ABDULLÂH EL HERARÎ HOCA EFENDİ NİN MUHTASAR I. Şâfiî Mezhebine Göre. İlmihâl

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ABDULLÂH EL HERARÎ HOCA EFENDİ NİN MUHTASAR I. Şâfiî Mezhebine Göre. İlmihâl"

Transkript

1 ABDULLÂH EL HERARÎ HOCA EFENDİ NİN MUHTASAR I Şâfiî Mezhebine Göre İlmihâl

2 ب س م هللا الر ح ن الر حيم MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ Âlemlerin Rabbi, Hayy, Kayyûm olan ve yaratılmışların tümünü takdîr eden Allâh a hamd olsun. Salat ve selam Efendimiz Muhammed e olsun. Bu kitap; itikad, Şafii mezhebine göre taharetten hacca kadar fıkhi meseleler ve bir kısım muamelat hükümleri gibi her mükellefin bilmemesinin caiz olmadığı zaruri bilgilerin çoğunu kapsayan muhtasar bir kitaptır. Ayrıca bunlarla beraber dil gibi organların günahlarının beyanını da içermektedir. Kitabın aslı Hadramevt bölgesinin Fakihlerinden olan Abdullâh bin Hüseyin bin Tâhir e aittir. Daha sonra kitaba birçok faydalı mesele ilave edilmiştir. Bununla beraber tasavvuf konusunun zikredildiği bölüm kaldırılmış ve konu dışına çıkmadan bazı ibareler değiştirilmiştir. Ayrıca kitapta zayıf görülen bazı görüşler Şafii fakihlerinden olan İmam Bulkînî gibi âlimlerin tercih ettiği görüşler ile değiştirilmiştir. Bu kitaba Allâh rızası için niyet ederek inayet etmek (özen göstermek)gerekir ki kişinin ameli kabul edilsin. Kitaba Muhtasar Abdullâh El-Herari El-Kâfil Bi İlmiddîn Ed-Darûrî 1 adını verdik. ZARÛRİ OLAN İTİKÂD BİLGİLERİ Her mükellefin, İslâm dini üzerinde olması, bu dinde daima sebat etmesi ve üzerine farz olan hükümlerin yükümlülüğünü üstlenmesi farzdır. Her halükarda bilinip inanılması farz olan hususlardan biri kelime-i şehadettir. [Mükellefin] kâfir ise anında, değilse de namazda kelime-i şehadeti söylemesi farzdır. Kelime-i şehadet ise: أ ش ه د أ ن ل إ ل ه إ ل هللا و أ ش ه د أ ن م م د ا ر س ول هللا Şehadet ederim ki Allâh tan başka İlâh yoktur ve Şehadet ederim ki Muhammed Allâh ın Resûlüdür. dür. 1 Zaruri İlmi Kapsayan Abdullâh El Herari nin Muhtasarı.

3 Şehadet ederim ki Allâh tan başka İlâh yoktur ibaresinin anlamı; Biliyor, kalbimle inanıyor ve dilimle de itiraf ediyorum ki, Allâh tan başka ibadeti hak eden yoktur. O; El-Vâhid, El-Ehad, El-Evvel, El-Kadîm, El-Hayy, El-Kayyûm, Ed-Dâim, El-Ĥâlik, Er-Râzik, El-Âlim, El-Kadîr ve dilediğini yapandır. Allâh ın dilediği olur, dilemediği ise olmaz. O ki O nun koruması olmadan günahlardan korunulamaz ve yardımı olmadan, taatte bulunulamaz. O, Kendisine layık olan kemâl sıfatlarla mevsuf ve hakkında noksanlık sayılan bütün sıfatlardan münezzeh olandır. O hiçbir şeye benzemez ve,o her şeyi işiten ve 2 ل يس ك م ث ل ه ش يء و ه و الس م يع الب ص ي görendir. Başlangıçsız olan O dur, O ndan başka her şeyin başlangıcı vardır. Yaratan O dur; O ndan başka her şey yaratılmıştır. Dolayısıyla var olan her şey, yani bütün hacimler ve ameller; zerreden Arş a kadar olan cisimler, kulların bütün hareketleri, durgunlukları, niyetleri ve havatırı 3 Allâh ın yaratmasıyla var olmuştur. Bunları, Allâh tan başka kimse yaratmış değildir; ne tabiat 4 ne de illet 5. Bunların var olması ancak Allâh ın dilemesi, kudreti, takdîri 6 ve ezelî olan ilmiyledir. Çünkü Allâh-u Teâlâ buyurdu ki: ك ل و خ ل ق ش ىء El Furkân Sûresi 2 Manası: O (Allâh) her şeyi yaratmıştır. Yani Allâh, her şeyi yoktan var etmiştir. Bu anlamda Allâh tan başkasına yaratmak isnâd edilemez. Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: غ ي ر هللا خ ال ق م ن ه ل Fâtır Sûresi 3 Manası: Allâh tan başka yaratıcı mı vardır! 2 Eş-Şûrâ sûresi / 11. Âyet. 3 İstem dışı akla gelen düşünceler. 4 Tabiat; cisimlerin, üzerinde yaratılmış oldukları sıfatlardır. Örneğin, ateşin tabiatı (sıfatı) yakmaktır. 5 İllet; var olmasıyla mâlûl var olup, yok olması ile yok olandır. Örneğin, yüzüğün takılı olduğu parmağın hareketi, yüzüğün hareket etmesinin illetidir. 6 Kudret sıfatıyla

4 [İmâm] Nesefî şöyle buyurmuştur: Eğer bir insan cama bir taşla vurup camı kırarsa; vurma, kırma ve kırılma Allâh-u Teâlâ nın yaratmasıyladır. Dolayısıyla kul sadece kesb eder 7, yaratmak ise Allâh a hastır. Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: اك ت س ب ت م ا و ع ل ي ه ا ك س ب ت م ا ل ا El Bakarah Sûresi 286 Manası: Kulun kesb ettiği iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. Allâh ın Kelâm ı, diğer sıfatları gibi başlangıçsızdır. Çünkü Allâh-u Teâlâ nın zâtı, sıfatları ve fiilleri yaratılmışların zâtına, sıfatlarına ve fiillerine benzemez. O, zalimlerin 8 söylediklerinden kesinlikle münezzehtir. Zikredilenlerin manasından Allâh ın 13 sıfatı olduğu özetlenmektedir. Bunlar Kur ân-ı Kerîm de lafzen veya mana olarak çokça zikredilmiştir. Bunlar şu sıfatlardır: başlangıçsızlık; El-Kıdem, yani ا لق د م El-Vahdâniyyeh; ا ل و اح د ان ي ة El-Vucûd; ا ل و ج ود ا ل ب ق اء El-Bekâ ; ا ل ق ي ام ب الن ف س El Kıyâmu Bin Nefs; ا ل ق د ر ة El-Kudrah; ا ل ر اد ة El-İrâdeh; El- ا ل ع ل م İlm; ا لس م ع Es Sem ; ا ل ك الم El-Hayât; ا ل ي اة El-Bašar; ا ل ب ص ر El-Kelâm; ال م خ ال ف ة ل ل ح و اد ث El-Muĥâlefetu Lil Havâdis. Bu sıfatlar, dini naslarda 9 çokça zikredildiği için alimler bu sıfatların bilinmesinin farz-ı ayn olduğunu bildirdiler. Allâh ın zatının ezelîliği sabit olduğuna göre, sıfatlarının da ezelî olması icap eder. Zira sıfatların sonradan var olması, zâtın da sonradan var olmasını gerektirir. Şehadet ederim ki Muhammed Allâh ın Resûlüdür ibaresinin manası ise: Biliyor, inanıyor ve itiraf ediyorum ki, Kureyş kabîlesinden olan Muhammed Bin Abdullâh Bin Abdulmuttalip Bin Hâşim Bin Abdumenâf (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Allâh ın kulu ve Resûlü olup tüm yaratılmışlara gönderilen Resûlüdür. Bununla birlikte onun Mekke de doğduğuna, orada ikamet etmekteyken kendisine peygamberliğin geldiğine, Medîne ye hicret ettiğine ve orada defnedildiğine iman edilmelidir. Ayrıca Efendimizin ﷺ risaletine inanmak onun bildirdiği ve Allâh tan 7 Kesp; Kulun, iradesini ve kastını bir fiili yapmaya yönelttiğinde, Allâh ın bu fiili o anda yaratmasıyla onu yapmasıdır. 8 Burada zalimlerden kasıt kâfirlerdir, çünkü küfür en büyük zulümdür. 9 Dini naslar; Kurân-ı Kerîm ve Hadîs-i şeriflerdir.

5 tebliğ ettiği şeylerin hepsinde sâdık olduğuna inanmayı da içerir. Bunlardan bâzıları şunlardır: Kabir azâbı ve nimeti, Münker ve Nekir adlı meleklerin sorguları, diriliş, haşr, Kıyâmet, hesap, sevap, azap, Mizan, Cehennem, Sırât köprüsü, Havuz, şefâat, Cennet, Allâh-u Teâlâ yı Âhiret te göz ile keyfiyetsiz, mekânsız ve yönsüz yani yaratılmış olanın görülmesi gibi olmaksızın görmek, Cennet ve Cehennem de sonsuza dek kalmak, Allâh ın Melekleri, Peygamberleri, Kitapları, kaderin hayrı ve şerri, Efendimiz Muhammed in (salavat) peygamberlerin sonuncusu ve Âdemoğullarının tümünün efendisi olduğuna iman etmek Allâh ın peygamberlerinin her birinin sıdk, emanet ve fetânet sıfatlarıyla vasıflı olmasının [aklen] vacip olduğuna iman etmek de farzdır. Dolayısıyla onlar hakkında yalan, hıyanet, rezalet, sefahat, anlayış kıtlığı, korkaklık ve İslâm davetinin kendilerinden kabul edilmesinden uzaklaştıran her şey imkânsızdır. Ayrıca onlar, kendilerine vahiy gelmeden önce de sonra da küfürden, büyük günahlardan ve alçaltıcı küçük günahlardan korunmuşlardır. Peygamberlerin bunların dışındaki günahlara düşmeleri mümkündür, ancak başkaları o küçük günahta kendilerine tabi olmadan, hemen tövbe etmek için uyarılırlar. Bundan anlaşılıyor ki Yûsuf un (aleyhisselâm) o çirkin fiilleri yapan kardeşlerine peygamberliğin verilmiş olması mümkün değildir. Bunlar Yûsuf un (aleyhisselâm) Bünyamin dışındaki kardeşleridir. Kendilerine vahiy indirilen El-Esbât ise bunların zürriyetlerinden gelenlerdir. Ridde Bölümü Her Müslüman ın, İslâm ını bozan, geçersiz kılan ve kesen şeyden koruması farzdır. O şey de riddedir. Allâh bizi bundan korusun. Nevevî ve başka âlimler buyurdular ki: Ridde küfrün en çirkinidir. Zamanımızda dikkatsizce konuşmak çokça yaygınlaştı. Öyle ki bazıları küfür söz kullanarak dinden çıkar; fakat kullandıkları bu sözü, değil küfür, günah olarak dahi görmezler. Bu da Peygamber Efendimiz in (sallallâhu aleyhi vesellem) şu Hadîs-i Şerîf inin doğruluğunu göstermektedir: إ ن الع ب د ل ي ت ك ل م ب ا لك ل م ة ل ر ى ب ا ب أ س ا ه وي ب ا ف ال ار س ب ع ي خ ر فا Kul öyle bir söz söyler ki, bunda bir sakınca görmez, oysa o sözden dolayı, Cehennem in yetmiş yıl mesafelik derinliğine düşer. Orası da Cehennem in dibi olup, kâfirlere has bir yerdir. Bu Hadîs-i Şerîf i [İmâm] Tirmizî rivâyet etmiş ve Hasen Hadîs olduğunu bildirmiştir.

6 Bu Hadîs-i Şerîf le aynı manaya gelen, [İmâm] Buhârî ve [İmâm] Müslim in rivayet ettiği başka bir Hadîs-i Şerîf daha vardır. Bu Hadîs-i Şerîf, küfre düşmek için hükmü bilmenin, kalbin razı olmasının ve söylenen lafzın manasına inanmanın şart olmadığına delildir. Yani bu mesele Fıkhu s Sünneh adlı kitapta zikredildiği gibi değildir. Aynı şekilde sinirli olmamak da küfre düşmek için şart değildir. Nevevî bu konuya şu örneği vererek değinmiştir: Şayet bir kimse çocuğuna veya kölesine sinirlenip onu şiddetli bir şekilde döverse ve bir adam ona: Sen Müslüman değil misin? dediğinde, o da kasıtlı olarak: Hayır. derse küfre düşmüştür. Bunu Nevevî dışında Hanefî ve başka mezhep âlimleri de zikretmişlerdir. Ridde; 10 Nevevi ve onun dışında Şafii, Hanefi ve diğer mezhep âlimlerinin de ayırdığı gibi itikatlar, fiiller ve lafızlar olmak üzere üç kısma ayrılır. Riddenin bu üç kısmının her biri de birçok dala ayrılır. İtikâdî Küfre Örnekler: Allâh ın varlığından, Rasûlünden, Kur ân-ı Kerîm den, Âhiret gününden, Cennet ten, Cehennem den, sevaptan, azaptan veya hakkında icma olan benzeri şeylerden şüphe etmek Bu âlemin cinsinin fertleriyle beraber ezelî olduğuna veya sadece cinsinin ezelî olduğuna inanmak İlim sıfatı gibi Allâh hakkında icma ile sabit olan sıfatlardan birini inkâr etmek veya cisim gibi icma ile tenzih edilmesi gereken bir sıfatı O na isnat etmek Zina, livata, Müslümanı [haksız yere] öldürme, hırsızlık ve gasp gibi icma ile haram olup Müslümanlarca haram olduğu açıkça bilinen bir şeyin, bilen kişi tarafından helal olduğunun iddia edilmesi Alış veriş ve nikâh gibi icma ile helal olup Müslümanlarca helal olduğu açıkça bilinen bir şeyin, bilen kişi tarafından haram olduğunun iddia edilmesi Beş vakit Namaz, onlardaki bir secde, Zekât, Ramadân orucu, Hacc ve abdest gibi farz olduğu konusunda icma bulunan bir amelin farz olduğunu inkâr etmek Farz olmadığına dair icma olan bir şeyi farz saymak Dînimizce talep edildiği icma ile sabit olan bir şeyi inkâr etmek Küfre düşmeye veya zikredilenlerden herhangi birini yapmaya azmetmek veya yapıp yapmamakta tereddüt etmek 10 İslâm dan ayrılma.

7 Ancak kalpte bu tür düşüncelerin istem dışı oluşması küfre düşürmez. Ebû Bekir in (radiyallâhu anh) sahabi olduğunu inkâr etmek Peygamber olduğu konusunda icma bulunan Peygamberlerden herhangi birisinin Peygamberliğini inkâr etmek İcmâ ile Kur ân-ı Kerîm de varlığı sabit olan bir harfi, Kur ândan olduğunu bildiği halde inkâr etmek veya icma ile Kur ân-ı Kerîm de bulunmadığı sabit olan bir harfin, inat ederek Kur ândan olduğuna itikâd etmek Bir Peygamberi yalanlamak, ona noksanlık nispet etmek ve onu aşağılama kastıyla adını küçültmek Peygamber Efendimiz Muhammed den (salavat) sonra yeni bir Peygamberin gelebileceğine inanmak Fiilî Küfre Örnekler: Puta veya güneşe ibadet etme kastıyla olsun veya olmasın secde etmek İnsana ibadet maksadıyla secde etmek Bazı cahillerin tasavvuf ehli olduğunu iddia eden bazı hocalara ibadet etme kastıyla secde etmeleri gibi. Bu fiil küfürdür, ancak onlara 11 secde etmeleri ibadet etme kastıyla değilse küfür değildir, lakin haramdır. Lafzî Küfre Örnekler: Bunlar hasredilmeyecek kadar çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır: Müslüman a, benzetme kastıyla değil de karşısındakinin üzerinde olduğu dinin küfür, Yahudilik, Hristiyanlık veya dinsizlik olduğunu kastederek şöyle demek: Ey kâfir!, Ey Yahudi!, Ey Hristiyan! veya Ey dinsiz! Allâh-u Teâlâ nın isimlerinden herhangi birisiyle, O nun isimlerinden olduğunu bildiği halde alay etmek [Allâh-u Teâlâ nın vaadi veya tehdidi olduğunu bildiği halde] Allâh ın vaatleri veya tehditleri ile alay etmek [Alay edercesine veya şeriata inâden:] şöyle demek: Allâh bile bunu bana emretse, yapmayacağım. ; Kıble şu yönde olsa bile, ben o yöne namaz kılmam. veya Allâh bana Cennet i verse bile, ben ona girmem. 11 Yani hocalarına

8 Ayrıca şöyle demek: Hastalığıma rağmen, Allâh beni namaz kılmadığım için cezalandıracaksa, bana zulmetmiş olur. Hâsıl olan herhangi bir şeyin Allâh ın takdîri 12 ile olmadığını söylemek Ayrıca şöyle demek: Peygamberler veya Melekler, ya da bütün Müslümanlar falanca şeye şâhitlik etseler dahi, onların şâhitliğini kabul etmem. Alay etmek kastıyla şöyle demek: Filan şey sünnet olsa dahi ben bunu yapmam Yine şöyle demek: Falanca kişi peygamber olsa da ben ona inanmam. Bir âlim dinî bir fetva verdiğinde, şeriatın hükmüyle alay edercesine şöyle demek: Bu ne biçim bir şeriattır? Bütün âlimleri kapsayacak şekilde şöyle demek: Her âlime lânet olsun. Ancak bütün âlimleri değil de, fesada uğradıklarını düşündüğünden dolayı belirli âlimleri kast ederek bu sözü söylerse ve konuşmasında bunu gösteren bir belirti var ise küfre düşmez. Fakat bu sözden dolayı harama düşmüştür. Aynı şekilde şöyle demek: Ben Allâh tan, Meleklerden, Peygamberden, şeriattan veya İslâm dan berîyim Allâh ın hükmünü hafife alarak şöyle demek: ben bu hükmü tanımıyorum. Bir kimse, bir bardak doldurduktan sonra Kerîmesi ni veya içecek boşaltırken [En-Nebe Sûresi 34.] Âyet-i وكأسا دهاقا [En-Nebe Sûresi 20.] Âyet-i فكانت سرابا Kerîmesi ni veyahut bir şey tartar veya ölçerken وإذا كالوهم أو وزنو هم خيسرون [El- Mutaffifîn Sûresi 3.] Âyet-i Kerîmesi ni veya bir topluluk gördüğünde [El-Kehf Sûresi 47.] Âyet-i Kerîmesi ni manalarıyla alay وحشرناهم فلم نغادر م هم أحدا edercesine okursa küfre düşer. Aynı şekilde bir kimse Kur ân-ı Kerîm in herhangi bir Âyetini ayetle alay etme kastıyla kullanırsa küfre düşer. Ancak bu kasıt dışında kullanırsa küfre düşmez, lakin Şeyh Ahmed bin Hacer El Heytemî nin dediği gibi: Bu kimse harama düşmüştür. Ayrıca bir peygambere veya bir meleğe söven küfre düşer. Aynı şekilde şöyle demek: Namaz kılarsam kavat olayım. veya Ben namaz kılmaya başladığımdan beri hayır görmedim. veya alay edercesine: Namaz benim işime yaramaz küfürdür. 12 Kudret sıfatıyla

9 Müslüman a şöyle demek: Ben senin ve senin Peygamberinin de düşmanıyım. Peygamber Efendimiz in salavat soyundan olan birisine, Peygamber Efendimizi salavat kastederek şöyle demek: Ben senin de dedenin de düşmanıyım. veya bu sözlere benzer kötü ve çirkin sözler söylemek. Hanefî âlimlerinden Bedru r-raşîd ve Mâlikî âlimlerinden El Kadı İyâd, gibi fâkihlerden birçok âlim konuyla alâkalı olan birçok hususu zikretmişlerdir. Bu bilgilere göz atmak gerekir. Çünkü şerri bilmeyen, şerre düşer. Kural: Allâh ı, Allâh ın kitaplarını, Peygamberlerini, Meleklerini, dinin sembollerini, dinin hükümlerini, Allâh ın vaatlerini ve tehditlerini hafife almayı ifade eden her itikat, fiil veya söz küfürdür. İnsan her hâlükârda küfrün çeşitlerine düşmemeye dikkat etmeli ve onlardan korunmaya gayret etmelidir. [Mürteddin Hükümleri] Riddeye düşenin, anında Kelime-i Şehadeti getirerek, İslâm dinine dönmesi, onu riddeye düşüren şeyi terk etmesi, kendisinden hâsıl olan riddeden dolayı pişman olması ve bir daha aynı şeye düşmemeye azmetmesi farzdır. Riddeye düşen kimse İslâm a dönmez ise, halifenin bu kimseden İslâm a dönmesi talebinde bulunması farzdır. O kimseden İslâm a dönmesinden başka hiçbir şey kabul edilmez. Aksi halde ridde sebebiyle halife onu öldürür. Halife bu kişinin riddeye düşmüş olduğuna hükmedebilmek için adl 13 olan iki şâhidin şâhitliğine veya riddeye düşenin kendi itirafına itimat eder. Bu hüküm İmâm Buhâri nin rivayet ettiği şu hadisten alınmıştır: م ن ب د ل د ه ف اق ت ل و ه Anlamı: her kim İslâm dan ayrılırsa onu öldürün. Riddeye düşenin, orucu, teyemmümü ve gerdeğe girmediyse nikâhı bozulur. Aynı şekilde gerdeğe girdikten sonra iddet süresi içinde İslam a geri dönmezse nikâhı bozulur. Müslüman veya onun dışında hiçbir kadınla nikâhı geçerli olmaz, kestiği hayvanın eti haramdır, varisi olduğu kişinin mirasından alamaz, varisleri de bıraktığı mirastan alamaz. Cenaze namazı kılınmaz; yıkanmaz, kefenlenmez ve de Müslümanların mezarlığına defnedilmez. Malı da fey dir. 14 Yani sağlam bir beytülmal 13 Adl: Müslüman, hür, baliğ, akıllı, büyük günahlardan ve küçük günahları sayıca büyük günahlarını geçmemiş kimsedir. Bununla beraber emsallerinin ahlakıyla ahlaklanması gerekir. 14 Fey : Müslümanların faydasına kullanılan mal.

10 var ise beytülmala verilir. Yoksa salih bir adam o malı alıp Müslümanlara faydalı bir şeyde kullanabiliyor ise bunu yapar. Günümüzde ise sağlam beytülmal bulunmamaktadır. [Farzları Eda Etmek Ve Haramlardan Kaçınmak] Her mükellefin, Allâh ın farz kıldığı şeylerin hepsini yerine getirmesi farzdır. Bu farzları, Allâh ın emrettiği gibi; rükün ve şartlarını yerine getirerek ve onları bozacak şeylerden sakınarak eda etmesi farzdır. Ayrıca [her mükellefin], farzlardan birini terk eden veya geçerli olmayacak şekilde yapan kimseyi gördüğünde; o kişiye bu ibadetin doğrusunu emretmesi ve gücü yetiyorsa onu buna zorlaması farzdır. Aksi halde, yani zorlamaktan ve emretmekten âciz ise kalbiyle inkâr etmesi farzdır. Bu da imanın en zayıf derecesidir, yani Müslümanın aciz kaldığı halde yapması farz olan şeylerin en azıdır. Aynı şekilde mükellefin; haramların hepsini terk etmesi ve gücü yetiyorsa zorla bile olsa onları yapan kimseyi engellemesi farzdır. Bunlara gücü yetmiyorsa, kalbiyle inkâr etmesi farzdır. Haram; Allâh ın, yapan kişiye azap vaat ettiği terk edene de sevap vaat ettiği ameldir. Vacip ise bunun tersidir. TAHÂRET VE NAMAZ Farzlardan birisi de gece ve gündüzde beş vakit namaz kılmaktır. Öğle: öğle namazının vakti güneşin zevalinden itibaren, herhangi bir cismin gölgesinin uzunluğu o cismin uzunluğu ile istiva gölgesinin uzunluğu toplamına ulaşmasına kadardır. İkindi: ikindi namazının vakti öğle namazının vaktinin ardından güneşin batımına kadardır Akşam: akşam namazının vakti güneşin batmasından kırmızı şafağın kaybolmasına kadardır Yatsı: yatsı namazının vakti akşam namazının vaktinin ardından fecr-i sadıkın çıkmasına kadardır. Sabah: sabah namazının vakti yatsı namazının vaktinin ardından güneşin çıkmasına kadardır. Bu farzları vakitlerinde eda etmek her Müslüman baliğ akıllı ve tahir yani hayızlı ve nifaslı olmayan kimselere farzdır. Bu namazları mazeretsiz bir şekilde vaktinden önce kılmak veya vaktinin çıkmasına kadar erteletmek haramdır.

11 Namaz vaktinin girişinden [hadesi daim olmayan insan için] namazı eda edecek kadar; sürekli idrar kaçıran kişi gibileri için de taharetle beraber namazı eda edecek kadar vakit geçtikten sonra, kişide hayız gibi namazı kılmaya engel olan bir mani meydana gelirse, engel kalktığında bu namazı kaza etmesi farzdır. Engel kalktığında da namaz vaktinin çıkmasına tekbir miktarı kadar zaman kalmış ise bu namaz kişinin zimmetindedir. Aynı şekilde ondan önceki vakit namazı onunla birleştirilebiliyor ise o namazın da kılınması farzdır. Yani güneşin batımına tekbir getirecek kadar vakit kalıp da engel kalkarsa ikindi ile birlikte öğle namazının da kılınması farzdır. Yine fecir çıkmadan tekbir getirecek kadar vakit kalıp da engel kalkarsa yatsı namazı ile birlikte akşam namazının da kılınması farz olur. [Erkek Ve Kız Çocukların Velilerine Farz Olan Şeyler] Velilerin; mümeyyiz olup kameri yedi yaşını dolduran erkek ve kız çocuklarına namaz kılmayı emretmeleri ve namazın hükümlerini öğretmeleri farzdır. Çocuklar 10 yaşını doldurduktan sonra namazı güçleri yettiği halde terk ederlerse velilerinin onlara vurmaları farzdır 15. Oruç da bu hususlarda namaz gibidir. Aynı şekilde velilerin çocuklara akâidi ve dini hükümleri yani falanca şeyin farz, falanca şeyin haram olduğunu, misvak kullanmanın ve cemaat namazının dinden olduğunu öğretmeleri farzdır. Ayrıca hâkimlerin namazı tembellik sebebi ile terk edip tövbe etmeyen kimseyi öldürmeleri farzdır. Bu kimseye Müslümanlıkla hükmedilir. Her Müslümanın ailesine ve onların dışında gücü yettiği kimselere namaz kılmayı emretmesi farzdır. [Abdest Bölümü] Namazın şartlarından biri de abdesttir. Farzları ise altı tanedir: 1. Namaz kılmak için taharete niyet etmek ya da geçerli olan başka bir niyet. Niyet Şafiî mezhebine göre yüzü yıkarken yani yüzü yıkamakla birlikte olur. Mâliki mezhebine göre ise niyet yüzü yıkamadan kısa bir süre önce edilirse yeterlidir. 2. Yüzün tamamını yani saçın genelde bitiminden çene altına kadar, kulaktan diğer kulağa kadar yıkamak. Yüzün bu sınırları dâhilinde bulunan deri ve kılların tümünün yıkanması farzdır. Ancak erkeklerin sık olan sakallarının dibi gözükmüyorsa yıkanması farz değildir. 3. Kolları yüzeyindekiler 16 ve dirseklerle beraber yıkamak. 4. Başın tümünü veya bir kısmını mesh etmek Mesh edilen başın sınırında olan bir saç dahi olsa yeterlidir. 15 Âlimler; çocuklara namazın ehemmiyetini hissettirecek ciddiyetle namaz kılmalarını emretmelerinin farz olduğunu zikretmişlerdir. Âlimlerin zikrettiği vuruş hadislerde varit olmuştur ancak bu vuruşun belli bir haddi ve şekli vardır. Yüze vurmak tedip kastıyla olsa dahi kesinlikle caiz değildir. 16 Kıl ve fazlalık et gibi

12 5. Ayakları aşık kemikleri ile yıkamak veya şartlara uygun olan mesti mesh etmek. 6. Bu şekilde tertibe uymak [Abdesti Bozan Durumlar] Şu şeyler abdesti bozar: Ön ve arka avretten meni hariç çıkan her şey Bir insanın cinsel organına veya makatına elin iç yüzeyi ile engel olmaksızın dokunmak. Vücut yapısı arzulanacak bir görünüme gelen namahrem olan bayanın tenine dokunmak. Aklın gitmesi. Ancak makatın [yere veya başka bir şeye] sağlam bir şekilde yerleştirilmesiyle oturarak uyumak abesti bozmaz. [İstincâ] Ön veya arka avretten meni hariç yaş olarak çıkan her şeyden istincâ yapmak farzdır. İstincâ; mahreç taharetlenene 17 kadar su ile yıkamakla ya da sökücü, tahir, katı ve muhterem olmayan bir şey ile temizleninceye kadar üç kez veya daha fazla silmekle olur. Bu durumda necasetin eserinin kalmasında sakınca yoktur. Necaset mahrecin dışına yayılmadıkça ve kurumadıkça, su bulunsa dahi silinerek istincâ yapılabilir. Ancak necaset durduğu yerden başka bir yere intikal ederse veya kurursa suyu kullanmak farz olur. [Gusül] Namazın şartlarından biri de büyük hadesten taharetlenmektir. Bu da gusletmek veya bundan aciz olanlar için teyemmüm etmekle olur. Gusletmeyi farz kılan beş husus vardır. 1. Meninin çıkması 2. Cima 3. Hayız 4. Nifâs 5. Doğum Guslün farzları iki tanedir: 1. Büyük hadesi kaldırmaya niyet etmek veya buna benzer bir niyet 2. Bedenin tamamını, teni ve sık olsa dahi üzerindeki kılları suyla yıkamak. [Tahâretin Şartları] Taharetin şartları: 1. İslâm Temyiz Yani temizlenene kadar 18 Yani Müslüman olmak 19 Yani mümeyyiz olmak

13 3. Suyun yıkanan yere ulaşmasına bir engelin bulunmaması. 4. Suyun akması 5. Suyun temizleyici olması Bu suya, alıkonulması kolay olan tahir bir şeyin karışıp ismini su olmaktan çıkarmaması şarttır. Ayrıca necasetle az da olsa değişmemesi şarttır. Ancak su iki kulleden az ise affedilmeyen necasetin ona bulaşmaması şarttır. Aynı şekilde hades kaldırma veya necaseti gidermekte de kullanılmış olmaması şarttır. [Teyemmüm] Her kim suyu bulamıyor veya su ona zarar veriyorsa vakit girdikten sonra ve affedilmeyen necaset kalktıktan sonra, saf, tahir ve tozu olan toprakla teyemmüm eder. Teyemmüm yüz ve kollarda sırasıyla iki vuruşla mesh ederek olur. Ayrıca elleri yüze götürmekle beraber yüzün bir kısmını mesh edene kadar namazı kılmayı mubah kılmaya niyet etmek gerekir. [Abdestsiz, Cünüp, Hayızlı Ve Nifaslı Olana Haram Olan Şeyler] Abdesti bozulan kişinin Namaz kılması, Tavaf etmesi Kur ân-ı Kerîm i taşıması ve ona dokunması haramdır. Ancak bu durumdaki çocuğun Kur ân-ı Kerîm i, eğitim maksadıyla taşımasına veya dokunmasına izin verilir. Cünüp olana; abdestsiz olana haram olan şeylerin yanı sıra Kur ân-ı Kerîm okumak ve camide durmak da haramdır. Hayızlı ve nifaslı olan bayana cünüp olana haram olan şeylerin yanı sıra kan kesilmeden önce oruç tutması ve gusül abdesti almadan önce eşinin göbeği ile dizi arasındaki bölgeden cinsel anlamda faydalanmasına izin vermesi haramdır. Bazı âlimler haram olanın sadece cimâ olduğunu söylemişlerdir. [Necasetten Temizlenme] Namazın şartlarından biri de bedenin, elbisenin, namaz kılınan yerin ve taşınan şeyin (cebinde taşıdığı şişe gibi) necasetten tahir olmasıdır. Kişi namaz kılarken üzerine veya taşıdığı şeye necaset gelirse, namazı bozulur. Ancak üzerinden derhal atarsa veya bu necaset kişinin kendi kanı gibi affedilen necasetlerden ise namaz bozulmaz. Affedilmeyen necasetin cirmini; tat, renk ve kokusunu temizleyici su ile gidermek farzdır. Hükmi necaseti de, üzerinden suyu akıtarak temizlemek farzdır. Hükmi necaset, rengi, tadı ve kokusu fark edilemeyen necasettir. Köpek necasetini de biri tahir toprakla karışmış suyla olmak üzere yedi defa yıkayarak kaldırmak farzdır. Necasetin cirmini (hacmini ve sıfatlarını) kaldıran yıkama tekrarlansa bile bir yıkama sayılır. Suyun az olması durumunda necaset üzerinden akması şarttır. [Namazın geçerli olmasının şartları] Namazın şartlarından bazıları da şunlardır: Kıbleye yönelmek Namaz vaktinin girmiş olması

14 İslâm 20 Temyiz, yani çocuğun söyleneni anlayıp cevap verebileceği yaşa ulaşması. Namazın farz olduğunu bilmek Namazın farzlarından birinin sünnet olduğuna inanmamak Kadının yüzü ve elleri hariç bedeninin tümünü, erkeğin ve kölenin ise, diz ile göbek arasındaki bölgesini, ten rengini örten bir şey ile alt hariç hiçbir yönden görünmeyecek şekilde örtmesi. [Namazı Bozan Şeyler] Namazı bozan haller: İki harf veya anlamı olan bir harf söyleyerek olsa dahi konuşmak, ancak unutarak az konuşursa namaz bozulmaz. Çok hareket etmek Bazı fakihlere göre çok hareket; bir rekât süresi kadar hareket etmektir. Bazıları da, çok hareket; art arda yapılan üç harekettir demiştir. Ancak birinci görüş delil açısından daha kuvvetlidir. Aşırı bir harekette bulunmak Fazladan fiili bir rükün yapmak Oyun kastıyla yapılan bir hareket Yemek veya içmek Ancak unutarak az bir şey yer veya içerse namaz bozulmaz. Namazı bozmaya niyet etmek Namazı bozmayı bir şeye bağlamak Namazı bozup bozmamakta tereddüt etmek Niyeti tekbir esnasında getirdiği hususunda şüphe ederek bir rükün bitirmek veya şüphenin uzun sürmesi [Namazdan Sevâp Alınabilmesinin Şartları] Allâh Subhânehû ve Teâlâ nın nezdinde beş vakit namazın makbul olması için 21 şu hususlar şart koşulmuştur: Sâdece Allâh ın rızasını kazanma kastıyla yapılmış olması Yediğinin, giydiğinin ve namaz kıldığı yerin helâl olması Bir an olsa dahi kalbin huşûlu olması Bunlar hâsıl olmazsa namaz, sevabını elde etmeksizin sahih olur [Namazın Farzlara] Namazın rükünleri on yedidir: 1- Namaz kılmaya kalp ile niyet etmek. Niyet ederken; namazın sebebi var ise sebebini veya vakit namazı ise vaktini tayin etmek ve farz namaz ise farz olduğuna niyet etmek gerekir 2- Her sözlü rükünde olması gerektiği gibi, kendi sesini işitecek şekilde Allâh-u 20 Müslüman olmak 21 Yani sevabını elde etmek için gereken hususlar. Yoksa bu hususlar bulunmasa dahi, namaz geçerlidir

15 Ekber demek 3- Gücü yetenin farz namazı ayakta kılması 4- El-Fatiha yı, Besmele ve şeddeleri telaffuz ederek okumak. Ayrıca ayetleri art arda, bilinen tertibiyle ve harfleri mahreçlerinden çıkararak okumak. Bununla beraber ا ن ع م ت Örneğin: manayı değiştiren veya bozan bir yanlışın yapılmaması şarttır. En amte lafzının te harfinin üstününü ötre olarak okumak 22. Manayı değiştirmeyip bozmayan yanlışlık yapmak haramdır, ancak namazı bozmaz. 5- Avuç içleri, diz kapağına ulaşacak derecede eğilerek rükû etmek. 6- Rükûda Subhânallâh miktarı kadar itminan etmek. İtminan; tüm kemiklerin yerinde bir an hareketsiz durmasıdır. 7- Rükûdan sonra doğrularak itidal etmek 8- İtidalde itminan 9- Açık olan (örtülü olmayan) alnının tümünü veya bir kısmını namaz kıldığı yere bastırarak ve bedenin alt kısmını üst kısmından üstte tutarak iki defa secde etmek. Secdede; dizlerin, avuç içlerinin ve ayak parmaklarının iç yüzeyinin bir kısmının namaz kılınan yere konulması farzdır. Şafii mezhebi dışında, bazı âlimler dediler ki: Secde esnasında vücudun alt kısmının, üst kısmından daha yüksek seviyede bulunması şart değildir. Yani secdede başın arka kısımdan daha yüksek olması halinde de secde geçerli olur. 10- Secdede itminan 11- İki secde arasında oturmak 12- İki secde arasında oturuşta itminan 13- Son teşehhüd ve sonrasında yapılan salavat ve selam verme rükünleri için oturmak 14- Son teşehhüdü okumak Son teşehhüt ise şöyledir: الت ح ي ات ال م ب ار ك ت الص ل و ات الط ي ب ات ل ل الس ل م ع ل ي ك أ ه يا الن ب ه و ر ح ة هللا و ب ر ك ت ه الس ل م ع ل ي ن ا و ع ل ع ب اد هللا الص ال ح ي أ ش ه د أ ن ل ا ه ل ا ل هللا و أ ش ه د أ ن م ح مد ا ر س ول هللا Teşehhüdün en azı şöyledir: ا لت ح ي ات ل ل س ل م ع ل ي ك ل م ع ل ي ن ا و ع ل ع ب اد هللا الص ال ح ي أ ش ه د أ ن ل ا ه ل ا ل هللا و أ ن م ح مد ا ر س ول هللا أ ه ي ا الن ب ه و ر ح ة هللا و ب ر ك ت ه س (اللهم صل عل ى م حمد ( azı 15- Peygamber Efendimize(salavat) salavat getirmek. Bunun en Allâhumme Šalli alâ Muhammed dir. 16- Selam vermek, en azı عليمك) (الس لم esselâmu aleykum dur. 17- Tertip Kişi kasıtlı bir şekilde tertibi terk ederse namazı bozulur. Kişinin rükû etmeden secde etmesi gibi Ancak unuttuysa terk ettiği rüknün misline veya mislinin sonrasına ulaşmadıkça geri dönüp yapmayı unuttuğu rüknü yapmalıdır. Fakat misline veya mislinin sonrasına ulaştıysa mislini yapmasıyla rekât tamamlanır ve unutkanlığı sırasında yaptıkları sayılmaz. Örneğin: Kişi rükû u yapmadığını bir sonraki kıyamın rükûunda veya secdesinde hatırlarsa unutkanlığı sırasında yaptıklarını saymaz. [Cemâat ve Cuma Namazı] Cemâat [namazı] hür, mukim, ergenliğe ulaşmış ve özürsüz olan erkeklerin üzerine 22 Yani ا ن ع م ت En amte yerine ا ن ع م ت En amtu diye okumak.

16 farz-ı kifâyedir. Zikredilenlerin sayısı 40 mükellefe ulaşıp [bununla birlikte] çadırlarda değil de binalarda ikamet ediyorlarsa Cuma namazını da cemâat olarak kılmak üzerlerine farz-ı ayndır. Çadır ehline ise Cuma [namazı] farz değildir. [Cumanın farz olduğu bir yerde] giriş ve çıkış günleri hariç dört tam gün ikamet etmeye niyet eden kimseye de Cuma namazı farzdır. Kezâ Cumanın farz olduğu beldenin bir tarafından sesi gür bir kimsenin okuduğu ezan, beldenin dışında ikamet edenler tarafından işitiliyor ise o kimselere de farz olur. Cuma namazının şartları: * Öğle vaktinde olması * Cuma namazından önce 40 kişinin duyacağı şekilde iki hutbenin okunması * Cumanın bu kimselerle cemaat olarak kılınması * Aynı beldede bir yerde toplanılabildiği halde iki ayrı yerde kılınmaması Böyle bir durumda eğer iki ayrı yerde kılınırsa, tekbîratu l ihrâmı ilk getirenin cuma namazı sahih olur, diğerinin ise sahih olmaz. Ancak bir mekânda toplanmaları zor ise namaza ilk başlayanın da geç kalanın da namazları sahih olur. İki Hutbenin Rükünleri: Allâh a hamd etmek Resûlullâh a ﷺ salavat getirmek İki hutbede takvayı hatırlatmak İki hutbenin birisinde anlaşılır bir Âyet okumak İkinci hutbede Müminlere dua etmek İki hutbenin şartları: İki hadesten temiz olmak Bedenin, durduğu yerin ve taşıdığı şeylerin tahir olması Avret yerlerini örtmek Kıyam İki hutbe arasında oturmak ve rükünler arasında ara vermemek Hutbe ile namaz arasında ara vermemek İki hutbenin de Arapça olması [İmama Uymanın Şartları] Cumâ namazı ve cemâat ile kılınan diğer Namazlarda imama tâbi olana, şu hususlar farzdır: Namaza durulan yerde imamdan önde olmamak ve iftitâh tekbirini imamdan önce getirmemek. İftitâh Tekbîri ni imam ile aynı anda söylemek namazı iptal eder. Namazın içinde Âmîn demek dışındaki diğer fiilleri ise imamla aynı anda yapmak mekruhtur.

17 İmama tâbi olan kimsenin, imamı tam bir fiilî rükünle geçmesi haramdır. İmamı özürsüz olarak iki uzun veya biri uzun biri kısa olmak üzere, art arda iki fiilî rükünle geçmekle namaz bozulur. Aynı şekilde özürsüz olarak, art arda gelen ikisi uzun veya biri uzun biri kısa iki fiilî rükün ile imamdan geride kalmakla namaz bozulur. Özür bulunsa dahi üçten fazla uzun fiilî rükünle imamdan geride kalmakla namaz bozulur. Meselâ, imama tâbi olan kişi El-Fâtiha Sûresi ni okumak için; imam rükû ile iki secdeyi bitirdikten sonra, teşehhüde oturana kadar veya bir sonraki rekâta kalkana kadar gecikirse bu kişi imama bulunduğu rükünde uyar ve imamın selam vermesinden sonra bir rekât ilave eder. Ancak El-Fatiha yı bundan önce tamamlarsa kendi tertibine göre devam eder. [İmama tabi olanın] imamın intikallerinden haberdar olması İmam ile ona tâbi olanın camide bulunmaları veya 300 arşınlık mesafe içinde bulunmaları İmama tâbi olan ile imam arasında geçişe mâni olacak bir engelin bulunmaması İmamla İmama tâbi olanın namaz hareketlerinin akışının uyuşması. Yani farz namazını kılan kimsenin cenaze namazını kılan kimseye tabi olması geçersizdir. İmama tâbi olanın, namazın sünnetlerinde imama fahiş 23 bir muhalefette bulunmaması Bu muhalefet ister sünneti yapmak konusunda olsun (birinci tahiyât gibi) ister sünneti terk etmek (sehiv secdesi gibi) konusunda olsun namazı bozar. İmama tâbi olanın; Cumâ namazında İftitâh Tekbîr i ile birlikte, diğer namazlarda ise imamın hareketlerine uymadan ve uzun bir süre imamı beklemeden önce imama uyma niyetini etmesi İmamın, Cumâ namazı ve iade namazında imamlığa niyet etmesi farzdır. Diğer namazlarda ise sünnettir. İade namazı; kişinin cemaatle veya tek başına kılmış olduğu namazı, cemâat ile tekrar kıldığı namazdır. [Ölünün Teçhizi ve Cenâze Namazı] Diri olarak doğan Müslüman ölüyü yıkamak, kefenlemek, cenaze namazını kılmak ve defnetmek farz-ı kifâyedir. Zimminin kefenlenmesi ve defnedilmesi farzdır. Düşük sonucu ölü doğanın yıkanması, kefenlenmesi ve defnedilmesi farzdır. Ancak ikisinin de [zimmi ve düşük sonucu ölü doğan] üzerine cenaze namazı kılınmaz. Kâfirlere karşı yapılan savaşta, savaş sebebiyle ölen Müslüman, üzerindeki kıyafetleri ile defnedilir. Ancak kıyafeti yetmiyorsa üstüne ilâve yapılıp defnedilir. 23 Aşırı sayılacak

18 Lakin yıkanmaz ve cenâze namazı kılınmaz. Gaslin en azı: Üzerindeki necaseti gidermek Sık olsa da saçı ve teni dâhil bütün bedeni, temizleyici olan suyla bir kez yıkamak Kefenin en azı: Ölünün bütün bedenini örtecek örtüdür. Borcundan fazla miras bırakıp Beni üç kat sarmayın diye vasiyet etmeyen için üç örtüdür. Cenaze namazının en azı: Gücü yetiyorsa, ayakta Allâh-u Ekber derken ölünün üzerine namaz kılmaya, [bu namazın] farziyetine ve cenaze namazı olduğunu tayin ederek niyet etmek Daha sonra El-Fâtiha Sûresi ni okuyup Allâhu Ekber demek Ardından Allâhumme Šalli Alâ Muhammed demek Sonra Allâhu Ekber deyip ardından Allâhummeğfir lehû verhamhu 24 demek Sonra Allâhu Ekber Esselâmu aleykum demek Cenâze namazı içinde, namazın şartlarını yerine getirip namazı bozan diğer hallerden de uzak durmak gerekir. Defnin en azı: Ölünün kokusunun açığa çıkmasını engelleyecek ve yırtıcı hayvanlardan koruyacak bir çukurda olması Kabri; ayakta durup kolunu yukarıya uzatan kimsenin boyunda derinleştirmek sünnettir. Kabri genişletmek de sünnettir. Ayrıca ölünün göğsünün kıbleye yönlendirilmesi farzdır. Ölüyü mezar odalarında defnetmek caiz değildir. ZEKÂT Şunlarda zekât farzdır: 1. Deve 2. Sığır 3. Davar Hurma 5. Kuru üzüm 6. Normal şartlarda tüketilip temel gıda maddelerinden sayılan ekinler 7. Altın 8. Gümüş 9. Maden 10. Define 11. Ticaret Malları 12. Fitre Develerin ilk nisabı beştir. Sığırların ilk nisabı otuzdur. Davarların ilk nisabı ise kırktır. 24 Yani Allâh ım! ona mağfiret ve merhamet eyle. 25 Davar: koyun ve keçinin ortak adı

19 Nisaba ulaşmadan önce zekât yoktur. Nisaba ulaştıktan sonra da o malın üzerinden bir kameri yılın geçmesi şarttır. Ayrıca hayvanların umumi otlaklarda otlatılmaları; yani hayvanların sahipleri veya vekilleri tarafından umumi otlaklarda otlatılmaları şarttır. Bununla beraber hayvanın çalıştırılan bir hayvan olmaması şarttır. Dolayısıyla çift sürme gibi işlerde çalıştırılan hayvanda zekât yoktur. Beş devenin zekâtı bir davardır. Kırk davarın zekâtı ise bir yaşını doldurmuş koyun veya iki yaşını doldurmuş bir keçidir. Otuz sığırın zekâtı ise bir yaşını doldurmuş buzağıdır. Daha sonra kişinin sürüsündeki hayvanların adedi zikredilen adetleri aşarsa, o miktarların zekâtı hususunda tafsilat vardır ve Allâh ın ona bunlar için farz kıldığı zekât miktarını öğrenmesi farzdır. Hurma, kuru üzüm ve ekinlerin ilk nisabı beş vesktir. Beş vesk ise Peygamber Efendimiz in (salavat) sa ı ile üç yüz sa dır. Bu sa ın ölçüsü de Hicâz bölgesinde bulunmaktadır. Nisabın tamamlanması için aynı yılın mahsulleri bir araya getirilir. Ancak arpa ve buğday gibi birbirinden farklı cinsten olan mahsuller birbirleriyle tamamlanmaz. Zekât; hurma ve üzümün olgunlaşması, ekinlerin de sertleşmesiyle farz olur. Hurma, kuru üzüm ve ekinler, külfet olmadan sulanmış ise, onda birinin; 26 külfetle sulanmış ise bunun yarısının 27 zekât olarak verilmesi farzdır. Eğer mahsuller bildirilen nisap miktarından fazla ise bunların zekâtı hesaplanıp o maldan verilir. Mahsul nisaptan az ise buna zekât düşmez, ancak mülkün sahibi sevap kazanmak için sadaka olarak verebilir. Altının nisabı yirmi miskaldir, gümüşün nisabı ise iki yüz dirhemdir. Altın ve gümüşün nisabı dolduysa onda birinin çeyreği 28 zekât olarak verilir. Nisap miktarını aşan altın ve gümüşlerin de zekâtlarının hesaplanıp verilmesi farzdır. Altın ve gümüşte [zekâtın farz olması için] nisaba ulaştıktan sonra üzerinden bir kameri yılın geçmesi şarttır. Ancak maden ve defineden elde edilen altın ve gümüşün zekâtı hemen verilir. Definenin zekâtı beşte birdir. Ticaret malının zekât nisabı, malın satın alındığı nakd 29 ile hesaplanır. Nakd ise gümüş ve altındır. Nisap ticarete başladıktan kameri bir yıl geçtiğinde hesaplanır. Ticaret malının zekât miktarı kıymetinin onda birinin çeyreğidir. İki veya daha fazla ortağın malı, ortaklığın şartları yerine geldiği takdirde, nisapta da verilen miktarda da tek kişinin malı gibi hesaplanır. 26 Yani 10% 27 Yani 5% 28 Yani 2,5% 29 Altın ve gümüş

20 Ramadân ayının bir kısmına ve şevval ayının da bir kısmına erişen her hür Müslüman; kendisi ve nafakasını vermekle yükümlü olduğu Müslüman kimselerin her biri için, o şehirde en çok kullanılan temel gıda maddesinden bir sa 30 fitre zekâtı vermesi farzdır. Fitre zekâtını vermek; borcu dışında ve bayram günü ve onu takip eden gecede kendisinin ve nafakasından sorumlu olduklarının durumlarına yakışır şekilde giyinmeleri, barınmaları ve yemeleri için gerekli olanın dışında fitre zekâtını verebilecek kadar malı olana farzdır. Zekât olarak verilecek olan miktarı maldan ayırırken niyet etmek farzdır. Zekâtın; malın bulunduğu bölgedeki şu 8 sınıf insana verilmesi farzdır: Fakirler Miskinler Zekât toplayan görevliler İslâma yeni girip gönülleri müslümanlara ısındırılacak olanlar Anlaşmalı köleler Borcunu ödemekten aciz olanlar Fî sebîlillâh yani gönüllü olarak cihada gidenler. -Zikredilen ibare, her hayırlı amel anlamında değildir.- Yolda kalan kimse Yani istediği yere varabilmesi için yeterli yolluğa sahip olmayan Bu sekiz sınıfın dışında olanlara zekât vermek caiz değildir ve verilen zekât geçerli olmaz. ORUÇ Her mükellef Müslümana Ramadân orucunu tutmak farzdır. Hayızlı ve nifaslı bayanın orucu geçerli değildir. Ancak üzerlerine kaza etmek farzdır. Namazı kısaltmayı geçerli kılan yolculuğa çıkan kimsenin -oruç tutmasıyla zorluk çekmiyorsa dahi- oruç tutmaması caizdir. Ayrıca oruç tutmaktan katlanılamayacak derecede zorluk çeken hasta, hamile ve emzirenin oruç tutmamaları caizdir. Lakin daha sonra kaza etmeleri farzdır. Niyetin, tutulan her günün orucu için tebyit 31 ve tayin edilmesi farzdır. Aynı şekilde [oruçlu kimse] şu hususlardan uzak durmalıdır: 1- Cinsel ilişki 2- Mastürbasyon yani el veya benzeriyle meniyi çıkarmak 3- Kendini kusturmak 30 Bir sa = dört mud. 31 Tebyit: Gece içinde fecirden önce yapılması

21 4- Ridde 5- Bir nesneyi oruçluyken cevfe 32 almak Ayrıca bir anlık da olsa dahi delirmemek ve gün boyu baygın olmamak da şarttır. Ramadân-Kurban bayramı günleri ve teşrik günleri oruç tutmak geçerli değildir. Aynı şekilde Şaban ayının ikinci yarısında ve şek gününde; önceki günlerle birleştirmeden veya kaza, adak ve virt olarak (pazartesi ile perşembe günleri gibi) tutulan oruç haricinde oruç tutmak geçerli olmaz. Ramadân ayı orucundan bir günün orucunu ruhsatı olmaksızın cinsel ilişkiyle bozan bir kimse günaha düşer. O günü hemen kaza etmesi ve zihar kefaretini yerine getirmesi farzdır. Zihâr kefareti ise: Mümin bir köleyi azat etmek Buna gücü yetmeyen kişinin peş peşe kameri iki ay oruç tutması Buna da gücü yetmeyen kişinin altmış fakiri yedirmesi yani bunların her birine o beldede çoğunlukla tüketilen temel gıda maddesinden bir mudd 33 vermesi HAC Hac ve umre; kendisine yakışan giysi ve ev; borç ve gidiş geliş müddeti içerisinde nafakalarını temin etmekle yükümlü olduğu kimselerin nafakaları dışında kendisini Hac yapılacak yere götürüp vatanına döndürmeye yetecek kadar maddi kudrete sahip, hür ve mükellef olan Müslümana farzdır. Haccın rükünleri altıdır: Birincisi: İhram yani kişinin kalbiyle Hac ameline girdim veya Umre ameline girdim demesidir. İkincisi: Arefe günü güneşinin zevali ile bayram gecesinin fecri arasında Arafat ta vakfe. Üçüncüsü: Kâbe yi tavaf etmek Dördüncüsü: Safa ve ile Merve arasında yedi kez sa y yapmak. 32 Cevf: Bedende boşluk içeren bölgeler. Karın ve baş gibi 33 Mudd: mutedil iki avuç dolusunu ifade eden ölçü birimi

22 Beşincisi: Saçı tıraş etmek veya kısaltmak Altıncısı: Rükünlerin çoğunda tertip yapmak Arafat ta vakfe haricinde saydığımız bu rükünler aynı zamanda Umrenin de rükünleridir. Bu rükünlerin riayet edilmesi gereken farzları ve şartları da vardır. Tavaf için belirli bir mesafe kat etmek şarttır. Bu mesafe de Hacer ul-esved den Hacer ul- Esved e kadar yedi defadır. Kişinin avret yerini örtmesi, taharetli olması ve Kâbe yi karşısına veya arkasına değil, soluna alması da tavafın şartlarındandır. İhram a girene şu şeyler haram olur: Koku kullanmak Başı ve sakalı zeytinyağı, erimiş bal mumu veya erimiş yağ ile yağlamak Saçı ve tırnağı izale etmek 34. Cinsel ilişkiye girmek ve ön sevişme Nikâh kıymak Yenilen vahşi karasal hayvanı avlamak Erkeğin başını kapatması ve [bedeni] dikişle kuşatan veya keçeden elbise giymesi İhramlı bayanın yüzünü örtmesi ve eldiven giymesi Her kim ihramlıya haram kılınan bu şeylerden herhangi birisini işlerse üzerine günah ve fidye vardır. Cinsel ilişkide bulunmak ise sayılan şeylere ek olarak yapılan ameli bozar. Ayrıca bozulan amelin tamamlanmasını ve hemen kaza edilmesini gerektirir. Dolayısıyla her kim haccını cinsel ilişki ile bozarsa haccına devam eder, onu kesmez ve bir sonraki yıl onu kaza eder. Şunları yapmak da vaciptir: 1. Mîkât bölgesinden ihrama girmek Mîkât ise; ihrama girilmesi için Allâh Resûlü nün (salavat) belirlediği yerlerdir. Medine ehli ve onların yolundan geçenler için Zulhuleyfe adındaki yer gibi. 2. Hac ibadetinde bir görüşe göre Müzdelife de gecelemek 3. Bir görüşe göre Mina da gecelemek Diğer bir görüşe göre ise Müzdelife ve Mina da gecelemek vacip değildir. 34 Yani saçı veya tırnağı tıraş, kesme vb. yollarla kaldırmak

23 4. Bayram günü Cemretu l-akabe yi taşlamak 5. Teşrik günlerinde üç cemreyi taşlamak 6. Mezhepteki bir görüşe göre Veda tavafını yapmak Her kim sayılan bu altı vacipten herhangi birisini yerine getirmezse zikri geçen haccın rükünlerinin aksine haccı bozulmaz. Ancak bunu yapanın üzerine günah ve fidye vardır. Çünkü Hac rükünleri yerine getirilmeden gerçekleşmez. Her kim haccın rükünlerini terk ederse, kan yani davar kesmek bu ibadeti geçerli hale getirmez. Mekke ve Medine haremlerinin avı ve bitkileri ihramlı olsun veya olmasın herkese haramdır. Mekke avı ve bitkisi ayrıca fidyeyi gerektirir. Medine hareminin avında ve bitkilerinin koparılmasında ise fidye yoktur. Medine nin haremi Ayr dağı ile Sevr dağı arasındaki bölgedir. MUÂMELAT Mükellef olan her Müslümanın herhangi bir şeye Allâh ın o şeyde neyi helal neyi haram kıldığını bilmedikçe girmemesi farzdır. Çünkü noksanlıklardan münezzeh olan Allâh bizleri birtakım şeylerden sorumlu tutmuştur. Dolayısıyla bizleri sorumlu tuttuğu şeylere riayet edilmesi gerekmektedir. Alışveriş yapmak isteyen kimsenin yapmak istediği alışverişi öğrenmesi gerekir. Yoksa istese de istemese de faizi yer. Muhakkak ki Allâh Resûlü (salavat) şöyle buyurmuştur: الت اج ر الص د وق ي ش ر ي و م الق ي ام ة م ع الن ب ي ني و الص د يق ني و الش ه د اء Sadık tüccar kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber haşrolunacaktır. Ona bu mükâfatın verilmesinin sebebi ise nefsi ve hevâsı ile mücadele edip nefsini, akitleri şer i yolla icra etmeye zorlamasıdır. Aksi takdirde dinî sınırları aşan kimseyi, Allâh ın neyle tehdit ettiği apaçıktır. Kiralama, kar ortaklığı, rehin, vekâlet, emanet, ödünç alıp verme, ortaklık, musâkât gibi geriye kalan akitlerin de şartlarına ve rükünlerine riayet etmek gerekmektedir. Nikâh akdinde, ihtiyatlı davranılmadığı takdirde ileride meydana gelecek şeylerden sakınmak için daha fazla ihtiyatlı olmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Kur an-ı Kerim bu konuya şu Âyet-i Kerime ile işaret etmiştir: ي ا أ ي ه ا ال ذ ين آم ن وا ق وا أ ن ف س ك م و أ ه ل ي ك م ن ار ا و ق ود ه ا الن اس و ا ل ج ار ة Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem ateşinden koruyun.

24 [İmâm] Atâ (radiyallâhu anh) [Âyetteki korunma hakkında] şöyle demiştir: Nasıl namaz kılacağını, nasıl oruç tutacağını, nasıl satış yapıp satın alacağını, nasıl evlenip nasıl boşayacağını öğrenmendir. RİBÂ (FAİZ) Faizin icra edilmesi, yenilmesi, yazılması ve ona şahitlik yapılması haramdır. Faiz; iki nakitten 35 birisinin diğeri karşılığında satıldığında geciktirme şartı koşularak veya teslim almadan ayrılarak; cinsi karşılığında satıldığında da geciktirme şartı koşularak, teslim almadan ayrılarak veya ikisinden birinin fazlalıkla satılmasıdır. Yenilecek maddelerin birinin diğeriyle [zikredilen şekilde] satılması da faizdir. Yani bu yiyeceklerin cinslerinin farklı olması durumunda (buğdayla arpa gibi) iki şart olmaksızın satılması helal olmaz. Bu iki şart ise; gecikme şartı koşmamak ve mallar teslim edilmeden meclisten ayrılmamaktır. Eğer bu yiyeceklerin cinsleri aynı ise (buğdayı buğdayla satmak gibi) o zaman zikredilen bu iki şartla beraber eşit miktarda olmaları da şarttır. [Haram Olan Bazı Muameleler] Haram olan satışlardan bazıları şunlardır: -Kişinin teslim almadığı bir şeyi satması -Eti canlı hayvan karşılığında satmak -Borcu borçla satmak -Fudûlî 36 olan kimsenin yani mülk sahibi veya vekil olmayan kişinin satışı -Kişinin görmediği şeyi satması Lakin İmâm Şâfii nin bir görüşüne göre malın vasfedilmesi şartıyla satılması caizdir. -Mükellef olmayanın alışveriş yapması Yani delinin ve çocuğun alışverişi geçerli değildir. İmâm Ahmed bin Hanbel in mezhebine göre mümeyyiz olan çocuğun alış veriş yapması caizdir. -Kişinin teslim etmeye gücü yetmediği bir şeyi satması -Faydasız bir şey satmak 35 Nakd: altın ve gümüş. 36 Yetkisi olmadan başkası adına hukukî işlemde bulunan kimse.

25 -Bazı âlimlere göre sıyga olmadan alışveriş yapmak sahih olmaz. Diğer bazı âlimlere göre ise karşılıklı rızanın olması yeterli olur. -Ölü arazi ve hür insan gibi kişinin mülküne girmeyen şeyi satması -Meçhul olan bir şeyi satmak -Kan gibi necis olan bir şeyi satmak -Sarhoş edici her şeyi satmak -Saz gibi kullanılması haram olan aletleri satmak Saz ise; uda benzeyen eğlence aletidir. -Tahir ve helal olan bir şeyin kendisiyle haram işleyecek birine satılması Örneğin: Üzümü onu içki haline getirecek kişiye satmak ve silahla insanlara saldıracak birisine silah satmak. -Sarhoş edici şeyleri satmak -Özürlü malı, ayıbını göstermeden satmak Faydalı Bilgi: Ölünün borçlarının ödenip vasiyetleri yerine getirilip zimmetinde Hac ve umre vazifesi varsa onun için ücret ayrılmadıkça ölünün bıraktığı mirasın taksim edilmesi ve ondan bir şeyin satılması geçerli olmaz. Ancak bu sayılan şeylerin yapılması için mirastan satış yapılabilir. Dolayısıyla ölüden geriye kalan miras, rehin alınan mal gibidir. Tıpkı kölenin [haksız yere] bir dânek 37 almakla olsa dahi bir suç işlemesi gibi. Bu kölenin borcu ödenene kadar veya alacaklı kimse onun satışına izin verene kadar satılması geçerli olmaz. Ödenecek fiyata anlaşıldıktan sonra alıcıyı veya satıcıyı, ondan satın almak için veya ona satmak için, yaptığı alışverişten caydırmak haramdır. Akit gerçekleştikten sonra muhayyerlik süresinde bunu yapmak daha şiddetlidir. Kişinin besin maddesini pahalılık ve ihtiyaç duyulduğu zamanda, depolayıp sonradan daha fazla fiyata satmak için satın alması haramdır. [Müzayedede] başkasını aldatmak için fiyatta artış yapmak Kadın köle ile temyize ulaşmamış çocuğunu birbirinden ayırmak Kişinin ölçüde, tartıda, zira ile ölçmede ve sayıda aldatması veya yalan söylemesi 37 Dânek: 1 dinarın altıda biri

26 Kişinin pamuğu veya başka bir malı müşteriye satarken ona borç verip borç sebebiyle sattığı malın fiyatını arttırması Dokumacıya veya ücretle çalıştırdığı işçilere borç verip onlara vermiş olduğu borçtan dolayı onları normal ücretten az bir parayla çalıştırması haramdır. [Tabi ki] bunu akitte şart koşarsa [caiz olmaz]. Bu da Rabta olarak adlandırılmaktadır. Çiftçilere hasat vaktine kadar borç vererek bu borç sebebiyle mallarını ona normal fiyatından daha az fiyata satmalarını şart koşmak haramdır. Bu da Makdiy adını vermektedirler. Günümüzdeki birçok muamele şeriat kanunlarının dışında gerçekleşmektedir. Öyleyse bütün noksanlıklardan münezzeh olan Allâh ın rızasını kazanmak, din ve dünyasının selametini isteyen kimsenin, Allâh tan korkan, nasihatkâr ve dini öğretmede şefkatli bir âlimden neyin helal neyin haram olduğunu öğrenmesi gerekir. Çünkü helalı talep etmek her Müslümana farzdır. [Nafaka] Maddi imkânı olan kimsenin fakir olan usûlünün yani anne ve babalarının çalışıp kazanmaya güçleri yetse dahi nafakalarını temin etmesi farzdır. Kişinin, küçük yaşta olmalarından veya kendilerini çalışmaktan alıkoyacak bir hastalıktan dolayı güç durumda olan fürûnun yani çocuklarının ve torunlarının da nafakalarını temin etmesi farzdır. Kocanın, karısının nafakasını ve mehrini vermesi farzdır. Ayrıca aralarında bayandan kaynaklanan bir sebep olmaksızın ayrılık hâsıl olursa kocanın muta 38 vermesi de farzdır. Köle ve hayvan sahibinin, onların nafakalarını temin etmesi, onlara güçlerinin yetmediği işleri yüklememesi ve onlara haksızca vurmaması farzdır. Helal olmayan şeyler haricinde, kadının kendisiyle ilgili konularda kocasına itaat etmesi farzdır. Kadının, kocasından izin almadan nafile oruç tutmaması ve evinden izinsiz çıkmaması farzdır. KALBİN FARZLARI Kalbin farzlarından bazıları şunlardır: Allâh a ve Allâh tan bildirilenlere iman etmek Allâh ın Resûlüne ve ondan bildirilenlere iman etmek 38 Mut a: