1 MAYIS TA SOKAĞA SONRA DAHA FAZLA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "1 MAYIS TA SOKAĞA SONRA DAHA FAZLA"

Transkript

1 1

2 1 MAYIS TA SOKAĞA SONRA DAHA FAZLA 1 Mayıs günlerindeyiz. AKP ve yandaş medya 1 Mayıs a yönelik provokasyonlarına başladı. AKP güdümündeki medya kanallarında bir süredir özelliklede Birleşik HAZİRAN Hareketi ne yönelik sistematik bir saldırı içerisinde. 2 Geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesinde Bakanlar Kurulu nun Saray a sunduğu seçim güvenliğine ilişkin belge yer aldı. Bu belgede, seçime yönelik tehditlerden birisi olarak da Birleşik HAZİRAN Hareketi yer aldı.

3 alan haberler AKP nin hazırlıklarının ip uçlarını veriyor. AKP kendisine karşı provokasyon yapılacağı iddiası altında, şimdiden kendi yapacaklarına zemin oluşturuyor. Bu tür haberler farklı bağlamlarda son dönemde oldukça yaygınlaştı. 1 Mayıs ta ve sonrasında AKP nin yaşadığı güç kaybını engelleyerek, seçimlere müdahale edebilme imkanları yaratacak şekilde kirli oyunlar tezgahlayabilir. Sonuçta, attırırım 3-5 bomba diyen birisinin MİT Başkanı olduğu bir iktidardan söz ediyoruz. AKP nin bu kontr yönelimleri karşısında ve baskıları karşısında halk muhalefetinin demokratik ve meşru bir direnme çizgisi ile yapılacak hamlelere doğru yanıtlar vermesi gerekiyor. Önümüzdeki dönem bu anlamda, daha kaotik gelişmeleri ve bunun içindeki karmaşayı gören bir politik akılla sürdürülmeli. *** Birleşik HAZİRAN Hareketi, bu anlamda da öne çıkıyor. Bugün ülkemizde sol bir muhalefet damarının gelişme ve güçlenme zemininin HAZİRAN da parladığı görülüyor. HAZİRAN, henüz bir halk hareketine dönüşememiş olsa da halk hareketinin zeminlerini oluşturmaya başladı. 1 Mayıs öncesindeki eylemliliği de bunu gösteriyor. Bu haberin ardından, yandaş basında HAZİRAN a yönelik saldırılar 1 Mayıs üzerinden yoğunlaştırıldı. Vahdet gazetesinde yer alan haberde, acemi provokatörler Haziran ın Beatles afişini liselilere benzetti. Sosyal medyada alay konusu olan bu durum, aslında ne denli gözlerini karartarak tüm demokratik muhalefet kanallarına saldırı içinde olduklarının bir ifadesinden başka bir şey değil. *** AKP, tüm demokratik siyaset kanallarını kapatmaya çalışırken, seçim öncesi ve sonrasına yönelik provokasyon hazırlıkları içerisinde. Artık belli merkezlerde toplanarak, çağrı yapan bir sol yerine giderek çok merkeze yayılan ve halklaşan bir dinamik olarak gelişen HAZİRAN bu yönleriyle iktidarda rahatsızlık yaratıyor. 1 Mayıs ta TAKSİM özelinde AKP nin uygulayacağı şiddete karşı mücadele, HAZİRAN ın bu yaygın direnme anlayışı doğrultusunda direnişi çok merkeze yayarak gerçekleştirilebilir. Evet, önümüzdeki dönemde ülkenin her yerine hızla yayılarak halk içerisinde köklü bağlar geliştirmeye odaklanan birleşik bir direnme hareketi ile bu her yanı çürüyen AKP rejiminden kurtulmak mümkün olabilir. Şimdi 1 Mayıs ta Sokağa...Ve Sonra Daha Fazla... Gerek Bakanlar Kurulu nda gerekse de yandaş basında yer 3

4 NESTLE IŞÇISI DIRENIYOR ANCAK VAZGEÇTIĞINIZDE YENILIRSINIZ Söyleşi: SAMET ARSLAN Hava yağışlı. 30 kişilik bir çadır. Kaynayan çaylar, nar gibi ateşli soba. Çadırın sağ tarafında Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz ve Kaybettiğinizde Değil Vazgeçtiğinizde Yenilirsiniz pankartları asılıydı. Açlık grevindeki işçiler Sabahattin Ali okuyordu. İşçilerin gözlerinden kararlılıkları okunuyordu. Açlık grevinde üç işçi grevi diğer üç arkadaşına devretti. Genç işçi duygu seline kapılarak gözyaşlarını tutamadı ve ağladı içeriye girerken. Vardiyaya girerken servislerin içerisinden diğer işçi arkadaşlar mücadeleye el sallıyorlardı. İçeride çalışan işçiler vardiya aralarında direnişteki işçileri ziyarete geliyorlar. Suat Karlıkaya (Tek Gıda-İş Örgütlenme Sekreteri): Arkadaşlarımızın başına gelen olayı iyi anlatmak istiyoruz, çünkü ülkemizde sık sık karşılaştığımız bir duruma karşı direniyorlar. Bu fabrikada yetkili olan Öz Gıda-İş sendikasının Nestle yönetimi ile toplu iş sözleşmesi döneminde buradaki işçiler daha fazla zam alabilmek için, sendikaya ültimatom verdikleri için, biz bizi satacak hiçbir imzayı kabul etmiyoruz dedikleri için işten çıkarıldılar ve 297 gündür

5 direniyorlar. Bugün yirmi üç arkadaşımız Nestle firmasının dokuz arkadaşımızı işbaşı yaptırabiliriz demesine rağmen Biz dokuz kişi işe girmiyoruz. Diğer on dört arkadaşımızda işbaşı yaptırılmazsa biz burada mücadeleye devam ediyoruz demeleri ve mücadelelerindeki kararlılığı göstermeleri önemli bir vurgudur. Bu mücadele Nestle yönetimine sizlerin toplumsal baskılarıyla beraber devam edecektir. Bu insanlar bu fabrikada işbaşı yaptığı gün; bu ülkede emek kazanacak, bu ülkede çocuklarımız kazanacak ve bu ülkenin geleceği kazanacaktır. Şimdi hava yağmurlu üç arkadaşımız üç gündür sıvı harici hiçbir gıda maddesi almadan bu çadırda bekliyorlar. Bugün başka üç arkadaşımız bu arkadaşlarımızın yerine Pazar günü saat e kadar açlık grevine girecek. Pazar günü de bir değişim daha olacak ve Çarşamba günü saat de kimse içeriden çıkmayacak. Dışarıda ki bütün arkadaşlarımız ile içeri gireceğiz ve süresiz açlık grevlerimize başlayacağız. Bu sebepten dolayı basın huzurunda bir çağrı yapıyoruz Nestle yönetimi bu arkadaşlarımızın sorunlarını bir an önce çözecek, çözmek zorundadır. Bu arkadaşlar şunu söylüyor; bizi işten çıkarılırken 25/2 den kıdemsiz ihbarsız tazminatsız kimse bize sormadı, ama içeriye girip girmemek bizim kendi rızamızla olacaktır. Bizim alnımıza çizilen kara leke, onurumuz, gururumuz ancak bu şekilde temizlenir. Parayla bizim temizlenecek onurumuz yok diyor arkadaşlarımız. YALNIZCA İŞİMİZİ İSTİYORUZ Serkan YÜCEL Mahkemeler doğruladı; sendikal sebeplerden atıldığımız ve rekor tazminatlar kazandığımız. Bizler işverenimizden sadece işe geri alınmamızı istiyoruz. Çünkü bu bir hataydı. Onlar da zaten hatayı gördüler. Hem FABRİKA müdürü hem İstanbul Personel Müdürü nü görevden ayırdılar. Bizler sadece işimizi istiyoruz. İşimizi alana kadar bu mücadeleye devam edeceğiz. Dokuz arkadaşımız işe girmeye hakları olmasına rağmen işe girmediler, geri kalan arkadaşlarımız çok yüksek miktarlarda tazminat almalarına rağmen kabul etmediler. Çünkü Ya hep beraber, ya hiçbirimiz dedik. Sonuna kadar bu şekilde devam etmeyi düşünüyoruz. DİRENİŞİMİZDE 297.GÜN Erol ŞAŞI 297 gündür direnişe devam etmekteyiz. Yerel yöneticilerin yaptığı hata Nestle yönetimini kapsamamaktadır. Nestle yönetimi büyük bir camiadır. Eskiden çalışan arkadaşlarımız bilir. Nestle yönetiminden bu hatayı düzeltmesini bekliyoruz. 25/2 maddesinden çıkarılmayı hak etmedik sözleşme süresinde. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Onların ne dediği değil, bizim ne dediğimiz geçerlidir. Birbirimizi asla bırakmayacağız, satmayacağız herkes böyle bilsin. Bölüneceğimizi düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Bölecek tekliflerle gelmesinler. Bizim istediğimiz belli hepimiz işimizi geri istiyoruz. Bu son aşamadır. On aydır zaten eylemler yapıyoruz. Yaptığımız eylemler ortada; ciddi eylemler. Artık bu son aşamaya geldiği için bilindiği üzere açlık grevi son süreçtir. Ve Çarşamba günü hepimiz süresiz açlık grevine gireceğiz. Söylediğimiz her şey gayet ciddidir. Bunu herkes böyle bilsin şakamız yok.

6 ONUR DİRENİŞİ LEVENT TOSUN Bugün 297. Gün Nestle direnişimizin (Pazartesi) çadırımızı kurduk (Pazartesi) saat: de dönüşümlü açlık grevimize başladık. Bu elimizden bir şey gelmediğinin son noktası. Artık bundan sonrası yok. Bundan sonra ya çadırımızı toplayıp içeri gireceğiz ya da bu çadır mücadelemiz devam edene kadar burada kalacak. Bizim maddi olarak hiçbir talebimiz yok. Bizim onur kırıcı madde olan 25/2 den atıldığımız iş yerimize tekrar işe alınmamız ve onur kırıcı şeyin silinmesini istiyoruz. Tekrar işimize ve arkadaşlarımıza kavuşmayı istiyoruz. Yirmi sekiz işçi çıkarılmıştı ve beş arkadaşımız bırakmak zorunda kaldı. Yirmi üç kişi kaldık. Bu yirmi üç kişiden de dokuzunun işe geri alınması kabul edildi. Geri kalan on dördüne Bütün yasal haklarını tazminatını veririz dedi Nestle. Fakat Neden dokuz? diye sorduğumuzda hiçbir cevap veremiyorlar. Yani Bu dokuzunun diğer on dört kişiden neyi fazla? diye sorduğumuzda bir geri dönüş yok. 6 Kanunlar ve mahkemeler karşısında suçsuzluğumuz kabul edildi. Dava şuanda temyize gitti. Temyizden de bizim lehimize dönecek umarım. Biz Nestle yönetiminin uyguladığı ayrımcılığı kabul etmedik. Ya hepimiz içeri gireriz ya da hepimiz burada sonuna kadar direnmeye devam ederiz dedik.

7 NÜKLEER ANLAŞMA BU DAHA BAŞLANGIÇ İBRAHİM VARLI İran ile 5+1 ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya ve Almanya arasında imzalanan nükleer anlaşma sürpriz değildi. İsviçre nin Lozan kentinde sürdürülen zorlu müzakereler sonrasında beklenen bir gelişmeydi. Tarafların masadan kalkma lüksü yoktu. Niyeti de. Bunun en önemli nedeni nükleer krizin artık her iki cephe açısından da sürdürülemez duruma gelmiş olmasıydı. Lozan mutabakatı önemli bir eşik olsa da henüz hiçbir şey bitmiş değil. İran ve 5+1 ülkeleri arasında varılan siyasi çerçeve anlaşması, tüm şartlar yerine getirilirse 30 Haziran da nihai anlaşmaya evirilecek. 2 Nisan da açıklanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı uyarınca, Tahran, nükleer programından çok büyük oranda feragat edecek. Karşılığında Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD yaptırımları aşamalı kalkacak. *** Çerçeve anlaşma her iki cepheye de büyük kazanımlar sağlıyor. Anlaşma ile Tahran, iki binli yılların başlarında başladığı yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme faaliyetleri yüzünden başına açılan belalardan kurtulma yolunda önemli bir eşiği geçti. Bunun yanında anlaşma 7

8 8 ağır ekonomik ve siyasi yaptırımların kıskacındaki ülkeyi uluslararası sisteme entegre edecek. Bu entegrasyon Ortadoğu ve Avrasya da yeni ittifakların doğmasını beraberinde getirebilir. Böylece Tahran, Afganistan dan Akdeniz kıyılarına, Hazar Denizi nden Basra Körfezi ne kadar uzanan hatta bölgenin en önemli oyuncularından biri durumuna gelecek. Ayrıca on yıl sonra anlaşma süresini doldurduğunda önemli bir nükleer altyapıya sahip olmaya devam edecek ve ekonomisini felce uğratan yaptırımların kaldırılmasıyla büyük bir nefes alacak. Ruhani yönetimi Washington öncülüğündeki Batı dünyası ile sorunlarını bir nebze de olsa giderme şansını yakalasa da esas kazanan ABD dan beri düşman olunan İran la kapıları açan nükleer anlaşmanın ABD ye hem jeostratejik hem de ekonomik getirisi olacak. İran, stratejik önceliğini Asya-Pasifik hattına kaydıran ABD emperyalizmi açısından bu bölgeye ulaşmanın anahtar ülkesi konumunda. Basra Körfezi ne hükmeden İran, Güneydoğu Asya ya açılan kapı görevini gördüğü gibi, ABD nin Güneybatı Asya daki kaldıracı ve Asya ya açılan kapısı olabilir.. İran denklemi çözülmeden Washington un bu bölgeye ulaşması zor. Artık tüm enerji yolları Tahran a çıkıyor. Petrol kartelleri ve küresel markalar uçsuz bucaksız İran pazarına akın edecek. *** Anlaşma taraflar arasında büyük memnuniyetle karşılansa da bundan rahatsız olanlar da yok değil. İran ın muhafazakârları, ABD nin neoconları, İsrail ve Suudi Arabistan bunların başında geliyor. Tel Aviv ve Riyad İran ın askeri ve ekonomik açıdan çökertilmesini beklerken, Tahran nükleer programını sürdürme ve ekonomik yaptırımlardan kurtulma imkânını elde etti. Her iki ülke de anlaşmanın sağlanmaması için ABD yönetimine yoğun baskı yaptı. İki ülke bundan sonra da nihai anlaşmanın sağlanmaması için ellerinden geleni ardına koymayacak. İran daki muhafazakârlar ise çok fazla taviz verildiğinden şikâyetçi. Nükleer yol haritası zorlu engebelerden oluşuyor. Tüm bu rahatsız çevreler nedeniyle nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip anlaşmanın ne zaman nerede patlayacağı meçhul. Bunu tarafların ve Obama sonrası ABD yönetiminin tavrı belirleyecek. İran ın nükleer programının bu kadar fırtınalar koparmasının arka planındaki saikler Tahran ın nükleer lige terfisinin önüne geçmek. Bugün nükleer silaha sahip sekiz ülke var. Bunlardan sadece beşi Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma ya (NPT) taraf: ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin. Söz konusu ülkeler, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi nin daimi üyeleri. Nükleer ligin diğer ülkeleri antlaşmayı onaylamayan Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore. İsrail in de nükleer bir güç olduğu herkesin malumu. Sorunun yanıtı şurada. Tüm kötücüllüğüne rağmen nükleer önemli bir caydırıcılık aracı ve de statü sembolü. Bu silaha sahip olanlar bir anlamda dokunulmazlığa erişiyor. İran ın nükleer silaha sahip olması; Brezilya, Mısır, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin nükleere yönelmesine neden olabilir. Brezilya, Suudi Arabistan ve Türkiye nin bu yönlü bir girişimde bulunduğu biliniyor. Güney Afrika geçmişte askıya aldığı nükleer çalışmalarını yeniden raftan indirebilir. Bütün korku da bundan kaynaklı. Nükleer ayrıcalığın bir başka ülkenin eline geçmemesi. Koparılan onca gürültünün arkasında bu kaygılar var.

9 EKONOMI BÜYÜMÜYOR IŞSIZLIK, YOKSULLUK BÜYÜYOR HAYRİ KAZANOĞLU Nisan ayı, IMF ve Dünya Bankası 6 aylık toplantılarının yapıldığı bir ay ve dünya ekonomisine ilişkin öngörüler, tahminler, istatistikler yayınlanıyor. Bizler, IMF-Dünya Bankasının Washington Uzlaşması denilen ideolojisini yıllardır çok şiddetle eleştiriyoruz; ama onları eleştirirken, bir taraftan da onların rakamlarını, öngörülerini göz ardı edemiyoruz. Son rakamlar bir kez daha şunu gösterdi: Dünya ekonomisi de girdiği kriz sürecini henüz atlatamadı. Önümüzdeki döneme ilişkin şu öngörü var: 2015 yılında dünya ekonomisinin yaklaşık 3.1 büyümesi bekleniyor, 2016 yılında yine olacak gibi düşünülüyor. Diğer bir yandan raporda önümüzdeki dönemde küresel kapitalizmin motor gücünün Asya olması öngörülüyor. Çin de büyüme belli ölçüde yavaş yavaş ritmini yitirse de, hâlâ yüzde 7 nin üzerinde kalmaya devam ediyor ve yüzde 7.8, 7.6, 7.4 lük büyüme rakamları öngörülüyor. Dünyanın en hızlı büyüyen, bir anlamda yabancı sermaye için çekim merkezi olan ülkesi ise Hindistan olarak duruyor. Türkiye ye ilişkin de aslında belki hak ettiğinden daha hayırhah, daha iyimser tahminlerde bulunulmuş; ama bunlar dahi Türkiye ekonomisini kurtarmaya yetmiyor. Bilindiği gibi Türkiye ekonomisi, 2014 yılını yüzde 2.9 luk bir büyümeyle kapattı için 9

10 10 yüzde 3.1, 2016 için yüzde 3.3 lük bir büyüme öngörülüyor. Böyle olsa dahi Türkiye nin aralığındaki 5 yıllık döneminin ortalama büyümesi yüzde 3 olacak. Yani AKP Hükümetinin övündüğü yüzde 5 in üzerinde büyüme hızları bir daha kolay kolay elde edilemeyecek. Bir kere ekonominin büyüdüğü yıllarda dahi Türkiye, işsizliği bir türlü düşürememişti. AKP, aslında insanlarda ciddi bir yanılsama yaratıyor, yani ekonomini çok kötü olduğu bir dönemde dümene geçmiş ve ekonomiyi düzlüğe çıkartmış gibi. Halbuki, AKP nin hükümete geldiği 3 Kasım 2002 de işsizlik rakamı yüzde 7.2 ydi. Ondan sonra geçici olarak biraz altına düşmekle birlikte, hep bu rakamın üzerinde seyretti yılını da yüzde 9.9 luk bir ortalamayla kapattı Aralık ayı sonu itibarıyla işsizlik yüzde 10.9 du. IMF tahminlerinde işsizlik da da yüzde 11.2 ve 11.6 olarak öngörülüyor. Tabii ki, bunun daha detaylarına inebiliriz; ama bilindiği gibi, gençler arasında işsizlik Türkiye de daha yüksek, yüzde 20 nin üzerinde. OECD nin son dönemlerde temel aldığı bir ölçüt var; yaş arasındaki gençlerden hem üretim sürecinde bir yeri olmayan, istihdamı olmayan, hem de okumayanların oranı. Türkiye de bu oran yüzde 30 u aştı ki OECD ülkeleri içerisinde yüzde 30 oranını zorlayan tek ülke. Bu, aslında sadece gençler açısından değil, toplumun geneli açısından bir geleceksizliğe işaret ediyor. Çünkü genç insanlar, yani geleceğin işgücünü oluşturabilecek beyinler ne okuyor, ne çalışıyor. Zira, bu yüzde 30 rakamı dahi belki de tam gerçeği ifade etmiyor. Nedeni de şu: Türkiye de bir iş bulamayan, eğitim kurumları içerisinde de istediği yere yerleşemeyen, Açık Öğretim öğrencisi milyonlarca insan var. Bunlar hem okullarını bitiremiyorlar, hem de diplomalarını aldıkları zaman bir istihdam kapısı onlara açılmıyor. Bildiğiniz gibi, genellikle bu diplomalar, zaten bir işiniz varsa, özellikle kamuda çalışıyorsanız size bir sırçama olanağı tanıyor. Yeni bir krizin patlak vermesinin objektif şartları var olmaya devam ediyor. Biliyorsunuz, krizler konjonktürel olabilir; yani basit yöntemlerle, örneğin maliye politikalarıyla bütçe açıklarını arttırmak, faizleri indirip yatırımları teşvik etme yoluyla yani kendi mekanizmalarıyla sistem krizini aşabilir. Bu krizin böyle bir kriz olmadığı ortaya çıktı den başlayarak, hiçbir şekilde hızlı bir büyümenin, istihdamın ve üretimin arttığı bir sürece geçilemedi. Şu anda ne kapitalizm kendi içerisinde yeni bir düzenlemeyle krizini aşabildi, ne de Yunanistan da Syriza; İspanya da Podemos, Öfkeliler hareketinin devamı olan yeni, sistemi karşısına alan hareketlerin yükselişi (bunların Syriza örneğindeki gibi hükümete gelişi söz konusu olsa dahi) şu anda sistemin bütününü tehdit eden bir dinamiğe dönüşebildi. Yani bir şekilde kriz çözülememiş durumda, ama dünyada yeni bir krizin patlak vermesinin objektif şartları var olmaya devam ediyor. Çünkü istihdam artmıyor, büyüme artmıyor; ama buna karşılık, borsalar yükselmeye devam ediyor, şirketlerin kârlarında bir gerileme yok, şirketler ellerinde toplanan fonları yatırıma yöneltmiyorlar. Büyük şirketler birleşiyor, birbirlerini satın alma yoluna gidiyorlar; ama kısaca, üretimi arttıran, teknolojide sıçrama yaratan, istihdamı arttıran hayırlı bir gelişme olmuyor dünyada. Üstelik de krizine gelirken, kamunun borçları, yani hükümetlerin borçlarında çok ciddi bir gerileme olmuştu. Kriz sonrasında ise özellikle finansal şirketlerini kurtarma paketleriyle birlikte kamunun borcu da oldukça arttı. Yani bugüne değin kamunun yeni bir kriz çıktığı zaman bunu engelleme potansiyelinde çok ciddi bir gerileme oldu ve dünyada yeni bir krizin patlak vermesinin koşulları olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu şuna benziyor: İstanbul merkezli bir depremin olacağını bütün bilim adamları öngörüyor ama bunun şiddetini ve zamanını nasıl kestiremiyorsa, dünya ekonomisinde de benzer bir durumun ortaya ne zaman ve ne şiddette çıkacağını kestiremiyoruz, ama bunun objektif koşullarının bütün dünyada var olduğunu bugün biliyoruz. Çarkın Dönmesi Vatandaşın Borçlanmasına Bağlı Ekonomide üretim ilişkilerini sermayeden yana, emek karşıtı olarak değerlendirdiğiniz zaman, kapitalizmin klasik gerçekleşme sorunu ortaya çıkıyor; yani ürettiği mal ve hizmetlere talepkâr olacak yeterince halk kitlesi bulamıyor, yeterince alım gücü bulamıyor. Bu nedenle, çarkların devam edebilmesi için emekçilerin de borçlanmasına ihtiyaç duyuluyor. Geçmişte söylenen bir söz vardır; emekçiler kazandığını yer. Bütün finans sistemi aslında sermayedarlara yöneliktir. Fon fazlası olan şirketler ve tasarrufları olan vatandaşlar bankalara, finans sistemine fonlarını aktarırlar. Buradan borçlananlar da büyük şirketler, küçük şirketler veya kamudur. Zamanla sade vatandaş da bu finansallaşma sürecinin bir parçası oldu. Tüketici kredileri, ihtiyaç kredileriyle, Batı da mortgage kredileri denilen borçlandırarak konut alma yoluyla kazandıklarının ötesinde harcayabilme kapasitesine eriştiler ve böylelikle geçici olarak talebi yükselttiler.

11 Dünya genelinde bir anlamda kapitalizmin krizi böylelikle engellenmiş oldu. Türkiye de bu sürece daha geç dâhil olmakla birlikte, aslında AKP nin o parlak dönemleri, Korkut hocanın Lale Devri dediği dönemde kredi kartları patladı, insanların cüzdanında çeşitli bankaların çok sayıda kredi kartları oldu. Çocuğu evlenecekse, evini yeniliyorsa, ihtiyaç kredilerine başvuruldu. Otomobil kredileri, son yıllarda da konut kredileri Türkiye de de yaygınlaştı. Aslında gelir ve servet dağılımının çok bozulduğu ortamda, bir şekilde kapitalizmin sorunlarına ilaç oldu finansallaşma. Şimdi, bu yolun da sonuna gelinmiş durumda. Basında Makro ihtiyati tedbirler sözüne çok rastlıyoruz. Bu şu anlama geliyor: Kredileri sürekli arttırırsanız, sistemi tamamen patlatacak noktaya gelebilir. Onun için, belli bir fren yapılmalıdır. Örneğin Türkiye de bu tedbirler kapsamında kredi kartı limitleri tek tek kredi kartları için değil de, vatandaşlık numarası üzerinden kişinin gelirine göre sınırlandı. Konut borçlanmasında, belli bir peşinat şartı getirildi. Böylelikle sistemin çok açılması engellenmiş oldu, ama diğer bir yandan bu uygulamalar başladıktan sonra ekonomik büyüme de fren yapmış oldu. Borçlanma Sistemin Sorunlarını Gizledi Bir örnek vereyim. İhtiyaç kredilerinin yüzde 65 i geliri 2 bin liranın altında olan yurttaşlar tarafından kullanılıyor. Bu da bir anlamda aslında ülkedeki yoksulluk hallerinin, işsizlik durumunun veya geçici parça başı kısmi zamanlı işlerde çalışanların, yeterince ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelire sahip olmaması durumunda bunu kapamak için kullanılıyor. Bir anlamda sistemin sorunlarını da halı altına süpürmüş oluyor. Belki izlemişsinizdir, geçtiğimiz yıl dünyada en çok konuşulan, satılan kitap bir ekonomi kitabı oldu. Piketty nin 21. Yüzyılda Sermaye kitabı. Bu kitabın kendisinin tartışılması, eleştirilmesi ayrı bir nokta, uzun bir tartışma. Ama kısaca, dünyada ve tek tek ülkelerde gelir ve servet dağılımı o kadar bozulmuştu ki, buna parmak basan bir kitap bestseller haline geldi. Zaten dünya şöyle garip bir durumda: Mesela Amerikan Merkez Bankasının kararları çok tartışılıyor, ne zaman faizi arttıracak? insanlar bunun beklentisi içerisinde 24 saat borsaları izliyor, döviz kurunu nasıl etkiler falan diye. Merkez Bankası -ki, Amerika da işsizlik yüzde 5 lere kadar düştü- bir türlü faizi arttıracak adımı atmıyor ve sürekli şuna vurgu yapıyor: Evet, işsizlik düşüyor, ama emek gelirleri çok artmıyor. Emek gelirleri artmayınca da ekonominin düze çıktığına dair bir kanı oluşmuyor. Yani IMF, Dünya Bankası, sermaye yayın organları dahi neredeyse Ücretler artsın, sendikalar güçlensin diye duaya çıkacak durumda. İlk defa IMF nin iki tane uzmanı bir araştırma yapıyor ve sendikaların zayıflatılması, geriletilmesinin gelir dağılımını ciddi şekilde bozduğu, bu gelir dağılımı bozulmasının da ekonomideki büyümeyi engellediği sonucuna varıyorlar. Bu anlamda da bakılırsa, Türkiye gerçekten gelir ve servet dağılımının en fazla bozulduğu ülkelerden biri. Diğer ülkelerden de farklı olarak, Türkiye de genel olarak sosyal devlet gerilerken-toplumdaki kutuplaşmanın bir yansıması olarak- daha muhafazakâr olan AKP ye destek veren kesim sosyal olarak daha az etkileniyor. Çünkü hayır hasenat mekanizmalarıyla, kurslarla, öğrenci yurtlarıyla, yoksullara yönelik yardımlarla, tarikatlar ve cemâatler üzerinden dayanışma ağlarıyla, yerel yönetim kuruluşlarıyla yüzde arasındaki bu kesimin nispi olarak yoksulluk hallerinden daha az etkilenmeye başladığı görüldü. Bu da toplumdaki kutuplaşmayı arttıran bir durumdur. 11

12 12

13 RAKAMLARLA SOSYAL YARDIM SARAYA LALE DEVRI YOKSULA TAŞ DEVRI ERGÜN DEMİR- GÜRAY KILIÇ Kaç-Ak Saray a ve saltanat harcamalarına kaynak soramayanlar, sosyal yardıma kaynak sormaktadır. İktidar ve yandaşları, yoksulluk içinde temel gereksinmelerini karşılayamayan ve en düşük düzeyde yaşamlarını sürdürmekte güçlük çeken aile ve kişilere temel yaşam desteği için sosyal yardımları artırmayı ve bu yardımı nakdi olarak yapmayı seçim bildirgelerine alan siyasi partilere kaynak nerede diye sorabilmektedirler. Seçimlere gidilirken siyasi partiler seçim bildirgelerindeki dile getirdikleri sosyal yardım programlarına kaynak nerede sorulması, Hükümet in sosyal yardımları aslında sosyal bir hak olarak değil lütuf gibi gördüğünü ve vatandaşın siyasal tercihini belirlemede bir tür rüş- 13

14 vet olarak kullandığını göstermektedir. Aslında kaynak tartışmalar ile yoksulluğun nedenlerinin üzerini örtmeye çalışmaktadır. Türkiye nüfusunun büyük bir bölümünü derinden etkiyen yoksulluğun makro nedenleri şu şekilde sıralanabilir; Gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik ve düşük ücret, enflasyon, yolsuzluk, temel ve mesleki eğitim yetersizliği, fırsat eşitsizliği, yetersiz beslenme ve açlık, yüksek doğurganlık oranları/ hızlı nüfus artışı, vergi toplamada adaletsizlik, ekonomik krizler, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, göç, çarpık kentleşme, savaş, çatışma, terör ve doğal afetler sırasıyla yoksulluğun nedenleri olarak belirtilmektedir. Yoksulluk ile mücadele etmede temel öncelik yoksulluğun nedenlerini iyi analiz etmektir. Sözü edilen nedenlerin iyi anlaşılması yoksulluk sorunu ile mücadelede başlangıç noktasıdır. Yoksulluğu ve yarattığı etkileri azaltmak İçin yapılan sosyal yardım harcamaları Düzenli yayımlanan sosyal yardım istatistikleri bülteni 2013 yılından itibaren yayımlanmayarak Sosyal yardım ve destek hizmetlerinden yararlanan hane ve kişi sayıları ile bu kişilerin hangi sosyal yardım ve destek hizmetleri kategorisinden yararlandığının bilgisi gizlenmeye çalışılmaktadır. Halen Türkiye de yapılmakta olan düzenli yardımların genel hedef kitlesini muhtaç durumda olan çocuklar, öğrenciler, özürlüler, yaşlılar ve eşi vefat etmiş kadınlar oluşturmaktadır. Aslında yoksul durumda bulunan kişilerin önemli bir kısmı ise düzenli yardımlardan yararlanan bu dezavantajlı grupların dışında yer almaktadır. Sosyal yardım harcamalarına ayrılan kaynakta yıllar itibariyle önemli oranda artış gerçekleşmiş olsa da, diğer ülkelerle karşılaştırma yapıldığında bu oranın halen çok düşük seviyelerde olduğu görülecektir. Sosyal yardım harcamalarının gayrı safi yurtiçi hâsılaya oranı OECD ve AB ülkelerinde ortalama %2,5 düzeyinde iken, Türkiye de %1,38 seviyesindedir. Yukarıdaki tablo ya göre, Türkiye de sosyal yardım harcamalarına aktarılan kaynağın diğer ülkelere kıyasla oldukça düşük seviyede olduğu görülmektedir. Ayrıca, Türkiye de yapılan ayni nitelikli yardımlar(gıda, kömür, giyim v.s) ile muhtaçlık durumuna bakılmaksızın tüm öğrencilere verilen ücretsiz kitap yardımı gibi uygulamalar ve sosyal yardımlarda mükerrerlik dikkate alındığında, gerçekleşen sosyal yardım harcamalarının GSYİH ye oranı, neredeyse tamamı nakdi nitelik taşıyan ve doğrudan yoksul hanelere ödeme yapılmasını esas alan AB ve diğer OECD ülkelerine göre oldukça düşük düzeydedir. 14

15 Sosyal yardım harcamalarında kaynak nereden? Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, taşradaki sosyal yardım faaliyetlerini her il ve ilçede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Kamu idaresi tarafından yapılan sosyal yardım ve hizmetler, merkezi yönetim, Sosyal Güvenlik Kurumu ve yerel yönetimlerin bütçelerinden karşılanmaktadır sayılı Kanuna göre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun gelirlerini bütçeye konulan ödenekler, Kanun ve Kararnamelerle kurulu bulunan veya kurulacak olan fonlardan Bakanlar Kurulu kararıyla %10 a kadar aktarılacak miktarlar, gelir ve kurumlar vergisi tahsilât toplamının %2,8 i, trafik para cezalarının %50 si, RTÜK reklam gelirlerinin %15 i, her nevi bağış ve yardımlar ile diğer kalemler oluşturmaktadır. Sonuç Olarak: Bütün sosyal yardım programlarının amacı, farklı etkilerde de olsa ülkedeki yoksulluk oranını düşürmek ve toplumsal refah düzeyini arttırmaktır. Türkiye deki yoksulluk oranını asgari düzeye indirebilmek amacıyla, yoksullukla mücadele için ayrılan kaynak miktarının mutlak suretle arttırılmasının gerekmektedir. Yoksullukla mücadelenin en insani ve en etkin yöntemi, ihtiyaç sahibi kişilere bir vatandaşlık hakkı olarak sağlanacak, sınırlı ama düzenli bir nakit gelir desteği programının uygulanmasıdır. Muktedirler, kaynak nerede (!) propagandası ile yoksulluğun, gelir dağılımındaki eşitsizliğin ve işsizliğin üzerini örtmeye çalışmaktadır. Ancak yoksulluk artık saklanamayacak kadar yaygın ve alenidir. Açlık ve sefalet koşullarında yaşam mücadelesi veren hayattaysa ocağında aş yerine yoksulluk kaynayan ve en asgari düzeyde yaşamaya çalışan muhtaç ailelere yapılan sosyal yardımların artırılması ve yeniden düzenlenmesine karşı çıkmak aslında sınıfsal/politik bir tercihtir. Ekonomik yoksulluğu, gelir dağılımındaki eşitsizliği ve işsizliği üreten sistemin bunlara çare bulması beklenemez. Yapılacak olan; yoksulluğa ve sefalete tevekkül etmek değil, gerçeğin üzerine örttükleri yalan perdesini yırtıp atmak, yoksulların, ezilenlerin kitlesel olarak sistemi sorgulamalarını sağlamak, eşitlik ve özgürlük temelinde Türkiye nin yeniden kurulma mücadelesini birlikte yükseltmektir. 15

16 KIMLIK SIYASETI BÖLER SINIF SIYASETI BIRLEŞTIRIR GAMZE YÜCESAN ÖZDEMİR Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi ve Birleşik Haziran Hareketi Yürütme Kurulu ndan Gamze Yücesan Özdemir, TÜYAP Kitap Fuarı için geldiği İzmir de bir söyleşiye katıldı. Son kitabı İnatçı Köstebek ten hareketle çağrı merkezi çalışanlarının durumuna ve sınıf siyasetine ilişkin konuşan Özdemir, sınıf mücadelesinin güncellenen öneminden söz etti. Özdemir, sınıf çalışması için neden çağrı merkezi çalışanlarına yöneldiğini, Günümüzde metropollerden sonra taşra kentlerinde de çok miktarda çağrı merkezleri açıldı. Bu durum benim için çalışmaya başlarken önemliydi. İstihdamın çoğu ise gençlerden oluşuyordu. Gençlik ne ile karşılaştığını anlamak için de önemliydi çağrı merkezleri sözleriyle açıkladı. Araştırmasını Gezi Direnişi nden 3 yıl önce yaptığını ifade eden Özdemir, Arap coğrafyası ve Avrupa daki halk isyanlarında sokağa çıkan toplumsal muhalefette genç çağrı merkezi çalışanlarının ön saflarda olduğunun altını çizdi. Prekarya Yanlış Bir Kavram Çalışmasının halihazırdaki sınıf ve kimlik yorumlarının aynı zamanda bir eleştirisi olduğunu kaydeden Özdemir, bunu şu sözlerle açıkladı: Türkiye deki yapıya bakmak için alana git- 16

17 meden önce iki farklı bakış açısına rastladım. Bir kesim yalnızca üretim noktasındaki tartışmalara bakıyor (Bir iş günü nasıl geçiyor,alınan maaş ne kadar vs.), diğer kesim ise çalışanların gündelik hayatta ne yaptıklarına bakıyordu. Son dönemde kültürel çalışmalar adı altında bu durum epey artmış durumda. Ben de duruma üretim noktası ve gündelik hayatı birlikte değerlendiren bir noktadan baktım. Üretim aşamasında geçirilen zaman, sonrasındaki gündelik hayatı belirliyor. Hayata nasıl asılacağımızı veya neye itiraz edeceğimizi 8-9 saat sürekli komuta altında olan bir insandan işten sonraki yaşamında sokaklara dökülmesini bekleyemiyorsunuz. Çünkü hayat zaten 12 saatte o insanın canını çıkarmış oluyor. Dolayısıyla üretim noktası ve gündelik hayatı birlikte düşünmek gerekir, bunu emek rejimi kavramıyla adlandırıyorum. Özdemir, çağrı merkezlerinin ise yıkıcı emek rejimine bir örnek olduğunu ifade ederken, bunun sınıfın neresine düştüğünü de şu sözlerle açıkladı: Prekarya diye bir kavram etrafında bir kafa bulanıklığı söz konusu. Bu bir tür proletarya ve işçi sınıfı söylemini kullanmama yöntemine dönüştü. Böyle düşünenlerin kafasında şablonik bir proletarya tanımı var. Buna göre proletaryanın mavi yakalı, erkek ve mümkünse bıyıklı, sanayi çalışanı olması gerekiyor. pozisyonunu da değerlendiren Ozdemir, kimlik ve kültür gibi seslenmelerin toplumu farklılıkları üzerinden çağıran seslenmeler olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: Farklılıklarımızla bir arada yaşayabilecek olmamız önemlidir. Farklılıklarla seslenme yerine sınıf siyasetiyle ortaklaşılmış bir hayat üzerinden eşit ve özgür bir geleceğe yürümektir ve önemli olan nerede ortaklaştığımızdır. Dolayısıyla sınıf siyaseti hayatları parçalandıkça kaderleri birleşenlerin mücadelesidir. Öte yandan kimlik siyaseti burjuvaziyi fazla rahatsız etmeyecek düzeyde kolay yapılabilecek bir siyasettir. Sınıf siyaseti her zaman zor bir yoldur ve bunun dillendirilmesi gerekir. Son günlerde sınıf siyasetinin taleplerinin daha çok dillendirildiğini düşünüyorum. Sınıf siyaseti ortak bir taleple kapitalizmi aşacak bir dinamiktir. Kapitalizmi aşmak için sınıftan başka tutunabileceğimiz bir şey yoktur. Tabii ki de bu durum kimlikleri reddetmek değil, sınıf mücadelesi öncülüğünde diğer mücadeleleri de içeren bir çizgi izlemekten geçer. Çağrı Merkezi Çalışanlarının Profili ve Sorunları Oysa proletaryanın çok net bir tarifi var. Emek gücünü satarak hayatta kalmak anlamına geliyor. Önemi ise kapitalizmin yapısal işleyişini, değer üretme mekanizmasının açıklanmasını sağlamak. Bu tarifi reddettiğimiz zaman analiz gücümüz çok düşüyor. Neoliberal düşünceler ve onun sol liberal versiyonlarıyla birlikte insanları kapitalizmden başka bir şey düşünemez hale getirip hayallerinin örselediler, bu şartlarda yaşamak istemiyoruz diyen devrimci kalkışmayı zihinlerden sildiler. Devrimci düşüncede ve eylemde ısrar ediyorsak, proletarya tanımına sonuna kadar bağlı kalmalıyız. Kimlik Siyaseti Bölüyor, Sınıf Siyaseti Birleştiriyor Kimlik politikalarının günümüzdeki 17

18 18 Çağrı merkezi çalışanlarının profillerinin de detaylı analizini yapan Özdemir, şu noktaların altını çizdi: Araştırma yaptığımız metropol ve taşra kentlerinde hayat çağrı merkezlerinin etrafında şekilleniyor. Çağrı merkezlerindeki işçilerin çoğu aynı zamanda öğrenci. Öğrenciler daha önceleri üretim ilişkilerinin dışında kalan ve hayata biraz dışarıdan bakıp analiz eden politikleşebilen bir kesimdi. Öğrenci işçiler ise çok genç yaşta bu üretim ilişkilerinin içine girip üretim ilişkilerinin vahşiliğiyle karşılaştılar. Saati, yeri ve maaşı belirli olduğu için taşrada çağrı merkezleri çok rağbet görüyor. Bu noktada duygulanımsal emek kavramına dikkat çeken Özdemir, bunun çalışanların sürekli güler yüzlü ve her an yardıma hazır durumda bulunma hallerinde temsil edildiğini söyledi ve bu kadar baskı altında çalışan insanların gündelik hayatlarında insanlardan uzaklaştığını, daha çabuk öfkelendiğini, hınçlarını çevrelerinden çıkarmaya çalıştıklarını vurguladı. Özdemir, maden işçiliğinden sonra en ağır koşulların duygusal, zihinsel ve fiziksel emeğin vasıfsızlaşması olduğunu belirtirken sözlerini şöyle sürdürdü: Fiziksel sağlık açısından baktığımızda kulaklık kullanmaktan kulak iltihabı, mouse kullanmaktan kas bozulması ve ekrana bakmaktan göz sulanması ele alınabilir. Fiziksel sağlık böyle iken duygusal sağlık daha kötü durumdadır; Ağlamalar, kabuslar, sinir bozuklukları ve uyku problemleri. Çağrı merkezi çalışanları tamamen elektronik bir denetime tabi durumdalar. Metropoldeki insanlar çağrı merkezlerini geçici bir basamak olarak görürken taşradaki insanlar orayı kadınların ve erkeklerin beraber sosyalleşebildiği, akrabalar dışında ilişkiler oluşturulabildiği bir sosyalleşme mekanı olarak görüyorlar. Çağrı merkezi çalışanlarının örgütlenmesine de değinen Özdemir, psikolojik ve geleneksel faktörlerin örgütlenme önündeki güncel engeller olduğundan söz etti: Metropollerdeki gençler üzerinde kariyerizme teşvik ve baskı bulunmakta. Kendilerini işçi olarak tariflemedikleri için de örgütlenme düşüncesinden veya çalışmalarından uzak duruyorlar. Bu doğrultuda meslek ve kariyer rutinlerinin yıkılması gerekiyor. Ancak bir yandan bulundukları koşulları sorgulayan, birbirleriyle istişare yapan çalışanların örgütlenme faaliyetlerine katıldıklarını görüyoruz. Taşrada ise sendika anarşik bulunduğu için çalışanlar tarafından pek sevilmiyor. Bununla beraber Gezi Direnişi nde, Tekel Direnişi nde ve birçok yerde görüldüğü gibi taşrada da kadın örgütlenmeleri daha iyi durumda. Bireysel ve kolektif olmak üzere iki tür direniş olduğunu ifade eden Özdemir, bunları şöyle özetledi: Bireysel direnişlerde genelde içe dönük patlama, içine kapanma,iş yapıyormuş gibi görünme veya diş gösterme gibi durumlar gözlemlenirken kolektif direnişlerde ise kazanımların elde edildiği eylemlilikler gözlemledik. Büyük oranda sendikalaşma olmamasına rağmen DİSK le temas içindeki olan derneklerin üye sayısı da azımsanamaz.

19 SEÇİMLER VE HAZİRAN I ANLAMAK ADNAN ÇOBANOĞLU Önümüzde bir seçim var. Bu seçim seçmen katılım yüzdesi olarak belki de (12 Eylül darbesinden sonra yapılan seçimlerdeki ) en fazla seçmen katılımının olduğu seçim olacak. AKP nin devlet yapısını gerici, mezhepçi, dinci ve faşist bir devlet olarak yeniden şekillendirdiğini, cumhuriyeti yeniden kurduğunu hepimiz biliyoruz. Seçim sonuçları AKP politikalarına, şekillendirilmeye çalışılan yeni toplumsal düzene Dur! ihtarı çekilmesinin sadece bir parçası. Bu politikalara gerçek DUR! ihtarının ne olduğunu ise hepimizin yaşadığı ve yer aldığı Haziran Direnişi göstermiştir. Seçimlere giren partiler ise AKP yi geriletmenin yolu olarak seçim sonuçlarına daha büyük anlamlar yüklemekte, AKP yi geriletmenin tek yolunun kendilerine verilecek oylar olduğunu ifade etmekteler. Mecliste elbette çok seslilik önemlidir. Kürtlerin mecliste temsil edilmesi, barıştan, özgürlükten yana milletvekillerinin mecliste çok olması elbette önemlidir. Ama seçimler AKP yi durdurmayı neoliberal-piyasacılık karşısında halkçı/kamucu ekonomik politikaları, gericilik karşısında özgürlükçü ve laik yaşamı, otoriterlik ve faşizm karşısında demokrasi, açıklık ve halk iradesini, emperyalizme karşı bağımsızlığı, mezhepçilik ve milliyetçiliğe karşı Kürt ve Alevi yurttaşların eşitliğini savunan bir siyasal hattın kurulmasını (*) tek başına sağlayamaz. Aksine iktidarın işleyiş ve karar alma iradesinin parlamento dışında şekillendiği ve her türlü hukuksuzluğu uygulamayı temel aldığı bir ortamda AKP politikalarını geriletmenin ve demokrasi mücadelesini yürütmenin temel taşı olarak seçim sonuçlarını görmek, içi boşaltılmış bir sandık demokrasisini emekçi halklara sunmak anlamı taşımaktadır. Birleşik Haziran Hareketi Başta seçim barajı olmak üzere, seçim sandığı üzerine düşen gölgeler halk iradesinin sandıkta ifade bulmasını imkânsız hale getirmiştir. İktidarın işleyiş ve karar alma iradesinin parlamento dışında şekillendiği her geçen gün biraz daha açık hale gelmektedir. Bu nedenle seçime yönelik mücadelenin AKP 19

20 iktidarını durdurmanın tek yolu olmadığını bir kez daha vurgulama ihtiyacı duyuyoruz. Bununla birlikte, seçimlerin AKP ye karşı verilen mücadelenin bir parçası olduğunu da görüyor, önemsiyoruz. (*) tespitini yaparak seçimlere gereğinden fazla bir anlam yüklememiş, seçimleri solun ayrışmasına neden olacak bir ayıraç olarak görmemiştir. Haziran Hareketi bileşenlerinden seçimde kısmi farklı tutuma alışlar olmasına rağmen hareketin bir bütün olarak hemfikir olduğu şey, Birleşik Haziran Hareketi nin seçim sandıklarıyla sınırlı bir birlikteliğinin olmadığı, 7 Haziran sonrasına da taşacak bağımsız bir muhalefet hareketi yaratmak için birliktelik oluşturduklarıdır. Çağrımız nihai olarak emekçi halkımızadır. Türkiye yi yeniden inşa edecek kurucu bir iradeye ihtiyaç vardır. Bu görev önümüzdeki seçimin ötesindedir. Seçim bu sürecin bir parçasıdır. Bizler, Birleşik Haziran Hareketi olarak, bu görevi önümüze koyduk. Haziran Meclisleri bu mücadelelerin örgütleneceği ana odaklar olarak, sadece faşizm ve gericiliğin durdurulmasının değil, içi boşaltılmış temsili demokrasinin yerine gerçek halk egemenliğini kurmanın da ana nüveleri olacaktır (*) Bu sonuç ülkenin dört bir yanında kurulan yerel meclislerde seçim gündemli forumlarda tartışarak ortaya çıkmış ve ortaklaşmıştır. Toplum mühendisleri (!) toplumsal düzeni yeniden yapılandırırken, sandık demokrasisi sınırları içinde kalmayan, farklılıklarıyla bir arada durmayı başarabilen, hareketli, kendi kolektif kararlarını kendisi alabilen, düzen dışı ama kendi içinde düzenli bir muhalefet hareketiyle Haziran Direnişi ile karşılaşmışlardır. Bu durum egemenleri ürkütmüştür. Hazirancılar, kendiliğinden de olsa HES lere, RES lere, termik santrallere, kentsel (rantsal) dönüşümlere karşı ortaya çıkan direnişleri ortaklaştırma ve siyasi bir hedefe yöneltebilme potansiyeli taşımaktadır. Bu potansiyeli gören egemenler ve yandaş medya tarafından Birleşik Haziran Hareketi saldırının hedefi haline gelmiştir. Bir çok insan ve politik anlayış eylemlerinde Hırsız-Katil Erdoğan sloganını atmış olmasına rağmen, ağırlıklı olarak Hazirancılar cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla tutuklanmıştır. Egemenler muhalefeti düzen sınırları içine sandık demokrasisi sınırları içine çekmek istemektedirler. Birleşik Haziran Hareketi katılımcıları ise Haziran Direnişi nden çıkarttıkları derslerle seçimlere dönük tavırlarını belirlemişler, 7 Haziran sonrasına da taşacak olan bağımsız bir muhalefet hareketini yaratma istenci ile hareket etmişlerdir. Birleşik Haziran Hareketi nin kendi dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir. Birleşik Haziran Hareketi, seçim süreci ve sonrasında bu konumunu korumak konusunda kararlıdır. Ancak bu bağımsız duruşun bir gereği olarak, altını çizdiğimiz toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle seçim sürecinde dayanışma içinde olacağımızı da kamuoyu ile paylaşıyoruz. (*) Haziran Direnişi aynı zamanda yükselen şovenizmin panzehiri olmaya da aday olmuştur. Çok farklı siyasi düşünceye sahip insanlar farklılıklarıyla bir arada mücadele edebilmeyi başarmışlardır. Birleşik Haziran Hareketi katılımcıları seçimlerde nasıl bir tutum alırlarsa alsınlar, siyasi iktidar tarafından kışkırtılmaya çalışılan mezhep çatışmalarını, halklar arası çatışmaları durdurabilme potansiyeline de sahiptir. Yıllardır siyasi iktidarların sürdürdüğü şoven terör politikalarına karşı çıkmayı ön koşul olarak görmekte ve ısrarla bağımsız siyasi bir hat tutturabilmek için uğraşmaktadırlar. Birleşik Haziran Hareketi Seçimlere yönelik, başta CHP ve HDP olmak üzere, hiç bir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden bir müzakeresi söz konusu etmemiştir. Temsiliyet kaygısı üzerinden HDP listelerinden aday olan sol anlayışların, Birleşik Haziran Hareketi nin bu durumunu anlayabilmeleri olanaklı değildir. Çünkü onlar Kürt hareketi ile girdikleri ilişkide temsiliyet kaygısını taşıyan bir siyaset yapma tarzını önemsemektedirler. Bu nedenle de Birleşik Haziran Hareketi ni anlamamakta veya anlamak istememektedirler. Birleşik Haziran Hareketi nden OY değil, kendilerinin bu siyaset yapma tarzlarına politik destek vermelerini istemektedirler. Birleşik Haziran Hareketi katılımcılarından politik desteği vermeyenleri ise ötekileştirmeye çalışmaktan imtina etmemektedirler. Kendilerinden farklı bir bakışla dünyayı, ülkeyi ve günlük politikayı yorumladıklarından dolayı ayrı siyasi örgütlenme içinde bulunanlardan böylesine bir politik desteği isteme haklarının olup olmadığını bile sorgulamamaktadırlar. Haziran Direnişi bizlere herkesin farklılıklarıyla, farklı mücadele yöntemi ve kararlılıklarıyla mücadeleyi sürdürme deneyimini kazandırdı. Direniş, tekdüze ve aynılaştırılmış mücadelelerle başarı şansının zayıf olduğunu bu arkadaşlara da öğretmemiş demek ki... Birleşik Haziran Hareketi katılımcılarının seçimlerde kullanacakları oy konusunda farklı tutum alışlarına rağmen hepsinin kendini Hazirancı olarak görmesi Gezi nin yarattığı bir kültürdür. Gezi Direnişi ni anlayamayanların onun yarattığı kültürü ve Birleşik Haziran Hareketi ni anlama şansı yoktur. (*) Haziran 20

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 23 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Almanya sanayi üretimi endeksi beklenenin altında kaldı Almanya da bugün açıklanan PMI İmalat Sanayi Endeksi, küresel ekonomik daralmanın ülke ekonomisine

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi Basın Bülteni 26 Haziran 2013 YASED, UNCTAD 2013 Dünya Yatırım Raporu nu açıkladı Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi 2012 yılında dünyada yüzde 18

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 23 Aralık 2013 DÜNYA EKONOMİSİNDE 2013 ÜN EN LERİ 1. FED Başkanı Bernanke nin piyasaları dalgalandıran açıklamaları 2. Gelişmekte olan ülke risklerinin

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Türkiye 2025 yılına gelindiğinde, dünyada önemli ülkelerden biri olacak. - Haberler - Gizli ilimler Sitesi

Türkiye 2025 yılına gelindiğinde, dünyada önemli ülkelerden biri olacak. - Haberler - Gizli ilimler Sitesi 2025 yılına gelindiğinde Türkiye küresel büyümeye katkıda bulunan önemli ülkelerden biri olacak. Türkiye'nin küresel büyümeye katkı yapabilmesi için ''teknoloji kabulü ve faktör yeniden dağıtımı yoluyla

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014

Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014 Doğruluk Payı Aylık Rapor Kasım 2014 Ortak Gelecek için Diyalog Derneği tarafından 20 Haziran 2014 tarihinde yayın hayatına başlatılan Doğruluk Payı, herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan tamamiyle bağımsız

Detaylı

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ The Nielsen Company www.nielsen.com Yeni Duyuru İletişim: Bahar Kurt, 216-5387114, bahar.kurt@nielsen.com NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

Araştırma Notu 13/156

Araştırma Notu 13/156 Araştırma Notu 13/156 01 Kasım 2013 ALTIN HARİÇ CARi AÇIK DÜŞÜYOR Zümrüt İmamoglu, Barış Soybilgen ** Yönetici Özeti 2011-2013 yılları arasında altın ithalat ve ihracatında görülen yüksek iniş-çıkışlar

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

SABAH BÜLTENİ. Destek FX Piyasa Gözlemi. 4 Eylül 2015 09:00 GENEL GÜN ÖZETİ. AMB politika faizini açıkladı

SABAH BÜLTENİ. Destek FX Piyasa Gözlemi. 4 Eylül 2015 09:00 GENEL GÜN ÖZETİ. AMB politika faizini açıkladı SABAH BÜLTENİ Destek FX Piyasa Gözlemi 4 Eylül 2015 09:00 GENEL GÜN ÖZETİ AMB politika faizini açıkladı Avrupa Merkez Bankası (AMB) politika faizini değiştirmeme kararı aldı. AMB, faizi yüzde 0.05 ile

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU POLİTİKANOTU Haziran2014 N201419 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Selin ARSLANHAN MEMİŞ 1 Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Analisti Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve

Detaylı

ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR

ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. 6 AYLIK RAPOR Bu rapor ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. Altın Katılım Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2015-30.06.2015 dönemine ilişkin gelişmelerin, Fon Kurulu tarafından hazırlanan

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI 11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN DERECE MENŞEİ CFR(USD/MT) DEMİR %65 TÜRKİYE 152-154 DEMİR %60/59 TÜRKİYE 131-133 DEMİR %55/54 TÜRKİYE 112-114 11-16 ŞUBAT CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

10.390. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 44,67. Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,91 163,78

10.390. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 44,67. Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,91 163,78 EKİM 15 Güncel Ekonomik Yorum Eylül ayı Türkiye açısından finansal piyasaların her ne kadar başarılamasa da dengede kalma ve yönünü belirleme çabalarını izleyerek geçirdik. Türkiye özelinde devam eden

Detaylı

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 15 Aralık Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Moody s gelişmekte olan ülkeleri uyardı Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody s yayımladığı son raporunda FED in bu hafta faiz artırması halinde

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ DÜNYA EKONOMİSİNDE ÇÖKÜŞ VE KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ 26 Şubat 2009 İstanbul Petrol-İş Kapitalizm Kapitalist ekonominin iki temel özelliği; Sermayenin çıkarı olarak üretim Piyasanın anarşik yapısı - Çok

Detaylı

-1- Adres: A Blok AZ. Kat 1 Nolu Banko Oda: 12, TBMM, ANKARA Tel: +90 (312) 420 61 88 +90 (312) 420 61 89 Faks: +90 (312) 420 69 45 E-Posta:

-1- Adres: A Blok AZ. Kat 1 Nolu Banko Oda: 12, TBMM, ANKARA Tel: +90 (312) 420 61 88 +90 (312) 420 61 89 Faks: +90 (312) 420 69 45 E-Posta: -1- Ülkemizin sosyo ekonomik açıdan en geri kalmış bölgesi olan Güneydoğu Anadolu da halkın gelir düzeyi ve hayat standardını yükseltmek amacıyla uygulamaya konulan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ Karınca Dergisi, Ekim 2014, Sayı:934 KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ 1. GİRİŞ Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılamak

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER

KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BEKLENTİLER NİSAN 2014 Birleşmiş Milletler (UN), Uluslararasın Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalınma Teşkilatı (OECD) ve Dünya Bankası nın (WB), küresel

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkındaki kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur. Gereğini

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

06 Temmuz 10 Temmuz 2015

06 Temmuz 10 Temmuz 2015 Önümüzdeki Hafta Neleri Takip Edeceğiz? Pazartesi; 09:00 Almanya Fabrika Siparişleri 11:30 Euro Bölgesi - Perakende PMI Endeksi, Sentix Yatırımcı Güven Endeksi 16:45 ABD Hizmet PMI Endeksi 17:00 ABD ISM

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Küresel Eğilimler ve Türkiye

Küresel Eğilimler ve Türkiye economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikalarıaraş tırmaenstitüsü Küresel Eğilimler ve Türkiye Güven Sak Ankara, 22 Kasım 2006 Küresel Eğilimler ve Türkiye Slide 2 Gündem Dünyaya ne oluyor? Dünyada

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Aralık. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 14 Aralık Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Yunanistan kreditörlerle anlaştı Yunanistan, kurtarma paketinin ilk kredi dilimini almak için uluslararası kreditörlerle anlaşmaya vardı. Anlaşmaya göre

Detaylı

ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU

ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU Rapor Dönemi : Aralık 2011 Rapor Tarihi : 26 Aralık 2011 Sayı :15 33 SENEDE EKONOMİ 3,5 KAT BÜYÜRKEN ASGARİ ÜCRET YERİNDE SAYDI KRİZDEKİ YUNANİSTAN DA ASGARİ

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİSİ YENİ ZAMMI İLE TANIŞTI

SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİSİ YENİ ZAMMI İLE TANIŞTI SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİSİ YENİ ZAMMI İLE TANIŞTI Emekliler bu dönemde olduğu kadar hiçbir dönem gözde olmamıştı.fakat çıkan sonuçlar ile emekliler ayaklarına gelen fırsatları değerlendirmedikleri gibi,yapılan

Detaylı

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70 GÜNLÜK EKONOMİ TAKVİMİ SAAT ÜLKE VERİ ÖNEM BEKLENEN ÖNCEKİ 09:00 EUR Almanya Fabrika Siparişleri (Aylık) (Tem) ORTA -0,6% 2,0% 09:45 EUR Fransa Tüketici Güveni (Ağu) AZ 94 93 10:15 CHF Tüketici Fiyat Endeksi

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı