Trudi Canavan. Kara Büyücü Cilt5 Yüce Lord Kara Büyünün Sırrı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Trudi Canavan. Kara Büyücü Cilt5 Yüce Lord Kara Büyünün Sırrı"

Transkript

1

2 Trudi Canavan Kara Büyücü Cilt5 Yüce Lord Kara Büyünün Sırrı Bölüm 1 Mesaj Antik Kyralia şiirinde Ay Göz olarak bilinirdi. Göz tamamen açıkken, tetikteki varlığı kötülüğü caydırırdı; ya da bakışların etkisi altında kötülük yapmaya cüret edenleri deliliğe sürüklerdi. Uyuyan varlığını belli edecek yalnızca beyaz ince bir dilim olduğu kapalı halinde ise Göz; hem iyilik hem de kötülük için yapılan gizli işlerin fark edilmemesini sağlardı. Ay'a bakan Cery çarpık bir şekilde gülümsedi. Ay'ın dar bir çizgi olan bu şekli, gizli aşıkların en sevdiği haliydi fakat Cery şehrin gölgelerinde aceleyle ilerlerken böyle bir randevuya gitmiyordu. Amacı çok daha farklı ve karanlıktı. Yine de yapmayı amaçladığının iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi olduğundan çok emin değildi. Avladığı adamlar başlarına geleni hak ediyorlardı; ama Cery görevlendirildiği bu işte, son yıllarda şehri kasıp kavuran cinayetleri azaltmaktan daha derin bir sebep olduğunu düşünüyordu. Bu konuda her şeyi bilmiyordu ki bundan emindi ama yine de büyük ihtimalle şehirdeki herkesten daha fazla bilgiye sahipti. Yürürken neler bildiğini düşünüyordu. Bu cinayetleri tek bir kişinin değil bir dizi kişinin arka arkaya işlediğini öğrenmişti. Bu kişilerin aynı ırktan olduklarını da fark etmişti: Sachakalı. Fakat bundan daha da önemli- 7

3 si Cery hepsinin büyücü olduğunu biliyordu. Bildiği kadarıyla Lonca'da hiç Sachakalı yoktu. Hırsızlar bunlardan haberdarsa da, bilgiyi kendilerine saklıyorlardı. İki yıl önce katıldığı bir Hırsızlar toplantısını hatırladı. Yeraltmın gevşek bir ittifak kurmuş liderleri Cery'nin katili bulup durdurma teklifi karşısında oldukça eğlenmişlerdi. Kendisine sinsice bu kadar zamandır neden henüz başarılı olamadığını soranlar; ya sadece bir katil olduğunu zannediyordu ya da Cery'nin bütün bildiklerinin bu olduğunu düşünmesini istiyorlardı. Cery bir katilden her kurtulduğunda, başka birisi tüyler ürpertici cinayetlere kaldığı yerden devam ediyordu. Maalesef bu durum Hırsızlar'm gözünde Cery'nin işini yapmadığı izlenimini yaratıyordu. Tek yapabildiği, sorularını duymazdan gelip diğer yeraltı aktivitelerindeki başarısının bu sözde başarısızlığının etkilerini yok etmesini ummaktı. Bir kapının karanlık girişinden iri bir insan silueti çıktı. Uzaktaki lambaların ışıkları; sert, tanıdık yüzü aydınlattı Gol, hafifçe başını eğip Cery'nin yanında yürümeye başladı. Beş yolun kesiştiği noktaya geldiklerinde üçgen şekilli bir binaya yaklaştılar. Açık kapıdan içeri girdiklerinde Cery ağır ter, bol ve yemek kokusu karışımının tadını çıkardı. Henüz akşam üzeri olmasına rağmen bolevi tamamen doluydu. Tezgahın yakınlarındaki bir masaya oturdular ve Gol iki maşrapa bol ile tuzlu crottan yapılan bir yemek sipariş etti. Gol konuşmaya başlamadan önce yemeğinin yarısını büyük bir iştahla yemişti bile. "Arka tarafta. Parlak yüzük. Ne dersin evlat?" 8 Cery ve Gol gerçek kimliklerinin bilinmesini istemediklerinde genellikle baba oğul rolü yaparlardı; ki son günlerde zamanlarının çoğunu ortalıklarda ve birlikte geçirdikleri için sürekli rol yapıyorlardı. Cery, Gol'den sadece birkaç yaş daha gençti; fakat kısa boyu ve çocuksu yüzüyle sıklıkla olduğundan çok daha genç zannediliyordu. Birkaç dakika bekleyip bakışlarını yavaşça bolevinin arkadaki masalarına doğru kaydırdı. İçerisi kalabalık olmasına rağmen Gol'ün bahsettiği

4 adamı fark etmek oldukça kolaydı. Adamın kendine özgü geniş, kahverengi Sachakalı yüzü, solgun Kyralialı yüzlerin arasında hemen göze çarpıyordu ve adam kalabalığı dikkatle izliyordu. Cery adamın ellerine bakınca gümüş bir yüzüğün üzerindeki kırmızı pırıltıyı fark etti. Bakışlarını başka bir yöne çevirdi. "Ne düşünüyorsun?" diye mırıldandı Gol. Cery maşrapasını alıp koca bir yudum bol içiyormuş gibi yaptı. "Çok uğraştırır baba. Başkasına bırakalım." Bu cevaptan sonra homurdanan Gol, maşrapasını dikip, kalktı ve kapıya doğru ilerledi. Cery, Gol'ün peşinden dışarıya çıktı. Bolevinden birkaç sokak ötede ceketinden üç bakır para çıkarıp paraları Gol'ün eline tutuşturdu. İri adam içini çekip uzaklaştı. Cery çarpık bir şekilde gülümsedi, sonra durdu ve bir ızgarayı kaldırıp yakındaki bir duvara dayadı. Gol, herhangi birine hiçbir durumdan rahatsız olmayacak biri gibi görünürdü. Yine de Cery o iç çekişin anlamını biliyordu. Gol korkuyordu... kaldı ki korkmak için çok da iyi bir sebebi vardı. Bu katiler ortalıktayken varoşlardaki her kadın, erkek ve çocuk tehlikedeydi. Cery ızgara boşluğundan aşağıdaki geçide indi. Gol'e verdiği üç madeni para; üç sokak çocuğunun mesajın kaybolması veya geç gitmesi olasılığına karşılık üç ço- 9 cuk kullanıyordu aynı mesajı iletmesi için kullanılacaktı. Mesajları alacak olanlar zanaatkarlardı. Onlar da mesajı şehir muhafızları veya ulaklar ya da eğitilmiş hayvanlar yardımıyla bir sonraki noktaya taşıyacaklardı. Mesajın yolundaki hiçbir kadın ya da erkek ilettikleri mesajların veya şifrelerin anlamlarını bilmiyorlardı. Sadece son noktadaki kişi mesajı anlayabilirdi. Anladığında ise, av yeniden başlayacaktı. Sınıftan çıkan Sonea, yavaşça Akademi'nin kalabalık, gürültülü ana koridorunda ilerlemeye başladı. Genelde diğer çırakların maskaralıklarını pek umursamazdı fakat bugün farklıydı. Meydan Okuma'dan beri bir yıl geçti, diye düşündü. Yani, Arena'da Regin'le savaşmamın üzerinden tam bir yıl geçti ve o kadar çok şey değişti ki. Çırakların çoğu ikişerli ya da daha kalabalık gruplar halinde arka taraftaki merdivenlere ve Yemek Salonu'na

5 doğru ilerliyorlardı. Birkaç kız sınıflardan birinin kapısında oyalanıyor, komplo kokan ses tonlarıyla mırıldanıyorlardı. Koridorun uzak ucundaki sınıftan, ellerinde büyük kutular taşıyan iki çırak ve bir öğretmen çıktı. Kendisini fark eden birkaç yeni çırağın yüzlerini izledi. Artık hiç biri ters ters veya burunlarının üzerinden bakmıyordu. Yeni çıraklardan bazılarının bakışları, cüppesindeki armaya Sonea'nm Yüce Lord'un gözde çırağı olduğunu gösteren sembole takılsa da hemen gözlerini kaçırıyorlardı. Koridorun sonuna ulaşınca Giriş Salonu'nun narin, büyüyle şekillendirilmiş merdivenlerinden inmeye baş- 10 ladı. Botları basamaklarda yumuşak, zil sesi benzeri bir ses çıkarıyordu. Salonda, merdivenlerden başka çıraklar çıkmaya başlayınca çınlayan ayak sesleri yankılandı. Sonea başını kaldırıp baktığında üç çırağın kendisine doğru çıktığını gördü ve omurgasında bir ürperti dolaştı. Üçlünün ortasındaki çırak Regin'di. Yanında en yakın iki arkadaşı Kano ve Alend vardı. Sonea yüz ifadesini sakin tutarak inmeye devam etti. Regin, Sonea'yı fark ettiğinde gülümsemesi kayboldu. Birbirilerini geçerlerken bakışları bir an için Sonea' mnkilerle buluştuysa da başka bir yöne baktı. Sonea geriye doğru şöyle bir bakıp içini çekti. Meydan Okuma'dan beri bütün karşılaşmaları böyle geçmişti. Regin saygıdeğer, ağırbaşlı bir mağlup tavrına bürünmüştü; ki Sonea'da buna izin veriyordu. Mağlubiyetiyle dalga geçmek çok keyif verici olabilecek olsa da; Sonea emindi ki, böyle bir şey yaparsa Regin, kimin yaptığı belli olmayacak ince tuzaklarla intikamını alırdı. Birbirilerini görmezden gelmeleri ikisi için de çok daha iyi oluyordu. Regin'i izleyicilerin önünde yenmiş olması çektiği işkencenin bitmesinden daha başka şeyler de getirmişti hayatına. Görünüşe göre diğer çırakların ve öğretmenlerin çoğunun saygısını da kazanmıştı. Artık sadece, bir Armma'da güçleri ilk kez uyanan varoş kızı değildi. O günü hatırlayınca hüzünlü bir şekilde gülümsedi. Ben de büyü kullandığım için en az onlar kadar şaşırmıştım. Artık Hırsızlarla anlaşma yaparak, yakalanmaktan

6 korkan "kaçak" da değildi. O zamanlar iyi bir fikir gibi görünmüştü, diye düşündü, Lonca'nın beni öldürmek istediğini sanıyordum. Sonuçta daha önce Evler'in dışından kimseyi eğitmemişlerdi. Ama Hırsızlar'ın da pek işine 11 yaramadım. Güçlerimi bir işe yarayacakları şekilde kontrol etmeyi asla başaramamıştım. Her ne kadar bazıları hâlâ buna kızsa da artık Lord Fergun'un çöküşüne sebep olan varoşlu kız olarak da görülmüyordu. Beni entrikalarına alet etmek için Cery'yi kaçırıp öldürmekle tehdit etmemeliydi. Lonca'yı, alt sınıftan insanların büyü öğretilmeyecek kadar güvenilmez olduğuna ikna etmek istiyordu; ama bunun yerine bazı büyücülerin güvenilmez olduğunu göstermiş oldu. Tekrar koridordaki çırakları düşünen Sonea gülümsedi. Temkinli bakışlarından, hatırladıkları ilk şeyin Meydan Okuma'yı ne kadar kolay kazandığı olduğunu tahmin edebiliyordu. İleride ne kadar güçlü olacağını merak ediyorlardı. Sonea bazı eğitmenlerin bile kendisinden biraz çekindiklerini tahmin edebiliyordu. Merdivenlerden indikten sonra Giriş Salonu'ndan geçip, Akademi açık kapılarına ulaştı. Eşikte durup bahçenin köşesindeki gri, iki katlı binaya baktı ve gülümsemesinin silindiğini fark etti. Meydan Okuma'dan beri bir yıl geçmiş ama bazı şeyler hiç değişmemişti. Çırakların saygısını kazanmış olmasına rağmen hâlâ hiç yakın arkadaşı yoktu. Bütün çıraklar, kendisinden veya gardiyanından çekiniyor değildi. Birçok çırak Meydan Okuma'dan beri sohbetlerine Sonea'yı da dahil etmek istemişlerdi. Sonea sınıf içinde ve gün ortasında onlara katılmaktan memnuniyet duysa da diğer zamanlarda yaptıkları davetleri reddediyordu. İçini çekip Akademi basamaklarından inmeye başladı. Arkadaşlık kuracağı herkes, Yüce Lord için ona karşı kullanabileceği yeni bir araç halini alabilirdi. Lonca'ya Akkarin'in suçlarını açıklama fırsatı bulsa bile, böyle bir durumda önemsediği herkes büyük bir tehlike 12 altında olacaktı. Akkarin'e daha fazla kurban adayı sun-

7 manın bir anlamı yoktu. Arkadaşı Cery ile gizlice Lonca'ya girdikleri geceyi düşündü; iki buçuk yıldan fazla olmuştu. Her ne kadar Lonca'nın kendisini öldürmek istediğine inansa da riske girmeye değeceğini düşünmüştü. Güçlerini kontrol edemiyordu ve bu yüzden Hırsızlar'm da hiçbir işine yaramıyordu. Cery de büyücüleri izleyerek belki bir şeyler öğrenebilir diye ummuştu. O gece, daha sonra, büyüleyici bulduğu birçok şey gördükten sonra, diğerlerinden ayrı duran gri bir binaya yaklaşmıştı. Bir havalandırma ızgarasından içeriye baktığında siyah cüppeli bir büyücünün garip bir büyü yapmasına şahit olmuştu... Büyücü parıldayan bir hançer çıkardı ve başını kaldırıp hizmetkarına baktı. "Dövüş beni zayıflattı. Gücüne ihtiyacım var." Hizmetkar bir dizinin üzerine çöküp kolunu uzattı. Büyücü bıçağı adamın tenine sürttü, ardından bir elini yaranın üzerine koydu sonra Sonea garip bir şey hissetti, sanki kulağının etrafında böcekler çırpınıyordu. Sonea hatırladıkça ürperdi. O gece ne gördüğünü anlamamış ve ardından o kadar çok şey olmuştu ki üstünde hiç durmamıştı. Güçleri öyle tehlikeli bir hal almıştı ki Hırsızlar onu Lonca'ya teslim etmek zorunda kalmışlar ve Sonea da Lonca'nın amacının onu öldürmek değil onlara katılmasını istemek olduğunu anlamıştı. Ardından Lord Fergun, Cery'yi kaçırıp, Sonea'ya kendisiyle işbirliği yapması için şantaj yapmıştı. Fakat Cery, Akademi'nin altında tutsak halde bulunduğunda; Sonea' ya, Fergun tarafından şantaj yapıldığı ispatlansın diye, Yönetici Lorlen tarafından 13 yapılan gerçek oku-ma, Savaşçı'nın planlarını suya düşütmüştü. Bu gerçek okuma sırasında yeraltında bir odada şahit olduğu siyah cüppeli büyücünün anısı da açığa çıkmıştı. Lorlen büyücüyü tanımıştı; dostu ve Lonca Yüce Lordu Akkarin... Ayrıca yasak olan kara büyü ayinini de tanımıştı. Sonea, Lorlen'in zihninden bir kara büyücünün neler yapabileceğini öğrenmişti. Akkarin yasak sanatı kul-

8 lanarak doğal sınırının çok üstünde bir güce sahip olabilirdi. Yüce Lord zaten alışılmadık derecede güçlüydü; fakat bir kara büyücü olarak bu gücün sınırları o kadar büyürdü ki Lorlen, Tüm Lonca'nm birleşmiş gücünün bile onu yenmeye yetemeyeceğini düşünüyordu. Bu sebeple Lorlen, Akkarin ile doğrudan yüzleşmenin mümkün olamayacağına karar vermişti. Yüce Lord'un suçu, bir şekilde kendisi ile başa çıkabilme olanağı bulunana kadar gizli kalmalıydı. Sadece Sonea'nm gardiyanı olan Rothen'e bu gerçeği açıklamıştı; zaten Sonea'yı eğitirken zihninde bu anıyı görüp gerçeği öğrenmesi neredeyse kaçınılmazdı. Sonea, Rothen aklına gelince önce ani bir üzüntü, ardından da donuk bir öfke hissetti. Rothen kendisi için bir öğretmen veya gardiyandan fazlası olmuştu; onu babası gibi görmeye başlamıştı. Rothen'in içten desteği ve çok yardımı olmuştu. Peki Rothen bu desteğinin sonunda ne elde etmişti? Regin tarafından başlatılan, Rothen'in gardiyanlığının, Sonea'nm yatak arkadaşlığının karşılığı olduğu dedikodusu... Ardından tam dedikodular ve şüpheler geçmiş görünürken her şey birden tepetaklak olmuştu. Akkarin, Rothen'in dairesine gelip sırrını bildiklerini öğrendiğini söylemişti. Lorlen'in zihnini okumuştu ve onlarmkini de 14 okumak istemişti. Akkarin'in savaşamayacakları kadar güçlü olduğunu bildiklerinden reddetmeye cüret edememişlerdi. Ardından Akkarin'in odada bir ileri bir geri yürümeye başladığını hatırlıyordu Sonea. "İkiniz de fırsatınız olsa beni afişe edersiniz" dedi Akkarin. "Sonea'nın gardiyanlığını alacağım. O senin sessizliğinin garantisi olacak. O benimleyken kimseye kara büyü ile uğraştığımı söyleyemezsin." Gözleri Sonea'ya kaydı. "Ve Rothen'in sağlığı da senin işbirliği yapacağının garantisi olacak." Sonea, Yüce Lord'un Konutu'na giden patikada ilerlemeye başladı. Bu yüzleşme o kadar uzun süre önce olmuştu ki sanki başka birinin ya da okuduğu bir hikayedeki bir karakterin başından geçmiş gibi geliyordu. Son bir buçuk yıldır Akkarin'in gözdesiydi ve korktuğu kadar kötü değildi. Kendisini bir güç kaynağı olarak kullanmamış ya da şeytani işlerine alet etmeye çalış-

9 mamıştı. Her İlkgün akşamı beraber yedikleri şatafatlı akşam yemeğinin dışında nadiren Akkarin'i görüyordu. Konuştuklarında ise bu sadece Sonea'nın Akademi'deki eğitimi üzerine oluyordu. O bir gece hariç, diye düşündü. Hatırladıkça yürüyüşü yavaşlamaya başladı. Aylar önce, derslerden sonra konuta döndüğünde alt kattan gelen gürültü ve bağrışmayı duymuştu. Alt kata indiğinde Akkarin'in bir adamı kara büyü ile öldürdüğünü görmüştü. Akkarin adamın Sachakalı olduğunu ve kendisini öldürmeye gelmiş bir suikastçı olduğunu iddia etmişti. "Neden onu öldürdün?" diye sordu. "Neden onu Lonca'ya teslim etmedin?" "Çünkü şüphesiz senin de tahmin edebileceğin gibi o ve onun gibiler benim hakkımda Lonca'nın bilmesini 15 istemeyeceğim şeyler biliyorlar. Bu insanların kim olduğunu ve neden beni öldürmek istediklerini merak ediyor olmalısın. Sana sadece şunu söyleyebilirim: Sachakalılar hâlâ Lonca' dan nefret ediyorlar ama aynı zamanda bizden korkuyorlar da. Zaman zaman beni sınamak için böyle birini yollarlar." Sonea, Kyralia'nın komşusu hakkında, herhangi bir üçüncü-yıl çırağı kadarını biliyordu. Bütün çıraklara Sachaka İmparatorluğu ile Kyralia arasındaki savaş öğretilirdi. Kyralia, savaşı Lonca'yı kurup, büyü bilgisini paylaşarak kazanmıştı. Yedi asır sonra Sachaka İmparatorluğu'ndan geriye pek bir şey kalmamıştı ve Sachaka'nm çoğu çorak topraklardan ibaretti. Düşündüğünde Sachakalıların hâlâ Lonca'dan nefret etmesine inanmak zor değildi. Büyük ihtimalle Sachaka'nm Müttefik Ülkelerin bir parçası olmamasının da sebebi buydu. Kyralia, Elyne, Vin, Lonmar ve Lan'm aksine bütün büyücülerin Lonca'da eğitilmesi anlaşmasına bağlı değildi. Sachaka'da hâlâ büyücülerin olması kuvvetle muhtemeldi; fakat Sonea onların iyi bir şekilde eğitilmiş olduklarından şüpheliydi. Eğer bir tehdit olsalardı Lonca'nm kesinlikle bundan haberi olurdu. Kaşlarını çattı. Belki de bazı büyücüler biliyordu. Belki de bu sadece Yüksek Büyücüler ile Kral'm bildiği bir sırdı. Kral sıradan kişilerin Sachakalı

10 büyücülerin varlığı yüzünden endişelenmesini istemiyordu... tabi bu büyücüler ciddi bir tehdit haline gelmediği sürece. Suikastçılar yeterli bir tehdit sayılırlar mıydı? Başını salladı. Ara sıra Yüce Lord'u öldürmeye gönderilen bir suikastçıyı Akkarin, bu kadar rahatlıkla savuşturabildiğine göre ciddi bir olay sayılamazdı. Adımlarını yavaşlattı. Belki de Akkarin'in onları sa- 16 vtişturabilmesinin sedebi kendisini kara büyü ile güçlendirmiş olmasıydı. Kalbi bir an göğsünde çırpındı. Bu, suikastçıların korkutucu derecede güçlü olduğu anlamına gelirdi. Akkarin suikastçıların kendisinin kara büyü kullandığım bildiklerini söylemişti. Böyle bir durumda onu öldürme şansları olmasa saldırma riskine girmezlerdi. Bu suikastçıların da kara büyü kullandığını göstermez miydi? Ürperdi... Ve ben her gece öldürmeye çalıştıkları adamla aynı çatı altında uyuyorum. Belki de Lorlen'in Akkarin'den kurtulmak için henüz bir yol bulmamış olmasının sebebi buydu. Belki de Akkarin'in kara büyü kullanmak için iyi bir sebebi olduğunu biliyordu. Belki de Akkarin'i afişe etmek gibi bir niyeti yoktu. Hayır, diye düşündü. Akkarin'in sebepleri onurlu olsaydı rehinesi olmazdım. Sebeplerinin iyi olduğunu kanıtlayabiliyor olsaydı bunu denemiş olurdu. İki büyücü ve bir çırak; gece-gündüz onu alaşağı etmenin bir yolunu arıyor olmazlardı. Ve eğer benim iyiliğimi bu kadar istiyorsa, neden beni suikastçıların kendisine saldıracağı ilk yer olan konutunda tutuyordu? Lorlen'in de kendisinin iyiliğinden endişe ettiğini biliyordu. Akkarin'in amacının iyi olduğunu düşünseydi bunu kendisine çoktan söylemiş olurdu. Olduğundan daha kötü bir durumda olduğunu düşünmesini kesinlikle istemezdi. Aniden Lorlen'in parmağmdaki yüzüğü hatırladı. Bir yıldan uzun süredir şehirde, kırmızı mücevherli gümüş bir yüzük taşıyan bir katille ilgili söylentiler dolaşıyordu. Tıpkı Lorlen'in taktığı gibi bir yüzük... Ama bu bir tesadüf olmalıydı. Lorlen'in zihnini biraz

11 17 fı-ıunı CANAVAN bilirdi ve Lorlen'in birini öldürmesini hayal bile edemiyordu. Sonea konutun kapısına geldiğinde durup derin bir nefes aldı. Ya Akkarin'in öldürdüğü adam bir suikastçı değilse? Ya sadece Akkarin'in suçunu öğrenmiş Sachakalı bir diplomatsa ve Akkarin onu öldürmek için kendi konutuna çektiyse... ve ardından adamın bir büyücü olduğunu öğrendiyse? Kes\ Yeteri Başını sanki bu faydasız spekülasyonları kafasından atabilecekmiş gibi iki yana salladı. Aylardır bu olasılıkları düşünüyordu, bütün gördüğü ve duyduğu şeylerin tekrar tekrar üzerinden geçiyordu. Her hafta yemek masasında karşısında oturan Akkarin'e neden kara büyü kullandığını soracak cesareti toplamaya çalışmış fakat bir türlü yapamamıştı. Eğer cevapların doğru olacağından emin olamıyorsa sormanın ne anlamı vardı? Uzanıp kapı koluna hafifçe dokundu. Her zamanki gibi kapı dokunur dokunmaz açıldı. Sonea içeri girdi. Akkarin'in uzun, karanlık gölgesi konuk odasındaki koltuklardan birinden ayağa kalktı. Sonea tanıdık bir korku hissetti; fakat bu hissi geldiği kadar çabuk bir kenara itti. Akkarin'in üzerinde süzülen bir ışık küresi gözlerini karanlıkta bırakıyordu. Dudakları sanki biraz eğleniyormuş gibi yukarı doğru kıvrıldı. "İyiakşamlar Sonea." Sonea eğildi. "Yüce Lord." Akkarin'in soluk eli merdiven girişini gösterdi. Sonea kitaplarının ve notlarının içinde durduğu kutusunu bir kenara koyarak merdivenlere yürüdü ve çıkmaya başladı. Akkarin'in ışık küresi, Yüce Lord, Sonea'yı takip ederken merdivenlerin ortasında süzülüyordu. So- 18 nea ikinci kata çıktı ve koridorda ilerleyip; geniş bir maa ve etrafında çok sayıda sandalye bulunan bir odaya airdi- İçerideki lezzetli kokuları alınca, Sonea'mn midesi hafifçe guruldadı. Akkarin'in hizmetkarı Takan, Sonea otururken hafifçe eğildi ve çıktı.

12 "Bugün ne çalıştınız Sonea?" diye sordu Akkarin. "Mimarlık," diye yanıtladı Sonea "İnşa yöntemleri." Akkarin'in bir kaşı hafifçe kalktı. "Taşı büyüyle şekillendirmek gibi mi?" "Evet.". Akkarin düşünceli bir şekilde bakmaya başladı. Takan odaya büyük bir tepsi taşıyarak geldi. Masaya tepsiden birçok küçük kase koyup tekrar çıktı. Sonea, Akkarin'in kaselerden seçim yapmasını bekledi. Ardından o da kendisine yemek aldı. "Peki bu işlemi zor mu buldun yoksa kolay mı?" Sonea bir an durakladı. "İlk başta zordu ama sonra kolaylaştı. Yapılışı... Şifa'dan çok farklı değil." Akkarin'in bakışları keskinleşti. "Doğru. Peki hangi anlamda farklı?" Sonea bir süre düşündü. "Taşlarda insan vücudunda olan doğal direnç kalkanı yok. Taşların teni yok." "Bu da doğru fakat kalkan benzeri bir şey yaratılabilir, eğer..." Akkarin'in sesi yavaşça söndü. Sonea başını kaldırdığında Akkarin'in kaşlarını çatmış bir şekilde arkasındaki duvara baktığını gördü. Akkarin'in bakışları Sonea'nmkilere kaydı, ardından Yüce Lord rahatlayarak masaya bakmaya başladı. "Bu -gece katılmam gereken bir görüşme var," dedi 19 aniden sandalyesini geriye iterken. "Yemeğin geri kalanının tadını çıkar Sonea." Sonea şaşkınlıkla Akkarin'in kapıya doğru ilerlemesini izledi, ardından yarı yenmiş yemeğine baktı. Bazen haftalık akşam yemeğine geldiğinde Takan'ın Yüce Lord'un yemeğe katılamayacağı müjdesini vermek için konuk odasında beklediğini görürdü. Ama şimdiye kadar Akkarin, sadece iki kez yemeği yarım bırakmıştı. Omzunu silkip yemeğe devam etti. Yemeğini bitirdiğinde Takan tekrar içeri girdi. Masadaki kaseleri ve tabakları toplayarak tepsiye koydu. Sonea, Takan'ı izlerken kaşlarının arasında çok hafif bir çatıklık olduğunu gördü. Endişeli gözüküyor, diye düşündü. Daha önceki şüphelerini hatırlayınca omurgasına bir ürperti yayıldı. Takan başka bir suikastçının Akkarin'i

13 aramak için konuta girmesinden mi korkuyordu? Bir anda Sonea'nın tek istediği Akademi'ye geri dönmek olmuştu. Ayağa kalkıp hizmetkara baktı. "Tatlıyı boş ver Takan." Adamın yüzü hafifçe değişti. Yüzdeki hayal kırıklığını fark eden Sonea, kendini biraz suçlu hissetmesine engel olamadı. Takan, Akkarin'in sadık hizmetkarı olabilirdi; fakat aynı zamanda yetenekli de bir aşçıydı. Acaba özellikle gurur duyduğu bir yemek yapmış; ama ikisinin de yemeden kalkmasına mı üzülmüştü? "Tatlı... birkaç saat bekleyebilecek türde mi?" diye sordu Sonea çekinerek. Takan bir an Sonea'nın bakışlarına karşılık verdi ve Sonea bu bakışlardaki hürmetkar tavrın arkasında pek de saklı olmayan keskin zekanın izlerini gördü. "Bekler leydim. Döndüğünüzde odanıza getirmemi 20 Yüce tord - Kara Büyünün Sırrı ister misiniz?" "Elbette," Sonea başıyla onayladı. "Teşekkür ederim." Takan eğildi. Sonea odadan çıkıp koridorda ilerledi ve merdivenlerden inmeye başladı. İlk kez olmayarak Takan'ın Akkarin'in sırlarının nasıl bir parçası olduğunu merak etti Akkarin'in Takan'dan güç aldığına tanık olmuştu fakat Takan belli ki bu yüzden zarar görmüş değildi. Suikastçının geldiği gece ise Akkarin, Sonea'ya Takan'ın Sachaka'dan geldiğini söylemişti. Bu da akla başka bir soruyu getiriyordu. Eğer Sachakalılar Lonca'dan bu kadar nefret ediyorsa neden içlerinden biri Yüce Lord'a hizmet ediyordu? Ayrıca Takan neden bazen Akkarin'e "Lordum" yerine "Efendi" diye hitap ediyordu? Lorlen bir ulak geldiğinde, inşa malzemeleri ile ilgili bir emir dikte ettiriyordu. Haberciden kağıdı alan Lorlen okuyup başıyla onayladı. "Ahır ustasına aracımı hazırlamasını söyle." "Hemen, lordum." Ulak eğilip odadan çıktı. "Yine Yüzbaşı Barran'ı mı ziyaret edeceksiniz?" diye1 sordu Osen.. Lorlen yardımcısına sert bir şekilde gülümsedi. "Korkarım öyle." Osen'in bir kağıdın üzerinde tuttuğu kaleme bakıp başını iki yana salladı. "Kafam karıştı," diye

14 ekledi. "Bunu yarın bitiririz." Osen kalemi kuruladı. "Umarın Barran bu sefer katili bulmuştur." Lorlen'i ofisin dışına takip etti. "İyi ge- 21 çeler Yönetici." "İyi geceler Osen." Yardımcısı, Akademi koridorunda Büyücüler Makamı'na doğru ilerlerken Lorlen genç büyücüyü süzdü. Osen; Lorlen'in, Muhafız Evi'ne yaptığı düzenli ziyaretlerini başladıktan kısa bir süre sonra fark etmişti. Genç adam gözlemciydi ve Lorlen karmaşık bahaneler yaratmaya çalışmaması gerektiğini biliyordu. Bazen gerçeğin belirli bir miktarını söylemek kandırmaktan daha iyiydi. Osen'e Akkarin'in kendisini, Muhafızlar'm cinayetler ve katil hakkındaki soruşturmalarını izlemekle görevlendirdiğini açıklamıştı. "Neden siz?" diye sormuştu Osen. Lorlen bunu bekliyordu. "Oh, boş zamanlarımda uğraşacak bir şeye ihtiyacım vardı," diye espri yapmıştı. "Barran bir aile dostu. Bu cinayetlerle ilgili şeyleri bana zaten anlatıyordu, böylece bu bilgi alışverişi resmi bir hal aldı. Başkasını da görevlendirebilirdim fakat gelişmeleri ikinci elden öğrenmek istemedim." "Lonca'nm ilgilenmesini gerektirecek belirli bir sebep olup olmadığını sorabilir miyim?" "Sorabilirsin," diye yanıtlamıştı Lorlen bir gülümseme ile. "Ben de cevap vermeyebilirim. Sence bir sebep var mı?" "Şehirdeki bazı kişilerin bu cinayetlere büyünün karıştığına inandıklarını duydum." "İşte bu sebeple Lonca bu durumu gözlüyor gözükmeli. İnsanlar sorunları görmezden gelmediğimizi görmeli. Fakat çok da fazla ilgi göstermemeye dikkat etmeliyiz, yoksa bu söylentilerin doğru olduğu zannedilir." Osen, Lorlen'in Muhafızlar'a yaptığı ziyaretlerin bilgisini kendine saklamaya ikna olmuştu. Eğer Lonca'nm 22 Yüce Lord - Kara Büyünün Sun kalanı Lorlen'in Yüzbaşı Barran'm araştırmasını izı diâini öğrenirse onlar da işe büyünün karışıp karışmadığını merak ederlerdi.

15 Lorlen hâlâ büyünün işe karışmış olduğundan çok emin değildi. Bir yıldan uzun bir süre önce saldırıya uğrayan birisi ölmeden önce, katilin büyü ile saldırdığını iddia etmişti. Kurbanın vücudundaki yanıklar ısıvuruşu izlerine benziyordu; fakat Barran o olaydan sonra katil ya da katillerin büyü kullandığına dair başka bir iz bulamamıştı. Barran katilin kaçak bir büyücü olma olasılığını kendine saklamayı şimdilik kabul etmişti. Lorlen, Barran'a eğer haberler yayılırsa Kral ve Evler'in, daha önce Sonea için başlatılan av gibi bir avın başlatılmasını bekleyeceklerini söylemişti. Ama o deneyimden öğrenmişlerdi ki şehri büyücülerin sarması, kaçağın bir yerlerde saklanmasından başka bir işe yaramazdı. Lorlen, Giriş Salonu'na doğru ilerledi. Arabasının ahırlardan çıkıp Akademi merdivenlerine doğru ilerlemesini izledi. Araç durduğunda merdivenlerden indi ve sürücüye gitmek istediği yeri söyleyip araca bindi. Peki ne biliyoruz? diye sordu kendine. Haftalar, bazen aylar boyunca, kurbanlar aynı ayinsel yöntemle öldürülüyorlardı... Hem de zaman zaman bir kara büyü ayinini andıran bir yöntemle. Ardından bir müddet cinayetler duruyordu. Ve sonra yine yeni bir cinayet serisi başlıyordu. Bunlar da ayinsel yöntemlerle işleniyorlardı; fakat bir önceki ile aralarında küçük de olsa farklılıklar oluyordu. Barran yöntemdeki değişimle ilgili olası sebepleri iki ana kategoride toplamıştı. Ya katil sürekli alışkanlıklarını değiştiren tek bir kişiydi ya da her cinayet dizisi farklı bir kişi tarafından işleniyordu. Tek bir kişi, yaka- 23 lanmasını önlemek veya ayini mükemmelleştirmek için alışkanlıklarını değiştirebilirdi; bir dizi katil olması ise bir çete ya da oluşumun bir tür sınav ya da sınama için cinayet işlettiği anlamına gelebilirdi. Lorlen parmağmdaki yüzüğe baktı. Katili görüp de hayatta kalabilecek kadar şanslı birkaç tanık katilin elinde kırmızı mücevherli bir yüzük gördüklerini söylemişlerdi. Bunun gibi bir yüzük mü? diye düşündü Lorlen. Akkarin; Lorlen, Sonea ve Rothen'in, kendisinin kara büyüye vakıf olduğunu ve kullandığını, bildiklerini öğrendiği gece, kendi kanı ve kırdığı bir bardağın dibini

16 kullanarak, parmağındaki kırmızı mücevheri yaratmıştı. Bu onun, Lorlen'in duyduğu ve gördüğü her şeyden haberdar olmasını ve diğer büyücüler duymadan zihinsel iletişim kurabilmelerini sağlıyordu. Ne zaman cinayetler bir kara büyü ayiniyle benzerlik gösterse Lorlen, Akkarin'in sorumlu olup olmadığım düşünmekten alamıyordu kendini. Akkarin insanların arasında bir yüzük takmıyordu ama Lonca'dan çıktıktan sonra parmağına bir yüzük geçirmesi gayet olasıydı. Fakat bunu neden yapsın ki? Kendisinin yaptıklarını sürekli izlemesine gerek yoktu ki. Ya yüzük başka birinin, katilin ne yaptığını görmesini sağlıyorsa? Lorlen kaşlarını çattı. Akkarin neden başka birinin kendisinin yaptıklarını gözlemesini isteyebilirdi ki? Tabi başka birinden emir almıyorsa... İşte bu dehşet verici bir olasılıktı... Lorlen içini çekti. Bazen, gerçeği asla öğrenemeyeceğini düşünüyordu. Eğer katil Akkarin ise bütün bu cinayetler yüzünden, kendini kısmen sorumlu hissedeceğini biliyordu. Uzun süre önce, Sonea'dan Akkarin'in kara büyü ile uğraştığını ilk öğrendiğinde, bu işi çözme- 24,. pakat Lonca'nın olası bir savaşta, Akkarin'i yenememe olasılığından korkmuştu. Bu yüzden Lorlen, Yüce Lord'un suçunu bir sır olarak aklarmşti- Sonea ve Rothen'i de aynını yapmaya ikna etmişti- Sonra Akkarin, suçunun bilindiğini öğrenmiş ve Sonea'yı, Lorlen ve Rothen'in sessizliğini garanti altına almak için rehin almıştı. Artık Lorlen, Sonea'nm hayatını riske atmadan Akkarin'e karşı herhangi bir hareket yapamıyordu. Ama katilin Akkarin olduğunu öğrensem ve Lonca'- nın ona karşı duracak güce sahip olduğunu düşünsem bir an bile duraksamazdım. Ne eski dostluğumuz, ne de Sonea'nın hayati tehlikesi, yaptıklarına devam etmesine göz yummamı sağlardı. Kaldı ki parmağındaki şu yüzük sayesinde, Akkarin zaten bunları gayet iyi biliyor olmalıydı. Tabi ki Akkarin katil olmayabilirdi. Lorlen'e cinayetleri araştırmasını söylemişti ama bu hiçbir şeyi ispatlamazdı. Basitçe Muhafizlar'm, olayları çözmelerine ne

17 kadar yaklaştıklarını öğrenmek istiyor olabilirdi... Araç durdu. Lorlen pencereden bakıp da Muhafız Evi'nin önünde olduklarını görünce şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. O kadar düşüncelere gömülmüş bir haldeydi ki yolculuğu hissetmemişti bile. Sürücü kapıyı açmak için inerken araç hafifçe sallandı. Lorlen araçtan indi ve Muhafız Evi'nin girişine doğru ilerledi. İçerideki dar salonda Yüzbaşı Barran kendisini karşıladı. "İyi akşamlar Yönetici. Bu kadar çabuk geldiğiniz için teşekkürler." Barran hâlâ genç olmasına karşın, kaş çatma çizgileri alnında belirmeye başlamıştı. Bu çizgiler bu gece daha da derin görünüyorlardı. 25 "İyi akşamlar Yüzbaşı." "İlginç haberlerim ve size göstermek istediğim bir şey var. Hemen ofisime geçelim mi?" Lorlen, yan koridora sapıp dipteki küçük bir odaya giren Barran'ı takip etti. Bina, akşamları her zaman bir grup muhafızın hazır bulunmasına rağmen sessizdi. Barran, Lorlen'e bir koltuğu işaret edip kapıyı kapattı. "Hırsızlar'm da katili aramakta olduğunu düşündüğümü söylediğimi hatırlıyor musunuz?" "Evet." Barran çarpık bir şekilde gülümsedi. "Bir anlamda bu doğrulandı diyebiliriz. Muhafızlar ve Hırsızlar bu cinayetleri araştırırken yollarının kesişmemesi mümkün değildi tabi. Görünüşe göre aylardır burada bir casusları varmış." "Casus mu? Muhafızlar arasında mı?" "Evet. Onurlu bir adam bile bu katilin yakalanmasına yarayabilecek olan bilgileri para karşılığında satmak konusunda baştan çıkabilir... hele Muhafızlar bir sonuç elde edemezken." Barran omzunu silkti. "Bu casuslar kim bilmiyorum; fakat şu an onları rahat bırakmaktan da memnunum." Lorlen kıkırdadı. "Eğer Hırsızlarla görüşme konusunda tavsiye isteseydin sana Lord Dannyl'i gönderebilirdim ama kendisi artık Elyne Lonca Büyükelçisi" Yüzbaşı'nın kaşları kalktı. "İlginç tavsiyelerde bulunabilirdi, hiç böyle bir fırsat yakalayamamış olsam da. Fakat Hırsızlarla işbirliği içeren görüşmeler yapmayı

18 düşünmüyorum. Evler bunu asla onaylamazlar. Casuslardan biriyle, gizli bir şekilde, öğrenebileceği her şeyi bana da anlatması konusunda bir anlaşma yaptım. Verdiği bilgilerden hiç biri henüz yararlı olmadı; fakat yine 26 işime yarayabilecek bir şeylere götürebilirler." K larının arasındaki çizgi tekrar derinleşti. "Şimdi size termem gereken bir şey var. Bir sonraki kurbanı? elemek istemiştiniz. Bu gece bir tane bulundu ve ceset buraya getirildi." Lorlen, sanki omurgasının içine buz gibi bir hava girmişçesine ürperdi. Barran kapıyı işaret etti. "Ceset bodrumda. Hemen görmek ister misiniz?" "Evet." Lorlen ayağa kalkıp Barran'ı dışarıya, koridora doğru takip etti. Yüzbaşı merdivenlerden bir alt kata inip başka bir koridorda ilerlerlerken sessiz kaldı. Hava burada daha soğuktu. Ağır ahşap bir kapının önünde duran Barran kilitli kapıyı açtı. Koridora güçlü bir ilaç kokusu yayıldı; fakat bu koku bile alttaki nahoş kokuyu bastıramıyordu. Önlerindeki oda çok az eşya ile döşenmişti. Üç çıplak duvarın ortalarında üç sade tezgah duruyordu. Tezgahlardan birinde çıplak bir erkek cesedi yatıyordu. Başka birindeyse düzgünce katlanmış bir grup giysi duruyordu. Yakma gelen Lorlen cesedi gönülsüzce inceledi. Son dönemdeki bütün cinayetler gibi bu adam da kalbinden bıçaklanmıştı ve adamın boynunun bir yanında sığ bir kesik vardı. Bunun dışında adamın ifadesi beklenmedik derecede huzurluydu. Barran kurbanın bulunduğu yeri anlatmaya başladığında Lorlen, Gece Odası'ndaki sıradan bir sosyal Lonca buluşmasında kulak misafiri olduğu bir sohbeti hatırladı. Genç bir şifacı olan Lord Darlen üç arkadaşına bir hastayı anlatıyordu. "Geldiğinde ölmüştü;" demişti Darlen başını iki yana sallayarak, "fakat karısı yine de bir operasyon yapmamı 27 istedi. Böylece elimizden geleni yaptığımıza emin olacaktı. Ben de kontrol ettim."

19 "Peki hiçbir şey bulamadın mı?" Darlen yüzünü buruşturmuştu. "Öldükten sonra bedende saptanabilecek bir sürü yaşam enerjisi kalır. Çürümenin başlamasından dolayı aktif olan bir sürü organizma vardır; fakat adamın kalbi hareketsiz, zihni ise sessizdi. Buna rağmen başka bir kalp atışı fark ettim. Küçük ve yavaş ama kesinlikle bir kalp atışı..." "Bu nasıl olabilir? İki kalbi mi varmış?" "Hayır." Darlen'in sesi ıstırap içindeydi. "Adamın... boğazına bir şevli kaçmış." Bir anda iki şifacı da kahkaha atmaya başlamışlardı. Üçüncü arkadaşları olan genç Simyacı kafası karışmış görünmüştü. "Boğazında bir şevlinin ne işi var? Onlar zehirlidir. Biri adamı öldürmüş mü?" "Hayır." Darlen içini çekmişti. "Isırıkları zehirlidir; fakat derileri, mutluluk verici ve hayal görmeye yol açan bir maddeyle kaplıdır. Bazıları bu etkiyi çok sever. Bu yüzden bu sürüngenlerin derisini emiyorlar." "Sürüngenlerin derisini mi emiyorlar?" Genç Simyacı'nın inanamadığı belliydi. "Peki sen ne yaptın?" Darlen'in yüzü kızarmıştı. "Şevli boğulmak üzereydi, ben de onu dışarı çıkardım. Kadın, kocasının alışkanlıklarını bilmiyordu. Bir anda isterik hale geldi. Evinin şevli istilasına uğradığı ve gece uyurken birinin ağzına tırmanıp içeri girmeye çalışacağı korkusundan evine gidemedi." Bu, iki Şifacı'yi tekrar kahkahalara boğmuştu. Lorlen bu anı sebebiyle neredeyse gülümsüyordu. Şifacılar'ın da bir espri anlayışı olmalıydı, her ne kadar bu genellikle garip bir espri anlayışı olsa da. Fakat hatırladığı bu 28 ma kendisine bir fikir vermişti. Ölü bir vücutta h len bol miktarda enerji olmalıydı ama kara büyü ile "Idürülen birinden bütün enerjisi çekilmiş olurdu. rıen'in katilin kara büyü kullanıp kullanmadığını lamak için tek yapması gereken kurbanı Şifa hisleriyle incelemekti. Barran olay yerini anlatmayı bitirince Lorlen bir adım öne çıkıp gözlerini kapattı ve his-, lerini cesede gönderdi. Ne kadar kolay olduğunu görünce şaşırdı. Sonra canhlardaki doğal kalkanın ölüm anında ortadan kalktığını hatırladı. Zihnini odaklayarak cesedi araştırdı ve sadece

20 çok hafif bir yaşam enerjisi izi buldu. Çürüme işlemi kesilmişti çünkü cesette bu işlemi başlatacak canlı hiçbir şey kalmamıştı. Gözlerini açarak elini cesedin kolundan çekti. Kurbanın boynundaki sığ kesiğe baktı, artık adamı öldüren yaranın bu olduğundan emindi. Kalbin oradaki bıçak yarası büyük ihtimalle daha sonra, daha makul bir ölüm sebebi yaratmak için yapılmıştı. Başını eğip parmağmdaki yüzüğü süzdü. Demek doğru, diye düşündü. Katil kara büyü kullanıyor. Ama bu adam Akkarin'in kurbanı mı yoksa şehirde başka bir kara büyücü mü var? 29 Bölüm 2 Yüce Lord'un Emirleri Rothen buharı tüten sumi bardağını alçak yemek masasından alıp konuk odasının pencerelerini çevreleyen kağıt perdelerin yanma gitti. Perdeyi hafifçe çekip bahçeleri izlemeye başladı. Bu sene bahar erken gelmişti. Çalılar ve ağaçlar küçük çiçeklerle kaplıydı ve yeni bahçıvan, yolların kenarına sıralar halinde parlak renkli çiçekler dikmişti. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen kimi çıraklar bahçede dolaşıyorlardı. Rothen fincanını kaldırıp bir yudum aldı. Sumi taze ve acıydı. Bir önceki geceyi düşününce yüzünü buruşturdu. Haftada bir kez yaşlı dostu Yaldin ve karısı Ezrille ile akşam yemeği yerdi. Yaldin, Rothen'in vefat etmiş olan akıl hocası Lord Margen'in bir dostuydu ve Rothen'e göz kulak olmayı hâlâ görevi olarak görüyordu; ki bu sebepten bir önceki geceki yemeklerinde Rothen'e, artık Sonea hakkında endişelenmeyi kesmesi gerektiğini söylemişti. "Hâlâ onu izlediğini biliyorum," demişti yaşlı büyücü. Rothen omzunu silkmişti. "Onun nasıl olduğu ile ilgileniyorum." Yaldin hafifçe burnunu çekmişti. "O Yüce Lord'un çırağı. Nasıl olduğunu sürekli gözlemene ihtiyacı yok." "Evet var," diye karşılık vermişti Rothen. "Sence Yüce 30 nun mutlu olup olmadığını umursuyor mu? Tek

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse Gösterdim Gördü anlamına gelmez Söyledim Duydu anlamına gelmez Duydu Doğru anladı anlamına gelmez Anladı Hak verdi anlamına gelmez Hak verdi İnandı anlamına gelmez İnandı Uyguladı anlamına gelmez Uyguladı

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Çok çok eski zamanlarda, var varken, yok yokken ahmak bir kurt, kapana yakalanmış. Kapana yakalanan

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

xxxxxxx ÖĞRENME RİSK FAKTÖRLERİ RAPORU

xxxxxxx ÖĞRENME RİSK FAKTÖRLERİ RAPORU xxxxxxx ÖĞRENME RİSK FAKTÖRLERİ RAPORU Test, Yrd. Doç. Dr. Oktay Aydın tarafından geliştirilmiştir. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz. OKUL EV VE AİLE KİŞİSEL ÖĞRENME

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem YALNIZ BİR İNSAN Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem öyle sonunda hep iyilerin kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı veya bir suçluyu bulmak için

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Trudi Canavan. Kara Büyücü Serisi Cilt6 Yüce Lord Kara Büyücüler. Çeviri: Egemen Görçek

Trudi Canavan. Kara Büyücü Serisi Cilt6 Yüce Lord Kara Büyücüler. Çeviri: Egemen Görçek Trudi Canavan Kara Büyücü Serisi Cilt6 Yüce Lord Kara Büyücüler Çeviri: Egemen Görçek Bölüm 1 Mesaj Sonea ağrıyan, gergin kaslarını esnetmek için eyerinde gerindi. Her gece ağrıyan yerlerine Şifa verse

Detaylı

Tragedyacılara ve diğer taklitçi şairlere anlatmayacağını bildiğim için bunu sana anlatabilirim. Bence bu tür şiirlerin hepsi, dinleyenlerin akıl

Tragedyacılara ve diğer taklitçi şairlere anlatmayacağını bildiğim için bunu sana anlatabilirim. Bence bu tür şiirlerin hepsi, dinleyenlerin akıl Platon'un Devleti-2 Platon, adil devlet düzenine ve politikaya dair görüşlerine Devlet adlı eserinde yer vermiştir 01.08.2016 / 15:01 Devlet te yer alan tartışmalar sürerken, Sokrates varoluştan varolmayışa

Detaylı

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı;

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı; Hisler körelir. Köreldikçe naçiz vücutta dans etmeye kalkışan ruhun etrafı kötülüğün demirden dikenleriyle çevrelenir. Her bir diken yastır ve mutluluğun katline en vefasız şekilde, acımasızca mührünü

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken Engin Deniz İpek 21301292 Üniversite Üzerine Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken formüllerden ya da analitik zekayı çalıştırma bahanesiyle öğrencilerin önüne

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

Turkiye' ye dönmeden önce üniversiteyi kazandığımı öğrenmistim. Hayatımın en mutlu haberini de orada almıştım.

Turkiye' ye dönmeden önce üniversiteyi kazandığımı öğrenmistim. Hayatımın en mutlu haberini de orada almıştım. Meraba, Ben Asena Ünğan. 19 yaşındayım. 1-22 Eylül 2016 tarihinde Güney Kore'de, Incheon, Seoul,Jeonju,Gyeonju ve Busan da bulundum. Güney Kore topraklarına sevdam 9 yaşında iken, Taekwondo ile başladı.

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Fatma Atasever.

Fatma Atasever. Fatma Atasever fatmaatasever@windowslive.com Karar almak ne güç bir iştir. Çok zorlar insanı. Yorar. Takatsiz bırakır. Belki de yaşam içindeki en karmaşık zaman dilimidir karar alma süreci. Büyüklere danışırız,

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ Adı, soyadı... : Sınıfı... : Tarih :.../.../2015 YÖNERGE: Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse sağdaki boşluğa " doğru " anlamına gelen D harfinin altına

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Dört Dakika İçin Bile Olsa Okuyabilmek Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir. A.SÖZCÜKTE ANLAM GERÇEK (TEMEL) ANLAM Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Detaylı

SATRANÇ. Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen

SATRANÇ. Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen Cenk Benli 21200399 TURK 102- Sec. 15 Ahmet Kaya SATRANÇ Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen halen oynamakta zorlanıyorum. Sadece satranç da değil, tavla, dama,

Detaylı

HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ Dünyada Hızlı okuma 1945 te savaş sırasında Hızla geçen uçakların kimliğini tespit için.. Fransa da okullarda ders olarak okutuluyor Almanya da günlük kitap okuma oranı 24 dk Türkiye

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır. BEN BĐR YAŞAM KOÇUYUM 7.SEANS Koçluk ve danışmanlık Bazen öyle zamanlar olur ki danışanlarınızın koçluk hizmetinin sınırları içinde olmayan problemlerine yardım etme durumunda kalırsınız. Böyle zamanlarda

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Benimle Evlenir misin?

Benimle Evlenir misin? Benimle Evlenir misin? Bodrum sokakları ilginç bir evlenme teklifine daha sahne oldu. Bodrumlu genç kaptan Ali Özbaylan 9 yıl önce tanıştığı kız arkadaşı Tuba Cihat a, Milta Marina da bulunan bir kafede

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları,

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Hep beraber başladığımız yolculuğun iki haftasını geride bırakmış bulunuyoruz. Zamanın Mavi Pupa içinde bizim için daha ayrıcalıklı aktığını

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan İkinci Kısım: Sosyal İnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Yanlılık BU HAFTA Sosyal Etki Tartışma Issız bir adada

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

GİZEMLİ KUTULAR PROGRAMI ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ

GİZEMLİ KUTULAR PROGRAMI ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ GİZEMLİ KUTULAR PROGRAMI ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ 19.12.2012 Ben de bilim insanı olmak istiyorum çünkü pes etmem! (7. Sınıf Aklımda bilim insanlarının da hep doğruyu tam olarak bilemeyecekleri kaldı. Bilim insanlarının

Detaylı

Cümle içinde isimlerin yerini tutan, onları hatırlatan sözcüklere zamir (adıl) denir.

Cümle içinde isimlerin yerini tutan, onları hatırlatan sözcüklere zamir (adıl) denir. ZAMİR (ADIL) Kitapları dolabın diğer rafına koyalım. Bunları dolabın diğer rafına koyalım. Yukarıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri inceleyelim: ilk cümlede "kitap" sözcüğü bir varlığı kar şıladığından

Detaylı

SAGALASSOS TA BİR GÜN

SAGALASSOS TA BİR GÜN SAGALASSOS TA BİR GÜN Çoğu zaman hepimizin bir düşüncesi vardır tarihi kentlerle ilgili. Baktığımız zaman taş yığını der geçeriz. Fakat ben kente girdiğim andan itibaren orayı yaşamaya, o atmosferi solumaya

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO:

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO: A2 DÜZEYİ ADI SOYADI: PASAPORT NO: NOT OKUMA 1 KARADENİZ TURU Metin Bey: Merhaba! Görevli: Merhaba efendim, buyurun! Nasıl yardımcı.(1)? Metin Bey: Ben bu yaz ailem ile bir tura çıkmak istiyorum. Bana

Detaylı

AKÇAY SANİYE KARAGÖZOĞLU ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ NİSAN AYI FAALİYET RAPORU

AKÇAY SANİYE KARAGÖZOĞLU ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ NİSAN AYI FAALİYET RAPORU AKÇAY SANİYE KARAGÖZOĞLU ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ NİSAN AYI FAALİYET RAPORU KONU: İYİLİK VE HOŞGÖRÜ Nisan ayı boyunca aşağıda ismi geçen iyilik ve hoşgörü konulu sınıf içi etkinlikleri gerçekleştirilmiştir.

Detaylı

Trudi Canavan. Kara Büyücü Serisi Cilt4 Çırak Meydan Okuma

Trudi Canavan. Kara Büyücü Serisi Cilt4 Çırak Meydan Okuma Trudi Canavan Kara Büyücü Serisi Cilt4 Çırak Meydan Okuma Bölüm 1 Sonea'nın İyi Şansı Akademi Müdürü, eğildiği masasından kafasını kaldırarak içeriye kimin girdiğine baktı. Sonea, belki de ilk kez, Müdür'ün

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

Verimli Çalışma Teknikleri

Verimli Çalışma Teknikleri Verimli Çalışma Teknikleri İlham, fikir gelince bunu mutlaka not alın! Ord.Prof.Dr. Süheyl ÜNVER evinin her tarafında kağıt ve kalem bulundururmuş. Duyduğu, aklına geldiği her şeyi yazarmış. 50 den fazla

Detaylı

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE: SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse, cevap kağıdındaki doğru anlamına gelen ( D ) harfinin üstüne X işareti, her zaman veya genellikle geçerli

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

DON GİOVANNİ. uygun ve çok uzun uçuş saatleri gerektirmeyen bazı Avrupa şehirlerine göz gezdirirken

DON GİOVANNİ. uygun ve çok uzun uçuş saatleri gerektirmeyen bazı Avrupa şehirlerine göz gezdirirken TURK 101-57 2014-2015 Güz Dönemi İlk Ödev-Son Metin Opera 08.10.2014 Beril Babacan 20901276 DON GİOVANNİ Geçtiğimiz kış bir arkadaşımla ara tatilde yurtdışına çıkmak istiyorduk. Bütçemize de uygun ve çok

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı