK seçimleri öncesinde AKP adeta seferberlik ilan etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, seçim turuna çıkarak birçok adliyeyi ziyaret etti. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek ve ekibi seçim propagandasına aktif olarak katıldı. HSYK seçimleri; hükümet, cemaat, Yarsav-Yargıçlar Sendikası nın yarıştığı üç liste arasında yapıldı. HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur un da arasında bulunduğu kimi bağımsız isimler de adaylıklarını açıkladılar. Gülenciler ayrı bir liste yerine bağımsız adaylarla seçime katıldılar. 12 Ekim den önce HSYK üyelikleri için Yargıtay ve Danıştay da seçimler yapıldı. Yargıda Birlik Platformu, Yargıtay da seçilen üç üyeliğin hiç birini kazanamadı. Danıştay da ise iki üye seçildi. Sonuç bire bir bitti. Bu sonuca göre, HSYK ya muhalifler dört ve AKP bir üye kazanmıştı. 12 Ekim de yapılacak seçimlerde, AKP adaylarının dört sandalye kazanması halinde YSK da çoğunluğu oluşturacaktı. 12 Ekim 2014 te, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu na adli yargıdan 7 asıl, 4 yedek, idari yargıdan ise 3 asıl, 2 yedek üyenin belirleneceği seçimler yapıldı. AKP nin desteklediği Yargıda Birlik Platformu sekiz üyelik kazandı. Cemaat iki 2 üyelik aldı. Yargıçlar Sendikası ve YARSAV, HSYK seçimlerinde bir varlık gösteremedi. Seçimler sonunda AKP, 22 üyeli HSYK içindeki temsil gücünü 15 üyeye çıkardı. Bu sonuçla HSYK da Cemaat ve ulusalcıların egemenliğine son verildi. Egemen sınıflar, kuvvetler ayrılığından dem vurmakta, yasama/yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olduğunu öne sürmektedir. Bu savunu büyük bir yalandır. KKT de güçler ayrılığı değil güçler birliği vardır. Türkiye de olan her zaman güçler birliğidir. Seçimler, bu güçler birliğinin görüründe demokrasi maskesine büründürülmüş şeklidir. Gerçekte güçlerin birbirini tamamlaması, kontrolüdür söz konusu olan. Bağımsızlık söz konusu değil, karşılıklı denetim söz konusudur. Türkiye de yargı hiçbir zaman bağımsız olmadı, olmayacak da. İktidar, bir toplumsal yapı içinde egemenliği elinde bulunduran güçtür. Her iktidar bir sınıfın damgasını taşır. Sınıflar üstü bir iktidar yoktur. Bir ülkedeki iktidarın niteliğini belirleyen, izlenen politikaların kimin çıkarlarına hizmet ettiğine bakmak gerekir. Her sınıfın kendine özgü ve kendi çıkarlarını koruyan, kollayan bir yargısı vardır. HSYK da çoğunluğu ele geçiren AKP, yargıyı yeniden şekillendirecek ve kendi yargısını kuracaktır. Yargının üst kesimi hâlâ AKP nin denetiminde değildir. Yargının orta ve alt kesimi ise bir çok kurum gibi bölünmüş ve önemli ölçüde ideolojik Kemalist kesimin kontrolünden çıkmış durumdadır. Yüksek yargı, bütün yargıyı belirleme durumundadır. AKP, HSYK aracılığıyla yüksek yargıyı ele geçirmek için çalışacak ve yüksek yargıda Gülen ve ulusalcıların egemenliğini sonlandırmak için her yolu deneyecektir. Türkiye de hukuk, hukuk olmaktan çıkarılıp siyasetin bir aracı haline getirilmiştir. Hukuk, egemen sınıfların iktidar mücadelesinde birbirlerine karşı kullandıkları bir araçtır. On dört bin hâkim ve savcı oy kullanarak, HSYK üyelerini seçmektedir. Yargıyı belirleyen, şekillendiren siyasi iktidar ve Adalet Bakanı dır. Bütün burjuva demokratik ülkelerde yüksek yargı üyeleri, yasama meclisi tarafından seçilmektedir. Burjuva demokrasisinin ilkesi açısından belirleyici olan halksa, o zaman seçilenler atananlara üstündür, atananları seçilenler atar! Halkın seçmediği yüksek yargıçlar, halk adına Büyük Türk Milleti adına karar vermektedir! Bizim talebimiz yüksek yargıçların halk tarafından seçilmesidir. Beğenilmeyen yargıçlar geri çağrılmalı ve yenileri halk tarafından seçilmelidir. Bizim arzuladığımız sosyalist sistemde kuvvetler ayrılığı diye bir şey yoktur. Yargı, siyasi olmayacak tezi ise palavradır. Burjuva hukuku, olmayan bir eşitliği, eşitmiş gibi göstermektedir. Lafta erkler ayrılığı savunulmasına rağmen, uygulamada yapılan ve uygulanan erklerin birliğidir. Yargı, yürütme ve siyaseti halk belirlemelidir. Hukukun gerçek anlamda üstünlüğü ancak halkın iktidarında mümkün olur. Yargının gerçek anlamda bağımsızlığı ve tarafsızlığı bu sistemde mümkün değildir. Halkın iktidarında, yargı tarafsız ve bağımsız çalışacaktır. Halk iktidarında, yargı halkın çıkarları temelinde yargılama yapacak ve halk adına karar verecektir. Siyasi iktidara endeksli bir yargı yerine, halkın çıkarlarına endeksli bir yargı için mücadele bu köhnemiş sömürü düzeninin yıkılması için mücadeleye bağlıdır. Mücadelemizin pusulasını buna yönlendirmeliyiz

15 TÜRKİYE DE MÜLTECİ OLMAK! güncel Mülteci sorunu bugüne ait bir sorun değildir. Bu sorun ile yoğun bir şekilde karşılaşma, 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa da statüsü belli olmayan yüzbinlerce mültecinin kamplarda yaşamasıyla karşılaşıldı. Özellikle de Alman faşizmin saldırıları sonucu Avrupa da yoğun bir mülteci sorunu yaşanmıştı. İkinci Dünya Savaşı öncesinde de mültecilere yardım etmeye çalışan kimi kurum- Her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir. Her bireyin sahip olması gereken temel haklar ve ihtiyaçlar, mültecilere de uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır. Mülteciler, düşünce ve seyahat özgürlüğüne sahiptir. Mülteciler, işkence ve onur kırıcı muameleye tabii tutulamaz. Sosyal ve ekonomik haklar diğer bireylere lar vardı ama bu kurumların çalışmaları yetersiz k a l ı y o r d u. İkinci Dünya savaşı sonrasında göreceli bir barış dönemine girilmişti. Bu göreceli barış döneminde uluslararası sözleşmeler imzalanmaya başlandı. 10 Aralık 1948 de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi imzalandı. Üç haftalık yoğun görüşmelerden sonra, 1951 de Cenevre de Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme kabul edildi. Bu sözleşme 1954 te yürürlüğe girdi. Daha sonra 4 Ekim 1967 de Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol imzalandı. Cenevre de 28 Temmuz 1951 tarihinde imzalanan Mültecilerin Hukuki Durumuna ilişkin Sözleşme, sadece 1 Ocak 1951 den önce meydana gelmiş olaylar sonucunda mülteci olan şahısları kapsıyordu. Oysa 1951 den sonra da yeni mülteci durumları ortaya çıkmaya devam etti. Bu nedenle, söz konusu mültecilerin, Sözleşme nin kapsamına girmeyebileceği dikkate alınarak, Sözleşme deki tanımın kapsamına giren bütün mültecilerin, Ocak 1951 tarih sınırlamasına bakılmaksızın eşit hukuki statüden yararlanmalarının arzu edilir olduğu dikkate alınarak yeni bir protokol karara bağlandı. Türkiye, Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi ne ve 1967 Protokolü ne taraftır. Türkiye Sözleşmeyi 24 Ağustos 1951 tarihinde imzalamış ve 29 Ağustos 1961 tarihinde çekince koyarak onaylamıştır. 359 Sayılı Onay Kanunu 5 Eylül 1961 gün ve Sayılı Resmi Gazete de Bu sözleşmenin hiçbir olduğu gibi mültecilere de tanınması gerekir. sahip olmalıdır. hükmü, mülteciye Türkiye de Türk uyruklu kimselerin haklarından fazlasını sağladığı şeklinde yorumlanamaz şeklindeki çekince ile yayınlanmıştır. Türkiye bu protokolü coğrafi sınır şartı koyarak imzaladı Cenevre Sözleşmesi ve 1967 protokolü, mülteci hukukunun mihenk taşı olarak görülmektedir. Türkiye sadece Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelenlere mültecilik hakkı tanıyor. Diğer ülkelerden gelenlere ise üçüncü bir ülke tarafından kabul edilene kadar geçici sığınma imkânı tanıyor. Türkiye mültecilere Avrupalı olan ve olmayan diye ayrımcılık yapan ülke konumundadır. Mülteci hakları ve hukuku daha birçok sözleşmeye yansıtılmıştır.(*) Mülteci sorunu denilince, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) akla gelmektedir. Mülteci Nedir? Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözlesmesi ne göre mülteci ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi dir. Baskı ve zulme maruz kalanlar göç yollarına düşmektedir. Bu göçler kimi zaman ülke içinde, kimi zaman da sınır aşırı göçler şeklinde olmaktadır. Savaşlar, işgaller, baskıcı yönetimler, açlık ve yoksulluk her yıl milyonlarca insanın göç yollarına düşmesine neden olmaktadır. Yaşadıkları ülkelerdeki savaşlardan, zu- 15

16 güncel 16 lümden veya açlıktan kaçan, ailelerini, tüm sevdiklerini geride bırakarak başka ülkelere sığınmaya çalışan yoksullar için yaşama tutunmak hiç de kolay olmamaktadır. Savaş mağdurları, daha çok çocuklar ve kadınlar olmaktadır. Mülteciler çoğunlukla hayati tehlike yüzünden planlamadıkları halde ülkelerini terk etmek zorunda kalmakta ve varsa değerli eşyaları bunları getirmeye bile fırsat bulamamaktadır. Mülteciler, ülkelerini terk ederek kültürünü, dilini, bilmedikleri bir toplumda çeşitli sorunlarla karşılaşmakta ve desteğe ihtiyaç duymaktadır. UNHCR in 2013 sonu verilerine göre; İkinci Dünya Savaşı ndan bu yana ilk kez mülteci sayısı 50 milyon sınırını aşmış durumdadır. Yirmi yıl önce 1994 te Ruanda da Tutsi lere yönelik bir soykırım yapıldı. Bu soykırımda bir milyon Tutsi nin öldürüldüğü söylenmektedir. Soykırım esnasında ve sonrasında yüzbinlerce insan göç yollarına düştü. Akdeniz mülteci mezarlığına dönmüş durumdadır. Akdeniz ve Ege denizinde umut yolculuğuna çıkan mülteciler hayatlarını kaybediyor. İnsan tacirleri ceplerini dolduruyor. Mülteciler, hurda gemilere, teknelere bindirilerek ölüm yolculuğuna çıkarılıyor. Avrupa Birliği, sınırlarına duvar örüyor. Yunanistan, son birkaç yıldır mültecileri sınırlarının dışında tutabilmek için milyonlarca avro harcadı yılında Türkiye ile arasındaki kara sınırına 10,5 km uzunluğunda tel bir duvar yerleştirdi ve bu bölgeye yaklaşık iki bin sınır güvenlik görevlisi konuşlandırdı. Amaç mültecilerin geçişini engellemektir. İspanya, Fas sınırına jiletli duvar örmüştür. Jiletli telleri aşmaya çalışan birçok mülteci yaşamını yitirmektedir. Bir başka göç yolu İtalya nın Lampedusa adasıdır. Kuzey Afrika dan binlerce kişi Avrupa ya gitmek için İtalya nın Lampedusa adasına gitmeye çalışıyor. Bu yolculuk esnasında gemiler batıyor, batırılıyor ve yüzlerce mülteci yaşamını yitiriyor. ABD, Meksika sınırına mülteci akışını engellemek için duvar örmüştür. Burada örneğini verdiğimiz duvarlar, insanlığı ayıran günümüzde de var olmaya devam eden duvarlardan sadece birkaç tanesidir. Bu örnekler daha da çoğaltılabilinir. Mültecinin Hakları nedir? Her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir. Her bireyin sahip olması gereken temel haklar ve ihtiyaçlar, mültecilere de uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır. Mülteciler, düşünce ve seyahat özgürlüğüne sahiptir. Mülteciler, işkence ve onur kırıcı muameleye tabii tutulamaz. Sosyal ve ekonomik haklar diğer bireylere olduğu gibi mültecilere de tanınması gerekir. Her mülteci sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelidir. Her yetişkin mülteci çalışma hakkına sahip olmalıdır. Hiçbir mülteci çocuk okula gitmekten alıkonulamaz. Sığınma kabul eden devlet, mültecilere harcanacak kaynak bulamadığı durumlarda, UNHCR, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan mülteciler ve diğer ilgili kişilere yardım sağlamakla yükümlüdür. Bu yardım mali destek; gıda maddesi; mutfak malzemesi, aletler, temizlik malzemesi veya barınak gibi ihtiyaçlar şeklinde olabileceği gibi, bir kampta veya topluluk halinde yaşayan mülteciler için okul ve klinik yapılması gibi programlar şeklinde de olabilir. UNHCR, mültecilerin en kısa zamanda kendi kendilerine yeterli duruma gelebilmeleri için elinden gelen tüm gayreti gösterme yükümlülüğüne sahiptir. Buraya kadar kısaca Mülteciler hakkında imzalanan sözleşmeler, mültecilerin kimler olabileceği ve mülteci haklarının ne olduğunu açıklamaya çalıştık. Türkiye de ki mültecilerin durumu ve mültecilere karşı geliştirilen ırkçı saldırılar üzerinde durmak istiyoruz. Türkiye ye Gelen Mülteciler Türkiye ye en çok sığınmacı İran, Irak, Afrika ve Afganistan dan geliyordu. Mart 2011 de Suriye de başlayan iç savaş sonucu, Suriyeli mülteciler Türkiye ye gelmeye başladı. IŞİD faşistlerinin Kobanê yi abluka altına almasından itibaren yüz elli bini aşkın Kürt, dikenli telleri aşarak ülkelerimize geldi. Basına yansıyan bilgilere göre; anda ki durumda ülkelerimizde bulunan Suriyeli mülteci sayısı 1,5 milyonu aşmıştır. Mülteci sayısındaki rakamların sürekli değiştiği göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkelerimizde aynı zamanda kayıt dışı mülteciler de var. Ülkelerimize gelen ve kayıt altına alınmayanlar mülteci olarak görülmemektedir. Mültecilerin Yaşam Koşulları Ve Sorunları Ülkelerimizin her alanında Suriyeli mültecileri görmek mümkün. Mülteci kamplarında kalanlar var. Ülkelerimizde bulunan tüm mülteciler kamplarda kalmıyor, kalamıyor. Kimisi köprü altlarında, kimisi parklarda, kimisi akrabalarının yanında yaşam savaşı veriyor. Kimi göçmenler dileniyor. Çadır kentlerde kalmayanlar kaçak olarak bir yerde çalışıp para ka-

17 zanabilir durumdalar. Sığınmacıların barınmaları için yol gösterici herhangi bir mekanizma yok. Kendi imkânlarıyla bir yerde yaşamak zorundalar. Mülteciler, İnşaatlarda, sanayide, merdiven altı atölyelerde ya da diğer ağır işlerde ucuza çalıştırılmaktadır. Çalışan mültecilerin ücretleri ödenmediğinde şikâyette bulunma hakları yok. Ülkelerimizde, fuhuşun, hırsızlığın, uyuşturucunun ve kısaca tüm kötülüklerin kaynağının mülteciler olduğu algısı var. Mültecilere karşı tahrik, saldırı ve linç girişimlerine tanık oluyoruz. Mülteci göçü, ücretlerin düşmesine, kira ve tüketim maddeleri fiyatlarının yüks e l m e s i n e neden oluyor. Mülteci hareketini fırsata dönü ş t ü r üp kasasını daha çok doldurmak isteyen mülk sahipleri, üretim ve ticaret araçlarını elinde bulunduran sermaye grupları fırsat kollamaktadır. Sömürü ve istismara açık geniş bir kitle olduğunu gören bu kesim, daha çok kazanma hırsı ile kira ve mülklerin fiyatlarını arttırmaktadır. Çalışma ücretleri düşürülmektedir. İşsizliğin ve yoksulluğun ayyuka çıktığı ülkelerimizde, orta ve alt gelir düzeyindeki insanlar tepkilerini mültecilere yöneltmektedir. Gayri meşru kazanç sağlayan sermaye gruplarına ve mülk sahiplerine tepki gösterilmemektedir. Bu tepki veya öfke hali genel olarak mültecilere karşı hoşnutsuzluk ve homurdanmaya neden olmaktadır. Irkçılar bu durumu iyi kullanarak, mültecilerin gelmesi ile birlikte, kiraların yükseldiğini, işsizliğin arttığını ve mülteciler yüzünden yaşam koşullarının giderek kötüleştiğinin propagandasını yapıyor. Bunun sonucu olarak, tepkiler ve öfke sömürücü sisteme, fırsat kollayıcılarına karşı değil, mültecilere karşı yöneltilmektedir. Burjuva ve faşist muhalefet partileri, mültecilerin ülkelerimize gelmelerinin sebebinin AKP hükümeti olduğunu söylüyor! İktidar muhalefet dalaşında mültecilerin durumu kullanılıyor. Oysa göç yollarına düşmenin temel nedeni, açlık, savaşlar ve kapitalist barbarlığın yarattığı koşulların sonucudur. Açlıktan, savaşlardan ve katliamlardan kaçanlar, sınırları yıkıp geliyor. Mültecilik sadece Türkiye ye özgü bir sorun değildir. Mülteciler gittikleri her ülkede günah keçisi olarak görülüyor. Türk hâkim sınıfları, emperyalistler ve gerici iktidarlar, mültecilerin durumunu ırkçılığın körüklenmesi için kullanıyor. Mülteci sorunu, kapitalist-emperyalist sistemin eseridir. Mültecileri, ülkelerinden koparan, yollara düşürüp başka topraklarda birer rehine gibi yaşamaya mahkûm eden emperyalist haydutlardır. Okyanusların karanlık sularına gömülen gemilerde yaşamını yitirenler, sınır boylarında kurşunlananların sorumlusu da onlardır. Irkçılık, şovenizm AKP hükümeti ve tüm gericilerin yol arkadaşıdır. AKP hükümeti, 1,5 milyon mülteciye kapıların açılması ile övünmektedir. Irkçılık, şovenizmin azdırılması, dikkatlerin gerçek sorunlardan, sınıf mücadelesi sorunlarından kaydırılması, egemen sınıfların sık başvurduğu araçlardan biridir. Türkiye de mültecilere yönelik ırkçı saldırılar giderek artmaktadır. AKP hükümeti, mültecilere yönelen ırkçı, faşist saldırıları münferit vakalar olarak değerlendirmektedir. Öncelikle, mülteci ve sığınmacıların can ve mal güvenliğini hedef alan eylemlerin ve linç girişimlerinin biran önce sonlandırılması, mültecilere ait ev, işyeri ve araçlara zarar verilmesinin kesinlikle engellenmesi gerekmektedir. Toplumda mülteci ve sığınmacılara karşı ırkçı nefreti yayanlar egemen sınıflardır. Mültecilere saldıranlar, ev ve iş yerlerini yakanlar hakkında doğru dürüst davalar açılmamaktadır. Nefret suçu işleyenler, ırkçı ve faşist saldırıları gerçekleştirenler takibata uğramamaktadır. Mülteci kadınlar, fiziksel ve cinsel saldırılara maruz kalmaktadır. Mülteci kadınlar, cinsel sömürüye ve fahişeliğe zorlanmaktadır. Mülteci ve sığınmacı durumuna düşen kadınlar, çok kötü şartlarda yaşam mücadelesi vermek zorunda kalmaktadır. Fuhuşa iti- 17 güncel

18 güncel 18 len kadınlar var. Tecavüze uğrayan çok sayıda kadın var. Ayrıca ailesi öldüğü için ortada kalan kız çocukları var. Bu kızlar alelacele evlendiriliyor. Her göçte ve savaşta olduğu gibi bu göçte de kadınlar ve kız çocukları savaşın ganimeti olarak görülüyor. Kadınlara ve özelde de mülteci kadınlara yaklaşım, erkek egemen toplumunun bir yansımasıdır. Bu göçlerden en fazla zarar gören kesim elbette ki çocuklardır. Çocuklar üzerindeki travma uzun yılları kapsayacak olumsuzlukların temelini atmaktadır. Mülteciliğin özellikle çocuklarda yol açtığı sonuçlar son derece ciddidir. Her yıl dünya çapında yüzbinlerce çocuk savaş, çatışma gibi nedenlerle ülkelerinden kaçarak mülteci durumuna düşmektedir. Türkiye ye de her yıl Afganistan, Sudan, Somali ve son yıllarda Suriye den gelen sayıları binlerle ifade edilen çocuk mülteciler var. Dünya mülteci nüfusunun büyük bir bölümünü kadın ve çocuklar oluşturuyor. Yetişkin insanların genellikle travma yaşadıkları ortamlar, çocuk mülteciler üzerinde, iki-üç katı daha fazla olumsuz izler bırakmaktadır. Onlar, tüm bu korkulara, acılara neyin yol açtığını da anlayamamaktadır. Kimi zaman kaçış yolunda, anne-babalarından ayrı düşüp, izlerini kaybedenler var. Kimi zaman aileler, çocukları kurtulsun diye onları, diğer insanlarla birlikte göndermektedir. Kız çocukları cinsel tacize maruz kalmakta ve kimileri de fuhşa zorlanmaktadır. Irkçı tavırlarla karşılaşmaları, toplum içindeki sosyal statülerini kaybetmeleri, bir topluluğa üyelik hislerini kaybetmeleri, mültecilerin sosyal ve kültürel alanda yaşadıkları sorunların başında gelmektedir. Travmatik yolculuk süreçleri, yol boyunca karşılaşılan zorluklar, kötü muameleler, kimlik yokluğu, belirsizlik, korku, endişe, kalış yeri ile ilgili zorluklar ve her an geri gönderilme korkusu yaşanan sorunların başında gelmektedir. Mültecilerin Türkiye de yaşadıkları en önemli sorunlar temel ekonomik ihtiyaçlar olan barınma, beslenme, sağlık, ilaç temini, giyim ve eğitim alanlarında yaşanan sorunlardır. Sınırların açılması, duvarların yıkılması temel talebimizdir. Sınırların olmadığı ve büyük insanlığın kardeşçe yaşadığı bir dünyanın yaratılması öncelikli hedefimizdir. Emperyalist devletlerin sınırları yoksul akını na karşı geçilmez kale duvarları haline getirilmiştir. Güya seyahat özgürlüğü savunucusu olan ve geçmişte demirperde yi insanlık ayıbı olarak adlandıran emperyalistler, şimdi daha yoğun bir biçimde kendi sınırlarına duvar örmektedir. Bu duvarların yıkılması, parçalanması büyük insanlığın mücadelesi ve direnişine bağlıdır. Mücadele edilmeden, işçi sınıfı önderliğinde devrimler yapılmadan, hâkim sınıfların saltanatına son verilemez. Görev bunun için mücadele etmek ve uyuyan devin uyandırılması için çalışmaktır. Mültecilik, emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı koşulların bir sonucudur. Kapitalizmin yol açtığı açlık, yoksulluk, savaşlar, katliamlar ve siyasi baskılar sonucu insanlar yaşadıkları alanları terk etmektedir. Mültecilik, emperyalist talanın ve emperyalist barbarlığın sonucudur. Emperyalizm var olduğu sürece mültecilik olgusu da devam edecektir. KKT de mızrağın sivri ucu mültecilere değil, egemen sınıflara ve onların sömürü düzenine yöneltilmelidir. Mültecilere karşı yönelen ırkçı, faşist saldırılara karşı mücadele edelim. Öfkemizi, kinimizi mülteciliğinde kaynağı olan sömürücü sisteme karşı mücadeleye dönüştürelim (*) Mültecilerin Hakları İle İlgili Belgeler Mültecilerin hakları ile ilgili birçok çok uluslararası, bölgesel sözleşme ve belgeler bulunmaktadır. Tüm insanların sahip olması gereken haklar yanında özel olarak mültecileri ilgilendiren bu belgelerden en temel olanları aşağıda yer almaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950) Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi (1951) Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme (1954) Vatansızlığın Azaltılmasına İlişkin Sözleşme (1961) Her Tür Irk Ayrımcılığına Son Verilmesine İlişkin Sözleşme (1965) Uluslararası Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (1966) Uluslararası Sivil ve Politik Haklar Sözleşmesi (1966) Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Protokol (1967) Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesi (1969) Cartagena Deklarasyonu (1984) Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989)

19 PANORAMA panorama DEVLETİN IRKÇI CİNAYETLERİ SÜRÜYOR! - ABD - Obama nın başkanlığa seçilmesini ABD de ırkçılığın son bulduğunun bir verisi olarak kabul edenlerin sayısı hiç de az değildi. Kimi günlük gazetelerin, ırkçılığın resmen sona erdirilmesinin 50. yılında (2014 Temmuz ayı) takındığı tavırlarla, ırkçılığın pratikte devam ettiğini ortaya koyan verileri ve örneklerle durumu bilince çıkarmaya çalışması, ABD de ırkçılığın hiç de son bulmadığını; tersine, sorunun sadece beyazların bireysel olarak ırkçı tavırlara sahip olması durumu olmadığını, ırkçılığın halen kurumsal ve yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyordu. Amerika Birleşik Devletleri nde (ABD) açık ve resmi ırkçılık, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki süreçte verilen mücadele sonucunda çıkarılan değişik kanunlarla resmen yasaklandı. Çıkarılan kanunlar arasında ırkçılığa son veren kanun olarak kabul edilen kanunların başında 2 Temmuz 1964 tarihinde, Başkan Lyndon B. Johnson tarafından imzalanarak yürürlüğe konan Civil Rights Act 1964 adı altındaki Vatandaş Hakkı Kanunu dur. Sözkonusu kanuna göre, hükümette, resmi kurumlarda ve iş dünyasında/ çalışma alanlarında, ırkı, ten rengi, dini, cinsiyeti ve etnik kökeni nedeniyle yapılan her tür ayrımcılık, dıştalanma yasaklanmıştır. 6 Ağustos 1965 te seçim yasası değiştirilir ve sadece okuma imtihanını başarıyla geçenlerin esasta siyahların ama indigenlerin de çoğunluğunun o dönemde dışlanmaktan dolayı okullara gidemediği ve okur-yazar olamadığı için seçmen kayıtları listesine alınmadığı bir duruma- seçebilme durumuna son verilir. 3 Ekim 1965 tarihinde ise 1924 deki Göç Kanunu iptal edilerek kota kaldırılmış ve yerine liberal düzenlemeler konmuştur de Virginia da mahkemeye yansıyan bir - karışık evlilik olarak adlandırılan renkleri farklı olan insanların evlilikleri- davaya kadar en az 16 eyalette böylesi evlilikler yasaktı. Sözkonusu davada bu durumun Anayasa ya aykırı olduğu kararı çıkar ve değişik tenli insanların evliliklerinin önündeki resmi engeller/ yasaklar kaldırılır deki kanuna rağmen yaşamda, pratik olarak ırkçılığın devam etmesi ve buna karşı mücadeleler sonucu, 1968 Nisan ayında yeni bir kanun kararlaştırılır. Yine Başkan Johnson un imzaladığı bu kanuna göre, ırkı, ten rengi, dini ve etnik kökeni nedeniyle 19

20 panorama 20 herhangi birine ev kiralamamak ya da satmamak; ya da kiralama veya satmada farklı koşulları uygulamak, şartları koşmak, ya da zorlamak, tehdit etmek, korkutmak vb. vb. uygulamalar illegaldir. Daha sonraki yıllarda İndigen kökenli halklara kendi kaderini tayin olarak da adlandırılan, geleneksel inançlarını yaşayabilme vb. hakları tanıyan kanunlar çıkarılır. Öne çıkardığımız bu örnekler temelindeki bu değişiklikler esasında 1964 deki kanunun pratikte yaşam bulabilmesi için atılan ve kağıt üzerinde ırkçılığın, ayrımcılığın son bulması için yapılan değişikliklerdir. Yine de 1964 deki kanun, ABD de ırkçılığı resmen sona erdiren kanun olarak kabul edilmektedir. Obama nın başkanlığa seçilmesini ABD de ırkçılığın son bulduğunun bir verisi olarak kabul edenlerin sayısı hiç de az değildi. Kimi günlük gazetelerin, ırkçılığın resmen sona erdirilmesinin 50. yılında (2014 Temmuz ayı) takındığı tavırlarla, ırkçılığın pratikte devam ettiğini ortaya koyan verileri ve örneklerle durumu bilince çıkarmaya çalışması, ABD de ırkçılığın hiç de son bulmadığını; tersine, sorunun sadece beyazların bireysel olarak ırkçı tavırlara sahip olması durumu olmadığını, ırkçılığın halen kurumsal ve yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyordu. Burjuva demokratlığı yaklaşımı temelinde de olsa, sorunun bilinçlere çıkarılmaya çalışılması, ırkçılığa karşı mücadele açısından iyi ve de olumluydu. Obama nın siyah tenli biri olarak Başkan seçilmiş olması olgusu da ırkçılığın devam ettiği gerçeğini ortadan kaldırmamıştır deki Vatandaş Hakkı Kanunu nun 50. yıldönümünde bu konuda yazılanlar ama ABD de sorun hakkında genel bir tartışma başlatma rolünü oynamadı, oynayamadı. Irkçılığın kurumsal ve yapısal bir sorun olduğunu tartışmanın ve bilince çıkarmanın, ırkçılığa karşı mücadelenin gerekliliğini gündeme getiren olay, yine ırkçılık temelinde yaşanan ve bir beyaz polisin, ABD nin Missouri eyaletine bağlı Ferguson kentinde siyah bir genci katletmesi oldu. Beyaz polislerin siyah tenli insanları katletmesi yeni bir şey değildi. Sorunun ülke çapında tartışılmasını sağlayan, gündeme getiren esas şey, kolluk güçlerinin bu cinayetine karşı siyahların haftalarca protestolar gerçekleştirmesi, sıkıyönetime, sokağa çıkma yasağına rağmen ırkçılığa karşı mücadele etmesiydi, devletin kolluk güçlerini hiçe saymasıydı. İlk iki-üç hafta gibi yoğun olmasa da, belli belirlenmiş tarihlerde gerçekleştirilen protesto eylemleri sayesinde sorun -aradan iki-buçuk ay kadar zaman geçmesine rağmen-, hàlà gündemdedir. FERGUSON DAKİ CİNAYET 9 Ağustos ta polis 18 yaşındaki Michael Brown adlı siyah genci en az altı kurşunla katleder. Olay, yine siyah olan Michael in arkadaşı Dorian Johnson ın anlatımına göre şöyle gelişmiştir: İki arkadaş eve giderlerken polis tarafından nedensiz biçimde taciz edilir. Polisler Michael i polis arabasına bindirmeye çalışırken Michael polisin elinden kurtulur ve kaçmaya başlar. Bunun üzerine polis ateş eder ve Michael bu arada ellerini kaldırmış teslim işaretini vermiştir ama polis ateşe devam eder. Polisin resmi açıklamasına göre ise, ateş eden polis acil savunma, yani kendisini korumak için ateş etmiştir. Michael olay yerinde ölür ve cesedi dört saat orada yerde kalır, polis kimseyi -Michael in annesi ve ailesini de-, olay yerine yaklaştırmaz. Olayın nasıl yaşandığı konusunda değişik versiyonlar var. Ama Michael in sağ kolundan dört, kafasından ise iki kurşunla ve kurşunların ön taraftan ve yukarıdan kafasına sıkıldığı yapılan otopsi tarafından belirlenmiştir. Polisin acil savunma iddiası ise esasında yine Michael in polisle dalaş sırasında, polisin silahına ulaşmaya, almaya çalıştığı iddiasına dayanmaktadır. Michael in kendisi silahsızdır. Sonuçta olayın nasıl geliştiği tam net değildir. Açık olan şey, Michael in ve arkadaşının polis tarafından taciz edildiği ve bu arada yaşanan taciz ve itiraz ile polise karşı direniş sonucu - savunmada olan polis değil, iki siyah tenli gençtir- açık ırkçı bir cinayet işlenmiştir. 10 Ağustos ta Michael için yaşanan yas, gerçekleştirilen bir uyarı nöbeti nden sonra yerini öfke ve şiddete bırakır. Yüzlerce insan toplanır ve o akşam arabaların camları kırılır, dükkanlar talan edilir, polisle şiddetli çatışma yaşanır... Onlarca protestocu tutuklanır. Böylece ırkçılığa, polis saldırılarına karşı protestolar alevlenir. Devletin kolluk güçleri protestoculara, kelimenin gerçek anlamında askeri-savaş araçlarıyla, panzerler/ zırhlı araçlar ve otomatik silahlarla, sis bombası, gözyaşartıcı bomba, plastik mermilerle vb. müdahale eder. Sayısız eylemci ve kimi gazetecileri de tutuklar. 14 Ağustos ta Missouri Valisi güvenlik sorumluluğunu otoyol polisi ne devreder. Özel Silahlar ve Taktikler Birimi (SWAT) devreye sokulur. Ferguson

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

İran'ın Irak'ın Kuzeyi'ndeki Oluşum ve Gelişmelere Yaklaşımı Kuzey Irak taki sözde yönetimin(!) Parlamentosu Kürtçü gruplar İran tarafından değil, ABD ve çıkar ortakları tarafından yardım görmektedirler.

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2014 GİRİŞ: Türkiye de son üç ayda (Haziran, Temmuz, Ağustos) insan hakları ihlalleri istikrarlı bir biçimde

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 Pentagon yetkilileri Fransa'nın talep ettiği Reaper tipi insansız hava aracı (İHA) veya dronların satışına yönelik olarak Kongre'de

Detaylı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy daşı Türk entelijansiyasının ana söylemidir. Bu gruplar birkaç yıl evvel ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde savaş söylemlerinin en ateşli taraftarı idiler. II. Körfez Savaşı öncesi

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 İÇ POLİTİKA KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT

Detaylı

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER Merve Nur Bulut, Kübra Sezgin www.improkul.impr.org.tr facebook.com/improkul @improkul improkul@gmail.com SURİYE KRİZİ VE TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER 2011

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Temel Bilgiler G20 Nedir? G-20 (Group of 20) platformunun kuruluş amacı küresel ekonomik istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için gayri resmi bir görüş alışverişi

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

Akçakale Sınırından Türkiye ye Sığınmacı Geçişi Gözlem Raporu. (16 Haziran 2015)

Akçakale Sınırından Türkiye ye Sığınmacı Geçişi Gözlem Raporu. (16 Haziran 2015) 17.06.2015 Akçakale Sınırından Türkiye ye Sığınmacı Geçişi Gözlem Raporu (16 Haziran 2015) Necatibey Caddesi No:82 Kat:6 Daire:11/12 Demirtepe/Ankara Tel:+90 (312) 230 35 67-68-69 Fax:+90 (312) 230 17

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz...

Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz... Kadın Örgütlerinin Engelli Kadınlarla İlgili Farkındalıklarının Arttırılması Projesi Fark Ettikçe, Birlikte Güçleniyoruz... Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı kapsamında desteklenen Kadın Örgütlerinin

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI?

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? DIŞ POLİTİKA TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? HAZİRAN 2011 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Suudi Arabistan'dan Yemen'e operasyon

Suudi Arabistan'dan Yemen'e operasyon On5yirmi5.com Suudi Arabistan'dan Yemen'e operasyon Cumhurbaşkanı Hadi'nin çağrısına yanıt veren Suudi Arabistan ve bölge müttefikleri Yemen'e yönelik askeri operasyon başlattı. 10 ülkenin katıldığı operasyonda

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

USTAD Tahlil Nisan-2011

USTAD Tahlil Nisan-2011 Meydana Dökülme ve Öfke Bahreyn de 14 Şubat hareketi USTAD Tahlil Nisan-2011 Çalışma No:5 Nisan 2011 Mardin -TURKEY ÖZET: Bahreyn e Bahreyn den penceresinden baktığınızda, onu diğer ülkelerden ayıran önemli

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR. [ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) 12-23 EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR. [ Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12. Taraflar Konferansı

Detaylı

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ *

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * Salih AKYÜREK ** Cengiz YILMAZ *** Türkiye-Suriye ilişkileri Cumhuriyet döneminde ve özellikle son 30 yılda iniş çıkışları ve gerginlikleri çok

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Irina Bokova, Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Khatera

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Suriye Krizi ne Cevap Verebilmek için ABD den Yeni İnsani Yardım. Bilgi Notu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü. Washington, D.C.

Suriye Krizi ne Cevap Verebilmek için ABD den Yeni İnsani Yardım. Bilgi Notu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü. Washington, D.C. Suriye Krizi ne Cevap Verebilmek için ABD den Yeni İnsani Yardım Bilgi Notu ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü Washington, D.C. 25/06/2015 Bugün ABD, Suriye deki savaştan etkilenenler için 360 milyon ın

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ. 21. Reform İzleme Grubu Toplantısı Basın Bildirisi Ankara, 26 Temmuz 2010

T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ. 21. Reform İzleme Grubu Toplantısı Basın Bildirisi Ankara, 26 Temmuz 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ 21. Reform İzleme Grubu Toplantısı Basın Bildirisi Ankara, 26 Temmuz 2010 Reform İzleme Grubu nun (RİG) 21. Toplantısı, İçişleri Bakanımız Sayın Beşir

Detaylı

Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme

Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme ULUSLARARASI STRATEJİK BAKIŞ ENSTİTÜSÜ POLICY BRIEF 11/28/2015 Kasım 2015, No.1 Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme Zafer Gündüz, Uzman, Uluslararası Stratejik Bakış Enstitüsü. Giriş

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları 7 Mart 2010 seçimleri üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen Irak ta henüz bir hükümet kurulabilmiş değildir. Yeni hükümet kurma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Ekim 21 de Başbakan Maliki nin

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ORTADOĞU ARAŞTIRMALARI ANALİZ SERİSİ Bilgi Kültür Merkezi 10/29/2013 No: 13

ORTADOĞU ARAŞTIRMALARI ANALİZ SERİSİ Bilgi Kültür Merkezi 10/29/2013 No: 13 ORTADOĞU ARAŞTIRMALARI ANALİZ SERİSİ Bilgi Kültür Merkezi 10/29/2013 No: 13 ABD nin Türkiye Politikasını Hakan Fidan Haberleri Üzerinden Okumak: Eski Alışkanlıklar Yeni Dönem* Prof. Dr. Kemal İnat İki

Detaylı

28.12.2012. Yine tehtid ettiler

28.12.2012. Yine tehtid ettiler Yine tehtid ettiler Muhalefeti ve yönetimiyle Türkiye'nin içişlerine müdahale ettiğini söyleyen Irak'tan bir tepki daha geldi. Irak'ta Mukteda Sadr'ın Mehdi Ordusu'ndan kopan Asaib Ehl el Hak grubu, Türk

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

AB Kulisi. Ajanda Türkiye nin AB katılım sürecinde önemli tarihler ve dönüm noktaları...

AB Kulisi. Ajanda Türkiye nin AB katılım sürecinde önemli tarihler ve dönüm noktaları... AB Kulisi Nisan 2010 Editör den AB Kulisi nin bu ayki Editör den bölümü, Almanya Şansölyesi Angela Merkel in mart ayı sonunda Türkiye ye yaptığı ziyareti değerlendirirken Türkiye nin AB üyeliğine ilişkin

Detaylı

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line 25 Ağustos 2013 Pazar Brifing: Görev isminden de anlaşılacağı gibi hattı tutan bir birliğe bir diğerinin

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ Özel Sayı: Bağımsız Seçim Gözlemi Temmuz 2011 1 2 46 sivil toplum örgütünden oluşan Bağımsız Seçim İzleme Platformu Türkiye de ilk kez, uluslararası standartlar çerçevesinde,

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

[14. ULUSAL ÇOCUK FORUMU]

[14. ULUSAL ÇOCUK FORUMU] [14. ULUSAL ÇOCUK FORUMU] ANKARA 19-20 Kasım 2013 1. GİRİŞ Çocuk hakları, ülkemizin gündemine Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile girmiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarını düzenleyen

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02.

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Amaç ve kapsam Madde 2 Dayanak Madde 3 Tanımlar İkinci Bölüm - Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU Kuruluşu: Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU - 2007 yılı Nisan ayında, Türkiye-Afganistan ve Pakistan Devlet Başkanları Zirvesi esnasında TOBB a yapılan çağrı

Detaylı