HAKSIZ" "HALKSIZ" "HALSİZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HAKSIZ" "HALKSIZ" "HALSİZ"

Transkript

1 mm n ı H ı İKTİDAR HAKSIZ" "HALKSIZ" "HALSİZ Bugünün Biftyasında Din Kavramı ve Dindarlık Meselesi M u h a m J n H a te n il^ ^ ^ (İran Cumhurbaşkanı) ı n d a ş Y ıld ız EYLÜL - EKİM 1997 SAYI: 39 FİYATI: TL. (Kdv Dahil) i

2 v i r t v u z t t d t u t... "Celâli isyanlarından bıı yana milletin üzerine sinmiş korkuyu kaldırmak lazım. Bu korkuya dayalı olarak siyaset yapanları da iyi tanımak gerekir li yılların ortalarında dönemin Başbakanı Adnan Menderes bir konuşmasında bu tespitte bulunmuştu. Ve yine bir başka konuşmasında Türkiy e de, halk kendisini seçmemiş de olsa, kendini meşru iktidar görenlerin var ve etkin olduğunu bilmek gerekiyor" diyordu. Türkiye'de bugün yaşanan duruma baktığımızda Ibıı Haldun un Geçmişler geleceğe, suyun suya benzediği kadar benzer sözüıüi doğrulayan yukarıdaki tespitlere birebir uyan hadiseler yaşıyoruz. Gerçekten bugün, halkın vermediği iktidarın sahipleri, hukuku yok sayan bir maııtıkkı toplumun büyük bir kesimi üzerinde korku rüzgarları estirmeye çalışmaktadırlar. Toplumun dörtte birinin oyunu akın bir parti, hiçbir makul gerekçe olmadan Anayasa Mahkemesi kıskacına sokulmuş ve o partiye oy verenler adeta suçlu pozisyonuna düşürülmüştür. Hemen hemen tümüyle halkın yardımlarıyla ve devletin okulları olarak inşâ edilmiş eğitim kurumlan olan imam Hatip Liselerini orta kısımları yine hiçbir ciddi gerekçe göstrilmeden kapatılmıştır. Ayrıca lise bölümünün de akibeti meçhıd bırakılarak, insanların oraya yönelmeleri engellenmiştir. Bu okullardan mezun insanlar ise sakıncalı durumuna düşürülmüştür. Ve nihayet MGK genel sekreterliği tarafından hazırlandığı söylenen bir tasarıya göre, dinî hayata taalluk eden en ufak bir davranış bile şiddetli cezayı gerektiren suç kapsamına alınmak istenmektedir. Bütün bu saydığımız olaylar ve benzerleri toplumun büyük bir kesimi üzerinde korku ve dehşet yaratmaya dönük, planlı, programlı hadiselerdir. Gerçekten de, eski içişleri Bakanı Mera! Akşener iıı tabiri ve tarifiyle elitist, oligarşik dikta nm dikte ettiği bir taşeron iktidarın uygulamaya koyduğu bu dayatmalar toplumun keskin kamplara bölünmesi tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Nitekim laik-antilaik diye isimlendirilin ey e çalışılan bu kamplaşma normal halk kitleleri arasında bile psikolojik olarak kendini hissettirmeye başlamıştır. Ve her baskı döneminin tabii bir sonucu olan iftira, ihbar kampanyaları revaç bulmaya başlamıştır. O kadar ki, istihbarat toplama işi devletin resmî görevlilerinin çoluk çocuklarına kadar indirgenmiştir. Herkes kendisinin daha ilerici olduğunu ispat etme gayretine düşmüştür. Islâm a ilişkin bir konuda en ufak bir davranış ve söz.devlet katında "tenzil sebebi olmaya başlamıştır. Çok hassas olan bazı kavramlar ve konular düşünülmeden, tartışılmadan, dayatılan biçimiyle kabul edilmeye başlanmıştır. (Bu ortamın oluşmasına bir kısmı medyanın olağanüstü katkılarını da unutmamak gerekir.) Dolayısıyla zaten kısıtlı olan fikir özgürlüğü daha da kısıtlı hale gelmeye başlamıştır. M. Kemal in ekonomi danışmanı A.H.Başar şunları söylüyor: Bana nazaran kendilerini Islâm kültürüne daha yakın tanıdığım arkadaşlara mesela, Haşan Ali ve hatta Memduh Şevket Beylere bile bu bahiste birşey açamıyordum. Mürteci ve dindar gözükmemek için herkes elinden geleni yapıyordu. Ayrıca bu çok mantıksız, manasız, hukuksuz dayatmalar insan ruhunda isyanlar meydana getirecek bir periyotta devam etme eğilimini göstermektedir. Sayın Akşeııer in söylediği kadarıyla 28 Şubat MGK smda alman kararlar ısrarla ve her ne pahasına olursa olsun yürürlüğe konacaktır. Ve uygulamaya konacak her karar toplumdaki parçalanmışlığı derinleştirecek sonuçlar doğuracaktır. Bu toplumsal parçalanmışlık ve kutuplaşma kendini güçlü hisseden bir takım dayatmacıların, işine gelse de, toplumun menfaatlerine uymadığını hepimiz biliyoruz. Burada önemle üzerinde durulması gereken konu şudur: Bu, dayatmalara halkımız ilk defa muhatap oluyor değildir. Türkiye ]940'lı yılların faşizmini

3 yaşamıştır. Türkiye yi yönetenlerin ve yönetime râm olanların dışında, herhangi bir kimseye en ufak bir hürriyet kırıntısının bile verilmediği bir dönemi yaşamıştır. Milli Ş e f in iradesinin kanun olduğu, milletin bir düşman kabul edildiği en ufak bir özgür düşünce kırıntısının cahilâne itiraz" ve rejime muhalefet" kabul edildiği ve her câhilâne itiraz ve teşebüsün kanunen ve cebren" bertaraf edildiği dönemleri yaşamıştır. Dolayısıyla bugünkü içine sürüklenmek istendiğimiz ortam nihayet Milli Ş e f döneminin kötü bir taklidi olmaktan öteye gitmeyecektir. Bundan ise milletin elde edeceği müsbet hiçbir kazanım yoktur. Hukuksuzluğu, zulmü ve dayatmayı yapanlara tarihte olduğu gibi sadece bir utanç kalacaktır. Aksini iddia edenlere Cumhuriyet dönemi demokrasi tarihinin kesintili bölümlerini okumaları tavsiye olunur. Son olarak şunu söylemek istiyoruz. Bu şedid, hukuksuz ortamın uzun süreli olması ihtimali yoktur. Bu bir ara dönemdir. Bu ara dönemin süresini uzatmak, dayatmalarına meşruiyet kazandırmak için müslüman insan unsurunu tahriklerle kanunsuzluğun içine çekmek isteyebilirler. Buna asla fırsat vermemek gerekir. Hele şiddeti çağrıştıracak en ufak bir harekete bile teşebbüs edilmemelidir. Ancak kanuni, meşru, hukuki tüm hak koruma vasıtaları bu dayatmalar karşısında kullanılmalıdır. Bu dayatmaların fikri, teorik ve eylem zemini irdelenmeli ve teşhir edilmelidir. Daha önce yapılan hatalardan ders alınarak çifte standartlı davranışları ortadan kaldırma gayretinde olmalıyız. Hukukun bir gün hepimize lazım olacağının kesinlikle bilincinde olmalıyız. Bu bağlamda hatırlanacak örnek bir olay DEP lileıin meclisten atılması olayıdır. Eğer RP, DEP'tilerin düşüncelerine karşı olduğunu ilan ederek, ama onların fikirlerini mutlaka bu meclis platformunda söylemeleri gerektiğini ve DEP le yapılacak siyasi mücadelenin meclis platformunda yapılması gerektiğini söylemiş olsaydı, elbette daha tutarlı olurdu. Kısaca dayatmayı, benden yana ve ondan yana diye niteleyip tavır almak yerine, dayatmanın her türüne karşı olm ak gerekmektedir. Tutarlılık budur. Eski hataların kritiğini yaparak yeni döneme ilişkin politikalar üretmek, bu tereddüt ve korkunun kol gezdiği ortamı aşmak, müslüman siyasilerin ve entellektüellerin öncelikli görevidir. Tarihimizin kırılma noktalarından birini yaşadığımız şu anda, çok küçük ve güncel m enfaatler karşılığı dayatmaların yanında yer alanlar çok yakın bir gelecekte utanacaklardır. Umalım ki, dayatmalar karşısında bugüne kadar çok iyi bir imtihan vermemiş olan bugünkü meclisi teşkil eden milletvekilleri bundan sonra gelecek olan dayatmalara, temsil ettikleri kurumun onuruyla mütenasip bir karşılık verebilmiş olsunlar. Şöyle elli yıllık tarihe bakarlarsa, yaşadığımız dönemin geçici bir ara dönem olduğu ve bu dönemlerde tutarlı davranış gösterenlerin milletin gönlünde yaşadığım görürler. Hukuk dışı dayatmacı zihniyet sahiplerine de şunu hatırlatmakta yarar var: Tarih, dayatmaların ve zulümlerin uzun ömürlü olamadıklarını gösteriyor. Öyle ki, bütün milleti muhalif ve bütün muhalifleri yoketme sevdasında olanların, ismi cismi unutulmuş ama, onlara karşı çıkanların bugüne intikal eden şahane dörtlükleri kalmıştır, işte bir örnek: Padişahım, bir drahta (ağaç) döndü kim güya vatan, Bir baltadan bir şâhı (dal) hâlî kalmıyor. Gam değil amma bu mülkün böyle elden gitmesi; Gitgide zulmetmeye elde âhâli kalmıyor." Mülkü ve iktidarı korumak adına ahaliyi yoketmelc isteyenlere ithaf olunur. Selamlar Üm ran Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü (Ümran YâVıncdık, T un/j», Tic. Ud.ŞU.). A bdullah YILDIZ Yaym Yönelmeni M esut KARAŞAHAN Yayın Kurulu C ev at Ö zk ay a, A b d u lla h Y ıldız, M esut K araşah an, S e rd a r Ö z d e m ir, M etin Ç ığrıkçı, A ziz E rd o ğ a n, Ş ak ir A ltın taş İdare Merkezi Kıztaşı Cad. N o :56/l Fatih-İstanbul Tel: Yazışma Adresi Kıztaşı Cad. Kuriş Ap. 51/4 Fatih-İstanbul Tel: Faks: e mail: alnet.net A bone Şartlan Yıllık(6 sayı): TL Yurt dışı yıllık: 30 DM-20 $ POSTA ÇEKİ NO: Veli Kahraman Fiyatı: TL Dizgi, içdüzen: Ümran Baskı: Y ıldızlar M atbaacılık A.Ş. Tel:

4 & cc 4, a ^ t ^ *» Halka Rağmen Halk İçin Eğitim 4,*;. Burhaneddin Can Kamu Alanlarının Siyasallaştırılması Çerçevesinde Sorunlarımıza Bir Bakış 16 Mustafa Aydın Türkiye de Değişmeyen İktidar ve İktidara M uhalefet Olabilmek: Serbest Fırka Örneği 22 Celaleddin Vatandaş Zulmün Hukuku Yok 35 Mesut Karaşahan K esintisiz Hak-Batıl M ücadelesi ve JVaişI k 01*01 TV» lcpjvllci İriler 39 /ıuuulldll AhHııllah YAIIUİZj ıld ı/ M uharrem Balcı ile M GK ve Demokrasi Üzerine 50 Ekrem Özkaya Düşünerek Var Olmak ya da Demokrasi 55 Abdurrahman Arslan Darbe Tehditi Altında Bugünün Dünyasında Din Kavramı Vicdan Hürriyeti 58 Ekrem Sağıroğlu ve Dindarlık Meselesi 60 Muhammed Hatemi İran Seçimlerinden Dersler 66 Muhammed Haşan Ahlâkdışılığın Kökeni 68 Haluk Burhan Yapıcılığı Ön e Çıkarmak 71 Ahmet Mercan İngiltere Mektubu 73 Kani Torun Çatal Yüreklilere 76 Caner Arabacı Kitap Dünyası 77 İdris Kahraman <

5 gündem Halka Rağmen Halk İçin Eğitim Burhaneddin Can Orduların mızrağı ancak bir m il öteye gider. Eğitim ordusunun etkisi yüzyılları kuşatır. Nizamü l Mülk Giriş Başbakanlık Kriz Yönetimi Yönetm eliği ile başlayan sürekli darbe teorisi, postm odern bir darbe olarak 28 Şubat ta kendisini hissettirdi ve hükümet değişikliği ile varlığını kabul ettirdi. Yeni kurulan 12 mart benzeri hükümet, 28 Şubat kararlarını uygulamaya başlardı. Postmodern darbenin ilk ciddi uygulaması 8. yıllık zorunlu kesintisiz eğitimin hayata geçirilmesi oldu. 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitimin ne getirip ne götüreceğini anlayabilmek için Türkiye deki eğitim sistemini, felsefesini, hedeflediği insan tipini iyice tahlil etmemiz gerekm ektedir. Bu ça lışm a bu amaçla yapılmış olup birkaç sayı devam edecektir. Eğitim Kavramı Tarihi gelişim içerisinde eğitim için değişik tanımlar yapılmıştır. Bu farklı tanımlar genelde içinde bulunulan şartlardan veya sahip olunan idolojiden etkilenerek yapılmıştır. Bütün tanımları burada alıp incelemek mümkün değildir. Bununla beraber bir kısmını ele alıp ortak bir sonuca ulaşm ak mümkün olabilir. Eğitim, Türkçe eğmek mastarından türetilen bir kelim edir. Eğip bükme, biçim verme anlamına gelmektedir. Eğitim, bireyin d av ran ışla rın d a değişim meydana getirme süreci olarak da tanımlanmaktadır. (1,2) Eğitim kavram ı Türkçe bir kavram olarak am açlananı, zihinlerde olanı tam yansıtmamaktadır. Birey davranışlarını daha iyiye, daha güzele, daha doğruya, daha yükseklere gidiş olarak bir değiştirm e anlamını ilk bak ışta içerm iy o r. Bu açıdan, A rapça daki, neşvünem a vermek, büyütmek, yükseltmek anlamına gelen terbiye ile İngilizce ve Fransızca da yükseltmek, yetiştirmek anlamlarına gelen éducation, (éducation) kelimelerinin eşdeğeri değildir.(3) Çünkü bu kav ram lard a değişim in yönü olumlu istikametledir. Bunu bir dil sorunu olarak şimdilik bir tarafa bırakalım. Eğitimin kişilik oluşturma, karakter teşekkülü veya kişi davranışlarını daha iyiye, güzele, doğruya doğru değiştirme süreci, bir öğretim sürecini de bünyesinde bulundurur. (4) Dolayısıyla bir bilgilenm e sürecidir de eğitim. (5) Gerek daha iyiye gidiş olarak davranış değiştirme, gerekse bilgilenme, bireyi toplumla, tabiatla etkileşim içine sokar. Öyleyse eğitim bu süreci de kapsam alıdır. (6) Davranışların etkilenmesi ve bilgilenme yalnız içinde bulunulan toplum ve coğrafyanın ürünü değildir. Tarihle ve diğer dünya toplumları ile ilişki, gerek bireyi, gerekse toplumu farklı açılardan etkilemektedir. Dolayısıyla eğitim bu süreci kapsamak zorundadır. Tarihte meydana gelen birikim i, kazanımı (kültür) bir davranış değiştirme ve bilgilenme aracı olarak eğitim içerm elid ir.(7) Eğitim, Teraküm eden, biriken beşer kültürünü yeni nesillere aktarma ve doğuştan getirdiği kapasiteleri inkişaf ettirme faaliyeti dir. (8) Öyleyse eğitim; fert ve toplum bazında şahsiyeti inşa etme, geliştirm e ve geleceğe hazırlama süreci olarak tanımlanabilir. Öğretim faaliyetin i de eğitimin kapsam ı için e sokarsak, eğitim, ferdin kişiliğini toplumsal değerleri gözöniine alarak inşa etmek ve bu şahsiyeti koruyarak bir meslek edindirmek ve 4 ümran

6 halka rağmen halk için eğitim toplumu kültür değerlerini koruyarak geleceğe hazırlama olgusu, sürecidir. Hz. Peygam ber in Beşikten mezara kadar ilim öğren." hadisi, bu eğitim sürecinin en iyi bir şekilde ifadesidir. Eğitim in Am acı Eğitim tanımları, eğitim kavramının semantik alanını oluşturur. Amacını ve etkileşim içinde olduğu ilgi ağını da ortaya koyar. Eğitim, fert, toplum, sistem, tarih, gelecek, meslek, dünya, tabiat gibi temel kavram larla etkile- şim içinde bulunur ve karm aşık bir ilişki ağı kurar. Bu karmaşık ilişki ağının tam ortasında insan v ard ır. E ğitim insanla vardır, insan içindir. Eğitimin temel amacı, insana l'ıtratı istikam etinde bir mutluluk sağlamak olmalıdır. Eğitim, insanı mutluluğa götürecek, kurtuluşa götürecek bir süreç olarak algılanmalıdır. Eğitim sistemi, bu temel amaca göre şekillenm elidir. Eğilim e etki eden tüm faktörler bu ana amaca uygun ve onunla senkronize olmalıdır. Bu aşamada insanın mutluluğu nasıl temin edilebilir veya nasıl bir insan inşa edilsin ki mutlu olabilsin? Bu soruyu cevaplamadan önce eğitime etki eden faktörleri genel çerçevede ele almalıyız. E ğitim e Etki Eden Faktörler Eğitim kavramının oluşturduğu semantik alan, eğitimin hem etki ettiği hem de etkilendiği kav ramları ortaya koymaktadır. Bu karşılıklı etkileyiş eğitimin kalitesi hakkında bir fikir verir. Eğitimi bir sistem olarak ele alırsak sistemin girdileri, çıktıları vardır. Sistemin çıkışından sistemin girişine, yukarıda ifade ettiğimiz Bu karmaşık ilişki ağının tam ortasında insan vardır. Eğitim insanla vardır, insan içindir. Eğitimin temel amacı, insana fıtratı istikametinde bir mutluluk sağlamak olmalıdır. Eğitim, insanı mutluluğa götürecek, kurtuluşa götürecek bir süreç olarak algılanmalıdır. etkileşimi temsil eden, gelen girdiler geri besleme vardır. Eğitim sistemi böylesi bir yapı olarak insan mutluluğunu hedefleyecektir. Feıt-toplum, tarih-gelecek arasında köprü kuracaktır. Ferdi beklentiler ve memnuniyetsizlikler, ferdi yapı ve toplumsal beklentiler, teknolojik değişimler, siyasi sistem, eğitim siteminin yapılanışı, öğretmen, ekonomi, global faktörler, müfredat gibi faktörler eğitimi etkilerler. Bunları birincil faktör olarak nitelendirebiliriz. Bunun yanında ikinci derecede, ikincil faktörler diyebileceğim iz daha başka etkenler hiç şüphesiz bulunm aktadır. A yrıntıya girild i ğinde yüzlerce param etre bulmak mümkündür. Bu faktörler altında eğitim, insanın saadet ve m utluluğunu sağlayacak şekilde tek bir hedefe doğru yönlendirilmelidir. Öyleyse nasıl bir yapılanış sağlanmalıdır ki bütün bu faktörlerin bileşke kuvveti insanı mutlu kılacak bir istikamete sevk etsin. Bu, eğitim e etki eden fa k tö rle r arasın d a bir sen k ro n izasy o n u n ve uyumun var olm asi gerekliliğini ortaya koyar. Bu etkileyiş bazan olumlu, bazan ise olum suz olabilir. Global etkileşimle, bilginin hızlı değişimi, üretimi ve tüketimi, iletişim teknolojisindeki gelişm eler, siyasi, sosyal, ekonom ik ve teknolojik değişim ler bireyi, toplumu ve eğitimi olumlu veya olumsuz etkileyecektir. Ö yleyse eğitim in bilim ve politika olınak üzere iki boyutu bulunm aktadır. Eğitimin bilimsel boyutu eğitimcilerin, politika boyutu ise toplum un tüm ünün g ö revidir.^) Toplumu dışlayarak birkaç bürokrat ve siyasetçinin eğitim politikalarını belirlem eleri Türkiye deki eğitim sisteminin en temel çıkmazlarından biridir. Şu an içine düşülen buhran, askeısivil tepeden inmecilerin dayatmalarının doğal bir sonucudur. Gelecek nesiller bu bedeli acı bir şekilde ödeyeceklerdir. eylül-ekim 5

7 gündem Eğitim de N asıl Bir İnsan H edeflenm eli Eğitim olayı salt bir bilgilendirme olmadığına, bir şahsiyet inşa işi olduğuna göre, tarih-toplumgelecekme bağlantılı olarak düşünülmelidir. (Eğitimin bireye meslek kazandırma -boyutu-ayrı bir sorun olarak ele alınacaktır.) Kişinin yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirerek içindeki toplumun toplumsal değerleri ile, tarihi ile, kültürü ile barışık, gelecek nesillere kazanımlarını aktarma fedakârlığını, gayretini üstlenebilecek, diğer toplumlarla adalet duygusu içinde birlikte bir dünyayı paylaşma bilincine sahip bir insan nasıl inşa edilebilir sorunu eğitimin tem el sorunudur. B u günkü eğitim sistem iniz böyle bir soruya gerekli cevabı verebilmekte midir? B ugünkü eğitim sistem inin odak noktasında insan ve insanın mutluluğu, toplum ve toplumun mutluluğu ana amaç olarak var mıdır? Bugünkü eğitim sistem inin odak noktasında, siyasal sistem ve devlet vardır. Gerek siyasal sistem, gerek devlet, insan ve toplum için var olması gerekirken; bizde tersi olmuş, insan ve toplum rejim için, devlet için varolmuştur. İnsanın ve toplumun bekası için denecek yerde, hep devletin ve rejimin sağlık ve bekası için denm iştir. A raçlar, amaç olmuştur. Gücü elinde bulunduranlar; ilkeleştirilmiş, sloganlaştırılmış bu cümleyi, bir kılıç olarak toplumun başının üzerinde tutm uşlardır. Bu, İttihat T erakki den günüm üze kadar uzanan sü reçte çok tem el bir 6 ümran özelliktir. Rejimin ve devletin bekasını hep devleti yönetenler düşünmüş; devletin ve rejimin bekası konusunda halk karşı saflarda konumlandırılmıştır. Yasalar bu ikili mantık temeline oturtulmuş ve kavramların sem antik alanları hiçbir za man berrak olmamıştır. Türkiye deki eğitim sisteminin temel çıkmazlarından biridir bu anlayış: Madde 2: Türk M illi Eğitim sistem inin genel amacı, Türk m illetinin bütün fertlerini, 1- Atatürk inkılap ve ilkelerine ve A nayasa da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk m illetinin milli, ahlâki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benim seyen, koruyan ve g eliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltm eye çalışan; insan haklarına ve A nayasa nın başlangıcındaki tem el ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan T ürkiye Cum huriyeti ne karşı görev ve soru m lu lu k ların ı bilen ve bunları davranış haline getirm iş yurttaşlar olarak yetiştirmek; 2- B eden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakım larından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişm iş bir kişiliğe ve karaktere hür ve bilim sel düşünm e gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; 3- İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve b irlik te iş görm e alışkanlığı kazandırm ak suretiyle h a y a ta h a z ırla m a k ve o n la rın, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir m eslek sahibi olmalarını sağlamak; B öylece, b ir yandan T ürk vatandaşlarının v e Türk toplum unun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük için d e iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınm ayı desteklem ek ve hızlandırm ak ve nihayet Türk m illetini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. ( 10) M illi E ğ itim T em el K anunu nun 2. maddesi, eğitim sisteminin nasıl bir insan yetiştirmeyi amaçladığını açıklamaktadır. Bu maddede geçen dem okrasi, laiklik, Atatürk milliyetçiliği, ahlaki, insani, manevi, kültürel değerler, geniş bir dünya görüşü kavramları; açık seçik ve bilimsel olarak tanım lanmam ıştır. Son derece esnek tanımlamalar yapılmış, böylelikle iktidar sahiplerinin rahatlıkla at oynatacakları bir alan m eydana getirilm iştir. Dahası hüküm etlerin değişmesi bir yana, aynı hüküm et içinde bakan değişmesi ile eğitim politikaları da değişebilm iştir.(l 1) K afası K arışık Bir Nesil Türkiye de demokrasi bilimsel olarak tanımlanmış ve uygulanmış olsaydı, durumdan görev çıkarma anlayışı ile 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri yapılabilir miydi? Halkın seçtikleri hep süngü zoru ile devrilebilir miydi? Mahir Kaynak ın ifadesi ile ordunun, halkın seçtiği en büyük siyasi parti ile daima sorunu olabilir miydi? İşin ilginç yönü darbecilerin tümü de uçurum un kenarına gelmiş rejim i, devleti, ülkeyi d e m okrasi adına dem okrasiden

8 halka rağmen halk için eğitim Kişinin yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirerek içindeki toplumun toplumsal değerleri ile, tarihi ile, kültürü ile barışık, gelecek nesillere ka- zanımlarını aktarm a fedakârlığını, gayretini üstlenebilecek, diğer toplumlarla adalet duygusu içinde birlikte bir dünyayı paylaşma bilincine sahip bir insan nasıl inşa edilebilir sorunu eğitimin temel sorunudur. kurtarıyorlardı. Bu mantıkla yetişmiş Cumhuriyet nesilleri bir taraftan demokrasi adına Kızılay Meydanı nda Menderes in yakasına yapışırken; diğer taraftan Askerler birer sivil toplum kuruluşu gibi hüküm ete m uhalefet etmektedirler (D. Baykal) diyerek 28 Şubat postm odern darbesine destek verebiliyorlardı. Türkiye de laiklik açık olarak tanımlanmamıştır, kapsamı belli değildir. Hakim güçlerin istedikleri gibi tanımlayabildikleri bir alandır. En esnek alanlardan biridir.(12) Türkiye deki asker-sivil güç merkezleri, laikliği dini alanı kısıtlayıcı bir kavram olarak yorumlayabildikleri gibi; dini alanı tamamen işgal edecek tarzda da kullanabiliyorlar. Bu konuda da herhangi bir kıstas yoktur. Halkı ikna etmek gerektiğinde çıkıp m eydanlarda vaaz edebilirler, fetva verebilirler, dini yorumlayabilirler. O nların kullandığı ayetlerin bir altı veya bir üstündeki ayetleri siz kullanırsanız bu, laikliğe aykırı addedilebilir. Neyin doğru olup olm adığı, K ur an ın nasıl yorumlanacağı veya yapılan yorumların geçerliliği onların keyfine kalmış esnek bir alandır.(13) Acaba yetişen bu Cumhuriyet nesli niçin böyle davranm aktadır. Bu çifte standartlı davranışta Türkiye deki eğitim sisteminin felsefesinin, siyasal m ücadele anlayışının katkısı nedir? Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar uzandığımızda bu ikilemi orada da görürüz. Tevhid-i Tedrisat K anunu na karşı gelebilecek reaksiyonları engellem ek için Mustafa Kemal şöyle demiştir: Efendiler! Bizim dinimiz akla en uygun ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olm ası için akla, fenne, ilm e ve mantığa uygun olması gerekir. Elbette her fert dinini, diyaneti öğrenecek bir yere muhtaçtır. Orası da medrese değil mekteptir. (14) B izde ruhbanlık yoktur. Hepimiz müsaviyiz ve dinimizin ahkamını eşit şartlarda öğrenmeye mecburuz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır; orası da mekteptir. (15) Tevhid-i Tedrisat Kanunu nun kabul edilmesi ile yapılması gereken, m edreselerin M illli Eğitim B a k a n lığ ı na bağlanm ası iken tam tersi yapılmıştır. Maarif Vekili V asıf Ç ınar ın 16 Mart 1924 tarihli M edrese öğrencileri asker kaçağıdır. iddiası ile medreseler kapatılmıştır. Yukarıda belirtilen tezatlı düşünce yapısını burada da görmekteyiz. Mustafa Kem al in Herkes dinini, ahkam ını eşit şartlarda mekteplerde öğrenecektir. vaadi bugün gerçekleşmiş midir? 3 Mayıs Ocak 1921 hükümet programında: M aarif işlerindeki gayemiz; çocuklarımıza verilecek terbiyeyi her manada dini ve milli bir Hale koymak ve onları cidal-i hayatta m uvaffak kılacak istinatgahlarını kendi nefislerinde bulduracak kudret-i teşebbüs ve itimad-ı nefs gibi seciyyeler verecek, müstahsal bir fikir ve şuur uyandıracak bir derece-i âliyeye isal eylemek, tedrisat-ı resm iyeyi bütün mekteplerim izi en ilm i, en asrî olan bu esasta kavaid-i sıhhiyye dairesinde yeniden tanzim ve program larını ıslah etm ek... (16) Başlangıçta maarifte; Çocuklara verilecek terbiye her manada dini ve m illi iken; sonraları ise Dinin D harfine bile tahammül edilememiştir. M illi Eğitim Temel Yasası Madde 2 de millete dininin öğretilmesinin, bir gaye olarak yer alması gerekmez miydi? M illi E ğitim Tem el Y asası Madde 2 de yer alan, ahlaki, insani, manevi, kültürel değerler nelerdir? Hangi özellikleri ifade eder? % 99 unun müslüman olduğu söylenen bir ülkede, 1000 yıldır İslâm la yoğrulm uş bir toplumda, bu değerlerin dini bir eylül-ekim 7

9 gündem anlam ları yok m udur? Halkın ruh dünyasına işlemiş olan dini motiflerle yoğrulmayan, bir ahlak, bir kültür, bir manevi ve insani alan var mıdır? Dinin etki alanında bir kimlik kazanmış bu kavramları, dinden soyutladığınızda yerine ne koyacaksınız? Varolanı yıkmak kolaydır, inşa etmek zordun Toplum hayatı ise boşluk kabul etm ez. T oplum lunuz için dinden kaynaklanmayan değerler sistemi, bir boşluk yaratmıştır ve bugün bu boşluğun bedelini milletçe ödüyoruz. İçişleri B akanı Şükrü Kaya (1937 yılında); Türklerin m aneviyatı için kendi temiz ahlakını geliştirmesi yeter... Laiklikle biz, dinin m em leket işleri üzerinde nüfuz sahibi olmasını önlem ek istiyoruz... Dinler vicdanlarda ve mabedlerde kalmalı, maddi hayatın ve dünyanın işlerine karıştırılmamalıdır.^ 17) demekle ve Başbakan Haşan Saka ise ( yılında); "H er d erece o k u lla rım ız d a demokratik terbiyenin yerleşm esine ehemm iyet vereceğiz. (18) demiş olm akla da oluşturulan boşluk doldurulamamıştır. T erbiyede, 1920 de din ve millilik referans iken; 1937 de milli ahlak, 1948 de ise demokratiklik, ana kriter olmuştur. Artık terbiye belirsiz, muğlak, kaypak bir alana kaymış, herkesin istediği zaman kullanabileceği yeni bir alan oluşm uştur. 6 O k un içerisinde yer alm a Bugünkü eğitim sisteminin odak noktasında, siyasal sistem ve devlet vardır. G erek siyasal sistem, gerek devlet, insan ve toplum için var olması gerekirken; bizde tersi olmuş, insan ve toplum rejim için devlet için varolmuştur. İnsanın ve toplumun bekası için denecek yerde, hep dev- letin ve rejimin sağlık ve bekası için denmiştir. yan demokrasinin dünyada esen rüzgarların etkisi ile, Milli Şefin kavramsal alanına girmiş olması muhtemeldir dan sonra M illiyetçilik Türkeş ve arkadaşlarının bayrak edindiği bir kavram olmuştur. Bunun yanısıra CHP dışı pek çok parti ve örgüt, milliyetçiliğe özel bir önem vermiş Batılılaşma hareketine karşı toplumu korumanın bir aracı olarak görmüştür. Özellikle 'li yıllarda Milliyetçilik akımında patlama meydana gelmiştir. Pek çok milliyetçi genç vatanı, devleti, milleti savunma uğruna Atatürk ilk elerin i savunduğunu iddia edenlerin ve fakat milliyetçiliğe düşman olanların hışmına uğramıştır. 6 oku savunanların milliyetçiliğe düşmanlığı ve milliyetçiliği reddi, onu faşizmle eşdeğer tutması özde kendi modellerinin inkarı anlamına gelmektedir. 6 oktan bir ok düşmüştür artık. 6 Ok felsefesi, 5 Ok felsefesine indirgenmiştir. Bu, gerçekte, başlangıçtaki modelin inkarı idi. Sorun; 12 Eylül 1980 darbesinde Türkeş ve arkadaşları hapse gönderilerek ve milliyetçiliğe yeni bir elbise giydirilerek çözülmüştür: A tatürk M illiy etç iliğ i. Mustafa Kemal ve İnönü zamanında dahi k u llanılm ayan bir kavram, Türkiye nin gündemine so k u lm u ştu r b ö y lece. N eydi Atatürk M illiy etçiliğ i? Tanım lanmam ıştı, içeriği belli değildi. B u n u n la b erab er 1982 Anayasası nda yer alarak sivilasker iktidar sahiplerinin rahat hareket edebileceği yeni bir alan meydana getirilmiştir. Muğlaklık sanki C um huriyet döneminin bir simgesi haline gelmişti. Atatürk Milliyetçiliği kavramı ilk etkisini M illi Eğitim Temel Kanunu nda göstermiştir: "Atatürk inkılapları ve Tiirk Milliyetçiliği başlığı, "Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği şeklinde değiştirilir. Madde 10 da ise "eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve hertürlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasa'da ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. denerek milliyeçiliğin kavram alanı daha da daraltılarak anlaşılmaz yapılmıştır. Kavramı böyle muğlaklaştırmanın etkisi, Milli Eğitim Temel Kanunu nun demokrasi eğitimi kısmında daha da iyi görülür: M adde 11: G üçlii ve istikrarlı, hür ve dem okratik bir toplum dü 8 ümran

10 halka rağmen halk için eğitim zeninin gerçekleşm esi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetim ine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorum luluk duyg u su n u n ve manevi değerlere saygının, her türlü eğilim çalışm asında öğrencilere kazandırılıp g eliştirilm esin e çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anavasa da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu n ite lik te k i g ü n lü k siyasi olay ve tartışm alara karışılmasına h iç b ir ş e k ild e m e y d a n v e ril- m ez. (10) Yurttaşların sahip olması gereken demokrasi bilinci ve manevi değerlere saygı, Atatürk m illiyetçiliği ile sınırlandırılm ıştır. Görünen odur ki; Cum huriyet dönemi eğitimi yetişen nesillerde ciddi bir kavram kargaşası yaratarak bireyleri ilkesiz bale getirmiştir. Kaypak yapmıştır. Ortak anlayış ve referansları oluşamamıştır. Cumhuriyet döneminde bütün evrensel kavram lar, yerleştikleri alanlardan ya alınıp çıkarılmış onlara yeni bir elbise giy d irilerek ciddi anlam sapmalarına uğratılmış; ya da Atatürk ilke ve inkılapları, A tatürk m illiy e tç iliğ i ve A tatürk la ik liğ i gibi kavram larla anlam alanları son derece daraltılmıştır. M illi Eğitim Temel K anunu nun laiklik kısmında, "Madde 12: T ü rk M illi E ğ itimi 'ııde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. denmektedir. Din ve ahlak öğretiminin genel amacı ise, Milli Eğitim B akanlığı mn 29 Mart 1982 tarihli ve 2109 sayılı Tebliğler D ergisi nde şöyle ifade edilmektedir: Tem el eğitim ve ortaöğretim de öğrenciye, Türk Milli Eğitim Politikası doğrultusunda genel am açlarına, ilkelerine ve Atatürk ün laiklik ilkesine uygun din, İslâm dini ve ahlak bilgisi ile ilgili yeterli temel bilgi kazandırmak; böylece Atatürkçülüğün, milli birlik ve beraberliğin, insan sevgisinin dini ve ahlaki yönden pekiştirilmesini sağlamak, iyi ahlaklı ve faziletli insanlar yetiştirm ektir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi d elsiniii öğretim ilk eleri, 30 Ekim 1986 tarih ve 2219 sayılı Tebliğler Dergisi nde son şeklini alarak yayınlanmıştır. 7. ilkede Ders konulan daima Atatürk ilkeleri ile bütünleştirilecektir. denmektedir. Din kültürü ve Anlak Bilgisi dersinin gerek amacı, gerekse ilkeleri kısmında anlatılacak konular; Atatürk ilkeleri ve Atatürk laikliği ile sınırlandırılmıştır. Dinin anlam sahası, Allah ın gönderdiği ilkeler, Atatürk ilkeleri ve Atatürk laikliği ile daraltılmaktadır. Cumhuriyet neslinin kafasında Yaratıcı, Yoklan Varedici, Alemlerin Rabbi Olan A l lah ın bilgisi, bir beşer, öteki dünyaya göç etmiş bir faninin bilgisi yanında eksiktir, yanlıştır, bu çağı kuşatamamaktadır, geleceği kavramamaktadır, durağandır. Onun için çağdaşlığa, m o dernliğe uygun değildir. Nitekim Cumhuriyet nesilleri ni yetiştirm iştir, İşle çağdaş Türkiye Tablosu diyerek övünen Süleyman Demirel, bunu açıkça söylem ekten çekinm em ektedir. Bir TV program ında, K ur an-ı Kerim deki 230 ayetin uygulanmayış nedenini: I Büyük A tatürk t>ize çağdaş m e d en iy et seviyesini gösterm iştir. D inin özünde durağanlık vardır. D e ğ iş e n b ir d ü n y a y ı d u ra ğ a n prensiplerle tanzim edem eyiz. O nedenle 230 ayet uygulanam az. diyerek dile getirmiştir. Gerçekten Cum huriyet döneminde yetişen nesiller; "Ey Peygamber! Kalpleri inanm adığı halde aığızlarıyla inandık diyenlerle Yahıtdilerdeıı küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer bir topluluk adına haber toplayanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar. Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının derler. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse artık onun için sen Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar. Allah ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahir ette de onlar için biıyiik bir azap vardır. (5 M aide 41) ayetinde ifade edildiği gibi, toplum da yerleşik hemen hemen tüm kavramları çarpıtmış, saptırmış veya alanlarını daraltmışlardır. Keza, bu nesil içinden pek çoğu. "Ey Kitap Ehli! Neden hakka batılı karıştırıyor ve bildiğiniz haleylül-ekim 9

11 gündem de hakkı gizliyorsunuz? (3 Ali İmran 71) ayetinde ifade edildiği gibi bildikleri halde doğruları açıklamamış, gerçekleri söylem em işlerdir. i ttihatçı Gelenek: Tehdit, İnkar, Karalama Cumhuriyet in kurucuları nesep olarak Osmanlı olup mücadele anlayışlarında İttihat Terakki geleneğinden gelm ekteydiler. Osmanlı nın son yıllarında iyi yetişmiş sivil-âsker aydın zümresine dahillerdi.(19) İnkılapçıların yaptığı devrim lerin tümü fikir olarak Osmanlı aydınları arasında tartışılmıştır. (20) 18. ve 19. asır içerisinde Osmanlı İmparatorluğu nda yaşananlar toplumun her kesimini derinden etkilemiş, yok oluşa gidişi durdurm ak için çeşitli arayışlar başlam ıştı. Sistemli bir bakışa..ve sağlam temellere oturtulmamış bir düşünce yapısına iyi politika ve stratejilere dayandırılmayan pek çok oluşum İm p arato rlu ğ u n kaderi üzerinde söz sahibi olmaya çalışmıştır. Bunlardan en örgütlü olan İttihat Terakki, İmparatorluğun kaderine hakim olmuştur. Adalet, Müsavat, Hürriyet sloganları ile iktidara gelenlerin hazırlıksızlıklarının bedeli, İmparatorluğun tasfiyesi olmuştur. Hüseyin Kazım Kadri nin deyişi ile İttihatçılar yıkmaya talipti, yapmaya değil. (21) İttihatçılar, Jakobenizm i ve devlet darbesi fikrini benimsemiş, her türlü eleştiriye karşı hazırlıksız ve halk desteksiz oluşları nedeniyle taham m ülsüzlük göstermişlerdir. Hürriyet-Müsavat diyen İttihat Terakki ( ) çok partili hayata uyum gösterememiş, zorlandıkça darbe yapmaktan çekinmemiştir.(20) T aham m ülsüzlükleri, prop a gandalarını karalam a temeline dayandırmaları, tepeden inmeci, darbeci mantıkları onları, entrikacı yapmış, birbirlerine karşı güven bunalım ı içine itm iştir. İçinde bulunulan şartlar içinde Eğitim sistemine sokulan bu inkarcı ve karalayıcı anlayış, 77 yıl boyunca birbirini suçlayan, karalayan ve biri diğerinin varlığını inkar eden yeni bir nesilin yetişmesine neden olmuştur. Adeta bu anlayış, Cumhuriyet neslinin genetik yapısına yerleşmiştir. aşırı ihtiraslarından kaynaklanan ataklıkları, haketm edikleri m a kamlara haketm edikleri zamanlarda ulaşmalarına neden olmuştur. Bu başarı bir taraftan onları gururlu, kibirli yaparken, diğer taraftan hızlı yükselmenin verdiği bir duyguyla mutlak doğru oldukları inancına saplanmalarına neden olmuştur. Aynı örgütten gelmiş olmalarına karşı iktidar savaşında bireysel yönleri çoğu kez ağır basmış, Kemal Tahir in deyişi ile (Kurt Kanunu) Birbirini sevmeyen paşalar birbirlerini daima gözetlemek durumunda olmuşlardır. İşte İttihatçı gelenekten gelen Cumhuriyet yöneticileri, İttihatçıların olum lu olumsuz birçok özelliklerini bünyelerinde taşımışlardır. Buna karşılık İttihatçılarıiı sahip olmadığı çok önemli bir avantaj yakalamışlardı. Anadolu daki Milli Mücadele, Cumhuriyet yöneticilerinin önderliğinde zaferle sonuçlanm ış, İstanbul un düşman işgalinde oluşu C um huriyet yöneticilerine serbest hareket alanı tanımış ve yapacakları herşeyi bir Kılıç hakkı olarak görm elerine neden olmuştur. Yaptıkları eıı temel hata ise, milli mücadeleye iştirak eden ve kendilerini bağırlarına basan halkın bu sonuçtaki kılıç hakkını görm e miş olmalarıdır. Bu hak gasbı, Cumhuriyet tarihini şekillendiren en tem el bir tezat o l muştur. İttihatçılar m ücadelelerinde nasıl hep muhataplarını karalamayı^ hedef almışlarsa, Cumhuriyet yöneticileri de karalamayı yöntem olarak benimsemişlerdir. Kendi meşruiyetleri için Osmanlı yönetimini hain ilan etmekle kalmamış, 600 yıllık Osmanlı İm paratorluğu nu reddetmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu nun geliştirdiği tüm kuramları kötüleyerek kapatm ışlardır. Tarihi bir birikimi, hiçbir reform hareketine tabi tutmadan reddetmeleri daha s.onra ciddi kimlik bunalım larına neden olmuştur. Özellikle 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile başlayan süreç, i unran

12 halka rağmen halk için eğitim Harf İnkılabı, 1932 Dil İnkılabı, 1937 Laiklik in getirilişi ile; yeni bir musiki, yeni bir tarih ve yeni bir din, yeni bir ahlak ve terbiye sistemi inşası ile bir halkın tarihle olan tüm ilişkisi kopartılmak istenmiştir Mazisi olmayan, yakın devir ataları hep hain, geri zekalı olan bir toplum inşasının getirdiği problem, A nadolu T ürklüğü, Güneş-Dil Teorisi, Bütün medeniyetlerin beşiği Orta Asya gibi iddialar ile çözülmek istenmiştir.(22) C um huriyet y ö n eticileri, Ring deki boksörler gibi davranmışlardır. Muhatabının dengesini bozan boksör, çok seri ard arda vurduğu indirici darbelerle muhatabını nakavt etmek ister. Bu bakım dan acelecid ir. Fakat Cumhuriyet yöneticilerinin karşısında boksör yerine bir halk vardı ve ne yazık ki, yöneticiler bir boksör gibi davranıp halkın zihin yapısı üzerine şok yapacak darbeleri ard arda indirmişlerdir. Bunun sonucu olarak halktan kopm uşlardır. H alktan destek bulamayan Cum huriyet yöneticileri; halkı tedrici değişim yolu y la kazanma yerine, hafızada tarihte var olan birikimi şok yöntemlerle yok etme gayretine girmişlerdir. Başvekil İsmet İnönü 1925 yılında M uallim ler B irliğ i nde yaptığı konuşmada aceleciliklerini, tahammülsüzlüklerini, halkı nazarı dikkate almadıklarım şöyle dile getirmektedir: Evvela Tevhid-i T ed risatın bazılarınca su-i tefsir ve telakki edildiğini gördük. Bu işin m üteşebbisleri ile m uakkiplerinin, elbette yeknazarda dinsizlik ithamına maruz kalacakları tabii idi. T evhid-i Tedrisatı düşündüğüm üz zaman, avamfiribâne iğfalâta vesile yapılacağını tahmin etmiyor değildik. Bizim için bunların hepsi m alum idi. K apanan bazı ınüessseselerin hiç olm azsa harfleri ve harekeleri tanıtm ak gibi faidesi vardı şeklinde nazaıiyelef ileri sürüleceğini, T evhid-i T e d ıiş a t la bir takım m üesseseleri kapatm ak y erin e onları ıslah etm ek d aha faydalıdır gibi fikirler ortaya atılacağını. bu gibi itirazların ne gibi netayici olacağını hep biliyorduk. Fakat, Türkiye Büyük Millet M eclisi kararını verdi. Tedricen varılacak gayeleri ta cil etmek inkılap yapmaktır. Büyük Millet Meclisi nin zaruri bir neticeyi bir kanun ile ta cil ve tesbit etmesi bir inkılap addolunabilir. B unu yap m ak için a rîz ve amîk düşündük. Gördük ki başka hiçbir çare yoktur. Gördük ki büliin dünyanın yolu budur. l tılaya bir m edeniyete eren milletler, hep bu yoldan giderek bugünkü seviyelerini buldular. Mugalatalara, tezvirlere boyun eğmek, itiraf-ı acz olurdu. İnkılaplar kadir ve kahirdir... Y aptığım ız işi dine münal'i görm ek, yapılan işi g ö r m em ektir... On sene sonra bütün dünya ve şimdi bize muarız olanlar, yahut tuttuğum uz yoldan din namına endişe edenler göreceklerdir ki, m üslüm anlığın asıl en temiz, en hakiki şekli bizde tecelli etm iştir. O fiili tecelliye kadar biz bu hakikati kanunen, cebren, inkılapla telkin ve onu tatbik edeceğiz... Hedefe varmak için her cahilane itiraz ve teşebbüs bertaraf edilecek tir. (23,24) İn ö n ü nün bu k onuşm ası, Cumhuriyet yöneticilerinin İttihatçı geleneğe sıkıca bağlı olduklarını göstermektedir. Kendi kafalarındaki doğrular larlışılmaz şekilde doğrudur. Buna karşı yapılan eleştiriler cahilanedir, avamfiribâne iğfalattır, mugalatadır, tezvirdir. Bunun manası biz halktan daha iyi, daha doğru düşünürüz ve biz herşeyi biliriz,. Bizim kafamızdaki doğrulara(l) karşı çıkan herkes ya cahil, gaflet içinde, ya da düşmandır. Bunlar kanunen, cebren bertaraf edilecektir. Dolayısıyla Cumhuriyet döneminin eğitim sistemi, tepeden inmeci, darbeci, tehdilçi bir kafa yapısını inşa etmiştir. Demekki 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri ile 28 Şubat postm o dern darbesi böyle bir, anlayışın doğal sonucudur. Cumhuriyet.yöneticileri, tarihe açtıkları savaşı inkara ve tıpkı İttihatçılar gibi karalama kampanyasına dönüştürmüşlerdir. Kendi düşüncelerine karşı fikir serdeden herkesi karalamışlardır. Bu konuda A tatürk ün iktisadi konulardaki danışmanlarından Ahmet Hamdi B aşar ın tespitleri. Cumhuriyet döneminin psikolojik yapısını ortaya koyması bakımından ilginçtir ve dikkate değerdir. A tatürk'ün huzurunda, Laiklik dinsizlik midir, değil m idir? tartışm asının yapıldığı bir ortamda Başar, laiklikle ilgili şunları söyler: Laikliğin bizde anlaşılmaya başlanan şekilde uygulanması dinsizlikten başka birşey değildir. İslâm lıkta, din ile dünyanın ayrılm ası,.,dinsizliğin ifadesidir. Bu vaziyette, b ütün y ap tık larım ıza din muhalefet edecek... Eğer halk diiıe inanırsa, hükümete ve devlete inanm ayacak. Halk ya hükümetsiz veya dinsiz kalacak. Hem hüküm eti, hem dini kavrayan ve kabul eden bir cem iyel olam ayaey lül-ekim 11

13 gündem cağız. Halbuki H ıristiyanlıkta bu oluyor, İslam lıkta olm uyor. Laiklik inkılabını şim di anladığım ız şekilde kabul edince ve İslâmlığı fedaya kalkınca ortaya o m ahiyette koyacak hiçbirşey bulam ayacağız ve koyam ayacağız. Halk, parçalanmış, hayvanlaşm ış insan sürüleri haline gelecek. Belki maddi eserler göreceği/, belki çok ilerlemiş olacağız, fakat hayvanca, maddece bir ilerleyiş... Camileri yıkıp, terkedip onların yerine Halkevleri yapmak suretiyle maksadımıza asla muvaffak olamayacağız. (25) Bu kadar gerçekçi ve ileriyi gören bir tahlil ne yazıkki hiç dikkate alınmamıştır. Muhtemeldir ki, buna benzer çok şey söylenmek istenmiştir. Ama o meşhur karalama mantığı, o baskıcı anlayış galip gelmiştir: Çok hassas addedildiği ve izahı malûm sayıldığı için kim se tarafından konuşulm ayan Laiklik bahsi artık a ram ızd a g eçm ez oldu. Bana (A.H.Başar) nazaran kendilerini İslâm kültürüne daha yakın tanıd ığ ım a rk a d a ş la ra, m eselâ, Haşan Ali ve hatta M ahm ut Şevket beylere bile bu bahiste birşey açam ıyordum. Mürteci ve dindar gözükmemek için herkes elinden geleni yapıyordu. (25) Demekki inkılapçılar kendileri gibi düşünmeyenleri karalamayı bir ilke edinmişlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinden çıkan ve Cumhuriyet yöneticileri olan DP hareketi bile bir gerici hareket olarak nitelendirilmiştir. C ah illerin, K u y ru k la rın, Köylülerin, Çarıklıların hükümeti şeklinde hep horlanmış, aşağılanmış ve nihayet bir sapma hareketi olarak n itelen d irilip Cumhuriyet neslinin dejenere olmamış unsurları, sivil-asker cunta tarafından tasfiye edilmiştir. Eğitim sistemine sokulan bu inkarcı ve karalayıcı anlayış, 77 yıl boyunca birbirini suçlayan, karalayan ve biri diğerinin varlığını inkar eden yeni bir nesiliıı yetişmesine neden olmuştur. Adeta bu anlayış, Cumhuriyet neslinin genetik yapısına yerleşmiştir. İnönü-Menderes, İnönü-Demirel, Demirel-Ecevit, Demirel-Ecevit-Özal, Baykal-Ecevit, D em irel-y ılm az, Yılm az- Çiller, (Demirel-Ecevit-Baykal- Yılm az-çiller)-erbakan kavgasında kulanılan ifadeler,, kelimeler, semboller; Cumhuriyet neslinin inkarcı, karalamacı ve kavgacı yapısının tipik tezahürleridir. Cumhuriyet tarihi, "...Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, gerçekten onların akletmeyen bir topluluk olmaları dolayısıyla köyledir. Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tatmışlardır. Onlar için acıklı bir azap da vardır. (59 Haşr 14-15) ayetlerinde ifade edildiği gibi hep tehdit, kavga ve karalama ile geçmiştir. Biri diğerine bunu da iyi yaptın, sağol dem e miştir. Takiyyeci, Çifte Standartlı Bir Nesil Bu inkarcı, tehditçi ve karalayıcı mantık Cum huriyet neslini takiyyeci yapm ıştır. Mürteci ve dindar gözükm em ek için herkes, elinden geleni yapmış; En iyi Atatürkçü, En iyi laik görünme kavgasını vermiştir. Eğitim sisteminin yetiytirdiği bu nesil, bu ikilemi yol boyu hep yaşamış, ve çifte standartlı bir düşünce yapısına sahip olmuştur. C um huriyetin başlangıcında ö n g ö rü le n insan unsuru ile, i 948 e gelinirken öngörülen insan unsuru arasındaki farklılık; Cumhuriyet yöneticilerinin -kendileri açıkça ifade etmeseler bile- takiyye yaptıklarının bir göstergesidir. Nitekim 1924 Anayasa sın d a Devletin dini İslâm iken 1928 de devlet dinsiz kalmış 1937 de ise devlet Laik hale g etirilm iştir. İnkılapçılar gü çlen d ik çe takiyyeyi terk e t mişlerdir. C u m h u riy et n eslin in ruh d ü n y a sın a yerleşen takiyye zihniyeti, insanların gerçek düşü n celerin i açıklam asına im kan v erm em iş; am açların ı sem bollerle dolaylı yollarla ifade etm ek m ecburiyetinde bırakmıştır. Bu anlayışla yetişen Cumhuriyet nesli, Cumhuriyet tarihi b oyunca hep çifte stan d art kullanmıştır. Muhalefette iken ak dediklerine, iktidarda kara; kara dediklerine ise ak demişlerdir. G ünüm üz nesli bunun çok örneklerini görmüş, daha da görecektir. Kısa süreli yaşanan hükümet değişiklikleri, bu gözlemi çok rahat yapma imkanını bi- 12 ümran

14 halka rağmen halk için eğitim ze vermektedir. Bir ay gibi çok kısa bir zaman diliminde, karanın nasıl ak, akın nasıl kara olduğu görülmüştür. Batan memleket güllük gülistanlık veya güllük gülistanlık m em leket batan olmuştur. Bu çifte standart kullanma anlayışı, Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller sloganının kullanılışında da kendisini en güzel bir şekilde göstermektedir. Bu şekilde tanımlanan nesillerin, Osmanlı tarihi ve İslâm dinini eleştirme konusunda hem fikrinin hem de vicdanının hür olmasına müsade edilmiş; Cumhuriyet yöneticilerinin fikirlerine karşı söz söyleme hakkı, İnönü nün beyanı ile kanunen ve cebren bertaraf edilm iştir. Hz. Peygamber e çöl bedevisi, sihirbaz, üfürükçü, K ur an -ı K erim e çöl kanunu, fikrin hürlüğü, vicdanın hürlüğü, irfanın hürlü ğü adına söylenebilmiştir. Dahası: Allah ı da Sultan ile birlikte tahtından indirdik. Artık Türkiye de ne din, ne Tanrı ve ne de Peygamber vardır. Bizim dinimiz Kemalizm ve mabetlerimiz de fabrikalardır. (26) demek fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmanın bir göstergesi olarak algılanm ıştır. Fakat aynı hürlük inkılaplar, ve Atatürk ilkeleri, ve Cumhuriyet dönemi uygulam aları anlam sahası içinde geçerli olamamıştır. Onun için C um huriyet nesli çifte standartlıdır. Tarih ve din anlam sahası için ayrı, K em a lizm için ayrı standartlar kullanır. O sm anlı İm paratorluğu nda medreseler özerk olup, vakıflar tarafından yönetiliyordu, devlet tarafından denetleniyordu.(27) Atatürkçülüğün Devletçilik ilkesi gereği Cumhuriyet döneminde tüm okullar devlete bağlanmıştı. Bu olay 1990 lı yıllara kadar hep devam etmiştir. Bugün ise eğitim sisteminin kurtuluşu için önerilen en büyük çare, o k u lların Bizim eğitim sistemimizin ortasında insan olmalı, insanın mutluluğu hedef alınmalıdır. Toplum ihtiyaçları ön planda tutulmalı, halk için halkla beraber olmalıdır. İnsan ve toplum, devlete ve rejime feda edilmemelidir. Hepsi birlikte var olmalıdır. özelleşmesi, vakıflaşlırılması olmaktadır. Bu 77 yıl öncesine geri dönmek değil midir? 77 yıl önce kötü denilene şim di iyi denmesi bir çifte standart değil midir? Dahası 6 Ok içinde yer alan devletçilik ilkesi, herşeyin özelleştirilmesi ile inkar edilm iyor mu? Gene Osmanlı da 4+2 olan zorunlu eğitimi, (28) önce 5 yıla indirip sonra, 5+3 daha sonra 8 yıl zorunlu, kesintisiz eğitim e çıkarmak çifte standart uygulamasının tipik bir örneği değil midir? DP, AP ve RP ye karşı girişilen askeri müdahaleleri alkışlamak dem okrasi anlayışı açısından bir çifte standart değil m i dir? Başörtüsü olayına karşı takınılan tavırda, Din ve vicdan h ürriyeti açısın d an bir çifte standart kullanılmamış mıdır? K ısacası Cum huriyetle birlikte kurulan eğitim sistem i, inkarcı, k ötü leyici, nifakçı, baskıcı, tahammülsüz, tehditçi, çifte standartçı, halka tepeden bakan hatta halkı tehlikeli ve düşman gören bir neslin yetişm esine neden olmuştur. Çünkü gidilen yol, Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa,.kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır; yok eğer yüz çevirirlerse, onlar elbette bir çelişki ve aykırılık içindedirler. (2 Bakara 137) ayetinde ifade edilen ilahi sünnete tersti. Sonuç ve Ö neriler 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim ile başlayan tartışmalar, eğitim sistemimizin bir bütün olarak ele alınıp incelenmesine imkan vermiştir. Toplumun her kesiminin şikayetçi olduğu, mutlaka değiştirilmesini istediği bu eğitim sistem in i^ ) köklü bir irdelemeye tabi tutup toplumun her kesimini memnun edebilecek bir yapıya kavuşturm alıyız. Ele geçen bu fırsatı iyi değerlendirilmeli, eğitimle ilgili projeler üretilip, halka sunulm alı ve halkın onayı eylül-ekim 13

15 gündem alınmalıdır. Eğitime etki eden faktörler başlığı altında belirttiğim iz faktörlerin hakkını, birbirinin doğal alanlarına tecavüz etm eden verm eliyiz. Bireyin, toplumun, devletin hakkını adil bir hiçimde korumalı yız- Bugün eğitim sisteminin en temel sorunu nasıl bir insan yetiştirileceği olayıdır. 77 yıllık uygulama yukarıda özelliklerini sunduğumuz bir insan unsurunu yetiştirmiştir. O da yanlıştır. İnönü nün öngördüğü 10 yıllık süre yetmemiş tam 77 yıl sonra da istenen sonuçlara ulaşılamamıştır. Demekki, model yanlış, izlenen yol yanlıştır. Bu yanlışta daha fazla ısrar, kimseye faydciı sağlamayacaktır. %99 unıın müsliiman olduğu bir ülkede müslümanların kendi dinlerini, diğer % 1 in de kendi dinlerini özgür bir şekilde öğrenmesi, yaşaması en doğal haklarıdır. Bu ülkede herkes, dinini rahatça öğrenebilmeli ve yaşayabilmelidir. Eğitim sistemi bu temel varsayım a dayanm alıdır. D aıu l-aceze deki Cami-Kilise- Havra riın birlikteliği veya Haydarpaşa Lisesi ndeki Cami-Kilise birlikteliği bizim tarihimizin ve eğitim sistemimizin en güzel yanlarından biridir. Din ve vicdan hürriyetinin en canlı, en diri ve en güzel uygulam alarından biridir. Bu ibadet yerlerinden' korkarak suni düzenlem elere gitmek, hayalın pratiğinde yok ol*- mâya mahkumdur. Bu nedenle bizim eğitim sistem im iz dinini bilen, yaşayan, dine ve d in d ara ve her türlü düşünceye saygılı, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında köprü kurabilen nesiller yetiştirm elidir. B izim eğitim sistem im iz, Anadolu coğrafyasındaki ınozayiği iyi kavrayan, farklı toplulukların inanç, örf, adet ve geleneklerine saygılı insanlar yetiştirmelidir. Bizim eğitim sistemimiz, ezbercilikten uzak, öğrenm esini bilen, okuyan, düşünen, algılama gücü yüksek, k arar verm e yeteneği olan, yargılayabilen insanlar yetiştirmelidir. Bizim eğitim sistem im iz, insanların y eteneklerini ortaya çıkarıcı, ona güven verici, taklit ve kopyacılıktan uzaklaştırıcı, üretici insanlar yetiştirmelidir. Evet bizim eğitim sistem im izin ortasında insan o l malı, insanın mutluluğu hedef alınmalıdır. Toplum ihtiyaçları ön planda tutulm alı, halk için halkla beraber olmalıdır. İnsan ve toplum, devlete ve rejim e feda edilmemelidir. Hepsi birlikte var olmalıdır. Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın Şeyh Edebâli KAYNAKLAR (1) ' ti yılla rd a Türk M illi E ğ itim S iste m i, 15. M illi E ğitim Şurası Hazırlık Dokümanı -1, Aıık., s.l (2) D em irel, Ö., E ğitim de Y eni Arayışlar, Yeni Türkiye, Ocak 1196 sayı; 7, s.47 :(3) C anan, \.,.H z, P eygam ber iıı Sünnetinde Terbiye, D iyanet İşleri Başkanlığı Yay. Ank. 1980, s.27 (4) Leif, J., Genel Pedagoji, M.E.B. yay. 1974, s. 169 (5) Bilgiseven, A.K., Milli Eğitimde Başarıya Ulaşmanın En Önemli Şartları, Yeni Türkiye, Ocak 1996, Sayı: 7, s.437 (6) B ilg e n, H.N.. Ç ağdaş ve D em o k ratik E ğitim, Yeni Türkiye, Ocak 1996, Sayı:7, s.448 (7) K o k la ş, M.E.. S o sy o lo jik Açıdan E ğitim ve K ültür Aktarımı. Yeni T ü rkiye, Ocak 1996, Sayı: 7. s.458 (8) Canan, İ, A.g.e., s.30 (9) Ekinci, Y., Eğitim Reformu İçin İlk A dım, Yem -IüfJciye, O cak 1996, Sayı: 7, s.l 1 (10) M illi E ğitim Tem el Kanunu, M.E.B., Ank. 1995, s.2-3(11) Ekinci Y., A.g.e. (12) Vatandaş C., İslâm ın Yeniden Tanımı, Umraıı, Mayıs 1997, Sayı: 7, s.21 (13) Can B., Kavramların Yozlaştırılması, Uırıran, Mayıs 1997, sayı: 7, s.9. i - (14) Ocal M., İmam Hatip Liseleri ve İlköğretim Okulları, Ensar Neş. İst. 1994, s.31 (15) A tatürk, Söylev, Türk İnkılap Tarihi Enst. Yay. Ank. 1982, c.2, s.98 (16) Dağlı N., Aktürk B., Hükümetler ve P r o g r a m la n, TBM M Y ay., Ank. 1988, c.l, s.4 (17) Jarschke G., Yeni Türkiye'de İslamcılık, Ank. 1972, s.97 (18) D ağlı N., A ktürk B.,'A.g.e., c.l, s (19) Zürcher E.J., Milli Mücadelede İttihatçılık, İst (20) Anonim, Tiirk.Eğitim Sistemi A ltern a tif P erspektif, Türkiye Diy. Vakfı, Ank. 1996, s.49 (21) O nat H.K., İm paratorluğun Tasfiyesi, Pınar Yay., İst. (22) Anonim, Türk Eğitim Sistemi A ltern a tif P erspektif, Türkiye Diy. Vakfı, Ank. 1996, s (23) M uallim ler Birliği Mecmuası, 1925, s.4 (24) Ün sü r A., K uruluşundan Giinümii-e İmam Hatip Liseleri, Önder Yay.. İst. 1995, s.68 (25) Öcal M., A.g.e,, s.38 (26) Öcal M A.g.e., s.36 (27) Ünsür A., A.g.e., s.65 (28) A kyüz Y., T ürkiye de Öğretmenliğin Temelleri Sağlam Atılmıştı, Yeni T ü rk iy e, Ocak 1996, Sayı: 7, s ümran

16 KUR'AN'I ANLAMAK FARZDIR Abdullah YILDIZ- Şemseddin ÖZDEMİR Kur'an Araştırmaları Dizisi: 13, Sh.216 İnsanları en doğru yola ulaştıran bir rehber ve kılavuz Gönüllere huzur ve şifâ, kalblere sükûnet, zihinlere basiret Hem müjdeleyici hem de korkutucu bir kitab İnananlar için yegâne başvuru kitabı ve ana kaynak İhtilafların çözümü için başvuru mercii Kur'an'ın anlaşılması zor bir kitap olduğu iddiaları: gaflet mi, ihanet mi Nasîh-mensûh, muhkem-müteşâbih, vb. kur'an'ı anlamaya engel mi? Kur'an'ı "teori ve pratiğin birlikteliği" ilkesine göre okumak Kur'an'ı cemaat halinde ders yaparak okumak Kur'an'ı terkedilmiş bırakmak ve sonuçları Kur'an'ın hükümlerini ayakta tutm ak ve Kur'an'la hükmetmek Kur'an'a karşı "kitab ehli'nin olumsuz tavrım takınanlar. Kur'an düşüncesi, Kur'an kültürü ve Kur'an ahlâkına sahip olanlar KUR'AN VE HAYAT Celaleddin VATANDAŞ Kıır'an Araştırmaları Dizisi: 12, Sh. 229 «Kur'an bazen tüccara, bazen askere, bazen yöneticiye, bazen düşküne, yoksula, zengine vs. hitap eder, durumlarını açıklar ve ne yapmaları gerektiğini bildirir. Böylelikle de bütün bir hayatı kuşatır. Bireysel ve toplumsal yönleriyle, düşünce ve uygulamalarıyla, inanç ve hayat tarzlarıyla bütün bir hayalın genel çerçevesini çizer. Dosdoğru bir inanç ve hayat tarzının esaslarını hiçbir açık nokta bırakmadan, hiçbir çelişkiye neden olmadan, hiçbir tereddüt veya sıkıntıya sevketmeden en mükemmel tarzıyla açıklar. İnsana, hayatının bütün aşamalarında yol gösterici fonksiyonunu en mükemmel tarzıyla yerine getirir. Kur'an'la açıklanır ki Allah, insanların inanç ve hayat tarzları için rehberlik yapan filozoflar, bilim adamları, düşünürler, devlet adamları... gibi insanlara rehber oldukları iddialarına rağmen doğru yolu bilmeyen ve kendileri de gerçek doğru yolu bilenin rehberliğine muhtaç olanlar gibi değildir. Onların binlerce yıldır yapageldiği gibi Allah, insanları sıkıntıların, zorlukların ve bilinmezlikmerin içerisinde bırakmaz. Ahmot Y. Ozûloprak Dini Doğru Anlamak Non.mCkîiTKky Dajıokratikİddleria Roger Garaudy İSRAİL.MİTLER ve TERÖR rroi. Dr. Toshihiko îzutsıı Kur'aıı'da Dinî Ahlâkî Kavramlar Mevîâıızâde Rıfat 31 M art Bir İhtilâlin Hikâyesi Konularına Göre Kur'an Fihristi Recep AYKAN 1105 sh. İSTANBUL Beyazıt Beyazsaray Zemin Kat Kitapçılar Çarşısı No: 31 Tel: (0.212) Fax: Dini Doğru Anlamak Ahmet Y. ÖZÜTOPRAK 302 sh. P I N A R ANKARA Kızılay Tuna Cad. Türk İş Pasajı No: 10/7 Tel: (0.312) Demokratik İdeallerin Çöküşü Noaın CHOMSKY 144 sh. Y A Y İ N L A R I ANKARA Ulus Hacıbayram Kitapçılar Çarşısı Üst Kat Tel: (0.312) İsrail, Mitler ve Terör Roger GARAUDY 283 sh. Kur'an'da Dini ve Ahlâkî Kavramlar Toshihiko İZUTSU 330 sh. TRABZON Uzun Sokak No: 91/5 Konak Camii Karşısı Tel: (0.462) Mart Bir İhtilâlin Hikâyesi Mevlânzâde RIFAT 200 sh. ADANA Küçüksaat Meydanı, Hilal Han İş Merkezi No: 102 Tel: (0.322)

17 düşünce Kamu Alanlarının Siyasallaştırılması Çerçevesinde Sorunlarımıza Bir Bakış Mustafa Aydın Sosyal sorunları çözümlemede rol alan a ktö rleri ve b u n la r arasındaki ilişkiler düzlem ini göstermeyi amaçlayan ve din, insan hakları, vb. g ib i örn eklerle p ekiştirilen bu ya zın ın, içinde bulunduğumuz sorunları kavramada önemli ipuçları vereceğini umuyorum. Kamu, toplum, siyaset, din gibi sosyal olgu ve olayların analizinde k u llan ılan önem li kavram lardan birisidir. K am u sal alan, özellikle 1950 lerden beri tartışılmakta; sosyal bilim ciler onu toplum sal olanın bir kesiti olarak alırken, siyaset bilim ciler k am u o y u gibi b elli eğimleri ifade etm ek üzere kullanm aktadırlar. H albuki aşağıda görüleceği üzere kam usal alan ve üzerinde m eydana gelen değişim, pek çok sorunun odak noktasını oluşturm aktadır. Kamu ve kamusal kavramları günlük dilde farklı anlam larda kullanılmaktadır ve bu durum, diğer pek çok kavramda olduğu gibi tarihsel gelişimi itibariyle geçirdiği değişim le ilgilidir. K a m u sa llığ ın en b e lirg in özelliği herkese açık olmasıdır. Yani bir eylem yada eylem yeri herkese açık ise bu kamusaldır. K am usal d e n d iğ i zam an ilk akla gelen devlet bile bu özelliği ile kam usaldır. Buna göre basit olarak ifade etm ek gerekirse kamu herkes, kamusal da herkese açık olan demek olur. K am u nun öznesi de genel olarak halktır. K am u sal a lan ço ğ u kere özel olan a karşılık olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte kamusal fert için önemli bir sığınaktır. İnsanların gittikçe artan toplum sallaşm ası ile özel hayatlarının daralan biçim leri arasındaki çelişki varlığım sürdürdüğü sürece, kam usal alan aynı zam anda tem el bir to p lum sal ihtiyacın genel ifadesi olacaktır. K am usal alan ın tem elin d e genelde kent olgusu yatm aktadır. Buradaki kent hayatının temel esprisi aile dışında yahbancılarla birlikte yaşam a durumudur. Esasen A rend in ifadesiyle kam usal, başkalarıyla paylaşılan ortak ve açık işler ve alanlardır. Sonuç olarak denebilir ki insanlar çoğalıp düzen sağlayıcı ayrı bir siyasal yapı (devlet veya karşılığı m ekanizmalar) ortaya çıkmca fert ile siyasal olan arasın d a ortak bir alan doğm uştur ki, işte fert için önemli olan bu ikincil ara dünyaya kamu alanı adı verilm ektedir. Sosyal bilim ciler kamu alanına ait ilk örneklerini antikçağ Y unan sitelerinde gösterm eye çalışmışlardır. Burada bir, daha so n ra ö z e l e d en k d ü şe c e k ev/hane hayatı, bir de polis adı verilen ve dar anlamda site yönetim inden daha kapsam lı bir bakım a siteler arası düzenlem e leri ifade eden bir kamusal alan vardı. H enüz ortalıklarda gözükm eyen m odern anlam daki toplum daha sonra özel-kamusal-siyasal, hepsini kapsayacak şekilde kullanılacaktır. Öyle gözüküyor ki antikçağla süren Batı toplumlar! ile bunun dışında kalan toplum larda k a m usal alan önem li farklılıklar taşım aktadır. B atıda kam usal alan kent hayatı ve siyasal ile 16 ümran

18 Kamu Alanlarının Siyasallaştırlm ası daha yakından irtibatlı, sekliler ve daha içkin yapılardır. Buna karşılık (mesela) Doğu toplumlarında siyasetten daha bağım sız, topluluklar arasında daha genel bir alandır. A ncak ister doğu, ister batıda olsun kamu alanı fert ve devletle ve hatta to p lu lu k larla sınırlı olm ayan ortak bir değer, norm ve davranış alanıydı. Aşağıda gösterileceği üzere bu alanın çözülüşü ve başka unsurlar tarafından işgal edilm iş olm ası, önem li sorunlar doğuracaktır. Söz konusu d eğ işim i an lay ab ilm ek için de kamusalın m uhtevası hakkında kısaca bilgi vermek gerekecektir. Kamu Alanının Muhtevası: Ortak Değerler Alanı Konuya daha genel, batı dışı toplumların kamusal alan muhtevasını da göz ö n ü n d e b u lu n d u ra ra k baktığım ızda kam usalın bir ortak değerler alanı olduğunu görürüz, M esela h ırsızlığ ın kötülüğü, hakkaniyetin iyi olduğu, vb. bir ortak değer olarak evrensel boyutlu bir kanaatti. G erçekten topluluklar arasındaki bu ahlaki ilkelerin dinlerle sınırlı olm adığına şahit oluyoruz. M esela K u r a n da B iz adaleti ihlal edip zulme sapmadıkça herhangi b k toplumu helak etmedik. (Kehf /59) ayeti, adalet adlı ortak değerin bir dini sistem le, belli bir insan topluluğuyla sınırlı olmadığının tipik bir örneğidir. Y in e Hz. M uham m ed (A S) A h la k ı tam am lam ak üzere geldiğini belirtir; yani ilk defa bir ahlak getirm iyor, olanı tam am layıp geliştiriyor. Geçmiş yüzyıllarda batı dışı kam usalın en önem li içeriklerinden birisi hukuktu. Yine belli bir din ve topluluğa dayanmayan, belli bir devletçe çıkarılıp denetlenm eyen ortak bir Modern dönemlerde özel hayatın kamuya açılması nisbetinde din özele ait mahrem bir olgu olarak takdim edildi. Halbuki din, tarihsel gelişiminin hiçbir döneminde kişisel bir inanç sistemi olmamış, aksine ortaya koyduğu sembol ve simgelerle ortak bir kamu alanı m eydana getirmiştir hukuk vardır. Günümüz hukuk sosyolojisinin deyim iyle buna uluslarüstü hukuk da denebilir. İlk çağlardan m odem dönem lere kadar kıtalararası yürütülen ticari hayat böylesi bir hukukla, adaletine inanılan hakem lerin uygulayıcılığıyla sürdürülegelmiştir. Ş ü p h e siz k a m u sa l alan ın önemli m uhtevalarından birisini din oluşturuyordu. Özellikle batı dışı kamus allığında din, kişiler gruplar arası ortak, açık bir alan, herkesin arasm da işleyen bir mekanizmaydı. Modern dönem lerde özel hayatın kam u ya açılm ası nisbetinde din özele ait m ahrem bir olgu olarak takdim edildi. H albuki din, tarihsel gelişim inin hiçbir döneminde kişisel bir inanç sistemi olm am ış, aksine ortaya koyduğu sembol ve sim gelerle ortak bir kam u alanı m eydana getirm iştir. M e selâ İslam yüzyıllarca özel hay at ve devlet arasında bir sığınak, bir ikincil dünya o l m uştur. Y ine K u r an ç e v re sin d e oluşm uş bir sembolik dille, pek çok etn ik y a p ıd a k i topluluğun ortak uygarlığı olmuştur. Ama ilg in ç tir k i çağım ız T ü rk iy e sinde b aşta tarikatlar olmak üzere dini olgulara m üdahale, ö z e lin k am u y a açılması iddiasıyla yapılagelmiştır. Ö z e l in k am u y a açılm ası çabasına karşılık b ir kam u alanı unsuru olan din, bir özel hayat unsuru haline getirilmeye; özel ev, özel araba, vb. gibi özel bir inanca (vicdani kanaate) dönüştürülm eye çalışılm aktadır. Dinin özel e kaydırılmasının en önemli sonuçlarından birisi ise kamu alanının dinden arındırılıp sekülerleştiıilmesi olmuştur. Dolayısıyla da gerçek kamusal alan çözülm ekte, o rtak lık lar su reta haline gelm ekte ilgi tarzı siyasallığa, sonuç olarak eylül-ekim 17

19 düşünce seçkinler tarafından belirlenmiş hukuka indirgenm iş bulunm aktadır. Şimdi insanları birbirine en yakınlaştırıcı kavram olan yurttaşlık bile siyasal bir sıfattır ve nisbeti topluma değil, yönetimedir. Kamu Alanının Değişm esir Özelin Kamuya Açılışı ve Ailenin K öşeye Sıkıştırılm ası Günüm üzde kam usal alan olağanüstü bir değişim geçiriyor; bir taraftan özel hayat kam usallaştırılırken, diğer taraftan siyaset kamu a la n ın ı b ü tü n ü y le işg a l ediyor. Bu çözülüşle ilgili pek çok argüm an bulun a bilir. Mesela kentler, sıcak ilişkilerin kurulduğu özelliklerini kaybediyorlar; artık kamu yok, kitle var. Sokak da kam usal değerlerinden arın d ırılm ış, d e ğersiz normsuz, sadece siyasal m yasalarla düzenlediği bir yer, akıp giden bir kalabalık, haline gelmiştir. Ç ıkarların kesişm e no k tasında ortaya çıkan, geçici, dıştan bir birliktelik. İletişim m ek an izm ası olarak gözüken m edya da bir kamusal araç değil, adı üzerinde bir kitle iletişim aracı, yani topluluğun kendi kurduğu ilişkinin aracı değil, üstten bir sürü olarak y ö n len d irm e v asıtasıd ır. Ü stelik m edya ile bilgilenm e nin eyleme dönüşme şansı yok, onun için de sınırsız bir gerilim yaşanıyor. M e d y a n ın da a ra c ılığ ıy la ö z e l in k am u sala y an sıtılm a 18 ümran tarzında öylesine garip bir durum ortaya çıkm ıştır ki, en a- cıklı olaylar, gösterm elik ve seyirlik hale gelmiş; bir intihar, bir silahlı düello, vb. bir tiyatro oyunu kadar bile duygulandırm adan seyredilen olaylar haline gelmiştir. K am usapâlanda meydâna- gelen değişim in en önem lilerinden birisi özel hayatın kamuya taşınmasıdır. Eskiden beri özel, Bizim gibi ülkelerdeki seçkinci- lerin kurdukları ideolojiler; çağdaşlık, laiklik gibi işlevsel olarak bir şeyleri kutsamaya, bir şeyleri de safdışı etmeye yarayan söylemler sözü edilen bunalımı aşmaya yetmemektedir. Ülke insanın büyük kesimini suçlu sayan bir ideoloji bu problemi çözemez. Seçkincilerin artan tutarsızlğı da bunun farkında olmalarıyla ilgilidir. öncelikle ailesel demekti ve bir m ahrem iyeti, yani başkalarına kapalılığı vardı. Özellikle m o dernleşme süreci içinde ailesel (özel) olan, bir değişim e uğrayarak k işiselleşti. A ileyi ilg i lendiren bütün unsurlar, başta ailenin kendi olm ak üzere cinsellik, kadın, çocuklar, vb. genele taşındı; kişisellik de bireysel duygu ve çıkarlarla sınırlı hale geldi. Bu çerçevede m esela cinsellik bir m ahrem iyet konusu değil, benliğin bir ifşa biçim i, b ir isp atlam a yoludur. K itlelerde başkalarının özel h a yatına v ak ıf olma tecessüsüyle yüklü hale getirilmiş, medya da bu deşifrenin aracılığını kendine goıev bilmiştir. (P ek'çoksanatçıyla ilgili bilgilerin, sanat çalışm alarm a değil de, kimlerle birlikte olduğu örneğini hatırlayalım. Çünkü bu ilginç gelişm ede sanatın kendisinin kam usallığı yok). Yine bu gelişm elerden dolayıdır ki cinsellikle ilgili sınırlam a lar, özgürlük karşıtı olarak a lg ıla n ıy o r ve b ir b ask ı olarak nitelendiriliyor. Bu, özelin kam uya taşınm ası hareketi, 18. yüzyıldan itib a re n a ilen in tüm unsurları üzerinde kendini gösterdi. Özellikle kadının kam u alanına taşınması, giyim kuşam ıyla herkesin gözüne hitab edecek türde açık olm ası, tüm çağdaşlaşm acı hareketlerin odak n o k ta s ın ı o lu ştu rm u ştu r. B ir taraftan da bireyin k a m uda kendini gösterme yolu uzm anlık sayılınca evle özdeşleşen kadın, tarihsel m isyonu içinde sıkıntılı bir durum a gelm iştir. Çünkü bu çerçevede k reşçiliğ in bir anlam ı var am a anneliğin bir anlam ı yok, çünkü birincisi bir meslek, bir uzm anlık, ama İkincisi böyle bir anlam a sahip değil. A ilenin yine kam usala çıkma yollarından birisi çocuklardır. Onlarm eğitim düzeyi, giydirilm esi, vb. çocuklar için bir is

20 Kamu Alanlarının Siyasallaştırlm ası tikbal, bir prestij olmaktan çok, anne-babanın kendilerini dışarda gösterme yoludur, tıpkı bir ev, bir araba gibi. Bütün bunlardan sonra denebilir ki çağımızda özel, büyük çapta kamusallaşıp ailenin öğeleri kamu unsurları haline gelmiş, ama kamunun (açıklık, ortak lık gibi) n ite lik le ri özele uyarlandığından dolayı da birçok problem doğmuş, kamusal güçlenm em iş, insan rahata ermemiş, aksine tam bir çözülüş içine girm iştir. N ihayet buna bir de siyasalm kamusalı işgali eklenmiştir. Kamu Alanının Siyasallaşması Günüm üzde siyaset, eski ortaya olan bir kam usallığı çözüp yerine toplumsal olarak nitelenen yeni türden bir kamusallığı koym aya çalışıyor. N e var ki bu yeni sosyal kültürel kam u sallık bir hayli içkin ve yanlı bir ortaklık alanıdır. Gerçekten de günüm üzde siyaset, bazı sosyal bilim cilerin iddialarının tam aksine etkinliğini alabildiğine artırmış, kamu alanını bütünüyle işgal etm iş bulunmaktadır. Esasen gelinen noktada m odern ulus yapılarının, sonuç itibariyle birer siyasal oluşum, birer devlet olm aları bu durumun açık bir delilidir. H atta ekonom inin etkin hale gelmiş olması, siyasalm zayıflam ası anlamına gelm iyor, aksine kamusal için bir anlam ifade etmeyen servet, siyaset için bir kaynak oluşturuyor. M o dern siyaset an lay ışın ın (W e- Özel in kamuya açılması çabasına karşılık bir kamu alanı unsuru olan din, bir özel hayat unuru haline getirilmeye; özel ev, özel araba, vb. gibi özel bir inanca (vicdani kanaate) dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Dinin özel e kaydırılmasının en önemli sonuçlarından birisi ise kamu alanının dinden arındırılıp sekülerleştirilmesi olmuştur. b er den beri) güç ekseninde tanım landığı düşünülürse, ekonominin siyaset için bir araç olduğu anlaşılır. H aberm as ın ifa desiyle teknoloji de bilim de birer ideoloji yani siyasal araçtırlar. Artık bu ortamda etkin olan halk değil, toplum adına hareket ettiğini söyleyen devlettir. Toplum u planlayan, sürükleyen, çağdaşlaştıran devlet. Ne var ki günümüzde bu toplum ad ın a lık tartışılm akta, to p lum dan b ağım sız bir v arlık olarak devletin m eşruiyeti sorgulanmaktadır. Orada duran bir siyasal yapı, tüm dünyada şöyle veya böyle, ciddi bir m eşruiyet bunalımı yaşamakta, üretilen ideolojiler, söz konusu sıkıntıyı aşm aya kafi gelm em ektedir. Üretimin yüksek olması, kağıt üzerinde m illi gelirden kişi başma daha fazla bir payın düşmüş olması dev kitleleri tatmin etmemektedir. Hele bizim gibi ülkelerdeki seçkincilerin kurdukları ideolojiler; çağdaşlık, laiklik gibi işlevsel olarak bir şeyleri kutsam aya bir şeyleri de safdışı etm eye yarayan söylemler sözü edilen bunalımı aşm aya yetmemektedir. Çünkü meşruiyetin genel espirisi halk ço ğ u n lu ğ u n u n benim sem esi, itaatta layık bulm asıdır. Ülke insanının büyük kesimini suçlu sayan bir ideoloji bu problemi çözem ez. S eçk in cilerin artan tutarsızlığı da bunun farkında olm alarıyla ilgilidir. Günüm üzde sivil toplum, insan hakları, vb. tartışm alar, sivil toplum a, gerçek anlam da kamusal hayata duyulan özlemi yansıtm aktadır. Siyasal vurguya karşı gündem e gelen sivil toplum bir söylem olarak kalmamakta, bir seçkinci kurgusu olmaktan bütünüyle çıkamayan hukuk sistem ine karşı, sosyal bilim cilerin sivil itaatsizlik olarak adlandırdıkları bir tepki ta rz ı g e liş m e k te d ir. Ç ünkü özerk bir taşıyıcı olması gerekli fert, m odern devletin öylesine denetimi altındadır ki terör, vb. yasal olm ayan yollara başvurmaksızın sonuç alıcı bir eylem biçimine sahip bulunmamakta, dolayısıyla da sivil itaaatsızlık y ay gınlaşmaktadır. B ütün lib eral söylem e rağmen devletin ekonomik hayata katılımı kamusalm siyasallaştırım asının bir ifadesidir. Türkiy e de İktisadi Devlet Teşekküleylül-ekim 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir.

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir. Rehberlik Servisinin Ve Rehberliğin Tanıtılması Rehberlik Nedir? Rehberlik; eğitimde bir hizmet alanı olarak demokratik ortam içinde öğrencinin bedensel, zihinsel ve sosyal bütün kapasitelerini en ileri

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Dersin Adı Dersin Kodu 1200.9202 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 12. HAFTA PFS105 Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE ORTA ÖĞRETİMDE YENİLİK VE GELİŞMELER...

Detaylı

1913 yılında Islah-ı medaris yani medreselerin ıslah ve düzenlemesi adıyla İmam ve Hatib yetiştirilmeye başlanmıştır.

1913 yılında Islah-ı medaris yani medreselerin ıslah ve düzenlemesi adıyla İmam ve Hatib yetiştirilmeye başlanmıştır. İMAM HATİBLER ÜZERİNE Sapla samanın birbirine karıştırıldığı,buğdayla arpanın aynı harmanda harmanlandığı,oyunların oynanıp oyuncuların sürekli değiştirildiği bir dönemde yaşamaktayız. İmam-Hatibler tarihçe

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... V GİRİŞ...1 1. Eğitime Neden İhtiyaç Vardır?...1 2. Niçin Eğitim Tarihi Okuyoruz?...2 I. BÖLÜM İSLAMİYET TEN ÖNCEKİ TÜRK EĞİTİMİ 1. Eski Türklerde Eğitim Var mıdır?...5 2. Hunlarda

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI AÇIKLAMALAR Haftalık ders çizelgeleri, 2014 2015 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının 9-10. sınıflarından başlamak üzere kademeli olarak uygulanacaktır. Haftalık ders çizelgelerinde ortak

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

2015-2016 YILINA AİT ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERS KİTAPLARININ KURUM BAZINDA DAĞITIM LİSTESİ

2015-2016 YILINA AİT ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERS KİTAPLARININ KURUM BAZINDA DAĞITIM LİSTESİ VAN İPEKYOLU 9991168 ÖZEL DOĞA İLKU HAFIZİYE MAH. CAMBAZOĞLU 1. SOKAK NO:3 VAN Kurum Telefon: 43178800 43178800 100010 Pamuk Şekerim 1 Eğitim Aracı 60 10000 Pamuk Şekerim Eğitim Aracı 60 100110 Müzik 1-3

Detaylı

İşte Marpoll'ün Son Anketi

İşte Marpoll'ün Son Anketi İşte Marpoll'ün Son Anketi Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Işık; Araştırmada anketörlerimiz Şehit Abdullah Çavuş, Namık Kemal, Mağralı, Sakarya, Yunus Emre ve İsmet paşa

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Okul adı Yıl. İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu 1985 Lise İskilip İmam Hatip Lisesi 1991

ÖZGEÇMİŞ. Derece Okul adı Yıl. İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu 1985 Lise İskilip İmam Hatip Lisesi 1991 ÖZGEÇMİŞ KİMLİK BİLGİLERİ Adı Soyadı Doğum yeri Doğum tarihi Görev yeri : RECEP ARDOĞAN : İskilip/Çorum : 01.09.1973 : KSÜ İlahiyat Fak. ÖĞRENİM DURUMU Derece Okul adı Yıl İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI

HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALI DERSİN TANIMI VE UYGULAMASI Ders ismi Ders kodu Dönem Teori+Pratik Kredi AKTS EĞİTİM FELSEFESİ SNF114 1 2+0 2 3 Ön Şartlı Ders(ler)

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi,

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, TÜRKÇE dersinde, Kişisel Gelişim ve Okuma Kültürü temalarına bağlı olarak çeşitli metinler ve Düşünceler

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI 2014-2015 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU 1: Bu yasal değişikliğe neden gerek duyuldu? CEVAP 1 Dünya genelindeki ortalama eğitim süresi 11-12 yıl veya daha üzerindedir. Türkiye de

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI 2012-2013 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : Osmangazi Ortaokulu Müdürlüğü İLİ : Mersin İLÇESİ : Toroslar ADRES

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri KİŞİSEL BİLGİLER Adı-Soyadı: İlyas CANİKLİ Unvan: Yrd. Doç. Dr. Doğum Yeri ve Yılı: Samsun-Terme/ 1966 Bölüm: Temel İslam Bilimleri Tel: 0530 9576891 E-Posta: icanikli@mynet.com; ilyascanikli@gmail.com

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır ya da onu köleliğe ve yoksulluğa

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

KARTAL SEMİHA ŞAKİR ANADOLU LİSESİ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MATEMATİK ZÜMRESİ ÖĞRETMENLERİ TOPLANTI TUTANAĞI

KARTAL SEMİHA ŞAKİR ANADOLU LİSESİ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MATEMATİK ZÜMRESİ ÖĞRETMENLERİ TOPLANTI TUTANAĞI KARTAL SEMİHA ŞAKİR ANADOLU LİSESİ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MATEMATİK ZÜMRESİ ÖĞRETMENLERİ TOPLANTI TUTANAĞI TOPLANTI NO : 1 DERSİN ADI : Matematik, Geometri, Analitik Geometri TOPLANTI TARİHİ : 02.09.2009

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. DİL BİLGİSİ Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğu Metni Anlama ve Çözümleme 3. Okuduğu Metni Değerlendirme 4. Söz Varlığını Zenginleştirme 1. Yazma Kurallarını Uygulama

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER 16. Temsil Yeteneği Kurumu temsil yeteneğinden yoksun, tutarsız ve güven oluşturmayan bir izlenim vermektedir. 1 Giyim, konuşma ve tavırlarında

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014

Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014 Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014 Ortak Gelecek için Diyalog Derneği tarafından 20 Haziran 2014 tarihinde yayın hayatına başlatılan Doğruluk Payı, herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan tamamiyle bağımsız

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı