İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE"

Transkript

1 Karkerên jin û mêr! Ji xeynî zencîrên we tiştekî we yê wendakirinê tune! Hûn dikanin cîhanekê nu wergirin! İKİ AYLIK SİYASİ / TEORİK GAZETE Kadın ve erkek işçiler! Zincirlerinizden başka kaybedecek birşeyiniz yok! Kazanacağınız yeni bir dünya var! KASIM/ARALIK 2012/06 FİYATI 2 TL ISSN X160

2 editörden - içindekiler Değerli okuyucu, 2012 yılının son sayısı ile tekrar biraradayız. Bu sayımızın başyazısını AKP hükümetinin ileri demokrasi vaadleri ile iktidara gelmesinin ardından bugüne kadar yaşanan hak ihlalleri, işkence, faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar, gözaltında yaşanan ölümlerin vs. ne boyutta olduğuna ayırdık. İkinci yazı ise yine AKP nin yeni ve daha demokratik bir yapılanma olarak bizlere yutturmaya çalıştığı, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri yerine Bölgesel Terör Mahkemeleri ni irdeleyen geniş bir makale. Her iki yazıyı da ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz. Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, Kürt halkının anadilde eğitim ve savunma taleplerinin karşılanması talepleri ile bedenlerini açlığa yatıran yüzlerce tutsağın durumuna dikkat çeken bir yazıyı Halkların Kardeşliği sayfalarında bulabilirsiniz. AB İlerleme Raporu Üzerine yazısı Güncel bölümde okuyabileceğiniz bir diğer yazı. Kadın sayfalarımızda 25 Kasım Kadına Yönelik EDİTÖRDEN Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla 2012 yılında kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyan bir yazıya yer verdik. Panoramanın bu sayıki konusu Venezüella da seçimler ve Güney Afrika daki sınıf ayrımı. Sayfalarımızın devamında geçtiğimiz ay içerisinde bizlerin de örgütleyicisi olduğumuz biri Arap Baharı ve diğeri Troçkizm olmak üzere iki panel haberine yer verdik. Kavganın Doğrusu Doğrunun Kavgası sayfalarımızda Troçkizm dosyasının ardından bu kez Komintern in dağıtılması ve sonrasında yaşanan tarihsel gelişmelerin etraflı bir şekilde incelendiği bir yazı okuyabilirsiniz. Son olarak bir okurumuzun Mısır ve Tunus ta yaşanan gelişmelerin devrim olarak adlandırılıp adlandırılamayacağını tartışan ve buna YDİ Çağrı olarak takındığımız tavrı okuyabilirsiniz. Yeni yılda yeni bir sayı ile buluşmak dileğiyle... YDİ Çağrı Kasım 2012 İÇİNDEKİLER GÜNDEM AKP den İleri Demokrasi manzaraları....3 Tabela Birkez Daha Değiştirildi...14 HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN DUYDUNUZ MU? HAPİSHANELERDE AÇLIK GREVİ VAR! GÜNCEL AB İlerleme Raporu Üzerine...20 YENİ KADIN DÜNYASI Şiddete Karşı Mücadele, Erkek İktidarına Karşı Mücadele İle Mümkündür! PANORAMA Chavez, bir kez daha başkanlığa seçildi! Irk ayrımcılığından sınıf ayrımına GÜNCEL Arap Baharının Suriye, Batı Kürdistan ve Türkiye ye Etkileri, Sosyalistlerin Önündeki Görevler Paneli yapıldı Komünistler Troçkizm e Karşı Neden Ve Nasıl Mücadele Etmeli? Paneli yapıldı KAVGANIN DOĞRUSU / DOĞRUNUN KAVGASI Komintern in Dağıtılması Ve Sonrası...41 SERBEST KÜRSÜ Mısır ve Tunus daki Siyasi Devrimler Üzerine...53 Mısır ve Tunus daki Siyasi Devrimler Üzerine başlıklı yazı hakkında tavrımız Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Gazetesi adına Sahibi: Aziz Özer Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Metin Yoksu Yönetim Yeri ve Adresi: Fatih Mah. Bahçeyolu Cad. Ülbeği İş Merkezi No: 9 Kat: 4 Esenyurt/İstanbul Tel/Fax: (0212) Sayı: 160 Kasım/Aralık 2012 ISSN X160 Fiyatı: Türkiye: 2 TL Türkiye Dışı: 3,00 Euro Baskı: Berdan Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. C Blok No: Topkapı/İstanbul Tel: (0212) Yayın Türü: Yerel Süreli

3 gündemakp den İleri Demokrasi manzaraları AKP, 3 Kasım 2002 de yapılan genel seçimler ile 12 Eylül rejiminin eseri olan seçim sisteminin de sayesinde tek başına hükümet kuracak bir çoğunluğu sağlayarak iktidara geldi. AKP, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde esas olarak merkez sağ ın oyları ile iktidara gelmişti. Süreç içerisinde AKP, merkez sağ ın esas partisi haline geldi ertesi yapılan iki genel seçimden de oylarını arttırarak tek başına hükümet kuracak çoğunluğu kazanarak çıktı. Diğer merkez sağ partiler AKP karşısında eridi. AKP şimdi önümüzdeki üç yıl içinde gerçekleşecek üç seçimde Cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçimler, parlamento genel seçimi- oylarını daha da yükseltmenin peşinde. Bunun yolu milliyetçi/muhafazakar tabanı azami ölçüde mobilize etmekten geçiyor. Liberal söylemin fazla bir oy getirisi yok. Bu yüzden artan ölçüde bir milliyetçilik ve muhafazakarlık vurgusu öne çıkıyor. MHP yi geriletmek ve onun oylarının küçümsenmeyecek bir bölümünü daha AKP oylarına katmak seçime dönük hesaplardan biri de AKP tek başına hükümet kurmuştu, ama devlete egemen değildi. AKP, ordu içinden ve çevresinden gelen darbe tehditlerinin hedefi idi. Egemenler arasındaki iktidar dalaşında, yüksek yargı da AKP karşıtı cephe içerisinde yer alıyordu. Danıştay, AKP nin idari uygulamalarını durduruyor, Anayasa Mahkemesi, AKP nin çıkardığı kanunları iptal ediyor ve Yargıtay Ceza Daireleri verdiği kararlarla AKP karşıtı cephe içerisinde yer alıyordu. Cumhurbaşkanlığı da Kemalistlerin elinde idi. AKP nin Kemalist iktidarın hoşuna gitmeyen yasaları önce Cumhurbaşkanı tarafından geri çevriliyor; AKP nin aynı yasayı bir kez daha onaylayıp imzaya götürdüğü şartlarda, Anayasa Mahkemesi devreye giriyordu. AKP nin başında yasaklanma tehditleri dolaştırılıyordu. Bir bütün olarak özel sermayeli işbirlikçi büyük burjuvazinin çıkarlarının savunuculuğunu yapan AKP hükümeti, öncelikle de bu burjuvazinin Anadolu nun giderek büyüyen dinine bağlı kesiminin temsilcisi olarak hareket ediyordu, ediyor. AKP ile bürokrat burjuvazinin temsilcisi olan Kemalistler arasında kıyasıya bir iktidar dalaşı yaşanıyordu. AKP bir yandan iktidar dalaşını sürdürürken diğer yandan Türkiye ekonomisinin dünya emperyalist ekonomisine tam entegrasyonunu sağlamak için çalışıyor, RTE benim görevim Türkiye yi pazarlamaktır açıklamasını yapma gereği duyuyordu. AKP, emperyalist devlet, kurum ve tekellerle ilişkilerde, işbirlikçi siyasete uygun bir politika izledi. AKP, batılı emperyalist sermayenin ve işbirlikçi tekelci büyük Türk sermayesinin çıkarları doğrultusunda, hem ekonomik alanda, hem de siyasi alanda ise sınırlı olarak liberalleşme politikalarını uygulamaya soktu. AKP, hem batılı emperyalistlerden, hem büyük Türk burjuvazisinden, hem de halkın önemli bir bölümünden destek aldığı bu politikaları ile Kemalist bürokrat elitin iktidarını geriletti. İktidar dalaşında süreç içinde Kemalistlerin denetiminde olan birçok kurum, Kemalistlerin denetiminden çıktı. AKP, egemenlik dalaşında iktidarını büyük ölçüde sağlamlaştırdı. AKP Türkiye deki gerçek güç dengelerinin bilincinde olarak, iktidar yürüyüşünü ordu ile doğrudan çatışmaya girmeden sürdüren bir siyaset izledi. Ordununbürokrat burjuvazinin açık tepki verdiği bir dizi konuda geri adım atılıp, beklemekte sakınca görmedi. Zaman AKP nin lehine işledi. Gelinen aşamada ordunun siyasete müdahale etme imkânı geriletilmiş durumdadır. Yüksek yargının henüz denetime alınmamış olan kesimlerinin de bütünüyle ele geçirilmesi mücadelesi ise sürmektedir. Demokrasi konusunda Turnusol kağıdı Kuzey Kürdistan, Türkiye de demokrasi konusunda durumun ne olduğuna cevap vermek için en önemli kıstaslardan biri, bugünkü şartlarda en başta geleni, hükümetin başının, şimdi AKP iktidarı döneminde yapılmış olan kimi reform adımlarını gösterip, Yok ilan ettiği Kürt sorunu dur. Evet, şimdi devletin resmi TV kanalı 24 saat Kürtçe yayın yapmaktadır. Evet, şimdi artık kart/kurt politikası terk edilmiş, Kürtlerin varlığı kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Evet, şimdi artık okullarda Kürtçe seçmeli ders 3

4 gündem 4 olarak müfredatta vardır vs.vs. Bunlar bundan önceki on yıllarla karşılaştırıldığında küçümsenmeyecek reform adımlarıdır. Bu reform adımları AKP tarafından adeta bir lütufmuş gibi sunulup, bu kadar şey verdik, daha ne istiyorlar tavrı takınılıyor. Burada bunların lütuf filan olmadığı, aslında Kürt ulusal mücadelesi tarafından söke söke alındığı gerçeği atlanıyor, unutturulmak isteniyor. Şimdi AKP başkanı, başbakan RTE bu reform adımlarını gösterip, Kürt sorunu yoktur diyor. Şimdi artık hükümetin siyasetinde yalnızca Kürt vatandaşların bireysel sorunlarının varlığı kabul ediliyor. Türkiye de yaşayan bütün milliyetlerden vatandaşların bireysel sorunları gibi, Kürt vatandaşların da bireysel sorunları vardır denerek, Kürt sorununun gerçekte ulusal baskıya karşı ulusal hakların talep edildiği bir toplumsal/milli sorun olduğu gerçeği reddediliyor. Bu inkarcılığın yeni biçimidir. Kürt ulusal mücadelesi, bu temelde yürüyen savaş terör sorunu ilan ediliyor. AKP hükümeti de PKK yi yok etme adına Kürt halkına karşı on yıllardır süren savaşı yükselterek sürdürüyor. Kürt halkı üzerinde açık terör, hukuksuzluk, ileri demokrasi den çokça söz eden AKP nin de yönetim biçimidir. Kürt halkının çocukları öldürülüyor. Her gün burjuva basını bilmem kaç PKK li öldürüldü haberlerini manşetlere taşıyor. AKP, Kürt basını üzerinde amansız bir baskı uyguluyor. AKP, PKK ya, silahları tümüyle bırakmadıkça, gerilla mücadelesine katılmış PKK liler teslim olmadıkça, PKK nin yok edileceğini açıkca söylüyor. Kürt ulusuna yönelik imha ve inkar politikalarına devam ediyor. Kürt halkının seçilmiş temsilcileri hakkında davalar açılıyor, cezalar veriliyor ve dokunulmazlıkları kaldırılmak isteniyor. KCK operasyonları adı altında, belediye başkanları, BDP yöneticileri ve insan hakları savunucuları hapsediliyor. Aralık 2011 de Roboski de yaptığı katliamın tüm belgeleri açığa çıkmasına rağmen katliamın üzerini örtmek için konuşan herkesi susturmaya çalışıyor. Roboski katliamı yetmiyormuş gibi katliamda mağdur olan aileler hakkında davalar açılıyor ve çocukları tutuklanarak hapsediliyor. AKP nin ileri demokrasi sinin Kürt cephesindeki görünüşü gerçekte bilinen faşizme devamdır! AKP ve Uluslararası Sözleşmeler AKP nin iktidara yürüyüş süreci hakkında yaptığımız bu kısa değerlendirmelerden sonra, yazımızın esas konusu olan AKP nin insan hakları ileri demokrasi karnesi üzerinde durmak istiyoruz. AKP programında söylenenleri aktardıktan sonra, pratikte uygulamaların ne olduğu sorusuna cevap vereceğiz. Şöyle yazılıyor AKP programında: Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak partimiz aşağıdaki hedefleri gerçekleştirecektir: Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirilecektir. İnsan hakları alanında faaliyet gösteren gönüllü kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerileri dikkate alınacak, devlet organları ile bu kuruluşlar arasında sıkı bir işbirliği oluşturulacaktır. İnsan hakları ihlallerinin tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, insan hakları eğitimi ve kolluk güçlerinin denetimi konularında bu kuruluşların katılımına ağırlık verilecektir. (Bkz.http://www.akparti.org.tr/site/akparti/partiprogrami#bolum_) Türkiye birçok uluslararası sözleşmeye imza atmıştır. İmzalanan uluslararası sözleşmelerin bir bölümüne çekince konulmuştur. Yani Türkiye uygulamasında şimdilik sakınca gördüğü maddelere çekince koymuştur. Türkiye nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmeler yanında, özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) ve bu sözleşmeyi yorumlayıp uygulayan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (Mahkeme) kararları, Türkiye nin insan haklarının hukuki kaynakları arasındadır. Türkiye, 1987 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne bireysel başvuru hakkı tanıdı yılından itibaren AİHM nin tam yargı yetkisi kabul edildi. Anayasa nın 90. maddesi değiştirildi. 90 madde, AİHM kararları ile yasalar arasında bir çelişki varsa, AİHM kararlarının esas alınmasını öngörüyor. Başka bir deyişle, AİHM kararları ulusal yasalardan önce geliyor. Kağıt üzerinde böyle ama uygulama tam tersi. İnsan hakları ihlalinde şampiyon!!! Şubat 2012 de AİHM, 52 yıllık süre zarfında başvuru ve mahkûmiyetlerle ilgili istatistikleri açıkladı. (Bkz.http://www.echr.coe.int/NR/rdonlyres/ E58E405A-71CF EE-779C34FD18B2/0/ APERCU _EN.pdf) arasındaki başvurular ve çıkan mahkûmiyetler esas alındığında, Türkiye, 2 bin 404 mahkûmiyetle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ni (AİHS) en çok ihlal eden ülke oldu. AİHS nin ihlal edilen maddeleri üzerinden yapılan istatistiklerde de Türkiye, çok sayıda alanda en

5 çok mahkûm olma unvanını kimseye kaptırmadı. Yaşam hakkı ve işkence gibi alanlarda Rusya yı geride bırakan Türkiye şampiyonluğu nu korudu. 47 ülkenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin yargılama yetkisini tanıdığı bilinmelidir. Şubat 2012 verilerine göre; AİHM de Türkiye aleyhinde 15 bin 940 başvuru bulunuyordu. İhlal kararlarının türlerine bakıldığında da 52 yıllık dönemde, Türkiye, birkaç alan dışında, birinciliği kimseye kaptırmadı. Türkiye, etkin soruşturma yokluğu nedeniyle 135 kez, Özgürlük ve güvenlik hakkı konusunda 554 kez, adil yargılanma hakkı konusunda 729 kez, ifade özgürlüğü konusunda 207 kez, Toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü konusunda 53 kez, mülkiyet hakkı konusunda 611 kez mahkûm oldu ve AİHS nin bu maddeleri ile ilgili açılan davalarda mahkûmiyet sayısı bakımından bütün ülkelerin üzerinde yer aldı. Hakkında 2 bin 747 kararın verildiği Türkiye yi, 2 bin 166 kararla İtalya, bin 212 kararla Rusya izledi. Türkiye, 52 yıllık dönemde karara bağlanan 2 bin 747 davanın 2 bin 404 ünde AİHS nin en az bir maddesini ihlal ettiğinden tazminata mahkûm oldu. 57 davada haklı bulunan Türkiye nin 204 dosyası dostane çözüm ya da düşme kararı ile sonuçlandı. Türkiye, toplam kararların yüzde 87,5 inde mahkûm oldu. Bu rakamlar, Türkiye ye en çok mahkûm olan ülke unvanını kazandırdı. Türkiye insan haklarına ne kadar saygı gösteriyor? İnsan hakları alanındaki temel sorunlar ne? Bu soruların yanıtlarının bir bölümünü AİHM Türkiye kararlarında, insan hakları örgütleri raporlarında ve Avrupa Komisyonu izleme raporlarında bulabiliriz. Türkiye, Rusya dan sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde aleyhinde en çok bireysel başvuru bulunulan devlettir. AKP hükümeti, Türkiye aleyhinde en çok başvuru yapılan ikinci ülke olma konumundan rahatsızdı. İhlal sıralamasında Türkiye nin birinci ülke olmasına son vermek gerekiyordu! AKP hükümeti, Türkiye nin itibarının zedelenmesini önlemeye karar verdi! AİHM e bireysel başvurulara fiilen set çekilerek, başvuru sayısından doğan rahatsızlık giderilmek isteniyordu. Halk oylamasına sunulan ve kabul edilen Anayasa nın 148. maddesi bireylere de Anayasa Mahkemesi ne başvuru hakkı tanıdı. Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru yolu açıldığına göre bu yol tüketilmeden AİHM e başvurmak mümkün olamayacaktır. Şimdiye kadar kural olarak Türkiye de bir ceza davası 4 ile 6 yıl arasında sonuçlanabiliyordu. Yargıtay ın verdiği kararın kesinleşmesiyle birlikte iç hukuk yolları tükeniyordu. Yargıtay kararından sonra AİHM e başvurulabiliniyordu. Yeni Anayasa değişikliği ile artık bu mümkün değil. Yargıtay kararından sonra Anayasa Mahkemesi ne başvurmak gerekiyor. Önünde mevcut bulunan, uzmanlık gerektiren davaları dört, beş yıl gibi sürelerle ancak karara bağlayabilen, karar verdikten sonra da gerekçeli kararın yazımı aylar alan bir Anayasa Mahkemesi var. Bundan sonra, yaşam hakkının ihlali, haksız gözaltına alınma, haksız tutuklanma, tutukluluk süresinin uzun sürmesi, yargılamaların makul sürede sona erdiril(e)memesi, yargılamada hakkaniyete uygun davranılmaması, tarafsız veya bağımsız yargılama hakkından yararlandırılmama, işkence görme, özel hayatın dokunulmazlığının ortadan kaldırılması, telefon dinleme, görüntü ve sesi kayda alma vb. hak ihlalleri, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün engellenmesi, masuniyet karinesine aykırı olarak kesin bir mahkûmiyet kararı olmaksızın teşhir edilme, sendika hakkını layığı ile kullanamama, ayrımcılığa tâbi olma, inançları sebebi ile özgürlüğünü yaşayamama gibi pek çok alanda, vatandaşın AİHM e gitmeden önceki mecburi durağı Anayasa Mahkemesi olacaktır. Anayasa Mahkemesi nin bugüne kadar bildiğimiz görevleri çerçevesinde, yasaların Anayasa ya uygunluğu denetiminde bireylere yeni bir hak tanınıyor değildir. Bu bir yanılsamadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne gitmeden önce Anayasa Mahkemesi ne başvurma mecburiyeti getirildi. Burada amaçlananın da AİHM ne başvuru sayısını düşürmek olduğu açıkça ifade edilmektedir. 24 Eylül 2012 de Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvurular başladı. Ama harç ödenmeden Anayasa Mahkemesi ne başvurmak mümkün değil. Oysa AİHM e yapılan başvurularda harç ödemek gerekmiyordu. Anayasa Mahkemesi yargısı labirentinden çıkarak AİHM ne ulaşmak kolay olmayacaktır. Görünürde Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru yolunun açılması hukuki alanda bir iyileştirme olarak görülebilinir. Burjuva hukukunun egemen olduğu bir ülkede, Anayasa Mahkemesi ne bireysel olarak başvurmak, hak arama mücadelesinde önemli bir adımdır. Hukukun siyasileştiği, devleti koruma, kollama misyonunu üzerlendiği bir ülkede, Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru hakkının getirilmesi- 5 gündem

6 gündem 6 nin bir önemi yoktur. Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru hakkının tanınmasının esas işlevi AİHM e gidecek başvuruların önünü kesmektir. AKP nin esas derdi; Türkiye nin AİHM nezdinde zedelenen imajının düzeltilmesi ve hakkında en fazla mahkûmiyet verilen bir ülke konumundan çıkmasıdır. AKP ve Din Özgürlüğü AKP programında yazılanlar şöyle: Partimiz, kutsal dini değerlerin ve etnisitenin istismar edilerek siyaset malzemesi yapılmasını reddeder. Dindar insanları rencide eden tavır ve uygulamaları ve onların, dini yaşayış ve tercihlerinden dolayı farklı muameleye tâbi tutulmalarını anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerine aykırı bulur. Öte yandan dini, siyasi, ekonomik veya başka çıkarlara alet etmek veya dini kullanarak farklı düşünen ve yaşayan insanlar üzerinde baskı kurmak da kabul edilemez. [Bkz: agy] AKP güya dinin istismar edilmesine karşıdır! AKP güya farklı düşünen insanlar üzerinde baskı kurulmasına karşıdır! AKP güya dini yaşayış ve tercihlerinden dolayı farklı muameleye tâbi tutulmalarını anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerine aykırı bulduğunu açıklamaktadır! Din ve vicdan özgürlüğü, kişinin dini inanç ve pratiklerine ilişkin davranış içinde bulunma veya bulunmama özgürlüklerini içerir. Din özgürlüğü, herhangi bir dine inanan kişi ve toplumların o dinin ritüellerini hiçbir engelle karşılaşmadan yerine getirebilme halidir. Din özgürlüğü, bireyin dine inanmama özgürlüğünü de içerir. AKP programından yaptığımız alıntıda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İnsan Hakları Beyannamesi ni temel aldığını söylemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 9. maddesi, bu konuyu şöyle düzenlemektedir: Herkes düşünce, din ve vicdan özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü, din veya inancını, tek başına ya da topluluk halinde, alenî veya gizli olarak ibadet, öğretim, uygulama biçiminde açığa vurma özgürlüğünü de içerir. [Temel Belgelerle İnsan Hakları, İHD-Yayını, Derleyen ve Çeviren Doç. Dr. Mehmet Semih GEMALMAZ, 2, Basım, Ocak 1996, sf:152] İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nde ise din özgürlüğü konusunda şöyle deniliyor: Madde 18- Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. [age., sf:25] Devletin din karşısında tarafsız kalması, inanan, farklı inançlara sahip olan veya inanmayan bireylere eşit mesafede bulunması gerekir. Din ve vicdan özgürlüğü sorununun çözümünün ilk ve temel şartı, devletin din ve inanç alanından elini çekmesidir. Herkesin kendi inancının gerektirdiği sivil ve siyasî örgütlenmeleri serbestçe gerçekleştirebilmesi, kendi inancında eğitim verebilmesi, ibadetini yapabilmesi, ibadethanelerini bizzat kurup işletebilmesi, ifade ve propaganda hakkını kullanması gerekir. AKP nin uygulamalarının uluslararası sözleşmelerde tanımlanan din özgürlüğü ile hiçbir ilişkisi yoktur. T.C kurulduğundan bu yana, Sünni mezhep dışındaki bütün dinler yok sayıldı. Devlet, din ve inanç alanını belirlemektedir. AKP de Sünni mezhep dışındaki dinleri yok saymakta, hatta onlar adına yorum yapmaktadır. AKP hükümeti, Sünni İslam yorumunu kontrol etmekte, geliştirmekte, Aleviler ve Müslüman olmayan azınlıklar üzerindeki baskıları sürdürmektedir. Ülkelerimizde, Sünni İslam yorumu temel alınmakta ve cem evleri ibadethane olarak kabul edilmemektedir. Okullara zorunlu din dersi konulmakta ve ibadet edeceklere cami yolu gösterilmektedir. AKP nin din özgürlüğü, Sünni İslam a inanma özgürlüğüdür. Ne yazık ki ülkelerimizde Sünni İslam a inanmayan Aleviler ve Müslüman olmayan azınlıklar üzerindeki baskılar devam etmektedir. T.C tarihi boyunca, Sünni İslam adına Aleviler katledilmiş ve Müslüman olmayan azınlıkların mallarına el konulmuştur. T.C devletinin uygulamalarını AKP devralmış ve İslam ın Sünni yorumu devletin dini haline getirilmiştir. AKP nin programına yazdığı ve uluslararası sözleşmelerde ifade edilen din özgürlüğü ile AKP nin hiçbir ilgisi yoktur. AKP ve Medya Özgürlüğü Basın özgürlüğü, basın yoluyla görüş ve düşüncelerini açıklayabilme ve yayabilme hakkıdır. AKP programında basın özgürlüğü bağlamında şöyle denilmektedir: Partimiz bütün vatandaşlarımızın özgür haber alma ve düşüncelerini yansıtma hakkını esas kabul eder. Çağımız demokrasilerinin vazgeçilmez koşullarından biri, özgür medyanın varlığıdır. Başta anayasa olmak üzere medyaya ilişkin tüm yasal çerçeve ele alınarak, medyanın ifade özgürlüğüne getirilen ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmayan yasak ve cezalar kaldırılacaktır. Yazılı ve görsel medyanın özgürlükleri, titizlikle korunacak ve tekelleşmeye fırsat tanınmayacaktır. [Bkz: agy] Burada yazılanlarla AKP nin uygulamaları arasın-

7 da nitel bir farklılık var. Ülkelerimizde yaşayan her birey, özgür haber alma ve düşüncelerini özgürce yayma hakkına sahip değildir. Basın özgürlüğünün ne olduğu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nde 10. maddesinde tanımlanmıştır. Ülkelerimizde tekelleşen medya kuruluşları, patronlarının çıkarları ve istekleri doğrultusunda yayın yapıyor. Tekelleşen medya, bir yandan ekonomik alanda önemli bir güce ulaşırken, öte yandan haber alma özgürlüğünü kısıtlıyor, medya gücünün çıkar amaçlı kullanılmasına hizmet ediyor. Medya patronları, yayın kuruluşlarını sadece kendi çıkarları doğrultusunda kullanmıyor. Medya patronları ticaret yaptığı için, basının / medyanın desteğine sürekli ihtiyaç duyan AKP ile aralarında bir menfaat ilişkisi ortaya çıkıyor. AKP ne sağlanan medya desteğine karşılık, bu desteği sağlayanlar açısından holdingin çıkarları da hükümet tarafından korunuyor. Medya patronlarının yalnızca ticaret kültürü olan iş adamları ve büyük bir tekelleşmenin söz konusu olması, gazeteciliği, iş adamlarının gazetelerini ticarethane olarak görüp daha çok para kazanma politikası haline getirmiştir. Medya patronları, gazeteleri halkın bilgi kaynağı değil de, kendilerine para getirecek bir işyeri veya çeşitli siyasi ve benzeri konularda propaganda aracı olarak görmektedir. Türkiye de gerçek anlamda basın özgürlüğü yoktur. Muhalif basın üzerinde AKP tarafından amansız baskı uygulanmakta, muhalif gazeteciler hapsedilmekte ve verilen para cezaları ile muhalif basın yayın yapamaz bir hale gelmektedir. AKP hükümeti önemli oranda yandaş medyasını kurmuş durumdadır. Yandaş olmayan, Kemalist çizgide hareket etmeye çalışan burjuva medya da hizaya sokulmaya çalışılıyor. Türkiye de 95 gazeteci hapsedilmiş durumda. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün verilerine göre; Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 179 ülke arasında 148. sırada bulunuyor. RTE her yaptığı konuşmada, hükümet aleyhinde haber yapan, eleştiri getiren medyayı ve köşe yazarlarını hedef tahtasına koyuyor. Aykırı görüş savunan köşe yazarlarının, gazetelerinden uzaklaştırılması için talimat veriyor. Kemalist ajitatörlerin bir bölümü merkez medyadan ayrılmak zorunda kaldı. (Emin Çölaşan, Bekir Çoşkun vb.) Liberal görüşleri savunan gazeteciler de işlerini kaybettiler. Şimdilerde liberal görüşleri savunan kimi köşe yazarları hedef tahtasına konulmuş durumdadır. AKP hükümeti, ustalık döneminde aykırı seslerin çıkmasına tahammül edemiyor. Onların basın özgürlüğü anlayışı, tek sesli ve hükümete yardakçılık yapan bir basın özgürlüğü anlayışıdır. Onların basın özgürlüğü anlayışı, kendileri gibi düşünmek, kendileri gibi konuşmaktır. Basına, gazetecilere ve insan hakları savunucularına karşı açılan davaların Türk Ceza Kanunu ndaki yasal dayanakları şunlardır: Hakaret (madde 125); anayasal düzeni sona erdirmek amacıyla suç örgütü kurmak (madde 314); askeri personeli itaatsizliğe teşvik etmek (madde 319); halkı askerlikten soğutmak (madde 318); Türklüğü, Cumhuriyet i, devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi ni, hükümeti veya yargı organlarını aşağılamak (madde 301); suç işlemeye tahrik etmek (madde 214); suçu ve suçluyu övmek (madde 215); halkı suç ve düşmanlığa tahrik etmek (madde 216) ve müstehcen görüntü, yazı ve sözleri basın yoluyla yayımlamak (madde 226). Soruşturmaların gizliliğini ihlal etmek (madde 285) ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek (madde 288) sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Toplumla Mücadele Yasası olarak ün kazanmıştır. RTE hükümeti, hükümeti eleştiren yazı ve haber kaleme alan gazeteciler hakkında sıklıkla hakaret davası açmaktadır. Sadece 2011 de 24 gazeteci bu suçtan dolayı toplam yirmi bir yıl dokuz ay hapis ve TL para cezasına çarptırılmıştır. Aynı suçtan dolayı iki gazete toplam TL para cezasına mahkûm edilmiştir. Devrimci sosyalist basın üzerinde baskılar devam ediyor. Sosyalist basın hakkında toplatma kararları veriliyor, davalar açılıyor ve para cezaları veriliyor. Dergi büroları basılıyor, haber peşinde koşan muhalif gazeteciler tutuklanıp hapsediliyor. Sosyalist basına getirilen yasaklamalar, bürolara yapılan polis baskınları ve Kürt basınına yönelik KCK adı altındaki siyasi operasyonlar gözaltı ve tutuklamalar devam ediyor. AKP nin ileri demokrasi parolası basın ancak iktidarı desteklediğinde hürdür. şeklindedir. Gazetemize ve gazetemiz bünyesinde yayınlanan Güney dergisi üzerindeki baskılar devam ediyor. Yazı işleri müdürümüz hakkında davalar açılıyor ve para cezaları kesiliyor. AKP hükümeti, dikensiz gül bahçesini sürdürebilmek için her türlü özgür sesi, düşünceyi boğmaya çalışıyor. Ama yıllardır dergimize verdikleri onlarca para, hapis ve kapatma/toplatma cezalarına rağmen susturamadılar, susturamayacaklar. Eskiden apoletli olandan, ordudan talimat alan medya artık RTE hükümetinden talimat alır duruma gelmiştir, getirilmiştir. RTE, Ekim 2011 de medya sahipleri ve yöneticileriyle yaptığı toplantıda, medyanın 7 gündem

8 gündem 8 nasıl haber yapması gerektiğinin talimatlarını verdi. Bu toplantıdan birkaç gün sonra, en büyük beş haber ajansı Anadolu Ajansı (AA), Ajans Haber Türk (AHT), Ankara Haber Ajansı (ANKA), Cihan Haber Ajansı (CİHAN) ve İhlas Haber Ajansı (İHA) bir deklarasyon yayımlayarak yetkili mercilerin yasaklarına uyacaklarını açıkladılar. Kuzey Kürdistan da bir savaş yürüyor, yürütülüyor. RTE hükümeti, Kuzey Kürdistan da yürüyen savaş hakkında basında haberlerin çıkmasını istemiyor. Bölgede ne olup bittiği, Genelkurmayın servis ettiği, bitirdik, yok ettik açıklamaları manşetlere taşınıyor. Aralık 2011 de Hakkâri nin Uludere (Roboskî) köyünde otuz dört kişi savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürüldü. Tekelci medya konuyla ilgili ilk haberi olayın gerçekleşmesinden on sekiz saat sonra, hükümetten gelen açıklamanın ardından verebildi. Bu arada kamuoyu Kürt haber kaynakları ve sosyal medya yoluyla konu hakkında bilgi sahibi olmuştu. Görüldüğü gibi AKP dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor. AKP basın özgürlüğünü değil, biat yükümlülüğünü savunmaktadır. İşkence, Faili Meçhul Cinayetler, Yargısız İnfazlar ve AKP AKP iktidara geldiğinde, işkenceye sıfır tolerans söylemini geliştirdi. AKP programında bu konuyla ilgili söylenenler şöyle: İşkence, gözaltında ölüm, kayıp, faili meçhul cinayetler gibi demokratik hukuk devletinde kabul edilemez uygulamaların üstüne ciddiyetle gidilecek ve şeffaflık sağlanacaktır. Bu konuda her vatandaşın şikâyeti değerlendirilecek, caydırıcılığı sağlayan gerekli düzenlemeler yapılacak, sorumlular cezasız kalmayacaktır. Pratikte AKP döneminde işkence devam etti. Gözaltında ölüm vakaları yaşandı. Yargısız infazlar evet geriledi, fakat bütünüyle ortadan kalkmadı. İşkence, esas olarak cezasız kalmaya devam etti. Hatta kimi İşkenceciler terfi bile ettirildi, ödüllendirildi. Bu bağlamda 2011 in İnsan Hakları istatistiklerine bakmakta fayda var. Yargısız İnfazlar 2011 yılında kolluk kuvvetlerinin (polis, jandarma, asker) açtıkları ateş sonucu veya kullandıkları gaz bombaları sonucu (yoğun gaza veya gaz bombasının kapsülüne bağlı olarak) veya savaş uçaklarından atılan bombalar sonucu toplam 59 insan yaşamını yitirdi; 25 insan da yaralandı. Söz konusu olayların sonrasında 102 kişi gözaltına alınırken 1 kişi de tutuklandı. Ölen 59 insanın 5 i gaz bombasının kullanımı nedeniyle 53 ü de ateşli silah ve bombalama sonucu yaşamını yitirdi. 1 kişinin ölüm nedeni belirlenemedi. Yaralanan 25 insanın 4 ü gaz bombası nedeniyle 21 i de ateşli silah ve bombalama sonucu yaralandı. (bkz. Türkiye İnsan Hakları Raporu, TİHV Yayınları, s. 7, Mart 2012 Ankara) Söylenenlere yorum yapmaya gerek yok. Faili Meçhul Cinayetler 2011 yılında 15 faili meçhul cinayet işlendi. Öldürülenlerin 4 ünün köy korucusu olduğu belirlenirken; Hakkâri ve Tunceli de 3 er cinayet işlendiği tespit edildi. (Age. s.18) Kuşkusuz bu faili meçhullerin tümü doğrudan AKP ne mal edilemez. Fakat AKP bugün iktidar partisi olarak bütün bu faili meçhullerin de siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. Gözaltında Ölüm 2011 yılında beş kişi gözaltı merkezlerinde öldü. Fuat Bayoğlu, Eyüp Işıktan, Hamedu Loufa Sayıd, Willem Tyas ve H.A. gözaltı merkezlerinde ölen kişiler. (Age. s ) Hapishanelerde İşkence ve Kötü Muamele 2011 yılında cezaevlerinin en önemli sorunu yine işkence oldu. İşkence iddialarının etkin şekilde soruşturulmamasının ve cezaevlerinin bağımsız ve uzman kurullarca izlenememesinin bir sonucu olarak cezaevlerinde A Takımı diye adlandırılan işkence timlerinin oluştuğu, kameraların kayıtta olmadığı sırada veya kameraların görmediği kör noktalarda işkence olaylarının meydana geldiği; tutuklu veya hükümlülerin süngerli oda diye tabir edilen her şeyden yalıtılmış hücrelere konulduğu; sıcak ve soğuk su kullanımının asgari düzeye bile ulaşamadığı; koğuşları lağım sularının bastığı iddiaları ortaya çıktı yılında 2 vakada sayısı belirsiz olmak üzere; 137 kişinin işkence gördüğünü; 2 vakada yine sayısı belirsiz olmak üzere 6 kişinin temizlik ve hijyene bağlı olmak üzere uzun süreli sorunlar yaşadığını tespit ettik. (Age. s.110) Hapishaneleri İzleme Kurulu bileşenleri (KESK, TTB, TİHV, İHD, ÇHD ve TAYAD) 14 Eylül 2012 de Hak İhlalleri raporunu açıkladı. Rapora göre; işkence hapishanelerde de devam edi-

9 yor de 724 kişi hapishanelerde işkence ve kötü muamele gördü, 44 mahpus yaşamını yitirdi. Tutuklu ve hükümlüler, aile görüşü yasakları, mektup yasakları, gazete ve kitap yasakları, telefon yasakları, ortak kullanım alanlarına çıkma yasakları, hücre cezalarıyla dış dünyadan soyutlanıyor. Tedavisi yapılmayan ve sağlık hakkı ihlal edilen tutuklu ve hükümlü sayısı da 617. Hapishaneler Hak İhlalleri Tablosu 2011 İşkence ve kötü muamele 724 Sağlık Hakkı ihlali ve tedavisi yapılmayanlar 617 Disiplin Cezası ve Görüş yasağı 629 Sevk uygulamaları ihlali (sürgün ve sevk istemleri reddedilenler dahil) İletişim, haberleşme ve anadil uygulamalarından doğan ihlaller Beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan doğan hak ihlalleri Diğer yaşanan hak ihlalleri Hapishanelerde ölümler İşkence ve AKP 2010 yılı içinde TİHV Tedavi ve Rehabilitasyon merkezlerine işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirterek başvuran kişi sayısı 362 dir de işkence görenlerin dökümü şöyledir: İşkence, Kötü Muamele, Onur Kırıcı Ve Küçük Düşürücü Davranış Ve Cezalandırma (Bakınız yandaki tablo.) (Bkz Yılı Türkiye İnsan Hakları İhlalleri Raporu, s. 7, İHD Yayınları, 2012, Ankara) Düşünce özgürlüğü ve AKP AKP programında düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili yazılanlar şöyle: Düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartlar temelinde inşa edilecek, düşünceler özgürce açıklanabilecek, farklılıklar birer zenginlik olarak görülecektir. [agy] 44 Düşünce özgürlüğünün olup olmadığına bakmak gerekir. İfade özgürlüğü, bir insanın ya da grubun, yazı veya konuşma yoluyla düşüncesini yaygınlaştırma özgürlüğü demektir. Bir özgürlükten söz edilebilmesi için, bu özgürlüğün kullanılabilir olması gerekir. Bu da, bir düşüncenin açıklanmasından sonra takibata uğramaması demektir. İfade özgürlüğü, aynı zamanda kişinin, farklı fikir ve düşüncelere özgür bir şekilde ulaşmasını, bu fikirler arasında tercih yapabilmesini ve tercih ettiği düşünce ve inancı başkalarıyla paylaşma özgürlüğünü içerir. Bir bireyin, herhangi bir düşüncenin doğru olduğuna karar verebilmesi ve tercih edebilmesi özgür bir ortamın varlığını zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte, ifade özgürlüğünün önündeki en önemli ve en temel sorun, devletin kendini korumayı merkeze koyan bir resmi ideolojisi olmasıdır. Bireyin değil, devletin ön planda olduğu ve kutsal sayıldığı bu sistem, devlet tarafından formüle edilmiş bir resmi ideolojiye dayanmakta ve bunun dışındaki fikirler baskı altında tutulmaktadır. Şimdiye kadar bu resmi ideolojinin adı Kemalizm dir. AKP de şimdilik içini kendinin doldurduğu biçimde bir Kemalizmi resmi ideoloji olarak kabul ede gelmektedir. AKP, yaşamın her alanını kendi denetimine tâbi tut- Gözaltında İşkence ve Kötü Muamele Gözaltı Yerleri Dışında İşkence ve Kötü Muamele Köy Korucuları Tarafından Yapılan İşkence ve Kötü Muamele Cezaevlerinde İşkence ve Kötü Muamele Kolluk Güçleri Tarafından Tehdit Edilenler Toplumsal Gösterilerde Güvenlik 1425 Güçlerinin Müdahalesi Sonucu Dövülen ve Yaralananlar Özel Güvenlik Görevlileri Tarafından 58 İşkence ve Kötü Muameleye Maruz Kalanlar Okulda Şiddet 119 TOPLAM 3252 maktadır. Denetimine, alamadığı düşünce dünyasına aktif müdahalelerde bulunmaktadır. Müdahalelerin 9 gündem

10 gündem 10 temel gerekçesi, her şeyden önce kişinin rasyonel bir varlık değil, kendisine yön verilmeye muhtaç biri olarak algılanmasıdır. Gerçeğin ya da doğrunun tespiti yöneticilerin tekelinde görüldüğünden, farklı olmaya ve farklı/aykırı düşünceyi ifadeye izin verilmemektedir. Farklı fikirlerin öne sürülmesi, toplum düzenine karşı yönelen bir tehdit olarak görülmektedir. Gerçekte, farklı fikirleri özgürce ileri sürmek, serbest fikir akışının sağlandığı, halkın haber ve bilgilere serbestçe ulaşabildiği bir ortamda mümkündür. Oysa antidemokratik olan bu sistemde, halkın haber alma kanalları tek bir çizgiye yönlendirildiğinden, sadece belli doğmaların ezberlenmesi söz konusudur. Dolayısıyla bireylerin haber alma ve bilme hakkının yerini, bu sistemde belli doğmalara inanma yükümlülüğü almıştır. Böyle olunca, anda ilerici- devrimci muhalif fikirlerin hükümet politikalarına şekil vermek ya da onları düzeltmek gibi bir fonksiyonları yoktur. Esas itibariyle ifade özgürlüğü, sadece andaki yöneticiler ve egemen sınıf içinde yer alanlar için bir haktır. Toplumun geri kalanı için, devletin uygulamalarına karşı gelmede kullanılabilecek bir ifade özgürlüğü yoktur. İfade özgürlüğü yalnızca rejimin savunulması ve geliştirilmesi için kullanılabilir. Siyasi alanın ayrıcalıklı bir elit zümrenin tekeline alınmasının yanında, toplumsal alanların denetlenmesi için harcanan çabaların nihai amacı, toplumu belirli bir kalıba sokmak ve bireyleri her bakımdan standartlaştırmaktır. Tek sesliliğin hâkim olduğu bu sistemde, aykırı sesler suç sayılmaktadır. Rejimi ve sistemi eleştiren fikirler üzerinde baskı uygulanmaktadır. Resmi ideolojiyi savunmayan, muhalif olan devrimci ve komünist örgütlere terörist etiketi yapıştırılmaktadır. AKP programında, Düşünce ve ifade özgürlükleri nin uluslararası normlar temelinde inşa edileceği, düşüncelerin özgürce açıklanabileceği ve farklılıklar birer zenginlik olarak görülece ği yazılmasına rağmen, pratik uygulama başkadır in verileri AKP programında yazılanların tersini ortaya koyuyor. İşte veriler: (Bakınız yandaki tablo.) Üçüncü Yargı Paketi olarak adlandırılan ve 5 Temmuz 2012 de yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun da, Basın Kanununa geçici bir madde eklendi. Eklenen geçici madde şöyledir: Geçici Madde tarihine kadar mahkemeler, yetkili mülki idari amirlikleri ve diğer makamlarca basılı yayınlarla ilgili olarak verilmiş toplatma, yasaklama, dağıtım ve satışın engellenmesi kararları, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde, yetkili ve görevli mahkemeden bu yasaklılığın devamı niteliğinde bir karar alınmamış olması durumunda kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Bu tür kararlarla ilgili mevcut bilgi ve deliller kolluk tarafından iki ay içinde yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir. Mahkemelerce, bu yönde alınmış olan kararların bir örneği İçişleri Bakanlığına gönderilir. Geçici madde de belirtildiği gibi yasak yayınlar hala var bu ülkede. Toplatma kararlarının hükümsüzlüğü tarihine kadar verilmiş kararlar için uygulanıyor. Bu düzenleme gazete, dergi ve kitaplar hakkında bir düzenlemedir. Filmler, tiyatrolar, müzik eserleri, plaklar, teyp bantları gibi diğer kitle iletişim araçları ile ilgili yayınlar kapsam dışıdır. Örneğin basılı bir tiyatro eseri veya bir filmin senaryosu kitap olarak yayınlanmışsa ve eğer bu kitap hakkında toplatma kararı verildiği için yasak yayın sayılıyorsa, toplatma kararı kaldırılabilir ve yasak yayın kategorisinden çıkar. Ama seyredilen filmi veya oynanan tiyatro oyunu basılı eser olmadığı için, kitabı hakkındaki yasak kalkmış olduğu halde, film ve Gözaltına Alınanlar Tutuklananlar 2922 Yasaklanan Etkinlikler Toplatılan, Yasaklanan ve Para Cezası Uygulanan Yayın Organları Baskına Uğrayan Gazete ve Yayın Organları Engellenen İnternet Siteleri 26 7 gazete toplam 11 kez, 9 dergi ise toplam 16 kez toplatıldı. 9 afiş, 2 pankart, 3 kitap ve yasaklandı veya toplatıldı, 1 kitap hakkında inceleme başlatıldı. 33 televizyona toplam 41 kez, 1 radyoya toplam 3 kez uyarı cezası verildi. (RTÜK 2011 yılında 20 si radyo, 480 TV kanalı olmak üzere 89 tl para cezası, 383 uyarı, 27 program durdurma ve 1 tebliğ cezası verdi./ Bianet 2011 Medya Gözlem Raporu) 16 (1 Dergi Bürosu, 10 Gazete temsilciliği, 1 Gazete Genel Merkezi, 3 TV Kanalı, 1 Kitap) 6504

11 tiyatrosu hakkındaki yasaklama sürer. Bu kitabına uydurulmuş bir düzenlemedir. Yasaklama kararlarının hükümsüz sayılması, basılı eser veya değil gibi bir seçime tabi olmamalıdır sayılı Kanuna eklenen geçici maddeye göre; yasak basılı yayınlar, eğer yetkili ve görevli mahkemelerden bu yasaklılığın devamı niteliğinde bir karar verilmemişse, yasaklar kendiliğinden hükümsüz hale gelecektir. Geçici Madde 3 e göre bu uygulama altı aylık sürenin bitiş tarihi olan 05 Ocak 2013 tarihinde sona erecektir. Mahkemeler 6 ay içinde yeniden karar vermediği takdirde basılı eserler hakkındaki kararlar kalkacak ve önceki tüm kararlar hükümsüz sayılacaktır. İkinci düzenleme ise, basılı eserlerden hangisinin yasaklılık kararının devamı isteniyorsa, kolluk güçleri tarafından iki ay içinde yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulması gerekiyordu. Bütün bu işlemler için iki ay içinde, yani tarihine kadar kolluk güçleri Cumhuriyet Başsavcılıklarına mevcut bilgi ve delilleri vermeleri gerekiyordu. Kolluk güçlerine tanınan sürenin bitiminden altı gün sonra medyada, bugüne kadar yasak olan ve yasağın devamı istenen basılı eserlerin listesi yayınlandı. Ankara mahkemeleri ve Bakanlar Kurulu kararıyla bugüne kadar 453 kitap ile 645 gazete, dergi, broşür ve pankart hakkındaki yasaklama kararının olduğu ortaya çıktı. Ankara Emniyet Müdürlüğü, 67 kitap ve 16 gazete ve dergi hakkında yasak kararının sürmesi için savcılığa başvurdu. Yasaklık kararının devamı istenenler arasında, Nâzım Hikmet, Yaşar Kaplan, Lenin, Sultan Galiyev, İsmail Beşikçi, Karl Marx ve Abdurrahim Karakoç un eserleri de var. (Cumhuriyet Gazetesi ) İşte AKP nin ileri demokrasi si bu. Hukuk ve AKP AKP programında hukuk ve hukuk devleti bağlamında şöyle yazılmaktadır: Hukukun üstünlüğünü esas alan devlet, vatandaşlarının özgürlük ve haklarının teminatıdır. Dolayısıyla hukuk devleti olmayan ve hukukun hâkim olmadığı bir toplumda demokratik rejimden bahsedilemez. Demokrasinin hukuk yoluyla varlık kazandığı demokratik hukuk devletinde; hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, devletin hukuka bağlılığının güvence altına alınması temel değerlerdir. Bu değerlerin hayata geçirilmesi anayasa, yasalar ve bağımsız bir yargı ile mümkündür. Partimiz hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır. Ülkemiz bugün hukuk devletinden ziyade kanun devleti görüntüsü vermektedir. Devletin Hukuku yerine Hukuk Devleti anlayışının esas olması gerekir. Kanunları hukuka, hukuku evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırmadıkça, Türkiye gerçek bir hukuk devleti olamaz ve uluslararası camiada saygın bir yer edinemez. [agy] AKP programında yazılanlar uygulansa, bu burjuva demokrasisine geçişte önemli bir etken olabilir. AKP iktidara geldiğinde kanun devleti görüntüsünü değiştireceğini programına yazdı. Hatta tüm vatandaşların, yasalar önünde eşit olacağını da belirtti. Peki ya uygulama? Eğer programınızda belirli tespitler yapıyorsanız ve bunları uygulamaya geçirmiyorsanız, programda yazılanların hiçbir değeri yoktur. Kanun devleti genellikle yöneticilerin toplum üzerindeki keyfi yönetimine dayanan bir model olarak karşımıza çıkmaktadır. Burjuvazinin hukukun üstünlüğü dediği şey teorik olarak evrensel (burjuva) hukuk ilkelerinin herkes için geçerli olması, ve eşit uygulanmasıdır. Kanun devleti ise evrensel hukuk ilkelerinden çok, duruma göre değiştirilen yasalara dayalı, bu anlamda keyfi bir modeldir. Kanun devleti, örneğin Kuzey Kürdistan/Türkiye de olduğu gibi bireyin çıkarlarını değil, devletin bekasını ön planda tutabilir. Evrensel hukukun yani burjuvazinin hukuk sisteminin temel prensibi, teoride, devletin tüm aygıtlarını insanın hizmetine sokmasıdır. Bu anlamda bürokrasi, ordu, siyasal partiler, dernekler, kanunlar, ekonomik hayat, kısaca tüm resmi ve gayri resmi kurumlarıyla sistem bireylerin hizmetine girer; onların temel hak ve özgürlükleri ilkesine göre işler. Birey bu sistemlerde ulus, devlet, vatan, cemaat gibi kolektif varlıklardan önce gelir; hatta bu varlıkların üzerinde yer alır. Bu sistemde yöneticilerin devlet otoritesine sahip olmaktan kaynaklanan her hangi bir üstünlüğü yoktur, olmamalıdır. Kısaca devlet bir hizmetçidir. Evrensel hukuk devleti, kanun devletinden çok farklı uygulamalara sahiptir. Hukuk devleti her şeyden önce eşitlik ilkesine dayanır. Tüm bireyler arasında ayrım yapmaz. Bununla birlikte devletin bütün kurallarını, faaliyetlerini ve kurumlarını hukukun üstünlüğü ilkesine dayandırır. Burada esas alınan hukuk, insanların vazgeçilmez, temel ve evrensel haklarla dünyaya geldiğini kabul eden tabii hukuktur. Tabii hukuk ilkesi hem devletin üzerinde yer alır, hem de üretilen pozitif hukuk (toplumun ürettiği yasalar) 11 gündem

12 gündem 12 için bir referans oluşturur. Başka bir deyişle, hukuk devleti ilkesine göre işleyen bir toplumda tabii hukukun gereği olarak temel hak ve özgürlüklere aykırı yasa üretilemez. Yasalar burjuvazinin topluma hibe ettiği bir bağış değil; aksine toplumun kendi temsilcileri aracığıyla tabii hukukun ışığı altında formüle ettiği kurallardır. Evrensel hukuk devletinde, yasalar yaptırımcı değil, yapıcıdır; daraltıcı değil, genişleticidir; yasaklayıcı değil, özgürleştiricidir. Hukuk devletinde yasaların kabul ettiği temel ilke, özgürlüklerin esas, sınırlamaların ise kural dışı olmasıdır. İstisnai bir durum olmadıkça temel haklar ve özgürlüklerle ilgili bir sınırlama getirilemez. AKP hukuku, kanun devleti hukukudur. Devlet, millet, cemaat, vatan, ordu, bürokrasi, parti, şef, lider gibi varlıklar bireylerin mutlak anlamda üzerinde yer alıyor. Yöneticilerin gücü devlet otoritesidir. Otoriteyi sağlam temele dayandırmak için ekonomik kaynaklara olduğu gibi kültürel ve sosyolojik kaynaklara da mutlak anlamda hükmediyorlar. Yönetenler ile yönetilenler arasındaki bağ korku ve zora dayandırılmıştır. AKP hükümetinin en fazla ürettiği değer korkudur. Bir yandan iç ve dış düşman korkusu, diğer yandan iktidar gücünü kullanarak bir korku toplumu yaratılmak isteniyor. En üstün değer devlettir, vatandır. Devlet hem hukukun yapıcısı, hem kaynağı hem de koruyucusudur. Devlet yöneticileri neredeyse birer ölümlü tanrı olarak kabul edilir. Onların tanrıdan farkları ölümlü olmalarıdır. Bu bakımdan devlet yöneticilerinin beyanları, emirleri, buyrukları kanunlar için önemli bir referans olarak kabul edilir. AKP hukukunda, yasaların amacı özgürleştirmek, temel hak ve özgürlükleri genişletmek ve koruma altına almak değil; devlete sorgulanamayan bir kutsallık atfetmek ve devlet otoritesini bu kutsallık üzerinden topluma hâkim kılmaktır. T.C devleti, insanı esas almadığı için insanlar arasındaki eşitlik ilkesine de fazla itibar etmiyor. Devletin dostları ve düşmanları vardır. Ötekiler düşmandır, vatan hainidir vb. Devlet, korku mitosundan beslendiği için kendi bekasını sürdürmek için düşman üretmek zorundadır. Sonuç olarak; uygulamaya bakıldığında, Türkiye de uygulanan hukuk, kanun devleti hukukudur. Öteki olarak adlandırılanlar adil yargılanmıyor, yasa metinlerine göre değil, devletin korunması ilkesine göre kararlar veriliyor. Yargılananlar ve hapsedilenler yasalar önünde eşit değil. Özel mahkemeler, Toplumla Mücadele Yasası, Kürt halkı, devrimci ve komünistler üzerinde Demokles in Kılıcı gibi işlev görüyor. İleri Demokrasi de çocuklar AKP nin ileri demokrasisi, hak arama mücadelesi yürütenlerin coplanması, biber gazına maruz bırakılmaları ve hatta ölümlerdir. İleri demokrasi, çocukların hapsedilmesi, hasta mahkûmların ölüme terk edilmesidir. İleri demokrasi, Kürt Ulusal Hareketinin öncü güçlerinin yok edilmesi için savaş yürütme ve Kürt halkı üzerindeki ulusal baskıdır. İleri demokrasi tek sesliliğin yaratılması ve aykırı görüşler üzerinde amansız baskı uygulamasıdır. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek in soru önergesine verdiği cevapta 2009 ve 2010 yıllarında toplam 5 bin 348 çocuğun yargılandığı ve 3 bin 111 çocuk hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini açıkladı. 31 Ağustos 2012 de Taraf Gazetesi nde yayınlanan Adnan Keskin imzalı bir yazıda çocuklar ve hukuk konusunda şu döküm vardı: AKP nin dokuz yıllık iktidarında 9 bin 931 çocuk terörden yargılandı. AKP iktidarı döneminde Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) ile Özel Yetkili Mahkemelerde (ÖYM) çocuklar hakkında açılan davaların ayrıntıları açıklandı. Buna göre AKP nin iktidara geldiği 2002 den 2011 yılı sonuna kadar ilk iki yıl DGM de, diğer yıllarda ise ÖYM lerde 18 yaşın altındaki 9 bin 931 çocuk, çoğu siyasi olan davalarda terörist sıfatıyla yargılandı. Bu sayı 2012 yılında yargılanan yeni çocuklar eklendiğinde 10 bini geçtiği gibi mahkûm edilen çocuk oranı da arttı. Bakanlık verilerine göre, sadece 2009 da yargılanan 2 bin 36 çocuktan bin 522 si hüküm giydi. Çocuk sanık ve çocuk mahkûm sayısında ürkütücü tablo, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek in, Adalet Bakanlığı na yönelttiği soru önergesine verilen yanıtla bir kez daha gündeme geldi. Dibek, 2004 te kapatılan DGM ile onun yerine kurulan ve geçen temmuz ayında 3. Yargı Paketi ile kapatılan ÖYM lerde kaç kişinin yargılandığını, bunlardan kaçının 18 yaşın altında olduğunu ve bu yargılama sonuçlarının ne olduğunu sordu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin in yanıtı 2002 den bu yana yargılanan 18 yaş altı çocuk sayısının 2011 sonu itibariyle 10 bin sınırına dayandığını, içinde bulunduğumuz yıl hesaba katıldığında ise bu sayının da ziyadesiyle aşıldığını gösterdi. Yıl yıl dava ve mahkûmiyet sayısı Bakan Ergin in verdiği bilgiye göre, 2002 den önce DGM, ardından da ÖYM lerde yapılan yargılamalar ile bunların içinde çocukların durumuyla ilgili tablo

13 şöyle: 2002 Yılı: 5 bin 390 dava açıldı. 358 i 18 yaşından küçük, 16 bin 481 sanık yargılandı. 129 u çocuk toplam 7 bin 986 sanık mahkûm edildi 2003 Yılı: 5 bin 784 dava açıldı. 545 i 18 yaşından küçük, 16 bin 382 kişi yargılandı. 93 ü çocuk 5 bin 855 sanık mahkûm edildi Yılı: 5 bin 267 dava açıldı. 134 ü 18 yaşından küçük toplam 14 bin 926 sanık yargılandı. 13 ü küçük 3 bin 645 sanık mahkûm edildi Yılı: 3 bin 983 dava açıldı. 150 si 18 yaşından küçük 12 bin 169 sanık yargılandı. 12 si çocuk 3 bin 907 sanığa mahkûmiyet verildi Yılı: 6 bin 433 dava açıldı, 474 ü 18 yaşından küçük 21 bin 710 kişi yargılandı. 23 ü çocuk toplam 6 bin 404 sanık mahkûm edildi Yılı: 7 bin 502 dava açıldı. 900 ü 18 yaşından küçük 29 bin 574 kişi yargılandı. 211 i çocuk yaşta 8 bin 509 sanık, mahkûm edildi Yılı: 7 bin 138 dava açıldı. 948 i 18 yaşından küçük 27 bin 636 sanık yargılandı. 178 i çocuk toplam 9 bin 823 sanık mahkûm edildi Yılı: 7 bin 238 dava açıldı. 2 bin 36 sı 18 yaşından küçük 29 bin 242 kişi yargılandı. Bin 589 u çocuk 35 bin 362 mahkûm oldu Yılı: 7 bin 3 dava açıldı. 3 bin 312 si 18 yaş altında toplam 31 bin 732 kişi yargılandı. Bin 522 si çocuk 33 bin 405 kişi mahkûm edildi Yılı: 6 bin 920 dava açıldı. 874 ü 18 yaşından küçük 26 bin 379 kişi yargılandı. 166 sı çocuk toplam 38 bin 221 sanık mahkûm edildi. Faşizmin yeni maskesi: İleri Demokrasi Bize halk demokrasisi gerek! AKP nin saldırıları yoğunlaşarak devam ediyor. AKP politikalarına biat etmeyen, karşı duran herkes cezalandırılıyor AKP sistem içerisinde yerini sağlama aldıktan sonra artık gerçek yüzünü net bir şekilde göstermeye başladı. AKP, 2002 ile 2012 arasındaki süreçte hükümet olmaktan çıkıp, iktidar olma yönünde önemli adımlar attı ve bugünkü dönemde ülkelerimizde faşizmin uygulayıcısı bir partidir. AKP bugün esas olarak Müslümanlıkla barıştırılmış bir Kemalizm çizgisi uyguluyor. Uyguladığını yer yer Muhafazakar Demokrasicilik, Milliyetçi/Mukaddesatçılık, İleri Demokrasi cilik vs. olarak adlandırıyor. AKP nin esas istediği Kemalizmi tümden silmektir. Ama henüz buna hazır değiller. Çünkü bir takım yandaş gazetecilerin deyimiyle gürültücü azınlık Kemalizmin tümden silinmesini engelliyor. AKP bu yüzden adım adım ilerliyor. AKP devraldığı faşist sistemi uygulamaya devam ediyor. Ordunun vesayeti kırıldı, kırılıyor. Bu ama otomatikman ve kendiliğinden demokrasiye geçiş anlamına gelmiyor. Çünkü kırılan ordu vesayetinin yerini bu kez AKP iktidarının sivil vesayeti alıyor. AKP iktidarı, emek ve demokrasi karşıtı politikalarına karşı duran, başta sosyalistler, devrimciler ve Kürtler olmak üzere, tüm toplumsal muhalefeti, bir yandan polis gücüyle, diğer yandan yargı erki vasıtasıyla, gözaltı ve tutuklamalarla, bastırmaya, sindirmeye ve yok etmeye çalışıyor. Bu çerçevede parasız eğitim isteyen öğrenciler, puşi takan gençler, demokratik kitle örgütlerinde mücadele yürüten muhalifler, muhalif düşüncelerini gizlemeden görev yapan gazeteciler, Özel Yetkili Mahkemeler tarafından tutuklanıyor. AKP, bugün işçilere, emekçilere, devrimcilere, Kürt halkına ve azınlık milliyetlere baskı uygulayan bir partinin adıdır. Bugünün Kuzey Kürdistan/Türkiye somutunda, açık terörün sistemli uygulanması ve esas yönetim aracı olmasının adıdır ileri demokrasi. İleri demokrasi bir şef etrafında kişiye tapmanın yaygınlaştırıldığı bir temelde mukaddesatçı milli birliğin sağlanması çabasıdır. İleri demokrasi kitlelerin gerçekleri kavramasını engellemek, kendi baskı ve terörcü yüzünü gizlemek için toplumsal demagojidir. İleri demokrasi imtiyazlı sınıf ve katmanların, burjuvazinin çıkarlarının korunmasıdır. İleri demokrasi çeşitli ulus ve milliyetlerden işçilerin, emekçilerin ırkçılık-milliyetçilik temelinde birbirlerine düşürülmesi, dinsel-mezhepsel çatışmaların körüklenmesidir. AKP nin ileri demokrasisi işçiler-köylüler üzerinde katmerli baskı uygulamasının adıdır. İşçilere-emekçilere AKP nin ileri demokrasisi değil, gerçek demokrasi için mücadele gereklidir. Demokrasi için mücadele ancak işçilerin, köylülerin, emekçilerin iktidarı için mücadelenin bir parçası olarak yürütüldüğünde, devrim mücadelesi olarak yürütüldüğünde gerçek anlamını bulur. Bırakalım AKP ileri demokrasisini tartışa dursun, biz gerçek demokrasi için mücadelede örgütlenelim! İşçilerin, emekçilerin görevi bu gerici, faşist devleti yerle bir etmek; yerine işçilerin-köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğünü, halkın demokratik diktatörlüğünü kurmaktır. Sosyalizmin, komünizmin yolunu açacak, gerçek kurtuluşun yolunu açacak tek çözüm budur! Ekim gündem

14 gündem Tabela Birkez Daha Değiştirildi 14 Varlığını korumak, güvenliğini sağlamak için bağımsız yargıyı yeterli görmeyip bunun yanında özel mahkemelere gereksinim bulunduğunu savunan bir devlet, kendini toplumun ve bireyin üstünde bir yere koymuş demektir. Bu tavır, antidemokratik bir anlayışın, üstün devlet kurumlarını öngören ideolojilerin yansımasının bir sonucudur. AKP iktidarı, tabela değiştirme şampiyonluğu ile ön plana çıkıyor. Güya yeni olduğu söylenen ve propagandası yapılan yeni yasalar getiriliyor! Ama çoğunlukla değişen bir şey yok! Değişen bir çok durumda sadece tabeladır. Zamanı gelince yeni bir tabela asıyorlar. İktidar erkini kullanarak, astıkları yeni tabelanın ne kadar iyi olduğunu anlatıyorlar! CMK 250. madde ile Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri tabelaları söküldü ve yerine Bölgesel Terör Mahkemeleri ya da sadece Terör Mahkemeleri tabelaları asıldı. Tabela değişiklikleri, Kürtlere, kadınlara, çocuklara, ezilenlere, devrimcilere, muhaliflere cezaevi, işkence, haksız gözaltı vb. nin sürmesi olarak geri dönüyor. Bu yazımızda son bir tabela değişikliği hakkında durmak istiyoruz. Kemalist diktatörlüğün ilk yıllarında Özel Mahkeme görevini İstiklal Mahkemeleri yerine getiriyordu. Darbe dönemlerinde bu mahkemelerin tabeladaki istiklal i silindi, yerine Sıkıyönetim Mahkemeleri yazıldı. Sıkıyönetim kaldırılıp yerine olağanüstü hal getirildiği dönemlerde de yine tabeladaki sıkıyönetim sözcüğü silindi, yerine Devlet Güvenlik Mahkemeleri adı yazıldı. AKP iktidara geldiğinde olağanüstü hal i kağıt üzerinde kaldırdı. Olağanüstü hal kaldırılınca da, özel mahkemelerin tabelasındaki DGM silindi yerine ise Özel Yetkili Mahkemeler ismi yazıldı. Bu özel yargılama zihniyeti isimleri değiştirilerek tam 89 yıldır sürüyor. AKP yargısı ve hukuku her gün hiçbir delil gereksinimi aramadan, eylem ve etkinliklere katılmayı yeterli sebep görerek örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklama terörünü sürdürmektedir. İnsanca yaşam için talepler ileri süren işçilere, suyuna ve toprağına sahip çıkan köylülere, parasız eğitim isteyen öğrencilere, muhalif basın ve gazetecilere, Kürt halkına ve onun siyasi temsilcileri olan milletvekilleri ve belediye başkanlarına kadar her aykırı ses yargı terörünün hedefi haline getirilmiştir. Özel Yetkili Mahkemeler ve hep yenilenen Terörle Mücadele Yasası ile binlerce insan hala neyle suçlandıklarını bilmeden hapishanelerde tutulmaktadır. Adalet Bakanlığı nın verilerine göre; hapishanelerde toplam 130 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. İleri demokrasi demogojilerinin yapıldığı bir dönemde, T.C tarihinde neden hapsedilenlerin rekor bir seviyeye ulaştığını herkes sorgulamalıdır. Neden Özel Güvenlik Mahkemeleri? Genel olarak herkes için kurulmuş, görev ve yetkileri yasa ile (önceden) belirlenmiş olan mahkemeler tabii mahkeme, bunların hakimleri de tabii hakimdir. Bunların dışında bulunan mahkemeler özel olup tabii hakimlik ilkesine aykırıdır. Herkesin, yasanın genel olarak koyduğu, görev ve yetkileri, esasları ile belli olan hakimler tarafından yargılanması kişi güvenliğinin baş koşuludur. Kişinin yasal, yani tabii hakimden başka mercilerde yargılanması, bu alanda özel muameleye tabi tutulması burjuva hukukun bile asla

15 kabul edemeyeceği bir durumdur. Tabii hakimlik kavramının özü, sanığın ceza usulünde bir hak sujesi olmasına ve sanık haklarının korunmasına dayanır. Amaçları ise; Kişilerin hangi mahkeme önünde yargılanacaklarını kesin olarak bilmelerini mümkün kılmak, Bunların bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde yargılanma haklarını güvence altına almak, Yargıya güveni sağlamak, Yürütmenin yargı üzerindeki etkisini önlemektir. Normal burjuva hukuk sistemi içinde, olağan yargı yerleri arasındaki görev ve yetki paylaşımına uymayan, hakimin bağımsızlık ve tarafsızlık teminatının zedelendiği olağanüstü mahkemeler, yukarıda belirtilen amaçlara bakıldığında da tabii hakimlik ilkesine uygun sayılamaz. Esasen olağanüstü mahkemeler, mevcut olağan bir mahkemeye itimat etmemek veya belirli maksatlara uygun mahkeme kurmak ihtiyacından doğarlar. Dolayısıyla ceza yargılaması usulü hukukunun genel ilkelerinden uzaklaşılır. Gericileşmiş burjuva demokrasilerinde, burjuvazi iktidarını korumak için hukukun üstünlüğü adına, yer yer lafta savunduğu ilkelerden uzaklaşır, yasalarla özel mahkemeler kurar. Faşist yönetimlerde ise bu özel mahkemeler aslında kural dışı değil, kuraldır. Hukukun üstünlüğü değil, şekli olarak yasalara bağlı yargı yöntemi benimsenir. Çağdaş demokrasilerde ve hukuk devletinde teoride güvenliği sağlamak yürütme organının görevidir. Ceza yargılamasının tek bir amacı vardır; maddi gerçeği aramak. Cezanın, toplumda suç işlenmesini önlemeye yönelik genel bir işlevi mevcuttur ve bu, uygulanan ceza adaleti politikasının bir sonucu olup mahkemelerin görevi değildir. Güvenlik Mahkemeleri adı altında mahkemeler kurarak devletin iç ve dış güvenliğinin sağlanması görevinin yargı organına verilmesi, yargının doğrudan doğruya yürütmeye tabi kılınması anlamına gelmektedir. Yargı bağımsızlığı kavramı, burjuva demokrasilerinde teoride savunulan kuvvetler ayrılığı ilkesinin özünü oluşturmaktadır. Bu kavramın belirleyici özelliği de yürütme organına karşı tamamen bağımsız olma noktasında toplanmaktadır. İlgili yasal düzenlemeler dikkate alındığında Özel Mahkeme lerin bu niteliğe sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Yargı kuruluşlarının bağımsızlığını ve güvenirliğini sağlayacak koşulların yerleştirilmesi, öncelikle devletin, kendi yargı organlarına güvenmesi ile olur. Devlet, kendi güvenliği söz konusu olduğunda, genel adli sisteme güvenmiyor ve yeterli görmüyor, olağandışı mahkemeler kurma gereği duyuyor ise yargı kuruluşlarının bağımsızlığını ve güvenirliğini sağlayacak koşulların yerleşmesi amacında sapma var demektir. Varlığını korumak, güvenliğini sağlamak için bağımsız yargıyı yeterli görmeyip bunun yanında özel mahkemelere gereksinim bulunduğunu savunan bir devlet, kendini toplumun ve bireyin üstünde bir yere koymuş demektir. Bu tavır, antidemokratik bir anlayışın, üstün devlet kurumlarını öngören ideolojilerin yansımasının bir sonucudur. Gerçek bir burjuva hukuk devleti nde bağımsız ve yansız yargıya, doğal yargıç ilkesine aykırı olağanüstü mahkemelere yer verilmesi söz konusu değildir. Devlet Güvenlik Mahkemeleri nin Kuruluşu Bu yazıda sadece son 42 yıllık dönem içerisinde, Özel Mahkemelerin kuruluşu ve yargılamaları hakkında durmak istiyoruz li yıllarda DGM ler gündeme getirildi Anayasası nın 136. maddesine 1699 sayılı kanunla DGM lerin kurulacağı yönünde hükümler eklendi de yürürlüğe giren 1773 sayılı kanunla DGM ler kuruldu. Ancak DGM serüveni uzun sürmedi. Anayasa Mahkemesi, bu kanunu (1773 sayılı kanun) te biçim yönünden anayasaya aykırı bularak iptal etti. Bir yıl içinde yeni bir kanun çıkarılmamış olduğundan1976 da söz konusu kanun yürürlükten kalktı. Bu gelişmelerden sonra, 1976 da Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ilgili yeni bir kanun teklifi verildi. Ama bu kanun teklifi yasalaşmadı ve DGM ler kurulamadı. Bu durum faşist 1982 Anayasası nın hazırlanmasına kadar sürdü Anayasası nın 143. maddesine DGM lerin kurulması yönünde bir hüküm konuldu. Bu hüküm ışığında, 2845 sayılı DGM lerin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun çıkartıldı ve böylece DGM ler 1984 te T.C hukuk sistemindeki yerini aldılar. Anayasa 143. maddesi gereğince, DGM ler bir başkan iki asıl ve iki yedek üye ile bir savcı ve yeteri kadar savcı yardımcısından oluşuyordu. Asıl üyelerden bir tanesi askeri hakimdi. Mahkeme heyetinde bulunan üç üyeden biri askeri yargıç olduğu gibi iki yedek üyeden biri de askeri yargıçtı. Böylece siviller, DGM ler aracılığı ile karma sistemle askeri yargıçlar tarafından yargılanıyordu. İşkence ile alınmış sanık ifadeleri DGM de gö- 15 gündem

16 gündem 16 rülen davaların asıl dayanağını oluşturuyordu. Yasa gereği DGM lerin görev alanına giren suçlamalarda uygulanan gözaltı sürelerinin uzunluğu işkence yapılmasına olanak tanıyordu. DGM ler tarafından verilen cezaların infazı da farklılık arz ediyordu sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 16. maddesine göre; DGM lerde yargılanan kişiler, aldıkları cezanın dörtte üçünü çektikten sonra şartlı tahliyeden yararlanıyorlardı. Siyasi olmayan nedenlerle her türlü suç isnadıyla yargılanan kişiler, aldıkları cezanın beşte ikisini çektikten sonra şartlı tahliye olanağına sahip oluyorlardı. DGM ler, toplumsal muhalefeti sindirmenin temel araclarından biri olarak tasarlandı ve kuruldu. DGM ler adı üstünde devleti bireylere ve muhalif toplumsal kesimlere karşı koruma görevini üstlendi ve devlet ile birey arasındaki çelişkide adalet ilkesi yerine devletin korunması ilkesini esas aldı. DGM ler ulusal üstü insan hakları belgelerine dayandırılmayan ve evrensel hukuk normlarını boşa çıkaran özel mahkemelerdi. DGM lerce verilen cezalar, bu mahkemelerin yapısı üzerine sürekli tartışılıyordu. Bu mahkemeler adil yargılama yapmıyor ve savunma hakkını kısıtlıyordu. AİHM, DGM lerde Askeri Hakim olgusunu dikkate alarak, Türkiye yi sürekli mahkum ediyordu. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, 14 Nisan 1997 de yapılan bir başvuruyla ilgili olarak DGM lerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 6. maddesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı kararını verdi. Abdullah Öcalan 15 Şubat 1999 da uluslararası bir komplo sunucu Türkiye ye getirildi. Öcalan ın yargılanması sırasında, da 4390 sayılı kanunla askeri hakim DGM bünyesinden çıkarıltıldı. DGM lerde askeri hakimin bulunmasının yoğun olarak eleştirilmesi ve Türkiye nin bu sebeple Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde tazminatlara muhatap kalması, söz konusu değişikliğin itici gücü olmuştu. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri Yirmi yıl görev yapan DGM lerin tabelasının değiştirilmesi gündeme geldi sayılı kanunla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda değişiklik yapıldı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri nin tabelası indirilerek yerine Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri tabelası asıldı. Yeni tabela değişikliği, te Resmi Gazete de yayınlandı ve 1 Haziran 2005 te yürürlüğe sokuldu. Bu tabela değişikliğine CHP de onay vermişti. Burjuva medyası DGM lerin tarihe karıştığını yazıyordu. Oysa özde değişen bir şey olmamıştı. DGM lerde görev yapmakta olan hakimler ve savcılar, Özel Ağır Ceza Mahkemeleri nde görev yapmaya başladılar. DGM lerde görülmekte olan bütün davalar Özel Ağır Ceza Mahkemeleri nde görülmeye devam edildi. DGM lerin arşiv, kalem, emanet gibi birimleri Özel Ağır Ceza Mahkemeleri ne devredildi. DGM ile Özel Ağır Ceza Mahkemeleri arasında şekilsel bir fark vardı. Daha önce DGM binaları, Adliye binalarından ayrıydı. Özel Ağır Ceza Mahkemeleri adliye binalarının içine taşındı. Süreç içerisinde Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri nin özde DGM lerden bir farkının olmadığı görüldü. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri aracılığıyla DGM lerden devralınan aynen sürdürüldü. Hapishanelerde yer kalmayınca, yeni hapishanelerin kurulmasına hız verildi. Bu mahkemelerde düşman hukuku na göre yargılama yapılıyordu. Resmi ideolojiyi savunmayan, muhalif olan, devrimci, komünist ve Kürt ulusal harekinin öncü güçleri düşman olarak görülüyordu! Uzun tutukluluk süreçleri, uzun yargılama süreleri, işkence, onur kırıcı davranış biçimleri, gizli tanık uygulaması gibi pek çok hak ihlali bu mahkemelerin uygulama pratiğinde mevcuttu. Hukukta, bir kişi cezası kesinleşmeden, masum, suçsuz sayılması gerekiyordu. Hukukun bu en basit kuralı bile Özel Mahkemeler için geçerli değildi. Gözaltına alınan kişi, kişiler en başından suçlu olarak görülüyor ve daha yargılama başlamadan basında teşhir ediliyordu. Özel Mahkemeler in bu uygulaması düşman hukuku alanına giriyordu. Yani ortaçağ dönemindeki engizisyon hukukundaki ön hapis şüphe cezası uygulanıyordu. Bu arada fakat egemenlerin kendi içlerindeki iktidar dalaşında dengeler değişmiş, AKP yönetimi tedricen devlet kurumlarını ele geçirmeye başlamış, yargıda da Kemalist egemenliği geriletmeye başlamıştı. Yargının en siyasallaşmış kesimi olan ÖYM ler bu süreçte cuntacı Kemalistlere de yönelmeye başladı. Düne kadar Özel Mahkemelerde devrimcilere, demokratlara, Kürt ulusal hareketine karşı bu mahkemelerin egemenleri olarak kan kusturanlar, bu Mahkemeler Ergenekon, balyoz gibi davalarda kendilerine karşı silah olarak kullanılmaya başlandığında birden bire hukukun üstünlüğü nü hatırlayarak, yaygarayı bastılar. Ve Tabela Birkez Daha Değiştirildi ÖYM ler, süreç içinde yer yer sıkı yönetim uygula-

17 malarını bile geride bıraktı. Ve öyle bir canavar yaratıldı ki artık o canavarı yaratanlar da ondan ürkmeye başladı. Bu nedenle de canavara bir makyaj değişikliği yapmanın zamanı gelmişti. Peki AKP yi makyaj tazelemeye iten durum neydi? Bilindiği gibi PKK ile MİT Oslo da görüşmeler yapmış ve bu görüşmeler birileri tarafından basına yansıtılmıştı. Oslo da PKK ile görüşme yapanlardan bir tanesi, dönemin Başbakan müşteşarı ve şimdiki MİT müşteşarı Hakan Fidan dı. KCK soruşturması bağlamında, Hakan Fidan ve diğer MİT görevlileri ifadeye çağrıldı. AKP hemen düğmeye bastı. Hakan Fidan ve diğer Mitçileri ifadeye çağıran Sadrettin Sarıkaya görevden alındı. İstanbul emniyetinde KCK operasyonlarını yürüten müdürler görevden alındı. Apar topar MİT yasasında değişiklik yapıldı ve Mitçilerin yargılanabilmeleri için Başbakan dan izin alma zorunluluğu getirildi. Mitçilerin ifadeye çağrılması ertesinde, AKP cephesinde, Özel Mahkemeler in kaldırılacağı dillendirilmeye başlandı. Devamında Erdoğan, eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ un tutuklanmasına gönlünün razı olmadığını ve tutuksuz yargılanmasından yana olduğunu açıkladı. Canavarı yaratanlar, canavardan ürkmeye başlamıştı. Artık tabela değiştirmenin zamanı gelmişti. Ve öyle de yaptılar. Üçüncü Yargı Paketi olarak adlandırılan, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında kanun 2 Temmuz 2012 de TBMM de kabul edildi. Cumhurbaşkanı tarafından 4 Temmuz da onaylandı ve yürürlüğe girdi. Bu yasa tasarısı Mecliste görüşülürken AKP nin son yaptığı bir hamle ile CMK nın ve 252. maddeleri yürürlükten kaldırıldı. Yani Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırıldı. Kaldırılan mahkemeler yerine Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri veya Terör Mahkemeleri nin kurulması karara bağlandı. Günün ihtiyacına uygun olarak, tabela birkez daha değiştirildi. Tarih, sınıf mücadelesi tarihidir. Baskı ve sömürünün ortaya çıkışı ile birlikte, sınıflar mücadelesi de ortaya çıktı. Sınıf mücadelesi tarihsel süreç içerisinde, değişik büçimlere bürünerek bugüne kadar geldi. Sınıflı toplumda iktidarı elinde bulunduran burjuvazi, burjuvazinin çıkarlarını korumak amacıyla, yasama, yürütme ve yargı güçlerini ellerine alarak kullandılar. Bu güç ve yetkilerin tek elde toplanması, zulmün, baskının ve keyfi uygulamaların kaynağı oldu. Bizler yeni bir dünyanın yaratılması için mücadele yürütüyoruz. Bizim yeni dünyamızda, hukukun üstünlüğü gerçek anlamda sağlanacaktır. AKP hükümeti, Terörle Mücadele Kanunu nda ve ÖYM lerde cisimleşen polis-yargı gücü ile devlet bünyesindeki egemenlik alanını giderek genişletmiştir. Devlet içinde güç hesaplaşmaları ve hangi güç odağının baskın olduğu/olacağı işçi ve emekçiler için özünde bir şeyi değiştirmemektedir. Çünkü egemen güçlerin tümü, toplumsal muhalefeti susturmak istemektedir. Bu yüzden ÖYM gibi kurumlara her zaman ihtiyaç duyacaklardır. Onların derdi bu mahkemelerin hangi güç odağının yanında, denetiminde olacağıdır. Hakim sınıflar, ÖYM gibi mahkemelere ve antidemokratik yasalara her zaman başvuracaktır. Bu düzende hukuk, burjuva sınıfının çıkarına göre şekillenmektedir. Toplumsal muhalefetin güçlü olduğu durumlarda, temel hak ve özgürlüklere dair birtakım yasal kazanımlar elde edilse de, kurulu düzen sürdükçe, bunların hiçbir kalıcılığı olamaz. Çünkü bu düzende bağımsız bir yargıdan ve hukuktan bahsedilemez. Temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ancak bu sisteme son verilmesi ile olur. Bizler yeni bir dünyanın yaratılması için mücadele yürütüyoruz. Bizim yeni dünyamızda, hukukun üstünlüğü gerçek anlamda sağlanacaktır. Bizim yeni dünyamızda, yargı gerçek anlamda işçilerin, emekçilerin çıkarları temelinde hareket edecektir. Bizim yeni dünyamızda, işkence, kötü muameleye yer yoktur. Bizim yeni dünyamızda, yargılamada adil yargılanma temel kural olacaktır. Bizim yeni dünyamızda, yargılamaların en kısa sürede sonuçlandırılması için gerekli önlemler alınacaktır. Bizim yeni dünyamızda, sosyalist demokrasi en geniş şekliyle uygulanacaktır. Hiç kimse fikir ve savunduğu aykırı görüşler yüzünden yargılanmayacaktır. Özlemini duyduğumuz bu yeni dünyanın yaratılması için mücadele etmeye değer. Bu sistemden memnun olanlar kalsın olduğu yerde. Memnun olmayanlar bizimle yürüsünler ve davamıza destek versinler. Er veya geç hasret kaldığımız yeni dünya mutlaka kurulacaktır. 20 Ekim gündem

18 halkların kardeşliği için DUYDUNUZ MU? HAPİSHANELERDE AÇLIK GREVİ VAR! 18 PKK ve PAJK lı tutsaklar 12 Eylül 2012 de hapishanelerde açlık grevine başladılar. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak sağlık, güvenlik, özgürlük koşullarının sağlanması, Kürt halkının anadilde eğitim ve savunma taleplerinin karşılanması için hapishanelerde PKK ve PAJK lı tutsakların 12 Eylül de başlattıkları süresiz, dönüşümsüz açlık grevleri yüzlerce tutsağın katılımıyla devam ediyor. 12 Eylül öncesi 63 Kürt tutsak açlık grevine başlamıştı. 12 Eylül sonrası açlık grevine başlayan mahkumların sayısı giderek artmaya başladı. 19 Aralık 2000 de devlet güçlerinin devrimci tutsaklara karşı giriştiği barbarca saldırı sonucu devletin yıllardır hazırlandığı F tipi tecrit zindanlarına geçiş operasyonu gerçekleştirildi. Şimdi Kürt tutsakların önemli bir bölümü F tipi tecrit zindanlarında bulunuyor. F tipi tecrit hapishanelerinin açılması ile yetinilmedi. F tipi hapishanelerden sonra yüksek güvenlikli D, L tipi hapishaneler devreye sokuldu. Kürt tutsakların hapishanelerde yürüttükleri açlık grevleri, burjuva medyanın manşetlerinde yer alamıyor! AKP hükümetinin hapishanelerde yürüttüğü, devrimci ve Kürt tutsakları yalnızlaştırma, tecrit ve izole etme uygulamaları görmezden geliniyor. Mahkum yakınları, Kürt basını ve devrimci basın, hapishanelerde yankılanan mahkum çığlıklarını duyurmaya çalışıyor. Egemen sınıfların medyasında Kürt tutsakların açlık grevinin suskunlukla geçiştirilmeye çalışılması; medyada bu eylem yokmuş gibi davranılması; gerçekte psikolojik savaşın ürünü olan bir tavırdır. Dışarda bu eylem, egemen sınıfların bilinçli suskunluk siyaseti sonucu olarak da, ne yazık Çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler ve emekçiler, açlık grevleri karşısında sessiz kalamazlar, kalmamalıdırlar. Çünkü Kürt tutsaklar, Kürt halkının çıkarlarını savundukları için, baskı altında tutan devletin gerçekte kimlerin devleti olduğunu söyledikleri için hapsedildiler. Çeşitli ulus ve milliyetlerden emekçiler, kendi çıkarları için mücadelede tutsak düşen Kürt tutsakların açlık grevlerine ve eylemlerine destek vermeli; dışarıda geniş çaplı mücadeleyi örgütlemelidir. ki halk yığınlarının büyük çoğunluğu açısından, gündemde olmayan bir eylem durumundadır. Destek ne yazık ki, devrimci örgütlerin kendi çevreleri; tutsak yakınlarının örgütlü kesimi ve kimi demokratik kitle kuruluşları, aydınlar vb. ile sınırlıdır. Ve egemen sınıflar desteğin bu kesimlerle sınırlı kalması ve hatta daha da geriletilmesi için ellerinden geleni yapmaktadır. Devrimcilerle devlet arasında hapishanelerde yürüyen irade savaşında bugüne dek onlarca devrimci yaşamını yitirdi, yüzlercesi sakat kaldı, bilinçlerini yitirdi. Faşist devletin saldırıları karşısında devrimci tutsakların direnişi dışarıda yeterli desteği bulamadı. Geniş işçi ve emekçi kesimler devrimci katliamına sessiz kaldı, kalıyor. Bu durum faşist devletin sessizlik içinde katliamlarına, teslim alma politikalarına

19 T.C devleti 89 yıllık tarihi boyunca işçiler, emekçiler üzerinde baskı ve dipçiğini eksik etmedi. Türk devleti, devrimcileri, ilerici ve komünistleri katletti. Kürt halkı katliamdan geçirildi. AKP hükümeti devraldığı faşist sistemi aynen uygulamaya devam ediyor. Hapsedilen tutsaklar tecrit ve imha politikalarıyla teslim alınmaya çalışılıyor. Sınıf bilinçli işçiler, devletin devrimci tutsaklara yönelttiği saldırıların karşısında olmalı, açlık grevlerine destek amacıyla dışarıda mücadeleyi örgütlemelidir. Çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler ve emekçiler, açlık grevleri karşısında sessiz kalamazlar, kalmamalıdırlar. Çünkü Kürt tutsaklar, Kürt halkının çıkarlarını savundukları için, baskı altında tutan devletin gerçekte kimlerin devleti olduğunu söyledikleri için hapsedildiler. Çeşitli ulus ve milliyetlerden emekçiler, kendi çıkarları için mücadelede tutsak düşen Kürt halkların kardeşliği için Tarih, sınıf mücadelesi tarihidir. Baskı ve sömürünün ortaya çıkışı ile birlikte, sınıflar mücadelesi de ortaya çıktı. Sınıf mücadelesi tarihsel süreç içerisinde, değişik büçimlere bürünerek bugüne kadar geldi. Sınıflı toplumda iktidarı elinde bulunduran burjuvazi, burjuvazinin çıkarlarını korumak amacıyla, yasama, yürütme ve yargı güçlerini ellerine alarak kullandılar. Bu güç ve yetkilerin tek elde toplanması, zulmün, baskının ve keyfi uygulamaların kaynağı oldu. objektif olarak destek sunuyor. Devletin barbarlığı sessizlik içinde boğuluyor. Sessizlik içinde boğulan sadece devrimci tutuklu ve hükümlülerin katli, onların haklı talepleri değil. Haklı talepleri savunma temelindeki direnişte devrimci tutuklu ve hükümlülerin yaşamlarını yitirmesi, sakat kalması karşısında sesini biraz olsun yükseltmeye çalışan, mahkum yakınları, Kürt basını ve devrimci basın sessizlik ortamında seslerini duyuramıyor. Şüphesiz böyle bir ortamın oluşmasında, devletin cezaevleri saldırılarına karşı başından beri destek veren, katliamlarda gerçekleri açıkça çarpıtarak devleti aklayan sahibinin sesi burjuva medyanın da önemli etkisi oldu, oluyor. Hapishanelerde Kürt tutsakların öne sürdüğü iki reform talebi var. Kürt halkının ana dilde eğitim talebi demokratik bir taleptir. Bu talebe ek olarak Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin sonlandırılması talebi de desteklenmesi gereken bir taleptir. 27 Temmuz 2011 den bu yana Abdullah Öcalan avukatları ile görüştürülmüyor. tutsakların açlık grevlerine ve eylemlerine destek vermeli; dışarıda geniş çaplı mücadeleyi örgütlemelidir. Görev, açlık grevi eylemi konusunda egemen sınıfların toplumun etrafına çektiği sessizlik zincirini parçalamak; açlık grevlerinin haklı taleplerini emekçi yığınlara mal edebilmek için yapılabilecek her şeyi yapmaktır. Hapishanelerden yükselen çığlıklara kulak verilmelidir. Hapishanelerdeki mücadele, sonuçta kazanılmış kimi hakların savunulması mücadelesidir

20 güncel AB İlerleme Raporu Üzerine 20 AB emperyalist bir birliktir. Bu birliğin başını Almanya ve Fransız emperyalistleri çekmektedir. AB, Alman ve Fransız emperyalizminin diğer emperyalist büyük güçlerle dünya hegemonyası dalaşında rekabet güçlerini arttırabilmesinin, hem AB içinde hem de AB dışındaki emekçilerin daha yoğun sömürülebilmesinin bir aracıdır. AB içindeki emperyalist büyük güçlerin kendi aralarındaki çelişmeler sürüp gitmektedir. AB içindeki emperyalist güçler, tek başlarına ABD ile ve Japonya ile, Çin ile rekabet edecek güçte değildir. Bu yüzden AB içinde diğer emperyalist güçlerle ittifak yapmaktadır. AB, Avrupa daki emperyalist burjuvazinin bir projesidir. Bu proje, Türkiye gibi bağımlı ülkelerde de, emperyalizme bağımlı, işbirlikçi büyük burjuvazinin, büyük toprak beylerinin projesi oldu. Bugün de bu durumda bir değişiklik yoktur. Bir ülkenin anayasası devlet erkinin faaliyetini düzenleyen bir programdır. Anayasa, insanlar arasında fiilen var olan toplumsal ilişkileri yasalar biçiminde güvenceye alır ve yasama organlarının çalışmalarının hukuki temelini oluşturur. Anayasasının incelenmesi yoluyla, bir devletin yapısını ve özünü anlamak mümkündür. Herhangi bir anayasanın incelenmesinde göz önünde bulundurmamız gereken temel soru şudur: Söz konusu anayasa, hangi çıkarlara hizmet etmektedir? Günümüzde Türk anayasası, ırkçı ve faşist bir anayasadır. Bu yüzden ülkelerimizde faşizmin uygulanmasının temel yasal dayanağı anayasadır. AB anayasası, sermayenin çıkarlarını temel almakta ve sermayeye hizmet etmektedir. İşçilere ve emekçilere burjuva demokrasisi değil, işçi sınıfının ve emekçilerin çıkarlarını merkeze koyan bir demokrasi gereklidir. Aralık 1999 da Helsinki Zirvesinde Türkiye ye aday ülke statüsü verildi. Türkiye ile katılım müzakereleri Ekim 2005 te başladı. Türkiye ile AB nin önceki adı olan AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) arasında Ortaklık Anlaşması 1963 yılında imzalandı ve Aralık 1964 te yürürlüğe girdi. Türkiye ve AB, 1995 yılında bir gümrük birliği oluşturdular. AB, Türkiye hakkında 1998 den beri İlerleme Raporları hazırlamaktadır. AB kendi içindeki gerici burjuva demokrasisi kriterleri temelinde, Türkiye de ki insan hakları karnesini incelemektedir. Avrupa Komisyonu nun Türkiye ye ilişkin 2012 İlerleme Raporu 10 Ekim de açıklandı. Açıklanan rapor hem AB Bakanlığı hem de Dışişleri Bakanlığı nca tepkiyle karşılandı. AB Bakanı Egemen Bağış, raporun bir karne olmadığını belirterek özellikle siyasi kriterlerinin hayal kırıklığı ile karşılandığını belirtti. Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıllar içinde yayınlanan raporlarla kıyasla olumlu unsurlardan ziyade, olumsuz unsurlara odaklanıldığı ve ağırlık verildiğinin müşaade edildiğini, bu haliyle raporun dengesiz olduğunu belirtti. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, katıldığı bir televizyon programında, rezil, çöpe atılacak bir rapor. Çöp yok ama aşağıya atıyorum... şeklinde seviyeli (!) bir tavır takındı. AKP hükümetini kızdıran ve medyada şimdiye kadar yayınlanan en sert İlerleme Raporu olduğu belirtilen raporun siyasi kriterler bölümü hakkında kısaca durmak istiyoruz. İlerleme Raporunun Türkçesi Avrupa Birliği Bakanlığı internet sitesinde yayınlandı. (bkz. Raporun siyasi kriterleri Komisyon raporunda, değerlendirme süresi olarak, Eylül 2011 ile Ekim 2012 arasındaki bir yıllık dönem ele alınıyor. Bu dönemde gündemde olan dava süreçleri ile hukuk ihlallerine uzun ve detaylı bir şekilde yer veriliyor. Komisyon, temel haklarda ilerleme olmadığını, düşünce özgürlüğüne yönelik artan ihlallerin endişe verici olduğunu, basın özgürlüğünün de uygulamada kısıtlanmaya devam ettiğini ve bağımsız, tarafsız ve etkin bir yargı sistemi için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Raporda yazar ve gazetecilere çok sayıda dava açıldığına ve oto sansürün yaygınlaştığına da dikkat çekiliyor. İlerleme Raporu nun üzerinde durduğu siyasal

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 40851/08 Ġlhan FIRAT / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI

CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI GİRİŞ : Yakın kavram olarak, ceza yargılaması hukukumuzda mükerrer dava kavramı vardır. Mükerrer dava; olayı, tarafları, konusu aynı olan

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI İÇİNDEKİLER I. GENEL AÇIKLAMALAR 1. Bireysel başvuru nedir? 2. Bireysel başvurunun temel nitelikleri nelerdir? 3. Bireysel başvuru yolu hangi ülkelerde uygulanmaktadır? 4. Ülkemizde bireysel başvuru kurumuna

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq q 2014 YILI TÜRKİYE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BİLANÇOSU wertyuiopgüasdfghj klsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjk lsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjkls izxcvbnmöçqwe rtyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwert

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN*

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* 1.Giriþ ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* Toplu olarak kullanýlmasýndan dolayý kolektif sosyal haklar arasýnda yer alan sendika hakký 1 ; bir devlete sosyal niteliðini veren

Detaylı

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR Bilgi Notu-2: Cinsel Suç Mağduru Çocuklar Yazan: Didem Şalgam, MSc Katkılar: Prof. Dr. Münevver Bertan, Gülgün Müftü, MA, Adem ArkadaşThibert, MSc MA İçindekiler Grafik Listesi...

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi

Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi Yrd. Doç. Dr. Selman DURSUN İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uluslararası Suç ve Ceza

Detaylı

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR!

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! Siyasi iktidar, uzunca bir süredir baskıcı, otoriter ve antidemokratik politika ve uygulamalarına itiraz eden, sesini yükselten kesimlere karşı

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu.

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu. AVUKAT HATİCE CAN Av.haticecan@hotmail.com Atatürk cad. 18/1 Antakya 0.326.2157903-2134391 AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA FETHİYE DOSYA NO : 2011/ 28 KATILAN : B. S. KATILMA İSTEYEN Türkiye Barolar

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU

BİRİNCİ BÖLÜM ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IÇINDEKILER... KISALTMALAR... GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU 1.1. GENEL OLARAK ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU... 5 1.2. MUKAYESELİ HUKUKTA BİREYSEL

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

: İstanbul Barosu Başkanlığı

: İstanbul Barosu Başkanlığı 31.05.2013 815 İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İHBARDA BULUNAN : İstanbul Barosu Başkanlığı İHBAR EDİLENLER : Şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenler, bu

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19 İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. Devletin şekli... 1...19 II. Cumhuriyetin nitelikleri... 2...19 III. Devletin bütünlüğü, resmî dili,

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları)

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları) 27 Ağustos- 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiştir. Dünya halkları, Birleşmiş

Detaylı

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

KAMU DÜZENİ K AVR AMI

KAMU DÜZENİ K AVR AMI Dr. Özge OKAY TEKİNSOY Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi İDARE HUKUKUNDA KAMU DÜZENİ K AVR AMI İÇİNDEKİLER SUNUŞ... vii ÖNSÖZ...xi İÇİNDEKİLER... xiii KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU İNSAN HAKLARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS AYLARI İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2014 GİRİŞ: Türkiye de son üç ayda (Haziran, Temmuz, Ağustos) insan hakları ihlalleri istikrarlı bir biçimde

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler Yargı ÜNİTE 9 Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Yargı bağımsızlığı kavramını tanımlayabilecek, Yargı içinde yer alan farklı mahkemeleri ve bunların görevlerini öğreneceksiniz. İçindekiler Yargı Yetkisi

Detaylı

Türkiye. İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü

Türkiye. İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü Ocak 2009 ülke raporu Türkiye 2008 yılında yaşanan ağır bir siyasi kriz nedeniyle yılın büyük bir bölümünde insan hakları reformları kesintiye uğradı. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Temmuz

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Ceza İnfaz Hukuku. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında. Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN

Ceza İnfaz Hukuku. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında. Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Alipour ve Hosseinzadgan / Türkiye. (6909/08, 12792/08 ve 28960/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI

Alipour ve Hosseinzadgan / Türkiye. (6909/08, 12792/08 ve 28960/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI Alipour ve Hosseinzadgan / Türkiye (6909/08, 12792/08 ve 28960/08) AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI Aşağıdaki metin kararın resmi olmayan özetidir. Alipour dosyası Veteriner olan Başvuru sahibi 1999

Detaylı

Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı

Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı Nihat Kayar Mersin Üniversitesi, Đ.Đ.B.F. Kamu Yönetimi Bölümü Giriş Anayasa Mahkemesi ilk defa 1961 Anayasası ile kurulmuş ve ilk

Detaylı

T.C. KİLİS VALİLİĞİ GKK ALIMI BAŞVURU SEÇME SINAVLARI KILAVUZU

T.C. KİLİS VALİLİĞİ GKK ALIMI BAŞVURU SEÇME SINAVLARI KILAVUZU T.C. KİLİS VALİLİĞİ GKK ALIMI BAŞVURU VE SEÇME SINAVLARI KILAVUZU 2015 BAŞVURULAR 11 ARALIK 21 ARALIK 2015 TARİHLERİ ARASINDA KİLİS VALİLİĞİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ VE İL MERKEZ JANDARMA KOMUTANLIĞINA YAPILACAKTIR.

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG 30 Kasım 2006 OLAYLAR Başvuran Nezir Künkül 1949 doğumlu bir Türk

Detaylı

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Esas Sayısı : 2015/109 Karar Sayısı : 2016/28 1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa nın 2. maddesinde

Detaylı

2005 Yılı Türkiye Đnsan Hakları Đhlalleri Bilançosu

2005 Yılı Türkiye Đnsan Hakları Đhlalleri Bilançosu 2005 Yılı Türkiye Đnsan Hakları Đhlalleri Bilançosu I. YAŞAM HAKKI ĐHLALLERĐ Ölü Yaralı Yargısız Đnfazlar 45 21 Faili Meçhul Cinayetler 1 Gözaltında Ölümler 5 Cezaevleri 13 2 *Çatışmalar 499 251 Güvenlik

Detaylı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri Bu rapor 17 Şubat 2016 tarihinde çoğu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nda (RTÜK) görev yapmış olan veya medya ve iletişim alanında uzmanlığı

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE 2 KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 11 Mayıs 2011 tarihinde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başvuru Numarası: 2013/8492 Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM Başkan : Alparslan ALTAN ler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM M. Emin

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Çalışan Kavramının

Detaylı

Bu raporda yer alan bilgiler, İHD Marmara Bölgesi ne yapılan bireysel başvurular,

Bu raporda yer alan bilgiler, İHD Marmara Bölgesi ne yapılan bireysel başvurular, İNSAN HAKLARI DERNEĞİ MARMARA BÖLGE İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2011 Roboski de ÖLDÜRÜLEN 34 INSANIMIZIN ANISINA Bu raporda yer alan bilgiler, İHD Marmara Bölgesi ne yapılan bireysel başvurular, İHD Marmara

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI:

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: I- KARAR: Hazırlayan: Mecnun TÜRKER * Bu çalışmada

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 21 Ekim 2013 Nr. ref.: RK484/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: 135 /12 Svetozar Nikolić Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. No: 36/2010 sayı ve 12 Eylül 20 12 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri T#'C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ ESAS NO î 1988/37 KARAR NO î 1988/38 ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan sanıkların askerî cezaevinde işledikleri suça ait davanın,aynı

Detaylı

MALKARA BELEDİYE BAŞKANLIĞI BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

MALKARA BELEDİYE BAŞKANLIĞI BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK MALKARA BELEDİYE BAŞKANLIĞI BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve kapsam MADDE 1-

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak J.T.G.Y.K. 1 Amaç MADDE 1 - Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Teşkilatının görev, yetki ve sorumluluklarına, hizmetin getirdiği bağlılık ve ilişkilere, teşkilat ve konuşa ait esas ve usulleri düzenler.

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARYAĞDI TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 22956/04) KARAR STRAZBURG 8 Ocak 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG 13 Nisan 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı....eski Hâkimi hâlen emekli... (... ) ile... Hâkimi... (...) hakkında, Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun Dallara Ayrılması (Kamu Hukuku-Özel Hukuk) Kamu Hukuku Özel Hukuk Ayrımı Hukuk kuralları için yapılan eski ayrımlardan biri, hukukun kamu

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÖLÜNÇ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 47695/09) KARAR STRAZBURG 20 Eylül 2011 İşbu karar nihai olup

Detaylı