YENİDOĞAN. Klinik Bulgular

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YENİDOĞAN. Klinik Bulgular"

Transkript

1 YENİDOĞAN Klinik Bulgular Doğumla beraber fötal hayat biter ve bebek yeni bir ortama uyum sağlamaya çalışır. Bu uyum çabası özellikle ısı düzenleme mekanizmaları, akciğer, kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) sistem ve gastrointestinal (mide bağırsak sistemi) sistemde görülür. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk 24 saat içindeki klinik görünüşü ve yaşam bulguları oldukça önemlidir. Sıcak, karanlık ve sıvı ile dolu bir ortamdan, soğuk, aydınlık ve kuru bir ortama geçen yenidoğan, vücut sistemleri stabil olmadan önce düzensiz bir biyolojik uyum dönemi yaşar. Uterus içinde fetüsün ısısı, annenin vücut ısısından hafif yüksektir. Ancak, yenidoğan, doğumda, doğum odası ısısının annenin ısısından düşük olması nedeniyle hızlı bir şekilde ısı kaybeder. Yenidoğanın ortalama ısısı C dir. Miyadında sağlıklı doğmuş bir yenidoğanın vücut ısısı doğumun ilk 10 saati içinde stabil hale gelmelidir. Doğumdan sonra fetal dolaşım sonlanmış ve yenidoğan normal dolaşıma geçmiştir. Bu geçişle birlikte yenidoğanda önemli kordiyovasküler değişiklikler görülmektedir. İntrauterin dönemde kan plasenta aracılığı ile oksijenlenirken, doğumdan sonra kan, akciğerlerde oksijenlenmeye başlar. Yenidoğanın kalp hızı ortalama arasındadır. Kalp hızı uykuda ve uyanık durumda değişiklik gösterir. Yenidoğanın kalp hızı; ağladığında 180 e ulaşırken, uykuda iken dakikada e düşebilir. Kalp sesleri yetişkine göre daha yüksek, daha kısa ve sayıca fazladır. Karın solunumu yapan yenidoğanın solunum hızı dakikada ortalama arasındadır. Bu hız; ağlarken artış, uyurken düşüş gösterirken, genel olarak yüzeysel ve düzensizdir. Yenidoğanın kan volümü ilk birkaç gün kilogram başına ortalama ml arasındadır. 28 Yenidoğanın üriner sistemi doğumda yapısal olarak tamamlanmıştır. Böbreklerin doğumdan hemen sonra fonksiyona başlaması beklenir. Ancak yenidoğan döneminde mesane kasları tam gelişmemiştir. Bu nedenle üriner sistemin fizyolojik olarak olgunlaşması doğumdan sonra da devam eder. Miyadında doğan bebeklerin günlük sıvı gereksinimi 125 ml/kg/gün dür. Yenidoğanın doğumdan sonra 24 saat içinde idrar yapması beklenir. Genellikle bebekler doğar doğmaz idrarlarını yaparlar. Ancak, ilk 24 saat yeterli sıvı alınmazsa idrar yapımı saat gecikebilir. Yenidoğanın mesane kapasitesi yaklaşık 15 ml dir. Mesane kapasitesinin sınırlı olması nedeni ile sık idrar boşalımı vardır. Doğumu takip eden 24 saatten sonra idrar yapımı sıklaşır. Bebek günde 20 defa ve üzerinde idrar yapabilir. Yenidoğanın idrar yapması yeterli sıvı aldığını gösterir.

2 Yenidoğanda ilk gaita ilk 24 saat içinde görülür. Bu gaitaya mekonyum denir. Mekonyum maddesi, hamilelik esnasında bebeğin bağırsaklarının içinde biriken yoğun, yeşil, katran benzeri bir maddedir. Çoğu bebek ilk kakasını doğumdan sonra birkaç saat içinde yapar. Nadir de olsa bazen bebekler ilk kakalarını hala rahmin içindeyken yapabilirler. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında doğumdan hemen sonra mekonyumu ciğerlerine çekmemesi için bebeğin kuvvetli bir şekilde aspirasyon yapılması gerekir. Bebeğin, mekonyumu soluması, aspirasyon pnömonisine (ağız içerisindeki tükürük veya mideden gelen reflü materyalini, yutulamayıp, akciğer yollarına kaçması sonucu oluşan zatürreye) neden olabilir. Bebek süt almaya başladıktan 3-4 gün sonra gaita rengi değişir. Bu dışkıya, geçiş kakası denir. Bu geçişin ilk aşamasındaki kaka renginin, mekonyumdan daha açık renkli ve biraz daha az yoğundur. Daha sonraki günlerde bebeğin anne sütüyle ne kadar süre beslediğine ve bebeğin bir şeyler yemeğe ne zaman başladığına bağlı olarak kaka değişir. Örneğin anne sütündeki Kolostrum, doğal bir müshil etkiye sahiptir ve bebeğin daha sık kaka yapmaya teşvik eder ve bebeğin dışkısı sarı renkte olur. Bu kaka oldukça cıvık ve suludur. Bebeğin kakasında küçük sarı tohumlara benzeyen bir şeylerin olduğunu da görülebilir. Günlük gaita sayısı beslenme sayısına yakındır. Dışkılama genellikle beslenme sırasında olduğundan, bebek bu alışkanlığını beslenme zamanına göre kazanır. Kız bebeklerde doğumdan sonra vajinal akıntı görülebilir. Bu akıntının içinde çok az miktarda kan da bulunabilir. Buna anneden gelen hormonlardaki bir artış sebep olur ve endişelenme gerektiren bir durum söz konusu değildir. 29 Karaciğer fetüste 3. aydan 6. aya kadar kan yapımından sorumlu olan başlıca organdır. Doğumda yenidoğanın karaciğeri olgunlaşmamıştır. Ancak çok önemli fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonlarından biri kanın pıhtılaşmasındaki rolü, diğeri de bilirubinin dönüştürülmesi sürecidir. Yenidoğanın karaciğerinin olgunlaşmamış olması ve bağırsaklarında bakteri azlığı ya da yokluğu sonucu, fizyolojik sarılık gelişme riski yüksektir. Vücutta eritrosit yıkımı sonucunda bilirubin açığa çıkar. Açığa çıkan bilirubinin vücuttan atılması için direk bilirubine dönüşmesi gerekir. Direk bilirubine dönüşmenin gerçekleşmediği durumlarda bilirubin vücuttan atılamayacağından fizyolojik sarılık ortaya çıkar. Fizyolojik sarılık oluşumunu; soğuk,

3 yetersiz beslenme ve kilo kaybı da etkiler. Yeterli beslenme (yeterli sıvı ve kalori alınımı) ile bağırsakta bakteri oluşumu artar ve dışkı yoluyla bilirubinin atılımı kolaylaşır. Fiziksel Görünüm Yenidoğanın fizik görünümü büyük çocuk ve erişkinden farklıdır. Baş relatif olarak geniş, yüz yuvarlak ve mandibula küçüktür. Göğüs önden arkaya doğru yassı olmaktan çok yuvarlaktır. Karnı bombe, ekstremiteler kısadır. Omuzlar dardır ve göğüsler, hormonların etkisi ile süt bezlerinin şişmesi nedeniyle şişkindir ve bazen süte benzer bir sıvı görülebilir. Yenidoğanın hakim pozisyonu kısmen bir fleksiyon halidir. Fetüsün intrauterin duruşuna bağlı ortopedik anormallikler görülebilir. Bebeğin cildi, doğduğunda gri-mavi, nemli ve kanlıdır. Nefes almaya başlayan bebeğin deri rengi de hızlıca değişir. Gittikçe pembe bir cilde sahip olur. Bazı bebeklerin ciltlerinde kızarıklıklar oluşabilir. İlk 9 ay içinde kaybolur. Bunlar, yüzeysel damar yumağıdır. Cildi genellikle vernix caseosa adı verilen peynirimsi bir madde ile örtülüdür. Doğumdan sonraki 3. ve 4. günlerde pullanma ve soyulma görülebilir. Yenidoğanın vücudunda lanugo tüyleri vardır. Bu tüyler, ipeksi ve incedir. Lanugo tüyleri; sırtta, omuzda, kulaklarda ve yüzde görülebilir. Yenidoğanın vücudunda irili ufaklı kırmızı noktacıklar belirebilir. Bazı yenidoğanların saçlı olabilirken, bazılar da saçsız olabilir. 30 Başın şekli verteks veya başka bir kısmında doğum olayına bağlı olarak şekil bozukluktan olabilir. Yenidoğanın kafatasında bıngıldak denilen 6 tane yumuşak-boşluk alan vardır. Bıngıldakların üzerini kaplayan zar kalındır. Bebeğin başının yıkanması, kurulama ve hafif dokunmalar zarar vermez. Kafatasının arkasında yer alan üçgen şeklindeki bıngıldak, 2-6. aylar arasında; öndeki büyük ve dörtgen şeklindeki bıngıldak ise aylar arasında kapanmaktadır. Bıngıldakların erken ya da geç kapanması, beyin gelişimi için önemlidir. Kapanma süresi dikkatle takip edilmeli ve hekime başvurulmalıdır.

4 Yenidoğanın gözleri, kapalı ve şişmiş olabilir. Gözyaşı bezi henüz gelişmemiştir. Ağzı, diş etleri ve dili pembe ve şiştir. Göbek kordonu kesildiğinde, 4-5 cm lik bir kısım kalır ve bu kısım da ilk 3 hafta içinde kurur ve kendiliğinden düşer. Yenidoğanın aktivitesi kendi beslenme ihtiyacına doğru yöneliktir. Acıktığı zaman ağlar, başını meme arayarak yana doğru çevirir (arama refleksi). Ağız bölgesine dokunulursa ağzını açar. Ağzına kendi parmağı sokulursa emme hareketleri başlar. Emme ve yutma gibi refleksleri vardır. 31 Normal gebelik süresi hafta olarak kabul edilmektedir. 37. haftanın altın doğan bebeklere prematüre denir. Prematüre doğan bebeklerin miyadında doğan bebeklere göre vücut ağırlıkları ve boy uzunlukları daha az olabilir. Biyolojik risk grubu olarak görülen bu bebeklerin fiziksek, bilişsel-dil, psimotor, sosyal ve duygusal gelişim alanlarında yaşıtlarına göre gerilik görülebilir. Aynı zamanda 2500 gr ve daha düşük ağırlıkta doğan bebeklere "Düşük Doğum Ağırlıklı Bebek adı verilmektedir. Gelişimsel açıdan tehlike altında olduğu kabul edilen düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dikkatle izlenmesi gerekmektedir. Yenidoğan bebek, yaklaşık gr vücut ağırlığına ulaşmıştır. Doğum sonrasındaki ilk birkaç gün bebekler, vücut ağırlıklarının %6-10'ü gibi bir kayıp gösterirler. Bu ağırlık kaybının nedeni, vücut suyunun dışarı atılmasıdır. Kaybedilen ağırlık, kısa sürede tekrar kazanılır. Beklenen zamanda doğan bir bebek, yaklaşık cm arasında değişen bir boy uzunluğuna sahiptir.

5 Yenidoğan bir bebeğin baş çevresi yaklaşık 35 cm.dir. Bebeğin başı vücudunun 1/4'ü oranındadır. Göğüs çevresi ortalama 33 cm dir. Bu değer genel olarak kafa çevre uzunluğundan 2.5 cm çıkarılarak bulunur. Göğüs çevresinden daha küçük kafası olan çocukların gelişimleri kontrol altında tutulmalıdır. İskelet sabit ve değişmez değildir; kompozisyonu yaşam boyunca değişir. Gebeliğin erken dönemlerinde, fetüs sert bir iskelete sahip değildir, rahmin içindeki dokuz ay boyunca kemikler yavaşça oluşur, olgunlaşır. Doğumda, tüm kemikler oluşmuştur fakat yeni doğmuş bir bebek bir yetişkinden daha fazla kemiğe sahiptir. Ortalama olarak, yetişkin bir insan 206 kemiğe sahip olmakla birlikte yenidoğan ortalama 300 kemikle doğar. Farkın nedeni büyüme sırasında birbiriyle kaynayacak olan küçük kemiklerdir. Miyadında doğan bebeklerde nörolojik gelişimi, yetişkine göre önemli ölçüde olgunlaşmamıştır. Sinir sisteminin gelişimi duyusal impulslar gelişir. Yenidoğandaki refleksler, nörolojik fonksiyonların gelişimini değerlendirmede önemlidir. Vücudu rahat hareket ettirmeyi sağlayan genel bir beceri olan refleksler yenidoğanın nörolojik gelişimi konusunda en temel bilgiyi verir. Refleksler, yenidoğanın beslenmesi ve korunması gibi fonksiyonlara sahiptir. Reflekslerle, bebeğin hayatta kalması desteklenir. Örneğin; yenidoğanın yanağına dokunulduğunda ya da annesinin memesi bebeğin ağız bölgesine değdiğinde, bebeğin başı kendiliğinden döner. Memeyi aldığında, emme kendiliğinden olur ve sütü alır. 32 Duyusal Yetenekler Görme: Yenidoğanın gözleri, yetişkin dönemindeki büyüklüğünün yaklaşık dörtte üçüne sahiptir. Gözün renkli kısmı (iris), beyaz ırkta genellikle kolay tanımlanamayan bir mavi renge, diğer ırklarda ise koyu bir renge sahip olmaktadır. Yenidoğanlarda gözbebekleri küçüktür ve ışığa tepki olarak hemen büzülmeyebilirler. Gözler her zaman birlikte hareket eder gibi görünmezler. Bu dönemde bebekler gözlerini çoğu zaman

6 kapalı tutmaktadır. Bu durum, bebeğin göremediği anlamına gelmez. Görme yeni doğmuş bir bebeğin en az gelişmiş duyuşudur. Gerçekte, bebeklerin bulanık da olsa doğumdan hemen sonra görmeye başladığını bilinmektedir. Yüzünün önünde tutulan ışığa ve nesnelere odaklamaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Gözdeki ve beyindeki görmeyle ilgili yapılar doğum sonrasında oluşumlarını henüz tamamlamamışlardır. Örnek olarak retinadaki hücreler, gözün iç kısmında yer alan ve ışığı yakalayıp beyine gönderilecek mesaja dönüştüren tabaka, henüz olgunlaşmamıştır ve birkaç ay içinde gelişir. Mesajları gönderen optik sinir ve onları alacak beyindeki görsel merkezler birkaç yıl süresince gelişir. Ayrıca görsel odaklanmamızı farklı mesafelere göre ayarlayan mercek kasları zayıftır. Sonuç olarak, yeni doğmuş bebekler gözlerini iyi odaklayamazlar ve görme keskinliği ya da ayırt etme hassasiyeti kısıtlıdır. Doğduklarında bebekler nesneleri yaklaşık 6 metre uzaklıktan net olarak algılayabilirlerken bu rakam yetişkinlerde 182 metredir. Yetişkinlerden (en net yakındaki nesneleri görürler) farklı olarak yeni doğmuş bebekler çeşitli uzaklıklardaki nesneleri net olarak görememektedirler. Sonuç olarak anne ya da babanın yüzü, yakın mesafeden bulanık görülür. Bununla birlikte yeni doğan bebekler insan yüzlerinin farkına varabilirler. Annenin kokusu ve sesine tercih geliştirmeleri gibi, annelerinin yüzünü sık sık görerek, yabancı bir kadının yüzündense annelerinin yüzünü tercih etmeyi çabukça öğrenirler. Ancak yüzün genel dışsal çerçevesine, detaylarından ve içsel kısımlardan daha duyarlıdırlar. Yeni doğmuş bebekler henüz iyi düzeyde göremeseler de etraflarını ilginç görüntüleri tarayarak ve hareket eden nesneleri izleyerek keşfederler. Ancak göz hareketleri yavaş ve hatalıdır. Bununla beraber, yeni doğmuş bebekler bir nesneye odaklanırlarda onun sadece bir özelliğine bakma eğilimindedirler. Mesela bir üçgenin tamamı yerine sadece bir köşesine bakarlar. Ayrıca renkli uyaranları gri tonlarda olanlara tercih etseler de yeni doğmuş bebekler henüz renkleri ayırt etmede iyi değildirler. Renkleri yetişkinlerinde olduğu gibi görebilmeleri yaklaşık 4 ayı almaktadır. 33 İşitme: Yenidoğan normal bir bebek, sese gözlerini kırparak ve irkilerek tepki gösterir ve ses düzeyindeki farkı anlayabilir. Yumuşak sesler bir gülümsemeye benzer bir etki ortaya koyabilirken, sert ya da yüksek sesler bir bebeğin ağlamasına neden olabilir. Dahası, ses tercihlerini geliştirmiş olarak dünyaya gelmiştir. Yeni doğmuş bebeklerde sesin kulak boyunca iletimi ve işitsel bilginin beyine aktarılması yetersiz düzeyde olmakla birlikte, bu beceriler ilk birkaç ayda gelişerek bebeklerin çeşitli sesleri işitebilmelerini sağlar. Doğumdan hemen sonraki dönemlerde bebekler gürültü gibi karmaşık sesleri basit seslere tercih ederler. Birkaç günlük bebekler bile çeşitli ses örüntüleri arasındaki farkı anlayabilmektedirler. Giderek artan bir sesle giderek azalan bir ses arasındaki farkı; müzikte olduğu gibi ritmik vuruşlu ton dizileriyle ritmik olmayan sesleri; iki heceli sözlerle üç heceli olanları; vurgusu farklı yerde yapılan kelimeler arasındaki farkı (mesela "ma-ma" ve "marnu"); mutluluk yansıtan konuşmaları, olumsuz ya da nötr duygusal özellikler içeren

7 konuşmalardan ve ritmik unsurları farklı olmak kaydıyla iki dil konuşan insanların konuştukları dilleri birbirinden ayırt edebilmektedirler. Bebekler insan konuşmasını, konuşma olmayan seslerden daha uzun süreli dinlemektedirler. Aynı zamanda herhangi bir dildeki sesleri saptamaktadırlar. Yeni doğanlar, pek çok konuşma sesini ayrıntılı olarak ayırt edebilmektedirler. Örneğin "ba" sesi çıkaran bir emzik verildiğinde bebekler bir süreliğine çoşkulu bir şekilde emmekte ve bu ses kendileri için eskidikçe de yavaşlamaktadır. Ses "ga" olarak değiştirildiğinde ise emme tekrar hızlanmaktadır. Bu durum bebeklerin bu küçük değişimin farkına varabildiklerini göstermektedir. Uzmanlar bu yöntemi kullanarak yaptıkları çalışmalarda bebeklerin birbirinden ayırt edemedikleri sadece birkaç konuşma sesi olduğunu tespit etmişlerdir. Bebeklerin kendi anadillerinde yer almayan sesleri algılayabilirle yetenekleri yetişkinlerinkinden daha keskindir. Bu yetenekler bebeklerin dil edinmeye hazır olduklarını ortaya koymaktadır. Sese tepki göstermek bebeğin çevresini keşfetmesine de yardımcı olur. Sadece 3 günlük bebekler bile sesin geldiği yöne doğru gözlerini ve başlarını çevirmektedirler. Sesin konumunun net olarak saptanması ilk 6 aylık dönem boyunca büyük ölçüde gelişmektedir ve anaokulu yılları boyunca daha fazla kazanım ortaya çıkmaktadır. Tat: Bebeklerin yüz ifadeleri pek çok temel tadı ayırt edebildiklerini göstermektedir. Yetişkinlerdekine benzer olarak, tatlıya yüz kaslarını gevşeterek, ekşiye dudaklarını büzerek tepki vermektedirler ve acı bir şey varken de ağızlarını farklı bir şekilde aralamaktadırlar. Bebeğin erken gelişimini en iyi destekleyen besin tatlı bir yapıda olan anne sütüdür. Bebekler 4 aylık olana kadar tuzlu bir tadı suya tercih etmezler ve bu değişiklik onları katı besinleri kabul etmeye hazırlıyor olabilir. Bununla birlikte, bebekler başlangıçta nötr ya da olumsuz tepki oluşturan tatları sonradan sevmeyi kolayca öğrenebilirler. Örneğin inek sütüne alerjisi olan ve kendilerine soya ya da başka bitkisel mama (genelde güçlü ve acı bir tadı vardır) verilen bebekler kısa bir süre sonra bu mamayı tercih eder hâle gelirler. Önceden hoşlanılmayan bir tat, açlığı yatıştırmayla eşleşince tercih edilir hâle gelebilmektedir. Yenidoğanlar beş farklı tadı ayırd edebilirler: ekşi, acı, tuzlu, tatlı ve nötr. Tatlı tatları tercih ederler. Tuzlu tatlardan pek hoşlanmazlar. 34 Koku: Tat konusunda olduğu gibi bazı koku tercihleri de doğumdan itibaren mevcuttur. Mesela, muz ve çikolata kokusu gevşemiş ve mutlu bir yüz ifadesi ortaya çıkarırken bozuk yumurta kokusu bebekte somurtmaya yol açar. Hamilelik esnasında, amniyotik sıvı annenin beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak ilk deneyimler bebeğin tercihlerini etkiler, tatlar ve kokular açısından zengindir. Yapılan bir çalışmada araştırmacılar bebeklerin anason kokusuna tepkilerini incelemişlerdir. Araştırmaya katılan bebeklerin bir kısmının annesi

8 hamileliklerinin son iki haftasında anason tüketmişlerken diğer gruptakilerin anneleri hiç anason tüketmemişlerdir. Doğdukları gün her iki gruptaki bebeklerede anason kokusu koklatılmıştır. Anason tüketmemiş annelerin bebekleri, diğer gruptan çok daha fazla olarak, negatif bir yüz ifadesiyle başlarını çevirmişlerdir. 4 gün sonra bile, annelerin tamamı anason tüketmemişlerdir, bu farklı tepkilerin devam etmekte olduğu görülmüştür. Memelilerin birçoğunda koku duyusu anne ve bebeğin birbirlerini tanımasına yardım ederek beslenmede ve yavruyu etoburlardan korumada önemli bir rol oynar. İnsanlarda koku duyusu daha az gelişmiş olmakla birlikte, yaşamsal öneminin izleri mevcudiyetini korumaktadır. Doğumdan hemen sonra bebekler annenin göğüsleri arasına yüzleri buraya dönük olacak şekilde yerleştirilirler ve bir saat içinde de süt emmeye başlarlar. Eğer göğüslerden biri doğal kokusunu giderecek şekilde yıkanmışsa, bebeklerin çoğu, koku tarafından yönlendirildiklerinin göstergesi olarak, yıkanmamış göğse doğru hareket ederler. Anne sütüyle göğüsten beslenen 4 günlük bebekler kendi annelerinin göğüs kokusunu süt salgılayan ama tanıdık olmayan bir diğer kadınınkine tercih etmektedirler. Anne göğsünden beslenen ve biberondan beslenen 3-4 günlük bebekler, tanıdık olmayan insan sütünün kokusuna mama sütününkinden daha fazla yönelerek ağızlarını kıpırdatmışlardır. Bu da doğumdan sonra maruz kalmadıklarında bile insan sütünün yenidoğan bebekler için daha çekici olduğuna işaret etmektedir. Yenidoğanların hem annelerinin kokusuna hem de göğüs sütünün kokusunu cazip bulmaları onlara uygun besinin yerini saptamada ve bakıcılarını diğer insanlardan ayırt etmede yardımcı olur. 35 Dokunma: Dokunma bebek için uyarıcı bir etki yapar. Dokunmak onları rahatlatır. Okşamak, sarılmak, sallamak ve masaj yapmak bebek için güçlü uyarıcıdırlar ve bebeğin kendisini güvende hissetmesine yardımcı olur. Refleksler yeni doğmuş bir bebeğin dokunmaya, özellikle de ağız çevresi, avuç içi ve ayak tabanlarına dokunulmasına tepkide bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bölgeler, genital bölgeyle birlikte, dokunmaya ilk duyarlı hâle gelen bölgelerdir. Yenidoğan bebekler avuçlarıyla küçük nesnelerin şekillerini (prizma-silindir) ve dokularını (yumuşak-sert) ayırt edebilmektedirler. Kendileri için tanıdık olmayan şekil veya dokudaki nesneleri tanıdık şekil veya dokudaki nesnelerden daha uzun süre ellerinde

9 tutmaları bu ayrımı yapabildiklerini göstermektedir. Bebekler doğduklarında acıya karşı oldukça duyarlıdırlar. Erkek bebeklerin sünet edilmesi durumunda, çok küçük bir bebeğe ilaç vermenin riskli olmasından dolayı, bazen anestezi kullanılmaz. Bebekler bu duruma genelde tiz, gergin bir ağlama ile kalp atışının, kan basıncının, avuçların terlemesinin, gözbebekleri büyüklüğünün ve kas gerginliğinin belirgin bir şekilde artmasıyla tepki verirler. Beyin görüntüleme yönteminin kullanıldığı araştırmalar erken doğan erkek bebeklerin, merkezi sinir sistemlerinin olgunlaşmamış olmasında dolayı, tıbbi enjeksiyonların ağrısını bilhassa yoğun hissettiklerini ortaya koymaktadır. Son çalışmalar sonucunda yenidoğan bebekler için güvenilir olduğu saptanmış olan bazı bölgesel anestezi ilaçları bu tip işlemlerin acısını azaltmayı vaat etmektedirler. Bebeğe içinde şekerli bir çözelti bulunan biberon verilmesi de bu konuda işe yaramaktadır. Bu yöntem, hem erken doğan hem de zamanında doğan küçük bebeklerde ağlamayı ve huzursuzluğu azaltmaktadır. Anne sütü de bu konuda bilhassa etkili olabilmektedir: Rutin topuktan kan alma işlemi sırasında kendi annesinin sütünün kokusunu alanların stresinin başka bir annenin sütünün veya hazır mamanın kokusunu alanlara kıyasla daha çabuk geçtiği bulunmuştur. Tatlı bir sıvı verilmesiyle birlikte ebeveynlerden birinin bebeği nazikçe kucağında tutması acıyı daha da fazla azaltmaktadır. Memeli yavrularıyla yapılan çalışmalar, fiziksel temasın enforfin salgılattığını göstermiştir. Bebeği yoğun bir acıya maruz bırakmak sinir sistemini stres hormonlarına boğar ve bu çocuğun her zamanki, gündelik stres kaynaklarıyla baş etme becerisi kazanmasını sekteye uğratabilir. Bunun sonucu, acıya karşı artmış bir hassasiyet, uyku bozuklukları, beslenmede problemler ve huzursuzken sakinleşme güçlüğüdür. 36 Uyku ve Uyanıklık Düzeni (Uyarılma) Yeni doğmuş bebekler gündüz ve gece boyunca beş farklı uyku ve uyanıklık düzeylerine girip çıkarlar. İlk ay boyunca bu durumlar sıklıkla değişir. En kısa süreni sessiz bir zihinsel uyanıklık durumudur, genelde mızmızlanma ve ağlamaya doğru hızlı bir geçişle sona erer. Yorulmuş anne-babalar için, yeni doğan bebeklerinin zamanlarının çoğunu -bir günde saat- uykuda geçirmeleri büyük bir rahatlama vesilesidir. Bebekler -4 ile 6 hafta kadar erken doğmuş olanlar bile- fetüs oldukları dönemde dinlenme ve hareketlilik evrelerini anneninkiyle senkronize etme eğiliminde olduklarından geceleri gündüzleri olduğundan daha fazla uyurlar. Bununla birlikte, yenidoğan bebeklerin uyku-uyanıklık döngüleri karanlık-ışıktan daha çok açlık-tokluktan etkilenmektedir. Bebeklerin günlük ritimlerinde anne-babalarının tutumlarını etkileyecek şekilde çarpıcı bireysel farklılıklar mevcuttur. Bazı bebekler anne-babalarının daha duyarlı bir bakını sunmasını sağlayacak kadar iyi dinlenmiş olmalarıyla sonuçlanan uzun süreli uyku uyurlar. Diğer bebekler ise çokça ağlarlar ve anne babaları onları yatıştırmak için büyük çaba harcamak zorunda kalır. Bu ebeveynler eğer çabalan başarıya ulaşmazsa kendilerini daha az yeterli hissedip bebeklerine karşı daha olumsuz bir yaklaşım sergileyebilmektedirler.

10 Durum Düzenli (NREM) Uyku Düzensiz (REM) UYKU Uyuşukluk Sessiz zihinsel uyanıklık Ağlama Tanım Bebek tamamen dinlenme durumundadır. Az miktarda beden harektliliği gösterir ya da hiç göstermez. Göz kapakları kapalıdır. Göz hareket etmez, yüz gevşemiştir, solunum yavaş ve düzenlidir. Uzuvlarda hafif hareketler, arasıra kımıldama ve yüz buruşturma görülür. Göz kapaları kapalı olmasına rağmen, bu kapakların altında arasıra göz hareketleri görülebilir. Solumun düzensizdir. Bebek ya uyumak ya da uyanmak üzeredir. Vücut düzensi uykudan daha az düzenli uykudan daha fazla hareketlidir. Gözler açılıp kapanır. Gözler a.ık olduğunda mahmur bakar. Bebeğin bedeni göreceli olarak hareketsizdir. Gözler açık ve bakış dikkatlidir. Solumun düzenlidir. Bebek sıklıkla koordinesiz bebek hareketleri sergiler. Solunum çok düzensizdir. Yüz gevşek olabileceği gibi gergin ve buruşmuş da olabilir. Ağlama görülebilir. Yeni doğanda günlük süresi 8-9 saat 8-9 sat Değişmektedir 2-3 saat 1-4 saat Uyku: Uykuda en az iki durum oluşmaktadır. Düzensiz ya da hızlı göz hareketi (REM) uykusunda, beyin dalgalarının aktiviteleri uyanık durumdayken olduklarına çok benzemektedir. Gözler kapaklarının altında hareket ederler, kan basıncı ve solunum muntazam değildir ve hafif beden hareketleri oluşur. "Bebekler gibi uyumak" deyimi büyük ihtimalle bu durum için kullanılmamaktadır! Tam tersine, düzenli ya da hızlı olmayan göz hareketi (NREM) uykusunda, beden neredeyse hareketsizdir; kalp atımı, solunum ve beyin dalgası aktiviteleri yavaş ve muntazamdır. Yenidoğan bebeklerde REM ve NREM uykuları arasında geçişler yaşarlar. Bununla birlikte bu bebekler REM aşamasında bir daha asla olmayacağı kadar çok daha fazla zaman geçirirler. REM uykusu yeni doğmuş bir bebeğin uyku zamanının yüzde 50'sini oluşturur. 3 ila 5 yaşa gelindiğinde yetişkinlerdeki oran olan yüzde 20'ye geriler. Küçük bebekler REM uykusunda neden bu kadar çok zaman geçirmektedirler? Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde REM rüya görmekle bağlantılıdır. Bebekler büyük ihtimalle, en azından bizim gördüğümüz şekliyle, rüya görmemektedirler. Araştırmacılar REM uykusunun merkezi sinir sisteminin gelişmesinde hayati bir role sahip olduğuna inanmaktadırlar. Küçük bebekler, çevreden girdi alabilecekleri zihinsel uyanıklık durumunda çok az zaman geçirmektedirler ve bundan dolayı bu bebekler REM uykusuna özel bir ihtiyaç duyuyor gibi görünmektedirler. Bu görüşü, fetüs dönemindeki bebeklerde ve (zamanında doğan bebeklere kıyasla dışsal uyaranlardan daha az yararlanabilen) erken doğmuş bebeklerde REM uykusunun daha büyük yüzdelerde görülmesi desteklemektedir. REM'de görülen beyin dalgası aktiviteleri merkezi sinir sistemini korurken hızlı göz 37

11 hareketleri de göz sağlığını korur. Göz hareketleri vitreousun (gözdeki jelatin benzeri madde) dolaşımını, dolayısıyla kendi kan tedariki olmayan göz bölgelerine oksijen ulaşmasını sağlar. Uykuda gözler ve vitreous sabitken görmeyle ilgili kısımlar anoksi tehlikesi altıdadırlar. Beyin REM uykusu döngüsüne girdiğinde, hızlı göz hareketleri göze tamamen oksijen sağlanacak şekilde vitreousu harekete geçirir. Yenidoğan bebeğin normal uyku davranışı organize olduğundan ve belirli bir örüntüye tabi olduğundan, uyku durumlarının gözlemlenmesi merkezi sinir sistemi anormalliklerinin tanınmasında yardımcı olabilir. Beyin hasarı olan ya da ciddi doğum travmalarına maruz kalmış bebeklerde, bozuk REM-NREM döngüleri sıklıkla görülür. Bozuk uyku düzeni olan bebeklerde davranışsal bozuklukların da görülmesi muhtemeldir. Bu durum da bu bebeklerde öğrenme ve bakıcıyla gelişimi destekleyici etkileşim kurma güçlükleriyle sonuçlanabilir. Bu bebekler anaokulu yıllarında incelendiklerinde, motor, bilişsel ve dil alanlarında gerilikler olduğu görülmüştür. Yenidoğan bebekteki uyku düzensizliklerinin altında yatan beyindeki işlev problemleri, bir bebek ölümünün başlıca nedeni olan ani bebek ölümü sendromuna yol açabilir. Miyadında doğan bebeklerin uyku döngüsü genellikle, dakikalık aralıklarla hafif ya da derin uyku halindedir. Bebeğin, uyuma-uyanma döngüsü ile ilgili ebeveynlere eğitim verilmesi önemlidir. Uyanık döneminde ebeveynlerin yenidoğanla ilişki kurmaları hem bebeğin hem de ebeveynlerin anksiyetesini azaltır. Ağlama: Ağlamak bebeklerin ilk iletişim yoludur ve onların yiyeceğe, rahatlamaya ve uyarılmaya ihtiyaç duyduklarını anne-babalarının bilmesini sağlar. Doğumdan sonraki haftalarda, tüm bebeklerin zor avutuldukları bazı huysuzluk anları vardır. Ancak çoğu zaman, ağlamanın doğası ilgili deneyimlerle de birleştiği zaman, ebeveynlere nedenini bulma konusunda rehberlik eder. Bebek ağlaması yoğunluğu inlemeden gerilimi dışa vuran bir mesaja kadar değişebilen karmaşık bir uyarandır. İlk birkaç haftalıkken bile bebekler anne-babalarının belirli bir mesafeden yerlerini saptamalarını sağlayan kendilerine özgü sesli bir imzayla tanınabilirler. Küçük bebekler genelde fiziksel gereksinimlerinden dolayı ağlarlar. Açlık en genel neden olmakla birlikte, bazı bebekler elbiseleri çıkarıldığında oluşan ısı değişimine, ani bir sese ya da acı veren bir uyarana tepki olarak da ağlayabilirler. Yeni doğan bebekler, çoğu kez ağlayan bir diğer bebeğin sesini duyduklarında da ağlarlar. Bazı araştırmacılar bu davranışın doğuştan getirilen acı çeken diğer insanlara karşı tepki verme kapasitesini yansıttığına inanmaktadır. Ayrıca, ağlama ilk haftalar boyunca tipik bir artış gösterirken, yaklaşık olarak altıncı haftada zirve yaptıktan sonra azalma eğilimine girer. Ağlamadaki önce yükselip sonra azalma eğilimi çeşitli bebek bakım uygulamalarına sahip farklı kültürlerde de görüldüğünden dolayı, araştırmacılar bu durumun merkezi sinir sisteminin yenilenmiş uyum faaliyetlerinden kaynaklandığına inanmaktadır. 38

12 Ağlayan Bebekleri Yatıştırmak: Ebeveynler bebeklerinin ağlamasını her zaman doğru olarak yorumlamasalar da doğru tahmin etme oranları deneyimle birlikte artmaktadır. Neyse ki besleme ve bez değiştirme işe yaramadığında ağlayan bir bebeği sakinleştirebilecek bazı yöntemler vardır. Batılı anne-babaların genellikle ilk denedikleri yöntem olan bebeği omuzlarına doğru yaslayıp sallamak ve yürümek en etkili olandır. Bir diğer sıklıkla kullanılan yatıştırma yöntemi, bebeği sıkıca bir battaniyeye sarmaktır. Peru'nun soğuk, yüksek rakımlı çöl bölgelerinde yaşamakta olan Quechua halkı, bebeklerine, başları ve vücutlarını örtecek şekilde kat kat kıyafet giydirip onları battaniyelere sararlar. Bu ağlamayı azaltan ve uyku getiren bir yöntemdir. Bu yöntem aynı zamanda bebeğin zorlu Peru dağlarındaki erken dönem gelişimi için enerji depolamasını sağlar. Pek çok göçebe ve köylü toplumlarda ve batılı olmayan gelişmiş ülkelerde bebekler gündüzlerinin ve gecelerinin çoğunu bakıcılarıyla yakın bir fiziksel temas içinde geçirirler. Botswana'da yaşayan Kung yerlisi anneler küçük bebeklerini içi otlarla astarlanmış ve hayvan derisinden yapılmış bebek kangurularında taşırlar. Böylelikle bebekler etrafı görebilmekte ve arzuya bağlı olmak üzere beslenebilmektedirler. Japon anneler de bebeklerini kucaklarında tutmaya fazlaca zaman ayırmaktadırlar. Bu kültürlerdeki bebekler Amerikalı akranlarına kıyasla daha kısa süreli ağlama nöbetleri yaşamaktadırlar. Batılı anne-babalar bebeklerini bolca kucaklayarak "yakın bakım" yöntemini kullanmayı tercih ettiklerinde, ilk aylardaki ağlama miktarı yaklaşık olarak üçte bir oranında azalmaktadır. 39 Normal Dışı Ağlama: Reflekslerde ve uyku gibi, ağlama da merkezi sinir sistemi problemleri hakkında ipucu verebilir. Beyin hasarlı, doğum öncesinde ve doğumda sorun yaşamış bebeklerin ağlaması normal bebeklerinkiyle kıyaslandığında genelde daha tiz, keskin ve kısa sürelidir. Yaygın görülen bir problem olan kolikie (sürekli ağlama) bile tiz ve kulak tırmalayıcı bir ağlama şekli mevcuttur. Kolikin nedeni bilinmemekle birlikte, itici uyaranlara karşı güçlü tepkide bulunan bazı yeni doğmuş bebeklerde bir yatkınlık olduğu görülmektedir. Bu bebeklerin ağlamaları şiddetlidir ve diğer bebeklere göre daha güç sakinleşirler. Kolik 2 ila 6 ay arasında azalma eğilimi gösterir. Koliki azaltmak için, hemşireler anne-babaları bilgilendirmek amaçlı bir takım periyodik ev ziyaretleri gerçekleştirmişlerdir. Anne-babalar, bebeklerinde öngörülebilir uyku-uyanıklık döngüleri oluşumunu sağlamak üzere -aşırı uyarılmışlık hâlinin gelmekte olduğuna dair ilk işaretler- etkili sakinleştirme yöntemlerinin kullanımı, ses, ışık ve etkinlik düzeylerinin ayarlanması konularında bilgilendirilmişlerdir. Bu müdahale programındaki kolikli bebekler programa dâhil olmayan kontrol grubundaki bebeklere kıyasla çok daha az ağlamışlardır. Programdaki bebekler günde 1.3 saatlerini ağlayarak geçirmişlerken bu miktar programda yer almayan bebeklerde 3 saattir. Çoğu ebeveyn ağlayan bir bebeğin yardım çağrısına özenle ve dikkatle karşılık vermeye çalışmaktadır. Bazen ağlama o kadar rahatız edici ve bebeğin yatıştırılması o kadar zordur ki

13 anne-babalar kendilerini boşuna uğraşmış, kızgın ve öfkeli hissederler. Erken doğmuş, hasta bebeklerin kötü muameleye maruz kalma olasılıkları daha yüksektir. Bazen ebeveynler tiz ve kulak tırmalayan ağlama sesinin kontrollerini kaybedip bebeklerine zarar vermelerindeki tek neden olduğunu ifade etmektedirler. Ağlayan Bir Bebeği Yatıştırmak YÖNTEM AÇIKLAMA Bebeği omuza yaslayıp sallamak ya da yürümek Bu fiziksel teması, dik pozisyonu ve hareket etmeyi birleştiren teknik, küçük bebekleri sessizce bir uyanıklık veren etkili bir yatıştırma yöntemidir. Bebeği kundağa sarmak Hareketi sınırlandırmak ve sıcaklığı artırmak küçük bebekleri genelde yatıştırır. Emzik vermek Emme bebeklere kendi uyarım düzeylerini kontrol etmede Usulca konuşmak veya ritmik sesler çalmak Bebeği otomobille ya da bebek arabasıyla kısa bir gezintiye çıkarmak, beşikte sallamak Bebeğin vücuduna masaj yapmak Yukarıda bahsedilen yöntemleri bir arada kullanmak Eğer bu yöntemler işe yaramıyorlarsa, bebeğin ağlamasına kısa bir süreliğine olanak vermek yardımcı olur. Sürekli, monoton ve ritmik sesler (saat tıkırtısı, vantilatör sesi ya da huzurlu bir müzik gibi) aralıklarla meydana gelen seslerden daha etkilidir. Herhangi bir yumuşak, ritmik hareket bebeği uykuya daldırmaya yardımcı olur. Bebeğin sırtını ve diğer azalarını devamlı olarak yumuşak hareketlerle sıvazlamak bebeğin kaslarını gevşetir. Bir defada bebeğin birden fazla duyusunu uyarmak genelde sadece bir tekini uyarmaktan daha fazla etkilidir. Bazen bir bebek kucaktan bırakılmasına olumlu tepki verir ve birkaç dakika sonra da uyuyakalır. 40 Refleksif Hareketler Yenidoğanın hareketleri omurilik ve aşağı beyin merkezlerinden idare edilir. Bebekler bedenlerinin çeşitli bölümlerini hareket ettirmeyi sağlayan genel bir yetenekle ve refleks olarak isimlendirilen davranışsal tepkiler dizisi ile birlikte doğarlar. Bir refleks, bir uyaran türüne özel otomatik bir tepki oluşturur. Örneğin, ışık tutulduğunda göz bebeği otomatik olarak büzülür. Aşağı beyin merkezlerinin kontrolündeki ilkel refleksler gebeliğin 18. haftasından itibaren fötüste görülmeye başlar ve standart bir programa göre yok olur. Refleksler genellikle yenidoğanın beslenmesi ve korunması gibi çift fonksiyonludur. Bir başka değişle, yaşamı sürdürmeye katkıda bulunurlar. Yenidoğanın yanağına dokunan annenin memesi,

14 başın refleksif dönüşünü uyarır, dudaklara değen meme başı refleksif emmeyi meydana getirir, gırtlağı uyaran süt refleksif yutmaya yol açar. Zamanla korteks daha geniş çapta idare etme gücü kazanır ve istemli hareketler başar. Birçok refleks zamanla kaybolur ya da istemli hareketlerle bütünleşir. Örneğin, bebekler kasları üzerinde istemli kontrol geliştirdiklerinde istedikleri zaman emerler, istedikleri yere bakarlar, objeyi yakalarlar. Davranış, artık özel bir uyaran tarafından kontrol edilmez. Çocuklardaki refleks hareketlerinin incelenmesi, merkezi sinir sistemindeki olası hasarları saptamak için gerekli ilk bilgiyi vermektedir. Bebekte (1) Bir refleksin yokluğu, (2) Vücudun iki tarafında simetrik olmayan reflekslerin görülmesi, (3) Bir refleksin gereğinden çok güçlü ya da zayıf olması ve (4) Sonlanması gereken bir refleksin devam etmesi nörolojik bozukluğun belirtisi olarak kabul edilir. Yenidoğanın sahip olduğu refleksleri (1) İlkel refleksler ve (2) Duruşa ilişkin refleksler olmak üzere iki grup halinde sınıflandırılabilir. Yenidoğan Refleksleri 41 Birincil Refleksler Moro refleksi Asimetrik tonik boyun refleksi Arama refleksi Emme refleksi Kavrama refleksi Plantar refleks Babinski refleksi Duruşa İlişkin Refleksler Adımlama refleksi Emekleme refleksi Yüzme refleksi Çekme refleksi Boynu ve bedeni çevirme refleksi Paraşüt ve propping refleksi Labyrinthine refleksi Landau refleksi Estremite yerleştirme refleksi Genellikle birincil refleks hareketlerinin (1) Beslenme ve (2) Korunma olmak üzere (emme, arama, yakalama, sarılma) iki işlevi vardır. Bu tür refleksler, doğum öncesi dönemden bir yaşına kadar gözlenebilir. Duruşa ilişkin refleksler ise, daha sonraki istemli davranışlara görünüş açısından benzemekle birlikte tümüyle istem dışı hareketlerdir.

15 Refleksif hareketler dönemi, birbirini izleyen iki aşamaya ayrılır; 1. Bilgi Toplama Evresi: Bu evre doğum öncesi dönemden başlayarak bebekliğin 4. ayına kadar sürer. Bu evrede refleksler, bebeğin hareketler yolu ile bilgi toplama, besin arama ve korunmasında temel araç olmaktadır. 2. Bilgi Çözme Evresi: Bebeklik döneminde yaklaşık 4. ayda başlayan bu evrede, beyin merkezlerinin gelişimine bağlı olarak, refleksler giderek yasaklanır. Oturma, emekleme, sıralama, yakalama, bırakma gibi istemli hareketler oraya çıkar. Tonik Boyun Refleksi: Yenidoğan ağlamadığı zaman, sırtüstü dinlenme pozisyonunda başını bir tarafa çevirerek, o taraf kolunu uzatır ve genel olarak diğer kolu tarafındaki dizi fleksiyon halinde uzanır. Yüzükoyun yatırıldığında başını sağa ve sola çevirebilir. Buna tonik boyun refleksi denir. Bu refleks ortalams aydan sonra kaybolur. Üç aylık bebekte boyun kontrolü başlar, önceleri kısa süreli sonra zamanla daha uzun süre rahatça başını tutar. Bu refleksin bebekleri istemli olarak uzanıp almaya hazırladığı düşünülmektedir. Moro Refleksi (Kucaklama Tepkesi): Bebek elle sırtının altından tutularak yatırılır ve başının hafifçe aşağıya düşmesi sağlanır. Bu sırada bebek ani fakat hafif bir şekilde düşüyormuş gibi yapılır. Ya da bebeğin yattığı yüzey kullanılarak ani bir ses yüksekliği oluşturulur. Bebek kendini arkaya doğru gererken bacaklarını ve kollarını dışa doğru fırlatır ve sonra da vücuduna doğru geri çeker. Normalde aydan sonra kaybolur. Bu refleks doğum travmasına bağlı humerus veya klavikula kırıklarında veya tek taraflı kas tonusunun azlığında asimetrik olur. Moro refleksi kas tonusunun bir göstergesidir. Bu refleksin evrimsel geçmişte bebeğin anneye tutunmasına yardım ettiği düşünülmektedir. 42 Yakalama (Kavrama) Refleksi: Bebeğin el ayası uyarılırsa parmaklar kapanır. Eline parmakla dokunulursa yakalar. Bu refleks ortalama aylarda kaybolur. Bu refleksin bebekleri istemli yakalamaya hazırladığı düşünülmektedir

16 Göz Kırpma Refleksi: Bebek uyanık olduğu zaman parlak bir ışık göze tutulduğunda ve başın yanında eller vurulduğunda görülür. Bebek gözlerini hızla kapatarak tepki verir. Kalıcı bir reflekstir. Bu refleksin bebeği güçlü uyaranlardan koruduğu düşünülmektedir. Kukla Gözü Refleksi: bebek kucaktayken hızla döndürülürse gözleri bu hareketi izler. Bu refleks yalnız birkaç gün sürer. Adımlama Refleksi: Bebek koltuklarından kavranılıp tutulursa ve ayakları düz bir yüzeye temas ettirilirse adımlamaya başlar. Bu refleks bebeğin kilo artışına bağlı olarak ortalama 2. aydan sonra kaybolur. Bu refleksin bebeği istemli yürümye hazırladığı düşünülmektedir. Ekstermite Yerleştirme Refleksi: Diz altından bacağı hafifçe bir masa kenarına dokundurulursa, bebek ayağını yükselterek masaya yerleştirir. Galant Refleksi (Gövde bükülmesi): Lomber bölgeye parmakla yapılan bir uyarım gövdenin fleksiyonu ile sonlanır. 43 Arama Refleksi: Bebeğin yanağına dokunulursa o yöne başını çevirir ve memeyi arıyormuş gibi yapar. Eğer bebeğin dudaklarına dokunursa emmeye başlar. Bu refleks ortalama 4. aydan sonra yerini istemli emmeye bırakır. Bu refleksin bebeğibeslenmeye hazırladığı düşünülür. Derin Tendon Refleksleri: Derin tendon refleksi fizyolojik anlamda germe refleksleri olarak adlandırılmaktadır. Herhangi bir kasın tendonuna çekiç ile vurulduğunda, kasın boyunda ani uzama olur ve kas uyarılır, kasın karşılıklı olarak kasılmasına ve gevşemesine yol açar. Bu refleks yenidoğanda pozitiftir. Yoksa serebral palsi vardır. Plantar Refleks (Babinski Refleksi): Bebeğin tabana topuktan parmaklara doğru dokunulursa bebek parmaklarını yelpaze gibi açar. Ayakta zamanla ekstansiyon azalır yavaş yavaş fleksiyon belirmeye başlar. Bu refleks ortalama aylara kadar görülür.

17 Emme Refleksi: Küçük parmak ağzına sokulursa emme hareketleri başlar. Bu refflek 4. aydan itibaren yerini istemli emmeye bırakır. Bebeğin beslenme alışkanlığını kazanmasına yardımcı olduğu düşünülmektedir. Karın Cildi Refleksi: % 78 oranında yenidoğanda vardır. Karın derisi üzeri çizilerek uyarılırsa karın kasları kasılır. Landau Refleksi: Bebek el üzerinde yüzükoyun yatırılırsa sırtını gerer ve başını kaldırır. Sırtı konkav bir pozisyona girer. Bu normalde doğumun ilk günlerinde olmayabilir. 44

0-2 YASINDA MOTOR GELISIM YRD. DOC. DR. SELCUK AKPINAR

0-2 YASINDA MOTOR GELISIM YRD. DOC. DR. SELCUK AKPINAR 0-2 YASINDA MOTOR GELISIM YRD. DOC. DR. SELCUK AKPINAR Gelisim, buyuyen bir organizmanin dokularinin yapisinda, biyokimyasal bilesiminde olusan degisiklikler sonucunda olgunlasmasi ve biyolojk fonksiyonlarinin

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 18 Mayıs 2009 12:56 - Son Güncelleme Pazartesi, 18 Mayıs 2009 12:58

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 18 Mayıs 2009 12:56 - Son Güncelleme Pazartesi, 18 Mayıs 2009 12:58 Fiziksel Gelişim Bebeklik Döneminde - Fiziksel Gelişim 0-2 yaşlar arasını içeren bebeklik dönemi fiziksel açıdan pek çok temel becerinin kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde bebeklerin hem beden

Detaylı

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Döllenmiş yumurta fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Yaşam boyu devam eden biyolojik, bilişsel, sosyal gelişim ve kişilik gelişiminin bilimsel incelemesi Gelişim psikolojisinin başlıca

Detaylı

NÖROMOTOR GELİŞİM Prof. Dr. Sevin Altınkaynak. Prenatal motor gelişim-1: Prenatal motor gelişim-3. Prenatal motor gelişim-2

NÖROMOTOR GELİŞİM Prof. Dr. Sevin Altınkaynak. Prenatal motor gelişim-1: Prenatal motor gelişim-3. Prenatal motor gelişim-2 NÖROMOTOR GELİŞİM Prof. Dr. Sevin Altınknak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Prenatal motor gelişim-1: İlk hareketler, gebeliğin 7.-8. haftasında uyarıya konturlateral kaba fleksiyon şeklinde olur. 9. haftada

Detaylı

REFLEKSİF HAREKETLER DÖNEMİ

REFLEKSİF HAREKETLER DÖNEMİ REFLEKSİF HAREKETLER DÖNEMİ Reflekslerin İşlevleri AŞAMALAR Bilgi Toplama Evresi : D.Ö- 4. ay Bilgi Çözme Evresi: 4.ay sonrası 1 yaş BİRİNCİL REFLEKSLER Moro R. A. Tonik Boyun R. Arama R. Emme R. Kavrama

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

07.11.2014. fetal dönem denir. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

07.11.2014. fetal dönem denir. Fetal dönemde, embriyonal dönemde oluşan organ sistemleri gelişir. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.) Göbek Kordonu 2.) Fetus ve Fetal Dolaşım Fizyolojisi 3.) Fetusun Aylara Göre Gelişimi Slayt No: 10 2 7.) FETUS Üçüncü gebelik

Detaylı

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün; Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak

Detaylı

GÖRSEL OLMAYAN DUYU SİSTEMLERİ

GÖRSEL OLMAYAN DUYU SİSTEMLERİ GÖRSEL OLMAYAN DUYU SİSTEMLERİ MEKANİK DUYULAR İnsanlarda dokunma, basınç, sıcaklık ve ağrı gibi bir çok duyu bulunmaktadır. Bu duyulara mekanik duyular denir. Mekanik duyuların alınmasını sağlayan farklı

Detaylı

YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR. Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr.

YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR. Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr. YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr. Hande Gülcan Bebeğimi ne sıklıkta emzireyim? Bebeği doğar doğmaz ilk saatte emzirmeye

Detaylı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. MÜGE YURTSEVER KILIÇGÜN

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. MÜGE YURTSEVER KILIÇGÜN ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ DERS NOTLARI YRD. DOÇ. DR. MÜGE YURTSEVER KILIÇGÜN BAHAR 2012-2013 ERKEN ÇOCUKLUĞUN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ İnsan yaşamı psikolojik ve fizyolojik

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

YGS ANAHTAR SORULAR #4

YGS ANAHTAR SORULAR #4 YGS ANAHTAR SORULAR #4 1) Düz ve çizgili kasları ayırt etmek için, I. Kasılıp gevşeme hızı II. Oksijensiz solunum yapma III. Çekirdeğin sayısı ve konumu IV. İstemli çalışma verilen özelliklerden hangileri

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Dokunmanın faydalarını bildiğimiz halde dokunmaktan. Güzel dokunuşlar birer şifadır

Dokunmanın faydalarını bildiğimiz halde dokunmaktan. Güzel dokunuşlar birer şifadır En Güzel Yaratılmışlardan Çocuklarınızla Etkili bir Đletişim Masaj Dokunmanın faydalarını bildiğimiz halde dokunmaktan çekiniriz. Güzel dokunuşlar birer şifadır Dokunmak Ebeveynlerin küçük bebeklerini

Detaylı

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... 1 Bilinmesi Gereken Kavramlar... 1 Giriş... 2 Hücrelerin Fonksiyonel Özellikleri... 2 Hücrenin Kimyasal Yapısı... 2 Hücrenin Fiziksel Yapısı... 4 Hücrenin Bileşenleri... 4

Detaylı

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER 4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER NORMAL GEBELİKTE FETAL DAVRANIŞ Fetusun gözlenebilen aksiyonu veya dış uyarana verdiği reaksiyondur.

Detaylı

3- Destek ve Hareket Sisteminin (Kasların) Çalışması :

3- Destek ve Hareket Sisteminin (Kasların) Çalışması : KAS SİSTEMİ İskelet sistemindeki kemiklerin üzerini örten, iç organların yapısına katılarak vücudun ve iç organların hareket etmesini sağlayan kasların oluşturduğu sisteme kas sistemi denir. a) Kasların

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

VÜCUDUMUZDA SISTEMLER. Destek ve Hareket

VÜCUDUMUZDA SISTEMLER. Destek ve Hareket VÜCUDUMUZDA SISTEMLER Destek ve Hareket DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ Vücudun hareket etmesini sağlamak Vücutta bulunan organlara destek sağlamak Destek ve Hareket Sistemi İskelet Sistemi Kaslar Kemikler Eklemler

Detaylı

YENİDOĞAN SARILIĞI. Doç. Dr. Ayşegül Zenciroğlu. Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği

YENİDOĞAN SARILIĞI. Doç. Dr. Ayşegül Zenciroğlu. Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği YENİDOĞAN SARILIĞI Doç. Dr. Ayşegül Zenciroğlu Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği Yaşamın ilk 28 gününe "yenidoğan dönemi" denir. Bu dönemde

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI

11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI 11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI B) ÇEVRESEL (PERİFERAL) SİNİR SİSTEMİ Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Ocak 2014 SOLUNUM ve KALP DURMASI NEDİR? BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ Solunum durması: Solunum hareketleri durunca, vücuda yaşamak için

Detaylı

UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D.

UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. Uyku tanımı Uyku Fizyolojisi (uyku evreleri) Sirkadiyen ritim Uyku yoksunluğu İdeal uyku Uyku ile ilgili bazı hastalıklar

Detaylı

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Doç.Dr.Nalan Kayrak Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji İstanbul Cerrahi Hastanesi Çocuklarda Uyku Yapısı Erişkinlerdekinden Farklıdır REM süresi daha

Detaylı

BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma

BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma İÇİNDEKİLER Giriş... x Çeviri Editörünün Ön Sözü...xii Resimsel İçerik Tablosu...xiii BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma 1 Normal Emme... 1 Anatomi...2 Emme ya da Biberon Kullanma: Memeden Emme ya da

Detaylı

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI

ADI SOYADI : OKUL NO : SINIFI : 4/ NOTU : FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI FEVZİ ÖZBEY İLKOKULU FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI 1. Aşağıdaki iskeletin temel bölümlerinin isimlerini yazınız. İskeletin temel bölümlerinin görevlerini belirtiniz. ( 10 puan) Bölümleri

Detaylı

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Menopozda Öz-bakım Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yapılan araştırmalar, kadınların menopozun ne olduğunu, bedenlerinde meydana gelen değişikliklerin

Detaylı

AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI

AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI Aile nedir? Toplum içindeki en küçük sosyal kurumdur. Çekirdek aile Ana, baba ve çocuklardan oluşur. Geniş aile ise çeşitli akrabalardan oluşur. Aile kurumunun

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

PSİ153 Psikolojiye Giriş I - Prof. Dr. Hacer HARLAK

PSİ153 Psikolojiye Giriş I - Prof. Dr. Hacer HARLAK Alıcı organların çevredeki enerjinin etkisi altında uyarılmasıyla ortaya çıkan nörofizyolojik süreçlerdir. Beyin Uyarıcı (Dış çevre ya da iç çevre) duyu organı (alıcılar) Birincil Duyular Görme İşitme

Detaylı

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX 1. Çocuklara Zarar Veren Anne-Baba Davranışları...1 Aşırı Koruyuculuk ve Kısıtlayıcılık...2 Reddetme; Maskelenmiş Mahrumiyet...4 Aşırı Hoşgörü ve Şımartma...5 Aşırı Beklentiler...6

Detaylı

Beyin kan dolaşımının bozulması sonucu, dokunma ve sesli uyarılara cevap verememe haline BİLİNÇ KAYBI denir. KOMA UYKU

Beyin kan dolaşımının bozulması sonucu, dokunma ve sesli uyarılara cevap verememe haline BİLİNÇ KAYBI denir. KOMA UYKU Beyin kan dolaşımının bozulması sonucu, dokunma ve sesli uyarılara cevap verememe haline BİLİNÇ KAYBI denir. UYKU KOMA 03.01.2013 10:18 1 Bilinç Bozukluğuna Neden Olan Durumlar? Bayılma, Ateşe bağlı Havale

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Motor gelişim temelde kendisini harekete ilişkin davranışlardaki değişim yoluyla ortaya koyar. Gözlenebilir hareket çeşitli biçimler alabilir.

Motor gelişim temelde kendisini harekete ilişkin davranışlardaki değişim yoluyla ortaya koyar. Gözlenebilir hareket çeşitli biçimler alabilir. Motor gelişim temelde kendisini harekete ilişkin davranışlardaki değişim yoluyla ortaya koyar. Gözlenebilir hareket çeşitli biçimler alabilir. Bunlar; Dengeleme, Lokomotor ve Manipulatif olarak sınıflandırılır.

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ TORTİKOLLİS İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ Birim Sorumlusu Prof. Dr. Resa AYDIN 2014 TORTİKOLLİS Tortikollis nedir?

Detaylı

FİZİKSEL GELİŞİM I DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM VE BEBEKLİK DÖNEMİ

FİZİKSEL GELİŞİM I DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM VE BEBEKLİK DÖNEMİ Yrd. Doç. Dr. Emrah SONGUR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD FİZİKSEL GELİŞİM I DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM VE BEBEKLİK DÖNEMİ İnsan gelişimi bir bütün olarak seyreder. Fiziksel

Detaylı

EDA ÖZCAN ÇOCUK GELİŞİMİ ÖĞRETMENİ

EDA ÖZCAN ÇOCUK GELİŞİMİ ÖĞRETMENİ EDA ÖZCAN ÇOCUK GELİŞİMİ ÖĞRETMENİ FARKLI GELİŞENLERDE UYKU SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ www.algiabaterapi.com Uyku karmaşık, beyin işlevi ve psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur. Uyku, çocuğun biyolojik

Detaylı

SAĞLIKLI KALP İÇİN AKTİF YAŞAM

SAĞLIKLI KALP İÇİN AKTİF YAŞAM SAĞLIKLI KALP İÇİN AKTİF YAŞAM SAĞLIKLI KALP İÇİN AKTİF YAŞAM Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri de kalp hastalıklarıdır. Bu kavram içinde birçok farklı hastalık bulunsa da, dünyada ve ülkemizde

Detaylı

BÜRO ERGONOMİSİ. Bursa Teknik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü

BÜRO ERGONOMİSİ. Bursa Teknik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü BÜRO ERGONOMİSİ Bursa Teknik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü BÜRO ERGONOMİSİ AÇISINDAN NE DURUMDAYIZ? Çalıştığınız büro YETERİNCE büyük mü? Çalıştığınız büro YETERİNCE aydınlık mı?

Detaylı

Besin Glikoz Zeytin Yağ. Parçalanma Yağ Ceviz Karbonhidrat. Mide Enerji Gliserol Yapıcı Onarıcı. Yemek Ekmek Deri Et, Süt, Yumurta

Besin Glikoz Zeytin Yağ. Parçalanma Yağ Ceviz Karbonhidrat. Mide Enerji Gliserol Yapıcı Onarıcı. Yemek Ekmek Deri Et, Süt, Yumurta SİNDİRİM SİSTEMİ KARBONHİDRAT PROTEİN Besin Glikoz Zeytin Yağ Parçalanma Yağ Ceviz Karbonhidrat Mide Enerji Gliserol Yapıcı Onarıcı Yemek Ekmek Deri Et, Süt, Yumurta Enzim Şeker Enerji Aminoasit YAĞ VİTAMİN

Detaylı

BÜYÜME. Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir.

BÜYÜME. Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir. BÜYÜME Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir. 2 BÜYÜME Örneğin doku büyümesi gerçekleşerek vücut ağırlığı ve boy uzunluğunda

Detaylı

ANNE SÜTÜ İLK 6 AY TEK BAŞINA, SONRASINDA 2 YAŞINI AŞANA KADAR BEBEĞİNİZİN TÜM GEREKSİNİMLERİNİ KARSILAYAN BİR MUCİZEDİR

ANNE SÜTÜ İLK 6 AY TEK BAŞINA, SONRASINDA 2 YAŞINI AŞANA KADAR BEBEĞİNİZİN TÜM GEREKSİNİMLERİNİ KARSILAYAN BİR MUCİZEDİR EMZİRME REHBERİ ANNE SÜTÜ İLK 6 AY TEK BAŞINA, SONRASINDA 2 YAŞINI AŞANA KADAR BEBEĞİNİZİN TÜM GEREKSİNİMLERİNİ KARSILAYAN BİR MUCİZEDİR Emzirmenin önemi nedir? Anne ile bebek arasında duygusal bağlanmayı

Detaylı

GEBELİK VE LOHUSALIK

GEBELİK VE LOHUSALIK GEBELİK VE LOHUSALIK ANA SAĞLIĞI Sağlık hizmetleri açısından doğurganlık çağındaki (15-49 yaş arası) tüm kadınlara ana denir. 15-49 yaş doğurganlık çağındaki kadınlar nüfusumuzun % 27 sini oluşturmaktadır.

Detaylı

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

BEBEĞİNİZDE GÖRME VE GÖRSEL GELİŞİM

BEBEĞİNİZDE GÖRME VE GÖRSEL GELİŞİM BEBEĞİNİZDE GÖRME VE GÖRSEL GELİŞİM Bir çocuk sahibi olmanın en heyecanlı anı yeni doğan bebeğinizin gözlerini açıp sizinle ilk defa bağlantı kurmasıdır. Ama bu durumu hemen yaşamıyorsanız sakın endişe

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Vücudumuzda, bir dakika içerisinde, sayamayacağımız kadar çok olay gerçekleşir. Duyuları algılamak, düşünmek, yürümek, konuşmak gibi birçok olay aynı anda gerçekleşir.

Detaylı

Hamileliğin: Bebeğinin hareket etmesini hissetmek

Hamileliğin: Bebeğinin hareket etmesini hissetmek Hamileliğin: Bebeğinin hareket etmesini hissetmek Bebeğini hissetmek güvenilir bir his verir ve önemlidir. Bebeğin hareket ettiğini genelde hamileliğin 16-20 nci haftasından itibaren hissedebilirsin. Bebeğin

Detaylı

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme BİREY GELİŞİMİ O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme kaydeden değişimidir. O Gelişim; organizmanın

Detaylı

17.02.2015. ENTERAL BESLENME (Gavaj) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Enteral Beslenme. 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 )

17.02.2015. ENTERAL BESLENME (Gavaj) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Enteral Beslenme. 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 ) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 ) ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Slayt No : 48 4 ENTERAL BESLENME (Gavaj) Besin ve sıvıları ağız yoluyla yeterli alamayan veya hiç alamayan

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

İLKYARDIM. www.hiasd.org

İLKYARDIM. www.hiasd.org İLKYARDIM www.hiasd.org Misyon & Vizyon Plan İlkyardım tanımı İlkyardım malzemeleri Haberleşme Kırık-çıkık Kanama Yanık Sara Hayvan dostlarımız Zehirlenme Duman zehirlenmesi Elektrik çarpması Kalp krizi

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

Sınav Destek Semineri. Egzersiz. Rahatlama Çalışmaları-2. Engin KUYUCU. İnsan Kaynakları Uzmanı

Sınav Destek Semineri. Egzersiz. Rahatlama Çalışmaları-2. Engin KUYUCU. İnsan Kaynakları Uzmanı Sınav Destek Semineri Egzersiz & Rahatlama Çalışmaları-2 Engin KUYUCU İnsan Kaynakları Uzmanı 0 535 828 17 93 www.enginkuyucu.com Sınav Destek Semineri Meridyen Enerjisini Aktive Etmek Qi Gong Egzersizi

Detaylı

BUYUME VE GELISME. Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR

BUYUME VE GELISME. Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR BUYUME VE GELISME Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR BUYUME VE GELISME Cocukluk cagi dollenme ile baslar ve ergenligin tamamlanmasina kadar devam eder. Diger butun canlilara kiyasla insanda cocukluk cagi cok

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

TANIM. Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir;

TANIM. Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir; OTİZM TANIM Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir; Sosyal etkileşim becerileri, İletişim becerileri Basma kalıp ilgiler, aktiviteler ya da davranışların

Detaylı

BİLİNÇ FARKLI BİLİNÇ DURUMLARI. PSİ153 Psikolojiye Giriş I- Prof.Dr. Hacer HARLAK

BİLİNÇ FARKLI BİLİNÇ DURUMLARI. PSİ153 Psikolojiye Giriş I- Prof.Dr. Hacer HARLAK BİLİNÇ FARKLI BİLİNÇ DURUMLARI Bilinç durumları Uyku, rüyalar, uyanıklık, hipnoz, meditasyon BİLİNÇ Bilinç= Zihin mi? Bireyin dışsal ve içsel uyaranların - yani çevredeki olayların, bedensel duyuların,

Detaylı

Raşitizm D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur? Anne Sütünde Yeterince D Vitamini Var mıdır?

Raşitizm D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur? Anne Sütünde Yeterince D Vitamini Var mıdır? Raşitizm, kemiklerde kalsiyum depolanmasının yetersiz olmasına bağlı olarak ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen genel addır. Nedenleri çeşitlidir. Her yaşta görülebilir. En sık olarak görülen, dolayısıyla

Detaylı

Decubitus Prophylaxis Üstün Tedavi

Decubitus Prophylaxis Üstün Tedavi Decubitus Prophylaxis Üstün Tedavi Decubitus Prophylaxis Üstün Tedavi TEMPUR-MED Ürününün Sağladıkları Optimum basınç azaltımı Yüksek konfor Yüksek hijyen Kullanım kolaylığı Geniş uygulama alanı Minimum

Detaylı

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor.

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor. Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor. 1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz. 2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

Solunum ve Kalp Durması Nedir? Solunum Durması: Kalp Durması: Temel YaĢam Desteği Nedir? ilaçsız 112 112 Hayat Kurtarma Zinciri Nedir?

Solunum ve Kalp Durması Nedir? Solunum Durması: Kalp Durması: Temel YaĢam Desteği Nedir? ilaçsız 112 112 Hayat Kurtarma Zinciri Nedir? Temel Yaşam Desteği Solunum ve Kalp Durması Nedir? Solunum Durması: Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun, yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır. Hemen yapay solunuma başlanmaz

Detaylı

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta Ġnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 1 Biyolojik Varlık Olarak İnsan Birinci Bölüm: Fiziksel Faktörler ve Algı Geçen Hafta GEÇEN HAFTA İnsan, Fiziksel Faktörler ve İnsan Performansı

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

YENİDOĞAN BAKIMI HÜLYA CİVELEK YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM SORUMLU HEMŞİRESİ

YENİDOĞAN BAKIMI HÜLYA CİVELEK YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM SORUMLU HEMŞİRESİ YENİDOĞAN BAKIMI HÜLYA CİVELEK YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM SORUMLU HEMŞİRESİ YENİDOĞAN DÖNEMİ Doğumdan sonraki ilk 4 haftaya (0-28gün) yenidoğan dönemi denir. Doğumdan sonra yaşamın ilk günü, ilk haftası ve

Detaylı

Baş ağrısı, başta ve bâzen de boyun veya sırtın üst kısmında gerçekleşen ağrılara verilen ortak isimdir. Yaygın ağrı şikâyetlerinden biridir ve hemen

Baş ağrısı, başta ve bâzen de boyun veya sırtın üst kısmında gerçekleşen ağrılara verilen ortak isimdir. Yaygın ağrı şikâyetlerinden biridir ve hemen Baş ağrısı, başta ve bâzen de boyun veya sırtın üst kısmında gerçekleşen ağrılara verilen ortak isimdir. Yaygın ağrı şikâyetlerinden biridir ve hemen hemen tüm insanlar değişik nedenlerle baş ağrısından

Detaylı

Uyku skorlama-2 (Temel EEG grafo elemanlar)

Uyku skorlama-2 (Temel EEG grafo elemanlar) Uyku skorlama-2 (Temel EEG grafo elemanlar) Dr. Hikmet YILMAZ XVII. Uyku Tıbbı Hekimliği Sertifikasyon Kursu Uyku Tıbbı Teknisyenliği Sertifikasyon Kursu 26 Şubat-2 Mart 2014 Spice Otel, Belek, Antalya

Detaylı

GEBELİKTE FİZİKSEL AKTİVİTE ve EGZERSİZ

GEBELİKTE FİZİKSEL AKTİVİTE ve EGZERSİZ GEBELİKTE FİZİKSEL AKTİVİTE ve EGZERSİZ Prof. Dr. Reyhan Çeliker Acıbadem Maslak Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü Fiziksel Aktivite Gebelikte oluşan değişiklikler ile başetmenin en kolay

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

İŞYERİ EGZERSİZLERİ. Hazırlayan: Uzman Fizyoterapist Meral HAZIR

İŞYERİ EGZERSİZLERİ. Hazırlayan: Uzman Fizyoterapist Meral HAZIR İŞYERİ EGZERSİZLERİ Hazırlayan: Uzman Fizyoterapist Meral HAZIR EGZERSİZLERİ Günümüzde, özellikle endüstriyel toplumlarda aktif olmayan yaşam şekli, ergonomik olmayan çalışma koşulları ve İŞYERİEGZERSİZLERİ

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM VIII BOĞULMALARDA İLKYARDIM

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM VIII BOĞULMALARDA İLKYARDIM Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN OKULLARI Haziran 2014 BÖLÜM VIII BOĞULMALARDA İLKYARDIM BOĞULMA NEDİR? Boğulma, vücuttaki dokulara yeterli oksijen gitmemesi sonucu dokularda bozulma meydana

Detaylı

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus

Detaylı

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR 1)ÖZELLİKLERİ 2)KARŞILAŞMA SIKLIĞI 3)TÜRKİYE VE DÜNYADA YAPILAN FAALİYETLER 4)EĞİTİMLERİ 5)AİLEYE VE ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER ÖZELLİKLERİ MOTOR GELİŞİM ÖZELLİKLERİ ZİHİNSEL GELİŞİM

Detaylı

Memeyi reddin çeşitleri

Memeyi reddin çeşitleri Amaç Memeyi Red Prof. Dr. Sevin Altınkaynak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları -Bir Bebeğin Memeyi Niçin Reddettiğinin Nedenini Belirleyebilmek -Anne ve Bebeğine Anne Sütüyle Beslenmenin Tekrar Başlatılması

Detaylı

Gelişim Psikolojisi Ders Notları

Gelişim Psikolojisi Ders Notları Gelişim Psikolojisi Ders Notları Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL www.gunescocuk.com Tanımlar Büyüme: Organizmada meydana gelen sayısal (hacimsel) değişiklikler Olgunlaşma: Potansiyel olarak var olan işlevin

Detaylı

30.12.2014. Yenidoğan Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) YENİDOĞAN FİZYOLOJİSİ

30.12.2014. Yenidoğan Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) YENİDOĞAN FİZYOLOJİSİ 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) YENİDOĞAN FİZYOLOJİSİ Slayt No: 23 4 Yenidoğan, çoğu zaman doğar doğmaz ilk idrarını yapar. İlk dışkı 24 saat içinde görülür.

Detaylı

Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlarda yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir.

Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlarda yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir. Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlarda yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir. Emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün olduğunca doğumdan

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

O Oyunların vazgeçilmez öğeleri olan oyuncaklar çocuğun bilişsel, bedensel ve psikososyal gelişimlerini destekleyen, hayal gücünü ve yaratıcılığını

O Oyunların vazgeçilmez öğeleri olan oyuncaklar çocuğun bilişsel, bedensel ve psikososyal gelişimlerini destekleyen, hayal gücünü ve yaratıcılığını EĞİTİCİ OYUNCAKLAR O Oyunların vazgeçilmez öğeleri olan oyuncaklar çocuğun bilişsel, bedensel ve psikososyal gelişimlerini destekleyen, hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştiren en değerli araçlardır.

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

KASLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kasların regenerasyon yeteneği yok denecek kadar azdır. Hasar gören kas dokusunun yerini bağ dokusu doldurur.

KASLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kasların regenerasyon yeteneği yok denecek kadar azdır. Hasar gören kas dokusunun yerini bağ dokusu doldurur. KASLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER Canlılığın belirtisi olarak kabul edilen hareket canlıların sabit yer veya cisimlere göre yer ve durumunu değiştirmesidir. İnsanlarda hareket bir sistemin işlevidir. Bu işlevi

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

DOĞUM EYLEMİNİN BAŞLAMA BELİRTİLERİ

DOĞUM EYLEMİNİN BAŞLAMA BELİRTİLERİ DOĞUM EYLEMİ DOĞUM EYLEMİNİN BAŞLAMA BELİRTİLERİ 1- HAFİFLEME HAFİFLEME İLE BİRLİKTE ANNEDE OLAN DEĞİŞİKLİKLER Bacak krampları, Pelvik basınçta artma, Alt ekstremitelerde ödem, Sık idrara çıkma, Vajinal

Detaylı

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM Zihinsel engelli çocukların cinsel gelişim aşamaları normal çocukların cinsel gelişim aşamaları ile aynıdır. Cinsel eğitimin en büyük amacı,çocukluktan yaşamın

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Yeterli ve Dengeli Beslen!

Yeterli ve Dengeli Beslen! Yeterli ve Dengeli Beslen! Hareketli Ol, Egzersiz Yap! Kişisel Bakımına ve Günlük Hijyenine Özen Göster! Uyku Düzenine Dikkat Et! Stresten Uzak Dur! Yeterli ve dengeli beslenme «4 Yapraklı Yonca» içerisindeki

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler Vücudumuzda aynı anda birçok karmaşık olayın birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi denetleyici ve düzenleyici sistemler tarafından sağlanır. Denetleyici ve

Detaylı

YGS ANAHTAR SORULAR #3

YGS ANAHTAR SORULAR #3 YGS ANAHTAR SORULAR #3 1) Bir insanın kan plazmasında en fazla bulunan organik molekül aşağıdakilerden hangisidir? A) Mineraller B) Su C) Glikoz D) Protein E) Üre 3) Aşağıdakilerden hangisi sinir dokunun

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI Çevredeki nesneleri ve olayları, tanıma, kavrama ve anlama, etiketleme ve tepki vermeye hazırlanma gibi işlemlerdir. ALGI Duyu organlarıyla gelen bilginin anlamlandırılmasıdır.

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

FEN VE TEKNOLOJİ. İskeletin Görevleri İskeletin Kısımları 4. SINIF. Soru 1: Vücuda şekil veren ve harekete yardımcı olan sert yapılar nelerdir?

FEN VE TEKNOLOJİ. İskeletin Görevleri İskeletin Kısımları 4. SINIF. Soru 1: Vücuda şekil veren ve harekete yardımcı olan sert yapılar nelerdir? 4. SINIF 1. İskeletin Görevleri İskeletin Kısımları Soru 1: Vücuda şekil veren ve harekete yardımcı olan sert yapılar nelerdir? 3. Soru 2: Uzunlukları ve şekilleri farklı kemiklerin bir araya gelmesi ile

Detaylı