KÜRD DEVLETİ VE FESTİVAL

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KÜRD DEVLETİ VE FESTİVAL"

Transkript

1 1 KÜRD DEVLETİ VE FESTİVAL Kronolojik sıralamaya göre Tavla köyünün Sümer, Akad, Babil, Asur ve Fenikeliler Kürd halkı toplumsal özelliklerini (dilini, kültürünü, dinini, mitolojisini) gönüllerinde, dillerinde, gelenek ve göreneklerinde yaşayıp, yaşatarak yirmi birinci yüzyıla taşımayı başarmışlardır. Konu ile ilgili olarak yaptığım Sümer(Kürd) Dili Adlı çalışmamda Kürd dilini, kültürünü, tarihini ve mitolojisini kanıt ve kaynaklarla açıkladım. Burada kısaca da olsa açıklamak gerekliyse: çivi yazısının Kurmancı olması; Akad lı Ur ve Uruk halkının orijinal adlarını, gelenek ve göreneklerini günümüzde de yaşayıp, yaşatması; Asur-Sin halkının(tüm Kürdistan da olduğu gibi) Kuzey ve Kuzeybatı Kürdistan ın birçok yerleşim birimlerinde -toplumsal özelliklerini- orijinal adları ile yaşayıp, yaşatması; Babil Kürd halkının Zig gur a te=ziyaret adı ve gelenekleriyle toplumsal özelliklerini günümüzde de yaşayıp, yaşatması; Pe nigi an=fenikeliler Kürd halkının Fenike-Kürd alfabesi ile dillerini günümüzde de yaşayıp, yaşatması ilkokul düzeyinde eğitim görmüş bir insanın da şüpheye düşmeden anlayabileceği bazı temel verilerdir. Ama ne yazık ki ordu-devlet-türkiye binlerce yıldan bu yana yaşatılan bu toplumsal özelliğimizi yirmi ve yirmi birinci yüzyılda yok etti. Kalan kırıntıların üzerine de Türk Malı etiketini yapıştırıyor. Bu makalede 1960 lı yıllardan bu yana Türkiye tarafından sinsi planlarla ve Vandallıkla kademeli olarak yok edilen halkımızın başına gelen trajik olayları kısaca anlatmaya çalışacağım. Bu vesileyle doğanın ve insanlığın geleceğinin sorumluluğunu üstlenen dünya tarihçilerini ve toplumbilimcilerini göreve davet ediyorum. Dünya Tarihçileri ve toplumbilimcileri diğer değerli araştırmacıların çalışmaları ile bu ve daha önce yayınlanan yazılarımın verilerinden ve de örnek olaylardan hareketle -yerinde; alan çalışmasıyla- ama daha teferruatlı olarak gelişmeleri kayıt altına alıp, günümüzde ve gelecekte ki insanlığı aydınlatmalarıdırlar. Şayet bu yapılmazsa Türkiye başarılı olur. Anadolu dan yok edilen Ermeni ve Rum lara Kürd halkı da ilave edilir. Kürdlerin işi bitince sıra kime gelir onu da Türkiye bilir. Aslında Türkiye de yaşanan ve kademeli olarak bütün dünyaya yayılan korkunç boyutta insani dezenformasyon var. Bu olguyu Sümer(Kürd) dili Adlı çalışmamda şu sözlerle ifade ettim:...on dokuz ve yirminci yüzyıl bilimsel ve teknolojik gelişmelerini dünya devletlerinden transfer eden Türkiye, Türkiye deki toplumsal önderlikleri yüklenen insanları -olması gereken- sağduyudan uzaklaştırmıştır. Bu sağduyudan uzaklaşma süreci yukarıdan aşağıya sistemi yürüten Ordu-devlet, devlet başkanı, yasama, yürütme, yargı, bürokrasi... köy bekçisine kadar tüm sisteme sirayet etmiştir. Etkileşim toplum katmanlarını da sarmaya başlamıştır, asıl tehlike de budur. Bu durum tüm toplum katmanlarını sosyal psikolojik yönden nihilist-paranoyak-narsisçi-mazoşist bir zincirleme ruh haline girmesine sebebiyet vermiştir.dedim. Ayrıca daha bir çok makalemde Türkiye de yaşanan dezenformasyon sürecini açıklamaya çalıştım. Yaşanan ve kısaca kaleme aldığım bu dezenformasyon süreci ise şu gelişmelerle sonuçlanacaktır: Seksen ya da yüz milyonluk yapay ordu-devlet-türkiye türeyecektir; Halk ordu-devlet gücüne tapan bir konumda olacaktır; tüm bireyler(ordu-devletin bireylerden isteğine uygun olarak) sürekli savaşmaya hazır olacaktır; topluluk bireylerinde -olması gereken- insani özellikler(sevgi, saygı, adalet vs.) den arındırılmış olacaktır; insanlar sisteme uyum sağlayarak, sürekli sistemden yararlanmayı bir yaşam biçimi haline getirecektir; topluluk güçlü olmaktan ve lüksten başka bir şey düşünmeyen bireyler oluşturacaktır; yapay ve esasen mal(meta; robot) özelliğinde bir topluluk meydana gelecektir. Bu durumda -doğal olarak- güçlü bir Türkiye oluşacaktır. Bu güçten etkilenen ama esasen korkan komşu

2 2 devletler ya da toplumlar Türkiye sisteminin doğruluğuna inanmaya başlayacaklardır. Bu inanç o devlet ya da toplumları Türkiye nin sistemini uygulamaya sevk edecektir. Böylelikle kademeli olarak -sürekli savaşmayı ve zengin olmayı planlayan sapkınlık- tüm dünyayı saracaktır. ***** İlçemiz Sarız ın on dört pare Kürd yerleşim biriminin halkı Tavla köyü ile aynı toplumsal özelliklere sahipler ve aynı akıbete uğramışlardır. Örnek teşkil etmesi için burada yalnız Tavla köyünü anlatacağım ten 1960 lı yıllara kadar Tavla köylüleri Türkiye nin işgaline boyun eğmiş bir halk olarak Türkiye ye zorunlu olarak saygıda kusur etmiyordu. Ürettiği ürünleri devletin asli halkına Türklere maliyet fiyatına satarak şeker, sabun, kap kacak ve kumaş gibi Kürdlerin üretme imkanına sahip olmadığı ürünleri satın alıyordu. Buna karşılık ürettiği yaklaşık altı bin civarındaki büyük ve küçükbaş hayvanlarının kuzularını vs. devletin asli halkına maliyet fiyatına veriyordu, kendileri ise sadece hastalanıp, ölüm aşamasına gelen hayvanları kesip yiyorlardı. Yün, peynir ve yağ gibi ürünlerin cüzi bir kısmını ihtiyaçları için ayırıp, büyük bölümünü ordu-devletin asli halkına maliyet fiyatına veriyorlardı. Erkekler kışın Kayseri ve Adana gibi büyük şehirlere giderek devletin asli halkının büyük hayvan besi çiftliklerinde adeta karın tokluğuna cüzi maaşlarla çalışıyorlardı. Bu insanların tamamı gece hayvanların ahırında yatarak, -başta akciğer hastalıkları olmak üzere- çeşitli hastalıklara yakalanarak bir kısmı genç yaşlarında ölüyordu. Bir kısmı ilkbaharda Adana gibi şehirlere patates sökmeye, ekin biçmeye ve inşaatlarda çalışmaya gidiyorlardı. Çocuklar ise sekiz-on yaşından itibaren çeşitli -köye özgü- işlerde çalışmaya başlıyorlardı(çobanlık, tarla işçiliği vs.) on dört, on beş yaşından itibaren de babaları ile birlikte İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere giderek, İnşaatlarda çalışıp, çalışma hayatına daha sıkı sarılıyorlardı. Yirmi yaşına geldiklerinde ise ordu-devleti korumak için sadakatle askerlik yapıyorlardı. Kısaca Kürd halkının malı, canı, emeği Türkiye ye feda edilmişti. Buna karşılık gizlice de olsa ibadetini yapıyor, dilini ve kültürünü muhafaza ediyorlardı. Mutlu olmasalar da yaşamlarını sürdürüyorlardı. En azından dillerini ve kültürlerini yaşattıkları için mutlu oldukları söylenebilir li yıllara gelindiğinde ordu-devlet adeta kudurmuştu, Tavla köyü koyun sürüsünün içine Kurt canavarı girmiş gibidarmadağın edildi. Genç nesil Tavlalılar bir yandan sapkın radikal ideoloji ile bileniyor, diğer taraftan tutuklanıp, işkence ediliyordu. Erkekler ve yeni yetişen nesiller iş bulamıyordu. Kimi iş bulanlar ise enflasyonist baskı ile ekonomik işkenceye alınmıştı; büyük şehirde çalışıp, elde ettiği cüzi paralar eve gidene kadar yarı yarıya enflasyona uğrayarak yok oluyordu li yıllara gelindiğinde ordu-devlet artık zıvanadan çıkmıştı. Onlarca Tavlalı işkenceden geçirilmişti. Ördekli köyünde açık hava işkencesi uygulanıyordu, köye misafir olarak gelen insanlar dahi köy meydanında işkenceden geçiriliyordu. Kardeşlerim Kürd halkına yapılan 12 Eylül askeri darbesini protesto ettikleri için yedi aylık işkenceden geçirildi. Erkek kardeşim kabuğuna çekilip, pasif bir insan oldu. Kız kardeşim ise kronik şizofren bir deli oldu. Devletin asli halkının ise keyfine diyecek yoktu. Enflasyon onların işine yarıyordu, darphanede basılan paralar çeşitli yöntemlerle(özel ve devlet bankaları aracılığı ile kooperatifler ve devlet kredisi) şeklinde özel halkın cebine aktarılıyordu. Özel halk karına kar katıp, zengin oluyordu. Mesleği olmayanlar orduda teskere bırakıp, JİTEM gibi askeri birliklerde görev alıp, öldürdükleri Kürdler için kelle başına para alıp zengin oluyorlardı. Kooperatifler açıp, ürünlerini değerlendirebiliyorlardı. Tavla köyünde öğretmenlik yapan asli bir halk, kız çocuklarının da bulunduğu Kürd köyü dershanesinde pijama ile derse girip cinsel organlarını karıştırıyordu. Kürdler için Taciz, açlık, ölüm ve sefalet hat safhadaydı. Gerekçesini bilmiyorum ama İngiltere ve diğer dünya devletleri kapılarını Kürdlere açınca -gönüllü sürgüne gitmek- Kürd halkı için bir umut kapısı oldu. Geçmişte üretip, ama tüketmeyen fakat dilini ve kültürünü yaşattığı için zorluklara katlanan yüz elli hanelik Tavla köyü kısa sürede yaşlılardan oluşan yüz hanelik bir köy durumuna düşürüldü. Buna karşılık, iki yüz elli hanelik Tavla köyü halkı gönüllü olarak Londra ya sürgün gitti li yıllara kadar halkımızın tamamı Kürdçe konuşurken, günümüzde yalnız yaşlılar

3 3 -bazen kendi aralarında- Kürdçe konuşuyorlar. Böylelikle Türkiye temel amaçlarından birini daha gerçekleştirerek, dilimizi ve kültürümüzü de büyük oranda asimile etmeyi başardı yılına gelindiğinde Amerika Birleşik Devletleri Hızıraleyselam gibi Kürd halkının imdadına yetişti. Kürd halkının seksen üç yıldır maruz kaldığı insanlık dışı hakaret, esaret ve yok edilme kademeli de olsa son bulmaya başladı. Burada bir hususu önemle belirtmeliyim ki federal sistem gibi palyatif önermeler Kürdler için kesinlikle bir kurtuluş yolu değildir. Çünkü başta yapay ordu-devlet-türkiye olmak üzere, bölge ülkelerinin Kürdistan üzerindeki emelleri ile Kürd halkına ve topraklarına musallat olmaları asla son bulmayacaktır. Amerika Birleşik Devletleri çekildiği andan itibaren Türkiye nin sümen altındaki sinsi planları devreye girecek, esaret yasaları ve anayasaları yeniden tanzim edilecek, Kürdistan ın Dicle ve Fırat nehirlerinde tekrar Kürd kanı akmaya başlayacaktır. Kürdistan devleti kurulduğunda ise söz konusu devletler zorunlu olarak barışı kabul edeceklerdir. Böylelikle Amerika Birleşik Devletleri de görevini tamamlamış bir toplum olarak çocuklarını ülkesine götürecektir. Diğer taraftan insan onuru için şehit olan Amerikalıların evlatları, esareti, zulmü, işkenceyi, katliamları, soykırımı sonlandıran gençler olarak; gençlerin anne, baba ve kardeşleri ise şehit aileleri olarak insanlık vicdanında ve tanrı katında taçlandırılmış olacaktır. Kutsal dava şehitlerinin mekanı cennettir. Tanrı kalanlara uzun ömür versin. Konunun lafsına uygun birkaç tespit: Kürd kültürü talan oldu, Kürd evleri viran oldu, kötülük had safhayı buldu, Amerika yetişti, Gönüllere umut doldu. Son sistem işkence yapıldı, Kimi insan yakıldı, kimisi de deli oldu, Amerika yetişti, Çaresizlik son buldu. Sevgi, saygı unutuldu, Anneler yavrusunu görmez oldu, Amerika yetişti, Sevgililer kavuştu. Kuzular melemez oldu, Ocaklar tütmez oldu, yaylalar yeşermez oldu, Amerika yetişti, Kürdler hayat buldu. Dahası var gelecekte, umutlar hep yüreklerde, sevgi, adalet, erdem ufuklarda, yaşa var ol Amerika 2006 yılına gelindiğinde, genelde Kürdistan da, özelde ise Tavla köyünde yaşanan konjonktüre dayalı hoşgörülü ordu-devlet anlayışına, ama esasen bunun arkasındaki sinsi plana bakalım. İngiltere deki Tavlalı gençler 2005 yılı boyunca haberleşip, sözleşerek 2006 yılının Temmuz günleri arasında köyde buluşup, yaylada çadır kurup, piknik yapmak istediler. Bu durum kültür ve vatan hasreti çeken gençlerimiz için güzel bir fikirdi. Ne oluysa oldu, ordudevlet gelişmelere el koydu ve kıvrak bir manevrayla gençlerimizin heveslerini kursaklarına gömdü. Devlet Tavla köyünde festival adı ile bir ucube uydurarak, esasen güçlü Türk ordusunun boy göstereceği bir heyula yarattı. Sivil ve askeri komutanlar Tavla köyü halkının şeref protokolüne yerleşti, Tavla köylüleri ise kaçkın ve kaçkın olmayan köleler olarak efendilerin hizmetine amade edildi. Sanki Tavlalılar teröristmiş gibi etrafları savaşçılarla sarıldı. Burada devlet protokollü resmi-festivali organize eden kişi olarak- Tavla köyü muhtarını suçlamıyorum. Neticede muhtar köyümüz halkının huzur ve güveni için ordu-devletin dolaylı ya da dolaysız telkinine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Eğer muhtar devletin isteğine uygun olan festival ucubesini düzenlemeseydi, ordu-devlet kızardı. Kızınca da ne yapacağı belli olmazdı. Esasen gençlerimize ve öncelikle de yetişkinlerimize şu soruları soruyorum. Tavla köyü neyin resmi-festivalini yapıyor? - Binboğa da yetiştirdikleri koyun ve sığırlarını iyi fiyatlarla satıp, elde ettikleri gelirin kutlama festivalini mi yapıyorlar? - Tavla köyünün gençleri için açılan meslek kursu atölyelerinin festivalini mi yapıyorlar? - Tavla köyünde açılan Kürd dili ve kültürü okulunun festivalini mi yapıyorlar? Ama Türk ordusunun festival gerekçeleri var. Örneğin - Tavlalıları gönüllü sürgüne gönderdikleri için festival yaptırabilirler! - Geçmiş günlerde yaptıkları işkencelerin festivalini yaptırabilirler! - Tavlalıları Türkleştirdikleri için festival yaptırabilirler!

4 4 - Katlettikleri gençlerimiz için festival yaptırabilirler! - Deli ettikleri gençlerimiz için festival düzenletebilirler! - İngiltere den bedava gelen döviz için festival düzenletebilirler! - Dünyaya Türkiye çok güzel bir ülke, bakın festivaldeki resim ve filmlerimize, Kürdlere çok iyi davranıyoruz propagandasını yapmak için festival yaptırabilirler. - Festival vesilesiyle çektirdikleri Tavla köyü protokolündeki Ordu-devlet ve Türk bayraklı resimler ve filimler sayesinde Kürd halkının üzerine Türk Malı etiketini yapıştırdıkları için festival düzenletebilirler. - Ordu protokolü ve köylünün etrafını saran savaşçılarla Kürd gençlerinin kursaklarına korku saldıkları için Tavlalılara festival yaptırabilirler. - Ur u Urukan ları ve Sin e mili leri dünyaya Türk halkı diye yutturdukları için festival yaptırabilirler. Tavla köyünün resmi-devlet festivali yapması için bir nedenleri yok. Fakat gençlerimizin yaylaya çıkıp, orada çadır kurup, eğlenmeleri, köyde çeşitli sanat ve kültürel etkinlikler düzenlemeleri, Cem evinde Cem yapmaları, yine sanatçıları davet edip müzik dinlemeleri gerçekten güzel olurdu. Gençlerimiz bir yılın şehircilik yorgunluğunu üzerlerinden atar, birbirleriyle tanışır, kaynaşır, enerji toplamış olarak sevinçle giderlerdi. Oysa resmi-festival gençlerimizin heveslerini kursaklarına gömdü. Türk ordusu ise gençlerimizin sakin yayla ortamında kaynaşmalarını engellediği için mutlu oldu. Bu nedenlerden dolayı gelecek yıl gençlerimiz yaylaya çıkıp, eğlensinler, çeşitli kültürel etkinlikler tertiplesinler, sanatçı davet edip müzik dinlesinler, Cem yapsınlar. Adına da Tavla Köyü Kürd halk kültürü festivali desinler, fakat ordu-devlet protokolü ile festival yapma saçmalığına son verilmelidir. Ordu-devlet protokolü olmaksızın sivil olarak Tavlaya gelen her misafire köyümüz açıktır. Bu da böyle biline. Dünya durdukça mümkün değil ama varsayalım ki devlet kötü amaçlı değil. Fakat yarın Kürdler Kürd devletini kurmaya karar verip de, -Kürdistan sınırları Bêê rot=çıplak söğüt (Beyrut) tan - Tsor=kırmızı dut dağları(toroslara) kadar olan bölgeyi kapsamaktadır; bu bölge bütün insanlık tarihi boyunca Kürdlerin üzerinde yaşadığı Kürdistan ın doğal ve meşru topraklarıdır- derse, ve böylelikle Tavla köyü Kürdistan sınırlarının içine dâhil edilirse, kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye nin ilk bombalayacağı yerlerden birisi de Tavla Köyü olacaktır. KÜRD DEVLETİNİN KURULMASINA KÜRDLER KARAR VERİR Dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısı Abdullah Gül, dünya devletlerinin Roma toplantısında Orta Doğuda kalıcı barışın sağlanması için Kürdistan Devleti kurulmalıdırçağrısına, Abdullah Gül Kürdistan Devletinin kurulmasına bölge halkları karar vermelidir diyor. Bu görüş hangi akıl, mantık, etik değer, adalet ve erdem gibi müspet insani değerlerle bağdaşır. Araplar fetih ve enfal anlayışıyla Kürdistan topraklarını işgal ve ilhak ederek Suriye, Lübnan ve Irak adında üç devlet kurduklarında Kürd halkına danıştılar mı? Türkiye 24 Temmuz 1923 tarihinde İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğunu yıkıp, yerine göçer bir Türk aşireti için devlet kurduğunda Kürd halkına danıştı mı? Kürd Devletinin Kurulmasına Kürd Halkı ve Dünya Devletlerinin Diplomatik, Siyasi ve Bilimsel Organları Karar Verecektir. Kürdistan kurulduktan sonra eşit şartlarda- bölge halklarının diyaloguyla diğer sorunlara çözüm bulunur. BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ VE KÜRD TARİHİ VERİLERİ

5 5 Seksen üç yıldan buyana Kürd halkı muhtemelen kurulacak olan bir Kürdistan varsayımına göre yaşamlarını düzenleyemezlerdi. Bunu yalnız Kürdler değil dünyadaki hiçbir toplum yapamaz. Esaret altında yaşayan bir toplumun yapacağı bir tek şey var. O da -yapabildiği kadar- toplumsal özelliğini(dil ve kültürünü) korumaya çalışmaktır. Kürdler bunu yaptı. Türkiye gibi ordu-devlet yapılanmasının esareti altında tutulan Kürd toplumunun sıradan insanları -devletin organize ettiği ve benim halkım(türk)- dediği insanlarla sürekli kavgalı bir şekilde yaşamlarını sürdüremezlerdi. Tam tersi onlarla asgari bir yaşamı sürdürecek zorunlu bir kabullenme, davranış ve eylem şeklini göstermek zorundaydılar. Burada iki farklı toplumsal olgu görülür. İşgal altındaki toplum bir yandan işgalcilerin sıradan insanlarıyla asgari insani ilişkilerde uyum sağlamaya çalışırken, diğer taraftan fırsat buldukça işgalcilere karşı bağımsızlık mücadelesi vereceklerdir. Nitekim Kürdler bağımsızlık haklarını almak için birçok kez ayaklandılar. Dünyadaki hiçbir toplum Türkiye deki Kürd toplumu kadar asker, polis, sivil devlet memuru, istihbarat görevlisi, bürokrasi elamanı, sivil toplum kuruluşu gibi, devlet örgütlenmesi tarafından seksen üç yıl planlı ve sürekli düzenli olarak terörize edilip, katliamla, işkenceyle, yakılarak, faili meçhul cinayetle soykırıma maruz kalmamıştır. Dolaysıyla Kürd toplumunun yapacağı bir tek şey vardı, onu da yaptı ve toplumsal özelliğini(dil ve kültürünü) korudu. İçlerinden bazılarının propagandalara aldanıp, işgalci Türkiye nin değirmenine su taşımaları -çaresiz- insani bir savunma biçimidir. Yeter ki gerçekleri öğrendikten sonra işgalcilere hizmet etmesin. Hangi Kürd çocukluğundan itibaren Atatürk ün tüm planlarının Kürdleri yok etmek üzere kurulu olduğunu biliyordu. Ben elli yaşımdan sonra öğrendim. Günümüzde ve gelecekte Türkiye Atatürk ün Kürdleri yok etmek hasedinden ve amacından hiçbir şekilde vazgeçmeyecektir. Şu anki kısmi serbestlik ortamı ise tamamen konjonktüre dayalı manevradır. Türkiye nin tek bir millet, tek bir dil savı, Kürdistan a yapılan askeri yığınak, güçlendirilen bürokrasi ağı ile sivil ve resmi polis teşkilatlarının güçlendirilmesi, sürekli revize edilen yasalar ise bu savı doğrulamaktadır. Bu nedenlerledir ki Türkiye sadece- versiyonlu esaret altında tutma yöntemlerini geliştirecektir. Ta ki Kürdleri yok edip, ya da Türkleştirene kadar. Bu konuda Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapan Süleyman Demirel in sözlerine bakalım: Sl. Demirel bir demecinde beş yüz yılda Kürdleri asimile edemediysek bu bizim ayıbımızdır diyor. Ve diğer bir TV canlı yayın demecinde: önümüzdeki yüzyılda bu işi halletmiş oluruz diyor. Sl. Demirel in sözleri askeri strateji merkezlerinin nihai hedefi ve Atatürk ün de hasedidir. Türkiye nin Kürdleri yok edip, topraklarını ele geçirme planında en etkili yöntemlerinden birisi de, Kürdleri çeşitli yol ve yöntemlerle bölüp, birbirine düşürme senaryolarını başarıyla uygulamasıdır. Türkiye Kürdleri bölme senaryolarına demokrasi kılıfını geçirerek uygulama alanı yaratmıştır. Sözgelimi, Siyasi partiler aracılığıyla Kürdleri bölme yöntemi: CHP, DYP, AKP, DSP., dernekler aracılığı ile bölme yöntemi: Atatürkçü düşünce derneği, parti gençlik dernekleri, ülkü ocağı dernekleri...), ideoloji farklılıklarından yararlanarak bölme yöntemi: Atatürkçülük, Sosyalizm, Komünizm, Liberallik., ekonomiyi araç olarak kullanıp, Kürdler arasında farklı sosyal guruplar yaratma yöntemi: zengin-fakir Kürd, lümpen sınıf yaratma yöntemi: Türkücü, ozan. Bu örgütlerde faaliyet gösteren Kürdler, Kürdlerin toplumsal haklarından söz edemezler. Örneğin, Kürdlerin dil ve kültüre dayalı toplumsal hakları var diyecek bir Kürd insan hiçbir şekilde Türkiye deki CHP, DYP, AKP veya Atatürkçü Düşünce dernekleri, parti gençlik kolu derneklerinde ya da meslek kuruluşu derneklerinde barınamaz. Kürd bir insan Kürdlerin toplumsal haklarından söz ederse dışlanır. Bir Kürd Türkücü ya da sanatçı asla televizyonda, Kürdlerin dile ve kültüre dayalı toplumsal hakları var, diyemez. Derse Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya nın akıbetine uğrar. Ama Türk Kürd kardeştir, hepimiz Türk üz, hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye deyip, çifte standartlı konuşmaları alabildiğine serbesttir. Üstelik bu tür çifte standardı yapan Kürdler Kürd kamuoyuna star diye dayatılıyor.

6 6 Tanrının verdiği yaşamını sürdürmek isteyen bu gibi Kürd insanları suçlamak da doğru değildir. Diğer taraftan Kürdlerin ordu-devlet planıyla içine sokuldukları bumerang ortamını açıklamak da Kürd aydın, yazar ve çizerlerinin temel görevidir. Bana göre kısmen doğru olmasa da, çağımızda devleti olan toplumların yazar ya da entelektüelleri toplumunu farklı görüşlere yönlendirerek onların karşıt görüşlü örgütlenmelerini sağlıyorlar. Dahası onların hata yapmasına göz yumup, teşvikte ediyorlar. Çünkü devlet yapılanmasının her an için yanlışlara müdahale edip, yönlendirme imkanı var. Örneğin günümüzde devletler toplumlarını sağ-sol, faşist-komünist, dinci-laik, demokrat-anti demokrat örgütlenmelerini teşvik ediyorlar. Aşırılıklara gidilmesi durumunda ise çeşitli yöntemlerle engelliyorlar. Ama Kürd toplumu aydınlarının Kürdleri bu tür bölünmelere yönlendirmeye hakları yoktur. Yönlendirirlerse toplum işgalcilerin tuzağına itilmiş olur. Türkiye bu tür örgütlenmeleri ordu strateji merkezlerinde planlayıp, istihbarat elamanları vasıtasıyla Kürd halkının içinde uygulamaya koyuyor. Örneğin Türkiye Hizbullahı, faşist parti ve dernekleri, radikal dinci örgütleri, sözde demokrasi savunucusu partileri. Örgütleyip, sözde Kürd halkının hizmetine sunuyor. Bu nedenlerledir ki toplumsal egemenlik hakkı ordu tarafından kullanılan Türkiye nin yanlış örgütlenme keyfiyeti vardır. Ama esaret altındaki Kürd toplumunun yanlış örgütlenme lüksü ya da keyfiyeti yoktur. Bütün zamanlarda toplumlar siyasi erki elinde bulunduran örgütlenmelerin peşinden giderler. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde Senato-Temsilciler meclisi, İngiltere de Avam kamarası-lordlar kamarası, Fransa da meclis, İran da mollalar, Suudi Arabistan da Kral ve Türkiye de ise Ordu egemenlik kurmuştur. İşgal altındaki Kürd toplumunun ise siyasi önderliği yoktur. Kürd meclisini oluşturup, toplumunun siyasi önderliğini ise bir parti sağlayabilir. Bu parti toplumun nihai, kendi kaderini tayin etme hakkı talebini Kürd toplumunun ve dünyanın gündemine taşıyabilir. Böyle bir Kürd partisi meşru müdafaa hukuk bürosu kurabilir. Diğer üç devlette yaşayan kardeş Kürd parti ve kuruluşlarıyla irtibata geçebilir. Türkiye de örgütlenme konusunda Kürd toplumunun fazla seçeneği yoktur. Toplumumuz her geçen gün daha fazla bilinçlenmektedir. Son yıllarda Türkiye bilinçli Kürdü katletme imkanı da bulamadı. Bilinçli insanlarımız çoğaldı. Bu durumda ya doğru bir örgütlenmeyle bir parti kurup, realist bir özgürlük mücadelesi vereceğiz, ya da bilinçlenen halkımızı Türk ordusunun şefkatli kollarına teslim edeceğiz. Esir konumda olan her toplum doğru önderliği kısa zamanda algılar ve önder partisinin peşinde gider. Özellikle de içinde bulunduğumuz yüzyıldaki devasa iletişim ve enformasyon çağında toplumlar kısa zamanda doğru örgütlenme ile yanlış örgütlenmeyi birbirinden ayırır. Türkiye 83 yıldan bu yana, Ermenilere yaptığı gibi, Kürdleri de topraklarından arındırıp yok etmekle yetinmiyor. Kürd halkının dilini, kültürünü, örf ve adetlerini, geleneklerini, folklorunu, müziğini. Hasılı tüm toplumsal özelliklerini de vandallıkla yok ediyor, yok edemediklerini de benleştirmeye çalışıyor. Sözgelimi Türkiye nin kuruluşundan bu yana -Kürd halkını birbirine kırdırmak için tasfiye etmeyip, yararlandığı- aşiretçiliği günümüzde yok etmeye çalışıyor. Çünkü aşiretlerin Kürdleri yok etmekte ayak bağı olduğunu anladılar. Bunun için de sözdebağımsız olan bir araştırma kurumuna aşiretçiliğin Kürd kadınlarına çok zarar verdiği doğrultusunda sahte raporlar düzenletiyor. Bu raporları da Kürd halkına dönük yayın yapan basına yayınlatıyor. Kürd halkı ordu strateji merkezlerinin taleplerine uygun şekilde düzenlenmiş olan bu raporlara itibar etmemelidir, ederse Türkiye nin oyununa gelir. Esaret altındaki Kürd kadınlarının erkekleri işsiz, evine ekmek götüremiyor; yaylaya çıkması yasak, koyunlarını otlatamıyor; yasa ve anayasalarla bütün hak arama alternatifleri tüketilmiş özgürlük mücadelesi veremiyor; Eğitimsiz kalmış dünya insanlarıyla iletişim kuramıyor; her türlü basın yayın denetim altında bilgi edinme haklarından mahrum bırakılmış, diliyle eğitim yapamıyor. Kürd kadınlarının çocukları yedi yaşından itibaren tarlada çalışıyor; köprü altında ya da üstünde mendil satıyor veya boyacılık yapıyor; çocukların eğitim sorunları hat safhada, askerliğini bitirince iş bulamıyor; Özgürlük mücadelesi için dağa çıkıyor dünyanın altıncı

7 7 büyük ordusuyla savaşmak zorunda kalıyor. O halde Kürd kadınlarının sorunu devletten mi? Yoksa binlerce yıllık toplumsal biçimi olan aşiretçilikten mi kaynaklanıyor? Kürd halkı Türkiye nin oyununa gelip, aşiretçilik düşmanlığı yapmamalıdır. Aşiretçilik kürd halkının toplumsallaşma biçimidir. Aşiretçiliğin tavsiye edilmesi veya yeni bir yapılandırmaya kavuşturulması gerekiyorsa, Kürdler bağımsızlığını kazandıktan sonra yaparlar. Ne dini yönden, ne ahlaki yönden, ne de mantık yönünden Türkiye nin Kürdlerin geleneklerini tasfiye etme hakkı yoktur. Türkiye aşırı derecede haddini aşıyor. Kürd halkı mağara çağından beter çaresiz duruma düşürülmüş. Mağarada iken Kürdlerin bir kurtuluş ümitleri vardı, ama şimdi ölümden başka bir umutları kalmamış. Kürd halkının -kesinlikle- aralarında diyalog sürecini tamamlayıp, önder parti içinde yerini almış aşiret önderliklerine ihtiyacı var. Çünkü aşiret gerçeği uygar insanlığın doğuşundan bu yana Kürdlerin bir toplumsallaşma biçimidir. Bu yolla Kürd halkı toplumsal özelliklerini(dil ve kültürünü) koruyabilmiştir. Halkımız şu olgunun bilincindedir: Şayet Kürdler tarihsel bir toplumsal örgütlenme biçimi olan aşiretçiliği kaybederlerse, işgalciler Kürd toplumunu kısa sürede çeşitli yöntemlerle yok eder. Aşiretçilik bugüne kadar Kürd toplumunun çimentosu görevini yapmıştır. Bu çimentoyu bir anda kırıp atamayız. Aşiretçilik ancak ve yalnız bağımsızlık kazanıldıktan sonra bilimsel yöntemlerle çağa uygun bir şekilde yapılandırılır. Bağımsızlık kazanılmadığı sürece de bu bilinç düzeyine ulaşmamız asla söz konusu olamaz. Başka bir deyimle Kürdlerin toplumsal özelliğini yine- Kürdler bilir. Kendi dilleriyle eğitim yapmaya başladıklarında bireysel ve toplumsal bilinç üst seviyeye taşınacak ve böylelikle sorunlarına doğru teşhisi koyup, uygun olan çözüm yollarını kolaylıkla bulacaklardır. Kaldı ki dünyanın hiçbir ülkesinin Kürdlerin toplumsal dil ve kültürel özelliklerini ortaya çıkartmak gibi bir sorumlulukları, mecburiyetleri veya kaygıları olamaz. Bilindiği gibi bölge ülkeleri ise toplumsal kültürel özelliklerimizi yok etmeye çalışıyorlar. Sözgelimi Dersimin 22 tane meyhaneye ihtiyacı yok, fakat Türkiye açtırıyor. Esaret altındaki bir toplumun kimi insanları da içki içer, meyhanesi de olmalıdır ama küçük bir vilayet olan Dersim için yirmi iki sayısı abartılı. Esasen Dersimin 22 tane ya da daha fazla Kürdçe eğitim ve sosyal faaliyetler yürütecek kurumlara ihtiyacı var. Diyarbakır ın -bilmem kaç tane- kahvehaneye ihtiyacı yok, ama -altı ok ilkeli olmayan- birçok Kürd fikir kulübüne ihtiyacı var. Diğer taraftan, bağımsızlık kazanılmadan da Türkiye bu hakları Kürdlere asla vermez. Özgürlük Mücadelesi: Esasen hiçbir mükemmel siyasi önderlik Kürd halkını bir bütün olarak özgürlük mücadelesine sevk edemez. Ama aşiretlerin diyalogu ile kurulacak olan bir birliktelik(parti) Kürd halkını realist toplumsal hak talep etmesine kendiliğinden yönlendirir. Kürd halkı Türkiye nin Kürdleri içerden karıştırmak, yanlış yönlendirmek ve bölmek için insanlara(kürdçe de öğretip) parti, dernek vs. kurdurup, Kürd siyasi ve toplumsal sahnesine sürdüğü birçok elamanının olduğunu biliyor. Türkiye bu tür insanları Kürdleri bölmede silah olarak kullanılıyor. Bu Türkiye nin kullandığı değişik bir bölme yöntemdir. Bu nedenle Kürd halkı devşirme aristokrat partilerin peşine asla gitmez. Gitmemekte de haklıdır. O halde Kürdler aşiretçiliği birleşme vesilesi yapmak zorundadır. Başka seçeneğimiz yoktur. Sağlam temellere oturtulmuş bir partileşme süreci ise Türkiye nin özel yetiştirdiği elamanlarının topluma zarar vermelerini kısa sürede engeller. Dilimizle eğitim yapmadığımız sürece pozitif bilimlerde ya da sosyal bilimlerde gelişme sağlamamızın imkanı yok. Bu konudaki araştırma ve görüşlerimi Sümer(Kürd) Dili, Kültürü, Tarihi, Mitolojisi ve Türkiye de Sümer(Kürd) Sorunu adlı çalışmamda yazdım. Çeşitli vesilelerle açıkladım, burada bir kez daha söyleyeyim. Sümer(Kürd) Dili.. adlı çalışmamda sadece insanlığın konuşma dilinin doğuş şeklini, Kurmancının metodunu, çivi yazısının okuma yönteminin sadece- özetini kanıt ve kaynağa dayandırarak açıkladım. Bu çalışmaları yaparken mümkün olduğunca kısa yorum ve örneklendirmelerle Kürd ve dünya kamuoyuna sunmaya çalıştım. Söz konusu çalışmalarımda dil, zihin(akıl) ve kültür(bağlı olarak din) hakkında temel argümanları yazmadım. Henüz yazmayı da düşünmüyorum. Çünkü Kürd halkı esaret altındadır. Şayet bugün dil, din ve kültür hakkındaki temel argümanlar yazılırsa bundan en çok Kürdleri esaret altında tutup, yok etmek isteyenler yararlanacaktır. Onların üniversiteleri ve akademileri var. Bilgiyi ordunun strateji merkezlerinde değerlendirip, Kürd

8 8 halkını yok etmekte kullanacakları imkanları var. Kürd halkının nesi var? Bilgiyi Kürd halkını yok etmek için kullanacaklar, bunda en ufak bir şüphem yok. Bu durumda Kürd halkı bağımsızlığını kazanmadan reel fikirler açıklanması doğru değil. Sözgelimi, şu an dünyada dil ve zihinle ilgili -geçerli bilimsel görüş- kabul edilen incelemeleri izliyorum, negatif ve pozitif yönelimler söz konusu. Dille ilgili onca yazı yazdım, ilgili çevrelere gönderdim. Konu ile ilgisi olmayan insanların olumlu tepkilerinin haricinde bir alaka olmadı. O halde neden dille ilgili yeni temel değerlendirmeler yapayım ki? EA dan sonra bütün zamanların dil teorisini açıkladım, çalışmalarımı ABD ve İngiltere üniversitelerine gönderdim, henüz bir cevap alamadım. Üniversite çalışmalarımı değerlendirip, gereğini yapmıyorsa insanlık adına bilim yapılmıyor demektir. O halde neden Kürd halkının dil ve kültür özellikleri açıklansın ki? Yıllarca önce amatör olarak fizik araştırması yapmıştım. Evrenin sırrı ile ilgili bir tez tasarım var. Bu aynı zamanda insanlığın geleceğini ilgilendiriyor. Esaret altındaki bir toplumun bireyinin bunları yazması caiz mirdir! Ne zaman bağımsız Kürd devleti kurulup, Kürd üniversiteleri ve Akademileri açılırsa gidip orada fikirlerimi açıklarım. Bilinmeyen yönlerini tasavvur ettiğimizde, Kürdler Kürd dilinin, Kültürünün, dininin, mitolojisinin mükemmelliklerini ancak Kürd akademileri açılınca araştırıp, yorumlayacaktır. Kürd tarihi ancak Kürd akademileri açılınca yazılır. İstanbul ya da herhangi bir uydurma Kürd enstitüsü Kürd tarihi ve dili yazamaz. Yazılırsa, Türkiye nin çıkarlarına uygun yazılır. Nitekim Ziya Gökalp in yanlış olan Kürd-Türk tanımı Atatürk ün işine yaradı. Atatürk önce kardeşiz diye Kürdleri kandırdı. Türk devletini kurduktan sonra da Milyonlarca Kürd soykırıma tabi tutuldu, kalanlarda çeşitli yöntemlerle yok ediliyor. Dinin toplumsal işlevini bilinmeden Kürd tarihi yazılamaz. Ulus devlet modeli öncesi(1789) Kafkasya daki Gürcü ve A Zeri, İran ındaki A Cem, Ortadoğu daki Arap ve Anadolu daki Ermeni ve Rum yerleşik toplumlarının Kürdlerle olan toplumsal ilişkilerini bilmeden Kürd tarihi yazılamaz. Toplumsal hareketlenme sebebi din olan, savaş süreci, barış süreci, ittifaklar meselesi gibi faktörleri bilmeden Kürd tarihi yazılmaz? Apaçık meydanda olan Kürdlerin, adı Sümer, Akad, Babil, Asur ve Fenikeliler olan tarihinin yazılması ise yine Kürd akademileri ile dünya bilim akademilerinin koordineli ve tarafsız yorumları ve de çivi yazısı verileri ile dil ve kültüre dayalı kanıtlarla açığa kavuşturulabilir. Öylesine kurnaz ve cin fikirler üretiyorlar ki -başta Kürd halkı olmak üzere- insanlığın kafasını allak bullak ediyorlar. Sözde Mezopotamya da farklı milletler birçok medeniyet kurulmuş Bu söylem tamamen bir saçmalıktır; kurnazların oyunudur; akıl ve mantığı alaya almaktır; insanları hakir görmektir. Gayet açık ve nettir; Şayet Mezopotamya da Kürd halkının egemenliğinin haricinde tek bir milletin egemenliğine dayalı tarihi bir zaman dilimi olsaydı, İnsani medeniyeti yaratan Kurmancı kesinlikle yok olurdu. Nitekim seksen üç yıl gibi kısa süreli bir zaman diliminde Arap ve yapay Türk milleti egemenliği Kurmancıyı tamamen yok etme aşamasına getirdi. Eğer Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere müdahale etmeseydi muhtemelen elli yıl sonra Kurmancı tamamen yok olacaktı. Türkiye nin ordu strateji merkezlerinin hesapları yüz yıldı, Süleyman Demirel TV de açıkça yüz yıl sonra bu işi halletmiş oluruz dedi. Bana göre ise ABD müdahale etmeseydi elli yıl sonra Kurmancı tamamen yok olurdu. Çünkü Kürd halkının dayanacak gücü kalmadı, kafasına dayalı muazzam bir savaş makinesi var. Sarız ın on dört pare Kürd köyünde yirmi yılda Kurmancının yok olma aşamasına gelmesi bariz bir örnektir. Diğer tarafta Mezopotamya nın tarihi süreçteki isimleri tamamen Kürdlerin iç dinamiklerinin adlandırmasıdır. Örneğin günümüzdeki Barzan ve Soran aşiretlerinin özgürlük mücadelesi bin yıl sonraki tarihe birer Kürd adı olarak yazılacaktır. Günümüzde Kürd halkını arkadan hançerleyen bir aşiret çıkarsa o da Kürd tarihteki yerini alacaktır. Kürdistan da farklı zaman dilimindeki adlandırmalar dilin zenginliğinden kaynaklanıyor. Sözgelimi MED ler atalarımız anlamına gelir MED AN=yaratıcılar; atalarımız. GOTİ=söyleyen; şairler, anlamına gelir.. Kürd tarihi yazıyorum diyen bazı insanların yazılarını okuyup, hayrete düşmemek mümkün değil. Bunlardan bir tanesi de Selçuklular ve İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğu

9 9 döneminde Kürdistan topraklarında Türk kolonilerinin varlığından söz etmektedir. Demek ki kişi koloninin anlamını bilmiyor. Ama kendisine tarihçiyim deyip, Türkiye için çıkarsama adına koloniden bahsediyor. Koloniyi bilgi birikimi ve çağına göre gelişkin olan toplumlar kurar. İslamiyet in doğduğu yıllarda ve sonrasında (yirminci yüzyıla kadar) İslam inanışındaki uygar ve bilgi birikimli olan toplumlar Kürdlerdi, A cem lerdi, Araplardı. (Göçer aileler dışında) Türkler o çağlarda Anadolu ve Mezopotamya nın adını bile- bilmezlerdi. Sanırım söz konusu şahıs Türkler adına çıkarsamaya dayalı argümanlarla Türk kolonilerden bahsetmektedir. Bu bilimin yadsıyacağı gereksiz bir gayrettir. Örneğin, Günümüzde Kürdler gidip, Avrupa da veya Amerika da koloni kuramazlar. Ama Avrupalılar ve Amerikalılar Kürdistan da koloni kurabilirler. Dolaysıyla Osmanlı İslam İmparatorluğu zamanındaki Mısır veya Yemen valiliği kolonist değildir. Eğer Osmanlı İslam olmasaydı, Kürd veya Arap topraklarında egemenliğe dayalı hüküm süremezdi. Kaldı ki İslam a göre koloni anlayışı yoktur, Fetih ve enfal vardır. Fakat ilticacı anlamına gelen, insani gerekçelerle göçer Orta Asyalı veya Kafkasyalı ailelerde Kürd veya Arap topraklarında barındılar. -Herhangi bir insan İstanbul Osmanlı İslam imparatorluğuna Türk devleti derse tarih yazmış olmaz. -Toplum yönetimi açısından İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğu ile Kürd ilişkileri, Kürd milleti ile Türk Milletinin ilişkileri değil, din iradesi-toplum ilişkileridir. -Toplumsal yönetim açısından ancak yerleşik toplumların ilişkisinden söz edilebilir. Sözgelimi, A cem-kürd toplumsal yönetim ilişkileri veya Ermeni-A Cem, Ermeni-Kürd, Rum- Ermeni ilişkileri millet-millet ilişkisidir. Millet-millet anlamındaki Osmanlı ve yerleşik toplum ilişkileri Halifelerin Fransa ya özenmeye başladıkları 1800 lü yıllardan sonra tezahür etti yılında ise millet anlamına gelen Türkiye kuruldu. İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğu 24 Temmuz 1923 tarihinde Türk devleti oldu. Atatürk Osmanlının bir subayı idi. 24 Temmuz 1923 tarihinden önce her zaman için İstanbul Osmanlı bir İslam imparatorluğu idi, Sadece Türk kökenli bir aşiretin mensubu olan Osmanlı prensleri bu İslam imparatorluğuna öncülük etti. Osmanlı İslam imparatorluğunun başlangıç yılları da İslami imparatorluğun gelişme sürecidir, Ama esasen Osmanlı İslam İmparatorluğunun kuruluş tarihi 1453 tür. Fatih Sultan Mehmet'in ordusu bir Türk ordusu değildir, bir İslam ordusudur. Bu ordunun içinde sayıları az olan Türklerdir. Çünkü o tarihlerde Anadolu nun demografik yapısı henüz bozulmamıştı, bırakınız Türkleri, Müslümanlar Anadolu da henüz bir azınlıktı. Bu azınlık Müslümanlar etnisite çoğunluk sıralamasına göre: Kürdtü, A cem di, A Zeri ydi. Diğerleri ise daha iyi yaşam koşulları için göçmüş bir kısım Arap, kafkas ve Orta Asya kökenli ailelerdi yılında İstanbul u işgal eden ordunun içinde başta Rum ve Ermeniler olmak üzere Anadolu daki yerleşik her toplumdan birlikler var. Esasen Fatihin ordusu bir tür İslam"haçlı" ordusudur. Başarılı olunca İstanbul da camiler yapıldı. Ezan okunmaya başlayınca da İstanbul Osmanlı İslam imparatorluğu kurulmuş oldu. Bu ordunun tamamına yakını A cem, Kürd, Rum ve Ermenilerden oluşuyordu, elbette içinde ilticacı anlamındaki göçer Türklerin, Arapların, Çerkezlerin olması yadsınacak bir konu değildir. Türkiye haricindeki bütün tarihçilerin bildiği gibi Kürdler Haçlı ordularını bozguna uğrattılar, ama Rumlar İslam"haçlı" ordusuna teslim oldular. Türkiye de ise tarihin doğru yazılması yasaktır. İslam İmparatorluğunun Kürdler üzerindeki hakimiyeti ise Türklerin değil İslam ın hakimiyeti idi. Kürdler Osmanlıyı her zaman kendine ait bir irade olarak gördü. Ve onların hükümranlığını kendi hükümranlığı olarak algıladı ya değilse Kürdler hiçbir çağda hiçbir milletin hakimiyetine boyun eğmedi, kabullenmedi. Yukarıda belirtildiği gibi şayet Kürdler başka milletlerin hakimiyetini Kabul etselerdi, insanlığın doğuşundan bu yana düzenli dil özelliğini koruyan Kurmancının özellikleri yok olurdu. Diğer taraftan Kürdler bütün yirminci yüzyıl boyunca modern teknolojik silahlarla ve bilgi birikimi ile donanımlı ve Kütlere karşı aralarında koordineli, planlı eylem birliği içinde olan dört devlete karşı Basra körfezinden Kafkaslara kadar olan bölgede toplumsal özelliklerini kararlılıkla korudular.

10 yılına kadar Anadolu'da, Arap topraklarında, Kürt topraklarında, Kafkasya'da devlet anlamına gelen bir toplumsal yapılanma yoktu. İstanbul saltanat sarayı dini bir kurumdu. Atanan sancak beyleri, Mutasarrıflar ve valiler halifenin meşru din ve dine bağlı, tüm İslam inanışındaki halkın kabullendiği(meşru) yönetim temsilcisiydiler. Dolaysıyla göçer Türkmen aileler insani ve dini gerekçeli yerleşimlerdi. Ya değilse, İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğu döneminde ve öncesinde etnisite hakimiyetine dayalı yerleşimler hiçbir zaman olmadı. Etnisite hakimiyeti her zaman için yerleşik toplumlara aitti. İstanbul İslam imparatorluğunda Toplumsal yönetim yapılanması Tanrının emri(kuran adına) oluşuyordu. GÜNÜMÜZDE HALA KÜRDLER KURAN HAKKI İÇİN DİYEREK YEMİN EDERLER 1800 lü yıllardaki Osmanlı faaliyetleri ise Halifelerin Fransa ya özenmeye başladıkları bir dönem olmuştur. Osmanlı aşireti dini argümanlarla varlığını sürdüremeyeceğini anladı ve sırtını Kürtlere dayamak için Islahat fermanı bahanesiyle (uydurma gerekçe yine- halifenin fermanıdır; dinidir) Kürtlerin bir kısmını Kürdistan dan arındırdı. Böylelikle göçen Kürdlerin topraklarını kalan Kürdlere vererek, kalanların gönlünü alıp, kendisine bağlı olmalarını sağladı. İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğu döneminde Anadolu daki (Kürd, A cem, A Zeri, Laz, Gürcü vs.) Halifenin temsilcisi, valinin ya da Sancak beyinin veya Mutasarrıfın hizmetinde olan halk, ekmek kapısı ve dini gücün(halifenin) koruyuculuğuna mazhar olmak için kendilerine Osmanlı tebaasıyım diyorlardı. Daha sonra esasen Türk olmayan aynı halk Türkiye kurulunca bu kez Türküm demeye başladılar. Günümüzde on milyonlarca Kürd ve A cem.vs. kendilerine Türk diyor. Göçerler dışında 1800 lü yıllarda Toroslara yerleştirilenler haricinde, Orta Doğuda Kafkaslarda ve Anadolu da etkin bir Türk nüfus varlığından söz edilemez. Aşiret/kabile/kavim ise -yerine göre- bir veya iki köyden, beş yüz veya bin nüfustan oluştuğu gibi, daha az veya daha fazla da olabiliyordu. Kürdlerde ve Araplarda birçok kavim vardı, hala da var. Maraş ın ve Kayseri nin yaklaşık iki yüz Kürd köyünde onlarca aşiret sayılabilir. Örneğin: Alxasiler, Kâmariler, Nârgaliler, Zâri-ki ler, Pewreziler, Ur ve Urukanlar, Sin e mı li ler.. sözgelimi Hz. Muhammed Kureyş(Qur râş) (siyah kafalılar) kabilesindeydi. Osmanlı bir aşiret/kabile ailesiydi, Osmanlı ailesinin Türk olması dahi tartışılır bir konudur. Çünkü o çağlarda bir tek insan bile- çeşitli argümanlarla görüşlerini kabul ettirebiliyordu. Sözgelimi Türk olsun veya olmasın, bir insanın Hıristiyan Avrupa ya karşı Orta Asya dan güç aldığını söylemesi İslam ordusu için -pekala- cazip bir propaganda olurdu. Bu fikir zamanla kökleşip, söylentiden çıkıp, -söylentiyi uyduranın da inandığı- bir fikre dönüşebiliyordu. Çünkü o çağda bilimsel kriterler değil mantıklı söylentiler geçerliydi. Osmanlı ailesi de Ümmet-i Muhammet ti. Savaşlar-seferler >İslam için yapılırdı. Sarayın ve şehrin sanatçısı, esnafı, kadısı, imamı, zanaatçısı, tüccarı, uleması[(çânax ci, nal bând ci, çâr çı ci, yalax ci, âsas, çın go nan= çingeneler: yani sanat icra edenler(misal: 1960 lı yıllara kadar Çın go nan halkı Kürdçe konuşurdu) Ermeniydi, Rum du, Kürd tü, Laz dı, Gürcüydü, Arap tı... Bunların içinde en az olanlar da göçer Türklerdi li yıllara kadar Türkler bir azınlıktı. Kültür yönünde bir örnek vermek gerekliyse(vereceğim örnek argo ama gerçeklerin açığa çıkarılması için isabetli bir örnek) örneğin "yalaka" kelimesi o dönemden kalmıştır. Çânax ci kelimesinden gelir. Yani padişahın verdiği aynı yemek çanağından yemek yedikleri için bunlara çanakçılar denirdi. Çanakçı olmak bir imtiyazdı, ayrıcalıktı, Osmanlı tebaası olmak anlamına da gelirdi. Osmanlı tebaası olmak ise gücü arkalamak anlamına gelen, kimine göre büyük imtiyazdı. Öyle her kimse de çânax ci olamazdı. Zamanla halk saraya yanaşmak isteyenlere, yalaxci=hayvan yem aracı, demeye başladı. Halk, çânax ci ile yalax ci arasında bir sinerji kurdu. Anadolu da, Mezopotamya daki Kürdistan topraklarında Türkiye den başka bir Türk devleti hiçbir zaman olmadı. İstanbul Osmanlı İslam imparatorluğunun has sancakları bir milletin has sancakları değil, Hilafetin has sancaklarıydı. Has sancak içi boş bir söylentiden ibaretti. A Zeri lerin Türklük söylemi ise 1800 lü yıllardan sonra Halifelerin işini kolaylaştıran konjönktürel bir adlandırmadır; A Zeri ler doğudan ya da kuzeyden gelecek saldırılara karşı hilafetin gücünü arkalamak için Osmanlıya paralel Türklük telkinini kabullendiler. Diğer taraftan aynı halkın üyeleri olan Doğu ve İç Anadolu daki Zeri-ki lerdir, ama onlar Türklüğü kabullenmediler. Sözgelimi günümüzde Tunceli, Erzincan, Sivas ve Kayseri de birçok Zeri-ki

11 11 köyü var. Örneğin Koçgiri ayaklanmasının çoğunluğu Zeri-ki Kürd halkıdır. A Zerice nin yüzde sekseninden fazlasının Kürdçe ve Farsça olduğunu bölgedeki sıradan halk biliyor. Keza Atatürk tarafından özel olarak kelime transferi yapılmasına rağmen Anadolu da konuşulan Türkçenin Orta Asya dilleriyle takribi yüzde bir veya iki kelime düzeyinde bir alakası var. Sözgelimi Anadolu Türkçesini konuşan bir insan günümüzde Kazakistan a, Türkmenistan a veya Özbekistan a gidip, oradaki insanlarla Türkçe konuşamaz. Halbuki yüzde beş bir kelime dağarcığı ile pekala iletişim kurulabilir. Ama beş yüz yıl önce Kürdistandan Çoruma, Konya ya veya Yozgat a göçmüş bir Kürdle Diyarbakırlı bir Kürd günümüzde Kürdçe konuşabilirler. Eğer Osmanlı bir Türk devleti olsaydı, günümüzde Türk varsayılan çoğunluğun Osmanlıcayı bilmesi gerekirdi. Dahası bir asırdan daha az bir sürede Osmanlıca tamamen yok olmazdı. Oysa Kürdçe 12-7 bin yıldan bu yana yok olmuyor! Osmanlıca Kürdçe bir şiveydi, Farsça ile İslami terimlerden dolayı hayli Arapça kelimeler de vardı. Ama neticede onlar da Kürdceden türemiş dillerdi. Osmanlı Kürdçe şivesine yazışma ve saray ağzı deyip, hafife almak doğru değildir. Osmanlı Kürtçe ağzıyla Yunus Emreler doğmuştur. Günümüz devlet anlayışı öncesi(1789 öncesi) Doğal asimilasyon toplumsal bir gelişme ya da gerileme kuralıdır. Osmanlı döneminde ya da ondan öncesinde asimilasyon yoktu. Asya da asimilasyonu 1930 yılında Atatürk başlattı, bunun için de Fransa'dan dilbilimci getirtti, kaynak: (Tarihçilerin Kutubu Halil İnalcık kitabı sayfa: 38: Atatürk dil ve kültürle bir millet yaratmaya çalışıyordu) İstanbul Osmanlı İslam imparatorluğu atadığı sancak beyleriyle iletişim kurmak için Osmanlıcayı bilmelerini mecbur kılardı. Kürdistan da veya Arap topraklarında medreseler açmak ise İslam-i imparatorluğunun gelişmesiyle paralel girişimlerdi. Bunları asimilasyon olarak algılamak doğru değildir. Eğer Osmanlı İslam imparatorluğu gerçek bir asimilasyon planı yapıp, uygulasaydı günümüzde Kürdçe diye bir dilin olmaması gerekirdi. Ona da doğal asimilasyon denmezdi. Hele, Selçuklular döneminde asimilasyondan bahsetmek akla ve mantığa aykırı bir söylemdir. Bütün zamanlarda hiçbir toplum kendi kendini asimle etmez. Selçuklular o çağda da Kürdçe konuşuyorlardı günümüzde de Kürdçe konuşuyorlar. Türkiye Kürdçe kelimelere ya Farsça ya da Arapça diyor. Amaç Kürdleri yok etmek olunca dil de yok sayılıyor. Diğer taraftan 1927 yılında yapılan nüfus sayımında Türkiye nin nüfusu 11 milyon beş yüz bindi. Bu nüfusun 2 milyonu Rum, 1 milyonu katliamdan kurtulup, sonra da Türküm diyen Ermenilerdi, 4 milyonu Kürt, en az iki milyonu da diğer etnisiteler A cem, Laz, Gürcü, Arap, Çerkez, Boşnak ve Arnavutlardan oluşuyordu. Kalan iki buçuk milyon nüfus da da Osmanlı tebaası iken mevcut duruma uygun olarak kendilerine Türküm diyen insanlardan oluşuyordu. Son tahlilde onlar da ümmet-i Muhammed olan, ama esasen yine- Ermeni, Rum, A cem, Arnavut, Gürcü, Boşnak, Kürd ve Lazlardan oluşuyordu. Bir kısmı da 1800 lü yıllardan sonra Osmanlı ailesi tarafından Orta Asya dan getirilip, Toroslara iskan ettirilmiş Türkmenlerdi, nüfus sayımına, Lozan anlaşması öncesine dönelim. Soru: 1923 yılından önce, Türkler bir buçuk milyon nüfusla mı Atlas okyanusundan Van gölüne, Aden Körfezinden Karadeniz e kadar hükmettiler. Not: 1) Bu nüfus sayısı ve oranları a) Kürd nüfusu Hasan yıldız ın Fransız belgeleriyle Sevr, Lozan ve Musul üçgeninde Kürdistan kitabına dayanılarak. Lozan sürecinde Kürdlerin bölgedeki nüfus oranları dikkate alınarak yazılmış tahmini en az sayıdır. b) diğer sayılar ve tahmini oranlar ise yazılı ve görsel basından alıntı yapılmıştır. 2) Bu nüfustan kadınları, çocukları ve yaşlıları düşürmek gerekir. Çünkü özellikle de o çağda kadınların idari işlevlerde rolü yoktu. İstanbul Osmanlı İslam İmparatorluğunun valileri, Sancak beyleri ve Mutasarrıfları ya yerleşik toplumun bireylerinden ya da Osmanlı tebaasıyım diyen insanlardan oluşuyordu ama askeri, kadısı, müftüsü, medrese uleması, yine Ermeniydi, Rum du, Gürcüydü, Kürdtü, Acemdi. Topraklar da yine her toplumun kendisine aitti. Salname(vergi) hak adına dini iradeye verilirdi. Osmanlı saltanat sarayı ise dini bir kurumdu. Hilafet hakkı Araplara aitti ama Yavuz Sultan Selim Araplardan gasp etmişti. Vaka Osmanlı devlet değil ama kutsal bir kurumdu. Çünkü devlet yapılanmaları 1789 Fransız ihtilaliyle ortaya çıktı ve Avrupa da

12 12 uygulandı. Birinci dünya savaşından sonra da Asya ya yayıldı. Türk devletini kuran da birinci dünya savaşının galibi devletlerdi. SSCB de bu anlaşmaya onay verdi. Eğer ki birinci dünya savaşının galip devletleri ve SSCB isteseydi, Lozan anlaşmasına katılmak isteyen ve bunun için Birleşmiş milletlere müracaat eden Kürdleri Lozan sürecine dahil eder, Kürd devletini de kurarlardı. Dolaysıyla Kürd devletinin Kurulmamasının faturasını Kürd halkına çıkarmanın haklı bir gerekçesi yok. Zamanın süper gücü İngiltere Kürdlerle savaşıp, kolonisini kuramadığı için Kürdleri Lozan da masa başında cezalandırmıştır. Türkiye nin kuruluş sürecinde İstanbul işgal altındaydı, Atatürk ve başkanlık ettiği heyet İngiltere nin icazeti, Halifenin oluru ve V. İ. Lenin in çağrısıyla açıktan açığa İstanbul boğazından gemiye bindirilerek Samsuna gönderildi. Samsun da V.İ.Lenin in gönderdiği ve Kürd bir yüzbaşının başkanlık ettiği heyetle Kürt-Türk devletinin kurulması için buluşturuldu. Böylelikle İngiltere ve Atatürk büyük bir dini örgütlenmenin bütün kurumlarını ve dilini yok ederek, kütüphaneleri yakarak, Avrupa da gelişen milliyetçilik akımlarından etkilenip, bir aşireti kurtarmak adına ırkçı gerekçelerle Osmanlıyı yok etti. Bu söylem iyi ki yok olmuş veya yok olmasaydı daha iyi olurdu anlamında değil; insanlığın geleceği için tarihi doğru yorumlamanın sorumluluğudur. Diğer taraftan 1920 li yıllarda olan İstanbul nüfusunun 40% ı gayrimüslümdü, aynı tarihte İstanbul daki Müslümanlar ise, A cem di, Lazdı, Gürcüydü, Boşnak tı, Çerkez di, Arnavut tu ve Kürd tü. Bütün bunları hesaba kattığımızda acaba 1920 li yıllarda Türklerin İstanbul nüfusu ne kadardı % 5 veya 10 muhtemel bir rakamdır. Onlarda yine Osmanlı tebaası olan, yani Kürdlerden, A cem lerden vs. oluşuyordu. Yeni gelişmelere uygun olarak da kendilerine Türk diyorlardı. Türkiye bir taraftan sayısı belirsiz uydurma belgeler düzenliyor veya özel Kürdlere düzenletiyor. Diğer taraftan tarihi belgelerin üzerine Türk malı- etiketi yapıştırıyor. Örneğin "siyasetname" -Selçuklular Türk değil ki siyasetname Türk belgesi olsun. -Türkiye Selçuklular ve Osmanlı İslam İmparatorluğu döneminde Kuzey Kürdistan da Türk kültür göstergelerinden söz etmektedir. Bu doğru değildir. Bir gurup göçer Türk aile Orta Asya dan bir dil mi getirdi? Bir din mi getirdi? Yoksa kimsenin bilmediği bir yazı çeşidi mi getirdi? Kültürün temel kanıtları bunlardır. Diğer taraftan Mimar Sinan Bir Ermeniydi, eserleri de Rum mimari tarzıydı. Artık gerçeklerin dile getirilmesinde yarar var. Çünkü dil, kültür ve tarihi çarpıtan göçer bir gurup insan, temel bir dil ve kültür toplumunun on milyonlarca insanını kendi toprakları üzerinde esaret altında tutmaktadır. Bu durum temel bir dili ve kültürü yok ediyor. Bu çabalarla Türkiye nin Kürdistan üzerinde hak talep etmesine gerekçe hazırlamak doğru değildir. Fakat istisnasız herkes için zararlıdır. Çünkü Türkiye Kürdistanı işgal ettiği sürece Ortadoğu ve dünya asla huzura kavuşmaz. Yaşanacak olan insanlık tarihi bunu net olarak ispat edecektir. Bu bir kehanet değil. Konuya az veya çok ilgi duyan dünyadaki herhangi bir insan bunu rahatlıkla söyleyebilir. Yeter ki kişi doğru bilgilendirilsin ve doğru soru sorulsun. Bunlar kimseye faydası olmayacak gereksiz çabalar. Günümüzde hangi temel bilgilere dayanarak Selçukluların Türk olduğu söylenebilir. Türkler Selçuk un anlamını biliyor mu? Bilmediklerine göre Selçuklulara Türk denmesi anlamsızdır. Türkiye -kazılarda çıkarılan bazı paraların üzerindeki yazıların anlamına dayanarak- Selçukluların Türk olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Pekiyi Türkiye o yazıların anlamını biliyor mu? Eğer bilseydi bugüne kadar etimoloji bilim dalı gerçek anlamı ile tahlil edilmiş olurdu. Böylelikle etimon denen köklerin Kurmancı olduğunu ispat etmek zorunda kalmazdım. Selçuklu paralarının üzerindeki yazılar esasen Kürdçeydi ama Farsçada yorumlanabiliyordu, Etimolojik olarak Farsça da ancak Kürdçe yorumlanabilir. Bin yıl önce Farsçayı Kürdçeden ayırmak zordu. Günümüzde dahi, kimi zaman Farsça konuşan insanları dinlediğimde neredeyse -A Cem ler Kürdçe konuşuyor- diyeceğim. İlk kez 2006 yılından sonra dinleme fırsatım olduğu halde A Cem lerin konuşmalarının çoğunu anlıyorum. Bu nedenle Kürdleri

13 13 Türk varsayımına dayandırarak tarihi belgeler yorumlanırsa Türkiye nin kanıtlamaya çalıştığı sonuca ulaşılır. Ama bu tarz yorumların doğru olduğu anlamına gelmez. Başka bir örnek: Türkiye pendircian Kürt toplumuna Bayındır Türk devleti diyor. Toplumu devlet yapıyor. Bunu yeterli bir -Türk Malı- etiketi olarak görmüyor sonra da Akkoyunlu Türk devleti diyor. Pendır ı Bayındır yapıyor. Bir müddet sonra pendır ı Akkoyunlu Türk devleti yapıyor. Bu oyunlar tarihin konusu değil, tiyatronun konusudur. Bütün insanlık tarihi boyunca Basra körfezinden Kafkaslara kadar olan bölgenin sahibi Kürt toplumu yok mu oldu ki? Türkler gelip devlet diye bir icat çıkardılar ve Selçuklu devletini kurup ta sonra yok oldular. Eski bir Kürd halkı iken tarihi süreç içinde dillerini ve kültürlerini geliştirerek(saymaca dil teorisine uygun olarak) kendine özgü bir ulus haline gelen ve Hint okyanusundan Hazar denizine kadar olan bölgenin sahipleri A cem'ler neredeydi? Türklerden sonra mı türediler ki Türkler gelip bir anda Selçuklu devletini kurup, sonra da yok oldular. Türkiye sahte Kürdlere sahte tarih kitabı yazdırıp, A Zeri ce konuşan Kürd, A Zeri ve A cem'lere Türk diyor? Anadolu daki A cem ve AZeri kökenli toplum Hacı Bektaşı Veli ve Pir Sultan Abdal önderliğinde Sünni Osmanlı aşiretine karşı ayaklandı? İstanbul Sünni İslam imparatorluğu bir gecede binlerce A Cem, A Zeri ve Kürd kökenli askerini katletti. Eğer Türk olsalardı katledilirler miydi? Askerler katledildi pekiyi katledilen askerlerin ailelerine ne oldu? Şimdi de sahte Kürdlere uruk boyu diye sahte yazı yazdırıyorlar. Herhalde Süleyman Demirel in söylemine uygun olarak yüz yıl sonrasının Türk tarihi için uydurma vitrin malzemesi hazırlıyorlar, 83 yıldan bu yana yok etmeye çalıştıkları Kurmancının ve etimolojinin anlamını öğrenince ileride üzerine Türk malı- etiketi yapıştırmak için hazırlık yapıyorlar(bu insanların yapacak başka işleri yok mu ki? Oturup saçmalık üretiyorlar) uruk kelimesi hangi Türk tarih belgesinde var? Bu uruklar günümüzde nerede yaşıyorlar. Neden bugüne kadar Türk üniversiteleri urukun anlamını bilmiyorlardı. Sümer dili makalemde Uruk un anlamını ve Ur-u- Uruk Kürt halkının günümüzde orijinal adlarıyla yaşadığını yer ve isim belirterek- açıklayınca hazır bulmuşken bunu Türklere mal edecekler. Bunlar gereksiz çabalardır. Oysa Asya toplumlarının da ürettiği güzel sözcükler var. Esasen onları inceleyip, kültürlerin güzelliklerini ve anlamlarını ortaya çıkartmak doğrudur. Ama Türkiye nin uydurma tarih tezlerini dayanak gösterip, bir zamanlar Türklüğün Kürdistan a egemen olduğunu söyleyip, Türkiye nin Kürdistan üzerinde hak talep etmesine gerekçe hazırlamaya çalışmak barışı sağlamaz ama ilelebet savaşı tetikler. *** Türkiye nin -bazı Kürdleri de aracı ederek- Kürd halkı üzerinde oynadığı oyunların hesabını yapmak imkansızdır. Bu sebeple Kuzey Kürdistan halkı Türkiye nin ordusu tarafından hazırlanan hayatın her alanındaki büyük oyunlarla mücadele etmek zorundadır. Şu an ise Türkiye açık oynuyor. Milyonu geçen ordu ve ordu destekli istihbaratçılarını ve savaşçılarını Kürdistan a yerleştirmiş durumdadır. Tüm partileri ve kitle örgütleri ile tek yumruk halinde Kürd halkını yok saymayı sürdürmektedir. Türkiye Kürdleri bölme işlevini ise 1968 yıldan bu yana besleyip büyüttüğü, alabildiğine ekonomik imkanlara kavuşturduğu, örgütlenmeleri için alabildiğine imkan tanıdığı, dezenformasyonala Kürd toplumunu paranoyaya sevk edecek özellikte yetiştirilmiş, yüksek eğitimli, Kürd halkına yönelik özel basın ve elektronik yayın imkanlarıyla donanımlı, dezenformasyon fikirleri Kürd kamuoyunda rahatlıkla kullanabilen ve esasen Kürd halkını yozlaştıran kurnaz sahte felsefi fikirleri sayesinde Kürd toplumunun içinde kariyer sahibi olmuş özel Kürdlere havale etmiş durumdadır. Onlarda -Kürd halkının bilgisizliğinden de yararlanarak- görevlerini sadakatle yapıyorlar. Dezenformasyon amacı ile Kürd halkının içinde güncelleştirilmeye çalışılan bazı kavram ve tanımları irdeleyelim. HÜR KÜRDLER, DEĞİŞİM, DÖNÜŞÜM, AZAMİ-ASGARİ PROGRAM, KOLLEKTİF DÜŞÜNCE BİRLİĞİMİZ, ÖZGÜNLÜĞÜMÜZ, KÜRDİSTAN TEK DÜŞÜNCE İLE FORMÜLE EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR, KÜRD HALKI TEK KALEM İLE İFADE EDİLECEK BİR MİLLET DEĞİLDİR...gibi.

14 14 KÜRDİSTAN TEK DÜŞÜNCE İLE FORMÜLE EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR ne anlam ifade ediyor? Bu söz -Kürd devleti kurulamaz- anlamına mı geliyor? Değilse -birçok Kürd devleti kurulmalıdır- anlamına mı geliyor? Veya -işgalcilerimizle gül gibi geçiniyoruzanlamına mı geliyor? Başka bir açıdan bakıldığında ise bu sözler efendi-köle ilişkisini çağrıştırıyor. Diğer bir deyimle kraldan fazla kralcı olmaktır. Türkiye nin mozaik kültür sentezi teorisi KÜRDİSTAN TEK DÜŞÜNCE İLE FORMÜLE EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR şeklinde formüle ediliyor. Bu vesileyle birilerinin kraldan daha kralcı davranıp, dezenformasyon amaçlı -mozaik kültür sentezinden- daha kıvrak fikirler türettikleri anlaşılıyor. Keza, KÜRD HALKI TEK KALEM İLE İFADE EDİLECEK BİR MİLLET DEĞİLDİR lafı ne anlam ifade ediyor? Kürdler bir millet değimlidir? Uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde Sümer dili.. adlı makalemle Kürd halkının dilinin, kültürünün, mitolojisinin 210 sayfalık özetini çıkardım. Bu çalışmalarım hala yayınlanmaya devam ediyor. KÜRD HALKI TEK KALEM İLE İFADE EDİLECEK BİR MİLLET DEĞİLDİR diyen insanlar bu makaleyi okumadılar mı? Okudularsa Kürd halkının bir millet olduğunu anlayamamışlar mı? Ya da farklı bir tezleri varsa neden yazıp, yayınlamıyorlar? Aslında bu da bağımsız Kürdistan ı engelleme gayretleri için üretilen mozaik kültür teorisinin bir versiyonundan başka bir şey değildir. DEĞİŞİM DÖNÜŞÜM AZAMİ-ASGARİ PROGRAM KOLLEKTİF DÜŞÜNCE BİRLİĞİMİZ ÖZGÜNLÜGÜZ bu kurnaz felsefi sözlerin bağımsızlık mücadelesi veren Kürd halkına ne faydası var. Bu sözler kaç Kürd insanın günlük gündemini oluşturmaktadır. Bağımsızlığını kazanıp, sorunlarını halletmiş ülke halkının tartışma lüksüne sahip olduğu bu felsefi kavramları Kürd toplumunun gündemine taşıyan insanların bu konularda yayınlanmış bilimsel kitapları veya bilim kurumlarınca kabul görmüş makaleleri var mıdır? Bu kavramlar hakkında bir toplumbilimciden ya da felsefeciden görüş alınıp, açıklanırsa hep birlikte aydınlanırız. Naçizane fikrim ise bunlar Türkiye nin Kürd halkının gündemini saptırmaya yönelik özel gündem maddeleridir. DİKKETLE İRDELENDİĞİNDE, BUNLARIN GÜNDEMLERİ HEP AYNIDIR, SADECE FARKLI KAVRAMLARLA ESARETİ SAVUNMAKTADIRLAR Bugün bir kavramı tartışsak, yarın başka bir kavramla aynı konuyu tartışma konusu yapacaklardır. Özgürlük mücadelesi sürecinde farklı kavramlı esaret gündemine kapılmak doğru değildir; aksine oyunlara alet olmaktır. Toprakları işgal altında olan bir halkın bireylerine HÜR KÜRDLER demek ne anlama geliyor? Anayasa, yasa ve ordu tarafından tüm insani hakları nötr edilmiş toplumun bireyleri nasıl hür olabilir? Dünyada böyle bir fikri savunacak olan bir insan var mıdır? Türkiye de HÜR KÜRD VARDIR diyecek insan, silahlanıp, dağa çıkan beş bin ya da daha fazla Kürd gençlerinin ruh halini hangi psikolojik kategoriye koyacak. Ya da bu peşmergeleri(önder insanları) aptal kategorisine mi, yoksa şeytan kategorisine mi koymak gerekiyor!? Esasen Burada başka bir sorunun sorulması gerekir. Türkleri korumak için Türk ordusu gerekliyse, Kürd halkını korumak için peşmergeler niye olmasın? Yapacak iş bulamayıp da yukarıdaki felsefi sözleri güncelleştirenler TÜRKLERİ KORUMAK İÇİN TÜRK ORDUSU GEREKLİYSE, KÜRDLERİ KORUMAK İÇİN PEŞMERGELER NİYE OLMASIN savını bir veya iki sene tartışsınlar. Bir insanı işbirlikçi olarak tanımlamak için illaki kanıt gerekmez. Kişinin en son icraatı pekala bir kanıttır. İyanesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Eğer politik geçmişi olan Şerafettin Elçi Kürd halkının özgürlüğü için ölümü göze alarak dağa çıkan Kürd gençlerine tamda- Birleşmiş Milletler Cenevre konvansiyonu ile sözleşme imzalayıp, uluslar arası alanda Kürd halkının özgürlük savaşçıları olarak kabullenme aşamasına gelmişken, -politik bir dille- terörist diyorsa, orada durup, düşünmek lazım. Daha da önemlisi, tam da birlik ve beraberliğin gündemde olduğu bir dönemde, Şerafettin Elçi Kürd halkını bölmek pahasına bir gurup adına bir Kürd partisi kurup ben bir parti kurdum dileyen Kürdler yanıma gelebilir diyorsa, kişisel olarak o insana işbirlikçi derim. O kişinin Şıh olması hiçbir şey değiştirmez(kürd halkının haklarını savunan bir Şıh a saygılı olsam bile). Kaldı ki 4600 Kürd yerleşim birimi

15 15 haritadan silinmeye başlandığında ve devam eden süreçte Ş. Elçinin sesini dünyaya duyurmayıp -soykırım kabul edilemez- dememesini açıklanmamış kişisel düşünce bazında yadırgadım, ama işbirlikçi tanımını yapmayı düşünmedim, fakat birlik ve beraberliğin gerektiği bir zamanda -Kürdleri bölme anlamına gelen- parti kurma eylemi hayra yorumlanamaz. En azından benim için kabul edilir bir eylem tarzı değil. İşbirlikçiler haricinde bölünmeyi savunacak bir Kürdün olduğunu da sanmıyorum. Farklı fikirleri olan varsa açıklasın. Dolaysıyla bu tür bir davranışı işbirlikçilik olarak nitelendirdim. Ş. Elçi için yaptığım işbirlikçi tanımlamasını eleştiren ve Ş. Elçi nin Şıh bir aileden olduğuna vurgu yapıp, olumlu yönlerini anlatan ve de gurubun bazı olumsuz tavırlarını kendince- eleştiren Abdullah Saydın ın yazısını da okudum, ama o yazıda Kürdleri bölme girişimine yapılan bir vurguya rastlamadım. Esaret altındaki bir toplumun insanlarının çeşitli söylem ve davranış biçimleri vardır. Bunları ayrı, ayrı anlayıp, anlatmak için kitaplar yetersizdir. Literatürde soykırım, katliam ve işkenceler için nice destanlar yazılmış, nice öyküler anlatılmıştır. Buna rağmen esaretin tam anlamıyla dile getirildiği söylenemez. Esaret altındaki bir toplumun bireyleri hür olmaz, sadece tanımı tam anlamıyla yapılamayacak birçok davranış ve eylem biçimlerini gösterirler, farklı tepkiler verirler. Kimi suskunluğu tercih edip, bekle gör konumda olur, kimi ütopyasında özgürlük teorileri üretir ama dile getirme cesaretini gösteremez, kimi özgürlük için fikir ürettiğini sanır ama ürettiği fikirlerin işgalcilerin işine yardığının hesabını yapamaz, kimi özgürlüğü işgalcilere sadakatle bağlı olmakla elde edileceği fikrine kapılır. Kimi esaretin kabahatini kendi dilinde ve kültüründe bulur, Kimi esaretin takdiri ilahi olduğuna inanır. Kimi işgalcilerin gücüne tapar, kimi bilerek ve isteyerek işgalcilere hizmet eder, kimi esaretten dolayı kendi toplumunu suçlar, Kimi özgürlük mücadelesi için silahlanıp dağa çıkar, kimisi çirkinliklere karşı özgürlük mücadelesi vermek için kişisel çıkar gütmeden, kelleyi koltuğa alıp, tanrının verdiği akıl ve mantıkla esarete karşı özgürlük mücadelesi yolunda kendince fikir üretmeye çalışır.ve daha nice davranış ve eylem şekilleri var. Ama en kötüsü de işgalcilerin işine yarayacak fikirleri bilerek, isteyerek ve akla hayale gelmedik manevralarla (işgalcilerin dahi aklına gelmeyecek) fikirleri üretenlerdir. Bu tipler efendilerine yaranmak için her türlü yolu meşru sayarlar. Güçlerini efendilerinden aldıkları için manevra alanları geniştir. Efendileri bile onların ürettiği fikirleri hayretle izler ve mutlu olurlar. Efendiler onlara bilge muamelesi yapar. Onlarda kendilerini gerçek bilge kategorisinde görmeye başlarlar. Özellikle de bir ulusun özgürlük mücadelesi sürecinde -özgürlüklerle ilgili konularda- eğer bir kişi, bir insanı hem eleştiriyor hem de savunuyor bir konumda ise, bu insanın yaptığına nalına da vur, mıhına da vur özdeyişi uygun düşer. Böylelikle o kişinin ruh halinin sorgulanması gerektiği de açığa çıkar. Politikacının muhatabı politikacıdır, politikacı politika mantığına uygun olan siyasi manevralarla amacına uygun olan sözler söyler, demeçler verir ve o fikirlerine uygun olan örgütlenmeyi yaparlar. Ama fikir üretip, yazı yazan insanların politik manevra yapma lüksleri olmamalıdır. Yaparlarsa işgalcilerin piyonları olduğu anlaşılır. Bazı kavramlara değişik fikirler içinde yer vermek güçtür. Bu güçlüklerin üstesinden gelmek için romanlar yazılır, öyküler anlatılır, filimler çekilir. Tarih hatalardan ders alıp, doğruya yönelmek için yazılır. Kürd halkının bölünmüş gibi görünmesinin nedeni Kürd dili ve kültürünün zenginliğidir. Bu zenginlik Mezopotamya yı insanlığın potansiyel yerleşilmesi gereken yer konumuna getirmiştir. Kürd halkının çektiği sıkıntıların sebebi şark göçmenleri ile Arap İslam-i fetih ve enfal anlayışıdır. Bir kısım şark Göçer Mezopotamya ya yerleşip, oranın kültürünü değiştirmeden yaşayacaklarına, oranın kültürünü benleştirip, yok edip, mülkiyetini de ele geçirmeye çalışıyorlar. Bu doğru değil ama yapıyorlar. Bu nedenlerle Kürd halkı bağımsızlık sürecinde tarihten gelen bir alışkanlığı olan bölünmeyi terk etmelidir. Bağımsızlık kazanıldıktan sonra elbette Kürd yönetimleri toplumunun zengin kültür yapısına uygun olan yönetim şeklini uygulayacak. Nitekim bunun belirtilerini Güney Kürdistan yönetimi göstermekte olup, son üç yılda Araplar tarafından yedi yüz insanı katledilmiş olan Alevi Kürdlerini Kürd askerlerinin koruması altına almışlardır. *** Türkiye 1960 lı yıllardan bu yana, bir taraftan batılı ülkelerden teknoloji ve akademik bilgi birikimi transferi yapmak, diğer taraftan dünya kamuoyunu ikna etmek için kendisi adına zorunlu olan Kürd parti ve dernekleri bazı insanlara Kürdçe de öğreterek- çok özel

16 16 yetiştirilmiş ajanlar vasıtasıyla kurdurdu. Bu parti ve dernekleri de Kürd halkını dejenere etmekte, provake etmekte ve manipülasyonlarda dilediğince kullandı. Şimdilik manipülasyona açık da olsa Türkiye tarafından gale alınmayan bir Kürd partisi var (Demokratik Toplum Partisi) Bu parti özgürlük mücadelesi için dağa çıkan Kürd öncü insanlara(peşmergelere) sahip çıkıyor. Bu gelişme isabetli bir tavır ve doğru bir duruştur. DPT nin yapacağı ve yapmakta olduğu çok şey olmakla birlikte, acil olarak yapması gereken iki şey var. 1) yukarıda söz konusu ettiğim, Kürd aşiretleri konusunda Demokratik Toplum Partisi bütün Kürd aşiretlerini temsil etmektedir. Partimizde her aşiretin temsilcisi(delegeleri) var diyerek, onlara söz hakkı verip, onların sesini dünya kamuoyuna duyurursa, 2) PKK yı tasfiye edip, dağdaki Peşmergelere öncülük ederse, Kürd halkının birleşme ve partileşme sorununda mesafe kat eder. Kürd halkı da DTP nin peşinden gider. Türkiye günümüze kadar Kürd halkına illegal yollarla saldırıyordu, buna karşı Kürd halkı da yapabildiği kadar illegal yollarla meşru müdafaa yapıyordu. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye bundan sonra açıktan açığa Kürd halkına saldıracak. Bu durumda Kürd halkı da özgürlük mücadelesini açıkça yapmalıdır. Öleceksek meşru topraklarımız için ölürüz. Sanırım bu durumda dünya devletleri de DTP yi muhatap kabul edip, barış yoluyla bağımsız Kürdistan ı kabul etme sürecine girer. Toplumumuza karşı sorumluluğumuz var. Sahtelerine kanmamalıyız, GÜNDEMİMİZ MEŞRU TOPRAKLARIMIZ ÜZERİNDE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ VERMEKTİR. 05 Ağustos 2006 Yusuf Bülbül Mail adresi:

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Irina Bokova, Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Khatera

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Oğuzhan KAYA TKHK Kaynak Geliştirme Daire Başkanlığı khk.kaynakgelistirme@saglik.gov.tr www.tkhk.gov.tr Slayt1/28 Bakanlığımızın 2013-2017

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

İran'ın Irak'ın Kuzeyi'ndeki Oluşum ve Gelişmelere Yaklaşımı Kuzey Irak taki sözde yönetimin(!) Parlamentosu Kürtçü gruplar İran tarafından değil, ABD ve çıkar ortakları tarafından yardım görmektedirler.

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr?

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG & YGS- LYS Dedikleri Bu seminerimizle TEOG & YGS- LYS sisteminde yapılan son değişiklikleri sizlere aktarıyoruz. Örneğin, A) Sınava toplam kaç başvurunun olduğu,

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Sosyal Güvenlik Kurum Başkanlığı ve Türkiye Ziraat odaları Birliği tarafından düzenlenen bilgilendirme, toplantısında konuşan Ziraat odaları

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK

APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK APPLE BİLGİSAYARI İCAT EDEN TEKNİSYEN: STEVE WOZNIAK Steve Wozniak, hesap makinası üreten bir firmada teknisyendi. Tek başına, 1976 da Apple-I ve 1977 de Apple-II bilgisayarlarını icat etti ve satış rekorları

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980.

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980. ÖZGEÇMİŞ Doğum Yeri ve Yılı : Adıyaman, 1955 Eğitim : Fırat İlkokulu, Malatya, 1964. Adıyaman Lisesi Orta Bölümü, Adıyaman, 1972. Mimar Sinan İnşaat Teknik Lisesi, Kayseri., 1976. Mesleki Kariyeri Lisans

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

Orta Asya Türkleriyle ilgili yukarıdaki kavramlardan hangisi varlığı sürekli olmayan toplumsal ve siyasal birimi ifade eder?

Orta Asya Türkleriyle ilgili yukarıdaki kavramlardan hangisi varlığı sürekli olmayan toplumsal ve siyasal birimi ifade eder? KPSS TARİH DENEME SINAVI 1: I- Orhun Anıtları II- Yenisey Yazıtları III- Manas Destanı Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri Kırgız Türklerine aittir? A- Yalnız ll B-l ve ll C-ll ve lll D-l ve lll E-Yalnız

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta. Nedenselliğin Doğası Yaşar Tonta H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.html Not Bu slaytlarda yer alan bilgiler BBY 207 Sosyal Bilimlerde

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir kasabada, bir meyve ağacı varmış. Bu ağaç çok lezzetli meyveler verirmiş. Meyveler o

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı