«TOPRAK E(,F.R UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR»

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "«TOPRAK E(,F.R UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR»"

Transkript

1 e» Türk kendine dön * _ MİLLİYETÇİ SİYASI HAFTALIK GAZETE 12 NİSAN 1971 «TOPRAK E(,F.R UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR».. Ülkücülerin Son Şehidi İbrahim OİC

2 DEVLET * 12 NİSAN 1971 *, SAYFA 2 aen ivxjl Jt \J Jtv Bir Ülkücü Daha Hafta içinde bir ülkücü milliyetçi daha şehit edildi. İbrahim Ok' Türk mil letinin büyüklüğüne inanan, O'nu düştü» ğü bu durumdan kürtaj inak için ülkücü ler safında yer alan bir yiğitti. Memleketin her tarafında anarşi kof geziyor, Türk devletine, Türk tarihine, Türk büyüklerine büyük suikastlar tertipleniyor du. Bunu gören gençler memleketin her tarafında harekete geçmişler ve Türklü ğün son bağımsız kalesi Türk devletini yaşatmağa yemin etmişlerdi. İşte İbrahim Ok bu yüzbinlerdcndi. Bir Ok şehit oldu binlerce Ok uyan di ve ülkücü safa koştu. 1 Nisan'ı 2 Nisan* 1 a bağlayan gece ya rısı, Türkün düşmanları tarafından kah peçe bıçaklandı. Lise son sınıf öğrencisi olan Ok, ülkücülerin 12. şehidi idi. Katiller ne oldu? Bu kandırılmış komü nist uşakları her gün milletimize ihanet ediyorlar, öz vatanımızda at oynatıyorlar. Bunlara cezasını kim verecek? Ok'- ları öldürmenin, Türk devletine ihanet etmenin ne demek olduğunu soracak ik tidar, sahip nerede? Bütün bunun savaşmı veriyorlar. Sahipsiz, fakir kimsesiz, garip Türk mil letinin büyük kurtuluş günü uzaklarda değil artık. İki asırdır gülmeyen yüzler, gülücük bilmeyen sızılar son bulacak, Türklük kurtulacaktır. Güneyin kahraman gençleri uzun L,, _ '. ". '.. - ; zamandan beri tecavüze uğruyorlardı. Bundan 10 gün kadar önce Adana'da Karşıyaka Lisesi öğrencilerinden Mehmet Yılmaz da, anarşistlerin tecavüzüne uğramıştı. Akademide ihanetlerine fırsat bulamıyan, anarşistlerden Süleyman Demirci, Mehmet özel ve yoldaşları pusu kurmuşlardı. Bıçakladılar Mehmet Yılmazı. Fakat öldürememişlerdi. Anar şistler aynı taktiği bu defa Silifke'de İbrahim Ok'a uyguladı. Bu hain bıçak Ok un kalbine değil, Türk devletinin, Türk milletinin kalbine saplandı. Zaten asıl hedef Ok değil. Türk'ün bütün değerle - rini yüceltme, O'nu yeryüzünün en şerefli ve kudretli bir varlığı haline getirme ülküsüne bıçak çekildi. Bu ülküyü Ok'un şahsında yok etmek mümkündür. Ancak tarihin büyük milleti, Türklük düşmanlarının bu oyunları karşısında da ha süratli ve daha şuurla uyanmaktadır. Vurun, Türklük uyansın? İbrahim Ok genç yasında, 19 unda şehit oldu. -' ' Akıncı Ok Bozkurt Ok Ülkücü Ok bayrak oldu. Anadolunun her yanında millî heyecanı dalgalandın yor, Bütün ülkücüler Ok'u anıyor. Türk milleti sahibine kavuştuğu gün Ok'lar Anadolunun yeni Alp Erenleri olarak selâmlanacak, bayraklaşacak. ıran 3 II t ABDURRAHIM KARAKOC Anadislu Sevgisi Sen bizim dağlan bilmezsin gülüm, itele boz dumanlar çekilsin de gör. Her haftası bayram, her günü düğün Hele yaylalara tıkılsın da gön 1 * * * I Bilmezsin ovalar nasıldır bizde; Kağnılar yollarda yoncalar dizde. Saydıklarım damla değil denizde Hele bir ekinler ekilsin de gör. («örmedin sen bizim mavi.su I arı, Karlar eriyince kırar yuları.. Köpük okır beyaz, «el olur san; Hele faştan taşa dökülsün de gör Batı Trakya Türklerinin Toprakları Zorla Ellerinden Alınıyor ' Yunanistan, Batı Trakya Türkie rtoıe karşı sistemli bir sindirme po litikası gütmüş, iki yüz bine yakın Türk'ün insanca yaşamalarım engel lemis, eskidenberi devam eden ftürklere işkence etme» faaliyetini arttırmıştır. Faşist Papadopulos hükümetinin iktidar ele almasından sonra daha da şiddetlenen iktisadi, siyasi malî re psikolojik abluka sonunda. Ba ti Trakya Türklerine devamlı zecri göç uygulanmakta, kimi kesimlerde Jenosit'e varacak davranışlarda bu bulunmaktadır. Sistemli bir Türk düşmanlığının işlendiği ve «Enosis» propagandası»in yapıldığı Batı Trakya'da son zamanlarda Türklere yapılan t? ski lardan bazılarına kısaca bir göz a talim: *) Türklerin Arazileri Zorla Elle* rinden Alınıyor: 1. Kasım 1970 de îskeçe'dek; Yu nan Merkez Bankasına ev yaptırma kredisi olarak 10 milyon, toprak sa tın alınması için 40 milyon drahmi gelmiştir Kasım 1970'de tskeçe \eiili ğinin karan: Celepli, Fıçıllı, Okçular Balabanh, Ortaokul köylerinin Türk lere ait arazilerin Rumlar tarafın dan satın alınması İçin gerekli ça lamaların derhal yapılması bu bel islerin Türklerden temizlenip, Rum terin yerleştirilmesi. Sayın Sadi KOÇAŞ ı Sen bizini köyleıi görmedin ki hiç, Yollan toz çamur evleri kerpiç, ; O kirli kabakta o en temiz iç; Hele bir yalandan bakılsın dagör. * * * Anlamaz, bilmezsin sen bizim balkı Sevgiyi bulasın yakma ge] ki Kalıplar gerçeği göstermez belki * Gönül perdeleri sökülsün de gör, İ** JH2 ötedenberi Dış Türklere karşı gösterdiğiniz yakın ilgiden kuv ve t alarak, Batı Trakya Türklerine Yunanistan'ın son zamanlarda yaptığı baskı ve terörü dile getiren dokümanı zatialinize sunuyoruz. Vatanseverliğinize, sıcak ilginize ve samimiyetinize güvenerek, mazlum Batı Trakya Türklerinin, yerli basın, dost ve akrabalardan ge fen mektuplardan derlediğimiz hazin ve acıklı durumunu ele alacağınızı ümid ediyor, çalışmalarınız için şimdiden teşekkür ediyoruz. Saygılarımızla Batı Trakya Türkleri'ndcn HASAN DEMİRCİ 3. Istanköy resmi makamları, li man çevresinde ve civar mahalleler de oturan Türklerin iş yerle *inden uzaklaştırılmaları, dükkân ve bina kiralarının ödenmeyecek katar yük seltilmesi, dükkân sahibi Türklere derhal tebligat yapılması için karar almışlardır. b) Türk Düşmanlığı: Batı Trakyadaki ırkdaşlarımıza devamlı olarak Türk düşmanlığa ya pil maktadır: 1. Şahin bölgesinde bir subay 9 Ekim 1970 Yassıören köyüne gide rek Cuma namazından çıkan Türk lere «bugünden itibaren köyünüzde Türklük üe ilgili söz ve hareketleri duymak ve görmek istemi3-orum. Mezkûr davranışlara öncülük eden 2. Beygirciler köyü orman ıuemu leri ortadan kaldıracağım» ru bazı Türk köylülere, hangi mil Jetten olduklarını sorarak, onlprdan «Türküz* cevabını alınca «Türksünüz ha!... görüşürüz» dedikten son ra, bir takım hayali suçlar isnat etmiş, zabıt tutup köylüleri mah kemeye sevketmiş ve 23 er bin droh mi para cezasına mahkûm ettirmiş tir. c) Türkçe Konuşmanın Ö ilenme si: 1. Sinikova köyüne jandarmalar sık ik baskın yapmakta, Türkçe konuşan ve Türkiye radyolarını din leyenleri yakalayıp cezalandırmak - tadır. 2. Türkiyenin Atina Büyük Elçi sinin Batı Trakyayı ziyaretinden sonra, büyükelçinin gelişi sırasında yazılan dövizlerin kimin taralından hazırlandığı Yassıörenli Orhın Ha mm&zmmmmy. w? ^sh**2mzaw* cı Sabriden sorulmuş, karakola gö türülüp karakol çavuşu tarafından falakaya yatırılarak dövülmüştür. 3. Sinikova Mustafçova, Şahin Kozluca, Yassıören ve Memkova be lediye müdürleri Gümüldno valili ğine çağrılarak üzerinde «Bizim Türklükle Türklere hiç bir alâkamız yoktur. Yunanistanda rahat yaşıyo ruz» yazılı zorla bir kâğıdı imzala maları istenmiştir. 4. Şahin köyünde bir Yüzbaşı Türklere «Burada Türkçe değil, Rumca konuşacaksınız, Türkçe o kurmayacaksınız, Türkçe konuş - mak yasaktır» demiştir. j 5. Yassıören köyündeki k&hvede ırkdaşlarımızın Ankara radyosunu dinlediğini gören bir jandarma su bayı, Türkçe neşriyatı dinlemenin yasak olduğunu söyleyerek m&tf ol muş ve «sizler Türk değil Pomaksı nız» demişti* 6- Yunan ordusunda er olarak a» kerlik görevlerini yapan Türklere., subaylar devamlı bir şekilde Türki ye ve Türklük aleyhinde konuşmak ta ve «Sizin dedeleriniz Tüıkîeştî rilmiş Yunan çocuklarıdır Bunun i çin siz şimdi Yunan kanı taşıyorsu nuz» demişlerdir. Yukarıda saydıklarımız ukdaşla rımıza yapılanların pek azı ve baz» larıdr. Yunanistan devaml olarak sindir me politikasına devam eder. insan ve hukukundan, eşitlikten dem vu rurkek İstanbul'daki Türk vatanda şı Rumların, refah içinde, hvr ya sadıkları ve milletimizin katur., em dikleri unutulmamalıdır.

3 DEVLET * 12 NİSAN 1971 h SAYFA 3 fjff^üi Dün, Bugün Yarın AY YILDIRIM NİYAZI GENCOSMANOCLÜ NA Açtırdık ufuklarda bir altın lale; Etrafına çizdik, civan elvan, hâle... Sık sık, ona yolladık şehidler burdan; Göklerde getirdik ayı, meskûn hâle. Arif Nihat ASYA ERİM VE PROGRAMI Sayın Nihat Erlm'in kabinesi güven oyu aldı. Hem büyük bir çoğunlukla. Millet Meclisinde okunan program partiler tarafından tenkid edildi. Erim tenkidleri cevaplandırırken, kendini fazla yorma mağa dikkat etti ve çok kısa bir süre konuştu. Bu konuşmasında kay da değer hususlar şunlardı: Dış politikada Çin'nin tanınması, Sovyet Rı.«ya ile münasebetlerimiz, iç politikada TRT reformlar meselesi ve anarşist hareketlen Çin'in tanınması konusunun inceleneceğini belirten Erim, bu çiğnemeyi yapan memleketlerin durumunun tetkik edileceğü ifade ederken, Çin büyükelçiliğinin ordu kalabalığı kadaı personelinin bu Umduğuna dikkati çekti ve gittikleri memleketlerde kışkırtıcılık yapıyor ve o memleketin iç işlerine karışıyorlar dedi. Bu tesbit gerçek ton yerinde idi. Sovyet Rusya'nın da aynı şekilde «Bizim Radyo» vasıtasıyle 'Itîkiye'nin iç işlerine karıştığım ve kışkırtıcılık yaptığım belirten E rim, bizim dış politikamızın iyi komşuluk, bağımsızlık, Toprak bütünlüğü ve içişlerine karışmama esasına dayandığını, ancak iç işleri mize karışmanın münasebetlerimizi etkileyeceğini kesin bir dille açık tadı. TRT konusunda da açık bir ifade kullandı. TRT Türk Devleti r'm radyosu yapılacaktır. Yani tam anlamıyla millî TRT olacaktır. c!edi. Bu söze uyan tatbikat gerçekleştirildiği takdirde, memlekete bü \V'k hizmetler yapılmış olacaktı. f Konuşmasında kendilerinin reform hükümeti olduklarım söyler Ven, 1971 bütçesinde ve plânda herhangi bir değişiklik yapılmayacağım ifade etti. Bu nasıl olacaktı. Hem devlet gelirlerinin harcama kempozisyonuyla oyııamıyacak, hem 50 yıldan beri yapılmayan re fo:nflar gerçekleştirilecekti. Burası oldukça miiphen kaldı ve geliştiril di. * Kısaca programa bağlı bir icraat yapılacağı düşünüldüğü takdiıde, hükümet dış politikada, sola kapalı, iş politikada sola açık bir Utbikatia bulunacaktır. Dış politika ile iç meseleler aynı şekilde ele alınmayabilir. Ancak bir devlet iç ve di? devlet iç ve dış politikasıyla bir bütündür ve belli birgörüşü savunur Ayrı ayrı yarımlardan bir bi'tün yapılabileceğini sanmak, çözümü mümkün olmayan problemler çıkaracaktır. Aynı politikayı uygulayan memleketler bunun açık örneğini vermiştir içte sosyalizme kayan tutum belli bir süre sonun da, yöneticilerin ve aydınların bu görüşe doğru itilmesini sağlar kî, bunun tesirleri dış politikaya sıçrar. Yani belli bir zamandan sonra dış politikayı sola kapalı yapamazsınız. Nitekim, memleketimizdeki maj ksist faaliyetler sonunda bugün devletimiz ciddi bir tehlike içine düşürülmüştür. Erim hükümeti de aslında devleti bu badireden kur {«ırmak üzere teşkil olunmuştur. I J Linyit üretim ve dağıtmının devlet eliyle yapılacağı programda yer almıştır. Türkiye'nin dağı taşı linyitle dolu, «üretmekle» bitecek cinsten değildir. Üstelik linyit kömürünün stratejik bir maden de ol madiği ortada Bu durumda ister istemez, devletleşüriürken acaba kimlerin linyit işletmeleri değer fiatla satın alınacaktır, sorusu ve ö- mer İnönü'nün artık pek kâr etmediği ifade edilen geniş tesisleri ak Ja geliyor. Devletleştirilecek tesislerin programda «Belli bir Linyit kapasitesinin üzerindeki»ler olarak sınırlandırılması da yeni iktidarın gerekenden fazla masrafa girmek niyetinde olmadığını göstermekte dır Devletin yatırım yapacağı kaynaklar arasında bir değerlendirme ve öncelikler tesbiti yapılsa, linyite hiçbir zaman sıra gelmeyecektir S* Bizim reformlardan ve yukarda incelenen konulardan çok, üze "inde durmak istediğimiz husus, anarşinin önlenmesi meselesidir. Bu hususta programda, açık ve kesin tedbirler yer alınmıştır. Halbuki, Demire! iktidarı anarşiyi önleyemediği için Lş başından uzaklaştırıl mistir. O halde yeni teşkil edilen Erim kabinesinin ilk ve önemli görevi anarşinin önlenmesidir. Bu hususta promramda «Aşırı sağ» ve «aşırt sol»un kanun dışı davranışları önlenecektir denilmektedir. E ger tatbikat Demirel devrinde olduğu gibi aşırı sağ, aşırı sol edebiya tma oturtulacaksa, memleket daha büyük bunalımlara en kısa zamanda düşecek demektir. Açık ve kesin şekilde ortaya çıkan gerçek şucur: Türkiye dışından yönetilen aşırı sol, teşkilatlıdır ve meydana getirdiği çeşitli gizli-açık kuruluşlarla devletimizin bağımsızlığını he dil almıştır. Türk ordusuna «Burjuva ordusu», «Faşist ordu» diyeı*c-i dokuz saat onunla silâhlı mücadele yapacak, soygunlar, cinayetler, sabotajlar meydana geticek güçtedir. Böyle bir sağ var mıdır?. Aşırı sağ ve aşın solu birlikte zikretmek, ancak dış kuvvetlerin yöretliği marksistlem isini kolaylaştıracak, memleketimi znamına büytk ve tehlikeli gelişmelere yol açacaktır. DEVLET HAFTALIK MİLLİYETÇİ SİYASİ GAZETE * PAZARTESİ GÜNLERİ ÇIKAR * FİATl 150 KURUŞ TEL: t\ Tüm kendine jön ADRES P.K. 284 Bakanlıklar ANKAR, * * * HAVALE ADRESİ Devlet Posta Çeki Nu : Sahibi ve Mes'uî Müdürü İbrahim METİN { Umumî Neşriyat Müdürü Mehmet Nedim BUDAK»A\LAR ı Arka sayfa renkli TJL fek renk TL * tc sayfalar santimi 40.- TJL * ABONE t Yrilık 70.- TJL Altı aylık»r- TJL. Dış memleketler tas Ocret fkl misil almir * Dağıtım t GA ME DA Dizgi «e Baakı GBne$ Matbaacılıl f AJŞ. ANKARA /

4 DEVLET * 12 NİSAN Î97İ *f MALAZGİRT DİSTANI Bu yıl büyük Malazgirt Zaferinin 900. üncü yıldönümüdür. Büyük zaferleri kazanmak kadar, onları lâyıkıyla kutlamak da mühimdir ve Şarttır. Türk Tarihinde gerek askerî, gerek milli yönden büyük önemi olan Malazgirt Zaferi için ise 900. üncü yıldönümü kutlama ha zırlıklan uzun zamanden beri resmî ve gayri resmi müessesclerce yapılmalıydı. Şu ana kadar büyük çapta birşeylerin yapıldığını duymadık, olduğunu da zannetmiyoruz. Yapılan hazırlıkların tamamının ise Malazgirt zaferinin şanına uygunluğu ayn bîr mesele.,. Resmî ve yan resmî büyük imkânlara sahip kurum ve kuruluşların pekaz ilgi gösterdiği Malazgirt Zaferi için milliyetçi bir yayınevi olan ötüken bir kitap çıkararak Alparslan'a ve Malazgirt'te çarpışan bütün cedlen'ne karşı vazifelerini yerine getirmeye çalışmışlardır. Ortaya koydukları eser, yapabildiklerinin veya yapmak istediklerinin elbette azamisi değildir. Hattâ yapmak istediklerinin yanında ortaya koydukları devede kulak misalidir. Fakat iyi niyetleri, başkalarının ilgisizliği Ölüken'in idealist sahiplerinin yaptığını alkışlamamızı» kendilerini hararetle tebrikimizi gerektiriyor. Ötüken'in Malazgirt Zaferinin yıldönümü münasebetiyle neşrettiği eser «Destan Şairimiz» Niyazi Yıldırım Gcnçosmanoğlu'nım yazdığı «Malazgirt Destanı» dır. Eser, Türkler hakkında bir hadis-i kudsi ile başlıyor. Sonra Saluk Buğra Han'ın Rüyası ve Türklerin Müslümanlığı kabulünü ifade eden destan yer alıyor. Eserde Malazgirt des tanını yapan Türk milletinin 1071'e kadar olan macerası da kısaca belirtiliyor. Sonra Malazgirt Zaferi.,, sonra Anadolu'nun Türkleşmesi... Kitabın en sonund aise Malazgirt Marşı yarışmasında birincilik alan destan yer almaktadır. Eserin maddî hacminin küçüklüğü yanında manevî hacmi çok geniştir. Gençosmanoğlu Malazgirt Destanının yapanların ruh hallerini bizzat yaşamış, sevinçleriyle sevinmiş, kederlcriylc kederlenmiş. Bunu her mısrada görmek mümkün. Hiç bir millî esere, ebedi değeri açısından bakmadım. Bunu da o açıdan değerlendirmek istemedim. Fakat eserdeki üstün şiiriyet vasfı, mısralann düzeni ve mânânın kelimelerle şekillenişi, ben ilgilensem de ilgilenmesem de, edebi üs tunli'ığünü kabul ettirir ölçüdedir. Bu sebeble eser, MilU Destanımızın çok güzel bir parçası olduğu kadar millî edebiyatımızın da müm taz bir eseri olmaya lâyıktır. Türk'ü tarif eden hadis-i kudsi'nin meali olan şu mısralar ne kadar manâlı ve ne kadar kuvvetlidir: «Bir milet yarattım doğuda! TÜRK diye bir yüce ad verdim, Önüne kılavuz KURT verdim. En üstün değerli erdemi, En güzel ülkeyi yurt verdim» Donattım ruhunu imanla, Kolunun gücünü sert verdim. Ve onu mazluma sığınak, Zâlimin başına dert verdim!!» Eser sadece Malazgirt Zaferinin destanı değildir. Aynı zamanda yeni zaferlerin de destanıdır. Alpaslan'ın 26 Ağustos 1071 sabahı yap tığı dua, bugün Türk'ün yeniden büyük ve kudretli olması için çalışan ülkücü gençliğin duasıdm «Hadmolsun verdiğin devlete» Hamdolsun hakka ve kuvvete! Hamdolsun, bizi Türk yarattın,! Evreni bizimle donattın! ' Âlemde bir düzen kurmaya, Sen memur eyledin Türkleri!» Ve Alpaslanm ordusuna komutu, bugün hâlâ milliyetçi fvrilmiş emirdir: Bugün, bu er meydanına Göz kırpmadan girilmeli! Yırtılmalı çelik zırhlar, Tunç miğferler kırılmalı! Şu dünyaya Türk gelmenin Türklük kadrini bilmenin, Türk yaşayıp Türk ölmenin, Lezzetine erilmeli!» gençliğe r ' Eserin sonuna konulan Malazgirt Marşı ise, başlı basma bir şaliescrdir.ondan da bir kaç mısra aktarmaya sütunum müsait değildir. Onu da kitabı alacak okuyucular, kitaptan okusunlar ve zevkine doya doya varsınlar. Eser'in yazarına ve Ötüken Yayınevi sahiplerine millî tarih, millî <^~K: va t a (j m a sonsuz teşekkürler... ı İKlr Cezmi Kırımlıoğlu ' f'f olaylar» düşünceler «yorumlar Ülkücübr Bir Şehit Baha Veri; Geçtiğimiz hafta ülkücüler bir Silifke Genç Ülkücüler Teşkilâ dört Dev Gençli komsonıolun saldı di. Gece, Dev Gençli komsomolla hiın Ok, hain ve gaddar zihniyetin bı ti. Genç Ülkücüler Teşkilâtı Silifke hid edilmesinden sonra bir bildiri ya şehit daha verdi; İbrahim OK. ü üyesi 19 yaşındaki İbrahim Ok, tısı sonunda bıçaklanarak şehid edil rın saldırısına uğrayan ülkücü İbra çak derbeleri arasında hayata veda et şubesi, arkadaşları İbrahim Ok'un şe vınlayarak Dev Genç'lilcri şidetle (illerinin hesabını mutlaka sorulacağı t suçlamış, ülkücü İbrahim Ok'un ka m açıklamışlardır. İbrahim OK'un cenazesi binler ce SilifkAİinin göz ayşlan ve intikam hırsları içinde elledi istirahatgâhma tevdi edilmiş ve ÜlkUcü arkadaşları ibrahim OK'un intikamının alınacağı na dair mezar başında and içmişler dir. Evet, gençliği milliyetçi Türkiye niıı saflarına davet eden İbrahim Ok artık yoktur. Fakat uğrunda şehit ol du«u ülküsü daha yaygın ve daha kuv vetli olarak bütün Türkiye'ye yayılı yor. öte yandan İbrahim Ok'un ölü mü üzerine Adana iktisadî ve Ticari İlimler Akademisi öğrencileri bir gün derselere girmediler. Adana İktisadî Ticari İlimler Akademisi öğrencile H aynı pün düzenledikleri Kurultay da İbrahim? hunharca katleden zihni yetin okullarında başının ezileceğini bildirmişlerdir Komünist Site* Yurdumun Bir Milliyetçiyi Vurâılar Perşembe gecesi komsomollar ta rafından Atatürk öğrenci yurduna si lûhlı bir saldırıda bulunuldu. Komii nist tedhişçilerin bu saldırıları sırasın da giriş kapısı önünde bulunan Alaad din Bakkal kamından ağır bir şekilde yaralanarak, Ankara Hastanesine kal dırılmış ve ameliyat edilmiştir. Silâhlı saldırılarım yaptıktan son ra yurda telefon eden komsomollar, Türk Halk Kurtuluş Ordusu olarak bundan böyle milliyetçi öğrencileri Alaaddjn Bakkal, biçiminde kurşunla» > ataklarım bildirmişlerdir. Alaaddin Bakkal'ın vurulmasından sonra yurda gelen polis hadise yerin de bir çok boş md-mi kovanları bulmuştur. Olaydan sonra yurtta kalan öğ renciler bir forum düzenlenmiş ve ko münistlcre karşı daha ciddî bir müca dele biçimi uygulanması kararlaştırılmıştır. Ayrıca yeni hükümetin komü nist tedhişlerini önlemesi istenmiştir. Alınan kararlar ve Alaaddin Bakkalın silâhla yaralanması tclgtafla Cumhur başkanı, Başbakan, Adalet, İçişleri B» kanlarına ve Genel Kurmay, kara, ha va, deniz kuvvetleri kumandanlıklarına bildirilmiştir. Yine aynı forumda anı lan yetkililere birer muhtıra veril»*' si kararlaştırmıştır. Hazırlanacak muh liranın önümüzdeki günlerde daha et kili bir biçimde gelişecek komünist hareket planları anlatılacak ve gençlik kesimlerindeki kurban edilmek istenen kişilerin devlet güçleri tarafından ko runması istenecektir. Alaaddin Bakkal, daha önce de Er kek Teknik Yüksek öğretmen okulunda komünistler taralından arkadan vurulmuştu. Olayı müteakip bir bildiri yayınlayan Atatürk Öğrenci yurdu (site) öğrencileri marksit saldırganları şiddetle kınamışlardır. Bildiri de özetle şöyle denilmektedir. ( «Bu gün saat de yurdumu/a silâhlı bir saldırı yapılmıştır. Bütün kamu oyu yurdumuzda ülkücü, milliyetçi, Atatürkçü gençlerin kalmakta olduğunu geçmiş hâdiselerden bilmek tedir ODTÜ de Türk ordusuna si Iâh sıkan eller, bugün de yurdumu/da kalan gençlere karşı çevrilmiştir. Ark» daşımız Alaaddin Bakkal, yılmaz bîr milliyetçi idi. Kızıllar onu bu vasıfın dan ötürü vurdular. Türk milliyetçileri yabancı ajan la rın oyunlarını bozacaktır. Bu gün yurdumuza yapılan aklın ve bir ar kadarımızın kanını döken kurşun Moskovadan, Pekinden sıkılmıştır. Bunu biliyor, olayı nefretle kmıyoıuz.» Eğitim Enstitülerinde Kızıl Seferberlik 9. Nisan Cuma günü, Gazi Eğitim Enst. Ülkü Ocağı, Konya Selçuk Eğ. Ens. Talebe Derneği ve Ülkü Ocağı, Balıkesir Nccatibey Eğ. Ens. Talebe Derneği ve Ülkü Ocağı, Bursa Eğ. Ens. Talebe Derneği ve Ülkü Ocağı ile Diyarbakır Eğ. Ens. Ülkü Ocağı ortak l«şa bir basın toplantısı düzenlediler. Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapı lan basın toplantısında Milliyetçi öğrenciler şu gerçekler) kamu oyuna duyurdular: 1) Gazi Eğitim Enstitüsünde, 12 Mart öncesine kadar «DCmirePin ada mıyım» diye öğünen Müdire hanım sayesinde üslenen komünist gerillalar, oevlet parasıyla beslenip bakım görmekte ve çeşitli ihanet plânlan tezgahlanmaktadır. Son olarak, büsbütün yurttaki E- ğitim Enstitülerinde k&vgalar tertiple yerek buraların kapatiırılması plân lanmış ve âciz iktidar devrini hatır latan gafletten de yararlanarak başarıy la uygulanmıştır. 2) Böylece bir taşla iki kuş vu rulmuştur: 1 a) Ankara'dakİ Gazi Eğ. Ens. hâriç, bütün Eğ. Enstitüleri ülkücü öğrencileri sayı üstünlüğü bulunan çare lerdir. Aciz iktidar devrinden beri değişmeyen oyun gereğince buralarda zoraki kargaşalık çıkarılır ve hâlis va tan çocuklarının sayesinde huzur i» cinde çalışan bu yuvahr kapattırılır. Bu oyun başarı ile Eğitim Ens. lerinde tekrarlanmıştır. b) Bu sayede resmen başıboş kalan Eğ. Ens. lerine mensub kızıl ge rillalaın Ankaraya rahatlıkla toplan mas» ^Slanmıstır Böylece başkente scvkiyatı yapılan

5 ET * 12 NİSAN 1971 * SAYFA S i:.= Adam kaçırma olayları dünyanın her tarafında olur. Devletin a* «yi? kuvvetlerinin uzanmakta güçlük çektiği bölgelerde, meselâ dağa çıkan eşkıyanın adam kaçırdığı, fidye istediği bizde de çok gö rühııüştür. Sen senelerde, saikleri ailevî, şahsi ve bölgevî olan eşkıyalık çe giderine bir yenisi eklendi: İdeolojik eşkıyalık. Bunun öncülüğünü de Çarlık Rusyasında banka soyarak Bolşevik Partisine para temin eden Stalin yapmıştı. Güney Amerikada yeni bir teknikle geliştirilen bu eşkıyalık tipine takılan isim de manidardır: Şehir Gerillâsı! Böyle ce, çete yerine gerillâ demek suretile eşkiyahkdaki adiilk maskelenmek istenmekte, svimli ve ilrici (!) gösterilmeye çalışılmaktadır. tnsan, kelimlerie düşünür, kelimelerle hükme varır. İhıiiâl yerine devrim, komünizm yerine sosyalizm denerek salim düşünce ve hn kümleri saptırılan amme efkârında, çetefyi gerillâ yapma oy unu ile bu haydutluklara sempati hası] etmeye çalışılıyor. Amma, horoza kra vat takma kabilinden bu maskaralıkları halk yutmuyor; yutanlar ya n aydınlar, yutamadıklaruıın gargarası ile ortalığı telâşa vermeye I tih-ışanlaı- da çeyrek münevverler, bir kısım tabii senatörler gibi.. Televizyondaki bir açık oturumda Muhterem Turhyn Feyzioğlu, fş çi Partisi Başkanı Sayın bayan Bellice Hatko Boran'ı fena halde sıkıştırdı: «O halde komünist değilim de..! Diyemezsin, çünki komü n'ftsin!» dedi. Saym bayan Hatko hık mık etti, fakat bir türlü cevip veremedi. Kızıl çevrelerin infiallerini dile getirişleri dikkate de ğ< rdi: Efendim, bir icadına böyle sen diye hilal» edilir mi imiş, bu ne U s;ı\ gısızhkmış.. tlh. Esasta haksız olanlar daima şekle, şekil bahane fine sığınırlar. Şimdi aynı çevreler otuz'ar kırk'ar avukatla Dcııis Gezmiş haytasını savunmaya hazırlanıyorlar. Bu haydudun bir mâ s\m\ ast-subay hanımını hunharca yaraladığını hiç hatırlamak istemi yen cici beylerin mazereti de kelime haydutluğudur; çete yerine gerflâ, ihtilâl kışkırtıcılığı anarşisi yerine devrimci eylem demek haydutluğa. Dünyanın her yerinde adam kaçırmalar olur ve olmaktadır de di!:, amma dünyanın her yerinde de basma ve radyolara, televizyona düşen bir görev vardır: haydutluğun reklâmım yapmaktan kaçınmak, serbest bırakılmak için fidye istenen şahısların hayatlarını tehlikeye düşürebilecek neşriyattan hazer etmek. Daha geçenlerde Paris'dc bir genç kız kaçırılmıştı haydutlar tarafından ve fidye talep ediliyordu. Hadiseyi bütün teferruatı ile bilmelerine rağmen, hiç bir Fransa gazetesi hiç bir radyo ve televizyon yayını bundan bahsetmedi. Ta.. k» polis müsaade eden kadar. Bir de bizim gazetelere bakınız, gansterlere verilen fidye paralanılın numaralarının tespit edildiğini yazıp, âdeta onlara ikaz sinyali çakıyorlar. Hele T.R.T. Daha kaçırılan nr serbest bırakılmadan, adeta polisin hâdiseyi öğrenişinden haydut lan haberdar ejme telâşı içinde imiş hissini veren bir aceleyle, gece *2.45 haberlerinde olayı ballandırarak anlattı. Türk fikir hayatı kelime hay dullarından ve Türk basını ve TRT bu mes'uliyetsiz tutumdan kurtanlmadıkça daha çok çekeceğimiz var. ~ mm ~~** rr '.." vı ' - ;;,'' *WRI Doç. Dr. Recep DOKSAlt - -* - u - ' ' ' - ~ - m / k - ünceler yorumlar olaylar düşüncel ' ' ".»'.. '» «in...» ı l.ııllll I l ll l )lll I I m..»..» I»ı.»ll < I ı l i. ı...'. II I l '...II I'»...»! kızılordu fcdaülerhbaşta Gazi Eğitim En*, olmak üzere SBF. Yurdu ve Yıl dirim Beyazıt Yurdu kibi, «ulema«nın bazan gafleti, bazan da hıyaneti sa vcsiııdc kızıl haydut yatakları hâline gelen yerlerde üslenmişlerdir. 3) Bütün bu manevralar, kızıl ba «in ve TRT nin destek atışları hlma yesinde, 12 Mart Muhtırası öncesindeki gibi yoğun bir anarşi ve ihtilâl ortamı yaratmak için yapılmaktadır. Şu günlerde büyük şehirlerimizi, bilhassa başkenti velveleye veren leh likeli olaylar beklenmelidir. Bursa Eğitimi Dev-Cenç İşgal Etti Dev Genç komünist ve gerilla eylemlerini yurt çapında yoğunlaştırmak için Bursa Eğitim Enstitüsünde de tahriklere girişip olaylar çıkardı- D ev Genç ve Sosyal Demokrasi Derneklerine mensup yüz elliye yakın komsomol Enstitüdeki bazı sol cu öğretim üyelerini de saflarına a- larak Milliyetçi Toplumcu gençlerin Cumartesi tatilinde okulda bu lunmamalarından yararlanarak Milliyetçi öğrencilerden Halil Dereli, Avni Buğday, Asım Seyrek ve Bahattın Yüceli döğmüşler ve mütekiben de yatakhane ve binalarını iş gal etmişlerdir. öteden beri anarşik olayların kış kırtıcılan ve hazırlayıcılara elan ba öğretim üyeleri ders verdikleri sı nıflarda Milliyteçi-Toplumcu öğren çilere göz dağı vermek için «iste dikleri zaman okulu işgal ettitebüe çeklerini» söylemişler ve işgal o» taylarının yaratıcısı durumuna düs müşlerdir. MİLLİYETÇİLER SOKULMADI Aşırı solcu Dev-Genç'lilerin okulu işgali üzerine, şehirden dönen Mil liyetçi- Toplumcu öğrenciler toplum polisi tarafından okula sokul - mamış, Ülkücü öğrenciler ve halktan oluşan binlerce kişinin karşı harekete geçeceğinden endişe duyan ilgililer, A bloku boşalttırmış ve tahrip edilmiş bir şekilde milliyet çilere teslim etmişlerdir. Olaylar sırasında aşın solcu öğrencilerin devamlı olarak kullan - dıklan cfaşistler ezilecek» «Tam ba ğımsız sosyalist Türkiye» «Satılmış polis» gibi sloganları halkta büyük tepki uyandırmış; jandarma birlik lerinin gerekli tedbirleri sayesinde büyük olaylar önlenmiştir. İşgalerini 5 Nisan Pazartesi gü nüne kadar sürdüren komsomollar okulun mescidini tahrip ettikleri gi bi, Kuran-ı Kcrira'i yakmışlardır. EŞYALAR TAHRİP EDİLDİ Bu arada milliyetçi öğrencilerin eşyalarının tahrip edildiği, eîbisele rinin yakıldığı görülmüştür. Bursa Eğitim Enstitüsün de eylemlerini sürdüren komsoıncjiarın dolaplarında yapılan Mamada çok miktarda patlayıcı maddeler, demir sopalar, yasak kitaplr. Mao, Lenin ve Che'nin resimlerini el? jeçir mislerdir. Daha sonra, Bakanlık, enstitüyü süresiz olarak kapatmış, aşırı solcu Dev-Gençliler polis nezaretinde şehri terketmişlerdir. Olayın düzenleyicisi olan ve neza ret altına alınan Dev-Genç'ü M. Hulusi Akdemir, Mehmet Çakıı, Sabahattin îzcioğlu ve Necati Kur, 8av alıkça serbest bırakılmışlardır. Saldırıyı plânlayan solcu militanları, Milliyetçilerin hâkimiyetinde - ki okui u kapattırmak, anarşi çıkararak çalışamaz hale getirmek ve huzursuzluktan istifade etmek yollan ile maksatlarına erişmiş cluyor lardı. TÖS'çü ve solcu öğretmenlerin plânladıkları eylem de böylece anar Siye yeşil ışık yakıyordu. Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Kapatıldı Eğitim Enstütülerinde anarşi eylemini diğerleri ile birlikte yürüt mek için, Konya Eğitim Enstitüsün de de TÖS Merkezinde plânladıklarını tatbike koydular. 4 Nisan Pazar günü bi: gurup Dev -<iençtı anarşist TÖS merkezinde toplanarak silâhlı bir eylemle okulu basmaya karar verdiler. Bunu haber alan Milliyetçi Toplum - cular yatakhanelerde kendilerin! ko rumak ve müdafaa etmek için gerekli tertibatı aldılar. Yatakhane kapılan bir baskın ihtimaline karşı milliyetçilerce tutulmuştur. Saat 22 sıralarında dört özel araba ve bir otobüsle toplu olarak yctr.akha ne binasının önüne gelen komsoıı.ol lar binaya giremediler. Ancak o «ı rada okul müdürü Yusuh Ziya Beyzadcoğlu da olay yerine ge'mişti. Milliyetçi öğrenciler, okul müdürü ne, anarşist komsomollarin üzerlerinin aranmasını, aksi halde yalak haneye sokulmayacaklarını söylediler. Dev Oenç'li komsomollar «Biz kendimizi aratmayız» diye dilendiler ve tahrikleri daha da artırmak için geceyi bahçede gcçirdper. Er tesi günü milliyetçi öğrenciler kom soınolları kışkırtan ilamdi Köse, adlı öğretmenlerin derslerine girme di. Erdoğan Munis ve Gündü/, Gül gen'diler. TÖS Merkezinde toplantı yapan anarşistler müdür Yusuf 7iya Bey zadeoğlunun görevinden alınması i çin boykota başladılar. MÜH Eğitim Bakanlığı olaylar üzerine iki mü fettiş göndererek daha önce de tahriklerde bulunan ve yukarda a di geçen öğretmenler hakkında tah ki kat yaparak okulu 26 Nisana ka dar kapatılmasına karar vererek»- narşiye prim verdiler. Kızıl Tezvire? Diyarbakır komsomolları, bütün yun çapında koparılan son kızı' kanı panya uyarınca olmadık fitnelere giriştiler: Saf vatandaşlara «bu ülkücü ler iktidara gelsin, Hepinizi kıtır kıtır doğrayac&k» kibi pespaye çocuk masal ları anlatarak, bir kısım kalabalığı iğ fal ettiler. Topladıkları bu aldatılmış sürü ile Diyarbakır Eğitim Enstitüsünü bastılar. Şimdi bu silâhlı eşklya İşgali yüzünden ülkücüler oraya da giremez oldular. Tabii bu da halkın devrimci savacı. Eskişehir'de Aynı Entrikalar 31 Mart gcc^i İktisadî Ticari 1- limler Akademisine gelen Dev Genç li komünistler, kanunsuz kızıl afiş leıin] asmışlar, sonrada ülkücü öğ rencilcre saldırmışlardır. Arkasından hem kendilerinin hem de ülkücülerin afişlerini indirerek, kamuoyuna yan hş kanaat vermeğe çabalayan kom* somollar, bir Nisan sabahı dersleri* ne gelen ülkücü öğrencilere dinamitler savurmnş, ateş açmışlardır. Eskişehir İTİA Ülkü Ocağının bu olaylar üzerine yayınladığı bildiri şöyle son bulmaktadır? BÜYÜK TÜRK MİLLETİ Türklük düşmanları, gençliği ve milleti parçalamak İçin hareket eden koıalnikllcr, Türkiye'de anarşi glnno «İŞ t*k yer olan Eskişehir'deki yük sek okullara da sokmuşlardır. Ülkücü Türk gençliği 0larak Türk milletinin re onun ölümsüz devleti. nin Milli bütünlük, birlik ve beraber ligini devam etmesini sağlamak için bu kutsal mücadelemize davca edece ğiz. Türk milletini parçalamak, devle timizi yıkmak istiyenlerin emellerini kursaklarında bırakacağız. Kahrolsun Türklük düşmanları, 1 Yaşasın Büyük Türk Milleti onun ölümsüz devleti. ve

6 Üniversite bu savaşın ileri karakolu haline gelmiş tir. Milliyetçi Türk genci kendini, bütün dünyada sü rüp giden milletler rekabetinin bir parçası olan üniversi tedeki mücadelenin ister istemez içinde bulunuyor yılında o memleketinin güçlü olması için bütün engelle melere rağmen mesleğinde en üstün, en ileri olma müca edesinin yanında gerektiğinde kanıyla da Türk Milleti ne, Türkiye'ye hizmet etmekte Görevi çetindir, fakat «Muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asıl kanda mev cuttur». Üniversitedeki durumu doğru olarak değerlendir mek, dolayısıyla mücadele de daha güçlü olabilmek için bu yazıda 1971 yılında dünyadaki milletler mücadelesi nin bu odak noktalarından biri haline gelcnv Türkiye'nin ve üniversitelerin durumunu özetledik. UCAELESİ VE TÜRKİYE Tarih asırlardır sadece ve sadece milletlerin müca detclefinı yazıyor. Bu kafcleri cephelerde ordular arasında yapılıyordu. 20. asır milletin bütününün savaşa katıldığı «Topyekûn Harb»i doğurdu. Nihayet, nük- leer silâhlarla birlikte l9pünyamıza ateş ve çelik le dövüşülmeden daha çetin, daha korkunç ve daha yıkı cı bir savaş getirdi: Soğuk Harp. Ordular, her zamankin den daha güçlü, her zarnf daha büyük: fakat mod ern silâhların korkunç gücü tarafları çok temkinli olma ya zorluyor. Silâhlı Kuvvetler taarruzdan çok taarruzu önleyen unsurlar haliflpnılmakta ve milletlerin bu bitmeyen mücadelesinde ancak en son koz olarak dü şünülmekte. Soğuk harbin esas silâhlan mermilerden bombalardan çok propaf ekonomidir. Düşman, milletlerin kafalannı kesmek yerine kendi çıkarları yönünde şartlamayı daha verimli buluyor. Bu yeni harbin cepheleri dağlar, ovalad üniversiteler, gazeteler, radyolar ve fabrikalardır, 1971 yılında Türkiye, Kurtuluş Savaşı günlerindeki kadar ciddî, hattâ onda^yük tehlikelerin ve mü caddelerin içindedir. Kurtuluş Savaşında düşman bizi en çok öldürüyordu. Bugün milletinin öz çocuklarım mil letine düşman yapıyor. I Millî mücadelemiz devam etmektedir Türk Miliyet çileri, Türk Miletitıin Sönmesi, millî şuur ve millî felsefesine bağlanması, Türkiye'nin çağlar üzerin den atlayarak atom ve füze çağına erişmesi, bilimde, tek nikte, ekonomide ve siy* yine dünyanın en kuv- vetli milleti olması savaşmı veriyor. Bu savaşı kalemleri mizle, kafalarımızla yaptığımız kadar canımız pahasına da yürütmeye mecbur k? Gençlerimiz dedeleri gi bi şehitler veriyor. Fakat sonunda büyük ve güçlü Türki ye muhakkak kurulacaktır. DÜNYANIN ^ ' İnsanlık tarihinin başından beri tarihi yürüten güç insanlar ve çeşitli toplum birimleri arasındaki rekabet olmuştur. Bu rekabet bazen kısa vadede ve yıkıcı gibi görünen kanlı savaşlara yol açmışsa da tarih incelendiğin de insanın rekabet ve mücadele karakterinin ilerlemede en önemli unsur olduğu görülür. Bu, bir sınıfın talebel ri arasında veya şahıslar arasındaki ekonomik rekabet ve mücadele için doğru olduğu gibi, milletlerarası mücade jeiçin de doğrudur. Japonya 19. asırda batı ülkelerinin ve Rusya'nın tehdidi ile binlerce yıl süren uykusundan uyanıp 20. asırdaki gücünü kazandı. Aynı mekanizma 20. asırda Çin'i uyandırdı 7. aşıra kadar dünya tarihinde hiçbir yeri olmayan araplar İslâm'ın mücadeleci ruhu sa yesinde bir asır içinde dünya çapında bir imparatorluk kurdular. Bu rekabet tarihin ilk çağlarında sadece fertler ve ya kabileler arasında oluyordu. Zamanla oymak ve boy lar arası mücadele fert ve kabile mücadelesini ikinci plana itti. Nihayet millet benliğinin teşekkülü ile ağırlık milletlerarası mücadeleye kaydı. Asırlardır tarih millet lerin mücadelesinden ibarettir. Çağımızda ise milletlerin rekabeti herşeyi ikinci plana itmiştir. Dünyanın milletler arasındaki bölüşülmesinde ge nel görünüm uzun zamandır aynı kalmıştır: Diğerlerin den çok daha güçlü iki veya üç imparatorluk ya da bi rinci sınıf devletler. Bunlardan daha az kuvvetli fakat menfaatlerini koruyacak güce sahip ikinci sınıf devletler ve nihayet ancak büyük devletlerin birbiriyle mücadelesi sayesinde varlığını devam ettirebilen tampon devletler Milâttan önce Mete'nin Hun İmparatorluğu ve Çin, V. asırda Roma ve Atillâ, VII. asırda Göktürk ve Çin İmpa morlukları, XI. asırda Selçuk ve Bizans, Osmanlı impa ratorluğu devrinde ise Osmanlılar ile önce Macaristan sonra İtalya, Avusturya, spanya, Rusya ve İngiltere birin ci sınıf devletleri teşkil etmişlerdir. İkinci sınıf ve tam pon devletler ise meselâ Bizans-Sclçuk mücadelesinde Araplar ve Ermeniler, Osmanlı-İspanya mücadelesinde ise Fran>a vs. tarafından temsil edildi. B.ıgün birinci sınıf devletler Rusya \ e ABD impa ratorluklarıdır. İkinci sınıfta Çin, Japonya, Almanya gibi devletler yer alıyor. Türk Milleti açısından bugün ile dün arasındaki en büyük fark, tarihin her devrinde milletler arası mücadeleye birinci sınıf bir devlet, bir imparator lukla katılan Türklerin bugün ancak tampon devlet ola bilmeleridir. Milletlerarası mücadele değişmez bir kanun halinde süregelmekle beraber, sür'atle değişen şartlar ve teknik, mücadele vasıta ve taktiklerinde önemli değişmelere se bep oluyor. Bir zamanlar, sadece, sefere çıkan orduların arasındaki meydan muharebeleri mücadelenin sonucunu tayin ederdi. 1. Dünya Harbi cephe gerisinin de fabrika İarıyla, ikmal vasıialariyle ve en mühimi moral ve mane viyatiyle en az cephe kadar mühim olduğu «Topyekûn Harp» kavramım getirdi Millî Mücadelemizin sırtında mermi «aşıyan kadını, milleti savaşa hazırlayan kongre îeri topyekûn harbin en canlı misalleridir. Nihayet II. Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan çekirdek silâhlan as kerî harbin yıkıcı gücünü korkunç derecede arttırdı. Gü nümüzün imparatorlukları 1. sımf devletleri ABD ve Rusya dişlerinden tırnaklarına kadar hidrojen bombala rı, kıtalar arası füzeler, atom denizaltıları ve modern tek niğin diğer korkunç silâhlarıyla donandılar. Fakat silâhla rın ve orduların gücü ABD ve Rusya'yı temkinli olmaya şevketti. İki imparatorluk da, dünyaya hâkim olma mü cadelelerini ordular yerine propaganda ve ekonomik harple yürütme yolunu seçtiler. Böylece soğuk harp doğ du. Şurasını da itiraf etmek bir vicdan borcudur ki. İT. Dünya Savaşından sonra ABD ve Batı Ordularını terhis etmiş, sulh sanayiine dönmüş olmasına rağmen, dünya komünizmini gerçekleştirmek niyetinde olan Rusya, iş gal ettiği hiç bir devletten çıkmamış, kurduğu kukla hü tümellerle, Baîtık sahillerinden itibaren bütün Doğu Av nıpayı peyk haline koymuştur. Bunun sonucu olarak geç de olsa Batı Demokrasileri ve ABD tekrar silâhlanmak lüzumunu duymuşlar ve NATO ittifakı içinde birleşerek Rus emperyalizmini durdurabilmişlerdir. Üçüncü dünya harbi ikincisinden hemen sonra baş lamıştır. Fakat bu harpte barikatların arkasında, tabya larda, tank, denizaltı, füze ve bombalarla savaşılmıyor. Bu savaşın cepheleri, gençlik, aydınlar, üniversite ler, şehir meydanları ve fabrikalar; silâhlan ise, gazete sütunları, dergiler, kitaplar ve gençlerin elindeki sopa lar, taşlar, molotof kokteylleri, tabancalar ve tüfekler dir. Bu savaş, milletleri tanklarla, toplarla yapüandan daha çabuk ve daha kesin olarak mağlup ve esir ediyor. Ateşli harbin esir milleti ancak kurşun tehdidi ile esaret te tutuluyordu. Soğuk harbin esir milletleri gençliğinin ve aydının kafaları fethedilerek sömürülüyor. Benliği, şuuru esir olmuş bir millet ise tüfekle esir edilmiş bir milletten çok daha güçlü zincirlerle bağlıdır. ( SOSYALİZM:..,. ı Soğuk harpte, Rusya'nın ve son zamanlarda Çının propaganda silâhı sosyalizmdir. (Buradaki sosyalizm keli mesi, komünistlerin kullandığı mânada, Marksizm Le ninizm mânasında kullanılmaktadır. Sosyal adaletin tecs süsü ve bunun için alınması gerekli tedbirleri kapsayan ve isveç'te uygulanan anlamda «Sosyal Devlet İlkesi» Türk Milliyetçilerinin doktrini 9 Işık'da toplumculuk ke limesiyle belirlenmiş ve sistemin dokuz esasından biri o larak konulmuştur) Fakire acıma, zengin milletlerin fa kir milletleri hâkimiyetlerine almasını kınama gibi en masum, duyguları istismar eden ve bu duygular üzerine hiçbir ilmî temele dayanmayan bir mantık silsilesi ku ran bu ideoloji, millî felsefeden yoksun milletlerin aydın ve gençlerini avlamakta ve onları milletler mücadelesin de Rusya ve Çin'in menfaatleri yolunda kullanılmada ga yet tesirli bir silâh olmuştur. Sosyalizm, Marx tarafından ortaya atılan-ilk haliyle- «milletli toptan reddediyor, ta rihin temel kavgasının, iktisadî esasa dayanan sınıf kav gası olduğunu müdafaa ediyordu. Marx'a göre makine eş menin, imalât sanayiinin gelişmesi ile orta sınıf yok ola cak, cemiyet fabrikalara sahip birkaç patron-kapıtahst ile bunların emrinde ancak günlük yiyeceğini kazanabı len yan aç işçi yığınlarından, proleteryadafl ibaret kala çaktı. Esas mücadele bu birkaç zengin kapitalistle mil yonlarca işçi arasında olacak ve nihayet endüstrinin en ileri olduğu, dolayısıyla orta sınıfın tamamen yok olduğu memleketlerde proleterya kanlı bir ihtilâle kapitalistle ri devirecek ve proleter diktatörlüğünü, işçi devletini ku racaktı. Mı.rx'm esas aldığı değer emek, yani dünya prol etaryası idi. Dünya proletaryası yanınd? millet, aile, din önemsiz, uydurma unsurlardı ye kadar sosyalistler İngiltere. Almanya, Fran sa gibi endüstri ülkelerinde vaa dedilen ihtilâli bekleyip durdular. Fakat ihtilâl Marx'ın söylediği gibi sanayi mem leketlerinde değil, Rusya gibi o zamanlar pek güçsüz bir sanayie sahip bir tarım ülkesinde oldu. Üstelik İngil tere, Almanya gibi memleketlerde doktorluk, mühendis lik gibi mesleklerin önem kazanması doktorluk, mühendis hisse senetleri vasıtası ile fabrika mülkiyetinin bir kişi yerine birçok kimse tarafından paylaşılabilmsi gibi sebep lerden orta sınıf yok olacağına, büsbütün güçlendi. İşçi ler ise gittikçe fakirleşmek yerine gittikçe daha rahat bir hayat yaşamağa başladı. Komünistlerin, isminin önüne bir «bilimsel» ekmekle ilmîlcştirdıklerini zannettikleri sosyalist felsefe tam bir bozguna uğramıştı. Üstelik beynelmilel olduğu iddia edi len sosyalizm Rusya gibi tek bir devletin, emrint girmiş ti. Bu karışık duruma Lenin bir çıkış kapısı buldu. Le-" nin'e göre proletarya sınıfı ile kapitalist sınıfın mücade leşi 20.asırda baş mücadele değildi. Bunlann yerine kapi talist devletler ve proleter devletler vardı ve birinciler ikincileri sömürüyordu. Mars, tarihin esafü gücünü, milletler müca delesini bir yana itmiş* gerçek, sosyalistlerin ka fasına kaya gibi carpt^inizm «proletarya», «ka pitalist sınıl» gibi lâfltefaza etmekle beraber mil letler mücadelesini ka^hır kaldı. Ancak yeni sos yalizm dünya prolctaiff yana bırakıp Rus çıkar larmm hizmetine sokftecburiyetinde idi. Bunu da yaptılar. KomünistlfŞi enternasyonal bile bir Rus marşı haline sokulj Uyan! Dünyanın!damgalanmış açları, köle Icri diye başlayan maj : Büyük Rus Ulusunun diği Özgür Cumhuriyetleri) anmaz birliği Yaşasın halkların ira<mrulan Yüce ve güçlü Sovyctl<ı şeklinde değiştirildi, «püst» kelimesi Rusya'nın rakibi mânasına kull amaçlandı. Bugün de sosyal istlcrin «Emperyalisti sadece ABD ve Batı Av rupa ülkeleridir. Macaristan'ı, Çefta'yı çiğneyen Rus tankla nna, Türkistan'ı sömürt nefret ettikleri Nazi'lerle birleşip Polonya'yı p$us emperyalizmine kör dürler. Ayhan İĞCUGİL ikisi de sosyalist»1* ile Rusya'nın kavgasını, ideolojilerinde yaptık»1* değişikliklere, yamama lara rağmen hâlâ izahmar. Halbuki Türk Milli yetçi fikir sistemi, rcsjtesi ne olursa olsun biraz kuvvetlendiğinde Çin'f ile menfaat mücadelesine gireceğini çok ö n c e d e d i r. Sonuç olarak, il^rda insanî hisler üzerine oynayan sosyalizm bıinlerarası mücadelede Çin ve Rus milletlerinin s»p silâhı, propaganda silâhı haline gelmiş bu mil^pcryalizminin hizmetine koşulmuştur. L LİBERÂL-KAPH AMHtJŞ : Soğuk harpte Afflâhı, propagandadan çok ekonomik hareketlef^konomik yardım ve yatı rımlara kaymıştır. Bu^, bu birinci sınıf devletin işlenmiş bir ideolojisi savunulan fikir «bırak yap sın, bırak geçsin» i l k ^ bir iktisadı görüş ve mil letler mücadelesini rtfjr kozmopolitik gibi görün mekle beraber bu göyksiz ve kesin bir şekilde propaganda cdilmekt^cbepten daha çok ideoloji lcrin açıklaması yapjj^zıda liberal kapitalist görünüşe fazla yer ve**. Ancak Türk Milliyetçisi liginin sosyalizmin ak* teşebbüsün yaratıcı kabili yetinin öremine kuv^hlığını fakat millî menfaat lcre aykın hareket hj* s ahip sınırsız bir liberaliz me de kesinlikle karr^u belirtelim. SONUÇ: Dünya, bir t a r a k ve Çin imparatorlukları mn diğer tarafta ABTOik yaptığı bir milletler mücadelesinin soğuk Cindedir. Bu mücadelede Rusya ve Çin'in si âr*tn ideolojisi, ABD nin ise daha çok ekonomidî^ bu mücadelede tampon devlet durumundadır Mi'li mücadele^» Atatürk, devrinde Türki ye, milliyetçi görüş, Jy kendine güven ve kendine dönme yolunda büyüj^ yaptı. Büyük bir savaş tan çıkmış olmasına f e v r i n gururlu, haysiyetli dış politikası, Türk J^nyada lâyık olduğu birin ci smıf devlet olma r 9 r göründü. Fakat Atatürk' i. ten sonra parti ve şahıs menfaatleri millî felsefeyi ve mü lî çıkarlan bir yana itti. Partiler iktidarı, Türklüğe hiz metin bir vasıtası değil çok severek oynadıklan günlük siyaset oyununun yegâne gayesi haline getirdiler. Birbir lerine hücumdan, birbirlerine oyun etmekten, millî men faatları düşünmeğe vakit ayıramadılar. Gençlik, millî felsefe sahibi ve Türk Devletinin menfaatlerinin savunu cusu olarak değil; oarti çıkarlarının müdafii olarak yetiş tirilmck istendi. Atatürk devrinin milliyetçi havası yok edildi. Gençlik, fikrî ve moral (manevî) bir boşluğa itildi 1960 Türkiye'ye o güne kadar görülmemiş bir fi kir hürriyeti ortamı getirdi. İşte bu ortamda Rus ve Çin' in soğuk harp silâhı sosyalizm, Türk Gençliğinin fikrî boşluğunu doldurmak için bütün propaganda toplarım Türkiye'ye çevirdi. Yüz soneden beri işlenen bu yabancı felsefeler her yıl tercüme edilen yüzlerce kitap, mecmua ve gazetelerle Türkiye'ye aktı ve aydınlar, gençler arasında fetihlerine başladı. Sosyalizmin Türkiye'de propaganda edilcn şeklinde Türk fikjr adamlarının hemen hiç katkısı yoktur. Türkiye sosyalistleri arasındaki anlaşmazlıklar bile dış kavgaların kopyası halindedir. Ekonomik bakım dan epey gelişmiş olan Rusya, Çin tehlikesi karşısında batıyla da iyi geçinmek mecburiyeti yüzünden daha uy sal, daha az ihtilâlci bir propaganda tatbik ederken böy le korkusu olmayan Çin, tam ihtilâlci ve sert bir tutum içindedir. Türkiye'de de bu Rus-Çin kavgası aynen kop ya edilmiş, «Sosyalist Türkiye» sloganı ile hareket eden Türkiye'n Rus tipi sosyalistlerle «Millî Demokratik Dev rim-gerçcktcn Demokratik ve Tam Bağımsız Türkiye» sloganları ile ortaya çıkan Mao'cu, Çin tipi sosyalistler bu kavganın Türkiye cephesinde birbirlerine dayak at mağa başlamışlardır. Bir taraftan politikacılar, diğer taraftan dünya ça pındaki bloklar mücadelesinin temsilcileri, Türkiye'nin özel meselelerini de sınırsız istismar yolundadır. Bir par ti asırlardır uyuşan mezhep mücadelelerini körüklerken, bir diğeri bölgeciliği basamak yapmakta, bir başkası siya sî ümmetçilikle, din istismarıyîa koltuk kapmağa çalış maktadır. Sosyal Demokrat olduklarını söyleyen diğer bir grup, aslında felsefesiz, partici gençliğin, nesli tükenen temsilcilerinden ibarettir. Fikir sistemlerinin savaştığı Türkiye'de «Biz de sosyalistsiz amma onlar gibi ihtilâl yapmayacağız» lâfından başka bir fikir bulamamaktadır I ar. Bir başka tehlike, Kürtçülük, soyalizmle tam men faat birliği halinde Türk Devletine cephe almış, aynı gru bun başka birkolu ise siyasî ümmetçileri daha kârlı bul muştur. Bu ortamda tehlike sür'atle büyümüş, mücadele ön ce yalnız fikirle yapılırken hızla sopaya, tabancaya kay mış, üniversiteler işleyemez hale gelmiş, adlî mekanizma sabote edilmiş nihayet fabrikalar tahribe başlanmıştır. Türkiye'deki kavga artık bir sağ-sol mücadelesi olmak tan çıkmış, son bağımsız Türk Devletini yok etmeye yö nelen dış güçlerle onu koruyan, Türk Milliyetçilerinin sa vaşı halme gelmiştir. Dünya milletler kavgasının vatanımıza aksinden iba ret olan bu savaşta Türk'ün çıkarlarını savunan yegâne güç Türk Milliyetçileridir. Fikirlerin, ideolojilerin cart piştiği alanda menfaat, particilik gibi unsurlar pek cılız ^ m a k t a d ı r. Dış kaynaklı kuvvetler karşısında çığ gibi büyüyen ve emin adımlarla zafere yürüyen tek kuvvet dünya görüşünü, siyasî ekonomik ve kültürel doktrinini açıkça ortaya koyan Türk Millivctçiliği, Türkçülük'tür. Bugün, ülkü Ocakları ve Genç Ülkücüler Teşkilâtı gibi gençlik kuruluşlarıyla yurt çapında hızla teşkilâtlanmış ve kısa zamanda «kahrolsun» edebiyatından başka birşey yapmağa eücü yetmeyen partici ve menfaatçı kuruluş lan tasfiye ederek Türk Milliyetçiliği bayrağını yükselt miştir. ÜNİVESİTENİN Dış kaynaklı sosyalist kuvvet, soğuk harbin Türkiye cephesi'nde ileri karakol olarak üniversiteleri seçti. Bu geçimde iki unsur rol oynadı. Birincisi, 1960 dan beri Türk aydınının üniversitelerden gelen sese değer verme si, ikincisi ise üniversitelerin özerk olması dolayısıyla zabıta ve adalet kuvvetlerinin buralara kolayca girememe leriydi. Fikir Kulüpleri ile başlayan propaganda rengini hızla daha açık belirtmeye koyuldu. Fakire acımakla başlayan hareket üniversite duvarlarına Lenin'in Stalin'in Mao'nun, Che Gavera'nın resimlerinin asılmasına ka dar gitti. Andı arkası kesilmeyen boykot, işgal, dekan; rektör koltuğu yakma can mal emniyetinin kalmaması gibi hâdiseler öğrenimi imkânsızlaştırdı. Bu noktada so ğuk harp bloklarının veya particiliğin değil Türkiye'nin menfaatlarını temsil eden Türk Milliyetçileri'nin üniver sitelerdeki teşkilâtları olan Ülkü Ocakları ağırlığını his settirmeyc başladı. Montaj atölyelerinin sanayi olduğunu iddia edenler gibi, tercüme ile fikir hareketi yürüttükleri ni savunan ideoloji montajcıları Türk milliyetçi fikir siste mi karşıs nda gerilemeğe başladılar. Bu gerileme kısa za manda bozgun halini aldı vo sosyalistler tek bir çareleri kaldığına karar verdiler: Zor kullanmak. Gerçekte, komünistlerin üniversitelerimizde yürüt tükleri fikre karşı kurşun sıkma hareketi 1967 de Ata türk Site Öğrenci Yurdu'nda Ülkücü Ruhi Kılıçkıran'ın öldürülmesi ile başlar Fakat ilk kitle zorbalığı 1968 de Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'nda meydana geldi Sos yalist-sosyal Demokrat ittifakına rağmen talebe cemiye ti seçimini kaybedeceklerini anlayan solcular sopaya baş vurdular. Fakat bileklerdeki kuvvet de ancak o bilekle rin emir aldıkları kafalardaki fikirler kadar güçlüdür Ka faların mücadelesini kaybedenler bileklerinkinde de boz guna uğradılar. Bu noktada, o zaman kadar fikir hürriveti şampiyonu görünen sol, silâha sarıldı. Namluların arka sında kabadayı kesilenler üniversitelerde bugüne kadar 7 Üniversite dışında işledikleri 5 cinayetle beraber top lam 12 ülkücü genci şehid ettiler. Komünist terör üni versiteye hâkim oldu. Fikir hüniyeti vok edildi. Hattâ bazı okullardan Millî Demokratik Devrimcilerin hazır ladığı tcıör ortamına dayanan «Sosyalist Türkivc»cilcr (TİP Emek Grubu) idareye de hâkim oldular ve özerklik yok edildi. Üniversiteler soygun, sabotaj hareketlerinin karargâhı ve üssü olarak kulanılmaya başlandı. Fakat bu son silâhlı safhada da solun mağlubiyeti başlamıştır, ülkücülerin kesin hakimiyetindeki Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'-n de anarşi, boykot, işgal, terör ve cinayete son verilmiştir Bu ilim merkezlerinin esas fonkisyonlarmın, yarının bü yük ve güçlü Türkiye'sinin yaratılması için ilim ve tek nik alanında yapılacak büyük atılışın karargâhı olma yo lundaki araştırma ve öğretim faaliyetlerinin kesintisiz de vamı sağlanmıştır. Sol terörün yok edildiği fakültelerin sayısı artmaya devam edecektir. * SOSYALİSTLERİN ARKASINDAN 1) Komünist kabadayıları masum, koltuklarında ki taplarla tıpış tıpış okula giden devrime5 öğrenciler, ülkü cüleri ise ellerinde çivili sopalarla ilâhiler okuyup nara lar atarak bu zavallılara saldıran canavar «Komando»lar olarak aösleren bir kısım basın ve TRT, 2) Bu basının ve TRTnin desteğinde ve sol namlu ların ikna edici tesirinde, bir komünist arkadaşı (Nciat Anın) tarafından öldürülen Mustafa Kusevrî için anaya saya saygı vürüyüşleri tertioleven. silâh sesleri arasında, okullarında silâh bulunmadığına dair basın toplantıları düzenlcven küçük bir şarlatan (maalesef) hoca erubu, 3) 100 senedir işlenen mantık ovuniarma, hataları mahirce cizlcyen kalıplar ve kasten karıştırılan termino loji karmaşıklığına dayanan ve doğu blokunun resmî ide olojisi olan bir fikir cambazlıkları sistemi, 4) Aynı blokun sağladığı ve artık gizlenmeyen para ve madde desteği bulunmaktadır. Bunlara iktidarların aşın sopıın propagandasının etkisi altında. Mijiyetçi Gençliği, «Asın Sağ» olarak va sıflandırmak gafletini de eklemek lâzımdır. Unutulma malıdır ki, Brzim Milliyetçiliğimiz «Atatürk sevgisi ve Anavasa'daki «Milliyetçilik» ilkesine dayalı bulunmak tadır. Fakat, bütün bu engellere rağmen, Türk'lüğün son bağımsız kalesi Türkiye'de Türk Millivetciliai emin athmlarla zafere yürümektedir. Atom ve füze çağının bü yük ve güçlü Türkiye'si, büvük milletimizin tarihine ya kışan 1 inci sınıf devlet Türkive kurulacaktır. Türk Milleti ve onun bölünmez devleti ebediyete kadar yasayacaktır. TANRI TÜRKÜ KORUSUN * Yazının hazırlanışından sonra Ankara Üniversite si Fen Fakültesi, Ankara İktisadî ve Ticarî tümler Aka demisi, Turizm ve Ticaret Yüksek öğretmen Okulu ve Ankara Erkek Teknik Yüksek öğretmen Okulu'nda ko münist anarşiye son verilmiştir.

7 DEVLET* 12 NİSAM971 *ısayfa 8 »ııı»»»» tavlat mu» «amnruto» ı«>»m KIM, «m, l»»- ll -ni> lffiv -n>»1l imiı'ittilva-.ı»»vııın l.,ıılwıttvın,lw Üniversite ve Gençlik DTCF KOMÜNİST IŞBİRUCt Mİ? DTCF de iki yıldır yönetici ve hocaların basiretsiz tutumu sonu - cunda 7000 öğrencisi, 200 civarın - da hoca ve yardımcısı ile i binası ile koca fakülte Dev-Genç'e teslim edilmiş, tam bir kızıl kışla haline gelmiştir. îki yıldır milliyetçi bili nen öğrenci, hoca, herkese karşı saldırıya girişen komsomollar, 1970 Nisanından beri ülkücü öğrencileri fakülteye sokmuyorlar Ülkücü öğrencilerin Cumhurbaş - kanından savcılığa rektörlükten dekanlığa kadar yaptıkları müra caat ve noter kanalı ile yolladıkları dilekçeler ile sorumlu ve yetkililerin bu durum karşısındaki duvar sessizlikleri bu sütunlarda defalar Ca ortaya konmuştur Anayasa haklan çiğnenen, eğre - nim ve düşünce özgürlükleri gasbedi len, mağdur milliyetçi öğrenciler, ağırbaşlılıklarını bir an kaybetme «niş, kanun çizgisinden ayrılmamış oldukları halde; bir yandan «Yerli bizim radyo» ve kızıl basın, bir «/andan da yönetici ve hoca guru bu tarafından devamlı olarak suçlu gösterilmeye çalışılmıştır. Ülkücü öğrenciler bütün öğretim kurumlarında olduğu gibi. DİCF'- de ne hocalarına saygıda kusur, ne de bir dersi aksatmaya teşebbüs et mistir. Buna rağmen sadece kanun çizgisinde hak arama mücadelt-si ya pan bu gençleri suçlamak için ellerinden geleni yapan sözde hoca ve yöneticiler, tabiî bu gayretlerini destekleyecek hiçbir olay gösterenıiyorlar. Bu yüzden fakülte aışın - dan pireyi deve yaparak rivayetler nakletmeye. «Yerli pravdalan de* lil göstermeye yelteniyorlar. Fakat kendi sorumluluk ve yetki smırlan dahilindeki suçlar, kanun aüzen düşmanlıkları söz konusu olunca, yö neticî ve hocalardan koro haıinde ya «biz ne yapalım? Topumuz tüfe ğimiz yok» sızlanmaları, ya da «Bu iddialar art niyetlidir; fakülte sessiz sedasız işliyor, pire için yorgan yakılmaz» safsatlan duyuluyor.. 12 Mart muhtırası ortalığı birkaç gün yatıştırır gibi oldu idi. Ardından yurt çapında koparılan «Kızıl kıyamet» ile parelel olarak DTCF de de sinsi haydutluklar yenden al di yürüdü. Gözdağı vermek -Çin du rup dururken koridorlarda bazı öğ rcncilere çullanıp üstünü aramak, a lıp talebe cemiyetinde «tevkif etmek» ders yapılan sınıflara calip Öğrenci dövmek veya kaçırmak, o- kuduğu Türk Türk Kültürü ve ben»eri dergileri vesile edip kantinde öğrenci dövmek, hatta dışarı atmak hergün rastlanan normal olaylar haline geldi. Hâlâ sinirlerine hâkim olan, feve rana kapılmamaya çalışan ülkücü öğrenciler, «Ulema»yı daldığı»hab-ı gaflet> den uyarma yollarını arayıp durmaktadırlar. Geçen hafta bütün fakülte hocalarına birer muhtıra gönderdiler. Tabiî fakültenin kapısı «a bile yanaşamadıkları için dağıtımı posta ile yaptılar. ÜLKÜCÜLERİN BİLDİRİLERİ SABOTE EDİLİYOR DTCF santral memuresinin Dev- Genç'e bazı hususlarda «Kolaylık» gösterir dururdu; ama bir de posta sansürü mü başladı? Ülkücülerin hocalara hitap eden ve posta ile şahıslarına yollanan muhtıraları hiçbir yerde yayınlanmadığı hsve bun Olayları lar Dev-Genç'e malûm olmuştur... Fakat yine de bu muhtıra Dir kısım «Ulema» nın gözlerinin aıalan masına yol açmıştır. Bunu feriteden Dev-Genç militanları fakültede terörü artırmışlar; muhtıradan sonra 8 ülkücü öğrenciyi «hapis» ederek ederek işkence yapmışlardır. Bunun üzerine hem fakültede can ve öğrenim güvenliği sağlanmasın - dan tamamen umudu kestikleri i- çin, hem de arkadaşlarına revt görülen eşkiyalık ile sorumlululann kasıtlı ilgisizliklerini protesto amacı REFORMLAR hazretleri, 7 Nisan Çarşamoa günkü normal prof'ler kurulu toplantısını yapmayı verdi.. «Ne oldu, hangi da ğa kar yağdı» demeye kalmadı; 8 Nisan perşembe günü DTCF'ne gelenler, her tarafı kaplayan arapça «El-Fetih» afişleri, Lenin-Mao vatta larına bir yenisinin eklendiğimi gör düler. Dev-Genç, Ülkücü öğrenciie rin hocalarına postaladıkları muhtı raya cevap veriyordu... Koridorlara sınıf kapılarına kadar yayılan bu cevap yaftalarında komünistler ya vuz hırsız misâli yüksekten a*ıyor; fakat «şecaat arzederken» haydutluklarını ilân ediyordu... Ülkücülerin muhtırasında, sorumluluk Fokülte yöneticilerinde ol - GELİYOR! Erim'in beyinlerden kurulu kabinesi sıkı bir reform programı hazırlamış. Yapılacak reformlar üzerinde o kadar esaslı şekilde curul muş ki, bazı teferruatlar gözden kaçmış. Bu da önemli değil. Meselâ programda «Türkiye Enerji Kurumu (TKE) dışında kalan belli baş h elektrik üreten şirketlerin bu teşkilâta bağlanması için gereken tedbirler alınacaktır» denilmektedir. TEK'in adı, Türkiye Enerji Ku rumu değil, Türkiye Elektrik Kurumudur ve kuruluş maksatı, elckt rik üretimini tek elde toplamaktır. Kabine bunu sehven bilememiştir. Yine Millet Meclisinde tenkitlere cevap veren Erim İmam-Hatip okullarının hangi esasa göre düzenleneceği sorusuna aynen: tevhidi tedrisat kanunu gereğince İmam-Hatip okulları Millî Eğitim Bakanlığına bağlanacaktır» Türkiye'de yaşayan ve eğitim meselelerinin kenarından geçen her vatandaş iyi bilmektedir ki, tevhidi tedrisat kanunlarına uyguc olarak İmam-Hatip okulları Millî eğitim bakanlığına bağlı faaliyet gös termektedir. Bu iki küçük, fakat anlamlı hatayı görünce, insanin aklına, bu beyinler galiba aydan geldi. Türkiye'deki müesseseleri ve bunların na sil çalıştıklarını bilmiyorlar. Türkiye'yi bölmek önemli değil galiba. Erim ne demiş? Biz reform kabineyiyiz, hiç taviz vermeden, gözlerimizi kapar relormumuzu yaparız. Sayın Erim, Bunda hiç bir yenilik olmadığını söylememize müsaadelerinizi rica ederiz. Zira Türkiye Amerika, İngiltere Fransa ve Japonya gibi tutucu bir yönetimden uzak bulunduğu için 30 yjldan beri her sene reform yapılarak idare ediliyor. ile 114 ülkücü öğrenci DTCF ne gel mekten kaçınmışlardır. Bu sön ge üşmeleri dile getiren ve sonranı - hıklarını hatırlatarak göreve &a - vet eden ikinci bir muhtırayı da hocalarına posta ile yollamışlardır. Aslında her hocanın kendi ocaklarında, burunlarının dibinde olup biteni bilmesi gerekir. Buna rağmen «Ulema» gerçekten veya göstermelik bir tecahül içindedir. Onun için ülkücücü Öğrenciler bu ikinci muhtırada da hocaların dikkatini yurt ve fakülte sorunlarına çek - mektedir. Son günlerde bütün sol cephenin yeni hükümeti ve onu des tekleyen güçleri tek taraflı bir tel kin kampanyasına maruz bıraktığı na işaret ediyorlar; Dev-Genç'"n bü tün üniversite ve yüksek okullarda uyguladığı anarşi ve terör karşısın da sorumlu ve yetkililerin teslim o masının hem aşırı sol propaganda ya destek sağladığını, hem de halkın bütün üniversite mensuplarına komünist gözüyle bakması sonucu verdiğini belirtiyorlardı. Bu ikinci muhtıra «Mahmur» göz lerin biraz daha aralanmasını sağladı. Fakat dekan Şerafettin Turan be yin gözleri başka türlü açılmış olsa gerek... Fakültede sinek uçsa he men Prof.ler kurulu vej^a genel ku rulu toplayan; Neredeyse odacıya izin için bile kurullarda saatlarca müzakere açacağa benzeyen dekan mak üzere Devletin «muhtaç öğren çilere ve müstahdeme yemek veril mesi «İçin tahsis ettiği parayı da sermaye yaparak açılan kantin ve kafeteryanın Dev Genç taıafından gaspedildiği, hâlâ aynı sorum luluğu taşıyan idarecilerin bunu ka bul ettiği, bu yüzden de buranın bir «Kızılordu kantini» hâline getiril - diği anlatılıyordu. Bu cevap ola - rak Dev Gen; ise, kendilerinin kan tine ve kafeteryaya el koyduğunu ka bul ediyor, fakat böyle daha iy» işle diğini iddia ediyordu... Pekiyi, kim vermişti onlara bu selâhiyeti? De kan bey bunu nasıl tevil edecekti? HALK SAVAŞI! Ülkücülerin muhtırasında bütün fakülte duvarlarının Mao-Lenin v-s. gibi komünist liderlerin resimleriyle sıvandığı bildiriliyor; buna karşı Dev-Genç bildirisinde bunların bi rer «Halk savaşı önderi» olduğu, böyle önderleri benimsedikleri ve resimlerini her yere asacakları öne sürülüyordu... Dev Genc'in Fakülteyi donatan, âdeta idarenin resmi bildirisi gibi her koridora yapılan bu cevap yaf talarındaki diğer iddialar da hep bu «şecaat arzı» üzerine gidiyordu. Tabi çıkardıkları her şamatayı «fa şist?gerici-halk savaşı» gibi kızıl te ranelcıie süslüyor ve sonunu da «Kan ve ateş içinde savaşa devam!» parola i iy la bağlıyordu... Bu arada hızlarını alamamış ola caklar ki. ayrı bir bildiri ile Dır ta kim yeni yalanlar da kıvırıyorlar - di.. 7 Nisan Çarşambayı 8 Nisan Perşembeye bağlayan gece aaşılan bir şeyler karıştırmışlar, belk< duyulmuştur diye erken davranıp or talığı iftira yağmuruna boğmaya kalkışmışlardı. Sözde gece 23.^0 sı ralaıında «Polis desteğindeki laşist ler» gelmiş te, şehrin göbeğindeki DTCFini ateş yağmuruna tutmuş, ta, sonra kaçmış... Ne gece, ne de gündüz oralarda hiç bir ülkücü do laşmıyor bile... Hangi olayı ört-bas etmek için bunu uydurduklarını a rayanlar.nihayet yine bildirideki bir ifadeyi yorumlayarak meseleyi sezdiler; Bu ateş yağmurunda bir «devrimci kardeş» yaralanmış.. An lası lan yine geçen yılki Kussyri o layı gibi bir «Kaza» veya «Namus davası» sonucu birbirlerini hakladılar; kedi pisliğini örter gibj de böy le bir hikâye uydurdular... HUKUK FAKÜLTESİNDE Ankara Hukuk Fakültesi de diğer il»m yuvaları (!) gibi 1970 Visanın dan beti «Yerli demir pcrde»ye ka tılmıştır. Tıpkı Ziraat Fakültesinde olduğu gibi burda da Dekan seçimi esnasında Profedörler Kurulunu ba sarak bildiriler dağıtarak terör ya ratan Dev Gençliler JErol Cansel' in dekan seçilmesini sağlamışlar; burdaki «Ulema» da kuzu gibi tes Hm olarak ne yaman «hukukçular olduklarını isbat etmişlerdi! «Hukuk»a pek yakışan (!) olay» ların birbirini kovaladığı bu Fakül tede sadece şu örnek bile ibret ve hayretle üstünde durulmaya değer: CHP Niğde Milletvekili adayı, to huma kaçmış «öğrenci» ve kart miu tan Abdullah Emre İle, Ucam H«kuka ve Mukayeseli Medeni Hukuk sınavlarına zil zurna sarhoş gelmiş ve kitabı açarak kopya etmeye yel tenmişti. Fakat cevapları kaçıncı sayfada bulacağını bilmiyordu. Çev resindeki kızlardan birine sordu, say fayı buldu, «Arkadaşlar kopya serbest!» diye bağırdı ve başladı yüksek sesle okumaya. Dersin profesö rü yanına gelerek ihtarda bulundu. Mebus adayı da tabancasın: çıkarıp masaya koydu.. O zaman sorumlu - lar salonda yalnız bir asistanı bira kaiak sıvıştılar... Smav da öylece devam etti. Fakat hocalar hukukçu olduklarını hatırlamış olacaklar ki. sonradan bu tohuma kaçmış «Hay ta» ya 1 yıl okuldan uzaklaştırma cezası verdiler ve sınav sonuçlan listesinde de onu göstermediler. Derken Hân levhalarında o sınava giren öğrencilerin (kızlar ayrı, oğ lanlar ayrı) isimleri yazılarak günlerce Talebe Cemiyetine davet edil diler ve bu konuda şahitlik ederler se «Analarının ağlayacağı» yolunda tehdit edildiler, Ayın tehditlerin il glli hocalara da yöneltildiği söylen tileri aldı yürüdü. Arkasından Abdül lah Emre'nin Damştayda dava açtı ğı duyuldu. Mahkemeler, davalar. derken «Hiç bir şahit olmadığı t> çin» kovma cezası reddedildi' Böyle bir suç tesbit edi İçmeyince (!) sı nıfta kalma meseledi de halledildi! Şimdi bu çok «hukuksal» olay kar sumda, alnının teriyle kazanıp 1 terlemeye açhşan öğrencilerinde ba olursa, çalışmanın ne mânâsı kalır» diyerek yere düştüler.. İşte bu «hukuksal Bilim yuvasın da» da kızıl terör dört bucağı tut muştur. Kanun yolundan ayrılma «dıklaı ı için hayatları, istikballeri ka rai t ilan 189 ülkücü öğrenci şu bil diriyi yayınladı: «A-Ü. Hukuk Fakültesinde 1970 v^aıiyet seçimini. Dev -Genc'e bağ

8 DEVLET * 12 NİSAN 1971 * SAYFA 9 sül tnşaıua &üt, 'cten ve diğer okullardan getirilen militanların silâh ları gölgesinde oldu bitti ile almalarından bugüne kadar geçen 1 yıl lık süre içinde oynanan oyunların gizlenen gerçekleri ve Türk Üniver site Tarihie utanç sayfası olarak yat zılacak bu dönemin acı gerçeklerini Türk Basınına ve kamu oyuna duyurmak isteriz. TERÖRÜN HİKÂYESİ 1 Dev-Genç'e bağlı gurup, daha seçimi alır almaz eyleme geçerek Maocu leninci olmayan Atatürkçü ve milliyetçi gurupların panolarını yakmışlar ve o tarihten bugüne ka dar Hukuk Fakültesinde kendilerin den olmayanların hayat, fikir ve o kuma haklarını, dolayısiyle Türk A «ayasasını en bariz ve küstahça çiğnemişlerdir. 2 Devrimciliği maske >apan ımao-lenin hayranı anarşistlerin o kulu işgal etmeleri ile birlikte öğretim üyelerine hukukla asla bağ daşmıyacak şekilde baskı yapılmış derse girmek isteyen Atatürkçü ve Milliyetçi öğrenciler öğretim üyele rlnin gözleri önünde silâh tehdidi i le öğrenci derneğine çekileıek çin usulü işkencelere tabi tutulmuş, ma onun resimleri öptürülmüş ve bir çok arkadaşımız sakat bırakılmış - tır. 3 İmtihanlar, gözü dönmüş bu terörist gurubun kontrolünde ya pılıp, Atatürkçü ve Ülkücü gençler sınavlara sokulmamış ve fakülte yö netim kurulu bizleri Turizm Tica ret Y.Ö. Okulunda imtihan etmek zorunda kalmıştır. 4 Dekan seçimlerinde, ancak komünist baskıya göz yumacak kuk la dekan isteyerek seçilen dekanla rı birbir istifaya zorlamışlardır. 5 Ayrıca SBF'den gelen militan larla Hukuk Yurdunu işgal etmiş - ler ve bn yurtta talebe olmayan bes lcmc kişiler barındırılmakta ve bu yurt devamlı bir huzursuzluk teşkil etmektedir. 6 Bir yıldan beri okula devam edemeyen bizlerin mağduriyeti ve gösterdiği sabır fakülte yönetim ku rulunca takdir edilmiş, komünist te rörün kimseye fikir söz ve okuma hürriyeti vermediği, Anayasal hakların çiğnendiği gerçeği bir kez da ha kabul edilmiştir. En tabii hakkı mız olan anayasal hak ve Özgürlük lerimizin verilmesi için çözüm yolu aranmasını isteyen öğretim üyeleri işbirlikçilikle suçlanmış ve kendilerini Fakülte İstişare kurulu olarak güren sözde devrimci bu güruh is teklerini kabul ettirmek için dekan ve diğer öğretim üyelerini tehdit ve tartaklama küstahlığım gösterebilmişlerdir Ve son olarak 5 nisandan itibaren dekanın derslerine silâhlı yabancı militanlardı öğrenciler sokulmamış tır. Bunun üzerine şerefli öğretim üyeleri bu şartlar altmda ttukuk öğ reniminin söz konusu olmadığım 8 rerek hiçbir sınıfta haklı olarak der se girmemişlerdir. Olağanüstü top. BİR sinde öğrstim yapılamıyacağı ger çeği karşısında okulu 3 Mayısa ka dar tatil etmişlerdir. Ve nihayet siz sayın basın men suplarının da şahit olduğu gibi, sa yın dekanımızın yapmak istediği ba sın toplantısı anarşist ve zorba gü ruh tarafından kaba kuvvetle engellenmek suretiyle fakültemirde fi kir hürriyetine yer verilmediği gerçeği bir kere daha ispatlanmıştır- SONUÇ : Biz Ülkücü ve Atatürkçü gençler, Hukuk Fakültesinde Anayasal hak farımızın verilmesini, Can ve okuma güvenliğimizin sağlanmasını, lomü nist teröre son verilmesini, öğretim üyelerine yapılan baskının kaldırılmasını, Fakültemizde öğrenimin ak şamasına sebep olan anarşi yuvası haline getirilen komünist üssü Hukuk Yurdunun kapatılması veya fa külteye bağlanmasını ve herşeyden önce okula ve yurda fakülte öğrenci si olmayanların fakülteye givmele rinin önlenmesi için bir aa önce gerekli tedbirlerin alınmasını ilgili lerden istiyoruz» ZİRAAT FAKÜLTESİNDE REZALETİN SON PERDESİ Geçen yazımızda rektörlük çevre sinde ve rektör hazretlerinin kula ğı dibinde sürüp gelmekte ohn kızıl tertipler özetlenmiştir. Hatırlayacağınız gibi, konv'omol ların 1 yıldır ders ve sınava sokma dıkları Ülkücü öğrenciler nvo ezi yet ve çileden sonra, sabırla kanun yolunda ilerleyerek «Ulem?.»yı gaf let uykusundan bir an için kaîdıra bilmiş, çiğnenen haklarının telâfi si için bir parça düşünmelerini sağ layabilmişti. Bunu bile hazmedemeyen kızıl barbarlar, ders ve sınava sokmadıkları milliyetçi öğrencilerin ille de sı nıfta kalması gerektiğini böyle ol mazsa kıyamet kopacağı tehdidini ileri sürüyor; bütün hocaları «Faşist gerici» diye damgalıyordu. Halbuki hoca takımı milliyetçi öğrencilerin haklarını sadece düşünmüştü; bir şey yapmamıştı da ha... Nitekim neticede, zaten Fa kültelerde cirit atan anarşist k-»nısomollara yeni sınav ve devam hak lan «Mükâfat» olarak bağışlanmış; asıl mağdur olan ülkücü öşrencile re ise hiçbir çözüm yolu gösterilmemişti! Şevkctlû «ulemâ» komsomolların «gerici» çamu ıiıııdan mı gocunmuştu; yoksa onlar zâten bildiklerini okuvacaktı da ko münistler mi boşuna teiâşlanmıştı? Ar tık orasını rüfailer bilir.. Şimdi asıl mağdur durumdaki Ülkücüler vicdan sahihlerine. adalet duygusu dumura uğrama m ış sorumlu ve yetkililere sesleniyor: «Sayın Öğretim Üyelerimiz, Anayasal Hak ve Hürriyetlerimi, zln yetkili makamlarca sağlanmaması yüzünden fakültemize devam edeme medik. imtihanlarımıza giremedik, Davamızın sağlanması için kanun yol hırından yürüdük. Yürümekteyiz, Biz öğrencilerinin devamı için gerekli or- ARKADAŞLIK Sanayi Bakanlığına getirilen sayın Ayhan Çilıngiroğlu Akdeniz Gübre Sanayii Umum Müdürlüğüne, eski ortaklarından ve halen Sun.mriar müessesesinde çalışan bir yüksek mühendisi atamıştır. Sungurlar, Müessesesi Akden.z Gübre Fabrikası ile Ticari ilişkileri bulunduçrndan yeni Genel Müdürün yeni işinde acemilik çekmiyeceği anla - almaktadır. ~ ŞAŞI BAKIŞ Sayın Başbakan diyorlar ki «Reformları ele alıp işe girişirsek ar tık kimse devrim Üçn eylem» yapıyorum «diyemez ve asayiş de düzelir-» Atatürk'ün zamanında toprak reformu yapılmış değildi, millî gelir bundan çok azdı. Ekonomik seviyeye ve istihsal gücü bu günkünden çok aşağı idi. Yol yok gibi idi. Baraj da mevcut değildi. Elektrik ancak istanbul da vardı. Dış Ticaret açıktan ibaretti. Yine de asayiş düzgündü. Üniversite de kimse eylem yapmazdı, yapamazdı! Çünkü komünizmle ciddî mücadele edilir, kimi denize atılır, kimi de hapisten çık mazdî. Gerçeği görmekten korkmamak, devlet idaresinin birinci şaı tidir ve Atatürk bunu bilirdi... tamı sağlayamiyan yönetim Kurulu muz, giremediğimiz imtihan dönemi için bizlere bir hak vereceğine; anar şi yaratan ve derslere devamlara için hiçbir engel olmayan aşırı solculara devam vererek onları mükâfalandırmış lir. Bu anarşistleri teşvik anlamını taşımaktadır. Zalimlere devam hakkı vermek ve biz mazlumlara, kanunlara saygılı olmaktan başka suçu olmayanlara, hakları olan imtihan hakkım verme mek ne Anayasa ve ne de Aataıürk ilkeleriyle bağdaşır. Bölümlere ayrılmadan önce s» dece anarşistlerin fakülteye atmadığı biz milliyetçi Atatürkçü Ülkücü öğ rcncilcrc bir sınav nakkı tanımamalı dır. Böylece Anayasamızın eşitlik ilke sine gölge düşürülmcmlidir. Eski Yö nctmcnliğe tâbi olunanlarımıza da yi ne hakları olan imtihan hakkı veril melidir. Durumun düzcıilmcsi için Sa yın Yönetim Kurulumuza müracaat e- dcceğlz Hakkımız verilmezse kanun yollarından hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Durumu saygıyla bilgilerinize su narız. SİLAH ZORUYLA ZİRAAT FAKÜLTESİNE ALINMAYAN 57 ÖĞRENCİ» I ULKU OCAKLARıNıN BASıN BILDIRISI Veteriner ve Ziraat Fakültesindeki kızıl gerilla kalleşlikleri göz göre göre kanun devlet asayiş kavramlarını yok ederken, başta rektör Tahsin Ozgüç hazretleri olmak üzere sorumluları uyar mak için hâlâ kanun saygısı içinde mücadele eden Ülkü Ocakları Birliği şu bildiriyi yayınlamıştır «Son yıllarda üniversite ve yuk sek okullar ile öğrenci yurtlarında marksist hâkimiyeti kurmak için can ve mal kayıplarına kadar uzanan çc itli anarşik olaylar memleketimizi ciddi bir buhrana sürüklemiştir. Bu olaylar zamanında önlenmediği için memleketin beyni durumunda bulunan Üniversite ve Yüksek Okullarda eği tim ve öğretim faaliyetleri durmuş ve buralar bir üs haline getirilmiştir. Bir ara sessiz görünmeye çalışan Marksistler son günlerde Türkiye'nin birçok yerlerinde toptan saldırıya gelmişlerdir. Yeni hükümetin nabzını yokla mak için yapılan bu anarşik olaylar yine vatansever kimseierde karamsar lık yaratmakta ve geleceği şüpheli bir şekilde bakmalarına sebep olmaktadır. Son hafta içinde sadece Veteriner ve Ziraat fakültelerinde olaylar şöyle geliş mistir. 30 Mart 1971 tarihinde Ziraat Fa kültesi Öğrencisi Dc-ncği bir bildiri yayınlamış ve milliyetçi öğrencilerin imtihanlara ahnmavacajhnı açıklamış tır. Ertesi gün Ozkarar, Okan Alpan ı ve Kemal Çctinkaya adındaki Dcv-Genç H anarşisisticr tabanca ile ateş etmiş, imtihana da sokmamışlardır. ; tarihinde Vcieriner Fakültesinde öğrenciler dersten çi karken Yıldırım Beyazıt Yurdundan ve Ziraat Fakültesinden gelen Dcv-Genç li militanların saldırısına uğramışlar okul kapatılmıştır. Bu olaylar devam ederken aynı tipte saldırılar liselere tevcih edilerek Atatürk. Aydınhkcvler, Başkent, Kurtuluş, Keçiören, Çankaya liselerinde olaylar meydana getirilmiş, liseli öğrenciler bu g --"^ «erekli cevabı ycmıslle-»*** Nihayet dun, VeıertMf fakültesi ne gidenlerle, Zitaat Fakültesinde in» tihana giden öğrenciler talebe olmi yanlarında bulunduğu bir grup tamfm dan kurşunla karşılanmışlardır. Et ki Dcv-Genç Başkanı Atillâ, Sarp Km «ıal Çctinkaya Çetin Ozkarar Erkan Ki zıltan Mehmet Demir Cevat Almaç» Mustafa tşler- fakülte dekar ve lardır. Veteriner ve Ziraat fakülte re ateş ederek derslere sokmamış hocalarının gözü önünde ülkücüle lerindeki anarşi unsurunun kayna gı teşkil eden Yıldırım BevftZıl Yur du ile ilgili çeşitli müracaatlara dikkatte almayan fakü'te yönetimleri tedbir için birkaç cesetle karşılama yi mı beklemektedirler? Sosyal Demokrat gençlerin dahi sokulma dığı Kürtçü Komünist İşgalindeki bu yurttaki marksist terör yüzünden ancak iki yüz kisı Kalmakta ancak yüz kişi vurt parası ödemek tedir. (Yurt 800 kisliktir) Marksist işgali kalmakta bulunan her yerde durum bundan farklı d^ğil' dir. Nöbet tutma, savunma vergisi ödeme, yürüyüş, toplant' v.s..se katılma yapılacak işle' aracında dır. Bu şartlar altında bu tip yurtlar ancak %15 oranında ö«encinin kalabildiği yerler dunımunda dır. Bu oran Atatürk yurdunda % 90 a ulaşmaktadır Bu göstermek tedir ki bütün öğrenciler artık a- narşi ve terörden nefret eder. kaçar hale gelmiştir Bu duruma kesin bir son veril melidir. Bir seneden fazla bir za mandır yüzlerce gene okular in a a- hnmamaktadırlar. Milliyetçi genç lerin bu süre içinde verdiği müca dele okuyabilme, anayasanın lam dığı haklann sağlamasını temi» mücadelesi olmuştur Bir gençlik kuruluşu olarak kanun yolundan aynlmaksızm mücadelemiz? yürü teceğiz. Ancak bizim çabama yeter li değildir. Yeni iktidar bu konuda göreve davet edivoruz Memle ketin rahat ve huzuru için girişil cek her hareket tarafımızdan ta» vip görecek desteklenecek "Jr O* kunıak. okularımıza eitmek içial kanun hâkimiyeti istiyoruz.ı

9 EVLET* 12 NİSAN 1971* SAYFA 1* lavlar düşünceler yorumlar olaylar düşünceler _ ^, ı., ı ı ı ' "> II ı ı m» ' _ -,,,. r. i;::;..».r.-;::a«x:»»:m»w:«mu:::«:k»::tjk»ît:«nî:k:«iî:«:««jm«t««:kk»-2 - *,, » Biz Evropa da Iktaı «Adımız hiç görünmez pasaportta vizede Biz de gezmek isteriz Karlspatta Gize'de IsttHtrse gideriz hatta Portekize'de Şu bizim nasibimiz Sivas Erzincan Van'ını? Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?» DEDİLER ve GİTTİLER» Bulgaristan - Yugoslavya - Avusturya - Batı Almanya Lüksemourg - Belçika - İngiltere - Fransa - Yunanistan. Kelle Kuleden Eyfel Kulesine 50 günde 30 bin kilometre. Önümüzdeki sayıdan itibaren DEVLETte. Yazan: Scyyah-ı Zengin Murat Çelebi i!i lininimin nıı t;m«m«^mmm»mtwmt<m«mmn»m«n.«m^»u::j::a, nm«tm^ i Kciû&ııiz Teknik Üniversitesi Kapatıldı.ıı.aışı»c uuzuısuztuk peşinde «lan L>«v Geneli *narşhtler, Univer aitetleki Ülkü Ocaklarının afiş ve pa pola.ım yırtmışlar, yurtta kalan ülkü su gençleri sindirmek için eyleme geç anişlcrüir. l>ı a/ıtan ve ülkücü gcnçleıi silâhla tehdit eden Dev Gençlilerin, öğ fencileri boykota çağırmaları üzerine muhtemel olayları önlemek için Ka radeniz Teknik Üniversitesi Yom» Hm Kurulu, Üniversiteyi 18 Nisana ka dar tatil etmitir. Olaylarla ilgili olarak Trabzon İflkü Ocakları Birliği bildiri yayın lanutır. Bildiri özetle şöyledir: «Günden güne gelişmekte olan o- laylar, Türk milletini ve devletini, kutsal değerlerini no.mcye ve yıkma jra yönelmiştir. Her köşede patlayan bombalar banka soygunlar^ silâhlı a- dam kaçırmalar üniversitelerimizde k*nü olaylar ve en»on olarak öz evlâ dm şehit mehmetçik Mevlüt Merice «.kıtan kurşunlar Türfciyemize komü nizmi getirmek amacı taşımaktadır. Bugüne dek Ttirkiycmizin dıger şehirlerinde yürütülen bu tür faaliyet ler Karadenizln şirin bir şehri olan Trabzonumuzda da aynen tatbik edil mek İşeniyor. En bariz örneğin} V- anlı Çavdar ülküdaşınuzın şehit edil m esivil* ve kapalı spor salonu hû dtfscsiyle şalı id oldunuz. Bu komünist hareketlerin güzel şehrimizi de bir a- naısi yuvası haline getirmemeleri İçin K T.U. Ülkü Ocakları Birliği olarak her türlü fedakârlığı yapmaya hazır Jduğurauzu bir kez daha bildirmekte fayda görüyoruz. Vatan huni ligi ile vatan severlik, «flit kavgası ile Milli birlik, vahşet He Millet sevgisi bir tutulmak isteni yor. Artık bazı gerçekleri gör, taraf mr kalma. Vatanın tehlikeye düştüğü an tarafsızlık diye blrşey mevzu bahis alama/.. Şurası kesinlikle bilinmelidirki; Türk milleti ve Devletini komünizmin kucağına İtmek isteyenler karsıların da daima Ülkücü Gençliği bulacaktır.» DAMSTAYIN KARARI Geçtiğimiz hafta içinde Danıştay anlaşılmaz bir tutumla bir konuda İki ayn şekilde karar veriyordu. Mao'culann ve komsomohann karargâhı Orta Doğu Tekmk Ünlver sitesinde öğretim üyesi olan \e a narşistleri her zaman destekleyen Yaşar Gürbüz, Sedat Özkoi ve iki arkadaşının sözleşmeleri Mütevelli heyeti tarafından feshedilmişti. Mütevelli Heyetinin sözleşmelerini feshetmesini kendilerin^ j-cdi - remeyen Mark ist öğretim üyeleri Danıştaya başvurarak yürütmenin durdurulması talebinde bulundu - lar- Danıştay her ne hikmetse, çok ki sa bir zamanda müracaatı ele almış ve «Yürütmenin durdurulması» kararını vermiştir. Bu caya kadar olayın enteresan bir yanı yok tu. Ancak hafızalarını biraz yokla - yanlar dehşetten dona kaldılar. VARAN BİR Sene 1966 Prof. Cengiz LMuçay ODTÜ Fen Fakültesi dekam idi. Prof. Dr- Cengiz üluçay öudenbe ri Milliyetçi olarak biliniyor, ODTÜ de Türkçe tedrisat yapılmasını sa vunuyor ve bu üniversiteye m'lliyct çi bir hüviyet verilmesi için mücadele ediyordu. ODTÜ de öğretim üyesi bu*unan Nigthingel adlı bir Amerikalı Prof. Dr. Uluçay'ın milliyetçi davranışla tından rahatsız oluyor, o'nu gam - mazlamak için makam arıyoıdu. Amerikalı öğretim üyesi Rektör Kemal Kurdaş'a bir mektup yazarak Prof. Cengiz Uluçaym Millivetçi ol duğunu ODTÜ'nin beynelmilel ol - duğunu üniversiteden uzaklaştırılması I âzı m geldiğini gammazlıyordu. Ve rektör Kemal Kurdaş'da Prof. Dr. Cengiz Uluçay'ın dekanlık göre vine son veriyordu. Prof- Dr. Cengiz üluçay Dan.ştaya müracaat ederek yürütmenin durdurulması talebinde bulunuyordu. Danıştay, herkesin tahmin edeceği gibi. görevi olmadığı gerekçesiyle müracaatı reddediyordu- VARAN İKİ Hafızalarını yoklayanlar şaşırmalarına devam ediyorlardı yılında ODTÜ'inde 10 yıl Fizik Bölümü Başkanlığım yapan Prof. Adnan Şaplakoğlunun göreline son veriliyordu. Prof. Şaplakoğlu hukuka ve kanunlara aykırı olan bu durum i- çin Danıştaya başvurmuştu. Danıştay, gene herkesin tahmin eueceği gibi Prof. Şaplakoğlu hakkında da menfi karar vermişti- ŞÜPHELER Şimdi herkes birbirine soruyor - du? Prof. Şaplakoğlunun suçu ko münist düşmanı olması mıydı? Ni çin dört marksist öğretim üyesi hakkında Danıştay müsbet karat ve rivordu? Vatandaşın kalasında şekillenen sualler yavaş yavaş kuvvetlen! yordu. Marksist öğretim üyeleri hakmda müsbet karar veren Danıştay için Prof. Adnan Şaplakoğ lu Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Nihat Erim'e şu telgra fi çekiyordu. «Orta Doğu Teknik Üniversitesinde yuvalanan ihtilâlci sosyalistle riu tertipi İle on sene ifa ettiğim fizik bölüm başkanlığına, sırf Ata türk Milliyetçisi olduğum ve komünist olmadığım için.tamamen hukuka ve kanunlara aykırı ula - rak son verilmişti. Bunun üzerine bağımsız bir anayasa kuruluşu olan Danıştaya yaptığım müracaat. 12 nci Daireni» 1969//2057 sayılı kararıyla 4 ay sonra görev yönünden reddedilmişti. Bu defa, ihtilâlci *ol ideolojileri uğruna ODTÜ'ni sol ihtilâl karargâhı haline getiren 4 anaışist-sos - yalist öğretini üyesinin idarî görev lerine son verilince, aynı Danıştay benimkiyle aynı mahiyettekj davaya hemen bakmış ve hem de derhal Yürütmenin durdurulması kararını almış bulunmaktadır. Adaletin, davacıların ideolojik «- nanç ve hüviyetlerine göre değişmi yeceği kanatindeyim- Adalet Mülkün Temelidir Dolayısıyla evvelemirde Danıştay ve emsa li bağımsız müesseselerin adii görevlerini sadece bağımsız olarak de ğü. tarafsız olarak da yapanları n*m temininin, devletin en önde ge len görevi olduğu inancındayım. Atatürk reformlarının ne» eden başlaması gerektiğini Danıştaymuz bu vesile ile açığa dökmüş bulun - makta ve bu suretle kunatimc ; tek müsbet hareketini yapmış olmak* tadır. Gereğinj tedvir edeceğinize yü - rekten inanarak durumu malûmatı ntza saygılarımla arzederim.» Almanya Heyeti Yurâa Bontfü Bir süre önce Almanya'ya giden ve orada gazete ve şirket konusun da incelemeler yapan heyet geçtiği mir hafta içinde yurda döndü Galip Erdem, Nihat Yazar İbra hlm Metin ve Hasan Sami Bolak'dan müteşekkil heyet Almanya'da Türk işçileri tarafından sıcak oıı -ıgı ve sempati ile karşılanmışlardır. Heyet, Almanyadald Türk işçileri nin dertleri ile meşgul olmuş, kon feranslar vererek, konuşmalar yapa rak, komünizm tehlikesi karşısuv da işçileri uyarmıştır Almanyadan müsbet bir intiba ile dönen heyet, ayrıca yurt dışındaki ülkücü, milli yetçl teşkilâtlarla da daha >akın dan ilgi kurulacağım bildjnmşlir. TARKO Dış Ticaret Müdürlüğü görevinde bulunan Nihat Ya?.ar'ın Almanya seyahat nidan döner dön - mez işine son verilmesi manidar karşılanmıştır. «Atîalet İstiyorum ve Hakini V. Altona Geçtiğimiz hafta İzmir de «ey. tinyağı skandali» ile ilgili bir davaya &'ha bakıldı. Dava sırasında izmir Ülkü Ocak ları Birliği mensup gençle, Ve milliyetçi kuruluklar duruşma sırası'.aa adliye koridorlarını ve duruşma salonunu hınca hınç doldurdu. Duruşma sonunda gençler ve halk hekim Vedat Ahuna lehinde büyük tezahüratta bulundular. Gençler «Milliyetçi Türkiye MİL li Sanayi Vurguncu Ve soyguncular kahrolsun Bütün Türkler bir ordu Herşey Türk milleti için» slogan lan ile gösteride bulunmuşlardır. Bilindiği gibi Izmri Sorgu Had. mi Vedat Ahuna «zeytinyağı skanda h» anı içyüzünü ortaya koymuş ve ba yolda hazırladığı «Adalet istiyorum» ' «Ih kitabını da İzmir Ülkü Ocakları Birliği yayınlamıştı. Hakim Altuna'nın «Adalet İstiyorum» adlı kitabının bazı bölümleri ya hudilerin kontrolünde bulunan Gomel şiıkotinir vukatı Nuri Nenean Hasın yolu ile eleştirmiş ve Hakim Vedat Altuna.ya hakaret ermiştir. Hakim Al tuna'da adı geçen avukat? dava etmişti. Davaya hafta İçinde izmir nah kemelerinde bakılmış sanık Avukat mahkemeye avukatlık cübbesi ile gir. mistir. Hakim Altuna'nın avukatları da «Biz avukatlık müessesesini yargı lamıyoruz. Biz ba sandalyede Avukat Nuri Nencan'ı değil, sanık Nuri Nen can'ı görmek istiyoruz» demişlerdir. Mahkeme heyeti Barolar birliğin den sorulmak üzere duursm«yı ertele mistir. Davaya önümüzdeki günlerde tek rar bakılacaktır. :$ı:ît$ıı;tîîtux;?îîtr$ı;! OKUYUCULARIMIZA 1)1 VI.1 Tin 104. sayısında üçüncü yılımıza girerken «yepyeni bir DEVLET» sunmayı kararlaştırmıştık. Gazetenin fi a t -nı arttırmadan 16 sayfaya çıkarmak, araştırma ve röportajlar koymak, daha iyi bir mizampaj İçinde çıkmak düzünce- U limi/ arasında idi. Ancak elimizdeki maddi ve manevî imkânlar ba düşüncemizi engellemiş bulanmaktadır. Gazetemiz yine yayına aynı şekilde devam edecek sayfa artırma d tındaki düşünceterimiz gerçekleştirilmeye çalışılacakta*. Okuyucularımıza duyurur özür dilerken maddî imkânlarımızı arbtmak bakımından muhterem abonelerimizi insafa davet eder ücret- İ knni ödemeleri ricasında bulunuruz. Batı Almanya da Pvkkal ve kasap dükkânı isletmek isteyenler I ürk gıdalanuın içinde bulunduğu paketlerin evlerine kadar gelmesi ui isteyenler MÜRACAAT. Gcl-Tat memleket gıdaları Hakiki Türk kasabı şirketi Merkez: Berlin 13 Neondanım alice 87 a. w»

10 DEVLET * 12 NİSAN 1971 * SAYFA II Ülkücüler ÜİB Ülkücüler Ülkü-Sen Ülkücüler ÜOB* Ülkücüler GÜT ÜLKÜ SEN MİLLİYETÇİ ÖĞRETMENLERE BASKI ' Son günlerde milliyetçi öğretmen lere yapılan baskıların artması kar şısında ÜOB'nin koruyucu rolü daha belirli hale gelmektedir- Son ola rak Bingöl Sanat Enstitüsünün mil liyctçi edebiyat öğretmeni Alâaddin Korkmaz, Ağn Sanat Enstitüsüne sürülmüştür. Bingöl'e gelişinden bu yana henüz 4 ay geçmişken diğer ülkücülerle birlikte Bingöl'lülerin bağırlarına bastığı A. Korkmaz, 26 Mart 1971 günü 500'ün üstünde öğ renei ve halk topluluğu tarafından coşkun bir tezahürat ve ülkücü slo ganlaıla uğurlanmıştır. Bingöl'de kaldığı süre içinde öğrencilerini ve balkı komünistlere ve onların tahrik ettiği bölücü faaliyetlere karşı uyaran ülkücü öğretmen öğrencilerin ve halkın tayini durdurmak için tertiplemek istedikleri protesto gös ferisine mani olmuş, Danıştay'a da başvurma>acağını ifade etmiştir. ÜİB YENİ OCAKLAR Ülkücü İşçiler Birliğinin faali - jetleri artan bir hızla devam etmektedir. ÜİB Kırıkkale şubesin - de hafta içinde Baki Yeşiloğlu baş kanlığında bir açılış töreni düzenlenmiş, törenden sonra kalabalık bir işçi kitlesi ÜİB'ye kaydolmuştur. ÜİB Samsun ocağı da geçtiğimiz hafta içinde kurularak faaliyetlerine başlamıştır. 7 kişilik müteşebbis heyet kendi arasında, baş kan: Ziya Kalvan, 2- Başkan: Tur gay Aydoğmuş, Malî Sekreter: Ha hık Scrttaş, Sekreter: Mustafa Çc Ek Üye: Murat Kurumahmut, üye: Yusuf Şener, Üye: Muharrem Uğur lu şeklinde iş bölümü yapmıştır. ÜİB İstanbul Ocoğı da Tuıhan Onat başkanlığında kurulaıak faaliyete geçmiştir. Yine geçen hafta içinde Adapazarı Ocağı ve Durmuş Erdoğan başkan lığında İskenderun Ocağı kuıula - rak çalışmalarına başlamışla?, dır. j YAYINLAR VE MÜCADELE " 1 ÜİB Genel Merkezinin bastırdığı «Komünizmin İhtilâl Provası: Haziran Olayları» adlı dokümanter yayının dağıtımı devam etmek tedir. Broşür ÜİB Ocaklarından ve ÜİB genel merkezinden (Bayındır Sokak 58/2 Yenişehir - Ankara) ad resinden 25 TL'lik posta pulu mukabilinde temin edilebilir. Karadeniz Ereğlisinde Ülkücü ÎŞ çiler Birliği kuruluşuyla başlıyan faaliyet büyük bir tasvip görmüştür. Aşın sol eğilimli DİSK'e bağ lı Maden İş tahakkümünden kur tulmak arzusuyla saflannı sıklaş tiran milliyetçi Türk İşçileri ülkü. lerine sahip çıkmak yolunda yılmadan mücadele etmektedirler. ÜİB Konya Ocağının başarılı ça lışmalan sonucu bölgedeki işçilerin kitleler halinde teşkilâta ihihakı temin edilmiştir. 10 Nisan Cumarte si günü ocakta yapılan açılış törenini büyük bir ülkücü kitle izlemiştir. ÜC3 j KARADENİZ TEKNİK 1 ÜNİVERSİTESİ ÜOB ' KONGRESİ Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat. Mimarlık Fakülteleri ve Jeo loji, Jeodezi Bölümleri Ülkü Ocaklarının meydana getirdiği KTÜ Ül kü Ocakları Birliği 26 Mart günü kongresini yapmış ve yeni yönetim kurulu Cengiz Demirbaş başkanlığında iş bölümü yaparak çalışmalarına başlamıştır- KTÜ Ülkü Ocakları Birliği, hafta içinde Makina ve Elektrik Bölümleri Ülkü Ocaklarının da kurulacağını haber vermektedir. SON ŞEHİDİMİZ İBRAHİM OK VE SOL İFTİRACILAR İstanbul Ülkü Ocakları Birliği, Silifke'de komünist katiller tarafından bıçaklanarak ülkücü şehitler arasına katılma şerefine eren ibrahim Ok'un hâtırasını kutlulayan bir bildiri yayınlamıştır. İstanbul ÖOB'nin hafta içinde yayınladığı bir başka bildiride de sol basının son olaylardaki sınırsız yalancılığı ortaya konulmakta ve bildiri: Her yaptığımız hareketin sorum» tuluğunun idraki İçerisinde olmakla beraber yapılan bu alçakça jurnal ve İftiralar, bir çığ gibi büyüyen Ülkücü Gençliğe hiç bir zarar vermlyecektlr. Ancak «Gerçek satılmışları» vatan satıcılar çetesinin «Kalemrörlerini daha iyi tanımamı za fırsat verecektir. Hâlâ uyuyan iri kafalar, küçük kafalar uykudan Uyansın... ve görsünler şeklinde sona ermektedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi Ül kü Ocakları Birliği ve Eskişehir İk tisadî ve Ticarî İlimler Akademisi Ülkü Ocağı birer bildiri yayınlayarak komünistlerin 12 Martı takip eden korku devresinden sonra yeniden giriştikleri tedhiş ve saldırıların okullarına da sıçratılmak istendiğini bildirmişlerdir. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ W ÜOB SEMİNERLERİ Atatürk Üniversitesi ülkü Ocakları Birliği, ülkücülerin son ay içi" daki stratejilerine uygun olarak se miner faaliyetlerini sıklaştırmışlardır. 27 Mart günü Prof. Dr. Kaya Bilgcgil «Millî Edebiyat Meseleleri» konusunda bir konferans ver miş, ikinci seminerde ise «Kültür Milliyetçiliği» konusu incelenmiştir. GÜT MALAZGİRT GECELERİ Malazgirt zaferinin 900. yıldönümü dolayısıyla her hafta 348 GÜT şubesinin birkaçı birden kutlama geceleri tertiplemektedirler. Son o» larak Afyon ve Emirdağ'da tertiplenen geceler sabah 4Tere kadar de vam etmiş, özellikle millî oyun ekip leri. millî şairler ve ses sanatkârları ilgiyle izlenmiştir. 10 Mart 1971 Cumaretsi günü Kon ya ve 11 Mart 1971 Pazar gürü de Aksaray'da GÜT şubeleri Malazgirt Geceleri tertiplemişlerdir. NOT : Ülkücüler sayfasına gönderilen haber ve bildirilerin, çıkacak Devlct'tie yayınlaması içi B en geç Çarşamba günü p.k 284 Bakanlıklar Ankara adresine gelecek şekilde postalanması, bildiri ve ha herlerin ikişer nüsha halinde gönderilmesi gerekmektedir» strateji l_ m m\ Gerek askerlikte gerekse fikir hareketlerinde uygulanacak önemli bir strateji kuralı, düşmanı tekleştirmektir. Türk tarihinde bu kuralın uygulanışının dahiyane bir misâlini Fatih Sultan Mehmet vermiştir. İstanbul'un fethi meselesi askerî olduğu kadar siyasî bakundan da güç bir işti. Bütün Avrupa'nın gözünde istanbul tatildi Roma İmparatorluğunun mirasçısı olma özelliğini muhafaza emekteydi ve Bizans'a yapılacak bir saldırının bütün hrisliyan aleminin düşmanlığını genç Türk devletinin üzerine çekeceği muhakkaktı. Osmanlı'lara devamlı rakip olan diğer Türk devletleri, meselâ Karaman beyliği ve büyük Akkoyunlu imparatorluğu da Avrupa ile itli. fak edebilir ve İstanbulun fethi Osmanlı devletinin sonu olabil idi. Bu sebepten Sadrazam Çandarh Halil Paşa son ana kadar fethe muhalefet etmiş ve bu yüzden başını kaybetmişti. Fakat Çandariı'nm dt diği çıktı. Fctih'ten sonra aralarında dünyanın 1. sınıf devletle» ini* de bulunduğu 20 kadar devlet Osmanlıya harb ilân etli. Tarihçi YıL maz Öztuna'nın ifadesiyle «Türkiye aleyhinde koalisyona girmemiş bir Çin ve Japonya imparatorlukları kalıyordu.» Osmanlıların durumu gerçekten kritikti. Fakat Fatih'in Düşmanı Teklcştirme» prensibini dahiyane bir şekilde uygulaması tehlikeyi bertaraf ettiği gibi bütün düşmanların teker teker mağlûbiyetini da sağlayarak Türk Cihan İmparatorluğunu bir kere daha gerçekleştirdi. Fatih önce koalisyonun kaynaşmasına fırsat vermeden Avrupa üzerine ilk darbeyi vurdu. Arkasından Avrupa'ya sulh teklif etti ve mesev la Venedik ve Macaristan'a büyük vaadlerde bulundu. Bunların pasal leşmesi sırasında Doğu'ya dönerek Karaman meselesini haletti. Bu darbeyle Akkoyunlular pasifleşince yine Avrupa'ya döndü. Ak koyu* lu'ların yeniden harekete geçmesi anında ise Osmanlı elçileri Budapeşte'de Macar kralına sulh teklif ediyorlardı. Hatta sulh taarruzundan gözleri kamaşan Macar elçileri Osmanlı ordusunun arkasından, padişahla görüşmek üzere Otlukbeli istikametinde yola çıkmışlardı. Otlukbeli'nden sonra yine Avrupa'j'a dönüldü ve zaferler birbirini takib etti. Mubvdüş,'vcc;mmm» Fatih hiçbir zaman iki cephede birden dövüşmeyi kabul etmemiş, bütün dünya kendisine savaş ilan ederken o «Düşmanı TVklcş tirme» yi başarmış ve herhangibir anda sadece bir cepheye taarrun ederek sağlamıştır. Aynı strateji prensibi fiilî mücadele kadar propaganda savacında da geçerlidir. Aynen fiilî mücadelede olduğu gibi propaganda da düşmanı tekleştirerek kuvvetlerimizin bölünmesini, bütün yayın imkân larimızla tek cepheye taarruzu sağlarız. Yine hedefi tekleştirerek anda ikinci plânda bulunan düşmanlarımızın pasifeleşmelerine, hiç olmazsa taarruzlarının hafifletmelerine sebep oluruz. Düşmanı teklet tirmenin iç propaganda ve kendi kuvvetlerimizin normal gücü bakımından da önemi vardır. Halka milliyetçilere düşman 3 4 kuvvetin bulunduğunu, ayni anda. sununla da, bununlada, onunla da mücadele etmek gerektiğini söylersek balkın kafası karışır. Hatta düşmanın çokluğu karşısında moral bozukluğu doğar. Hele bu düşmanlardan bazılarının dünyanın her köşesinde teşkilâtı bulunan, havadaki kuşun uçmasından Uganda'daki ihtilâle kadar her şeyi idare eden gia. li ve müthiş bir kuvveti bulunduğunu söylersek bu mahzur büsbütün artar. Milliyetçi cephenin bazı kesimlerinde düşmanı tckleştirutcrocnul yaranda bir başka hataya düşülüyor: Gizli çalıştığı kabul edileı. dün mr.na açıktan hücum etmek. Görünmeyen düşmana yayın vasıtalarıyla saldırmanın muhakkak ki bir faydası yoktur. Müdafaası açıkça yapılmayan, hakkında müsbet propaganda bulunmayan, ley olarak yayınyoluyla taarruza geçmemiş bir ideolojiye antitez olarak çık tak büyük bir stratejik hatadır. Gizli düşmanla ancak aynı şeki;de» gizli olarak mücadele edilebilir. Kaldı ki bu «Dünya çapında teşkilâtlı gizli düşman» ların gerçek durumu Türkiye'de kulaktan kulağa ifade edilenden ve bazı dergilerin anlattığından oldukça farklıdır 1971 ydında son bağımsız Türk Devteti'nin ve dolayısıyla MülUr yetei ilareket'in, ülkücülerin baş düşmanı komünistlerdir. Türk milletinin tarttı! ve tabii jeopolitik düşmanlarının emrinde bir propaganda silâhı olan bu ideoloji gazeteleriyle, dcrgileriyle. büyük çapta sızdığı TRT'si ve kurumlarıyla, militanları ve tahrikçileriyle açıkça, karşımızdadır. Gerçekten de 20. asrın ikinci yansının emperyalizmi, koloniciliği toplarla, tüfeklerle değil ideolojij silahıyla, propaganda ile yapılmaktadır. Yeni kolonicilik (Neo-kolonializm) denicn bu taar* ruz metodu başarıya ulaşmak için bir memlekete yabancı askerler sokmak yerine o memleketin birtakım aydınlarım avlamayı ve onlar vasıtasıyla iktidara gelmeyi tercih etmektedir. Bugün Türk Devletinin ve onun ülkücü evlâtlarının baş düşmanı da bu yeni taarruz m* tedunu sol propaganda ve tedhişle uygulayan komünizmdir ülkücü teşkilâtlar, bu savaşta «Düşmanı Tekleştirme» prensibini atalarının dehasıyla uygulayacaklar, her türlü bildiri, konuşma ve ya yınlannda Türk milletine bu baş düşmanı, onun saldınlannı. onun tedhişini ve cinayetlerini anlatacaklardır- Bugün Türk dünyası içift en vakın ve en büyük tehlike komünizmdir. Bunun için propaganda» da düşmanımız tektir: Komünizm- Diğer bütün tehlikeler komünizm afeti yere serilinceye kadar, hiçbir faaliyette, bildiri, konferans f* sohbette ele alınmamalıdır i*.*.*

11 Kabineyi Bekleyen Güçlükler Hükümet programı okundu, usul gereğince milet vekilleri ve partiler konuştu. Sonra da S. Erim konulmalara cevap verdi. Böylece şekli zaruretin birinci safhası sona erdi. S. İnönü itimat oyu verelim. Vermezsek ordu erkanı re'sen iktidarı alır, parlâmento kapanır, millet vekili ve senatörlerin de ne alcibete uğrayacağını kimse garanti edemez demek ister gibiydi. AP. adına konuşan zat hem, biz haksızlığa uğradık diyor, hem de yeni hükümeti desteklemeye mecbur olduğunu lisan-ı hâl ile ifade ediyordu AP lideri «Tehdit-i tezkere» ile bab-ı hükümetten çekildiği için millet vekilleri tarafından alkışlanıyordu. Doğrusu bu alkışları anlamak mümkün değildi. AP-'sı boşamaya mecbur edildiği sevgili karısının başkasıyla evlendirilmesinde sağdıçlığa mahkûm bir adamın ruh halinde görünüyordu Kızıyor, söyleniyor, yeni damadı küçümsüyor, fakat ağalarından korktuğu için de hizmette kusur etmiyordu. Güven Partisi adına Fcyzioğlu konuştu. Yeni kabineye bir takan verdiği için kendisini ikdara ortak sayıyor, bu sebeple de hayırhah, yol gösterici, uyarıcı sözler ediyordu- UemO&rauk Partinin görüşünü Talât Asal okudu. Ciddî bir munaldete hazırlanan ve yem hükümeti tanumyan bir tutumda gözükmeye gayret ediyordu Yalnız bir yerini iyi anlayamadım «12 ıviart i.vlur,tuc»sı»m red ediyor ve cereyan eden olayları antidemokratik buluyor ve Kabul etmiyorsa, hükümet programının teferruatı üzeunde anayasa maddelerine dayalı bir yığın söze ne lüzum vardı- kumaşını ıeddeiıiğini2 biı şeyin desenlerini niye incelersiniz? Asıl mühim; de şu: «12 Man Muhtırası» bir vakıadır. Muhatabı S- Dem'rel Hükümetidir ve istila etmiştir- îstıta bütün şekli unsurlara uygundur DP ne demek istiyor? S- Demirel çekilmedi dese, adam çekildi... Kendi iradfcsi\le çekildi... KjiKuu<.cn çekikiı diyorsa korkunun izalesine nasu güç getirirsiniz? Meselâ bir Başbakan rüyada korkarak çekilirse ne diyebilirsiniz Her istifa eden devletliyi sayın Recep Doksat'ın testinden geçiremeyiz ki.. Hanı Demirci ben gitmem diye dire ise, başkaları da kolundan tutup zcrla dışarı atsalar o zaman yerine gelenin tanınmaması bir mâna taşır Demokratik Parti yeni hükümetin terkibini, programını beğenmiyorsa «Ki bu makul bir şeydir» o zaman da bu karar hükümetin leşikilinden ve programın neşrinden önce niye alındı, bu tutum eski parlidaşlarına caka satmak, bak ben nasıl yiğidim demekten başka bir mana taşımaz. Üstelik riski de yok. Yalnız seçimlerde oir tayda umuyorlarsa avuçlarını yalarlar. Hem kendileri hem de biz, seçmenin teyini mağlup, mazlum, mukadder zavallılara tercihan verdiğini tecrübe ile biliriz Hızzat Menmct Turgut, Faruk Sükan ve diğerleri Gümüşpala'dan sonra genel başkan seçerken, direnen Bilgiç'i değil çekilen Demirel'i tercih etmediler mi? DP faydasız, zararsız bir aksilik politikası güdüyor demek doğru olur Kendi adına konuşan epice milletvekili oldu. Doğrusu ne demek istediklerini anlamak zor. Bir kısmı muhturayı övdü bir kısmı «Yurt Bilgisi» dersinden bellediklerini tekrarladı, iyi de ezberlemiş aferin dedik. Ha azdaha unutuyordum, celsenin açılışına biraz geç geldim din leyiciler dahil herkes ayakta saygı duruşundalar, acaba dedim S Avcı parlamentonun 12 Martta aldığı yaradan öldüğünü mü ilân etti de herkes ayağa kalktı. Bir iki kişiye sordum onlarda bilmiyorlarmış, sonra iş anlaşıldı bir milletvekilinin vefat tezkeresi okunmuş ta ona tazimen haziran ayağa kalkmış. Herkes nutkunu işte bundan sonra okudu. Fn sonra da S. N. Erim cevap konuşmasını yaptı. Konuşma uslüp ve eda bakımından umulandan daha hafifti, Süleyman Demirel'den yardım istiyor bunun için bir gelirse beş gideceğini her sabah çayım içerken telefon edeceğini söylüyordu CHP'liler dahil herkes bu üsluba içerledi. S. Demirel'den hep akıl alacaklarsa, kendi akıllarını nereye saklıyacaklar, birde şu var: S. Demirel'in böyle sağa sola verilecek aklı var da kendisi neden kullanmadı acaba? Zahir böyle olur, (Reformatik Parlementcr muhturasal) kabine» Bu arada S- Erim ezanın diline dair de görüşünü açıkladı. Lâik bir ülkede dini esaslara hükümetin müdahale hakkı olmadığını beyan etti. CHP'li bir parlamenter ezanın Türkçe okunması için kanun teklif etmiş sonrada geri almıştı. Adamcağız CHP'nin iktidara geldiğini tam anlıyamadıki her halde ounu yaptı. Zira CHP muhalefette bir sürü şey söyler vaad eder bu dediklerinin «Olmaz» olduğunu da şefler biîır göz yumarlar hattâ teşvik bile ederler. İktidara gelince de kendi dediklerini «Sahi» sanan kimseler teşebbüse geçer geçmez şef lcrin deyneği görünür. S. Erim 6 yıllık muhalefet alışkanlığını partisinden tasfiye etmek için şunu da ilân zorunda kaldı «insan muhalefette çok şey söyler amma iktidara gelince hesap kitap yapmak zorundadır» buna AP'liler bile güldü. Cevabı konuşmanın üzerinde durulacak yerleri şuydu: a) Kızıl Çin'i tanımak meselesi b) Rusya ile münasebetlerin tanzimi, - c") Gençlik hareketlerine karşı tutum. Kızıl Çin meselesine dokunurken bu işe bir menfaat meselesidir, îşimi/e yararlı ise tanıyabiliriz. Yalnız Çin hükümeti kendisini tanıyan ülkelere yüzlerce memur gönderir ve «Sübjektivite» kışkırtıcı hareketler yapar dedi- Böyle bi r kayıt konduğuna göre kızıl Çin'i tanımak meselesi bahis mevzu değil. Rusya ile münasebetlerin karşılıklı dostluk ve iç işlere karışmama esasına dayanacağı, Rusyada neşriyat yapan «Bizim Radyo» naromdaki istasyonun Türkiye halkını kışkırttığına işaret edildi. Biz kendilerinin iç işlerine karışamayız diye de savdı. Bu iki hususta S- Demirel politikasının tadile uğrayacağı anlaşılıyordu. Dış memleketlerin ananevi batı i ş birliği esasın a oturtulaca ğı Sovyetlerle ilişkilerin Demirel öncesindeki hudutlara sokulacağı belli oluyordu. Gençlik olayları üzerinde hükümet görüşü tıpkı Demirel gibi vuzuhsuzdu- Program «Devrimci, eylemci, ve şeriatçı, mukaodesatçı» her iki kanada da karşı çıkıyordu. Demirci de hem sağa hem sola karşı idi. Bir de vuzuhsuzluğu artıran mantık vardı. Şu reformlar yapılırsa artık kimsenin eylem yapmak sebebi kalmaz. Demckki sayın Erim ve kabinesi sol eylemlerin sebebi diye söylenenleri gerçek sanmak hatası içindeler. O sözlerin hepsi birden se bep değil bahanedir Meselâ toprak reformu asla bir sebeb değildir. Türkiye toprağının ekilebilir miktarı (160) milyon civarındadır Köy lü sayısı (22) milyondur adam başına (7,4) dönüm arazi düşer, bu miktarda her yıl eksilir amma artmaz. Solcular bunu pek âlâ bilirler yine de ısrarla üzerinde dururlar. Neden? Şunun için, toprağı dağıtmanızla birlikte itiraz da yükselir, malını aldığınızdan değ») toprak verdiğiniz kimselerden. Ona sulu bana kıraç, ona taban bana yamaç verdiler, o yol kenarından aldı bana dere içinden kaldı, onunki köye yakın benimki nerde bakın. Diye bir kıyamettir kopar Personel ka nunu çıktı. Herkese verdiği halde herkesi kızdırdı. Valiler bile direnişe geçti, sakin ve istikrarlı köylüler bir hırsla dikilecekler zaten. Bu reformun «Sol»a yararlı yanı da budur. Sayın Erim asayiş için re form tedbirinden yürümekle yanılacaktır, zira reform ekononrk bir tedbirdir. Eylemlerle, adam kaçırmalarla, banka basma, bomba alma, kan dökme işleriyle alakalı değildir Asayişin temini için de asayişi kimin bozduğu iyi tayin ve lesbit edilmelidir. Hem ona hem buna karşı olmak gazetelerden korkmaktır ve korkunun ecele de faydası yoktur. Faydası olsa Demirel kurtulurdu Vuran, kıran, yakan, yıkan, öldüren, kaçıran yalnız ve yalnız komünistlerdir. Bunu teşhiste hata eden veya ifade etmeye çekinen birisinin alacağı her tedbir nafiledir. Sağcılar, aşırı sağcılar oeter sağcılar bulunabilir. Gerçekten de kötü olabilirler amma «Berat, zimmet-i asıldır» kimseye birşey yapmadıkları müddetçe de kendilerine taarruz etmeye sebeb yoktur. Taarruz ederseniz de olur tabii değitmenlere saldıranlar olmamış mı ki? bünyesinde üç asker h?m de iyi asker bulunan kabine siklet merkezi, iç hat manevrası gibi şeyleri bilirler. İki cephede savaşmak kimseye hayır etmemiştir. Daha önceki kabine bunu yapmıştı ve akibeti görüldü.»evlet Pazartesi Günleri Çıkar Ucüncü Yıl_Fîatı İSO Kuruı >wwi) WÜ, <» m mm ^jm.-***»* ***?»* Bflftliill-IIHI. İMMill»»» -» WlWI>ı»» «,1,, I),l - ı ı ı n'-^^lmu^jsjji

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

TORK. τ = 2.6 4.sin30.2 + 2.cos60.4 = 12 4 + 4 = 12 N.m Çubuk ( ) yönde dönme hareketi yapar. τ K. τ = F 1. τ 1. τ 2. τ 3. τ 4. 1. 2.

TORK. τ = 2.6 4.sin30.2 + 2.cos60.4 = 12 4 + 4 = 12 N.m Çubuk ( ) yönde dönme hareketi yapar. τ K. τ = F 1. τ 1. τ 2. τ 3. τ 4. 1. 2. AIŞIRMAAR 8 BÖÜM R ÇÖZÜMER R cos N 4N 0 4sin0 N M 5d d N ve 4N luk kuv vet lein çu bu ğa dik bi le şen le i şekil de ki gi bi olu nok ta sı na gö e top lam tok; τ = 6 4sin0 + cos4 = 4 + 4 = Nm Çubuk yönde

Detaylı

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Bu broşürü size ulaştıran: www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Yaşamaya yeniden başlamak İndeks Önsöz...4 İlk Uygulama...5 Gögüs Protezinin Seçimi...6 Slikon Protezler...8 Bakım...9 Lenfödem...10

Detaylı

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ BELGELENDİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI YENİ DÜNYANIN YENİ YÖNETİM SİSTEMLERİ TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ 1 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 13.03.2014 TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Afetler ve İlişkilerimiz

Afetler ve İlişkilerimiz Afetler ve İlişkilerimiz DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Sayfa 2 DEPREM, KAYIPLAR VE EŞLER ARASI İLİŞKİLER Sayfa 10 DEPREM, KAYIPLAR VE DOSTLUKLAR Sayfa 14 DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Aşa ğı da ki bil gi ve

Detaylı

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YER NO DERGİ ADI YAYIN YERİ VE TARİHİ 984 YABANCI ÜLKELERDE KAÇAKÇILIK BÜLTENİ Ankara, 1936-435 YAĞMA Tahran, Tarih yok 2031 YAKIN SOSYALİST KÜLTÜR DERGİSİ İstanbul, 1989.

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I Üniversite Hazırlık / YGS Kolay Temel Matematik 0 KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I. 8 ( 3 + ) A) 7 B) 8 C) 9 D) 0 E) 6. 3! 3 ( 3 3)": ( 3) A) B) 0 C) D) E) 3. 7 3. + 5 A) 6 B) 7 C) 8 D) 0

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ Kurtuluş Savaşı ndan 7 yıl sonra ilk kez bir Yunan Takımı; Selanik Şampiyonu Aris 1, yurdumuza gelmişti. Bu, temeli atılmakta olan Türk-Yunan Dostluğu çerçevesi

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİK 23 424 SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Ayhan Kaya MORDEMİN GÜNCESİ WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Weşanên Serxwebûn: 83 Birin ci baskı: Kasım 1996 Kan daha da akacak, çünkü ülkemiz bizim kanımıza

Detaylı

28 ŞUBAT SİVİL SAVUNMA GÜNÜ

28 ŞUBAT SİVİL SAVUNMA GÜNÜ 28 ŞUBAT SİVİL SAVUNMA GÜNÜ Hazırlayanlar: Hüseyin KILIÇ MURAT NAZIM 28 ŞUBAT SİVİL SAVUNMA GÜNÜ KUTLAMA PROĞRAMI Sayın okul müdürüm, değerli öğretmenlerim, sevgili arkadaşlar, Bugün burada 28 Şubat Sivil

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi Ajanda Analiz Özeti Türkiye nin 1 Haftalık Kelime Bulutu Türkiye nin 1 Haftalık Hashtag Bulutu En Çok Retweet Alanlar Gün

Detaylı

Değerli Müşterimiz, Bu sayfalarda yer alan ilgili semboller ile belirtilen uyar lar ve aç klamalar, dikkatle okuman z tavsiye ediyoruz:

Değerli Müşterimiz, Bu sayfalarda yer alan ilgili semboller ile belirtilen uyar lar ve aç klamalar, dikkatle okuman z tavsiye ediyoruz: 001-023 TÜRKÇE N HAL:001-023 TÜRKÇE N HAL 08.08.2008 13:30 Sayfa 1 Değerli Müşterimiz, Fiat Stilo yu seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Bu kitab, yeni otomobilinizin tüm özelliklerini tan man za ve onu mümkün

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi 8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963 Muhterem Bey Efendi Yılmaz öztuna Beye 20/8/1968 tarihiyle yazdırınız mektubu gördüm. Orman Mektebinin Sami Paşa tarafından tesis edildiği "lalnamei

Detaylı

De ğer li Müş te ri miz, Al fa Ro meo yu seç ti ği niz için te şek kür ede riz.

De ğer li Müş te ri miz, Al fa Ro meo yu seç ti ği niz için te şek kür ede riz. 01-10 NÜHAL: 01-10 NÜHAL 03.09.2008 12:46 Sayfa 1 De ğer li Müş te ri miz, Al fa Ro meo yu seç ti ği niz için te şek kür ede riz. Alfa 166nız, Al fa Ro meo ya öz gü; gü ven lik, kon for ve sü rüş mem nu

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 21 Ekim 2014 SALI YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Sayı : 29152 Mükerrer BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ BAŞBAKANLIK 17 Ekim

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerleyiz. Dünya halklarýnýn devrime yürüdüðü bir dönemdeyiz. Mýsýr ve Tunus devrimlerinin etkileri hala devam ediyor. Emperyalist güçler Libya ya düzenledikleri

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19 İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. Devletin şekli... 1...19 II. Cumhuriyetin nitelikleri... 2...19 III. Devletin bütünlüğü, resmî dili,

Detaylı

Din İstismarı Üzerine

Din İstismarı Üzerine ARAŞTIRMA VE İNCELEME Din İstismarı Üzerine Prof.Dr. Hüseyin CERTEL a a Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Psikolojisi AD, Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Isparta Ge liş Ta ri hi/re

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR

İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI SIRA NO YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR TARİH 1 Açık Öğretim Kurumları İş Takvimi * Bakanlıkça belirlenecektir. 2 Yönetici

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları...

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları... ÜNİTE Safa No............................................................ 79 98 Fonksionlar Konu Özeti...................................................... 79 Konu Testleri ( 8)...........................................................

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir.

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. A Grubu: Turizmin gelişmesinde doğal güzelliklerin daha etkili olduğunu savunuyor. Birinci Konuşmacı:

Detaylı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı 1. sınıflar için Öğretmen El Kitabı HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Selahiddin Ö ÜLMÜfi (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi) Yrd. Doç. Dr. Cem BABADO AN (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi)

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak Günlük GüneşlIk Şarkılar Ali Çolak Alý Ço lak; 1965 yýlýnda Na zil li de doð du. Ga zi Üni ver si te si Teknik Eði tim Fakülte si nde baþ ladýðý yüksek öðre ni mi ni, Do kuz Eylül Üni ver si te si Bu ca

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr!

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! 6 Ma yýs 1972, üç ko mü nist ön de rin, dev ri me bað lý lý ðýn, halk la rýn kur tu luþ mü ca de le si ne i nan cýn, mark sizm-le ni nizm bay

Detaylı

Harp Akademileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/511)

Harp Akademileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/511) Dönem: 23 Yasama Yılı: 2 TBMM (S. Sayısı: 130) Harp Akademileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/511) T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar 24/01/2008

Detaylı

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ!

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! 2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibariyle dünyanın birçok yerinde kültür merkezleri bulunuyor. Afganistan - Kabil Almanya

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 12. HAFTA PFS105 Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE ORTA ÖĞRETİMDE YENİLİK VE GELİŞMELER...

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 07.09.2001 Resmi Gazete Sayısı: 24516

Resmi Gazete Tarihi: 07.09.2001 Resmi Gazete Sayısı: 24516 Resmi Gazete Tarihi: 07.09.2001 Resmi Gazete Sayısı: 24516 KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNU KAPSAMINA GİREN KURUM VE KURULUŞLARIN GİRDİKLERİ HİZMET KOLLARININ BELİRLENMESİNE İLİŞKİN

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı