Protozooloji Prof. Dr. Bayram GÖÇMEN

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Protozooloji Prof. Dr. Bayram GÖÇMEN"

Transkript

1 Protozooloji Prof. Dr. Bayram GÖÇMEN Protozoonlar ve daha geniş anlamda Protistler Protistler genellikle mikroskobik boyutlardaki organizmalar oldukları için uygun büyütme aygıtlarının geliştirilmesine kadar keşfedilememişlerdir. Bir objektif ve bir oküler lensten meydana gelen bileşik mikroskop tek hücreli canlıların keşfinden çok daha önce icat edilmiştir yılında Hollandalı optikçiler Hans ve Zacharias JANSSEN bu mikroskopların ilkini yapmışlardır. Önceleri gerçek bilimsel enstrümanlar olarak değil, üst sınıf yetişkinler için oyuncaklar olarak kabul edilmişlerdir. Bilimsel Protozooloji için gerçek başlangıç noktası bundan yaklaşık 80 yıl sonrasıdır.

2 Tek hücreli organizmaların keşfi Hollandalı Antoni van LEEUWENHOEK ( ) 1723) protozoolojinin babası Bir hobi olarak, kendi dizayn ettiği ve yaptığı basit mikroskopları kullanmıştır. İmal ettiği mercekleri kesip bilemiş ve özel bir çerçeve içinde basit mikroskopların içine yerleştirmiştir. Bunların tamamı tek, yüksek büyütme gücüne sahip merceklerdir. LEEUWENHOEK un yıllar içinde yaklaşık 400 tane mikroskop yapmıştır. Bulgularını Londra Royal Society ye yolladığı 100 den fazla mektupta tanımlamıştır. Resmi gözlemleri 1676 da başlamıştır ve van LEEUWENHOEK Protozoa yı (çoğu siliyatlar) ) inceleyen, çizen ve tanımlayan ilk kişi olmuştur. Bu küçük yaratıkları animalcula olarak adlandırmıştır. İki yıl sonra 1678 de ünlü Hollandalı fizikçi Christian HUYGENS ( ) 1695) van LEEUWENHOEK un bulgularının doğruluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağımsız doğrulama tabiat bilimcilerinin araştırmalarını teşvik etmiştir.

3 LEEUWENHOEK ve HUYGENS durgun sularda veya infüzyonlarda (otların bekletilerek çürüdüğü sıvılar) gözlemledikleri protistlerin air germs (havadaki mikroplar yada tohumlar) adını verdikleri şeylerden orijinlendiğine inanmaktaydılar. Protistlerin kökeni problemi 19. yüzyılın ortalarına kadar hararetli tartışmalara sebep olmuştur. Bilimsel Mikroskopinin ve Protistoloji-Protozoolojinin babası Antoni van LEEUWENHOEK ve 250 kez büyütme gücüne sahip tek mercekten oluşan ilk mikroskobu (Hausmann ve ark., 2003 den değiştirilerek).

4 1718 de Fransız bilimadamı Louis JOBLOT mikroskobun uygulama alanları hakkında bir kitap yayınlamıştır. Farklı mikroskop tiplerinin yanısıra çok sayıda protisti de resimlerle açıklamıştır. Bazı subsellüler (hücre altı) yapıların da ilk defa deskripsiyonunu yapmıştır. Nukleuslar, kontraktil vakuoller, siliyatür hatta siliyatların iç yapılarını (bağırsak) detaylı olarak anlatmıştır. Bu canlıların embriyo veya fetuslarınkine benzer şekilde gelişerek ebeveynlerinin tıpatıp aynısı bireyler haline gelen yumurtalar içerebileceklerini öne sürmüştür. Ayrıca bunların orijinleri konusunda da denemeler yapmıştır. Doğal veya hava ile temas etmiş infüzyonlarda görülen protistler kaynamış infuzyonlarda görülmediği için yumurtaların havada bulunabileceğini ve bunlar suya düştükleri zaman infusoria infusoria ya da animalcula animalcula nın oluştuğunu öne sürmüştür. Böylece LEEUWENHOEK ve HUYGENS in air-germ teorisi yeniden kabul görmüştür.

5 Bilim için çok daha önemli olan abiogenesis abiogenesis doktrinleri (generatio spontanea= spontan jenerasyon) birbirinden bağımsız olarak Fransız Zoolog George BUFFON ( ) 1788) ve İngiliz doğa bilimci John NEEDHAM ( ) 1781) tarafından 1749 da öne sürülmüştür. BUFFON un doktrinine göre bitkiler ve hayvanlar besin yoluyla alınan organik, yaşayan moleküllerden oluşmuşlardır. NEEDHAM ın abiyogenezis doktrini BUFFON unkinden şu noktada ayrılır; NEEDHAM a göre organik maddeler uygun koşullar altında, yayılma prensibi doğrultusunda yaşamı meydana getirir. Organik maddenin çürümesi sonucu oluşan ürün zooglea olarak adlandırılan jelatinimsi bir kitledir, yeni yaşam bu maddeden ortaya çıkar. BUFFON ve NEEDHAM varsayımlarını desteklemek amacıyla kaynamış ve kaynamamış, ağzı kapatılmış ve kapatılmamış infüzyonlarla çeşitli deneyler yapmışlardır. Infusoria nın istisnasız tüm durumlarda oluştuğunu rapor etmişlerdir. Böylelikle Spontan generasyon doktrini bilim çevrelerinde coşkuyla kabul edilmiştir.

6 Louis PASTEUR ( ) 1895) ve Robert KOCH ( ) un 1910) un deneysel çalışmalarına kadar Spontan Generasyon Hipotezi kabul edilmeye devam etmiştir. JOBLOT u takiben çok sayıda makale yayınlanmıştır. Örnekler; 1754 de Henry BAKER Mikroskobun yararlı kullanımı ve geliştirilmesine katkılar adlı kitabı yazmıştır de August Johann Rösel von ROSENHOF Amoebae yı (amipleri) bulmuştur 1769 da Nicolas Théodore de SAUSSURE, infusoria (yani siliyatlar) ) nın enine bölünmesini ilk defa gözlemlemişti, aynı zamanda bir tek organizmadan başlayan, yani klonal bir kültürü ilk defa oluşturan kişidir. Kistleşme ilk kez gözlenmiştir. PROTOZOOLOJİK TARİHÇEDE II. DONEM (Sistematik Araştırmalar) 1768 de Infusoria Infusoria için ilk sistematik plan Danimarkalı Tabiat bilimci Otho Fridericus MÜLLER ( ) 1784) tarafından oluşturulmuştur. Infusoria içerisine, günümüzde protistler olarak kabul ettiğimiz organizmalara ilaveten, planktonik metazoanlar ve rotiferlerleri de dahil etmiştir.

7 Otho Fridericus MÜLLER in kitabı Carl von LINNÉ (=Carolus LINNEAUS) nin Systemae naturae (1758) sinin 10. baskısından sonra yazıldığından ve bilimsel biyolojik isimlendirme bugün hala kullanıldığından bir çok geçerli cins ve tür ün otörü olarak atfedilmiştir; Monas, Ceratium hirudinella, Bursaria truncatella, Euplotes patella, Lacrymaria olor, Stylonychia mytilus. Otho F. MÜLLER in eserinin kapağı (a) ve bu kitaptan bir levha (b) örneği (Hausmann ve ark., 2003 den)

8 19. yüzyılın başları protozooloji için çok heyecan verici ve ilginç bir dönem olmuştur. Terminoloji ile ilgili çok önemli gelişmeler ortaya çıkmış ve detaylı taksonomik çalışmalar başlamıştır. Fransız mikropaleontolog Alcide D ORBIGNY ( ) nin bilimsel aktivitesi bu devrin başlangıcı olarak kabul edilir. Foraminifera Foraminifera taksonunun isim babasıdır. Felix DUJARDIN ( ) 1860) yaşayan foraminiferleri de incelemiştir. Kabuklar içindeki canlıları ve onların pseudopodlar (yalancı ayaklar) oluşturma ve aktif hareket etme yeteneğini keşfetmiştir. Diğer tek hücrelilerde de bulunduğunu keşfettiği ve homolog karaktere sahip olduğunu düşündüğü bu canlı maddeyi sarcode sarcode (protoplazma) olarak adlandırmıştır. Canlı maddenin vakuol ve granüler inkluzyonlar içeren hareketli bir sıvı olduğunu öne sürmüştür (Sarcode( doktrini). Bu terim, artık günümüzde geçerli olmayan Sarcodina (Amipler) veya Sarcomastigophora (Amipler+Kamçılılar) taksonları için kullanılmıştır.

9 PROTOZOOLOJİK TARİHÇEDE III. DONEM (Protistlerin Tek Hücreli Organizmalar olarak kabulü) 19. yüzyılın ortalarında Çek Jan Evangelista PURKINJE ( ), Alman Theodor SCHWANN ( ) 1882) ve Matthias Jacob SCHLEIDEN ( ) 1881) tarafından Protoplazma teorisi ve hücre doktrininin ortaya çıkarılmasını takiben protozoologlar için yeni ufuklar açılmıştır. Önceleri siliyatların komplike yapısı hücre teorisiyle uyuşmuyor gibi görünmekteydi. Siliyatların özel durumu, Alman Ernst HAECKEL ( ) 1919) ve Christian Gottfried EHRENBERG ( ) 1876) in bu canlıların tek hücreli yapısını göz ardı etmelerine sebep olmuştur. HAECKEL 1873 e kadar siliyatları Protista ya dahil etmede tereddüt etmiştir. Bu araştırıcı sadece Protozoolojide değil, genel olarak omurgasız hayvanların bugün dahi pekçok eserde kullanılan elle çizilmiş mükemmel resimleriyle ünlüdür.. Ayrıca Protista (=Protoctista Protoctista) taksonunun isim babası ve 3 alem sınıflandırmasının kurucusudur.

10 EHRENBERG ise tek hücreli organizmaların makroskobik,, görülebilir faunanın, mükemmel minyatürleri olduklarını savunmuştur. Polygastrik teori adı altında özetlenen bu bakış açısına göre, Christian Gottfried EHRENBERG 1838 de yazdığı Mükemmel organizmalar olarak infüzyon animalculası adlı kitabında mide ve bağırsaklar (yani besin vakuolleri), vasküler sistem, tükrük bezleri (özel vakuoller veya muhtemelen zoochlorellae), testisler (mikronukleuslar)) ve seminal vesiküller (kontraktil vakuoller) ) ve ovaryumlar (muhtemelen makronukleuslar) ı göstermiş olması sürpriz değildir. Ancak bu yanlış yorumlamalarına rağmen EHRENBERG Protozooloji ve Protistoloji inin duayenlerinden biridir- sistematik zooloji ve mikropaleontoloji alanlarında çok önemli çalışmalar yapmıştır. Kireç taşı falezlerinin (chalk( cliff) ) mikroskobik organizmalardan (çoğunlukla diatomlar) ) oluştuğunu göstermiş ve çok sayıda serbest yaşayan protisti tanımlamıştır. Birçok iyi bilinen cinsin isimleri bu çalışmaların ürünüdür; Actinophrys, Amoeba, Arcella, Bodo, Carchesium, Chlamydo- monas, Cryptomonas, Dinobryon, Euglena, Euplotes, Loxodes, Nassula, Peridinium, Prorodon, Spirostomum, Synura vs.

11 Christian G. EHRENBERG in meşhur kitabının (a) ve bu eserine paralel basılmış resimli atlasının (b) kapakları (Hausmann ve ark., 2003 den)

12 Alman Zoolog Carl Theodor von SIEBOLD ( ) 1885) protozoa yı bir tek hücreden meydana gelmiş ve farklı organ sistemleri kesin olarak belirlenemeyen hayvanlar olarak yeniden tanımlamıştır. Zamanla fikirleri kabul edilmiş ve protozoa yı çok hücreli canlılardan ayıran ilk kişi olmuştur. Hücrenin ilk tanımı yaşayan foraminiferlerin incelenmesi sonucu gerçekleşmiştir. Alman anatomist Max SCHULTZE ( ) 1874) 1861 de hücrenin klasik deskripsiyonunu merkezi olarak yerleşmiş nukleus içeren protoplazma yığını olarak vermiştir. Protozoolojik Tarihçenin 4. Dönemi; i;protozoolojinin Mikrobiyoloji ve Parazitoloji Disiplinleriyle kombinasyonunu kapsar. 5. Dönem ise Protistoloji-Protozooloji Protozooloji disiplininin kurumsallaşmasıdır (enstitü, dergi ve derneklerin kurulması). Protozoolojinin Bir Bilim Olarak Kurumsallaşmasına Katkısı olan Diğer Bazı Bilimciler Şunlardır: 4000 den fazla tür tanımlayan ve bunları resimlerle gösteren radiolarian eksperi Ernst HAECKEL; ilk Protist genetikçisi Fransız Edouard G. BALBIANI ( ); 1899); Protozoa konusunda ilk büyük ve 3 ciltten oluşan kitabı ı yazan ve Protozoolojinin babalarından olarak sayılan Alman zoolog Otto BÜTSCHLI ( ). 1920).

13 Radiolarian eksperi Ernst HAECKEL ve orijinal çizimlerinden bir örnek (Hausmann ve ark., 2003 e göre Kunstformen der Natur. Verlag Bibliogr. Inst., Leipzig and Wien, 1899-

14 19. yüzyılın bitişiyle birlikte sağlam bir bilgi birikimi oluşmuş ş ve çok sayıda parazitik ve/veya patojenik form bilinmeye başlanmıştı. Bu formların bazılarının kompleks hayat döngüleriyle ilgili önemli bilgiler de elde edilmiştir. Yeni türlerin deskripsiyonu günümüzde hala devam ederken, biyolojideki genel prensiplerin araştırılmasında protistlerin ideal modeller oluşturduğu görülmüştür. Özellikle hücre biyolojisi alanında tek hücreli organizmaların belli özelliklerinden faydalanılmıştır. En önemli özellikleri, bu organizmaların hızlı büyüme oranları ve kısa generasyon zamanları sayesinde kültürlerinin kolay yapılabilir olmasıdır. Protistlerin kitle kültürlerinin nasıl yapıldığını öğrendiğimiz için bu tek hücreli organizmalar, moleküler biyoloji ve biyokimya alanındaki araştırmalarda popüler objeler olmuşlardır. Ancak bu canlıların yeter derecede keşfedilip uygun bir şekilde kullanılmamış kendilerine özgü özellikleri hala mevcuttur. Bu tarihi gözden geçirmeyi, bu alanın gelişmesinde en önemli enstrüman olan mikroskobun tarihine de değinmeden geçmek olanaksızdır.

15 MİKROSKOBUN TARİHÇESİNİN KISA ÖZETİ : 1590: Hans & Zacharias JANSEN-ilk mikroskop (Holl( Holl.) : Antonius van LEEUWENKOEK-ilk bilimsel mikroskop (Holl( Holl.) : İmmersiyon objektifleri : Apokromatik (Renk Aberasyonları Giderilmiş) Objektifler : Frits ZERNICKE-Faz Kontrast Mikrosbopu (Holl.-Nobel) : 1950:Ernst RUSKA-TEM (Alm. Fizikçi-Nobel) : Manfred von ARDENNE-SEM (Alm.)

16 Protistolojinin uluslar arası seviyede kurumsallaşması 1947: ABD de SOCIETY OF PROTOZOOLOGISTS (SOP) in kurulması; 1954 den beri JOURNAL OF PROTOZOOLOGY yi yayınlamakta (1993 de JOURNAL OF EUKARYOTIC MICROBIOLOGY olarak yeniden isimlendirilmiştir). 1963: Polonya lı ACTA PROTOZOOLOGICA dergisinin kurulması 1968: Fransız PROTISTOLOGICA dergisinin kurulması (1987 de EUROPEAN JOURNAL OF PROTISTOLOGY olarak Almanya da devam etmiştir) 1972: INTERNATIONAL SOCIETY FOR EVOLUTIONARY PROTISTOLOGY (ISEP) nin kurulması 1999: Rus dergisi PROTISTOLOGY nin kurulması 1961: Prag: FIRST INTERNATIONAL CONGRESS OF PROTOZOOLOGY, 4 yıllık aralarla devam etmiştir: 1965 de Londra de, 1969 da Leningrad (St. Petersburg) da, 1973 de Clermont-Ferrand da, 1977 de New York ta, 1981 de Varşova da, 1985 de Nairobi de, 1989 da Tsukuba da, 1993 de Berlin de, 1997 de Sidney de, 2001 de Kudüs/Salzburg da.

17 Türkiye de Protozooloji Türkiye de protozooloji nin bilimsel olarak kurumsallaşmasına öncülük eden Prof. Dr. Nimet ÖKTEM ve ilk kez bilim dünyasına tanıttığı (1967) türlerden birine (Prosicuophora basoglui) ait siliyatür çizimleri.

18 Birlikte yaşam yahut Simbiyozis: "birbirine benzemeyen iki veya daha fazla sayıda organizmanın çok yakın işbirliği yahut yakın birliktelik halinde bir arada yaşaması dır. {Y. syn- veya sym- (birlikte) ve bios (yaşam)} Parazitizm Antogonistik Simbiyozis 1. Parazitizm (Parazitlik, Asalaklık): Çifti oluşturan organizmalardan birisinin (parazit, asalak) daima yararlandığı ve diğerine (konak) daima zarar verdiği yahut bu potansiyele sahip olduğu simbiyotik ilişkilerdir. Zorunlu yahut fakültatif (seçenekli) bir yaşam şeklidir. Örn.: Giardia/Naegleria Parazitik canlı yaşayabilmesi ve neslini sürdürebilmesi için yetersizliğini konaktan sağlar. Konağın bazen ısı şeklindeki enerjisinden, bazen n de onun besin, hücre, enzim ve hatta hormonlarından faydalanır. 2. Kommensalizm (Sığıntılık): Çifti oluşturanlardan birisinin (kommensal( kommensal, sığıntı) daima yararlandığı ve diğerinin (konağın) ne kesin bir zarar ne de kesin bir yarar gördüğü simbiyotik ilişkilerdir. Örn.: Trichodina, Vorticella (Fakültatif); İşkembe Siliyatları (Obligat). Kommensal canlı konağından barınma, sığınma, besin bulma ve hatta sadece taşınma ( (Forezi)) açılarından faydalanır. 3. Mutualizim (Yardımlaşma): Her iki organizmanın karşılıklı yarar sağladığı simbiyotik ilişkilerdir. Çoğu zaman birliği oluşturan organizmaların birlikteliği karşılıklı zorunluluk gösterdiği halde ( (Zorunlu Mutualizm), nadiren bu birliktelik yine karşılıklı olarak ortadan kaldırılabilir ve birliğin bozulmasından her iki organizma da zarar görmez (Fakültatif Mutualizm= Protokooperasyon). Örn: Kamçılı-Termit, Likenler (obligat( obligat) Birliği oluşturan hayvan çiftinden küçük olan Simbiyont (konuk)-parazit (asalak) büyük olan Konak (=Konukçu). Endosimbiyozis (Endoparazitizm)-EktosimbiyozisEktosimbiyozis (Ektoparazitzm)

19 Gerçek Parazitlik,, parazitin konağın dokularıyla veya doku sıvılarıyla beslendiği ve bu nedenle zararlı olduğu bir birlikteliktir. Bazı araştırıcılar bu özel anlam için parazitizm (=parazitlik) sözcüğünün kullanımını sınırlandırırlar ve "Doku" Parazitliği" şeklinde farklılaştırırlar. Böyle zararlı parazitler için Patojen yahut Patojenik (Latince pathos=rahatsızlık, hastalık; genos=oluşturmak) terimi kullanılır. Geniş anlamda bazı simbiyontlar bazen kommensal ve bazen de doku paraziti şeklinde yaşarlar. Her zaman bu tip ilişkiler arasındaki sınırlar kesin değildir. Sözgelimi insanda Amipli Dizanteriye neden olan Entamoeba histolytica bazı hallerde bağırsak boşluğunda kommensal (sığıntı) olarak besin artıkları ve bakterilerle geçinirken, bazen de dokulara geçerek hücreleri parçalamaya, bunlarla ve eritrositlerle beslenmeğe başlar.

20 PARAZİTLERİN (SİMBİYONTLARIN) KONAK SAYISINA GÖRE SINIFLANDIRILMASI Monoxenous= Monoksen =Monogenetik Formlar: Simbiyotik türlerin çoğu, yaşam döngüleri boyunca sadece tek konağa sahiptir ve bu döngünün d bir kısmını konaklarının dışında geçirirler (örneğin insan bağırsağında yaşayan Giardia intestinalis), Heteroxenous= Heteroksen=Heterogenetik Heterogenetik Formlar: : çoğunlukla oldukça farklı gruplara dahil olacak şekilde; iki [ [Diheteroksen (=Digenetik Digenetik) ) Formlar] yahut daha ender bir şekilde daha fazla sayıda konağa [ [Poliheteroksen (=Poligenetik Poligenetik) ) Formlar] sahiptirler. Diheteroksen formlara örnek olarak Plasmodium türleri (Sıtma Etkenleri) verilebilir; bu parazitik formun eşeysiz ve eşeyli çoğalan bazı safhaları son konak olarak insan kanında, eşeysiz çoğalan bazı gelişim safhaları ise ara konak=vektör Anofel sivrisineklerinde yaşar. Heteroksen simbiyozisde; simbiyontun eşeyli üreme geçirdiği yahut erişkin şeklinin yaşadığı konağa Son (Esas=Kesin) Konak, eşeyli üremenin olmadığı yahut olgunlaşmamış şekillerinin geçici olarak yaşadığı, fakat gelişmesi için gerekli olan konak veya konaklara ise Ara (İntermediyer)) Konak (=Vektör) denir. Parazitizmde,, parazit için doğada kaynak rolü oynayan konak veya konaklara ise Rezervuar ( (Depo) adı verilir.

21 Protozooloji (tek hücreli canlıları inceleyen bilim dalı)'de bu Arakonak nadiren kullanılır. Bunun yerine konaklardan birisi çoğu kez Vektör (=Taşıyıcı) olarak adlandırılır. Kısaca vektör: enfekte bir omurgalıdan sağlam bir omurgalıya simbiyontu taşıyan omurgasız canlıdır. Bir konak için parazit olan bir parazitin, bir başka parazit ile parazitlendiği durumlara Hiperparazitizm, parazite ise Hiperparazit denir. Sözgelimi insandan kan emerek parazitlik yapan dişi anofel (Anopheles sp.) sivrisineğin vücudunda sıtma etkeni Plasmodium türlerinin yerleşmesi bunun en tipik örneklerinden birisidir. Bu anlamda anofel bir hiperparazittir. Uygulamada vektör terimi, diğer konak bir omurgalı yahut bitki olduğu takdirde omurgasız konak için kullanılır. Protozoon yahut parazit, vektör yahut ara konak içinde gelişip ürediği takdirde Döngüsel (Siklik) yahut Biyolojik Taşınım'dan söz edilir. Buradaki vektör Biyolojik Vektör (Ara Konak) şeklinde adlandırılır. Gelişim ve üremenin vektör yahut arakonak içinde olmadığı durumlar ise Döngüsel Olmayan (Non-siklik) yahut Mekanik Taşınım şeklinde isimlendirilir. Buna bağlı olarak da vektör yahut ara konak, Mekanik Vektör (Ara Konak) olarak adlandırılır.

22 PARAZİTLERİN YAPTIKLARI HASTALIKLARIN İSİMLENDİRİLMESİ Parazitoz (Parasitosis): Genel olarak parazitlerle meydana gelen rahatsızl zlık k yahut hastalıklara denir. Zoonoz (Zoonosis):Hayvanlardan insana, insanlardan hayvanlara geçebilen, ebilen, bulaşabilen abilen hastalıklara ise adı verilir. Endoparazitlerle oluşan hastalıklar Enfeksiyon (Infection( Infection) olarak isimlendirilirken, Ektoparazitlerle meydana gelen rahatsızl zlıklar Enfestasyon (Infestation) şeklinde adlandırılır. r. Bugün n için i in uluslararası parazitoloji kongrelerinde parazitlerin yaptıklar kları hastalıklar kları adlandırma bir kurala bağlanm lanmıştır. Bu kurala göre g parazitin dahil olduğu cins isminin yahut grup isminin sonuna -osis, -asis, -iosis, -iasis, -ase veya -ose sonekleri getirilerek hastalıklar isimlendirilir. Bu bağlamda protozoonlar tarafından oluşturulan hastalıklara Protozoozis (Protozoosis)) veya Protozooz adı verilir. Cins yahut tür t r düzeyindeki d parazitlerle oluşan hastalıklar kların n adlandırılmas lmasında da aynı kurala uyulur ve daima cins isminin sonuna ses uyumuna uygun sonekler getirilir. Leşmaniyoz maniyoz=leşmaniyaz=leşmaniyazis (Leishmaniose, Leishmaniasis) Toksoplazmoz=Toksoplazmoziz Toksoplazmoziz (Toxoplasmose, Toxoplasmosis) Giyardiyaz=Giyardiyazis Giyardiyazis (Giardiase, Giardiasis) Leşmaniyazis tropika (Leismaniasis( tropica), Tripanozomiyazis bruseyi gambiense (Trypanosomiasis brucei gambiense) Halk arasında yerleşik bazı isimler de bazen kullanılır (örneğin Sıtma, S Şark Çıbanı vs.) Parazitlerin yaptığı semptomları belirtmede genellikle ilgili doku, organların enflamasyonunu kast eden bir diğer son ek -it de yaygın şekilde kullanılır. Örneğin kolit, vaginit, kolesistit,, hepatit vs.

23 CANLILARIN SINIFLANDIRILMASINDA PROTOOZOONLARIN YERİ Canlıları bitkiler (Plantae( Plantae) ) ve hayvanlar (Animalia( Animalia) ) alemi şeklinde iki aleme (regnum( regnum) ) ayıran Carl von LINNÉ nin ( ) 1778) görüş tarzı mikroskobun geniş ölçüde kullanılmaya başlanması ile gücünü yitirmiş ve biyolojideki yeni gelişmelere bağlı olarak sırasıyla; Ernst HAECKEL (1866) tarafından üç (Plantae( Plantae, Animalia, Protista) ) ve Herbert F. COPELAND (1956) tarafından dört (Monera( Monera, Protoctista=Protista Protista, Plantae, Animalia) ) alem içerisinde sınıflandırılmaları gündeme gelmiştir. Daha sonraları canlıların yapıları bilhassa elektron mikroskobu ile detaylarıyla incelenerek ökaryot ve prokaryotlar arasındaki farklar ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuştur da Robert H. WHITTAKER ve daha sonra 1974 yılında Lynn MARGULIS,, son zamanlarda en yaygın olarak kabul gören beş alemden oluşan yeni bir sınıflandırma sistemini oluşturmuşlardır. Bu sistemdeki alemler şunlardır:

24 Regnum 1: Monera [Bakteriler ve Mavi-yeşil Algler (=Cyanobacteria Cyanobacteria)] Regnum 2: Protista [Algler=Algae Algae, Protozoonlar=Protozoa Protozoa ve Kamçılı-Cıvık Mantarlar (Acrasiomycota( Acrasiomycota= Mycetozoa)] Regnum 3: Fungi [Kamçısız Mantarlar] Regnum 4: Plantae [Yeşil Bitkiler, Bryophyta ve Tracheophyta] Regnum 5: Animalia [Çok Hücreli Hayvanlar (Parazoa( Parazoa, Mesozoa ve Eumetazoa) Bu sistematik düzenlemede de görüldüğü gibi, protozoonlar Protista alemi içerisinde ve bir takson olmaktan çok, daha ziyade bir organizasyon düzeyini temsil eder. Eski sınıflandırma sistemlerinde Protozoonlar bir alt-alem alem (subregnum( subregnum) ) olarak da ele alınmışlardı. Basitçe hayvansal özellikli tek hücreliler olarak tanımlanırlar. 3 Domeyn (Beylik) ve çok sayıda alemi kapsayan daha yeni sınıflandırma sistemleri de tanımlanmıştır. Ancak bu sistem henüz yaygın kullanıma sahip değildir. Protozoonlar bu domeynlerden Eukarya içerisinde yerleştirilirler.

25 Canlılığın domeynleri (Beylikleri) Bakteriler (Bacteria) en çeşitli ve en yaygın prokaryotlardır. Bu fotodaki her bir çubuk şekilli yapı bir bakteri hücresidir. Protistler (Protista) tek hücreli ökaryotlar ve bunların nispeten. yakın Dr. f akrabalarıdırlar. Pro Bir esi t, l amip. MEN Fakü ji Bitkiler (Plantae) alemi ışık enerjisinin besine dönüşümünü, fotosentezi gerçekleştiren çokhücreli ökaryotlardan oluşur. Fungi alemi kısmen üyelerinin beslenme biçimine göre tanımlanır. Örneğin bu şapkalı mantar organik maddeleri parçaladıktan sonra besinlerini abzorblar. Hayvanlar (Animalia) alemi diğer organizmaları yiyen çok hücreli ökaryotlardan oluşur. Ç Fen oolo Ö G tesi ü, Z m i ı yra ivers ölüm Dal r a i B R! n B ge Ü oloji abilim, İzm LIDI E Biy An ova AK S rn Bo KKI HA R HE Archaea olarak bilinen prokaryotların çoğu yeryüzünün ekstrem ortamlarında, örneğin tüz gölleri ve kaynar su kaynaklarında yaşarlar. Bir koloni.

26 The End :D

27 Protozoonların Orijini ve Çeşitlenmesi Şekil 2.1. Bazı grupların evriminin ana hatlarını gösteren şema (Sleigh, 1989 dan değiştirilerek).

28 Çift kamçılı (fl) ve mitokondrili (mi) ökaryotik hücre (=Eucyt) Prokaryot III (daha sonra bir kloroplasta dönüşür) Prokaryot II (daha sonra bir mitokondriye dönüşür) Prokaryot I (daha sonra nukleuslu ve kamçılı konak hücre haline dönüşür) Sonradan kamçılarını kaybetmiş mitokondrili ve kloroplastlı (pl) tek hücreli canlı (örneğin Rhodophyta) Heterotrofik kamçılı tarafından fotosentetik açıdan aktif rhodopytin alınması (pek çok Cryptomonad, Chrysomonad veya Dinoflagellatda olduğu gibi ikincil fototrofik kamçılılar evrimi), nm=nukleomorf Cryptomonad ın dahil olması ile 6 heterojen DNA kompartmanı içeren siliyat Myrionecta rubrum. Nukleus kılıflı (n) ilk ökaryotik hücre Makro- ve mikronukleuslu mitokondrili siliyat hücresi Mastigonemli (kamçı üzerindeki kılsı yanal uzantılar) heterotrofik kamçılı (örneğin Cryptomonadlar) Prokaryotik organizmalardan ökaryotik hücrelerin evrimi (A-C) ve farklı, basitçe organize olmuş eucyt lerden daha kompleks ökaryotların evrimsel gelişimi (D-K)

29 1= = Bir siliyatın mikronukleusu ve 1 = bir siliyatın makronukleusu, 2= siliyat mitokondrisi, 3= Cryptomonad nukleusu, 4= Cryptomonad mitokondrisi, 5= = Bir Rhotopyt in nukleus kalıntısı (=nukleomorf nukleomorf), 6= Rhodophyt kloroplastı; 7. kompartman olan Rhodophyt mitokondisi tamamen indirgenir

30 Protist biyoçeşitliliğinin bugünkü durumu İkincil Endosymbiozis ile ortaya çıkmıştır. Plastid Kırmızı ve yeşil algler yuttuldukları heterotrofik ökaryotlar ile ikincil endosimbiozis geliştirerek bu çeşitliliğe sebep olmuşlardır. Cyanobacterium Birincil endosymbiozis Kırmızı Algler (Rhodophyta) İkincil endosymbiozis Dinoflagellatlar Apicomplexanlar Siliyatlar Stramenopiller Alveolata Heterotrofik Ökaryot Plastid Euglenidler Figure 28.3 Yeşil Algler (Chlorophyta) İkincil endosymbiozis Chlorarachniophytler

31 PROTISTA (=PROTOCTISTA) (PROTİSTLER) Protistlerden hayvan grupları içinde kabul edilen organizmalar, bitkisel tek hücrelilerden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Bitkisel tek hücreliler klorofil içerirler ve gün ışığı etkisi altında a fotosentez ile kendi besinlerini sentezleyerek beslenirler (Ototrofi). Hayvansal bir hücrelilerde ise beslenme diğer organizma veya kendinden olmayan organik maddelerin alınması ile olur (Heterotrofi). Beslenmede meydana gelen fizyolojik değişimlerle birlikte, bitkisel tek hücrelilerden evrimleşme ile hayvanlara geçen ve halen geçmekte olan pek çok tür vardır. Diğer bir deyişle hayvansal tek hücreliler polifiletik (çok menşeyli) ) olarak bitkisel tek hücrelilerden gelişmişlerdir.

32 Protistler ökaryotik (hakiki nukleuslu olan), tek hücreli mikroskobik organizmalardır. Bununla birlikte bazen koloniler (coenob( coenob, sönob) oluşturabilirler, fakat hiçbir zaman bir doku organizasyonu göstermezler. Tek hücrelilikleri dışında, köken açısından polifiletiktirler. Genelde yalancı ayak (pseudopodium( pseudopodium), sil (cilium( cilium) ) yahut kamçılarla (flagellum( flagellum) ) hareket ederler. Siller ve kamçılar birbirlerine idantik yapılara sahip oldukları için, son yıllarda ökaryotlarda ikisine birden undulipodium undulipodium adı verilmektedir. Bununla birlikte, bazı formlar kendilerini bir zemine tespit ederek yaşar (sedenter( sedenter, sessil formlar). Beslenmeleri ototrofi, heterotrofi (fagositoz, pinositoz yahut ozmotrofi) veya miksotrofi şeklindedir. Daima bir eşeysiz çoğalma mevcuttur. Bazen bunu bir döl almaşı (metagenez( metagenez) ) şeklinde eşeyli üreme takip eder. Kommensalizm ve parazitizm sık görülür. Sediman (tortul) kayaçlarda bulunan fosiller dahil yaklaşık 180,000 tür ile temsil edilirler. Protista alemi içerisinde mavi-yeşil yeşil algler (Cyanobacteria( Cyanobacteria) ) haricindeki diğer algler, belli bazı kamçılı-cıvık mantarlar (Acrasiomycota( Acrasiomycota= Mycetozoa) ) ve geleneksel olarak protozoonlar protozoonlar şeklinde kabul edilmiş olan tek hücreli hayvansal organizmalar bulunur.

33 Protozoonlar Protista alemi içerisinde ve bir takson olmaktan çok, daha ziyade bir organizasyon düzeyini temsil eder. Eski sınıflandırma sistemlerinde Protozoonlar (Protozoa) bir alt-alem alem (subregnum( subregnum) ) olarak da ele alınmışlardı. Basitçe hayvansal özellikli tek hücreliler olarak tanımlanırlar. Bazı yazarlar Protista alemini 27, bazıları 20 şubeye ayırırlarken, diğer bazıları da bu sayıyı 13 e indirgemişlerdir. Dersimizin kapsamına giren hayvansal özellikli protistler,, yani protozoonlar söz konusu şubelerden sadece 12 tanesi içerisinde sınıflandırılırlar.. Bunlar: Rhizopoda, Granuloreticulosa, Actinopoda Amipsi Protistler (Amipler) Dinoflagellata, Mastigophora, Opalinata, Pseudociliata Kamçılı Protistler (Kamçılılar) Apicomplexa, Microspora, Myxozoa, Haplospora Sporozoonlar Ciliophora Silli Protistler (Siliyatlar)

34 Phylum 1: Rhizopoda (=Sarcodina Sarcodina) (Amipsiler, Kökbacaklı Protistler) Hareket tipik olarak bazı yalancı ayak (Psueudopod( Psueudopod, Pseudopodium) biçimleri yahut bariz yalancı ayaklar oluşturmaksızın protoplazmik akış ile sağlanır. Çoğunlukla geniş lopsu (lobopod( lobopod),, bazen de iğne yahut diken benzeri (filopod( filopod) yahut ağsı (retikulopod( retikulopod) yalancı ayaklara sahiptirler. Pek çok kökbacaklıda, kamçılı ve siliyatlarınkiyle karşılaştırıldığında, en azından ışık mikroskobu düzeyinde çok az yapısal organizasyon görülür.. Bu durum pek çok kökbacaklı yahut amipsi formda, sitoplazmanın belli hücresel çıkıntılar halinde serbestçe akma yeteneğine sahip p olma özelliği ile uygunluk gösterir. Çoğu kez besin vakuolleri ve kontraktil vakuoller dahil çeşitli enklüzyonlar,, bu akan sitoplazma ile birlikte hareket ederler. Protistler içerisinde en ilksel grup olarak kabul edilmekle birlikte, monofiletik değildirler. Bazı formlar muntazam bir yapı sağlayan kabuk (testa( testa, teka) yahut plak şeklinde salgısal ürünlere sahiptirler. Fagotrofik formlar içerirler. Bununla birlikte, kamçılılarla yakın akrabalıklar gösteren birkaç amipsi takson da mevcuttur.

35 Phylum 1: Rhizopoda (=Sarcodina Sarcodina) (Amipsiler, Kökbacaklı Protistler) Kamçılılar bu grup içinden evrimleşmiştir. Bu nedenle bazı amipsilerin yaşam evrelerinde kamçılı evreler görülür. Bu evrimsel eğilimlerini fotoototrofik beslenme yahut yalancı ayaklar yanında kamçılara sahip oluşları ile de ortaya koyarlar. Eşeysiz üreme amitoz (ikiye bölünme) iledir. Eşeyli çoğalma yaygın değildir; bazen kamçılı, nadiren de amoeboid gametlerle gerçekleşir. Esas olarak serbest (en iyi bilineni Amoeba proteus), bir kısmı ise obligat yahut fakültatif simbiyontlar halinde yaşarlar. Üç sınıf: 1. Lobosea Lobopodlu Lobopodlu Amipler, 2. Filosea Filopodlu Filopodlu Amipler ve 3. Acrasiomycota= Mycetozoa Küfler, Kamçılı-Cıvık Mantarlar) altında sınıflandırılmışlardır. Biz sadece amiplerin bulunduğu Lobosea ve Filosea yı ele alacağız.

36 Amoeba proteus-beslenme

37 Classis 1: Lobosea (Lobopodlu Amipler) Tatlısu,, deniz ve bilhassa nemli topraklarda kozmopolit dağılış gösterirler. Pekçoğu ise hayvanlarda simbiyont olarak yaşayan mikroskobik canlılardır. Yalancı ayaklar çoğunlukla lobopod şekillidir; bazen genişçe bir hyalin (camsı) loptan çıkan filopodlar görülebilir. Çoğunlukla tek nukleuslu,, bazen çok nukleusludurlar durlar.. Çok nukleuslu formlar yassılaşmamış yahut çok dallı plazmod lar (protoplazmik kitle) ) şeklindedir. Herhangi bir eşeyli üreme şekline sahip değildirler ve sadece basitçe eşit iki hücreye bölünme, nadiren de çoğa bölünme ile çoğalırlar. Çoğu yaşam döngülerinin belli safhalarında ve olumsuz koşullar altında, sitoplazmik salgılarla etraflarına bir örtü salarlar. Bunlar dayanıklı safhalar olup kist kist (L. cyst: : kese) şeklinde adlandırılır. Tamamı fagotrofiktir. 2 altsınıf: 1. Gymnoamoebia (Çıplak Amipler) ve 2. Testacealobosia yı (Kabuklu Amipler) içerir.

38 Subclassis 1: Gymnoamoebia (Çıplak Amipler) Testa (kabuk) bulunmaz. 3 takımı (Amoebida( Amoebida, Shizopyrenida, Rhizomastigida) bilinir. Ordo 1: Amoebida (Adi Amipler) Tipik olarak tek nukleusludurlar. Çoğunlukla tipik tübüler kristalı mitokondrilere sahiptirler (Entamoeba cinsi hariç, bu cinste mitokondri hiç yoktur). Kamçılı safhaları yoktur. Sitoplazma akışı tek yönlüdür ve vücutları kabaca silindir şekillidir. lidir. Beş alttakım (Tubulina( Tubulina, Thecina, Flabellina, Conopodina ve Acanthopodina) ) içerir. Tubulina alttakımı, Entamoebidae ailesi ve Acanthopodina alttakımı, Acanthamoebidae ailesinde bulunanlar insanlar için önemidir.

39 Familia 1: Entamoebidae Entamoeba, Endolimax ve Iodamoeba cinsleri bu gruba dahildir. Çoğunlukla bunların kistlerini içeren dışkı materyalinin yutulması ile bulaşır yahut taşınırlar. Bununla beraber, insanın ağız ve üst yutak bölgesinde yaşayan Entamoeba gingivalis kist meydana getirmez. Bu tür habitatına ulaşmak için mideden geçme zorunluluğuna sahip olmadığından doğrudan trofozoit (serbest hareket eden ve beslenen kistleşmemiş safha) şekilleri ile bulaşır. Entamoebidae ailesine dahil türlerin çoğu yüksek organizasyonlu hayvanların sindirim sisteminde yaşarlar ve genelde kommensaldirler dirler, yani içerisinde yaşadıkları konak hayvana yahut insana zarar vermeden bir arada yaşarlar. İnsanda Entamoeba, Endolimax ve Iodamoeba olmak üzere 3 cinse rastlamak olasıdır. Entamoeba coli bağırsakta, E. gingivalis ise diş etlerinde insana zarar vermeden (sığıntı) yaşar.

40 E. histolytica (Dizanteri Amibi, histos: : doku, lytic: : eriten) tehlikeli bir hastalık olan Amipli Dizanteri ye neden olur. Normalde sağlıklı kişilerde zararsız küçük bir formuna (minuta( formu) rastlanır. Bunlar μm çapındadır. Bağırsakta bakteriler ve sindirilmemiş besin artıkları ile beslenirler. Oluşturulan kistler dışkı ile dışarı atılır. Bu şekilde yayılırlar. İnsana bulaşma iyi yıkanmamış meyve ve sebzelerle olur. Çok nukleuslu kistlerden çok nukleuslu amipler (metakist( metakist) gelişir. Bunların bölünmesi ile tek nukleuslu amipler meydana gelir. Eğer kişinin sağlığı bozulur yada amip insanda aşırı sayılarda çoğalırsa ç patojen olan magna formu ortaya çıkar ki bunların çapı μm dir (pathos:: rahatsızlık, hastalık; genos: : oluşturmak; magna: : dev, büyük, iri). Bunlar bağırsak cidarını delerek mukoza ve submukoza tabakalarındaki alyuvarlarla beslenirler. Neticede lezyonlar ve amipli kanlı ishaller (dizanteri) gelişir. Sıcak iklim kuşağındaki ülkelerde yaygındır. Hastalık kan yolu ile karaciğer, akciğer, dalak ve beyine dağıldığında çok tehlikeli, yani öldürücü olur.

41 Trofozoit (Minuta+Hitolitik) Prekist Kist Metakist Metakistik Trofozoit (Amöbül) Entamoeba histolytica'nın insandaki yaşam döngüsü

42 Serbest Form Tek Nukleuslu Kist 2 Nukleuslu Kist 4 Nukleuslu Kist Bağırsaktan Kesitte Entamoeba histolytica nın yaşam döngüsünde görülen bazı safhalar.

43 Familia 2: Acanthamoebidae - Normal olarak tatlısularda,, nemli topraklarda yaşayan fakültatif parazitlerdir. - Az çok sivri uçlu, bazen filopod ve çoğu kez çatallanmış, genişçe hyalin yapıda çok sayıda yalancı ayaklara, ayrıca kontraktil vakuollere sahiptirler. Önemli bir türü Acanthamoeba castellani' ' dir. - İnsana bulaştığı takdirde gözde korneal ülserlere, lere, ayrıca deri, vaginal ülserler ile merkez sinir sisteminde meningoensefalitlere (menenjit) neden olur.

44 Ordo 2: Schizopyrenida Vücut kabaca silindir şekillidir. Hareket çoğunlukla aniden oluşan hyalin ve yarı küresel çıkıntılar yahut lobopodlarla gerçekleşir. Tek nukleusludurlar, daima bir kist şekli mevcuttur. Pek çok türde geçici kamçılı safhalar meydana gelir. Disk şeklinde kristalı mitokondriumlara sahip olmaları nedeniyle son zamanlarda oluşturulmuş yeni bir şube, Discomitochondria içerisine de dahil edilirler. Tamamı fakültatif simbiyontlardır dır.. Normal olarak tatlısularda yahut nemli topraklarda serbest yaşarlar, fakat omurgalı ve omurgasızlara bulaştıkları takdirde patojen özellik kazanarak ölümcül hastalıklar oluştururlar. lar. Tek aile (Vahlkampfiidae( Vahlkampfiidae) ) ve bu aileye dahil üç cinsi ( (Vahlkampfia, Naegleria ve Tetramitus) ) mevcuttur. Vahlkampfia cinsinde cinsinde kamçılı safha bulunmazken, Naegleria'nın kamçılı safhasında 2, Tetramitus cinsinin kamçılı safhasında ise 4 kamçı bulunur. Vahlkampfia cinsinden V. paturxent istiridyelerin ( (Ostrea)) bağırsağında, Tetramitus cinsinden T. rostratus ise sıçanların çekumunda kamçılı safhaları ile bulunurlar ve potansiyel patojendirler. İnsan sağlığı açısından önemli olan türler Naegleria cinsinde bulunur. En tehlikesi N. fowleri' ' dir (Menenjit Amipi).

45 Fare Beyni kesitinde Öbek halinde Amipler Naegleria fowleri nin Yaşam Döngüsü Ortamın sıcaklığına ve besin durumuna göre yaşam döngüsünde 3 farklı şekil: Kamçılı, Amip ve Kist görülür. Ilık sularda (28-36 o C) Kamçılı; 37 o C ve üzeri sıcaklıklarda, -termal sularda Amip; Kötü besin şartları ve 22 o C'nin altındaki sıcaklıklarda ise Kist şekline dönerler. Kamçılı halde iken bölünerek çoğalmaz. Ancak kamçılarını kaybederse bölünme geçirebilir.

46 Naegleria fowleri Çamurlu sularda, göl, yüzme havuzu ve durgun su birikintilerinde yıkanan insanlarda çoğunlukla burun (nasal( nasal) ) yahut bazen ağız yolu ile (oral) bulaşır ve buralarda Amip Şekli'ne dönüşür. Bulaşma esas olarak amip şekiller ile gerçekleşir. Koku alma kanalına giren amipler, burun-içi mukozayı geçerek koku alma siniri ( (nervus olfactorius) ) yolu ile beyin-omurilik sıvısı (BOS) ve beyine yerleşirler. Ani ölümcül bir hastalık olan ve "Primer" Amibik Meningoensefalit" yahut kısaca "PAM" PAM" " olarak adlandırılan menenjitlere sebebiyet verirler. Burun iltihabı, yüksek ateş, bulantı, baş ağrısı ve göz ağrıları belirtileri görülür. Kısa sürede şuur bulanıklığı ve koma ile ölüm meydana gelir. Korunma açısından burun boşluğunu kapatan maskelerin kullanımı tavsiye edilmektedir.

47 Ordo 3: Rhizomastigida Daimi bir kamçı kaide cisimciği (kinetozom)) ve bundan çıkan küçük bir kamçısı (flagellum( flagellum) ) bulunan amiplerdir. Kinetozom kısmı bir koni şeklinde düzenlenmiş bir mikrotübül ağı ile nukleusa bağlanır. Hareket amoeboid tiptedir. Serbest yahut parazit yaşarlar. Kurbağa tetarlarının bağırsağında yaşayan çoğunlukla 2 nukleuslu Mastigina hylae (Familia: Mastigamoebidae) ) bu takıma dahildir. Kalınca jelatinöz bir tabaka ile örtülerek kist oluşturur. Mastigina hylae

48 Subclassis 2: Testacealobosia (Kabuklu Amipler) [testa veya theca: : kabuk, evcik] Vücut yüzeyinde sitoplazmanın bir salgısı olarak organik bir kabuk taşırlar. Bu kabuk bazen sonradan salgılanan yahut ortamdan alınan, anorganik silis (SiO 2 ) yahut kalker (CaCO 3 ) partiküllerinin ilavesi ile mineralize olur. Çoğunlukla kabuğun bir tarafı açıktır (Ordo: Arcellinida). Bu açıklığa pseudostom (yalancı ağız) ) adı verilir. Bazı türlerde ise çok sayıda küçük açıklıklar söz konusudur (Ordo( Ordo: Trichosida). Organizma beslenmesini ve hareketini bu açıklıktan çıkardığı pseudopodlarla gerçekleştirir. Kabuğun yapısı ve şekli sınıflandırmada önemli bir ölçüttür kadar türü bilinir. Hemen hepsi tatlısularda yaşarlar. Ancak acısu ve denizlerde yaşayan birkaç türü de bilinir. En iyi bilinen cinsleri Arcella ve Difflugia dır (Ordo: Arcellinida).

49 Arcella Difflugia Pseudostom

50 Classis 2: Filosea (Filopodlu Amipler) Aconchulunida Gromiida Çıplak (Ordo: Aconchulunida) yahut tekalı (Ordo: Gromiida) türleri içerir. En tipik özelliği yalancı ayaklarının ince, iplik şekilli Filopodlar lar şeklinde olmasıdır. Bazen bu yalancı ayaklar dallanma hatta anastomozlar (dallanmaların birbirleriyle birleşmesi) gösterebilir. Bu durumda retikulopod (ağsı yalancı ayak) şeklinde ayırt edilirler. En iyi bilinen cinsleri Vampyrella (Ordo: Aconchulunida) ) ve Euglypha (Ordo: Gromiida) dır. Familia 1: Vampyrellidae (Ordo: Aconchulunida) Yüzücü ve yürüyücü hücrelerdir. Heliozoonların (güneş hayvancıkları) hareket organelleri olan aksopodlarını andıran ışınsal yalancı ayaklara sahiptirler. Filamentöz yeşil algler üzerinde parazit yaşarlar. Örnek: Vampyrella. Familia 2: Euglyphidae (Ordo: Gromiida) Teka hyalin yapıda, endogenik silisli pullardan yapılmıştır. Bazen dikensi yapılarla süslenmiştir. Pseudostom hücrenin arka tarafındadır. Nukleus tektir. Örnek: Euglypha.

51 Vampyrella (Ordo: Aconchulunida) Heliozoonların (güneş hayvancıkları) hareket organelleri olan aksopodlarını andıran ışınsal yalancı ayaklara sahiptirler. Filamentöz yeşil algler üzerinde parazittir.

52 Teka hyalin yapıda, endogenik silisli pullardan yapılmıştır. Bazen dikensi yapılarla süslenmiştir. Pseudostom hücrenin arka tarafındadır. Nukleus tektir. Euglypha (Ordo: Gromiida)

53 The End :D

54 Phylum 2: Granuloreticulosa (Foraminiferler) İki yönde hareket eden granüllü yapılar (ekstruzom=salgı organeli yahut besin partikülleri) içeren bir sitoplazmaya sahip, ağsı yapıda düzenlenmiş filopod yahut retikulopodllu llu amipsi canlılardır. Çoğunda retikulopodlar dağınık organizasyon merkezleri ile şekillenen mikrotübüllerce desteklenir.. Bazen bunlar üçlü gruplar oluşturabilirler. Ancak hiçbir zaman gerçek bir aksonem (sentrozom)) görülmez. Sitoplazma ekto- ve endoplazma şeklinde farklılaşır. Kabuk taşımayan türler (Classis( Classis: Reticulomyxea=Athalamida Athalamida) yanında, kabuk içeren ve çoğunlukla 2 yahut daha fazla iç bölmelenme gösteren türleri de içerir (Classis( Classis: Foraminiferea). Kabuk üzerinde bir veya çok sayıda delik bulunur (L. foramen: : küçük delik; Y. ferre: taşımak). Çoğu tür başlangıçta, glikoprotein yapısında tek odalı bir teka yapar, organik olan bu esas kısım üzerine daha sonra türe göre CaCO 3 veya SiO 2 birikmeler meydana gelirken, yeni bölmelerin ilavesi ile yapı daha da karmaşık bir hal alır. Mineralize ve sağlam kabukları nedeniyle, fosil olarak iyi korunmuşlardır. Mikropaleontoloji için önemli araştırma materyalidirler.

55 Tek bölmeli (monothalam( monothalam) ) türlerden, çok bölmeli (polythalam( polythalam) türler gelişmiştir. Bunlardan Tersiyer de yaşamış olan Nummulites cinsi üyelerinin çapı 10 cm kadar olabilir. Kabuk yüzeyindeki deliklerden filopod şeklindeki yalancı ayaklar ışınsal olarak çıkarlar ve bir ağ oluşturarak (retikulopod( retikulopod) hayvanın beslenmesini sağlarlar. Foraminiferler esas olarak diyatom (diatome)) denen alglerle beslenirler. Yaklaşık 30,000 kadar türü bilinir. Az bir kısmı tatlısuda serbest (örnek: Rhizoplasma) ) veya kommensal yaşar (örnek: Pontomyxa). Bunlar athalam,, yani çıplak formlardır (Classis( Classis: Athalamida=Reticulomyxea Reticulomyxea) Geri kalanı kabuklu olup denizel formlardır. Çoğu, örneğin Triloculina, Textularia, Discorbis deniz tabanında (bentik( bentik); geri kalanı, örneğin Globigerina, Rotalia ise deniz yüzeyi altında (pelajik( pelajik) ) bulunur (Classis( Classis: Foraminifera).

56 Bazı foraminifer (Phylum: Granuloreticulosa) cinsleri

57 Rotalia- pelajik Globigerina -pelajik Triloculina -bentik Nummilites Textularia -bentik

58 Phylum 3: Actinopoda (Işınsal Ayaklılar, Aktinopodlar) İnce uzun yalancı ayaklar yanında, özelleşmiş bir yalancı ayak tipi olan ve ışın şeklinde hücreden çıkan aksopod lara (axopod)) sahip amoeboid protistlerdir. Aksopodlar ortada bir aksial mikrotübül demetinin bulunduğu stereoplazma ve bunu çevreleyen akışkan bir sitoplazma tabakası, rheoplazma dan oluşur. Aksial mikrotübüller birbirleriyle belli modeller şekillendirecek biçimde enine bağlantılı olup, değişik mikrotübül organize edici merkezlerden (MTOC, aksoplast, sentroplast) oluşurlar. Bu sayede kısalıp uzayabilirler. Bazı durumlarda bu predatör amipler avlarını yakalamada, avı kuşatacak şekilde filopodlar ve perde şeklinde sitoplazmik örtüler geliştirebilirler. Avlarını öncelikle aksopodlardan doğan ekstruzom (salgı organeli) içeriklerinin salınımı ile avlarlar. İç veya dış spiküller (iğnecikler), veya perfore (delikli) kabuklar şeklinde silisli, organik veya stronsyum sülfat (SrSO4) iskelet elemanları bulunabilir. Üremeleri ikiye bölünme ile veya yüzen kamçılı hücrelerin şekillenmesi şeklinde gerçekleşir. Eşeyli çoğalma bazı gruplarda görülür. Mitokondrileri tübüler, vesiküler yahut lamellar tipte kristalıdır. Golgi apareyleri çok iyi derecede gelişmiştir.

59 Rhizopoda Granuloreticulosa Actinopoda Farklı Amip şübelerinde yalancıayaklardaki varyasyonlar

60 Aktinopodlar küresel, planktonik ve çoğu kez alglerle simbiyotik birliktelikler kurma eğilimi gösteren bir gruptur. Olasılıkla birkaç farklı evrimsel eğilimden gelen (polifiletik( polifiletik) ) benzer bir yaşam biçimini temsil ederler. Ektoplazma ekseri çok vakuollüdür dür. Endoplazma nukleus ve esas hücre organellerini içerir. Ekto- ve endoplazma arasında, çoğunlukla açıklık yahut yarıklar taşıyan poligonal (çok köşeli) ve mukoprotein yapıda levhalardan yapılmış bir hat bulunur. Buna merkezi=iç kapsül adı verilir. Eski sınıflandırma sistemlerinde olduğu gibi, tipik olarak iç iskeletlere sahip denizel formları Radiolaria; ; tipik çıplak tatlısu formlarını da Heliozoa (güneş hayvancıkları) şeklinde ayırmak yetersizdir. Günümüzde olasılıkla farklı kökenli ve iskelet elemanlarına sahip p 3 sınıf: Acantharea, Polycystinea ve Phaeodarea ayırımı yapılmaktadır. Heliozoea ise görünüş olarak 6 farklı evrimsel eğilim göstermekle beraber, esasen planktonik protistlerdir ve pek çoğu saplar yahut aksopodlar aracılığı ile yüzeylere tutunmuş halde kalabilirler.

61 Classis 1: Heliozoea (Güneş Hayvancıkları) Actinosphaerium (sapsız+dış iskeletsiz+ Çok nukleuslu) Merkezi kapsülleri yoktur. Aksopodları bir aksoplasttan veya nukleus etrafına yahut sitoplazmaya dağılmış merkezlerden gelişirler. Hücreler çıplak yahut silisli veya organik spiküllerden oluşan, bazen de yüzeysel pulların birleşmesiyle oluşan bir dış iskelet ile örtülüdür. Çoğu pelajik olmakla birlikte, bazı türleri hücresel kontraktil bir uzantı yahut mukuslu bir salgıdan oluşan bir sap (aksopod( aksopod) yardımıyla zemine (substratum)) tutunur. Bazı türlerde tek nukleuslu hücreler yapışma ve kaynaşma eğilimine sahip olduklarından çok nukleuslu topluluklar yaparlar. Kozmopolit bir grup olup, esas olarak tatlısularda, birkaç türü ise asitli sularda ve denizlerde yaşar. Eşeysiz çoğalmaları ikiye veya çoğa bölünme,, yahut tomurcuklanma iledir. Çoğalmada kamçılı safhaların görülmesi bunların polifiletik olabileceğine işaret eder.

62 Örnek olarak: sapsız ve dış iskelet kapsülü taşımayan Actinophrys (tek nukleuslu) ) ve Actinosphaerium u (çok nukleuslu) Ayrıca saplı, dış organik iskelet kapsülü taşıyan ve tek nukleuslu olan Clathrulina (clathr:: kafes, parmaklık; -ul:: küçültme eki)

63 Classis 2: Acantharea Genel olarak küresel şekilli protistler olup, tipik şekilde eşsiz bir ışınsal simetri gösteren kristal stronsyum sülfattan (SrSO4) yapılmış bir iskelete sahiptirler. İskeletleri hücreyi boydan boya katedip dışarıya kadar uzanan 10 spikül yahut 20 ışından oluşur. Spiküller, ekto- ve endoplazma arasında yerleşen mikrofibrillerden oluşmuş bir merkezi kapsül tabakası ile birbirleriyle bağlantılıdır. Spiküller arasında boy yahut kalınlık farkları önemli sistematik ölçütlerdir. En içte merkezi kapsülü oluşturan çok sayıda nukleusun bulunduğu kabaca granüllü sitoplazma yer alır. Bu kısmın sitoplazması birkaç tip sitoplazmik uzantı oluşturur: İskelet spiküllerini kuşatanlar retikulopod olup aksonemlerden yoksundur. Bir kısmı ise ince ve uzun yapılı filopodlar lar olup, 1 veya birkaç mikrotübül ile güçlendirilirler. Diğer bir kısmı ise spiküller arasındaki aksoplastlardan doğan çoğunlukla 54, bazen 100 kadar olabilen aksopodlardır dır. En dışta,, çapraşık düzenlenme gösterebilen mikrofilamentlerden oluşmuş ince ve esnek bir korteks tabakası bulunur. Bu tabakanın altında retikulopod ağı uzanır. Spiküllerin hücreyi terketme noktalarında, korteksin basıncını kontrol eden kasılabilir filamentler (miyonemler) spiküllere sıkıca bağlanır.

64 Denizlerde ve pelajik yaşayan türleri içerir. En iyi bilinen cinsi Acanthometron (=Acanthometra Acanthometra) dur. Bu cinste 2 veya 4 spikül daha uzun ve daha kalındır.

65 Classis 3: Polycystinea (=Radiolaria Radiolaria) Perfore (delikli) merkezi bir kapsülün gelişmesiyle hücreler vakuolar bir ektoplazma ve granüllü bir endoplazmaya ayrılır. Işınsal aksopodlara,, bazen retikulopodlar ve filopodlar eşlik ederler. Retikulopodlar ve filopodlar merkezi kapsülün açıklıklardan dışarı doğru uzanan ektoplazma kısmından şekillenirken; aksopodlar merkezi kapsülün etrafına dağılmış olan aksoplastlardan,, bazen de nukleus içi veya nukleus yakınındaki tek bir aksoplasttan çıkarlar. İskelet ya hiç yoktur yahut içi dolu opal (sulu amorf) SiO2 spiküller, kafes şeklinde küreler veya spikül ağları şeklindedir. Soliter (tek tek) yaşayan türler yanında, bazılarında bölünme ile şekillenen enen yavru kapsüller, ortak bir korteks (dış tabaka) içinde kalarak koloni oluştururlar. Sıcak denizlerde bulunan planktonun önemli bir kısmını oluştururlar.

66 Soliter olanlara: Dış iskeletsiz Thalassicola (thalassi:: deniz, cola: seven) ve iskeleti kozalak şeklinde iç içe geçmiş 3 kafes ve 6 ışınsal spikülden oluşan Hexacontium (hexa:: 6, contium: : kargı, uzunluk) cinslerini; koloni halinde yaşayanlara ise: 2 m lik bir boya ulaşabilen Collozoum u örnek olarak verebiliriz. Collozoum kolonisinde koloniyi oluşturan bireylere ait merkezi kapsüllerin bulunduğu jelatinimsi yatak (calymma)) içinde, birbirleriyle bağlantılı olmayan spiküllerden oluşmuş bir iskelet söz Aksopodlar müşterek kapsülün etrafında bulunan dağınık konusudur. aksoplastlardan çıkarlar.

67 Collozoum Kolonisi Hexacontium Thalassicola

68 Classis 4: Phaeodarea (Tripiliyer Radyolerler) Önceki sınıf özelliklerine benzerlikleri vardır, ancak iskelet elemanlarının içi boş olup tüp şeklindedir.. Ayrıca sadece silisten değil, aynı zamanda yapısı tam olarak bilinmeyen organik maddeler ve magnezyum, kalsiyum, bakır b gibi mineraller de içerir. Merkezi kapsül oldukça kalın olup, sadece 3 açıklık taşır. Bu nedenle bazen Tripiler Tripiler (=Tripyler Tripyler) Radyolerler olarak adlandırılırlar. Açıklıklardan birisi diğerlerine göre daha büyük olup yıldız şeklinde yivlidir ve üst tarafta yer alır. Buna astropil (astropyle) denir ve bir sitofarinkse (hücre yutağı) benzetilir. İkisi alt tarafta yerleşir ve papil (çıkıntı) şeklinde olup bunlardan aksopodları şekillendiren mikrotübül demetleri çıkar. Bunlara da parapil (parapyle) adı verilir. Kapsül içinde bir nukleus ve granüllü bir endoplazma kitlesi bulunur. Kapsülün dışında, astropil etrafında ağırlıklı olarak pigmentli artık maddelerden oluşan feodyum (phaeodium, çoğulu phaeodia) adı verilen yapıların bulunduğu bir endoplazma kitlesi, ayrıca bunu kuşatan lipid damlalarınca zengin ve bazen bireysel spiküller içeren bir ektoplazma bulunur. Çoğunlukla küçük protozoonlarla beslenirler. Simbiyontları yoktur. Denizlerde plankton olarak yaşarlar. Dağılışları kozmopolittir. En iyi bilinen cinsi Aulacantha dır dır. İskeleti ayrı ayrı çıkan serbest spiküllerden yapılmıştır.

69 Tipik bir tripiler radyoler (Phaeodarea), Aulacantha

70 Dinoflagellata (=Peridinea Peridinea, Dinophycea) ) (Dinoflagellatlar ( Dinoflagellatlar) Ototrofik türler kahverengi Diğerleri renksiz veya pembemsi Red tide. Eksotoksinler (su yahut yağda eriyebilen hemolitik, nörotoksik, gastrointestinal etki)

71 Dinoflagellat toksinleri İnsanda paralitik midye zehirlenmesi ne neden olur. Ganyaulax tamarensis ve Gymnodinium breve kırmızı renkli eksotoksinleri ile; balıkları öldüren ve kıyı denizciliği ile uğraşan kişiler açısından ciddi ekonomik kayıplara neden olurlar. Red tide Pfiesteria piscicida aerosol toksinleri ile balıklar yanında, insanı da doğrudan solunum sistemi aracılığı ile etkiler. Balık Ölümleri Gymnodinium breve

72 Pfiesteria yaşam döngüsünde görülen bazı safhalar. Amip Formu Kamçılı Form Aerosol toksinler! Pfiesteria (SEM) (A) Gametlerin birleşmesi. (B) tek transvers ve 2 longitudinal kamçılı Planozygote.. (C) Planozigotun, lateral görünümü. Barlar, 5 µm. Kist Formu Toksini soluk görünüm ve uyku haline neden olur. Uzun süreli maruz kalmalarda baş ağrısı ve hafıza kaybı meydana getirir.

73 Noctiluca miliaris Lusiferin (protein)-lusiferaz (enzim) Canlı Işıma=Biyoluminesans Gymnodinium microadriaticum Red tide ve Yakamoz Resif topluluklarında en yaygın fototsentetik simbiyont olarak bulunur. Pusuller, Mezokaryotik Nukleus Trikosist+Mukosist+Nematosist Bazı dinoflagellatlarda sulkus yakınında avı izlemede iş gören a. Stigma (zarla çevrili karotenoid pigmenti) b. Ocellus (mercek+ retinoid; her yöne çıkıntı oluşturabilir) Peridinin (Karotenoid) Pyrenoid (Nişasta depolama ve şekillendirme bölgesi) Noctiluca miliaris Alveolata= Ciliophora + Apicomplexa + Dinoflagellata

74 Ökaryotik DNA Molekülü Nukleozom Yapısı Dinoflagellat DNA sı (Mezokaryotik Nukleus) DNA fibrilleri 2.5 nm genişliğinde, Tek ve özel tipte bazik bir protein DNA interfaz dahil daima kromozom halinde yoğunlaşır. H4 Mitoz bölünme nukleus kılıfı kaybolmaksızın ektranuklear iğ iplikleri ile gerçekleşir (Kapalı Mitoz). Fagotrofi yaygın beslenme şeklidir. Sulkus yakınından çıkan Özelleşmiş beslenme organelleri ile gerçekleştirilir. - Lamellipodium (perde-benzeri, tekalı türlerde, örn. Protoperidinium da) - Tentakül (prehensil, örn. Noctiluca da) - Pedunkul (suktor tentakülü benzeri, örn. Gymnodinium da)

75 Protozoonlarda Görülen Bazı Mitoz Tipleri Kapalı Mitoz (Parabasalian Kamçılılarda) Kapalı Pleuromitoz (Foraminifer ve diğer pekçok grupta) Yarı-açık Pleuromitoz (Pekçok Sporozoonda) Orthomitoz (Bitkiler ve Metazoonlarda)

76 Protoperidinium Noctiluca Lamellipodium Gymnodinium Tentakül Pedunkul

77 Blastodinium da ardıl mayotik bölünmelerle Palisporogenez meydana gelir.

78 Parazit dinoflagellatlar diğer protistler yanında, farklı hayvan gruplarında yaygındırlar. - Ektoparazit -Vücut boşluğu paraziti -Sindirim sistemi paraziti -Hücreiçi paraziti olabilirler. Parazitik yaşam bu dinoflagellatlarda bir takım değişiklikler gerektirir. -Bazılarında tutunma ve emme sistemi olan Hipokon (Hipozom, Hipoteka) bir kök sistemi, rhizoid e dönüşmüştür. Örneğin kabukluların yumurtaları içinde yaşayan Cytriodinium parasiticum tüneller açarak vitellüsü tüketir. -Endoparazitik olanlarda dış örtü (teka) ve kamçılara ilişkin tüm izler kaybolur, çok nukleuslu protoplazmik kitle (plazmod) haline dönüşürler. Örneğin Syndinium ve Haematodinium cinsleri. -Eşeyli üreme olarak, ardıl meydana gelen mayotik bölünmeler ortaya çıkar. Buna Palisporogenez denir. Örn. Denizel kabukluların sindirim sisteminde yaşayan Blastodinium cinsinde tipik olarak görülür. Bu özelleşmiş eşeyli üreme tipinde ilk bölünme sonucunda önde oluşan bireye TROFOSİT (beslenme bireyi), arkada meydana gelen bireye ise GONOSİT (bir sonraki ardıl bölünmelerden sorumludur) denir

79 Classis: Dinoflagellidea (=Dinomonadea) Ordo 1: Diniferida Tipik dinoflagellatlardır. Çok sayıda kromozom taşırlar. İğ mikrotübüllerinin kutuplarında kinetozomlar (sentrioller) bulunmaz [Anastral Mitoz]. Teka mevcut olup, yapısı ve morfolojisi sınıflandırmada ölçüttür. Pyrocystidae (denizel ektoparazit) ve Blasinidae Sindirim sistemi, vücüt boşluğu veya hücreiçi endoparazitler veya Denizel yumurtalar üzerinde ektoparazittirler. Genus: Blastodinium Sindirim sistemi parazitidir. Ordo 2: Syndinida Tipik dinoflagellat yapısından farklıdırlar. Az sayıda (4-10) ve V -harfi şekilli kromozom taşırlar. İğ mikrotübüllerinin kutuplarında kinetozomlar bulunur [Astral=Syndinien Mitoz]. Teka ve kortikal alveolleri bulunmaz. Endoparazittirler. Syndinidae Metazoa da endoparazit olup çok hücreli koloniler yahut çok nukleuslu plazmodlar oluştururlar. Genus: Haematodinium Syndinium Vücut boşluğu parazitidir.

80 Çeşitli diniferid dinoflagellat (Ordo: Diniferida) türleri

81 Blastodinium spinulosum un yaşam döngüsü

82 Syndinium turbo nun yaşam döngüsü ne ait farklı formlar.

83 The End :D

84 Phylum 5: Mastigophora (=Flagellata Flagellata) (Kamçılı Protistler) Serbest ve parazit yaşayan heterotroflar yanında, plastidlere lere sahip bitkisel özellikli ototrofik (fotosentetik)) türler de içerir. Çok hücreli, koloni oluşturan ve çoğu kez hareketsiz olan türler, bu şube altında yer alan pek çok grup içinde ve bilhassa fotosentetik gruplarda bulunur. Fagotrofik türlerde, besinin içeriye alınması ile ilgili özelleşmiş bir zar bölgesi (sitostom( sitostom,, hücre ağzı) ) bulunabilir. Serbest yaşayan formlarında (trofozoit( trofozoit) ) tipik olarak 1 veya daha fazla sayıda, çoğunlukla 2 kamçı bulunur. Eşeysiz çoğalma temel olarak uzunlamasına (intrakinetal( intrakinetal, simmetrogenik) ) ikiye bölünme ile gerçekleşir. Eşeyli çoğalma bazı gruplarda görülür. 3 altşubeye ayrılırlar. Oligomastigophora, Metamastigophora ve Parabasalia)

85 Plastidsiz siz yahut plastidli (kloroplastlı veya lökoplastlı) hücrelerdir. Kinetidleri (kinetozom ve ilişkili tübüller ile fibrillerin oluşturduğu organizasyon birimi, undulipodyal aparey) ) basit yapıdadır. Çoğunlukla heterodinamik,, diğer bir deyişle farklı yönelimli yahut farklı çarpma modeline sahip, 2 kamçılıdırlar. Gelişmiş bir kortikal kortikal sitoiskelet bulunur. Bu altşubeye dahil 8 sınıftan (Chromomastigophorea( Chromomastigophorea, Pyrmnesea, Proteromonadea, Cryptomonadea, Euglenidea, Phytomonadea, Choanomonadea, Kinetoplastidea) ) sadece üçünde, Proteromonadea, Subphylum 1: Oligomastigophora Choanomonadea (=Choanoflagellata Choanoflagellata) ve Kinetoplastidea'da hayvansal özellikli türler bulunur.

86 Kamçı Aksonemi 0.2 µm Kamçı Alveol Kinetozom enine kesittinde 9+2 li mirotübül yapısı Dalgalı Zar Kamçı Aksonemi Paraflagellar Çubuk Pellikül Trypanosoma dalgalı zar enine kesiti Kamçı Ultrastrüktürü (Kinetid-Monokinetid) Kinetid (Undulipodyal aparey): Kinetozom (kaide cisimciği) ve onunla ilişkili tübüller ile fibrillerin oluşturduğu bütünlük. İçerdiği kinetozom sayısına göre Monokinetid (basit), Dikinetid veya Polikinetid şeklinde tiplere ayrılır.

87 Classis 1: Proteromonadea Bir veya iki çift heterodinamik ve heterokont (farklı uzunlukta) kamçıya sahiptirler. Hücrelerinde nukleus etrafında kıvrılan kabaca fasulye biçimli tek mitokondri bulunur ve hiçbir zaman vücut uzunluğu boyunca uzanmaz. Bunun dışında mitokondrial DNA'nın yoğunlaşması ile meydana gelen kinetoplast yapıları görülmez. Keza kamçı zarı ile kamçı aksonemi arasında enine çizgili fibriller (paraaksial= paraflagellar çubuk) ) ve kamçı yüzeylerinde mastigonemler (kıl benzeri yanal uzantılar) yoktur. Golgi apareyi diktiyozomlar lar; ; yani düz paralel lameller şeklinde olup, nukleusun anterior yüzeyine yakın konumlanan kinetozomlardan çıkarak mitokondriye kadar uzanan bant şekilli rhizoplast'ı halka şeklinde kuşatır. Rhizoplast, kinetozomların kaidesinden çıkarak nukleus yahut sitoplazmadaki mikrotübül organize edici merkezlere (MTOC) uzanan enine bantlı mikrotübül yapısındaki çubuklara verilen isimdir. Çoğalma bazı türlerde çoğa bölünme ile gerçekleşir.

88 Ordo: Proteromonadida; Familia: Proteromonadidae Uzunca Piriform (armut şekilli) durlar. Vücut yüzeyleri Stri (yiv) denen çizgilenmelere sahiptir. Bunlar iç taraftan çok sayıda birbirine paralel düzenlenmiş uzunlamasına mikrotübüller ile desteklenir. Amfibi ve reptillerin sindirim kanalında yaşarlar ve dışarı atılan kistler meydana getirirler. Kistlerine Trofokist denir. Proteromonas Striler derin olmayıp, vücutta uzunlamasına uzanır. 1 çift heterodinamik ve heterokont kamçılıdır. Posterior vücut kısmında yüzeysel kılsı yapılar (somatonem) bulunur. P. lacertae*, P. uromastixi* kertenkelelerde, P. longifila kuyruklu kurbağalarda Patojenlikleri pek yoktur. Karotomorpha Striler derin ve vücutta spiral şekilde uzanır. 2 çift heterodinamik ve heterokont kamçılıdır. Somatonem yoktur. K. bufonis* ve K. swezyi amfibilerin ergin ve tetarlarında, K. testudinis kaplumbağalarda Patojenlikleri pek yoktur. *ülkemizden kayıt edilmişlerdir.

89 Eşeysiz çoğalma bağırsak içinde uzunlamasına (simmetrogenik( simmetrogenik) ikiye bölünme ile, eşeyli üreme ise iki bireyin yan yana gelip kamçılarını kaybetmeleri ve ortak bir kist duvarı salgılayarak sonuçta birleşmeleri, leri, ardından ilk bölünmede mayoz geçirmeleri (zigotik( mayoz) ) ile meydana gelir. Daha sonra çoğa bölünmelerle çok sayıda trofozoit meydana gelir. Kist içinde ortada meydana gelen büyükçe bir merkezi vakuol ile dış ortam arasında su geçişimi sağlanır. Bu nedenle bu grubun kistlerine özel bir isim, trofokist adı verilir.

90 Proteromonas lacertae'de ikiye bölünme (a, b ve c) ve Karotomorpha bufonis'e ait trofozoitin genel görünümü (d). G=Golgi, M=Mitokondrium, N=Nukleus, R=Rhizoplast, S=Striler (=Yüzeysel Yivler).

91 Proteromonas lacertae'nin yaşam döngüsüne ilişkin farklı formlar

92 Classis 2: Choanomonadea (=Choanoflagellata Choanoflagellata) (Yakalı Kamçılılar) Serbest yaşayan ve oldukça ilgi çekici bir gruptur. Besin partiküllerinin yakalanmasını artıran benzersiz yapılar geliştirmişlerdir. Hücrelerin apikal yüzeyi mikrovillus yahut tentakül olarak isimlendirilen çok sayıda, ince sitoplazmik uzantılarla bir taç (corona)) şeklinde çevrelenmiştir. Bu yapılar alışılmış ışık mikroskobu gözlemleriyle görülemeyecek derecede incedir. Bu nedenle bir apikal kamçı etrafında koni benzeri bir yaka (collar( collar) ) olarak ayırt edilirler. Hücreler tipik olarak ovoid yahut küresel şekilli olup oldukça ince, ışık mikroskobunda görülmeyen organik filamentöz bir örtü (theca, testa), yahut kalınca silisli bir çeper (lorica, lorika) veyahut silisli çubuklardan (costae( costae,, kaburgalar) oluşan sepet benzeri bir kafes ile çevrelenmiştir. Silisli lorikaya sahip türler denizlerde yahut acısularda (örneğin Diaphanoeca cinsi), tekalı türler ise tatlısularda (örneğin Diplasigopsis, Salpinogoeca ve Codosiga cinsleri) yaşarlar.

93 Tekalı türler (Tatlısuda) Lorikalı türler çoğunlukla teka yapısında ince bir kaide uzantısı ile zemine veya tekanın posterior yüzeyi ile alg yahut diğer yüzeylere tutunan sessil formlardır. Bu grup gerek planktonik (örneğin Diaphanoeca cinsi) gerekse sessil formları içerir. Bazı türler tekaya ait kaide filamentleri ile dallanan yahut küresele yakın kitleler halinde bir araya gelerek koloni oluşturur (örneğin Codosiga cinsi). Periplast ın (hücre örtüsü) şekli sınıflandırmada önemli bir ölçüttür. Kamçının çarpma hareketi mikrovilluslardan (tentaküller)) meydana gelen yaka içerisine doğru sabit bir su akımı meydana gelmesini ve böylelikle besin partiküllerinin hücre yüzeyine yönelmesini sağlar. ar. Besin partikülleri yaka kısmı içerisindeki hücre yüzeyinden alınır.

94 Silisli lorikaya Sahip türler (Deniz ve acısuda)

95 Koanoflagellatların daha gelişmiş yaşam biçimlerini kapsayan çok hücreli hayvanlar aleminin olası filogenetik öncülleri oldukları kabul edilir. Hayvanlar aleminin en az organize olmuş vücut yapısına sahip şubelerinden biri olan süngerlerde (Phylum: Porifera) besin alma boşluklarının içini döşeyen hücreler de benzer yapıda yakalı-kamçılı özelliklere sahiptir. Hayvanlar alemi içerisinde başka evrimsel eğilimler gösteren canlı gruplarının da ilksel koanoflagellatlardan geçiş yaptıkları düşünülür. Gelişmiş yaşam biçimlerine ait çeşitli dokularda da kamçılı yahut silli hücrelerin bulunuyor olması bu düşünceyi desteklemektedir.

96 Classis 3: Kinetoplastidea Bir veya iki kamçıya sahiptirler ve bunlar kamçı cebi adı verilen bir çöküntü içinden çıkarlar. Kamçılar tipik olarak, aksonem e (mikrotübüler eksen) ilave olarak enine çizgili fibriller (paraaksial= paraflagellar çubuk) ) içerir. Hücrede bir uçtan diğer uca kadar uzanan tek ve büyük bir mitokondrium bulunur (bazı formlarda işlevsel değildir); basit bir tüp, çember veya dallanma gösteren bir tüp ağı şeklindedir. Bunun dışında karakteristik bir şekilde kamçı kaide cisimciğinin yakınındaki bir bölgede, mitokondrial DNA'nın (mdna( mdna, nukleoid) yoğunlaşması ile meydana gelen çoğunlukla yuvarlağımsı yahut oval şekilli Feulgen-pozitif bir organel, kinetoplast (kdna) bulunur. Golgi apareyi benzer şekilde, yine tipik olarak kamçı cebi bölgesine yakın olarak yerleşir ve hiçbir zaman kinetozomlarla bağlantılı değildir. Sınıfın ismi,, içerdiği kamçılıların özelleşmiş bir mitokondrial yapı olan kinetoplasta sahip olmalarından kaynaklanır. Diğer bütün canlıların mitokondrilerinde de mdna bulunmasına karşın, bu grup içerisinde yer alan organizmalarda diğer pek çok hayvan hücresinin sahip olduğuna oranla çok daha fazladır. Bu durumun nedeni ve önemi halen açık değildir. Bilinen türlerinin çoğu parazittir.. Bir kısmı ise serbest yaşar. Tek takım, Kinetoplastida ve kamçı sayısına göre 2 farklı alttakımı mevcuttur.

97 Ordo: Kinetoplastida Eşeyli üreme bilinmez. Sobordo 1: Bodonina Sobordo 2: Trypanosomatina - Tipik 2 heterodinamik kamçılıdırlar; birisi geriye doğru uzanır. - Eukinetoplastik, Polikinetoplastik Pankinetoplastik (=Akinetoplastik) tirler - Çoğunluk serbest, az bir kısmı parazit. Bodonidae (Pire Kamçılıları) Geriye uzanan kamçı hücre gövdesine yapışmaz, serbesttir. Bodo, Rhynchomonas ve Icthyobodo (necator) Tatlısu balıklarının solungaçlarında ektoparazit yaşar. - Yaşam döngülerinin en azından bir safhasında serbest veya bir dalgalı zar ile vücuda yapışık tek kamçılıdırlar. - Eukinetoplastik, tek türü akinetoplastiktir. (Trypanosoma evansi de) - Tamamı parazittir. Cryptobidae Geriye uzanan kamçı hücre Dalgalı zar kaldırarak veya doğrudan vücuda yapışık haldedir. Cryptobia (C. helicis) Dalgalı zar yoktur. Pulmonata da -seminal vesiküller ve -bağırsakta endoparazittirler. Kisti yoktur. Kopulasyon anında bulaşırlar. Trypanoplasma (T. borelli) Dalgalı zar vardır. Denizel ve tatlısu balıkların da -kan parazitidirler. Bulaşma sülükler (biyolojik vektör) aracılığı ile olur. -Tatlısuda: Hemiclepsis ve Piscicola vektördür.

98 Omurgasızlarda (sülükler, yuvarlak kurtlar, yumuşakçalar ve eklembacaklılar), omurgalılarda ve bazen de bitkilerde ( (Phytomonas cinsi) simbiyotik olarak yaşarlar. Polimorfik (pleomorfik,, çok şekilli) bir yaşam döngüsüne sahiptirler. Epimastigot (=Krithidia): Az gelişmiş bir Dalgalı zara sahiptir. Trypanosoma da omurgalı-omurgasız vektörde. Amastigot (=Mikromastigot) Omurgasızlarda hücre-dışı, omurgalılarda hücre-içi parazitidir. Leishmania cinsini karakterize eder. Promastigot: Leptomonas cinsini karakterize eder. Esasen omurgasızlarda ve hücre dışı görülür. Diğer cinslerin yaşam döngüsünde de görülür. Tripomastigot İyi gelişmiş bir dalgalı zara sahiptir. Kamçı nukleusun gerisinden çıkar. hücre dışı görülür.

99 Leishmania türleri Phlebotomus (L. phlebus: kan damarı, tomus: beslenmek) cinsi sinek türleri aracılığı ile insana taşınırlar. İnsanlarda önemli parazitik hastalık yapan başlıca türleri L. donovani ve L. tropica dır. Leishmania donovani: Güney Amerika, Akdeniz ülkeleri. Tropik Asya ve Afrika nın geniş bir bölgesinde yayılış gösterir. Kala-azar azar Hastalığına (visceral( leishmaniose, iç organlar leşmaniyözü) neden olur. İnsanda retikulo-endotelial endotelial sistem de (R.E.S., sabit makrofajlar sistemi) yaşar. Bu sisteme kemik iliği, dalak, lenf düğümleri, karaciğer, bağ dokusu hücreleri eri dahildir. Ateş, kansızlık, lökosit azalması (lökopeni( lökopeni), dalak ve karaciğer büyümesine (hepatosplenimegali( hepatosplenimegali) ) neden olur. Ölüm oranı ülkemizde yok denecek kadar düşük olmakla birlikte Hindistan da %90 a varacak şekilde yüksektir. Leishmania tropica: Bu parazit derideki kılcal kan damarlarında yaşar. Akdeniz ülkelerinde, Batı Afrika da ve Batı Asya dan Hindistan a kadar yayılış gösterir. Halk arasında şark çıbanı olarak adlandırılan cilt hastalığına (cutaneous( leishmaniose,, deri leşmaniyözü) ) neden olur.

100 Leishmania nın yaşam döngüsü Bulaşma: 1-Tatarcık ısırması, 2-Yara yanında tatarcık ezilmesi, 3-Kan nakli.

101 Trypanosoma türleri Çeçe Sinekleri, Glossina spp. (G. morsitans, G. palpalis) ) tarafından insana taşınıp bulaştırılır. Tropik Afrika da bulunan 2 türü; T. rhodesiense (Doğu Doğu Afrika) ) ve T. gambiense (Orta+Batı Afrika) uyku hastalığı na neden olur. İnsanda kan ve lenf sıvılarında, keza hastalığın ileri dönemlerinde nde cerebro-spinal sıvıda (beyin-omurilik sıvısı) yaşarlar. Uyku hastalığı 4 yıldan daha fazla süre devam eder ve ölümle sonuçlanır.

102 Subphylum 2: Metamastigophora Çoğunlukla endokommensal,, bazen serbest veya parazit yaşayan kamçılılardır. Nukleusla ilişkili kamçı sistemi (mastigont( sistemi), diğer bir deyişle kamçılarla ilişkili organellerden (nukleuslar,, dalgalı zar, kosta, parabasal=golgi ve aksostil) ) oluşan hücre-içi organel kompleksi olan karyomastigont sistemi basit, yani tek veya çifttir. Bölünme mekiği (iğ iplikleri) tamamen veya kısmen nukleus içinde gerçekleşir (kapalı( kapalı veya yarı-açık açık mitoz). Golgi ve mitokondrileri bulunmaz. Bir sitostom yahut tutunma apareyi farklılaşması söz konusudur.

103 Classis 1: Retortamonadea Tek takımı (Retortamonadida( Retortamonadida) ) mevcuttur. Karyomastigont sistemi basit, kamçılı olan küçük boyutlu, çoğunlukla endokommensal bazen parazit yaşayan kamçılılardır. Ön ventralde bulunan ve bir fibril ile desteklenen sitostom (Retortamonas ve Chilomastix) ) yahut vantuz şeklinde tutunma organelleri bulunur ( (Cochlosoma). Kamçılardan biri çoğunlukla sitostom içine uzanır. Bilateral simetri, aksostil ve dalgalı zarları bulunmaz. Nukleus bölünmeleri yarı yarı-açık açık mitoz şeklindedir. Diğer bir deyişle nukleus kılıfı bölünme anında kısmen kaybolur. Tamamının yaşam döngüsünde bulaşma kaynağı kist oluşumu gözlenir. Örnek olarak insan bağırsağında hiçbir zarar vermeden sığıntı olarak yaşayan iki tür: Retortamonas intestinalis ve Chilomastix mesnili ile

104 genç kuşların bağırsağında, erginlerin de körbağırsak duvarına yapışarak yaşayan ve bu nedenle ülserlere, kolitlere ve kanlı ishallere neden olan Cochlosoma rostratum u (kuş dizanteri kamçılısı) verebiliriz.

105 The End :D

106 Classis 2: Diplomonadea Tek takımı, Diplomonadida dır Tipik olarak çoğunlukla omurgalı ve omurgasız konaklarının sindirim kanalında endokommensal,, bazen parazit veya serbest yaşayan kamçılılardır. Serbest yaşayanları organik açıdan zengin sularda bulunur. Hücreleri 1 (Enteromonas)) (Subordo( Subordo: Enteromonadina) ) veya bilateral simetrili olarak birleşmiş 2 karyomastigont sisteminden (Trepomonas, Spironucleus, Hexamita, Octomitus ve Giardia) (Subordo: Diplomonadina) ) yapılmıştır. Sınıf ve takımın ismi de bu özelliğe dayanılarak (L. diplos: : ikili, monad: tek hücre) verilmiştir. Her bir karyomastigont 1 nukleus ve 4 kamçıya sahiptir. Kamçılardan biri tipik bir şekilde sitostomla veya daha gelişmiş cinslerde ise hücre eksenini şekillendiren organellerle ilişkili olacak şekilde geriye doğru uzanırken, diğerleri laterale veya öne doğru yönelirler (Trepomonas cinsi hariç). Nukleus bölünmesi, kısmen erimiş nukleus kılıfı içinde nukleus-içi (intranuklear)) iğ iplikleri ile gerçekleşen yarı-açık açık mitoz şeklindedir. Kist oluşumu görülür.

107 İnsanda bağırsakta sığıntı olarak yaşayan 1 karyomastigonttan oluşan Enteromonas hominis, semender ve kaplumbağaların kalın bağırsaklarında sığıntı olarak bulunan Hexamita intestinalis ve insanlarda, bilhassa çocuklarda oldukça yaygın bir bağırsak paraziti olan Giardia lamblia (=LambliaLamblia intestinalis,, G. intestinalis) örnek olarak verilebilir. Bağırsak epiteline yapışarak beslenir (intestine( intestine: : bağırsak). Yağda çözünür vitaminlerin (A, D, E, K) bağırsaktan emilimini ve kalın bağırsakta su emilimini engelleyerek ishallere (diarrhae( diarrhae, diyare) ) neden olur.

108 Giardia lamblia (=Lamblia intestinalis,, G. intestinalis)

109 Classis 3: Oxymonadea (Prysonymphidea) Tek takım, Oxymonadida yı (=Prysonymphida Prysonymphida) içerir. Bir veya daha fazla sayıda (2-3) karyomastigont sistemine sahiptirler. Her bir karyomastigont trofozoit safhada tipik olarak çiftler halinde düzenlenen 4 kamçı içerir. Vücut yüzeyine oldukça yakın yahut mesafeli seyreden 1 veya daha fazla sayıda kamçı, geriye doğru uzanabilir. Kamçı kaide cisimciklerinin bulunduğu ön uçtan hücrenin posterior ucuna kadar uzanan kontraktil ve uzunlamasına çizgili bir aksostil (axostyl) bulunur. Bu organel lateral şekilde birbirine bağlanmış mikrotübüllerden oluşur. Hücreyi gergin tutmaya yarar. Kamçı kaide cisimcikleri, aksostil mikrotübüllerinin gömülü durumda olduğu bir parakristalin (proteinöz)) yapı (preaksostil( veya aksostil kapsülü) ) ile çiftler halinde birbirlerine bağlanırlar (dikinetid( düzenlenme). Aksostilin ön tarafıyla ilişkili olan ve mikrotübüllerden oluşan bir diğer yapı ise yarım ay şekilli ve bazen spiral şekilde kıvrılan pelta'dır 'dır. Aksostil sayısı cinse göre 1 veya 2 adettir.

110 Örneğin Pyrsonympha (=Dinenympha)) cinsinde esas olan aksostilden başka ona paralel şekilde uzanan ve daha gevşek yapıda mikrofilamentlerden yapılmış daha kısa ikinci bir kontraktil eksen yapısı (paraksostil( paraksostil) bulunur. Bölünme kapalı mitoz şeklinde olup, intranuklear iğ iplikleri ile gerçekleşir.

111 Tamamı omurgalıların (kara kurbağaları, kertenkeleler ve kobaylar) ve bilhassa omurgasızlardan hamam böcekleri (Blattidae( Blattidae, Orthoptera) ) ile termitlerin (Isoptera( Isoptera) bağırsağında sığıntı olarak yaşayan ksilofaj (xylopagous, odun yiyen) ) organizmalardır. Beslenmeleri küçük besin partiküllerinin veya bakterilerin pinositozu yahut fagositozu ile olur. Ayrıca sitoplazmalarında ve hücre zarının dış yüzeyine yapışık vaziyette simbiyotik bakteriler taşırlar. Örnek olarak termitlerin bağırsağında yaşayan Pyrsonympha (=Dinenympha)) cinsini verebiliriz. Bulaşmaları termitin ağız parçaları ile olur. Bölünme sonrası oluşan genç bireylerde (gençlik( safhası, nymph) ) ön tarafta bir tutunma apareyi farklılaşması yoktur ve kamçılar hücre yüzeyi ile bir temas olmaksızın serbest olarak geriye doğru uzanabilir.

112 Subphylum 3: Parabasala Çoğunlukla nukleus ve kinetidlerle ilişkili şekilde 1 veya daha fazla sayıda modifiye olmuş golgi apareyi (parabasal( cisimcik) ) içeren endosimbiyotik tek nukleuslu kamçılılardır. Golgi apareyinin bu özel tipine, Janicki Janicki-tipi parabasal apareyi adı verilir. Bu tip golgide, kinetid kompleksinden doğarak parabasal cisimciklerle bağlantı kuran, mikrofibril yapısında, çizgili bir periyodik yapı gösteren çoğunlukla 2 adet parabasal fibril (parabasal filament) bulunur. Birkaç ila yüz arasında veya bin kadar kamçıya sahip heterotrofik kamçılılar olup, hiçbirisinde mitokondri bulunmaz. Bunun yerine bilhassa anaerobik veya mikroaerobik koşullarda yaşayanlarda (örneğin Trichomonadida takımında) mitokondrilerin dönüşmesi ile oluşan, solunum ve aynı zamanda detoksifikasyon (O2 ile zehirlenme etkisini önleyici) organeli olan hidrogenozomlar bulunur.

113 Bazılarında kontraktil olmayan mikrotübüler yapıda bir aksostil ve pelta ile bir bariz dalgalı zar mevcuttur. Çoğu omurgalı ve omurgasız hayvanların sindirim kanalında sığıntı yahut parazit olarak yaşarlar. Bazıları ise ürogenital sisteme ilişkin kanallarda yahut doku içinde parazitlenir. Bu altşubeye dahil türlerde sitostom çoğunlukla yoktur. Beslenmeleri nişasta taneciklerinin absorbsiyonu ve keza bakterilerin, odun partiküllerinin, hücresel döküntülerin veya bütün bir hücrenin fagositozu aracılığı ile gerçekleşir. İki önemli sınıfı: Trichomonodea ve Hypermastigidea bulunur.

114 Classis: Trichomonadea-Ordo Ordo: Trichomonadida Tipik kamçılı karyomastigontlardır.. Kamçılardan 3-5 i 3 serbest olarak ön tarafa, 1 i ise dalgalı zar şekillendirerek vücuda yapışık vaziyette posteriora uzanır. Dalgalı Zar Posterior Kamçı Pelta Kosta Parabasal Filament Aksostil Trichomonas Ön kamçılar Hidrogenozom Kosta Konaklarının sindirim kanallarında ve nadiren ürogenital sistem kanallarında sığıntı olarak yaşarlar. Tip cinsi olan Trichomonas 4 ön kamçıya ve dalgalı zar şekillendiren posteriora yönelmiş bir kamçıya sahiptir. Ön tarafta yerleşen nukleus pelta adı verilen kıvrık, oldukça ince bir yapı ve buna bağlı olarak hücrenin uzun ekseni boyunca uzanan ince bir çubuk (aksostil( aksostil) ) ile ilişkilidir. Dalgalı zar, alt tarafta uzanan destekleyici bir yapı, kosta (costa,, kot) ile sağlamlaştırılır.

115 Histomonas (meleargidis)- Tavuk ve hindilerin karaciğerinde yaşar ve ishallere sebep olur- 1 kamçılı. Diantomoeba (fragilis)-insanda sindirim sissteminde sığıntı yaşar, apatojeniktir-kamçısızdır (Amoeboid). Çift olan nukleuslarının yakınında bulunan iki loplu parabasal cisimcikler ve bunlarla ilişkili parabasal filamentler, bu takıma dahil diğer kamçı taşıyan türlerdeki kalıntılar olup, açıkça bunların Trichomonadida takımına olan evrimsel eğilimlerini işaret eder.

116 Histomonas Hiçbirisinde kist oluşumu yoktur. Eşeyli üreme yoktur. Boyuna 2 ye bölünmelerle çoğalırlar. Bulaşma; Sindirim sistemindekilerde: dışkıyla dışarı atılan dayanıklı trofozoitlerin yutulması ile Ürogenital sistemdekilerde: cinsel temasla. Balıklar dışındaki omurgalılarda ayrıca yumuşakçalar ve termitlerin bağırsaklarında yaşarlar. Önemli: Trichomonas, Histomonas ve Diantamoeba (apatojenik!) dır.

117 T. tenax- İnsan ve maymunların ağız boşluğunda, T. hominis (=T. intestinalis)- İnsan bağırsağında, T. vaginalis- İnsan ürogenital sistem kanallarında,* T. foetus- Sığırların ürogenital sistem kanallarında,* T. lacertae (=T. augusta)- Kurbağa ve sürüngenlerin sindirim sisteminde, T. gallinae- Güvercin ve tavuksuların sindirim sisteminin ön kısımlarında.* T.muris- farelerin bağırsağında yaşar. Kist şekillendirmezler. Eşeyli çoğalma görülmez. Üremeleri sadece e boyuna ikiye bölünme ile gerçekleşir.

118 Trichomonas vaginalis normalde patojenik değildir. Bununla birlikte çeşitli nedenlerle örneğin bakteri florası, glikojen miktarı yahut hormonal dengedeki değişiklikler ile ortamının alışılmış ph=4 =4-4.5'lik 4.5'lik asiditesinin ph=5.5 civarına yükselmesi ile patojen hale geçer. Erkeklerde urethra ve prostatta neredeyse daima bulunur; nadiren urethranın ve prostatın hafif iltihaplanmasına (urethrit( ve prostit) ) yol açar. Kadınlarda daha yaygın bir şekilde hafif vaginal iltihaplanmalardan (vaginit( vaginit), hatta daha da yaygınlaştığı takdirde üreter ve endometriumun iltihaplanmasından (urethrit( ve endometrit) ) sorumlu. Sonuçta bol ve pis kokan akıntılara neden olur. Trichomonas foetus ise sığırları ve diğer çiftlik hayvanlarını enfekte eder. İneklerin vagina ve uterusunda,, boğaların sünnet derisi kılıfında yaşar. Trofozoiti cinsel ilişki anında yahut bulaşmış ersuyunun yapay döllemede kullanılması yolu ile bulaşır. Hamile ineklerde bulunduğu takdirde, fötusu istila eder ve çoğu kez düşüklere neden olur. Boğalarda hiçbir hastalık belirtisi görülmez.

119 Classis 2: Hypermastigidea Tipik olarak tek nukleusludurlar. Mastigont sistemleri çok sayıda kamçı ve çok sayıda Janicki-tipi parabasal apareyden oluşur. Özellikle kamçısız olan kinetozomların (kaide cisimcikleri) düzenlenmesi trichomonadlarınkini andırır ve bu kamçılılara özgü kökçük filamentleriyle ilişkilidirler. Kamçı taşıyan kinetozomlar; - ya tamamen veya sadece belli bir bölgede uzunlamasına veya sarmal al sıralar halinde veya belli bölgelerde simetrik topluluklar (Trichonymphida) halinde yahut -sadece belli bir bölgede (Lophomonadida( Lophomonadida) topluluk halinde düzenlenirler. Bu sınıfta kosta bulunmaz. Bazı türlerde kist oluşumu ve eşeyli çoğalma görülür. Böceklerin, termitlerin (Isoptera( Isoptera) ) yahut hamam böceklerinin (Orthoptera)) bağırsağında çoğunlukla zorunlu mutualist organizmalar (örneğin Spirotrychonympha, Trichonympha) ) veya sığıntı olarak yaşarlar.

120 Lophomonadida Trichonymphida Konaklarında yüksek yoğunluklarda bulunurlar. Öyle ki kamçılıların ın ağırlığının, böceğin ağırlığının yaklaşık 1/3'ü yahut yarısı kadar ar olduğu hesaplanmıştır. Ksilofaj organizmalardır: : selülozu sindirebilirler ve bunlar olmadan, odun yiyen böcekler kendi başlarına odunu sindiremedikleri için yaşayamazlar. Gerçek bir zorunlu mutualistik ilişki söz konusudur: termit yahut böcek besini temin ederken, kamçılı bunu sindirir ve böylelikle gerek böcek gerekse kamçılı yaşamını sürdürür. Birisi tek başına diğeri olmadan dan yaşayamaz.

121 Phylum 6: Opalinata (=Paraflagellata Paraflagellata) (Opalinler) Esasen kuyruksuz kurbağaların, nadir olarak da diğer kurbağaların, sürüngenlerin ve balıkların arka bağırsaklarında endokommensal olarak yaşayan ve evrimsel açıdan kamçılılar (Mastigophora( Mastigophora) ) ve siliyatlar (silliler, Ciliophora) ) arasında bulunan bir geçiş grubudur. Bazen kamçılıların ayrı bir alt-şubesi ve bazen de burada olduğu gibi, farklı bir şube olarak ele alınır. Büyük, oval şekilli, çoğunlukla yassı, sitostomsuz,, sıralar halinde düzenlenen çok sayıda undulipodyumlarla (sil, kamçı) örtülü, 2 yahut çok daha fazla sayıda benzer nukleuslara sahip protistlerdir. Uzun yıllar primitif siliyatlar (Ciliophora)) olarak kabul edilmişlerdir. Bununla birlikte sil ve kamçılar arasındaki temel yapısal benzerliğin anlaşılması, pek çok araştırıcıyı bunların kamçılılara daha yakın olan ve en azından kamçılılarla siliyatlar arasında ara durum sergileyen protistler oldukları fikrini kabul etmelerine öncülük etmiştir. Önemli cinsleri arasında çok nukleuslu Opalina,, ve 2 nukleuslu Zelleriella bulunur. Opalinata siliyatlardan aşağıdaki özellikler ile farklıdır:

122 Opalinata siliyatlardan aşağıdaki özellikler ile farklıdır: (1) Nukleusları makro- ve mikronukleus şeklinde farklılaşmamıştır. (2) Eşeyli üreme, birbirine benzemeyen 2 kamçılı bireyin (anizogamet) birleşmesi (singami, syngami) ) ve takiben kist oluşumunu kapsar. Siliyatlardaki gibi 2 bireyin yan yana gelerek genetik materyal değiş tokuşunu kapsayan konjugasyon bunlarda yoktur. (3) Eşeysiz çoğalma çoğunlukla kamçılılarda olduğu gibi simmetrogenik (boyuna ikiye bölünme) ) tiptedir. Bununla birlikte siliyatlara özgü olan homothetogenik (enine İkiye bölünme) ) tip de görülür.

123 Kuyruksuz kurbağaların ergin ve tetarlarının rerktumunda sığıntı yaşayan Opalina ranarum un yaşam döngüsü [gamont: gamet şekillendirecek hücrelere verilen isimdir]

124 Phylum 7: Pseudociliata Disk şeklinde kristalı mitokondriumlara sahip olmaları ve sıralar halinde düzenlenmiş undulipodyal apareyleri (kinetid( kinetid) bulunması nedeniyle, opalinleri andıran kamçılılardır. Uzun yıllar, opalinler gibi primitif siliyatlar olarak kabul edilmişlerdir. Fakat ince yapısal çalışmalar ile bunların kamçılılara daha yakın n bir grup olduğu anlaşılmıştır. Tek cins, Stephanopogon ve 4 türü içeren denizel ve bentik kamçılılardır. 12 sıra halinde sıralanmış kısa kamçılara,, aktif fagositoz yapabilme özelliğinde karmaşık fibril sistemleri ile desteklenmiş bir sitostom ve sitofarinkse sahip,, küçük kamçılılar, algler ve bakterilerle beslenen organizmalardır. Merkezi büyük nukleoluslu,, benzer yapıda (homokaryotik( homokaryotik) ) nukleusa sahiptirler. Çoğalma kist içerisindeki hücrenin çoğa bölünmesi şeklinde, art arda meydana gelen kapalı mitotik bölünmelerle gerçekleşir (Palintomi( Palintomi). Pellikül de (korteks, bir protistin en dıştaki canlı tabakası) ) salgı organelleri olan mukosistler bulunmakla birlikte, siliyatlar için tipik olan alveoller bulunmaz.

125 Stephanopogon un genel görünüşü, trofontu, pellikül yapısı ve kist-içi çoğalması (palintomi) Pellikülde esas eleman kinetozomlarla doğrudan bağlantı kurmayan bir mikrotübül tabakasıdır. Ayrıca siliyat kinetidine ilişkin herhangi bir fibril tipi bulunmaz. Bununla birlikte bir sonraki kinetozoma yönelen kısa fibröz kök yapıları ve her bir kaide cisimciği etrafında hücre yüzeyine doğru ışınsal yönelen mikrotübüller bulunur. Bu özelleşmiş pellikül yapılarıyla günümüzde esas kamçılılardan ve siliyatlardan ayrı bir şube olarak ele alınmaktadırlar.

126 Stephanopogon Stephanopogon The End :D

127 Phylum 8: Apicomplexa (=Sporozoa Sporozoa) ) (Sporozoonlar( Sporozoonlar) Ortak bir kamçılı atadan evrimleşmiş monofiletik bir şubedir. Yaşam döngülerinin bulaşıcı [sporozoit-merozoit]] ve hareketli [trofozoit]] safhalarında Apikal Kompleks olarak isimlendirilen bir seri organel grubuna sahip olmalarıyla karakterize olurlar. Spor şekillendirerek başka protist şübeleri de (Microspora( Microspora, Myxospora ve Haplospora (=Ascetospora Ascetospora) vardır. Tamamı parazittir. Spor şekillendirerek eşeyli çoğalan protistlerin en çok tür içeren ve en yaygın şubesidir. Tamamı omurgalı ve omurgasız hayvanlar ile diğer protistlerde parazittir. Bunlar sporlarının şekli, sporlarından çıkan bulaşıcı safhaların şekli ve yapısı ile çıkış tarzları açısından birbirlerinden ayırt edilirler. Bu şubeler yaşam tarzları ve sporlara sahip olmaları hariç hemen hiçbir ortak özelliğe sahip değildirler, aralarında yakın filogenetik akrabalık bulunduğuna ilişkin herhangi bir kanıt yoktur.

128 Spor şekillendirerek çoğalan protist şübeleri Kamçılı erkek gametler Spor şekillendirerek çoğalan protist şubelerinde görülen sporların karşılaştırılması. Apicomplexa, Myxospora ve Haplospora sporları genel olarak μm uzunluğunda, Microspora sporları ise 5 μm den daha küçüktür

129 Çoğu Apicomplexa grupları kamçılı erkek gametlere (mikrogamet) sahip olmakla birlikte, diğer spor şekillendiren şubelerde kamçılar yoktur. Microspora ve Myxospora şubeleri, sölenterelerden (Coelenterata) Cnidaria'da bulunan nematosistlere benzer, fırlatılıp geriye çekilebilen polar filamentler içerir. Her iki grupta da sporlar, amoeboid bir sporoplazma serbest bırakır. Ancak, Microspora'da kapsülsüz ve tek olan polar filament aracılığı ile tek bir sporoplazma serbest kalırken, Myxospora'da kapsüllü 2 veya daha fazla sayıda polar filament sayesinde spor duvarının parçalanmasıyla çoğunlukla 2 veya daha fazla sayıda sporoplazma serbest kalır. Microspora tek hücreli sporlar meydana getiren ve mitokondriumu bulunmayan hücre içi parazitlerdir. Buna karşın Myxospora, mitokondrili geniş plazmodlar ve çok hücreli sporlar meydana getirir. Benzer şekilde mitokondrili bir plazmod içinde farklılaşan Haplospora sporları ise, bir apikal açıklık ve tek nukleuslu sporoplazmaya sahiptir. Bununla birlikte, polar kapsül ve polar filamentler bulunmaz. Sporları tek hücreli veya bazen çok hücrelidir (örneğin Paramyxa cinsinde). Haplospora'nın bir sınıfı olarak kabul edilen Paramyxea sporlarında ise apikal açıklık bulunmaz. Apikal açıklık bulunmaması ve çok hücreli sporlara sahip oluşları nedeniyle bazen ayrı bir şube olarak kabul edilir.

130 Endositotik! Omurgalı veya omurgasızların; - vücut boşluklarında hücre dışı, - hücrelerinde hücre içi yaşayan karmaşık yaşam döngüsüne sahip MONOKSEN veya HETEROKSEN ENDOPARAZİT lerdir. Kan sporozoonlarında (Hematozoea) spor (sporokist) yoktur. Sporozoitler çıplaktır. Hareket vücütlarının kasılması ile kayma şeklindedir. Apikal Kompleks Elemanları: 1. Konoid-Konak hücreye tutunma! 2. Roptriler-Salgılarla nüfüz etmede! 3. Apikal=Polar Halka-Hareket (MTOC) 4. Mikronemler-Roptri öncülü (nüfuz) Nukleus bölünmesi Kapalı Pleuromitoz dur. Mayoz zigotik tipte! bu nedenle haploidtirler

131 Classis 1: Blastogregarinea (Gamontokistsiz Gregarinler) Classis 2: Gregarinea (Gamontokistli Gregarinler) Classis 3: Coccidea (Koksidler) Classis 4: Hematozoea (Kan Sporozoonları) Yaşam döngülerinde: -eşeysiz hücre içi-merogoni Merogoni- -eşeyli hücre içi-gamogoni Gamogoni- [sonuçta Ookist veya Sporokist] -esşeysiz hücre dışı-sporogoni Sporogoni- çoğa bölünmeler görülür. Çoğu Gregarinde Sporokistsiz Koksidlerde Sporokist Çoğu Gregarinde yoktur Ookist [Çoğu Gregarin ve Koksidlerde] Çoğu Gregarinde Gamontokist şekillenmesi Ookinet [Hematozoea da] Hematozoea da gerek ookist gerekse sporokist şekillenmez. O nedenle sporozoitler çıplaktır. Piroplasmida da yoktur

132 Eşeyli Üreme (Singami): -Gametlerin veya Gamontların (Gregarinlerde)) birleşmesini kapsar. 1. Isogami (amöboid gametlerle) 2. Anisogami (kamçılı-amöboid amöboid gametlerle) Anisogami de: Erkek gamet-mikrogamet (kamçılı) Dişi gamet-makrogamet (amöboid) Gametlerin henüz olgunlaşmamış şekillerine Gamont (Gametosit) denir. Mukron Bölmeli (Septat) Gregarin Gregarina sp. Kaudo-Frontal Sizigi Monocystis sp. Frontal Sizigi

133 Classis 1: Blastogregarinea (Gamontokistsiz Gregarinler) Denizel poliketlerin (Annelida,, halkalı kurtlar) sindirim kanalı parazitleridir. Merogoni yoktur. Sadece gamogoni ve sporogoni bulunur. Gamogoni bağırsak epitel hücrelerine yapışık durumda, tomucuklanma ile anizogametler veren gamontlarla olur. Sizigi ve gametokist şekillenmesi yoktur.

134 Classis 2: Gregarinea (Gamontokistli Gregarinler) Tamamı omurgasızların, esas olarak böceklerin ve nadiren aşağı kordalıların (örneğin Amphioxus) ) sindirim, hemosöl ve diğer vücut boşluklarında yaşayan 1. çoğunlukla hücre dışı (Ordo 1: Eugregarinida,, gerçek gregarinler), - MEROGONİ yok+vücutları SEPTAT 2. bazen de hücre içi (OrdoOrdo 2: Archigregarinida,, eski gregarinler ve Ordo 3: Neogregarinida,, yeni gregarinler) parazitlerdir. - MEROGONİ var+vücutları ASEPTAT Vektörleri (ara konak) yoktur, yani monoksendirler. Trofozoit veya veya gamontlarında mukron veya epimerit bulunur. Genel olarak gamontlar arasında sizigi gerçekleşir. Gamontlar tarafından kabaca eşit sayıda ve çoğunlukla birbirine çok benzer amoeboid gametler oluşturulur (isogamous( isogamous), zigotlar gamontokistler içinde ookistleri (sporokist)) yaparlar.

135 Ookistler başlangıçta gamontokist içinde olmakla birlikte, ya konağı terk etmeden önce veya konağı terk ederken gamontokistten çıkarlar. Her bir ookistin içeriği birkaç (çoğunlukla 8) sporozoit şekillendirmek üzere bölünür. Bulaşma sporozoitleri içeren ookist yahut sporokistlerin yutulması ile olur.

136 Yaşam döngülerinde karakteristik bir şekilde gamogoni ve sporogoni görülür. Merogoni sadece eski ve yeni gregarinlerde (Archigregarinida ve Neogregarinida) bulunur ve vücut bölmesizdir (aseptat( aseptat,, bölmesiz). Gerçek gregarinlerde (Eugregarinida)) ise merogoni yoktur ve: 1. vücut ender olarak bölmesiz tek parça halindedir (Subordo: Aseptatina) - örnek olarak toprak solucanlarının seminal vesiküllerinde (testisler) yaşayan Monocystis. 2. çoğunda ise bölmeli olup farklı kısımlar ayırt edilir (Subordo: Septatina). - örnek olarak: 1. çeşitli su böceklerinin bağırsağında yaşayan Corycella ile 2. un kurtları, keza çekirgelerin bağırsağında yaşayan Gregarina cinlerini verebiliriz.

137 Classis 3: Coccidea (Koksidler) Arthropodlar, annelidler, mollusklar, hemikordat ve esas olarak omurgalıların parazitleridirler. Monoksen veya heteroksendirler dirler. Gelişimlerinde gamont safhası çoğunlukla mevcuttur, ancak gamontokist şekillenmesi görülmez. Trofozoit veya olgun gamontları mukron yahut epimeritsiz olup hareketsiz, küçük ve tipik olarak hücre içi yerleşir. Her bir dişi gamont tek bir gamet meydana getirir. Gamogoni sonucu oluşan gametler anisogamous dur dur.. küçük kamçılı erkek gametler ile dişi gametler bire bir eşleşirler. Sizigi genel olarak bu sınıfta yoktur (Ordo: Adeleida hariç). Yaşam döngüleri gerçek koksidlerde de (Ordo: Adeleida ve Eimeriida) karakteristik şekilde merogoni, gamogoni ve sporogoniden oluşur. Bu sınıfa dahil en çok tür içeren ve en yaygın parazitler gerçek koksidler olarak kabul edilen Adeleida ve Eimeriida takımlarıdır. Bununla birlikte ilksel gruplarda (Ordo: Agamococcidiida ve Protococcidiida) merogoni ve bazen de gamogoni yoktur. İlksel koksidler sadece omurgasız hayvanların bağırsaklarında yaşayan monoksen parazitlerdir.

138 Ordo 1: Adeleida (Adeleidler, Hemogregarinler) Monoksen veya diheteroksen parazitlerdir. Gelişme süresince erkek (mikrogamont( mikrogamont) ) ve dişi (makrogamont( makrogamont) bireylerin birbirleriyle ilişkili halde kalmaları, diğer bir deyişle sizigi göstermeleri nedeni ile diğer takımlardan ayrılırlar. Mikrogamont 1-4 mikrogamet oluşturur. Sporozoitleri kılıflıdır (sporokist). Endodiyogeni (Endodyogeny=içten tomurcuklanma ile gerçekleşen ikiye bölünme şeklindeki eşeysiz çoğalma) ) yoktur. Bu takıma dahil türlerin çoğu, bütün omurgalı sınıflarında eritrositler ve bazen de diğer hücreler içinde yaşadıklarından "hemogregarinler"" olarak adlandırılırlar. Bir omurgalıdan diğer bir omurgalıya bulaşmaları omurgasız vektörler (sülük, böcek, kene ve bit) aracılığı ile olur. Eşeyli çoğalma (gamogoni( gamogoni) ) ve eşeysiz çoğalma sporogoni omurgasız vektörde, eşeysiz çoğalma merogoni ise omurgalı konakta gerçekleşir. Hemogregarinler,, benzer şekilde eritrositler içinde parazitlenen sıtma parazitlerinden (Classis( Classis: Hematozoea, Ordo: Haemosporida), metabolik bir artık olarak ortaya çıkan pigment maddeleri (hemozoin( hemozoin) içermemeleri ile farklıdırlar. dırlar.

139 Çoğu hemogregarin normal olarak patojen değildir. Bununla birlikte Hepatozoon cinsine dahil bazı türler hastalık oluşturabilir örneğin H. Muris: : farelerde yaşar ve merogoni fazını karaciğer hücrelerinde geçirir. Bazı adeleid türleri (Adeleidae( ve Klossiellidae ailelerine dahil olanlar, non-hemogregarinler hemogregarinler) ) ise kan hücrelerinde yaşamazlar ve yaşam döngülerini tek bir konakta (omurgalı veya omurgasız, monoksen) ) tamamlarlar. Bulaşıcı sporozoitleri içeren ookistleri Eimeriida'dakine benzer şekilde konağın dışkısı yahut idrarıyla dışarı atılır.

140 Hemogregarinlere örnek olarak: Haemogregarina. - Merogoni döngüsünü çeşitli tatlısu balıkları, kurbağalar, tatlısu kaplumbağaları, diğer sürüngenlerin eritrositlerinde, - gamogoni ve sporogoni döngüsünü ise vektör olarak tatlısu sülüklerinin bağırsak boşluğu ile kan damarlarında geçirir. Tatlısu kaplumbağalarında yaşayan adeleid, Haemogregarina stepanovi nin eritrositlerdeki merogoni döngüsü

141 Ordo 2: Eimeriida (Eimeriidler,, Adi Koksidler) Mikro- ve makrogamet gelişimi birbirinden bağımsızdır. Sizigi görülmez. Mikrogamont tipik olarak çok sayıda iki kamçılı mikrogamet meydana getirir. Zigot hareketsizdir ve kısa sürede kalınca bir ookist duvarı salgılar; ilk bölünme mayotik ve sonraki bölünmeler mitotik olmak üzere, önce cins veya türe göre değişik sayıda sporoblast hücresi şekillendirir. Bunların her biri ayrı birer sporokist duvarı salgılar ve yine cins veya türe göre değişik sayıda sporozoit oluşturur. Neticede sporozoitler, tipik bir şekilde ookist içinde bulunan sporokistler tarafından kuşatılmış olur. Monoksen yahut zorunlu veya şeçenekli heteroksen dirler dirler.

142 Şeçenekli heteroksen türlerde esas konak dışındaki diğer konaklarda hücreler içinde (çoğunlukla monosit ve makrofaj) eşeysiz çoğalmanın özel bir tipi olan endodiyogeni (içten ikiye tomurcuklanma) ile ardışık çoğalırlar ve çeşitli dokularda pseudokist ler (yalancı kist) ) oluştururlar. Belli safhaları omurgalıların (kurbağa, sürüngen ve kuşlar) kan hücrelerinde parazitlenen bazı eimeriidler esnek bir söylem olan "hemogregarinler"" olarak kabul edilir. Bununla birlikte eimeriid hemogregarinler, adeleid hemogregarinlerden siziginin bulunmaması ile farklıdırlar. Bazı cinsler, örneğin Eimeria,, eşeyli ve eşeysiz çoğalmanın gerçekleştiği sadece tek bir konağa sahiptir (monoksen( monoksen). Buna zıt olarak diğer eimeriid cinsleri (örneğin Isospora, Toxoplasma, Sarcocystis), Eimeria'da olduğu gibi eşeyli ve eşeysiz çoğalmanın meydana geldiği bir son yahut esas konak ve keza sadece eşeysiz çoğalmanın gerçekleştiği değişik ara konaklara sahiptirler (heteroksen( heteroksen)

143 Bulaşma ya enfekte ara konak vücutlarının yenmesi, veya son konak tarafından atılan ookistlerin yenmesi ile olur. Bazı cinslerin, örneğin Isospora türlerinin yaşam döngüsünde bu iki konak tipinin birbirini takip etmesi zorunludur. Diğer eimeriidlerde,, örneğin Toxoplasma da ise böyle bir zorunluluk yoktur. Zira bulaşma bir konaktan diğerine doğrudan gerçekleşebilir. Bu takıma dahil türlerde eşeyli çoğalma, çoğunlukla bağırsak epitel hücrelerinde meydana gelir. Bazı türlerde ise karaciğer veya böbreklerdeki kanalları döşeyen epitel içinde de gerçekleşir Bu tip yerleşimler ookistin idrar yahut dışkıyla dışarı atılmasında kolaylık sağlar. Bulaşma çoğunlukla kontamine (kirli) besin ve suyun yutulması ile olur. Genus: Isospora (Ookisttinde 2 sporokist-4 sporozoit) İnsanda I. hominis, I. belli (enterokolit), köpeklerde incebağırsakta I. bigemina (koksidiyoz)

144 Sarcocystis hominis İnsan kas dokusu Pseudokist Nodüler hiperplasia Eimeria necaterix (tavuk incebağırsak-çekum) sporozoitler sporoblast Eimeria tenella Ookisti (tavuk çekum) sporozoitler Isospora belli Ookistleri (insan bağırsağı) Eimeria truncata Böbrek koksidiyozu (kazlarda) Eimeria steidae Tavşan karaciğeri Hepatitis Isospora belli enterokolit

145 Toxoplasma gondii Merogoni+Gamogoni Kedide Sporogoni Dış ortamda Esas Konak İkincil Konaklar Esas (Primer) Konak-Kedigiller İkincil (Arakonak?)-Tüm kuş ve memeliler İkincil konaklarda: -RES hücreleri ve monositlerde Endodiyogeni ile çoğalma! Merkez sinir sistemi, Kas hücreleri, Akciğer hücrelerinde -Kanda monositlerde-pseudokist -Dokularda-Gerçek Kist ler oluşur (ince ve sert duvarlı) Solunum yolu ile Bulaşma Zoitler Pseudokist Gerçek Kist Takizoit- Akut enfeks. Bradizoit-Kronik enfeks.

146 Kronik enfeksiyonlar yıllarca canlılığını koruyan doku kistleri ile olur Kanser tedavisi gören (bağışıklığı yapay şekilde bastırılmış), Organ naklini takiben, HIV enfeksiyonu durumunda, doku kistleri yeniden aktif hale gelebilir Epidomiyoloji (Yayılma): 1. Çeşitli kontaminatif yollar 2. Beslenme zinciri 3. Kongenital (plasental) 4. Solunum yolu ile Doğum sonrası ortaya çıkan Toksoplazmoz da; Ateş, Lenf bezleri şişmesi-ilk belirtiler. Beyin, akciğer, karaciğer ve diğer dokulara yayılma ile ölüm! (Akut!) Toxoplasmosis Kronik enfeksiyon

147 İkincil Konaklarda Takizoitler Kas kesitinde doku kisti Bradizoitler Enfekte kedi bağırsağında olgun meront-merozoitler Enfekte kedi bağırsağında Mikrogamet Kedi dışkısında sporsuz Ookist Beyinden homojenizasyonla ayrılmış doku kisti Dış ortamda sporlu Ookist

148 Pseudokist Takizoitler Beyin kesitinde Doku Kistleri Doğum sonrası ortaya çıkan Toksoplazmoz Kongenital Toksoplazmoz da: Daha etkili ve düşük meydana gelebilir Beynin büyük bir kısmı harap olabilir -Mikrosefali -Hidrosefali -Megasefali En az etkilemede Retina hasar görür Miyokardiumda Doku Kistleri MR da Doku Kistleri

149 Gözlerde şaşılık Beyinde doku ölümleri Chorioretinitis Mikrosefali Kongenital Toksoplazmoz Hidrosefali Beyinde doku kistleri Tanı: direkt teşhisler haricinde, lenf sıvısı veya tonsil dokusundan elde edilen parazit izolatlarının fareye verilmesi, 1 hafta aralıkla uygulanan en az 2 serolojik test!. (Kompleman-Fiksasyon Reaksiyonu, Aglutinasyon Testi, IFAT ve Boyama Testi)

150 Classis 4: Hematozoea (Kan Sporozoonları) Yaşam döngülerinin hemen tamamında zorunlu hücre içi paraziti ve daima iki tip konakları olan (diheteroksen( diheteroksen) sporozoonlardır. Birisi eşeysiz üreme, merogoninin (şizogoni)) gerçekleştiği ve eşeyli çoğalmanın (gamogoni( gamogoni) ) başladığı bir omurgalı konak, diğeri ise döllenmenin gerçekleştiği, yani eşeyli çoğalmanın tamamlandığı, ayrıca ikinci bir eşeysiz çoğalmanın (sporogoni( sporogoni) meydana geldiği bir omurgasız ara konaktır. Ara konak ya hemosporidler de (Ordo: Haemosporida'da 'da) olduğu gibi bir böcek (Diptera)) ya da piroplazmidler de (Ordo: Piroplasmida'da 'da)) olduğu gibi bir kenedir (Acarina( Acarina). Bazı hemosporidler hariç, konoid çoğunlukla yoktur. Endodiyogeni, pseudokist, gamontokist gelişimi ve sizigi görülmez. Gametlerin birleşmesinden oluşan zigot, koksidlerde görülenden farklı olarak hareketlidir. Buna ookinet veya kinet denir. Bu sınıfa dahil 2 takım, Haemosporida (hemosporidler)) ve Piroplasmida (piroplazmidler)) bulunur.

151 Omurgasız vektörün sokması ile omurgalıya bulaşan sporozoitler, önce esasen eritrositlerde, bazen de ilave olarak diğer kan hücrelerinde ve karaciğer parankima hücrelerinde trofozoit olarak gelişirler ve merogoni başlar. Bu safhada gruplar farklıdır: - piroplazmidler,, konak hücre sitoplazmasında doğrudan yer alırken, - hemosporidler konak hücrenin sitoplamasında bir vakuolle kuşatılmış olarak bulunur. Bu farklılığın nedeni: piroplazmidlerin fagositoz yapmadan doğrudan absorbsiyon ile beslenmesi, hemosporidlerin ise konak hücre sitoplazmasını endositozla yemeleridir. Beslenme farklılığına dayalı diğer bir önemli özellik ise hemosporidlerin intraeritrositik (eritrosit içi) formlarının, hemoglobini metabolize etmeleri ve sitoplazmalarındaki vakuoller içinde "heme" heme" " (=Fe Fe+2) içeren bir bileşik olan karakteristik şekilde sarı, kahverengi ve siyah renkli bir "sıtma" pigmenti" (hemozoin) meydana getirmeleridir.

152 Ordo 1: 1: Haemosporida (Hemosporidler Hemosporidler)

153

154 Ordo 1: Haemosporida (Hemosporidler) Bu grup üyelerinin neden olduğu, insanda görülen ve yaygın hastalıklardan biri Malaria dır (Sıtma, Nöbet) ) (İtalyanca da malaria: : bataklık kokusu, kötü hava ). Bu hastalığın etkeni, bir sivrisinek cinsi olan Anopheles (A. maculipennis) dişilerinde ara konak evresini geçiren Plasmodium cinsidir. Omurgalılarda farklı türleri yaşar. İnsan için 4 türü önemlidir. Bunlar tersiyana (tertiana, üç gün sıtması) etkenleri olan: Plasmosdium vivax, P. ovale ve P. falciparum,, ile kuartana (quartana, dört gün sıtması) etkeni P. malariae dir dir. Bunlardan P. falciparum en tehlikelisi ve ölümcül olanıdır (Y. falcon: : orak, parum: : benzer). Oluşturduğu sıtma tipine bazen tropica sıtması veya serebral sıtma (beyin sıtması) ) adı da verilir.

155

156 Merogoni fazı insanda olur. Eşeyli çoğalma (gamogoni( gamogoni) ) insanda başlar, sivrisinekte tamamlanır. Sporogoni safhası ise sivrisinekte gerçekleşir. Paraziti taşıyan dişi sivrisineğin sokması ile sporozoitler insan kanına geçerler. Önce özellikle karaciğerde ve bazen kan damarlarının içini döşeyen endotelyum hücrelerinde çoğalırlar. Buna alyuvar dışı merogoni (eksoeritrositik merogoni, primer şizogoni) denir. Merogoninin gerçekleştiği bu hücrelere meront (şizont)) adı verilir. Karaciğerde oluşan bu merontlara özel bir isim de (Kriptomeront)) verilir. Çoğa bölünmelerle burada oluşan merozoitler (kriptozoit, cryptozoit) ) daha sonra bu hücrelerin parçalanması ile dolaşıma katılırlar ve alyuvarlara girerler. Burada alyuvar içi merogoni (intraeritrositik merogoni, sekonder şizogoni) evresi gerçekleşir.

157 Eritrosit içi merogoninin tamamlanması ile, hastada ateş yükselir. Zira kanda ne kadar enfekte eritrosit varsa hepsi aynı anda (senkron) patlar ve serbest kalan merozoitlerin bazıları gamontlara dönüşür. Gamaontlar gelişimlerini sivrisinekte tamamlarlar ve neticede kamçılı erkek gametler (mikrogamet)) ve amöboid dişi gametler (makrogamet)) meydana gelir. Dişi ve erkek gametlerin birleşmesinden hareketli bir zigot, yani ookinet oluşur. Oluşan bu yapı bağırsak epitelini delerek altına yerleşir (ookist( ookist). Burada ardışık meydana gelen çoğa bölünmelerle çok sayıda bulaşıcı sporozoit oluşur. Kist duvarının parçalanması ile serbest kalan sporozoitler hemosöle dağılır ve neticede tükürük bezine ulaşırlar. Buradan da yeni sokmalarla birlikte insana bulaşırlar. Hastalık tipinin adlandırılmasında eritrositik merogoni döngüsünün süresi ve dolayısıyla alyuvarların senkron olarak bir anda patlaması, yani ateşin yükselmesi esas alınır. Kuartana sıtmasında her 72 saatte,, diğerlerinde her 48 saatte bir hastada ateş yükselir. Tersiyana ılıman ve subtropik bölgelerde yaygındır. Eskiden Orta ve Batı Avrupa da yaygındı. Bu gün için Balkanlarda küçük bölge dışında görülmemektedir.

158

159 Plasmodium falciparum Öldürücü patojenliğe sahiptir Gametositleri orak şeklinde (falcon=orak, parum=benzer) Kanda sadece genç trofozoitler ve olgun gametositler görülür Diğer formları beyin, karaciğer, böbrek, kemik iliği, dalak, plasenta gibi iç organların kılcal damarları içinde yığılır.

160 Ordo 2: Piroplasmida (Piroplazmidler) Piroplazmid hematozoeanlar,, konaklarının eritrositleri içinde küçük (1-5 µm), çoğunlukla yuvarlağımsı veya armutumsu (piriform)) görünüşlü olan (Y. piros: : armut), keneler tarafından taşınan diheteroksen parazitlerdir. Balık, kurbağa, sürüngen, kuş ve memelilerde bulunurlar. Trofozoitleri omurgalıların eritrositlerinde ve bazen diğer hücrelerde (lenfosit ve damar endotel hücrelerinde) yerleşir, hemoglobini fagosite etmezler ve dolayısıyla sıtma pigmenti şekillendirmezler. Babesia ve Theileria cinslerine dahil bazı türler evcil hayvanlarda ve bilhassa sığırlar, mandalar ve köpeklerde parazitlenir. Çoğunlukla çok sayıda eritrositin parçalanması sonucu ortaya çıkan bir anemi (O2 bağlama kapasitesinin düşmesi) ) ve bununla eşleşecek şekilde serbest kalan hemoglobinin idrarla dışarı atılması ile sonuçlanan hastalıklara (kızıl su humması, kene humması, safra humması) neden olurlar. İnsanda bulunmazlar.

161 Sığırların kanında ikiye bölünmelerle çoğalan bir piroplazmid, Babesia bigemina nın intraeritrositik meront safhası

162 The End :D

163 Phylum 9: Ciliophora (=Ciliata Ciliata) (Silliler, Siliyatlar) Protista alemi içerisinde yer alan şubeler arasında en homojen gruplardan birisidir (L. cilio: : sil, kirpik; phora: : taşımak). Hemen bütün üyelerinde yaygın şekilde bulunan bir seri diagnostik (ayırt ettirici) özellik bulunur. 1. iki tip nukleusa (nuklear dualizm), 2. özel bir eşeyli üreme şekline (konjugasyon( konjugasyon), 3. eşeysiz çoğalma bakımından ikiye bölünmenin temel olarak ekvatoryal düzlemde gerçekleşen tipine (homothetogenik( homothetogenik), 4. keza siller (cilia,, tekil cilium) ) ve bunlarla ilişkili hücre içi yapılar (infrasiliyatür,, sil alt yapısı) ) bakımından özelleşmiş bir pelliküler düzenlenme şekline sahip oluşları ile karakterize olurlar. Siliyatlar organizasyon açısından oldukça değişik evrimsel yönelimler ve çeşitlilikler gösterir. Bu değişiklikler esas olarak siliyatür (sil yapısı, sil düzenlenme şekli, sil topografyası) ve infrasiliyatür de (sil alt yapısı) meydana gelen farklılıklarla ortaya çıkar. Bu şube için en karakteristik olduğu düşünülen iki tip nukleusa sahip olma özelliğinin (nuklear( dualizm), pellikül yapısındaki temel özelliklerin ortaya çıkmasından çok daha sonra geliştiği düşünülür. Deniz, tatlısu ve uygun karasal ortamlarda, çoğunluğu serbest ve az bir kısmı parazit yaşayan 7000 den fazla türü bilinir. Çoğunun yaşam döngüsünde dinlenme ve üreme kistleri görülür.

164 Nuklear Dualizm (Nuklear ikililik) ve Konjugasyon: Tamamı morfolojik ve fizyolojik açıdan birbirinden farklı iki tip nukleusa sahiptir. Bir veya daha fazla sayıda normal olarak diploid (nadiren poliploid) mikronukleus'a ve bir veya daha fazla sayıda poliploid yahut poligenomik makronukleus'a sahiptirler. Makronukleus adından da anlaşılacağı gibi daha büyüktür ve siliyatın günlük somatik işlevleri ile ilgili kalıtım materyalini taşır. Genel olarak mikronukleus küçüktür ve esasta organizmanın eşeyli olarak çoğalması ve kromozom replikasyonu (endomitoz)) yahut poliploidi yoluyla yeni makronukleusların şekillenmesi ile ilgilidir. Siliyatlarda gerçek bir singami (gametogami)) yani iki gamet hücresinin birleşmesini kapsayan eşeyli üreme şekli yoktur. Eşeyli çoğalmaları esas olarak konjugasyon adı verilen, iki bireyin geçici olarak yan yana gelip bir sitoplazma köprüsü ile birbirlerine bağlı iken nuklear materyalin karşılıklı değiş-tokuşu ve birleşmesi sonucu meydana gelen üreme biçimi şeklindedir. Eşeyli üremenin bu şekli, çoğunlukla otogami (pedogami) adı verilen ve tek bir nukleustan kökenlenen iki nukleusun birleşmesini kapsayan karyogami tipi ile devam eder. Eşeysiz çoğalma esasen enine ikiye bölünme (homothetogenik( tip), nadiren tomurcuklanma veya çoğa bölünme şeklindedir.

165 KONJUGASYON VE ÜREME (OTOGAMİ) 1 İki birey yan yana gelir ve aralarında sitoplazmik bir köprü oluşur 2 Diploid mikronukleuslar ard arda 2 kez bölünür. Her iki bölünme de Mayoza Karşılık gelir 3 Mikronukleusların 3 ü dejenere Olur. 4ncüsü MİTOZ ile bölünür. MAYOZ 4 Haploid Gametik mikronukleuslardan 1 er tanesinin değişimi Makronukleus KONJUGANTLAR Diploid mikronukleus Diploid mikronukleus Haploid mikronukleuslar MİKKRONUKLEUS BİRLEŞMESİ Migrant (Erkek) Stasyoner (Dişi) 9 Ard arda meydana gelen 2 Sitokinez (enine bölünme) sonucu oluşan 4 kardeş hücrenin herbirisinde 1 makro- ve 1 mikronukleus şekillenir. 8 Orijinal makronukleus dejenere olur ve kaybolur. Mikronukleusların 4 ü 8 7 poliploidi ile Makronukleuslara, dönüşürken, diğer 4 ü Mikronukleus olarak kalırlar. 7 Ardıl 3 mitoz ile 8 Mikronukleus meydana gelir. 6 Mikronukleusların, birleşmesi ile Diploid Mikronukleus oluşur. 5 Hücreler ayrılır (EKSKONJUGANTLAR) Anahtar Konjugasyon Üreme (Otogami)

166 Konjugasyon olarak bilinen eşeyli üreme şekli normal olarak özel tipte bir hermafroditizm (erkek ve dişi özelliğini birlikte taşıma) dir dir. kabaca şu şekilde gerçekleşir: 1. İki siliyat yan yana gelerek çift oluşturur. 2. Peliküllerinin temas eden kısımlarının geçici olarak erimesiyle sitoplazmaları birbirine bağlanır. 3. Makronukleusları parçalara ayrılarak sitoplazmaya dağılır. 4. Mikronukleusları ise önce tipik bir mayoz ile art arda iki kez bölünür. 5. Oluşan mikronukleuslardan üçü bozulup gözden kaybolurken, dördüncüsü biri erkek (göçücü,( emigrant) ) ve diğeri dişi (kalıcı,( stasyoner) ) olmak üzere, iki gametik nukleus (haploid gametik pronukleuslar) ) meydana getirmek için bir kez daha bölünür (mitoz bölünme). 6. Konjugasyon yapan çiftin her birinden (konjugant( konjugant) bir gametik nukleus (erkek), çifti oluşturan diğer bireye aradaki sitoplazmik köprü aracılığı ile göç ederek diğer nukleusla (dişi)) birleşir, diploid zigotik nukleus şekillenir ve siliyat çiftleri birbirinden ayrılır. Bu ayrılan hücrelere ekskonjugant denir. Bu karşılıklı değiş-tokuş sonucu oluşan her bir zigotun nukleusu (sinkaryon)) daha sonra iki veya türe göre daha fazla kez bölünür (mitoz bölünme) ve ayrılan her bir birey derhal yine türe bağlı olarak farklı sayıda enine sitoplazmik bir bölünme geçirir (Orijinal makronukleus bazı türlerde bu safhada kaybolabilir). Neticede oluşan her bir kardeş hücre iki nukleus taşır. Bunlardan biri poliploid hale gelerek yeni makronukleusu şekillendirirken, diğeri yeni diploid mikronukleusu yapar.

167 Siliyatlarda üremede, nukleusların yapıları ve davranışlarının önemi oldukça büyüktür. Bu nedenle bu özelliklerinin ayrıntılı bilinmesi yerinde olur. Mikronukleuslar fazla miktardaki histon proteinleriyle yoğun, küçük ve normal olarak diploid (2n, çift kromozom seti taşıyan) olan, çok az RNA taşıyan veya hiç RNA taşımayan, yani nukleolussuz yapılar halindedir. İkiye bölünme sırasında mevcut nukleus kılıfları içerisinde mitotik olarak bölünürler (kapalı( mitoz). Konjugasyon ve otogami (pedogami)) işlemleri esnasında ise her bir mikronukleus,, önceden anlatıldığı gibi gametik pronukleusları ları oluşturmak üzere mayoz bölünme geçirir. Takip eden eşeysel işlemlerde makronukleus dejenere olarak kaybolur ve mikronuklear sinkaryonun bölünme ürünlerinden yeniden bir makronukleus şekillenir. Makronukleuslar daha büyük boyutlu olup, normal olarak yüksek derecede poliploid (ikiden fazla kromozom seti taşıyan, 16n-13,000n) 13,000n) özelliktedir. Bir mikronuklear sinkaryondan 1 makronukleus şekillenmesi sırasında, hızlı bir kromozom replikasyonu (endomitoz)) meydana gelir ve poliploid makronukleus ortaya çıkar. Bazı durumlarda politen kromozomlar görülebilir.

168 Tamamen şekillenmiş bir makronukleusta kromatin materyali, μm m kalınlığında mikrofilamentler içeren çok sayıda, küçük yoğun yapılar halinde (nukleozomlar( nukleozomlar) ) yoğunlaşır. Diğer ökaryotik organizmalarda olduğu gibi bu kromatin materyali, 5 tip histon proteinini içermekle beraber, ayrıca fazla miktarda histon- olmayan protein de içerir. Oldukça fazla miktarda RNA ve çok sayıda ribozom elemanının şekillendirdiği sayısız az yoğun özellikli nukleolus da makronukleusta görülür. Sitoplazmadaki protein sentezinin, makronukleus orijinli bu RNA ya bağlı olduğu gösterilmiştir. Pek çok makronukleusta RNA yanında DNA şekillenmesi de meydana gelir. Bazı türlerde makronukleusta bulunan kromozomların endomitotik replikasyonu gözlenmiştir. Bu durumda makronukleus içinde bariz iplikler ayırt edilir. Bunlar uzunlamasına yarılır ve makronukleusun bölünmesinden kısa bir süre önce tam ayrılma gerçekleşir.

169 Karyorelictid siliyatların (Classis: Karyorelictea) bazı türlerinde, makronukleuslar diğer tipik siliyatlarınkinden farklı olarak diploidtir ve gerek yapısal gerekse davranış bakımından siliyatlar içerisinde farklı bir evrimsel eğilim sergilerler. Mikronukleusları tipik olup RNA dan yoksundur. Makronukleusları ise oldukça küçük olup, merkezi yerleşimli büyük bir nukleolus ve çevresel yerleşmiş granüllü yapıda bir kromatin materyaline sahiptir. s makronukleusları hiçbir zaman bölünmez.. Hücre bölünmesi sırasında kardeş hücreler arasında paylaşılırlar ve mikronukleusların, nukleolus geliştirmeleri ve kromatinin yoğunlaşması ile doğrudan makronukleuslara dönüşmesiyle herbir kardeş hücrede sayıları muhafaza edilir. Mikronukleuslar,, ardışık hücre bölünmeleri arasında, gerek makro- gerekse mikronukleus sayılarını korumak üzere birkaç mitoz bölünme geçirirler. Gerek mikronukleusların mitozu gerekse mikronukleusların makronukleuslara dönüşümü hücre yaşam döngüsünün herhangi bir fazında meydana gelebilir. ebilir. Bu gruba (Karyorelictidea( Karyorelictidea) ) dahil siliyatlarda çoğu kez birkaç veya çok sayıda makronukleus ve sık olarak 2 makro- ve 1 mikronukleus bulunur.. Bu nedenle türe özgü bütün bir nuklear apareyi sürdürebilmek için çok sayıda mikronuklear mitoz gerekir. Loxodes striatus da 2 mikro- ve 2 makronukleus bulunurken, Trachelocerca coluber de 4 makronukleus ve 2 mikronukleus mevcuttur. Remanella multinucleata da ise 35 kadar makronukleus sayılmıştır. Karyorelictid siliyatlarda konjugasyon yoktur.

170 Karyorelictid siliyatların (üstte) ve diğer tipik siliyatların (altta) yaşam döngüleri esnasında nukleus davranışlarının karşılaştırılması

171 Bir Siliyatta Yapı ve İşlevi Keşfetme BESLENME, SİNDİRİM ATIKLARININ UZAKLAŞTIRILMASI, VE SU DENGESİ Diğer tatlısu protistleri gibi Paramecium da içinde bulunduğu hipotonik ortamdan osmozis ile sabit şekilde suyu içerisine alır. Böbrek benzeri işlevli Kontraktil Vakuoller Radier Kanalları aracılığı ile vücuttaki aşırı suyu toplayarak, plazma zarında şekillenen bir por ile ritmik hareketlerle dış ortama atarlar. Paramecium un Hücre yüzeyi Su içerisinde haraketi sağlayan binlerce sil ile örtülüdür (Holotrikoz) 50 µm Mikronukleus Makronukleus Kontraktil Vakuol Paramecium esas olarak bakterilerle beslenir. Huni şekilli bir ağız oluğu boyunca uzanan sil sıraları (Kineti), besinlerin Hücre Ağzı (Sitostom) olarak da adlandırılan, fagositotik vakuoller içerisinde alındığı özelleşmiş bir plazma zarı yöresine yönlendirirler. Oral oluk Sitostom (Hücre Ağzı) BESİN VAKUOLLERİ sitoplazmadaki, lizozomal vesiküllerle birleşerek besini sindirirlee ve hücre içerisinde özel bir döngü yolu ile dolaşarak sindirilen besini sitoplazmaya dağıtırlar. Paramecium Besin vakuollerinde sindirilemeyen besin içerikleri bu vakuoller ile plazma zarında bulunan özelleşmiş bir zar bölgesinin birleşmesi ve bir por şekillenmesi ile dış ortama atılırlar. Bu özelleşmiş yöre sabit ise buna Sitopig (Cytoprokt) denir.

172 Hareket, Beslenme, Boşaltım ve Salgı Organelleri Siliyatlar,, sil hareketine dayalı hareket sistemleri açısından çeşitlilik gösterirler, bulundukları sulu ortamda av arama açısından büyük bir çeviklik ve hızla hareket edebilme yeteneğine sahiptirler. Sedenter olanlar bir su akımı oluşturarak besinin kendilerine doğru taşınmasını sağlarlar. Kıl benzeri organellerin,, yani silerin hücre yüzeyindeki yerleşimi ve birbirlerine yakın dizilmeleriyle ortaya çıkan koordineli hareket derecesi farklı gruplar arasında çeşitlilik gösterir. Bazı türlerde hücre yüzeyinin büyük bir kısmı sil sıralarıyla kaplıdır. Bunlara holotrich (holotriş) denir ve hemen tüm yüzeyleri tekdüze sillerle kaplıdır. Diğer türlerde özelleşmiş sil grupları hücre yüzeyinde belli yerlerde kümelenmiştir. Bu tip siliyatlara da oligotrich (oligotriş) denir. Bunlar ya gevşek olarak kümelenmiş demetler halinde (Syncilia( Syncilia, Sinsiller ler) ) ya da sıkı şekilde bir araya gelmiş sir ler ler (cirrus,, çoğulu cirri) halinde düzenlenirler. Her bir cirrus birçok silden oluşan bir bileşik siller grubudur, sil sayısı birkaç ila 100 arasında değişir. Distal uca doğru sivrileşirler ve aynı anda hareket ederler. Tipik olarak hücre yüzeyindeki belirli yerlerde bulunurlar. lar. Sirler siliyatın ventral ve ön yüzeyinde yerleşim gösteriyorsa böyle canlılara hypotrich (hipotriş) denir (Ordo( Ordo: Hypotrichida). Diğer türlerde ise siller spiraller şeklinde (örneğin spirotrich ler ler, Ordo: Spirotrichida) ) ya da hücrenin anterior kısmına yakın (bazen de en geniş uçta) şerit yahut kuşak şeklinde yapılar halinde yerleşirler.

173 Hareket, Beslenme, Boşaltım ve Salgı Organelleri Birçok siliyat hızlı ve etkileyici bir hareket sergilediği halde, bazıları suktorlar (Ordo: Suctorida) ) gibi sedenterdir ve yaşam döngüsünün büyük bir bölümünde sil taşımazlar. Bu beslenme formları (trophont( safhası), substratuma bir sap ya da başka bir tutunucu organla bağlı olarak yaşarlar ve hücre yüzeyinden çıkan tentaküllerle avlarını yakalarlar. Silli safhalar (larva( safhası, dissemul) ise üreme döneminde ve yayılmayı kolaylaştırmak amacıyla ortaya çıkar. Tatlısu siliyatlarında vücudun iyon dengesini sağlamak ve fazla suyu dışarı atmak üzere bir veya daha fazla kontraktil vakuol bulunur. Bazı denizel türlerde de kontraktil vakuol bulunmakla birlikte, bunlar vücüttaki suyu uzaklaştıran organeller olarak değil, daha ziyade dış ortamdan gelen fazla iyonları dışarı atmak için kullanılan bir iyon düzenleyici organel olarak ödev görürler.. Zira çevredeki deniz suyunun tonisitesi (yoğunluğu) siliyat sitoplazmasınınkine yakın değerdedir. Hücre yüzeyinin altında hücrenin yakın çevresinden daha iyi yararlanmak,, yahut yakın çevresini daha iyi hale getirmek için veyahut ta avın yakalanmasına yardımcı olmak amacıyla yüzey maddeleri salgılayan mukosist (mukokist) adı verilen çeşitli ekstruzom lar (fırlatılabilen organeller) ) bulunur. Bazı siliyatlar tarafından salgılanan ve yaygın olarak rastlanan mukus örtüsüne ilaveten bazı türler, örneğin Lepidotrachelophyllum fornicis, sillerin arasında gevşek organik birikmeler yahut pullardan oluşan bir yüzey örtüsü meydana getirirler. Coleps türleri ise silindirik vücutlarını çevreleyen dörtgen biçiminde karmaşık kalkerli plaklar taşırlar.

174 Hareket, Beslenme, Boşaltım ve Salgı Organelleri Bazı avcı türlerde avı tutmak ve hareketsiz hale getirmek için uyuşturucu özellikte fırlatılabilen iplikçikler içeren özelleşmiş ekstruzomlar (toksisist ler, toksikist ler ler)) bulunur. Paramecium spp.. zehirli bir uyarana maruz kaldıklarında trikosist (trikokist)) (şerit( benzeri sivri uçlu filament) ) adı verilen ekstruzomlarını fırlatırlar. Bu tepkinin işlevsel önemi çok açık değildir. Zira trikosist fırlatılması avcı saldırılarını nadiren engeller, ayrıca zehirli i kimyasal uyaran varlığında bunların serbest kalmasının bir iyileştirme (zehir etkisini yok edici) etkisi görülmez. Sindirim artıkları hücre yüzeyinin özel bir bölgesinden dışarıya atılır. Buraya sitopig (cytoproct, sitoprokt) denir. Atıkların dışarıya çıkarıldığı açıklık bölgesi küçük bir çöküntü yahut katlanma şeklinde ayırt edilir. Hücre yüzeyinin hemen altında bulunan kompleks zar sistemi ile hücreyi çevreleyen düzenli siller pellikül (korteks) olarak adlandırılır ve bunlar vücudun farklı bölgelerinde farklı düzenlenme modelleri gösterirler. Geniş bir bakış açısıyla siliyatürün ün (sil topoğrafyası) ) iki ana bölgesi ayırt edilir. Bunlar: 1. büyük ölçüde hareket, substrata yapışma, koruyucu örtü ve dış ortamı hissetme gibi görevleri olan vücudun büyük kısmını saran sillerden oluşmuş somatik bölge ve, 2. besinin biriktirildiği ve vücut içine alındığı oral bölgedir. Somatik sillerin düzenlenmesi ve oral bölgenin mimarisi siliyat sistematiğinde önemli özelliklerdir.

175 Siliyat Pellikülünün Düzenlenmesi Tetrahymena da Pellikül Yapısı: Çoğu siliyatta siller sadece vücut yüzeyinin belli bir kısmında veya sadece beslenme organelleri şeklinde bulunur. Bu durum siliyatürde indirgenme ve özelleşmelerle ortaya çıkar. Tetrahymena nın pellikül yapısı, hemen tamamen bütün hücre yüzeyinde sil bulunması nedeniyle kortikal organellerin organizasyonunu kavrama açısından iyi bir örnek teşkil eder. Tetrahymena bir yandan vücut siliyatürü bakımından oldukça primitif siliyatların çoğunda bulunan müşterek özelliklere, diğer yandan da ağız (oral) siliyatürü açısından daha kompleks siliyatlarda bulunan temel elemanlara sahiptir. Vücut silleri kineti (sil sırası) olarak adlandırılan uzunlamasına sıralar halinde düzenlenirler. Bu sil sıralarının tamamı kinetom u (somatik sil topoğrafyası) ) oluşturur. Her bir sil kaidesi,, birkaç hücre içi fibril, kinetozomun hemen önünde yerleşen bir zar invaginasyonu (parasomal kese) ) ve bir çift memranöz vakuol ile yakın ilişkilidir. Bu yapıların tamamı kinetid olarak isimlendirilen temel bir pelliküler organizasyon birimini oluşturur. Tetrahymena da her bir pelliküler birimde sadece 1 kinetozom bulunur. Buna monokinetid düzenlenme denir.

176 SAĞ SOL Nematodesma Tetrahymena da pellikül yapısı ve infrasiliyatür. Normal olarak her bir kaide cisimciğinin hemen önünde bir parasomal kese bulunur, fakat burada karmaşa yaratmamak için çizilmemiştir. Sil kaide cisimciği, en dış ucunda kaide cisimciğinden sile geçiş düzeyinde membranöz alveoller ile kuşatılır, en iç ucunda ise 4 tip ektoplazmik fibril sistemi ile ilişkilidir: 1. Kinetodesmal Fibril (Kinetodesma) 2. Transvers Mikrotübüller 3. Postsiliyar Mikrotübüller 4. Basal Mikrotübül Kinetozom ile doğrudan ilişkisi olmayan ancak KF ve PM ile bağlantılı 5nci fibril ise Longitudinal Mikrotübüller dir. Komşu alveoller arasındaki zarlar nadiren birleşir ve bir sil sırasına ait alveolar boşluklar süreklilik kazanabilir. En içteki zarın altında epiplazma olarak isimlendirilen yoğun bir sitoplazma tabakası bulunur.

177

178 Transvers, postsiliyar ve kinetodesmal fibrillerin, epiplazmayla ve pelliküldeki longitudinal mikrotübüllerle uç kısımlardaki ilişkileri, ayrıca kinetozomun iç ucu etrafındaki yoğun amorf materyal ile olan ilişkileri, bu fibril sistemlerinin pelliküle sağlamlık kazandırma işlevine sahip olduklarını gösterir. Basal mikrotübüller diğer fibril sistemleri gibi düz değildir, bu nedenle başka bir işleve sahip oldukları düşünülür. Muntazam düzenlenmiş sil bölgeleri; kinetodesmal fibriller, basal mikrotübül ve longitudinal mikrotübül demetleri ile gerçekleşen düzenli etkileşimlerle sıralar halinde bağlantılıdır. Bu nedenle bütün bu fibril sistemleri, aynı zamanda önemli morfogenetik (şeklin korunması) işlevlere de sahiptir. İnfrasiliyatürdeki Fibril Sistemlerindeki değişiklikler Siliyat Sistematiğinde önemli ölçütlerdir. Diğer Siliyatlarda Pellikül Yapısı: Diğer siliyatlarda pellikül yapısına ilişkin karşılaştırılabilir modeller söz konusudur. Tüm vücut yüzeyi sillerle kaplı olan (holotrichous( holotrichous, holotriş) siliyatlarda,, örneğin Paramecium da kinetodesmal fibriller daha büyük ve daha uzundur: sonlanmadan önce 4-54 kinetozom kadar öne doğru uzanırlar. Pek çok siliyatta sil sıraları çift kaide cisimcikli dikinetidlerden oluşur. Bu yüzden Paramecium cinsine dahil büyük türlerde, her bir kinetid de 2 olgun kinetozom bulunabilir. Bu durumda kinetodesmal ve postsiliyar fibriller sil taşıyan veya taşımayan posterior kinetozomlardan çıkarlar.. Halbuki transvers mikrotübüller normal olarak sil taşıyan anterior konumlu kinetozomlardan doğarlar.

179 Subkinetal Mikrotübüller Tetrahymena daki basal mikrotübüller ile yaklaşık aynı pozisyonda bulunan nematodesmal mikrotübül (subkinetal mikrotübül) grupları (nematodesmata)) bazı gruplarda, örneğin cyrtophorid siliyatlarda (subphylum: Cyrtophora) ) oldukça barizdir. Pek çok durumda, postsiliyar ve nematodesmal mikrotübüller infrasiliyatürdeki en iyi gelişmiş elamanlar olarak görülür.

180 heterotrich siliyatlarda (Ordo: Heterotrichida) ve Remanella gibi karyorelictid siliyatlarda, postsiliyar mikrotübüller dikinetidler ile ilişkili olarak dominant infrasiliyatür elemanlarıdır. Bu formlarda 9 veya daha fazla sayıda mikrotübülden oluşan bir postsiliyar çubuk her bir dikinetidin posterior kinetozomundan geriye doğru uzanır ve aynı sil sırası içerisindeki daha ön taraftaki kinetidlerden uzanan birkaç başka postsiliyar çubuk ile bağlantı kurar. Neticede üst üste binen mikrotübül sıralarından oluşan daha büyük bir demet şekillenir. Buna postsiliyodesma (çoğulu postsiliyodesmata) ) denir. Stentor ve Spirostomum gibi oldukça kontraktil olan siliyatlarda postsiliyodesmatanın işlevinin, gerçekleşen kontraksiyonun yayılması ile ilgili olduğuna inanılır.

181 Ağız Siliyatürü: Siliyatlar birkaç istisna dışında tipik olarak tek bir sitostoma sahiptirler. Kentrophoros gibi bazı primitif, karyorelictid siliyatlarda ise tipik bir sitostom bulunmaz: : bunlarda genellikle hücrenin anteriorunda bulunan özelleşmiş bir bölgenin herhangi bir yerinde şekillenen fagositotik vakuoller ile besinler alınırken, astomlarda ise belirli bir ağız bölgesi dahi hiç yoktur (astomatoz( astomatoz). Suktorlarda ise her bir tentakülün ucunda bir adet olmak üzere çok sayıda yutma bölgesi bulunur (polistomatoz( polistomatoz). Tek sitostomlu siliyatlarda, sitostom genel olarak vücudun anteriorunda veya ventral tarafında, nadiren posteriorunda yer alır. Çoğunlukla modifiye olmuş somatik sil sıraları ile yahut özelleşmiş bir oral siliyatür ile ilişkilidir. Sitostom,, yaygın olarak cidarında sil bulunduran bir çoküntünün dibine yerleşir. Bu çöküntüde bulunan siliyatür,, şayet temel olarak somatik sil sıralarının bir uzantısı şeklinde yahut modifiye olmuş somatik sil sıraları şeklinde ise, bu çöküntüye vestibulum (vestibül) adı verilir. Bununla beraber, eğer çöküntü içinde bulunan siliyatür özelleşmiş yapıda bileşik siller içeriyor ise o zaman bu çöküntüye bukkal boşluk (bukkal kavite, peristom) denir

182 Somatik kinetozomlarla ilişkili fibriller,, genel olarak siliyatın ektoplazmasında kalırken, ağız etrafında bulunan sillere ait kinetozomlar,, farklı gruplarda karakteristik modeller halinde şekillenen infrasiliyar fibrillere sahiptirler. Pek çok siliyatta ağız bölgesindeki siller, endoplazma içine doğru belli bir mesafede uzanan hekzagonal yahut kare şeklinde paketlenmiş mikrotübüllerden meydana gelen nematodesma demetlerinin orijinlendiği merkezlerdir. Bu demetler bazı gruplarda tüp şeklindeki bir sitofarinksin cidarını destekleyen bariz çubuklar şekillendirir. Sitofarinks,, bazı taksonlarda (subphylum: Rhabdophora) ) ilave olarak ağzın etrafını çevreleyen siliyatürden kaynaklanan transvers mikrotübüller ile desteklenir ve düzdür. Bu şekildeki sitofarinkse rhabdos tip denir. Diğer bazı taksonlarda (subphylum: Cyrtophora) sitofarinks düz olmayıp kıvrıktır ve postsiliyar mikrotübüllerle desteklenir (cyrtos( tip). Diğer taksonlarda ise postsiliyar ve/veya transvers mikrotübül grupları olarak doğan çok sayıda sitofaringeal mikrotübül çubukları, sitostom etrafındaki yüzey zarlarının hemen altında yerleşir ve sitofarinks bölgesinin endoplazması içine uzanarak sonlanır. Somatik bölgelerdeki infrasiliyar çatıya ait özelleşmiş bir yapı şeklinde olabilen bir filamentöz ağ,, çoğu kez ağız bölgesinde bulunan kinetozomlar ve diğer organeller ile yakın bir ilişki içinde bulunur. Bu filamentöz ağ, peritrich siliyatlarda yoğun düğümler içeren bir elek yapısı şekillendirir ve bukkal boşluğun cidarını destekler. Ağız bölgesinde bulunan gerek infrasiliyatür gerekse hareketli siller,, besinlerin bir araya toplanması ve takip eden sindirim işlemleri ile ilgili özelleşmeler gösterirler. Karmaşık pellikül yapısı, ağız etrafında modifiye olur ve tekli bir birim zardan oluşan sitostom bölgesinde kesintiye uğrar.

183 Besinlerin toplanması ile ilgili olan ağız siliyatürü,, oral yapıları monokinetidlerden oluşan birkaç farklı örnek dışında, genel olarak dikinetid yahut polikinetid düzenlenme gösterir; kinetodesmal fibriller hemen hiçbir durumda yoktur, postsiliyar mikrotübül çubukları daima vardır ve kinetozom çiftinin posterior üyesinden doğarlar. Transvers mikrotübüller ise her iki kinetozomda da bulunabilir veya bulunmayabilir. Diğer taraftan nematodesmal fibriller sadece bazı dikinetidlerden doğarlar. Oral polikinetidler en yaygın şekilde kare biçiminde paketlenmiş 3 (bazen daha fazla) kinetozom sırasından oluşurlar. Bu düzenlenmede postsiliyar çubuklar posterior kinetozom sırasından, transvers çubuklar ise anterior kinetozom sırasından doğarlar. Diğer bazı birkaç grupta ise kinetozomların paketlenmesi hekzagonal şekillidir, bu gibi durumlarda sadece postsiliyar çubuk mikrotübülleri bulunur. Yassılaşmış ve dil benzeri şekillerinden dolayı genelde membranel olarak adlandırılan oral polikinetidlerde (4 kinetozomdan oluşmuşlarsa penniculus olarak adlandırılır), kinetozomlar 2 veya 3 farklı düzeyde filamentler ile birbirleriyle bağlanırlar. Ayrıca bu filamentlerin uzantıları ile veya ilave olarak araya giren daha derine uzanan mikrotübül grupları (post-oral oral fibriller) ) ile komşu polikinetidler birbirleriyle bağlanır.

184 Adoral (Sol) Paroral (Sağ) Tetrahymena nın genel görünüşü ve oral bölgedeki kinetozomlarla ilişkili fibrillerin düzenlenmesi. Dalgalı zarın bir paroral dikinetid olduğuna ancak tek sil sırası taşıdığına (haplokineti( haplokineti) ) dikkat ediniz. Serbest sil taşımayan kinetozomlar (iç taraftakiler) koyu nokta olarak gösterilmiştir

185 Ağzı çepeçevre kuşatan somatik dikinetidler (sirkumoral, perioral), bazı gruplarda beslenme siliyatürünü şekillendirebilirler veya diğer bazı gruplarda olduğu gibi daha da özelleşmiş oral siliyatüre tamamlayıcı elemanlar olarak katılabilirler (paroral-ağzın ağzın sağındaki ve adoral-ağzın ağzın solundaki siliyatür). Tamamlayıcı eleman olarak oral siliyatüre katılma durumunda, ağzın sağındaki paroral siliyatür,, normal olarak özel bir dikinetid sırasından oluşur. Bununla beraber, nadir olarak 1 veya daha fazla sayıda polikinetid meydana getirebilir. Ağzın solunda ise 3 veya daha fazla sayıda adoral polikinetid bulunur (Şekil). 1 paroral dikinetid sırası ve 3 adoral polikinetid sırasından oluşan tipik bir oral siliyatür modeli Tetrahymena da bulunur. Paroral dikinetid sırasındaki birbirine yakın yerleşmiş olan siller,, her bir kinetidin anterior kinetozomundan çıkarlar ve bukkal boşluğun sağında bir dalgalı dalgalı zar şekillendirirler. Sol tarafta ise 3 membranel meydana gelir. Tüm bu yapıları birbirine bağlayan mikrotübül çubukları nihai olarak 1 post-oral oral (sitofaringeal( sitofaringeal) fibrilin in yapısına katılırlar. Heterotrich siliyatlarda (Ordo: Heterotrichida) ) (örneğin Blepharisma da da) çok daha fazla sayıda membranel ve çoğu kez büyük bir dalgalı zar bulunur.

186 Stomatogenesis: Yeni bir ağzın şekillenmesi (stomatogenesis( stomatogenesis), siliyatlarda çoğunlukla enine ikiye bölünmeyle birlikte ortaya çıkan morfogenesis de oldukça önemlidir. Çok değişken olmakla beraber stomatogenesis çoğunlukla her bir grubu karakterize edecek şekilde gerçekleşir. Bu nedenle stomatogenesis tipi önemli bir filogenetik ve taksonomik özellik olarak kabul edilir. Bazı cinslerde, örneğin hypotrich siliyat Diophrys de bölünme öncesinde, bilinen alışılmış bir model halinde sadece opisth de (ikiye bölünen bireyde arkada oluşan hücre) yeni bir ağzın şekillenmesi ile ilgili yeniden düzenlenme olayları görülmez. Gerek proter (ikiye bölünen bireyde ön tarafta oluşan hücre) gerekse opisth de yaygın bir reorganizasyon ortaya çıkar. Stomatogenesisin farklı tiplerinde, yeni bir ağız siliyatürü ile ilgili kinetozomlar, 1. somatik sil sıralarının anterior kısımlarından (telokinetal( tip); 2. post-oral oral somatik sil sıralarından (parakinetal( tip,, örneğin Tetrahymena da da), 3. ebeveyne ait oral siliyatürden (bukkokinetal tip) veya 4. somatik yahut oral siliyatür ile ilgisi olmayan bir yerden (apokinetal( tip) orijinlenebilir.

187 Kinetilerin düzenlenişi ve dikinetidlerin bulunup bulunmayışı, tür hatta sınıf tanımlanmasında kullanılan karakterlerdir. Kinetidler genellikle hücre yüzeyinde belirgin sil sıraları oluştururlar, bazen hücrenin uzun eksenine paralel yada hücreyi çevreleyen spiraller şeklinde düzenlenirler. Vücudun sol ve sağ tarafındaki kineti sıralarının karşı karşıya veya yan yana geldiği yörede silsiz bir bölge meydana gelebilir.. İlkine sütur, ikincisine interkinetal boşluk denir. Süturlar oral bölgeden anteriora doğru uzanıyorsa preoral,, oral bölgeden posteriora doğru uzanıyorsa postoral olarak adlandırılır. Gümüşün infrasiliyatür üstünde çökelmesine izin veren özel yöntemler (ör. Protargol yada Chatton-Lwoff Lwoff un gümüşle karartma yöntemleri) tatbik edilerek kinetileri pelikül içinde koyu renk çizgiler halinde görmek mümkündür. Bu özellikler siliyatların detaylı tanımlanması ve sınıflandırılmaları açısından önemli ölçütlerdir. Sistematikte kullanılan çok sayıdaki yüzey özelliklerinin arasında sitopig kısmının belirgin olup olmaması, kontraktil vakuollerin sayısı ve yerleşimi, oral apareyin pozisyonu, eğer varsa polikinetilerin tipi ve sayısı ve somatik kinetilerin organizasyon ve dağılışı özellikle önemlidir. İnfrasiliyatür,, bilhassa pellikül altı (subpellikular( subpellikular) fibrillerin düzenlenişi ve yerleşimi sınıf ayırımında kullanılır.

188 Siliyatlar kinetid yapısı ve düzenlenme modelleri esas alınarak 3 altşubeye: Postciliodesmatophora, Rhabdophora ve Cyrtophora ya ayrılırlar. Genelleştirilmiş bir cyrtophorid siliyat (Subphylum: Cyrtophora) vücut yapısı. Kinetozomlar koyu nokta olarak gösterilmiştir Subphylum 1: Postciliodesmatophora Somatik dikinetidlere ve sil sırasının sağ tarafı boyunca uzanan postsiliyodesmal mikrotübül demetlerine sahip olmalarıyla karakterize olurlar. Kinetodesmal fibrilleri yoktur. Primitif siliyatlar olarak kabul edilirler. Karyorelictea (Karyorelictid Siliyatlar) ve Spirotrichea (Spirotrich Siliyatlar) sınıflarını içerir.

189 Classis 1: Karyorelictea (Karyorelictid Siliyatlar) Somatik dikinetidler karakteristiktir. Nispeten çeşitlilik gösteren, tipik olarak vermiform (kurtçuk şekilli), uzunca ve yassı siliyatlardır. Bazen vücudun bir tarafında sil bulunmaz. İki yada daha fazla sayıda diploid makronukleusa sahiptirler. Siliyatlar arasında konjugasyonun ve kontraktil vakuollerin görülmediği tek gruptur. Üst üste binen postsiliyar mikrotübüler çubuklara (postciliodesmata)) sahip somatik dikinetidleri ile oldukça kontraktil bir vücut yapısı görülür. Çoğunlukla deniz dibinde kum taneleri arasında (örneğin Trachelocerca, Tracheloraphis, Remanella, Kentrophoros, Geleia), bazen de tatlısu sedimentleri (örneğin Loxodes) ) gibi mikroaerobik (oksijeni az olan) ortamlarda serbest yaşarlar. Oral Bölge Tatlısu da

190 Trachelocerca multinucleata Remanella sp. Loxodes sp. Kentrophoros sp.

191 The End :D

192 Siliyatlar kinetid yapısı ve düzenlenme modelleri esas alınarak 3 altşubeye: Postciliodesmatophora, Rhabdophora ve Cyrtophora ya ayrılırlar. Genelleştirilmiş bir cyrtophorid siliyat (Subphylum: Cyrtophora) vücut yapısı. Kinetozomlar koyu nokta olarak gösterilmiştir Subphylum 1: Postciliodesmatophora Somatik dikinetidlere ve sil sırasının sağ tarafı boyunca uzanan postsiliyodesmal mikrotübül demetlerine sahip olmalarıyla karakterize olurlar. Kinetodesmal fibrilleri yoktur. Primitif siliyatlar olarak kabul edilirler. Karyorelictea (Karyorelictid Siliyatlar) ve Spirotrichea (Spirotrich Siliyatlar) sınıflarını içerir.

193 Classis 1: Karyorelictea (Karyorelictid Siliyatlar) Somatik dikinetidler karakteristiktir. Nispeten çeşitlilik gösteren, tipik olarak vermiform (kurtçuk şekilli), uzunca ve yassı siliyatlardır. Bazen vücudun bir tarafında sil bulunmaz. İki yada daha fazla sayıda diploid makronukleusa sahiptirler. Siliyatlar arasında konjugasyonun ve kontraktil vakuollerin görülmediği tek gruptur. Üst üste binen postsiliyar mikrotübüler çubuklara (postciliodesmata) sahip somatik dikinetidleri ile oldukça kontraktil bir vücut yapısı görülür. Çoğunlukla deniz dibinde kum taneleri arasında (örneğin Trachelocerca, Tracheloraphis, Remanella, Kentrophoros, Geleia),, bazen de tatlısu sedimentleri (örneğin Loxodes) gibi mikroaerobik (oksijeni az olan) ortamlarda serbest yaşarlar. Oral Bölge Tatlısu da

194 Trachelocerca multinucleata Remanella sp. Loxodes sp. Kentrophoros sp.

195 Classis 2: Spirotrichea (Spirotrich Siliyatlar) Karyorelictid siliyatlar gibi üst üste binen postsiliyar mikrotübül çubuklara (postciliodesmata( postciliodesmata) ) sahip somatik dikinetidler veya polikinetidler içerirler. Bunlardan oral boşluk içine doğru vortikal (girdap, spiral) şekilde devam eden polikinetidlerden oluşmuş, spiral olarak düzenlenmiş bir oral siliyatüre sahiptirler. Bariz bir sağ ve sol preoral siliyatüre (sırasıyla paroral ve adoral) sahiptirler. Heterotrichida, Odontostomida, Oligotrichida, Tintinnida ve Hypotrichida başta olmak üzere çok sayıda takımı içerir. Bu sınıfta polikinetidler ya Stentor da olduğu gibi genişçe bir anterior uçta yada Blepharisma da olduğu gibi vücudun sol ön kenarı boyunca uzanırlar (Ordo: Heterotrichida). Sınıfın bazı üyelerinde ise somatik siller ya hiç yoktur (örneğin Halteria) (Ordo: Oligotrichida) veya bazen mineral taneciklerin gömülü olduğu organik bir lorika içinde bulunurlar (Ordo: Tintinnida).

196 Ordo 1: Heterotrichida (Heterotriş Siliyatlar) Bu gruba dahil Stentor trampet şeklinde kontraktil bir vücut ve uzunlamasına dikinetid sıraları içerir ve sesil formların bir temsilcisidir. Bazı türler salgılarıyla gelatin yapıda küçük bir lorika şekillendirir.. Ancak rahatsız edildiğinde yerinden ayrılır ve oral polikinetidleri yardımıyla yüzer. Uzamış oral apertürün sağ tarafını sınırlayan belirgin bir paroral membranele (dalgalı zar) sahiptir. Bir seri adoral membranel,, oral açıklığın sol tarafını çevreler ve sitostomun kenarında fazla derin olmayan bir spiral oluşturur. Makronukleus bazı türlerde oldukça uzun çubuk şeklinde ve bazılarında ovoid olup, genellikle çok parçalı bir yapı gösterir. Blepharisma pembeden morumsu kırmızı renge kadar değişebilen renge sahip, çok yavaş hareket eden, büyük (yaklaşık μm), armutumsu- elipsoid şekilli bir siliyat cinsidir. Fabrea,, gözyaşı damlası şeklinde bir vücuda ( μm) ve vücudun antero- lateral kenarına doğru uzanan borozan şeklindeki oral boşluk içinde spiral yapan belirgin bir sol oral (adoral( adoral) polikinetid bandına sahiptir. Fabrea % 20 salinite (tuzluluk) oranlarında dahi yaşayabilen ve bu nedenle bulunduğu ortam için ekolojik indikatör olarak kullanılan bir siliyattır.. Denizlerde ve tuz göllerinde sık olarak görülür. Stentor ve Blepharisma cinsleri ise tatlısularda yaşarlar. Tatlısularda serbest yaşayan diğer bir cins Spirostomum 3 mm lik boyu ile tek hücrelilerin en büyüklerindendir. Bazı heterotrich siliyatlar,, örneğin Nyctotherus cinsi kurbağaların rektumunda kommensal yaşar

197 Bazı Heterotriş Siliyatlar Blepharisma sp. Spirostomumsp. Stentor sp.

198 Bazı Heterotriş Siliyatlar

199 Ordo 2: Odontostomida (Odontostom siliyatlar) Saprodinium Heterotrichlerin aksine küçük siliyatlardır dır.. Vücutları lateral olarak yassılaşmıştır, çıkıntılı bir pellikül ve az sayıda somatik sil taşırlar. Denizlerde yahut tatlısuların dip kısmlardaki polisaprobik (putrid,, çürümekte olan organik maddece zengin) biyotoplarda yaşarlar. Denizlerde Saprodinium, Tatlısularda ise Epalxis en sık karşılaşılan cinslerdir. Kaudal Dikenler Epalxis

200 Ordo 3: Oligotrichida (Oligotriş siliyatları) Oligotrichlerde lerde somatik siller ya hiç yoktur ( (Strombidium) yahut sir-benzeri sert kılsı yapılar halinde, oldukça indirgenmiştir (Halteria). Vücudun ön ucunda bariz bir adoral membranel bölgesine ve çoğunlukla monokinetidlerden oluşan küçük paroral membranele sahiptirler. Denizlerde (Strombidium) yahut tatlısularda (Halteria)) serbest yaşarlar.

201 Spirotrich siliyatların büyük ve değişik bir grubu olup, lorikalı türleri i kapsar. Çoğu deniz kıyılarında (Eutintinnus),, az bir kısmı tatlısuda (Tintinnopsis= Stenosemella) yaşar. Konik ya da çan şeklinde bir vücuda ve daha çok hücrenin posterior kısmında az gelişmiş somatik sillere sahiptirler. Geniş anterior kısım, beslenme ve hareket için kullanılan belirgin oral polikinetidlerle çevrilidir. Ordo 4: Tintinnida (Tintinnidler) Organizmanın kendi salgılarıyla oluşturulan, çoğunlukla şeffaf, narin yapılı ve bazen de etraftaki taneciklerin bir araya toplanmasıyla süslü bir yapı kazanan, vazo veya tüpçük şeklinde bir lorika vücudu sarar. Organizma ürkütücü ya da zehirli bir uyaranla karşılaşırsa lorikayı terkedip uzaklaşır. Kısa süre içinde yeni bir lorika salgılanır

202 Tintinnopsis Tintinnopsis Eutintinnus

203 Ordo 5: Hypotrichida (Hipotriş Siliyatlar) Sucul habitatlarda yaygın olarak bulunan tipik şekilde dorsoventral basık bir spirotrich siliyat grubudur. Vücut şekilleri yumurtamsıdan dörtgenimsi eliptiğe kadar değişebilen, ventral kısımları az çok düz, dorsal kısımları ise az tümsek olan ve zeminde yürüyen, koşan siliyatlardır. Bariz bir adoral membranel bölgesine ilave olarak, çoğu türde 1 veya daha fazla sayıda paroral membranele (dalgalı zar) sahiptirler. Dorsal tarafta duyu işlevi gören dikinetid yapıda, sıralar halinde düzenlenmiş, seyrek, kısa ve hareketsiz, sert kılsı siller, ventral tarafta ise polikinetid yapısında, birbirine yakın dizilmiş, büyük bileşik sil yapıları olan sirler (cirrus, cirri) bulunur. Bu grupta ara sıra görülen karakteristik yürüme, koşma, takla atma hareketleri, ventral tarafta bulunan sirlerle gerçekleşir. Membraneller ise diğer siliyatlarda olduğu gibi esas olarak yüzme ve besin alma işlemlerinde kullanılır. Sirlerin sayı ve pozisyonu (posteriorda( kaudal ve transvers,, vücut yanlarında marjinal, orta çizgi yakınında medial, anteriorda sefalik veya frontal) ) sınıflandırmada önemlidir.

204 En iyi bilinen türler arasında; denizlerde yaşayan Paraurostyla weissei, tatlısu, acısu ve denizlerde geniş bir yayılış gösteren Stylonychia mytilus, ayrıca tatlısu ve acısu su sistemlerinde yaşayan Euplotes patella bulunur.

205 Stylonychia mytilus Euplotes patella Paraurostyla weissei Euplotes patella

206 Subphylum 2: Rhabdophora Kısa bir kinetodesmal fibril ve yüzeye teğet bir transvers mikrotübüler çubuk bulunduran kinetidlerle karakterize olurlar. Şayet oral aparey yahut sitofarinks gelişmişse, rhabdos tiptedir. Diğer bir deyişle, oral dikinetidlerden doğan transvers mikrotübüller sitofarinksi destekler. İki sınıf, Prostomatea ve Litostomatea yı içerir. Classis 1: Prostomatea (Çıplak Ağızlı Siliyatlar, Gymnostomlar) Vücutta monokinetidler,, oral yahut sirkumoral siliyatürde ise dikinetidler bulunur. Kinetodesmal fibrilleri ön tarafa yönelimlidir. Sitostom ya apikalde (tam uçta) veya subapikalde (ucun biraz altında) konumlanır. Ağız çöküntüsünde serbest siller bulunmaz.. Bu nedenle bunlara gymnostom (çıplak ağızlı) siliyatlar da denir. Bazı türlerde sitostomun önünde fazla derin olmayan bir presitostomal boşluk bulunurken (Ordo: Archistomatida), Diğer türlerde çoğunlukla fıçı görünümlü olan vücudun ön ucunda çöküntü oluşturmayan geniş bir oral açıklık bulunur (Ordo: Prorodontida).

207 Ordo 1: Prorodontida Vücudun ön ucunda çöküntü oluşturmayan geniş bir oral açıklığı, çepeçevre (sirkumoral) kuşatan basit bir siliyatürden doğan nematodesmata,, basit yapıda olan rhabdos sitofarinkse desteklik yapar. Coleps cinsine dahil türler, salgıladıkları düzenli kalker plaklar ile örtülüdür dür. Böylelikle segmentli bir görünüm kazanırlar. Plakların birleşme yerlerindeki, segmentler arası porlardan seyrek siller çıkar. Ön ve arkada bulunan plakların yüzeyinde dikenler bulunur. Bu cinsin tatlısu ve denizlerde yaşayan pek çok türü bilinir. Somatik toksisistleri (toksik trikosistler, toksin salgısı olan ekstruzomlar, salgı organelleri) sayesinde karnivor ve leş yiyen siliyatlardır. Ordo 2: Archistomatida Bu takıma dahil prostomat siliyatlar esas olarak tek toynaklı herbivor memelilerin (örneğin at ve eşeklerin) kalın bağırsaklarında endokommensal yaşarlar. Bunlarda sitostom apikalde ya yüzeysel ya da fazla derin olmayan silsiz bir presitostomal boşluğun dibinde yer alır. Blepharoprosthium ve Buetschlia cinsleri örnek olarak verilebilir. Somatik siliyatür çoğunlukla demetler yahut bantlar halinde indirgenmiştir. Sitoplazmalarında denge duyu organeli ödevi gören ve kalker birikmeler içeren bir konkresyon vakuolü bu grup için karakteristiktir. Toksisistler bulunmaz. Bu sınıf karyorelictidler gibi primitif siliyatlar olarak kabul edilir.

208 Protostomatea sınıfına dahil bazı gymnostom siliyatlar

209 Coleps sp.

210 Classis 2: Litostomatea Az çok uzamış veya eliptik bir vücuda sahip olan, oral silleri basit (Y. litos: : basit, stoma: : ağız), yani monokinetidler halinde düzenlenmiş, kinetodesmal fibrilleri yana doğru yönelen siliyatlardır. Bu sınıf içerisinde bazen gymnostom siliyatlar olarak da kabul edilen, serbest yaşayan Haptorida ve Pleurostomatida takımları yanında, esas olarak geviş getiren memeli hayvanların işkembesi ile diğer bazı herbivor memelilerin arka bağırsaklarında endokommensal yaşayan Trichostomatida, Blepharocorythida ve Entodiniomorphida takımları bulunur.

211 Ordo 1: Haptorida (Haptorid siliyatlar) Coleps cinsi gibi oval yahut yarık şeklinde apikal yahut subapikal sitostomları bulunan obur karnivor siliyatlardır. Paralitik ve proteolitik özellikli toksisistler oral, sirkumoral yahut proboscis (hortum) olarak isimlendirilen ön vücut çıkıntısı bölgelerinde bol olarak bulunurlar. Taç şeklinde düzenlenen sirkumoral sillerden çıkan nematodesmal fibriller kompleks bir rhabdos sitofarinks şekillendirmek üzere oral apareyi desteklerler. Tatlısuda yaşayan Dileptus anser, silli bir proboscisin kaidesinde yerleşen, bir apikal sitostom taşır. Gerek deniz gerekse tatlısuda yaşayan Lacrymaria olor terminal oral bir aparey taşır. Uzun ve kontraktil proboscisiyle iyle Dileptus la ilginç bir kontrast oluşturur. Proboscis uzadığı zaman siliyatın uzunluğu μm ye kadar ulaşabilir. Daimi bir sitostomu yoktur,, ancak bir besin partikülüyle karşılaştığı zaman anterior uç invaginasyon oluşturur, besin buradan besin vakuolü içine alınır. Özelleşmiş bir tatlısu predatörü olan Didinium nasutum, biri anterior kutubun yakınında, diğeri vücudun orta çizgisi üzerinde olmak üzere iki sil bandına sahiptir. Diğer siliyatları yakalamak ve vücut içine almak için ön uçta bulunan ve nematodesmata ile desteklenen bariz bir proboscisi (apikal koni) kullanır.

212 Uzun ve kontraktil proboscis oral aparey deniz - tatlısu Tatlısuda terminal oral aparey Proboscis (apikal koni) Bazı Haptorid siliyatlar

213 Didinium nasutum Dileptus anser Lacrymaria olor Bazı Haptorid siliyatlar

214 Ordo 2: Pleurostomatida (Pleurostomatidler) Çoğunlukla büyük ve uzun, yanlardan basık, diğer siliyatları hatta küçük metazoonları dahi yutan obur karnivorlardır. Vücudun ön kısmının kenarı çoğunlukla çukur olup bu kısım ventral olarak kabul edilir.. Bu bölgede yarık benzeri bir sitostom şekillendirerek avlarını yutarlar. Siliyatür çoğunlukla vücudun sağ tarafında sınırlıdır. Sirkumoral siliyatür, ventral tarafta bulunan somatik sil sıralarından şekillenir. En iyi bilinen cinsleri, gerek tatlısu gerekse denizlerde yaşayan Loxophyllum ve Amphileptus dur dur. Litostomatea nın diğer büyük bir grubu apikal, subapikal ve ender olarak da posterior yahut ventrolateralde yerleşen ve bir rhabdos tip sitofarinks ile ilişkili şekilde, modifiye olmuş somatik siliyatür içeren bir vestibüler çöküntüye sahiptir. Bu nedenle bazen tek bir takson (subclassis) Vestibuliferia (vestibüllü siliyatlar) adı altında birleştirilirler. Hemen tamamı insan maymunları da dahil olmak üzere omurgalılarda ve omurgasızların sindirim sistemlerinde endokommensal yaşar. Türlerin çoğu geviş getiren memelilerin işkembesi ile diğer bazı herbivor memelilerin arka bağırsaklarında bulunur. Bu gruba Trichostomatida, Blepharocorythida ve Entodiniomorphida takımları dahildir.

215 Bazı Pleurostomatidler

216 Ordo 3: Trichostomatida (Trikostomatidler) Serbest yahut gerek omurgalı gerekse omurgasızlarda simbiyont olarak yaşarlar. Basit vestibüler bir siliyatüre sahip holotriş siliyatlardır. Çeşitli omurgalıların ve insanın kalın bağırsağında parazit veya sığıntı olarak yaşayan Balantidium coli bu takıma dahildir. Bu tür insanda kalın ve kör bağırsakta yaşar. Uygun olmayan koşullar altında kist oluşturabilir. İnsana bulaşma oldukça ender bir olaydır. Daha ziyade hayvan, bilhassa domuz besleyenlerde ve kırsal sal kesimde görülür. Genelde hastalık yapmaz. Bununla birlikte bağırsak mukozasının, Salmonella gibi bakterilerin aşırı çoğalması ile veya diğer bazı sebeplerle hasar görmesi durumunda patojen hale geçer. Bağırsak mukoza ve submukozasına nüfuz ederek Entamoeba histolytica ile meydana gelenlere benzer lezyonlara ve neticede kanlı ishallere (dizanteri) neden olur. Tedavi edilmezse öldürücü olabilir. Trichostomların diğer bazı türleri, örneğin Isotricha ve Dasytricha cinsleri geviş getiren (ruminant) memelilerin işkembesinde endokommensaller olarak yaşarlar.

217 Kist Trofozoit Balantidium coli Mukozada Trofozoitler

218 Ordo 4: Blepharocorythida (Blefarokoritidler) Blepharocorys cinsi gibi esas olarak atlar, eşekler ve fillerin çekumunda yaşarlar. Bununla beraber Charonina gibi bazı cinsleri geviş getiren memelilerin işkembesinde de bulunur. Konaklarının gerek sellüloz dahil karbohidrat,, gerekse protein içerikli gıdalarının sindirimine salgıladıkları hücre dışı enzimlerle önemli katkıları olan oligotriş siliyatlardır dır.. Diğer bir deyişle siller sadece belli vücut bölgelerinde bulunur.

219 Ordo 5: Entodiniomorphida (Entodiniomorfidler) Blefarokoritidler gibi oligotriş olan bu takıma dahil siliyatlar da herbivor memelilerin sindirim kanalında benzer biyotoplarda bulunurlar. Entodinium cinsi istisnasız tüm geviş getiren memelilerin işkembesinde bulunurken, Cycloposthium atgiller gibi herbivor memeli çekumunda görülür. Bu takıma dahil siliyatlarda somatik ve oral siliyatür,, görünüş olarak sinsil (syncilium) olarak isimlendirilen bileşik sil yapıları halinde düzenlenen demetler d yahut bantlardan oluşur. Vücudun geri kalanı sağlam ve çıplak bir pellikül ile örtülüdür. Çıplak pellikül kısmı bazı türlerde dikensi çıkıntılar (ışın) şeklinde özelleşir. Sinsil gruplarını taşıyan vestibül,, çoğu kez sitoplazmik filamentlerin kontraksiyonu ile retraktil (ileri-geri hareket edebilen) özelliktedir. Rhabdos tip sitofarinks sitoplazmanın iyice iç taraflarına kadar uzanır ve bitkisel materyalin yutulmasına izin veren özel bir yapı gösterir. Bu nedenle enle bazen özofagus yahut nass olarak da isimlendirilir. Sitoprokt oldukça gelişmiş bir yapı halindedir. Ektoplazma ve endoplazma önceden değinilen vestibüllü gruplarda da olduğu gibi, filamentöz yapıda bariz bir ekto-endoplazmik endoplazmik tabaka ile birbirinden ayrılır.. Bu nedenle endoplazma tıpkı bir mide gibidir. Çoğu türün ektoplazmasında bir eksoiskelet ödevi gören iskelet plaklarının görülmesi (örneğin Epidinium),, keza diğer vestibüllü siliyatlarda olduğu gibi solunum organeli olarak mitokondrilerin deformasyonu ile ortaya çıktığına inanılan hidrogenozomlara sahip olmaları, yukarıda değinilen tüm özellikleri ile birlikte evrimsel açıdan protozoonlar arasında oldukça dikkat çeken bir grup olmalarına neden olmuştur.

220 Entodinium spp. Epidinium caudatum

221 Subphylum 3: Cyrtophora Bu altşube içinde sınıflandırılan siliyatlarda, rhabdophor siliyatlardan farklı olarak, hücre bölünmesi esnasında vücudun belli bölgelerindeki siliyatürde meydana gelen büyük çaplı yeniden düzenlenmelerle karmaşık bir oral siliyatür şekillenir. Sitofarinks cyrtos tiptedir. Diğer bir deyişle, oral dikinetidlerden doğan postsiliyar mikrotübüller sitofarinksi destekler, bazı taksonlarda ilave olarak transvers mikrotübüller de sitofarinksin yapısına katılabilir. Dört sınıf: Colpodea, Nassophorea, Oligohymenophora ve Phyllopharyngea halindedir.

222 Classis 1: Colpodea Bu sınıf somatik oral siliyatüre sahip olması ile karakterize olur.. Diğer bir deyişle, oral siliyatür ve infrasiliyatür, somatik sil sıralarının oral boşluk içine giren anterior kısımlarının yeniden düzenlenmesi ile şekillenen kompleks bir yapı halindedir (telokinetal tip stomatogenesis). Vücut siliyatürü dikinetidlerden oluşur. Dikinetide ait her iki kaide cisimciği de sil taşır, anterior kinetozom 1 transvers mikrotübüler çubuk ve 1 postsiliyar mikrotübüle, posterior kinetozom ise 1 transvers mikrotübüler çubuk, 1 postsiliyar mikrotübüler çubuk ve öndekinden farklı olarak 1 kinetodesmal fibrile sahiptir. Oral siller somatik orijine sahip olmalarına rağmen, polikinetidler (membraneller) halinde düzenlendikleri için, oral boşluk vestibül yerine daha çok bukkal boşluk olarak isimlendirilir. Tamamı uygun karasal ortamlarda ve toprakta rastlanan tatlısu formlarıdır. Bu nedenle toprak protozoonları olarak isimlendirilirler. Kuru toprakta kistler halinde bulunurlar. En iyi bilinen cinsleri Colpoda ve Bursaria dır dır. Colpoda cuculus (40-110μm), tatlısu veya toprak örneklerinden hazırlanan tatlısu kültürlerinde sık olarak rastlanan, az çok sigmoid (S) şeklinde dizilmiş, geniş aralıklı dikinetid sıralarına sahip reniform (böbrek şekilli) vücut yapılı bir siliyattır. Hücre ortasının biraz önünde konumlanan ağız çöküntüsü (vestibulum( vestibulum) ) içinde, yandan bakıldığında kolaylıkla görülebilen, neredeyse eşit büyüklükte 2 oral polykinetid bulunur, Bursaria truncatella bu sınıfa dahil büyük ( μm) karnivor bir türdür.

223 Ön tarafında büyük bir apikal bukkal açıklık ve bir lateral yarık bulunur. Büyük bir kese şeklinde olan bukkal boşluğun sağ ve sol cidarları polikinetidlerle döşelidir. Makronukleus silindirik ve uzamış şekillidir, bukkal boşluk etrafında kıvrılır. Bu sınıfa dahil sessil bir cins, Mycterothrix,, hücrenin posterior kısmını örten kadeh şeklinde jelatinimsi bir kılıf salgılar. Uzun dikinetidler içeren anterior ucu, bu kılıftan dışarı uzanır. Az çok lateralde yerleşen bir oral açıklık, hemen hemen eşit büyüklükte iki polikinetid içeren dar bir bukkal boşluk ile devam eder. Besin buradan sitofarinkse yönlendirilir.

224 Classis 2: Nassophorea Tüm türleri tatlısuda serbest yaşar. Vücut siliyatürü tamdır,, yani vücut yüzeyi homojen sillerle kaplıdır. Kinetom monokinetid, dikinetid veya yalancı polikinetid (pseudomembranel) düzenlenme gösteren sil sıralarından oluşur. Pelliküler alveolleri iyi gelişmiştir.. Oral boşluk, somatik bölgelerdekinden önemli derecede farklı olan özelleşmiş sil sıralarına sahip değildir. Pek çok türünde sitofarinks (faringeal sepet) çok sayıda nematodesmata ile desteklenir. Vücutları çoğunlukla silindirik şekilli olup, bariz bir preoral sütur ayırt edilir. Stomatogenesis parakinetal-benzeri veya bukkokinetal- benzeri tiptedir. Genel biyolojide en yaygın olarak incelenen siliyatlardır.

225 Ordo 1: Peniculida (Penikulid siliyatlar) Terliksi hayvan, Paramecium ve yakın akrabaları (örneğin Frontonia) bu takım içinde yerleştirilir. Bukkal boşluğun sol tarafında tipik olarak üç peniculus (tetrakinetid) taşırlar. Bunlar boşluğun uzun eksenine paralel, sitostoma doğru ise yavaşça spiral olarak yerleşmişlerdir. Sağ paroral membranel (dikinetid) farkedilebilir olmakla beraber bariz değildir. Bu cins, hücre şekline göre iki gruba ayrılır; P. caudatum un un da dahil olduğu aurelia grubu, nispeten uzamış, puro şeklinde bir vücuda sahiptir. Bursaria grubu ise terlik tabanını andırır. P. bursaria bu gruptadır. Paramecium da beslenme apareyi, kaşık biçiminde bir oral oluk, bunu takip eden, huni şeklinde bir bukkal boşluk, bunu izleyen dar bir boyun kısmı, yani sitofarinks ve bunun da ucunda besin vakuollerinin şekillendiği bir sitostomdan meydana gelir. Merkezi olarak yerleşmiş büyük bir makronukleus ile hemen yakınında yahut makronukleus kılıfının küçük bir çöküntüsü içinde yerleşmiş bir yada daha fazla mikronukleus bulunur. Paramecium cinsinde biri anterior diğeri posteriorda olmak üzere, birbirleriyle ters zamanlı çalışan iki kontraktil vakuol vardır.

226

227 Ordo 2: Nassulida (Nassulidler) Nassula,, yaklaşık 200 μm uzunluğunda olan bir nassulid tir tir.. Değişik bir oral apareye sahiptir. Sitostomu,, sitoplazma içine doğru çubuk şeklinde nematodesmata ile devam eden bir oral pordan meydana gelir. Bu nematodesmata besinin alınmasına yardım eden destekleyici ve güçlendirici protein yapılardır: besin partiküllerinin sitoplazmaya gireceği bölgeyi belirlerler ve partikülleri, besin vakuollerinin şekilleneceği huni dibine doğru yönlendirirler. Oral aparey içinde Paramecium da olduğu gibi polikinetidler yoktur.. Sadece huni şeklinde düzenlenmiş nematodesmatadan meydana gelmiştir (cyrtos tip). Nassophor siliyatlar çoğunlukla 100 μm nin üzerinde orta ve büyük boyutlu protozoonlardır ve genellikle yoğun olarak sillidirler dirler. Nassula ve Pseudomicrothorax cinsine dahil bazı türlerde, sitostomun sol arka kısmında dış oral polikinetidler (pseudomembraneller)) bulunur ve bunlar dorsal yüzey üzerinde lateral olarak uzanıp frange adı verilen bir sil bandı oluştururlar. Bu grup üyeleri cyrtosun pozisyonu ile (anterior( anterior, lateral ya da posteriorda oluşuna göre) ayırt edilirler. Polikinetilerin sayı ve düzenlenişi taksonomik açıdan önemlidir. Pseudomicrothorax da Nassula cinsine göre daha geniş aralıklı şekilde, hücre boyunca dizilmiş kinetiler (sil sıraları) bulunur. Hücre büyüklüğü de Nassula nın yaklaşık yarısı kadardır. Komşu sil sıraları arasında enine çizgilenmeler mevcuttur. Cyrtos hücrenin 1/3 lik ön kısmında bulunur. Küçük boyutlu Microthorax ise yaklaşık 20 μm boyunda; az sayıda, kesintili ve geniş aralıklı kinetiler içerir. Cyrtos vücudun posterior kısmında ventralde bulunan bir peliküler katlantının içinde yer alır.

228 Nassulidler

229 The End :D

230 Classis 3: Oligohymenophorea (=Hymenostomatia) (Zar Ağızlı Siliyatlar) Bu sınıfta vücut silleri,, bariz şekilde üst üste binecek derecede gelişmiş kinetodesmal fibriller (kinetodesmata), bunlara hemen hemen ters yönelimli postsiliar mikrotübüler çubuklar ve çoğu kez ışınsal yönelimli transvers mikrotübüler çubuklar taşıyan monokinetidler halindedir. Siliyatürde nematodesmata bulunmaz. Oral aparey tek takım (Astomatida) haricinde hepsinde bulunur ve daima somatik siliyatürden farklılaşan fakat ondan oldukça farklı bir yapı arz eder: sağ tarafta 1 paroral dikinetid (dalgalı zar, stichodyad) ) ve sol tarafta az sayıda polikinetidler (membraneller)) içerir. Stomatogenesis parakinetal yahut bukkokinetal (Ordo: Peritrichida) tiptedir. Oral siliyatür,, çoğu kez ventral tarafta veya anterior uca yakın yerleşen bukkal boşluğu çevreleyen peristom üzerinde uzanır. Bazı yazarlar Paramecium ve yakın akraba olan peniculid siliyatları da bu grup içerine dahil ederler. Hymenostomatida, Scuticociliatida, Astomatida ve Peritichida gibi çok iyi bilinen siliyat takımları bu sınıfa dahildir.

231 Ordo 1: Hymenostomatida (Esas Zar Ağızlı Siliyatlar) Bu takıma dahil Tetrahymena, biyokimyasal ve fizyolojik çalışmalar için laboratuvarda yetiştirilen ve yaygın olarak çalışılan bir siliyattır. Bu grup Nassophorea sınıfındaki siliyatların aksine, vücudu saran çok sayıda sil sırasından kolaylıkla ayırt edilebilen bariz bir silli oral apareye e sahiptir. Bukkal boşluğun sağ kenarında, tek sil sırasına sahip dikinetid yapısında (haplokinetid( haplokinetid) ) göze çarpan bir paroral membranel,, yani dalgalı zar mevcuttur. Bu zar oral boşluk içine doğru besin partiküllerinin biriktirilmesine yardımcıdır. dır. Bukkal boşluğun solunda ise, nematodesmata taşımayan 3 adet adoral polikinetid (membranel)) oral boşluğu sınırlar veya yine bu sınıfa (Oligohymenophorea) dahil Peritrichida takımına dahil Vorticella da (çan hayvancığı) olduğu gibi daha derinde yer alan infundibulum un (bukkal boşluğun huni şekilli alt kısmı) içine doğru uzanırken, aynı zamanda anda dışarıya doğru oral açıklığın kenarı (peristom) boyunca veya onu çevreleyecek şekilde uzanır. Hymenostomatid siliyatlar genel olarak bakteriovor (bakteri yiyen) tatlısu formları olmakla birlikte, daha karmaşık bir yaşam döngüsüne sahip histofaj (dokularla beslenen) ve dolayısı ile parazit yaşayan birkaç cinsi i de bilinir.

232 Bu türlerde parazitik bir trofont safhasının aşırı çoğalmasının ardından, kist halini alma ve palintomi (kist içinde kapalı mitotik bölünmelerle art arda ikiye veya çoğa bölünme) ile çok sayıda küçük göçücü bulaşıcı siliyatlar (theront lar)) meydana getirilir. Gerek tıbbi gerekse ekonomik açıdan önemli bir cinsi Icthyophthirius dur dur. Akvaryum balıkları dahil, tatlısu balıklarında yaygın olarak bulunan bir ektoparazittir. Epidermis,, solungaçlar ve korneaya saldırarak beyaz beneklilik adı verilen ölümcül bir hastalığa neden olur. Denizel balıklarda benzer rahatsızlıklara neden olan bir diğer cins ise Cryptocaryon dur dur. Hymenostomatida takımına dahil bazı cinslere dahil küçük türleri birbirinden ayırt etmek, vücut şekli ve siliyatürdeki benzerliklerden dolayı zordur.

233 Icthyophthirius sp. Cryptocaryon sp.

234 Tetrahymena patula (80-160μm), Tetrahymena pyriformis (40-60μm), Colpidium campylum (50-70μm) ve Glaucoma scintillans (45-73μm) sık olarak karşılaşılan ve kolayca birbiriyle karıştırılabilen dört türdür. Bu cinsler uzunlamasına sil sıraları, oral boşluğun sağ tarafında belirgin bir paroral membranel ve sol tarafta üç adet iç membranel taşırlar. Tetrahymena uzunca armutumsu şekilli (piriform( piriform) ) olmaya daha meyillidir. Bunları ayırt etmede en yaygın yöntem oral açıklıktan posteriora doğru uzanan sil sırası sayısını belirlemektir. Bu sayı T. patula da 5, T. pyriformis de 2, Colpidium da 1 dir. Glaucoma da ise oral açıklık ekseni vücut uzun eksenine 45 lik bir açıyla uzanır ve açıklığın posteriorundaki sil sırası sayısı 9 dur. T.patula patula da oral açıklık çok büyük olup, vücudun uzun eksenine paraleldir.

235 Tetrahymena pyriformis Colpidium campylum Tetrahymena patula Glaucoma scintillans

236 Ordo 2: Scuticociliatida (Skutikosiliyatlar) Baktriofaj Tatlısu+Nemli Toprakta Hymenostomatid siliyatlara oldukça yakın akraba bir takım olan skutikosiliyatlar genel olarak seyrek somatik sillere sahip küçük formları ı içerir. Bununla beraber sillerin bazıları, özellikle de posterior uçta bulunan 1 veya daha fazla sayıda sil diğer vücut sillerinden daha uzundur. Bazı siller tigmotaktik (thigmotactic) yani yapışma yahut tutunma yeteneğindedir ndedir (thigmotaksi:: temasa yönelim). Paroral membranel oral siliyatürün en dikkat çekici elamanı olup 3 segmentten meydana gelebilir ve çoğunlukla, derin olmayan bir bukkal boşluğun sol kenarında bulunan 3 polikinetid (adoral membranel) ) ile eşleşir. Detritus da bentik Tigmotriş (Yumuşakça mantosunda) Posterior Konumlu Sitostom

237 Uronema marinum Pleuronema coronatum

238 Skutikosiliyatların çoğu, çeşitli denizel omurgasız hayvanların endosimbiyortları şeklinde, ayrıca pelajik (dip kısım haricindeki yüzeye kadar uzanan su katmanı) ve bentik (dip kısım) habitatlardaki bozulmaya yüz tutmuş organik maddelerin (detritus) partikülleri arasında serbest olarak yaşarlar (örneğin Uronema marinum, Cohnilembus verminus). Bununla birlikte bazı türleri tatlısuda ve nemli toprakta da bulunur (örneğin Pleuronema coronatum). Paroral membranel Cyclidium cinsinde olduğu gibi çoğunlukla besin olarak bakterileri filtre etmede iş görür. Bununla beraber diğer türler histofaj, algivor (algle beslenen) yahut karnivordur. Bu grup içinde bulunan bazı türler yaygın olarak yumuşakçaların (Phylum: Mollusca) manto boşlukları içinde yaşarlar. Bunlara thigmotrich siliyatlar (Subordo: Thigmotrichina) denir. Esas olarak vücutlarının ön tarafında, bazen sol yahut dorsal taraflarında oldukça bariz bir tigmotaktik silli bölge bulunur ve sitostom çoğu kez posteriorda yer alır (örneğin Ancistrum ve Boveria cinsleri).

239 Ordo 3: Astomatida (Astomat Siliyatlar) Halkalı kurtların (Phylum: Annelida) bağırsağında, besinlerini osmotrofik şekilde alan parazit, ağızsız Oligohymenophorea grubudur. Yaklaşık 100 μm veya daha fazla olabilen büyük siliyatlardır. Diğer Oligohymenophorea üyeleri ile benzer şekilde tüm vücudu örten monokinetid sıralarından oluşmuş bir somatik siliyatür taşırlar. İnfrasiliyatürde kinetodesmata oldukça gelişmiş olup, sağlam bir endoiskelet yapısı oluşturur. Vücudun ön tarafında, çoğunda vantuz formunda çengel veya dikenler, bazılarında ise tigmotaktik siliyatürden oluşan bir tutunma organeli bulunur. Çoğalma tamamlanmamış bölünmeler halinde olabilir. Böylelikle birey zincirleri meydana gelir. Bu nedenle şekilleri homojen silli ovoid hücrelerden, daha karmaşık yapılı uzamış segmentli vücuda sahip türlere kadar değişiklik gösterebilir. Bu gruba örnek olarak bir poliket türünün (halkalı kurt) bağırsağında parazitlenen Durchoniella yı (150 μm) verebiliriz. Bu cinste ön uçta bir iskelet çubuğu bulunur. Diğer cinslerde bu yapı çengel formunda gelişir.

240 Ordo 4: Apostomatida (Apostomatlar) Astomat siliyatlara oldukça benzerdirler. Bazı kitaplarda bundan sonra ele alınacak sınıf içerisine dahil edilmekle birlikte, benzerlikleri nedeniyle Oligohymenophorea sınıfı içine yerleştirilirler. Apostomatlar, astomatlardan farklı olarak genelde denizel ve tatlısu kabuklu eklembacaklıların (Crustacea) ve nadiren diğer omurgasızların, hatta diğer apostomatların üzerinde parazit yaşayan (epibiont) siliyatlardır. Somatik siliyatür tam olmakla birlikte seyrek olup, spiral sıralar halinde düzenlenir.ön uçta çoğu kez tigmotaktik bir bölge bulunur. Sitostom ya hiç yoktur yahut küçük olup ventralde yerleşir ve çoğu kez oral bölgeyi çevreleyen rozet şeklinde düzenlenmiş kinetiler bulunur. Oral boşluk içinde genellikle üç polykinetid vardır. Somatik siller monokinetidler halindedir. Yaşam döngüleri karmaşık olup, bir seri polimorfik safhaya sahiptirler. Trofont safhası beslenme fazı boyunca bölünmeden gelişir, daha sonra etrafına bir kist duvarı salgılayarak tomont safhasına geçer ve bir seri bölünme geçirir. Deniz şakayıklarının gastrovasküler boşluğunda yaşayan ve boyu 1 mm ye kadar ulaşabilen Foettingeria cinsi ile ıstakozların solungaçlarında parazitlenen Polyspira cinsi bu takımdandır.

241 Parazitik bazı astomat ve apostomat siliyatlar

242 Ordo 5: Peritrichida (Peritriş Siliyatlar) Vorticella (Çan Hayvancığı) tipik peritriş özelliklerini sergileyen ve en yaygın şekilde bilinen bir siliyattır. Gerçekte ventral taraf olduğu düşünülen vücudun apikal ucunda, genişçe oral açıklığın kenarları (peristom( peristom) ) boyunca uzanan ve bukkal boşluğun en derin kısmına (infundibulum) kadar devam eden, bariz bir oral sil çelengi mevcuttur. Bu sil çelenginin en dışında genel olarak haplokineti olarak isimlendirilen paroral dikinetid ve iç tarafta polikinetiler ler olarak isimlendirilen ve spiral yaparak infundibuluma uzanan adoral polikinetidler (adoral membraneller,, 3 kinetozom içeren kinetid sıraları) bulunur (Vorticella da bu sayı 2 dir).

243 İnfundibuluma giren adoral polikinetidler penikulus (4 kinetozom içeren kinetid sırası) halinde devam ederler. Bu siliyatür tipik şekilde kirli atık su ve lağım sularındaki bakterileri sudan filtre etmede kullanılır. Çoğu Vorticella gibi sessil olup kontraktil bir sap ile substratuma bağlanır. (Subordo: Sessilina). Bu grupta, sapın uç kısmında yer alan vücut kısmı, yuvarlak ya da çan şeklindedir, nispeten belirgin ve tipik olarak uzun, kıvrık ya da da C harfi şeklinde bir makronukleus bulunur. Somatik siliyatür, teletroch olarak isimlendirilen göçücü larval safhada görülen geçici bir aboral sil bandı (ağzın bulunduğu tarafın tam tersi tarafta bulunan) haricinde yoktur. Bununla beraber, bazı türleri balıklarda patojenik olan Trichodina cinsi ve Opisthonecta gibi hareketli olan peritrişler (Subordo: Mobilina) vücudun düzleşmiş aboral kutbu etrafında daimi bir aboral sil çelengine ne sahiptir. Oral kutupta çoğu kez türe göre karakteristik olan ve konağa tutunmada tigmotaktik işleve sahip bir dentikül (dişsi çıkıntı) halkası ve ışınsal miyonemler bulunur.

244 Aboral kutupta çoğu kez türe göre karakteristik olan ve konağa tutunmada tigmotaktik işleve sahip bir dentikül (dişsi çıkıntı) halkası ve ışınsal miyonemler bulunur.

245 Sesil formlarda vücut ve sap kısımları yüksek derecede kontraktil filamentöz organellere (sırasıyla miyonemler ve spasmonemler ler) sahiptir. Sap, scopula adı verilen kinetozomca zengin bezsi bir bölgeden salgılanır. Sessil türlerin çoğu koloni şeklinde (örneğin Carchesium ve Zoothamnium cinsleri) veya lorikalıdır (örneğin Cothurnia cinsi). Carchesium da her bir zooidin ayrı bir kontraktil sapı vardır. Zoothamnium da ise saplar içindeki kasılabilir elaman (spasmonem)) koloninin her tarafında kesintisiz devam eder. Bu nedenle tüm zoidler birlikte kasılırlar. Bir başka kolonial cins olan Opercularia da ise sap kontraktil değildir. Kolonial Ophrydium cinsinde ise sap bulunmaz; bir grup zoid müşterek bir tabana bağlanır ve tümsek şeklinde, simbiyotik yeşil algler içeren jelatinimsi bir matriksle çevrelenir. Peritrişlerde konjugasyon,, bir makro- ve bir mikrokonjugantın birleşmesini kapsar, ayrıca ikiye bölünme düzlemi diğer siliyatlarınkinden farklı olarak vücut uzun eksenine yaklaşık paraleldir.

246 Vorticella convallaria Ophrydium sessile Zoothamnium arbuscula Trichodina pediculus

247 Classis 4: Phyllopharyngea Siliyatür basit olup, monokinetidlerden oluşur; somatik siliyatür çoğu kez indirgenmiştir, hatta bazı gruplarda silli bir larva safhası haricinde hiç yoktur; oral siliyatür ise oldukça bariz bir cyrtos tip sitofarinks oluşturacak şekildedir. Sitofarinks etrafında ışınsal düzenlenmiş bariz mikrotübüler çubuklar (phylla( phylla, çoğulu phyllae) ) bulunur. Somatik monokinetidlerde, laterale yönelmiş bir kinetodesmal fibril ve bazen 1 veya 2 adet transvers mikrotübül,, ayrıca kısmen kıvrık ve az gelişmiş bir nematodesmal fibril bulunur. Sessil ve genellikle vazo benzeri vücuda sahip olan cinslerden serbest yüzen ve vücudunun büyük bir kısmında tipik monokinetid yapısına sahip sil taşıyanlarına kadar çok çeşitli formları vardır. Oral aparey çoğunda ışınsal düzenlenmiş düz mikrotubül çubukları ile desteklenir. Bazı türlerde ise ilave olarak, Nassophorea sınıfında (örneğin Nassula) görülene benzer nematodesmata (nematodesmal fibriller) ) tarafından da desteklenir. Türlerin çoğu hareketlidir yada substratuma belli bir müddet tutunabilme kapasitesine sahiptir. Üç takım: Cyrtophorida (Sirtoforid Siliyatlar), Chonotrichida (Konotriş Siliyatlar) ve Suctorida (Suktorlar) halindedir.

248 Konotriş siliyatlar ve suktorlarda,, bunların sirtoforidlere akraba olduklarını gösteren bir silli larva safhası bulunur; silli formların oral bölgesinde radial düzenlenmiş mikrotübüler şeritler (phyllae) vardır. Bu sınıf üyeleri deniz ve tatlısularda,, bilhassa zeminde ve epibiontlar halinde geniş dağılış gösterirler. Ordo 1: Cyrtophorida (Sirtoforid Siliyatlar) Çoğunda, vücudun sol tarafında bariz bir preoral sütur bulunur. Bu yapı Nassophorea sınıfında aynı pozisyonda görülen polikinetid (pseudomembranel)) dizisi yani frange ile karıştırılabilir. Vücut genel olarak dorsoventral veya bazen lateral basıktır ve sadece ventral tarafta sil taşırlar. Oldukça az sayıda nematodesmata ile desteklenen, çoğu kez ucu kıvrık, büyük bir cyrtos tip sitofarinkse sahiptirler. Çoğu türde posterior uca yakın konumlanan bezsi ve hareketli bir yapışma organeli (podit)) bulunur (örneğin Dysteria cinsinde bu yapı gaga şeklindedir).

249 Ordo 1: Cyrtophorida (Sirtoforid Siliyatlar) Bazıları bakterivor,, çoğu ise çeşitli omurgalılar üzerinde epibiontlar olarak yaşarlar ve histofaj olabilirler. Chilodonella cucullus silli ventral kısmı düz, dorsal kısmı tümsek olan tatlı ve acısularda serbest yaşayan hareketli bir türdür.

250 Ordo 2: Chonotrichida (Konotrişler) Sadece hücrenin anterior kısmından çıkan huni şeklindeki bir bölgenin (perioral huni) duvarlarında sil taşıyan, değişik şekillerde vazo görünümlerine sahip, hemen tamamı kabuklu artropodların ekstermiteleri ve solungaçları üzerinde epibiontlar halinde sessil yaşayan bir Phyllopharyngea grubudur. Somatik siliyatür taşımayan sağlam bir pelliküle sahiptirler. Sitofarinkste nematodesmata bulunmaz. Bu grupta vücudun sivri olan taban kısmı substratuma tutunmaya izin veren bir çeşit tutunma yapısı (podit) şeklinde değişikliğe uğramıştır. Bir tomurcuk kesesi içinde, kese içine doğru yahut kese dışına doğru d şekillenen bir göçücü silli larva (tomit) oluşturarak tomurcuklanma ile ürerler. Çoğu konotriş denizlerde bulunmakla beraber, tatlısularda yaşayan yaygın bir cinsi Spirochona dır dır. Tatlısu kabuklusu Gammarus pulex ve benzer kabuklu türlerin solungaçlarına yapışık yaşar.

251 Ordo 3: Suctorida (Suktorlar) Çoğu siliyattan, tentakül taşıyan sessil bir trofont safhasına sahip olmalarıyla önemli derecede farklıdır. Ancak sessil erginlerinde eşeyli üreme şekli olarak konjugasyonun görülmesi, keza hareketli larva safhalarının silli olmalarıyla bariz bir şekilde siliyat oldukları anlaşılır. Sedenter olan ebeveyn trofontun ön tarafında konumlanan kontraktil vakuol açıklığı bölgesindeki pellikülün invaginasyonu ile şekillenen bir intrasitoplazmik kese içerisinde endogen sitokinez (iç( tomurcuklanma) ile serbest yüzen formlar (dissemul,, larva larva ) oluşur. Trofontun kese benzeri yapısı içinde, sitoplazmik tomurcuklanma ile oluşan dissemuller monokinetid düzenlenme gösteren sillere sahiptir. Monokinetidlerinin düzenlenme modeli ve infrasiliyatürlerinin ince yapısı bunların, büyük bir sınıf olan Phyllopharyngea ya benzer.

252 Suktorlarda değişik uzunluk ve kalınlıkta non-kontraktil sapları olan tentaküllü formlar trophont evresini oluşturur. Suktor tentakülleri,, uzunlamasına aksial bir mikrotübül demeti içeren ve uç kısımlarda avına tutunmada iş gören haptosist (haptokist) adı verilen ekstruzomlara sahip özelleşmiş, retraktil beslenme organelleridir dir. Aksial mikrotübüller silindir şeklinde düzenlenir ve tentakülün ucunda bulunan haptosistler aracılığı ile ava temasla birlikte, tentakül zarı ile tutunulan avın hücre zarı birleşerek, avın pellikülü ve sitoplazmik içeriği tentakülde bulunan bu mikrotübüler kanal içerisine alınır. Böylelikle her bir tentakülde bulunan kanal bir ağız ödevi görmüş olur. Rhyncheta ve Choanophyra cinsleri hariç, tentakül sayısı genelde fazla olduğu için suktorlar polistomatoz (çok ağızlı) formlar olarak kabul edilirler. Erginleri kontraktil olmayan sap kısımları yardımıyla, genel olarak denizel yahut tatlısu omurgasızlarının yüzeylerine, nadir olarak da cansız bir substratuma tutunur. Sap, genel olarak peritriş siliyatlarda olduğu gibi, silli larvanın scopula adı verilen kinetozomca zengin bezsi bir bölgesinden salgılanır. Erginlerinde vücut şekli küresel (örneğin Podophrya,, yaklaşık μm), ters dönmüş piramit (örneğin Tokophrya yaklaşık μm) yahut nadiren dallanmış (örneğin Dendrosoma,, yaklaşık mm) olabilir. Vücut şekli yanında tentaküllerinin biçimi (küt uçlu, sivri uçlu veya topuz uçlu olup olmadıkları) cins tayininde önemli karakterlerdir.

253 Makronukleus küresel, silindirik, eliptik veya yanlara doğru birkaç küçük dal l veren şekillerde olabilir. Silli dissemul safhası türe göre farklılıklar arz eder. Örneğin Tokophrya nın dissemulü hücrenin etrafını saran birkaç median sil bandı ve bir kaudal sil demeti taşır. Bu form substratuma yerleşmek üzere başlangıçta kaudal sillerini kullanır, daha sonra bir sap ve eksogen sitokinez ile tentaküller oluşturarak tüm sillerini kaybeder. Yumurtamsı küresel şekilli olan Acineta dissemulü,, vücudunun sadece bir yüzünde sil bantları taşır. Tokophrya dissemulü ise vücudu etrafında kısmen spiral oluşturan sil bantlarına sahiptir. Suktorların çoğu, örneğin Discophyra ve Acineta cinslerine dahil olanlar, basit yapıdaki tentakülleriyle yakaladıkları diğer siliyatlarla beslenirler. Halbuki Dendrocometes cinsi dallanmış tentaküllere sahip bir cins olup bazı tatlısu kabuklularının solungaçları üzerinde yaşar. Ephelota cinsi suktorlarda ise beslenme tentakülleri haricinde, bunlar arasında dağılmış, daha karmaşık bir mikrotübüler iskelete sahip prehensil (kavrayıcı) tentaküller vardır. Tachyblaston da Ephelota cinsi suktorlar üzerinde parazitik yaşayan bir diğer suktor cinsidir. Tentakül sayısı suktorlarda genel olarak çoktur. Ancak Rhyncheta ve Choanophyra cinslerinde tektir. Rhyncheta da çok fazla uzayabilen bir yapıda olup sessil kamçılıları yakalamada kullanılır. Buna karşın Choanophyra da huni şeklinde olup sudaki organik artık maddeler (debris, detritus) ile beslenmede kullanılır.

254 Chilodonella sp. Acineta sp. Spirochona gemmipara Ephelota sp. Tokophrya infusionum Dendrocometes paradoxus

255

256 The End :D

257 Sucul Ortamlarda Protozoon Örneklerinin Toplanması ve Yoğunlaştırılması Aspirasyon Yöntemi İle Örnekleme Yoğunlaştırma Düzeneği Az sayıda protozoon bulunan ortamlarda Petri kaplarında kültür yapılır. Burada ortam suyu ile hazırlanan Mineral Su (ph=7.2) kullanılır.

258 Protozoonların Sayım İşlemleri (Yoğunluk Tespiti) Neubauer Hemositometresi (Sayma Kamarası)

ÖKARYOT CANLILAR Protista alemi

ÖKARYOT CANLILAR Protista alemi ÖKARYOT CANLILAR Protista alemi **Ökaryot canlılar: Çekirdekli hücre taşıyan canlılardır. Zarlı organeller bulunur. DNA' larında histon proteinleri bulunur. Ökaryot canlılar; 1. Protista 2. Bitkiler 3.

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 46. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-6 PROTİSTA ALEMİ

ADIM ADIM YGS-LYS 46. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-6 PROTİSTA ALEMİ ADIM ADIM YGS-LYS 46. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-6 PROTİSTA ALEMİ PROTİSTA ALEMİ Koloni, tek ve çok hücreli ökaryot canlıların bir arada bulunduğu karışık bir gruptur. Protista alemindeki canlılar

Detaylı

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitaplar Serisi No. 168 GENEL PARAZİTOLOJİ DERS KİTABI. Doç. Dr. Bayram GÖÇMEN

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitaplar Serisi No. 168 GENEL PARAZİTOLOJİ DERS KİTABI. Doç. Dr. Bayram GÖÇMEN Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitaplar Serisi No. 168 GENEL PARAZİTOLOJİ DERS KİTABI Doç. Dr. Bayram GÖÇMEN Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı EGE ÜNİVERSİTESİ BASIMEVİ BORNOVA-İZMİR

Detaylı

Protista Alemi. 1-) Protozoalar (Kamçılılar, Kök Ayaklılar, Sporlular, Kirpikliler) 2-) Algler 3-) Cıvık Mantarlar

Protista Alemi. 1-) Protozoalar (Kamçılılar, Kök Ayaklılar, Sporlular, Kirpikliler) 2-) Algler 3-) Cıvık Mantarlar Protista Alemi 1-) Protozoalar (Kamçılılar, Kök Ayaklılar, Sporlular, Kirpikliler) 2-) Algler 3-) Cıvık Mantarlar Genel olarak bakıldığında protista aleminde yukardaki canlılar bulunur. Protista alemi,

Detaylı

9. SINIF KONU ANLATIMI 23 HÜCRE 1 - HÜCRENİN KEŞFİ PROKARYOT ÖKARYOT HÜCRE

9. SINIF KONU ANLATIMI 23 HÜCRE 1 - HÜCRENİN KEŞFİ PROKARYOT ÖKARYOT HÜCRE 9. SINIF KONU ANLATIMI 23 HÜCRE 1 - HÜCRENİN KEŞFİ PROKARYOT ÖKARYOT HÜCRE HÜCRE Canlıların en küçük yapı birimi hücredir. Tüm canlılar hücrelerden meydana gelmiştir. Hücrelerin şekilleri ve canlı içindeki

Detaylı

LABORATUVAR 4: ÖKARYOTİK HÜCRELER

LABORATUVAR 4: ÖKARYOTİK HÜCRELER LABORATUVAR 4: ÖKARYOTİK HÜCRELER Ökaryotik hücreler, sahip oldukları hücre iskeleti, nüklear membran ve organelleri içeren bölümleri ile prokaryot hücrelerden ayırt edilebilmektedir. Kimyasal analizler

Detaylı

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI 2. Laboratuvar: Hücre Kavramı ve Bir Hücreli Canlılar

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI 2. Laboratuvar: Hücre Kavramı ve Bir Hücreli Canlılar B i y o 1 0 3 G e n. B i y o. L a b. 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI 2. Laboratuvar: Hücre Kavramı ve Bir Hücreli Canlılar Hücre nedir?... 1 Prokaryotik ve ökaryotik hücreler... 2 Hücre inceleme yöntemleri...

Detaylı

12. SINIF KONU ANLATIMI 28 EKOLOJİ KOMÜNİTE EKOLOJİSİ

12. SINIF KONU ANLATIMI 28 EKOLOJİ KOMÜNİTE EKOLOJİSİ 12. SINIF KONU ANLATIMI 28 EKOLOJİ KOMÜNİTE EKOLOJİSİ KOMÜNİTE EKOLOJİSİ Bir alan ya da habitat içerisindeki tüm popülasyonların oluşturduğu birliğe komünite denir. Komüniteyi oluşturan türler arasında

Detaylı

PROTİSTA Genel Özellikleri Kamçılılar

PROTİSTA Genel Özellikleri Kamçılılar PROTİSTA Genel Özellikleri Eukaryotik canlılardır Tek hücreli ve koloni şeklinde yaşarlar Serbest ve parazit yaşayanlar bulunur Ototrof ve heterotrof olarak beslenenler bulunur Eşeyli ve eşeysiz üreme

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Tuba ŞANLI

Yrd. Doç. Dr. Tuba ŞANLI Yrd. Doç. Dr. Tuba ŞANLI Genel olarak gözle net olarak görülemeyecek kadar küçük canlıları inceleyen ve onları konu olarak ele alan bilim dalıdır. Gözle ayırt edilemeyen canlılar; Virüsler, bakteriler,

Detaylı

Öğr. Gör. Dr. İlker BÜYÜK, Botanik, 3. Hafta: Bitkisel Dokular KOLONİ VE DOKULAŞMA

Öğr. Gör. Dr. İlker BÜYÜK, Botanik, 3. Hafta: Bitkisel Dokular KOLONİ VE DOKULAŞMA KOLONİ VE DOKULAŞMA Yeryüzünde çok sayıda tek hücreli canlı vardır ve bunlar basit yapılıdır. Oysaki çok hücreli olmak gelişmiş canlı olmanın gereklerindendir. Çünkü tek hücreli bir canlı (örneğin Euglena

Detaylı

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111 HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111 asli.memisoglu@deu.edu.tr KONULAR HAYVAN HÜCRESİ HAYVAN, BİTKİ, MANTAR, BAKTERİ HÜCRE FARKLARI HÜCRE ORGANELLERİ

Detaylı

CYANOBACTERIOPHYTA (Mavi-Yeşil Algler)

CYANOBACTERIOPHYTA (Mavi-Yeşil Algler) CYANOBACTERIOPHYTA (Mavi-Yeşil Algler) Bu gruba giren bitkiler, tek hücreli veya koloni halinda yaşayan, bazı üyeleri ipliksi yapıda olan mavi renkli alglerdir. Bir kısmı bakteri kadar küçüktür. Bir hücrede

Detaylı

1. ÜNİTE: YAŞAM BİLİMİ BİYOLOJİ...10

1. ÜNİTE: YAŞAM BİLİMİ BİYOLOJİ...10 İçindekiler 1. ÜNİTE: YAŞAM BİLİMİ BİYOLOJİ...10 1. BÖLÜM: BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI ve BİYOLOJİ... 12 A. BİLİMSEL ÇALIŞMA YÖNTEMİ... 12 1. Bilim İnsanı ve Bilim... 12 B. BİLİMSEL YÖNTEMİN AŞAMALARI...

Detaylı

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ DOĞRU YANLIŞ SORULARI Bilimsel problemlerde hipotezler her zaman bir sonuca ulaşır. Bir problemle ilgili gözlem

Detaylı

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ 1 CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ 1.Hücresel yapıdan oluşur 2.Beslenir 3.Solunum yapar 4.Boşaltım yapar 5.Canlılar hareket eder 6.Çevresel uyarılara tepki gösterir 7.Büyür ve gelişir (Organizasyon) 8.Üreme

Detaylı

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler.

Mikroorganizmalar gözle görülmezler, bu yüzden mikroskopla incelenirler. 10. Sınıf Enfeksiyondan Korunma 2.Hafta ( 22-26 / 09 / 2014 ) ENFEKSİYON ETKENLERİNİN SINIFLANDIRILMASI 1.) BAKTERİLER 2.) VİRÜSLER Slayt No : 2 Mikroorganizmaların Sınıflandırılması ; a.) Sayısal Yöntem,

Detaylı

ISPARTA HALIKENT ANADOLULİSESİ ÖĞRETİM YILI 9 A-B-C-D-E SINIFLAR BİYOLOJİ DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SINAVI RAKAMLA YAZIYLA PUAN

ISPARTA HALIKENT ANADOLULİSESİ ÖĞRETİM YILI 9 A-B-C-D-E SINIFLAR BİYOLOJİ DERSİ 2. DÖNEM 3. YAZILI SINAVI RAKAMLA YAZIYLA PUAN 1. Doğal sınıflandırmada aşağıdakilerden hangisi göz önünde bulundurulmamıştır? A) Genetik (soy) benzerliği B) Anatomik benzerlik C) Dünyadaki dağılımları D) Akrabalık derecesi E) Embriyonik benzerlik

Detaylı

olmak üzere 2 gruba ayrılırlar.

olmak üzere 2 gruba ayrılırlar. CANLI ALEMLERİ *Canlı alemleri: Canlılar filogenetik sınıflandırmaya göre; bakteriler, arkebakteriler, protista, fungi, bitki ve hayvanlar olmak üzere 6 Aleme ayrılır. **Prokaryot canlılar: Çekirdeksiz

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #23

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #23 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #23 1) Embriyo Amniyon Sıvısı 2) Bakterilerin ve paramesyumun konjugasyonu sırasında; I. Sitoplazmadaki serbest deoksiribonükleotitlerin azalması II. Kalıtsal çeşitlilik artışı

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 43. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-3 BAKTERİLER ALEMİ

ADIM ADIM YGS-LYS 43. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-3 BAKTERİLER ALEMİ ADIM ADIM YGS-LYS 43. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-3 BAKTERİLER ALEMİ BAKTERİLER ALEMİ Prokaryot hücre yapısına sahip olan tek hücreli canlıların oluşturduğu alemdir. Mikroskobun icadından sonra keşfedilmişlerdir.

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler B i y o 1 0 3. 0 1 G e n. B i y o. L a b. ( Z o o l o j i ) 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler Sistematik ve taksonomi nedir?...

Detaylı

Moleküler biyolojiye giriş. Doç.Dr.Pınar AKSOY SAĞIRLI

Moleküler biyolojiye giriş. Doç.Dr.Pınar AKSOY SAĞIRLI Moleküler biyolojiye giriş Doç.Dr.Pınar AKSOY SAĞIRLI Molecular biology terimi ilk kez Warren Weaver tarafından 1938 de kullanıldı. Hayatın fiziksel ve kimyasal olarak açıklanması olarak tanımlandı. 1977

Detaylı

*Bu alemde bulunan tüm canlılar ökaryot hücre yapısına sahiptirler ve genelde bir hücreli canlılardır.

*Bu alemde bulunan tüm canlılar ökaryot hücre yapısına sahiptirler ve genelde bir hücreli canlılardır. DERS :BİYOLOJİ KONU : CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI DEVAM EDİYORUZ... B: PROTİSTA ALEMİ *Bu alemde bulunan tüm canlılar ökaryot hücre yapısına sahiptirler ve genelde bir hücreli canlılardır. *Pratista alemindeki

Detaylı

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı Hayvan hücreleri mikroskop ile incelendiğinde hücre şekillerinin genelde yuvarlak

Detaylı

BELKİDE BİYOLOJİNİN EN TEMEL KONUSU EN ZEVKLİ KONUSUNA BAŞLAYALIM ARKADAŞLAR!!!

BELKİDE BİYOLOJİNİN EN TEMEL KONUSU EN ZEVKLİ KONUSUNA BAŞLAYALIM ARKADAŞLAR!!! DERS : BİYOLOJİ KONU: HÜCRE BELKİDE BİYOLOJİNİN EN TEMEL KONUSU EN ZEVKLİ KONUSUNA BAŞLAYALIM ARKADAŞLAR!!! Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimidir.( Virüsler hariç) Şekil: Bir hayvan

Detaylı

9. SINIF KONU ANLATIMI 46 CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 BİTKİLER ALEMİ

9. SINIF KONU ANLATIMI 46 CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 BİTKİLER ALEMİ 9. SINIF KONU ANLATIMI 46 CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 ALEMİ ALEMİ Çok hücreli ökaryot canlılardır. Koloroplast içerirler ve fotosentez ile inorganik maddeleri organik madde haline getirerek beslenirler.

Detaylı

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 10. Sınıf 1 MİTOZ BÖLÜNME EŞEYSİZ ÜREME

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 10. Sınıf 1 MİTOZ BÖLÜNME EŞEYSİZ ÜREME YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI 10. Sınıf 1 MİTOZ BÖLÜNME EŞEYSİZ ÜREME Hücre döngüsü uzun bir interfaz ve kısa bir bölünme evresinden oluşur. Hücre bölünmesi tüm canlılarda büyüme, gelişme ve onarım sağlar.

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ

ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ MANTARLAR (FUNGİ) ALEMİ Genellikle çok hücreli olan ökaryot canlılardır. Kloroplastları yoktur. Bu nedenle fotosentez yapamazlar.parazit

Detaylı

BAKTERİLER ALEMİ SELİN HOCA

BAKTERİLER ALEMİ SELİN HOCA BAKTERİLER ALEMİ SELİN HOCA Prokaryot hücre yapısına sahip olan tek hücreli canlılardır. Gözle göremediğimiz için keşfedilmeleri ancak mikroskobun icadı ile olmuştur. Keşfedilmemiş bakteri çeşidi sayısının

Detaylı

Hücre canlının en küçük yapı birimidir.

Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Bitkilerde bulunan hücredir.bu hücrelerde hücre duvarı bulunduğundan hayvan hücresinden ayrılır. Hücre duvarı vardır. Kofulu büyük ve az sayıdadır. Şekli dikdörtgen

Detaylı

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir.

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir. Fen ve Teknoloji 1. Ünite Özeti Hücre Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme. *Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir. *Hücrenin temel kısımları: hücre zarı, sitoplâzma ve

Detaylı

12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI

12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI 12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI Canlılar öldükten sonra yumuşak dokular saprofitler tarafından ayrıştırılır. Kemik ve kabuk gibi sert yapılar ise ayrıştırılamaz. Bu yapılar minerallerle kayaçlara

Detaylı

HÜCRE #6 HÜCRE İSKELET ELEMANLARI ÇEKİRDEK SELİN HOCA

HÜCRE #6 HÜCRE İSKELET ELEMANLARI ÇEKİRDEK SELİN HOCA HÜCRE #6 HÜCRE İSKELET ELEMANLARI ÇEKİRDEK SELİN HOCA HÜCRE İSKELET ELEMANLARI Sitoplazmanın içinde bulunan özel proteinlerdir. 3 çeşit hücre iskelet elemanı bulunur. Her iskelet elemanının görev ve yapısı

Detaylı

CANLILARIN TANIMLANMASI ve ADLANDIRILMASI: TAKSONOMİ

CANLILARIN TANIMLANMASI ve ADLANDIRILMASI: TAKSONOMİ CANLILARIN TANIMLANMASI ve ADLANDIRILMASI: TAKSONOMİ 1969 Yılında Whittaker in geliştirdiği 5 li Alem sistemi kullanılmaktadır. Canlılar Monera ve Eukarya olmak üzere ikiye ayrılır. Sınıflandırma yani

Detaylı

Her canlının neslini devam ettirmek üzere kendine benzer yeni bireyler meydana getirmesi olayına üreme denir.

Her canlının neslini devam ettirmek üzere kendine benzer yeni bireyler meydana getirmesi olayına üreme denir. ÜREME ve ÇEŞİTLERİ Her canlının neslini devam ettirmek üzere kendine benzer yeni bireyler meydana getirmesi olayına üreme denir. A. EŞEYSİZ ÜREME Eşey hücrelerinin oluşumu ve döllenme olmadan, bir atadan

Detaylı

CANLI ALEMLERİ HAYVANLAR ALEMİ

CANLI ALEMLERİ HAYVANLAR ALEMİ CANLI ALEMLERİ HAYVANLAR ALEMİ HAYVANLAR ALEMİ Çok hücreli canlılardır. Süngerler hariç, hepsinde sinir sistemi bulunur ve aktif olarak yer değiştirebilirler. Heterotrof beslenirler. Besinlerini glikojen

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 44. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-4 BAKTERİLER ALEMİ-2

ADIM ADIM YGS-LYS 44. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-4 BAKTERİLER ALEMİ-2 ADIM ADIM YGS-LYS 44. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-4 BAKTERİLER ALEMİ-2 BAKTERİLERDE EŞEYSİZ ÜREME İKİYE BÖLÜNME Bakteri bölüneceği zaman DNA dan bir kopya çıkartılır. Böylece bakteri içinde iki tane

Detaylı

Mikroorganizmalara giriş. Yrd.Doç.Dr. Sema CAMCI ÇETİN

Mikroorganizmalara giriş. Yrd.Doç.Dr. Sema CAMCI ÇETİN Mikroorganizmalara giriş Yrd.Doç.Dr. Sema CAMCI ÇETİN CANLILAR ALEMİ Hayvanlar Bitkiler Protistler Prokaryotlar: ilkel tek hücreli bakteriler mavi algler Ökaryotlar: hücre yapısı hayvan ve bitkilere benzer

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #19

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #19 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #19 1) X Ağız Mide İnce bağırsak Şekildeki grafikte insanın sindirim kanalındaki X maddesinin değişimi gösterilmiştir. Buna göre X maddesi aşağıdakilerden hangisidir? A) Glikojen

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 48. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 BİTKİLER ALEMİ

ADIM ADIM YGS-LYS 48. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 BİTKİLER ALEMİ ADIM ADIM YGS-LYS 48. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-8 ALEMİ ALEMİ Çok hücreli ökaryot canlılardır. Koloroplast içerirler ve fotosentez ile inorganik maddeleri organik madde haline getirerek beslenirler.

Detaylı

-Kloroplast ve mitokondri bulunmaz fakat bu organellerde bulunan aynı bulunur.

-Kloroplast ve mitokondri bulunmaz fakat bu organellerde bulunan aynı bulunur. BAKTERİLER GENEL ÖZELLİKLERİ: -Prokaryot hücre yapılı, tek hücreli canlılardır. -Halkasal DNA ya sahiptirler. Bazı bakterilerde plazmit bulunur. Plazmit: Küçük ve halka şeklinde DNA parçacıklarıdır. Bakterilerin

Detaylı

HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME. Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1

HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME. Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1 HÜCRE BÖLÜNMESİ VE ÜREME Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme 1 Hücrenin bölünmeye başlamasından itibaren onu takip eden diğer hücre bölünmesine kadar geçen zaman aralığına hücre döngüsü denir. Hücreler belli

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 2. ADIM CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

ADIM ADIM YGS-LYS 2. ADIM CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ ADIM ADIM YGS-LYS 2. ADIM CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ HÜCRESEL YAPI: Tüm canlılarda temel yapı ve görev birimi hücredir. Canlılar hücre sayılarına ve hücre yapılarına göre gruplandırılır.

Detaylı

İLK DEFA 1665 YILINDA ROBERT HOOK, MANTAR DOKUSUNU İNCELEMİŞ GÖZLEMLEDİGİ YAPILARDA KÜÇÜK BOŞLUKLAR GÖRMÜŞ VE GÖRDÜĞÜ BU BOŞLUKLARA İÇİ BOŞ ODACIKLAR

İLK DEFA 1665 YILINDA ROBERT HOOK, MANTAR DOKUSUNU İNCELEMİŞ GÖZLEMLEDİGİ YAPILARDA KÜÇÜK BOŞLUKLAR GÖRMÜŞ VE GÖRDÜĞÜ BU BOŞLUKLARA İÇİ BOŞ ODACIKLAR HÜCRE İLK DEFA 1665 YILINDA ROBERT HOOK, MANTAR DOKUSUNU İNCELEMİŞ GÖZLEMLEDİGİ YAPILARDA KÜÇÜK BOŞLUKLAR GÖRMÜŞ VE GÖRDÜĞÜ BU BOŞLUKLARA İÇİ BOŞ ODACIKLAR ANLAMINA GELEN HÜCRE DEMİŞTİR.ANCAK HÜCRE BİLİMİNİN

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 32. ADIM HÜCRE 9- SİTOPLAZMA

ADIM ADIM YGS-LYS 32. ADIM HÜCRE 9- SİTOPLAZMA ADIM ADIM YGS-LYS 32. ADIM HÜCRE 9- SİTOPLAZMA 2) Sitoplazma Hücrenin içini dolduran sıvıdır. İçinde inorganik ve organik maddeler vardır. Ayrıca görevleri birbirinden farklı olan organeller de bulunur.

Detaylı

BİYOLOJİYE GİRİŞ. Canlılığın bilimsel olarak araştırılmasıdır.

BİYOLOJİYE GİRİŞ. Canlılığın bilimsel olarak araştırılmasıdır. BİYOLOJİYE GİRİŞ Canlılığın bilimsel olarak araştırılmasıdır. Biyolojik Organizasyon; Her düzeydeki biyolojik organizasyon belirgin özelliklere sahiptir. Her türlü maddenin kimyasal yapıtaşları olan ve

Detaylı

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Bitkilerin Yapısı Biyoloji Ders Notları A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Karasal bitkiler iki organ sistemine sahiptir. Toprakların su ve mineral alınmasını sağlayan toprak altı kök sistemi ve gövde,

Detaylı

HÜCRE BÖLÜNMESİ A) MİTOZ BÖLÜNME a) Hazırlık evresi:

HÜCRE BÖLÜNMESİ A) MİTOZ BÖLÜNME a) Hazırlık evresi: HÜCRE BÖLÜNMESİ Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen ortak bir özelliktir. Hücre büyüyüp gelişirken madde ve enerji gereksinimleri artar. Sitoplâzma hücre zarına oranla daha hızlı büyümesinden dolayı,

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 34. ADIM HÜCRE 11- SİTOPLAZMA 3

ADIM ADIM YGS-LYS 34. ADIM HÜCRE 11- SİTOPLAZMA 3 ADIM ADIM YGS-LYS 34. ADIM HÜCRE 11- SİTOPLAZMA 3 TEK ZARLI ORGANELLER 4) Koful Hücre içerisinde çeşitli görevleri bulunan organeldir. Genel olarak hayvan hücrelerinde çok sayıda küçük küçük ;bitki hücrelerinde

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS. 97. Adım EKOLOJİ 4 CANLILARDA BESLENME İLİŞKİLERİ

ADIM ADIM YGS LYS. 97. Adım EKOLOJİ 4 CANLILARDA BESLENME İLİŞKİLERİ ADIM ADIM YGS LYS 97. Adım EKOLOJİ 4 CANLILARDA BESLENME İLİŞKİLERİ CANLILARDA BESLENME İLİŞKİSİ CANLILAR ARASINDAKİ BESLENME İLİŞKİLERİ OTOTROF BESLENME HETEROTROF BESLENME HEM OTOTROF HEM HETEROTROF

Detaylı

Fen Bilimleri Kazanım Defteri

Fen Bilimleri Kazanım Defteri Fen Bilimleri 6 Bir Bakışta Önemli noktalar... Akılda kalıcı özet bilgi alanları... Konu özetleri için ayrılmış bölümler... Konuyu pekiştiren farklı soru tipleri içeren alıştırma sayfaları... 2 Boşluk

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK

ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK 3) Çekirdek Ökaryot yapılı hücrelerde genetik maddeyi taşıyan hücre kısmıdır. Prokaryot hücreli canlılarda bulunmaz. GÖREVLERİ: 1) Genetik maddeyi taşıdığından

Detaylı

CANLILARDA ÜREME. Üreme canlıların ortak özelliğidir. Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir

CANLILARDA ÜREME. Üreme canlıların ortak özelliğidir. Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir CANLILARDA ÜREME EYLÜL 3.HAFTA MİTOZ VE EŞEYSİZ ÜREME Her canlının kendine benzer canlı meydana getirebilmesi üreme ile gerçekleşir Üreme canlıların ortak özelliğidir 3 4 Canlılar hücrelerden meydana gelir

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 52. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-12 HAYVANLAR ALEMİ 3- OMURGALI HAYVANLAR SORU ÇÖZÜMÜ

ADIM ADIM YGS-LYS 52. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-12 HAYVANLAR ALEMİ 3- OMURGALI HAYVANLAR SORU ÇÖZÜMÜ ADIM ADIM YGS-LYS 52. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-12 HAYVANLAR ALEMİ 3- OMURGALI HAYVANLAR SORU ÇÖZÜMÜ Halkalı solucanlar çift cinsiyetli olmalarına rağmen döllenme kendi kendine değil, iki ayrı

Detaylı

Bacillus anthracis. Hayvanlarda şarbon etkenidir. Bacillus anthracis. Gram boyama. Bacillus anthracis. Bacillus anthracis

Bacillus anthracis. Hayvanlarda şarbon etkenidir. Bacillus anthracis. Gram boyama. Bacillus anthracis. Bacillus anthracis Bacillus anthracis Gram pozitif, obligat aerop sporlu, çomak şeklinde bakterilerdir. 1µm eninde, 2-4 µm uzunluğunda, konkav sonlanan, kirpiksiz bakterilerdir. Bacillus anthracis in doğal yaşam ortamı topraktır.

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji. Hayvansal organizmalarda gamet ve gamet oluşumu oluşumu:

Ayxmaz/biyoloji. Hayvansal organizmalarda gamet ve gamet oluşumu oluşumu: MAYOZ BÖLÜNME Mayoz-1 evreleri: Mayoz bölünme homolog kromozomların ve kardeş kromatidlerin ayrılmasını sağlayan ardışık iki bölünme bütünüdür. Homolog kromozomların ayrılmasına neden olan birinci evreye

Detaylı

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE HÜCRE Hücre ya da göze, bir canlının yapısal ve işlevsel özellikler gösterebilen en küçük birimidir. Atomların molekülleri,

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #17

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #17 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #17 1) Memeli bir hayvanın vücudunda gerçekleşen biyokimyasal tepkimelerden bazıları aşağıdaki gibidir. I Glikojen Glikoz ATP III Buna göre I, II ve III ile gösterilen metabolik

Detaylı

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünya da henüz bilinmeyen çok sayıda canlı var. Bugün 1, 8 milyon farklı türün varlığı bilinmekte fakat, 3-10 milyon arasında farklı canlı türü

Detaylı

Biyoloji Bilimi ve Canlıların Ortak Özellikleri

Biyoloji Bilimi ve Canlıların Ortak Özellikleri Madde ve Özkütle 2 YGS Fizik 1 Bu yazıda ne anlatıyoruz? Hazırladığımız yazıda biyoloji bilimi ve canlılarda bulunan ortak özelliklerle alakalı sınava yönelik bilgileri paylaştık. Konuyu okuduktan sonra,

Detaylı

Funguslar topraktaki birçok mikrobiyolojik süreçte temel rol oynar, toprak verimliliğini ve ayrışmayı, minerallerin ve organik maddelerin

Funguslar topraktaki birçok mikrobiyolojik süreçte temel rol oynar, toprak verimliliğini ve ayrışmayı, minerallerin ve organik maddelerin Fungi Funguslar topraktaki birçok mikrobiyolojik süreçte temel rol oynar, toprak verimliliğini ve ayrışmayı, minerallerin ve organik maddelerin döngülerini, bitki sağlığını ve beslenmesini etkilerler.

Detaylı

MİTOZ ÇALIŞMA KÂĞIDI A. Aşağıdaki resimli bulmacayı çözünüz.

MİTOZ ÇALIŞMA KÂĞIDI A. Aşağıdaki resimli bulmacayı çözünüz. MİTOZ ÇALIŞMA KÂĞIDI A. Aşağıdaki resimli bulmacayı çözünüz. B. Numaralandırılmış evrelerle ilgili aşağıdaki cümlelerde ifadeyi doğru tamamlayan koyu renkli ifadeyi yuvarlak içine alınız. 2. / 5. resimde

Detaylı

HÜCRE. Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi

HÜCRE. Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi HÜCRE Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi Hücre Canlıların en küçük yapı taşıdır Bütün canlılar hücrelerden oluşur Canlılar tek hücreli ya da çok hücreli olabilir Bitki ve hayvan hücresi = çok

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 29. ADIM HÜCRE 6- HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 3

ADIM ADIM YGS-LYS 29. ADIM HÜCRE 6- HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 3 ADIM ADIM YGS-LYS 29. ADIM HÜCRE 6- HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 3 TURGOR BASINCI: Hücre içindeki suyun hücre çeperine yaptığı basınca TURGOR BASINCI denir. Turgor durumundaki bir hücrenin turgor basıncı

Detaylı

YAZILIYA HAZIRLIK TEST SORULARI. 10. Sınıf

YAZILIYA HAZIRLIK TEST SORULARI. 10. Sınıf YAZILIYA HAZIRLIK TEST SORULARI 10. Sınıf 1) Hücre döngüsünün interfaz evresini yeni tamamlamış bir hücre ile bu hücrenin döngü sonunda oluşturduğu yeni hücrelerde; I. DNA miktarı II. Gen Sayısı III. Gen

Detaylı

ÜREME. Canlıların kendilerine benzer canlı fertler (yavrular) meydana getirerek neslini devam ettirmesine üreme denir.

ÜREME. Canlıların kendilerine benzer canlı fertler (yavrular) meydana getirerek neslini devam ettirmesine üreme denir. 1 ÜREME Canlıların kendilerine benzer canlı fertler (yavrular) meydana getirerek neslini devam ettirmesine üreme denir. *Eşeysiz üreme: EŞEYSİZ ÜREME Tek bir ata bireyin, kendisiyle aynı genetik özelliklere

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

SİNDİRİM. Büyük yapılı besinlerin,hücre zarından geçebilecek yapılara dönüştürülmesi olayına sindirim denir.

SİNDİRİM. Büyük yapılı besinlerin,hücre zarından geçebilecek yapılara dönüştürülmesi olayına sindirim denir. SİNDİRİM SİSTEMİ SİNDİRİM Büyük yapılı besinlerin,hücre zarından geçebilecek yapılara dönüştürülmesi olayına sindirim denir. Sindirimin amacı: 1-Besinler hücre zarından geçebilecek hale gelir. 2-Besinler,hücre

Detaylı

Konu: Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme

Konu: Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme Konu: Mitoz Bölünme ve Eşeysiz Üreme Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen ortak bir özelliktir. Hücre büyüyüp gelişirken madde ve enerji gereksinimleri artar. Sitoplâzma hücre zarına oranla daha hızlı

Detaylı

LYS ANAHTAR SORULAR #6. Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme

LYS ANAHTAR SORULAR #6. Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme LYS ANAHTAR SORULAR #6 Mitoz ve Mayoz Bölünme Eşeyli ve Eşeysiz Üreme İnsanda Üreme 1) 2n = 40 kromozomlu memeli türünde, Dişinin ovaryumlarında yumurta hücresi oluşurken anafaz I evresinde gonozomların

Detaylı

MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II MANTARLAR VE BİTKİSEL PARTNERLER DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN ÇİFTÇİ MANTARLARR

MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II MANTARLAR VE BİTKİSEL PARTNERLER DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN ÇİFTÇİ MANTARLARR MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II MANTARLAR VE BİTKİSEL PARTNERLER DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN ÇİFTÇİ MANTARLARR Ökaryot ve çoğu çok hücreli ve heterotroftur. Besinlerini «absorbsiyon» ile alırlar. Besini vücudunun dışında

Detaylı

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez II.Hayvansal Dokular Hayvanların embriyonik gelişimi sırasında Ektoderm, Mezoderm ve Endoderm denilen 3 farklı gelişme tabakası (=germ tabakası) bulunur. Bütün hayvansal dokular bu yapılardan ve bu yapıların

Detaylı

Canlılarda Üreme ve Gelişme 1.Üreme Hücreleri (Gametler) 1.1.Erkek Üreme Hücreleri Spermler akrozom 1.2.Dişi Üreme Hücreleri Yumurtalar vitellus

Canlılarda Üreme ve Gelişme 1.Üreme Hücreleri (Gametler) 1.1.Erkek Üreme Hücreleri Spermler akrozom 1.2.Dişi Üreme Hücreleri Yumurtalar vitellus Canlılarda Üreme ve Gelişme 1.Üreme Hücreleri (Gametler) Üreme hücreleri erkeklerde sperm dişilerde yumurta adını alır.yumurtanın meydana gelişi oogenezis, spermin meydana gelişi ise spermatogenezis adını

Detaylı

CANLININ İÇ YAPSINA YOLCULUK

CANLININ İÇ YAPSINA YOLCULUK CANLININ İÇ YAPSINA YOLCULUK EN KÜÇÜK OLANINDAN EN BÜYÜK OLANINA KADAR TÜM CANLILARIN YAPISINI OLUŞTURAN BİRİM: HÜCRE Canlıların tüm özelliklerini taşıyan en küçük birimine hücre denir. Canlı bir hücreden

Detaylı

ÜNİTE I HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1.1 HÜCRE BÖLÜNMESİ Hücre bölünmesi canlılar aleminde görülen en önemli biyolojik olaylardan biridir.

ÜNİTE I HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1.1 HÜCRE BÖLÜNMESİ Hücre bölünmesi canlılar aleminde görülen en önemli biyolojik olaylardan biridir. ÜNİTE I HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1.1 HÜCRE BÖLÜNMESİ Hücre bölünmesi canlılar aleminde görülen en önemli biyolojik olaylardan biridir. Hücre büyürken, hücre zan genişler, hacmi artar. Ancak hücrenin

Detaylı

2003 ÖSS BİYOLOJİ SORULARI VE CEVAPLARI

2003 ÖSS BİYOLOJİ SORULARI VE CEVAPLARI 2003 ÖSS BİYOLOJİ SORULARI VE CEVAPLARI 1. Bir hücrede oksijenli solunum, protein sentezi, fotosentez olaylarının tümünün gerçekleşebilmesi için, bu hücrede; I. ribozom, II. kloroplast, III. mitokondri,

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI

ADIM ADIM YGS LYS Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI ADIM ADIM YGS LYS 177. Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI Hastalık yapıcı organizmalara karşı vücudun gösterdiği dirence bağışıklık

Detaylı

OMURGASIZLAR BİYOLOJİSİ

OMURGASIZLAR BİYOLOJİSİ OMURGASIZLAR BİYOLOJİSİ Canlõlarla ilgili problemler ele alõndõğõnda organizmalarõ sõnõflandõrmak ve onlarõ gruplara ayõrmak zorunluluğu ortaya çõkmaktadõr. Yeryüzünde milyonlarca canlõ varlõk vardõr ve

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 BÖLÜM 2: MİKROORGANİZMALARIN MORFOLOJİLERİ.13 BÖLÜM 3: MİKROORGANİZMALARIN HÜCRE YAPILARI...

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 BÖLÜM 2: MİKROORGANİZMALARIN MORFOLOJİLERİ.13 BÖLÜM 3: MİKROORGANİZMALARIN HÜCRE YAPILARI... İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 1.1. Tanım ve Kapsam...1 1.2. Mikrobiyoloji Biliminin Gelişmesi...2 1.3. Mikroorganizmaların Hayatımızdaki Önemi...5 1.3.1. Mikroorganizmaların Yararları...5

Detaylı

Toprak organizmaları arasında birkaç üretici olmasına rağmen ana. bileşenleri tüketiciler, ayrıştırıcılar ve cansız maddelerdir.

Toprak organizmaları arasında birkaç üretici olmasına rağmen ana. bileşenleri tüketiciler, ayrıştırıcılar ve cansız maddelerdir. EKOSİSTEM OLARAK TOPRAK Toprak organizmaları arasında birkaç üretici olmasına rağmen ana bileşenleri tüketiciler, ayrıştırıcılar ve cansız maddelerdir. Toprağın mineral ve organik madde parçaları karasal

Detaylı

Mikroorganizmalar gıda üretiminde en önemli tehlike veya tehlike kaynaklarıdır. Hayatımızda da önemli yere sahip olan bu canlılar hakkında genel

Mikroorganizmalar gıda üretiminde en önemli tehlike veya tehlike kaynaklarıdır. Hayatımızda da önemli yere sahip olan bu canlılar hakkında genel 1 Mikroorganizmalar gıda üretiminde en önemli tehlike veya tehlike kaynaklarıdır. Hayatımızda da önemli yere sahip olan bu canlılar hakkında genel bilgi edinmemiz hem gıda üretimi sırasında dikkat etmemiz

Detaylı

ÜNİTE:1 CANLILARDA ÜREME, BÜYÜME VE GELİŞME

ÜNİTE:1 CANLILARDA ÜREME, BÜYÜME VE GELİŞME ÜNİTE:1 CANLILARDA ÜREME, BÜYÜME VE GELİŞME HÜCRE: Canlıları oluşturan en küçük yapı birimine hücre denir.bütün canlılar hücrelerden oluşmuştur. * İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, tek hücreli canlıların

Detaylı

3.3.1. Protista Alemi

3.3.1. Protista Alemi Her ne kadar ökaryotik organizmalar birbirlerinden çok farklı olsalar da bu grubu prokaryot organizmalardan ayıran 3 temel özelliğe sahiptirler. Bu özellikler 1) bölümlere ayırma (kompartmentalasyon),

Detaylı

Saprolegnia (Su Küfü)

Saprolegnia (Su Küfü) MYCOPHYTA Saprolegnia (Su Küfü) Yaygın bir su küfü olup, türleri tatlı sularda ve ıslak topraklarda yaşarlar. Saprofit olarak sulardaki ölü böcekler, balıklar, kurbağa yavruları ve diğer su hayvanlarının

Detaylı

Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür.

Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür. HÜCRE BÖLÜNMELERİ Canlılarda mitoz, amitoz ve mayoz olmak üzere üç çeşit bölünme görülür. I. MİTOZ BÖLÜNME Mitoz bölünme tek hücreli canlılardan, çok hücreli canlılara ve insana kadar bir çok canlı grubu

Detaylı

Anatomik Sistemler. Hastalıklar Bilgisi Ders-2 İskelet-Kas-Sinir Sistemleri

Anatomik Sistemler. Hastalıklar Bilgisi Ders-2 İskelet-Kas-Sinir Sistemleri Anatomik Sistemler Hastalıklar Bilgisi Ders-2 İskelet-Kas-Sinir Sistemleri Anatomik Sistem İskelet Sistemi İskeletin Görevleri Vücuda şekil verir. Vücuda destek sağlar. Göğüs kafes ve kafatası kemikleri

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GENEL BİYOLOJİ II Ders No : 0000000 Teorik : Pratik : Kredi : ECTS : 8 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim Tipi

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI

11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI 11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI Canlılar hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için ATP ye ihtiyaç duyarlar. ATP yi ise besinlerden sağlarlar. Bu nedenle

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #22 1) Zigottan başlayıp yeni bir bireyin meydana gelmesiyle sonlanan olayların hepsine birden gelişme denir. Embriyonun gelişimi sırasında, I. Morula II. Gastrula III. Blastula

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU 11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU DUYU ORGANLARI Canlının kendi iç bünyesinde meydana gelen değişiklikleri ve yaşadığı ortamda mevcut fiziksel, kimyasal ve mekanik uyarıları alan

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #7

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #7 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #7 1) 48 saat karanlıkta bekletilen bir saksı bitkisinden bu sürenin sonunda bir yaprak kopartılmış (1. yaprak) ve bitki aydınlık ortamda 12 saat bekletilmiştir. Bu sürenin sonunda

Detaylı

YGS ANAHTAR SORULAR #3

YGS ANAHTAR SORULAR #3 YGS ANAHTAR SORULAR #3 1) Bir insanın kan plazmasında en fazla bulunan organik molekül aşağıdakilerden hangisidir? A) Mineraller B) Su C) Glikoz D) Protein E) Üre 3) Aşağıdakilerden hangisi sinir dokunun

Detaylı

МАКЕДОНСКО БИОЛОШКО ДРУШТВО MAKEDONYA CUMHURİYETİ BİYOLOGLAR BİRLİĞİ BİYOLOJİ 4.CUMHURİYET YARIŞМАSI LİSE (I) BİRİNCİ SINIF.

МАКЕДОНСКО БИОЛОШКО ДРУШТВО MAKEDONYA CUMHURİYETİ BİYOLOGLAR BİRLİĞİ BİYOLOJİ 4.CUMHURİYET YARIŞМАSI LİSE (I) BİRİNCİ SINIF. МАКЕДОНСКО БИОЛОШКО ДРУШТВО MAKEDONYA CUMHURİYETİ BİYOLOGLAR BİRLİĞİ BİYOLOJİ 4.CUMHURİYET YARIŞМАSI LİSE (I) BİRİNCİ SINIF 1. Verilen türlerin ait oldukları taksonomik gruplarının Latince isimlerini yaz.!

Detaylı

Canlıların en küçük yapı birimine HÜCRE denir. Tüm canlılar hücrelerden oluşmuşlardır. Tarihte birçok bilim adamı hücre ile ilgili çalışmalar

Canlıların en küçük yapı birimine HÜCRE denir. Tüm canlılar hücrelerden oluşmuşlardır. Tarihte birçok bilim adamı hücre ile ilgili çalışmalar HÜCRE #1 SELİN HOCA Canlıların en küçük yapı birimine HÜCRE denir. Tüm canlılar hücrelerden oluşmuşlardır. Tarihte birçok bilim adamı hücre ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Hücre İle İlgili Yapılan Çalışmalar

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #16

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #16 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #16 1) Topraktaki azotlu bileşik miktarını, I. Denitrifikasyon bakteri sayısındaki artış II. Saprofit bakterilerce gerçekleşen çürüme III. Şimşek ve yıldırım olaylarındaki artış

Detaylı

YTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Mikrobiyolojisi 1 Laboratuarı

YTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Mikrobiyolojisi 1 Laboratuarı YTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Mikrobiyolojisi 1 Laboratuarı ÇEVREMİZDEKİ MİKROORGANİZMALAR VE KATI VASATTA (STANDART PLATE AGAR) TESPİTLERİ 1. ÇEVREMİZDEKİ MİKROORGANİZMALAR Bakteri ve diğer mikroorganizmaların

Detaylı