MÜCADELE EDENLER KAYBEDEBİLİR, MÜCADELE ETMEYENLER BAŞTAN KAYBETMİŞTİR!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MÜCADELE EDENLER KAYBEDEBİLİR, MÜCADELE ETMEYENLER BAŞTAN KAYBETMİŞTİR!"

Transkript

1 Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Özel Sayı Aralık 2011 Fiyatı: 1,00 TL MÜCADELE EDENLER KAYBEDEBİLİR, MÜCADELE ETMEYENLER BAŞTAN KAYBETMİŞTİR! Kıdem Tazminatının Tutuklamalar, baskılar, Anatomisi gözaltılar protesto edildi Patron örgütleri Hükümete Emir Vermeye Devam... Sendikal Güç Birliği Platformu İstanbul Buluşması Tunus Dersleri Güvercin Anıldı Emekçiler Torba'ya Girmeyecek!

2 MÜCADELE EDENLER KAYBEDEBİLİR, MÜCADELE ETMEYENLER BAŞTAN KAYBETMİŞTİR! 2 Evet, büyük şair Bertolt Brecht in bu ünlü sözü, bugün de dünya işçi hareketine yol göstermektedir. İşçi sınıfı ortaya çıktığı tarihten bu yana çok yenilgi almıştır. Fakat işçi sınıfı tarihi büyük zaferlere de tanık olmuştur. Dünya işçi sınıfı bu büyük zaferleri, patronların ve onların devletlerinin koyduğu yasal sınırları aşarak, mücadeleyi sokaklara taşıyarak kazanmıştır. Paris in komüncüleri var olan iktidarı hedeflemiş ve onu devirerek kendi iktidarlarını kurarak dünya işçi sınıfına umut sendedir, umut senin güçlü kollarındadır dercesine zaferini devrimle muştalamıştır. Yine 1917 Ekim devrimi ile Rusya işçi sınıfı çarlığı ve ardından burjuvazinin değişik kanatlarının iktidarını kendi öz örgütü olan Bolşevik Parti önderliğinde yıkarak, işçi sınıfının kendi iktidarını, proletarya diktatörlüğünü kurmuştur. İşte bu muazzam zaferler, kaybetmeyi göze almadan kazanmanın mümkün olmadığını göstermiştir. Burjuvazinin egemenliği altında sömürülen ve ücretli kölelikten başka bir şey olmayan, bu kapitalist düzende kaybetmeyi göze almadan, yeni kazanımlar elde etmek, evet kendi sınıf partisi önderliğinde iktidarı ele geçirmek ve sömürünün egemenliğine son vermek mümkün değildir. Yaklaşık son 20 yıldır emperyalist burjuvazi sömürüsünü en üst noktaya taşımak, emperyalist dünyadaki yerini korumak, ya da sömürü alanlarını genişletmek için yeni üretim biçimleri geliştirdi. Adına esnek çalışma da dedikleri bu yeni model ile işçi sınıfının kazanmış olduğu bir dizi hakkı ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Özelleştirme ve taşeronlaştırma ile bu saldırıları daha ileri boyutlara taşımıştır. Şimdi de dünyanın birçok ülkesinde uygulanan kiralık işçilik gibi çalışma biçimleriyle de rekabet güçlerini daha da artırmak istemektedirler. Bu hedeflerini gerçekleştirmek işçi sınıfının örgütlülüğünün zayıflatılmasıyla mümkündü. Emperyalist dünyanın İkinci Dünya Savaşı ndan bu yana yaşadığı en derin mali ve ekonomik krizin sonuçlarının ne olduğunu Yunanistan somutunda açıkça görüyoruz birinci yarısında iflas bayrağı çekme durumunda kalan ve Avro nu çökmemesi için AB ve IMF nin doğrudan diktası altına sokularak kurtarılan Yunanistan da; krizin işçi ve emekçiler açısından felaketli sonuçlarına karşı mücadele giderek gelişiyor Yunanistan işçi sınıfının önemli bir bölümü, krizin sorumlusu olmadıkları halde, krizin kendi sırtlarına yüklenmesine karşı çıkıyor. Yunanistan işçi sınıfı, AB patronlarının, IMF nin ve Avrupa Merkez Bankasının Yunanistan halkına dayattığı ve hak kayıpları üzerinden yükselen politikalarına karşı ciddi eylemler gerçekleştirdi. Para babalarının politikalarına göre ücretler indirilmeli ve daha az çalışanla daha fazla iş yapılmalıdır. Ayrıca devlet elindeki kamu mallarını özelleştirmeler yoluyla elden çıkarmalıdır. Tabii ki bu elden çıkarılacak kamusal teşekküller yine burjuvazinin bir bölümüne kelepir fiyatına satılacak ve yeni zenginler türetilecek ya da var olan zenginler daha da zenginleşecekler. İşte Yunanistan işçi sınıfı ve onların örgütleri demir yolları çalışanları, bakanlık çalışanları, kamu iktisadi teşekküllerinde çalışanlar, radyo ve televizyon kurumları çalışanları, acil hastaların tedavilerinin yapılmasının dışında hizmet vermeyen doktorlar da bu grevin içerisindedirler. Çalışabilir nüfusun yüzde 18 nin işsiz olduğu bu ülkede, daha fazla işsizlik ve yoksulluk anlamına gelen bu politikalara karşı işçiler sokaklara döküldü. Mali konularda uzman olan yeni hükümetin başındaki Lucas Papademos un, emperyalistler AB li emperyalist devletlerce belirlenen bu politikalarına geçit vermeyeceğiz diyen Yunanistan işçi sınıfı ve emekçi yığınları yenilgiyi de göze alarak yenmeyi deniyorlar. Bunun için grev, genel grev silahını kullanıyorlar. Onlar reformist hedeflerini gerçekleştirmek, elde ettikleri hakları geri vermemek için genel grev de dâhil değişik mücadele biçimlerini deniyorlar. Evet, işçi sınıfının iktidarını kurmanın, işsizlikten ve yoksulluktan kurtulmanın en kestirme yolu olduğunu genel politikaları olarak belirlememiş olsalar da, şu anda kazanılmış hakların korunması temelli mücadeleleri sınıf bilinçlerinde bir sıçramaya neden olabilir ve ücretli köleliğin temellerine kibrit suyu dökecek bir mayalanmanın habercisi olabilir bu eylemler. Ülkelerimiz işçi sınıfı ancak bu mücadelelerden öğrenebilir. Hala hak grevinin yasaklar içerisinde sayıldığı, 12 Eylül faşist cuntası döneminde kalma yasalarla mücadele etmeyi denediğimiz bir dönemde, kazanılmış haklarımızın sınırına dayandığı günümüzde, yeni haklar kazanmak için meşru mücadelenin örgütlenmesi ve bu mücadele üzerinden yeniden umut olmayı önümüze görev olarak koymamız lazım. Uluslararası alanda sermayenin koltuk değneği olan sendika ağalarının ihaneti sonucu olarak da kaybedilmiş hakların yeniden kazanılması, dünyada yine kapitalist sömürü düzenine karşı işçi sınıfı önderliğinde yeni devrimlerin örgütlenmesinin tam zamanıdır. Bunun için ama kaybetmeyi de göze alarak kazanmaya mahkûm olduğumuzu bilerek çalışma programları hazırlamak, bu programlar üzerinden işçi sınıfını kendi gerçek partisi önderliğinde örgütlemek gerekir. Biz işçiler, bu ücretli kölelik sistemine buyun eğmek zorunda değiliz, bu kölelik sisteminden kurtulmak için örgütlenmek gerektiğini biliyoruz. O zaman işbaşına! Kahrolsun ücretli kölelik düzeni! İşçilerin Birliği sermayeyi yenecek!

3 PATRON ÖRGÜTLERİ HÜKÜMETE EMİR VERMEYE DEVAM EDİYORLAR Bilindiği gibi AKP hükümeti, 12 Eylül faşist cunta döneminden kalma Sendikalar Kanunu ile Grev, Lokavt, Toplu Sözleşme yasalarını değiştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma şimdi kanun çıkarma aşamasına taşınmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Üçlü Danışma Kurulu (Hükümetpatron örgütleri ve sendika konfederasyonları temsilcilerinden oluşmaktadır) üzerinden hazırladıkları ve adına Toplu İş İlişkileri Kanunu dedikleri Kanun Taslağını Kasım ayında Başbakana sunulmuş durumdadır. Yani bu kanun taslağı yasalaşırsa, bugüne kadar tanıdığımız 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Grev-Lokavt, Toplu Sözleşme Kanunu tarihe karışacak ve her iki yasa Toplu İş İlişkileri Kanunu adı altında çalışma yaşamına girecektir. İşte bu yeni kanun taslağı, Metal İşverenleri Örgütü MESS tarafından adına işveren gazetesi dedikleri metal patronlarının sesinin Kasım sayısında değerlendirildi. Patronlar gözüyle yeni kanun taslağına nasıl bakıldığını orada görmek mümkün. Buna göre can ve mal kurtarma işleri, cenaze ve defin işleri, elektrik, doğalgaz, petrol üretimi tasfiyesi, dağıtımı ile petro kimya işleri, bankacılık hizmeti, kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ile şehir içi toplu taşıma hizmetleri ile hastanelerde grev yasağı bulunmaktadır. Patron örgütü bunları yeterli bulmamaktadır. Bu yasaklara su, petrolle ilgili olarak sondaj ve Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nca doğrudan işletilen işyerlerinin de eklenmesini emretmektedirler. Yine İş Kanunu nda yer alan 18. Madde sonucu 20. Ve 21. Maddelerde işe iade davalarının açılabileceğinden hareketle yine bu kanunda sendikal tazminat davasının da açılabileceğinin hüküm altına alındığı ve bunun çifte tazminat öngörülmesi anlamına geldiğini belirterek bu durumun ortadan kaldırılması talep edilmektedir. Bu patronlara göre İşyeri Sendika Temsilciliği ve sendika özgürlüğü maddelerindeki bu çifte tazminatın kabul edilemeyeceği ifade edilmektedir. Yine Bakanlığın hazırlattığı bu taslakta çerçeve sözleşmesinin öngörüldüğünü, bunun sorun olmadığını, sorunun ama bu çerçeve sözleşmesinin toplu iş sözleşmesi bulunmayan diğer işyerlerine veya bunların bir kısmına teşmil edilebileceğine dair getirilen düzenlemenin doğru olmadığını ve taslaktan çıkarılmasını istemektedirler. Biz biliyoruz ki bunların istekleri burjuva hükümetlerce emir telakki edilmektedir. Görüldüğü gibi biz işçilerin ve örgütlerimizin küçük de olsa lehine olan bu tespitlere/maddelere tahammülleri yoktur bu burjuva örgütlerin. Yine taslakta, Anayasa değişikliği nedeniyle siyasi amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevi ile iş yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler kanun dışı grev tanımından çıkartıldığından bunların kötü niyetli davranışlara zemin oluşturabileceği ve bu sebeple de, siyasi amaçlı, genel ve dayanışma grevi ile işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler kanun dışı grev olarak nitelendirilmelidir. denmektedir. Burada da görüleceği gibi patronlar örgütü ki biz MESS in patronlar örgütü içerisinde öncü rolü oynadığını ve MESS başkanının aynı zamanda TİSK in de başkanı olduğunu biliyoruz, bu gibi açıklamalar yaptığında hangi hükümet olursa olsun, bu patron örgütlerine rağmen ve onların istemediği bir yasa maddesini kolay kolay çıkartmazlar. Eğer biz işçilerin ve örgütlerimizin ciddi anlamda güç gösterisinde bulunarak hükümeti bir köşeye sıkıştırma durumları yoksa. Bugünkü somut durumda da DİSK in dışında işçi örgütlerinde pek ses çıkmamaktadır. Hatta tersine DİSK üçlü danışma kurulundan çıktığı halde diğer Konfederasyonlar HAK İŞ ve TÜRK İŞ danışma kurulunda patron örgütleri ile birlikte oturmaya devam ediyorlar. Ve yeni çıkarılacak bu yasada daha önceki yazılarımızda değindiğimiz bazı küçük değişikliklerin dışında, önceki yasalardaki antidemokratik tespitler aynen korunmuştur. Bunların en başında da toplu sözleşme prosedürünün aynen korunmuş olmasıdır. Ayrıca çoğunluk tespitine ve işkolu tespitine itirazlar esas olarak korunmuştur. Biz işçiler gücümüzü birleştirip sendikaları gerçek sınıf örgütleri haline getiremediğimiz sürece, yasalarda bizim lehimize ciddi değişikliklerin olmasını beklemek hayal olur. Biz işçiler kendi sınıf örgütlerimizi yaratmalıyız. Kendi partimizi, kendisini burjuva düzenin yasal sınırları içerisine hapsetmeyen, tersine biz işçilerin kendi iktidarını kurması için doğru kurmaylık yapacak bir partiyi yaratmamız gerekmektedir. Bu sermaye sınıfı ile kavgada başarılı olmamızın olmazsa olmaz ön koşuludur Kıdem Tazminatının Anatomisi şçi sınıfının en önemli kazanılmış haklarından biridir kıdem İ tazminatı. En az bir yıllık kıdemi bulunan işçiler yasal olarak haksız yere işten çıkarıldıklarında, haklı bir nedenle işten ayrıldıklarında, askerlik nedeniyle işten ayrıldıklarında, emekli olduklarında, emekliliğe hak kazanmanın bazı şartlarının yerine gelmesi nedeniyle işçinin kendi isteğiyle işten ayrılması ve kadın işçilerin evlendikten sonraki bir yıl içerisinde kendi istekleriyle işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanırlar. Kıdem tazminatı işçinin aldığı ücretin aylık tutarının yıl olarak çalıştığı süre ile çarpılması ile bulunur. Yani işçi çalıştığı her yıl için bir tam ücret alır. Yukarıdaki durumlardan biri nedeniyle işçi işsiz kaldığında, kıdem tazminatı bedeli en azından işçinin belli bir süre yaşamını sürdürmesine, emekliliğinde ise en azından rahat bir zaman geçirmesine önemli bir katkıda bulunur. Bu yazımda işverenlerin çoğu durumda kıdem tazminatı ödemeden işçileri işten çıkarmasını ve bu nedenle hükümetin iddia ettiği gibi zaten alınamayan bir hak olduğunu tartışmayacağım. Ayrıca kıdem tazminatının yeni yapılmak istenen düzenleme ile aşağıya çekileceğini, işçilerin hak kaybına uğrayacağını, bu düzenleme ile patronların sırtından bir yükün indirilmeye çalışıldığını açıklayan bir yazı geçmiş sayılarda yayınlanmıştı. Kıdem tazminatı işçilerin topluca işten çıkarılmalarını engelleyen önemli bir haktır. İşveren işten çıkarmayı düşündüğü işçilerin kıdem tazminatını ödeyemeyeceği durumda, bu çıkarmalardan vazgeçmek durumunda kalır. Bu neden kıdem tazminatı işçilerin kriz vb. durumlarda işlerinin işlerini koruyabilmeleri için önemli bir araçtır. Bunun yanında kıdem tazminatı işverenin işten çıkarmaları düşündüğü ortamda kıdemi az olan genç işçilerin lehine işler. Kıdemi yüksek olan işçilerin tazminatı da yüksek olduğundan patronlar öncelikle kıdemi düşük işçileri işten çıkarırlar. Bu anlamda kıdem tazminatı genellikle tüm işçileri değil, daha çok kıdemi yüksek işçileri korur. Kıdem tazminatının bu eşitsiz koruma işlevi nedeniyle de genç işçiler ile yaşlı işçilerin saldırılara karşı mücadelesinin birleştirilmesinde zorluklar çıkar. Sendikalaşma, eylem yapma vb. durumlarda genç işçiler işten çıkarıldıklarında alacakları kıdem tazminatının düşük olması nedeniyle mücadele etmekten geri dururlar. İşsiz kalma endişesi mücadeleye ket vurur. Bu durumun avantajı da genç işçilerin kaybedeceği tazminat zaten düşük olduğundan mücadeleye -en azından bir başarı 3

4 şansı var diyerek- atılmalıdır. Gerçek hayatta genç işçilerin sık sık bunu göze aldıklarını görüyoruz. Birçok sendikalaşma mücadelesinde genç işçileri en önde görüyoruz. Çünkü kaybedecekleri bir tazminatları bile yok. Genç olduklarından dolayı aile sorumluluklarının az olması, nasıl olsa başka bir iş bulabileceği düşüncesi ve gençliğin verdiği heyecanda bunda etkili oluyor. Ancak elbette kıdem tazminatının tersi bir fonksiyonu da vardır. Kıdemi yüksek işçiler mücadeleye daha çabuk atılırlar. İşten çıkarılma, işsiz kalma endişesi genç işçilerde olduğu gibi değildir. Bu nedenle de birçok durumda kıdemi yüksek işçiler mücadele düşüncesinin taşıyıcısı konumunda olurlar. Buna elbette deneyim ve katlanan sorunların dayanılmazlığının da etkisi büyüktür. Kıdemi yüksek işçilerin bu avantajının bir de dezavantajı vardır: Kaybedilecek olanın çekiciliği İşverenin yasal olarak işçiyi haklı neden bildirerek işten çıkarması durumunda kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmuyor. Veya yasadışı tazminatsız işten çıkarıyor. (Bu durumda da işçilerin çoğunluğu dava sürecini göze almak istemiyor.) Bu durumda kıdemi yüksek olan işçinin genç bir işçiye oranla kaybedeceği bir şey vardır: Yüksek kıdem tazminatı. Kıdem tazminatını avantaj ve dezavantajları konusunda yazabileceklerim bunlar. Umarım gözden kaçırdıklarım yoktur. Eğer başka gerekçeler varsa elbette bunlarında başka okurlar tarafından belirtilmesi konunun tartışılması açısından önemli olacaktır. Şimdi avantajları ve dezavantajları listeleyelim: Görüldüğü kıdem tazminatının işçiler açısından avantajı oldukça fazladır. Buna rağmen soruna sınıfın genel çıkarları açısından bakmamız gerektiğinden, bizler açısından önemli olan kıdem tazminatının mücadeleye olan katkısı veya mücadeleyi engelleyici yanlarıdır. Bu anlamda kıdem tazminatının işçiler arasında bir ayrım yarattığı, genç işçiler ile kıdemi yüksek olan işçileri böldüğünü görmek zorundayız. Ancak patronların istediği değişiklikte bu ayrımı kaldırmayacak, tersine tüm işçiler için hak kaybı yaratacak, işçilerin topluca işten atılmalarının önünü açacaktır. Bu anlamda yapılmak istenen değişikliğe karşı çıkmak işçi sınıfının zorunluluğudur. Bizler her koşulda mensup olduğumuz işçi sınıfının dolaylı ve dolaysız çıkarlarını savunmak zorundayız. Kıdem tazminatı işçi sınıfının kazanılmış ve neredeyse elinde kalan tek önemli hakkıdır. Bunun sınıfın elinden alınmasına, hak kaybına uğratılmasına sessiz kalamayız. Görev kazanılmış hakların ilerletilmesi, genişletilmesidir. Kıdem tazminatının patronların sırtından kaldırılması demek toplu işten çıkarma demektir. İşçinin elinde çok çalışarak aldığı ücret dışında bir şey bırakmamak demektir. Kıdem tazminatı hakkının yeniden düzenlenmesi demek işçiyi işsiz kaldığında, emekli olduğunda açlığa mahkum etmek demektir. Bizler kıdem tazminatının yeniden düzenlenmesi (ki hükümetin düzenleme, güncelleme dediğinin ne demek olduğu diğer yaptıklarından dolayı ortadadır) adı altında gasp edilmesine her koşulda karşı durmalıyız. Buna karşı mücadele etmeli, elimizde kalan bu hakkın gasp edilmesine karşı sesimizi yükseltmeli, sokaklara çıkmalıyız Bir Yeni İşçi Dünyası okuru / Adana Ülker Grubu Sendikalı İşçi İstemiyor! yılında Migros bünyesinde kurulan Şok Marketler de Tez Koop İş Sendikası, ilk günden beri örgütlü sendika. Şok Market işçileri, ilk günden beri sendikalı ve toplu iş sözleşmesinden yararlanıyor. Şok Marketler Migros bünyesindeyken 1 Mayıs Mayıs 2014 arasında geçerli olmak üzere Toplu iş sözleşmesi imzalandı. Yaz aylarında Şok Marketler Ülker grubu tarafından satın alındı. Sendika düşmanlığı tescilli olan Ülker grubu, Şok Marketleri satın aldıktan sonra, Şok Marketlerde sendikasızlaştırma saldırısı başlattı. Tez Koop İş Sendikası üyesi işçiler üzerinde sendikadan istifa etmeleri için baskı uygulanıyor. Bölge sorumluları tarafından işçiler notere götürülüp istifa ettiriliyor. Noter parası Ülker grubu tarafından ödeniyor yılı Mayıs ayında, grup şirketi olan Polinas ta çalışan 494 işçi Petrol İş Sendikası na üye olduğu için işten atıldı yılı Kasım ayında, Ülker Fabrikası nda Öz Gıda İş Sendikası üyesi 700 işçi işten çıkarıldı. AKP ye yakınlığı ile bilinen Ülker Grubu, bünyesinde yer alan şirketlerde sendikalı işçi istemyor. Sendika düşmanı olan Ülker grubu, işçileri düşük ücretle, karşılığı ödenmeyen uzun süreli çalıştırma, sosyal hakları gasp etme, kuralsız çalıştırma, işçileri işten kendilerinin çıkmasını zorlayarak kıdem tazminatlarını vermeme, daha çok kar etme amacındadır. Ülker grubunun Şok Marketlerde başlattığı sendikasızlaştırma saldırısı, Tez Koop İş Sendikası tarafından 6 Aralık Salı günü Şok Marketler Genel Müdürlüğü önünde düzenlenen basın açıklaması ile protesto edildi. Üsküdar Kısıklı da bulunan Şok Marketler Genel Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasını Tez Koop İş Sendikası Genel Eğitim Sekreteri Haydar Özdemiroğlu okudu. Özdemiroğlu, Şok, şok şok, bizden ucuzu yok diye reklam yapıyor. Biz de diyoruz ki, bizim ile uğraşırsan bizden belalısı yok diyoruz. dedi. Başbakan Erdoğan a acil şifalar dileyen, RT Erdoğan ın Başbakan olmadan önce Ülker Grubu ile bağına gönderme yapan Özdemiroğlu, Ülker Grubunu Şok Marketlerde sendikasızlaştırma saldırısını durdurmaya çağırdı. Basın açıklaması sırasında; Susma haykır sendika haktır!, İnadına sendika, inadına Tez Koop İş!, Ülker şaşırma, sabrımızı taşırma!, Şok ta sendika kalacak, başka yolu yok!, Sendika yoksa barışta yok!, İş, ekmek yoksa, barışta yok!, Yaşasın örgütlü mücadelemiz!, Baskılar bizi yıldıramaz!, Zafer direnen emekçinin olacak!, Yaşasın sınıf dayanışması!, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!, Gün gelecek devran dönecek, Ülker işçiye hesap verecek! sloganları atıldı

5 Esenyurt ta Kadınlar Şiddete Karşı Sokağa Çıktı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla İstanbul da merkezi ve yerel olmak üzere bir dizi etkinlik, panel ve eylem gerçekleştirildi. Bu yıl Esenyurt bölgesinde de kadın kurumları ile birlikte ortak yerel etkinlikler yapılması kararlaştırıldı. Etkinliklerin örgütleyicileri şunlardı: Çağrı Dergisinden Kadınlar, İMECE Kadın Dayanışma Derneği, BDP li kadınlar ve EMEP li kadınlar. Bu kurumların yanı sıra çok sayıda bağımsız kadın arkadaş da etkinliklere katılarak destek sundular. 24 Kasım Perşembe akşamı saat da Esenyurt Bulut Durağından başlayıp Esenyurt Meydanına kadar meşaleli bir akşam yürüyüşü gerçekleştirildi. Esenyurtlu, Esenkentli, Boğazköylü, Bahçeşehirli Kadınlar imzasıyla yapılan yürüyüşte, kadına yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın teşhir edildiği dövizler taşındı. Ayrıca eylem boyunca taşınan meşaleler de eyleme ilgiyi arttırıyordu. Yürüyüş boyunca sık sık kadına yönelik erkek, devlet, yargı şiddetini, kısacası erkek egemen kapitalist sistemi teşhir eden sloganlar atıldı. Yürüyüşün ardından Esenyurt Meydanınında ortak bir basın açıklaması okundu. Açıklamada kısaca 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününün tarihçesine değinildikten sonra, bu coğrafyada her gün 3 tane kadının öldürüldüğü, buna karşılık devletin ve mahkemelerin kadınları korumak şöyle dursun tahrik indirimleri ile kadına yönelik şiddeti teşvik ettikleri vurgulandı. Açıklamanın devamında NÇ olayına değinilerek NÇ. davasının da gösterdiği gibi erkek egemen toplumun, erkek egemen yargısı çocukları değil, kadınları değil tecavüzcüleri koruduğu, kadınların tacize ve tecavüze tolerans gösteren toplum da, yargı da istemedikleri dile getirildi. Nitekim mevcut hükümetin kadın adını bakanlık adından da çıkardığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirildiği ve bunun da günde 3 kadın ölüyorken, kadınlar her gün şiddete maruz kalıyorken ortada kadın sorununun görülmediği, aile sorunu olarak görüldüğü vurgulandı. Kadına yönelik şiddetin erkek egemen iktidar yıkılmadan, erkek egemen zihniyet değişmeden, kadınların özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmadan mümkün olamayacağı belirtildi. Açıklamanın sonunda şunlara değinildi: Emeğimiz, bedenimiz bizimdir. İşyerinde, evde sokakta, okulda taciz ve tecavüze karşı susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Minibüslerde, otobüslerde insanlık dışı koşullarda seyahat ediyor, sık sık tacize uğruyoruz. Belediye otobüs seferleri artırılsın. Ulaşım giderleri düşürülsün. İnsanca yaşam istiyoruz. Sokaklarımız, meydanlarımız biz kadınlar için güvenli değil. Sokaklar aydınlatılsın. Geceleri de, gündüzleri de, sokaklarda meydanlarda güvenli bir şekilde dolaşmak istiyoruz. Belediyeler sığınak açma görevleri olmasına rağmen kadın sığınağı açmıyor. Rantiye belediye değil, hizmet istiyoruz. Şiddete uğrayan kadınların korunması için Kadın sığınakları açılsın. Kadın örgütlerinin denetimi ve gözetiminde hizmet sunulsun. Biliyoruz ki taleplerimiz biz kadınlar örgütlenmeden, mücadele etmeden gerçekleşemez. Bu nedenle çağrımız bütün kadınlaradır. Yaşadığımız her yerde kadına yönelik şiddete karşı kadınların dayanışmasını büyütelim, örgütlenelim, mücadele edelim. Basın açıklaması okunurken aralarda sloganlar da atıldı. Basın açıklaması okunduktan sonra Güney Kültür Merkezi bünyesinde çalışan Tiyatro Güney den kadın oyuncular kısa bir gösteri sahneledi. Kadının hayatın her alanında yaşadığı erkek egemenliğine karşı isyanının ve özgürlük talebinin dile getirildiği oyun kadınlar tarafından beğeniyle izlendi. Etkinlik, kadın arkadaşların söylediği şarkılar, çekilen halaylar ve atılan coşkulu sloganların ardından sona erdirildi Kasım 2009 günü Polis kurşunuyla katledilen TKİP (Türkiye Komünist İşçi Partisi) militanı Alaattin Karadağ öldürüldüğü sokağın başında, dostlarının ve birçok devrimci kurumdan gelenlerin katılımıyla anıldı. 19 Kasım Cumartesi günü saat da başlayan ve İstanbul Esenyurt Depo durağı önünde toplanan yaklaşık 200 kişi ellerinde kızıl bayraklarla meşaleli bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün henüz başlamasının ardından, çevik kuvvet ekiplerinin ve sivil polislerin yürüyüş içindeki birkaç Alaattin Karadağ Anıldı kişiye sataşması sonucu kısa süreli bir arbede yaşandı ve düzenleyici kurum BDSP (Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu) ve katılımcılar tarafından daha fazla şiddetlenmesine izin verilmeden kavga durduruldu. Yürüyüşe devam edilmesinin ardından sloganlar eşliğinde devlet ve polisler lanetlendi. Yürüyüş boyunca; Alaattin Karadağ ölümsüzdür!, Katil polis hesap verecek!, Devrim için düşenler kavgamızda yaşıyor!, Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!, Yaşasın devrim ve sosyalizm!, Faşizme karşı omuz omuza!, Devrim şehitleri ölümsüzdür! vb. sloganları atıldı. Kortej daha sonra Alaattin Karadağ ın polis tarafından vurulduğu yere gelerek, önceden hazırlanan fotoğrafı önünde bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Alaattin in kısa yaşam öyküsü anlatıldı ve mücadeledeki kararlılığının önemine vurgu yapıldı. Devrim mücadelesinde, devrimcilere yönelik polis baskılarına karşı yılmadan mücadeleye devam edileceğini söyleyen BDSP li arkadaşların ardından, Alaattin Karadağ ın davasını üstlenen Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi İki avukat konuşma yaptı. Konuşmalarında cinayetin polis tarafından kontrollü ve bilinçli işlendiği, önceden planlandığı ve olay günü bütün delillerin kaybedildiğini söyleyerek, davayı titizlikle takip ettiklerini söylediler. Uzun süren konuşmalardan sonra marşlar ve şiirler okunarak toplananlar dağıldı. Alaattin Karadağ anmasına YDİ Çağrı okurları olarak katılarak destek verdik. Devrim mücadelesinde toprağa düşenler ölümsüzdür!

6 Ragıp Zarakolu na Özgürlük 6 28 Onbinler Kazlıçeşme deydi Buradayım, İrademe Sahip Çıkıyorum! KCK operasyonları adı altında gözaltına alınan binlerce insanın ve son dönemde BDP, Kürt halkına yönelik artan baskılara karşı, 20 Kasım Pazar günü İstanbul Kazlıçeşme de onbinlerin katılımıyla miting gerçekleştirildi. Kazlıçeşme Abdi İpekçi Spor Ekim de İstanbul'da "KCK" adı altında yapılan operasyonlar kapsamında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Parti Meclisi (PM) üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Mustafa Avcı'nın da aralarında bulunduğu 44 kişi ile birlikte yayıncı Ragıp Zarakolu da tutuklanıp F-Tipi Hapishanesine konuldu. Oğlu Deniz Zarakolu ise KCK operasyonları kapsamında 4 Ekim de gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Ragıp Zarakolu, Türkiye Yayıncılar Birliği - Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü Komitesi Başkanı dır. Bu konumuyla, özgürce konuşup yazamayanların; kitapları, dergileri, gazeteleri yasaklananların; cezaevinde tutulanların, sürgünde yaşayanların en yakın destekçisi ve onların güvenilir bir dostu idi. Ragıp Zarakolu, Ermeni, Süryani ve Kürtlerin tarihleri ve devletin bu halklara yönelik siyasetiyle ilgili kitaplar yayınlayarak karanlıkların aydınlanmasına, tabuların kırılmasına, katkıda bulunan bir yayıncıdır. AKP hükümeti ileri demokrasi adına baskılarını yoğunlaştırarak sürdürüyor. Ülkelerimizde korku tohumları ekiliyor. Hukukun guguklaştığı, kendileri gibi düşünmeyen muhalifler üzerinde devlet terörünün uygulandığı bir dönemi yaşıyoruz. Gazeteler, evler, yayınevleri, avukatlık büroları vb. basılıyor. Kolluk güçleri sahte deliller yaratarak, insanları demir parmaklıklar arkasına gönderiyor. Sokaklarda, evlerde insan avı sürüyor. Gazeteciler, yazarlar, insan hakları savunucuları, sistem muhalifleri hapislere dolduruluyor. Ahmet Şık ın dediği gibi AKP Hükümetine dokunan yanıyor. Düşünmemizi, yazmamızı, konuşmamızı istemiyorlar! Kendileri gibi düşünmemizi ve resmi ideolojiyi savunmamızı istiyorlar. Karanlıkların aydınlanması için mücadele yürütenler, AKP nin ileri demokrasi engeline takılıyor. Ragıp Zarakolu nun hapsedilmesinden sonra, yurtiçi ve yurtdışından dayanışma sesleri yükselmeye başladı. Basın açıklamaları yapıldı ve imza kampanyaları başlatıldı. O nun tek suç u, insan haklarını, düşünce özgürlüğünü savunmak, tabu olarak görülen kitapları basmak ve aydınlık bir dünyaya olan özlemdi. Ragıp Zarakolu, uzun ve zorlu bir yolda yürüttüğü mücadelenin bedelini defalarca ödedi. Zarakolu, 1968 yılında Ant ve Yeni Ufuklar dergileri için yazmaya başladı de askeri cunta tarafından Uluslararası Af Örgütü ile olan ilişkileri nedeniyle 5 ay cezaevinde tutuldu. Zarakolu, 1972 yılında Ant dergisinde yer alan Vietnam la ilgili bir yazı yüzünden hapse atıldı yılında ilan edilen genel af sayesinde özgürlüğüne kavuşan Zarakolu, 1977 yılında eşi Ayşe Nur Zarakolu ile birlikte Belge Yayınevi ni kurarak yayıncılığa başladı yılında kurulan Demokrat gazetesinin kurucusu ve yöneticilerinden biri olduğu için 1982 de yine tutuklandı da İHD nin kurucuları arasında yer aldı. Zarakolu, düşünce özgürlüğü ve Türkiye de farklı düşünce ve kültürlere saygının Türkiye de yaygınlaşması mücadelesini hiçbir zaman terk etmedi. Ragıp Zarakolu tutuklanmasaydı, Berlin de bir konferansa katılacaktı. Konferansın hazırlıkları yapılırken, Zarakolu nun tutuklanma haberi geldi. Berlin de ki dostları onu unutmadılar. salonu önünde toplanan BDP ilçe örgütleri ve birçok ilerici, devrimci kurum pankartlarıyla Kazlıçeşme alanına yürüdü. Bir milyondan iki milyona! BDP İstanbul İl Eş Başkanı Asiye Kolçak açılış konuşmasını yaparak katılımcıları sahneden selamladı. Kürt ve Türk halklarının kardeşliği üzerinde duran Kolçak, Kürt halkının ve kendilerinin hiçbir zaman ırkçılıktan ve bölücülükten yana olmadığını, gerilla cenazelerinde her zaman barış dilini kullandıklarını vurguladı. Operasyonlar sonucu gözaltına O nunla dayanışmada bulunmak, kamuoyu oluşturmak için çalışmalara başladılar. İmza kampanyasının yanı sıra, yapılan basın açıklamaları ile Zarakolu nun tutuklanmasını kınadılar. 19 Kasım 2011 de Berlin de Soykırıma Karşı Halkların Birliği adlı grup tarafından, Alexander Meydanında bir basın açıklaması yapıldı. Hazırlanan pankartta Tutuklanma ve cezai kovuşturma, çünkü o gerçekleri yayınladı ve söyledi. Biz, insan hakları savunucusu ve yayıncı Ragıp Zarakolu nun derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. deniliyordu. Eylemde bildiri dağıtımı ve Zarakolu nun derhal serbest bırakılması için imza toplandı. Ragıp Zarakolu ve tüm siyasi mahkûmlara özgürlük Berlin den YDİ Çağrı Okuru alınan ve tutuklu bulunanların sayısının dört bine yakın olduğunu ve İstanbul da son dönemde yürüyen operasyonlarda 150 kişinin haksız yere tutuklandığını söyledi. Sahneden 150 kişinin isimleri tek tek okunarak, herkesten ez bırım denilmesini istedi. Tutukluların

7 Eğitim Köşesi Nominal Ücret, gerçek Ücret yargılandıkları suçlara ilişkin bende aynı suçu işliyorum kampanyasıyla hedeflenen bir milyon imzanın, iki milyon imzaya ve üye sayısına yükselterek herkese bu kampanyaya katılması için çağrıda bulundu. Konuşmanın ardından alanda bulunan BDP li, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu vekilleri, Demokratik Kongre Hareketi Üyeleri ve BDP İl meclis üyeleri sahneye davet edildiler. Ardından Selahattin Demirtaş ın sahneye çağrılmasıyla coşku da artı. Teslim olan namerttir! Demirtaş sahneye çıktığında alkışlar ve zılgıtlarla karşılandı. Söze ilk olarak alanlarda toplanan Kürt halkının ve devrimci sosyalist güçlerin devlete ve hükümete iyi bir mesaj verdiğini söyleyerek tüm katılımcılara teşekkürlerini bildirdi. Devletin baskı ve korkutma politikalarına karşılık olarak da bizi korkutmaya çalışanlar bilsinler ki biz korkunun kölesi değil efendisiyiz sözünü kullandı yılı boyunca da Kürt halkının yok edilmeye çalışıldığını söyleyerek, AKP polislerinin sahte delillerle dosyalar hazırlayarak ve yine AKP medyasının kışkırtmaları sonucu mahkeme kararlarının verildiğini açıklayarak tüm bu olanların AKP nin tezgahı olduğunu söyledi. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin e de sahneden yüklenen Demirtaş, Bakanın yaptığı açıklamalarla AKP nin kendini ele verdiğini söyledi ve tezgahlarının ortaya çıktığını anlatarak, İçişleri Bakanına da atıfta bulundu. Ülkede yaşanan bütün olumsuzlukların faturasının bizlere yıkılmaya çalışıldığını söyleyen Demirtaş, ellerindeki gücü ne kadar kullanırlarsa kullansınlar, teslim olan namerttir dedi. AKP içinde yürüyen Kürt sorunu tartışmaları ve Naim Şahin in Kürt sorunu arıyorum bulamıyorum sözlerine ilişkinde; Biz Kürt sorununu çözdük senin haberin yok diyerek, Kürtler demokratik özerkliği ilan etti, siz Kürt sorununu aramaya devam edin diyerek hükümete de yüklendi. Başbakanın kendisinin ülkeyi bölünme durumuna getirdiğini ve çözüm için blok milletvekillerini, BDP yi muhatap almaları gerektiği üzerinde de durdu. Son olarak karşılıklı ateşkes taleplerini de açıklayan Demirtaş, bunun içinde müzakerelerin bir an önce başlatılması gerektiği üzerinde durdu. Büyük bir ilgiyle dinlenilen Selahattin Demirtaş ın konuşmaları defalarca alkışlandı. Mitingin sonunda destek amaçlı katılan Ferhat Tunç ve birçok müzisyen Kürtçe ve Türkçe şarkılar söyledi. Gerçek çözüm için tek yol devrim! YDİ Çağrı okurları olarak mitinge, önceden planladığımız işlerden ötürü pankart ve flamalarımızla katılamadık. Yürüyüş ve mitinge bir grup arkadaşımızla katıldık. Yürüyüş yolunda kortejlerin geçiş güzergâhında ve miting alanında çıkarmış olduğumuz yayınların tanıtımını ve satışını yaptık. Miting boyunca sürdürdüğümüz çalışmada, Kürt sorununun ve ezilen ulusların sorunlarının gerçek çözümünün devrimde olduğunu, ulusların ayrılma hakkının savunulmadan gerçek çözüm için adım atılamayacağını ve tek kurtuluşun demokratik halk devrimi ile varılacak sosyalist bir toplumda mümkün olabileceğini söylemeye çalıştık. Bizler için de oldukça olumlu geçen mitingde, Kürt halkının haklı, demokratik taleplerinin yanında yer aldığımızı, devletin sürdürdüğü operasyonlara karşı BDP ve Kürt halkının direnişine destek olduğumuzu bir kez daha gösterdik. Yaşasın ezilen halkların devrimci mücadelesi! Halkların kardeşliği İçin tek yol devrim! Nominal ücret, para olarak ifade edilen çalışma ücretidir. Bu işçinin patrona sattığı işgücü karşılığında aldığı para miktarıdır. Nominal ücret, işçinin eline geçen para miktarının adıdır. Nominal ücret, tek başına işçinin gerçek ücret düzeyi hakkında bilgi vermez. Temel sorun nominal ücretin satın alma gücünde yatar. Ücretin düzeyi hakkında bilgi veren şey, işçinin eline geçen (nominal ücret) parayla satın alabileceği ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerin miktarıdır. Aynı dönem içinde temel ihtiyaç maddelerinin (yiyecek, giyecek, yakacak vb.) ve hizmetlerinin (taşımacılık, okul, hastane, vb. masrafları) fiyatları, emekçilerden kesilen doğrudan vergiler ve dolaylı vergiler artarken nominal ücret değişmeden kalırsa, gerçekte işçinin ücreti karşılığı satın alabileceği meta ve hizmetler azalıyor, işçinin ücreti azalıyor demektir. Çalışma ücreti, nominal ücretin artması durumunda bile, aynı dönemde zorunlu geçim masrafları nominal ücretin artmasından daha hızlı artıyorsa, düşme gösterebilir. Gerçek ücret, işçinin zorunlu geçim araçlarında ifade edilen ücrettir. Bu işçinin eline ücret olarak geçen para karşılığında ne kadar ve hangi kullanım mallarını ve hizmetlerini satın alabileceğini gösterir. Nominal ücret yükselirken, gerçek ücretin düşmesi, işçi sınıfının geniş kitlesi açısından her gün yaşanan bir gerçektir. Marks kapitalist üretimin genel eğilimi ortalama ücret standardını yükseltmek değil, bilakis düşürmektir. Der. Bir meta olarak işgücünün değeri, diğer metaların fiyatlarından farklı olarak, genelde değerinden aşağıya doğru sapma gösterir. Bunun temel nedeni işçiler arasındaki rekabet, emperyalizm tarafından hep yeniden üretilen yedek sanayi ordusunun (işsizler) varlığıdır. İşçi sınıfı içinde, gerek dünya düzeyinde genel olarak, gerekse tek tek ülkeler bazında ele alındığında, gerçek ücreti yükselen küçük bir kesim vardır. İşçilerin büyük kitlesinin gerçek ücretlerini düşürme ve bağımlı ülkelerin emperyalist metropollerce yağmalanması sonucu elde edilen ekstra karların bir bölümünün kullanılması yoluyla satın alınan bu imtiyazlı kesim işçi aristokrasisidir. Burjuvazi işçi sınıfının bu kesimini, büyük işçi kitlelerinin bilincini karartmak işinde, sınıf barışı ve işbirliği, sömürücüler ve sömürülenler arasında çıkar ortaklığı propagandasını yapmak için kullanır. Tek tek ülkelerdeki işçi ücretleri arasındaki farklılığın maddi temeli, değişik ülkelerdeki işgücünün değerinin farklılığıdır. Her ülkede işgücünün değerini belirleyen koşullar farklıdır. Ücretlerin tek tek ülkelerde değişik olmasının temeli budur. Her ülkede proletarya ile burjuvazi arasında ücret konusunda sürekli bir mücadele yaşanır. Bu mücadeleler sonucu, değer yasası temelinde belirli bir ücret düzeyi ortaya çıkar. Kapitalizmde ücretin asgari sınırı, saf fiziki koşullar tarafından belirlenir. İşçi yaşayabilmesi ve işgücünü yeniden üretebilmesi için mutlak gerekli olan belirli bir miktar geçim aracına ve hizmete sahip olmak zorundadır. İşgücünün fiyatı bu asgariye düşerse, bu durumda değerinin altına düşer, çünkü böyle sadece dumura uğramış bir biçimde ayakta kalabilir ve gelişebilir. (Marks, Kapital cilt 1, s.181) Ücretin bu sınırın da altına düşmesi, işgücünün fiziksel olarak hızla tahrip olması, işçi nüfusun doğal ayıklanma nın acımasız yasalarına terk edilmesi anlamına gelir. Kitlesel ölümler, ortalama yaşama yaşının düşmesi vb. gündeme gelir. Ücretin azami sınırı ise, kapitalizmde, işgücünün değeridir. Ortalama ücret düzeyinin bu üst sınıra ne kadar yaklaşacağının tek belirleyicisi vardır: Sınıf mücadelesi!

8 Hukuk Köşesi Bu bölümde iş yasalarına göre açıklamalarda bulunmaktayız. Burjuva devletlerde yasalar patronlar ve sermaye yararına yapılır. İşçi sınıfı haklarını almak ve bu haklarını genişletmek için tüm yol ve araçlarla mücadele yürütmelidir. Bunlardan birisi de hiç kuşkusuz Hukuk mücadelesidir. Bu nedenle mücadele yürüten işçi sınıfı yasaları bilmek zorundadır sayılı Sendikalar Kanunu - III Sendika Tüzüğü ve Organları Tüzük bir kurumun anayasası niteliğindedir. Sendika tüzükleri de o sendikanın işleyiş kurallarının belirtildiği bir metindir. Sendikanın işleyişi hakkında tüm yöneticilerin belirlenmiş tüzüğe uymaları zorunludur. Sendika veya konfederasyonların tüzüklerinde mutlaka şunlar belirtilmelidir: - Sendika veya konfederasyonun adı, merkezi ve adresi, - Sendika veya konfederasyonun amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri, - Sendikanın faaliyet göstereceği işkolu, - Sendika kurucularının ad ve soyadları, meslek veya sanatları ve ikametgahları; konfederasyonu kuran sendikaların işkolları ile ad ve adresleri, - Sendika veya konfederasyona üye olma, üyelikten çıkma ve çıkarılmanın şart ve şekilleri, - Sendika veya konfederasyon genel kurulunun kuruluş şekli ve toplanma zamanı, - Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve yeter sayıları, - Sendika veya konfederasyon yöneticilerinde aranacak nitelikler, - Sendikanın veya konfederasyonun organlarına üyelerin ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı, görev ve yetkileri, - Sendika şubelerinin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri, genel kurullarının toplantılarına ve kararlarına ilişkin usul ve esaslar ile sendika genel kurulunda şubelerin nasıl temsil edileceği, - Üye aidatlarının tespit şekil ve usulü,- Sendikanın veya konfederasyonun iç denetim usulleri, - Harcamaların nasıl yapılacağı, yetkilerin nasıl verileceği ve yetki sınırları, - Tüzüğün ne şekilde değiştirileceği, - Sendika veya konfederasyonun feshi halinde mallarının tasfiye şekli, - Sendika veya konfederasyonun organlarının oluşumuna kadar kuruluşun işlerini yürütmeye ve temsile yetkili geçici yönetim kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile ikametgahları. Tüzükte belirtilecek bu kurallar anayasaya ve yasalara aykırı ola- mazlar. Bu çerçeve içerisinde sendika veya konfederasyon tüzüğü oluşturulur. Sendika veya konfederasyon tüzel kişilik kazandıktan, yani resmi olarak kurulduktan sonra sendika veya konfederasyon kurucuları tüzüğü, yönetim kurulu üyelerinin ad ve soyadlarını, mesleklerini ve ikamet adreslerini Ankara, İstanbul ve İzmir'de yayımlanan ve ülke çapında dağıtılan günlük bir gazetede onbeş gün içinde ilan ederler. Bu ilan aynı süre içinde o ilin valiliğinin ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğünün ilan tabelasında bir ay süre ile asılır. Her sendika, sendika şubesi ve konfederasyonun yönetim ve denetiminden sorumlu zorunlu organları bulunmak zorundadır. Bunlar; genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurullarıdır. Sendika veya konfederasyonlar ihtiyaç duyduklarında başka organlarda kurabilirler ancak bu organlara zorunlu organların görev, yetki ve sorumlulukları devredilemez. Örneğin İşyeri Baştemsilcileri Kurulu, İşyeri Temsilcileri Kurulu, Şube Yöneticileri Kurulu vb. Genel kurul sendika veya konfederasyonun en yüksek organıdır ve tüzüğe göre belirli tarih aralıklarında toplanır ve sendika kurullarını seçer. Yönetim kurulu ise sendika veya şubesini veya konfederasyonu iki genel kurul arasında yöneten kuruldur. Denetleme kurulları yönetim kurullarının faaliyetlerini, gelir ve giderlerini denetleyerek genel kurula bir rapor sunar. Disiplin kurulları üye ve yöneticilerin sendikanın tüzüğüne, amaç ve ilkelerine aykırı hareketleri hakkında soruşturma yapar ve üyelikten çıkarma dışındaki cezaları verir ve Genel kurula rapor sunar. Genel kurul dışındaki zorunlu organlara seçilen asıl üye sayısı kadar yedek üye seçilmesi gereklidir. Genel kurul tarafından seçilen organların üyelerinin ad ve soyadları, meslekleri, ikametgahları ile varsa tüzük değişiklikleri ve tüzüğe göre şubelerin açılması, sendikanın ve şubesinin bulunduğu illerin valilikleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge müdürlüklerine onbeş gün içinde gönderilir ve ilan edilir. Ancak şube genel kurulu tarafından yapılan seçim sonuçları, şubenin bulunduğu bölgede ilan edilir. Genel kurul dışındaki organlara seçilenlerin gazetemizin Ekim sayısında belirttiğimiz suçlardan biri ile mahkum olmaları halinde görevleri kendiliğinden sona erer. (2821 sayılı Sendikalar Kanunu 7, 8 ve 9. maddeler) Gelecek sayımızda sendika ve konfederasyonların zorunlu organlarından Genel Kurul üzerinde duracağız. adresine sorularınızı gönderebilirsiniz. Tutuklamalar, baskılar, gözaltılar protesto edildi 8 Aralık ta, DİSK, KESK, TTB ve 3 TMMOB nin çağrısıyla birçok şehirde yürüyüşler düzenlendi. 3 Aralık ta, İstanbul da Emek ve Demokrasi Güçleri ortak açılan pankartın arkadasında toplanarak, Taksim Meydanı ndan Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüşe yaklaşık ikibin kişi katıldı. Yürüyüşe Emek ve Demokrasi Güçleri, BDP yöneticileri, CHP il yönetimi, KESK Başkanı, BDSP, Alınteri, ESP, Kaldıraç, TKP, ÖDP, EHP, Halkların Demokratik Kongresi gibi kurumlar destek verdi. Yürüyüşte kurumlar kendi flamalarını alınan karar nedeniyle açmadılar. Flama yerine her kurum kendi dövizlerini taşıdı. Yürüyüş boyunca Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!, Yaşasın halkların kardeşliği!, Gözaltılar baskılar bizi yıldıramaz!, Devrimci tutsaklar onurumuzdur!, Yaşasın devrimci dayanışma!,kesk li tutsaklar serbest bırakılsın! sloganları atıldı. Yürüyüşte taşınan ortak dövizlerde talepler dile getirildi. Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın!, Terörle mücadele yasası kaldırılsın!, Tutuklamalara son!, Tutuklular serbest bırakılsın! dövizleri taşındı. Ortak basın açıklamasını KESK Genel Başkanı Lami Özgen okudu. Basın açıklamasında öncelikle son dönemde yaşanan baskılara, gözaltılara, tutuklamalara dikkat çekildi. Her yeni güne tutuklama haberleriyle başlıyoruz. İnsanca yaşamak isteyen işçiler, suyunu ve toprağını korumak isteyen köylüler, parasız eğitim isteyen öğrenciler, ülkemizde füze kalkanı istemeyenler, gerçeğin peşindeki gazeteciler, adalet arayan avukatlar yani adalet arayan herkes tutuklanıyor. Tutuklamalar, seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına kadar uzanıyor. AKP hükümetini eleştiren, AKP politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma endişesi yaşıyor. Basın açıklaması okunurken, aynı zamanda tutuklu ve gözaltında olanların isimleri okundu ve kitle Burada diye haykırdı. Açıklamada son dönemlerde aydınlara yönelik artan baskılara

9 da dikkat çekildi. AKP nin operasyonlarına meşruiyet kazandırmak için ortaya yeni çıkardığı öcü KCK oldu! Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünü isteyen herkes KCK lidir iddiasıyla tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun en son örneği Prof. Büşra Ersanlı, yazar Ragıp Zarakoğlu, Deniz Zarakoğlu ve KESK eski Genel Sekreteri Mustafa Avcı oldu. Basın açıklamasının sonunda dört talep dile getirildi. Özel yetkili mahkemeler ve Terörle Mücadele yasası kaldırılmalıdır! Gözaltı operasyonları durdurulmalıdır! Hukuka aykırı tutuklamalar derhal serbest bırakılmalıdır! Taleplerimiz dikkate alınmaz, gereği yapılmazsa okulda, sırada, içeride, dışarıda, fabrikada, işyerlerinde, her yerde direnişi yükselteceğiz. Ya onlar ülkeyi cehenneme çevirecek ya da bizler geleceğimize sahip çıkarak eşit, adil ve barış içinde bir ülkeyi kuracağız... denildi. Son dönemde yaşanan baskılar ve tutuklamalar bir kez daha şunu gösteriyor: Eşit, adil ve barış içinde bir ülke isteniyor ise, gerçek barış Demokratik Halk Devrimiyle mümkündür. Yürüyüş boyunca YDİ Çağrı ve Yeni İşçi Dünyası gazetelerinin satışı yapıldı. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz! BMİS Anadolu Şubesi nin 5. Olağan Genel Kurulu Yapıldı BMİS Anadolu Şubesi nin 5. Olağan Genel Kurulu 30 Ekim 2011 günü Ankara Angora Otel de yapıldı. Kurula şubeye bağlı fabrikalardan genel kurul delegeleri, şube yöneticileri ve genel merkez yöneticileri dışında Genel-İş sendikasından, Sosyal-İş sendikasından temsilciler konuk olarak katıldılar. Genel Kurula seçilen tüm delegeler iki eksikle katıldılar. Genel olarak kurula ne diğer sendikalardan ne de emek örgütlerinden pek katılan olmadı. Yeni Dünya İçin Çağrı ve Yeni İşçi Dünyası temsilcileri ve Metal İşçileri Birliği dışında emek örgütlerinden hiçbiri genel kurula katılmadı. Genel Kurul öncesi, şube sekreteri Rasim Gündal tarafından katılımcılar selamlandı ve bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyonda geçen 4 yıllık süreçte şubenin çalışmalarından kareler yer alıyor ve yaşamları sona eren sendika yöneticileri anılıyordu. Sunumun ardından Şube Başkanı Seyfettin Gülengül açılış konuşmasını yaptı. Gülengül konuşmasında sermayenin bütün dünyayı av alanı olarak gördüğünü, bir yandan zenginliklerin artarken yoksulların daha da yoksullaştığını belirtti. Arap baharı olarak lanse edilen Arap ülkelerindeki isyanlarından örnek vererek: Arap baharı yoksulların isyanı ile başladı. Sermayenin uşakları ya devrildiler ya da isyanları reformlarla bastırmaya çalıştılar. dedi. Devamla Sermaye 21. yüzyılı sömürünün yüz yılı yapmayı hedefledi fakat bu yüzyıl mücadelelerin yüzyılı olarak anılacaktır. dedi. Ülkenin değiştiğine dair hükümetin söylemlerine karşın ise Türkiye değişiyormuş. Yasalardaki değişiklikler işçilerin aleyhine yapılıyor. Grev yasakları, iş kolu barajı sürüyor. Bunlar değişmeden Türkiye değişmez. Bu ülkede 30 yıl önce direktifle kurulan bir sendikal düzen var. Sermaye bu düzenin değişmesini istemiyor. dedi. Konuşmasının devamında sermayenin, kıdem tazminatı fonu, kuralsız çalışma, özel istihdam büroları gibi uygulamalarından söz ederek buna karşı: Örgütlenmeye, kenetlenmeye ihtiyacımız var. Gerçek, mücadeleci sendikalara ihtiyacımız var. Yasaların değişmesini umarak beklemek değil bu yasaların değişmesi için mücadele etmek zorundayız. dedi. Son olarak Bizim için işçinin çıkarından daha önemli bir şey yok. Geçen dönem bunu gösterdik, bize dayatılan sözleşmenin altına imza atmadık ve mücadele ettik. diyerek konuşmasını noktaladı. Seyfettin Gülengül konuşmasını tamamladıktan sonra oybirliği ile divan heyeti seçildi. Divan, BMİS Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu başkanlığında, Gebze Şube Başkanı Erdoğan Özer, Kocaeli Şube Başkanı Hamdi Baltacı, Eskişehir Şube Başkanı Bayram Kavak ve Konya DİSK İl Temsilcisi Ali Özçelik ten oluştu. Adnan Serdaroğlu divan adına bir konuşma yaptı. Ülkede, emperyalist güçlerin güdümünde hareket eden bir terör illeti olduğunu ve mevcut hükümetin bu illeti çözemediğini, 30 yıldan fazladır insanların öldüğünü, buna çözüm olarak dayatılan savaşın bu sorunu çözemeyeceğini, daha fazla insanın ölmesine neden olacağını söyledi. Van da yaşanan depreme de değinen Serdaroğlu bir deprem kuşağı üzerinde yaşadığımızı ama bunun üstesinden gelemeyen bir anlayışın hakim olduğunu söyledi. Konuşmasında sürekli olarak hükümete yüklenen Serdaroğlu kıdem tazminatı fonu konusunda şunları söyledi: Kıdem tazminatı konusunda gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Kıdem tazminatı alamayanlar için bu hakkı devlet güvencesine alıyoruz diyorlar. İşçiler bu hakkı alamıyorlarsa bu hükümetin suçudur. Hükümet sermaye örgütlerinin sözünden çıkmıyor. Esnek çalışmayı, bölgesel asgari ücreti sermayedarlar istiyorlar. Örgütlenmede en büyük sorunun yüzde 51 şartı olduğunu söyleyen Serdaroğlu en çok örgütlenme yapan aynı zamanda en çok saldırılan sendika olduklarını söyledi. MESS grevlerinin BMİS için bir yol ayrımı olduğunu, kendilerine güvenenlerle birlikte yol aldıklarını söyledi. Devamla hükümetle işbirliği yaptıklarını söylediği TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ i kastederek Hükümetin kapısının önünde paspas oldular dedi. Son olarak genel kurulu tarafsız ve demokratik bir şekilde yürüteceklerini söyledi. Ardından gündem okundu ve oybirliğiyle kabul edildi. Gündeme uygun olarak da saygı duruşuna geçildi. Mustafa Kemal, silah arkadaşları, Cumhuriyet i kuranlar ve bu uğurda ölenlerin yanı sıra, sınıf mücadelesinde yaşamını yitiren sendikacılar, sınıf mücadelesinde yer alan insanlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşundan sonra konuk konuşmacılara söz hakkı verildi. İlk olarak Genel-İş Sendikası yönetim kurulu adına Genel Sekreteri Kani Beko söz aldı. Ardından Konya dan Sosyal -İş Sendikası temsilcisi bir işçi söz aldı ve Konya da Mahle Mopisan ın örgütlenme sürecinde BMİS in kendilerine çok şey öğrettiğini, Mahle örgütlenmesinin kendileri için büyük bir kazanım olduğunu söyledi. Ardından Metal İşçileri Birliği adına bir kadın arkadaş söz aldı. Son olarak YDİ Çağrı dergisi ve Yeni İşçi Dünyası gazetesi adına bir arkadaşımız söz alarak konuşmasını yaptı. Yeni İşçi Dünyası adına yapılan konuşmada sendika genel kurullarına yönelik olarak hazırlanan bültene vurgu yapıldı, işçi sınıfı hareketinin gelişebilmesi için getirilen bu önerilerin incelenmesi ve tartışılması gerektiği belirtildi, ardından BMİS nın en fazla greve çıkan sendika olarak grev fonu oluşturmasının bir zorunluluk olduğu görüşü belirtildi. Ayrıca kurul boyunca Yeni Dünya İçin Çağrı ve Yeni İşçi Dünyası standı açık tutuldu. Sendika genel kurullarına yönelik bültenler dağıtıldı ve bu bültenler üzerine aralarda sohbet edildi. Konuşmaların ardından BMİS İzmir Şube yönetim kurulu ve BMİS Bursa şube yönetim kurulundan gelen tebrik mesajları okundu. Okunan mesajlar sonrasında söz alan DİSK Konya İl Temsilcisi ve Nakliyat-İş Bölge Temsilcisi Ali Özçelik bir konuşma yaptı. Bu konuşmaların ardından çalışma raporunun 15 gün önceden delegelere gönderildiği ve bu nedenle yeninden okunmasına gerek olmadan oylanmasına ilişkin bir önerge verildi. Önerge oy birliğiyle kabul edildi. Çalışma raporu da oybirliği ile onaylandı. Ancak daha sonra bazı konuşmacılar çalışma raporunun birçok bölümünü kıyasıya eleştirdiler. Ardından delegeler söz aldılar. Bu bölümde çok sayıda işçinin konuşması, bir bölümünün kürsüye sadece adaylığını açıklamak için çıkmasına rağmen olumluydu. İlk olarak Çimsataş işçisi Salim Demirlenk konuştu. Mevcut yönetime yönelik eleştirilerini dile getiren Demirbilek: Emek ve ekmek hırsızlarına karşı mücadele edeceğiz. dedi. Mess sürecinde yapılan sözleşmelerden bahsederek bazı fabrikaların bu süreçten kazanımlarla çıkmış olmalarına rağmen kendilerinin ancak bir Ramazan paketi alabildiklerini söyledi. Koluman, Sct işyerleri sendikamızdan düştü, Akdeniz Çivi deki başarısızlıkla birçok işçi işsiz kaldı. Biz bir aileyiz diyoruz ama kendi çıkarları uğruna ailemizi satan şahıslar var. Bu şahıslardan hesap sorma günü gelmiştir. O gün bu gündür. dedi ve yönetimi patronlarla işbirliği yapmakla suçladı. Son olarak Genel Merkez yöneticilerine hitaben bankalara yatırılan maaşlar dolayısıyla alınan promosyonların 9

10 10 işçilere dağıtılması için görüşmeler yapılması talebinde bulundu. Sonrasında söz alan bir başka Çimsataş işçisi Nizamettin Gül de benzer şeyler söyledi ve ekledi: 4 Nisan da grev kararı asıldı. Grev karası asıldığında büyük bir coşku oldu. Sonrasında ise şube yöneticileri Mezitli de patronlarla yemek yediler. Bu yemekten sonra ne oldu da grev kararından dönüldü? diyerek şube yöneticilerinin patronlarla işbirliği yaptığı iddiası tekrarlandı ve şube sekreteri Rasim Gündal, greve karşı imza toplamakla suçlandı. Söz alan bir başka işçi de Sağlık Bakanlığı na bağlı işletmede çalışan Mahir Alemdağ dı. Konuşmasına depremde ölenlere rahmet dileyerek başlayan Alemdağ geçen dönemin mücadelede gözle görünür başarılar elde edildiğini söyledi. Taleplerini iletmek istediklerinde şube başkanına ulaşabildiklerini söyledi ve şöyle devam etti. Bizler, yüksek performanslı, çalışan insanları aramızda görmek istiyoruz. Böyle arkadaşlar kolay yetişmiyor onları desteklememiz lazım dönemi sözleşmesi yeterli olmasa da iyi bir sözleşmedir. diyerek konuşmasını noktaladı. Sonra sırasıyla söz alan Çemaş tan Musa Yılmaz, Başöz Enerji den işyeri temsilcisi Ragıp İmrenk ve Çimsataş tan ikinci temsilci Adem Gül, Yüksel Alpkaya, Sağlık Bakanlığı Kars Sağlık Müdürlüğü nde baş temsilci olan Erdoğan Gezici, Çemaş tan Mustafa Gülük mevcut yönetimle 4 yıldır yaşanan olumsuzlukları öne sürerek yeni oluşturulacak yönetimin çeşitli bölümlerinde çalışmak üzere aday olduklarını belirttiler ve destek istediler. Bu delegeler sadece yeni yönetime aday olduklarını açıkladılar. Mevcut yönetimde Sosyal İşler Sekreterliği yapan, emekli olduktan sonra ise Emekli-Sen de yöneticilik yapmaya başlayan Musa Benli söz aldı ve yapılan sert eleştirilere karşılık, yönetim olarak eksikliklerinin olduğunu ama kazanımlarının da büyük olduğunu söyledi. Emekli olduğu için görevini bıraktığını ancak mücadeleyi bırakmadığını belirterek veda konuşması yaptı. Koluman iş yerinde baş temsilci olan Menderes Doğan isimli işçi Koluman a yönelik satıldı, kaybedildi gibi eleştirilere cevap vermek üzere kürsüye çıktı. Doğan Koluman ın kaybedilmiş bir yer olarak görülmesi ağırıma gidiyor. Yanımızda olsaydınız, birlikte hareket edebilseydik, beni bir kez aramış olsaydınız şimdi bu konuda farklı düşünürdünüz. Sendika her zaman yanımızdaydı. Kişisel kinler varsa bilmiyorum ama satıldı, kaybedildi gibi sözler sendikaya haksızlıktır. dedi. Son olarak söz alan, Çimsataş ta baş temsilcilik görevini yürüten ve Anadolu Şube Başkanlığına aday olan Deniz Ilgan uzun süren konuşmasında sürekli olarak mevcut yönetime yüklendi. Dört yılın dökümü olan faaliyet raporunu tam bir faaliyetsizlik raporu olarak değerlendiren Ilgan geçen dönemde çalışma yürütülen tüm işletmeler hakkında tek tek değerlendirmeler yaptı. Yönetimi işçilerle yeterince ilgilenmedikleri yönünde eleştiren Ilgan şunları söyledi: Şube başkanı ve sekreteri işçilere yeterli ilgi göstermediler. Kendi çıkarlarını gözeterek çalışma yürüttüler. Bu nedenle yeni yönetime ben ve arkadaşlarım adayız. Yönetimi, ırk, din ve mezhep ayrımı yapmakla, işçiler arasında kim alevi, kimin akrabası polis diye araştırmalar yapmakla, hatta GBT araştırması yapmakla suçladı. Yöneticilerin işçileri şuna dikkat edin, buna dikkat edin diye kışkırttığını iddia etti. Devamla şube yöneticilerini Çimsataş ı ziyaret etmedikleri ve şube sekreterini de şubede oturup bütün gün izdivaç programları seyrettiği konusunda suçladı. Konuşmasına Altı ayda bir fabrikamızı ziyaret eden, işçiler arasında ikilik yaratan şube başkanı istemiyoruz. Sabahtan akşama şubede izdivaç programları seyreden, ayağında terliğiyle bağdaş kurup oturan şube sekreteri istemiyoruz. Şube başkanı bir önceki kurulda şunu söylemişti: Van da beni deri koltuğum bekliyor. Bizi de Çimsataş ta makineler bekliyor. diyerek konuşmasını noktaladı. Ilgan konuşması boyunca mevcut yönetimi suçladı, ağır iddialarda bulundu ve yer yer hakarete varan eleştiriler yöneltti. Ilgan ın konuşmasının bir bölümünde mevcut yönetim, bazı delegeler tarafından yuhalandı. Divan bu duruma müdahale etti. Bu konuşmanın ardından seçimin blok liste olarak yapılması önergesi getirildi. Bu önerge oybirliği ile kabul edildi. Ilgan ın ardından Başöz Enerji Baş Temsilcisi Sami Özcan söz aldı ve yönetime yüklenilmesini eleştirdi. Yapılanın bir koltuk yarışı değil bir bayrak yarışı olması gerektiğini fakat değişik politikalar yürütüldüğünü ifade etti. Çimsataş ın şubeyle sorunlarını tartışıyoruz çıkan asıp kesiyor. Çimsataş, şubenin en büyük işletmesi, 59 delegesi var. Bundan dolayı şube başkanlığı ve sekreterliği Çimsataş tan geçiyor deniliyor. Biz şubede yok muyuz? Neden yok sayılıyoruz? dedi. Samsun Sağlık Bakanlığı ndan bir işçi de söz alarak şunları söyledi: Öncelikle söyleyeyim yönetime aday değilim. Atölyelerin lağvedilmesi konusunda nankörlük edilmemesi gerekiyor. Bizler hiçbir hak kaybı olmadan başka işletmelerde çalışmaya başladık. 4/C ye de gönderilebilirdik ama gitmedik. Bu sendikamızın çabaları ile oldu. dedi. Delegelerin söz alamsının ardından şube yönetim kurulu üyeleri konuşmak ve eleştirilere yanıt vermek üzere tek tek kürsüye çıktılar. İlk olarak Çemaş tan Salih Çiçek söz aldı. Çiçek BMİS nın kuruluş sürecini kısaca anlattıktan sonra MESS grevi sürecinden bahsetti ve yönetime yeniden aday olduğunu belirterek sözlerini bitirdi. İkinci olarak söz alan Satılmış Yılmaz, Yalan yanlış şeyler söyleniyor, belden aşağı vuruluyor. Oylarınızı verirken sendikayı düşünün, örgütlülüğümüzü düşünün. dedi. Sonrasında yoğun eleştiri getirilen Şube Sekreteri Rasim Gündal söz aldı. Eleştirilere tek tek yanıtlar veren Gündal şunları söyledi: Nasıl Bir Dünya İstiyorum diye bir metin hazırlamıştım ama artık bir önemi kalmadı bu nedenle okumayacağım. Nasıl bir insan istiyorum diye soruyorum. Ben dürüst bir insan istiyorum. Şimdiye kadar dürüstlükle görev yaptım ve gerekirse aynı dürüstlükle giderim. Deniz arkadaşımın da dürüst davranmasını istiyorum. dedi. Yöneltilen eleştirilere yönelik olarak da: Eğer ben şubede bütün gün oturuyorsam SCT de 742 gün boyunca kim vardı? Deniz onca zaman bir kere olsun SCT yi ziyaret etmiş midir? Ben oturuyorsam çoğunluk sağlanamaz denilen Akdeniz Çivi yi kim örgütledi? Akdeniz Çivi de grev kırıcısı bir kişiyi işçiler dövdüler. Bu işçi Deniz arkadaşımın babasının kiracısıydı. Bu konuda sendikanın işçi dövdürttüğü dedikodusunu yaparak beni eleştirdi dedi. Eleştirinin her zaman yapılması gerektiğini ama belden aşağı vurulmaması gerektiğini söyledi. SCT ve Koluman işyerleri konusunda kendi başlarına hareket etmediklerini genel merkezle ve genel merkezdeki hukukçularla birlikte hareket ettiklerini söyledi. Akdeniz çivi işçileriyle birlikte CHP binasını işgal ettiğimizde Deniz neredeydi? Gözaltına alındığımızda Deniz neredeydi? diye sordu. Çimsataş ta greve karşı imzaları benim toplattığım söylendi ama bu imzalar Deniz in gözlerinin önünde toplandı. İşyeri baş temsilcisi olan Deniz Ilgan müdahale etmedi. Uyarılmasına rağmen müdahale etmedi. İmzaları ben durdurdum. dedi. Deniz bu şekilde yalanlarla, ihtiralarla 59 kişiyi arkasına alıyorsa ben dürüst kalarak 1 kişiyle burada olmayı tercih ederim diyerek konuşmasını noktaladı. Ardından Şube Başkanı Seyfettin Gülengül de yöneltilen eleştirilere yönelik konuşma yaptı: Ben Van lıyım. Evim depremde hasar gördü, akrabalarım hala çadır sıkıntısı yaşıyorlar. Kürdüm. Ten rengi ayrımı yaptığımı söylüyorlar ama önemli olan Yaşasın Halkların Kardeşliği diyebilmektir. diyerek söze başladı. Faaliyet raporunda örgütlenme çalışması yapılan bazı işletmelerin adının ve nerede olduğunun söylenmediğine yönelik gelen eleştirilere Bu işyerlerini söylemiyoruz. Söylemeyeceğiz de. Bu delegelere güvenmediğimiz anlamına gelmemeli. Gereken yerler bu işyerlerinden haberdardır. dedi. Devamında Konya daki Mahle Mopisan örgütlenmesi sürecini anlattı. Mücadelemizin önüne set çeken kim olursa olsun, kiracım da olsa, babam da olsa gerekeni yaparız. 30 yılda yapılamayanı yaptık ve Mess e bir ders verdik. Grev istemeyen yerde yüzde 100 zam aldık. Bir işletme var ki bir eldiven için bir telefonumla 1,5 saat iş bırakıldı. Adam gibi direndiler. Çimsataş yönetimiyle Mezitli de yemek yedik doğru bunu da gizlemedik. Bu Genel Merkez in bilgisi dahilinde oldu, Genel Merkez yöneticileri de vardı. Bir iş yerinde şube başkanına, sekreterlerine, çalışanlarına güven yoksa vay halimize! Geçen dönem Erkunt, Buda Makina, Zintaş, Tega Mühendislik, Başöz Enerji, SCT vb. gibi işletmeleri örgütlemişiz, bir işyeri kaybetmişiz. Bir önceki dönem şube sekreteriyken, geçen dönem şube başkanlığına seçildiysem belli ki zerre kadar olsa da bir şeyler yapmışım. Şube sekreteri için gelen izdivaç programlarını izliyor eleştirisine yönelik olarak da Bu mümkün değil. Çünkü şubede televizyon yok. İnternette yeni bağlandı. dedi. Ilgan ın vardiyalara giremediği konusundaki eleştirisine yönelik olarak da Deniz arkadaş vardiyalara giremediğini söylüyor. Ben de Mahle ye giremiyorum. İstesem girerim ama patron yalvarıyor girmemem için. Gitmiyorum olay çıkar diye. Madem giremiyorsun vardiyalara dersinki çalışan işçilere işi durdurun, bak bakalım ondan sonra nasıl giriyorsun. Daha öğreneceğin çok şey var. dedi. Konuşmasını Bu can bu bedende olduğu sürece sizinle birlikte olmaya devam edeceğim. Ben koltuk sevdalısı değilim. Daha önceki kurullarda olmayan bir şey oldu ve 17 kişi konuştu. Bundan mutluluk duydum. diyerek konuşmasını bitirdi.

11 YSK blok liste uygulamasını kabul etmedi, bu nedenle seçimin çarşaf liste şeklinde yapılmasına karar verildi. Konuşmalar bitince denetleme kurulu raporu okundu ve çalışma raporunun onaylanmasına geçildi. Oylama yapılırken sendikanın eski bir örgütlenme uzmanı elleriyle delegelere oy vermelerini işaret etti. Divan buna sert bir şekilde müdahale etti. Kimsenin delegeleri bu şekilde yönlendirmesinin doğru olmadığı belirtildi ve Divan Başkanı bu kişinin salonun dışına çıkartılmasını istedi. Denetleme Kurulu raporu ve Çalışma Raporu (konuşmalarda rapora getirilen onca eleştirilere rağmen) yine oybirliği ile onaylandı. Son olarak Adnan Serdaroğlu bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: Sermayeyle işbirliği yapan, emeğimizi sermayeye peşkeş çeken kim olursa olsun bu sendikada barındırmam. Gerektiğinde AKP yi de CHP yi de işgal ederiz. Bugün ülkede en mücadeleci olan 3 sendika sayın deseler BMİS ilk sırada yer alır. Kim bizimle yola devam etmek istiyorsa beraber yürümeye hazırız. Hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü olamayız. Konuşmaların ardından seçime geçildi. Seçim çarşaf liste biçiminde yapıldığından seçim hazırlığı ve oy sayımı uzun sürdü. Oy sayımı oldukça heyecanlı ve gerilimli geçti. Seçimde 157 delege oy kullandı. Seçim sonucunda şube başkanlığı için yarışan Seyfettin Gülengül, Deniz Ilgan karşısında 77 ye karşı 79 oy alarak yeniden şube başkanı seçildi. Az sayıda farklarla Rasim Gündal ve diğer adaylar seçimleri kazandılar Yeni İşçi Dünyası / Çukurova Sendikal Güç Birliği Platformu İstanbul Buluşması Yapıldı Türk-İş e bağlı 10 sendikanın oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu (SGBP) İstanbul buluşması, 26 Kasım Cumartesi günü Çağlayan Salon Figaro da yapıldı. SGBP, 1 Temmuz 2011 günü Taksim de yaptığı basın açıklaması ile kuruluşunu kamuoyuna deklere etmişti. Bugüne kadar Bursa, İzmir, Ordu, Adana, Ankara, Lüleburgaz, Diyarbakır da bölge toplantıları gerçekleştiren SGBP, 8-11 Aralık tarihleri arasında Ankara da yapılacak Türk-İş Genel Kurulu öncesinde son bölge toplantısını İstanbul da yaptı. İstanbul buluşmasına, SGBP nu oluşturan sendikaların genel başkanları, şube yöneticileri, temsilciler ve işçiler katıldı. Yüzlerce işçinin katıldığı buluşma, toplam 3 saat 30 dakika sürdü. İstanbul buluşması, SGBP adına açış konuşması yapan Tek Gıda İş Genel Başkanı Mustafa Türkel in konuşması ile başladı. Sendikal hareketi, işçi sınıfı ile buluşturmak için önemli mesafe kat ettiklerini anlatan Türkel; Türk-İş in hükümet yanlısını politikalarına son vermek için bir araya geldiklerini söyledi. Türk-İş Genel Kurulu nda kendi adayları ile çıkacaklarını açıklayan Türkel, AKP nin işçi düşmanı olduğunu, siyasi iktidar ile iyi geçinme politikasının iflas ettiğini, ayı ile yatağa girenin tırmalandığını söyledi. Mustafa Türkel in ardından, eski Petrol İş Genel Başkanı Ziya Hepbir, eski Harb-İş Genel Başkanı Kenan Durukan, eski Belediye İş Genel Başkanı Fuat Alan birer konuşma yaptılar. Salonda bulunan işçilere, sendika genel başkanlarına söz verildi. Ali Doğan Tersane işçisi: SGBP nun önemli olduğunu, daha da ilerletilmesi gerektiğini söyleyen Doğan, Tuzla tersanelerinde yaşanılan iş cinayetlerine ve tersanelerde örgütlü Dok Gemi İş Sendikası nın bu ölümlere karşı kayıtsız kalmasını eleştirdi. Hasan ceylan İMES işçisi: Sendikal hareketin dibe vurduğu bir ortamda SGBP nun umut olması gerektiğini, bunun için de; SGBP materyallerinin sanayi havzalarında dağıtılmasını, toplantılar yapılmasını, basın açıklamaları yapılmasını, örgütlenme seferberliği yapılmasını önerdi. SGBP Dönem Sözcüsü Hava İş Genel Başkanı Atilay Ayçin: Koltuk sevdası, küçük hesaplar peşinde olmadıklarını söyleyen Ayçin; sistemden beslenme yerine kafa tutma yanlısı olduklarını, güçlü Türk İş, yüzünü sınıfa dönen Türk İş için yola çıktıklarını, Türk İş in tapusunun işçilerin olduğunu, tapuyu asıl sahiplerine vereceklerini açıklayarak, ölmek var dönmek yok! Dedi. Gaye Eraslan Kampana işçisi: Kampana Deri önünde tüm sınıf için direndiklerini söyleyen Eraslan, direnişleri için destek istedi. Murat Yıkılmaz İEET işçisi: Belediye iş kolunda Hizmet İş in hükümet tarafından desteklenmesini, örgütlenmesinin teşvik edilmesini eleştirdi. Binali Yıldırım Tuzla Deri İş Şube Başkanı: İşçiler arasında Türk, Kürt, Alevi, Sunni vb. ayrım yapılmasını eleştiren Yıldırım, işçilerden kesilen vergilerin silahlanmaya harcandığını, oynanan oyunlara karşı uyanık olunması gerektiğini söyledi. Mustafa Öztaşkın Petrol İş Genel Başkanı: Basit bir oluşum olmadıklarını, program ve ilkeleri olduğunu söyleyen Öztaşkın; her konuda söyleyecek sözleri olduğunu söyledi. Siyasete tarafsız kalmayacaklarını, sırtlarını siyasetçilere dayayarak sendikacılık yapmayacaklarını, AKP nin arka bahçesi olmayacaklarını, sendikacılığın kaybolan itibarını yeniden tesis edeceklerini, Türk İş i değiştireceklerini, Türk İş değiştiği zaman Türkiye nin değişmeye başlayacağını açıkladı. Umut Çağlar Tez Koop İş 5 No lu Şube: Demokratik Türkiye nin demokratik Anayasa ile mümkün olduğunu söyleyen Çağlar, SGBP nun toprağa atılan tohum olduğunu, Türk İş Genel Kurulu na işçilerin gitme taleplerinin karşılanmasını istedi. Hasan Gülüm Belediye İş 2 No Şube Başkanı: Saldırılar karşısında umut yerlerinin doğru anlaşılması gerektiğini, Yunanistan, Tekel, Savranoğlu nun umudun nerede olduğunu gösterdiğini anlattı. Söz alıp konuşan diğer kişiler ise şunlardı: Yusuf Şanlı, Songül Balyanak, Nihat Yurdakul, Belgin Akdeniz, Ahmet Karatay, Ahmet Akpınar, Abidin Sarı, Ali Kapıkaya. Konuşmak için sırada olan 11 kişi ve 3 sendika genel başkanına, buluşmayı yöneten Mustafa Türkel tarafından zaman kalmadığı gerekçesi ile söz verilmedi Toplantı sonuç bildirgesi okundu. Bildirge okunduğu zaman salonun 4/3 ü boşalmıştı. Bildirge salonda kalanlar tarafından kabul edildi. Buluşmadan notlar: n Buluşmaya 251 gündür direnişte olan Kampana Deri işçileri de katıldı. Salona, yaşasın Kampana direnişimiz!, Yaşasın sınıf dayanışması! Sloganı ile giren işçiler buluşmaya renk kattı. n Buluşma etkinliğinde sık sık; Kampana işçisi yalnız değildir!, Birleşe birleşe kazanacağız!, Zafer direnen emekçinin olacak!, Yandaş Türk İş istemiyoruz!, Yönetim gidecek, Türk İş değişecek!, Suskun Türk İş istemiyoruz!, İş, ekmek yoksa, barışta yok!, Susma sustukça, sıra sana gelecek!, Kavga bitmedi, daha yeni başlıyor!, Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek!, İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!, İşçiler birleşin iktidara yerleşin! sloganları atıldı. n Buluşma etkinliğinde, Yeni İşçi Dünyası nın sendika genel kurullarına yönelik olarak çıkardığı bültenin dağıtımı yapıldı. Yeni İşçi Dünyası Kasım sayısı satışı yapıldı. n Buluşmada konuşan istisnasız herkes Türk iş i ve AKP yi eleştirdi. Sömürü düzenini eleştiren, teşhir eden, alternatif olarak sömürünün olmadığı yeni bir dünyayı savunan olmadı. n Buluşmada söz alıp konuşan herkes SGBP nu övdü. SGBP na eleştiri getiren tek bir kişi bile olmadı

12 Erdoğan Dersim Katliamı İçin Özür Diledi.. Özrü Kabahatinden Büyük! 12 CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün, "Dersim katliamının sorumlusunun CHP ve devlet" olduğunu, Atatürk ün katliamdan haberi olduğunu söyleyince, kamuoyunda Dersim tartışması yeniden alevlendi. Hüseyin Aygün ün sözleri hem CHP içinde, hem de medyada Dersim katliamı üzerine yoğun bir tartışma yürütülmesine vesile oldu. CHP de yaşanılan Dersim çatlağı na karşı, Başbakan RT Erdoğan durur mu? O da, AKP nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında yaptığı konuşmada, Dersim katliamı ile ilgili olarak şunları söyledi: "Dersim yakın tarihimizdeki en acı, en trajik olaylardan biridir. Dersim aydınlatılmayı, cesaretle sorgulanmayı bekleyen bir faciadır. Dersim, CHP hükümetlerinin onlarca, yüzlerce faciasından en acısıdır, en kanlısıdır. Dersim faciası karşısında özür dileyecek olan, bu faciayla yüzleşecek olan, AK Parti değil, AK Parti hükümeti değil, bizzat bu facianın, bu kanlı eserin sahibi olan CHP dir, CHP'nin Tunceli milletvekilleridir, CHP'nin Tunceli kökenli Genel Başkanıdır. Sayın Kılıçdaroğlu nereye kaçıyorsun? Bunlardan nasıl sıyrılacaksın. Ben mi özür dileyeceğim, sen mi dileyeceksin? Eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum. Ancak CHP adına, CHP zihniyeti adına özür dilemesi gereken varsa, şu anda güya yeni CHP'nin genel başkanıyım diyorsun ya, hem bir Tuncelili olarak, hem bir Dersimli olarak onur duyuyorum diyorsun ya, hadi onurunu kurtar bakalım, kurtar. Tuncelili bir genel başkan, CHP için aslında bir fırsattır. CHP genel başkanı hakaret etmeyi bırakıp partisinin geçmişiyle yüzleşmeli, CHP'nin bu ülkeye yaptığı zulümleri araştırmalıdır. RT Erdoğan ın, çifte standartçılıkta, ikiyüzlülükte üstüne yoktur. O nun amacı Dersim üzerinden CHP ni, şimdi Dersimli olan genel başkanını yıpratmaktır. Açıkladığı belgelerin hiçbirisi yeni belge değildir. Daha önce ortaya çıkan belgelerdir. RT Erdoğan özründe samimi ise en azından şunları yapmalıdır: idam edilen Seyit Rıza ve 6 arkadaşının mezar yerlerinin nerede olduğunu açıklamalıdır. Katliam belgeleri, arşivi kamuoyuna açılmalıdır. Katliam sonrası sürgün edilenlerin listesi yayınlanmalıdır. El konulan mallar sahiplerine geri verilmelidir. Katliamda katledilenlerin yakınlarına, sürgün edilenlere tazminat ödenmelidir. Hamdolsun bizim geçmişimizde bunlar yok. Diyen RT Erdoğan tarihini, nereden geldiğini unutmuş galiba! Hatırlatalım: geçmişlerinde Kanlı Pazar var. Komünizme karşı mücadele adına emperyalizme uşaklık, faşist devletin derin yapılanması ile birlikte çalışma var. Maraş, Çorum, Sivas katliamları var. Devletin tarihi boyunca yaptığı tüm katliamların sorumluluğu var. RT Erdoğan, CHP yi yıpratmak, siyasi hesaplarla yaptığı basit bir özür ile bu sorumluluktan kaçamaz! Bırakalım dünü, bugün ulusal harekete, Kürt ulusuna karşı yapılanlar, reva görülenler; bunların özrünün samimiyetsiz olduğunu göstermeye yeterlidir. Kemal Kılıçdaroğlu nun Dersim katliamı konusunda söyleyecek fazla sözü yok. O nun yaşanılanlara katliam demeye dili bir türlü varmıyor! de Dersim de devletin yaptıkları ile yüzleşme cesaretini gösteremeyen bir genel başkan, başka sorunları çözmede samimi olabilir mi? Dersim de ne oldu? Dersim de TC devleti planlı, programlı bir katliam yaptı. Dersim de söylendiği gibi bir isyan söz konusu değildi. Devlet Dersim de kendisine karşı yapılan isyanı bastırmadı. Tam tersine hazırlıkları çok önceden yapılan planlı, programlı bir katliam yaptı. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Tunceli Kanunu nu meclise sunarken, şu belirlemeyi yapıyor. Dersimde olağanüstü bir olay şu anda yoktur. Bu güne kadar yapılan 11 askeri hareketten sonuç alınamamış. Bu kez Dersim sorununu kökten çözme tedbirlerini yasayla alıp uygulamaya koymaktadır hükümetimiz Dersim de olağanüstü bir olayın olmadığını dönemin İçişleri Bakanı söylüyor yıllarında TC nin Dersim de yaptığı katliama karşı, direnilmeye çalışıldı. Gerçek budur. 24 Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Planı adlı kararname, Kürtlere karşı uygulanacak tedbirleri içeriyordu. Bu da Kürtler açısından büyük bir tehlikenin geleceğine işaret etmekteydi. Çünkü bu kararname, bir plan çerçevesinde Kürt milli iradesini önlemek amacıyla hazırlanmış bir Türkleştirme ve yok etme programıydı. Umumî Müfettişliklerin kuruluşu ve sıkıyönetim kararını da içeren bu plana göre tehlikeli bulunan Kürt aileleri Batıya sürülecekti. Planda özellikle kadınlara ve kız çocuklarına acilen Türkçe öğretilmesi önerilmekte ve Kürtlüğe dair bütün unsurlar hedef alınmaktaydı. Planın öngördükleri özetle-

13 necek olursa bu plan ile Türkiye 5 ayrı müfettişliğe bölünecekti ve Kürt illerinden Hakkâri, Van, Muş, Bitlis, Siirt, Genç, Diyarbekir, Mardin, Urfa, Siverek, Elaziz, Dersim, Malatya, Ergani, Bayezit ile Pülümür, Kiğı ve Hınıs kazaları 5. müfettişliğin emrine alınmıştı. Söz konusu mıntıkalarda kurulacak mahkemelerde yer alacak tüm yargı üyelerinin sivil ve Kürt olmaması istenmiş ve bölgeye dair yeni kanun tekliflerine ihtiyaç duyulduğu belirtilmişti. Plan çerçevesinde Kürtlerin izole edilmesi isteniyordu. Yerlerinden edilerek batıya sürülen Kürtler, aynı zamanda herhangi bir görevlendirme içinde yer alamayacaklardı. Küçük memuriyetlere dahi atanamayacak ve bölgeye gönderilecek memur ve askerler, ancak merkezden seçilebilecekti. Türk oldukları iddia edilen ve giderek Kürtleşen il ve ilçelerde hükümet ve belediye dairelerinde, okullarda, çarşı ve pazarlarda Kürtçe konuşanlar hükümet emri ve kuvvetiyle cezalandırılacaktı. Arapça konuşan bölgelerde Türk Ocakları ve okulların açılması ve her türlü imkana sahip kız Almanya da şu anda derin ve organize işler konuşuluyor. Almanya da 2000 ile 2006 yılları arasında sekiz Türkiyeli ve bir Yunanlı, Nazi faşistleri tarafından öldürüldü. Ama failler bulunamadı! Almanya da işlenen cinayetlerin %97 si çözülüyor ve failleri yakalanıyordu. Nedense dokuz göçmenin failleri yakalanamıyor ve cinayetlerin arkasındaki sır perdesi açığa çıkarılamıyordu! Bu cinayetlerin ırkçı okullarının kurulması ve özellikle kızların okullara gönderilmesi sağlanacaktı. Dersim de, yatılı okullar açılacak Kürtlük ve Kürtleşmenin önüne geçilecekti. Yine Fırat ın batısındaki vilayetlerde dağınık olarak yerleşmiş olan Kürtlerin, Kürtçe konuşmaları derhal yasaklanacak ve kız okullarına önem verilerek kadınların Türkçe konuşmaları sağlanacaktı. Kürt bölgelerinde hızlı bir şekilde karakol, askeriye ve sınır karakolları inşa edilecekti. Umum Müfettişliğin belirlediği yerlere yol yapılacak ve Doğu treninin Erzincan, Sivas, Elaziz-Diyarbekir, Elaziz- Çapakçur-Muş ve Van Gölü ne mümkün olduğunca az sefer düzenlemesi sağlanacak ve Kürt bölgelerine yabancı şahıs ve kuruluşlar hükümetin izni olmaksızın giremeyeceklerdi. Şark Islahat Kararnamesinde ortaya konulan plan ve yapılan hazırlıklar Dersim de yapılacak katliamın çok önceden planlandığını gösteriyor. İsmet İnönü, "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur" diyordu. (Milliyet, 31 Ağustos 1930) Hukukçu ve Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt şöyle diyordu: "Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. (Milliyet, 19 Eylül 1930) Dersim den önce, Türkleştirme politikası diğer Kürt illerinde hayata geçiriliyordu. Kürtler için iki seçenek doğuyordu; ya dayatılan yeni Türk kimliğini kabul edecekler ve öğrenmek için Batıya sürülecekler ya da bir şekilde yok olacaklardı. Aralık 1935'de Tunceli kanunu çıkarıldı ve Dersim'in adı Tunceli olarak değiştirildi. Tunç eli Dersim de yürütülen operasyonun adı idi. Operasyonun adının Dersim e verilmesi ile bir mesaj veriliyordu. Devletin Tunç eli her zaman Dersimlilerin üzerinde olacaktı! Tunceli Kanunu'nun 1. maddesinde, yeni oluşturulan Tunceli iline 'Komutan' rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olarak atanacağı; bu valinin aynı zamanda 4. Umumi müfettişi olacağı hususu yer alıyordu. Vali aynı zamanda komutandı ve geniş yetkilerle donatılmıştı. Ocak 1936'da Elazığ, Tunceli Erzincan, Bingöl, Sivas, Malatya, Erzurum ve Gümüşhane illerini kapsayan Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu. Başına Dersim Valisi ve Kumandanı sıfatıyla, Koçgiri de katliam yapan Sakallı Nurettin Paşa'nın damadı Abdullah Alpdoğan atandı. Dersim yasak bölge ilan edildi. Giriş çıkışlar özel izne tabi tutuldu. Harçik deresi üzerindeki tahta köprü 20/21 Mart 1937 gecesi yakıldı. Söylendiğine göre askerlerin kadınlara tecavüz etme girişimleri köprünün yakılmasına vesile oldu. Devlet zaten hazırlıklarını yapmıştı. Bu köprünün yakılması bahane edilerek Dersim de katliam yapıldı. 50 bin ile 90 bin arasında insan katledildi. Diyarbakır'dan kalkan uçaklar (Mustafa Kemal'in manevi kızı Sabiha Gökçen de pilotlardan biridir) yöreye bombalar yağdırdı. 31 Ağustos 1938'e kadar direnişin liderleri ele geçirilir ve bölge tümüyle insansızlaştırılır. 12 bin kişi batı illerine gönderilir. Seyit Rıza yakalanır. Almanya da Organize İşler! motivlerle işlenmiş olduğunu kanıtlayacak deliller olmasına rağmen, soruşturma başka yöne kaydırıldı. Alman polisi, cinayetlerin ırkçı bir bağlantı ile işlendiği iddialarını kabul etmemişti. Alman polisi daha çok Türk mafyasıyla bağlantılı uyuşturucu çetesinin cinayetleri işlediği ihtimali üzerinde durmuştu. Bu içi boş tezi güçlendirmek için soruşma komisyonunun adı Bosborus olarak konuldu. Hatta öldürülenlerin aileleri bile zan altında bırakıldı. Failleri belirlenen ve öldürülenlerden ikisi dönerci oldukları için döner cinayetleri diye anılan seri cinayetlerin tarihleri, yerleri ve öldürülenlerin isim, yaş ve meslekleri şöyleydi: n 9 Eylül 2000: Nürnberg- Enver Şimşek (39) Çiçekçi. n 13 Haziran 2001: Nürnberg- Elazığ da yargılamalar başlar. Yargılamalarda hiç bir hukuk kuralı işletilmez. Sanıklara iddianame verilmez. Sanıklar ne ile suçlandıklarını bilmemektedir. Duruşmalarda Kürtçe tercüme yapılmaz. Mahkemenin verdiği cezalar kesindir. Temyiz hakkı yoktur. Mahkemenin verdiği 11 idam cezasının dördü yaşlılık gerekçesi ile 30 yıla çevrilir. Seyit Rıza ve altı arkadaşı 15 Kasım 1937'de Elazığ Buğday Meydanı'nda idam edilir. Ölülerin bedenleri ise Elazığ'da dolaştırılır ve "mezarları türbe olmasın diye" yakılır. Dersim li olan bay Kemal Kılıçdaroğlu, Dersim katliamının korkunç yönlerini ilk ağızdan duymuş bir kişidir yılında İhsan Sabri Çağlayangil ile buluşmuş ve Çağlayangil in söylediklerini kayda almıştır. Çağlayangil, Dersimlileri fare gibi boğdular, gaz kullandılar demişti. Dersim de neler olduğu artık biliniyor. Gelinen aşamada burjuvazinin bir kesimi ve Recep Tayip Erdoğan, Dersim de yaşananların bir katliam olduğunu söylemekte, özür dilemektedir. Kemal Kılıçdaroğlu Dersim de yaşanılanları çok yakından duymasına, bilmesine rağmen, en azından sözde de olsa katliam kelimesini ağzına almamaktadır. Dersim katliamı gibi devletin yaptığı diğer katliamlar, unutturulmaya çalışılmış; gerçekler tersyüz edilerek farklı anlatılmıştır. Oysa biliyoruz ki gerçekler inatçıdır! Eninde sonunda bir gün ortaya çıkar! Yaşanılan katliamları unutmayalım, unutturmayalım! Yapılan katliamların hesabı bir gün mutlaka devrimle sorulacak! Abdürrahim Özdoğru (41) Terzi. n 27 Haziran 2001: Hamburg- Süleyman Taşköprü (31) Manav. n 29 Ağustos 2001: Münih- Habil Kılıç (38) Manav. n 25 Şubat 2004: Rostock- Yunus Turgut (25) Dönerci. n 9 Haziran 2004: Köln- 13

14 Keup te bomba-22 yaralı. n 9 Haziran 2005-Nürnberg- İsmail Yaşar (50) Dönerci. n 15 Haziran 2005-Münih- Theodorus Boulgarides (41) Çilingir. n 4 Nisan 2006: Dortmund- Mehmet Kubaşık (39) Büfeci. n 6 Nisan 2006: Kassel- Halil Yozgat (21) İnternet Cafe işletmecisi. 14 Alman polisi yıllarca aramasına rağmen güya katilleri bulamamıştı! Bir çok cinayette aynı silahın kullanılması ise polisin olayları bir seri katil veya sapık ın işlediğine dair teoriler geliştirmesine yolaçmıştı! Cinayetleri işleyenlerin paraya da ihtiyaçları vardı. Onun için banka soygunculuğu da yapıyorlardı. Banka soygunu esnasında 2007 yılının nisanında bir de Heilbron şehrinde kadın polisi öldürmüşlerdi. Son banka soygunu 4 Kasım 2011 de yapıldı. Bu soygun sırasında iki Nazi polis tarafından sıkıştırıldı ama yakalanamadılar. Daha sonra Eisenach şehrinde yanan bir karavanın içinde iki kişi ölü bulundu. Bu iki kişi Karavan ateşe verilmeden önce kurşunlanmıştı. Alman basını, bu kişilerin yakalanacaklarını anlayınca intihar ettiklerini yazıyordu. Bu kişilerin intihar etmediği, Alman istihbarat örgütleri ile olan ilişkilerinin açığa çıkmaması için öldürüldüğü ve karavanın yakıldığı iddiaları da var. Ölen kişilerin bazı suçlara karışmış olduğu belirlenince Zwickau daki evlerinde arama yapıldı. Ölen iki kişinin yakını olduğu belirlenen Beate Zschaepe adlı bir kadın da sorguya alındı. Bu kişilerin evinde yapılan aramada 2007 yılında Heilbronn da bir kadın polisi öldüren silah bulundu. Ayrıca kadın polise ait bazı eşyalar da evde ortaya çıktı. Asıl büyük sansasyon ise Döner Cinayetleri olarak bilinen seri cinayetlerin silahının da bu evden çıkması oldu. Aynı kişilerin evlerinde yapılan aramada bu kişilerin Almanya da aşırı sağcı Neo-Nazi gruplarla bağlantılı olduğu da ortaya çıktı. Böylece yıllardır gizemli kalan Döner cinayetleri ni Neo-Nazi bağlantılı bir suç çetesinin işlediği de ortaya çıktı.tüm Alman haber kanallarının 'flaş' olarak geçtiği habere göre Almanya da ünlü Döner Cinayetleri nin failleri yeraltındaki Nasyonalsosyalistler adlı Neonazi terör hücresiydi. Katillerin evlerinde cinayetleri itiraf eden bir Neo-Nazi propaganda videosu da bulundu. Alman basınında yer alan haberlere göre Beate Zschaepe cezasının azaltılması karşılığı bilgi vermeyi kabul etti. Soruşturmada elde edilen bilgilere göre, hücrenin üç üyesi kan kardeşi olmuşlardı ve her çarşamba AH 41 (Adolf Hitler) plakalı bir araçta toplantı yapıyorlardı. Faillerin ikisi erkek, biri kızdı. Erkekler, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt tı. Yaşları, cinayetlere başladıkları sırada ydi. Uwe Böhnhardt okumamıştı, inşaat işçisiydi. Çoğu defa işsizdi. Uwe Mundlos bir profesörün oğluydu. Lisede okumuştu, üniversiteye gidememişti. Üçlünün üçüncü kişisiyse Beate Zschaepe adlı kadındı. Öğrenimini yarım bırakmıştı. Aralarındaki bağların temelinde ırkçılık vardı. Almanya da başta Türkiyeliler olmak üzere yabancılardan nefret ediyorlardı. Onlardan bir kısmını öldürmekle, geri kalanlarını ülkeyi terk etmeye yönelteceklerini düşünüyorlardı. Gelişmeler ilginç ilişkileri de açığa çıkarmaya başladı. Bu katil üçlü, yıllarında Anayasayı Koruma Örgütü nün izlemesiyle, bombalı bir eyleme katılmak üzere iken yakalanıyorlar. Haklarında suç kanıtları da bulunuyor ve buna rağmen serbest bırakılıyorlar. Onlarla birlikte hareket eden bir arkadaşları var. O da yakalanıyor. Fakat hakkında bir suç kanıtı bulunmadığı için serbest bırakılıyor. Ama hakkındaki kayıtlar muhafaza ediliyor. Anayasayı Koruma Örgütü tarafından izlemenin devam etmesi gerekirken, izleme yapılmıyor. Serbest bırakılan üçlü katil ortadan kayboluyor. Haklarında tutulan tutanakların sonradan silindiği anlaşılıyor. Bild gazetesinin haberine göre, yakılan karavanda, sadece gizli servis çalışanlarına verilen pasaportlar buluyor. İktidardaki Hristiyan Birlik partilerinin meclis sözcüsü Hans-Peter Uhl, Bu tür belgeleri kural olarak sadece İstihbarat Teşkilatı adına gizli çalışan görevliler alır açıklamasını yaptı. Ayrıca Bild gazetesi, Beate Zschaepe in 1998 den sonra BND nin muhbirleriyle sıkça görüşmüş olduğunu yazdı. Alman basını katillerin üye olduğu örgüt liderinin Alman iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı nın (BND) ajanı olduğunu yazıyor. Bu cinayetlerin işlenmesinde Alman devletinin istihbarat teşkilatı içindeki kişilerin de ilgisi veya bilgisi olduğuna dair ipuçları var. Seri cinayeti işleyenler sadece bu üç kişi değil, bunun arkasında başkaları da var. Bunların kimler olduğu konusunda birçok iddia var. Biri, Anayasayı Koruma Örgütü nün Thüringen Eyaleti ndeki şefi olup birkaç yıl önce görevinden ayrılan Helmut Roewer adındaki kişi. Öteki, örgütün istihbarat için kullandığı ve o amaçla paralar ödediği bir eleman. Bu eleman, katillerin 2006 da Kassel şehrindeki internet kafede işlediği cinayet sırasında orada bulunuyormuş. Failler kafeye girip, kafenin sahibinin oğlu 21 yaşındaki Halil Yozgat ı oradakilerin gözü önünde öldürüyor. Cinayetten sonra polisler eleman ın şahitliğine başvuruyor. Fakat o, öldürenleri görmediğini, zaten olayı da fark etmediğini söylüyor. Bu eleman diğer beş cinayetin işlendiği yerlerin yakınında bulunuyor. Ne tesadüf değil mi? Tüm bu olgular çete üyelerinin Alman Anayasa Koruma örgütü adı verilen 'derin devlet yapılanması' ile bağlantılı olduğu kuşkuları kuvvetlendiriyor. Otaya çıkan kimi bilgiler sadece buzdağının görünen kısmı. Soruşmalarda Alman devletinin imajının sarsılmaması için, kimi ajanlara fatura kesilebilinir. Bu ama Nazi çetelerinin açığa çıkarılması için mücadele edileceği anlamına gelmiyor. Nazi terör hücresinin ortaya çıkmasıyla birlikte, tepki eylemleri de yükselmeye başladı. Göçmen örgütleri ve anti-faşist gruplar eylemler yapıyor ve derin devlet ilişkilerini teşhir ediyor. 23 Kasım da Berlin de Alternatif Göçmen Politikaları Ve Kültür Evi (Almende), göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg semtinde bir basın açıklaması yaptı. Türkçe ve Almanca olarak yapılan konuşmalarda, bu korkunç cinayetlerin yeni olmadığı, daha öncede Mölln ve Solingen i unutmadıklarını ve bu olayların ırkçı, göç politikasının bir sonucu olduğu belirtildi Berlin den YDİ Çağrı Okuru

15 DÜNYADAN İŞÇİ HABERLERİ Yunanistan da Yeni Gelen Hükümete Hoş Geldin Grevi! Yunanistan da emperyalist sermayenin umudu yeni teknokratların hükümetini işçiler genel grevle karşıladı. 1 Aralık ta Yunanistan Genel İşçileri Sendikası GSEE ve Kamu Hizmet Çalışanları Sendikası ADEDY üç hafta önce iktidara gelen Lucas Papademos hükümetine karşı ilk kez genel grev düzenledi. Okullar kapandı, kamu hizmeti yapılmadı, hastanelerde vardiya sayısı azaltıldı, ulaşım durdu. Kızıl ve siyah bayraklarıyla parlamento binası önüne gelen işçiler yumruklarını bu kez Papademos hükümetine karşı sıktılar. On binlerce işçi Atina da daha fazla yoksulluğa hayır, daha fazla yüke hayır, şimdi yeni bir düzen zamanı diye slogan atarak parlamento binası önünde yürüyüş yaptı. Binlerce işçi de Selanik te eylemler düzenledi. Yunanistan emekçileri birbiri ardı sıra gelen saldırı paketlerinden dolayı daha da yoksullaşmış durumda. Emeklilik ve sosyal hakları budanan işçiler ücret kesintileriyle de boğuşuyor. Artan vergiler ve emeklilik yaşının yükseltilmesi bakımından Yunanistan işçileri Avrupalı işçi kardeşleriyle aynı kaderi paylaşıyor. Dört yıldır süren ekonomik krizin yarattığı işsizlik her geçen gün Yunanistan dan göçü arttırıyor. IMF ve Avrupa Merkez Bankası nın direktifleri doğrultusunda, yeni düzenlemeleri yapmaya kararlı olduğunu söyleyen başbakan Papademos hükümetine karşı Yunanlı işçi ve emekçiler, ekonomik krizin faturasını ödemeyeceklerini ve patronlar için çalışmayacaklarını söylüyorlar. İran: Binlerce İşçi Yeni İş Yasası Tasarısını Protesto Etti 20 Kasım da binlerce işçi, İran faşist rejiminin parlamentosu önünde toplanarak, milletvekilleri tarafından görüşülmeye başlanan yeni İş Yasası tasarısını protesto etti. İran İşçi Haberleri Ajansına (ILNA) göre, pankart ve dövizler eşliğindeki eyleme 3000 işçi katıldı. İş Yasasının kabul edilmesinin 21. yıldönümünde, işçiler, kitlesel işten çıkarmaların önünü açan ve asgari ücretin miktarını ekonomik duruma bağlı kılan yeni yasayı protesto ettiler. Faşist İran rejiminin İş Yasası 20 Kasım 1990 da kabul edilmişti. O gün, İran Faşist İslam Cumhuriyeti nin Üçüncü Parlamentosu, Faşist Şah rejimi tarafından yürürlüğe konulan 1958 tarihli yasayı tadil eden bir yasayı geçirmişti. Manuçehr İkbal in başbakanlığı sırasında kabul edilen 1958 tarihli yasa, ILO ya danışılarak hazırlanmıştı. İslami rejimin 1990 daki tadilatları, grev, protesto ve sendika kurma hakkını yasadan çıkarmıştı. Taslağı iki yıl önce hazırlanan yeni yasa tasarısı, işçilerin haklarını daha da kısıtlamaya girişiyor. Tasarı, büyük bir gerilemeyi temsil ediyor ve İranlı işçilerin diğer ülkelerdeki sınıf kardeşlerinin çoğundan daha fazla sömürülüp prangaya vurulmasını sağlıyor. 21. maddeye yapılan bir ek, patronların işçileri kitlesel halde işten atmasına izin veriyor. Üstelik 27. madde, patronların komite üyelerinin çoğunluğunu oluşturduğu Disiplin Komitesine işçileri işten atma ve işten atılan işçilere verilecek tazminat ve ikramiyeleri denetleme hakkı tanıyor. Yasa tasarısı, çalışmaya devam eden işçiler için asgari ücretin tanımında bir değişikliğe gidiyor ve Yeni Yıl ikramiyelerinde maksimum 400 bin tomanlık (367 dolar) bir indirim öngörüyor. Bu değişikliğin bahanesi ülkenin ekonomik durumu. Faşist rejimin önde gelen destekçilerinden bazıları bile tasarıya karşı çıkıyor! İran ın eski ILO temsilcisi Abbas Vatanpoor, İran ın büyük kentlerinde yoksulluk sınırının yılın ilk altı ayında %20 lik bir artışla 1 milyon 600 bin tomana (1470 dolar) çıktığını söyledi. ILNA Eylül ayı raporunda, yoksulluk sınırının yılsonunda aylık 2 milyon tomana (1837 dolar) çıkacağı öngörülüyor. Mısır da Grevci Mega Tekstil İşçileri Türk Patronların Baskılarına Boyun Eğmiyor Mısır da Kahire yakınlarındaki Al-Sadat kentinde Mega Tekstil işçileri 11 gündür grevdeler. Fabrikanın Türk yönetimi, tamamı sendikalı olan 43 işçinin işine son verdi. Bunun üzerine işçiler iş bırakarak grev başlattılar. Ancak Türk müdürler Kahire den getirttikleri 50 kişilik çapulcu sürüsünü işçilerin üzerine saldılar. İşçilerinin çoğu kadın olan fabrikada, erkek işçiler, iş arkadaşlarını korumak için gece gündüz nöbet tutuyorlar. 15 Kasım Çarşamba günü, parayla tuttuğu çapulculara grev yerini boşaltmaları için emir veren yönetim, güya fabrikayı korumak için bu yola başvurmuş. Baskıların giderek artması üzerine mücadeleci tekstil işçileri, eylemlerinin hedefine Türk yöneticileri ve Türk Büyükelçiliğini koymaya hazırlanıyorlar. Bölgede, 7 si grevde olmak üzere 20 fabrika var. Grevci işçiler başta olmak üzere bölgenin tüm işçileri ortak bir kararla Mega işçilerine yapılacak bir saldırıya anında cevap vermek için fabrikanın yakınında nöbet tutuyorlar işçisi bulunan Alkan Tekstil in yanı sıra Ahram ve Nil Tekstil işçileri de Mega Tekstil işçileriyle dayanışma içindeler. Bağımsız Al-Sadat Sendikası Başkanı Saad Şaban yaşananlar karşısında şöyle diyor: Mega Tekstil in Türk yöneticileri kendi işçilerine karşı yasadışı ve gayrı meşru yöntemler kullanıyorlar. Özel bir işletme olmanın, kendilerine sendikalı olanlar dâhil tüm işçileri işten atma hakkı verdiğini zannediyorlar. Mısır yasalarına göre sendikalı işçiler işten atılamaz. Şirket yönetiminin işçilerin haklarını vermemek için İşgücü Bakanlığı ile tarihleri önceden belirlenmiş randevularına bile gitmekten kaçındığını anlatan Şaban şunları ekliyor: Yapılmış anlaşmalara ve verilmiş sözlere hiç saygıları yok. Önceden kararlaştırılmış son üç toplantıya da katılmadılar. Mega Tekstil işçilerinin 25 Ocaktan önce başlattıkları eylemler Mübarek in devrilmesiyle ivme kazandı. Fabrikanın 5 yıldan kısa bir geçmişi var. Bu kısa süre içinde 800 genç Mega Tekstil işçisi tam 10 kez grev veya direniş hayata geçirdi. Bu grevler sırasında Türk yönetim fabrikaya yabancı işçi sokmaya çalıştı. Silahlı korumalar getirtti. İşçilerin çoğu baskıcı yönetim tarafından işten atıldılar, ancak işçiler pes etmediler ve mücadelelerine devam ediyorlar. Çin Şenzen bölgesinde bulunan ve 400 kadının çalıştığı Top Form iç çamaşırı fabrikasında işçiler greve gitti. Bir yöneticinin, kadın işçilerden birine kendini çatıdan at ve cehenneme git diye bağırması bir anda fabrikada üretimin durmasına yol açtı. Müdürlerin tutumunu protesto eden kadın işçiler, daha sonra baskıların son bulması ve ücretlerin yükseltilmesi için eylemlerine devam ettiler. 5 günlük bir grev yaptılar. Fabrika yönetimi işçilerin taleplerini kabul ettiğini açıkladı. Bunun üzerine işçiler işbaşı yaptılar. Aynı bölgede yüzlerce fabrika var. Bölgedeki işçiler aylardır düşük ücretlere ve kötü çalışma ko- 15

16 şullarına karşı mücadele ediyor. İşçilerin isyanının büyümesinden korkan hükümet, Nisan ayında asgari ücreti 1100 Yuan dan 1320 Yuan a çıkarmak zorunda kalmıştı. Bu küçük zamma bile patronlar tepki göstermiş ve fabrikalarını daha ucuz işgücü çalıştırabilecekleri Vietnam gibi ülkelere taşıma planlarını hızlandırmışlardı. Buna rağmen geçtiğimiz ay içinde yaklaşık 17 bin işçi greve gitti. Nike ve Adidas gibi markalara ayakkabı üreten 7000 işçi, Pepsi dolum fabrikalarında çalışan 2000 işçi, Jingmo Elektronik fabrikasında dünyanın en büyük bilişim şirketlerine bilgisayar parçaları üreten 1000 işçi grevlerini yürüyüş ve protestolarla, kitlesel mitinglerle ileriye taşıdılar. Zimbabwe Zimbabwe'deki şantiyelerinde binlerce işçi çalıştıran Çin şirketleri, Zimbabwe Yapı ve Ticaret İşçileri Sendikası tarafından sıkı denetime alındı. Çin firmalarının işçileri son derece kötü koşullarda çalıştırması, işçi güvenliği önlemlerini almaması, iş kıyafetleri vermemesi işçilerin canına tak etmiş durumda. Ama baskılar bununla da sınırlı değil. Şirket yöneticileri, işçilere çalıntı inşaat malzemeleri veriyor ve bunları satmalarını istiyor. Satılan malzemelerin parasını kendilerine getirmelerini istiyorlar. Böylelikle işçilerin sırtından kazandıkları para kat be kat artıyor. Sagecoa firmasının şantiyelerini denetleyen ve firma yetkilileriyle görüşme talep eden sendika hiçbir yetkiliyle görüşemedi. Bunun üzerine sendika, görüşme isteği kabul edilene kadar işçilere iş bırakma çağrısında bulundu. Endonezya Geçen sayımızda, Endonezya altın madeni ocaklarındaki grevle ilgili haber yayınlamıştık. Dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden biri olan Freeport McMoRan ın Endonezya daki ocaklarında çalışan yaklaşık 8000 işçi 3 aydır grevlerini sürdürüyor. Endonezya nın Papua Yeni Gine sınırında ve denizden 4000 metre yükseklikteki dağlarda bulunan altın ve bakır madenlerinde süren grev, hem hükümeti hem de Amerikalı Freeport şirketini rahatsız ediyor. Grevi kırmaya çalışan şirket, işi grevci işçilere kurşun sıkmaya kadar götürdü. Can güvenlikleri olmadığını söyleyen işçiler, bu nedenle evlerine de gitmiyor. Bu güne kadar 4 grevci işçi öldürüldü. Ücretleri yükseltmeye yanaşmayan şirketin, işçileri bastırması için polise rüşvet olarak yedirdiği paranın 79 milyon doları aştığı söyleniyor. Şirketin beslediği Endonezya polisi gazetecilerin bölgeye girişini de engelliyor. İşçiler, madenlere grev kırıcıların girişini engellemek için yollara barikat kurarken, şirket yönetimi ise sabotajlarına devam ediyor. Eylülde başlayan grev, işçilerin taleplerinin dikkate alınmaması ve işçilere şiddet kullanılması nedeniyle giderek güçlenerek gelişiyor. İngiltere de hayat durdu Bir zamanların Güneş Batmayan ülkesi olan İngiltere tarihinin en büyük 2. grevini yaşadı. "Koordineli grev" sebebiyle bir günlüğüne hayatın durduğu İngiltere de okullar, hastaneler, gümrük daireleri, adliyeler, toplu taşıma araçları ve devlet daireleri boşaldı. İngiltere de ülke tarihinin en büyük 2. grevine 33 sendika destek verirken, iş bırakan 18 bin sınır güvenliği memuru nedeniyle havaalanlarında büyük aksamalar yaşandı. Hastaneler, belediye hizmetleri ve okullar, grevden etkilenen kurumların başında geliyor. Hastanelerin acil servis ve kemoterapi bölümleri hariç diğer bölümlerde sağlık görevlileri de greve katıldı. İngiltere de 400 bin sağlık personelinin greve destek verdiği ve 60 bin acil olmayan operasyon ve muayene randevusunun ertelendiği açıklandı. İngiltere de devlet okulları ve üniversiteleri dahil eğitim kurumlarının yüzde 60 ının kapalı, yüzde 13 ünün de yarı kapalı olduğu açıklandı. İskoçya da ise 2700 okuldan sadece 30 tanesinin açık olduğu bildirildi. Waterloo Köprüsü dahil çok sayıda yol göstericiler tarafından trafiğe kapatıldı. Kuzey İrlanda da da otobüs ve trenlerin hizmet vermiyor. Ülkenin en büyük iki havaalanından yapılan uçuşlardaki aksamalardan dolayı Türk Hava Yolları, İngiltere ye uçacak uçaklarda gecikmeler olabileceği konusunda uyardı. Sendikalar, Birleşik Krallık bölgesinde toplam 2 milyon kamu emekçisinin greve katıldığını açıkladı. İskoçya da yaklaşık 300 bin kamu personelinin; Galler de 170 bin işçinin greve katıldığını açıkladı. İngiltere başbakanı David Cameron ise, grevlerin herhangi bir kazanım elde etmeyeceğini iddia ederken, sendikalara daha fazla görüşme yapılması için baskı yapıyor. Göçmen Servisleri Sendikası ndan Lucy Moreton, Üyelerimiz başka seçeneklerinin kalmadığını hissetti. Bu hizmet sektöründe olduğumuz 30 yıl içinde ilk kez oluyor dedi. Hükümetin planladığı yeni düzenlemeyle emeklilik yaşını 68 e çıkarmak istemesi, emeklilik primlerinin artırması, emekli olduktan sonra emeklilik maaşlarını düşürmesine karşı çıkan işçiler, iş güvencesi ve ücret artışı taleplerini de dile getirdiler. İngiltere, tarihinin en büyük ikinci grevinin yaşanmasına neden olan şey, İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, sonbahar ekonomik paketini açıklaması idi. Osborne, önümüzdeki 5 yıl içinde kamu emekçilerine zam yapılmayacağını belirtirken, 2017 yılına kadar 710 bin kamu emekçisinin işten çıkarılacağını söyledi. Avro kirizi ve enflasyon oranlarının yükselmesinin ülkedeki ekonomik krizi daha da derinleştirdiğine dikkat çeken İngiliz Maliye Bakanı, bu yılki büyüme tahmin oranının yüzde 1,7 den yüzde 0,9 a indirildiğini, gelecek yıl ise bu oranın yüzde 0,7 ye düşürüldüğünü kaydetti. Osborne un 8 ay önce yaptığı bildiride 2012 büyüme oranının yüzde 2,5 olacağı ve işten çıkarılacak kamu emekçisi sayısı 400 bin olarak açıklanmıştı. Osborne en az 6 yıl daha ekonomik tedbirlere devam edileceğini bildirirken, Bütçe Düzenleme Kurulu (OBR) da avro krizinin aşılmaması halinde ülkedeki ekonomik durumun daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu. Öte yandan Osborbe, gelecek yıl toplam 210 bin kişinin daha işine son verilebileceğine ve bunun işsizlik oranlarını yüzde 8,7 ye yükselteceğine dikkat çekti Yeni Dünya İçin ÇAĞRI Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Aziz Özer Yönetim Yeri ve Adresi: Fatih Mah. Bahçeyolu Cad. Ülbeği İş Merkezi No: 9 Kat: 4 Esenyurt - İstanbul Tel/Fax: (0212) web: YDİ ÇAĞRI Sayı 154 nin İşçi Özel Sayısı Aralık 2011 Fiyatı: Türkiye: 1,00 TL Türkiye Dışı: 1,00 Avro Baskı: Berdan Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. C Blok No: Topkapı/İstanbul Tel: (0212) Yayın Türü: Yerel Süreli

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

MEMUR-SEN KONFEDERASYONU SAĞLIK-SEN AKDENİZ GAZETESİ

MEMUR-SEN KONFEDERASYONU SAĞLIK-SEN AKDENİZ GAZETESİ SAYI : KONU : Gazete İlanı../.. 2014 AKDENİZ GAZETESİ Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikamızın () Osmaniye şubesi 3 Olağan Şube Genel Kurul Toplantısı çoğunluk sağlandığı takdirde 28/09/2014tarihinde

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02.

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Amaç ve kapsam Madde 2 Dayanak Madde 3 Tanımlar İkinci Bölüm - Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.6.2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ 2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ Madde 1. Amaç: Bu yönetmelik, Birleşik Metal İşçileri Sendikası nın merkez ve şubelerinde faaliyet

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

TÜRK TOPLU İŞ HUKUKUNDA YENİ GELİŞMELER MERKEZ VE ŞUBE YÖNETİCİLERİ EĞİTİMİ,HARB-İŞ YALOVA -2012. DOÇ.DR. İBRAHİM AYDINLI

TÜRK TOPLU İŞ HUKUKUNDA YENİ GELİŞMELER MERKEZ VE ŞUBE YÖNETİCİLERİ EĞİTİMİ,HARB-İŞ YALOVA -2012. DOÇ.DR. İBRAHİM AYDINLI TÜRK TOPLU İŞ HUKUKUNDA YENİ GELİŞMELER MERKEZ VE ŞUBE YÖNETİCİLERİ EĞİTİMİ,HARB-İŞ YALOVA -2012. DOÇ.DR. İBRAHİM AYDINLI 18.10.2012 Tarihli 6356 sayılı SENDİKALAR VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ KANUNUNDA GETİRİLEN

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği. www.irisakademi.com

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği. www.irisakademi.com Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği www.irisakademi.com Resmi Gazete Tarihi:05.02.2013 Resmi Gazete Sayısı:28550 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU 12265 İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU Kanun Numarası : 6570 Kabul Tarihi : 20/11/2014 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 29/11/2014 Sayı : 29190 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 55 Amaç ve kapsam MADDE

Detaylı

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL Tel: 0216 492 0504, 0216 532 7545 Faks: 0216 532 7545 freex@superonline.com www.antenna-tr.org "Düşünce Özgürlüğü için 5. İstanbul

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Katılımcılar Nüfusu 25bin ve Üstü Belediyelerin İlgili Personeli. 10.30-11.15 İnsan Kaynakları Yönetimi. 09.15-09.30 Açılış 09.30 10.

Katılımcılar Nüfusu 25bin ve Üstü Belediyelerin İlgili Personeli. 10.30-11.15 İnsan Kaynakları Yönetimi. 09.15-09.30 Açılış 09.30 10. T.C. TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ Belediye Akademisi İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ Katılımcılar Nüfusu 25bin ve Üstü Belediyelerin İlgili Personeli Konu İnsan Kaynakları Yönetimi Tarih

Detaylı

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ 2013-2014 ADLİ YILINDA TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ NİN AVUKATLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARINDAN BAZI BAŞLIKLAR Eylül 2014 ANKARA Hastalıkta, Yaşlılıkta, Cezaevinde, Cenazede Her Yerde Avukatın

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Ocak - Şubat 2013 22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Açılış konuşmasının devamında Şube Yönetim Kurulu Sekreterimiz Alişan Çalcalı tarafından Şube etkinlikleri ve çalışmalarına

Detaylı

Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!..

Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!.. 17. Merkez Genel Kurulumuz: Birleşik Metal-İş Şubat 200811 Daha güçlü bir Birleşik Metal-İş için İleri!.. 14-15-16 Aralık 2007 tarihinde yapılan 17. Merkez Genel Kurulumuz, başarıyla sonuçlandı. Sendikamızın

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

KÜRESEL İŞ BAŞINDA EĞİTİM AĞI (GAN) TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ VE UYGULAMA PROTOKOLÜ

KÜRESEL İŞ BAŞINDA EĞİTİM AĞI (GAN) TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ VE UYGULAMA PROTOKOLÜ KÜRESEL İŞ BAŞINDA EĞİTİM AĞI (GAN) TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ VE UYGULAMA PROTOKOLÜ 13.05.2015 KÜRESEL İŞ BAŞINDA EĞİTİM AĞI (GAN) TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ VE UYGULAMA PROTOKOLÜ GAN TÜRKİYE Madde 1 Küresel İşbaşında

Detaylı

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 4. Olağan Genel Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) Süleyman Soylu nun ev

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

TED İZMİR İLKOKULU ve ORTAOKULU OKUL MECLİSİ SEÇİMİ

TED İZMİR İLKOKULU ve ORTAOKULU OKUL MECLİSİ SEÇİMİ TED İZMİR İLKOKULU ve ORTAOKULU OKUL MECLİSİ SEÇİMİ Seçim, Tanıtım Serbestliği ve Süresi Sandık Kurulunun Oluşumu Okul - 20 Ekim 2014 Öğretmenler kurulunca seçilen bir öğretmenin başkanlığında öğrencilerden

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE MALİ ÇALIŞMALARIMIZ. Mali Sekreterlik. Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Mart 2008 - Mart 2011 Şube Çalışma Raporu

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE MALİ ÇALIŞMALARIMIZ. Mali Sekreterlik. Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Mart 2008 - Mart 2011 Şube Çalışma Raporu EĞİTİM SEN MALİ ÇALIŞMALARIMIZ 91 MALİ SEKRETERLİK RAPORU VE BİLANÇOLAR çalışmalarımız Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının genel amaç ve ilkeleri doğrultusunda, 4688 sayılı yasaya, tüzük hükümleri

Detaylı

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma,

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Hakkında Danıştay 11.Daire nin Esas No 2013/1812 Sayılı Kararı ve Yürütmeyi Durdurma Kararına

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Cevdet İlhan Günay 2. Doğum Tarihi: 0 Nisan 1951. Ünvanı: Profesör Dr.. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Hukuk Ankara Üniversitesi 1972 Y. Hukuk Ankara Üniversitesi

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Gülnar İlçesi Bozağaç Köy ünde yapılan Kültür ve Dayanışma

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Cevdet İlhan Günay 2. Doğum Tarihi: 0 Nisan 1951. Ünvanı: Profesör Dr.. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Hukuk Ankara Üniversitesi 1972 Y. Hukuk Ankara Üniversitesi

Detaylı

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ GENÇ GİRİŞİMCİLER KULÜBÜ TÜZÜĞÜ MADDE 1-DAYANAK:

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ GENÇ GİRİŞİMCİLER KULÜBÜ TÜZÜĞÜ MADDE 1-DAYANAK: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ GENÇ GİRİŞİMCİLER KULÜBÜ TÜZÜĞÜ MADDE 1-DAYANAK: Bu tüzük Karabük Üniversitesi Senatosunun 15.01.2009 tarih ve 2009/02 sayılı kararıyla kabul edilen Öğrenci Kulüpleri Kuruluş ve işleyiş

Detaylı

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Genel-İş Emek Araştırma Dergisi, 2005/1 105 BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Hülya Yeşilgöz Bilindiği gibi, küreselleşme sürecinin bir sonucu olan

Detaylı

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı Mütevelli Heyet Genel Kurul Toplantısı

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı Mütevelli Heyet Genel Kurul Toplantısı Beyaz Nokta Gelişim Vakfı Mütevelli Heyet Genel Kurul Toplantısı Beyaz Nokta Gelişim Vakfı 14. Mütevelli Heyet Genel Kurul Toplantısı yapıldı. Vakfın 2007 yılı faaliyetlerine ilişkin, 23/04/2007 tarihinde

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

Yüzbinlerce taşeron işçisi kamuda istihdam edilecek. Taşeron işçilere kadro verilmesine ilişkin yapılan açıklamalar ve detaylar...

Yüzbinlerce taşeron işçisi kamuda istihdam edilecek. Taşeron işçilere kadro verilmesine ilişkin yapılan açıklamalar ve detaylar... Yüzbinlerce taşeron işçisi kamuda istihdam edilecek. Taşeron işçilere kadro verilmesine ilişkin yapılan açıklamalar ve detaylar... Taşeron işçilerin kadroya alınması sürecinde neler yaşanacak? Taşeron

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç İŞÇİ ÜCRETLERİNDEN CEZA OLARAK KESİLEN PARALARI KULLANMAYA YETKİLİ KURULUN TEŞEKKÜLÜ VE CALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (05.03.2004 tarihli ve 25393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.) BİRİNCİ

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI

SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI Portal Adres SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI : www.bugunbugece.com İçeriği : Kültür/Sanat Tarih : 06.04.2015 : http://www.bugunbugece.com/git-gor/sesin-yolculugu-8-genc-besteciler-senligi 1/2

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

Şube Günlüğü. TMMOB - EMO Diyarbakır Şubesi Haber Bülteni

Şube Günlüğü. TMMOB - EMO Diyarbakır Şubesi Haber Bülteni 1 2 3 4 5 01 Eylül 2010 tarihinde, Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır girişiminin 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kurduğu barış çadırına Diyarbakır İKK tarafından gerçekleştirilen ziyarete Şube Yönetim

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ 1. 2014 Türkiye Kitap Pazarı İstatistikleri Açıklandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ve Yayımcı Meslek

Detaylı

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Cumhuriyet Dönemi 1936 1967 1971 3008 sayılı yasa 931 sayılı yasa anayasa mahkemesi 1475 sayılı kanun İSİG kurulları kuruluyor v ve 16 yaşın altındakiler ağır ve tehlikeli işlerde

Detaylı

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13 KARAR NUMARASI : 13 AYDOĞDU, Belediye Meclisi 5393 Sayılı Belediye Kanunun 20. maddesi uyarınca 2014 yılı Mayıs ayı toplantısı için Belediye Hizmet binası, Başkanlık odasında toplandı. Toplantı başında

Detaylı

KURUM İDARİ KURULLARI, YÜKSEK İDARİ KURUL, KAMU İŞVEREN KURULU VE UZLAŞTIRMA KURULUNUN TEŞKİLİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

KURUM İDARİ KURULLARI, YÜKSEK İDARİ KURUL, KAMU İŞVEREN KURULU VE UZLAŞTIRMA KURULUNUN TEŞKİLİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: KURUM İDARİ KURULLARI, YÜKSEK İDARİ KURUL, KAMU İŞVEREN KURULU VE UZLAŞTIRMA KURULUNUN TEŞKİLİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK Dayandığı Kanun

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

YENİ DERNEKLER KANUNU

YENİ DERNEKLER KANUNU makaleler Şerafettin GÖKALP YENİ DERNEKLER KANUNU Av. Şerafettin GÖKALP * Sivil toplum kuruluşları içinde önemli bir yer tutan derneklerin kuruluş yapısı ve denetimine dair yasal düzenlemeler o ülkenin

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI

BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI BÖLÜM 13. BASIN BİRİMİ ÇALIŞMALARI Oda Basın Birimi çalışmaları, etkinlikler, raporlar, meslek ve uzmanlık alanlarımızla ilgili konular ve güncel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi basın ve kamuoyunun bilgisine

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Genel-İş Sendikası İstanbul 3 Numaralı Şube (Şişli) Başkanı Savaş Doğan Şişli Belediyesi Önünde Oturma Eylemine Başladı

Genel-İş Sendikası İstanbul 3 Numaralı Şube (Şişli) Başkanı Savaş Doğan Şişli Belediyesi Önünde Oturma Eylemine Başladı Genel-İş Sendikası İstanbul 3 Numaralı Şube (Şişli) Başkanı Savaş Doğan Şişli Belediyesi Önünde Oturma Eylemine Başladı Genel-İş Sendikası maalesef sınıf sendikacılığının, işçi sendikacılığının nasıl yapılmayacağının

Detaylı

MART 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin İl ve Merkez İlçeler Gençlik Kolları Başkanları

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008

SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008 SİRKÜLER NO: POZ - 2008 / 53 İSTANBUL, 08.07.2008 01.07.2008 Tarihinden İtibaren, İşverenlerin 50 veya Daha Fazla İşçi Çalıştırdıkları İş Yerlerinde Çalıştırmaları Gereken Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör

Detaylı