Bu Seçimler Çerkesler İçin Milat Olmalı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu Seçimler Çerkesler İçin Milat Olmalı"

Transkript

1 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Yaşasın Kadın Dayanışması Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük ve Birlik Özgecan Aslan Vahşice katledildi Çerkeslerin Özgür Sesi 5 TL MART 2015 Abonelik yenilemesi yapmayan okurlarımıza gazeteleri, Nisan ayından itibaren gönderilemeyecektir... Bu Seçimler Çerkesler İçin Milat Olmalı 2015 Türkiye Genel Seçimleri özelinde bir araya gelerek sivil bir seçim inisiyatifi kuran Çerkesler, Talep ve İlkeler doğrultusunda çağrıda bulundu Yeni Türkiye nin yeni güvenlik yasalarıyla, herkesin olağan şüpheli haline geldiği, bireysel hak ve hürriyetlerin tehdit altına girdiği, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün neredeyse darbe dönemlerine eşdeğer oranda baskı altına alındığı bir siyasi iklimde, yeni bir seçim dönemine giriyoruz. Eğer öne alınmazsa 2015 yılı Haziran ayında önümüze bir sandık konarak, dayatılan aday ve partileri seçmemiz istenecek. 12 Eylül askeri cuntasının mirası %10 seçim barajı ile temsiliyette adaletin tırpanlandığı; parti liderinin milletvekili adaylarını belirlemede tek seçici olduğu, halkın kendi temsilcilerini aday gösteremediği, anti-demokratik bir seçim ve partiler yasasının gölgesinde oy kullanacağız. Ve bir kez daha kimi kanaat önderlerimiz, kimi örgütlenmelerimiz ilkeler ve talepler çerçevesinde değil; siyasi eğilimlerine, yakınlık derecelerine, politik hesaplarına ya da çıkar ilişkilerine göre, açıktan ya da dolaylı bazı adaylara destek isteyecekler. Veya, yine ilkeler toptan çöpe gönderilip Bütün Çerkes adaylara destek verelim demeye devam edecekler. Tam da bu noktada, Türkiye de 17 kez genel seçim yapıldığını, bütün seçimlerde bir veya daha fazla sayıda seçilmiş Çerkes adayın olduğunu ve bu adayların kendi kimlik ve kültürleriyle, ulusal sorunlarıyla ilgili nasıl bir performans gösterdiklerini hatırlamakta yarar var. Oysa artık, kimliğiyle, kültürüyle ve diliyle varlık-yokluk savaşı veren Çerkeslerin, Meclis te Çerkes kimliği ile kendisini temsil edecek vekillere, siyasi denklem içinde es geçilemeyecek bir baskı unsuru olabilmek için güçlü bir toplumsal ses olmaya ihtiyacı var. Açık ki; kendi içine kapanmış, erimekte olan kimlik bilincini denge politikalarıyla tehlikeye atmış ve başarısız olmuş yöntemler yerine, demokratik taleplerimizi ancak benzer kimlik sorunları yaşayan halklarla dayanışma ve işbirliği içinde yükseltebilir, güçlü bir ses çıkarabiliriz. Peki Bu Koşullar Altında Sandık Başına Giderken, Çerkeslerin Ölçütü Ne Olacak, Ne Olmalı? Dolayısıyla, icazetsiz, minnetsiz ve diyet borcu olmayan bağımsız bir duruşla; kimlik mücadelesinin gereklerini yerine getirebilecek adaylarda ısrarlı olmalı, hatta bu seçimleri kendimiz için bir milat sayarak kendi adayımızı çıkartmak için mücadele etmeliyiz. Yani bu kritik soruya yanıtın; Çerkes halkının kimlik ve kültürüne sahip çıkmadaki kararlılığı kadar, bu kararlılık çerçevesinde oluşmuş İlkeler ve Talepler Manifestosu yla verilebileceğini düşünüyoruz. Şubat sayımızda CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof Dr. Mehmet Bekaroğlu ile, Mart sayımızda da HDP Genel Başkanıı Selahattin Demirtaş la Çerkesler ve seçimler konusunda söyleşi yapmıştık. AKP den aynı kapsamda talep edilen söyleşi talebine ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir olumlu yanıt gelmedi. Talebimizi AKP grup danışmanı İrem Sarp a, Medya ve tanıtımdan sorumlu genel başkan yardımcısı Beşir Atalay ın sekreteryasından Emine Acar a ve Başbakanlık basın koordinasyon merkezinden Ahmet Arslan a ilettik. Hiçbir birim talebimizi reddetmemesine rağmen, bugüne kadar gerekli koordinasyonu sağlayıp olumlu bir yanıt verememiştir. En son AKP Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay ın bürosu, bakanın arayacağını belirtmiştir. Beklemedeyiz. S 5 Süreç Adım Attı AKP Hükümeti Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Aydemir toplantısının sonucunda birlikte yapılan açıklama, uzun bir aradan sonra önemli bir adımın atıldığının işareti. Öcalan ın PKK yı bahar aylarında silahsızlanma için olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum açıklamasını okuyan Sırrı Süreyya Önder, Hem gerçek bir demokrasinin hem de büyük barışımızın temel omurgasını teşkil edecek olgusal başlıkları açıklaması ile 10 maddeyi sıraladı: 1. Demokratik siyaset; tanımı ve içeriği. 2. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması. 3. Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri. 4. Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklar. 5. Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları. 6. Çözüm sürecinde demokrasi-güvenlik ilişkisinin kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması. 7. Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri. 8. Kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi. 9. Demokratik Cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması. 10. Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleşleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa. Toplumsal Sözleşme Y O R U M S U Z Türkiye Cumhuriyeti Rojava Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;... Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve Yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIY- LA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFIN- DAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için. Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları; Kürtler, Araplar, Süryaniler (Asuri ve Arami), Türkmenler ve Çeçenler olarak bu sözleşmeyi kabul ediyoruz. Putin in korkulu rüyasına infaz Çeçenya nın kayıp oğulları Yakov Gordin: Rusya soykırım gerçeğini çoktan tanımalıydı 21 Şubat Dünya Anadil Günü kutlandı Moda devi Hermes ten Çerkes desenleri DİZİ YAZI Vladimir Putin karşıtı söylemleriyle tanınan muhalif lider Boris Nemtsov, 27 Şubat gecesi Moskova da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ukrayna daki savaşa karşı çıkan Nemstov, tehdit mektupları aldığını açıklamış ve Putin beni öldürecek demişti. S 3 S 6-7 S 8 S 15 Umut Yolcuları 3. Bölüm S Turabi Saltık Yaşar Güven Mefewud Nartan Mansur Balcı (Bağtır) Edadil Açba Yağan Ümit Enver Sağlam Ferhat Kentel Ferhat Kentel gazetemizde yazmaya başladı. Jıneps e hoş geldin Kentel S 13 Jiy Zafer Süren Alaattin Bayram Canberk Apiş Çetaw Nart Neriman Tekin İnci Hekimoğlu Aydan Çelik Oubykh Nal İzinde

2 2 TOPLUM Mart 2015 Erdoğan Boz Kafkasya ya girmekte ısrarlı Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezi, 25 Kasım 2014 tarihinde bir konferansa katılmak için gitiği Rusya ya girişine izin verilmeyen Ankara Çerkes Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Boz un başvurusunu yayınladı. İnsan Hakları Merkezi, bilimsel bir toplantıya katılmak üzere gittiği anavatanına alınmayan Erdoğan Boz un yaşadıklarını şu ifadelerle hatırlatıyor: 25 Kasım 2014 de Türkiye vatandaşı Çerkes Gut Erdoğan a (Erdoğan Boz) Rusya ya girme izni verilmedi. Antropolog, bilim adamı Gut Erdoğan Karaçay-Çerkes e, Çerkes folklorist Mihail Mijayev anısına düzenlenen konferansa katılmak için gidiyordu. Gut, Rusya da sıkça bulundu(*) ve Çerkes cumhuriyetleri sanat ve bilim çevrelerince, Çerkes dili, kültürünün korunması ve yeniden canlanması, Çerkes diasporası ile anavatan arasında her türlü ilişkilerin sağlamlaşması konusunda tutarlı bir savunucu olarak tanınıyor. Bu yüzden Rusya dan sınır dışı edilmesi hem Çerkes diasporasının yaşadığı ülkelerde hem de Kuzey Kafkasya da öfkeye neden oldu. Erdoğan, Rusya ya geleneksel bağlılığı ile tanınan ve tüm faaliyetlerinde Rusya nın menfaatlerini göz önünde bulunduran Türkiye deki Çerkes sivil örgütü KAFFED i temsil ediyor. (**) Erdoğan Gut, kısa bir süre önce Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri yöneticilerine, Çerkes milli organizasyonlarına ve Rusya insan hakları örgütlerine, tarihi vatanını ziyaret hakkının yeniden kendisine verilmesi konusunda yardım talebi ile başvuruda bulundu. Erdoğan Boz un Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezine Rusça ve Adıgece yaptığı başvurusu şöyle: Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezi Başkanı Valeri Hatıjukov a, Kasım 2014 de Karaçay-Çerkes te, Nijni Arhız kasabasında, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı bünyesindeki Rusya Çerkesleri Milli Kültürel Özerkliği örgütü tarafından organize edilen Çerkes folklorü, dili ve kültürünün korunması sorunları konferansına Türkiye Çerkesleri Sözlü Kültüründe Yanlış Halk Etimolojisi konulu bir tebliğ sunmak üzere davet edildim. 25 Kasım 03:00 da İstanbul-Minvodi seferi ile uçtum. Havaalanında pasaport kontrolde bana, Rusya Federasyonuna giremeyeceğim söylendi. Sebebini öğrenmek istediğimde, Türkiye deki Büyükelçilikte her şeyin izah edileceği açıklamasında bulundular. Bir kağıda tarihini yazarak bu tarihe kadar Rusya Federasyonuna giremeyeceğimi anlattılar. Ardından bir güvenlik görevlisi parmak izimi aldı, iki gün beni bir odada kilitli tuttular. 27 Kasım :00 da İstanbul seferini yapan bir uçakla Türkiye ye gönderildim. Giriş yasağıyla ilgili hazırlanan belgenin kopyasını almayı başaramadığım gibi, Rusya Federasyonuna girişimin neden yasaklandığını da öğrenemedim. Türkiye ye dönünce Ankara daki Rusya Büyükelçiliğe olayın sebebini öğrenmek için başvurdum, ancak bana bilgi sahibi olmadıklarını söylediler. Yazılı bir cevap vermelerini talep ettim, ret cevabı aldım. Yaşananlara bağlı olarak sizden, girişimin neden yasaklandığını öğrenme ve Rusya Federasyonuna giriş hakkımı yeniden kazanma konusunda yardımcı olmanızı rica ediyorum. * Erdoğan Boz bu olaydan önde Kafkasya ya sadece bir defa gitti. * *Erdoğan Boz KAFFED i temsil eder bir görevde bulunmuyor. Sadece KAFFED e bağlı AÇD (Ankara Çerkes Derneği) YK üyesi. Siyasi bir bilmece İnsan hakları savunucuları, Erdoğan Boz un Rusya ya giriş yasağının siyasi olduğunu düşünüyor. Sivil Dayanışma Komitesi Başkanı Svetlana Gannuşkina, Boz un Rusya ya kısa süreli giriş yasağını, siyasi nedenlerle ilgili giriş yasağı sürelerinin daha uzun olması nedeniyle tuhaf bulduğunu belirtti. Gannuşkina Bu çok tuhaf, çünkü yasaklar normalde daha uzun süreli. Şu anda Rusya da, kesinlikle anlaşılamaz bir şekilde kişiler hakkında giriş yasağı koyabilecek dokuz farklı bakanlık ve müdürlük var dedi. Rusya nın siyasi nedenli giriş yasağını bu yıla kadar muhatabına açıklamadığını, ancak bu uygulamaya tarihli düzenleme ile son verildiğini belirten Gannuşkina, Erdoğan Boz un 2014 deki giriş yasağının nedenleri hakkında ilgili organa başvurduğu takdirde, cevap alma ihtimali olduğunu ifade etti. Gannuşkina son zamanlarda kendilerine bu konuyla ilgili herhangi bir şikayet gelmediğini de sözlerine ekledi. (ajanskafkas) Sakarya Abhaz Derneği kuruluş yıldönümünü kutladı İKKD de söyleşi Sakarya Abhaz Derneği nin (SAD) kuruluşunun 1. yıldönümü; Serdivan Belediyesi Kültür ve Kongre Salonu nda düzenlenen dillere destan muhteşem bir gece ile gerçekleşti. Kurulduğu itibariyle 1 yıl içinde 1800 üyesiyle Sakarya nın önemli sivil toplum kuruluşlarının başında gelen ve Türkiye deki Abhaz Diasporası nın en yoğun olarak yaşadığı Sakarya da kurulan dernek, gecede aynı zamanda 21 Şubat Dünya Anadilini de kutladı. Abhaz Derneği Genel Sekreteri Zeynep Can ile Beslan Abgadzhava nın sunuculuğunu üstlendiği ve SAD Başkanı Oral Kobaş ın ev sahipliğini yaptığı geceye; Abhazya Demografya (Geri Dönüşüm Komitesi) Başkanı Hırıps Capua, Abhazya Cumhuriyeti nin tam Yetkili Türkiye Temsilcisi İnar Gitsba, Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Cengiz Koç, Sakarya Vali Yardımcısı Abdul Rauf Ulusoy, Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan, Sakarya İl Emniyet Müdürü Osman Babadağı, AK Parti Sakarya İl Başkanı Fevzi Kılıç, Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, SESOB Başkanı Hasan Alişan, SAT- SO Başkan Yardımcısı Orhan Yılgenci ve Günay Güneş, Abhaz Dernekleri Federasyonu Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Atilla Sağım, İstanbul Abhaz Derneği Başkanı Hakan Ander, Bursa Abhaz Derneği Başkanı Yılmaz Marşan, Ankara Abhaz Derneği Başkanı Necdet Akoğlu ile çok sayıda davetli katıldı. Abhazya Cumhuriyeti nin tam Yetkili Türkiye Temsilcisi İnar Gitsba konuşmasında, Abhaz Diasporası temsilcilerine, tarihi vatanları Abhazya ile daha fazla iletişimde bulunmaları çağrısında bulunarak, Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Vyacheslav Chirikba nın Sakarya ya yolladığı kutlama mesajını da okudu. Abhazya Devlet Geriye Dönüş Komitesi Başkanı Hrips Djopua ise SAD ın yıldönümünü kutlayarak, özellikle Sakarya da yapılan dil ve dans çalışmalarındaki başarılarını tebrik etti. Türkiye içerisinde Abhaz ların en yoğun yaşadığı şehir ise Sakarya olduğunu ifade eden Dernek Başkanı Oral Kobaş ise, Sakarya nın aynı zamanda, Abhaz kültürünün ve Abhaz dilinin en yoğun yaşatıldığı Abhaz Diasporasının en etkin merkezi olduğunu vurguladı. Baro Başkanı Zafer Kazan ise kültürün önemine değindi. SAD ın kuruluşundan itibaren geçen 1 yıl içinde yapılan çalışmalar slayt gösterisi ile anlatıldı. Eğitmenliğini Şamha Zerrin Kobaş ın yaptığı Wohayra Mızıka Grubu kısa kısa dinletilerini sundu. Abhaz Şair Adleyba Cihat ile minik şairler Tuana Avrusıpha ve Sude Gücgeripha; Ana Dil ile ilgili şiirler okudu. Abhazya dan Sakarya ya gelen dil hocası Oksana Tarıpha eğitmenliğinde kursa katılan SAD Dil Kursu öğrencileri, öğrendiği Abazaca cümleleri davetlilere sundu. Abhazya dan Sakarya ya eğitim görmeye gelen SAÜ öğrencisi Miramza Cıkotua şiir okudu. Abhazya dan Sakarya ya gelen Abhaz Devlet Sanatçısı David Tarba tarafından 3 ay önce kurulan ve bu gösteri için çok kısa bir zamanda hazırlanan Sakarya Şaratın Ekibi, dans gösterisi sundu. Program sonunda ise SAD Yönetim Kurulu, Yürütme Kurulu ve öğrenciler, sahneye çıkarak, hep bir ağızdan Ayaayra şarkısını seslendirdi. Program; yapılan Abaza oyunları ve Avraşa dan oluşan düğün gösterisi ile sona erdi. Haber: Levent Candan İstanbul Kafkas Kültür Derneği nin düzenlediği Kimlik Bilinci ve Çerkes Kimliği başlıklı söyleşi, 7 Şubat ta gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ayhan Kaya (İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü) ve Dr. Setenay Nil Doğan (Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Öğretim Üyesi) tarafından yapılan sunumların yer aldığı söyleşinin moderatörlüğünü Ümit Dinçer yaptı. Prof. Dr. Ayhan Kaya: Kimlik Bilinci, Çerkes Kimliği Evrensellik ve Yerellik Arasında Diasporik Kimliklerin Oluşumu: Çerkes Kimliğinin Bileşenleri ve Dr. Setenay Nil Doğan: Bir Diaspora Anlatısı: Türkiye deki Çerkesler konularında konuştu. Silivri Kuzey Kafkas Derneği Aşağıdemirci Çerkesleri Adıge Khase de buluştu Silivri Kuzey Kafkas Derneği nde halk dansları çalışmalarının yanı sıra akerdoen kursu da başlatıldı. Biga nın Aşağıdemirci köyü Çerkesleri, 14 Şubat akşamı, Gaziosmanpaşa Küçükköy deki Adıge Khase Çerkes Derneği Lokali nde buluştu. Buluşma organizasyonunun her yıl tekrarlanarak gelenekselleşmesi konusunda fikir birliğine varan Aşağıdemircililer, şelame ve Çerkes peyniri eşliğinde sohbet edip hasret giderdiler. Uzunyayla Yeniyapan köyünden Adza Remzi Pak ın eşi, İKKD koordinatörlüğünü yürüten Adza Sibel Pak ın annesi, Uzunyayla Demirboğa köyünden Xopşuxların kızı Münüre Pak (KUZU NENE) hayata veda etti. Ailesi, yakınları ve sevenlerine sabır diliyoruz. TARİHTE BU AY 08 Mart Kadınlar Günü 14 Mart Adıge Dili Günü 21 Mart Newroz/Nevruz Bayramı 21 Mart Dünya Irk Ayrımı ile Mücadele Günü 23 Mart Çerkes takviminde yeni yıl 25 Mart 1382 Mısır Çerkes Memluk Devletinin kurulması 24 Mart 1789 Rusların Anapa ya saldırısı 01 Mart 1811 Kavalalı Mehmet Ali Paşa nın hile ile Kahire de Çerkes beylerini öldürtmesi 14 Mart 1853 İlk Adıge alfabesinin Bersey Wumar tarafından Tiflis te yayımlanması 04 Mart1921 Abhazya Cumhuriyeti nin kurulması 08 Mart 1922 Yazar Hadağatle Asker in doğumu 04 Mart 1936 Mısır Çerkes Kardeşler Cemiyeti Başkanı Abdülhamit Huştoko nun vefatı 24 Mart 1941 Prof Aziz Meker in vefatı 08 Mart 1944 Balkarların Sibirya ya sürgün edilmesi 17 Mart 1944 Kuzey Kafkasya Kurtuluş Savaşı na katılan Albay Süleyman İzzet Tsey in vefatı 26 Mart 1961 Kuzey Kafkasya Milli Merkezi Başkanı Prof. Ahmet Nabi Magoma nın Münih te vefatı 08 Mart 2005 Çeçenya Devlet Başkanı Aslan Mashadov un öldürülmesi 04 Mart 2010 Abhazya nın ilk lideri Ardzınba nın vefatı JINEPS Kahramanmaraş Akifiye Köyün den, İzmir Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü üyesi Berzeg Dürdane Seringeç Vefat etmiştir. Ailesi, yakınları ve sevenlerine sabır diliyoruz. JINEPS

3 Mart 2015 KAFKASYA 3 Çeçenya nın kayıp oğulları Yok oluşun eşiğinde Havalar soğumaya başladığında, Liza Mazhayeva günlük işleriyle meşguldü. Kırık dökük çatı ve pencereleri olan viran evini temiz tutmak için elinden gelenin en iyisini yaparken bir yandan da dört çocuğu, iki torunu ve hasta kocası için yemek yapıyordu. Liza nın hayatı, Çeçenya Cumhuriyeti nin başkenti Grozni deki diğer itaatkar ve dindar binlerce kadından biraz farklıydı. Geçen hafta bana, Çocuklarım hayatlarında çok mutluluk görmediler. Onlar için savaş hiç bitmedi dedi. Evinin küçük salonunda konuştuk onunla, aynı odada 18 yaşındaki küçük oğlu İbrahim bir oyuncak timsahla Liza nın torunlarını eğlendiriyordu. Çocuklarım Çeçenya ya karşı yürütülen savaşta yetiştiler ve şimdi de Çeçen polisi, ne zaman dışarı çıksalar onlara savaş açıyor diyor. Geçtiğimiz Kasım ayında İbrahim ne zaman gitse camiye gitse ya da arkadaşlarıyla takılsa her seferinde gözaltına alınmıştı, arkadaşlarının çoğu aşırıcılık şüphesiyle izlenenler listesindeydi. Ama daha büyük sorunları da olmuştu sonlarına doğru, Greko-Romen güreş hayranı olan 22 yaşındaki büyük oğlu Sayid le ürkütücü bir telefon görüşmesi yapmıştı. Oğlunun o yılın başından beri iş için Türkiye de olduğunu sanıyordu ama o kış gününde güçlükle duyduğu oğlunun kısık sesiyle söylediklerinin ardından gerçeği anlamıştı. Oğlu, Anne seni Suriye den arıyorum. Eve dönmek istiyorum. Lütfen bana yardım et demişti. Nasıl olmuşsa oğlu, Türkiye den Suriye ye gitmiş ve Işid e katılmış. Kendisini yavrusu yaralanmış bir kurt gibi hisseden Liza, arkadaşlarından borç almış ve Grozni-İstanbul uçağı için bilet almış. Kendi kendine Neden Suriye? diye soruyormuş. Sayid in geçmişini düşünmüş ve oğlunu raydan çıkaran şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmış. Anılarında özellikle bir gün öne çıkmış: Eylül 2011 e ait bir gün. O zaman 18 yaşında olan Sayid, ikindi namazı için mahalle camisine giderken, Liza nın 7 yaşındaki oğlu Anne, hemen dışarı gel, bahçede bir sürü asker var diye bağırmış. Hızla dışarı çıkan Liza birkaç adamın Sayid in kollarını bükmeye çalıştığını görmüş, oğlunu rahat bırakmalarını istemiş. Ama adamlar Sayid in suçlu olduğunu, bir arkadaşına yolladığı mesajda yasaklanmış birşey yazdığını söylemişler. Adamlar oğlunu polis arabasına tıkmaya çalışırlarken Sayid ellerinden kurtulmuş ve kaçmış, yakınlardaki bir kulübede saklanmış. Liza bayılmış. Liza, Sanırım, o günden sonra karakteri değişmeye başladı. Artık çok daha çabuk sinirleniyordu ve polis şiddetine müsamaha göstermeyen fevri bir insan olmuştu diyor. Liza tüm bunlardan sonra nihayet 2014 ün ilk aylarında oğluyla Türkiye de buluştuğunda, Sayid tüm nedenleri açıklamış. İnternette Beşar Esad rejiminin çocuk kurbanlarını görmüş. Gözü dönmüş ve Allah adına, öldürülen çocukların öcünü almaya karar vermiş. Daha önce Işid e katılmış olan Çeçenlerle irtibat kurması çok zaman almamış. Savaşın mahvettiği ülkeye 2013 yazında gitmiş ve dört ay kalmış. Karısı ve yeni doğmuş bebeği bu süre zarfında Türkiye de imiş. Ama Sayid Suriye de tanık olduğu şeylerden hoşlanmamış. Liza, Işid in kötü olduğunu düşünmüş diyor. O ara Sayid in çocuğu hastalanmış. Türkiye ye dönüp karısı ve çocuğuyla olması gerektiği konusunda cihatçıları bir şekilde ikna etmiş. Liza, Işid tarafından pasaportuna el konulan oğlunun seyahati için yeni belgeler alabilmeyi başarmış ve onu evine getirmiş. Halihazırdaki Rusya yasaları Işid i bırakıp geri dönenlerin polise teslim olmasını gerektirdiğinden Sayid de teslim olmuş. Şu anda iki yıllık cezasını çekmek için hapishanede. Sayid in avukatı Zaurbek Sadakhanov, davanın ve hükmün tamamen yasadışı olduğunu söylüyor. Sayid e isnat edilen suçun dayandırıldığı kanun maddesinin yasadışı örgütlere katılmayı yasakladığını ama ülke dışındaki aktiviteleri içermediğini belirten Sadakhanov, Onu dava etmek için mahkemenin yasal dayanakları yoktu, çünkü Rusya da böylesi vakaları kapsayan bir yasa mevzuatı yok diyor. Böylesi yasadışı yöntemler alışılmadık bir durum değil. Rusların cihada katıldığının farkına varan Rusya nın güvenlik güçleri, böylesi durumlarda acımasız ve yasadışı önlemler almak konusunda zaten hiçbir zaman çekingen olmamıştı. Liza şu aralar en azından Sayid in hayatından endişe duymuyor. Cezaevinde daha emniyette diyor. Ama diğer oğullarının evde duracağından nasıl emin olabilecek? Fransa ya da Ukrayna da bir suça karışmalarına varabilir mi bu gidiş? Esad la Allah adına savaşma ihtimali bir başka oğlunun aklını çelebilir mi? Gözünde yaşlarla, bunun olası olduğunu itiraf ediyor. Çünkü vatanlarında kayıp ve tehlikeli ler. Yerel polis tarafından işkence görüyor, Rusya nın korkutucu Hainler buluşması İnguşetya nın önce gelen sivil toplum örgütlerinden Mehk- Khel, Jirinovski ile Yevkurov buluşmasını hainlerin buluşması olarak niteledi. Kafkasya karşıtı ırkçı açıklamalarıyla tanınan Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski 3 Şubat ta Moskova daki İnguşetya Cumhuriyeti temsilciliğinde İnguşetya Devlet Başkanı Yunusbek ile görüştü ve daha önceki açıklamalarından dolayı İnguş halkından ve bütün Kafkasyalılardan özür diledi. Mehk-Khel, hainlerin buluşması olarak nitelediği görüşmeyle ilgili yayınladığı bildiride şu ifadelere yer verdi: İktidarın, aklındaki şeyleri ilk onun ağzından piyasaya sokmakta kullandığı, siyasetin emsalsiz artisti, ortada hiçbir neden yokken birden İnguş halkından özür dilemek istedi... Görülen o ki Jirinovski, geç de olsa Kafkasya seçmenini kaybettiğini anladı. Seçimler ise uzak değil. Üstelik, İnguşetya da bu parti için kimsenin oy kullanmayacağına emin. Ve bizim sahte vatanseverlerimiz için yarın, hangi büyük cümbüşün ardından Rusya Liberal Demokrat Parti temsilcilerinin İnguşetya parlamentosunda birden ortaya çıktıklarını izah etmek her halükarda zor olacaktır. Jirinovski nin partisinin, ırkçı ifadelerine rağmen İnguşetya da teşkilatı bulunmasına izin verildiğini, ancak kimse bu yapı içinde yer almak istemeyeceği için yaklaşık bin kişinin kendilerinden habersiz üye yapıldığını kaydeden Mehk-Khel, Tüm çabalarımıza rağmen henüz üye listesini elde edemedik. Kandırıldık Suriye deki savaşa katılıp sonrasında bazı gerçekleri görerek geri dönen Çeçenlerin anlattıklarında birçok ortak yan var. Esad güçlerinin Sünni kadın ve çocukları katlettiğini anlatan kurgulanmış sahte videolardan etkilenmişler. 25 yaşındaki Magomed S., internette seyrettiği görüntülerden çok etkilendiğini belirterek, Videodaki görüntülere hiç kimse kayıtsız kalamazdı. Gidip yardım etmek istedim diyor. Ailesine, Mısır da çalışacağını söyleyerek Suriye ye gitmiş. Birkaç ayın ardından videoda seyrettiklerinin gerçekle ilgisi olmadığını farketmiş. Magomed, Evet, orada bir inanç ya da ideal uğruna savaşanlar var ama kameraların önünde boğaz kesmek cihad değildir. Orada yaşadığım beş aylık süreçte acı çeken kadınlar ya da açlıktan ölen çocuklar da görmedim. Videoda seyrettiklerimle orada gördüklerim Rusya Liberal Demokrat Partisi nin İnguşetya bölge şube başkanı eğer İnguşetya da var olma hakkına sahip olduğuna inanıyorsa üye listesini yayınlasın. Bir hafta sonra bu listeden geriye kaç kişinin kalacağına bakarız. Onlar yayınlamayacak ama biz er ya da geç üye listesini bulacağız diyor. Partinin İnguşetya şubesi eski başkanının, Jirinovski yanlısı olmadığı ve Yevkurov un farklıydı diyor. Işid in Amerika ya karşı savaştığını ama aynı zamanda petrol sattığını duyduğunda, birilerinin çıkarları ve kazancı için hiç kimsenin ölmemesi gerektiğini düşünmüş. 22 yaşındaki Ahmed B. de Suriye hükümetinin sivillere saldırdığına dair görüntülerin yer aldığı videolardan etkilenmiş. Ahmed, Temmuz 2014 te Türkiye ye gelmiş ve oradan Suriye ye geçmiş. Bir süre sonra yanıldığını anlamış ve Suriye den ayrılmaya karar vermiş. Kimin kiminle ve ne için savaştığı bile belirsizdi, birilerinin çıkarları için kullanıldık diyen Ahmed, propaganda videolarının Amerikalı savaş sponsorları tarafından hazırlandığına inanıyor ve ekliyor: Videolarda insanların sadece Müslüman oldukları için öldürüldüğü gibi bir imaj oluşturuluyor ama gerçekler başka. (rferl. org) ve kanunsuz güvenlik güçleri tarafından takip ediliyorlar. Salonun duvarında Hazreti Muhammed in ümmetiyiz yazılı bir poster asılı. Mazhayeva nın iddiasına göre, FSB ajanları 2011 de Sayid i işe almak istemişler. İşbirliği yapması karşılığında üniversite eğitimi alma fırsatı teklif etmişler. Liza, Muhbir olmayı ret etti. O kabul etse de biz izin vermezdik diyor. 19 Ocak günü gerçekleşen buluşmamızın öncesinde Liza ve ailesi, Muammed Peygamber i tasvir eden Charlie Hebdo karikatürlerine karşı kızgınlıklarını ifade etmek için kitlesel bir yürüyüşe katılmışlardı. O gün Çeçenya nın tümü seferber olmuş gibiydi. Ülkenin farklı yerlerinden gelen binlerce vatandaş peygambere duydukları sevgiyi göstermek için Grozni caddelerinde yürümüştü. Muhammed i seviyoruz başlıklı protesto, ülkenin başkanı Ramzan Kadirov ve itaatkarları tarafından düzenlenmişti. Liza ve oğullarına yardımcı olan insan hakları aktivisti Heda Saratova, Liza nın öyküsünün çok bilindik ve tanıdık olduğunu belirterek, Her iki Çeçen anneden biri Mazhayeva ile aynı durumda diyor. Suriye ye giden Çeçen gençlerden 280 inin öyküsünü biliyoruz. Birçoğu sebepli ya da sebepsiz olarak polis tarafından taciz edilmiş, bu durum da gidip savaşmalarını hız vermiş diyor. Saratova, cihat savaşı hayali kuran işsiz gençlere yardım etmek için Çeçenya nın uzun vadeli bir plan yapması gerektiğine inanıyor. İnançları ve İslam ı aşağılayanlara duydukları nefret için bir araya gelebilseler de işsizlik ve sosyal haklar sözkonusu olduğunda çok farklı şekilde bölünmeler içine girebiliyor Çeçenler. Ve belki de bu durum, Çeçenya nın gençliğini yabancı bir savaşta anlam aramaya itiyor. (foreignpolicy.com) Çeviri: Serap Canbek talimatıyla bu görevi üstlendiği itirafını da hatırlatan Mehk-Khel, İnguş halkına şöyle sesleniyor: Sahtekarların bir kez daha seçimlerde sizi kandırmasına izin vermeyin. Jirinovskiler ve Hodorkovskiler hiç bir zaman bizim dostlarımız olamazlar. Liberal Demokrat Partinin İnguşetya da işi olamaz. Halkımızın bu partiden meclise girecek vekillere ihtiyacı yok. (ajanskafkas) 21 Şubat ta tüm dünya Anadil Günü nü kutladı. 50 yıl önce, 21 Şubat günü, anadilleri Bengalcenin resmi dil olarak tanınması talebiyle gösteri yapan öğrenciler, polis güçleri tarafından öldürülmüştü yılında UNES- CO Genel Konferansı, 1999 yılında, dil çeşitliliğinin korunması amacıyla 21 Şubat ı anadil günü olarak kabul etti. UNESCO uzmanlarının tahminlerine göre, dünyadaki altı bin civarındaki dilin yarısı yakın bir gelecekte yok olacak. 21 Şubat tüm dünyada Anadil Günü olarak kutlanıyor. Yarım yüzyıl önce bugün Bangladeş te polisler, anadilleri Bengalcenin resmi dil olarak tanınması için gösteri yapan üniversite öğrencilerini vurmuştu da UNESCO Genel Konferansı bu tarihi Anadil Günü olarak seçti. UNESCO uzmanlarının hesaplamalarına göre, dünyadaki yaklaşık altı bine yakın dilin yarısı yakın zamanda son konuşanlarıyla birlikte ölecek. Yok olma tehlikesi altındaki diller, çoğunlukla dil çeşitliğinin fazla olduğu bölgelerde yer alıyor, bu bölgelerden biri de Kuzey Kafkasya... Sadece Dağıstan da bile 25 dil tehlike altında. Kültürel miras kaygısı eğitim sistemini de etkilemiş: Dağıstan okullarında 14 dil öğretiliyor. İnguşetya da İnguş dil ve edebiyatına çok önem veriyor. KISA... KISA... KISA... Abhazya, Ankara da ticari temsilcilik açacak Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Viyaçeslav Çirikba başkanlığındaki heyet, Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Tam Yetkili Temsilcisi İnar Gitsba nın da katılılmıyla Şubat 2015 tarihleri arasında Türkiye de siyaset ve iş dünyasından önemli isimlerle bir dizi temasta bulundu. Türk işadamları Abhazya daki turizm, tarım ve enerji sektörlerindeki yatırım olanakları ile Trans Kafkasya Demiryolu, Abhazya-Kuzey Kafkasya Otoyolu projeleri ile yakından ilgilenirken hiç şüphesiz sonuçları itibariyle en önemli toplantı Abhaz Dışişleri Bakanı Viyeçeslav Çirikba ve Türkiye nin iktidardaki partisi AKP nin uluslararası ilişkiler temsilcisi ve genel başkan yardımcısı Yasin Aktay arasında gerçekleşen görüşme oldu. Bu toplantıda Abhaz tarafı, Abhaz pasaportunun Türkiye tarafından tanınması, Abhazya-Türkiye arasında denizden yolcu taşınmacılığının yeniden başlaması ve Abhazya ya Türkiye den yatırım yapılmasının teşviki gibi konuları masaya getirdi. Yapılan müzakereler neticesinde Abhaz-Türk ilişkilerinde pozitif bir adım atılması ve bu bağlamda Abhazya nın tıpkı Tayvan gibi (Türkiye onu da tanımıyor) Ankara da ticari bir temsilcilik açması noktasında prensipte fikir birliğine varıldı. Reklam tabelaları Abhazca olacak Sohum Belediyesi yöneticilerinden Kristina Gvingiya nın verdiği bilgiye göre Sohum daki tüm reklam tabelaları Reklam ve Resmi Dil kanunlarına uygun olarak Abhazcaya çerilecek. Hvingiya şu anda kanuna uygun olarak Abhazca olan reklam tabelalarının, toplam reklamların beşte birini bulmadığını söyledi. Konu ile ilgili görüş açıklayan Abhazca öğretmeni Nona Thuazba ise Abhazca-Rusça olan tabelalarda bile Rusça ibarenin yazımına özenildiğini, Abhazca ibarelerin genelde dilbilgisi kurallarına aykırı yazıldığını, bunun da önemli bir sorun olduğunu belirtti. ABD, vize kısıtlamalarını kaldırdı Abhazya Dışişleri Bakanı Viyaçeslav Çirikba, Sohum da düzenlediği basın toplantısında Abhazya vatandaşlarına uygulanan vize kısıtlamaları ve Abhazya da düzenlenen resmi belgelerin tanınması konularında önemli açıklamalarda bulundu. Abhaz Dışişleri Bakanı, ABD nin, Sohum daki Rusya Elçiliği nden Rusya Federasyonu pasaportu alan Abhazya vatandaşlarına uyguladığı tüm vize kısıtlamalarını kaldırdığını, buna karşın AB ülkelerinden Almanya, Fransa, Belçika ve İtalya ile vize sorunun hala sürdüğünü açıkladı. Çirikba ayrıca Brüksel de Abhazya da düzenlenen eğitim sertifikalarının ve doğum, ölüm, evlenme belgelerinin tanınması hususunun da tartışıldığını, bu konuda Haziran ayında Cenevre de bir bilgilendirme toplantısı yapılacağını söyledi. Çirikba sözlerini bitirirken, uzmanlar söz konusu sorunları çözmek için kendi görüşlerini ifade edecektir. Kuzey Kıbrıs ve Tayvan da olduğu gibi bu tür sorunları gidermek için uluslararası bir deneyim var. Biz vatandaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz. Eş başkanların gösterdiği ilgi önemlidir. Başarı mümkün diye konuştu. Soçi-Nazran-Derbent hattında Kafkasya turu Nisan ayı sonunda ulaşıma açılacak olan Soçi-Nazran-Derbent demiryolu hattı, Kafkasya turu yapmak isteyen turistler için benzersiz bir fırsat olacak. İnguşetya Cumhurbaşkanı Yunus-Bek Yevkurov, anadilin önemini şu sözlerle belirtti: Anadil, nesilden nesile geçen bir ödüldür, ulusal karakterin felsefesini ve kültürünü şekillendiren de anadildir. Kuzey Osetya da hem Rusça ve anadilde eğitim veren anaokulları açılmış. Çocuğu anaokulda eğitim gören Zalina Chegaeva, çocuğunun anadilini öğrenmesini çok istediğini belirterek, Ne yazık ki çocuklarımızı Osetçe bilmiyor ve öğrenmek için çaba da göstermiyorlar. Şehirli Oset aileler Rusça konuşuyor, okullarda da Rusça eğitim veriliyor. Dilin kaybolmasına izin vermemeli aksine güçlendirmeliyiz dedi. Okul öncesi öğrencilere Osetçe öğretilmesi ile ilgili müfredatın fikir babası, Kuzey Osetya Devlet Üniversitesi Araştırma Geliştirme bölümü ikinci başkanı Tamerlan Kambolov, Milletimizin geleceği için hepimiz sorumluluk almalıyız. Dil geliştirilmezse geleceğimiz de olmaz dedi. Bilim insanları, dillerin yok olma sürecinin hızladığını belirterek, bunun nedenini globalleşme ve dillerin başka bir dille yer değiştirmesine bağlıyorlar. Bir dilin yok olması, asırlardır süregelmiş bir kültür birikiminin de kaybı anlamına geliyor. (stav.aif.ru) Çeviri: Serap Canbek Kaynak:altinpost.org

4 4 ARAŞTIRMA Mart 2015 Şubat 1953 Kafkas Dergisi Sayı 2 Sahip ve Başmuharriri: İsmail Ziya Bersis Neşriyat Müdürü: Şeref Terim Ayda bir çıkar, Siyasi, Tarihi, Edebi Dr.Vasfi GÜSAR Demokrasinin en mühim davalarından biri fertlerin, şahısların hürriyetini sağlayıp korumaktır. Demokrasi çoğunluğa dayanmaktan ziyade ve hatta çoğunluğa karşı azınlığı ve fertleri himaye eden bir rejimdir. Diktatörlük, istibdat devirleri hiç bir zaman ferdin hürriyetini korumamış daima azınlığı çokluğa veya çokluğu azınlığa hakim kılmış ve bu suretle istibdat idaresini kurmuştur. Diktatörlük, şeflik devirlerinde Demokrasi, tabiatiyle lâftan, hayalden ileri gidemezdi. Bizde de inkılaplar, istihaleler hep sathi geçmiş halkın iç tabakalarına, hatta şehirlerin tamamına nüfuz edememiş bir cilâ olmuş, bir bulut gibi gelip geçmiştir. Bütün tarih boyunca memleketimizde muhtelif partilerin memleketin iyiliği için en temiz niyetlerle çalıştıklarını iddia ettikleri devirlerde dahi hürriyet ve demokrasinin mevcut bulunduğunu iddia etmek kabil değildir. Demokrasi halkın kendi kendini idaresi diye tarif edilen bir idare şekli olduğuna göre, insanlara hürriyet ve saadet sağlayan bir rejimdir. Bilindiği gibi devlet hakimiyet şekilleri monarşi ve cumhuriyet diye ikiye ayrılır. Monarşide hakimiyet tek şahısta, cumhuriyet devrinde hakimiyetin sahibi birden fazla şahıstadır. Cumhuriyet idarelerinde devlet, birçok şahısların idaresinde olduğuna göre monarşi idareye nazaran daha mütekâmil bir idare şeklidir. Demokrasi ve Hürriyet Cumhuriyet idareleri hakimiyetetesahüp korunması için; konacak kanun- fikirlerin yaşaması ne kadar tabii arzularına uymaz veya uymak eden şahısların mahiyetların Anayasa ya uygun olmasını ise çürük ve aykırı fikirlerin yok istemezlerse böyle idarelerde lerine nazaran ya aristokratik mahkemelerin kontrol etmesini edilmesi de yine fikir hürriyeti zorluklara sertlikle mukabele veya demokratik olarak iki şekil teyide çalışmışlar ve muvaffakta ile olur. Sağlam fikirler silâhla ederlerse rejim pek kolay olarak gösterir: olmuşlardır. ve işkenceyle yok edilemezler. diktatörlüğe ve istibdada doğru Aristokratik devlette muayyen ve asil Devlet bir gaye olmayıp bilâkis Fakat boş ve sakat fikirlerin devamı gider. bir sınıf veya servet, bilgi, yaş devlet; teşkilâtiyle halkın ve nihayet gün, saat ve dakika Vatandaşların hak ve hürriyetleri- gibi çeşitli sebeplere dayanan sosyal teşekküllerin münasebetlerinin meselesidir. Tenkitlerle boş fikirnin gelişmesine karşı gelmek bir idare olduğu halde, demokraside tanziminde vasıta ler yok olur ve realiteye uygun demokrat hükümetlerin akıl- muayyen bir sınıf ve saire olduğuna göre insanların hürriyet, olanlar muzaffer olur. Bundan larından geçmemek gerekli- yoktur. Ve doğrudan doğruya saadet ve refahını temin dolayı unutmamalıdır ki demokdir. İnsanların hür doğduklarını, halkın hakimiyeti esasına istinat etmekle mükellef telâkki edilmelidir. ratik idare sistemi rejimlerin en hürriyetin pek nazik olduğunu eder. Yani demokraside hakimiyeti gücüdür. Demokratik idare- bu dava ile oynamanın demokratik elinde tutan millettir, halktır. Hür insan olmanın en mühim vasfı; lerde hükümet, siyasi partiraside pek tehlikeli olduğunu da- Demokraside halk milletvekilleri düşünme yani fikir hürriyeler kendi arzulariyle hareket ima hatırlamak lâzımdır. Hürriyet vasıtasiyle temsil edilir. Doğrudan ti, söylemek ve yazmak hür- edemezler. Hükümetler ve bu terbiyesi ileri cemiyetlerde ol- doğruya talk tarafından riyetleri olduğuna göre bu üç hükümeti idare eden diplomatgunlaşmış milletlerde; demokrati, intihap edilen bir meclisi, veya faktörü insan haklarının başında lar, idareciler elden geldiği kadar si daha normal ise de demokrasi- Millet Meclisiyle beraber bir kısmı telâkki etmek icab eder. pek fazla tahammüllü, çok soye yeni intibak etmeye başlamış hükümet ve devlet başkanı Fikir hürriyeti şuurun bir hakkıdır. ğukkanlı olmalıdırlar. Demokraside milletlerde bazı krizler geçirmek tarafından seçilen bir de Ayan Hareketsizdir, hafidir, saklıdır. halk hükümete muvakkat pek tabiidir. Bunları önleyecek Meclisi bulunur. Her iki meclisin Fikirler; insanlar için vefakâr bir bir zaman için kendi işini emanet en mühim vasıta kültür seviyesinin vazifesi kanunlarla tesbit edilmiştir. dosttur. Bunu tesbit için ne te- etmiştir. Bu, halkın çoğunluğu- yükselmesi ve hükümetin Fakat asıl temsil Millet levizyon kâr eder ne de hassa nun arzusiyle ve onların itima- çoğunlukla beraber azınlığa da Meclisi ne aittir. bir alet keşif edilememiştir. Fikir dile iş başına gelen hükümet bir ayni muamelede bulunması, İnsanların doğuşlarında bazı dokunulmaz hürriyetinden asıl maksat fikrin kayde tabi olmaksızın iş görmesi tehammül etmesi, itidali elden haklara sahip oldukları yayınlanmasıdır. Totaliter hü- demek değildir. bırakmamasıdır. Demokraside bütün medeni dünyaca kabul kümetlerce asıl korkuda bu Millet bu gün bir partiye, yarın başka hürriyet; rejimin ana direğidir. edilmiştir. Bunda, ferdin topluluğa, fikrin sözle veya yazıyla mey- bir partiye itimad ederek des- Demokraside en çok sevilen azlığın çoğunluğa, zaifin dana çıkması ve neşir edilmetekler. Demokraside hür vatan- şey hürriyettir. Totaliter sis- kuvvetli olana karşı savunması sidir. Korkutan da budur. Yoksa daşlara serbest intihap hakkı vetemler hürriyetsizdir. Hürriyet fikri büyük rol oynamıştır. yalnız fikrin hürriyeti bir şey rildiğine göre bunu her zaman korkutmaz sever ve sevindirir, Hürriyet ve Demokrasi, devletlerde, ifade etmez. Fikir hürriyeti hiç beklemek ve düşünmek gereklidir. hatta bu yüzden hürriyeti, da- medenî milletlerde her şeyden bir korku ve endişeye yer olmaksızın Halk zemin ve zamana göre ima güzel bir kadın şeklinde üstün tutulmuş kudsi bir varlık mukaddes olan düşünme fikrini değiştirebilir. Son İngiltere temsil ederler. olarak tanınmıştır. Hatta hürriyet; hakkıdır. Bir insan duyar, düşünür intihabı bunun en güzel misalini Demokrasi devrinde devletler in- demokrasiden de daha önemli yazmak ister; yazamaz, bu vermiştir. Harbi kazanan Çörçil sanların, ferdlerin haklarına ve telâkki edilmiş ve hürriyetle demokrasinin insanın ne kadar ızdırapçektiğini hükümeti olduğu halde harbin hüriyetlerine gerekli ehemmiyedığı ayrı ayrı şeyler olma- düşünmelidir. Izdırap çeken bu akebinde halk reyini İşçi Partisiti vermekle beraber ahden de tebarüz ettirilmiş ve devletler; bedbahtın hem eline kelepçe ne vermek suretiyle fikir hürriye- bunu teyit etmişler ve insanların teşkilâtı esasiye kanunlarına vurulmuş hem de ağzına fermutinin bir nümunesini göstermiş- mukaddes tanıdıkları hürriyet- koydukları maddelerle bunu ar takılmıştır. İnsanlık ve vatan tir. Demokraside bu gün halkın lerini sağlamak için elden gelen teyit etmişlerdir. Hatta Amerikalı tabiatiyle daha üzüntü içinde- alkışlayarak iş başına getirdiği gayreti beraberce fiiliyat sahası- hakimler tesadüfi olarak iş dir. Bu öyle bir baskı ki insanlığa hükümeti ikinci intihap devrena dökmüşlerdir. başına gelen bazı hükümetler da bir sui kasıttır. Hür vicdanlara sinde hayal sukutuna uğratabilir. Amerika da San Fransisko şehrinde tarafından memlekette tatbikine karşı bir cinayettir. Totaliter hükümetlerde bu bahis toplanan ve bizim devletimizin kalkınacak ve yeltenecek antidemokratik Hür, fakat aksak fikirlere karşı göste- mevzuu değildir. Eğer politika de iştirak ettiği konferansta kanunlara karşı memrilecek en kuvvetli silâh yine fikir adamları; bu idare şekillerine, kararlaştırdıkları ve Birleşmiş lekette hürriyet ve demokrasinin silâhıdır. Metin, sağlam, doğru halkın değişen temayüllerine, Milletler in ilân ettikleri 10/ Kafkasya da eski ticaret yolları Ahmet Canbek Havjoko Her yerde olduğu gibi Kafkasya da da kara ticareti, deniz ve nehir ticaretinden daha evvel başlamıştır. Kafkasya yoliyle Asya dan Avrupa ya ve Avrupa dan Asya ya ticaret kervanları geçerdi. Deniz yollarının keşfinden daha evvelki asırlara ait Kafkasya madeni mamulâtının birçok memleketlerde yer altından meydana çıkarılması, Kafkasya nın diğer memleketlerle çok eski zamanlardan beri kara ticareti yaptığını isbat eder. Kafkasya menşeli madeni mamulâtın nümuneleri asari atika kazıcıları tarafından yalnız küçük Asya da değil, Avrupa memleketlerinde hattâ Ural da ve Ural arkasındaki ülkelerde dahi meydan çıkarılmıştır. Bununlar beraber tarihi devirlerde Kafkasya da kara, nehir ve deniz yolları gibi ticaret münasebetlerinin hepsi hakkında malûmat mevcuttu. Umumiyetle bu kara, nehir ve deniz yollarının her üçünden de istifade edilmekte idi. Başlıca ticaret yolu, her zaman olduğu gibi yine Karadeniz den ibaret olarak kalmıştır. Eski Roma bilgiçlerinden Plinius un sözlerinden, Argonaut lar (Argo gemisiyle Kafkasya daki altın postu almaya giden Yunan kahramanları) zamanına kadar Karadeniz de, bilhassa Marmara ve Boğaziçi ahalisinin seyrüsefer yaptıkları anlaşılıyor. Hakiki bir ile iki defa olarak Karadeniz e açılan, Argonaut kahramanlarından Yazon olmuştur. Şu kadar var ki ancak Kafkasya sahillerinde (MÖ. VI. VIII. asırlarda) Yunan müstemlikeleri (koloni) tesis edildikten sonradır ki, Karadeniz mühim su yolarından biri halini aldı. O zamandan itibaren Karadeniz i Doğu memleketleriyle bağlayan bir başka ticaret yolları da meydana geldi. Bu ticaret yollarından en çok kullanılanı, Avrupa dan Hindistan a giden yol adını verebileceğimiz ana hatır. Bu yol, Karadeniz den gelen Yunan gemilerinin Kafkasya ya yaklaştığı Rion nehri mansabından başlardı. Oradan ticaret malları kayıklarla Rion ve Kvirili nehirleri tarikile Şarapana ya sevkolunurdu. Yunan coğrafya âlimi Strabon un rivayetine göre Şarapana o zamanlar hem şehir, hem de müstahkem bir kale imiş ve mallar kara yoluyla Kura nehrine kadar buradan nakil olunurmuş. Hatta Strabon Şuran dağlarından aşan bu kara yolundan Kura nehrine beş günde gidildiğini bildiriyor. Kura nehrinden itibaren yine kayalıklarla Hazer denizine, oradan da Oxus (Amuderya) Bakterya (Belh) yoliyle Hindistan a varılırdı. (1) Ayrıca Uzak Şark a giden bir kolu daha olması lâzım gelen bu Hindistan yolu, yalnız Avrupa dan Asya ya değil, Asya dan Avrupa ya da mal ihraç edilmesine yarıyordu. Plinius, Romalıların Şarapana daki ticaretlerinden yüzde yüz nisbetinde fayda temin edildiğinden bahsettikten sonra, bu ticaret yüzünden Roma da; altının son derece azaldığını da ilâve etmektedir. Onun verdiği malûmata göre her yıl Şarapana ya yüz milyon altın (sestler) gönderiyormuş ki bundan da Roma dış ticaretinin ihracatın ithalâttan az bulunmasiyle passif ve açık olduğu mânasını çıkarabiliriz. Ayrıca Kuzey kafkasya da muhtelif su ve kara ana yolları kuzeye doğru da uzanıyor. Bu yollar da Hindistan a ve Uzak Şark a gitmekle beraber daha ziyade kuzey memleketleriyle ticaret münasebetlerini temin ediyordu. Bu yolların Taman yarımadasiyle Don nehri mansabındaki Tanais den ibaret olan deniz sahillerindeki ilk başlangıç bölgesini Yunan kolonileri teşkil ederlerdi. Ticaret malları, Kuban ve Don nehirleri veya kara yollariyle Volga ya, Dinyeper e ve daha kuzeylere sevkolunmakta idi. Don nehri ise Maniç, Kuma nehirleri ve gölleri şebekesiyle Hazer deniziyle birleşirdi. Hazer denizine çıktıktan sonra ticaret malları, yukarda izah edilen Kura-Hazer-Oxus üzerinden doğuya doğru yollarına devam ederdi. Bu ticaret yollarından kuzeydeki ana hattın ehemmiyeti, güneydekine nisbeten daha büyüktü. Bu itibarla İtalyan kolonistleri ve Altın Ordu devirlerinde dahi bu yolun kendi ehemmiyetini muhafaza etmiş olması hiç de gayri tabiî görülmemelidir. Bu iki esas harici ticaret yolu, kara ve su, Kafkasya yı kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye doğru ayıran dahili kara ticaret yolile tamamlanırdı. Bu yollardan biri büyük Kafkas dağ silsilesi ortasındaki Daryal geçidinden, diğeri de Hazer denizi sahili boyunca Derbet ten geçerdi. Karadeniz sahili dağlık ve karadan geçilmesi zor olduğu için mühim bir rol oynayamıyordu. Güneyden kuzeye ve kuzeyden güneye giden bu iki ana hat, Kafkasya nın en eski kara ticaret yollarını teşkil ediyordu. Henüz yelkenli gemiler icat edilmediği zamanlarda ticarî münasebet bu yollar vasıtasiyle temin edilmekte idi. Hariçte deniz ticaret yollarının keşfinden sonra dahi, kara yollarını deniz yollarına tercih eden tüccarlar sayesinde bu yollar ehemmiyetlerini yine kaybetmemişlerdir. Batı tüccarlar Kafkasya da görünmeye bağladığı zamanlar, bu kara ticaret yolları hususî bir ehemmiyet kazandılar. Bu da kervancılığın şarklılara mahsus olup bilhassa Araplar tarafından ihdas edilmiş olmasiyle izah olunmaktadır. Bu sebepledir ki Kafkasya daki kervan yolları hakkında en mükemmel tasvirleri Arap muharrirlerinde buluruz. Hazer denizi sahilini takip eden Arap tüccarları, Hazer devletinin payitahtı olan ve Volga sahilinde bulunan İtil şehrine ve oradan da Volga sahili ile Türk- Bulgar devletinin topraklarına kadar giderlerdi. Bu tüccarlar aynı yollardan geçerek Karadeniz, Dinyeper nehrine hatta Baltık denizine ve Skandinavya ya kadar varırlardı. Kuzey Kafkasya yoliyle Karadeniz sahillerine giden kervan yollarından bahseden Mesudi bu yolun en kısa ve en emin bir yol olduğunu ve ayni zamanda medenî halkla Aralık/1948 tarihli İnsan Hakları Beyannamesi bunun açık bir teminatıdır. Bu beyannamede insan haklarına ve ana hürriyetlerine bütün dünyaca saygı gösterilmesinin temini üye devletlerin teahhüt altına almış olduğu yazılıdır. Ayrıca 28/Aralık/1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin mukaddemesinde de Avrupa Konseyine girmiş devletlerin insan haklariyle temel hürriyetlerin, adaletin dünya sulhünün temelini teşkil ettiği belirtilmiştir. Türkiye nin, gerek Birleşmiş Milletler Teşkilâtı nın ve gerek Avrupa Konseyi nin bir üyesi olmak sıfatiyle bu beyanname ve sözleşmelere katılması suretiyle insanlığa ve dünya sulhuna hizmeti şiar edinmesi insanlık tarihinde takdire değer bir hareket olmakla kalmamış Türkün asil ve necip hislerinin birer ifadesi de olmuştur. TDK sözlüğünden: İstihale: Biçim değiştirme, başkalaşma Sathi: Yüzeysel Mütekâmil: Olgunlaşmış, gelişmiş Tesahüp: Benimseme, sahip çıkma İntihap: Seçma, seçim Tebarüz: Belirme, görünme Mükellef: Yükümlü, eksiksiz - özenli bir biçimde yapılmış Telâkki: Anlayış, kabul etme, sayma Hafi: Gizli, saklı meskûn bir topraktan geçtiğini kaydetmektedir. Yukarda bahsi geçen baş yollardan başka mahalli ehemmiyeti haiz birçok diğer yollar da vardır. Bugünkü Abhazya dahilinde olup Yunanlılara ait mühim bir ticaret merkezi olan Dioskuria dan Kafkasya dağları üzerinden kuzeye bu yol giderdi. Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Kuzeykafkasya ticaret merkezleri, mahallî yollar vasıtasiyle birbirine bağlanmışlardı. İç Kafkasya yollarının ekserisi yalnız yüklü hayvanların geçmesine elverişli idi. Düz yerlerde ise ancak yağmursuz ve kuru mevsimlerde araba nakliyatına imkân verirdi. Onun için, Ermeni müverrihi Papas Magaki nin rivayetleri bizi hayrete düşürmemelidir. Bu müverrihe göre Moğollar Kafkasya yı zaptettikten sonra Gürcistan, Ermenistan ve Azarbeycan halkını (Araba ile rahat geçebilmek için) dağları ve tepeleri yıktırıp düzeltmeye mecbur etmişlerdir. (2) (1) A. Eritsoy - İstoriçeskiy ocerk torgolıh putey soobşeniya v drevnem Zakafkazii (Sborniksvedeniy o Kafkazye II, Tiflis 1871) (2) Monah Magaki-İstorya Naşestviya strelometateley. St. Petersburg 1870 Asari atika: Antika Tarik: Yol Kafkasya Çemberi Kafkas Tarihinden Yapraklar Turabi Saltık Kuzey Kafkasya, dünya tarihinde pek çok dönem pek çok defalar insanın merak ve ilgi alanına girmişti. Homeros da, eski çağlardan beri pek çok antik edebiyat el yazmacısı ve pek çok filozof gibi Kafkasya yı dolaşmış, görüşlerini yazmıştı. Pek çok seyyah ve kurnaz köle avcısı tüccar; Kafkasya nın gizemli, büyülü, efsunlu bir coğrafya olduğunu dillendirmişti. Kafkasya yı gezmiş George İnteriano gibi pek çok Venedikli, İtalyan, Avrupalı, Yunalı, İranlı, Arabistanlı, Çinli, Rus ve Evliya Çelebi gibi kişiler değişik bilgiler edinmişlerdi; hem coğrafya üzerine, hem de coğrafyanın insanları ve ilişkileri üzerine. İnsanıyla, doğasıyla, dilleriyle, yaşam tarzıyla, giyim-kuşamları, aile-konuk ilişkileriyle, tarihte pek çok defa pek çok kimseye durak olmuştu Kafkasya. Mitolojisiyle, insanıyla, insanının asi ve asil yanlarıyla tanışmışlardı. Onlarca kavmi, yüzü aşkın dilleriyle; halklar, dinler, diller diyarı bir coğrafya. Tarihsel önemi üzerine dünyada pek çok araştırmacı ve pek çok kimse için bitmez tükenmez kaynak... Antik çağdan, orta çağa hep gündemde kalmıştı. Ardından da on beşinci yüzyılda başlayarak yine dünyanın gündeminde düşmedi hiç. Yüzlerce yıl süren yurt ve vatan savunmasıyla özgürlük savaşlarına, başkaldırı ve direniş geleneklerine; destanlara, öykülere konu olmuştu. Büyü, efsane, efsun, sır ve gizler diyarı bir coğrafya. Tarihte Kafkas-Rus savaşlarıyla Batı Avrupa da ve bölgesinde hep gündemde olmuştu. Her çağda böylesine gözler önündeki konumuna rağmen Türkiye de aydınlar, yazarlar ve geniş halk kitlelerinin Kuzey Kafkasya üzerine, bilgileri sınırlı, hatta yok denecek kadardır. Uzun yıllar Türkiye de Kafkasya denilince bu coğrafyanın yeri bile hep bu günkü Ermenistan ve Azerbaycan toprakları tarafları olarak bilindi. Oysa tarihte tüm uzmanların ortak görüşleri; o bölgeye Transkafkasya deniliyordu. Yani Kafkas ötesi... Kafkas ötesi coğrafya toprakları pek çok Türkiyeli aydın, yazar ve geniş kitleler tarafından Kafkasya diye dillendirildi. Kuzey Kafkasya insanlarının, tarihleri, dilleri, yaşam şekilleri, Osmanlı ve Anadolu daki halklara ve komşularıyla ilişkileri; Anadolu ya nereden ve neden ve ne zaman geldikleri konusunda hemen hiç bilgileri yoktu Türkiyeli geniş kitlelerin. Yakın zamana dek bu böyleydi? Hala da pek fark edilmemiştir. Kafkasya ta ki 1989 da Sovyetler dağıtıldıktan sonra, bölgede çıkan çatışma ve savaşlarla Türkiye insanlarınca keşfedildi. İlk defa 1992 de Abhaz-Gürcü savaşıyla gündeme gelmişti. Ardından 1994 teki Çeçen-Rus savaşıyla. Acıdır. Savaş ve katliamlar, ölümler, emperyalist işgaller Kafkasya yı Türkiye gündemine soktu. İşte böylesi savaşın, sürgünlerin, ölümlerin, emperyalist işgalin başladığı bir süreçte gündeme giren Kafkasya üzerine toplumda öyle ya da böyle, eksik-gedik, yalan-yanlış-yanlı bilgilendirme, doğrusu bilgisizleştirilmeyle gündem oluşturuldu. Çiviyazıları arasında yayımlanan Kafkasya Çemberi adlı kitapta Nur Dolay, dönemi gözlemlemiş, gezi notlarını, anı-anlatı-gözleme dayandırmış. Nur Dolay ın bu çalışması savaş sonrası, Türkiyeli okurlarla buluşmuş çalışmalardan biriydi. Okurlara bir görüş, bir bakış vermesi açısından önemli bir çabaydı. Nur Dolay, Soçi dengrozni ye Bir çizgi ile: Soçi Kafkasya nın giriş kapısı. Aynı zamanda çıkışı On dokuzuncu yüz yılda yüz binlerce Kafkasyalının ülkelerine veda ettiği liman kenti. Ve neredeyse tümüyle yok olan Ubıh Halkı nın anayurdu. Onlardan birinin torunu olarak sözlerine başlamış. Coğrafyanın, kentlerin, insanların ilişkilerinden söz ederken, bölge üzerine görüşlerini dillendirmiş da dağıtılan Sovyetlerden sonra Kafkasya da Çerkeslerin oluşturduğu çok önemli kurumlar doğmuştu. Bu kurumlar, tarihten gelen geleneksel Kafkas-Rus savaşlarının sonuçlarından günümüze derin çelişkilerin çözülememesi üzerine, düşünce üreten kurumlardı. Kafkasya, Kafkas halklarının ortak evidir. Bu Ortak Ev in geleceğine, insanının geleceğine yönelik çözüm arayanların, çözüm üretebilme; çözümlerini, çözümsüzlüklerini, sorunlarını aşma çabası sürdüren kurumlardı. O zamanlar ilk defa oluşturulan bir kurum da başkanlığını Boris Akbaş ın yaptığı Dünya Çerkes Birliği idi. Nur Dolay, Kafkasya Çemberi adlı kitapta Boris Akbaş la görüşmesini, ona yönelik değerlendirmesini şöyle anlatıyor: Boris Akbaş ilkin kuşkuyla kim olduğumuzu anlamak için çeşitli sorular soruyor, basın kartını görmek istiyor. Sorgulamasını bir yere kadar doğal karşılıyorum, gazeteciyi gazeteci yapan basın kartı olması da Akbaş için çok önem taşıdığı anlaşılan ve o olmazsa olmaz kartı çıkarıyorum çantadan ama Akbaş ın kuşkuları yinede dağılmış değil, bu kez de Paris te başka tanıdığım Çerkesler olup olmadığını, telefon numaralarını vermemi söylüyor. Henüz kendisiyle bir şey konuşmuş herhangi bir şey istemiş değiliz, neden bu tür referanslara gerek olduğunu anlayamıyorum. Zaten referans olacak bir ad da yok Paris te. Tanıdığım bir iki Suriyeli Çerkes var ki onlarda faşist kafalı bağnazlar olduğu için aramızda hiçbir yakınlık doğmamıştı. Karşılaştığı bu ve benzer pek çok konuyla, yaşadığı olayları, gördüklerini gazeteci diliyle anlatmış. Kafkasya Çemberi, Sözün Anlamını Yetirdiği Yer... Nur Dolay. Çiviyazıları, İstanbul.

5 Mart 2015 GÜNCEL 5 Seçimler Miladımız Olmalı 1. sayfada yayınladığımız çağrı ve talepleri onaylıyorsanız sitesinde imzalayabilir ya da adresine onay maili gönderebilirsiniz AKP, CHP ve HDP ye teslim edildi Çağrı, talep ve ilkeler dosyası AKP, CHP ve HDP ye teslim edildi. Genel seçimlerle ilgili olarak yapılan çalışmalar kapsamında TBMM de grubu bulunan siyasi partilerden AKP, CHP ve HDP grupları ziyaret edildi. AKP Grup Basın Müşaviri İrem Sarp, CHP Grup Başkanlığı Danışmanı Şafak Akça, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşüldü. Çerkeslerin 2015 Haziran Genel Seçimleri ile ilgili çağrı metni, talepleri ve milletvekilliği adaylığı ilkeleri teslim edilirken, taleplerin partilerin seçim bildirgelerinde yer alması talebi sözlü ve yazılı olarak iletildi. Talep sonucu HDP İstanbul İl Merkezi nde bir görüşme gerçekleştirildi. MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI İÇİN İLKELERİMİZ İnsanlığa karşı, nefret, ırkçılık, ayrımcılık, şiddet suçu işlememiş olmak, Demokrasiye, insan haklarına ve çok kültürlülüğe saygılı, Çerkes kimliği ve kültürüne dair talepleri öne çıkaracak ve her zeminde savunacak, Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine saygılı, Diğer halklara saygılı: Halkların eşitlik, özgürlük ve dostluğu için çalışan, Ezilen, ötekileştirilen bütün kimliklerle dayanışma gerekliliğini savunan, Eşitlik, özgürlük ve adaleti temel alan demokratik anayasa yapılmasını savunan, Devletin laikliğini savunan ve bütün inançlara eşit mesafede duran, Çağdaş, laik eğitim politikalarını savunan, sınavsız, parasız, eşitlikçi eğitime evet diyen. TALEPLERİMİZ Çerkes olarak, varlığımızın ve kültürümüzün resmi düzeyde tanınması, Dilimizin ve kültürümüzün asimilasyona karşı korunması için başta anadilde eğitim hakkı olmak üzere kültürel ve demokratik haklarımızın verilmesi, Mevcut kültürel değerlerimizin kayıt altına alınabilmesi, korunabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için gerekli bilimsel çalışmaların yapılması, bunun için ilgili bakanlıklarca bütçelerin ayrılması, 28 Şubat 2015 itibarı ile imzacılar listesi Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, tehlike altında olan dillerin durumlarına değinerek, 8 farklı dilde dillere ilişkin hükümet politikalarını sordu. Yıldırım, Türkiye de 18 dilin tehlike altında olduğunu belirterek, hükümetin evrensel normlara uygun düzenlemeler yapmadığını söyledi ve AKP iktidarı kendinden önceki tekçi, inkarcı, asimilasyoncu ulus-devlet anlayışına dayalı resmi ideolojiyi devralmıştır dedi. A. Kadir Polat/ İstanbul, A. Seda Berzeg/İstanbul, Ahmet Cevat Benk/ Ankara, Ahmet Hartoka/Antalya, Ahmet Özel/İstanbul, Akın Bal/İstanbul, Atay Ceyişakar/İstanbul, Aydın Özdemir/Sakarya, Ayfer Aslan/İstanbul, Aylin Yıldırım/ İstanbul, Bahar Güzelce/Bursa, Belgin Balci/Bursa, Berkay Aksu/Balıkesir, Berna Cuğ/Kayseri, Berrin Tekdemir, İstanbul, Bilal Babaoğlu/İstanbul, Bülent Aydemir/Bursa, Bülent Erkılıç/İstanbul, Canberk Apiş/ İstanbul, Cankat Acı/İstanbul, Cemal Demirok/İstanbul, Cemile DündarAnkara, Cevdet Yılmaz/Gönen, Cezri Ertuğ/Mersin, Ela Bulut/Bursa, Elif Setenay Demirkol/İstanbul, Emel Bezek/ Bursa, Ergün Özgür/İstanbul, Ertuğrul Çeçen/İstanbul, Eylem Akdeniz/ İstanbul, Eyüp Baloğlu/Samsun, Ezel Akay/İstanbul, Farit Altınyollar/Muğla, Ferdane Kılıç/Bursa, Ferhat Açıkgöz/ Sivas, Feridun Büyükyıldız/Ankara, Filiz Çelik/Bursa, Handan Demiröz/ İstanbul, Harun Taş/İzmir, Hatko Erol Anar/ Hava Karadaş/İstanbul, Hazar Taştemel/ İstanbul, İbrahim Esen Mandacı/Bursa, İlkay Kanbul/Sivas, İnci Hekimoğlu/İstanbul, İrfan Elmas/Çanakkale, Jan Paçal/Ankara, Janberd Dinçer/İstanbul, Janset Özen Aytemur/Antalya, Türkiye de başta Kürtçe olmak üzere Gürcüce, Adıgece, Hemşince, Lazca, Pontusça, Süryanice, Domanice, Abazaca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Acemce, Mıhallemice, Pomakça gibi dillerin tehlike altında olduğuna vurgu yapan Yıldırım, UNESCO nun yayımladığı rapora göre yakın bir zamanda Türkiye de üç dil yok oldu, 18 i de tehlike altındadır diyerek Davutoğlu na şu soruları yöneltti: Ax şultonutho monoy politiqi dilxun metul nutoro wşuşoto wmaqblonutho dleşone mşahlfe Anavatan Kafkasya ile sürgün dolayısıyla kopartılan tarihsel bağlarımızın daha güçlü kurulabilmesi için çifte vatandaşlığımızın önündeki engellerin kaldırılması, Çerkesler in 19. yüzyılda yaşadıkları soykırım ve sürgünün tescili, Abhazya ya doğrudan ulaşımın sağlanması, Abhazya nın bağımsızlığının tanınması, Güney Osetya nın bağımsızlığının tanınması ve 1999 savaşları sonrası Türkiye ye gelen Çeçenlere mülteci statüsü verilmeli, insanca yaşam koşulları sağlanmalı, faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır. Kadir Canbek/İstanbul, Kuban Kafkas/, Mamış Metin/ İstanbul, Mansur Balcı/İzmir, Mehmet Emin Yaşar/ İstanbul, Mehmet Eser/Bursa, Melih Dalkılıç/İstanbul, Meryem Öztürk/ Samsun, Metin Arlı/ Ankara, Mevlut Atalay/Ankara, Muhammet Aydoğan/ Manisa, Mümtaz Mert Tekdemir/ İstanbul, Murat Yaş/Kayseri, Musa Albayrak/İstanbul, Mustafa Yiğit/ Düzce, Mypat Thatel/Adana, Nadir Yamaç/K. Maraş, dab Turkiya? туркием шыпсэурэ бзэхэр ажъгъэдэным фэщкъ, жъгъэгъунэу жъгъэбэгъоным фэщкъ сыды фэдэ гъогу шъурик1он рары? (turkiyem şıpsewure bzexer yajüğedenım feşkg, jüğeğunew jüğebeğonım feşkg sıdı fede ğogu şüırik1on rarı?) Ji bo kû li Tirkiyê zimanên ji hev cûda bên nasîn, bên parastin û pêşvebiçin polîtikayên hukûmeta we çi ne? Türkiye de farklı dillerin tanınması, korunup geliştirilmesi için hükümet Nart Mert Atalay/ İstanbul, Nermin Aygün/Ankara, Nesren Şamil Kanşat/Samsun, Nevzat Tarakçı/K. Maraş, Nurettin Aytemur/ Antalya, Nurşen Demir/Bursa, Ömür Atay/İstanbul, Özer Kalafat/İstanbul, Remzi Yıldırım/ İstanbul, Ş. Çetin Akgül/Hatay, Şamil Jane/İstanbul, Sefik Özdemir/Diğer, Selçuk Sol/Sakarya, Selim Babaoğlu/ İstanbul, Serap Canbek/İstanbul, Servet Baycan/İstanbul, Sevda Alankuş/İstanbul, Sevgi HDP den 8 dilde soru önergesi Kambek Taşveren/ Kocaeli, Şeyma Kanbek/İstanbul, Sibel Baykal/Kocaeli, Songül Süren/ Istanbul, Songül Tekin/Ankara, Suna Hartoka/Antalya, Tayfur Akoy/İnegöl, Tuğçe Edizgil/İstanbul, Turgut Aydın/ İzmir, Ümit Dinçer/ İstanbul, Ümit Örten/Muğla, Vedat Meker/İstanbul, Yaşar Güven/İstanbul, Yelkan Kozok/ Antalya, Yılmaz Bedir/Kayseri, Zafer Süren/İstanbul, Zehra Doğan/İzmir, Zeki Ertuğ/Antalya. politikalarınız nelerdir? Turkıye na on çkva do çkva nenapeşi oçinu, oşinaxu do omçxwanu şeni hukumethuri politikapetkvani muperepe on? Ի նչ է ձեր կառավարութեան քաղաքական մեթոտները Թուրքիոյ մէջ զանազան լեզուներուն ճանչցուելուն, պաշտպանութեան և զարգացման մասին Turkiye is uriş uriş lizunerun cançevuşin, bahvuşin u soytsenevuşin hama hukumati politikanered inçer in? (imctv) Yaşar Güven Seçim Bildirgeleri Çerkeslerin taleplerinin partilerin seçim bildirgelerinde yer alıp almaması önemli midir? Elbette ki. Siyasi partilerin tüzükleri aynalarıdır aslında. Siyaseten bir tavır alınacaksa buraya bir bakmak gerekir. Genel-geçer lafları, insanların duymak istedikleri lafları çok söyler siyasetçiler. Ama sözler uçar/uçtu bugüne kadar ama yazılar kaldı. Tabi ki deneyimler de birer örnek olarak ders çıkarmamız için göz atılmasını bekler durumda. Bugüne kadar TBMM kürsüsünden Çerkes sorununa dair çok az şey söylendi. Olağanüstü olaylar nedeniyle; lerde Gönen-Manyas sürgünü, Kafkasya daki savaşlar vb. gibi. Demokrasi sorunu olan kimlik sorununda, kimlik zenginliğine sahip bir ülke meclisinde her kimlik özelinde bu kadar az laf edilmesinin nedeni demokrasinin ülkedekidurumu ile yakından ilgili. Temel sorunlara dair o kadar az ilerleme var ki arada atılan göstermelik gaz alıcı ileri adımlar arşa yükseltiliyor. AB müktesebatı gereği atılan demokratik adımlar bugüne kadar yapan oldu mu yaklaşımı ile abartılıyor. Çerkes, Gürcü, Laz, Ermeni, Alevi, Pomak, bütün kimliklerin sözcüklerini içererek kurulacak cümleler, onların özel sorunlarının altını çizen ve çözüm öneren ve bu cümlelerin seçim bildirgelerine girmesi kıymetlidir. Bir sözdür. Direk bir sözdür. Genel geçer demokrasi lafları, ileri demokrasi lafları yerine somut birşeydir. O kimliğe dokunmaktır, senin gerçekliğini biliyorum ve önemsiyorum ve dikkate alıyorum ve ilgileneceğim mesajıdır. Parti üzerinden bütün Türkiye kamuoyunun bilgilenmesini, kulak vermesini ve ilgilenmesini sağlamaktır. Kamu ile paylaşımın önemi çok kıymetlidir kısaca. Ve kimlikler bu kozu kullanmalıdır açıkça. Talep etmelidir, seçim bildirgelerinde kendi kuracakları cümlelerle yer almayı. Seçimlerde oy verme ölçeği olmalıdır bu durum. Kuru kuruya herhangi bir partiden aday adayı olanları çok gördük. Kimlikleri her ne olursa olsun, vekil oldukları andan itibaren tek seçici parti liderinin ve parti tüzüğünün çerçevesi içine sıkışıp kalanları çok gördük. Tam bu noktada 17 kez genel seçim yapıldığını hatırlayalım. Çeşitli partilerden seçilen Çerkes milletvekillerini de alt alta sıralayabiliriz. Sonuç? Taleplerimize seçim bildirgesinde yer veren ve en geniş toplumsal uzlaşmayı temsil edebilecek şekilde Çerkesler tarafından işaret edilecek vekil adaylarının seçilmesidir önemli olan. Seçim bildirgesine sahip çıkmak zorundadır parti ve o partiden seçilecek Çerkes vekilin/vekillerin mücadelesi bir adım önde başlayabilecektir. Kısa ve öz, şimdi yine talep konusunda herhangi bir yaklaşımları olmadan -kendi ağızlarından çıkacak lafları 17 seçimdir duyuyoruz, partilerin seçim bildirgelerinde ne olacağını söylemeliler- çeşitli partilerden aday adayı olanlara, Çerkes kimliğimle oy vermeyi hiç düşünmem. Altını çizerek, kişiliklerinden bağımsız olarak Çerkes kimliğimle sandık başında olacağımdan hareketle böyle davranacağım. Belirttim, 17 seçim pratiği var arkamızda. Taleplerimizi, dertlerimizi önemseyen, seçim bildirgesine koyan/koyma sözü veren, bu çerçevede Çerkeslerin işaret edeceği adaylara listelerinde yer açan, tabi ki göstermelik sıralar değil söz konusu edilen, partiler birkaç adım önde olmalı tercihlerimizde. Bunu yapacak parti yoksa, çözüm farklı bir inisiyatif geliştirmek olacaktır doğal olarak. Sınırlı kamuoyu yaratabilecek, büyük olasılık biçimsel kalacaktır. Yani çok daha geniş bir kamuoyu ile Çerkes sözcüğünü paylaşabilmek ve bir vekil de olsa Çerkes kimliği ile meclise göndermek yerine daha sınırlı bir pozisyona evet demek olan bağımsız adaylık meselesi. Tabi ki sonuçta gerekli olan oyun kimlerden ve nasıl isteneceği meselesi de kendiliğinden ittifak konusunu gündeme getirecektir. Tabi ki sonuçta seçilmek gibi bir amaç varsa. Jıneps te Partilerle Söyleşiler Son iki sayımızda CHP den Mehmet Bekaroğlu ve HDP den Selahattin Demirtaş ile söyleşi yaptık. Özellikle kimliğe dair genel ve özel sorularımızı herbirine sorduk. Okuyucularımız ve Çerkeslerin ve kimlik sahibi herkesin, demokrasi daha fazla demokrasi diyen herkesin verilen yanıtlardan gerçek niyetin ne olduğunu anlayabilmelerine yardımcı olmak istedik. Hep beraber ezberlerimizi bozup parti yandaşlığı yerine kimlik yani demokrasi yandaşlığı yapmak için sorduk bu soruları. Anadili, kimliğe dair demokrasi yaklaşımlarını, özelimizde Abhazya yı, Güney Osetya yı, sürgünü, soykırımı, çifte vatandaşlığı sorduk. Yanıtların, seçimlerde oy verme ölçümüz olması gerekmez mi? Anayasa Giriş Örneği Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için. Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları; Kürtler, Araplar, Süryaniler (Asuri ve Arami), Türkmenler ve Çeçenler olarak bu sözleşmeyi kabul ediyoruz. Rojava Toplumsal Sözleşmesi nin girişidir bu paragraf. Orada anılan Çeçenler, Işid saflarında amaçsızca savaşanlar değil elbette, Suriye topraklarını ikinci vatan kabul eden, Işid e karşı öz savunmalarını birlikte yaşadıkları halklarla birlikte yapan ve eşitler olarak masada olan Çeçenler. Böyle bir girişin altına imza atan parti olur mu Türkiye de? Hoşgeldin Ferhat Kentel Bu sayı itibarı ile Ferhat Kentel i Jıneps ten takip edebileceksiniz. Talebimize olumlu yanıt verdiği için teşekkür ediyorum. Hoşgeldin Ferhat Kentel. Türkiye sayfamızı haber tekrarları yerine farklı bir içerikle hazırlamayı uzun süredir konuşuyorduk. Adımlarımızı attık ve konuşmaktan fiiliyata geçmiş olduk nihayet. Son sayılara kadar özverili emeği ile sayfayı hazırlayan yayın kurulu üyemiz Tülay Taşyar a da teşekkür ediyorum.

6 6 GÜNCEL Mart 2015 Rusya, Kafkas Savaşı Sırasında Rus İmparatorluğunun Çerkeslere Uyguladığı Soykırımı Tanımalı mı? Rusya soykırım gerçeğini çoktan tanımalıydı Radio Svodoba nın St. Petersburg stüdyosunda tarihinde Viktor Rezunkov, Türkçe ye tercüme edilen ve satışa sunulan Kayıp Atlantis adlı kitabın yazarı tarihçi Yakov Gordin ile canlı yayında röportaj yapmıştı. Dinleyicilerin de sorularıyla katkı sunduğu röportajı yayınlıyoruz. -Viktor Rezunkov: Bugün Petersburg stüdyosundaki konuğumuz, yazar, tarihçi, Zvezda dergisinin eş redaktörü Yakov Gordin. 20 Mart ta Gürcü Parlamentosu, Rusya İmparatorluğunun yıllarıarasında cereyan eden Kafkas Savaşı sırasında Çerkes halkına soykırım uyguladığına dair bir kararkabul etti. Bu savaş sırasında Rusya nın askeri ve siyasi yönetimi, Çerkeslerin yaşadığı yerlerdeetnik temizlik yapmayı planlamış ve uygulamış, bu topraklara belli bir hedefe yönelik olarak başka etnik grupları iskan etmiş idi. Bu karar, Kabardey-Balkar Parlamentosu nun 7 Şubat 1997 tarihli Rus-Kafkas savaşı sırasında Adıgelere, Çerkeslere uygulanan rezil soykırım olgusuna dair kararına, 18 Ekim 1907 tarihli Kara savaşının kural ve yasalarına dair Lahey konvansiyonuna, Birleşmiş Milletler Teşkilatının 9 Aralık 1948 tarihli Soykırımın önlenmesi ve cezalandırılmasına dair konvansiyonuna ve gene BM nin 28 Temmuz 1951 tarihli Sığınmacıların statüsüne dair konvansiyonuna dayandırılmaktadır. Bu sonuncu konvansiyon uyarınca Rus-Kafkas savaşı sırasında ve ondan sonra sürgün edilen Çerkesler, Adıgeler sığınmacı sayılmaktadır. Kabardeyler daha Yermolov döneminde, 1822 yılında onları kontrol altında tutmak amacıyla dağlardan dağ eteklerine sürülmüşlerdi. Kabardeylere asıl darbeyi 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında nüfusun üçte ikisini yok eden veba vurdu Rusya İmparatorluğu nun Kafkas savaşı sırasında Çerkes halkına uyguladığı soykırımı ilk tanıyan ülke Gürcistan oldu. Bu kararın ne gibi sonuçları olabilir? Rusya nın Çerkes soykırımını tanıması gerekli midir? Rus ordularının Kafkas savaşı dönemindeki hareketleri soykırım olarak adlandırılabilir mi? Bugün bu konuyu ele alacağız. Önce tarihlemeden ve terimlerden başlayalım. -Yakov Gordin: Kafkas savaşına dair her türlü tarihleme görecelidir. Çeşitli zaman sınırları vardır. Mesela, Dağıstan dağlılarının Rus ordularıyla ilk büyük çarpışmasının yaşandığı ve ardından iki yıl süreyle cezalandırma seferlerinin düzenlendiği I. Petro nun 1722 tarihli İran seferinin başlangıç sayılabileceğini öneren bir bakış açısı vardır yıllarının bu son derece acımasız seferlerine Rusya nın müttefiki Ayuki hanın Kalmukları da katılmış ve Kazaklarla beraber Dağıstan köylerini yakıp yıkmışlardır. Çatışmaların olduğu 18. yüzyılın 60 lı yıllarından başlanabilir. Çeçen Uşurma nın önderliğindeki ilk büyük dini hareketin olduğu 1785 yılından başlanabilir. Ama ben, Eylül 1801 de Gürcistan ın Rusya ya ilhakından sonra, Gürcü kökenli ama Rusya da eğitim görmüş prens Pavel Dmitriyeviç Tsitsianov un Gürcistan a tayini ve dağlılara, özellikle Lezgilere karşı ilk sistematik ve aktif harekatlara başladığı 1802 yılını alt sınır olarak kabul etmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Üst sınır olan 1864 yılına gelince, burada iki önemli moment var. Birincisi 1859 yılı, Şamil in esir düştüğü, yani Kuzey ve Doğu Kafkasya da savaşın sona erdiği tarih. İkincisi, 1864 yılına kadar beş yıl daha süren Kuzey Kafkasya daki savaş. Bugünkü konuşacağımız konu esas olarak bu savaş olacak. Batı Kafkasya, Adıge kabilelerince meskundu. Merkezi bir yer işgal eden Kabardeyler de bunlara dahildir. Askeri harekatların aktif bölümü gerçekten de 1864 yılında sona ermişti. Ama Rus düşün adamı, tarihçi Georgiy Petroviç Fedotov, 1937 yılında İmparatorluğun düşüşü adlı derin çalışmasında şöyle diyordu: Kafkasya hiç bir zaman bütünüyle pasifize edilmedi. Mesela 19. yüzyılın 80 li yıllarında Kafkas savaşının bir nevi kalıntısı olan büyük Çeçenistan isyanı patlamıştı. Ama Kafkas savaşının klasik dönemi 19. yüzyılın 60 yılıdır. -Kararda sadece Adıgeler ve Çerkeslerden söz ediliyor. Ama herhalde bütün Kafkas halkları kastediliyor olmalı, Çeçenler, Asetinler, Abhazlar, Dağıstan halkları? -Hayır, Asetinler ayrı bir vaka. Asetinler çoğunlukla Hıristiyan ve çoğu zaman Rusya nın müttefiki yıllarında kimse Kabardeyleri sürgün etmedi, Kabardeylar daha Yermolov döneminde özellikle 1822 yılında onları kontrol altında tutmak amacıyla dağlardan dağ eteklerine sürülmüşlerdi. Kabardeylere asıl darbeyi 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında nüfusun üçte ikisini yokeden veba vurdu. Soykırımdan söz edince kastettiğimiz şüphesiz ki Adıge halklarıdır. Adıgeler, Çerkesler zaten aynı şeydir, çünkü orada birçok büyük kabile, halk mevcuttu; Şapsuğlar, Natuhaylar, Abazehler, Wubıhlar vs. Adıgeler, söz konusu olan onlardır. Sanıyorum ki, burada önemli olan hukuki sonuçlardan ziyade, ahlaki sonuçlardır. Rusya nın Gürcistan Parlamentosu bu kararı alana kadar beklemesi çok ağırıma gidiyor. Kanaatime göre gerçekten de Adıge halklarının soykırımı olarak adlandırılabilecek bu korkunç trajediyle sonuçlanmayacak bir uzlaşı mümkün idi - Adıgeler özellikle hangi olayları soykırım olarak adlandırıyorlar? - Kafkasya Rusya ya neden gerekli idi? Hayaller ve Gerçek adlı kitabımda Çerkesya-Kafkas Atlantisi başlığı altında büyük bir bölümü Çerkesya nın akibetine ayırdım. Kuzeydoğu Kafkasya daki askeri harekata paralel olarak Karadeniz sahilinde de askeri harekat yapılıyordu, burası Batı Kafkasya bölgesidir. Rus orduları çeşitli halklarla karşı karşıya geliyorlardı, orada dağlıların düzenli olarak saldırdığı bir kaleler sistemi vardı, çünkü bunlar Türkiye ile ticareti engelliyordu, bu ambargodur. Yermolov döneminde askeri-ekonomik ambargo terimi ortaya çıktı, Yermolov bunu dağlılara karşı kullanmaya başladı, Karadeniz sahili yönünden de bu Adıgelere karşı kullanıldı. Kafkasya nın, bu hayvani Rusya İmparatorluğu nun kimbilir hangi sebeple saldırdığı, barışçı, sakin, munis insanlarla meskun bir yöre olduğunu söylemek mümkün değil. Şüphesiz ki saldırgan taraf Rusya İmparatorluğu idi, ama Rusya nın bu baskısı belli ölçüde dağlıların akıncılık faaliyetleri tarafından kışkırtılıyordu. Bu bir vakıadır, bunun dağlılara karşı bir iftira ve aşağılama olduğunu varsaymak doğru olmaz. Bu, kökü asırlar ötesine uzanan bir gelenek idi. Bu akınlara Gürcistan da maruz kalıyordu. Mesela verimsiz Dağıstan için önemli olsa dabu, salt ekonomik bir zenaat değildi, esas olan şey, bunun bir askeri gelenek olmasıydı. Dağlı akına katılmak, kendini göstermek zorundaydı. Üstelik bu akınlar her zaman komşu Rusya sahalarıyla da sınırlı değildi, birbirlerine karşı da akınlar düzenlerlerdi. Kafkasya da sıklıkla kendi aralarında da savaşırlardı. Ve Rusya nın bu askeri baskısının mucip sebeplerinden birisi de akın uygulamasına son verilmesiydi. Ve son kertede buna da bir çare bulmak mümkün olabilir, Yermolov un uyguladığı acımasız metotlara baş-- vurmadan da, müzakereler yoluyla bir anlaşmaya varı-labilirdi da Şamil in esir edilmesinden sonra Batı Kafkasya nın, Çerkesya nın fethinin aktif fazı başladı. Adıge halklarının akibetine dair farklı görüşlerin mevcut olduğunu söylemek lazım. Bir çeşit uzlaşma yolu bulmak, doğal olarak akın uygulamasına son vermek gibi sıkı koşullarla da olsa, Çerkesleri dağlarda bırakmak gerektiğini düşünen bir Rus general grubu vardı. Oralara yollar açarak ve dağlıların hayatını bir ölçüde kontrol altına alarak, sürgüne başvurmadan, köyleri yok etmeden. Müzakerelere dağlı halkların bazan uzlaşmaya yanaşan, bazan da yanaşmayan temsilcileri katılırdıve çok can yakıcı ayrıntılar da olurdu. Mesela, bu meselenin çözüldüğü 1864 yılında Rusya da kölelik hukuku artık lağvedilmişti, oysa Çerkesya da kölelik hukuku yürürlükte idi ve Rus makamları kölelerin serbest bırakılmasını talep ediyorlardı. Çerkes aristokratları ise doğaldır ki bunu kolay kolay kabul etmiyorlardı. Zira bu durum bir ölçüde onların ekonomik hayatının yapısını tahrip ediyordu. Ama, gene tekrarlayacağım, kanaatime göre gerçekten de Adıge halklarının soykırımı olarak adlandırılabilecek bu korkunç trajediyle sonuçlanmayacak bir uzlaşı mümkün idi. Adıgelerin çoğunun ölümü Rus süngüleriyle olmadı, onlar sürecin bir safhasında sahile indiler ve sahilde açlıktan ve hastalıktan öldüler. Aylar boyunca kadınlar, küçük çocuklar, yaşlılar, erkekler bu dar sahil şeridinde yaşadılar, hastalandılar, açlık çektiler ve öldüler Kitabıma, Maykop ta Çerkes Kongresi liderleriyle yaptığım görüşmenin kayıtlarını koydum, orada bu sorunu ayrıntılı olarak tartıştık. Asıl talepleri soykırımın tanınması idi. Öyle sanıyorum ki, burada önemli olan hukuki sonuçlardan ziyade, ahlaki sonuçlardır. Ve Rusya nın Gürcistan Parlamentosu bu kararı alana kadar beklemesi çok ağırıma gidiyor. Şimdi olgulara geçelim. Batı Kafkasya yı, dağları dağlılardan temizleme kararı alındı. Burada başrolü oynayan, en sert tedbirlere taraftar olan general Yevdokimov dur. Ve şu teklif yapıldı: Çerkesler ya Kuban ın ardına, Kazak stanitsaları hattının arkasına göç edecekler, ki Çerkesler için bu korkunç bir şeydi (bir kere sıkı bir kontrol altında kalacaklardı, ikinci olarak da onları, dağlıları düze iskan edeceklerdi, bu onlar için hiç alışık olmadıkları bir ortam idi) veya Türkiye ye gideceklerdi. Üstelik burada Türkiye nin oynadığı rol kanaatime göre, ki bu sadece benim kanaatim değil, bunu ortaya atan ben değilim, iyi rollerden birisi değildi. Türkiye bu süreci çeşitli şekillerde teşvik etti ve sonuçta da taahhütlerini yerine getirmedi. Çünkü malum olduğu üzere Adıgelerin çoğunun ölümü Rus süngüleriyle olmadı, onlar sürecin bir safhasında sahile indiler ve sahilde açlıktan Türkiye bu süreci çeşitli şekillerde teşvik etti ve sonuçta da taahhütlerini yerine getirmedi ve hastalıktan öldüler. Ve gerçekten de bu devasa bir felaket idi. Çünkü Çerkesleri Türkiye ye taşıyacak gemi sayısı çok yetersizdi. Aylar boyunca kadınlar, küçük çocuklar, yaşlılar, erkekler bu dar sahil şeridinde yaşadılar, hastalandılar, açlık çektiler ve öldüler.nakil vasıtalarının çoğunlukla Türk olan sahipleri, muazzam paralar talep ediyor ve zavallı mültecileri teknelere balık istifi gibi yığıyorlardı. Velhasıl ne taraftan bakarsak bakalım, son derece nahoş bir hikaye. -Bir insani afet. Bu kararın Gürcistan da alınması size de bir nevi tarih skandalı gibi görünüyor mu? -Evet, bu tabi ki paradoksal bir durum. Ve bu kelimeyi ilk telaffuz edenin Gürcüler olması, parlamenterlerimiz beni bağışlasın, aptalca ve çok esef edilecek bir durum. Üstelik bu tamamen siyasi bir hareket. Gürcü ve Rus yönetimleri arasındaki ilişkilerin durumunu biliyoruz ve şüphesiz ki bu, herkesin anlayacağı bir dille söylersek, Rusya ya zarar verme girişimidir. Çünkü Gürcistan Kafkasya nın fethine çok aktif bir şekilde katılmıştı. Gürcistan ın kendisi dağlı akınlarından çok çekmişti. 18. yüzyılın sonunda Gürcü kralları Rus imparatorlarına, Katerina ya, Pavel e, ardından da Aleksandr a, Gürcistan ı himaye altına almaları için defalarca ricada bulundular, ama bundan bir sonuç alınmadı ve nihayetinde XII. Georgiy doğrudan Pavel e başvurarak Gürcistan ın Rusya ya katılmasını istedi. Ama burada bir nüans vardı, hanedanı da muhafaza edilerek tam bir krallık olarak katılmalıydı. Fiiliyatta Rusya Gürcistan ı dağlı akınlarına karşı korumuş oluyordu. Ayrıca Gürcü krallığının parlak dönemlerinde Gürcistan çok güçlü ve savaşçı bir devletti, Gürcü kralları ordularının başında dağlılara karşı sefere çıkar ve onları çok acımasız bir şekilde tepelerlerdi. Gürcistan tarihin bir anından itibaren Kafkasya nın fethi işinde Rusya nın sadık bir müttefiki olmuştu. Rus ordusunda Kafkasya da savaşan yetenekli Gürcü subayları, generalleri, Gürcü milisi vardı. O zaman Batı Kafkasya da olup bitende Gürcü askerlerinin baş rolü oynadığını söyleyemeyeceğim, ama Gürcü askerlerinin de bu harekatlara katılmış oldukları şüphe götürmez. Çok net bir bakış açım var. Rusya soykırım gerçeğini çoktan tanımalıydı.burada bir sürü hukuki hileler olabilir, hukukçular bunun bir soykırım olarak adlandırılamayacağını, çünkü soykırım sayılması için hükümetin bu yönde bir talimatının olması lazım geldiğini söylüyorlar. Bana göre bu saçmalıktan başka bir şey değil. Mesela 1915 yılında Türkiye hükümeti kendi başıbozuklarına ve Kürtlerine Ermenileri yok etmeleri yönünde hiçbir talimat vermiş değildir. Oysa yapılan uygulamalara da karşı çıkmamıştı, hiçbir hükümet kararı mevcut olmadığı halde Rusya, Ermeni soykırımını tanımıştı. Yeri gelmişken, tamamen kanıtlanmış bir vakıa olmasına rağmen, Gürcistan ın Ermeni soykırımını tanımadığını da söylemeden geçmeyelim. Üstelik Gürcistan ın Ermeni soykırımını tanımadığı bu arka plan üzerinde Çerkes soykırımını tanıması olgusu, bana hiç de inandırıcı ve yakışık alır gibi gelmiyor. Batı Kafkasya da olup bitende Gürcü askerlerinin baş rolü oynadığını söyleyemeyeceğim, ama Gürcü askerlerinin de bu harekatlara katılmış oldukları şüphe götürmez -Yaygın bir söylentiye göre göç kararını gavurların hakimiyeti altında yaşamak istemeyen Çerkes liderleri almış. Göçün amacı imha değilmiş. Bu Rusya nın resmi görüşü. -O zaman Rusya da kalan, Çerkes nüfusunun %8-10 udur. Tabii, ben bundan da söz etmiştim, bu Çerkeslerin seçimi idi. Ama hangi şartlarda? Atalarının asırlar boyu yaşadığı öz yurtlarını terk edip, bataklık Kuban düzlüğüne yerleşmeleri gerekiyordu kibu onlar için zor bir şeydi... General Fadeyev in raporundan bir alıntı yapabilirim. Fadeyev, Kafkasya nın fethinin kararlı bir taraftarı idi, 1864 yılından sonra Çerkeslerin iskan edildiği yerleri teftiş etmişti. Onların içinde bulunduğu durumdan dehşete kapılmıştı! Raporunda şöyle yazıyor: Ya bu insanları serbest bırakın veya onlarla alay etmeye bir son verin. Bunlar çok zor durumlardı. Rusya, Ermeni soykırımını tanımıştı. Yeri gelmişken, Gürcistan ın Ermeni soykırımını tanımadığını da söylemeden geçmeyelim -Basında, Gürcü Parlamentosu milletvekillerinden Georgiy Tartladze nin, Gürcü Parlamentosunun ikinci adım olarak Çeçen ve İnguş soykırımı karar tasarısını da kabul edeceğini söylediğine dair bir bilgi ortaya çıktı. -Eğer kastettiği 19. yüzyıl ise, soykırım olmadı. İnguşlar ve Çeçenler, Adıgelerden farklı olarak, her iki tarafın da acımasız davrandığı bir savaş olmasına rağmen, kendi yerlerinde kaldılar. Orada yer değiştirmeler oldu. Rus generalleri halkları bir yerden başka bir yere kaydırmayı seviyorlardı. Çeçenleri defalarca bir yerden başka bir yere iskan ettiler ama esas olarak kendi arazileri içinde. 19. yüzyılda Çeçen ve İnguş

7 Mart 2015 GÜNCEL 7 soykırımı olmadı. Soykırım meselesi Stalin dönemindeki 1944 dağlı halklar sürgünü ile alakalı olarak gündeme getirilebilir. Ama o zaman, sadece Çeçen ve İnguşlar değil, başka halklar da sürgün edilmiş ve sürgün sürecinde nüfusun önemli bir kısmı hayatını kaybetmişti. Yani bu, ciddi bir şekilde araştırılması gereken ayrı bir bahistir. Zaten, kendisinin demokratik bir devlet ve bir hukuk devleti olduğunu ilan eden günümüz Rusya sının, mutlakiyet Rusya sının veya Sovyet iktidarının işlediği suçlardan bahsedilirken hiçbir şekilde gücenmemesi gerektiği kanaatindeyim. Ya mutlakiyet ve komünist formasyonun ideolojisi ve uygulamalarını reddedecek ve gönül rahatlığıyla suça suç diyeceğiz, veya kendimizi dünyada geçerli medeni normlara göre yaşamayı uman bir demokratik hukuk devleti olarak görmeye hakkımız olmayacak. Kendisinin demokratik bir devlet ve bir hukuk devleti olduğunu ilan eden günümüz Rusya sının, mutlakiyet Rusya sının veya Sovyet iktidarının işlediği suçlardan bahsedilirken hiçbir şekilde gücenmemesi gerektiği kanaatindeyim. Gönül rahatlığıyla suça suç diyeceğiz veya kendimizi dünyada geçerli medeni normlara göre yaşamayı uman bir demokratik hukuk devleti olarak görmeye hakkımız olmayacak -Gürcistan da kabul edilen bu karara karşı Rus parlamenterlerinin tepkileri çok benzer.devlet Duması başkanının uluslararası işlerden sorumlu birinci vekili Leonid Slutskiy bu kararı hukuki bir saçmalık ve anlamsızlık olarak adlandırdı. Rusya İmparatorluğunun bir asırdır mevcut olmadığını ve bu kararın kime karşı ve hangi amaca yönelik olduğunun anlaşılamadığını söyledi. -Burada anlaşılmayacak bir şey yok. Belli ki bu karar çağdaş Rusya ya hitap ediyor. Ama şayet Rusya yönetimi, parlamentosu 19. yüzyıldaki soykırım gerçeğini kabul etselerdi, bu hiç de çağdaş Rusya nın hukuki ve hatta ahlaki bir sorumluluğu olduğu anlamına gelmeyecekti ama Çerkesler için bu çok önemli bir psikolojik durumdur. Bunu yapmak gerekirdi, o zaman bir sürü problem doğmamış olurdu. -Gürcü tarafının bu çıkışı, eğer bu kararı diğer devletler de desteklerse, olimpiyat şartı olimpiyat oyunlarının Çeviri: Uğur Yağanoğlu 19. yüzyılda Çeçen ve İnguş soykırımı olmadı. Soykırım meselesi Stalin dönemindeki 1944 dağlı halklar sürgünü ile alakalı olarak gündeme getirilebilir çok sayıda insanın öldüğü yerlerde yapılmasını yasakladığı için Soçi Olimpiyatları na engel olunacağı hesabıyla yaptığına dair bir görüş var. -İtiraf edeyim ki olimpiyat şartının metnini ayrıntılı olarak bilmiyorum ama bunun pratik bir anlamı olacağı kanaatinde değilim. Dünya genelinde, Avrupa nın kendisinde geçmiş yüzyıllar içerisinde insanların kitlesel olarak öldüğü o kadar çok yer var ki,olimpiyat hareketi yer seçmekte büyük zorlukla karşılaşırdı. Bunun ciddi bir şey olabileceğini düşünmüyorum. Doğrusunu isterseniz olimpiyatların Soçi de, Rusya da yapılması fikrine bayılmıyorum, bu bizim için yeteri kadar zor bir hedef, ama bunun etrafında Adıgelerin kaderiyle ilişkilendirilen bu spekülasyonlar hoşuma gitmiyor. Mefewud Nartan Haziran Seçimleri ve Çerkesler Çerkeslerin siyasi yelpazedeki yer tutma oranları geçmişte Türkiye genelinden farksız değildi. Ancak bu denge ciddi oranda değişme göstermiştir. Örneğin 12 Eylül öncesinde MHP ye oy veren Çerkes bulabiliyor olmanıza rağmen,çerkeslerin kimliklerine sahip çıkar hal alması ile tamamıyla değişmiştir. Türk milliyetçisi partilere oy vermenin kimliğini inkâr olduğu bilinci ciddi oranda yerleşmiştir. Son on yılda ise sanal dünyanın etkin olarak kullanılması ile bu bilinç daha da artmış, kimliklerini, ana dil özgürlüklerini yok sayan tüm partilere karşı mesafeli bir pozisyon almışlardır. Günümüzde ise Çerkeslerin siyasi parti portföyünde AKP ve HDP vardır. Bilinçli Çerkes seçmeni karşısında diğer partilerin durumu parlak gözükmemektedir. Türkiye siyasi yelpazesinde dağınık olarak yer tutan Çerkeslerin bu kez dağınık olmayışları Haziran seçimleri açısından önemlidir. Çerkeslerin blok olarak hareket eder hal alması örgütlü bir tavırdan ziyade, bir sürecin doğal sonucudur. Bu durum, biraz AKP li, biraz liberal, az biraz eski solcu ve daha çok durumdan vazife çıkarıp nemalanacak bir takım Çerkesleri acele bir parti kurma noktasına kadar getirmiştir. Bağımsız adayların durumu ise zannımca gereksiz bir oy kaybı olmakla beraber, yetersiz görülen mevcut siyasi yapılara tepki niteliğindedir. Peki bu durum karşısında Çerkesleri HDP kucaklamakta mıdır? Başka bir deyişle; HDP kendisini yeterince Çerkeslere anlatabilmiş, yeterince anlayabilmiş veya yeterince önemsemiş midir? Çerkes halkı, parti programlarında, yazılarda, söylemlerde; Diğer halklar ve kimlikler yuvarlak ifadesi içerisine sıkıştırılacak kadar küçük değildir. Çerkesler, beş milyon nüfusu ile Türkiye nin üçüncü büyük etnik yapısıdır. Çerkes halkı görmezden gelinerek halkların kardeşliği inşaa edilemez. Mevcut sistemin ömrünü uzatmak için iki ana akımın politikaları arasına sıkışıp kalmak istemeyen Çerkesler, özgürlükçü siyasetin kendilerine can suyu olmasını beklerken, (yüreğimiz küçük esnafla birlikte olmakla beraber) küçük esnafın adı geçip, Çerkes halkının isminin yeterli ölçüde telaffuz edilmiyor olması büyük eksikliktir. Tüm demokratik muhalefet güçlerinin mücadele alanlarını ortak mücadele alanı olarak görmek, işçilerin, emekçilerin, yoksulların, farklı ulus, dil, kültür ve inanç topluluklarının, göçmenlerin, mültecilerin, kadınların, köylülerin, yaşam alanları tahrip edilenlerin ortak mücadele alanı olmaya talip siyasi bir hareket, seçim sürecine girer iken çözüm sürecine takılı kalmamalıdır. Türkiye için en büyük çözüm, halkların, ezilenlerin, işçilerin, köylülerin, yok sayılanların iktidarıdır. Çerkeslerin özgürlükçü ve çok kültürlü siyasi figürlere ihtiyacı olduğu gibi aynı figürlerin aynı oranda Çerkeslere ihtiyacı vardır. İnsan onuruna yakışır bir yaşam kurmak üzere demokratik halk iktidarını hedeflemek, Türkiye de yaşayan tüm halkların eşit haklara dayalı, anadillerinin, kimlik ve kültürlerinin korunması ilkeleri ile yola çıkmak, tüm halkları ismi ile ve yüksek sesle ifade etmekten geçebilir. Çerkesler, Türkiye halkları arasında önemli bir kitleye sahip, ismi yüksek sesle telaffuz edilmesi gereken önemli bir halktır. Tekçi, milliyetçi, ayrımcı yaklaşımlara karşı durup, çok sesliliği savunur iken, telaffuz edilen çeşitliliği ikide tutmak günümüz itibari ile yetersiz bir yaklaşımdır. Birimizin haksızlık yaşadığı yerde, bir diğerimizin özgür ve eşit olmayacağı ortadadır. Bu anlamda, egemenlere karşı verilecek mücadelede birleşmenin yolu, Türkiye halklarının tamamını kapsayan tavırlarda ısrarcı olmaktır. Eylemde de, söylemde de bu kararlılığı göstermektir. Haziran seçimini, doğuyu ve batıyı, halkları, beklentileri doğru okuyanlar ve doğru adımlar atanlar kazanacaktır. Canlı telefon bağlantıları -Petersburg dan Aleksey: Rusya soykırım gerçeğini tanırsa tüm dünyaya dağılmış 9 milyon Çerkes, özyurtlarına dönme hakkını elde eder, bu da Krasnodar Krayı ve Batı Kafkasya nın bir kısmı demektir. Rusya bunları alabilecek durumda mıdır? İkinci bir husus, Asetinler hiçbir zaman Kafkasya da yaşamadılar ve bugün Abhazya dan 300 bin nüfusu öz yurtlarından kovmuş durumdalar. Rusya, Gürcü soykırımını tanımaya hazır mıdır? (Burada soruyu soran belli ki AsetinlerleAbhazları karıştırıyor.çn.) -Y. Gordin: Asetinlerin ayrı bir bahis olduğunu daha önce söylemiştim. Söylenecek şeyler var ama konuyu dağıtmayalım. Çerkesler, dünyadaki sayılarının 4 milyon olduğunu düşünüyorlar. Çerkes Kongresi bu sayıyı telaffuz ediyor. Soykırımın tanınmasının bu gibi sonuçlar doğurmaması gerektiği kanaatindeyim. Bu tamamen ahlaki bir hareket olmalı. Dünyada bulunan 4 milyon Çerkesin Krasnodar Krayı nda yaşamak istemeyeceğini bir tarafa bırakalım. Böyle deneyler oldu ve hiçbir sonuç vermedi. Mesele burada tamamen ahlaki. Kanaatim odur ki eğer soykırımı tanımanın belli şartları konuşulmuş olsaydı, bu durum bugün Kafkasya da ve dünyada yaşamakta olan Çerkes halklarının kamuoyunu ciddi şekilde etkilerdi. -Moskova dan Vladimir Vasilyeviç: Kafkas dağlıları akın yapmayacaklarına dair yemin etmiş ve hatta rehine vermişlerdi ama akınlar gene de devam etti. Bu nedenle Rusya nın bu haydut yuvasını ortadan kaldırması gerekti. -Y. Gordin: Gerçekten de bunlar olmuştu ama verilen sözde durmayanın her iki taraf olduğunu dürüstçe itiraf etmek lazım. Mesela Rus makamları Çeçenlere belli garantiler veriyor ve buna uymuyorlardı. Cevap olarak isyanlar başlıyor, isyanlar bastırılıyor ve bu böyle devam ediyordu. Ama evet, şüphe yok ki, ülkelerine dışarıdan gelen gavurlara verilen sözü tutmak zorunda olmadıklarını düşünen Müslüman dağlılar vardı ve bu keyfiyet durumu çok karmaşık bir hale getiriyordu. -Moskova dan İgor İvanov: Kuzey Kafkasya halklarının kendi kaderlerini tayin etmeleri gerektiğini düşünüyor musunuz? Bugünkü iktidarın altında bunun mümkün olduğunu düşünüyor musunuz? -Y. Gordin: Kendi kaderini tayin etmekten ne kastedildiğini iyi anlayamadım. Eğer Rusya Federasyonu ndan çıkmak ve kendi hükümetini kurmak kastediliyorsa, bunun tamamen gerçek dışı ve her şeyden önce bizatihi Kafkas Cumhuriyetlerinin kendileri için arzu edilir bir şey olmadığı kanaatindeyim. Bundan başka, bildiğim kadarıyla trajik Çeçenistan örneği dışında Kafkas cumhuriyetlerinden hiç birisi Rusya dışında, Rusya ekonomisi dışında, Rusya maliyesi dışında bağımsız olarak var olma arzusunu beyan etmedi. Çeçenistan özel bir olay, kendi kendine yeterli olduğunu düşünüyordu, petrolü vardı, ovalık kesimde verimli toprakları vardı vb Bu nedenle bu sorunun güncel olmadığını düşünüyorum. Eğer kendi iç meselelerinde yüksek bir bağımsızlık düzeyi kastediliyorsa buna evet, eğer ayrı egemen devletler ise, hayır. -Moskova dan Pavel: Batı Kafkasya daki son çarpışma bugünkü cumhuriyetlerden hangisinin toprağında olmuştu? -Y. Gordin: Askeri harekatlar tüm Batı Kafkasya da yürütülüyordu. Çerkesleri sistematik olarak Karadeniz sahiline doğru sıkıştırıyorlardı. Hangi cumhuriyetin toprağında olduğunu tam olarak söyleyemeyeceğim. Öyle sanıyorum ki, şimdi Batı Kafkasya ile ilgili tüm cumhuriyetlerde oldu. - Ben size söyleyeyim. Son çarpışma Abhazya da oldu. Nedense Abhaz-Adıge oymaklarını Çerkes halkları Çeviri: Uğur Yağanoğlu arasında saymıyorsunuz. -Y. Gordin: Çünkü anladığım kadarıyla Çerkeslerin kendileri Abhazları Adıge saymıyorlar. Bu halklar arasında akrabalık bağları var, bu biliniyor. Adıgeler bunu kabul ediyor ama Abhazlar Abhaz, Adıgeler de Adıgedir.

8 8 GÜNCEL Mart Şubat Dünya Anadil Günü kutlandı Nefret Sizin İnsanlık Bizim 21 Şubat Dünya Anadil Günü, Ankara da düzenlenen bir eylemle kutlanırken, sivil toplum kuruluşları Türkiye de farklı anadil ve kültürlerin özgürce yaşanması ve gelişmesi için bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını talep etti. Anadil Günü için Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, UNESCO verilerine göre dünya üzerinde 2 bin 500 dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Eğitim-Sen e göre Türkiye de de tam 18 anadil tehlikede. Derhal anadilde eğitim ile ilgili düzenlemelerin yasalaşması İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü ne ilişkin açıklama yaptı. İHD, AKP hükümetinin anadil kavramını bile tehlikeli bulduğunu belirterek Diyarbakır ve diğer kentlerde inşa edilen Kürtçe eğitim merkezlerinin mühürlendiğini hatırlattı. İHD tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Her yabancıya ücretsiz anadilde savunma hakkı tanınırken Kürtlere para karşılığı Kadıköy Anadil Günü nde Irkçılığa Geçit Yok İnisiyatifi çağrısıyla bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. 21 Şubat günü Kadıköy Boğa da toplanan kitle sloganlarla Khalkedon Meydanı na doğru yürüyüşe geçti. Çevik Kuvvet ekiplerinin her sokak başını tuttuğu yürüyüşte, Nefret Sizin İnsanlık Bizim, Yaşasın Halkların Kardeşliği sloganlarının yanı sıra Arapça, Kürtçe ve Ermenice sloganlar öne çıktı. Khalkedon Meydanı na gelindiğinde Irkçılığa Geçit Yok İnisiyatifi adına bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada ırkçı bir grubun Hocalı Katliamı nı bahane ederek, Kadıköy sokaklarında Ermeni halkına yönelik küfür içeren yazılamalar yaparak Hıristiyan halkı taciz ettikleri ifade edilirken, Irkçı-milliyetçi zehri, tarih boyunca topraklarımızı halklar için bir cehenneme dönüştürmüş, arkadan vuran beyaz berelileri, halklara düşman linç güruhları, sürgün, yağma ve katliam politikalarıyla toplumsal hafızamızda onarılması güç izler bırakmıştır denildi. Ulus devletlerin katliamcı asimilasyoncu politikaları nedeniyle sayısız halk, dil ve kültürün yok olduğu, yüzlercesinin yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtilirken, yaşadığımız topraklarda resmi dil Türkçe dışında konuşulan 34 dilden 18 inin yakın gelecekte yok olma tehlikesi altında olduğu vurgulandı. Çocuklarımıza kendi dilimizde sevgi sözcükleri söylediğimiz, kendi dilimizde şarkılar söylediğimiz, masallar okuduğumuz bir dünya bırakmak istiyoruz denilen açıklamada talepler şu şekilde sıralandı: 1- Tüm dillere eşit anadil statüsü verilmelidir. 2- Özel yada kamusal tüm alanlarda anadil kullanımı haktır, hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. 3- Herkese kendi anadilinde özgür, bilimsel, eşit eğitim sağlanmalıdır. 4- Anadillerdeki tüm yer adları iade edilmelidir. Basın açıklamasından sonra Ermeni, Arap, Kürt ve Laz halklarını temsilen yapılan konuşmaların ardından eylem sloganlarla sona erdi. Anadil Haktır, Engellenemez Kürtçe anadilde savunma hakkı olarak Ceza Usul Yasası nda yer verilmiş durumda. Kendi dillerini kullanmaları engellenen vatandaşların hakları Lozan dan beri ihlal edilmeye devam edilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi İHD den anadil çağrısı Anadil Yüreğin Kapısıdır en temel belgeler uyarınca anadil hakkının tanıması ve uygulamaya (eğitim ve öğretim) geçirilmesi gerekliliğini emretmektedir. Türkiye deki ya diğer diller? Onların adı bile telaffuz edilmiyor. Zazaca, Çerkesce, Lazca, Ermenice, Rumca, Pomakça, Arapça, İbranice, Romanca, Gürcüce, Süryanice, Boşnakça, Arnavutça, Abhazca ve diğerleri. 21 inci yüzyılda ana dillerle kavgalı Türkiye yi yöneten siyasal iktidara sesleniyoruz. Taksim Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla Galasataray Lisesi önünde eylem gerçekleştirdi. HDP üyelerine Mersin Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü de destek verdi. MKM li müzisyenlerin erbaneler eşliğinde Kürtçe ezgiler seslendirdiği eylem; Adıgece, Çeçence, Hemşince, Ermenice, Lazca, Arapça, Kürtçe, Boşnakça ve daha pek çok dilde yapılan selamlama ile başladı. Konuşmaların ardından, Yaşasın halkların kardeşliği ve Be ziman jiyan na be sloganları atıldı. Eylemde Kürtçe ve Türkçe yapılan açıklamada, bütün dil ve kültürlerin insanlık tarihinin ortak değeri olduğu belirtildi. Diller, insanlığın kültür mirasının ve belleğinin korunmasının, kültürler arası köprüler kurulmasının en güçlü araçlarıdır. Bir dilin yok olması, insanlığın kültürel mirasının bir kısmının da ölmesi anlamına gelir denildi. Açıklamada sosyal, ekonomik ve siyasal nedenlerle binlerce dil ve kültürün yol edildiği belirtildi, binlercesinin de yok olma tehlikesi altında olduğuna dikkat çekildi. Türkiye de Türkçe dışında 34 dilin konuşulmakta olduğu ifade edilen konuşmada, bunların 18 inin yakın gelecekte yok olma tehdidi altında olduğu ifade edildi. İnsanın en temel haklarından biri olan anadilde eğitim hakkının tanınmadığı belirtilen açıklamada, anadilde eğitim hakkının bölücülükle itham edildiğine dikkat çekildi. Açıklamada, HDP nin başta anadilde eğitim hakkı olmak üzere eğitim ve kültür politikalarının hazırlanması, uygulanması ve hayata geçirilmesi için mücadeleye devam edeceği belirtildi. Açıklamanın ardından söz alan HDP Mersin Milletvekili Kürkçü, Türkiye de yok olmaya yüz tutan dillere dikkat çekti, Bu dilleri bastırmak için gösterilen 90 yıllık gayret Türkiye deki baskıcı düzenin asıl kaynağıdır. Türkiye hala bir demokratik devlet ve demokratik ulus ortaya çıkaramadıysa, dine, dile, göre değil insanların yurttaşlık hakkına göre bir toplumun kurulamamış olmasındandır şeklinde konuştu. Kürkçü nün konuşmasının ardından eylem, çekilen halaylar eşliğinde sona erdi. (etha) Ankara çağrısı yapılan açıklamada, Anadilin kullanımının engellenmesi ilgili toplumun bütün bireylerini değişik boyutta etkilese de tartışmasız en fazla çevresi ile iletişimini anadili ile sağlayan çocukları etkiliyor. Eğitim biliminin temel ilkesini oluşturan Anadilinde eğitim taleplerinin her dönem ırkçı-şoven duygu ve tepkilerle karşılandığı bir ortamda, Türkçe dışındaki anadillerinin varlığına ve öğrenilmesine karşı çıkmak, bir yönüyle eğitim biliminin en temel ilkesine karşı çıkmak anlamına geliyor ifadelerine yer verildi. Ankara da İHD Halklar Komisyonu nun çağrısıyla Sakarya Caddesinde bir araya gelen çeşitli sivil toplum kuruluşları 21 Şubat Dünya Anadil Günü için ortak bir basın açıklaması yaptı. Açıklama Türkçe okunurken, değişik dillerdeki çevirileri de dağıtıldı. Eylemde Anadil Haktır, Engellenemez, Eşit, Bilim- sel, Laik, Anadilde Eğitim, Anadil Yüreğin Kapısıdır, Yaşasın Dillerin Özgürlüğü, Halkların Eşitliği sloganları atılırken, Kürtçe, Ermenice, Süryanice, Çerkesce, Lazca, Gürcüce ve Arapça konuşmalar yapıldı. Kitle ayrıca tüm bu dillerden şarkılar söyleyerek horon gösterisi sergiledi. Anadilleri serbest bırakın, hereksin kendi anadilinde eğitim ve öğretim yapması hakkını derhal tanıyın. Bu utancı sona erdirin. Irkçı, asimilasyoncu yaklaşımdan vazgeçin. En temel insani hak olan Anadillerin varlığını koruması için yasal ve etkin idari kurum ve kuralların inşa edilmesi, güçlendirilmesini sağlayıcı her türlü desteğin sağlanması ve olanakların yaratılması için derhal harekete geçin. Mansur Balcı (Bağatır) Haziran ve Çerkesler Olağan milletvekili seçimleri düzlemindeyiz artık. Politik konjoktür artık eskisi gibi değil. AKP hemen hemen yaşamın bütün ayarlarıyla oynadı. Kodları değiştirdi, ayarlar bozuldu. Her şey ve herkes etkilendi, değişti. Aydınlar, gazeteciler, akademisyenler, politikacılar, iş dünyası, sendikalar, azınlık örgütleri her şey her gün yeniden tanımlanmaya muhtaç bir süreçteyiz gibi. İktidardaki Siyasi İslami parti, bir gelecek değişim-dönüşüm projesini kanırtarak hayata geçirmek için muhalefetin güçsüzlük ve becerisizliğinden beslenirken, dikkate alınacak Kürt siyasi hareketi de esas olarak sivil siyasete yöneldi. En az milletvekiline sahip olmasına rağmen Kürt politikasının, gündem belirleme açısından ana muhalefet konumunda olduğunu söyleyebiliriz. AKP, Cumhuriyetin ürettiği kayıp kuşak olarak gördüğü yüzde elli ile hiç bir şekilde ilgilenmemekte, herşeyi kendi projesi ve seçmenin ihtiyaçları üzerinden düşünmekte, düzenlemekte ve yaşamaktadır. Hukuk, adalet, bilim gibi şeyleri umursamadığı gibi, hiç bir itiraz ve güç onu durduramıyor. Meclise girmek isteyenler için cazibe merkezi. Böyle olduğu için de binlece memur- bürokrat, öğretim görevlisi işinden ayrılıp aday adayı olduğunu açıkladı. CV sine AKP den aday adayı ibaresini yazdırmış olmak bile terfi ve ödüllendirilmek için bir veri-puan durumunda. İktidarın tekrar AKP tarafından yürütüleceğini herkes şimdiden kabul ediyor. Mesele, muhalefette kimler güçlenecek meselesi. İktidarın el değiştirmesinden ya da zayıflaması üzerinden değil, muhalefet güçlerinin seçim sonrası mevzilenişleri üzerinden siyasi gelecek analizleri yapılıyor daha çok. Yani durum vahim; vehamet devam edecek gibi de... RTE, Cumhurbaşkanı sıfatı ve AKP başkanı görevi ile Artık bu tren bu raydan çıkmaz dedi, muhtarlara hitap ederken. Seçim düzlemi, bütün bu süreci hızlandırmak için Kamu Güvenlik Yasası adı altında ( polis devleti olma yolunda en önemli adım) yasa teklifini TBMM den geçirmeye çalışıyor. Şimdiden AKP li vekillerin muhalefet vekillerine meclis kürsüsündeki çekiçle, çanla, demir sandalyeler ile saldırdıkları ve dört muhalefet vekilin hastanede olduğu haberi medyada yer aldı bile... Durum bu. Peki Çerkesler haziran seçimlerinde ne yapacak? Şimdiden bir kaç aday adayı ismi dolaşmaya başladı bile. Kimler olduğu kişi olarak çok önemli değil. Önemli olan kimlikleri nedir? Nasıl kimlikler bizi toplu bir davranışa zorlar. Ya da nasıl bir kimliğin arkasında durmalıyız? Toplu seçim davranışı gösterebilecek miyiz? Haziran seçimleri Çerkesler için gerçekten bir milat mıdır? Milat ise, neden milattır? Her durumda seçim sonrası nasıl kazançlı çıkacağız? Bütün bu soruları kendimize sorarak, ayna sohbetleri yapıyoruzdur, yapmalıyız da... Aday adaylarının kimliklerine yakından bakmalıyız. Çerkes olsun da çamurdan olsun tavrı eskidi ve zaten artık kimse o bakış açısını taşıyacak kadar saf değil. Çerkesler de oyunu kullanırken kendine özgü gerekçelerle seçici davranmaktadır. Sonuçta, desteklediğimiz adayın kimliği ile kendi kimliğimiz hemen hemen örtüştüğüne göre; içe yönelik, dışa yönelik tartışma gerekçeleri anlamsız artık. Açık ve net olmak gerek sanırım. Diaspora Çerkeslerinin en büyük örgütü KAFFED, bir aday belirleyip, kendi ilkeleri (ki dokuz madde halinde bu ilkeleri yayınladı) temelinde, seçilebilecek bir yerden aday gösterilmesi için bir parti ile görüşmedi. İlgisizlik mi, becerisizlik mi, tutarsızlık mı? Yoksa hepsi birden mi? Bu tavırla, bir adayın arkasında ciddi bir çoğunluk olarak durma şansını kaçırmak üzereyiz. Hatta KAFFED, bir adayını meclise gönderme şansını kaçırmak üzeredir. KAFFED bir hemşerisinin kişisel adaylığının peşine takılıp kalmak yerine, olmazsa olmaz dediği ilkelerini savunan parti programlarını incelese, HDP ile yakın olduğunu görecektir. Söz konusu ilkelerden biri ya da bir ikisi, her partinin programında-tüzüğünde vardır. Ancak tamamı deniyor ise, bu adres açıktır ki HDP gibi görünmektedir. KAFFED, bünyesinden ve dışarıdan bireylerden oluşacak bir heyetle HDP ile görüşmeli ve çekinmeden, bir adaylarının hem de Diyarbakır dan seçilebilecek bir sıradan aday olarak gösterilmesini istemeli. KAFFED ayrıca Çerkeslerin yoğun yaşadığı Kayseri, Çorum, Tokat Kahramanmaraş, Düzce, Adapazarı, Samsun, Sinop gibi illerde destekleme sözü vermeli ve bu illerde yoğun seçim faaliyetlerine katılmalıdır. Bu olmaz ise ne olur? O zaman herkes birey olarak karar ve tavır alacaktır. Çerkesler yine örgütsüz, merkezsiz bir şekilde seçim sürecini geçirecektir. Peki bireyler nasıl adaylara oy verecek? AKP, CHP ve MHP den aday olanların Çerkesler ile ilgili tatmin edecek önerileri yoktur. Şu anda da bu partilerde vekiller var. Çerkesler için yapacaklarının şimdiye kadar yaptıklarının benzeri olmaktan öte bir şey beklemek saflık olur. Bireysel ikbal-istikbal için aday olanlar kimliği ne olursa olsun şahsen beni ilgilendirmiyor. Kazanamayacağını bilerek aday olan bağımsız adayların ise, kendilerince gerekçeleri olabilir. Çerkes sorununu alanlarda anlatmak gibi iyi niyetleri olabilir. Ancak, günümüzde, alanlara çıkarak Çerkes sorunlarını anlatmak için seçim koşulları gerekmiyor. İstenildiği zaman yapılabiliniyor. Aday olma hobilerini yaşayabilirler. O adaylar da beni çok ilgilendirmiyor doğrusu. Ciddi, sonuç ve umut üretecek bir tavır ortaya çıkarılamaz ise, Çerkeslerin bu seçimlerde de toplu olarak siyaset dışında kalacağını; bireyler olarak ise, ya kişisel ikbal-istikbal için, ya da inanç ve ideoloji temelli veya ekonomik-demokratik haklar için kendilerine en yakın bir seçim grubunun içinde yer alacaklardır. Geriye, dört yıl daha beklemek kalır Şubat Dünya Anadil Günü, Hendek Kafkas Kültür Derneği nin öncülüğü; Sakarya Kafkas Kültür Derneği ve Kocaeli Kafkas Kültür Derneklerinin katkıları ile Hendek Ticaret Merkezi Konferans Salonu nda düzenlenen bir etkinlik ile kutlandı. Şu ana kadar resmi devlet okulunda ilk ve tek Abazaca sınıfının açıldığı Hendek te Anadil Günü nde Son Sesler bu etkinliğin yapılması ayrı bir önem taşıdı. Açılış konuşmasını yapan Hendek Kafkas Kültür Derneği başkanı Atrışba Kamil, Abazacanın resmi olarak öğretildiği bir sınıf açarak bir ilke imza atmaktan büyük memnunluk duyduk; başta çocuklarını anadil öğrenmeye teşvik eden ailelerine, anadil öğretmenimiz İrfan Okuyucu ya, Abazaca eğitimi müfredatını Milli Eğitim Bakanlığı na kabul ettirerek bize materyal desteği sağlayan KAFFED e teşekkür ediyorum dedi. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya da yaptığı konuşmada bir ilki gerçekleştiren Hendek Kafkas Kültür Derneği ne, anadil öğretmenlerine, ailelere ve emeği geçen Hendek herkese teşekkür ettiğini söyledi. Abhazya nın Türkiye tam yetkili temsilcisi İnar Gitsba ise Abhazca yaptığı konuşmada anadilin önemini, unutulmaması için üzerimizi düşen görevleri ve yaşatılması için yapılması gerekenleri anlattı Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Setenay Nil Doğan, anadil konusunda bir sunum yaptı. Genel olarak Dünya daki dillerin durumunu analiz eden Nil Doğan; Adıgece ve Abazacanın durumu ile ilgili somut tespitler ortaya koydu. Dr. Setenay Nil Doğan ın sunumu katılımcılarca ilgi ile izlendi. Abhazya savaşına katılan Adıge savaşçıların söylediği ve Eric Mikaa nın hem Adıgece hem de Abazaca seslendirdiği Adıge Nısa şarkısı görüntüler eşliğinde dinlettirildi. Şarkının peş peşe söylenen Adıgece ve Abazaca versiyonuna izleyiciler de eşlik ettiler. Son Sesler belgeselinin de gösterildiği program, Azar Grubu nun tempolu ve coşkulu mahalli dans gösterisiyle son buldu. (kaffed.org)

9 Mart 2015 GÜNCEL 9 İnguşetya 23 Şubat ı andı Çeçenya yine sessiz kaldı Sürgün Kayseri de de anıldı 23 Şubat 1944 yılında gerçekleşen sürgün, İnguşetya da yoğun bir katılımın olduğu resmi törenlerle anıldı. Zafer Anıtı önündeki törende konuşan cumhurbaşkanı Yunus-bek Yevkurov, 13 yılını yabancı topraklarda geçiren halkımız herşeye rağmen kültürünü, geleneklerini ve dilini korumayı başarmıştır. O korkunç yıllarda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor ve anavatanına geri dönüp İnguşetya yı canlandıranlara teşekkür ediyorum dedi. 23 Şubat ta Çeçenya da resmi bir etkinlik yapılıp yapılmayacağı sorusu üzerine bir hükümet yetkilisi, Halkımızın geçmişte yaşadığı tüm trajik olaylar tek bir günde anılacaktır, o da 10 Mayıs tır açıklamasını yaptı. Ramzan Kadirov, aynı tarihe rastlayan Rusya nın Vatan Savunucuları Günü nü büyük törenlerle kutlayabilmek için tarihi yeniden yazmış, 2011 yılında alınan kararla sürgün anmalarını, babası Ahmed Kadirov un defin günü olan 10 Mayıs a taşımıştı. Haybah katliamına Adıgece ağıt Çerkes sivil toplum adamı Aslan Beşto, 1944 Çeçen sürgünü sırasında yaşanan Haybakh katliamı hakkında Adıgece bir ağıt ortaya çıkardı. Beşto, 700 ün üzerinde yaşlı, kadın ve çocuğun bir ahıra kapatılıp canlı canlı yakıldığı katliamla ilgili ağıt hakkında Facebook ta şunları yazdı: Çerkes folklorunda Çeçen köyü Haybakh ta gerçekleştirilen katliamla ilgili bir ağıt yer alıyor. Şarkıyı Nauruz Roza (Dışekova) ile 2006 da kaydettik. Kabardey in soylu ailelerinden Nauruzların büyük kısmı yılları arasında öldürüldü. Geri kalanı ya sürüldü veya kaçak yaşadı. Çerkeslerin bazıları bir şekilde Çeçenya da yaşıyordu. Ülkedeki ilk savaşa kadar orada yaşadılar. Assinovaskaya, Sernovodskaya, Samaşki. Bu Çeçen yerleşim yerlerinde çok sayıda insanımız da yaşadı. Çerkesler Haybakh taki katliamdan, bu köyde yaşayan Guago Ozırmes aracılığıyla haberdar oldu. Bu kişinin akıbeti hakkında maalesef bir şey bilinmiyor. Şarkının orijinali Nauruz Roza ile kaydettiğimizden daha uzun. Roza, şarkıda terkedilmiş bir evde doğum yapan bir kadının yeni doğan bebeğinin ağlamamasının anlatıldığı bir bölüm daha olduğunu ancak sözleri hatırlayamadığını belirtmişti. O yıllarda Çeçenya da yaşayan birçok kişiye sorduk, ancak büyüklerin Haybakh hakkında bir ağıt söylediklerini ifade etmekle birlikte kimse ağıt şarkının sözlerini hatırlayamadı. Nauruz Roza sayesinde bugüne aktarılan Haybakh (Habah) ağıtının sözleri: Habah Ağıtı Jılemestin üzerimize ateş getiriyor Zavallı Habah ın üzerinde kara dumanlar yükseliyor, Günahsız çocukların lanetini, kötülük yapanlara Yüce Allah versin Oy, oy mahvolduk, Oy, oy yok olduk... Zavallı Anzorıko gözyaşı kan yıldız, Yıldızı kayan zavallılar zikirsiz kaldı, Suçsuzların ahına karşılık, kötülük yapanlar Allah size yol vermesin, Oy, oy mahvolduk, Oy, oy yok olduk... Kurşa ormanında dualar okunuyor, Hanesi yok olanlar Habahtır, Dünyadaki iyi insanların ağıtını, kötülük yapan sizlere Allah ulaştırsın, Oy, oy mahvolduk, Oy, oy yok olduk... Jılemestin: Baskılardan zarar gören Çerkesler Çekist ve NKVD ajanlarını böyle adlandırıyordu. Habah: Haybakh ın Adıgecesi. Bu adlandırmayı sadece sürgünlerinin ardından Çeçenler arasında yaşayan Çerkesler biliyor. Anzorıko: Erkek ismi. Görülen o ki Haybakh ta yaşayanlardan biri. Kurşa: Orman ismi. Metinden anlaşıldığına göre kutsal kabul ediliyordu. Kendimden de şunu ekleyebilirim: Babam hala, 1944 de Dıgulıbgoy (o zamanki adı Kızburun-3) köyünde cadde boyunca askeri araçlar içinde komuta bekleyen askerlerin görüntüsünü hatırlıyor. Yaradan korudu, emir gelmedi. 3 gün sonra askerler toparlanıp gitti. Çerkesler evlerinde kaldı. Bu insanlık dışı vahşetin kurbanı olan bütün halklar için duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. (ajanskafkas) Davut Yaşar (solda) ve Oğuz Kutlu Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu nca organize edilen 23 Şubat 1944 Sürgünü nü anma programı, Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi nde 22 Şubat günü gerçekleştirildi. Kayseri, Kahramanmaraş, Adana ve Ankara dan gelen yaklaşık 200 kişinin katıldığı program, Türkiye Fahri Konsolosu Ahmet Özdeş in 23 Şubat Dünya Çeçenya Günü mesajının okunmasıyla başladı. Etkinlikte, Çukurova Üniversitesi öğretim görevlileri Davut Yaşar ve Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kutlu da konuşmacı olarak yer aldı. 23 Şubat Çeçenlerin uğradığı ne ilk ne de son trajedidir ve Hiçbir zaman hiç kimseye pes etmedik biz başlıklı konuşmaların ardından, Unutmanız Emredildi adlı filmin gösterimi yapıldı. Etkinlikte ayrıca Marsho Dergisi nin Şubat 2015 sayısının dağıtımı gerçekleştirildi ve konuşmacılara katılımlarından ötürü plaket takdim edildi. Gulag Tarih Müzesi ve 23 Şubat Moskova daki Gulag Tarih Müzesi, Çeçen-İnguş sürgününe dair fotoğraf ve belgelerden oluşan bir sergi açtı. 23 Şubat ta açılışı yapılan sergide sürgün sürecine dair belgeler de yer aldı. Sürgün sürecini yöneten NKVD nin (İçişleri Halk Komiserliği) yılları arasında tuttuğu kayıtlardan oluşan belgelerin de sergilendiği etkinlikte, İnguş Gençlik Dernekleri Birliği üyesi İbrahim Kostaev de sürgün fotoğraflarının sunumunu yaptı. Kitap, fotoğraf ve broşürlerin yanı sıra resmi belgelerin de sergilendiği tematik etkinliği ziyaret edenler, 20. yüzyılda Stalin tarafından işlenen suçlar hakkında bir kez daha bilgi sahibi oldu. Tanıkların Gözünden Çeçenya Savaşı Nüfusunun dörtte birini savaşta kaybeden Çeçenya nın acıları, Kafkas Vakfı nda düzenlenen bir programla yeniden gündeme geldi. Yakın tarihin en yıkıcı savaşlarından biri olan Çeçen-Rus Savaşı 20 yılı geride bıraktı. Savaşta 250 bine yakın kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Bu rakam, toplam nüfusu bir milyonu bulan Çeçen halkının dörtte biri anlamına geliyor. Katledilen sivillerden 42 bini 10 yaş altı çocuklardan oluşurken savaş nedeniyle 500 bin kişi de mülteci konumuna düştü. Kafkas Vakfı; Gazeteci Cenk Başlamış, yazar Alev Erkilet, Mehdi Nüzhet Çetinbaş ve Hulusi Üstün ün konuşmacı olarak katıldığı bir panelle yirminci yılında Çeçenya savaşını yeniden gündeme getirdi. Kafkas Vakfı nın eski başkanlarından Mehdi Nüzhet Çetinbaş, savaş sırasında Türkiye ye sığınan Çeçen mültecilerin yaşadıkları zorluklardan örnekler vererek, Paramız, imkanımız yoktu ama çaresizlikten gelen mültecileri önce otellere yerleştirdik. Sonra birisi geldi ve Feneryolu nda metruk durumda bulunan Devlet Demiryolları nın yazlık barakalarını kullanmamızı tavsiye etti. Aynı şekilde okula bir veli geldi ve Ümraniye de Halilurrahman Camii altında boş bir yer var, mülteciler için kullanılabilir dedi. Alanı suntalarla bölerek mültecileri yerleştirdik. Keza, Beykoz daki kamp da bu şekilde oluşturuldu diyerek yaşanan zorlukları gözler önüne serdi. O dönemlerde Türk halkının çok büyük destek verdiğini de belirten Çetinbaş, Çeçenya dan gelen insanların yasal olarak mülteci kabul edilmediğini ve yaşanan zorlukların sürdüğünü vurguladı. Çeçen savaşı bize çok büyük dramlar, ızdıraplar yaşattı, ama büyük tecrübeler de kazandık diyen Mehdi Nüzhet Çetinbaş, Türkiye de 5 yıl kalan yabancılara devletin vatandaşlık verdiğini ancak 10 yıldan fazladır Türkiye de yaşayan kimi Çeçenlerin hala vatandaşlık alamadıklarını ve sınır dışı edilme tehlikesiyle yüz yüze olduklarını hatırlattı ve 2010 yılları arasında Moskova da Milliyet gazetesi temsilcisi olarak çalışan ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi nde ders veren Cenk Başlamış ise savaş başladığı andan itibaren ateş altında sürdürdüğü görevi sırasında yaşadıklarını aktardı. Savaş süresince sekiz kez Çeçenya ya giden Cenk Başlamış, Dudayev in Grozni de düzenlediği ve bağımsızlığı ilan ettiği basın toplantısına da şahitlik ettiğini belirtti. Katıldığı toplantının en unutulmaz anının, bir gazetecinin Moskova sizin bağımsızlığınızı tanımıyor sözü üzerine Dudeyev in Biz de onları tanımıyoruz diye cevap vermesi olduğunu söyleyen Başlamış, oradaki gazetecilerin bunu basit bir politik ifade zannettiğini ama ardından büyük bir direniş geldiğini belirtti. Grozni havaalanına ilk indiğimizde kışlaya indik sandım. Her tarafta Rus askeri, tanklar, silahlar. Korkunç bir yığınak vardı. Bu şehri kim nasıl alabilir diye düşünmüştük. Sonraki gidişlerimde Grozni nin tamamen yok olduğunu gördüm. Bu durumu anlatacak başka bir kelime bulamıyorum. Aynı dönemde yine tüm dünyanın gözü önünde Bosna da da bir savaş sürüyordu. Ancak Bosna Avrupa da yer aldığı için yeterli olmasa da sesini duyurabildi ama Çeçenya daki yıkıma, canlı şahitler dışında kimse yeterince şahitlik edemedi. Savaş süresince zaman zaman savaşan Çeçenlerle sohbetleri olduğunu söyleyen Başlamış, Bu kadar büyük bombardımanlardan nasıl kurtulduklarını sorduğum kimi Çeçenler Bombardıman başladığında bulunduğumuz yerin altındaki toprağı kazıp içine giriyorduk, bombardıman bitince dışarı çıkıyorduk cevabını veriyorlardı diyerek şahitliğini aktardı. Panelin konuklarından Ele Geçirilemeyen Toprak: Kuzey Kafkasya kitabının yazarı Sosyolog Alev Erkilet ise Çeçenlerin tarih boyunca bir bağımsızlık mücadelesi verdiklerini belirtti. Bu mücadeleyi yürüten Çeçenlerin çevreden gelecek tepkilere önem vermeden cesurca davrandıklarını söyleyen Erkilet, 2002 de kitap çalışmasını yaptığımda, Türkiye ye gelen yaralı Çeçenlerle ve cepheye gidenlerle görüştüm. O dönemde mücadelenin içerisindeki herkes, İmam Şamil davasının bir parçası olarak görüyordu kendini dedi. Kafkasya konusundaki araştırmalarıyla tanınan yazar Hulusi Üstün, moderatörlüğünü yürüttüğü programda Türkiye tarihinin en büyük mitinglerinden birinin önceden bir hazırlık yapılmaksızın Grozni ye atom bombası atıldı iddiaları üzerine Taksim de gerçekleştiğini hatırlattı. Kafkas halklarının kendi içlerinde görülen mikromilliyetçiliğin birleşmenin önündeki en büyük engellerden biri olduğuna vurgu yapan Üstün, savaş süresince Türk halkının Çeçenler için büyük bir özveri sergilediğinin de altını çizdi. Savaşta yaşanan katliamlar için Bir günde duyduğumuz felaketler dert olarak bir ömre yeter diyen Hulusi Üstün, bu savaşın yaşayan şahitleriyle görüşmeler yapılması ve yaşananların medyada daha fazla yer almasının sağlanması gerektiğine dikkat çekti. (Yeni Şafak) Çeçen mülteciler Almanya için tehdit mi? Berlin ve çevresinde radikal dinci çevrelere yönelik bir operasyon düzenlendi. Berlin eyalet polisi ve Berlin Başsavcılığı nın ortaklaşa yönettiği operasyonda, Suriye de şiddet eylemi planladıkları gerekçesiyle iki Türkiye vatandaşı gözaltına alındı. Zanlılardan 41 yaşındaki İsmet D. nin Berlin deki bir İslamcı grubun liderliğini üstlendiği ve Emir tayin edildiği kaydedilerek, grubun ağırlıkla Türk, Çeçen ve Dağıstanlılardan meydana geldiği belirtildi. Berlin in Moabit semtinde bulunan bir Kur an kursunda Işid e taraftar kazandırılmaya çalışıldığı ancak şüphelilerin Almanya da saldırı planladıklarına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığı kaydedildi. Kafkasyalıların Almanya ya karşı bir tehdit oluşturup oluşturmadığını, Alman-Kafkas Topluluğu nun başkanı Ekkehard Maas a sorduk. -Almanya da Kafkasya dan kaynaklanan İslamcı bir hadise olacağına dair bugüne dek herhangi bir emare yoktu. Sizin düşünceleriniz nelerdir? -İslamcı bir manzara olduğunu söyleyemem. 18 yıldır Çeçen mülteci ve sığınmacılarla çalışan biri olarak tek söyleyebileceğim, yaklaşık iki yıldır dine daha fazla odaklandıklarını farketmiş olmamdır. Bu da özellikle Almanya da yetişen Çeçen gençlerin uyum sorunu olduğu anlamına geliyor. Tereddüt içindeler ve cennete gidememekten korkuyorlar. Bunu garantilemek isteyen erkekler sakal uzatmaya, kadınlar ise birdenbire sadece yüzlerini gösteren peçeler ve Arap kıyafetleri giymeye başlıyor. Dinin hayatlarında eskisinden çok daha önemli olmaya başlaması dikkatimi çekiyor. Ama yine de bunlar, İslamcı oldukları anlamına gelmez. -Paris saldırılarıyla bir bağlantısı olabilir mi? - Bunu hiç olası görmüyorum ama belirli camilerde İslamcılarla irtibat kuran gençler var. Berlin den Suriye ye gidenlerin sayısı ise çok az. -Almanya da da saldırılar yapmalarından korkmamız gerekiyor mu? Sanmıyorum. Eğer Çeçenler herhangi bir terörist aktivitenin içine çekilmişlerse, Boston örneğinde olduğu gibi arkasında başka kurumların olduğunu düşünürüm. Çeçenler, ülkelerindeki siyasi infazdan dolayı vatanlarını terkederek buraya mülteci olarak geldiler. Burada bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyorlar. Yine de Muhammed karikatürleri nedeniyle bir kızgınlıkları var. Mesela karikatürlerin içeriklerinin hiç tartışılmamasını şanssızlık olarak görüyorum. Müslümanlar kendilerini incinmiş hissetti. Açık ve demokratik bir toplum haline gelmek için uzun bir süreç gerekli. -Kafkasya bölgesinden buraya gelen insanların durumunu iyileştirmek için neler yapılmasını önerirsiniz? -Çeçenlerin ılımlı Sufi geleneklerinin güçlendirilmesi için bir şeyler yapılmalı. Onlara ait bir alan ya da küçük bir camileri olmalı mesela, çünkü Arap ya da Türk camilerine gitmek zorunda kalıyorlar. Bu genç insanların uyum sorununu topluluğun büyüklerinin çözmeye çalışması en uygun yol olacaktır. (dw.de) Çeviri: Serap Canbek

10 10 ARAŞTIRMA Mart 2015 Troya Efsaneleri (11) Troya Konfederasyonu Troya kralı Priamos, Aşuva konfederasyonunun yöneticisiydi. Soy-kabile birliği temelinde örgütlenen Aşuva Konfederasyonun içerisinde Troya çevresindeki dokuz kent yer aldığı gibi, o zamanki adı Maanya (Homeros ta Meonya) olan Lidya, daha güneydeki Karya ve Likya da yer alıyordu. Troya bölgesinde Priamos a bağlı dokuz küçük krallık vardı: 1. Lurnesos ta oturanlar 2. Thebai da oturanlar 3. Pedasos ta oturanlar 4. Dardanoslular 5. Zelaia da oturanlar 6. Adrasteia, Pitya ve Apaisos ve Tereia Dağı nın eteklerinde oturanlar 7. Perkote, Praktios, Abydos, Sestos ve Arisbe de oturanlar 8. Larissa da oturanlar 9. Misyalılar Lurnesos Halkı Lesbos un karşısındaki Lyrnessos u, Selepios oğlu kral Euhenos un oğulları, Mynes ile Epistrophos yönetiyordu. Savaşın dokuzuncu yılında Troya kırsalını ele geçirmek isteyen Aşil (Akhileus) Lurnessos çevresine saldırdı. İda Dağı nda sürülerini otlatan Ayneyas, Aşil i görünce kaçtı. Aşil kenti ve çevresini yağmaladı, Mynes ile Epistrophos u öldürdü, Homeros un güzel saçlı kız olarak tanımladığı kral Mynes in eşi Briseis i tutsak etti ve kendisine ganimet (İlyada, ; Gravers, s.865) olarak ayırdı. Thebai Kenti Eetyon un (Eetion) yönettiği kutsal Thebai kenti, Misya sınırları içerindeki bir Kilikya yerleşimiydi (İlyada, ). Edremit ovasında olduğu biliniyorsa da tam yeri saptanamamıştır. Umar, bu kentin diğer adının Killa olduğunu ileri sürmektedir. (Umar, s.191) Bu yorum ilginç bir şekilde Thebai sözcüğünün Adıge, Kila/Kila sözcüğünün Abaza dillerindeki anlamlarına denk düşmektedir. Hektor un eşi Andromakhe nin babası Eetyon ile yoldaşı Podes, Thebai kentindeki Klikyalıları yönetimleri altına almışlardı. Aşil, Troya Savaşı nın dokuzuncu yılında Thebai kentine saldırarak yerle bir etti ve çevresini yağmaladı. Yiğit kral Eetyon u ve yedi oğlunu öldürdü. Ama Eetyon un yiğitliğine hayranlık duyduğundan onu silahlarıyla birlikte gömdü ve görkemli bir cenaze töreni düzenledi. (Grimal, s ) Akhalar, Thebai da ele geçirilen ganimetleri aralarında bölüştüler ve Apollon un rahibi Hrüses in (Kryses) kızı Hrüseyis i (Khryseis) Agamemnon a ayırdılar. (İlyada, ) Hrüseyis in diğer adı Astynome dir ve bazı yazarlara göre kral Eetyon un eşidir. Aşil, Thebai yi ele geçirdiğinde çok hızlı koşan Pedasos adlı bir atı da ele geçirdi ve ölümsüz atların çektiği arabasına koştu. Pedasos Halkı Akhileus un talan ettiği kentlerden biri de bir Leleg yerleşimi olan Pedasos kentidir. Karya da da yine bir Leleg yerleşimi olan Pedasa kenti vardır (Umar, s.182). Pedasosluların kralları Altes tir. (İlyada, ) Priamos, Altes in kızı Laothoe ile evliydi. Dardanoslular İlyada ya göre, Zeus un oğlu Dardanos, Troya yakınlarında Dardanie şehrini kurmuş ve bölgenin kralı olmuştur. Troyalıların atası olan Tros ve İlos Dardanos un oğludur. Efsanelerin farklı versiyonları vardır ve Troya da yaşayan İlia, Dardania ve Troya kökenli halklar bu efsanelerde farklı ya da aynı kökenden akraba halklar olarak anlatılmaktadır. Bu yazımızda Homeros un İlyada da anlattığı versiyonu temel alacağız. Troya Savaşı sırasında Dardanosluların yöneticisi olan Ayneyas (Aineias), Ankhies in Aphodite den doğma oğluydu. Başka deyişle Ayneyas, Tros un torunudur yani Troya krallarıyla (İlyada, ) aynı soydandır. Beş yaşına kadar dağda büyütülen Ayneyas, Hektor dan sonra Troyalıların en yiğitleridir. Troya çevresindeki birçok çarpışmada rol almıştır. Homeros sonrası şairler, Ayneyas ı Hektor un ölümünden sonra Hektor un görevini üstlenmiş olarak anlatırlar. Fakat Ayneyas, asıl Troya nın düşüşünden sonra önemli görevler üstlenir. Bir efsaneye göre Ayneyas, sağ kalan Troyalıları topladı. İda ya çekildi ve bir kent kurarak hüküm sürdü. Daha sonra Ayneyas batıya doğru yolculuğa çıktı. Makedonya, Trakya, Girit de dahil pek çok ülkeyi gezdi. Sonunda İtalya ya yerleşti ve Romalıların atası oldu. Ayneyas ın yolculuğu, Romalı şair Vergilius un Aineias adlı eserinde, Roma efsanelerine göre yorumlanarak anlatılmıştır. Efsaneye göre, Roma yı kuran Romulus ve Remus Ayneyas ın oğludur. Hatta Ayneyas ı Roma nın kurucusu olarak görenler de vardır (Grimal, s.26). Roma kralları Julius Caesar ile Augustus kendilerini Ayneyas soyundan sayıyorlardı. (Gravers, s.921) Zelaia (Zelaya) Halkı Troya yakınlarındaki Zelaya kenti bir Lykia yerleşimiydi. Troyalı Lykialıları, yöneten Lykaon un oğlu Pandaros, Apollon un yetiştirdiği ünlü bir okçuydu Pandoros, çok cimri olduğundan babasının öğütlerine rağmen arabaya binmeyi reddederek Troya ya yaya olarak gelmişti. (İlyada, ) Troya ya düşmanlık eden tanrıların elinde oyuncak olan Pandaros u Anadolulu tanrı Apollon kolluyordu. Bir karşılaşmada Diomedes tarafından (Grimal, s.586; Erhat, öldürüldü. s. 257) Adrasteia, Pitya ve Apaisos Kentleri Adrasteia, Pitya ve Apaisos ülkesinde Tereia Dağı nın eteklerinde oturan halkları, Kerkoteli bilici Mereops un iki oğlu Adrastos ve Amphios yönetiyordu (İlyada, 2.830). İki kahraman da Diomedes tarafından öldürülmüştür. Apaisos kentinin adı, yine bir Anadolu kenti Apasa/Ephesos adıyla adaştır (Umar, s.83). Abaza ve Aphaz adlarıyla bu kentlerin adları çakışır. Abydos, Sestos ve Arisbe de Oturanlar Perkote, Praktios, Abydos, Sestos ve Arisbe de oturan Troyalı halkları Hürtakos (Hyrtakos) oğlu Asyos (Asios) yönetiyordu. (İlyada, 2.835) Sestos ve abydos şehirleri Çanakkale boğazı geçişlerinin en kolay yapılacağı yerde (Nara burnu ucunda Abydos, Akbaş burnu üzerinde Sestos) kurulmuşlardı. Troyalıların Trakya ile bağlarını sağlıyorlardı. Bu nedenle stratejik önemleri çoktu. Arisbe, Çanakkale-Lapseki yolu üzerindeydi. Perkote Şimdiki bucak merkezi Umurbey in 10 km. kadar doğusundaydı. (Umar, s.415) Larissa Halkı Larissa da oturan Pelasgları Hippothoos ve Pylaios yönetiyordu. İkisi de Teutamos oğlu Lethos un oğluydu. (İlyada, 2.840) Larissa kenti, Ayvacık ilçesine bağlı bucak merkezi Gülpınar ın kuzey yakınındaydı. Yağan Ümit Bir Zamanlar Sultan II. Abdülhamit in Mirası Şu günlerde medyada, Sultan II. Abdülhamit in mirasçılarının açtıkları veraset davası konuşuluyor. Gazetelerin yazdıklarına göre 250 tane mirasçı davaya katılmış ve hepsi de haliyle Sultan Hamit in mirasından pay istiyorlar. İstanbul un yarısını talep eden mirasçılar arasında kendi akrabalarım da bulunmaktadır. Ama Türkiye Cumhuriyeti istenilen parayı öder mi oda meçhul. Bazı hukukçulara göre mirasçıların Sultan Hamit in devasa mirasını talep etme haklarının olmadıklarını savunuyorlar. Çünkü Sultan Hamit 1909 yılında tahttan indirildiğinde, İttihatçılar devrik padişahın bütün emlakını müsadere etmişlerdi. Böylelikle Sultan Hamit in malvarlığının, Devlet Hazinesi ne intikali gerçekleşmişti. Ama 1918 yılında İttihatçılar Türkiye den kaçmak zorunda kaldıklarında Sultan Vahdettin, ağabeyi Sultan Hamit in malvarlığını tekrar mirasçılarına iade etmiştir. Peki Sultan Hamit in mirasçıları aslında kimdir? Öncelikle eşlerinden başlamak lazım. Sultan Hamit in toplam 14 nikahlı eşi vardı. Ama bunlardan sadece 10 tanesi mirasçıdır, çünkü diğer dördü kocalarından önce ölmüştür. Çocukları ise 7 erkek ve 10 kız olmak üzere toplam 17 dir. Bebekken ölenlerin sayısını tesbit etmek mümkün değildi, bu yüzden Sultan Hamit in yüksek bir ihtimale göre 20 veya daha fazla çocuğu vardı. Sultan Hamit in 14 eşinin listesi: 1. Nazikeda (Abhaz, Tsanba ailesinden), Çocukları: Ulviye Sultan 2. Karzeg Mehmet Bey kızı Bedrifelek (Çerkes), Çocukları: Şehzade Selim, Zekiye Sultan, Şehzade Ahmet 3. Talustan İbrahim Bey kızı Bidar (Kabardey), Çocukları: Naime Sultan, Şehzade Abdülkadir 4. Nurefzun (Ubıh), Çocuksuz 6. Dilpesend (Abazin, Kızılbek ailesinden), Çocukları: Naile Sultan 7. Mezide Mestan (Abhaz, Marşan ailesinden), Çocukları: Şehzade Burhanettin 8. Ömer Paşa kızı Emsalinur (Abhaz), Çocukları: Şadiye Sultan 9. Agırba Mahmut Efendi kızı Müşfika (Abhaz), Çocukları: Ayşe Sultan (Ayşe Osmanoğlu) 10. Maan Recep Bey kızı Sazkar (Abhaz), Çocukları: Refia Sultan 11. Eymhaa Osman Bey kızı Peyveste (Abhaz), Çocukları: Şehzade Abdürrahim 12. Açba Ahmet Paşa kızı Fatma (Abhaz), Çocukları: Hatice Sultan ve bebekken ölen Seniha Sultan 13. Maan Albuz Bey kızı Behice (Abhaz), Çocukları: Şehzade Nurettin ve Şehzade Bedrettin (ikiz) 14. Ankop Arslan Bey kızı Naciye (Abhaz), Çocukları: Şehzade Abid ve Samiye Sultan Bu listede dikkat çeken önemli bir nokta ise Sultan Hamit in hemen bütün eşlerinin asilzade ailelerine mensup olmalarıdır. Buna göre, cariye müessesesinin son Osmanlı döneminde ne kadar çok önem kaybettiği de anlaşılmaktadır. Misyalılar (Mysialılar) Klasik dönemde Misya (Mysia) ülkesi, Edremit körfezi kıyısındaki bölüm hariç Balıkesir ilinin tamamını, güneyde Bergama çevresini, Soma ve Kırkağaç dolaylarını içine alıyordu. Troya Savaşı döneminde de aşağı yukarı aynı bölgeleri kapsamış olmalıdır. Hitit belgelerinde Kadeş Savaşı na katılan halklar arasında gösterilen Masa halkıyla Misyalıların aynı halk (Umar, s. 176) olduğu sanılmaktadır. Herodotos a göre Karya, Misya ve Lidya (Maanya) halkları aynı soydandır. Akurgal, Eski İzmir adlı kitabında ilkçağda Avrupa da Moesia bölgesinde yaşayan halk, Makedonya daki Mysi halkı ve Anadolu daki ön Frig (Phryg) Muşki halkı ile Misya halkı ara- sında bir ilişki olduğunu belirtir. Akurgal a göre, bu adlar arasındaki bağlantının tesadüf olduğunu kabul etmek güçtür. Troya ya sefere hazırlanan Akhalar, ilk önce Misya ya saldırdılar. Bazı yazarlar Troya yerine yanlışlıkla Misya ya saldırıldığını iddia etseler de bu pek inandırıcı değildir. Çünkü Akhalar, Amazonlar ülkesine ve Kolkhis e sefer düzenleyecek kadar bu sahilleri tanıyorlardı. Menelaos, 3-4 yıl önce Troya yı ziyaret etmişti. Herakles in düzenlediği Troya seferine katılan krallar ve askerler de halen yaşıyordu. Diğer taraftan Priamos un kızı Laodike (Hiere ya da Astyokhe) ile evli olan Misya kralı Troya nın en yakın ve en güçlü müttefiklerinden biriydi. Bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen saldırının asıl amacı, Troya nın çevreyle ilişkisini bozmak, Aşuva Konfederasyonunu dağıtmak ya da zayıflatmak, böylelikle asıl hedef olan Troya ya saldırıldığında, ona yapılacak yardımları engellemekti. Misya da güçlü bir üs kurulduğunda, güneyden kara yoluyla Troya ya yapılacak askeri yardımlar da zorlaşacak, yine güneyden Troya ya ulaşacak ticaret gemilerinin de yolu kesilmiş olacaktı. Efsaneye göre, Tegea kralı Aleos un kızı Auge nin Herakles ten bir çocuğu oldu. Aleos, çocuğu ve annesini bir sandığa koyarak denize bıraktı. Sandık Misya kıyılarına ulaştı. Misya ülkesinin kralı olan Teutras ın hiç çocuğu yoktu. Çocuğu ve kadını sarayına aldı. Çocuk bu sarayda büyüdü. Teutras ölünce de Misya ya kral oldu. Bu kralın adı Telephos tur. Telephos un efsanesi başka versiyonlarla da anlatılır. Akhalar Misya ya saldırdıklarında Telephos Misya kralıydı ve Akhaları ağır bir yenilgiye uğrattı. Birçok Akha komutanını öldürdü. Akhalar daha fazla dayanamayarak geri çekildiler. Akhaların Misya da aldıkları yenilgi çok ağırdı. Toparlanmaları da kolay olmadı. Aulis te tam sekiz yıl hazırlık yaptıktan sonra Troya Savaşına çıkabilecek gücü bulabildiler. Ancak, Akhalar çekilirken Misya kralı Telephos da Aşil tarafından yaralanmıştı. Kalçasındaki yara her geçen gün kötüye gidiyordu. Apollon, yaranın yaralayan kişi tarafından tedavi edilebileceğini bildirdi. O zaman Telephos bir dilenci kılığına girerek Agamemnon un sarayına gitti. Kralın beşikteki çocuğu Oretes i kaçırdı. Yaraları tedavi edilmezse, çocuğu öldüreceğini söyleyerek Agamemnon u tehdit etti. Telephos un öğütleri olmadan Troya nın alınamayacağı kehanetinde bulunulmuştu. Bu nedenle Agamemnon, Telephos a Troya ya gidecek gemilere kılavuzluk ederse yaranın iyileştirilmesine yardımcı olacağını söyledi. Telephos kılavuzluk yapmayı reddetti ancak yolu tarif etmeyi kabul etti. Bunun üzerine Aşil, mızrağındaki pası kazıyarak yaraya bastı ve yarayı iyileştirdi. Misya kralı Telephos Akhalara verdiği söze uyarak, Troya savaşına katılmamıştı, ama oğlu Eurypylos, Misyalı askerlerle savaşta yerini almıştı. Troya da savaşan Misyalıların diğer komutanları, Hromis le (Khromis) (İlyada, 2.860) bilici Ennomos tu. Kaynakça Bilge Umar, İlkçağda Türkiye Halkı, İst. Ekrem Akurgal, Eski İzmir-1, Ank. Homeros, İlyada, İst. Pierre Grimal, Mitoloji Sözlüğü, İst. Robert Gravers, Yunan Mitleri, İst. Al Birini Vur Ötekine Ettekraru Ahsen Enver Sağlam Bir seçim süreci daha başladı. Tabii tartışmalardaki şiddetin dozu da buna paralel artıyor. Bütün bu tartışmaların içerisinde biz Çerkesler de siyaset sahnesinde biraz daha görünür olma noktasındayız. ÇDP nin (Çoğulcu Demokrasi Partisi) kurulmasıyla başlayan tartışmalara, diğer partilerden adaylıklarını koyan Çerkesler de eklenince, tartışmalar biraz daha alevlendi. Tartışmalar bağımsız adaylıklarla daha da katmerlendi. Yayınlanan deklarasyon da her şeyin üstüne tüy dikti. Bir fıkrayla ben de bu tartışmaya müdahil olayım. Hani dört gemici fıkrası var ya meşhur. Onu bir kez daha hatırlamakta fayda var. Dört gemici arkadaş, iş başvurusu için bir gemicilik şirketine giderler. Patron birinciye sorar, Sen ne iş yaparsın? diye. Cevaplar ilk gemici: Ben çok iyi görürüm. Mesela, Gelibolu daki deniz feneri bekçisinin gözlüğünün tel olduğunu buradan görebilirim. Patron, enteresan der. İkinciye döner. Peki senin marifetin nedir? Cevaplar ikinci aday: Ben çok iyi duyarım. Mesela, o fener bekçisinin buradan ayak seslerini duyabilirim. Patron dönüp üçüncüye aynı soruyu sorunca, o da Ben her şeyi bilirim diye cevaplar. Şaşırır patron, Nasıl yani? der. Ben o denizcinin giydiği pantolon kumaşının cinsini buradan bilirim Patron hayretle sonuncuya döner. Senin becerin nedir bakalım? Dördüncü denizci, Benim canım sıkılır der. Böyle saçmalıklara canım sıkılır. ÇDP kurulmadan ve kurulduktan sonraki düşüncelerimi daha önce kamuoyu ile paylaştığım için düşüncelerim net. Parti kurmanın zor zenaat olduğu, kurulursa da yaşama şansının sıfır olduğu, zaman ve imkan israfından öte gidemeyeceği ve Çerkeslerin enerjisini emeceği, etnik temelli bir partinin çok da doğru bir yaklaşım olmadığı ve kamuoyumuzdan itibar görmeyeceği gibi düşüncelerimi bir kez daha yineleyeyim. Bu seçimlere değil; bir sonraki seçimlere girmek için bile, gerekli olan örgütlülük yapısına ulaşamayacağı düşüncemi de şimdiden ilave edeyim. Apolitik yapımızla, yıllar yılı siyaseti küçümseyen camiamızın kendi partimiz kuruldu, hadi öyleyse koşalım demeyeceği yönünde net bir fikrim var. Yıllarca başka partilere hizmet ettik. Şimdi kendi partimizde sıra gibi son derece sığ bir söyleme katılmıyorum. Siyaset mekanizması içerisinde demokratik taleplerle yoğun bir şekilde yol alırsan, özellikle iktidar ve iktidara yakın mevcut partiler içerisinde politika yaparsan eninde sonunda bu mücadele bir yere varır. Bireysel çabaları; teşkilat içerisinde, oyunu kurallarına göre oynayarak dillendirmiyorsan açıkçası sizi kimse kaale almaz. Hele sadece seçim sath-ı mailine girildiği dönemde, bu mekanizmada yer almaya kalkarsan sizi kimse dikkate almadığı gibi bir de tepki alırsınız üstelik. Yıllarca teşkilatın içerisinde çalışmış ve belki de bu dönem sıra bende diyen bir adam için teşkilat kılını bile kıpırdatmaz. Bilakis aleyhine bile çalışır. Bununla ilgili en net örnek; Zekeriya Temizel in seçim kampanyasındaki DSP teşkilatlarının tavrı idi. İl Binası na gittiğimizde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı nın nasıl yalnızlaştırıldığını bu gözler net bir şekilde gördü. Benim gibi o seçimde Zekeriya Bey e destek olan diğer dernek ve vakıf temsilcileri de buna şahittir. İlçeleri gezdiğimizde de durum pek farklı değildi. İlçe Belediye Başkan Adayları da aynı yalnızlık içerisinde ve kendi dertleriyle kıvranıyorlardı. Mustafa Sarıgül ise her zamanki tavrıyla rol çalma derdinde idi. Temizel e temiz bürokrat, temiz siyasetçi kavramı bile kar etmemiş, üye ile pek de ilişkisi olmayan bir bakanlıkla tabandan tamamen kopuk bir siyasetçinin yalnızlığı gözle görülür elle tutulur halde tebarüz etmişti. Bir başka örnek ise; Ak Parti den seçilmesi zor bir yere konan ağabeyimizin yerini beğenmeyip çekilmesi idi. Maalesef o yerden giren bir başka şahıs meclise girmiş, ağabeyimiz de açıkta kalmıştı. Sonraki dönemlerde de kendisi hiçbir varlık göstermeden siyaset sahnesinden çekildi. Demirel altı kere gidip yedi kere gelerek; Ecevit ise, sırf adıyla, teşkilatı olmayan bir partiyi en olmadık dönemde bile yıllar sonra iktidar ortağı yaparken; bizler ise bir atımlık barutumuzu bile kullanmakta imtina ediyor, ondan sonra da niye yokuz? diye dertleniyoruz. Bir başka vahim halimiz ise şu: Her birimiz ve her grubumuz birinci sınıf Çerkes. Bir önceki sayıdaki yazımda da belirttiğim için ÇDP ile ilgili fazla söze hacet yok. Partiyi önce biz kurduk. Dolayısıyla bu camia adına bir şey söylenecekse biz söyleriz tavrına bir cevap da deklarasyon ile geldi. Onların tavrı da diğerlerinden pek farklı değil açıkçası. Yayınlanan manifesto kendi dünyaya bakış açılarının bir penceresiydi. Tek tip bir düşünce, biraz da elitist bir tavırla kaleme alınmış; toplumun önemli bir kesimini tamamen devre dışı bırakan bir tavır sergilenmiş idi. Her iki oluşumun içerisinde çok sevdiğim ve değer verdiğim pek çok arkadaşım var. Ama içlerinde toplumun diğer kesimlerine tepeden bakan, kendilerince elitist bir tavır geliştiren arkadaşlar da var. Özellikle bazıları, her zaman için bir bilen tavırları sergiler ki bu da benim canımı sıkıyor açıkçası. Bence yaratılan bu fiili durumdan çıkarılacak bir ders olmalı. Bu çıkışları fırsata çevirecek hareket; toplumun bütün katmanlarının bir araya kayıtsız şartsız gelerek, seçimlere yönelik bir takım çalışması oluşturmaktır. Çok az; ama öz yerde, kimse karnından konuşmadan bir araya gelmeli; ve esas şeklin Çerkes duruşu olması noktasında tavizsiz bir duruş sergilenmeli. Kaybedersek bile, galip sayılır bu yolda mağlup diyerek duruşumuzu istikrara tebdil etmeliyiz.

11 Mart 2015 DİZİ YAZI 11 Umut Yolcuları Tsey Yılmaz Dönmez Esirleri gemilerle Osmanlıya götürüyorlar Savaşçılar Hapl Irmağı nı geçip Amıthaç Köyü ne geldiklerinde, köyün tamamen yakıldığını görünce dehşete düştüler. Kendi köylerinin de aynı akıbeti yaşamış olabileceği düşüncesi içlerini kemirmeye başladı. Çünkü Amıthaç, kendi bölgelerine bir günlük mesafedeydi. Acele etmelerine rağmen yanlarında yaralıların olması hızlarını yavaşlatıyordu. Hafif yaralıları at üstünde, ağır yaralıları ağaç sedyelerde (şıpxhaĺe) taşıyorlardı. Üstelik her yerde Rus askerleri vardı. Bu yüzden ani bir baskın yememek veya bir Rus birliği ile tedbirsiz bir şekilde karşılaşmamak için Temruko üç kişilik bir öncü kolu (şepe ulh) oluşturmuştu. Öncü kolunun başında da Nawruz vardı. Nawruz önderliğindeki üç kişilik grup, bir saatlik yol kadar savaşçıların önünde ilerliyordu. Öncü kolu Derbekoáy Kale ye yaklaştığında, uzaktan bir Rus birliğinin vadinin içinden kendilerine doğru geldiğini gördü. Nawruz hemen yanındaki iki atlıyı arkadan gelen gruba haber vermek üzere geri gönderdi. Atını ağaçların arkasında gizleyip iri bir dal parçasına bağladı. Yaklaşan düşman birliğini rahatça görebileceği vadinin en dar noktasına doğru gidip oldukça yüksek bir yamaçta çalıların arasına saklandı. Birliğin önünde 300 kadar atlı süvari, orta kısmında yaya olarak yürüyen oldukça uzun bir insan kuyruğu ve yaya olarak yürüyenlerin arkasında ise yine çok kalabalık bir piyade birliği görünüyordu. Delikanlı saklandığı yerde yaklaşık yarım saat bekledikten sonra nihayet birlik önünden geçmeye başladı. Rus askerleri yakıp, yıktıkları köylerde esir aldıkları biçare Adıge leri ortalarına almış götürüyorlardı. Nawruz içinden Acaba nereye götürüyorlar bu zavallıları diye düşündü. Kendi köylerinden veya tanıdık birileri var mı aralarında diye pür dikkat izliyordu önünden geçen esirleri. Aralarında tanıdık birkaç yaşlı vardı ama kendi köylerinden kimseyi göremiyordu. Biraz sonra arka grupta bir genç kız ilişti gözüne. Zavallı kız perişan bir durumdaydı. Üzerinde doğru dürüst bir elbise dahi yoktu. Dağınık saçları başı öne eğik olduğu için yüzünü kapatıyor, bu yüzden siması tam olarak seçilmiyordu. Ancak bu sima Nawruz a hiç yabancı gelmiyordu. Kızın içinde bulunduğu grup biraz daha yaklaştığı anda genç adamın tüyleri diken diken oldu. Aman Allah ım Nebzıf bu diye mırıldandı. Başından kaynar sular döküldü sanki. Terlemeye başladı. Tarifsiz bir ateş sardı içini. Hayallerinin prensesi sevdiği kızı nereye götürüyordu şimdi bu zalimler. Onun için Dünya da göze alamayacağı hiçbir şey yoktu. Bir ara saklandığı yerden fırlayıp birliğin arasına dalarak onu kurtarmayı düşündü. Tek başına onu kurtaramayacağını anlayınca bu düşüncesinden çabuk vazgeçti. Birlik önünden geçip gittiği halde, içinde bulunduğu duygu karmaşası epey bir zaman onu yerine mıhlamıştı. Yerinden ayrılıp dalgın bir şekilde atının yanına geldi. Atına bindi ve arkasındaki savaşçılara doğru gitmek için yola çıktı. Atını rahvan sürüyordu. Yol boyunca sürekli ne yapacağını düşünüyordu. Nebzıf ı gördüğünü ve onun peşinden gideceğini kimseye söyleyemezdi. Çünkü Nebzıf ın, Doleçeriy ile yakında evleneceğini herkes biliyordu. Gruptan ayrılmak için haklı bir gerekçe bulması gerekiyordu. En sonunda Nebzıf hariç gördüklerini Temruko ya anlatarak esirlerin nereye götürüldüğünü öğrenip arkalarından köye geleceğini söylemeye karar verdi. Bu düşünceler içinde savaşçıların yanına geldiğinde başta Temruko olmak üzere herkes Nawruz un getireceği haberi merak ediyordu. Nawruz bir Rus birliğinin yaklaşık 700 kişiyi esir aldığını ve bilmediği bir yere götürdüklerini, esirlerin arasında tanıdık kimseyi görmediğini söyledi. Aşıwhable den savaşa 14 savaşçı katılmıştı ancak geri dönen grupta sadece iki savaşçı vardı. Üstelik birisi de çok ağır yaralıydı. Nawruz, Aşıwhable den birkaç kişiyi gördüğü 3. Bölüm Sürgün Derlemesi halde gruptakilerin kimi gördüğünü soracaklarını bildiği için, bundan hiç söz etmedi. Temruko delikanlının anlattıklarını dinleyince durumun sandığından çok vahim olduğunu anladı ve Biz mertçe savaşmayı atalarımızdan öğrendik. Savaş meydanlarda erkekçe yapılır. Nereden bilebilirdik ki düşmanlarımızın bu kadar onursuz olduğunu. Arkamızda bıraktığımız savunmasız insanları haince pusu kurup katledeceklerini düşünemedik. Böyle olacağını bilseydik köylerimizi terk eder miydik hiç. Maalesef büyük bir hata yaptık. Wostığay de onca gencimizi boşu boşuna kaybettik dedi. Orta yaşlı adamın mavi gözlerinden pişmanlığı çok bariz bir şekle anlaşılıyordu. Savaşçılar suskundu ama patlamaya hazır bir volkan gibiydi hepsi. Nawruz, Temruko ya Thamade ben bu naçar insanları nereye götürüyorlar merak ediyorum. İzin verirsen bu birliği takip edip başlarına ne geldiğini öğrenmek istiyorum. Belki onları kurtarma şansımız olabilir. Durumu öğrenip arkanızdan yetişirim dedi. Temruko, delikanlının omzuna elini koydu. Evlat, esirleri nereye götürdüklerini ben sana söyleyeyim. Sahile götürüyorlar. Onları gemilere bindirip Osmanlıya gönderiyorlar. İki ezeli düşman bizden habersiz çoktan anlaşmış. Osman Efendi binlerce yıllık vatanımızı sanki kendisininmiş gibi Ruslara vermiş. Biri topraklarımızı işgal edip bizi sürüyor, öteki suçunu bastırmak için bize kucak açıyor. Dediğin gibi esirleri sahile götürmeden bir yerde topluyorlarsa belki onları kurtarabiliriz. Biz yolumuza devam edeceğiz. Getireceğin habere göre ne yapabileceğimizi tekrar düşünürüz dedi. Temruko ve arkadaşları köylerine doğru yola koyuldu. Nawruz, esirleri götüren Rus birliğinin peşine düştü. Savaşçılar uzun bir yolculuktan sonra Aşıwhable ye yetiştiklerinde gördükleri vahşete insan olan inanamazdı. Hemen Aşıwhable li Savsur evlerine doğru atını dörtnala sürdü. Avluda yaşlı babasının cesedini gördü. Yanıp kül olan evlerinin enkazının altından annesinin ve kardeşlerinin kömürleşmiş cesetlerini tek tek elleriyle çıkardı. İnsan yüreği nelere dayanmıyordu ki. Diğer Aşıwhable li savaşçı sedyede baygın yattığı için hiçbir şeyden habersizdi. Avluların önleri, çitlerin, ot yığınlarının dipleri cesetlerle doluydu. Evlerin hepsi yakılmış bir enkaz halindeydi. Savaşçılar birkaç saat içinde etraftaki ve enkazların arasındaki cesetleri toplayıp tek tek gömdüler. Temruko nun birliğindeki savaşçıların hepsi bu bölgedeki köylerin delikanlılarıydı. Savaşçılardan en uzağının köyü Aşıwhable ye iki saatlik bir mesafede olduğundan Temruko burada dağılmanın uygun olacağını düşündü. Savaşçılar Aşıwhable de helalleşip ayrıldılar. Tseyhable den grupta Temruko dâhil dokuz kişi kalmıştı. Bu dokuz kişinin ikisi de yaralıydı. Hiç vakit kaybetmeden Aşıwhable li ağır yaralı delikanlı ve Savsır ı da yanlarına alarak köylerine doğru yola çıktılar. Aşıwhable de gördükleri vahşet sonrası hepsi kendi köylerinde de aynı felaketin yaşandığına iyice inanmaya başlamıştı. Endişeleri yüzlerine yansımış hiç birisinin ağzını bıçak açmıyordu. Kimisi dualar ediyor, kimisi ailesinin cesetleri ile karşılaştığında ne yapacağını düşünüyordu. Bir saatlik yol bir ömür gibi uzun geldi hepsine. Telaşlıydılar, endişeliydiler, savaşta kaybettikleri arkadaşlarının acısını bastırmıştı bu heyecan. Mahşerin atlıları Teseyhable ye yaklaşırken etrafta kimseyi göremeyince endişeleri bir kat daha arttı. Köye yetiştiklerinde evlerin sapa sağlam durduğunu gördüler. Sadece bir iki başıboş hayvan ortalıkta geziniyordu. Hiçbir yerde de ceset yoktu. Atlarından inip evlere girdiklerinde, bazı ocaklarda soğumuş kazanların (şıwon) durduğunu, hala bazı gaz lambalarının yandığını, yatakların dahi toplanmamış olduğunu görünce, köy halkının aceleyle köyü gece vakti terk ettiğini anladılar. Kızgın yürekleri biraz serinledi ve hepsi derin bir nefes aldı. Kötünün iyisiydi bu durum. (Devam edecek) Aynıyla Vaki Serap Canbek Yıllar içinde biriken sorular var aklımda. Geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize kör, sağır, dilsiz kılındığımızı düşünerek hem kendime hem de size sormak istedim, cevapları birlikte bulabilmek ve yol almak adına... Asalet ve nezaketin timsali Çerkesler söylemindeki üstünlük sanrısının Bir Türk dünyaya bedeldir den çok farkı var mıdır? Kibirlenmek deli işidir (зыгъэпэгэн дeлэм иоф) gibi bir atasözümüz olmasına rağmen, kibir dolu yaftaları kuşanmış olmamız enteresan değil midir? Hele hele, kadınlarımız güzeldir diyerek övünmek, hangi dehşetengiz ruh halimizin yansımasıdır? Sosyal medyada Circassian Beauties (Çerkes Güzelleri) sayfası açacak kadar mı körleşti o asaletimiz? Biz asiliz, biz güzeliz salınmalarının kime, ne gibi bir faydası olabilir? Biz de Çerkesiz, hem de kökümüz saraya dayanıyor derken hangi acıklı üstünlüğümüzü ima ediyoruz? Sözde asalet ve nezaket imizin yıllar içinde atalet ve rezalet e evrildiğini görmüyor muyuz? Halkımız ve ortak doğrular adına bizi başkalarıyla bir araya gelmekten, birlikte birşeyler yapmaktan alıkoyan atalet i, farklı ama samimi bir görüş karşısında dile getirdiğimiz hakaretamiz söylemlerimizdeki rezalet i fark edemeyecek kadar mı asiliz? Tek haklının kendimiz olduğu felsefesiyle oluşturduğumuz dünyalar kuran insanlar silsilesi haline geldiğimizi anlamamıza mani olmuyor mu atalet imiz? Ben dedim oldu ya da ben yaptım oldu ları cebimize atıp, halkımız adına bir arpa boyu yol alamamaktan hiç vazgeçmeyecek miyiz? Anavatana yerleşenin diasporadakine, henüz anavatanına dönememiş olanların anavatana dönene takındığı; ortak doğru ve çare üretmekten yoksun nezaket siz hömkürmelerin, geleceğimize dair kaygılara ve asalet imize dayandırılabilecek bir yanı var mıdır? Belgelere dayalı doğrulara burun kıvırıp, sürgün-soykırım yok, sadece göç var ve doğrusu budur larla süslediğimiz hikayelerimizle halkımızın tarihine ve geleceğine dinamitler döşediğimizi fark edememizin nedeni de asalet mi? Xabze yi tam bilmeden xabze ye dair neredeyse bir konferans verebilecek bilgiye sahip olduğumuzu sanmamıza neden olan o sakil özgüvenimiz, klavye başında başkalarına hakaret etme cüretimiz, xabze nin hangi maddesine sığıyor acaba? Halkımızın tarihine dair kocaman bir kütüphaneyi adeta beyninde depolamış, bununla yetinmeyip kendi imkanlarıyla tercümeler yaptırmış, neden-sonuç ilişkilerini başarıyla kurabilmiş büyük ya da küçüklerimize en azından saygı duymak yerine, arkasından haksız dedikodular yapmayı ve malum söylemlerimize taraftar olmaya başkalarını da heveslendirmeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirmemizin nedenini o asil vicdanımıza sorabilme nezaket ini gösterebiliyor muyuz? Derneklerde ya da etkinliklerde takındığımız, karşılıklı saygıda kusur etmeyen reveranslarımızı klavye ve ekran arkasına geçince ağza alınmayacak hakaretlere dönüştürmekteki sebatımız, halkı için samimiyetle birşeyler üretmeye çalışanlara çelme takma ve karalama güdümüz, kendi doğrularımızı dikte ettiğimiz üç beş kişilik gruplar oluşturup, Heyyy bakın, nasıl cevap yazmışım ama gösterileri yaparak doyumsuz egolarımızı beslemeye çalışma arzumuz da asalet ve nezaket in olmazsa olmazları mı acaba? Atalet ve rezalet e dönüştürdüğümüz asalet ve nezaket imizle çaresizce övünmek yerine, halkımızı yok oluşa sürükleyen defo larımız ve mangalda kül bırakmayan ego larımızla yüzleşmek ve toplumsal cinnet öncesinde tedavi yollarını aramak daha asil ve nazik ve üstelik erdemli bir davranış olmaz mı sizce? Köylüler Seyyare, Elitler TKP Lagarta Jiy Zafer Süren Günlerden 16 Nisan 1924, yer TBMM, Karesi milletvekili Ahmet Süreyya (Örgeevren) konuşuyor; O da şurasıdır 1 Ağustos 1914 ve 20 Teşrinisani 1922 tarihleri arasında geçen zaman zarfında yüz elli kişinin istisnasiyle şu kabil ceraimi ika etmiş eşhası affa mecburuz. Fakat efendiler 1922 tarihinden sonra dahi hiyaneti vataniye cürmu ika et miş eşhası affa mecbur muyuz? Yoksa okudukları liste içerisinde -kendileri itiraf ettiler- elan müsellâh olarak Çerkez çeteleri adalarda Türkiye vatanı aleyhine, Türklük aleyhine çalışmaktadır, diyorlar. Demek bugün de çalışmakta berdevamdırlar. Onların cetvele ithaline, onların yüz elli kişilik listeye ithaline ihtiyaç yoktur. Bunlar dünün de haini vatanıdır, bugünün de haini vatanıdırlar. Bunları af için ahdi mecburiyetimiz yoktur. Evet onları 1914 ten 1922 ye kadar affettik. Fakat onlar bugün de mücrimdir den son ra yapılan ceraim affedilemez, Hükümet bundan ne-den tegâfül ediyor? Neden bu sarahati hukukiyeyi an lamakta izharı aczediyor? Ne için noksan cetveller le geliyor? 1 Biz Çerkesler, 1914 ten bu yana ne yapmıştık? Çerkes Teavün Cemiyeti ni kurmuştuk! Şimali Kafkas Cemiyeti ni örgütlemiştik! Şimali Kafkasya Cemiyet-i Hayriyesi ni kurmuştuk! Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti ni kurmuştuk! Ğuaze gazetesini çıkarmıştık! Diyane dergisini çıkarmıştık! Çerkesce alfabe basmıştık! Beşiktaş Anas Terakki Okulu nu açmıştık! Çerkes Kız Mektebi ni açmıştık! Bereket Jimnastik Kulübü nü kurmuş (Beşiktaş Jimnastik Kulübü), Şimali Kafkasya Cumhuriyeti nin bağımsızlığını ilan etmiştik! Ve de İzmir Çerkes Kongresi ni yaptık! Ne Osmanlı ne de Türk olabildik! Olmak zorunda da değildik. Mustafa Butbay anılarında şöyle diyor; İstanbul Hükümeti bizleri İttihat ve Terakki nin bir biçim değiştirmişi ve onun bir propagandacısı saymış o yolla İngiliz zabıtasına malumat vermiştir Bir gün bir İngiliz subayı, yanında bir İngiliz polisi olduğu halde cemiyetin Beyoğlu merkezine geldi, bizi dağıttı, kasayı mühürledi, mevcut evrak ve defterleri müsadere etti. Mustafa Butbay, anılarında Kafkasya ya gidişlerini ise şu şekilde anlatıyor; Ebubekir Pilyef adında biri daha, İstanbul a delege sıfatı ile geldi. İstanbul a gelmeden önce de Sivas a giderek orada Mustafa Kemal Paşa ile görüşmüş, Kafkasya siyaseti hakkında düşüncelerini sormuş ve uygun cevaplar almıştı. Türkiye den bir kurulun Kafkasya ya gitmesini orada kararlaştırmışlardı.bu Kurul Tiflis te bulunan Kuzey Kafkasya Geçici Hükümeti emrine verilecek ve ondan alacağı direktif üzerine orada çalışacaktı. O sırada Sivas tan gelen Vasıf Bey in -Binbaşı Vasıf- huzuru ile Bekir Sami Bey in Teşvikiye deki evinde bir toplantı yaptık. Bu toplantıda hemen yola çıkmamızın Sivas ça uygun bulunduğunu Vasıf Bey söyledi Kafkasya meselesini iyice bilen ve evvelce bir denizaltı ile Kafkasya ya seyahat eden Aziz Meker Bey Tiflis te idi. Kimdi yola çıkanlar? 1- Kurmay Albay İsmail Berkok, 2- Ben (Mustafa Butbay), 3- Pilot Yzb. Tevfik, 4- Topçu Üsteğmen İsmail Hakkı, 5- Piyade Teğmen Cudi, 6- Piyade Teğmen Muzaffer, 7- Altı öğretmen asker (Hakkı Bey ve askerleri) (1920) yılı Şubat ayının ikinci günü, Kafkasya ya gitmek üzere, İstanbul dan Gülnihal vapuru ile yola çıkarlar. Kaynakça: 1-TBMM Gizli Celse Zabıtları, Devre II. Cilt:4,16 Nisan 1340(1924), 39 ncu inikat 2. celse. 2-Mustafa Butba, Kafkasya Hatıraları,Yayına hazırlayan Ahmet Cevdet Canbulat, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara TBMM Gizli Celse Zabıtları,: 1, , C:4, 24 Nisan ) Cumartesi, Îkincî Înîkat Dördüncü Celse, Açılma Saati: Mustafa BIYIKLI, Kaynakçalı Ve Açıklamalı Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Kronolojisi, Dumlupınar Üniv. Sosyal Bilimler Dergisi, S.22, Aralık A. Metin Boran, Yürünmemiş Yolu Yürümek: Suphilerin Anadolu ya gelişi TKP kurucu Merkez Komitesi üyelerinden Süleyman Nuri, Suphi nin Çerkez halkından olduğunu yazar. https://teorikdergiler.files.wordpress.com/2014/07/marksistteori-1.pdf 6-(a)-Ethem Nejat Arkadaş, 23 Kanunusani 1923 ZENON, Çünkü gayet garibet olarak Ethem Nejat Yoldaş, kendisi Çerkes olduğu halde, hemen 1917 senelerine kadar Acaba, İstanbul hükümetinden tokat yiyen Şimali Kafkasya Cemiyeti üyeleri Sivas kongresinden mi medet umuyorlardı? Daha meclis açılmamış, hükümet kurulmamış, Heyet-i Temsiliye nin iradesi ile Şimali Kafkasya Cemiyeti Hayriyesi Heyeti Kafkasya ya niçin gidiyorlardı? Binbaşı Vasıf kimdi? Meşhur Karakol Cemiyeti nin kurucusu Kara Vasıf mı? Şüphesiz! TBMM yeni açılmış, ikinci gün: Tarih24 Nisan 1920, Cumartesi; MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİ (Ankara) Kafkasya ya gelince; malûmunuz Kafkasya, Şi malî Kafkasya, Çerkezistan, Gürcistan ve Ermenis-tan parçalarından mürekkeptir. Çerkezler bidayetten beri fevkalâde hassas bulundular, her halde minelkadim kendi vatanları olan Şimalî Kafkasyada müsta kil yaşamak arzusunu, zevkini duymuşlar ve bunun için çalışmakta bulunmuşlardır Oradaki dindaşlarımıza tavsiyemiz dahi yine kendi dahülerinde kendi kuvvetler ile mevcudiyetlerini izhar ve ispat etmek ve badehu manatı-kı islâmiye yapabilecekleri surette birleşmek noktası olmuştur. Ve diyebiliriz ki Kafkasya faaliyet ve âmalimilliyenin tecellisi ve memleket ve milletimizin istiklâli halâsı noktai nazarından memleketimizden uzak değil, tamamen akşamı asüyei (vataniyemizin) bir parçası gibi telâkki olunabilir. Bütün bu mıntıkadaki cereyandan resen malûmattar bulunuyoruz. 3 Meclis kürsüsünden Mustafa Kemal Atatürk böyle söyleyerek, Kafkasya da meydana gelen olayları yakından takip etmekte olduğunu belirtmektedir. 5 Ocak 1921 tarihinde ise Dağıstan ın istiklalinin, Sovyet Rusya tarafından tanınması münasebetiyle Lenin e bir telgraf çeker. 4 Oysa Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ın bağımsızlıklarını tanıyor, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti nin bağımsızlığını tanımıyordu. Kafkasya ya giden heyetten iki kişi yolarını ayırırlar, Mustafa Suphi ve arkadaşlarına katılırlar. Bunlar Pilot Yzb. Tevfik ve Topçu Üsteğmen İsmail Hakkı beylerdir. 2 Peki! Kimdir Mustafa Suphi? O zamanın Sivas sancağından bir Çerkes in oğludur. Babası bir Osmanlı valisidir. Türkiye Komünist Partisi nin Kurucu başkanıdır. 5 Peki! Ethem Nejat Kimdir? O da İstanbullu bir Çerkes in oğludur, Çerkes Teavun Cemiyeti üyesi, Çerkes alfabesi yapan Ahmet Cavid Paşa nın torunudur. 6 Zamanın en iyi eğitim almış kişilerindendirler. Mustafa Suphi Fransa, Ethem Nejat Almanya da ihtisas yapmışlardır. Topçu Üsteğmen İsmail Hakkı datkp nin ilk Merkezi Heyeti arasında yerini alır. 7 Bunlar, Çerkes elitlerinin çocuklarıydı ve Anadolu nun sol öncüleriydi. Anadolu halkları el ele vererek seferber oldu, elbirliği ile yedi düvele karşı durdu. Teşkilat-ı Mahsusa elemanı Ethem Bey, Ege de Yunana karşı durması için göreve çağrıldı. Midesinden hastaydı, uzun yıllar cephelerde aldığı onlarca kurşun yarasının ağır tahribatını vücudunda taşıyordu. İç isyanlar, batı cephesi, kuzey cephesi, güney cephesi, at koşturdu dörtnala. Düşmanla Ankara arasına aşılmaz duvar oldu. Çerkes Ethem in çıkardığı gazetenin adı Yeni Dünya idi, Mustafa Suphi nin Rusya da çıkardığı gazetenin adı da Yeni Dünya idi. Ethem, Çerkes kimliğini taşırken, özel milisleri de kalpakları, kamaları, kamçıları ve at koşumlarıyla, Anadolu da, köylü Çerkes halkının çocuklarıydı. Öyle ki,yunanlılardan geçiş hakkı talep ederken protokole; Çerkeslere, törenleri izlemeye ve özel kıyafetlerini giymelerine izin verileceği gibi, kamalarını taşımakta da serbest bırakılacaklardır şartını 4. Madde olarak koyduruyordu. 8 Hem Kuvayy-ı Seyyare de Anadolu ya set oldular hem de kendi kimliklerine sahip çıktılar; Hain oldular. Onlar, kimliklerine, herşeye rağmen sahip çıkmak için İzmir Çerkes Kongresi ni de yaptılar. Batı cephesini örgütleyenler arasında bulunan Albay Bekir Sami, Kurtuluş savaşında yararlılık göstermiş Çerkeslerin, şehit ve gazi ailelerinin, Gönen ve Manyas tan sürgün edilmelerine vicdanı dayanamayarak, te Müdafa-i Milliye Vekili Kazım Özalp Paşa ya telgraf çeker: Vaktiyle Bursa dan, Balıkesir de bulunan yüksek kişiliğinize çektiğim telgraf Çerkesci olmadığıma ve vatan meselesinin nazarımda herşeyin üstünde bulunduğuna yeterli tanıktır. diyor. 9 Çerkes kimliğini üzerinden çoktan çıkardığını beyan ediyor. Aynı onun gibi, Çerkes Teavün Cemiyeti nin elit Çerkesci leri, Biz Çerkesiz diyen Çerkesleri telin ettiler, Osmanlı da seçkindiler, Cumhuriyet te de seçkin olmayı yeğlediler; ne Çerkes Ethem e ne de Karadeniz de öldürülen çocuklarına sahip çıkamadılar. 1 Mayıs 1920 tarihinde, TBMM de Türk kavramına Sivas Milletvekili -ve Çerkes- Emir Bey karşı çıkıyor; Bu Vatanda Çerkes, Çeçen, Kürt, Laz ve daha bir takım İslam kabilelerinin bulunduğunu, sadece Türk demenin tefrika ya yol açacağını söylüyor. Mustafa Kemal söz alarak; Kurtarılmasına azmettiğimiz vahdet (birlik), yalnız Türk, yalnız Çerkes değil hepsinden kaynaşmış bir İslam unsurudur. Bunun böyle anlaşılmasını ve kötü vehimlere meydan verilmemesini rica ediyorum diyor.10 Anadolu da mantar gibi çoğalan Çerkes derneklerini bu gün de kıvançla ayakta tutanlar; okumuş, tüccar, zanaatkar, memur ve emeklisiyle köy kökenli Çerkes kimlikli bireylerdir. Aralarında, geçmişin o şehirli, elit Çerkescileri yoktur. Onlar ancak Dedem Çerkesmiş! diyerek, uzaktan, kızarak seyrediyorlar. Onlar bizi, muktedirin işine gelen; bu devleti biz kurduk ve Orduda, MİT te, her yerde biz varız masalıyla kandırdılar. Evet! Varız; Diğer halklar ne kadar varsa, biz de ancak nüfusumuz oranında, o kadar varız. Anadolu da, diğer halklar ne kadar hain ve ne kadar kahraman ise bizler de o kadar hain ve kahraman olduğumuzu bilmeliyiz. Kim olduğumuzu bilmeliyiz Kimliğimizi bilmeliyiz. Çerkes duruşuna sahip çıkmalıyız. mutaasıp bir Türkçü idi. Mustafa Suphi ve yoldaşları, Güncel Yayınlar, 1977 (b)-mustafa Suphi Ve Yoldaşlarını İttihatçılar mı Öldürttü. S. Halit KAKINÇ, Toplumsal Tarih Dergisi s.61, Ocak 1999 (c)-turancı Sosyalist Ethem Nejat, Yunus YILMAZ, İleri Yayınları, Kasım 2012, İstanbul (d)- Bir Öncü- Ethem Nejat, Jiy Zafer Süren, Jıneps Gazetesi, Ekim Hamit Erdem, Mustafa Suphi, Sel Yayıncılık, İsatnbul-2010, 3.baskı 8- Meryem Çakır Türkiye Büyük Millet Meclisinin Tutanaklarında İç İsyanlar ( ) Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2005, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı Cumhuriyet Tarihi Bilim DALI 9-Sefer E.Berzeg, Çerkes-Vubıhlar, Soçi nin İnsanları, Ankara Taha Akyol, Atatürk ne demişti?, Hürriyet Gazetesi, 21 Kasım 2013

12 12 GÜNCEL Mart 2015 Aidiyet şizofrenisi; Çerkeslerin üzerindeki kara bulut Kendimizi hep başkalarının söylediği gibi konumlandırdık, hep başkalarının bize söyledikleriyle hissettik kendimizi. Savaşta cesur dediler, en ön cephede savaştık. Mecliste hain dediler, kendimizden utandık. Kadınları güzel dediler, kadınlarımızın güzellikleriyle övündük. Yediğin kaba pisleme dediler, yediğimiz kaba pislemeyiz dedik. Ananız-babanız öğretmedi bu dili dediler, suçu anamızda-babamızda aradık. Hiç kendi bakışımız olmadı hayata. Hayata hep başkalarının pencereleriyle baktık. Türkiye de Türk, Suriye de Arap, ABD de Amerikan pencereleri... Halbuki bizim bugün özlem duyduğumuz şey; kendi penceremiz... Kendi etkileşimimiz, kendi duygumuz, özlemimiz... Bugün yine öyle, önümüzdeki pencere kimin diye sormuyoruz... Halbuki bu pencerenin baktığı şey, gösterdiği yer hayırlı değil. Çerkesya silik, Türkiye net. Orası ata, burası anavatan bu pencerede; halbuki gerçekte atavatan söyleminin bir karşılığı yok. Bugün Xeku ya atavatan diyen zihniyet yarın Çerkesceye atadil diyecek. Bugün Türkiye ye anavatanım diyen zihniyet, Türkçe yi de anadili görecek ve bize atalarımızdan sadece sözler miras kalacak. Atasözleri... Bugün Çerkesya yı yüreğinde hissetmeyenlerin sayısı az değil, tehlikeli bir çoğunluktur ve tüm bunun sebebi bugün Türkiye deki Çerkeslerin kendilerini yurtlarına değil de Türkiye ye ait hissetmelerinin sonucudur. Bunu açıkça söylemekten çekinmeyenler şu sıralar genelde gözükmese bile, bunu bağırmaya başlayanların varlığı da yok sayılmamalıdır. Artık yaşadığımız çağa, bu çağda gelişen olumlu-olumsuz herşeye kendimiz gibi bakmanın vakti geldi. Bizler; Türkiye de ve daha nice yerde yaşayan Çerkesleriz, bu hayatı biz seçmedik. Bu hayata zorlandık. Bu hayatta da birçok şeye zorlandık. Düşmanlığa, nefrete, asimilasyona ve daha nicesine! Bugün, tüm bir ulus olarak yaşadığımız soykırım ve zorlandığımız sürgünden 151 yıl sonradayız. Dilimizi unutmaya zorlanıyoruz! Dünyaya baktığımız Çerkes pencerelerini yıkıp, herkes kendi bakmamızı istediği penceresini koyuyor önümüze. Karşı gelemiyoruz bile, durumumuz böyle de vahim. Bu durumun sebebi (En azından Türkiye de) ise aidiyet hislerimizdeki şizofrenidir. Uluslar kendini tek bir kimliğe ait hissederler, oysa biz bunu başaramıyoruz. Yakamıza yapışmış Türklüğü bir türlü inkar edemiyoruz. Hem Çerkes, hem Türk olmayı ısrarla savunurken, bu tezimizin saçmalığını; Türkiye de yaşayan herkes Türktür sloganına bağlıyoruz. Bakın, hem müslüman hem Çerkes, hem ateist hem Çerkes olunabilir. Hem sosyalist hem Çerkes, hem milliyetçi hem Çerkes de olunabilir. Bunlar birbirini engelleyen şeyler değildir. Ancak hem Türk, hem Çerkes olunamaz. İkisi, farklı ulusların kimliğidir. Türkiyeli Çerkessiniz, anladım! Bu anlamda söylemek istiyor da olabilmenizi umardım, fakat bu ülkedeki kimliksel gelişmelerinize karşı tavırlarınız ortaya çıkarıyor ki, siz dünyaya İngiltere de Çerkes elçiler Topraklarına yapılan Rus saldırılarına karşı direnişlerine destek kazanmak için son bir hamle yapan Büyük ve Özgür Meclis; Şapsığ prens Huşt Hasan liderliğindeki Çerkes diplomatik temsilciler grubunu 1862 de İngiltere ye yolladı. (Büyük ve Özgür Meclis, sivil yönetimi yeniden yapılandırmak ve orduya yeniden düzen vermek için Soçi de yapılan toplantının ardından, 1861 yılında Şapsığ, Abzah ve Ubıhlar tarafından kurlumuştur ve 15 kişiden oluşmaktadır.) Büyük ve Özgür Meclis üyelerinden Zeuş İsmail, destek istemek için Türkiye, Paris ve Londra ya gönderilmişti. Genel seferberlik ilan edilmişti. İngiltere de halkın ilgisi olsa da bu kez en ufak bir vaat bile yoktu. İngiliz hükümeti, Rusları durdurmanın bir yolu olmadığının farkına varmıştı. Çerkesler kendi başlarının çaresine kendileri bakacaktı. Kaçınılmazın vuku bulması an meselesiydi. Kuzu, kesim için katiline teslim edilmişti. Belki de Çerkesler bu başarısız siyasi ve diplomatik girişimin ardından, savaşı durdurmak ve geriye kalan Çerkes halkını kurtarmak için Ruslarla bir barış anlaşması yapmak üzere bir aracı bulmaya çalışmalıydı. (Kaynak: Amjad Jaimoukha/Facebook) Çeviri: Serap Canbek Çizim: İngiltere deki Çerkes elçiler, Huşt Hacı Hasan Efendi (solda) ve Zeuş İsmail Efendi (sağda). The Illustrated London News ın 41. Cilt, 1171 numara ile 432. sayfasında 25 Ekim 1862 tarihinde yayınlanmıştır. Haber metni ise aynı derginin 450. sayfasında yer almıştır. İlkbahar TARİHTEN Canberk Apiş Türk kimliğiyle, hemde milliyetçi Türk kimliğiyle yaklaşıyorsunuz. Halklara, demokrasiye, taleplere, ortak mücadeleye, örgütlülüğe hep Türk penceresiyle bakıp; Kürtlere hain, örgütlere-partilere bölücü, Ermenilere düşman diyorsunuz. Bizim düşmanlığa değil, kardeşliğe ihtiyacımız var ve siz bugün sizlere uzatılan kardeşlik ellerini, Çerkesliğe ait olmayan duygularla itiyorsunuz. Çerkes ulusunun bugün Türkiye de içinde bulunduğu durumun farkında mısınız? 30 yaş altı nesil için dilimiz yabancılaşmış, Çerkes teyamülleri ve geleneklerinin büyük bir bölümü yok olmuş vaziyettedir ve evet, bu durumun en büyük suçlusu bizleriz! Kendimizi, kendimiz dışında her yere ait hissediyoruz. Kendimizi, kendi vatanımız için değil, Türkiye için yıpratıyoruz. Kendi haklarımızı savunan insanları başkalarından önce biz yerden yere vuruyoruz! Onlara ilk hain kelimesini, ilk bölücü kelimesini biz kullanıyoruz! Bizden sonraki ilk sırayı da tesadüfe bakın ki Türkçüler, Türk ırkçıları kullanıyorlar. Biz ne zaman kendimizden, vatanımızdan, xabzemizden, tarihimizden bu kadar uzaklaştık? Kendi dilimiz için, vatanımız için, kültürümüz için çabalayan insanları ne zaman karşımıza aldık? Halklara ne ara bu kadar kin ve düşmanlık besledik? Bir defa bile çatışma-dövüş-kan davası içerisine girmediğimiz insanlar neden bizim düşmanımız? Peki bugün neden sözde o düşmanlarımızın kazandığı haklarla; dernekler, partiler, örgütler, okullar, sınıflar, kürsüler kuruyoruz? Kendinizi, kendi tarihinize, kendi kültürünüze, kendi milletinize, kendi vatanınıza ait hissedin! Üstünüzde kambur gibi taşıdığınız ikinci kimliği reddetmeniz gerekiyor! Sizler Türk değilsiniz, sizler sadece Çerkessiniz! İkisini birden düşünmeniz sizde aidiyet şizofrenisi yaratıyor ve bu şizofreni sizi sömürüyor arkadaşlar! Kendinize ve ulusunuza bu kötülüğü yapmayın, hemen bugün kendinize gelin ve halkınızın sorunlarını, tamamen kendi pencerenizden değerlendirip kendi halkınız için düşünmeye başlayın! Çetaw Nart İğneyi kendine... Çuvaldızı da Çerkes milleti, yeni bir milada adım atmak arefesinde. Ancak, kader bu ya, gene ayrı tellerde, ayrı uçlarda, ayrı gözlüklerle bakıyoruz. Benim bildiğim, ikisi iktidar partisinden diğerleri bağımsız olmak üzere dokuz milletvekili adayımız var. Yolları açık olsun. Zor bir karar aldılar, en önemlisi blok oy verme kabiliyeti olmayan, ortak paydalarda buluşamayan, her fırsatta birbirine sataşıp üst aklı beğenmiyorsan manifesto verelim tarzı köylü zekasını göstermekten geri kalmayan ve uzun zamandır Türkiye siyasetinde varlıkları hissedilmeyen Çerkeslerin sesi olmak üzere taşın altına ellerini soktular. Dönelim siyaset arenasına geçenlere. Onlara kocaman bir helal olsun. Helal de, mevcut siyasi ortamda Çerkes kimliği ile prim yapmak imkansız. Hal böyle olunca da, siyasi partilerden aday olanlar ya yardan ya serden vazgeçmek zorundadır. O yar sanıyorum Çerkeslik kimliği. Şimdi, hop oturup hop kalkacaklar. Bunun da başta Çerkes milleti ve diğer etnik unsurların demokratik hak arayışları için bir dönüm noktası olmayacağı kesindir. Sadece cesurane bir adımdır. Arkası gelirse bir başarıdır. Ancak eğri oturup doğru düşünmek gerekir. Siyaset konusunda belli bir görüş ve alt yapısı olmayan bizler, siyaset ve meclis arenasını Ceug meydanı olarak görürsek, ayağımızın kaydırılacağından şüphe duymamamız gerekir. Şeşen oynar gibi siyaset yapsak, mertliği; belki Qafe ile de asaletini yansıtırız ama, zor be E, ne yapacağız yani? Şimdi yazacaklarımızı iyice belleyelim En basiti ile aday olunan bölgelerde geçerli oyların 1/3 ten fazla oy alınamaması, bağımsız adaylarda hayal kırıklığı ve hedefe ulaşamamayı getirecektir. Malum, beklenti ne olursa olsun Çerkeslerin çoğunlukla, hemşerilerini desteklemesi yönünde. Sadece İstanbul da bağımsız bir adayın milletvekili olması 75 bin oy alt sınırına ulaşması öngörülüyor ki, bu Çerkes bir aday için çok zor. Lakin koskoca İstanbul şehir devletinde (İstanbul un nüfusu, dünyadaki pek çok ülkenin nüfusundan fazladır) ortalama bin Çerkes yaşarken; en basit etkinliklerde bile ulaşamadığımızı, bu insanları eksene çekemediğimizi düşünecek olursak 80 bin ortalama oyu, neden bağımsız bir adaya versinler? Bugüne kadar hissetmedikleri Çerkes olma bilincine bu şahıslara Hazirana kadar nasıl verebiliriz? Dernekler ve vakıflar, blok oy toplama konusunda bölgelerindeki Çerkesleri kitlesel hareket ettirebilir mi? İğneyi kendimize, çuvaldızı da; kendimize batırma zamanıdır. Maalesef, yukarıdaki soruların hepsine hayır demek durumundayız. Milli bilincimiz yetersiz iken, hele ki tamamen kişisel tercihlerin sadece dini, toplumsal, aidiyet, nefret, tepki eksenli oylarımızın dağılımında çok büyük bir değişiklik olmayacağını kabullenmek, ama ileri ki maçlara hazır olmak gerekiyor. Yerel seçimlerde Çerkes milletinin büyük çoğunluğu, demokrasi yerine, maneviyata mahsus kararlar aldılar. Böyle olunca demokrasi istemi biraz hayal, demokratik hakları kovuşturmak da biraz cılız bir ses olarak kalıyor. Ben o parti, bu aday diye arkasından alkış tutmayacağım. Hepsine eşit, ama Çerkesliğini ön plana alarak bir şövalye edasıyla ortaya çıkacak olan adayın yakın takipçisi olmayı düşünüyorum. Buradan tüm adaylarımıza sormak isterim: Geçmişte Çerkeslik adına yapmış olduğunuz hizmetlerin arkasında durarak Çerkeslik yararına çalışabilecek misiniz? En önemlisi ırk, din, dil ayrımı gözetmeden bunu taşıyabilecek misiniz? Meclis sıralarında Çerkesliğinizi sırtlayabilecek misiniz yoksa o kürsüye ve koltuğa geçen herkes gibi demokrasiyle geldiğiniz mevkinin irtifasından mı etkileneceksiniz? Herkes için demokrasiyi savunabilecek misiniz yoksa tek bir zümreye mi hitap edeceksiniz? Belli bir zümreye yanaşacak mısınız? Çamura bulanmadan demokrasiyi iliklerinize kadar yaşatabilmek ve bunu hissetirmeleri gerektiğini, en önemlisi de demokrasiye sıkı sıkıya bağlı olmaları gerektiğini naçizane hatırlatmak isterim. Sonuç olarak 2015 genel seçimleri gerçek bir miladi dönüm olacak bizler için. Gönül arzu ediyor ki tüm adaylarımız meclise girebilsin ve ilk meclis sıralarında oturan temsilcilerimizin, bıraktığı meşaleyi devralsınlar. Seçim sonrası gene yorum yapacağız tabi. Yorumlardan rahatsız olanlar için yapılacak bir şey yok. Rahatsız olmaya ve dar zaviyelerinden bakarak, seviyesiz yazılarına devam edecek ve kendi kamuoylarını oluşturacaklar. Ne diyeyim İbiş avcılığına devam Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz, kısmen veya bütünüyle kullanılamaz. О БЗЭ УИ1А БЗЭ? Гъэтхапэ и пш1ык1упл1ыр Адыгабзэм и мэфэк1. Лъэпкъым мафэ фэрэхъу. Дунаэм тэтэу ык1и тетыгъэу анэдэлъфыбзэ зырыз зимы1э лъэпкъ щы1эп джыри щы1этэп. Лъэпкъэр иш1ыу, лъэпкъэр игъэпсыу, к1уак1и пк1и ригъэгъотэу, зыухъумэрэри, гъунэ лъызфырэри анэдэлъфыбзэр ары. Зы бзэр анэдэлъфыбзэ хъун паэ, а бзэр зезхьэрэ ц1ыф купым лъэпкъыц1э и1эн фай джыри лъэпкъи хъун фай. Лъэпкъ умыхъоуи лъэпкъыц1э бгъотытэп. Ц1ыф купым лъэпкъыц1э игъотыныр а къызэрэк1оу хъурэп. Хап1э и1эн фай, шхап1э и1эн фай, лэжьап1э и1эн фай, псэуп1э и1эн фай, фитыныгъэ и1эн фай. Щэн, ш1эн, к1уак1э и1эн фай. Мыхъо-мыш1эу шхьэм къырык1орэм, дэым, пыим, ш1уэым къелышъун фай. Къеблырэм еблыжьын, къеш1урэм еш1ужьыныр иш1эн фай. Дунаэр псэуфэ таурыхъым хэтэу, таурыхъэр итхын фай; таурыхъым къитхын фай. Рыпсэунэу, фэшъуашъэу ХАБЗЭ и1эн фай. Амырымэ зы ц1ыф купыр лъэпкъый хъушъутэп, лъэпкъыц1ий, бзий и1этэп. Лъэпкъыр игъонэмысым фэзэу, къиукъозэныгъэ зэужий 1эк1эзыгъэми и бзэ къызфихъэнэжын фай. Ц1ыф купым таурыхъыпчэ фы1узхырэ бзэр ары; тетыгъо к1уак1э эзгъэгъотырэ бзэр ары; зэхэзымэ яужъыпкъырэ лъэпкъ псэуп1эр бзэр ары. Дунаэм гугъ ихьыгъэ, мыхъо-мыш1э 1ауджый ишхьэ зырык1уагъэ лъэпкъэу щы1эр мак1эп. Изныкъорэ лъэпкъыхэр зэрэук1и зэхэзыгъ; изныкъорэхэ нэмык1хэмэ зэхаутыгъ. Нэмык1 лъэплкъыу и л1ыхъужъыгъэ имыгъэ1ылъэу и фитыныгъэ рыпсэуным паэ псэк1одыным фэсыгъэхэр ахэтых. Фэшхьафэуи и хэку 1эч1эзи хымэ хэгъэгум я рисэу, хымэ лъэпкъым къахэнагъэхэуи мэхъух. 1Эмалынчэу къанэрэ лъэпкъым бзэ 1эмалэр зы1эч1имыгъэзымэ лъэпкъэу псэуным фаэмэ, хэкуй, ныпый, шхьафитыный имы1эжьми зэрэ лъэпкъэу къызэтенэт. И анэдэлъфыбзэ щык1агъэ фимылъэгъоу нэмык1 бзэ къэзыщтэрэ зы ц1ыфыр, а бзэр зыэ лъэпкъымэ я щыщы мэхъу. Арышы лъэпкъэр Sözcüklerin dili ибзэ фэсакъыжьын фай. Лъэпкъ гъаш1эр бзэ гъаш1эм фэдиз ны1эп. 1Офыр мы фэдэ зыхъук1э, унэшъуэш1ыхэм, къралыгъо зегъак1охэм, къэлэпщыхэм, ныхэм-тыхэм нэбгэ пэпч зэ1огъоу сабыэ псэури и анэдэлъфыбзэм рыгущэ1энэу, рытхэнэу, реджэнэу унашъо фэпш1ыт, пщэрылъы фэпш1ыт. Егъаш1эк1и ибзэк1э ремьыджэным, рымытхэным фитэу къэбгъэнэтэп. Зы лъэпкъым и гъаш1э сабый делэгъум лъэхэбнэнэу 1эмал и1эп. Бзэр лъэпкъым и псэуп1э, и хэгъэгу, и гупшысэ, и литератур, и хъышъэ, и 1епос, и усэ, и таурыхъ. Бзэр лъэпкъым и гушы1ак1, и усак1, и орэды1уак1, и къэшъуак1, и джэгук1. Бзэр лъэпкъым и гъыбзэ, и Тхьалъэ1убзэ. Бзэр лъэпкъым и гуш1огъу, и тхъагъо, и 1эмал, и зэш1ук1, и зэуак1, и фитыныгъу, и нып, и тетыгъу, и псэук1. Зигугъу сыш1ырэ бзэ зэбгъэш1энэр арэп. Сэ зигугъу сыш1ырэ ц1ыфым и анэдэлъфыбзэр хиужъынахьыжьэу и лъэпкъ гъаш1эм лыэ рихыныр ары. Милюн пчагъэ мэхъушъ къырык1озэ неппэ къынэсыгъэ тэдрэ зы бзый к1одыныр эупэсыныр мэхъэджэгъу. Зы ц1ыфым зэрэфаэу зыфаэм фэдиз бзэ зэрерэгъаш1. Ауэ зыми и анэдэлъфыбзэ зыщигъэгъупшэнэу хьакъи и 1эп, ар зыгъэшъыпкъэн хьукуми щы1эп. К1эк1эу къэс1ожьын: бзэм имгъэнэфырэ гъогу, имгъэгуш1орэ гу, имгъэхъужьырэ уз, имгъэщынэрэ пый, имыухырэ зауэ, имгъэцак1эрэ 1оф щы1эп. Бзэр гъэтхапэм фэд. И къэгъагъи, и мэ 1эш1уи иухытэп. Гуахьэ ц1ыфым тхъагъо къыфихьы зэпытыт. Тэ фэдэми нэбгырэ пэпч бзэ зырызэ язэрэ1улъэр сэш1э. Сэ БЗЭ зыс1ок1эрэ зигугъу сш1ырэ бзэщырхэ къизщыгъэ Адыгэбзэ къуртэр ары. Бзэхэм янэ Адыгабзэмэ, джы сыкъуэупк1э: О бзэ уи1а, бзэ? Uyanık olunması gerektiği bir defa daha hatırlatıldı Kol kırıldı, yen içinde kaldı İlk defa gözümle gördüm; Yen içinde kalan kırık bir kolu nihayetinde gördüm Kitaplarını ölümünden sonra almıştık, nasıl oldu da oldu, iki sandık kitap daha çıkmış ortaya Tüm ıslak imzalı evrakları, nadide bulunan kitapları, alınmak üzere oğluyla görüşülmüştü oysa Oğlunun bildiği, verilmişti bir karşılık beklenmeden Ya bilmedikleri İşte o bilinmeyenler, diğer eşyalar ile birlikte sahafa düşmüştü Nasıl olmuşsa olmuş Haber verilmiş Sahafa vazifeli gidenlerden biri, o iki sandık başında beklemiş, diğeri diğer kitapları toplarken Altı çizilmiş tüm kitaplar İyi anlatan, kötü anlatan tüm nüshalarla, dört sandık daha olmuş İki sandık kitap almaya niyet edenler, altı sandık ile geri dönmüşler Islak imzalı evraklar Okunsa bile anlaşılamayacak o kitaplar, sonradan cilalanmış o masanın üstüne konmuş İspahnur Hanım Her birini tek tek ayırırken tozdan hapşırıyormuş Eline aldığı evrakın ne kadar önemli olduğunu anlayınca, iki damla sol yanından düşüyormuş Uyanık değilmişiz ama dikkat ettiğimizden olsa gerek Sandık açılmadan, bir daha kitlendi En az üç defa kitlendi Yüz sene öncesine ait ıslak imzalı evrak, henüz kırkı çıkmayanın eşyaları arasında çıktı Kimine göre tozdur hapşırtır Kime göre sol yanından düşen iki damladır Dağa Yaslanan Yeşil için gitmiştim İki sandığa dayanmış buldum kendimi Sandığın ceviz olduğu söylendi Hem süt ceviz, hem çürük ceviz Üç defa kitlenen sandık, dağdan önce yeşile yaslanmış

13 Mart 2015 TÜRKİYE 13 Türkiye nin en büyük Arap derneği kapatılıyor Türkiye nin en büyük Arap derneği olan Anadolu Araplar Birliği Hareketi kapatılıyor. Gerekçe ise, derneğin tüzüğünün, Eş başkanlık, kadınlar, gençler, engelliler, çocuklar, çevre, yoksulluk, insan hakları, yerleşim birimlerinin eski isimleri gibi maddeler içeriyor olması. Midyat Kaymakamlığı tarafından aleyhinde suç duyurusunda bulunulan Anadolu Arap Birliği Hareketi Derneği, karara tepkili. Karara tepki gösteren dernek yetkilileri ile Arap halkı ve Yurt içi ile yurt dışındaki birçok dernek adına Anadolu Arap Birliği Hareketi Derneği başkanı Mehmet Ali Aslan, Midyat ta EstelinMıhallemi Dağı nda yoğun kar yağışı altında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamaya yurt içi ve yurtdışından 16 sivil toplum örgütü destek verdi. Söz konusu açıklamada Mehmet Ali Aslan şunları söyledi: Bir derneğin ana amacı dışında, kadına, gençliğe, engellilere, yoksullukla mücadeleye, ekolojiye, insan hak ve hürriyetlerine ilişkin yaklaşımlarını ve bakış açısını yazılı olarak dile getirip kayıt altına alması kanuna aykırı değildir. Tam tersine olması gereken bir erdemdir. Derneğimiz 2008 yılında kurulan, Türkiye nin ilk Arap Platformu dur. Daha sonra dernekleşme kararı alınmıştır. Türkiye de tüm illerde ve üniversitelerde örgütlülüğümüz var. Türkiye nin en büyük ve riz. Halkımıza çağrımız; atalarımızdan, peygamberlerden vahiy geleneğinden bizlere miras kalan değerleri korumak ve yaşatmak için yasal olarak örgütlenen sivil toplum örgütlerine sahip çıkıp, mücadelemizi yükselterek daha ileri bir noktaya taşımalıyız. Diren İnce Memed Yaşar Kemal le tanışmam yirmili yaşlarımda İnce Memed le oldu. Yaklaşık on yıl önce onu tekrar okuduğumda yıllarca neden aklımdan çıkmadığını anladım. İnce Memed; Yüzyıllık Yalnızlık, Karamazov Kardeşler ve Tutunamayanlar gibi yüreğimde güzel bir köşeye yerleşmiş kitaplardan biri. Yazımı yazarken göz ucuyla kitaplığıma bakıyorum. Beş bölmeli kütüphanemin en üstünde mavinin tonlarını taşıyan dört kitaptan yükselen dalga seslerini işitir gibiyim. Beş raflık bir paragrafın başlığı gibi duran bu kitaplar Türk edebiyatının baş tacı Yaşar Kemal in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesini oluşturuyor. İlk üçü yayınlandıktan sonra dördüncüsünü büyük bir sabırla beklediğim, bu süreçte unutmaktan endişe duyduğum bölümleri dönüp tekrar tekrar okuduğum bu kitaplar ve içindeki Artık yeter diyebilmeliyiz! Seçim atmosferine girdik ve Çerkes milletvekili aday adayları da peş peşe ortaya çıkmaya başladı. Adaylara bakılırsa, büyük çoğunluk en muktedir partiye meyletmiş. Yani iktidar partisi AKP ye! Bir sonraki tercih CHP olmuş. Bir de, bağımsız aday adayları var. Reel olarak bakılınca seçilme şansları pek yok ama siyaseten aday olma kararı vermiş olmalarını elbette ki saygıyla karşılamak gerekir. Kaldı ki, benim kişisel olarak hayalim; Çerkeslerin hiçbir partiye mecbur olmadan, bağımsız olarak, sadece kendi kitleleri ve örgütlülükleriyle meclise vekillerini sokabilmeleri. Ne yazık ki; ne bugün ne de yakın gelecekte Çerkes halklarının böyle bir örgütlülüğe ve dolayısıyla özgüce kavuşması mümkün görünüyor. Neden sorusunun yanıtı epey uzun ve derinlemesine bir analizi gerektirse de, dillendirmek, tartışmak ve çözüm üreterek, kimlik, kültür ve dilimiz için kalıcı bir çıkış yolu bulmak yerine, bir kısım Çerkes kolayı tercih ediyor. Kolay ın ise; içinde pek çok şıkkı barındıran ve dillendirilmesi rahatsızlık yaratacak karşılıkları var. Gelenek-göreneklerimiz, dağıldığımız topraklarda o denli eridi ya da çürüdü ki; tarihi anavatanımızdaki karar alma ve uygulama süreçleri artık sadece kitaplarda kaldı. Ki; o meclislerde herkes birbirini saygıyla dinler, tartışır ama verilen ortak karara da herkes saygı gösterirdi. Çünkü önemli olan toplumun çıkarlarının korunmasıydı. Bugün ise, bırakın Çerkes halkının çıkarlarını, çoğunluğu oluşturan ve Türk olarak kabul edilen halkın bile neredeyse üstünde tepinen, kendi çıkarları için apaçık rant düzeni kurmuş, bu düzeni sürdürebilmek uğruna işlenen suçların hesabını vermemek için adeta geçen yüzyılın diktatörlerine öykünen bir liderin partisine teveccüh gösteren Çerkeslerin sayısına bakınca geleceğimiz için iyimser olamıyorum. Çerkesleri, güzel kızları, Çerkes tavuğu ve dansları ndan ibaret gören, Çerkes halkının yoksullarını da sadakaya, emekçilerini iş cinayetlerine, gençlerini polis şiddetine kurban eden bir düzenin sürdürücülerine yanaşmak, bir Çerkes için onur değil, ancak tam da istendiği gibi itaat tir. Daha da ötesi, dindar-kindar bir toplum mühendisliği ile yok edilmeye çalışılan Çerkes kimliğinin, dilinin yasal Arap örgütlenmesi olması Araplar ve diğer halklar arasında büyük bir sinerji yaratmıştır. Davanın tam da seçim arifesine denk gelmesi Arap halkımızı düşündürmelidir. Bir yandan barış süreci, çözüm süreci, demokratik açılım deniyor; bir yandan da bölgenin ikinci, Türkiye nin üçüncü büyük nüfusu ve Türkiye Cumhuriyeti nin dört kurucu unsurundan biri olan Arap halkının örgütlenmesinin önü kesilmeye çalışılıyor. Dernek üyelerimiz psikolojik olarak korkutulmaya ve sindirilmeye çalışılıyor. Elimizde bizi haklı çıkaracak yasal referanslar ve deliller olduğu halde savcı bizi dinlemeden direk davaname ile Midyat Asliye Hukuk mahkemesine vermiştir. Aleyhte karar çıkması durumunda Türkiye Cumhuriyeti nde ilk defa bir Arap derneği kapatılmış olacak. Böylesi bir durumda tüm iç hukuk ve dış hukuk yollarını tüketeceğiz. Bir dernek kapanırsa Arap halkı olarak bin dernek açmaya muktedi- Ayraç Nane Şekeri Açıklamaya Destek Verenler Mardin Mıhallemi Derneği, Anadolu Arap Birliği Derneği, Batman Mezopotamya Arapları Derneği, Batman Mıhallemi Derneği, Hatay Arap Ahlemi Derneği, Mardin Anadolu Arap Hareketi Derneği, Lübnan Beyrut Mardinliler Derneği, İsveç Göteborg Mıhallemi Derneği, Lübnan Kınderip Mıhallemi Derneği, Hollanda Mıhallemiler Platformu, Suriye Mıhallemi Kanaat Önderleri, Musul Mıhallemi Kanaat Önderleri, Arap Mıhallemi Gençlik Hareketi, Arap Mıhallemi Kadın Yapılanması, Beyt-Nahreyn Arap Arami Birliği, Mıhallemi Genç Demokratlar Derneği. (Demokrat Haber) Neriman Tekin hayatlar yıllardır benimle. Yaşar Kemal in bu dörtlemesini, yaşayan bir efsaneyi okuma tadında onunla konuşur gibi okudum. Kuşu, kelebeği, uğur böceği, eşek arısı, çınarları, böğürtlenleriyle, kayalardan fışkıran envayi çeşit çiçeklerin kokusu size kadar geliyor. Karınca Adası yeşilin her tonuyla coşarken denizde balıklar menevişleniyor usta yazarın kaleminin ucunda. Bütün doğa, Anadolu nun bütün renkleri Kürt ü Çerkes i, Ermeni si, Süryani si, Yezidi si aklınıza ne gelirse, kim gelirse her şeye dokunmuş yazar. Türkiye-Yunanistan mübadelesini anlatıyor. ölmüş şehrin bekçileri ve sofiler diyor, diri diri bir çukura atılıp ölüme terk edilmiş çocuklar ve Sivri adaya topluca sürülen köpeklere de acı bir dokunuş yapıyor. Belki ömür boyu unutamayacağınız acı bir dokunuş Savaşın ne menem bir şey olduğuna, alınan yanlış bir kararla doksan bin askerin Allahuekber dağlarında donmasına, onların bitle imtihanına acı bir dokunuş Hemen ardından çiçeğe değil arıya durmuş armut ağaçları, sarıya, yeşile kesmiş Karınca Adası, beyaza kesmiş Sarıkamış, usta yazarın kaleminden her tür canlı nasibini alıyor ve okurken oradan oraya savruluyorsunuz. Usta betimlemelerle dolu bu kitaplarda tüm halkları kucaklayan yazarın başkahramanı bir Çerkes, hem de Uzunyaylalı bir Kabardey. Bunun yanı sıra başka Çeçen ve Çerkes kahramanlarını da sayfalarında yaşatması, beni kitaba daha da bağlamıştı. Şimdi uyanmasını bekliyorum umutla. Belki onunla yanyana oturup yerin göğün nasıl beyaza kestiğini, hastalandığında o kar beyazında onu yitirmekten nasıl korktuğumu anlatabilirim. Deniz o kadar durgun o kadar durgundu ki; karıncalar su içerdi. Edebiyatın deryasından iki yudum su alan bir karıncaydım bu kitapları okurken. Bir gün ağzımda bıraktıkları tadı anlatabilmek umudunu senelerce büyük bir inançla taşıdığımı, onu kaybetmekten en çok korktuğumuz bu günlerde fark ettim. Dilimde menevişlenen bir minnet, Diren İnce Memed! Yukarıdaki yazı yayına hazırlandıktan sonra Yaşar Kemal in hayatını kaybettiği haberi alınmıştır. İnci Hekimoğlu ve kültürünün kalan son kırıntılarının da egemene sessizce teslim edilişidir. Ne kadar iç acıtıcı ki; en az bir yüzyıl uğruna savaştığımız, soykırıma ve sürgüne uğradığımız, inanılmaz acılara katlandığımız varlığımız, sürgün edildiğimiz bu topraklarda, savaşa bile gerek görülmeden yavaş yavaş elimizden alınmış, tamamen yok olma sınırına kadar dayanmıştır. Bugün, şu anda bile kazana atılan kurbağalar gibiyiz. Ya pişirildiğimizi bile hâlâ anlamadık, ya da bireysel çıkarlarımız için anlamamayı tercih ediyoruz. Olabilir, her toplumun içinden bu tür insanlar çıkabilir. Ama en azından, kendi ilkesizliklerini örtmek için başkalarına çamur atmasalar, ön kesmeye çalışmasalar. Hele siper arkasından ateş edecek kadar küçülmeseler. Yapamayacak kadar zaaflarına yenik düşüyorlarsa, o zaman da Çerkes kimliğini kullanıp, bütün toplumun değerlerini ve ilkelerini kendi çukurlarına çekmeseler. Sözün özü; imitasyon bir kimlik savunuculuğu ile sol gösterip sağ çakarak, iktidarın Çerkesleri ni yaratmaya soyunmuş, kimlik mücadelesinde yıllardır ön saflarda mücadele eden, emek veren, üreten Çerkes büyüklerini, kanaat önderlerini, entellektüellerini yok sayarak, kolay yoldan kahraman olmaya savunanların kandırabileceği 3-5 kişi dışında kimse olmadı, olamaz da. Ama şu da gerçek ki; Çerkes toplumunun değer ve ilkeleri bu kadar erozyona uğramasaydı, bu örneklere gereken dersi verir, Xabze yitirilmemiş olsaydı, gereği yerine getirilirdi. Neyse ki; hayat her zaman gerçek ile imitasyonu ayırır ve herkesi hak ettiği yere gönderir. İçine girdiğimiz bu süreçte asıl önemli olan ise, gerçek ve samimi adaylar, doğru ilke ve taleplerle, Çerkes kimliğine, siyasi alanda varlığını görünür kılabileceği bir alan açmaktır. Oyumuzu ilke ve taleplerimizi en geniş şekilde kabul edecek partilere vermeli, bunca yıldır milletvekilliği konforunu yaşarken Çerkes kimliği için kılını kıpırdatmamış, kıpırdatmasına da izin verilmemiş partilere ve adaylara artık yeter deyip, bir kez daha kandırılmayacağımızı göstermemiz gerekir. Ghuse Ferhat Kentel Kötülükte devri-i âlem Bundan sonra bu sütunlarda yol arkadaşlığı yapacağız. Benim için artık çok yabancı olmayan bir halkın iletişim kanallarından biri olan Jıneps te elimden geldiği kadar, sahip olduğum naçizane sosyolojik birikim eşliğinde, yaşadığımız ülke ve dünyanın meselelerini, etrafımızda olup biten olayları yorumlamaya çalışacağım. Umarım, bu süreç benim için ve okuyanlar için karşılıklı zenginleştiren bir tecrübe yaratır. Bu birinci yazı, ne yazık ki, yüzümüze çarpan toplumsal ve siyasal olayların niteliğinden ötürü, pek iç açıcı olmayacak. Öncelikle, söz konusu olayların yüzümüze çarpması çok istisnai bir durum değil. Çünkü, Türkiye nin ve dünyanın içinde bulunduğu genel ruh halinin özetle tanımlayacak olursak olağanüstü artan bir karmaşıklık üzerinde yükselen güvensizlik toplumları olduğunu söyleyebiliriz. Kuşkusuz karmaşıklık halini tanımın içine koyuyorsak, güvensizlik özelliğinin tek başına açıklayıcı olmadığı da kolayca görülebilir. Çünkü güvensizlik ve korku yaratan işaretler ve gelişmelerin yanısıra, insanlar en sıradan hallerinde bile hayata tutunmak, hayatı daha yaşanabilir kılmak, adaleti talep ve tesis etmek için direniyorlar, şimdiye kadar görülmemiş yöntemlerle mücadele ediyorlar ve yeni nin temellerini kuruyorlar. İşte ben bu yazıyı yazarken, siz okurken, bu irili ufaklı, gündelik hayattan toplumsal hayatın en soyut temsil alanlarına kadar varolan direnişi aklımızda tutmayı öneriyorum. Özgecan Sıradanlığın içinden çıkan bir katil, memleketin kim bilir hangi köşelerinde benzerleri işlenmiş olan, işlenmekte olan cinsel içerikli cinayetlerden birini işledi. Genç bir kızı, ülke çapında adeta bir sembole dönüşen Özgecan ı gündelik hayatımızın her alanında, bakkal, milletvekili, doktor vb. olarak karşımıza çıkabilecek olan adamlardan biri, bir şoför ve bir erkek olarak karşımıza çıkıp katletti. Sonrasında bu katilin yaptığını temizlemek için desteğe çağrılan kişinin verdiği ifade de başka bir sıradanlık taşıyordu. Bu lojistik elemana göre, katil Geminin oradan bir cano aldım, beni soymaya çalıştı, üzerime biber gazı sıktı, ben de konsülümdeki bıçağı salladım. Biraz da boğuştuk. Arkada yatıyor, öldü demiş. Öldürdüğü insanın Cano olduğunu söyleyebilmiş. Çünkü Adana-Mersin civarında yaşayan Cano ları aşağılamak gayet meşru dur; katil de cinayetine gerekçe yaratmış! Yani Cano ise öldürmek mubahtır. Katmer katmer hastalıklı bir hale ırkçılığı da ekleme becerisini kolaylıkla, doğallıkla göstermiş bir katil... Delikanlılık görüntüsünün altında yatan zavallı bir yalancılık Birbirini tamamlayan muhteşem bir sıradanlığın pespayeliği Tahsilli-tahsilsiz, doğulu-batılı her türlü şekle bürünebilen bu eksik insanlık hali, eksikliğini kapatmak için en garantili ve kırılgan yerde, kadın bedeninde cinayet işledi. Bu ve buna benzer cinayetleri işleyenlerin her zaman başvurdukları bir usulle, bir kamuflaj olarak garantili ve makbul kimliklerin arkasına saklanarak... Bitirim, sert erkek, lümpen, milliyetçi... makbul... Katili başka bir bağlamda, mesela futbol taraftarları arasındaki bir kavgada ya da bir Şehit cenazesinde izleseydik ya Allah bismillah Allahuekber! nidalarıyla bağırırken de görebilirdik... Faşizmin girdiği sıradan haller Ancak bu cinayet vesilesiyle, toplumu sarsan birçok olay gibi gene radikalleştik. Her zaman olduğu gibi katilin sahip olduğu (sunduğu) özellikler; hızla bu cinayetin her yerde olabildiğini anlatmaya soyunan iktidarın propaganda ve meşrulaştırma makinasının muhafazakâr dişlilerine karşı mesele İslam-Sekülerlik meselesine döndü. Ve aslında ne kadar çok farklı alanda, ötekiler hakkında ne kadar çok hastalanmış hallere sahip olduğumuzu gördük. Birçok insan Özgecan öldürüldükten sonra, hızla, en kolay yoldan tecavüzü mini etek vs. ile ilişkilendirmeye çalıştı. Öte yandan, erkekliği tahrik etmeyin, yoksa fena olur! zihniyetine kova kova meşruiyet taşıyan ve İslam adına konuştuğunu zannedip, tecavüzü kaçınılmaz gören alim kılıklı insancıkları da zaten görüyorduk. Bunların varlığına işaret eden ve işin en kolayına kaçan seküler kamptan birçok insan da tecavüzü İslam la ilişkilendirmeye çalıştı. Aslında çok daha karışık, katmanlı, içiçe geçmiş söylemlerle örülmüş, kolaycı ve makbul tespitlerle dolu bir sıradanlığın tahakkümü altında üreyen bir zihniyetin işgal ettiği devlet, yargı ve polisle dolu muhatabız. Ve bu hastalıklı halden ötürü, bizzat devletin kendisi hasta olduğu için Adana da 16 yaşındaki çocuğa polisler tecavüz etti ve o polisler salıverildi. Bunlar insanın üzerinde ağır bir yük, vicdan kırıklığı ve aynı zamanda sorumluluk bindiriyor. Ama burada, hızla olay ı açıklamaya çalışanların -birçok başka konuda olduğu gibi- maktul (veya mağdurlarla) zerre kadar empati kuramaması daha da ağır bir yük bindiriyor. Kartopuna bıçak ya da Meclis tokmağı Özgecan ın daha cenazesi soğumadan İstanbul Kadıköy de bir gazeteci öldürüldü. Aynı zamanda bir barış aktivisti -yakınlarının anlatımına göre adeta bir sükunet abidesi- olan Nuh Köklü arkadaşlarıyla beraber kartopu oynarken, dükkanının vitrinine kartopu isabet eden bir esnafın bıçak darbeleriyle can verdi. Katil kılığına giren bu sefer bir esnaf... Köklü o sabah o adamdan kedileri için mama almış... Adam Köklü yü öldürdükten sonra dükkânına giderek elini ve bıçağını yıkamış... Zaten raporum var. Yarın öbür gün elimi sallayarak çıkarım demesini bir kenara bırakın; elini ve bıçağını yıkamış! Meclis te Özgecan için söylenmesi gereken güzel-duyarlı cümleleri söyledikten sonra rakiplerinin kafasına tokmak, zil yumruk atan vandallar... Ve bu delikanlıların çıkarmaya çalıştıkları ve iç güvenlik paketi adını verdikleri kanunla artık memlekette güvenlikçi dilin, sertifika alacağını görebiliriz. Artık vali, kaymakam, polis ya da esnaf birbirlerinden, sıradan totalitarizmin esintilerinden feyz alarak, herkesi yüzü maskeli, herkesi şüpheli, herkesi kartopuyla vitrin camı kırabilecek bir potansiyel suçlu olarak görmesi mümkün olabilecek. Bir ayin olarak ölüm İran ın vatan hainleri ne karşı savaş açmış rejimi, düzmece davalarına ve Kürt idamlarına bir yenisini daha ekledi. Gencecik bir Kürt delikanlısı, Saman Nasim dünyanın gözü önünde infaz edildi. Tanzanya da albino hastalığı (renklenmeyi sağlayan pigment yokluğundan kaynaklanan beyazlık) olan küçücük bir çocuğun kolları ve bacakları koparılmış cansız bedeni bulundu. Bazı Afrika ülkelerinde albino hastaları uğursuzluk olarak görülürken, organları büyü yapımında kullanılan çok kıymetli ve çok pahalı malzeme olarak satılıyor... Başkalarının cesedi üzerinden güven yaratanların dünyasındayız... Şimdilik...

14 14 KÜLTÜR- SANAT Abaza Edebiyatı Haftası Karaçay-Çerkes Halimat Bayramukova Devlet Milli Kütüphanesi, her yıl düzenlenen Abaza Edebiyatı Haftası nı başlattı. Milli Kütüphane de Abaza yazarların kitapları sergilendi. Sergilenen eserler arasında, geçen yüzyılın 30 lu yıllarında henüz Latin alfabesi ile yazılmış ve yayınlanmış kitapların yanı sıra son yılların derleme kitapları da yer aldı. Kütüphanede Abaza Edebiyatı Akşamı da düzenlendi, etkinliğin sorumlusu Zarema Şebzuhova idi. Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti nin Halk Şairi Larisa Şebzuhova, Şahimbi Fizikov, Kali Cegutanov, Bemurza Thaytsuhov ve diğer yazarların çalışmalarında, Abazaların geleneklerinin ve bu geleneklerle ritüellerin eğitim açısından öneminin ne kadar doğru yansıtıldığından bahsetti. Maalesef, Abaza klasik yazarlarının birçok eseri çok nadir bulunabilir ve bu kitaplara çok dar okur kitlesi ulaşabilmektedir. Bu nedenle Uluslararası Alaşara derneği, en iyi Abaza klasiklerinin tekrar yayınlanması için bir proje sürdürmektedir. Geçen sene Alaşara Derneği desteği ile Kerim Mhtse nin eserlerinin 3.cildi yayınlandı. Kısa bir süre içinde İsmail Tabulov un yazdığı ilk Abazaca roman Azamat ve zamanında Tatlustan Tabulov ile Konstantin Şakrıl ın derledikleri Abaza Masal Derleme Kitabı yayınlanacaktır. Etkinliğe katılan Alaşara derneğinin kültür bölümünün başkanı Murat Mukov, bu projelerden bahsetti. Akşamın ikinci kısmında Kerim Mhtse nin eserleri ile ilgili konuşmalar yapıldı. Filoloji doktora adayı Ayşat Dzıba, şairin tercüme çalışmalarını inceledi. Kerim Mhtse nin, yabancı şairlerin eserlerindeki ince nüansların Abaza diline ustalıkla çevirdiğinin örneklerini gösterdi. Kerim Mhtse, kendi şiirlerini ise Rusça ya çevirirdi. Etkinliğe katılan şarkıcı ve şair Bilal Hasarokov, Kerim Mhtse nin bu konuda da usta olduğunu ispatladı. Yıldıza kadar gidemedim adlı şiirin Rusça sını kullanarak bir şarkı yazdı. Bu şarkının bestesi bire bir Abazaca versiyonuna uydu. Kerim Mhtse, son yıllarda Abaza şairlerinin eserlerini Rusça ya çevirmeye başladı. Çevirileri, muhakkak Abaza şiir sanatının tanıtılmasına büyük katkıda bulunacak. Etkinlik sırasında tabi ki Kerim Mhtse ile ilgili kişisel hatıralar da konuşuldu. Abaza derneğinin başkan yardımcısı Şors Çagov, Karaçay yazar Kulina Salpagarova ve Abazgi dergisinin editörü Roza Pazova, şair ile ilgili anlarını paylaştılar. Bu satırları yazan ben de bir konuşma yaptım. Abaza gazetesinde yaklaşık 4 sene boyunca Kerim ile beraber çalıştım. Televizyon kanalına geçtiğimde Kerim, programlarımın konuğu oldu. Gazetede çalıştığımızda her tür işe sanatsal yaklaşımı sergilediğini hatırlıyorum. Küçük bir makale ya da bir fotoğrafın altına ufak bir cümle yazıyor olsa da mutlaka değişik birşey bulurdu ve onu kullanarak gazetecilik başyapıtını yapmış olurdu. Gazeteciliği bile şiirleri kadar ince, derin ve imaj doluydu. Katıldığı televizyon programı her zaman başarılı olacaktı. Yaptığı tüm konuşmalarda vatanseverlik duygusu hissedilirdi. Bu insan, halkın kaderinden sorumlu olduğunu düşünürdü. Görüşmeye katılanlar -çoğu son sınıf öğrencileri-, konuşulanları dikkatle dinlediler. Abazaşta gazetesinin baş editörü Fardaus Kulova, gazetenin kültür bölümü editörü Asiyat Cerdisova ve Kerim Mhtse nin kızı Olesya, bu tür etkinliklerin çok önemli olduğunu söylediler. Ayrıca etkinliği düzenleyenlere, Kerim Mhtse nin şiirlerini okuyan, Çerkessk şehrindeki 8 ve 9 numaralı okulların öğrencilerine ve öğretmenleri Fata Kikova ile Lidya Apsova ya teşekkür ettiler. (alashara.org) Georgiy Çekalov Abhaz Geleneksel Yaşantısı Etnomerkezde Yaşatılacak Antik çağlardan, yakın tarihimize kadar süregelen Abhaz köy yaşantısını yansıtan geleneksel Abhaz evleri ve yaşantısı, bir etnik merkezde yaşatılacak. İnalast isimli Bilim-Kültür Destekleme ve Geliştirme Abhaz-Rus Vakfı kurucusu Bella Agrba, etnomerkez projesinin oluşturulması aşamasında üst düzey yetkililerle konunun görüşüldüğünü ve onların desteğinin alındığını belirtti. Yakın zamanda merkezin inşaatına başlanacağını da bildiren Agrba, etnomerkezin Abhazya nın misafirlerinin, Abhaz kültürüyle ve halk gelenekleriyle daha yakından tanışmalarını sağlayacağını söyledi ve Ne zaman yabancı bir ülkeye gitsem, daha çok etnografik köylere ilgi duyuyorum. Çünkü oralarda halkın kültürü ve gelenekleri hakkında, en kısa zamanda en fazla bilgiyi edinmek mümkün dedi ve ekledi: Etnografik müze şeklinde bir kompleks yapmak istiyoruz, konferans salonu, el sanatları, sanat pavyonlarında sanat etkinliklerinin yapıldığı, halkımızın kültür ve gelenekleriyle ilgili her şeyin olduğu bir yer. Etnomerkezde Abhaz köy yaşantısının canlandırılmasının dışında, geleneksel dans gösterileri, koro gruplarının konserleri, tiyatro gösterileri gibi aktiviteler de planlanıyor. Kısaca söylemek gerekirse, eğer insanlar, hakkınızda bilgi sahibi değillerse, size saygı göstermiyorlar. Biz sadece bu kültürel projemizle bile bunu gerçekleştirebiliriz dedi. Fransa, Avustralya, Almanya, İskoçya ve Rusya gibi birçok dünya ülkesinde böyle etnomerkezler bulunmakta. Buralarda halkın kültürü canlı olarak öne çıkarılıyor, folkloru öğretiliyor, halk festivalleri ve yerel sanat etkinlikleri düzenleniyor, eğitim ve araştırma çalışmaları yürütülüyor, geleneksel el sanatları ve halk bayramları canlandırılıyor. (altinpost.org) Mart 2015 Dırmit Gulya anıldı Abhaz edebiyatının kurucusu, Abhaz alfabesinin babası, ilk tarihçisi, etnografı, ilk Abhaz gazetesinin kurucusu ve editörü, ilk Abhaz topluluğunun organizatörü, lider ve halk adamı Dırmit Gulya, doğumunun 141. yılında Abhazya da çeşitli etkinliklerle anıldı. Kafkasya: Gerçek hikayesi Nalçikli yayıncılar Mary ve Victor Kotljarova, Kafkasya: Gerçek Hikayesi başlığıyla dört kitaptan oluşan bir seri yayınladı. Batı Kafkaslarda Rus Siyaseti ve Değişen Dengeler Mustafa Aydın Derin Yayınları Konum itibarıyla doğudan batıya, kuzeyden güneye önemli bir geçiş bölgesini dolayısıyla stratejik bir alanı oluşturan Kafkasya bu özelliği ile tarih boyunca pek çok devletin dikkatini çekmiştir. Osmanlı Devleti güçlendikten sonra XV. yüzyıldan itibaren bu bölge için önce İran la mücadeleye girişmiş, ancak XVIII. yüzyıl sonlarına doğru Rusya?nın güçlenip, bölgeyi yayılma alanı olarak görmesi üzerine ortak düşmana karşı tavır almak zorunda kalmışlardır. Kafkaslar da Ruslara karşı verilen mücadele, nihayet İran ın 1828 de imzaladığı Türkmençay, keza Osmanlı Devleti nin de 1829 da yapmak zorunda kaldığı Edirne andlaşmalarıyla sona ermiş ve dolayısıyla bu iki devlet Kafkaslardaki hakimiyet iddialarından vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bununla beraber bu bölgeden fiziki olarak çekilmek ve Kafkasya nın tamamen Rus kontrolü ve hakimiyeti altına girmesi anlamına gelmiyordu. Yeni durum kendine has dinamikleri de beraberinde getirdi ve Batı Kafkas halklarının (Abaza ve Çerkeslerin) Ruslara karşı özgürlüklerini savunmak ve topraklarını korumak adına neler yapabileceklerini de gözler önüne serdi. Bu konuyla ilgili gelişmeleri ortaya koyabilmek amacıyla Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Türkçe yanında erişilebilen Rusça kaynak eserler ve diğer dillerdeki (Almanca, İngilizce ve Fransızca) yayınlara da baş vurarak Batı Kafkasya daki yirmi yıllık süreci müstakil bir inceleme olarak ortaya koymaya çalıştık. Dileğim bu eserin Kafkas tarihi çalışmalarına ve bu alanda var olan bilgi eksikliğini gidermede bir nebze de olsa katkı sağlamasıdır. (Tanıtım Bülteninden) Abazaca Ахшыуҵак Змоу Aхәмар Aжәа Аҧснынтә туркәтәыла иааз, Абызшәа, Акултура ҭҵаҩы, ҧсыуа қыҭак аҟны дзықәшәаз хәыҷык, иыидыруаз маҷк аҭырқә бызшәала абас диазҵаазап. Aра ибзианы аҧсышәа здыруа рыҟны снага иҳәазаап. Ахәыҷы ибзиоп иҳәан, асас анышәынҭрахь дигазаап. Зегь реиҳә Аҧсышәа здыруаз ара ишьҭоуп иҳәазаап. Türkçe çevirisi: Ders çıkarılması gereken Abazaca fıkra Abhazya dan dil ve Abhaz kültürünü araştıran biri, gittiği bir Abhaz köyünde rastladığı bir çocuğa Beni en iyi Abazaca konuşan büyüklerine götür demiş. Çocuk Peki diyerek misafiri köyün mezarlığına götürmüş. En iyi Abazaca konuşanların hepsi burada yatıyor. Çeçence Çeviri: İrfan Okuyucu XEPX Даaс аьлла к1анте: - Воло к1ант лулахошкара херх ба! к1ант вахан схьавеъна аьлла: - Дааааад! Бац боху цара шай херха. Дас аьлла бох: - Къур1аннар бу, шай писаллена ца локх! воло маьнги к1елар вайниг схьаба. (ACB/EA) Türkçe çevirisi: Testere Baba oğluna Oğlum git şu komşudan testere iste demiş. Oğlu gitmiş ama eli boş dönmş: Babaaa! Komşu testeremiz yok dedi. Babası: Vallaha da billaha da var testeresi ama, cimriliğinden vermemiştir o. Sen bizim testereyi getir, divanın altında olacaktı demiş. Anadillerde Fıkralar Adıgece Çeviri: Huşt Emel НЫБДЖЭГЪУР ЗЫЩЫПСЭУРЭР (Адыгэ Пшыс) Зы л1ырэ зышъузрэ щы1агъ. К1али пшъашъи я1агъэп. Гъунэгъуи шъэогъуи къахэмыхьэу, язакъоу псэущтыгъэх. Чэщ горэм пчъэм къытеуагъэх. - Хэтаар? упчагъэ л1ыр. - Тэры, къызэда1уагъ мэкъэ заулэ, Щытхъур, Насыпыр, Мылкур а1оу тыкъыпфэк1уагъ. - Шъукъихь, шъукъихь! Боу сигуапэ. Шъузэрэфаем фэдизэ шъуис, сиунэ ины, гъолъып1эр хъои, шъушхыни, шъузэшъони шъущызгъэк1энэп. Шъузымрэ сэрырэ щэхъу унэм исэп. -1офш1эныр о уиунэбазэрысыр? агъэш1эгъуагъ Щытхъуми, Насыпыми, Мылкуми. - Сы дащ есш1эщт? Къы1ухьэгъагъэти, къизгъэхьагъэп. - Ащыгъум тэтиныбджэгъу зыщыпсэурэм тык1он а1уи, Щытхъур лъагъэу, Насыпыр дахэу, Мылкур фэш1ыгъэу, л1ыр алъыбанэзэ, 1ук1ыжьыгъэх. Türkçe çevirisi: Arkadaşın Yaşadığı Yer (Adıge Hikayesi) Bir adamla bir kadın vardı. Kızları da oğulları da yoktu. Komşuları ve arkadaşları ile görüşmeden, yalnız başlarına yaşıyorlardı. Bir gece kapı çalındı. -Kim o? diye sordu adam. -Biziz diye cevap verdi birkaç ses birlikte, Övgü, Şans, Mülk sana geldik. -Girin, girin! dedi adam. Çok memnun oldum. İstediğiniz kadar kalın, evim büyük, yatacak yer çok, yiyecek ve içecek konusunda sıkıntı çektirmem. Karımla benden başka kimse yok evde. -Çalışmak senin evinde oturmuyor mu? diyerek hayretle sordular Övgü, Şans ve Mülk. -Ne yapayım ben onu? Uğramıştı fakat içeri almadım. -O zaman biz arkadaşımızın yaşadığı yere gidelim diyerek, yüce Övgü, güzel Şans, zengin Mülk, adam onları durdurmak isterken, uzaklaştılar. Osetçe Çeviri: Leyla Kılıç-Mutlu Öğün Ирыстоны цуанонтае уалдзаеджы цуанмае ацыдысты, цуанонтаей Батраз дам иаесаер хуыгкоммае батартта, уалыммае зымаегаеи рыммае чи фынаей котта уцы арс раихъал аемае йаехи Батраз ыл нытдзафта маейын иаесаер иае къубалаеи араедыфта. йембаелттаейае хуыгкомаей раластой аемае аеркастысты маейыл саер наей. Дзурын байдыттой цымае ауыл саер уди аеви наеуди стаей захтой Хъаеумаейае аласаем маейын иае усы бафаерсаем хъаеумае Батраз ы сластой маейын иае усы бафарстой даехорзаехаей заегъма Батраз ыл саер уди аеви наеуди? уаеддам ус афтае: аллы аз даерын иу худ аелхаеттам фаелае наезонын саерыл уди аеви наеуди Türkçe çevirisi: Avcılar Osetya da avcılar baharda avlanmaya çıkarmışlar. İçlerinden Batraz kafasını ayı inine sokmuş. O sırada kış uykusundaki ayı uyanıp Batraz ın üzerine atlamış, kafasını boynundan koparmış. Arkadaşları Batraz ı çekip çıkarınca aralarında konuşmaya başlamışlar. Bunun kafası var mıydı yok muydu acaba? Sonra karar vermişler: Köye götürüp karısına soralım. Batraz ı köye getirip karısına Bunun kafası var mıydı? diye sormuşlar. Bunun üzerine karısı cevap vermiş: Her sene bir şapka alırdık ama kafasının olup olmadığını hatırlamıyorum.

15 Mart 2015 KÜLTÜR- SANAT 15 Moda devi Hermes ten Çerkes desenleri Oubykh Nal İzinde H. Okan İşcan Fransa nın dünyaca ünlü moda devi Hermes, 2015 bahar sezonu için ürettiği ipek eşarp koleksiyonunda Çerkes kültürüne ait desenler kullandı. 12 renk seçeneği sunulan serinin tasarımcısı ise Hermes in etnografik desen sorumlusu Annie Faivre... Fransa nın dünyaca ünlü moda devi Hermes, 2015 bahar sezonu için ürettiği ipek eşarp koleksiyonunda Çerkes kültürüne ait desenler kullandı. 12 renk seçeneği sunulan serinin tasarımcısı ise Hermes in etnografik desen sorumlusu Annie Faivre... Çerkes kültürüne ait figürlerin Hermes tarafından kullanılmasının öyküsü ise Katolik kilisesi papazı Laurent Fliş in gazeteci Jansurat Zekorey i Hermes te çalışan bir arkadaşına göndermesiyle başlamış. Hermes tasarımcılarının Çerkes süslemelerine ilgi duyacağını düşünen Fliş in öngörüsü gerçeğe dönüşmüş. Hermes ten bir ekip, 2012 yazında Nalçik e gitmiş. Gazeteci Jansurat la birlikte müzeleri ve şehri gezip çekimler yapmışlar ve gördüklerinden çok etkilenmişler. Çalışmaların ardından 2015 yılında, Çerkes kültürüne ait motif ve desenlerin kullanıldığı Kafkasya Şövalyeleri başlıklı koleksiyon ortaya çıkmış. Üretilen eşarplar 12 farklı renk ve 90x90 veya 36x36 ebat seçenekleriyle satışa sunuldu. Masal Minik Serçe Hermes moda evinin sitesindeki Kafkasya Şövalyeleri koleksiyonu tanıtımında şu ifadeler yer alıyor: Doğu yla Batı arasında, Hazar ve Karadeniz hattında km boyunca bir dağ silsilesi uzanır. Burası, ateşi çalan Promete nin tanrılar kralı Zeus tarafından cezalandırılması dahil birçok antik efsanenin kaynağı Kafkasya dır. Dağ dorukları, derin vadiler, ormanlar ve kıraç alanların manzaraladığı, dünyanın en zengin nüfus çeşitliliğini barındıran bu bölgede yaşam şartları zorludur. Kuzeyde, metrelik yüksekliğiyle Rusya ve Avrupa nın en yüksek zirvesi Elbruz Dağı nın yer aldığı Kabardey Balkar da zarif görünüşleri, güçlü gururları ve cesaretleriyle tanınan Çerkesler yaşar. Bu anaerkil toplumda, kadınlara büyük değer verilir. Eskiden bölgenin güçlü, dayanıklı ve çevik Kabardey atlarının üzerinde gösterişli giyinmiş kadın ve erkekler birlikte gezintiye çıkarlardı: Erkekler uzun tunikleriyle (Çerkeska) kadınlarsa zengin işlemeli bluzlerinin üzerine Bir varmış bir yokmuş, çok eskiden Kafdağı nın eteklerinde kurnaz bir karga yaşarmış. Kurnaz olduğu kadar da tembelmiş. Yavru çıkarmak için yumurtalarının üstüne dahi yatmaz,kurnazlığıyla yumurtalarından yavrularını dahi başka kuşlara çıkarttırırmış. Bir gün yine yumurtalarının üstünde yatmakta olan bir serçeyi gözüne kestirip beklemeye başlar. Acıkınca karnını doyurmak için yuvasından uzaklaşan serçenin yuvasına uçarak çabucak bir yumurta bırakır ve oradan uzaklaşır. Bir müddet sonra dönen serçe, saymasını bilmediğinden fazla yumurtayı anlayamaz ve iki yumurtanın üstüne yatmaya devam eder. Bir kaç hafta sonra iki yavru yumurtadan çıkar. Çıkar çıkmasına ama yavruların biri tıpkı kendisine benzemekte diğerinin başı kocaman ve kanatları da büyüktür. Ama serçe bir tuhaflık sezmesine rağmen birinin yabancı olduğunu anlamaz ve yavrularını en değerli yiyeceklerle beslemeye başlar. Kendisine benzeyen yavru çabucak doymasına rağmen büyük kafalı tuhaf yavru bir türlü doymak bilmez, işin kötüsü büyüdükçe daha fazla yemek istediği gibi küçük kardeşine verilen yemeği de kıskanmaktadır. Bir gün, yemeklerin hepsine sahip olmak için küçük kardeşini yuvadan aşağı atar. Yumuşak otların üstüne düşen minik serçe yavrusu yaralanmaz ama çok korkarak ciyak ciyak öterek annesini çağırır fakat uzaklarda olan annesi imdadına yetişemez. Çok acıkan minik serçe ümidini kaybedince karnımı doyururum belki diyerek oradan uzaklaşır. Bir müddet sonra kelebek yakalamak için o tarafa bu tarafa koşmakta olan bir kaz yavrusu görünce yaklaşır ve çok açım, kelebek yakalarsan bana da verir misin? diye sorar. Kaz yavrusu hıh, ben acıkınca senden mi istiyorum, kendin yakala der. Zavallı serçe boynunu büker ve oradan uzaklaşır. Bir su kenarına gelince ördek yavrusunun kafasını suya sokup çıkararak iştahla bir şeyler yuttuğunu görünce, ördek kardeş çok açım yediklerinden bana da verir misin? diye sorar. Ördek ters ters bakıp ben de açım, veremem der. Minik serçe çok kızar ama elinden bir şey gelmez. Oradan da uzaklaşır. Çok yorulmuş, uykusu da gelmiştir. Güzel kokulu bir çiçek dalının gölgesinde oturur ve uykuya dalar. Uykusunda yuvasındaki güzel günleri görür. Annesi ona giydikleri elbiseleriyle. Erkeklerin hepsinde gümüş barutluklar, kadınlarda ise ustaca işlenmiş bir hançer olurdu. Annie Favrie nin işlemeli kumaş, obje ve takıları desenleştirerek hazırladığı bu koleksiyon, onların kültürüne bir övgü ve hediye niteliği taşımaktadır. (fond-adygi.ru) Çeviri: Serap Canbek lezzetli yemekler getirir ve çok mutludur. Bir ara uykusundan annesinin çığlık çığlığa bağırdığını duyar. Kaç yavrum, bir şahin sana doğru geliyor canını kurtar. Aniden uyanan serçe gerçekten, kanadı kırık ve bir ayağı topal şahinin geldiğini görür. Can havliyle oradan fırlar ve kaçmaya başlar, kaçarken şu beladan kurtulsam yemek dahi istemem diye düşünür. Arkadan kovalayan aç şahin de, ne güzel kuş, tüyleri de yok çok kolay yenir, bir haftadır kursağımdan av eti geçmedi diye hayal eder. Bir buğday tarlasına yaklaşınca, sığırcık kuşunun yuva yapmakta olduğunu görür. Hızla yaklaşır ve ne olursun şahin geliyor beni bir yere sakla der. Sığırcık, ben ondan nefret ediyorum diyerek hızla oradan uzaklaşır. Can havliyle kaçmaya devam eden serçe, karga yuvasına gelir ve yardım ister. Senin için şahinle kötü olamam diyen karga da yardım etmez. Koşmaya devam eden serçe göl kıyısında suya düşen ve güneşte kendini kurutmaya çalışan kartala rastlar. Yalvararak sen güçlüsün kartal amca ne olursun beni kurtar der. Kartal bakmaz bile, gagasını öbür tarafa çevirir. Koşmaya devam eden yavru serçe sazlıktaki yuvasında şarkı söyleyen serçeye nefes nefese yaklaşır ve yardım ister. Şarkı söylemeyi bırakıp havalanan serçe çığlık çığlığa bağırarak çevrede ne kadar serçe var, çabucak oraya toplar ve durumu izah eder. Vay katil şahin demek bizim küçük kardeşimize saldırdı diyerek hep birlikte bağırarak saldırıya geçerler. Bu kadar çok serçeyle baş edemeyeceğini anlayan şahin oradan öyle bir kaçar ki canını zor kurtarır. Yorgunluktan ve açlıktan düşüp bayılan serçe yavrusunu oradan alarak bir güzel karnını doyuran serçeler daha sonra iyice büyütüp uçmasını öğrenene kadar bakar ve besler. Bu serçe yavrusu kimdi biliyor musunuz? Sizin bugün ya da yarın göreceğiniz her hangi bir dala konup cikcikcik ötecek olan serçe, o küçük serçe. İnanmıyorsanız kendisine sorun Osetçeden çeviri: Muammer Tekin Kitabın ismi Türklerin Kozmik Sembolleri Tamgalar Mandala dan bahsediyor Önce nokta ile başladı, iki nokta ile devam etti. Sonunda iki nokta arasında bir çizgi derinlik verdi At, geyik, öküz Gökyüzü olmaz ise olmaz Ay ile tamamlanır, güneş ile tamamlanır Davut Yıldızı İki üçgen, bir yıldız At sırtında konan evreni temsil ediyormuş Mandala Çok yüzlü Halı, mezartaşı Nokta ile başlamış Şamdan kafalı insan Masada karşımıza çıkmış Hitit mührü Avcı Yayı gerilmiş, bir ok yerleşmiş Üç yıldız tepesinde Bir dal çok kollu Asma Bir salkım Bir üçgen, iki üçgen, üç üçgen Dördüncüsü üçünün üstünde Bir ok, iki ok, üç ok Üçünün üstünde yıldızlar Gök en çok yeşil göründü Nalçik te karikatür ve fotoğraf sergisi Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Tkaçenko Güzel Sanatlar Müzesi nde fotoğrafçı Fasia Dzasejeva ve karikatürist İkbal Belağı nın eserlerinden oluşan bir sergi açıldı. 24 Şubat ta açılan ve 9 Mart a kadar devam edecek olan sergi, Dzasejeva ve Belağı yı Nefes Almak-Nefes Vermek teması altında bir araya getiriyor. Sergide 27 çalışması bulunan Çerkes karikatürist İkbal Belağı Şam da doğdu, şu anda Moskova da yaşıyor ve çalışıyor. Genellikle sosyal ve siyasal konuları işliyor, çalışmalarında Kafkasya da özel bir yere sahip. Kabardey-Balkar Kültür Bakanlığı basın sözcülüğünden verilen bilgilere göre, Belağı nın karikatürleri İzvestiya ve El Halij gazetelerinde ve birçok bölgesel yayında yer aldı. Sanatçının Nisan 2013 te Moskova daki Çerkes Tonları sergisinde yer alan çalışmaları,ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. Fotoğrafçı Dzasejeva nın ilk kişisel sergisinde 24 çalışmasına yer verildi. Fasia Dzasejeva bazı sosyal fotoğraf projelerinin sahibi. Belağı gibi o da Çerkes Tonları projesinde eserlerini sergiledi ve Odakta Kitap sanat projesinde yer aldı. (ajanskafkas) Çok eski yıllar. Kabardeyle Hatkoy tarlada sohbette. Hava atmaya meraklı Kabardey, Hatkoy a seslenmiş: -Yawww, sıqoş şimdi baklava olsa ne güzel yerdik değil mi? -Aaa, sen baklava yedin mi hiç? -Yok yemedim ama amcamın oğlu anlattı, çok güzelmiş. -O yemiş mi peki? -Wolihi o da yememiş ama askerdeyken komutanı yerken görmüş. Adıgeler de Aylar Mart Diğer adları: Дыжъыхь (Dıjıh), Зыныкъогъэ-Зыныкъобджыхь (zınıkoğa-zınıkobcıj) Karadeniz kıyısında yaşayan Şapsığlar mart ayını bu şekilde adlandırırlardı. İlkinin anlamı: yaşlanmış, hastalıklı hayvanların öldüğü ay anlamındadır. Bunu, İsrail de yaşayan Şapsığların mart ayına Одыжъыхь (zayıf olanları öldüren) demelerinden anlıyoruz. İkincisinin anlamı: yarısı yaz, yarısı kış olan ay. Kışın bittiği günlere Şapsığlar, бджыхьa (sonbahar) derler. Sonbahara ise бджыхьaп (sonbahar önü) derler. Bu isim, гъэрэ кlырэ щызэхэкlых, гъэр кlым щытекlо ( yılla yeryüzü ayrışıyor, yıl yeryüzünü geçiyor ) dedikleri, ilkbaharın üne denk gelen gündür. Tam o gün yeryüzünün canlandığını söylüyorlar. Adıgelerin Mart ın 23 ünü yeni yıl olarak kutlamalarının nedeni budur. Eski Çerkesler doğayı uyandırmak için çeşitli etkinlikler yaparlardı. Bunları oyunlarda da görüyoruz. Bunlardan biri de Тхьагъэлыдж (Thağelıc) için edilen dualardır. Çift sürmeye başlayacakları gün, gençler tarlada el ele tutuşarak bir çember oluşturup dönerek dua ederlerdi. Çift sürenler gruplar halinde bir araya geliyorlardı. Bu gruplara зэцэйхэр (arkadaşlar) ya da зэцэегъухэр (arkadaşlıklar) deniyordu. Мэшlодз Сэрби nin (Meşödz Serbi) yazdıklarına göre, bir thamate tarafından çifti ilk sürecek kişi belirlenirdi. Sabanın ilk kestiği toprağa, öküzlerin boynuzuna ve öküzlerin boyunduruklarına baksıma (mahsıma) dökerlerdi. Çift sürdükleri yere çift sürenlerin bayrağı asılırdı. Bayrağı indirip kaldırarak dinlenme zamanını, yemek yeme zamanını ve tekrar işe başlama zamanını belirtirlerdi. Çift sürme döneminde haftanın bir gününde -önceleri Pazar, Müslüman olduktan sonra Cuma günü- tatil yaparlardı. Yeni evlenenlerden biri, çift sürme işi bittikten sonra gece gizlice eşinin yanına giderse cezalandırılırdı. Suçunu kabul etmezse cezası ikiye katlanırdı. 13 Mart 1733: Şarlotta- Elizabeth (Çerkes Ayşe) 40 yaşında Paris te öldü. Kendisi Çerkes olup, (İstanbul da pazardan satın alınmış) mektupları Fransız literatürüne altın harflerle yazılmıştır. Mart 1846: Rusça-Çerkesce sözlük yazan L.Y. Lule (Л.Я Люлье) ( ) elmas yüzükle ödüllendirildi. 5 Mart 1848: Ünlü Kafkasya Tarihi yazarı E.D Filisin (Е.Д Филицын) Sivastapol de doğdu. Çerkeslerin yaşayışı ile ilgili büyük eserler vermiştir. 10 Aralık 1903 te öldü. 14 Mart 1855: Bersey Umar (Бэрсэй Умар) ilk Adıgece okuma-yazma kitabını Tiflis te çıkardı. 7 Mart 1919: Şair Jene Kırımıze (Жэнэ КЪырымыз), Afıpsıp (Афыпсып) köyünde doğdu yılında öldü. 2-8 Mart 1921: Pşızeşolır (Пшызэ ШЪолыр) ile Karadeniz kıyısında oturan Çerkeslerin temsilcileri otonomi almak için mücadele etmek amacıyla toplandı. 8 Mart 1923: Adıge Mak (Адыгэ Макъ) gazetesi Ç ereşe Tembot un (К эрэщэ Тембот) el yazısıyla, 500 adet olarak ilk sayısını yayınladı. Mart 1925: Hağurate Şıhançeriye nin (ХЬэхъурэтэ Шыхьэнчэрые) adı verilen teknik okul Krasnodar da açıldı: Bugün Andrıhoye Hüsen (Андрыхъое ХЪусен) adıyla bilinen Adıge pedagoji koleji. 24 Mart 1994: Çerkeslerin ulusal marşının sözlerini Meşbeşe İshak (Мэщбэш э Исхьакъ) yazdı, Thabısıme Umar (Тхьабысымэ Умар) besteledi. 10 Mart 1995: Adıge Cumhuriyeti, ilk anayasasını hazırladı. Kaynak: 1998 yılında Kuzey Kafkasya da yayınlanan bir takvim Çeviri: Ayşe Tufan (Beçımko)

16 Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük ve Birlik Çerkeslerin Özgür Sesi ABONE - REKLAM Köşe ve araştırma yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir. Okurlar, gerekçeli ve yazılı itiraz hakkına sahiptir. Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Can Uçak Yayın Kurulu: Can Uçak, Yaşar Güven, Zafer Süren, Serap Canbek, Sebahatin Çurmıt, Tülay Taşyar, Kadir Polat Yönetim Yeri: Osmanağa Mah. Pavlonya Sok. Nuhoğlu İş Merkezi No: 10/63 Kadıköy/İstanbul Yıl: 6 Sayı: 73 Fiyatı: 5 TL (KDV Dahil) Baskı Hazırlık: Serap Canbek Grafik/Tasarım: A. Kadir Polat BASKI: Özdemir Matbaası Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. C Blok No: 242 Topkapı/İstanbul Tel.: İSTANBUL MERKEZ BÜRO Tel: Faks: Serap CANBEK, Tel: ANKARA Ahmet Cevat BENK, Tel: İZMİR Turabi SALTIK Tel: TEMSİLCİLİKLER VE İLETİŞİM BURSA Filiz ÇELİK, Tel: Metin KILIÇ, Tel: KABARDEY- BALKAR CUMHURİYETİ Ergün YILDIZ (BABUG) ABHAZYA: Anıt BABA AVRUPA: Mehmet ULUIŞIK online.de İSTANBUL Mephisto- Kadıköy: Muvakkithane Cad. No: 5 Fıccın Restaurant: Kallavi Sok. 13/1 Beyoğlu Mephisto- Taksim: İstiklal Cad. No: 125 Özgür Kitabevi: Mühürdar Cad. 66/1 Kadıköy 3 Deniz Kitabevi: Osmanağa Mah. Pavlonya Sok. No:10 Kadıköy İmge Kitabevi: Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy ANKARA İmge Kitabevi: Konur Sok. No:17 Kızılay İrene Kültür: Bayındır 2 Sok. 33/11 Kızılay Turhan Kitabevi: Yüksel Cad. No: 832 Kızılay SATIŞ NOKTALARI SAKARYA Cafe Ezgi: Cumhuriyet Mah. Çark Cad. No: 42 Tel: İZMİR Taş Kitapevi: Şevket Özçelik Sok. No: 47/D, Alsancak Sevgi Yolu ANTALYA Filika Cafebar: Tuzcular Mah. Mescit Sok. No: 46 Kaleiçi Geleneksel Abhaz Çalgıları Telli Çalgılar Aphartsa Aphartsa Abhazların eski iki telli, yaylı ulusal çalgısıdır. Günümüze kadar hemen hemen ilk şekliyle korunmuştur. Çeşitli zamanlarda Abhazların yaşantısını anlatan bazı yazarların ifadeleri dışında aphartsa, ardında hiçbir yazılı belge bırakmamıştır ve bu çalgı yavaş yavaş halkın kullanımından çıkmıştır. 18. yüzyılın sonunda aphartsa bütün Abhazya da yaygın olarak kullanılıyordu. Dal, Tsabal, Abjua ve Bzıb ta, ülkenin her yöresinde bu çalgı eşliğinde daha çok epik-kahramanlık özelliği taşıyan şarkılar söyleniyordu. Günlük yaşama o kadar yerleşmişti ki hemen her evde duvara asılı bir aphartsa görmek mümkündü. Asmak için çalgının sapına küçük yuvarlak bir delik açılıyordu. Bugün aphartsaya en çok Gudauta Abhazları arasında rastlanıyor. Kaldahuara, Cırhua, Othara ve Lıhnı köylerindeki şarkı ve halk oyunları ekiplerinde aphartsa çalanlar bulunuyor. Ayümaa Çalgının adının kökeni Abhazca iki saplı anlamına gelir. Ayümaa köşeli bir arptır ve artık kullanılmamaktadır. Halk tipi son örneği A.A. Miller tarafından Leningrad Etnografya Müzesi için 1900 lerin başında Açandara köyünden Halil Çiçba dan elde edilmiştir. Bu çalgı şimdi Abhazya Devlet Müzesi nde sergilenmektedir. Bu Ayümaa nın asıl sahibi olan Halil in babası KobluhÇiçba, iktidardaki son Abhaz prensinin saray müzisyeniydi. Ahımaa Bu çalgının kökeni hakkında İ.A. Acincal ın kaydettiği bir efsaneye göre Ahımaa, acıyı ifade etmek için bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kazayla oğlunu öldüren bir baba, küçükken çocuğu yıkadıkları teknenin üzerine at kılları germiş. Teknenin bir ucu, yıkarken çocuğun başını koyması için geniş yapılmış. Bunun üzerinde de üç sap varmış. Bu yüzden bu çalgıya da üç saplı anlamına gelen ahımaa adını vermişler. Zamanla bu alet gelişerek eşkenar trapez biçiminde bir çerçevenin ortasına oturtulmuş ve rezonatör olarak kullanılmaya başlanmış. Açamgur Açamgur oturarak çalınır. Boynu yukarı gelecek şekilde tutulur ve gövde sağ bacağa dayanır. Tellerine boynun gövdeyle birleştiği yerden vurularak çalınır; bu da ayrı bir tarafta duran kısa tele gerek kalmadan çalmaya yarar. N. Canaşiya nın bildirdiğine göre, erkek çocuğun ilk kez kesilen tırnakları erkek çalgısı Aphartsanın, kız çocuğunkiler ise Açamgurun içine atılırdı. Gerçekten de Açamgur çalanlar istisnasız kadınlardır ve genellikle çaldıklarına söyledikleri şarkıyla eşlik ederler. Açamgur esas olarak eşlik eden (akkompanent) bir çalgıdır. Boğulan birinin ruhunu bulma gibi ayinlerde, ölüyü gömdükten sonra yapılan yemekli törenlerde, hastanın başucunda geceyi geçirme sırasında çalınırdı. AçamgurAbhazların müzik yaşantısına öylesine yerleşmiştir ki Abhazya da Açamgur çalgısı olmayan hiçbir ekip yoktur. Canlar Ülkesi ABHAZYA kitabından alınmıştır. Yazan, Derleyen, Yayına Hazırlayan: Anıt Baba (Papba), Behice Bağ, Adnan Özveri (Yağan) (1. Baskı Nisan 2014, 2. Baskı Eylül 2014) Gunda Grubu Üflemeli Çalgılar Her türlü bitki sapı ve kabuğu (bazen delikli), düdüklü flüt gibi çalgılar bu türe girer. Eski zamanlarda bunlardan savaşta veya avda işaret vermek için yararlanılırdı. Bugün de Abhazya da çobanların çeşitli bitkiler yardımıyla basit melodiler çaldıklarını görmek mümkündür. Açarpın Günümüzde, üflemeli çalgılar içinde müzik aleti olarak korunan sadece Açarpın kalmıştır. Açarpın uzunlamasına tek bir gövdeden ibaret olan bir tür flüttür. Geçmişte Abhazlar arasında bu çalgının yaygın olduğuna dair birçok bilgiyi etnografların çalışmalarında görebiliriz. Bugün Abhazya Devlet Müzesi nde üç Abhaz Açarpını sergilenmektedir. Abhazlar Açarpını kılıf içinde korurdu. Dağlarda kılıf yerine tüfeğin namlusunun içine de konur, evlerde ise yatay olarak duvara asılırdı. Üzerinde çatlamalar gibi bazı hasarlar görülse bile Açarpın atılmazdı. Bu duruma gelmiş Açarpının üzerine, kuruduktan sonra hiç fark edilmeyen keçi bağırsağı geçirilir ve bunun üzerine ses delikleri açılırdı. Açarpınla en başta pastoral yaşam tarzıyla ilgili melodiler çalınır. Abhaz şarkılarını ilk derleyenlerden biri olan K.V. Kavan ın belirttiğine göre Açarpın sadece bir eğlence aracı değil, çobanların elinde bir iş aletidir. Gerçekten Abhaz çobanlar avuasırhüıga (koyuna ot yedirten) adı verilen özel bir melodiyle sabahları keçileri ve koyunları otlağa çağırırlardı. Yine özel şarkılarla at sürüsündeki 2 yaşında, 3 yaşındaki atlar ve diğerleri birbirinden ayrılırlardı. Abhazlar sürü yayılırken Açarpın çalmanın hayvanların daha çok yemelerini ve dahaçok süt vermelerini sağladığını inanırlardı. Bir efsaneye göre, Mulpıyecua kayalarda asılı kalan kardeşi Şarpıyecua nın uyumaması için bütün gece Açarpın çalardı (kayalık şarkısı). Açarpın boğulan veya kayalıktan düşen birinin ruhunu bulma töreninde de çalınırdı. Boğulan kişinin cesedini ararken nehir kıyısı boyunca Açarpın çalarak yürürler, cesedin bulunduğu yerde Açarpın susardı. Aynı şekilde Karaçaylar da da sıbızga çalarak boğulanın cesedinin arandığı biliniyor. Abık Üflemeli çalgılar içinde ayrı bir grup oluşturan tür, çalanın gövdenin üstteki dar ucuna dayadığı dudaklarını gererek ve titreştirerek ses çıkardığı çalgı türüdür. Bu çalgı türüne, Abhazların uzunluğu 1 metreden fazla, bakırdan dövülerek yapılmış geniş ağızlı borusu abık da girer. Bu çalgı artık kullanılmıyor. Anlatılanlara göre 19. yüzyılın ikinci yarısında, son Abhaz kralının iktidarı zamanında sarayda kullanılıyormuş. Gal (Samurzakan) bölgesinde bu borular 20. yüzyılın başında işaret aleti olarak kullanılıyordu. Abık aynı zamanda dini amaçlar için de kullanılıyordu. Cırhua köyünden Damey Dzkuya nın anlattığına göre, köyün tapınağındaki din adamı birini lanetleyeceği zaman abık çalıyordu. Böylece abıkın sesi lanet yüklü, büyülü bir özellik kazanıyordu. Ya da bir hırsızlık olduğunda, bir şey kaybolduğunda mağdur bunu din adamına bildiriyordu; o da kutsal tapınağa çıkıyor ve abık çalıyordu. Diğer köylerden sesi duyan herkes hırsızlık olduğunu anlıyordu. Vurmalı Çalgılar Vurmalı çalgıların kökeni insanlığın en eski çağlarına kadar uzanmaktadır. Vurmalı çalgının en basit prototipi insan vücududur. Abhazlar da bugün şarkılara ve özellikle oyunlara eşlik ederken el çırparak veya telli çalgıların kenarına vurarak tempo tutarlar. Tempo hızlandığında ise melodinin ritmini otururken masaya vurarak tutarlar. Oyunu izleyenler de sık sık bıçağın sapıyla ya da başka bir şeyle de tempo tutabilirler. Tempo tutmak için bu şekilde ses çıkarmaya anapeynka, yani el vurma denir. İnsanların benzeri ses üretme gayretleri zamanla vurmalı çalgıları ortaya çıkarmıştır. Abhazların korudukları bu çalgılardan biri açardır (veya açats). Bugün bu alet artık dansa veya şarkıya eşlik etmek için değil, sadece atların eğitiminde kullanılır. Terbiyeci açarı sağ elinde tutar ve zaman zaman atın kuyruk sokumuna vurur. At korkudan kuyruğunu kısar ve sallamaz. Açıj Oçamçıra nın Cigerda köyünden 80 yaşındaki Teba Şarmat ın anlattığına göre, eskiden oyun sırasında el çırpılır, fakat bu zor duyulduğu için ağuçmakakua denilen, sallandığı zaman birbirine vurarak oyunun ritmine uygun ses çıkaran düz ağaç plakalar kullanılırmış. Tarife göre ağuçmakakua, Adıgelerin kullandığı phaçıçtan başka bir şey değildir. Ainkaga Ainkagâ çalınırken sapından tutulur ve elin sert veya yumuşak hareketleriyle ritmik vuruşlar yapılır. Ainkagâ oyunlara eşlik etmek için çalınırdı. Abhazların inançlarına göre, bu tür aletlerin yardımıyla gürültü çıkarılarak kötü ruhlar kovulurdu. Bunların koruyucu gücünü artırmak için üzerleri süslenirdi. Cevizden, bazen de fındıktan yapılan başka bir alet de ağırğındır. İçi dolu kurumuş cevizin ya da fındığın içinden çapraz olarak ip geçirilir, akakankılcua gibi ip gerip bırakılarak çalınırdı. Adaul Bükülerek birleştirilmiş tahta bir kasnağın üzerine keçi derisi geçirilerek yapılır. Deri önceden suda bekletilir, sonra güneşte kurutulur. Ağaç kasnak üzerinde delikler vardır. Adaul kaşık biçiminde sopalarla çalınır. Amırzakan Abhaz dilinde Amırzakan, Adıge dilinde Pşıne, Oset dilinde Fandır olarak adlandırılan çalgı, bu dillerde genel anlamda çalgı aleti kavramını da ifade etmektedir. Günümüzün akordeonuna benzer, ancak klavye sistemli akordeondan farklı olarak, tuşlu bir alettir. Abhaz halk çalgıları, Adıgelerin benzeri çalgılarıyla karşılaştırıldığında gerek dış görünüş, gerekse işlevsel benzerlikleri bu halkların genetik akrabalıklarını da doğrulamaktadır. Abhaz ve Adıgelerin çalgılarındaki bu benzerlik, prototipleri bile olsa bu çalgıların çok eski zamanlarda, en azından Abhaz-Adıge halklarının farklılaşmasından önce ortaya çıktığını düşünmemize dayanak sağlamaktadır. Çalgıların ilk dönemlerdeki adlarının bugün halkın belleğinde korunuyor olması da bu düşünceyi destekliyor. Diğer Kafkas halklarının çalgıları, küçük farklılıklarla birlikte görünüş ve işlev olarak Abhaz halk çalgılarıyla hemen hemen aynıdır. Ancak günümüzde hem Abhazlarda hem de diğer Kafkas halklarında en çok kullanılan ve artık ulusal sayılabilecek müzik aleti mızıka olarak bilinen armonika veya giderek onun yerini almaya başlayan akordeondur. Ayrıca garmon gibi akordeon benzeri çalgılar da kullanılmaktadır. (*) Meri Haşba, müzikbilimci. Derleyen ve çeviren: Murat Papşu Ahımaa Ayümaa Açamgur Açarpın Aphartsa

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Uluslararası İlişkiler ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Uluslararası İlişkiler ULUSLARARASI İLİŞKİLER 6 ULUSLARARASI İLİŞKİLER Uluslararası İlişkiler 6. BÖLÜM ULUSLARARASI İLİŞKİLER Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu 2012-2014 dönemine ilişkin ilk toplantısını 28 Kasım 2012 tarihinde yapmış, toplantıda

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor.

Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor. Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor. Ticari, turistik ve diğer vize türlerine nasıl dağılıyor bu sayı? Ticari vizeler toplam rakamın yaklaşık

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa

Kuzey Kıbrıs ta. Bir Çay Molası. Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması. 19-24 Kasım 2012. Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa Kuzey Kıbrıs ta Bir Çay Molası Ekonomik ve Kültürel İşbirliği Buluşması 19-24 Kasım 2012 Lefkoşa - Güzelyurt - Girne - İskele - Gazimağusa FAALİYET RAPORU K.K.T.C. NİN 29. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KUZEY KIBRIS

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ

GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ GÜLER YATIRIM HOLDİNG A.Ş. ESAS SÖZLEŞMESİ ESKİ METİN YÖNETİM KURULU MADDE 8- Şirket Yönetim Kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir. Şirket Yönetim Kurulu altı üyeden oluşur ve bu üyelerin tamamı

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Moldova, Rusya, Türkiye ve Ukrayna da kamu sektöründe çalışan 20 genç yönetici adayına

Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Moldova, Rusya, Türkiye ve Ukrayna da kamu sektöründe çalışan 20 genç yönetici adayına Duvarlarla bölünmüş bir Avrupa değil, ancak sınırlarının ayırıcı özelliğini bertaraf etmiş bir kıta sınırlar ötesi bir uzlaşma sağlayabilir. Richard von Weizsäcker, 1985 Robert Bosch Stiftung GmbH Heidehofstraße

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

2011 OCAK. 2010 Cu Fri. 2011 Cu Fri JANUARY. ARALIK DECEMBER Sa Tue. ŞUBAT FEBRUARY Sa Tue. Perşembe Thursday. Pazartesi Monday.

2011 OCAK. 2010 Cu Fri. 2011 Cu Fri JANUARY. ARALIK DECEMBER Sa Tue. ŞUBAT FEBRUARY Sa Tue. Perşembe Thursday. Pazartesi Monday. OCAK JANUARY Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine

Detaylı

YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ

YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ Özgür ÖZASLAN UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yerlerinden Edilmiş Kültür Varlıkları İhtisas Komitesi Komite Başkanı: Özgür

Detaylı

2 ARALIK 2007 TARİHİNDE YAPILAN RUSYA FEDERASYONU MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİNE İLİŞKİN AGİTPA GÖZLEM RAPORU

2 ARALIK 2007 TARİHİNDE YAPILAN RUSYA FEDERASYONU MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİNE İLİŞKİN AGİTPA GÖZLEM RAPORU 2 ARALIK 2007 TARİHİNDE YAPILAN RUSYA FEDERASYONU MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİNE İLİŞKİN AGİTPA GÖZLEM RAPORU HAZIRLAYAN: DR. ALAATTİN BÜYÜKKAYA ADALET VE KALKINMA PARTİSİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ AVRUPA GÜVENLİK

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Turizm Şurası Yönetmeliği

Turizm Şurası Yönetmeliği TURİZM ŞURASI YÖNETMELİĞİ Turizm Şurası Yönetmeliği Kültür ve Turizm Bakanlığı Resmi Gazete Tarihi: 13/10/1998 Resmi Gazete Sayısı: 23492 BİRİNCİ BÖLÜM : Genel Hükümler Amaç Madde 1 -Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

http://www.haber18.com

http://www.haber18.com http://www.haber18.com Haberin Ayrıntıları: 5 Haziran Dünya Çevre Günü Karatekin Parkı nda Çankırı Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen programla kutlandı. Programa Valimiz Vahdettin

Detaylı

ALTINCI BÖLÜM. Ziyaretler

ALTINCI BÖLÜM. Ziyaretler ALTINCI BÖLÜM Ziyaretler Ankara Barosu 61 inci Olağan Genel Kurulu nda seçilerek 13 Ekim 2010 tarihinde yeni görevine başlayan Ankara Barosu Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, Baronun Yönetim Organları ve TBB

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

www.fto.org.tr Fethiye Meslek Kuruluşları Güçbirliği Eylül ayı toplantısı 4 Eylül Perşembe günü yapıldı. Toplantıda,

www.fto.org.tr Fethiye Meslek Kuruluşları Güçbirliği Eylül ayı toplantısı 4 Eylül Perşembe günü yapıldı. Toplantıda, EYLÜL 2014 SAYI:36 GÜÇBİRLİĞİ`NİN GÜNDEMİ ÖLÜDENİZ`Dİ. Fethiye Meslek Kuruluşları Güçbirliği Eylül ayı toplantısı 4 Eylül Perşembe günü yapıldı. Toplantıda, Ölüdeniz in sorunlarının çözümü için belirlenecek

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM AVRUPA TERÖRLE MÜCADELEDE SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR: ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM 62 EKONOMİK FORUM Melih ÖZSÖZ İKV Genel Sekreter Yardımcısı Son zamanlarda AB gündeminde yaşanan terör olaylarına

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR

1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR 1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR 1.1.1-Kolluk Gözetimi Komisyonu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği

Detaylı

Türkiye de Sigara Mücadelesi Tarihi

Türkiye de Sigara Mücadelesi Tarihi Türkiye de Sigara Mücadelesi Tarihi 1987 Dr. Mustafa Kalemli Dr. Bülent Coşkun Ruh Sağlığı Dairesi Bşk. 13 Şubat 1988 Bülent Akarcalı Elveda sigara merhaba hayat 1991 Tütün Yasası Veto Ticaret özgürlüğüne

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu 17 Mayıs 2014 Tarihinde Ankara da Gerçekleştirildi UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetmeliğinin 14. Maddesine göre toplanan XXVI. Genel Kurul, 2014-2018

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

ANKARA-OSTİM ROTARY KULÜBÜ

ANKARA-OSTİM ROTARY KULÜBÜ 2013-2014 DÖNEMİ KULÜP BÜLTENİ NO : 4 (EKİM) BAŞKANIN MEKTUBU Değerli Dostlar Ron D.BURTON Uluslararası Rotary Başkanı 2013 2014 Dönemi Gürkan OLGUNTÜRK 2430. Bölge Guvernörü 2013 2014 Dönemi N.Altan ARSLAN

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Demokrat Bakış (Kıbrıs) 17 11 2014 www.kibrisinternetgazetesi.com 17 11 2014 EROĞLU, KARTAL BELEDİYE BAŞKANI ÖZ VE TC ESKİ BAKANLARINDAN GÜREL İ KABUL ETTİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu.

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu. 2-3 MART 2013 www.reisgida.com.tr Hedefimiz terör... BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Çözüm sürecinin hedefi, terörü sona erdirmek, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, gündemimizden terör belasını

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ Doç.Dr. Yunus KOÇ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM ÜYESİ SAYILARI/İSTATİSTİKLER Görevlendirme: 1 profesör (yabancı

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı