MILLI YOL. Türk Umumî Efkârına Bildiri. mm~~ - '-^^^ 1. YIL 13. Savi FİATI 50 KURU? 20 NİSAN 1962 CU.IIA. !lil!ll!il!l ll!!ll!ll!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MILLI YOL. Türk Umumî Efkârına Bildiri. mm~~ - '-^^^ 1. YIL 13. Savi FİATI 50 KURU? 20 NİSAN 1962 CU.IIA. !lil!ll!il!l ll!!ll!ll!"

Transkript

1 MILLI YOL!lil!ll!il!l ll!!ll!ll!lllimiliiiiiiiiium Türk Umumî Efkârına Bildiri mm~~ - '-^^^ '- '.'.:,.:.!,;»* 1. YIL 13. Savi FİATI 50 KURU? 20 NİSAN 1962 CU.IIA

2 LU YOt l. Yü 13. Sa ı 20 Nisan a62 Fiyatı I oü kuruş. TARAFSIZ MİLLİYETÇİ SİYASİ DERGİ İmtiyaz Sahibi Müdürü: Necati BOZKURT * Yazı İşleri ismet TüMTüRK * İdare Müdürü: Mümin ÇEVİK. um (Tek sülün santimi 20 : Ura -k Tam sayfa arka i kapak (renkli) 2000 ü fr Tam sayla içta 1600 lira * Sayfanın 1/4 ve 1/8 gibi kısımları aynı ölçülere göre hesaplanır Kadirli olayında yeni gelişmeler I.: eh met Canı komünistler savunuyor Nakil işi Mecliste görüşülürken C. H. P. liler gerçekleri söyleyenlere küfretti Kadirli Kaymakamı Mehmet Çan'ın tâyini hakkında verilen sözlü sorular, Meclisi karış tirdi. Suphi Baykam adındaki CHPTı milletvekilinin, M. Çan'ın bâzı icraatını komünist «Bizim Radyo» ya paralel olarak övmesi hâdiselere sebep oldu. A.P. Milletvekili Kemal Bağcıoğlu da, mukabil olarak solcu ve komünist yazarlarla Moskova Radyosunun, M. Can hakkındaki medihkâr yazılarını Meclis kürsüsünden okudu. CHP'lilerin devamlı müdahaleleri ve. ı. sataşmaları üzerine, milletve- I killeri biribirlerine girdikleri Temelli senatörler ucuz sırada, yine CHP'den Kenan I Esengin'in «eşşeoğiueşek» didaireleri boşaltmadılar I ye bağırdığı duyuldu. Gökhan Evliyaoğlu, S. Bayi kam'ın konuşmasının diyalek- Emekliye sevkedilen Aîb. Talâî Aydemir ti«materyalizm metoduna gö- re yapıldığını belirtti. oturduğu daireyi boşaltarak başka eve tasındı. Fakat temelli senatörler, kaklarını kaybettikleri halde ucuz dairelerden hâlâ taşınmıyorlar. 22 Şubat olaylı.-ı lideri Talât Aydemir, Saraçoğlu'ndaki dairesinden çıkarak, Anıt - Kabir yakınlarındaki bir kata taşınmıştır. Talât Aydemir'in Saraçoğlu'- Komünistlere Basın Kartı Turgut Çulha'nın basın kartları hakkında sorduğu soru münasebetiyle Basın - Yayın Bakanı Evliyaoğlu şunları söylemiştir : Nâzım El Kudsî hapisten çıktı ve tekrar Suriye Cumhurbaşkanı oldu Suriye'yi idare eden askerî rejim Cumhurbaşkanı Nazım El Kutsi*yi tahliye ve kendisini yeniden Devlet Başkanlığına tâyin etmiştir. ndaki evi boşaltmasının sebebi emekliye ayrılması ve dolayısiyle bu evlerde oturma hakkını kaybetmiş bulunmasıdır. Buna karşılık aynı hakkı kay Mehmet Can adındaki genç Kaymakamın, tanınmış solculardan Nail Vahdeti ile eşi Halet Çambel'in tesiri altında kaldığı anlaşılmaktadır. ol (Bu konudaki bir yazıyı bu sayımızda bulacaksınız.) beden uzun aylar geçmiş masına rağmen bâzı tabiî senatörler, hâlâ kiralan pek ucuz bu konforlu evlerde oturmaya devam etmektedirler. «Yılanların Öcü» Adana'da protesto edildi «Memleket aleyhinde çalışanlarla müseccel komünistrilmeğe başlanan «Yılanların Adana sinemalarında göstelere basın kartı verilip verilemiyeceğini soruyorlar, mevzuyet vermiştir. öcü» filmi, hâdiselere sebebiat değişmediği müddetçe verilecektir.» yüzlerce talebe, filmin yarısın Sinemanın içini dolduran da «Kahrolsun komünistler Bakanın izahatın müteakip kahrolsun bu filmi oynatanlar, kürsüye gelen soru sahibi, basın kartları yönetmeliğinde bu filmi kaldırın» nidalariyle bağırmağa başlamışlar, ellerin, yapılacak derişikliği ısrarla deki gazoz şişelerini, çürük beklediğini, memleket aleyhi portakalları perdeye atmışlardır. ne çalışanlara değil, hakikî basın mensuplarına basın kartlarının verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bölükbaşınuı iki ay paralı izin istemesini protesto ettiler Millet Meclisinde bundan bir süre önce (CKMP) Genel Başkanlığından ayrılan Osman Bölükbaşı'nm hastalığı dolayısiyle iki ay izin alması, bâzı AP ve CHP liler tarafından tasvip edilmemiştir. Bölükbaşmın aynı şekilde ödeneğinin de verilmesini istemesi protestolara sebep olmuş ve gülüşmelere tur. İçişleri Bakanı da yaptığı konuşmada, M. Çan'ın usulsüz bir çok icraatta bulunduğunu hakkında tanzim edilen dosya. ların elliyi aştığını belirtti. 6 aylık (26 sayıl 112,5 lira * 1 yıllık ü/k b dnf»" I 52 sayı 20 lira * ' idarehane: Nuru osmaniye Cad. 34, İstanbul. Dizgi ve klişe: GÜNEŞ MATBAACILIK T. A. Ş Şerefefeudi Sok. No , Cagaloğlu İSTANBUL wm Rus Büyükelçisi İnönü ile yine görüştü Sovyet Rusya Büyükelçisi Başbakan ismet inönü ile tekrar uzun süren bir görüşme yapmıştır. Başbakanlıkta yapılan bu görüşme hakkında, mûtad olduğu üzere hiç kimseyf ve hiçbir şekilde bir açıklamada bulunulmamıştır. Ömer Altay Egesel Hanım yeğenlerinin çok olmasıyla, beşinci defa nişanlanmasıyla ve daha birçok taraflariyle gazetecilerin ilgisini toplayan adam. Bir telefon görüşmesi Besinci defa evlenmek üzere boşanmadan nişanlanan Egeselle gazeteciler arasında geçen hafta şöyle bir telefon görüşmesi olmuştur: Gazeteci Beyefendi, görevinizi kötüye kullandığınız iddiası ile hakkınızda dâva açılmış deniliyor, bu doğru mu? Egesel Hey Allah cezanızı versin. Allah belânızı versin, aslanım bunları kim çıkarıyor? Bu neymiş ben de bileyim! Gazeteci Cezaevinde zor kullanarak mobilya yaptırmışsınız? Egesel Ben paramla yaptırdım. Size ne oluyor? Sonra ben param ile herşeyi yaparım. Gazeteci Beyefendi, İstanbul'da resmî arabayla nişanlınıza eşya almak için dolaşmışsınız, şahsî işlerinizde arabayı kullanmışsınız? Egesel Arsalmm, teşbit edebildiniz mi, ne istiyorsunuz? Egesel, bu sorular karşısında fena hâlde sinirlenmiş, odasında bulunanlara bağıra bağıra birşeyler söylemiştir. Son derece sinirli olan Egesel, telefonu «Allah cezanızı versin» diye gazetecilerin yüzüne kapatmıştır.

3 MILLI YOL Haftalık Milliyetçi Tarafsız Haber Siyasî Dergisi ıııııııııııııııııııııııııııııiüiııııı uiüiıııımııiüiııııııiiiıııııııııı ıııııııuıiiiıııımıııııııııııııiihiıihiııuıııııuuihiııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııınıııııihinıııııııııınııııııııııııııi! TONGUÇ İLKOKULU PAETîLERDE DURUM YTP durgun. Önce AP'de ne olacağını bekliyor. AP de nihayet bir şeyler oldu. Umumî îdare Heyetine yeni üyeler almdı. Yeni İdare Heyetinde înönücüler yine'çoğunlukta, ama eskisi kadar ezici farkla değil. Partiden Saki Zorlu gibi en aşırı İnönücü bâzı üyeler istifa ederek ayrıldı. En mühimi, kayıtları silinmiş olan beş üye partiye geri alındılar. Bâzı gazete ve dergiler Dunu «müfritler AP'yi ele geçiriyor» diye yererek nıühimsediler. Bâzıları, «Herşey düzeldi, parti yolunu buldu» diye överek nıühimsediler. Biz mühimsiyemiyoruz. Bütün mesele beş kişinin partiye girmesi veya girmemesi mi idi? Prensipler ne olacak? Memleketin ana dâvaları ve rejim meselesi ne olacak? Azgın bir sel gibi komünistlerin devlet mekanizmasının her tarafını istilâ etmeleri ve herşeyi kendi plânlarına göre yürütmeleri karşısında daha ne zamana kadar susulacak ve hareketsiz kalınacak? Baha dumanı üstünde olarak, A.P.'li İçişleri Bakanının «Yılanların Öcü» nün oynanması için sansür heyetine emir verdiği yazılmış iken ve bu yalanlanmamış iken; yine aynı İçişleri Bakanının «Kadeş'te ahlâka aykırı bir hâdise cereyan etmemiştir» sözleri kulaklarda çınlarken; yine AP'li Başbakan Yardımcısı İyidoğan'ın «Köy Enstitülerinin açılması lâzımdır» şeklinde beyanda bulunduğu gazetelerde yazılmışken ve bu da yalanlanmamışken, (sâdece hatırımıza şu anda geliveren üç misâl olarak bunları sıralıyoruz), ve bunları önleyecek hiçbir tepki ve kuvvet AP de görülmezken, partinin yoluna girdiğini nasıl kabul edebiliriz? Şimdilik, oyun bozanlık bizden bilinmesin diye, ve iyiye yöneliş olacaksa bunu bozmıyalım diye, susuyoruz. Ama, ancak şimdilik susuyoruz. Bir otlakta geviş getiren bir manda umursamazlığı içinde değil, gittikçe gerilen bir yay gibi susuyoruz. Zamanı gelince, ki bu zaman çok yakında gelebilir, söyleyecek derya gibi sözümüz ve kucak kucak ifşaatımız olacaktır. ZİYAFETLİ PROPAGANDA Enstitücüler eskiden «açık» oturumlar yapardı. Ve bunlara milliyetçilerden de tektük kimseleri davet ederler, tartışmaya çağırırlardı. Milliyetçiye bir kere söz vermeye karşılık öbürlerine üç kere, beş kere söz verirlerdi. Ama bütün bunlara rağmen ve toplantıları idare eden başkanların açıkça enstitücülük tarafını tutmalarına rağmen, her seferinde toplantılarda galibiyeti milliyetçiler kazandı. Şimdi artık, enstitücüler «akıllandı» 1ar. 17 Nisanda Enstitülerin kurulmasının yıldönümünü «kutlamak» üzere Türk Devrim Ocakları denilen devletin parasiyle beslenen teşekkül yalnız Enstitü taraftarlarını davet ederek ve yalnız onları konuşturarak bir «açık oturum» (evet, adı. yine «açık») tertip etti. Sâdece Enstitücülük propagandası yapılan bu toplantı yenilir, yutulur cincinden değildi, ama davetlilere toplantıdan sonra mükellef bir ziyafet (yfr ne milletin parasiyle) vermek suretiyle onların da gönüllerini hoş ettiler. İŞİN PÜF NOKTASI AKİS dergisi birkaç sayıdır Sümerbank Umum Müdürü Selâhaddin Akyol'u şiddetle tutan ve ona yol veren Bakan Fethi Çelikbaş'ı şiddetle yeren yazılar yazdı. Bunun sebebi merak ediliyordu. Çünkü Bakan da, Umum Müdür de CHP'li. Umum Müdürün bir sürü suiistimali var. Bakanın da bir sürü yolsuz hareketi. Her ikisinin de «aşırı milliyetçilik», «gericilik» falan gibi büyük «suçlar» la hiçbir ilgisi yok. Şu halde bu taraf tutuştaki şiddet ve gayret niye? Üstelik, başka CHP'li dergi ve gazetelerin kılı kıpırdamıyor! Nihayet işin hikmeti meydana çıkıverdi. Sümerbank'ın, sâdece 1961 yılında, AKİS dergisine ve tıpkı AKİS boyunda ve aynı derecede aşın ÇHP'ci diğer 4 dergiye verdiği ilânların tutarını Yeni Sabah gazetesi açıkladı. Listeyi buyurun : SIR Mecmuası SÖZCÜ» AKBABA» KİM» AKİS» Mesele anlaşıldı, Lira 5.030» 6.902» 9.510» » değil mi? Bir okuyucumuz îzmirden Çanakkaleye giderken, Ayvalığa bağlı Gömeç nahiyesinde yolun kenarında bir ilkokul binası görüyor. Üzerinde hususî bir meydan okuma maksadıyla' yazılmışçasma gayri tabiî derecede büyük harflerle TONGUC İLK OKULU yazılı. Tâ uzaklardan okunuyor. Okuyucumuz millî duygularınızın ıstırabı Ve hayreti içinde. Yolunu bırakıp orada soruşturuyor: Bu ad eskiden beri mi vardı, yoksa yeni mi kondu? Aldığı cevap: Yeni kondu. Milletvekillerine hitap ediyoruz: Sizler bunun sorumlusunu aramak, ve yalnız o levhayı değil, onu astıran zihniyeti de Eğitim teşkilâtının içinden söküp atmak vazifesini taşıyorsunuz. Bunu.yapmaz, ve aldırmamaya devam ederseniz, iyi biliniz ki yarın Türkiyede bir Stalin Ünversi- Dâva Adamı ON asırda ırkımıza has fi- Lir plânında, dünya çapında savaşçı çıkaramadık. Birçok büyük Türk evlâtları gelip geçtiler. Yaşama dâvamıza hizmet ettiler. Fakat kâfi vuzuhu kazandıramadılar. Bunun için, bugünkü neslin yükü cok ağırdır. Bunu idrak edenler bu dâ vanm müstait talibi, âtinin şükranına elyâk büyük insanlarıdır. Asırlarla beraber terakki eden beşer şuuru hodkâmlıktan tasfiye olmak yolundadır. Şahsiyet bulmuş her fert, mensup olduğu cemiyetin hayrına maddî veya mânevi faaliyet göstermektedir. Havada yol a lan turnalar misâli cemiyetlerin istikametine rota çizen kişiler şüphe siz ki vasattan az olacaktır. Bu ilâ hî kanun muvacehesinde fîsebilillâh meydan-ı mübarezeye atılmak azminde olanların şahsî kaygıları çiğneme zamanı gelmiştir. Toplum akıihlara emanetullahtır. Emanete hiyanetten korkan, seviyeye malik vatan evlâtlarının toparlanıp cep he kurdukları an mübarek, ulu bir ibadet ve Türklük için sonsuz saadet olacaktır. Yusuf ÖKTEM MİLLÎ YOL Wl

4 tesi ve bir Kruşef Lisesi kurulmasının sorumluluğu sizin boynunuzdadır. Evet, hiç; 1, şüphe etmeyin, o levhaları kendi ellerinizle asmış gibi sorumlusu sizsiniz. BİR TEKZİP Derginizin 2 Mart 1962 gün ve 6 No. lu sayısının 6 ncı sayfasında «İşte Üç Örnek» başlığı altında Uzunköprü muhabirinizin verdiği haber yanlış olup hakikat, şöyledir. 1 Cami Yaptırma Derneğini dev reden yönetim kurulumuz, hiç bir ku- ug zimmetine para geçirmemiş olup bu görevi de fahrî olarak şevkle ifa etmiştir. Adı geçen 1100 lira para, istihkak sahiplerine ödenmiş olduğu 5 idareci arkadaşın karar ve imzaları ile sabit olup, zimmetimize değil lira, bir kuruş bile geçmemiştir. I 2 Köy Enstitüsünden mezunum. Bundan sâdece şeref duyarım zira, oradan aldığım Türklük sevgisi ile yurduma faydalı olmağa çalışıyorum. Solculuk isnadını, aldığım millî ülkü ile bağdaştıramıyor ve nefretle reddediyorum.! Bu itibarla şahsımın şeref ve haysiyetini rencide edilmesini doğru bulmadığımdan, Basm Kanununun âmir hükümleri gereğince, ilk çıkacak sayının aynı sayfasında işbu yazımın tekziben neşrini hassaten rica ederim. Hürmetlerimle. Şükrü ORHUN Akarca Köyü İlkokul Müdürü PEHLİVANKÖY... VE TEKZİBİN CEVABI UZUNKÖPRÜ Tahsin Arıkan Şükrü Orhun'un güzel sözlerle yazılmış tekzip mektubu, inkâr edilemez kesin resmî kayıtlar ve idarî ve adlî muamelelerle tamamen yalanlanmaktadır. Şükrü Orhun zimmetine 1 lira, veya 1 kuruş geçirmemiştir, tam 1065 lira 50 kuruş geçirmiştir. Buna dair inkâr edilmez resmî muamelelerin tarih ve numaralarını bildiriyorum : 2/2/1962 tarihli yazı ilo eskiden U- zunköprü'ye bağlı şimdi Pehlivanköy kazasının Akarca köyü Cami Yaptırma Derneği yeni kurulunca eski Kurul Bşk. öğretmen Şükrü Orhun ile Muhasibinin (1062 lira 65) kuruşluk sarf evrakın yokluğundan zimmet ihbarı yapılmıştır. 7/2/1962 tarih ve 9 No. lu yazı ile Kaymakamın idarî cepheden tahkike memur ettiği Mehmet Sönmez'in vazifeyi ihmal ve o miktar paranın sarfına Ş. O. ve üyelerce karar alınmışsa da istihkak sahibine ödendiğine dair sarf evrakı olmamasından zimmet ha- MİLLİ \'OL O Samsun'da Peri mecmuasını ve ahlâka aykırı yayınları yakan ve protesto eden gençler... linin teshilini bildirir fezlekesinin Kaymakamlığa tevdii. 12/2/1962 tarih ve 962/28 sayı ile Kaymakamlığın Adliyeye evrakı tevdii. 12/2/1962 tarih ve 962/e hazırlık numarası ile Hâkimliğin evrakı zabıtaya havalesi. İşte bu deliller ile ilk haberimiz doğrudur, 1062 lira 65 kuruş istihkak sahiplerine ödenmediği gibi sarf evrakı da ortada yoktur. * MÜSTEHCEN YAYINLARA TEPKİLER SAMSUN Mehmet Cebi 14/4/1962 Cumartesi günü saat 2'de mm] Boşuna Zahmet AZI parti kongrelerinde meşhur ve malûm «Tedbirler Kanunu» nuıı metni okunuyor ve delegeler de vecd (!) içinde dinliyorlarmış. Maksat, delegelerin hukuk bilgi- ; leriııi arttırmak olmasa gerek. Olsa olsa «aman bunu iyi belleyin de bir yerde ağzınızdan bir söz kaçırma- : yın, tenkide filân kalkışmayın» demeye getiriyorlar. '. Ama, nafile! Biz daha çıktığı gün bu kanunu: ezberledik, yastığımızın altına koy ; duk, kerrat eedveli gibi belledik. Netice ne oldu, biliyor musunuz? Hiiiç! Sâdece «Millî Yol» un 10 uncu sayısı toplatıldı. Murat GENÇOĞLU Samsun Gençliği Gaziler Eczahanesi önünde ahlâka aykırı yayın yapan bütün dergileri, bilhassa Peri Mecmuasını, protesto mahiyetinde yüzlerca dergiyi bayilerden paralarını ödeverek aldıktan sonra büyük bir kalabalığın önünde yaktı. Kalabalığın içinden şu sesler duyuluyordu : «Kahrolsun Komünistler!», «Kahrolsun böyle neşriyat!». (Samsunlular sağ olsunlar. Yalnız bir noktaya dikkati çekelim. Bu gibi zararlı yayınları yakarken yüzlercesîni yakmaya lüzum yok. Bir iki tanesini yakmak ve ateşi de süpıiintü kâğıtlarla beslemek yeter. Onların gayesi zaten para kazanmak. Kazanmasınlar.) * MÜSTEHCEN VE SOLCU YAYINLAR Kayserideki bayiler hayırlı bir ka. rara vardılar: Müstehcen yayınları getirmeyecekler ve satmayacaklar. Kayseri bayilerini bu güzel ve feragatli kararlarından dolayı tebrik ederiz. Aynı zamanda Kayserili gençler faaliyete geçerek solcu bir derginin de satılmaması için bayilere tavsiyeler de bulundular. * KARABÜK'TE Karabük'te Cemil Topuz, (Y. Elek.. Müh.) İsmail Kimyacıoğlu (Mak. Müh.), Cengiz Özdemir (Y. Elek. Müh) ve Müslim Gündüz (Tek. talebesi) tarafından Milliyetçiler Derneği kurulmuş, samimî bir toplantı ile faaliyete başlamıştır. Başarılar dileriz. İSMAİL MAOANOGLL ÎŞt 11 inci sayımızda (Bir veğen hikâyesi dabal başlığı altında Erzurum'da İsmail Madanoğlu'nun petrol işlerinden bahsetmiştik. Bir dokun bir ah

5 Kadirli Oları mı, Moskof Taktığı mis İlhan E. Darendelioglu AYRET, dehşet ve hattâ büyflk bir nefret içinde haber verelim ki, Türk milleti son günlerde KI ZIL bir ideolojinin tertip ve TAHRİKİ ile karşı kargıyadır» Kadirli zenginlerinin şahsında. SAF ve MASUM kalblere bir SINIF MÜCADELESİ ve SER VET DÜŞMANLIĞI zehirini akıtmak isteyenlerin gizli maksatları hâlâ hissedilmiyor, hissedilmek istenmiyor. Bu gizli tertip karşısında ise, mes'ul makamların bile bir heykel sessizliği içinde susmuş olmaları cidden acı acı düşünmeğe değer. Evvelemirde, Kadirli olayı diye günlerdir gazete sayfalarını işgal eden bu hâdise, zannedildiği gibi bir memleket meselesi değil, içtimaî kisveye bürünen MARKSİST kampanyasının kendisidir. Evet, Kadirli ağalan şahsında kapitalizme karşı açılan bu kampanyanın başı ve şefi şu anda Kadirli'de, kuyrukları ise bâbıâlide kalem ağalarının himavesindedir. Şimdi asıl söylemek istediklerimizi bırakıp, komünist ihtilâlinin fikriyatını yapmış olan MARKS'a dö- - nelim : Marks diyor ki;/' «Komünistler fikirlerini şu kısa ifadelerle hülâsa etmelidirler: 1 Hususî mülkiyetin lağvı. 2 Proleterin (yâni amele ve işçinin) hiçbir şeyi yoktur ki, muhafaza etsin. Komünistler her hususî teminatı, her hususî emniyeti yıkacaklardır. Cemiyetin alt tabakaları olan proleterya, cemiyete vücut veren üst tabakaları (yâni kapitalistleri) çatır çatır atmadan kalkınamaz.» İşte, dünyanın her yerinde, komünizme ve komünist ihtilâline giden yolu, Marks'm bu direktif ve emirleri çizer. Mensupları ve sempatizanları ise bu yola bir ortam hazırlar. Ne hazindir ki, Kadirli hâdisesinde bu ortamı yaratmak isteyenlerin çığlık ve feryatları karşısında vatanseverliğin şımr ve hassasiyet; ya gericilik veya aşırı sağcılık töhmetiyle susturulmak istenir. Fakat olsun, biz konuşacağız ve susmıyacağız. Bu hâdisede kimlerin parmağı ve gayreti olduğunu ifade etmeden önce, vaktiyle Kadirli'de istidacılık yapan ve Kadirli halkının «gomünist Kör Kemal» diye tanıdığı bir yazardan önce Moskova'da kızıl ihtilâlin tertip ve tahriklerini talim eden ve hâlen Kadirli' de bulunan Nail Vahdeti'den bahsetmek istiyoruz. AIL Vahdeti, Nâzım Hikmet'in Türkiye'de bıraktığı en sadık dost ve arkadaşıdır. Eski nıüseccel komünist gazete ve dergilerin yazarıdır. Nâzım gibi ihtilâl şiirleri yazmış ve neşretmiştir. Nâzım Hikmet'le birlikte bir kitabı vardır. Komünist Sabiha ve Zekeriya Sertel'in çıkardığı ve İstanbul gençliğinin paramparça ettiği Tan ve Görüşler gazetesinin yazarıdır. 15. yıl önce Büyük Millet Meclisinde o zamanki Dahiliye Vekili Şükrü Sökmensüer'in Türkiye'deki komünist hareketlerini anlatırken Nail Vahdeti'nin de Moskova'da yetişenler arasında bulunduğunu ifade ettiği Meclis zabıtlarına kadar geçmiştir. Son defa komünistlik suçu ile 4 yıllık ceazsını Konya hapishanesinde çekmiştir. Onun, içli bir Moskof hayranı olduğunu, orada yetiştiğini ifade eden şu mısraları bile Nail hakkında kesin hükmü vermeğe yeter. Bu mısraların yazıldığı gün, Rus ordusu, Alman ordusu karşısında hezimete uğramış, Moskova'ya doğru çekilmekte ve kaçmaktadır. Nail Vahdeti bu olayı göz yaşları arasında aynen şöyle anlatmaktadır : Onlarla yanyana Boyanmadan dîye kana. Kendi kendimden utanıyorum. Daha çok onlar yaşamalıydı > Daha çok onlar hak etmişlerdi bunu Ben onlardan öğrendim Sevmeği, Bana onlar öğrettiler Daha bilmem neyi?... Nail Vahdeti Rusya'da öğrendiklerini söylemiyor ama mısralarmm altında her şeyi itiraftan da kendini alamıyor: Kafamı onlar yoğurdular ORADA!... Gıcır gıcır bir âlemi İlk önce onlar kurdular O topraklarda ayrı gayrı bilinmez O topraklarda hep elele tutuşmuştur; O topraklarda dert unutulmuştur. Oldukça açık ve büyük bir YALAN içinde Rus ihtilâli propagandası yapan Nail Vahdeti, her şeyi alenen bakın nasıl söylüyor: Kavganı onların adıyla amin Onlar öyle aç Öyle çıplak Sanılır. Ama ilk önce Affettiler yokluğu İlk önce asıl tokluğu Daha onlar yaşamalıydı Daha çok onlar hak etmişlerdi Bunu. İşte tefsire hacet bırakmıyan kanlı ve kızıl mısralar, işte aylardır Kadirli'de bulunan Nail Vahdeti!... Şimdi : Sağduyu sahipleri, heykel ve mezarlık sessizlisine gömülen mes'ul şahıslar, size sesleniyoruz!... Kadirli olayı mı?... Moskof taktiği mi?... (Bu yazı serisine devam edeceğiz.)

6 AKİS Söver aslanlara ar etmez de Çıkarır göklere dek inmelisini! Sesi boşlukta akis yaptıkça, Köpek aslan sanıyor kendisini! dinle, cinsinden, Erzurumdan feryatnameler aldık. Meğer yazdığımızdan daha da fazla tarafları varmış. Fazlayı da şimdi buyurun: Erzurumdaki Petfol Ofisi acenteliğini başlangıçta başka bir şahıs kazanmış, fakat sonra olmaz demişler, kazanan adama değil, İsmail Madanoğlu'na vermek için diretmişler. Ka zanan adam da mecbur olmuş, bari büsbütün elimden gitmesin diye Mada noğlu ile bir ortaklık anlaşması yapmış, hatta ilk teminat mektubunu da bu kazanan şahıs yatırmış Sonra, işi aldıktan sonra, Madanoğlu bu şahsı ortaklığa kabul etmemiş. Arkasından başbakanlıktan bir e- mir geliyor: Bütün resmî daireler a- karyakıt ihtiyaçlarını bir tek kaynaktan alacaklardır. Başka yerden almak yasak! Tabiî o tek kaynak ta Madanoğlu. Bundan sonra Madanoğlu'nun cebine milletin paralan aktıkça akıyor. Bu hal bir hayli sürüyor. Nihayet bir gün Erzurumdaki Atatürk Üniversitesi akaryakıt ihtiyacını açık eksiltmeye koyuyor. Madanoğlu, hiddet ve şiddetle. Üniversiteye dayanıyor «Bu iş bana verilmiştir, benden almaya mecbursunuz» diyor. Ama Üniversite kanuna dayana rak açık eksiltme'de İsrar ediyor. îşin en dikkate değer tarafı Erzurum basınında îsmail Madanoğlu'nun bu konuların tartışması sırasında ba zı sözler söylediğinin yayınlanması ve bu sözlerin Madanoğlu tarafından tekzip edilmemiş olmasıdır. Meselâ, «Bütün akaryakıtçıların kapısına kilit vuracağım.» «Bu idare kırk sene böyle devam eder» «Bu millet hep yobazdır, tekmeyi vurup ekmeğini e- linden alacaksın.» SAMSUNDA DERNEK FAALİYETİ Samsun - Mehmet CEBİ îlimizde miliyetçiler derneği şube S' kuruldu. Kurucular: Kemal Demircioğlıı. Mehmet Cebi, Mustafa Kortsn, Osman Alman, İhsan Akdemir. (Başarılar dileriz - M. Y.) BÖLÜKBAŞI YERİNİ BULDU Çoktandır sesi çıkmaz olan, çıktı ğı zaman da acayip bir şekilde çıkan Bölükbaşı'nın neler olduğunu ve bu zatın nerelerde bulunduğunu merak MİLLÎ YOL Rî DİKEN Osman Bolükbaşı Safını nihayet ilân eden adanı... edenler çoğalıyordu günlü Hürriyet gazetesinden öğrendiği, mize göre İsmet İnönü de Bölükbaşına sormuş: Nerelerdesin? Bölükbaşının cevabı veciz: Safınızdayım, paşam. Artık hiç olmazsa nerede bulundu ğunu merak etmeye lüzum kalmadı. ÖĞRETMENLERİ İKİYE AYIRMAK Köy Enstitüsünde yetişen öğretmenlerle diğer öğretmenlerin arasına ay rılık tohumlan ekmek ve köy öğretmenlerini diğer öğretmenlere karşı kışkırtmak için plânlı gayretler sarf ediyorlar. Köy öğretmenleri bilhassa: «Sizlere komünist diyorlar, böyle diyenler gericilerdir» diye avlanmak isteniyorlar. Bu suretle komünist o- lan ve olmayan öğretmenleri ayırt et rnek güçleşecek ve bir zümre dayanışması ve zümre zıtlaşması havası içinde komünist öğretmenlere karşı, haklı olarak dikkati çekenlerin uyarmaları gürültüye gidecektir. Aydın Milî Eğitim Müdürü Hüse. yin Atmaca'nın (Enstitülü yalan söy İçmez) kampanyası komünistlere, ve yalnız komünistlere, karşı yöneltilen uyarmaları bütün köy enstitüsü mezunlarına yaymak ve işi karıştırmak gibi bir netice doğuruyor. Bu zat Hasanoğlan mezunlarındandır, ve a- şırı enstitücülerden Şükrü Koç'un yakın dostudur. Aydında enstitücülük hareketlerine alet edilen Köy Öğretmenleri Derneğinin Aydın şubesinin kongresi yapıl di. Burada bir taktikle Atatürk ve devrimlerine bağlılık kararının içine (komünizmi, gericileri, ve Köy Enstitülerini kapatan zihniyeti) protesto elmek hükmü de sokuşturuldu. Onlara ve aynı durumlarda olan başkalarına birer Türk olarak hitap ediyoruz: Enstitücüler dayanışması yoluna saparak, zaten fazla zümrelere bölünmüş milletimizde bir ayrılık daha yaratmayın. Düşmanımız tektir: Komünizm. Ona karşı yönelecek dikkatleri ve hırsları bölmeğe ve da. Sıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Vatanseverseniz, ki öyle olduğunuzdan halâ ümidi kesmedik, komünistlerin işine yarayacak durumlara bilmeden sebep olmaktan kaçınınız TÜRKİSTAN DOĞU TÜRK İLLERİ KÜLTÜR DERNEĞİ 1952 de kurulmuş olan Türkistan Doğu Türk illeri Kültür Derneği yıllık toplantısını 25/3/1962 de ismail Gaspıra mör.ü: «Küçük politika oyunlarına asla müsaade etmîyeceğim» dedi. GAZETELER

7 erk Umumi Efkarına Bildiri: 2 Nejdet SANÇAR ÇÜNCÜ sorum şuydu: «istanbul Emniyet Müdürlüğünün en alt katında, içinden lâ I ğım suları akan hücreler var mıydı? Varsa, Türk milliyetçilerinden bu hücrelerin birisine bir hafta hapsedilen oldu mu?» istanbu! Emniyet Müdürlüğü binası olan Sanasaryan hanının yeraltı katında da hücreler vardı. Burada, laman zaman, borulsrdan sızan lâğım çirkefleri hücrelerin içine dolardi. Ve lâğım kokusuna, birkaç saatlik vazifeleri sırasında nöbetçi polis ier bile dayanamazdı. Bu yeraltı nezarethanesinin koridoru çok dardı. Bir hücrenin kapısı açıldığı zaman «arşıki hücreye değerdi. Fakat bu nezarethanenin bir de konforlu (I) tarafı vardı. Helası alafranga idi. Ancak, bu alafranga helanın suyu yoktu. Her gün bir bü yük teneke su getirilir, yarısı bir günlük pisliği gidermek için helaya dökülürdü. Heladan arta kalan da su küpüne konurdu. Yeraltı nezaret. tanesinin misafirleri (!) bu küpten hem su içerler, hem de ellerini yıkarlardı, işte, vazifelilerin birkaç sa Sflık nöbetlerini dahi güçlükle tuttukları bu nezarethanede birçok vatandaşlar suçlarını (!) itiraf (!) ettirmek üzere günlerce tutulurlardı. Türk milliyetçilerinden bu yeraltı hücrelerinde misafir (!) edilen tek içişi Atsız'dır. Atsız, sekiz hüerellk bu yeraltı nezarethanesine 12 Temmuz 1944 gü nü getirildi ve helanın yanındaki 33 numaralı hücreye kapatıldı Bu hücrede karvola yerine musalla faşı gibi bir mermer "ardı. Bu musalla fasının üstüne Birinci Şubedeki eski hücresinden getirdikleri şilteyi koydular. Hücrenin içinden geçen lâğım borusu, 14 Temmuz günü iyice sızmaya başledı. Çirkefler yavaş yavaş»emini kapladı. 8u yetmiyormuş gibi, 33 numaralı hücrenin yanında bu lunan nezarethane helasından sıx?»n cirkef suları da eçirî j«minden A yarak v e kapının altından hücre^ lolmaya başladılar Bu feci durum üç gün devam etti üçüncü gün nabzı 140 a kadar yükselen Atsız, doktor istedi üç oelisle birlikte gelen bir kadın doktor işi vilkamfre ile halledip (!) gitti. Nezarethanenin rutubeti müthişti Atsız, bunu daha ilk gün fark ettiği içfn ceketini ve pantolonunu çıkarmadan yatıyordu. Diyarda bulunan iri bir çiviye astığı yeleği île şapkasını 18 Temmuz günü merakla eline aldığı zaman, yeleğin sırsıklam olduğunu, şapkanın içinin de küf tuttuğunu dehşetle gördü. Atsız, diğer hücrelerde bulunup ağlaşan ve sigara isteyen köylülere dağıtmak için polislerden birisine para vererek sigara ve kibrit aldırmıştı. Polisin, sigaraları dağıttıktan sonra Atsız'a verdiği kibrit, bir müddet sonra, rutubetten, yanmaz hale gelmişti. Bir tanıdığı, nerede ve hangi şart lar altında bulunduğunu bilmediği Atsız'a, bir kutu badem ezmesi yollamıştı. Kutu, iki gün baş ucunda durduktan sonra, Atsız, badem ezmelerini sızlanıp duran köylülere dağıtmak istedi. Fakat kutuyu açınca badem ezmelerinin yemyeşil küf tutmuş olduklarını gördü. 18 Temmuz günü Afsiz'ın nabzı yükseldi. Bir kere daha doktor istedi, gelenlere lâğım çirkeflerini, yeleğini ve şapkasını gösterdikten sonra, sadece: Burada yaşanır mı? dedi. Ve ertesi gün, Birinci Şube nezarethanesindeki eski hücresi o- lar \1 numaraya çıkarıldı. Atsız, yeraltı nezarethanesinde hu bir haftalık misafirliği (!) sırasında, sabahları sadece bi- bardak cay içmiş, iki kere de birer kap öğle vr mpâi yemiştir. Sapsarı bir benizle VP Sanasaryan hanının vüz basamak hk merdivenlerini güç halle çıkarak eski edasına geldikten sonra da he men if*desj alınmaya başlanmıştır. Bu, 1 44 te bütün milliyetçilere uysulanan bir usuldü Sanıklar ma- ""»> ve maddeten çökertildikten son «Ifad? vermek zorunda bırakılırlar di Dördüncü sorum şuydu: «Birinci Sube'nin «eski nezarethane» dive anılan bölümünde, 5 numaralı meşhur penceresiz hücrede, amnu'ü kasden bozularak 48 saat karptıltkfa bırakılan kimse oldu mu?» Birinci Sube'nin eski nezarethanemizin 5 numaralı hücresi peneeresizdi. Emnivetciler, tabutluklardan önce, bu odanın işkence yeri olduğunu sövlerlerdi. Penceresiz olduğu için hücrede daimî olarak lâmba yanardı. Ben, ifade sırası bana gelirken buraya kapatıldım ve bu hücrede 21 aün kaldım. Temmuzun en sıcak zamanına rastlayan bu günleri, fırın fîibi sıcak hücrede geçirmek hakikaten zor olmuştu. Fakat en kötüsü, bir hela dönüşü yanmış (!) butdu- Şum ampulün değiştirilerek yerine yenisinin takılması için 48 saat beklemem oldu. Bu 48 saati kapının ar* tıklarından sızan ışık (!) üe- geçirdim ve ampul takıldıktan sonra da ifade vermek üzer e hâkimin karş^ sına çıkarıldım. Beşinci sorum şuydu: «İstanbul Emniyetinin Birinci Şu be'sinde, Türk milliyetçilerinin toplandığı ilk günlerde, helaya ve musluğa gitme işi hiçbir kayda tâbi de ğilken, bu normal ihtiyacın sonradan sabah, öğle ve akşam yarımşar saatlik bir zaman içinde görülmesi usulü çıkanldı mı? Çıkanldı ise bu emri veren kimdir?» Hela ve musluk işi, ilk zamanlar hiçbir kayda tabi değildi. ihtiyacı olan kapısını tıkırdatıp, nöbetçi polisin «kaç numara?» sorusuna cevap verdikten sonra, eğer hela boşsa, çıkar ve ihtiyacını görürdü. Fakat Osman Sabri Adai'm muavini Kâmuran (soyadını iyi hatırlayamıyorum, Kıkrık veya Kukruk idi), İstanbula gelip Emniyet Müdürlüğünü teftiş (!) ettikten sonra işler değişti. Emniyet Umum Müdür Muavini'- nin verdiği emirden sonra bü tabiî ihtiyaç sabah, öğie ve akşam yarımşar saatlik kısa zamanlar içinde yapılmaya (!) başlandı. B İRİNCİ Şube nezarethanesinde her zaman ortalama 30 kişi bu lunurdu. Çünkü hücrelerin bazılarında çift misafir (!) ağırlanırdı. Ayrıca, koridorlardaki sıralar üzerinde çile dolduranlar da olurdu. Buna göre, yarım saatlik süre içinde adam başına bir dakikalık bir zaman düşmekte idi. Oda kapısını vurup nöbetçi polisle konuşmak, polisin gelip kapıyı açması, hücreden helaya kadar gidiş de hesaba katılır ise, emir üzerine dikkatle uygulanan (!) bu hela rejiminin mânası ve mahiyeti kolayca anlaşılır. Ve nihayet altıncı sorum şuydu: Tahkikat sırasında, sanıkların sorgularının yapıldığı odaya, kanunen girme hakkı bulunan kimselerden gayrı insanlar da girdi mi ve bunlar arasında, istenildiği şekilde ifade vermeyen sanıkları ölümle tehdit edenler oldu mu?» Tahkikat sırasında sorgu odasına selâhiyetleri olmadığı halde girenier olmuştur. Bunların en mühimleri Emniyet Umum Müdür Muavini Kâ muran (Çıkrık veya Çukruk), İstan bul Emniyet Müdürü Ahmet Demir ve Birinci Şube Müdürü Sait Koçaktır. Bunlardan bilhassa ilk ikisi sanıklara sorular sormak, istedikleri cevabı alamayınca tehditler savurmak ve hakaretler etmek ve hattâ öğrencileri dövmek suretiyle büyük nefret toplamışlardır. Türk milliyetçilerini tehdit eden Kâmuran Çıkrık (veya Kukruk) tur. (Devamı 13. sahifede)

8 h'nın kızı Şefika Gaspıralımn başkan lığında yaptı Emel Esin, Ord. Prof. A. Zeki Velid Togan ve Abdullah Taymas son çalışmaları hakkında izahat verdiler. Dernek, Türkistan ve diğer Doğu Türk İllerinin kültür ve etnoloji bakımından birliğini temsil etmek üzere kurulmuştur. Doğu Türk illerinin, Doğu Türkistan - Türkistan ve İdil-Ural gibi coğ rafi taksimata göre kurulan göçmen teşkilâtları varsa da, şimdi bahis konusu olan umumî kültür derneğinin kurulmasına ihtiyaç daima bakî kalmıştır. Böyle bir dernek 1950 de Karaçi'. de Karı Cörebay ve Dr. Osman tarafından (Türk Birliği) ismi altında kurulmuştur. Maksadı, Ortaasya ve İdil-Ural kültürleriyle meşgul olmaktı. Fakat uzun ömürlü olmadı İstanbul'da kurulan b u cemiyet ise, faaliyetini geliştirmek istidadındadır. Dernek bir kütüphane meydana getirmektedir. Çarlık Rusyası çağından itibaren Rusyada ve çeşitli yerlerde yayınlanmış eserleri ve dergileri ve nuisamerelerde istifade edilmek üzere Türkistan milî kıyafetlerine ait resimleri, dağılmak ve kaybolmaktan koruyacak bir kütüphane halinde top lamaya teşebbüs etmiştir. Elinde bu gibi eserler olanların bunları P. K. 89 Aksaray, İstanbul, adresine postalamalarını veya Derneğin istanbul. E- dirnekapı, Mihrimah Külliycsindeki merkezîne getirmeleri temenni olunmaktadır. Derneğin yeni idare heyetine Hamit Ökdem, Ziva Özkavnak, Ahad Bekol, Hızır Bek Gayretullah, Polat Kadir Turfanı seçilmişlerdir. Başarılar dileriz. Urfa'da Halilürrahmaıı Camii ve meşhur Balıklı Göl... 0 MİLLİ YOL URFANTN KURTULUŞU Urfa. Halil BEYBOGA Urfa, düşman işgalinden kurtuluşunun 42. yıldönümünü 11 Nisan'da törenle kutladı. Halk bugünü bayram sevinciyle millî duygular secirdi. Mareşal Tito Pratik buluşun sahibi... İNŞALLAH BİZDEKİLER OKUMAZ içinde Yeni yapılan Yugoslav'ca Anayasalında şimdiye kadar hiç bir anayasada görülmemiş bir yenilik var: Seçimle işgal edilebilecek bir makamda kanunen «efsanevî şahsiyet» olan bir kimse bulunursa, bu kimse bir daha seçim gibi bir merasime lüzum kalmadan ömrünün sonuna kadar o makamı işgal edebilir. Şimdiye kadar «efsanevî şahsiyet» o- larak ilân edilen tek kişi: Cumhurbaşkanı Tito. Milliyetçi köy Enstitülüler Köy Enstitülerinden yetişmiş, buna rağmen milliyetçi kalmış, yüzlerce, belki binlerce, Türk çocuğundan ikisinin daha orada öğrenci oldukları zamana dair hâtıralarını yayınlıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatındaki komünistlerin şerrinden korumak için adlarını mahfuz tutuyoruz. Bu hâtıralar hem komünistlerin, (Köy Enstitülerinden çıkan herkese komünist diyorlar) iddialarının yalanlığma canlı birer delildir, hem de o lânetli fesat yuvalarının iç yüzüne ışık tutan vesikalardır. Bu hâtıraların ' sahiplen olan gençler, görüyoruz ki, daha ziyade dikkati çeken cinsî ahlâksızlıklar ü- zerinde durmaktadırlar. Ama unutmayalım ki o yerlerde Türk çocuklarına sistemli olarak aşılanmak islenen ahlâk bozukluğu her işe ve sahaya yaygındı, ve cinsî bozukluklar bu umumî zehirli havanın sadece belirtilerinden biriydi. DÜZİÇİ KÖY ENSTİTÜSÜNE AİT İNTİBALAPt Bir bahar günü öğrenciler için iş taksimi yapılıyor. Tabiî kız öğrencilerinden birkaçı inek sağmaya ayrılıyor. Erkek öğrenciler de çapa, ;ift ve çukur işlerine gidiyorlar. N. D. ismindeki ve A Şubesinde olan bir kız öğrenci, inek sağan kızların yanma geliyor. Yukarı sınıf öğrencilerinden Emin, Şevki, ilyas adlarındaki öğrenciler Ziraatın fundalıkları araşma gidiyorlar. Önceden anlaşmış olan H. D. de diğer öğrencilerden ayrılarak dostlarını buluyor. Bu üç öğrenci kızı öpüp severlerken çapa işinde çalışan ve ikinci sınıfın inzibatı olan Kemal Uğur ile Tahsin Alkan bunları takip ederek çirkin bir harekete şüphesiz mâni olarak eğlenti anında yakalıyorlar. Vaziyet milliyetçi öğrenciler arasında üzüntü yaratıyor. Yakalanan bu öğrencilerin kovulması beklenirken çok hafif disiplin cezasıyla kurtularak eski vazifelerine devamları için serbest bırakılıyor. 2. Cemal Özen nöbetçi öğretmenidir. Kız öğretmen N. ile genç bir öğretmenin aralan çok iyidir. Evvelce Cemal özen ile bu genç öğretmen bozuşmuşlardır. Tabiî Cemal Özen bunları takip eder ve dikiş atölyesinde çirkin vaziyette yakalar. İdare haberdar edilir. Sonra öğrencilere örnek olan bu öğretmenler başka yerlere nakledilirler. Bu çirkin hâdiseyi Cemal Özen: Bugün öğretmeniniz N..., diye müstehcen bir şekilde öğrencilere bildirir. 3 Bir Pazar günüydü. Türk Bayrağı sereninden indirilmişti. Namussuzca çalınmıştı. Kanı temiz Ve Türk ırkından olan, büyük baskılara karşı milliyetini unutmayan öğrencilerden bir grup ile milliyetçi Toplumbilim öğretmeni Sofuoğlu M. Zeki bayrak sereninin yanında toplanmışlardı. Sofuoğlu, meselenin mühim olduğunu, bayrağın kutsiyetini anlatıyor ve aslanın üzerine bir sinek konup da koca aslanı meşgul ettiği misalini veriyordu... Milliyetçi ve temiz köylü çocukları da bu sırada bayrağın çalmışına hüngür hüngür. ağlıyorlardı. Köy Enstitülerinin kuruluşu ve gayesi ne olursa olsun hakikat olan birşey var, o da buradaki öğrencilerin milliyetçilikten habersiz, vatan sevgisi, Allah ve namus telâkkilerin-

9 ^. - den uzak yaşaması ve yetiştirilmesidir. Pek tabiî ki görgüsüz, temiz ve saf ruhla köylerden alınan küçük öğrenciler, enstitünün muhtelif hayatına, oyunlarına, kayıtsız şartsız emre uymağa, mutlaka oyun bellemeğe ve çok iş tutmakla smıf geçme telâkkisine, öğretmenlerinin her 1 istediğine peki demeyi kendilerine maletmişlerdir. Yukardaki soysuzluğa karsı idarecilerin müsamahaları, okulda nişan takma gibi faaliyetler, köylü kızma sataşanları himaye, komünist öğretmenlerin okuttuğu sınıfları Varlık dergisine abone, çocuklara dalkavukluk, yalancılık ve dine karşı soğutma ruhu aşılamak oruçları zorla yedirmek, mezunlara içkili ziyafetler vermek gibi Türklüğe yakışmayan bir öğretim altında yetişen bu öğrenciler şüphesiz ki soysuzluğa kurban gitmişlerdir. İlk zamanda iğrenç olan bu eğitim yuvaları memleketin münevverlerinin gözünden kaçmış ve hakikatte temiz olan köy çocukları ahlâksız kimselere boğdurulmuslardır Fakat, asil Türk kanı taşıyan ve ırkının verdiği asaleti, gururu, mertliği sayesinde yine asilliğinin kudretini göstererek solcu dergileri o gün yırtmışlar, bayrak hâdisesinde ağlamakla ruhlarının temizliğini isbat etmişlerdir. Bu Türk çocukları; Türklüğünü, milliyetini unutturmak istiyenlere karşı kinleri artmış v e bütün Türklük sebebiyle ilk zamanlarda okuldan başka herşeye benziyen bu kamptan kurtulmuşlardır. Maraşal Fevzi Çakmak Düzeltme: Geçen sayımızdaki T F~ sımda K u b i,1 a y I m e r ve Mehmet Altınsoy imzalı zabıtta Başsavcı yardımcısının sözleri yanlış dizilmiştir: Doğrusu şöyle olacaktır: «Orada iken konuşma sırasında bize: Mareşal'm cenaze töreninde şayet cenaze olmasaydı o gün kan çıkacaktı, dedi, ve silâh kullanılacaktı, dedikten sonra (O gün 500 kişi öldürülürdü gene, cenaze olmasaydı) diye bu husustaki sözünü bitirdi.». 10 Nisan, 11 Nisan, 12 Nisan gün leri istanbul için unutulmaz acılıkta günler olmuştu. Koca Maraşalın cena zesi, şehrin bir köşesinde sessiz, vakur, yatarken, şehir gittikçe gerginleşen bir ıstırapla kaynaşıyordu. Hiçbir memlekette, hiçbir çağda gö rülmemiş, acayip bir kin ve inat, ölüden intikam almağa devam etmek isteyen bir kin, bir türlü doymak bilmeyen bir kin, alabildiğine kör bir i- nat, yalnız gençliğe karşı değil, bütün bir şehire, bütün bir millete, hattâ bütün medeniyet âlemine karşı bir i- nat, radyolarda durmadan dans havaları çaldırıyordu. Nümayişler gittikçe sertliğini arttırdı. Dans davaları da i- nadına azdıkça azdı ve sürdükçe sürdü. Garip bir tezat vardı. Yabancı elçilikler bayraklarını yarıya indirmişlerdi. Bizim resmî daireler indirmiyordu. Yabancı radyolarda hattâ o büyük askerin eskiden karşısına düşman ordusu olarak dikilmiş milletlerin radyolarında, mert bir düşman askerine ve sınırları aşan bir faziletin sahibine karşı saygı ifadeleri yayınlanıyordu. Bizim radyolarda ise dans havaları. Bütün milletin birleşmiş olan vicdanından tek istek yükseliyordu: Biraz insanlık, biraz saygı. Bunun cevabı ise yine kin ve yine inat oluyordu. Polislere şiddetli kin telkinleri ye şiddet emirleri yağıyordu. Bunların şiddetli telkin havasına kendini kaptıran, veya o günkü iktidarın gözüne girmek isteyen, bir takım polis memur ve âmirleri ve idareciler gençlere karşı çirkin muamelelerde bulundular. Geçen sayımızda bunlardan örnek ler vermiştik. Bu sayımızda yine o günlerin zabıtlarına dayanan bir kaç örnek daha verelim. Maraşal'a karşı en ufak bağlılık ve Metini'-! Mareşali anma törenlerinden birinde gençler, O'nun kabri başında. en masum bir sevgi ve saygı hareketi bile gençlerin başlarına belâ gelmesine yol açıyordu. Meselâ: 10 Nisan gecesi Maıaşal'm evine büyük ölüyü ziyarete giderken 3 polis tarafından yakalanıp 5 sopa yedim. Güzel Sanatlar Akademisi Y. Mimari Böl. Erdoğan OKÇU Cürüm ve ceza arasında bir nispet mi arıyoruz? Buyurun örneğini: Maraşalın evi önünde bir ihtiram sükûtu yapmak için ağır ağır yürüyii şe başladık... Emniyet komserlerinden veya âmirlerinden biri: «Oraya gitmelerine mani olun, hücum edin!» diye haykırdı... İlk olarak bana MİLLİ. YOL 0

10 var kenarında bir polis yüklendi, e- linl tabancasına götürdü. Birkaç polis daha geldi, kafama kauçuk sopa ile vurdular. Beynim döndü etrah gö remedim. Erdoğan Okçu'nun sol bacağına da kauçuk sopa vurdular. A- yağı tutmuyordu Dönüş'te Cevdet Türkkan ile zor götürdük. 3 4 polis Erdoğanı savurdular, benim üzerime geldi ve orası birden karıştı. Nurettin'in (Nureddin Ozdemir) bayıldığını zannettim. Kâmuran (Pekiner) o- nu polislerin elinden kurtarmak istiyordu. Bekir Berk'in sarıldığını ve üç polisin Bekir BerkT sürüklediklerini, yerlerde götürüldüğünü gördüm. «Biz komünist miyiz, yahu ne yapıyorsunuz?» mealinde haykırdığını duydum. Gayet tabiî, sille tokat götürüldü. Bir adamın, (sonradan anladım emniyet müdürü imiş) bir arkadaşımızı karanlık ve sopa yediğimiz bu anda seçemedim tekmeyle ittiğini ve_ «Koşacaksın (müstehcen küfür) y4 rü...» Emniyet Müdürünün yanma /Sokulduğumda ağzı rakı kokuyordu/ im za: Metin Ören. (Şahitler: 3 Utffveı / teli gencin imzası.) Dayaklı, küfürlü hengâmeden, sahneler: 11 Nisan gecesi Radyoevi önünde tek başıma yakalandığımda polisler arasında içeri alınıncaya kadar her polisten en aşağı 3'er tane kafama, enseme, arkama cop yedim. Hattâ bir aralık bir atlı polis benim yanımdaki polislere: Allah aşkına...çiğim, ben attan inemiyorum, bir de benim için vuruver. Demesine karşı arkadaşlarının hatırını kırmadılar Radyoevinin içinde... hem dayak yiyorum, hem de bir polis memuru tarafından: Merhum Mareşal Fevzi Çakmak ölüsü bile haşmetli.. MİLLÎ YOL OD _ Ulan lar! lar! (müstehcen küfürler)... sabaha kadar bunun acısını çekecekler bin üniversite talebesi denilen, kızlarınız orospu, oğlanlarınız... O gece Müdüriyette) birinci şubeye götürüldük.^/ gözetleme denilen yerde 20 saa^r ayak*» kaldık. Cumhur/Essin f- Hukuk Fakültesi (Ve IZ'sİmia) Gençler elini kolunu kaldıramıyacak, karşılık veremiyecek duruma geldikten sonra vazifelilerin onlara söylediklerini tesbit eden bir zabıt:...lar!...lar! (müstehcen küfürler).... Şimdi ne olda, ne olacak... Daha size... ceğiz! Memleket size emanet edilecek, öyle mi! Üniversiteliyiz diye bir sürü it, köpek toplanmışlar... Sizin din ve kitabınızı, sizi okutan hocayı da... Git Ulan ağzımı bozdurma... Şimdi şu çocuğun boğazını sıkıp yatırasım geliyor... Tıp Fakültesinden Osman IÇaya (ve altı arkadaşının imzalan), \ Pek çok tek imzalı zabıtlardan birkaç örnek: 11 Nisan Salı günü saat 23 sularında iki arkadaşımla beraber Emniyet Müdürlüğü yanından geçen tramvay yolunda ilerlerken haksız olarak yakalanıp karakola götürüldük. Bu sırada polislerden (sivil memur) biri kolumu arkadan kıvırırken diğeri omıızumu yumruklayıp «Bunlar it oğlu it» diyordu. Ertuğrul Üçel. Hukuk Fakültesi. * 10 Nisan gecesi numarası olmayan bir polis tarafından dayak yedim. Mehmet Turgut. İst. Teknik Üniv. Makine Fak. 11 Nisan.. akşam saat 23 sıralarında tramvay caddesinden yukarı çıkarken Emniyet Müdürlüğüne dönen yol ağzında sebepsiz olarak karakola davet edildim. Orada sebepsiz ve usulsüz olarak 2 gece, takriben 36 saat kadar bekletildim. İtirazım nazarı itibara alınmadı. İkinci geceyi demirlerin arkasında beton üzerinde geçirdim. Orman Fakültesinden bir arkadaş da (Şefik Ünal) aynı vaziyettedir. Avııi Cerrahoğlu, Hukuk Fakültesi.... Emniyette nezarethanede 22 saat ayakta bekletildik. Pis ve mütevves (Ankara Tıp Fakültesi). Emniyet kuvvetlerine bir yerdi. Ali Rıza Bilgiç yukarıdan devamlı kin telkinleri ve baskılar geliyordu. Bunların tesiriyle bir kısım polisler tamamen azmış ve gençliğe rastgele ve kıyasıya saldırmaya başlamıştı. Artık hedefini de pek seçmez olmuştu. O kadar ki, nümayiş yapan Üniversite gençliğine hiç mensup olmayan, tesadüfen oradan geçen, biraz gence benziyen ve polislerden kaçıp kurtulmayı dalgınlıkla veya saffetle ihmal edenleri eline geçiriyor, insafsızca eziyorlardı. Bunlardan bir örnek olarak bir garsonun basına gelenier: (Hüseyin Akmanoğlu. Şişli Tepe gazinosunda çalışmaktayım. Saat 10. da gece gazinoyu kapadık. Dönerken taksiyle Radyoevi önünde taksiyi durdurdular. Ben indim, Taksimde ve Ankara kahvesinde randevum vardı, gitmek üzere iken bana bir sürü insan çullandı. Ne olduğumu bilmiyordum. Ana avrat, dipçik tokat, cop ve ağaçlardan bütün vücudumu çürüttüler. Bir odaya kapayıp sıradan hücuma geçti!"r, iki sıra sağ ve sollu ellerinde c"p ve odunla habire vurdular. Bunların bacında bizzat polis müdürü emir veriyordu-) (İfadeyi tasdik ed>n i iumeısiteli imzası). Gençleri döven ve onlr.ra söven mamurların çoğunda ( o zamanla? \ bulunması kanunî mec 1 fyet olan) yaka numaraları yoktu. Tabiî buakt isleyec:îs'.cri suçlarebn d.ov.yı!r?his edilmelerini zorlaşlırmak için çıkarılmıştı. Bu durumu tesbit eden bir zabıt:' 10 Nisan gecesi ve 11 Nisan günü Mareşale saygı ihtiramı yapmaya giden gene'iğe hücum edip döven, söven polislerin kısmı küllisinde numara ve nnoleüeri sc-:iik idi. Gözümüzle «övdük. (Muhtelif fakültelerden " imza). -*- Avukatların görüşmelerine müsaade yok. Kaatillerin bile kanunî şekiller dahilinde sanıklarla daima görüşmelerine müsaade edildiği, ve bu kanunî bir mecburiyet olduğu halde, Mareşala saygı gösterisinde bulunmaktan ötürü Emniyet Müdürlüğünün bodrumlarına tıkılmış Üniversi-

11 teli gençlerden bu da esirgendi. 11 Nisan günü üç avukat, Avukat İsmet Tümtürk, Avukat Hasan Dineer ve Avukat Fethi Bütün, sanıklarla görüşmek üzere Emniyet Müdürlüğüne geldiler. Tahkikatı yapan Savcı görüşmeye razı olmadı. Israrlar karşısında nihayet şöyle bir teklifte bulunuyor: Avukatların hepsi değil, yalnız biri sanıklarla görüşebilecek, ve (daha garibi) tahkikat konusu işler hakkında hiçbir şey konuşmayacak, yalnız kötü muamele görüp görmediklerini soracak. Hiç olmamaktansa şimdilik bu teklif kabul ediliyor ve gelen avukatlardan yalnız İsmet Tümtürk gençlerle konuşuyor. Yalnız dokuz genç bu gülüşmeye getiriliyor. Bunlardan beşi poliste dayak yediklerini söylüyorlar. Bunların Adalet doktoru tarafından muayenesi de ancak epeyce ısrarlardan sonra mümkün olabiliyor Gençlik teşekkülleri, yapılan şiddet ve tehdit hareketlerinden yılmadılar. Mert ve cesur tebliğler yayınlamaya devamettiler. Bunlardan iki örneği, o günlerin havasını canlandırmak için, aynen veriyoruz. Önce Türk Gençiik Teşkilâtı ve Türk Kül'lir Ocağının birlikte yayınladıkları tebliği okuyalım: Büyük Türk Milletine! Şu anda Türk Milletinin büyük babası, Türk tarihinin yüce kahramanı şanlı Mareşalimizi da kaybetmiş bulunuyoruz. Elemimiz sonsuzdur. Bugün millî matem günümüzdür. Fakat hasis menfaatler, kıskanç seciyeler, iğrenç politikacılar bu matem gününü bir... saydılar. Bu toprakların, bu bayrakların, kahraman müdafii şanlı Mareşal için bayraklar yarıya inmedi. Baykuş sesleri dinmedi, Türkiye radyoları hâlâ eğlendirici, güldürücü neşriyatına devam ediyor. Türk gençl'ği, bu kasıtlı ve tertipli rezaleti telgraf ve toplantılarla takbih etti. Bütün bunlara rağmen, b&lolar, sololar havası değişmedi. Ecdadına, mineline, vatanına bağlı münevver genç insanların, bu şuurlu toplantısı Emniyet müdürü ve âmiri tarafından (başıbozuklar, itler sürüsü) olarak vasıflandırıldı, gençlerin üzerine Emniyet kuvvetleri sopa ve hayvanlarla hücum ettiler. Yaralananlar oldu, tevkif edilenler oldu, gençleri Mareşalin evine dahi bırakmadılar, yollar kesildi. Hâlâ radyolar eski havada. Hâlâ bayraklar yarına inmedi. Hâlâ arkadaşlarımız karakollarda. Hâlâ izini bilmediklerimiz, yüzünü görmediklerimiz var. Ey kalbleri vatan aşkıyla çarpan aziz gençlik. Sana ve Büyüğüne reva görülen bu hareketleri asırlar ve nesiller u- nutmayacaktır. Müsterih ol şanlı Mareşal. Sen o kadar büyüksün ki, ölünden bile korktular. Sana ne mutlu. Türk Kültür Ocağı Türk Gençlik Teşkilâtı Şimdi de Millî Türk Talebe Birliği Hukuk Derneğinin beyannamesinden bazı parçalar. Beyannamede bahsi geçen vali, Fahreddin Kerim Gökavdır: Bugün idare heyetimiz, Valinin Cumartesi (15/4/1960) günü gazetelerde intişar eden beyanatı sebebiyle aşağıdaki beyannamenin neşrine ittifakla karar vermiştir. 1 2 Vali, zabıtanın GEREKLİ mua nıeleyi yapmış olduğunu söylemekte dir. Halbuki mevkuf olan ve olmıyaı birçok arkadaşlarımız Emniyet Müdür Âmir ve memurları tarafından sokak ortalarında dövülmüş ve en mukaddes bildiğimiz mefhumları istihdaf eden küfürlerle tahkir edilmişlerdir. Biz gereken muamelelerin bunlar olmadığına, velev suçlu olsalar dahi insanlara insanlık haysiyetleri dolayısıyle hürmet edilmesi lâzım geldiğine inanıyor ve bu suretle vazifelini suiistimal edenleri takbih ediyoruz. 3 Vali, fevkalâde vasıta ve tedbirlere müracaata lüzum görülmemiştir, demektedir. Bizzat maruz kaldığımız menfur hakaret, bedenî eza ve cefalar, göz yaşartıcı bombalar umuru adiyeden addodiiir ise fevkalâde vasıta ve tedbirlerin neler olabileceğini merak ediyoruz. 4 Bütün bunlara rağmen, Vali zabıtanın aldığı tedbirlerden memnun o'duğunu beyan etmiştir. Biz; Hirnayei Hayvanat Cemiyetlerinin kurulduğu ve büâsebeb tazibi hayvanın fecrim edildiği bu devirde, vatandaşlara bu derece hürmetsizlik gösterilmesini ve insan haklarının ayaklar altına alınmasını asgari hicabaver bulduğumuzu beyan ederiz Başkan Gültekin Sonsuzoğlu O günün rejimi hem suçlu hem güçlü olmakta İsrar edecek, ve bu muamelelere uğrayan gençleri üstelik suçlu diye mevkufen mahkemeye verecekti. Onlar, bütün gençlik, ve bütün millet ancak millî iradeyle kurtulacaktı. Ne garip tecellidir ki, o devrin iktidar başkanı, sonra bir muhalefet partisinin başı olarak yıllarca gençlikten destek rica edecekti. Ve bu da belki bir nevi mecburî tarziye yerine geçecekti. F. K. Gökay 950'de İnönü'ye «işte İstanbul Paş: n» diyen, D.P. devrini valilik ve elçilikle geçiren, 961'de «Af» programıyla İstanbul'dan milletvekili seçilen, 962'de «İnönü haklıdır, af zamansızdır» diyen parlak zekâ sahibi. Oıüyü dirilfmek Aliaha mahsustur Senelerdir fırsat kollayan Moskof uşakları, Türklüğe en büyük darbeyi indirecek ortamın Köy Enstitüleri olacağını, bu suretle hayallerindeki arzuların tahakkuk edeceğine inanıp kendilerini avutma yoluna gidiyorlar. Köylerden; tahsil edip meslek sahibi olmak gayesiyle gelen safi Türk an'ane ve geleneklerine göre yetiştirilmiş saygılı, dedelerinin ve ninelerinin kahramanlık hikâyelerini dinleye dinleye kalben milliyetçi ve Türkçü olan bu Türkün öz evlâtları, onların plânlarından, onların âdetlerinden ve onların duygularından çok defa şüphe edip yadırgadılar. Hatttâ bir kısım alebeler Köy Enstitüsüne ayak attıkları gün kız-erkek münasebetlerinden, namuslarına leke geleceği zehabıyla kaçmayı dahi düşündüler, amma o kadar sıkı taaahhütlerle bağlanmışlardı ki, aileleri belki de bu parayı ödeyecek durumda değildi. Bazıları ise bunu da nazarı itibara almadan kaçarak, köylerine, terbiye ve namus ocaklarına geri döndüler. Okula devam eden talebelerden bir kısmı ki (bunlar Çok azınlık kalır) tam komünistlerin aradığı vasıflar mevcut olduğundan kısa bir zamanda onlara katılıp onların yanında yer aldılar ve beş sene açık saçık gözde hayatı sürdüler, Beş seneyi tamamlıyanlar tercihan ya yüksek kısma alındılar, veya arzu ettikleri köylere öğretmen olarak gönderildiler. Şimdi hâlen sol taraftan gelen çatlak sesler onlarındır. Ekseriyeti teşkil edenler ise, hiç- MİLLÎ YOL [fl

12 bir zaman benliğini kaybetmiyen temiz, millî ruha sahip, Türklüğün, vatanın ve ahlâkin bekçiliğini yapmış, birçok zorluklara katlanarak hak yolundan ayrılmayan gençlerdir. Vatanin dört bucağında vazife gören bu temiz arkadaşlarım, gelecek seferki yazılarıma şahittirler. İmkân oldukça Köy Enstitülerindeki rezaletleri ve takip edilen yolları açıklamaya çalışacağım. Zaten hükmünü vermiş olan Türk Milleti karşısında, hâlen Köy Enstitülerini hortlatmak isteyenler bakalım ne duruma düşecekler. Birazcık olsun haysiyet perdesine bürünecekler mi? Ölen ölmüştür. ölüyü diriltmek Allaha mahsustur. TAKDİR MİLLETİNDİR Komünizmin Türkiyede yerleşmesi için, cehaletten ve sefahatten istifade etmenin mümkün olacağını düşünen kitapsızlar, yurdumuzun % 30 i köylü, bunun fl; 70 ini cahil telâkki ederek, köyden işe başlamayı ve köylünün içinden yetiştirdiklerini 20 sene mecburî hizmetle tekrar onların arasına gönderip kıskaç arasına almayı düşündüler. Fakat ilk tekmeyi köylüden yiyecekleri akıllarına dahi gelmemişti. Köylüler çocuklarını gönderecekleri okulları ve durumlarını yakından görmek; çalışmalarını takip etmek için Enstitüleri zaman zaman ziyaretten geri kalmıyorlardı. îşte bu gidişler, köye döndüklerinde anlatıla anlatıla köylüyü haklı olarak tiksindirdi ve böylece kayıtlar seneden seneye a- zalmaya başladı. Bir gün gelip talebesiz kalacağını düşünen Enstitücüîer hal çaresi dü sündüler, plânlarında ufak bir tadilât yaparak şehirlerdeki fakir tabakadan da kayıt kabulüne başladılar. Köylüleri ve bu meyanda bütün milieti iğrendiren Köy Enstitülerinin merkezi Hasanoğlan Köy Enstitüsüne bir göz atalım: Orta yerde büyük bir meydan; meydanın sağ tarafında idare binası, ki bunun üst katındaki meydana bakan oda Hakkı Tonguç'a aitti. Her gün güzelinden bir kız orada nöbet tutardı. Hakkı Tonguç oranın müdürü değil, bir baş da değil, (yâni eğitim başı, müzik başı gibi). O halde orada ona hususî oda tahsis etmekteki maksat ne idi?.. îdare binasının arka tarafında; önünde her uzvu meydanda kız öğrencilerin cinsî arzularım kamçılayacak bir Yunan delikanlısının heykeli bulunan Yüksek Kısım binası. Fantomara oralarda tasdik ve imza edilmiştir. Onların daha gerisinde talebe ve öğretmenler kantini, bunun da önünde Aşk Meleğinin hakikîsinden defalarca büyük tam çıplak heykeli MİLLİ YOL US eçııı lw\* Dr, Neşet Naci'nin ksfli öifass Bu dâva, çeşitli cepheleri bulunan bir siyasî dâva halini almış ve Ankara Valisi Nevzat Tando au bu dâva yüzünden tabancayla intihar etmiştir. jzi yıl önce bu hafta, 17 Nisan 1916 da Haşmet Orbay -Reşit Mercan ^ dâvasının yeniden görülmesine başlanmış ve ortaya yeni birçok iddialar atılmıştı. Basit bir cinayet dâvası gibi telâkki edilmek istenen dâva, kısa zamanda büyümüş, umumi efkârın ilgisini aylarca çekmekte devam etmiştir. Bu ilgiye sebep, dâvanın zamanla siyasî bir havaya biirüıımesi ve bir takım yolsuzluk iddialarının ortaya çıkması idi. Ankara'da tanınmış bir doktor olan Neşet Naci'nin öldürülmesi hadisesiyle başlayan dâva birçok safhalar takip ettikten sonra, ilk kararın temyizce bozulması üzerine yeniden görülmeğe başlandı. Savcının talebiyle hâkimler heyeti bozma kararına uydu. Bunun üzerine ilk söz sanıklardan Reşit Mcrean'a verildi. Mercan, heyecanlı bir tarzda yaptığı konuşmasında, Savcı Kemal Bora'nın tek taraflı davrandiğını. bâzı delilleri mahkemeye getirmediğini iddia etti. Reşit Mercan'a göre birlikte kaldıkları Haşmet Orbay, bir gün tabanca almak istemiş ve «Bi iğ yapacağım, fakat şimdi söyliyemem» demişti. Birkaç gün soma da bıı çift lâstik eldiven almış ve bunlar kullanıldığı zaman tabancada parmak izi kalmadığını söylemişti. Bir gün Haşmet, elindeki tabancayı Kesite göstermişti. Bu tabanca babasına aitti. Haşmet Orbay'ın babası, o zaman Genelkurmay Başkanı bulunan Kâzım Orbay'dı. Ve üzerinde arma vardı. Dr. Neşet Naci'nin öldürüldüğü gece Reşit eve geldiği zaman Haşmeti titrer ve bitkin vaziyette bulmuştu. Sapsarıydı. İntihar edeceğini söylüyordu. Reşit sebebini sorduğu zaman, «Babamın adını lekeledim» demişti. Sonra da Neşet Naci'yi öldürdüğünü ve Resifin şapkasıyla reçetesini orada bıraktığını söylemişti. Bu suretle şüpheleri Reşit üzerine çekmişti. «Neden böyle yaptın» diye sorduğu zaman Reşit şu cevabı almıştı : «Sana itimat ediyorum. Beni sen kurtaracaksın. Seni tamamen himayem altına alacağını. Bunun faydasını göreceksin.» Bunun üzerine Reşit geceyi, diğer adı Nefiye olan Fatma adında bir kadının evinde gcçirmşiti. Haşmet Orbay, Resifin bütün söylediklerini inkâr etmişti yılında, Nisan'ın üçüncü ve dördüncü haftaları, Bolu'da görülen bu dâvanın heyecanıyla geçti. Muhtelif iddialar ileri sürüldü. Reşit Mercar'ın annesi, Haşmet Orbay'ın, «Bir mektup meselesi var. Bu mektup ele geçerse faciadır» dediğini ve mektubun Dr. Neşet Naci'ye yazılmış olduğunu, bir gazeteci şahit de Haşmet'in Reşit'e yüz bin lira teklif ettiğini söyledi. Yine bu hafta ortaya çıkan bir iddiaya göre,. Neşet Naci, ölümünden bir gün önce, öleceğini Numune Kastahanesi Çocuk Hastalıklar? Mütehassısı Prof. Extain'e söylemişti. Neşet Naci dâvasının daha sonraki safhalarında, yüksek makam sahiplerinden gelen çok mühim mektuplar olduğu açıklanmış, tahkikatla ilgili yolsuzluklar iddia edilmiş, Reşit Mercan bütün soruşturmalara ve mahkemede ağlamasına rağmen bâzı bildiklerini açıklamaktan korkmuş neticede Resifle, Haşmet Orbay ağır hapse mahkûm edilmişlerdi. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan da bu dâva dolayısıyla intihar etmişti.

13 ÇIKTI Sevenlerinin Kalemiyle ^Hüseyin Namık ORKüN Hazırlayan: Ziyaeddin BABAKURBAN Toprak Dergisi yayınlarından cilan bu kitapta ömrünü Türkçülük ideali uğruna vermiş olan merhum Hüseyin Namık Orkıın hakkında 30 tanınmış yazarın düşüncesini bulabileceksiniz. Toprak Dergisi P. K. 30 Beyazıd - İstanbul adresinden isteyiniz, Biraz daha uzaklaşınca orak ve çekiç şekline benzeyen ikişer kişilik kabineleri ile çevrilmiş müzik bina- sı. Modern randevu evi idi sanki,. Müzik binasının hemen yakınında Venüsüıı büyük bir güzel heykelinin ayrıca bir süs verdiği açık hava tiyatrosu.. : Az daha uzaklaşınca önünde şarap küplerinin sütunlar üzerinde yüksel- ; diğini göreceğiniz (şarap fabrikası, ; bağ evi), istasyon tarafında, aşklann ilân edilip gayenin tahakkukunu sağlayan kızh-erkekli haftalık I nöbet tutulan ahırlar. Ahırlardan 3 kilometre ilerde sebze bahçesi. O : bahçe ki, kavaklıklar, fidanlıklar a- f rası çok, pek çok kepazeliklerin sahnesi ve şahidi olmuşlardır. İHTİYAR TİLKİ VE ARSLAN Bir devri geçen tilkinin ardınca koşup Yaltaklanan insanlara insan mı derim? Ben, Hakka yönelmiş, sesi erkek, başı dik Bir Arslan'ı bin tilkiye tercih ederim... diyerek! Köyün bağlarına yakın yerde ilk öğrenci kantini: bir kız, bir erkek öğrencinin cinsî münasebet yaparken resimlerinin çekildiği yer. Hasanoğlan köyünün bitişiğinde okul reviri: Nedense bazı kız öğretmenler hasta olup burada -yatmayı çok severlerdi. Çünkü ziyarete gelen erkek hocalardan bazıları onlara şifa için rakı, şarap da getirirlerdi. Köyün içerisinde, kızlar yıkanırken erkeklerin tavan arasından dikiz ettiği okulun eski hamamı. Bu hamamda bir bayan öğretmenin talebesi olan bir erkek- çocuğa sırtını oğdurmak istediği dahi vâkidir. İşte sayın okurlarım, milletimiz bunları ve daha ileride yazacaklarımı iyice bildiği için Köy Enstitülerinin kapışım kilitleyip anahtarını denize atmıştır. Durumu yakinen bildiğimiz için anlatmak bizim, takdir milletindir. O. KARA Mehmet SERHAT Türk Umûmi Efkârına 2 (Baş tarafı 7. sayfada) Ankar a üniversitesi mensuplarından Dr. Hikmet Tanyu ile değerli fikir ve maarif adamımız Zeki Sofuoğlu, Kâmuran'm tehdit ve hakaretlerine maruz kalanlardandır. Şeflik devrinin bu meşhur polisi, bir gün, ken dişine karşı gelinmesine dayanamayarak tabancasına sarılmış ve: Ulant Seni köpek gibi gebertirim, sonra da doktordan ölmüştür diye rapor alırım! diye şecaat arzetmiştir, üniversite gençlerini tokatlamaktan zevk alan ise Ahmet Demir İdi. Bu Ahmet Demir, bîr sorgu sırasında, sorularına soğukkanlılıkla ve yiğitçe cevaplar veren Mehmet Külâhlıoğiu'na fena halde kızmış, göz işaretiyle hâkimi ve daktilo polisi dışarı çıkarttıktan sonra, eleri kolları bağlı bir genci tokatlamak efeliğini (!) göstermişti. İşte eski emniyet umum müdürü ve şimdiki C.H.P. mebusu Osman Sabri'nirs veremediği cevaplar.. Şim di kendisinden yine soruyorum: Su yazdıklarım içinde gerçek dışı tek kelime var mıdır? Varsa söylesin. Fakat susmakla işin bitmeyeceğini de unutmasın. Çünkü bu konuda konuşulacak daha pekçok şey var... Ankara, 3 Nisan 1963 Büronuza çelik eşya. mı alacaksınız ARC METAL ÇELİK EŞYA MAMULLERİ : ÇELİK MASALAR Dosya dolapları * Kütüphaneler * Çelik sandalyeler Çelik koltuklar Çelik para kasaları... v.s. ni tercih ediniz. Üstün kalite emsallerinden daima ucuzdur. Sipariş üzerine bilûmum madenî eşyalar imalâtı. ARC METAL ÇELİK FABRİKASI EŞYA SATIŞ YERİ : TOYHAN (MEHMET ALİ TOY) Galata. Bankalar, Yanıkkapı So. Güni Hanı. Nu. 14. Tel: /16 İSTANBUL (Milli 26) MÜSABAKAMIZ Geçen sayımızda adlan ilân edilen hakem heyetine Muharrir Galip Erdem de dahildir. Yanlışlıkla adı listeye girmemiştir. Düzeltiriz. Neticeyi heyet henüz kararlaştırmada ÇIKIYOR! DIŞ TÜRKLER VE TÜRKİSTAN Yazan: Ziyaeddin BABAKURBAN Doğarı Güneş Yayınlan arasında pek yakında çıkıyor. Sabırsızlıkla bekleyiniz. Nuruosmanive Caddesi Nu: 31/2 İSTANBUL MİLLİ YOL OH

14 DOĞU sınır boyu topraklarımızın kendine göre bir hali var. Sahipsiz toprak gibi bir şey. Geçenlerde 10 kişilik bir jandarma takımı «eşkiya»ya teslim oldu. Irak'a götürülmüşler, îade edilsinler diye valiler ricada bulunmakla meşgul. Şimdi de Barzanî kuvvetlerinin, daha önce de sık sık yaptıkları gibi, Türkiye'ye geçmeleri bekleniyor. «Resmî makamlar» sınır boylarında «tedbir» aldıklarını söylüyorlar. O bölgenin durumunu bilenler bu «tedbir» lerin ne kadar cılız ve tesirlerinin ne kadar geçici olduğunu bilirler. Bu haller yeni değil. Eskidenberi o topraklar yolgeçen ham gibidir. Jandarmalar, ordu birlikleri boşuna taban teper dururlar. Ve hiçbirşey değişmez. Oraları iyi bilenler bu hâli çaresiz sayarlar. İklim şartı, dağların durumu, yol durumu v.b. bu hali mukadder kılıyor, derler. O topraklar harita üzerinde bizimdir. Hakikatte değil. Oralarda yalnız devlet nizamları değil, Türklük de eğretidir, daha doğrusu yol; gibidir. O çorak, sarp, dağlık yer-, ler devletin yalnız parasını yer. O kadar. Ve boşuna yer. Oralardan devlete ne sevgi, ne destek, ne de kuvvet* gelir. Halbuki bütün bu durumun çaresi vardır. Keskin kılıç gibi müessir, Kristof Kolomb'un yumurtası kadar açık ve kolay bir çare. Oraya Kazak - Kırgız göçmenlerini, silâhlarıyla ve aşiret teşkilatlarıyla, olduğu gibi yerleştirmek. Çelikten disiplini ve yakıcı Türklük sevgisiyle bir Kazak aşiretinin o dağlık sınırboyu bölgesine yerleştirildiğini bir düşünün. Kazak'lar sert iklimlerin, sarp dağların çocuklarıdır. Altayların ve çevresindeki diğer dağların üzerinde hayvan yetiştirerek göçebe hayatı sürmek onların iliklerine kadar işlemiştir. Onların alıştıkları iklim, bugün bize sert ve başa çıkılmaz gibi görünen bizim doğu illerinin ikliminden o kadar daha fazla sert ve onların dağları o kadar daha yüksek ve sarptır ki, onlara bizim doğu illerimizin iklimi ve dağları, şimdiki Anadolu çocuklarına Istanbulun çevresindeki Çamlıca tepesi ve benzeri tepeler nasıl geliyorsa öyle gelir. Onlar başka hiç bir ırkın tutunamadığı yerlerde tutunan ve oralarda at ve koyun yetiştirmeği de başaran derin ve kuvvetli bir ihtisas sahibirler. Kazak'lardan Türkiye'ye gelebilen tektük kimseler şehirlerde, köy ve kasabalarda dağınık bir hayata mahkûm ediliyorlar. Buna rağmen enerji, yüksek ahlâk ve çalışkanlık gösteriyorlar. içlerinde, daha da tektük olarak, koyun yetiştirme imkânlarına kavuşanlar, bundaki âdeta sihirbazca, başarıları ile bütün çevrelerini hayret ve hayranlık içinde bırakıyorlar. Gelecek sayımızda Kazakların çağımızdaki, destan kuvvetindeki, başarı ve kabiliyetlerinden bâzı sahneler canlandıracağız. Şimdilik şu kadarını söyliyeyim: Onların sâdece en son göçleri bile bir hârikadır. Moğol ili sınırlarına yakın bir bölgeden başlıyarak, sürüleri, kadınları ve çocuklarıyla büyük bir Kazak kitlesi, en sert iklim şartları içinde, yer yer Ruslarla ve Cinlerle döğüşerek ve onların en modern silâhlar la donatılmış birliklerini püskürte rek, Doğu Türkistan'ın ve Tibet'in şimdiye kadar geçilmemiş en yüksek ve sarp dağlarından ve yaylalarından geçerek birkaç bin kilometrelik bir göçten sonra Hindistan sınırına varıyorlar. Orada Hindistan onları kabul etmiyor. Çünkü Rus'a ve Çin'e yaranmak istiyor. Onları sınırın ötesinden seyreden Hindistan subaylarının ve herkesin kesin inancına göre artık onlar orada ölüme mahkûmdurlar. Zaten aylar süren o göçten sonra ölmemiş olmaları inanılmaz şey. Kazak'lar sınır boyunda bekliyor, bekliyorlar. Kendilerini kabul edecek hiç kimse çıkmıyor. Ve işte nihayet korkunç sayıda üstün Rus kuvvetleri, makineli tüfeklerine ve toplarına kadar bütün silâhlarıyla mücehhez olarak onları gelip sarıyor. Bir deri bir kemik kalmış, lime lime deri parçalarına sarılmış bir avuç Kazak da sınır boyunda toparlanmış duruyor. Rusların kıskacı gittikçe daralıyor. Hindli subaylar biraz da sadist bir temaşa zevkiyle seyrediyorlar. Yüreklerinde acıma ve insanlık duygulan kıpırdamıyor. İşte şimdi Kazaklar bir koyun boğazlanır gibi boğazlanacaklar. Ama, ne görülüyor! Hindli subayların gözleriyle görmeseler inanamıyacağı bir manzara! Ve dünyanın inanmakta hâlâ güçlük çektiği bir hâdise! O aç ve bitkin Kazaklar, son bir gayretle ve şaşırtıcı bir hızla harekete geçiyorlar. Rusların ve Hindlilerin hayallerinden geçmiyecek bir sür'atle ve ustalıkla manevra ederek, Himalâyaların o başdöndürücü uçurumlarından ve kayalarından tarifi imkânsız bir maharetle istifade ederek, dağ sava sı ilminin şahikasını aşan incelikler göstererek, Ruslara karşı harekete ge çiyorlar. Ve orada, Hindli subayların hayretten fırlayacakmış gibi hallere gelen gözlerinin önünde, Rus alaylarını bölüyor, daima üstün mevzilere geçiyor, onları teker teker mağlûp edi İsmet Tümtürk yor ve çoğunu imha ediyorlar. " f STE bundan sonra Hindistanm o i zamana kadar Kazaklara karşı sımıkı kapalı bulunan ve hiç bir insanî duygunun açamadığı sınırları Kızaklara acılıyor ve bu savaşlardan arla kalan Kazaklar Hindistana almıyorlar. Rivuyet edilir ki Nehru sonuna kadar Kazakları (Rus dostluğu yüzünden) almak istememişti ve ancak bu son hâdiseden sonra Hindli subayların Kazaklara karşı büyük hayranlığı sebebiyle ordunun ısrarlarını kırmaktan çekindi. Kazaklar Hindistana alındıktan sonra hiçbir memleket tarafından istenmeyen insanlar durumundaydılar. Binbir zorlukla ve uzun bekleyişten sonra dağınık olarak yerleştirilebildiler. Onlara en iyi kabulü Pakistan gösterdi. Bir kısmı oraya yerleşti. Bir kısmı Suudî Arabistan'a gitti. Mekke ve Medine'de yerleşebildi. Bir kısmını Mısır kabul etti. Bir kısmını Amerika aldı. Bu Amerika'ya gidenler ingilizceyi diğer göçmenlerin sarfettiği zamanın yarısında öğrenmek ve çocukları mekteplerde zekâ testlerini Amerikan çocuklarından daima büyük farkla üstün derecelerle geçmek suretiyle dikkat ve hayreti celbettiler. Yalnız Türkiye bunları almakta en geç ve en isteksiz davrandı. O yüzden pek azı Türkiye'ye gelebildi. Türkiye'nin bu tutumunun izahı Bay ismet inönü'nün «Turancılık» duygu ve düşüncelerinden hoşlanmaması ve Kazakların Türkiye'ye gelmesinin ise sınırdışı Türklere karşı ilgi ve sevginin artmasına sebep olacağı düşünülerek İsmet inönü'ye yaranmak için bu yolun tutulmuş olduğu tahmin edildi. Acık bir izah hiç bir zaman ve rilmedi. Kazaklardan kalanlar şimdi Arabistan'ın onların bünyeleri ve sıhhatleri için çok zararlı olan iklim şartlan ve sefil çalışma şartları içindedirler. Sızıntı halinde yeni Kazak - Kırgız ilticalarının arada sırada yine yapılmakta olduğu veya yapılabileceği de tahmin ediliyor. Bunların topluca ve eski aşiret disiplini ve göçebe hayat şartları içinde ve tabiî daima alıştıkları gibi silâhlı olarak, Doğu illerimizin sınır boylarına yakın bölgelerine yerleştirilmeleri, o bölgelerin meselelerinin büyük kısmını kökünden halleder. Hem de devlete şimdiki ardı arkası kesilmeyen ve çoğu boşa giden masrafların yerine, on para masrafa malolmadan. Çünkü onlar en nankör dağlarda koyun yetiştirmenin tam bilginidirler ve geçimlerini bununla sağlarlar. rahatça

15 ANKETİMİZ 1 Sokullu. Geniş bir imparatorluğun 2) Prut savaşında Rusların imha her yerinde başlayan ayak lanmaları durdurabilen böyle imanlı ve dirayetli bir başbakana bugün çok ihtiyacımız var. edilmemeleri. 3) Turan ülküsünün sini. 4) 16. yüzyıl. gerçekleşme 2 Kapitülâsyonların kabulü ve SEYHUN DEMİREL bundan doğan ecnebi ideolojilere hizmet eden şahıs ve (Masonluk) gibi müesseselere göz yumulması. 3 İslâm şartlarıyla, Türklük ülküsünün gerçekleşmesi. Allanın mev cudiyetine inanan, Kur'anm yolundan giden her toplum daima adaîet, doğruluk ve huzur içinde olur. 4 Milletçe imanın kuvvetli olup, dünyaya Türkün kuvvetini gösterdiğimiz 14 üncü asırda* yaşamak muhakkak büyük bir zevktir. S. Ç. İzmir 1) Alp Er Tunga. Türklerin efsanevi kahramanı olduğu için. 2) Saraya devşirmelerin alınması, azınlıklara ve yabancı devletlere fazla haklar tanınması. 3) Modern bir Türkeli. 4) 20. yüzyıl. ALPARSLAN PEHLİVANTÜRK 1) Mete Han. îlk büyük Türk teşkilâtçısı olduğu, için..jınınıı ııııııııııııııım ıııık "So 1) Yavuz Sultan Selim. Büyük cihangir, eşsiz devlet adamı, aynı zamanda âdil bir hükümdar olduğu için. 2) Baltacı Mehmet Paşanın Purut bataklığında Rus ordusunu imha etmeyişi. 3) Komünizmin yeryüzünden tamamen kalkması. 4) Fatih devrinde Türk ordusunda bir çeri olarak yaşamak isterdim. TAHİR UYSAL 1) Yavuz Sultan Selim. Âdil, feragatli ve bahadır, aynı zamanda Doğudaki Türk ülkelerini ele geçirmek idealine sahip. 2) Osmanlıların ısrarla Avrupa kıt'- asmda fütuhatta bulunmaları. 3) Medeniyet seviyemizin Avrupa milletleri ayarında, buna mukabil kültürümüzün tamamen Türk kalmasını. 4) XI. asırda Anadolu'da. MEHMET AVCI r M iarj ' 1 ölmüş bir TOrk'ün bugün tekrar dirilmesi mümkün olsa kim i olmasını tercih ederdiniz? Niçin? f E 2 Tarihimizdeki en yanlış hareket nedir? 3 Allahın Türk milletine şu anda bir kereye mahsus mucizevî \ bir lûtfu olacaksa ne olmasını tercih ederdiniz? Niçin? = 4 Kendi millî zevkiniz bakımından, elinizde olsaydı hangi yüz- [ yılda yaşamak isterdiniz? f»ııtıııtııııımıımıııttt im ıtıım tıııifiıtııııııı ı M ıııııı Hin 11 ıtttı ıııııı illin mm ıııııuıtlııııımııııı mı mim mı ıı' Aylık Fikir, Ülkü ve Sanat Dergisi ORKUN 2 nci sayısı çıktı. Bu sayıda: Çeşitli konular üzerine ATSIZ'la yapılm"? güzel bir röportaj Nejdet Sançar Tevetoğlu M. Zeki Sofuoğlu Fa w siye Yılanhoğlu Z. Kürşad Reşat Cantaş A. Okçuoğlu Yalçın Çakıcı'nın yazıları ve Refet Körüklü Hocaoğlu S. Ertürk Mustafa Sağlam ismail»s. Coşkuner Cahit Aydoğan Kemal Fedai Coşkuner Yavuz Bülent Bakiler Mehmet Uytun Kemal Oğuz Ali Rıza Özer Ank Ozan Adnan Ziya Pekdemir Kaya Gökalp ve Beria Remzi Ozoran'ın şiirleri... AYRICA: Dr. Rıza Nur, Zeki Velidî Togan hakkında incelemeler, Orkundan Sesler, Orkun l'akvimi, Orkundan Haberler, Ayın Notlan... v. b. 36 Sahife 125 Kuruş. ABONE: Yıllık 12,5 Lira, Adres: P. K. 98 Bakanlıklar Ankara (Millî 27) 1) Mete. Türk birliğini gerçekleştirdiği için. 2) Osmanlılaştırma adı altında yabancıların orduya ve saraya alınmaları ve bunların yüksek mevkilere geçmelerine müsaade edilmesi. 3) Bütün Türklerin milliyetçilik şuuruna sahip olmasını isterim., 4) Yaşadığımız devirde. ERKÖK AVCIOĞLU 1) Mete Han. îlk büyük Türk birliğini kurduğu için. 2) Ana dilimize el dilleri karıştırmak. 3) Bütün yabancı kandakilerin arınmasını. 4) Mete Han zamanında. CENGİZ GÜNGÖR * 1) Kürşad. Bir Türkte bulunması icabeden her türlü fazileti özünde toplamış bir kahraman. Şu anda O'nun gibi, şahsî endişelerinden uzak bir lidere ihtiyacımız var. 2) Bugün de torunları başımızda belâ olan devşirmelerin, saraya hâkim olmasına sebep olanların gafleti. 3) Türk ülküsü. Bu ülkünün istisnasız her Türkün kalbinde yerleşmesi. Türkiye'nin kalkınması, hattâ yaptığı var olma yok olma savaşından galip çıkabilmesi buna bağlı. 4) Bugün, Atalar çağında yaşamak güzel şey. Fakat bugün bir Türkün vazifesi çok daha ağır. Yalan ve sahtekârlık asrındayız. Üzerime düşeni başarmaya and içtim. Onun. için bugün. YÜKSEL TURHAL 1) Yavuz Sultan Selim. Bir Yahudiye olan borcunu ödeyecek kadar âdil, cihanı kendisine az gören bir padişah. 2) Tarihin muhtelif devirlerinde, Türklerin aralarında mücadele ederek biribirlerini zayıflatmaları. 3) Türklük sevgisinin bütün kalblerde bütün şiddetiyle yanması. 4) VII. asırda Orta Asya'da. AHMET AKIN 1) Kürşad, uyuşturulmuş olan Türklük şuurunun yeniden taptaze bir ruhla canlandırılması için; onun gibi bir kahramanın yokluğunu hissediyorum. 2) Osm. Imp. zamanında fütuhatın doğuya yapılmaması ve Orta Doğuda kuvvetli azmlıksız ve devşirmesiz bir Müslüman - Türk İmparatorluğunun kurulmaması. 3) Yerli komünistlerden başlıyarak, bütün komünistlerin başlarının ezilmesi ve Türk milletindeki, Türk şuurunun yeni bir hız kazanmasını. 4) Kürşadm ordusunda bir er olmak isterdim. AYDIN KARAHASANOĞLU MİLLÎ YOL B

16 Gençlik Sayfası KOY ENSTİTÜCÜLERE ACIK MEKTUP Bazı Köy Enstitücüler halen orta çağ hayatı yaşamakta olan köylerimize ilim ve irfan güneşi saçaeaklarmış, (Güya). Bunların cahil sandıkları köylü gaflet uykusundan uyanalı bir asır gibi uzun bir zaman geçti. Biz köylü olarak gaflet uykusundan uyanmışız; gaflet uykusunda olanlar kendileri gibi kızıl yobazlardır. Eğer bunlar orak çekiç istiyorlarsa şefleri Nâzım Hikmet gibi orak çekiç yurduna gidebilirler. Her karış toprağında bir Mehmede mezar olan semalarında Ayyıldızh Hilâl dalgalanan güzel Türkiyem'de komünistlik yaşıyamaz. Siz ve sizin gibi yobazlara da Türkiyemde yer yoktur. Nereye gidiyorsunuz? Ne yapmak istiyorsunuz? En sonunda bir uçurum yarı size mezar olacaktır. Bir Kemalist, bir milliyetçi, bir ırkçı, bir Turancı, olarak sesleniyorum. Sonunuz ya bir yağlı ip, ya da Sinop zindanları olacaktır. Güzel Türkiyemi göz göre göre yıkmak mı istiyorsunuz. Yıkamazsınız, çünkü o kudrete malik değilsiniz. SERHAT BUCAK Diyarbakır Koleji Talebesi ısu UYUR DÜŞMAN UYUMAZ» Atasözleri, acı ve tatlı tecrübelerden hemen sonra söylenen, işin esasını hulâsa eden hakikatlardır. Yukarıya almış olduğum başlık, hür insanların, bilhassa Türk Milletinin, üzerindi» çok hassas durması Jâzımgelen bir düstur olmalıdır. Şu günlerde faaliyetlerini arttırmak istiyen Kremlin uşakları sağdan, soldan «kara yılan» gibi başlarını kaldırmaya başladılar. Sinsi propagandalar yavaş yavaş açılıyor. Bilerek veya bilmiyerek onlara âlet o- lanlar çoğalıyor, Milliyete ve milliyetçilere kııdıırmuşçasına hücuma geçiliyor. Bilmiyoruz nereden himaye görüp, nereye, kime güveniyorlar. Gerçi arkalarında insanlık düşmanı, din düşmanı, aile düşmanı, milliyet düşmanı Moskof efendileri var ama; karşılarında kimlerin olduklarını u- nutuyorlar mı acaba? Onlara şunu bir daha hatırlatayım ki: Karşılarımla komünizmle mücadeleye and içmiş, imanı vatan ve millet sevgisi ile dolmuş, mefkûreci, milliyetçi, azimli, sabırlı, çelik gibi duran Türk oğlu Türkler var. Mehmetlev var, Fatmalar var ve onlara bu meziyetlerini ispat eden medeniyet ve cenk tarihleri var. MİLLÎ YOL 0 Türk kardeşlerim, her yerde her zaman dikkatli olalım. Mevkiimizin, meslekimizin, işimizin nasıl yürütüldüğünü ve nasıl yürütülmek istendiğini bir düşüneim, tedbirimizi ona göre alalını. «Su uyur, düşman uyumaz.» GANÎOGIJÜ TÜRKSOY TAMİR EY TÜRK UYAN Böbrek rahatsızlığını sebebiyle Cerrahpaşa hastanesi Üroloji Kliniğinde 2 ay müddetle yatmıştım. Birgiin beni ve hasta arkadaşlarımdan yedisini hastanenin üniversite talebe lerine ders vermek için yaptırılmış olan Anfisine götürdüler. Bizi kürsünün yanındaki sandalyelere oturt tular. Biraz sonra ilkokul talebelerinin dahi yapamıyacağı bir gürültü ve şamata ile talebeler anfiye dolma ğa başladılar. Takriben ta, lebe idi. 20 kadarı kızdı. Kız ve erkek talebelerin birbirleriyle teklifsizliği ve lâubaliliği bariz bir şekilde göze çarpıyordu. Talebeler içeri girdikten sonra nasılsa dışarıda kalmış bir kaç kız talebe içeriye girerken içerideki erkek talebeler aşırı bir lâubalilik ve bayağılıkla kapıdan girmekte olan kızları ancak kaldırım külhanbeylerinin yapabileceği bir şe kilde ıslık, el hareketleri ve alkışlarla karşıladılar. Talebelerin biz hastaların izdim, bıyla alay edercesine yaptıkları bu hafiflik ve terbiyesizlik karşısında hayret ve dehşet içerisinde kaldık. Dikkat ettim, talebeler içinde Türk'e has vakar ve ağır başlılıkla oturanlar, maalesef azdı. Bu vaziyet talebelerin öğretmeni mevkiinde bulunan Avrııpada ihtisas japmış doktorlar gelince de devam etti. Ta ki profesör gelineye kadar. Gerek şah'rdi olduğum bu vaka, Gerek Kadeş rezaleti, Gerek barlarda, genelevlerde, sokaklarda bazı Lise ve Üniversite talebelerinin çıkardıkları hâdiseler. Gençlerimizin bir kısmının Millî harsımızdan çok uzaklaştığının, soysuzlaştığının, ezelî düşmanımız ko münistlerin ve Siyonistlerin istediği kıvama girdiklerinin açık birer delilidir. Artık bu kötü gidişe «Dur!» demek zamanı gelmiş ve geçmektedir.. Ey Türk gençliği! Uyanın! Kendi nize dönün! Metelerin, Göktiirklerin, Kürşadlann, Fatihlerin, Yavuzların bir kısım evlâtları bu gün bu hale mi ılüşmeliydi? Hayır, bin defa milvon defa hayır!.. * Milletçe topyekûn Milliyetçilik ve Mukaddesatçılık şuuru ile mücehhez bir şekilde ileriye doğru hızla yürüyelim, zira manen ve maddeten çok geri kaldık, daha fazla kalmağa tahammülümüz yok. Memişoğhı MESUT NERDE TÜRK AHLAKI?.. «Bir ırz düşmanı linç edilmek istendi.» «10 ve 13 yaşlarındaki iki kardeşe tecavüz eden 40 lık suçlu tevkif edildi.» «6 yaşındaki kıza tecavüz ederek öldürmeğe kalkışan 22 yaşındaki canavar için babası «Katli caizdir» dedi.» Bu haberler sadece il:i gün içinde yazılanlardan bazıları. Gazetelerde hergihı rastlamak olağan olmuştur. Bu yüz kızartıcı olayların gün geçtikçe artması, yalnız gençliğin değil, tüm toplumun ahlâkının bozulduğunu gösterir. Çünkü faillerin hepsi genç değil, örneğin, «75 yaşındaki evli ve i çocuk babası, 4 çocuk annesi kadını zorla kaçırmıştır.» Bunları gericiliğe, cahilliğe yükleyecekler olacaktır. Önce şunu okusunlar; «Tercüme Bürosu adı altında çalışan bir randevu evinde iki profesör uygunsuz halde yakalandı.» Nerde Türk Milletinin leke götürmez ahlâkı? Bunun önüne ancak devlet Baba örnek olacak amansız cezalatiyie ve dürüst halkımızın böylelerini yaşatmaınıya azmetmesiyle geçilebilir. Aksi halde Türk Ahlâkı tehlikededir!.. CEMÎL OĞUZ ÜÇ FAKTÖR Allah'ın günü sinemaya gidiyoruz. Seyrettiğimiz konu, hep kanuna riayetsizlik, ahlâk yasalarına muhalefet... Huzur ve sükûn içinde yaşayan mes'ut bir aile yerine mütecaviz bir cemiyet içerisinde iffetin zavallılığı... Allah'ın günü gazete okuyoruz. Bir dedi-kodu edebiyatı alabildiğine hüküm sürüyor. Rast geldiğine balgam atıyor, istediğini göklere yük seltiyor. Hepsinin inandığı iki şey var: Sebep, umumî'dâva, sonuç, şah sî menfaat. Allah'ın günü mektepli gençlerle karşı karşıyavız. Söz konusu: Kadın, kız, sinema, tiyatro, içki, sigara, kop yacılık, sahtekârlık, şu kulüp, bu ku 1 ü p.. Bu gün cemiyet hayatına hakim o. lan bu üç faktör yeni baştan ıslah edilip ahlâki bir hüviyet verilmezse bütün teşebüslerin beyhude, bütün gayretlerin akim kalacağı şüphesizdir. Mustafa TOPUZ Yozgat İmam» Hatip Okulu

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

TEKNİK EĞİTİM VAKFI SENEDİ. Vakıf senedinin altında isim ve adresleri belirtilen şahıslar tarafından kurulan vakfın adı " TEKNİK EĞİTİM VAKFI" dır.

TEKNİK EĞİTİM VAKFI SENEDİ. Vakıf senedinin altında isim ve adresleri belirtilen şahıslar tarafından kurulan vakfın adı  TEKNİK EĞİTİM VAKFI dır. Tüzük VAKFIN ADI Madde:1 TEKNİK EĞİTİM VAKFI SENEDİ Vakıf senedinin altında isim ve adresleri belirtilen şahıslar tarafından kurulan vakfın adı " TEKNİK EĞİTİM VAKFI" dır. VAKFIN MERKEZİ Madde:2 Vakfın

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

7-10 ŞUBAT 2002 TARİHLERİ ARASINDA TRABZON DA YAPILAN İNCELEMELER HAKKINDAKİ ALT KOMİSYON RAPORU

7-10 ŞUBAT 2002 TARİHLERİ ARASINDA TRABZON DA YAPILAN İNCELEMELER HAKKINDAKİ ALT KOMİSYON RAPORU 7-10 ŞUBAT 2002 TARİHLERİ ARASINDA TRABZON DA YAPILAN İNCELEMELER HAKKINDAKİ ALT KOMİSYON RAPORU Alt Komisyon Raporu, 14 Mart 2002 Perşembe günü yapõlan Komisyon toplantõsõnda oy birliği ile kabul edilmiştir.

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 2. Dersin amacı ve planı 18 3. CMH ve Hukuk

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU 2243 İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 5521 Kabul Tarihi : 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 İş Kanununa

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :6. Syf Sayfası :1-3. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :1. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :1-3. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar da

Detaylı

KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ. 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA

KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ. 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA / DONEM: II t KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ Z A B I T L A R I 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA - 2 - GÜNDEM; BOLUM: A 1. 1970 Disiplin Adliye Kurulları (Geçici Hükümler) Kural Tasarısı. 2. Sosyal

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ

ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ T.C. ANKARA BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ BELEDİYE MECLİSİ Karar No: 81 23.02.2004 - K A R A R - ASKI Genel Müdürlüğünün 1. Hukuk Müşavirliğinin

Detaylı

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını CHP SİYASETİ Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını ve arzusunu bu günlerde fazlasıyla arzulamaktadır.

Detaylı

Ölülerin muayenesi ve defin ruhsatlarının verilmesi, fert. toplum ve çevre sağlığının açısından önem arz etmektedir.

Ölülerin muayenesi ve defin ruhsatlarının verilmesi, fert. toplum ve çevre sağlığının açısından önem arz etmektedir. Ölü Defin Ruhsatları Hakkında Genelge Tarihi:01.05.2000 Sayısı:5852-2000/41 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAYI : B100TSH0100005/5852 KONU : Ölü Defin Ruhsatları ANKARA 01.05.2000

Detaylı

626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun

626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun 626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun (Resmî Gazete ile ilâm : 14. V. 1958 - Sayı: 9906) No. Kabııl tarihi 7115 7. V. 1958

Detaylı

MAKİNA VE KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜK VE TAŞRA TEŞKİLATI MİSAFİRLERİNE YAPILAN İKRAM YÖNERGESİ

MAKİNA VE KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜK VE TAŞRA TEŞKİLATI MİSAFİRLERİNE YAPILAN İKRAM YÖNERGESİ MAKİNA VE KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜK VE TAŞRA TEŞKİLATI MİSAFİRLERİNE YAPILAN İKRAM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, Esaslar Amaç MADDE 1-(1) Makina ve Kimya Endüstrisi

Detaylı

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 Sayılı Kanun; Çiftçi mallarının korunması esaslarını düzenlemek üzere 10.07.1941 tarihinde yayımlanmıştır. Kanun Hükümleri; -Köy sınırları

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. 24 Eylül 1982 CUMA. Kanun Hükmünde Kararname

T.C. Resmî Gazete. 24 Eylül 1982 CUMA. Kanun Hükmünde Kararname T.C. Resmî Gazete Kuruluş Tarihi: (7 Teşrinievvel 1336) - 7 Ekim 1920 Yönetim ve Yazı İşleri İçin Başbakanlık Neşriyat Daire Başkanlığına başvurulur 24 Eylül 1982 CUMA Sayı: 17822 2. MÜKERRER YÜRÜTME VE

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI ZEKA SORULARI 1) İçi su dolu üç bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz, yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş. Yalnız bir bardağı yerinden

Detaylı

BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.NCİ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ-GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ

BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.NCİ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ-GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.NCİ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ-GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ Genel Kurul tarafından kabulü; Karar Tarihi : 24.02.1992 Karar No. : 15-5 Kuruluş Madde 1 Bursa

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

T.C. İZMİR İLİ TORBALI BELEDİYESİ RUHSAT VE DENETİM MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK

T.C. İZMİR İLİ TORBALI BELEDİYESİ RUHSAT VE DENETİM MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK T.C. İZMİR İLİ TORBALI BELEDİYESİ RUHSAT VE DENETİM MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar Amaç MADDE 1 -Bu Yönetmeliğin amacı; Torbalı

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1 Y A K A M O Z G A Z E T E S İ HAZİRAN 2013 EĞERCİ İLKOKULU / ORTAOKULU YIL: 2 SAYI: 4 OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ Saygıdeğer öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ LÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ Amaç ve Kapsam GİRİŞ Madde 1-Bu Yönetmelik, Toprak Mahsulleri Ofisini ziyaret eden Devlet Başkanı ve Devlet Büyüklerine; Ofise katkıda bulunan yerli ve

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

- 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun

- 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun - 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun (Resmî Gazele ile neşir ve ilâm : 24/V/9S3 - Sayı : 2409) No. Kabul tarihi 23 - V -933 BÎRİNCİ MADDE İstatistik umum müdürlüğü; umum müdürlük, müşavirlik,

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi B ü l ten Ta r ihi:04. 04.2 0 16 Cilt 1, Sayı 1 M ü dü rü n Adı : Hasa n CE Rİ T M ü dü r Ya rdı mc ı sı nı n A dı : Şe no l T ÜM TA Ş Okulumuzdan Haberler

Detaylı

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur.

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur. İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA Müşteki Vekilleri Şüpheli Konu Müsnet Suç : (T.C.:.)./ 3 Ümraniye İstanbul : Av. Aytekin TETİK & Av. Ahmet AYDIN - Adres Antette :...T.C.:2...2 Üsküdar İstanbul

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ AHİLER KALKINMA AJANSI AHİLER KALKINMA AJANSI 1

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ AHİLER KALKINMA AJANSI AHİLER KALKINMA AJANSI 1 ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ AHİLER KALKINMA AJANSI AHİLER KALKINMA AJANSI 1 ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU AÇILIŞ REHBERİ 1 GEREKLİ FORM, BELGE, RAPOR ve İZİN İŞLEMLERİ 2 3 BAŞVURU İŞLEMİ EVRAK VE BİNA İNCELEME

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r LOGO Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r EĞİTMEN İSMAİL YETİMOĞLU Özel Dedektifler Derneği Başkanı Uluslararası Özel Dedektifler

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

.~ ". EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C.

.~ . EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C. r: ~ c... ~ f ~ ~ \i it " TC Vii '1. GENeLıI( VE ~POR };tl ~AKA"LlG'LP '-?~ T.C. MANAVGAT KAYMAKAMLIGI Gençlik Hizmetleri ve Spor ilçe Müdürlüğü :....:~.. \J..~ ". EXPO Sayı: 190613431 146 Konu: Gençlik

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

Kabul Tarihi : 22.6.2004

Kabul Tarihi : 22.6.2004 RESMİ GAZETEDE 26.06.2004 TARİH VE 25504 SAYI İLE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. BAZI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun 5194 No. Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1.

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR BELEDİYESİ KÜTÜPHANE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler

T.C. ÜSKÜDAR BELEDİYESİ KÜTÜPHANE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler Amaç MADDE 1-(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Üsküdar Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü nün kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Bölüm 1 Sosyal Davranışlar, Nezaket, Görgü ve Protokol

Bölüm 1 Sosyal Davranışlar, Nezaket, Görgü ve Protokol İÇİNDEKİLER Bölüm 1 Sosyal Davranışlar, Nezaket, Görgü ve Protokol Doğuştan Gelen Yapı Farklılıkları... 2 Sosyal Davranışlar... 3 Algılama ve Sosyal Davranışlar... 4 Algılama Farklılıkları için Örnekler...

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

SIRA SAYISI: 483 TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ

SIRA SAYISI: 483 TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 24 3 SIRA SAYISI: 483 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Ek Protokolün Onaylanmasının

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı