sabah ülkesi SAYI22 Ocak 2010 üç aylık kültür ve sanat dergisi Estetik Tarihi ne Kısa Bir Giriş Denemesi Batı dan Doğu ya Yürüyen Adam: Cemil Meriç

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "sabah ülkesi SAYI22 Ocak 2010 üç aylık kültür ve sanat dergisi Estetik Tarihi ne Kısa Bir Giriş Denemesi Batı dan Doğu ya Yürüyen Adam: Cemil Meriç"

Transkript

1 sabah üç aylık kültür ve sanat dergisi SAYI22 Ocak Estetik Tarihi ne Kısa Bir Giriş Denemesi Batı dan Doğu ya Yürüyen Adam: Cemil Meriç Şehr-i İstanbul Röportaj: Necati Çelik

2 ICINDEKILER Estetik Tarihi ne Kısa Bir Giriş Denemesi I H. Yavuz Aytekin Batı dan Doğu ya Yürüyen Adam: Cemil Meriç Yahya Kurtkaya Şehr-i İstanbul I Enes Bayraklı Röportaj: Necati Çelik Yazarken Kendini Keşfeden Adam; Thomas Mann Zeynep Kaya Gönül Telinden Bir Ses; Tambur Cemile Fersan Ve Tarantino Savaşa El Attı Yusuf Kocamaz 34 Tanıtım Kitap 36 Tanıtım Albüm 37 Tanıtım Film 38 son ülke Bu Kitap Şu Tecelliden Doğdu Yazıların hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Gönderilen yazılar iade edilmez.

3 editörden sabah Sahibi Islamische Gemeinschaft Milli Görüş IGMG e.v. Amtsgericht Bonn, VR 6621 Vertreten durch den Vorstand: Osman Döring, Vorsitzender Oğuz Üçüncü, Generalsekretär Ali Bozkurt, Stellv. Vorsitzender Genel Yayın Yönetmeni Ünal Koyuncu Editör Yusuf Dursun Yayın Kurulu Abdülgani Karahan Bülent Esin Enes Bayraklı Hüsnü Yavuz Aytekin Yahya Kurtkaya Yusuf Kocamaz Zeynep Kaya Layout musdi Baskı Yavuzsöhne-Duisburg İrtibat Boschstrasse Kerpen Almanya Yıllık Abone ücreti: 59,- EURO Jahresabonnement: 59,- EURO IGMG Genel Merkez üyeleri ücretsizdir. Für Vereinsmitglieder der IGMG kostenlos. Der Bezugspreis ist im Mitgliedsbeitrag enthalten. Merhaba, Sabah Ülkesi elinizdeki bu sayı ile 8. yılına giriyor. Umarız sürekli diri tutmaya özen gösterdiğimiz nitelik atılımı bundan böyle daha bir kökleşir ve devamlılık kazanır. İyi bir dergi birçok niteliğiyle birlikte, periyodik bir heyecan, estetik ve düşünsel, keşfettirici bir haz ve sorumluluk dalgasıdır. Kenara attıklarının dikkate değmez yekünunu ister istemez çerçöp teşkil eder. Dergi çıkaranlar, içinde yaşadığımız zamanın kenarında duranlar arasında toplayıcılık değil de hakiki anlamıyla editörlük yaptıklarında, yani seçerek yayınladıkları her üründen sorumluluk duyup, gereğini zaten yerine getirdiklerinde işin rengi değişir. Bugün yaygın olan dergicilik, işte sözü edilen toplayıcılıkta malüldür. Şunu da belirtmek gerekir ki, bir derginin devamı, bir anlayışın sadece taşıyıcısı olmak değil, kendi zamanını kavramak geleceğin yoğrulmasına katkıda bulunabilmektir. Periyodik yayınlar bir noktadan sonra çıkışlarındaki ruh ve heyecanı yitirebiliyorlar. Özellikle edebiyat, kültür ve sanat dergilerinde böyle bu. Sabah zaman zaman sunuşlara da yansıdığı gibi kendini diri tutmaya çalışıyor. yılı, bizim için, yenilenmenin, heyecanın ve tabiki emeğin yılı olacak. Size gene insan ruhunun derin dip kıvrımlarından süzülerek gelmiş ürünler sunmaya devam edeceğiz.. İnceleme, eleştiri, söyleşi, biyografi, şehir, mimari, müzik, sinema, deneme... Her buluşmada gönlümüzü ve zihnimizi karşılıklı emanet aldığımızı ve bunun bir sorumluluk gerektirdiğini hatırlamakta belki yarar vardır. Bir değerde hep beraber buluşmanın ve ruhsal anlamda çoğalmanın örneği olsun gelecek sayılarımız. Hoşçakalın. Sabah Ülkesi Dergisi adet basılıyor olup: Türkiye, Bosna-Hersek, Lichtenstein, Mısır, Avusturya, İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Almanya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda, Fransa, İngiltere ve İtalya ya dağıtılmaktadır. sabah 3 sayı

4 4 sabah

5 ESTETİK TARİHİNE KISA BİR GİRİŞ DENEMESİ Hüsnü Yavuz Aytekin Estetik sözcüğü, Yunanca algı ve his anlamlarına gelen aísthesis sözcüğünden türetilmiş ve günümüze kadar kullanılagelmiştir. İlk doğa filozofları bu kavram ile fizyolojik süreçleri açıklamaya çalışmışlar ve uzunca bir süre kavram bu anlamını muhafaza etmiştir. Estetik, artık günlük hayatımızda güzel ve düzgün gibi manalarda kullanılmaktadır, güzellik ameliyatlarını ifade eden estetik cerrahi gibi... Bunun dışında kullandığımız başka bir çok kelime de aísthesis kökünden türetilmiştir. Mesela tıp alanında kullanılan anastezi kelimesi Yunanca olumsuzlama eki an ve aísthesis kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur ve vücudun bir bölgesinin ya da tamamının hissedemeyip algılayamamasını ifade eder. Alexander Gottlieb Baumgarten ( ), yaygın kanaate göre felsefi bir disiplin olan Estetik in kurucusudur. Daha önce kaleme aldığı Meditationes her ne kadar bu yeni bilimin bir habercisi olarak görülebilirse de, Baumgarten ın estetik biliminin sistemini kurduğu temel eseri Aesthetica dır. Her ne kadar felsefi bir disiplin olan Estetik in 18. Yüzyılda doğmuş olduğu kabul edilse de, estetik sorunsalları bundan çok daha eskiye, antik yunana dayanırlar. Yani; estetik sorunsalının tarihi, estetik biliminin tarihine göre çok daha uzundur. Bugünün batı dünyasının sanatı, kökleri itibariyle eski yunan ile o kadar sıkı bir ilişki içerisindedir ki, yunan sanatı olmasa idi günümüz batı sanatı olmazdı demek mübalağa sayılmaz. Bilhassa Platon un yaşadığı devir, yunan sanat ve felsefesinin tam manasıyla taçlandığı bir devir idi. Yunanlılar bu devirde özgürlüklerinin ve üretkenliklerinin doruğunda bulunuyorlardı. Yunan kültürünü doğrudan devşiren Romalılar ise üretkenlik hususunda onlar kadar şanslı olamadılar. Sanatın bu kadar rağbet gördüğü ve altın çağını yaşadığı bir dönemde Platon gibi çok özgün ruhun güzellik meselesine kayıtsız kalması beklenemezdi. Çünkü, Platon aynı zamanda bir sanatçı ve şair idi. Şiirlerinden bir kaç parça günümüze kadar da ulaşabilmiştir, ancak, bu büyük deha, zorlu felsefe yolunu seçmeye karar verdikten sonra şiirlerini kendi elleriyle yakmıştır. Alfred North Whitehead Batı Felsefesi nin gelişiminin Platon a düşülmüş bir dizi dipnottan ibaret olduğunu söyler. Bu bize ilk bakışta biraz abartılmış bir ifade gibi görünse de, önemli bir gerçeğe işaret etmektedir: Halihazırda, felsefe alanında kendisi ile iş gördüğümüz kavramların çok önemli bir kısmını antik yunan Medeniyeti ne, özellikle de bu medeniyetin felsefe damarının en önemli iki ismi olan Platon ve Aristoteles e borçluyuz. Bu, aynı zamanda Yunan Felsefesi ne atfettiğimiz değerin nedenini de açıklar niteliktedir. Çünkü, aradan geçmiş olan iki bin küsür seneye rağmen, kadim Yunan Felsefesi ni hâlâ önemsiyor olmamızı biraz da bununla açıklayabiliriz. Bugünkü anlamı ile felsefenin uğraştığı sorunsalların önemli bir kısmının sorunsal haline gelmeleri bu geniş zaman dilimi içerisinde vuku bulmuştur. Getirdiği yeni metafizik açılım sayesinde Yunan Felsefesi ne ilk önemli açılımı kazandıran ve onu farklı bir mecraya çeken filozof Platon olmuştur. Makalemize konu olarak seçtiğimiz güzel kavramı gibi daha bir çok kavram da, ilk olarak Platon dan itibaren salt kavram olarak felsefi incelemenin bir nesnesi haline gelmistir. Zira, Platon öncesinin Yunan felsefesi, Milet filozofları ile başladığı kabul edilen süreçte doğa ile alakalı meselelerle iştigal ederek bir doğa felsefesi; daha sonra sofistler ile başlayan süreçte ise insan meselesini merkeze koyarak bir tür bilgelik yahut erdemli yaşama yolu seklinde zuhur etmiş, kavramsal sorgulamalar Platon un felsefesinin eriştiği parlaklığı elde edememisti. Platon un idealar ögretisi; töz ve nesnel gerçeklik, yani duyu organlarımız vasıtasıyla algıladıgımız bir nesne sabah 5

6 ile, bu nesneyi ve diger bütün benzer nesneleri kendisine ait sayabilecegimiz o nesnenin ideası arasına ayırıcı çizgiyi çekmis, böylece kavramsal sorgulamanın yolunu açmıştır. Güzel kavramı üzerinden gidecek olursak, Platon a kadar gelen anlayış içerisinde, güzellik, kendisini taşıyan ve gösteren bir nesneden bağımsız olarak düşünülmemiştir: güzel bir ağaç, güzel bir resim gibi. Güzeli ait olduğu nesneden bağımsız olarak kavramaya çalışan; bir kendiliğinden güzel, mutlak güzel anlayışını ilk olarak Platon a atfedilen eserlerde görüyoruz. Platon un güzel (to kalon) meselesini ilk olarak ve derinlemesine tahlil ettiği eseri, gençlik diyaloglarından Büyük Hippias tır. Diyalogun sonunda diğer bazı sokratique diyaloglar gibi, burada da belli bir hükme varılmaz, ancak güzel düşüncesi açısından çok önemli bir adım atılarak güzel nedir (ti esti to kalon) sorusu ortaya atılır. Sokrates Hippias tan, kendisine güzelin ne oldugunu öğretmesini talep eder. Ancak, hakikatte güzelin ne oldugunu Hippias ın kendi kendine bulmasını istemektedir. Felsefeyi maddi kazanç kapısı olarak kullanan sofist Hippias Sokrates in aslında kendisini iğneleyen, ironik dilinden çok anlamadığı için bu teklifi memnuniyetle kabul eder ve tam olarak Sokrates in arzuladığı gibi tartışmanın içine düşer. Hippias, Sokratesin güzel nedir? sorusuna ilkin güzel bir kızdır şeklinde cevap verir.(1) Bu, aslında Sokrates in talep ettiği doğru cevap olmasa da, muhtemelen meselenin özünü kavramasında ona yardımcı olabilmek için Hippias ın kendisine vermesini arzuladığı cevaptır. Çünkü, Sokrates burada ne güzeldir? değil, güzel nedir? sorusunu yöneltmiştir. Diyalogun geri kalan kısmı da aslında Sokrates in Hippias a to kalon ile kallos arasındaki farkı kavratma çabasından ibarettir. Kallos (beatiful, schön) güzel nesnelerden birini tavsif etmek için kullandıgımız mânâdaki güzel kelimesine karşılık gelen bir sıfattır. To kalon (the beatiful, das Schöne) ise isim olup, Büyük Hippias ta tanımlandığı şekliyle, güzel olan her şeyin güzel olmasının tek ve zorunlu vasıtasıdır, tıpkı ancak adalet vasıtasıyla adil, bilgelik vasıtasıyla bilge olunabileceği gibi. Diğer bir ifade ile, Sokrates burada Hippias a güzelliğin kendisi (kala kath auto) ile güzel şey in (pros ti kalon) farklı olduklarını kavratma çabası içerisinde görünmektedir. Hippias yeni bir tanımlama denemesine daha girişir ve güzeli servetin, zenginliğin ve şatafatın sembolü olan altın aracılığı ile tanımlamaya çalışır.(2) Mademki her şey güzel (to kalon) vasıtası ile güzelliğine ulaşıyor, o halde her yerde güzel olarak kabul gören ve kendisinde bulunduğu her şeyi güzel gösteren altın, güzelliğin ta kendisi olmalıdır. Fakat Sokrates bu tanımı da kabul etmez; çünkü altından yapılmamakla beraber çok güzel olan bir çok sanat eseri ve altın dışında malzemelerle çalışan o kadar kudretli sanatkarlar vardır ki, (o dönemin Yunanistan ında çok fazla düşünmeden örneklendirilebilirdi büyük ihtimalle) o sanat eserlerini çirkin saymak ve o sanatkarları sanatkar olarak addetmemek imkân dahilinde değildir. Bunun üzerine Hippias, bu önerisini uygunluk (prepon) şartına bağlar. Ancak Sokrates, bunu da Hippias ın kendi önerisine dayanarak çürütür. Zira Hippiasın tanımına göre güzel, her şeyi güzel gösteren altın idi. Ancak bir çömlek için tahta bir kaşık, altın bir kaşıktan daha uygundur. Zira altın kaşığın çömleği kırması ihtimali daha büyüktür. Bu ise Hippias ın tanımı ile çelişmektedir. Bu tanımın da çürütülmesi üzerine Hippias üçüncü tanımını yapar. Bu tanıma göre her zaman, her yerde ve herkes için en güzel şey zengin, sağlıklı ve Helenler arasında itibar sahibi olmak, ileri bir yaşta ebeveynine güzel bir cenaze merasimi yaptıktan sonra kendi çocukları tarafından da güzel ve görkemli bir şekilde toprağa verilmektir.(3) Ancak Sokrates, güzelliği insanlarla sınırlandırıp ilahi güzelliği içermediği için Hippias ın bu tanımını da reddeder. Hippias tan sonra Sokrates bazı tanımlama girişimlerinde bulunur ya da bazı tanımları ele alır. İlk olarak Hippias ın yapmış olduğu uygunluk tanımına geri döner ve uygunluğun güzel mi kıldığı, yoksa güzel mi gösterdiği hususunda tartışırlar. Hippias uygunluğun hem güzel kıldığını hem de güzel gösterdiğini savunur, ancak Sokrates bunu güzel davranış hususunda bir görüş birliğinden ziyade, süregelen bir çekişmenin varolduğunu öne sürerek çürütür. Sokrates birkaç tanımı daha Hippias ile beraber dener, lakin bu eserde belli bir tanıma 6 sabah

7 uzunca ve tedricen geçilen bazı basamaklardan sonra mümkün olmaktadır ki, esas olarak Şölen Diyalogu bu aşamaları işler. Bunların birincisi bedene duyulan sevgidir. Güzelin sırrına ermek isteyen kişinin daha genç yaşında güzel bedenleri araması gerekmektedir. Onu yola koyan, doğru yola koymuşsa, ilkin bir tek insanı sever ve ona söyleyecek güzel sözler bulur. Ondan sonra ise bütün bedenlerin sevgisi gelir: Bu kişi daha sonra anlar ki bu bedende gördüğü güzellik, başka bedenlerdekinin kardeşidir; görünüşteki güzelliği arayanlar için bütün bedenlerdeki güzelliği bir tek şey saymamak delilik olur. Bunu iyice anlayınca, bütün güzel bedenleri sever, bir tekine olsun düşkünlüğü kalmaz ve böyle bir düşkünlüğü küçümser, hiçe sayar. Bütün bedenlerin sevgisinden sonra ise ruh güzelliği gelmektedir: Kişinin bundan sonra yapacağı şey, ruh güzelliğini beden güzelliğinden üstün görmektir. Değerli bir ruh, bedendeki pırıltısı sönük de olsa sevgisini coşturmaya, ona kendini verip gençlerin yükselmesi için söylenecek en güzel düşünceleri bulmaya ve doğurmaya yeterli olmaktadır; davranış ve huylardaki güzelliği görerek, hepsinin birbirinin kardeşi olduğunu anlayarak beden güzelliğine önem vermemek öğrenilir. ulaşılamaz. Zaten Büyük Hippias diyalogunun başarısı da güzelin bir tanımına ulaşılmasından ziyade onun ile alakalı ilk ciddi sorunun ortaya atılmasındadır. Platon un olgunluk çağı eserlerinden Şölen diyalogunda ise güzelin ne olduğuna dair araştırmalar bir adım daha ileriye götürülür. Şölen diyalogunda Eros ile ilgi içerisinde bir güzellikten söz edilir. Olay şöyle cereyan eder: Atina lı tragedya yazarı Agathon un evinde, kazandığı önemli bir ödül münasebetiyle bir ziyafet düzenlenmiştir. Agathon un evinde toplanan misafirler Eryximachos un teklifi üzerine aşk tanrısı Eros a methiyeler düzmek üzere anlaşırlar ve sıra ile lisanlarının elverdiği ölçüde aşk tanrısı Eros u methederler. Orada bulunanlar, halkaya sonradan dahil olan Sokrates ten de kendileri gibi Eros hakkında konuşması, onu methetmesi ricasında bulunurlar. Lakin Sokrates bu işi başka türlü yapmaya kararlıdır. Sokrates in bu tavrı bize henüz mit ve efsanelerin izlerinin silinmediği bir dönemdeki felsefi tavra dair önemli bazı ipuçları verir: Sokrates, Eros a methiyeler düzmek yerine onun hakkında yapılacak soruşturmalar ile güzelin ne olduğunu ortaya çıkarma yolunu seçmiştir ve orada bulunanlara Eros hakkında sorular sorarak bir kavramsal soruşturmaya girişir. Eserlerini sokratique diyaloglar şeklinde kaleme alan Platon a göre Eros güzel olan şeylere duyulan bir tarz insani sevginin fikridir; güzel olana kavuşmak, onda doğurmaya, yaratmaya varabilmektir.(4) Bunun vardığı son nokta ise kendiliğinden güzel olana varmak ve onu temaşa etmektir. Bu temaşa noktasına varmak ise Bu aşamaları geçen kişi artık yalın güzelliği temaşa edecektir. Bütün bu zahmetlere ve meşakkatlere katlanmış olan kişi sevgilerin sonuna ulaşmış ve güzelliğin özü olan eşsiz bir güzellikle karşı karşıya gelecektir. Bu artık hep varolacak olan türden bir güzelliktir. Bu güzellik göreli değildir: bir yönden güzel, başka bir yönden çirkin; kimilerine göre güzel, kimilerine göre çirkin; kimi zaman güzel, kimi zaman çirkin değil, bütün bu saydıklarımızdan bağımsız olarak her zaman, her yerde güzeldir. Bu güzellik kendini başka yerlerde göstermez, o ne bir yüzde ne bir ayakta ne de bir başka cisimde kendini gösterir. O, ne bir bilgi, ne de bir sözdür; hiçbir yerde değildir, ancak kendi başına, kendi bütünlüğü içerisinde güzeldir. Bütün güzel şeyler güzel olmak için ondan bir pay alırlar (metheksis). Ondan pay alanlar parlayıp sönerler, değişikliğe uğrarlar, ancak o değişikliğe uğramaz. İşte kişi böylece cehd ede ede, basamak basamak çıkarak tek bir bilgiye varır; bu bilgi de, o artmayan ve eksilmeyen salt güzelliğe varmak ve gerçek güzelliğin özünü tanımaktır. Bu, Platon düşüncesindeki güzel ideası dediğimiz şeydir ve aynı zamanda iyi ve hakikat ideaları ile aynı şey olmaktadır. Artık bu noktada Büyük Hippias diyalogunda sadece bir sorunsal olarak ortaya atılmış olan güzel meselesinin tamama erdirildiğini; bir tanım olmaktan çıkartılıp ona bir varlık sahası, ontolojik bir belirlenim kazandırıldığını görmekteyiz. Bunun yanısıra bu basamaklardan sırasıyla geçip güzelin, iyinin ve hakikatin temaşa edilmesi bir amaç olarak sunulmaktadır. (1) Hippias I, 287 e (2) Hippias I, 289 e (3) Hippias I, 291 d-e (4) İsmail Tunalı, a.g.e, s. 32 sabah 7

8 BATI DAN DOĞU YA YÜRÜYEN ADAM: 8 sabah

9 CEMİL MERİÇ Yahya Kurtkaya Hüseyin Cemil Meriç, 1916 yılı Aralık ayının on ikinci günü merhaba der hayata. Yedi yaşına kadarki çocukluğunu Antakya da geçirir. Çocukluk yıllarına denk gelen Birinci Dünya Savaşı sonrası Hatay, Misak-ı Milli sınırları haricinde kalınca, o bölgede Fransa geçici bir yönetim kurar. Bu yönetimin adı Bağımsız İskenderun Sancağı dır. Cemil Meriç, babasının memuriyetten ayrılması üzerine Hatay dan tekrar doğduğu topraklar olan Reyhanlı ya döner. Reyhanlı Rüştiyesi nde ilk öğrenimine başlar ve bu okulda üçüncü sınıftan itibaren Fransızca dersleri alır. İlkokulu bitirdiğinde elinde Certificat d études primaires isimli bir diploma vardır. Tekrar Antakya ya gider ve orada eğitimine devam etmek maksadıyla Antakya Sultânisi ne kaydolur. Bu okul da Fransız kültürünün ağırlıklı hissedildiği bir okuldur. Denebilir ki çocukluk yaşından itibaren Fransız Dili ve Kültürü, Cemil Meriç in hayatının hep ilk sıralarındadır. Takvimler 1933 yıllarını göstermeye başladığında, henüz on yedi yaşında olan Cemil Meriç in gözleri iyice zayıflama başlar. Altı numara miyop göz rahatsızlığıyla, eğitim hayatına devam etmek durumundadır. İlk yazısı da yine aynı yıl Yenigün isimli günlük gazetede neşredilir. Yazının ismi mânidardır: Geç Kalmış Bir Muhasebe sabah 9

10 On dokuzlu yaşlara vardığında, lise son sınıfa gitmektedir. Bu sınıf, felsefe ağırlıklı bir sınıftır. Aslında başarılı bir öğrenci olan Cemil Meriç in o sene mezun olması gerekirken bir yazısı kaderinin değişmesine vesile olur ve okulu bırakmak durumunda kalır. Bu yazı Türk Genci ismini taşımaktadır ve muhtevasında okuldaki bazı hocalarına karşı sert kanaatler barındırmaktadır. Onları yeterince milliyetçi bulmadığını ifâde eden Meriç, fikir ifade etmenin çelmesini belki de ilk bu yazısıyla yemiştir diyebiliriz. Okulu terk etmesi, üniversite eğitimine rahatlıkla Mülkiye bölümünde devam etmesini de engellemiştir. Yirmili yaşlarda, okuldan da ayrılmak zorunda kaldıktan sonra Cemil Meriç in yolu İstanbul a düşer. Liseye burada devam etmek ister ve Pertevniyal Lisesi ne kaydolur. Nurullah Ataç, İhsan Kongar, Reşat Ekrem Koçu, Keyise İdali gibi hocaların derslerinde bulunur. Fransızca sı çok iyidir. Hatta başkaları adına, kendi ismini kullanmadan Türkçeye tercümeler yapar. Fakat tercüme teliflerini alamaz. Geçim sıkıntısı ağır basar ve 1937 yılının Mayıs ayında vapurla İskenderun a dönmek zorunda kalır. Burada bir süre bir köy okulunda öğretmenlik yapar. O sene İskenderun Tercüme Bürosu na sınavla Reis Muavini olarak girer. Burada Türkiye gündemini Fransızcaya tercüme eden grup içinde çalışır. Beş altı ay civarında kalır bu işte. Cemil Meriç, 1939 yılında Hatay ın bağımsız bir cumhuriyet olduğu yıllarda, hükümeti yıkma girişimlerinde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanır. Yüzlerce kitabına ve çeşitli dergi koleksiyonlarına el konulur. İdam talebiyle yargılanan Meriç, iki ay sonra beraat eder. Ve yolu tekrar İstanbul şehrine döner. İstanbul da Yabancı Diller Okulu nun sınavı kazanır. Niyeti iki yıl okuduktan sonra burslu olarak Fransa ya gitmektir. Fakat, iki yıl sonra Fransa ya öğrenci gönderimi iptal edilir ve Elazığ a öğretmen olarak tayin edilir. Göreve başlamadan evvel Fevziye Menteşoğlu ile tanışır ve 19 Mart günü evlenir. Elazığ Askeri Hastanesi nin verdiği rapora göre gözlerindeki aşırı miyop askerlik yapmasına engeldir ve bu vazifeden muaf tutulur. Bu yıllarda ilk kitabı yayınlanır ve çeşitli gazete ve dergilerde özellikle Fransız edebiyatı üzerine makaleler yazar. Bazı sıkıntılar sebebiyle görevinden ayrılmak durumunda kalır ve yeniden İstanbul a gelir. Fransızca okutmanı olarak İstanbul Üniversitesi nde göreve başlar. Cemil Meriç, otuz sekiz yaşına geldiği 1954 senesinin bahar ayında iki gözünü birden kaybeder. İstanbul da tedavi görür fakat netice alamaz. Yurt dışında tedavi görmesi gerekmektedir. Ertesi sene, tek başına uzun bir yolculuğa çıkar. Deniz yoluyla Marsilya ya oradan da Fransa ya gidip Quinze-Vingts isimli hastanede ameliyat olacaktır. Bir dizi ameliyat olumlu netice vermez ve yeniden ne döner. Ona Quinze- Vingts den kalan miras jurnal tutmaya başlamak ve orada geçirdiği vakitleri bir romanda ölümsüz kılmak arzusu olur. Bu arzu gerçekleşmez ve roman yarım kalır. Fransızca öğrenmek isteyenler için yüz sahifelik bir gramer kitabı yazar. Aynı sene Kültür Bakanlığı Victor Hugo nun Sefiller romanını çevirmesini uygun görür. Fakat Hint edebiyatı üzerine yoğunlaştığı bu vakitlerde gelen teklifi gerçekleştiremez. Hint Edebiyatı biter ve baskısını bekler. Aynı zamanda jurnal tutmaya devam eder Cemil Meriç. Bu zaman diliminde Edebiyat Fakültesi nin sosyoloji bölümünde dersler vermeye başlar. Bu dersler yoğun ilgi görür. Hint Edebiyatı basılır ve uzun bir zamandan sonra yeniden çeşitli dergilerde yazmaya başlar. Hint Edebiyatı ya da Bir Dünyanın Eşiğinde ismiyle oluşan bu kitap, aslında Cemil Meriç in doğuya verdiği önemi belirtmesi açısından çok manidardır. Aynı zamanda bu eser, bütün gayretlerinin kitap çapındaki ilk örneğidir. Kendi deyimiyle bu eserin önsözü bir nevi manifesto niteliği taşımaktadır. Edebiyat araştırmalarından sonra, fikri sahada araştırmalara yönelir. Bunun meyvesi olarak da Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist isimli eserini verir yılında, 58 yaşına geldiğinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Okutmanlığı görevinden emekli olur. Bu tarihten itibaren 1984 yıla kadar yarım düzine daha eser verecektir. Osmanlı aydınından Türk aydınına, batılılaşmadan çağdaşlaşmaya, tarihten günümüze, düşünceden edebiyata, İslâmî düşünceden Marksist düşünceye; ideolojilerden anarşi, terör ve anomiye; ansiklopedilerden Kitab-ı Mukaddes e kanat açan engin bir tecessüs, bu on yılda kendi yatağını toplayan bir nehir gibi birikir ve bir Cemil Meriç havzasının oluşumuna vesile olur. Cemil Meriç in bu dönemde oluşan eserleri şun- 10 sabah

11 lardır: Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa, Mağaradakiler, Kırk Ambar, Bir Facianın Hikayesi, Işık Doğudan Gelir Cemil Meriç in fikir serüveni bu vakitlerde noktalanmış gibidir yılının sonbaharında geçirdiği beyin kanaması sonucu, sol tarafına felç yerleşmiş, yaşı da yetmişe merdiven dayamıştır. Bu vakitte o, geçmişiyle gururlu; sakin, güler yüzlü, okunmayı, anlaşılmayı, sevilmeyi, aşılmayı bekleyen, ümit eden, temenni eden mütevazı bir fikir işçisidir. 13 Haziran 1987 günü, kendisini yatağa mahkum eden uzunca bir hastalıktan sonra, 71 yaşında hayata gözlerini yumar. Karacaahmet mezarlığına eşinin yanına defnedilir. Aynı yıl, ölümünden bir ay kadar önce, televizyonun birinci kanalında, TRT tarafından hazırlatılan: Sanatımızdan Portreler: Cemil Meriç adlı bir belgesel yayımlanır. Uzun bir müddet tuttuğu jurnaller 1991 ve 1992 yıllarında yayınlanır. Tecessüsle dolu bir ömrün mirası olan bu kitaplar, bir fikir işçisinin hayatına tanıklık etmek açısından çok değerli eserlerdir. Bütün bir külliyat içerisinde Cemil Meriç in en önem verdiği eseri Bu Ülke dir. Bu Ülke yi şöyle tarif ediyor Cemil Meriç Kırk Ambar isimli kitabında: Bu Ülke, yarım asırlık bir tetebbuun, bir sanatçı mizacından süzülen usaresi. Bir mesaj, daha doğrusu bir çığlık... kesif, dertli, derbeder... Yine Jurnal inde şöyle diyor: Bu sayfalarda, hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen bu mülâkata bu kitabı yazmak için geldim: etimin eti, kemiğimin kemiği. Cemil Meriç, bir çağın vicdanı, daha doğrusu bir ülkenin İdrakimize vurulan zincirleri kıran, yalanları yok eden, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkan adam. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayan köprü; kelimeden, sevgiden bir köprü Cemil Meriç, mazinin bütün balını toplamış, istiflemiş, petekleştirmiş bir mütefekkirdi. Kovan ve bal: Halis mi halis! O, istikbalin bütün renklerini bir prizmaya yüklemişti; alın alı, yeşilin yeşili, akın akı renkleri... Prizma ve tayf, kristal ve renk cümbüşü: Saf mı saf! Cemil Meriç in üslubu, Hz. Ömer misali, hak için işba halinde ve hâşim; Hz. Halit Bin Velit misali kumandan ve kılıç. Hz. Ali misali, hikmetli ve kesif; Hz. Osman misali sırlı ve mahfuz; Hz. Ebubekir misali, sadık ve engin! Cemil Meriç hakikatin üstüne örtülen perdeyi bir kanat darbesiyle açan; göçük altında kalan gerçeği bir hamlede çıkaran; doğru üzerine geçirilen maskeleri bir hamlede yırtan bir hamurkârdı yılında, jurnaline şunları kaydetmiş Cemil Meriç: Yıllardan beri karşıma çıkan meseleler üzerinde düşünmeye çalışıyorum. Düşündüklerimi imkân buldukça aktarmaya çalışıyorum çağdaşlarıma. Cevaplarımız suallerle hudutlu Sorulan sualler hep aynı olunca, cevaplarda büyük bir tazelik aramak boş. Sorulmayan suallere cevap vermek, insan takati dışında. Benim bütün kuvvetim mümkün olduğu kadar tarafsız oluşumdan geliyor. Yani, hükümlerimi tayin eden ihtiraslarım değil Belki de tek kurtuluş imkânım: vuzuhu fethetmek. (Jurnal, ) Hayatının sonuna yaklaşmış bir insan olarak, zaten çoktan beri kaybettiğim yaşama sevincini, bu sınıflar üstü hakikatlerin taharrisinde buluyorum. Bu itibarla, mezarların ötesinden seslenir gibi seslenebilirim çağıma, daha doğrusu ülkeme. Ama okunur muyum, sesim duyulur mu? Meşhur bir adam da değilim, kalabalığın benimsediği edebi bir nevi de temsil etmiyorum. Ne romancıyım, ne şair, ne tarihçi. Sadece dürüstüm, çok okudum, çok düşündüm. Beşeri ihtiraslardan uzaklaşmışım: Bütün bu vasıflar bir düşünce adamının hamurunu yapar.. Biliyorum ki, kabiliyetlerimden çok, hâdiselerin sırtıma yüklediği bu entelektüellik misyonunu, yani her şeyi kendi gözümle görmek, hakikatleri pervasızca çağımızın suratına haykırmak misyonunu başaracak güçte değilim. (Jurnal, ) Cemil Meriç in hayatın her lahzasında fikirle, tecessüsle dolu geçen bir ömrünü anlatmak bu kelimelerle kâbil değil. Kendi ömrünü yine kendi o kısa cümleleriyle şöyle özetliyor: Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi. (Jurnal, ) sabah 11

12 SEHR-İ 12 sabah

13 Nice revnaklı şehirler görülür dünyada, Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal Beyatlı sabah 13

14 Enes Bayraklı Stefan Zweig bir şehrin güzel kabul edilebilmesi için mimari zenginliklerin yanısıra havası, suyu, ve topoğrafyası bakımından da zengin olması gerektiğini söyler. Bu üç özellikten belki de en önemlisi, bir şehrin topoğrafik özellikleridir. Yani; şehir bir ovaya mı kurulu, yoksa sırtını bir dağa mı vermiş; deniz kıyısına mı kurulmuş, yoksa İstanbul ve Prag gibi tepeler üstüne mi? Bu şehir tipleri içinde en talihsizi ovaya kurulmuş olan şehirlerdir. Ovaya kurulmus şehirler ne kadar şatafata sahip olurlarsa olsunlar, vitrinsiz bir dükkan gibidirler. Şehirler arasında en talihlisi ise tepeler üstüne kurulmuş olanlarıdır. Hele ki bu şehir, aynı zamanda deniz kenarında kurulmuş ise o şehrin bütün güzellikleri gün boyu farklı açılardan temaşa edilebilir. İşte bu tarz bir şehrin en mükemmel örneği İstanbuldur. Onun için şair Nedim İstanbul için aşağıdaki beyti yazarken mübalağa etmiş sayılmaz: Bu şehr-i İstanbul ki bimislü bahadır Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır Temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılan İstanbul, M.S. 4. yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmıştır. Bu tarihten sonra 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453 te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra islam medeniyetinin en önemli kentlerinden biri haline gelmiştir. M.Ö 680 lerde Yunanistan'dan gelen Megaralılar, Marmara Denizi ni geçerek İstanbul a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy de, Halkedon (Körler Ülkesi) adı verilen bir kent kurdular. Rivayete göre kente bu ismin verilmesinin nedeni, kenti hemen karşılarında, İstanbulun kurulduğu 14 sabah

15 Sarayburnu nda kurmamış olmalarıdır. M.Ö 672 de komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Megaralıların diğer bir kolu ise bugünkü Sarayburnu`nda Bizantion adını verdikleri bir kent kurdu. M.Ö. 202 de Makedonyalıların tehdidinden korkan Bizantion un Roma dan yardım istemesiyle kentte Roma İmparatorluğu'nun etkisi başlamış ve M.Ö 146 da kent Roma'nın egemenliğine girmiştir. M.S 193 yılında, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar'ın tarafını tutan Bizantion'u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Şehir, M.S 269 da Gotlar'ın saldırısına uğradı. Savaşı kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. Bu sütun bugün hala Gülhane Parkının içinde bulunmaktadır. İmparator I. Constantinus ( ) zamanında Bizantion, Roma nın doğusunun yönetim merkezi olarak seçildi ve yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlenerek kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı. Septimus Severius un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarının üzeri çok sayıda heykelle süslüydü ki, bunların en önemlisi at heykelleriydi yılındaki Latin istilası sırasında bu at heykelleri Venedik'e, San Marco Meydanı'na taşındı. Bugün bu heykeller hala bu meydandadırlar. Yine İmparator I. Constantinus zamanında Hipodrom daki (Sultanahmet Meydanı) İmparatorluk Sarayı (Sultanahmet Camisi'nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, Akropolis (Topkapi Sarayı'nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde, kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi. Önce Aya İrini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıran I. Constantinus, kenti Hıristiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi. Doğu Roma İmparatorluğu 476 da Batı Roma nın yıkılmasından sonra, Bizans İmparatorluğu na dönüşmüş ve İstanbul da bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcıdır. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiştir. Şehir, 1204 de Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Tarihe Latin istilası olarak geçen bu işgal ve yağma sonrasında ortaçağın en büyük kenti nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü. Palailogos Hanedanı nın 1261 yılında İstanbul u Latinlerden geri almasıyla İstanbul da İkinci Bizans Dönemi başlar. Bu dönem boyunca, İstanbul eski zenginlik ve özelliğini Osmanlı hakimiyetine kadar bir daha kazanamayacaktır. İkinci Bizans Dönemi nde İstanbul, tartışmasız bir biçimde Ortodoks Hıristiyanlığı nın merkezi durumuna gelmiş, yine bu dönemde Bizans sanatı en olgun dönemini yaşamıştır. O yıllarda Kariye (Khore) Kilisesi ne yapılan mozaikler Bizans sanatının zirvesi olarak kabul edilmektedir. Peygamber Efendimiz in İstanbul la ilgili verdiği müjdeye nail olmak isteyen Osmanlılar, bu dönemde İstanbul u gittikçe daralan bir çembere almaya başlamışlardır. Orhan Gazi den itibaren Boğaz ın Anadolu yakası, peyderpey Osmanlı nın eline geçti. Aynı şekilde, 15. yüzyılda bir kaç önemsiz kasaba hariç bütün Trakya da fethedilmiş bulunuyordu yılında Sultan Yıldırım Beyazıd, 1422 de Sultan II. Murad tarafından kuşatılan İstanbul un fethedilmesi, artık sadece bir zaman meselesi haline gelmişti Mayıs ında İstanbul un fethedilmesiyle Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı. Fakat İstanbul için yeni ve parlak bir dönem başlamış oldu. sabah 15

16 16 sabah

17 Necati Çelik -Muhterem Hocam öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Efendim ben Necati Çelik. İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu nda ud sanatçısıyım. Kültür Bakanlığı na bağlı çalışıyorum yılında başladım bu göreve. Aslen Konyalıyım. Konya da Selçuk Üniversitesi nde çalışırken İzmir Devlet Korosu nun imtihanını kazandım, üç sene orada çalıştıktan sonra İstanbul a, Necdet Yaşar ın kurduğu ve yine Kültür Bakanlığı na bağlı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu na geçmiş oldum. Yani 1988 den beri İstanbul da ikamet ediyorum. sabah 17

18 18 sabah

19 İlk defa 1988 yılında İzmir Devlet Korosu yla Tunus a gitmiştik. Ondan sonra Necdet Yaşar ile 1990 yılında bir Avrupa turumuz düzenlendi. Fransa, Hollanda, Almanya da konserler verdik. O gece, açılış kapımız oldu ten itibaren çok fazla gezdik. Bir-iki ay kaldığım zamanlar oldu Amerika da. Her sene rutin hale geldi ve halen daha yazları iki aylığına Amerika ya giderim. Ta Malezya dan tutun işte bütün Kuzey Afrika, Avrupa, Amerika yı dolaştık. Üniversitelerde konser verdik. Bir sürü şey anlattık. Bu arada Yunanistan da, Girit te, 2000 yılında bir arkadaşımızın öncülüğünde seminer başlattık. Hatta onun ilk açılışını da ben yapmıştım. Orada ud dersleri ve Türk Müziği dersleri vermeye başladık. Bütün Yunanistan dan Yunan gençleri geliyordu ders almak için. -Hocam, Yunanistan da muhtelif müzik dersleri verdiğinizi söylediniz. Yunanistan da genel manada müzikle ya da Yunan Müziğiyle ilgili ilk izlenimleriniz neler oldu? Orada, Yunanlıların bizden önce, Türk Müziğine çok yakın hatta makamsal sisteme uygun müzikler yaptığını anladım. Bizans Müziği dedikleri müzik varken bu müziği tutmuşlar kiliseye hapsetmişler. Halkın elinde de buzuki ve kemençeyle çok basit halk türküleri şeklinde bir müzik kalmış. O canım yüksek sanatlı müziği, sadece kilise müziğinde kullanıyorlar. Bunu Yunanistan da bir televizyon programında da söyledim. Sizin böyle çok kıymetli bir müziğiniz var, tutmuşsunuz bu müziği kiliseye hapsetmişsiniz. dedim. Biz Türklerin de bütün Türkiye nin dört bir yanında mozaik şeklinde, her yöreye has, her bölgeye uygun, halk müziği dediğimiz bir müzik tarzımız var; ancak bunun yanında yüksek sanat dediğimiz, sanat seviyesi yüksek müziğimiz de var. Şimdi biz bunu tutup camiye hapsedip sadece bununla dini müzik yapsaydık aynı Yunanlılar ın durumuna düşmüş olacaktık. Ama bizim bestekarlarımız, müzisyenlerimiz bu makamsı müzik sistemiyle çok güzel eserler ortaya koymuşlar. Şu an Yunan Müziğini, dinî müzik ve din dışı müzik diye ayırıyoruz. Din dışı müzikte de çok güzel şeyler yapmışlar o yüzden halen daha yaşıyor. Yunanlı gençler, herkes kilise müziğini ya da Bizans Müziğini öğrenmediği için boşluk hissetmişler demek ki, halen daha yoğun bir taleple devam etmekte oradaki çalışmalarımız. Ektiğimiz tohumlar yeşermeye başladı. Türk Müziği makam sistemini öğrenip belki kendi Yunan müziklerini daha iyi icra edebilecek duruma gelirler. -Hocam, Yunanistan da öğrencilerinizin olduğunu söylediniz.. Viyana ve Almanya da da olduğunu biliyoruz. Genel olarak Avrupa da da öğrencileriniz vardır herhalde? Girit te bir kızcağızla tanıştık. Avusturyalı bir hanım; Türkçe biliyor, Türkoloji okumuş, yan flüt çalıyor ve ney meraklısı. Geldi, gayet samimi, sohbet ettik. Yunanistan da yaptığımız etkinlikleri Avusturya da da yapabilir miyiz diye konuştuk. Malum biz bu işleri maddi çıkar amaçlı yapmadığımız için, Sen benim uçak biletimi hazırla ben gelirim. dedim. Bu işler böyle başladı. Aynı fikirle Fransa da arkadaşlar çalışıyor, Belçika dan bir talebem var, şu anda İstanbul da o da beni bekliyor, Türk Müziğiyle ilgili yüksek lisans yapıyor. Avrupa nın her yerinde bu tür faaliyetler yapmak istiyorum. Özellikle Viyana yı tercih edişimin çok isabetli bir yanı var. Viyana, Türkiye de de, bütün dünyada da müziğin merkezi olarak bilinir. Viyana önemli bir yerdir müzikte. Mozartlar yetişmiş, Klasik Batı Müziği nin birçok önemli şahsiyetine ev sahibi olmuştur. O yüzden Viyana nın halkı müziğe çok yatkın bir halk, müziğin kıymetini bilebilecek insanlardır. Maalesef Avrupa daki Türkler, Türk Müziğini pek bilmeyen insanlar. Dolayısıyla Türkiye den buraya konser amaçlı ya da çeşitli amaçla gelen müzik türleri de çok yüksek seviyeli müzik yapmıyorlar. Sadece gündelik eğlence tarzı müzikle geçiştiriyorlar. Onların temennileri para kazanmak olduğu için sanat çok fazla da umurlarında değil. O gün streslerinden kurtulup, yorgunluklarını atıp müzikle eğlenebiliyorlarsa, buradaki insanlara yetiyor. Avrupalı, bizi sadece o müzikle tanımış oluyor. Hâlbuki, Bakın Türkler çok eski bir kültüre sahip insanlardır. Dünyada tarihi yeri olan bir millet, onların bu tür müzikleri de var. diye gösterdikçe Avrupalı nın da ilgisini çekmeye başladık. -Türk Sanat Müziği ile Klasik Batı Müziği arasındaki temel farkı okuyucularımızın anlayabileceği bir şekilde açıklayabilir misiniz? Batı Müziği tamperel sistem diye bir sistem geliştirdi. Tabiatta var olan tabiî seslerle oynayarak, yerini değiştirerek, dengeli bir hale getirdi. Hani çocukların bir oyuncağı vardır; lego. Birisini çıkarıp oraya takarsan da olur, başka bir yere takarsan da olur. Aynı onun gibi. Piyanoda da onu yaptılar. Bir gam düşünün, do dan do ya kadar bir ses; do-re-mi-fa-sol-la-si-do. Bunların her birisinin arasına birer siyah tuş koyup, o iki sesi tam ortadan bölüp yarım sesler elde ettiler. Zaten mi-fa ile si-do yarım sestir. Onun haricindeki seslerin arasına birer siyah tuş ilave ederek çok muhteşem bir kolaylık sağladılar. Tamperel sistem dediğimiz şey budur. Ama bu kolaylık uğruna bir çok şeyden fedakarlık yapmış oldular. Nasıl söylesem; standart bir yemek çıkarıyor bu ama bazı insan tuzlu sever bazısı biraz acı sever. O standarda uydurmak için tüm bu yemeklerden, hepsinden feragat etmek zorunda kaldılar. Müziği standart hale getirdiler. Ama bütün Avrupa, bu sistemde muhteşem bir repertuar geliştirdi. Çünkü kullanması kolay hale geldi. Lego gibi nereye takarsan uygun şeyler yaratmaya başladılar. Dolayısıyla Batı Müziği böyle gelişti. Rahmetli hocam Çinuçen Tanrıkorur da öyle derdi. Batı Müziği üst üste, dikey gelişen bir müzik, Türk müziği de yatay gelişen bir müzik tarzı oldu. Şimdiye kadar şunu demagojik şekilde çok yanlış kullandılar: Türk Müziği tek seslidir, Batı Müziği çok seslidir. Kesinlikle burada demagoji kokusu var; çünkü dünyanın hiçbir yerinde tek sesli müzik diye bir müzik yok. Tek sesli müzik olmaz, tek portreli müzik olur. Batı Müziğini dikey gelişim dediğimiz, üst üste alt sabah 19

20 alta birden fazla nota yazılabilecek şekilde geliştirdiler. Biz de onu yatay olacak şekilde geliştirdik. Rahmetli Dede Efendi nin Yine Bir Gülnihal adlı eseri buna çok güzel bir örnektir. sol-si-la-re-mi-fa-sol burada kullandığı sesleri, bu korteji dikine çevirin, bütün notalara piyanoda aynı anda basın, çok güzel bir akor çıkar buradan. Çinuçen Bey, kendisi mimar olduğu için bu minvalde kullandı. Mesela Batı Müziği için gökdelenleri örnek veriyordu. Müthiş bir mimari; yani yabana atılacak bir şey değil. Ama Türk Müziği için de bir saray külliyesini düşünün, Topkapı gibi, Süleymaniye gibi. Batılı bunu dikine çevirip gökdelen gibi yukarı doğru geliştirdi. Böyle bir fark var Batı Müziği ile Türk Müziği arasında. Bir de yine hocamızdan mülhem, Türklerde, Şamanizm döneminden kalma bir kişisellik, şahsilik var. Yani aşıklık geleneğinden gelen tek başına çalıp söyleme geleneğimiz var. Toplu müzik yapılmıyor. Bir kişi çalıp söylüyor. Türkler de bu gün bile halen vardır. Solo olarak çalar söylerler, aşıklık geleneği öyle gelmiştir. Korol müzik çok sonra gelmiştir Türklere. Mesut Demirle falan geldi. Ondan önce toplu müzik yok muydu? Vardı; camilerde vardı, toplu halde ilahiler söyleniyordu. Ya da bir serhanende dediğimiz baş solist ve ona eşlik eden üç beş kişilik gruplar halinde onun takipçileri, talebeleri oluyordu. Toplu müzik en fazla böyleydi Türkiye de. Batı Müziği gibi büyük koroların oluşması çok yakın bir hikayedir. Çok sesli müzik; yani batılı anlamda çok portreli polifonik müzik yapmadık; ama bu şekilde değişik sazları da kullandık. Batılı da aynı bir fabrika üretimi gibi toplu hareket etme kabiliyeti var. Batıdaki bir müziği tek başına çalıp söylemek çok zor. Avrupalı bestekâr, bas ları ayrı tenor ları ayrı, gitar parçasını ayrı, piyano parçasını ayrı ve hepsini birbiriyle uyumlu biçimde düşünüp öyle besteliyor. Ama Türk Müziğinde böyle değil. Türk Müziğinde bestekâr, belki kuvvetle muhtemel, falanca solist okursa şöyle okur, falanca sâzende çalarsa şöyle çalar diye düşünerek bestelerini yapıyor; ama seksen, yüz kişilik koro söylerse nasıl olur diye düşündüklerini hiç sanmıyorum. Çünkü zaten klasik müziğimizde koro diye bir kavram yok. Fasıllarda da sadece üç beş kişi okuyordu okuduğunda. Bütün bunlar şu demek değildir; Batı Müziği daha iyidir, Türk Müziği daha kötüdür ya da Türk Müziği daha iyidir de Batı Müziği kötüdür. Kesinlikle böyle bir şey yok. Kıyaslamaya gerek yoktur ayrıca. Biz Türküz, Türk Müziğinden kâm alırız, onu dinlediğimiz zaman etkileniriz, bize çok şey verir, eskileri hatırlatır, dinimizi hatırlatır, anamızı babamızı hatırlatır ya da eğlendirir, oynatır. Bizim için kıymetlidir Türk Müziği. Ben Batı Müziği dinleyeceğime Türk Müziği dinlerim. diyebiliriz. Bu, Türk Müziği, Batı Müziğinden daha iyidir demek değildir. Aynı şeyi Batılı da Türk Müziği için söyleyebilir. Türk Müziğini aşağılamadan, Kardeşim ben ondan bir şey anlamıyorum ya da o bana fazla bir şey vermiyor, ben başka bir müzik dinleyeceğim. diyebilir. Bu gayet doğal bir şeydir. -Osmanlı nın askeri yenilgileri sonrasında ortaya çıkan batılılaşma sürecinde, batıya öykünme başlıyor ve onun bir getirisi olarak da Klasik Batı Müziği dinleyen insanlarımız çoğalıyor. Hatta öyle kimseler var ki, hem Türk Sanat Müziği hem de Batı Müziği dinleyip zevk alabiliyorlar. Bu durum hakkında ne düşünmeliyiz? Anlayabilirse tabiî ki de dinler. Bakın burada, anında benimle Türkçe konuşan, öbürüyle İngilizce konuşan, diğeriyle Almanca konuşan insanlar var. Bu herkes için böyle olacak diye söylemiyorum bunu. Ben biraz daha genel konuştum. Türk vatantaşı Türk Müziğinden anlayacak elbette; ama Türk olup da Batı Müziğinden anlayanlar da var. Önemli olan anlayabilmek. Bir de şu vardır; ilk denemeler hep iticidir, iyi netice almak zordur. Onunla biraz yakınlaşmak, birkaç defa üstüne gitmek lazımdır. Hasbelkader dünyanın birçok ni gezdim, birçok nde Türk Müziği çaldım, hepsinde de hüsnükabul gördüm. Buradan şunu kesinlikle ve rahatlıkla söyleyebilirim: Türk Müziği dünyadaki yüksek seviyeli müziklerdendir. Bu şu demektir, düşük seviyeli müzikler de vardır bazı ülkelerde. Tabiî bizim ülkemizde de var maalesef böyle düşük seviyeli müzikler ama çok yüksekleri de var. -Bizim ülkemizde durum böyleyken, batıda başka kültürleri dinleyip de ilgi duyabilen çok az. Çünkü batıda, doğululaşma diye bir süreç yaşanmamış, bir öykünme olmamış. Yalnız, son dönemde, sizin buradaki öğrencileriniz gibi ilgilenen, anlamaya çalışan insanlar var. Yavaş yavaş Avrupa da da bir ilgi, merak başlıyor herhalde. Sizin söylediğiniz batıya özenme hikayelerinde rahmetli Çinuçen Ağabey bu durumu bir atletizm yarışması gibi düşünmemizi söylerdi. Eskiden Türkler en önde koşuyordu. Hakikaten Türkler tarih boyunca dünyaya çok şey katmışlardır. Zamanında, cephelerden zafer haberleri geldikçe iyi gidiyordu her şey. Fakat, her şeyin bir sonu vardır. Nasıl doğduysak, nasıl yükseldiysek bir de sonu olacak. Demek ki Osmanlı nın da, ondan evvel Selçuklular ın da ve onlardan evvelkilerin de böyle bir sonu oldu. Doğdular, yükseldiler ve tekrar inişe geçtiler. Osmanlı da da böyle oldu. Cephelerden mağlubiyet ha- 20 sabah

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

Hayatı. Yazı Hayatı Hakkında

Hayatı. Yazı Hayatı Hakkında Hayatı Cemil Meriç, 12 Aralık 1916'da Hatay, Reyhanlı'da Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Antakya Lisesi'nde eğitimini sürdürdükten sonra İstanbul'a geldi ve Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

Y. Lisans Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1989. Sanatta Yeterlilik Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1994

Y. Lisans Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1989. Sanatta Yeterlilik Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1994 Adı Soyadı: Güldeniz EKMEN AGİŞ Doğum Tarihi: 01.08.1958 Unvanı: Yardımcı Doçent Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı İst. Teknik Üniv. 1979 Y. Lisans Türk Müziği İst.

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Đyi bir başarı için gerekli olanşartlar Çocuğunu desteklemek isteyen annebabalar için çeşitli tavsiyeler Elisabeth Grammel und Claudia Winklhofer Übersetzung: Abdullah

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM

SADECE BİR ÇANKAYALI DEĞİLİM; ULTRA ÇANKAYALIYIM Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 2010 Yılı Mezunu ve halen Çankaya Üniversitesi nde kamu hukuku üzerine yüksek lisansına devam eden Kültür Hizmetleri Müdürlüğü Personeli Sayın

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı PROGRAMLAR Türk Din Musikisi Lisans Programı Konservatuvarımız Türk Müziği Bölümü kapsamında açılmış olan program genel amacıyla, ülkemiz topraklarındaki tarihsel müzik geleneklerinin inceliklerini kavramış,

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ

ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ ALMANCA VE FRANSIZCA DĠL KURSLARI Avrupa'nın bir çok farklı dil konuşulan ülkesi Ġsviçre'de Almanca veya Fransızca dillerinden bir tanesini öğrenmeniz mümkündür. Kış sporlarının

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

EĞİTİM TATİLİ TANIŞMA. Eğitim yolculuğu. Haus Kreisau. v a r d ı ğ ı m ğ z d a h e r k e s

EĞİTİM TATİLİ TANIŞMA. Eğitim yolculuğu. Haus Kreisau. v a r d ı ğ ı m ğ z d a h e r k e s EĞİTİM TATİLİ N i h a y e t A f a c a n ' a v a r d ı ğ ı m ğ z d a h e r k e s f e r a h l a m ı ş t ı çü n k ü y a p ı h a r i k a y d ı v e e n f e s b i r m a n z a r a s ı va r d ı. B a z ı l a r

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler. İstanbul Boğazı İstanbul Boğazı Karadeniz ve Marmara Denizi ni birbirine bağlar. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayırır. İstanbul u da ikiye böler. Uzunluğu 31 kilometredir. Genişliği ise 700 metre

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Hayatı ve Çalışmaları

Hayatı ve Çalışmaları Hayatı ve Çalışmaları Hayatı Albert Einstein, 14 Mart 1879 da, Almanya nın Ulm şehrinde dünyaya geldi. Babası Hermann Einstein bir mühendis ve satıcıydı. Annesi Pauline Einstein müziğe oldukça ilgiliydi.

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

İZMİR BALÇOVA ANADOLU LİSESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTE TANITIM VE KÜLTÜR GEZİSİ

İZMİR BALÇOVA ANADOLU LİSESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTE TANITIM VE KÜLTÜR GEZİSİ İZMİR BALÇOVA ANADOLU LİSESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTE TANITIM VE KÜLTÜR GEZİSİ 3 GÜN 2 GECE 23-27 NİSAN 2014 İSTANBUL "Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten 2009 2010 eğitim öğretim yılının birinci dönemi ki bu güz dönemi oluyor, benim de yüksek lisans programımın ilk dönemiydi. Üniversiteden 2003 yılında mezun olduktan 6 sene sonra tekrar üniversiteye başlıyordum.

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayatın kendisi müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Bir notanın vesile kıldığı şey, yalnızca bizim anımsayabildiğimiz özel bir an ın tekrar uyanışı, bu sayede devasa bir geçmişin yeniden canlanışıdır

Bir notanın vesile kıldığı şey, yalnızca bizim anımsayabildiğimiz özel bir an ın tekrar uyanışı, bu sayede devasa bir geçmişin yeniden canlanışıdır Sunum Metni Hazırlayan ve Sunan: Bilge Sumer BÖLÜM I Saygıdeğer Sanatseverler Muhterem Misafirlerimiz, Bodrum Belediyesi Türk Musikîsi Derneği, Klasik Türk Müziği Korosunun hazırlamış olduğu, BESTEKÂR

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 10 Mayıs 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Çamlıdere

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

SANAT TARİHİ SANAT TARİHİ NEDİR? Sanat Tarihi, geçmişte varlık göstermiş uygarlıkların ortaya koyduğu her tür taşınır ve taşınmaz maddi kültür varlıklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Güzel Sanatlar ve

Detaylı