Hukukî ve Ticarî Hayat

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hukukî ve Ticarî Hayat"

Transkript

1 Onsekizinci Bölüm Hukukî ve Ticarî Hayat I. LKE ve AMAÇLAR man ve ibadetler, hatta bir dereceye kadar haram ve helâller a rl kl olarak ki ilerin dindarl klar n ve buna ba l olarak bireysel hayat ve tercihlerini ilgilendirdi i halde, sosyal hayat n ve insan ili kilerinin önemli bir parças n olu turan hukukî ve ticarî ili kiler, kar taraf n ve üçüncü ah slar n haklar yla ve toplum düzeniyle yak ndan ilgilidir. Bu sebeple de hukukî ve ticarî hayat, bu alanlar ilgilendirdi i ölçüde, objektif ve genel, hatta cebrî ve eklî kurallara ba lanm t r. Toplumsal hayatta istikrar ve güven ortam n n kurulabilmesi için buna ihtiyaç vard r. Bu alanda bireysel tercihin, niyet ve iradenin belirleyici bir öneme sahip olmay da bundan kaynaklan r. Hatta ibadetlere ve bireysel dinî yükümlülüklere ili kin hükümlerde diyanî yön (ki inin dindarl yla ve Allah kat ndaki sorumlulu uyla ilgili yön), hukukî ve ticarî ili kileri konu alan hükümlerde ise kazâî yön (objektif ve eklî adalet) daha ön plandad r. Bununla birlikte iki alan n aras n net ve kal n bir çizgiyle ay rmak da her zaman do ru olmaz. Çünkü iman ve ibadet hayat yla ilgili dinî hükümler,

2 342 LM HAL sonuç itibariyle sa l kl bir toplumun olu mas nda, toplumsal düzenin korunmas nda ve insan ili kilerinin iyile mesinde önemli katk ya sahiptir. man ve ibadet alan ndaki dindarl n önemli bir sonucu da bireyin yaratan na oldu u kadar kendine ve ba kalar n n haklar na kar da duyarl hale gelmesidir. Bunun için de iman ve ibadet hayat n n d a akseden ve toplum düzeninin kurulmas nda önemli katk sa layan yönü göz ard edilemeyecek boyuttad r. Hukukî ve ticarî ili kilerin kazâî yönünün yan s ra, diyanî yönü de vard r. Kazâî yön objektif k staslara göre me ruiyetle ilgilidir; ayn i lemin diyanî yönü ise Allah ile kul aras ndaki ba ve ili ki ile alâkal d r, izâfî olmayan gerçe e ve me ruiyete yöneliktir. Burada niyet ve gaye de devreye girer. Öte yandan, hukukî ve ticarî hayat insan unsurunu göz ard ederek salt eklî bir yakla mla ve kat kurallarla çözmek ve belli bir düzene ba lamak her zaman mümkün olmaz. Çünkü birçok hukukî ve ticarî ili ki, kapal devrede ve ikili ili ki seviyesinde seyretti inden, hukuk düzeninin ve yarg n n buna muttali olup gerekti inde müdahale etmesi ço u zaman imkâns zd r. Ma dur olan taraf n hakk n arama bilinç ve cesaretinin bulunmad veya kanunlarda bo luklar n bulundu u durumlarda insan ili kilerindeki hak ihlâlleri daha da ço almaktad r. Bu sebeple, hukukî ve ticarî hayat n sa l kl ve güvenli bir yap ve i leyi e kavu turulabilmesi için kurallar n, kanunlar n ve hukuk düzeninin iyi olmas kadar bireylerin yapt klar i lerin sorumlulu unu hissedecek ölçüde bir yeti kinli e sahip olmalar da önem ta r. nsan unsurunun yeti kinli i ve sorumluluk bilincine sahip olu u ile hukuk güvenli inin ve kamu düzeninin sa lanmas aras nda vazgeçilmez bir ili ki bulundu u, hatta birinci husus ço u zaman âdeta ön art konumunda oldu u içindir ki, slâm dininin iki temel kayna olan Kur an ve Sünnet te hukukî ili kilerin eklinden ziyade özü ele al n r. Bu alanda baz ilke ve amaçlar konulurken de daha çok insana hitabeden, ona dünyevî ve uhrevî sorumluluklar n hat rlatan bir üslûp kullan l r. ekil ve maddî yapt r m ise ço u yerde toplumlar n ve yetkili organlar n karar ve inisiyatiflerine b rak l r. Özetle ifade etmek gerekirse, hukukî ve ticarî ili kilerde hak ve adalet fikrinin ön planda tutuldu u, akid serbestisi ilkesinin benimsendi i, taraflar n akde ili kin r zâlar n zedeleyen ve onlar çeki me ortam na sürükleyebilecek olan her türlü olumsuz durumun önceden görülüp önlenmeye çal ld söylenebilir. Bu yakla m n tabii sonucu olarak mülkiyetin ve al n

3 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 343 terinin korunmas, hile, sömürü ve haks z kazanca cephe al nmas, ât l sermayenin de il çal ma ve üretmenin te vik görmesi, güçlüye kar hakl n n himayesi, haks z zarar n tazmin ettirilmesi gibi prensip ve tedbirler de gündeme gelmi tir. slâm hukukçular da dönemlerindeki hukukî ili kileri ve ticarî hayat Kur an ve Sünnet te temas edilen, akl selimin de kendili inden benimseyip savundu u bu ana ilke ve amaçlar aç s ndan gözden geçirip ayr nt l bir hukuk doktrini geli tirmi lerdir. Bu itibarla, hukukî ve ticarî hayata ili kin olarak klasik f k h kitaplar nda yer alan ekil ve kurallar, hüküm ve öneriler, ancak bu ilke ve amaçlar iyi bilindi inde anla labilir. Bu yüzden de bu alanda slâm hukukçular n n ne dedi inden ziyade ne demek istedi i, hangi ilkeden hareket etti i veya hangi gayeyi gözetti i önem ta maktad r. Burada önce slâm f k h kültüründe, hukukî ve ticarî hayatla ilgili olarak yer alan genel prensip ve teorilere temas edilecek, hukukî hayat bölümünde özel borç ili kileri ve akid türleri, ticarî hayat bölümünde de bunlarla yak ndan ilgili güncel problemler ele al nacakt r. A) Akid Sözlükte, bir eyin kenarlar n toparlamak, ipin iki ucunu birbirine ba lamak gibi anlamlara gelen akid, hukuk terimi olarak genelde hukukî bir sonucu meydana getirmek üzere kar l kl iki iradenin birbirine uygun olarak aç klanmas anlam n ifade eder. Bununla birlikte akid teriminin zaman zaman vasiyet gibi tek tarafl hukukî i lemleri belirtmek için kullan ld da olur. Akid kelimesi Kur ân- Kerîm de sadece bir yerde ve ço ul olarak Ey iman edenler, akidleri (uk d) yerine getirin! (el-mâide 5/1) eklinde geçmektedir. lk devir slâm bilginleri bu âyette geçen ukud kelimesini, Kur ân- Kerîm deki benzer kullan mlar n da (meselâ bk. el-bakara 2/235; en- Nisâ 4/33; el- srâ 17/34) etkisiyle hem baz hukukî ili kileri hem de hukukî olmaktan ziyade ibadet yönü a r basan nezir ve yemin gibi er î tasarruflar ve hukukî i lemlerle ilgili artlar içine alan oldukça geni bir muhteva ile yorumlam lard r. Gerek tek gerekse kar l kl iki irade beyan ndan do mu olsun, kendisine hukukî sonuç ba lanabilen hukukî i lemlerin klasik doktrinde akid kapsam içerisinde mütalaa edildi i söylenebilir. slâm hukuk doktrininin geli im seyrine ba l olarak akdin terim anlam n kazanmas nda da belli bir tedrîcîli in bulundu u, zamanla akid kelimesinin daha çok al m sat m ve kira gibi iki tarafl hukukî i lemleri; zaman zaman vasiyet ve ibrâ gibi tek tarafl hukukî i lemleri ifadede kullan ld, nezir, yemin gibi hususlar n, hiç de ilse, akid kelimesinin mutlak muhtevas n n d nda tutuldu u

4 344 LM HAL görülür. Akid kelimesi bu terimle me seyrinin sonucunda Mecelle de kanun maddesi tekni inde bir anlat ma kavu mu tur: Akid, taraflar n bir hususu iltizam ve taahhüt etmeleridir ki, icap ve kabulün irtibat ndan ibarettir (md. 103). slâm hukuk literatüründe akidler oldukça geni bir yer tutmas na ra men, muhtemelen slâm hukukunun meseleci (kazuistik) tarzda do mas ve geli mesinin bir sonucu olarak, slâm hukukçular genel bir akid teorisi ortaya koymam lar, akid nevilerini ayr ayr ve büyük ölçüde kendi bütünlükleri içerisinde ele alm lard r. Bununla birlikte temel akid sayd klar al m sat m (bey ) akdinde, zaman zaman akdin genel hükümlerine de yer vermi lerdir. Bunun yan nda, f k h usulü kitaplar nda ve e bâh ve nezâir türü eserlerde birtak m genel kurallar tesbit edildi ini belirtmek yerinde olur. Ça da slâm hukukçular da n k olarak bulunan bu malzemeyi sistemli ekilde bir araya getirerek bir akid teorisi geli tirmeye çal m lard r. a) Akdin Tabii Unsurlar Akdin kurulabilmesi ve hükümlerini meydana getirebilmesi için birtak m unsur ve artlar n bulunmas gereklidir. Bir akidden bahsedilebilmesi için her eyden önce, akdi yapacak ki iler in (taraflar), akde konu olacak ey in ve taraflar n irade beyanlar n n bulunmas zorunludur. Yap ve mahiyetleri, yap lan akdin muhtevas na göre zaman zaman de i iklik gösterse de, bütün akidlerde bulunmalar mutlak art oldu u için taraflar, konu ve irade beyan n n akdin tabii unsurlar veya aslî unsurlar olarak adland r lmas mümkündür. Nitekim bu unsurlar, klasik doktrinde erkânü l-akd veya rüknü l-akd ve aslü l-akd olarak ifade edilmi tir. Bu tabii unsurlar olmaks z n akdin varl dü ünülemeyece inden, bunlardan birinin eksikli i halinde, hukukun akidlere ba lad sonuçlardan söz edilemez. Ancak bu tabii unsurlar mevcut olup, bunlardan herhangi biri, hukuk düzeninin öngördü ü artlardan birini veya birkaç n ta m yorsa, bu takdirde akdin, hukuk nazar nda, eksik olan art n önem derecesine göre de i en bir hükmü olur. Akdin taraflar, birbirleriyle akid ili kisine giren gerçek ve tüzel ki ilerdir. Akdin durumuna göre taraflar tek ki i olabilece i gibi birden fazla ki i de olabilirler. Yine taraflar akde, asil s fat yla taraf olabilecekleri gibi vekâlet, velâyet, vesayet gibi yetkilerle nâib (temsilci) s fat yla da taraf olabilirler. Akdin konusu, akdin hükümlerinin kendisinde ortaya ç k p gerçekle ti i ey olup, yap lan akdin türüne göre farkl yap ve mahiyette olabilir.

5 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 345 Al m sat m, rehin gibi bir k s m muâvazal (iki taraf için de ivazl ) akidlerde akdin konusu e ya (ayn) iken; kira, iâre (âriyet veya i reti sözle mesi) gibi akidlerde e yan n menfaati ; tar m ortakç l ve hizmet akidlerinde emek (i ) olmaktad r. rade beyan, taraflar n akid yapma r zâlar n d a yans tmalar d r. Gerçekte, akidlerde aslolan kar l kl r zâd r. Fakat, aç a vurulmam r zâya bir hüküm ba lanmas mümkün olmad ndan, aralar nda bir hukukî ili ki kurmak isteyen ki iler, bu iradelerini aç klamak durumundad rlar. slâm hukuk doktrininde prensip olarak irade beyan na, r zân n maz nne si, yani r zân n muhtemel gerçekle me yeri ve biçimi nazar yla bak lm ve irade beyan bir anlamda r zân n bir göstergesi kabul edilmi ve buna ba l olarak r zân n irade beyan ile birlikte bulunaca benimsenmi tir. Bu itibarla, aç k ve net oldu u -ve aksi ispatlanmad - sürece, doktrinde hâkim görü, aç klanan iradeye itibar edilece i eklindedir. Bu durum, slâm hukukunun insan ili kilerinde aç kl ve objektifli i ölçü almas n n bir sonucu olarak de erlendirilebilir. Gerçekten de slâm hukuku, ba lang çtan itibaren kat ekilcili e kar ç km, akidlerin kurulu unda kar l kl r zân n esas oldu u dü üncesini getirmi tir. Ancak, r zân n esas al nmas, sözlere ve yap lan beyanlara itibar edilmeyece i anlam na gelmez. Çünkü, sözler bir bak ma anlamlar n kal plar oldu undan aralar nda çeli ki bulunmad, daha do rusu aksinin sabit oldu una dair kuvvetli bir delil yer almad sürece sözlere itibar edilece i prensibi getirilmi tir. Akdin kurulu u esnas nda beyan edilen iradenin, akdin ifas s ras nda ise iç iradenin (r zâ) muteber tutuldu u göz önüne al n rsa, irade beyan n n, r zân n sübûtunun illet i de il, emâre si oldu u anla l r. cap ve kabul, kar l kl r zân n göstergesi say ld ndan, özellikle Hanefî hukukçular taraf ndan, genelde akdin yegâne rüknü olarak nitelendirilmi tir. rade beyan n n prensip olarak söz ile yap lmas esas getirilmi se de, r zâya delâletleri kesin olmak kayd yla söz d nda, yaz ma vb. ekillerle de irade beyan nda bulunulabilece i kabul edilmi tir. Bunun yan nda, sözlü bir irade beyan olmaks z n, sat lmak üzere konulmu bir eyi al p semenini b rakmak demek olan teâti yoluyla al m sat m ekli, örfün de bunu onaylamas kayd yla slâm hukukçular n n ço unlu u taraf ndan câiz görülür. slâm hukukçular n n irade beyan na ili kin olarak art ko tuklar aç kl k, netlik, kesinlik gibi hususlar n gerçekle mesi halinde, günümüzde yayg n olarak kullan lan telefon, elektronik haberle me gibi yollarla da irade beyan yap labilir ve akid kurulabilir.

6 346 LM HAL rade beyan n n var say labilmesi için, icap ve kabulün, taraflar n akid yapma iradelerini hiçbir tereddüde mahal b rakmayacak bir kesinlikte gösteren bir siga ile yap lm olmas ve yap lmak istenen akde delâletinin aç k olmas gerekmektedir. slâm hukukçular n n, icap ve kabulde kullan lacak fiil zamanlar üzerinde titizlikle durmalar n n en önemli sebebi budur. Bunun yan nda, icap ve kabulün vasf üzerinde de önemle durulmu tur. Hanefîler e göre ilk aç klanan irade icap, buna cevap mahiyetinde ve ikinci olarak aç klanan irade ise kabul ad n al r. Tek ba na icap ba lay c de ildir. Yani icapta bulunan taraf (mûcip), kar taraf n kabulünden önce, yapt icaptan vazgeçebilme hakk na (h yârü r-rücû : rücû muhayyerli i) sahip oldu u gibi, icaba muhatap olan taraf da bu icab kabul edip etmeme hakk na (h yârü l-kabûl: kabul muhayyerli i) sahiptir. Mûcip, icab ndan dönmeden önce, kar taraf kabul iradesini aç klarsa, art k akid kesinle mi ve her ikisi için de dönü imkân kalmam olur. Mâlikî hukukçular n görü ü de böyledir. âfiî mezhebinde, icap ve kabulün pe pe e ve derhal vuku bulmas art görüldü ü için, Hanefî mezhebindeki vazgeçme ve kabul muhayyerli i benimsenmemi, bunun yerine meclis muhayyerli i (h yârü lmeclis) teorisi ortaya at lm t r. Buna göre taraflar akdin yap ld mahalden fiilen (bedenen) ayr lmad klar sürece akidden vazgeçme hakk na sahip k l nm lard r. Bu teori ile, fazla dü ünme imkân na sahip olamadan irade beyan nda bulunmu olan taraflara dü ünme ve gerekirse vazgeçme imkân tan nm olmaktad r. Hanefî mezhebi ile âfiî mezhebindeki bu görü farkl l n n ve meclis muhayyerli i teorisinin hareket noktas n, Al c ve sat c birbirlerinden ayr lmad kça muhayyerdir (Buhârî, Büyû, 42) anlam ndaki hadise getirilen farkl yorumlar olu turmaktad r. Hanefîler, hadiste geçen ayr lmay söz ile ayr lma, âfiîler ise beden olarak ayr lma eklinde yorumlam lard r. slâm hukukçular n n ço unlu u, s rf icap ve kabul ile akdin tamamlan p hükümlerini meydana getirece i görü ündedirler. Ancak akdin tamamlanabilmesi için icap ve kabulün yeterli olmad, ayr ca akid konusu olan eyin teslim edilmesinin gerekli oldu u baz akid türleri de vard r. Bu akidlere aynî akidler denilmektedir. Hibe, iâre, vedîa, karz ve rehin akidleri bu grupta yer al r. b) Akdin Kurulu artlar Akdin kurulabilmesi ve hukuk nazar nda var olabilmesi için yukar da sözü edilen üç tabii unsurun birtak m artlar ta mas gerekmektedir. slâm

7 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 347 hukukçular, bu artlar n akdin kurulmas nda oynad klar rolün önem derecesi hususunda farkl görü lere sahip olduklar ndan, bu artlardan her birinin eksikli inin akde ne ekilde etki edece i hususunda da farkl görü ler ileri sürmü lerdir. slâm hukukçular n n ço unlu u prensip itibariyle akdi, kurulu (in ikâd), geçerlilik (s hhat) ve i lerlik kazanma (nefâz) aç lar ndan bir bütün olarak telakki ettiklerinden, akdin hüküm ve sonuçlar n meydana getirilebilecek son ekle gelmesini sa lamak için gerekli olan bütün artlar ayn önem derecesinde tutma e ilimi göstermi lerdir. Hanefî hukukçular ise cumhurdan yani kendi d lar nda kalan ço unluktan farkl olarak, akdin kurulup sonuçlar n meydana getirmesini birkaç merhalede ele alm ve her bir merhale için farkl önem derecesinde artlar öne sürmü lerdir. Bu merhaleler s ras yla kurulu, s hhat, i lerlik ve ba lay c l k (lüzum) adlar n al rlar. Akdin hükümsüzlü ü de, ayn ekilde bu merhaleler paralelinde ele al nm t r. Buna göre, kurulu artlar ndan biri eksik olan akid bât l, s hhat artlar ndan biri eksik olan akid fâsid ve i lerlik artlar ndan biri eksik olan akid mevkuf (ask da) olur. Akdin ba lay c olmas, akdin kurulmas nda ve sonuçlar n do urmas nda do rudan etkili olmad ndan, lüzumun mukabili olan muhayyerlik, hükümsüzlük kapsam nda ele al nmam t r. Akdin kurulu artlar, akdin hukukî varl k kazanabilmesi için gereken artlard r. Bu artlardan birinin veya birkaç n n eksik olmas halinde akid kurulamaz. Bu konuda slâm hukuk ekolleri prensip olarak ayn görü ü payla makla birlikte, bu artlar n tesbitinde tam bir görü birli i mevcut de ildir. Nitekim, Hanefî mezhebinde s hhat ve nefâz art olarak gösterilen birçok art, di er mezheplerde kurulu artlar aras nda yer alm t r. Hanefîler in, akdin kurulu u için tesbit ettikleri anahtar cümle udur: Akid, ehlinden, mahalline muzaf olarak sâd r olmu sa, bunun kurulmu oldu unu söylemek gerekir. Di er mezheplerin hareket noktas da bu olmakla beraber, akde kimlerin ehil oldu u ve nelerin mahal (akid konusu) olabilece i konusunda Hanefîler le esasl görü ayr l içerisindedirler. 1. Taraflarla ilgili kurulu artlar. Akidden bahsedilebilmesi için, kar- l kl iki taraf n bulunmas gereklidir. Özellikle her iki tarafa kar l kl borç yükleyen muâvazal akidlerde akdin haklar, yani teslim, tesellüm, mutâlebe gibi hususlar, temsil olunana de il bizzat akdi yapanlara râci oldu undan, tek ki inin iki taraf temsilen akid yapmas mümkün görülmemi tir. Hanefî mezhebinde sadece nikâh akdinin hukukî yetkiye sahip tek ki i taraf ndan yap labilece i kabul edilirken, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde gerek nikâh

8 348 LM HAL akdi gerekse malî muâvazal akidlerin hukukî yetkiye sahip tek ki i taraf ndan yap lmas câiz görülmü tür. Hanefî mezhebinde, akdin kurulabilmesi ve hukukî varl k kazanabilmesi için akdi yapacak taraflar n temyiz kudretine sahip olmalar yeterli görülmü, ayr ca bulû ve rü d art getirilmemi tir. Buna göre mümeyyiz çocu- un mal varl nda hem art hem eksiltme meydana getiren hukukî i lemleri çocu un kanunî temsilcisinin önceden verdi i muvafakat (izin) ile veya daha sonra verece i onaya (icâzet) ba l olarak kurulmu olur. Kanunî temsilcisi icâzet verirse bu tasarruflar i lerlik kazan r, vermezse bât l olur. Temyiz kudretinden yoksunluk, ya küçüklü ü, ak l hastal ve -tart mal olmakla birlikte- sarho luk gibi mâkul davranmay engelleyen hallerde söz konusu olur. Mâlikî mezhebinde de durum hemen hemen ayn d r. Ahmed b. Hanbel e göre, mümeyyiz küçü ün bu tür hukukî i lemleri, kanunî temsilcinin ba tan izin vermi olmas halinde geçerlidir. âfiî mezhebinde ise, çocu un temyiz gücüne sahip olmas yeterli olmay p, ayr ca çocu un bulû a (veya bulû ya na) ermi olmas da artt r. 2. Akdin konusu ile ilgili kurulu artlar. Akde konu edilen eyin, akdin yap ld esnada mevcut olmas gerekir. Bu itibarla akdin yap ld esnada mevcut olmayan bir eyin sat lmas, doktrinde bât l say lm t r. Ancak, baz hukukçular bu art n sadece sat m akdi ile s n rl dü ünülmesi gerekti ini ve di er akidleri kapsamad n savunurken; baz lar da akde konu edilen eyin mevcut olup olmamas de il, garara, yani belirsizli e ve bunun sonucu olarak taraflardan birinin zarara u ray p di erinin haks z kazanç sa lamas na yol aç p açmama ihtimali üzerinde durarak bu art oldukça yumu atm ve uygulamada ortaya ç kabilecek baz aksama ve t kanmalar kald rmaya çal m lard r. Bunun yan nda, akdin konusunun (akidle yüklenilen edimin), fiilen (tabii olarak) ve hukuken imkâns z olmamas da artt r. Akdin konusunun teâmüle elveri li olmas da artt r. Bu cümleden olarak akdin konusunun yararlan labilir olmas ve bu yararlanman n hukuken me rû k l nm ya da yasaklanmam olmas gerekir. Ayr ca akde konu edilecek eyin belirlenmi veya belirlenebilir olmas da artt r. 3. rade beyan ile ilgili kurulu artlar. Akdin kurulabilmesi için beyan edilen iradelerin ayn mecliste ve birbirine uygun olmas artt r. Akid meclisi, Hanefîler e göre, icap ile ba lay p kar taraf n kabulü, dolay s yla taraflar n anla malar ile sona eren ve akid görü melerinin ihlâl edilmedi i zaman dilimidir. Bu itibarla önemli olan mekân birli i de il, icab n hiçbir kesintiye u ramadan kabul ile birle inceye kadar geçen zaman birli idir.

9 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 349 c) Akdin Geçerlilik artlar Hanefî doktrininde, kurulu artlar yan nda bir de s hhat (geçerlilik) artlar söz konusu edilmi tir. Her akdin kendine özgü birtak m s hhat artlar olmakla birlikte bütün akidlerde bulunmas gereken genel s hhat artlar da mevcuttur. Ehliyeti kald ran sebepler akdin as l unsuru olan r zây da ortadan kald rd ndan ço u defa akdin tamamen hükümsüz ve geçersiz olmas na yol açar. Buna kar l k akidde r zâ ile irade beyan aras nda ve r zâ ile akidde ortaya ç kan sonuç aras nda belli ölçüde uyumsuzlu un oldu u durumlarda akid fâsid say l p ilgili tarafa akdi feshetme hakk tan narak akdin yol açabilece i zararlara kar korunmak istenmi tir. Akdin s hhat artlar n n ba nda, bedellerin mâlum olmas art gelir. Akdin sahih olabilmesi için bedellerin anla mazl a sebep olmayacak ölçüde biliniyor olmas gerekir. E er akidde, taraflar aras nda halledilmesi güç bir anla mazl a yol açan a r bilinmezlik, f khî tabiriyle fâhi cehalet varsa bu akid fâsid olur. Meselâ, bir kimsenin bir sürü içerisinde hangisi oldu u belirlenmemi bir koyunu satmas fâhi cehalet say l r. Çünkü bu durumda sat c, koyunun belirlenmemi olmas gerekçesiyle kötü bir koyun vermek isteyebilir; al c da ayn gerekçeyle daha iyi bir koyun seçip almak isteyebilir. Ancak, basit bilinmezlik akdi fâsid k lmaz. Meselâ, akdin ba lang c nda seçme ve belirleme yetkisinin mü teriye verilmi olmas halinde bu bilinmezlik bir anla mazl a sebep olmaz, dolay s yla da akdi fâsid k lmaz. Bedellerin vas flar n n bilinmesi ise s hhat art de il, lüzum (ba lay c l k) art d r. Akdin garardan yani mâkul olmayan ölçüde risk, üphe ve bilinmezlikten uzak olmas art da, hem yukar daki art tamamlayan hem de taraflar n beklenmedik risk ve zarardan uzak olarak gönül ho nutlu uyla birtak m akdî yük ve borçlar alt na girmesine imkân veren ve yine akidden do an hakl kazançlar elde etmesini sonuçlayan önemli bir s hhat art d r. Esasen, bilinmezlik (cehalet) ve garar hukukî ili kilerde ölçü olabilecek netlikte ve aç kl kta birer kavram olmay p tan m ve içeri i ah s, bölge ve dönemlere göre farkl l k gösterebilir. Fakat slâm hukukunda bu konu üzerinde ayr nt ile durulmu, baz örneklerden hareketle belli ölçüler getirilmeye çal lm ve neticede akidlerde güven, adalet ve hakkaniyeti sa lama, i in ansa b rak larak taraflardan birinin akdin mâkul sonucu olmayan bir borç ve zararla kar la mas n önleme yönünde önemli tedbirler al nm t r. A a da bilinmezlik, gabin ve garar konusuna tekrar dönülecektir.

10 350 LM HAL Akid esnas nda tek tarafl yarar sa layan, akdi risk ve bilinmezlik ortam na sürükleyen, yasak bir eyi içeren, akdin muhteva ve yap sal amaçlar na (muktezâ) veya teâmüle ayk r artlar da ço u zaman fâsid art olarak nitelendirilmi tir. Akidde taraflar n ileri sürebilece i artlardan önemli bir bölümünün özellikle ilk dönem slâm hukukçular nca fâsid art olarak nitelendirilmesi ve böyle akidlerin feshine imkân tan nmas, temelde akidlerde sadeli i koruma, akdin kurulu ve hükümlerini objektif ölçülere ba lama ve ileride taraflardan birinin bu yüzden ma dur olmas n önleme dü üncesine dayan r. Ancak bu sak ncan n ortadan kalkt ileriki dönemlerde hukuk ekolleri bu konuda daha müsamahal bir tav r izlemi ve dinin temel ilke ve yasaklar n ihlâl etmedi i, örf ve teâmülde bulundu u sürece taraflara akidde diledi i artlar ileri sürme ve akdi diledi i muhtevada düzenleme serbestisi tan m lard r. Akid yap l rken akdin tabii unsur, art ve hükümlerinde yan lma (hata), kusurlu bir davran sonucu kar taraf n yan lt lmas veya aldat lmas (hile ve ta rir) veya akdin zor ve tehdit (ikrah) alt nda yap lmas durumunda, akdin temel kurucu unsuru olan r zâ bu etkenlerin tür ve derecesine göre belli ölçüde sakatlan r. Bundan dolay da slâm hukuk doktrininde hata, hile ve ikrah n akde tesirleri üzerinde ayr nt l ekilde durulmu, akidlerde objektifli i ve düzeni sa lama ve üçüncü ah slar n haklar n koruma ile taraflar n esasen raz olmad klar zarar ve ma duriyetlerini önleme aras nda mâkul bir denge kurulmaya çal lm t r. Bu sebeple de bir dereceye kadar akidler ve d irade korunmu, akde r zân n ciddi ölçüde sakatland belli bir dereceden sonra ise ilgili tarafa akdi feshetme hakk tan nm t r. Faiz yasa slâm n temel yasaklar ndan oldu u için akdin sahih olabilmesi için, faiz unsurunu veya art n içermemesi hatta akdin faiz üphesinden uzak olmas art üzerinde de ayr nt ile durulur. Belli ba l lar na temas edilen bu s hhat artlar n n bulunmamas halinde akid bât l ve tamamen geçersiz olmay p fâsid olacakt r. Hanefîler fâsid akdi belli nevi akidlerde bât l akidden ayr dü ündüklerinden, akdi fâsid k lan bu art n kalkmas veya iyile tirilmesi halinde akdin s hhat kazanabilece ini ifade etmi lerdir. Çünkü amaç insanlar n sözle me hürriyetlerini ve akdî iradelerini k s tlamak de il, akidlerin hem dinin ilke ve esaslar na ayk r kurulmas n önlemek hem de insanlar bilgisizlik, dikkatsizlik, ihtiyaç ve zorbal k sebebiyle gerçekte raz olmad bir yükümlülük ve zarar alt na girmekten korumakt r.

11 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 351 d) Akidlerin Hükümsüzlü ü Akidlerin muteberli i için öngörülen ehliyet, irade beyan ve akdin konusu ile ilgili olarak arad artlar ta mayan akidler, genel bir ifadeyle hükümsüzdür. Söz konusu bu artlar hukukî i lemlerin, fert ve toplum yarar n gerçekle tirme ve koruma maksad na uygun ekilde, dolay s yla kamu düzenini ihlâl etmeyecek biçimlerde ve amaçlarla yap lmas n sa lama hedefine yönelik oldu undan, hükümsüzlük, bir bak ma kamu hakk na ve hukuk düzenine ayk r davranman n bir yapt r m olmaktad r. slâm hukukçular n n bu ayk r l, âriin emir ve maksad na ayk r l k eklinde aç klamas n n da anlam budur. Hükümsüzlük, Hanefî doktrininde iki kademeli olarak ele al nm ve kurulu artlar n ta mayan akid bât l, s hhat artlar n ta mayan akid fâsid say lm t r. Butlân, akdin hukukî yap s na aslî yönden ayk r l k, fesad ise fer î yönden ayk r l k olarak ifade edilmi tir. u var ki, bu ay r m bütün akidler için geçerli olmay p, muâvazal akidler için söz konusudur. Di er ekollerde ise, böyle bir kademelemeye gidilmemi, bât l ve fâsid birbirinin e anlaml s olarak kullan lm t r. Pratik sonuçlar itibariyle butlân ile fesad aras nda birtak m farkl l klar vard r. Bât l akid hiçbir surette hukukî varl k kazanamaz ve meselâ sat m sözle mesinde mülkiyeti al c ya geçirmez. Fâsid akid ise hukukî varl k kazanm bir akid olup teslimin gerçekle mesi an nda mülkiyeti nakleder. Hanefîler fâsid akidle edinilen mülkü temiz olmayan mülk olarak tavsif etmi ler ve taraflar n dinen ve hukuken, bu akdi feshetmekle mükellef olduklar n ifade etmi lerdir. Taraflar feshetmekte gev eklik gösterirlerse akid mahkeme kanal yla feshedilerek hukukî hayattan kald r l r. Ancak fesihten önce al c, mal ba ka birine satt takdirde iyi niyetli bu yeni al c n n haklar n n korunmas amac yla art k akdin fesih imkân ortadan kalkar. e) Akdin Hukukî Sonucu Hukukun öngördü ü artlar ta yarak kurulan akid, gerek taraflar ve gerekse akid konusu itibariyle birtak m hukukî sonuçlar do urur. Akid tek tarafl veya iki tarafl borçlar do uran hukukî bir i lem oldu undan öncelikli olarak akdi yapan taraflar n akidden do an borçlar söz konusu olur. Söz gelimi sat m akdinde sat c n n mal (mebi ) teslim, al c n n da bedeli (semen) ödeme borçlar do mu olur. Akid temsil yoluyla yap lm sa temsilciler, alacakl lar ve baz durumlarda üçüncü ah slar da akdin hukukî sonucuyla ilgili olabilmektedir. slâm hukukunda akid serbestisi ilke olarak kabul

12 352 LM HAL edildi inden akid, taraflar n kanunu mesabesinde görülmü tür. Bu itibarla da akdin en tabii hukukî sonucu akde konu olan borçlar n ifas d r. Akidde borcun ifas birtak m genel kurallara tâbi ise de her bir akid türüne göre de farkl l k gösterebilmektedir. Sat m gibi do rudan mülkiyeti nakleden akidlerde, taraflar n mülkiyeti nakil borcu de il teslim ve tesellüm borcundan söz edilir. Akidden sonra ve teslimden önce akid konusu malda meydana gelen art lar da yeni mâlike aittir. Mal n menfaatini (kullan m) nakleden akidlerde ise ifa, menfaatin tahsisi ile mümkün olur. Söz gelimi, kira akdinde kiralanan evin kirac ya teslimi, i akdinde i çinin eme ini i verenin emrine tahsisi gerekir. Bu tür akidlerde tahsis yeterli olup kullan m ve çal man n gerçekle mesi art de ildir. Karz gibi zimmet borcu yükleyen akidler, borçlunun zimmetinin talep ve geri istemeye muhatap olmas yükümlülü ünü getirir. Talep halinde borçlunun veya temsilcisinin ödemede bulunmas gerekir. Borcun teminat alt na al nmas n amaçlayan kefalet, rehin gibi akidlerde de ifa, yine bu akidlerin yap ve maksad na uygunluk ta r. Hukuk doktrininde belirlenen genel kurallar n d nda ifa ile ilgili ayr nt l hükümlerin kayna ise taraflar aras anla ma artlar d r. Belli bir bölgeye ve i koluna ait teâmül de yard mc bir unsur olarak devreye girebilir. Akidden do an borcun yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi halinde ilgili taraf n akdî mesuliyeti söz konusu olur. Genellikle u ran lan zarar n tazmini eklinde kendini gösteren ve akidden do an bu hukukî sorumluluk için u üç hususun gerçekle mi olmas gerekir: 1. Hukuken geçerli bir akidden do an ifa borcunun yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi. 2. Akdin kar taraf n n bundan zarar görmü olmas. 3. Zarar n kusurlu bir davran sonucu do mu olmas. f) Akdin Sona Ermesi Akdin sona ermesinin en tabii yolu, taraflar n akidden do an borçlar n kar l kl olarak ifa etmeleridir. Fâsid akdin feshedilmesi veya akid konusu ortadan kalk p yerine mâkul bir ikamenin de mümkün olmamas halinde akdin kendili inden sona ermi olmas da (infisah) akdi sona erdirir. Bât l akid hukuken varl k kazanamad ndan sona ermesinden de söz edilemez. Tek tarafl veya iki tarafl olarak ba lay c karakterde olmayan kefalet, rehin, vedîa, âriyet, vekâlet, karz, hibe gibi akidlere tek tarafl irade ile son verilebilir. Akdin hile, ikrah, fâhi fiyat, aldatma gibi kusurlar veya görme muhayyerli i, ay p muhayyerli i ve arttan kaynaklanan muhayyerlikler

13 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 353 sebebiyle bozulabilmesi de mümkündür. Sa lam olarak do mu bir akdin henüz ifa edilmeden geriye dönük olarak bozulup hükümsüz hale getirilmesi sat m, kira, sulh gibi akidlerde kural olarak mümkünse de evlenme, bo ama, tk gibi hukukî i lemlerde bu kabul edilmemi tir. Akdin tek tarafl irade ile bozulmas (fesih) ancak s n rl hallerde kabul edilip akidlerde devam ve güvenilirlik korunmaya çal l rken, buna kar l k di er tarafa kar ifay durdurma ve akid konusu mal veya bedeli elinde tutma (hapis) hakk tan nm t r. slâm hukuk doktrininde bu konuda geli tirilen görü ve tedbirler temelde hukukî i lem ve ili kilerde aç kl k ve dürüstlü ü sa lama, güven ortam olu turma, insanlar n verdikleri söz ve taahhütleri yerine getirmesini sa lama, fakat bu yüzden ortaya ç kacak haks z zarar ve kazançlar varsa ona da engel olma eklinde s ralanabilecek birtak m genel amaçlara yöneliktir. Akidlerle ilgili hukukî düzenlemeler genelde slâm hukukçular n n ve hukuk ekollerinin görü, bilgi ve tecrübelerine dayand ndan ah slara, dönemlere ve hukuk ekollerine göre ayr nt da birçok farkl doktriner görü e rastlamak mümkündür. g) Akid Çe itleri slâm hukukçular n n ve hukuk ekollerinin hem teori hem de pratik yönüyle ayr nt l olarak inceleyip geli tirdi i borçlar hukuku, as rlarca süregelen uygulaman n da katk s yla zengin bir muhtevaya kavu mu, bu arada toplumda ihtiyaç duyulan ve uygulanagelen akidler ve borç ili kileri belli isimler alt nda terimle erek hukuk literatüründe yer alm t r. Ancak slâm hukukunda isimli akid telakkisi mevcut olmay p gerek isimlendirme gerekse kurulu ve hükümleri itibariyle akid serbestisi ilkesi kabul edilmi tir. Akid serbestisi veya akid hürriyeti, ferdin akid yap p yapmama, akdin mahiyet, muhteva ve artlar n diledi i tarzda belirleme serbestisini ifade eder. Bunun için de akdin kurulu unda taraflar n iradesi esas al nm, ekil artlar asgarî seviyede tutulmu, taraflara -kamu düzeni ihlâli olmad sürece- akdin i leyi ini, hüküm ve sonuçlar n diledi i tarzda düzenleme serbestisi getirilmi tir. slâm hukuk doktrininde hâkim olan bu anlay sebebiyle, sonraki dönemlerde yeni isimler alt nda farkl akidlerin ortaya ç kt, dinin temel ilke ve esaslar n ihlâli konu olmad sürece yeni isim ve kapsaml akidlerin de borçlar hukukunda incelemeye al nd görülür. Ele al nan ve bir bak ma klasik bir adland rma ve yap kazanm bulunan akidler ve hukukî i lemler çe itli yönlerden baz s n fland rma ve ay r mlara tâbi tutulabilir. S hhat yönünden akidler sahih, fâsid ve bât l akid

14 354 LM HAL eklinde üçlü, ba lay c l k yönünden lâz m-gayri lâz m, i lerlik ve yürürlük aç s ndan ise nâfiz-mevkuf eklinde ikili tasnife tâbi tutulur. Âriyet, vedîa, karz, hibe ve rehinden ibaret be tür akid, bir ayn n (mal) teslimi ile tamamland ndan aynî akidler olarak an l r. Buna kar l k sat m, kira, sulh, evlenme gibi birçok akid ise sadece icap ve kabul ile tamamlan r. Akid konusunun bir kar l bulundu u için sat m, kira, sulh gibi akidler ivazl akidler olarak adland r l r. Buna kar l k hibe, âriyet, vasiyet gibi akid ve hukukî i lemler ise ivazs z akidler grubunda yer al r. Akidler, ilgili taraf n ödeme sorumlulu unun bulunup bulunmamas na göre de üçlü bir ay r ma tâbi tutulur. Sat m, sulh, karz gibi akidlerde akid konusu mal teslim alan taraf tazmin etme veya meydana gelen zarara katlanma sorumlulu- unu da ta d ndan damân akidleri eklinde isimlendirilir. Buna kar l k vedîa, âriyet, irket, vekâlet gibi akidler emanet akidleri olarak adland r l r ve bu akidler temelde güvene dayand ndan kar tarafa teslim edilen mal emanet hükmündedir. Kusurlu ve a r davran bulunmad sürece bu malda meydana gelen zarar ödemezler. Kira akdi ise her iki yönü de bulundu undan bu ay r m n üçüncü türünü olu turur. Akidler ta d klar amaçlar itibariyle de belli ay r m ve adland rmaya tâbi tutulur. Sat m ve kira gibi mal veya menfaatin el de i tirmesi amac n ta yanlar temlik akidleri, mudârebe ve irket akdi gibi ortakl k amac na yönelik olanlar irket akidleri, kefalet ve rehin gibi alacak ve ifay güvence alt na almay amaçlayanlar teminat akidleri, vekâlet akdinde oldu u gibi fiil ve tasarrufta bir kimsenin yerini bir ba kas n n almas amaçlan yorsa temsil akidleri, vedîada oldu u gibi bir mal veya hakk n koruma alt na al nmas na yönelik olanlar ise muhafaza akidleri olarak adland r l r. Sat m gibi yap ld anda ifa olunan müddetsiz akidler in yan s ra kira gibi belli bir süre için geçerli müddetli akidler de söz konusudur. slâm hukukunda kural olarak ekilsiz ve isimsiz akid ilkesi hâkimse de, gerek taraflar n ve gerekse üçüncü ah slar n haklar n koruyabilmek için baz akidlerde ekil art da aranm t r. ahit, ilân, resmî makam ve tescil artlar itibariyle evlenme akdi, ta nmazlarla ilgili mülkiyet, irtifak, rehin gibi akidler eklî akidler olarak say labilir. Di er akidler ise genelde r zâî akidler olarak an l r. Bununla birlikte akidlerin tâbi tutulaca eklin, toplumun içinde bulundu u artlarla ve kamu düzeni ile yak n ilgisi vard r. B) R zâ lkesi Akid konusunda slâm hukuk doktrininde yer alan bilgi ve öneriler dikkatlice incelendi inde, borç ili kilerinde taraflar n akde ili kin r zâlar n n

15 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 355 korunmas n n hedeflendi i, kamu yarar n ve hukuk düzenini ciddi boyutta ihlâl eden olumsuz bir durum bulunmad sürece, taraflar n diledi i akdi diledi i ekilde yapmas ilkesinin benimsendi i görülür. Kur an da, Ey iman edenler! Mallar n z aran zda bât l (haram ve haks z yollar) ile yemeyin, kar- l kl r zâya dayanan ticaret olmas hali müstesna (en-nisâ 4/29) buyurulur. Hz. Peygamber in hadislerinde de hukukî ve ticarî ili kilerin aç kl k ve dürüstlükle yap lmas, bir kimsenin gönül ho nutlu u ve r zâs bulunmad kça mal n n kimseye helâl olmayaca s kça tekrarlanm t r. Bu sebeple de slâm hukukçular, akidlerin kurulu ve i leyi inde kar l kl r zân n bulunmas ve akdin taraflar n hür iradelerini zedeleyen veya yok eden ikrah, hata, hile, gabin, garar, cehalet gibi kusurlardan uzak olmas üzerinde srarla durmu, bu tür kusurlar n akde etkisi ve bu yolla elde edilen kazanc n hukukî ve dinî hükmü gibi konularda da ayr nt l bir doktrin geli tirmi lerdir. Akidlerin kurulu ve i leyi ine ili kin olarak literatürde dile getirilen birçok k s tlama da esasen taraflar n hür iradelerini korumay, raz olmad klar bir ma duriyet ve zarar önlemeyi hedefler. Bu itibarla, fakihlerin borç ili kileri aç s ndan söz konusu ettikleri gabin anlay, ta rir, garar ve bilinmezlik yasa, günümüzdeki borç ili kilerine olan-olmas gereken çizgisinde önemli bir aç klama getirecektir. a) Gabin ve Ta rir Yasa Gabin (gabn) kelimesi, slâm hukuk terminolojisinde genelde iki tarafl akidlerde kar l klar aras nda, özelde ise al m sat mda sat lan eyle fiyat aras nda de er yönünden farkl l k ve dengesizli i ifade eder. Buna göre bir mal de erinin çok üzerinde bir fiyata sat n al nd nda mü teri, de erinin çok alt nda sat ld nda ise sat c gabne mâruz kalm olur. Ta rir ise, akid yap l rken taraflardan birinin söz ve davran ile di er taraf kasten aldatmas n ifade eder. slâm da bir kimsenin haketmedi i bir zarar ve haks zl a u ramamas, ayet u ram sa bunun en adaletli ekilde giderilmesi ilkesi hâkimdir. Ancak hukukî ili kilerde güven ve istikrar ortam n kurabilmek ve taraflar n akidle me hürriyetini koruyabilmek için baz ekil artlar na ve objektif ölçülere de ihtiyaç bulunmaktad r. Öte yandan hukukî i lemlerde gabin ve zarar s f rlamak da mümkün olmaz. Bu sebeple slâm hukukçular gabnin akde tesirini belirleyebilmek için kendili inden gabin -aldatma sonucu olu an gabin; kaç n lmas mümkün olmayan basit ve önemsiz gabin- a r ve belirgin gabin eklinde bir ay r ma gitmi lerdir. Bununla birlikte, azl k ve çokluk izâfî oldu u için, hangi aldanman n a r ve belirgin gabin (gabn-i

16 356 LM HAL fâhi ), hangisinin basit ve önemsiz gabin (gabn-i yesîr) oldu unu da belirli bir ölçüye ba lamaya gayret sarfetmi lerdir. Fakihlerin büyük ço unlu una göre bir akidde vuku bulan gabnin a r olup olmad n belirlemede o akde ve bölgeye ait örf ve âdetin esas al nmas gerekir. Hanefî hukukçular bu ölçütü biraz daha netle tirmi lerdir. Buna göre gabn-i fâhi ; herhangi bir mal, o mal n fiyat hakk nda, bilirki ilerin tesbit etti i tahminî mebla lar n üst s n r n a an bir fiyata satma ya da sat n alma durumu; gabn-i yesîr ise bir mal, bilirki ilerin tahmin s n rlar içerisinde kalan bir fiyatla satma ya da sat n alma durumudur. Bunu öyle bir örnekle aç klamak mümkündür: 100 liraya sat n al nan bir mal için de i ik bilirki iler taraf ndan 60 ile 90 lira aras nda de er biçilmi se al c bak m ndan gabn-i fâhi söz konusudur. Böyle bir mal n meselâ 50 liraya al nmas halinde sat c bak m ndan gabn-i fâhi söz konusu olur. 60 liran n alt na dü meyen veya 90 liran n üstüne ç kmayan bir fiyat ile sat lmas durumundaki aldanma ise gabn-i yesîrdir. Baz fakihlerin, menkul ticaret mallar nda piyasa de erinin % 5 ini, hayvanda % 10 unu, gayri menkulde % 20 sini a an fiyat gabn-i fâhi sayan görü ü de (Mecelle, md. 165) yine örf ve âdet ölçü al narak yap lm bir oran belirlemesi ve çözüm önerisi mahiyetindedir. Ba ka ölçü ve oranlardan söz eden fakihler de vard r. Özetle ifade etmek gerekirse, bir akidde gabnin meydana gelmi olmas bu akdin feshedilmesi için tek ba na yeterli olmaz, ayr ca gabnin r zây sakatlayan bir sebepten kaynaklanm olmas art aran r. Bu sebeple, meselâ bir kimse kendi iradesiyle, bilerek ve fark nda olarak bir mal a r gabin say lacak bir fiyatla satm veya sat n alm ise, bu kimseye s rf bu gabin sebebiyle akdi feshetme hakk tan nmaz. Ancak ki i, bilgisizli i ve dikkatsizli i sebebiyle a r bir gabne mâruz kalm sa, Hanefî ve âfiî fakihleri, hukukî i lemlerde güven ve istikrar bozaca dü üncesiyle bu kimseye akdi feshetme hakk tan mazken, îa da dahil di er mezhepler bu kimsenin akdi feshedip ald n iade edebilece i görü ündedir. Bir sahâbî Hz. Peygamber e gelerek al veri yaparken kand r ld n söylemi, Resûl-i Ekrem de ona, Bir ey al p satt n zaman kand rma (h lâbe) yok de diye tavsiyede bulunmu tur (Buhârî, Büyû, 48; Müslim, Büyû, 12). Ba ka bir hadiste, kafas na yedi i darbe nedeniyle aklî dengesi biraz bozuldu u halde ticaretten geri durmayan birisi Resûlullah a, ticarette aldand ikâyetiyle ba vurmu, Hz. Peygamber onun için dua etmi ve al veri yapmamas n tavsiye etmi ve ona, Yine de ticaret yapacaksan, al m sat m yapt nda kand rma yok de! Böylece üç gün muhayyer olursun;

17 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 357 ho una giderse mal tutars n, ho una gitmezse iade edersin demi tir (bk. Tâc, II, 196). Bu ve benzer anlamdaki hadislerde görüldü ü üzere, Hz. Peygamber gabin yüzünden akdin butlân na hükmetmemi, bunun yerine ba lang çta kand rma yok art n n ileri sürülmesini tavsiye etmi tir. slâm hukukçular, bu noktadan hareketle, gabinli akdin bât l olmad n, aldanan tarafa gabin sebebiyle muhayyerlik tan nabilmesi için ise, gabinin hile ve aldatma (ta rir) sonucunda gerçekle mi olmas gerekti ini söylemi lerdir. Buna göre, hile sonucundaki gabin, ayr ca bir arta gerek kalmaks z n aldanan tarafa muhayyerlik hakk verdi i halde, hilesiz gabin, ancak art ko ulmaya ba l olarak muhayyerlik hakk vermektedir. Gabne kar taraf n hile ve aldatmas n n yol açmas veya müessir olmas halinde bu akid fâsid olur ve gabne mâruz kalan kimse taraf ndan feshedilebilir. Hatta aldanman n üçüncü ahs n söz ve davran ndan do mas, fakat bunda kar taraf n bilgisinin de bulunmas halinde aldanan taraf n yine böyle bir fesih hakk vard r. Hangi söz ve davran n aldatma te kil etti i ise gerek f k hta gerekse günlük hayatta her zaman uzun tart malara yol açabilecek bir konudur. Meselâ Hz. Peygamber, sa l r bir hayvan birkaç gün sa may p memesinde süt biriktirerek sat a sunmay mü teriyi aldatma olarak nitelendirmi ve al c ya akdi feshetme hakk tan m t r (Buhârî, Büyû, 64; Müslim, Büyû, 11). Yine sat c n n mal n kalitesi, özelli i, maliyeti, kâr nisbeti hakk nda gerçe e ayk r veya yan lt c beyanda bulunmas, aç klama yapmas gereken bir konuda susmas da aldatma say l r. Mal n de er veya maliyetini yüksek gösteren ve haliyle al c y etkileyen Daha önce u fiyat verdiler, vermedim veya Maliyeti u, bundan a a s zarar eder gibi beyanlar da ayet gerçe e ayk r ise, aldatma say l r. Akidlerde objektif unsura a rl k verip kas ta dayal bir aldatma (ta rir) bulunmad kça a r aldanman n akde etki etmeyece i görü ünde olan fakihler bile yetim, vak f ve hazine (devlet) mal n bu hükümden ayr tutarak, bu mallar n a r gabin te kil edecek bir hukukî i leme tâbi tutulmas halinde bu i lemin fâsid oldu unu ve feshedilmesi gerekti ini söylemi lerdir. Meselâ yetim, vak f veya devlet mal, a r gabin say lacak ölçüde dü ük bir bedelle sat ld nda, kiraya verildi inde yap lan akid fâsiddir (Mecelle, md. 356). Bu hüküm, slâm bilginlerinin yetim ve kimsesizlerin hukukunun korunmas na, vak f ve devlet mal gibi toplumu ilgilendiren haklar n korunmas na ayr bir önem verdiklerinin bir göstergesidir. Buna göre, meselâ devlet mal n n normal de erinin alt nda sat lmas veya devletin bir mal normal de erinin

18 358 LM HAL üstünde bir bedelle sat n almas halinde, ortada bir aldatman n bulunup bulunmad na bak lmaks z n bu akid fâsid say l r. Bu hüküm, kamu idaresinin taraf oldu u di er akidler için de geçerlidir. Hatta ekmek gibi piyasada sabit bir fiyatla sat lan mallar n gabn-i yesîr ölçüsünde farkl bir bedelle sat m n fâsid sayan fakihler de, benzeri bir noktadan hareket ederler. Fâsid bir akidle elde edilen kazanç da dinen temiz olmayan bir kazançt r. Ticarî hayatta bu kabil yollardan kazanç sa lama Kur an n, Mallar n z aran zda bât l (haram ve haks z) sebeplerle yemeyin (el-bakara 2/188) emrine, Hz. Peygamber in aldatmay, akidlere yalan, yemin, hile ve desise kar t rmay yasaklayan hadislerine (Buhârî, Büyû, 26; Ebû Dâvûd, Büyû, 50; bn Mâce, Ticârât, 42), Bizi aldatan bizden de ildir (Müslim, Îmân, 164) eklindeki iddetli ikaz na aç kça ayk r oldu u gibi, a r bir uhrevî sorumlulu u ve telâfi edilmesi güç bir kul hakk ihlâlini do urur. Bu yüzden slâm bilginleri aldatma, yalan ve hile ile elde edilen art kazanc n haram mal oldu unu, bu tür mal n tüketilmesinin ve kullan lmas n n ki inin ibadetlerini, ferdî ve ailevî hayat n da olumsuz yönde etkileyece ini, bir an önce hay r cihetlerine harcanarak elden ç kar lmas gerekti ini, fakat günah ve kul hakk ndan kurtulmak için bunun da yeterli olmayabilece ini belirtirler. b) Garar Yasa slâm hukukçular n n ve hukuk ekollerinin birçok farkl anlam yükledi i garar terimi, öz olarak, bir borç ili kisinde akid konusunun meydana gelip gelmeyece inin belirsiz olmas, âk betinin kapal olmas, akdin haks z kazanca yol açacak ölçüde kapal l k ta mas n ifade eder. Garar da bir nevi bilinmezlik anlam içermekle birlikte, akid konusunun elde edilip edilemeyece inin belirsizli i genelde garar, vas flar n n bilinmezli i ise cehalet terimleriyle kar lan r. Bununla birlikte her iki kelimenin birbirinin yerine kullan ld da olur. Hemen hemen bütün hadis kitaplar nda Hz. Peygamber in gararl al veri i (bey u l-garâr) yasaklad rivayeti yer al r (Buhârî, Büyû, 75; Müslim, Büyû, 4; Ebû Dâvûd, Büyû, 24-25). Kur an ve Sünnet te, sözle melerde aç kl k, dürüstlük ve güven ilkeleri üzerinde srarla durulur; kar l kl r zân n bulunmad akidler ve ticarî i lemler bât l yol olarak nitelendirilir. Kur an ve Sünnet in borçlar hukuku alan nda sevketti i birçok hüküm ve yasak da temelde bu aç kl k ve dürüstlü ü sa lamaya yöneliktir. Mâlikî hukukçu bnü l-arabî de slâm da muâmelât hukukunun dört temelinin bulundu unu

19 HUKUKÎ VE T CARÎ HAYAT 359 belirttikten sonra bunlardan birini de hadislerdeki garar yasa n n te kil etti ini söyler. Garar yasa slâm hukukçular nca ilke olarak benimsenmekle birlikte hangi tür akid ve art n bu yasak kapsam na girdi i, garar n akdin kurulu ve i leyi ine tesirinin ne olaca gibi hususlar slâm hukukçular ve hukuk ekolleri aras nda tart mal d r. slâm hukukunun klasik literatüründe özel borç ili kileri ayr nt l olarak i lenip geli tirildi i için, garar konusunda da zengin bir hukuk doktrini olu mu tur. Akde konu olan mal ve bedelle veya akdin ifas ile ilgili ayr nt lar n taraflarca önceden aç kça belirlenmesi ve bilinmesi artt r. Bilinmezli in, taraflar anla mazl a sürükleyecek ölçüde olmas, akdin fâsid olmas na yol açar. Fakat, akdin konusu ve ifa ile ilgili her türlü risk ve kapal l garar kapsam na dahil edip bu tür akidleri geçersiz saymak do ru olmaz. Çünkü bundan kaç nmak her zaman mümkün de ildir. Bu sebeple, ancak belli bir derece ve ölçüden sonraki garar n, yani kapal l k ve riskin akdi bozaca benimsenmi ve böylece hukukî i lemlerde istikrar ve güven korunmak istenmi tir. Bunun sonucu olarak, akidlerde bulunabilecek garar, önem ve derecesine göre, a) akdi iptal edici, b) akdi ifsad edici, c) kaç n lmas mümkün olmay p akde tesir etmeyen garar eklinde üç grupta ele al nabilir. Anne karn ndaki yavrunun, kaçm hayvan n, olta veya a daki bal n, istiridyedeki incinin sat önemli ölçüde risk ve kapal l k içerdi i için bât l say lm t r. Akid konusunun vas f, miktar, vade gibi hususlar yla ilgili kapal l k ve risk ise, bir ölçüde telâfi edilebilir oldu undan bu tür garar n akdi sadece ifsat etti i görü ü hâkimdir. Klasik dönem slâm hukukçular, slâm öncesi dönemde yayg n olan ve baz sembolik hareketlerle yap lan sat m türlerini (bey u l-hasât, bey u l-münâbeze, bey u l- mülâmese), sat lan mal n tesliminin mümkün olmamas, mal veya bedelin ne oldu unun, miktar ve vasf n n bilinmemesi, vadenin bilinmemesi gibi durumlar, henüz olgunla madan dal ndaki meyvenin sat m n, bir sat mda iki sat m veya akdin yap s na ayk r art n ileri sürüldü ü sat m akidlerini, hatta kurulu u ba ka bir hususun gerçekle mesi ihtimaline ba lanan sat mlar, kaporal al veri i vb. de gararl akid örnekleri olarak sayar ve garar yasa kapsam nda görürler. Zaten an lan bu sat m türlerinin ço u hadislerde de ayr ayr yasaklanmaktad r. Garar, belki de bu tür akidlerin yasaklan n aç klayan ortak gerekçe konumundad r. slâm borçlar hukukundaki garar yasa ayr nt l biçimde sat m akdinde i lenmi olmakla birlikte sadece bu akde özgü olmay p selem, istisna, kira

20 360 LM HAL ve i akdi, sulh, irket gibi kar l kl borç do urma esas üzerine kurulu iki tarafl akidlerde de, hatta ba lama (hibe), âriyet, vasiyet gibi tek tarafl (teberru) akidlerde de söz konusu olabilir. Her ne kadar Mâlikîler teberru akidlerinde garar n etkili olmayaca görü ünde iseler de, slâm hukukçular n n ço unlu u, slâm borçlar hukukundaki garar yasa n daha geni kapsaml ve etkili bir hukukî ilke olarak i letmekte, nikâh akdi ve akdî artlar da dahil her türlü hukukî i lemde taraflar kapal l k, risk, aldanma ve aldatmaya kar güvence alt na almak istemektedirler. slâm hukukuna ait klasik literatürde gararl akidler ve akidlerdeki garar unsuru ile ilgili olarak her bir akid türünde birçok örnek verilir. Bu anlay ve örneklendirmelerde, slâm hukukçular n n kendi dönemlerindeki ticarî i lem, usul ve ekillerinin de önemli etkisi vard r. Burada as l amaç, hukukî i lemlerde kar l kl r zây, aç kl k ve dürüstlü ü korumak, taraflar n beklenmedik bir zarar ve risk alt na girmesine, aldatmas na veya aldanmas na engel olmakt r. slâm hukukçular dönemlerindeki hukukî i lem ve ticarî muameleleri bu temel ilkeye göre de erlendirip söz konusu sak ncay ta yan usul ve ekilleri garar yasa kapsam na alarak taraflar n haklar n korumak istemi lerdir. Her ne kadar slâm hukukunda akid serbestisi, hukukî i lemlerin konu ve kapsam n taraflar n diledi i tarzda belirleme özgürlü ü mevcut ise de, ba ta faiz ve garar yasa olmak üzere, hukuk düzeni belli k s tlama ve yasaklamalar getirerek özellikle zay f taraf n haklar n koruma alt na alm, insanlar n bilerek ve fark nda olarak borç ve yükümlülük alt na girmelerini istemi tir. Akdin tabii unsurlar ndaki eksiklik ve bilinmezli in, hile ve kumar n, a r fiyat farkl l n n önlenmeye çal lmas çabalar da bu amaca yöneliktir. slâm n bu temel amac göz önüne al narak, slâm hukukunda garar yasa, hukukî i lemlerde güven ve aç kl sa layacak, risk, bilinmezlik ve kapal l önleyecek ölçüde geni ve esnek bir kapsamda ele al nm ve i letilmi tir. c) Bilinmezlik Yasa Akdin konusu ile ilgili belirsizli in garar, vas flar ndaki bilinmezli in ise cehalet terimiyle ifade edildi ine yukar da temas edilmi ti. Hukukî i lemlerde gönül ho nutlu unun ve hür iradenin gerçekle mesi, taraflar n ne üzerinde, nas l ve hangi artlarla anla ma yapt klar n aç kça bilmeleriyle mümkün olur. Bunun için de slâm hukukunda aç kl k, dürüstlük ve güven ilkelerinin tabii gere i olarak akidlerin tabii unsurlar n n anla mazl a yol açmayacak ölçüde bilinir olmas üzerinde önemle durulmu tur.

CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI

CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI İlgili Kanun / Madde 818 S.BK/158-161 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/17762 Karar No. 2011/19801 Tarihi: 30.06.2011 CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI ÖZETİ Cezai şart öğretide,

Detaylı

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A..

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. KURUL GÖRÜ Ü TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. Kurul Toplant Tarihi : 18/10/2011 li kili Standart(lar) : TFRS 2, TFRS

Detaylı

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 28 Aralık 2012 İÇİNDEKİLER Ara Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların

Detaylı

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk.

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Sayı: 64597866-120[94-2014]-131 Tarih: 28/08/2014 T.C. GELİR

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 23-26 MAYIS 2013 - İZMİR Grup Adı : Özel Hukuk 1. Grup Konu : İş ve sosyal güvenlik davaları Grup Başkanı : Mehmet YILDIZ (Yargıtay Tetkik

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

KAMU İHALE KURULU KARARI. Toplantıya Katılan Üye Sayısı : 7 : Elektrik ihtiyacının temini.

KAMU İHALE KURULU KARARI. Toplantıya Katılan Üye Sayısı : 7 : Elektrik ihtiyacının temini. Toplantı No : 2011/047 Gündem No : 2 Toplantıya Katılan Üye Sayısı : 7 Gündem Konusu : Elektrik ihtiyacının temini. Elektrik piyasası ve ilgili mevzuatındaki değişiklikler ve gelişmeler sonrasında, 4734

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 30 Temmuz 2012 ĐÇĐNDEKĐLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ:

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: Soru: Bir yapı kooperatifi kaç kişi ile kurulur? Cevap: Bir yapı kooperatifi en az 7 gerçek ve/veya 1163 sayılı Kooperatifler kanununda belirtilen tüzel kişilerce

Detaylı

Avrupa Adelet Divanı

Avrupa Adelet Divanı Avrupa Adelet Divanı Avrupa Adalet Divanı Çev: Alpay HEKİMLER * Karar Tarihi : 22.11.2012 Sayısı : C-385/12 Kısmi süreli çalışan işçilerin diğer işçilere oranla daha uzun süreli emeklilik sigortasına prim

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 18 Aralık 2015 İÇİNDEKİLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2, 3, 6 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/6638 Karar No. 2014/11489 Tarihi: 07.04.

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2, 3, 6 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/6638 Karar No. 2014/11489 Tarihi: 07.04. 452 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2015/4 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2, 3, 6 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/6638 Karar No. 2014/11489 Tarihi: 07.04.2014 ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN

Detaylı

*işlerden birinin talebi olmalı Kanun bazı haklı sebep hallerini örnek olarak saymıştır. Buna göre;

*işlerden birinin talebi olmalı Kanun bazı haklı sebep hallerini örnek olarak saymıştır. Buna göre; MAL AYRILIGI VE MAL PAYLASIMI 1. GENEL HÜKÜMLER 1-A. MAL REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ Hakim Kararıyla(m.206) 1-Şartları; *haklı sebep olmalı, *işlerden birinin talebi olmalı Kanun bazı haklı sebep hallerini

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

TARİFE YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler

TARİFE YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler 12 Kasım 2009 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 27404 YÖNETMELİK Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan: TARİFE YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989 Sayı : 20145)

(Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989 Sayı : 20145) 575 Türkiye Cumhuriyeti ile Hollanda Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Dair Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun (Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989

Detaylı

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL "Sivil Toplum, Yerel Yönetimler ve Gençlik AB Üyeli i Yolunda Sivil

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş.

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. 27 Şubat 2016 ÜNSPED GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ VE LOJİSTİK HİZMETLER A.Ş. Kurumsal Yönetim Notu: 7.30 Priv. YÖNETİCİ ÖZETİ ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU DÖNEMİ : 2014 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 3 BAŞKANIN SUNUŞU 4 HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU NUN SUNUŞU

Detaylı

TÜRKİYE KANO FEDERASYONU BAŞKANLIĞINCA TOHM MERKEZLERİNE ALINACAK VE FEDERASYON FAALİYETLERİNDE KULLANILMAK ÜZERE ALINACAK MALZEME ALIMI SÖZLEŞMESİ.

TÜRKİYE KANO FEDERASYONU BAŞKANLIĞINCA TOHM MERKEZLERİNE ALINACAK VE FEDERASYON FAALİYETLERİNDE KULLANILMAK ÜZERE ALINACAK MALZEME ALIMI SÖZLEŞMESİ. TÜRKİYE KANO FEDERASYONU BAŞKANLIĞINCA TOHM MERKEZLERİNE ALINACAK VE FEDERASYON FAALİYETLERİNDE KULLANILMAK ÜZERE ALINACAK MALZEME ALIMI SÖZLEŞMESİ. Madde 1- Sözleşmenin Tarafları Türkiye Kano Federasyonu

Detaylı

Mahkemece, davalı işçinin eylemli çalışması bulunmadığı gerekçe gösterilerek istek hüküm altına alınmıştır.

Mahkemece, davalı işçinin eylemli çalışması bulunmadığı gerekçe gösterilerek istek hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, davalı işçinin eylemli çalışması bulunmadığı gerekçe gösterilerek istek hüküm altına alınmıştır. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosya içeriğindeki maddi bulgulara göre; taraflar arasında

Detaylı

Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.

Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş. İstanbul, 16.02.2009 Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimler ile İşyeri Hekimlerinin Ne Şekilde Vergilendirileceğine İlişkin 40 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri Yayımlandı DUYURU NO:2009/24 16.02.2009

Detaylı

Tüketici Hukuku Enstitüsü. I. Kentsel Dönüşüm Raporu

Tüketici Hukuku Enstitüsü. I. Kentsel Dönüşüm Raporu Tüketici Hukuku Enstitüsü I. Kentsel Dönüşüm Raporu 1 16.05.2012 tarihinde kabul edilerek 31.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve halk arasında kentsel dönüşüm kanunu olarak bilinen Afet Riski Altındaki

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/17

İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/17 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2011/10510 Karar No. 2011/1206 Tarihi: 24.05.2011 Yargıtay Kararları İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/17 FESİH BİLDİRİMİNİN NİTELİĞİ FESİH BİLDİRİMİNDEN TEK TARAFLI

Detaylı

+1TL TEK TELEFON SERVİSİ KAMPANYASI (12 AY) TAAHHÜTNAMESİ

+1TL TEK TELEFON SERVİSİ KAMPANYASI (12 AY) TAAHHÜTNAMESİ ye ( Vodafone ) ve Vodafone Net İletişim Hizmetleri A.Ş. ( Vodafone Net ) tarafından yürütülen ve Ek-1 de detayları belirtilen +1TL Tek Telefon Servisi Kampanyası (12 Ay) dan ( Kampanya ) yararlanmak istememiz

Detaylı

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi 2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi Sözleşmenin tarafları Madde 1) İşbu Sözleşme, İsmet İnönü Bulvarı No:36, 06510 Emek / Ankara adresinde mukim Hazine Müsteşarlığı (bundan sonra kısaca Müsteşarlık

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

İNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.Ş. BİLGİLENDİRME POLİTİKASI

İNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.Ş. BİLGİLENDİRME POLİTİKASI İNTEGRAL MENKUL DEĞERLER A.Ş. BİLGİLENDİRME Doküman No : INM_PR_40 Yayın Tarihi : 30/03/2016 Revizyon Tarihi ve Sayısı : - Sayfa 1 BİLGİLENDİRME 1. Amaç Bilgilendirme Politikası nın temel amacı; ticari

Detaylı

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN Emre KARTALOĞLU Gelirler Kontrolörü TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN GİRİŞ Bilindiği gibi, 4842 sayılı Kanunla 1 vergi kanunlarında köklü değişiklik ve

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/6-2249 K. 2015/1362 T. 15.5.2015

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/6-2249 K. 2015/1362 T. 15.5.2015 T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/6-2249 K. 2015/1362 T. 15.5.2015 * KİRA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞA AYLIK %10 GECİKME FAİZİ UYGULANABİLECEĞİ (3095 S.K.'nun Akdi Faiz Oranı Yönünden Bir

Detaylı

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU I-GİRİŞ Grup şirketleri arasında gerçekleşen fiyatlandırma sistemi ekonominin kuralları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Özellikle gelişmekte

Detaylı

PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI. GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim

PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI. GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim Kurulunun önerileri doğrultusunda bu çalışma yapılmıştır. GENEL KONULAR: Madde 1.Tanım: 1.1.

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ESTONYA CUMHURİYETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMA

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ESTONYA CUMHURİYETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMA TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE ESTONYA CUMHURİYETİ ARASINDA YATIRIMLARIN KARŞILIKLI TEŞVİKİ VE KORUNMASINA İLİŞKİN ANLAŞMA Türkiye Cumhuriyeti ve Estonya Cumhuriyeti bundan sonra Taraflar olarak anılacaklardır.

Detaylı

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ 8 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29261 YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA BİRİNCİ

Detaylı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI KONU : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok Sokak No: 8 Balgat Ankara : Av.

Detaylı

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR Çocuğun çalışması, hemen bütün ülkelerde yaşanmakta olan evrensel bir olgudur ve önemli bir sosyal

Detaylı

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 SİRKÜ : 2016/09 KAYSERİ Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 04.03.2016 tarih ve 29643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kurumlar Vergisi 1 Seri No.lu Genel Tebliğinde Değişiklik

Detaylı

SİRKÜLER 2013/23. : Vadesi Gelmemiş İleri Tarihli Çeklere Senetler Gibi Reeskont Uygulanabilecek

SİRKÜLER 2013/23. : Vadesi Gelmemiş İleri Tarihli Çeklere Senetler Gibi Reeskont Uygulanabilecek SİRKÜLER 2013/23 SİRKÜLERİN Tarihi : 02.05.2013 Konusu Mevzuat Yasal Dayanak : Vadesi Gelmemiş İleri Tarihli Çeklere Senetler Gibi Reeskont Uygulanabilecek : 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu : 30.04.2013 Tarih

Detaylı

TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş

TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş. TAKSİTLİ MICROSOFT ÜRÜNÜ (MÜŞTERİ TAKİP SİSTEMİ YAZILIMI HEDİYELİ WINDOWS 7 HOME PREMIUM) KAMPANYASI KATILIM KOŞULLARI VE TAAHHÜTNAMESİ KAMPANYANIN KOŞULLARI: 1. Türk Telekomünikasyon

Detaylı

Özelge: Meslek Yüksekokulunun Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Diğer Vergi Kanunları karşısındaki durumu hk.

Özelge: Meslek Yüksekokulunun Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Diğer Vergi Kanunları karşısındaki durumu hk. Özelge: Meslek Yüksekokulunun Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Diğer Vergi Kanunları karşısındaki durumu hk. Sayı: B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.17-2645 Tarih: 17/08/2012 T.C. GELİR İDARESİ

Detaylı

ALAN İSMİ UYUŞMAZLIKLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN YEKNESAK POLİTİKALAR

ALAN İSMİ UYUŞMAZLIKLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN YEKNESAK POLİTİKALAR ALAN İSMİ UYUŞMAZLIKLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN YEKNESAK POLİTİKALAR * (UDRP KURALLARI-Türkçe Metni)** (ICANN Tarafından 24 Ekim 1999 da Onaylandığı Şekliyle) 1. Amaç. Bu Alan İsmi Uyuşmazlıklarının Halli için

Detaylı

Kredi ve Diğer Finansman Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması

Kredi ve Diğer Finansman Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması Prof. Dr. YEŞİM M. ATAMER İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Kredi ve Diğer Finansman Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması Kredi Sözleşmeleri Konut Kredisi Sözleşmeleri

Detaylı

Yargıtay Kararları YARGITAY HUKUK GENEL KURULU. Derleyen: Av. Dr. Ertan İREN ESAS NO: 2009/9-232 KARAR NO: 2009/278 KARAR TARİHİ: 17.06.

Yargıtay Kararları YARGITAY HUKUK GENEL KURULU. Derleyen: Av. Dr. Ertan İREN ESAS NO: 2009/9-232 KARAR NO: 2009/278 KARAR TARİHİ: 17.06. Yargıtay Kararları Derleyen: Av. Dr. Ertan İREN - Av. Arzu GÖKALP Derleyen: Av. Dr. Ertan İREN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ESAS NO: 2009/9-232 KARAR NO: 2009/278 KARAR TARİHİ: 17.06.2009 İLGİLİ MEVZUAT:

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI PROJE FİŞİ

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI PROJE FİŞİ HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI PROJE FİŞİ GİRİŞ Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeni yapısıyla göreve başladığı günden bugüne yargının daha etkin ve verimli bir

Detaylı

1. Konu. 2. Basitle tirilmi Tedbirler. 2.1. Basitle tirilmi Tedbirlerin Mahiyeti ve S n rlar

1. Konu. 2. Basitle tirilmi Tedbirler. 2.1. Basitle tirilmi Tedbirlerin Mahiyeti ve S n rlar Maliye Bakanl ndan: Mali Suçlar Ara t rma Kurulu Genel Tebli i (S ra No: 5) (Resmi Gazete nin 9 Nisan 2008 tarih ve 26842 say l nüshas nda yay mlanm t r) 1. Konu 9/1/2008 tarihli ve 26751 say l Resmî Gazete

Detaylı

İSTANBUL ( ). İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA GÖNDERİLMEK ÜZERE ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA. : TMMOB Şehir Plancıları Odası (İstanbul Şubesi)

İSTANBUL ( ). İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA GÖNDERİLMEK ÜZERE ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA. : TMMOB Şehir Plancıları Odası (İstanbul Şubesi) YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEPLİDİR. İSTANBUL ( ). İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA GÖNDERİLMEK ÜZERE ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALI : TMMOB Şehir Plancıları Odası (İstanbul Şubesi) :

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

TÜRKİYE DE ŞİRKET KURULUŞU

TÜRKİYE DE ŞİRKET KURULUŞU TÜRKİYE DE ŞİRKET KURULUŞU Türk Ticaret Kanunu nda Şirketler Hukuku na ilişkin hükümler 124.madde ve devamında düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu nda şirket çeşitleri ve şirket kuruluşları ayrıntılı olarak

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

MADDE 2 (1) Bu Yönerge, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve değişiklikleri ile İzmir Üniversitesi Ana Yönetmeliği esas alınarak düzenlenmiştir.

MADDE 2 (1) Bu Yönerge, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve değişiklikleri ile İzmir Üniversitesi Ana Yönetmeliği esas alınarak düzenlenmiştir. İZMİR ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönerge; İzmir Üniversitesi nin Fakülteleri, Meslek Yüksekokulu ve bölümlerinde ÖSYM ve Üniversite tarafından

Detaylı

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi. 1 Makalede kısaca Kanun olarak ifade olunacaktır. 2 Kanunun 1. maddesine göre kanunun amacı, finansal kuruluş olarak faaliyet

Detaylı

İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI

İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARININ İSTENMESİ Madde 1 Borsa da işlem gören

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

Ordu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Staj Yönergesi Aralık 2007 T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ

Ordu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Staj Yönergesi Aralık 2007 T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ T.C. ORDU ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ AMAÇ Madde 1- Bu yönergenin amacı; Ordu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin eğitim-öğretim döneminde kazanmış oldukları bilgi, beceri

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

ABONELĠK SÖZLEġMELERĠ YÖNETMELĠĞĠ TASLAĞI. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ABONELĠK SÖZLEġMELERĠ YÖNETMELĠĞĠ TASLAĞI. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ABONELĠK SÖZLEġMELERĠ YÖNETMELĠĞĠ TASLAĞI BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı; abonelik sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam

Detaylı

KATILIM BANKALARI TARAFINDAN YAPILAN MURABAHA İŞLEMLERİNDE VERGİSEL SORUNLAR

KATILIM BANKALARI TARAFINDAN YAPILAN MURABAHA İŞLEMLERİNDE VERGİSEL SORUNLAR KATILIM BANKALARI TARAFINDAN YAPILAN MURABAHA İŞLEMLERİNDE VERGİSEL SORUNLAR 1. KONU Literatürde, özel finans kurumu, yatırım bankacılığı, İslami bankacılık, faizsiz bankacılık gibi isimlerle ifade edilen

Detaylı

Prof. Dr. TEKİN MEMİŞ İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi SİGORTA SÖZLEŞMESİ ŞARTLARININ YARGISAL DENETİMİ

Prof. Dr. TEKİN MEMİŞ İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi SİGORTA SÖZLEŞMESİ ŞARTLARININ YARGISAL DENETİMİ Prof. Dr. TEKİN MEMİŞ İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi SİGORTA SÖZLEŞMESİ ŞARTLARININ YARGISAL DENETİMİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX GİRİŞ VE PROBLEMİN ORTAYA KONULMASI...1

Detaylı

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr.

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2014-1-132 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 15-12/159-72 Karar Tarihi : 18.03.2015 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr.

Detaylı

Ödettirilecek tazminat miktarı

Ödettirilecek tazminat miktarı ASKERİ OKULLARA ALINAN ÖĞRENCİLER İLE SİLAHLI KUVVETLER HESABINA FAKÜLTE VE YÜKSEK OKULLARDA OKUYAN ÖĞRENCİLER İÇİN YÜKLENME SENEDİ DÜZENLENMESİNE VE BU OKULLARDAN ÇEŞİTLİ SEBEPLERLE AYRILACAK ÖĞRENCİLERE

Detaylı

DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI:

DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI: SİRKÜLER TARİHİ : 01/10/2010 SİRKÜLER NO : 2010/81 DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI: Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi nin iptal kararı üzerine, 01 Ağustos 2010

Detaylı

YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 5084 Kabul Tarihi : 29/1/2004 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih :6/2/2004 Sayı :25365 Yayımlandığı

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Abonelik sözleşmesi: Tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmeyi,

YÖNETMELİK. a) Abonelik sözleşmesi: Tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmeyi, 24 Ocak 2015 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29246 Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: YÖNETMELİK ABONELİK SÖZLEŞMELERİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler 1. AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar Eğitimi (Ankara, 8-9 Haziran 2010) EIPA tarafından çeşitli kamu

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

ÜRÜN SORUMLULUK POLİÇESİ:

ÜRÜN SORUMLULUK POLİÇESİ: ÜRÜN SORUMLULUK POLİÇESİ: Sigortalının ürettiği malların/ürünlerin kullanılması esnasında 3.şahısların uğrayacağı zararlar neticesinde yasal olarak ödemekle sorumlu olduğu bedeni ve/veya maddi zararları

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE 4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SERĠ NO: 9) MADDE

Detaylı

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9))

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9)) Sirküler 2016 / 019 Referansımız: 0259 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: info@kutlanpartners.com İstanbul, 08.03.2016 Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İş Sağlığı

Detaylı

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 sayılı Kanun ile; emekli olduktan sonra Bağ-Kur kapsamında çalışmaya devam eden esnafın emekli

Detaylı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) Sayı : 90792880-155.15[2013/2901]-889 02/09/2015 Konu : TÜBİTAK tarafından desteklenen

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014)

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) GİRİŞ ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) 2012-2014 dönemi Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programla uyumlu olmak üzere gelecek üç yıla ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle

Detaylı

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1 e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VII/1 (Bahar 2014), ss. 261-265. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR Ali Rabbânî Gülpâyigânî, Önsöz Yayıncılık, İstanbul 2014 456 sayfa, Adem Sezgin

Detaylı

HALKA ARZA ARACILIK SÖZLEŞMESİNDE BULUNMASI GEREKEN ASGARİ UNSURLAR

HALKA ARZA ARACILIK SÖZLEŞMESİNDE BULUNMASI GEREKEN ASGARİ UNSURLAR HA Aracılık HALKA ARZA ARACILIK SÖZLEŞMESİNDE BULUNMASI GEREKEN ASGARİ UNSURLAR Sermaye piyasası araçlarının halka arzına ilişkin olarak, sermaye piyasası aracını ihraç eden (kısaca ihraçcı) ile aracı

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar

İKİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar TÜRKİYE RADYO TELEVİZYON KURUMU AMBAR HİZMETLERİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR (Yönetim Kurulunun 20/05/2009 tarih ve 2009/191 sayılı Kararı) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar Amaç MADDE 1

Detaylı

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ KURULUŞ: Madde 1 İstanbul Kültür Üniversitesi, Anayasa, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği

Detaylı