T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ HOSPİTALİZE EDİLEN GERİATRİK HASTALARDA BESLENME BOZUKLUĞUNUN KOGNİTİF FONKSİYONLAR, DEPRESYON VE YAŞAM KALİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ Dr.Cüneyt KAHRAMAN İÇ HASTALIKLARI UZMANLIK TEZİ İSTANBUL 2009

2 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ DOÇ. DR. SEMA BASAT HOSPİTALİZE EDİLEN GERİATRİK HASTALARDA BESLENME BOZUKLUĞUNUN KOGNİTİF FONKSİYONLAR, DEPRESYON VE YAŞAM KALİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ Dr.Cüneyt KAHRAMAN İÇ HASTALIKLARI UZMANLIK TEZİ Tez Danışmanı: Doç.Dr.Sema BASAT İSTANBUL 2009

3 TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimim süresince, her konuda bilgi ve tecrübeleriyle yol gösteren, bilgi birikimi ve yardımları ile destek olan Klinik Şefim Doç Dr. Sema Basat a, Tez danışmanlığımı yapan, tezimi yaptığım süre boyunca benden yardımlarını ve ilgilerini esirgemeyen, her konuda desteğini hissettiren, meslek sevgisi ve sabrıyla bana örnek olan, Geriatrist Uzm. Dr. Berrin Karadağ a, Daha önce geçici olarak Klinik Şefliğimi yapmış her konuda bilgi ve deneyimlerini bizden esirgemeyen Uzm. Dr. Durmuş Şendağ ve Uzm. Dr. Yavuz Eryılmaz a, Kliniklerinde rotasyon yaptığım ve eğitimime katkısı olan değerli Klinik Şeflerine, Asistanlık eğitimim süresince birlikte çalıştığım, bilgi ve tecrübelerini esirgemeyen, uzmanlarımız Dr. Mithat Feyiz Kara, Dr. Hayriye Engin, Dr. Hayrullah Türker, Dr. Enver Berber e, Her türlü destek ve bilgilerini paylaşan, içten ve samimi tavırlarıyla örnek olan, Dr. Meltem Sertbaş ve Dr.Yaşar Sertbaş a, Birlikte çalışmaktan her zaman onur ve mutluluk duyduğum,yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen, değerli asistan doktor arkadaşlarıma, Kliniğimizin güleryüzlü ve çok değerli hemşirelerine, bana vakit ayırarak çalışmama katılan ve sabır gösteren bütün hastalarıma, Başhekimimiz Doç Dr. Kemal Memişoğluna, Maddi ve manevi her türlü desteğini bana hissettiren, her zaman yanımda olan değerli eşim Dr. Nilüfer Kahraman a ve varlığıyla hayatımıza renk katan biricik oğlum A.Latif Kahraman a En içten dileklerimle; TEŞEKKÜR EDERİM. Dr. Cüneyt Kahraman i

4 ÖZET Giriş ve Amaç: Tüm dünyada ve ülkemizde yaşlı nüfus oranı giderek artmaktadır. Beslenme durumunun yaşlı popülasyonda, mortalite ve morbidite üzerine anlamlı derecede etkisi olduğu bilinmektedir. Beslenme durumu, bilişsel fonksiyonlar, depresyon varlığı ve yaşam kalitesi düzeyi ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı; dahiliye servisine yatışı yapılan 65 yaş ve üzeri hastaların beslenme durumlarının kognitif fonksiyonlar, depresyon ve yaşam kalitesi ile ilişkilerini incelemektir. Materyal ve Metod: Dahiliye servisine yatırılan 65 yaş ve üzeri 241 hastanın, sosyodemografik özellikleri, biyokimyasal parametreleri alınarak, hepsine mininutrisyonel test(mnt), geriatrik depresyon ölçeği(gdö), standardize minimental test(smmt), günlük yaşam aktivite(gya) indeksi ve enstrumental günlük yaşam aktivite(egya) ölçeği uygulandı. Tüm parametreler ve ölçek değerlerinin, beslenme durumu ile ilişkisi karşılaştırıldı. Bulgular: Beslenme durumunun yaş ve cinsiyet dağılımları ile anlamlı ilişkisi saptanmadı. Sosyodemografik özelliklerin hiçbirinin beslenme durumu ile ilişkisi saptanmadı. Hastaların hemoglobin(hb) ve hematokrit(htc) değerleri ile malnutrisyon riskleri arasında anlamlı derecede ilişki saptandı. Albumin ve total protein düzeyleri ile malnutrisyon riskleri arasında anlamlı olarak ilişki saptandı. Hastaların malnutrisyon riskleri ile kognitif fonksiyonları, depresyon durumu ve yaşam kaliteleri arasında anlamlı derecede ilişki bulunmuştur. Kadınlarda ve dul olanlarda depresyon anlamlı olarak daha fazla bulundu. Alkol kullanımı ve bakım hastası olmanın, yatağa bağımlı olmanın depresyon varlığıyla yakın ilişkisi saptandı. Sonuç: Çalışmamızda yaşlı bireylerde malnütrisyon riski varlığının, albumin ve total protein düzeylerinde düşüklükle anlamlı olarak ilişkili olduğu, Hb ve Htc değerlerinin düşüklüğünün de istatistiksel olarak bu duruma eşlik ettiği saptandı. Malnutrisyon riski arttıkça depresyon, kognitif fonksiyon bozukluğu, yaşam kalitesinde bozulma, varlığı ve derecesi ile istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişki saptanmıştır. Depresyon varlığının diğer parametrelerle ilişkisi incelendiğinde, kadın ve dul olmak, alkol kullanımı, yatağa bağımlı olmak, huzurevinde bulunmak anlamlı olarak ilişkili bulundu. Anahtar kelimeler: Yaşlı, malnütrisyon riski, depresyon, kognitif fonksiyon, yaşam kalitesi. ii

5 SUMMARY Introduction and Aim: Elderly population is increasing in all around the world and also in our country. It s known that nutritional status is effective on both mortality and morbidity in elderly population. Nutritional status is closely related to cognitive functions depression and the quality of life. The aim of this study is to identify the relationship between the nutritional status and cognitive functions, depression and the quality of life of the patients aged over 65 years which are internated to the internal medicine ward. Material and Methods: We recruited 241 elderly subjects aged 65 years and more, admitted to the department of internal medicine. Data of the social demographic characteristics and biochemical measurements of these patients are obtained. We used mininutritional assessment, geriatric depression scale, standardized minimental test, daily activity index and instrumental daily activity scale. Results: Nutritional status was not significantly associated with age and gender. Non of the social demographic features was related with nutritional status. Hemoglobin and hemotocrite levels were significantly associated with nutritional status. Albumin and total protein levels were also significantly associated with nutritional status. Malnutrition risk was significantly associated with cognitive functions, depression and the quality of life. Depression prevalence was higher among women and widows. Alcohol using, being frail elderly patient and being confined to bed were closely related to depression. Conclusion: İn our study we found a significant association between malnutrition risk and low levels of albumin and total protein. Decreased hemoglobin and hematocrit values also showed statistically significant association with malnutrition risk. İncreased malnutrition risk was related to depression, impaired cognitive function, decreased quality of life and this relationship was statistically significant. We investigated the association between depression and other parameters and we observed a significantly higher prevalence of depression in women, widows, alcohol users, institutionalized people and patients who were confined to bed. Key words: Elderly, malnutrition risk, depression, cognitive function, quality of life. iii

6 İÇİNDEKİLER TEŞEKKÜR. i ÖZET.. ii İNGİLİZCE ÖZET.. iii İÇİNDEKİLER. iν KISALTMALAR ve EKLER..... ν TABLOLAR VE ŞEKİLLER.... νi GİRİŞ VE AMAÇ.. 1 GENEL BİLGİLER 2 MATERYAL VE METOD BULGULAR TARTIŞMA SONUÇ KAYNAKLAR EKLER iv

7 Kısaltmalar Hb:hemogram Htc: hematokrit BUN:kan üre azotu Na:sodyum K:potasyum Cl: klor TSH:tiroid stimülan hormon GDÖ:geriatrik depresyon ölçeği YGDÖ:Yesavage geriatrik depresyon ölçeği MNT:mininütrisyonel test MMT: mini mental test SMMT :standardize mini mental test GYA:günlük yaşam aktivite GTYA: günlük temel yaşam aktivite EGYA :enstrumental günlük yaşam aktivite WAIS:Wechsler Adult Intelligence Scale= Wechsler Erişkin Zekâ Ölçeği Ekler Ek:1-Geriatrik hasta değerlendirme formu Ek:2-Mini Nütrisyonel Değerlendirme Kısa Form Ek:3-Standardize Minimental Test Ek:4-Standardize Mini Mental Test Uygulama Klavuzu Ek:5-Geriatrik Depresyon Ölçeği (kısa form) Ek:6-Günlük Yaşam Aktivite anketi v

8 Tablolar Tablo 1: Yaşa bağlı fizyolojik değişiklikler ve hastalıklar. Tablo 2: Türkiye de yıllara ve nüfusun çesitli yaş gruplarına göre dagılımı. Tablo 3: Türkiye de değisik dönemlerde doğumda beklenen yasam süresi Tablo 4: Hasta grupları, yaş ve cinsiyet dağılımları Tablo 5: Hastaların sosyodemografik özellikleri ve malnutrisyon Tablo 6: Biyokimyasal parametrelerin malnutrisyonla ilişkisi Tablo 7: İlaç sayısı, SMMT, EGYA, GYA, GDÖ verileri Tablo 8: YGDÖ, LBEGYA, SMMT dağılım analizleri ve malnutrisyon Tablo 9: Depresyon, yaş ve cinsiyet dağılımları Tablo 10: Hastaların sosyodemografik özellikleri ve depresyon Tablo 11: GTYA, LBT, SMMT dağılım analizleri ve depresyon Şekiller Şekil 1: Türkiye de sayım yıllarına göre nüfus artış hızı Şekil 2: Türkiye de yıllara göre yaşlı nüfusun toplam nüfusa göre yüzde değişimi Şekil 3: 2008 yılı Türkiye nüfus piramidi Şekil 4: 1950 yılı indeksine göre Türkiye nüfusu ve yaşlı nüfusun değişimi Şekil 5: Hasta grupları cinsiyet dağılımları Şekil 6: Hasta gruplarının medeni hal durumları Şekil 7: Hasta gruplarının yaşam koşulları Şekil 8:Hasta gruplarının eğitim seviyeleri Şekil 9:Sigara kullanma durumları Şekil 10:Mobilite durumları Şekil 11:Albumin değerleri Şekil 12:Protein değerleri Şekil 13: Minimental Test Sonuçları Şekil 14: Malnütrisyon ve Enstrümantal Günlük Yaşam Aktivite İndeksi Şekil 15:Malnütrisyon ve Depresyon Durumu vi

9 GİRİŞ VE AMAÇ Yaşlılık morfolojik, fizyolojik ve patolojik değişikliklerin olumsuz yönde ilerleyerek çeşitli hastalıklarla birleştiği fizik ve ruhsal yeteneklerin gerilediği bir yetmezlik olayı olarak tanımlanabilir(1). Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfus oranı artmaktadır. Dolayısıyla günümüz toplumunun en önemli sorunlarından biri yaşlanan popülasyonun sağlığının ve yaşam kalitesinin sürdürülmesidir(2). Beslenme, her yaş grubunda olduğu gibi yaşlılar için de fiziksel ve fizyolojik olarak sağlıklı olmanın en temel gereklerindendir(3). Bununla birlikte yaşlıları etkileyen en önemli klinik durumlardan birisi de beslenme bozukluğudur(4). Malnütrisyon hospitalize yaşlı hastalarda kognitif kaybı da içeren çeşitli komplikasyonlara yol açar. Daha önceki çalışmalar kanıtlamıştır ki; kognitif bozulma yaşlı hastalarda fonksiyonel kayıp için bir risk faktörüdür(5). Yaşam kalitesi; kişinin hedefleri, beklentileri, standartları ve kaygıları dikkate alınarak, kültür ve değerleri bağlamındaki başarılarıyla ilişkili, kişinin yaşadığı kognitif ve emosyonel reaksiyonların toplamı olarak tanımlanabilir(6). Dünya Sağlık Örgütü ne göre yaşam kalitesi yalnız hastalık, bozukluk yada yetersizliğin bulunmaması değil, aynı zamanda yaşamın fiziksel, mental ve sosyal alanlarında iyi ve aktif olmayı ifade eder(7,8). Yaşlanma ile birlikte vücut kompozisyonunda, organ fonksiyonlarında, enerji ihtiyacı ve kullanımında ve besin gereksinimlerinde değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Psikolojik sorunlar ve bakım problemleri sonucu öğün atlama ve/veya yetersiz beslenme ile sık karşılaşılır(%35-40). Tüm bunlar malnütrisyona sebep olur(9). Aynı zamanda bu sorunlar malnütrisyon ile kısır döngü içerisindedir. Protein/enerji malnütrisyonu altta yatan sorunların daha da artmasına sebep olur. Bu kısır döngüyü durdurmak için öncelikle malnütrisyon varlığının tespit edilmesi gerekmektedir(10). Amacımız Fatih Sultan Mehmet E.A.H İç Hastalıkları Kliniği nde yatan 65 yaş ve üzeri hastaların beslenme durumlarının kognitif fonksiyonlar, depresyon ve yaşam kalitesi ile ilişkilerini incelemektir. 1

10 GENEL BİLGİLER YAŞLILIĞIN TANIMI Yaşlanma sürecinin hücresel ve biyokimyasal düzeyde mekanizması halen tam olarak anlaşılmamış olsa da, yaşlılık; ilerleyici, tüm doku ve organların yapı ve fonksiyonunda ölçülebilen değişiklikler oluşturan bir süreçtir(11). Yaşlanma ile birlikte bireylerin fiziksel ve ruhsal yönden bazı işlevlerinde, sosyal ilişkilerinde azalma ve kayıplar meydana gelir(12). Yaşlılık bir hastalık değildir. Gerileme etkilerinin görüldüğü kronolojik yaşlanma ile biyolojik yaşlanma arasında ayırım yapılmalıdır. Genetik farklılıklar, yaşam tarzı, sosyal ve kültürel yaşam, immünolojik ve nöroendokrinal faktörler bireyler arasında farklılıklar meydana getirir(13). Yaşlılık dönemi olarak ele alınan dönem, sağlık açısından bağımlılık dönemi, hukuk ve çalışma yaşamı açısından çalışma performansının ve verimliliğinin azaldığı ve emekli olunan dönem, kronolojik olarak bakıldığında ise 65 yaş ve üzeri yaş grubu olarak ele alınmaktadır(14). Yaşlılık Sınıflaması: Yaşlılık kavramı tek bir tanımlama yerine genel olarak; - Kronolojik yaşlanma, - Sosyal yaşlanma, - Fizyolojik yaşlanma, - Psikolojik yaşlanma olarak değerlendirilmektedir. Farklı ülkelerde birçok faktörün etkisi, sosyal ve kültürel yapı, emeklilik yaşı gibi etkenler sınıflamada farklılıklar yaratmaktadır(15). Ancak kronolojik yaş bir gösterge olarak alındığında yaşlılık; yaş arası-genç yaşlı, yaş arası-orta yaşlı, 85 yaş ve üstü ileri yaşlı olarak sınıflandırılmaktadır(16). 2

11 YAŞLANMA İLE İLGİLİ TEORİLER Yaşlanma insanlık tarihinin başından bu yana merak konusu olmuştur. Yirminci yüzyılın başından günümüze kadar yaşlanmanın mekanizmasının açıklanmasına yönelik çok sayıda teori geliştirilmiştir(17). Bu teoriler: 1. Biyolojik teoriler: Moleküler düzey ve organ sistemlerinin fonksiyonları ile ilgili teorilerdir; a) Somatik mutasyon teorisi: Bu teoriye göre yaşlanma, hayati önem taşıyan moleküllerde rastgele meydana gelen değişimler sonucu oluşmaktadır. Bu değişimler birikir ve eşik düzeye ulaştığı zaman yaşla ilişkili fizyolojik azalmalar ortaya çıkar. Bu teorinin en önemli örneği de radrasyonun mutasyonlara yol açması, bunun sonunda da fonksiyonel azalmalar ve ölümlerin gerçekleşmesidir. DNA tamir teorisi ise mutasyon teorisinin daha da özgül bir örneğidir. Doku kültürü hücrelerinde radyasyonla DNA da meydana gelen hasarları tamir etme yetenekleri maksimum yaşam süreleri ile yakından ilişkilidir. Ama ne yazık ki; DNA tamirinin yaşlanmadaki yerini net gösteren deneysel bir çalışma yoktur(7). b) Serbest radikal teorisi: Serbest radikaller hücre düzeyindeki tepkisel ve yakıcı metabolik süreçler sırasında oluşan kimyasal elementlerdir. Hücre mitokondrisinde yüksek oranda bulunmaktadır. Bunun yanında ozonlar, hidrojen peroksit gibi kimyasal toksinler ve radyasyona maruz kalma sonucunda da serbest radikaller meydana gelmektedir. Çoğalan serbest radikaller DNA yı hasara uğratarak hücrenin protein sentezini etkileyebilmektedir(15,18,19,20). Serbest radikallerin özellikle nöronlar ve miyokarda yaşlanma pigmentlerinin üretimini sağladığı düşünülmektedir. Serbest radikal teorisinin savunucularına göre, hücre içinde şekillenen radikal maddeler tarafından oluşturulan DNA değişiklikleri ve mutasyonları konnektif doku, deri, kalp, nöronlar ve kas-iskelet sistemi yapılarında olumsuz değişikliklere neden olmaktadır(15,18). c) Hücre yaşlanması teorisi: Hücre yaşlanması telomer bölgesindeki DNA kayıpları ve apoptozis ile bağıntılıdır. Ayrıca iskemi ve toksinler de hücre ölümüne neden olabilir. d) Otoimmüm teorisi: Bu teori immünolojik yaşlanma teorisinin bir anlamda tersi sayılabilir. Vücudun kendi hücrelerini tanımayıp bu hücrelere reaksiyon vermesini engelleyen self tolerans mekanizmasının çalışması için immün sistemin ve onun hücresel bileşenlerinin normal şekilde çalışması gereklidir. Otoimmün yaşlanma teorisine göre, immün yaşlanma teorisinin aksine yaşlanma, bağışıklık sistemindeki gerilemeye bağlı olarak vücudun dış etkilere karşı kendini savunamamasından değil, bağışıklık sisteminin vücudun kendi hücrelerini tanıyamaz hale gelmesi ve vücut hücrelerini yok etmeye başlamasının sonucudur(21,22). 3

12 e) İmmünolojik Yaşlanma Teorisi: İnsanlar doğuşta zayıf bir bağışıklığa sahiptir. Vücutta zaman içinde karşılaşılan patojenlere karşı oluşturulan antikorlar ve yapılan aşılarla hastalıklara karşı bağışıklık artar. Bağışıklık sisteminin bu gelişimi insanda 40 yaşında zirveye ulaşır. İlerleyen yıllarda bağışıklık sistemindeki gelişim yerini gerilemeye bırakır. Bu teori temel olarak yaşlılığın, bağışıklık sisteminin gerilemesi sonucunda vücudun kendini yaralanmalar, hastalıklar, mutasyonlar ya da dışarıdan gelen organizmalara karşı koruyamamasıyla ortaya çıktığını savunur(23, 21, 24). f) Endokrin teorisi: Menopoz olayı, over foliküllerinin ve oositlerin kısıtlı depolarının bitmesi ile meydana gelir ve fizyolojik değişiklikleri içerir(25). g) Nöroendokrin teorisi: Yaşlanmada pituiter bezin fonksiyonlarındaki değişikliklerin rolünü irdeleyen bir teoridir. h) Kullanılmaya bağlı yıpranma teorisi: Bu teori yaşlanma sürecinde makroskopik olarak organizma düzeyinde açıklanmaktadır. Teorinin temel fikri yaşayan organizmaların çalışmasının makinelere benzetilmesidir. Makinenin parçaları sürekli kullanıldığında eskir ve sonunda fonksiyonunu kaybeder. Canlı organizmaların çalışmasının da buna benzediği savunulmaktadır. Tüm teoriler temelde nöronlar ve diğer hücrelerde mekanik veya kimyasal yorgunlukla yenilenme gücünün kaybolduğu şekildeki yıpranma fikrine dayanmaktadır. Bu teorilerin temsilcileri hücre metabolizmasının yavaşlatılmasıyla, yaşlanmanın fizyolojik ve anatomik sonuçlarının geciktirilebileceğine inanmaktadır. Bu teorinin zayıf noktası, bir makinenin kendi kendini tamir edemiyeceği ancak canlı organizmanın kendini onarma yeteneğinin olmasıdır(15,18). 2. Psikososyal teoriler: Yaşlılıkta fiziksel değişikliklerin ve kayıpların yanı sıra emeklilik, eşin kaybı, çocukların evden ayrılması ve kronik hastalıklar baş edilmesi zor durumlar olduğu için yeni uyum stratejileri oluşturmak gerekmektedir. Bu psikososyal değişikliklere yaşlıların tepkisi aşağıdaki üç teori üzerinden olmaktadır(17,26). a) İlişki kesme yaşamdan geri çekilme teorisi: Yaşlılık fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan bir gerileme dönemi olduğu için birey dış dünyadan uzaklaşır, kendi yaşamına odaklanır. Üstlendiği rolleri ve kurduğu ilişkiyi azaltır, yeni rolleri üstlenmez, yalnızlığa mahkum olur. b) Etkinlik, aktivite teorisi: Birey yaşamını istediği gibi sürdürüp, enerjisini yeni rollere ve ilgi alanlarına yöneltir. Bu kişiler psikolojik açıdan daha sağlıklı olmakta ve daha uzun yaşamaktadırlar. 4

13 c) Süreklilik teorisi: Birey yaşlılıktan olumsuz şekilde etkilenmeyip yaşamını başarılı bir şekilde sürdürmeye devam eder. Tüm gelişim dönemlerinde sorunları ile nasıl baş etti ise yaşlılıkta da benzer stratejileri kullanır(27,28). 3. Evrimsel yaşlanma teorisi: Farklı özelliklere sahip bireyler, genetik yapıları ve çevresel etmenlerin etkileşimi ile ortama uyum kapasitelerine ve çevresel etmenlerin niteliğine bağlı olarak doğal seleksiyona uğrarlar. Uygun çevresel koşullar sağlanırsa bireyin evrimsel sürecinde daha uzun yaşamasını sağlayan özellikler geliştirmesine neden olur. Bireylerin farklı ömür uzunluğuna ve yaşlanma biçimine sahip olmaları, yaşlanmanın biyolojik, kronolojik, patolojik, ruhsal, sosyal ve ekonomik yönlerinin olması, yaşlanmanın birikimli ve kompleks bir biyolojik olay olduğunun göstergesidir(17,26). YAŞLANMAYA BAĞLI BİYOLOJİK DEĞİŞİMLER Yaşlanma spontan olarak gelişen ve giderek artan bir şekilde süren dinamik bir süreçtir. Yaşlanma ile oluşan dinamik değişimin kaçınılmaz bir neticesi olarak, tüm organ ve sistemlerde belirgin olan değişimler gözlenmektedir(29). 1- Yaşlı Beslenmesi: Yaşlılarda uygun beslenme planlarının geliştirilmesinde yetişkinlerden farklı olarak besin alımını etkileyebilecek faktörlere dikkat edilmelidir. Bu noktadan hareketle, yaşlı bireylere ilişkin sosyo-ekonomik, demografik ve sağlık risk faktörlerinin tanımlanması gereklidir. Yaşlılarda, görme kaybı, tat ve koku almadaki azalma, besin seçimini sınırlandıracak, öğünden hoşlanma durumunu ve besin tüketimini azaltacaktır. Diş kaybı, takma diş kullanma, çiğneme güçlüğü ve yutma güçlüğü, sedanter yaşam da yaşlının besin tüketimini olumsuz yönde etkileyen fiziksel nedenlerdendir. Kültürel ve yöresel farklılıklar, eğitim durumu, sağlıklı besin seçimini etkileyebilir. Hatalı beslenme alışkanlıkları, yaşlılarda yaygın olarak görülmektedir. Satın almadaki zorluklar ve/veya gelir azlığı nedeniyle yiyeceğe ulaşamama, yiyecek hazırlama ve saklamadaki zorluklar, günlük ve sıcak besin tüketememe, yaşlının beslenme düzeyini olumsuz yönde etkileyen sosyo-ekonomik etkenler arasındadır. Demans, depresyon, stresli yaşam koşulları, yalnız yaşama, yalnız yemek yeme yaşlı bireyin besin tüketimini azaltır. Nitekim demans durumunda ağırlık kaybının daha fazla olduğu saptanmıştır(30,31,32,33,34). 2- Kardiyovasküler Sistem: Hemen hemen tüm sağlıklı yaşlı bireylerde kardiyovasküler fonksiyon istirahat halindeki vücut için yeterli basınç ve akış sağlayabilir. İstirahat kalp hızı yaşa bağlı olarak değişmez. Kalp büyüklüğü genç ve yaşlı yetişkinlerde aynı olmasına rağmen aort yaş artışı ile 5

14 giderek sertleşmekte bu da doğal olarak sistolik kan basıncının artmasına neden olmaktadır. Artan basınca karşı kasılmak zorunda kalan miyokard hipertrofiye uğramaktadır. Miyosit sayısında artış olmadan, miyosit volümündeki artış kalp duvarı kalınlığının artmasına neden olmaktadır. Yaşlanma ile birlikte kalbin iletim sisteminde kollajen ve elastik doku artışı ve sinoatrial düğüm etrafında yağlanma görülmektedir. 60 yaşından sonra sinoatrial düğümdeki pacemaker hücre sayısı azalmaya başlamakta, 75 yaşında ise bu hücrelerin sadece %10 u kalmaktadır. Kalbin yapısında meydana gelen kalsifikasyonlar idiopatik kalp bloğuna neden olabilmektedir. Buna bağlı olarak kalp hızının düşmesi ile beraber kardiak output ile maksimal kardiyak output azalmaktadır(35,36). Koroner arter hastalığı yaşlılarda en önemli ölüm nedenlerindendir. Koroner arter hastalığının klinik bulguları anjina pektoris, miyokard infarktüsü, aritmiler, ani ölüm veya iskemik kardiyomiyopatilere bağlı kalp yetmezliği şeklinde kendini gösterebilmektedir. Arterioskleroz koroner kan akımını azalttığı için, yaşlılardaki kalp yetmezliğinin en önemli nedenidir. Ateroskleroz(kan damarlarının daralması), arterioskleroz ile birlikte iskemik kalp hastalığına yol açmaktadır. 65 yaş üzerindeki bireylerde hipertansiyon sık görülen bir durumdur. Ateroskleroz ve arterioskleroz sonucu damar lümeninin daralması ve damar elastikiyetinin azalması yaşlılarda görülen hipertansiyonun önemli bir nedenidir. Bununla beraber böbrek fonksiyonunda sodyum klorür atılım kapasitesinin ve baroreseptör duyarlılığının azalması da yaşlılarda hipertansiyona neden olabilmektedir. Ayrıca hipertansiyon hemipleji için de önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır(15,35,37,38,39). 3-Solunum Sistemi: Genç erişkinlerde 75 m2 kadar olan solunum yüzey alanı (yaşlanma sırasında alveoller arası septumların zarar görmesine bağlı olarak), her on yılda yaklaşık 3 m2 azalma gösterir. Sigara kullanımı bu azalmayı hızlandırır. Akciğer kapasitesindeki bu azalma vital kapasitede, rezidüel akciğer kapasitesinde ve bazal oksijen tüketiminde azalmaya yol açar. Yaşlanmayla birlikte akciğerin elastikiyetinde azalmaya neden olur. Esnekliğin azalmasıyla; soluk alma sırasında akciğerleri genişletebilmek için daha çok enerji kullanılması gerekecek ve normalde enerji gerektirmeyen, yalnızca akciğerlerin elastik olması sayesinde gerçekleşen soluk verme olayı için de enerji harcanacaktır. Yaşlanma sırasında kosta kıkırdaklarının kalsifiye olması ve intervertebral disk aralıklarının daralması, göğüs kafesinin solunum sırasındaki hareketlerini kısıtlayarak durumu iyice zorlaştırır. Bütün bu sebepler yaşlıların soluk alıp verme sürecini etkiler. Daha kısa süreli soluk alınmasına rağmen akciğerler soluk verme durumuna daha uzun sürede dönerler(23, 40). 6

15 3-Sindirim Sistemi: Sindirim sistemindeki yaşa bağlı değişiklikler yaşlı bireyin besin alımını ve gereksinmesini etkiler. Yaşlı bireyler, gençlerle aynı besin gruplarını, fakat farklı miktarlarda tüketmelidirler. Yaşlılarda bir ya da daha fazla kronik hastalığın bulunması nedeniyle yaşlılıkta ilaç kullanımı yoğundur. Bu durumda yaşlılarda sindirim sistemini etkileyen faktörlerden biridir(41). Tat, koku ve tükürük işlevleri ve aroma algılama yeteneği yaşla birlikte azalır. Dil ve ağız boşluğunda yer alan tat hücrelerinin ölümü bu değişiklikte etkindir. Aroma algılamada ilaç, takma diş, ağız sağlığı, merkezi sinir sistemi ve beslenme durumu gibi faktörler de etkilidir. Yaşlılıkta susama duygusunun azalması nedeniyle sıvı tüketimi de azalmaktadır. Sık idrara çıkma ve vücudun suyu depolama kapasitesindeki azalma sonucunda vücuttaki su miktarı gerekli düzeyin altına düşebilir. Diüretik ya da laksatif ilaçların kullanımı da bu sonuçta etkilidir(32). Yaşlıda dişler, hem görünümleri hem de yapısal özellikleri açısından gençlerdekinden çok farklıdır. Yaşlanmaya paralel olarak minede meydana gelen fizyolojik aşınmalar (atrizyon) sonucu dişlerde şekilsel değişiklikler görülür. Bu durum basit yüzey aşınmalarından, dişte önemli madde kaybına neden olacak olaylara kadar ilerleyebilir. Ayrıca, pulpaya giren damar, sinir ve lenfatikler de azalır. Bu yüzden, pulpa dokusunun travmaya karşı cevabı azalmıştır. Pulpa dokusunda meydana gelen değişikliklere paralel olarak pulpanın tamir kapasitesinde de klinik açıdan önemli boyutlarda azalma görülür. Yaşlıda kök çürüklerine bağlı olarak pulpa problemleri artmıştır(42). Yaşlılarda özofagusun peristaltik hareketleri yavaşlar, yutma refleksi azalır. Yaşla birlikte midenin boşaltım hızı yavaşlar. Genelde, insanda yaşla birlikte mide asit salgısında azalma olmaktadır. Yaş nedeniyle midede oluşan atrofi, besinlerden kalsiyumun serbestleşme hızını azaltarak biyoyararlılığını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca düşük asitli ortamda kalsiyumun emilimi de azalır. Organik asitlerin yer aldığı yemekle birlikte alınan kalsiyumun emilimi fazla etkilenmemekle birlikte, midenin asit salgısının yokluğunda kalsiyum karbonat çok az emilir. Bu yüzden yaşlıların bol miktarda kalsiyum içeren yiyecekler tüketmeleri gereklidir. Kadınlarda menopozla birlikte östrojen seviyesinin düşmesi kemiklerdeki mineral yoğunluğunu azaltır. Ayrıca yaşla birlikte fiziksel aktivitenin azalması da kemiklerden kalsiyum çekilimini artırır. Mide asidinin yetersizliğinde ferrik demirin emilimi engellenir. Ferrik demir asit azlığında (ph 5'in üzeri) suda çözünemediğinden emilemez. Askorbik asit, ferrik demirin çözünürlülüğünü ve emilimini artırır. Buna göre yaşla birlikte mide salgısındaki azalma demir ve kalsiyumun biyoyararlılıklarını azaltır. Yaşla birlikte ince bağırsaktaki mukoza tabakasında hafif incelme olur, bağırsakların geçirgenliği artar. Çinko emiliminin azalmasına karşın, çinko dengesi 7

16 yönünden yaşlı ve gençlerde farklılık görülmemiştir. Kalsiyum emilimi azalır. Bunda mide asit salgısının azalmasının rolü vardır (32,43,44). 4- Sinir Sistemi: Genel olarak doğumdan sonra beyin hücrelerinde çoğalma görülmez. Ancak beyin diğer organlardaki kayıplara oranla, kullanılmaya karşı daha iyi korunan bir organdır. Doğumdan itibaren beyin hücreleri hem birbirleriyle hem de diğer doku hücreleriyle bağlantılar kurar. Ancak yaşlanmayla birlikte aralarında bağlantı kurulan hücrelerden bazıları yenilenmeyerek ölürler. Bu durumda onlarla bağlantılı beyin hücreleri de artık başka hücreyle bağlantı kuramayacakları için kendilerini yok ederler. Motor aksonların ileti hızlarının 60 yaşından sonra yavaşladığı saptanmıştır. Sinir liflerindeki iletinin yavaşlaması, hızlı kas liflerinin, yavaş kas liflerine dönüşmesinin ve dolayısıyla kas kuvvetinin azalmasının nedeni olabilir. Beyindeki atrofi hareketlerin yavaşlaması, dikkat eksikliği ve koordinasyon bozukluğu gibi sorunlar yaratır. Yaşlı kişilerde nörotransmitterlerin etkinliği, sinapsların sayısı ve işlevi, sinir hücrelerinin sayısı azalır. Bütün bunlar santral sinir sisteminin iskelet kasları üzerindeki kontrolünü azaltır, dolayısıyla postürde değişmeler olur. İlerleyen yaşla birlikte merkezi sinir sistemini oluşturan sinir hücrelerinde kayıplar gözlenir. Beyin ağırlığı 70 yaşında, genç yetişkinliğe göre yaklaşık % 10 oranında azalır. Bu oran 80 yaşında % 17'ye çıkar. Beyin metabolizma hızında da çok az azalma olurken, bazı ilaçlara karşı sinirlerin duyarlılığı artar. Yaşla birlikte öğrenme ve bilgi depolama (bellek) yeteneklerinde azalma olur. Bu durum 65 yaştan sonra belirginleşmeye başlar. Öğrenme ve öğrenileni depolama yeteneği yaşlının yaşam biçimi ve ruhsal durumuyla yakından ilişkilidir. Depolanan bir bilgiyi anımsayamama yaşlıyı endişeye sürükleyebilir. Bu da bellekteki yetersizliği daha da arttırabilir. Yaşlılarda tepkime zamanı uzar. Bu durum dikkat gerektiren, motorlu araç kullanma gibi işlevleri sınırlayabilir. Tepkime zamanındaki uzama özellikle psikiyatrik ilaç kullanan yaşlılarda önem taşır(32,45,40). Görme; yaşla birlikte lensin esnekliği ve saydamlığı değişir. Yakın görme bulanıklaşır. Kornea duyarlılığı ve gözyaşı azalmıştır. Lenste ortaya çıkan sararma, görebilme için daha fazla aydınlık ortam gerektirir. İşitme; yaşlılarda akustik sinir hücrelerinin ölümüne bağlı işitme kaybı sık görülür. Yaşlılarda simetrik duyma ve sesleri odaklaştırma ile ilgili olarak da sorunlar ortaya çıkar. Dokunma; reseptörlerde duyarlılık azalmıştır. Sıcak, soğuk ve basıncı hissetme duyuları özellikle el ve ayaklarda azalmıştır. Dokunmayla ilgili gerilemenin oluşturduğu asıl sorun oluşturan durum, ağrıyı algılamadaki bozulmadır. Bu nedenle kazalar ve yanık görülme riski artabilir. Koku ve tat alma; koku ve tat alma reseptörlerindeki duyarlılık azalmıştır(29,46,47,27). 8

17 5- Hematopoetik Sistemde Değişiklikler: Yaşlanma ile birlikte anemi prevalansı artmaktadır. Yetmiş yaşından sonra hematopoetik doku progresif bir şekilde azalırken, yağ dokusu miktarı artmaktadır. Yaşlanmayla birlikte kan hücrelerinin yapımında azalmalar olur. Kemik iliğinin hücre üretim yeteneği geriler. Akut hemoraji ya da enfeksiyonlardan sonra kan değerlerinin normale dönmesi daha uzun sürmektedir. Bu durum da kemik iliği rezervlerinin azaldığının bir göstergesidir(29,46,47,27). 6- Bağışıklık Sistemi: Bağışıklık sisteminin tüm bölümleri yaşlanma sürecinden aynı miktarda etkilenmemektedir. Birçok canlıda bulunan ve doğal bağışıklığı sağlayan yapılar, sonradan kazanılmış(klonotipik) bağışıklığı sağlayan yapılara göre daha az etkilenirler. Yaşlılarda vücudun savunmasında önemli rol oynayan β hücrelerinin yapıları normal olmasına rağmen bu hücrelerden çok azı spesifik antikorları sentezleyebilir. Sentezlenen antikorların yapısı normaldir, ancak aşı yanıtına bağlı antikor üretimi çok düşüktür. Ayrıca vücudun temel savunma sistemi olan enflamasyon, yaşlılarda kronik olarak aktif halde bulunmaktadır. Bağışıklık sistemindeki bu değişimler, Vücudun yaşam boyunca karşılaşmış olduğu antijenlere verdiği tepkilerin birikimi olarak açıklanmaktadır(48). Bağışıklık hücrelerinin işlevlerindeki azalma, yaşlılarda enfeksiyon hastalıkları, artrit ve kansere yakalanma riskini artırır. Bağışıklık sistemindeki değişmenin olumsuz etkisini azaltmada yaşlının beslenme durumu da önem taşır. Yaşlılarda malnutrisyonun önlenmesi, diyette bağışıklık sisteminde etkili olan A, E, C, B6 vitaminleri, karotenoidler ve çinkonun yeterli düzeylerde bulunmasına bağlı olarak bu olumsuzlukları azaltır. Ayrıca diyetle alınan yağın da bağışıklık işlevinde etkili olduğu bildirilmiştir. Diyette yağın artması bağışıklık işlevini azaltır. Son yıllarda kan kolesterolünü düşürücü etkisinden dolayı diyette çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin bitkisel sıvı yağların artırılması önerilmiştir. Yaşlılardaki bağışıklık sistemi yetersizliğini önleyerek kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve enfeksiyon hastalıklarının riskini azaltmak mümkündür(25). 7- Endokrin Sistem: Yaşın ilerlemesi ile birlikte hormonal değişiklikler de meydana gelir. Bayanlarda östrojen, erkeklerde ise testesteron hormonunun kaybı söz konusudur. 50 li yaşlarda, bayanlarda östrojen hormonunun kaybı ile beraber menapoz oluşmakta, memeler içe dönmekte, deriye daha fazla adipozitler yerleşmekte ve kemik miktar ve kalitesinde değişimler gözlenmektedir. Testesteron hormonu ise, bayanların tersine aniden değil, yavaş ilerleyen bir şekilde azalmakta ve etkileri bayanlardaki kadar belirgin olmamaktadır(15, 49). Aldesteron salınımı yaşlı bireylerde düşüktür. Ayrıca adrenal mekanizmaların etkinliği, diüretik ve potasyum ilaçları kullanan yaşlı hipertansiyonlu bireylerde bozulabilmektedir. 9

18 Tiroksin, tiroid bezinden salgılanan ve vücudun enerji düzeyini, metabolik hızını ayarlayan bir hormondur. Yaş ile birlikte tiroid bezinin büyüklüğünün ve kitlesinin azalması, tiroksin salınımında da azalmalara neden olabilmektedir. Bu sonuçta meydana gelebilecek hipotiroidizm, uyuşukluk, dikkat kaybı, soğuğa karşı hassasiyet, kuru deri, mental ve duyusal donuklukla karakterizedir. Yağ-su metabolizması, kas tonusu ve glikoz formasyonunda etkili olan kortizolün de yaş ile birlikte salınım oranı azalmaktadır(15,35) Tablo 1. Yaşa bağlı fizyolojik değişiklikler ve hastalıklar(50). Normal fizyolojik değişiklikler Hastalıklar Kardiovasküler sistem Azalmış arteriyel elastikiyet Artmış overload Sol ventrikül hipertonisi Azalmış adrenerjik aktivite Azalmış istirahat kalp hızı Azalmış maksimal kalp hızı Azalmış baroreseptör refleks Solunum sistemi Pulmoner elastikiyette azalma Alveoler yüzeyde azalma Rezidüel volümde artış Kapanma kapasitesinde artma Ventilasyon/perfüzyon da bozulma Arteriyel oksijen basıncında azalma Artmış toraks rijiditesi Azalmış kas kuvveti Öksürükte azalma Maksimum solunum kapasitesinde azalma Hiperkapni ve hipoksiye cevapta azalma Atheroskleroz Koroner arter hastalığı Esansiyel hipertansiyon Konjestif kalp yetmezliği Kardiyak disritmiler Aortik stenoz Amfizem Kronik bronşit Pnömoni Akciğer kanseri Tüberküloz Renal Azalmış kan akımı Azalmış renal plazma akımı Glomerüler filtrasyon hızında azalma Azalmış renal kitle Azalmış tübüler fonksiyon Sodyum tutulumunda azalma Konsantrasyon kabiliyetinde azalma Dilüsyon kapasitesinde azalma Sıvı tutulumunda bozulma Azalmış ilaç ekskresyonu Azalmış renin-aldesteron cevabı Potasyum atılımında bozulma Diabetik nefropati Hipertansif nefropati Prostatik obstrüksiyon Konjestif kalp yetmezliği 10

19 8-İlaçların farmakodinamiği ve farmakokinetiğinde meydana gelen değişiklikler: Yaşlanma hem farmakokinetik(ilaç dozu ve plazma konsantrasyonu arasında ilişki) hem de farmakodinamik(plazma konsantrasyonu ve klinik etki) değişikliklere sebep olur. İlaç dağılımı total vücut sıvısının azalmasından ve vücut yağ dokusunun artmasından etkilenir(50). Yaşlanma ile vücudun total su komponenti %10 15 oranında azalırken, total yağ komponentinde erkeklerde %18 36, kadınlarda %33 48 oranında artış görülmektedir. Suda eriyen ilaçların dağılma hacmi azalır ve dolayısıyla daha yüksek plazma konsantrasyonu oluşur, yağda eriyen ilaçlar için ise dağılma hacmi artacağından daha düşük plazma konsantrasyonu oluşur(51,50). Vücutta iskelet kas kütlesi de azalmakta, bu durum ilaçların dağılım volümünde artmaya neden olmaktadır. Dağılma volümünü etkileyen en önemli faktör ilaçların plazma proteinlerine bağlanmasının azalmasıdır. Yaşlanma ile hepatik yapının azalmasından ötürü, plazma albümini %20 konsantrasyonunda azalmakta, albümine bağlanan ilaç oranının azalması serbest ilaç fraksiyonunu arttırmaktadır. Bazik ilaçları bağlayan alfa-1- asidglukoprotein miktarı yaşlanmayla birlikte artmaktadır. Bunun sonucunda da proteine bağlanan ilaçların fraksiyonlarının azalacağı düşünülmektedir. Yaşlanma ile ilaçların klirens hızı azalmaktadır. Bu hepatik biyotransformasyonun veya renal eliminasyonlarının azalması sonucudur. Yaşlanma ile hem mevcut reseptörlerin sayısı hem de bu reseptörlerin ilaçlara karşı duyarlılığı azalacağından gereksinme duyulacak ilaç miktarı da azalacaktır. Sonuç olarak yaşlanma ile ilaçların farmakodinamiği ve farmakokinetiğinde meydana gelen değişiklikler nedeniyle yaşlıların ilaçlara karşı duyarlılığı artmakta, gereksinim duyulan ilaç miktarı azalmakta, ilaç etkileri daha uzun sürmektedir(11, 51, 50). DÜNYADA VE TÜRKİYE DE YAŞLANMA SÜRECİ: Yaşlılık insanlar için olduğu kadar, toplumlar içinde geçerli bir kavramdır. Bir toplumda çeşitli faktörler nedeniyle doğurganlık ve mortalite hızının düşmesi, nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır. Toplumlar yaşlı popülasyon açısından dört gruba ayrılırlar: 1. Genç toplumlar: altmış beş yaş üzeri nüfus % 4'den azdır. 2. Erişkin toplumlar: altmış beş yaş üstü nüfus % 4 7 arasındadır. 3. Yaşlı toplumlar: altmış beş yaş üzeri nüfus %7 10 arasındadır. 4. Çok yaşlı nüfus: altmış beş yaş üzeri nüfus % 10 üzerindedir. Toplumsal yaşlanma farklı yönlerden ele alınarak açıklanabilir. Doğurganlık, ölüm veya göç olaylarına ait istatistikler kullanılarak toplumsal yaşlanmaya ışık tutulabilir. Toplumların yaşlanması, insanların yaşlanmasından farklı olarak, "geri çevrilebilir" özelliğe sahip bir 11

20 fenomendir. Yapılan istatistiksel araştırmalar bütün ülkelerde, yukarıda tanımlandığı şekliyle, yaşlı insan sayısının ve oranının arttığını göstermektedir. Yaşı 65'in üzerinde olan insan sayısı gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelerdekinden daha hızlı bir artış göstermektedir. Toplum içindeki yaşlı insan oranı, toplumun ne derece yaşlı olduğunu belirleyen bir kriter olarak kullanılmaktadır. Yaşlılık, zamana ve yere bağlı olarak değişen bir kavramdır. Toplumsal yaşlanmayı açıklama iddiasında bulunan bir kavram, bir taraftan iki farklı nüfusa ait güncel yaş yapısını karşılaştırabilmeli, öte yandan bu yapıların zamansal farklılaşmalarını da tarif edebilmelidir. Bir toplumun yaş yapısını "nüfus piramidi" ile ortaya koymak en çok kullanılan metotlardan biridir. Nüfus piramidi, nüfusu yaş, cinsiyet, evlilik, uğraş, etnik özellik vb. yönlerden ele alarak, nüfus dağılımını bir çizelge şeklinde gösterir. Toplumsal yaşlanma tanımlanırken ve ölçülürken özellikle iki değişken sık kullanılır. Bu konu üzerine yazılan eserlerin birçoğunda toplumsal yaşlanma "belli bir yaşın üzerindeki nüfus oranı" olarak ifade edilmektedir. Bu anlamdaki bir toplumsal yaşlanmanın meydana gelebilmesi için 60 veya 65 yaşın üzerindeki nüfus oranında artış olması gerekir. Eğer böyle bir artış meydana gelmişse toplumsal yaşlanmanın varlığından söz edilir. Örneğin iki ayrı nüfus bütünü olarak A ve B seçilmiş olsun. Bunlardan hangisinde 60 veya 65 yaş oranı daha yüksek ise o toplumun daha yaşlı olduğu varsayılır(52). Dünya nüfusu sayıca artarken aynı zamanda nüfus yaşlanmakta yani yaşlı nüfus oranı da zaman içinde artmaktadır. Yaşlı nüfusun artışında doğumların azalmasının önemli bir etkisi vardır. Yeni doğan bebek sayısı azalınca toplumdaki bebek ve çocuk nüfusu oransal olarak azalırken yaşlı nüfus oranı artar. Doğurganlığın yüksek olduğu gelişmekte olan ülkelerde çocuk nüfusu oranı daha yüksek iken, doğumların az olduğu gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfusu oranı daha yüksektir(7,53). Yaşam süresinin uzaması da nüfusun yaşlanmasında önemli bir etkendir. Öldürücülük düzeyi yüksek olan bazı hastalıklarda başarılı tedavi yaklaşımlarının bulunmuş olması, erken yaştaki ölümleri azaltmış ve böylece daha fazla kişinin ileri yaşlara ulaşmasına olanak sağlamıştır. Kazaların ve savaşların azalması da toplumların yaşlanmasında etkili olmuştur(7). Dünyada yılında ortalama beklenen yaşam süresi 46.5 yılken, 2002 de bu süre 18.7 yıl artarak 65.2 yıla uzamıştır(54). Dünya Sağlık Teşkilatı'nın 1998 yılı raporuna göre; 1998 yılı itibari ile 390 milyon olan 65 yaş üstü nüfusun 2025 yılında 800 milyona ulaşarak dünya nüfusunun %10'unu oluşturacağı ve genellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor olacağı öngörülmüştür(55). Dünyadaki yaşlı nüfusun büyük çoğunluğu, Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri(ABD), Rusya ve Japonya gibi ülkelerde yaşamaktadır(54). Türkiye de nüfus artış hızı, üç noktada değişim göstermektedir(şekil 1). Türkiye nüfusu 1935 yılından 2000 yılına kadar 16 milyon kişiden 67 milyon kişiye artış göstermiştir. İkinci Dünya Savaşı nın yaşandığı dönem olan yılları arası savaş nedeniyle erkek 12

21 nüfusun askerde olması, doğumların azalması ve yine savaş koşulları ve sağlık koşullarının olumsuzluğu nedeniyle ölüm oranının yükselmesi nüfus artış hızını azaltmıştır yılından 1960 yılına kadar olan dönem nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönemdir. Savaşın sona ermesi ve iyileşen sağlık koşulları ile nüfus artış hızı yükselerek nüfus patlaması yaşanmıştır. Bu durum dünya nüfusu içinde geçerli bir olgudur (56). Şekil 1. Türkiye de sayım yıllarına göre nüfus artış hızı [DİE, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri, 2000 ve US, 2006 verilerine göre düzenlemiştir] 1960 yılından sonraki yıllarda nüfus artış hızı tekrar azalmıştır yılları arasında nüfus artış hızında meydana gelen düşmeye doğumlarda meydana gelen kısmi azalmaların yanı sıra yurtdışına yapılan göçlerinde etkisi olmuştur yılından sonraki yıllarda ise yurt dışına olan işçi göçlerindeki azalmalardan dolayı 1975 yılı ve sonraki yıllarda nüfus artış hızında meydana gelen düşmenin nedeninin doğum hızındaki azalmalar olduğunu söyleyebiliriz. Toplam nüfus artışının yanı sıra Türkiye de yaşlı nüfus artışı da önemli ölçüdedir yılları arasında yaşlı nüfus 2,2 kat artmıştır yılları arasında yaşlı nüfus oranındaki düşüş 1. Dünya Savaşı yıllarında doğan kuşağın bu yıllarda yaşlı nüfus aralığında bulunmasından kaynaklanmaktadır. (Şekil 2). 13

22 Şekil 2. Türkiye de yıllara göre yaşlı nüfusun toplam nüfusa göre yüzde değişimi [DİE, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri, verilerine göre düzenlemiştir] Türkiye nüfusu adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2008 verilerine göre kişidir. Nüfusun ünü erkek, sını ise kadınlar oluşturmaktadır.2008 yılında Türkiye nin yıllık nüfus artış hızı 13,1 olarak gerçekleşmiştir. Şekil yılı Türkiye nüfus piramidi. Nüfusun yarısı 28,5 yaşından küçüktür yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun % 66,9 unu oluşturmaktadır. Ülkemiz nüfusunun % 26,3 ü 0-14 yaş grubunda, % 6,8 i ise 65 ve daha yukarı yaş grubunda bulunmaktadır(57)(şekil 3). Bu verilere göre zamanla ülkemiz erişkin toplum olmaktan, yaşlı toplum olmaya doğru ilerlemektedir(tablo 2). 14

23 Tablo 2. Türkiye de yıllara ve nüfusun çesitli yaş gruplarına göre dagılımı. (%)(1999) Yıllar/Yas Şekil 4 te, Türkiye nüfus artışı ve yaşlı nüfusun değişimini aynı grafikte izleyebilmek için, 1950 yılı verileri indeks kabul edilerek Türkiye nüfusu ve yaşlı nüfusun değişimi gösterilmiştir. Buna göre yaşlı nüfusun değişimi Türkiye nüfusunun değişimine göre daha farklı yapıdadır. Şekil yılı indeksine göre Türkiye nüfusu ve yaşlı nüfusun değişimi [DİE, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri, verilerine göre düzenlemiştir] Türkiye Devlet İstatistik Enstitüsü nün 2004 yılı verilerine göre doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 68,8 yıl, kadınlarda 73.6 yıl olup ortalama 71.1 yıl olarak tespit edilmiştir döneminde beklenen yaşam süresi erkekte 73,4, kadınlarda 78,4 yıldır( Tablo 3). Türkiye de 65 yaş ve üzeri nüfusun tüm nüfusa oranı 1985 te % 4.2, 1990 da % 4.3, 1997 % 4.7, 2000 yılında % 5.6 olarak tespit edilmiş ve bu verilere dayanarak 2020 yılında bu oranın %7.7 ye ulaşacağı tahmin edilmektedir(58). 15

24 Tablo 3. Türkiye de değisik dönemlerde doğumda beklenen yasam süresi. (yıl) Dönem Erkek Kadın Toplam ,5 49,8 48, ,4 56,5 54, ,0 62,5 60, ,2 66,4 64, ,5 71,7 69, ,2 74,4 71, ,4 73,6 73, ,4 78,4 75,8 16

25 MATERYAL VE METOD Çalışma Fatih Sultan Mehmet E.A.H İç Hastalıkları Kliniği nde yatan 65 yaş ve üzeri 241 sayıda hasta alınarak yürütüldü. Hastaların hemogram(hb), hematokrit(htc), kan üre azotu(bun), kreatinin, sodyum(na), potasyum(k), klor(cl), tiroid stimülan hormon(tsh), albumin, total protein, vitamin B12 değerlerine bakıldı. Kan örnekleri 12 saatlik açlık periyodu sonrasında sabah saat de alındı. Hastaların, BUN, kreatinin, albumin, protein, tetkikleri Unicel DxC800 analizörü (Becman coulter,california, USA) ile çalışılmıştır. Glukoz ve albumin end point yöntemi, BUN, rate enzimatic metodu, kreatinin rate joffe metodu, total protein rate biuret yöntemi ile çalışıldı. TSH ve vitamin B12 için kemiluminesans metodu ile immulite 2000 analizöründe (Siemeans, Los Angeles,USA) çalışıldı. Tam kan sayımı elektriksel empedans metodu ile Coulter LH 780 analizöründe (Beckmum-Coulter, California,USA) çalışıldı. Tüm hastalara geriatrik depresyon ölçeği(gdö), mininutrisyonel test(mnt), standardize mini mental test(smmt), günlük temel yaşam aktivite indeksi ve enstrumental günlük yaşam aktivite ölçeği(egya) uygulandı. Uygulanan tüm ölçeklerin, Türkiye için geçerlilik ve güverliliği yapılmış, türkçe versiyonları kullanıldı. SMMT için uygulama klavuzuna uygun davranıldı(ek:4). Tüm sorgulamalar, hastaların anlayabileceği düzeyde ve net bir ses tonunda, çalışmaya gönüllü hastalar veya yakınları alınarak, aynı kişi tarafından yapıldı. Araştırmaya katılan bütün hastalara arastırmanın amacı, süresi, yapılacak uygulamaların sekli, beklentilerimiz, kullanılan sorgulama formları ve ne amaçla kullanıldıkları hakkında sözlü olarak bilgi verildi. Geriatrik hastaların çalışmaya alınma kriterleri: - Çalışmaya gönüllü olmak veya yakınlarından olur almak, - 65 yaş ve üzeri olmak, - Kooperasyon ve oryantasyonu yeterli olmak, Geriatrik hastaların çalışmadan dışlanma kriterleri: - Primer veya sekonder malign beyin neoplazmı, - Hidrosefali, - Kötü prognozlu tümörler, - Alkol bağımlılığı, - Kafa travması, - Sepsis, - Ciddi anemi, - Nörolojik defisit varlığı, - İleri derece işitme ve konuşma kusuru, 17

26 Değerlendirme Ölçümleri: Çalışmaya katılmayı kabul eden tüm hastalara aşağıdaki kayıt, değerlendirme ve ölçüm yöntemleri uygulandı: 1- Geriatrik hasta değerlendirme formu, 2- Beslenme durumunun değerlendirilmesi: Mininutrisyonel test(mnt), 3- Kognitif fonksiyonların değerlendirilmesi: Standardize Minimental test(smmt), 4- Duygu durum değerlendirmesi: Yesavage geriatrik depresyon ölçeği(gdö)(kısa form), 5- Yaşam kalitesinin değerlendirmesi: Günlük temel yaşam aktivite(gya) indeksi, Lawton-Brody enstrumental günlük yaşam aktivite(egya) ölçeği. 1-Geriatrik hasta değerlendirme formu: Her hastanın şahsi bilgileri ve hastalık bilgileri hazırlanan Geriatrik Hasta Değerlendirme Formu nda toplanmıştır ve hasta değerlendirme formu su maddeleri içermektedir: Hastanın adı-soyadı, yaşı, telefon ve adres bilgileri, cinsiyeti, sigara ve alkol kullanımı, medeni durumu, eğitim seviyesi, hastaneye yatış nedeni ve tanısı konmuş hastalıkları, kullandığı ilaç sayısı, yaşam koşulu(yalnız, huzur evi, eşiyle vb.), mobilite durumu, yaşam alanı(kent, kırsal), yatışı sırasında bakılmış olan laboratuar tetkikleri ( Hb, Htc, BUN, kreatinin, Na, K, Cl, TSH, albumin, protein, vitamin B12)(Ek:1). 2- Mini Nutrisyonel Test(MNT)(Kısa form): Mini nütrisyonel değerlendirme testi hastaların nütrisyonel durumu değerlendirme amacıyla kullanılan bir yöntemdir. MNT sözel sorgulama ve antropometrik ölçümler kullanılarak yapılmaktadır. Laboratuar değerlendirme gerektirmediğinden, özellikle ayaktan takip edilen hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir(59). MNT in kısa formu bu beklentilerin en azından bir kısmını karşılamaktadır. Orijinal MNT ten alınan ve konvansiyonel nütrisyonel değerlendirmeyle yüksek korelasyon gösterdiği belirlenen altı maddeden oluşmaktadır(60) (Ek:2). Eğer skor 11 veya daha düşük belirlenirse hastanın malnütrisyon riski taşıdığı kabul edilir ve uzun MNT formu uygulanmalıdır(bakınız Kısa formun sensitivitesi başarıyla test edilmiştir(61). Hekimler, hemşireler ve diyetisyenler her iki MNT formunu da uygulayabilirler. Önceden deneyimli bir kişiden eğitim alınması önerilmektedir. Orijinal MNT te genel sağlık 18

27 durumu, nütrisyon, antropometri ve kendi hakkındaki değerlendirmesiyle ilgili sorular yer almaktadır. Hastanın kooperasyonuna göre dk sürmektedir. Değerlendirme neticesinde hastalar iyi beslenmiş, risk altında veya belirgin malnütrisyon şeklinde sınıflandırılırlar. Çok sayıda çalışmada MNT in nütrisyonel alım, antropometri, laboratuvar verileri, fonksiyonel durum, morbidite, mortalite ve hastanede kalış süresi ile iyi korelasyon gösterdiği belirlenmiştir(62,63). Bu literatür desteğiyle MNT geriatrik beslenmede en önemli gereç olarak kabul edilmelidir. Duruma göre MNT sonuçları değişebilir. Toplumda bağımsız yaşayan yaşlıların taranması ve değerlendirilmesinde en uygun olacağı kabul edilmektedir. Bu kişilerde optimale yakın kooperasyon beklenir. Bakımevlerinde ve hastanelerde MNT in başarıyla uygulanmasını engelleyebilecek zorluklarla karşılaşılabilir(63). Bu hastaların çoğuyla tam kooperasyon sağlanamaz ve test daha fazla zaman kaybettirir. Demans gelişen hastalarda özellikle hastanın kendisini değerlendirmesiyle ilgili sorulara cevap almak mümkün olmayabilir. 3-Standardize Mini Mental Test(SMMT): Folstein ve arkadaşları tarafından bilişsel yetersizlikleri değerlendirmek amacı ile geliştirilen bu ölçek klinik uygulamalarda ve araştırmalarda oldukça sık kullanılır. Çok iyi yapılandırıldığı için uzman olmayan kişiler tarafından bile uygulanabilir. En önemli avantajı, kısa sürede geçerli ve güvenilir bilgi vermesidir. Yapılan çalışmalarda puanlayıcılar arası ve test tekrar test güvenirliği yüksek bulunmuştur(0.80 ninüstünde). WAIS((Wechsler Adult Intelligence Scale= Wechsler Erişkin Zekâ Ölçeği) ve Bilgisayarlı Tomografi sonuçları ile korelasyonun araştırıldığı geçerlik çalışmalarında olumlu sonuçlar bildirilmiştir(64). SMMT yönelim, kayıt hafızası, dikkat ve hesaplama, hatırlama ve lisan, olmak üzere beş ana başlık altında toplanmış 11 maddeden oluşur ve toplam puan olan 30 üzerinden değerlendirilmektedir(65)(ek:3). Molloy ve ark.nın geliştirdiği Standardize Uygulama Kılavuzu ile bu testin uygulanabilirliği ve güvenirliği arttırılmıştır(ek:4). Bu testin Türkiye de geçerlilik ve güvenilirliği Kayatekin ve arkadaşları tarafından yapılmıştır(1985). Daha sonra Cerrahpaşa Geriatrik Psikiyatri ekibi (Güngen ve arkadaşları) tarafından Türkçe standardizasyonu da yapılmış, hafif demans tanısındaki geçerlilik ve güvenilirliğini araştırılmıştır(2002). SMMT de eşik değer 23 olarak alınmıştır(66). SMMT puanının toplamı 30 olup, arası normal, arası hafif yıkım, 19 un altında puan alanlar olası demans olarak tanımlanmıştır(67). 4-Yesavage geriatrik depresyon ölçeği(kısa form): GDÖ toplam 15 soru içermektedir(ek:5). 5 soru (1, 5, 7, 11 ve 13) olumlu, diğerleri olumsuz kurgulanmıştır. Ölçeğin değerlendirmesinde olumlu sorulara hayır, olumsuz sorulara evet yanıtları 1 'er puanla eşleşmiştir. Ölçekten toplam 6 ve üzerinde puan toplanması depresyon tanısı için anlamlı kabul edilmektedir(68). Ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği 19

28 toplumda yaşayanlarda, psikiyatri kliniklerinde yatan hastalarda, bakımevlerinde yaşayanlarda ve ayaktan tedavi gören hastalarda değerlendirilmiş ve geçerli olduğu saptanmıştır. Bunun yanı sıra medikal hastalık nedeni ile tedavi altında olanlarda ve demanslılarda da ölçek geçerli bulunmuştur(sağduyu 1997). Ülkemizde iki ayrı grup tarafından geçerlik ve güvenilirliği yapılmıştır (Ertan ve ark. 1997, Sağduyu 1997). Çalışmamızda Ertan ve arkadaşlarının (1997) çevirisi kullanılmıştır(69). 5-Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi: Modifiye OARS Enstrümanı adıyla da anılan bu ölçek (70) iki kısımdan oluşur. Kendine bakımla ilgili 9 maddelik birinci kısım günlük yaşam aktivite(gya)(ek:6) ve ikinci kısım alet kullanımı, ev ve sokaktaki EGYA(Enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri) larla ilgili soruları içerir. Her madde 3 puanlık bir ölçekte değerlendirilir (0= bozukluk yok, 2= ağır bozukluk). GYA ve EGYA alt skorları ve ikisinin toplamından oluşan bir toplam skor verilir. GYA da skor arttıkça işlevsellik azalır. Eğer bir maddede sorgulanan işlevde bozulmaya karar verilmişse, o işlevin yerine getirilmesi için gerekli yardım düzeyinin kısmi veya tam olmasına göre 1 veya 2 puan alır. Bu ölçeğin İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, Davranış Nörolojisi ve Hareket Bozuklukları Birimi nden H.Gürvit ve arkadaşları tarafından yapılmış bir Türkçe uyarlaması mevcuttur(71). Enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri ölçeği(egya) Lawton ve Brody tarafından geliştirilmiştir(72). 7 sorudan oluşur. Bu sorular telefon kullanabilme, araba-taksi vs. yolculuk etme, gıda ve giysi alışverişi, yemek hazırlama, ev işleri, ilaçlarını tanıma ve kullanabilme, para ile ilgili işleri yapabilmedir(ek: 6). Sorular normal ise 0, hafif bozuk ise 1, tam bozuksa 2 olarak puanlanır. Toplam puan 0 (normal) ile 14 arası değişir. EGYA de 0-8 puan bağımlı, 9-16 puan yarı bağımlı, puan bağımsız olarak değerlendirilmektedir(73). Her 2 ölçekte, ölçek için gerekli bilgi hastaların eşlerinden, bakım verenlerinden, hastanın kendisinden ve klinik gözlemden gelir. Hastaların bakım verenleri veya klinik görüşmede klinisyen tarafından doldurulabilir. 20

29 BULGULAR Çalışmaya; Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği ne yatan 65 yaş ve üstü geriatrik hastalar arasından, kendisi hakkında bilgi verebilecek ve testleri uygulayabilecek durumda olan, çalışmaya dâhil olma kriterlerine uyan hastalar alınmıştır. Çalışmaya 144 erkek, 97 kadın toplam 241 hasta dahil edilmiştir. Çalışmada geriatrik hastaların beslenme durumunun, kognitif fonksiyonlar, depresif durum ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca çeşitli sosyodemografik özellikleri, cinsiyet, alışkanlıklar ve biyokimyasal parametrelerinin, beslenme durumları ile ilişkileri değerlendirilmiştir. İstatistiksel Değerlendirme: Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS 2007 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların(ortalama, standart sapma) yanı sıra ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında kikare testi kullanılmıştır. Malnütrisyonu etkileyen faktörleri belirlemede logistik regresyon testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Sosyodemografik ve genel tanımlayıcı özellikler: Çalışmaya alınan hastalarda malnutrisyon riski bulunmayanların yaş ortalaması 75,25±9,07, malnutrisyon riskinin olduğu grupta ise 74,94±6,55 olarak bulunmuştur ve yaş ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p=0,860). Ayrıca her iki grubun cinsiyet dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir(χ²:0,05, p=0,816). Yaş ve cinsiyet dağılımı tablo 4 deki gibidir. Tablo 4. Hasta grupları, yaş ve cinsiyet dağılımları Malnütrisyon riski (-) Malnütrisyon riski (+) Yaş 75,25±9,07 74,94±6,55 t:0,18 p=0,860 Cinsiyet Erkek 10 62,50% ,60% χ²:0,05 Kadın 6 37,50% 91 40,40% p=0,816 21

30 Cinsiyet Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Erkek Kadın Şekil 5. Hasta grupları cinsiyet dağılımları Hastaların sosyodemografik özellikleri tablo 5 de verilmiştir. Malnütrisyon riski olan ve olmayan iki grup arasında medeni hal(χ²:0,25, p=0,882), yaşam koşulu(χ²:6,37,p=0,272) ve eğitim seviyesi dağılımları(χ²:3,21,p=0,668) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Her iki gruptaki hastaların, kentte ve kırsal alanda yaşam dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p=0,776). 22

31 Tablo 5. Hastaların sosyodemografik özellikleri ve malnütrisyon Medeni hal Yaşam koşulu Eğitim seviyesi Sigara Alkol Mobilite Yaşam alanı Malnütrisyon riski (-) Malnütrisyon riski (+) Evli 9 56,30% ,60% Dul 7 43,80% ,60% χ²:0,25 Bekar 0 0,00% 2 0,90% p=0,882 Yalnız 5 31,30% 29 12,90% Akraba 6 37,50% 79 35,10% Huzurevi 0 0,00% 17 7,60% Bakıcı 0 0,00% 6 2,70% χ²:6,37 Eşi 5 31,30% 94 41,80% p=0,272 Yok 2 12,50% 53 23,60% Okur Yazar 6 37,50% 65 28,90% İlkokul 5 31,30% 55 24,40% Orta 3 18,80% 31 13,80% Lise 0 0,00% 13 5,80% χ²:3,21 Üniversite 0 0,00% 8 3,60% p=0,668 Yok 6 37,50% ,70% χ²:1,04 Var 10 62,50% ,30% p=0,309 Yok 12 75,00% ,00% χ²:2,25 Var 4 25,00% 27 12,00% p=0,133 Yatağa Bağımlı 0 0,00% 28 12,40% χ²:2,25 Mobil ,00% ,60% p=0,133 Kent 13 81,30% ,20% χ²:0,08 Kırsal 3 18,80% 49 21,80% p=0,776 Medeni Hal Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Evli Dul Bekar Şekil 6. Hasta gruplarının medeni hal durumları 23

32 Yaşam Koşulu Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 45% 40% 35% 30% 25% 20% 15% 10% 5% 0% Yalnız Akraba Huzurevi Bakıcı Eşi Şekil 7. Hasta gruplarının yaşam koşulları Eğitim Seviyesi Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 40% 35% 30% 25% 20% 15% 10% 5% 0% Yok Okur Yazar İlkokul Orta Lise Üniversite Şekil 8. Hasta gruplarının eğitim seviyeleri Çalışmamızda her iki grup arasında malnütrisyon riski ile sigara(p=0,309) ve alkol(p=0,133) kullanımı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir(şekil 9). 24

33 Sigara Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Yok Var Şekil 9. Sigara kullanma durumları Yatağa bağımlı 28 hastanın hepsinde malnütrisyon riski saptanmıştır. Ancak malnutrisyon riski olan ve olmayan gruplarda mobilite durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır(p=0,133)(şekil 10). Mobilite Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 100% 80% 60% 40% 20% 0% Yatağa Bağımlı Mobil Şekil 10. Mobilite durumları Biyokimyasal parametreler: Biyokimyasal parametrelerin malnütrisyon durumu ile ilişkileri tablo 6 da verilmiştir. Malnütrisyon riski saptanan grupta hemoglobin(p=0,007) ve hemotokrit(p=0,013) değerleri, 25

34 malnütrisyon saptanmayan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Her iki gruptaki hastaların üre(p=0,054), kreatinin(p=0,113), Na(p=0,196), K(p=0,276), Cl(p=0,874), TSH(p=0,603), B12(p=0,285), değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir(tablo 6). Tablo 6. Biyokimyasal parametrelerin malnütrisyonla ilişkisi Malnütrisyon riski (-) Malnütrisyon riski (+) t p Hemoglobin 11,94±2,08 10,49±2,04 2,74 0,007 Hemotokrit 36,28±6,75 31,93±6,73 2,49 0,013 Üre 32,26±14,74 51,6±39,65-1,94 0,054 Kreatin 1,23±0,21 1,77±1,37-1,59 0,113 Na 136,94±3,66 135,43±4,55 1,30 0,196 K 3,87±0,43 4,08±0,75-1,09 0,276 Cl 102,88±2,36 103,21±8,37-0,16 0,874 TSH 2,31±1,17 2,81±3,89-0,52 0,603 Albumin 3,57±0,4 3,06±0,48 4,18 0,0001 Protein 6,76±0,7 6,31±0,72 2,41 0,017 B12 283,38±139,13 246,02±134,56 1,07 0,285 Malnütrisyon riski bulunan grubun albumin(p=0,0001), ve protein(p=0,017) değerleri malnutrisyon saptanmayan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur(şekil 11, Şekil 12). Albumin 3,6 3,5 3,4 3,3 3,2 3,1 3 2,9 2,8 Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) Şekil 11. Albumin değerleri 26

35 Protein 6,8 6,7 6,6 6,5 6,4 6,3 6,2 6,1 6 Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) Şekil 12. Protein değerleri Kognitif durum, ilaç sayısı, depresyon ve yaşam kalitesi değerleri: Kullanılan ilaç sayısı ortalamaları malnütrisyon riski olan grupta daha fazla olsa da her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p=0,101). Malnütrisyon riski olan grubun Standardize Mini Mental Test puan ortalamaları, malnütrisyon riski olmayan grubun puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p=0,005)(şekil 13). Bu verilerle malnütrisyon riskli grubun kognitif fonksiyonlarının daha kötü olduğu saptanmıştır(tablo 7). Lawton-Brody(EGYA) Testi puan ortalamaları malnutrisyon riski olan grupta, riskin saptanmadığı gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p=0,0001) (Tablo 7). Aynı zamanda Günlük Temel Yaşam Anketi puan ortalamaları, malnutrisyonlu grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,004). Her iki test verileri malnütrisyon riski saptanan grubun hem günlük ensturumental işlevlerde, hem de kendi öz bakımını gerektiren işlevlerde daha bağımlı olduğu saptanmıştır(tablo 7)(Şekil 14). Tablo 7. İlaç sayısı, SMMT, EGYA, GYA, GDÖ verileri Malnütrisyon riski (-) Malnütrisyon riski (+) t p Kullandığı ilaç sayısı 3,88±1,36 4,64±1,81-1,64 0,101 Standardize Mini Mental Test 28,06±1,06 23,81±5,93 2,86 0,005 Lawton-Brody Testi(EGYA) 16,06±0,68 10,93±4,81 4,26 0,0001 Yesavage depresyon testi 1,69±0,87 5,33±3,79-3,83 0,0001 Günlük Temel Yaşam Anketi 0±0 4,85±6,66-2,91 0,004 27

36 MMT Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 100% 90% 80% 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Şiddetli Bilişsel Bozukluk Orta derecede Bilişsel Bozukluk Normal Şekil 13. Minimental Test Sonuçları LBT Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 80% 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Bağımlı Yarı Bağımlı Bağımsız Şekil 14. Malnütrisyon ve Enstrümantal Günlük Yaşam Aktivite indeksi Malnütrisyon riski olan grubun Yesavage GDÖ puan ortalamaları malnütrisyon riski olmayan grubun puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p=0,0001). Malnütrisyon riski olan hastalar depresyona daha yatkın bulunmuşlardır(şekil 15). 28

37 YDT Malnütrisyon (-) Malnütrisyon (+) 100% 80% 60% 40% 20% 0% Depresyon (-) Depresyon (+) Şekil 15. Malnütrisyon ve Depresyon durumu Malnütrisyon riski bulunan grubun Standardize Mini Mental Test şiddetli ve orta derecede bilişsel bozukluk dağılımları malnütrisyon riski olmayan gruptan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p=0,006). Yani malnütrisyon durumu arttıkça bilişsel bozuklukta artmaktadır(tablo 8). Malnütrisyon riskli grubun Lawton-Brody Testi bağımlı dağılımları malnütrisyon riski saptanmayan grubun sonuçlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,002). Malnütrisyon derecesi arttıkça, yaşlıların bağımlılık düzeyleri artmış saptanmıştır(tablo 8). Malnütrisyon riskli grubun Yesavage depresyon testi depresyon varlığı dağılımları malnütrisyon saptanmayan grubun değerlerinden istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,001). Beslenme bozukluğu arttıkça, yaşlılarda depresyon ağırlığı artmaktadır(tablo 8). MT Tablo 8. YGDÖ, LBEGYA, SMMT dağılım analizleri ve malnütrisyon Yesavage GDÖ Lawton-Brody EGYA Testi Standardize Mini Mental Test Malnütrisyon riski (-) Malnütrisyon riski (+) Depresyon (-) ,00% ,20% χ²:10,96 Depresyon (+) 0 0,00% 94 41,80% p=0,001 Bağımlı 0 0,00% 67 29,80% Yarı Bağımlı 12 75,00% ,40% χ²:12,85 Bağımsız 4 25,00% 13 5,80% p=0,002 Şiddetli Bilişsel Bozukluk 0 0,00% 33 14,70% Orta derecede Bilişsel Bozukluk 0 0,00% 57 25,30% χ²:10,22 Normal ,00% ,00% p=0,006 29

38 Depresyon varlığı ile kadın cinsiyet arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0,006)(tablo 9). Tablo 9. Depresyon, yaş ve cinsiyet dağılımları Yaş Cinsiyet Depresyon (-) Depresyon (+) t:3,42 76,12±6,77 73,15±6,25 p=0,001 Erkek 98 66,70% 46 48,90% χ²:7,49 Kadın 49 33,30% 48 51,10% p=0,006 Hastaların dul olması ve huzurevinde yaşamaları, depresyon ile anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur(tablo 10). Ayrıca alkol kullananlarda ve yatağa bağımlı olanlarda depresyon anlamlı olarak yüksek saptanmıştır(tablo 10). Tablo 10. Hastaların sosyodemografik özellikleri ve depresyon Medeni Hal Yaşam Koşulu Eğitim Seviyesi Sigara Alkol Mobilite Yaşam Alanı Depresyon (-) Depresyon(+) Evli 84 57,10% 41 43,60% Dul 63 42,90% 51 54,30% χ²:6,72 Bekar 0 0,00% 2 2,10% p=0,035 Yalnız 23 15,70% 11 11,70% Akraba 50 34,00% 35 37,20% Huzurevi 0 0,00% 17 18,10% Bakıcı 0 0,00% 6 6,40% χ²:45,57 Eşi 74 50,30% 25 26,60% p=0,0001 Yok 34 23,10% 21 22,30% Okur Yazar 47 32,00% 24 25,50% İlkokul 36 24,50% 24 25,50% Orta 21 14,30% 13 13,80% Lise 7 4,80% 6 6,40% χ²:5,49 Üniversite 2 1,40% 6 6,40% p=0,359 Yok 77 52,40% 43 45,70% χ²:1,01 Var 70 47,60% 51 54,30% p=0,315 Yok ,20% 70 74,50% χ²:22,06 Var 7 4,80% 24 25,50% p=0,0001 Yatağa Bağımlı 8 5,40% 20 21,30% χ²:14 Mobil ,60% 74 78,70% p=0,0001 Kent ,50% 78 83,00% χ²:1,89 Kırsal 36 24,50% 16 17,00% p=0,169 30

39 Depresyon varlığı ile kognitif fonksiyon bozukluğu, malnutrisyon riski ve yaşam kaliteleri arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişki saptanmıştır. Kullanılan ilaç sayısı ile depresyon varlığı arasında ilişki saptanmamıştır(tablo 11). Tablo 11. GTYA, LBT, SMMT dağılım analizleri ve depresyon Depresyon (-) Depresyon (+) t p Kullandığı İlaç Sayısı 4,43±1,74 4,83±1,85-1,70 0,09 Standardize Mini Mental Test 25,07±4,88 22,56±6,82 3,33 0,001 Lawton-Brody EGYATesti 12,65±4,53 9,12±4,5 5,92 0,0001 Günlük Temel Yaşam Anketi 2,75±5,23 7,31±7,4-5,60 0,0001 Mininutrisyonel test 7,85±2,24 5,21±1,96 9,36 0,

40 TARTIŞMA: Bu çalışmada bulduğumuz sonuç malnütrisyon riski ile hastaların kognitif fonksiyonları, depresyon durumu ve yaşam kalitesinin yakın ilişkili olduğudur. Çalışmamızda 241 hastanın, 225 inde malnütrisyon riski saptanmıştır. Oranın yüksekliğini daha çok yaşadığı sağlık sorunu veya sorunları nedeniyle, dahiliye servisine yatırılan hastalarda MNT uygulamamıza bağlıyabiliriz. Dahiliye servislerine daha ziyade sistemik hastalıklar ve eşlik eden komplikasyonları ile yatışların olması, hastanenin diğer kliniklerindeki hastaların çalışmaya alınmamış olması nedeniyle malnütrisyon riskinin çalışmamızda yüksek çıkması beklenen bir sonuçtu. Yaptığımız çalışmada nutrisyonel durum açısından, erkek hastalar sayıca çok olmasına rağmen cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştı. Yaşlılarda kilo kaybının başlıca sebepleri yaşlılığın bizzat kendisinin sebep olduğu ya da psikolojik/organik nedenlere bağlı yetersiz besin alımı (yaşlılığın anoreksisi ve malnütrisyon), kronik hastalıklara bağlı katabolik süreç (kaşeksi) ve sarkopenidir. Yaşlılarda kilo kaybının mortalite ve morbiditeyi artırdığına dair önemli çalışmalar mevcuttur (74,75). İsrail de geriatrik hastalarla 1 yıl boyunca yürütülen bir çalışmada(76), Fransa da 9 hastanede prospektif bir çalışmada(77) ve Almanya da yapılan kesitsel çalışmada(78) gösterilmiştir ki, hastanede yatış süresi ile nutrisyonel risk arasında anlamlı bir ilişki vardır. Yine literatürde hastaneye yatış öncesinde 1 yıl içinde çeşitli nedenlerle hastane veya aile hekimliği polikliniğine başvuru sayısı da, hastaların beslenme bozukluğu ile orantılı olarak yüksek bulunmuştur(76). Genellikle altta yatan sebep yaşlılığın direkt kendisi değil, ileri yaşla birlikte vücutta ortaya çıkan birtakım değişikliklerdir. Bunlar tat ve koku alma duyusunda azalma, iştahta azalma, ağız hijyen bozukluğu ve dişlerde eksilmelere bağlı çiğneme kusuru, gastrointestinal sistemde ortaya çıkan değişiklikler (disfaji, gastrik atrofi, malabsorpsiyon, v.b.) ve endokrin sistemdeki değişikliklerdir. Organik değişikliklerin yanı sıra hareket kısıtlılığı ve sosyal izolasyon sonucu depresyon ve demans görülme sıklığı artar. Tüm bunlar yetersiz beslenmeye, bunun sonucunda da bir veya birden çok besin öğesinin eksikliğine sebep olur (79). Guigoz ve ark., yaşlılarda malnütrisyon prevalansının MND ile değerlendirildiği 21 çalışmanın (14149 hasta) verilerini bir meta-analiz yaparak derlemişler, toplum içinde herhangi bir bakımevi veya sağlık merkezine bağımlı olmadan yaşayan yaşlılarda malnütrisyon oranını %2±0.1, malnütrisyon riskini %24±0.4 olarak bulmuşlardır. Toplam in üzerinde yaşlı hastayı içeren bu analiz göstermiştir ki, malnütrisyon prevelansı toplumda yaşıyan yaşlılarda %1, evde bakım alan hastalarda %4, kendi evinde yaşıyan alzheimer lı hastalarda %5, hospitalize hastalarda %20, bakım evinde kalan yaşlılarda %37 olarak bulunmuştur(80). MND ile yapılan benzer bir başka çalışmada yine toplum içinde 32

41 yaşayan yaşlıların %1-5 inde malnütrisyon veya malnütrisyon riski tespit edilmiştir (81). Literatürde 204 hasta ile yapılan başka bir çalışmada nutrisyonel risk hastaneye yatanlarda %38,7 saptanmış. Bu çalışmada erkeklerde, kadınlara oranla kaydadeğer olarak daha fazla malnutrisyon riski saptanmıştır. Yine aynı çalışmada nutrisyonel riskin yaşla arttığı saptanmıştır(76). Yaşlıların beslenme alışkanlıklarındaki değişim, özellikle besin tüketimindeki azalma depresyonun önemli klinik bulgularından birisidir. Yaşlıda açıklanamayan kilo kaybı varlığında mutlaka depresyon akla gelmelidir (82). Yaşlı hastalarda depresyon istemsiz kilo kaybı ve nutrisyonel bozukluğun en sık sebebidir(83,84). Morley ve Kraenzle ın huzurevindeki yaşlı hastalarda kilo kaybının sebebini araştırmak amacıyla yaptığı retrospektif çalışmanın sonucunda depresyon kilo kaybının en sık sebebi olarak bulunmuştur(85). Depresyon yaşlılarda sık görülen, tedavi edilebilen ancak yeterince teşhis edilemeyen bir bozukluktur. Depresif semptomlu hastalar tesbit edilemedikleri için nadiren tedavi edilmektedir(86). Özellikle toplumumuzda doktora başvuran yaşlıların, yakınmalarını hastalık olarak görmeyip anlatmamaları ya da psikiyatrik hastalık tanısı almaktan çekinmeleri nedeniyle şikayetlerini gizlemeleri, tanı koymayı ve erken tedavi imkanını olumsuz etkilediği bir gerçektir. Aynı zamanda psikiyatri doktoru dışındaki doktorların, yaşlıların sadece kendi branşına ait semptom ve hastalıklarıyla ilgilenmesi, depresyon öntanısını göz ardı etmelerine sebep olabilir. Yapılan çalışmalarda; kadın olmanın, boşanmış ya da ayrı yaşamanın, düşük sosyoekonomik düzeyin, sosyal desteğin yetersiz olması ya da bulunmamasının, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ya da yakın dönemde olan olumsuz yaşam olaylarının yaşlı hastalarda ortaya çıkan depresyonla çok yakından ilişkili olduğu saptanmıştır(87,88). Çalışmamızda 241 hastanın 94 ünde depresyon tespit edilmişti ve ve bu sayının fazlalılığı oldukça dikkat çekiciydi (%39). Ayrıca bu 94 hastanın, hepsinde de nutrisyonel risk saptanmış olup, bu oran istatistiksel olarak da anlamlıydı(p=0.001). MNT den alınan puan düşüklükleri depresyon lehine olan puan artışlarıyla anlamlı derecede ilişkiliydi. Ayrıca çalışmamızda depresyon ve cinsiyet analizi yapıldığında kadınlarda istatistiksel olarak depresyon daha fazla bulundu. Kadınların biyolojik yapısı, ruhsal özellikleri, kişilik yapısı, sorunlarla başa çıkma biçimi, toplumsal ve kültürel konumu kadını depresyona yatkın kılmaktadır (89,90). Medeni durum ile depresyon analizinde, dul olanlarda depresyon istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Ülkemizde Bekaroğlu ve arkadaşları depresif belirti yaygınlığını evde yaşayan yaşlılarda %29, huzurevlerinde kalan yaşlılarda %41 olarak bildirmiştir(91). Literatürle uyumlu olarak çalışmamızda katılımcı sayısı az olmakla beraber, huzurevinde ve bakıcı ile 33

42 yaşıyan yaşlıların hepsinde depresyon saptanmıştır. Bu konuda katılımcı sayılarının daha fazla olacağı yeni çalışmalar ile daha sağlıklı veriler elde edilebilir. Bizim çalışmamızda kullanılan ilaç sayısı ve depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Ancak ilaç çeşitlerini çalışmamızda ayrıca irdelemedik, sadece ilaç sayılarını çalışmaya dahil ettik. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nde nüfusun %13 ünü yaşlılar oluşturmakta, ancak tüm reçetelerin % 34 ünü almakta ve reçetesiz ilaçların % 40 ını tüketmektedirler. 65 yaş ve üzerindekilerin % 95 inin haftada en az bir ilaç kullandığı saptanmıştır. %40 dan fazlası haftada beş veya daha fazla, %12 si on veya daha fazla ilaç kullanmaktadır(92). Birçok ilaç depresyon semptomlarına neden olabilir veya semptomları maskeleyebilir. Yaşlı hastalarda kullanılan çok çeşitli ilaçlar da bu dönemdeki depresyon şiddetini arttıran faktörler arasında sayılmaktadır. β blokerler, digoksin ya da bazı antihipertansifler gibi çeşitli ilaçların kendilerinin de depresyona yol açmaları, çoğu zaman hastalarda ortaya çıkan ya da ağırlaşan depresyonun en önemli nedenidir(93). Hastaların çevresinden temin ettikleri doktor tarafından reçetelenmeyen ilaçları kullanma eğilimi, sadece semptomlara yönelik ilaçları alma eğilimi, doktorların fazla sayıda ilaç yazma alışkanlığı ve doktorlardan beklentinin bu şekilde olması, kullanılan eski ilaçları yaşlıların ayırt edemeden devamlı kullanmaları, fazla sayıda ilaç kullanma sebepleri olabilir. Bu nedenlerden dolayı yaşlı hastalarda ilaç yazılırken ya da önerilirken olabildiğince düşük dozda ve az sayıda ilaç reçete edilmesi sıkça önerilmektedir. Bu yolla ilaçların diğer ilaçlarla etkileşimine bağlı veya direkt depresyona yol açma eğilimlerine bağlı yaşlılar üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması sağlanabilir. Çalışmamızda alkol bağımlılığı dışlanma kriteri olarak kullanıldı ve sadece sosyal içiciler çalışmaya alındı. Alkol kullanımı ile depresyon varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişki saptanmıştır. Bunun nedeni sosyal destek bulamayan yaşlıların, yalnızlık ve kendilerini değersiz hissetmeleri nedeniyle, arkadaşlık ortamı edindikleri,kendilerini değerli ve aranan insan olarak bulabildikleri ortamlarda bulunma gereksinimleri olabilir. Bizim çalışmamızda yatağa bağımlı hastalarda istatistiksel olarak anlamlı derecede depresyon saptandı. Yatağa bağımlı hastalarda kendi işlevlerini yerine getirememe ve başkalarının bakımına muhtaç olma düşüncesi, depresyona neden olabilir. Beklenildiği gibi yaşlılarda kognitif fonksiyonlar bozuldukça günlük yaşam aktiviteleri gerilemekte, beslenme bozulmakta ve desteğe ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır. Beslenme bozukluğu ve kilo kaybı demansın tipik klinik bulguları arasında yer almaktadır(94). Inouye ve arkadaşları 2 prospektif kohort çalışmasında hastanede yatan yaşlı hastaların 3 aylık ve 2 yıllık takiplerinde mortalite ile ilişkili 3 bağımsız fonksiyonel değişken bulmuşlardır. Bunlar 34

43 günlük bağımsız yaşam aktivitelerinde herhangi bir bozulma, kognitif bozukluk(smmt de düşük skor) ve depresif semptomlar(gds dan yüksek puan alınması)(95). Literatürde 490 tane yaşlı hasta ile yapılan çalışmada, hafif ve yüksek malnutrisyon riski olan hastalarda, beslenme durumu iyi olan yaşlı hastalara göre hafif kognitif bozukluk sıklığı daha fazla saptanmıştır. İyi beslenmiş grupta hafif kognitif bozukluk oranı %47 iken, hafif ve yüksek malnutrisyon riskli grupta bu oran % 61 olarak bulunmuştur. Bununla birlikte kognitif bozukluk ile nutrisyonel risk arası ilişki kompleks ve resiprokaldir. Kognitif bozukluk malnutrisyona yol açar veya bunun tersi de doğrudur(96). Vellas ve arkadaşlarının yaptığı çalışma gösterdi ki beslenme durumundaki değişiklik kognitif bozukluğun progresyonunu ve ciddiyetini etkiliyor(97). Bu konuda yapılacak benzer çalışmalarla veya çok sayıda çalışmanın verilerinin toplanacağı meta-analizlerle daha sağlıklı veriler elde edilebilir. Feliziani ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada hafif kognitif bozukluk saptanan hastalarda kognitif açıdan sağlıklı olan yaşlı kontrol grubuna kıyasla daha ciddi günlük yaşam aktivitelerinde bozukluk saptanmıştır. Özellikle alışveriş, ilaçlarını kendisinin kullanması ve finansal işlerini yürütebilmesi açısından, günlük yaşam aktivitelerindeki bu yetersizlikler kognitif bozukuluğun derecesi ile ciddi şekilde ilişkiliydi. Ancak eşlik eden bedensel hastalılar ile ilişki bulunmamıştır(98). Çalışmamızda SMMT puanlarına göre şiddetli ve orta derecede bilişsel bozukluk dağılımları malnütrisyon derecesi ile istatistiksel olarak ilişkili bulundu. Bu verilerle malnutrisyon derecesiyle kognitif fonksiyon bozukluk derecesi istatiksel olarak anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur. Verilere paralel olarak depresyon verileri ve günlük yaşam aktivite verileri,malnutrisyon risk verileri ile istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur. Medeni hal ve sosyal izolasyon, özellikle yakın geçmişte bir yakınını kaybetme veya sosyal desteğin yetersiz olması ile beraberse bunların malnütrisyon için majör risk faktörü olduğu daha önceki çalışmalarda gösterilmiştir(99,100). Dul ve evli yaşlıların sağlık ve beslenme değerlerinin karşılaştırıldığı bir vaka kontrol çalışmasının sonucunda Rosenbloom, dul hastalarda iştahsızlığı depresyon ve kilo kaybı ile ilişkili önemli bir parametre olarak değerlendirmiştir(101). Başka bir vaka kontrol çalışmasında toplum içinde yaşıyan dul yaşlılarla, evli yaşlıların karşılaştırılmasında dul olanların anlamlı olarak daha fazla kilo kaybettiği bulunmuştur ve bu çalışmada iştahsızlık beslenme bozukluğu için önemli risk faktörü olarak bulunmuştur(99). Bizim çalışmamızda hastaların medeni durumu ile malnütrisyon riskleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştı. Dul olanların yaşam koşulu olarak çoğu akrabaları tarafından bakılmaktaydı. Ülkemizde geleneksel olarak yaşlı bireylerin ailesi ve çocukları ile birlikte yaşaması eğilimi yüksek olmakla birlikte, son yıllarda çekirdek aile yapısına doğru bir 35

44 değişimin olması huzurevinde yaşayan bireylerin sayısında artışa neden olmuştur(102). Ülkemizde kurumda yaşayan yaşlıların oranının %3.6 olduğu bildirilmektedir(103), bu oran ABD de %4-6 olarak belirtilmektedir(104). Ülkemiz aile ilişkilerini düşünürsek yaşlı kişilerin daha çok çocukları veya yakın akrabaları tarafından bakıldığını yaptığımız çalışmanın istatistiklerinden de anlayabiliriz. Çalışmamızda akrabaları tarafından bakılmayan hastalar ise huzurevinde veya bakıcı tarafından bakılmaktaydı ve istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, bu hastaların hepsinde malnütrisyon riski mevcuttu. Akrabaları tarafından bakılan yaşlıların sayısı, eşiyle yaşayanlara yakın olmasına rağmen, malnütrisyon risklerinin istatistiksel olarak anlamlı olmamasının nedeni olarak, ülkemizdeki mevcut aile yapısı ve aile bireylerinin yaşlılarına verdiği önem ve değerden kaynaklandığını düşündük. Aile bağlarının güçlü olduğu Türk toplumunda geleneksel yaklaşım, aile büyükleri gözüyle baktıkları yaşlılarını, aile içinde barındırma yönündedir. Ancak zaman içinde aile içindeki yaşlıya bakma yükümlülüğü kendisinde görülen kadınların, ekonomik sıkıntılar veya eğitimleri sonrası iş hayatına girmeleriyle yaşlılar için kurum yaşamı gündeme gelmektedir. Kurum yaşamı, bireylerde aileleri tarafından istenmedikleri duygusuna yol açarak kurum yaşantısına olumsuz bir bakış açısı getirmektedir. Yaşlıların bir kurumda yaşamak zorunda kalmalarının bağımsızlık, üretkenliklerini yitirme, yaşam kontrollerini kaybetme duygusu yaşamalarına neden olduğu bildirilmektedir(105). Aksüllü ve arkadaşları tarafından ülkemizde yapılmış çalışmada evde yaşayanların %89.5 i aile içinde sevilip sayıldığını, buna karşılık huzurevinde yaşayanların %87.5 i önemsenmediklerini belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan yaşlılardan yaşlılığı tanımlamaları da istenmiştir. Huzurevinde yaşayanların %55.4 ü yaşlılığı yalnızlık, işe yaramazlık, bağımlılık olarak; evde yaşayanların %59 u olgunluk olarak tanımlamışlardır(106). MNT kısa form hospitalize yaşlı hastalarda, malnütrisyon riskini değerlendirmek için oldukça kullanışlıdır ve kötü klinik durum ile ilişkilidir, fonksiyonel kaybı gösterebilir. MNT hipoalbuminemi ile birlikte değerlendirildiğinde hastalardaki gerçek protein enerji malnutrisyonunu daha iyi gösterir(107). Literatürde MNT ile değerlendirilen bayan hastalarda beslenme durumu ile albumin ve protein arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunurken, kreatinin ve vitamin B12 düzeyleri ile anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erkek hastalarda ise farklı olarak beslenme durumu ve serum proteini arasında ilişki bulunmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır(108). Bizim çalışmamızda malnutrisyon durumlarına göre hastaların üre, kreatinin, elektrolit, vitamin B12 ve TSH değerleri arasında anlamlı fark saptanmamıştı. Ancak literatürle uyumlu olarak albumin ve protein değerleri malnütrisyon riskli grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük saptandı. 36

45 Feldblum ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada nutrisyonel riskli hastalarda Hb ve Htc değerleri kayda değer oranda düşük bulunmuştur(76). Ayrıca bu çalışmada daha az eğitim alanlarda nutrisyonel risk daha fazla saptanmıştır ancak istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bizim verilerimizde de çalışmalarla paralel olarak, nutrisyonel riskli grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede Hb ve Htc değerleri düşük bulunmuştur. Literatürde eğitim seviyesi ile malnütrisyon riski arasında ilişki saptanmamıştır(76). Bizim çalışmamızda da literatürle uyumlu olarak eğitim seviyelerinin beslenme üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi gözlenmemiştir. Hem bizim çalışmamızda,hem de yapılan geniş meta-analizlerde beslenme bozukluğunun, kognitif fonksiyonlar, yaşam kalitesi ve depresyon ile yakından ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bunun getirdiği sonuçlara bakılarak, malnütrisyon ortaya çıkmadan yaşlıların yeti kabiliyetlerinin, kendi öz bakımlarının bozulmaması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından, geriatrik vakaların takiplerinde beslenme eğitim ve takibi çok önemli bir konumda izlenmektedir. Doktorlar hastaların poliklinik ve acil başvurularında nutrisyonel durum değerlendirilmesini yapıp, düzeltmek amacıyla girişimde bulunulması beslenme durumunun daha da kötüye gitmesi önlenebilir. Ancak muhtemelen muayene sırasında tanı koymaya ve tedavi vermeye, mevcut biyokimyasal parametrelere, reçete yazmaya odaklanıldığı için beslenme ile ilgili konular gözden kaçabiliyor. 37

46 SONUÇ Sonuç olarak çalışmamızda yaşlı hastaların beslenme durumlarının, kognitif fonksiyonları, depresyon varlığı, yaşam kaliteleri ile yakından ilişkili olduğunu gözlemledik. Aynı zamanda malnütrisyon riski arttıkça, hastaların depresyon durumları, kognitif fonksiyonlarında bozulma ve yaşam kalite durumları orantılı olarak etkilenmekteydi. Malnütrisyon riski ile hastaların sosyodemografik özellikleri arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ancak bu konuda hasta sayılarının fazla olduğu daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır. Malnütrisyon riskli bireylerde Hb, Htc, albumin ve total protein düzeyleri beklediğimiz gibi anlamlı derecede düşük saptandı. Daha önce yapılmış çalışmalar da, verilerimizi destekler nitelikteydi. Ayrıca albumin düzeyinin, malnutrisyon riski ile birlikte incelenmesinin hastanın gelecekteki mortalite ve morbidite riskleri konusunda bize fikir verebileceği yapılmış çalışmalarda bildirilmiştir. Bu nedenle yaşlı bireyler sağlık yönünden incelenirken mutlaka beslenme durumları ve albumin düzeyleri de dikkate alınmalıdır. Çalışmamızda diğer biyokimyasal parametrelerle hastaların beslenme durumları arasında ilişki saptanmadı. Depresyon varlığını kadınlarda, dul olanlarda, yatağa bağımlılarda, huzurevinde veya yalnız yaşayanlarda daha fazla saptadık. Sosyal desteğin depresyon durumunu en çok etkileyen faktör olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca depresyonun beslenme durumunu yakından etkilediği, bunun da yaşam kalitesini doğrudan etkilediği unutulmamalı, yaşlıların ruhsal anlamda daha kırılgan ve hassas olduğu dikkate alınmalıdır. Yapılmış çalışmalar ve meta-analizler göstermiştir ki; geriatrik bireyler, erişkin bireylerden farklı olarak birçok çevresel faktörden çok daha fazla etkilenmektedir. Ayrıca normal erişkinlerden hem bedensel, hem de ruhsal olarak farklıdırlar. Bu nedenle yaşlı hastaların, geriatri konusunda deneyimli ve bu konuda eğitim almış kişiler tarafından takip ve tedavilerinin yapılması doğru bir yaklaşım olacaktır. 38

47 KAYNAKLAR 1) Aydın ZD. Yaşlanan Dünya Ve Geriatri Eğitimi. Turkish Journal of Geriatrics 1999; 2: ) Alibhai, S. M. H., Greenwood, C., Payette, H. An approach to the manage-ment of unintentional weight loss in elderly people. Canadian Medical Association Journal 2005; 172: ) Aksoydan, E. Ankara da Kendi Evinde ve Huzurevinde Yasayan Yaslıların Saglık ve Beslenme Durumlarının Saptanması. Turkish Journal of Geriatrics 2006; 9: ) Omran ML, Morley JE. Assessment of protein energy malnutrition in older persons, part I: history, examination, body composition and screening tolls. Nutrition 2000; 16: ) Orsitto G,Fulvio F, Tria D, et al. Nutritional status in hospitalized elderly patients with mild cognitive impairment. Clin Nutr. 2009; 28: ) Levasseur M, Desrosiers J, Tribble DSC. Do quality of life, participation and environment of older adults differ according to level of activity? Health Qual Life Outcomes 2008; 6:30. 7) Arıogul S. Yaşlanmanın biyolojik temelleri. Geriatri ve gerontoloji, 1.basım, Arıoğul S (ed). MN Medikal&Nobel, Ankara, ) Farivar SS, Cunningham WE, Hays RD. Correlated physical and mental health summary scores for the SF-36 and SF-12 Health Survey. Health Qual Life Outcomes 2007; 5: 54. 9) Morley JE. Anorexia of aging: physiologic and pathologic. Am J Clin Nutr 1997; 66: ) Vellas B, Guigoz Y, Garry PJ, et al. The mini nutritional assessment (MNA) and its use in grading the nutritional state of elderly patients. Nutrition 1999; 15: ) Muravchick, S. Anesthesia for the elderly. Anesthesia. Vol. 2, 4th ed. p.: In: Miller RD, Cucchiara RF, Reves JG, et al. (Eds.). Churchill Livingstone Inc., New York, ) Tezcan S, Subaşı N, Altıntaş H. Ankara nın İki Bölgesindeki 40 Yaş Üzeri Kadınlar ile Bazı Okullardaki Kadın Öğretmenlerin Osteoporoz Bilgi Düzeyi ve Risk Faktörü Sıklığı. Osteoporoz Dünyasından 2002; 8: ) Dembo, J.B. Anatomy and physiology of the aging process. Oral Maxillofac. Surg. Clin. North Am.,1996; 8: ) Ebrahim S. Health of elderly people, Oxford Textbook of Public Health.Vol.3, 4th ed. In: Detels R, Mcewen J, Beaglehole R et al (Eds) Oxford University Pres, Oxford,

48 15) Piscopo J. Gerontology. Fitness and Aging, 1st. ed. Piscopo J (ed). Macmillan Publishing Company, John Wiley&Sons, New York, ) Quadagno J. Interdisciplinary Perspectives on Aging. Aging and the Life Course, An Introduction to Social Gerontology, 4th ed. Quadagno J(ed). The Mc-GrawHill Companies, London, ) Gökçe, K.Y. Yaşlanan Dünya, Yaşlanan Toplum, Yaşlanan İnsan, Hacettepe Toplum Hekimliği Bülteni 2003; 22: ) Pikna JK. Concepts of altered health in older adults. Pathophysiology,5th ed. Porth CM(ed). Lippincott Williams & Wilkins, Philadelphia, ) Njegovan V., Hing MM., Mitchell SL., Molnar Fj. The Hierarcy of functional loss associated with cognitive decline in older persons. J.Gerontol. A.Biol. Sci. Med. Sci., 2001; 56: M ) Abrass IB; The biology and physiology of aging. West J. Med. 1990;153: ) Baştürk, B., Boyacıoğlu, S., İmmün yaşlanma. Türk Geriatri Dergisi 2004;7: ) Cox H.G. Theoretical Perspectives on Aging. Later Life:The Realities of Aging 6th ed., Cox H.G (ed). Prentice Hall, New York, ) Aiken, L.R., Physical structure and functioning. Aging An Introduction to Gerontology 2th ed. Aiken, L.R(ed). Sage Publication, California, ) Pawelec, G. Immunosenescence and vaccination. Immunity &Ageing 2005;2:16. 25) Baykul, Y. Geçerlik, Güvenirlik, Eğitimde ve Psikolojide Ölçme, Klasik Test Teorisi ve Uygulaması, ÖSYM Yayınları, Ankara, 2000; ) Döner, B. Camberwell Assessment of Need for the Elderly (CANE) Ölçeğinin Türkçeye ve Türkiye ye Uyarlanması, Kızılay SağlıkOcağı Bölgesi nde 65 Yaş ve Üzeri Kişilerin Gereksinimlerinin CANEÖlçeği ile Belirlenmesi (Tez). İzmir: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı; ) Biçer, S. 60+Yaş ve Kronik Hastalığı Olan Bireylerin Günlük Yaşam Aktivitelerinin Etkilenme Durumu. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi; ) Black, S., Ray, L., Markides, K, S. The Prevalence and Health Burden of Self-Reported Diabetes in Older Mexican Americans: Findings From the Hispanic Established Populations for Epidemiologic Studies of Elderly. American Journal of Public Health, 1999; 89: ) Ünal, MT. Yaşlanma ile Organ ve Sistemlerde Gözlenen Değişiklikler. IV.Geriatri Kongresi; Ağustos-4 Eylül ;Antalya, Türkiye. s: ) Rakıcıoglu, N., Atilla. S., Yaslılıkta Beslenme. HASAK(Türkiye Halk Sağlığı Kurumu) Teknik Raporu; 2003 Ankara Rapor No:8. 31) World Health Organization (WHO), Keep Fit For Life. Meeting the Nutritional Needs of Older Persons. WHO Tufts University(eds). Science and Policy, Malta;

49 32) Baysal, A. Özel Durumda Olanların Beslenmesi. Genel Beslenme, 11.basım, Baysal A(ed) Hatiboğlu yayıncılık, Ankara; ) Powers, J. S., Facilitated feeding in disabled elderly. Clinical Nutrition & Metabolic Care,2002; 5: ) Wp 2 Task 2.1 second update to literature survey d 29. Food quality and safety nutrisenex: state of the art report task 2.1. Improving the quality of life of elderly people by coordinating research into malnutrition of the elderly. Proposal / contract no: ) Hazzard, W.R. The Biology of Aging. Harrison's Principles of Internal Medicine. 11th Ed. p.: (In): Braunwald Eı et al.(eds.) McGraw-Hill Book Co., New York, ) Tokgözoğlu L, Kutsal YG, Çakmakçı M, Ünal S; Koroner arter hastalığı. Geriatri 1, 1.basım. Kutsal YG., Çakmakçı M., Ünal S. Hekimler yayın birliği, Medikomat Basım Yayın,Ankara, ) Brown K. Normal devolopment of movement and function. Older Adult(Chapter 8). Physical Therapy 1st. ed. Scully RM, Barnes MR(ed). Lippincott Company. Philadelphia ) Tokgözoğlu L, Kutsal YG, Çakmakçı M, Ünal S; Koroner arter hastalığı. Geriatri 1, 1.basım. Kutsal YG., Çakmakçı M., Ünal S. Hekimler Yayın birliği, Ankara, ) Arınsoy T, Kutsal YG, Çakmakçı M, Ünal S. Hipertansiyon. Geriatri 1, 1.basım. Kutsal YG., Çakmakçı M., Ünal S. Hekimler yayın birliği, Medikomat Basım Yayın,Ankara, ) Dikmenoğlu, N., Değişik Sistemlerde Yaşlanma Olgusu, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon 1st. Ed. Beyazova, M., Gökçe K.Y.(eds.), Güneş Kitapevi, Ankara, ) Arslan, P., Rakıcıoğlu, N., Beslenme Risk Taraması ve Yaşlı Beslenmesi. Yaşlılık Gerçeği, Gökçe KY(ed.). HÜ Geriatrik Birimler Araştırma Merkezi (GEBAM),Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Basımevi. Ankara, ) Nazlıel, H.. Yaşlıda agız ve diş sağlığı, Turkish Journal of Geriatrics 1999; 2: ) Özgül, A., Geriatrik Patolojinin Esasları, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon 1.basım. Beyazova, M., Gökçe Kutsal, Y.(Eds). Güneş Kitapevi, Ankara, ) Rakıcıoğlu, N., Yaşlılıkta Beslenme. Sağlıklı ve Başarılı Yaşlanma, 1.basım. Gökçe K.Y. (ed) H.Ü. Geriatrik Birimler Araştırma Merkezi (GEBAM) Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Basımevi, Ankara, ) Clark, W.R. The Aging Brain. A Means to an End: The Biological Basis of Ageing and Death, 1th ed. Clark, W.R(ed) Oxford Uni. Pres, New York, ) Demirsoy, A., Bozcuk, AN. Ölümün Evrimsel Öyküsü. Geriatri 1, 1.basım. Kutsal YG., Çakmakçı M., Ünal S.(Eds). Hekimler Yayın Birliği, Medikomat Basım Yayın, Ankara, ) Dikmenoğlu, N., Fizyolojik Değişiklikler. Geriatri 1,1.basım. Kutsal YG., Çakmakçı M., Ünal S.(Eds). Hekimler yayın birliği, Medikomat Basım Yayın, Ankara,

50 48) Baştürk, B., Boyacıoğlu, S., İmmün yaşlanma. Türk Geriatri Dergisi 2004; 7: ) Hong, C.Z, Tobis, J.S. Physiatric Rehabilitation and Maintenance of the Geriatric Patient. (In) Krusen's Handbook of Physical Medicine and Rehabilitation (4th edition). Kotlke FJ, Lehmann JF.(Eds). WB Saunders Company, Philadelphia, ) Reinhardt, S., Langan, C., Darrow, M.B., Alien, J. Anesthesia for Patients with Endocrine Disease. Clinical Anesthesiology 2nd ed. Morgan E.G.(ed).Appleton & Lange, Stramford, ) Muravchick, S, Stephen, CR. Geriatric anaesthesia. General anaesthesia.5th ed. In: Nunn JF, Utting JE, Brown BR (Eds.). Butterworth. Co., London, ) Tufan, İ., Sosyolojik Yaşlanma. Antikçağdan Günümüze Yaşlılık, 1.basım. Seyfi Öngider(ed), Aykırı Yayıncılık, İstanbul, ) Kinsella K, Velkoff V. The Demographics of Aging. An aging world: st. ed., William G. Barron Jr.(Eds), U.S. Government printing office: U.S. Census Bureau, Washington, D.C; ) Lee J. Shaping the future The World Health Report World Health Organization, Geneva < Erişim:(24 Ağustos 2009). 55) Nakajima H. Fifty facts from the World Health Report, World Health Organization. Geneva;1998. < Erişim:(24 Ağustos2009). 56) Birhan Z.F. Türkiye de Yaşlı Nüfusun Demografik ve Sosyo-Ekonomik Belirleyicilere Göre Coğrafi Analizi(Tez). Ankara: Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü; ) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Nüfus Sayımı. Türkiye Devlet İstatistik Enstitüsü (2008). <http://www.tuik.gov.tr/kitap.do?metod=kitapdetay&kt_id=11&kitap_id=139> (Erişim:11 Eylül 2009). 58) Seval A.,Bakar C.,Budakoğlu I.Dünya da ve Türkiye de Yaşlı Nüfus Eğilimi, Sorunları ve İyileştirme Önerileri. Turkish Journal of Geriatrics 2004;7: ) Vellas B, Guigoz Y, Garry PJ, et al. The mini nutritional assessment (MNA) and its use in grading the nutritional state of elderly patients. Nutrition 1999;15: ) Rubenstein LZ, Harker JO, Salva A, et al. Screening for undernutrition in geriatric practice: developing the Short-Form Mini-Nutritional Assessment (MNA-SF). J Gerontol Bio Sci Med Sci 2001;56: ) Cohendy R, Rubenstein LZ, Eledjam JJ. The Mini Nutritional Assessment-short-form for preoperative nutritional evaluation of elderly patients. Aging (Milano) 2001;13: ) Guigoz Y, Lauque S, Vellas BJ. Identifying the elderly at risk for malnutrition: The Mini Nutritional Assessment. Clin Geriatr Med 2002; 18: ) Bauer JM, Vogl T, Wicklein S, Trögner J, Mühlberg W, Sieber CC. Comparison of Mini Nutritional Assessment, Subjective Global Assessment and Nutritional Risk Screening (NRS 2002) for Nutritional Screening and Assessment in Geriatric Hospital Patients. Z Gerontol Geriat 2005;38:

51 64) Sorias O., Psikiyatrik Derecelendirme Ölçekleri. Psikiyatri Temel Kitabı, 1.basım. Güleç C, Köroğlu E (eds), Hekimler Yayın Birliği, Ankara, ) Molloy DW, Alemayehu E, Roberts R. Reliability of a standardized Mini-Mental State Examination compared with the traditional Mini-Mental State Examination. Am J Psychiatry 1991; 148: ) Güngen C, Ertan T, Eker E, Yaşar R, Engin F. Standardize mini mental testin Türk toplumunda hafif demans tanısında geçerlilik ve güvenilirliği. Türk Psikiatri Dergisi 2002; 13: ) Deborah B: Psychiatric rating scales. Comprehensive Textbook of Psychiatry,2th Ed. vol. II, s BJ Sadock, VA Sadock (eds), Lippincott Williams& Wilkins, Philadel-phia, ) Aktürk Z, Şahin EM, Dağdeviren N, Özer C. Türkçeleştirilmiş geriatrik depresyon skalasının iç güvenilirlik analizi. V, Ulusal Aile Hekimliği Kongresi. Kongre Programı ve Kitabı: 442. Adana, mart ) Ertan T, Eker E, Şar V. Geriatrik depresyon ölçeğinin Türk yaşlı nüfusunda geçerlilik ve güvenilirliği. Nöropsikiyatri Arşivi, 1997; 34: ) Fillenbaum G. Screening the elderly: a brief instrumental activities of daily living measure. J Am Ger Soc 1985; 33: ) Gürvit İ.H., Baran B. Demanslar ve Kognitif Bozukluklarda Ölçekler. Nöropsikiyatri Arşivi 2007; 44: ) Lawton MP, Brody EM. Assessment of older people: self-maintaining and instrumental activities of daily living. Gerontologist 1969; 9: ) Diker J, Etiler N, Yıldız M, fieref B. Altmışbeş yaş ve üzerindeki kişilerde bilişsel durumun günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesi ve demografik değişkenlerle ilişkisi: Bir alan çalışması. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2001; 2 : ) Marton KI, Sox HC Jr, Krupp JR. Involuntary weight loss: diagnostic and prognostic significance. Ann Intern Med 1981; 95: ) Sullivan DH, Patch GA, Walls RC, Lipschitz DA. Impact of nutrition status on morbidity and mortality in a select population of geriatric rehabilitation patients. Am J Clin Nutr 1990; 51: ) Feldblum I, German L, Bilenko N, et al. Nutritional risk and health care use before and after an acute hospitalization among the elderly. Nutrition 2009;25: ) Lang PO, Heitz D, Hedelin G, et al. Early markers of prolonged hospital stay in older people: a prospective, multicenter study of 908 inpatients in French acute hospitals. J Am Geriatr Soc 2006;54: ) Pirlich M, Schütz T, Norman K, et al. The German hospital malnutrition study. Clin Nutr 2006;25: ) Visvanathan R. Under-nutrition in older people: a serious and growing global problem. J Postgrad Med 2003;49:

52 80) Guigoz Y. The Mini Nutritional Assessment (MNA) review of the literature What does it tell us? J Nutr Health Aging 2006;10: ) Guigoz Y, Lauque S, Vellas BJ. Identifying the elderly at risk for malnutrition. The Mini Nutritional Assessment. Clin Geriatr Med 2002;18: ) Thompson MP, Morris LK. Unexplained weight loss in the ambulatory elderly. J Am Geriatr Soc 1991;39: ) Wilson MM, Vaswani S, Liu D, Morley KE, Miller DK: Prevalence and causes of undernutrition in medical outpatients. Am J Med 1998,104: ) Evers MM, Marin DB: Mood disorders. Effective management of major depressive disorder in the geriatric patient. Geriatrics 2002,57: ) Morley JE, Kraenzle D: Causes of weight loss in a community nursing home. J Am Geriatr Soc 1994;42: ) Castel H, Shahar D, German L, Harman-Beohm I: Under-detection of depression in older inpatients and related over-prescription of depression-associated medications. Geriatrics and Gerontology International 2006;6: ) Ramachadran V, Menon MS, Aruganiri S. Socio-cultural factors in late onset depression. Indian J Psychiatr 1982;24: ) Schoeverrs RA, Geerlings MI, Beekman ATF, et al. Association of depression and gender with mortality in old age. Br J Psychiatry 2000;177: ) National Academy On An Aging Society Depression : A treatable disease. 9: 2000, <http://www.agingsociety.org/agingsociety/pdf/depression.pdf > ( Erişim:11 Eylül 2009). 90) Ünal S, Özcan E. Depresyonda hazırlayıcı, ortaya çıkarıcı ve koruyucu etkenler. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2000;1: ) Bekaroğlu M, Uluutku N, Tanrıöver S ve ark. Depression in an elderly population in Turkey. Acta Psychiatr Scand 1991;84: ) Kaufman DW, Kelly JP, Rosenberg L, Andersen TE, Mitchell AA. Recent patterns of medication use in the ambulatory adult population of the United States: The Stone Survey. JAMA 2002;287: ) Tamam L, Öner S. Yaşlılık çağı depresyonları. Demans dergisi 2001;1: ) Claggett MS. Nutritional factors relevant to Alzheimer s disease. J Am Diet Assoc 1989; 89: ) Inouye SK, Bogardus STJr, Vitagliano G, et al. Burden of illness score for elderly persons: risk adjustment incorporating the cumulative impact of diseases, physiologic abnormalities, and functional impairments. Med Care 2003;41: ) Lee KS, Hong CH, Cheong HK, Oh BH. Difference in nutritional risk between mild cognitive impairment group and normal cognitive function elderly group. Arch Gerontol Geriatr. 2009;49:

53 97) Vellas B, Lauque S, Gillette-Guyonnet S, et al. Impact of nutritional status on the evolution of Alzheimer's disease and on response to acetylcholinesterase inhibitor treatment. J Nutr Health Aging. 2005;9: ) Feliziani F.T., Mariani E., Ercolani S., et al., Functional decline in Mild Cognitive Impairment. Results from the regal project, Alzheimer's and Dementia 2006;2: ) Shahar DR, Schultz R, Shahar A, Wing RR: The effect of widowhood on weight change, dietary intake, and eating behavior in the elderly population. J Aging Health 2001;13: ) Walker D, Beauchene RE: The relationship of loneliness, social isolation, and physical health to dietary adequacy of independently living elderly. J Am Diet Assoc 1991;91: ) Rosenbloom CA, Whittington FJ: The effects of bereavement on eating behaviors and nutrient intakes in elderly widowed persons. J Gerontol 1993;48: ) Durgun B: Kentleşme ve yaşlılara sunulan hizmetler. Geriatri 1997;2: ) Akın B, Seviğ U, Karataş N: Türkiye de gerontoloji hemşireliği eğitimi, Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2001;5: ) Jacelon CS: The effect of living in a nursing home on socialization in elderly people. J Adv Nurs 1995;22: ) Spitzer A, Bar T, Golander H: Social support: How does it really work? J Adv Nurs 1995; 22: ) Aksüllü N, Doğan S. Huzurevinde ve evde yaşayan yaşlılarda algılanan sosyal destek etkenleri ile depresyon arasındaki ilişki. Anatolian Journal of Psychiatry 2004;5: ) Salvi F, Giorgi R, Grilli A, et al. Mini Nutritional Assessment (short form) and functional decline in older patients admitted to an acute medical ward. Aging Clin Exp Res. 2008;20: ) Vellas B, Guigoz Y, Baumgartner M, Garry PJ, Lauque S, Albarede JL. Relationships between nutritional markers and the mini-nutritional assessment in 155 older persons. J Am Geriatr Soc. 2000;48:

54 Ek 1:Geriatrik hasta değerlendirme formu Tarih: İsim: Yaş: MMT: Lawton-Brody EGYA: Yesavage GDÖ: Mininutrisyonel test: Günlük TYA: Medeni hal: Evli Dul Bekar Yaşam koşulu: Yalnız Akraba Huzurevi Bakıcı Eşi Eğitim Seviyesi: Yok Okur yazar İlkokul Orta Lise Üniversite Alışkanlık: Sigara Alkol Mobilite Durumu: Yatağa bağımlı Mobil Lab: Hb: Htc: Üre: Kre: Na: K: Cl: TSH: Alb: Protein: B12: Kullandığı ilaç sayısı: Yaşam Alanı: Kent: Kırsal: 46

55 Ek:2-Mini Nütrisyonel Değerlendirme Kısa Form 47

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005 YAŞLI FİZYOLOJİSİ Seray ÇAKIR 0341110005 Yaşlının Vücut Bileşimi İnsanda, kas yapısı ve gücü 25 yaşında doruğa ulaşır. Bu yaşlarda kadınların ortalama vücut ağırlığının %37 si, erkeklerin %45 i kadarını

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Nütrisyonel tarama metodları

Nütrisyonel tarama metodları Nütrisyonel tarama metodları Doç Dr Sema Basat Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi 02.11.2013 Özellikle hastanede yatan hastada malnütrisyon TANIMLANMIYOR TEDAVİ EDİLMİYOR. NEDEN? TARAMA, DEĞERLENDİRME,

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NA GİRİŞ KOŞULLARI : Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarının veya Yüksekokul ve Fakültelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması

Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması Yaşlı sağlığı DSÖ yaşlılığı Yaşamsal fonksiyonların sürekli azalması, tüm organizmanın verimliliğinde görülen azalma,çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması olarak tanımlamıştır 65 yaş

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

YAŞLILIK VE KANSER. Prof.Dr.A.Önder BERK

YAŞLILIK VE KANSER. Prof.Dr.A.Önder BERK YAŞLILIK VE KANSER Prof.Dr.A.Önder BERK Kanser ve diğer hastalıkların yaşla değişen sıklığı (%) YAŞ HASTALIKLAR 45 45-59 60-74 75+ Kanser 3,8 8,3 14,0 16,0 Kalp Hastalıkları 0,4 14,0 14,0 20,0 Periferik

Detaylı

TEŞHİS İLİŞKİLİ GRUPLAR VERİLERİNİN İSTATİSTİKSEL ANALİZİ

TEŞHİS İLİŞKİLİ GRUPLAR VERİLERİNİN İSTATİSTİKSEL ANALİZİ TEŞHİS İLİŞKİLİ GRUPLAR VERİLERİNİN İSTATİSTİKSEL ANALİZİ Bilindiği üzere, Teşhis İlişkili Gruplar (İngilizce DRG) hastaların klinik ve maliyet verilerinin kullanılarak gruplandırılmasını ve benzer hastalıkların

Detaylı

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı www.onersuzer.com Son güncelleme: 10.03.2009

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD Yaşlılarda Psikofarm akoloji Uygulam a Prensipleri Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD ABD > 65 yaş, nüfusun %13 ancak reçete edilen tüm ilaçların % 35 > 70 yaş, hastaneye yatış 1/6 ilaç yan etkisi

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL 1 MESAJLAR! Fiziksel etkinlik (FE) ve iyi bir fiziksel uygunluk, hastalık riskini azaltır uygun sağlık ve iyi olma haline katkıda bulunur.!

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

PROF. DR. ERDAL ZORBA

PROF. DR. ERDAL ZORBA PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler, kemik mineral yoğunluğundaki artış, beden suyundaki değişimler,

Detaylı

Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır.

Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır. Yaşlı sağlığı Nüfus yapısının temel belirleyicisi olan doğurganlık ve mortalite hızlarının düşmesi dünyada ve Türkiye de nüfusun yaşlanmasına yol açmaktadır. 1950 lerde dünyada Doğuşta beklenen yaşam süresi

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler; kemik

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

HUMAN ALBÜMİN Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Finansal Analiz Daire Başkanlığı Mali Hizmetler Kurum Başkan Yardımcılığı

HUMAN ALBÜMİN  Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Finansal Analiz Daire Başkanlığı Mali Hizmetler Kurum Başkan Yardımcılığı HUMAN ALBÜMİN 2013 yılında Stok Takip ve Analiz Daire Başkanlığınca ilaç tasarrufuna teşvik etmek ve maliyetini azaltmak amacıyla Human Albümin çalışması yapılmıştır. ALBUMİN NEDİR? Albumin karaciğerde

Detaylı

HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ

HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ SELDA ARSLAN 1,FİGEN BEKAR TUNÇALP 2 1 Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü; 2 Selçuk Üniversitesi

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ

SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ SPORCU BESLENMESİ SPORCULAR İÇİN TEMEL BESLENME İLKELERİ Yeterli ve dengeli beslenmenin bir sporcunun başarısını garanti etmediği, ancak yetersiz ve dengesiz beslenmenin bazı sağlık problemlerine ve performans

Detaylı

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Ergenliğe kadar boy, ağırlık ve kuvvet bir cinsiyet farkı göstermezken, ergenlikten sonra cinsiyetler arasındaki bazı değişiklikler belirginleşir.

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin öğeleri proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, günlük alınan

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ)

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ) T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Geriatrik Kanser Hastalarına Yaklaşım. Doç. Dr. Sevgisun Kapucu HÜ Hemşirelik Fakültesi

Geriatrik Kanser Hastalarına Yaklaşım. Doç. Dr. Sevgisun Kapucu HÜ Hemşirelik Fakültesi Geriatrik Kanser Hastalarına Yaklaşım Doç. Dr. Sevgisun Kapucu HÜ Hemşirelik Fakültesi Yaşlanma Doku ve organların yapısında ve işlevlerinde negatif anlamda değişimlere yol açan ilerleyici fakat fizyolojik

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 145 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma işitme organında da görülür ve bu arada işitme duyusu da gün geçtikçe zayıflar. Yaşlılığa bağlı olarak gelişen

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir HD e yeni başlayan hastaların 1/3 de neden diyabetik nefropati Yeni başlayan

Detaylı

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR

EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR EGZERSİZ FİZYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR FİZYOLOJİ İNSAN VÜCUDUNU OLUŞTURAN SİSTEMLER NASIL ÇALIŞIYOR? ANATOMİ MOLEKÜLER BİYOLOJİ BİYOFİZİK BİYOKİMYA EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ EGZERSİZ ESNASINDA SİSTEMLER NASIL

Detaylı

YASLANMA ve YASAM KALİTESİ

YASLANMA ve YASAM KALİTESİ YASLANMA ve YASAM KALİTESİ Tufan Çankaya İzmir, 2003 Giriş: Doğal süreç; Doğum, büyüme-gelişme, üreme, ölüm Ölüm, yaşamın hangi döneminde meydana geliyor? Genç ölüm - Geç ölüm Dünya topluluklarına bakıldığında:

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

SALTurk Çalışması. Türk Toplumunda Tuz Tüketimi ve Kan Basıncı Çalışması. 22 Mayıs 2008 - Antalya

SALTurk Çalışması. Türk Toplumunda Tuz Tüketimi ve Kan Basıncı Çalışması. 22 Mayıs 2008 - Antalya SALTurk Çalışması Türk Toplumunda Tuz Tüketimi ve Kan Basıncı Çalışması 22 Mayıs 2008 - Antalya Amaç Türkiye de günlük tuz alımını saptamak Sodyum alımı ve hipertansiyon ilişkisini araştırmak Kabul ve

Detaylı

SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME

SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ YAŞAM BEBEKLİK

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler Vücudumuzda aynı anda birçok karmaşık olayın birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi denetleyici ve düzenleyici sistemler tarafından sağlanır. Denetleyici ve

Detaylı

Serap Kalaycı, Halide Oğuş, Elif Demirel, Füsun Güzelmeriç, Tuncer Koçak

Serap Kalaycı, Halide Oğuş, Elif Demirel, Füsun Güzelmeriç, Tuncer Koçak Koroner Arter Bypass Greftleme Operasyonlarında Esmolol Hidroklörür ve Magnezyum Sülfatın Laringoskopi ve Trakeal Entubasyona Bağlı Hemodinamik Yanıta Etkileri Serap Kalaycı, Halide Oğuş, Elif Demirel,

Detaylı

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME Psi. Özge Kutay Sos.Yelda ġimģir Ġzmir,2014 HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA REZİDÜEL RENAL FONKSİYON VE İNVAZİF OLMAYAN ATEROSKLEROZ BELİRTEÇLERİ İLİŞKİSİ Yaşar Çalışkan 1, Halil Yazıcı 1, Tülin Akagün 1, Nadir Alpay 1, Abdullah Özkök 1, Nihat Polat

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi İhsan Ateş 1, Nihal Özkayar 2,Bayram İnan 1, F. Meriç Yılmaz 3, Canan Topçuoğlu 3, Özcan Erel 4, Fatih Dede 2, Nisbet Yılmaz 1 1 Ankara Numune

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik

Detaylı

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı?

Günde kaç saat, haftada kaç gün egzersiz yapılmalı? Başarılı bir kilo verme ve daha da önemlisi bu kiloyu korumada en önemli anahtar egzersizdir. Kilo verdikten sonra egzersiz yapmayı bırakanlar yeniden kilo alırken, egzersize devam edenlerde bu ihtimal

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır Ruhsal Travma Değerlendirme Formu APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır A. SOSYODEMOGRAFİK BİLGİLER 1. Adı Soyadı:... 2. Protokol No:... 3. Başvuru Tarihi:...

Detaylı

Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği

Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği M E T I N S A R I K A Y A, F U N D A S A R I, J I N I G Ü N E Ş, M U S T A F A E R E N, A H M E T E D I P K O R K M A

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı