KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI"

Transkript

1 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Roman Çeviren: Saliha Nazlı Kaya 1. basım Kapak Resmi: Sedat Girgin

2

3 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Çeviren: Saliha Nazlı Kaya

4 Can Sanat Yayınları Yapım, Dağıtım, Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak ve İç Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama ve Dizgi: Güldal Yurtoğlu Kapak Baskı: Azra Matbaası İç Baskı ve Cilt: Özal Matbaası 1. Basım: 2000 adet, Kasım 2012 ISBN Yofi oder die Kunst des Verzeihens, Oliver Bantle Oliver Bantle, 2007 Can Sanat Yayınları Ltd. Şti., 2012 Bu eserin Türkçe yayın hakları AVA International GmbH, Almanya aracılığıyla satın alınmıştır. Kitabın ilk baskısı Berlin Verlag GmbH, Bloomsburry Berlin, Almanya tarafından yapılmıştır. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Hayriye Caddesi No. 2, Galatasaray, İstanbul Telefon: (0212) Faks: Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Cemre Soysal tarafından uygun bulunmuştur.

5 Bu kitabın sahibi:...

6 Oliver Bantle Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitapları: AÇIKGÖZ BUDALALAR DON KİŞOT GULLIVER İN GEZİLERİ HAYVANLAR TOPLANTISI KÜÇÜK HAFİYELER KUAFÖRDEKİ DOMUZ VE BAŞKA ÖYKÜLER NOKTACIK İLE ANTON PALAVRACI BARON SOYTARININ TUHAF HİKÂYELERİ UÇAN SINIF 1962 de Almanya da doğdu. Fransa ve İsviçre sınırına yakın bir ormanda yaşıyor. Yirmi yıldır gazetecilik yapıyor ve on yıldır, en son internet sayfalarının siyasi editörlüğünü üstlendiği Süddeutsche Zeitung ta çalışıyor. Öykülerini içindeki çocuk için yazıyor.

7 KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI İçindekiler Birinci Bölüm, 9 İkinci Bölüm, 29 Üçüncü Bölüm, 43 Dördüncü Bölüm, 72 Beşinci Bölüm, 85 Altıncı Bölüm, 95 Yedinci Bölüm, 107

8

9 Clemens için

10

11 Birinci Bölüm Güneş henüz doğmamıştı. Savana 1 sessizlik içindeydi. Kofi uyandı, susamıştı. Dolunay tam yüzüne vuruyordu. Beni uyandırdı işte. Hiç huzur yok mu burada? Yorgun ve huysuzdu Kofi çünkü çok az uyumuştu. Gece geç saatlere kadar kızgınlığı geçmemişti. Öfkeli olduğunda iyi uyuyamıyordu. Sık sık da öfkelenirdi. Biraz daha kestirmek istiyordu aslında. Boşuna. Keyifsizce kalktı, havanın aydınlanmasını izledi. Gergedan Kofi, her sabah olduğu gibi güneşin aydınlattığı Yüksek Dağ ın eteğinde yaşıyordu. Dorukta kar parıldamaktaydı. 1 Savana veya Savan: Tropik yağmur ormanlarıyla kuru çöller arasındaki geçiş bölgesinde yer alan geniş çayırlar. (Ç.N.) 9

12 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Kofi, nefret ettiği komşusunun kokusunu almıştı yine ve anımsadı: Gece duyduğu öfkenin nedeni buydu. Uyumadan hemen önce Antros un kokusunu almış ve düşmanın sınırı geçip su kaynağına kadar sokulmaya cesaret edip edemeyeceğini düşünmüştü. Düşüncesi bile canının sıkılmasına yetmişti. Savana artık uyanıyordu: Kuşlar ötüyor, ağustosböcekleri şarkı söylüyor, maymunlar bağrışıyordu, uzaklardan bir aslanın kükremesi duyuldu. Sessiz olamaz mı şunlar? Kofi her sabah bu gürültüye kızıyordu bir de havaya. Bugün mavi gökyüzünü görmüş ve öfkesi daha da artmıştı. İşte yine beni kızdırmaya çalışıyor! Hava sabahları hep onun istediğinden farklı oluyordu. Rüzgâr estiğinde üşüyor, esmediğinde terliyordu; gökyüzünde bulutlar varsa hava fazla pusluydu, yoksa çok aydınlık. Hiddetle su kaynağına doğru sürükledi kendini. Neredeyse kurumuş, geriye pis bir su birikintisi kalmıştı sadece. Yoksa o inatçı herif mi gelmişti gerçekten? Kofi, başkalarının kendi suyundan içmesinden hoşlanmıyordu. Hayvanların çoğu bunu bilir ancak o izin verince yaklaşırlardı. Aslında gönlünde yatan, kaynağı tek başına kullanmaktı. Geçenlerde bir gün boyunca herkesi suyun çevresinden uzaklaştırmaya 10

13 çalışmıştı; gnuları 1, antilopları, zebraları Bu arada harareti öylesine artmıştı ki diğerlerinin hep beraber içebileceğinden fazla su içmişti. Bu sabah suyu açgözlülükle höpürdeterek içine çekiyordu. Henüz serinlemeye başlamışken derisine sıkıca yapışıp ısıran parazitleri hissetti. Böcekleri ezmek için derisindeki kıvrımları sıkıştırdı öfkeyle. Ama yine de çoğalıyorlardı. Suru da nerede kaldıysa? Geç kalınmasından nefret ederdi Kofi. Artık bana saygı duymuyor. Yoksa çoktan burada olurdu. Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Öküzbalıkçılı Suru, her sabah ziyarete gelirdi. Parazitleri yiyip tıka basa doyar ve en yeni haberleri iletirdi. Bu küçük beyaz kuşla bir anlaşma yapmıştı Kofi. Suru istediği kadar yiyebilirdi. Karşılığında da savanadan güncel haberleri iletecekti. O olmasa artık hiçbir şey öğrenemiyordu gergedan. Diğer hayvanlar uzun süredir kendisine yaklaşmaktan kaçınıyorlardı çünkü neredeyse her zaman keyifsizdi. Ziyarete gelen olduğunda -eskiden çok sık olurdu- kafasını dinlemek istediği için huysuz huysuz homurdanırdı. Diğerleri korkuyor diye içten içe seviniyor, herkes uzak duruyor diye de güceniyordu. 1 Gnu: Afrika da yaşayan bir antilop türü. (Ç.N.) 11

14 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Öküzbalıkçılı uçarak gelip gergedanın geniş sırtına konduğunda, Yine geç kaldın, diye mırıldandı Kofi. Burada sürüsüne bereket parazit vardı. Ayrıca manzara da olağanüstüydü. Hiçbir şey demeden derinin üstündeki leziz yiyecekleri gagalamayı sürdürdü kuş. Kofi, sırtının sol tarafındaki çimdiklerin azalmasının tadını çıkarıyor, Suru şapırdata şapırdata yiyor, bu arada yerde bekleyen lezzetli yiyeceklere, kurbağalara ve yılanlara arzulu bakışlar fırlatıyordu. Gergedan sabırsızlık içinde burnundan soludu. Normal olarak savana haberlerini kibirli kibirli ve ukalaca yaymak için fırsat kollardı kuş. Ormanda her şey yolunda mı? diye sordu Kofi. Laf arasında sorulmuş gibi duyulsun istiyordu. Zürafa boynunu incitti! diye mırıldandı, bir yandan da yemeyi sürdüren Suru. Manşet haberleri severdi. Ah, öyle mi? Filler yine kavga ediyor! Obur geveze diye düşündü, bütün bunlardan sıkılmış olan Kofi. Zürafalarla fillerin günlerini nasıl geçirdiklerinden ona ne ki? Aslan çiftimiz ayrılıyor. Erkek aslan hep tembel tembel yatıyormuş, dişi aslan öyle diyor. Çok ilginç, dedi Kofi ikiyüzlülükle. 12

15 Gerçekte ise sadece, tekrar karşılaşırsa hazırlıklı olmak için Antros hakkında bir şeyler öğrenmek istiyordu. Karşılaşmaları epey zaman alabilirdi: Bölgeleri dip dibe olmasına rağmen iki gergedan, birçok kuraklık zamanından beri birbirlerini görmemişlerdi. Sadece rüzgâr güneyden estiğinde Kofi düşmanının kokusunu alıyordu. Kuş, altındaki dev yaratığın neyi öğrenmek için yanıp tutuştuğunu pekâlâ bilmekteydi. Ondan bir şey istenmiş olmasının tadını çıkarıyor, böylece kendini önemli hissediyordu. Bıraktı gergedan beklesin, sırtın sağ tarafına geçti. Maymun Hanım kocasını aldatıyor! Kofi esnemesini güç bela bastırdı. Ya gergedanlar, onlarda bir şey yok mu? Ah, özür dilerim. Az kalsın en önemlisini unutacaktım, diyerek kanatlarını açtı Suru. Antros, Yüksek Dağ a tırmanmak istiyor. Yarın. Tek başına. Bu manşet etkisini göstermişti. Suru, ayaklarının altındaki gergedanın nasıl zorlukla soluk alıp verdiğini hissediyordu. Böyle bir haberi hiç hesaba katmamıştı Kofi. Doğru olamaz, diye tısladı dişlerinin arasından. Kaynağım çok sağlam! diye fısıldadı Suru, önlem olarak da kanat çırpıp havalanmıştı. Kofi bir süre şaşkın, öylece durdu. Sonra patladı: Hain, beni kışkırtmaya çalışıyor! Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI 13

16 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Burnundan soluyordu, başını eğip saldırdığı çalıyı paramparça etti. Yer sarsılıyordu. Kurbağa ailesi korkudan uzaklara kaçtı. Demek öyle! Kara ilk ayak basan olmak istiyor Antros. Buna engel olacağım! Koşup boynuzunu rakibinin bedenine saplamamak için kendini zor tutuyordu. Öküzbalıkçılı hoşnuttu. Verdiği haberin nasıl bir anıyı canlandırdığını pekâlâ bilmekteydi. Ne de olsa o zamanlar büyük heyecan yaratmıştı: Devlerin kanlı mücadelesi! Savanada, kızgın iki erkek gergedanın kavga etmesi sık rastlanan bir şeydi. Sadece bu olsa asla haber yapmazdı Suru. Bütün erkek gergedanlar, kimin daha güçlü olduğunu açığa çıkarmak için bir kez boy ölçüşmek zorundadır. Ama canciğer iki arkadaşın birbirine meydan okuması; işte bu bombaydı. Çocukken Kofi yle Antros olanak buldukça hep beraber oynarlardı. Bozkırı birlikte keşfetmişler, çamurlu suların içinde birlikte yıkanmışlar, derin ırmağı birlikte geçmişlerdi. Güç gösterisi gerektiğinde hep dayanışma içindeydiler. Sonra ikisi de annelerinin yanında kalamayacak kadar büyüdüler. Artık iki genç gergedan hayata birlikte göğüs geriyordu. İkisi de yanında dünyanın en iyi arkadaşına sahip olduğuna inanıyordu. Arkadaşlıklarını, asla birbirlerine saldırmama yeminiyle mühürlediler. Büyüdüler ve dişi 14

17 gergedan Sara, Kofi den harika bir bebeği, Mogo yu dünyaya getirdiğinde birlikte kutladılar. Bir gün Kofi yle Antros nehirde susuzluklarını giderirken bir ceylandan, Sara yla Mogo nun yakınlarda olduğunu öğrendiler. Kofi için bulunmaz bir fırsattı bu: Nihayet oğlunu tekrar görebilmişti. Bütün gün neşeyle oynadılar. Akşam oğlan uyuduktan sonra, yetişkinler daha uzun süre oturup sohbet ettiler. Antros: Yarın yola çıkacağım. Sen de geliyor musun? dedi. Bir şey açıklamasına gerek yoktu. Kofi konunun ne olduğunu biliyordu: Arkadaşı, ilk karşılaştığı günden beri Yüksek Dağ a tırmanmak istiyordu. O zamanlar Antros henüz çok küçük olduğu için yetişkinler izin vermemişti tabii. Dağa tırmanan bir gergedan! Olanaksız! Ama Antros için adeta saplantı haline gelmişti. Dorukta parıldayan beyaz kuma dokunduğunda ne hissedeceğini mutlaka bilmek istiyor ve elde edebildiği bütün bilgileri topluyordu. Pek fazla bilgi yoktu. O kadar uzağa gitme cesaretini göstermiş kimseyi tanımıyordu Antros. Uzun zaman önce deniliyordu, bir leopar en tepeye tırmanmış, geri döndüğünde, karın gerçi sıcak gibi göründüğünü, gerçekte ise soğuk olduğunu anlatmıştı. Yarın gerçekten dağa çıkacak mısın? diye sordu Sara. Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI 15

18 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Antros başını salladı. Asla vazgeçmemen harika bir şey. Kofi, gece yarısına kadar sinirlendi durdu. Sara, sadece arkadaşına hayranlığını belirtmişti. Kendisinin yani oğlunun babasının da Yüksek Dağ a tırmanmaya yetecek cesarete sahip olduğunun farkında değildi anlaşılan. Sabah erkenden yola koyulan iki arkadaş, öğlene kadar sessiz sakin, yan yana yürüdüler. İki yetişkin gergedan için fazla dar bir yokuşa geldiklerinde, kimin önde yürüyeceği Antros a göre gayet açıktı: Kendisi. Dağa tırmanmak hep onun planı olmuştu çünkü. Aniden kavgaya tutuştular. İkisi de lider olmak istiyor, biri önünde diğerinin kıçını sallaya sallaya yürüdüğünü görmek istemiyordu. Hayatlarında ilk kez birbirlerine kükrediler. Niyeti sadece Sara ya hava atmak, diye düşündü Kofi. O gün Antros yeminini bozdu ve arkadaşına meydan okudu: Daha güçlü olan önde yürüsün. İki gün iki gece amansız bir mücadeleye giriştiler. Güçleri eşitti ve ikisi de vazgeçmeyecek kadar gururluydu. Kimin önde yürüyeceğinden çok daha fazlası söz konusuydu artık. Kavga nasıl sonlanırsa sonlansın fark etmez... Bundan sonra asla ortak bir keşifte bulunamayacaklarını ya da genç filleri kızdıramaya- 16

19 caklarını, hele hele sırlarını birbirleriyle paylaşmayacaklarını hissediyorlardı. Kavga daha sürerken bütün savana haberdar olmuştu: Suru kas yığınlarının öfkeli böğürtülerini duymuş, hemen oraya uçmuştu. Hayatının en yorucu günleri ve geceleriydi. Kavgacıları bir süre izledi. Sonra haberi iletmek için aşağı uçtu. Bir oraya bir buraya kanat çırparken ikili mücadeleyi izleyemiyordu. En büyük korkusu kavganın sonunu kaçırmaktı. Ama şansı yaver gitti: Tam yokuşa vardığında, gergedanlar aynı anda yere yığıldılar, yaralı ve bitkindiler. Ne kazanan vardı ne de kaybeden. Yüzleri yara bere içindeydi. Kofi karnından ağır yaralanmıştı, kanaması vardı; rakibi omzundan. Hayvanlar yorgun argın yere serilmiş, kin dolu gözlerini birbirlerine dikmişlerdi. O günden beri karşılıklı tek sözcük etmediler. İkisi de Yüksek Dağ ın eteklerine yerleşti. Kofi yeni yurdunda kendini pek iyi hissetmiyordu. Bir şeylerin eksikliğini duymaktaydı. Ama ne olduğunu bilemiyordu. Umarım, ömrüm boyunca burada kalmam, diye düşünürdü sık sık. Elbette kendine yeni bir bölge araması söz konusu bile değildi. Böylesi bir zaferi Antros a hibe edemezdi. O palavracı, çekip gitmemi bekliyor zaten. Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI 17

20 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Şimdi de bu. Antros tek başına Yüksek Dağ a tırmanmak istiyor! Kofi sert adımlarla volta atıyordu. Komşusunun patikadan yukarı yürüyüp bir dönemecin ardında kayboluşunu canlandırdı gözünde. HAYIR! diye böğürdü, öyle yüksek sesle bağırmıştı ki antiloplar kaynağın yanından kaçıştı. Buna izin vermeyeceğim! Öfkeyle bir ağaca doğru koşup çılgınca sürtünmeye başladı, öylesine sert hareket ediyordu ki derisi hırpalandı. Acısının bile farkında değildi. Olasılıkla yine Sara ya gösteriş yapmak istiyor, diye düşündü Kofi dişlerini gıcırdatarak. Biraz ötede yavru maymunlar oynamaktaydı. Heyecanını hissediyorlardı. Kofi nin öfkesi arttıkça onlar da bir ağacın dalları arasında giderek azgınlaşıyor, çılgınca sallanıyor, bağırıyor, cıyaklıyor, cırlıyorlardı. Kahretsin, SESSİZ OLUN! Maymunların her haykırışı, derisine batan bir diken gibiydi. Hayvanlar gürültüye devam ediyordu. Sessiz olun, yoğunlaşmam gerekiyor! Maymuncuklar korkup daha yüksek sesle cıyaklamaya başlamıştı. Kofi kendini kaybetti, ayaklarıyla yeri eşeledi, başını eğip koşmaya başladı. Ağaca tosladı, var gücüyle itti. Ağaç gövdesi ikiye ayrılmıştı. Maymunlar kaçışıyordu. Bu kez ağaç kütüğüne saldırdı, kökünden söküp un ufak edene kadar üzerinde 18

21 tepindi. Sonra durakladı. Burnunun kanadığını ancak fark ediyordu. Hepsi Antros yüzünden! Serinlemek için öfkeyle su kaynağına doğru koştu. Sessizce oradan uzaklaşan aslan çarptı gözüne. Hani hep tembel tembel yatardı bu. Kofi kandırıldığının farkında değildi. Onu parazitlerinden kurtaran öküzbalıkçılının niyeti, ertesi gün bir olay sahnelemekti: İki gergedan, tam yolun daraldığı noktada tekrar karşılaşacak, o kavga yeniden yaşanacak, harika bir kıyım olacaktı! Kendi ise bir kez daha çok özel haberler yapmış olmakla övünebilecekti. Kavganın ardından kazananla söyleşi düşünüyordu Zirvede ilk olarak ne yapacaksınız? ve kaybedenle Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Sonra maymunların, çitaların ve fillerin çatışmayı nasıl değerlendirdiklerini anlatacaktı. Ertesi gün için ise yenilenin yaralarının ne kadar yavaş ve ıstıraplı iyileştiği hakkında yürek paralayıcı bir röportaj planlıyordu. Hayatın kendi planı ise farklıydı. Mutlaka manşet olacak değerde bir şeydi bu: Aslan, öküzbalıkçılını yedi. Suru, akşam vakti her zaman olduğu gibi yemeğini yemek için Antros un yanına uçacak ve bu arada günün ikinci sunumunu yapacaktı: Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI 19

22 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Kofi, Yüksek Dağ a tırmanmak istiyor. Yarın. Tek başına. Kuş coşkuyla akasyadan zıpladı fakat çevresini kontrol etmeyi unutmuştu. Dişi aslan ağacın altında pusudaydı. Öküzbalıkçılı yere konuncaya kadar bekledi; yavaş yavaş, sessizce yaklaşıp ağzını açtı ve fırladı. Az sonra yine sakinleşmişti aslan. Hava kararmıştı. Kofi derin derin düşünüyordu. Ondan önce yokuşa varmalıyım. Karşılaşmayı en ince ayrıntısına kadar canlandırmıştı gözünde: Önce Antros u haince selamlayacak, sonra tepkisini beklemeksizin yukarı tırmanacaktı. Düşmanın yapacağı iki şey vardı: Ya ardı sıra yürüyecek ve böylece ikinci olmayı kabullenecekti ya da yeniden kavga edilecekti. Kofi bunu yeğlerdi. O zaman öcümü almış olurdum! Kondisyonundan biraz kaygılıydı. Önceki gece, öfkeli olduğu için hemen hemen hiç uyumamıştı; yarın, zamanında orada olabilmek için şafak sökmeden önce yola çıkmak zorundaydı. Antros iyice dinlenmiştir mutlaka. Kofi nin aklına aniden parlak bir fikir geldi. Bunu neden daha önce düşünememişti, şaşıyordu. Ay ışığından yararlanıp geceden yola çıkacak, yokuşun önünde yolun ortasına yatıp gün ağarıncaya kadar orada uyuyacaktı. 20

23

24 Oliver Bantle KOFİ VEYA BAĞIŞLAMA SANATI Öğretici, sıcak, çağdaş bir masal Kofi öfkelidir. Yüzüne fazla ışık saçan aya, rüzgâra, bulutlara, güneşe ve çevresindeki bütün hayvanlara öfke duyar. Ta ki, bir gün büyükbabası gelip, birlikte denize gitmelerini önerinceye kadar ISBN

İLK DÜNYA HİKÂYELERİ

İLK DÜNYA HİKÂYELERİ Resimleyen: Sedat Girgin Ted Hughes İLK DÜNYA HİKÂYELERİ ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Öykü Çeviren: Sevin Okyay Ted Hughes İLK DÜNYA HİKÂYELERİ Çeviren: Sevin Okyay Resimleyen: Sedat Girgin www.cancocuk.com

Detaylı

KRAL OLMAK İSTEYEN DİNOZOR

KRAL OLMAK İSTEYEN DİNOZOR Erdoğan Kâhyaoğlu KRAL OLMAK İSTEYEN DİNOZOR Resimleyen: Sadi Pektaş DESTANLAR VE MASALLAR Masal Erdoğan Kâhyaoğlu KRAL OLMAK İSTEYEN DİNOZOR Resimleyen: Sadi Pektaş Yayın Koordinatörü: İpek Gür Kapak

Detaylı

Tüm tecrübesine ve kızgınlığına rağmen, bir türlü onun güzelliğinden ve seks çekiciliğinden uzak kalamıyordu. fatiharsal@yahoo.com

Tüm tecrübesine ve kızgınlığına rağmen, bir türlü onun güzelliğinden ve seks çekiciliğinden uzak kalamıyordu. fatiharsal@yahoo.com İkisi de zorla evlendirilmişti. Özellikle yakışıklı ve zengin bir erkek için bu evlilik dehşet vericiydi. Tüm kalbiyle bundan nefret etti. Ama karısından değil 0 Tüm tecrübesine ve kızgınlığına rağmen,

Detaylı

Jack London BEYAZ DİŞ

Jack London BEYAZ DİŞ Jack London Beyaz Diş www.kutuphanebiz.blogspot.com www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yüklediğim e-kitaplar Aşağıda Adı Geçen Kanuna İstinaden Görme Özürlüler İçin Hazırlanmıştır Ekran Okuyucu, Braille

Detaylı

YOL ARKADAŞIM Maksim GORKI Öyküler MAKAR ÇUDRA

YOL ARKADAŞIM Maksim GORKI Öyküler MAKAR ÇUDRA YOL ARKADAŞIM Maksim GORKI Öyküler MAKAR ÇUDRA Kıyıya çarpan dalgaların şıpırtısından ve kıyı çalılarının hışırtısından doğan düşündürücü ezgiyi bozkıra yayarak, nemli soğuk bir rüzgâr esiyordu denizden.

Detaylı

TARIK AKAN ANNE KAFAMDA BİT VAR. 12 Eylül Anıları > 3

TARIK AKAN ANNE KAFAMDA BİT VAR. 12 Eylül Anıları > 3 1 2 TARIK AKAN ANNE KAFAMDA BİT VAR 12 Eylül Anıları < > 3 2002, Can Sanat Yayınları Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir

Detaylı

Türkçe Yayım Hakkı: Akcalı Ajans aracılığı ile Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti.

Türkçe Yayım Hakkı: Akcalı Ajans aracılığı ile Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti. ON ÜÇ 1 ON ÜÇ Yazarı: James Phelan Genel Yayın Yönetmeni: Meltem Erkmen Çeviri: Hürcan Köse Editör: Selin Ceylan Düzenleme: Nurhan Seyrekbasan Kapak Uygulama: Berna Özbek Keleş Kapak Fotoğrafı: Trevillion

Detaylı

M E R Y E M UZERLİ ÜNLÜ OLMAK BENİM İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL

M E R Y E M UZERLİ ÜNLÜ OLMAK BENİM İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL ELLEKAPAKRÖPORTAJ M E R Y E M UZERLİ ÜNLÜ OLMAK BENİM İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL Türkiye, Meryem Üzerli yi Muhteşem Yüzyıl daki rolüyle tanıdı. Ama kocaman gülümsemesiyle ve pozitif enerjisiyle sevdi. Ülkeyi ani

Detaylı

BEYAZ DİŞ. Jack London. Çeviri Gülsen Şensoy

BEYAZ DİŞ. Jack London. Çeviri Gülsen Şensoy BEYAZ DİŞ Jack London Çeviri Gülsen Şensoy AV PEŞİNDE Karanlık ladin ağaçları ormanı, donmuş nehrin her iki yakasında yer alıyordu. Arazi öylesine cansız, ıssız ve soğuktu ki hüzün kelimesi bile onu tanımlamada

Detaylı

Lev Nikolayeviç Tolstoy _ Her Şeye Rağmen Sevgi Kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır. Herşeye Rağmen Sevgi Tolstoy ARKHE YAYINLARI Ağustos

Lev Nikolayeviç Tolstoy _ Her Şeye Rağmen Sevgi Kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır. Herşeye Rağmen Sevgi Tolstoy ARKHE YAYINLARI Ağustos Lev Nikolayeviç Tolstoy _ Her Şeye Rağmen Sevgi Kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır. Herşeye Rağmen Sevgi Tolstoy ARKHE YAYINLARI Ağustos 2003 TOLSTOY 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu.

Detaylı

Sarah Jio - Son Kamelya

Sarah Jio - Son Kamelya SARAH JIO m M yhcan ^jj)(enekşeleri ve 'Böğürtlen yasarından Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz? /A \ ROMAN 19401ı yılların Amerikası

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Faruk Duman. Anlatı GAGALAR, PATİLER VE BAŞKA GÜZEL ŞEYLER. 2. basım. Resimleyen: Gözde Bitir

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Faruk Duman. Anlatı GAGALAR, PATİLER VE BAŞKA GÜZEL ŞEYLER. 2. basım. Resimleyen: Gözde Bitir Resimleyen: Gözde Bitir Faruk Duman GAGALAR, PATİLER VE BAŞKA GÜZEL ŞEYLER ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Anlatı 2. basım Faruk Duman GAGALAR, PATİLER VE BAŞKA GÜZEL ŞEYLER Resimleyen: Gözde Bitir S. Can Sanat

Detaylı

BİR SOKAK ADAMININ ÖLÜMÜ

BİR SOKAK ADAMININ ÖLÜMÜ BİR SOKAK ADAMININ ÖLÜMÜ Şehrin en sessiz olduğu ve sır vermediği zamanı-sabah saatlerini- yağmur damlalarının tam o anda çatıdan içeri kaydığı gibi yaşıyorduk: gizlice, titrekçe, ama şaşırtıcı bir biçimde

Detaylı

... Aylik Okul Öncesi, Çocuk ve Gençlik Kitaplari Gazetesi

... Aylik Okul Öncesi, Çocuk ve Gençlik Kitaplari Gazetesi ... IYI KITAP.... Aylik Okul Öncesi, Çocuk ve Gençlik Kitaplari Gazetesi Mart 2015 SayI 72.. Ücretsizdir www.iyikitap.net 2009 yılı Mart ayıydı. İyi Kitap ın ilk sayısı çıktı. O günden bu yana tam 72 sayı

Detaylı

limit sizsiniz KENDİ KANATLARIYLA UÇMA DERSLERİ

limit sizsiniz KENDİ KANATLARIYLA UÇMA DERSLERİ limit sizsiniz KENDİ KANATLARIYLA UÇMA DERSLERİ MÜMİN SEKMAN, Kişisel gelişim ve sosyal başarı türünde kitapların yazarıdır. "Başarılı olmak öğrenilebilir" düşüncesini savunan yazarın kitapları: 1. Ya

Detaylı

Filantropi Seminerleri. "Başrolde Ödüllü Kadınlar Var"

Filantropi Seminerleri. Başrolde Ödüllü Kadınlar Var Filantropi Seminerleri "Başrolde Ödüllü Kadınlar Var" Seminer Deşifresi 11 Aralık 2014 Sabancı Center, Hacı Ömer Konferans Salonu İstanbul Konuşmacılar: Sheryl WuDunn, Pulitzer Ödüllü Gazeteci, Half The

Detaylı

TELEVİZYONA DÜŞEN ÇOCUK GİP

TELEVİZYONA DÜŞEN ÇOCUK GİP Resimleyen: Sedat Girgin 1970 ANDERSEN ÖDÜLÜ Gianni Rodari TELEVİZYONA DÜŞEN ÇOCUK GİP ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI Roman Çeviren: Eren Cendey 9. basım Gianni Rodari TELEVİZYONA DÜŞEN ÇOCUK GİP Çeviren: Eren

Detaylı

SAİT FAİK ABASIYANIK Alemdağ'da Var Bir Yılan

SAİT FAİK ABASIYANIK Alemdağ'da Var Bir Yılan SAİT FAİK ABASIYANIK Alemdağ'da Var Bir Yılan ÖYKÜ OCRip: Kitaplık Düzelti: Kitaplık Yayın: Kitaplık Ağustos, 2005 admin.kitaplik@gmail.com http://kitaplik.wordpress.com http://kitaplik.madpage.com Yayınevi

Detaylı

Birinci Bölüm ĐKĐ ÖLÜ KIZ Olay 1932'de, eyalet cezaevi hâlâcold Mountain'daykenoldu. Elektrikli sandalye de oradaydı tabii.

Birinci Bölüm ĐKĐ ÖLÜ KIZ Olay 1932'de, eyalet cezaevi hâlâcold Mountain'daykenoldu. Elektrikli sandalye de oradaydı tabii. Birinci Bölüm ĐKĐ ÖLÜ KIZ Olay 1932'de, eyalet cezaevi hâlâcold Mountain'daykenoldu. Elektrikli sandalye de oradaydı tabii. Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı. Đnsanların korktukları ama kaçamadıkları

Detaylı

önce, önce, sonra, daha sonra, sonunda, en sonunda ifadelerinden uygun olanlarını kullanmalıyız.

önce, önce, sonra, daha sonra, sonunda, en sonunda ifadelerinden uygun olanlarını kullanmalıyız. OLAYLARIN OLUŞ SIRASI Bir olayı karışık anlattığımızda doğru anlaşılmayabilir. Bu yüzden anlattıklarımızda belli bir sıralama olmalıdır. Olayları oluş sırasına göre anlatırken ilk önce, önce, sonra, daha

Detaylı

Cengiz Aytmatov _ Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek

Cengiz Aytmatov _ Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek Cengiz Aytmatov _ Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek Yüz Yüze/ 31 Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek / 91 Takdim Cengiz Aytmatov: Çok yönlü bir kişilik, özgün bir yazar. 1928 yılında Kırgızistan'da doğmuştur.

Detaylı

BALTAYI BİLEMEK. "Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak." Abraham LINCOLN

BALTAYI BİLEMEK. Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak. Abraham LINCOLN BALTAYI BİLEMEK "Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak." Abraham LINCOLN Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş,

Detaylı

Gabriel Garcia Marquez _ ALBAYA MEKTUP YAZAN KİMSE YOK

Gabriel Garcia Marquez _ ALBAYA MEKTUP YAZAN KİMSE YOK Gabriel Garcia Marquez _ ALBAYA MEKTUP YAZAN KİMSE YOK Albay kahve tenekesinin tepesini kaldırdı ve yalnızca bir küçük kaşık kahve kalmış olduğunu gördü. Kabı ateşten indirip suyun yarısını toprak zemine

Detaylı

İFADE ÇEŞİTLERİ 1. DESTEKLEYİCİ VE AÇIKLAYICI İFADELER. Dengeli beslenmek yani her çeşit yiyecekten yeterince yemek sağlığımız için önemlidir.

İFADE ÇEŞİTLERİ 1. DESTEKLEYİCİ VE AÇIKLAYICI İFADELER. Dengeli beslenmek yani her çeşit yiyecekten yeterince yemek sağlığımız için önemlidir. İFADE ÇEŞİTLERİ 1. DESTEKLEYİCİ VE AÇLAYICI İFADELER Dengeli beslenmek yani her çeşit yiyecekten yeterince yemek sağlığımız için önemlidir. Ben hiç yemek ayırt etmem. Açıkçası her yemeği severek yerim.

Detaylı

Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği MILAN KUNDERA Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ÖNSÖZ 1950 sonrasının Doğu Avrupa romanını ilkin "sosyalist gerçekçi" eserlerden tanımıştık. Formüllere göre

Detaylı

Charles Dickens - Büyük Umutlar

Charles Dickens - Büyük Umutlar Charles Dickens - Babamın soyadı Pirripti, benim adım da Phillip olduğundan çocukluğumda bu iki adı bir türlü bir arada söyleyemezdim. Sedece "Pip" diyebiliyordum. Böylece adım "Pip" olarak kalmış. Herkös

Detaylı

BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR

BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR _ 1 BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR Doğan Kitap _ 2 "Hani ıssız bir yoldan geçerken Hani bir korku duyar da insan Hani bir şarkı söyler içinden, İşte öyle bir şey." Çiğdem Talu, 1976 _ 3 Babamın anısına... _

Detaylı

vatan Bu toprakları Yurdun dört bir yanından Mehmetçik çocukları Kültür Gezisi nde buluştu. Mehmetçik Vakfı tanıtım reklamında şehit kızı

vatan Bu toprakları Yurdun dört bir yanından Mehmetçik çocukları Kültür Gezisi nde buluştu. Mehmetçik Vakfı tanıtım reklamında şehit kızı ISSN: 2146-037X YIL: 15 SAYI: 31 EYLÜL 2014 vatan Bu toprakları yapan kahraman atalarının izinde Yurdun dört bir yanından Mehmetçik çocukları Kültür Gezisi nde buluştu. Bu toprakları vatan yapan kahraman

Detaylı

Hazırlayanlardan. Sevgili Öğrenciler, BAŞARILAR,

Hazırlayanlardan. Sevgili Öğrenciler, BAŞARILAR, Sevgili Öğrenciler, Bu yıl okula başladınız. Tüm öğretmenlerinizin, anne, babanızın ve bizim bir dileğimiz var: Kısa sürede okumayı ve yazmayı öğrenmeniz, okuduğunu anlayan, düşünen, düşündüğünü doğru

Detaylı

İçimde bir şeyler var hâlâ

İçimde bir şeyler var hâlâ Sen şimdi git Sonra konuşuruz derdin hep Denizin bundan haberi olsa Seni, büyük dalgasıyla çarpardı Güneş seni yakar, rüzgâr dondururdu Ben onlara hiçbir şey söylemedim En iyi gitmeyi öğrendim İçimde bir

Detaylı