Tahtı sallanmaya başlayanların korkusu boşuna değil DİRENENLER CEPHESİ GENİŞLİYOR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tahtı sallanmaya başlayanların korkusu boşuna değil DİRENENLER CEPHESİ GENİŞLİYOR"

Transkript

1 özgür gelecek Sayı: 35 Yaygın süreli Haziran-2012 * Fiyatı: 1.50 TL * ISSN: X Paşêroja Azad Kadınların bedeni, kadınların kararı! Başbakan, o kirli dilini, kanlı elini kadınların bedenine uzattığı günden bu yana kadınlar susmuyor, eylemlerle bedenleri üzerinde tek hak sahibinin kendileri olduğunu, bu hakkı tartışmanın bile söz konusu olamayacağını haykırıyor. Sokağa çıkan kadınlar, önümüzdeki süreçte kürtaj hakkı için geniş çaplı toplantılar almaya başladı. Bu sürecin aktif bir bileşeni olan Yeni Demokrat Kadınlar olarak kadınlardan kürtaja dair düşündüklerini yazmalarını istedik. Sayfa Tahtı sallanmaya başlayanların korkusu boşuna değil ROBOSKİ KABUSUNUZ OLMAYA DEVAM EDECEK! TC devletinin Kürt ulusal sorununda geldiği nokta, imha-inkar ve asimilasyon politikalarının iflasa sürüklendiğini gösteriyor. 34 Kürt gencini İHA larla katlederek, ulusal mücadeleye geri adım attıracağını düşünen devlet, Roboski katliamıyla yarattığı bataklıktan kurtulma çabası içerisinde. Devletin sözcüsü AKP ve Erdoğan bu bataklıktan çıkışı gündemi kürtaj tartışmalarına boğarak ve AKP il kongrelerini şova dönüştürerek sağlamaya çalışıyor. DİRENENLER CEPHESİ GENİŞLİYOR Diğer yandan işçi ve emekçilerin haklarına saldırarak, temsilcisi olduğu sınıfın çıkarlarını koruyan AKP hükümeti, patronlarla el ele verip, hava iş sektörüne grev yasağı getirerek; bu konuda ustalaştığını kanıtlıyor. Ancak Hava-İş üyesi işçilerden TOGO ya, Kampana ya, Savranoğlu na; Borusan işçilerinden e ve sefalet zammına karşı sokağa çıkan emekçilere kadar büyüyen dayanışma devlete kabus gördürmeye devam edecek! Havada direniş var! Hava iş sektöründe THY ve AKP işbirliği ile yürürlüğe sokulan grev yasağının ardından İstanbul Atatürk Havaalanı nda çalışan yüzlerce işçi işten çıkarıldı. Direnişe geçen Hava-İş Sendikası üyesi işçilere destek günden güne büyüyor. Sayfa 4 Borusan işçisi sadaka değil hakkını istiyor Borusan Holding in Gebze-Şekerpınar ve Tuzla bölgesindeki depolarında çalışan işçiler, insanlık dışı çalışma koşullarına karşı sendikalı olunca işten çıkarıldı. Tuzla ve holdingin Baltalimanı ndaki lüks binası önünde direnişe geçen işçilerle sohbet ettik. Sayfa 6 Özgür Gelecek i susturamazsınız! 3 ve 5 Haziran günleri Antep, Maraş, Urfa, Hatay ve Dersim de gazetemiz Özgür Gelecek ve Yeni Demokrat Gençlik okuru toplam 15 kişi gözaltına alınarak tutuklandı. Okurlarımıza yönelik gözaltı ve tutuklama terörüne karşı çeşitli illerde protestolar düzenledik. Sayfa 11 Ali Babamızı uğurladık İSTER HAVADAN İSTER KARADAN... DİRENENLERİ YENEMEZSİNİZ! Komünist önder İbrahim Kaypakkaya nın babası ve devrimcilerin kadim dostu Ali Kaypakkaya 6 Haziran sabahı yaşamını yitirdi. Sayfa 19

2 02 Özgür gelecek ten Özgür gelecek/35 Sınıfın en güçlü silahı... Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar destanımızda yalnız onların maceraları vardır. (Nazım Hikmet) İşçi sınıfının mücadele tarihine kazıdığı önemli direnişlerden biri olan Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi nin 42. yılındayız. İşçi sınıfının, sömürüye ve zulme başkaldırısında iz bırakan tarihsel direnişlerden biri olan Haziran direnişi, aradan geçen süreye karşın yarattığı deneyimle bizim için önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor lı yılların başında yükselişe geçen işçi ve emekçi mücadelesinin 68 gençlik hareketiyle buluşması kavganın daha kitlesel bir boyut kazanmasını da beraberinde getirdi. Devrimci gençliğin, işçi sınıfı ve köylülük ile kurduğu bağ ve yürüttüğü çalışma sonraki yıllarda kurulan devrimci örgütler için önemli bir miras olacaktı. Türk hâkim sınıfları, sınıfın gelişen hareketini kontrol altına almak ve sisteme kanalize etmeyi hedefliyordu. Hazırlanan iki yasa değişikliği teklifi 11 Haziran 1970 de meclisin gündemine geldi. Bu yasa teklifleriyle 1963 te çıkarılan ve çalışma yaşamı ile temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı İş Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası nda değişiklik yapılmak isteniyordu. Yasa tasarısı ile DİSK ve ona bağlı sendikaların tamamına yakını ile bağımsız sendikaların tümü işlevsizleştiriliyordu. Böylece çiçeği burnunda mücadeleci sendikalar bu yasa tasarısıyla ortadan kaldırılmak isteniyordu. Amerikan sendikacılık anlayışının Türkiye deki misyoneri Türk-İş in sendikal alanda tek başına at koşturması amaçlanıyordu. Buna karşın işçiler, bu düzenlemeye hayır diyecekti. DİSK, 15 Haziran 1970 sabahı İstanbul, Ankara, İzmit ve neredeyse tüm ülke çapında örgütlü olduğu yerlerde greve gitti. İstanbul da işçiler Anadolu Yakası nda, Ankara Asfaltı üzerinde, Eyüp-Alibeyköy-Silahtar-Cendere üzerinde, Topkapı-Çekmece-Zeytinburnu güzergâhı, Levent-Boğaz istikametinde yolları aşındırıyordu. Polis şaşkındı, Dev-Genç in tahriki var diyorlar beyefendi, ama Dev- Genç ten kimseyi görmedik. Sıradan işçiler, hiçbir öncüleri, komut verenleri yok, yürüyorlar sadece kadar büyük fabrikadan 150 bin kadar işçi iş bırakmış işçi yürüyordu. Ankara-İstanbul trafiği kesilmişti. Haberleşme aksamıştı. Gebze den başlayan yürüyüş Kartal bölgesinin işçilerini de alarak dev bir yürüyüş kolu olmuştu. Devlet, sınıfın bu sel gibi akan gücünden korkacak ve sıkıyönetim ilan edecekti. Polis, işçilere saldıracak iki işçiyi katledecekti. DİSK Başkanı Kemal Türkler, radyodan yaptığı konuşma ile direnişin bittiğini ilan etti Haziran işçi eylemleri, işçi sınıfının kendi gücünü tanıması bakımından çok büyük bir öneme sahipti. Büyük direniş, sınıfın sarsıcı kudretini ortaya koyan canlı bir örnekti. Direniş, adeta bir turnusol işlevi gördü. Devletin ve sol etiketli işçi önderlerinin gerçek niteliği direniş sırasında açığa çıktı. Kemal Türkler, arkasında muazzam bir destek var iken direnişi bitirdi. Büyük direniş, devletin, sınıfın örgütlü gücünden, grev silahını kullanmasından duyduğu korkuyu ilan ediyordu. Bu büyük direniş işçi sınıfının birleştirici gücünü göstermişti. Devrimci, ilericilerin sınıf içindeki çalışmasının önemine dikkatleri çekiyordu. İşçi sınıfı ve emekçiler, 42 yıl sonra büyük direnişle aynı çapta ve nitelikte olmasa da benzer bir görüntü çiziyor. Yüzlerce üyesi gözaltına alınıp, tutuklanan KESK in 23 Mayıs ta gerçekleştirdiği kitlesel ve güçlü grev, sınıf hareketinde önemli bir motivasyon sağladı. Peşi sıra Hava-İş Sendikası nın öncülüğünde AKP hükümetinin tehditlerine rağmen gelişen direniş bu coşkuyu ileri taşıdı. Ankara TOGO da, İstanbul da enerji işçilerinin inatçı, kararlı ve coşkulu mücadelesi dikkatlerin sınıfın dinamiklerine çevrilmesi gerektiğini anlatıyor! KESK ve Hava-İş gibi mücadeleci sendikaları hedef tahtasına koyan AKP, en fazla da sınıfın grev silahından, üretimden gelen gücünü kullanmasından korkmaktadır. Hava-İş in greve gitmesiyle havada grev yasağının BDP hariç tüm partilerin onayıyla ve akabinde Cumhurbaşkanının imzasıyla jet hızıyla yasalaşmasını nasıl açıklanabilir başka? Sınıf bilinçli işçilerin sınıf çalışmasına daha fazla yoğunlaşması, etki gücünü artırması acil bir ihtiyaç. Yürürlüğe sokulması ve gündeme getirilmesi düşünülen düzenlemeler dikkate alındığında sınıfın ve emekçilerin daha fazla sokağa çıkacağını öngörebiliriz. Büyük direniş, sınıfın üretimden gelen gücüyle -bu tehlikeli silahla- neler yapabileceğine dair önemli bir deneyimi miras bıraktı. Ali Kaypakkaya yı Unutmayacağız! Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya nın babası, devrimci ve komünistlerin kadim dostu Ali Kaypakkaya yı kaybettik. Başta; Kaypakkaya ailesi olmak üzere, halkımızın ve 40 yıldır onun ayak izlerine basarak yürüyen yoldaşlarının başı sağ olsun. Ne mutlu ki bize İbrahim Kaypakkaya gibi komünist bir öndere, onun ideallerine ve manevi değerlerine sahip çıkmaktan asla geri durmayan bir şehit babasına, Ali Kaypakkaya ya sahibiz. O; Mayıs ında işkencede katledilen oğlunun cansız bedenini faşist cellatların elinden aldığı günden, yaşamının son anına kadar önder yoldaşı kaybetmenin derin acısını hep yüreğinde taşıdı. Oğlunu katledenleri lanetlemekten, İbrahim Kaypakkaya nın komünist kişiliğini ve mücadelesini halka ve yoldaşlarına anlatmaktan bir an olsun geri durmadı. Komünist kişiliğin İbrahim Kaypakkaya yoldaşta vücut bulmasında emeği geçen Ali Kaypakkaya, oğlunun yarattığı değerleri sahiplenme ve her fırsatta bunu İbrahim in yoldaşlarına taşıma konusunda tüm şehit ailelerine örnek ve yol gösterici oldu. Her devrimci şehit ailesi gibi onurlu bir yaşam süren Ali Kaypakkaya, uzun süredir boğuştuğu sağlık sorunları nedeniyle ne yazık ki aramızdan ayrıldı. Ölümsüz bir önderin, komünist önder İbrahim Kaypakkaya nın takipçileri olarak Ali Kaypakkaya'yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor, ailemizin acısını yürekten paylaşıyoruz. Ali Kaypakkaya yı saygıyla anıyor ve onu asla unutmayacağımızı bir kez daha haykırıyoruz. PARTİZAN ŞEHİT VE TUTSAK AİLELERİ Yeni Demokrat Kadınlar ın basımını üstlendiği Ulrike Meinhof un Ölümü isimli kitap yayınevimizden çıktı. Ölümsüz yoldaşımız Suzan Zengin in çevirisini yaptığı kitabımıza tüm Umut Yayımcılık bürolarımızdan ulaşabilirsiniz. Umut Yayımcılık tan şehitlerimizin anısına iki kitap Yaygın süreli Umut Yayımcılık ve Basım Sn. Ltd. Şti. Yönetim yeri: Gureba Hüseyin Ağa Mh. İmam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212) Sahibi ve Yazıişleri Müdürü: Çilem İLASLAN Baskı: Yön Matbaacılık Davutpaşa Cd. Güven San. Sit. B Blok, No: 366 Topkapı/İstanbul Tel: (0212) e-posta: BÜROLAR Kartal: İstasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) Ankara: Tuna Cd. Çanakçı İşhanı No: 51 Çankaya İzmir: 1362 Sk. No: 18 Altan İşh. Kat: 5/509 Çankaya/Konak, Tel: (0232) Malatya: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Barış İşhanı Kat: 3 No: 95 Erzincan: Ordu Cd. Ordu İşhanı Kat: 3 Tel: (0446) Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez İşsarayı Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) Mersin: Çankaya Mh Sk. Güneş Çarşısı No: 30 Kat: 2 Akdeniz Dersim: Moğultay Mh. Sanat Sk. Arıkanlar İşhanı Kat: 3 No: 203 Tel: (0428) Avrupa Büro: Weseler Str Duisburg-Almanya Tel: Faks:

3 Özgür gelecek/35 Politika-Gündem 03 Usta İş Başında! Sınıfının Safında! H iç kuşkusuz ki ülkemizde Kürt ulusundan işçiler ulusal baskıya maruz kaldıklarından daha fazla ezilmekte, faşizmin uyguladığı politikalar nedeniyle ülkemiz işçi sınıfının en alt bölüklerini oluşturmaktadır. Bunlar gerçeklerdir. Allahın Yeryüzündeki Gölgesi: Büyük Usta! Başbakan ın Erdoğan ın Roboski katliamı ve hemen ardından kürtaj ile ilgili açıklamaları kamuoyunda yeni tartışmalara neden oldu. Özellikle Erdoğan a olmadık misyon biçenlerde bu durum şaşkınlık yaratmaya devam ediyor. Bir süre önce AKP faşizmini, dinci partiyi keşfedenler, bugünlerde de Tayyip Erdoğan ın herşeye hakim olmak istediği, tek adam olmaya çalıştığı yönlü beyanlarda bulunuyorlar. Bu türden açıklamalara TC devletinin kurucusunun Ebedi Şef ve Tek Adam ve hemen akabinde Erdoğan ın pek sevdiği, Milli Şef ve İkinci Adam la yanıt vermek ve Erdoğan ın da bu silsilede Usta ve Üçüncü Adam olmak istediği şeklinde yorum yapılabilir. (Kim bilir belki de Erdoğan ın İnönü sevgisi onun ikinci adamlığı yüzündendir! Hiç kuşkusuz ki Erdoğan birinci adam olmak ister! Ama henüz bunun için erken görünüyor!) Bizim için burada önemli olan ise Erdoğan ın kaçıncı olduğu değil sınıfsal konumdur. Erdoğan da TC devleti tarihinde öncelleri gibi azılı bir faşisttir ve üstelik öncellerinden farklı olarak Osmanlı geçmişiyle barışıktır. Daha doğrusu temsilcisi olduğu klik Kemalist burjuvazinin ikincil konumda bıraktığı ve kökleri Osmanlı dönemine uzanan komprador burjuvazi ve büyük toprak ağalarının bir kısmının çıkarlarını yansıtmaktadır. Burada önemli olan Erdoğan ın ve temsilcisi olduğu kliğin Cumhuriyet rejimiyle, TC devletinin öz üyle, onun faşist karakteriyle herhangi bir sorunu olmaması, laiklik ve Kemalizm in kimi aşırı yanları haricinde aralarında bir kan uyuşmazlığının olmadığının bilincinde olmaktır. Dolayısıyla Erdoğan öncüllerinden daha demokrat, daha ilerici değildir! Devlet-i Ali nin bekası için yapmayacağı şey yoktur. Has bir faşisttir! Üstelik onun faşistliği gençliğinin Akıncı örgütlenmesinden ve Komünizmle Mücadele Dernekleri nden süzülüp gelmiştir! Anti-komünistliği, işçi sınıfı ve halk düşmanlığı tescillidir bu anlamıyla!!! Erdoğan ın öncüllerinden farklı kılan yan, onun iktidar ve iktidara yaklaşımında açığa çıkar. Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı olduğunda, ben bu şehrin imamıyım diyen ve Başbakan olduğunda ise, ben her şeyden sorumluyum a evrilen bir zihniyete sahiptir. Bu anlayış köklerini Osmanlı-Türk dönemi iktidarı ele alışta bulur. Zillullah-ıfil alem (Allah ın yeryüzündeki gölgesi) olarak tanımlayabileceğimiz bu ele alış, Türk-İslam devlet geleneği nin bir tezahürüdür. Bu nedenle günümüzde Erdoğan ın bu kadar fütursuz davranabilmesinin ve çevresinin de onun karşısında el-pençe divan durmasının arka planında, kökleri derinlere dayanan bir iktidar şekillenişi bulunmaktadır. Dolayısıyla Erdoğan günümüz koşullarında hemen her şeyden, -kadınların kürtaj hakkından, üç çocuğa ve sezeryana, oradan futbola ya da çocukların eğitimine veya günlük yaşamdaki her şeye kadar- müdahil olmayı bir görev olarak addetmektedir. Böyle bir lider tam da komprador burjuvazi ve büyük toprak ağalarının istediği bir Büyük Usta dır. İdeolojik Yaklaşmayın Lan?! Erdoğan henüz Büyük Usta lık dönemine erişmediği zamanlarda, çeşitli vesilelerle kendisine, hükümetine ve kuşkusuz ki devletine yöneltilen eleştirileri, ideolojik eleştiri yapmayın diyerek cevaplıyordu. Tüm olumsuz gelişmeler karşısında ilk refleks olarak, bu türden eleştiri getirenlerin gerçek amacının üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu belirtiyordu. Örneğin genellikle işçi ölümleri, ya da devletin açık ihmali olan iş cinayetleri sonrasında kimi liberal kalemlerin serzenişlerine yönelik tepkileri bu minvalde gerçekleşmekteydi. Başbakan ın en çok esip gürlediği konulardan biri de işçi ölümleri oluyordu. O ve kuşkusuz ki bakanları bu ölümler karşısında ya bildik açıklamalar yapıyor ya da güzel öldüler deyip acılı ailelerle, işçi sınıfı ve halkla adeta alay ediyorlardı. Erdoğan ın ve kurmaylarının bu türden ölümler ya da katliam gibi kazalar karşısında tavrı genel olarak durumu idare etme ya da geçiştirme şeklinde yaşanırken, yapılan eleştirilere yönelik ideolojik yaklaşmayın diyerek, gerçekte kendisi ve şürekâsının ideolojik yaklaştığını gizlemek istemektedir. Bu türden salvolarla eleştirileri savuşturmayı amaçlayan Erdoğan hemen ardından ise bilmem kaç kilometre duble yol yaptıklarından bahisle uçan Türkiye nin (ki biz emperyalistler ve komprador kapitalistleri aşırı kâr elde etmesinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasıkısacası sermayenin önündeki engellerin düzlenmesi olarak yaşıyoruz) ileri demokrasi nin (ki biz artan gözaltılar, tutuklamalar ve hak gaspları olarak yaşıyoruz) tüm nimet lerinden fazlasıyla nasipleniyoruz. TC devletinde Türk ve Kürt uluslarından, çeşitli azınlık milliyetlerden işçi sınıfı sınıfsal baskıya maruz kalmakta, sömürülmekte ve büyük bir kısmı önlenebilir olduğu çok açık olan iş kaza larında hiçbir ayrım gözetmeksizin katledilmektedir. İşçiler Kürt ya da Türk olduklarına ya da Arap, Laz, Çerkez vb. bakılmadan sömürüde ve ölümde eşitlenmektedir! Hiç kuşkusuz ki ülkemizde Kürt ulusundan işçiler ulusal baskıya maruz kaldıklarından daha fazla ezilmekte, faşizmin uyguladığı politikalar nedeniyle ülkemiz işçi sınıfının en alt bölüklerini oluşturmaktadır. Bunlar gerçeklerdir. Aynı gerçekler, Kürt köylülerinin bırakalım yurtsever olmasını, devlet yanlısı olmaları ve hatta korucu olmalarına rağmen katledilmelerinde de ortaya çıkmaktadır. Roboski de katledilen kaçakçı Kürt gençlerinin ailelerinin korucu olması, onların üzerine bomba yağdırılmasına engel olmamıştır. Bu katliam karşısında başta Başbakan olmak üzere Türk büyüklerinin tarihi açıklamaların ardında yatan neden esas olarak onların sınıfsal konumlarında, temsilcisi oldukları komprador burjuvazi ve büyük toprak ağalarının sınıfsal çıkarlarında gizlidir. Türk komprador burjuvazisi imtiyazlarını paylaşmak istememekte, pazar hâkimiyetini titizlikle korumaktadır. Bunun somut pratikteki yansıması ise Kürt halkının üzerine yağdırılan bombalarda, onlarca gerillanın katledilmesinde, yüzlerce siyasetçinin tutuklanmasında görülmektedir. Mesele Hangi Saflarda Olduğumuzdur! Gerek Roboski katliamı ve gerekse de işçi ölümleri ya da bizzat devlet görevlilerinin ihmali karşısında Başbakan ve şürekasının tavrı, ait oldukları sınıfların tavrını yansıtır. Onlar örneğin Roboski de böyle üstten konuşurken, böylesine apaçık bir katliamı savunurken, üstüne üstlük parası neyse verdik, daha ne istiyorlar derken üzerinde yükseldikleri zemin, Türk olmaktan ziyade iktidar olmanın verdiği konumdur. Bu vesileyle son dönemde Roboski vesilesiyle kimi kalemlerin Erdoğan ve temsilcisi olduğu kliğin Müslüman lığına, vicdan ına vurgu yapmaları anlamsızdır. Mesele Müslümanlık değildir. Ya da bugün AKP de ifade olunan ve Kürt ulusal sorununun ümmetçilikle çözüleceğini ummak boş bir hayaldir. Bugün Başbakan Erdoğan ın kendi varlığını iktidarın tek temsilcisi olarak algılaması ve ideolojik arka planında herşeyden kendisini sorumlu hissederek müdahil olmasıyla açığa çıkan şekilleniş gerçek yüzünü işçi sınıfına, başta Kürt ulusu olmak üzere çeşitli milliyetlerden halka karşı yaklaşımda ele vermektedir. Kendisini Allahın yeryüzündeki temsilcisi olarak gören bu faşist zihniyet, örneğin sorunlarından bahseden köylüye Ananı da al git lan diyebilmekte, Roboskili kaçakçı Kürt gençlerini terörist olarak tanımlayıp, katli vaciptir i savunabilmekte ya da kadın bedeni üzerinde hak iddia edip, kürtaj konusunda fetva verebilmektedir. Erdoğan ın gerçek yüzü ve sınıfsal kimliği onun Kürt halkına yaklaşımında, Çocuk da olsa kadın da olsa gereken yapılacaktır açıklamalarında ya da Davutpaşa da veya Ostim de yaşanan patlamalardaki tavrında görülebilir. Doğmamış çocuklarla bu kadar ilgilenen zihniyet Amed de Kürt çocuklarının katledilmesi emrini verebilmekte ya da sınır boylarında bombalanan Kürt çocukları ve gençleri için en ufak bir üzüntü duymamaktadır. Onlar Erdoğan ve hempalarının, temsilcisi oldukları sınıflar için birer yol kazası ndan öte bir anlam taşımaz. Parası neyse, tazminatı neyse kat be kat verirler, olur biter! Bu zevat için nasıl Kürt çocuklarının hiçbir önemi yok ise, işçi sınıfının da, emekçi halkımızın da bir önemi yoktur. Her gün birer ikişer işçi ölümlerinde gıkları çıkmaz! Ne hikmetse her gün ölümlere yol açan trafik kazalarının sorumlusu olarak bula bula trafik canavarı nı bulan zihniyet, işçi ölümlerinin sorumlusunu halen bul(a)madı! Sakın bulamadıkları sorumlu uçan Türk ekonomisi (!) olmasın. İşçi sınıfının ve Kürt ulusunun kaderi ortaktır. Bizi sömüren ve katledenler her ne kadar kendi aralarında amansız bir klik dalaşı içinde olsalar da mesele Kürt ve Türk uluslarından ve çeşitli milliyetlerden işçi sınıfı olduğunda ya da Kürt ulusu başta olmak üzere çeşitli milliyetlerin en demokratik taleplerine kendi saflarını sıklaştırmakta bir an olsun bile tereddüt göstermemektedirler. TC devletinin Kürt ulusuna yönelik saldırıları hız kesmeden devam etmektedir. Bu tavrın AKP nin temsilcisi olduğu kliğin kendi içindeki klik kapışması olarak değerlendirmek yanıltıcı olacaktır. Faşizm tüm kurumlarıyla işbaşındadır Nitekim son dönemde bölgede Partizan taraftarlarına yönelik gerçekleştirilen tutuklama saldırısı da dikkat çekicidir. Ki bu türden saldırılar ne ilk ne de son olacaktır. Bölgede en ufak bir hareketlilik faşizm tarafından izlenmekte ve saldırıya uğramaktadır. Öte yandan bu saldırı da İbrahim Kaypakkaya nın posteri ve adına dahi tahammül edemeyen Malatya DGM nin tavrı önemlidir. Bu kurum aldığı kararlar ile Kaypakkaya ya ve ona dair her şeye amansızca saldırmaktadır. Özel yetkileri, Kaypakkaya ya özel kılınmış gibidir! Bakalım yaşayıp göreceğiz. Biz buradayız! Nasılsa sabahın bir sahibi var!

4 04 İşçi/Köylü Özgür gelecek/35 Havacılık sektöründe direniş sürüyor Dünyanın hiçbir yerinde, havacılık sektöründe grev yasağı bulunmazken Türkiye de bu yasak 11 Mayıs günü TBMM de onaylandı. Grev yasağının hemen ardından THY (Türk Hava Yolları) 350 Hava-İş üyesi işçiyi işten attı. Hava-İş öncülüğünde Atatürk Hava Limanı nda başlayan direniş devam ederken, direniş yerini ziyaret ederek Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin ve Genel Mali Sekreter Eyüp Kaplan ile bir röportaj gerçekleştirdik. - Öncelikle bu sürece nasıl gelindi kısaca anlatabilir misiniz? Eyüp Kaplan: Bizim THY ile 18 aydır süren bir TİS sürecimiz var. Kaldı ki bu iş kanunu hükmüne göre bir TİS görüşmelerinin süresi 24 aydır. Yani 6 ay sonra THY bizimle tekrar TİS için masaya oturmak zorunda kalacak. Toplu sözleşme süreci içinde arabulucu sürecine gelindi ki bu da son noktaydı. THY yönetimi talepleri kabul etmemenin yanında bizi saf dışı etmeyi hedefledi. Bu çapta süre giden tartışmalar ekseninde THY Torba Yasa içine hükümetin de desteği ile havacılıkta grev yasağı maddesi de eklettirdi. Muhalefet partilerinin itirazlarına rağmen yasa yıldırım hızıyla meclisten geçirildi. - Bu kanun teklifindeki grevi yasaklama maddesi başta ILO nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri olmak üzere, Avrupa Sosyal Şartı, BM Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi birçok sözleşmeyle birlikte Anayasa nın 90. Maddesi ne de aykırı. Kısacası tamamen hukuksuz bir uygulama. - Yasa görüşmeleri sırasında biz burada 4 saat içinde bir eylem örgütledik. İnanın bu eylem burada bir kaos ortamının yaratılmasına yetti de arttı bile. Ki biz bu eylemi haftalar, aylar öncesinden ayarlasaydık burası tamamen kilitlenirdi. Eylemimiz sonucunda 200 uçak seferi iptal oldu. Ayrıca bizim uluslararası alanda bağlı olduğumuz ITF in de örgütlü olduğu uçak firmaları THY ye hizmet vermedi. Bu sorunların çözülmemesi halinde de hizmet vermeyecek. - Kamuoyunun desteği nasıl? Türk-İş bildiğimiz kadarıyla bu konuyla ilgili şu ana kadar bir açıklamada bulunmadı. - Kamuoyunun desteği oldukça iyi, TTB den meslek odalarına çeşitli sendikalardan partilere kadar birçok kesim eylemimize destek veriyor. Çeşitli demokratik kitle örgütleri de bu eylem sürecine dahil olarak örgütlenme çalışmalarına destek oluyorlar. Son olarak Avrupa da liman işçileri eylemimize destek amaçlı bir günlük iş bıraktılar. Yine RedHacker lar da THY sitesini hacklediler. THY bu yüzden de ciddi bir zarar gördü. Bu anlamıyla eylemimize olan destek bize umut veriyor. Ancak Türk-İş in bu konuyla ilgili bir açıklaması bulunmuyor. Zaten böyle bir şey de beklemiyoruz. - SGBP nın (Sendikal Güç Birliği Platformu) bu süreçteki yaklaşımı ne oldu? - Bildiğiniz gibi biz de SGBP nun bir bileşeniyiz ve platformun bu süreçteki tutumu direnişi güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca yasa henüz Cumhurbaşkanlığından geçmiş değil. Geçmemesi için Cumhurbaşkanlığına bir yazılı metin ve dilekçe gönderdi platform. Ancak Cumhurbaşkanlığından da pek umutlu değiliz. Yasa buradan da yıldırım hızıyla geçebilir. Platforma dönecek olursak son olarak; yasa meclise girmeden önce platform kimi sendika yöneticileri ve partilerle görüşmeler gerçekleştirerek yasaya karşı koyuşu örgütlemeye çalıştı diyebiliriz. Saldırıların faşist Hitler hükümetinden bir farkı yok! - THY de gelinen sürecin siyasi ayağından bahsedebilir misiniz? Atilay Ayçin: İnsan hakları, ileri demokrasi söylemleri üzerinden kamuoyunun desteğini alıp saldırıların daha hızlı gerçekleştirildiği bir süreçten geçiyoruz. Şunu söylemek gerek; ne ileri demokrasi ne de insan haklarıyla alakası olmayan bir parti anlayışının diktatörlüğü altında yaşıyoruz. Bu siyasal iktidar Nazım ın dizelerinde söylediği gibi bu kavramların hepsine düşman. Sonuç itibariyle saldırılarını kolaylaştırabilmek ve kendini örgütleyebilmek için bu kavramların propagandasını yapıyor. Faşist zihniyetin bu kavramlarına aldananlar da vardır. Referandumda Yetmez Ama Evet çiler bunun somut örneğidir. İşte tam da bu örnekle birlikte AKP, önünü temizleyerek yoluna devam ediyor. AKP hükümetinin son dönemlerde yürüttüğü kadrolaşma politikası da bugün THY nezdinde somutlanmaktadır. AKP nin bu alanda bir kadrolaşma isteği vardır ve Hava-İş bunun önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu açıdan THY de grevin yasaklanma kararı tamamen siyasal bir zeminde alınmış ve yasa ile güvence altına alınmak istenmiştir. 12 Eylül 1980 AFC sinde dahi grevin yasaklanmaması dikkat çekicidir. AKP hükümetin almış olduğu bu kararın faşist Hitler Almanya sında sendikacıların yakalanıp tutuklanmasından gaz odalarında katledilmesinden bir farkı yoktur. - Devletin bugün sendikaları teslim alma gibi bir politikası söz konusu, bu noktada Hava-İş e yaklaşımı nedir? - Bugün Hava-İş birçok oyun ve entrikaya karşın teslim alınamamıştır. Bunun nedeni, içinde barındırdığı devrimci odaklardır. Hava-İş sadece ekonomik talepler konusunda değil demokratik taleplerde de ön planda olmuş sendikalardan biri. Bugün devletin sendikamızı teslim almak istemesi beklenilen bir durumdur. Ancak istediğini elde edemeyince karşısındaki odağın yetkilerini kısıtlama, kısır hale getirme ve buradan doğru yavaşça yok etme politikasını izlemektedir. Ayrıca sendikamız AKP nin Türk-İş aracılığı ile tahakküm altına almaya çalıştığı bir sendikadır ve bu açıdan Türk- İş e de muhalif olan bir sendikadır. Aslında havacılık sektöründe grev yasağının bir parçası da budur. Ayrıca bu saldırı ile diğer sendikalara da bir mesaj verilmektedir. Bu anlamıyla bu saldırının ilk başladığı alan olan havacılık sektöründe bertaraf edilmesi oldukça önemlidir. Eğer AKP burada bir kazanım elde ederse bundan sonra diğer sendikaların en ufak hakları dahi saldırıya uğrayacak, işçi sınıfının en demokratik talepleri dahi daha fazla bastırılacak. ANKARA Hava-İş üyesi işçiler için, THY nin Atatürk Bulvarı ndaki merkez binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Çevik kuvvet ekiplerince ve sivil polislerce korunan bina önündeki basın açıklamasına Devrimci Demokratik Sendikal Birlik (DDSB) tarafından da önemli bir katılım sağlandı. Hava-İş adına yapılan açıklamanın ardından birçok sendika temsilcisi ve TOGO işçileri adına konuşmalar yapıldı. Açıklamaya HDK, Mücadele Birliği, EMEP, DDSB, Tez Kop-İş, Tüm-TİS, Deri-İş Sendikası üyesi TOGO işçileri destek verdi. THY ve soda işçisi yalnız değildir Mersin: 9 Haziran günü Kristal- İş, Tüm-Tis ve Petrol-İş sendikaları ve üye işçiler, grev hakkı yasaklanan ve grev yaptıkları için işten atılan Hava- İş Sendikası işçi ve emekçilerinin işe geri alınması için bir açıklama yaptı. Mersin Taş Bina önünde yapılan açıklamaya işçilerin coşkusu damgasını vururken, halkın ilgisi de oldukça yoğundu. HDK ve birçok kurumun destek verdiği eyleme Şişe Cam Sanayi de direnişte olan soda işçileri de katıldı. ATİK ve Kampana işçileri direnişi ziyaret etti 7 Haziran günü Deri-İş ve ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu) THY direnişini 10. gününde ziyaret etti. Dış Hatlar-Geliş bölümü önünde toplanan kitle direniş yerine kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. THY işçisi yalnız değildir, Direne direne kazanacağız sloganlarına THY işçileri de Yaşasın sınıf dayanışması sloganı ile karşılık verdi. Kampana işçileri adına burada açıklama yapan Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi son dönemlerde işçi sınıfı ve örgütlülüklerine yönelik saldırılara değinerek, saldırılar karşısında tek çarenin direniş olduğunu ifade etti. Servi nin ardından ATİK adına bir açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada THY deki direnişin oldukça önemli olduğu dile getirildi. Yapılan açıklamanın ardından eylem sloganlarla sona erdi.

5 Özgür gelecek/35 İşçi/Köylü 05 Emekçinin gündemi Hava iş kolunda grev yasağına karşı çıkalım 17 ay süresince binbir türlü numara ile Hava-İş sendikası ile yürüttüğü toplu sözleşme pazarlığını sürüncemede bırakan THY yönetimi ve AKP hükümeti grev aşamasına gelinmesi üzerine grev yasağı getirerek aymazca bir saldırıya başvurmuştur. Bu saldırı bir bütün işçi sınıfına ve emekçilere yönelik bir saldırıdır. Sınıfın en önemli silahı olan grev hakkının gasp edilmesi havacılık işkoluyla sınırlı kalmayacak, geri püskürtülmemesi halinde diğer işkollarında da bu yönteme daha sık başvurulacaktır. Bu saldırı kıdem tazminatı başta olmak üzere ulusal istihdam stratejisi ile sömürüyü ve baskıyı arttırma amaçlı planlara hayat vermenin arifesinde işçi sınıfının örgütlü gücünün sınanması, daha kapsamlı saldırılar karşısında sınıfın örgütlü tepkisini boğmak amaçlıdır. Kıdem tazminatına dokunulması halinde genel grev yapacaklarını ilan eden sendikalar açısından karşı koyuşun en etkili olacağı havacılık işkolunda grevin yasaklanması sendikaların mevcut sınırlı hareket alanını da oldukça daraltmaktadır. Bu saldırı aynı zamanda Hava-İş sendikasının kanun yoluyla bitirilmesini de hedeflemektedir. Uzun yıllardır THY yönetiminin Hava-İş Sendikası yönetimiyle kavgalı olduğu bilinen bir gerçektir. THY yönetiminin çalışanları sendikadan uzaklaştırmak amaçlı yaptığı baskılar, yönetimi değiştirmek için el altından yaptığı çalışmalar, yandaş bir sendika kurma çabası ve toplusözleşmeyi çıkmaza sürükleme için yaptığı tüm çabalar işe yaramayınca bu kez doğrudan grev yasağı getirilerek sendikanın hareket alanı daraltılmak istenmektedir. Bu saldırı AKP hükümetinin kendisine muhalif olan her kesime yönelik dizginsiz saldırılarının ve tahammülsüzlüğünün yeni bir örneğidir. Meclisteki çoğunluğunu ve son dönemdeki klik çatışması sonucu elde ettiği üstünlüğü hovardaca kullanan AKP hükümetinin bastırma, hedef gösterme, tutuklama amaçlı saldırılarının bir parçası olarak teslimiyeti kabul etmeyen ve sistem açısından oldukça önemli bir kurum-şirket olan THY de örgütlü gücünü koruyan sendikanın devlet zoruyla yok edilmesi çabasıdır. Bu saldırı aynı zamanda AKP nin baskıcı politikalarının hedefi olan ve/veya mücadeleci olan sendikaların yer aldığı Sendikal Güç Birliği Platformunun son dönemde kamuoyunun da dikkatini çeken önemli çalışmalara imza atması sebebiyle SGBP nezdinde içinde öne çıkan sendikalardan olan Hava İş in susturulması çabasıdır. Dolayısıyla bu saldırının bir diğer sebebi de Hava İş in yalnızca THY de değil, genel sendikal hareket içinde de öne çıkan muhalif bir söyleminin olmasıdır. Hava-İş in bu gerçekliği Türk-İş yönetimini de rahatsız ettiğinden ve Türk-İş yönetiminin AKP karşısındaki teslimiyetçi ve utanmazsa destekçi tutumu sebebiyle havacılık işkolundaki grev yasağının kabul edilmesinde suç ortaklığı bulunmaktadır. Türk İş yönetiminin yasanın meclise gelmesinden cumhurbaşkanının onayına kadar sessiz kalması ve her şey olup bittikten sonra yazılı açıklama ile yetinmesi açıkça tavrını ve tarafını açığa sermiştir. 1 Mayıs ın kitlesel geçmesi ve artan işçi direnişleri ve grevleri karşısında havacılık işkoluna getirilen grev yasağı ciddi bir kapışmayı karşımıza çıkarmıştır. AKP hükümeti devletin tüm gücünü kullanarak işçi hareketini boğmayı hedeflemektedir. Grev yasağı ve işten atmalarla hedefine varması halinde daha büyük bir rahatlıkla saldıracak, sınıf hareketinde ise moral bozukluğu oluşacaktır. Ancak kamuoyu baskısı ve direnişle bu saldırının püskürtülmesi ise sınıf hareketini daha da ivmelendirecektir. Grev hakkının gasp edilmesini geri çektirmek ve işten atılan işçilerin işe geri dönmesini sağlamak mümkündür. Ancak bu saldırı tek başına Hava İş in karşılayabileceği ve püskürtülebileceği bir saldırı değildir. Bu hem saldırının kapsamı hem de Hava-İş in siyasal çizgisinin gerçekliğinden kaynaklıdır. Bu nedenle tüm gücümüzle, çabamızla, hem siyasal hem de eylemsel açıdan grev yasağını ve işten atma saldırılarını püskürtmek için mücadelemizi yoğunlaştıralım. Direne direne, direnişle zafere! İstanbul: BEDAŞ Genel Müdürlüğü önünde 19 gündür direnişte olan Enerji-Sen üyesi 124 BEDAŞ işçisi, 8 Haziran günü müjdeli bir haber aldı. Enerji-Sen yönetiminin BEDAŞ yetkilileri ile yaptığı görüşmeden işçilerin 4 Haziran Pazartesi günü işe geri alınacağı kararı çıktı. Galatasaray Lisesi önünden BEDAŞ binasına yürümek için bir araya gelen işçiler görüşme kararının açıklanmasının ardından BEDAŞ binasına değil Taksim Tramvay Durağı na kadar yürüdü. Yürüyüş öncesi bir açıklama yapan Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal, direnişin zaferle sonuçlandığını söyledi. Açıklamanın ardından işçiler alkış, ıslık ve halay parçaları eşliğinde Taksim Tramvay Durağı na doğru yürüyüşe geçti. BE- DAŞ tan atılan işçiler geri alınsın yazılı pankart açan işçiler Direne direne direnişle zafere sloganını attılar. Eylemde en dikkat çekici görüntü ise BEDAŞ işçilerinin çocukları oldu. Enerji-Sen önlüğü giyen çocuklar oldukça coşkulu bir şekilde slogan attılar. Kendilerine ne için burada olduklarını sorduğumuzda ise küçük Berk Can bilmiyorum, babam buradaki herkese bir şey söyleyecekmiş, ben de o yüzden geldim dedi. Taksim Tramvay durağında sona eren yürüyüşün ardından kurum temsilcileri dayanışma mesajlarını ilettiler. Mesajların ardından Direniş Komitesi adına bir açıklama yapıldı. Açıklamanın ardından işçiler BEDAŞ önündeki direniş çadırına geçtiler. Mücadelemiz sürecek Eylemin ardından işçilerden Turgay Kopal ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. - Kısmi olarak bir kazanım elde ettiniz. BEDAŞ işe geri alınacağınızı açıkladı. Bu zaferi neye borçlusunuz? - Her şeyden önce bu kazanımı örgütlülüğümüz olan Enerji-Sen e borçluyuz. Elbette Enerji-Sen içindeki örgütlü olan işçi arkadaşlarımızın kararlılığına da borçluyuz. Sizin de dediğiniz gibi şu an kısmi bir kazanım var. BEDAŞ yetkililerine geri adım attırdık. Bu bize moral oldu. Bundan kaynaklı daha kararlı durmamız gerekiyor. Kararlı durduğumuz için BEDAŞ a geri adım attırdık. Bundan sonra Aileler: Vicdanlarınız nerede? İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin aileleri, her pazar saat te Galatasaray Lisesi önünde eylem düzenliyor İstanbul: İş kazası nda yaşamını yitirenler için vicdan nöbetinin üçüncüsü Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirildi. Devletin emekçilere yönelik hak gaspları ve sömürücü-talan politikalarının sonucu artan güvencesiz çalışma, taşeronlaşma, düşük ücretle uzun çalışma koşulları iş cinayetlerinde önemli bir artışı da beraberinde getirdi. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yakınları ise yetkili lerin vicdan larına seslenmek için vicdan nöbetleri tutmaya başladı. İş cinayetlerinin artışına ve kötü çalışma koşullarına dikkat çekmek isteyen aileler cinayetlerinde yaşamını yitirenler için İşçiler ölüyor, vicdanımız nöbette, İş kazası değil bu bir cinayet yazılı pankart açarak çeşitli dövizlerle tepkilerini dile getirdi. Aileler adına basın açıklamasını İdris Çubuk okudu. Çubuk, süreklileşen iş cinayetlerine değinerek önlem alınmasını istedi. Ayrıca 28 Şubat ın da Yas Günü ilan edilmesi gerektiğini vurguladı. Her hafta iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yaşadıklarının anlatıldığı vicdan nöbetlerinde bu hafta aileler TEDAŞ ın taşeron şirketi Alkama da çalışan ve 35 bin voltluk elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Erkan Keleş in yaşadıklarını anlattı. daha kararlı durursak daha çok kazanım elde edeceğiz. - BEDAŞ yetkililerinin yapmış olduğu açıklamayı nasıl yorumluyorsunuz? - Sonuçta 124 arkadaşımız işten atılmıştı. Bugün genel başkanımız Kamil Kartal ın da söylediği gibi BEDAŞ bizi Pazartesi gününe kadar işe alacağını söyledi. Yine Kamil Kartal ın söylediği gibi işe geri alınana kadar direniş çadırımızı kaldırmayacağız. Bizi işe geri aldıkları takdirde direniş çadırını kaldıracağız. Aksi takdirde direnişimiz daha örgütlü, daha kararlı ve daha içten devam edecek. TEDAŞ işçilerinin direnişi devam ediyor Mersin: Direnişin 3. ayını dolduran Enerji-Sen üyesi Adana TE- DAŞ işçileri basın açıklamalarıyla seslerini duyurmaya devam ediyor. Her cuma yaptıkları basın açıklamalarıyla direnişten geri durmayacaklarını ve saldırılara karşı yılmayacaklarını tekrar tekrar haykıran işçiler 1 Haziran da da sokaktaydı. Atatürk Park ından İnönü Parkına yürüyüş yaparak basın açıklaması yapan işçilere, eşleri ve çocuklarının yanı sıra birçok kurum da destek verdi. İşçiler adına basın metnini okuyan Tayfun Karayaka, Bakın yine sokaktayız. Dövdüğünüz eşlerimizle, gözaltına aldığınız çocuklarımızla, emekten yana olanlarla yine haykırmaya geldik, TEDAŞ ta direniş kazanacak diye. TEDAŞ direnişi 91 gün değil 191 gün daha sürse, biz haklı kavgamızdan asla vazgeçmeyeceğiz dedi. Açıklama sonunda taleplerini yineleyen işçiler İşten atılan arkadaşlarının işlerine geri dönmesini ve ödenmeyen ücretlerinin ödenmesini istedi. İşçiler ayrıca talepleri karşılanmadığı sürece direnişe devam edeceklerini de söylediler.

6 06 İşçi/Köylü Özgür gelecek/35 Sadaka istemiyoruz, dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz! İstanbul: Borusan Holding e bağlı büyük depolarda çalışan işçiler, kötü koşullarda, asgari ücretle gece gündüz çalıştırılmaya dur diyerek direniş bayrağını çekti. Gebze-Şekerpınar da bir ve Tuzla da iki depoda çalışan işçiler, ağır çalışma koşullarına karşılık sendikalaşmaya başladı. Ancak patronun çalışmadan haberdar olmasıyla işten çıkarmalar başladı. Bugüne kadar 41 işçi işten çıkarıldı. Nakliyat-İş sendikası öncülüğünde direnen işçileri holdingin Baltalimanı ndaki merkez binası önüne kurdukları direniş çadırında ziyaret ettik. Lüks yatların, katların, boğaza nazır bu köşklerin ortasında İstanbul sermayesinin gözbebeği bu mekanda işçilerin direniş çığlıkları yükseliyor. - Ne kadar süredir Borusan da çalışıyorsunuz, çalışma koşullarınızdan söz eder misiniz? Figen Vural: 3 yıldır Borusan da çalışıyorum. Açıldığı ilk günden bu yana yani. Her bir köşesinde emeğimiz var. Tepeören-Tuzla dayız. Loreal kozmetik ürünlerine, Arzum a çalışıyoruz. Sendikaya üye olduğumuz için işten çıkarıldık. İki gün önce çağırdılar bizi. Önümüze bir kağıt uzatıldı. Sizi başka bir yere alacağız, çok iyi elemanımızsınız, tecrübelerinizden yararlanmak için başka bir firmaya gönderiyoruz, haklarınızla beraber dediler. Biz kabul etmedik. Bu kağıdı imzalayın. Bizim sizinle işimiz bitti dediler. Sinir bozucu bir durumdu. Tanımadığım bir adam karşıma geçmiş, nereye gideceğimin adı yok, sadece imza atarsam söyleyecekmiş. İmza atmadık ve çıktık. Sonra tekrar içeri girmek isteyince bizi içeri almadılar sizinle işimiz bitti dediler. Üç senedir orada çalışıyoruz, hala ART işçileri direnişte! İstanbul: Egemenlerin kâr hırsının karşılığı işçiler açısından hak gaspları oluyor. Birçok fabrikada yaşanan bu hak gasplarına karşı işçi direnişleri asgari ücret alıyoruz. Hiçbir şekilde doğru dürüst zam yapılmadı bize. Kurucusu, belkemiğiyiz güya oranın ama hiçbir söz hakkımız yok. Temizliğine varana kadar her yere sürdüler, ittiler bizi. Yük indir bindir her işi yaptık. Etiketçi olarak girdik güya. Ama arkadaşımızı işten çıkardılar onun çıkış kağıdında depo hamalıdır diye yazıyordu. Demek ki bizimkinde de aynı şekilde yazacaktı. Tazminatımızı dahi vermediler. - Talebiniz nedir? - Şu anda çıkışımızı da vermediler. Yasal olarak çalışıyor görünüyoruz. Önceden sendikadan haberimiz yoktu. Sonra bütün haklarımızı, emeğimizi alacağımızı düşünerek sendikalaşmak istedik. Emeğimizin karşılığını aldığımız bir işyerinde, insanca çalışmak istiyoruz. Hakkımızı almak için buraya geldik. İşe sendikalı olarak dönmek istiyoruz. - Siz de aynı yerde çalışıyordunuz, neden işten çıkarıldınız? Şükran Selçuk: Tepeören de çalışıyordum ben de. 85 kişiyiz depoda erkek ve kadın. Üç yıldan beri buradayız. Sıfırdan bir depo yarattık ellerimizle. Maalesef karşılığında elimize bir şey geçmedi. 750 lira maaşa çalışıyoruz. Dört arkadaş işten çıkarıldık. Bir adam geldi, elinde bir evrak, yeni bir depo açılacakmış. Sizi bilirkişi olarak bu depoya göndermemiz gerekiyor dediler. Bu deponun adı nedir, nerdedir, bu kağıdı bir okuyayım dedim. Bu kağıdı hiçbir şekilde veremem dedi! Bu şekilde gelmek istiyorsanız gelin, yoksa tüm haklarınız feshedilecek denildi. Ben de imzalamadım. İçeri girdim çalışmaya, içeri alınmadım. Sendikaya üye olduğum için işten çıkarıldım. Sendikayı buraya sokmayacağız, sendikalı işçilerle işimiz olmaz dediler. Biz daha yeni farkına vardık sömürüldüğümüzün, bunlar bizim mecburiyetimizden yararlandı. Bu sendika legal, kanun dışı değil. Tuzla depo, Tepeören, Şekerpınar Gebze depoda toplamda 41 arkadaşımız işten çıkarıldı. Performans düşüklüğü gerekçe gösterildi ama aslında sendikalaştığımız için atıldık. - Fabrikada hala çalışmakta olan işçiler neler yaşıyor? - Haklarımı versinler, beni istemiyorlarsa tazminatımı versinler. İşe alırsa da sendikalı alsın. Ama zaten yetkililer söylüyor sendikalı olan işe alınmaz diye. İçeride sendikalı işçi arkadaşlarımız çok. Dünden beri işçi arkadaşlarımız huzursuzlar. Sanki vebalıyız gibi davranıyorlar diyorlar. Yemeğe çıktığımızda yalnızız, çok kötü bakışlar var, filizlenmeye başladı. Bu direnişlerden biri de Bayrampaşa daki ART fabrikasında yaşanıyor. Mobilya ve aksesuar üretilen ART fabrikasında, işçilerin maaşları ödenmiyor. amirlerimiz şeflerimiz tarafından. Resmen taciz altındayız diyorlar. Biz şirket yetkilileri gelene kadar bekleyeceğiz. Onlardan sadaka istemiyoruz, dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz. - Çalıştığınız yerde sendikalaşma duyulunca işten çıkarıldınız siz de... Erkan Alman: Tuzla depoda çalışıyordum. Bizlerin çıkarılmamızın en büyük nedeni sendikalaşmamız. Sendikalaşmaya başlamamız işveren tarafından duyuldu. 8 aydır sendikal çalışma yürütüyoruz. İş koşulları çok ağırdı, kendimize hiçbir zaman muhatap bulamadık. Her seferinde bizi başka bir yere gönderdiler. Her defasında bize kapıyı gösterdiler. Tazminat almadan gidiyorsanız kapı orada dediler. Bizler de sendikalaşmaya başladık. İçerde duyuldu. Yüzde 40 ın üzerine çıktık depolar genelinde. Başka depolarda da bizim çalışmalarımız duyulmuş, işçi arkadaşlar sendikalı olmak istediklerini söylemişler. - Borusan lojistik alanında oldukça gelişmiş bir firma. Çok sık reklam veriyor. Bir yanda müziğe, kültüre, sanata destek öte yanda işçilerin yaşadığı... - Bu sektör çok hızlı gelişiyor. Çünkü yüzde 20 sermaye yüzde 80 iş gücüne bağlı bir sektör. Arzum ev aletleri mesela bizim depomuza geliyor buradan müşteriye gidiyor. Bunun gibi çok büyük markaların depolamasını yapıyorlar. Şu an Tuzla depoda 1 Haziran itibariyle kurduğumuz bir çadır var, bir de burası var. Örneğin Tuzla da iş çıkışlarında otobüslerden çıkan işçilerin coşkuyla bizi selamladıklarını, bizlerin sloganlarına eşlik ettiklerini göreceksiniz. Çünkü sadece 41 kişi değil bu sendika olayını isteyen, lojistik üzerine yüzde 90. İlk çıkarılan bizler performanstan dolayı çıkarıldık. Bu sene benim 100 üzerinden 96 nın altına düşmedi performansım. Bazı insanları korkutuyorlar. Geçen gün bir arkadaşımızı çekip sendika sabıkadır, sendikalı olursan hiçbir yerde çalışamazsınız diyerek tehdit ediyorlar. Oysa sendika anayasal bir hak. Biz direneceğiz. Milyon dolarlık yatırım yapılmış ama ben Borusan da iki yıl 700 milyon maaşla çalıştım. Borusan ın insan anlayışı bu. Reklamdan başka yaptığı bir şey yok. Sendikasız kesinlikle dönmeyeceğiz. Bu bizim yasal hakkımız. Maaşlarını ve haklarını alamayan ART işçileri 30 Mayıs Çarşamba günü kapı önünde direnişe geçti. Haklarını alana kadar direneceklerini dile getiren işçiler Taksim de 3 Haziran günü bir basın açıklaması gerçekleştirmişti. ATİK Kampana direnişini ziyaret etti Kartal: Kampana Deri de sendikalı oldukları için 19 Mart 2011 tarihinde işten çıkarılan işçilerin Tuzla Deri Sanayi de fabrika önünde verdikleri mücadele devam ediyor. Deri-İş Sendikası üyesi Kampana işçilerinin direnişinin 442. gününde (7 Haziran) işçiler ve işçileri ziyarete gelen ATİK bir eylem düzenledi. Öğle saatlerinde düzenlenen eyleme diğer fabrikalardan gelen işçiler, Kampana işçilerine destek verdiklerini bir kez daha gösterdiler. Eylemde ATİK adına Süleyman Gürcan bir açıklama yaparak, işçilerin mücadelesinin uluslararası mücadeleye taşımanın öneminden bahsetti ve işçilerle her daim birlikte olacaklarını söyledi. Gürcan ın ardından Savranoğlu da süren mücadeleden bahseden Deri-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz ve Deri-İş Sendikası Tuzla Şube Başkanı Binali Tay birer konuşma yaptı. Eylemde son olarak Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi söz aldı. Kampana Deri patronunun fabrikayı kapatacağı söylemlerine de değinen Servi, Biz Savranoğlu nun, Kampana nın ya da Togo nun kapanmasını istemiyoruz. Ama eğer haklarımıza saldırıyor ve çalışmalarımızı engelliyorlarsa da onların bileceği bir şeydir dedi. Biz ekmek yiyemiyorsak patron da yiyemeyecek! Eylemin ardından ATİK ve Deri-İş Sendikası THY grevini ziyaret etmek için yola çıkarken, biz de direniş çadırına giderek kalan işçilerle sohbet ettik. Direnişlerinin 442. gününde hala çadırlarını ayakta tutmanın gururunu konuşmalarından hissedebiliyorduk. Biz para istemiyoruz, biz işe geri alınmak istiyoruz. Bunu patrona söylediğimizde Sizi işe alamam, fabrikayı kapatıyorum dedi diyen sohbet ettiğimiz işçilerden Turgay Üstündağ, Eskiden bizi tehdit ederken şöyle diyordu: Buradan Savranoğlu na tır tır götürseniz param tükenmez! Ama şimdi tazminatlarımızı öderken lira lira sayıyor paralarını diyerek patronun zor durumda olduğunu söyledi. Neden sizi tekrar işe almak istemiyor? sorumuzu Bu deri sanayide işçilerin gözü-kulağı bizde. Kampana kazanırsa, işçiler şöyle diyecek Kampana gibi büyük bir fabrikayı işçilerin direnişi ne hale getirdi? ve ardından onlar da direnişe başlayacaktır diye cevaplayan Üstündağ, son olarak şunları ekledi: Biz burada sadece para için beklemiyoruz. Biz ekmek yemiyorsak-yiyemiyorsak, Kampana patronu da yiyemeyecek!

7 Özgür gelecek/35 İşçi-Köylü 07 Süt sektöründe kriz ilk değil Süt sektöründe uzun süredir devam eden istikrarsızlık sürüyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiğ süt üreticileri ürettiği sütü çoğu zaman zararına satmak zorunda kalmaktadır. Yem fiyatlarındaki artışa yetişmekte zorlanan üreticiler ciddi sıkıntılar yaşıyor. Çiğ süt toplama kapasitesi günlük 1500 ton olan firmalar maksatlı olarak günlük 50 tonluk çiğ süt alımını yapmayarak üreticiye baskı uygulayabiliyor. Bunun esas nedeni ise fiyatları düşürmede domino etkisi yaratabilmek. Düşük fiyata sütü satan üretici çoğu zaman süt hayvanlarını kesime göndererek üretimden çekilmek zorunda kalıyor. Süt sektöründeki en derin kriz 2008 de yaşandı. O dönemde çiğ sütün litresinin 40 kuruşa kadar düşmesi sonucu üretici üretemez duruma gelmişti. Süt üreticileri yaşanan sıkıntıları protesto etmek için elindeki sütleri yollara dökmüştü de yaklaşık 1 milyon süt hayvanı kesime gitmişti. Bunun sonucunda ette de büyük bir kriz yaşanmıştı. Et fiyatında artış yaşanmış, et fiyatlarını düşürme amaçlı yapılan ithalat hayvancılıkta var olan dışa bağımlılığı daha da büyütmüştür den bu yana hayvancılık sektöründe devam eden kriz farklı biçimleri ile artmaktadır. Son olarak sütte yaşanan krizin çözümü olarak Okul TOGOişçilerine ATiK ten destek Ankara: TOGO işçileri direnişlerinin 41. gününde (8 Haziran) yurtdışından gelen ATİK delegasyonunun katılımıyla CEPA ya bir yürüyüş düzenleyerek, burada bulunan Togo Mağazası nı protesto ettiler. Mağaza önünde Deri-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada; TOGO nun iki seçeneğinin olduğu; ya sendikalı işçi çalıştırması gerektiği ya da diğer fabrikalarda olduğu gibi kapıya kilidi vurmak zorunda olduğu belirtildi. ATİK delegasyonuyla gelen Almanya Marksist Leninist Partisi adına da bir destek konuşması yapıldı. ATİK Genel Sekreteri Süleyman Gürcan da bir açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya Sendikal Güç Birliği Bileşenleri, ÖDP, EMEP, UİD-DER, DİP ve DDSB de destek verdi. işçilere polis saldırısı H. Merkezi: Ücret ve tazminat alacakları için direnişlerini sürdüren Hey Tekstil işçileri, 8 Haziran günü İstanbul AKP İl Başkanlığı önünde çadır kurmak isteyince polis saldırısıyla karşılaştı. Saldırı sonrası işçilerden Melek Sönmez ve Hakan Oğuz AKP İl Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Ulutaş la görüştü. Görüşme sonrası içerde neler konuşulduğunu anlatan Hakan Oğuz, Ulutaş ın Hey Tekstil in iflas edip etmeyeceğinin bir milletvekili ve avukat tarafından takip edileceği sözünü verdiğini söyledi. Amed: AKP hükümeti kentsel dönüşüm adı altında emekçi, yoksul halkın evlerine saldırırken diğer yandan inşaatlarda iş cinayetleri giderek artıyor. Aynı şekilde mevsimlik tarım işçileri de ölüm tehlikesi ile yaşamakta. Kapalı kasa kamyonet veya traktörlerle ölüm yoluna çıkıp yollara savrulan veya yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybeden işçiler, önümüzdeki günlerde sezonun Okullara toplamda 2 milyon kutu süt dağıtımı yapıldı. Bugün 60 Krş a alınan sütün 2 liradan satıldığı dikkate alınırsa bu süt piyasası için bu oldukça iyi bir rakamdır. Sütü Projesi gündeme geldi. Amaçlanan, burjuva-feodal medyada anlatıldığı gibi okullarda çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini sağlamak değil piyasayı diri tutmak için kâr elde edebilmekti. Okullara toplamda 2 milyon kutu süt dağıtımı yapıldı. Bugün 60 Krş a alınan sütün 2 liradan satıldığı dikkate alınırsa bu süt piyasası için bu oldukça iyi bir rakamdır. Ancak satış süt üreticisinin sıkıntılarını giderme görevi görmemiştir. Süt tekelleri kota uygulamalarıyla düşük fiyata aldıkları sütü yüksek fiyata satarak kendi sermayelerini güçlendirmiştir. Kısacası Okul sütü projesi ile devlet süt üreticisinin değil süt tekellerinin zenginleşmesini sağlamıştır. Başta burjuva-feodal medya olmak üzere oldukça geniş bir kesim bu projeyi perde arkasından desteklemiştir. Ancak Okul Sütü Projesi yle birlikte devlet politikasının nasıl hüsranla sonuçlandığı da ortaya çıkmış oldu. Sütten kaynaklı zehirlenen çocukların varlığının her geçen gün artmasının ardından devlet, kurumları aracılığıyla bilimsel açıklamalara soyunarak esas sorunun çocuklardan kaynaklandığını belirtmişti. Tüm bunlarla birlikte süt piyasasında da ciddi dalgalanmalar yaşandı. Özellikle *UHT (Yüksek Isıda Sterilizasyon) süt üretimi yapan süt tekelleri açısından ciddi kâr kaybı yaşandı. Sonuç olarak her ne kadar aksi yönde açıklama yapılsa da öğrencilerin süt sonucu zehirlendiği toplum nezdinde kabul görmüş ve devletin bu konudaki açıklamalarının bir kıymet-i harbiyesi kalmamıştır. Bunun en büyük verisi ise UHT yani firma sütlerinde yaşanan satış düşüşüdür. Süt tekelleri bu süreçten kurtulmak için yeni bir yol arayışına girmiştir. Günah keçisi üretici ilan edildi UHT süt tüketiminde yaşanan düşüş çiğ süt tüketimini artırınca piyasanın kurtları bu alana da saldırmaya başladı. Süt tekelleri küçük üreticinin kendi eliyle pazarladığı çiğ süt satışlarını düşürmek için manipülasyona giriştiler. Pınar Süt AŞ yönetimi 13 Mayıs ta bir açıklama yaparak Bugün mahallelerde, köylerde, taşra bölgelerde satışa sunulan çiğ süt içinde okul sütü projesinde çocuklarımızın zehirlenmesine neden olan kimi bakteriler bulunmaktadır denildi. (Pınar Süt faaliyet raporu, sayı: 4) Yıllardır ürününü pazarlama sıkıntısı çeken küçük üretici, çiğ sütün değer kazanmasıyla kısa süreli bir nefes almıştır. Ancak bu nefes manipülasyonların etkisi ile üreticinin kursağında bırakılmıştır. Özellikle manipülasyonun başını çeken Danone, Pınar, SEK gibi şirketler UHT süt satışlarında yaşanan gerilemeyi durdurmak için böylesi bir saldırıya soyunmuşlardır. Bugün bir yılda üretilen 8-8,5 milyon ton çiğ sütün 7 milyon tonu şirketler tarafından alınarak UHT haline getirilmektedirler. Geriye kalan 1,5 milyon ton süt ise köylük bölgelerde tüketilmekte ve üretici kendi iç pazarında satmaktadır. Süt piyasası tarafından alınmayan, köylük bölgelerde tüketilen 1,5 milyon ton süt ise arz fazlası olarak adlandırılmaktadır. Devlet ve süt tekelleri süt üreticisine yönelik bu saldırıyla üreticinin kendi pazarını oluşturmasını engellemek ve üreticiyi daha fazla bağımlı hale getirmek istemektedir. İİiş cinayetleri devam ediyor! açılması ile birlikte artacak ölümlerinin öncü sarsıntılarıydı. Bunun bir örneği Riha da tarım işçilerini taşıyan kamyonetin kaza yapması oldu. Curnê Reş (Hilvan)-Hewêng (Bozova) yolunda İlhanlı Köyü yakınlarında meydana gelen kazada iki araç devrildi. 1 kişi öldü, 20 kişi de yaralandı. Yaralıların büyük bölümünün tarım işçisi olduğu belirtildi. Çay üreticisi kaygılı ÇAYKUR un elindeki çayı hasat zamanından önce piyasaya sürmesi çay fiyatlarını düşürmüş, çay üreticisi köylü zor günler yaşamış, ürünü elinde kalmıştı. Kimi üreticiler elinde kalan çayı tefeciye tüccara zararına vermiştir. Çay fiyatlarının düşmesi nedeniyle yolları kesen üreticiler yaşanan sıkıntının çözülmemesi halinde eyleme devam edeceklerini bildirmişlerdi. Artvin Hopa Çavuşlu Köyü nden kadınlar ellerinde kalan çayın alınmamasına tepki gösterip çay fabrikasına çıkarma yaptı. Üretici kadınlar ellerinde kalan çayı satın almayan fabrika müdürüyle görüştü. Sorunun çözümünü isteyen kadınların ısrarı ve kararlı tutumu karşısında fabrika müdürü alım yerinde kalan çayların fabrikaya getirilmesi için bir araç göndermek zorunda kaldı. Çay alım yerinin haftalık tatili de 2 günden tekrar 1 güne düşürüldü. Köylüler taş ocağını iptal ettirdi H. Merkezi: Mersin in Mut ilçesine bağlı Bağcağız köyü sakinleri, taş ocağı ihalesinin iptali için Kaymakamlığa yürüdü. Biz adaletli bir ülke istiyoruz, Çevremizi kimsenin kirletmesine izin vermeyiz, Köyümüze taş ocağı istemiyoruz. Adalet istiyoruz ve Bağcağız köyüne taş ocağı istemiyoruz, buna kimsenin gücü yetmez yazılı dövizler taşıyarak kaymakamlığa yürüyen köylüler polis tarafından kaymakamlık bahçesinden çıkarıldı. Eyleme dışarıda devam eden köylüler adına konuşma yapan Bağcağız köy muhtarı Zafer Çoban, Taş ocağı kurulmasına şiddetle karşıyız. Her kuruma itiraz dilekçemizi verdik. Bunlar bizim sözümüzü dinlemiyor aynen devam ediyorlar. İşi bir şekilde gizli gizli yürütüyorlar dedi. Yapılması planlanan taş ocağı 500 metre üzerinde kurulacak ve Bağcağız köylülerinin emek vererek yıllardır yetiştirdikleri bin dönüme yakın kayısı ve zeytin ağaçları yok olacaktı.

8 08 Politika-Yorum Özgür gelecek/35 ESKİ ŞİŞEDE YENİ ŞARAP CHP FAŞİZM Tedip ve Tenkil Kürt ulusal sorunu ve bu soruna devletin yaklaşımı 90 yıllık bir devlet geleneğinin ürünüdür. 90 yıllık süreçte devletin yaklaşımında bu bağlamda uygulamalarında elle tutulur bir değişikliğe rastlamak mümkün değildir. Hatta PKK nin çıkışı ve geniş bir kitleye ulaşabilir düzeye gelmesiyle birlikte Kürtlere yaklaşımda devlet daha kanlı politikalara sarılma gereği duymuştur. Faşist düzen partilerinin istisnasız tamamı da bu politikaların parçası olmuşlardır. Hükümette olan parti ya da partiler Kürt ulusunun direnişini yok etmeye çalışırken, sözde muhalefet eden partilerin sözde de olsa muhalefet etmeye gönüllü olmadıkları en önde gelen konu Kürt ulusal sorunu olmuştur. Hatta çoğu zaman hükümetlerin öncülük ettiği kanlı politikalar noktasında bütün düzen partileri tam bir birliktelik ve uzlaşma içerisinde hareket etmişlerdir. Bu uzlaşmalar silsilesinde CHP yi farklı bir yere koymak mümkün değildir. CHP faşist TC devletinin kurucu partisidir ve faşist TC nin kuruluş felsefesi ile devletin Kürt ulusuna yönelik kesintisiz zulmü birebir ilişkilidir. Bu bağlamda faşist devletin kurucu partisi olarak CHP yi hükümette olsa da olmasa da faşist düzene muhalif olarak görmemiz mümkün değildir. AKP nin Türkiye deki devlet yapısında köklü değişimler yaptığını iddia etmeye başlamasından bir süre sonra CHP de bu manipülasyon kaygısıyla ortaya atılan değişim söyleminden kendini uzak tutmak istememiştir. Özellikle Deniz Baykal ın gidişi ve Kemal Kılıçdaroğlu nun gelişiyle birlikte kendini yenilediği iddiasını ortaya atmıştır. Kılıçdaroğlu nun Gandi Kemal olarak reklam edilişiydi, kongrelerdi, tüzük tartışmalarıydı derken CHP nin değişim naralarıyla piyasaya tekrar çıkışının üzerinden bir hayli zaman geçmiştir. Bu geçen zamanda CHP nin söylemleri, duruşu esas olarak da pratikleri meselenin aslını astarını, yani CHP nin yeni bir parti olarak ortaya çıkmasından ziyade faşist geleneğinin sıkı takipçisi olmaya devam ettiğini göstermiştir. CHP nin çizdiği bu tabloyu en bariz şekilde gördüğümüz konu ise elbette Kürt ulusal sorunudur. AKP Kürt ulusuna tehditler savurdukça CHP alkış tutmuş, onlarca gerillanın katledilmesine, yüzlerce yurtseverin tutuklanmasına, Öcalan a yönelik tecride gık dememiştir. Şimdilerde CHP nin Kürt sorununun çözümünün parçası olma iddiasıyla ortaya attığı 10 maddelik öneri kamuoyunda tartışılmaktadır. TC tarihinden eski bir sorun olarak Kürt sorunu CHP nin daha yeni aklına gelmiştir! Bu aklına yeni gelme halini CHP li kurmayların Artık CHP değişti söylemiyle gerekçelendirmesi çok normaldir. Ama CHP değişeli epey bir zaman geçmiştir. Bu geçen zamana rağmen CHP ancak şimdi böylesi bir öneride bulunmuştur. Bu şaşırtıcı değildir çünkü tüm hükümet dışı düzen partileri gibi CHP nin Kürt sorunu bağlamındaki esas misyonlarından biri hükümete tıkandığı yerde destek olmaktır. AKP hükümetinin öncülük ettiği tutuklama furyasının Ulusal Hareket nezdinde bir kadrosal darlaşma yarattığı açıktır. Ancak bu durum Ulusal Hareketin etkilediği kitlenin ciddi oranlarda daralmasına henüz yol açmamıştır. Daha da önemlisi bu siyasi soykırım operasyonlarına rağmen Ulusal Hareket, devletin amaçları doğrultusunda bir geri adıma girişmiş değildir ve direnişte kararlılık sürmektedir. AKP hükümeti amacına ulaşmamıştır ve amacına ulaşmak için ezme girişimlerine devam ederken bir yandan da manipülasyon faaliyetlerini elden bırakmamaktadır. İşte CHP bu noktada yeniden AKP ye yardım elini tereddütsüzce uzatmıştır. Verilmek istenen görüntü açıktır; ileri demokrasi mimarı AKP, muhalefet partilerini de işin içine katarak Kürt sorununun çözümü için canla bağışla çalışmaya devam etmektedir. Bu çabalara Kürtler bir türlü karşılık vermemektedir. CHP nin ortaya attığı önerilerin asıl amacını anlamak için önerilerin zamanlamasına bakmak bazı kesimler için yeterli olmayacaktır. Ancak CHP nin 10 maddelik önerilerinin içeriği de gerçek niteliğine ışık tutacak niteliktedir. CHP bu 10 maddede uzun uzun devletin güvenlik politikalarından bahsetmiştir. Bu politikaların anlamsızlığından vs. dem vurmuştur. Peki burada CHP bu güvenlik odaklı politikalara yani katliamlara, tutuklamalara vs. alternatif bir öneride bulunmuş mudur? Elbette hayır. CHP güvenlik politikası olarak ifadelendirdiği faşist politikaların sürdürülmesinin yanlış olduğunu değil eksik olduğunu açık açık belirtmiştir. Bir başka deyişle CHP faşist politikaların son bulmasını değil bu politikaların yanına akil adamlar komisyonu gibi halkı kandırma ve oyalama yeteneği yüksek olacak kurumlar önermektedir. Zaten AKP nin ısrarla sürdürdüğü siyasi soykırım gibi, Öcalan a yönelik tecrit içinde tecrit gibi uygulamalara en ufak bir karşı çıkış göstermemiş bir partinin başka türlü davranmasını beklemek absürt olacaktır. CHP, Kürtlerin taleplerini unutmuş Bu önerileri hazırlarken CHP nin göz önünde bulundurmadığı en önde gelen noktanın Kürt ulusunun talepleri olduğu apaçık sırıtmaktadır. CHP nin AKP ye sunduğu pakette Ulusal Hareket in son dönem sık sık dillendirdiği askeri ve siyasi operasyonların son bulması, Öcalan a yönelik tecridin kaldırılması, anadilde eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılması, demokratik özerklik gibi taleplere en ufak bir değini yoktur. CHP nin Kürt sorununu çözme iddiasıyla ortaya attığı pakette Kürt ulusunun istekleri, talepleri ve düşüncesi yoktur. Bununla birlikte BDP nin ve Kürt ulusunun Kürt ulusal sorununun çözümü açısından olmazsa olmaz bir muhatap olarak gördüğü PKK ve PKK lideri Öcalan da CHP nin 10 maddesinde bir kez daha çözüm açısından yok sayılmıştır. Benzer şekilde mecliste grubu olan ve daha önemlisi büyük oranda Kürt ulusunun oylarıyla meclise girmiş bir parti olarak BDP ye CHP tarafından bu 10 maddeyi görüşmek üzere randevu verilmemiştir. CHP, BDP ile görüşmek yerine MHP yi nasıl ikna edeceğini düşünmektedir. Belli ki CHP açısından Kürt sorunun çözümü için olmazsa olmaz özne Ulusal Hareket veya Kürt ulusu değil MHP dir. Bu trajikomik tiyatro oyununun sonu bilindik noktaya gelmiş dayanmıştır. CHP Kürt demekten bile vazgeçivermiş, terörle mücadele diyerek asıl duruşunu açık etmiştir. CHP nin amacı Kemal Kılıçdaroğlu nun iddia ettiği gibi Kürt sorununu çözmek değildir. AKP bir süredir aynı iddia ile Ulusal Hareketi yok etme politikasına hız vermiştir ve CHP de aynı amaçla yoluna devam etmektedir. Gerektiği yerde faşist düzenin bir parçası olarak AKP ye destek atmaktadır. Böylece AKP nin yönlendirmekte ve hitap etmekte zorlandığı, Alevi, Kemalist vs. kesimler üzerinde de Kürt sorunu odaklı yönlendirme düzeyi artmaktadır. CHP nin son hamlesi de bu noktada değerlendirilmelidir. AKP gibi CHP nin amacı da Kürt ulusunun haklı ve meşru mücadelesini boğmaktır. AKP gibi CHP de bu hedef doğrultusunda elinden geleni ardına koymamaktadır. Çok söze gerek yoktur; faşist düzen partisi CHP bellidir, kendini yeniden belli etmiştir.

9 Özgür gelecek/35 Zimanê Azadî 09 Wan a operasyon: 6 belediye başkanı gözaltında H. Merkezi: Halen 32 BDP li belediye başkanının tutuklu olduğu ülkemizde 7 Haziran sabahı Wan belediyelerine operasyon düzenleyen devlet, merkez ve ilçelerinde belediye başkanlarının evlerine, belediye binaları ve BDP'li ilçe başkanlarının evlerine baskın yaptı. Aralarında Wan Belediye Başkanı Bekir Kaya nın da bulunduğu 6 belediye başkanı gözaltına alındı. Kaya ve 2 belediye başkanı tutuklandı. Wan Belediyesi ne yönelik operasyonun bir nedeni Haziran başında BDP tarafından düzenlenen 2. Yerel Yönetimler Konferansı nın ardından 2013 te gerçekleşecek yerel seçimlere hazırlıklara darbe vurmaktır. Diğer yandan çıkardığı afet yasası na da dayanarak; Wan ı sermayeye peşkeş çekip, yeniden yapılandırma ve T. Kürdistanı nda hançer bölge yaratma hayalleri kuran devlet; önündeki en büyük engel olan BDP li belediyelerin çalışmalarına ket vurmak istemektedir. Ancak tepkiler devletin bu amaçlarına kolay kolay ulaşamayacağını gösteriyor. Gözaltı dalgasının ardından depremin yaralarını sarmaya çalışan Wan halkı sokağa dökülerek durumu protesto etti. Wan Belediyesi önünde toplanan binlerce kişi burada oturma eylemi yaptı. Zabıtalar, ellerinde Bekir Kaya nın resimleri ile oturdu, belediye işçileri ise gözaltıları protesto için araçlarla şehir turuna çıktı. Mersin BDP Mersin İl Örgütü 9 Haziran günü parti binasının önünde yaptığı basın açıklamasıyla Wan ve Sêrt belediye başkanlarının gözaltına alınmasını protesto etti. Aralarında Partizan ın da bulunduğu HDK bileşenlerinin de destek verdiği açıklama öncesinde konuşan Mersin İl Başkanı Musa Kulu, sıklaşan siyasi ve askeri operasyonları protesto ettiklerini belirterek, tüm bu baskıların durması için yapacakları açıklamaya bıraktı sözü. Açıklamada; Kürt halkının dil, kültür, anadilde eğitim, kendini yönetme, kimliğini tanıma ve statüsünün kabul edilmesinin gerektiği belirtildikten sonra bu zulüm düzenine boyun eğmeyeceklerine yer verildi. Peşlerini bırakmayacağız! Geçen her günü teker teker sayacağız. Her geçen gün kinimizi, öfkemizi bileyerek büyüteceğiz hesap sorma kararlılığımızı Duvarlara çentik ata ata sayacağız adeta. Roboski nin hesabını sorana dek bırakmayacağız peşinizi Bu kanlı, bu aşağılık, bu pervasız katliamı unutturamayacaksınız bize Roboskili anaların gözlerindeki yaş kurumadan sorulacak bu hesap, başka yolu yok. Nafile bir çırpınış ve haleti ruhiye sarmış devleti, AKP sözcülerini ama kurtuluş yok. Devlet en iyi yaptığı şeyi yapmaya çalışıyor yine. Köşeye sıkışıyor egemenler. Köşeye sıkıştıkça da görmezlikten gelmeye, kulaklarını tıkamaya çalışıyorlar. Özellikle TC başbakanı Erdoğan Kürt sorunu diye bir sorunu görmezsen böyle bir sorun yoktur demişti ya bu zat şimdi bunu Roboski için de yapmaya çalışıyor. Ama nasıl bu şahsın dudaklarından dökülen kelimelere bağlı değilse Kürtlerin kaderi, nasıl ki kaçamıyorsa Kürtlerin direnişinden, Roboski den de kaçamayacak ne Erdoğan ne de devletin diğer efendileri 34 çocuğumuzun parçalanmış bedeninden öyle kolay kaçamayacak TC devleti. Analarımızın gözlerinden akan yaşlardan kaçamayacak faşist-ırkçı AKP. Katliamın üzerinden neredeyse altı ay geçti. Halkın öfkesini yatıştırmaya çalışıp bilindik lakırdılarını tekrar ettiler önce Sonra tüm riyakarlıklarıyla katliamın uygulayıcısı orduya teşekkür ettiler ve katledilenleri, akrabalarını ve katliamdan hesap soranları cezalandırmaya yöneldiler. Susturmaya çalıştılar yükselen sesleri. Fakat olmadı, olmuyor işte. Öyle ki AKP nin yeminli dostlarının H. Merkezi: KCK adı altında yürütülen operasyonlarla, hiçbir delile gereksinimi duymadan binlerce kişiyi tutuklayan devlet bu kez de yine aynı nedenle BDP li vekillere yönelmiş durumda. 6 sı BDP li 2 si bağımsız 8 milletvekili hakkında fezleke hazırlandı. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için hazırlanan fezlekede, Savcılık, BDP Genel BDP li vekillere 30 ar sayfalık fezleke Başkanı Selahattin Demirtaş, Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, milletvekilleri Emine Ayna, Nursel Aydoğan, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata ile bağımsız milletvekilleri Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk hakkında, KCK terör örgütüne üye olmak iddiasında bulunuldu. Fezleke meclis tarafından da onaylanırsa, BDP li vekiller hakkında 15 yıl hapis istemiyle dava açılacak. bile eleştirilerine maruz kaldılar. Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Ali Akel in işten atılması tam da bu köşeye sıkışmışlığın ve bunun yanında gözdağının ifadesidir. Burjuva-feodal medya bu pratikle de bir kez daha yola getirilmiş ve katliamı örtbas etmenin en önemli ayağı olan medyaya önemli bir mesaj verilmiş oldu. Fakat bu da istenen etkiyi yaratmadı. Bu gelişmeler şimdilerde daha fazla ve tüm çıplaklığıyla, Kürtlerin varlığını kabul eden, Kürt sorununu çözen, asimilasyona son veren, açılımlar yapan AKP nin gerçekliğini bağırıyor işte. Erdoğan ın özellikle son dönem daha fazla yükselen hezeyanları da bundan kaynaklanmaktadır. Son seçimler, Ergenekon operasyonları, 28 Şubat la vb. hesaplaşmalarla AKP nin temsil ettiği kliğin devlet egemenliği iyice tescillenmiştir. Dolayısıyla Erdoğan, TSK dan birkaç faşist subayı günah keçisi ilan edememektedir. Anıyla, şanıyla katliamın baş sorumlusu Erdoğan ve başbakanlığındaki TC devletidir. İşte bu gerçekten kaçamamaktadır Erdoğan. Mazlum edebiyatı yapamamakta, Roboski katliamı gündemde kaldıkça da daha fazla köşeye sıkışmaktadır. Bu nedenle Roboski nin üzerinin örtülmesi gerek. Bu uğurda her şeyi yapmaktadır devlet. Fakat bunu gerçekleştirmeye çalışırken bile özellikle AKP nin Erdoğan da ve başkanlığındaki bakanlarda simgeleşen halk düşmanı, ırkçı yüzü daha fazla teşhir olmaktadır. Her kürtaj bir Uludere dir sözü bu hezeyanın ve ırkçı, kadın düşmanı fikriyatın bir ürünüdür. Fakat bu halk düşmanlığı burada durmamakta, THY işçilerinin grev hakkının yasaklanmasında, memur maaşlarına yapılacak zam görüşmelerinde de kendini göstermiştir. Roboski katliamının kapladığı alanı daraltmaya çalışan devlet bunu başarmak için ezilenlere, kadınlara, Kürt ulusuna yönelik yeni saldırılar geliştirmekte ve her geçen gün, duvara attığımız her çentikte daha fazla teşhir olmaktadır. Wan belediye başkanı ve ilçe başkanlarına yönelik operasyon, 90 tıp ve sağlık öğrencisinin aynı gün gözaltına alınması, Antep, Dersim, İstanbul vb. yerlerde devam eden sürek avı vb. birçok gelişme bir yanda halk düşmanlığının diğer yanda ise gündeme yönelik salvolardır. Erdoğan ın Amed ziyaretinde Roboski nin hiçbir şekilde dillendirilmemesi tam da bu bakış açısının diğer bir ifadeyle de düşünmezsen (söylemezsen) böyle bir sorun yoktur anlayışının ürünüdür. Halen devletten, AKP den bir beklenti içerisinde olanlara da cevap olan bu duruş, Kürt düşmanlığının en yalın ifadesidir. Tazminatsa tazminat diyen bu zat, bu kez Amed te Kürt ulusuna yatırımlarını anlatıp durmuştur. Öyle ya katledip parasını öder üzerini örteriz, yatırım yapıp Kürt meselesini hallederiz anlayışı tam da bu olsa gerek. Fakat Erdoğan asıl yüzünü ATV ye yaptığı açıklamalarla İdris Naim Şahin i bile geride bırakarak göstermiştir. Katledilenler kaçakçılık yoluyla PKK yı besleyen figüranlardır açıklamasıyla Erdoğan köşeye sıkışan kedi misali saldırısının dozunu artırmıştır. Fakat bu ifadeleri ile katliamı örtbas etme çabaları onları kurtarmaya yetmeyecek. Devrimci, yurtsever, ilerici kamuoyunun baskılarıyla, kültürel-sanatsal çalışmalardan, siyasal mitinglere kadar birçok yöntemle halkın kendi üretimleriyle ve elbette hesap sorma kararlılığıyla Roboski temel gündemimiz olacaktır. Özür dilenecek elbet fakat bu değil, hesap sorana kadar peşinizi bırakmayacağız. Çünkü unutursak kalbimiz kurusun diyen binlerce Roboski liyiz artık. Ve hesabını sorana dek kurtulamayacaksınız korkulu rüyalarınızdan. 103 avukata KCK soruşturması Amed: 99 u tutuklu 152 Kürt siyasetçisi hakkında Amed de görülen KCK ana davasının 3 Ağustos 2011 tarihli duruşmasında, avukatlar anadilde savunma vb. taleplerini kabul etmeyen mahkeme heyetini, protesto ederek salonu terk etmişlerdi. Adalet Bakanlığı bunun üzerine 103 avukat hakkında soruşturma izni verdi. Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Soruşturma izni verilenler arasında baro başkanı ve yönetim kurulu tüm asil ve 7 yedek üyesi de var. Geride sadece 3 yedek üye kaldı. Yedek üyelerle soruşturma için yönetim kurulu tamamlanamadığından Türkiye de ilk kez kura çekilerek yönetim kurulu tamamlanacak diyerek tepkisini dile getirdi.

10 10 Zimanê Azadî Suwar hat û peya çû! Ünlü Kürt deyimlerinden biridir Suwar hat û peya çû Atlı geldi, yaya gitti anlamına gelir; ki genelde bir hışımla, küçük dağları ben yarattım edası, bir istek ya da bir hevesle gelip eli boş dönenler için kullanılır. Aynı zamanda bu deyim; TC Başbakanı R. T. Erdoğan ın geçtiğimiz günlerde Amed e gerçekleştirdiği 11. sefer i için adeta biçilmiş kaftan! Devlet Gever de Özgür ü vurdu Faşist Erdoğan a Amed de yer yok! Erdoğan ın başbakan olduğundan bu yana 10 kez sefer düzenlediği Amed de AKP nin il kongresi düzenlendi. 11. kez Erdoğan, yine suwar edasında şehre girdi. Ancak Erdoğan ın kongreye gitmesinden önce 1 Haziran günü Amed de düzenlenen 2. Yerel Yönetimler Konferansı nda konuşan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; Protesto edin, dinlemeye gitmeyin, tepkinizi ortaya koyun. Sen hem benim halkımı katledeceksin, cenazelerine hakaret edeceksin, tehdit edeceksin, hem de gelip Diyarbakır meydanlarında bize sesleneceksin! diyerek, Amed halkını boykota çağırmıştı. Erdoğan ın daha önceki Amed e gelişlerinde de miting alanlarını, toplantı salonlarını boş bırakan Amed halkı, sokağa çıkarak protesto eylemleri yapmıştı. Amed halkı elinde ve dilinde hala Roboskili gençlerin kanını taşıyan Erdoğan a bir kez daha cevap verdi; İstanbul da TT Arena stadını dolduran Erdoğan, bir kez daha Amed de bozguna uğradı, protesto ve boykotla karşılaştı te Amed e ilk geldiğinde Kürt kelimesini ağzına alarak umut yaratan Erdoğan, yeni hiçbir şey söylemeden tamamladı konuşmasını. Söyleyeceği sözlerin Amed de anlamsızlaşacağının farkında olduğu için mi böyle yaptı bilinmez ama bunun devletin Kürt ulusal sorununda geldiği nokta ile ilgili olduğu aşikardır. En son Roboski katliamı ile somutlanan AKP hükümetinin Kürt ulusal sorununa çözüm konusunda imha-inkar ve asimilasyoncu devlet geleneğinin sürdürücüsü olma halinin yurtsever hareket karşısındaki tıkanmışlığıdır Amed ziyaretini anlamsız kılan BDP li belediyeleri kötülemekten geri durmayan Erdoğan, AKP tarihi boyunca Amed de hiçbir zaman 1. parti haline gelmemesine rağmen Amed de 1. parti olduklarını iddia etti bir taraftan. Bir taraftan da daha önce Amed de yeni cezaevi müjdesi veren Erdoğan bu kez cami müjdesi verdi! Roboski de katledilen Kürt çocuklarının ardından bir Kürt çocuğu daha devletin kurşunlarına hedef oldu. Kayseri Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü ne düzenlenen eylemde yaşamını yitiren HPG gerillası Cengiz Özek in (Êriş Dildar) Colêmerg te (Hakkari) düzenlenen cenaze törenine katılan 15 yaşındaki Özgür Taşar, panzerden açılan ateş sonucu göğsünden vurularak öldürüldü. Saldırı sırasında iki kişide polis kurşunlarıyla yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Yalnızca AKP döneminde katledilen çouk sayısı Taşar ile birlikte 172 ye yükselirken; 7 Haziran günü otopsi için kaldırıldığı Wan Bölge Hastanesinden alınan Özgür Taşar ın cenazesi yine Colemerg halkının öfkeli sahiplenişine sahne oldu. Cenazede konuşan BDP Colemerg milletvekili Adil Kurt, Özgür ü katleden iradenin Ankara olduğunu, failin hükümet ve onun başındakiler olduğunu söyledi. Kitle Erdoğan a Riha da da gün yüzü yok! Amed in ardından Riha ya (Urfa) geçen Erdoğan, Amed de bozulan moralini burada düzeltmeyi umut ettiyse de burada da gün yüzü göremedi. Terörün yoksulluktan, fakirlikten sevgisizlikten, kan ve gözyaşından beslendiğini söyleyen Erdoğan, sürekli diken üstündeydi ve Aramıza simsarların girmesine izin vermeyin, dedikoducuların, farklı hesapları olan maskeli provokatörlerin girmesine izin vermeyelim diyerek kaygılarını dile getiriyordu. Ayrıca Erdoğan ın konuşmasının hemen başında tribünlerde, Hububat desteklemesi ödenmiyor/çiftçiye sahip çık Büyük Usta ve Buğday desteklemesi ne zaman ödenecek yazılı pankart açılması, tam bu sırada bir başka grubun üzerlerinde harfler bulunan tişörtlerle, Olmadı Usta taşerona son yazısı oluşturması her ne kadar polis tarafından apar topar müdahale edilip kaldırılsa da Riha kongresinde Erdoğan ı terletmeye devam eden zincirin halkaları oldu. Erdoğan, son günlerde katıldığı il kongrelerini şov a dönüştürmeyi adet edindi. Özellikle İstanbul İl Kongresi nin adeta İstanbul un 2. kez fethedilmesi havasına büründürülmesi bu şovların en büyük örneği oldu. Peki Erdoğan, bugün neden böylesi şovlara ihtiyaç duyuyor? Halkın yarısından çoğunun kendisini desteklemesi neden Erdoğan a yetmiyor? Çünkü devletin AKP ve özellikle de Erdoğan eliyle yürürlüğe soktuğu politikalar tıkanmaya başladı. Sorun, yalnızca bu tıkanıklığın kendini somutta göstermesi değil; bu konu ile ilgili geniş bir kesim tarafından bu durum tartışılıyor. Bunun farkında olan AKP, il kongrelerini böyle bir tıkanıklığın olmadığını kanıtlamaya çalışmakla geçiriyor. Bunun için de tüm olanaklarını seferber ediyor. İstanbul da 40 bin kişiyi statta bir araya getirip; buradan pervasızlığın sınırlarında gezinerek, Roboski katliamını dillendirenlere nekrofili, basına tasmalı, sezaryen için de dış mihrakların işi diyor. Tüm bunların toplamına baktığımızda devletin politikalarındaki tıkanıklığın giderek büyüdüğünü görebiliyoruz. Tüm politikaları bir yana devleti ve AKP yi bu kadar darboğaza düşüren ve tıkanıklığını artıranın Roboski katliamı olduğu açıktır. Her ne kadar kürtaj tartışmaları üzerinden kadınlara saldırı ile kendine nefes aldırmaya çalışsa da, bu katliamın devleti ve AKP yi rahat bırakmayacağı açıktır. buradan HPG gerillası Êriş Dildar ın taziye çadırına yürüdü. Polis, kitleye bir kez daha saldırdı. Özgür ün katledilmesinin ardından polis, HPG liler kaçarken ateş etti diyerek işledikleri cinayeti gizlemeye çalıştı. Burjuva-feodal basına servis edilen haberlerde Özgür ün polis panzerinden açılan ateş sonucu öldürüldüğü gerçeği karartılmak istendi. Ancak tüm Gever (Yüksekova) halkı gerçek katillerin kim olduğunu çok iyi bilmektedir. Nasıl hesap sorulacağını da! Özgür gelecek/35 Keşke sana canımdan daha değerli bir şey verebilseydim Tecrit politikasının beni artık bu durum karşısında aşırı derecede rahatsız etmesinden dolayı bu eylemi inisiyatifimi kullanarak gerçekleştiriyorum. Bu eylemin Kürt gençliği ve kadınlarının tecride karşı serhildan ruhunu yükseltmesini diliyorum. Tecride karşı seyirci kalmak en büyük onursuzluktur. Ben onursuz bir yaşamı reddediyorum. Onurlu Kürt halkının sesime çığlık olmasını diliyorum. Zilan yoldaşın dediği gibi Keşke Başkan Apo ya canımdan başka bir şeyler verebilseydim. Beni Kürdistan ın başkentine defnetmenizi rica ediyorum. Bu sözler, PKK lideri A. Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla Bursa da bedenini ateşe veren Azadiya Welat dağıtımcısı Mehmet Şerif Saklı nın ardında bıraktığı mektupta yer alıyor. 3 Haziran günü eylemini gerçektiren Saklı, 6 Haziran günü yaşama veda etti. Ve Saklı vasiyetinde olduğu gibi Amed de sloganlarla toprağa verildi. Saklı yı taşıyan cenaze aracının üzerine fotoğrafının bulunduğu ve üstünde Keşke sana canımdan daha değerli bir şey verebilseydim yazısının bulunduğu pankart asıldı. Cenazede konuşan DTK Eşbaşkanı Tuğluk, Kürtlere ölüm ve cezaevinden başka çare bırakılmıyor. Bu dayatmalar karşısında insanlar yaşamlarını yitiriyor. Bu halkın Önderi Öcalan dır. Kürtler onun üzerinde olan tecridi kabul etmiyor dedi. 3 HPG gerillası ölümsüzlüğe uğurlandı Dersim: Dersim in Pulur İlçesi kırsalında 22 Mayıs ta düzenlenen askeri operasyon sonucu çıkan çatışmada yaşamını yitiren 3 HPG gerillası Hakan Özbey (Brusk Van), Mercan Sevim (Zilan Ruken) ve Onur Şal (Leheng Munzur) ölümsüzlüğe uğurlandı. Hakan Özbey doğduğu Wan ın Qerqelî (Özalp) ilçesine bağlı Aşağı Mollahasan Köyü nde, Mercan Sevim in cenazesi ise memleketi Sêrt te (Siirt) Şeyhmusa Mezarlığı nda defnedildi. Yaşamını yitiren 3 HPG liden Dersim doğumlu Onur Şal ın cenazesi ise Dersim in Pulur ilçesine bağlı Hanuşağı köyünde defnedildi. Oldukça kitlesel bir törenle toprağa verilen Onur Şal için Pulur esnafı kepenk kapattı. Daha önce 18 Mayıs ta yakın bir bölgeye pankart asan TKP/ML TİKKO militanlarının, cenaze günü yaşamını yitiren 3 HPG liyi Gökmeydanı-Burnak mevkiinde ve Hanuşağı köyünde astıkları pankartlarla andığı görüldü. Ovacık ÖG okurları

11 Özgür gelecek/35 Zimanê Azadî 11 Bize Gücünüz Yetmez: Özgür Gelecek i Susturamazsınız! AKP hükümeti; değişim, demokratikleşme dedikçe devrimci, yurtsever kurumlar basılarak, çalışanları tutuklanıyor. Onlar, özgürlük dedikçe daha fazla insan baskı ve işkenceye maruz kalıyor. Basın üzerindeki engellerin kaldırıldığından söz edildikçe devrimci ve yurtsever basın üzerinde sallanan demoklesin kılıcı harekete geçiyor. DERSİM 3 Haziran günü Antep, Maraş, Urfa ve Hatay da gazetemiz Özgür Gelecek ve Yeni Demokrat Gençlik okurlarına yönelik operasyonda dokuz kişi gözaltına alındı, sekizi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 5 Haziran sabahı da TKP/ML TİKKO örgüt üyeliğinden yakalama kararı olduğu iddiasıyla Dersim de Özel Harekat Polisleri gazetemiz okurlarının evlerine ve kaldıkları öğrenci yurtlarına baskın düzenleyerek 7 kişiyi gözaltına aldı. Dersim Umut Yayımcılık bürosu da bu operasyon kapsamında İSTANBUL basılarak talan edildi. Gözaltına alınan okurlarımız ertesi gün Malatya da çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak Malatya Hapishanesi ne sevk edildi. Böylece iki gün içinde 15 kişi tutuklanmış oldu. AKP hükümeti; değişim, demokratikleşme dedikçe devrimci, yurtsever kurumlar basılarak, çalışanları tutuklanıyor. Onlar, özgürlük dedikçe daha fazla insan baskı ve işkenceye maruz kalıyor. Basın üzerindeki engellerin kaldırıldığından söz edildikçe devrimci ve yurtsever basın üzerinde sallanan demoklesin kılıcı harekete geçiyor. Ancak yığınların mücadelesinden beslenen devrimci ve yurtsever basın engellemelere rağmen aydınlatıyor, örgütlüyor. Özgür Gelecek de bu kavganın orta yerinde üzerine düşeni yapıyor. Okurları ve çalışanlarıyla özgür bir gelecek için mücadele ediyor. Bu yüzden bu saldırganlıktan payını alıyor. Ancak baskı ve zulüm, ne özgürlük ateşini söndürülebilir ne de emekçilerin daha özgür bir dünya özlemini. İşte bu yüzden bir kez daha ilan ediyoruz, bize gücünüz yetmez: Özgür Gelecek i susturamazsınız! ANKARA DERSİM * Özgür Gelecek tarafından yapılan çağrıyla 5 Haziran günü saat da yapılan eylemle gözaltı ve tutuklamalar protesto edildi. Sanat Sokağı nda bir araya gelen Özgür Gelecek okurları ve dost devrimci, demokratik kurumlar buradan gözaltına alınanların tutulduğu Emniyet Müdürlülüğü ne kadar sloganlarla yürüdü. Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz yazılı pankart açan kitle, gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Kitlenin öfkeli olduğu açıklama, sloganlarla sona erdi. Eyleme DHF, BDP, DÖDER, MERSİN ESP, EMEP, Emek ve Özgürlük Cephesi, Halk Cephesi, ÖDP, KESK ve Hozat, Ovacık, Pertek ilçe belediye başkanları da destek verdi. * 6 Haziran da de YDG tarafından Kredi Yurtlar Kurumu önünde bir eylem gerçekleştirildi. Eyleme yüzlerce öğrenci katıldı. YDG adına yapılan açıklamada arkadaşlarımızın yurt idaresi tarafından sahiplenilmemesi ve faşist polisle işbirliği yapan Müdür Yardımcısı Nesih Akar ın öğrencilere hakaret etmesi teşhir edildi. Kitlesel ve coşkulu geçen eyleme DÖDER ve DGH da destek verdi. Eylemde sıklıkla İşbirlikçi idare istemiyoruz sloganları atıldı. (Dersim YDG) ANKARA Tutuklamalar 6 Haziran günü Ankara Yüksel Caddesi nde gerçekleştirilen basın açıklaması ile protesto edildi. Alınteri, DHF, EHP, SDP, Tüm-İGD, BDSP, ESP, Devrimci Proletarya, BDP ve Öğrenci Kolektifleri nin destek verdiği eylem da basın açıklamasının okunmasıyla başladı. Gözaltı, tehdit, tutuklama ve baskıların bizleri yıldıramayacağı, aksine mücadele azmimizi artırdığı vurgulandı. BDP li vekiller Ayla Akat Ata ve Nursel Aydoğan da eylemimize katılarak destek verdi. Nursel Aydoğan kısa bir ko- İZMİR nuşma yaptı. Ali Kaypakkaya nın ölümüyle ilgili başsağlığı diledi. İZMİR Dersim ve Antep teki tutuklamalar 7 Haziran günü yapılan bir basın açıklamasıyla protesto edildi. Saat de Kemeraltı girişinde yapılan basın açıklamasında Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz yazılı pankart açan kitle Özgür basın susturulamaz sloganını haykırdı. Eylemde Özgür Gelecek ve YDG adına yapılan açıklamada özgür gelecek mücadelesinin durdurulamayacağı dile getirildi. Eyleme; İzmir Dersimliler Derneği, EÖC, İHD, BDSP, ESP, DİP, DHF, TAYD-DER, BDP, Mücadele Birliği Platformu, Alınteri ve yazar Hacay Yılmaz da destek verdi. İSTANBUL Özgür Gelecek gazetesi çalışanları ve okurları 6 Haziran günü Galatasaray Lisesi önünde saat da bir eylem gerçekleştirdi. Devrimci basın susturulamaz; baskılar bizi yıldıramaz yazılı pankart arkasında Devrimci basın susturulamaz sloganı atıldı. Eylemde YDG adına da bir açıklama yapıldı. Eyleme DHF, TKP 1920, Tüm-İGD, Kızılbayrak ve PDD de destek verdi. * Sarıgazi de ise 5 Haziran günü Demokrasi Caddesi üzerine Gözaltılar, Baskılar, Tutuklamalar Bizi Yıldıramaz yazılı PARTİZAN imzalı pankart asıldı. Halkın pankarta yoğun ilgisi vardı. MERSİN Özgür Gelecek ve YDG okurlarına yönelik tutuklama terörüne karşı Mersin de Taş Bina önünde yaptığımız açıklamada sık sık Yaşasın devrimci dayanışma, Özgür Gelecek Susturulamaz, Suzan Zengin Ölümsüzdür vb. sloganlarını atıldı. Kitle adına okunan basın açıklamasında; Bu topraklarda zulüm var oldukça, zulme karşı direnen de var olacaktır denildi. Eyleme; DHF, ESP, Kızıl Bayrak, Halk Cephesi, ve HDK tarafından destek verildi.

12 12 Yeni Kadın Özgür gelecek/35 Kadınların bedeni, kadınların kararı! Başbakan, o kirli dilini, kanlı elini kadınların bedenine uzattığı günden bu yana kadınlar susmuyor, eylemlerle bedenleri üzerinde tek hak sahibinin kendileri olduğunu, bu hakkı tartışmanın bile söz konusu olamayacağını haykırıyor. Yeni Demokrat Kadınlar olarak biz de kürtaja dair deneyimlerimizi ve düşüncelerimizi paylaştık. Kürtaj olmamak çocuğa haksızlık olacaktı Kadın olmak, ben kadınım diyebilmek ve sistemin bize dayattığı yaptırımlara karşı kadın kimliğimizi kaybetmeden mücadele vermek... Son süreçte kadını yine yok sayan, bedenine hatta rahmine el uzatan sistem sormuyor... Üreten, büyüten, emek veren, anne olan kadından sen ne istiyorsun? Kadınsan sormaya ne gerek var değil mi? Kadınsan zaten yoksun! Kadınsan herkes senin yerine konuşur, yorum yapar. Türkiye de kürtajı yasaklar, Mısır da sünnet eder, Sudan da recm cezası verir. Ben de kürtaj olan bir kadınım. Neden mi kürtaj oldum? Sorunlu bir evlilik yaşıyordum, sonucun boşanmayla biteceği aşikardı; çünkü adım yoktu, konuşamıyordum, konuşma hakkım yoktu! Karar veremiyordum; o kadar zeki olmadığıma karar verilmişti vs. Kürtaj oldum; çünkü yığınla sorunun içine bir kişiyi daha eklemek, doğacak çocuğa haksızlık olurdu. Onu tüm bu sorunların içinde nasıl büyütürüm endişesi taşıyordum. Ben kendimi tam anlamıyla anlayamıyordum ki onu nasıl anlayacak, nasıl onun kişiliğine katkı sağlayacaktım! Ve kürtaj olmaya karar verdim. Pişman değilim, sağlıklı bir birey yetiştirmek sağlıklı olmakla başlar diyorum! (İstanbul dan bir YDK lı) Anneme beni doğurmama şansı verilmeliydi Ben on çocuklu bir ailenin dokuzuncu kızıyım. Annem ben 4 yaşındayken sürekli mağdur oldu, tansiyonu yüzünden bir beyin kanaması geçirdi ve yakın dönemde hafızasını yitirdi. O narin bedende hamileliği sırasında çocuk yeterli kalsiyumu bulamayınca annenin bütün kalsiyum depolarını emiyor. Bugün ileri derecede kemik erimesi ile savaşıyor... Yani hiç sebepsiz yere vücudunda bir kemik kırılabiliyor. Bütün bu sağlık sorunlarının arkasındaki en büyük sebep hayatındaki bu on çocuğa can vermek için geçirdiği hamilelikleri... Biz biliyoruz ki, annem hiçbir zaman on çocuk sahibi olmak istemedi. Ne yeterli doğum kontrol metodu ne o günün kanunları buna izin verdi. Bugün annemin 9. çocuğu olarak hayatta sağlıklı, mutlu, başarılı, çevreme verimli bir insan olsam da diyorum ki: Anneme beni doğurmama şansı verilmeliydi. Ben biliyorum ki, annemin seçme şansı olsaydı bugün bu sağlık sorunlarını yaşamayacaktık. Ama o bütün imkanlarını, enerjisini bir yerine on çocuğuna böldü... Şimdi bu bedeli sağlığı ile ödüyor. (Oya Malgir) Kürtaj olmamak hayatımın bitmesi demekti! Ben bir kadınım. Bu ülkede kadın olmak ise eşinin, sevgilinin, babanın namusu olmak dışında bir kişiliğe sahip olmamak, her an öldürülebilmek, şiddete uğramak ama yine katillerinin değil senin, kadının suçlanması, yargılanması anlamına geliyor. Ülkenin başbakanının en az 3 çocuk diyerek kuluçka makinesi olarak görülmek anlamına geliyor yasası ile lisede evlenmenin serbest bırakılması ile eve hapsedilmenin önünün açılması, toplumdan soyutlanmak anlamına geliyor. Son olarak gündemde olan kürtaj tartışması ile kendi bedenin üzerinden dahi söz hakkının alınması anlamına geliyor. Ben kürtaj olmuş bir kadınım. Bugün tartışmalar ile yapılan açıklamalar ile katil ilan edilen bir kadın! Bunu yapanlar ise en son Roboski olmak üzere birçok katliam gerçekleştirmiş, birçok kişi infaz etmiş asıl katiller. Nedenine gelince; tutucu bir aileye sahip, feodal bir toplumda yaşıyorum. Hamile kaldığım zaman üniversitede öğrenciydim. Bu çocuğu doğurmak demek ailem tarafından namus belasına öldürülmek, en iyi ihtimalle eve hapsedilerek öğrenim hayatımın bitmesi ve apar topar biriyle evlendirilmek demekti. Dahası her şeyi göze alarak doğursam, çekip gitsem dahi bir çocuk büyütmeye hazır değildim. Kürtaj olmamak benim hayatımın bitmesi, sağlıksız, geleceği hiç de iyi görünmeyen bir çocuk hayata getirmem anlamına gelecekti. Bunu istemedim ve kürtaj oldum. (Amed den bir ÖG okuru) Kürtaj hakkımızı kimse alamaz Bir birey, kadın ve kürtaj olmuş biri olarak kürtajın bir hak olduğunu ve bu hakkımızın elimizden alınmaması istiyorum. Genç nüfusun önemli olduğunu biliyorum. Fakat kadınlar doğursun, genç nüfus artsın diye, kürtaj yasaklanacak, çocuk başına ikramiye verilecek, mağduriyet sonucu olan çocuklara devlet bakacak gibi uygulamalar çok trajik bir yerde duruyor. Bakamayacağım, doğuramayacağım bebeği doğurmadığım için acımasızca katil ilan edilmem hiçbir şekilde açıklanamaz. Hamile kaldığım zaman eşimle maddi durumumuz kötüydü ve doktorlar bebeğin sakat doğacağını söyledi. Tedavi ettiremeyeceğim bu çocuğu doğurmak istemedim. Elbette çok üzüldüm. Ama bebeğimiz ve kendimiz için en iyi kararı verdiğimizi düşünüyorum. Bugün yapılan kürtaj tartışması kadını hiçe sayan, aşağılayan, iradesine ket vuran bir yerde duruyor. Cenini doğurmak ya da doğurmamak kadının iradesi, kendi bedeni üzerindeki hakkıdır. Bu hakkımızı kimse elimizden alamaz. (Amed den bir YDK lı) Annem neden kürtaj oldu? Anneler kızlarının yeterince büyüdüğüne kanaat getirdiklerinde ilk paylaştıkları anı hamilelik ve doğuma ilişkin oluyor sanıyorum. Kadının içine adeta hapsedilen, mahrem kılınan bu anılar, kızlarıyla kadın olma kimliği etrafında yaratılan deneyim paylaşımlarının ön adımları oluyor çoğu kez. Annemin doğumumla sonuçlanan ilk hamileliği oldukça zor geçmiş. Bu süreçte dayanılmaz mide bulantıları, ansızın düşüp bayılmalar onu oldukça zorlamış. Kendi tabiriyle ağır bir hastalık gibi geçen dokuz ay. Anlatırken o günleri yaşıyormuşçasına ürperiyor. Ben doğduktan yaklaşık bir yıl sonra ikinciye hamile kaldığını fark etmiş. Hamileliğin ilk haftasında olduğu için kürtaj kararını verirken pek de zorlanmadığını söyleyince şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Çünkü annem oldukça dindar bir kadın, günah işlemekten korkmuş olacağını düşündüm. Oysa ki ben neden kürtaj olduğunu sorduğumda, o oldukça basit ve insani bir cevap verdi: Göze alamadım; çünkü bir daha böyle bir hamilelik geçirmek istemedim. Ayrıca sen çok küçüktün ve o halimle sana bakamazdım. Son süreçte tartışılan kürtaj yasağını oldukça anlamsız buluyor: Canım, kadın hamile kaldı diye doğurmak zorunda mı? Ve bence bütün meseleyi özetleyen cümleyi ekliyor: Bu kadının vermesi gereken bir karar, neden başkalarına sorulsun? (Ankara dan bir YDK lı) Kürtaj Tartışmaları... ( ) Birey kararlarıyla bir bütündür. Kadını istemediği, hazır olmadığı bir sürece, çocuk doğurmaya zorlamak, anneyi gözden çıkarmakla aynı anlamı taşır. Henüz gözlerini dünyaya açmamış bir canlı için belli bir yaşa gelmiş kadını gözden çıkarmanın etik bir yönü yoktur. Çocuk sorumluluk demektir. Bunca çocuğun hapishanelerde akıllara durgunluk veren işkenceler karşısında yaşamaya çalışırken birilerinin kürtaj üzerine bu kadar pervasızca konuşması akıl kârı değil. Ayrıca madem yapılan çalışmalarda toplumun çoğunluğu kürtaja karşı (Recep Akdağ) ise nasıl olur da kürtaj aile planlaması gibi yaygınlaşıyor (Fatma Şahin)? Toplum bu kadar karşıysa neden yasada bunu yasaklama çabasına giriyorsunuz? Kadın bedeni üzerine bu kadar söz söylemek çocuklarını hapishanelere tıkan, onlara uyuşturucuyu dayatan, iş yasasında ağır ve ölüm tehlikesi olan işlerde çocuklar çalışamaz ibaresini, çalışabilir olarak değiştiren bir anlayışın harcı değil. Ayrıca hatırlayalım Adolf Hitler NSDAP Kongresi 1934 yılında her anne en az dört çocuk yapmalıdır demişti, bize bir yerlerden tanıdık geliyor! Kadın yoldaşlar, bunca söylemin ardından vakit, hareket vaktidir. Kavganın yarısından fazlasını omuzlarımıza yüklenmiş durumdayız. Artık gittiğimiz her yerde, teşhir zamanıdır. Sistemin kürtajı yasaklama telaşındaki asıl nedenin ucuz iş gücü olduğunu kanıtlamak için safları sıklaştırma görevi tüm aciliyetiyle bizleri çağırıyor. Çıktığımız ve haklı olduğumuz bu onurlu mücadelede hepimize kolay gele (Mersin den bir YDK lı) Doğurmak istemiyorum, bunu anlamak o kadar zor mu? Kürtaj yaptırmak için kadının birçok nedeni olabilir elbette. Maddi sorunlar, sağlık problemleri, eşle yaşanan sorunlar, bir tecavüz sonucu meydana gelen gebelik vs. vs. Benim kürtaj olmamın bu nedenlerle bir alakası yoktu, olmadı. Ben çocuk istemiyorum. Bu kadar basit. Bunun anlaşılamaması beni öyle çok şaşırtıyor ki! Yani bir kadın olarak yaşadığımız her şey bir yana da bunu anlamakta zorlananlara şaşıyorum, bu kürtaj tartışmaları başladığından bu yana. Kadının kararı meselesinden bahsediyorum. Yani ben bu bebeği istemiyorsam kim beni zorlayabilir ki doğurmaya??? Nasıl bir kanun bunun kararını verebilir? Biz erkeğin bile bu kararı veremeyeceğini, bunun bizim hakkımız olduğunu düşünür ve söylerken devlete mi soracağız? Evet, ben kürtaj oldum, hem de başbakan Her kürtaj bir Uludere dir diye kendini parçalarken! Gülmek geliyor içimden! Ben anne olmak, doğurmak istemiyordum ve olmadım, doğurmadım!!! Her şey bu kadar basit işte (İstanbul dan bir YDK lı)

13 Özgür gelecek/35 Yeni Kadın 13 Kürtaj hakkı kadınların yaşam hakkıdır Faşizm her zamanki gibi yine sınır tanımıyor. Pervasızlıkta ne dilinin sınırı var ne de tahayyülünün sonu. Uludere de katlettiği 34 insanın hesabını veremeyen devlet, Uludere yi gündem dışı bırakmak için kurban olarak kadınları seçti. Ve yatıp kalkıp Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere dir diyerek kurduğu anlam ilişkisiyle, herkesin algısını tepetaklak ederek amacına ulaştı ve gündeme oturdu. Herkes bunları tartışadursun, Uludere de yaşananlar ise faşizmin unutturmaya çalıştığı katliamlar arasındaki yerini aldı. İşin en çirkin yanı gündemi değiştirmek için kadınların hedef seçilmesi idi. Elbette amaç yalnızca gündem değiştirmek değil. Bu konuda aksi de düşünülmüyor. Başbakan, kadına yönelik saldırıların geleceği müjdesini her yerde üç çocuk söylemiyle vermişti zaten. Tek fark zamanlamadaki değişiklik. Nüfus mühendisliğine soyunan devlet başkanları ne ilk ne de yalnızca bize özgü. Sömürü düzeninin olduğu her yerde varlar, olmaya da devam edecekler. Kadının doğurganlığı erkek egemen sistemin denetimi altında kâh kutsanacak kâh engellenecek. Sermayenin sözcülüğünü yapan başbakanlar onların ihtiyaçları doğrultusunda en az üç çocuk doğurun diyecekler, yetmeyecek kürtajı yasaklayacaklar. Yine savaş sonrası ölenlerin yerini doldursun diye kadınların doğurganlığı kutsanacak. Milliyetçi hezeyanlara itilip ötekileştirilenlerle nüfus 31 Mayıs ta Çağlayan da görülen Gülay Yaşar davası öncesi adliye önünde biraraya gelen Ev İşçileri Dayanışma Sendikası, İlerici Kadınlar Dayanışma Derneği, SDP li Kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisleri ve biz Yeni Demokrat Kadınlar bir basın açıklaması gerçekleştirdik. İntihar değil bu bir cinayet yazılı pankart açtığımız eylemde basın açıklamasını Satiye Ok okudu. Ok yaptığı açıklamada, devletin işlenen kadın cinayetlerine gözünü, kulağını kapattığını, katillere ise ceza indirimi yaparak cinayete fazlalığı yarışına sokulacaklar. Ama bir gün zorla da olsa anlayacaklar, kadının bedeni üzerindeki denetimin yalnızca kendisine ait olduğunu. Gebeliği sonlandırma hakkı kadar istediği zaman doğurmaya da kendisinin karar vereceğini. İşte bu erkek egemen güruhtan biri olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, tecavüze uğrayan kadınların da yasa kapsamına alınabileceğini, böyle bir durumda tecavüz sonrası doğan çocuğa devletin bakacağını söylüyor. Kadının yaşayacağı travma umurunda değil. Tecavüzcülere duyurulur! Devlet baba iş başında! Devletin nasıl çocuk baktığını da her gün görüyoruz. Pozantı Hapishanesi nde yapılan işkencelerin, çocuk istismarının hesabı soruldu mu? Ya Uludere de katlettiğiniz çocuklar? Sokak çocukları için devlet ne yapıyor bugün? Onun için devlet bakmasın çocuklara! Bugünün çocuklarını doğduğuna pişman ettiği yetmedi mi? Doğmamış çocukların üzerinden duygu simsarlığı yapmayı bıraksın. Hükümetin azılı kadın düşmanlarından biri de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. O da zalimlikte sınır tanımıyor. Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor. Anası kendisini öldürsün diyor. Doğmamış ceninin insanlığını tartışacağımıza bu adamın insanlığını tartışalım bizce. Zira nafile, insanlıktan nasibini almamış çünkü. Kürtaja yasak gelirse koca Gülay Yaşar için Çağlayan daydık ortak olduğunu vurguladı. Kadın bedeni üzerinde söz söyleme hakkı bulan devlet ve onun erkek yargısının, kadınlar aleyhinde kararlar alarak kendi erkek egemenliğini sürdürmeye devam ettiğinin altını çizen Ok, eski eşi tarafından pencereden atılarak öldürülen Gülay Yaşar ın cinayeti dava dosyasında intihar olarak yer buldu. Yaşar ın ölümünün intihar değil cinayet olduğunu haykırmak, katilinin cezai indirim almasını önlemek için; bugün adliye önündeyiz dedi. (İstanbul YDK) zulmü yetmezmiş gibi merdiven altı kürtaj merkezlerine, sağlıksız, güvencesiz, ehli olmayan kişilerce yapılan yerlere itilecek olan kadınlar canından olacak. Dünyanın hiçbir yerinde kürtaj yasağı kürtaj yaptırma oranını düşürmemiş, yalnızca sağlıksız koşullara itmiştir. Bu da kadın ölümlerini artırmıştır. Bunun için kürtaj hakkını savunmak kadınların yaşam hakkını savunmaktır. Kendi bedeninde söz hakkı yalnızca kadına aittir. (Bir YDK lı) Bu, Türkiye gerçeğinin resmi İstanbul: Görevli memura hakaret suçlamasıyla hakkında dava açılan Hediye Aksoy un davası Çağlayan Adliyesi nde görüldü. Dava öncesinde Hediye Aksoy serbest bırakılsın pankartı açan Hediye Aksoy a Özgürlük Platformu ndan kadınlar 30 Mayıs günü Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. Eylemde önce Hediye Aksoy un gönderdiği mektup okundu. Mektubunda, Ana aracın direkt hastaneye gideceği söylendi. Ancak araç önce Bakırköy Adliyesi ne ardından Fatih Adliyesi ne gitti. Gözlerim görmediği için nereye gittiğimi bilmiyordum. Sesimi duyurabilmek için ringin kapısına vurmaya başladım. Sesimi duyurmaya ve sorularıma cevap verilmesini bekliyordum. Onlar küfür-hakaret ediyordu diye yazan Aksoy, o gün tedaviyle ilgili hiçbir şeyin yapılmadığı gibi rütbeli bir askere hakaret ettiği iddiasıyla hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve soruşturma sonucu açıklanan dava sonucunda mahkemede olduğunu ifade etti. Hediye Aksoy un mektubunun okunmasının ardından ablası Haze Aksoy ve Sebahat Tuncel de yaptığı konuşma ile Aksoy un durumuna dikkat çekti. İntizar, recm edilmeyi bekliyor Uluslararası Af Örgütü Sudan da 20 yaşında (ki daha da küçük olduğu tahmin ediliyor) olan İntizar Şerif Abdullah adlı bir kadının zina ile suçlanıp recm edilerek idam cezasına çarptırıldığını duyurdu. Şeriat hükümlerinin uygulandığı ülkenin kuzeyindeki Ombada da yaşanan olayda İntizar alınan bilgilere göre erkek kardeşi onu dövdüğü sırada zina yaptığını itiraf etti. İntizar ın mahkemeye çıkarılıp recm ile ölüme mahkum edilmesindeki tek kanıt bu. Bunun üzerine tutuklanan İntizar ın beraber olduğu iddia edilen kişi ise tüm suçlamaları reddetti ve serbest bırakıldı. Yani İntizar, tek başına zina suçunu işlemiş sayılıyor!!! İntizar 4 aylık bebeğiyle hapishanede recm edileceği günü beklerken Uluslararası Af Örgütü küresel çapta acil eylem kampanyası başlattı. Erkek egemen efendiler! Ne dediniz? Kadının en önemli görevi dişi kuş misali yuvayı yapmak. Kocanın konforunu sağlamak, çocukların bakımını üstlenmek, dizini kırıp evinin hizmetçisi-kölesi olmak, üç çocuk doğurmak, ha bide mümkünse erkek çocuk doğurmak! İki kız çocuk annesi olan teyzem sırf erkek doğurmak için iki kez hamile kaldı. Cinsiyeti her seferinde kız olunca da gebeliğini sonlandırma kararı aldı. Daha doğrusu bu kararı almaya zorlandı. Ne de olsa erkeksever bir toplumuz, erkek doğurmak marifetten sayılıyor, anlayacağınız cinsiyetçilik iliklerimize kadar işlemiş. Koca baskısı, aile baskısı, toplum baskısı onların hepsini bir bir yaşadı. Ne hamile kalmak istedi ne de kürtaj olmak. Evet, erkek egemen efendiler! Bu ülkede kadınlar birçok sebepten kürtaj oluyor. Bu ülkede kadınlar sizin kirli bir yüzünüz olan cinsiyetçi politikalarınız yüzünden, barbarlığınızdan, acımasızlığınızdan kürtaj oluyor. Asıl tartışılması gereken kadının bedeni üzerindeki erkek egemen denetimdir. Elinizi, dilinizi, beyninizi kadın bedeni üzerinden çekin! (Bir YDK lı)

14 14 Yeni Kadın Özgür gelecek/35 BİR KÜRTAJ OLAMAMA HİKAYESİ * Bu yazı bianet yazarı bir psikiyatr tarafından kaleme alındı. Hastalarının mahremiyetini korumak için ismini saklıyoruz. ( ) Tecavüzün ardından hamile kalan Ş, psikiyatri uzmanı olarak çalıştığım hastanedeki odama geldiğinde çok ama çok geçti. Kendisini daha önce bir kez tecavüzün hemen ardından, yani birkaç ay önce görmüştüm. O zaman da iyi değildi elbet, sıcağı sıcağına yaşanmış bir travmanın hemen ardından ilaç kullanımını salık vermek adetim olmasa da, kendimi ilaç vermek zorunda hissettiğimi hatırlıyorum, notlarımda mevcut. Ancak Ş, bu sefer birkaç ay öncesinden de kötüydü. Yürümüyor, adeta dikilmiş bir ceset gibi kolundan kim çekerse, onun ardından donuk bir ifadeyle seğirtiyordu. Okulu bırakmıştı, bütün gün yatağında yatarak ağlıyor, daha birkaç ay öncesinde geçmişin karanlığında unutulmaya terk edebileceğini umduğu bir hadisenin artık tüm yaşamını belirleyecek heybette karşısına dikilmiş olması gerçeği önünde ketlenmiş, takatsizce bekliyordu. Hamile olduğunu ancak birkaç hafta önce fark etmişti, bu da doğaldı, reşit olmak şöyle dursun, o kadar küçüktü ki. Neden kürtaja başvurulmadığını sorduğumda söylediklerini çelişkili ve tuhaf buldum. Bir yandan artık kürtaj olamayacağını söylüyor, bir yandan da, on gün kadar önce, hamileliği henüz kürtaj yapılmasına müsaade eder aşamadayken başvurduğu diğer bir şehirdeki hekimlerin operasyonu uygun görmediklerini ifade ediyordu. ( ) Önce yasal sürenin dolup dolmadığını kontrol ettim. Rutin koşullarda 10 haftaya dek olan gebeliklerde gerçekleştirilebilen operasyona, hamileliğin tecavüz neticesinde vuku bulması durumunda yirmi haftaya dek izin veriliyordu. Ş, hamileliğin 19. haftasında olduğunu söylüyordu, bunu gün içinde kadın doğum uzmanı bir arkadaşıma doğrulatacaktım. ( ) Anne ve babanın telefonlarını aradım ve derhal hastaneye gelmelerini rica ettim. Açık olalım, ne olduğunu bilmiyordum ama bu kürtajın geciktirilmesinde anne ve babanın şu veya bu şekilde sorumlu olduğuna ilişkin bir önyargım vardı. ( ) Anne, önce tecavüz, ardından da tecavüzün ürünü hamilelik karşısında pusulasını tamamıyla yitirmiş durumdaydı. Kendisini aciz ve aşağılanmış hissediyordu, en az kızı kadar çökmüş durumdaydı ve düpedüz himmete muhtaçtı, kendisiyle ilgilenilmesini gerektiriyordu. Ama saatin tiktakları işliyor, önümüzdeki 3-4 gün çok hızlı davranılmasını gerektiriyordu. ( ) Baba çok daha farklıydı, acısını daha derinden yaşıyor, birkaç haftadır evin diğer bireyleri gibi o da kendi köşesine çekilmiş, sessiz sessiz ağlıyor da olsa, durumu bir ölçüde kabullenmiş, metanetini korumaya çalışıyordu. Yoksul insanlardı, dolmuşa binmek onlar için pahalıydı, ilaç katkı paylarını ödemekte zorluk çektiklerini hatırlıyorum. Paranın açabileceği her kapı onlara kapalıydı. Ama bu ilk tanışmanın en önemli sonucu şuydu: Her ikisi de, kızlarının uğradığı bahtsızlık karşısında ne kadar sarsılmış olursa olsun, hemen ardından kızlarının arkasına geçmiş, onun hamileliğe son verilmesi yolundaki arzusunu kendi arzuları bilmiş ve gerekli olan neyse onu yerine getirmek için harekete geçmişlerdi. ( ) Hamile olduğu anlaşıldıktan sonra Ş, kendisini muayene eden hekim tarafından savcılığa yönlendirilmişti. Savcılık kendisine, daha doğrusu ailesine, özel durumu dolayısıyla hamileliğin 10. haftadan sonra da (kanun gereği 20. haftaya kadar) sonlandırılabileceğini belirtir bir belge vermişti. Operasyon bulunduğu şehirde gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığından, Ş, yanında anne ve babası, başka şehirdeki bir hastaneye başvurmuştu. Bu hastanenin uzman hekimleri operasyonu gerçekleştirmeyi reddetmişti. ( ) Hastane kadın doğum hekimlerinin olumsuz tutumu üzerine başhekimle görüşmüş, başhekim, kadın doğum ekiplerini kendisinin gözü önünde telefonla sıkıştırmaya çalışmış, ancak başarılı olamamıştı. Peki, neden başka bir hastaneyi denememişlerdi? İşte o zaman, baba savcılık belgesini hekimlerin alıkoyduklarını söyledi. ( ) Bu hastanedeki hekimlerin hiçbiri Ş. yi, yani onun yürüyen ceset halini, donuk bakışlarını görmemiş yani görmek istememişlerdi. ( ) Yaşadıkları şehre dönünce baba sağlık müdürlüğüne başvurmuştu. Müdürlük özel bir toplantı düzenlemişti. Bu toplantıdan çıkan sonucu, Ş nin bana başvurusundan bir gün önce babasına açıklamışlardı. ( ) Sağlık müdürlüğü başka bir şehrin sağlık müdürlüğüyle temasa geçmiş, o şehirdeki kadın sığınma evinin doğumun gerçekleştirileceği merkez olarak kullanılması her iki müdürlükçe kararlaştırılmış, doğan çocuğun evlat edinmeyi arzu eden bir çifte tahsisine hükmedilmiş, üstelik bu talihli çiftin kim olacağı da tayin edilmişti. Hala okumaya devam edebilenler yine sıkı dursun, bu kararları başbaşa verip, bu çözümde karar kılan bürokratlar içinde de Ş yi gören yoktu. ( ) Elbette hemen sağlık müdürünü aradım. ( ) Müdür ün takdir edersiniz ki o da bir can demesiyle çok kısa bir süre içinde, yani bir gün içinde kendimi tekrar bir boşluğa yuvarlanır gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Saflığımı itiraf ediyorum: İnsanların tek tek kürtaja karşı çıkmalarına alışıktım, ancak ilk defa bu karşı çıkışların organize, yani örgütlü biçimde kristalize olduğunu yani billurlaştığını görüyordum. Müdür ise, telefonda, organize ettikleri bu planın, bu kadar yoksul bir aile için nasıl da bir nimet olduğunu anlatmaktaydı. Sonraki birkaç gün çok hızlı geçti. ( ) Saatin tiktakları çalıştı ve kanunun müsaade ettiği süre doldu. Sonrası sessizlik. Ş gitti, öykü bitti. Kaynak: bianet.org/bianet/insan-haklari/ bir-kurtaj-olamama-hikayesi KÜRTAJ değil, İSTİSMAR suçtur! KÜRTAJ değil, TECAVÜZ suçtur! - Merdîn, Sêrt derken; bir utanç vakası da Sakarya da açığa çıktı. 14 yaşındaki bir kız çocuğunun 17 kişi tarafından cinsel istismara maruz kaldığı, kız çocuğunun yaşadıklarını ailesine anlatması ve ailenin de durumu şikayet etmesiyle ortaya çıktı. Çocuğa yönelik cinsel istismarda gözaltına alınan 17 kişi arasında hiç de yabancısı olmadığımız devlet yetkilileri var yine. Gözaltına alınanlardan iki kişinin Sakarya Emniyeti nde Şube Müdürleri N.Ş. ve E.T. olduğu öğrenildi. Daha önce N.Ç ve Sêrt teki utanç davasında da karşımıza çıkan çocuk tacizcisi devlet yetkilileri yine devletin koruması altına alınarak serbest bırakıldı. - Emniyet Genel Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 18 ilde, 85 ayrı noktaya eş zamanlı düzenlenen, internet üzerinden çocuk pornosu paylaşan ve çocukları şantajla cinsel birlikteliğe zorlayan şebekeye yönelik operasyonda 198 kişi gözaltına alındı. Devletin canının istediği zaman bu tür durumlarda kapsamlı çalışmalar yapabileceğinin kanıtı olan bu operasyonda gözaltına alınan ve aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 198 kişi; yine devletin bu tür suçlara yaklaşımının bir kanıtı olarak serbest bırakıldı. - Şirnex te yaşayan H.Ö isimli bir kadın, kendilerini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne maruz kaldı. T. Kürdistanı nda yaşayan kadınların, asker, polis, korucu gibi erkek egemen faşist devletin kolluk güçleri tarafından tecavüz, taciz gibi cinsel saldırılara maruz kalması yeni değil. Bu olayın ardından Yekitiya Jinên Azad (YJA) H.Ö. nün bu saldırıyı Kürt kadınlarına dönük geliştirilen planlı ve örgütlü bir saldırı olarak ele alması, utanması ve intihar etmesi gerekenin tecavüzcüler olduğu bilinciyle hareket etmesi gerektiği açıktır şeklinde açıklama yaptı. - İşkence haberleriyle gündeme gelen Taksim Polis Merkezi bu kez de tecavüz haberiyle gündemde. Taksim Polis Merkezi nde görevli komiser yardımcısı N.K. bir gece kulübünde gözaltına alınan Rusya vatandaşı P.A. ya, karakolda tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı. Zilan, kadınların omuzlarında toprağa verildi H. Merkezi: Dersim de çıkan çatışmada (Zilan Ruken) cenazesi, Sêrt te kalasından yaşamını yitiren 3 HPG gerildınlar tarafından toprağa verildi. biri olan Mercan Sevim in Mercan Sevim in cenazesinin, yüzlerce araçlık konvoy ile kent merkezinden götürülmesi polisler engelledi. Cenaze konvoyu Eruh çevre yolundan zırhlı araçlar eşliğinde Doğan Mahallesi nde bulunan ve polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı Şeyh Musa Mezarlığı na geldi. Burada düzenlenen ve çok sayıda kişinin katıldığı törende Sevim in cenazesi, kadınlar tarafından toprağa verildi.

15 Özgür gelecek/35 Gençlik 15 Kadıköy de Tutsak Öğrencilere Özgürlük mitingi İstanbul: 9 Haziran Cumartesi günü Kadıköy de bir araya gelen öğrenciler; 600 den fazla tutuklu öğrenci için saat te toplanarak Kadıköy İskele Meydanı na kadar bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Ülkemin hapishaneleri çok renkli ; öğrencisinden, öğretmenine, doktorundan, avukatına ve gazetecisine anlayacağınız birçok kesimden düşünce tutsakları var hapishanelerde. Avukatlar müvekkillerini savundukları, yani görevlerini yaptıkları, gazeteciler ezilenlerin sesi olduğu, öğrenciler ise parasız, bilimsel ve anadilde eğitim istediği için tutuklu. Bu duruma sessiz kalmayacaklarını haykıranlar ise potansiyel tutuklu öğrenciler. Yaşanan hukuksuzluğu protesto ettiklerini ve buna sessiz kalmayacaklarını dile getiren öğrenciler bugün o alanda olarak tutsak öğrencileri ve savundukları düşünceyi sahiplendiklerini vurguladılar. Eylemde; Yeni Demokrat Gençlik in bileşeni olduğu HDK Gençlik Meclisi, Tüm-İGD, Gençler Meydana İnisiyatifi, Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi, Eğitim-Sen 6 No lu Üniversiteler Şubesi pankart açtı. Ayrıca eyleme BDP milletvekilleri de destek verdi. Kitlenin en önünde sembolik parmaklıklar hazırlanmış ve parmaklıklarla tutsaklık temsil edilmişti. Öğrenciler MERSİN HDK Gençlik Meclisi olarak tutuklu öğrencilerle ilgili ele aldığımız pratik süreçte eksiklikleriyle birlikte tüm illerde eylem yapma iradesi oluşmuştu. Biz de Mersin HDK Gençlik Meclisi olarak yaptığımız toplantılarda HDK bileşeni olmayan gençlik örgütlerine de öneride bulunarak bir eylem yapma kararı aldık. Tutuklu Öğrencilere Özgürlük!-HDK Gençlik Meclisi yazılı pankartımızla 2 Haziran Cumartesi günü saat te KESK önünden Taş Bina ya kadar ayaklarımız yalın, puşilerimizle, kelepçeler ve demir parmaklıklarla coşkulu bir biçimde yürümeye başladık. Henüz KESK sokağından çıkmamıştık ki, eylem daha başlamadan hazırlık yapan polis, barikatını sokağın çıkışına kurdu. Örgütlü mücadeleden korkan devletin polisleri bize bireysel olarak Taş Bina ya yürüyebileceğimizi ve açıklamamızı orada yapabileceğimizi söyledi. Böyle bir dayatmayı kabul etmeyeceğimizi söyleyerek barikat önünde açıklamamızı okuduk. Kitle adına açıklama yapan Metin yol boyunca ve meydanda aralıksız TMY çöpe öğrenciler kampüse, Söz, eylem, örgütlenme hakkımız engellenemez, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, Baskılar bizi yıldıramaz, Polis defol bu sokaklar bizim sloganlarını haykırdılar. HDK Gençlik Meclisi eylemde! Özken; sayıları bine yaklaşan tutuklu öğrencilerin devletin iddia ettiği gibi yasadışı örgüt üyesi olduğuna dair kuvvetli şüpheler bulunduğu için tutuklanmadığını söyledi. Açıklama okunduktan sonra oturma eylemi yaptık. O sırada Dev-Lis ve Liseli Kıvılcım dan arkadaşlarımızın öğrencilerin nasıl tutuklandıklarına dair hazırladıkları tiyatroyu oynandı. Tiyatronun ardından eylem coşkulu sloganlarla ve şarkılarla sonlandırıldı. Lise öğrencilerinin geniş katılım gösterdiği eyleme DGH, Gençlik Federasyonu, Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Kolektifleri de destek verdi. (Mersin YDG) Kitle adına hem Türkçe hem de Kürtçe basın metini okundu. Kitle adına metni okuyan Şeyma Özcan; örgütlü, sosyalist öğrencilere karşı bir operasyon yürütüldüğünü dile getirerek; Tutuklu bulunanlar cezaevlerinde zulme maruz kalıyor. Cezaevlerinde ortak görüşler engelleniyor, eğitim hakları engelleniyor, öğrencilere ders notları verilmiyor diyerek şöyle devam etti; Sınavlarına girmelerine izin verilmiyor. Sınavlarına girmelerine izin verseler bile cezaevi ile okul gidişgeliş masraflarının karşılanması isteniyor, sınav başı 1000 lirayı karşılamaları imkansız, sınav girişlerinde çıkarılan sorunlar kardırılsın istiyoruz dedi. Basın metninin ardından söz alan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş öğrencilerin her zaman yanında olacaklarını söyledi. AKP ye boyun eğmeyen insanlara özellikle üniversite öğrencilerine başbakan öfkelidir. Pankart tutana 8 yıl hapis, yumurta atana yumurta örgütü diye içeri atıyorlar. AKP medyayı da arkasına alarak üniversitelerde kendi yasalarının gençliğini istiyor. Üniversitelerde kaos olayını kestiremiyor. Üniversite örgütleri bilimsel, parasız bir eğitim istiyor ve örgütlenme hakkı istiyorlar diyen Demirtaş; Biz bu yolda illa kazanırız diye bakmıyoruz. Biz bu yolda onurluca ölebiliriz de dedi. Ardından Sebahat Tuncel ve demokratik kitle örgütleri söz aldı. Aynı zamanda eyleme gelen tutsak öğrencilerin anneleri de konuşma yaparak çocuklarının yanında olduklarını, onları desteklediklerini ve serbest bırakılmalarını istedi. Bu hafta serbest bırakılan tutsak öğrencilerden biri söz alarak; arkadaşlarının dışarıda eylem yaptıklarında onların morallerinin çok iyi olduğunu, onların desteğinin kendilerini çok iyi hissetmelerini sağladığını dile getirdiler. Eylem tutsak öğrencilerinin mektuplarının okunmasının ardından Bandista nın ezgileriyle sonlandı. ANKARA HDK Ankara Gençlik Meclisi Yüksel Caddesi nde üniversitelerde açılan soruşturmalara ve tutuklamalara ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında sadece ikinci dönemde 200, geçmiş dönemlerle birlikte 500 e yakın öğrenciye demokratik haklarını kullandıkları için cezalar verildiği vurgulandı. Basın açıklaması Üniversiteler bizimdir bizimle özgürleşecek!, Faşist rektör üniversiteden defol! sloganlarının arkasından bütün soruşturmalara, tutuklamalara rağmen mücadeleden vazgeçilmeyeceği söylenerek sonlandırıldı. Marmara ve İstanbul da satırlı saldırılar sürüyor H. Merkezi: Son dönemlerde kolluk güçlerinin de desteğini alan sivil faşistler üniversitelerde devrimci, yurtsever ve ilerici öğrencilere saldırılarını artırdı. Son olarak adı artık satırlı üniversite olarak anılan Marmara Üniversitesi nde devrimci öğrencilere faşistler satırlarla saldırdılar. Saldırıda 5 öğrenci vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı. Saldırının ardından okula gelen kolluk güçleri alışılageldiği gibi saldıranları değil saldırıya uğrayanları gözaltına almak istedi. Yine İstanbul Üniversitesi nde de benzer bir saldırı gerçekleştirildi. Elinde satır ve sallama diye tabir edilen bıçaklarla gelen faşistler burada da benzer biçimde devrimci öğrencilere saldırdı. Saldırıda yaralanan öğrenciler hastaneye kaldırılırken hastane önünde bekleyen öğrencilere de yine aynı grup tarafından saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir öğrenci başına aldığı darbe sonucu yaralandı. Yaşanan olayların ardından Üniversite Rektörü Yunus Söylet Twitter daki hesabında Bahar aylarında gençler hareketleniyor. Sınav stresi de ekleniyor. Zamanla geçer şeklinde pervasız bir açıklama yaparak saldırıyı gerçekleştirenleri korumaya çalıştı. Tıp öğrencileri serbest bırakılsın! İstanbul: Devletin gözaltı terörüne tepki artarak devam ediyor. 6 Haziran günü sabah saatlerinde çeşitli illerde 90 dan fazla sağlık öğrencisi evleri basılarak, gözaltına alınmıştı. Saat da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde bir araya gelen İTO, SES İstanbul Şubeleri, Eğitim-Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi Genç meslektaşlarımızı sahipsiz bırakmayacağız diye haykırdı. Sağlık hakkına ve tıp eğitimine sahip çıkan öğrencilere dokunmayın, Gözaltındaki tıp ve sağlık bilimleri öğrencileri serbest bırakılsın yazılı pankart açan kitle Öğrenciler serbest bırakılsın, Gözaltılar, tutuklamalar baskılar bizi yıldıramaz, Eğitim hakkımız engellenemez vb. sloganlar attı. Basın açıklamasını İTO Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu gerçekleştirdi. Çerkezoğlu, Bugünlerde hemen her sabah AKP ye muhalif olan bir kesime karşı yeni bir operasyonla uyanıyoruz. Belediye başkanları, avukatlar, gazeteciler, öğrenciler, sendikacılar, aydınlar, akademisyenler eski DGM lerin uzantısı olan Özel Yetkili Mahkemeler tarafından tutuklanıyor; mahkemeye çıkarılmadan haklarında suçlamaları dahi öğrenmeden yıllarca hapiste tutuluyor dedi.

16 16 Sentez Özgür gelecek/35 1. YARGI PAKETİ 2. YARGI PAKETİ 3. YARGI PAKETİ 4. YARGI PAKETİ 5. YARGI PAKETİ 6. YARGI PAKETİ 7. YARGI PAKETİ Mevzu bahis baskı ve zorun tahakkümü olduğunda içkin doğasına üç yüz atmış derece dönmekte an tereddüt duymayan egemen sistemin hakkaniyet ve adalet meselelerini nasıl idrak ettiği ortadadır. Çeşitli uluslararası belgeleri referans göstermekte, altlarına çeşitli çekinceler koyarak ya da koymadan imzalamaktadır. Bölgemiz ülkelerinin egemenlerini demokrasi ve insan haklarına saygı duymaya davet etmekte bir beis görmeyen faşist diktatörlüğün riyakarlığı elbette bu kadarıyla da sınırlı değildir. Almanya da Türk ulusuna mensup kişiler için anadilde eğitim hakkı vazgeçilmezimizdir açıklamasında bulunan Başbakan Erdoğan ın ülkeye gelince tek lemesinin, bir tek kendine Müslüman olma durumuyla birebir örtüştüğü açıktır. Benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin verdiği mahkumiyet kararlarının artık epeyce cep yakar hale gelmesinin, uluslararası camiada sözüm ona insan haklarına saygı kılıfıyla sunulan prestij kriterlerinin zorlamasıyla vitrinini süsleme derdine düşen egemenlerin son salvoları paket paket yargı düzenlemeleriyle yargıda reform temaşası oldu! Daha henüz TBMMM Genel Kurulu nda kabul edilmeyen 3 yargı paketiyle ilgili tartışmalar sürerken, Başbakan Erdoğan Diyarbakır da 4. Yargı paketiyle ilgili müjde yi verdi. Erdoğan basın özgürlüğünü genişletecek, özel hayatın gizliliğinin daha fazla korunmasını sağlayacak bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını söyledi! (Çok) Özel Yetkili Mahkemeler Yargı paketi düzenlemesine dair kulislere sızan bilgileri vakit kaybetmeksizin manşetine taşıyan (iktidardan yana) Taraf gazetesi Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılacağını duyurdu. CMK nın 250. Maddesi ile pek çeşitli marifetlerle donatılan ve yetki gasp ve tecavüzünü artık teamüle dönüştüren bu mahkemelerin kaldırılacağı fikriyatı liberal cenahta büyük bir coşkuya sebebiyet verdi. AKP nin ileri demokrasi aldatmacasına her şeye rağmen! inanmakta ısrar eden bu cenah, bilinçleri tarumar etme gayesiyle dolup taşarak yine görevlerini ifa etmiş oldu. Çok geçmeden işin aslı ortaya çıktı. Özel Yetkili Mahkemelerinin kaldırılmayacağı, yapılacak düzenlemenin uygulamanın ruhuna aykırılık teşkil etmeyeceği, değişimlerin ufak birer rötuş olmaktan öteye gitmeyeceği bizzat devlet erkanı tarafından duyuruldu. Aymazlıkta sınır tanımayan liberal cenah ise bu durum karşısında şaşkınlığını ifade etmekten geri durmadı. Faşist bir ülkede yargı sisteminin gerçekten bir hükümet eliyle demokratikleşebileceğine inandıklarını görmek esas şaşırtıcı olandır diye düşünüyoruz. Ve hatta egemenler varlık zeminlerine uygun ve gayet tutarlı açıklamalarıyla gerçekliği ortaya koymakta onlardan daha cesur davranmaktadır. Bu uygulamalardan esaslı bir değişim beklemek ne kadar abes ise devletin adalet rejim ve anlayışını teşhir etmemek de bir o kadar abes olacaktır. Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması ya da belli reformlara tabi tutulması hiçbir sorunun çözümünü sağlamayacak, hakkaniyet konusunda bir dönüşüme vesile olamayacaktır. Ancak toplumsal baskıyı organize edecek olan muhalefet odaklarının meşru direniş hattı egemenlerin geniş hareket kabiliyetini daraltabilecek ve manevralarını sınırlandırabilecektir. Bizim cephemizden amaçlanan bu iken, egemenlerin de kendi menfaatleri doğrultusunda hesaplar yaptıkları sır değildir. Tahminlerimizi bilgiye dönüştürmek noktasında iktidar borazanlığı rolünü oynayan Taraf gazetesinin, yine manşete taşıdığı üzere egemenlerin hesapları epey bir karmaşık! Tüm söylentiler egemenler arasındaki klik dalaşını arenasına dönüşen Balyoz ve Ergenekon tutuklamalarını gösteriyor! Kürt Sorununun çözümü noktasında tokalaşmak suretiyle mutabakat arayışları pozlarına bürünen AKP ve CHP nin uzlaştıkları tek meselenin ulusal hareketin tasfiyesi mevzusu olmadığı bu vesileyle ortaya çıkmıştır. Toplumsal Mutabakat ; 4. Paket; Dördüncü paketin çalışmalarına başladıklarını ve bunun da ilk Bakanlar Kurulu nda görüşüleceğini söyleyen Erdoğan ekledi; Türkiye nin AİHM de ne tür eleştirilere maruz kaldığını tespit ettik. Yeni paketle bu ihlalleri ortadan kaldıracak adım atıyoruz. İşkence ve kötü muamelenin önlenmesi için daha etkin mücadele başlatacağız. İşkencede zaman aşımını kaldıracağız. Özel hayatın daha güçlü şekilde kurulması için adım atıyoruz. İfade ve basın özgürlüğünü çok daha ileri standartlara kavuşturuyoruz. Balyoz davası avukatlarının duruşmada bir karar çıkmaması için başlattıkları boykot ve İstanbul Barosu nun onlara sağladığı destek tam da burada önemlidir diye düşünüyoruz. İlgi çekici şekilde İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal geçtiğimiz günlerde Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili yapılacak yeni düzenlemeleri uygun bulduklarını açıkladı. Onca tutuklu öğrenciye, avukatlardan gazetecilere doktorlara uzanan KCK tutuklamalara karşı derin bir sükûnete bürünen Baronun bu pakete dair yaptığı jet açıklama anlamlıdır. Tutuklu Balyoz sanığı Tuğamiral Fatih Ilgar a ait olduğu iddia edilen ve geçtiğimiz günlerde internete düşen ses kaydında, Bir yasa tasarısı gündemde, bir iki aya kadar çıkar. Gelen bilgiler de emareler de o yönde. O yasayla bizi çıkaracaklar deniliyordu. Aynı ses kaydında Bu ülke ya bir ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek temennisi de dile getiriliyordu! Egemenler bir tiyatro oynuyor! Ortada uçuşan hesap kitabın mide bulandırıcılığı açıktır. Tartışmaların bir puşiye 11 yıl, İbrahim Kaypakkaya yı anmaya 120 yıl, paralı eğitime hayır diyen gençlere 8.5 yıl hapis cezası verilirken, tutuklu öğrenci sayısı almış başını yürümüşken, toplumsal muhalefet odakları dalga dalga operasyonlara tabi tutulurken, adil yargılama hakkının, savunmanın kutsallığı ilkesinin esamesi bile okunmuyorken, uzun tutukluluk uygulamasının devrimci, demokrat ve yurtsever tüm kesimler açısından mübah sayıldığı ortada iken sürüyor olması meselenin rahatsız ediciliğini artırmaktadır. Yapılan düzenlemelerin bir derdi global prestij kaygısından ötürü AİHM mahkumiyetlerini engellemek iken, bir derdinin de klikler arası menfaat alışverişi olduğunu unutmamak gerekmektedir. Gerek AKP nin temsil ettiği ve gerekse de CHP nin (ve MHP nin) temsil ettiği klik mütecanis değildir. Örneğin AKP kendi içinde yekpare bir bütün oluşturmaz. Dolayısıyla bu kliklerin hem birbirleriyle hem de kendi aralarında mücadeleleri tabidir. Bu kadar tabi olan bir başka gerçek de bunların halka karşı saldırırda birleşmeleridir. Azılı düşman belledikleri muhalif basın ve muhalefet odaklarını açısından bir adalet arayışı içinde olmadıkları aşikardır. Dertlerinin bu olmadığını iyi biliyoruz. Başbakan Özel Yetkili Mahkemeler birer canavara dönüşmüştür diyerek yeni yargı paketinin meşruiyet zeminini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Kullan-at temel mantığının bir sonucu olarak yeni yargı paketinde envai çeşit düzenleme yapılması olasıdır. Ama hiçbir düzenlemenin de faşist yargı mantığını alaşağı edemeyeceği de açıktır. Yargı sisteminin gerçekten adalet dağıtabilecek marifete kavuşabilmesinin yegane yolu faşist tahakkümün sonlandırılmasına bağlıdır.

17 Özgür gelecek/35 Sentez 17 TASMALI değil, KELEPÇELİ medya! Başbakan Tayyip Erdoğan ın AKP nin İstanbul 4. Olağan İl Kongresi nde yaptığı konuşmanın hedeflerinden biri de artık alışık olduğumuz üzere yine medyaydı. 30 Mayıs günü yapılan kongrede Erdoğan, Bazı gazetecilerin ulusal tasmaları vardı, tasmalarını çıkardık. Artık uluslararası tasma takanlar var, Uludere olayı üzerinden, Türkiye de bir istismar siyaseti yürütülüyor. Uludere üzerinden yürütülen kampanya, uluslararası bir karalama kampanyasıdır. Bunun içinde PKK terör örgütü var. BDP var, CHP var, bir de belirli medya kuruluşları var diyerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Erdoğan, böylelikle medyanın bugünkü halini ağzından kaçırıverdi. Tasmalı medya ne demekti? Kim ulusal, kim uluslararası tasma takıyordu? Peki ya AKP nin ürettiği tasmanın cinsi neydi? Tasma polemiği bu sorular etrafında ama medyanın gerçek niteliğine dokunmayan bir mecrada yürüdü. Erdoğan ın Bekir Coşkun a yönelik hakaretlerinin (kaleminden pislik akıyor- 8 Mayıs) ardından sarf ettiği bu cümleler söz konusu ana akım medya tarafından neredeyse yarabbi şükür refleksiyle karşılandı. Çıkan kimi sesler de bu sessizliğin içinde boğuldu. Erdoğan ın hedeflediği kesimler olan, yayın organları dışında (Ulusalcılar, Kemalistler ) tepki veren neredeyse yok denecek kadar azdı. Erdoğan ın medyaya yönelik bu kaba halli itiraf niteliğindeki açıklamaları burjuva-feodal medyanın da içinde bulunduğu durumu özetler nitelikte. Zaman-Cumhuriyet Aynı Safta! Bugünkü tablo içinde ulusalcılar ve Kemalistler dışında burjuva-feodal medyanın ezici bir kesiminin AKP nin politikalarını desteklediği, propagandasını yaptığı açık. Yeni Şafak tan Zaman a, Sabah tan Star a; ATV den Kanal D ye CNNTürk ten NTV ye değişik renklerden yüzlerce yayın organı, televizyon, radyo, AKP hükümetine çalışıyor. Hedef kitlelerinin hassasiyetlerine uygun bir içerikte ama esasta AKP propagandası yapan bu medya organları, AKP nin en güçlü silahlarından. Türk egemen sınıflarının AKP ye verdiği destek medya alanında yürütülen bu icraatlarla açıkça görünüyor. Hâkim sınıflar, kendileri açısında oldukça önemli bir dönemeçten geçerken, kitlelerin önemli bir kısmının desteğini almış AKP hükümetinin popülaritesini korumaya çalışıyor. Bu arada dile getirmek gerekir ki Cumhuriyet vb. cenahtaki yayın organlarının muhalifliği, ancak AKP yle sınırlıdır. Onların eleştirileri sisteme, düzenin temel yapısına işleyişine, hatta demokratikleştirilmesine dair değildir. Onların öfkesi klik dalaşında kaybettikleri mevzilere duydukları tepkidir. Erdoğan ı göklere çıkaran medya ile bugün aynı kulvarda onu yerden yere vuran basın temel olarak aynı cephede, safta yer almaktadır. İşçi ve emekçilerin insanca yaşayacağı bir dünya mücadelesi veren devrimci ve ilericilere, Kürt ulusunun demokratik talepleri için mücadele yürüten yurtseverlere yönelik yaklaşımları da bunu göstermektedir. Hemen her dönem çeşitli vesilelerle açığa çıkmıştır ki geniş yığınlara ulaşan basın-yayın organlarında eline kalem alan her yazar adeta bir psikolojik savaş uzmanı gibi hareket etmektedir. 28 Şubat darbesinde, Andıç krizinde ve Balyoz, Ergenekon davalarında ortaya saçılan gerçekler bize yüksek tirajlı medyanın iddia edildiği gibi bağımsız olmadığını göstermektedir. Zaten birer holdinge dönüşmüş basın-yayın kuruluşlarının kimin yanında yer aldıkları ortada olması bir yana, Türk devletinin kitlelerin bilincini bulandırmak, dezenformasyon yapmak adına yoğun bir şekilde yürüttüğü savaşın ileri uçtaki akıncıları bu köşe yazarları, gazetecilerdi. Kimi istisnalar olsa da temelde burjuva-feodal basının durumu böyledir. Bu gerçeklik sınıf savaşımı açısından önemli tarihsel virajlarda tamamen sırıtmaktadır. 12 Eylül cuntası, 90 lı yıllarda yaşanan yargısız infazlar, vahşet, 96 Ölüm Orucu, Ulucanlar ve 19 Aralık katliamı, IMF programları ve son olarak Roboski de bu zevatın aldığı pozisyon hafızalara derin izler bırakmıştır. Medya Klik Dalaşının Göbeğinde! Bu alan aynı zamanda Başbakanın açıklamalarıyla da sabit olduğu üzere egemen sınıf klikleri arasındaki çatışmanın kitleler nezdinde en görünür olduğu yerdir. Çünkü basın-yayın organları egemen sınıf güçlerinin kitlelere doğrudan seslendiği birer platform işlevi görmektedir. Gazetecilerin başbakanlık koridorlarında ders aldığı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından güvenirliklerinin onaylandığı (Akreditasyon) bir ülkede, medyanın bağımsız olması mümkün mü? Erdoğan ın tasma söylemi yalnızca bu gerçeğe dikkat çekmektedir. Ordu ve CHP de karşılığını bulan Kemalist etiketli kliğin elinde bulunan basın-yayın mevzileri bugün AKP yi destekleyen egemen sınıf kliğinin elindedir. Meselenin özü budur. Hâkim sınıfların komprador nitelikleri itibariyle de her kliğin mutlaka uluslararası bir emperyalist güce bağımlı olduğu bir gerçektir. Bu anlamda Erdoğan gerçekleri ilan etmektedir. Her yazar-gazeteci sırtını bir güce (yerli ve yabancı) dayamaktadır. Öte yandan egemenlerin bugün AKP de ifadesini bulan yüzde 50 lik halk desteğine ve böylesine güçlü bir medya ordusuna karşın burjuva arenada bile basına yönelik bu tahammülsüzlüğünün bir nedeni olmalı! Bu durum ülkenin faşist karakteriyle beraber, AKP nin gelecekten endişe duyduğunu, uyguladığı-yürürlüğe sokmayı düşündüğü politikalarla bu halk desteğini kaybetmekten duyduğu endişeyi yansıtmaktadır. Bir yanıyla da güç dengelerinde olası bir değişiklik için hazırlık, rakiplerini olabildiğince zayıflatma gayretidir. Gücü ve kitle desteğiyle neredeyse kendisinden geçen AKP nin duvara toslacayağına şüphe yok. Zira, onu destekleyen, alkış tutan liberaller, yandaş gazeteciler bile AKP yi savunurken zorlanmaktadır. AKP medyası, gazetecileri; Roboski nin altında kalan, yakasını katlettiği çocukların elinden kurtaramayan Erdoğan ı elbette savunacak ancak görevini layıkıyla sürdürmesi için inandırıcılığını da korumak zorunda. Yeni Şafak yazarı Ali Akel örneğinde yaşanan budur. Görünen o ki AKP, bugün onu buraya taşıyan popülist politikalara bile tamah etmemektedir! Kuşkusuz bu durum sınıf mücadelesinin ağırlığıyla ilgilidir. Onu destekleyen hakim sınıfların bölgesel ve uluslararası ölçekte aldıkları ihalelerden ötürüdür! Çoğunlukla iddia edildiği gibi Erdoğan ın psikolojisi ve öfke nöbetleriyle ilgisi yoktur. Özgür Basın Susmayacak! İşçi ve emekçilerin, Kürt ulusunun baskı ve sömürüye karşı mücadelesi aynı zamanda basın-yayın alanında Cumhuriyet ve Zaman dışında ikinci bir yolu ortaya çıkarmıştır. Erdoğan ın ağzına yalnızca terörist olarak aldığı gazeteci ve yazarlar bu mecrada halkın gerçek haber alma hakkı için mücadele yürütmüştür. Onlar, gazetecilik kimliklerini, devrimci ve yurtsever duruşlarıyla besledi. Gazeteciliği, yazarlığı, işçilerin ve ezilenlerin baskı ve zulme karşı mücadelesinin bir parçası haline getirdi. Erdoğan ın AKP nin, hâkim sınıfların gerçek korkusu devrimci ve yurtsever basındandır. Bu yüzden baskıya, saldırılara maruz kaldılar. Devrimci, ilerici, yurtsever gazeteciler, yazarlar düzene (yalnız AKP ye değil) muhalif olduğu için zindanlarda. Başbakan tasma polemiği yaparken devrimci ve yurtsever basına kelepçe üstüne kelepçe takılmaktadır. Tarih bize ezilenlerin mücadeleden asla vazgeçmediğini öğretmektedir. Buradan hareketle iddialı bir biçimde ifade edebiliriz ki, yığınlarla dolaysız bir bağ kuran devrimci ve yurtsever basın da asla susturulamayacaktır!

18 18 Halkın Gündemi Özgür gelecek/35 Gülünay hala kayıp... Devlet hala sessiz... TC devletinin geçmişi kanlı bir tarihtir. Darbeleri, işkenceleri ve gözaltılarıyla ünlüdür! Üstelik kimileri bundan gurur lanır, söz konusu vatansa gerese teferruattır der. Bu devlet daha kurulmadan M. Suphileri Karadeniz de katletmiştir. Failleri belli değildir(!) Bu ülkede gencecik evlatlarını; Mahir Çayanları Kızıldere de katleden, Denizleri darağacında asan, İbrahim i 90 günlük işkencede parça parça eden egemenler, 80 li dönemlere geldiğinde katliamlarına devam etmiş ve 90 lı yıllarda gözaltında kaybetme politikasını işletmiştir. Hasan Gülünay da bu politikanın hedeflerinden biri oldu. 20 Temmuz 1992 tarihinde İstanbul Tarabya daki evinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak kaybedildi. Ailenin, yoldaşlarının tüm uğraşlarına, çabalarına ve gözaltında onu gördüğünü açıklayan Erol Çam ın ifadesine karşın Gülünay bir türlü bulunamadı! Tıpkı binlerce devrimci ve yurtsever gibi. Devletin kaybetme politikasına karşı çocuklarının, ailesinin, yoldaşlarının adresi Galatasaray Meydanı olacaktı. 17 yıl boyunca, kar kış demeden evlatlarını, yakınlarını, kardeşlerini arayan Cumartesi anneleriyle aynı havayı soludular, aynı acılarla dağladılar yüreklerini. Her hafta bir anne soruyor(du); Kayıp yakını ne demek biliyor musunuz? (...) Aydın daydı Cumartesi Anneleri geçtiğimiz günlerde. Faili belli cinayetlerin birinci derece sorumlularından biri katil Mehmet Ağar dı. Bin operasyon yaptık diyerek gözümüzün içine baka baka övünen Ağar. Yaşamını, ilerici, devrimci ve yurtseverlerin katledilmesine, adamış bir katil. Şimdi işlediği cinayetler, sorgusuz sualsiz gençleri katlettiği için değil devletine hizmette kusur etiği için Aydın da istirahat ediyor. Bugün Ağar, yine gözümüzün içine sokuluyor, kaldığı otel yetkilileriyle çekilen sevimli pozları medyaya servis ediliyor. Devlet, katillerine selam gönderiyor. Sonuna kadar arkanızdayım, merak etmeyin diyor. Camcı çırağı Hasan 15 yaşında iken Partizanlarla tanışmıştı. Çalışkan ve dürüst bir genç olarak çevresinde sevilen bir insan olarak anılıyordu. İnsandan, iyiden, güzelden yana olması, yaşadığı toplumun adaletsizliklerine tepki göstermesi ve düzene radikal karşı koyuşu devleti rahatsız etmişti. Hasan Gülünay ı teslim alamayan devlet, onu önce katledecek, ardından sessizlik içinde adını yok edecekti. Ancak yanılıyordu, çünkü yoldaşları, dostları, yakınları Hasan Gülünay ın akibetini soracak, devletin tüm kapılarını çalacak hesap soracaktı. Çocukları eylemlerde büyüyecek, devletin gerçek kimliğiyle çok küçük yaşta tanışacaktı. Yoldaşları, yakınları, dostları tam 20 yıldır Hasan Gülünay ın nerde olduğunu, soruyor, mezarının yerini öğrenmek istiyor, sorumluların yargılanması için mücadele ediyor. Bugüne kadar soruşturmayı yürüten savcılık hiçbir inceleme yapmadı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü nden sürekli Hasan Gülünay ın aranmasıyla ilgili araştırmanın sürdürülerek yaşayıp yaşamadığı hususunun tespit edilerek bu konuda savcılığa ayda bir kez bilgi verilmesi istendi. Oysa savcılık, Hasan ı devletin öldürdüğünü çok iyi biliyor. Bu yüzden soruşturma için kılını kıpırdatmıyor, adım atmıyor. 11 Eylül 1992 de Gülünay ın akıbeti ile ilgili İçişleri Bakanlığı na verilen soru önergesine iddiaların uydurma olduğu cevabı verilecekti. Tanık Erol Çam hiçbir zaman dinlenmeyecek, onun yerine Erdal Şam, Ersal Şan gibi uydurma isimler polis tarafından araştırılacaktı. 15 Ekim 2009 da aile ve İHD nin zamanaşımına itirazları doğrultusunda yaptığı başvuru kabul edildi. Başvuruyu kabul eden, katillerini koruyan, cinayetin suç ortağı devletti. Bu yüzden devlet Hasan Gülünay ı katledenleri bulmayacak. Ama biz onun gerçek yüzünü teşhir etmek için daima sokakta olacağız! 20 yıl geçti Gülünay hala kayıp, devlet hala sessiz, öfkemiz hala diri. 20 yıl geçti ve hala sorulacak hesabımız var! Şehabettin Tamur yaşamını yitirdi Kadın tutsaklardan Şakran protestosu Amed: Türkiye de 248 tutsak ağır sağlık sorunları yaşıyor, 42 tutsak ise ölüm sınırında bulunmakta. Hapishanelerde tutsaklar ağır koşullar sonucu yaşamlarını yitiriyor. En son kalp rahatsızlığı olan Hayrettin Toktaş durumunun kötü olmasına rağmen serbest bırakılmamış ve Batman M Tipi Hapishane de yaşamını yitirmişti. Şimdi bu listeye bir kişi daha eklendi. Colemêrg in Gever ilçesinde 2011 yılının Mart ayında gözaltına alınarak tutuklanan ve kanser hastası olan BDP Gever ilçe yöneticisi Şahabettin Tamur 13 Aralık 2011 de tahliye edilmişti ancak Tamur, aradan 6 ay geçmeden yaşamını yitirdi. Tedavi gördüğü Wan Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi nden alınan cenazesi yüzlerce araçlık konvoy ile Gever e getirildi. Binlerce kişi ile Bajêrge (Akalın) Mezarlığı na götürülen Tamur un cenazesinde sık sık Şehît namirin, Gever uyuma şehidine sahip çık sloganları atıldı. Son 10 yılda hapishanelerde hayatını kaybedenlerin sayısı 900 kişiyi aşmış bulunuyor H. Merkezi: Son günlerde tutsaklara ve tutsak yakınlarına yönelik işkence, baskı ve cinsel saldırılarıyla gündeme gelen Şakran Hapishanesi nde saldırılar sürerken; Gebze M Tipi Hapishanesi ndeki kadın tutsaklar Şakran daki durumu protesto etmek için Adalet Bakanlığı na faks çekme eylemi gerçekleştirecekler. Tutsaklar tarafından gönderilen faksta Aliağa Şakran Hapishanesi, açıldığından bu yana her türlü işkence, zulüm ve cinsel saldırılara sahne olmaktadır. ( ) Bu saldırılar devletin ırkçı, faşist ve ataerkil karakterini ortaya koymaktadır. Zira çeşitli hapishanelerden özel olarak Kürt kadın tutsaklar sürgün sevk işkencesine maruz bırakılarak, bu hapishaneye yoğun olarak getirilmiş ve yeni Şakran Hapishanesi toplama kampına dönüştürülmüştür. ( ) Irkçı, faşist erkek egemen sisteme karşı mücadele yürüten kadın tutsaklar üzerinde yapılan tüm bu saldırılarla bütün muhalif kadınlar hedef alınmaktadır. Tüm bunlardan dolayı başta Yeni Şakran Hapishanesi olmak üzere tüm hapishanelerde bulunan yurtsever, devrimci komünist kadın tutsaklar ve adli kadın tutuklulara yönelik cinsel ulusal sınıfsal ırkçı, faşist cinsiyetçi saldırılara karşı kamuoyunu duyarlı olmaya ve harekete geçirmeye çağırıyoruz. Gebze Hapishanesi nden MLKP, MKP, TKP/ML davasından kadın tutsaklar olarak Adalet Bakanlığı na faks çekme eylemini yine bu davalardan kadın tutsaklar olarak yapıyoruz denildi.

19 Özgür gelecek/35 Halkın Gündemi 19 Ali Kaypakkaya son yolculuğuna uğurlandı Devlet ölüm saçmaya devam ediyor H. Merkezi: Polisin gaz bombası terörü sürüyor. Tam da geçen yıl Metin Lokumcu nun katledilmesinin yıl dönümüne yaklaşırken bu terörün yeni kurbanı Çağan Birben oldu. Astım hastası Birben, Yalova da ayırmaya çalıştığı bir kavga sırasında polisin kullandığı gazla katledildi. Ankara: Bu kadar mı korktunuz ki benim oğlumdan, bedeni parça parça kesmişsiniz, köpekler? diye düşmanın karşısına dikilen; Mayıs benim dert ayımdır/mayıs ta kabarır yüreğim/mayıs ta hatırıma düşer onca acı diyerek kederini öfkeyle harmanlayan 84 yıllık bir yürek Komünist önder İbrahim Kaypakkaya nın yetişmesinde büyük emek sahibi babası; devrimci ve komünistlerin kadim dostu Ali Kaypakkaya yı sonsuzluğa uğurladık. Benim çocuklarım derdi devrimcilere. Vasiyetini bırakırken, ömrünün son demlerinde, Sabahtan evde yemek verin herkese, hiçbir şey eksik olmasın, siz benim çocuklarıma söyleyin, onlar halleder diyecek kadar güven duyuyordu bizlere. Çünkü her birimizin İbrahim den bir parça, birer İbrahim olduğunu iyi biliyordu. Yoksullukla, yoklukla geçen ömrünün en önemli miladı ise şüphesiz ki 19 Mayıs 1973 te, Amed Zindanları ndan, bir torbaya konulan oğlunun cansız bedenini alışı olmuştur. Bir babanın yaşayabileceği en büyük acı diye tarif ettiği o anları, mıh gibi aklına çakmış, en ince detaylarına kadar hatırlamış, anlatmaktan bıkmamış, her anlattığında ise yeniden yaşamıştır. Bu yılın 18 Mayıs ında İbrahim yoldaşı anmak için Ali Kaypakkaya nın evinin yanındaki parkta bir etkinlik düzenlemiştik. Ali babamız ağırlaşan sağlık sorunları sebebiyle etkinliğe katılamayacağını üzüntü ile ifade etmiş ve Şükran Anamız etkinliğe katılıp bir konuşma yapmıştı. Etkinlik öncesinde ve etkinlik gününde parkın her yanını İbrahim yoldaşın resminin olduğu afişlerle donatmıştık. Etkinlikten birkaç gün sonra Ali Babamızı parktaki afişleri sökerken gördük. Yanına gittiğimizde babamız bir yandan ağlıyor, bir yandan da düşmana hayıflanıyordu. Dayanamıyorum yüzünü görmeye diyerek, afişleri topluyordu. Aradan geçen 39 yıllık zaman Kaypakkaya nın acısını unutturmadı. İçinde kalan uhde, son nefesini soluduğu ana kadar yüreğinde büyüdü. Ali babamızın acının karşısına umudu, sahiplenişi, zulme boyun eğmemeyi, direngenliği, oğluna sahip çıkışı dikerek sürdürdüğü bu yolculuğu, 6 Haziran günü fiziken sona erdi. Onu asla unutmayacağız! 7 Haziran günü, Ali Kaypakkaya yı son yolculuğuna uğurlamak için Kaypakkaya ailesi, PŞTA, YDAB, 78 liler Girişimi, Mamak halkı ve Karakaya köylüleri olarak Ali babamızın evinde toplandık. Alkış ve zılgıtlarla köye doğru yola çıkan konvoy, Karakaya köyüne vardığında köylüler tarafından karşılandı. Vasiyeti doğrultusunda Alevi inancına uygun dini vecibeleri yerine getirildikten sonra mezarlığa doğru sloganlarla yürüyüşe geçildi. Sahiplenmenin yoğun olduğu cenaze töreninde Ali Kaypakkaya yine isteği doğrultusunda İbrahim yoldaşın yanı başına defnedildi. Defin işleminden sonra anma etkinliğine geçildi. İlk olarak Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri adına bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Ali Kaypakkaya nın tüm şehit ve tutsak ailelerine örnek olan tutum ve sahiplenişinden, İbrahim yoldaşın komünist bir önder oluşundaki pay ve emeğinden söz edildi ve Ali Kaypakkaya yı saygıyla anıyor ve onu asla unutmayacağımızı ifade ediyoruz denildi. Anmada YDAB adına da bir açıklama yapıldı. Ardından Şükran Anamız kısa bir konuşma yaparak eşine minnet duyduğunu, birlikte zulme karşı boyun eğmedikleri bir hayatı yan yana yaşadıklarını söyleyerek cenaze törenine katılan herkese teşekkür etti. Ardından Ali Haydar Yıldız ın ağabeyi Cafer Yıldız tüm devrimcileri şehit ve tutsak ailelerini daha fazla sahip çıkmaya davet ettiğini ifade eden bir konuşma yaptı. 78 liler Girişimi, 68 liler ve Yaşam Ağacı adına da açıklamalar yapıldı. Son olarak sanatçı Pınar Aydınlar Ali Kaypakkaya nın mezarı başında suçu ve suçluyu övmeye devam ederek, İbrahim Yoldaş türküsünü seslendirdi. Üstelik astım hastası olduğunu söylediği halde polis gaz kullanmaya devam etti. Fenalaşan ve yakında bulunan bir internet kafenin tuvaletine giden Birben burada yaşamını yitirdi. Bir canın, bir hayatın, bir dünyanın bu kadar keyfiyet le yok edilmesi, bu devletin umurunda bile değildi. İnsan hayatı bu kadar değersizdi bu devlet ve bu devletin korumaya aldığı kollukları için. Devlet cephesinde değersiz olan sadece insan hayatı değildi. Ölümün ardından tutulan yas ve acı da değersizdi. Zaten yaşama değer vermeyen zihniyetin, ölümün ardından duyulan acıya saygı göstermesi beklenebilir mi? Bunun bir kanıtı olarak katledilen Birben in yaşamını yitirmesinin ardından yasa boğulan ailesi ve yakınları; Birben in cenaze töreninde polise tepki gösterdikleri için polisin gazlı saldırısına maruz kaldı. Tüm bu saldırılara rağmen Çayan Birben in cenazesi, memleketi Rize nin Subaşı Köyü nde toprağa verildi. Binler sokakta Eşkıyayız diye haykırdı 31 Mayıs günü Başbakan Tayyip Erdoğan ın Hopa ya gelmesini protesto eden kitleye polis vahşice saldırmıştı. Saldırıda emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybederken, onlarca kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Saldırıyı ülkenin birçok yerinde protesto edenlere de vahşice saldırılmış ve onlarca kişi gözaltındayken işkenceye maruz kalmıştı. Metin Lokumcu nun katledilişin ve Hopa olaylarının 1. yıl dönümünde ülkenin birçok yerinde binlerce insanın katıldığı anma ve protesto eylemleri düzenlendi. Artvin: Hopalılar Metin Lokumcu yu anmak için Hopa Meydanı nda eylem yaptılar. Eskişehir: 31 Mayıs günü İl Sağlık Müdürlüğü önünde toplanan emek ve demokrasi güçleri, AKP il binasına doğru yürüyüşe geçti. Kitlenin önü Yunus Emre Caddesi üzerinde polis tarafından kesildi. Barikat karşısında AKP ye yürümek istediklerini söyleyen bileşene bir süre sonra polis saldırdı. Saldırıda gözaltına alınan olmazken, 20 ye yakın kişi yaralandı. Biber gazı, cop ve kalkanlarla yapılan saldırının ardından kitle, İki Eylül Caddesi ne yürüyerek tramvay yolunda basın açıklaması yaptı. İstanbul: Binler Şişli Cami önünde bir araya gelerek AKP Şişli ilçe binasına kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe geçmeden önce Direniş horonunu kuruyoruz diyerek horon oynamaya başladılar. Kitle yürüyüş sırasında Eskişehir deki eyleme polisin saldırdığı haberini alınca İsyan, direniş, zafer sloganını daha güçlü bir şekilde haykırdı. AKP Şişli binasına yaklaşıldıkça polisin yoğun güvenlik kordonuyla karşılaşıldı. AKP nin önü ve etrafı polis barikatlarıyla doluydu. Ankara: Partizan ın da örgütleyicisi olduğu Bizi de alın memleket kurtulsun/ankara Emek ve Demokrasi Güçleri yazılı pankartla Sakarya Meydanı nda toplanan yüzlerce kişi, geçen sene Hopa daki olayların ardından olduğu gibi AKP İl Başkanlığı na yürüdü. İzmir: Aralarında Partizan ın da bulunduğu kurumların çağrısını yaptığı eylemde da Konak YKM önünden AKP il binasına yüründü. Amed: KESK Şubeler Platformu nun çağrısıyla Amedli emekçiler, 3 Haziran akşamı Park Orman da toplanıp Diyarbakır AKP il binasına yürüdü. Binaya siyah çelenk bıraktılar.

20 20 Hapishane Özgür gelecek/35 Şakran da işkenceye son 21. HAFTA H. Merkezi: İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu nun F eylemlerinin 21. si işkenceye maruz kalan kadınların mektuplarının okunmasıyla başladı. Ardından hazırlanan basın metninde, Şakran Hapishanesi nde keyfi uygulamayla kötü muameleye, işkenceye, cinsel tacize maruz kalan kadınlardan bahsedildi. Ağır hasta olan ve durumu gün geçtikçe kötüleşen Türkan İpek e uygulanan tecridin sona erdirilmesi, serbest bırakılması gerektiği ifade edildi. Gardiyanların kasıtlı biçimde mahkumların rahatsız oldukları bölgelerinin darp edildiği belirtildi. Adalet Bakanlığı nın belirtilen ihlallere ilişkin kılını bile kıpırdatmadığı, yapılan taciz ve işkencelere son verilmesi ve sorumluların cezalandırılması gerektiği ifade edildi. 22. HAFTA İHD üyeleri bu hafta hapishanelerdeki çocuk ve diğer mahpusların birçok hak gaspına uğradıklarını ve kendilerinden birer asker gibi davranmalarını istendiklerine dikkat çekti. Yapılan açıklamada Demokratik bir ülke istiyorsanız, önce her insanın insanca yaşama koşullarının oluşturulmanız gerekir denildi. TUAD Bakırköy önünde İstanbul: Hasta tutsakların serbest bırakılması ve Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Bakırköy Kadın Hapishanesi önünde bir araya gelen tutsak yakınları ve TUAD, 8 Haziran günü son günlerde artan tutuklama terörünü protesto etti. Eylemde TUAD adına açıklama yapan Mahmut Taşdan son günlerde gerçekleşen tutuklama terörü ile hapishanelerin doldurulduğuna dikkat çekerek, Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamasına değindi. Ardından konuşma yapan BDP İstanbul İl Başkanı Asiye Kolçak son günlerde devam eden saldırıların bir anlamı olduğunu ve bu saldırıların bir korkunun ifadesi olduğuna değindi. Kolçak konuşmasında şöyle devam etti: Başbakan Erdoğan kürtaja katliam derken Roboski için hata diyor. Bir buradan tekrardan söylüyoruz. Bizler kanı, onurumuz gururumuz için veriyoruz. Pozantı Hapishanesi nden kurtulan 15 çocuk tekrar tutuklandı! BU SESSİZLİĞİN SEBEBİ NE? Wan depremi, Pozantı, Roboski, her gün ama her gün yenisi gerçekleşen işçi katliamları Devletin ve de dönem sözcüsü AKP nin ustalığı sadece katletmekte gösterdiği başarıda değildir. Ustaca katlettiği gibi ustaca unutturur, unutturmak için ustaca her şeyi yapar. Roboski nin ilk günleri Başbakan ın dilinden düşürmediği Dersim; Wan depreminden sonra haddinden fazla gündem yapılan Fransız Senatosu nun Ermeni Soykırımı ile ilgili çıkaracağı yasa tasarısı bunun en somut örnekleridir. Her nefesini insan haklarına aykırı bir şekilde alan devlet, her nefesinden sonra da yaratılan yapay gündemleriyle kendini yeniden üretir, yaşamını garantiye alır. Pozantı Hapishanesi ndeki Kürt çocuklarına yönelik zulüm, işkence, tecavüzler; ki birçok hapishanede de aynı olayların yaşandığı gerçekliği, ve de bu konuda her gün yaşanan yeni gelişmeler bizlere faşizmin ne olduğu konusunda soğuk tanıklıklar yaşatmaya devam ediyor, bu sessizlik devam ettiği sürece de tanık olduğumuz soğukluklar gerçekleşmeye devam edecek. Pozantı Hapishanesi nde zulüm gören çocuklarla ilgili son üç ayda 25 kişi gözaltına alındı, 15 kişi tutuklandı, ailelere de toplam 150 bin TL para cezası verildi. Hapishanede yaşananlar ilk ortaya çıktığında yaşanan zulmü anlatan çocuklar ve haberini yapan gazeteciler tutuklandılar. Pozantı da diğer tutsaklar tarafından gardiyanların gözü önünde tecavüz edilen, işkence gören çocuklar olayların basında yer alması oranında farklı uygulamalara tabi tutuldular. Sincan Hapishanesi ne, hücrelere gönderilmeleri de en alçakça uygulamaların başında geldi. Toplumun olaya müdahilliği ve yaratılan (çok büyük sayılmasa da süreci belli oranda etkileyebilecek) kamuoyu sayesinde bazı çocuklar serbest bırakıldı. Yaş ortalamaları 8-9 olan çocukların bu zulme nasıl maruz kaldıkları konusunda en ufak bir açıklama yapılmaması bir yana; tecavüz, işkence olayları sırasında orada olan devlet yetkilileri hakkında değil hukuksal bir işlem yapıp görevden alma, yetkililer hakkında idari tedbir kararı alıp başka devlet kurumlarında çalışmaları için imkân sağlandı ve hatta bazıları terfi ettirildi. Çocuklar uğradıkları Tutsak çocuk bedenini ateşe verdi H. Merkezi: Pozantı da çocuk hapishanelerinde yaşanan baskı, işkence ve tacizlerin boyutunu gördük. Görmeyenler için, tutsak çocuklar suratlarına çarparcasına açıkladı olup bitenleri. Devlet, sözde duyarlılık gösterip, çocukları ailelerinden koparıp Ankara ya gönderdi. Yeni baskı koşullarına mahkum etti. Çocuk hapishanelerindeki sorunlara bir örnek de İstanbul Maltepe Hapishanesi nde yaşananlar oluşturuyor. Siyasi tutsak çocukların biraraya konulmadığı Maltepe Çocuk Hapishanesi, çocuklara yönelik çeşitli işkencelerin merkezi haline geldi. Bu hapishanede tutulan ve Edirne Hapishanesi alacağını istedi H. Merkezi: Edirne F Tipi Kapalı Hapishane de tutulan ve 36 yıl hapis cezasına mahkum olan Müslüm Tıkız a hapishanede kaldığı süre içinde 4 bin 846 liralık yiyecek ve ekmek bedeli çıkarıldı yılları arasında Edirne F Tipi Hapishane de kalan Müslüm Tıkız, Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 18 Mayıs 2012 tarihli mektupla şaşkına döndü. Tebliğ gönderen Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Tıkız ın Edirne F Tipi Hapishane de kaldığı süre içinde tükettiği yiyecekler ve ekmeğin dökümünü gönderdi. 36 yıla mahkum edilen ve halen Bingöl M Tipi Hapishane de tutulan Müslüm Tıkız ekmek ve Pozantı Hapishanesi nde zulüm gören çocuklarla ilgili üç ayda 25 kişi gözaltına alındı, 15 kişi tutuklandı, ailelere de toplam 150 bin TL para cezası verildi. işkencelere rağmen ailelerin yaşadıkları illerden başka ilin hapishanesine gönderiliyor, hücrelere konuluyorlar. Bir gün gelen haberle serbest bırakılıyorlar, belli zaman geçtikten sonra tekrar tutuklanıyorlar. Ailelerine binlerce liralık cezalar veriliyor. Devletin gerçek yüzünü bu kadar net gösterebildiği olaylar ve düzenin çocuklara yaşattığı bu zulüm unutturulmaması gereken, tüm çıplaklığıyla teşhiri yapılması gereken olaylardır. AKP sözcülerinin, CHP teşkilatının yani tümden devlet erkânının günlerdir TV ekranlarında tartıştıkları gündemlerin gerçek amacı bu meselelerin tartışılması değil, yarattıkları toplumsal vahşiliklerin üstünü örtmektir. Yoksa Pozantı çocuklarının yaşadıklarına karşı bu sessizliğin sebebi ne olabilir? 16 yaşında olmasına rağmen örgüt yöneticiliği ile yargılanan, üstelik avukatı da KCK operasyonları adı altında avukatlara yönelik dalgada tutuklanan V.T isimli tutsak çocuk, bedenini ateşe vererek, hapishane koşullarını protesto etti. V.T nin ağabeyi Resul Temel, kardeşinin, adli tutsakların bulunduğu koğuşa gönderilme korkusuyla bedenini ateşe verdiğini, ayaklarının üzerine basmakta hala zorlanmakla beraber, şu anda sağlık durumunun iyi olduğunu, tedavisinin hapishanede sürdüğünü belirtti. yiyecek iaşe bedeli olarak istenen 4 bin 846 TL yi BDP ye yolladığı faks aracılığıyla ödeyemeyeceğini söyledi: Yaklaşık 4 yıl sonra gelen bu tebligat beni şok etti. Oysa 36 yıl hüküm verilmiş biri olmam, 2 çocuğum ve eşim zaten ekonomik olarak sıkıntıdayken, suçsuz yere sadece Kürt olduğum için beni cezaevine atanlar, üstüne üstlük bir de yemek parası istiyor. Peki, soruyorum, benden özgürlüğümü çalanların hesabını kim verecek? dedi.

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Cumhuriyet Dönemi 1936 1967 1971 3008 sayılı yasa 931 sayılı yasa anayasa mahkemesi 1475 sayılı kanun İSİG kurulları kuruluyor v ve 16 yaşın altındakiler ağır ve tehlikeli işlerde

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK!

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! DOMPDF_ENABLE_REMOTE is set to FALSE http://teb.org.tr/uploads/eczaci katlam//flassss.jpg Katledilen

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu kurum ve kuruluşları, işçi-işveren-esnaf ve sanatkâr üst birlikleri ile akademisyenlerin bir araya geldiği Etkin Rehberlik ve

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı

1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı 1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı SERPİL Timuray, 4 yıl önce Danone Türkiye Genel Müdürlüğü görevinden ayrılıp Vodafone Türkiye CEO luğuna geçerken Gıda,

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar 24 Şubat 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar Değerli Basın Mensupları; --Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Ocak - Şubat 2013 22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Açılış konuşmasının devamında Şube Yönetim Kurulu Sekreterimiz Alişan Çalcalı tarafından Şube etkinlikleri ve çalışmalarına

Detaylı

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen 2013'te 545 işçi eylemi gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu eylemlerden 365 i işyeri temellidir". 545 eylemin 206'sında eyleme katılan işçi sayısına yönelik veri bulunmuştur. Bu eylemlere 181 bin 357 işçinin

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa Kuzey Kıbrıs ta Bir Çay Molası Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması 19-24 Kasım 2012 Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa FAALİYET RAPORU K.K.T.C. NİN 29. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KUZEY KIBRIS

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı) T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü Sayı :B.13.0.ÇGM.0.12.01.00/103/3202. 06/03/2012 Konu :İhtiyaç fazlası personel hk. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

- Trafik kazalarındaki ölü sayısı Kurtuluş Savaşını, PKK terörünü ikiye katladı

- Trafik kazalarındaki ölü sayısı Kurtuluş Savaşını, PKK terörünü ikiye katladı Umut Oran Basın Açıklaması 01.11.2014 - Trafik terörü ne zaman sonlanacak, artık yeter! - Trafik kazalarındaki ölü Kurtuluş Savaşını, PKK terörünü ikiye katladı - Ceza çözüm değil: 12 yılda 101 milyon

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor

Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor Ana Sayfa» Sektörel 02.11.2015 16:21 Yaklaşık 30 yıldır İstanbul Servisçi Esnafı gündemini meşgul eden Plaka Tahdidi konusu hakkında geçtiğimiz haftalarda oldukça ilgi

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13 KARAR NUMARASI : 13 AYDOĞDU, Belediye Meclisi 5393 Sayılı Belediye Kanunun 20. maddesi uyarınca 2014 yılı Mayıs ayı toplantısı için Belediye Hizmet binası, Başkanlık odasında toplandı. Toplantı başında

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34 / DMSAS [] 25.12.2014 122234 1 HAKAN 25.12.2014 122006 25.12.2014 122206 Emek Mah. Aşıroğlu Cad. No147 41700 Darıca Kocaeli Telefon ve Faks Numarası Tel 0 262 677 46 00 Faks 0 262 677 46 99 huseyin.konanc@demisas.com.tr

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı NÖBET YÖNERGESİ İÇİN TALEPLERİMİZ Belleticiler, okulda görevli öğretmenlerden, yeterli sayıda öğretmen olmaması halinde aynı yerleşim yerindeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler arasından istekli

Detaylı

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) Yönetim Kurulu ve Değerlendirme Toplantısı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği alanında Türkiye'nin en

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA SAYI : TEŞ / 81.02 / 2014 / 649-1409 KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milli birliği temsil eden kişiyi ilk defa milletimiz 10 Ağustos

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı