Hoşgeldin İşçi Meclisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hoşgeldin İşçi Meclisi"

Transkript

1

2 2 İşçi sınıfı hareketi yeniden doğum sancıları yaşıyor. Bu sancının bu kadar uzamasının nedeni, işçi sınıfının eski örgütlenme, mücadele ve bilinç biçimlerinin ihtiyaca yanıt vermemesi. Çünkü patronlar sınıfının işçi sınıfı üzerindeki egemenliği arttı ve yeni biçimler kazandı. Sermayenin taşeronluk sistemi, geçici işçilik gibi işçi sınıfının genişleyen saflarını parçalayan yeni köleci çalışma organizasyonları, sınıfın gücünü birleştirmesini zorlaştırıyor. Burjuva demokrasisi kırbacı elden bırakmadan işçilerde bir özgürlük yanılsaması yaratıp ücretli köleliği özgür iradeleri ile kabullenmelerini istiyor. Sermaye işsizlikten borçlandırmaya, polisten yasalara, Meclis tiyatrosundan belediyelere, dinden medyaya, düzen sendikacılığından sayısız muhalif kılıklı sermaye örgütlenmesine kadar, sömürdüğü işçiler üzerindeki egemenliğini çok daha geniş bir zeminden kuruyor, pekiştiriyor. İşçiler üzerindeki sömürüsünü ve eziyetini bu sayede her gün biraz daha büyütüyor. İşçi sınıfı yalnızca acı çeken değil mücadele eden bir sınıftır. Onca direniş, onca eylem, onca örgütlenme çabası boşuna değil. Bu mücadeleler olmasaydı, işçi sınıfı yardıma muhtaç bir sefiller yığınından başka bir şey olmazdı. Ancak işçi sınıfının mücadelesinin daha etkili ve başarılı olması için de, artık yeni şeyler söylemek, yeni şeyler yapmak gerekiyor. Her şeyden önce sermayeye köleliği doğal kabul etmemek, onun karşısına toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan, işçilerin egemenliğinde, ücretli köleliliğin ortadan kalktığı, üretenlerin yöneten olduğu bir toplum ufkuyla çıkmak gerekiyor. Burjuvazinin işçileri sınırsızca sömürme ve aldatma demokrasisinin karşısına işçi sınıfının konseyler demokrasisini kurmak amacıyla çıkmak gerekiyor. Burjuvazinin derinleşen sınıf egemenliğinin karşısına işçi sınıfının örgütlü ve bilinçli hareketini yükseltecek yeni örgütlenme ve mücadele araçları ile çıkmak gerekiyor. Çıkarları burjuvazi ile uzlaşmaz karşıt ve tek kurtuluşu sermaye egemenliğini yıkmakta olan işçi sınıfının, burjuvazinin tüm kurum ve egemenlik biçimlerinden bağımsız ve tam karşıt eksende örgütlenmesini sağlamak gerekiyor. Üretimin, emeğin, bilginin, kültürün ve aslında işçi sınıfının ileri toplumsallaşması temelinde daha gelişkin bir kolektif işçi bilincinin, birleşik mücadele yeteneğinin ve bunun sosyalist sınıf bilincine sahip öncü gücünün yaratılması gerekiyor. Bültenimiz, bu doğrultuda bir adım olma amacını taşıyor. İşçi Meclisleri, burjuvazinin bürokratik, kokuşmuş, milyonlarca işçiyi aldatma ve sürü yerine koyma amaçlı Meclis inin tam karşıtı olan işçi demokrasisinin tomurcuklandığı işçi örgütlenmeleridir. İşçi Meclislerinde işçiler kendileri toplanır, sorunlarını, çözüm yöntemlerini birlikte tartışır, birlikte karar alır ve birlikte uygular. İşçi komiteleri, işçi meclisleri, işçi kurulları işçilerin güçlerini tabandan birleştirmesini sağlamakla kalmaz, kararlara katılımını, mücadelede özneleşmelerini, inisiyatif ve özgüvenlerini artırmasını sağlar. Hep yönetilmeye, hep bir iki burjuva politikacısının, sendika ağasının ağzına bakmaya alışkın işçilerin, sermaye için değil, kendileri için demokrasinin aracıdır. Bültenimizin isminin - olması da, birilerinin yazdığı işçilerin okuduğu bir yayın değil, işçilerin azami katılım, katkı, fikir, öneri, eleştiri, deneyimleriyle yoğrulacak, birlikte üretip birlikte örgütlenecek bir adayı olmasından ileri gelir. Hoşgeldin İşçi Meclisi Kavga dostu, işçi kardeşim merhaba! Çukurova nın sarı sıcağında, elimdeki nasır, alnımdaki terle ve bir günde harcadığım emeğin üçte birine şükür demeyip mücadele etme isteğim, sesimi sizlere ulaştırabilmenin verdiği mutluluk ve ulaştıranlara duyduğum saygıyla hoşgeldin diyorum. Çukurova da çapada çıplak yatanların, Balıkesir ve Zonguldak ta cehennemden kömürü sökenlerin TEK EL TEK yürek olup direnenlerin, bir avuç sömüren sınıfa inat milyonlarca sömürülenin gözü kulağı, dili yüreği olmaya bizi bizimle buluşturmaya hoş geldin. Patronlar tek eller, onların karanlığını kollayan kolluk güçleri farkındalar biz olmadan var olamayacaklar. Bundan dolayı örgütlüler. Damarımızdan kanımızı, kolumuzdan gücümüzü ve sırtımızdan kürkümüzü çalarak yaşıyorlar. Yaşıyorlar bizler açken-geberesiye tok, analarımız ağlarken-geberesiye mutlu, bizler örgütlenmedikçe-geberesiye saltanatlarıyla. İşçi Meclisi ni okumak ve İşçi Meclisi ne yazmak sınıf bilincinin ilk adımı olsun. Yaratan ellerin yumruğu olsun İşçi Meclisi. Vuralım, emeğimizi, ekmeğimizi ve sırtımızdan derimizi çalanlara vuralım, yıkılsın parçalansın karanlık. Kurtuluşun yolu tek başına yürünmüyor yolumuzun yoldaşı Hoş geldin. Yan lı Şiir Bülbülden korkarım, dokunmam güle Adını bile anmam korkarım düşürmem dile Emeğe saygı duyarım, düşmanım düzene Bir adım Köroğlu dokunmam fakire Şimdi kovsam yalnızlığı Bıraksa peşimi korkularım Kendimi yola vursam, yollar beni vursa Silah çeksem kalleşe, kurşun yaksam haksızlığa Bir yanım dağlarda, nara atsam drama köprüsünden Ya da yoldaş olsam kavga edenlere Bir yanım grevde, müebbet yesem de İdamlık sevsem seni, korkarım hükümsüzdür şiirim Bir yanım devrimde Bir yanım sosyalizmde Çukurovalı 3 Siyasal süreç ve işçi sınıfının rolü 4 İşsiz olabiliriz ama proleteriz 5 İski direnişi ve sınıf Bilinci 6 Kapitalizm eğitim alanında da kendi mezarını kazıyor 7 Çalışmak istiyoruz! ama güvenceli ve örgütlü! 8 Ave ceasar, moritiru te salutant! 9 Büyüyor İÇİNDEKİLER 10 EVET iniz de HAYIR ınız da cehennemin dibine 12 İşçi hareketinde yeni mayalanmalar 13 Kürt açılımı : girişme özgürlüğü! 14 Profesyonel ordu hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı? 15 Haberler 16 Her iki öğrenciden biri biziz 17 İşçi sınıfı ve kültürsanat 18 Dizilerin kamera arkası 19 Dünya kupasında proletarya-burjuvazi maçı Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Baskı: Özdemir Matbaası

3 3 Kriz, işçi sınıfı için işsizlik, ücretlerin düşmesi, çalışma koşullarının ağırlaşıp iş cinayetlerinin artması, güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması demektir. İşçinin onurunun zedelenmesi, yaşam enerjisi ve gelecek güvencesinin sermaye tarafından amansızca talan edilmesidir. Kriz koşullarında sermayeye karşı mücadele etmeyen işçi, ne işini, ekmeğini, kazanılmış haklarını, ne yaşamını ne de onurunu koruyabilir. Kriz = Uzlaşmaz sınıf karşıtlığı! Kriz, burjuvazinin sermaye birikimini artık eskisi gibi sürdürememesidir. Burjuvazi, sermayesini koruyabilmek için bile büyütmek, daha üst bir birikim düzlemine geçmek, yeni yüksek karlı sömürü alanları bulmak ve dış pazarlara açılmak, eldekileri daha yoğun sömürmek, bunun için de, işçi sınıfı ve emekçilerin direncini kırmak zorundadır. İşte bu, uzlaşmaz sınıf karşıtlığıdır! Bir yanda burjuvazi, diğer yanda işçi sınıfı. Bir yanda sermaye birikimi, diğer yanda sefalet birikimi. Bir yanda daha geniş, uluslararası temelde örgütlenmek zorunda olan burjuvazi. Diğer yanda emegücünü yeniden üretemez hale gelen, daha geniş ve yeni biçimlerde örgütlenmek zorunda olan işçi sınıfı. Krizle birlikte burjuvazinin sömürü ve egemenliğinde kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bağımlı Türkiye burjuvazisi nasıl ki artık önceki ulusal ekonomik, toplumsal, siyasal, anayasal, kültürel kurumlaşmaların kabına sığmıyorsa, işçi sınıfı da artık kabına sığmadığı bilinç, örgütlenme, mücadele kurumlaşmasını aşıp bir üst düzlemden mücadele içinde yeniden oluşturmak zorundadır. Dev çaplı saldırı dalgası! İşçi sınıfına karşı dev çaplı saldırı çoktan başladı. Enerji, ulaşım, sağlık, eğitim, su en keskin özelleştirme, sermayeleştirme, taşeronlaştırma dalgası Kıdem tazminatının, memurların iş güvencesinin kaldırılması, kiralık işçi şirketleri, bölgesel asgari ücret, yetişkin işçiler yerine 1 milyon stajyer Bir yanda sermaye, bir yanda sefalet birikimini yeni bir düzleme çıkarmanın da aracı olan burjuva demokrasisinin karşısına, işçi sınıfı ancak sınıfa karşı sınıf, burjuva demokrasisine karşı işçi demokrasisi, sosyalist demokrasi mücadelesiyle çıkabilir. genç-çocuk işçinin çalıştırılmasına hazırlık, üniversitelerin doğrudan sermayeleştirilmesi ve öğrencilerin işçileştirilmesi, düz liselerin yerine meslek liselerinin geçirilmesi, çok sayıda işkolunun ağır ve tehlikeli işler kapsamından çıkartılması ve kadın ve çocuk işçilerin çalıştırılması vb. Hepsinin özü, yaşamın her alanının daha doğrudan ve derinlemesine sermayeleşmesi, işçi sınıfının ise her türlü tarihsel ve kurumsal kazanım, hak ve güvenceden soyularak çıplak emekgücüne indirgenmesi, emek-sermaye çelişkisinin her şeyin merkezine yerleşmesidir. Sınıfa karşı sınıf: Tüm mücadelelerin temel ekseni işte budur. İşçi sınıfı yalnızca elinde kalmış hak kırıntılarını korumak için değil, sınıfa karşı sınıf mücadelesi talepleriyle sermaye köleciliğinin üstüne yürümelidir. Neoliberal burjuva demokrasisine karşı sosyalist işçi demokrasisi Bu süreçte, siyasal planda da önemli dönüşümler yaşanıyor. Burjuvazi işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki egemenliğinin daha sinsi biçimi olan neoliberal demokrasisine geçti. Burjuva demokrasisi, sermaye için demokrasi, işçiler için diktatörlüktür. Hak kayıplarına karşı mücadele veren, sendikal örgütlenme mücadelesi veren işçiye dahi gaz ve cop demokrasisidir. Burjuvazi, sömürüsünü şiddetlendirecek düzenlemelerini, işçi sınıfı ve mücadele dinamiklerine karşı zor uygulamadan gerçekleştiremez. Bununla birlikte, CHP yi de ordu ve yargıya dayalı siyaset yapan bir elitler partisi olmaktan çıkarmak, kitleler için bir çekim merkezi haline getirmeyi, böylelikle iki buçuk partili bir burjuva parlamenter demokrasiyle burjuva sınıf egemenliğinin etkisini artırıp toplumsal tabanını genişletmeyi hedefliyor. Dahası DİSK gibi işbirlikçi sendikaların da yedeklendiği sivil toplum, sosyal diyalog gibi yönetişim mekanizmaları oluşturuyor. Bunlar, neoliberal burjuva demokrasisinin birbirini bütünleyen egemenlik yöntemleridir. Bir yanda sermaye, bir yanda sefalet birikimini yeni bir düzleme çıkarmanın da aracı olan burjuva demokrasisinin karşısına, işçi sınıfı ancak sınıfa karşı sınıf, burjuva demokrasisine karşı işçi demokrasisi, sosyalist demokrasi mücadelesiyle çıkabilir. Kürt ulusal hareketine ise operasyonlar ile neoliberal açılımlar kıskacı altında tasfiye dayatılıyor. Türk burjuvazisi ve devleti Kürt sorununda önceki durumun sürdürülemezliğini iyi biliyor. Asıl dip akıntılarına bakıldığında ise, gelişmenin yönü görülüyor: Güney Kürdistan la onmilyarlarca dolarlık yatırım ve ticaret anlaşmaları, Kuzey Kürdistan da bekleyen milyarlarca dolarlık yatırım, diğer kutupta Kürdistan da burjuvaziyi pek üzen dev çaplı işsizlik ve yoksulluk (yani sermayeye artıdeğer üretmeyip sorun kaynağı da olan atıl işgücü!), en önemlisi, Türkiye burjuvazisinin bölgesel açılımlar için Kürt sorununu stabilize etme zorunluluğu! İşçi sınıfı, Kürt halkına karşı saldırının aleti olmamalı, Türk-Kürt işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesini yükseltmelidir. Burjuvazinin bölge gücü politikalarına karşı enternasyonalist proletarya Bu kriz aynı zamanda, iç pazarın kabına artık sığmaz hale gelmiş bağımlı Türkiye tekelci burjuvazisinin, daha doğrudan uluslararası birikim sürecine açılma - açılım budur zaten- sancılarının krizidir. Bölge ülkeleriyle ekonomik, ticari, diplomatik ilişkilerde görülmemiş bir artış var. Burjuvazi, yine emperyalist burjuvazinin ve bölge stratejilerinin yörüngesinde, kendi dansını yaparak bölgesel etkinlik ve ve payını artırmaya çalışan bir bölge gücüdür. Hükümetin İsrail le gerilim politikası, Filistin halkının kara gözleri değil, işte tam da bunun içindir. Sınıfın bölge politikası Türkiye işçi sınıfının, burjuvazinin bölge politikalarından, bölge ülkelerinin işçi sınıflarıyla etkileşimini artırması dışında kazanacağı hiçbir şey yoktur. Tam tersine, sermayenin varlık koşulu olarak bölgesel-uluslararası birikim düzeyine çıkması, sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesi, uluslararası rekabetin şiddetlenmesi, işçi sınıfı için yine sömürünün katlanması demektir. İşçi sınıfı burjuvazinin bölge politikalarına karşı çıkarken bölge ülkeleri işçileriyle birleşik mücadele arayışını güçlendirmelidir. Proletarya-burjuvazi karşıtlığı, çelişkilerden bir çelişki değil, diğer tüm çelişkileri içinden belirleyen çelişkidir. İşçi sınıfı, sınıf düşmanının, orta sınıfların planlarına tabi olmamalı; devrimci rolünü sonuna dek oynamalıdır.

4 4 Burjuva siyaset erbabı referandum sandığında birbirinin hesabını görmek için meydan meydan dolaşıyor. Kimileri Erdoğan gibi meclis kürsüsünü sahne belleyip ağlar, kimileri Kılıçdaroğlu gibi umut dağıtmaya soyunurken, yaşamın gerçeği tüm çıplaklığıyla ortada: İşsizlik! Devletin istatistik kurumları her ay işsizlik oranlarını açıklıyorlar. Tıpkı sebze, meyve fiyatları gibi! Ama işsizlik oranları, sadece kaç kişinin işsiz olduğunu ortaya koymuyor. Aynı zamanda işgücünün nasıl değersizleştirildiğini, nasıl birbirinin yerine sebze meyve gibi koyulabildiğini ve üzerinden öldüresiye ne kadar kolay geçilebildiğini de açıklıyor. Büyük mezarlığın kapısında Her canlı bir gün ölümü tadacaktır yazıyor. Emekçilere öbür dünyada hesap verme korkusuyla sonsuz itaati emreden bu sözü kapitalizm, kendi diline «Her işçi defalarca işsizliği tadacaktır» diye çevirdi. Son düzenli işçi kuşağının tanıkları olan bizler için, en ağır bedelleri ödemeye hazır hale getiren işsizlik korkusunu bir zamanların baba korkusundan bile daha ürkütücü hale getirdi. Kuyu gibi gözler İşsizseniz, işsiz kaldıysanız bilirsiniz: Sözü uzatmaya gerek yok, kuyu gibidir işsizin gözleri. Dünü de yoktur onun, geleceği de! Erkekse sokak ve kahve, ev ziyareti yasaktır ona. İşten iki satırla atıldığı günden, o saat çalışmaya razı olduğu ama güvenli bildiği limandan uzaklaştıkça, günler gitgide birbirine benzer. Yeniden iş arama, yakınları üzerinden aratma gücü azaldıkça azalır. Kadının kaybettiği ise, güçbela bulduğu işi değildir yalnızca. Aynı zamanda İşe gidiyorum diye evden çıkabilme, kendisine sınırlı da olsa bütçe oluşturabilme, çocukları için biraz da olsa model olabilme özgürlüğüdür. Eşinin onu Bütün gün evde ne yapıyorsun ki diye horladığı, çocuklarının yataklarını bile toplamadıkları günler geri gelmiştir. Kuyu gibi gözlerde maddi ve manevi yoksunluk ve hiçleşme büyüdükçe büyür Kadın bir daha kimbilir ne zaman çıkmak üzere dört duvarına geri dönerken, erkek de ev sorumluluğunun kendisinde olduğu sanrısıyla bulduğu ilk işe sarılır. Bu iş, kimi zaman işten atılan bir sınıf kardeşinin yerine açılan pozisyon olur -sınıfdışılık bataklığına bir adım! Yollar İşsiz, tıpkı işyerinde ikide bir verimsizliği başına kakılan işçi gibi sürekli suçlanır. Sanki o kahrolası işten çıkarma emrini versinler diye patrona yalvarmış, her haliyle çalışmak istemediğini belli etmiştir! İşten çıkarıldığında -özellikle de işten çıkarılan başkaları da varsa- kendisine gösterilen anlayış, zaman geçtikçe kaybolmaya başlar. İşsiz, hele ki her 4 gençten biri gibi genç işsiz, önüne çıkan fırsatlara bakmaya başlar: Televizyon dizilerinde üniversiteli genç karakterlerin ardı ardına başka ülkelere gittiğini görür -sanki bütün genç nüfus ülkeden taşınsa sorun çözülecektir! İntiharlar dikkatini çeker sonra: O da benimle aynı yaşta. Ne kadardır işsizdi acaba Çevresi değişir: Şu paketi şuradan şuraya götüreceksin aslanım sadece Genç bir kadınsa, boşanmışsa, çocuğu varsa evliliği kurtuluş gibi görür. Bazan uyduruk bir kursa giderek üç ayda becerilerini artırmanın yollarını arar. Kursta iş garantisi de veriyorlarmış Asla girmeyi düşünmeyeceği ölüm kuyularına, madenlere bile hasretle bakar, bir ilan verseler diye etrafında dolanır. Şair, Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz demiş. Kapitalizm bunu İşsizlik paylaşılmaz diye çevirir kendi diline. Her işsiz kendi payına ölür, buyurur! Kedi fareyle oynar gibi oynatmayacağız kendimizle! İşte meydanlarda işsizlik sorununu çözeceğiz diye işkembeden atan burjuva siyasetçilerin, KPSS yi kaldırdık-kaldırıyoruz diye yüzbinlerce öğretmenin umuduyla oynayanların, 3 yılda 1 milyon kişiyi eğitip iş sahibi yapacağız -tabii iş güvencesi olmadan ve asgari ücretle- projesi sahiplerinin, sayıları azalsa da Çalışana iş var, iş beğenmiyorlar kardeşim diyen orta sınıf tuzu kuruların, istihdam uğruna bağrına taş basıp (!) sınıf düşmanı TÜSİAD la kol kola girenlerin karşısında kuyu gibi gözleriyle işsizler var. Dördünden biri genç. Bir bölümü iş bile arayamıyor artık; kendi yangınıyla ev efradını yakıyor. Vasıfsızlar ne iş olsa derken, vasıflılar yeteneklerinin körelmesini vücutlarında hissediyor. Biz işsizler! Günde 14 saati vuran çalışma saatlerine, en ağır kölelik koşullarına yıllarca boyun eğip kapitalizmin yasaları gereği işten atılanlar! Biz piyangodan çıkanlar! Biz, yedek sanayi ve hizmet ordusu! Biz, patronların çalışan, işten atılan işçilerin üzerine sürdüğü mermiler! Biz, ruhu hala proletaryanın içinde olanlar, işsizliğin hesabını patronlardan soran, sınıf kardeşlerini, Tekel işçilerini gıptayla izleyenler! Onlar kazanırsa kendisinin de kazanabileceğine inanmak isteyenler! Biz! Hapishanelerde bütün haberlere adli mahkumların af beklentisiyle bakması gibi yüzümüzü o en bayağı vaadlere dönmeyelim! Tükürelim suratlarına! Maden kuyularında yatan ölülerimizin sesi biz olalım önce! İşten atıldık mı tesbih taneleri gibi dağılmayalım! Bulalım, arayalım, kollayalım birbirimizi! Sınıf dışına düşmemesi, kapitalizmin oyuncağı olmaması için arkasında duralım! Çalışan sınıf kardeşlerimizden kopmayalım! Aynı mahalleyi, aynı kahveyi, dün aynı sendikayı, aynı direnişi paylaştığımız işçilerle, yumruk oluşturalım! Referandum sürecinde işçi sınıfının onmaz yarasını kapitalistlerin karşısına dikelim! Meydanlarda yalvarmak için değil öfkemizle dağıtmak için yürüyelim! Kapitalizmi sanırım en iyi banka reklamları anlatıyor. Reklamların kitleler üzerinde etkili olabilmesi için hep bir tutam gerçeklik payının olması gerekir. Reklamlar, kitlelerin inanç ve beklentilerine, taleplerine bir şekilde yanıt verir görünüp manipüle eder. Bunun son örneklerinden biri de Akbank ın reklamı oldu. Reklamda değişik iş kollarında geç saatlere kadar çalışan birçok işçi emekçinin yorgun, pestili çıkmış görüntüsü verilirken fonda da, bir zamanların depresif yorgunluğu ifade eden şarkısının düzenlenmiş yeni hali seslendiriliyor. Postmodern zamandayız ya, ondan O eski halimden eser yok şimdi acayip şekilde yorgunum şimdi tutun kollarımdan düşerim şimdi yorgunum dostlarım yorgunum yorgun bir güzellik yapın kurtarın beni. Bu çağrısıyla reklamın vereceği ana mesaja geliyor sıra. Kolay kazanmıyorsunuz, bari iyi değerlendirin. Akbank sizin için değerlendirsin. deniyor. Bizimle dalga geçiyor olmalısınız. Bir işçi niye işten posası çıkmış biçimde çıkar? Niye çalışma temposu giderek yükselir, çalışma saatleri uzayıp durur? Sürmenaj niye sadece işçilere özgü bir hastalıktır? Niye iş kazaları, meslek hastalıkları görülmemiş biçimde artıyor? Bir görüntü de madenlerden koysaydınız.! Grizu patlamasının ardından madenin ağzından çıkarılan sıra sıra işçi cesetlerini gösterdikten sonra, Kolay kazanmıyorsunuz, iş kazası ve meslek hastalığı tazminatlarınızı da sizin için biz değerlendirelim deseydiniz?

5 5 Bir sabah ansızın işsiz kalan 500 kişiden oluşan İSKİ işçileri, 200 kişilik kitle halinde Aksaray İSKİ nin önünden toplanıyor. Büyük bir çoğunluğu cellatlarına oy vermiş, ne acıdır ki pişmanlık duygusu daha olgunlaşmamış. AKP İl Başkanlığı na gidelim, bir çoğumuz size oy verdik diyelim, Tayip babanın haberi olsa hemen işimize geri döneriz, Aman ha koministlerin attığı sloganları sakın atmayalım. Bizi geri işe alacakları varsa bile almazlar, hem biz vatan haini değiliz. Aslında ortak o kadar çok benzerlikleri var ki. Ama o an ortaklaştıkları olgu öfkeleri ve biliçsizlikleriydi. Öfkelerinin kaynağı işsiz kaldıkları gerçeğiydi. Sloganlarla birlikte karşılarında bu kez oldukça kalabalık çevik kuvvet polisini görünce, sloganlara daha az katılım oluyor, ürkek bir güvercin gibi polislere bakıyorlardı. O an işçilerden biri poşetten çıkardığı Türk bayrağını açınca öfkenin yerini korkunun aldığını algılar gibiydim. Eylem alanında bir öğrenci bir işçiyle sohbet ediyor. Öğrenci Sizler kapitalizmin uygulayıcısı siyasal iktidarın ne ilk ne de son kurbanlarısınız. diyor. İşçi mağrur mağrur bakıp Kapitalizm sağcı mı solcu mu? diye öğrenciye soruyor. O sırada alkışlı eylem başlıyor. Zafer direnen emekçinin olacak sloganı ilk kez atılıyor. Kitle gür bir şekilde slogana katılıyor. Ancak kitle içinden birkaç kişi sloganı attıran görevliye Ya kardeş biz buraya siyaset yapmaya gelmedik. İşçilerle ilgili slogan atalım diyor. Siyasi hesaplaşma uğruna işten atıldığında bihaber. Sloganı attıran arkadaş şaşkınlık içinde dinliyor ve gülmeye başlıyor. İlk basın açıklaması için hazırlıklar yapılıyor. Kitle içinden, uzun pardesüsü ve sivri uçlu kundura ayakkabısıyla bir işçi titreyen sesiyle bağırıyor: Arkadaşlar! Arkadaşlar! Basın gelmeden basın açıklaması yapmayalım diyor. Bu komik pota dahi ancak birkaç işçi gülebiliyor. Mizansen bir anlatım dili kulanmam belki okurlara eğlendirici gelebilir, ancak işçi sınıfının 2010 yılı itibarıyla hali içler acısı ve dramatiktir. Topluma yerleşmiş güvensizlik duygusu bu toplumun bir ferdi olan işçi sınıfına da aynı oranda yerleşmiştir. Yakın bir zamanda katıldığım bir piknikte işten çıkarılan İSKİ işçilerinin sorunlarını ve içinde bulunduğu süreci anlatmak için masa masa gezmeye başladık. Konuk olduğumuz bir masada İSKİ Şube Müdür Yardımcısı olduğunu söyleyen bir hanımla süreci konuşmaya başladık. Kendisine, birkaç yıl içinde İSKİ nin de özelleşeceğini, haliyle kendilerinin de bizim şu an yaşadığımız sorunlarla baş başa kalacaklarını söyledim. Sözümü bitirmemle birlikte Ya benim emekliliğime 1 yıl kaldı. İnşallah daha geç özelleşir de bana bir şeycik olmaz. Bu cevap karşısında ne denebilir ki.. Toplumda bana dokunmuyan yılan bin yıl yaşasın gibi bir söz karşılık bulabiliyorsa, o yılanın o topluma dokunmasına gerek kalmamıştır. Zaten toplum kendini kendi diliyle zehirlemiştir Biz İSKİ de çalışan taşeron işçiler olarak bilinçsiz, güvencesiz, örgütsüz en önemlisi de kapitalist söylemlere çanak tutmuş bireylerdik. Örneğin TE- KEL işçi hareketinin ilk döneminde Başbakan ın Bunlar çalışmıyor yatarak para alıyor söylemini bir çok bilinçsiz işçi topluluğu gibi bizler de benimsedik. TEKEL işçileri gaz ve jop yerken birçoğumuz tiye dahi almadık. Ta ki kapitalizm denen ahtapotun bir kolu boğazımıza sarılıp bizi işsiz bırakıncaya dek. O zaman ne hikmetse daha evvel askıya aldığımız vicdanımızı birden şu soruyu sordu: Neden yatırıyorsun ki işçileri? İş verdin de TEKEL işçileri mi yapmadı? Aynı kaderi paylaşarak bilinçlenmek dedikleri bu olsa gerek. Hani vardır ya. Bir ateşe elimizi yaklaştırdığımızda elimizin yanacağını çok iyi biliriz ama elimiz yanmadan o acıyı asla derinden hisedemeyiz. Arif olmak elin değmeden o acıyı hissetmeyi gerektir. Ama nerde bizde o erdem. Bizler artık bilinçli ancak işsiz bir işçi gurubuyuz. Bu süreç bizi hem fiziksel hem de ideolojik bağlamda 360 derce değiştirdi. Neler mi değişti? Fiziksel bağlamda nelerin değişeceği bir çoğunuzun malumudur. Bir deri bir kemik kalmış bedenler ve beyazlaşmaya başlayan saçlar bunların başlıcaları denebilir. Bizler için önemli olan olgu ise şudur. Süreçten evvel devletin topluma ve bize empoze ettiği, sokakta hakkını arıyan işçiye terörist diyen zihniyetimiz süreçle birlikte işçi sınıfı adına her eylemde en ön saflarda korkmadan, yılmadan teröristliği içine sindirmiş bir zihniyete dönüştü. Bu da bizler için en değerli ve en onurlu kazanımdır. Kapitalizmin ve sermayedarların uyguladığı poltikalar daha nice teröristler yaratacak. Her kötülüğün sonunda bir iyilik çıkar söylemi sanırım burada anlam kazanıyor. Bakalım süreç bizi nerelere götürecek. Yaşıyarak ve görerek biliçlenmeye devam ediyoruz. İSKİ den atılan direnişçi bir işçi Direnişinizden bahseder misiniz? Nasıl başladı? Bugüne nasıl gelindi? Gürhan: Her an işten atılma, kapı önüne koyulma tüm taşeron işçilerinin sorunu. Bizde bunu bilerek direnişimizi taşeronluk sistemine karşı bir örgütlenmeye dönüştürmeye çalışıyoruz. Ali Rıza: Biz eylemin olduğu her platformda taleplerimizi bir şekilde duyurmak için her eyleme katıldık. Taşeronluğu anlattık. Taşeron işçiler olarak örgütlenmek için çalışıyoruz şimdi. Ali: Devrimci arkadaşlarla birlikte direniş süreci biraz daha bilinçlenmeye, işçi arkadaşlarda sinirlerini daha mantıklı hamlelere çevirmeye başladılar. İşçi komitesi kuruldu. İşçi komitesi çok bir anlam taşımadı. Direniş süreci işçi arkadaşların en geniş katılımıyla, kararların birlikte alındığı, herkesin bu kararlarda fikir belirttiği ortamlarda alındı. Gürhan: Şimdi bir İSKİ İşçileriyle Dayanışma gecesi örgütlemeye çalışıyoruz. Gecenin örgütlenmesini direk bilet satmaya çalışarak değil, bunu neden yapmamız gerektiğini anlatarak yapıyoruz. İSKİ işçileri olarak beraber kafaya koyduk. Sayımız kaç olursa olsun dernek kuracağız. İlk önce kendi içimizde İSKİ de, yanı sıra İGDAŞ ve BEDAŞ işçileri ile birlikte. Taşeronluğun insanlara nasıl kötülükler getirdiğini anlatmak zorundayız. Ali Rıza: En önemlisi kendi adıma Ankara eylemidir. TEKEL işçilerinin yanında olduğumuz. Daha sonra 1 Mayıs süreci. Direnişte bugün sayıca azız fakat bilinç ve inanç olarak en üst seviyedeyiz diyebilirim. Direniş, mücadele önümüzdeki süreçte nasıl devam edecek? Gürhan: Önümüzde İSKİ nin açacağı bir ihale var. İhaleye karşı nasıl bir tepki yaratacağız. Bence en önemli sebeplerden biri taşeronluğun halen devam etmesi. Oradaki bekleyişimiz, basın açıklamalarımız devam edecek. Dernekleşme durumumuz olacak. Ali Rıza: Bizler şunu biliyoruz ki bizler bundan sonra aynı sistemde çalışırsak biz en fazla bir iki sene sonra aynı sorunları yaşayacağız. Burada amacımız insanları taşeronlaşmaya karşı örgütlemek, bilinçlendirmek. Gündemdeki referandum tartışmaları hakkında ne diyorsunuz? Ali Rıza: Ben bir Kürt ve 12 Eylül Anayasası nın reddedildiği tek il olan Bingöl lü biri olarak referandumu boykot edeceğim. Sebebiyse Evet dersem 12 Eylül ün devamı olan bir anayasaya Evet demiş olacağım. Gürhan: Temel hak ve özgürlükler konusunda halkın veya işçinin yaralanacağı çok bir şey yok. 12 Eylül Anayasası nın tamamen iptaline evet deriz. Taşeron işçi çalıştırılmasını yasaklayan maddeler de olabilirdi. Bizimle ilgili çok bir şey yok. Boykot veya hayır doğru bir karar olur. Ali: Bizim işçi sınıfı olarak haklarımızda ne gibi iyileştirmeler var, mevcut düzen içinde bize ne getiriyor, ne götürüyor? Bunları irdelemek gerekiyor. İki kampın birbiri ile çekişmesinden işçinin nemalanması sözkonusu olamaz. Kendi kanaatim iki tarafa da inanmadığım, her iki tarafın da bu kaypak düzenin devam ettiricileri olduğu. Referandumu bu yüzden boykot edeceğim.

6 6 Yüzbinlerce öğretmenin kadrolu çalışma talebinin ve hayatını KPSS ye bağlamasının da zeminini oluşturan 657 de kalkıyor. Onun yerine öğretmenleri ve tüm memurları kapitalist çıplak rekabet ve performans hızarında öğütecek olan yeni bir yasa geliyor. Eğitim alanında ve öğretmenlikte bir büyük dönüşüm yaşanıyor. Rekabet ilkesi ile kapitalizm dev büyüklükte bir öğretmen kitlesini diplomalı işsiz cesetleri olarak üst üste biriktirirken, öğretmen emeğini sermayeleştirdi. Eğitimde proletarya-burjuvazi karşıtlığı hakim hale geldi. Ücretli öğretmenlerin KPSS ile küçültülerek yıkılan umutlarının sonucu intiharları, emeği korunmayan öğretmenin dipsiz bir kuyu karanlığındaki çığlığıdır. İşsiz öğretmenlerin kadro talebi neoliberal kapitalizmin kıyıcılığına karşı kitlesel bir direniş talebidir. Özel sektördeki öğretmenlerin örgütlenme arayışları umut vericidir. Ha keza öğrencilerin okul sıralarında canını dişine takarak bir diploma satın almanın da sonrasında sorunu çözmeyeceğinin bilinci ile şimdiden örgütlenme arayışına girmesi anlamlıdır. Bu da görmezden gelinemez. Bugün öğretmen işçi sınıfının bir parçası olarak kendi karakterini, kendi toplumsal konumunu mücadele içerisinde yeniden kazanma zorunluluğu ile karşı karşıyadır. Bunu başaracaktır. Sermaye, kendisini büyütürken proletaryayı da büyütüyor. Eğitim alanında insana düşman ve engel olan sermaye ilişkisidir. Öğretmenin can düşmanı bugün sermayedir. Hükümetler, CHP si, AKP si, MHP si ile burjuva partileri, diğer düzen partileri, bunların tümü öğretmenin emeğinin korunması mücadelesine karşıttırlar. Müttefik olamazlar, fayda da sağlamazlar, engeldirler. Çözüm, eğitim alanındaki parçalı emek gücünün yeni bir bilinç, örgütlenme ve eylemle birleşmesidir. Her bir parçada tabandan karar alma mekanizmalarına sahip olan ve bunları bütünleştiren ve bütünleştirmeyi başaran esnek dirençli bir işçi demokrasisinin geliştirilmesi zorunludur. Sınav bitmiş, KPSSkolik olup son bir araya getirir sorusuna milliyetçiliği haftalarda her şeyi Türkiye coğrafyası, Vatandaşlık bilgisi olmuş arka- hissediyorum. Ukelalığımdan değil ha; işaretliyorum. Dengemin bozulduğunu daşlar bir araya gelmiş, heyecanlı bir sınav köleliliğinin yarattığı koşullanmayla giriyorum tüm konuşmaların tartışma yürütüyorduk. Doğru cevap Artvin miydi? Siirt miydi? Sanki Artvin diyenler çoğunlukta olunca doğru latım bozukluğu var, orada mı? Orada arasına: orada özne eksik, burada an- cevap Artvin olacaktı. Satranca merak mümkün değil turunçgil yetişmez güneş yok orada. Biriyle tanıştığım zaman saldığım ve onla yatıp kaltığım günlerde at gibi L gitmeye çalışırdım. İnsanlar kişiliği, hangi sınıftan oluşu, nereli olduğundan daha önemliydi benim için. piyon gibi üzerime gelirdi. Bir ara da köfte satmıştık ki eş dost dahi müşterileşmişti benim için. Artık ayaklı tl lerdi hale geldi. Erzurumlu musun? Sizin Şimdiyse nereli olduğu daha önemli benim için tezgahın 10 metre yanından orada en fazla yazın yağmur yağıyormuş öyle mi? Peki demir çıkıyor mu si- geçen herkes. 1 ay satrançtan uzak kalıp, bir daha da ticaretle uğraşmayarak zin ordan demir? Ve çöküp kalıyorum dengemi sağladım. Şimdiyse ömrüm onca sene okuyarak sahip olduğum boyunca karşısında olduğum kölece diplomaların hiç bir işe yaramayıp gene duyguların içerimde filizlendiğini hissediyorum. Evet biliyorum doğru cevap lelik ile sınav köleliliğinin ayrılmaz bir bir sınavla test edildiğimi ve ücretli kö- köy ama, ben bucak dedim; o kadar da bütün olduğunu idrak edince. Eğitim çalışmıştım, kızıyorum, kıskanıyorum Emekçisi Derneği nden arkadaşlarımın köy cevabını veren ve bunu uzun uzun bir çalışması geliyor gözümün önüne: açıklayan arkadaşıma. Bir kibir kaplıyor içimi üç tane üç nokta yan yana hissediyorum zararlarını. Terelelleniyo- KPSS sağlığa zararlıdır! İliklerimde olacaktı o soruda çok yararlı bir icat rum yine, yok tutamayacağım kendimi yapmışım gibi doğru cevaplarımı açıklarken. Bir de milliyetçiliğin bir kama latım bozukluklarını. yazıyı baştan okuyup düzelteceğim an- gibi işçi sınıfının içerine nasıl sokulduğunu anlatan ben, tasada kıvançta KPSS mağduru Sınıf demokrasisinin, sosyalist işçi demokrasisinin uygulanacağı somut örgütlenme ve mücadele biçimlerini geliştirmek. İhtiyaç budur. Yeni eğitimci kuşağının kendisini mücadele içerisinde geliştirmesi, gelişkin ve inisiyatif sahibi birey olarak kolektif bir örgütlenme içerisinde kendisini ifade edebilmesi ve kendisine ve kolektife ilişkin kararlar alabilmesi ile mümkündür. Eğitim işçileri, kendisinin çıkarlarının kolektif ile çelişmediği, örtüştüğü, kendi gelişiminde sınıfının, sınıfın mücadelesinin gelişiminde ise kendi gelişimini gördüğü bir ilişki sistemini sınıflı toplum koşulları içerisinde azami ölçüde, ancak sömürü ve rekabet koşullarına karşı sınıfdaşlarıyla birlikte mücadele ederek oluşturabilir ve oluşturacaktır. Öğretmen örgütlenmesinde dar sendikal merkeziyetçilik dönemi bitmiştir. Ankara dan emirname ile grev örgütlenmiyor! Bir grev, ancak her ilin kendi mücadele platformları içerisinden, evet ancak tabandan örgütlenebilir. Bu il platformu içerisinde örneğin X dershanesi Y şubesinden eğitim işçileri temsilcisinin yanında, A lisesi/ilköğretim okulu kadrolu öğretmenlerinin temsilcileri, B bölgesinin yerel ücretli öğretmen temsilcileri, C semtindeki işsiz öğretmen temsilcileri, D üniversitesi öğrenci temsilcisi ve akademisyen üyeler, kadrolu öğretmen sendikasının şu şu temsilcileri, AYÖP çalışmasının şu şu temsilcileri, Sosyal-İş te veya Koop- İş te örgütlü şu özel okuldan şu temsilciler, Eğitim Emekçileri Derneği nin tabandan seçilen temsilcileri vd. birleşmiş olarak ve birlikte konuşurlar, karar alır ve uygularlar. KPSS sonuçlarının açıklanmasına ve atamaların yapılmasına yaklaştığımız bugünlerde, sınav bitkinliği ve yaz rehavetinin üzerine çıkma görevi önümüzde duruyor. Üstelik yüzbinlerce öğretmenin kadrolu çalışma talebinin ve hayatını KPSS ye bağlamasının da zeminini oluşturan 657 de kalkıyor. Onun yerine öğretmenleri ve tüm memurları kapitalist çıplak rekabet ve performans hızarında öğütecek olan yeni bir yasa geliyor. Bu dev saldırı dalgasına ilk göğsünü siper etmesi gerekenler, yıllardır kadro talebiyle ancak sınırlı bir güçle mücadele eden, gencecik sınıf kardeşlerini toprağa vermeyi protesto eden öğretmenlerdir. Burjuva partileri, referandum atmosferinde öğretmenleri de vaadlere boğacaktır. Gün, rutin protestolardaki onlu, azamisi yüzlü sayıları aşıp birbirine gerçek çıkış yolunu gösterme, kitlesel, militan ve Ankara yı zorlayıcı eylemleri il il, gün günden örgütleme günüdür.

7 Çalışmayı, üretimde yer almayı, kimseden günlük harçlık istememeyi, bir aile ve akraba çevresinde ömür tüketmeden toplumsallaşmayı sizden çok biz istiyoruz! Sizin amacınız ise bizlerin toplumun gerçekten eşit özgür bireyler olarak var olması değil! Bizi aldatamazsınız! Burjuvalar emekçi kadınlara nasıl bakar? Hiç sakınmadan söyleyelim: Cahil, eğitimsiz, özgüvensiz, üretim dışı, kocasının ve ailenin diğer erkek bireylerinin ağzına ve eline bakan, birey olamamış, yaşamına dair kararları kendisi alamayan varlıklar Ama aynı burjuvazi, her yıl dünya çapında insani gelişim raporları yayınlar ve kadınların toplumsal durumunu bu raporların içerisinde özel bir başlık olarak ele alır. 7 Çünkü burjuvaziyi en fazla harekete geçiren konulardan biri, kadınların üretimde ne oranda yer aldığıdır. Sermaye sınıfı, Türkiye de çalışabilir durumdaki her 5 kadından yalnızca 1 inin çalışıyor/ sömürülebilir olmasından pek şikayetçidir. Bu yüzden, kadınların toplumsal durumu, üretime katılım, eğitimde yer alma düzeyleri, çocuk yaşta evlilik ve çocuk sahibi olma gibi konular, burjuvalarımızın, en fazla ilgilendiği konular arasında yer alır. Bir süre önce burjuva kadın örgütlerinden biri olan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği nin (KAGİDER) yürüttüğü Çalışmak İstiyoruz kampanyasına tanık olduk. Kampanya, televizyona da çok kısa bir kliple taşındı. Reklamda bir kadın, sesi duyulmaksızın Çalışmak istiyorum diyor, sonra da ekran karlanıyordu. Dernek, kampanyada Türkiye de düşük olan kadın istihdamının artırılması için şu hedefleri sıraladı: esnek çalışma modelinin geliştirilmesi, İşkur un kadınların iş eğitimi ve iş bulması konusunda daha aktif davranması, çalışan kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin geliştirilmesi, işyerlerinde kreşler açılması... Koca sının eline bakmaktan bunalmış, yaşam boyu gönüllü hapishanesinin tüm yükünü omuzlayan emekçi kadının, eli sıcak sudan soğuk suya girmeyen burjuva kadınların kendi adına yürüttüğü kampanyaya ilk yanıtı, herhalde Önce siz çalışın burjuvalar! olacaktır. Sonra kapitalizme öfkeyle veryansın edecektir: Çalışmayı, üretimde yer almayı, kimseden günlük harçlık istememeyi, bir aile ve akraba çevresinde ömür tüketmeden toplumsallaşmayı sizden çok biz istiyoruz! Sizin amacınız ise bizlerin toplumun gerçekten eşit özgür bireyler olarak var olması değil! Bizi aldatamazsınız! Kadınların çalışması için Merhabalar, Ben Mutaf işçilerinden Yaşar Kulis in işi Berna Kulis. Eşlerimiz aylarca direniş yaptılar. Onlarla birlikte bizler de direndik. Biz 4 kişilik bir aileyiz. Biri 5. sınıfta diğer ise 3 yaşında iki çocuğumuz var. 29 Ağustos tan bu yana yaşadıklarımızı az çok anlatmaya çalışacağım. Direnişte günler geçtikçe yaşam koşulları zorlaştı. Biz eski sendikalı olduğumuz için İş-Kur dan yardım alıyoruz, biraz da sendika yardım etti. Bunlarla ancak fatura paralarımızı ödeyebildik. Büyük çocuğum okula gidip gelirken servisle gitmek zorunda, okulu yakın değil ve astım hastası olduğu için yürüyerek gidemiyor. Okulda ek kitaplar alınacak denildi. Alamadık. 10 senedir oğlumun hastalığıyla da uğraşıyoruz, şimdi sağlık güvencemiz olmadığı için tedavisini bırakmak zorunda kaldık. Kızım 3 yaşında. Ona bu direniş süresince paramızın olmayacağını sonra kazanınca paramızın olacağını anlattık. Sabrediyor, babam kazanacak bize kek, çikolata alacak diyor. Biz bunları duydukça gurur duyuyoruz evlatlarımızla. Sabırlarından ve bizi anladıklarından dolayı mutlu oluyoruz, güç alıyoruz. Kızım hasta oldu, boğazları iltihaplandı, 3 gün ateşten gece gündüz uyuyamadı. Hastaneye gittiğimizde 0-18 yaş arası bakımda gösterildiği halde 27 lira para istediler. Sağlık ocağına gidebilmek için bile 5 esnek çalışma modelini öneriyorsunuz. Zaten gelişmiş kapitalist ülkelerde kadınların çalışma oranını yükselten de bu esnek, yarı zamanlı çalışma modeli değil mi? Aile ile işyeri ortamını uzlaştırmak adı altında patronların uysal, evin gönüllü kölesi olmaya devam değil mi? Kadınların işe girmesi için onların erkeklere göre daha düşük ücretle çalışmasını, sonra da Nasıl olsa onun kazancı ailenin yardımcı gelir kaynağı denilerek kolayca işten çıkarılabilmesini fiilen uygulamıyor musunuz? Kadının asli görevinin analık olduğunu telkin etmeyi bırakmayan, semtlerimizde çocuklarımızı bırakabileceğimiz ücretsiz kreşler kurma talebimizi geri çeviren siz değil misiniz? Yeni İş Yasanız kadın işçilerin çocukları için kreş kurulabilmesi için gereken sayıyı 100 den 150 ye çıkarmadı mı? Kadın işçilerin kölece çalışma koşullarına karşı örgütlenme, sendikalaşma talebinin karşısına hemen işten atma tehdidini çıkarmıyor musunuz? Daha geçenlerde kadın işçilerin haberinin bile olmadığı, olsa bile korkudan kullanamadığı regl izninin kaldırılmasına sizin sermaye sınıfınız imza atmadı mı? Markaları yarıştırdığınız en lüks giysiler, bizim uykusuzluktan kanlanmış gözlerimiz, genç yaşta ıskartaya çalışan bedenlerimizle üretilmiyor mu? Evet, çalışmak istiyoruz! Ama kölece değil, güvenceli ve örgütlü! Hadi bunun kampanyasını yapın da görelim! lira borç aldım kardeşimden. Daha önceki hastalıklarında da Tabipler Odası ndan yardım alarak ilaçları karşılıyorduk. Çocuğumun o halini gördükçe Mutaf patronlarına daha da bilendim. Her gün makarna, kahvaltı yemek, çocukların karnını doyuramamak çok zor. Bize böyle bir sefaleti çektiren patronlara yuh olsun. Bizler bunları hak etmedik. Senelerce gece gündüz demeden, aç tok demeden çalışan işçilerin bu durumlara düşürülmesi gerçekten bu sistemin insanlıktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Ancak hakkımızı almak için direndik. Bugün Türkiye nin her yerinde devam eden direnişlerle aynı yoldan gidiyoruz. İşçi sınıfı olarak patronlardan bize yaşattırdıklarının hesabını da soracağız. Bu dönemde devrimci kardeşlerimiz evimizin bireylerinden oldular. Hiçbir yardımı esirgemediler. Bizler de bütün işçilerin kazanması için onlarla birlikte eylemler yapıyoruz. Benim de 2 çocuğum var. Onların büyüyünce işçilerin hakları için ağabeyleri ablaları gibi ellerinden geleni yapmaları için destekleyeceğim. Küçük devrimciler yetiştiriyoruz. Benden şimdilik bu kadar, bize bu koşulları reva görenlere karşı ailemizle çocuğumuzla mücadele edelim. Sabredelim, sonunda kazanacağız. O zaman çocuklarımız kek ve çikolata yiyebilecekler. Balıkesir den Mutaf direnişçinin eşi

8 8 Kazananlar savaş alanında kalmış onlarca ölü, onbinlerce ruhsal olarak yaralı arasında belki göğüslerini yumruklayarak zafer çığlıkları atacaklar. Fakat tüm kazandıkları, geçici bir kı- Bir öğretmen daha intihar etti! Sonra KPSS sınavını kazanamayan bir binlerin uçuruma biraz daha itilmesi kaç öğretmen daha intihara itilecek? rıntı olacak ve bu kırıntı da zaten on- öğretmen daha. Sonra bir öğretmen daha Bu yılki KPSS gerçek bir cehenneme dönüştü. Krizin ve güvencesizleşmenin pahasına olduğu için, çok geçmeden eriyip gidecek. birikimli etkisi, KPSS de umut arayanların sayısını muazzam artırdı. KPSS Ya kazanamayanlar! Öğretmen ve başvuru kuyrukları izdihama dönüştü. KPSS intiharlarının, bu yıl sınavdan Yüzbinlerce yeni mezunun yanısıra sonra adeta bir furyaya dönüşebile- işsiz, güvencesiz işçi, kendilerine tek ceğini görmek için, müneccim olmak şans ve gelecek güvencesi ymiş gibi gerekmez. İntihar nedenleri resmi kayıtlara bunalım olarak geçiyor. Eğitim sistemi bunalımda, öğretmenler bunalımda. Atanması yapılmamış, işsiz, ücretli, vekil öğretmenler, dershane öğretmenleri, KPSS sınavına giren onbinlerce güvencesiz öğretmen bunalımda! Ve öğretmen intiharları giderek sıklaşıyor, adeta dalgasal bir hale geliyor. Onbinlerce güvencesiz öğretmen, kendilerine ücretli kölelik sistemi tarafından dayatılan bir ölüm tuzağı gibi, bir ölüm kalım savaşı verir gibi, kendileri gibi olanlardan çoğunluğunu biraz daha uçuruma iterek kendilerini kurtaracaklarını sandıkları bir kırıntı için ölümüne rekabet gibi, KPSS sınavına hazırlandılar. Hayır, Roma İmparatorunun zevki için birbiriyle ölümüne dövüştürülen köle gladyatörler gibi, KPSS Savaşına hazırlandılar. Roma İmparatorluğunda, kölelerden seçilen gladyatörler köle sahiplerinin zevki için birbiriyle ölümüne dövüştürülmekle kalmazdı. Dövüşten önce İmparatoru şu şekilde selamlamak zorundaydılar: Ave Ceasar, moritiru te salutant! (Selam sana İmparator, ölecek olanlar seni selamlıyor!) Kim gitsin? KPSS sınavını kazanamayan işsiz, ücretli, sözleşmeli, dershane öğretmenleri arasında çekilecek kurada -burada en başta eğitim sektöründen sermaye yığan eğitim kapitalistleri, sağ ellerini sıkıp ileri doğru uzatır, baş parmaklarını aşağıya doğru çevirir, can çekişenlerin işleri bitirilsin işareti yaparlar - KPSS toplumsal bir bombaya dönüşmüş durumda. KPSS ye, 2008 de 1,5 milyon kişi, 2009 da 2.5 milyon kişi, bu yıl ise 3 milyon 760 bin kişi girdi. 4 milyon kişinin KPSS de aradığı, kamudaki kısmi iş güvencesi, 8 saatlik işgücü, sigortalı çalışma ve piyasanın bir nebze üzerinde olan ücretler! Bu dahi işçi sınıfının kölece çalışma kölece yaşama koşullarındaki ağırlaşmayı ve bundan artan hoşnutsuzluğunu, ve bu sistem içinde kendini bireysel olarak kurtarma çırpınışlarının nafileliğini göstermeye yeter. KPSS nin açıklanmasıyla kazanamayanlar içinde intiharlar bir furyaya dönüşebileceği gibi, geçen yıl ilk önemli çıkışını yapan atanması yapılmamış öğretmenler gibi bir dizi Emeğin korunması mücadelesi, öğretmen emeği ve onurunun korunması mücadelesi, öğretmenlerin birbiriyle ölüm kalım rekabeti tuzağına son verip, ücretli kölelik düzenine karşı örgütlü ve bilinçli sınıf savaşımına girmesiyle yükselecek. sunulan KPSS savaşına travmatik bir biçimde girdiler. Tüm umudunu buna bağlamak, bunun için kendisi gibi yüzbinlerle bir ölüm kalım savaşına sürülmek: Selam sana kapitalizm, ölecek olanlar seni selamlıyor! demekle eş değerdir mücadele dinamiği de ortaya çıkaracaktır. Kazananları bekleyen ise, 657 sayılı devlet memurları kanununda yapılacak değişiklikle kamu istihdam, hak ve güvencelerinin kaldırılması, kamunun da doğrudan sermaye mantığı ile işletilmesidir. Kendilerinin bir gömlek yukarı çıkması değil, kamu çalışanlarının da kendi durumlarına doğru indirilmesidir. Hepsinin özü özeti, yaşamın her alanının daha doğrudan ve derinlemesine sermayeleşmesi, işçi sınıfının ise hemen her kesimiyle, her türlü tarihsel ve kurumsal kazanım, hak, güvence, statüden soyularak çıplak emekgücüne indirgenmesidir. Emek-sermaye çelişkisinin yoğunlaşması ve her şeyin merkezine yerleşmesidir. Her intihardan sonra bir iki protestoyla emeğimizi koruyamayacak, yaşamı savunamayacak noktadayız. Emeğin korunması mücadelesi, öğretmen emeği ve onurunun korunması mücadelesi, öğretmenlerin birbiriyle ölüm kalım rekabeti tuzağına son verip, ücretli kölelik düzenine karşı örgütlü ve bilinçli sınıf savaşımına girmesiyle yükselecek. Ücretli kölelik düzeni, yalnızca yaşayabilmek için bile seni öldüreceğiz! Ölüm Fermanı Sabah servis beklerken okuduğum gazetede bir haber dikkatimi çekti. Sanayi ve Ticaretin bakanı Nihat Ergün Meclis te gazetecilerle yaptığı bir sohbet toplantısında Kıdem tazminatı KOBİ ler için ölüm fermanıdır demiş ve eklemiş Kıdem tazminatı ve işsizlik fonu birleştirilmelidir diye. İşsizlik fonunda biriken yaklaşık 40 trilyon kesmedi, gözlerini kıdem tazminatlarımıza diktiler. İşçi sınıfının bedeller ödeyerek kazandığı ne varsa yavaş yavaş kanırta kanırta, ücretleri düşüre düşüre, çalışma saatlerini uzata uzata! KOBİ lerin ölüm fermanıymış kıdem tazminatları! Temsil ettiği sınıfın ağzı ile konuşan bakan Bir işletmede 1 işçinin emekliye ayrıldığında veya 2-3 işçinin işten ayrıldığında tazminatı birkaç 100 bin lirayı buluyor, bu patronlar için büyük bir yük demiş. Yalan ve Demagoji! Nerede görülmüş primi asgari ücret üzerinden yatan bir işçinin emekliye ayrıldığında birkaç 100 bin lira tazminat aldığı Alan, bilen, gören varsa beri gelsin. Bakan, bu formülle biz işçilerin hukukunun da gözetileceğini belirtmiş! İkiyüzlü Sahtekârlık! Burjuva demokrasilerinde burjuva hukukunun hangi sınıfın çıkarlarını gözettiğini biz çok iyi biliyoruz. Biz çok iyi biliyoruz, maden katliamlarından sorumlu taşeron patronlarının soruşturmaya bile uğramadıklarını. Sendikalaştıkları için işten atılan UPS işçilerinin üzerine kurşun yağdıran UPS patronunun karakoldan elini kolunu sallayarak çıktığını Kıdem tazminatı hakkı gaspına karşı eyleme geçecek olan işçi sınıfına karşı da burjuvazinin tutumunun nasıl olacağını çok iyi biliyoruz. Tıpkı 4C kölelik yasasına karşı direnen TEKEL işçilerine karşı aldıkları tutum gibi Halt etmiş! Fabrikanın öğle paydosunda birkaç sene önce emekli olmuş ama hala çalışan Pala Dayı ya Birkaç yüz bin lira emekli ikramiyesi aldın, hala çalışıyorsun Pala Dayı dedim, yüzüme ters ters bakıp Ne birkaç yüz bini oğlum! dedi. Valla ben bakan beyin yalancısıyım diyerek gazeteyi uzattım. Gazetedeki haberi okuyan Pala Usta okkalı bir küfür savurarak: Halt etmiş, emekliye ayrıldığımda üç beş kuruş emekli ikramiyesi aldım, onun da bir kısmını kredi kartlarının borcuna bir kısmını da çocuğun düğün masraflarına harcadım. O kadar para alsam burada ne işim var oğlum dedi. Sanırım bakan bey e en iyi yanıt da bu oldu.

9 Kapitalistler, bizi katlettikleri yetmiyor; öldüğümüz için bizi suçluyorlar. Kapitalistler, sınıf kardeşlerimizin cesetlerini çiğneyerek, acılarımızı da sömürerek; sömürüyü çok daha vahşileştirmenin yollarını açıyorlar İşçiler ölüyor. İşçiler, iş cinayetleri ile intiharlar arasında sıkışıp, ölüyorlar. Artık, neredeyse her gün, bir iki sınıf kardeşimiz, iş cinayetleriyle katlediliyor. Patlayarak, yanarak, ezilerek, düşerek, zehirlenerek, Kömür madenlerinde, taş ocaklarında, tersanelerde, fabrikalarda, yollarda, Kapitalistler gülüyor. Kapitalistler, sınıf kardeşlerimize mezar olan kuyuların başında, ağıtlar yakan eşlerimizle, analarımızla dalga geçiyorlar. Kapitalistler, bizi katlettikleri yetmiyor; öldüğümüz için bizi suçluyorlar. Kapitalistler, sınıf kardeşlerimizin cesetlerini çiğneyerek, acılarımızı da sömürerek; sömürüyü çok daha vahşileştirmenin yollarını açıyorlar. Kapitalistler ve meclisleri TBMM, katlettikleri sınıf kardeşlerimizin daha cesetleri soğumadan iş cinayetlerini, sömürüyü sıçramalarla arttıracak raporları burnumuza dayıyorlar. TBMM Madenciliğin Sorunlarını Araştırma Komisyonu raporu devletin bu konuda neler yapacağını belirtiyor: -madenlerin vb., işçi sağlığı ve güvenliğine uygun olup olmadığını değil; sermayenin azami kar elde etmesine uygun olup olmadığını denetleyen oluyor. -sermaye yatırımlarını çekmek oluyor. -madenlerde vb., kamu mülkiyetini ve denetimini tümden kaldıran, Maden Yasası ve maden vb. üst kurulları oluyor. -işçi sınıfını tüm güvencelerden yoksunlaştıran, işsizleştiren, asgari ücretlendiren oluyor. -insanlığından tümden soyup çıplak işgücüne indirgediği işsizlikten kırılan işçileri, sermayenin azami sömürü/kar iştahına sunan oluyor. -kamuyu köklerinden söküp, tümüyle sermaye oluyor. -İşsizlikten kırdığı, güvencesizleştirdiği biz işçilere dönüp, istihdam sorununu böyle çözdüğünü söyleyen oluyor. -tüm bunlardan sonra, bizden devlet baba dememizi; teşekkür etmemizi; kendimizi vefalı kollarına atmamızı bekleyen oluyor! İşçilerin çürümesi, teslimiyeti, ölmeye boyun eğmesi büyüyor. Tersanelerdeki sınıf kardeşlerimiz, 3 kuruş daha fazla ücret için ölmeyi göze alıyorlar: 136! Madenlerin başında, işsiz sınıf kardeşlerimiz; kuyuların dibindeki sınıf kardeşlerinin bir an önce ölmesini bekliyorlar! İşçiler; iş cinayetleri ile intiharlar arasında; işsizlikten ölüm ile iş cinayetinden ölüm arasında; çürüyor, ölüyor. İşçiler değil sadece; işçiler öldükçe, ihtiyaçları ve talepleri de ölüyor. İnsanca yaşanabilir ücret, iş güvenliği, işçi sağlığı, iş güvencesi vb.; bunlar, ihtiyaç ve talep olmaktan çıktı neredeyse. Bugün, en temel, en yakıcı, en acil talep: İşsizlik mutlak ölüm demek olduğuna göre: Belki bir ay, belki bir hafta, belki bir saat; iş cinayetinden ölmeden, asgari ücretin altında olsa da olur, sömürülebilmek İşçilerin öfkesi, sınıf kini büyüyor. Artık yeter! Ölmek istemiyoruz! oluyor. Sermaye büyüyor, işçiler ölüyor! oluyor. Katil GİSBİR, hesap verecek! oluyor. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz! oluyor. Sermayeye değil, işçilere demokrasi! oluyor. Ya barbarlık, ya sosyalizm! oluyor. Sınıf mücadelemizin güncel kanallarından birini; sınıf kardeşlerimizin, artık hergüne yayılan ölümlerine karşı, protesto eylemleri oluşturuyor. Tersanelerin önünde, maden ocaklarında, taş oacaklarında önünde, fabrikalarda, yollarda, Temmuz da İstanbul Bahçelievler de, Kocasinan Mahallesi nde oturan işçi ve emekçiler, kendilerinin adlandırmasıyla ölüm bulvarı nı protesto ettiler. Yeni Sınıfımızı teslim alıp çürüten; iş cinayetleri kadar önemli bir sorun da, sınıf kardeşlerimizin, hiçbir çıkış göremeyip, intihar etmeleri. Sınavlarda tükenen öğretmen adayları, sınavları geçse de işsiz kalan, atanması yapılmayan öğretmenler, birbiri ardına intihar ediyorlar İntiharlara karşı protesto eylemleri de artıyor. 10 Temmuz: KPSS sınavının yapıldığı gün; İstanbul da bir araya gelen Eğitim Emekçileri Derneği, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, Genç- Sen ve İşsiz Güvencesiz Eğitimciler Sınıf savaşımızın kanallarından biri de; artan sömürü ve yıpranmayla; çok büyük ölçüde artan sağlık ihtiyacı. Bir yandan, sömürühanelerde yaşamınızın kökünü kanırtırken; bir yandan da, sağlığı özelleştiriyor, fahiş fiyatlardan satıyor, sosyal güvenliği tasfiye ediyorlar. Eylemlerimiz de, pek çok yönden, bu kanala akıyor. Tersanelerde işçileri katleden (136 işçi!) GİSBİR; iş cinayetlerin tam ortasında kurduğu için, bizim için kurduğu yalanını sıkarak, 5 yıldızlı 9 yapılan Kemal Sunal Caddesi nde, trafik kazalarından hemen hergün içlerinden birilerinin ölümünü, yaralanmasını; caddede trafiği keserek, protesto ettiler. Eyleme, genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek, hemen herkes katıldı. Eylem bitirildikten sonra, akşam saatlerinde, aynı yerde, bir trafik kazası daha oldu. Bu kez eylem de, öncekinden çok daha kitlesel, ve militandı! Kaza sırasında etrafa savrulan bariyerlerden barikatlar yapılıp; caddeyi yeniden trafiğe kestiler. Bu yolun adı ölüm bulvarı olsun!, Hergün ölmek, hergün sakat kalmak istemiyoruz! pankartlarıyla; Topbaş istifa! sloganlarıyla, dikildiler. CHP nin araya kaynak yapıp; oy devşirme çabasını, ellerinin tersiyle, öfkeyle ittiler. Polis kurtardı! Taleplerini tekrarlayarak; önlem alınmazsa, can güvenlikleri sağlanmazsa; eylemlerini sürdüreceklerini belirterek; eylemlerini bitirdiler. Platformu aktivistleri; sınav sistemini, öğretmen intiharlarını, işgüvencesizliğini, diplomalı işsizliği protesto ettiler. KPSS yi değil, işimizi geleceğimizi istiyoruz! pankartıyla, Beyoğlu Tünel de toplanan aktivistler, Taksim e yürüdüler. Burada oturma eylemi yaptılar. Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, 16 Temmuz da, Ankara da, AKP İl Başkanlığı önünde; öğretmen intiharlarını protesto eylemi düzenledi. 9 Temmuz da, Ankara da, EED, Genç- Sen, İGEP; KPSS yi değil, işimizi, geleceğimizi istiyoruz! pankartıyla, Milli Eğitim Bakanlığı nın önündeydi. KPSS kalksın, yaşama zaman kalsın!, Öğrenciler aç, öğretmenler işsiz, işte sizin sisteminiz!, Sözleşmeli köle olmayacağız!, Diplomalı işsiz olmayacağız! sloganları; sınav üstüne sınav koyan, öğrencilerin öğretmenlerin ağırlaşan sorunlarıyla ilgisiz, aralarındaki rekabet ve sonucundaki intiharlardan memnun, Milli Eğitim Bakanlığı nın önünde yankılandı. GİSBİR Hastanesi ni açmıştı. Yaralanan tersane işçileri, kan revan GİSBİR Hastanesi ne ulaşabildiğinde, onlara, yer olmadığı söylenerek kovuluyorlar. Çünkü, bu 5 yıldızlı hastane otelinde, orasını burasını gerdirmek, bir taraflarını silikonlamak için, onbinlerce dolar ödemeye hazır burjuvalar, rezervasyonları çoktan kapatmış haldeler. Bu nedenle, ne zaman tersanede başımıza bir iş gelse, yaralansak, ya da bir sınıf kardeşimizi daha yitirsek; o tersanenin önünde haykırıyoruz: Katil GİSBİR, hesap verecek! 20 Temmuz: Türk Tabibler Birliği, Türkiye Mühendisler Mimarlar Odası; Ankara da TBMM önünde, işçi sağlığı ve güvenliğini özelleştirerek taşeronların kar hırsına devreden, TTB nin yetkilerini kısıtlayan, Tam Gün Yasa Tasarısı nı protesto ettiler.

10 10 11 Eylül de karşımıza anayasa de- için referandum san- 12ğişikliği dığı koyulacak. Anayasa Mahkemesi, AKP nin kendine yonttuğu hükümleri iptal ettikten sonra referandum caizdir kararı verdi. Burjuva partiler mitinglere başladı; meydanlar henüz tıklım tıklım olmasa da vaadlerin, üfürmelerin, salvoların bini bir para! İşçi sınıfı referanduma, anayasa değişikliğine kayıtsız kalabilir mi? Benim davam ekmek/iş/kpss davası diyerek kafasını kuma sokup, burjuva siyasetin karşısına işçi sınıfı siyasetini dikmemezlik edebilir mi? Ölümüne çalışma ve yaşam koşullarına, güvencesiz köleliğe karşı taleplerini burjuvaziye dayatmaktan, özdeneyimlerini birleştirmekten, sınıf olarak davranmaktan uzak durabilir mi? 12 Eylül anayasasını değiştirme iddiasıyla önümüze sürülen bir taslağı görmezlikten gelebilir mi? Hele ki, onyıllardır 12 Eylül Anayasası nın göbek taşı üzerine oturmuş TÜSİAD ın Daha yüksek artıdeğer sömürüsü, işçi sınıfı üzerindeki egemenliği derinleştirmek, bölge gücü olabilmek için demokratik anayasa lazım diye fetva verdiği ve değişikliği büyük oranda onayladığı koşullarda, işçi sınıfı tavırsız olabilir mi? Elbette ki hayır! Referandumda tavrını belirlemek için işçi sınıfı öncelikle burjuvazi tarafından öne sürülen gerekçeleri irdelemeli; bunları bir bir boşa çıkarmalıdır: Neden Evet değil? Anayasa değişikliğine Evet oyu verilmesini, AKP, BBP, SP, liberal Taraf gazetesi, Hak-İş ve Memur-Sen le liberal EDP ve DSİP öneriyor. Değişiklikle toplumun 12 Eylül boyunduruğundan kurtulacağını, 12 Eylül darbecileriyle hesaplaşılacağını, emekçilerin örgütlenme özgürlüğüne, kadınların eşit haklara sahip olacağını savunuyorlar. Gerçekte ise, bu parti, sendika ve örgütlerin başta MGK olmak üzere 12 Eylül kurumlarının, sendikal-siyasal yasakların kaldırılmasıyla, Kürt halkının iradesine kilit koyulmasına ve kirli savaş uygulamalarına son verilmesiyle hiçbir ilgisi yok. Zaten AKP de referandumda aldığı oyları işçi sınıfı ve Kürt emekçilerine karşı saldırılara hız vermek için kullanacak. O halde oyumuz Evet değil! Neden Hayır değil? Referandumu AKP yi güçten düşürmek ve kitleleri kendi av alanları haline getirmek isteyen CHP ve MHP Hayır propagandası yapıyorlar. CHP, Baykal ın devrilip Kılıçdaroğlu nun başkan olmasından sonra uzun süredir işlemediği işsizlik, yoksulluk gibi gündemlere geri döndü. CHP şimdiye kadar 12 Eylülcülerin yavrusu Ergenekon çetecilerini savunmaktan aklına bile getirmediği işçileri hatırladı! İşçi ve emekçilerin karşısına 8 yıldır hükümet partisi olarak çıkan AKP nin yıpranmasından faydalanarak kitleler için yeniden umut haline gelmeye, sermaye politikalarını kitle desteği alarak uygulamak üzere rüştünü ispat etmeye çalışıyor. Bu arada ulusalcı soldaki TKP vb.ni de kendisine yedeklemiş durumda. MHP ise referandumda Kürt düşmanlığını ve şovenizmi pompalayarak oy toplamaya çalışıyor. Biz ise AKP nin de diğer partilerin de yelkenlerini şişirmeyi kabul etmiyoruz. O halde oyumuz Hayır da değil! Neden boykot? İşte bu nedenle, işçi sınıfı için doğru seçenek, sandık başına gitmemek, referandumda figüran olmayı reddetmek ve boykot tavrı takınmaktır. Böylelikle düzen partilerinin arkasında, onları 12 Eylül akşamı sandık başında oyların tasnifi ile değil, İstediğiniz kadar kıvırın! Hiçbirinizden beklentimiz yok! Biz kendi sınıf çıkarlarımız, talepleri- miz için siyaset yapacağız! mesajıyla karşı karşıya bırakmak mümkün olacaktır. Boykot derken Fakat boykot derken, gerçekte ufku sermaye egemenliğini güçlendirecek bir anayasanın peşinde koşanlarla, boykot un içeriğini Evet ama yetmez diye dolduranlarla da işçi sınıfı kendi arasına kalın duvarlar çekmek zorundadır. Anayasa değişikliğini eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganlarıyla boykot etmek, genel olarak demokrasiyi savunmak, demokrasinin burjuva sınıf egemenliğinin bir biçimi olduğunu işçi sınıfından saklamaktır. İşçi sınıfının kapitalist sınıf egemenliğinin bütününe karşı savaşması gerektiğini, Kürt ulusunun bir yanı burjuvalar bir yanı proleterler ve kent-kır yoksullarından oluştuğunu ve demokratik özerkliğin Kürt burjuvalarını semirteceğini görememek, gizlemektir. İşçi sınıfı, milyonları kasıp kavuran güvencesiz köleliğe, yoksullaşmaya, işsizliğe, iş cinayetlerine karşı örgütlenme ve mücadele koşullarını genişletecek demokratik talepleri sınıf gücüyle burjuvaziye dayatmalı; 12 Eylül anayasasının ve tüm 12 Eylül kalıntılarının kaldırılmasını istemeli; Kürt halkının iradesinin çiğnenmesinin Yaşaya yaşaya bitiremediğimiz, çocuklarımıza devrettiğimiz acılarımıza hiçbiri derman olamazlar! Bizim öfkemiz sahte gözyaşları ile dinmez! karşısına dimdik dikilmelidir. Ancak burjuvaların daha yoğunlaştırılmış bir egemenlik için neoliberal burjuva demokrasisini ve bunun kurumlarını -en başta anayasasını- hedeflediği koşullarda, işçi sınıfı sermayenin payandalığını asla kabul etmemelidir. 12 Eylül Anayasası nın alternatifi olarak neoliberal burjuva demokrasisinin anayasasına kollarını açarak koşmamalı; kendi sınıf talepleri ve sosyalist işçi demokrasisi hedefi doğrultusunda mücadeleyi yükseltmelidir. Yalnız neoliberal burjuva demokrasisini, şovenizmi, burjuva düzen partilerini değil, aynı zamanda sol adına işçi sınıfına burjuva parlamenter demokrasiyi umut olarak gösterenleri tanıyıp bilerek kendi yolunda yürümelidir. Öncü işçi kurulları, işyeri komiteleri, işçi meclisleri, sınıfın umudu ve direşkenliğiyle ayakta tuttuğu direnişler, bize unutturulmaya, yozlaştırılmaya çalışılan grevler, genel grevler bunun içindir. Kurtlu sandıklar! 12 Eylül e kadar burjuva düzen partileri yine emekçilerin etrafında dönüp duracaklar. Kentlerimize, semtlerimize, kahvelerimize, sendikalarımıza, derneklerimize, eylemlerimize, direnişlerimize bala üşüşen sinekler gibi hücum edecekler. Çocuklarınızı sevelim, yaşlıların elini öpelim diyecekler. Birbiri ardına vaadler savuracaklar. Oysa hepsinin programı sermayenin, TÜSİAD ın programı! Yaşaya yaşaya bitiremediğimiz, çocuklarımıza devrettiğimiz acılarımıza hiçbiri derman olamazlar! Bunları yüzlerine çarpalım! Sınıf kardeşlerimizi aldatmalarına izin vermeyelim! Heveslerini daha kurtlu sandıklar kurulmadan kursaklarında bırakalım! Kahrolsun burjuva diktatörlüğü, yaşasın sosyalist işçi demokrasisi sloganıyla, mücadele taleplerimizle karşılarına dikilelim! Ne getiriyor? Bu anayasayla işten atılan işçi işine dönebilecek, işçi çıkartan kapitalistler cezalandırılacak mı? Hayır. Tersanede, madenlerde iş cinayetlerini gerçekleştiren kapitalistler, katil kapitalistleri denetlemeyenler ve taşeron sisteminin önünü açan hükümet üyeleri cezalandırılacak mı? Hayır. Emekçilerin beslenme, konut, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim hakları güvenceye alınacak mı? Hayır. Güvencesiz çalışma yasaklanıyor mu? Hayır. İşsizlik ve yoksulluk önlenecek mi? Hayır. Banka ve tekellerin azami karları yasaklanacak mı? Azami kar peşinde koşan tekelci kapitalistler cezalandırılacak mı? Hayır. Kürt sorununun çözümü için demokratik adım atılıyor, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı tanınıyor mu? Hayır. Kürt sorununun demokratik çözümü için askeri operasyonlar durduruluyor mu? Hayır! Özel ordu kuruluyor! YÖK kalkıyor mu? Hayır. Askeri darbelere dayanak olan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu nun 35. maddesi kalkıyor mu? Hayır. DGM lerin yerini alan özel mahkemeler kalkıyor mu? Hayır. Referandumun bir gün, bir yıl, üç yıl sonrasında emekçilerin yaşamında bir değişiklik olacak mı? Hayır. Sermayenin emeği sömürmesi, ücretli kölelik düzeni son bulacak mı? Hayır. Bu referandum bankaların, sanayi tekellerinin, borsanın, genel olarak sermayenin egemenliğini sona erdirecek mi? Hayır! Bu referandum demokrasiyi sermaye için olmaktan çıkartıp işçiler için demokrasi olmasının önünü açacak mı? Hayır! Bu referandum faşist 12 Eylül anayasasını ortadan kaldırmıyor. Liberal kapitalistlerin ve kapitalizmin abdestli hizmetkarı hükümetin çıkarları doğrultusunda cilalıyor Kim destekliyor! Bu referandum ücretli kölelik düzenini ortadan kaldırmıyor. Sermaye demokrasisini liberal yönden güçlendirerek işçilerin sömürüsü için daha elverişli, dünya kapitalizmine daha uyumlu hale getiriyor. Bunu kim destekliyor? TÜSİAD destekliyor! Kim destekliyor? Kapitalizmin abdestli sömürücüleri MÜSİ- AD destekliyor! Kim destekliyor? ABD ve AB emperyalistleri destekliyor! Kim destekliyor? 12 Eylül cuntasının şefi Kenan evren destekliyor! Kim Hayır diyor? Rejimin önceki gibi sürmesini isteyen MHP, CHP. Kim Hayır diyor? Darbeci generaller, özel timler, kontrgerillacılar, bilumum Ergenekoncu faşistler. Kim Hayır diyor? Çukurova grubu, Doğan grubu, tekelci rekabette gerileyen sermaye grupları. Ne istiyoruz? İşçi demokrasisi. İşten atılmaların yasaklanmasını. Güvencesiz çalışmanın yasaklanmasını. Tüm grev yasaklarının kaldırılmasını. Sendika çalışması yürüten işçiyi işten çıkartan kapitalistin tutuklanmasını! 6 saatlik işgünü. Herkese iş, herkese çalışma hakkı! Beslenme, konut, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim, dinlence haklarımızın temel hak sayılması ve güvence altına alınmasını. Bir işçi iktidarını. Sosyalizmi! iz işçiler, sermaye partileri ara- bu rejim içi kavganın Bsındaki bir tarafı olmamalıyız. Liberaller, utangaçça değişim in devamı için değişiklikleri savunuyorlar. Korkak liberallerin demokrasi adına kopardıkları gürültü ürküttükleri kurbağaya değmiyor. İşçilerin istemlerine, çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin temel bir değişiklik getirmeyen, Kürt halkının özgürlük isteğine kulak tıkayan bu anayasa değişikliğinin avukatlığını yapıyorlar. Hukuk yapısındaki değişimlerle 12 Eylül anayasasına liberal çizikler atıp burjuva parlamenter sistemin güçlendirilmesi işçiler için demokrasi getiriyor, işçilerin demokratik haklarını güçlendiriyor mu? Emeğin korunmasını sağlayan tek bir yasa değişikliği ve yeni bir anayasa maddesi yer alıyor mu? Hayır diyenlerin Hayır ı faşist 12 Eylül Anayasası nı topyekun toprağa gömmek için mi? AKP nin anayasada yaptığı değişiklikleri yetersiz görüp faşist darbecilerin yargılanmasını mı istiyorlar? 12 Eylül uzantısı başarısız darbeci generaller, özel timciler, faşistlerden oluşan Ergenekoncularun desteğini almayı ve onları aklamayı mı istiyorlar? Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklemek için mi, yoksa ezilen ulusun sesini kesmek, direnişini bastırmak için mi? Özel ordu kuruluşuna karşı mı çıkıyorlar, yoksa Genelkurmaya ve AKP nin kurduğu özel orduya sarkık bıyıklıları doldurmak için mi Hayır diyorlar? O halde: Ne TÜSİAD ın, MÜSİAD ın, AKP nin, burjuva liberallerinin Evet ine, ne de CHP nin, MHP nin, Ergenekoncuların, Çukurova Holding in, Doğan grubunun Hayır ına katılalım! Burjuva partilerinin Evet ine de Hayır ına da Hayır demek için sandığa gitmeyelim, bu referandumu protesto edelim!

11 12 İşçi sınıfı hareketine nispi bir itilim kazandıran Tekel direnişi başta olmak üzere, itfaiye, Marmaray, İSKİ, belediye, ataması yapılmamış öğretmenler, taşeron sağlık işçileri direnişleri, bu yılın ilk yarısında öne çıkan işçi direnişleri oldu. Bu direnişlerin ortak özellikleri şunlardı: 1- Tümü kamudaki özelleştirme, taşeron, sözleşmeli, 4-C gibi günümüzde vites büyüten neoliberal saldırıların sonucu olan, hak ve konum kaybı içindeki güvencesiz işçi kesimleriydi. Bu direnişler, işçi sınıfının yeni durumunu ve buna karşı gelişen yeni mücadele dinamiklerini de gözler önüne serdi. 4-C, sözleşmeli, güvencesiz çalışmaya hayır, Taşeronluk sistemi kaldırılsın gibi talepler, tekil olmaktan çıkarak, giderek birleşik mücadele talebi haline gelmeye başladı. 2- Direnişler, daha inatçı, toplumun gözünde daha meşru, pasif bekleyişle yetinmeyen, daha fiili bir karakter kazandılar. Merkezi yerlere çadır kurarak direniş alanına çevirme, işyeri, miting kürsüsü, AKP, Türk-İş işgalleri, yol kesme, köprü eylemleri 3- Direnişler arasında henüz zayıf da olsa bir eylemli dayanışma ve birleşik mücadele dinamiği ortaya çıktı. Rutin dayanışma ziyaretleri nin ötesinde birbirlerinin eylemlerine katılma, birleşik eylem yapma, Direnişteki İşçiler Platformu gibi örnekler ortaya çıktı. 4- Bu direnişlerin daha inatçı ve fiili bir karakter kazanması, devrimcilerle öncü işçiler arasında artan etkileşimle gerçekleşti. Henüz çok sınırlı ve cılız bir kitle tabanına dayanıyor olsa da, devrimcilerle etkileşim içinde, sendika bürokrasisinin kontrol sınırlarını zorlayan, yer yer de fiilen dışına çıkan, onunla daha cepheden bir mücadeleye girişen bir öncü işçi inisiyatifi de kendini göstermeye başladı. 5- Bu direnişler işçi sınıfının değişen durumunun ve dinamiklerinin, artık hiçbir biçimde mevcut bürokratik dar işkolu sendikalarının, önceki iş ve Bir yandan işçi sınıfının gücünü kıran ve gerileten işsizliğin ve taşeronluğun daha geniş bir zemine yayılması, diğer yandan buralarda emek yoğun sömürü terörünün bir sınıra dayanmaya başlaması ve işçi sınıfının yeni ve ara geçiş kesimlerinin mücadeleye girmeye başlaması. grev mevzuatının kabına sığmadığını gösterdi. Bu direnişlerin en önemli sonucu, işçi sınıfının artık neredeyse her direnişinde sınırlarına dayanıp ya geriye kırıldığı ya da onunla da mücadele ederek ilerleyebildiği, önceki dar, tek biçimli bilinç, örgütlenme ve mücadele biçimleriyle yetinemeyeceğini göstermesi, henüz çok sınırlı kesimlerde de olsa, yeni arayışları ortaya çıkarmasıdır. 6- En anlamlısı TEKEL ve 1 Mayıs taki kürsü işgali olmak üzere siyasal ve moral kazanımlara karşın, bu direnişler somut kazanımlar elde edemediler. Bunun en önemli nedenleri şunlardır: Taban inisiyatifi ve atılımını güçlendirecek işçi komiteleri, öncü işçilerin tabanla daha güçlü bir köprü kurmasını sağlayacak işçi meclislerinin oluşturulması sağlanamadı. Öncü çıkışlara karşın daha yığınsal, gövdesel bir eylem hattı gerçekleştirilemedi. Direnişte olmayan, çalışan işçi kesimlerinin mücadeleyi desteklemesi ve katılması sağlanamadı. Sendika bürokrasisinin kontrolü dışına çıkılamadı. Üretimin durdurulması ya da sermayenin ilgili kesimlerini sıkıştıran daha zorlayıcı eylem biçimleri gerçekleştirilemedi. Tasfiye edilen kamu alanındaki taşeron işçi kesimlerinin çalışma ve yaşam koşullarının dayanılmaz hale gelmesi, diğer yandan zemini kayan geleneksel işkolu sendikalarının taşeron işçileri örgütlemekten başka şansı olmadığı için bu kesimlere yönelmesi, hareketlenmeyi artıracak. Diğer taraftan kadrolu ve kısmi iş güvenceli kamu işçileri ve işçileşmiş memurları tasfiye etmeye, güvencesizleştirmeye dönük dev çaplı saldırılar da, sınıfın bu geleneksel kesimlerinde hareketlenmeler yaratacak. Organize Sanayi Bölgelerinde de, özellikle de metal sektöründe, son aylarda artan kıpırtılar var. Gebze Çayırova da ÇEL-MER Çelik, Çorlu da DİSA Otomotiv, Düzce de Termo Makine fabrikalarında sendikalaşma girişimleri ve işten atmalara karşı zorlu direnişler kazanımla sonuçlanırken, Düzce de Samka Metal de direniş sürüyor. Türkiye burjuvazisinin can damarı olan ve en büyük metal fabrikalarındaki yaklaşık 70 bin işçiyi kapsayan metal toplu iş sözleşmelerinin başlaması, çoğu sendikasız organize sanayi bölgelerindeki metal fabrikalarındaki direnişlerin de önemini artırıyor. Tıpkı muazzam genişleyen taşeronluk sistemi gibi, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve KOBİ ler de, sermayenin yeni sömürü organizasyonunun bir ifadesi. Böylece kriz büyük sermaye tarafından bu kesimlere aktarılırken, işçi sınıfının mücadelesi de parçalanıp buralarda tamponlanmak isteniyor. Bu yüzden OSB lerdeki işçilerin birincisi, organize sanayi bütünününde, ikincisi, bunların fason üretim yaptığı ana firmaların -toplu sözleşme sürecindeki- işçileriyle birlikte örgütlenmesi son derece önemli. Türkiye işçi sınıfının son dönemlerdeki en önemli direnişi, UPS direnişi ise, birincisi uluslararası karakteri, ikincisi Türkiye çapında yaygınlaşması, üçüncüsü ise sertliği ile öne çıkıyor. UPS, dünyanın en büyük kargo tekeli. Türkiye burjuvazisinin bölge gücü politikalarının bir yönünü de, bölgesel ulaşımtaşımacılık üssü olması oluşturuyor. Bu koşullar altında UPS direnişi, taşeronluğa karşı mücadelenin de öne çıkan cephelerinden biri oluyor. Önümüzdeki süreç, sınıf mücadelesinin her alanda daha çetin geçeceği, daha geniş ve çeşitlenmiş bir cepheye yayılacağını gösteriyor. Bir yandan işçi sınıfının gücünü kıran ve gerileten işsizliğin ve taşeronluğun daha geniş bir zemine yayılması, diğer yandan buralarda emek yoğun sömürü terörünün bir sınıra dayanmaya başlaması ve işçi sınıfının yeni ve ara geçiş kesimlerinin mücadeleye girmeye başlaması. İşçi sınıfının geleneksel kamu işçisi ve işçileşmiş memur kesimlerinin tasfiyesi ve güvencesizleştirilmesine dönük, dev çaplı bir saldırı dalgası ve bu alanda birkaç yıla yayılacak son büyük muharebeler. En sonu, büyük sanayi işçilerinin, kafa işçilerinin hızlanan konum kaybı ve bunun ortaya çıkardığı yeni mücadele dinamikleri Tabii bu, işçi sınıfının bir çırpıda toparlanıp bir üst düzeye sıçrayacağı anlamına gelmiyor. Mücadele halen ağırlıklı olarak geleneksel sendikacılığın belirleyici olduğu, hak ve konum kayıplarına karşı eski düzleminde sürmektedir. Ancak bu mücadeleler içinden de, yeni, fiili örgütlenme ve mücadele arayışları ortaya çıkmaktadır. Önemli olan işçi sınıfının bağımsız bilinç, örgütlenme ve mücadele kanallarının, yine bu mücadeleler içinde yaratılmasıdır.

12 Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergun, neoliberal burjuva demokrasisini ve Kürt açılımı nı pek güzel tarif ediyor: Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları alanındaki ilerlemeler, aynı zamanda ekonomik ilerlemenin de temelidir. Demokratik alanda attığımız adımlarla Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki yatırımlarda artış oldu. Yatırımcı, ülkede demokratik istikrarsızlık, hukuki zafiyet görürse oraya yatırım yapmaz. Düşünceyi açıklama, inanç hürriyeti, teşebbüs hürriyeti gibi haklarda bir sıkıntı varsa oradan kaçar. Bu anlamda, demokratik açılımlar devam etmeli ki, orada yatırm ve ticaret de artsın. Ne demiş oluyor Bakan efendi? Burjuva demokrasisi, girişim özgürlüğüdür. Burjuva demokrasisi, burjuvazinin işçi sınıfına girişme özgürlüğüdür. Kürt sorununda neoliberal demokratik açılımlar ise, Türk burjuvazisinin Kürt burjuvazisini de yedekleyerek bölgedeki dev çaplı işsizlik ve yoksulluğa azami sömürü kepçesiyle girişme özgürlüğüdür. Tekstil ve konfeksiyon işçileri olarak hiçbir sosyal hakkımız, gelecek güvencemiz yok. Bunun yanı sıra kalifiye olan arkadaşlarım dışında birçoğumuz asgari ücretle yaşamaya mahkûm edilmiş durumdayız. Asgari ücret bizim sadece ölmeyecek kadar gıda alabilmemiz için belirleniyor; oysa ona bile yetmeyen bu ücretle biz aile geçindirmeye çalışıyoruz. Sermaye karlarını azamileştirmek için ücretleri hep aşağıya çekmeye çalışır, ücretleri düşürmek için işsizlikten ve işçiler arasındaki rekabetten yararlanır. İşsizlerin sayısı katlandıkça patronların işçiye vereceği ücret düşecektir. Kapitalizm bu nedenle işsizler ordusunu elinin altında hazır tutar. Ücretleri düşürme, sınıfı bölmek için işgücü daha ucuz olan kadın ve çocuk işçileri çeker sektöre. Bugün bir çok çırak 30 lira haftalıkla çalışıyor ve atölyelerde çalıştırılan çırak sayısı her geçen gün katlanıyor. Bizler asgari ücretin ailemizin yiyecek, giyecek, yakacak, eğitim, sağlık vs. giderlerini karşılayacak kadar olmasını talep etmeliyiz. Öyleyse sefalet ücreti değil insanca yaşayabilecek bir ücret istiyoruz diyebilelim. Ücretlerimizin patronlar tarafından belirlenmesine izin vermeyelim. Konfeksiyon işçisinin sosyal yaşantısı yok, gazete okuma alışkanlığı yok haber dinleme alışkanlığı yok. Patronlar bizden uyumayan, konuşmayan, düşünmeyen işçiler olmamızı istiyorlar. Bir yandan da arabesk kültürü empoze ediyor, kadercilik aşılıyorlar ve bizler biraz daha ah çekiyor biraz daha kayıtsızlaşıyoruz sorunlarımıza. Bu da yetmiyor bizleri insanlık dışı kölelik koşullarında çalıştıracak dayak, küfür, hakaretlere insanlık onurumuza saldırıyorlar. Onurumuzu çiğnemelerine ahlaki sefalete daha fazla yozluğa asla izin vermeyeceğiz! Koç Grubu, tarım ve gıda sanayi yatırımlarını birbiri ardından Urfa ya kaydırıyor. Tat, Urfa da domates üretimini bu yıl 30 bin dekara çıkardı, 3 yıl içinde 100 bin dekara çıkarmayı planlıyor. Koç salça ve ketçap fabrikalarını da Urfa ya taşıdı. Yine Koç a bağlı Maret, bölgedeki hayvan sayısını 25 bine çıkarmayı planlıyor. Maret in İstanbul Kurtköy ve Balıkesir deki fabrikalarını da Urfa ya taşıdı. Böylelikle Koç un zarar eden tarım-gıda grubu, 30 milyon dolarlık kara geçti. Koç gıda grubunun yöneticisi Ömer Bozer, şöyle diyor: GAP bölgesinde toprak çok verimli, arazi sulanabiliyor. Orada işimizi oturttuğumuz zaman arkamızdan takip edenimiz çok olacak. Yatırımlarımız gerçekleştikçe gıdada gelirimizi 5 yılda 3-3,5 kat artırmayı istiyoruz. TÜSİAD üyelerinden Hey Holding sahibi Aynur Berktaş ise bölgedeki yatırımlarını şöyle anlatıyor: Orada istihdam ettiğimiz kişi sayısı 1000 e çıkacak. TOBB Kadın Girişimcileri Kurulu, Diyarbakır Belediyesi ile birlikte Diyarbakır Bağlar bölgesinde ev kadınlarına meslek öğreterek, ihracata yönelik ürünler üretmelerini sağlayacağız. En büyük işsizlik, en büyük kayıt dışılık orada. Buraya farklı bir teşvik sistemi getirilmeli. Seçim barajı yüzde 5 lere düşürülüp bölgedeki oluşumu Meclis e çekmek gerekir. Girenleri de mutlaka muhatap almak gerekir. TÜSİAD üyelerinden ve bölgede 3 milyar dolarlık yatırımı olan Limak Holding patronu Nurettir Özdemir ise şunları söylüyor: Bölgede 12 bin kişinin çalıştığı 6 çimento fabrikamız, 5 baraj inşaatımız var. Bu yıl en büyük 500 sanayi kuruluşunda çimento grubumuz 170. sıraya geldi. Gelecek yıl 120 lere geleceğiz. Büyümeye devam edeceğiz çimentoda. Bölgede Gaziantep, Şanlıurfa, Ergani, Kurtalan ve Bitlis Çimento fabrikalarıyla üretimdeyiz; Derik te ise 13 Burjuva demokrasisi, burjuvazinin işçi sınıfına girişme özgürlüğüdür. Sömürme özgürlüğüdür. Kürt sorununda neoliberal demokratik açılımlar ise, bölgedeki dev çaplı işsizlik ve yoksulluğa azami sömürü kepçesiyle girişme özgürlüğüdür. yakında üretime başlayacağız. Çimento fabrikalarımız yüzde 100 kapasite ile çalışıyor. Üretimin yüzde 40 ını Irak a ihraç ediyoruz. Bu yıl 150 milyon doları buluruz. Bakın Fransızlar Türkiye den çekiliyorlar. Çünkü (Güneydoğu ya yatırım yapmakta ve Ortadoğu pazarına girmekte) bizim kadar hızlı hareket edemediler. Biz bu sayede onlarla rekabet edebilecek noktaya geldik. Bölgede geniş tarım alanları var. Dünya da giderek tarıma daha fazla önem veriyor. Bu bölgede tek ve en önemli ihtiyaç huzurdur, güvendir, diyalogdur. İşte böyle. Burjuva demokrasisi, girişim özgürlüğüdür. Burjuva demokrasisi, burjuvazinin işçi sınıfına girişme özgürlüğüdür. Sömürme özgürlüğüdür. Kürt sorununda neoliberal demokratik açılımlar ise, bölgedeki dev çaplı işsizlik ve yoksulluğa azami sömürü kepçesiyle girişme özgürlüğüdür. yaşımdan beri metal sektöründe çalışıyorum. bin bin kişilik, ihracat 19yapan bir fabrikada çalışmaya başladım. Fabrikaya vasıfsız işçi olarak girmiştim. 3 ay sonra kaynak işini yapmaya başladım. Taşeron işçi olduğum için ana firma işçisi kadar ücret alamıyorduk. Prim, ikramiye, mesai farkımız verilmiyordu. Sendikamız zaten yoktu. Mesaiye kalmakta mecburiydi. İş güvenliğimiz hiç yoktu. Bu büyük fabrikada başlayan taşeron işçiliğim Pazar mesaisine gelmediğim için altı ay sonra sona erdi. Daha sonra bir yıl işsiz kaldım. Kriz dönemine denk düşünce iş bulma şansım hepten azalmıştı. İşsizlik sürecinde hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyordum. Ruhsal yönden gittikçe kötüye doğru gidiyordum. Ben işsizliğin patronlardan kaynaklandığına inanıyorum. İşsizliğe karşı sendikaların ciddi bir mücadele yürütmesi gerekir. İşçilerin özellikle kriz dönemlerinde patronlara karşı mücadele etmesi gerekir. Zaten devlet her zaman patrondan yana tutumunu iyice belli ediyor. Benim devrimcilere karşı bakış açım şimdi öncekine göre çok farklı. İşçi sınıfının gerçek dostlarının onlar olduğuna inanıyorum. Tekel işçilerinin mücedelelerini Devrimci Proletarya okurlarıyla birlikte destekledim. Bundan sonra devrimci mücadelenin artarak ilerlemesi için elimden geleni yapacağım. Patronların iktidarını yıkacak tek sınıfın işçi sınıfı olduğunu Devrimci Proletarya ile tanıştıktan sonra anladım. Bu mücadeleyi sınıf bilinçli insanlarla birlikte yürütmeliyiz. Günlük 10 saat çalışmamıza rağmen öğle molası (yemek arası) yarım saat. İş güvenliği adına hiçbir şey yok. İş güvencesi yok. Sendika zaten yok. Bir de sigortamızın asgari ücret üzerinden ödenmesi zaten gaspedilmiş olan geleceğimiz için ekstra bir handikaptır. Ücretlerimiz düzenli ödenmiyor. Bu sıkıntılarımızın sizlerle birlikte omuz omuza yürüttüğümüz bir mücadeleyle aşabileceğimize inanıyorum. Tekel işçileri gibi ben de hakkım için her türlü direnişe yeşil ışık yakıyorum. Adana dan tekstil işçisi Ankara dan metal işçisi

13 14 Ümit Boyner in Ben de bir ananızım diye titrettiği kirpiklerinde, gözyaşı değil işçilere ve ezilen halklara sıkılacak kurşunlar birikiyor! Biz işçi ve emekçiler ise, elimizi kendimize çevrili silahlara sürmeyeceğiz! en oğlumu bu ortamda askere Bgöndermek istemiyorum Bu sözleri bir başkası söylediğinde ensesinden tutulurdu. Ama TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner söyleyince gündem yarattı; Annelere tercüman oldu dendi. Asıl meramı ne? Ümit Boyner askerlik bahsini açarak milyonlarca kadının gönül teline boşuna dokunmadı elbette. O, gerçekte ardı ardına gelen asker cenazeleri vesile edilerek gündeme getirilen profesyonel ordu konusuna bir kadın girişi yaptı. Kara Kuvvetleri ne bağlı 6 komando tugayı önümüzdeki ay profesyonelleştiriliyor. Hakkari-Şemdinli arasındaki sınır hattına 5 bin kişilik profesyonel kuvvetler yerleştirilecek. Sınırda 10 yıl boyunca görev yapmak üzere özel timler alınacak. Bunlar daha sonra kıdem tazminatıyla emekliye ayrılıp devlet kademelerinde görev verilecek. Aslında bölgede zaten kullanılan bir statü olan ücretli uzman erbaşlık uygulaması 1986 yılında başladı. En az orta öğrenim düzeyindeki uzman erbaşlar, 3 aşamalı bir fiziki dayanıklılık ve canavarlığa müsaitlik sınavından geçirilerek işe alınıyorlar. Burjuvazi, bir kez daha bir koyundan, yani asker üniforması giydirilip kirli savaşa sokulan emekçi gençlerin cenazelerinden iki, üç, beş post çıkarıyor. En başta, gerillaya karşı operasyonel gücünü artırmak, ordunun aynı zamanda moral yükü haline gelen cenazeleri azaltmak istiyor. Gençler ve anneler için değil ama; kendi prestiji için! Bölgede geçici olarak değil, yıllarca kalacak ve birer ölüm makinesi becerisi yle donatılmış bir kuvveti eli altında bulundurmak istiyor. Adı en çok duyulan paralı asker güruhu Blackwater. Elbette bu çakal sürüsünü Irak, Afganistan halkına uyguladığı işkence tecavüz ve katliamlardan tanıyoruz ve kin tutuyoruz. Bu çakalları sahipleri güvenlik şirketi olarak gösteriyor. Aslında paralı asker, profesyonel katil her biri. En verimli faaliyet alanları efendilerine karşı direnişte olan bölgeler. Buralarda katlettikleri insanların hesabını soran yok onlara. Iraklıların en nefret ettikleri isim Blackwater. Bu paralı askerler bir patronu korumak için ayda ortalama 7 bin dolar, halkın kanını emen bir katili korumak için ise 10 ile 15 bin dolar arasında para alıyorlar. Blackwater adı hep cinayet ve katliamlarla anıldı, sayısız katliama karıştı. Ama şimdiye kadar hiçbirinin hesabını verdiği görülmedi. Soran da olmadı. Ancak profesyonel ordunun tek ve asıl amacı hiç de söylendiği gibi sınırı korumak, gerillaya karşı operasyon yürütmek falan değil. O asıl olarak Türk burjuvazisinin ve devletinin bölgesel açılımlarını güçlendirmenin, sermayenin dış politikasını yürütüp güçlendirmenin bir parçası olarak ele alınıyor. Nitekim, Türk ordusu, biryandan Afrika, Balkan, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin ordularını eğitirken bir yandan da Balkanlar dan Doğu Timor a, Afganistan dan Filistin e dek pek çok emperyalist işgal, saldırı ve çatışma bölgesinde bulunuyor. 900 bin askere yakın askerle Türk ordusu NATO nun ABD den sonra ikinci büyük ordusu. Borsa haydudu Soros un deyişiyle Türkiye nin en büyük ihraç malı, o. Zaten bu rolü Irak ta da oynaması için öne sürülen gerekçelerden biri de, Irak ta bir ABD askerinin maliyeti 250 bin dolarken, Türk askerinin maliyetinin 25 bin dolar olmasıydı! Mehmetçik Bosna da, Somali de diye Ayşecik dizisine çevrilen bu seferler de zaten burjuvazinin buralara emperyalist organizasyonlarda yer almanın yanı sıra kendi cephesinden sermaye ve meta ihracının da kanallarından biri olarak kullanılıyor. Profesyonel ordu kimin için kader? Profesyonel orduya katılmak kimin kaderi? Onun saflarını hangi sınıfın çocukları dolduruyor; birer ölüm makinesine kimler dönüşüyor? Söyleyelim: Irak taki ABD askerleri orduda 3-4 yıldır bulunuyorlarsa bin 528 ila bin 824 dolar alıyorlar. Fransız gençlerine ödenen miktar ise bin 200, bin 300 avro. Türk uzman çavuşlar ise Amerikalı diplomatları taşıyan bir konvoyun korumalığını yapan Blackwater (Karasu) adlı şirket için çalışan özel güvenlik elemanlarının, 16 Eylül de başkentin batısındaki El-Yarmuk civarında rastgele ateş açması sonucu 17 sivil hayatını kaybetmişti. Bu çakal sürüsünün kadarı Irak ta bulunuyor. Tabii, Irak ta ev baskınları da düzenleyip, istedikleri gibi insanları aşağılıyor, gözaltına alıyor, tecavüz ediyor, evlerden istediklerini alıp gidebiliyorlar. Blackwater, Global ve Black Hawk, kontgerilla, JİTEM hepsi aynı düzenin farklı sürülerdeki çakalları. Biz bu çakalları, katliamlarından işkenceci yüzlerinden dolayı, kinimizden unutmayacağız. Yaptıklarının hesabını verecekler! 2 bin TL civarında maaş alıyorlar. ABD, AB ve Türkiye için yoksulluk sınırının altındaki bu paralar için elini işçi ve emekçilerin, ezilen halkların kanına bulamayı, en sefil insanlık suçlarıyla bir psikopata dönüşmeyi kim göze alıyor? Türkiye deki asgari ücret belli. Fransa da asgari ücret bin 337 avro; yani paralı asker ücretine eşit. ABD de sınır ötesi operasyonlar dahil ordunun asli bileşimini, en düşük ücretli işlerde çalışan ya da işsizlikten kıvranan siyah, Latin vb. emekçilerin çocukları oluşturuyor. Avrupa da da paralı askerlik işsizliğin yoğun olduğu bölgelerden katılımla doluyor. Zorunlu askerlik kaldırılırken, işçi-emekçi sınıfın kaderi burjuva ordusuna asgari ücret karşılığı yazılmak oluyor. Ümit Boyner in Ben de bir ananızım diye titrettiği kirpiklerinde, gözyaşı değil işçilere ve ezilen halklara sıkılacak kurşunlar birikiyor! Biz işçi ve emekçiler ise, elimizi kendimize çevrili silahlara sürmeyeceğiz! Açlığımızın, işsizliğimizin sorumlusu kapitalizmin ordusunu beslemeyecek, elimizi sınıf kardeşimize, ezilen halklara kaldırmayacağız! Onurumuzu çiğnetmeyecek; başkaldırımızı sınıf düşmanına yöneltmek için gün günden örgütleneceğiz!

14 Verdiğimiz sınıf mücadelesinin temel kanallarından biri, elbette ücret! Sermayenin devleti, ücretleri asgari ücrete bastırıyor. Asgari ücreti, açlık sınırının çok altına, üstelik ailemizi dışlayarak bastırıyor. Asgari ücreti de tasfiye edecek olan, uygulamaya başladığı bölgesel asgari ücreti yasalaştırmaya hazırlanıyor. Tüm hak ve güvencelerden devlet zoruyla yoksunlaştırıldığımız için; ücret mücadelesi, yaşam mücadelesine; ölüm kalım savaşına dönüşüyor! Devlet, işçileştirdiği memura, önce yüzde 2,5; ardından da yüzde 1,06 lık (enflasyon farkı!) zam yaptı. Hiç bu kadar düşürülmemiş, hiç bu kadar aşağılanmamıştık! Asgari ücrete, 22 lira zam yapıldı! Emeklilere 25 lira! 15 Sınıf mücadelemizin kanallarından birini, sendikalarda örgütlenme mücadelesi oluşturuyor. Sermaye, kitlesel işten atma ve taşeronlaştırma saldırılarıyla, sınıf örgütlerimiz sendikaların altını oyuyor. Bir zamanlar hepsi bizim gibi işçi olan; fakat çoktan sınıf atlayıp sermayedar olan, sendika bürokrasisi de; sendikalarımızı, bizim için hapishaneye dönüştürüyor. Bu sendika ağalarından kimisi, bizi dinci gericiliğin, AKP hükümetinin kuyruğuna takmaya uğraşıyor. Kimisi, işçileri milliyetçiliğin, CHP-MHP nin kuyruğuna takmaya çalışıyor. Kimisi, Çelebigiller, sosyal diyalog diye emperyalist AB den, baş düşmanımız TÜSİAD dan medet ummamızı sağlamaya çalışıyor. Hepsi birden, sınıf savaşı silahımız olan sendikal örgütlülüğümüzü; sivil toplum bulamacına düşkünleştirip, sermayeye teslim etmeye çalışıyorlar. Fakat, ne olursa olsun, ne halt ederlerse etsinler; sendikalar işçi sınıfının savaşım örgütleridirler; kolektif dayanışma ve mücadele araçlarıdırlar. Ve, hele de sömürünün, baskıların alabildiğine arttığı, herşeyden yoksunlaştırıldığımız bu dönemde; sendikaların önemi bin kez daha artıyor. Sendikalaşma mücadelemiz de; düzen sendikacılığını sıkıştırma, giderek aşma ve yeni sınıf sendikacılığını tohumlama ufkuna sahip olmalı Son dönemde; özellikle son 1 Mayısla birlikte, kürsülerimizi, giderek de evlerimiz olan sendikalarımızı, sendika ağalarına fiilen hesap sora sora yeniden zorlamaya başladık Kendinizi tanıtır ve bize çalışma koşullarınızdan bahsedermisiniz? 15 Temmuz: KESK, sadaka zammını, tüm illerde kitlesel basın açıklamalarıyla protesto etti. Sınıf mücadelesinde temel ve güçlü silahlarımızdan birini, grev oluşturuyor. Sermaye ve devleti grev hakkımızı tam anlamıyla kullanmamızı engelliyor. Fakat, kullanmıyor da değiliz! 14 Temmuz da İzmir Belediyesi ne bağlı ÜNİBEL işçileri, 6 gün boyunca sürdürdükleri grevlerini kazanımla bitirdiler. İstedikleri ücreti ve sosyal hakları alamadılar. Fakat, patronun işçileri bölmek, grevi tüketmek için önerdiği, farklı işlerde çalışan işçilere farklı zam oranları teklifini, tereddüdsüz reddettiler. Patron, sonunda, tüm işçilere yüzde 21 zam yapınca; sınıf dayanışmasını kazanarak, grevlerini bitirdiler. Belediye işçileri: Grev! 13 Temmuz: İstanbul da, Belediye-İş te örgütlü işçiler; iş bırakarak, İBB nin önüne yürüdüler. Grev pankartını astılar. Saraçhane Parkı na, sembolik bir grev çadırı kurdular. Eylemlerini 60 gün boyunca sürdürecekler. 60 gün sonra, anlaşma sağlanamazsa; greve çıkacaklar Emperyalist lojistik tekeli UPS de, sendikal örgütlenme mücadelesi, keskinleşerek, farklı illere yayılarak, dayanışmayı uluslararası düzeyde büyüterek, gelişiyor. Copa, panzere, üzerimize sıkılan kurşunlara karşın! Her gün, polis desteğiyle, grev kırıcı işçiler getirmelerine karşın! TÜMTİS te örgütlenen, direnişçi UPS işçileri; arabaların önüne atlıyorlar, yollarını kesiyorlar, taşeron işçileri, içeriye sokmuyorlar! Bu mücadele; sadece UPS tekeline, onun yasasına, polisine, panzerine, taşeron patronların kurşunlarına karşı verilmiyor! Lanet olsun ki; aynı zamanda, işçinin işçiye karşı savaşı oluyor! UPS nin taşeronu Erka patronu, Ayhan Kahraman, sömürdüğü 5 işçiyi, işten atma tehdidiyle, Alsancak taki 5. Noter e getirdi. Diğer işçiler de, arkadaşlarının nereye götürüldüğünü merak ederek peşlerinden Noter e geldiler. Erka kapitalisti Ayhan Kahraman, işçileri, Sendikadan istifa etmezseniz,! diye tehdit etmeye kalktı. İşçilerin karşı koyarak, protesto etmesi üzerine; silahını çekerek, ateş etmeye başladı! Yaralanan olmadı. İşçilerin, katil taşeronu şikayet ettiği polis; işçileri darp ederek karakola götürürken; katilin silahını dahi almadan, karakola davet etti! Kurşun sıkılan UPS işçileri, bir süre sonra serbest bırakıldılar Adım Tezcan evliyim,14 aydır Balıkesir UPS de çalışıyorum. Sabah 8:30 da işbaşı yapıyoruz. Akşam 8:30 a kadar çalışıyoruz. Bize gelen koliler çok ağırdı bu yüzden işimiz çok yorucu oluyordu. Her servis arabasında 1 kişi çalışıyordu. Hem şöförlük yapıyordum hem de dağıtımı ben yapıyordum. Yemek araları olmuyordu, yemek ücretini kendi cebimden karşılıyorum. Çoğu zamanda cebimde para olmadığı için yemek bile yiyemiyordum. 650 lira aylık alıyorum. Tabii bu para ev masraflarımı karşılayamıyordu. Patron neden sizi işten çıkardı? Çok uyduruk bahaneler ortaya attı ama gerçek nedeni benim sendikaya üye olmamdır. Neden sendikalı oldunuz? Daha iyi çalışma koşullarına sahip olabilmek için. Patrona karşı hakkımı koruya bilmek için sendikaya üye oldum. Direnişin kazanılması için ve işe geri dönebilmeniz için sizce neler yapılmalı? Direnişe her koşulda devam edilmesi gerekir, patronu her koldan sıkıştırmak gerekir. Sürekli eylemler düzenlenmeli. Bunlar yapılırsa bence ben ve diğer arkadaşlarım sendikalı olarak işimize devam edebiliriz. Diğer illerde de UPS direnişleri var. Bunun hakkında neler düşünüyorsunuz? Haklı bir mücadele veriyorlar. Biz de Balıkesir den onlara bir ses vermek istiyoruz. Hem onların hakkını hem de kendi hakkımızı savunuyoruz. Direne direne kazanacağız diyorum.

15 16 Çalışma saatleri, iş koşulları, ücret, iş performansı Lise yıllarımızda çalışma hayatının içinde bulduk kendimizi. Biz mesleki ve teknik okul öğrencileriyiz. Meslek liseleri tabii ki hep vardı. Ama sayı ve mevcutları gitgide arttı. Son 7 yılda meslek liselilerin sayısı 2 milyona, meslek liseli oranı da yüzde 46 ya çıktı -burjuvazi, hedefi 2 yıl sonra yarı yarıya şeklinde koydu. Eğitim, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekilleniyor. Bu tabloda patronların yeni kar alanı ucuz emek deposuna haline dönüşen bizleriz. Daha eğitim yıllarından artıdeğer üretimine dahil oluyoruz. Eğitimin içeriği tamamen bu sürecin üzerine kurulu. Ders müfredatından not sistemine kadar patronun elinden çıkmış gibi! Eğitimin yeni yapısı içerisinde bizler emek-sermaye çelişkisinde yerini alan işçilere dönüşmüş durumdayız. Arka arkaya sıralanan atölyelerde okulların sıralarından bilgisayarların, pek çok şeyin üreticisiyiz. Mesleki okulların yönetimleri ise tam bir patron durumunda. Cirosu milyon dolarları bulan meslek liseleri var. Büyük sermayedarlar kendi meslek liselerine sahipler. Meslek liselerinde ilk yıllar mesleğe yönelik derslerle geçiyor. Buranın ana karakteri bizi artıdeğer sömürüsüne uygun vasıflara getirmek. Son sınıfta ise iki gün okula, üç gün staja gitmeye başlıyoruz. Çalışma koşulları oldukça ağır. Zaman zaman günde saati buluyor. Ne kadar mesai o kadar kar demek patronlar için. Ücret alamadığımız zamanlar aldıklarımızı geçiyor bazen. Aylık 200 TL den fazlasını alabileni görebilmek zor. Önce biz buna hem işi öğreniyor hem de aile bütçesine katkıda bulunuyoruz gözüyle bakıyoruz; ama sonra gözlerimizdeki pusu biraz temizleyince olayın çok farklı boyutlarıyla karşılaşıyoruz. Staj yapan bir bilgisayar bölümü öğrencisini ele alalım. İş gelen bilgisayar parçalarını montajlayarak satışa hazır ürün çıkartmak. Okul iyi bir ihale almışsa ayda bin civarında bilgisayar üretiyor. Bir öğrencinin üzerinden ayda kazanılan para 4 bin-5 bin lirayı buluyor. Bir öğrencinin aylık ücreti 200 TL. Çelişkinin bir ucunda sefalet var; diğer ucunda şişen sermaye. Bu tablodan okumamız gereken temel nokta, eğitimin karakter ve yapısını sermayenin ihtiyaçlarından ve azami kar hırsından alışıdır. Bunu uygularken ellerini rahatlatan birinci faktör saflarımızdaki örgütsüzlük ve mücadele araçlarından yoksunluk. Milyon dolarlık karları yaratan bizler bu tabloyu değiştirecek güce sahibiz. O halde: 1. Biz işçi-öğrenciler işçi sınıfı mücadelesi saflarında yerimizi almalıyız. Düşük ücret, kötü çalışma koşulları, sigorta ve güvence yoksunluğuna karşı kendi sınıfımızla birlikte mücadeleyi yükseltmeliyiz. İşçi öğrenciler olarak örgütlenmemiz, daha iyi yaşam koşullarına ulaşabilmek, haklarımızı kazanabilmek için en önemli noktadır. Sınıf düşmanımıza karşı işçi sınıfı hattından mücadele edecek sendikal örgütlülük ve işçi-öğrenci sendikası en acil ihtiyacımızdır. İnsanca yaşanacak ücret ve çalışma koşulları için kendi sendikamızı var etme mücadelesine atılmalıyız. 2. Kapitalist sistem, işçilerin patronun sermayesine kattığı değer yani artıdeğer sömürüsü üzerine kuruludur. Azami kar hırsıyla düşük ücret kapitalizmin karakterindendir. İşçi öğrenciler olarak sermayenin boyunduruğundan kurtulmak için, insanca yaşam için oklarımız kapitalizmi vurmalı. 3. İç içe geçen üretim ve eğitim süreci bugün tamamen sermayenin egemenliğindedir. Üretimi tamamen pazar ve kar ekonomisine endeksli gerçekleştiren ve biz üreticileri cep harçlığına mahkum bırakan kapitalizme karşı üretimimizi kendimiz ve tüm toplumun ihtiyaçları için gerçekleştirme ve planlama mücadelesine girişmeliyiz. Eğitimdeki sermaye tahakkümüne karşı mücadele kapitalizme karşı tümden verilecek mücadelenin bir parçası olmalı, sermayenin hayatımızın her alanını zaptını yıkmak için örgütlenmelidir. Mücadelemize bu ufku taşımalıyız. Bunun için ilk adımımız çalıştığımız staj yerlerinde, okullarda tüm işçi-öğrencileri kapsayacak işçi meclislerini, kendi yönetim ve mücadele aygıtlarımız olarak oluşturmak olmalıdır. Haftanın üç günü akşama kadar hiç oturmaksızın böyle geçiyordu. Diğer iki gün ise okulda geçiyordu. Haftada iki gün okula gittiğimiz için sınavlarımız iki güne sıkıştırılıyor, günde en az üç sınava giriyorduk. Staj yorgunluğuy- Ben Balıkesir den Şeyma. 18 yaşında la ders dinleyemiyorduk. Bu yüzden Bazı günlerde ailemi özlüyordum. bir işçi öğrenciyim. Şu anda mezunum, sınavlarda başarısız oluyorduk. Birine Bu yıl koşturmaca ile geçti. Bir de ben bölümüm mutfak. Bu yıl staj gör- düm. Eylül ayında başladım, Haziran da bitti. Stajımı özel bir işletmede mutfakta yaptım. Sabah saat 8 de işe başlıyordum. Benimle birlikte bir arkadaşım daha vardı. İşimiz akşam 17:30 da bitiyordu. Mutfakta önce 8 çeşit öğle yemeği çıkartılıyordu. Biz öğle yemeği için hazırlık yapıyorduk. Soğan, patates soyuyorduk. Doğranıp yıkanacak malzemeleri hazırlıyorduk. Ustalarımızla beraber yemekleri çıkarıyorduk. Daha sonra akşam yemeği hazırlıklarına başlıyorduk. Bunlar bitince de yarınki yemeğin ön hazırlıkları yapılıyordu. Yazın özel yemekler oluyordu, bu yüzden de akşam işten geç çıkıyorduk. çalışsam diğerine çalışacak zaman kalmıyordu. Zaten son sınıfta artık bizden istenen, derslerden çok işte gösterdiğimiz performans. Stajı bizden daha ağır olan arkadaşlarımız bile vardı. Bazen gece yarılarına kadar kalıyorlardı. Bölümümüz mutfak olmasına rağmen bulaşık yıkatıyorlar. Bazı işletmeler arkadaşlarımıza tuvalet bile temizletiyorlardı. ÖSS ye hazırlanıyordum. Stajdan arta kalan zaman sınava çalışmama yetmiyordu. Ne okuldaki derslerime yetişebildim, ne de ÖSS ye çalışabildim. Sonunda sınav günü geldi, girdik çıktık. Derken sonuçlar belli oldu. Puanım düşüktü, dershaneye giden arkadaşlarım da faydasını göremediler. Onların puanı da düşüktü. Barajı geçemeyen arkadaşlarım bile vardı. Ustalarımdan biri ile anlaşamıyorduk, tartışmalar oluyordu. Aslında onlara çok yardım ediyorduk.yemeğin tüm ön hazırlıklarını biz yapıyorduk. Staj dönüşünde hemen uyuyordum.yemek saatinde kalkıp yemek yiyor, ondan sonra tekrar uyuyordum. Çok yoruluyorduk; ertesi gün okul olduğunda bir iki dersi uyumakla geçiriyordum. Hafta sonları bile dışarı çıkamıyordum. Aldığımız aylık ücret sabit değildi. En fazla aldığımız ücret 170 liraydı. Ailemizden çok işyerindekiler ile vakit geçiriyorduk. Eğitimin yeni yapısı içerisinde bizler emek-sermaye çelişkisinde yerini alan işçilere dönüşmüş durumdayız. Stajyer öğrenciler bugün patronların gözünde az parayla çok iş anlamı taşıyorlar. Mezun olmak için zorunlu yaptığımız stajlarda ucuz emek olarak hizmet veriyoruz. Biz işçi öğrencilerin yaşam koşulları öğrencilerden çok işçi sınıfı ile benzeşiyor. Ulaşım sektöründe çalışan babam ile aynı problemleri yaşıyorum. Patronun karına kar katmak yaşam nedenimiz haline dönüşüyor. Daha bu yıllardan başlayarak söyleyebilirim ki sistem bize kölelikten başka birşey vermiyor.

16 Medyada her gün bir yetenek yarışması programı çıkıyor. Pop Star, Yetenek sizsiniz Türkiye, Survivor Bu programlara çıkanlar birbiriyle vahşi bir rekabet halinde, ortaya konulan ödül için yerli yersiz yeteneklerini sergilemeye zorlanıyor. Biz de size soralım: Yetenekli misiniz? 17 İşçi sınıfı için kültür-sanat savaşımı, sınıf savaşımının önemi artan bir dinamiğidir. İşçi sınıfının savaşımı yalnızca dar ekonomik, dar siyasal savaşım değildir. Tüm yetenek ve ihtiyaçlarıyla insan olma savaşımıdır. Ve bunun için de sermayenin yalnızca siyasal, yalnızca ekonomik değil, toplumsal kültürel egemenliğini de yıkmak zorundadır a- Ben ne iş olsa yaparım abi, asgari ücrete havada çift perende bile atarım! b-bende yetenek çok! Bak şimci, bu bardağı nasıl çatır çutur yiyecem! c-hangi yarışma programı bu, ödül ne kadar, bu ödülü almak için kimi uçurumdan aşağı atmam gerekiyor? d-yetenekliydim! Ama günde 10 saatimi bıraktığım o izbe atelye, bi de şu gözü kör olası herif, üstüne şu sıpalar, ne varsa alıp götürdüler! e- Ben yeteneksiz doğmuşum abi, taşeron işçi doğmuşum bir kez! Yanıtlar uzak ya da yakın gelebilir. Ama herbirimiz, bir şeyler yapabilmeye yatkınızdır. İşportacı Kazım, zabıtanın ta uzaktan kokusunu alır ve vıııııııııın, tutabilene aşk olsun! Zabıta Hüsnü, işportacıya baskın verir; arabadaki meyve ve sebzeleri yere devirmekte üstüne yoktur! Hatçe anam, yokluktan çorba var eder de, oniki zil aç nufusu doyurur. Bizim Ahmet, fena halde zar tutar; iki mars, bi ters, hadi al bakalım koltuğunun altına! Veysi Hoca, bi okuyup üflesin, bi de kurşun döktü mü cazır cuzur, tamam; senin oğlanın bişeyciği kalmaz!. Bunlar da yetenek mi yahu, diyeceksiniz. Eh, bugün için en önemli yetenek, kendimizi sömürtebilme yeteneği olduğuna göre Kendini sömürtemeyenin en küçük bir yaşama şansı dahi olmadığına göre Hepsine püfff! Zati bizi sömürüp ezen sermayedarlar da, sağ olsunlar, daha uzun süre çalışmamız, daha fazla makinaya bakmamız, eve dahi iş götürmemiz, bilgisayardan anlamamız, bir sürü yabancı dil öğrenmemiz,. için ha babam zorlayıp duruyorlar. Onlar zorladıkça da, yetenek delisi olmaktayız. Bellek: Aylardır görmediğin çocuğunun yüzünü hatırlayabilme! Mesane: Çalışma saatlerinde helaya gitmek yasak olduğundan, mesanenin esneme yeteneği! Mide: Asgari ücretle beslenmeye değil, kazınmaya koşullandığından, kazınmalara karşı koyma yeteneği! Yetenek sizsiniz! diyerek sahneye çağırıyor; birbirimizle vahşi bir rekabet ve kanter içinde yeteneklerimizi sergilememizin ardından, tüm yeteneklerimize karşılıksız el koyup, Yeteneksizsiniz! diyerek sahneden aşağıya yuvarlıyorlar! Yeteneklerimizin sermayeye dönüşüp bizi sömürüp ezmeyeceği bir zaman, bir mekan, bir çağ, bir gezegen var mı; mümkün mü? Sömürüyle birlikte, lanet olası kendini sömürtebilme yeteneğimizi de tarihe gömeceğimiz; sadece kendimizin, birbirimizin, hepimizin yeteneklerini kendimiz için geliştirip kendimiz için kullanacağımız bir toplum mümkün mü? Mümkün! Komünist toplum, herkesin çok yönlü yeteneklerini sonsuzca geliştirebileceği toplumdur. Fakat bunun için en başta, tüm yeteneklerimizi körelten ve kendine maleden burjuvaziye karşı örgütlenme ve mücadele yeteneğimizi geliştirmeliyiz. Tüm yeteneklerimizi üç kuruşa patronlara satmak yerine, kendi sınıfımızın kurtuluşu için bir araya getirmeliyiz. Kültür-sanat yalnızca kültür-sanat mıdır? Kültürsanat, hiçbir zaman sınıflardan, ekonomi, politika ve ideolojiden bağımsız var olmamıştır. Günümüzde ise burjuva kültür-sanat, başlıbaşına büyük bir sermaye birikim alanıdır. Günümüzde kültür-sanat, başlıbaşına ve dev çaplı bir tekelci kapitalist sanayii haline gelmiştir. Dünya müzik, sinema, gösteri sanatları, kitap, festival, kültürsanat organizasyonu vb sanayilerinin her biri az sayıda emperyalist tekelin denetimindedir. Tekelci burjuvazi, büyük çaplı kültür-sanat merkezleri, müzeleri, vakıfları, organizasyonları, sponsorluk mekanizması, sosyal-kültürel sorumluluk kampanyaları ile kültür-sanatı tümüyle tekelci sermaye egemenliği ve çıkarları doğrultusunda yoğurmaktadır. Böylece, kültür-sanat aracılığıyla vahşi sömürüyü ve baskısını perdelemekte, meşru ve doğal göstermekte, ilerici ve uygarlaştırıcı bir kılığa bürünmekte, en etkin bir halkla ilişkiler aracı olarak kullanmaktadır. Burjuva kültür-sanatın bir işlevi de kitlelerin yaşam tarzını, ilgi, ihtiyaç, özlemlerini bilinç altına kadar nüfuz edip yönlendirerek, tüketimi körüklemek, yeni kar alanları açmaktır. Kitlelerin iş dışı zamanlarının da sermayenin istekleri doğrultusunda örgütlenmesi, kitlelerin edilgenleştirilmesi, alıklaştırılması, deşarj edilmesi, hoşnutsuzluklarından arındırılması ve bunları bastırmaya koşullandırılması, sistemin güç ve büyüsüne yeniden ikna edilmesi, böylece bir sonraki işgünü için yeniden paketlenmesinin kapitalist sömürü disiplini için önemi açıktır. Fakat kültür-sanat bununla da kalmamakta, yüzbinlerce işçi ve emekçinin çalıştırıldığı bir sömürü alanı haline getirilmektedir. Tıpkı eskiden evde-köyde üretilen her şeyin (bebek maması ve bezinden kazak örmeye kadar) piyasadan satın alınan hazır metalara dönüşmesi gibi, emekçilerin kendi aralarında ürettikleri kültür-sanatın üretimi de sermayeye dayalı kültür-sanat üretimi haline gelmekte, hazır metalara dönüşmektedir. Kültür-sanat üretimi de çok daha geniş ölçekli hale gelmekte, toplumsallaşmakta ve evrenselleşmekte fakat kitlelerle arasına sermayepiyasa dolayımı girmektedir. Geniş emekçi kitlelerin mahkum olduğu, popüler kitle kültürü, en yüzeysel, standart, en basmakalıp, sınıfsal talep gereksinme özlemlerden en uzak tutucu, en gerici, en geri içgüdülere hitap eden ürünlerden oluşmaktadır. Devrimci proleter kültür-sanat savaşımı, eksenine, kültür-sanatın sermayeye dayalı üretim biçiminin yıkılmasını koymalıdır. Çünkü günümüzde egemen kültür, çok daha dolaysız ve organize biçimde sermaye kültürü ve kültürün sermayeleşmesidir. Çünkü bilim, sanat, spor, insanın en insanal-toplumsal yetilerini ve yaratıcılığını geliştiren, ilişkilerini zenginleştiren uğraş alanlarından biri olmasına karşın, bunların sermayeye dayalı üretim ve organizasyon biçimi, tüm o parıltılı cilası altında, insanı-kitleleri en nesneleştirici, tüketicileştirici, en gözbağlayıcı, en köreltici, en ilkel ve geri içgüdüleri körükleyici, çürütücü, asalaklaştırıcı, güdükleştirici, bir engel olarak dikilmektedir. Fakat kültürün her düzeyde sermayeleştirilmesine, sermaye olarak yeniden üretimine karşı savaşım, bundan tarihsel olarak geriye, geleneksele doğru değil, ileriye, sosyalizme doğru olmak zorundadır. Çünkü kültür-sanat üretim, emek ve bilgisinin ileri düzeyde toplumsallaşması ve merkezileşmesi, bir yanıyla da, bu alanda da sosyalizmin ön koşullarının ileri gelişimine işaret eder. İşçilerin ihtiyaçlarını bir lokma, bir hırka, bir dam olmaktan çıkarır; spordan sanata yeni mücadele talepleri de yaratır. Medya, bilgisayarinternet, büyük çaplı popüler kültür-eğlence endüstrisi, büyük çaplı sanat, spor, bilim vd. organizasyonları, festivaller, tabii ki bugünkü biçimleriyle değil, fakat kitlelerin zihinsel-kültürel planda da etkin kolektif katılım, inisiyatif ve yaratıcılığını geliştirmenin, sosyalist kültürel dönüşümün araçları haline gelecektir. İşçi sınıfı için kültür-sanat savaşımı, sınıf savaşımının önemi artan bir dinamiğidir. İşçi sınıfının savaşımı yalnızca dar ekonomik, dar siyasal savaşım değildir. Tüm yetenek ve ihtiyaçlarıyla insan olma savaşımıdır. Ve bunun için de sermayenin yalnızca siyasal, yalnızca ekonomik değil, toplumsal kültürel egemenliğini de yıkmak zorundadır. Bu yüzden de işçi sınıfının büyüyen kültürel, sanatsal, sportif ihtiyaçlarını gerçekleştirebilmesi, kültür-sanat-spor üzerindeki sermaye egemenliğini yıkmasına bağlıdır. Kültürsanat savaşımı da, işçi sınıfı için her şeyden önce bir savaşım kültürü-sanatı olarak vardır.

17 18 Televizyon dizileri birbirinin ardısıra sezon finallerini yaparak sezonu kapattılar. Dizi fabrikalarının kış vardiyası tatile girerken kış vardiyası kadar yoğun olmayan yaz vardiyasının sirenleri çaldı ve işbaşı yaptılar. Dizi dizi metalar üretmeye yazın da devam edilecek. Burjuvazi kültürünü buradan pompalayacak işçi emekçilere. İşçi ve emekçiler diziler üzerinden burjuva politikalara uyarlanmaya çalışılacak. Dizi setleri kapitalist dizi sanayiinin cehennemleri. Çok küçük elit bir kesim hariç oyuncular, ışıkçı, makyöz, set, ulaşım vb. işçilerinin ağır çalışma koşulları yansımaz kameralardan. Altı günde 90 dakikalık bir bölüm çekiliyor. Bu haftada bir yayınlanan dizilerin yanında bir de haftanın beş günü yayınlananlar var. Yapımcılar ve TV kanalı yöneticileri dizi reyting aldıkça reklam pastasındaki payını arttırmak için dizi süresini uzatarak izleyiciyi daha çok TV başında tutmaya çalışıyorlar. İşte burada sahne set işçilerine kalıyor. Tabii kamera arkasından. Sabahın ilk saatlerinde başlayan koşuşturmaca gecenin bir yarısına kadar devam ediyor. Oysa ne bir sosyal hak ne bir güvenceleri var. Dizi biter yada yayından kalkar, hoop sokağa. Set işçileri ne ünlü, ne zengin, ne de sosyal haklara sahip! Dizi ve film işçilerinin sesini Hollywood grevi ile duymuştuk. Örgütlü sesleri tüm ışıltıyı bastırmıştı. Dizilerde ki yoğun ve ağır tempo karşısında örgütlenme de gelişiyor. İşte dizi sektörünün aktörlerinden bazılarının konu ile ilgili düşünceleri. Nejat İşler: Artık dizilerde oynamak istemiyorum. Tembel biri değilim. Haftada beş gün, günde sekiz saat, artı iki mesaiye, uluslararası iş hukukunun söylediği gibi çalışmaya razıyım. Ama yedi gün, 24 saat çalışmak istemiyorum. Sette çalışan arkadaşlarımın durumu vicdanıma dokunuyor. Ben çalışıp, evime gidiyorum ama onlar orada kalıyor. Ertesi gün gittiğimde hallerini görüyorum. Onlarla aynı havayı soluyorum. Birleşik Oyuncular diye bir meslek birliği kurduk. Bayağı katılım var. Hedefimiz bütün aktörlerin grev yapması. ABD de nasıl senaristler grev yaptılar, hiçbir dizi çekilemedi. Onun gibi olması lazım. Dizi setleri kapitalist dizi sanayiinin cehennemleri Hümeyra: Öncelikle dizilerin süresi kısalmalı. Tüm kanalların, dünya standartlarında olduğu gibi dizi sürelerini ortalama 40 dakikaya indirmesi gerekiyor. Sürelerin makul hale gelmesi durumunda, yazarlar, sanatçılar ve set ekibi çok daha insani şartlarda çalışabilir. Belit Özükan: Sendikalaşmadan yanayım. Dünyada oyuncular sendikalı. Yapılan işlerin uzunluğu ve çekim süresi genel standartların çok dışında. Bu, oyuncuların ve set çalışanlarının can güvenliğini tehlikeye atıyor. Haklar verilmez alınır. Daha örgütlü çalışmamız gerekiyor. Sine-Sen e üyeyim, toplantılarını takip ediyorum. Levent Üzümcü: Sendikalı oyunculara iş vermeyen yapımcılar oldukça, ışıltılı dünyamızı düzeltmemiz mümkün degil. Alper Saldıran: Her hafta 90 dakikalık sinema filmi gibi çekim yapmak insanı robotlaştırıyor, hayatında başka bir şeye yer bırakmıyor. Bülent İnal: Tuhaf ve çıkılmaz bir noktadayız. Herkes dertli, herkes bir kıvılcım bekliyor. Geçenlerde sette konuştuk. Bir şey yapalım, biz yapmadıkça insanlar yollarda sakat kalıyor, saat insanlığa aykırı şartlarda çalışıyor diye. Bir de bu yıl paralarını 8-10 hafta sonra alabiliyorlar. Buna ancak biz dur diyebiliriz. Dışarıdan biri gelip, bize haklarımızı verecek değil. Konu, yavaş yavaş dillenecek, böylece hareket geçeceğiz belki. Kanallar daha ucuz iş gücü istiyor. Biz de kara kara düşünüyoruz. Ama sektörü korkular yönetiyor. Memhet Ali Alabora: Uzun sürelerle çalışmaktan insanlar hayatlarını kaybetti. Çünkü haftada bir film çekilmez. Kuralsız, sendikasız bir ortam var. Ama şu an bir mücadele veriliyor. Bu işler sendikalaşmayla, örgütlenmeyle olur. Vildan Atasaver: 24 saat çalışıp ne kadar verimli olabiliriz? Biz bazen izin yapıyoruz ama teknik ekipteki arkadaşların böyle bir şansı yok. Herkes istiyor ama maalesef çözüm üretilmiyor. Bunun için sözde değil, gerçekten birlik olmak gerekiyor. Buna insan vücudu dayanmaz. Ben artık kendimi fabrikadaki bir makine gibi görüyorum. Mustafa Develi: Ömre Bedel de figüranlık yaparken rahatsızlanan ve komaya giren Elif Develi nin eşi Mustafa Develi, şunları söylüyor: Eşimin sette kalbi durdu. Hastaneye götürdük, elektroşokla hayata döndü. Elif in rahatsızlığının nedeni set ortamındaki aşırı stres ve yorgunluktu. Zaten setlerde doktor yok. Yapım şirketi, hastane masraflarını bile ödemedi. Celal Çimen: (Sinema Emekçileri Sendikası Başkanı) Yapımcılar, işçilerinin haklarını verme konusunda değil ama dizi sürelerini uzatma konusunda çok yaratıcı. Melekler Korusun neredeyse 110 dakika. Televizyoncular, yapımcıları ikna ettiler, ortaklaşa böyle bir formül buldular. Tamamen bir vahşet ortamı. İşçilerin neredeyse yarısının hiçbir sosyal hakkı ve sigortası yok. Her isim, terim, kavram, sıfat vs vs onları kullanan sınıf tarafından içeriklendirilir. Burjuvazi bu içeriklendirmeyi kendi sömürücü yüzünü saklamak için yapar. Buna göre yeni yeni kelimeler üretir. Bu konuda uyanık olmalıyız. Burjuvazinin bu oyununa gelmemeliyiz. Bunu bir kelime örneğinde anlatmaya çalışalım. Örneğin; kapitaliste, işçileri sömüren ve ezen, işveren der; yaptığımız haberde böyle yazarız. Kapitalistler, kendilerine, açık alanda böyle derler (Kendi aralarındaysa, ne dediklerini, nasıl konuştuklarını iyi biliriz!). Devlet de kapitalistlere böyle der. Sendika bürokrasisi, kapitaliste böyle der. İşçiler de, işçi sınıfının bütünü de, kendisini sömüren ve ezen, kapitalist sınıfa, kapitalistlere, işveren der. Biz de, bunu, egemen burjuva ideolojisinden, tüm toplumsal ilişkilerimizde sürekli yeniden üretilmesinden, işçilerin anlatımlarından vb. alıp, olduğu gibi, haberlerimize koyarız. Haberlerimizde, kapitalist/sermayedar yerine işveren dersek, ne olur? İşçilerle konuşmalarımızda, ilişkilerimizde, böyle kullanırsak; ne olur? Felaket olur. Cinayet olur! Kendimizi, kendi ellerimizle boğmuş oluruz! İşçi sınıfının, sınıf mücadelesinde önünü açayım, öncülük yapayım, derken; bu mücadeleyi engelleyen, baltalayan oluruz! Bu mücadeleyi, sermaye sınıfının dümen suyuna sokmuş oluruz! Çünkü, kapitaliste işveren demekle; onu, işçinin işgücünü sömürmek için emeğe/ürüne dönüştüren Her isim, terim, ve emeğinin ürününe de, kavram, sıfat vs. üretim araçlarının sahibi onları kullanan olduğu için el koyan olarak değil; işçilerin yaşamlarını sınıf tarafından sürdürmeleri için, lütfedip içeriklendirilir. iş veren, toplumsal olarak Burjuvazi bu yararlı biri olarak, ilan etmiş oluruz. Kendimize ve içeriklendirmeyi işçi sınıfımıza! Böylece; kendi sömürücü kendimize ve işçi sınıfımıza; kapitalistleri, toplumsal yüzünü saklamak için yapar. olarak yararlı ve gerekli; bu yüzden de, tarihsel olarak da yaşaması faydalı ve gerekli bir sınıf olarak ilan etmiş oluruz! Yıkıcı zararlı, tarihsel olarak çoktan ömrünü doldurmuş ve sadece biz bağımlılık ilişkisini koparamadığımız, güçsüz olduğumuz için intikaları oynayan, sömürücü ve ezici bir sınıf olarak değil! Böylece; sadece işveren kelimesini haberlerimizde kullanarak; kapitalist sömürü ve ezme ilişkilerini yeniden üretmiş; emperyalist kapitalizmi güvenceye almış, sürekliliğini sağlamış oluruz Üstelik bunu, işçi sınıfı adına, işçi sınıfı içinde, işçi sınıfıyla birlikte, işçi sınıfı için yaptığımız için de; işçi sınıfının içinde, emperyalist kapitalist egemenlik ilişkilerinin yeniden üreticisi oluruz! Yönetişim ya da neoliberal burjuva demokrasisi de, bu zaten! Muhalefet edenleri de içermek; onların, kapitalizme uzlaşmaz karşıt sınıf ekseninden gelen dışındaki her türlü muhalefetini özümleyerek, kendinin kılmak İşveren, sadece bir örnek!

18 19 O büyülü neon ışıklarının göstermediği meşin yuvarlığın diğer yüzü. Proletaryanın böylesine toplumsallaştığı günümüzde, sınıf savaşımı her yerde Güney Afrika da yapılan ve dev çaplı bir sermaye organizasyonu olan Dünya Kupası da, tüm o büyülü vitrinlerini şangırtıyla indiren sınıf savaşımına konu oldu. Dünya Kupası maçlarının oynandığı stadlarda özel güvenlik ve diğer hizmetleri veren şirket işçileri, ücretleri kendilerine vaad edilenin 8 de birine bastırılıp servis de verilmeyince isyan ettiler. İşçilerin ücret eylemleri Durban şehrindeki Almanya-Avustralya maçından sonra başladı. 500 işçi stadyumda toplanıp eyleme geçti, güvenlik şirketinin bürosunu taşladı ve işgal etti. Güney Afrika polisi, işçilere gaz bombası ve plastik mermiyle saldırdı. Bir kadın işçi plastik mermiyle yaralandı. Staddan çıkarılan işçilerle polis arasında çatışmalar yaşandı. Ancak polis saldırısı ve bir arkadaşlarının yaralanması işçi eylemlerini sindirmediği gibi daha da alevlendirdi ve Dünya Kupası maçlarının olduğu diğer şehirlere yayılmasına yol açtı. Güney Afrika nın metropollerinden Capetown da, İtalya-Paraguay maçının oynanacağı stadda, işçiler maç öncesinde iş bırakarak eylem yaptı. Güney Afrika polisi, taraftarlar stadın dışında bekletilirken, stadda eylem yapan işçilere saldırdı ve en az 80 işçiyi gözaltına alarak stad dışına çıkardı. İspanya-İsviçre maçından hemen önce, Durban da bu kez binlerce işçi, emekçi; kitlesel bir protesto yürüyüşü düzenleyerek; Dünya Kupası için harcanan paranın, yoksulluk ve yoksunluklarını ortadan kaldırmak için harcanmasını istedi. Yürüyüşe, Durban stadyumunda Süper lige terfi eden Kardemir Karabükspor lu futbolcuların Taksim de 1 Mayıs mitingine katılmaları üzerine işçi takımı tartışmaları yeniden alevlenmişti. Bu tartışma yıllardır tüm dünyada devam ediyor. Liverpool, Arsenal, Milan işçiler tarafından kurulan takımlardır. Barcelona kralın takımı Real Madrid kaşısında halk takımıdır. Atletic Bilbao Bask halkının temsilcisi. Şimdilerde ise işçi takımı olarak Livorno ve St Pauli var. grevde olan, bir gün önce polisle çatışan, güvenlik işçileri de katıldı. Yürüyüşe, Dünya Kupası nedeniyle lüks bir alışveriş merkezine dönüştürülmek istenen, pazar yeri satıcıları, balıkçılar vb. de katıldı. Polis ateş etse de, stadyumda çalışacağız!, Stadyumlar için para varsa, evsizler ve kulübelerde yaşayan insanların olmaması gerekirdi!, FIFA nın bizden ekmek paramızı alma hakkı yok!, Hükümet vergi yükümlülerinin tüm parasını, FIFA için aldı!, FİFA mafyası defol! Johannesburg da ise Hollanda ile Danimarka arasında oynanan maçın ardından, taraftarlar stadı boşaltırken bu kez belediye otobüs şoförleri, Dünya Kupası gerekçesiyle ücretleri artırılmadan çalışma saatlerinin uzatılmasına karşı greve gitti. Soccer City de de Brezilya-Güney Kore maçı öncesinde stadda toplanan işçiler ücretleri artırılmazsa greve gitme tehdidinde bulundu. İşçiler yapılan görüşmeler ve vaatlerden sonra grevden şimdilik vazgeçtiler. İşçilerin temsilcisi, uluslararası bir ajansa yaptığı açıklamada, Bizsiz bu organizasyon devam edemez, taleplerimiz karşılanmazsa final maçı oynanamaz dedi. Dünya Kupası organizasyon komitesi ve FİFA, Güney Afrika hükümet ve polisinden, işçi eylemlerinin bastırılması ve tekrarlanmaması için gerekli tedbirlerin derhal alınmasını istedi. Hükümet ve polis ise, alternatif taşımacılık ve stad güvenlik organizasyonları yapıldığını vb açıkladı. Durban şehrinde de, gözaltına alınan eylemci işçilerin yerine Elbette bu adı geçen takımların bir çoğu kapitalist futbol sanayiinin baş aktörüdür şimdi. Geçmişlerini sadece taraftar kitlesi edinmek için işlerine gelirse kullanıyorlar. İşçilerin futbola olan ilgisini azaltmamaya çalışıyorlar. Ne de olsa ne kadar çok taraftar o kadar gelir demek. Bir sendika işçilerin bu ilgisini 78 fabrikada 806 işçinin katılımıyla hazırladığı bir anket ile rapor haline getirdi. Ankete göre işçiler arasında en çok destek bulan ve sevilen futbol takımı, yüzde 32 lik oranla Galatasaray oldu. Sarı- Kırmızılı kulübü yüzde 31,1 ile Fenerbahçe izliyor. Beşiktaş a gönül verenlerin oranı yüzde 17,8; Trabzonspor diyenlerin oranı ise yüzde 5,3 olarak belirlendi. Sendika üyelerinin yoğun olarak bulundukları yerlerde yapılan değerlendirmede, Galatasaraylılar ın ağırlığının en fazla hissedildiği bölgenin Eskişehir ve çevresi olduğu kaydedildi. Araştırmaya göre, 30 yaş öncesi kesim ağırlıklı olarak Galatasaray taraftarı. Bir başka ifadeyle, yeni nesil Sarı-Kırmızılı renklere gönül vermeyi tercih ediyor. Bu gelişmede, arasında ligin domine edilmesi ve UEFA ile Süper Kupa nın kazanılmasının rol oynadığı kesin. başka işçiler çalıştırıldı. Güney Afrika da geçtiğimiz aylarda da birçok şehirde, içlerinde Dünya Kupası organizasyon ve hizmetlerinde çalışan işçilerin de olduğu eylemler yaşanmıştı. Ücret artışı ve servis talebiyle, yollara barikat kuran, tekerlek yakan işçiler polisle çatışmıştı. Uluslararası sermayenin milyar dolarlık Dünya Kupası endüstrisi patronları, Güney Afrika hükümetini bu eylemlerin tekrarlanmaması için uyarmışlar, işçi eylemlerinin azami karlarını düşürmesinden pek kaygılanmışlar, Dünya Kupası boyunca ülkede grevlerin yasaklanmalarını sağlamışlardı. Buna karşın, grevleri engelleyemez hale gelen Güney Afrika burjuvazisi, bir dizi sektörde grev tehdidinde bulunan işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kaldı. Güney Afrika da Dünya Kupası grev yasağının kalkmasının hemen ardından ise 1 milyondan fazla işçi greve gitti. İşte o büyülü neon ışıklarının göstermediği meşin yuvarlığın diğer yüzü. Proletaryanın böylesine toplumsallaştığı günümüzde, sınıf savaşımı her yerde. Ve asıl maç da, proletarya ile burjuvazi arasında oynanıyor.

19 - - P Dünyadaki tüm bağımlı kapitalist ülkeler, kamusal alanı tasfiye saldırısına, bu kez bütün güçleriyle yüklendiler. Hiçbir zaman, dünya çapında bu kadar kısa bir sürede bu kadar çok yasa çıkmamıştır! Hepsi de işçi sınıfının mücadele kazanımlarının başında gelen kamusal alanın tümden tasfiye edilmesini hedefliyordu. Avrupa nın tüm ülkelerinde, son birkaç ay içinde, emeklilik yaşı farklı oranlarda yükseltildi. Emperyalist Avrupa Birliği, emeklilik yaşının 2030 da AB üyesi bütün ülkelerde 70 çıkarılması kararını almak üzere. Pek çok ülkede, Türkiye nin daha önceden başardığı ; iş yasaları, işçi sınıfının kazanımlarını gaspedecek, sömürülmesini ezilmesini katmerlendirecek tarzda yeniden ya- Kanada da yapılan G-20 toplantısıyla birlikte; sermaye, işçi sını- vb. Türkiye de, emekçi memurun iş gü- ilçelere, illere, bölgelere, ülkelere vb. zıldı; İspanya da vb. yasalaşmak üzere yakalandı. Örgütsüzlüğü; işyerlerine, fına dünya çapında çok şiddetli yeni bir saldırı başlattı. G-20 toplantısında; emperyalistlerin oluşturduğu G-8 in, bağımlı fakat büyük kapitalist ülkelerin oluşturduğu G-20 ye; G-20 nin de dünyadaki tüm kapitalist devletlere emri: Kamuyu, 2018 e kadar, derhal tasfiye edin! Yoksa, size ne kredi, ne yatırım; yaptırım, ambargo, belki de Amerikan Deniz Piyadeleri! vencesini kaldıran; onu da işçiler gibi, çıplak işgücüne indiren, 657 sayılı yasa çıktı çıkacak. Taşeronlaştırma, dünya çapında işçi sınıfını yutmaya gelen bir tusunami gibi kabartıldı İşçi sınıfı dünya çapında yürütülen bu çapta bir saldırı dalgasına hazırlıksız bölünmüş ve birbiriyle rekabet eder halde oluşu; yüzünün kapitalizmden ileriye değil; geriye, kapitalizmin önceki dönemindeki gibi sömürülüp ezilmeye dönük oluşu vb.; işçi sınıfımızın başlıca zayıflıkları. Ancak, tüm bu zayıflıklarına karşın; Bunun hiç de şaka olmadığı, Irak tan, Afganistan dan vb. belliydi! Ambargoysa, İran dan vb. belliydi dünya çapındaki saldırıyı, olması gerektiği gibi, dünya çapında karşılamaya çıkıyor! Yunanistan, genel grev üstüne genel grev! İspanya, genel grev; 24 Eylül de yeniden genel greve çıkılacak! İtalya, genel grev! KKTC, genel grev! Güney Afrika, genel grev! Güney Afrika işçi sınıfı, Dünya Kupası nı sermayenin kafasına geçirdi! Panama, genel grev! Saymakla bitmez. Hele bir de, grevler, militan gösteriler, polisle çatışmalar, yol kesmeler, iş bırakmalar vb. var ki; bırakalım bu sayfayı; bültenimizin tüm sayılarını ayırsak yine yetmez! Hazırlıksız; hala bir yerlerden; kendisini sömüren sermayeden, kendisini ezen ve tüm bu yasaları çıkaran, direnişlerine saldıran devletten, hala birşeyler bekleyen, medet uman Hazırlıksız; fakat asla teslim olmayan! Sonuna kadar mücadele eden! İşte bizim sınıfımız, işçi sınıfı bu! Bu saldırı dalgasını biz de burada dimdik karşılamaya; genel grev genel direnişlerle, militan kitlesel eylemlerle püskürtmeye; kendi yolumuzu düşmanlarımızdan medet ummadan zorla açmaya, özgürleştirmeye hazırlanmalıyız. Sokağa, eyleme; genel grev genel direnişe! Dünya işçi sınıfıyla, omuz omuza, birlikte dövüşmeye

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız

Aileye köle sermayeye kul olmayacağız AİLENİN VE DİNAMİK NÜFUSUN KORUNMASI PROGRAMINA KADINLARIN İTİRAZI VAR Aileye köle sermayeye kul olmayacağız KADIN EMEĞİ PLATFORMU 2 3 Biz kimiz? Bizler, kadınların çalışma yaşamındaki sorunları karşısında

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Nasıl bir İstanbul? Belediyesi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde nasıl bir İstanbul düşlüyorsunuz? Peki; düşlerinizin gerçekleşmesini

Detaylı

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep 09 Kasım 2015 Haber Linki: http://www.egehabergazetesi.com/halil-kurttan-esnafi-sevindirecek-talep/1651/ Ekonomi nin candamarını oluşturan Esnaf ve Kobi ler Karabağlar

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

KUZEY KIBRISTA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI

KUZEY KIBRISTA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI «Öngörülen birleşik Kıbrısta işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği» 18 Eylül 2015, MERİT Hotel Lefkoşa Halil Erdim Maden Mühendisi TAŞOVA koordinatörü Kuzey Kıbrıs ta İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası 1 Mart

Detaylı

Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi?

Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi? Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi? Aslam Effendi Tota 1, kapitalistlerin reklamların gücüyle, gerçekten ihtiyaçları olmasa bile her çeşit malı insanlara satabileceklerine inanır mısın?

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Başkanı Komite Başkanı: Fatma YÜCEL Toplumsal

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Mitler «Gelecek nesil!» «Bugünün küçüğü yarının büyüğü.» «Çocuklar

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ OKULLAR HAYAT OLSUN OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ Okullarımız halka açıldı Okullar eğitim-öğretim saatleri dışında; akşam saatleri, hafta sonları ve yaz aylarında halkımızın hizmetine açıldı. Derslikler,

Detaylı

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Cumhuriyet Dönemi 1936 1967 1971 3008 sayılı yasa 931 sayılı yasa anayasa mahkemesi 1475 sayılı kanun İSİG kurulları kuruluyor v ve 16 yaşın altındakiler ağır ve tehlikeli işlerde

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ 15.Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi (9-12 Şubat 2014, Ankara) İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.A.Gürhan Fişek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor!

Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor! Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor! Hem kadınlar kazansın, hem ülkemiz. Çünkü Biz Büyük Bir Aileyiz. www.aile.gov.tr www.gonulelcileri.gov.tr Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin yapılan pek çok hukuksal

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97 Basından... 22 28 Eylül 2008 Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Köye dönüş hız kazandı http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=22.09.2008&i=141285 Engelleri aşmak için direniyorlar http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997 Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K -izm-jr C-a-d-. y,-ap-r-ak-a-pt-. 2-4-/1-2 -li-ef&-f-a-x;-o(-3-12-) 4-1-7-2S-4-0-K-ız-ı'-ay--A-N-K-AR-A ~, TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Önümüzdeki aylarda hizmete açılacak olan Türkiye Cumhuriyeti Kamu Hastaneleri Kurumu Karabük İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi ne

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG GAZİANTEP HAK-İŞ,DİSK,TÜRK-İŞ,TİSK ve SOSYAL ORTAKLAR KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELEDE SOSYAL DİYALOG BUGÜN 1,5 MİLYON NÜFUSA YAKLAŞAN GAZİANTEP, 2.3 MİLYAR

Detaylı

Değerli basın emekçileri

Değerli basın emekçileri Değerli basın emekçileri Sendikamız Yapı Yol Sen Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldiği tarihten itibaren Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesine karşı çıkmış olup birçok eylem ve etkinlik

Detaylı