UNITE 1=BİR SOSYAL BİLİM OLARAK TARİH: KAVRAMSAL ÇERÇEVE. Sosyal ve Toplum Kavramlarının Anlamı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "UNITE 1=BİR SOSYAL BİLİM OLARAK TARİH: KAVRAMSAL ÇERÇEVE. Sosyal ve Toplum Kavramlarının Anlamı"

Transkript

1 UNITE 1=BİR SOSYAL BİLİM OLARAK TARİH: KAVRAMSAL ÇERÇEVE Sosyal ve Toplum Kavramlarının Anlamı Sosyal, ortak medenî bağları olan iki veya daha fazla kişi arasındaki etkileşimdir. Toplumsal (makro) boyutuyla sosyal, her ne kadar topluma yönelik olarak değerlendirilebilirse de bireysel (mikro) boyutuyla daha çok insanî anlamında anlaşılmalıdır. **Etimolojik olarak sosyal kavramı, toplum içinde yaşayan insanların oluşturduğu birlik, birlikte yaşama, toplumsal, insanî bağlar, cemiyetle ilgili, amme menfaatine uygun, hayırseverlik ile ilgili, insanî-insancıl gibi anlamlara gelmektedir. ** Sosyal, reel (gerçekçi) bir durumu, olayı veya olguyu çoğu zaman aynen yansıtabilme gücüne sahiptir. Sosyal gerçekleri izah edebilmesi açısından sosyal, dört boyutta değerlendirilebilir= 1:Kişisel Boyut:İnsanın, zihnî, bedenî ve ruhî gelişimi, refah seviyesi, işi, mesleği, eğitimi aile ve çalışma hayatındaki rolü ve statüsü, genelde bu kelime ile beraber anılmaktadır. Mesela sosyal (sorumlu) bir insan, topluma faydalı hizmetlerde yani sosyal faaliyetlerde bulunan kışıdır. 2:Kolektif Boyut: Fertlerin birbirleriyle insanî ilişkiler içinde olması veya birkaç insanın birbirleriyle iletişime geçmesi, bir sosyal gerçektir. Burada birden fazla insanın, belki de gönül birliği yaparak, yani belirli bir gâye uğruna bir araya gelip bir grup (cemaat, cemiyet) oluşturması söz konusudur. 3:Toplumsal Boyut: Toplum (cemaat, cemiyet) içinde birlikte yaşayan insanların şahsî özelliklerinin yanında eriştikleri mevki, statü ve maddî durumları, ayrı bir sosyal gerçektir. Sosyal mevki, kişinin toplum içindeki yerini, sosyal durum ise, kişinin gelirine veya maddî durumuna bağlı olarak hangi hayat şartları içinde nasıl yaşadığını gösteren bir kavramdır. 4:Normatif Boyut: Kişilerin ve(ya) grupların (cemiyet, cemaat), kendilerinin ve(ya) kendi gruplarının dışında olanlara karşı ahlâkî ve manevî sorumluluk taşımalarının bilincine varmaları, sosyal olmanın bir gereğidir.sosyal sorumluluk bilinci, netice itibariyle toplumda yaşayan bütün insanları saymak ve sevmekle ortaya çıkmaktadır. ***Sosyalleşme eğilimi, aslında doğuştan gelen ve sürekli olarak gelişmeye müsait olan fıtrî (doğal) bir özelliktir. Bu tabiî özellik, "sosyalite" olarak da adlandırılabilir. Kişi, hayatının başından itibaren, başkalarıyla iletişim ve diyalog kurma yeteneğine sahip olduğu için, genelde sosyaldir. Çeşitli sebeplerden dolayı asosyal konuma düşmüş olan insanlar, normatif yaklaşıma göre sosyal hizmet kapsamında rehabilitasyona yani toplumsal kurallara uyma noktasında dışsal sosyal desteğe muhtaçtır. NOT=Sosyal kavramının ilk üç anlamı, genelde değerlerden arındırılmış bir şekilde tarafsız bir duruma, olguya, kişisel özelliğe veya herhangi bir yapıya işaret etmektedir. Dördüncü anlamı ise daha çok normatif niteliktedir, yani toplum veya başka güçlü bir birim tarafından gerçekleştirilmesi arzu edilen sosyal ve ahlâkî bir davranış kalıbıdır. Toplumun Özellikleri 1- Toplumdaki insanlar, demografik bir birimdir. Toplum, bu anlamda nüfustur. 2- Toplum, ortak bir coğrafî mekânı paylaşan bir ulustur. Ancak, bir ulus içinde bazen farklı etnik gruplar, yani topluluklar yaşayabilmektedir. Dolayısıyla, toplum, her zaman bir ulus değildir. 3- Sosyolojik olarak toplum, fonksiyonel olarak farklılaşmış temel kurumlar ile meydana gelmektedir. Örnegın;Aile, din, ekonomi 4- Kültürel boyutuyla toplum, birbirine benzer gruplardan oluşan, fonksiyonel farklılaşmalara rağmen, örgütlenmiş ve işbirliği hâlinde bir sosyal birimdir. Bilim ve Sosyal Bilimler Kavramlarının Anlamı Terim olarak bilmi üç başlıkta tanımlayabiliriz= 1:Bilim, belli kaideler içinde düzenlenen ve yazılan konuların kavranılması, olayların arasındaki bağlantıların anlaşılmasıdır.

2 2:Bilim, herhangi bir konunun, okuma ve öğrenme yolu ile bilinmesi ve kavranılmasıdır. Soyut bir kavram olan bilim, akıl ve zihin işidir. 3:Bilim, konuların kavranılmasında ve meselelerin çözümünde zihinde oluşan bir meleke (yetenek) veya olgudur. **Bilimsel yöntemler, insanın merakını uyandıran olay ve olgulara bir anlam verebilmek için, geliştirilen ilmî metotlardır. Bilim için geçerli olan teknikler ve ilkeler, şunlardır= 1- İlliyet (Nedensellik): Her olayın bir sebebi vardır şeklinde ifâde edilebilecek yöntem veya ilke. 2- Determinizm (Belirlilik): Aynı şartlar altında tekrarlanan her deney, daima aynı neticeleri verir şeklinde ifadesini bulan bir ilkedir. 3- Ölçülebilirlik (Ölçme): Her olayı karakterize eden ve ancak ölçümle tespit edilen fiziksel büyüklükler vardır şeklinde ifadesini bulan bir prensiptir. 4- Tutarlılık (Çelişmezlik): İlmî neticeler, kendi içlerinde çelişkili olamaz ilkesidir. 5- Test Edilebilirlik: İlmî neticelerin, yanlış olup olmadıklarının test edilebilirliği ve edilebilmesine imkân tanıyan bir yol yordam (usul) mevcut olmalıdır ilkesidir. ***Bilimin var olabilmesi için, aşağıda sıralanmış olan dört şartın da mevcut olması gerekmektedir. 1- İncelenecek herhangi şeyin (nesnenin veya olayın) varlığı. 2- Onun hakkında bilgi edinebilecek özelliklerin varlığı. 3- Bilgiye kavuşabilme açısından uygun vasıtaların, tekniklerin ve ilkelerin varlığı. 4- Elde edilen neticelerin, ilmî geçerlilik kazanabilmesi için, ayrı kuramsal kabulleri kabul edecek bir topluluğun varlığı. *****Bilimsel çalışmalar ve gelişmeler, bilmin ve alt bilimlerin sayısını artırmıştır. Dolayısıyla bilimleri, belirli kategorilere göre sınıflandırmak artık vazgeçilmezdir. 1=Konu ve Kullandıkları Yöntemlerine Göre Sınıflandırma Formel Bilimler: Duyularımızla kavrayamadığımız, zihinsel olarak düşüncede var olduğunu kabul ettiğimiz ilke ve sembolleridir.örnegın; Matematik, Mantık vb. Tabiat Bilimleri: Doğayı, doğada yer alan varlıkları ve olayları inceleyen ve tümevarım yöntemini kullanan ve tabiat (fıtrat) kanunlarını bulmaya çalışan bilimler (Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji vb.) İnsan ve Toplum Bilimleri (Sosyal Bilimler): İnsanı; insanın tarihî, kültürel, sosyal dünyasını konu edinen hem tümevarımı, hem de tümdengelimi kullanan bilimler (Tarih, Antropoloji, Psikoloji, Sosyoloji, Siyaset Bilim, Dil Bilim vb.) 2=Konu, Yöntem ve Ulaşılan Sonuçlara Göre Sınıflandırma Rasyonel Bilimler: Akla ve mantığa dayalı ideal varlığı konu alan bilimler (Matematik, Mantık vb) Pozitif Bilimler: Konularını deney yöntemi ile araştıran bilimler (Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji vb.) Normatif Bilimler: Sonuçlarında yönlendirici kurallara ulaşan bilimler (Hukuk, Mantık, Siyaset Bilim, Sosyal Siyaset, Sosyal Hizmetler vb.) **** Toplum Bilimleri ; Toplumsal Bilimler veya Ulûm-i İçtimâiyye olarak da bilinen sosyal bilimler, insan ve toplumla ilgili konularda bilimsel yöntemlerle araştırma ve inceleme yapan bilim dallarıdır. ****Davranış bilimleri, ampirik (deneysel) bir yaklaşımla hem alan hem de kişi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sosyal bilimler, gerek (sosyal) sistemlerin ve kurumların sosyal ağlarını, iletişim yapısını ve işlevliklerini, gerekse insanlar arası sosyal ilişkilerin etkileşim ve davranış boyutunu inceleyen bilim dallarıdır. Görüldüğü gibi sosyal bilimler, çoğu zaman davranış bilimleri ile aynı anlamda kullanılmaktadır. ***Sosyal bilimleri, iki kısma ayırmak mümkündür=

3 Tam Anlamıyla (Dolaysız) Sosyal Bilim Dalları=ilk dönemlerde felsefe ve(ya) din bilimi içinde yer alan klâsik sosyal bilimler, aydınlanma çağıyla birlikte her biri felsefe ve din biliminden ayrılarak, özerklik kazanmış ve sosyal gerçekliğin değişik boyutları ile ilgilenen modern sosyal bilimler hâline dönüşmüştür.örnegın; Sosyolojı,Tarıh,Psıkolojı,Ekonomı,Hukuk,Antropojı,Etnolojı,Demografı,İşletmecilik,İletişim Yarı Sosyal Bilimler veya Sosyal Etkileri Olan (Dolaylı) Sosyal Bilim Dalları=Etik; Pedagoji; Sosyal Pedagoji; Sosyal İlahiyat; Felsefe; Çalışma Psikolojisi; Sosyal Patoloji; Lengüistik (dil bilimi); Sanat; Gerontoloji (Yaşlılar Bilimi); Hukuk; Edebiyat; Sanat; Estetik. Sosyal Bilimler Açısından Tarih Kavramının Anlamı Tarıh, düşünce boyutuyla ve bilimsel yaklaşımlarla tarih, bizlere hadiselerin psikolojik, sosyal, iktisadî, kültürel perde arkasını göstermekte ve bugünün toplumlarına sorunlarının çözümünde doğru ve isabetli neticeler sunabilmektedir. Şimdiki zamanı ve şartları ortaya çıkaran ve geleceğe dönük hareket plânlarının yapılmasına imkân tanıyan bir sosyal bilimdir. SOSYAL TARİH AÇISINDAN SOSYAL HİZMET TARİHİ Sosyal Tarihin Kavramsal Çerçevesi 1- Sosyal tarih, belirli bir toplumun sosyal hayatı ile ilgili değişim, dönüşüm veya gelişim sürecini incelemektedir. 2- Sosyal tarih, ister hizmet, isterse yardım odaklı olsun bütün sosyal kurumların tarihî gelişim sürecinde aldıkları rolleri ve faaliyetlerini araştırmaktadır. 3- Sosyal tarih, sosyal sorunların giderilmesinde dünden bugüne ortaya atılan kavramları, teorileri ve modelleri mukayeseli olarak ele alıp değerlendirmektedir. Kısacası Sosyal tarih=tarih, kültürel ve sosyal, kültürel ve siyasî, sosyal ve iktisadî, iktisadî ve siyasî ve bunlar gibi sayısız manzaralar arasındaki komşulukların, ortakların ve sonsuz etkilerin bir bütünüdür. *****Bilim tarihi açısından sosyal hizmet tarihi,hem sosyal sorunların geçmişte hangi yöntemlerle önlenmiş olduğunu, hem de bunların ortaya çıkışı ile birlikte hangi profesyonel (meslekî) tahliller (analizler) ve çözüm stratejileri ile giderilmiş olduğunu incelemektedir. Sosyal Tarih Açısından Sosyal Politika ve Sosyal Hizmet Değişik sosyal alanlarda kişilerin hayat şartlarının iyileştirilmesini isteyen Sosyal politikalar, netice itibariyle refahı, sosyal barışı ve sosyal adaleti amaçlamaktadır. Sosyal politika, bağımlı veya bağımsız olarak çalışanların yanında güçsüz olan ve özel olarak korunması gereken sosyal kesimlerin hem maddî, hem de gayri-maddî (manevî) ihtiyaçlarına cevap verecek yöntemlere sahiptir. Bu yönüyle sosyal hizmetler, sosyal politikanın ayrılmaz bir parçası olarak sosyal politika hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir role sahip olan bir yöntem veya araçtır. ***** İlk kez 19. asrın ikinci yarısında Alman fikir adamı Wilhelm Heinrich Riehl ( ) tarafından kullanılan sosyal politika kavramı, özellikle sanayi devrimi sürecinde gün ışığına çıkan işçi sorunlarıyla birlikte önem kazanmıştır. ***** Büyüyen sosyal sorunlara bilimsel yönden yaklaşmak ve teorik platformda çözüm stratejileri geliştirmek isteyen bazı muhafazakar, dindar ve sosyal mevzulara duyarlı iktisatçılar ve bilim adamları 1872 yılında "Sosyal Siyaset Derneği" (Verein für Sozialpolitik) adı altına bir cemiyet kurmuşlardı. ***** Mevcut siyasî sistemin içinde sosyal reformların yapılmasını isteyen sosyalist devlet yerine demokratik sosyal devlet i savunan Gustav Schmoller 1874 yılında "Sosyal Mesele ve Prusya Devleti" başlığı altında makale yazmıştır. ***** Sosyal politikanın ilmî bir disiplin haline getirilmesinde Avusturyalı iktisatçı Otto von Zwiedineck-Südenhorst ( ) un büyük katkıları vardır yılında yazdığı Sosyal Siyaset adlı eseriyle bu bilim dalının teorik temelleri atılmıştı. Sosyal tarih bilimini iki ana gruba ayırmak gerekmektedir== 1- Dar anlamda sosyal tarih= ülkelerin sosyal yapısını, sosyal düzenini, insanların sosyal sorunlarını ele alan ve bununla birlikte sosyal siyaset (sosyal politika), sosyal güvenlik, sosyal hizmet ve

4 çalışma ilişkilerini (işçi hareketlerini), tarih penceresinden ve tarihî boyutuyla inceleyen bir bilim dalıdır. 2- Geniş anlamda sosyal tarih= belli bir toplumda yaşayan insanların, sosyal ve(ya) etnik grupların medeniyetlerini, kültürlerini, örf ve âdetlerini, inanç sistemlerini, sosyal ahlâk yapılarını, özetle folklorik özelliklerini araştıran bir bilim dalıdır. NOT Sosyal hizmet(ler), tarihin dar çerçevesinde yer almaktadır. ***** Sosyal tarih, siyasî bağlamda daha çok sınıf, tabaka ve sosyal grupların tarihi üzerinde durmaktaydı. Ayrıca sosyal yapı ve süreçlerin tarihi ile ilgilenmekteydi. Bu geleneksel bakış, kısmen de olsa hâlen devam etmekle birlikte bugün Klâsik Sosyal Tarih anlayışı yerine Modern Sosyal Tarih yaklaşımı ilgi görmektedir. ***** İslâm coğrafyasında sosyal politka ve sosyal hizmet uygulamaları, İslâm ın doğuşu ile birlikte geliştirilen sosyal kurumlar ve modeller (vakıf, zekât vb) aracılığıyla sosyal tarih açısından çok erken bir dönemde başlatılmıştır. Kilise Tarihi Açısından Sosyal Hizmetler Batı odaklı sosyal hizmet tarihi, Ortaçağ dan 19. asırdan başlayarak kilisenin öncülüğünde başlatılan sosyal hizmetlerin kurumlaşmasını ve kamusal sosyal sistemin oluşumunu incelemektedir. **** Ketteler ve Adolf Kolping, 1849 yılında, daha sonra "Kolpingwerk" diye anılacak olan Katolik çırak ve işçi cemiyetinin yanında sosyal hizmet amaçlı barınma yurtları da kurmuşlardı. Sosyal sorunların teorik boyutuyla da ilgilenen Ketteler, 1864 yılında "İşçi Meselesi ve Hıristiyanlık" adı altında kıtap yazmıştır. ****1833 yılında J. H. Wichern "Rauhe Haus" adı altında çalışan kimsesiz gençler için ilk yetiştirme ve barınma yurdunu tesis etmiştir. Sosyal Hizmet Tarihinin Önemi ve Kökenleri Mesleği ile kaynaşmak ve mesleğinin sosyal fayda boyutunu idrak ederek ifa etmek isteyenler, sosyal hizmetin tarihi köklerini bilmelidir.meslekte etkinlik, yüksek performans, başarı ve kariyer, bu tarihî bilinç ile ancak elde edilebilir. Sosyal hizmet bölümünü, tarihi perspektiften kopuk ve bağımsız olarak takdim etmek ve dolayısıyla köklerini araştırmadan sunmak, meslekî yüzeyselliğe hapsetmek anlamına gelmektedir. En eski çağlardan beri insan toplulukları, hayatlarını idame ettirebilmek için, hep birbirlerine muhtaç olmuşlar ve buna binaen karşılıklı olarak yardımda bulunmuşlardır. Diğer yandan dünyaya gelen her bebeğin, anne ve babasının veya sosyal çevrenin yardımı ve desteği olmaksızın hayatta kalabilmesi mümkün değildir. *** Yardım etmek, insanî ilişkilerde görülen en eski sosyal kategorilerden birisidir. *** Yardım etmek ve yardımlaşmayı teşvik etmek, hayatî önem arz eden fıtrî bir duygu olduğu kadar toplumsal barış ve gelişme için de vazgeçilmez bir unsurdur. Dolayısıyla geçmişte yardıma muhtaç kişiler, sosyal koruma kapsamına en başta girmiş olan sosyal zümredir. *** Aile ve komşu yardımlarına takviye olarak kamusal sosyal yardım sistemini, içerik ve hedef kitle açısından, iki kısma ayırmak mümkündür: 1- Yetişkinlere dönük koruma: Bu anlayışa göre, hayat şartlarına uymakta güçlük çeken ve maddî yetersizlikler içinde geçimini temin etmekte zorlanan kişilere maddî yardım yapılmaktadır. 2- Çocuklara dönük sosyal koruma: Bu yönteme göre, toplumun ahlakî kurallarına uymakta güçlük çeken, serseriliğe ve sapkınlıklara kayma ihtimali olan, eğitim ve terbiyeden mahrum olan çocuk ve gençlere sosyal uyum desteği sağlanmaktadır. *** Yoksul insanlar, temel maddî ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadıkları için, yoksulluk önemli bir sosyal risk türüdür. Diğer taraftan yoksulluk, toplumsal değerleri de tahrip etme potansiyeline sahip olduğu için, ahlakî bir risk türüdür. Dolayısıyla yoksullukla mücadele, hem kamusal sosyal yardım, hem de sosyal pedagojik yöntemlerle yürütülmesi gerekmektedir. İnsanlık tarihinin en eski sosyal eylem biçimi olarak yardım(laşma), birçok yönüyle ortaya çıkmıştır. Elbette sivil hayatta her yardım(laşma), sosyal korumaya yönelik olmamıştır. Sosyal koruma ile gerek ekonomik, gerekse sosyo-kültürel açıdan toplumun beklentilerine cevap veremeyen ve uyum sorunu yaşayan mağdur

5 insanların kendi gayret ve çabalarıyla toplum hayatına anlamlı bir şekilde tam olarak katılmaları arzu edilmektedir. *** Sivil sosyal yardımlaşma imkânlarının daralması ile birlikte genelde kamusal sosyal politika (sosyal koruma), özelde ise kamusal sosyal yardım (ve sosyal hizmet) sistemlerine ve kurumlarına ihtiyaç duyulacaktır. UNITE 2=TARIHSEL OLUSUMU VE GELISIMI ABD de Sosyal Hizmet Biliminin Oluşumu 19. yy da Amerika DA yoksul, hasta ve işsiz olan insanların sayısı giderek çoğaldığından, yerel yönetimlerin toplum adına yaptığı temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmıştır. Amerika da yayılmaya başlayan toplum merkezleri, bu anlamda sosyal politikaların oluşumuna ışık tutan ilk sosyal hizmet kurumlarıdır. Çalışan çocukların korunması, ücret standartları ve ulusal sağlık programlarına ilişkin kanunların hazırlanmasında toplum merkezleri önemli rol oynamıştır. ***İlk sosyal hizmet uzmanları akademik eğitim başlayıncaya kadar tecrübeli olanların yanında sistemsiz ve bilimsel bilgi verilmeden yetiştirilmekteydiler. Hızla ilerleyen sanayileşme ve şehirleşme sürecinde meslekî bilgilere sahip profesyonel sosyal hizmet uzmanlarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu gerekçeyle, New York ta 1897 yılında ilk Social Work kursu düzenlenmiştir. ***Gordon Hamilton 1952 yılında yayınladığı Sosyal Kişisel Çalışmanın Sosyal Politikadaki Rolü isimli makalesinde sosyal politika ile sosyal kişisel çalışma uygulaması arasındaki ilişkiler üzerinde durmuş ve sosyal hizmet uzmanlarının sosyal politikaların oluşturulması sürecine aktif bir biçimde katılmaları gereğine işaret etmiştir. ***Doksanlı yıllar sosyal politikanın ekolojik yapıyı değerlendirmede en temel sistemlerden biri olduğunun sosyal hizmette, daha iyi anlaşılmaya başlandığı bir dönemdir te Jansson sosyal hizmet uzmanlarının var olan politikalar ile uygulamaya aktarılacak yeni politikaları değiştirme becerilerine ihtiyacı olduğuna işaret etmiştir. Avrupa da ve Almanya da Sosyal Hizmet Biliminin Oluşumu Avrupa bağlamında sosyal hizmetlerin bilimsel gelişimine yönelik kurumsallaşma süreci 19. asrın sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. Sosyal hizmetlerin okullaşması ve dolayısıyla kurumsal eğitim kapsamına alınmasını yıllara göre tasnif etmek gerekirse 1983= İngiltere-Londra da Settlement Hareketinin sosyal çalışma ile ilgili kursları 1899= Hollanda-Amsterdam da Hıristiyan mezhepleri arası ilk özel sosyal hizmet okulunun açılışı ( School voor Maatschappelijk Werk ). 1908= İsviçre-Zürich te sosyal yardım faaliyetleri ile ilgili bir kurs. 1911= Fransa-Paris te sosyal hizmet okulunun açılışı ( Ecole normale Social ). 1912= Avusturya-Viyana da Halk Refahı İçin İhtisas Kursları nın düzenlenmesi. 1920= Belçika-Brüssel de Sosyal Hizmet Eğitim Okulu nun açılışı ( Ecole Centrale de Service Social ). ** Prusya Devletinde 1932 yılında kadınlar için açılmış 2 yıllık eğitim veren 29 sosyal hizmet okulu mevcuttu yılında bu rakam bütün Almanya için 33 ü bulmuştu. ** 1959 yılından itibaren bir meslekî unvan olarak kullanılan Refah Bakıcısı yerine Sosyal Çalışmacı unvanı tercih edildi. Refah Okulları da Sosyal Çalışma Meslek Yüksek Okullarına (1971) dönüştürüldü. Sosyal çalışma eğitimi 1967 yılından beri toplam 8 yarıyıldır. Bunun 6 yarılı teorik, 2 yarıyılı ise pratiktir (1 yıllık staj zorunluluğu). ** sosyal çalışma (Sozialarbeit) ile sosyal pedagoji, genelde bir bütünlük içinde kaynaştırılmış olarak yürütülmektedir. İnterdisipliner bir sosyal pedagojik hizmet programına sahip olan bu yeni bölüm, Sosyal İçerikli Çalışma ( Soziale Arbeit veya Sozialwesen ) adı ile anılmaktadır. ** 1999 yılından itibaren Bolonya süreci ile birlikte AB ülkelerinde iki basamaklı bir yüksek eğitim sistemine geçilmiştir. Buna göre sosyal hizmet alanında Yüksek Lisans (Master) yapabilmek için, Bachelor-Diploması alma şartı getirilmiştir. Bachelor eğitim süresi ise genelde 6 yarıyıl sürmekte, bunun ardından 4 yarıyıl Master eğitimi başlamaktadır.

6 1899= Berlin: 1894 yılında kurulan Sosyal Yardım Faaliyetleri İçin Kız ve Kadın Grupları tarafından Halk Refahına Dönük Çalışma ile ilgili ilk yıllık kurslar düzenlendi (Jeanette Schwerin ve Alice Salomon un öncülüğüne). 1905= Hannover: Evangelik Kadınlar Birliği nin bir yıllık Hıristiyan Sosyal Kadın Okulu nun açılışı. 1908= Berlin: Sosyal Yardım Faaliyetleri İçin Kız ve Kadın Grupları kuruluşunun inisiyatifi ile Almanya nın ilk 2 yıllık mezhepler (dinler) üstü Sosyal Kadın Okulu açıldı (Alice Salomon ün öncülüğünde). 1909= Berlin-Spandau: Bertha von der Schulenberg in öncülüğünde ilk Evangelik Sosyal Kadın Okulu açıldı. 1911= Heidelberg: Maria von Graimberg in öncülüğünde ilk Katolik Sosyal Kadın Okulu açıldı. 1923= Berlin: İlk kez Karl Mennicke öncülüğünde erkeklere yönelik 15 aylık gençlik hizmetlerine dönük kurslar Siyaset Yüksek Okulu nda düzenlendi. SOSYAL HİZMET YÖNTEMLERİNİN TARİHÎ OLUŞUMU VE GELİŞİMİ Yöntemler (metotlar), kısaca hedef odaklı işlem ve(ya) eylem türleri olarak tanımlanabilir. Sosyal hizmet yöntemleri denildiğinde uzun yıllar Amerika kökenli üç klâsik yöntem akla gelmekteydi. Tarihsel süreç itibariyle sosyal hizmet yöntemlerini geleneksel olarak üç ana kategoride toplamamız mümkündür. Bunlar sırasıyla Bireyle Çalışma (casework), Grupla Çalışma (groupwork) ve Toplumla Çalışma (community work) yöntemleridir. ****20. yüzyılın ilk dönemlerinde geliştirilmiş olan bu üç yöntem, 2. Dünya Savaşı ndan sonra hemen bütün Avrupa ülkeleri tarafından sosyal hizmet alanlarında kullanılmıştır. Bireyle Çalışma: Türkiye de Bireyle Çalışma, aynı anlam taşıyan birçok farklı isimlerle de açıklanmaktadır. Bireysel Çalışma, Bireysel Sosyal Hizmet ; Sosyal Olgu Çalışması ; Sosyal Vakıa İncelemesi ; Vakıa Araştırması ; Örnek Olay İnceleme veya Kişi Odaklı Yardım.. Bireyle Çalışma yönteminde müdahale ve bireysel destek alanları veya konuları şunlardır: 1-Danışmanlık (Kriz yönetimi; Borçlardan kurtulma plânları). 2- Maddî destek ve kamusal sosyal yardım sağlanması yönünde rehberlik hizmetleri (Kira yardımı; Bakım ödeneği vb.). 3- Koruyucu veya tedavi edici sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanmasına yönelik rehberlik ve sosyal destek hizmetleri. (Sosyal pedagojik aile yardımı; Özürlüler için tıbbî, sosyal ve meslekî rehabilitasyon hizmetleri). ***Maddî sıkıntı içinde yaşayan ailelere iş bulmak, bütün çocukları okullu yapmak, suiistimal veya ihmal gibi durumlarda çocukları sosyal kurumlara yerleştirmek, Bireyle Çalışma nın tabiî çözüm sonuçlarındandır. Temel yaklaşım şu idi; çevre değiştirilemediği sürece, aileleri parçalama pahasına da olsa, sosyal sorunlarla iç içe olan ferdin o çevreden uzaklaştırılması gerekmektedir. ***Psiko-sosyal model, Bireyle Çalışma yönteminde ilk uygulanan ve geliştirilen modellerden birisidir lerde Bireyle Çalışma yönteminde, psiko-analitik prensipler ve teoriler kullanılmıştır. Bireyle Çalışma, genelde birbirini tâkip eden dört süreçte gerçekleşmektedir: 1- Sosyal İnceleme (Tetkik): İnceleme safhasında sosyal hizmet uzmanı, muhatabın problemini anlamakla meşgul olur. Muhatap ile anlamlı bir şekilde meşguliyet, inceleme (araştırma) aşamasında başlar.muhatap ve incelemeci arasında sadece çok özel ilişkilerin başlangıç safhasından dolayı değil, aynı zamanda sürece başlama olarak karşılıklı etkileşim ve muhatabın paylaşması, süreç boyunca önemlidir. İnceleme aşamasında muhatap, sosyal terapiye girip girmeyeceği konusunda en önemli kararı verir. 2- Değerlendirme (Takdir):Değerlendirme, değişken ve hareketlidir. Başlangıçta giriş ve sonuna kadar daima değişir. Değerlendirme, muhatap tarafından bir problemin ifadesi ile başlar. Muhatap tarafından büyük problem olarak ne gösterilmişse, değerlendirme ile rehberlik yapılır ve belki de bir dizi somatik, psikolojik, sosyal, kültürel, manevî ve çevresel kuvvetler ortaya çıkabilir. Değerlendirme, problemi anlama ile sonuçlanır. ***Değerlendirme, kendisini dayanıklılık, kapasiteler, sınırlar, isteklendirme ve fırsatlar adresi olarak gösterir. Terapi, plânlama ve terapinin kendisi değerlendirme tarafından rehber yapılır.

7 Sosyal hizmet uzmanları, değişen hayat şartları ve dinamik belirleyici olan tecrübelilikle psikososyal sınıflandırmalar kullanırlar. 3- Müdahale ve Terapi Uygulaması (Sosyal Terapi Odaklı Müdahale):Müdahale edici hedefler, muhatap ve uzmanın birlikte çalışması ile kararlaştırılır. Müdahale alanları, muhatabın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Müdahale edici beceriler, mülakat, kaydetme, mektup yazma, muhataba kişisel ve diğer kaynakları kullanmaya yardım etmeyi içerir. Müdahaleci gayretler,yeniden güven vermeyi, problemin aydınlatılmasını ve sempatik dinlemeyi destekler ve güçlendirir. 4- Sonuç (Sonuçlandırma): Sosyal hizmette kullanıldığı şekliyle sonuç, problemli bir muhataba sosyal hizmet vermeyi amaçlayan uzmanın müdahale edici sürece girme kararı aldığı sürenin (zamanın) bitişi veya sınırlanışı anlamına gelir.etkin bir sonuç, uzmanın, muhatabın şartlarla başa çıkmayı öğrenme kabiliyetindeki yeterliliğine ve gelişmesine işaret eder. Bireyle Çalışma ile şu hedeflere ulaşılmak istenmektedir 1- İntra-Personel Hedef (Kişinin Kendisiyle Barışık Olmasını ve Kendini Güçlü Hissetmesini Sağlanmak) 2- İnter-Personel Hedef (Kişilerarası İlişkilerin Güçlendirilmesini Sağlamak) Bireyle Çalışmanın İlk Adımları:Tarihsel gelişim açısından önem arz eden iki örnek oluşum, burada kısaca tanıtılacaktır. Mary Richmond ve Hayırseverlik Topluluğu:Sosyal yardım alanında bütünleştirici, bilimsel dayanağı olan yeni ve etkin yöntemlere ihtiyaç duyulmaktaydı. Arayışların yoğunlaştığı bir dönemde New York Eyaletinin Buffalo kentinde 1877 yılında Charity Organization Society (COS) kuruldu. Bu kuruluş, diğer yardım kuruluşlarından farklı olarak yoksul insanlara sadaka vermekten ziyade yoksulların şahsî durumunu incelemekteydi, onları kayıt altına almaktaydı. COS, bu faaliyetlerine sürdürebilmek için, iki gruptan oluşan bir çalışma ekibi kurmuştu: 1- Friendly Visitors (Güleryüzlü Misafirler): Soylu ve zengin ailelerden gelen ve ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan bu amatör ekip, yardıma muhtaç ailelere sosyal koruma hizmetleri sunmaktaydı. Sosyal hizmet kadınları, nazik ve kibar davranışlarıyla yoksul ailelerle iletişime geçmekte, onlara misafir olmakta ve bu şekilde güven ortamı oluşturmaktaydılar. 2- Profesyonel Çalışanlar: Bu ekibin üyelerinin görevleri, yönetim ve organizasyon becerilerini sergilemek ve devlete, yerel yönetimlere veya özel sektöre ait sosyal kuruluşlarla temasa geçmek ve işbirliği sağlamaktı. ***1890 yılından sonra Mary Richmond, COS un başına geçti ve amatör üyelerinin yetiştirilmesine yönelik bir gelişimsel eğitim programı hazırladı.bu programda sistemli ve rasyonel unsurlar yer almaktaydı. Gönüllü elemanların eğitimi sonucunda üç marifet (ehliyet-beceri) türü elde edilmek istenmekteydi: 1- Yoksul ailelerin tespitine yönelik sanatsal bir kabiliyet. 2- Gönüllü elemanlarla sorunlu aileler arasında oluşturulan insanî ilişkilerin sürdürebilirliğine yönelik sanatsal bir kabiliyet. 3- Aile üyelerinin sosyal hayatla ilgili sorunlarının çözümüne dönük danışmanlık hizmetlerinin sanatını kavramak. ****Mary Richmond, özellikle yoksulluk konusuna yeni bir bakış kazandırmıştır. Ona göre yoksulluk, doğuştan gelen bir karakter zafiyetinden dolayı ortaya çıkmamaktadır. Yoksulluk, insanî ilişkilerin normal olarak devam etmemesinin veya gelişememesinin bir sonucu olarak doğmaktadır. Alice Salomon ve Kadınlar İçin İlk Sosyal Hizmet Okulunun Açılışı:Alice Somon Zengın aıle kızı olmasına rağmen kendı sosyal mıhıtının dısındakı alanlara ılgı gostermıstır.bu anlamda bırcok aktıvıtelere katılımıs ve daha sonra kendı öncrlıgınde merkezler kurmuştur. Alice Salomon un gönlünde daha çok gönüllü elemanların yetiştirilmesine ve sürekli olarak eğitimine ağırlık vermek vardı. Bu istekleri doğrultusunda Alice Salomon Sosyal Yardım Faaliyetleri, Toplumsal Gelişme ve Hijyenik Esaslar gibi değişik kurslar düzenlemiştir yılında 27 yaşındayken Alice Salomon, kuruluşun başkanı oldu. ****1908 yılında Berlin de Sosyal Kadın Okulu ismi altında iki yıllık ilk akademik sosyal hizmet okulu kuruldu.

8 Sosyal hizmetin bir bilim ve meslek olarak görülmesinde büyük katkıları olan Alice Salomon, sosyal hizmetlerin iki gayesinden bahsetmektedir: 1- Muhtaç kişilere organizasyonel anlamda direkt olarak yardım ve destek sağlamak. 2- Sosyal hizmet uzmanlarının emaneti altında olan muhtaç kişilerin tutum ve davranışlarını plânlı ve sistemli bir şekilde değiştirebilmek. ****Mary Richmond un,,social Diagnosis" isimli ders kitabından esinlenen Alice Salomon, 1926 yılında Soziale Diagnose (Sosyal Teşhis) kitabını yayınlamıştır. Buna göre sosyal teşhis, sosyal hizmetlerin bütünlüğünü ele alan bir araçtır. Grupla Çalışma: Grupla Çalışma alanında iki önemli çalışma türü ortaya çıkmıştır: 1- Pedagojik Grupla Çalışma (Grup Pedagojisi): Grup Pedagojisinde örgün eğitimin dışında olan grup üyelerine talim ve terbiye yöntemleriyle olumlu tutum ve davranış kalıpları öğretilmek istenmektedir. 2- Terapoytik Grupla Çalışma (Grup Terapisi-Tedavisi): Terapi alanında özel kalifikasyon almış sosyal hizmet uzmanları, muhatap üyelerine kılavuzluk ve rehberlikte bulunur. Sosyal terapistler, zihinsel ve duygusal alanda sorunlar yaşayan fertlerin yeniden ruh sağlıklarına kavuşmalarında yardımcı olurlar. Tearpi sürecinde müracaatçı ve terapist arasında bilimsel ve davranışsal açısından düşünce ve duygu alışverişi oluşturulur. Sosyal terapistler, müracaatçının ulaşmak istediği hedefe varmada destek olurlar ve en uygun yol ve yöntemler gösterirler. ****sosyal hizmet uzmanı Başlangıç, güç çatışması, uyum, farklılaşma ve çözüm aşamalarında aşağıdaki ilkelere uygun hareket etmek zorundadır: olmak. amak. arı tayin edebilmek. artık ihtiyaç duyulmayacağını grup üyelerine hissettirebilmelidir. Toplumla Çalışma: Toplumla çalışma Settlement (Yerleşim) Hareketi ile ortaya çıkan ve toplumsal gelişmeyi esas alan bir sosyal refah hizmet anlayışıdır. Toplum refahına dönük hizmetler, sosyal alanların insanî ilişkilerle yoğunlaşmasını, akraba ve komşuluk ilişkilerinin oluşturulmasını sağlamaya yönelik sosyal müdahale ve destek hizmetlerinin bütünüdür. Toplumla Çalışma, mahalle sakinlerinin sosyo-ekonomik ve diğer sorunlarını ortaklaşa çözmelerine yönelik olarak oluşturulan sosyal projelerdir. ***Toplumla Çalışmanın hedefini beş ana başlıkta toplamak mümkündür= 1:Yöresel sosyal barışı tehdit eden sosyal olayların önüne geçmek. 2:Katılımcı demokrasi çerçevesinde karar aşamalarına halkın (muhatapların) katılımını sağlamak 3:Mahallenin (kentin) sosyal birliğini temin etmek ve mahalledeki sosyal hayatın kalitesini artırmak 4:İnsan ve grup davranışlarını olumlu bir zemine ve(ya) alana yönlendirmek 5:Kişilere sosyokültürel meşguliyet (meslekî eğitim ve beceri kursları vb.) ve(ya) iş imkânları sağlamak *** Toplumla Çalışma süreçlerinde muhatapların sosyal eşitliğinin sağlanabilmesi için, dört faktöre dikkat edilmelidir: 1- Muhatapların durumunun kendileri tarafından ve kendileri için tanımlanması. 2- Sosyal hizmet uzmanlarınca sosyo-külütrel teşvik ihtiyacının ve teşviğin etkinlik derecesinin belirlenmesi. 3- Sosyal hizmet uzmanlarının meslekî yeterliliklerinin korunmasına ve gelişimine dönük geliştirici bilgilendirme sistemlerinin oluşturulması.

9 4- Muhataplarla sosyal hizmet uzmanları arasında korkudan uzak, güven ve dostluk ilişkilerine dayanan bir ortamın oluşturulması. Toplumla Çalışmanın İlk Adımları Olarak Settlement Hareketi Sanayi devriminin hızla ilerlediği İngiltere de ortaya çıkan Settlement hareketi, bu çerçevede incelenmeye değer bir sosyal hareket örneğidir. Yerleşmek anlamına gelen Settlement in kökleri, üniversitelere dayanmaktadır. Özellikle akademik camia (profesörler, öğretim elemanları, öğrenciler vb), ruhban sınıfı ve bujuvazinin entelektüel temsilcileri (papazlar, aydınlar vb), sosyal parçalanmayı önlemek düşüncesiyle bilinçli olarak yoksulların ve işçilerin barındıkları yerleşim bölgelerine taşınmışlardır. **** Settlement hareketinin öncülüğünü yapan ve toplumla çalışma modelini ortaya koyan iki örgütlü sosyal oluşumun tanıtımı bu vesile ile burada daha geniş açılımlarıyla yapılacaktır. Bunlardan birisi Londra da ortaya çıkan Toynbee Hall, diğeri de Şikago da kurulan Hull House isimleriyle meşhur olmuş toplum merkezleridir. Toynbee Hall: Merkeze ismi verilen Toynbee, o tarihlerde hayatını yitirmiş ve üniversite gençliği üzerinde etkisi olan bir sosyal reformcu idi. Toynbee Hall kurucuların gayesi, yardıma muhtaçlara kendi kendilerine yeterli olabilmelerine ve hayatla mücadele edebilmelerine pedagojik destek sağlamaktı. Bu hedefe ulaşabilmek için, müracaatçıların kendilerine yeniden saygı duymaları gerekmekteydi. *** Settlement hareketinin işleyişi aslında çok işlevsel ve kolaydır. Fakirlerin yaşadığı bir bölgede bir ev kiralanmaktaydı. İş ve meslek sahibi olan kültürlü kişiler, bu evde ikamet etmekle beraber gündüzleri kendi mesleklerinin bir gereği olarak işyerlerine gitmekteydi ve çalışmaktaydılar. Hekımler,avukatlar akşamları evlerine geldiklerinde bilgi ve tecrübelerini yoksul komşularıyla paylaşıp arkadaş oluyorlardı. ***Bir toplum merkezi hüveyitini taşımış olan Toynbee Hall un eğitim programları ve diğer kültürel etkinlikleri, plânlı bir şekilde hazırlanmamaktaydı. Progamsızlık, bilinçli olarak tercih edilmekteydi. Bunlardan birkaçını örnek olsun diye burada sıralayabiliriz.halk egıtıme yonelık etkınlıkler (gunduz-aksam kursları,okumagrupları),hos vakıt gecırme amaçlı etkınlıkler (muzık,oyun,dans),halk saglıgıne yonelık etkınlıkler (Tıbbı bılgılendırme,ewde hemsırelık hzmetlerı).. Hull House: Hull House her ne kadar Toynbee Hall kuruluşundan etkilenerek ortaya çıkmış ise de çevresel sosyal konumu açısından çok farklı idi. Toynbee Hall merkezinin komşuları atalet içinde olan vasıfsız işçi kesiminden oluşmaktaydı. Hull House merkezinin bulunduğu mahallede ise Avrupa dan göç etmiş çok nitelikli işçiler, aileleri ve siyasî sebeplerden dolayı iltica etmiş aydınlar yaşamaktaydı. Müracaatçıların farklı sosyal kesimlerden gelmesinden dolayı Hull House merkezinin hedef stratejileri de buna göre farklı idi. Sunulan sosyal hizmetlerin çerçevesini de şu şekilde belirleyebiliriz: 1- Merkez Dışı Aktiviteler: Çevrede yaşayan insanların çalışma ve hayat şartlarını iyileştirmeyi kendine gaye edinen Hull House kurucuları ve üyeleri, klâsik eğitim programlarının yanında yerel yönetimlerde aktif roller üstlenmiş, okul aile birliklerine destekçi olmuş, işçi sendikalarını ve grevleri örgütlemişlerdir. 2- Sosyal Gruplara Dönük Özel Sosyal Hizmetler: Hem ferdî, hem de ailevî boyutuyla göçmenlerin, işsizlilerin, hayat kadınlarının ve mültecilerin sosyal sorunlarına yakından ilgi gösterilmiş ve onlara danışmanlık hizmetleri sunulmuştur. 3- Özel Kulüpler: Grup ölçeğinde çocuk, genç, işsiz, kadın ve çalışanlar kulüpleri oluşturulmuştur. 4- Fikir Meclisleri: Bir dizi siyasî ve kültürel etkinlikler düzenlenmiş ve forum havasında gündelik sosyal konular tartışılmıştır. 5- Kültürel Faaliyetler: Sanatçıların resim sergileri; Konser ve tiyatro; Merkezde çalışma müzesinin açılması. 6- Belediye Hizmetleri: Mahallede halka açık bir hamamın ve sağlık ocağının kurulması; Çöplerin toplanması için araçların temini.

10 7- Sosyal Yardım Hizmetleri: Yoksullara kömür almak ve dağıtmak için kooperatifin kurulması. ********** Hull House kurucusu Jane Addams************** Özellikle çalışma hayatının insanîleştirilmesine, çocuk işçiliğinin yasaklanmasına ve hayat kadınlarının korunmasına yönelik kanunların çıkmasını istiyordu. Uluslar arası alanda yapmış olduğu etkinliklerle dünyadaki savaş, açlık, haksızlık, zulüm ve şiddete dikkat çekmekteydi yılında Jane Addams a yapmış olduğu sosyal çalışmalarından dolayı Nobel Barış Ödülü verilmiştir. YÖNTEM ELEŞTİRİLERİ VE YENİ ARAYIŞLAR Klâsik Yöntemlere Eleştiri Dönemi (1970 li Yıllar) Sosyal hizmetlerin klâsik yöntemleri olarak bilinen Bireyle Çalışma, Grupla Çalışma ve Toplumla Çalışma biçimlerine yapılan eleştirilerinin özetini şu şekilde belirleyebiliriz: 1- Bireyle Çalışma ya Yönelik Eleştiriler: Bilimsel ve teorik tabanı zayıftır. Müracaatçılara dönük danışmanlık hizmetlerinde sosyal sorunların semptomlarına ağırlık verilmektedir. Yardıma muhtaçlığa yol açan gerçek sebepler göz ardı edilmektedir. Müracaatçılar, kişileri hasta eden sosyal ortamlara yeniden uyum göstermelerine teşvik edilmektedir 2- Grupla Çalışma ya Yönelik Eleştiriler: Toplumsal yapıyı ve şartları demokratikleştirme düşüncesiyle ortaya çıktığı halde Grupla Çalışma zamanla bireysel terapi yöntemlerine benzer uygulamalara ağırlık vermiştir. 3- Toplumla Çalışma ya Yönelik Eleştiriler: Toplumla Çalışma anlayışında toplum modelinin yapısı ideal temeller üzerine oturtulmuş ve toplumsal zıtlıkların uyumunun kolay olabileceği varsayılmıştır. ****Sosyal Hizmetlerde Yöntemsel Müdahalelerle İlgili Bir Örnek: Madde Kullanımı-Bağımlılığı İle Mücadelede Sosyal Rehabilitasyon Amaçlı Yöntemsel Çalışmalar::::= Çalışma Biçimi Yöntem(ler) Yöntemsel İşlemler (Yöntemsel Eylem Teknikleri-Türleri) Bireyle Çalışma (Bireye Yardım) Grupla Çalışma Sokakta Sosyal Çalışma (Muhatapları sokakta bulmak) Kendinle Yüzleşme (Kişinin kendi hastalığı-rahatsızlığı ile karşı karşıya getirilmesi) Farklı Yöntemsel Yaklaşım Dönemi (1980 li Yıllar ve Sonrası) Danışmanlık ve(ya) Rehberlik Teklifleri (Kriz müdahalesi; Çözüm odaklı işlem teknikleri) Rol Oyunu: Kendini, başka birisinin konumunda olduğunu düşünerek veya kabul ederek, kişinin buna göre tavır koyması, bu çizgide hareket etmesi ve davranışta bulunmasına dayanan bir oyundur. Genogram (Grafiksel aile tablosuharitası, ailevî soy, aile ağacı): Aile sistemleri teorileri çerçevesinde ortaya çıkan ve bireysel veya grup terapilerinde bir enstrüman olarak kullanılan genogramlar sayesinde ailenin tarihî, sosyo-kültürel ve genetik alt yapısı ve şimdiki üyelerinin bunlardan ne kadar ve nasıl etkilendiği noktasında en önemli bilgilere ulaşmak mümkündür. Daha önceden farkına varılmayan önemli noktalar, olaylar, hikâyeler ve davranış örüntülerinin daha geniş bir açılımla ortaya çıkartılması mümkün olabilmektedir.

11 Sosyal zaruretler, yeni çalışma biçimlerinin ve yöntemlerinin ortaya çıkmasını gerekli kılmıştır. Yöntemsel çeşitlilik alanında ortaya çıkan yeni çalışma biçimlerinden burada sadece birkaçına yer verebileceğiz. Danışmanlık: Kişinin, kendisini ilgilendiren konularda (eğitim, evlilik, stres, yalnızlık, vb) psikososyal yönden doğruya ulaşmak maksadıyla sosyal hizmet uzmanı ile diyaloga geçmesi, uzmanın görüşüne başvurması ve isabetli kararlar alabilmesini sağlayan bir yöntemdir. Süpervizyon: Süpervizyon, sosyal eylem uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesini ve gerektiğinde bunların değişime uğramasını sağlayan değerlendirme çalışmalarıdır. Tıbbî, sosyal ve pedagojik eylem alanlarında kabul gören süpervizyon, sosyal hizmetlerde özellikle kalitenin korunması noktasında önemli bir araçtır. Sosyoteknik (Sosyo-Teknik): Sosyoteknik, çalışma ve sosyo-kültürel hayat arasındaki korelasyonu değerlendiren süreç odaklı bir yaklaşımdır. Kriz Müdahalesi: Kriz müdahalesi, acil sosyal desteğin gerekli olduğu şartların gerçekleşmesi ile ortaya çıkan süreç odaklı bir yaklaşımdır. Sosyal hizmet yöntemlerinden biri olan kriz müdahalesi, sosyal hizmet uzmanının acil vakıalarda derhal olaya müdahale edip, daha büyük tehlikelerin doğmasını önlemek maksadıyla krizi yönetmesi ve(ya) krizin ortadan kalkmasına yönelik gerekli tedbirleri almasıdır. Acil hallerde kriz müdahalesi yöntemine gerekli duyulan durumlar şunlar olabilir: a) Sorunlu bir kişinin, intihara teşebbüs etmesi; b) Kişinin psikolojik bir krize girmesi veya cinnet geçirmesi; c) Kişinin şiddet görmesi veya cinsel tacize uğraması; d) Kişinin âfet (deprem) veya kaza sonrası sosyal uyum veya korku fobisi sorunu yaşaması. Çok Boyutlu Bakışa Bağlı Eylem: sosyal sorunların sebeplerinin tespitinde ve ihtiyaç duyulan sosyal yardım ve destek türlerinin belirlenmesinde birden fazla düşünce ve eylem içeren bir soysal hizmet yaklaşımı sergilenmektedir. Müracaatçıların sorunlarının ve buna bağlı olarak kaynakların ve çözümlerin isabetli olarak belirlenmesinde çok boyutlu bakışın etkisi büyüktür. Örneğin bir çocuğun babası tarafından kötü muamele görmesinin sebebi olarak ilk bakışta babanın içinde bulunduğu alkol bağımlılığı düşünülebilir. Ancak daha derin bir araştırma sonunda babanın çocuğuna kötü muamelede bulunmasındaki asıl etkenin belki de babanın zekâ seviyesindeki yetersizlik (zihnî özürlülük) görülebilir. Bu durumda müracaatçıya (babaya) Hayat Şartlarına Yönelik Oryantasyon programının uygulanmasında fayda vardır. ***Hayat Şartlarına Yönelik Oryantasyon (Hayata Uyum Desteği): Hayat Şartlarına Yönelik Oryantasyon ; aile, akraba, komşu veya cemaat gibi değişik sosyal grupların iletişim sorunlarının çözümüne ve sosyal bağların güçlendirilmesine yönelik teşvik ve destek hizmetleridir li yıllarda Toplumla Çalışma bağlamında geliştirilen Hayat Şartlarına Yönelik Oryantasyon, sosyal çalışma yöntemlerinden birisidir. Hayata uyum desteğinin eylem konsepti çerçevesinde esas alınan temel kriterler şunlardır: 1- Önleyici ve destekleyici hizmet 2- Mahallî destek hizmetleri 3- Kişilerin makul derecede özsaygı ve özgüven kazanmaları ve kendi kendilerine yeterli olmaları yönünde manevî destek hizmetleri. 4- Sosyal projelere aktif olarak katılımlarının ve etkin olarak sosyal faaliyetlerde bulunmalarının sağlanması. 5- Damgalanmış marjinal kişi duygusundan kurtulmalarına yönelik sosyal entegrasyon hizmetleri UNITE 3=BATI DUNYASINDA SOSYAL HIZMETLERIN GELISIMI 1 OrtaCagda Yoksulluk Ve Sosyal Hızmet (12-13.YY)=Ortaçağda genelde maddî yardım ağırlıklı (kurumsal) sosyal hizmetler,aşağıdaki kurumlar aracılığıyla uygulanmaktaydı. 1:Sadaka=Sadaka kültürü,hıristiyan toplumlarında dinî inançların bir gereği ve bu bağlamda insan sevgisinin bir yansıması olarak ortaya çıkmıştır. Dinine veyainancına bağlı zengin Hıristiyanlar, hayır hizmetleri için varlıklarının bir kısmını ya hayattayken veya öldüklerinde bağışlamaktaydılar. 2:Dını Kurumlar(Kilise ve Manastırlar)= Zengin aristokratlar ve vatandaşlar, bağışlarını direkt olarak yoksullara yapmak yerine kilise veya manastıra yaparlar. Bağışlar yoksulların ihtiyaçlarını sistemli

12 bir şekilde karşılamaktan çok bağış yapanların günahlarına kefaret olsun diye dinî kuruluşlar üzerinden yürütülürdü. ***Manastır hayatı, klâsik sosyal hizmet anlayışı doğrultusunda beden ve ruhu disiplinize etme amaçlı aşırı kuralcı ve zorlayıcı yöntemler getirmiştir. Manastırlar, sosyal çevrelerini etkilediği gibi yeniçağda oluşturulan sosyal kurumların (kolejler, çalışma atölyeleri, hapishaneler) işleyişini de biçimlendirmiştir. 3:Hospisler (Hastane,Hospital)= Açları doyurma hizmetleri, genelde Hospital (hospiz,hastane) ismini taşıyan sosyal kurumlar aracılığıyla yapılmaktaydı. Hospital, bugünkü anlamda sağlık hizmetleri veren bir şifahane olmaktan çok sahipsiz ve kimsesiz hasta, yoksul, yaşlı ve yetim çocukların beslenme ihtiyaçlarını karşılayan bir hayır kurumuydu. Bu yönüyle hospital, aşevi fonksiyonunu icra etmekteydi. Hospital ler, sosyal hizmet tarihinin ilk resmî sosyal kurumları olarak görülebilir. Hospital ler, ortaçağda yaşayan korumaya muhtaç yoksul ve özürlülerin uğrayabildikleri tek sosyal hizmet kurumlarıydı. Sosyal Yardım Anlayışının Teorik Altyapısı Thomas von Aquin in genelde sosyal hayata özelde ise yoksulluk ve zenginlikle ilgili görüşlerinin temelleri, İncil e dayanmaktaydı. İncil de yoksulların manevî dereceleri yükseltilmekte ve Cennet e girecekleri vaat edilmektedir. Diğer taraftan zenginlerin Cennet e girmelerinin zor olacağı açıkça beyan edilmektedir. Daha çok Sadaka Doktrini olarak bilinen teorisinin ana görüşleri şunlardan ibarettir: Toplum Düzeni: Toplumun refahı ve huzuru, bireyin özel rahatından önce gelmektedir. Her bir fert, toplumun refahı için katkıda bulunmalı ve topluma ayak uydurmalıdır. Bu ilahî bir emirdir. Bu zihnî ve mantıkî silsile içinde toplumun yapısı,belirli tabakalara göre şekillenmelidir. Ortaçağ da bu anlayış doğrultusunda hiyerarşik tabakalardan (sınıflardan) oluşan bir toplum nizamı ortaya çıkmıştır: - Ruhban sınıf (en yüksek sınıf) - Dünyevî sınıf (iktidar; siyasî güç) - Burjuvazi (Şehirlerde yaşayan vatandaşlar: zanaatkâr, esnaf) - Yoksul sınıf (malı olmayanlar) - Muhtaç sınıf (dullar, yetimler, sakatlar, hastalar) Tanrı tarafından öngörülen bu toplumsal yapı, Hıristiyanlık inancına göre en tabiî ve en sosyal düzendir. İlahî düzen içinde en alt sınıflarda yer alan yoksullar ve muhtaçlar, toplumsal yapının daimî üyeleri olarak görülmekteydi.dolayısıyla Aquin in dünya görüşlerinde yoksulluk ve muhtaçlıkla mücadele anlayışından ziyade bu sosyal olguları olduğu gibi kabullenme ve koruma vardı. Çalışma Hayatı: Ölümlü bir varlık olan insan, hayatını ahirete dönük şekillendirmelidir, Çünkü asıl hayat ölümden sonra başlamaktadır. Dünya hayatının özü Tanrı ya ibadet etmek ve kutsal ruhu ihya etmekten ibarettir. İnsanın birincil görevi, dinî vecibelerini yerine getirmekten ibaret olduğuna göre, çalışma ve para kazanmak ikinci derecede önemlidir. Yoksulluk ve Dilencilik: Sadaka veren zengin ile sadaka alan fakir arasındaki ilişkinin merkezinde daima zenginler yer almaktaydı. Önemli olan günahlardan kurtulmak idi. Sadakaların yoksulluğu giderip gidermediği ise önemli değildi. Dolayısıyla açlık, sefalet ve mahrumiyet gibi olgular, sosyoekonomik perspektiften ele alınmaktan ziyade dinietik bir realite olarak görülmekteydi. Hıristiyanlığın sosyal hayata bakan yönüyle sadakalar, yoksul ve zengin sınıfın devamını sağlayan bir araç idi. Yenı Çagda Yoksulluk Ve Sosyal Hızmet (14-16 YY.)= Ortaçağ dan Yeniçağ a geçerken, Avrupa da yaşayan halkın önemli kesimi ekonomik sıkıntılar içinde sefil bir hayat yaşamaktaydı. Yoksulların sınıfına katılanların sayısı artmasıyla birlikte dilencilerin sayısında da önemli artışlar meydana getirmiştir. **** Yoksulluğun açlık sınırı altına inmesi, sefaletin yaygınlaşması ve toplumsal bir boyut kazanmasıyla birlikte yoksulluğa ve dilenciliğe beslenen olumlu metafizik görüş yerine daha gerçekçi bir bakış ortaya çıkmıştır. Yoksulluğun ideal bir sınıfsal düzenindeki sabit yeri ile ilgili klasik dini teorileri tartışma konusu olmuştu. Thomas von Aquin in Sadaka Doktrini bu çerçevede revize edilmesi gerekmekteydi. Nitekim Strassburg lu papaz Geiler von Kaysersberg ( ),Aquin in görüşlerini geliştirerek, dünyevi hükümdarların, özellikle belediyelerin yoksullukla

13 mücadele konusunda yetkili olmalarını savunmuştur. Buna göre belediyeler, hak ve yetki sahibi olarak yoksullara yardım etmek ve yoksulluğu (dilenciliği) idare etmekle yükümlüdür. Yoksulluğa Bakıştaki Zihnî Değişim 1-Kentlerin maddî ve siyasî yönden önem kazanması: Kentlerde ticarî faaliyetlerin artması ile birlikte belediye gelirlerinde bir artış ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda kilisenin nüfuzu azalırken kentlerin siyasî gücü gittikçe artmaya başlamıştır. 2- Yoksullara bakışın değişmesi: Erken Ortaçağ da, dilencilik genelde kabul görürken ve dilenen yoksullara müsamahalı bakılırken 14. ve 15. Asırdan itibaren dilenciliğin kontrol altında tutulması uygun görülmüştür. Nürnberg kenti mesela daha 1370 yılında Dilencilik Nizamnamesi yayınlamıştır. Bundan böyle yoksullara ve fakir insanlara bakmakla yükümlü ve-fakat buna gücü yetmeyenlere kilise ve belediyeler tarafından dilencilik yapabilmelerine imkân tanıyan bir belge verilmeye başlandı. Reformcu Dinî Düşünceler: İlahiyatçı Martin Luther ve Johann Calvin zenginlerin yoksullara sadaka vermek suretiyle hem günahlarından arındıkları ve bu yolla Cenneti kazandıkları ile ilgili kilise doktrinine karşı çıkmışlardı. Toplum hayatında hayırlı hizmetlerde bulunmanın, kendi başına Cennete girebilmenin bir ölçütü olmadığını düşünen Martin Luther, kurtuluşun Tanrı ya iman etmek ve O nun rahmetine sığınmaktan geçtiğini inanmaktaydı. Augustin mezhebinin bir rahibi olan Martin Luther, manastır hayatına, insanlığın bir icadı olarak görmüş ve kutsal kitaplarda yeri olmadığını düşünerek, karşı çıkmıştı. Martin Luther in dinî eleştirileri etkisini göstermiş ve **Avrupa da mevcut olan manastırların hemen yarısı devlet eliyle yıkılmıştır. Katolik kilisesi de dini bir sosyal güce dönüştürmüş,baskı aracı olarak kullanmış ve halkı sömürmeye başlamıştı. Kilisenin istediği gibi bir kutsal kitap anlayışı ortaya çıkmıştır. Hümanist Düşünceler:Hümanıst=ınsancıl demektır.modern hümanizm, sadece dünya hayatına bağlı kalmakla yetinmekte ve eğitim çerçevesinde insan sevgisini ön plâna çıkarmaktadır. Modern hümanizm, Severim Yaratılanı, Yaratan dan Ötürü (Yunus Emre) bakış açısından farklı olarak, insan sevgisine, ilahî bir bağ oluşturma gereği duymamaktadır. ****Erasmus von Rotterdam ( ) ve Thomas Morus ( ) gibi fikiradamlarının öncülüğünde ortaya çıkan klâsik hümanizm, din ve eğitim hayatında reform isteyen fikrî bir akımdı. Aslında klâsik hümanizm, kilisenin temel görüşlerine bağlı kalmakla birlikte Ortaçağ ın karmaşık skolastik doktrinlerinin yerine daha çok antik filozofların daha rahat anlaşılabilir görüşlerini sosyal hayata aktarmak istiyordu. ***İngiliz Katolik kilisesine mensup olduğu halde hümanizmin sosyal teorilerini geliştirenlerin en başlarında Thomas Morus yer almaktaydı. Bir hukukçu ve devlet adamı olan Thomas Morus, 1504 yılında parlamento üyesi olmuş ve Kral VII. Heinrich in vergilerin artırılmasını öngören tasarısına karşı çıkmakla tepkilerini üzerine çekmişti yılında parlamento başkanı ve 1529 yılında başvekillik makamına kadar gelebilen Morus,cömertliği ile ün yapmıştır. ***Thomas Morus, Utopie isimli romanında cumhurıyetcı ve adıl dewlet modelınden yola çıkarak esıtlıgı benımsemıstır.toplumsal kalkınmanın elde edilebilmesi için, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması ve çalışma gücüne sahip olan bütün insanların kamu eliyle çalıştırılması gerektiğini de savunmuştur. Toplumsal müdahale içerikli bu sosyal mesajların pratik yansımaları da zamanla görülmeye başlamıştır. Mesela Nürnberg Belediyesi 1522 tarihli Yoksulluk Nizamnamesi nde yoksulluğun önlenmesi-giderilmesi yönünde ilk defa somut tedbirlere yer verilmişti. ***Felsefe, ilahiyat, filoloji ve pedagoji alanında bilimsel çalışmalarıyla ün yapmış olan bir diğer hümanist sosyal reformcu İspanyol Juan Luis Vives. Vives, 1526 yılında yazmış olduğu De subventione pauperum (Yoksulların Desteklenmesi) adlı iki ciltlik eserinde özellikle kentlerde yaşayan yoksullara sürekli olarak sosyal yardımın yapılmasını talep eder. Buradaki amaç, dinî hayırseverliğin bir gereği olarak yoksulları muhtaçlıktan kurtarmaktır. Hümanist değerleri,isevî ve Musevî ahlâk anlayışı ile birleştiren Vives, yoksulların sosyal korunmasına ilişkin bütüncül bir sosyal teori geliştirmiştir.bunlar=çalısmanın önemı,yoksulların istidamı,bıreysel durumları dıkkate alan bır sosyal hzmet,egıtım amaçlı sosyal yardım. Farklı bir sosyal hizmet anlayışını ortaya seren Vives in sosyal programının özelliklerini, somut olarak on maddede sıralayabiliriz=

14 1- Muhtaç insanların bürokratik işlemlerle tespiti ve muhtaçlık kriterlerinin özel durumlara göre belirlenmesi. 2- Yabancı dilencilerin bölgeden uzaklaştırılması. 3- İşgücü niteliği taşıyan yoksulların çalıştırılmasına yönelik meslekî eğitim programlarının uygulanması. 4- Yoksulların eski mesleklere yönlendirilmesi ve istihdamı. 5- Gençlerin ve meslekî becerisi olmayanların istihdamının sağlanması. 6- İşletmelerinde yoksullara iş imkânı veren meslek ustalarına kamusal destek verilmesi. 7- Çalışmayı reddedenlerin zorla çalıştırılması. 8- Çalışamayacak kadar aciz olanlara sosyal yardımın yapılması. 9- Terk edilmiş çocukların sosyal korunmaya alınması ve eğitilmesi. 10- Sosyal koruma programlarının malî plânının yapılması ve kaynaklarının belirlenmesi. Yerel Yönetimlerin Yardım Programları 1:Yetkı dewrı=sadaka dağıtımı kilisenın yetkılerınden çıkıp beledıyelere meclıslerıne havale edıldı. Her belediye, sadece kendi sınırları içinde yaşayan yoksullarla ilgilenmiş ve dışarıdan gelen yoksul yabancılara dilenme hakkı vermemişti. Böylece yabancı yoksulların şehirlere serbestçe girmeleri engellenmişti. 2:Sosyal ölcutlerın belırlenmesı=yeni uygulamalarla birlikte yoksulların sosyal yardım hizmetlerinden yararlanabilmeleri, belirli şartlara ve kıstaslara bağlanmıştır.(çalısılabılırlık,medenı ve aılevı durum..)ihtıyaca gore rasyonel,akılcı,adil bir sekılde yapılmıştır.böylece yardımlar yavaş yavaş da olsa bir sosyal politika stratejisine dönüşmüştü. 3:Sosyal Bürokrasının Olusturulması=Sosyal yardım konumunda olan beledıyeler bu ısı etkın bı sekılde yurutebılmesı ıcın kendı bunyelerınde yenı ıdarı bırımler oluşturmuştur. Böylece uzmanlaşma yolunda denetim fonksiyonunu da üstlenen sosyal bürokrasinin ilk temelleri atılmıştı. 4:Sosyal pedagojık Amacların gudulmesı=yoksullara belirli şartlar altında maddî yardımın yapılmasının bir başka sebebi de onları şehir hayatında geçerli olan belirli sosyal davranış kalıplarının içine almak idi. Çalışmak,gayret göstermek, düzene uymak ve disiplin (terbiye) gibi hedeflerlebelediyeler, kişisel tembelliği ve ataleti ortadan kaldırmak istiyordu.ortaçağ Hıristiyanlık anlayışına göre yapılan yardımların karşısında yoksullardan belki duanın dışında başka bir karşılık beklenmemekteydi. 5:Marjınal Sosyal Grupların Ortaya Cıkması=Muhtaçlığın ve dolayısıyla sosyal yardım alma hakkının belirlenmesi ile birlikte yardıma muhtaçlara sosyal yardım yapan sorumlu birimlerin de oluşturulması, yoksulluğun kamusal sorumluluk alanına resmen girmesini sağlamıştır. Ancak uygulamaların bütünüyle insanî değerler içinde yapılmış olduğunu iddia etmek de pek isabetli olmaz.aydınlanma Çagında Yoksulluk Ve Sosyal Hızmet (17-18 YY.)=Aydınlanma cağının ana göruslerı = 1- Mistik-spekülatif geleneklere şüphe ile bakılması. 2- Dinî doktrinlere mesafeli bakılması ve sadece deist bir Tanrı ya inanılması. Bir başka deyişle Tanrı nın, sadece bir Yaratıcı olarak görülmesi ve tabiat üzerindeki mutlak hâkimiyetinin inkâr edilmesi. 3- İnsan aklının ve bilimin tek geçerli değer olduğuna inanılması. 4- Düşünce ve ifade özgürlüğüne önem verilmesi. 5- Bireyciliğe önem verilmesi ****Despotik rejimlerin devam ettiği Aydınlanma Çağının özellikle 18. Yüzyılın Avrupa sında kırsal yoksulluk ve sosyal eşitsizlik daha da artmıştı. Bununla ilgili olarak o dönemin sosyal yapısına ait bazı siyasî ve sosyal veriler vermek gerekirse; &-Kırsal Topllukların sefalete surulmesı: Kırsal kesimde çalışan köle çiftçilerinin sayısı hem azalmaktaydı hem de hayat şartları gittikçe kötüye gitmekteydi. &-Sehır Topluluklarının haklardan mahrum edılmesı: Gerek soyları itibariyle aristokrat olanlara, gerekse zanaat veya ticaret ile uğraşmaları sonucunda zengin olup burjuvazi sınıfına girenlere görev ve imtiyazlar içeren vatandaşlık haklarının tümü verilmekteydi.

15 *****Merkantilizm, 16. ve özellikle 17. yüzyıllarda Avrupa da feodalizmin çözüldüğü ve yerine mutlakiyete dayalı millî devletlerin kurulduğu dönemlerde etkili olmuştur. Merkantilizm, altın ve gümüş gibi değerli madenlerin bir ülkenin siyasî ve iktisadî gücünün başlıca kaynağı olduğunu; ülkenin iktisadî yönden güçlenmesinin dış ticaret dengesinin fazla vermesine bağlı bulunduğunu; dolayısıyla ihracatın teşvik edilerek ithalatın kısıtlanması, müdahaleci ve yerel ekonomiyi dışa karşı korumacı bir dış ticaret politikası izlenmesi gerektiğini savunan bir iktisat politikası idi.ana Hedef ise; ihracatı teşvik etmek suretiyle altın birikimini sağlamak ve milletin servetini, devletin güçlenmesi için artırmaktı. Malthus ve Sosyal Modelinin Teorik Çerçevesi Klâsik liberal görüşleri ve karamsar nüfus teorileri ile özellikle sosyal hizmet (sosyal yardım) politikalarının dezavantajlı sosyal grupların aleyhine dönüşmesine sebebiyet vermiştir.malthus un sosyal teorilerini ve yansımalarını, dört ana başlıkta toparlayabiliriz= 1-Malthusyen Nüfus Teorisi ve Sosyal Darvinizm:1789 yılında kaleme aldığı Nufusun Temellerı Hakkında Arastırmasın nda uygun sartlarda nüfusun,uretım artısından daha hızlı artması ve uretımın de kıtlığa sebeb olacağını savunmuştur. Bu teoriye göre salgın hastalıklar gibi bir kısıtlayıcı faktörlerin bulunmaması durumunda nüfus,geometrik dizi biçiminde artacaktır (2, 4, 8, 16.). Buna karşılık besin maddeleri,aritmetik dizi biçiminde artacaktır (1, 2, 3, 4...). **** Sosyal Darvinizm, tabiatta olduğu gibi, toplumlarda da sosyal dayanışma yerine kıyasıya bir var olma mücadelesi olduğunu iddia etmektedir. Nüfusun sürekli olarak ıslah edilmesi ve en iyi rekabet edenlerin yaşaması gerektiğini savunan Sosyal Darvinizm, toplumu bir organizma olarak görmenin yanında sosyal refah programlarının ve sosyal içerikli reform girişimlerinin, fertler arasındaki tabiî farklılıklara zarar vereceğini iddia etmektedir. Sosyal Darvinizm e göre, yardıma ve bakıma muhtaç kişilere, sosyal hizmet sunmanın rasyonel ve ekonomik bir anlamı yoktur. 2-Anti-Natalist Politikalar: Değişik yöntemler ile toplam nüfusu azaltmaya veya nüfus artışını sınırlandırmaya yönelik uygulamaların bütünü olan anti-natalist politikaların öne atılmasının başlıca sebebi, Malthusyen Nüfus Teorisi dir. Malthus, insanlığın açlık ve yoksulluğa mahkûm edilmemesi için, nüfusun azaltılmasını gerekli görüyordu.bunun için de geç evlenmek ve az sayıda çocuk yapmak gibi önerilerde bulunmaktaydı. Malthus'a göre anti-natalist politikalar, zengin kesimden ziyade toplumun en alt sosyal kesimlerine uygulanmalıdır. Toplumsal sefalet, alt sınıfların bir eseri olduğuna göre, nüfus planlaması bilhassa en alt sınıflarda tatbik edilmelidir. ****Bu uygulamalar, sadece nüfusun artmasına sebebiyet vermektedir. Çünkü çocuksuz kalan yoksul aileler, yine çocuk doğurmakta ve böylece hem nüfus, hem de sefalet artmaktadır. Sosyal yardım yapmak yerine, yoksul ailelere çocuk yapmamaları yönünde eğitim ve ahlâk dersi verilmelidir. Yoksul kişilerin evlilikleri mümkün mertebe engellensin. 3-Sınırlı Sosyal Yardım Anlayışı: Malthus, kamusal sosyal yardım kapsamında en alt sosyal kesimden gelen yoksulların ve işsizlerin devlet eliyle istihdam edilmelerine karşı çıkmaktadır. Ona göre, her bir yoksula (işgücüne) iş vermek, başka bir yoksulun (işgücünün) işsiz kalmasına sebebiyet vermek anlamına gelmektedir. Kamusal sosyal yardımların ille de yapılması düşünülüyorsa, buna bazı ağır şartlar eklemek gerektiğini düşünen Malthus, mesela açılan çalışma ve üretme merkezlerinde istihdam edilenlerin daha ağır şartlar altında ve daha az yemek karşılığında çalıştırılmalarını savunur. 4-Liberalizm: Toplum hayatında liberal bir anlayışın hâkim olması gerektiğini savunan Malthus, devletin iktisadî hayatta pasif bir rol üstlenmesini ve özellikle en üst sosyal grupların vatandaşlık haklarını korumasını talep etmiştir. Dolayısıyla Malthus, fakir halk kesimlerine yapılan kamusal sosyal yardım programlarına ve her türlü toplumsal müdahaleye karşı çıkmıştır. ***Fertlerin hürriyetlerinin genişletilmesini, devletinkinin ise mümkün mertebe daraltılmasını gerektiğini müdafaa eden bu doktrine göre, devlet üretimden elini çekmeli idi. Çünkü liberal görüş, her tür mülkiyete ve hür teşebbüse saygı gösterdiği gibi, devletin piyasaya müdahalesini en alt düzeyde olmasını istemektedir. SOSYAL HİZMETLER ÜNİTE-4 Sosyal tarih boyutuyla sanayi devrimi,kitlesel üretimin yanında işçi sınıfının da kitle halinde tarih sahnesine çıkmasını,hızlı sosyal değişimin bir neticesi olarak ortaya çıkan ciddî sosyal ve ekonomik

16 problemleri,ezilen işçi sınıfının hak arayışlarını,sınıf mücadelesini,çalışma ilişkilerindeki değişimi ve bu döneme ait sosyal gelişmeleri ifade etmektedir. SANAYİLEŞME ÇAĞINDA VE SONRASINDA SOSYAL SORUNLAR ( YY) Sanayi devrimi ile birlikte bir taraftan sosyalist,diğer taraftan da liberal görüşler arasında karşılıklı tartışmalar yaşanmaktaydı.liberalistler,ekonomik hayata müdahale etmeyen bir devlet biçimini savunuyordu => Ticari hürriyet **Prusya'da 1810 yılında yürürlüğe giren Ticari Serbestlik Kanunu Sanayi devrimi,birbiriyle çatışan ve iki sınıftan oluşan yeni bir toplumun ortaya çıkmasında etkili olmuştur.bir tarafta,iktisadî özgürlüğünü kaybeden,bütün geçimini cüzî ücretle karşılamaya çalışan ve her geçen gün daha da fakirleşen işçi kitlesi (proletarya) mevcut idi.diğer tarafta ise,sayısı az olmasına karşılık,bu kitleyi sömürüp daha da zenginleşen sermaye sahibi (kapitalist) patron ve işverenler vardı. **Sanayi devrimine özgü sosyal sorunlar arasında,işçilerin ağır şartlar altında çalıştırılması,çalışma sürelerinin uzun olması,ücretlerin düşük olması,kadınların ve çocukların çalışma hayatında sömürülmesi,işçilerin iş sürecine yabancılaşması,kitlelerin kendi benliklerinden uzaklaş(tırıl)ması ve genel olarak kitlesel sefalet gelmektedir. **Sanayi devrimi,her ne kadar üretimin ve sermayenin artmasını sağlamış ise de orta ve uzun vadede özellikle geniş işçi sınıfının sömürülmesine ve artan sayıda çalışan yoksul kitlelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kronik Yoksulluk:Artan ve yaygınlaşan yoksullukla mücadelede sosyal yardım hizmetleri yetersiz kalmaktaydı. Bunun başlıca sebepleri: 1)Feodal Sistemin Ortadan Kalkması:Tarım sektöründe,köylüler ve çiftçiler,1811 yılından itibaren Toprak Reformu sayesinde feodal kölelik düzeninden kurtulabilmişti,ancak hukukî yönden sağlanan bağımsızlık,birçok köylü için maddî bağımsızlığı birlikte getirmemişti. 2)Nüfus artışı 3)Ekonomik sıkıntılar 4)Sanayileşen sehirler ve göç 5)Devletlerin yoksulluğu bir sorun olarak görmemesi:kamusal düzenin,asayişin ve millî güvenliğin korunması,yoksulluğun giderilmesinden daha önemliydi.dolayısıyla polisiyer tedbirleri ön plânda tutan millî devletler,yoksullara sosyal hak bağlamında destek vermekten uzak durmaktaydı. Kamusal sosyal yardım alabilen yoksullar ise,anayasal hukuk devletlerinin öngördüğü vatandaşlık haklarından yararlanamamaktaydı. 6)Sosyal kontrol faaliyetlerinin erkekler tarafından yürütülmesi SOSYAL SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK GİRİŞİMLER Elberfeld Belediyesinin Yerel Sosyal Yardım Hizmetleri:Almanya nın Elberfeld Belediyesinin yoksullara sosyal yardım alanında 1867 yılından başlayarak geliştirdiği yeni bir sistem,başka belediyelere de örnek olmuş ve etkin sonuçları açısından genelde takdir toplamış olduğundan kayda değerdir.elberfeld,hızla gelişen büyük bir sanayi şehriydi. Elberfeld Sistemi ni, yönetim ve organizasyon boyutuyla ele aldığımızda şu unsurlar dikkatimize çekmektedir: 1)Şehrin idarî yapısının şekillenmesi:şehir,ilçelere ve ilçelerde mahallelere bölünür. 2)Her idarî birimin başına görevlilerin tayin edilmesi:kamusal sosyal hizmet alanına gönüllü de olsa "ilk kez resmî görev üstlenen kişiler",az bir ücret karşılığında istihdam edilmiş oldu.(3 yıllık görev) 3)Bakıcıların etkinliğinin sağlanması:her bir bakıcı,ancak 2 ile 4 yardıma muhtaç birey veya aileyle ilgilenmeliydi.sosyal hizmet uygulamaları "ilk kez birey ve aile odaklı"olarak ortaya çıkmış oldu. 4)Sosyal yardımların istihdam odaklı olması: Yardıma muhtaç bireylere,iş imkânları sağlanarak yardım edilmelidir ve çalışmak yardım almaktan daha iyidir ilkelerinden yola çıkılarak, sosyal yardım süreleri sınırlandırılmıştı.maddî destekler için de azamî 14 gün olarak belirlenmiştir.ödenen sosyal yardım miktarları da kişiler çalışmaya teşvik edilsin düşüncesiyle düşük tutulmuştu. 5)İdarî özerklik:ilçe yöneticileri ile mahalle bakıcıları,ilçe bazında oluşturulan ilçe meclislerinde kendi başlarına karar alabilmekteydi. Strassburg Belediyesinin Yerel Sosyal Yardım Hizmetleri:Profesyonel olmayan az sayıda bakıcının, mahalleye artan sayıda göç eden yoksul ailelerle tek tek ilgilenmeleri gittikçe zorlaşmıştı. Strassburg lu Rudorf Schwander,1905 yılında kaleme aldığı bir yazısıyla modern sosyal politika ve sosyal hizmetin temellerini teşkil edecek bir açılımla Elberfeld Sistemi ni revize ederek Strassburg Sistemi ni geliştirmiştir. Strassburg Sistemi nin farklı özellikleri:

17 1)Profesyonel bakıcıların tayini. 2)Yerelde merkezî idare:sosyal yardım kararları,gönüllü sosyal elemanların inisiyatifine bırakılmadan bürokratik hak bağlamında ele alınmış ve sosyal yardımlardan yararlanma açısından her yoksul için erişilebilir hâle getirilmiştir. 3)Uygulayıcılar arasında görev taksimi: =>Profesyonel sosyal hizmet elemanları,bürokratik ve hukukî işlerle ilgilenmeli. =>Gönüllü elemanlar,daha çok pedagojik danışmanlık ve rehberlik alanında uğraş vermelidir. 4)Yoksullara sosyal yardım organizasyonu:idarî olarak bütün sosyal hizmet uygulamaları iç ve dış hizmet diye ikiye ayrılmıştı. **Dış hizmet,yani yerinde müdahale hizmeti,mahallelere ulaşılarak gerçekleşmekteydi.dış hizmetlerde profesyonel bayanlar da tercih edilmekteydi.dış ve iç hizmet anlayışı,1970 e kadar sürmüştür. Sosyalist (Marksist) Hareketin Çözüm Önerileri:Liberalizme reaksiyon olarak gelişen sosyalist akımlar,kitlelerin sefaletine seyirci kalmaktan ziyade,işçileri ve köylüleri ezip sefalet üstünde sefahat hayatı kurmak isteyen kapitalist düzene karşı harekete geçmişti. ****Karl Marx ve Friedrich Engels kolektivist (sosyalist) düşüncelerin bir sosyal nizam,bir iktisadî doktrin olarak toplum hayatına girmesinin ilk ciddî öncülüğünü yapmışlardır. ******Marx,sınıfsız bir cemiyet meydana getirmek vadiyle,işçi kesimi ile sermayedarlar (kapitalistler) arasında oluşturulacak bir sınıf mücadelesinin sonunda proletaryayı iktidara getirmek istiyordu.işçiler,âdil ücret elde edebilmek ve daha iyi şartlar altında çalışabilmek için örgütlenme sürecine girmiş,taleplerini siyasî partiler aracılığı ile dile getirmiş ve nihayet sosyal yönden duyarlı olan bazı işverenlerin yanında kilise ve devlet de,kendilerine özgü sosyal politikalarıyla sosyal hayata müdahale etme gereğini duymuştu. İşçi Hareketinin Sendikal ve Siyasî Çözüm Önerileri:Sanayinin belirli işkollarında veya belirli işletmelerde değişik isimler altında yardımlaşma ve dayanışma sandıkları kurmuştu.bu sandıkların sayesinde,işçi kesiminin çalışma hayatında uğrayabileceği bazı önemli risklerin zararlarına karşı sosyal yardım yapılmaktaydı.2 milyon işçi bu yardımlardan yararlanabilmekteydi.(%25) ****1890 yılında,işçi sendikaları bir çatı altında birleşebilmek ve bir bütünlük içinde kitlesel etkinlikte bulunabilmek için,bütünleşme sürecine girmiştir. **Sendikal bütünleşmeden önce de,sosyal demokrat bir dünya görüşünü temsil eden Ferdinand Lasalle 1863 yılında ilk ''Alman İşçi Derneği"ni kurmuştur.lasalle,işçi dayanışmasını ön planda tutmaktaydı.ona göre,işçi dayanışması üç alanda kendisini göstermeliydi: 1)Üretim faktörlerinin bedeli,sahiplerine,belirli bir süreç dâhilinde devletçe ödenip kamulaştırılarak,çalışan kesime aktarılmalı,elde edilen kâra bütün çalışan işçiler ortak olmalı idi.böylece,işçilerin emeğinin karşılığı olan ücretin gerçek bedeli âdil bir biçimde hak sahiplerine verilmiş olacaktı. 2)İşçi kesimi,siyasî seçimlere katılabilmeli ve demokratik katılım yoluyla,sosyal adaletin hayata geçirilmesi için,işçilerin lehine sosyal reformlar yapılmalıydı. 3)Çalışma hayatında düzenleyici bir rol alması gereken işçi sendikaları kurulmalıydı. ****1864 yılında Wilhelm Liebknecht ve August Bebel'in önderliğinde "İşçi Eğitimi Dernekleri" kurulmuştu.bu dernekler,siyasî bir yapılanmaya doğru gelişme göstermiş ve bunun sonucunda 1868 yılında "Almanya Sosyalist İşçi Partisi"olarak siyasî hayatta resmen yerini almıştı. >>Çalışma hayatının insanîleştirilmesi yönünde talepler:âdil ücret,haftalık çalışma saatlerinin azaltılması,kadın ve çocuk işçilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi konular >>Siyasî istekler:işçilerin,fabrika yönetimine alınması ve işverenle birlikte karar vermesi İşçi hareketinin tutumlu tavrının neticesinde,1891 yılında bazı fabrikalarda " Çalışma Kurulu"adı altında bugünün tabiriyle "işletme konseyi"oluşturulmuştu.bu kurullar,işçi ve işveren arasında işyeri ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunların ortaklaşa çözümlenmesini öngörüyordu. Devletin Çalışma Hayatına Müdahale Etmesi:İlk kez 1845 yılında Prusya Eyaletinde çıkarılan "meslek ve sanatlar genel tüzüğü" çerçevesinde mahallî idarelere,fabrikada çalışanların dışındaki işçiler için yardımlaşma sandıkları kurma yetkisi verilmiştir. ***1854 yılında yine Prusya'da yapılan yeni bir kanunî düzenleme ile,maden kesiminde çalışan

18 işçiler için madenci yardımlaşma sandıklarına zorunlu üyelik sistemi getirilmişti => İlk maden işçileri sigortası >>Yardımlaşma sandığından maden işçilerine hastalık,ölüm,çalışamazlık,malullük,işsizlik,iş kazası gibi risklere karşı belirli sosyal haklar ve edimler tanınmaktaydı.sosyal Sigortalar Sisteminin Oluşturulması (Primli Sistem; Bismarck Modeli) Çalışanın ve işverenin birlikte ödediği sosyal sigortalar primleri ile karşılanan sosyal güvenlik modeli, Primli Sosyal Güvenlik Sistemi (kısacası primli sistem) olarak da adlandırılmaktadır. Primli sistemin mimarı (Şansölye) Otto Fürst von Bismarck-Schönhausen ( ) dır. Sosyal sigortalar sisteminin tesisi, iç barışın ve huzurun bir teminatı olarak görülmüştü. Bismarck, bir taraftan sosyalist hareketi engellemek, diğer taraftan da yoksullukla mücadele programlarına devlet bütçesinden artan oranlarda ödenen sosyal transfer harcamalarını kısıtlamak istiyordu.prim esasına dayanan, yani sigortanın finansmanına işçilerin yanında işverenlerin de katılmasını öngören Alman sosyal sigortalar sistemi, üç aşamada tesis edilmiştir yılında hastalık sigortası kanunu yılında iş kazaları sigortası kanunu yılında malullük ve yaşlılık sigortası kanunu. <<< Sosyal sigorta kanunlarıyla dünyada ilk primli sistemi kuran devlet, Almanya olmuştur.>>> Yukarıda belirtilen kanunlara göre hastalık, kaza ve iş göremezlik durumlarında sosyal güvence getirilmiş ve nakdî ödeme yapılması öngörülmüştür. İşçi kesiminin bu gibi riskli durumlarda yoksulluğa itilmesinin önüne geçilmiştir. Zorunlu hastalık sigortası, ücretlerin herhangi bir sebepten dolayı kesilmesi durumunda gerekli olan ödemeleri yapmaktaydı. İşsizlik sigortası kapsamında oluşturulan iş kurumu da, meslekî alanlarda danışma, rehberlik ve iş bulma konusunda aracılık yapma gibi değişik hizmetler sunmaktaydı. İşsiz kalanlara belirli şartların yerine getirilmesi halinde (belirli bir süre düzenli olarak prim ödemiş olmak gibi) belirli bir süre için işsizlik ödeneği de verilmekteydi. **Bu üç kanun, 1911 yılında bugün hala geçerli olan "Devlet Sigorta Nizamı" kanununda bir araya getirilmiştir. Dünyada 1907 yılında ilk kez Danimarka'da işsizlik sigortası kurulduktan sonra 191l'de İngiltere'de yapılan "Milli Sigorta Kanunu" kapsamında hastalık, malullük sigortasının yanında zorunlu işsizlik sigortası ihdas edilmiştir. Almanya'da ise, "üç sütunlu" olarak oluşturulan sosyal sigortalar sistemi, işsizlik sigortasının 1927 yılında yürürlüğe girmesiyle, "dört sütunlu" hale getirilmişti. Almanya'daki işsizliğin tazminine yönelik sosyal sigorta çalışmaları 1880'li yıllara dayanmasına karşılık, Danimarka ve İngiltere'nin bu alanda öncelik etmiş olması, bu ülkelerdeki yüksek işsizlik oranı, dolayısıyla doğabilecek daha büyük sosyal sefaletlerle yakın ilişkilidir. Geniş kitlelerin, Hitler'in kurduğu Nasyonal-Sosyalist-Alman İşçi Partisine akın etmesindeki ana sebeplerinden birisi de, Alman devletinin artan sosyal sorunların karşısında pasif bir tutum sergilemesidir.hitler İktidarı döneminde, sosyal hayat da çalışma hayatı da bütünüyle devletin hegemonyası altına alınmıştır. Klasik sosyal güvenlik sisteminin yapısı ve işlevi aynen muhafaza edildiği gibi, sosyal sigortalar sistemi çerçevesinde serbest meslek erbabına emeklilik hakkının yanında emeklilere sağlık güvencesinin de oluşturulmasıyla kapsam itibariyle genişletilmişti. Yeni Almanya Devleti, 1957 yılında sosyal sigortalar sisteminde "dinamik" emeklilik uygulamasını dünyada ilk uygulayan ülke olmuştur. Bu yeni uygulama ile yaşlılık ve fakirlik arasındaki negatif ilişkiye son verilmek istenmiştir. Buna göre, emeklilere asgari hayat düzeyinin ötesinde ekonomik gelişmeye paralel olarak enflasyonun üstünde bir refah payı da verilmektedir. Dünyada yine ilk defa,alman sosyal sigortalar sistemine zorunlu sosyal bakım sigortası eklenmiştir. Sosyal bakım sigortası, hastalık, özürlülük ve özellikle ileri yaşlılık sebebiyle başkalarının sürekli bakımına muhtaç olan insanların ve onların bakımını üstlenen aile fertlerinin sosyal güvenliğini temin etmektedir. Modern Sosyal Sigortalar Sisteminin Temel Özellikleri:Bilindiği gibi, sosyal sigorta sistemi belirli sosyal risklerle karşılaşabilen çalışanların ve çalışmayan aile fertlerinin sosyal güvenliğini temin eden bir güvence sistemidir. Bu sistemde, sosyal sigortalı işçilerin ve işverenlerin ödedikleri sosyal sigorta primleri karşılığında, sosyal riske uğrayan işçilere, önceden belirlenmiş bir sosyal gelir (işsizlik ödeneği, iş göremezlik ödeneği, emeklilik aylığı vb.) bağlanmakta ve ücretsiz sağlık

19 hizmetleri sunulmaktadır. Burada sosyal yardımlardan farklı olarak, sosyal gelirin sağlanmasında muhtaçlık (yoksulluk) kriteri aranmamaktadır. Burada, aynı sosyal risklerin tehdidi altında olan kişilerin, karşılaşacakları zararları eşitlemek maksadıyla bir sigortalılar topluluğu oluşturdukları için sosyal gelir ve diğer hizmetler, sigortalı açısından bir haktır. Ancak bu sosyal hakkı elde edebilmek için, işçinin sosyal sigorta primi ödemesi gerekmektedir. Sosyal sigorta sistemi sigortalı işçiler ve sigortalı sayılan aile fertleriyle sınırlıdır. Bir başka ifadeyle sosyal yardım ve sosyal sigorta hizmetlerini içinde barındıran en geniş anlamıyla sosyal güvenlik sistemi, (bağımlı-bağımsız) çalışanlar ve çalışmayanlar arasında herhangi bir ayırım yapmamaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin bir unsuru olan sosyal sigorta uygulamalarında geçerli olan prensipler: 1- Sigorta Sistemine Katılma Mecburiyeti: Çalışan kesimin sosyal sigortaya katılımı zorunludur. 2- Primli Sistemin Oluşturulması: Sosyal sigortalar sistemi, işveren ve işçilerin genelde eşit oranlarla her bir sigorta dalı için ayrı ayrı ödedikleri primlerle finanse edilmektedir.miktarı, işin tehlike derecesine göre tespit edilen kaza sigortasının primi ise sadece işverenler tarafından ödenmektedir. Hastalık sigortası primi oranının üçte biri işverenler, üçte ikisi de işçiler tarafından ödenmekteydi. Bugün, bu oran yarı yarıya paylaşılmaktadır. Yaşlılık sigortası ise eşit oranlı bir biçimde düzenlenmiştir. 3- Sosyal Sigortacılık Prensibi: Sigortacılık tekniğinden yararlanılarak, sigortalılar arasında risklerin dağılımı, ya da başka deyişle eşitlenmesi sağlanmaktadır. Çalışanlar, bağlı oldukları sosyal kurumun edimlerinden, özel sigortada olduğu gibi,ödedikleri primin karşı edimi olarak faydalanabilirler. 4- Kurumsal Özerklik: İşçi ve işverenlerden toplanan primler, yine çalışanlara dönmek üzere bir fonda toplanmaktadır. 5- Sigortalı Olarak Çalışan Kesim Arasında Yeniden Gelir Dağılımı: Sigorta prim oranları, her sigortalı için eşit olmasına rağmen, yüksek gelirli sigortalılardan diğer sigortalılara nispeten ve onlar yararına daha yüksek prim geliri elde edilmektedir. 6- Finansmana Devlet Katkısı: Devlet, sosyal sigortalar sistemine, özellikle sistemin finansman sıkıntısı yaşanması durumunda maddî katkıda bulunmaktadır. 7- Kolektif Olarak Kendi Kendine Yardım (Sosyal Dayanışma): Çalışanlar, sosyal risklere karşı kendilerini korumak maksadıyla bir araya gelerek, sosyal dayanışma içine girmektedir. Her sigortalı, bunu, kendi primini ödemesi ile gerçekleştirmektedir. 8- Sigortalının Aile Fertlerinin Sigorta Sayılmaları:Sigortalının eşi ve çocukları da belirli sosyal risklere karşı koruma altına alınmaktadır. **İşçilerin devletin bir sosyal refah kurumu olduğunu görmelerini isteyen Bismarck, oluşturduğu sosyal sigortalar sistemi ile işçileri mevcut sosyal düzene bağlamak istiyordu. Ancak şu unutulmamalıdır ki, modern Alman sosyal sigortalar sistemi, devletin demokratikleşmesinden, sosyal duyarlılığından veya cömertliğinden ziyade işçi sınıfının siyasî ve sınıfsal gerginliklere yol açmış olan uzun soluklu mücadelelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Primsiz Sosyal Güvenlik Sisteminin Oluşturulması (Beveridge Modeli):Doğu Bloğu temsil eden komünist ülkelerin yoksul ve işçi kitlelerine yönelik cazip vaatlerinden duyulan kaygının etkisiyle de Batı ülkeleri sosyal devlet ilkelerine uygun sosyal hizmet kurumlarını oluşturmuştu. Sanayileşme ve beraberinde gelen ekonomik kriz, İngiltere de de yeni sosyal sorunların yaşanmasına yol açmıştır. Bu durum sosyal güvenlikle ilgili konuların da ihtiyaç olarak hissedilmesini beraberinde getirmiştir. Sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden şekillenmesini etkileyen en önemli gelişme Beveridge Planı olarak anılan Sosyal Sigorta ve İlgili Hizmetler adlı rapor olmuştur. Sir William,Henry Lord Beveridge önderliğinde Beveridge Raporu nda insanların yoksulluktan kurtarılması için çareler aranmıştır. Gelirin topluma bölüştürülmesi ve herkese asgari bir gelir garantisi sağlanması önerilmiştir. Beveridge Modeli veya Primsiz Sistem olarak bilinen bu sosyal güvenlik sisteminde kişilerin sosyal güvenliği, sosyal sigorta primlerinden ziyade vergi gelirlerinden finanse edilmektedir. Primsiz sistemin temel varsayımları, özellikleri ve hedefe ulaşmada tercih edilen yöntemleri; 1- Ekonomide tam istihdam hâkimdir. Devlet düzenli olarak vergi gelirlerine sahiptir. 2- Sosyal sigorta primlerinden ziyade vergilerle finanse edilen aile ödenekleri esastır. Bir başka

20 ifadeyle, şahsî gayret bazında ek sosyal güvenlik olarak gönüllü (özel-bireysel) sigorta teşvik edilmelidir. 3- Bütüncül bir sosyal güvenlik sistemi yaklaşımına göre her bir sosyal risk için ayrı bir sigorta dalına gerek duyulmamaktadır. Burada sosyal güvenliğin işçi, memur gibi belli bir gruba değil herkese sağlanması gerektiği yaklaşımı önemlidir. 4- Aynı finansman modeli ile millî sağlık hizmetleri sunulmalı, yoksullukla mücadele edilmelidir. Sosyal güvenlik sistemi, muhtaç insanlara asgarî seviyede de olsa, sosyal gelir imkânı tanımalıdır. SOSYAL HİZMET DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞMALAR Bu bölümde, Batı nın sancılı sosyal tarih sürecinde sosyal hizmetlerin temel insanî değerleriyle bağdaşmayan ve uygulamalarıyla 20. yüzyıla kadar devam etmiş olan bazı politikalara yer verilecektir. Yoksullukla ve Dilencilikle Mücadelede İnsanlık Dışı Yöntemler: Genelde saldırgan dilencilik türü, yani kişileri söz, tutum ve davranışlarla rahatsız eden ve para vermeye zorlayan bir yaklaşım, genel düzeni bozduğu için, hemen bütün ülkelerde kanunen yasaklanmaktadır. Dilenciliği bütünüyle yasaklayan Alman Ceza Kanunu, 1933 yılında (Hitler döneminde) cezalandırma derecesini ileri bir noktaya götürmüş ve dilencilik yapanlara altı ay hapis ve zorunlu çalıştırma öngörmüştür. Federal **Almanya nın kuruluşu ile birlikte mahkemeler, 1960 lı yıllara kadar dilencilik yapanları değişik şekillerde cezalandırmıştır. Sessiz bir şekilde dilenenler bile zaman zaman cezalandırılmıştır. Bugün Almanya da dilenme yasağı yoktur. Son dönemlerde İşsizlere ve alenî olarak dilenenleri hemen cezalandırmak yerine kendilerine istihdam imkânlarının sunulması, bu alanda uygulanan ilk sosyal politikalardır. Buna göre, uygun bir iş imkânı verildiği halde, çalışmayı reddedenler, ceza almayı hak ediyorlardı. Psiko-sosyal yetersizlikleri sebebiyle toplum içinde düzenli bir hayat sürdürmesi mümkün olmayanların sosyal ıslah amacı taşıyan İyileştirme Kurumları na sevki dahî mümkün idi. Sessiz dilenciliğin dahî suç kapsamında değerlendirilmesi ve dilencilikle mücadelede zorunlu ıslah yöntemlerinin uygulanması, 1960 lı yıllardan sonra özellikle insan hakları açısından sakıncalı görülmeye başlamıştır. Alman Anayasa Mahkemesinde devlet, kendilerine veya başkalarına hiçbir şekilde zararı olmayan vatandaşlarının iyileştirmek maksadıyla da olsa cebrî yöntemlerle özgürlüklerinin ellerinden alınmasında hak sahip değildir. Bu anayasal hükümden sonra zorunlu ıslah politikalarından vazgeçilmiştir. Bununla birlikte uygulamada yöneticilerin sokakta dilencilik yapanlara karşı daha çok müsamaha gösterdikleri de iddia edilemez. Sokak Yönetmeliği ile dilencilik özel izne bağlamış ve sonuçta dilenme izni verilmesi adeta imkânsız hâle getirilmiştir. zorunlu ıslah ve zorunlu istihdam yöntemlerine bugün artık başvurulmasa bile çalışmayı reddeden işsizlerin işsizlik ödeneklerinin (sosyal yardım paralarının) bir kısmının kesilmesi gibi tembelliği cezalandırıcı ve çalışmayı özendirici bazı sosyal teşvik programları uygulanmaktadır. Özürlülükle Mücadelede İnsanlık Dışı Uygulamalar: Batı toplumlarının sosyal tarihinde, özürlülerin çoğu zaman ezildiklerine, hakir görüldüklerine ve zulme uğradıklarına şahit olmaktayız. Sadece Ortaçağda değil post-endüstriyel (sanayi sonrası) ve modern toplumların vazgeçilmez bir kültü haline getirilen yüksek performans beklentisinin karşısında özürlüler adeta "fayda sağlamayan lüzumsuz varlıklar olarak görülmeye başlanmıştır. Özürlülere dönük insanlık dışı yaklaşımlar, Engizisyon Mahkemelerinde görüldüğü gibi bilimsel bir kılıfla hazırlanan öjenik harekette de ortaya çıkmıştır. Dezavantajlı sosyal gruplar açısından bir sosyal tehdit ve tehlike oluşturmuş veya oluşturmakta olan üç olguyu, ortaya çıkışı ve ne gibi sonuçlar doğurduğu veya doğurabileceği yönleriyle birlikte inceleyelim. 1- Engizisyon Mahkemeleri: Ortaçağ Batı insanı, Hıristiyan din adamlarının telkinlerinin etkisi altında kalarak, tabiatın insanüstü ve bedensiz güçlerle (cin, şeytan) dolu olduğuna ve gözle görülmeyen bu varlıkların onları tedavisi mümkün olmayan hastalıklara sürükleyebileceklerine inanmaktaydılar. Özürlü doğan veya daha sonra özürlü duruma gelen insanlar da, majik (sihirli) ve doğaüstü güçlerin etkisi altında oldukları inancı ile "cadı" muamelesi görürlerdi. Engizisyon mahkemelerinin kurulmasıyla,"cadı" olarak tanımlanan ve fakat aslında özürlü olanların yargılanmasına müsaade edilmiştir. "cadı" diye vasıflandırılan (yaşlı) insanlar (kadınlar), Kilise ve pazar meydanlarında diri diri yakılarak öldürülmüştü. Cadı mahkemeleri 18. asrın sonlarında dönemin hükümdarları tarafından kaldırılırken, Bavyera Kraliyetine bağlı cadı mahkemeleri 1806

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Temsilcileri, Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Başbakanlık Sosyal

Detaylı

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE Amaç SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR Madde 1-

Detaylı

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI 1- I-Koruyucu aile kavramı, 2828 sayılı SHÇEK Kanunu nun Koruyucu Aile Yönetmeliği nin 4.maddesinde tanımlanmıştır. II-Koruyucu aile olmak isteyen bir kişinin

Detaylı

MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ. Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı

MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ. Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı 80.YIL ÇOCUK VE GENÇLİK MERKEZİ 26.12.2003 tarihli Genel Müdürlük Onayı ile hizmete başlamıştır. Gündüzlü Kuruluştur.

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Tanımlar Amaç MADDE 1-(1) Bu Yönergeninin amacı; suça sürüklenmesi,

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Çağdaş Eğitim *Toplumların ihtiyaç ve beklentileri durmadan değişmiş, eğitim de değişen bu

Detaylı

T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü KADIN VE AİLE HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler Amaç

Detaylı

HİBE VEREN KURUMLAR TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ

HİBE VEREN KURUMLAR TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ HİBE VEREN KURUMLAR TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ Gaziantep ve AB Projeleri SIRASI KURULUŞ SÖZLEŞME ADEDİ YÜZDESİ HİBE TUTARI ( ) YÜZDESİ 1 Ankara 206 6,39 23.461.895,52 5,83 2 İstanbul 203 6,29 25.963.219,98

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet TEMEL Kadına yönelik şiddetin tanımlanması: Fiziksel şiddet? Duygusal şiddet? Ekonomik şiddet? Cinsel şiddet? İhtiyaç- Hizmet

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ DÜNYANIN EN BÜYÜK MARKALARI, GÖRMENİN ÖTESİNE GEÇTİLER. Onlara Katılın, Bugün. GÖRMENİN ÖTESİNDE GELİŞMEK Karanlıkta Diyalog Nedir? Karanlıkta Diyalog atölye çalışmaları

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı SAVUNMASIZ VE ÖRSELENEBİLİR GRUPLARDA SAĞLIK HİZMETİ SUNUM PLANI Temel Hasta Hakları Hasta

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 06.09.2012 TARİH VE 179 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ AMAÇ

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

DEĞERLER EĞİTİMİ. Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı

DEĞERLER EĞİTİMİ. Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı DEĞERLER EĞİTİMİ Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı Okulların, sınıfların, okul ile ilgili tüm içerik ve düzenlemelerin niteliği, değerlere ve değerler eğitimine

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Sosyal Sorumluluk Projelerinin Amacı Yaşamın sürdürülebilirliği, Toplumsal yaşamın iyileştirilmesi için ortak evrensel değerlerin toplumlar tarafından

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

NAMIK KEMAL ORTAOKULU

NAMIK KEMAL ORTAOKULU T.C. ÇİNE KAYMAKAMLIĞI NAMIK KEMAL ORTAOKULU -SOSYAL OKUL, SOSYAL İNSAN- 2014 201 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014 201 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI NAMIK KEMAL ORTAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMETLERİ ÇERÇEVE

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ 2012-2013 FAALİYET RAPORU

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ 2012-2013 FAALİYET RAPORU MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ 2012-2013 FAALİYET RAPORU Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinin Yeni Eğitim Konsepti ve Yapılan Faaliyetler Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Türkiye

Detaylı

CALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK. (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM

CALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK. (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM CALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç Madde 1 Bu Yönetmelik, işverenlerce, işyerlerinde

Detaylı

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG BUGÜN 1,5 MİLYON NÜFUSA YAKLAŞAN GAZİANTEP, 2.3 MİLYAR

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ İÇİNDEKİLER Bölüm I GİRİŞ A. EĞİTİMDE TANIŞMA - İLK VE SON HAFTALAR...1 B. ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ...5 1. ÖĞRETMENLİK VE ÖNEMİ...5 a. Öğretmenliğin Kısa Tarihçesi...5 b. Mesleğin Önemi...8 c. Pedagojik Sevgi...10

Detaylı

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Hella Dunger-Löper Staatssekretärin für Bauen und Wohnen 1 Katılım (Latince: Katılım). Genel olarak: Katılım, vatandaşların ortak (siyasi) sorunların

Detaylı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders)

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Dersin Kodu Dersin Adı T U/L Kredi ECTS EYD-504 Eğitim

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ Üsküdar Üniversitesi Özelinde Tematik Bir Üniversitenin Sürekli Eğitim Stratejileri Orhan GÜMÜŞEL, MA. Uzman Psikolog - NPSUAM Etiler Polikliniği T.C. Üsküdar

Detaylı

SOSYAL HİZMET UZMANI (SOSYAL ÇALIŞMACI)

SOSYAL HİZMET UZMANI (SOSYAL ÇALIŞMACI) TANIM Ekonomik, sosyal ve kültürel yönden sıkıntı içinde bulunan kişi, grup ve topluluklara sorunlarını tanıyıp çözümlemelerinde sahip oldukları olanakları kullanma ve çevredeki olanakları araştırma ve

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ (Not: Tez konuları listesi 25 yeni tez konusu da ilave edilerek güncellenmiştir.) 1. Öğretmen yetiştirme sisteminde mevcut durum analizi

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi Temel Eği)m Genel Müdürlüğü Funda KOCABIYIK Genel Müdür 2013 I. Türkiye de Geçmişten Günümüze Erken Çocukluk Eğitimi II. Türkiye de Erken Çocukluk Eğitiminin Yapısı III.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI İSTANBUL ATIK MUTABAKATI 2013 ün Mayıs ayında İstanbul da bir araya gelen dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim

Detaylı

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır?

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? Kadın ve Çocuk Merkezleri ECE Hizmetleri Sunan Kadın Kooperatifleri Kadın Emeğii Değerlendirme

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması.

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması. LÜLEBURGAZ REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ 2013/2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ANALARI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YILLIK ÇERÇEVE PROGRAM TASLAĞI EYLÜL 23-27 EYLÜL 16-20 EYLÜL 9-13 EYLÜL

Detaylı

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde - PDF Flyer - Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde Çocuk Gündüz Bakımevimiz, Hannover-Kleefeld Evangelisch-lutherische Petrigemeinde ye aittir ve Aşağı Saksonya nın en eski kuruluşlarından

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

T.C. KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

T.C. KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ T.C. KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler Amaç MADDE 1-(1) Bu yönetmeliğin amacı; Konak Belediyesi,

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması.

A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması. 10.BELEDİYE TABİPLİĞİ A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması. A1.H1: Belediye tabipliği tarafından engelli bireyler için ücretsiz fizyoterapi hizmetinin verilmesi; böylece

Detaylı

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Psikoloji Psikoloji bilimi, insanı anlamada bu bütünsel bakış açısını koruyan bir yaklaşım sergiler. Amacı insanı daha iyi anlamak ve ona yardımcı olmaktır. Psikoloji,

Detaylı

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 TÜRKİYE HAYAT BOYU ÖĞRENME STRATEJİ BELGESİ YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 Dr. Mustafa AKSOY Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Operasyon Koordinatörü mustafaaksoy@meb.gov.tr

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar SENATO KARARLARI Karar Tarihi: 30/03/2012 Toplantı Sayısı: 05 Sayfa:1 Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulaması Yönergesinde değişiklik yapılması hk. 2012.005.025- Erciyes Üniversitesi

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık Hazine Müstaşarlığı

Detaylı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yalova Üniversitesi, 22.05.2008 Tarih ve 5765 sayılı kanunla eğitim ve öğretimine başlamıştır. Çağdaş bilgi ve becerilerle donatılmış; sosyal ve analitik çözümler üretebilen, ürettiği bilgiyi toplumla

Detaylı

ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM AİLE DANIŞMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM AİLE DANIŞMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM AİLE DANIŞMANI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2012 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı karşıya

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı

Hakkımızda GHA 2007 / 2

Hakkımızda GHA 2007 / 2 Tanıtım Hakkımızda Kurucumuz, yaşam ile ilgili araştırma, deneyim, gözlem ve eğitim ile hayatın bilinçle uygulanması gereken bir süreç olduğunu belirledi ve bu bilincin insanlığa verilmesini hedefledi.

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013 Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri Ülker Şener 13.02.2013 Temel sorun alanları Toplumsal yapı: kadın olmaya yüklenen anlam ve toplumsal cinsiyet rolleri İşgücü talebinden kaynaklı sorunlar:

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ Amaç Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı İtfaiyecilik mesleğinin kamuoyuna tanıtılması ve benimsetilmesi, yangın ve

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

AĠLE VE SOSYAL POLĠTĠKALAR BAKANLIĞININ TEġKĠLAT VE GÖREVLERĠ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (1)

AĠLE VE SOSYAL POLĠTĠKALAR BAKANLIĞININ TEġKĠLAT VE GÖREVLERĠ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (1) AĠLE VE SOSYAL POLĠTĠKALAR BAKANLIĞININ TEġKĠLAT VE GÖREVLERĠ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (1) Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 3/6/2011, No : 633 Yetki Kanununun Tarihi : 6/4/2011, No : 6223 Yayımlandığı

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi başlatılan Dost Eller Mutfak yemek dağıtım hizmetinin

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi başlatılan Dost Eller Mutfak yemek dağıtım hizmetinin 2 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Dost eller 'mutfakta' KENDİ öz bakım ve günlük gereksinimlerini tam olarak yerine getiremeyen, dengeli ve düzenli beslenemeyen kentlilerin

Detaylı

Mekânsal Vatandaşlık (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli

Mekânsal Vatandaşlık (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli eğitimi ile öğrencilerin sahip olmaları beklenen temel bilgi, beceri ve tutumları göstermek üzere bir model geliştirilmiştir. Yeterlilik Modeli olarak adlandırılan

Detaylı

18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı.

18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı. YETİM RAPORU 18 Ocak 2002 de STK olarak kuruldu. 19 Ocak 2006 tarih ve 2006-9982 no lu Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü kazandı. Bakanlar Kurulu nun 6 Şubat 2007 tarihli

Detaylı

1. Sosyal Politika, hangi tarihsel olayın kendine özgü koşulları altında doğup gelişmiş bir sosyal bilim dalıdır?

1. Sosyal Politika, hangi tarihsel olayın kendine özgü koşulları altında doğup gelişmiş bir sosyal bilim dalıdır? ÜNİTE 1 Sosyal Politika Bilim Dalı Sosyal Politika bilim dalını neden tanımlamak gerekir? Sosyal Politika bilim dalını tanımlamak neden güçtür? Sosyal Politika ile çevresindeki başka sosyal bilim dalları

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı AB ve Türkiye Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Avrupa Birliği Bakanlığı, Katılım Öncesi AB Mali Yardımı kapsamında finanse edilen diyalog sürecini desteklemeye devam etmektedir. Diyaloğu-IV

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı (ŞUBAT 2014) Ankara 0 Avrupa 2020 Stratejisi ve Eğitim de İşbirliğinin Artan Önemi Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler

Detaylı

Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır.

Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır. Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır. TIP EĞİTİMİNDE SOSYAL PSİKİYATRİ Prof.Dr. Orhan DOĞAN Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Tıp eğitiminde psikiyatri Tıp

Detaylı

Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri

Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri On5yirmi5.com Ülkelere göre öğretmen yetiştirme modelleri Öğretmenlerin yetiştirilmesi kapsamında üniversitelerin kabul koşulları, alınan eğitimin niteliği, değerlendirilme sistemleri her ülkede farklılıklar

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU 2012-2013 Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni Bölüm Şefi Zuhal ALTINTAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ Bu faaliyet ile çocuk

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

Cari: 5393 Sayılı. Belediye Kanunu

Cari: 5393 Sayılı. Belediye Kanunu Cari: 5393 Sayılı Belediye Kanunu a) Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve

Detaylı

AFET YÖNETĠMĠNDE ÖĞRETMENLERĠN KONUMU (Geçmiş Afetlerden Çıkarılan Dersler)

AFET YÖNETĠMĠNDE ÖĞRETMENLERĠN KONUMU (Geçmiş Afetlerden Çıkarılan Dersler) MEB-JICA OKUL TABANLI AFET EĞĠTĠMĠ PROJESĠ FORMATÖR ÖĞRETMEN EĞĠTĠM PROGRAMI AFET YÖNETĠMĠNDE ÖĞRETMENLERĠN KONUMU (Geçmiş Afetlerden Çıkarılan Dersler) Gülgün Tezgider ACĠL DESTEK VAKFI Eylül 2011 Sunum

Detaylı