1. K İ T A P (eve dönüş)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "1. K İ T A P (eve dönüş)"

Transkript

1

2 2

3 1. K İ T A P (eve dönüş) 3

4 4

5 1.BÖLÜM - LEYD (ışk) düşler aydınlıklardir!... D.S.Sakinleri 5

6 6

7 Zalmaaaaaaa! Zalma zehuk, zeban zehuk! Zehuk!.. Men zekir, men zerka, men zerd, men.. men zeyrek!.. Mena leyd! Mena leyde, men leyden, mena likor leydish! Leydish araknen, ene, ente Allah! Zalma zehuk nice. Nice zehuk, nice zahir, enne zamir.. Men leyd, men zekir, men.. men zail! Mena ziyan, leyde zalma, leyde Haksâr, leydâ zamir. İmya leyde hikayen... 7

8 Hz. İbrahim in ateşini arıyordum. Uzaktan bir yerden atmışlar peygamberi, düşmüş ateşin içine; ben ateşi arıyordum. Birkaç yüz kedinin ömrünü çaldım haybeden, haybeden aradım, bulamadım. Meğer göl olmuş ateş, meğer su olmuş... Dönemiyorum, adımlarıma toplamışım keçi yollarını, postallarım çamur bağlamış, ağ bağlamış; önümde sıra tepeler, ardım yok olmuş, ardılım yok olmuş. Ben talebe olmuşum uyduruk bir tanrıya; adına Zerka demişim. Zerka gökmüş, Zerka denizmiş, ben talebe olmuşum Balıkçı Mihail in ruhbanlığına. Ruhbanlığı mavi imiş Zerka nın, Zerka nın adıymış Mihail, ve Mihail balıkçıymış... Yırtık berber koltuklarında yitmiş umudum, omuzlarım berber koltuklarında çökmüş benim. Usturayı alnımın çatısına vurmuş Ahmet Abi. Çığlık atamamışım, susmuşum. Öyle ki, duymaz olmuşum Zeyrek Yokuşu ndan Unkapanı Köprüsü ne dökülen feryatları. Galata yı yinelemişler, ben duymaz olmuşum köprünün yıkılışını; Haliç i temizlemişler, ben duymaz olmuşum Malva nın şarkısını; toz kaldırmışlar, duman üflemişler, ben duymaz olmuşum Hubbâz ın ayak seslerini; kesmişler kulaklarımı, ben duyamaz olmuşum Gümeci Bacı nın masallarını... Dönmek ne, bakamaz bile olmuşum keçi yollarıma. Yol yapıp yol toplamışım postallarımda. Duyamaz olmuşum, susmuşum. Ve bir cıgara yakmışım bekleme salonlarında, tren istasyonlarında, hava limanlarında, terminallerde, duraklarda, evimde... evim.. Evim benim okulum. 8

9 *** Koşar adım girdim kantine. Kalabalığın arasında insanlara çarpa çarpa ilerledim. Kimseyi görmüyor, duymuyordum. Köşede masam beni bekliyordu. Oturdum. Suratım yanıyordu sanki, bağırmak istedim, avazım çıktığı kadar bağırmak! Belli belirsiz titreyerek kareli metot defterden bir sayfa yırttım. Belli belirsiz filan değil, basbayağı titriyordum. Coşkudan ve biraz da korkudan aslında- gebermek üzereydim! Ağlayarak yazmaya başladım; kimse bana bakmıyordu, değil mi?!.. DAZLAK VE KULAKSIZ Rüzgar gibi koşuyordu at. İleride, ufka yakın bir yerde sıralanan dağlara dikmişti gözlerini. Sırtı çıplak, nalları çıplaktı. Kendini kamçılıyordu; daha hızlı, daha hızlı koşmak!... Taş zeminli bir meydandı. Boştu. Etraf dağlarla çevriliydi. Birileri dans ediyordu boşlukta. Dazlak kafalı, kulaksız yaratıklar. Hepsinin gözleri yeşil, hepsinin boyu uzundu. Dönüyorlardı durmadan. Ayakları yere değmiyordu. Başıboş bir melodi damlıyordu meydanın 9

10 üstünde. Takunya sesleri parçalıyordu melodiyi melodilere. Bir kişneme sesi duydum. O gelmişti: At. Başörtülü bir kadın ağlıyordu evinde. Kocası onu terk etmiş ve çocuklarını da elinden almıştı. Hasretle yanıyordu yüreği kadının. Beş yıl geçmişti evlat acısıyla. Kolay mıydı, öz be öz çocuklarından ayrı düşmüştü. Ağlıyordu buna hakkı olduğunu bilerek -ya da bilmeyerek. Bir çocuk, yeğeni, geldi ve usulca sokuldu yanına. Neden ağlıyorsun teyze? dedi. Kadın elinin tersiyle gözyaşlarını sildi. Yok, ağlamıyorum canım dedi. Çocuk sırtını duvara yaslayıp sustu. Kadının hıçkırıkları geçti. Ne olacak bu kadının hâli? Öldüler gözüyle baksın, hepsi öldü saysın. Ama yok, ille de dert çekecek ve çektirecek de tabi dedi kadının ablası ve çocuğun annesi. Çocuk birden ağlamaya başladı. Teyzesi elini çocuğun başına koyup okşadı. Ağlama yavrum, yok bi şey. Ama çocuk durmadan ağlıyordu. Nefesi yettiği kadar devam etti ağlamaya. Sonra sustu. Sonra sustu... Başımı kaldırıp semâya titrettim ellerimi. Küçük bir kasılma oldu karnımda. Kasıklarımdan aşağı süzülen bir damlayla irkildim. Erkekliğim akıyordu bacaklarımdan. Düşünüyordum: Ya ben n olucam!. Tekmeliyordu 10

11 bebek, hissedebiliyordum. Oradaydı, kasıklarımda, ve küçük ayak darbeleriyle anlatmaya çalışıyordu varlığını. Hep hüzünlüydüm ben zaten, hep ağlardım. Teyzem de ağlıyor artık. Evlat acısı onunkisi. Ya benimki? Ben... At gelmişti. Meydanın siyah kenarında, ayakta duruyordu. Ayaktaydı at, düşünsenize bir: atın ayakta olması!.. Dazlak ve kulaksız yaratıklar gibi dönüyordum ben de şimdi. Teyzeme ağlıyordum ve durmadan, durmamacasına dönüyordum. Yer betondu, gökse yeşil. Hatta.. hatta kahverengi! Elimi başımın üstüne koydum. Oturdum ve diktim kafama şişeyi. Buz gibi soğuk su. Yer beton, gök yeşil. Durdum. Onlar da durdular. At yürümeye başladı. Teyzem atın sırtındaydı. Burnuma bir yanık kokusu geldi. Ocağın altı açık mı bırakılmıştı? At şaha kalktı aniden. Teyzem yere düştü. Bir damla daha süzüldü bacağımdan ayak bileğime doğru. Bir tane daha. Erkekliğim ağlıyordu. Doğurmak üzereydim. Ben ve dörtnala koşan, uzaklaşan bir at. Dönmeye başladılar gene. Ben duruyordum hâlâ. Erkekliğim hıçkırıyordu bacaklarımda. Kastım karnımı. Sonra bacaklarımı. Yere yığıldım boş bir çuval gibi. Bacaklarım.. kasılıyordum. Terden sırılsıklam olmuştu beyaz, tek cepli gömleğim. Pantolonumu çıkardım zorlanarak. Kasıklarımda bir yanma duydum. Sağ elimi titretiyordum galiba. Ve nihayet düştü erkekliğim önüme. Yerde boylu boyunca 11

12 uzanıyordum. Bir çocuk ağlaması duyuyordum. Başımı kaldırdım ve bacaklarıma baktım: kanlanmıştılar. Dazlak kafalı ve kulaksız bir bebek debeleniyordu bacaklarımın arasında. Elimi uzattım ve kucağıma aldım. Yeşildi o da diğerleri gibi. Teyzem!.. Ölmüştü galiba. *** Sonra biraz düzenledim tabi, fakat heyecanım geçmemişti. (İlacın etkisini de yadsıyor değilim. Ama sadece o değil, olamaz. Çünkü akineton almıştım sabahleyin, öğleden evvel titreme olması mümkün değildi. Hem nörofren de kullanmıyordum artık, E. Hanım bünyemin zayıf olduğunu, daha hafif bir ilaç vereceğini söylemişti. Adı neydi hatırlamıyorum, ama gerçekten daha hafifti.) O gün ne işim vardı, kimi beklemem gerekiyordu o masada, umurumda değildi, alelacele toparlanıp kalktım. Önce fakülteden, hemen sonra okuldan çıkıp otobüs durağına vardım. İlk otobüse binip kayboldum. Ben... kaybolmaya bayılıyordum! Eve geldim sonunda. Kimse yoktu. Hemen odama girip kapıyı kilitledim. (Kimse yokken kapıyı kilitlemek heyecan vericidir, bilirim ama bundan değil, el 12

13 alışkanlığından kilitledim.) Büyük zarfı indirdim raftan. Yatağa oturup bağdaş kurdum. Resimleri çıkardım. Yastığın üzerine yaydım. Teker teker elime alıp uzun uzun baktım. Ağlamadım! Tuvalete ağlamak için gitmiştim ama, kabul ediyorum, yine de sebep resimler ve resimlerdeki kız değildi. Kantinde tek başıma oturuyordum, tedirgindim, içimde bir yerlerde tuhaf şeyler oluyordu; ilaçtandı, biliyorum, engelleyemiyordum. Titremeye başlayınca korktum, bana bakan yoktu ama çok kalabalıktı, ya varsa diye telaşlanmıştım, kastım kendimi, ayaklarımı ölesiye bastırıyordum betona, dişlerimi sıkıyordum, ama yetmiyordu, bağırmamak için ağlamalıydım, orada olmazdı, tuvalete koştum. Kapıyı kapatır kapatmaz kendimi karşıdaki fayanslara vurdum. Sonra durup dinledim; gürültüyü duyan olmuş muydu? Ses gelmeyince bıraktım kendimi, sarsılarak ağladım. Yere çömeldim sırtımı duvara sürterek. Beş on dakika sürdü, her zamankinden biraz daha fazla... Kapıyı sessizce açtım. Biri vardı pisuara işeyen, başımı öte yana çevirerek geçtim hemen, lavaboya yumulup yüzümü yıkadım. Aynaya bakmadım. Tam merdivenleri iniyordum ki ikinci basamakta duruverdim. Bu gayrı ihtiyarî olmuştu, öylece 13

14 kalakaldım. Sonra sesler geldi, sanki şadırvandan çıkan ihtiyar adam cami kapısına yürüyordu: takunya sesleri... Merdivenler yok oldu, duvarlar ve sütunlar, hepsi yok oldular. Önce kum sandım, çöl sandım, ama değil, hemen fark ettim betonu. Zaten uzun sürmedi, yeni, başka duvarlar yükseldiler; ve sonunda nal seslerini de duydum... Korkarak bakındım etrafıma; başımı çevirdiğimi hissettim. Bir basamak daha inmiştim, yere baktım, basamakların hepsini inmişim. Başımı kaldırdığımda ne duvarlar vardı ne de yer... Sadece su. Bir sürüydüler, yüzlerce, belki binlerce! Uzun boyluydular... Birine baktım, bakabildim, vücuduna yani, kaslıydı... kaslıydı işte... Bacak arasına bakınca, birden büyüdü görüntü, yani resim, yani yaklaştım, o yaklaştı, düzlüğü gördüm, düzdü, bacak arası yani, girinti ya da çıkıntı yoktu, kadın ya da erkek değildi... Hep dönüyorlardı. Hiçbir yerleri sarkmıyordu, kolları yana açılmıştı, durmadan dönüyorlardı... Müthişti! Sanki dünyanın en güzel şarkısı çalıyordu, ve o kadar güzel dans ediyorlardı ki!.. Telaşla göz kırptığımı da anımsıyorum, sonra kayboldular. Orada bekledim biraz, sonra..? Bilmiyorum... Dış kapı açıldı, birileri geldi! Resimleri toplamalıyım. 14

15 PUSLU KITALAR ATLASI NA DİPNOT Sırtımı duvara yaslamıştım. Kanepenin ortasında dizlerimi başıma çekmiş oturuyordum. Pijamamın dizleri o kadar ıslanmıştı ki gözlerimi silemiyordum artık. Hiçbir yere vurmuyordu gölgem. Hiçbir yansıma yoktu duvarlarda. Bana sorulursa duvar falan da yoktu aslında. Karşıdaki büyük masanın üstünde açık bir kitap vardı: Puslu Kıtalar Atlası. Efendinin biri vermişti okumam için. Efendilerime her zaman sadık olmuşumdur. Hiç kölem olmadı... Dışarısı aydınlıktı aslında ama ben geceyi yaşıyordum. İki tane yuttum. Beklemeye devam ettim. İlk kim gelecekti, merak ediyordum. Dışarısı karardı. Gece oldu. Demin de geceydi ama sürekli şimşek çaktığı için aydınlanıyordu içerisi. Pencerenin açık olması gerekiyordu. Gözlerimi kapatıp pencereyi açtım. Kapı kapalıydı; kilitliydi de galiba. Perde havalandı biraz. Şimşek çaktı yine. Hâlâ havlamıyordu köpekler. Oysa ben her yerimde hissediyordum depremi. Perde aralandı biraz, ya da perdeyi ben araladım. Dışarıya bakmak istedim ama hâlâ kanepede oturuyordum. Kulak kabarttım... Geliyorlardı! Elim hafif hafif titriyordu çünkü. Bir şimşek daha çaktı. Artarda gürlüyordu gök. Avizenin mercekleri sallandı. Uçak geçince de sallanırlardı. Uçak mı geçiyordu yine? Perde aralandı; bu sefer ben değildim. İçeri girdi bir tanesi. Sessizce 15

16 karşıdaki kanepeye çıktı ve oturdu. Biri daha girdi. Beş oldu sayıları. Onlara bakıyordum. Dördü yan yana kanepeye oturdu. Diğeri ayakta kalmıştı. Bir süre gezindi odanın içinde. Kütüphaneye, kitaplara baktı. Masanın üzerindeki açık kitabın sayfalarını karıştırdı. Okuyordu galiba. Çok erkekti, erkeksiydi tavırları. Oysa cinsiyetsiz olduklarından emindim ben. Sırtına bakıyordum. Kaslı kalçalarına... Bacaklarımı uzattım. Sürünerek kanepenin kenarına geldim. Kararsız bir hareketle ayağa kalktım. Döndü ve bana baktı. Gözleri!.. Aman tanrım! gözleri çok güzeldi. Kitabı eline almıştı. Bunu mu okuyorsun? dedi. Sesi ürkütücüydü, sanki yankı yapıyordu. Evet dedim. Gülümsedi. Dişleri vardı, bembeyaz dişleri. Sarılmak, öpmek istedim! Ama korkuyordum. Kitabı kanepede oturanlardan birine verdi. Biraz baktıktan, sayfalarını karıştırdıktan sonra o da yanındakine verdi ve böylece hepsi kitaba baktılar. Otur dedi ayaktaki. Oturdum. Yanıma oturmasını bekledim. Ona dokunmak istiyordum. Kenara kayıp ona yer göstermeye çalıştım. Oturmadı. Demir dolaba dayandı. Ayakta duruyordu. Hareketsizdi. Başımı kanepede oturanlara çevirdim. Pencereye en yakın olanı hâlâ elindeki kitaba bakıyordu. Çıplak tenlerine takılıyordu gözlerim. Utanmama rağmen bacak aralarına bakmaya çalışıyordum. En soldaki konuştu. Ne dediğini anlamadım. Anlamadığımı söylemek istedim ama tam olarak kestiremediğim bir şey buna engel oldu. 16

17 Kontrol kimdeydi? Büyülü bir dünyadan sıyrılarak çıktığımı hissediyordum. Ben çağırmıştım onları. Ben çağırmadan da gelebilirler miydi? Konuşmalıydım onlarla. Sorular sormalıydım. Onların efendisi olduğumu anlatmalıydım, kabul ettirmeliydim. Az önce anlamadığım bir dilde konuşan ayağa kalktı. Bana doğru bir adım attı. Geri çekildim. Duvara yaslandım. Duvar çok yumuşaktı. Elini uzattı. Gözlerimi kapattım. Göz kapaklarım acıyıncaya kadar sıktım gözlerimi. Dans etmek ister misin? Ses.. sesini tanıdım! Gözlerimi açtım. Şey.. bilmem diyebildim sadece. Yanıma oturdu. Henüz tanışmamış olmamıza rağmen çok samimi davranıyordu. Neden hiç konuşmadığımı sordu. Böyle bir köşeye çekilerek eğlenemeyeceğimi söyledi. Haklı olduğunu, fakat burada pek kimseyi tanımadığımı, bu yüzden biraz sıkıldığımı anlattım. Aslında hiç de sıkılmıyordum. Sadece yabancısı olduğum her ortamda yaptığım gibi susuyordum. Dans etmek istemediğinden emin misin? diyerek tekrar sordu, beni köşeye sıkıştırmıştı. Cevabımı beklemeden kalktı ve müzik setinin yanına gitti. Kasetleri karıştırıyordu. Bense kalp atışlarımın o geri gelene kadar yavaşlaması için dualar etmeye başlamıştım. Aradığı kaseti bulmuştu: Wonderful Life. Yanıma geldi. Dans müziğini duyan 17

18 herkes salona gelmeye başlamıştı. Elini uzattı. Kalbim durmuştu galiba. Çünkü hiçbir şey duymuyordum artık. Ben de elimi uzatarak ayağa kalktım. Aralıksız bir buçuk saat dansettik. İlk yarım saat boyunca heyecanım hiç dinmedi. Fakat daha önce hiç tanımadığım bir kokunun etkisi altına girmeye başladım. Tek kelime bile konuşmadığımızı da fark edince oradaki olayın dans etmekten çok öte bir şey olduğunu anlamam uzun sürmedi. Oturduğumuzda neler konuşacağımızdan emin değildim. Onu etkileyebilecek bir özelliğim olmadığını düşünüyordum. Olaylar düşündüğümün aksine gelişti. Dans bittikten sonra tek kelime bile konuşmadık. Akşam ayrılık saati geldiğinde hayatımın artık benim kontrolümden çıkmaya başladığına hükmettiğim o ânı yaşamaya başlamıştım. İnsanlar ev sahibine doğum günü hediyelerini vermek için arka odaya gitmişlerdi. Ben o gece orada kalacağım için hediye curcunasına katılmayıp balkona çıkmıştım. Yanıma geldi. Ben hâlâ aynı şaşkınlık içindeydim. Gidiyor musunuz? dedim içerdekileri de kastederek. Cevap vermedi. Birden sarıldı ve öpmeye başladı. İlk defa biri beni öpüyordu. Bıraktığında herhâlde yere düşerim diye düşündüm. Yere düşmedim belki ama bir şeylerin artık asla düzelmeyecek şekilde yerinden oynadığını fark ettim. Saçımda dolaşan bir el vardı. Kanepenin üzeri boşalmıştı. Elin sahibine baktım. Nereye gittiklerini 18

19 sordum. Geldikleri yere dedi belli belirsiz bir gülümsemeyle. Kenara kaymamı istedi. Kanepenin ucuna kadar gittim. O da öteki ucuna, bağdaş kurarak oturdu. Bacak arasını rahatlıkla görebiliyordum: Dümdüzdü!.. Hiçbir girinti veya çıkıntı yoktu. Çok doğalmış gibi geldi o an. Kutsal bir masumiyetin işareti, diye geçirdim içimden. Dizlerimi çeneme çekip sırtımı küçük pembe vitrinin yan tarafına dayadım. Onu seviyor muydun, dedi. Hâlâ bilmiyorum. Ama çok özlüyorum. Şimdi nerede? Bilmem... Ne fark eder ki? Kendine doğru söylediğinden emin misin? Ya ona karşı duydukların başka erkeklerin başka kadınlara duyduğu şeyin aynıysa, ya senin uydurduğun yalnızlık unutulmuş bir çocuk oyunu bile değilse. Elindekileri bu kadar hoyratça savurman ne kadar doğru sence? Bu benim sorunum. Sonuçta elimdekileri kimse vermedi bana. Savurup savurmamak da bana kalmış, öyle değil mi? Ama seni benzerlerinden ayırdedebilen biri var orada. Nerede? Hadi, cevap ver buna, nerede? Bu kadar küs müsün kendine. Kiminle savaşıyorsun? Ben sadece bir düşüm, senin uydurduğun herhangi bir düş. Benimle savaşmamalısın. 19

20 Kimseyle savaşmıyorum ben! Sen söyle bakalım, beni benzerlerimden ayırdedebilen biri var, dedin. Nerede o? Hiç konuşmadın sen onunla, hiç görmedin... Söyle o zaman, kasıklarındaki yanmayı nasıl açıklıyorsun? Ahmak! Hepiniz ahmaksınız! Onlar zavallı öykülerdi. Senin geldiğin yerden gelen zavallı ımızganmalar. Onlara inanıyorsun, çünkü bu işine geliyor. Böylece beni fazla zorlanmadan tanımlayabilir, artık başka imgeler ararsınız. Sizin kurallarınızı çok iyi biliyorum ben. Cevap vermedi. Yaklaştı. Elleriyle dizlerime, pijamamın ıslak dizlerine dokundu. Çıkarmaya çalıştı. Engel olmadım. Bacaklarım çıplaktı şimdi. Üstümdekini de çıkarmamı bekliyordu. Çıkardım. Bir tek şortla kalmıştım. Tekrar kanepenin ucuna çekildi. Benden utanır mısın? dedi. Sustum. İnsan kendi düşünden utanır mıydı? Evet dedim. Gülümsedi. Gene dişlerini gördüm. (Hayır, düşünden utanmak, kendinden utanmak demek değildir!) Utanmamalısın, dedi. Cevap vermedim. Az evvel konuşulanları hatırlamaya çalıştım. Nerede? soruma yanıt alamamıştım. Çıkarmamı istedi. Bunun neden gerekli olduğunu sordum. Düşüne sadık kalmalısın dedi. Neden böyle bir zorunluluğum olsundu ki, düşüme hâkim değil miydim? Çıkar dedi. Ben hâlâ kararsızdım. Yanıma geldi ve çıplak vücuduma sarıldı. Boynumda dudaklarını hissettim. Elini 20

21 sırtımdan aşağı indirdi ve şortumu yavaşça çıkarmaya başladı. Anlatılmaz bir utanma duygusuyla ürperdim fakat karşı koyamadım. Olduğum yerde çakılıp kalmıştım. Geri çekilip bana uzaktan bakacaktı. Bundan çok korkuyordum. Şortum yerde, ayaklarımın üstündeydi. Ve geri çekildi! Söylediğim gibi: Düşünden utanmamalısın. Tamam, kapatalım bu konuyu. Gidecekti. Bunu mide ağrısından anlamıştım. Ben de onun gibi bağdaş kurdum. Kaçamak gözlerle ona bakıyordum. Çok farklıydı, yani benden. Onun bacak arası düzdü. Benimse utanç verici bir fazlalığım vardı. (Evet, o masumdu ama ben...) Onun kulakları yoktu ve dazlaktı. O sessizliğin içinde dans ederdi. O dans ettiği zaman hiçbir yaprak kımıldamazdı. Elleri olmayan bütün yaratıklar onu alkışlardı. O benim düşümdü. Bana aitti. Bir şeye sahip olduğumu hissettiriyordu hep. Onunla beraberken var olma ihtiyacı duymuyordum. Neden insanlar buna saygı göstermiyorlardı, neden herkes kurallara uymalıydı? Kimseye hükmetmedim ben, hiç kölem olmadı şimdiye kadar. (Biliyorum bunu daha önce söylediğimi) Ayağa kalktı. Ben de kalktım. Gidiyor musun? diye sordum. Sen öyle istedin ya dedi. Kanepeye yanaştı. Kanepenin üzerinde duran kitabı aldı eline. İlk sayfayı açıp benim duyabileceğim kadar yüksek sesle okudu: Dünya bir masaldır. 24 yerine 19 Haziran 1997, 21

22 Bengü. Tüylerim diken diken olmuştu. Ses çıkarmadan ürpermeye başladım. Kitabı kanepeye bıraktı. Pencereye yanaştı. Dur dedim titreyerek. Ben.. seninle gelmek istiyorum. Gel öyleyse, sana engel olan mı var? dedi bir ayağını pencerenin altına koyarken. Yanına gittim. Omzunun üzerinden elini uzattı. Arkası dönüktü. Sırtına çıkmamı istiyordu. Çıktım. Kollarımla boynunu sıkıca kavradım. Bacaklarımı da beline doladım. Ayağıyla destek alıp boşluğa sıçradı. İkimiz de geldiğimiz yere geri döndük. *** İşte böyle yazıyor, hikaye ediyorum her şeyi. Aslında ilk okuldan beri yapıyorum bunu ama şimdi farklı. Eskiden, yani ilk okula giderken, mahallenin çocukları hep beraber toplanırdık birinin evinde, ya da anneler gün yaptığı zamanlar. Gürültü olunca ev sahibi hanım bana hikaye anlatmamı öğütlerdi. Hadi, derdi, hikaye anlat da dinlesinler. Anlatırdım ben de, çünkü bayılırdım hikaye anlatmaya! Ama yalnız ben değil, çocuklar da severlerdi hikayelerimi, tabi anneler de memnundu çünkü bütün o 22

23 koşuşturma, curcuna sona erer, derin bir sükûnet kaplardı her yanı. Hepsini orada, o anda uydururdum. Nasıl yapardım bilmiyorum, hatta hikayelerden biri bile aklımda değil şimdi. Sadece o sükûnet... Ama işte, ancak biri zorlayınca anlatabilirdim. Yoksa... utanırdım bir kere... hem beğenilmeme korkusu da var. Ama, artık kimse beni zorlamıyor, ve yazmayı da öğrendim... Bir tek olumsuz yanı var bu işin, o da unutmayı imkansızlaştırması. Yani acıları... Başıma gelen bir felaketi, aslında o felaketle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şekilde yazıyorum, hikaye ediyorum; yani o anki ruh hâliyle ama bambaşka bir hikaye; ve daha sonra, söz konusu ruh hâlinden çıkmış olduğum bir dönemde yazılmış bu hikayeyle karşılaşıyorum arşivimde (aslında bazen özellikle karıştırıyorum). Eski tabiriyle tahattur ediyorum ister istemez. Kayıtlı olanın bireyin -ve kuşkusuz toplumun da- var oluşuna karşı gösterdiği hayasız tavrın bilincine vardığımdaysa, anlatılması (tasvir edilmesi) çok zor bir bulantı kaplıyor içimi. Mesela bu bulantıya karşı ayakta durabilmek için bir oyun olsun diye müstear isimle yayınlamaya karar verdim yazdıklarımı. Yayınlayamasam bile olsundu, ben böyle ciddi müstemlekelerle cebelleşemezdim. Bir isim vermem şarttı yazan ben e. Çocukluğumdan beri bir gün ünlü olduğumda kullanmak istediğim bir ad vardı, eniştemin daha sonra değiştirdiği adı. Onu aldım. Olanlar da ondan sonra oldu... 23

24 Ben i yazacaktım. Her amatör yazar gibi önce kendimi yazacaktım. (Sonradan öğrendim yazan insanların bütün yazın serüvenleri boyunca aslında sadece kendilerini yazdıklarını, değiştirerek de olsa.) Ama isim koyduğum adam benden hızlıydı, yani yazının, yaşamın ve benim kurgularımın, küçük hesaplarımın önüne geçmesi kısa sürdü. Yazılan/anlatılan adamın ben olmadığımı fark ettim, daha doğrusu bu konuda ciddi kuşkulara kapıldım. Fakat yazının hızına boyun eğdim. Serbest bıraktım yazarı, o da beni. Ben düş kurdum, o yazdı. Onun yazdıklarını okudum, başka düşler kurdum. Ve hayat da -inanması gerçekten çok güç amadevam etti. Sonunda korktuğum oldu, düşler ve gerçekler öylesine laçkalaştı ki kontrol diye bir şey kalmadı. Ve yazılan metinler toparlanmaya, hiç de ilgisi olmayan insanların eline geçmeye başladı. Hikaye anlatmanın bir tür sanat olduğunu da o zaman duydum. Hatta bu işten para kazanıldığını, tabi hemen arkasından da para kazanmak diye bir de ödevim bulunduğunu... Oysa düşler.. yani düşlerim... 24

25 DUVARLAR DAMLAMAYA DEVAM EDİYOR (kovamız kalmadı) Merdivenleri teker teker ama koşar adım çıkıyordum. Sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordum içimden: Allah ım, n olur ev boş olsun, n olur! (Annem gideceklerini söylemişti aslında..) Gitmiş olmalıydılar. Ayağım takıldı. Hay lanet!. Düşmedim. Üçüncü kattayım. Sağ elimle omzumdaki çantanın kulpunu tutuyorum. Kolum titriyor gibi. Dördüncü kattayım. Bir kapının önünde göze batacak kadar çok ayakkabı var. Durmadım. Beşinci kat. (Lanet olası asansörler neden çalışmıyor ki?!) Zili çaldım. Beklemeden anahtarımı çıkardım. (Evde olup olmadıklarını daha çabuk anlamak için zili çalmıştım galiba. Kötü haber tez duyulur ; bunun durumumla bir alakası var mıydı?) Kapıyı açtım, kimse yok gibiydi. Ayakkabılarımı içeri aldım; (Dışarıda bırakınca çalıyorlardı) kapıları açık portmantonun yanına koydum. (Çıkarken acele etmişlerdi) Uzun koridoru hızla yürüdüm. Yarı yolda durdum. Çantamı yere bırakıp geri döndüm. (Ne yapacaktım?) Mutfağa gittim. Buzdolabının kapısını açıp içeri göz attım. (Önce ocağın üstüne bakmalıydım.) Ocakta iki tencere vardı. İçlerine bakmadım. (Demek yemek vardı.) Odama gittim. (Yolda çantamı da almıştım) Kanepenin üzeri yine çok dağınıktı. Çantamı oraya bıraktım. (Yok.. attım) Ayakta duruyordum. (Ne 25

26 yapacaktım?) Ne yapacağımı bilemiyordum. Sandalyeye oturdum. (Ayakta duramazdım. Ayakta durmaktan çok çabuk yorulurdum) Aklıma ilk gelen haplardı. İki tane alırsam rahatlayacağımı düşünüyordum. Alışkanlık yapmasından da korkuyordum. Almamalıydım. Masanın üstü de çok dağınıktı. Dağınıklığı içimde de hissettim. Düşüncelerim, çok dağınıktılar. Hayır.. Hiçbir şey düşünmüyordum ki, nasıl dağınıklıktı bu? (Bomboş bir odanın dağınık olması çok saçmaydı çünkü.) Kalktım. Ayakta duruyordum. Yemek yemeliydim. Açtım çünkü. Mutfağa gittim. Yemekler sıcak olmalıydı. Tencerenin kapağını açınca haklı olduğumu anladım. (Taze fasulye ve makarna) Dolaptan porselen olmayan iki tabak çıkardım. (Porselen tabakları kırmaktan korkardım hep) Yemek yedim. Şişmiştim. Yemek yemeyi hiç beceremezdim. Çabuk çabuk yer ve sonunda hep böyle şişip kalırdım. Odama gittim. Biraz düzelir gibi olduğumu fark ettim. Sigara yaktım. (Bu çok normal bir şeydi. Sigara yakmak yani) Televizyonu açmayı düşündüm. Takılmaktan korktuğum için bunu yapmadım. (Takılsam ne olurdu sanki, yapacak başka bir şey varmış gibi!) Sandalyede oturuyor, sigaramı içiyordum. Başım dönmüştü. (Sadece kahvaltıdan sonraki sigarada dönerdi başım) Bunun sebebini anladım. Hap almalıydım. Yoksa... Saate baktım. Bir-iki saat sonra ev kalabalıklaşacaktı. Hâlimde bir gariplik olduğu mutlaka sezilirdi. (Özellikle annemin gözünden kaçmaz) Malum kitaba baktım. Masum masum 26

27 duruyordu. Diğerlerinden hiç farkı yoktu sanki. ( Drina Köprüsü kitabının içini oymuş ve gizli bir kasa yapmıştım. Bunu ilk yaptığımda oraya ne saklayabileceğimi çok düşünmüş ve en sonunda paralarımdan başka gizleyecek bir şeyim olmadığını anlayınca içimde bir burukluk duymuştum. Oysa şimdi ailemden gizleyecek çok şeyim vardı. Büyümüştüm bir kere. Bir ara sigaralarımı saklamıştım. Artık sigara içtiğimi herkes biliyordu. Şimdiyse haplarım.) Kitabı raftan indirdim. Masanın üzerine koydum. (Annemi üzmekten korkuyordum. Yoksa bu kadar ihtiyatlı davranmazdım. Yani en azından buraya saklamazdım onları) Sigarayı küllüğe bıraktım. Arkama yaslanıp duvardaki resimlerime baktım bir süre. Hayır.. şimdi yapmamalıydım. Şimdi iyiydim. Yemek yedikten sonra sakinleşmiştim. Belki sonra, yine kötü olursam.. Mutfağa gittim yine. Balkona çıktım. Aşağıda, parkta çocuklar vardı. Küçük bir kız salıncakta sallanıyordu. Başkası -galiba erkekti o- onu sallar gibi yapıyordu. Tıpkı filmlerdeki gibi diye geçirdim içimden. Canım sigara istedi. Sigaramı bitirmemiştim ama. Eyvah! Koşarak odama gittim. Allah tan korktuğum başıma gelmemişti. Sigarayı söndürdüm ve küllüğün içine attım. Paketten yeni bir tane alıp yaktım. Balkona gitmekten vazgeçtim. Birkaç adım yürüdüm odanın içinde. Sonra uzanmak istedim. Kanepenin dağınıklığına baktım. Berbattı! Elimle ittirdim. Uzanacak kadar yer açmam imkansızdı. Yere atmayı düşündüm her 27

28 şeyi. Gene bulanıklaştı aklım. Bir şey yapacaktım ben, ama ne? Sandalyeye oturdum. (Ayakta durmaktan çabuk yorulurdum. Ama bunu daha önce düşünmüştüm, hem de defalarca) Sigarayı küllüğe bıraktım. Bunu daha önce de yaptığımı fark ettim. Gene orada unutacağımdan korktum. Uykum yoktu. Sıkıntılıydım. (Ne yapacaktım ben?) Okulda olanları düşünmeye başladım. O kızla göz göze gelmiştik. Çok heyecanlanmıştım. Öyle güzel bakıyordu ki! (Adı.. adının ne önemi var ki!) Evet... tabi ya! Ne yapacağımı hatırladım. O kızla ilgili hayaller kuracaktım. (Ya da bir tek hayal. Biraz uzunca belki) Kalkıp oturma odasına gitmeye karar verdim. (Uzanarak hayal kurmaktan hoşlanırdım) Kahverengi kanepeye uzandım. Müzik? Yok, istemez. Şimdii... Okulda, kantindeyim. Köşedeki masada oturuyorum. Yalnızım. Yok yanımda Tuncay var. (Tuncay.. çekingen biridir o da benim gibi. Bir kız arkadaşı var, dışarıdan, okulun dışından yani. Hep onunla beraberdir. Hiç anlatmaz. Ben de sormam zaten) Konuşuyoruz. Konu ne? Dersler? Hayır, felsefe. Sıkıyorum onu. Karşı ki masada oturuyor Leyla. (Adını söyledim. Olsun, ne çıkar bundan) Çok güzel. Bakmak bile yetiyor. Ama bu bir düş, daha fazlası da olabilir. Tuncay ben kalkıyorum diyor. Ses etmiyorum. Gidiyor. Bekliyorum. Arada bir kaçamak gözlerle ona bakıyorum. Bir kaç defa göz göze geliyoruz. O da benden hoşlanıyor. Yoksa niye baksın ki? Çakmakla 28

29 oynamaya başlıyorum. (Bir şeyler yapıyor olmam gerek) Biri geliyor masaya. Başımı kaldırıp bakmaya korkuyorum. O!.. Oturabilir miyim? diyor. Elbette diyorum. Kalp atışlarım hızlanıyor. Az önce Tuncay ın oturduğu sandalyeye oturuyor. Yüzüne bakamıyorum. Utanıyorum. O bakıyor. Neredeyse tüketecek beni. Başımı kaldırıyorum. Ona, gözlerine bakıyorum. Kalbim yerinden fırlamak üzere. (Banyo yıkılıyor!) Banyo!.. Uzandığım yerde banyo diye mırıldandım. Kafam karıştı. Ne banyosu bu? Dün annem göstermişti. Banyonun fayansları dışarı çıkmıştı. Birden yere dökülecekmiş gibiydiler. Kalkıp banyoya gittim. Hâlâ aynı durumdaydı fayanslar. Küvetin üst tarafında uzunca bir çatlak vardı. Kapının arkasındaysa üç sıra dışarı fırlamıştı. Tırnağımla fayansları tıklattım. Arkasının boş olduğunu anladım. Öyle sesler çıkıyordu çünkü. Korkutucuydu. Birden çökebilirdi banyo. Ve ardından bütün ev, hatta bütün bina. Oturma odasına gittim. (Babamlar ilgilenirdi) Kanepeye uzandım tekrar. (Nerede kalmıştım) Hah, kalbim yerinden fırlamak üzereydi. Masada oturuyorduk. (Sıkıldım) Neden bu kadar hayalperestim ben? Kendime anlattığım bu hikayelerin hepsini ona, ya da başka birisine de anlatabilirim. Hayır, anlatamam. Çünkü ben korkak biriyim. Aslında.. Çekinirim bi kere. (Ben başka bir şey yapacaktım) Acıktım galiba. (Az önce yemiştim) Çok çabuk acıkıyorum. Ya da.. Bunun sebebini de biliyorum aslında. 29

30 Beş tane aldım. Bu çok iyi! Beş tanesi yetiyor. Kendimi ağırlaşmış hissediyorum. Parmaklarımı bile oynatmaya üşeniyorum. Ayağa kalkarsam düşme olasılığım büyük. Ayağa kalkmak ve bunu denemek istiyorum. (Düşeceğim) Ayağa kalkıyorum. (Düştüm galiba) Halının tüyleri çok kısa. Bir karınca var. Ama çok hızlı yürüyor. Ve de büyük. Siyah. Kanepenin altına girdi. Halının üzerindeyim. (Hiç özgür değilim!) Banyoya gitseydim keşke. Belki üzerime yıkılırdı. Ev başıma çökecek. Bütün binayı üstümde hissedeceğim. Başım çok ağır. (Başımı bıraktım) Yerdeyim. Öyleyse düştüm. Ama hiçbir yanım acımıyor. Mutlu muyum? Kimin umurunda! Telefon mu bu? Evet. Telefon çalıyor. Ne kadardır yerdeyim? Uyukladım mı acaba? Telefon masanın üstünde. (Açamam herhalde. Ama uyuduysam biraz kendime gelmişimdir) Hayır. Dördüncü çalışı. Başımı kaldırdım. Dördüncü çalışı da bitti. Doğruldum. Hayır, hiç uyumamışım. Kalkamıyorum çünkü. Belki de!.. Belki de ölmüşümdür! (Ölünce telefon çalar mı ki?) Beşinci çalışı da bitti. Altıncı çalışı!.. Çalmıyor galiba. Kendimi bıraktım. Başım yere çarptı. Canım yandı mı? (Hayır mı?) Uyumalıyım ama yerde olmaz. Kanepe... üstü dolu! Lanet!.. Uyuyorum galiba. (Bir gürültü!) Hayır, uyuyorum. Rüya bile görmeye başladım. Ya da hal... (Halü.. hali.. nasıl denir bu?) Banyo burası. Fayanslar fırlamış! Fayanslar! Yere dökülüyor. Annem 30

31 çok kızacak. Siyah, büyük karınca orada. Koşuyor sanki. Acelesi mi var? Niye telaşlı bu kadar? Depremden önce köpekler havlar, di mi? Karıncaya ne oluyor ki? Burası banyo.. mu? Kanepenin banyoda ne işi var? Fayanslar parçalanıyor. (Annem çok kızacak!) Okulu bitirebilecek miyim? Burası neresi? Leyla! Adı neydi? Nalan mı? Tuncay ın bir sevgilisi var. Uykuda düşünebiliyorum, ne güzel! Ama annem çok kızacak! Durdum... düşünmüyorum. Öldüm galiba... Yok, uyuyorum. Sızdım çünkü. Çok ayıp bu yaptığım, utanıyorum! (Neden ve kimden bilmiyorum ama utanıyorum...) Ürperdim! Gözlerimi açtım. Avizeye bakıyordum. Ya da avize orada duruyordu ve benim gözlerim açıktı. İçerden sesler geliyordu. Ayağa fırladım. İki ya da üç adım atmıştım henüz. Kapıya çarptım. Burnum çok acıyordu. Kapıya tutundum. Koridoru duvara yaslanarak geçiyordum. Banyonun kapısına geldim. (İçeri girmeliydim) Yavaşça yere indim. Emekleyerek banyoya girdim. Kapıyı kapatıp arkasına baktım. Fayanslar dışarı çıkmışlardı. Dün akşam annemin gösterdiği gibiydiler. (Peki demin ki sesler neydi?) Anladım. Uyumuştum ve rüyamda duymuştum o sesleri. Emekleyerek odama kadar gittim. Kanepeye tırmanıp dağınıklığın üzerine bıraktım kendimi. Tekrar uyudum. Rüyamda hiçbir şey görmedim. 31

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır.

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. (Şapkasını takar.) Nasıl oldu Mimiciğim? Ay çok hoş! (Saçlarına taktığı çiçekleri gösterir.) Ne

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca yayımlanan

Detaylı

İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni

İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni İşitme engelli öğrencilerimizin okuma-yazma ve anlama becerilerine

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse Gösterdim Gördü anlamına gelmez Söyledim Duydu anlamına gelmez Duydu Doğru anladı anlamına gelmez Anladı Hak verdi anlamına gelmez Hak verdi İnandı anlamına gelmez İnandı Uyguladı anlamına gelmez Uyguladı

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

MEVLÜDE CAMCIOĞLU. Muhsin Adil Binal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi. Liseler Arası Yarışma Mansiyon Ödülü

MEVLÜDE CAMCIOĞLU. Muhsin Adil Binal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi. Liseler Arası Yarışma Mansiyon Ödülü MEVLÜDE CAMCIOĞLU Muhsin Adil Binal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Liseler Arası Yarışma Mansiyon Ödülü PEKİ YA ZAMBAKLAR Bu tarihe nasıl geldiğimi hâlâ bilmiyorum. Hangi ülkede kimlerle olduğumu ya

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz. Sesinizi

Detaylı

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ.

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ. OKUMAYA YENİ GEÇEN ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN KOLAYDAN AZ DA OLSA ZORA DOĞRU METİNLERİ ÇOK UZUN OLMAYAN BOL GÖRSELLİ AMA AZ SORULU BİR KİTAP HAZIRLADIM SİZLERE. SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 1 LİMONLU KEK Şule: Mutlu günler. Ahmet: Mutlu günler. Şule: Bugün nasılsın? Ahmet: Çok mutluyum. Şule: Bu harika bir haber. Eeee söyle bakalım, bugün hangi yemeği yapalım? Ahmet: Dur biraz düşüneyim Şule:

Detaylı

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır Berk Yaman Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR Evveel zaman içinde yaşayan iki âşık varmış. Kara sevdaları

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı.

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı. OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Dört Dakika İçin Bile Olsa Okuyabilmek Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya

Detaylı

5. SINIF TÜRKÇE NOKTALAMA İŞARETLERİ TESTİ

5. SINIF TÜRKÇE NOKTALAMA İŞARETLERİ TESTİ 1- Bir gün Nasreddin Hoca şehre gelip bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış ( ) Gece yarısı arkadaşı sormuş ( ) ( ) Hocam ( ) uyudunuz mu ( ) ( ) Buyurun bir şey mi var ( ) ( ) Biraz borç para isteyecektim

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

AYLİN BALBOA Belki Bir Gün Uçarız

AYLİN BALBOA Belki Bir Gün Uçarız AYLİN BALBOA Belki Bir Gün Uçarız AYLİN BALBOA 1980 yılında İzmit te doğdu. Öğrencilik yıllarını Ankara da geçirdi. Çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Halen İstanbul da yaşıyor. Balık adında bir köpeği

Detaylı

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı?

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı? OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

En Güzel Hediyesi Noel

En Güzel Hediyesi Noel En Güzel Hediyesi Noel This ebook is distributed under Creative Common License 3.0 http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/3.0/ You are free to copy, distribute and transmit this work under the following

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

CAN'IN SESSİZ DÜNYASl

CAN'IN SESSİZ DÜNYASl CAN'IN SESSİZ DÜNYASl Sınıfta herkes önüne eğilmiş, öğretmenin verdiği ödevi yapıyordu. Defterlerine çapraz çizgiler çiziyorlardı. Bir süre hiç ses çıkmadı. Bitirenler Özge Öğretmen in masası önünde sıraya

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI Nİsan AYI BÜLTENİ Sevgİ Kİlİmlerİmİz BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA

Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA 20.10.2014 PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA Türkçe Dil Etkinliği: Sağlıklı olmak için neler yapıyoruz? Nasıl sağlıklı olabiliriz? Soruları sorularak

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

SAGALASSOS TA BİR GÜN

SAGALASSOS TA BİR GÜN SAGALASSOS TA BİR GÜN Çoğu zaman hepimizin bir düşüncesi vardır tarihi kentlerle ilgili. Baktığımız zaman taş yığını der geçeriz. Fakat ben kente girdiğim andan itibaren orayı yaşamaya, o atmosferi solumaya

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ Bir yaz mevsimiydi. Demet okulların kapanmasına sevinmiş, evlerinin bahçesinde koşturuyor ve bisiklet sürüyordu. Bisikleti babası ona derslerindeki başarısından dolayı

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK

Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Ağlat Beni Klip Senaryosu - 2006 Harun KOLÇAK Yönetmen Ediz GÜLTEN http://www.youtube.com/watch?v=pj7l8_wstae SAHNE: 1 Harun Kolçak, bahçede yastıkların üzerinde oturmuş / YA DA TAROT BAKAR, ÖLÜM KARTI

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 geldi bayramım Benim geldi Bütün çocukların bayramı Bu gün, Günü`dür Dünya Çocuklar Atatürk etti bize armağan Bu günü, Bayramı geldi Ulusal Egemenlik ve Çocuk

Detaylı

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Püsküllü Deve Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün 2. İLK YOLCULUĞUM 1 2. İLK YOLCULUĞUM O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün Londra'ya gitmek üzereydi. Arkadaşım kendisiyle

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek!

Kızım, evde köpek. bu köpeği eve? dedi. annesi. Zaten hep beni suçlarsın! dedi Cimcime. Mıyk! diye sızlandı köpek. Hemen gidecek bu köpek! Kızlar, ben geldim, dedi Gönül Hanım. Hav! Cimcime! Bu köpek nereden geldi? Sen zaten hiç köpek sevmiyorsun! dedi Cimcime. Evde köpeğin ne işi var? Miyav! Miyav! Miyav! diye ağladı kedi Köfte dığı odadan.

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı