Perspektif MÄRZ / MART 2009 Yıl/Jg.: 15, Sayı/Nr.: 171

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Perspektif MÄRZ / MART 2009 Yıl/Jg.: 15, Sayı/Nr.: 171"

Transkript

1 Perspektif MÄRZ / MART 2009 Yıl/Jg.: 15, Sayı/Nr.: 171 İslam Toplumu Millî Görüş aylık yayın organı SERBEST PİYASA EKONOMİSİNİN SONU MU GELDİ? MARKTWIRTSCHAFT AM ENDE!? NÜBÜVVET VE ÖZELLİKLLERİ DIE MERKMALE DER NUBUWWA

2 Hacc ı ve Umre yi Allah için tamamlayın. (Bakara Sûresi, 196) PEYGAMBERİMİZİ ZİYARETE GİDİYORUZ Hac ve Umre yapanlar Allah ın misafirleridir. Allah dan birşey isterlerse, onlara verir. Af isterlerse, onları affeder. (İbn Mâce) 1190,- 25 Yaşından küçüklere 940,- Ücretlere, kahvaltı ve akşam yemeği dahildir PASKALYA PROGRAMI Hannover: Köln: Ruhr-A: Münih: Rhein-Neckar-Saar: Viyana/Insbrück: Annecy: Lyon: Hessen/Kuzey Ruhr: Düsseldorf: Paris: Strasburg: PFINGSTEN PROGRAMI Freiburg: Schwaben: Stuttgart: Nürnberg: Münih: YAZ TATİLİ VE RAMAZAN UMRESİ İÇİN DE MÜRACAAT EDEBİLİRSİNİZ İSLAM TOPLUMU MİLLÎ GÖRÜŞ Hac ve Umre Organizasyonu

3 IGMG Perspektif IGMG AYLIK YAYIN ORGANI EDİ TÖR MÄRZ / MART 2009 Yıl/Jg.: 15, Sayı/Nr.: 171 AD RES ANSC HRIFT IGMG Perspektif Boschstr , D Kerpen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ YA YINCI HERAUSGEBER Islamische Gemeinschaft Millî Görüş IGMG e.v. Amtsgericht Bonn, VR 6621 Vertreten durch den Vorstand: Osman Döring, Vorsitzender Oguz Ücüncü, Generalsekretär Ali Bozkurt, stellv. Vorsitzender GENEL YAYIN YÖNETMENİ CHEFREDAKTEUR Oğuz Üçün cü (V.i.S.d.P) DİZGİ-LAYOUT İlhan BİLGÜ BAS KI DRUCK Yavuzsöhne-Duisburg Yayınlanan makale ve fikir yazılarının sorumlulukları yazarlarına aittir. Die in der Zeitschrift veröffentlichten Meinungen binden die Autoren, nicht die IGMG. İLAN SER Vİ Sİ AN ZE IGEN SER VI CE Tel.: 02237/ Fax: 02237/ ABO NE SER VİSİ ABON NE MENT Islamische Gemeinschaft Millî Görüş Lastschriftabteilung Boschstr , D Ker pen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ Yıllık abone ücreti: 59,-EURO Jahresabonnement: 59,-EURO IGMG Genel Merkez Üyelerine Ücretsizdir Für Vereinsmitglieder der IGMG kostenlos Der Bezugspreis ist im Mitgliedsbeitrag enthalten HE SAP NO BANK VERBINDUNG DENIZ BANK AG Kon tonr.: BLZ: Entegrasyonu araştırmak Bir süreden beri Federal Almanya da entegrasyon tartışmaları yeniden alevlendi. Tartışmanın temeli ise kısaca Berlin Enstitüsü diye isimlendirilen kuruluşun (Berlin-Institut für Bevölkerung und Entwicklung), Kullanılmayan Potansiyel (Ungenutzte Potenziale) adlı araştırmasına dayanıyor. Araştırmanın kendisinin tartışmaya konu olmasının yanında, sonuçların medyadaki yansıması daha da ciddî soruları gündeme getirdi. Ekrem Şenol un yazısında aktardığı hikaye, bu araştırmanın sonuçlarının kamuya yansıtılış biçiminin anlaşılmasına yardım ediyor. Ayrıca, AB nin bir kuruluşu olan Avrupa Temel Haklar Ajansı da Müslümanları ilgilendiren bir rapor yayınladı. Bedrettin Keskin de bu raporu değerlendirmeye aldı. Bu arada, tüm dünyayı sarsan malî krizin acı sonuçlarını yavaş yavaş alıyoruz. İnsanlar, işten atılma korkusu ile yaşarlarken, krizin asıl sorumlulularının kurtarılması için hemen hemen tüm devletlerin ve siyasetçilerin büyük bir gayret gösterdiklerine şahit oluyoruz. Ancak burada, sistemin temellerinin de tartışılmaya açılması gerektiğine inanıyoruz. Siyasetçilerin bu konuda ne kadar cesaretli davranabileceklerini, ilerideki aylarda göreceğiz. Öte yandan, tüm dünyada geniş bir tartışmaya sebeb olan Pius Kardeşliği cemaatine ilişkin bir makaleyi de bu sayımızda okuyabilirsiniz. Teşkilat olarak her sene düzenlediğimiz Avrupa Kur an-ı Kerim Tilavet Yarışmasını bu sene de gerçekleştirdik. Sizler bu dergiyi okuduğunuzda, yarışmamızın sonuçları belli olmuş olacak. Gelecek sayımızda buluşmak üzere, Allah a emanet olun. Oğuz ÜÇÜN CÜ MART/MÄRZ 2009

4 İÇİNDEKİLER YORUM Serbest piyasa ekonomisinin sonu mu geldi? TEŞKILAT Kadın Kollarından iki yarışma Uniday Nisan da Dortmund da GÜNDEM Pius Kardeşliği Gerçeği çarpıtan entegrasyon araştırması Berlin entegrasyon araştırmasının kamuoyu etkileri Müslümanların topluma entegrasyonu İSLAM VE HAYAT Kök-Değerler in dirilticisi: Hz. İbrahim (as) Hz. Muhammed in (sav) hayatını bilmek Nübüvvet ve özellikleri Kültürümüzün simgelerinden biri: Süleyman Çelebi nin Mevlidi TOPLUM Hemen dönme niyetiyle başlayan serüven KÜLTÜR Market DÜNYA Kamerun ISLAM UND LEBEN Die Merkmale der Nubuwwa VERBAND Uniday 2009 am 4. April in Dortmund AKTUELL Berliner Integrationsstudie in Aktion - ein Fallbeispiel KOMMENTAR Marktwirtschaft am Ende!? IGMG PERSPEKTİF 32

5 Serbest piyasa ekonomisinin sonu mu geldi? Kuralsız bir piyasa, özellikle batılı politikacılar için, her şeyin ölçüsü iken, aynı siyasetçiler, şimdi çeşitli finans kurumlarının ve işletmelerin yeniden kamulaştırılmesı çağrısında bulunuyorlar. yorum Oğuz ÜÇÜNCÜ ilginç beddualarından birisi şöyle: İlginç zamanlarda yaşayasın. Şüphe yok ki, Çinlilerin mevcut malî ve ekonomik kriz göz önüne alındığında, bu ilginç zamanlardan birinde yaşıyoruz. Daha bir yıl öncesine kadar, küresel bir ağa dönüştürülmüş ve her şeyden önce mümkün olduğu kadar kuralsız bir piyasa, özellikle batılı politikacılar için olmazsa olmaz iken, aynı siyasetçiler, şimdi çeşitli finans kurumlarının ve işletmelerin yeniden kamulaştırılması çağrısında bulunuyorlar. Daha da ötesi, aynı politikacılar, malî piyasaların, devlet denetiminde ve kontrolünde toptan yeniden düzenlenmesini istiyor. Öyle ki, bizzat kapitalizmin ana yurdunda ABD Başkanı Obama bile, 21 yüzyıl piyasalarını, 20. yüzyıl şartlarına göre ayakta tutmamız mümkün değil. Bu yüzden, belirgin hareket kurallarına ihtiyacımız var, gibi alışıla gelmemiş şeyler söylüyor. Oysa, bankaların çalışma şartlarını sulandıran ve eski yatırım bankacısı ve Maliye Bakanı Paulson ile omuz omuza vererek kamu maliye denetiminin sistematik bir şekilde içini oyan kişinin de, Obama nın selefi George W. Bush olduğunu henüz unutmadık. Bu siyasetin sonucu olarak, Bush döneminin denetimsiz satılan değersiz hisse ve tahvil senetleri, bankalarla sigorta şirketlerinin bilançolarında bir zehir haline dönüşerek, akıl almaz miktarlarda kayıp ve zararlara yol açıyor ve pek çok işletme ve devlet için de hayatî tehlike oluşturuyor. Krizden etkilenen ekonomiler, arkası arkasına kurtarma şemsiyeleri arçarken, artık, ne kadar uzun olduğunu kimsenin tahmin edemediği tünelin ucundaki ışığı bekliyorlar. Dolayısıyla, kısa bir süre önce Amerikan bankalarının rezaletvarî kredi verme uygulamalarıyla sessiz sedasız bir şekilde başlayan ve adına Subprime Krizi denilen tüketici kredileri krizi, artık, bir sistem krizi halini aldı. Bu sistem krizi de batılı medeniyetin temellerini sarsıyor. Ve artık demir perdenin yıkılışından 20 yıl sonra, her şeye çare kurtarıcı Turbo-Katipalizm in tüm dünyaya serpiştirdiği bu harabe yığını alanına gözlerimizin önüne serilmiş durumda. Açgözlü şirket yöneticilerinin ve onların işbirlikçileri olan çapsız siyasetçilerin açtığı dipsiz zararları ödemek üzere, fatura maalesef yine, sıradan vergi mükelleflerine kesildi. Sayısız nesiller, bu sefaletin gerçek sorumlularından hesap sorulmadan, devasa bütçe açıklarının acısıyla kıvranacak. Tam aksine, sıradan vatandaşları işten çıkarma ve kısa çalışma tehlikesi beklerden bu takım elbiseli beceriksizler, hâlâ utanmadan teşvik primlerini ceplerine dolduruyor. Elbette ki, her kriz, yeni bir başlangıç fırsatını da beraberinde getirebilir. Bundan hareketle umarız ki, bu dünyanın iktidar sahipleri, önümüzdeki kriz zirvelerinde, malî piyasaların iflasının arkasındaki sebebleri tümüyle ele alıp görüşür ve böylece, bu durumdan ders alıp gerekli düzenlemeleri de yaparlar. Herşeyden önce, siyasal sorumlular, devletin, yeniden, serbest piyasa kurallarının yetkili bekçisi olmasını istemezlerse, dipsiz spekülasyonların sonucu olarak kapımızı yeni bir krizin çalması uzun sürmeyecektir. Ancak, bu da, ekonomileri yoluna koymak için tek başına yetmez. Faize dayalı ve tüketim endeksli, aynı zamanda da, reel ekonomiden neredeyse tamamen kopmuş, insan ve tabiatın kayıplarını göz önünde bulundurmadan, ana gayesinde işletmelerin ölçüsüz kâr elde etmesi bulunan kapitalist ekomonik sistemin temel koordinatlarıyla ilgili olarak tabusuz bir sistem tartışması da kaçınılmazdır. Bununla birlikte, ticarî ve siyasî davranışların, dinî ve ahlâkî temelleri ile ilgili bir tartışma da kaçınılmaz gözüküyor. Çünkü, gelecekte olası krizler, yalnızca, ölçülü olmaya ve diğer insanlarla dayanışma içinde yaşamaya inanan insanlarla birlikte engellenebilir. Ve işte sadece o zaman, tanzim edilmeye çalışılan yeni sosyal piyasa ekonomisinin kuralları, sadece kağıt üstünde kalmayacaklardır. MART/MÄRZ

6 teşkilat Kadın Kolları ndan iki yarışma IGMG Kadın Kolları Bölgelerarası 2. Bilgi ve Hitabet Yarışması ve Kadın Kolları Gençlik Teşkilatı 1. Bilgi Yarışması gerçekleşti İslam Toplumu Millî Görüş Kadın Kolları nın bölgelerde yürüttüğü bir faaliyeti olan Hatibelik (Eğitimci Yetiştirme) Kurslarında öğrenimlerini sürdüren genç hanımlar arasında yapılan Bilgi ve Hitabet Yarışması nın ikincisi ve Kadın Kolları Gençlik Teşkilatı nın genç kızlar arasında ilki düzenlenen Bilgi Yarışması IGMG Genel Merkezi nde gerçekleştirildi. 2. Bilgi ve Hitabet Yarışması na Köln, Berlin, Hamburg, Kuzey Ruhr, Hessen ve Hannover bölgeleri katıldılar. Gençlik 1. Bilgi Yarışması nda ise kendi bölgelerinde dereceye giren genç kızlar yarıştı. 2. Bilgi ve Hitabet Yarışmasının birinci bölümünde; fıkıh, siyer, İslam tarihi, akaid ve genel kültür bilgilerinden hazırlanan sorulara cevap veren yarışmacılar, yarışmanın ikinci bölümünde ise, kendilerine verilen çeşitli konular hakkında hitabet alanında yarıştılar. Her bölgenin üç kişilik ekiple katıldığı yarışmada, yarışmacılar, yarımşar saatlik hazırlıktan sonra konularını aktardılar. Nihai puanlama, bilgi ve hitabet dallarından elde edilen puanların ortalaması alınarak yapıldı. Jüri heyetinin yaptığı son değerlendirmenin neticesinde Köln Bölgesi birinci, Berlin Bölgesi ikinci, Hamburg Bölgesi ise üçüncü oldu. IGMG Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Zehra Dizman, düzenledikleri bu yarışma ile, Hatibelik Kursları nda verilen derslerin içeriğini ve mezun olan talebelerin bilgilerini seviyelerini arttırmak ve değerlendirmek istediklerini açıkladı. Katılımcılara özgüven kazandırmayı ve grup içinde çalışma kabiliyetilerini arttırmayı da hedeflediklerini ifade eden Dizman, ayrıca, hatibelik kurslarına devam eden talebelerin motivasyonuna katkıda bulunmak istediklerini de sözlerine ilave etti. Yarışmada dereceye gi- Gençlik Kolları Bilgi Yarışması ren bölgelere başarı plaketinin yanısıra, kurslarına verilmek üzere birinciye 1000-, ikinciye 500-, üçüncüye ise 250- para ödülü verildi. Kadın Kolları Gençlik Teşkilatı 1. Bilgi Yarışması Yarışma, ve yaş grupları halinde iki grupta yapıldı. Sorular, IGMG Eğitim Başkanlığı nın hazırladığı Temel Bilgiler 1, 2 ve 3 kitaplarından din ve ahlâk bilgisi, fıkıh ve İslam tarihi alanlarından seçildi. 60 dakika süren yarışma, test usulüne göre yapıldı. Yarışma sonucunda ferdî olarak yaş grubunda, Hessen den Sema Candan 106 puan ile birinci olurken, Berlin Bölgesi nden Esma Karaman 105 puan ile ikinci, yine Berlin den Sümeyye Koç 100 puan ile üçüncü oldu yaş grubunda ise, Berlin Bölgesi nden Esra Akan 106 puan ile birinci olurken, Güney Hollanda Bölgesi nden Şerife Bilgi 104 puan ile ikinci, Berlin Bölgesi nden Ümmühan Yıldırım ise 103 puan ile üçüncü oldu yaş grubu birincilere 400, İkincilere 300 ve üçüncülere 200 ve yaş grubu birincilere 500, İkincilere 400 ve üçüncülere 300 ödül verildi. Kadın Kolları Eğitim Başkanı Tünay Ermiş in yaptığı güzel bir dua ile program sona erdi. Bilgi ve Hitabet Yarışması 6 IGMG PERSPEKTİF

7 teşkilat Uniday Nisan da Dortmund da Üniversiteliler Günü 4 Nisan 2009 tarihinde Dortmund da yapılıyor. IGMG Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanı Celal Tüter e Uniday 2009 hakkında sorular yönelttik. IGMG Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanı Celal Tüter Öncelikle, niçin bir Üniversiteliler Günü? Bu sorunun cevabını iki açıdan vermek mümkün. Teşkilat açısından soruyu cevaplandırdığımızda şunu belirtmem gerekir: Biz IGMG Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanlığı olarak Avrupa çapında mensupları olan bir yapıyız. Dolayısıyla mensuplarımızın değişik etkinliklerle bir araya gelmesi bizim için bir sorumluluktur ki, Uniday programımız bu etkinliklerin bir parçasıdır. İkinci boyut, Avrupa üniversitelerinde eğitim gören Müslüman öğrencilerin varlığıdır. Uniday ismiyle ifade ettiğimiz Üniversitelier Günü programımız, bu kesimin bir araya geldiği bir platform işlevini de görmektedir. Uniday 2007 de alt başlık olarak Gelenek teki Gelecek ifadesi ver almaktaydı. Nisan ayındaki Uniday 2009 un altbaşlığı olarak Yineleyemeyen Yenileyemez vurgusu tercih edilmiş. Bu söylemlerin mahiyeti hakkında bizleri bilgilendirebilirmisiniz? Tabi burada tercih değil de tespit dersek daha uygun olur. Bu tespitin öylesine bir tespit olmadığını söylememe gerek yok. Üniversiteli camiaya yönelik bir buluşma düzenlediğimizin bilincinde olarak üzerinde düşünülmesi gereken kavramları bir üst söylem olarak vurgulamamız önemli. Düşünce dünyasındaki gelişmelere baktığınızda gelenek, gelecek, yenilenmek ve yenilik kavramlarının oynadıkları hayatî rolü görürsünüz. Bu söylemleri, düşünür olmaya aday öğrencilerimizin odaklanmaları gereken konu başlıkları olarak ele almak gerekir. Gelecek inşa edilirken geçmişe bakarak ve de bir çok güzellikleri tekrarlayarak yenilenmeyi başamaktır asıl mesele. Programa iştirak edecek akademisyenler arasında Prof. Dr. Tariq Ramadan ile Prof. Dr. İskender Pala yı görüyoruz. Bir tarafta daha çok Fransa yı çağrıştıran bir isim, diğer taraftan Türkiye den bir isim. Her ikisinin eserlerini göz önünde bulundurduğumuzda, bir yanda Avrupa da İslam diğer yanda Divan Şiiiri. Bu durum bir karmaşıklığı ifade etmiyor mu? Aksine, bir bütünlüğün ifadesi. Tam da Yineleyemeyen Yenileyemez başlığımıza uygun. Bunun için, Divan Şiiri ni, Avrupa da İslam söyleminin içini dolduracak öğelerden biri olarak görmek gerekir. Bakınız, Avrupa da yetişen Müslüman gençlerin önemli sorunlarından birisinin kimlik sorunu olduğu, yapılan tartışmalarda uzlaşma sağlanmış bir meseledir ki, bu sorun üniversite gençliği için de farklı bir düzeyde geçerli olan bir sorundur. Bu noktada akla ilk gelen kavram, yabancılaşmadır. Herkesin sorundan bahsettiği bir yerde biz, bir çözüm formülü olarak geleneğe işaret ediyoruz. Divan Şiiri Türkiye kökenli Müslümanların geleneğinde yer alan somut bir eserdir. Bu alanın üstadı kabul edilen sayın Prof. İskender Pala, geleneğimizdeki bu eserle irtibatımızı tazeleyen bir büyüğümüzdür. Diğer taraftan biz, üzerinde yaşadığımız Avrupa coğrafyasına ve bu coğrafyadaki gelişmelere bigâne kalmış değiliz. Avrupa nın son yirmi yıllık tarihine, ne gibi sorunlar yaşanmıştır diye baktığınızda, biz Müslümanların buradaki varlığından dolayı oluşan gerilimlerinde bu tarihte yer aldığını görürsünüz. Prof. Tariq Ramadan, bu gerilimleri azaltmaya çalışan ve Avrupa daki Müslümanların kimlik oluşumuna kuramsal düzeyde cevap verme çabasını gösteren bir düşünürümüzdür. Ona kulak vermek, bir anlamda kendi sorunlarımıza kulak vermektir. Şair Serdar Tuncer, Grup İncesaz ve Şiirin Sultanları sergisi... Uniday 2007 de olduğu gibi Uniday 2009 da da kültür ve sanat etkinliklerinin ayrı bir yeri var. Programı bir bütün olarak ele aldığımızda hem düşünce dünyasının hemde duygu dünyasının gündeme yansıdığını görüyoruz. Evet, değindiğiniz husus, Uniday programımızın genel taslağıdır. Dortmund daki Uniday 2009 etkinliğimizde de hayatın düşünce ve duygu boyutunu temsil eden eserlere yer vereceğiz. Programa iştirak edecek olan değerli hocalarımız düşünceleriyle ön plana çıkarken, bahsettiğiniz kültürel etkinlikler duygu dünyamıza hitap edecektir. Programımıza iştirak eden akademisyen ve öğrenci kardeşlerimiz, düşünce ve duygu dünyamızı şekillendiren eserlerle tanışma, onları tekrar dinleme imkanı bulacaklar. Ayrıntılı bilgi için MART/MÄRZ

8 gündem Pius Kardeşliği Pius Kardeşliği Cemaati, 2. Vatikan Konsili nin, kiliselerde ibadet dilinin Latince olma zorunluluğunu kaldıran, Latince ibadetin yanı sıra, diğer dillerde de ibadet yapılabileceği kararına (Constitutio De Sacra Liturgia), modernizm ve protestanlaşma gerekçesi ile karşı çıkar. İlhan BİLGÜ Richard Williamson un, Vatikan tarafından aforozunun kaldırılmasının hemen akabinde, Nazi döneminde Yahudilere uygulanan soykırımı (Holocaust) sadece rakamsal olarak değerlendirerek reddetmesi üzerine başlayan tartışmalar, dikkatleri, Pius Kardeşliği olarak tanınan Katolik cemaat üzerine çekti. Tartışmalar, genelde Holocaust un reddedilmesi dolayısıyla, Vatikan-İsrail ve Yahudi cemaatleri arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaştı. Aslında, konunun tarihî arka planına bakıldığında, tartışmalarda, Vatikan içerisinde yüzyılın bidayetinde başlayan modernlik, antimodernlik tartışmalarından kaynaklanan Vatikan içi iktidar mücadelesinin dışa vurumunu görmek mümkün. Papa 16. Benedikt de, bu tartışmalar içerisinde kenarda duran birisi değil.16. Benedikt in, ister Papalık öncesinde olsun, isterse Vatikan da göreve başlağından beri verdiği kararlar, kilise içinde olduğu gibi, kilise dışında da tartışmalara neden oldu. Papa 16. Benedikt son olarak, göreve gelmesini müteakiben 2007 yılında Katolik Kilisesi nde ayinlerin eskiden olduğu gibi Latince olarak yapılmasına izin veren kararıyla, kilise içinde birliğe doğru adım atıyor gibi görünür. 16. Benedikt in bu kararı en çok Pius Kardeşliği cemaatini sevindirir. Nihayet 21 Ocak 2009 tarihinde 16. Benedikt, 1988 yılında aforoz edilen Piskopos Richard Williamson ın Katolik kilisesine geri dönmesine izin verir. Tartışmaları anlayabilmek için Pius Kardeşliği Cemaati nin (Latince: Fraternitas Sacerdotalis Sancti Pii X.) geçmişine de bakmak gerekiyor. Cemaatin ortaya çıkışı ve Pius u önderleri olarak kabul etmesi ise şuurlu bir tercihdir. Zira, önderleri olarak kabul ettikleri Aziz 10. Pius (St. Pius X), Papalığa seçildiği 1903 yılından 1914 yılına kadar, kilise içindeki modernleşme çabalarını özellikle bir Anti-Modernizm Yemini (Sacrorum antistitum) emirnamesi yayınlayarak önlemeye çalışması ile tanınır. Modernizmi, her türlü sapıklığın ve mülhidliğin sentezi olarak değerlendiren 10. Pius, bu arada, Fransız laikliğinin yerleşmesine de sebeb olur. 10. Pius, Vatikan ı İtalya nın bir parçası olarak kabul eden İtalyan Kralı Victor 3. Emmanuel i ziyareti sebebiyle, Fransız Cumhurbaşkanı Émile Combes ü sert bir dille eleştirir. Vatikan ın bu tavrı üzerine, kilise karşıtlığı ile tanınan ve Papa 10. Pius Bloc des gauches (Sol İttifak) lideri olan Fransız Cumhurbaşkanı Émile Combes de, Fransa da laiklik tartışmalarını şiddetlendirir ve nihayet, katı Fransız laikliği son şeklini alır. Fransa da aynı zamanda, katoliklik aleyhi hareketler de kuvvetlenir. Pius Kardeşliği Cemaati, 2. Vatikan Konsili nin, kiliselerde ibadet dilinin Latince olma zorunluluğunu kaldıran, Latince ibadetin yanı sıra, diğer dillerde de ibadet yapılabileceği kararına (Constitutio De Sacra Liturgia), modernizm ve protestanlaşma gerekçesi ile karşı çıkar. Bu kararda, ayinlerde Yahudiler için kullanılan imansız (perfidis) ve impiety (Allah a karşı saygısız) tanımlamalarının kullanılması kaldırılır. Pek çoklarının sandığının aksine, kilisede ibadetlerin Latince veya başka bir dilde yapılması arasında aslında anlam bakımından önemli farklılıklar vardır. Zira, Latince eski metinlerde, yukarıdaki tanımlamaların yanı sıra, Tanrı nın (Hz. İsa) Yahudiler tarafından öldürüldüğüne ve buyüzden lanetlenmeyi hakkettiklerine de vurgu yapılır. Yeni metinlerde ise, sadece bunu yapanlar lanetlenir. 8 IGMG PERSPEKTİF

9 Pius Kardeşliği nin kurucusu Başpiskopos Lefebvre Tartışmalara neden olan Başpiskopos Williamson gündem Pius Kardeşliği ayrıca, Katolik Kilisesi nin Yahudilerle birlikte Müslümanlar ve diğer din mensuplarına karşı olan resmî tutumunu belirleyen ve bu alanda kökten değişiklikler içeren 2. Vatikan Konsili nin, Nostra Aetate (Zamanımızda) kararlarını da reddeder. Kararda, gerçek kurtuluş yolunun İsa nın yolu, bu yolun da temsilciliğini Vatikan ın yaptığına vurgu yapılmasına rağmen, Yahudilik de kurtuluş ve hakka ermek için bir yol olarak kabul edilir. Pius Kardeşliği cemaatı ise bu kararı, Yahudi-Mason komplosu olarak görür ve kilisedeki modernleşmenin en son uzantısı olarak değerlendirir. Konsilin, Nostra Aetate diye bilinen bu kararında, Müslümanlarla olan ilişkilere de atıfda bulunulur. Pius Kardeşliği, yüzyıllar boyu devam eden İslam ve Yahudiler aleyhindeki görüşlerin bir inanç esası olarak devamını ister. Yapılan toplantılarda Müslümanlar, Deccal ın askerleri olarak değerlendirildiği gibi, Peygamber Efendimize (sav), tekrarlanması bile utanç verici iftiralar atmaktan çekinmezler. 2. Vatikan Konsili, Papa 23. Jean tarafından başlatılmış ve Papa 6. Paul tarafından sonuçlandırılmıştır. Hareketin lideri olan Fransız Başpiskopos Marcel Lefebvre, Papa 23. Jean tarafından 1960 yılında 2. Vatikan Konsili hazırlıkları için kurulan komisyona dahil edilir. Ancak Başpiskopos Lefebvre, üyesi olduğu konsilin aldığı kararları, Katolik inancının temeline konulmuş dinamit olarak değerlendirir ve modernlik karşıtlığının önderliğini yapmış olan Aziz 10. Pius un yolunda gittiğini göstermek amacıyla da, 1970 yılında, Pius Kardeşliği Cemaati ni kurar. Başpiskopos Marcel Lefebvre, Konsil kararlarını kabul etmeyeceklerini ve her türlü reformu reddettiklerini 1974 yılında yaptığı şu açıklama ile bir kez daha pekiştirir: Ruhumuz ve kalbimizle Katolik Roma ya bağlıyız. Ama, Roma daki, neo-modernist ve neo-protestan eğilimleri reddediyoruz ve reddececeğiz de. Ki bu eğilimler, 2. Vatikan Konsili nde karara bağlanmıştı. Bizi, hiyerarşimizde en yüksek makam da olsa, 19 yüzyıldır açık bir şekilde formüle edilmiş inancımızdan çevirmeye hiç bir bir otoritenin gücü yetmez. Çünkü, bu liberalizm ve modernizm reformları, bu inancımızı tamamıyla zehirlemiştir. Bu yeni kararlara göre oluşturulan inançlarımız, bir kısmı doğrudan bir sapkınlık değilse de, bir sapkınlık/ilhad (Haerese) ürünüdür ve sapkınlığa götürür. Bu yüzden, basiret sahibi ve sadık hiç bir katolik için bu reformları kabullenmek, her ne suretle olursa olsun kabul edilemez. Katolik Kilisesi ni böylece sert bir şekilde eleştirmeye devam eden Başpiskopos Lefebvre, Papa 6. Paul tarafından şu yöndeki bir konuşması sebebiyle 1976 yılında görevinden azledilir: Roma ile aramızda problemlerimiz olması tarif edilemez bir acı veriyor. Ama, Kutsal Peder (Papa), bizden inancımızdan vazgeçmemizi isteme hakkına sahip değildir. Bunun içindir ki, inancımızdan vazgeçmemeye karar verdik. Vatikan, 1975 yılından beri Pius Kardeşliği Cemaati ni Katolik bir cemaat olarak kabul etmez. Yine de, aradaki farklılıklara ve çatışmalara rağmen Pius Kardeşliği Cemaati ile Papalık arasında arabulucular gidip gelir ve görüşmeler devam eder yılına gelindiğinde ise Başpiskopos Lefebvre, Roma daki Papalık ister onay versin, ister vermesin, kendisinin yerine geçecek birini ve yeni piskoposlar atayacağını açıklar. Başpiskopos Lefebvre a göre Petrus un Roma daki makamı ve diğer görevler deccalın kuvvetleri tarafından işgal edilmiş haldedir. Vatikan, tüm bu olup bitenlere rağmen Başpiskopos Lefebvre ve cemaatini kendi çizgisine çekmek ve 2. Vatikan Konsil kararlarını küçük düşürmemek için çabalar. Yapılan görüşmeler sonunda Başpiskopos Lefebvre, Papa 2. Jean Paul un isteği üzerine, görüşlerinden geri döndüğünü imzalayarak kabullenir. Fakat buna rağmen Başpiskopos Lefebvre, vicdanının kendisini eski görüşünde olmaya zorladığını söyler ve Vatikan ın izni olmadan rahip atamalarına devam eder. Bunun üzerine aforoz edilerek Kilise den de atılır. Pius Kardeşliği Cemaati nin kurucusu olan Başpiskopos Lefebvre ile bu son yazışmaları yapan kişi ise Kardinal Ratzinger, yani, şimdiki Papa 16. Benedikt dir. Başpiskopos Lefebvre nin, Papalığın izni olmadan Piskoposluğa getirdiği isimlerden birisi ise şu andaki tartışmaların ateşlendiricisi Piskopos Richard Williamson dır. Pius Kardeşliği Cemaati ni halen, Başpiskopos Lefebvre tarafından piskoposluğa atanan Başpiskopos Bernard Fellay idare ediyor. Dünya kamuoyu baskısı ile, Holocaust inkarında, tatmin edici olmasa da Vatikan ve Pius Kardeşliği Cemaati ne bir adım attırdı. Ancak, cemaatin, İslam ve Müslüman düşmanlığında ise hâlâ geri bir adım atması söz konusu değil. MART/MÄRZ

10 gündem Gerçeği çarpıtan entegrasyon araştırması Berlin-Enstitüsü göçmenlerin entegrasyon başarısını ölçme maksadıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Kullanılmamış Potansiyeller başlığıyla kamuoyuna sunulan araştırma, göçmenlerin entegrasyonu meselesini çarpıtıyor. Ünal KOYUNCU Almanya da uygulanan göç ve entegrasyon politikaları sosyal demokrat-yeşiller koalisyon hükümetinin 1998 yılında iktidara gelmesiyle birlikte yeni bir aşamaya girdi. Ülkenin göç politikaları tarihinde dönüm noktasını teşkil eden yeni göç yasası bu aşamada kabul edildi. Bir önceki yasal düzenleme yabancılar politikasını belirlerken, yeni kanuni düzenleme bu alanla birlikte göçmenler politikasını da hukuki zemine oturttu. Entegrasyon politikalarının kanunlaşmasıyla birlikte göçmenlerin uyumunu teşvik, devlet politikası olma vasfını kazandı yılında hükümet ortağı olan Hristiyan Demokratlar göç ve entegrasyon politikalarına egemen kanat olarak sembolik düzeyde entegrasyon zirvelerinin icra edilmesini ve ulusal entegrasyon planının taslak haline getirilmesini sağladı. Bu arada entegrasyon kursları ve dil testleri giderek yaygınlaşarak entegrasyon siyasetinde dominant unsur haline geldi. Diğer taraftan, hükümet tarafından üretilen entegrasyon politikalarının başarısını ölçme ihtiyacı hasıl oldu. Yapılan masraf ve icraatların hedefine ulaşıp ulaşmadığı, göçmenlerin uyumunu teşvik edip etmediği sorusunu bilimsel olarak cevaplayan yöntemin eksikliği tespit edildi ki, bugüne kadar, entegrasyon politikalarının başarısını neye göre ölçeceğiz sorusuna, hakkında kamuoyunda uzlaşı sağlanmış bir cevap hala verilmemiştir. Berlin Enstütüsü tarafından yapılan Kullanılmamış Potansiyeller (Berlin Institut für Bevölkerung und Entwicklung: Ungenutzte Potenziale. Zur Lage der Integration in Deutschland.) başlıklı entegrasyon araştırması tamda bu noktada bir boşluğu doldurma iddiasıyla ortaya çıktı. Fakat bu alandaki boşluğu doldurmaktan ziyade göçmenler siyasetinde farklı perpektife sahip kutupların arasını açmaya yaradı. Çokça tartışılan fakat yaşanan sıkıntıları aşmada pekde yapıcı katkıda bulun(a)mayacak olan araştırmada ülkede yaşayan göçmenler bağlamında dikkaki çeken hususlara burada kısaca değinmeye çalışacağız. Araştırmanın içeriği hakkında Araştırmada öncelikle göç kökenlilik (Migrationshintergrund) ve başarılı entegrasyon (erfolgreiche Integration) kavramlarına açıklık getirilmekte, Almanya daki göç tarihine ilişkin bilgiler sunulmaktadır. Ardından, araştırmanın asıl konusu olan göçmenlerin entegre olmuşluk durumunu tespite geçilmektedir. Berlin Enstitüsü araştırmacıları burada, göçmenleri bir bütün olarak değil, gruplara ayırarak ele almaktadır. Göçmenler, geldikleri coğrafi bölge göz önünde bulundurularak sınıflandırılır ki, böylelikle Afrika, Orta Doğu, Uzak Doğu, eski Yugoslavya, Güney Avrupa ve AB-25 grupları olmak üzere toplam sekiz grup arasında kıyas yapma imkanı oluşur. Türkiye kökenliler araştırmada, sayısal çokluktan dolayı ayrı bir kategori olarak yer almaktadır. Bu kategorilendirme yapılırken niçin bu tipte bir gruplandırmaya gidildiği sorusuna tutarlı bir cevap verilmemektedir. Gruplandırma gerekçesinin sadece nüfus yoğunluğu ile ilişkilendirilmesi, özelliklede grupların birbirleriyle kıyaslanması hedefi göz önünde tutulduğunda, yetersizdir. Farklı tarihi koşullar, değişik sosyal şartlar ve kültürel arkaplan nedeniyle birbirinden farklılık arzeden grupların temelde aynıymış gibi bilimsel çerçevede birbiriyle kıyaslanması, özelliklede ülkeyi yöneten siyasilere yanlış reçeteler sunacağından, toplumsal çatışmayı artırıcı katkılarda bulunacaktır. Çalışmanın ikinci önemli ayağı, göçmen grupların Almanya ya entegre olmuşluk derecesini belirlemede yardımcı olan göstergelerdir. Bunlar sırasıyla asimilasyon alanında Alman vatandaşlığı ve çift kültürlü evlilik; eğitim alanında diplomasız kişiler, liseli, yüksek okul-üniversite mezunu ve akademisyenler; iş hayatı alanında işsizlik oranı, işci oranı, genç- 12 IGMG PERSPEKTİF

11 gündem lerde işsizlik oranı, ev hanımı, serbest meslek, kamusal hizmet sektöründe çalışanlar, güven duyulan meslek sahipleri; ve son olarak ekonomik güvence alanında kamu yardımından faydalananlar ile bireysel gelir başlıklarıdır. Bu kategoriye giren kişilerin göçmen gruplar arasındaki oranı, araştırmaya göre, o grubun başarısını veya başarısızlığını göstermektedir. Bunlara ek olarak Alman vatandaşlığı, çiftkültürlü evlilik, yüksek okul-üniversite diplomasına sahip, işsizlik, kamu yardımından faydalananlar başlıkları ayrıca, dinamik faktörler olarak grupların uyum başarısını geleceğe yönelik hesaplama için dinamik göstergeler olarak incelenmektedir. Araştırmada önemli olan diğer husus, 2005 yılı nüfus araştırması (Mikrozensus 2005) verilerinin kullanılmış olmasıdır. Mikrozensus ismiyle tanınan ve Almanya nüfusu hakkında bilgiler sunan genel nüfus araştırması, federal ve eyalet istatistik dairelerinin ülke nüfusu hakkında kapsamlı bilgi toplama maksadıyla yaptıkları araştırmadır. Bu genel araştırma çerçevesinde toplam nüfusun yüzde biri, yani sekizyüz bin kişi üzerinde anket yapılır yılı Mikrozensus araştırmasının özelliği, vatandaşları ilk defa göç kökeni üzerinden ayırmasıdır. Berlin Enstitüsü nün entegrasyon araştırmasında, göç kökenli vatandaşlar hakkında elde edilen Mikrozensus verileri, göçmenlerin geldikleri sekiz bölge kökenine göre incelemeye tabi tutulur. Göçmenlerin entegre olmuşluk derecesini belirlemede yardımcı olan yukarıda değindiğimiz göstergelerin yüzdelik oranları tespit edilir. Yüzdelik oranların tespiti, sayıların kullanılmasını ve bununla birlikte sosyal hayatı etkileyen diğer unsurların göz ardı edilmesini beraberinde getirir. Kıyaslamalardaki tutarsızlık Sayısal metodun kullanılmasında, sosyal araştırma metodları dalında kadim bir sorun teşkil eden kantitatif metodun sosyal problemleri izahta yetersizliği meselesini görmekteyiz. Sosyal araştırma metodu olarak kullanılan araştırma teknikleri temelde ikiye ayrılır. Bunlardan ilki, araştırma nesnesini sayısal verilere dayanarak araştıran kantitatif (nicelik) yöntem; ikincisi, verileri yorumsalcı bir yaklaşımla anlamaya çalışan kalitatif (nitelik) metoddur. Kalitatif yöntemde önemli olan, araştırma nesnesini etkileyen tarih, bağlam ve diğer nesnelerle etkileşim gibi faktörleri hesaba katarak onu anlamaya ve izah etmeye çalışmaktır. Matematiğin sosyal bilimlerde kullanılması anlamına gelen kantitatif yöntemdeyse sosyal nesne sayılara dökülür ki, bu alanın en belirgin örneğini her ülkede var olan istatistik kurumlarının ortaya koyduğu ürünler yansıtır. Bu metodun eleştirilen tarafı, sayılarla açıklanan nesnenin oluşumunda arkaplanda yatan nedenler üzerinde durmamasıdır. Nedenleri izah eksikliğini Kullanılmamış Potansiyeller araştırmasında görmekteyiz. Farklı göçmen grupların bir çok faktöre dayanan entegrasyon çabalarının sayılara indirgenerek birbiriyle kıyaslanması, bir takım tutarsız sonuçlara götürmektedir. Yapılan yanlışlıklara örnek olması açısından son olarak iki noktaya değinebiliriz. Araştırmada entegrasyon başarısını gösteren faktörlar arasında ilk sırada Alman vatandaşlığı oranı yer almaktadır. Bu kategoride birinci sırayı eski Sovyetler Birliği kökenli muhacirler (Aussiedler) alırken sonuncu sırada Güney Avrupa kökenli göçmenler gelmektedir. Halbuki muhacirler yasal olarak zaten Alman vatandaşıdırlar, dolayısıyla entegrasyonda başarılı olmak için Alman vatandaşlığına geçmek gibi bir zorunlulukları yoktur. Buna karşın diğer göçmen gruplarda aksi durum geçerlidir. Onlar, Alman vatandaşlığına başvurmak ve vatandaş olma prosedürüne uymak zorundadırlar. Şimdi burada sorulması gereken soru, farklı hukuki statülere sahip olan grupların birbirleriyle ne kadar kıyaslanabileceğidir. Aynı çelişki, Türkiye kökenli göçmenlerin, kökenleri Avrupa Birliği ülkelerine dayanan gruplarla kıyaslanmasında da geçerlidir. Zira her iki grupta da farklı hukuki şartlar sözkonusudur. Türkiye kökenli göçmenler Alman vatandaşlığına geçişte Türk vatandaşlığını vermekle mükellefken, bu mükellefiyet Avrupa Birliği vatandaşları için söz konusu değildir. Aynı şekilde, araştırmanın tutarsızlığını eğitim alanında yapılan kıyaslarda da görmek mümkündür. Kökenleri Avrupa Birliği ülkelerine dayanan diplomasız, liseli, yüksek okul-üniversite mezunu ve akademisyen göçmenlerin oranı birinci sırada yer alırken Türkiye kökenli göçmenler eğitim alanında son sıradadır. İstatistik verilerinden elde edilen sonuç budur. Fakat istatistiklere yansımayan, araştırmanın gözleme dayanması için araştırmacıların masa başından kalkarak araştırma sahasına girmeleri, Alman eğitim sisteminde varlığı inkar edilmeyen kurumsal ayrımcılığı göz önünde bulundurmaları gerekir. Fakat, araştırmada bu durum söz konusu değildir. Aynı coğrafi zemini paylaşan gruplar arasında toplumsal bütünlüğü sağlamak siyasi ve kamusal bir görevdir. Toplumu inceleyen araştırmalar, bu siyasi görevin sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesinde ortaya koydukları bilgi ile katkıda bulunurlar. Bu katkı, yapıcı olabileceği gibi realiteyi çarpıtan bir yönde de olabilir. Son Berlin-Enstitüsü araştırması göçmenlerin entegrasyon meselesini malesef çarpıtmıştır. MART/MÄRZ

12 gündem Berlin entegrasyon araştırmasının kamuoyu etkileri Araştırmanın sonuçları, Spiegel dergisinde: Her zaman yabancı başlığı ile verilirken, öncelikle Türklerin kaybedenler arasında yer aldığı biçiminde yansıtıldı. Ekrem ŞENOL Yarışma tertip eden bir öğretmen düşünelim. Bunun için beşten onuncu sınıfa kadar sınıflardan birer erkek ve birer kız öğrenci seçsin. Öğretmenin bu yarışmayla, öğrencileri, disiplin, 100 metre koşusu ve İngilizce kelime bilgisi konularında yarıştırmak ve sonunda da not vermek istediğini farzedelim. Öğretmenin, yarışma başlamadan önce, erkeklerin kız öğrencilere oranla, farklı beden yapısına sahip olmaları nedeniyle sporda niçin daha başarılı olacaklarını veya üstsınıflardan öğrencilerin daha küçük olanlara oranla matematik ve ingilizcede niçin daha iyi olacaklarını detaylı bir şekilde açıkladığını düşünelim. Sonunda yarışma başlıyor. Matematik ve ingilizcede onuncu sınıf öğrencilerinin 100 puan, dokuzuncu sınıf öğrencilerinin 90 puan aldığını düşünelim. Sporda ise, kısmen kesişmeler olsa da erkekler, kızlardan daha iyi sonuç alıyorlar. Sıra not verme işlemine geliyor. Sözde adaletli bir sistem geliştirmek adına öğretmen, 1 den altıya kadar yani, pekiyi den, başarısız a kadar bir not sistemi belirliyor. Spor, matematik ve ingilizcedeki başarılarına göre üst sınıflardaki öğrenciler, küçük sınıflardaki öğrencilerden daha iyi notlar alıyorlar. Öğrencilerin notlarını toplayan öğretmen sonra onları üçe bölüyor. Onuncu sınıftan Marco, matematik ve ingilizcede zayıf olmasına rağmen sporda elde ettiği başarıdan dolayı yarışmanın en iyisi oluyor. Beşinci sınıftan yarışmaya katılan küçük Anja ise yarışmanın en kötüsü oluyor. Anja, özellikle 100 metre koşuda en kötü notu almış oluyor. Yarışma bittikten sonra öğretmen yarışmanın sonuçlarını Öğrenci Gazetesi nin redaksiyonuna veriyor. Haber, Öğrenci Gazetesi nin yeni sayısında 5 B sınıfından Anja okulun en kötüsü başlığı ile yayınlanıyor. Gazetedeki haberden dolayı okul hevesi kırılan Anja yı diğer öğrenciler alaya almaya başlıyorlar. Okulda her buldukları yere Anja okulun en kötüsü yazılarını yazıyorlar ki duymayan kalmasın. Çoğu öğretmen de yarışmanın sonuçlarını çok ilginç bulurken, sonuçların ne yapılması gerektiği ve hangi öğrencilerin daha fazla desteklenmesi konusunda yol gösterici olduğunu düşünüyorlar. Anja nın ailesi, okulda kızlarına yönelik oluşan bu 12 IGMG PERSPEKTİF

13 gündem havadan haberdar olduktan sonra öğretmenine şikâyette bulunuyorlar. Öğretmen ise, öğrencilerin farklı şartlar altında yarışmaya katıldıkları konusunda açıklamalarda bulunduğunu, ayrıca temel nedenlerin yarışmanın sonuçlarına yansımadığını belirterek, son tahlilde bunun, belli bir anı gösteren istatistik bir değerlendirme olduğunu söyleyerek kendisini savunuyor. Saçma ve imkânsız olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Bundan birkaç hafta önce Almanya da yaşananın bundan farklı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Berlin Toplum ve Gelişim Enstitüsü nün yirmi gösterge ile hangi göçmen grubunun en iyi entegre olduğunu tespit etmeye çalıştığı araştırmadan bahsediyoruz. Entegre derecesini ölçmek için, örneğin, kanun yolu ile Alman vatandaşlığını alan muhacirler ile Türkler ve diğer göçmen gruplar karşılaştırılırken, muhacirler en iyi notu, Türkler daha kötü not aldılar. Farklı şartlar altında bulunmaları nedeniyle doğrudan karşılaştırmaya uygun olmayan daha birçok gösterge değerlendirildi, toplandı ve diğer göstergeler ile sayısal olarak bölündü. Araştırmanın sonuçları ise Spiegel dergisinin 5/2009 baskısının 32. sayfasında Her zaman yabancı başlığı ile verilirken, öncelikle Türklerin kaybedenler arasında yer aldığı biçiminde yansıtıldı. Ondan birkaç gün önce ( ) Spiegel Online da Türkler açık ara farkla en kötü entegre olanlar arasında başlığıyla yayınlanmıştı. Sonrasında ise tüm basının benzer söylemleri devam ettirdiğini biliyoruz. Örneğin Die Welt gazetesi ( ) Türkler niçin entegrasyona yanaşmıyor başlığı ile çıkarken, FAZ da araştırma sonuçlarını En büyük açık Türklerde başlığıyla verdi. Devam eden günlerde İslam bilimciler ve göçmen organizasyonları, araştırmanın noksanlarını dile getiren açıklamalarda bulundular. Alman basınında ise, gelen tepkilere (Süddeutsche Zeitung ) şaşırıldığını belirten yazılar yayınlandı. Frankfurter Rundschau gazetesi Türkler kendilerini savuyor başlığını atarken, Berlin Enstitüsü de araştırmasını savundu ve araştırmanın sonuçlarının sadece küçük bir değerlendirme olduğunu, değerlendirme sonuçlarında, muhtemel sebeplerin yer almadığını açıkladı. Tüm bunlar bir yana, araştırma sonuçları Alman kamuoyunu Türkler aleyhine olacak şekilde günlerce meşgul etti. Her seviyeden politikacı bir şeyler söyledi: Angela Merkel den tutun da, partilerin ilçe başkan yardımcılarına kadar hepsi, araştırmanın sonuçlarını ilginç ve bilgilendirici bulduklarını açıkladılar. Bu hikayenin anlamı kendisini en açık şekilde, beşinci sınıf öğrencisi küçük Anja örneğinde ele veriyor. Eşit olmayan şartların, eşit olmayan sonuçlara neden olacağı baştan bilinmesine rağmen, küçük Anja haksız yere kaybeden olarak kamuoyuna ilan ediliyor. Örneğimiz entegrasyon ülkesi olan Almanya nın, ne durumda olduğunu gösteriyor. Göçmenler, her fırsatta kaybeden, entegrasyona isteksiz veya kötü entegre oluyorlar şeklinde lanse ediliyor. Bu tür yargılar, sözde araştırmalara veya hatta şahsî fikirlere bile dayandırılabiliyor. Sonra önemli konularda susulmaması gerekir denerek, kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak, buna benzer açık seçik karalamaların, göçmenler üzerinde ne tür etkilerinin olduğu hiçbir zaman dikkate alınmıyor. Küçük Anja nın durumunun entegrasyon araştırmasının sözüm ona kaybedenlerine Türklere uyarlanması bu noktada hiç de gerekli değil. Açıkça yapılan karalamaların, Türkler üzerindeki etkileri düşünmek gerekiyor: Türkler, motivasyonlarını kaybediyorlar. Almanya nın ise, bunu kaldırıp kaldıramayacağı iyi düşünülmeli. Önemli toplumsal konuların konuşulma ve gündeme getirilme gerekliliği tabiî ki tartışılmaz. Özellikle de sorunlar, nereden kaynaklanıyorsa, bunun sebebleri tartışılmalıdır. Ancak, bu tartışma yapılırken, objektiflik, doğruluk ve samimiyet gibi özellikler olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Berlin Enstitüsü nün yaptığı Araştırma dan genel sonuçlar çıkarmanın uygun olmadığı gün gibi açık. Zira tek tek göstergeler, sadece bir an ile ilgili bilgi verebiliyor. Bu anlamda medya bunu yapamasa da sorumlu politikacılar, böylesine hassas bir konuda en azından kendilerini geri çekebilmeyi bilmeliydi. Ama ne yazık ki, politikacılar da, küçük Anja nın okul arkadaşları gibi duvarlara bir şeyler yazmayı tercih ettiler. MART/MÄRZ

14 gündem Müslümanların topluma entegrasyonu Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı, birlik ülkelerinde yaşayan Müslümanların yerel düzeyde toplumsal uyumu ve gerekli ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik bir rapor hazırladı. Raporda, Avrupa ülkelerine gelmekte olan göçmenlerle, ırkçılık, yabancı ve İslam düşmanlığının yakından ilişkili olduğu, göç varolduğu sürece de bu sorunların devam edeceği belirtiliyor. Bedrettin KESKİN Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı, birlik ülkelerinde yaşayan Müslümanların yerel düzeyde toplumsal uyumu ve gerekli ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik bir rapor hazırladı. Raporda, Avrupa ülkelerine gelmekte olan göçmenlerle, ırkçılık, yabancı ve İslam düşmanlığının yakından ilişkili olduğu, göçvar olduğu sürece de bu sorunların devam edeceği belirtiliyor. Özellikle Müslümanlar söz konusu olduğunda ırkçılığın daha da belirginleştiği belirtilen raporda, Müslüman topluluklara ve genelde diğer tüm göçmenlere karşı yerel toplumun da bakış açısının değişmesinin, sorunları en aza indireceği ve uygulamaların amacına ulaşmasını çabuklaştıracağı belirtiliyor. Rapor; Avrupa Birliği nin Temel Haklar Ajansı nın (FRA) 1, Yerel Girişim Örnekleri (LCN) çalışması ile kentlerin iyi örneklerinin yaygınlaştırılması ve bir dizi sorunun üstesinden gelinmesi amacıyla hazırlanmış bulunuyor. LCN, FRA, Bölgeler Komitesi ve Aarhus (DK), Antwerp (BE), Bradford (UK), Genk (BE), Mannheim (DE), Nantes (FR), Sheffield (UK), Rotterdam (NL) ve Turin (I) kentlerinden temsilcileri bir araya getirerek, ırkçılık ve ayrımcılığın yanı sıra, Müslüman topluluklara has özel konuların ele alınmasında, siyasal diyaloğu ve yerel idarelerin toplumsal uyum için yaptığı çalışmalarda, topluluk temsilcileri ile karşılıklı görüş alış verişinin nasıl sağlanacağına dair örnekler sunuyor. Ayrıca, LCN nin çalışmaları, yerel düzeyde Müslüman topluluklara yönelik eşitlik ve hoşgörünün teşvik edilmesini amaçlayan uygulamadaki tedbirleri araştıran ve Kasım 2001 de İslami Toplulukların Beş Avrupa Kentindeki Durumu raporunun yayımlanmasıyla sonuçlanan, Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi nin (EUMC) önceki bir çalışmasını izliyor. Irkçılıkla mücadele ve yabancı düşmanlığı, Müslüman ve diğer toplulukların Avrupa ya doğru göçü ile doğrudan ilgilidir. Diğer birçok unsurun yanında yabancı düşmanlığı ve ırkçılık da bir yandan göçle beslenmekte, göçle Avrupa ya gelen nüfusun en ciddî karşılaştığı sorunların başında ırkçılık geliyor. Dolayısıyla çalışmaların çoğu da, toplumsal entegrasyona odaklanıyor. Entegrasyon gerçekleşmeden hem göçmenler, hem de, yerliler, toplumsal barış içinde olamaz. Dolayısıyla, bireysel ve toplumsal gelişme/kalkınma gerçekleşemez. Göç, bundan dolayı günümüzde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ciddî anlamda tartışma konusu oluyor. Özellikle Müslüman unsurlar söz konusu olduğunda, konu, üzerinde daha büyük bir ciddiyetle eğilmeyi zorunlu kılıyor. Bu durum, göç olayının insanlığın kendisi kadar eski olmasının yanında, göçün insan hayatının hemen hemen tüm unsurlarını etkilemesi nedeniyle de böyledir. Müslüman toplum, Avrupa ülkelerinde hem nitelik hem de nicelik olarak genişleyip büyüyor. Bundan dolayı, yakın gelecekte göç ve Müslümanlık ilişkisinin daha fazla araştırmaya konu olması kaçınılmaz görülüyor. Bu yazımızda, Müslüman toplumlar üzerinde yapılan yukarıda bahse konu olan rapor hakkında genel ve özet 14 IGMG PERSPEKTİF

15 gündem bir değerlendirme yapacağız. Değerlendirmemizle, raporun daha iyi/kaliteli ve katılımcı bir şekilde ortaya konulma imkânı araştırılacak, yalnızca raporun eksikliklerinin ortaya konulması değil, alternatif yaklaşım arayışına katkı sağlanmasını da hedefliyoruz. Ayrıca, değerlendirmeler, yol göstericilik yaklaşımı içinde ve iyi niyetle yapılırsa, çalışmalara/rapora sayısız katkı ve fayda sağlanacak, aynı şekilde bu tarz değerlendirmelerle raporun katılımcılık imkânı araştırılmış olacaktır. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajans ının yerel düzeyin önemine vurgu yapan, Müslüman toplulukların karşılaştıkları sorunlar, bu toplulukların sosyal entegrasyonları ve yalıtımları/yabancılaşmaları temelinde yaklaşılarak oluşturduğu yerel girişim örnekleri bu metne konu olmuş bulunuyor. Ayrıca raporda, sadece Müslüman toplulukların konu edilmesi, Müslümanlar üzerinde özel bir dikkat ve spesifik bir dizi politika gerektirmediği ifade edilmiş olup, sadece Müslüman toplulukların daha geniş kapsamlı bütünleşme, eşitlik, sosyal uyum gereksinimlerinin olduğu ifade edililiyor. Raporun hazırlanmasında, Müslüman grupların temsilcilerinin katkılarının alınması ve katılımlarının sağlanması, çalışmada da bahse konu olan temsil ve katılma eksikliğini gidermeye yardımcı olabilirdi. Hizmet sunanların, hizmet alanlarla otaklık kurması çalışmaların amacına hizmet etmesi için gereklidir. Çalışma yapılırken, tüm çabalara rağmen, güven ortamına ihtiyaç olduğu belirtilerek, önyargıların varlığı yanında, etnik ve dinî ayrımcılığın da birlikte var oldukları beyan ediliyor. Bu amaçla, yerel makamların hesap verebilirliği, istihdamı arttırma, eğitim ile ilgili politika seçenekleri, diyalog, katılım ve uygulama politikalarının izlenmesi şeklinde ifade bulan politika araçlarından bahsediliyor. Bu amaçla; ölçülebilir hedefler, net zaman çizelgeleri, sorumluk paylaşımının önemi ve uygulamaların izlenmesi, değerlendirilmesi ve iyi uygulamaların örneklik teşkil etmesi üzerinde duruluyor. Raporda, daha çok değişik birçok kentin farklı toplulukları ve bireyleri açısından iyi uygulama örnekleri işleniyor. Müslüman toplulukların tek düze bir mantıkla değerlendirilmesinden kaçınılması, raporun olumlu bir yönü. Müslüman toplulukların, İslami köklerine rağmen, çok çeşitli ve değişken özelikler arz ettiği bir gerçektir. Bu anlamda çeşitlilik içinde çeşitlilik ilkesinin benimsenmesi son derece isabetli olmuş durumda. Esas sorun, bu gerçeğin ifadesinden ziyade, bu ilkenin nasıl uygulamaya geçirileceği sorunudur. Yine, yerel birimlerin, Müslüman toplulukların sosyal bütünleşmesi ilkesi yerine, bu birimlerin kent sakinlerinin ihtiyaçlarına odaklanması ve hizmet odaklı yaklaşımları, gerçekçi ve ileri bir aşamayı ifade ediyor. Rapor, günümüzde toplumsal uyumun olması için gerekli olan kavramlar ve ilkeler temelinde hazırlanmış, kısa ve özlü bir rapor olmakla birlikte, içeriğinin raporun başlığı olan Müslüman Toplumların İhtiyaçlarının Ele Alınması yaklaşımı ile tam uyumlu olduğunu ifade etmek çok da kolay değil. Çalışmada, Müslüman toplulukların ihtiyaçlarının ne olduğu ve bu ihtiyaçların tam olarak hangi kişi, kurum ya da kuruluş/lar tarafından tespit edildiği açık değil. Bu durum, daha çok ajansın kendi yaklaşımları eksenli ifadelendiriliyor. Raporun hazırlanmasında, Müslüman grupların temsilcilerinin katkılarının alınması ve katılımlarının sağlanması, çalışmada da bahse konu olan temsil ve katılma eksikliğini gidermeye yardımcı olabilirdi. Hizmet sunanların, hizmet alanlarla otaklık kurması çalışmaların amacına hizmet etmesi için gereklidir. Demokratik temsil sistemini, sorunlu bir duruma sokan temsil edilmeme, bu grupların çalışmaya doğrudan katılımları ile bertaraf edilebilirdi. Bu yönü ile Müslüman topluluklara rağmen ve Müslüman topluluklarının kendi temsilcilerinin katkısı olmadan, dışarıdan ve yabancı larla yapılan çalışmaların bu kesimi temsil etmesi beklenemez. Yetersiz temsil ilişkisi de sürdürülebilir görünmüyor. Raporda, toplulukların farklı deneyimlerinin tek tipçi model oluşturabilme kaygısı, metinde çalışmaların net, ölçülebilir ve belli standartlara ulaşmasını engelliyor. Dolayısıyla, oluşturulacak standardın gerekliliği, uygulamalar açısından da zorunludur. Muğlâk ifade ve uygulamalar, iyi örneklerin alınmasını zorlaştırır. Her kentin sosyal yapı ve oluşumunun farklı olması, farklı politikalarının uygulanmasını zorunlu kılarken, diğer yandan, belli ilke ve standartlar çerçevesinde yapılacak uygulamaların da varlığını anlamsız/geçersiz kılabilme riskine sahiptir. Yine raporda, hizmet ve çalışmalar, daha çok sivil toplum merkezli ele alınıyor. Oysa sivil toplumun, toplumsal katılımda ve politika uygulamalarında önemi yadsınmamakla birlikte, yerel kamusal sorumlulukların da gözden kaçırılmaması şarttır. Raporda, demokratik katılımın sağlanması için yerel kamusal birimlere düşen belli sorumluluk ve zorunlulukların ifade edilmesi gerekirdi. Çünkü, kamu desteği olmadan sivil toplumun sosyal entegrasyonu, ya da, beklenen kamusal/toplumsal hizmetleri tek başlarına sağlamada, bu birimlerin başarılı olması beklenmemeli. Avrupa kentlerinin bir kısmında belirtilen iyi örnekler, MART/MÄRZ

16 gündem daha çok teorik düzlemde ifade ediliyorr. Oysa, yapılan hizmetler ve kurulan ortaklıklar, uygulama sonuçları ile izlenebilmiş olsaydı, raporda bahse konu olan hizmetlerin performansları daha iyi görülmüş olurdu. Bunun yanında, kentsel hizmetler, diğer kentlere model olurken, diğer yandan bu hizmetlerin ve kentlerin performans ölçümlerinin yapılması ile, uygulama örneklerinin daha iyi ele alınması ve değerlendirilmesi sağlanmış olurdu. Aksi takdirde, performansı yapılmadan ortaya konulan çalışmanın yaygınlaştırılması daha iyi bir örneğin ortaya çıkmasını engelleyebilir. Modeli bir bütün olarak almak yerine, modeli daha iyi işleyen yönleri ile değerlendirmek, hizmetlerde gerçek amaca ulaşmayı zorlaştırır. Bunundan dolayı, hizmetlerin iyi bir performans çalışması ile değerlendirilmesi gerekir. Performans değerlendirilmesi ile yerel birimlerden vatandaşlara kadar, tüm katılımcıların memnuniyet derecelerinin irdelenmesi sağlanabilir. Bu aşamada iyi bir örnek modelinin ortaya konulma kriterleri açık ve şeffaf bir şekilde belirlenmiş olur. Diğer yerel birimlere, iyi örnek oluşturması ve raporun iyi bir yol göstermesi için, çalışmanın kapsamlı yapılması gerekirdi. Zira raporda, kentlerin iyi örnekleri kısa ve basit bir şekilde ifade ediliyor. Raporun avantajlı yönleri kadar, dezavantajlı yönleri, zayıf ve güçlü yönleri de birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca raporla, iyi uygulamalar yanında, uygulamalardaki olumsuzlukların belirlenmesi, hem otokontrolü sağlar hem de, bize, verimli olmayan örneklerin uygulanıp tekrar tecrübe edilmesini engelleyen potansiyeli verir. Bu yolla kaynak ve zaman israfı önlenmiş olur. Bu, hem, iyi uygulamalar sürdürülürken ortaya çıkan olumsuzluları gün yüzüne çıkarma, hem de, diğer olumsuzluk oluşturacak örneklerin ifade edilmesi açısından ortaya konulması gereken durumdur. Aksi takdirde iyi uygulama ile kötü uygulama arasında bir sınır çizilmemiş olur. Başarılı olamayan uygulamaların başarı olanların yanında, birlikte teşhir edilmesi başarılı uygulamaların da önünü açacaktır. Dolayısıyla, Müslüman toplumların ihtiyaçları kendileri dışında başka kişi ya da örgütlerle tespit edilmesi, yerel toplulukların ihtiyaçlarının tam olarak ortaya çıkmasını perdeleme ihtimaline sahiptir. Bu anlamda, yerel kuruluşların ve yerelde meskûn bireylerin /STK ların/ yerel toplulukların görüşlerinin alınması yerel ihtiyaçların gerçekçi bir şekilde ortaya konulması ve bu amaçlı politikaların da doğru bir şekilde belirlenip uygulanması açısından zorunluluk arz ediyor. Doğal olarak, raporun hazırlanmasında Müslüman topluluk temsilcilerinin de yer alması, bahse konu olan sorunların aşılması için gereklidir. Bu anlamı ile de, yerel birimlerin kentsel uygulamalarının iyi örnekleri ile ifade bulması, rol model ve iyi örneğin yaygınlaştırılması gibi, ilke ve amaçlara hizmet edebilme imkanına sahiptir. Bu hizmet alanlarının tespit ve uygulama şeklinin nasıl olacağı, ya da, nasıl algılandığı ile ilgili, özellikle Müslüman toplulukların temsilcileri konumunda olan sivil toplumla paylaşacağı hizmet alanlarının ve ortaklık derecesinin tespit edilmesi daha uygun olurdu. Bu amaca hizmet eden anlayışla, sorunun yerelinde ve kaynağında tespit edilme imkânı elde edilmiş olur. Dolayısıyla sorun bu yolla hem gerçekçi tespit edilebilir hem de sorunun çözümü kolaylaşır. Sonuç olarak; özelde Müslüman topluluklara genelde diğer tüm göçmenlere bakış açısının değişmesi, sorunları en aza indirecek ve uygulamaların amacına ulaşmasını çabuklaştıracaktır. Artık, Müslüman toplulukların yabancı değil, yerli; göçmen değil, yerleşik; kiracı değil, sahip olduğu gerçeğinden hareket edilmesi, sorun alanlarının birçoğunun ortadan kalkmasına hizmet edecektir. Bu da, temel olarak bakış açısının değişmesi ve Müslüman topluluklara yaklaşımın insanî temele doğru evrilmesi ile mümkündür. Bu konuda en fazla görev ve sorumluluk en başta kamu görevlilerine düşmektedir. Müslüman topluluklar da bu konuda gerekli çabaya katılımı sağlamada tereddüt göstermeyecektir. 1 Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (FRA), Avrupa Birliği nin 15 Şubat 2007 tarih ve 168/2007 numaralı Konsey Tüzüğüyle (AT) kurulmuş bir organıdır. Merkezi Viyana da olup, Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi ne (EUMC) dayalı olarak yapılandırılmaktadır. FRA görevlerini bağımsız olarak yürütmektedir. Avrupa Konseyi başta olmak üzere, diğer ulusal ve uluslararası kuruluş ve örgütlerle işbirliği yapmaktadır. A,jansın görevi daha çok topluluk üyesi ülkelere topluluk hukukunun uygulanmasında rapor hazırlamak ve tavsiye niteliğinde çalışma yapmaktır. Rapor hazırlayarak, bilgi toplayarak ve verileri analiz ederek, sivil ağlarla ortaklıklar kurarak temel haklara yardımcı olunmakta ve uzmanlık sağlamaktadır. Tematik çalışmaları ise ırkçılıkla ve yabancı düşmanlığıyla mücadeledir. 16 IGMG PERSPEKTİF

17 islam ve hayat Kök-Değerler in dirilticisi: Hz. İbrahim (as) Kur an da, Hz. İbrahim ise bir nevi merkeze oturtularak, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed öncesi kök-değerler in temsilcisi, yaşayanı ve yaşatanı olarak sunulur. Taceddin ŞİMŞEK İbrahim in Haberi ni de anlatıp oku:... (Şuara Suresi, [26:69-83]) Kur an a bakıldığında şunu çok rahatlıkla görebiliriz; Hz. İbrahim öncesi Onlara peygamberlerin hayatları Hz. Nuh hariç detaylı olarak anlatılmaz, sadece isimleri anılır. Adem kıssası insanlığın yaratılış kıssasıdır. Bizlere insanoğlunun hangi özelliklerde, yeteneklerde yaratıldığının ipuçlarını verir. Adem kıssasında da bir çok kök-değer gündeme getirilir: Adem ve eşi işledikleri hata karşısında tevbe edip Allah a sığınmışlardır. Azgınlık göstermemiş, Allah ın yol göstericiliğine kulak vermiş ve bağışlananlardan olmuşlardır. İşte insanın kendini müstağni (kendini yeterli görmek, tanrılaşmaya yeltenmek; Alak Suresi, [96:6-7]) görmeyerek azgınlaşmaktan uzak kalmaya çalışması bir kök-değer dir. Kök-değerler in tarihî sıralama gözönünde bulundurulduğunda, etraflıca verildiği kıssa Hz. Nuh un kıssasıdır. Hz. İbrahim ise bir nevi merkeze oturtularak, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed öncesi kök-değerler in temsilcisi, yaşayanı ve yaşatanı olarak sunulur. Dahası onun üzerinden Yahudi ve Hıristiyanlara bir çağrı yapılır: Aranızdaki üstünlük, kurtulmuşluk kavgalarını bırakın, İbrahim in hanif (doğruya yönelmiş) yoluna, kök-değerler in içselleştirildiği, yaşandığı yola dönün! Kur an ın deyişiyle İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan idi, o Allah a yönelen, O na içten bağlı olan (muhlis), ahiret yurdunu düşünen, basiret sahibi, Rabb inin nimetlerine şükreden hanif bir Muslim; Allah ile olan irtibatını köklü ve sürekli kılan, alemlerin Rabb ine teslim olmuş birisiydi. Kısacası o güzel bir örnek (usvetun hasene) ve bir önder idi. Peki nedir, Hz. İbrahim in insanlığın gündemine taşıdığı, dirilttiği bu kök-değerler? Bu kök-değerler; tevhid, Aranızdaki üstünlük, kurtulmuşluk kavgalarını bırakın, İbrahim in hanif (doğruya yönelmiş) yoluna, kök-değerler in içselleştirildiği, yaşandığı yola dönün! MART/MÄRZ

18 islam ve hayat namaz, infak (paylaşmak; sadaka, zekat vs.) ve hac dır. Aslında bütün diğer değerler tevhid esasından mütevelliddirler. Kısacası hayat İman ve Salih Amel (ıslah eden eylemler) gibi iki kök-değer üzerine kurulmalıdır. Allah ın insanlara unuttuklarını, fıtratlarını bozup ve sonucunda azgınlaşarak ilk etapta kendilerine, akabinde çevrelerine zulmetmeye başladıklarını hatırlatmak (zikr) için gelen bütün Resullerin, Nebilerin insanları çağırdıkları bu iki kök-değer olmuştur. İnsan ile Allah arasına sokulan putları kırmaya çalışandır İbrahim Hz. İbrahim sonuçta bir put kırıcıdır. Ancak bu put kırıcılığı taştan vs. yapılmış bir kaç putu kırmak olarak anlarsak Hz. İbrahim e büyük haksızlık yapmış oluruz. Allah ın yarattığı eserlere bakarak, O nun varlığını vicdanlarımızda hissedebileceğimizin örnekliğini vermiştir o. İbrahimî okuyuş olarak adlandırabileceğimiz tarzda bütün dikkatleri nesnelerden, o nesnelerin yaratıcısına, Allah a çekmiştir. Hz. İbrahim vermiş olduğu ay, yıldız ve güneş örnekleri üzerinden, bu mu/bunlar mı benim Rabbim? şeklinde, soru tarzıyla insanları düşünmeye sevketmiş ve böylece bütün dikkatleri bu nesnelerin yaratıcısı olan Allah a yöneltmiştir. Şükreden (Şakir) ile müşrik arasındaki fark işte burada ortaya çıkmaktadır. Şükreden kişi bizatihi nesnelere yönelmeyip, nesnelerin yaratıcısını gören kişidir. Müşrik ise nesnelerin yaratıcısını göremeyip nesnelere yönelen, onları tanrılaştıran kişidir. Bunların tahtadan, taştan, betondan vs. olması hiç önemli değildir. Halbuki nesneler birer işarettir, insanı Allah a götüren, yönelten göstergeler. Tıpkı Allah ın sözlü ayetleri (işaret, gösterge) gibi. Putlar sadece insanların birer isimlendirmelerinden ibarettirler. Yani sanaldırlar, onların hiç bir gerçekliği (Necm Suresi, [53:23]) (hakikat) yoktur. İbrahim in yolunu takip eden kişi Allah ın bütün mevcudatın varlık kaynağı olduğunu görendir, bilendir. Varlık alanına çıkmış her varlık O nun sürekli yaratmasıyla, yaratılmışların hayatlarını devam ettirebilmelerinin bütün gereklerini ortaya çıkarmasıyla hayatiyetini sürdürür. Allah olmazsa hiçbir şeyin ol(a)mayacağının bilincidir bu. Herşey O nundur, bütün kainat O na aittir. O nun kun emriyle yarattığı kainatın O nun sürekli ilgisi olmadan çökeceğini, yok olacağını unutmayalım. Herşeyin O na ihtiyacı vardır, O nun ise hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O varlığı ve birliği ile bölünmez bir bütündür (Samed). O, saf gerçek, mutlak hakikat, mutlak kemâl ve mutlak iyidir. O nun ne bir zıddı ve ne de bir benzeri vardır. O sebepsiz olarak vardır ve bunun için zorunlu Varlık tır (Vacib ul Vücûd). Böylece her varlığın mutlak sebebidir. Allah ın kendisi Hayy olduğu gibi hayatı yaratan da O dur. Bütün nimetleri bahşeden O dur. İnsandan istenilen ise Yaratıcı ve Rabb olarak Allah ı kabul etmesi, Tevhid ve Salih Amel ile hayatını anlamlandırma uğraşısı içerisinde olma gayretidir. İşte Hz. İbrahim in insanlara anlatmak istediği budur. Allah ı unutarak, araya putları koyarak dünyevileşmeyin, O nunla olan irtibatınızı koparmayın. Nisbetli Tevhid in ve Hanif liğin öncüsü Hz. İbrahim in en kök değeri La ilahe illah dır bir kişilik (ubudiyyet) ile bu dünya hayatınızı anlamlı kılma çabası içerisinde olun. Alemlerin yaratıcısı olarak Allah ı bilen, kavrayan insan O nun aynı zamanda alemlerin Rabbi olduğunu da görür. Hz.İbrahim in Şuara Suresi nde belittiği gibi: İnsanı yaratan, ona hidayet veren (yol gösteren) O dur. Ona yediren ve içiren, hastalandığında şifa verecek olan O dur. Onu öldürecek ve sonra diriltecek olan da O dur. Yani dönüş şüphesiz Rabb edir (Alak Suresi, [96:8]). Din günü (yevm ed-dîn, Fatiha Suresi [1:3]) hatalarımı bağışlayacağını ummakta olduğum da O dur (Şuara Suresi, [26:69-83]) Paylaşım ahlakı ile dünyevîleşmenin önüne geçendir İbrahim Günümüz dünyasının en büyük sorununun paylaşım 18 IGMG PERSPEKTİF

19 islam ve hayat Allah yeryüzüne rızkı potansiyel olarak indirmektedir. Bizlerden ise adil bir şekilde paylaşmamızı istemektedir. Malın sadece zenginler arasında dolaştırılan bir şey olmasını menediyor. Allah ın bizlere emridir infak, yani paylaşmak. Hz. İbrahim bu yönüyle de bilinmez mi? Halil İbrahim sofrası deyimi vardır. O, yolda kalmışlara, misafirlere, ihtiyaç sahiplerine kol kanat gerendir. Büyük bir ihtimalle Hz. İbrahim ne Arab, ne de İbranî idi. Seçilmişlik kan bağından kaynaklanmaz, bilakis değerlerden neşet eder. olduğunun farkındamıyız! Allah yeryüzüne rızkı potansiyel olarak indirmektedir. Bizlerden ise adil bir şekilde paylaşmamızı istemektedir. Malın sadece zenginler arasında dolaştırılan bir şey olmasını Allah menediyor (Haşr Suresi, [59:7]). Allah ın bizlere emridir infak, yani paylaşmak (Hadid Suresi, [57:7]). Hz. İbrahim bu yönüyle de bilinmez mi? Halil İbrahim sofrası deyimi vardır. O, yolda kalmışlara, misafirlere, ihtiyaç sahiplerine kol kanat gerendir. O, mal (ekonomik güç) ve oğullarla (siyasi güç) övünen ve bunların insanı kurtaracağını düşünen biri değildir. İbrahim, karşıtlarını Allah ı bırakıp dünya hayatında aralarında sevgi bağı olarak putları kabul eden, böylece nesnelere yönelerek dünyevîleşmeyi asıl haline getiren kişiler olarak yerer (Ankebût Suresi, [29:25]). Sad Suresi nde Hz. Peygamber e ve dolayısıyla bizlere, güç ve basiret sahibi olan kullara; İbrahim, İshâk ve Ya kûb un hatırlatılması belirtildikten sonra, Allah ın onları asıl yurdu (Ahiret) düşünen ve içten bağlı (ihlas) kişiler kıldığından ve onların iyilerden (hayr) olduklarından bahsedilir (Sad Suresi, [38:45-49]). Burada da üç kök-değer e değinildiğini görüyoruz. Asıl olanın ahiret yurdunu düşünerek, içten bağlı olarak ve hayır üzere bulunmaya çalışarak bu dünya hayatının yaşanması olduğuna. Yapılması gerekenin yeryüzündeki nimetler karşısında onları Vareden e şükrederek, onları paylaşarak, adaleti sağlamaya çalışarak, ihtiras peşinde koşmayarak, zulümden uzak durarak bu dünya hayatımızı anlamlı kılmak olduğunu unutmayalım. Ve bizleri kurtaracak (felah) olan da bu ıslah edici eylemler olacaktır. Kendini kök-değerler için, onların yaşatılması için adamak: Kurban Hz. İbrahim in oğlunu boğazlama girişimini nasıl anlamamız gerekir? Kur an da Allah ın İbrahim den oğlunu kesmesini istemesini (emr) göremiyoruz. İbrahim in oğlunu rüyasında boğazladığını gördüğünü, durumu oğluna açtığında oğlunun bunu bir emr olarak algılayıp teslimiyet gösterdiğinden bahseder Kur an. İbrahim en çok sevdiği varlığı kurban etmek isteyerek rüyayı gerçekleştirmiştir. Bir insanın boğazlanması sözkonusu olmadığından ona fidye olarak büyük bir zibh in verildiği belirtilir Saffat Suresi nde ( [37: ]). Kur an ın tabiriyle Hz. İbrahim ve oğlu bu apaçık imtihanı başarı ile vermişlerdir. Hayvan boğazlama bu olayı hatırlatan bir semboldür (mensek) (Hac Suresi [22:34-38]). Her yıl Kurban Bayramı ile, hayvan boğazlanarak bu olay yâd edilir. Şimdi Hac Suresi nde de belirtildiği üzere (Hac Suresi, [22:37]) bu hayvanların etleri ve kanları Allah a ulaşmadığına göre ulaşanın bizim takvamız olduğuna göre fidye olarak verilen büyük bir zibh den ne anlamamız gerekir? Kurban edilen şeylerin büyüklüğüne göre insanın değeri Allah katında artar. Alak Suresi nin son ayetinde (Alak Suresi, [96:19]) belirtildiği insan secde ederek, Rabb in sözlü ve kevnî ayetlerine kulak vererek O na yakınlaşır (karebe-kurban). İnsanın kendini kök-değerler için adaması (fidye), onların yaşatılması için her türlü çabayı verdikten sonra, canını verme noktasında bu değerlerin yaşayacağını görüp, verilecek en son şey olan canı feda etmesi değil midir büyük bir zibh? İbrahim kıssasında anlatılanlar, gündeme getirilenler tabii ki, bunlarla sınırlı değildir. Bu yazıda asıllara işaretle yetinilmiştir. Vahyin, Hz. İbrahim i Nuzul Vasatı nda gündeme getirme tarzında kavmî kökenin değil de değerlerin belirleyici olması gerektiğine göndermede bulunduğunu da söyleyebiliriz. Büyük bir ihtimalle Hz. İbrahim ne Arab, ne de İbranî idi. Seçilmişlik kan bağından kaynaklanmaz, bilakis değerlerden neşet eder. MART/MÄRZ

20 islam ve hayat Hz. Muhammed in (sav) hayatını bilmek Önderimiz, Peygamberimiz ve yol göstericimiz Hz. Muhammed in (sav) hayatı ise tüm detayları ile önümüzdedir. En başta, O nun ahlakının kâmil bir manasını içeren Kuran an-ı Kerim ile birlikte, O nun hayatının her şeyini beyan eden hadisleri ortadadır. Osman PAKÖZ Arapça olan siret kelimesinin çoğulu siyer dir. İnsanın gittiği yol, ortaya koyduğu tavır ve hal anlamlarında kullanılan bu kelime Hz. Peygamber in (sav) hayatını anlatan eserlere de isim olmuştur. Siyer denilince akla O nun hayatı gelir. Siyerin sözlük anlamını da göz önünde bulunduracak olursak, bu önem kendisini daha da hissettirmektedir. Zira hayatını bildiğimiz kişi hayatımızı şekillendirecektir. Takip edilmeye en layık kişi, sıfatlarında mükemmellik olan kişidir. İnsanlık tarihi, evsafı Hz. Muhammed inkinden daha güzel olan bir başka beşere şahit olmamıştır. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. (Kalem Suresi, [68:4]) ayet-i kerimesinin beyanı ve bu beyanı eksiksiz doğrulayan Hz. Muhammed in (sav) hayatı ise bunu bir başka açıdan isbatlamaktadır. Allah Teala O nu en güzel örnek olarak tarif etmek suretiyle, bu örneğin bilinmesi ihityacına hararetle işaret buyurmaktadır. Meğer ki insan herşeyin en güzeline, en kalitelisine taliptir. Ahlakın en güzeli O nun yanındadır. Peşinden gidince selamete kavuşacağımız kişi elbette mükemmel ahlakın sahibi kişidir. Yoksa ne idüğü belli olmayan bencil şahsiyetlerin kendisinden başka kimseye faydasının olmayacak aşikardır. Aslında insanlar peşinde oldukları kişileri detaylı olarak tanımasalar, onlara hayranlık duymayacaklardır. Onlar hakkındaki genel kültürleri arttıkça öykünme ve taklitleri de artmaktadır. Bu yüzdendir ki, biz Müslümanların önder olarak kabul ettiği, Allah ın kendisine verdiği görevi en iyi bir şekilde tamamlayarak insanlığa tebliğini yapan Hz. Muhammed in gerçek manada önderimiz ve izini takip ettiğimiz bir şahıs olması onun hakkındaki bilgimize bağlıdır. Ona olan sevginin gücü de onun hakkında bildiğimiz şeylerle paralel orantılıdır. Hem insan tanımadığı birisini niçin sevsin ki? Öyleyse, önce tanımak, sonra sevmek, daha sonra da yolundan gitmek sıralanmalıdır. Önderimiz, Peygamberimiz ve yol göstericimiz Hz. Muhammed in (sav) hayatı ise tüm detayları ile önümüzdedir. En başta, O nun ahlakının kâmil bir manasını içeren Kur an-ı Kerim ile birlikte, O nun hayatının her şeyini beyan eden hadisleri ortadadır. O nun hayatında hiç bir şeyin üstü örtülü kalmamış, en yakın arkadaşları olan ashab-ı kiram, O yüce insanın her sözünü, davranışını, giyim kuşamını, yiyeceklerini ve yemek üsullerini, kendileri ve diğer insanlarla olan ilişki ve tutumlarını en ince detayına kadar bizlere aktarmıştır. Hz. Muhammedi (sav) tanımak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Bunlardan en etkilisi bir siyer kitabını alıp günde beş on sayfa okumaktır. O nu tanımanın en güzel yolarından biriside O nun nurdan sözlerini-hadislerini sık sık okumaktır. Kur an-ı Peygamber ile anlamak Kur an-ı Kerim, Hz. Muhammed in (sav) hayatından kesitler sunmakta ve bu hayatın ehemmiyeti merkezinde irşadlarda bulunmaktadır. Yaşayan Kuran olan Hz. Muhammed ve Yazılı Peygamber olan Kuran ikilisi, biribirinin adeta aynasıdır. İnsanlığa gönderilen en büyük mucize olan Kur an ın ete kemiğe bürünmüş şekli olan Nebevi Siyret elbette bütün detaylarıyla da bilinmelidir. Bu sadette, anlaşılmak için nazil olan Kitab ın yolu yine onun 20 IGMG PERSPEKTİF

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Alan: Sosyal Psikololji. 04/2007 10/2008 Yüksek Lisans Humboldt Üniversitesi Berlin

Alan: Sosyal Psikololji. 04/2007 10/2008 Yüksek Lisans Humboldt Üniversitesi Berlin Yrd. Doç. Dr. Leyla ÖZDEMİR Holtur Evleri 2. Etap A Blok Daire 24 Boztepe/Trabzon Mail: leyla-oezdemir@hotmail.com Doğum Tarihi: 12.01.1980 Eğitim Bilgileri 10/2008 12/2012 Doktora Humboldt Üniversitesi

Detaylı

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Türk Nüfusu Federal Almanya daki ve Avrupa daki Türk Göçmenler ALMANYA Veriler T.C. vatandaşlarının toplam sayısı 1.760.000 Alman vatandaşlığını

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 02/2014 devam etmekte: Yrd.Doç.Dr.; Avrasya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

ÖZGEÇMİŞ. 02/2014 devam etmekte: Yrd.Doç.Dr.; Avrasya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Leyla AYDEMİR 2. Adres Sancak Mah. Adnan Kahveci Cad. No: 59 B Blok Kat 6 No:21 Yomra/Trabzon 3. Doğum Tarihi 12.01.1980 4. E-Mail: leyla-oezdemir@hotmail.com 5. Öğrenim Durumu 10/2008

Detaylı

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Hella Dunger-Löper Staatssekretärin für Bauen und Wohnen 1 Katılım (Latince: Katılım). Genel olarak: Katılım, vatandaşların ortak (siyasi) sorunların

Detaylı

Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Moldova, Rusya, Türkiye ve Ukrayna da kamu sektöründe çalışan 20 genç yönetici adayına

Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Moldova, Rusya, Türkiye ve Ukrayna da kamu sektöründe çalışan 20 genç yönetici adayına Duvarlarla bölünmüş bir Avrupa değil, ancak sınırlarının ayırıcı özelliğini bertaraf etmiş bir kıta sınırlar ötesi bir uzlaşma sağlayabilir. Richard von Weizsäcker, 1985 Robert Bosch Stiftung GmbH Heidehofstraße

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ARBEIT & LEBEN ggmbh. Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 -

ARBEIT & LEBEN ggmbh. Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 - ARBEIT & LEBEN ggmbh Sürekli gelişen iş ve yaşam dünyanızdaki yolculuğunuzda sizlere eşlik ediyor ve destek oluyoruz. - 3 - KURUM ARBEIT & LEBEN ggmbh 1973 senesinden beri Rheinland Pfalz Eyaleti Eğitim

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Doğruların buluştuğu adres...

Doğruların buluştuğu adres... M E D I A Doğruların buluştuğu adres... İletişim Sanattır Firmaların kıyasıya rekabet ettikleri Etnik Pazar sürekli yeniliklere açıktır. Reklam stratejileri yapılırken hedef kitlenin doğru bir şekilde

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016

TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016 TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ 2015-2016 SIK SORULAN SORULAR 1. TANDEM: Kültür Yöneticileri Değişimi Nedir? TANDEM Kültür Yöneticileri Değişimi Türkiye-Avrupa Birliği

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1... Teknik veriler 2... Dergi profili 3... ½ milyon okuyucu 4... Erişim alanı : Ülke geneli

İÇİNDEKİLER. 1... Teknik veriler 2... Dergi profili 3... ½ milyon okuyucu 4... Erişim alanı : Ülke geneli MEDYA VERİLERİ 2015 İÇİNDEKİLER 1... Teknik veriler 2... Dergi profili 3... ½ milyon okuyucu 4... Erişim alanı : Ülke geneli 5... Hedef kitle : Türk okuyucu 6... Almanya da yaşayan Türk nüfusu 7... Sayıca

Detaylı

AVRUPA BİRLİGİ PROJELERİ

AVRUPA BİRLİGİ PROJELERİ AVRUPA BİRLİGİ PROJELERİ Leonardo da Vinci Programı Türkiye Uygulaması ve Mesleki Eğitim Kurumlarına Etkileri Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Türkiye Odalar ve Borsalar

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler

Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler Prof. Dr. Reiner Staubach ve Tülin Kabis-Staubach (Planerladen

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Farkındalılık ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Eğitimi. Uygulama ve başarımın anahtarları

Farkındalılık ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Eğitimi. Uygulama ve başarımın anahtarları ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Eğitimi Uygulama ve başarımın anahtarları 1 Genel Eğitim Hakkında Kalite ve Yönetim Sistemi Kavramlar ve amaçlar TKY ve Kalite Yönetim Sistemi Standart maddeleri Fayda sağlamanın

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde l - Bu Yönergenin amacı, Devlet Malzeme Ofisi Merkez, Taşra Teşkilâtı ve

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI Sayfa : 1/7 1. AMAÇ Bu politikanın amacı Doğan Grubu olarak tüm şirketlerimizde İnsan Kaynakları yönetiminde uyguladığımız değerleri açıklamaktır. 2. KAPSAM Doğan

Detaylı

Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition GENEL GİRİŞ

Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition GENEL GİRİŞ Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition Summary in Turkish Uluslararası Göç Eğilimleri: SOPEMI - 2004 Raporu Türkçe Özet GENEL GİRİŞ John P. Martin Çalışma, İşgücü ve Sosyal İşler Direktörü

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ GENÇLİK PROGRAMI (YOUTH IN ACTION)

AVRUPA BİRLİĞİ GENÇLİK PROGRAMI (YOUTH IN ACTION) AVRUPA BİRLİĞİ GENÇLİK PROGRAMI (YOUTH IN ACTION) UFND060 PROJECT DESIGN GENÇLİK PROGRAMI Gençlik Programı, Avrupa Komisyonu tarafından gençler için uygulamaya konmuş bir programdır. Bu program gençlerin

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışmaları; Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi İstanbul Bölgesel Yenilik Stratejisi Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi Önemli Not: Bu anketten elde

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015 ÖNEMLİ GELİŞMELER Ekonomi basınında bugün *Dev fonların yeni gözdesi "nakit" oldu... Çin'deki gelişmeler endişeleri artırdı. Portföylerde nakit oranı 2008'den bu yana en yüksek

Detaylı

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. 2013 Yılı Hizmetiçi Eğitim Faaliyet Raporu

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. 2013 Yılı Hizmetiçi Eğitim Faaliyet Raporu Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Hizmetiçi Eğitim Faaliyet Raporu Ankara-2014 2013 T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Mesleki Gelişimi

Detaylı

Türk Mevzuatına Göre Sağlık Turizminde Yabancı İstihdamı. Yrd. Doç. Dr. Necla ÖZTÜRK Doç. Dr. Erol ESEN

Türk Mevzuatına Göre Sağlık Turizminde Yabancı İstihdamı. Yrd. Doç. Dr. Necla ÖZTÜRK Doç. Dr. Erol ESEN Türk Mevzuatına Göre Sağlık Turizminde Yabancı İstihdamı Yrd. Doç. Dr. Necla ÖZTÜRK Doç. Dr. Erol ESEN Berlinliler Taranıyor Yaklaşık 3,5 milyon Berlinli, göç arka planı konusunda taranıyor Kamu çalışanları

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Petkim Petrokimya Holding A.Ş. Yönetim Kurulu bünyesinde 22/01/2010 tarih ve 56-121 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile kurulan Kurumsal Yönetim

Detaylı

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Gençlik Politikasi Geliştirme Sosyal Uyum İnsan Hakları Kültürlerarasi Diyalog Katılım Araştırma AVRUPA KONSEYI VE GENÇLER 40 YILI AŞKIN BIR SÜREDIR AVRUPAYI BIRLIKTE INŞA

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

FİNLANDİYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU

FİNLANDİYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU FİNLANDİYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU 15-22 EKİM 2012 İÇİNDEKİLER 1. ÇALIŞMA ZİYARETİ KAPSAMI... 1 2. GENÇ İŞGÜCÜNÜN SORUNLARI PROJESİ... 1 2.1. Proje Amaçları ve Özeti... 1 2.2. Proje Kapsamında Planlanan

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

2014 SIAL ULUSLARARASI GIDA FUARI İNCELEME RAPORU

2014 SIAL ULUSLARARASI GIDA FUARI İNCELEME RAPORU 2014 SIAL ULUSLARARASI GIDA FUARI İNCELEME RAPORU HAZIRLAYAN : PROF.DR.NÜZHET KARAMAN I. SIA ULUSLARARASI GIDA FUARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER Paris Uluslararası Gıda Fuarı nın ilki 1964 yılında düzenlenmiştir.

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı GENÇLİK PROGRAMI EYLEM 1.3 ve 5.1 PROJELERİNDEN ÖRNEKLER TR-5.1-7-2008-R3 Gelecek Bugündür-Gençlik Politikalarına

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6

DERS PROFİLİ. POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Amerikan Dış Politikası POLS 338 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI

DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. ( Şirket veya Doğan Holding ) (Komite), Şirketin kurumsal yönetim ilkelerine

Detaylı

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ AMAÇ Madde 1 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı

'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 'Hayırlı Gece' Ramazan Proğramı 1) Ne & Niçin? Şubelerde Gençlere özel İrşad Proğramları Ramazan ayı içerisinde şube gençlik teşkilatlarında, o şubenin Camii'sine ibadet etmek üzere gelen gençlere yönelik

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. ( Şirket veya Doğan Burda ) Kurumsal Yönetim Komitesi

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Araştırma Notu 12/124

Araştırma Notu 12/124 Araştırma Notu 12/124 05.01.2012 YENİLENEBİLİR ENERJİ HABERLERİNDE REGÜLASYON ve FİNANSMAN ÖNE ÇIKIYOR Barış Gençer Baykan Yönetici Özeti Yenilenebilir enerjiler, gerek fosil yakıtların tükeneceği öngörüsü

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Sentez Araştırma Verileri

Sentez Araştırma Verileri Eğitim, Görsel-İşitsel & Kültür Yürütme Ajansı Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü Yaşam Boyu Öğrenim Programı İnternet Üzerinden Kişisel İşgücünü Geliştirin Leonardo da Vinci LLP (Yaşamboyu Öğrenim Programı)

Detaylı

ĠġBĠRLĠĞĠ PROTOKOLÜ. Madde 1

ĠġBĠRLĠĞĠ PROTOKOLÜ. Madde 1 ĠġBĠRLĠĞĠ PROTOKOLÜ Madde 1 Bu protokol İstanbul Üniversitesi ile. Üniversitesi arasındaki ortak bilimsel çalışmalar ile eğitim-öğretim ve kültürel işbirliğini kapsamaktadır. Protokolün Konusu Madde 2

Detaylı

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri Sosyal Etki Analizi Hazırlayanlar: Zeynep Arslan ve Elif Kalan Ağustos, 2012. İstanbul, Türkiye GİRİŞ Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği nin koordinasyonunda,

Detaylı

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Tarabya Konferansı Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Almanya nın Ankara Büyükelçiliği 2002 yılından beri, İstanbul/Tarabya daki Alman-Türk Diyaloğu Evi nde Alman-Türk İşbirliği konusu

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26

T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26 T.C. BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI : B.O2.1.SÇE.O.11.00.01.M-5-4-2000/26 A N K A R A KONU : Korunmakta Olan Çocuklar Hakkında Düzenlenen 07 HAZİRAN 2000 Raporlar.

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

EĞİTİM PROGRAMI HAZIRLAMA

EĞİTİM PROGRAMI HAZIRLAMA EĞİTİM PROGRAMI HAZIRLAMA M. DENİZ AYBEY EĞİTİM ŞUBE 2009 1 EĞİTİM İHTİYACI Çalışanların işe girerken beraberlerinde getirdikleri bilgi, beceri ve tutumlar ile işlerinin görev ve sorumluluklarını yerine

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı; Yenimahalle Kent Konseyi Çocuk Meclisi oluşumunu, organlarını,

Detaylı

GENÇLİK ŞÛRASI ÖN KOMİSYON RAPORU DEMOKRASİ BİLİNCİ VE KATILIM 14 18 MAYIS 2012

GENÇLİK ŞÛRASI ÖN KOMİSYON RAPORU DEMOKRASİ BİLİNCİ VE KATILIM 14 18 MAYIS 2012 14 18 MAYIS 2012 GENÇLİK ŞÛRASI ÖN KOMİSYON RAPORU DEMOKRASİ BİLİNCİ VE KATILIM ANKARA - 2012 D E M O K R A S İ B İ L İ N C İ V E K A T I L I M GİRİŞ İ nsana yatırımı öncelemek, gelecek nesilleri güvence

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 7-10 Ekim 2009 tarihleri arasında TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi nde düzenlenecek olan Bilişim Zirvesi 09 un bu yılki ana teması Yeni Dünya Yeni Yaşam. Bilişim Zirvesi 09

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN PISA 2012 SONUÇLARI:YARATICI PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ BAŞLIKLI OECD RAPORUNUN TÜRKİYE LANSMANI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN PISA 2012 SONUÇLARI:YARATICI PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ BAŞLIKLI OECD RAPORUNUN TÜRKİYE LANSMANI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN PISA 2012 SONUÇLARI:YARATICI PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ BAŞLIKLI OECD RAPORUNUN TÜRKİYE LANSMANI AÇILIŞ KONUŞMASI 08 Mayıs 2014 TÜSİAD Genel Merkezi, İstanbul

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

T.C. TRABZON BELEDĠYESĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ YÖNETMELĠĞĠ

T.C. TRABZON BELEDĠYESĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ YÖNETMELĠĞĠ T.C. TRABZON BELEDĠYESĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ YÖNETMELĠĞĠ Amaç MADDE 1 (1)Trabzon Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak temsil kabiliyetini geliştirmek,

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı Değerli Basın Mensupları, 03.06.2014 Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk günlerinde, size, Türk insanının aklından,

Detaylı

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. (Şirket) Kurumsal Yönetim Komitesi (Komite), Şirketin kurumsal

Detaylı

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center Kurumsal yönetime inancınızı paylaşmak, sürdürülebilir kalkınma hedefiyle ilerlemek için IX. Uluslararası Kurumsal Yönetim Zirvesi nde yerinizi alın! Uluslararası

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BELGE YÖNETİMİ VE ARŞİV SİSTEMİ STRATEJİSİ

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BELGE YÖNETİMİ VE ARŞİV SİSTEMİ STRATEJİSİ T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ BELGE YÖNETİMİ VE ARŞİV SİSTEMİ STRATEJİSİ (Doküman No: BEYAS-DK-02) Ankara Üniversitesi için aşağıda verilen temel bir Belge Yönetimi ve Arşiv Sistemi Stratejisi metni hazırlanmıştır.

Detaylı