YIL 28 SAYI 333 ISSN EK M 2006

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YIL 28 SAYI 333 ISSN 1300-1566 EK M 2006"

Transkript

1 EK M 2006 YIL 28 SAYI 333 ISSN steyen Ramazan da dahi kinle-nefretle oturup kalksın, isteyen iman ve slâm gerçe i kar ısında bulantılar ya asın, isteyen ı ı a lânetler ya dırsın, isteyen sevgiye, diyalo a, ho görüye sava ilân etsin, Ramazan bütün ı ı ı ve bütün büyüsüyle bize kendi sesinden, millî törelerimizi, mânevî zenginliklerimizi duyurmakta; duyurup aç gönüllerimizi en bereketli semavî sofralarla doyurmakta en karanlık ruhlara kar ı dahi hep açık durmakta ve gölgesiyle kinlerimizi, nefretlerimizi eriterek ruhlarımızı uhrevî esintilerle serinletmeye devam etmektedir.

2 TAR HÎ TEKERRÜRLER DEVR- DÂ M ARALI INA BA LI B R UZUN TEMENN nsano lu yaratıldı ı günden bu yana, gündüzlerin yanında geceler, ı ı ın yanında da karanlıklar hiç eksik olmadı. Yerküre üzerinde nur ve zulmetin münavebesi gibi her zaman aydınlıkları kapkara günler takip etti ve ferahfeza devirler gidip buhranlı yıllarla noktalandı. Zaman zaman hemen her bucak ilhad ve nifak zulmetleriyle sarıldı. Yollar bütün bütün ı ıksız kaldı. nsanlık karanlı a yenik dü tü. Her tarafı, bir kısım ba ıbo ve dü üncelerinin önüarkası olmayan kimseler tuttu. Dünya onların me um u ultularıyla inlemeye ba ladı. Zaman zaman mâ erî vicdan bunların çıkardı ı gürültülerle nefesini tuttu ve sessizlik murakabesine daldı. Derken söz, ba tan aya a dü tü. Ferman, kapı kullarının eline geçti. Yı ınlar demagojinin oyunca ı oldu: stendi inde bütün kitleler uyutuldu, istendi inde aya a kaldırıldı. Olmayacak kimseler yıldız ilân edildi ve tabiî pek çok istidadın da yıldızı söndürüldü. arlatanlık ve diyalektik, mantık ve muhakemenin önünü kesti. Kirli dü ünceler nezih fikirlerin yerini aldı. Toplumun efkat ve merhamet bekledi i müesseseler kine, nefrete kilitlenmi kaba ruhların eline geçti: Bunlar vasıtasıyla insanlar arasına sürekli iftirak tohumları saçıldı ve herkes birbirinin kurdu hâline getirildi. Diyanetin ruhunda, kapanması çok zor yarıklar açıldı. erbet kâselerinin yerini zehir kadehleri ve bal-kaymak tabaklarının yerini de levsiyat çanakları aldı. Bu kâbuslu ve me um dönemlerde efkâr o denli bulandı ki, artık insanlar en temiz ve nezih eylere dahi irkilmeden el uzatamıyor, hiçbir eye ve hiçbir kimseye güven duyamıyor; duyamıyor ve herkes birbirini vah ilerle aynı çizgide mütalâa ediyordu. Varsa ayet bir kısım din, diyanet ve vicdan erbabı onlar da horlanıyor, hakir görülüyor ve dillerine kilit vuruluyordu. Karanlı ın kulları esirip duruyor; ı ı a te ne gönüller ise, gözleri hep harikulâde lütuflar ufkunda inayet eli bekliyor, do acak güne rüyalarıyla oturup kalkıyor ve merhametle tüllenecek günlerin hülyalarıyla ya ıyordu. Bazen bu mülâhazalara, bazen de daha ba ka sâiklere ba lı yer yer dudaklarda bir tebes

3 süm belirdi i de oluyordu. Ama arkadan üst üste esen tasa fırtınaları hemen her eyi alıp götürüyor ve birkaç dakikalık muvakkat sevinç, yerini aylar ve yıllar sürecek yeni kederlere bırakıyordu. Tarihî tekerrürler devr-i dâimi esprisine ba lı olarak günümüzde de aynı eylerden söz etmek mümkündür. Bakıyorsun pırıl pırıl güne li ufukları birden bire duman bürüyor; derken göz gözü görmez oluyor, her yanı ürperten bir kasvet sarıyor, ne eyle tüten günler bütünüyle sararıyor, dü ünceler kararıyor, iradeler çatırdıyor, ümitler bir bir devriliyor; bazen güne bir daha do mayacak, gündüz de gelmeyecek gibi oluyor ve mihrabını bulamamı ruhlar, iç içe yeislerle, üst üste inkisarlarla sarsılıyor... Bize gelince, biz bugüne kadar oldu umuz gibi u levsiyatla köpürüp duran son hercümercin de çok yakın bir gelecekte musallaya yatırılaca ından emin bulunuyor ve kaderin milletimizin yürüdü ü yollara su serpece i mübarek günlerin çok uzak olmadı ını dü ünüyoruz. Aslında, bir hayli zamandan beri hemen herkes, her bucakta gönül hikâyeleri mırıldanıyor. urada-burada temiz ruhlar, bir zamanlar yitirdikleri cennetlerini bulma yolunda soluk solu a. Yüzler-binler hemen her zaman bu çerçevedeki mülâhazalarla oturup kalkıyor; oturup kalkıyor yaratılı ın gayesini, fıtratın hikmetlerini dü ünüyor. Gerçi kalbî ve ruhî hayatımız itibarıyla oldukça tozlu-dumanlı bir dönemden geçiyoruz; zaman zaman poyraz biraz serince esiyor ve her yanda hazan u ultuları duyuluyor. Hatta ümidin, sevincin köpürdü ü yerleri bile zaman zaman bir tasa ve yeis kaplıyor.. ne var ki artık hepimiz, gamın da, tasanın da tutunamayaca ını çok iyi biliyoruz. Hele bir de bu ölçüde olsun, ufuklar aydınlanıp ak-kara birbirinden ayrılınca, gayrı yol boyu çekilen sıkıntılar da hafifliyor. Mesafeler cehd ü gayrete güleryüz göstermeye ba lıyor. Tepeler dümdüz ve düzlükler de pürüzsüz hâle geliyor. Derken mefkûre ile yolculuk iç içe giriyor.. ve gaye ufkunun göz kama tırıcılı ı kar ısında me akkatin zerresi dahi hissedilmiyor. imdilerde az dahi olsa, eller gönül ipine uzanmı gibi ve her yanda ruhun solukları duyuluyor. Akıl kalble omuz omuza. Dü ünce, o ba döndüren enginlikleriyle ilhamla sarma -dola. Mantık vahyin önünde bir çömez gibi iki büklüm. lim dine dellâllık yapıyor. Bilgi mârifetin dümen suyunda. Lâboratuvar mâbede çırak yeti tiriyor. radeler, imanın sundu u âb-ı hayatla dipdiri ve çelik gibi. Gözler, basiretin dola tı ı aynı ufuklarda dola ıyor ve her yanda fizi e ra men metafizik baharlar tülleniyor. Öyle anla ılıyor ki artık, kar-buz ne kadar iddetli de olsa ruhlarda tutu turulmu bulunan sonsuzun harareti kar ısında çok fazla tutunamayacak ve fırtınalar ne kadar sertçe de esse, be erî fıtratların tabiî temayüller fanusu içinde parıldayan me aleleri -Hak müsaade etmezse- asla söndüremeyecektir. Gerçi, pek ço umuz itibarıyla hâlâ bazen kan kırmızı bir renge bürünerek de i ik endi elerle tir tir titredi imiz, bazen de iddetli rüzgârlar kar ısında telâ a kapıldı ımız da oluyor. Ama, buna mukabil, filizinden dı arı fırlayan güller gibi her tarafa sımsıcak gülücükler saldı ımız ve daldan dala sıçrayan bülbüller gibi bahar türküleriyle co tu umuz da bir gerçek.. ve gönüllerimizde ümitlerin, emellerin harekete geçti i, önümüzde Hızır çe mesinin ça layanlarının duyuldu u ve tepemizde yed-i beyza nın (Hz. Musa nın mucize izhar eden eline denir) dola tı ı da apaçık. Bu mülâhazalara oldukça erken uyanmı ruhlar kendi gönüllerinin serhaddine dayanmı gibi oldukça emin ve uzaktan uza a olsa da, cennet kokularını hissetmenin heyecanıyla pürne eler... Evet, bugün olup-biten hâdiseleri, kalb ve ruh rasathanelerinden tema a edebilenler, âdeta bir nevruz sevinci ya ıyormu çasına gönüllerinde sürekli bir toy-dü ün ne vesi ve yüzlerinde de nevbahar çisentisi, ufuklarında farklı bir edayla pırıl pırıl güne ve ayaklarının dibinde her tonuyla yemye il bir zemin. Himmet ve gayret ça layanları, ilâhi lütuflar mecrasında ve ummana do ru gürül gürül ça ıldamakta, hem de hiçbir engebeye takılmadan; kar ılarına çıkan maniaların bazılarının üstünden a arak, bazılarının da kenarından-kö esinden dola arak arkalarında bıraktıkları en güzel hendesî çizgilerle kaderî programların kendilerine yükledi i misyonu bütün teferruatıyla temsile çalı maktalar. Onlar yürüyor, yollar onlara selâm duruyor. Yürüdükleri her yer

4 de a ılmaz gibi görülen engeller onların kar ısında secdeye kapanıp dümdüz kesiliyor; kesiliyor ve âdeta bu kutluların ayaklarına yüz sürüyor. Aslında bu durum, kıvamındaki ruhların her zamanki hâli: Bunlar sürekli bir buhurdanlık gibi tüter ve çevrelerine kokular saçarlar. Bir öd a acı gibi yanar, iniltileriyle herkese yanmadaki zevki duyururlar. Yerinde aslanlar gibi kükrer, karakterlerinin gere ini sergilerler, yerinde bülbüller gibi akır, ruhlara ne e ve in irah salarlar. Onların alınlarına, aziz ve mütevazı olma damgası iç içe vurulmu tur; ne ezilmenin zilletini bilirler ne de ezme ceberutu gösterirler. (Hele bunların Rabbileri kar ısında tevazu kanatlarını yerlere kadar indirip bir mahviyet sergilemeleri vardır ki, do rusu görmeye de er.) Hâsılı bunlar, aslan tavrıyla güvercin töresini iç içe ya amaya muvaffak olmu öyle yi itlerdir ki, onları iç derinlikleriyle tanıma bahtiyarlı ına erenler bir daha da onlardan ayrılmak istemezler. Ne kadar arzu ederdim, böyle bir inceli e açık olarak Rabbimin kar ısında hemen her zaman, vücudumun tıpkı salınan a açlar gibi tir tir titremesini ve iki elimin birden O nun kapısının tokma ında bulunmasını.. ne kadar arzu ederdim, gezip dola tı ım her yerde ve gördü üm her yanlı kar ısında kendi alnımın karasıyla me gul olup ba kalarının durumunu görmezlikten gelmeyi.. ne kadar arzu ederdim, kalbimin her çarpı ında, nabzımın her vuru unda kendi eksik ve gediklerimi duymayı.. çok arzu ederdim hayatımın terazisine konacak de erlerin, iç murakabelerimden süzülen vicdanî hesaplarımın ürünü olmasını.. çok arzu ederdim kazanç kefesinin her zaman dopdolu bulunmasını ve kazandıklarımın bütünüyle ondan bilinmesini.. hep dilemi imdir, rahatı, rehaveti bütün bütün unutarak kalbî huzurumu zahmete ba lamayı ve me akkatle serinlemeyi.. en küçük hata ve yanlı davranı larımdan ötürü her zaman Eyyüb gibi inlemeyi, Davud gibi a lamayı.. ömrüm elverdi i sürece insanlı ın huzuru ve itmi nanı için kendimi unutup her zaman onları dü ünmeyi.. sevgide hemen herkese kar ı sımsıcak ve herkesi kucaklayacak bir derinli e sahip bulunmayı; öfkede, kinde, nefrette ise unutkan olmayı... imdi gelin, en içten duygularla kendimizi insanlı ı tenvire adayarak, her zaman mumlar gibi cızır cızır yanıp eriyelim ve kendimize ra men uzak-yakın çevremizi aydınlatmaya çalı alım.. her yerde hakkın dili-tercümanı olarak samimî bir adanmı lık ruhuyla gezip hep onu soluklayalım ve onu anlatalım. Gelin Hak la münasebetlerimizde o kadar saygılı ve O na itimatta o denli içten olalım ki, gökte melekler imrensin bu hâlimize. Ve benli imizden ta an mânâlar kar ısında ruhanîler birkaç adım geriye çekilme lüzumunu hissetsinler. Gelin, her zaman o gönülden ahların yükseldi i gecelerin seher rengine bürünerek, yaratılı taki yerimiz itibarıyla kendimiz gibi davranalım ve kendimiz gibi olalım. Gelin, rahata bir nokta koyarak zahmeti ihtiyar edip ölesiye öyle bir ko alım ki, ku lar kanatlarını kısıp bizi tema aya koyulsun ve hakkı, hakikati öylesine yürekten haykıralım ki aslanlar pani e kapılıp inlerine sı ınsınlar. Gelin, aslanlı ımız tuttu unda, insanlar arasında korku salma yerine, iradelerimizdeki zincirleri kırmaya çalı alım, ate oldu umuz zaman da yangın çıkarma yerine mumların fitilleriyle bulu arak çevremize ı ıklar saçalım, sellere dönü tü ümüzde hayat olup ba lara, bahçelere akalım, rüzgârlar gibi esti imizde de tohumları sırtımıza alıp telkih mırıldanalım, havadaki nem parçacıklarını bir araya getirerek bulutlara, rahmete dönü me adabını ö retelim... Aslında, Cenab-ı Hakk ın de er verdiklerine bizim de yürekten saygı duymamız icap eder. Allah ın insanlara kar ı muamelesi de, bakı ı da çok farklıdır. O, yerinde insanı bir mihrap gibi herkesin önüne kor ve kendine tâzimde ona bir kıblenüma vazifesi gördürür. Yerinde onun ruhuna varlı ın esrarını fısıldar ve onu hususî bir hilâfetle ereflendirir. manla, irfanla ufkunu açarak ona maiyyetinin büyüsünü duyurur. Ötede onun için ebedî saadetler hazırlar ve kalbinde de cennetlere menfezler açarak bu dünya zindanını ona firdevslerin bekleme salonu hâline getirir. Burada her i ini basirete ba lı götürenleri orada kendi güzelliklerini tema a ile onurlandırır. Ve bu tek buudlu ya amaya binlerce derinlik kazandırır. Onların sihirli dünyalarında denizleri, gül bitiren cennet yamaçlarına, köpürüp duran cehennemleri de âb-ı 420 4

5 hayat kaynaklarına çevirerek onlara akıl almaz harikalardan her gün yeni yeni dünyalar yaratır. Dünyada kör, sa ır ve ölüler gibi ya ayanların ötede bunları duyup hissetmesi zor olsa gerek. Bugün a lanacak hâline kahkahalar atıp gafilce davrananların yarın sürekli a layacaklarından korkulur. Öyle ise gelin, imdilerde göz ve basiretlerimizin hakkını vererek hep uyanık bulunalım ki, yarın istirahat ve uyku derdimiz olmasın. Bugün gözya larını ceyhun edelim ki, yarın faydasız ah u vah etme hicranı ya amayalım. Gelin, her zaman varaca ımız ufka kilitli kalalım ki, yürüdü- ümüz yolun sa ında ve solundaki cazibedar eylerle ba ımız dönmesin, bakı larımız bulanmasın. Bu dünyayı bir ticaret pazarı, bir kazanma mahalli kabul edip hayatımızı ona göre düzenleyemez ve aksine her eyi cismanî arzulara ba lı götürürsek, bir gün semer vurup sırtımıza binerler ise hiç a ırmayalım. Aslında ufuksuz, emelsiz, ba ı göklerde ve burnu havada kimselere yapılacak muamele de herhalde böyle olacaktır. nsanın de eri, Allah a intisabı ve O nunla münasebetlerini içten devam ettirmesiyle mebsuten mütenasiptir. O ndan kopuk ve cismanî arzularla kirlenmi insan eklindeki bir bedeni, altınla, gümü le, atlasla bezeseler dahi kıymeti yine çamur yine çamur yine çamurdur... Öyleyse gel ten kaygısından, cismaniyet derdinden sıyrıl; bütün benli inle O na yönel ve ilk mevhibelerinin de erler üstü de erlere ula ması için gözünü O ndan asla ayırma.! Bil ki, O nun teveccühü ile damla derya, zerre güne olur ve acz ü fakr da müthi birer kuvvet kayna ı hâline gelir. Aksine, sadece kendi güç ve kuvvetine dayanırsan, tek kıvılcımla dolu tankları ısıtmaya kalkı mak gibi yola sapmı ve âlemi kendine güldürmü olursun. Servet ve iktidarın sınırlarını bil; ona göre plânlar, projeler üret.! Bu önemli hususu görmezlikten gelerek hakikatleri hayaller üzerine bina etmeye kalkı ırsan, sonunda yaptı ın eyler ba ına yıkılır da, altında kalıp ezilen de imanınla, ümidinle yine sen olursun. Sık sık iç murakabe ve muhasebelerle kendini tartıp de erlendir, imkân ve istidatlarına göre duru unu iyi belirle, özündeki mevhibelerle ortaya koydu un-koyaca ın sa y ve gayret arasındaki münasebete dikkat et; dikkat et ki sana ne vefasız bir nimet hamalı desinler, ne de seni ba kasının ihsanlarıyla küstahla mı bir ımarık saysınlar. Hakk ın inayetlerine güvenebildi in kadar güven; ama iradenin hakkını yerine getirmede de asla kusur etme; etme ve tâli rüzgârlarıyla bir yere gelece ini bekleme; bugün rüzgârlarla havalanıp yüksek bir noktaya yerle enlerin yarın daha iddetli bir fırtına ile içinden çıkamayacakları çukurlara sürüklenebileceklerini dü ün ve realitelere uygun ya amaya bak..! Diyaneti Allah a yakınlı ın yolu bil ve bütün samimiyetinle dinin eteklerine sarıl. Ba ını imanın o eminlerden emin sı ına ına sok, Yaratan a teslim olmaya çalı! O na tevekkülde asla kusur etme ve O nunla muameleni derin bir edep dairesi içinde sürdürerek, gösteri siz ve gürültüsüz bir mü min olmaya bak! Dolu gönüller, dopdolu cevher kutuları gibi dı arıya ses sızdırmazlar. Doymamı ruhlardır ki, içinde bir-iki yalancı inci bulunan kumbaralar gibi sürekli kulak zarı çatlatırlar. Sen, her an bilmem kaç defa kalbine nazar edildi ini dü ün, gönlünü her zaman pak tut ve sadece o ebedî mihrabına yönel! Bugüne kadar o kıbleye yönelenlerden kaybeden, ba ka kapılardan vefa arayanlardan da kazanan hiç olmamı tır. Aksine o kapıya yönelenler hep diri kalmı ve ebediyete mazhar olmu ve onun e i ine ba koyduklarından dolayı da ba kalarına kul olma zilletinden kurtulmu lardır. O nu bulup, O na yönelip O nun huzurunda iç dökmek bir tesbih ve tâzim; susmak ise bir murakabe ve tefekkürdür. O nun maiyyetine erenler, çölde ya asalar da hep âb-ı hayat etrafında dönüp durmu ; her i ini O na ba layanlar dikenler onlardan uzaktır ama - diken ektiklerinde bile gül dermi lerdir. Yolları olmaz ya- gidip cehenneme dayandı ında dahi bunlar berd ü selâm ya amı lardır. te onların vird-i zebânı: Hakk a kul olanlar kula kul olmaz, Kullu a erenler yollarda kalmaz.. Ruhlarında vuslat, ruhlarında haz, Âlem aldansa da onlar aldanmaz. Kimbilir, belki ba ka bir gün bu konu üzerinde durma fırsatı da do ar. Ya mur dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2000 tarihli sayısından alınmı tır

6 Biz, ilâhî lütuflar olarak inananlara bah edilen bu ekstra ihsanların çehresinde hep zuhur edecek ilâhî ihsanlardan mesajlar aldık ve ilâhî teveccühlerin gölgeleriyle sevindik; sevindik ve o kaskatı kederleri âdeta hiç mi hiç duymadık. Dr. Arslan Mayda Canlılarda az vazife gören organların zaman içinde giderek körle ece i faraziyesi, evrim dü üncesini savunanlar tarafından devamlı öne sürülen iddialardan biridir. Bu yüzden evrim teorisinin ortaya atıldı ı ilk dönemlerde, canlılarda birçok körelmi organ oldu undan bahsedilmi tir. Meselâ insanda 200 kadar organın körelmekte olan veya kalıntı organlar oldu u iddia edilmi tir. Zaman içinde özellikle anatomi, histoloji ve embriyoloji gibi dallardaki ilmî geli meler arttıkça, bunların birço unun ne kadar ehemmiyetli organlar oldu u gösterilmi, körelmek ve kalıntı olmak bir yana, bu organların her birinin sayısız vazifelerinden söz edilir olmu tur. Daha sonra bu körelmi organlar iddiası zayıflasa da, evrimciler 20 kadar organ hakkında hâlâ benzer iddiaları gündeme getirmekten geri durmamaktadırlar. Kolumuzda bulunan iki kas da köreldi i iddia edilenlerdendir. Bunların birincisi ön koldan avuç içine (el ayasına) uzanan musculus palmaris longus, di eri de ba parmak kökünden yine avuç içine uzanan musculus palmaris brevis tir. Vücudumuzdaki organların vazifelerini ayrı ayrı de erlendirmek gerekir. Tabiidir ki, her organın kullanılma süresi veya sıklı ı aynı de ildir. Gözün ehemmiyeti ile, aya ın küçük parma ını veya tırna ımızı kar ıla tıramayız; fakat bu durum, tırna ın önemsiz ve i e yaramaz oldu unu göstermez. Her organa kendi yapısına ve bulundu u yere göre bir vazife verilmi tir. Beyin, kalb ve akci erin önemi ile dalak ve safra kesesinin önemi aynı de ildir. Bir i yerinin bahçıvanı ile i letme müdürünün kabiliyet ve vazifeleri aynı de ildir. Fakat müdüre de ihtiyaç vardır, i çiye de, a çıya da, ustaba ına da vücudun organlarının bazılarına hayatî vazifeler dü tü ü hâlde, bazılarına daha az vazife dü ebilir. Zîra sistem ona göre kurulmu tur. Bir motordaki küçük bir vida bile önemlidir, bo una konulmamı tır. Aynen bunun gibi koldaki m. palmaris longus ve m.palmaris brevis kasları beyne, kalbe, akci ere, karaci ere, dala a, mideye, ba ırsa a veya hareket sistemindeki di er kaslara göre daha az i yapar, o hâlde görevi azdır, bu yüzden körelip yok olacaktır diyemeyiz. Zîrâ her organ kendisine tevdi edilen vazifeleri yapmakla mükelleftir. Vücudumuzdaki 600 e yakın kasın her birinin vazifesi, önemi, kendilerine verilen güce ve fonksiyon kabiliyetine göre de i ir. Evrimci bir bakı la; Bunların 200 tanesine mutlaka ihtiyaç var, di erlerine yoktur, o hâlde bu kaslar yok olacaklar(!) diye bir mantıkla yakla ırsak, öncelik ve önem sırasını kim, hangi ihtiyaca göre belirleyecektir? Belli bir katsayı vererek kaslarımızı numaralandırırsak, hangi de erin altındakileri önemsiz sayaca ız? Bu de erin altındakileri yok edersek, insanın bugün yapabildi i hareketlerin ço unu kaybetmi olmayacak mıyız? Ön koldaki palmaris longus u ve brevis i yakından inceleyelim: M. palmaris longus nsan elindeki her bir kas, sinir, tendon, kemik ve damar mükemmel bir sistem içerisinde bir araya getirilerek parmak, avuç ve bilek gibi kısımlara ayrılarak yaratılmı tır. Medeniyet harikaları eklinde nitelendirilen bütün icatlar bu müthi sanatla, insan eli vasıtasıyla, hizmetimize girmi tir. Avuç içi zarı (aponeurosis) m. palmaris brevis m. flexör carpi ulnaris tendonu m. palmaris longus tendonu 422 6

7 Parmaklarımız ve avucumuz sayesinde yüzlerce farklı âleti kullanırız. Fakat elimizin en güzel ekilde kullanılması için kolumuzda ayrı ayrı ba lantı ve desteklere ihtiyaç vardır. Tesadüfen veya kendi kendine olu ması mümkün olmayacak bu anatomik yapılar sayesinde elimizi rahatça kullanabiliriz. m. flexör carpi ulnaris m. palmaris longus m. palmaris brevis Avuç içi zarı (aponeurosis) dirse in iç kısmından ba lar (medial condyl) 2, 3, 4 ve 5. parmakların avuç içi zarına (aponeurosis) yapı ır. Palmaris longus parmak köklerine kadar avuç içi zarının devamı gibidir. Avuç içi zarına yapı an bir di er kas da, m. palmaris brevis tir. Bu kas da birinci parmakla avuç içi zarının ba lantısını sa lar ki, günlük hayatta binlerce defa yaptı ımız, cisimleri kavramada çok önemli vazifeler üstlenir. Her iki kas da, avuç içi zarını birinci parmak ve kola do ru çekmek suretiyle, el ayasının yuvarlak bir nesneyi tutmasında gerekli olan gerginli in sa lanmasına vesile olur. Herhangi bir enstrüman çalanlarda palmaris longus un önemi çok büyüktür. Saz çalarken, tezeneyi tutarken, gitar, ud, kaval, vb. çalgıları kullanırken, el bile ini öne bükeriz (planter flexion), bir cismi kavrarken elimizi bükme ve avuç içi zarını germe i i palmaris longus ve brevis e yaptırılmaktadır. Meselâ bir ipe tutunarak duvara tırmanırken, ipi tutma için elimizi sıktı ımızda avuç içi zarının gerilmesi, bu esnada parmakları çeken tendonların gerilmesi, bu gerilme esnasında tendonların avuç içinde i kinlik yapmaması bu iki kasın avuç içi zarını germesiyle engellenir. Bu kasların yoklu unda avuç içi zarının incelmesi ve dolayısıyla da kavrama fonksiyonunda zayıflık olur. Palmaris longus un el bile ini bükme vazifesini, el bile- ini ve parmakları büken di er kaslar yapabilir. El bile ini bükme vazifesi sadece bir kasa verilmemi tir. Dı ta flexör carpi radialis ve içte de flexör carpi ulnaris kasları el bile ini bükecek ekilde yaratılmı tır. Ancak elimizi sadece onlar bükseydi, avuç içi zarı gerilmeyece i için, bükme kuvvetli ve dengeli olmayacaktı. Bazı do u tan olan anomaliler neticesinde veya yapılan ameliyatlarda kasların yanlı yere yapı ması durumunda fonksiyonları sırasında kas kiri lerinde a rılar olur. Baldi ve arkada larının yayımladı ı bir makalede çello çalarken ba parma ında a rı olan profesyonel bir müzisyenden bahsedilir.müzisyenin bu a rıları dört yıldır devam etmektedir. A rılar, müzik kariyerini tehdit eder duruma gelmi tir. Müzisyen operasyona alındı ında palmaris longus tendonunun yapı ma yerinin farklı oldu u görülmü tür. Olması gereken yere ba lanmamı olan kas, yapı ma yerinden gev etilince müzisyenin a rıları kesilmi tir. Bir enstrüman çalarken palmaris longus kası normal yapı ma yerinde, a rısız vazife görüyor; fakat müzisyenler bunun farkında de il. Demek ki, bu kasın imdiki yapı ma yeri olan avuç içi zarı, en uygun yerdir. 600 kasımızın yapı ma noktası, çok hassas ve ölçülü bir ekilde tam yerli yerine yerle tirilmi, âyet her kas olması gerekenden ayrı yerlere yapı tırılsaydı, vücudumuz a rılı kaslar toplulu u olurdu. Palmaris longus olmazsa avuç içi zarındaki koruyuculuk ve kavramadaki direnç yeterince olu maz. Median sinirin tam üzerinden geçirilen palmaris longus un bir di er vazifesi de, travmalardan median sinirin korunmasıdır. Vazifelerini yukarıda saydı ımız bu iki kas, parmakların gerilmesi için destek olması yanında, el ayasında bulunan hayat çizgilerinin (palmar yaylar) olu masına da katılmaktadır. El bile ini ve eli bükmeye yardım eden kaslardan palmaris longus, eski anatomi kitaplarında nsanların % 15 inde yoktur. denmesine ra men, Sebastin ve arkada larının 329 Çinli üzerinde yapmı oldu u çalı mada, tek taraflı palmaris longus un yoklu u % 3,3; çift taraflı eksikli i ise % 1,2 bulunmu tur. Genel bulunmama nispeti % 4,6 dır. Asyalılarda, siyahlarda ve yerli nüfusta bu nispet daha azdır. Bu kasın yoklu u, kasın yok olmaya gitti inin i aretini vermez, bunlar embriyonal geli me esnasında iç veya dı çevre tesirlerine ba lı olarak ortaya çıkan do um anomalileridir. Meselâ bazı insanlar tek böbrekli do ar, bu böbreklerin evrimsel sürece girip böbreklerin körle meye ba ladı ı kanaatini vermez. Zîrâ böbrek hayatî bir organdır. Bazı insanlar 6 parmaklı, bazıları 4 parmaklı do abilir, bazılarının tek baldır kemi i (fibula) yoktur. Ön kol kemiklerinden radius veya ulna kemi i olmayabilir. Kimisinde yumurtalıklar, testisler yoktur. Canlıların vücutlarında çok az da olsa bazı organ eksiklikleri görülebilir. Bunlar embriyonik geli me sırasında geçirilen çe itli hastalıklar veya kullanılan ilâçlarla ortaya çıkan anomalilerdir. Bu eksiklik ve anomalileri bir körelme süreci eklinde görmek aklen ve ilmen uygun de ildir

8 Dr. Do an Demir Batılılar, eserlerini dillerine tercüme ettikleri slâm âlimlerinin isimlerini de i tirdiler: Büyük tıp ve felsefe âlimi bn-i Sina nın adı Avicenna ; büyük din ve astronomi âlimi Fahruddin el-râzi Rhazes ; optik ilminin kurucularından Ebu l-heysen Alhazen veya Alghazen ; ünlü matematik âlimi el-cabir bin Hayyan ın adı Algabir ve matematik tekni i de el-cebir iken algebra oldu. Bugün sıradan bir Avrupalıya Avicenna kimdir diye sorsanız size bn-i Sina dır demeyecek, onun talyan veya Lâtin asıllı bir bilim adamı oldu unda ısrar edecektir. Oku! ilk emri ile Allah (cc), dikkatimizi okumaya ve Kitab a çevirmi tir. Oku! emrine muhatap olan Müslümanlar, Allah Resulü - nün (sas) yol göstericili inde ilme öylesine sarılmı lar ki, kısa sürede slâm âlemi bir ilim merkezi hâline gelmi tir. Çünkü, Allah (cc), Kur ân ın ilk âyetlerinde, Yaratan Rabbinin adıyla oku. nsanı yapı kan bir hücreden yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı ö retendir. nsana bilmediklerini ö retendir. 1 (Alak/1-5) buyurarak ilmî sistemati in de nasıl olması gerekti- ini bize bildirmektedir. Bu sistemde, okuma ameliyesi önceliklidir. Yani insanlar önce kendi ya adıkları zamana kadar yazılmı olan ilmi okuyarak ö reneceklerdir. Allah (cc) bu okuma ameliyesi içinde insanların bo ulmaması, türlü dü üncelerin altında buhrandan buhrana yuvarlanmaması için de, okurken Allah ın adıyla okumayı emretmekte; O nu aramaya, anlamaya, anmaya vesile kılan okumayı bize takdim etmekte, ancak mutlaka okumak gerekti inin altını çizmektedir. Okuyup ö rendikten sonra insanın kar ısına ilmî silsilenin ikinci basama ı olan ara tırma çıkmaktadır. Allah (cc) nazarlarımızı yaratılı a ve insanın mahiyetine çekmektedir; gözümüzü sonsuz keremini görmemiz için kâinatın üzerinde dola tırmamızı, her eyi ara tırmamızı, sikke-yi rahmetini ve vahid-i ehadiyyetini bulmamızı, sonunda da ö rendiklerimizi ne retmemizi istemektedir. slâm dünyasında bilhassa Asr-ı Saadet te ve takip eden asırlarda bu ilmî sistemati e uygun bir tarihî süreç izlendi ini görüyoruz. slâm tarihinde milâdi yılları arası tercüme dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde Müslüman ilim adamları Hintçeden, Yunancaya; Farsçadan, Sanskritçeye kadar hemen her eski medeniyetin dilinden Arapçaya tercümeler yapmı lar, kendi dönemlerine kadar olan ilimleri okumu, ö renmi ve tetkik etmi lerdir. Tabiî ki bu dönemde telif çalı maları da olmu tur; ancak bu dönemin a ırlı ı ba ka dillerden Arapçaya yapılan tercümelerdir. E zamanlı olarak ara tırmalar da devam etmi tir. 830 dan yani ö renme safhasından sonra ise ara tırma ve geli tirme artmı tır. Bütün bu faaliyetler sonrasında Müslüman ilim adamları kütüphaneler dolusu ara tırmaya dayalı eser yazmı lardır. slâm dünyasında imdiki üniversitelerin kar ılı ı olan birçok büyük medrese açılmı ve kütüphaneler kurulmu tur. Meselâ, Endülüs Emevi Halifesi el-hakem in, Kurtuba da kurdu u kütüphanede cilt kitap bulunuyordu. Gırnata da her birinde cilt kitap bulunan 70 kütüphane mevcuttu. Bu kitapların katalo u bile 24 cilt tutuyordu. Fatimilerin Kahire de kurdukları büyük kütüphanenin her birinde cilt kitap bulunan 40 odası vardı. Kahire deki Halk Kütüphanesi nde ; Saray Kütüphanesi nde ; Lübnan daki Trablus am ehrinde ise cilt kitap mevcuttu. Türkmenistan daki Merv ehrinde içlerinde cilt kitap bulunan 10 kütüphane vardı. Bu kitaplar astronomiden tıbba, sosyolojiden biyolojiye dönemin hemen hemen bütün ilimleriyle ilgiliydi. Bunlara kar ılık 10. yüzyılın Avrupa sında durum çok farklıydı. 984 yılında talya da Po nehri yakınlarındaki Demuna ehrindeki bir katedralde 95 el yazması vardı. spanya da Katalonya da bir katedralde 10 el yazması vardı. Bu sayı yılları arasında ancak 65 oldu. Büyük manastır kütüphanelerinde 500 veya daha fazla kitap varsa, bu Avrupa da dev

9 kütüphane kabul ediliyordu. Bu dönemde Avrupa daki kitapların toplamı i bile zor buluyordu. slâm dünyasındaki kütüphanelerin hemen hepsinde okuyucuları rahatlatmak için müzik yayını ve bugün bile tam olarak nasıl çalı tı ını çözemedi imiz merkezî ısıtma sistemi vardı. Kütüphanelerde haftanın yedi günü yirmi dört saat üç vardiya hâlinde devamlı kitap ço altılıyordu. Bir okuyucu bir odada ço altılacak kitabı okur, yakla ık 20 ile 30 yazıcı da bunu ço altırdı. Vardiya bitti inde noktacı denen vazifeli, vardiyası biten yazıcıların kitaplarına yeni gelenlerin devamı için i aret koyardı. O dönemde üretimin güç olu u sebebiyle, çok pahalı olan kâ ıt, kalem ve mürekkep gelen okuyucu ve ara tırmacılara ücretsiz olarak kütüphane vakıfları tarafından temin edilirdi. Kütüphanelerde açık raf usulü uygulanıyordu. Kütüphanede, ara tırmacılara çalı abilecekleri odalar, çalı maktan yorulanların dinlenebilecekleri yatakhane ve kantinler sunuluyordu. Buralarda ilmî sohbetler yapılır, herkesin ilgi sahasına göre bir sohbet grubu bulunurdu. Ö renciler, ara tırmacılar, ilim adamları ve ilgili çalı ma grupları bu kütüphanelerde toplanırlardı. Avrupa dan gelerek slâm topraklarını ziyaret eden Hristiyan din âlimleri slâm dünyasının ilmî büyüklü- ü kar ısında a kına döndüler. 10 ve 11. asırlarda slâm dünyasına göre geri kalmı olan Avrupa da buna bir çözüm olarak 1104 yılında Papa nın ba kanlık etti i Okümen Konsil de, 2 Gidin, Do u dillerini ö renin, bize kar ı üstünlük sebeplerini ara tırın, yazdıkları bütün kitapları dilimize çevirin kararı alındı. Hristiyan din adamları kısa sürede Do u dillerini ö renmeye, Papa nın emrine uyarak tercümeye ve Do u daki bilgiyi ve tekni i kendi ülkelerine götürmeye ba ladılar. Sıfır ba ta olmak üzere, günümüzdeki rakamlar, Avrupa matemati ine geçti. Arapça naure denilen su de irmeni noria ismiyle Hollanda nın en büyük sıkıntısı olan su baskınlarına kar ı kullanılmak üzere getirildi ve daha sonra tarım alanlarının sulanması için bütün Avrupa ya yayıldı. Günümüz ngilizcesinde on bine yakın, spanyolcada da en az altı-yedi bin, di er Avrupa dillerinde de binlerce Arapça men eli kelime mevcuttur. ehir güvenli ini sa layan te kilâtı ifade eden zabıta, zabazoque olarak; kö k ve in aat tekni i 9 425

10 mânâsına gelen el-kasr alcasar olarak Batı da konu ma diline girdi. Yeni ku- atma silâhları, a ır ta ları çok uzaklara fırlatma kabiliyetine slâm dünyasının geçmi te ilmî sahadaki göz kama tırıcı üstünlü üne ra men günümüz Müslüman topluluklarının gerek ilmî seviyeleri gerekse kütüphanelerinin durumu iç açıcı de ildir. Türkiye deki kütüphanelerde resmî kayıtlara göre on milyon civarında kitap vardır. Buna kar ılık Amerika Birle ik Devletleri ndeki bir üniversitenin (Michigan Üniversitesi) kütüphanesinde sekiz milyon kitap bulunmaktadır. sahip mancınık, bir çe- it petrol yan maddesi olan neft slâm dünyasından Avrupa ya götürüldü. Orta Ça Avrupası nda feodalizmin yıkılmasında bu sava vasıtaları kullanılmı tır. 12. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar geçen dönemde binlerce kitap (tıp, astronomi, fizik, matematik, felsefe ve dinî) Avrupa dillerine tercüme edildi. Ancak slâm âlimlerinin din ve felsefe ile ilgili eserlerindeki fikirler, Avrupalıların Müslüman olmasına yol açabilir dü üncesiyle, sakıncalı görülmü ve yasaklanmı dır. Bu konu ile alâkalı Umberto Eco nun Gülün Adı isimli eserinde geni bilgiler vardır. Batı da Fransız htilâli nin yapıldı ı 1789 a kadar Gazâli, bn-i Rü d ve Farabi gibi slâm dü ünürlerinin eserlerinin basılması ve da ıtılması kilise tarafından hâlâ uygun görülmüyordu. Ancak Fransız htilâli nin do urdu u ortam bu kitapların serbestçe basılmasını sa lamı tır. Batılılar, eserlerini dillerine tercüme ettikleri slâm âlimlerinin isimlerini de i tirdiler: Büyük tıp ve felsefe âlimi bn-i Sina nın adı Avicenna ; büyük din ve astronomi âlimi Fahruddin el- Râzi Rhazes ; optik ilminin kurucularından Ebu l-heysen Alhazen veya Alghazen ; ünlü matematik âlimi el- Cabir bin Hayyan ın adı Algabir ve matematik tekni i de el-cebir iken algebra oldu. Bugün sıradan bir Avrupalıya Avicenna kimdir diye sorsanız size bn-i Sina dır demeyecek, onun talyan veya Lâtin asıllı bir bilim adamı oldu unda ısrar edecektir. slâm dünyasının geçmi te ilmî sahadaki göz kama tırıcı üstünlü üne ra men günümüz Müslüman topluluklarının gerek ilmî seviyeleri gerekse kütüphanelerinin durumu iç açıcı de ildir. Türkiye deki kütüphanelerde resmî kayıtlara göre on milyon civarında kitap vardır. Buna kar ılık Amerika Birle ik Devletleri ndeki bir üniversitenin (Michigan Üniversitesi) kütüphanesinde sekiz milyon kitap bulunmaktadır. Bu kütüphane asırlar önce slâm dünyasında görülen kütüphanelerde oldu u gibi gerekli donanıma sahiptir. Ara tırıcılara okuma aralarında oturabilecekleri kantinler, istirahat edebilecekleri dinlenme odaları, ücretsiz ve sınırsız fotokopi, internet gibi imkânlar sunulmaktadır. ABD de üç bin üniversite bulundu unu göz önüne alırsak u an içinde bulundu umuz durum daha iyi anla ılabilir. Kütüphanelerimizi, üniversitelerimizi aktif okuma ve ara tırma yerleri hâline getirmeden ülkemizin geli mesi söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla da ülkemizin en büyük problemi ekonomi de il, e itimdir. Günümüzde içinde bulundu umuz sıkıntılardan kurtulmamız için ilk olarak, Kur ân ı asılı bulundu u yerden indirip, anlayarak okumak gerekmektedir. Ancak bu ekilde Allah ın insano luna bah etti i ilimlerde ilerlememiz mümkün olacaktır. nmemi tir hele Kur ân bunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okumak, ne de fal bakmak için. M. Akif Dipnotlar 1- Alâk Suresi, 1 5, Kur ân-ı Hakîm ve Açıklamalı Meali, Hazırlayan Suat Yıldırım. 2- Okümen Konsil: Papanın bizzat katıldı ı, belirli zaman aralıklarında yapılan ve Hristiyanlık ın genel gidi atı hakkında kararların alındı ı Hıristiyan din bilginleri toplantısı. Papa katılmadı ı takdirde yapılırsa o zaman yapılan toplantıya sadece Konsil denirdi. Bu kelimeyi Roma daki devlet toplantılarına veya Roma valilerine verilen ad olan Konsül ile karı tırmamak gereklidir. Kaynaklar - Corci Zeydan, Medeniyet-i Ýslamiye Tarihi, Ýstanbul Halil Ersin Avcý, Tapýnaðýn Gizli Tarihi, Truva Yay., Ýstanbul Ahmet Gürkan, Ýslam Medeniyeti nin Avrupa Kültürü Üzerindeki Etkileri, Feza Yayýnevi, Ankara. - Osman Turan, Ýslam Medeniyeti, Boðaziçi Yayýnlarý, Ýstanbul Ýbn ül-esir, Ýslam Tarihi, Kahire Ýbn Kesir, Ýslam Tarihi, Kahire

11 Hayallerimizdeki resim Yerin gökler olsa da bu hâlin daha bir ho, Minarelerle yan yana o edalı duru ; Bazılarında hasıl etse de bir kuduru ; Bana geçmi i hatırlatıyor bu kurulu...

12 Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak siyasî, hissî mânâları telkin eder. Onun için ben, tahrir-i mündericattan (yazılı bilgilerden) ziyâde, resimlerden istifade ederim. 2. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine kitabı yayımlandıktan sonra, gündeme gelen sorulardan 2.Abdülhamid biri, Osmanlı döneminde foto rafçılı ın ne durumda oldu u idi. cadı 1839 lara kadar uzanan kâ ıda basılı foto rafın Osmanlılara yakı tırılamaması, ders kitaplarında Osmanlı nın çökme sebebi olarak gösterilen teknolojik bakımdan Avrupa nın çok gerisinde kaldı ı, Avrupa daki yenilikleri takip edemedi i tezinden olsa gerek. Bu ve benzeri sebeplerden Sultan Abdülhamid in dünyanın en eski koleksiyonlarından birini hazırlattı ını Osmanlı yı tam bilmeyen insanlara izahta zorlanabiliriz. Eski koleksiyonlar arasında bulunan, Yıldız Albümleri nin (911 albüm ve yakla ık foto raf) o dönemin içtimaî durumunu ehir foto raflarıyla anlatması, tıpkı Hicaz Demiryolu Projesi gibi, Ulu Hakan ın ne kadar açık ve ileri görü lü oldu unun en önemli belgesi sayılabilir. Okullardaki ö rencilerden, çiftlikteki atlara kadar yüzlerce konu ba lı ı ve on binlerce foto raf Ancak bu müthi dehâ sahibi hünkârın ders kitaplarında de erini bulamaması gibi, Yıldız Albümleri de yıllarca hak etti i vefâdan çok uzakta, torunlarının bilemedi i bir ba ka yitik hazine olarak kalmı tır. Dünyada dengelerin bozuldu u, Devlet-i Âliye nin eski ihti amını yitirdi i, ülke topraklarının en insafsız saldırılarla ku atıldı ı bir dönemde tahta çıkan hükümdar, bir yandan ülkede olup bitenleri kontrol altına almaya çalı ırken, bir yandan da ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Dönem, padi aha suikast düzenlemeye dahi cesaret edilen, Do u da ve Batı da büyük devletlerle amansız harbler içinde olunan iç karı ıklıklar çıkarmak için fırsat kollanan bir dönemdir. Foto raf; bilgi toplama vazifesini belki de en ciddi ekilde bu dönemde yapmı tır. Çünkü geni Osmanlı co rafyası, foto raflarla padi ahın bilgisine arz edilmi tir. 2. Abdülhamid gitme imkânı bulamadı ı yerleri ve buralarda yapılan faaliyetleri foto raflardan ö renmi ti. Askerî ö rencilerin, birliklerin, memurların, silâhların, hastahanelerin, câmilerin, çe melerin, karakolların, yolların, fabrikaların vs. foto raflarını aldıran 2. Abdülhamid, Mısır dan Balkanlar a, Afrika dan Kafkaslar a kadar geni bir co rafyayı tanıma imkânına sahip olmu tur. Günümüzdeki MO- BESE sistemi ile ehrin de i ik noktalarından alınan M. Bahadır Dördüncü görüntülerle o ehir hakkında bilgi sahibi olundu- u gibi, Abdülhamid de foto raflarla, binaların in a hızlarından, okullarda yapılan faaliyetlerden, e itim gören ö rencilerden, çiftlikte yeti tirilen atlardan, hapisteki mahkûmlara kadar çe itli faaliyetlerden haberdar olmu tur lerin ba ında genelde Ermenilerin yaptı- ı bir i olan foto rafçılı a, daha sonraları Müslümanlar da ilgi duymaya ba lar. lerleyen zamanlarda Müslüman olmayanların giremedi i Harem-i erif e gidilir ve Mukaddes Beldelerin ilk foto rafları 1880 yılında Osmanlı ordusunda subay olan Albay Sadık Bey tarafından çekilir. Mekke ve Medine foto rafları bu bölgelere gitme imkânı bulunmayan sultan için apayrı bir mânâ ta ımaktadır. nandı ı dinin gereklerini yerine getirmedeki hassasiyetiyle tanınan hünkâr, belki de bu foto raflara bakarak Haremeyn e olan hasretini bir nebze gidermi tir. Mekke ve Medine Albümü genel mânâda Ravza-i Mutahhara ve Kâbe nin de i ik yönlerden çekilmi foto raflarından olu maktadır. Sadık Bey, Mekke ve Medine dı ında Uhud ehitli- i nde bulunan Hz. Hamza nın mescidi ve türbesinin de foto rafını çekmi tir. Sâdık Bey in çekti i tek kare dı ında, Yıldız 42812

13 Albümleri nde ba ka Hz. Hamza mescidi ve türbesine ait foto rafa rastlanamamı tır. Mekke ve Medine bugün dahi dünyada foto raf çekmenin en zor oldu u bölgelerin ba ındadır. Ancak bölge Osmanlı egemenli inde iken foto raf çekilmesine herhangi bir sınırlandırma yapılmadı ı hâlde, bazı yerlerin foto rafları özellikle çekilmemi tir. Peygamber Efendimiz in (sas) kabrinin ve Kâbe nin içinin foto raflarının söz konusu albümde bulunmaması Osmanlılarda Hz. Peygamber e (sas) duyulan saygı ve mukaddes bölgelerin kutsiyetine hürmetten olmalıdır. Tavaf alanının içinde bulunan kütüphane, muvakkithane (namaz vakitlerinin belirlendi i yer), minber, mezheplere ait yerler ve di er yapılar bugün tamamen kaldırılmı durumdadır. Tavaf alanında bugün Osmanlı dan geriye revaklar ve Kâbe nin üzerinde bulunan Altınoluk tan ba ka bir eser kalmadı ı görülmektedir. Hastahaneler yıkılmı, karakollar ve kı lalar da tamamen ortadan kaldırılmı tır. Bugün artık ne Sultanahmed in avlusunda dokunan Kâbe örtüleri kaldı, ne de o örtüleri ta ıyan kutlu Surreler. Peygamber mescidine gönderilen Isparta halıları yok imdi. Peygamberinin kabrine türbe, üzerine ye il kubbe yaptıranlar göçeli çok oldu. Kâbe yi tamir ettirten sultanlar da yok. Harem-i erif i minarelerle donatanlar, o minareler gibi göçüp gitmi ler bu diyârlardan. Kâbe nin bekçisi Fülfül, Hind ve Ecyad da gitmi, Medine yi sarıp sarmalayan surlar gibi Albüm bu yönüyle bir destandan miras kalan hüznü ta ıyor gönüllere. Ecyad Kalesi nde dalgalanan Osmanlı Sanca ı, Mekke yi bekleyen Anadolu askerleri, Peygamber topra ını çevreleyen Osmanlı surları, bölgeye yapılan yüzlerce Osmanlı eseri, Kâbe çevresinin ve daha genel olarak da Mekke ve Medine nin hiçbir ticarî kazanç u runa kirletilmedi i en saf hâlleri, develer ile gelen Hac kafileleri, Surre Alayları, Hicaz Demiryolları, Peygamber diyârında medfun sahabelerin kabirleri, Efendimiz in (sas) ve Hz. Ömer in (ra) evleri, Hz. Osman ın (ra) türbesi ve unutulan daha nice eser, Sultan Abdülhamid sayesinde tarihe ahitlik ediyor. Müslüman foto rafçıları yeti tirenleri, Mukaddes Beldelere onları gönderenleri, stanbul a üç aylık mesafede bulunan beldeye foto raf makineleri ile gidenleri, zor iklim artlarında o foto rafları çekenleri, çekilen kareleri cam negatiflerden kâ ıtlara tab edenleri, bu foto rafları itina ile Payitaht a ula tıranları, bu albümleri huzura çıkaranları, albümlerin günümüze kadar saklanmasını sa layanları, koleksiyonu canını ortaya koyarak i galcilerden muhafaza edenleri rahmet ve ükranla anarken, çekilen foto rafları bir kapak altında toplayanları da tebrik ediyoruz. Hüzün kokulu foto raflara bakarken, bilhassa o eserleri yaptıran ve dört asır Hadimü l-haremeyne - erifeyn olan anlı ecdadı, foto rafları çektiren koca sultanı, Albay Sâdık Bey ba ta olmak üzere ço unun isimleri bile unutulmu foto rafçıları, kütüphaneyi koruyan Kalkandelen ailesini rahmet ve hayırla yâd ediyoruz. 2. Abdülhamid foto rafları, günümüzde maalesef çok azı kalan yüzlerce Osmanlı eserinin pek ço unu bütün inceli i ile göstermesi bakımından önemli belgelerdir. Abdülhamid bu ekilde dedelerinin yaptırdı ı eserleri oldu u kadar, kendi zamanında yapılan eserleri de kayıt altına almı tır. Osmanlı nın asırlar boyu yaptı ı hizmetlerin insafsızca inkâr edildi i bir dönemde, foto raflar inkâr edilemez gerçekleri haykırmaktadır. Anadolu dı ında ve gayrımüslimlerin büyük ço unlukta oldu u Osmanlı nın çe itli bölgelerindeki hizmetleri gösteren bu foto raflar, Osmanlı yı emperyalizmle suçlayanlara verilecek en güzel cevaptır. Sanki Sultan Abdülhamid, ileride yaptıklarının inkâr edilece ini veya yıkılaca ını bilmekte ve bunu bizlere belgelemek 13429

14 Mustafa Toluno lu Sahabelerden sonra gelen Tabiîn ve Tebe-i Tabiîn de, hayatlarında iradî ümmîli i uygulamı, di er dünya görü leriyle kar ıla tıklarında kendi öz de erlerini bir filtre olarak kullanmı ve olumsuz tesir altında kalma bir yana, dev bir slâm medeniyetinin olu masına zemin hazırlamı lardır. bir cemiyetin dil, terbiye, âdet ve san at gibi de erlerinden do mu, sonra da i lene i lene o toplumun hayat tarzı Kültür; hâline gelmi, hemen her parçası çok ehemmiyetli bir kısım esasların bütünü eklinde tarif edilir. Bir toplumda hayat tarzı hâline gelen esaslar, evrensel de erleri ihtiva etti i gibi, o topluma has de erleri de içine alır. Çünkü üslûp; ahlâk, görgü kuralları, mimarî gibi evrensel hususiyet ta ıyan kültür unsurlarına millîlik kazandırır. Kültür, bir milletin kendi tarihî tekâmülü hususunda sahip oldu u uur 1 eklinde de tarif edilebilir. Bu tarif kültürün dura an olmadı ını belirtmesi açısından mühimdir. Millet dura an bir içtimaî yapı olmadı ından, ona ait kültür de dura an de ildir; de i ir, geli ebilir veya tahrip olabilir. Günümüzde kitle ileti im vasıtalarındaki hızlı geli me, fert ve toplumların münasebetlerini hızlandırmı tır. Her türlü bilgi, ekranlardan akmaya ba layınca kültür alı veri i insanlık tarihinin en yüksek seviyesine ula tı. Fertler, ileti im ça ının getirdi i teknolojik imkânlar sayesinde kültürleri, toplumları ve içtimaî yapıları çok daha yakından tanıma imkânı buldular. leti ime paralel ula ımın da geli mesi toplumlar arası geçi i kolayla tırdı ı gibi kültür alı veri- inin hızlanmasına da vesile olmu tur. Bütün bunlar asrımızdaki göç hâdiselerini farklı farklı ekillerde tetiklemi tir. Lûgatte, fertlerin veya toplumların çe itli sebeplerle, bulundu u co rafî ve sosyokültürel ortamdan ba ka bir co rafî ve sosyokültürel ortama geçmesi olarak tarif edilebilen göç, ilk toplumlardan bu yana içtimaî hayata yakından tesir eden mühim hâdiselerden biridir. Tarih Genel itibarıyla mânevîyata uzak duran modern ça, maddeyi ele alır ve onunla ilgilenir. Çünkü güçlü oldu u ve gücünün devamı için gerekli gördü ü saha budur. Bu sebeple insana sadece daha iyi bir maddî hayat vaad ederek, bedenî hazları tatmin etmeye çalı ır. Teknolojiyi, ilmi ve kültürü de bu dü ünceyle ele alır. Hayatı bir mücadeleden ibaret görür, mücadeleyi kazanmanın yegane yolunun kuvvetten geçti ini dü ünür. boyunca ya anan göçlerin medeniyet ve devletlerin kurulup yıkılmasında mühim tesirleri olmu tur. Göç eden topluluk ve fertler, kar ıla tıkları kültürlerin tesirinde kaldıkları gibi, aynı zamanda bu kültürlere kendi de erlerinden bir eyler de katabilmektedir. Bu kültürel alı veri neticeleri itibarıyla müspet ve menfî olarak incelenebilir. Müspet tesir: Herkes tarafından olumlu bulunan de erlerin (misafirperverlik, ikram, payla ma vb.) kazanılmasıdır. Göç neticesi ba ka bir kültür içinde ya amakta olan fert, kendi kültür de erlerini ahsiyetine sa lam bir ekilde yerle tirememi se, herhangi bir olumsuz kültür unsurunun tesirinde kolaylıkla kalır. Menfî tesir: Olumsuz unsurların, öz de erlerin yerini almasıyla gerçekle ir. Bütünü için geçerli olmasa da, yurt dı ına yerle mi vatanda larımızın, bilhassa yeni neslin, yurda döndü ünde akrabalarıyla ya adı ı kültürel kopukluk bu duruma iyi bir örnektir. Kül

15 türel altyapısı sa lam olmayan ki i, farklı bir kültürle kar ıla tı ında, kendi de erlerini koruyamaz. Bir kadınla erke in evlenmeden ortak bir hayatı payla ması Batı dan bizim kültürümüze ta ınmı olumsuz bir tesirdir. Menfî tesir, ki inin kendi kültüründen olumsuz unsurları, ba ka bir kültüre ta ımasıyla da ortaya çıkabilir. Farklı kültür anlayı ları, modern paradigmalar ve ümmî olma Göç-kültür münasebetleri bütün hızıyla devam ederken, kendi de erlerimizi koruma ve ya atma adına, yabancı kültürlerin menfî unsurlarına ümmî kalabilmek son derece önemlidir. Ümmî li in kelime mânâsı, okuma-yazma bilmemek tir. Bu yazıda kastedilen ümmîlik ise genel olarak farklı kültür anlayı larının, günümüzde ise modern hayat tarzı tabiat kanunları aslî otorite hâline getirilmi, insan mânevîyattan tamamen koparılmı tır. Ümmîli ini koruyan ki i, ba ka kültürlerle veya onların herhangi bir unsuruyla kar ıla tı ında, aldıklarını enfüs süzgecinden geçirerek aldı ından de- erlerinden bir ey kaybetmeyecektir. Buna ra men, günümüzde yo un bir bilgi alı veri ine mârûz kalındı ından, ki inin ümmîli ini koruyabilmesi için sık sık zihnini silkelemesi gerekmektedir. Her nasılsa ve farklı felsefî paradigmaların dayatmalarına kar ı ki inin seçicili ini iyi olu turarak, de erlerine sımsıkı ba lanması durumudur; ba ka bir tâbirle, ki inin ya ayı ve dü ünü tarzı açısından kirlenmemi ve saf olmasıdır. radî ümmîyet de denebilecek bu durumu sa layabilmek için, fertlerin kendi kültür ve de er dünyalarını çok iyi özümsemeleri gerekmektedir. Genel itibarıyla mânevîyata uzak duran modern ça, maddeyi ele alır ve onunla ilgilenir. Çünkü güçlü oldu u ve gücünün devamı için gerekli gördü ü saha budur. Bu sebeple insana sadece daha iyi bir maddî hayat vaad ederek, bedenî hazları tatmin etmeye çalı ır. Teknolojiyi, ilmi ve kültürü de bu dü ünceyle ele alır. Hayatı bir mücadeleden ibaret görür, mücadeleyi kazanmanın yegane yolunun kuvvetten geçti ini dü ünür. Bu tarz modernle me anlayı ıyla, ben merkezli dünya görü ü öne çıkarılmı, zihnimiz bir kısım muzahref bilgilerle kirlenmi se, o mevzudaki sâbit ve de i meyen disiplinlerimizi esas ölçü kabul ederek, mâlûmâtımızı ölçüp tartmamız ve elenenleri kapı dı arı etmemiz, bir nevi zihnimizi silkeleyerek onu çer-çöpten temizlememiz gerekmektedir. 2 Modern paradigmalara kar ı ümmîli ini koruyamayan ise, kar ıla tı ı her yeni kültürde kendini kaybetme tehlikesiyle kar ı kar ıyadır. Hakiki bir iradî ümmîyete sahip olanlar kendile

16 rini daha kolay ifade ederler, hâl ve tavırlarıyla di er insanlara daha fazla tesir ederler. Bunun en güzel örnekleri Saadet Asrı nda ya anmı tır. Peygamber Efendimiz (sas), ümmî bir Zât tı. Zîrâ O nun (sas) muallimi Allah tı (cc). O (sas) en güzel na meler ve ilâhî beyanla donatılmı tı. Hâl böyle olunca, hayaline dahi ba ka anlayı lar girmemi, de erlerini en saf ekilde temsil etmi ti. Arkasından gelen, bütün âlimlere muallim olmu, insanların gönüllerinde yüce bir yer edinmi ti. O nun (sas) talebeleri olan Sahabiler de ya adıkları co rafyadan ötürü, ark ın ve Garb ın o zamanki anlayı larına, fikir akımlarına kapalıydı, yani yabancı kültürlerin tesirinde kalmama mânâsında ümmiydi. Yemen, Mısır, ran, Hindistan gibi yerlerde ya ayan insanlara nispetle kadîm kültürlerle, dinlerle münasebetleri yok denecek kadar azdı. 3 Efendimiz den (sas) ö rendikleri slâmî de erlerin benliklerinde hasıl etti i uur, Müslümanlı ı kabullerinden sonra onlarda bu defa iradî mânâda bir ümmiyet tavrına vesile olmu tu. Bu tavırları o kadar güçlüydü ki, de erlerini anlatma adına göç ettikleri yerlerde, çe itli kültürlerin menfî tesirinde kalmak öyle dursun, evvelâ hâl dilleriyle iz bırakmı, sonra da insanların dü ünce yapılarının derinden de i mesine vesile olmu lardı. Hz. Abdullah bn Abbas, Afrika daki Bizans genel valisi Georgios ve adamlarıyla ilmî müzakereler yaptı ında, Georgios ve etrafındakiler onun akıl, zekâ, fikir kuvvetini ve ilim kudretini görerek: Bu insan Arapların en derin âlimidir. demi lerdir. 4 Günümüzde Müslümanlar, sebepler plânında, Sahabe efendilerimizin (ranhüm), hicretin bir meyvesi olarak dünya nüfusunun be te birini olu turmaktadır. te slâm hakikatinin yüzyıllar boyunca bozulmadan taptaze mesajıyla günümüze ula masının vesilesi, ilk Müslümanların ve onlardan sonra gelenlerin ümmîli ini yitirmemi olmasıdır. Sahabelerden sonra gelen Tabiîn ve Tebe-i Tabiîn de, hayatlarında iradî ümmîli i uygulamı, di er dünya görü leriyle kar ıla tıklarında kendi öz de- erlerini bir filtre olarak kullanmı ve olumsuz tesir altında kalma bir yana, dev bir slâm medeniyetinin olu masına zemin hazırlamı lardır. Bu medeniyet, Ümmîli ini koruyan ki i, ba ka kültürlerle veya onların herhangi bir unsuruyla kar ıla tı ında, aldıklarını enfüs süzgecinden geçirerek aldı- ından de erlerinden bir ey kaybetmeyecektir. Buna ra men, günümüzde yo un bir bilgi alı veri ine mârûz kalındı ından, ki inin ümmîli ini koruyabilmesi için sık sık zihnini silkelemesi gerekmektedir. birçok kültürle alı veri te bulunmu, alacaklarını seçerek almı bunun yanında birçok kültüre de derinden tesir etmi tir. Nitekim Dr. Sigrid Hunke nin belirtti i gibi, Batı medeniyetinin olu umunda, slâm medeniyetinin büyük tesiri vardır. 5 Bediüzzaman Hazretleri bütün anlayı ları Kur ân ve sünnet ile test eder, dolayısıyla iradî ümmîyeti tercih eder. Meselâ, Sani-i Hakîm, insanın eline emanet olarak, Rububiyetinin sıfat ve uunatının hakikatlarını gösterecek, tanıttıracak i arat ve numuneleri cami bir ene vermi tir. 6 der ve enenin, ayna misâl vahid-i kıyasî fonksiyonu gördü ünü, ayrıca mânâ-yı harfî gibi oldu unu, yani kendinde vücudu olmadı ını ve ba kasının mânâsını gösterdi ini 7 ifade ederek; insanın enaniyetini öne çıkaran modern paradigmalar kar ısındaki iradî ümmîyeti esas alan duru unu ortaya koyar. Risale-i Nur, insana sürekli acziyetini hatırlatır; acz, fakr ve zaaftan do an sıkıntıyı Rabb inin mutlak varlı ına imanın verdi i teslim ve tevekkül duygusuyla yatı tırır. Asrımızın bütün kavram karga aları ve kaoslarına ra men, yeni nesillerimiz de kendi inanç ve kültür dünyalarına olan sarsılmaz güvenleriyle ümmîli i tercih etmektedir. Kendi de erlerine sımsıkı ba lı ve zihinleri ba ka kültürler tarafından kirletilmeye kapalı, bu iradî ümmîyet temsilcileri Anadolu dan dünyaya açılmakta. Bu yeni nesil, göç etti i yerlerde, kadîm kültür ve anlayı lara ra men ümmî kalmı, do runun, ahlâkın, evrensel güzelliklerin temsilcisi olmu, bunu hâl dilleriyle anlatmı, yeni bir medeniyetin tohumlarını yeryüzüne saçmaya ve sulh adacıkları tesis etmeye ba lamı Dipnotlar 1. Nevzat Köseo lu, Milli Kültür ve Kimlik, s. 128, Ötüken Yayıncılık, st, Fethullah Gülen, Kırık Testi-4, Zihinler Silkelenmeli, s. 165, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, st, Fethullah Gülen, Kırık Testi-2, Kur ân Kültürü ve Sahabe, s. 45, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, st, Hayatü s-sahabe. 5. Dr. Sigrid Hunke, slâm Güne i, Bedir Yayıncılık, st, Said Nursi, Sözler, s.536, Envar Yayıncılık, st., Said Nursi, Sözler, s.536, Envar Yayıncılık, st.,

17 O lumun okuluna gitmem gerekti inde, bunu teneffüs zamanlarına denk getirmemeye dikkat ediyorum. Çünkü ö rencilerin hepsi enerji dolu, kıpır kıpır. Teneffüs zili çaldı mı, onları durdurabilene a k olsun! Onlar bu ya larda ne gürültünün farkındalar, ne de bundan zarar gördüklerinin. Fakat ö retmenler için aynı eyi söyleyemeyiz. Zîrâ çocukların okul bahçesindeki cıvıl cıvıl sesleri, koridor ve sınıflarda gürültüye dönü üyor. Bunun sebebi, sınıf ve koridorlar ba ta olmak üzere kapalı mekânların akustik açıdan uygun tasarlanmamı ve in a edilmemi olmalarıdır. Hatırlıyorum; benim lise yıllarımda da böyleydi. Yeterli sayıda okul ve derslik yapılması dâima öncelikli hedef kabul edildi- inden, gürültüsüz mekân tasarımı hep ikinci plânda kalmakta, hattâ ço u zaman bunun farkına bile varılmamaktadır. Kötü akustik artlar, konu maya ve ileti ime olumsuz tesir etmekte, dolayısıyla e itim kalitesini dü ürmektedir. Ayrıca e itim mekânlarındaki istenmeyen gürültüler insanlarda geçici i itme kaybına sebep olmaktadır. Bazı hayvanlar üzerinde yapılan incelemelerde gürültünün beyin hücrelerine zarar verdi- i tespit edilmi tir. Halbuki bazı küçük ve ekonomik tedbirlerle daha az gürültülü koridor ve dersliklere sahip olmak mümkündür. Ses, bir kaynak tarafından hava ortamındaki moleküllerin titre tirilmesiyle ortaya çıkar. Ses basınç seviyesi birimi desibeldir (db). Rahatsızlık verici bir hâl alan ve e ik de eri insandan insana de i ebilen sesler ise gürültüdür. Bazı müzik türleri gürültü hâlini alabilir. Bunun Mehmet Akba Gürültü insanın zihnî ve fizikî faaliyetlerine menfî tesir eder. Ö retmeni iyi takip edemeyen ö renci, dersten kopar; bu durum süreklilik kazandı ında, ö renci sınıf içinde yalnızla ır ve asosyal temayüller sergilemeye ba lar. yanısıra, bir zeminin gıcırdaması veya musluktan damlayan su bile insanın psikolojik durumuna ba lı olarak o an için rahatsız edici olabilir. nsan için i itme e i i sıfır desibel kabul edilirse, oturma odasındaki normal sesler 40 db, normal konu ma 60 db, trafik 80 db, havalı matkap 110 db ve uça ın kalkı ı 125 db de erindedir. A rı e i i ise 140 db civarında bir de ere tekabül etmektedir. Gürültünün ne kadarı zararlı? ISO (Milletlerarası Standartla ma Organizasyonu) tarafından 1971 yılında alınan kararla 90 ± 2,5 dba (A, insan kula ının frekansa göre sesi filtrelemesidir) insan sa lı ına zararlı gürültü seviyesi olarak kabul edilmi tir. Gürültüye mârûz kalan ki ilerde geçici i itme kayıpları olu abilmektedir. Yeterli dinlenme mümkün oldu unda bu kayıplar telâfi edilebilmekte, aksi takdirde i itme kayıpları kalıcı olmaya ba lamaktadır. Sınıflardaki gürültü seviyesinin ders esnasında ve teneffüslerde dba aralı ında de i ti i tespit edilmi tir. Gürültü dozimetresi ile yapılan ölçümlere göre, 80 dba da 7,5 saat kalmak, % 100 doza tekabül ederken; 90 dba seviyesindeki bir gürültülü mekânda 8 saat boyunca bulunmak, % 300 lük bir gürültü dozuna mârûz kalınması mânâsına gelir. Okulda gürültü Gürültü insanın zihnî ve fizikî faaliyetlerine menfî tesir eder. Ö retmeni iyi takip edemeyen ö renci, dersten kopar; bu durum süreklilik kazandı ında, ö renci sınıf içinde yalnızla ır ve asosyal temayüller sergilemeye ba lar

18 Sınıf veya koridorun fizikî yapısı akustik açıdan uygun olmadı ında gürültü engellenemez. Dolayısıyla, sınıf ve koridorlarda gün boyunca gürültü ile ya amak zorunda kalan ö retmen ve ö rencilerde zamanla gürültü kaynaklı rahatsızlıklar görülmektedir. Her ortamın, orada en küçük bir ses çıkmadı ı durumda bile dı arıdan gelen belli, bir gürültü seviyesi vardır. Buna geri-plân (background) gürültü denir. Çevreden kaynaklanan bu gürültünün daha az oldu u sınıflarda dersin sa lıklı ekilde takip edildi ini ortaya koyan ara tırmalar vardır. 2 Bilhassa zihnî faaliyetlerin yapıldı ı herhangi bir ortamda geri-plân gürültünün çe itli izolasyon tedbirleriyle içeriye ula masının engellenmesi çok önemlidir. Okullardaki gürültünün kayna ı kısmen dı ortam, kısmen de bina içindeki seslerdir. Sınıf veya koridorun fizikî yapısı akustik açıdan uygun olmadı- ında bu gürültü engellenemez. Dolayısıyla, sınıf ve koridorlarda gün boyunca gürültü ile ya- amak zorunda kalan ö retmen ve ö rencilerde, zamanla gürültü kaynaklı rahatsızlıklar görülmektedir. Amerikan Millî Standardı nda (ANSI S ) sınıflardaki geri-plân gürültünün 40 dba - yı geçmemesi gerekti i bildirilmektedir. 3 Çevredeki Gürültünün De erlendirilmesi ve daresi Yönetmeli i nde Türkiye de sınıflarda maksimum geri-plân gürültüsü 45 dba olarak belirtilmi tir. 4 Gürültüsüz mekân tasarımı Akustik çözümler iki bölümde incelenebilir. Birincisi, e itim mekânının yerinin seçiminden, sınıf içine asılacak panonun cinsine kadar çe itli uygulamalarla; ikincisi ise, mevcut e itim mekânlarında Peygamber Efendimiz (sas); namazda gürültünün do ru olmadı ını vurgulamak için öyle buyurmu tur: Kendin duyaca ın kadar sesle oku, yanındakini rahatsız etme. (Suyuti, Camiu s-sa ir) Efendimiz (sas); Hz. Hatice nin (r.anha) cennetteki kö künü anlatırken; Orada ne gürültü, ne de me akkat vardır. buyurmu tur.(buhari, Bedü l-halk, 80) Efendimiz (sas) bir ba ka hadîs-i eriflerinde de; badetin ilk basama ı susmaktır. buyurmu lardır. (Suyuti, Camiu s-sa ir) gürültüyü azaltmak için alınabilecek tedbirlerle ilgilidir. Okul binaları için ehir gürültü haritaları incelenerek, bölgenin gürültü açısından en uygun yeri seçilmelidir. Okullar ehirde yo un trafi in oldu u bölgelerden uzakta in a edilmeli veya ehir trafi i okulların yerle imine göre düzenlenmelidir. Binanın mutlaka bir akustik tasarım projesi bulunmalıdır. Uzun, yüksek ve birbirine paralel koridorlardan kaçınılmalıdır. Büyük yüzey alanlarına sahip mekânlarda ses daha büyük hacimde yansımakta ve kuvvetlendirilmektedir. Koridorların taban, tavan ve duvar yüzeyleri sert malzemelerle kaplanmamalıdır. Yumu ak sıvalar ve boyalar tercih edilmelidir. Yüzeylerin düzgün olması sesin yansımasına sebep olaca ından pürüzlü yüzeyler tercih edilmelidir. Sınıflarda yumu ak yüzeyli mobilyaların kullanılması pratik olmamakla birlikte sesin yutulmasını sa layaca ından ve yansıma süresini uzataca ından dolayı belli ya grupları için tavsiye edilebilir. Zeminde halı kullanılabilirse daha iyi olur. Halı yüksek frekans sesleri yuttu u gibi, sandalye, sıra ve masa gibi e yaların gıcırtısını da engeller. Bunlara ra men sınıfta halı kaplama akustik açıdan en iyi çözüm sayılmaz. Bu ancak kre lerde ve anaokullarında uygulanabilecek bir tedbir olabilir. Dü ük ve orta frekanslardaki gürültülerin yutulması için ses yutucu geni yüzeyli malzemelere gerek vardır. Bunlar genellikle tavana asılan akustik kaplamalar olup, en yaygın kullanılan

19 ları elyaftan veya eker kamı ı lifinden yapılan ince delikli panellerdir. Fiberglas yalıtım panelleri de ses yutucudur. Bu malzemelerin sa lı a zararlı ve yanıcı olmamasına dikkat edilmelidir. Bir sınıf için örnek çalı ma Daha önce in a edilmi e itim mekânlarında bazı düzenlemelerle akustik açıdan daha uygun sınıf ve koridorlar olu turulabilir. ç hacimlerde aksisada (reverberation) süresini kısaltmak sesin yutulması için gereklidir. (Aksisada süresi, odada bulunan bir ses kayna ının, ses kapatıldıktan sonra 60 dba azalması için geçen süredir.) Bir sınıf için en pratik çözüm, tavanı akustik yutucu malzemeyle kaplamaktır. Akustik malzemeler ses yutucu özelliklerine göre ses yutma katsayısı (NRC-noise reduction coefficient) ile sınıflandırılırlar. (Pamuk özlü akustik yutucuların NRC de eri 1,25-1,90; Cam yünü esaslı malzemelerinki 0,70-0,85 ve Metal bazlı malzemelerinki ise 0,65-0,70 eklindedir.) nce malzemeler ancak yüksek frekans, yani dü ük dalga boyundaki sesleri yutabilir. Dü ük frekans/yüksek dalga boyunu yutabilmek için ise daha kalın malzemelere ihtiyaç vardır. Ses yutucu malzemeler, sesin yüzeyden içeriye küçük titre imlerle girebilmesi için gözenekli olarak tasarlanmı tır. Ses dalga enerjisi, havada hareket eden moleküllerin birbirine yakın dizilmi fiberler arasında yava latılmasıyla yutulur. En verimli ses yalıtımı için, gözenekli malzemenin ¼ dalgaboyu arkasında sert yansıtıcı yüzeyin oldu u ve sesi gözenekli yapının içine odakladı ı yutucu malzemeler kullanılmalıdır. Konu ma ses frekansları için yutucu malzemenin 6,5 7,5 cm kalınlı ında olması gereklidir. Küçük boyutlu sınıflarda iyi bir ileti im ve sesin anla ılabilirli i için 0,4-1 saniye arası aksisada süresi dikkate alınmalıdır. Gerekli ses yutucu malzeme miktarı (alanı), toplam Sabin in (Sabin, 0,093 m² alanlı bir malzemenin ses yutma birimidir) malze- Yürürken ölçülü, mûtedil yürü! Konu urken sesini ayarla, ba ırarak konu ma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktı ınca ba ıran e eklerin sesidir. menin ses yutma katsayısına bölünmesiyle elde edilebilir. Sınıf ve koridorlarda gürültünün yükseltilmesini önlemek için yumu ak yüzeyli panolar/resimler asılabilir. Cam ve seramik gibi sert yüzeyli malzeme kullanmaktan kaçınmak gerekir. Zîrâ sert ve düzgün yüzeyler sesi daha çok yansıtır. Hele bu yüzeyler birbirine bakıyorsa yani birbirine paralel ise, sesin daha çok yükselmesine sebep olur. ehir merkezindeki okulların çevresindeki yollar gürültü yutucu özel asfalt ile Lokman 31/19 Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek sesle konu tu unuz gibi onunla da öylece konu mayın. Yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiçe iniverir. Peygamberin huzurunda seslerini ayarlayanlar var ya, i te Allah, içindeki takvâyı ortaya çıkarmak için onların kalblerini sınamı ve onlar bu imtihanı ba armı lardır. Onlara bir ma firet ve büyük bir mükâfat vardır. Hucurat 49/2-3 kaplanabilir. Gerekirse gürültü yutucu bariyerlerle okulun etrafı çevrelenebilir. Türkiye de sınıf akusti inin iyile tirilmesine yönelik bazı çalı malar ve ölçümler yapılmı ve yayımlanmı tır. 5,6 Önemli olan husus, gürültü ile mücadelede bunların ülke genelinde hayata geçirilmesidir. Bütün bu teknik iyile tirme çalı malarının ve tedbirlerin yanısıra, konunun e itim ve terbiye ile ilgili bir yanının oldu u da gözden uzak tutulmamalıdır. nsan fıtratına hitap eden Kur ân ın ve Hz. Peygamber in (sas), sesin yükseltilmemesi konusunda çe- itli ikazlarda bulundu u unutulmamalıdır. Dolayısıyla gürültünün zararları konusunda ö renci ve ö retmenlerde belli bir hassasiyetin geli mesi için çalı malar Dipnotlar 1. Evans, G.W. & Lepore, S.J., (1993). Nonauditory effects of noise on children: A critical review. Children s Environments, 10(1), pp Evans, G.W. & Maxwell, L., (1997). Chronic noise exposure and reading deficits: The mediating effects of language acquisition. Environment and Behavior, 29(5), pp American National Standard ANSI S Acoustical Performance Criteria, Design Requirements, and Guidelines for Schools. 4. Çevresel Gürültünün De erlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeli- i, (2002/49/EC) 5. Z. Karabiber, E. Çelik, Dersliklerin akustik yönden öznel ve nesnel olarak de erlendirilmesi üzerine bir çalı ma, 6.Ulusal Akustik Kongresi, T.Talayman, E. Ayder, H. T. Belek, Ö renim kalitesinin arttırılmasına yönelik bir sınıf akusti i uygulaması, 6.Ulusal Akustik Kongresi,

20 Kudret Kalemi nin hikmetlerle ekillendirip insanlara ikram etti i bir gün daha ba lıyordu. Mevsim bahardı. Bahar sabahlarının iç ferahlatıcı güzelli ini, zindeli ini fark edecek hâlde de ildi Neriman Hanım. çindeki sıkıntı ve gerginlik yüzüne aksetmi ti. Kalbi ürkek bir güvercin gibi titriyordu. Ne açık pencereden içeriye dolan bahar çiçeklerinin ferahlatıcı rayihası, ne de aile fertleriyle bir arada yapacakları mutat kahvaltı endi elerini gidermeye yetiyordu. Bir türlü engel olamadı ı telâ ı yüzünden, eli aya ı dolanıp duruyordu. Her zaman oldu u gibi bugün de ailesine güzel bir kahvaltı hazırlamak için, sabahın ilk saatlerinden bu yana mutfakla salon arasında mekik dokuyordu. Kâh mutfak tezgahının, kâh salondaki yemek masasının ba ında derin nefes alarak sakinle meye çalı sa da nafileydi. Birazdan olacakları dü ündükçe sakinle mek bir yana, heyecanı daha da artıyordu. Bir aile gelene i olarak pazar günleri kahvaltılar, salondaki büyük masada herkesin i tirakiyle yapılıyordu. Pazar günleri ilerleyen saatlere kadar kahvaltı e li inde sohbetler sürerdi. Aslında sohbet eskidendi demek daha yerinde bir ifade olacaktı. imdilerde kahvaltı daha çok Halis Bey in sofrada bulunan aile fertlerine talimatları, nasihatleri, bazen de azarlamaları eklinde sürüyordu. Artık o hafta ans kime isabet ederse önce onun lokmaları bo azına dizilir, pe i sıra da bütün ev ahalisi alırdı nasibini bu lâf taarruzundan. Hele o hafta i ler iyi gitmediyse, üstüne üstlük Halis Bey bir de klüpteki oyun seanslarında yenilmi se, vay hâllerine Bulunacak sudan bir bahaneyle Neriman Hanım dan ba layarak sırasıyla kız, ardından da o lan yerdi fırçaları. Kendinin tek varisi olarak görmesinden mi, yoksa sıra ona gelinceye kadar söyleyecek lâfların tükenmesinden mi bilinmez, o lu Mete az zararla atlatırdı bu ihtarları. Neriman Hanım en kötü hâle göre kendini hazırlamaya çalı ıyordu. Bir yandan sofranın son düzenlemelerini yaparken, di er yandan da bu seferki fırtınayı en az zararla atlatabilmek için plân üstüne plân yapıyordu. Kendisine yardım eden kızına sofranın tertip ve düzeni konusunda kim bilir kaçıncı defa tenbihte bulunuyordu. Bugün kahvaltı mekânı her zamankinden daha düzenli olmalıydı. Tül perdelerden odaya süzülen sabah güne inin ı ıklarına göre masanın konumunu tekrar ayarladılar. Kızının masaya koydu u tabaklardaki peynirlerin dizili ini be enmeyip de i tirdi. Ka ar e it küpler eklinde do ranmalı, üçgen dilimler hâlinde kesilmi beyaz peynir taba ın sa tarafına, yarım daire eklinde kesilen domates dilimleri ise simetrik olarak sol tarafına konmalıydı. Reçel tabaklarının, yumurtalıkların, kahvaltı masasında olması gereken her eyin kendine has bir dizili i vardı. Bunlardan herhangi birinin farklı ekilde konmu olması bile, bazen kahvaltı sofrasının keyfinin ba lamadan bitmesine sebep olabiliyordu. Hele ki bugün en küçük bir aksaklık dahi olmamalıydı. Geveze papa an bile, kafesinde büzülmü vaziyette bugünkü telâ lı hâli a kın a kın izliyordu. Neriman Hanım salonun kapısında dikilerek yemek masasının nasıl göründü ünü son bir defa daha kontrol etti. Gözle görülen bir aksaklık olmadı ına kanaat getirdi ve kızıyla beraber kılık kıyafetlerine de çeki düzen verdiler. Neriman Hanım kahvaltı masasının yanı ba ında nazlı nazlı fokurdayan tarihî bakır semaverden etrafa yayılan bergamut aromalı nefis çay kokularını bile hissetmiyordu. Gözlerini kapayıp son bir defa daha duasını yeniledi: Allahım sen bize yardım et. A zımızın tadını bozma. Bu duaya kızı samimi bir ekilde; Amin! dedi. - Nasıl söylemeyi dü ünüyorsun anne? - Bilemiyorum Fark eder etmez soracak... Annesinin sesindeki çaresizlik bütün salona dalga dalga yayıldı. - Bildi im tek ey var. Burada biraz sonra küçük bir kıyamet kopacak... - Öyle bir iki sert çıkı la, biraz ba ırıp ça ırmayla atlataca ımızı da sanmıyorum

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA, 2015 1 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda

Detaylı

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU ANKARA MAMAK MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Ankara, 2014 Hazırlayan: Mustafa KATLANÇ 2 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Mehmet Çekiç Ortaokulu Sayfa 1 / 10 Mustafa

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 mekan İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 40 41 Kasımpaşa Deniz Hastanesi YÜK. MİMAR BEYZA ŞENER mekan 42 43 BİNALAR DA İNSANLAR GİBİ DOĞAR BÜYÜR ÖMRÜNÜ TAMAMLAYINCA DA ÖLÜR VE YERİNİ YENİLERİ ALIR. Bu ya am bazen

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan önce çok sayıda bilgi, beceri ve tutum kazandığı, hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Bu yıllarda kazanılan bilgi, beceri ve tutumlar

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

MAT223 AYRIK MATEMATİK

MAT223 AYRIK MATEMATİK MAT223 AYRIK MATEMATİK Çizgeler 7. Bölüm Emrah Akyar Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü, ESKİŞEHİR 2014 2015 Öğretim Yılı Çift ve Tek Dereceler Çizgeler Çift ve Tek Dereceler Soru 51 kişinin

Detaylı

METEOROLOJİ SEMİNERİ

METEOROLOJİ SEMİNERİ METEOROLOJİ SEMİNERİ Milli Eğitim Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı nın ortak düzenlediği meteorolojik faaliyetler ve ürünlerinin tanıtımına ilişkin 5. ve 6. sınıf öğrenci ve öğretmenlerimize

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan da, Ardahan Üniversitesi nde sizlerle birlikte olmaktan memnuniyetimi bildirerek sözlerime başlamak isterim. Hepinizi sevgi

Detaylı

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü:

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Hoşgörü ile Yenişim ve Girişim Yaklaşımları Halil Kulluk Yönetim Kurulu Başkanı İntekno Şirketler Topluluğu Selçuk Üniversitesi - 16 Aralık 2013 Yeniliğe Doğru

Detaylı

KEM K OLU UMU ki çe it kemik olu umu vardır. 1)Ba dokusu aracılı ıyla süngerimsi kemik olu umu 2)Kıkırdak doku aracılı ıyla sıkı kemik olu umu

KEM K OLU UMU ki çe it kemik olu umu vardır. 1)Ba dokusu aracılı ıyla süngerimsi kemik olu umu 2)Kıkırdak doku aracılı ıyla sıkı kemik olu umu Embriyonik evrede kıkırdak kökenlidir. Daha sonra kemiklesir. Ergin evrede bazı vücut kısımlarında kıkırdak olarak kalır (burun ucu, kulak kepçesi, soluk borusu) skelet sistemi kemikler, eklemler, ligamentler

Detaylı

Bu feryadımı askeriyeden atılan subayların feryadına bir tercüman olması hasebiyle dile getiriyorum.

Bu feryadımı askeriyeden atılan subayların feryadına bir tercüman olması hasebiyle dile getiriyorum. KADER BUNA MÜSAADE ETMEZ Zulüm zulümdür.herkim tarafından ve nerede yapılırsa yapılsın.allah zulmü imhal etsede yani mühlet tanısa da ihmal etmez.kolay kolay neticesini âhirete bırakmaz.bu O nun adaletinin

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 Hazırlayan: Sümer ÖZVATAN sumerozvatan@yahoo.com Ahmet BOZKURT önderliğinde iki araç ile yola çıktık. Bu defa rotamız Çamlıdere ilçesinin güneyi.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI HAZIRLAYANLAR 4C SINIFINDAN YAĞMUR ÇEVİK KAAN FANUSÇU ÖZGÜR ARDA ÖNDER BEGÜM ÖNSAL EREN ERTAŞ AYŞENAZ İPEK PROJE DANIŞMANI ASLI ÇAKIR 2009 Ç NDEK LER 1. Giri...

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Dil ve Oyun Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Biliyor muydunuz? Günlük ev işlerinizi yaparken çocuğunuza konuşmak veya şarkı söylemek çocuğunuzun yeni kelimeler ve alışkanlıklar öğrenmesine

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

TARTIM ND KATÖRÜ. Kullanım Kılavuzu. l NLD-W SER S

TARTIM ND KATÖRÜ. Kullanım Kılavuzu. l NLD-W SER S TARTIM ND KATÖRÜ Kullanım Kılavuzu l NLD-W SER S Ç NDEK LER I. Özellikler:. Tu takımı komutları:... letim:.. IV. Alarm belirtileri:. I. Özellikler: l Dahili arj edilebilir akü, arj i lemi sırasında teraziyi

Detaylı

DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori)

DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori) DĠL ve KONUġMA GELĠġĠMĠ DESTEK EĞĠTĠM SETĠ KULLANMA KILAVUZU (15 ünite ve 30 kategori) Set, toplam 15 alt ünite ve 30 kategoriden oluşmaktadır. Her sette ortalama 90 ile 120 arasında kart bulunmaktadır.

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Görevlerimizi Bilmek ile ilgili sohbet ediyorum. Görevlerimizi yerine getirme konulu sohbet ediyorum.

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK. Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR

ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK. Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR Eğitim, kişinin kendini tanımasına yardım eden, yaratılışını koruyan, onu geleceğe hazırlayan, sosyal uyum içinde yaşamasına zemin

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Dinlerin Rengi Renklerin Dili

Dinlerin Rengi Renklerin Dili Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 11, Sayı 1, 2011 ss. 261-265 Dinlerin Rengi Renklerin Dili Kadir Albayrak Sarkaç Yayınları, Ankara 2010, 118 s. On parmağımda on renk, her bir renk bir ömre

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE Kümeler KÜMELER... 13 Ölçme ve Deðerlendirme... 19 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 21 Kazaným Deðerlendirme Testi - 2 (Video lü)... 23 KÜMELERLE ÝÞLEMLER... 25 Ölçme ve Deðerlendirme...

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GEÇİN DEN ÖZEL AÇIKLAMALAR

MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GEÇİN DEN ÖZEL AÇIKLAMALAR MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GEÇİN DEN ÖZEL AÇIKLAMALAR YAZ KURSLARI BAŞLIYOR Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Geçin, basın mensuplarına yeni eğitim ve öğretim çalışmaları konusunda açıklamalarda bulundu. Toplantıya,

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma

Detaylı

Nazlı Yürekler için!lk Adımım

Nazlı Yürekler için!lk Adımım Bu akşam Boğaziçi Üniversitesinden ilk projesine katılan Merve yazmış, Nazlı Yüreklere İlk Adim... Gönüllüler nasıl anlatılır... Gönüllülerin çocuklara sevgisi... Ve onların çocuklara ulaşma gayretleri...

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Ailemizi, arkadaşımızı ve hayvanları sevmek ile ilgili sohbet ediyorum. Sevgi nedir? konulu sohbet

Detaylı

BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü ...,... "". 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI. BiNGÖL

BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü ...,... . 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI. BiNGÖL T.C.........,. BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü...,.... "". 2015-2016 EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI BiNGÖL ÖNSÖZ 2015-2016 Eğitim ve öğretim yılı örgün ve yaygın eğitim kurumları "Çalışma

Detaylı

Temel Kaynak 4. Ülkeler

Temel Kaynak 4. Ülkeler SOSYAL B LG LER Temel Kaynak 4 Uzaktaki Arkadafl m Ülkeler Dünya n n 1/4 i karalarla kapl d r. Karalar, büyük parçalar hâlinde de bulunmaktad r. Buna k ta denir. Dünya da 6 k ta vard r. Bunlar, Asya Amerika

Detaylı

SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI

SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI SPONSORLUK DOSYASI. SPONSORLUK DOSYASI TAKDİM SPONSORLUK DOSYASI. On üç yıl önce STK tüzel kişiliğinde bir düşünce kuruluşu olarak çalışmalarına başlayan TASAM Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi,

Detaylı

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ 2. ULUSLARARASI BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ SEMPOZYUMU İslâm Düşüncesinin 20. Asırda Yeniden Yapılanması ve Bediüzzaman Said Nursî 27-29 Eylül, 1992, İstanbul BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

Detaylı

ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA

ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA ÖZEL VEGA OKULLARI OYUN SANDIĞIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA KENDİMİZİ İFADE ETME BİÇİMİMİZ: Düşünceleri duyguları, doğayı, kültürü, inançları, değerleri keşfetme ve ifade etme yollarını

Detaylı

EUZU - BESMELE. Kovulmuş Şeytan dan Allah a Sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla KUR AN EUZÜ - BESMELE İNSAN

EUZU - BESMELE. Kovulmuş Şeytan dan Allah a Sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla KUR AN EUZÜ - BESMELE İNSAN EUZU - BESMEE Kovulmuş Şeytan dan llah a Sığınırım Tüm bu kirlenmeler Kur an da Şeytan a nispet edilir. Bu kirlilikler, Kur an ı anlamanın önündeki engellerdir. Kur an, karşısında böyle bir muhatap istemiyor.

Detaylı