Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 17 / Mayıs - Haziran 2010

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 17 / Mayıs - Haziran 2010"

Transkript

1 Afsad ın ücretsiz yayınıdır. Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 17 / Mayıs - Haziran Foto-Haber 5 İMece İlker Maga 6 Soyut Fotoğraf Gökhan Bulut 7 f/64özcan Yurdalan 8 Söyleşi Nayef Hashlamoun 13 Yorum Şule Tüzül / Kitaplık Atakan Baykoçak 14 Dosya Konusu Anı Fotoğrafları 21 İnce Elek Altan Bal 22 Söyleşi Ali Değer 26 Yol Notları Ceyda Taşdelen 28 Bakış Egzersizi Sadık Tümay 29 Gelişmeler ve Teknik Bilgiler Atakan Baykoçak / Yurt Dışı Haberler Özlem Dağ ana sponsorluğunda yayımlanmaktadır.

2 Afsad ın ücretsiz yayınıdır. Kontrast Fotoğraf Dergisi Sayı 17 / Mayıs - Haziran Foto-Haber 5 İMece İlker Maga 6 Soyut Fotoğraf Gökhan Bulut 7 f/64özcan Yurdalan 8 Söyleşi Nayef Hashlamoun 13 Yorum Şule Tüzül / Kitaplık Atakan Baykoçak 14 Dosya Konusu Anı Fotoğrafları 21 İnce Elek Altan Bal 22 Söyleşi Ali Değer 26 Yol Notları Ceyda Taşdelen 28 Bakış Egzersizi Sadık Tümay 29 Gelişmeler ve Teknik Bilgiler Atakan Baykoçak / Yurt Dışı Haberler Özlem Dağ ana sponsorluğunda yayımlanmaktadır.

3 Başlarken... Merhaba, Kışın serdiği rehavet örtüsü üzerimizden kalktığına ve yaza doğru yol aldığımıza göre fotoğraf üretiminin de oldukça arttığı dönemlerde olduğumuzu söylemek yanlış olmaz sanırım. Baharla birlikte uyanan doğa, kış boyu evlerine kapanan insanların dışarıda daha çok vakit geçirmeye başlaması, güneşin ışınlarını daha uzun ve daha güzel açılardan yansıtıyor olması gibi sebepler, elbette fotoğrafçılar için de itici bir güç olarak kendini gösteriyor. Bizler de baharın bu hareketlendirici etkisini yanımıza katıp en az bahar kadar enerji dolu bir sayı daha hazırlamaya çalıştık sizler için. Duyguların coştuğu bu mevsimde, duygularımızın peşine takılıp anılarımızı kovalamaya karar verdik; fotoğraflarda yatan anılarımızı... Bizler, anılarımızı fotoğraflarda saklarken bu fotoğrafların mutfağında yaşananlar nelerdi, diye sorduk kendimize ve bu soru işaretinin peşinden sürüklendik. Bu soru işareti, cevabına teslim olurken birden fazla soru işaretini doğurdu kendiliğinden. Ta ki günümüzde dijital fotoğrafçılıkla yaygınlaşan anı fotoğraflarının konumunu tespit edene kadar sürdü bu bir soru-bir cevap hikâyesi. Evet, anladığınız üzere bu sayıdaki dosya konumuz Anı Fotoğrafları. Sevgili Şirin Aydın ın emeği ve çabalarıyla önümüze gelen bu ayki dosya konumuza Kamuran Feyzioğlu da büyük katkıda bulundu. Keyifle okuyacak ve konusunda uzman isimlerin yorumlarıyla belki de hiç hatırlamadığınız, bilmediğiniz dönemlere dair kimi detaylarla karşılaşacaksınız diye düşünüyorum. Söyleşi sayfalarımızda ise birbirinden önemli iki konuğu ağırlamanın haklı gururunu yaşıyoruz. Filistin de yaşanan acıları, insanlık dramlarını tüm dünyaya ulaştıran çok önemli bir Savaş Fotoğrafçısı; aynı zamanda, kazandığı ödüllerle, ortaya koyduğu eserlerle sanatçılığını da tescilleyen bir fotoğrafçı ve insan hakları savunucusu olan Nayef Hashlamoun, bu sayıdaki ilk söyleşi konuğumuz. Diğer söyleşi konuğumuz ise özellikle Ankaralı fotoğrafçıların yakından tanıdığı, makinelerimizin kurtarıcısı, makineleri tanımanın, onları tamir edebilmenin yolunun iyi fotoğraf çekmeyi bilmekten geçtiğini düşünen Fotoğrafçı ve Fotoğraf Makinesi Ustası Ali Değer. Köşe yazarlarımız İlker Maga, Özcan Yurdalan ve Altan Bal, fotoğraf dünyası adına tartışılması gereken birbirinden önemli konulara değiniyor ve analiz ediyorlar. Bakış Egzersizi Bölümü nde ise bu sayıda konuğumuz Cengiz Oğuz Gümrükçü. Selahattin Sönmez in fotoğrafının okumasını yaparken geçtiğimiz günlerde yaşanan, ülkemiz işçi sınıfının en önemli eylemlerinden birisine, TEKEL Direnişi ne de değiniyor. Fotoğraf dallarından biri olan Soyut Fotoğraf, bu sayıda Gökhan Bulut un engin bilgi birikimi ile sayfalarımızdaki yerini alıyor. Bu ay DASK-DOGAY ın Şanlıurfa da düzenlenecek olmasını da düşünerek Yol Notları bölümümüzde, Güneydoğu Anadolu ya doğru yola çıkıyor ve bu değerli, tarih hazinesi toprakları kısa zamanda tanıyıp tanıyamayacağımız üzerine kafa yoruyoruz. Son olarak, derneğimiz AFSAD ın kendi yerine sahip olması için Yönetim Kurulumuz tarafından başlatılmış olan kampanyanın duyurusunu bir de buradan yaparak derneğimize bu güzel amaç için bağış yapmak isteyecek sevgili fotoğrafseverlere ulaşmak istiyorum. AFSAD a taşınmaz alınması için açılmış olan kampanyaya bağış yapmak isteyenler; Ziraat Bankası, Hoşdere Şubesi (1535), HN: , IBAN: TR olan dernek hesap numarasına, açıklama kısmına Taşınmaz alınması kampanyası yazarak diledikleri miktarda bağışta bulunabilirler. Ülkemizde fotoğraf sanatını geleceğe taşımak için fotoğrafa hizmet veren kurumlarımızın temellerini sağlamlaştırmak zorundayız. Bunlardan birisi olan AFSAD, tüm fotoğraf dostlarının desteğini beklemektedir. Gelecek sayıda görüşene kadar hepinize ışık dolu günler dilerim. Ceyda Taşdelen Yayın Yönetmeni AFSAD Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği Adına Sahibi Gökhan BULUT Yayın Yönetmeni (Sorumlu Müdür) Ceyda TAŞDELEN Yayın Yönetmeni Yardımcısı Şule TÜZÜL Görsel Yönetmen Levent ÇAĞIN Editörler Şirin AYDIN Kamuran FEYZİOĞLU Editör Yardımcıları Elçin POLAT Özlem DAĞ Özlem ESER Reklam ve Abone Sorumlusu Ufuk DURUMAN Yayın Kurulu Ceyda Taşdelen, Şule Tüzül, Şirin Aydın Kamuran Feyzioğlu, Ufuk Duruman Katkıda Bulunanlar Atakan Baykoçak Yönetim Yeri (Dergi İletişim) AFSAD Büklüm Sok. No: 22/11 Kavaklıdere Ankara Tel: Faks: GSM: İki ayda bir yayımlanır. Baskı: Mattek Matbaacılık Basım Yayın Tanıtım San. Tic. Ltd. Sti. Adres: GMK Bulvarı Akyol İshanı No: Maltepe - Ankara Tel: Basım Tarihi: Yayın Türü: Bölgesel Süreli ISSN: Kapak Fotoğrafı: M. Celal TAŞDELEN Her hakkı saklıdır. Bu dergide yer alan; yazı, makale, fotoğraf, karikatür, illüstürasyon, vb. nin, elektronik ortamlar da dahil olmak üzere, kullanım hakları AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) a ve/veya eser sahiplerine aittir. İzin almaksızın, hangi dilde ve hangi ortamda olursa olsun, materyalin tamamının ya da bir bölümünün kullanılması yasaktır.

4 Bu fotoğraflar ile sorgulamayı hedeflediğim nokta, kendi kendimize oluşturduğumuz sinematografik dünya algımızda, kendimizi oturtabildiğimiz yerler ve sözlü açıklamaların, bunların tarifinde yetersiz kalışıyla ilgili. Amaç, izleyicinin kompozisyon içerisinde bulacağı saf anlatımın, bir şekilde kendi iç dünyasının veya hislerinin mahremiyeti nin dışa vurumu ile bağlantılı olduğunu vurgulamak. TİMUR SEZGİN1984 yılında İstanbul da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi nde Görsel İletişim Tasarımı üzerine aldığı eğitimden sonra serbest animatör ve sanat yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Yine aynı fakültede Görsel İletişim Tasarımı üzerine yüksek lisans yapmaktadır. Fotoğraf, video ve animasyon dallarında çalışmalarına hem profesyonel hem de sanatçı kimliğiyle devam etmektedir. 1

5 Foto-Haber Foto-Haber CER MODERN ANKARA DA AÇILDI Ankara nın ilk çağdaş sanat müzesi Cer Modern, 1 Nisan 2010 da açıldı. Cer Modern, metrekarelik bir alanda yer alan süreli sergi galerileri, fotoğraf galerisi, müze mağazası, konferans ve çok amaçlı salon, sanatçı ikametleri, kafe ve heykel park alanıyla sanatsal çeşitliliğe ev sahipliği yapmayı hedefliyor. Cer Modern in giriş katındaki ana salonlarında dönüşümlü olarak yılda dört kez olmak üzere, kendi derlediği sergiler ve uluslar arası galeri ve müze ağları ile yakın işbirliği içinde derlenen çalışmaların sergileneceği belirtiliyor. Sergilerin yanı sıra sanatçılarla gençleri buluşturacak atölye programlarının da gerçekleştirileceği Cer Modern de, yaz aylarıyla birlikte açık alanda konserler ve tiyatro gösterileri de gerçekleştirilecek. Cer Modern in ilk sergisi +Sonsuz, Ebru Özdemir koleksiyonundan bir seçki ile 2 Nisan da sanatseverlere merhaba dedi. Sergi 5 Temmuz a kadar ziyaret edilebilir. Detaylı bilgi için: Murat Germen, Yol İsimli Sergisiyle İstanbul Modern de Murat Germen in yeni fotoğraf projesi Yol, 25 Mayıs 2010 da İstanbul Modern de izleyicisi ile buluşuyor. Murat Germen, proje ile ilgili olarak şöyle diyor: Fotoğrafı, insanların görmediği veya bilinçli / bilinçsiz olarak umursamadığı olağan şeyleri gündeme getirme ve önyargılarını değiştirebilme fırsatı olarak değerlendirmeye; normalin içindeki gizil olağandışılığı ortaya çıkarmaya çalışıyorum. İkon olarak endüstri: Endüstriyel estetik ve İnşa gibi önceki çalışmalarında, son ürün yerine oluşum sürecine odaklandığını belirtmiş olan Murat Germen, Yol serisi için de benzer bir yaklaşımda olduğunu dile getiriyor: Bizi bir yerden diğer bir yere taşıyan ve karada / havada / denizde geçişken doğrusallıklar veya bir amaca varmanın yöntemleri olarak karşımıza çıkabilen yol kavramı, çok sayıda farklı çağrışıma yol açıyor. Kimi zaman panoramik oranları, bazen 10 metreye varacak boyutları ile bir çok farklı coğrafyada çekilen onlarca fotoğraf; üstte sözü geçen çağrışımlardan oluşan büyük ebatlı çizgisel metin parçacıklarına eklemlenerek, izleyiciyi yolda hissettirmeyi ve hedefe varmadan önce süreçten keyif almalarını sağlamayı amaçlıyor... Sergi, 19 Eylül 2010 tarihine kadar izlenebilir. DASK DOGAY 2010 Şanlıurfa da DOGAY (Doğada Görüntü Avcılığı Yarışması) bu yıl, Mayıs tarihleri arasında, Şanlıurfa nın Birecik ve Halfeti ilçelerini kapsayan Fırat Havzası nda gerçekleştirilecek. Zengin doğal ve tarihi güzellikleri barındıran bu bölgede konaklayacak olan yarışmacılar program çerçevesinde belirlenen yerlerde ve süreler içerisinde çekim yaparak en iyiyi yakalayabilmek için ter dökecekler. Bu yıl sayısal ve çocuk olmak üzere iki ana bölümde yapılacak olan DOGAY da, sayısal alanında yedi farklı kategoride yarışma fırsatı sunulacak. Bu yıl 14. Yaşına basan DASK DOGAY a yarışmacı ya da katılımcı olarak katılmak için adresinden tüm bilgileri edinebilirsiniz. 2 3

6 Foto-Haber Zamana Direnen Erzurum Evlerine Fotoğrafçı Desteği Zamanı, yaşanmışlıkları, yılları, hayatları barındıran tarihi evlere vefa borcunu ödemek ve kent kültürünü ayakta tutabilmek adına harekete geçen Erzurumlu fotoğrafçılar, fotoğrafladıkları tarihi evleri kurtarabilmek için eserlerini halkla buluşturmaya hazırlanıyorlar. Çoğu kaderine terk edilmiş olan Erzurum evlerine dikkati çekmek üzere gerçekleştirilen bu projenin adı da içeriğini yansıtacak şekilde seçilmiş: İstanbul David Lynch i Ağırlıyor 2005 yılında Fotoğrafçı Sevil Sert tarafından İstanbul Cihangir de açılan Artane Sanat Galerisi, 9 Nisan dan itibaren kendisini değilse bile fotoğraf ve gravürleriyle Usta Yönetmen David Lynch i ağırlıyor. 29 Mayıs 2010 tarihine kadar devam edecek olan sergi, sanatçının sinema öncesi soyut dışavurumcu ürünlerini gözler önüne seriyor. Serginin basın duyurusunda, Lynch in eserlerindeki baskın temanın yozlaşmış bir dünyada tutsak kalmış bir masumiyet olduğuna dikkat çekiliyor ve şöyle devam Çığlık Fotoğraf Sergisi Tarihi Türk Evleri Haftası 3-7 Mayıs 2010 tarihleri arasında Erzurum Kültür Merkezi Sergi Salonu nda gezilebilecek olan serginin açılışı ise saat 19:00 da gerçekleştirilecek. Hüseyin Kutan, Selman Can, Alparslan Yasin Kotan, Nurettin Hınıslıoğlu, Süleyman Kunt ve Hasan Kutan dan oluşan fotoğrafçı ekibin 50 fotoğrafının yer alacağı sergi, Erzurum evlerinin sahipsizliğine dikkat çeker önlem alınmasını amaçlıyor. ediliyor: Fırça darbeleri hızlıdır, tuvale bulaşmıştır. Boya sızar, çatlar. Betimlemeleri çoğunlukla tek bir figür üzerindendir; yalnız bir ağaç, kaybolmuş bir köpek, köhne bir ev gibi. Güzel şeylerden hoşlanmayan, renkleri fazla gerçekçi bulan, insana özgü ve insandan ayrışan tüm tuhaflıkları, çürümüşlükleri, manevi ve maddi atıkları hayal dünyasına malzeme eden David Lynch i, fotoğraf ve gravür alanındaki sıradışı çalışmalarıyla 9 Nisan - 29 Mayıs tarihleri arasında görmek şart. Kaçırmayın! İMece İlker Maga KOLAYLIK AMATÖRLERİ VE PROFESYONELLERİ Nâzım Hikmet, amatör bir şair miydi? Sorunun garip, dahası yanlış olduğunun farkındayım. Yazıya provokatif bir soruyla başlamayı, düşünce kanallarını açması amacıyla özellikle tercih ettim. Şöyle de sorulabilir: Şiirlerine bakarak Nâzım Hikmet in amatör bir şair olduğunu söylemeye kim cesaret edebilir? Bir-iki dakikalık bir çaba, tartışmanın etimolojik yanına açıklık getirmeye yetecektir: Amatör: Bir işi para kazanmak için değil, sırf zevki için yapan kimse; hevesli, meraklı... Profesyonel: Bir işi meslek edinmiş kimse. Başvuracağımız Türkçe sözlüklerde bulabileceğimiz tanımlamalar, tartışmamıza açıklık getiremiyor. Amatör ün açılımında sırf zevki için yapan kimse, meraklı tanımı çok ama çok fazla yüzeysel; bizi ikna edici bir sonuca götürmeye yetmiyor. Ayrıca bir iş para kazanmak amacı dışında yapılınca amatör damgası yemesi, ürünün değil de paranın asıl belirleyici olması, yaratma sürecinin doğuşu mantığına da ters. Profesyonel tanımında o işi meslek edinen yani ekmeğini o işten kazanan kimse tanımı da çok genel. Ya o kişi ekmeğini o işten kazanmıyorsa, kazanamıyorsa? Ya o kişi o işi meslek edinmemişse, edinememişse? Eğer sözlüklerdeki profesyonel tanımı doğru kabul edilirse Cemal Süreya profesyonel bir şair değildi. 20. asır lirizminin en önemli isimlerinden Rainer Maria Rilke, kelimenin profesyonel anlamında şair değildi. Nâzım ın, ekmeğini şiirden kazandığına dair elimizde bilgi yok. Pablo Neruda gibi bir şiir devinin bir başka alanı meslek edindiğini biliyoruz. Resim, edebiyat ve diğer alanlardan örnekler vererek devam etmek mümkün. Burada adı geçen şairlerin buluştukları hepsinden önemli bir nokta var: Şiir. Şiir, bu isimlerin iç mesleği, ifade biçimiydi. Yaptığı işten para kazanmak, olmazsa olmaz koşulsa dünyada şair bulmak zordur. Kültürün en azından bir asırdır endüstri olduğu Batı Avrupa da günümüzde güzel sanatlar bölümlerinden mezun olup, sadece ürettikleri sanat eserleriyle yaşamını devam ettirebilenlerin oranı yüzde 5-7 arasında. Geri kalan yüzde 95 e nasıl bir sıfatı layık göreceğiz? Profesyonel-amatör ayrımı, yaratı alanları sözkonusu olduğunda bizi bir yere götürmez. İşlerine baktığımızda alanlarının en parlak ürünlerini verdiklerini görüyoruz, bu bize yetiyor. Örnek ürünler verdikleri için biyografilerinden kuşku duymuyoruz; bu özellik belki bizi ilgilendirmiyor, amatör ya da profesyonel olduklarına bakmayı gerekli görmüyoruz. Ürünleri bize yetiyor, onlardan besleniyoruz. Asıl olan ürünün, yaratının kendisidir; yaratının amatörü, profesyoneli olmaz. Çünkü yaratı alanlarının ehliyeti olmaz. Bu nedenle, yaratı alanlarında eğitim veren okullardan alınan ehliyetnameler, sağlam ürünlerin garantisi değildir. Belirleyici olan ehliyet ve ona sahip kişi değil, üründür. Tarihe kalan şey de üründen başkası değildir. Sinema, karikatür, resim ve daha pek çok alanda bu ayrıma pek dikkat etmezken, neden fotoğrafta amatörprofesyonel ayrımı bu kadar belirgin rol oynuyor; neden her defasında fotoğrafçının önüne amatör ya da profesyonel sıfatı gerekli oluyor? Bu sorunun tarihsel kökenleri ve alanın haddinden fazla ekonomize edilmiş olması gibi pek çok neden var ve bunlara bir başka yazıda dikkat çekebilmeyi umuyorum. Burada önemli sandığım bir nokta üzerinde durmak istiyorum: Şair, oralara gitmeden Iraklının, Afganistanlının, Filistinlinin ya da herhangi bir insanın acısına, sevincine şiirinde yer verebilir ama fotoğrafçının orada olmak gibi bir zorunluluğu vardır. Fotoğrafı diğer disiplinlerden ayrı ama bir o kadar da güçlü ve zor yapan şey de budur: Orada olmak, hayatın ortasında bulunmak, hayata ve insana dokunabilmek; buralarda elde ettiği görüntülerle ulaşabildiği insanlara bir geri dönüş olarak dokunmak, en azından duygularını harekete geçirebilmek... Orada olmak fotoğrafta amatör-profesyonel ayrımının sık hatırlanmasına neden olabiliyor. İşini amatör ruhla profesyonelce yapmak, bu soruna yönelik bulunan bir ara çözüm olarak genelde kabul görür. Bunu doğru kabul etsek de durum değişmiyor... Fotoğraf öyle yayıldı ki orta malı bir ifade alanı oldu ya da öyle sanılıyor. Amatör ya da profesyonel, herkes fotoğrafçı... Oysa fotoğraf, o alanda bir şeyler söylemek söz konusuysa eylemcisinin kendisini eserleriyle kanıtlaması gereken bir uzmanlık alanı. Diğer uzmanlık alanları gibi... Kolay üretilebiliyor görünmesine rağmen bir uzmanlık alanı. Hayatla doğrudan ilgili olduğu için belki hayat kadar karmaşık, onlarca alanın üst başlığı; öyle olduğu için bilgiye, teoriye ve araştırmaya muhtaç. Fotoğraf çok çabuk üretebiliyor olduğu için kolaydır. Ama aynı zamanda bir o kadar da zordur; kalıcı bir şeyler üretmek, milyonlarca görüntünün arasından sıyrılıp iz bırakmak zordur. Fotoğrafın zor tarafıyla, zahmetli olduğu için az sayıda insan ilgilenir; kolay tarafı ise yığınları peşinden sürükler. Ama kolay, zamana dayanamaz. Kolay, çabuk sırıtır. Kolayın sakladığı sırrı olmadığı için hızla yok olur. Kolaylık amatörleri kadar kolaylık profesyonelleri de vardır. Son sözü ise her durumda kişinin kendine yakıştırdığı amatörlük ya da profesyonellik sıfatları ve ek olarak ehliyetler değil, ürün söyler. Böyle bakıldığında fotoğraf zordur, emek ister, zahmetli iştir; tıpkı diğer yaratı alanları gibi

7 Soyut Fotoğraf Teknik Fotoğrafın tanıtım, belge, kanıt, anı, haber vb. olarak görsel gerçekliğin en sadık sabitleyicisi olduğunu düşünsek de teknik özelliklerinden kaynaklı olarak, kendine özgü dili ile nesnel Yazi ve Fotoğraflar: Gökhan BULUT deklanşöre dokunuşumuza kadar geçen kısa süreçte, fotoğraf tekniğinin belleğimizdeki yer etmiş bu özelliklerini değerlendirerek yaptığımız müdahaleler ile görsel gerçekliği farklılaştırıp, kendi süzgecimizden geçirdiğimiz fotoğraf diline dönüştürerek, deforme yeni bir görüntüye dönüştürürüz. Fotoğrafa bu açıdan baktığımızda, bilgi ve deneyime dayalı olarak, görüntünün başkalaştığı noktaları değerlendirerek, fotoğraf yolu ile soyut görüntü açığa çıkarma aşamasına gelebiliriz. Örneğin, alan derinliğinin kısıtlı olduğu noktalardaki flulukta meydana gelen dokusuz renk düzlemleri, düşük enstantanede görüntü akışıyla ortaya çıkan dinamik ve keskin biçimler, grenpiksellerden kaynaklı küçük parçaların bir araya gelişiyle dokunun ortadan kaldırılışı, sert ya da yumuşak ışıkla oluşan gölgeler, aydınlıklar, siyah/beyaza dönüştürüldüğünde görünürlüğü artan renk ve ışığa dayalı ton dağılımlar vb... Teknik açıdan fotoğrafla soyut görüntü oluşturmak, görüldüğü üzere kolay bir aşamadır. Ancak soyutlaşmış her görüntü, sanat başlığında değerlendirilebilir mi? İçerik f/64 Özcan Yurdalan GERÇEK Mİ, DOĞRU MU, KİM ÇEKTİ? Fotoğraf çekenler kimlerdir?, Kimlerin fotoğrafları çekilir?, Çekilen fotoğraflara kimler bakar?, Fotoğrafa bakanlar, nasıl bir algı süreciyle gördüklerini anlamlandırırlar?, Görünen ile gerçek arasındaki ilişki nasıl deşifre edilir?, Fotoğraflar doğruyu nasıl söyler?, Sokağa bakan fotoğrafçının sorumlulukları nerede başlar? gibi basit sorulara cevap vererek işe girişildiği vakit, fotoğrafçının önünde bir deryanın açıldığını söyleyenler vardır. Bu dalgalı, fırtınalı deryada gelgitli maceralar yaşandığına ben de tanığım. Yeter ki fotoğraf, basit biçimsel kaygılara indirgenerek yavan memleket güzellemeleriyle dolu yüzeysel bir dünyanın aracı kılınmasın. Dış dünyanın fotoğrafı mı, iç âleminki mi? Fotoğraf makinesi aracılığıyla basit bir kayıt yapmanın ötesine geçerek, gerçek ile derinlemesine bir ilişki kurabileceğimizi bildiğimiz gibi, görme nin sadece gözle ilişkili olmadığını da biliriz. Türkiye de fotoğrafın hızla yaygınlaşmaya başladığı 70 lerin sonlarından başlayarak bugüne kadar gelen zaman kesitinden gelecek yüzyıllara nasıl bir görüntü repertuarı bırakıyoruz. Ne kadar doğru ve ne kadar gerçek bir imaj bu? Gerçek ile ilişki İnsanın dış gerçeklik ile kurduğu ilişkinin biçimleri, neden varız? sorusu kadar eski olmasa bile esaslı bir mevzudur. Eğer ki fotoğrafçı dış dünyanın gözle görünür hallerini doğrudan fotoğraflayarak yeniden üretiyorsa aynı zamanda bu esaslı soruya da sahiptir. Varlıklardan yansıyan ışıkları doğrudan kaydederek, görünen gerçekle dolaysız bir ilişki kuran ve bu sayede anlamlı yüzeyler yaratabilen tek alet fotoğraf makinesidir malum. Fotoğrafçının bu aleti işletebilmesi için görüntü hâline getireceği bir gerçekle yüz yüze gelmesi gerekir. Bu karşılaşma, gelişigüzel bir kaydı ya da biçimsel bir arayışı ortaya çıkarabileceği gibi, bir anlama çabasının ürünü olarak da sonuçlanabilir. Anlama çabasının ilk adımı ise fotoğrafçının sorduğu gerçek mi, doğru mu? sorularıyla atılır. gerçekliği deforme ederiz. Diyaframa ve odak uzaklığına dayalı; alan derinliği, ışığa dayalı; beyaz ayarı, enstantane açıklığı, gölgeler, patlamalar, ASA, markaya dayalı; gren-piksel büyüklüğü, iki boyuta inen üç boyutluluk, rengi siyah/beyaza dönüştürmek... Üzerine düşünüldükçe çoğaltılabilecek bu özellikler, aynı zamanda fotoğrafın teknik/estetik durumunun da belirleyicileridir. Bir doğa manzarası karşısındaki hayranlığımızın geliştiği anla Nesnel gerçekliğin içselleştirildiği noktada oluşan öznel ifade, soyut sanatın içeriğini belirler. İfade edilecek şey, fotoğrafçısının bir durum karşısındaki tutumudur. Bu tutum; tekil ve birbirinden bağımsız nesne, kavram, olguları belirtmekten çok bütünsel bir yapıyı açığa çıkarır. Bütünsel yapı, tekillerle şekillendiğinde, ifadesinde eksilmeler yaşayacağından yeni bir yapı oluşur. Oluşan bu bütünsel yapı, görsel bir ürün olarak açığa çıkarıldığında, içerik belirlenmiş olur. Biçim Yeni biçim oluşumunda, kullanılacak elemanlarla fotoğrafın kendine özgü dilinin estetik değerlerini açığa çıkarılmalıdır. Doğrudan fotoğraf, bu dilin oluşmasının en verimli yöntemidir. Karanlık oda veya aydınlık oda uygulamalarının sınırları iyi belirlenip, ifadenin temel öğesi, buna koşut oluşması gereken ışık, renk, ritim gibi görsel ürünün temel izlenme nedenleri ile dengesini bularak içeriğin ortaya çıkarılmasında seçici bir kompozisyon oluşturulmalıdır. Sonuç Fotoğrafla soyut görüntü açığa çıkarmak için özel bir ekipman veya belirgin bir teknik kullanımı gerekmemekte. Soyut fotoğraf çalışması yapan fotoğrafçının öncelikle zihninde düşüncesi, sonrasında da bu düşüncenin soyut görsel bir ürüne dönüşmesi için gerekli deneyime ihtiyacı vardır. Buradaki deneyim kelimesi, fotoğrafın teknik özellikleri ile değişik ışık koşulları, kullanılan teknoloji ve ürünlerle, görünen biçimleri kendileştirdiği noktaların keşfedilmesini belirtmektedir. Bu noktadan sonra geniş açı/makro objektif, gren/ piksel, renkli/siyaha-beyaz gibi tüm teknik koşullar, fotoğrafçının üzerine düşündüğü bir durum karşısındaki kaygısını açığa çıkarmakta aracı olur. Bu yönüyle herhangi bir ekipman, ışık koşulu, kullanılması gereken malzeme ön koşulu yoktur soyut fotoğrafın. Bir tanıtım fotoğrafçısı için düzenlenmesi gereken flüoresan ışık, haber fotoğrafçısı için hatalı olabilecek düşük enstantane, belgesel fotoğraf için çalışmasının gücünü zayıflatacak yüksek ASA nın açığa çıkardığı iri piksel/gren gibi öğeler, içselleşen evren kurgusunun ifadesi olacak yeni görsel ürünün estetik değerlerini yükselten olumlu bir eleman olarak çalışmanın ana teknik kurgusuna dönüşebilir. Fotoğrafçının yapması gereken, deneyimlerine dayalı olarak ifade edeceği şey i fotoğrafın hangi imkânlarıyla açığa çıkardığında estetik bir görüntüye dönüşeceğine karar vermesidir. İster sanat yapmaya çalışalım, ister bir tanıklığı yansıtmak için fotoğraf çekelim, isterse bir itirazın peşinde saf tutmuş olalım, mesele fotoğrafçının zihninin nasıl çalıştığıyla, duygu ve düşünce dünyasının nasıl biçimlendiğiyle ilişkilidir. Neyin fotoğrafını çektiği, hangi konuları ele aldığı özel bir önem taşımaz. Sadece bu kadar değil kuşkusuz; sözcükleri kullanarak kurduğu dilin yapısı da fotoğrafçının zihniyet dünyasını dışa vuran en önemli göstergelerden biri sayılır. Ne alakası var, demeyin. Fotoğraf başka, sözle kurulan ifade ise bambaşka diye düşünmeyin. Öyle değil işte. Dil, ister günlük ihtiyaçlar için kullanılsın, isterse entelektüel faaliyetlerin ürünü olsun, doğrudan doğruya zihniyet göstergesidir. Seçilen kelimeler ve onların kullanımı, aynı zamanda bir hayat algısının dışa vurumudur. Fotoğraf ise, bildiğimiz en güçlü ifade aracı olan sözel dilin yansımasıdır. Aslına bakarsanız, hep sanıldığı gibi fotoğrafçı sadece dış dünyanın görüntülerini tespit etmez. Her fotoğraf, fotoğrafçının iç dünyasının çeşitliliğini yansıtır, zihinsel donanımının zenginliğini, duygu âleminin derinliğini gösterir. Her fotoğrafçı, dış dünyanın fotoğrafını çektiğini sanırken aslında kendi iç dünyasını fotoğraflamaktadır. Bkz: Türkiye fotoğrafı Eğer bu yukarıda ettiğim laf doğruysa, yani fotoğraf sadece görünenlerin optik marifetiyle sıradan bir kaydı değilse, Türkiye fotoğrafı nasıl bir zihniyet dünyasının yansıması? Biz bu memlekette nasıl bir fotoğraf âlemi yarattık kendimize? Fotoğrafçılar gerçekle ilişkilerini nasıl tanımlıyorlar? Gerçek, estetik tarafından dönüştürülmesi, güzel gösterilmesi gereken bir şey midir? Daha kestirmeden soracak olursak, hayata bakan, sokakla ilgilenen fotoğrafçılar bu memlekette bu güne kadar neleri gördüler, neleri görmezden geldiler? Türkiye nin nasıl bir fotoğrafından söz edebiliriz bugün? Bunca yaygın örgütlenmeye sahip fotoğraf camiası, federasyondan derneklere ve özel fotoğraf kurumlarına kadar güçlü bir etki alanına sahip yurdum fotoğrafçıları, nelerle uğraşmaktayız? Hangi süzülmüş duygularımızı, hangi bilinç zenginliklerimizi, hangi entelektüel yaratıcılıklarımızı fotoğrafa yansıtmaktayız? Sokağın fotoğrafıyla uğraşan, insan hayatlarının görünümlerine ilgi duyan, köyleri, kasabaları, kent merkezlerini, varoşları falan fotoğraflayan biri için yarattığı görüntülerin ve kurduğu bağlamın gerçekle ilişkisi her şeyden önde gelir. Ama ilk fasılda, ele aldığı meselenin esasına dair sorularla yola çıkar. Edinilmiş cevaplarla değil, sorularla. Bu sayede, fotoğrafını çektiği konunun esası ile ortaya çıkardığı görüntü arasındaki ilişkiyi sürekli kontrol eder. Bu ilişki, fotoğrafçının iç dünyasının, hayat görüşünün ve zihninin gerçekle kurabildiği rabıtanın yansımasıdır. O fotoğraflara bakanlar açısından ise kimin ürettiği ve nasıl ürettiği soruları ayrıca önem taşır. Marifet: Güzel fotoğraf Tamamen kurmacalar yaratan ve bu tercihini açıkça belirten fotoğrafçı için ise bu sorular ihtiyaridir. Onun eli tutulmaz, istediği fotoğrafları kurarak istediği âlemleri yaratır. Çünkü doğrudan fotoğraf ile uğraşan bir belgeselcinin ya da habercinin sahip olması gereken sorumluluk, toplumsal kaygı, insan ve tabiata dair etik tutum, hak gibi kriterler tarafından sınırları belirlenmiş bir alanda kalmak zorunda değildir. Gerçekliği istediği gibi dönüştürerek bambaşka kurgularla yeniden sunmasına kimsenin diyeceği olmaz. Beri yandakiler için ise, sanıldığı gibi fotoğrafçılık, en kötü, en çirkin ortamdan bile güzel bir görüntü çıkarabilmek marifeti değildir. Hâl böyleyken, günümüzde Türkiye coğrafyasından, kültürlerinden geleceğe kalacak fotoğraflar ne gösterir, ne söyler? Yalan bir memleket güzellemesinden, bir büyük balondan başka nedir? Peki yurdun dört köşesine dağılmış fotoğraf dernekleri, yaşadıkları kente dair hangi gerçekliğin peşindeler? Hangi toplumsal sorumlulukla nasıl bir stratejiye sahipler? Derneklerin de bir şekilde desteklediği ve herhangi birinin en ufak bir saygınlığından bile söz edilemeyecek olan fotoğraf yarışmaları hangi ihtiyaca cevaptır? Bu şartlarda, nasıl bir Türkiye fotoğrafı kalır geleceğe? Kim çeker? Kimleri çeker? O fotoğrafları kimler nasıl okur? Ya, dürüst fotoğrafçılık deyince ne anlaşılır? 6 7

8 Söyleşi Röportaj: Şule Tüzül Fotoğraflar: Nayef Hashlamoun NAYEF HASHLAMOUN: Ben Nayef, sadece insanım... Acının ve savaşın fotoğraflarına sürekli bakmanın, bu acılara ve savaşın dehşetine karşı insanı duyarsızlaştırdığı düşüncesinin aksine, yıllardır ne zaman bu tür fotoğraflara baksam duygu yoğunluğumun azalması bir yana, hissettiğim dehşet duygusu zaman zaman daha yoğunlaşır. Çoğu zaman bakmaya bile cesaret edemediğim bu fotoğrafları çekenlerin, bu ortamlarda işlerini nasıl yapabildiklerini, nasıl dayanabildiklerini merak ederim hep. Nayef le söyleşimiz için buluşana kadar, sinirleri çelik sağlamlığında, katı bir yüz ifadesi kadar gözlerinde eksilmeyen bir kedere sahip biri ile karşılaşacağımı düşünüyordum. Nayef ise son derece neşeli, güleryüzlü, cana yakın kişiliği ile karşıladı beni. Sohbetimiz boyunca, ömrünü savaşın ve acıların yakın tanıklığı içerisinde geçiren bir kişiliğin, nasıl barışın ve hümanizmin tutkulu bir temsilcisi olduğuna şaşkınlıkla tanık oldum. Şiddetin her türüne karşı olduğunu belirtirken, şöyle diyordu: Düşmanını öldürme, barış ortağın olması için!... Daha güzel bir dünya düşüne katkıların için teşekkürler Nayef... Düşmanını öldürme, barış ortağın olması için! Evet, ben bir aktivistim ama sadece Fİlİstİn halkının hakları İçİn değil. Ben İnsan hakları İçİn, İnsanlık İçİn mücadele eden bir aktivistim. Adalet İçİn, özgürlük İçİn... Fotoğraf yolculuğunuz nasıl başladı? Hikâyenizi kısaca paylaşır mısınız? Öncelikle bu söyleşi için size teşekkür ederim. Türkiye yi ziyaret etmek, bu güzel ülkeyi görmek ve buradaki harika insanlarla tanışmış olmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Fotoğraf konusuna gelince; fotoğraf çocukluğumdan beri hayatımda var. Fotoğrafa ve resme çocukken hobi olarak başlamıştım. Liseyi bitirdikten sonra, gazetecilik ve iletişim okumak üzere Ürdün de bulunan Al-Yarmouk Üniversitesi ne gittim. Üniversitedeyken fotoğraf makinem benim gölgem gibiydi. Gece ya da gündüz, yanımda makinem olmadan hareket etmezdim. Makinemin en iyi arkadaşım olduğunu herkes bilirdi. Üniversitede aktif bir insandım ve okuduğum fakültede arkadaşlarım arasında genellikle lider durumundaydım. Üniversiteyi bitirdikten sonra, okul yönetimi okulda kalmamı teklif etti. Bir sömestir Al-Yarmouk Üniversitesi nde çalıştım. Daha sonra Filistin e geri döndüm. Ülkemde, Kudüs ün kuzeyinde bulunan Hebron şehrinde Alwatan Press Office te çalışmaya başladım. Bu gazetecilik ve fotoğrafçılık kariyerimin başlangıcıdır. O tarihlerde, bildiğiniz gibi Aralık 1987 de Filistinlilerin İsrail işgaline başkaldırısı İntifada başlamıştı. Böylece ben de foto muhabiri olarak işimi yapmaya başladım. İntifada sırasında haberleri hazırlıyor, fotoğraflar çekiyordum. Bu süreçte uluslararası haber ajansları benden fotoğraflarımı istemeye başladılar. Bunun üzerine bir süre serbest fotoğrafçı olarak fotoğraflarımı bu haber ajanslarına gönderdim yılında, serbest fotoğrafçı olarak Reuters ile bir anlaşma imzaladım ve 20 yıl boyunca resmi olarak Reuters için çalıştım. Kasım 2009 itibari ile Reuters ile olan anlaşmam sona erdi. Şimdi Hebron şehrinde kar amaçlı olmayan Alwatan Center isimli bir organizasyonun başkanlığını yapıyorum. Burası sivillerin eğitimi, sorun çözümleri ve medya, gazetecilik, fotoğrafçılık, vs. gibi pek çok farklı konuda kurslar, seminerler ve atölye çalışmaları yapan sosyal bir merkez. Bu merkez kapsamında ayrıca bir yayınevimiz de bulunuyor. Bugün geldiğiniz noktadan memnun musunuz; hedeflediklerinizi gerçekleştirebildiniz mi? Hedeflerime ulaştığımı söyleyemem. Çünkü eğer hayat devam ediyorsa, bu her birimiz için yapmak isteğimiz ya da gerçekleştirilmeyi bekleyen birçok şeye sahip olduğumuz anlamına gelir. Fakat ben bugün bulunduğum yerde olmaktan ve istediklerimi gerçekleştirebiliyor olmaktan dolayı mutlu bir insanım. Bugüne kadar birçok ödül aldım, dünyanın her yerinden insanlarla iletişim içindeyim, işimi seviyorum. En önemlisi yaşama karşı hep bir umudum var. Bunlardan dolayı mutluyum. Geleceğe yönelik gerçekleştirmek istedikleriniz? Şimdi, geçmişe nazaran farklı bir durumdayım. Çünkü bugün bir medya danışmanıyım, foto muhabirliği, gazetecilik, sorun çözümleri, insan hakları, vb. konularda eğitmenlik yapıyorum. Evet, eskiden de tüm bunları yapıyordum ama şimdi farklı, şimdi tüm bunları daha geniş kapsamda yapabiliyorum, işimde daha özgürüm. Reuters le çalışırken bunları yapabilmek konusunda bu kadar rahat değildim ama şimdi özgürüm. Bu şu demek: istediğim gibi seyahat edebilirim, istediğim ülkeye gidebilirim, şu an Türkiye de yaptığım gibi istediğim yerde eğitimler ve semineler verebilirim. Ayrıca Alwatan Center için özgürce çalışabilirim. Bu böyle sürecek. Birçok kez ölümden dönmüşsünüz. Yaşadığınız zorlukları düşününce ve hâlâ devam ettiğinize göre hepsine değer diye düşünüyor olmalısınız. Neden diye sorsam? Çünkü öncelikle ben elhamdülillah Müslüman ım ve bizim inancımıza göre yaşam sınırlıdır, sonludur ve kimin ne zaman öleceğini sadece o yaşamı size veren Allah bilir. Bir odada ölmenizle bir savaşta ölmeniz arasında fark yoktur. Yaşamınızın sonu gelmişse nerede öldüğünüz fark etmez ki. Bu inançla yaşıyorum; ama elbette ben bir profesyonelim, işimi yapıyorum ve elbette işimi yaparken, nasıl daha iyisini yapacağımı, neye dikkat etmek gerektiğini, yani işimin gereği olan tehlikelerle nasıl başedeceğimi de biliyorum. Herkes şunu anlamalı ve kabul etmeli ki benim için işin zor ya da kolay olmasının bu anlamda hiçbir önemi yok. Siz sadece bir gazeteci ya da fotoğrafçı değil, aynı zamanda Filistin halkının hakları için mücadele eden bir aktivistsiniz, öyle değil mi? Evet ben bir aktivistim ama sadece Filistin halkının hakları için değil. Ben insan hakları için, insanlık için mücadele eden bir aktivistim. Adalet için, özgürlük için... Düşlere inanır mısınız? En büyük düşünüz? Herkes için, düşler kendi yaşamı ile ilgilidir. Benim düşlerim de öyle; bugün nasıl mutluysam bunu sürdürmek istiyorum. Eğer insanlarla birlikte barış içinde yaşayabiliyorsam, paylaşabiliyorsam, onların gözlerinde mutluluğu görebiliyorsam, benim için mutluluk budur. Çocukluğumdan beri hiç de kolay bir yaşamım olmadı. Yedi yaşındayken babam hastalandı ve bu nedenle daha o yaştayken ailemin sorumluluğunu üzerime almam gerekti; çünkü ailenin en büyük çocuğu bendim. Bu nedenle zor bir yaşamım oldu. Şimdi ünlüyüm; dünyanın her yerinden önemli insanlarla iletişim içindeyim, sadece Filistinli liderlerle değil, farklı ülkelerden birçok özel ve önemli insanla... Ama ben zor durumda olan insanlarla, yoksul insanlarla, yardıma ihtiyacı olanlarla, basit kendi hâlinde insanlarla, savaş kurbanlarıyla olmayı seviyorum; durduğum yer onların yanında. Ben böyle mutluyum. İşte bu benim için bir çeşit düş. Çünkü bu insanlarla birlikte olduğumda, onları yaşadıkları yerlerde ziyaret ettiğimde, onlarla birlikteyken insan olduğumu daha çok hissediyorum. Fotoğrafçılığın yanı sıra gazetecilik, eğitmenlik, iletişim uzmanlığı, yazarlık gibi farklı birçok sıfata sahipsiniz; birçok sosyal ve siyasal dernekte, oluşumda yer alıyorsunuz. Fotoğraf tüm bunların arasında nerede duruyor, yeri nerede? Ben fotoğrafı uluslararası ortak bir dil olarak kullanıyorum. Çünkü bu dili dünyanın neresinde olursanız olun herkes anlayabilir, verilen mesajı herkes okuyabilir. Çünkü tek bir fotoğraf bile bir hikâyeyi binlerce sözcükten daha iyi anlatabilir. Sahip olduğunuz sıfatlardan hangisi sizi daha çok ifade ediyor? Ben Nayef, sadece insanım... Acının, savaşın, insanlık dramlarının ve dehşetin fotoğrafları ödül aldığında içimde ifadesi zor bir çelişki duyuyorum; bu fotoğrafların bazıları olumlu yönde tarihe imza atmış olsalar da, birçoğu aldıkları ödüllerle kalıyor, fotoğrafın konusunu oluşturan insanlar ve olaylara bir katkı sağlayamıyor, diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz? Benim için, fotoğrafçı ya da foto muhabiri, hepsi öncelikle insandır. Fotoğrafçılar bence aynı zamanda sanatçıdır; sanatçılar ve sanatla uğraşan insanlar duyarlı insanlardır, dolayısıyla fotoğrafçılar da duygusal ve hassas insanlardır. Bu benim için de geçerli. Çok duygusal ve hassas bir insanım. Herhangi bir fotoğraf beni etkileyebilir. Özellikle de savaşla ilgili olanlar. Çatışmaların içinde çalışırken her zaman risk altındayım. Bildiğiniz gibi, maalesef işgal altında yaşayan bir halkız. Tahmin edeceğiniz gibi işgal altında bir yaşam zordur. İnsan haklarının ve adaletin olmadığı bir yaşam... Bu nedenle bu ortamda çektiğimiz fotoğrafların büyük bölümü, acı ve üzüntü verici fotoğraflar ve doğal olarak beni de etkiliyorlar. Ben bu fotoğrafları dünyaya dağıtarak, daha güzel bir dünya için yaşamı değiştirmeye, bu amaca katkı sağlamaya çalışıyorum. Özgürlük için, insanların barış içinde yaşamasına katkı sağlayabilmek için... Politikadan nefret ediyorum. Hangi seviyede ya da türde olursa olsun şiddetin karşısındayım. Dünyadaki bütün insanları büyük bir ailenin bireyleri olarak görüyorum. Bunu umut ediyorum. Senin kim olduğun, hangi dine mensup olduğun, rengin, hangi ülkeden olduğun bu düşüncemi değiştirmiyor. Hepimiz birbirimizle bir önce insan olarak iletişimde olmalıyız. Ancak birçok ülkenin politikacıları, yani dünya liderleri, bir kalbe sahip değiller. Maalesef büyük bir güce sahipler. Diğerleri, yani yardıma ihtiyacı olan insanlar ya da 8 9

9 Söyleşi insan haklarına inanan insanlar ya da barış içinde yaşamayı isteyenler, yani bizler onların sahip olduğu bu güce sahip değiliz. Ama biz savaşmak yerine insanların barış içinde yaşayacağı bir dünya için çalışmak zorundayız. Bu amaç kapsamında, bu gidişe dur demek için, barışa inanan insanlar olarak işbirliği yapmalıyız. Ben buna inanıyorum. Elbette yaşananlardan duygusal olarak çok etkileniyorum; çünkü fotoğraf çekerken çoğu zaman ağlayan çocukları görüyorum, yaşlı bir kadının kederli gözlerini okuyorum. Etkileniyorum, çünkü bu fotoğrafların çoğu savaş kurbanlarının, yaralı insanların, cenazelerin, yıkılmış binaların, devrilmiş ağaçların fotoğrafları. Ödüller beni ilgilendirmiyor; ben fotoğrafın barış içinde bir dünyaya katkısı ile ilgileniyorum. diyorsunuz? Evet, öyle. Elbette ben hikâyenin bir parçası değilim. Ben sadece fotoğraf çekiyorum. Bir gazeteci ve bir fotoğrafçı olarak sadece işimi yapıyorum. Hikâyeyi, doğruyu fotoğraflar söylüyor. Özellikle sizin çektiğiniz fotoğraf alanında etik çok tartışılan bir konu. Etik konusunda düşünceleriniz nedir? Etik, verdiğim eğitim ve seminerlerde yer alan önemli konulardan biri. Herhangi bir iş, sadece gazetecilik değil başka işler de etik kuralların şemsiyesi altında olmalıdır. Ama gazetecilik, özellikle etik kurallar çerçevesinde yapılmalıdır. Etik olmayan bir iş kötü bir iştir. Etik şu anlama gelir; yaptığın işte doğruyu söyleyeceksin, tarafsız olacaksın, kimseye zarar vermeyeceksin, hikâyenin bir parçası olmayacaksın. Konuya yaklaşırken tarafsız ve objektif olacaksın; ama elbette asla şiddetin tarafından olmayacaksın. Kültürler farklı olabilir ama etik değişmez. Doğru neyse odur. Kültürler farklıdır, diller farklıdır ama insan hakları insan haklarıdır. Bir foto muhabiri olarak fotoğraflarınızla sadece Filistin halkının değil, yardıma ihtiyacı olan dünyadaki tüm insanların sesini dünyaya duyurmaya çalıştığınızı söylediniz. Bu durumda bir foto muhabiri tarafsız değil aslında, sesini duyurmaya çalıştığı insanların tarafında diyebilir miyiz? Elbette ben havada yaşamıyorum. Bağlı olduğum bir yer var. Benim bağlı olduğum yer insanlık. Ben insanlığın, insan olmanın tarafındayım. Birçok insanın bakmaya bile cesaret edemediği görüntülerin fotoğrafını çekmek zorunda kaldığınız anlarda, çekmekle çekmemek arasına sıkışıp kaldığınız oldu mu? Tercihinizi belirleyen ne oldu? Benim için bahsettiğiniz durumların hepsi normal, hepsi doğal. Benim için fark etmez. Bazen askerler biz gazetecilerin üzerine doğru ateş açar. Örneğin bir keresinde Hebron da bir caddede duruyordum. Bir İsrail askeri gördüm; silahını ateşlemek üzere kaldırdı, şehir merkezindeki marketlerden birine, Filistinlilere ateş etmeye başladı. Olay yerinden 20 metre kadar uzaktaydım. Çevredeki bütün insanlar korunaklı bir yere ulaşmak için kaçışıyorlar, buldukları yerlere sığınıyorlardı. Caddenin ortasında yalnız başıma kalakaldım. Kaçmak yerine, makinemi çıkardım ve askerin fotoğraflarını çekmeye başladım. Çünkü bu benim işim. Elbette bu türde bir atmosferle nasıl başa çıkacağınızı, nasıl davranmanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Günümüzde fotoğraf da dâhil tüm görsel medya aslında Amerika nın ve Avrupa nın dünyaya empoze etmeye çalıştıkları ideolojilerinin araçları hâline geldi görüşüne katılıyor musunuz? Fotoğrafçılar ve gazeteciler bu duruma karşı koyabilirler mi? Nasıl? Her medya ajansının, kitle iletişim araçlarını yöneten her kurumun kendine özel kuralları, politikası vardır. Bu politikaya, yaklaşımlara, ilgili kurumun bir haberi hazırlarken dikkate aldığı kriterlerden biri olarak bakabiliriz. Bu kriterlerden biri de paradır. Bu demektir ki siz bir foto muhabiri olarak bu kuruma, onların politikalarına uymayan bir haber veremezsiniz. Bu durum, ister uluslararası ya da yerel bir televizyon kanalı, ister bir gazete ya da isterse bir magazin dergisi olsun, değişmez. Bu her yerde her biri için bir kuraldır. Dolayısıyla gücü elinde tutan uluslararası firmalar neyi istiyorlarsa onunla ilgilenirler. Adalet yoktur. Politikaları neyi gerektiriyorsa, onlar neyi istiyorsa, sizden de onu isterler. Verdiğiniz fotoğrafları ve haberleri değiştirebilirler. Onlar neye inanıyorsa işin rengi odur. Bu hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biri. Bu nedenle bu kurumlar bazen işgalcinin yanında, yardıma ya da insan haklarına ihtiyacı olan insanların ise karşısında durabilirler. Evet, bu hiç adil değil. Bugün halen Irak ta, Filistin de ya da birçok Afrika ülkesinde, her yerde sürüp gittiği gibi... Umarım adalet var olur bir gün. Umarım... Ama buna asla güvenemezsiniz... Kendi düşüncelerinizi, inançlarınızı ya da siyasi görüşünüzü fotoğraflarınıza ne ölçüde yansıtıyorsunuz? Örneğin Reuters için çalışırken onların istediğini çekmek durumunda kaldınız mı? Bunun bir ölçüsü olmalı mıdır sizce? Ben Reuters in istediğini çekmedim. Ben sadece, bir hikâyenin parçası olmadan, hikâyeler ve haberler üzerine çalışıyorum. Elbette ortaya çıkardığım iş profesyonel olmalı ve etik kurallarına uygun olmalı; Reuters ya da diğerlerinin isteklerine değil... Çünkü ben bir insan olarak neye inanıyorsam onu yapıyorum. Tarafsız olmalıyım, etik kurallara uymalıyım, işim güvenilir olmalı. Herhangi bir tarafta değilim. Sadece işimi yapıyorum. Çünkü ben profesyonelim. Profesyonel bir foto

10 Söyleşi Yorum Yorum: Şule TÜZÜL Fotoğraf: Merİh Akoğul Ben fotoğrafı uluslararası ortak bir dil olarak kullanıyorum. Çünkü bu dili dünyanın neresinde olursanız olun herkes anlayabilir, verilen mesajı herkes okuyabilir. Çünkü tek bir fotoğraf bile bir hikâyeyi binlerce sözcükten daha İyİ anlatabilir. fiyatı yüksektir ama herkes bunları tercih eder; çünkü kalitesinin de yüksek olduğunu bilir. Bu insanlar için de geçerli. Türkiye den meslektaşlarımın uluslararası medyadaki başarıları ile ilgili pek çok örnek biliyorum. AFSAD ile gerçekleştirdiğimiz organizasyondan da çok memnun kaldım. İlginçtir ki, dünyanın pek çok yerine gittiğimde insanlar yüzüme bakıp Siz Türk müsünüz? diye sorarlar. Size ne çok benziyorum değil mi? Gerçekten bu ülkenin insanları ile kardeş olduğumuzu düşünüyorum. Gelecekte yine geleceğim. BAŞARMAK Başarı, mutlu olabilmektir. Bir yarışmada birinci değil de ikinci olduğu için mutsuz olan bir sporcu, sahip oldukları ile mutlu olabilen herhangi bir insandan daha başarılı değildir. Gizem Girişmen* Fotoğraf herkesle konuşmaz. Herkesle her şeyi de konuşmaz. Birine evet derken birine hayır diyebilir, birine gülümserken başka birine yüz çevirebilir. Fotoğraf zamanı gelmeden de konuşmaz; fotoğrafların zamanı vardır, fotoğraflarla zamanı gelince karşılaşılır. Zamanı gelince konuşur fotoğraf... Bazen tek bir kare koca bir geçmişi bir cümleye, geleceği kocaman bir soru işaretine çevirebilir. Ve soru işaretleri iyidir. Bir gün bir adam bir fotoğrafla karşılaştı. O zamana kadar her şey yolundaydı. Ama her şeyin yolunda olduğu bir yaşam yoktur ki... *** Ne güzel her şeyin var. Harika bir eşin ve harika çocukların, biri kız biri oğlan. İyi bir Kitaplık işin, istediklerini alacak kadar paran... Bugün ne güzel bir gündü değil mi? Her günün gibi... Kaç gündür çalışıyordun şu projeyi kapmak için? Bak oldu. Birazdan eşinle kutlamaya çıkacaksınız. Dostlarınla beraber. Yaşama senin pencerenden bakanlarla. Siz çıkmadan oğlun ve kızın geliyor yanına, cıvıl cıvıl anlatıyorlar günü. Sana benzeyecekler. Gelecekleri şimdiden çizildi. Her şey istediğin gibi... Mutlu musun? Neden şaşırdın? Hiç böyle bir zeka küpü görmedin değil mi? Karışık, renklerinin bir araya gelmesini bekleyen bir zeka küpü... Hazırlayan: Atakan Baykoçak Bazıları oyun oynamayı iyi bilir. Bazıları yaşamayı... Yaşam... Bir zeka küpünün parçaları gibi işte... Kimi zaman bir türlü bir araya getiremezsin o renkleri, uğraşırsın didinirsin, yok! Olmaz! Her yüzü rengârenk kalır. Kimi zaman çözülüverir bir anda. Her yüzü bir renge bürünür. Hangi yüzüne baksan o renktir yaşam. Bazıları ellerine aldıkları küpün renklerini hemen bir araya getirebilir. Bazıları hiçbir zaman! Ya sen? *** Adam elbette şaşkındı. Bir küpün dağılmasına hiç izin vermemişti ki. Hiçbir zaman... Ama hep aynı pencereden bakarak nasıl geçer yaşam? Eşi hazırdı. Çocuklar bakıcıları ile salona döndüler. Adamla eşi kutlama için çıktılar. Yaşam kaldığı yerden devam eder görünür. Ama bazı fotoğraflar vardır, akılda kalır. Çıkmaz! Sessiz bir cümleyi de içinde taşır: Kusur ki en çok yakışandır insana... * 2008 Pekin Paralimpik Oyunları Okçuluk Dalında Olimpiyat Şampiyonu muhabiri ne yapması gerekiyorsa onu yapıyorum. Yaptığım işten ve sonuçlarından da memnunum. Dünya tarihi bitip tükenmek bilmeyen bir savaşlar tarihi gibi ve ne kadar umut etsek de böyle süreceğini içten içe herkes kabul ediyor. Ne dersiniz, bir gün bu savaşlar sona erer mi; sona ermesi için sizce yapılması gereken nedir? Yakın gelecekte bir son görmüyorum ama umudum var. Maalesef bugüne kadar savaşlar azalmadı, arttı. Umut edelim ki hayat daha güzel olsun. Bunu sadece politika, ekonomi, etik gibi konular için söylemiyorum, geleceğin güzel olmasını ümit ediyorum. Eğitim ve seminerlerimde şu cümleyi çok sık kullanırım: Düşmanını öldürme, barış ortağın olması için! Öldürmenin her şeklini reddetmeliyiz; söz konusu düşmanınız bile olsa. Bu konuda önceki Filistin Lideri Yaser Arafat ile eski İsrail Başbakanı Isaac Rabin arasında olanları örnek verebilirim. Birbirlerine düşman iki lider, sonunda barış ortağı oldular. İnsan 12 olduğumuz için savaşmak yerine bir arada yaşamak için çaba harcamalıyız. Fotoğraf dünyayı değiştirebilir mi? Bu konuda fotoğrafın olumlu yönde bir etkisinin olduğunu düşünüyorum, değiştirmesi kolay değil. Ama en azından bazı durumlarda değiştirebilir. Türkiye ve Türkiye fotoğrafı hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz? Ben Türkiye ye Filistin in kardeş ülkesi olarak bakıyorum. Sadece politik anlamda ülke olarak da değil, bu ülkenin insanları geçekten çok samimi ve yakınlar. Bu ülkenin insanlarına harika insanların olduğu bir topluluk olarak bakıyorum. Dünyanın her yerinde isim yapmış insanlarınız var. Yaklaşımlarınız çok insancıl, sadece birbirinize karşı değil, yardıma ihtiyacı olan tüm insanlara karşı böyle. Filistin de bir alışveriş merkezine gittiğinizde iki çeşit ihraç mal bulunur: Çin den ve Türkiye den. Türkiye den gelen ürünlerin Söyleşiyi bitirirken Türkiye deki fotoğrafseverlere söylemek istediğiniz bir şey var mı? Meslektaşlarıma, öğrenci olsun olmasın, gazetecilik konusunda temel birkaç sözüm var. Bu iş tehlikeli ama bir o kadar harika bir iş. Foto muhabirliği birçok konuyu içeriyor; bu işi yapmak için çok yönlü olmaya, farklı özellikleri içeren bir kişiliğe ihtiyaç var. Öncelikle çok çalışmak gerek. Hangi konuda çalışırsanız çalışın, konu ile ilgili bilgi birikiminiz olması, farklı alanlara ilginiz olması gerekiyor. Gazeteci olmak için yetenek de gerekli. Cesur olmanız, aktif ve sosyal bir kişi olmanız, her zaman doğru ve gerçeğin peşinde olmanız gerekiyor. Bu işi yaparken tek yönlü düşünmemelisiniz, bağımsız olmalısınız. Ben tüm siyasi partilere, siyasi düşüncelere saygı duyuyorum; ama aynı zamanda bir gazeteciyim ve hiçbir görüş ve düşüncenin tarafında yer almadan, bağımsız olarak işimi yapıyorum. YÜZYILIN GÖZÜ: HENRI CARTIER- BRESSON Pierre Assouline Cartier-Bresson un enstantaneleri bizi ilk andan itibaren yakalayarak yüzeyselliğe düşmemize fırsat vermiyor. Saniyenin yüzde birinde hepimiz aynıyız, hepimiz insanlık hallerimizleyiz. Jean-Paul Sartre Geçtiğimiz yüzyılın en önemli fotoğraf insanlarından biri Henri Cartier-Bresson... Bu yaşam öyküsü, sadece fotoğraf severlerin değil, tüm biyografi okuyucularının keyifle okuyacağı, bir anlamda 20. yüzyılın siyaset, kültür ve sanat ortamının da hikâyesine tanıklık edilebilecek bir eser. Kitabı okurken, ünlü bir fotoğrafçının yaratıcı dünyasını bütün yönleriyle izlemek mümkün... Bu kitapta, bir yandan Henri Cartier-Bresson biyografisi okurken, bir yandan da farkında olmadan gizli bir fotoğraf okulunda buluyor insan kendini. Ancak sadece fotoğraf meraklılarının ilgileneceği bir fotoğraf okulu değil bu biyografi; zengin bir ailenin çocuğu olduğu hâlde Fildişi sahillerinde balık avlayarak yaşamaya çalışan, Nazi kamplarında tutsaklığı tadan, bu tutsaklıktan kaçıp kurtularak Fransız yeraltı direnişine katılan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında efsanevî Magnum fotoğraf kooperatifinin kurucuları arasında yer alan, günümüzün pek çok fotoğrafçısının yetişmesinde dolaylı ve doğrudan rol oynamış, siyasî duruşuyla her zaman örnek ilginç bir hayat hikâyesini anlatıyor. Assouline e göre Bresson un başarısının ardındaki sır şuydu: Hayata dair bir fikrinin olması ve ondan kopmaması. Kuşkusuz sabit fikirlilikten değil ama eğer dibini görmek istiyorsanız hep aynı yeri kazmanız gerekir. Çünkü orada bulduğunuz şey size neyi aradığınızı anlatacaktır. Kitap kapağındaki fotoğrafta görünen bu sempatik aile babasının hayata nasıl tutunduğunu, fotoğraf serüveninin hayatın gerçekliğiyle nasıl örtüştüğünü, duygularını saklamayan bu samimi insanın ideallerini kovalarken kendini nasıl biriktirdiğini ve fotoğraf dünyasına aktardığını keyifle okuyor insan ve ister istemez kendi hayatını yeniden gözden geçirme gereksinimi duyuyor. 13

11 Hazırlayan: ŞİRİN AYDIN Katkıda Bulunanlar: KAMURAN FEYZİOğLU YAŞAMIN GÖRSEL İZLERİ: Sanat, yaşamı anlatarak, ölümsüzlüğe meydan okuyarak doğduysa ve devam ediyorsa, onu anılardan ayrı düşünmek mümkün mü? Görmek, gerçekliğin, yaşanmışlığın en temel kanıtı bizim için. Yaşamı çoğu zaman gördüklerimizle algılıyoruz. Yaşamımız bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden akıp geçiyor kimi zaman. Hafızamız, gördüklerimizi çağırıyor ilk olarak. Zaman akıp giderken, yaşadıklarımızı bize ait kılan yegâne şey anılarımız ve bunları biriktirmeye çalışıyoruz, belki bir defter köşesine karaladığımız notlarda, belki sakladığımız bir konser biletinde; ama en çok da çektiğimiz fotoğraflarda... Doğumla ölüm arasında kurulan anı köprüsü, yok olma kaygısına karşı gösterilen bir tepkidir. diyor Seyit Ali Ak 1. Anıları biriktirmeye olan tutkumuz, ölümsüzlük tutkumuzdan besleniyor olabilir mi? Sorunun cevabını bulmak için epey eskilere, Sümerlere gidelim: Kaybettiği dostunun ardından ölümsüzlüğü arayan Gılgamış, ölmez otunu kaybeder belki ama nesilden nesle aktarılan efsanesiyle bugün aradığını bulmuştur! Eski Mısırlılar ise sadece sözle yetinmezler ve Ölümsüzlük arayışı, yaşamın göstergesi olan bedenin varlığı korunursa sağlanabilir ancak derler. Sadece bedenin değil, kişinin dış görünümünün de korunmasıyla sonsuza dek yaşamanın mümkün olabileceğine inanmışlardır. Bu noktada iş heykeltıraşlara düşer. Aşınmaz ve çetin bir granite oydukları kral portreleriyle o zamanki inanışa göre ruhun imgede yaşamasını sağlamaları, onların yaşamı koruyan kişi olarak adlandırılmalarına sebep olur 2. Gombrich e göre Mısır da mezarların duvarlarını süsleyen kabartmalar ve resimler de zevk için yapılmazdı; bunların esas görevi yaşamı korumak tı. Sanat, yaşamı anlatarak, ölümsüzlüğe meydan okuyarak doğduysa ve devam ediyorsa, onu anılardan ayrı düşünmek mümkün mü? Bugün sanatsal değeri olduğunu düşündüğümüz pek çok imge, aslında o zamanlar birer anı saklama aracıydı. 18. yüzyılın sonlarında ceplerde, pudra kutularının kapaklarında, kolyelerde taşınan minyatür portre resimler sevgilinin, aile bireylerinin, dostların birer hatırasıydı. Peki bunun ardından gelip, minyatür portreciliğin pabucunu dama atan ne dersiniz? Tabii ki fotoğraf! John Berger, Anlatmanın Bir Başka Biçimi adlı kitabında, fotoğrafın icadıyla, hafızaya başka araçlardan daha ilintili yeni bir ifade aracı kazanmış olduğumuzu anlatır. Berger e göre, Fotoğrafın ilham perisi, hafızanın kızlarından biri değil, hafızanın bizzat kendisidir. Hem fotoğraf hem de hatırlanmış olan anı, zamanın geçişine bağlıdır. Ve ona aynı derecede karşıdır. Her ikisi de anları saklar ve içinde kendi görüntülerini de... 3 Sakladığımız sevdiğimiz fotoğraflar, aynı zamanda güzel bulduklarımızdır. On dokuzuncu yüzyılın dil ustası Mallerme, dünyadaki her şeyin bir kitapta son bulmak için var olduğunu söylerken, Sontag, her şeyin bir fotoğrafta son bulmak için var olduğunu anlatmakta çok da haksız sayılmaz. Sontag a göre, Tüm fotoğraflar bir momento mori dir; yani ölümü anımsama. Bir fotoğraf çekmek demek, bir başka kişinin ya da şeyin ölümlülüğüne, incinebilirliğine ve değişebilirliğine katılmak demektir. 4 Fotoğraflar artık aramızda olmayanı, yaşanıp biteni, geçmişte kalanı tekrar çağırmanın, o ânı yaşamanın bir yoludur; tıpkı bir zaman tüneli gibi. Bu ânın görsel kanıtını tamamlayan bir de not düşülmüştür çoğu zaman fotoğrafın arkasına: Çay keyfimiz ya da Ayşe ilk doğum günü pastasının 14 15

12 mumlarını üflüyor, bir tarih ve bir yer adı... Ya da hiç bu kadar lafı dolandırmayıp derdimizi anlatıyordur fotoğrafın arkasındaki not: Unutma beni!, Cansız hayalim, biricik anneme hatıram olsun... Fotografik Bellek Olarak Albümler İnsanın kendinden iz bırakma çabası bugün, kendisine ait görüntüleri biriktirmesi biçiminde ortaya çıkıyor. Bize eşlik eden görüntüleri biriktiriyoruz her birimiz, yaşadığımız gerçekliğin kökleri daha sağlam olsun diye. Sontag Fotoğraf Üzerine adlı kitabında, her ailenin fotoğraflar yoluyla aile bütünlüğüne tanıklık eden tarihsel bir kayıt tuttuğunu söylüyor. Hatta çekildikleri ve basıldıkları sürece hangi etkinliklerin fotoğraflandığı da önemli değildir ona göre. Çünkü Fotoğrafı biriktirmek, dünyayı biriktirmektir diyor Sontag 5. Bir aile kurulurken, o ailenin albümü de oluşmaya başlıyor. Düğünler, doğumlar, ilk adımlar, yeni başlangıçlar, kutlamalar gibi özel anlar, fotoğrafın kutsayıcılığında günü geldiğinde yeniden hatırlanmak üzere saklanıyorlar. Sontag ın dediği gibi, fotoğraf makineleri bugün, aile yaşamının ayrılmaz parçalarıdır 6. Tek tek fotoğrafların değil, onları bir araya getiren albümlerin de bir zamanlar kutsandığını söyleyebiliriz aslında. Adeta kişisel bir belgeselin toplandığı yerlerdi aile albümleri. Bu önemi koruduğu yıllarda, herkesin gözleri önüne serilmezdi bu özel anlar. Tüm ailenin bir araya geldiği toplantılarda ve özel konukların geldiği zamanlarda ortaya çıkar, üzerine uzun uzun sohbet edilirdi. Ölümsüzlük arayışı demiştik ya, ilk yıllarında hiç mecaza girmeden tam da bu amaca hizmet etmiş fotoğraf. Fotoğrafın ilk bulunduğu yıllarda, çocuk ölümleri oldukça yüksekti ve ayrıca yeni gelişmekte olan bir sektör olması nedeniyle daha fotoğrafını çektirmeye fırsat bulamadan kaybettikleri yakınlarının ölü fotoğraflarını çektiriyordu insanlar. Zaman geçtikçe, ölü fotoğraflarının aslında çok da nezih bir görüntü oluşturmadığı fikri yerleşti ve bundan vazgeçildi. Yine de bu tür fotoğraflara günümüzde de rastlayabiliyoruz. Nazif Topçuoğlu Fotoğraflar Gösterir Ama... kitabında, orta gelirli Amerikalı ailelerin ölü doğmuş ya da doğumdan önce ölmüş çocuklarını, acılarıyla yüzleşmek için fotoğraflayarak internet sitesinde göstermelerinden bahsediyor. Güzel anıları saklıyoruz daha çok demiştik ama insanoğlu işte, ne yapacağı belli olmuyor! İyi ya da kötü, yaşanmış olan daha güvenilirdir her zaman. Geleceğin belirsizliğine ve ürkütücülüğüne karşı, geçmiş yani yaşanmış olan bizi rahatlatıyor. Ustalara Emanet Edilen Anılar Eski albümleri karıştırdığımızda, stüdyoda ya da evin stüdyoya çevrilmiş bir köşesinde çekilmiş fotoğraflarla karşılaşıyoruz çoğunlukla. Düz bir duvar fon olarak kullanılmış; dekor olarak da sadece fotoğraftakilerden birinin ya da bir kısmının oturmasına yetecek sayıda sandalye ve Çekiyoruuum... çektim! Bugün, fotoğraf stüdyoları dendiği zaman akla ilk olarak vesikalık fotoğraflar geliyor. Oysa yakın zamana kadar, stüdyolarda çekilmiş fotoğrafların kimliği tanıtmasının, resmi evrakların üzerinde yer almasının ötesinde bir değeri vardı. Sevilenlere, eşe dosta gönderilen portreler; yanardönerli ışıkların altında, elde tutulan dekoratif bir şemsiyeyle poz vererek ya da bir manzara resminin üzerine kolajla iliştirilerek yaratılan hatıralar... Çeşit çeşit kurguyla, bin bir emekle ve özenle çekilen bu fotoğraflar, tek bir amaca hizmet ediyordu: Anı olarak kalsın diye... İnsanın anı olarak görüntüsünü bırakma alışkanlığının kendi tarihi kadar eski olduğundan bahsetmiştik. Ancak fotoğrafın icadının, özellikle minyatür portre ressamlarının ayağını kaydırması, kaderin bir cilvesi değil, teknik yetersizlikti. İnsanı, gerçek görüntüsüne en yakın biçimde gösterebilecek kadar usta bir araç olan fotoğraf makinesi, ironik biçimde başka alanlara sıçrayamayacak kadar hantaldı başta. Pozlama sürelerinin uzunluğu ve fotoğraf ekipmanının büyüklüğü-ağırlığı gibi etkenler, fotoğrafı ister istemez stüdyolara kapatmıştı ve dışarı çıkması için biraz daha zamana ihtiyaç vardı. Bu durum, yeni bir kazanç kapısını da aralamıştı. Pudra kutularında, kitap kapaklarında, kolye içlerindeki resimlerin yerini fotoğraflar almaya başladı. Portre fotoğrafçılarının çoğalması, beraberinde fiyatların da düşmesine neden olmuştu. Bu sayede fotoğraf, sadece burjuvaların değil, toplumun her kesiminden insanın elde edebileceği seviyeye gelmişti. Stüdyolar, sıradan insanın da kişisel tarihini görsel kayıt altına almanın yolunu açtı. Çarşıda, sokakta, caddede vitrinleriyle karşılaştığımız stüdyo fotoğrafçıları, halkla aynı düzlemdeki yaşamları doğrultusunda, onları anlayan, tanıyan, ortak beklentileri olan insanlar olarak aralarında sağlam bir duygu ve düşünce köprüsü kurdular. Hatta az önce burun kıvırdığımız vesikalık fotoğrafların bile birer anılar toplamı olduğunu söylemek mümkün. 60 yıllık kendi kişisel tarihini, vesikalık fotoğrafları üzerinden anlatan Ali Akuzun, fotoğraflarının altına düştüğü notta Yıllar beni böyle eskittiyse, ben de o yılları eskittim ya! diye bir serzenişte bulunuyor. Vesikalıklarıyla kendi tarihini anlatma fikrinin nasıl doğduğunu ise şöyle anlatıyor Ali Akuzun: Bundan üç yıl kadar önce albümleri karıştırıp buğulu gözlerle mazimi seyrediyordum. Aslında fotoğrafın esas maksadı da bu değil midir? Bir de baktım ki hemen her albümde 2 3 adet vesikalık fotoğrafım mevcuttu. Albümlerdeki bu vesikalık fotoğrafları toplayarak, tarih sırasına göre dizdim. Böylece, çocukluğumdan bugüne kadar 42 adet vesikalık fotoğrafım olmuştu. İlk vesikalık fotoğrafım 1948 yılında ilkokul 3. sınıftayken çekilmiş. Daha önceki yıllara ait hiçbir fotoğrafım mevcut değildir. Diğer vesikalıkları ise yaşantım boyunca ya ihtiyaçtan dolayı veya özel olarak çektirmişim ve hepsinin altına tarihlerini de yazarak birer tanesini albümlerime koymuşum. Bu vesikalıkları Ürgüp teki fotoğrafçı Foto Gözde ye vererek birlikte tarih sırasına dizdik ve vesikalık fotoğraf tablosu hâline getirdik. Bu tabloda, tarih sırasına göre 39 vesikalık fotoğrafla -üç adedi tabloya sığmadı- 60 yıl içerisinde ( ) yıl yıl nereden nereye geldiğim, yıllara göre nasıl yaşlandığım açıkça gösterilmektedir. Osmanlı döneminde azınlık stüdyolarının tekelinde olan fotoğrafçılık, Cumhuriyet döneminde hızla günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelir. Cumhuriyet in ilanı ile gelen nüfus kağıdı, pasaport ve resmi evraklara fotoğraf konması zorunluluğu, resim çektirmek istemeyen bir kısım halkın da bu stüdyolarla sürekli bir bağlantı kurmasını gerektirmiştir 7. Osmanlı daki ilk Türk asıllı stüdyo fotoğrafçısı olarak bilinen Bahaettin Rahmi Bediz in dükkânında fotoğraf makinesini gören İtalyan askerler, yurtlarına fotoğraflarını göndermek, sağlıklı olduklarını belgelemek ve ailelerine, dostlarına bulundukları yeri anlatmak, tanıtmak için ondan fotoğraflarını çekmesini isterler. Bu ricayla ilk fotoğrafını çeken Bahaettin Bey, bunu 6 Frank a satar. Kendi deyimiyle, İtalyanlar bu fotoğrafta kendilerini ancak tanıyabiliyorlardı ama sonuçtan memnun kalmışlardır. Bahaettin Bey in yanında yetişen Hamza Rüstem, stüdyonun yanı sıra orada kullanılan makineler ve diğer ekipmanlarla birlikte büyük bir fotoğraf arşivini de ondan devralır. Bugün hâlâ bu stüdyoyu işleten Hamza Rüstem in torunu Mert Rüstem, burada çekilmiş pek çok portrenin ve hatıra fotoğraflarının o günlerden günümüze kalmış en önemli belgeler olduğunu söylüyor. Bu fotoğraflara bakarak o yılların kıyafetleri, farklı kültürlerin giyim kuşamı, sosyal statüler hakkında pek çok çözümleme yapabiliriz diyen Mert Rüstem, stüdyo fotoğrafçılığının ve dolayısıyla fotoğrafın hayatımızdaki yerinin değişmeye başladığını söylüyor. Bin bir emekle üretilen fotoğraf hem ucuz değildi hem de zor ulaşılırdı; dolayısıyla da değerliydi. Gelişen teknolojiyle günümüzde fotoğraf makineleri akıllı oldu. Cep telefonları bile fotoğraf çeker oldu. Alacağınız herhangi bir SLR veya kompakt makine, fotoğraf bilginiz olmasa bile çok net ve ışığı düzgün

13 Kamuya Açık Anı Fotoğrafları! Peki, ne değişti de fotoğrafçının, yani profesyonel fotoğrafçının özel anlarımıza tanıklık etmesinden vazgeçtik? Aslında bunun da çok yeni bir durum olduğunu söyleyemeyiz da George Eastman, Kodak adını verdiği 100 pozluk rulo filmli fotoğraf makinelerini piyasaya çıkardı. Firmanın sloganı, Siz denklanşöre basın, gerisini biz direğe dayanmış, adet olduğu üzere bir ayaküstüne basmış, ötekin rahatta... Böyle portrelerin teçhizatını oluşturan kaideler, tırabzanlar ve oval sehpalar, henüz poz süresinin uzun olması nedeniyle, resimde sallanmış çıkmamaları için modellere yaslanacak yerlerin gösterildiği zamanları hatırlatmaktadır 8 Benjamin, dijital fotoğraf çağını görseydi, ne derdi acaba? Bugün artık cep telefonlarıyla herkes fotoğraf çekebiliyor; ortalama bir makineye sahipse en özel günlerde bile fotoğrafçıya ihtiyaç duymayabiliyor. Stüdyoda anı fotoğrafı çektirmekse artık tarih oldu denilebilir. Fotoğrafı üreten araçlar ve koşullar değiştikçe, fotoğrafın paylaşım koşulları da değişmeye başlıyor. Mert Rüstem, Dijital çağda, en iyi kare için değil, en çok kare için deklanşöre basılıyor. diyerek, aslında birçoğumuzun yakındığı bir durumu dile getiriyor: Fotoğrafın ilk yıllarında her ailenin özenle saklanan sayılı fotoğrafı varken, 60 larda albümler dolmaya başladı. 80 li yıllarda kutular doldu; artık hard diskler doluyor. Bir zamanlar belli anlar fotoğraflanıp saklanırken, artık her an fotoğraflanıyor. Zaman akıp giderken, yaşadıklarımızı bize ait kılan yegâne şey anılarımız ve bunları biriktirmeye çalışıyoruz, belki bir defter köşesine karaladığımız notlarda, belki sakladığımız bir konser biletinde; ama en çok da çektiğimiz fotoğraflarda... Ahmet Turgut ise dijitalleşmenin fotoğrafı olumlu etkilediğini söylüyor: Şimdi en kötü fotoğrafçı bile pırıl pırıl fotoğraf veriyor. Filmde ne çektiğinizi göremiyordunuz, şimdi kalite yükseldi. Fotoğrafa ilgi arttı, paylaşım arttı. Paylaşımın artması, fotoğrafın paylaşıldığı ortamların değişmesi anlamına geliyor elbette. Artık fotoğraflara albümlerden değil bilgisayar ekranlarından bakılıyor. Her ne kadar birçok kişi fotoğraf baskısının hâlâ büyüsünü koruduğunu söylese de kart üzerine basılmış fotoğraflar, hard disklerdekinin çok küçük bir kısmı. Dahası bu fotoğraflar artık deri ciltli, işlemeli albümlerden değil fotoğraf paylaşım sitelerinden, blogger lardan, Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden izleniyor. kareler verebilmektedir. Kanımca stüdyolardan insanları uzaklaştıran en önemli nokta buradadır. İhtiyaç azalmış, kalmamıştır. Ailenizi, kendinizi stüdyoda belgelemenize gerek kalmamıştır. diyen Rüstem e göre, günümüzde stüdyoların önemi gittikçe azalıyor de Ankara da Büyük Fotoğrafçılık stüdyosunu açan Ahmet Turgut da günümüzde stüdyoların daha çok vesikalık fotoğraf çekenler ya da reklam fotoğrafı çeken yerler olduğunu söylüyor. Babası Mehmet Turgut un Sarıkamış ta açtığı stüdyonun o zamanlar hatıra fotoğrafı çektirmek isteyenler tarafından dolup taştığından bahsediyor. Caddeye paralel olan ve gerekli aydınlatmanın gün ışığı ve perdelerle ayarlandığı bu stüdyo, özellikle orta tabakanın fotoğraf talebini karşılayan bir yermiş. Şimdiki gibi fotoğraf makinesi yok kimsede. Düğüne gidecekler giyinip süslenmişken gelir, bir de stüdyoda fotoğraf çektirirlerdi. Bayramda da bayramlıklarını alanlar gelir, mutlaka fotoğraf çektirirlerdi. Bayramlarda kuyruk olurdu stüdyonun önünde, sıra numarası verirdik. O dönemde bayramda şık giyinmek modaydı; fotoğraf çektirmek de öyle... diye anlatıyor Ahmet Turgut. Artık eskisi gibi rağbet edilmiyor stüdyoda anı fotoğrafı çektirmeye. Askerler ve öğrenciler belki geliyorlar hâlâ uzaktaki yakınlarına birer hatıra göndermek için; ama o da eskisi kadar fazla değil. Bir de düğün, nişan fotoğrafları var tabii; ama o da yeni modaya uydu, stüdyonun dışına çıkmaya başladı artık. Anı fotoğrafları eskiden önemliydi; herkesin salonunda bir fotoğraf köşesi olurdu. Fotoğraf kıymetliydi, fotoğrafçı kıymetliydi... diyen Ahmet Turgut gibi Mert Rüstem de Fotoğrafın sihrini koruduğu yıllarda, stüdyoların anlamı, önemi farklıydı. Özel anları belgelemek için fotoğrafçıya ihtiyaç vardı. diyerek, eski günlere özlemini dile getiriyor. hallederiz idi. Stüdyo fotoğrafçılığı hâlâ altın yıllarını yaşasa da fotoğraf artık kitlelerle tanışıp yaygınlaşmıştı. Fotoğraf makinesinin küçülüp hafifleşmesiyle birlikte her yerde iş adamları fotoğrafçılık mesleğine akın etmeye başlamıştı. Walter Benjamin, bu durumun fotoğrafları estetikten de uzaklaştırdığını anlatır: Bu, fotoğraf albümlerinin dolmaya başladığı zamandı. En çok, konutun en sevimsiz yerlerinde, misafir odalarının konsolları ya da şamdan sehpaları üstünde bulunmayı seviyorlardı. İtici metal menteşeli ve köşebentli, sayfaları parmak kalınlığında altın kenarlı deri ciltler, içlerinde soytarıca giyimlere bürünmüş ya da kordonlarla paket gibi bağlanmış figürler Alex Amca, Rieckhen Teyzeciğimiz, Trudeciğin küçüklük hâli, baba birinci sömestredeyken ve nihayet, rezalet tamam olsun diye, biz kendimiz: Tirol köylüsü kılığında, jodler nağmeleri söyler, şapkayı dekor tuvallerine çizilmiş olgun üzüm salkımlarına doğru sallarken ya da iki dirhem bir çekirdek derli toplu denizeri olarak, pırıl pırıl bir Antonin Dufek e göre, özel fotoğrafları kamusal olandan ayıran, onlara eklenmiş olan kişisel anılar, duygular ve anlamlardır. Bu eklentiler, fotoğrafı geçmişte yaşanmış bir gerçekliğe açılan bir pencereye dönüştürme gücüne sahiptir 9. Örneğin aile albümlerinde bulunan fotoğraflar, o ailedeki bireyler için diğer insanlar için olduğundan farklı bir anlam taşır. Fotoğraf, sahibine geçmişte yaşanmış bir ânı, öncesi, sonrası ve fotoğrafta yer almayan birçok detayla birlikte hatırlatır. Zaman zaman da, tam aksine, hatırlanamayan detayları sahibine tam da o fotoğrafta olduğu gibi yeniden öğretir. Fotoğraf, gerçekleri o an var oldukları şekilde saklayabildiği gibi, bir daha düzeltilemeyecek biçimde değiştirebilecek güçtedir. Oysa bugün pek çok kişi fotoğrafın yanıltıcı olabileceği inancına da sahip. Bu inancı tetikleyen, fotoğrafın bu kadar kolay elde ediliyor ve değiştirilebiliyor olması şüphesiz. Ancak işin ilginç yanı, fotoğrafın belge-belgesel-haber değeri söz konusu olduğunda, gerçekliği hep tartışılagelmiş

14 Altan BAL İNCE ELEK Fotoğrafta Biçim Mantıklı olan sıkıcıdır. Alfred Hitchcock Etkili, akılda kalan fotoğrafların sahip olduğu özellikleri, herhangi bir öncelik sıralaması yapmadan, üç başlık altında sıralayabiliriz: 1)Teknik, 2) İçerik, 3)Biçim. Teknikten kastettiğimiz, fotoğraf çekenin kafasındaki fotoğrafa ulaşmak için makinesi veya yazılım üzerinde yaptığı seçimlerdir. Alan derinliğini azaltmak için diyaframı açmamız gerektiğini bilmemiz veya bir fotoğrafta renklerin etkisini arttırmak için fotoğrafı -1 pozlamamız gibi. Etkili fotoğraf çekebilmeniz için kısıtlı da olsa temel fotoğraf tekniği bilmeniz şarttır ama yeterli değildir. Emin olun, kimse sizi çok doğru enstantene ve diyafram değeri kullandınız diye takdir etmez. Microsoft Word programının her özelliğini bilmenizin, yazacağınız romana çok da bir katkı sağlayamayacağı gibi... Fotoğraflarınızın etkileyiciliğini belirleyen şey daha çok, içerik ve biçim başlıklarının altını nasıl doldurduğunuzdur. İçerik, fotoğrafçılığınızın ilk zamanlarında göstermeye, tecrübeniz arttıkça da anlatmaya çalıştığınız her şeydir. İster doğrudan fotoğraf olsun, ister bir şekilde kurmaca veya müdahaleli olsun, bir duygumuzu veya fikrimizi, belki de iddiamızı, gözler önüne sererek izleyeni etkilemeye çalışırız. (Fotoğrafa yapacağımız müdahalenin, eski usul karanlık odada veya daha yeni dijital ortamlarda yapılması çok da önemli değildir. Eski usul olması, daha gerçek fotoğraflar elde etmenize neden olmaz. Fotoğraf makinesinin kendisi bir müdahale nesnesidir.) İçeriğin göstermesi ve anlatması konusuna geçen sayımızdaki yazımda değinmiştim. Biçim ise, yazılı olsun, görsel olsun, tüm iletişim araçlarının ortak noktasıdır. Mesela şiir... Doğrudan fotoğrafa en çok benzeyen estetik formun şiir olduğunu düşünürüm hep. Şairler, günlük hayatta hepimizin kullandığı kelimeleri bir şekilde yanyana getirerek okuyanı etkileyen, çoğu zaman da okuyanın duygularının anlık olarak değişmesine sebep olan dizeleri oluştururlar. Doğrudan fotoğrafçılar da sıradan sayılabilecek nesneleri, durumları öyle bir kadraj içinde yanyana getirirler ki ortaya çıkan fotoğraf akılda kalıcı olur. Fotoğrafta biçim konusunun, temel fotoğraf seminerlerinde kompozisyon kuralları başlığı altında, sanki fotoğraflarımızın daha etkili olması için birtakım formüller ve kurallar varmış gibi anlatıldığını biliyorum. Bunun sonucu olarak da fotoğrafseverlerin kafasında, komposizyon derslerinden sonra birtakım kurallara uyarsanız fotograflarınızın çok güzel olacağı, uymazsanız güzel olmayacağı gibi yanlış bir düşünce oluşur. Zaman zaman duyduğumuz, Bu fotoğraf altın oran kuralına uymuş, o yüzden güzel., Bu fotoğraf filanca kurala uymamış, o yüzden güzel değildir. gibi cümleler bu sürecin sonucudur. Sevinerek söylüyorum ki fotoğraflarınızın biçimsel gücünü arttıracak, uyguladığınız takdirde fotoğraflarınızı daha değerli hâle getirecek bir takım kurallar bütünü yoktur. Bir fotoğrafın çarpıcı olmasında etkisi olan herhangi bir biçimsel tercih, başka bir fotoğrafın sıradan olmasına sebep olabilir. Çünkü bir fotoğrafta biçimi belirleyen, hangi deneyimden ortaya çıktığını bile bilmediğimiz kompozisyon kuralları değil, iletmek istediğiniz içeriktir. Her disiplinde olduğu gibi fotoğraf disiplininde de içeriği en etkileyici yoldan anlatmaya çalışmak temel kaygımız olmalıdır. Fotoğraflarımızın kendimize özgü olabilmesini kurallar değil, seçimlerimiz ve bıkıp usanmadan tekrarlardığımız denemelerimiz sağlar. İçeriğin değişmesi, biçimsel tercihlerin değişmesini de beraberinde getirir. Bir fotoğraf, altın orana uyduğu için güçlü olabilir; ama bir başka fotoğraf da sırf altın orana uygun çekildiği için çok sıradan olabilir. Bir fotoğrafta yer alan insanların ayaklarının nereden kesileceğini belirleyecek olan şey, fotoğrafınızla ne anlatmak istediğinizdir, kurallar değil. İyi ki de böyledir. Eğer hepimizin uyması gereken, içerikten bağımsız komposizyon kuralları olsaydı tüm fotoğrafçılar, bu kuralları uygulamakla yükümlü birer mahkûma dönüşürlerdi. Mahkûmların ayaklarına bağlı güllenin yerini de boynumuza asılı ağır makineler alırdı. İyi Şiir Yazmanın Kuralları diye bir kitap görseniz eminim ya da umarım, ciddiye almazsınız... Fotoğrafta biçim konusunda beyin fırtınası yapma konusuna gelecek sayıda devam edeceğiz. olmasına karşın, anı fotoğraflarının belki de samimi ve özel bulunduklarından dolayı böyle bir tartışmaya konu olduğuna şimdiye kadar rastlamamışızdır. Oysa bugün web ortamında izlenen ve bir kişiye ait özel fotoğrafların gerçekten o kişiyi yansıttığına şüpheyle yaklaşabiliyoruz. Dahası bunu sorgulama hakkını kendimizde görebiliyoruz! Örneğin sosyal paylaşım ortamı Facebook un kullanıcılarından bu tür cümleleri duymak mümkün: Kişinin izin verdiği ölçüde biz fotoğraflardan onun hakkında bilgi edinebiliriz ama unutmamalı ki fotoğraflar çok da yanıltıcı olabilir aynı zamanda!, Fotoğrafların da diğer imgeler gibi yaratıldığı bir çağda yaşıyoruz. Sonuçta fikir sahibi olsam bile bu naif bir yanılsamadan ibaret olurdu., Genel olarak insanlar sevdikleri kişi ve aktiviteleri paylaşıyorlar. Böylece en azından kişilerin ne sevdiğini ya da bu anlamda ne sunuyorsa onu öğrenmiş oluyorum.... Bu tür paylaşım siteleri, esas olarak, insanların zamansızlık ya da uzaklık nedeniyle görüşemedikleri kişilerle iletişim kurmalarını sağlarken fotoğraf paylaşımına da olanak tanıyor. Pek çok kişi tanıdıklarıyla, arkadaşlarıyla anılarını, gezi, tatil, özel gün fotoğraflarını bu kanallarla paylaşabiliyor. Ancak paylaşım sitelerinin sistemi, kişiye özel bilgilere ve dolayısıyla fotoğraflara herkesin ulaşmasına da olanak sağlıyor. O bizim için çok değerli olan, herkese gösterilmeyen, sadece özel misafirlerle paylaşılan anı fotoğraflarının özel liği de kaybolmaya başlıyor böylece... Ve bakıyoruz ki etrafımız sayısız imgeyle çevrili bugün. Fotoğrafa pastadaki en büyük payı vermek hata olmaz. Gazetelerde, dergilerde, afişlerde, broşürlerde, ambalajlarda gördüğümüz tüketime girmiş fotoğrafları bir kenara koyarsak, baktığımız fotoğrafların birçoğunun anı fotoğrafı olduğunu iddia etmek fazla mı iddialı olur? Her fotoğraf, fotoğrafçısının bir anısının yansımasıdır aslında. E o halde biraz daha özeni hak etmiyorlar mı dersiniz, anı diye çektiğimiz fotoğraflar? En azından yaşamlarımıza gösterdiğimiz kadarını! Dipnotlar: 1. Ak, Seyit Ali. Fotoğraf ve Kartpostallarıyla Giritten İstanbula Bahaettin Rahmi Bediz 2. Gombrich, sanatın öyküsü, Berger J., Anlatmanın Başka Bir Biçimi, s Sontag S., Age; s Sontag, Fotoğraf Üzerine, Sontag, fotoğraf Üzerine, cengiz oğuz gümrükçü Cumhuriyet Dönemi Fotoğrafçılığımızın Gelişimi, tr/issue-4/ cengiz.html 8. Walter Benjamin, Fotoğrafın Küçük Tarihi, - Fotoğraf neyi anlatır. S Antonin Dufek, Private and Public Pictures, Camera Austria 41 (1992): 21 den aktaran Ebru Kurbak 20 21

15 Söyleşi Röportaj: ŞİRİN AYDIN Fotoğraflar: Alİ Değer ArŞİvİ Fotoğraf makinesini tamir eden kişi, fotoğraf çekmeyi de bilmelidir! İster dijital ister filmli çalışsınlar, fotoğrafçılar iyi işler çıkardıkları sürece, disiplinli ve anlamsızlıktan uzak işler amatörlüğün önünde olacaktır, diye düşünüyorum. Alİ Değer Fotoğraf çekmek de fotoğraf makineleriyle değişik modeller geliştirmek de çok zevkli İşler; bunları birbirinden ayırmıyorum. Yaşanılan anları saklamanın en güzel yolu fotoğraf... Sözcükler yetmediğinde, dünyayı nasıl gördüğümüzü göstermenin de... Kıyıda köşede kalmış, babadan yadigâr bir fotoğraf makinesi tetikliyor belki içimizdeki fotoğraf sevdasını. Ya da çağımızın imajlar dünyasına bir yenisini biz eklemek istiyoruz, koşturup tekno-marketlere taze çıkmış bir fotoğraf makinesi kapıyor ve bir vizörün arkasından izlemeye başlıyoruz... Çıktığımız yolculuk güzel de yol arkadaşımız narin, kırılgan... İlgi istiyor arada, bakım istiyor. Hele ki yeni çıkan dijital makineleri memnun etmek daha zor; ufacık bir toz bile dumana katıyor ortalığı. İşte bu noktada fotoğraf makinesi tamircisinin yolu gözüküyor bize. Ankara da fotoğraf makinesi tamiri dendiğinde ise akla gelen ilk isim Ali Değer. Hem yeni makinelerin dilinden anlayan hem de eski eşyaların arasında bulduğunuz babadan kalanların... Kısaca kendinizden bahseder misiniz, fotoğrafla nasıl tanıştınız? Beyşehir de doğdum. İlk ve ortaokulu Beyşehir de, liseyi Konya da yatılı okudum yılında Deneme Yüksek Öğretmen Okulu nda bir yıl okuduktan sonra, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Teoloji 22 Bölümü ne girdim. Üç yıl sonra okulu bırakıp askere gittim. Askerden sonra Muhabere Ana Tamir Depo ve Fabrikası nda işe başladım ve orada on yıl çalıştım yılında fabrikadan ayrılarak kendi fotoğraf makinesi tamir dükkânımı açtım; Foto Değer i, Menekşe Pasajı nda. Bir kaç ay öncesine kadar bu dükkânımda çalışmalarımı sürdürüyordum ama bir süreden beri Tripod Fotoğrafçılık ta tamir ve teknik hizmeti vermekte ve mesleğime devam etmekteyim. Zamanda geriye doğru gidelim. Çocukluğumda, evimde merdiven altında, babamın gençliğinde bir dönem kullandığı, küçük bir karanlık oda vardı. Burada oynayarak fotoğrafla tanıştım. Bu karanlık odanın aydınlatması ve emniyet ışığı, duvarda açılan bir deliğin önündeki kırmızı bir camdan giren güneş ışığından yararlanılarak yapılıyordu. Babam, bu karanlık odayı kurduğunda, yani 1930 lu yıllarda, Beyşehir de elektrik yokmuş. Daha sonra ilkokuldayken babam bana çift mercek bir fotoğraf makinesi almıştı. Bu makineyle çok fotoğraf çekmesem de fotoğrafla ciddi olarak tanışmış oldum. Ortaokulda iken basit bir makine ile arkadaşlarımın ve çevremin fotoğraflarını çektim. Lise yıllarında bu hobimi daha da geliştirdim. Üniversite yıllarında Amerikan Kültür Derneği Fotoğraf Kulübü ne üye oldum, 1973 yılında. Basılı kaynaklar, karanlık oda ve bu işe meraklı arkadaşlarla fotoğrafçılık hobimi geliştirdim. Fotoğraf makinesi tamirinin yanı sıra fotoğraf makineleri üzerine deneysel çalışmalarınız olduğunu öğrendik; 360 derece görüşlü bir makine üzerine çalışıyormuşsunuz... Aynı zamanda fotoğraf da çekiyorsunuz. Hangisi daha ağır basıyor sizde ya da hangisinden daha fazla keyif alıyorsunuz? Fotoğraf çekme merakımla beraber fotoğraf makinelerinin teknikleriyle, yapılarıyla uğraşmaya başladım. Liseyi bitirdiğim yıllardan itibaren önce meraklı bir amatör fotoğraf makinesi tamircisi, daha sonra profesyonel bir fotoğraf makinesi tamircisi oldum. Fotoğraf makinelerinin tamirinden başka, fotoğraf makineleriyle değişik uygulamalar, modifiye edilmiş değişik el yapımı makineler yapmaktayım. Şu ana kadar çok sayıda makine ürettim, ayrıca proje hâlinde ama üretimlerini henüz gerçekleştirmediğim birçok iş var. Bunları da yakın zamanda üreteceğim. Fotoğraf çekmek de fotoğraf makineleriyle değişik modeller geliştirmek de çok zevkli işler; bunları birbirinden ayırmıyorum. Fotoğraf makinesi tamiri yapan kişilerin fotoğrafçılığı da bilmeleri gerekir diye düşünüyorum. Fotoğrafçılıktan anlamayan insanların tamir işleriyle uğraşmaları bence eksik bir iş olur. Dijital makinelerle filmli makineleri tamir etmek arasında bir fark var mı? Dijitale geçiş sürecinde siz bir zorluk yaşadınız mı? Dijital fotoğraf makinesi tamiri, elektronik sistemleri bildiğim için kolay. Benim için zor olmadı. Zaten şu anda yapılan dijital makinesi tamiratı sadece malzeme değiştirmeye dayanmaktadır. İnce işlere yatkın insanlar malzeme bulabilirler ve fotoğraf makinesinin tekniğini bilirlerse tamir yapabilirler. Eski makinelerde mekanik sistemler çok olduğu için tamirat gerçek ustalık isterdi. Şimdi kullanılan DSLR makinelerin objektifleri, gövde tamirinden farklı olarak gerçekten ustalık gerektirmektedir. Onun için iyi bir fotoğraf makinesi tamircisi AF zoom objektifleri de tamir edebilmelidir, diye düşünüyorum. Benim dışımda Ankara da fotoğraf makinesi tamiriyle uğraşan arkadaşlar var ve gün geçtikçe video kamera tamircileri de bu işe el attıkları için sayımız artmaktadır. Hayırlısı! Cep telefonları, kompakt makineler, D-SLR ler, Full Frame makineler... Dijital dünyada çok fazla seçenek çıkıyor karşımıza. Makine alırken nelere dikkat etmeliyiz? Fotoğraf makinesi alırken öncelikle kişilerin ihtiyaçlarını iyi belirlemeleri gerekir. Kendini bu alanda geliştirecekler DSLR bir makineyle başlamalı, amatör kalacaklar kompakt makinelerle yetinmeliler. Hangi model makine alınırsa alınsın dayanıklı, belli standart ve markada makineler tercih edilmelidir. Peki, ikinci el fotoğraf makineleri için sorarsak aynı soruyu... Fotoğrafa yeni başlayan pek çok kişi, ikinci el fotoğraf makineleri alıyor başlangıçta... İkinci el fotoğraf makinesi satın alırken; lenslerin temiz, çiziksiz, mantarsız, matlaşmamış olmasına, zoom objektiflerde zoom un zorlanmadan hareket edebilmesine, objektifin diyaframının temiz, yağsız olmasına, makinede ayar ve bakaç lensinin temiz ve çiziksiz olmasına, makine ve objektifte çatlak ve darbe izi olmamasına, DSLR makinelerde mümkün olduğunca shutter sayısının az olmasına, deneme fotoğrafları çekilip büyütülerek görüntü sensöründe leke, çizik ve görüntüyü etkileyecek toz olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca enstantane hızlarının ve bütün diyafram testlerinin çekim yapılarak test edilmesi gerekir. Hafıza kartı ve pil yuvası kapağının temiz ve kilitlerinin düzgün çalışması gerekir. Fotoğraf makineleriyle ilgili çoğunlukla ne tür problemler geliyor size? Düşme ve çarpma... Objektiflerin yanlış likit veya uygun olmayan sert bez ve benzer malzemelerle silinmesi, görüntü sensörlerinin fırça veya uygun olmayan likitlerle temizlenmeye çalışılması, dışarıdan besleme geriliminde fazla gerilimle makinenin çalıştırılması, makine ve objektiflerin sıvılarla temas etmesi (su, kola, süt gibi)... Uygun olmayan kalitesiz çantalarda makineler yağmur suyuyla ıslanabilmektedir. Bu gibi şartlarda da makineler ve objektiflerin arıza yapma olasılığı oldukça yüksektir. Kullanıcılar makinelerini kendileri temizleyebilir mi? Ne kadar aralıklarla temizlemek gerekir özellikle DSLR leri? DSLR makinelerin sensörlerinde zaman içinde toz birikir. Bu tozlar görüntüde rahatsız edecek kadar olunca makinelerin temizliğe gelmesi gerekir. 23

16 Ultrasonic temizleyiciler, sensörleri yüzde seksen civarında temizlemektedirler. Yüzde yüz sensör temizliği yapabilecek bir sistem şu anda mevcut değildir. Toz ve benzeri partiküller sensörün elektrik yüklü olmasından dolayı sensöre elektrostatik olarak yapışmaktadır. Makinelerimizin dış temizlikleri için yumuşak bir fırça uygundur. Objektiflerdeki lekelerin temizliğini kullanıcıların lens temizleyicilerle yapması gerekiyor. CCD leri, makine sahipleri temiz hava pompalarıyla 2-3 cm uzaklıktan hava üfletmek suretiyle temizleyebilirler. Bunu yapmadan önce bataryalarının yüzde yüz dolu olması gerekir. Menüden aynayı kaldırıp perdeyi açık bırakan sensör temizleme moduna girilerek bu hava temizleme işlemi yapılmalıdır. Bu işlemden sonra yapılan test çekiminde hâlâ toz varsa, CCD temizliği mutlaka bu işi iyi bilen biri tarafından yapılmalıdır. Fotoğraf makineleriyle uğraşırken fotoğrafa meraklı olan insanları da gözlemleme fırsatınız olmuştur. Dijital fotoğraf makineleriyle birlikte fotoğraf çeken kesimin profilinde bir değişiklik oldu mu sizce? Dijital fotoğraf makinelerinin gelişimiyle beraber fotoğraf çeken kesimde sayı olarak epey artış oldu. Çekilen fotoğrafı anında görmek, kaydetmek, transfer etmek, fotoğrafa kolayca müdahale edebilmek fotoğrafla uğraşmayı daha cazip hâle getirdi. Bu sayede fotoğrafla uğraşan insanların sayısı da artmaktadır. Dijital fotoğrafın böyle bir faydası da olmuştur. Peki, bu süreçte fotoğraf kavramında bir değişiklikten söz edilebilir mi? Artık klasik anlamda fotoğrafın öldüğünü söyleyenler var; bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bence klasik fotoğraf ölmedi; hatta değeri daha da arttı. Biraz geçmişe bakınca ne kadar ciddi işler yapıldığını görüyoruz. Şimdilerde çok kolay üretilen, gayri ciddi fotoğrafların sayısı arttıkça, ciddi yapılan işlerin değeri de artacaktır. Filmli fotoğraflarda da karanlık odada müdahaleler yapılıyordu. Bu müdahaleleri abartanların fotoğrafları o dönemde de sevilmiyordu. Şimdi müdahale edilmesi daha kolay olan dijital fotoğraflarla çok oynanması, müdahale edilmesi de o fotoğrafların sevilmeyeceği anlamına geliyor. Film olsun, dijital olsun bir fotoğrafın içeriğini değiştirecek müdahaleler eskiden de kabul görmüyordu, şimdi de kabul görmüyor. İster dijital ister filmli çalışsınlar, fotoğrafçılar iyi işler çıkardıkları sürece, disiplinli ve anlamsızlıktan uzak işler amatörlüğün önünde olacaktır, diye düşünüyorum. Fotoğrafa dair projeleriniz var mı önümüzdeki dönemde? Gelecekte bir fotoğraf sergisi açmayı istiyorum. Yaklaşık otuz yıldır eski fotoğraf makinelerini topluyorum. Fotoğraf makinesi tamiriyle uğraştığım dönemde ve fotoğraf çekmek için gezdiğim birçok yerde karşılaştığım insanlarla ilgili anılarımı bir kitapta toplamak, bir anı kitabı yazmak istiyorum. Bu anılardan birini bizimle paylaşabilir misiniz? Bir fotoğrafçı arkadaşıma makinesinin objektifi arıza yapan biri, tanıdığı bir tamirci olup olmadığını sormuş. Arkadaşım da beni önermiş. Ben objektifi tamir edip teslim etmişim. Makinenin sahibi bir süre sonra arkadaşıma giderek benim hakkımda şikâyette bulunmuş; demiş ki: Usta objektifimi tamir edememiş. Tamire vermeden önce bu objektifle beş kişiyi yan yana çekebiliyordum, şimdi çekemiyorum! 24 25

17 Ceyda Taşdelen Yol Notları TARİH VE KÜLTÜRLE YOĞRULAN TOPRAKLAR: GÜNEYDOĞU ANADOLU Attığınız her adımda, tarihin ayak izlerine rastlarsınız buralarda ve aldığınız her solukta, geçmişin tadı kalır damağınızda... Esen rüzgârlar anlatır gerçekleri bu topraklarda. Burası Güneydoğu, medeniyetin beşiği, kültürlerin kaynaşma yeri. Burası kendini anlatan, insanın içine işleyen toprakların diyarı... Burası göz yaşartıcı, yürek yakıcı ve bir o kadar da büyüleyici, ezici, güçlü topraklar... Eğer niyetlendiyseniz bu toprakları tanımaya, zorlu bir yolun ilk aşamasını geçmişsiniz demektir. Bundan sonra sizi bekleyen ilk soru, Gerçekten tanımak, anlamak mı istiyorum bu toprakları; yoksa sadece gezip görmek, görmüş olmak mı? olmalı. Bu soruya vereceğiniz cevap, bu gezinin belki de dönüm noktası olacak. Eğer sorunun ikinci bölümü sizin için uygunsa, o zaman bir paket tur bulup gezmiş olun mutlaka bu bölgeyi; ama ilk kısmı size uygunsa, içinizdeki gezgine kulak veriyor ve onu canlandırmaya hazırlanıyorsunuz demektir. Güneydoğu, öyle tur ajanslarının düzenlendiği 7-10 günlük gezilerle gezilip bitirilecek, anlaşılıp öğrenilecek bir bölge değildir. Evet, rehber kitaplarınız, haritalarınız var; evet, 7-10 gün içinde tüm bu yerleri gezecek şekilde plan da yaptınız ve çok da düzenli, organize bir kişiliğiniz var... Evet, olabilir ama eğer içinizde gezginlik varsa; hissederek fotoğraflamak, gezdiğiniz yerlerin, gördüklerinizin ruhunu fotoğrafınıza bir nebze de olsa yansıtmak istiyorsanız eğer, sesime, sözüme kulak verin derim. Öncelikle, rehber kitaplarda, dergilerde vs. yazan, önerilen yerleri gezin; evet hepsi de mutlaka görülmesi gereken yerler ama sonra keşfe çıkın. Gittiğiniz kent Urfa ysa eğer; Balıklıgöl ü, kaleyi, camileri, Harran ı gezip görebilirsiniz ve bir de Haşimiye Çarşısı nı gezer, Gümrük Han da mırranın tadına varırsınız; eh olmazsa olmaz, bir de sıra gecesi yaparlar elbette, ya sizin konakladığınız otelde ya da başka bir restore edilmiş konakta... Evet, böylece Urfa yı gezmiş olursunuz ama Urfa yı tanımış olmazsınız, daha anlamamışsınızdır o toprakları. Sizler için sahnelenen oyunu izlemiş, evinize 26 dönmüşsünüzdür. Hâlbuki ara sokaklara dalmadan, insanlarıyla sohbet etmeden, Arap halkının eğlenceli kişilikleriyle karşılaşmadan, Kürt ya da Arap köylerinde misafirperverliğin ne demek olduğunu anlamadan, pırıl pırıl kıyafetlerin giyilip uzun halayların çekildiği düğünlere katılmadan, eski mahallede bir evin damına çıkıp da kuş karıştırmayı izlemeden, bir mağarada sadece erkeklere özel yapılan ve yabancı alınmayan gerçek sıra gecelerine ne yapıp edip girmeden, Harran ın turistik evlerini gezdikten sonra basıp gaza Solmatar ve Şuayip köylerine gidip tarihle iç içe yaşanan yoksulluğu görmeden, çocukların bir anda topraktan biterek çoğaldıklarına, yoksulluk içinde ne kadar mutlu olduklarına tanıklık etmeden, Göbekli Tepe ye gidip dünya tarihini alt üst eden kazıya eşlik etmeden; yani Urfa yı yaşamadan anlamış olamazsınız bu toprakları. Peki ya Mardin, Midyat? Farklı mı sanırsınız küçük yer diye? Gezersiniz bir-iki gün, biter mi sanırsınız; bitmez... Bir defa sapsarı evlerin ve Mezopotamya nın dili vardır bu kentte. O sizinle konuşmadan, onun sesini duymayı öğrenmeden tanıyamazsınız Mardin i, Midyat ı. Görürsünüz, gezersiniz elbette; içersiniz şarabından, Süryanileri anarsınız, yersiniz kaburgasından, seversiniz yerel lezzetlerini. O yüksek tavanlı butik otellerinde kalarak, düşlersiniz geçmişi belki bir nebze ama zaman ayırmazsanız, bu kentin gerçekten ne demek istediğini anlamazsınız inanın. Mardin i ve Midyat ı görmekle de bitmiyor ki burası; peki ya sonrası, köyleri, o köylerde yatan tarih, kültür... Dilini bile bilmediğin insanların ekmeğini paylaşırsın bu topraklarda; seni anlamayan, neden orada olduğuna akıl sır erdiremeyen çocuklarla oyuna dalarsın harabelerin arasında. Ya manastırları, kiliseleri, Dara sı, Savur u, Nusaybin i; peki ya Hasankeyf, Batman, Diyarbakır, Gaziantep... Haydi hepsi bir yana, Adıyaman a varıp Kahta ilçesinde konakladınız; ya sabah çıktınız Nemrut a ya da akşam... Ya gündoğumunda izlediniz Tanrı başlarını ya da günbatımında. Peki, duyabildiniz mi Antiochos un anlattıklarını; içten içe dalga geçişini, böbürlenmesini hissedebildiniz mi içinizde? Arsemia da gezerken yazıtlara dokunup, kralın giyinik, Tanrı nın çıplak olduğu kabartmayı gördüğünüzde birileri fısıldadı mı kulağınıza o günleri? Gerçekten anlamak isteyenlere açar kendini bu topraklar; anlatır yaşananları rüzgârıyla, toprağıyla, yağmuru, güneşi, insanıyla... Sadece emek harcamanızı bekler, zaman ayırmanızı, gerçekten tanımayı istemenizi bekler... Çekim Önerisi: Şanlıurfa: Özellikle portre çekimleri için son derece uygun bir coğrafyadır. Halk, fotoğrafını çektirmeye yatkın. İyi diyalog kurduğunuz sürece, istediğiniz hemen herkesin size fotoğraf çekmeniz için izin vereceğini göreceksiniz. Gölgelerden kaçınmak için reflektörünüzü yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. Ayrıca Balıklıgöl ve çevresinde yer alan tarihî merkezin dışında eski kentin ara sokakları da çocukları ve eski mimari dokusuyla fotoğraf çekimleri için farklı bir plato oluşturuyor. Harran da özgün mimari dokusunun yanı sıra içinde bulunduğumuz dönemdeki günbatımlarında ve mavi saatte son derece güzel siluet fotoğrafları verir. Urfa ya gitmişken Birecik ve Halfeti ye uğramadan, Fırat ın yönü değiştirilmiş sularının altında kalan zenginliklerimizi fotoğraflamadan dönmeyin derim. Ayrıca zaman sorununuz yoksa mutlaka Halfeti de motor kiralayarak Fırat üzerinde tura çıkın ve Rumkale ile özellikle yarısı sular altında kalan Savaşan Köyü nü görün. Ummadığınız fotoğraflar sizleri bekliyor olacak. Mardin: Mardin, özgün mimari dokusu ile herkesin aklına kazındığı gibi fotoğraflarımıza da kazınmıştır. Özellikle bu dönemde günbatım ve doğumlarında müthiş renkler sunan bu yapıların fotoğraflarını yakalamak için biraz yorulacaksınız ama değecek. Birbirinden farklı alanlarda birbirinden ihtişamlı yapıların hepsini fotoğraflamak isterseniz, bu bölgeye epey zaman ayırmanız gerekecek. Eğer gündoğum ve batımında kaçırdığınız yerleri farklı saatlerde çekmeyi tercih edecekseniz, model kullanarak baskın sarı tonunun önüne geçmeyi ve fotoğrafınızı farklı kılmayı deneyebilirsiniz. Midyat, Savur ve Dara da Mardin gibi özgün mimarisi ve tarihî kalıntılarıyla sizleri bekliyor olacak. Bu bölgelerde özellikle halktan mankenler kullanmayı denerseniz, fotoğraflarınız çok daha anlam kazanacaktır; yaşlılar bu konuda en büyük yardımcınız olacaktır. İnsan-mekân ilişkisi kurabileceğiniz bu fotoğraflarınızla belgesel arşivinizi zenginleştirebileceğiniz gibi burada pek çok insan ve mekân size, foto röportaj fırsatı da sunacaktır; gözünüz açık olsun... Gaziantep: Antep, lezzet ve tarih diyarıdır benim için. Fotoğraf dendiğinde Antep te öncelikli rotanın ise Bakırcılar Çarşısı olması gerektiğini, orada zanaatların peşine düşülmesi gerektiğini düşünmekteyim. Ayrıca Antep, kent merkezinin tüm cazibesi ve güzelliği dışında kent dışındaki antik kentleriyle de bilinmeyi hak ediyor. Zeugma dışında çok da fazla duyulmamış olan Dülük Antik Kenti ve Yesemek Açık Hava Müzesi, Antep te farklı fotoğraflar peşinde olan gezginleri bekliyor. Özellikle Dülük Antik Kenti nde yer alan kaya mezarları, ek ışık kaynağı gereksinimi duymanıza neden olacaktır; hazırlıklı gitmenizi, en azından yanınızda mutlaka reflektör bulundurmanızı tavsiye ederim. Adıyaman: Adıyaman daha çok doğa ve tarih meraklıları için bir fotoğraf cennetidir. Herkesin tahmin edeceği üzere Nemrut a ya gündoğumu ya da batımında gitmek hem seyirlik hem de fotografik açıdan uygun olacaktır. Bunun dışında, özellikle kış günleri son derece sert rüzgârıyla fotoğraf çekimine izin vermeyen Karakuş Tümülüsü, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. İçinde bulunduğumuz aylarda burada yer alan sütunların etrafı bin bir çeşit çiçekle bezenmiş olacağından, fotoğraf için de oldukça uygun koşullar sunacaktır. Buraya çok yakın olan Cendere Köprüsü de bir başka çekim alanıdır. Ayrıca Kommagene Krallığı nın başkenti Arsemia Ören Yeri de son derece etkileyici heykel ve kabartmalarıyla fotoğraflarınızı zenginleştirecektir. 27

18 BAKIŞ EGZERSİZİ Yazı: Cengİz Oğuz Gümrükçü Fotoğraf: Selahattİn Sönmez Gelişmeler ve Teknik Bilgiler Hazirlayan: Atakan Baykoçak Yurt Dışı Haberler Hazirlayan: Özlem DAğ Selahattin Sönmez in Bir Fotoğrafı Üzerinden Tekel İşçilerini Anlamak Bir eylemci ve iki polis... Artık kanıksadığımız ve bu yüzden tehlikeli olmayan başlayan bir fotoğraf. Olayları kanıksamaktan bahsediyorum. Orantılı/ orantısız güç kullanımından ve bunun medyaya yansımasından, tarafların birbirlerinden nefret etmesine kadar gidebilecek tehlikeli bir süreçten bahsediyorum. Ortalık savaş alanına dönmüş. 4-C kapsamına alınmak istenen ve buna direnen Tekel işçileri ilk geceyi AKP önünde geçirdikten sonra Abdi İpekçi Parkı na gelmişler. Burada coplanıp havuza sürülmüşler. Havuza kaçmalarına bakılmadan üzerlerine su sıkılmış. Ellerindeki ekmekleri sallayarak, bunun ideolojik bir eylem değil, ekmek kavgası olduğunu anlatmaya çalışmışlar. Ama dinleyen kim? Su sıkılacağını bildikleri için çöp poşetlerini geçirmişler vücutlarına. Hatta kendilerine vurulmasını engellemek için Türk bayrağı asmışlar üstlerine. Bazı grupların tercihidir bu tür destekleyici öğeler. Tam polisten cop yiyecekken, İstiklal Marşı okumaya başlarlar. Güya polis duracak, onları coplamayacaktır. Hiçbir şey fark etmez hâlbuki. Bu fotoğrafta da arka tarafta havuzdaki eylemcilere su sıkmaya devam eden polis panzerini ve yakaladıkları suçluyu(!) görüyoruz. Polislerin bakışlarının, yere çökertilmiş ve elleri arkadan bağlı Tekel işçisinden farklı yönlere bakmaları anlamı güçlendirmiştir. İşçi, ya içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmak için ya da gözleri sıkılan gazdan yandığından, gözlerini kapatıp, başını dua eder gibi yukarı kaldırmıştır. İşçinin yüzünden, çektiği acıyı okumak mümkündür. Çeliğe su verir gibi sulanan Tekel işçileri, bu kararlılıkla eylemlerini 78 gün devam ettirmiş ve Türkiye işçi sınıfının en büyük eylemlerinden birine imza atmıştır. Bu süreçte Ankara sokaklarında devam eden eylem, burada kar, yağmur, soğuk demeden yatıp kalkan Tekel işçilerini olgunlaştırmış ve bilinç düzeyini yükseltmiştir. Bunda Tek Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel in kuşkusuz büyük payı vardır. Tekel işçileri bize hak peşinde koşmayı, bunun nasıl bir erdem olduğunu ve direne direne kazanmanın mümkün olduğunu göstermiştir. İşte yukarıdaki fotoğrafı direnişin simgelerinden biri olarak seçme nedenim tam da budur. Görene ve anlayana çok şey anlatır Selahattin Sönmez in bu fotoğrafı. Not: (Selahattin Sönmez in diğer fotoğrafları için www. selahattinsonmez.com adresini ziyaret edebilirsiniz.) * söz: Büyük düşüncelere sahip insanların fotoğrafçı olabileceğini düşünmüyorum. Fotoğrafta, gözlem yapabilmek ve geometriyi yakalayabilmek büyük düşüncelere sahip olmaktan daha önemli... Marc Riboud * Daha iyi fotoğraf için öneri: Yerden yukarı doğru çekilen fotoğraflarda objeler daha büyük görünür. Kuşbakışı çekilenlerde ise ters bir etki elde edilir. Farklı açılar deneyin ve dramatik etkiler yaratmaya çalışın. Altın Oran, antik çağlardan beri bilinen, düzlemin optimum bölünme oranını 3:5 olarak öngören bir orantıdır. Bu oranın estetiğinden yararlanmayı deneyin. Ancak, bu bölümlemenin, fotoğrafın verdiği mesajın vurgusunu taşıması gerektiğini unutmayın. * Teknik: Beyaz Ayarı: Beyaz ayarı, makinenin ışık rengine tepkisini kontrol ederek, gerektiğinde tüm ışıkların nötr görünmesini sağlayacak şekilde görüntüyü ayarlar. Otomatik beyaz ayarı yapılırken makine, görüntüye bakar ve beyazı neyin nötr kılacağına karar verir. Bu çoğu zaman başarı olsa da bazen istenmeyen sonuçları da olabilir. Bu yüzden ön ayarları da kullanabilirsiniz. Günışığı modu; günışığı film gibidir ve gün ortası ışığı koşullarında ve renk ısısında nötr renk oluşturmak üzere tasarlanmıştır. Bulutlu modu; günışığı, slayt filme eklenmiş bir filtre gibi soğuk ışığı sıcaklaştırır. Bu ayar, gündoğumu ve günbatımının sıcaklığını arttırmakla kalmayıp, yağmurlu gün çekimlerine de daha davetkar bir görünüm kazandıracaktır. Magnum Koleksiyonu Görücüye Çıkıyor! Magnum Fotoğraf Ajansı ve Teksas Üniversitesi bünyesindeki Harry Ransom Center işbirliği ile Magnum fotoğrafçılarının çektiği fotoğrafın yeniden gözden geçirileceği, katalog hâline getirileceği ve Ransom Center da ulaşılabilir hâlde olacağı bildirildi. Koleksiyon, 1930 lu yıllarda oluşturulmaya başlandı. Dünya tarihindeki önemli olayları, kutlamaları, yoksulluğu, dinsel ve sosyal olayları içeriyor. Fotoğrafçılar arasında Henri-Cartier-Bresson, Robert Capa, Elliott Erwitt, Rene Burri gibi isimler bulunuyor. 13. Uluslararası Fotoğraf Bienali Dünyanın en büyük ve en ünlü fotoğraf bienallerinden biri olan Fotofest, 12 Mart- 25 Nisan tarihleri arasında Amerika da düzenlendi. Sergilerin, çalıştayların, imza günlerinin düzenlendiği festivalde, farklı ülkelerden gelen fotoğrafçılar küratörler ile buluştu Yılı Sony Fotoğraf Ödülleri Sahiplerini Buldu 48 ülkeden fotoğrafın yarıştığı 2010 yılı Sony Fotoğraf Ödülleri, Nisan da sahiplerini buldu. Ödüllerin verildiği Cannes de düzenlenen fotoğraf festivalinde istockphoto, organize ettiği panellerle festivale damgasını vurdu. Bunun yanı sıra fotoğraf ve fotoğraf endüstrisinin gelişimi üzerine de sempozyumlar düzenlendi. Sempozyumlarda Tom Staddart, Michelle Dunn, Roberto Koch gibi isimler bildiriler sundu. Bu yıl, ilk defa Türkiye den bir fotoğrafçı, Hayri Kodal, fotoğraf arasından sıyrılarak amatör dal manzara kategorisinde birincilik ödülü kazandı. Önemli bir ek bilgi; 2011 yılı yarışması için başvurular 1 Haziran 2010 da başlıyor. Rock n Roll un Fotoğrafçısı Öldü Fotoğraflarım, benim çocuklarımdır. Rock n Roll un fotoğrafçısı olarak bilinen ve ünlenen Jim Marshall, 74 yaşında New York ta hayatını kaybetti. Fotoğraf kariyerine 1960 lı yıllarda başlayan Marshall; Bob Dylan, Johnny Cash, Led Zeppelin gibi ünlülerin hafızalara yer etmiş fotoğraflarına imzasını atmıştır Akkor modu; standart ampul ışığı altındaki kapalı alan koşullarını düzeltmek için tasarlanmıştır. Floresan modu; floresanın yeşilini ortadan kaldırır. Flaş modu; flaşın soğuk tonunu telafi etmek, cilde sert bir ton katan maviyi ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır. Polaroid Geri Dönüyor Bir zamanların efsane makinesi polaroidler, dijital teknolojinin hızına ayak uyduramamış ve zamanla gözden kaybolmuştu. Polaroid üretimi yapan tek bir fabrika kaldı; Hollanda da Enschede. Şirketin mühendisleri, dünyada yaklaşık 1 milyona yakın polaroid makinenin olduğunu, film üretildiği takdirde bu makinelerin çekmecelerden çıkacağını iddia ediyorlar. Siyah-beyaz film, Ilford Foto tarafından İngiltere de üretildi. Renkli filmlerin de yaz başında piyasaya çıkacağı söyleniyor. Adobe Lighroom 3 Beta 2 Geçtiğimiz günlerde 20. yaşını kutlayan Adobe, Adobe Photoshop CS5 in deneme sürümlerini piyasaya çıkardığı şu günlerde fotoğrafçılar için ürettiği Adobe Photoshop Lightroom 3 beta 2 yi yaklaşık olarak 350 bin fotoğrafçının test ettiğini bildirdi. Yeni sürümde, Canon ve Nikon makineler için farklı seçenekler olacağı, şimdilik söylentiler arasında. 29

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

Sonrası. Jewett, Keman. Özcan Ulucan, Keman. Tuba Özkan, Viyola. Ozan Tunca, Cello. Program ile ilgili detaylar ise

Sonrası. Jewett, Keman. Özcan Ulucan, Keman. Tuba Özkan, Viyola. Ozan Tunca, Cello. Program ile ilgili detaylar ise Işık Tünelinin Sonrası Fulya SanatMerkezinde birbirinden güzel etkinlikler sanatseverler ile buluşuyor. Aralıkayının ilk haftası yine yoğun programlarıyla FulyaSanat Merkezi odak noktasıydı. Bu etkinliklerden

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI 2016 YAZ DÖNEMİ zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI Sevgili çocuklar, Tarih boyunca pek çok farklı tanım yapılmış olsa da en genel haliyle sanat, insanın, dünyadaki varlığını, kendini anlama

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ NE HOŞGELDİNİZ Sevgili Öğrencilerimiz; 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi nin dünyaya açılan penceresi sloganıyla kısa sürede büyük gelişim sağlayan Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi,

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz.

Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz. Tanıtım Kataloğu Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz. www.janrmedya.com 05 07 09 11 13 15 17

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

ETKİNLİK PROĞRAMI. 22 Eylül 2011 Perşembe

ETKİNLİK PROĞRAMI. 22 Eylül 2011 Perşembe ETKİNLİK PROĞRAMI 22 Eylül 2011 Perşembe 14:00 Kayıt, bilgilendirme ve konaklama yerlerine yönlendirme. (İbramaki Sanat Galerisi / Atatürk Heykelı karşısı) 23 Eylül 2011 Cuma Fotomaraton Perşembe Saat24.00

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq

Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq Röportaj Didem Müftüoğlu Dünyayı gezen fotoğrafçı Patricia Willocq ddmftgl@gmail.com Bir çok ülkeyi gezmis ve beyaz siyahilere dair proje yapmis Patricia Willocq ile fotoğraf üzerine sohbet ettik. Dünyayı

Detaylı

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6 AYDINLATMA Aydınlatma konularında bir yazı dizisine başlarken, önce, bu sözcükten ve aydınlatma tekniği kavramından, bu gün ve en azından altmış yıldır, ne anlaşıldığını ve ne anlaşılması gerektiğini açıklığa

Detaylı

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 index Mira Avangarde Trend Combo Angel 4-7 8-13 14-19 20-27 28-35 Nazar Eslem Ottoman 36-41 42-47 48-53 Chester Dilara Lady 54-61 62-67 68-73 4 5 Hayal kurmak önemlidir.

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU AYLIK BÜLTENLER SERİSİ EKİM, 2008 SAYI: 2 KONU: Çocuğunuzun Beceri ve Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirsiniz? Aileler çocuklarının mutlu bireyler olmalarını ve en yüksek

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI

zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI Sevgili çocuklar, İnsan eşref-i mahlukattır. İnsanı başka canlılardan ayıran, onu canlıların en kıymetlisi ya da en zelili yapacak olan temel bilgiyi, kadim

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ YARIŞMANIN AMACI: İlçe merkezi ve köylerinde bulunan tarihi ve kültürel varlıkların tanıtımı, korunması, gelecek nesillere aktarılması,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Toprak Kısa Film ve Belgesel Yarışması

Toprak Kısa Film ve Belgesel Yarışması Toprak Kısa Film ve Belgesel Yarışması 01 Temmuz 03 Kasım 2014 1-BİZ KİMİZ? Toprak Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Türkiye nin ilk Tarım ve Hayvancılık Kanalı Bereket Televizyonu adına RFTech Reklam,

Detaylı

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor!

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor! BASIN BÜLTENİ SODA Sunar Meriç Kara: A Domestic Schizophrenic Project 26 Mayıs 2010 3 Temmuz 2010 Açılış: 26 Mayıs 2010 Çarşamba / 18:30-21:00 (Basın Toplantısı: 17:00) SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

Tanıtım Toplantısı. 24 Ekim 2014

Tanıtım Toplantısı. 24 Ekim 2014 Tanıtım Toplantısı 24 Ekim 2014 Projenin Amacı Nisan da Adana da olmak. Marka Şehir : Adana Yemekleri, yetiştirdiği ünlüleri, tarihi, geleneksel ve kültürel değerleriyle tanınan Adana nın Nisan ayında

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

güzel bahçem MUTLULUĞUN EŞ ANLAMI www.meaguzelbahcem.com

güzel bahçem MUTLULUĞUN EŞ ANLAMI www.meaguzelbahcem.com güzel bahçem MUTLULUĞUN EŞ ANLAMI www.meaguzelbahcem.com Ve yine yolculuk başlıyor... Benim için her proje ekibim ile birlikte, güzeli aradığımız, heyecan verici bir yolculuk, bir arayış. Projenin gerçekleşeceğini

Detaylı

HAYATTA İMKÂNSIZ DİYE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM

HAYATTA İMKÂNSIZ DİYE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM 2009 yılı İktisat Bölümü mezunlarımızdan ve halen MTS Lojistik Inc. şirketinde İthalat Uzmanı sıfatıyla görev yapan Gözde Köksal ile bir söyleşi gerçekleştirdik. HAYATTA İMKÂNSIZ DİYE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI

Detaylı

"RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ"

RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ ANTALYA DA YAŞAYAN RUSYA FEDERASYONU VATANDAŞLARINA YÖNELİK: "RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ" Proje Düşüncesinin

Detaylı

TOPLUMA DESTEK DALINDA TÜRKİYE İKİNCİSİ SEVİM AYTEMİZ GÜLER ŞAKİRE HANIM EĞİTİM UYGULAMA OKULU VE İŞ EĞİTİM MERKEZİ İSTANBUL

TOPLUMA DESTEK DALINDA TÜRKİYE İKİNCİSİ SEVİM AYTEMİZ GÜLER ŞAKİRE HANIM EĞİTİM UYGULAMA OKULU VE İŞ EĞİTİM MERKEZİ İSTANBUL SEVİM AYTEMİZ GÜLER Sevim AYTEMİZ GÜLER, 1976 Sivas doğumlu, 2001 OMÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü mezunu, Görsel Sanatlar Öğretmeni. Mesleki deneyim kazandığım 8 yıl içerisinde hem özel

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

Birinci Medya Reklam. Markanıza Değer KATALIM. Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399

Birinci Medya Reklam. Markanıza Değer KATALIM. Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399 HABER PORTALINIZ www.kibrisgenctv.com Kıbrıs ta Birinci, Akdeniz de bir inci 90.0* 96.6 Mağusa Yeni Nesil TV - GençTVExpress Apple Ipad Online SMS EXPRESS CEP ABONE 2399 Birinci Medya Reklam Markanıza

Detaylı

İKONCAN TV PROGRAMI İKONCAN PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi

İKONCAN TV PROGRAMI İKONCAN PROGRAMI. Potansiyel Hedef Kitle. 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi İKONCAN TV PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-65 yaş A,B,C,D,E özellikle kadın genel TV. izleyicisi

Detaylı

Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları

Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Yaratıcı Metin Yazarlığı SGT 332 Seçmeli 1 2 0 2 3 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ÖNEMLİ ANLARI KAZANMAK: Her zaman doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmak.

ÖNEMLİ ANLARI KAZANMAK: Her zaman doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmak. ÖNEMLİ ANLARI KAZANMAK: Her zaman doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmak. Bugün bildiğimiz anlamıyla online olma dönemi sona erdi. Artık online olmuyoruz, online yaşıyoruz ; her zaman açığız,

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi

Detaylı

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ TANIM Haber kaynakları ile ilişki kurarak sürekli haber toplayan, gerektiğinde olayları yerinde izleyen, haberi yazılı veya sözlü olarak bağlı bulunduğu radyo veya televizyon kurumuna ileten kişidir. A-

Detaylı

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi ÇOKLU ZEKA Zekanın ne olduğu yıllarca tartışıldıktan sonra üzerinde anlaşılan bir kavrama ve sonuca ulaşıldı. Artık zekanın bir iki cümleyle özetlenemeyecek kadar karmaşık bir sistem olduğu kabul ediliyor.

Detaylı

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati GİRİŞ Yapısı ve uğraşı alanı ne olursa olsun tüm dersler, insan için ve insanlık adına sevgi, saygı, dayanışma ve rahat yaşama için

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

ÖĞRENME FAALİYETİ 16

ÖĞRENME FAALİYETİ 16 ÖĞRENME FAALİYETİ 16 AMAÇ FOTOĞRAFÇILIK ALANI Bu faaliyet sonucunda fotoğrafçılık alanındaki meslekleri tanıyabileceksiniz. A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Reklâm ve tanıtım sektörü ile bilgisayar

Detaylı

BEYAZ YAKA ÖRNEK YETENEK TESTLERİ

BEYAZ YAKA ÖRNEK YETENEK TESTLERİ BEYAZ YAKA ÖRNEK YETENEK TESTLERİ 2012 Tüm hakları PozitifIK ya aittir. İzinsiz kullanılamaz. PİK - GENEL YETENEK TESTİ Bireyin sözel, sayısal ve soyut kavramları anlama, değerlendirme ve problem çözme

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır. BEN BĐR YAŞAM KOÇUYUM 7.SEANS Koçluk ve danışmanlık Bazen öyle zamanlar olur ki danışanlarınızın koçluk hizmetinin sınırları içinde olmayan problemlerine yardım etme durumunda kalırsınız. Böyle zamanlarda

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli Abonelik: Yıllık 60 TL Posta Çeki: 666874 Banka: Denizbank IBAN TR550013400000191012400002 İş Bankası IBAN TR070006400000110950784959 Dekont karabatakdergisi@gmail.com

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar

Beşiktaş Gazetesi. Gençlere anlatacaklar Gençlere anlatacaklar BEŞİKTAŞ Belediyesi genç girişimciler için başlattığı projesi ile eğitimde çalışmalarını sürdürüyor. Genç girişimciler için düzenlenen seminer etkinliklerinde etkinliğe katılacaklara

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam SÖZCÜKTE ANLAM 1 Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam BADEM AÐACI Ýlkbahar gelmiþti. Hava bazen çok güzel oluyordu. Güneþ

Detaylı

www.yerel.tv BOSS PRP GROUP kuruluşudur.

www.yerel.tv BOSS PRP GROUP kuruluşudur. Seyretmek için nedeniniz var www.yerel.tv bir BOSS PRP GROUP kuruluşudur. Atatürk Mahallesi Turgut Özal Bulvarı Gardenya 5 Plaza Kat: 5 Ataşehir İstanbul Tel.: +90 216 455 98 44 Faks : +90 216 548 19 72

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film Her Cuma yeni bir film BEŞİKTAŞ Belediye Başkanı İsmail Ünal sinema ile ilgili yeni projesini anlattı. Ünal, "Beşiktaş ta. Sinemamızın son dönemlerde üretilen çağdaş ürünlerini artık Beşiktaş Levent Kültür

Detaylı

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com TRUSA NY CORP. 1711 Kings Highway, 2 nd Fl, Brooklyn, NY 11229 TEL 1-718-375 7904 FAX 1-718-375 7906 Amerika dan yaptığı yayınlar ile başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya ulaşan Turkishny.com, Türk- Amerikan

Detaylı