Tir~j ıa, Eıgi Matbaacılık Sanayı Caddes ı Alı ay Solcak 1'/o, 1 O Çob:ı.nçe,me / Yerubo&llA-ISTANBUL

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Tir~j ıa, Eıgi Matbaacılık Sanayı Caddes ı Alı ay Solcak 1'/o, 1 O Çob:ı.nçe,me / Yerubo&llA-ISTANBUL"

Transkript

1

2

3 Yeniyi yaratmak için - ]i bo ji na ve afirandine 2 Wenesazeke lal Zouuı Bigçe - Dil.siı bir ressam Zoıan Bigçe-Kak Uwer 4 'Sorun' ve sorun - 'Pirsgirek ii pirsgirek-tevfik Taş 7 Heşt lv, zimane kurdi, pirsa kurd... - Heşt 7V. Kürt dili. Kart sorunu... - Fehtnı Işik 1 O Askeri çöztim ıs ran ve ekonomik kriz-israradi çareseriya leşkeri de ü qeyrana aboriye- Mehmet Bayrak 13 Türkiye dille ri ve edebiyat -Zimanen Tirkireye a weje - Kevser Ruhi 14 Winda - Kayıp- Ferit Edgu 17 Osman Özçelik: Dilinıiı kimliğimizdir - Zimane me na.sname-ya me ye 18 Nişeyen di defteramin de- Defterimdekı notlar - Cihan Roj 22 Mübadele, halldar için bir bozgundur- M u.badele. ji bo geları tekçan ek e -Sefer Gaııenç Dosya: Kriz ve milliyet çilik Qeyran ıl neteweperestı Ayhan Bılgen. Haluk Gerger, Ahmet Ya.şaroglu. Aıiı Konukman. Osman Ergin. Ragıp Zarakolu Çok eşlilik mi, birlikte mücadele mi? - Bi pirjinan re ıewıcandirı an bi hev re tekoşln?- Calnur Elçik Zefif,ril en evine-aşk zilleri- Receb Dildar Şe r ' i laiklik- Laikiyt 'şer'- Neıııaı Onaran Reşe nhireki sergilıayi Mahmut Derwcş - Olgun bir ayd.m Mahmut Derviş- Behlül Zel.al Üniversite ve toplum inşaası -Zantngeh ü vesazkirina civake - Şebnem. Korur Fincanc& Mezopotamya 'mn kadim s ı rrı Cefr- Raza qedim a Meıopotanıyaye Cefr-ALi Konar Xi.ııne tka.re 1...'1ll'di Casimc CeliJ - Kurt dilinin hı.zmetçisi Casinıe GeLi!- Weıire Eşo Oe ft.era biranina roma.neke - Bir romanın anı defteri Lokman Polat Xwekuştin innhar Dr. Aıad Gunderci Oyunal h - Bınlistık Cuma Boynukara Avdonk- Roni W ar Ku.rllar vadisinin son cerahati M uro - Qırejıya dawi ya newala guran muro- BanşAvşar Jin u agir- Kadın ve ateş- M age Tuzcuoğlu Pirtiik M uz ik - Kitap-Mazik Bulmaca - Xaçepirs Helbest -Ş ür: Mustafa Yefil. Şevder Biyani, Dilxwaz H erdem. Aknıan Gedık Kapak Resmi: Al bert Anker Tir~j Sah 6 Hejmar, 36 / Rebt:ndaıı R.,.eoıi 2009 Yıh 6 SaJı ' 36 / Ocak - Şuba t 2009 Ko"a.ra Du Mehl Çandeyt If u neri lli AJlık Killıur-e Sanat Oergısi Lı 5<-r Nave "KUltUl"&3Jl Kultur Sanat Etkinlıklerı ve Organwıayon A.Ş KuJıorsao Kılinır Samıt Etkinlikleri ve Orgaıuz:ısyoo A.Ş Adına Xwedt Cevnye Aydın Sahibı, Ct nye Aydın Berpırse Ni,iser.ın, Btılenı Ulus Yuıt4len Mudortı Bolenı Ulus Na, ni4'ul <Adres) Ealoşebır M ab Oolapdtrr C. d. K.ırabaıak So k. 'lo, 31 Şi$li / )oıanbuj Tdı:fo ıı fab Nilneriya Oiya.rlıeki.r 1 D iyarbalar Te ın si l ti li ti, I&Wyon Caddt., OzıtmApt. t-o, 16 Kat, LO, 2 Yayın Tıı.rıı, Yerel S(lreli "cb, www llroı. neı e- maihtirojdergioi(ij'gnuail.com. nct Çapxane t n.. ıa, Eıgi Matbaacılık Sanayı Caddes ı Alı ay Solcak 1'/o, 1 O Çob:ı.nçe,me / Yerubo&llA-ISTANBUL Abotte Kotullar" 6 sayı, 25 Tl.. 12 sarı, 50 TL.. Posta Çeki Hesalı" SongOl O ıkan / Sırkeci - lstanbul Banka Hesabı, Songtıl Oıkan. ı, Banka o ı Kuledlh i ŞWıeai 1078 O

4

5 SARİDEN YENİYİ YARATMAK İÇİN... Saat yapımı konusuııdakı ilk en kapsanılı eseri. Ortaçag'da Cizrdı i\.ısırıırldiıı 1206 'illında Di, arba kır'dakı \nuklu hıikilnıtbn i~ın,:vını~lır. \lt'kanik H.ın kctlcr Tarihı'ııiıı bilgilerı böyle... Bilebildiği mız kadarıda "çalar >;a.ı(ı frırihıe ilk ranf eden de Cızrelı Na,.,ıruddin 'd ır. ~f' 10. )iızyıltla dişliler 'e agırlıklarla ışl(')<'ll ılk mekanik saatlerı) aratan lspanvalı ~lüslümaıılar. ne de saatlerı )aza n Cizrrlı \asuııddııı buyük sana\ ı kı>ntlf' nnde. btllüıı ı,aşaını çalar ~aatlerc bnğlarunış ınsanl,ı nn. zamanın lıu bitn'lyc ıııckanik ci'zellıginrlen. hıkkuılık. korkıı, öfkı> dupraı:,tını di.ışünmü!?lenlır. Çalarsaatlerle uyaımoruz w ııişe kalkı~a l'ahrık:ılara. atohelere koşınonız... Bô~ le varatılıyor psarn... Çalar t;aaılere lıaglannıış ııı aniann u yanıp uyuııı:ısıv la. toplanıp dagılrna SI\ Ja St kiz ı;jat i. ~ckız s.ı;ıl dmlenme. sr.kız saat cgı tım. ('~teı ık ve ya:;;amak içuı buguıı h ıle ha\ rak açıror ü~çilt r lsranhul\ın Kıraç'ında \C Meı1eı "mde hala çalı~ma saatleri' okı ur:.:;abah kaı anlı~ndan gen k.ıranlıf!llla stirınektc. sürıinnıektedır... Su ura bir gün k.ı pir:ılisılı>r "Krız ı ar" divorve işten atılan on hioltrre ınsaııııı e\iııdc çalar sa ar/cr" susm or... \çlık H' ı~sızlık korkusnı.urı "tık tak"larıylıı ılertıyor z:ıınaıı... Dünya yeni bir yıla kapitalist dik1atörlügı.in yeni bir kriziyle giriyor. Evet, üzerimizde krizin) üküyle de giriyoruz yeni yıla ama yalnızca bu değil elbette... Dün_yanııı hutün halldan gibi. bizim cografyamızda da barış öı.lcmi daha da yakıcilaşarak devrolu)or önumüzdeki yıla... Bu Ay. Ernıenilerirı. Zaza ve KurmançAlevilerinin Gağant a) ıdır. onlar için hüyı.ik ve kut::;aldır. Gaganı Balıa,Gaganı Baba Torbanda ne var/ Heybende ne Yar? - Gülgi.ılü var dilgül u var kargül U var Kışgülu var Gagant Baba, Gagant Baba Güller kime. güller kime? - Hepimize Köyümüze ilimize Eşeğin sırtındaki Gagant Baba'yla. çocuklar arasındaki bu tekerierne ta ki söz çocukların oyuncaklarına. ahdc şckcrine, sogan kabuguyla boyanarak haşlanmış yumurtalara gelinceye dek böyle sürer gider... Gaganı sözcugıi Ermenilerle Kurt Alevilerin bir kesiminin ortak sözci.ıgüdür. Şimdi Anadolu 'nun pek çok köyiınde Noel, Cagant Babadır. Kimi yerdedekhal Kck temsil eder Cagant Babayı. Tck farkla. şehirlerdekinin sakalı bıyığı pamuk beyazlığındadır. bizimki beyaz koyun ytlnündendir. No el de Anadolu 'dan doğmuştur. Gağant da. Ama şimdi Gagant unutulmak üzere. Biı kiıçümseneni. haksızlığa uf,rrayanı. unutturulmak isteneni kayıra rak. kullayalım bu yılı. Yeni) ıla denk gelen günler Ermeni halkının Surp Dıınunt Yonusu'dur. Ermeni halkının. aydınlarının, yazarlannın Surp Dzınnnt Yortusu'nun once onlara. sonra cemi cünılemize barış. bolluk, gönenç \C iyılik gelirmesi ni isteyerek kutlayalını. Bu yıla kapitaliımin hiç de kısa stirmcyccck. dünyanın pek çuk yerinde köklü degişiınler yaratmaya gebe kriziyle giriyoruz... Emekçi sınıflar. ezilen halklar için her kriz. her sorun aynı zamanda bir olanak-tır... Yeter ki sorunlara. kriziere devrimci degiştiricilikle. devrimci bir kalkışınayla yaklaşmasını bilelim... Biz onurlu. gönençli bir yaşamı savunanlar. banş insanları e:;ki yakınmalardan kurtulabileceğimiz bir yil istiyorsak eğer.. FESTİNA IAt\TE" demeliyiz: "YAVAŞÇAACcLE ET". Salıiden yeniyi yaratmak için... O ı ı roj ~

6 Wenesazeke lal ZOZAN BIGÇE KAK Z~WER ~ "' 4 Ttroı

7 GPı mı ro. '' 1 baii n.ıs ne kc dibt qe: lal c Nap(~ 1 \(,e'' ıı berdc Ia pn,;ın bı wtnc)30 dıp<)-ih \tırıj\ '' fikır u raı aner \\1, l(t ın ı xe>alf'n ''' ht'ıkırin. e\ln u kurdah tn. \\1 ı br ıhemt-n \\l fh dı hp. Cv nakuknfk<: 1..-ı.ı dı nma Zozaıı u hunerc de ~r u ı ı bt nt H'kt Ji nı rovdıj:.;.<reh)'d\t-hfjet..u nıiro, lt'\ de ht> huııer la!!l J; bpr ku lıuıu'r ew vtgotın.ı kll vt.ırtı n (ı mirc..v mkare' lıejl\e H'. Bdklj, loı:rı.ı gcl\.ı mırov lı \H nc-yt h>z.ıı> d ın h ert d ıbwe ku h11wk t ş i-n' ı-c;ırt'i her tım tf ch h<ıw lı rlu ''.ın ttvliht"viv n qonıpozts ront"u \\'(',bi we ı.ltruni,\;ı ku Jl ve dvak( derk< ti:t re u n uışmıi makt dide hedi hedı n b, Jibın Dı,,frıe\ı ıı \\( d( her um re.~f"kı ınıoik ku" her \'t uv.ıkfo r. :tbtr b nı lıt}t J '"' e Jl oına ga\a rojel.l hrr xwt hıdc dt rf kı dur r '} a vqlırr tırndi ''.ın r(h n ku d wt n'\<. w ı dt "Xt ı b.ı nt" ıl dıbihure Mırov dı \\f'jlr.eı 'lm. nt df bert-a dav\l}a vı \H 1 tı dıhmt An go rastıh ıı H' e '. ke lnıue brrgı n d. w ı -.tn werıqen wı. C m t\\ fı :ruren \\enandıne dı na '\"a ph JO\ i d,.. ht r ku nıruv hdı ırlt d iıııhtn dı<;.hııı tıştrkı d n t: Zoz ıı M 1\ n( xwc llf"\ e-ne Jı d_:ı;a r rna hınt k W''Dl'"Vfn wı uruılı t d bin J ber k lı li\.ık.ı tt dt ıl ıp him kı bı XC\> ll u xev, l,ııı \f' gırt>d. \ı maye. Dı l şınt nd p her mıro1. dt> H nj hcrr an 1\ evı ıı.ıdın. An o Z('I" pduı dar;:uı ı ştekı :ı. n u gu lkt bi rl'nge zn vt kırı~t tıştekı dııı )e ı:,, dı n,ıv.:ı ınııııı tı ııyam dt n,ıkohvt k.t l l'c>z:i'l b rengt rı \\ 1"'\ l f \ eı ga dı na"vher.ı ~ı'"'ten Jıy.ı}e ı tı t n dıx\\.ı7r hıp de bert- weki p< lı u dara d ıd p3şe dibt zer f~tlck ter Zuzi.iıı hı rastı.ı Ji pı 1 1 ;m lı ı nakt>. tm t ht~jl qe} h her hc)\\pst ıı b{ kna "'"l' dı pey ıtine "'ı \H'1lf' Jl ı: o w< ben pey1 an. berı nivi>;andınt hebu Dınıcnc n 1 ıılo zan xi.. t kınne "ekı deme n -;;ı.k.ertan marıcı ır J h St"mbolan ıaloqı p< şerojı'- cl ke Di \\f'flf'\<'rı wt dr di mc na Y~"'kenur Uıının n p{l.şi) cm dıbırıin "t kı m ıp "ı:ııey.ı 1\I)t' Tişte esas kıı x( lkırıyt lıertını d drm. \u IH' rııiıi' dt m ııe. Ji ho ku mıro1 Wf ı a" bıke din mıro' hur u kur lı brrhcıneıı Zm,m Bıgcf' bınılıere bı bt rhemiln '' t n lııp"~ h l' C..., ııurov di berhuııe~ı IH dt kur dı be ) a \lt t!"'i' pt dilır ~Url\ 11el le jıx\\er.bırdüy ova k.:ı mırm.ng... "' la be. 1\t ('\L~t pt ~troı,n.unn.j..ın Jl rıık&re bıpn ı\ e l Pm d vır de pt- dılıı:ı;ın ım huner dut o".ıkc )f. Zuı n bı rab rdijh klıt pen ku dıj...ırc pw;g r(: kt n U\,lke pt Vt'bCJt' bi \lfr f'l t'll X\\P \ eelılı C' Gava c m \t' d\akt lı'-< r wcnrvcn /o'llrı. ı \C 'l \\C ki \\t.'. s tı.:m.ıtııc ncl..ır dıbınırı ku nın nt n" ı 'IH l.ıtnh kı tt') re kı l.ı\1 s. lt J:.e n n. am(n re.ş u sipı terıt d\mınl. Dt\\ tıı fı çt ı. 'loıtn tci'iljr;,whk ku ıl un\a ra tı'a mt' lı xpplı.:n nw de ~,ıır(d mkt x..ırt tedıkc f:..v1 ıfroj 5

8

9 ~SORUN' VE SORUN Cana n da Cana n ha! H lt ler 'den kalma Anıman Ö)ie h saze ~uze ırklan 7rkını. ırklardan ~ıııe stize ne ülke bıraktı, ne yaşam hakkı biu Ona kalsa b'r Türn ııar bir de dürıyn Amma ve l<ık in o danya Tark'e daşman Kadıncagı.z olmasın rm Ant man! Canarı da Canarl ha! 'Tanrım" dedim )azık cirıse. kadına" Bundan bir süre önce Evrensel gazetesinde yaıdıgım bir yaııda şöyle sormuştum: ''CHP Amca Size Faşist Diyebilir miyim?" Çünkü CHP'nin 1934 yı lında tek parti olarak çıkardıgı 2510 sayılı İskan Kanunu bizim ülkemizi bölüp parçalamayı amaçlamaktadır... Şunları yazınışı m: "Bu yasaya göre Türkiye'deki yerleşimler şu şekilde olacaktır. " /numaralı mıntıka/ar: Türk kültürlü nü.fu.suıı tekasüfi4 (roğunlaşması) istenilen yerlerdir. Z numaralı mıntık a.la.r: Türk kültürüne temsili i.stenilen nafusun nakıl ve iskanına ayn.lacaktır. Bu 2. madde şu anlama geliyor: Anadili Türkçe olmayanlar. yani Rumlar. Ermeniler. Kürtler, Yahudiler 2 numaralı mıntıkalarda oturmaya zorlanacaktır. Aynı kanunun ll. maddesinina bendine göre ise anadili Turkçe olmayanlar, köy. mahalle, işçi ya da sanat grubu kuramayacak bir köyü ya da mahalleyi kendi soydaşlal'lyla paylaşamayacaklar. Türk külrtırüne yeterince bağlı olmayanlar. Türk kültürüne bağlı olanların, egemenlik kurduğu kentlerin kenarlarına. taşrasına (dışarısına) serpiştirile cektir. Peki neden? Kanunun konuşulduğu meclis toplantısında DAhiliye (İçişleri) Vekili Şükrü Kaya'nın sözleri. benim bu kanun için yazacagım her şeyi özetlemişhr: ''Bu kan u n tek dille konuşan. bir düşünen. apu hissi taşıyan bir memleket yapacaktır. " Ya ötekiler. Onlar öteki. Dil mil yok. TEVFIK TA ş ''3 numaralı mıntıkalar: Sıhhat. iktisat. kültür. siyaset. askerlik ve inzibat sebeplerle boşalnlma.sı ve iskdn ve ikamet yasak edilen yerlerdir. " 6 Mart 1934'te Adolf Hitler'in Gençlik Örgütü'nün 2. Başkaru Karl Nahersberg CHP tarafından Türkiye'ye çağrılmış ve bu düşünceler onunla birlikte şekillenmiştir. Bu yasadan sonra "Milli Duygulan İncinen" bazı adamlar, vali, kaymakam, belediye b~kanları da içinde olmak üzere, Çanakkale'de, Trakya'da Yahudilerin evlerini yağmaladılar: 6-7 Eylül olaylarının provasıydı bu. Türkçeden b~ka dil de kon~n. b~ka dini inancı ve kültürü olan halkların CHP yasalanyla yağmalanmasının Cumhuriyet sonrası ilk büyük adımı dır~ Bu yasa, bugünkü Canan'ın da CHP'nin de ta kendisidir... CHP Milletvekili Canan Arıtman. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e "anasının etnikkökenine bakılsın" dedi... El altından Gül'ün anasının Ermeni oldugu yayıldı. Bu öyle bir edayla. öyle tiksindirici bir tonlamayla yapıldı ki: "Anan kötü kadın", "Sütü bozuk" özür dilerim ama "orospu çocuğu" anlamında söy lendi bu söz. Bunu yaparak, hem Gül' e hakaret ettigini sandı, hem de bir halkın adının l...-üfür olarak kullanılmasım sürdürdu... Abdullah Gül. "Anam babam Müslüman ve Tt.ırk" dedi. Bu savunma saldırandan daha insaftı, daha seviyeli. daha hakkaniyet değil. "Aııam kötü kadın değil" demiş oldu. Ermf'ni sözcüğii. fenalılda yan yana anılmaya devam ediyor. Türk'ün, Müs1iimanın Ermeni'den daha iyi, namuslu. sütü temiz olduğuna ilişkin tek bir kanıt JOktur. Oysa ırkçı.lıktan. kandan, kıyundan ötürti, tersi kanıtlar uflru karartmaktadır. Şimdi sabnnız varsa devam edelim çünkü ~sorun" olarak gösterilenle asıl konuşmamız gereken sorun çok farklıdır... Geçtigirniz günlerde Evrensel gazetesinde (23 Kasım '08) yayımladığınıız ''Doğrusunu SlJylersek 'Kart TirOj?

10 Sorunu' Yoktur" başlıklı yazıya değişik eleştiriler gel di. Gelen eleştirilerden bazılan benim eksik bıral-_ tı ğım ya da yeterince açık anlatamadığım noktaları göstermektedir. O yazının biryerinde şunu söylemişim: ~Bu) azı da belki bütün ögelenni :rerli yerine koyamaxacagırn ama ben tartışmanın dilı e mantık ilişkisi boyutunda da geniş/etilmesini yararlı bulu)'or l'e öneriyorum." Tartı~ınayı Tiroj dergisine ta~ımanuzın ned.- ni, daha derinl.-mesine vt: daha uzun vadeli görü~ lerl.-: bul~mak isteğidir. Gelelim konumuza... ll'kçılıgın. şovenizmin örneğin Kürtleri ilgilendi ren kesitini eksen alarak konuşurken ~Kürt Sorunu" Ermenilere yapılmış fenalığı söylerken "Ermeni Sorunu" dediğimizde derdimizi anlattığımız ı. anlaş ıldıgımızı düşünüyoruz. Bu büsbütün dogru değil. Doğru olmadığı gibi ezilenleri e1.enlerin düşünme biçimi içine itekleyen. onların kavrayış ölçütlerini kullanmak zorunda bırakan özellikleri oldugunu düşünüyorum... Sorunları böyle dillendirmcmizin nedenlerinden biri basitçe dili kullanma savruklugu ya da dilde yaygın bir yaniışı bir süre sonra doğal doğru kabul etme kararlan da oldugu söylenebilir. Dogru. Zira biz. kadına uygulanan Cinsiyet J\ynmcılığı. kadının kadın olmaktan gelen sorunlan yerine "Kadın Sorunu," dinsel sömüril mekanizmasını işleten Sünnilik Sorunu yerine ~Alevi Sorunu." (Buna RTE'den ötürü günümüzde "Ale"i Açılımı" eklendi. Ne demekse? Ama işte bunu bugün sağcısı solcusu herkes aynı kalıp ölçüsüyle kullanıyor. Sahi ne demekalevi açılımı?) YOK Sorunu, Egitim ve Çalışma Yaşamının Askerleştirilmesi Sorunu yerine ''Türban Sorunu," Türk lrkçılıgı Sorunu yerine ''Ermeni Soruııu/ Meselesi, ya da Azınlıklar Sorunu/ Kürt Sorunu" gibi tamlamalarla konuşmaktayız... Ya da egemen kesimlerin yaptıkları bu tanılamalan/tanımları bcrıim:se } erek kullanmaktayız. Kanserle savaşmak zonında olan birine senin sağlık Sorunun~ var deyip kestirip atmaktayız. Dumm "Kanserin İnsan Sorunu~ ya da ~Kanserin kemoterapi Sorunu" var denen matraga emsal dir. Bütün bu kesimler devlet için sorun olabilir. Ama açık olan bir şey daha var ki. devlet de bütün politikalarıyla, bütün bu kesimler için sorundur. Biz o zaman bir durumu adlandınrken. yanında yer aldı gımız kesimlerin çıkarlarını dilde de hesaplamak zorundayız... 'Kadınların sorunu,' 'Kürtlerin sonınu' gibi daha doğru söylemşlerinden bile uzak durmak kimileri için kısa yoldan. "kestirmeden" söylemek olarak degel'lendirilebilir. Ancak bil' ülke için yaşamsal kapsamda olan bu sorunların dile ge1irilişi bakımından Türkçenin dcgi~ik yanlış k.-ullanımlarına bu denli sıgınmanın, bu kolaycılıkta ısrar etmenin çözümü konuşmak bakı mından da bazı sorunlar. bulanıklıklar dogurdugunu düı;;ünüyorum. Böyle tamlama. kavram yapma. tanımlama mantığı başka dillerin mantığına uygun olabilir. ö rneği n İngiliı.cede ya da Rusça da dilin mantığı başkadır. An caktürkçenin ınannğıyla düşündügümüzde dili böyle J..."Ullanmak şu anda bu olguları doğru anlatması gereken kesimlerin yaranna degil. zararına olmak.-tadır... Zira seçtiğimiz kavramlar. yaptığımız tamlamalar. tanımlar ulaştığı bütün çevrelerin hasiretine. adalet bilincine. cesaretine, hak ve itidal duyguları na, çö züm istenci ve ölçütlerine doğru biçimde seslenebilmelidir... Sorunun asıl adını her gün. her an söylemekte birtakım zorluklar yaşadığımız için böyle söylüyor olabiliriz... Şu sorular aklıma geliyor: HuJ...-omete. Çankaya Köşkü'ne, Genel Kul'may Başkanlığı 'na her gün: "Türk nkçılıgından ne zaman vazgeçeccksiniz?" Eğitim Bakanı'na her gün: "Bu ülkede Türk'ten başka birçok halk, senin Stınni inancından başka birçok inanç yaşıyor: Sünnilikle süsledigin ırkçı egitimine neden son vermiyorsun'? Neden her çocugun ötekinin inancını. aile külti.lnlnü. tarihsel özelligini aniayarak büyümesini engelliyol'surı?" Genel Kurmay Başkanlığı. 'na: "Bu savaş, bunca ölüm devletin ırkçı politikala Bütün devlet l"uru.mlarına. ideologlarına. üniversite yönetimlerine: ''Başka halkların Türkleri sevmesini engelleyecek. başka halkların Türklerden sadece ve sadece korkmasını sağlamaya yönelik politikalar bizim tilkemizi yoksullaşrırıyor. küçültüyor: yoksullaşnıamız, J..."'tiçülmemiz kimin işine yarıyor'?'' 8 TİfOJ

11 rından kaynaklanıyor. Neden çözümün bir parçasına dönuşmek istemiyorsun?" Bunları ve daha benzeri birçok soruyu her gün sormak zor oldugu için biz tarumları sorunun altında ezilenlere yaslayarak yapıyor olabiliriz. Dilde de bu zor olanı seçmezsek, egemen sınıfın halk uıerinde yarattığı bulanıklığı yenmek baj...'1mından doğal bir eksikle davranmış olmak:tayız. 2009'a bir ay var. Ama bizim okullarımııda çocuklar hala ''Ne Mutlu Turktı.m Diyene" sözleriyle güne başlamaktadır. Biz barış istiyoruz. Ancak barış, ezen tarafın, haksızın. gaspçının, soy kırınıcırun bazı koşulları üzerine kurulamaz. Burada yapılacak. kurulacak bir barış, yeryüzünün her hangi bir yerinde. gerçekten buna gereksinmesi olan bir topluluk üzerinde adalet ve güvenlik duygusunu yeniden yaratabijmelidir. Bunun böyle olabilmesinin yollarından biri de bizim egemenin söyleyiş biçimini, üsluhunu. kavramlarını, o kavramlar çerçevesinde düşünmeyi istemememizdir. Küıt ve Ermeni, kadın ve Alevi devlete egemen olanlar için "sorun" oluşturduğu için onlar bu tanıla mayı/adlandırmayı seçebilir ve yaygınlaştırabilir. Ancak biz barış taraftarları için asıl olan emek sömü rüsü yapanlar, ırkçılık, cinsiyetçilik ve her türden gericiliktir. Dolayısıyla bizim sorunlara dil bakunından yaklaşımımııda bunun gerekleriniyerine getirecek biçim ve içerik özelliklerine sahip olmalıdır. Sorunun adının ve dillendirilme özelliklerinin berrak:laşmasını önemli kılan nedenlerden biri de şudur: Türkçülük, bunun başka halkalara kıyım yapacak politikalara yükselmesi gibi büyük bir sorunu söylerken, sorunu kaynağıyla değil de ondan ıstırap çekenlerle adlandırmak değiştirme isteğini bütün topluma yaymanın doğal bir engeli olabilmektedir. Devletin!rkçılık Sonmu demek yerine "Kürt Sonınu", "Enneni Sorunu/Meselesi", ''Azınlı.klar Sonınu" demek; topyekün işleyen bir politika karşı sında parçalı durmaya yol açahilmektedir. Dahası bu durum savunma da kalan bir savaşım tarzı izlemeyi de birlikte getirebilmektedir. Ya da... Ya da bizim savaşım tarzımıı böyle oldugu için tanımlarımız bu biçim özellikleriyle gelişmektedir. Devrimciler, ilericiler bunlan benimseyemez... Barış sizinle olsun!.. O MIROVf:N SOR l\1 i m vi ıı soı him e w Po ı 1.eı.. "\i 11 ger m Ritke11 it X\H'~? ziman \Veki l.aı avaverı xwe Deıııa ku cw di filıncn tiı ki vf11 knrı:ıı dt diditin me Hist< ki difilitin cnıji f'iki n xwt.li ı ikeıı sedsalan.li rikeıı dimka hi'diyaxijf-... Em kefxwe~ dihüıı Di xcwm~kcn Itimeli kenıar de wiııda dibiuı... l\leji dclal< ki lıez dikiı Anjiji dclali,rekc M«> s«>ı wc\ 11 i va filme n kevııar dili st... Kcıı~ri l«>rıg asi_vek biqewiıni,va Pi\lla nh li xizir e kafir Li kale ı iı sur Po ı g ewr iı dilsuz l.i 1\:fthar Terzi.nuı... Bi awaı tt kcn~ijiııcke sor hi hata n imandin Bi J.;u avajeke kir et (ıelıpik< k dikeııiya Bi cfen~ eki ı;;t>lm eti... E mj i xwe dcı bas d i h ün... Ew ttehpika «>virıdar Li pey~~ ve d i Içepel ~lll St'f'WCJtlCII dilpak ı : IH'zki ı i.' c n ı ast....m i ı m eıı soı him C\\ X wed i.ii.mııcn 11epeni X\\ edi W,\ aletı g erdftnbı SUl' lt ~!,'l'wt'l'. w«>ki g1ılan... Denıa wt ziı pesni qelihandiııa \H' da ııı i nıvi n sor U iııı 'ni 11 itti n Em wdııitıin... Oimk fi:dik:ıı derket mirmen snr... Snı hitııa ı ı\n~ we ji r eng c ji_yane hiı Em ıl inm i n i-di (: t m di1.anin bi rfınıeti nıiı i11a H ı a111. Riıreı;;i.'a pesnen karwcziı Be,J.. iı inajina zaı a\ a kiri-t Bi la dimk Le ~?CI'lnok mirm fn snı H i hı lı i k( ıw ı iı:~ c \H' ye sor Eıuji dizarı in biratiye... Mustafa Yel?il.

12 Heşt TV, zimane kurdl, pirsa kurd... Televizyona dewlete TRT. eger di hernameya wan de guherinek çenebe we l 'e rebendana 2009'an dest bi weşana kurd1 bike. Li gor bemarneya TRT'e, gava lıroj gehiştibe deste xwendevanan, di ve TRT' e ji dest bi weşana xwe kiribe. Di bemama TRT'e de guherinek çebe ji, tişte diyar ew e. dereng an ıu. dewlele biryareki daye ü ve biryara xwe we bi awayekl bi cih bine. Ji nihave hin şi rketenku be reji bi TRT'e re kar dikirin, dest bi amadekariya teknikl ya weşanen kurdi kirine. Ev şirketen han, hernameyen ku bere di qenalen din en TRT'e de bi tirkl hatibiine weşandin, ji nü ve werdigerinin kurdi, dublaja wan dikin, da ku di TRT' e de bene weşandin. Nave qenala kurdi weki TRT Heşt an ji Heşt TV hatiye diyarkirin. Berpirsiyaren TRT'e, peyva "heşt " ne te ne weki reqameki, bi peyve ve dilizin u peyva heşt her wiha weki "bihılşte'' ji şirove dikin. Bi go ri wan, weşanen TRT'e we ji bo kurdar hibe ''bihuşt, " ıi her wiha "riya biratiye ıl çareseriye veke. " Arnadekariya destpek:irina weşana kurdi, ne tene bi xebaten teknikl ve, her wiha di kokteyl O. civinen çapemeniye de ji hate eşkerekirin. Berpirsiyaran li ser amadekariyan, beyanat dan; bi bin nasraw O. rewşenb&ren kurdan re hevdi:tin pekanin ı1 encamen van hevditinan di rojname ı1 televizyonan de hate weşan din. Eşkereye ku gele k tişt ji raya gişti re nehati ne gotin. Te ditin ku li paş deriyan çi diqewimin. erne zü bi zü nizanibin. Le bintişten di kolanan de ji ten xeberdanhene. Rast e, ni viseki bi peyven kolanan nayen nivisin. Le he ji gelek der (ı d or, jihamasete wedetir. tişteki bi rek ıi peki ji raya gişti re negotine. Ango di deste me de, ji beyanen 'dijber' fı ıayengir' pe ve tu agahiyen din tune ne. Gaven ~en avetin li ser qedera me kurdan in ü giring in. Em niviskaren kurd. her çiqas riyeki rek ü pek nebe ji, carina mecbur diminin ku di nivisen xwe de van peyven kolanan ji bikar binin. Bi taybeti ji ali ew nasraw ıi rewşenbiren ku bi berpirsiyaren TRT'e re rü- FEHhl I ş ık nişt i n e ten gotin ku, di hevditinen du qoli de berpirsiyaren TRT'e, ji all amance ve zekıl u vekin axivine. Ango amanca TRT'e weki propagandaya dewlete neanine ziman. Bi gor bin peyivdaren kolanan, arınanca Heşt TV cw e ku we xizmeti çand ıl edebiyata kurdt bi.ke a dewlete iı kurdan lihev bine... An ji amanca Heşt 'TV'ye, ji ali revebiran ve bi vi awayi te bi zimankirin. Tişten li jor me qal kir. pirani agahiyen li ser amadekariyen tekniki ü hin galegajen kolanan bün. Mixabin, tişten li ser bingeha siyasi tene golin, an ji gengeşiyen li ser sedemen siyasi kem in. H in televizyonen taybeti di nuçeyen xwe de bi hevi ıi baldariyekl mezin belısa H eşt 1Vye dikin ıi we çawa riya biratiye veke. di şiroveye xwe de tinin ziman. Le her eyni televizyonen ku ji H eşt 1V'ye hevidar in di nüçeyen xwe yen rluyemin de ji dikarin bi reheti çeri kurdan bikin. toven dijminatiye biçinin. Li ve tiş t en navhevketi re, beguman pisporiyeki psikolojik dive. Ji her ku ez ne pispore psikolojiye me. eze pirani ji ali siyasi u çandi ve çend rayen xwe bi xwendevanan re parve bikim. Bele, di ve ji ali siyasi ve ji çi diqewimin kem zede em bizanibin. da ku em ji hikaribin li ser xalen vi kari de xeten xwe rez bikin. Le ji b ili wan tişten me li jor qal kir, siyasetmedaren her du aliyan ji. ango siyasetmedarenkurdu tirkan ü hezen wan en siyasi ü çandeyi. mixabin Lene bi peyven hamasi rayen xwe anine ziman. Ji bo we di deste me de ji van rayen hamasete wedetir, tu doneyekiji tune ye. Piraniya siyasetmedaren li parlementoye ne, bi taybeti ji pariementeren kurd yen AKP'e. vekirina Heşt lv ye, weki şoreşeki şirove dikin. Parlamenteren CHP u MHP' c u bin nijadperesten ku dişibihin wan jt, vekirina H eştlvye. weki hilweşandina dewleta tirk. bi nav dikin. Kurden ne bi dewlet ü AKP'e re ji. xwedi rayen cuda ne. Hin parlamenter ü revcheren DTP' e, he jl bedeng in: ango di ere na de ne. ''Baş e. le... ~ dibejin u dumahiya wi bi dileki hesan u vek:iri naynin. 10 Tfl'OJ

13 Televizyona Roje u hin berpirsiyaren Enstituya Kurdi ya Stenbole ji Heşt TV' ye bi n erineki tund rexne dikin. we weki, gaveki ji bo hilweşandina tevgera kurdi, dinirxlnin. Her wiha yen xizmeti ve yeke dikin ji bi vi tunditiye rexne dikin, heta hinan bi xayinti tawanbar dikin. Ji bilivan hin derdar ii siyasetmedaren k:w d, ango hezen weki HAK-PAR, KADEP, KURT- KAV Cı şexsiyeten nezi van der ü d oran. kem an ji zede, weki hin DTP'yiyan bi ihtiyatl nezi weşana Heşt 1Vye dibin. Pirani jl, li bende dim'inin ku ka bizanibin we çi je derkeve... Hin kurd ji her çiqas di nav refen dewlet ü AKP' e denebin ji. gaven ten avetin wekigaven şoreşe n eb e j i w eki gaven diroki dinirxinin u di ve gaven dir o ki de jipara mezin didin "demokratiyaakp'e." Begıiman. tişten li ser ten axaftin, gaven ten avetin, giring in, dive ben nirxandin. Ev kare han. an go weşangeriya kurdi ya dewlete, dibe ku hibe sinoreki pstkolojik u di guhertina rewşe de ji roleki tay b eti bilize. Ihtimaleki bi çuk e, le ji her ku nijadperestiya li Tirkiye hingi hatiye pekdan, dibe ku di encame de tişten nebaş ji bibin. Ango ev kare han ku ten kirin, bibin sedema gengeşi u tevliheviyen nii ji. Le encama w e çi dibe b ila hibe. di ve her der ii do ren eleqedar.li ser vi kariraya xwe eşkere hikin, hinirxinin u peyven xwe bej in. Beri ku em li ser Heşt TV'ye raya xwe bej in, dive em pirsgireka heyi, bi kurtibe ji ş irove bikin. Qet şik le tune ye ku Heşt TV bi xwe ji encameki pirsgireka kurd e ü her çiqas ji ali hin kurdan ve tişte n zide ve yeke ben gotin ji. diyar e ku bi ve gave ve amanc. di çareserkirina pirse devekirina riyekı hesan e. }i bo we dive em beri her tişti pirse. hi taybeti ji rewşa rojane ya pirsa kurd, careki din ji çav derhas bikin ku durebi dileki rehet hikaribin bejin. ka we bi ve gave re re hesa hibe, an ji astengiyen re zedetir bibin, bixetimin. Yen bi siyasete ve elaqadar in, an ji sedemen şer ü lihevketina li Tirkiye zanin, kem zede ji diroka pirsgireka kurd ji haydar in. Beguman. rewşa ji 84'an vir de, baştir dizanin. Mixabin, pirsa kurd ü şer. van 25 salen dawi de bi hev re hatin gotin. Ev nerineki li ci ye, ne li ct ye, an ji dive pirsa kurd u şer bi hev re hen navkirin li al iki; le rastiyeki wiha hey e u ye niha ji rojeve dagirtiye. pirani ev nerina bi :x:we ye. Ji her ve yeke ji her gaven ten avetin, em nikarin ji ve rastiye dur şirove bikin. Dema dewlete gaveki baveje, bi eş kereyl neye gotin ji. di bin de amanca hilweşandina tevgera kurd, bi hesta heri baş ji, kontrolkirina tevgera kurd te ditin. Kurd ku dijberiya gaven dewlete bikin, an ji re:xne li gaven dewlete bigrin, di bin wi de ji yan amanca xurtkirina tevgera kurd, yan ji amanca vekirina re ya ji bo çareserkirina pirse, xwe dicle xuyakirin. Di vir de peyva daw'i em di sen de hejin, da ku d erde me baştir be famkirin. Pirsgireka ku bi awayeki heri dij minane te nirxandin, ango şere çekdariye kurdan ü PKK bi :x:we ji. ne sedemen pirsa kurd in. ew ten e encamen ve pirse ne. Ye ku re li ve encame ve kiriye ji, nerlna dewlete bi xwe ye ku ji damezrandina Komare vir de li ser esaseki red, ınkar u asimıla.syone hatiye meşandin. H in kes di we idiaye de ne ku po litıkaya dewlete ya red. ınkar ü asımilasyone lıilweşiya ye. Le her tişt li aliki, peyven Erdogane Serokwezir ji ter dike ku rnirov bikaribe bej e, ew politikayen red, inkar ii asimilasyone ku hilneweşiyaye he ji didomin. Erdogan di gera xwe ya li Kurdistane de belısa "yek millet, yek al ü yek dewlete" dikir. Bele. lutfıf kirine ''yek ziman" li paş helane. U diyar e politikaya yek rimane, niha bi yek milete ve gire didin. Ev politikaya han. teneya Erdogan bi xwe nin e, politikaya dewlete ya salan e. Niha jl bi guhertinen biçiik. le bi hin listoken di nav de didome. W ere li ve ecebe binere; dewlet, televizyona kurdi dadimezrine, le he ji kurdan weki rnileteki nabine. nasnake, binav nake. Di tu yasayen Tirkiyeye de nave kurdan derhas nabe. tu mafeki zimane kurdi ya yasayi tune ye. Ji bo wan kurd, hebe tune be, qewmeki heremi ya Tir ki ye ye. zimane wan ji zirnaneki heremi ye. Heta ku nerina dewlete ev be, ango revebiren dewlet ii ilikumete hebiina kurdan red bikin. nav ii nasname wan bi awayeki hiqii.qi qebw nekin. çi gave wan ji ji ali kurdan ve sarnim1 nayen dttin. Di rewşe ki wiha de kurd, we li hemü gaven ku ten avetin re bi şik bin Cı di bini de ji li tişten din bigerin. Beguman, çare serkirina pirsgirekeki ku bi salan e didome, hesa mn e. Pil'sa kurd ji ji wan pirsen ku bi hesani naye çareserkirin, yek ji wan e. Sedemeki ya ve encame, desten di nav pirse de ne. Pil'S, her ku navdewleti bü ji bandora dewlete ii ji ya hezen kurda ji derket. Niha ji bili her du aliye pirse. gelek desten din, dewleten din. hezen din ji hewl didin ku pirsa kurd bigrin bin b and o ra xwe. H eta hin hez ii dewleten girsey'i, yen weki Amerika, ve pirsa girtine bin hando ra xwe fı dikarin pirse kontrol ji bikin. Bele. her kes ii her hezen ku berjewendiya wan li Rojbilata Nav'in heye, di pirsa kurd de ji bi gor berjewendiya xwe gavan davejin. Ev yek ji sala 1991 'e Cı vir de. le bitaybeti ji ji sala 2003'yan vir de, he bi eşkereyi dixuye. Mirov van babetan dikare zedetir veke, le bi kurti be gotin. ter dike. Te zanin ku ji sala 1991 'e u "ir ve, pişti hilweş'ina sazümana Sedarn ali herema Kurdis- TlrOJ ll

14 tana lraqe, pirsa kurd zedetir hi rewşa Kurdistana Iraq e ve hate roj eve. Ji sala 2003 'yan vir de ji, axa ku kurden Iraqe li ser dijin, hema bej e li tevayi dinyaye weki nivdewleteki ha te naskirin; hi ve yeke ve giredayi, her ku çü kurden Tir.kiyeye ji çavan dür ket, an ji hinekan xwestin ku wan ji çavan dür bixin, pirsgireken kurden Tirkiye sar bikin. Qet şik tune ye ku, di ve yeke de tesira Amer1ka gel ek e. Le kurden Tirkiye bi xwe ji di ve guherin (\ paşvemayine de tawanbar in. Heri kem, xwe nujen nekil'in, siyaseta xwe li gor rewşa hererne ji nfı ve nexemilandin, yekitiyeki rek ı1 pek çenekirin u her ku çfı. ji devla ku dubendiye ji ho le rakin. dubendiya nav xwe mezin kirin. Niha pirs hatiye merhaleyeki. Ki jan hez an ji dewlet pirse kontrol bike ji, tişte bi eşkereyi dixuye ew e ku edi keseknikare ser pirse higre u dive je re çareseriki be ditin. Ev çareseri dibe ku ne bi dile tu kesi be, le di ve ji bil i mi ri n ü kuştineriyen din ji h ebi n. Weşana Heşt TV, gengeşiyen li ser perwerdeyiya ziman, li zaningehan hewla damezrandina beşen Kurdolojiye... Bele, ye k ji van gengeşiyan bi x.we ji ji ve rewşe ku em je behs dilcin cudatir nin e. Hemü gireday1 h ev in. Le di van hewlen ku ten gengeşlkirin de. rek u pekiıina van gengeşiyan de ye her:ı girıng çi ye, bi raya min dive ew ji he zanin. Em hi minaleeki roj ane ve yeke p i çek din j1vekin. TRT we dest bi weşana kurdi b ike, heta te gotin ku revebiren TRTe, ji bo di Heşt TV'ye de hernameye çehikin bitevi Ş ivan Penver u Ciwan Haco. bi hin hunermenden kurdan re ji axivine. Tam di van roj an de, ango tam di dema berpirsiyaren He şt TV' ye ü hunermenden kurdan hi hev re axivine de. hin parlamenteren DTP'yi ji bo cejna qurbane qerten pirozkirine arnade kiı ine. Ev her dü nüçe hi hev re. di şeveki de hema bej e li hemü televizyon ü rojnameyan de hatin belavkirin. Qerten DTPyiyan, bi anteta Meclise hatiye çapkirin ü ji hin revebiren dewlete re ji hatiye şan din. Rojnameger ve yeke şirove dikin. Heta dihin qenalan de rojnameger DTPyiyan, bi "şirheramiye" tawanbar dikin. Bi ya wan ew m eaşe xwe ji dewlete digirin, le bi qerten pirozbahiya qurbane ya bi kurmanci ji, dubendiya nav hemwelatiyan zedetir dikin. Ji her ve yeke ji DTPyiyan bi 'şirhe rami'. le Ciwan Hacoye ku we di Heşt 1Vye de hernameya lrurdi çebike ji, weki niwenere a ştiye dinirxinin. Ku bi karteki dubendi zede hibe, cudayi bikeve nav hemwelatiyan, we bi H eşt TV'ye ve çi hibe, em ji niha ve nikarin texmin bikin! Bi ve m'inake jy diyar e ku, tişten em behs dikin zedetir giredayi zihniyete ye. Zihniyeta dewlete, an ji yen dewletiyan, bi minakajorve jixwe zelald ike: "Her çi dibe bila bibe, Le tişten dibe dive di bin kontrola min de be. Ev zihniyeteki xeter e ü dive beri her tişti ev zihniyet biguhere. Eger Heşt TV jt bi ve mantal:ıteye, bi zihniyeta heyı be revebirin, -ku dixuye ev mantahteya ku hakimı dewlet ıl dewıetiyan e, we zü bi zü deste xwe ji Heşt 7Vye venekşe - hema em ji niha ve hejin ku we ji Heşt TV ji tişteki dernekeve ı1 we tu heviyek nede lrurdan. Di rewşeki wiha de we Heşt TV ji, w eki TRT GAP' e ku gul u kullllcan hi kurdi dide nasandin pe ve tişteki nebe, we di agire x.we de bi so te ü d üre ji bitemire. Madem babeta me Heşt 1V ye, em piçek din ji li ser we rawestin ı1 nivisa x.we binin dumahiye. Ji her ku min ji çend hernameyen ku we di Heşt TV'ye de ben weşandin, wergerand kurdi, ez ji hin bernameyan agadar im. Ew hernameyen ku ez ji wan agadar im, ez dikari m bejim hema yek ji wan ji bala kurdan nakişine, ango ji bili ku zimane wan kurdi ye, tu giringi ii. taybetmendiya van hernameyan tune ye. Ev hernameyen ku ten wergerandin, hemii. bi mantallteya tirki O bi gor xisusiyeten kevin a TRT ü Tirkiyeye, hatine amadekirin. Niha j'i ev hername tene wergerandin ü we di Heşt 1V'ye de bene weşandin. Bele, di van hernameyen ku min wergerandine kurdi, di wan de tu dijberiyeki li hemberi kurdan tune ye. Le her çiqas di wergeran de dijberiyeki tune be ji, tişteki kurdan bikş'ine bal xwe ji tune ye. Dtroka muzlka tirki ii. pewendiyen we yen bi muztken hererne re ku muztk:a kurdi di nav muziken ve hererne de naxuye; anj'i şerü pekdana li welatender Cı dor ku bi gor mantalita TRT'e hatine amadekirin, we çiqas bala kurdan bileşine u we jibo çi bal bikşine? Pirsa heri giringjt bi ya min ev e: Zirnan tene kurdibe bes e? Ez nizanim, kawe ji bilivan hernameyen ku tene wergerandin, we tu hernameyen din ji bo Heşt 1Ve bene çekirin, yan na? Bitaybeti ji hernameyen bijiyana kurdan ve, bi muzlk, çand, dırok ü edebiyata kurdan ve eleqedar in. we di Heşt TV'ye de bene temaşekirin, yan na? Ya heri giring ji, we di bernameyen nüçeyi de polıtikayeki çawa be ajotin? Ew rüye fermi ya tirş a TRT'e, we di Heşt 1V'ye de j'i hebe? Erne bersiva van pirsan tevan. eger astengiyeki nü dernekeve. pişti l 'e rebendane werbigrin. Le ji niha ve diyar e ku Heşt TV, ji kurdan re nebe astengeki, we nebe bersiveki ji. Bersiva kurdan, bi guherina zihniyete ve giredayi ye. H eta ku zihniyet neguhere, ya din ji h eta ku we şangeri, perwerdeyi ü si yaseta kurdan, bi zimane kurdi u bi azadi neye kirin, we pirs ji neye çareserkirin. ~ 12 TİTOJ

15 Askeri çözüm ısrarının ekonomik yüzü 1991 yılı başlannda yani yaklaşık 20 yıl önce editör sıfatıyla yayımladıgım Kürdistan'ın Sosyo-Ekonomik Yapısi'na ilişkin bir esere yazdıgım önsözde; Milliyet gazetesi yazarlanndan Necati Dogru'nun, Türkiye'nin resmi ideolog ve kalemlerinden Falıh Rıfkı Atay'dan aktardıgı bir belirlemeye yer vermiştım: "Fatih Rrfkı, Dogu Anadolu'nun mahrum bırokılmasını (Kürtler ıyı şeyleri görür, hayatta böyle zenginlikler de varmış, dıyerek isyan eder) korkusundon koynaklondıgını söylüyor. Bu korkunun girdobmo kopılan Fevzi Çakmak Paşa ile de inceden mceye dalga geçerek yazıklanıyor. Şımdı yine kendi kendımize yazıklanıyoruz. Eger Dogu'yo yalınm/ar göwrülseydi, Dogu ile Batı arasındaki gelışmışlik farkı eşıtlenseydi bu Kürt sorunu da çıkmazdı... " (Milliyet, ) Bu sakat yaklaşımın, ayn ı dönemde iller bazındaki yansımasına da kısaca göz atalım m ı? Işte, Türkiye'nin en yoksul 1 O ili: Hakkan, Bıngöl, Agn, Bıtlis, Adıyaman, Muş, T unceli, Van, Kars, Diyarbakır. Isterseniz, bir de en zengin 1 O ıle göz atalım: Kocaeli, Istanbul, /zmir, Içe/, Zonguldak. Bursa, T ekirdag, Ankara, Eskişehır. Kırkiare /ı. Burada hemen belirtelim ki, gerek buradaki bölgeler arası uçurumun, gerekse dünden bugüne kaı1ı karşıya bulunulan ekonomik çıkmazın temelinde, işte bu çarpık zihnıyet ve Kürt sorununun askeri yöntemlerle çözülmeye çalışı lmas ı yatmaktadır. Son yıllarda sıklıkla, 1984'te başlayan iç: savaş ın Türkiye bütçesine yükledigi külfet ve Türkiye insanının refah ı n da yarattıgı tahribat üzerinde duru l maktadır. Gelinen noktada, Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere kimi yetkililer, Kürt sorununun salt askeri yöntemlerle ç:özümlenemeyecegini, aynı zamanda ekonomik ve sosyal gelişmeye de önem verilmesi gerektigini vurguluyorlar. Oysa, Kürt sorununun zoraki çözümünü askere havale eden 1925 tanhlı Şark. Isiahat Plan ı tümüyle ç:öplüge atılıp. yerine demokratik-siyasi çözüm ikame edilmeden MEH MET BAY RAK ne Kürt sorunu çözülebilir ne de Türkiye gerçek anlamda refaha kavuşabilir. Çünkü daha 1925 'te hazırlanıp gizlice uygulamaya konan bu "sömürgeci" plan; tenkil (cezalandırma), te' dip (askeri yolla hizaya getirme), tenqil (zorla göç ettirme), mecburi iskan ve asimilasyon gibi yöntemlerin tümü uygulanarak Kürt kimligi yok edilerek Kürt sorunu ç:özülünceye kadar, Kürt bölgesinin askeri yönetimlerce yönetilmesini öngörüyor... Yani ekonomik. sosyal, kültürel ve sıyasal boyutlu bu sorunun çözümü açıkça askere havale edılıyor. O günden bugüne aradan 80 küsur yıl geçtı. Peki sorun çözüldü mü? Hayır!.. Öyleyse bu, mutlaka terk edilmesi gereken bir çıkmaz yoldur. Dertıal bundan vazgeç:ilme lidı r Takrir-ı Sükun'uyla birlikte bölgede örfı idare (askeri yönetim) başlatılmış. buna yıllan arasında her türlü yetkiyle donatı lm ış Umumi Müfettiş lik rejimi eklenmış: 19SO'Ii yıllardan sonra yeniden örfı ıdare ler, sıkıyönetimler: 1980'1i yıllardan sonra olaganüstü hal yönetimleri ı le bugünlere kadar gelindi. TBMM'nin 1980'1i y ı liann sonlannda çıkan Türkiye'de Sıkıyönetimler konulu bir çalışmasında; o tarihe kadar Kürt bölgesinde ve büyük şehirlerde 70 defa askeri yönetim ilan edi ldigı ve uzatıldı gı ortaya konmaktadır. Buna ragmen, sonuç, kocaman bir sıfırdır... Oysa, söz konusu Şark Isiahat Planı'ndan hemen bir y ı l sonra, yurtdışı ndaki Kürt aydınlannın Başbakan lsmet Paşa'nın şahsında hükümete gönderdıklen bir Muhtıra Mektup' ta, bugün de geçerlıligini koruyan şu çözüm yolu önerilmışti: "Kürt sorununda tek çözüm ve ilaç; 20. yüzyıl uygarlıglnın ulus ve özgürlük prensıplenne saygı ve uyma ı/e Kürtlerin yaşam hakkını kabullenmek ve bu suretle Avrupalı/ara, dost ve düşmana karşı olgunlugunu ve sıyası yeterliligıni göstermektir... " Şimdi sormak gerekır: 80 yılı aşkın süredir devam eden ve maddı-manevi büyük hasariara yol açan bu sorunda hangi taraf haklı çıktı ; Türk yönetimlen mi, yoksa Kürt aydınlan mı?.. O halde, söz konusu "Önsöz"de yirmi yı l önce dile getırdıgimiz çözüm önerimizı tekrarlamanın tam zamanıdır. "Kendısinı çagmdan, insanlıktan ve toplumundan sorumlu bı/en herkes bu konuda içdevnmini yapmak. kendısim yeni/emek ve Kürt sorununu, aa/ çözüm bekleyen bır tanhsel ve toplumsal gerçeklık olarak görüp, demokratik çözümüne katkıda bulunmaya çalışmak durumundadır... "~ rt roı 13

16 TÜRKİYE D İLLERİ VE EDEBiYAT * 'Türkiye dilleri ve edebiyat öyle derya deniz bir başlık 1G her bir sözcüğu üzerine sayfalarca yazılabi Ur. Dil, başlı ba şına engin bir konu; Türkiye dilleri ya da Türkiye'de konuşulan diller, hem çeşitlilik bakımından hem de ait oldukları kültürel kimlikleri yansıtmak bakımından oldukça menevişli bir konu: edebiyat ise dil ile yaratılan bambaşka büyülü bir dünya oldugundan konu hakkında sayfalarca yaz ı yazılabilir. Anlaşmak ya da "anlaşamamak " KEVSER RuHI aracıl Dil. en yalın tanımıyla, iletişimi sağlayanhe rtürlü işaret sistemidir. Bir başka deyişle dil. bir toplumda duygu ve düşüncele rin ses ve anlam bakımından üzerinde uzlaşılmış ortak öğeler ve ortak kurallar yoluyla aktarılmasını sağlayan semboller bütünüdür. Biraz kurcalamaya başladığımızda dilin aslında bir oyun oldugunu da görürüz. Buradan, dilin, insanoğlunun ürettiği en güzel en zevkli, en hoş ve en karmaşık bir oyun oldugu sonucunu çıkarab iliriz. Bu karmaşık ve zevkli oyun, farklı kültürlerde farklı şekil lerde oynanır. Dil, insanların birbirini anlamasına yarayan bir araç olmanın yanı sıra verilmeye çalışılan iletinin düzgün ve doğru olmamas ı durumunda bir.. anlaşama - ma'' aracı da olabilir. Dillerin kökenine dair bilinen ilk efsane Babil efsanesidir. Farklı şekillerde anlatılan bu efsaneyi lasaca şu şekilde özetleyebiliriz: Babilliler göklere ulaşmak, Tann ya ulaşmak amacıyla çok yüksek bir kule y apmaya karar verirler ve Tan n 'nın gazabına uğrarlar. Tannonlan cezalandırmak için kuleyi yıkar. Kuleden sa ımılan Babilliler. düştükleri yerlerde birbirlerinden habersiz.farklı sembol ve seslerlekendi dillerini ol uş tururlar. Edebiyatın çıkış noktası da mitolojidir. Mitoloji. bir yönüyle in sa nların evreni anlama gayreti de sayılabilir. Edebiyat da, hayatı anlama ve aniatma yoludur. H ayatı güze ll eştire n, d eğiştiren dönüştüren büyülü sözlerden oluştu rulmu ş bir yoldur edebiyat... lnsan elinin yarata bildiği bir doğa barikasıdır adeta. Edebiyatın dille yapıldığını hatırladıktan sonra, Türkiye'de 30'u aşkın dilkonuşulduğu tespitini de yapıp, bu dilleri ve ait olduklan dil ailelerini şöyle sıralayalım: Abazaca (Kuzeybatı Kafkas Dilleri); Abhazca (Kuzeyb atı Kafkas Dilleri); Adigece (K uzeybat ı Kafkas Dilleri); Arapça; Arnavutça (H int-avrupa Dil Ailesi); Avarca (Kuzeydoğu Kafkas Dilleri); Azerice (Ural Altay Dil Ailesi!fürki Diller); Bo şnakça (Hint-Avrupa Dil Ailesi/Slav Dilleri); Bulgarca (Hint-Avrupa Dil A:ilesi/Slav Dilleri); Çingenece (Hint-Avrupa Dil Ailesi/Hint Dilleri); Ermenice (Hint-Avrupa Dil Ailesi); Gürcüce (Güney Kafkas Dilleri): H emşince (Hint-Avrupa Dil Ailesi); Kabardeyce (Kuzeybatı Kafkas Dilleri); Kazakça (Ural Altay Dil Ailesi/Türki Diller): Kırgızca (Ural Altay Dil Ailesiffürk:i Diller); Kı rım Tata r eası (Ural Altay Dil Ailesi/Türki Diller. Kırım Türkçesi bu dilin bir başka adıdır. ) Kürtçe (Hint-Avrupa Dil Ailesi/İrani Diller. Kurmanj1:, Kurmanci, Kirmanci. Kermanci, Kurdi başka isimleridir.) Yahudi İspanyolcası (Hint -Avrupa Dil Ailesi/Roman Dilleri); Laz ca (Güney Kafkas Dilleri); Osetçe (Hint-Avrupa Dil Ailesi/İrani Diller): Özbekçe (Ural Altay Dil Ailesi/Türki Diller); Pomakça (Hint -Avrupa DilAilesi/Slav Dilleri); Pontus Rumcası (Hint-Avrupa Dil Ailesi); Yunanca (Hint-Avrupa Dil Ailesi); Süryanice (Semitik Diller. Turoyo, Suryoyo, Syryoyo. Turani bu dilin başka isimleridir.); Türkçe (Ural Altay Dil Ailesi/Türki Diller): Türkmence (Ural Altay Dil Ailesi); Uygurca (Ural Altay Dil Ailesi/Türki Diller); Zazaca (Hint-Avrupa DilAilesil İrani Diller. Dimli, Dimili, Zazaki. Güney Zazaca bu dilin başka isimleridir.) Bir yitik dil, Ubıhça Yukanda saydıgımız dillere. yitik dil Ubıhçayı da eklememiz gerekir. Dogadaki sesiere en yakın olan sesiere sahip Ub ıhça' da Bo' den fazla sessiz harf, 3 tane de sesli harf bulunuyor. Ubıhçanın az evvel sözünü 2008 yı lı İstanbul Kitap Fuarı etkinlikleri içinde düzenlenen söyleşinin konusu. H TİrOJ

17 ettiğimiz bu özelliğini, Fransız dilbilimci Georges Dumezil tespit etmiş; bu gö rüş. dilbilimciler arasın da da kabul görmüştür. Dumezil ( ), Atatürk'ün çağrısıyla yılları arasında İstanbul Üniversitesi 'nde "Dinler Tarihi" dersleri veren bir din tarihçi si ve dilbilimcidir. Otuz kadar - belki daha fazla- dili anadili gibi bildiği söylenmektedir. Dumezil üniversitede ders verdiği yıllarda. İstanbul'a üç yüz kilometre uzaklıktaki bir köyde, dünyada herkesin ''öldü" diye bildiği Ubıhçanın konuşulduğunu öğrenmiş ve daha sonra bu dille ilgili çalışmalar yapmak üzere sık sık Türkiye'ye gelmiştir. Dumezil'in adını duyduğu köy. Balıke s ir 'in Manyas ilçesine bağlı Ha cıosman köyüdür. Burada yaşayan Tevfik Esenç. müthiş hafızası ve engin dil bilgisiyle ayrıca Kafkas mitolojisine dair bildikleriyle. 30 yıl boyunca her yılın iki ayını bu köyde geçiren Dumezil'e çok değe rli bilgiler aktarmış. bu dilin kayıtlara geçmesini sağlamıştır. Ubıhçanın gramerini, sözcük yapısını. alfabesini yetkinlikle bilen ve 1992 yılında 88 yaşındayke n vefat eden Tevfik Esenç'in Fansa'ya Sorbonne Üniversitesi'ne gidip Ubıhça üzerine dersler verdiği de bilinmektedir. (Yönetmen İs met Arasan'ın 1987 yılı yapıını ''Son Sesler" isimli belgeselinde Tevfik Esenç'i konu etmiştir.) Aslında. "bu. dili konuşan son kişi Tevfik Esenç 'tir" demek, bir anlamda eksik bilgilendiı me olabilir. Onun köyünde Ub1hçanın halen konuşulduğunu ve Uhıh soyundan gelenlerin halen yaşa dığını biliyoruz. Tevfik Esenç için "bu dai konuşan son Ubıh" denmesinin nedeni, Ubıhçayı tam anlamıyla, grameriyle. dilin yapısıyla bilen son kişi olmasından ötürüdur. Anadilimin peşinde... Bir insan birkaç dili aynı derecede bilebilir. Fakat bu dillerden hangisinin anadili sayılabileceği konusunda bazı saptamalar ya da kıyaslamalar yapılabilir. Birkaç dili birden ayru yetkinlikle bilen kişi. hangi dilde matematik hesabı yapıyorsa, el aletlerini kullanırken öncelikle bunların hangi dildeki karşılıkları aklına geliyorsa ve de en önenılisi royalarım hangi dilde görüyorsa o dil anadilidir denebilir. Türkiye'de iki dili birden öğrenerek büyüyen insanların sayısının oldukça fazla olduğunu biliyoruz. Bu dillerden biri olan Gürcüce. benim içine doğduğum dildir. Gürcüce, Güney Kafkas dil ailesine ait dillerden biri olup dünyadaki en eski 14 yazı sisteminden birine sahiptir. 28 sessiz 5 sesli olmak üzere toplanı 33 harften meydana gelmiş özgün bir alfabesi vardır. Türkiye'de yaşayan Gürcülerin tamamına yakını, tarihte 93 harbi olarak bilinen Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonra bu topraklara göç edenlerin torunlarıdır. Dolayısıyla bizim konuştuğumuz Gürcüce. o dönemlerden kalma ve kuşaktan kuşağa eksilerek aktarılan bir dil haline gelmiştir. Türkiye 'de yaşayan Gtırcülerde, dilin diğer kültürel yapılarmdan pek yararlanmamakla birlikte yoğun olarak folkloru, özellikle halk dansları ve türküleri yaşatılmaktadır. Ben Gürcü dilinin konuşulduğu bir evde doğdum. Zamanla, içine doğulan dil ile olan ilişkinin de dilsel anlamda giderek kısırlaşan bir yapımn ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor. Çünkü benim Ttırkçe ile birlikte konuştuğum diğer dilim, ailemin göç ettiği yılların Gürcücesi. Bu dilin edebiyatından habersizdim. bu dilin sinemasından. tiyatrosundan hahersizdim. şii rini bilmiyordum. Gürcüce şiir. Anadolu'daki ozanlık geleneğine uygun yazılmış. halk arasında destan" denen Gürcüce manzumelerdi sadece. Bu dilde bir roman olabileceği, bu dilde bir sinema olabileceği aklımın ucuna bile gelmiyordu. Anavatan diye bildiğim ülke ile yaşad1ğım ülkemin arasında Demirperde vardı zaten. Sanat adına ne biliyorsam orası hakkında, Sovyet eleğinden geçtikten sonra bana ulaştığı için: Sovyet e debiyatı ve Sovyet sanatı adıyla ne öğre nebiliyorsam o kadar kırpık kırpık bilgim vardı. Bu konularda ayrıntılı bilgilere sahip oluncayakadar en küçük ipucuna sanlıyor hoş ve komik anekdotların öznesi oluyorsunuz. Gorki'nin öykülerinden birinde bir Gürcü karaktere rastlayınca öyküyü defalarca okumak gibi ya da bir filmde duyulan bir Gürcüce cümle için defalarca o filmi izlemek gibi küçuk hoşluklar büyük hazlaı veriyor. TRT kanallarından birinde birkaç kez gösterilen ':Askerin Babası" (Caris katsis mama) filmini ekranda gördüğtinüzde doğal olarak her defasmda baştan itibaren tekrar izlemeye gayret ediyorsunuz örneğin... Baştan sona Rusça olan Türkçe altyazılı filmde Gürcüce bir-iki cümle geçti diye filmi tekrar tekrar izlemek sıkı c ı gelmiyor insana. Avrupa'da ilk Kürtçe 1V filmi yayınlandığıncia orada yaşayan Kürtlerin zılgıtlarla, halaylada sevincini belli etmesi de kısmen henzer başka bir örnek olmalı samrım. Bunun Temel Reis'li bir çizgi film olmasının da bir önemi kalmıyor o anda. Filmin içeriği önemli deği l, içine doğduğun ve evinden başka bir yerde çok az duyduğundilin bir iletişim aracından çıkıp kulağı na ulaşması değişik bir duygu. Bir bayram gibi karşı lanması bu yüzden olsa gerek. TİTOJ IS

18 Her dile özgü evren algılaması' Benim doğup büyüdüğüm kasaba. İstanhul'a yakın olması nedeniyle Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonra Kafkaslardan. Balkan savaşlarından sonra Rumeli'den çok göç almış bir yer olduğu için farklı etnik kökenlere sahip toplulukların çoğunlukta olduğu bir yerleşim birimiydi Bu yüzden de insanların farklı dillerde konuşmalarının son derece doğal olduğu hatta neredeyse Türkçe dışında başka bir dil bilmemenin tuhaf karşılandığı bir ortamda çocukluk ve gençlik geçirdik Evlerdeki yaşlılarımız Türkçe konuşmakta sıkınh çekerlerdi. Biz çocuklar ise iki dili d~ anlar ve konuşurduk Sokakta çocuklarla ortak oyun dilimiz Türkçeydi. Kimse kimsenin dilini, gelenek ve göreneklerini yadırgamazdı. Başka kültürlerin de yer aldığı bir ortamda yaşamak, her şeyden önce, başkalarının da varlığına saygılı olmayı erken yaşlarda öğretiyor insana. Hem ''öteki" olmayı hem de başkasını "öteki" olarak görmeyi biliyorsunuz. Kimse kimseyi garipsemiyor. Geçmişinde "göç" gibi acı yarası olan insanlar küçük bir yerleşim biriminde toplandığında ve birlikte ayakta kalmak zorunda olduklarında öncelikleri, o yarayı bir an önce sağaltmak oluyor. Bunun için yine dil gerekli aslında. ortak acının ortak bir dille de anlatılması gerekli. Burada edebiyatın büyülü merheminden yararlanmak devreye giriyor. Farklı kültürlerle iç içe yaşayarak başta sözünü ettigim " menevişli" durumun bir parçası olmak. buna tanıklık etmek zenginlik kahyor insana. Her dilin kendince bir ''evren algılaınası" var. Her dilin kendince dünyayı algılaması. yoğurması. biçimlcınesi, ifade etmesi söz konusu. Bizler bu ülke- de birçok kültürün evrenle karşılaşmasında yürüttüğü manhğı anlayabiliyoruz. Bir Laz delikanlının ciğerden söylediği "yüzünden silinmesun biçağumun yarası" sözlerindeki mecazı anlayabiliyoruz. Bunu bir Alınana anlatmakta zorluk çekersiniz. Ona tercüme etmeye kalksanız, Lazların. elinde bıçak sevdigi kızın yüzüne çizikler atan psikopatlar olduğunu düşünür. Biz ise Lazların da evrenini tanıdığımız için bu türküdeki yakıcı ve naif dileği anlar, ileriyi doğru algılarız. Güneydoğulu kadınların düğünlerdeki zı1gıtlarım sadece "gürültü" olarak görmeyiz örneğin... Neden z ı l- gıt çekildiğini biliriz. Bunun yoğun bir duyguyu anlatan "ses" olduğunu biliriz. Bir iletisi olduğunu anlarız. Bu ve bunun gibi örnekler, aynı topraklarda birlikte yaşadığımız insanların evreni algılama yo llannın başka başka olabileceğini. evrenle karşılaşmadaki tepkilerinin ne türde olabileceğini bize öğretir. Bu öğrendiğimiz bilgi, bizim bu ülkede yaratılmış sanat ve edebiyatı alımlamamızda ve yorumlamamızda bir "başkalık" yaratabiliyor. Algımıza genişlik ve zenginlik katabilıyor. Hatta bunları kullanmamızda Yaşar Kemal'in eserlerinde olduğu gibi yerelden evrenselliğe varan örneklerimiz olabiliyor. Birçok evreni tanımış olma şansına sahip olduğıımuz için bu topraklardaki diğer kültürleri yabancılam ıyo ruz. Rüyayı anadilinden anlatabilmek Bir Laz atasözü, "Dit, yüreğin kapısıdır" der; yine bir b aşka Laz atasözü, ''Anadiıini unuttuysan kendini de unutmuşsun demektir' diyerek anadilin öneminin altını çizer. Dünyayı birörnekleştirmek için dört koldan kuşatmaya geçen emperyalizmin karşısında yerel dillerin sapasağlam ayakta kalması gerekir. Yerel dillerin korunması, aynı zamanda dünyanın ortak kültür mirasının zenginliğinin de korunması demektir. Birinin yok ol ması, benim de kısırlaş mam, benim de azalmam, benim de eksilmem anlamına geliyor çünkü. Herkesin anadilinde gördüğü rüyayı etrafında anlatacak birilerinin olması en doğal hakkı. Sadece Kafkas dilleri üzerinden dile ge tirmiyoruın bu istegimi... Örneğin ben Ağrı İbra him Çeçen Üniversitesinde, 1651 Ağrı doğıımlu Ehmede Xani adına bir kürsü açılmasını da aynı şe kilde arzu ederim. Kürtçe " Meın u Zin" gibi eser vermiş bir ede bi.yatçınm, bilginin, düşün adaınının da adını doğduğu şehir Ağrı'da. üniversitede bir kürsüde görmeyi isterim. lı /6 TlfOJ

19 Wl NDA FERYT EDGU W ERGE R: CEMİL ÜGUZ Min nedizanl ji ki bipirsim. Ji ber ve yeke, min ji mirove yekem ku li ser re raste min hat pirsf. Wl jf nedizani, ji min re got, ji dikandare li qorziye bipirse. Min ji dikandar pirsf. Wi ji nedizanf, got ji fırinvan bipirse. Min ji firinvan pirsf. Wl jl nedizani, got, ji moxtar bipirse. Min ji moxtar pirsi. Wi jf nedizanl, got, ji qereqole bipirse. Beşik min bi nan ı1 pivazan aqile xwe nexwaribı1 ku ez heta wir biçim u bipirsim. Ji pınüka "Do Sesi" (Weşan ~n Yapi Kredi) hatiye ginin. Min demxeya "WINDA" a li deste xwe le da ı1 qediya çü. O ~ --~... _...,_ TTrOJ 17

20 Siirt Milletvekili Osman Özçelik: ~Dilimiz kimliğimizdir, varlığımızdır, vazgeçmeyeceğiz' İstarıbul ve Diyarbakır Dicle üniversitelerinde Karı Dili ve Edebiyatı Bölümleri açılması için ya.sa teklifi veren DTP Siin Milletvekili Osman Ozçelik. yasa teklifiyle neyi anıaçladıı,tını, devletin Kün diline yaklaşımını. Künlerin dilleriyle ilişkisini, anadilde eğitimin önemini. seçimlerdeki Kançe yasağı.nı ve bir yandan da yayına hazırlanan Künçe televizyonu arkadaşımız Sultan Özer"e anlattı. 'Birinci resmi dil ' Kürtçe 1982 Anayasası ile resmen yasaklı dil haline getirildi. Gerçi bundan önce de yasakl ı dildi. ama yasal düzenlemesi yoktu. 82 Anayasası 'nda "Kanunla yasaklanmış dil"" vardı. "Kanunla yo.saklarımış dilde eğitim. seçim propagandası yapılamaz. yayın yapılamaz gibi... llıııııııı... Sonradan kanunla şöyle ifade edildi, "Herhangi bir ülkenin birinci resmı dili olmayan diller". Burada da amaç. Kürtçeyi tanımlamaktı. Çünkü muhtemelen Türkiye'de kullanılahilecek dillerin hemen tamamı herhangi bir ülke n i n resmi dili olarak kullanılıyordu. Örn. Arnavutça. Vietnamca, İngilizce. Arapça konuştuğunuıda mutlaka bir devletin resmi dili idi. '"Birinci resmi dil" diye tanımlanınca, Kürtçe. Irak'ta resmi dil olmasına rağmen. birinci değil, ikinci resmi dil olduğu için, adı konmadanyasaklanmış oluyordu. l99l'de Terörle Mücadele Yasası'ndayapılan değişiklikle-turgut Özal döneminde- "Kanunla yasaklanmış dil" tanımı kaldırıldı. Böylece anayasal olarak Kürtçenin kullanımı yönünde herhangi bir engel kalmadı. Ama Anayasada 'yasaklanmış dil' tanımı kaldırılmışken. Siyasi Partiler Yasası'nda. Sendikalar, Dernekler Yasası'nda bu yasaklar hala var. Anayasa düzeltildi bir yanıyla ama yasalardaki yasaklar hala devam ediyor. Bu yasaklara dayanılarak siyasi partiler kapatılıyor. Seçimlerde; parti çal ışmalarımıı da ken- di seçmerumize Kürtçe hitap ettiğimiz için hakkımızda davalar açılıyor. Seçim çalışmaları sırasında ben hep Kürtçe konuşuyorum, "yasak" diyorum, "'yasağı ihlal ediyorum" diyor ve Kürtçe konuşuyorum. Her konuşmarola ilgili bir dava açılıyor. Fezlekelerimiz Meclis'e gelmiş durumda. Dokunulmazlığımızın bir şekilde sona ermesi halinde yargılanacağıı. seçmenimiıle Kürtçe konuştuğumuz için. Kendiniz Kürtçe televizyon açıyorsunuz ama seçim çalışmalarında seçmeniyle Kürtçe konuşa n siyasetçiyi cezalandırıyorsunuz... Lozan ' d a Kürtler ve Kürtçe Lozan Anlaşması çok kapsaml ı bir sözleşme ol masına rağmen okullarda okutulmaz, çok kısa bir paragraf olarak geçer. Kürtler açısından, inkarın tescili olan bir sözleşmedir. Ama buna rağmen Lozan Anlaşması'nın 38 ve 39. maddeleri, Kürtçe'nin kullanımına olanak sağlar. Türklerle Kürtlerin bu ülkenin ortak sahibi o lduğu tezi işieniyor Lozan'da. Bunun böyle olduğunu kanıtlamak için Kürt ınilletvekilleri 18 Ttroı

21 davet edilir Lozan'a. Onlar. "evet biz Türk kardeşlerimizle birlikteyiz, bizim herhangi bir farklı talebimiz yok. Zaten birlikte yönetiyoruz, ayrı bir hak talep etmiyoruz dediler. O zaman hatırladığım kadarıyla İngili z temsilcileri bunu çok inandırıcı bulroadılar. Türkiye'de Kürtlerin de taleplerinin karşılan ması ve Lozan'da güvence altına alınması konusunda ısrar ettiler. Bunun üzerine İsmet İnönü Mustafa Kemal'e, 'parlamentodaki Kürt milletvekilleri ile resimler çektirmesi ve birlik, beraberlik havası yaratması gerektiğine' dair mektuplar yazıyor. telgraflar çekiyor. Mustafa Kemal Kürt Milletvekili Diyap Ağa'yla, havanın çok soğuk olmasına rağmen üstü açık araçla Ankara sokaklarında dolaş ıyor ve gazetecilerin fotoğraf çekmesine olanak sağlıyor. Bir tarafta Mustafa Kemal bir tarafta Kürt temsilcisi Di yap Ağa. aynı araçta, yan ya.na bu ülkenin asıl temsilcileri gibi pozlar verildi. Yine Meclis'teki Kürt milletvekilierine Kürt ulusal kıyafetleri ile gelmelerini emretti Mustafa Kemal. Kürt milletvekilleri yerel kıyafetleri ile Meclis' e geldiler ve gazetecilere. fotoğrafçılara poz verdiler. Bunlar Lozan 'a götürüldü, "bakın bunlar Kürdistan mebusları, bi.zimle eşit haklara sahipler. Kendi ulusal giysileriyle. her şeyleriyle temsil ediliyorlar. Ayrıca söz etmenin geregi yok. Türklerin ne hakkı varsa Kürtlerin de o hakkı vardır"' diyerek ikna etmeye çalıştılar ve "Türkiye "de oturan herkes. kendi diliy le eğitim görme, yayın yapma, mahkemelerde kendi dilini konuş ma önünde herhangi bir sınırlayıcı düzenlemenin yapılamayacağı." maddeleri konuldu. İsim verilmeden, "Türkiye'de oturan. Tark etnik yapısı dışındaki herkes.. denildi. Dolayısıyla Kürtlerin kendi diliyle eğitim yapması, mahkemelerde, sosyal yaşamda dilini kullanmas ı gibi haklar güvence altına alınmış oluyordu. Bu nedenle Lozan Anlaşması ' nın içeriği Türkiye kamuoyundan ka çınldı ve Kürtlere yoğun baskı, asimilasyon politikalan uygulandı. Varlıkları. dilleri inkar edildi. Kürtçe konuşanlar cezalandırıldı. Kürtlerin kendini inkar etmeleri için her türlü yasal düzenleme ve psikolojik baskılar yap ıldı. Kürtler bile, böyle bir dilin var olmadığı, aslında üç- beş kelimeden oluştuğu, bunun da Türkçe olduğuna inandırılmaya çalışıldı... Kürtçe televi zyon aç ılıyor ama... Ayrıca TRT'de, öncelikle 12 saat, sonrasında 24 saat ol rnak üzere Kürtçe yayma başlama hazırlıkları var, sanıyorum kısa bir süre sonra ya yına başlayacak. Ama Kürtçeye hakim; edebi, politik Ktırtçeyi konuşabilecekinsan sayısı sınırlı. Elernan bulmakta zorluk çekiyor. Bu zorluğıın bir nedeni de TRT'nin devletle herhangi bir şekilde sürtüşme içinde olmayan Kürt arayışıdır. Oysa Kürt diline. Kürt kültürüne sahip çıkan, bunu sorun kabul eden ve bu konuda kendi olanakları ile kendisini yetiştiren, Kürtçeyi derinlemesine öğrenmeye çalışan insanlar ister istemez, şu veya bu şekilde devletle çatışmalı hale gelmiş durumda. Mutlaka bir kovuşturmaya tabi tutulmuştur bu insanlar. Bunları dışarıda bırakınca geriye çok az sayıda insan kalıyor Kürtçeye hakim olan. Bir de ileride öğretmen yetiştirmek üzere bu okulların açılması gerekiyor. Kürtçe televizyon. gazete yaygınlaşa cak. buralarda istihdam edilecek, fikri üretime katılacak insanların yetişmesi açısından da eğitim kurumlarına ihtiyaç var. Önce şu çelişkiye elikkat çekmek istiyorum. Daha iki hafta öncesi ben bir Kürt milletvekili olarak bayram kartında, başta Türkçe altında da Kürtçe bayram kutlaması yazdım. M eclis, Kürtçe ibareler olduğu için baskısına izin vermedi, dışarıda bastırdım. Daha sonra milletvekillerine göndereceğim kartların Meclis dağıtım sistemi içinde dağıtılınasını istedim, bu da reddedildi, Kürtçe yazıldığı için. Normal posta ile gönderdim. Meclis kürsüsünde bu konuyu protesto etmek ve bu çelişkiye vurgu yapmak amacıyla, kartımda yazdığım cümleleri Kürtçe söyledim. Konuşmam bittikten sonra tutanaklara nasıl geçtiğini öğrenmek için tutanak istedim. Tutanağı inceleme fırsatım olmadan Meclis dağıldı. Evde inceledim. Benim Kürtçe yaptığım konuşma Kürtçe değil, Türkçe alfabeyle yazılmış, dolayısıyla anlaşılmaz hale gelmiş ama yine de Kürtçe olduğu anlaşılıyor. Ancak resmileşen tutanaklarda o böltim de çıkarılmış, hatip bjlinmeyen bir dille bir şeyler söyledi~ diyor. Oysa benim Kürtçe konuştuğumu Meclis'in belki yarıs ı anladı ya da biliyor. Ve bir iki hafta sonra da Kürtçe yayın yapacak televizyon çalışması yapıyor hükümet! Kürtçe televizyon açılması prensip olarak elbette ki olumlu. bizim mücadelesini verdiğimiz bir şey. Ama koşullarımız var. Eğer Kürtçe ile Kürtlere bakaret edilecekse. eğer devletin inkar. imha pol i tikalarının sözcülüğünü yapacaksa, eğer Kürtlerin yaratmış olduğu değerler yozlaştırılacaksa böyle bir televizyon hiç kurulmasa daha iyi. Onemli olan bu dilin, edebiyatıyla. kültürüyle, hiçbir kaygı içi nde olmaksızın özgürce kullanılabilmesidir. Devletin resmi politikasının kitlelere taşınmasının aracı haline getirilmeksizin bir kültür, edebiyat, sanat dili olarak. Kürt hallanın ıevkle izleyebileceği bir televiıyon olursa ne ala. Ama ben doğrusu kaygılıyım. Amaç AB'ye bakın biz Kürtçe televizyon bile kurduk, bu konuda yasağımız yok" demektir. TİrOJ 19

22 İnkardan vazgeçmenin böylesi! Oysa yaşam gerçekliği bu değildi. Günlük yaşamlarında insanlar Kürtçe konuşuyorlardı. Kürt aydın ları dillerini kullanınada ısrarcı oldular. Çoğu zaman yasadışı yayın yaptılar, yasalan zorlayarak, legal yayınlar yapmaya başladılar. Bütün o lanaksızlıklara rağmen yüzlerce kitap. Kürtçe dergi ve gazete yayınlandı. Bunlar kapatıldı, yöneticileri. yazarları tutuklandı, sürgün edildi... Ancak onbinlerce insanın yaşamına neden olan bir çatışmalı süreç so nrasında. artık bu ülkede milyonlarca Kürdün dilinin, varlığının inkar edilemeyecegı açığa çıktı. Klasik inkardan vazgeçildi ama bu yeterli değil. Ortada bir halk varsa, bu halkın en doğal haklarının da kullamrru gerekir. O nedenle anadilde eğitim temel insan haklarındandır ve anadilde eğitim zorunludur. Yine dilin eğitim dışında, kamu yaşa mında kullanılmasına fırsa t tanınmalıdır. Küıtçe ile eğitim, açılması gerektiğini şe kilde verdim. YÖK' ün inisiyatifinde... düşündüm ve yasa teklifini bu Aslında yasal bir düzenlemeye bi le gerek kalmaksızın, üniversitelerin başvurması halinde YÖK'ün değerlendirmesi sonucu bölümler açılabilir. Fakat söz konusu bölüm Kürtçe ile ilgili olunca, YÖK'ün devletin resmi politikaları dışında herhangi bir davramşta bulunamayacağını düşünerek, - anayasa! her hangi bir engel yok- üniversitelerin ilgili yasalarına Kürtçe ile ilgili, Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerini açar ma d delerinin konulması halinde YÖK'ün de rahatlayacağını, bir da -~i~ AN, NARE\\ radyo televizyon yayım, ticaret yapılabilmeli. Kürtlerin yoğu nlukta olduğu bölgelerde yerel yönetimlerde. kamu alanında Türkçe ile birlikte Kürtçenin de kullanımına olanak sağlanmalıdır. Bu sağlanmadığı sürece Türkiye'de barıştan, halkların gerçek gönüllü birliği ve kardeşli ğinden söz etmek mümkün değil. Ben, bütün bu zorluklara rağmen önümüzdeki yıllarda Kürtçenin eğitim dili olarak kabul göreceği ne inamyorum. Bu şekilde, eğitim kurumlarında Kürtçe kullanı lacaksa bunun öğretmenleri olmalı. Eğitim için eğiticilere ihtiyaç var. Bu nedenle en az iki üniversitede. başlangıç olarak Dicle Üniversitesi ile İ stanbul Üniversitesi'nde Kürtçe Dili ve Edebiyatı bölümlerinin yanağı ola cağını ve kolayca bu bö lümlerin açılabi l eceğini düşün düm. Nitekim teklifi vermemizden sonra üniversitelerin bir çoğu, kendileri açısın dan herhangi bir sorun olmadığını, kendi üniversitelerinde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılabileceğini. bu konuda çalışma yaptıklarını ve YÖK' e ileleceklerini söylediler. YÖK yöneticilerinden de bu konuda olumlu açık lamalar geldi ve böyle talepler gelmesi halinde değerlendirebileceklerini söylediler. Eğer bu teklifimiz kabul edilirse, YÖK'ün ve üniversitelerin kolayca bu bölümleri açab il eceğini düşünüyorum. YÖK'ten böyle bir yasa teklifine olumlu sinyaller geldiği günlerde bile Diyarbakır ' da "anadilimde eği tim istiyorum'' veya "tercihli. ders konulmasını istiyorum diyen öğrenciler hakkında kovuş turma ba şlatıl mı ş. baz ıları gözaltına alınmış, bazılarının disiplin sistemi içinde cezalandırılması öngörülmüş idi. Daha önce üniversite öğrencilerinin yürüttüğü kampanyadan dolayı binlerce öğrenci üniversitelerden ZO TİTOJ

23 atıldı, mağdur oldular. Ama işte. böyle mücadele vermeden, talep te bulunmadan, bedellerini göze almadan bir ge li şme mümkün düşünüyorum. sağlamanın olmadığını Yasal düzenleme hemen olmayabilir ama böyle bir atmosferin oluştuğuna inanıyorum. N e zaman olur bilemiyorum ama bu taleplerimizin kamuoyunda daha yaygın. demokratik baskı unsuru haline gelmesi için çalışmalarımı ı. ı s ürdüreceğiz. Anadil kurslarla öğreni l emez Zira anadilinde eğitim görmek, insanların en temel haklarındandır. Yaşam hakkı kadar neredeyse değerli bir haktır ve vazgeçilmezdir. İnsanlar anadiliyle ilgili herhangi bir tercihe zorlanamazlar. Doğal haklarıdır. başka bir dille ilgili tercih söz konusu olabilir. ''Ikinci diı olarak İngilizce mi Fransızca mı öğrenmek istersiniz" diye sorulabilir. Ama anadiliyle ilgili herhangi bir tercilıle yüz yüze bırakılamaz insanlar. Devletlerin görevlerindendir anadilde eğitim sağlamaları. Bir kişi bile konuşuyor ve talep ediyorsa devlet bunu sağlamak zorundadır. Anadilde kurs olmaz. Bizim kimi Kürtçe kurslarm amacı da Kürtçe eğitim yapıla bil eceğini kanıtlamaya yönelikti. Yoksa kurslada anadu öğrenilmez. kurslad a yabancı dil öğrenilir. Kürtle.r kendi dillerini kurslada öğrenmezler. anadilinde eğitim görürler ve kurstarla da başka bir dil öğrenirler. Kürtler anadile Zımani Z ıkrnaki. yani ana karnın daki dil derler. Kürtler bunu belki herkesten önce fark etmjşler. Dil, anne karnında öğrenilm eye başlanıyor. Dördüncü aydan sonra anne karnındaki çocuk, annesinin ve çevresinin dilini duymaya, algı lamaya başlıyor ve şuur altına dil yer l eşiyor. Doğduğunda bir birikimle. annesinin diliyle d oğuyor. Altı yaşına geldiğinde 2-3 bin kelimeyi kullanabilir hal.e geliyor, günlük yaşamını sürdürebilecek bir sayıdır bu. 6 yaşına ge lmiş, kendi duygularını ifade edebilecek, çevresinin diliyle. anasının diliyle konuşan insan Türkiye'de okula gidiyor ve yabancı bir dille karşılaşıyor. Yabancı bir dille karşılaşan insan şok oluyor. Ben de zannediyordum ki, okula gittigirnde evde konuştuğum dili konuşa cagım. Ama farklı bir dille karşılaştığımda şok olmuştum. "Ne diyor bunlar. niçin böyle... " diye. Anlamıyorum diye öğ retmen beni dövmüştü. Üstelik bana öğretmen olarak gönderilen kişi de yabancı bir dili öğretmek üzere eğiti lm iş bir kişi değildi. Pedagoji bilmiyor, dil metodu bilmiyor. kendisi bile dile doğru dürüst hakim değil ki. bana bir dil öğretecek! İlkokul 4. sınıfa kadar Türkçeyi zor çözüyor Kürt çocuklar. 4. sınıftan itibaren o dili konu şahilir hale geliyor ama müfredatta onun yaşıtları ilerlemiş oluyorlar. Üniversite sınavlarında Kürtlerin başarısızlı ğının temelinde yatan neden budur. Anadilinde eğitim görmeyen insanlar hırçın. küskün, içe kapanık oluyorlar. Mesela Kürt öğrenciler, özelllkle ilkokul hatta ortaokul son sınıfa kadar sözlüye kalkmak istemezler. Kendilerini ifade etmekte zorlanır. utanırlar. En çok korktukları sınav sözlü sınavlardır. Yazılı sınavlarda biraz daha özgür. kendisiyle baş başa olduğu için daha başarılı oluyorlar. Kürt çocuklarının yazılı ve sözlü notlarını karşılaş tırıo. mutlaka yazılı notları sözlü notlarından daha yüksektir. Bu bir travmadır. Ya sal dırgan oluyor ya da içe kaparuyarlar ve ailelerini suçlu görmeye başlıyorlar. "Neden devletin bana zor koştuğu dili değil de başka bir dil konuşuyor diye ailesiyle sorunlar yaşamaya başlıyor. Suçluyor ailesini oysa ailesinin de bir suçu yok ki. Anadilde eğitim toplumsal barışın temel nirengi noktalarından biridir. Biz Kürtçeyi kullanınada ısrarırnızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Hatta Meclis'te de zaman zaman Kürtçeyi kullanacağız. Bizim en temel hakkımızdır. Bedeli ne olursa olsun. Dilimiz kimliğimizdir, dilimiz var lığımızdır. Dilimiz üzerindeki ba.sl-ılar varlığımız üzerindeki baskıları ifade eder. Biz kimliğimizden, varlığımızdan vazgeçmeyeceğimize göre. dilimizden de vazgeçmeyeceğiz. onu kullanacağız.~ TfrOj 21

24 Nişeyen di deftera min de Wexta 'en din' yen di nav me de bi biramin te haleki :~:w e di c ane min de di de der, haleki m1na hale taviyen bihara peşi. Tişta heıi wr e da insan ji bo wan tişteke vebeje! Ji bo çi? Belkl ji her jiyana wan, diroka wan, eş. xem, lıeviyen wan... E w. elewi ne, ermen in, suryani ne, eıidi ne... A h eri giring taybetiyek derbirin ü vegotina wan heye, a.xaftina wan peyven CtHAN ROJ sert u lıişk venahewine.lıer peyv ü gotina wan bi şerhete hatiye terbiyekirin. Cotin di vegotina wan de ne bi hile ye. Reng ü kürahiya di denge w an de efsuni ye. Gotinen qure, gotinen mezin. gotinen bi lıeseb. gotinen bi bezkirine nelıatine terbiyek:irin, denge ku ne şirin be, li deftera vegotina wan naye lekirin. Dara vegotina wan be kurm e. H elbet her kes dizane 'rewşa en dinbüyin renge xwe day e vegotina wan ü ew edi ji gelek ali ü bi gelek tiştan na.xwazin bikevin ki larn ü niv'isan! Zor e da insan tiştan ji wan re bibeje ı1 vebeje. Belkl ji beri gotin ü vegotine gere em bes bikaribin guhdariya wan bikin. Çiqas bi hesret im çi peyven naıenin, en sivik. en servekirl, en berşir, peyven bi dile insan meyiyan e, peyven bezkirine en bi ser zirnan neketine. peyven zelal, en şin, peyven mina kakilen gozen Dersime yek bi yek di ve ni vis e de bi şir u şekir bikim u berdim rihe xwendevanan. Ev e, dilteniki min bi bask dike. Aniha dile min, min, her bi cihan ü asimaneke mistık ve dibe. Le ez dizanim, be gotin di dile wan de çiqas zelai u rasteq1n e, safi ye; beri efsane. razberi ü mistizm u gotinen düvdirej peyvek heye,... hew peyvek, insan! A, her tişt : - bi peyva, insan. dest pe dike. --:::: Ma heya mirov nikaribe silav li insan b ike, heya mirov nikaribe insan fam b ike mirov dikare 2 gotina xweş ji wan re vebeje!... W exta pexşanan le dikim heya ji min te ez ji karekleran 22 'IİrOJ

25 bi dur dikevim; ev dürketin carna dibe ji wan dengen kür ü bi nalin. handar li mindikele ez dest direji jiyana karekteran nakim. Ew ji ji ya xwe naminin, pe dikevi n, hewl didin textiken niviskar hilweş1nin! Di rewitiya ni visine de peyv di dest de ne kevir in, ne bi kufik in... Gelek je bi çarp1kan ketine. her bi xortaniye veredidin xwe... Gelek je azev in. Di edebiyata me de, ji bo peyvan em dikarin bejin zindi ji miriyan ne kemtir in edi! Le di edebi ya te de wexta em ji. bo tnsan li jiyaneke digeringere em ji bo ziman, ji bo peyvan ji li jiyaneke bigerin. J iyana peyvan ji ya insan pirtir bi 'qeleman' ve giredayl ye. Di destana Meme Alan de ev hevi, xwestek bi gotinen weld, "Çirke çirka sere qeleman e'', ''Qelema xwe diweşinim" hatiye derbirin. Penüs reng li me ş1rin dike, xewnek me ji ev e. Ev ji bi peyve dibe. *** Ji bili peyven keti. miravefa keti. sirüşta behnpeketi, şaristaniyen keti rastiyen dema me ne. Ger em Adorno bi bir binin erne pirse ji xwe bikin, gelo bira bira dinya ew qas xweş e, bi rabira wexta em belısa hezkirin ü evinedikin em ji dil in! H elim Yüsiv gotibcı 'Ko mara Dinan?. Ev ne bes e, em dikarin basa dinya dinan bilin! Wexta dixwazim peyvan binexşinim, watele bar bilim di hernan deme de hewl didim wizeyek xwe bide der. Le peyven me hem ji ali wateya ferheng'l ve, hem ji ali wateya civalô ve hem ji ji ali wateya bandort ve bi pirsgirek in. Ev dibe se dem carna hün h in go tin ü tewren karekteran baskoki bikin. *** Ji hewlen min je yek ji ew e ku ez kesan bidim veriş andin, ji kesan behtir. zirnan bidim verişandin. Bi hemi delaltiya wan re. Lewre ew insan in. Lewre, "wexta merü dibeje insan ave çem u kaniyan disekine." Verişandin yek ji riyen çareseriye ye ji bo jenge!.. Deroeke direj min helbest ji bo xwe nenivisl! Tekiliyek dirü hebü di navbera min ü helbeste de heya wexteke; min di.xwest helbeste ji bo zirnan bikim navgin, zirnan ne navg'ln bo ji bo helbes te. Bi dile hişk re xema bikaranina ziman! Di we qonaxe de?ratika? xwe da der. Li du Ratika alozi, gengeşiyen dinava dil de dom kirin. Nivisina helbestan ji berdewam bun. Her ku diçu edi helbesten bi xemen huneri handar li dile min yen hişk dikirincı dile min ji nerm dibfı. Di nav wan gengeşiyen navxweyi de min çend caran der kir da eze nema helbestan hiweşinim. Hale min Cı helbeste hale zewacek travmatik bu! Gel ek helbest mabün li her dest. Min isa.! ew ji bi nave dosya, "Aqil Diçe Sewda Dirnine" da çapkirin. Hewcedariya min jt bi azadbüne hebü ya helbesten min ji! Carna binivisinim ji ji bo xwe dinivisinim. Pişti biryarek wani helbest betir azad in. Di seri de Berken Bereh gelek hevalan ji min re gotin, 'dev ji helbeste bernede'. Biryara min ji hurmeta min ya li hemher helbeste ye. Dibe ku be pirsin, wexta ku we bes helhesten helbesti nedinivisi we gelek helbest lekirin le iro roj hıin bi ser helbeste ketin hün dev je b er didin, bersiv we ev be, bele,ji bo xatire helbestil ji bo azadiya helbeste, weki min got, eze ji bo xwe le bikim. ''Gotina me" biwejek e; li Varto te bikarantn. Ji bo şeweye te bikaranin. Di vegotinen me de dilsozi, zimaneke şirin. jidilhuyin, arami, hevi, ken, henek, hikariya peyve, hilberin heye. Belki ku tişta der birin, şeweya zargotina kurdi bi nav bike ev biwej e. Gotinen me bi peyven dişibin pesiran bi de dibin. Ev welat, ji ali erdnigart, m ayindeyen şaristani yan, kişweri. çanden cur bi cur ve çi qas xweş be ew qas ji ji al1 mantiqe reveberiye ve sosret e. Beri wexteke. li navçeyek qaşo çanda demokrasiye hinek bi peş ketiye keseki biryar d ide da hibe namzete berendamtiya belediye. Bi nave kilbariye diçe cem seroke navçeye ye partiyeke. (Di hernan deme de niyeta seroke navçeye ji ji bo berendamtiye hey e) Kes ji seroke navçeye re dibeje: "Li min biborin. min helal bilin. ez ji dixwazim bibim berendam. Bi hevi me da hun li xwe negirin." Seroke navçeye. bi hers dikeve u xwe ranagire: "Tu de pişt stüyexwe bixwir1nt! Ev çar sal in ez serokatiye dikim. Ji we roje de çi dawet li navçeye çebüne ez çıim. H eya niha min sed ü ponzdeh milyar pere daye, zer kiriye u weki xelat biriye dawetan. Ev belaşı jikute?.." Çiqas rast e ez nizanim, te gotin ku li hin welatan mamosteyen bist sal kar kiribin nikarin di dadgehan de şahidi bikin. Hişmendi ew e ku mamoste hingiya hi zarakan re dijin dile wan ji dibe mina dile zarokan. Ev bu sed em da ez kese bi edebiyatere miju.l in bifikirim, behtir helbestvanan; gelo dile wan ji ne dile zarakan e! Ewe karibindi dadgehan de şahidi bikin? Bersiva pirse ne hewce ye lewre em dizanin wejevan her wext şahidi ji dem u dewranan re kirine. ~ lifoj 23

26 Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç: ~Mübadele' halklar için bir ~bozgun' du RöPORTAJ: Mu STA FA AKYOL Milli Savunma Bakanı eğe r Vecdi Gönül, "Bugün Ege 'de Rum lar, Türkiye 'nin pek çok yerinde de Ermeniler yaşamaya etseydi acaba Türkiye aynı devam millf devlet olur muydu?" sözleriyle Anadolu'nun Rumlardan arındırılmasına yol açan mübadele o layını ve Ermeni tehcirini " hayırlı bir şey" olarak gördüğünü resmi ağızdan açıkça ifade etti. Milli devlet kurma ve 'te kçi' yapılanma ve resmi ideolojinin kurb a nl a rı olarak Anadolu Rumları ile Ba lka nlar ve Yu nanistan'daki Müslüman Türkleri ayn ı trajedinin ortak l arı durumuna düşüren bu gayrıinsan i uygulama, v i cdans ı z bir resmiyetin dilinden bir kez daha itiraf edi lm iş oldu. 30 Ocak 1923 yı l ı n da imzalanan Türk-Yunan Ahalisi' nin Mübadelesi Söz l eşmes i ile yaşa dı klar ı yu rt ları terk etmek zorunda kalarak Türkiye'ye göç ede n Müslüman-Türk mübadiller, on l arın çocuk l a rı ve torunları tarafından kurulmu ş Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç ile az bilinen ve konuşulmaktan kaçınılan bu ' h ay ırlı ' mübadeleyi konuştuk. Lozan Mübadilleri Vakfı niçin kuruldu ve neyi amaçlıyor? Bizler, yani vakfın kurucuları, Lozan B arış Konferansı 'nda imzalanan Mübadele Sözleşmes i ile Yunanistan'da yaşadıkları yerlerden zorunlu göçe tabi tutularaktürkiye'ye gelen Müslüman ailelerin torunlarıyız. 30 Ocak 1923 yılında imzalanan Türk YunanAhalisi'nin Mübadelesi Sözleşmesi'nin topraklarda söylendiği gibi tek dilli, tek dinli, tek et üzerinden 85 yıl n isiteli bir kültür değil, pek çok halkın barış içinde istenmeyen bir konu o lmuştur. Bu neden böyle? Resmi tarih bu olayı neden gizlerniş? Bu çok önemli bir soru bence. Ulus devletlerinkurulma sürecinde, mil- liyetçi ideoloji sonucu çok kültürlü yapı tasfiye edilmek istenm i ştir. Bu hem Türkiye'de hem de Yunanistan 'da böyle o lmuştur. Ulus devletler tek dilli, tek dinli, tek etnisiteli homojen bir yapı istiyorlar. Mübadele konusu bize anlatılsaydı, biz bu topraklarda başka insanların, kültürlerin yaşadığını öğrenecektik. Mübadele ko nuşulduğunda görülecektir ki, bu geçmiş. 85 yıl dır mübadele konusu pek konuşulmak bir arada yaşad ı ğı birçok kültürlülük söz konusu olacaktı. Halklar gerçekten yüzyıllar boyunca yan yana iç içe yaşamayı becermişler. Bizce bu topraklarda yalmzca nüfus yapısım değil, 24- Tiroı

27 sosyal ve kültürel yapıyı da büyük ölçüde değjştiren Türk-Yunan Savaşı içinde binlerce insan yerlerinden bu mübadelenin yarattığı sonuçların bilinmesi; tarihte yaşanan acılann bir daha yaşanmaması ve halkların yakınlaşması için hayati önemde..ayrıca göç edenler bilgi biri.kimlerini, kültürel ve folklorik değerlerini de beraberinde taşımışlar. Bugünkü kültürümüzün oluşumunda şu ya da bu şekild e önemli etkisi olan değerlerin ve yakın tarihimizin araştırılma sının önemli olduğunu düşünüyoruz. Mübadillerin torunjan olarak, Türkiye ve Yunanistan halkları arasında kalıcı dostluğun öncelikle her iki ülke mübadilleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ile gerçekleşeceğj kanısındayız. Bunun için de Türkiye'deki mübadillerin ve onların çocuklannın bir araya gelerek örgütlenmeleri gerektigine inandık Böylece biıgrup mübadil. mübadil çocuğu ve torun u bir araya gelerek 200 ı yılında, çekilen acılar bir daha yaşanmasm., diye bir barış projesi olarak Lozan Mübadilleri Vakfı'nı kurduk. Bilinmesi, öğretilmesi istenmeyen mübadele döneminde neler yaşandığından bahseder misiniz? Mühadeleye yol açan olayların as ıl nedeni savaşlardı. ı91 2"de başlayan Balkan Savaşı. ardından patlak veren l. Dünya Savaşı ve daha sonra yaşanan yurtlarından oldular yılları arasındayaşanan bu savaşlar nedeniyle Balkanlar'da, Ege'de ve Anadolu'da büyük acılar yaşan dı. Balkan Savaşı sonrasında :yüzbinlerce Müslüman Rumeli'den yenik düşen Osmanlı ordusunun ardından korku içinde Anadolu'ya sığınd ı. Bazı kaynaklar Balkan Savaşı'nda Osmanlı'nın elinden çıkan topraklarda ı milyon 200 bin kişinin göçe çıktığını. bunlaı-dan yalnızca 600 bin kişinin Osmanlı'nın elindeki topraklaı-a sağ salim ulaşabildiğini. diğer 600 bin kişinin ise yo llaı-da açlıktan hastalıktan ve katliamlardan yaşamını yitirdigini anlatıyor. Benzer trajedi, 1922 yılında Türk Yunan Savaşı'nda mağlup olan Yunan ordusuyla heraber Anadolu'yu terk eden yüzbinlerce Ortodoks Rum" un başına geldi. Bir ay içinde yaklaşık 800 bin kişi topraklarını terk edip Yunanistan'a sığınmak zorunda kalıyo r. Yunanistan'ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında artıyor. Büyük sıkıntılara yol açıyor bu. Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınınacılar ve esirler konusu ele alınıyor. Milletler Meclisi'nin her iki ülkede yapt ığı bir araştırma raporu doğrultusunda Türkiye ile Yunanistan arasında. Yunanistan'da yerleşik Müslümanlarla, Türkiye'de Ttroı 25

28 yerleşik Ortodoks Rumiann zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalaruyor. Bu sözleşme uyarınca ; İstanbul'daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç Yunanistan'da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan'a gönderiliyor. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alı narak, yaşanan mülteciler sorununa, hukuki bir hiçim verilerek ç,özüm yoluna gi<iiliyor. Böylece tarihte ilk kez, iki milyona yakın insan iki devlet arasında yapıl an bir sözleşme ile 'zorunlu göç 'e tabi tutulup yurtlarından kopartılarak, yeni yerleşim bölgelerinde yaşamaya mecbur ediliyor. İşte tarihimizdeki bu kitlesel ve zorunlu göçe kısaca mübadele, bu insanlara da mübadil deniyor. Peki. msmi tarihin özellikle es geçtiği Mübadele. hem mübadiller açısından hem de Türkiye ve Yunanistan 'ın sosyal ve kültürel dokusunda ne gibi sonuçlara yol açmış? Şöyle diyelim: mübadil kimliği diye bir kimlik yok. Farklı kültürel kimlikler var. Mübadiller için de anadili Rumca. Türkçe, Bulgarca, Makedonca olanlar var. Dolayısıyla bunların farklı kültürel kimlikleri vaı. Özellikle Türkiye'de resmi ve çoğunluk dili olan Türkçeyi bilmeyen insanlar hep sıkıntı çektiler. Yunanistan'dan gelenler için söylüyorum... Dil bilmemenin getirdiği, dışlanmanın getirdiği zo rlukları yaşadılar. Dil bilmiyorsun, ne diyorlar sana, 'gavur' diyorlar. Bu ada= sarılacagı bir tekmüslüman kimliği kalıyor. Dolayısıyla İslamiyete sarılıyor. "Ben senden daha hakiki Müslümamm tutumu ortaya çıkıyo r. Öte yandan Türkçe bilmeyen bu yeni gelenler, 'tek dilli' bir ulus inşasına da aykırı düşüyorlar. Bu yüzden tek partili dönemde "Vatandaş Türkçe konuş" kampanyaları düzenleniyor. Bunun ayrusı tersinden Yunanistan'a göç etmiş Ortodoks Rumlar'da da yaşanıyor. Yunanistan'a giden Ege bölgesi Rumları hariç. Anadolu'nun çeşidi yerlerinden giden Rumiann anadilleri Türkçe. Bunlar da oraya gidince ayru dışlanmışhkla karşı karşıya kalıyorlar. Bunlara da orda işte yerliler tarafınd an " Tt.ırk tohumu", "Yogurtla vaftiz edilmişler " biçiminde hakaredere maruz kalıyorlar. Tabii bu yerli-mübadil çekişmesinin temelinde as ıl olarak ekonomik çıkar kaygıları var. Türkiye'de yerliler özellikle de eşraf, esnaf takımı, "Biz buradaki gavurlan kovduk, YunanLılan denize doktük. Bunlardan kalan evler, tarlalar bi.ze verilmesi lazımken bu gelenlere (mübadillere) veriliyor" diyerek gelen Müslüman Türk mübadillere hoşnutsuzlukla bakıyorlar. Aynı şey, Yunanistan'a giden Rum mübadillerin başına da geliyor. MiLbadele konusu en son Milli Savunma Bakanı Veedi Gönül'an açıklamalanyla gt.ındeme geldi. Gönül 'ün, 'Bugt.ın eger Ege 'de Rumıar, Türkiye 'nin pek çok yerinde de Ermeniler yaşamaya devam etseydi acaba Türkiye ay m milli devıet olur muydu?' sözlerini nasıl karşıladınız? Mübadele 'yi ulus devletlerin inşası açısından yorumlayan anlayışların olaya bir de insani açıdan bakmalarını öneririz. Böyle bir anlayış ı savunmak, milyonlarca Türk - Müslümanın Balkanlar'dan ve Kafkasya' dan, zorla doğdukları topraklardan göç ettirilmesini onaylamak, etnik temizliği savunmak anlamına geliyor. Günümüzde böyle bir söylem, sadece Türkiye'de değil diğe r ülkelerdeki azınlıkları da tedirgin etmek demektir. Epeycedir dillendirilen 'tek' ve 'benzer' olma söyleminin yakın tarihimizde insanlığa yaşattığı acıları kim unutahilir ki? Bizler Lozan Mühadilleri olarak "çekilen acılar bir daha yaşanmasın diyoruz. Bundan böyle düzenlernelerin yapılmasını istiyoruz. Farklılıkların kültürel zenginlik o lduğunu bilerek bir arada yaşam ı savunuyoruz. Bir bakanın ağzından bunları bizleri rahatsız etmiştir. duymak Bugün Dogu ve CiLneydoğu 'da Kürtlerin yaş ad ığı. bölgelerde pek çok köy asayiş ve gt.ıvenlik gerekçesiyle boşaltılm ış, insanlar zorla yerlerinden edilmiş durumda. Zorunlu göç nedeniyle yaşanan zorluk/,an, acılan kuşaklar boyu yaşayan bir toplumun temsilci/,eri olarak bu konuda neler söylersiniz? İnsanların doğdukları topraklardan koparılması kadar acı bir şey olabilir mi? Bizim Rumeli'de bir söz vardır : 'Bozgunluk' derler. Göç olayı bozgunlu.ktur; darma duman olmaldır. Bu coğrafyada hala benzer acıların yaşanmaması için bir kere bu tekçi anlayışın, tek millet. tek dil, tek din, tek etnisite anlayışına ve buna dayalı politilqı.l.ara son verilmelidir. Doğudaki çat ışma ortamı ve bundan doğan yerinden yurdundan edilmeler ancak çok kültürlülüğü benimsersek, bunu sindirebilirsek son bulur. Yalnızca ekonomik paketlerle sona erecek bir şey değil bu. O 26 TİrOJ

29 DOSYA Kriz ve Milliyetçilik - Dünya yeni hir ekonomik kriz dalgasınııı girdab ınja... Her geçen gün Jalıa Ja a~ı rl aş<ın sonuçlarıy l a yüz yüze gelinen kriz Jönemleri ile nıilliyelçi-militarist yoğun l aşmanın artmas ı ar.:ısınjaki paralellik nas ıl açıld<nı<ıhi lir? - Tarihsel örnekler aç ı sından b<.ıkıijığında. ekonomik kriz (bunalım) dönemlerinde milliyetçilik \'e şovenizm nasıl bir seyir izlemiş. milliyetçi yapıların bu dönemlere ilişkin stratejisi ne olmuştur? - Türkiye'Je. 1\ürt son ın unda yaşanan siyasi çıkınaza ekonomi}( krizin de eklenmesi ile CHP ve ı\hl P'nin milliyetçi siiylenı l erine AI\P'nin de katılması a rasında bir ilişki kurulabilir mi? - Çiizülemeyen 1\ürt sorunu nejeniyle yaşanan siyasi ç ı k maz, gijerek derinleşmesi hel-denen ekonomik kriz eşliğin de n ası l bir yol izler? -!\rizin en Jogal sonucu olan yoksull<.ışmanın ya ralacağı gerilim ve t ravmay ı bast ırmak iilelemek ya Ja yiinlenjirmek için 1\ürt sorununjaki çözümsüzlük ve ırkçı-milliyetçiliğin kullanılması seçeneğini etkisiz kıl arak tersinjen olanaklar yaratmak mümkün müdür? :-.Jasıl bir strateji izlenebilir. neler yapılabi l i r? T!rOj l7

30 Ya kapitalizmle hesaplaşma ya da yeni çatışmalar 28 n roj -Insan lık tarihi, ekonomik kaynaklann sömürülmesine yönelik saldınlann, etnik ya da inanç kavgalan biçiminde sunulmas ının örnekleri ile doludur. Emevi sutt.an l annın fetihlerinden, Haçlı Seferleri'ne uzanan birçok tarihsel vaka, zenginiikierin tekelde toplanabilmesi, kontrol altına alınabi l mesi amacı ile toplumsal öfkelerin kabartılması ve halkıann galeyana getinlmesinin uygulamalann ı ortaya çıkarmıştır. Geçtigirniz yüzyılın en çarpıcı ömegi şüphesiz, 1929 buhranı ile yükselen faşist ve nasyonal-sosyalist dalgadır. Yakın dönemde 11 Eylül sonras ı yabancılara ve göçmenlere yönelik olumsuz yaklaşımlann. son krizle bı rl i kte ortaya çıkarabileceg i sonuçlar büyük bir tehlikeye işaret etmektedir. Işten çıkartmalann öfkesıne en kolay hedef olabilecek kesimlerin, her toplumun ötekileri olacagı açıktır. Yoksullaşmanın sorumlusu olarak tanım lanacak kesimler, yöneten ve sömürenlerden hesap soru lması nı engelleyici rol oynamaktadır. Yüksek yaşama standartıanna alıştınlmış gelir gruplan için elbette ekonomik kriz, travma boyutlu egilimler dogurmaktadır. Bu durum da krizin faturasını daha yoksullara ödetme egilim ı ne dönüşmektedir. Dünya bu son krizle birlikte ya kapitalizmle derin bir hesap laşma içine girerek. sosyal polrt:ikalann yeniden masaya yatınlması yoluna gidecektir ya da ulusçu. etnik. şoven duygulann körükleyecegi yeni çatışmalara sürüklenecektir. AKP'yi ~ahin l eştiren' etkenler -Türkiye' de 'terör' bahanesi ile birçok hak ve talebin bastı n lm ası bir yönetim gelenegi haline gelmiştir. Bir yandan dogrudan Kürtlerin talepfen bu gerekçe ile ötelenirl<.en, diger yandan bütün toplumun demokratikleşme ve daha insani koşullarda yaşama talepleri görmezlikten gelinmiştir. Toplumda milliyetçi duygulan kabartarak kangrenleşmış sorunlarla yüzleşmeyi ertelemek. kısa dönemde iktidariann ve bürokratik devletin işin i kolaylaştınyor görünse de uzun dönemde büyük birtıkanmayı beraberinde getirmiştir. Toplumsal kampiaşmanın gittikçe derinleşmesini, sadece AB reformlan çerçevesinde yasal degişikliklerle aşmak mümkün degildir. Milliyetçi duygulann körüklenmesi, partilerde fanatik bir tabanın harekete geçirilmesinı kolaylaştırsa da telafisi imkansız çatışmalara zemin ol uşturmaktadır. Başbakan Erdogan 'ın son dönemdeki milliyetçi söylemfennin birkaç nedene dayanabilecegini düşünüyorum. Elbette bunlardan biri, gittikçe etkisi kendisini daha fazla hissettirecek olan ekonomik krizden kaynakl ı tepkileri manipüle etmektır. Sısteme yönelik toplumsal AYH AN Bi L GE N öfkenin hedefini degiştirecek bir strateji, sandıkta iktidar partisinı n işini nispeten kolaylaştıracaktır. Yeni bir anayasa yapamamanın eksikligini örtrnek ve kapatma davas ından sonra sergilenen güvenlik bürokrasisi ile uyumlu hareket etme refleksi'bu milliyetçi söylemle ko lay laşmaktad ı r. Nihayet iktidar partisinin, CHP ve MHP'den aşagı kalmayan milliyetçi söylemiere yönelme cesaretinin en önemli sebeplerinden biri, daha demokrat b ır siyasal attematifın olmam asıdır. Bunun rahatlıgı içerisinde hareket eden Başbakan Erdogan, nası l olsa liberal, muhafazakar hatta sosyal demokratlan n yönelebilecegi başka bir adres o lmamasının keyfiligini yaşamaktad ır. Bu durum da göstermektedir ki, Türkiye ya gerçek bir özgürlükçü demokrat cepheyi siyaset arenasında i nşa etmenin yolunu bulacak ya da gittikçe milliyetçi söylemiere teslim olacaktır. Sol milliyetçilik ya da sag milliyetçilik. muhafazakar milliyetçiligin alternatifi olamaz. Dahası bu çoklu milliyetçi yaklaşım lar kaçın ı l maz olarak Kürtler içerisinde de milliyetçi tepkilerin yaygınlaşmasına hizmet edecektir. Farklılıkları barındır;ıbifecek bir platform -Türkiye'de yoksullukla mücadelenin, Kürt sorununun banşçı çözümünden aynlmadan ele alınması gerektigi açıktır. Bu durum, emek. demokrasi, banş, insan haklan, çevre, kad ı n haklan ile ilgili çabalann ortak siyasal zeminlerde örgütlenmesini zorunlu kı l maktadır. Kürtlerle Türklerin birlikte yaşad ıgı bölgelerde işsizl ik arttıkça linç gi rişim lerin i n arttıgı bir ortamla karşı karşıya kalmamak için bu yöndeki çabalara yogunlaşmak gerekmektedır. Elbette sadece seçimlere endeksli olmayan ama 29 Mart tarihinde de toplumun önüne ciddi bır kalıcı alternatif koyabifen siyasal hareketler, uzun dönemde Tü rkıye halkıanna stratejik bir iyilik yapm ı ş olacaklardır. Bugüne kadar yürüttükleri mücadele ile Türkiye'de bir etnik iç savaş yaşanmasına karşı önemli bir katkı sunan hareketlerin, bundan sonra ortaya koyacaklan birlikteligin ortaya çıkaracagı sine~ i de toplumsal banş açısından ciddi bir güvence olacaktır. Türkiye emekçilerinin çıkarlannın gözetilebilmesi için, ortaklaştınlmış bir demokrasi mücadelesi üzerinden yeni bir dayanışma zem inı geliştırilmesi gerekmektedir. Işsizl ik ve yoksullugun, inançlar ve etnik kimliklere bakmaks ızın ortaya çıkaracagı magduriyetler karşısında, bu farklılıklan bünyesinde ban ndırabilen bir mücadele platformuna olan ihtiyaç gittikçe kendisini daha fazla hissettirecektir.

31 Milliyetçilik, işçi sınıfına, giderek emege, bütünüyle yabancı Milliyetçilik, faşizm ve burjuvazinin kriz yönetimi bir ideoloji olarak. onun bilincinin karartı lmas ı nda hep kritik bir rol oynamıştır. Bir başka ifadeyle, milliyetçilik. bu~uvazinin emekçilerin manipülasyonunda kullandıgı en etkin araçlardan biri olagelmiştir. Her şeyden önce, milliyetçilik, bir ideolojik saldın aracı olarak. kapitalizmin "bu~uva demokrasisi" nin temel sorununu çözmede kullan ı lmıştır. "Bu~uva demokrasisi," özünde, emekçilerin büyük mücadeleler sonunda kazanmış oldugu (ya da, aynı şey olmak üzere, bu~uvazinin emege kerhen vermek zorunda kaldıgı) hakiann bir toplamıd ır. Lenin'in isabetle saptam ı ş oldugu gibi, bir noktadan sonra demokrasi kapitalizm ile bagdaşmaz. Ekonomik eşitsizlik üzerine oturtu l muş politik eşitlik (eşit oy) sistem tarafından nihayet bir noktaya kadar kaldınlabilir bir yüktür. Bu, politik bakımdan böyledir. Ekonomik ve sosyal ili şkiler bakımından da, kapitalizm ile demokratik eşitlik arasında belirli bir noktadan sonra çözülemez çelişki ler söz konusu olur. Bu~uvazi, do l ayısıyla, yöneten-egemen sınıf olarak, "demokrasi" ile olan bu temel çelişkisini kabul edilebilir düzeylerde tutmak zorundadır. Bu baglamda, çıp lak devlet şiddeti nden ideolojik aygıtiara uzanan pek çok araç kullanılır ve milliyetçilik de bunlardan biridir. Özel bir denetim mekanizması Kriz dönemlerinde, esas olarak birbirine bagl ı bir dizi nedenden dolayı, milliyetçilik çok özel bir denetim mekanizması olarak kullanılır. Birincisi, iç disiplinin örülmesi ve buna baglı olarak, daha üstün bir toplumsal tutunum degeri olarak, hak aramanın sınırlandınlması, bireysel ve sınıfsal özverinin gönüllü kabulü için, milliyetçilik en aşın formlannda (şovenizm) bilinçleri felç etmek üzere kullanıma sokulur. Ikinci olarak, şartatan bir popülizmin baskıcı rejimine, H ALUK G ER GE R ücret ve hizmetlerdeki kısıtlamalan dayatmak ve d iren işlerini kırabi l mek için bu~uvazi devletin zor aygıtlannı da harekete geçirmek durumundad ı r. bu baglarnda milliyetçilik sadece zemin hazırlama kl a, milliyetçi t eröristlere imkan saglamakla kalmaz, dogrudan bas kı olur, tabiri caizse, maddi baskı gücüne dönü şür. unsuru ve arac ı Üçüncü olarak. "dişo karşı" çatışma yaratmak, kriz dönemlerinde egemenlerin dertlerine derman olur. Bu kışkırtıcı l ıgın ana aracı elbette milliyetçiliktir, şovenizmin körüklenmesidir. Dördüncü olarak, kırizdeki sermayeler ve devletlerince tırmandınlan milletler arası hasmane ilişkiler ve gerekt ıginde çatışmalar, savaşlar. sonunda. artık kendilıginden milliyetçilik ateşini global çapta bir yangına çevirir ve bu yangında halklar yakılır. Kriz dönemlerinde, sermayeler, özellikle de kaynaklar ve pazarlar üzerinde tam denetime gereksinim duyan tekeller arasındaki rekabet, emperyalist bogazlaşmalara zemin hazırlar. Bunal ımıyla korkuya, giderek, can derdine düşen, bu nedenle de yırtıcılaşan sermaye, saldırganlaşır. Aynca unut mamak gerekir ki, ya kırizler eşitsiz gel işmenin olgunlaştıgı dönemlere denk gelir ya da kırizler eşitsiz gel işmeyi tetikler ve hızlandınr ve tabii bu da emperyalistler arasındaki yeniden paylaşım çatışmasını derinleştirir. Bu durumda da, milliyetçilik doruga çıkartı l ır, dünyayı kas ıp kavurur. Hitler'i, Mussolini'yi yaratan... Sermayenin hizmetine koşulmuş/soyunmuş milliyetçi odaklann her biri, sistemin ve bu~uvazinin yukanda saydıgımız nesnel dinamik ve yöneliminden vazife çıkartırlar. Burada t emel yöntem, kışkı rt ıc ılık ve terördür. Amaç, direnenleri tasfiye etmek. emekçileri bölmek ve biribirine kı rd ı rmak ve nihayet toplumu sindirmektir. Faşizm, bu~u giderek, faşizme çanak tutacak ve böylece sermayenin önce yıkıma ugrayan "degerler hegemonyası" nı, ardından vazinin kıriz yönetimi olarak. bu zemin üzerinde yükselir. Bu~uvazi ve onun devleti, silahlı ve silahsız bürokrasi, bu da "yönetme krizi"ni yeniden tesis edecek bir araç olur senaryoda perde arkasında özendirici, cesaretlendinci, milliyetçilik. Unutmamak gerekir ki, kırizlerin agı r faturasını emekçifere ödettirmek. emekçifere işsizl igi, yoksullugu, kolaylaştıncı roller üstlenirler. Ya da, daha az gelişmiş kapitalizmlerde, devletin silahlı bürokrasisi yönetimi dogru- T1rOJ 29

32 f.. f J 1 r \! r ; f r ~, ( i J dan üstlenmek zorunda kalır, bunun ıçin de gerekli toplumsal zemini hazırlamaya yönelik psikolojık savaşla başlar işe. Tan h bize bu konuda yeterli ömek ve kan ıtlan sunuyor. Içeride, emekçilerin baskı altına alındıgı rejimler, dışanda ise, ırili ufaklı savaşlar, knz dönemlerinin milliyetçı-militarist yogu nlaşmasının somut tezahürleri olarak ortaya çıkar. En uç örnekleri ise, 1929 Bunalımı'ndan sonra görmek vet "şeytan üçgeni"nin ilk iki bacagı zaten yeterince başarı l ı olamamıştı; knz de, son unsuru etkısizleştirdi. Kriz koşu l larında ve IMF baskısı altında girecegı yerel seçimlerde AKP bölgede başans ızlıga ugradıgında, genel yoksullaşma ve baskı ortam ı nda, sın ıf mücadelesiyle iç içe geçecek Kü ıt mücadelesi karşısında militarist kanatla ve özellikle de Genelkurmay'la daha fazla bütü nleşecekti r. Bu durumda, yeni bir şiddet ve baskılama da lgası nda, elinş mümkündür. Faş izm, Nazizm ve Ikinci Dünya Savadekı temel koz, ABD ve 'Güney' destegi o lacaktır. Bu ı, izlenen seyn, stratejileri ve sonuçlan gösteren, H itler, Mussolini, Franko önderlıgindekı milliyetç ı akım i ann taktik destek ne kadar mümkündür, hangi ö lçülerde ve ne kadar etkilı olacaktır ş imd ı den kestıremey i z. ve stratejilerinı ortaya koyan örneklerdir. Tabi ı, perde arkasındaki tekellerin ve düzenin "devlet adamlan"nın bu Ne yapm alı/ süreçteki ugursuz rolünü de unutmamak gerekir. Işte tam da bu noktada, içerde Türk emekçilerle Kürt Kriz; AKP'yi taşıran son damla! ha l kı arasında kurulacak s ınıfsal-demokratık baglar tayin edıci olacaktır. Bu noktada as ı l sorumlulugun ve görevin Öncelıkle şunu saptamak gerek: Türk emekçılere ve aniann po l ıtik öncülerine düştügü Türkiye'deki "Islama". ''Mil/ı Görüşçü'' ya da "Islami lıberol" AKP'cilerin "Osmanl ı "ya öykünmecı düşlen n ı n de aç ı ktır. S ı nıfsal ve ulusal sömürüyle baskıya karşı toplumsal ve ulusal kurtu l uşun bırlikte örülebilecegine da ır bir bilincin hayata geçirilmesi durumunda her şey bütünüyle gerisinde "Türkçü bir hegemonya" hep varolage l miştir. "T ed h işçi Türkçü" bir şovenizm Türkiye'de bütün sistem degişecektır kuşkusuz. içi ıdeo loji len kesen bir özellik taşımaktadır. Söylem, günü kurtarmaya yönelik taktik yaklaşımlar, demagojik ç ı kış Şimdi yerel seçimler ikili bir fırsat yaratmaktad ı r. Kürt iilennde AKP'nin kesin bir yenilgiye ugratı l ması, her şeyden önce psikolojik ortamı radikal biçimde degiştireceklar, vs. sadece gerideki özü gızlemeye yarayan görüntülerdir. Kirli Savaş'ın çok yönlü yıkıntılannın ardından "inkar" ın eskisi gibı kaba biçimde sürdürülememesine karşın "imha" ge l enegi nın, yani şıddete dayalı polrtikalann devamının nedenleri burada yatmaktadır. Ikinci o larak. düzen ve devlet adına tasfiyecilik mısyo nuna soyunmuş AKP-Iıberal yaklaş ımı, son günlerde ikı nedenden ötürü başarısız olmakta. Bunlardan bın, tasfiyeci yaklaşıma, reform a l datmacası na dayalı ıy ı polıs" rolüne Kürt hal kın ı n ragbet etmemesi. Ikincisi, bu "yumuşak tasfiye" hamlesine eşlik eden militarist şıddetin ihtiyaç duyulan psikolojik ve somut askeri sonuçlan yaratamamasıdır. Şimdi, krizle birlikte, tasfiyeci AKP-Iiberal koalisyonu tir. Moralin, aynen kitlelerle bu l uşmuş teori gibi, bir maddi güce dönüşmesi süreci baş layacaktı r. Bu seçim sürecinde, iki n cı olarak da, Türk emekçilerinin Kürt sorununda egitilmelerine özel önem venlmelidir. Buradaki "ortakl ık", halkiann kardeşlıgine giden yolda ilk adımdır ve Türk sosyalıstler as ı l bu mesele üzennde inşa etmelidirler seçim stratejilerini ve propaganda faaliyetlerini. Bölgede dogrudan Kürt yoksullannın ve yurtseverlerinin "seçim intifadas ı ", öteki yerlerde de Kürt ve Türk emekçilerin, "milli eşitlik" anlayışı temelınde, banş ve politik çözüm talepleriyle sınıfsa l ç ı karlar ve taleplerini birleştirdikleri bir toplumsal elindeki ekonomık kozlan da yıtiriyor. Dolayısıyla da, sızın de tespıt ettiginiz gıbi, AKP hırçınlaşıyor, aslına dönüyor ve görüntüsünün ardındaki gerçek çirkin yüzü ortaya çıkıyor. Ş iddet-pol itik/i deolojik manipülasyon-ekonomik rüş- hareketlilik, büyük olanaklar yaratacaktır. Krizin daha da agırlaşacagı 2009'un keskinleşecek s ı nıf mücadelesinin ve yükselecek Kürt dinamıginin gereklerini karşılamaya böylece hazırlanmış olacagız hep birlikte. 30 TİfOJ

33 KRİZ ve MİLLİYETÇİLİK sarmalındaki siyaset tablosu Kaprtalist sistemin krize girdigi. özellikle de krizin genel bir dünya krizine dönüştügü dönüşmüş dönemler, şovenizme milliyetçiligin de güçlendigi dönemlerdir. Bu durum, genellikle bu~uva iktidarlann ı n, keski nleşen sınıf çelişkilerinin doguracagı sorunlan geri plana itme çabalan ile ortaya çıkar. Hatırlanacagı gibi 20. yüzyıl iki büyük dünya savaşına sahne olmuştur. Bu savaş iann kriz sonrasına denk gelmeleri tesadüfi degildir. Kriz. pazar sorununu agırlaştırmış, emperyalist devletler ve grup laşmalar krizin yükünün kimin ve kimlenn sırt ı na yıkılacagının mücadelesine g i rişm işl erdir. Yani krizin yükünün içeride işçi ve emekçilerin sırtına yıkıl ması zorunlu ama yeterli degildir. Pazar sorunu dag gibi durmaktad ı r ve rakip emperyalist devletin pazarlannın yagmalanması zorunlu olarak gündeme gelir. Milliyetçilikten şovenizme... Bunun iç politikadaki yansıması, milliyetçiligin kışkırtılarak "cephe gerisinin" yedeklenmesi ve saglamlaştınlmas ıdır. "Ulusun çıkar/an" üzerine yogun bir propaganda eşliginde milliyetçilik kışkı rtılir. "Milli' çıkarlann" tehlikede oldugu, bu çıkariann dünyanın neresinde olursa olsun elde edilmesi ve savunulması gerektigi sık sık d ile getinlir, iç politika buna göre yeniden şeki l lend iri li r. AHMET YAŞAROCLU Ama burada milliyetçilik bir örtüdür. Çünkü artık emperyalist bu~uvazi ulus adına degil. tekellerin çıkan ugruna savaşa atı l maktadır. Görünüşte yürütülen propaganda da milliyetçi ögeler egemendir. Ama artık söz konusu olan geçmiş dönemin milliyetçiligi degil, emperyalist bu~uvazinin şovenizmidir. Burada. milliyetçilik şovenizme ırk" vb. malzemelerle de güç lendirilmiştir. dönüşmüş, "üstün Çünkü kriz dönemlerinde iç çe l işkiler de sertleşmiş ve yogunlaşmıştır. Sermaye ile işçi sın ıfının çı karlan arasındaki uzl aşmaz karşıtlik keskin bir biçimde ortaya çıkm ı ştır. Işç i sın ıfı ve emekçi yıgınlar krizin yükünü o muzlamak istememektedir. Hem krizin işçi ve emekçi sın ıfiann s ırtına yıkı lmas ı, hem de aniann "ülkenin ve devletin ortak çıkarlan için" emperyalist bu~uvazinin peşine takı l ması gerekmektedir. Bu iş için m illiyetçilik yardıma çagnlir. Sınıf çıkarlan degil, aslinda emperyalist bu~uvazin in ç ıkarlannın ifadesinden başka bir şey olmayan milliyetçi. şoven fikir ve akımlar emekçi yıgın lar içinde yaygınlaştın lmaya çalişılir. Bin örnek; Nazizmin yukselişi Bu açıdan bakıld ıgı nda Ikinci Dünya Savaş ı öncesi durum t ı pi k özellikler göstermektedir. Almanya birinci paylaşımdan yenik çıkmıştır. Sadece pazarlann ı ve sömürgelerini kaybetmekle kalmamış, kendi topraklan da yagmalanm ış, agır tazminat lara mahküm edi lm işti r. Yani savaşın faturasının ödenmesine ve yükünün kald ın lmas ına ortak edilmiştir. Bu, diger yenilen devlet ler içın de geçerlidir. Kaldı ki bu ülkelerin halklan daha agır bir fatura ödemeye mahkum edilmişlerdir. Savaşın ard ı ndan dünya kapitalizmi kısa süreli bir stabilizasyon (toparlanma ve istikrar) döneminin ard ı ndan agır bir bunalıma girmiştir Büyük Bunalımı da denilen bu genel dünya bunalım ı, kapitalist emperyalist dünyayı baştan sona egemenligi altı na alm ıştı r. Işte Almanya'da olup bitenler, Nazizmin yükse l işi ve bu süreçte m ılliyetçi ve ırkç ı ögelerin kullanılması tipiktir. Hitler ve partisi hem ekonomik krizi, hem de A lmanya'n ı n mahkum o ldugu savaş tazm inatlannın agırlıgını ve kaldınlması gerektigini kullanarak, Almaniann "üstün ırk" o lduklan propagandası eşliginde -diger emperyalist devletlerin destegini de alarak, çünkü ası l hedef sosyalizmin anayurduna saldındır- iktidara yürümüştür.!talya ve Japonya için de aynı olmamakla birlikte benzer gel işmeler söz konusudur. Burada milliyetçilik şovenizme dönüştürülerek ku llanılmış, yeni bir pay laş ım savaşın ı n adımlan atılmaya başlanmıştır. Şovenizm, kitlelerin emperyalist bu~uvazinın peşine takılması için zorunlu ve gereklidir. Ateşe sürülecek kitlelerin ulusun ve devletin ç ı karlann ı n burada oldugunun ikna edilmesi, ikna edilemeyenlerin bast ınl mas ı, gerekirse imha edilmesi ve sindirilmesi gereklidir a rtı k. Aslında buradan bakı ldıgında bile, şovenizm ve milliyetçiligin uluslan, ülkeleri y ıkıma ve felakete götürdügü ko laylıkla görülebilir. Tereyag ı, peynir degil, top ve tüfek!' Yeni savaş hazı rl ıklan demek, aynı zamanda ekonominin ve toplumsal yaşantın ı n askeri leştirilmesi ve militanstleşti rilmesi demektir. Kriz dönemlerinde asken harcamalann artın larak ekonominin toparlanacagına i lişkin genel bir kanı mevcuttur. Asken harcamalar ekonominin can- TirOJ 31

34 32 rtroj landınlması için önemli rol oynasalar da. tek başına asken harcamalar ekenomilerin topartanması için yeterli degildir. Bunun içı n ekonominin genelinde de bir toparlanma göstermesi ve ilerlemenin o l ması gerekir. Ama asken harcamalar yeni savaş hazı rlıklan için mutlaka gerekli ve zorunludur. Militarizm, milliyetçilik -şoven izm- eşl i ginde güçlenir ve "ülkenin savunulmasında askerf harcamalann zorunlulugu" tüm topluma kabul ettirilmeye çalışılır. Nazi döneminin propaganda afışlerinde, krize ait ilk dönemlerde kazanlarda kaynayan sesisieri yemek için bekleyen emekçiler yer alırken, iktidara gelindikten sonra artan militaristleşme iht iyacı ile bırlikte "tereyagı, peynir degil, top ve tafek" afişlerin i n propaganda amacıy l a yaygın bir şekilde kullanı l ması söz konusudur. Bu bölümde söylediklerimizi özetleyecek olursak; Kriz dönemlerinde kitlelerin sın ıf ç ı karlan temelinde mücadele etmeleri degil, egemen bu~uvazin i n çıkarlannın arkasında hizaya geçmeleri isten ır. Emperyalist bu~uvazinin daha fazla pazar pay ı, hammadde kayna kl annın ele geçirilmesi, rakip devlet lerin geriletilmesi vb. gibi uygulamak istedigi gerici pelrtıkalar -bagım lı ülkelerin işbirlikçi yöneticilerinin kendi ülkelerinde uyguladıklan politikalan da bu gerici politikalann arkasına koymak gerekir- mi l lıyetç i lik ve şovenizm kışkı rtılmadan, toplumsal yaşam militarizmin çı karianna göre şekiilendirilmeden uygulanamazlar. Demek ki, kriz dönemlennde milliyetçiligin ve şovenizm ı n kış kı rt ı l ması, ekenomilerin m i lrtaristleşmesi zorunlu ve gerekli olmaktadır. Türkiye'nin 'olagan' milliyetçiligi Bu genel tablo çerçevesinde Türkıye'yi ele alırsak... Ülkeyi yöneten işbirl i kçi egemen sın ıflar açısından milliyetçi propaganda. her dönemde. farklı gerekçelerle başvurulan kara propaganda türlerinin başında gelir. Bu nedenle ülkenin milliyetçi. şovenist kışkırtmalannın yogunlaştıgı dönemler ile "olagan" dönemleri ayırtetmek her zaman çok kolay olmaz. Yakın geçmişe bir göz atacak olursak. Kı bn s sorunu, Ege sorunu, Bulgaristan Türkleri sorunu. Ermeni sorunu, Kürt sorunu vb. gibi sorunlar bazı dönemlerde gelip ülkenin baş gündem maddesini o luşturmuşlardır. Bunlardan Kürt sorunu ise diger sorunlardan öz ve nitelik itibanyla ayn l maktadı r. Kürt sorunu hemen hemen son 25 yılda ülkenin iç polrt:ik yaşantıs ı na damga vurmuş olan bir sorundur. Ü l keyi yöneten egemen sınıflan n bu sorun nedeniyle en fazla başvu rduklan demagojilerin başında "vatonm ve milletin birligi ve bölünmezligi" gelmektedir. Bugün Kürt sorununun varl ıgı artık inkar edilememektedir. Ama iş çözüm noktasına geldiginde, devletin yöneticileri ve düzen partileri sorunun demokrasi ve eşitl i k içerisinde çözülmesine şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Kürtlerin küçük kınntı l arla yetinmesi gerektigini zorla kabul ettirmek isteyen bir pozisyondadırlar. Sınırlı Kürtçe yayı n, göstermelik ekonomık yatınmlarla Kürtlerin yetinmesi ıstenmektedir. Bugün hükümette olan AKP ile, muhalefet partileri olan C H P ve MHP arasında Kürt sorununa yaklaşım konusunda özde bir farkl ı lık kalmam ıştı r. Seçimler öncesinde m illiyetçi-şoven ist koro (Genelkurmay'dan. CHP'ye, MHP'ye vb.) karşısında sessiz kalarak, Irak Kü rdistanı 'na yönelik harekata yeşil ış ık yakmayarak Kürtlerin bazı kesimleri aras ı nda umut yaratan AKP Hükümet i, bugün muhalefet ve Gene lkurmay'ın her dedigini gerçek leştirmiş durumdadır ve gelişme lerin yönü, hükümetın bu dogrultuda ilerleyi ş ini sürdürecegini açıkça ortaya koymaktadır. AKP ne yapacak? Bugün bir taraftan derinleşen ekonomik kriz. diger taraftan yerel seçimlerin yaklaşmas ı hükümet partısi olarak AKP'yi, keskin tercihlerle karşı karş ıya bı rakmaktad ır. CHP ve MHP bu konuda nispeten daha "rahattır", çünkü onlann Kürtlerden bir beklentilen şimdilik bulun mamaktadı r. Hükümet partisi AKP ise bir yandan giderek derin leşen ekonomik kriz ve bu krizin zorunlu kıldıgı ekonomik "tedbirleri" uygulamak - bu uygulamalann sonuçlaıı. Kürt bölgelerinın ekonomik geriligi göz önüne altndıgında oralarda daha yıkıcı olacaktır. Bölge açltgın ve yoksullugun pençesine daha fazla atılacaktır- zorundayken, diger yandan da yerel seçimlerde Kürtlerden oy isteme ihtiyac ı ile karş ı karşıya bulunmaktadır. AKP, sermaye sın ıfı na kend ıs i n i. diger şeylenn yan ı sıra "ülkenin her tarafindan" - Kürt bölgelerinden de- oy alabilen tek parti olarak kabul ettirmiştir. Bu durum, AKP'nin milliyetçiligi ve şovenizmi kış kı rtmada diger partilere göre biraz daha sıkı ntı l ı o lacagını göstermektedir. Ancak AKP hükümet olarak zaten bu politikaları uygulamakta, bu konuda "az söz, çok ış" takligini uygulamaktad ır. Başbakan muhalifleri tarafından her sıkıştın ldıgında. hükümetin yaptı klann ı, olup biteni örnek göstermekte. hızını alamadıgı dönemlerde de "ya sev ya terk et" çizgisine san lma ktad ı r. Biri digeriyle çelişikmiş gibi görünen, ancak AKP'nin dinciliginin milliyetçilikle malul o l mas ı ve geleneksel devlet po l rt:ıkalarına yatkınlıgı nedeniyle bütünlük dincilige bulanmış bir milliyetçiligin propagandas ı n ı yapa arz eden polrtikalardır bunlar. AKP'nin bir taraftan mill iyetç ı l ige sanlırken, diger taraftan Kürtler arasında altan alta -örgüt leri yoluyla, tarikat i l işki lerinin yardımı ile- "aslında hükümetin başka şeyler yapmak istedigi" propagandas ı n ı yapacagından kuşku duymamak gerekir. Bu propaganda, m alum " takiye" manfetinden başka bir şey degildir. AKP. krizin getirdigi sorunlar karşısında ülkenin Kürt iilen d ı şındaki bölgelerinde.

35 rak. kitlelerin somut istem ve talepleri karşısına "ortak deger/eri" (din, milliyet), yardımlan öne çıkarmak konusunda kıvrak bir politika izlemeye çalışacaktır. Ancak bu politıkanın, hayatın gerçekleri karşıs ı nda eski etkinligini gösteremeyecegi de ortadad ı r. Şu bir gerçektir; ülke son genel seçimler öncesinde, Kürt sorunu konusunda muhalefet partılerinden Genelkurmay'a uzanan, millıyetçi. şovenist propagandanın yogunlaştıgı, ama bu politikaların hükümetin lehine yazıldıgı bir dönemden geçmiştir. Ancak bu dönem geride kalmıştır. Gelişmeler, hükümet partisi. muhalefet partileri ve Genelkurmay arasındaki farklılıklan ortadan kaldırmıştır. Ekonomik krizin derinleşmesi, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliginın oluşmaması ve bu yönde var olan egilimlerin geriletilmesi yönündeki gerici adım ve politikalann öne çıkacagını göstermektedir. AKP'den CHP'sine, MHP'sine kadar bütün gericı partilerin kitlelerin mücadele birligini engellemek için bu dönemde daha özel bir çaba gösterecekleri açıktır. Kriz ve milcadele olanakları Ancak Türk-Kürt işçi ve emekçileri krizin sonuçlanndan agır bir biçimde etkilenmeye ba~lamışlard ı r. Kürt illerinde açlık ve yoksulluk gıderek daha fazla yaygınlaşmaktad ı r. Bu durum Kürtlerin ulusal taleplerinin yanına, sosyal ve ekonomik taleplerini de ekleyeceginin somut göstergesi durumundadır. Ulusal hak eşitl igi talepleri, açlıga, yoksulluga, işsizlige karşı taleplerle birleşip genişleyecektir. la Bu durumun Kürt ve Türk emekçilerinin ortak bir mücadele çizgisinde bırleşmelen ne yeni olanaklar açacagını öngörmek gerekir. Emekçi hareketi olarak Kürt ve Türk i şçi ve emekçilerin ı n hareketinin ge l işip güçlenmesi, şoven izm i ve milliyetçiligi bayrak edinmiş her türlü akım ve partinin gerici propagandasının etki alanının dara lacagı anlamına gelir. Burada sorun, genişleyen mücadele alanının nasıl doldurulacagı sorunudur. Bu sorunun yanıtı ise öncelikle sınıf bilinçli Türk ve Kürt işçi fen tarafından verilebilir. Ülkenin batıs ında bu işçi l er yan yana sermayenin ve gericiligin saldınlarına karşı mücadele etmektedirler. Şimdi sorun. bu mücadelenin daha geniş bir alana yayı lması, halkın geniş kesimlerini de kendi etrafında birleştirecek bir mevziye dogru ilerlemesini saglamayı başarab i l mektedir. Bu başan ld ı gı n da sermaye ve gericiligin şovenizme ve milliyetçilige bulanm ış kara propagandası da püskürtülmüş olacak, gericiligin yaratmak istedigı etki tersine çevrilebilecektir. Özellikle Kürt cephesinden politika yapan kesimlerin, agırlaşan krizin Kürt emekçi kit l elerin ı de agır bır biçimde vurdugunu dikkate alarak, ulusal taleplerin yanına sosyal ve ekonomik taleplerı de ekleyerek. kitle hareketinin daha güçlü gelişmesine yardım etmeleri daha bir önem kazanmış, güncelleşmiştir. Kitlesel bir Kürt emekçi hareketinin, Türk emekçilerinin mücadelesinı ve eylemlerini de teşv ik edecegini öngömnek yanlış olmayacakt ı r. Bu durumun ise, Kürtlerin hak eşitligı ve demokrasi ıstem leri için, genel olarak tüm ülkede demokrasi için yeni olanaklar yaratacagını görmek gerekir. Krizden güçlü çıkmanın yolu da bu mücadeleleri başarıyla yü_rütmekten geçmektedir. Diyarname Nu çe Çan d Hevpeyvin Çapemeni Serbest Werger Helbest Çfrok Quncik X ez Foto-ntiçe Klfba hefteye Hay ji diyare xwe hebin, nuçeyen xwe ji Diyarnameye bixwlnin TİI'OJ 33

36 34- TTrüJ Kriz cenderesindeki Türkiye güzergahı Kapitalist sosyo-iktisadi formasyon, dört yüf yıllık tarihınin en başat kriztennden bir yen ıs inin (üçüncüsünün) ana rahmi olmanın sancılanyla sarsılıyor. Siyasal, sosyal ve iktisadi düzlemde buhran, kapitalizmı n karakteristigıdir. Gerek S bin küsur yıll ık sınıflı, sömürülü ceberut/baskıc ı devlet gerçekliginın son halkası olması baglamı nda, gerek üretim, bölüşümitüketim i lişkis ı nde ki antagonistik özü çerçevesinde ve gerekse insanitoplum ve doga diyalektigini dinamitleyen işleyiş i açısından: kapıtalizm, kriz/kaosla özdeştir. 20. yy'ın ilk çeyreginin sonunda , keza aynı asnn üçüncü çeyreginde- 1974/75 ve yüzyılım ızın ilk on yılında aç ıga çıkan buhranlar yukanda sadece b ı r kaçını sıralad ıgımız so mut olgulardan kaynaklanmaktad ır. Özcesi, kapitalizmde knzler yapısa l, kıronik bir sorunsald ı r. Ki, problemin kapsama alan ı 'egemenlik' sı nırlan nca d ı r. Bunun, bugün için tercümesi, kimı istısna lar hanç, denebilir ki tüm yeryüzüdür. Çünkü; 'kürese lleşen ' kapital "kend1 suretinde blf dünya" eregine geçıci/devrevi olsa da ermıştir. Bu, aynı zamanda zikıredilen sosyo-iktisadi formasyonun küresel olarak kendi karşıt dinamiklerini ürettigin ın de delalelidir. Ve bu kapitalizm karşıt ı, küresel emek, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm kavgası bi l eşenlerinin barbarlık olarak somutlaşan "kapitalist suratil dünyaya" karşı "insanlıgın yeryüzünü" yaratma potansiyeli ve enerjisini bagırfannda taşıdıklan akıldan çıkanlmamalıdır. Gelecegin demokratik, sosyalist uygarlıgı da açıga çıkan lan. örgütlendirilen ve harekete geçınlen bu ene~i ve potansiyel sahibi ezilen halklar. sömürülen emekçi sınıflar mücadelesi üzerinden yükselecektı r. OSMAN ERGIN (DTP Siyasal Partiler-DKÖ Komısyonu Üyesi) Bu, hem evrensel düzeyde, hem de yereller düzeyinde böyledir... alanda açıkça hissedilmesine başlandıgı bir kesit oldu. Kal Kriz co~rafyamızı es geçer mir! mekte olan kriz sürecinden etkitenecek olan (kuşkusuz etkilenmen ı n ne yönde bir rota izleyecegini aşagıda vurgu yapacagımız güç ve gelişmeler belirleyecektir.) en hassas noktaland ı r. lktisaden güçsüz, sosyal olarak gelişmem ış. politik açıdan kriz merkezlerine bagımlılık içerisinde olan bu noktalar; savaş. militarist uygulamalar ve anti-demokratik gerçekliklerinden ötürü emekçi sınıflar ve halklar için adeta cehennemi koşullann hüküm sürdügü bir konumdadır. Kapitalizmin günümüzdeki 'kabesi' olarak tan ı mlanan ABD'nin dünyayı yeniden dizayn etmede pilot bölge olarak ele ald ıg ı cografya; kendinde banndırdıgı tarihsel, kültürel ve uygarl ıksal d ı nami klere karşın günümüzde tam bir donmuş lu k, kadavra derekesine düşürülmüş lük pozisyonunda tutu lmaktad ır... Dilsel, dinsel, kültürel, etnik karşı karşıya getirilmelerin ve bunun koyu bir millıyetçiliklırkç ı lıkla yürütü l mesın in sahasına dön üştürüt en cografyada halklar, özellikle de emekçı sın ı flar, temel ekonomik. demokratik ve siyasal haklanndan yoksunlaştınlarak azgın bir sömürü ve baskı cenderesinde tutulmak istenmektedir. Bu. onlan örgütsüzleştirerek ya da içlerinde konuşlandırdıklan Sistem Sendikac ı lıg ı ve/veya resmi kurumlar üzerinden gerçekleştirilmekte, yürütülmektedir. Oligarşik, teokratık, monarşik. geri/katı ve statükocu yönetımlerin, baglaş ı kl an olduklan emperyal-kapitalist merkezler çıkanna düzenlenen politikalar dogrultusunda bir hat izledikleri bu noktalarda, halklar, emek ve demokrasi güçlennin parçalı, bölünmüş halı de cıddi bir zemin sun maktadır söz konusu rejimlenn uygulamalannın sürdürülmesinde 'ın son aylan genel knzin, irdelenmeye çalışılan dı ki. bu etkitenimin gelmekte olan 2009'da çok daha yükseklerde seyredecegi, izienimler ve yaşananlardan net Bölge Ortadogu- ve ülke (Türkiye), içinden geçil- olarak görülmekte ve anlaşılmaktadır.

37 Daha şimdiden sadece Türkiye'de on binlerce çalışan. yedek işçi ler/işsizler ordusuna duhul olmuştur 'da ise; gerçekleşecek işç:i ç: ı kanmalannın/kıyımlannın yüz binlerle olacagı ifade edilmektedir. Hasıl ı yoksular, açlar, i şsizler o rdusu hızla artarak devasa boyutlara ulaşacaktır. Kriz, olasılı k lar ve sorular... Bu gidişat. at başı giden bir radikalleşmeye mi evrilecek. yoksa enkazlaştınlarak, lümpen bir güruh haline getirilip ırkç:ılıgın, faşizm i n alt-toplumsal yapıs ına m ı dönüştürülecek (otuzlu yı llar Almanyas ı gibi), yoksa bir 'yeni' ikinci cih an /paylaşım savaşına mı yol açacak. sorulann ı sordurtan bir süreçle yüz yüze geliyor gibiyiz... Yoksa ikinci cihan harbi sonrası gibi, john Maynard Keynes 'yeniden' keşfedilerek kapitalizme yeniden bir 'bahar' mı yaşatılacak! - Peki ama bu; emekçi sın ıflann, halk Iann ve sosyalist geniş bir alanın o l mad ıg ı, bunlara paralel olarak, kurtuluş, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm dalgalannın kapitalist kıyı lan vurdugu koşu llar yokken olabilir mi?- Yoksullaşmayla aynı düzeyde gel işecek radikalleşmeye herhalde itirazımız olmayacak ve üçüncü bir cihan harbi anlamına gelecek sonuç: da ciddi bir tart ı şma konusudur. Ama ya, milyonlarla ifade edilen aç:ın, işsizin, yoksulun (Hintlilerin "açlık insana fikrini yedirtjr'' tespitini a-polit ik kalabalıklar baglam ı nda bir yerlere not etmeli miyiz acaba!) sisternce ı rkçı/milliyetçi zehre tabii tutulmasının doguracagı emek, halklar ve insanlık karşıtı etkilerine karşı önlem ve tavır ne o lma l ı? Unutulmamalı ki, çalışaniann bile eksenyesi halihazırda bile sistemin eksenindedir ve ihtiyaç: duyduklannda kendi çıkarlannca. egemenlerce yönlendinmektedirler... Teorik olacak ama, vurgulanmal ıd ı r; ırkçılık ve milliyetçilik olarak tezahür eden bu durumun panzehiri ise empatik, dayanışmacı, demokratik ve eşitlikçi bir kimlik edindirecek bir yap ıyı, dili ve üslubu kazandıracak çalışmalar başlatmak geregi ve zorunlulugudur. Saptamalanmızın bu ikinci halkas ının üzerinde ısrarla dunmamızın nedeni, Kürt sorununun verili, çözülmemiş durumu ve problemin aşılmamas ı nda agırl ı k.l ı sorumlulugu bulunan demokrasi güçlerinin örgütsel gerçekliklerinin yanı sıra bölünmüş, parçalı dun..ışlandır... 'Küçük' efendilerin s ı kıntıları Sistem açısından. yaşanan krizi aşmak krizi emekçi sın ıflar ve halkiara tahvil etmek bildik bir uygulamadır. Ki, yönlendineileri o lan ABD'nin sürdürdü gü işgalleri n bir yan ı temel ene~ i kaynaklannı blokaj etme ve silah endüstrisine açı k pazarlar üretmek iken, diger hatta agı rl ı klı boyutu ise, iç: hastalıklannı dışına taşınmaktı r... Nihayetinde "küçük" temsilcilerinin de yaptıgı bundan farklı degil ve olmayacaktır. Bir "küçük" temsilci o larak "bizim" egemenlerin içerisinde bulunduklan güçlükler, büyüklerinkinden/efendilerinkinden daha fazladır. -Yüz milyarlarca dolarla ölçülen iç/dış borç. ülke iktisadının yüzde elli civannı n illegal olmas ı, milyonlarca işsiz, yinmi küsur yıldır öldünme/ölmeye yatın lan korkunç bir ekonomik profil, ahlaki, moral dejenerasyon, anti-demokratizm, güven yitımı/yönetememe vb. vb... Tüm bunlann ışıgı nda, açıkça belirtilmeli ki, bırakın yaşanan iktisadi krizın ülke/bölgeyi es geç:mesini, zaten söz konusu alanlar, cografya daha önceden ve çok boyutlu bir krizler sanmalı içindeydi, içindedir! Sistem ve aktörlerinin ideolojik -medya, iletişim vs-, zor - güvenlik/kolluk güçleri, baskı, t utuklama, cezaevi vb-, artı yasakçı yasalarla krizi ve sonuç lan nı emekçi sın ıflar ve halkiara yüklerneye ç:al ışacagı hiç: kimse için bilinmez degildir. Ama en az bunun kadar bir diger bilinen de artı k inandırıcılıklarını geniş kitleler katında da yitinme safhasına geldikleridir. Evet, kuşkusuz ki ellerindeki geniş olanaklarla ne yapabıleceklerse onu ardianna koymayacaklan bilinmez degildir. En s ıradan görevlilerinden, en yetkili ve etkililerine, hummalı bir çalışmada olacakl arı; dincisinden liberaline. sagcısından "solcusuna", milliyetçisinden muhafazakanna kadar her renk ve türden siyasal aktörlerine varana kadar; kitleleri manipüle etmek. muglaklaştınmak. kafaları bulandınmak için yogun bir çarpıtma ve tahrifat eşl iginde yürütecekleri. en az zarar. kaza ve bela ile süreci atiatmak isteyecekleri bilinmektedir. Ama işte. artık "m ızrak ç:uvala sıgmamaktadır"! Sisternın bir seçenek olarak işletecegi estrümanlar bun lard ır. Fakat bu çalgıların artık akort tutacak hali kalmamıştı r. Kulaklan tınmalayan senmayenin kan n ı arttınmaya dönük hamurtumsu sesler dışında... Ge l ece~ i kazanmak için... Yer yer karamsarlık olarak yans ıma tehlikesine ragmen, çizdigirniz tabloda, başta ifade etmeye ç:alıştıg ım ız gibi, tüm bu verili/yaşanan o lumsuzluklara karşın, halklanmızın,emekç:i sınıfların ve emek. eşitl i k özgürlük. demokrasi ve sosyalizm m ücadeles ı bileşen lerinin bilgi. birikim, deneyim ve dahası haklılık.lan. meşruiyetleri gelecegı kazanacaklarının garantisidir. Gelecek kendiliginden kazanı lmaz, kazanılamaz elbette! Yap ılacak en sahici ve sonuç alıcı olacak olan, yakı n günlerde çalışmalan belli bir doygunluga u laşan "Çatı Partisi" faaliyetlerini genişligine ve derinligine daha da yogun laştır- rtroı 35

38 maktır. Yani onu halklaştırmak sınıflaştırmak emekç ı sınıflan ve halklan da onun öncülügünde ilerletmekt ır. Bunun için: krizın yaratacagı ışten atma. ışsizleştırme sald ınlan teşhir edilmeli, said ın alanlan n ı sahiplenen etkınliklerde bulunmalı, sendika ve emek örgütlerinin dayanışma ve destek çagnlann ı n aktif katılımcı lan olunmalı, emekçiler ve halklar arasında 'kardeşlik köprüleri' inşa edecek yogun bir propaganda-aj itasyon/proaıit. örgütlenme çalışma lan kesintisiz ve yogun bir biçımde yürütülmeli, kriz karikatürize edilmeden: iş kıyım ı na ugramış işyeri emekçilerine, tı pkı '98 depreminde oldugu gibi Demokratik Toplum Partisi belediyeleri bir seferberlik ruhuyla dayanışma kampanyalan başlatmalı, "krizin bedelini müsebbipleri ödemeli" başlıgı altında kampanyalar yürütülmeli, kıyım gerçekleştirilen her ışye ri nin mallan mutlaka boykot edilerek ''Tüketmeme Grevlen"ne gidilebilmeli, başta sanayi kentleri gelmek üzere yaygı n ve geniş k.atılımlı ortak mitıngler yapı lmalı, vs... Bu ve benzeri çalışmalarda, özellikle DTP'ye özel ve özgün görev ve sorumluluklar düştügü atlanmama lı, göz ardı edilmemelidir. Bir. parlamentoda grubu olması baglamında özgün (biçim ve türlen tartışılarak belirlenebilir) etkınl ikler sergı lenebilir. Iki; kardeşleşm eni n güçlendirilmesi ve sistemin yaratt ı g ı ırkç ı, milliyetçi atmosferin. emekçiler üzerindeki agır etkisin ı n kınlıp, yanlması için eylemli bu l uşmalar saglanabılır... Ew roj ji ne lı du rın... Cografyamızın yürüyecegı güzergah ve yol tayini bir ı şık. meşa le gerektirmekted ı r. Bu, kuşku yok ki, h alklanm ı zın ve emekçi sınıflannın ortak iradesi anlamına gelecek b ır yapı olmalıdır. Ve elbette ı l iş ki leri salt burayla degı l, Ortadogu ve dünyayla da i l işkil i genışl i k ve çapta bir agırlık o l uşturmalıd ı r, bu yapı nın L Ha l klanm ızın, emekçi sını flann ı n tarihsel, küttürel, toplumsal birikim, deneyim zenginligi. insanlıgı barbarl ıgın eşigıne getıren kapitalist sosyo-iktısadi formasyonu aşacak ve insa n lıgın binlerce yıldır aralıksız süre gelen eşitl ik, özgürlük, demokrasi, sosyalizm ve kurtuluş mücade lesı n i zaferle taçlandıracak ene~i ve potansiyeliere sahiptır! Evet, insanlıgın vazgeçilmezlennin başına yerleşen sosyalizmle, sadece onunla yeryüzü mütebbessım bır ıfadeye kavuşab i lir. Ve ancak o gün her türden kriz "tunç: ve ç:ık.ngın yanına, asan ancıka müzcsindeki yenni alır... " Kalemımız dan l masın ve çalışmanın kardeşlik boyutuna katkı koysun dıye son bir-ikı tümcemızı Kürtçe dıllendirelım. Ev qeyma abori we bı pıştgın u yekıtiya çinen kedkar u gelan tekve here! Jı bo ve ıi : rexıstınek u tekoşinek hevbeş u hevpar ger be lı darxıstın... Qeyrana abori.desth ı latdara d ı xe nav xof u tırsan. Tırsa wan ya heri mezin roja kefa deste gelan u kefa deste kedkar u karkera bıkeve nav heve. Ew roj ji ne lı dunn... Direnme hattı olmazsa krizden faşizm çıkar 1929 krizi en buhranlı geçen kriz olarak degerlendirilebilir. O dönemde, knzı aşmak için Keynes'ın kamu müdahalelen ile yaklaşımı söz konusuydu. Yani. piyasayı kendi haline bırakırsan kapitalizım mutlaka krize giriyor. Arnenka'daki Keynesyen uygulamalar bu knzin aşılmasında katkı sagladı. Fakat A lmanya ve ltalya'da daha vahim noktalara gelindı. Bu iki ülkede de faşızm gündeme geldi. Yani krizin aş ılm as ı demokrasi içerisinde mümkün olamad ı. Hatta 1' ı w 1. J) H.. \ " \ı \ 1 " \1 1\ ta, daha öteye gıdip ''kamu müdahaleleriyle acaba sosya/iz daha da ilen gidıldi, krizden çıkmak için emperyalistler arasında yenıden bir paylaş ım savaşı gündeme geldi. Yani knz, tek tek ülkeler düzeyinde aşılamad ı arası ikinci paylaşım savaşı gerç:ekleştı. Demek ki dünya ekonomisındeki kriziere baktıgımızda. tanhsel olarak en yakın ömeginı söylüyorum, "piyasayr kendr halıne brrakınca krizler oluyor, bu nedenle Keynesç:ı açrlım/ar yapa/rm" deniliyor. Hat 36 TlrOj

39 me gidi/ebilir mı?" diye tartışanlar bile olabiliyor. Oysa geçm i şte bu böyle olmadı, bugün de olmaz... Ömegin, Cumhuriyet'in ku rulması, 30'Iardaki devletçilik po l itikası, Mustafa Kemal ve arkadaşlannın sanayi planın ı oluşturması, devletin iktisat politikalan ile donatılması krizin sonuçlan olarak degerlendirilebilinir. Burada Sovyetler Birligi'nin varlıgı ise emperyalist ülkelerin en zayı f halkalan n ı n, (Türkiye gibi) aç ı lım yapmalanna katkı sagladı. Zira bu ülkelere Sovyetlerin yardımlan oldu. Ancak. sosyalist Sovyetlerin varlıgına ragmen dünya faşizme sahne oldu... Bugün ise sosyalizmin kapitalizme tehdit oluşturacak bir durumu söz konusu degil. Elbette, Belivar devrimciliginin Latin Amerika'ya etkisi söz konusu. Chavez ve Moralez'in etkileri ortal ıgın o kadar da boş o lmad ıgı n ı gösteriyor. Tamam, Sovyetler gibi çok ciddi nüfuzlan yok ama en azı ndan bu gelişmeler de ortada duruyor. Yani sı n ıf temelli anti-emperyalist bir duruş önemli. Bu duruş sınıf temelli olmak zorunda. Çünkü aksi olursa, ne kadar emperyalizme karşı olursak olalım milliyetçi etkide olursunuz. Böylece de kapitalizmle çok fazla hesapl aşma içerisinde olmazsı nız ve bu milliyetçi egilimlerin de nereye gidecegi belli olmaz. faşizan egilimler baş gösterebilir. Türkiye'de AKP bizi aç ı k faşizme götürebilir. Zaten sivil bir diktatörlük söz konusu. DSP MHP koalisyonunu hatırlayın Aralık'ında Stant By anlaşması imzalandı. O günden bu yana Türkiye'nin asl ında 'şekli itibanyla' parlamentosu var, demokratik kurumlan var... Burada öncelikli olarak bir kere bu IMF-DB çizgisinin dışına ç ı kab ilecek bir arayış yolu o luşturabilmek gerekli. Özelleştirme mi var; buna karşı çıkabi l ecek tek güç emek gücü. Yeniden bir kamu müdahalesinin canlandırı lması için de tek güç, emek... Yani öze lleştirilmiş, kaybedilm i ş bütün iktisadi güçleri yeniden oluşturab i lecek bunu becerebilecek sını f. işçi-eme kçi s ınıfı. Her şeyden önce bir direnme hattı o luşturabilmesi lazım krizinden önce hatırlayacaks ınız bir emek platformu kuruldu. Emek platformu, sendikalar üzerinden attematif program mı ge l işti rir diye eleştiri aldı. Ama sol partiler, sosyalistler, sosyal partiler bunu ete kemige büründüremezse, tarihsel olarak bu sorumlulugu emek cephesi üstlenir. Altematif bir hat izlemek l azım. Mesela, dogalgaz zamlarını geri aldırtmak, özelleştirmeleri durdurmak lazım. Yani siz 'aa bir güç var' dedirtemezseniz, bu boşl ugu gerici güçler, milliyetçi akım lar doldurur. Sisteme olan genel rahatsızlıktan beslenir ve açık bir faş i zm gelir. Mesela küreselleşme ile beraber özelleştirmeler geldi. Özelleştirmeler kriz oldugu için mi gündeme geldi. IMF ve Dünya Bankası'nın dayattıgı bütün programlar dünya kapitalizminde kriz yokken gündeme geldi. Kriz şartlannda ise bütün bunlar daha da agırlaşacak, az ge l işmiş ülkelerdeki kayıplar daha da büyüyecek. Baskı lar bunu daha da artı racak. Aç ı k faşizme gitme iş i derken aslında bunu kastediyorum. Bunu önleyecek biricik güç, emekçiler, on ların örgütleri, partileri, bir direnme hattı o luşturmal ı. O luşmaısa senin programın havada ka l ı r ve faşizm aç ık hale gelir. Parlamentoya bile gerek kalmaz. Asker gelir falan deniliyer ya, asker neden gelsin, siviller askerin yapacag ı her şeyi zaten yapıyorlar. Yani 15 günde 15 yasayı 12 Eylül bile yapamazdı mesela. Evet direnme hattı lazım. M ı sır'da iki sene önce ekmege zam geldi, bütün örgütler halkı sokaga döktü, zam geri alındı. Bizde bu pratikler yok. Yani Haziran' ı hatırlayın. Buna benzer şeyler yok. 29 Kas ım mitingi yap ı yoruz, toplan ıyor, 'kahrolsun faşizm' diye bagınyor, sonra dagılıyoruz. Bir nevi kitlenin sıkı ntıs ı n ı boşattması gibi bir şey. Bu çok kötü, insanlara, "gidiyoruz oma bir şey olmuyor" dedirtiyor. O, bir şey olmuyor kısm ında, direnme hattı nın devreye girmesi gerek. Bunu yapamazsak digerlerini yapamayız. O nu yapamadıgımız andan itibaren de diger güçlerin güçlendigini görüyoruz, aç ı k faşizm oradan geliyor. Sadece çal ışan kesim degil yoksullar, üretici sınıf iş levini kaybetm iş i~siz kesimler, hiç iş hayatı na atılmam ış kesimlerle de qiyalog gerekli. Yeni bir dil oluşturmak lazım. Böyle olmazsa 29'dan daha kötü bir dönem bizleri bekliyor. Çünkü o dönem. alternatif bır sosyalizm vard ı. 'ItrOJ 37

40 Kriz sırtlaniarına karşı emekçi enternasyonalizmi! 38 Tlror - Ekonomik krizin yogunlaştıgı dönemlerde, milliyetçiligin ve militarizmin yogunlaşması egemenler tarafından özellikle kışkırtılır. Bir yanda sınıf bilinci yogun laşır, siyasal kurtuluş dogrultusunda irade daha pekişirken, öte yandan egemenler bakım ından bu oluşumu berhava etmek daha da acil bir zorunluluk haline gelir. Her şey devrim ya da karşı devrim ikileminde kutupsallaş ı r. Yogun ekonomik kriz bir yandan yıgı nsal işsizl ik ve yoksullaşma nedeniyle büyük bir moral çöküntüye de neden olur. Emekçi kesimler üretimle olan baglan da koptuktan sonra, özellikle siyasal taparlayıcı bir örgüt agından yoksunsa, dinsel ve milliyetçi ajitasyona ç:ok daha açık hale gelirler. Içlerinde kabaran öfke, sisteme ve egemeniere yönelecekken, saptın! ır. kendi durumundan dolayı başka kökenden kardeşlerini, göçmen işçileri sorumlu tutmaya başlar, yogun propaganda bombardı man ı altında. Krizden, yoksullaşmadan, işsizlikten dolay ı kapitalistleri, militaristleri, bürokratlan, onlann doymak bilmezligini, p l ansızlıgını sorumlu tutacak yerde, belli bir kurbanlaştınlacak azınlıgı hedef alır. Nazi öncesi Almanya'da özellikle Yahudiler bu durumdadır. Bu bir anlamda s ı n ı f iç:i de bir hesaplaşma ve tasfıyedir. Kriz içinde sırtlanlaşan kapitalistler, böylece başka kökenden kapitalistleri kendi çı karianna mülksüzleştirirken, bir yandan da kriz içinde kendilerini ayakta tutacak ek fonlar saglamış olurlar. Emekçi kesimlerde ise, Yahudi emekçiler kurban laştın l ır, emekçilerin kardeşl igi arka plana itilir. Bir yandan da tam bir demagoji ile sanki her Yahudi kapitalist dogarm ış gibi, sınıfsal öfke tek bir toplum üzerine yöne lti l miş olur. '29 krizi sırasında işsiz kalan emekçiler, fı nans kapitalin destekledigi Nazi partisini destekler hale gelebildi ne yazık ki. Sözde bu parti hem işçi partisi hem de sosyalist idi. Sonuç: olarak ekonomik kriz önce ilk talanı gündeme getirirken, daha sonra da dıştalanı gündeme getirdi. Türkiye'de de "milli sermaye" yaratma politikas ı, 1. Dünya Savaşı s ı rasındaki Ittihat ve Terakki yönetiminden başlayarak. paralel ve benzer politikalar izledi. Bir yandan azı nlık toplumlann varlık l ı kesimlerinin varlıklan yagmalanırken, emekçi kesimler de ülke dışına gönüllü ve gönülsüz sürgüne yollandı. Bunun bir nedeni de, Türkiye'de ilk emekçi o luşum lann, dogal olarak kentlerde ve azınlık kö- RAGIP ZARAKOLU kenli işçiler arasında başlamış olması idi. Istanbul, gelecekte Yunanistan, komünist hareketin önderi olacak birçok mücadele insan ı nın dogum yeri idi. Mustafa Suphi'den itibaren başlatılan "solkınm" po l iti kası ise, sosyalist hareketin önemli zaafiar ile dogmasına neden oldu. 2. Dünya Savaşı sırasında Varlık Vergisi ile Türk kapitalistleri hem zorlu rakiplerini tasfiye eder, onlann birikimlerini yagmalarken, başka etnik kökenden kent işç i ve emekçilerini de ülke dışına göçe zorlayarak. onlann yerine daha kolay ve yogun sömürebilecekleri kı rsal bölge insanlannı ikame ettiler. Ülkede kalan az sayıda başka kökenli kapitalist de, yatınmlannı üretim kesiminden çektiler, kalmakta inat edenler ise, özellikle 80 darbesi sonrası fabrikalannı, almak zorunda kaldıklan "Müslüman-Türk" ortaklanna devretmek zorunda kaldı lar. Devlet. "teröristlere karşı" kirli savaş ını, çok kez azı n l ık ya da Kürt kökenli iş adamlanndan aldıgı zorunlu "bagışlar" ile finanse etmedi mi? Magduriyete sorumlu uydurmak - Ekonomik kriz dönemlerinde ana hedef özellikle sosyalizmin halkiann ve emekçilerin kardeş l igi şiannı alt etmek. onun yerine şovenizmi, ı rkç:ılıg ı ve nefreti ikame etmektir. Kitlelerde magduriyet duygusu yaratılır. Bu magduriyetten dolayı asla kapitalist sistem degil, asla resmf ideoloji degil, asla asla bürokratlar, asla sahtekar politikacılar, asla generaller degil, sömürgen azınlıklar sorumludurl Alabildigine komplo teorileri gel i ştirilir, metafizik safsatalar uydurulur, insaniann kökenieri bir şantaj ve tehdit unsuru haline getirilir. Anti-semitizm azgınlaşır, her yerde Yahudiler ve dönme gizli Yahudiler aranmaya başlanır. Bu politikayla, azınlıklar arasında da dayanışma yıkı lır. Bu safsatalara gönülden inanan H ı ristiyan azınlık mensuplanna bile rastlan ı r. Birçok Ermeni insan ı bugün 1915 traıedısinden dolayı proto-faşist bir parti olan Ittihat Terakki ve devam eden geleneklerini degil de, "dönmeleri" sorumlu tutabiidi geçm i şte. Pek ç:ok ömegi vardır: Anti-semitizmin en önemli sözde kaynaklanndan biri olan "Siyon Protokollerini", Rusya'da gerici bir papazın kaleme aldıgı daha sonra ortaya çı kmad ı mı? Gerici Rus Çarlıgı 1905 Devrimi sırasın -

41 da, halk d i renişini kırmak için "Kara Yüzler" diye bir hareket başlatarak gerici kesimleri, çogu emekçi olan Yahudi mahallelerine saldırtıp "pogrom"lar düzenletecekti. Kafkasya'da da halklan birbirine düşürecek Devrimi'nden yakayı sıyırmayı başaracaktı. Defansif hegemonya yerini fetihçili~e bırakıyor - AKP'nin tabanında zaten milliyetçi bir maya da söz konusudur. AKP her ne kadar liberal-islamc ı bir makyaj ile topluma ve dünyaya sunulsa da, ana unsurunu " Milli Görüş" oluşturur. Bu da tam Ziya Gökalp'in harmanladıg ı lslam-türk sentezidir. Ve AKP militarizm ile de uzlaşarak gittikçe daha bu çizgiye oturmaktadır. AKP yükselen ve son 30 yılda h ızla modemleşen Anadolu sermayesinin temsilcisidir. Anadolu'daki eşraf bu sın ı fı n mayasıd ı r. Sun Iann sermaye birikiminde ana mayal ann ı ise, 1915 yılındaki kınm, talan ve yagma oluşturur. Ve bu çevreler esas olarak, cezalandı nlma ve gaspettikleri mülklerin iadesi korkusu ile Ankara'dan yükselen Kemalizmi desteklemişl erdir. Ama gl oballeşme ile "vesayet"in de sonuna gel inm i ştir. Anadolu kaplanlan, lstanbul'u bir de biz fethedelim dediler. Istanbul'un birbirini izleyen fetihleri bitmek bilmiyor. Bu da eski sözde laik elitleri rahats ız ediyor. Badem bıyıkl ılann her yana yay ı lmasından rahatsız oluyorlar. Ama tarih bize fethedenlerin de bir gün fethedilecegini ögretiyor. Sal dırgan yayı lmacı global kapitalizm her arac ı kullanıyor. Arkaik fetih ideolojisini niye kullanmasın? Iç tatana yönelik. defansif Kemalist laik hegemonya bitti, ve yerini fetihçi hegemonyaya bı raktı. Bir zamanlar azın l ık iş adam lannın yaşadıgı korkuyu, şimdi bizim sözde modemist elitirniz yaşı yor. 12 Eylül ile solun üzerinde kazandıklan Pirus zaferi son demlerinde. Generallerin ve bürokratlann hüzünlü bahan. Bence Wagner'in Götterdammerung'unu (T annlann Günbatımı) koysunlar pikaba, dinlemek iyi gelir. I s l am ı n "millisini" yaratmayı da başa rdılar - Bugün Kürt sorunu varolan siyasal iktidar ile militarizm ile yapışt ı ncı i şlev görüyor. Yani Kürt sorununun çözülmezligi. Kürt sorununda, militarizm, Anadolu kaplanlannı "Kürtleri bölücü" bir olanak olarak görüyor ve ona tahammül ediyor. Militarizm ile AKP Kürt sorununun zora dayalı çözümünde hem fikir. Yani çözümsüzlügünde. Bu Türkiye'nin gelecegi bakımında en büyük tehlike. Kürtlere karşı her türlü şoven izm seferber ediliyor, bundan elbette azınlıklar da nasibini alıyor. Ömegin, Süryaniler, son derece azalmış bir toplum, vakıflan yagma ediliyor. Kim tarafından, bugün sistemin ana payandalanndan olan korucu, Kürt işbi rlikçisi kesimler tarafından. AKP bir yandan, Batıya çok kültürlü şi rinlik muskalan dagıtırken, korucu agının yagmasın ı hoş görüyor, oradaki uzantı lan bu yagmadan nemalanıyor. Devlete ve iktidara yakın kent rant çeteleri yıllarca, Rum ve Ermeni vakıflannın mallannı gasp etti. Yaşlı insanlar evlerinden kovalan ı p, eşyalan yeni zenginierimize hizmet veren antikacı dükl<an lannı doldurdu. AKP'nin sözde liberal maskesini en iyi emekçi hareketi indirebilir. Işç ilere japon tarz ı feodal bir itaat aşı l anmak isteniyor. Her alanda "biat" temel kural haline geliyor. Bunun bir uzantıs ı olarak, Başbakan örtülü "teklik" söylemini, açık hale getiriyor. " Özür" Türkiye egemenlerinin kültüründe yok ve bu onlann en büyük korkusu, Türkiye'nin Islami hareketi bile, "milli görüş" adı a ltında baş lamadı mı? I slam ı n "millisini" yaratmayı da başardılar. Bu, Bat ı rekabeti karşısında ezilen yerel sermaye aç ısında anlaşılabilir bir husus. Ve temel refleksler konusunda, bir Erdogan ile CHP'li bayan milletvekili arasında bir fark yok. Başkan Gül ise, CHP'li kafatasç ı milletvekili ha kı nda " ırkçı lı ktan" ceza davası açılmas ı talebinde bulunacak yerde, defansif gülünç bir hakaret davası açmakla yetindi. Bütün bu igrenç, pervasız, faş izan striptiz karş ısında, ancak pro letaryanın çelik enternasyonalist tavn dikilebilir, yan ıt verebilir. Bu ayn ı zamanda bu cografyada sosyalist düşüncenin mayasını vuran Rum, Yahudi, Ermeni, Bulgar, Makeden devrimci kardeş lerim iz karş ı sında vicdani bir yükümlülügümüz. TirOJ 39

42 Çok kadınla evlilik mi, çok kadınla birlikte mücadele mi? Savaşın yarattıgı belirsizligin etkisiyle ciddi bir güven sorunu yaşanan Irak'ta nüfusun yüzde SO'den fazlasına denk düşen 13 milyonluk kadın nüfusun yaşadığı sorunlar bitmiyor. Pek çok kadının rehin alınması; kocalarının. çocuklarının kaybını protesto etmek amacıyla kadınların intihar saldırılan düzenlemesinin yanı sıral şiindi de erkeklerin çok kadınla evlenınesini teşvik eden yasal adımların ilki atılmış durumda. Irak 'imanına' dönüyor 1959 yılının başlannda şeriata dayanan hukuk sistemini değiştiren Irak, o dönemde Ortadoğu'nun en laik ülkelerinden biri olarak görülüyordu. Fakat Saddam'ın 1968'de iktidara gelişinin ardından başlattığı "İmana dönüş" hareketiyle birlikte. Irak genelinde bütün lokantalarda alkollü içki servisinin yasaklanması, ''ailenin namu.sunu kirleten bir kadını n aileden bir erkek tarafından öldürillebil eceği ve özellikle hareketin başına getirdiği Menal isimli bir Müslüman kadımn da yönetimiyle türhan ve peçenin zorunlu kılınması gibi uygulamalar (ki bugün Bağdat'da onun gibi baş bağlamaya Menal usulü deniliyor) geri getirildi. Bu nedenledir ki; şu anda hem Kadının Ozgürlüğii Örgütü n ün başkanı olan ve Al-Mo usawat (Eşitlik) isimli bir gazetenin editörlüğünü de yürüten Muhammed, "Size şaşırtıcı gelebilir ama yıllan Irak'ta kadınhareketinin rirvede akluğu yıllardı diyor ve bu dönemde kadınların ekonomik özgürlüğünun olduğunu. kamu görevlerinin yüzde 40 ' ını kadınlaı ın yürüttüğünü, pek çok kadının aileyi geçindüdiğini ve bu dönemde sosyalist sistemin geçerli olması dolayısıyla pek çok kadının ücretsiz eğitimden faydalandığını söylüyor.2 Fakat İslamın temsilcilerinin erkekler olduğu ataerkil İslaın yorumu, kadınlan ezen gelenekleri İslaın adına sahiplenmeye, meşrulaştırmaya ve en önemlisi islamı tek seçenek haline getirerek. kadınlar için özgürlük sunabilecek İslaın dışı seçenekleri yasaklaınaya devam ediyor yılında kabul edilen Yeni Irak Anayasa- GüLNUR ELÇIK (FEMİNIST AKTIYIST ) sı'nda, çoğunluktaki Şiilerin "Irak İslam Cumhuriyeti olmalı" talebinin agır basması neticesinde. devletin resmi dini İslam olarak belirlenmiş ve ''Islam ın yasamanın kaynağı" olduğu vurgulanmıştı. Bunun yanısıra yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen ve temel organ olarak belirlenen Anayasa Mahkemesi'nde bir şeriat uzmanımn görev yapması da karara bağlanmıştı. Kürdistan Bölgesi Anayasası ile ise. bu mahkemenin kararlarına karşı Kürdistan Bölgesi Fesih Mahkemesi'ne gitme olanagı tanıyarak. federal ve federe dü&eyde çıkabilecek uyuşmazlıklada ilgili olarak Kürdistan Bölgesi açısından avantaj olarak görülebilecek bir düzenlemeye imza atıldı. Fakat bunu bir avantaj olarak kullanıp kullanamayacağını ileride göreceğiz. 3 Çokeşliliğe, gerekçeli meşru iyet! Daha önce Kürdistan Bölgesi Parlamentosu'nun Temmuz 2007'de, hem Sünni bem de Şii tarafında dine dayalı partilerin çok güçlü o lduğu güneyde çok kadınla evliliği engellemesi ile gündeme gelen tartışmalar, ülkedeki kadın örgütleri ve liderleri karşı karşıya getirmişti. Fakat Kişinin Statüsü Kanunu gereğince uygulamaya konulmuş olan çok kadınla evlilik. namus gerekçesiyle işlenen kadın cinayetlerinde indirim gibi uygulamalar Ekim 2007'de 40 örgütten 200 kadar kadının parlamento önünde toplanarak yaptığı gösteriler sonrasında -Kadının ölümcül hastalık gibi bir nedenle eşine rıza vermesi balinde ikinci bir eş alınması koşulu hariç- kaldırıl mıştı. Bu dönemde yürütülen tartışmalar çok kadınla evliliğin kadınlara zarar mı verdiği yoksa kadınların çıkarım mı koruduğundan, yasal bir engellemenin çok kadıııla evliliğin engellenmesi konusunda etkili olup olamayacağına kadar uzun bir kapsaında tartı şıldı. Örneğin Süleyınaniye'deki Irak Kadın Medya ve Kültür Merkezi'nden Roonak Faraj. çok kadınla evlilik konusunun artık kültürün bir parçası haline geldiğini söylüyordu.4 Şii ittifakı'nınbir üyesi olan Cenan el Obeydi ise bir kadın olarak mecliste sahip ol 40 TlfOJ

43 duğu konumu, kadın haklarını savunmak için "İslamın elverdiği ölçude kullanacağım belirtirken, örneğin ko casından dayak yiyen bir kadına kocasını dava edebilecegini ama bir yandan da ona eşine nazik davranmas ı, eşine nasıl yaklaşacagını bilmesi, onu ken dini dövmeye yöneltmemesi için öğütlerde bulunacagını söylüyor. Seçim yasası ile birlikte meclisteki konumu daha da güçlenen Obeydi, tahmin edilebileceği gibi eğitim ve iş alanlarında eşitlik isterken. erkeklerin dört kadınla evlenmesine de karşı çıkmıyor. Tahmin edilebi l diği gibi çok kad ı nla evliliği, kad ınl ar açısından, ekonomik gücü olmayan kadının hem kendisi, hem ailesi için bir koruma sağlayacagı gerekçesiyle savunanlar da var. Kürdistan İslam'ın Kız kardeşleri Birliği ' nden Kharaman Mohammad de çok kadınla evlilik konusunda getirilecek yasaktan ilk zarar görecek olanların kadınlar oldugunu iddia ederek, bunun yerine kadının hastalanması ya da eşine bakamayacak duruma gelmesi halinde çok kadınla evliliğin uygulanması gerektiğini savunuyor. Kürdistan İslam Partisi'nden Khalil Ihrahim ise bu konuda kadınların n za vermesi şartının uygulanabileceğini belirtiyer. 5 Süleymaniye 'nin hemen güneyindeki Chamchamal'dayaşayan SheeranAliise, Irak' ta çokyaygın olan bir geleneği hatırlatarak başka bir gerekçe daha gösteriyor: Irak geleneğinde büyük kardeş evlenmeden küçük kardeş evlenemedigi için kendisi de evlenemiyor. Sheeran Ali 37 yaşında ve abisinden. binlerce I raklı erkeğin kaybolduğu ya da yaşarnını yitirdiği Anfal O layı nedeniyle haber alınaınıyor. Bu yaşa kadar ev lenememiş o l duğu ve eğer abisi gelirse Irak'ta bu yaşta evl enmemiş bir erkek bulamayacağı için ancak birinin ikinci evl i l iği o l a bil eceğini düşü nüyor. PU K'un iti r a z ı... Bu uygulamanın serbest kılınması nedeniyle Barıani'nin başında o l duğu Kürdistan Demokrat Parti'nin hakim o lduğu bölgesel yönetirnde pek çok erkeğin çok kadınla kolayca evlenmesine karşın, Kürdistan Yurtsever Birliği 'nin (PUK) egemen olduğu Süleymaniye 'de ise çok kad ı nla evlilik yasaklanınıştı. İki tarafın 2005 yılında birl eşmesi nin ardından. önerilen yasayla çok kadınla evlenen erkeğe 6000 dolar para ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası: ikinci, üçüncü,... eş olan kadınlara ise 3000 dolarlık ceza öngörülmüştü. Ayrıca bu evlilikleri kıyan din adamları da ceza alacaktı. Fakat çok kadınla evlilik konusunda yapılan bu önerilerde uzlaşma sağlanamadı. PUK'un parlamentodaki temsilcilerinden biri olan ve kadın hakları konusunda mücadele verenarezabdullah. çokka dınla evliliğin tümüyle yasaklanmasından, erkekler için özendirici bir adım olarak sağlam laş tınlmamasından yana. Evliliğin ve ailenin bir toplumsal sınıf geçme notu olarak çeşitli dış lanmalarakaynak oluşturduğu: tek imkan. tek kabiliyet. tek yasa olduğu ülkelerde bununla orantılı olarak kadınların dışarıya çıkıp sosyalleşmesi de zorlaşıyor. Böylelikle yaşhhk. kıldın ların elindeki tek ganimeti, (gençlikle özdeşl eş tirilen) güzelliklerini kadınların ellerinden alıyor. Pek çok kadın evlenmeden önce. evleneccği erkek için iyi bir eş, evlenciikten soma da çocukları için iyi bir anne olmaya hazırlanıyor. Devletin "besleyeme:receğini" ilan ettigi kadınların hayatını, bu sefer devlet iktidarının aile içerisindeki temsilcisi konumundaki erkek devralıyor. Kadının ya da erkeğin çocuğunun olmaması durumunda da bunun yükünü kadınların üstlenmesi, ka dınların çocuklarına bakamayacak hale gelmesi durumunda bakım yükünü devleti n değil. yine bir başka kadının (ikinci eşin) üstlenmesi. savaş ortamının yükünü ise kendini yakarak ya da abisini bekleyerek vb... yine kadınların üstlenmesi bekleniyor. ' K a d ın aşağı cinstir' kanunu! Son gelişmelerden de anlaşılacagı üzere çok ka dınj a evlilik konusu Irak'ta ve G. Kürdistan'da gün celliğini koruyor. Mesut Barzani, 2006 yılında hazır lanan anayasa taslağında şeriat hükümlerine göre düzenlenen evlenme, bo şanma ve miras konuları ile ilgili olarak6. tüm ya.salann şeriata dayandınlması" hükmünün Federe Kürdistan'da asla uygulanmayacagını söylüyordu. Buna karşın, 1 J 1 üyesinin neredeyse yarısının birden fazla eşi o lduğu Federe Kürdistan Parlamentosu, 27 Ekim'de 'çok kadınla evliligi'7 35'e karş ı 39 oyla kanunenkabul etti. 16 Kasım günü Süleymaniye'de toplanan 21 kad ın örgütü. parlamentonun bu ka ranna direnme kararı al dı l ar. İlk adım olarak yasa Lasarısının sunulacağı Kürdistan bölgesi başkanı Mesud Barzani'ye taleplerini ileterek yasanın onayla nmamasını talep ettiler. Nitekim Barıani ''Mahçu:p duruma düşec11,6i.. ge rekçesiyle yasayı onaylamas ının i mkans ız o l d u ğunu belirtmesine ka rşın, şu anda yasayı bekletiyor. Çok kadınla evliliğin yasa kl anması için pek çok kadın örgütü faaliyetlerine devam ediyor. Aslında devlet'' fikrinin hala heyeca nını koruduğu ve h alk ın bölgede süregelen belirsizlik nedeniyle s ı rtını d ayadığı devlet kurumlarıyla bu uygulamaya karşı koyabilmek. yasanın m eşrulaştırdı ğı zihniyetle mücadele etmenin önemh bir ayağı olabilirdi. 1irOJ 41

44 Fakat, kadınlara karşı ayrımcılıkla mücadelenin "bir devlet politikası" olduğu fikrinin sunulması için her zamanki gibi kadınlar - elbette özellikle de Güney Kürdistanlı kadınlarbölgedeki çekişmenin dinmesini beklemek zorunda bırakılıyor. Fakat Kürdistan Yurtsever Bir ligi'nin kalesi Süleymaniye' de, yaklaşık 45 bin üyesi bulunan ve Türkmen, Asuri, Keldani, Kürt kadın örgütlerinin birlikte çalıştığı Kürdistan Kadınlar Birligi'nin bu konuda oldukça etkin çalışmalar yürüttüğünü söylemek mümkün. Hem hesap hem kitap Savaş başlamadan önce Ekim 2003 tarihinde Bush, Irak halkına, "Size lizgiir ve zengin bir Irak vaat ediyoruz. Ve tüm bireyleri lizgiir, demokratik Irak 'ın Ortadoğu ya örnek olacağına inanıyoruz.. diye seslenmişti. Belki de 1998 yılında Yanar Muhammed önder liginde "Iraklı Kadınlann Haklannın Korunması" (Defense of Iraqi Women's Rights) ismiyle kurulan kadın örgütünün isminin 2004 sonrasında "Kadınlann Özgürlüğü ÖTgütU" (The Organization of Women' s Freedom) olarak degiştirumesini de Bush'un bu söyledikleri ışığında yorumlamak gerek. Kadınlar Irak işgali sonrasında özgür olmadan eşit de olamayacaklarını, özgür olmadıkları takdirde hiçbir eşitlik denkleminde esamelerinin okunmadığını fark etti. Irak'taki hükümet, yeniden yapılanma için 200 milyar dolara yakın para ayırmasının ardından, uluslararası dev şirketler başta olmak üzere herkes 370 milyar dolara dayanan bu dev pastadan payını almaya çalışırken, kadınların özgürlüğünun önüne konulan mazeretierin başında "gelir yok" geliyor. Özellikle G. Kürdistan ' da petrol gelirlerinin oldukça yüksek olduğu biliniyor. Ve tüm bunlara karşın kadınlar, geçimlerini sağlayama yacaklan" iddiası ile çok eşliliğe teşvik ediliyorlar. İki yerel parlamentonun 2002 yılında 'Kürdistan Ulusal Parlamentosu' altında toplanarak 6 yıl aradan sonra yaptığı ilk oturumda Barzani, 'Talabani ile bir Likte bu parlamentoyu savunarak ayakta tutacağız. Tam gayretimizi saifedeceğiz... Yanlış yaparsak halkımız biz- den hesap sorsun" diyordu. 8 Güney Kürdistanlı kadın lar hesap sormak için "Bu yasa kadın haklanna ve özgarlüklerine bir saldınd ır. Eğer varsa "lizgar bir ülkemiz o ülkede lizgiir birer birey olarak yaşamak istiyoruz. Aşağılayıcı, cinsiyetçi, yok sayıcı bu yasanın derhal yürürlükten kaldırılmasında ısrar ediyor, buna karşı lirılem alınmasını talep ediyoruz diyerek bir imza kampanyası başlattı. Barzani, kadından sorumlu Bakan Cinan Kasım, Bakanlar Konseyi Danışmanı Mehdi Salih. Sivil Toplum Bakanı Core Mensur, bakalım kadın özgürlüğü için harekete geçecekler mi? 0: İmza için: Dİ PT\ OTLAR 1 "Irak'ta kadınlar çok can yakacak "http://www.rizgari.com/modules.php?oame: News&file:article&sid 8610 Özellikle G. Kürdistan'ın başkenti Hewler'de kadın cinayeti ve kendini yakma vakalanna ilişkin düzenlenen basın toplantısında. 8 ay içerisinde 80 kadıwn öldürüldüğü. 215 kadının da kendisini yaktıgı. açıklandı. "Güney Kurdistan'da kadın hiçle ştiriliyor". Gündem-online. 15 Kası m "Our Darkest Hour", The Satya Interview with Yanar Mohammed. htqı :l/www.satyamag.com/feb07/mohammed.html, Şu bat Bu güne kadar bazı şer' i uygulaınaların devı-e dışı bırakı l masında bu yolun kullanıldıgı. söyleniyor. 4 "T raqi Kurdistan Leaders Debate Polygamy Ban", bttp,//w".o-w.ekurd. net/ mismasi articles/ misc2007 / 6/ independentstatel4 29.htm 5 ibid Kadınların-rıza vermesi" meselesi ay rıca ilginç. Alternatifsiz bir rıza ancak bir -kabullenme- olarak sayılmal ıd.ır. 6 Anayasada "Şeriat hükümlerine aykırı düşmedigi sürece" kadın ve erkegin eşit haklara sahip oldugu hükmü yer alıyordu. Anayasa taslagı. onayianmadan evvel Sünni ve Şii bölgelerinde kadınların örtüomeden sokaga çıkmaları, makyaj yapmaları gibi konularda yasaklar getirilmişti. 7 Uygu lamanın kadmjar aleyhine bir uygulama oldugunu ortaya koyması açısından - her ne kadar biraz sorunlu olsa da- yazı boyunca Poligami ya da çok eşlilik yerine. "çok kadınla evlilik" kavramını kullanmayı tercih ettim. 8 -Bartani ve Talabani: Bagımsıılık peşinde de gil iı". Radikal, 04/ 10/ TİfOJ

45 Zengil en evi ne RECEB Dı ı DAR Nazdare taşteya xwe xwaribu, li ber televizyone runiştibu ü hedi hedi çaya ku di qedeheke navzirav de hilmegulm je diruriya vedixwar. Di televizyone de programeke qeşmerl h ebu, ketibü atmosfera bernameye, hay u baya we ji dinye hatibu birrin. Gava zengile telefona destan ya li ser maseye dest bi strana Ciwan Hacoya "Le Dine kir bi xwe hesiya u xwe direji telefone kir. Telefon ji hevaleki we dihat. weche we di gave de keniya. denge televizyone kemkirü bi dengekijidil bersiva telefone da: Fermo S tran." "Bila zimane te ye şerine ku dibeje fermo bixwin. tu ve sere sibe çi dik!?'' ~Ez tene me, min taşteya xwe xwar, ez e dest bi kare mal e bi kim. ''Kare ma le naqedin, dev je berde, were em bi hcv re tişteki bikin." ''K1 hene?" ''Çima ez O. tu tene ne bes in?" "Çawa?" ''Ez e werim hibim mevane te. tu ye peşiye loqimen amedi. p aşe seven xelati ji min re ilcram biki ü eger tu qiza eşiran bi tu ye bi ser de şera niyeke ji h idi.?'' mın. "Eger tu ye wisa bidomini, ez e telefone bigrim.".. Bi te re ji na ye xeberdane, ma heqe min tune ye ku ez tiştekl ji te bixwa -.?'' z ım. Naıdare bi dengeki xemgin got: "Bi xalire te" u telefone girt. Her du taye hev bun. di taxeke de m eıi n bübün, malen wan clranen hevdu btın. Di kuçeyen Ta xa Xançepeke yen teng ü xaroviç de bi hev re xwe avetibün dü paytonen ku denge lingen hespea wan weki muıikeke behempa çinginiyeke şerin b cra kcriken guhen wan di da. Can e wan en ter ü teze hi qamçiyen paytonciyan hi h ev re mor ü şin bu Mn. Di hewşe n ku bi keviren reşe şe hkiri hatibün dorpeçkirin de. bi hev re heftok ü veşartok ltstibün. Di ıivistanen sar en ku çokek herf diket erde de li dora sobeyen ezingan hi h ev re ji piriken xwe li xeberoş kan guhdari kiribun u di havinen germ enaınede de 1 i ser texten ser xaniyan bi hev re st erken ku di kürahiya e1man de dixuricin tcmaşe kiribiın. Nazdar u Stran xwendegeha seretayi li xwendeheha ''Curnhuriyet"e fı ya navin ji li "Diyarbakir"e xwendibcm. paşe bi hev re ji bo xwendegeha liseye bi.xwinin qeyda xwe li ''Ziya Gokalp"e çekiribun. W eki du hcvalan tim bi hev re bün. me ş ü çay ü sihbcta wan. ken u giriyen wanli ser şopeke diçün. Heta pereyen ku malbatan ji bo xerckirina rojane didan wan ji bi hev re xerc dibun. Heskirina wan pir saf ü paqij bü. ji her ku tim li cem hev bun, qet bir n edi bi ri n ku bi desten hev du ji bigrin, le car earna gava li h ev du meze dikirin, di çaven hev de xwe winda ü ji bir dikirin. Naıda re sı u du salen qute gilover li du xwe hişti bun le gava mirov le meze dikir. dirüve keçeke hijde sal:i pe diket. Gava di kuçe u cadeyen Amede de bi nıeşe diket. te digot qey kiheleke ser berdayi ye fı li ben da siware xwe ye. Her sal ji sala bere ciwantir ü xweşiktir dibü. ruye w e w eki pirpizeken meha adare di bin roja Xwede de dibiriqi ü kenen we meriv dil digirt. dikirin mubtelaye dema x:we. Gava ji bo ka re ki daketa çarşıye, zilamen ku be mezekirin je derbashfina pir kem bün. Bejna we ne pir direj bü, le TftOj 43

46 nava we ya.ıirav we d i şiband karxezaleke beriya Serekaniye. Sing u beren we weki du kevoken ku li herfire bin seri hildabun. Po re w e ye so re sosini li ser pişta we w eki ave diheriki u her ku ji bomeşe xwe li ba dikir di bin tirejen roje de li ser milan direqisi. Her du çaven şin weki du tas aven. jikaniyenzozancn Serhede 1elal bun k"u bi vexwarine m.irov je ter nedim. Deve we tim li ken bii. Çirusk ji leven wc yen weki du bcıtiken gulen sor b Cı n, dipeldyan. Di ser axaftina telel'one re bi qasi du saetan derhas bıibiı. Nazdarc fiı aq iı folen xwe ş\lştibün ü ji bo xemla >.we çebike li her cyne ıi'ıniştibu. Stran birineke kevn bu u waye ji nu ve teze dihiı. Her care w e SOl hida xwe ku we ru nede Stran. telefonen wi bebersiv bihele u ve meseleye biqedine. le gava denge zengile telefone bilind dibu, nikaribu bu:we. Her care mer u gedeyt:n we diketin bira we, ji xwe fedi dikir. digot: ''Ev ne ez im." Di nav we xirecira ku dil dieşand u meji diguvaşt de disa deng ji zengile telefone bilind bil le icar ne zengile telefona destan. zengile telefona m ale leketib\l. Bi rak:irina bihistoke re N azda re denge w1 nas kiribu, Stran bi dengeki nerm leborina xwe dixwest: "Bibore şerlna min. gava din min tu aciz kir i. }i her ku denge S tran ji nu ve bihlstibü. ji helekl ve dile we çargopal ledixist u kenekl sivik nve bera ser ruye wc dam ji heleki ve jt ketibu tatela ku be duşike nandin we xwe çawa ji w'i xelas bike. Nazdare ji xwe bawer iı bi ken bcrsiva wi da: ''Ma kare meran çi ye?'' "Ma tu min iı binekan diki yek. ji te bawer nakim?'' "Min bere ji ji tc re gotibu ku bi vi awayi bi min re nepeyive, bi dos tani. bi hevalti em dikarin tim hev du bibinin.'' ''Tu dile min dişklni, tu ditinek xwe ji, ji min re dik! mi net. "Xwe baqil bike!.. Tu dikari her cari min hibini." "Ma ka çaven te aqil di sere min de hiştinc ku ez baqil birninim?" ''Eger sebeb çaven min bin. we gave divc em hcv du nehinin, eger di pişty her hevduditine re tu ye "W; sa hiki?'' "Bi Xwede ne di destemin de ye. Piçek ji, min bifikire. ma ka ez dikarim gotinek texim sere vi dile beredayi ku ji nu ve bi du te ketiye?~ Ma ye te dil e. ye minkevir e'' Nahe... Nabe... Nabe... Ma tu dixwazi li vi bajari em rezil ü ruswa bibin? '' Lingen min behemdi min hi her mala te ve dikişlnin. ez dikim na kim paş ve naçin.,. 'Temam... Tu rehet nasekini... Here ji xwe re du birayan vexwe, belki hişe te were sere te, aniha bi xatire te." got ü telefone girt. Pişti qedandina liseye, edi we.ki bere nikaribfin hev du bibinin. Nazdare keçeke xama bü, bi tena sere xwe nika ribı1 biçuna ciyeki. weki aniha telefon ji tunebfin ku bi reheti ha hev du bikirana. Roj ek bihist ku S tran çuye Almanyaye, peşiye guh neda çündina wi, le paşe agire di nav dile we de hedi h edi ştlxuli. Xwe xist hundire qalike xwe fi dest ü lingen xwe ji nav jiyane kişand, denge we keçika ku hire hir je diçü biliyabü. Bi tena sere xwe li odeya xwe rudinişt ü di nava b iranin en xwe de dixeriqi. H eta ku Nazdar bi zewaca Stran nehesiya ji daxwazen zô\vace paşd e vedigerand le pişti ku bi zewaca Stran ya bi keçeke alman re hesiya. taseke ava sar li bizatil nav dile xwe kir. ü ew ji bi karmendeki banqeye re ze,<rici. Her çiqas di zewaca xwe de evin ü bextiyariyeke mezin nedibe ji, tu pirsgirek ji çenebübün. Evindariya we ya xortaniye weki hizotek agir tim di nav dile we de mabü. le deste xwe danibü ser birina xwe u dest bi jiyaneke nu kirihu. Tu cari ji mere xwe re behurmetiyeke nekiribü, hedi he di jimala xwe bez kir i bcı ü disa vegeriyahü nav jiyana rojane. Ji bo zaroken xwe bcıbq deyeke baş u mala xwe xweş bi re ve dibir. Di nav heval u hogiren xwe de ji nü ve ho.bü gula civate. ji her ve yeke heval u hogi ren we, tu cari ew tene ne dihiş tin. Ji her ku baweriyeke baş dabo mere xwe. di çün u hatina male de, di nav heval u hogiren we de azadiya we di deste we de bu. Jiyana we ya rojane bi h ev al u hogir, bi kef ü henek derhas dihfi. h eta ku roja Stran p aşde vegeriya. Nazdare piri caran beri esir, xwe digthand hevalen xwe u yan li maleke yan ji li qafeyeke rudiniş tin, hem sohbeta rojane dikirin, hem ji hi keviren okey ltsti ka "sed 1l ye k~ dilistin. H ina li ser hernameya iro difikiri ku zengile telefona we ya destan dest bi strana xwe ki r. İ car ji boxeberdane ecele nekir, binek li strane guhdart kir fi paşe telefon vekir, weki ku edi zanibu we S ı ra n çi bibeje: "Şerina min... " "Kerem bike Stran." "Sorgula sere şaxe..." "Qurbana testran dev ji van tiştan berde, ez zewi "S pas ji bo iltifaten te, le... " "Straneke Şiyar heye. tu dizani. dibeje: Şerina min were ha min. ger tu neye ditina min, p işti ez mirim, tu qet neke şina min... "Bes e, Stran...'' '' Her cara ku tu dibeji Stran, bi denge te ye şerin tayeke indilko di nav dile min de şin dibe u hi behna we indilkoye evina min mezintir dibe rtroı

47 candi me, zaroken min hene. mere min heye. ez nikarim izahavi tişti ji tu kes i re bikim. "Ez ji dizani m izaha vi tiştl tu ne ye. le yeki ti çawa ave dixwaze. ez ji wisa te dixwazim. Nikarim hi xwe." "S tran! Bes e, kuro bes e... Ma tu qesta kuştina min diki? Ma tu ye min bidi kuştin? Ma ez bimrim dile te ye rehet hibe? Niv saet şünde ez e li Qafeya H un ere him, tu ji were, em e hi h evalan re sohbet bi kin. Tema m, vaye ez digrim." Pişti ku Na ıdare telefon girt. xwe hera ser qoltixeke da, des te xwe da her ruye xwe u kür kür poniji. }i bo rabe n here qidüm di çoken we de nemabün. }i paketa cixareye ya Winston Light cigareyek derxist, bi tiliyen ku dest bi lerze kiribfin cixareya xwe vexist fı ji dümana we hilmeke kür kişand l'ilrahiya pişika xwe. Du dilop besir ji kanıken çaven we. bi ser hinaroken we de berjer bün. binek poze xwe kişand n di nav we dümane de weki ku yeka din li hemberi we runiştibe dest bi şiretan kir: ~Nazdare tu ew qas ne qels büyi. herkesi bi sere te sond dixwar. ji iro pe ve tu Dikari xwe baveji nav macerayan. baqil be, mere te weki melek e, tu ye çawa neheqiye li wi biki. tu ye ji ıaroken xwe re çi hibeji? " Paşe ziviri ser xwe ü ji xwe pirs kir: "Ya Stran?.. " Roj ek, Nazdar O hevalen xwe disa li Tax:a Ofise di Qafeya Hunere de, di bin dfıye cixare. çinginiya kefçiyen çay u şeqina keviran de "okey' dilistin. Ji nişke ve yeki ji paş ve bi her du destan çaven we girtibün ü hevalen we je re gotibün, hela texmin bike ew ki ye. Nazdare nave gelek hevalen xwe jimartibün le yek ji rast derneketihfı. Pişti ku S tran çaven we vekirihün fi çaven we hedi hedi feri raniye bühıin, zimane we hatibü girtin.!al bühü, encax di çend caran de bi zore. gotibü: "Stran" O weki dinan hev du hembez kiribfln. Pişti we roje di civaten hevalan de tim hatibün cem hev u beyi ku qala evina xwe bikin, roj en bere bi bir anibün. Le wan ji nizanibü ku w e bizaten evine yen ku di nav dilen wan de veşarti mabün. ji nu ve bişuxulin. Gava zengile dert leket, Naıdar bina di nav dudiliya hiş O. dile xwe de digevizt. Pirsen ku ji mejiye xwe diqewirand, bi dehan pirsen nü çedikirin u diavetin nav tasa sere we. Di vi hali de, her bi deri ve meşiya fı bi.xwe bixwe ax:ivi, got: "İro ji denge ıengilan ji male kem nebün. inşallah xer e." Gava deri vekir. çav li se rimezin bün ü gavek paş de avet. W eki ku bi salan bi hesreta yeki be u bina nü çav le ketibe, bi dengeki ku bi ıore dihat bihistine le ji kurabiya kezebe dihat. peyveke ji deve we derket: "Stran!.. " ''Bele Nazdara min, ez hatim... ~

48 ŞER'İ LAiKLİK NEVZAT ONARAN AKP Hükümeti'nin, Alevi lerin 9 Kasım Ankara uzun yürüyüşünün ardından işte 'açıilm d iye sunumlarının ardından ne geldi? Musa Anter'in işbirl ikçi Kürtler için söylediği 'meri keklik' soyundan tipler hemen p eydahlandı. DYP Başkanı Mehmet Agar'ın eski yardımcısı AKP'nin yeni mebusu Reha Çamuroglu ile bülikte 'açılım' mimarı Devlet Bakanı ve eski Diyanel İşleri Başkanı Sait Yazıcıoğlu, Madımak'ın nezih bir orta ma dönüştürülmesi için Sivas valiligine yaz ı gönderildiğini söyledikten sonra ekledi (CNN Türk, 4 Aralık 2008, 23:00 haberleri): - Boylece istismar konusu edilmeyecek... Efendi efendi neyin istismarı? Ayıptır! Avrupa'daki soykırım ve insanlık anıtlannı lütfen bir haıırlaym. Ve Yaz ıcıoğlu 'nun partısı AKP'deki lideri Recep Tayip Erdoğan da, geçenlerde Diyarbakır ' da, Van'da ve Hakkari'de Kürt sorunuyla ilgili açılımını yapmıştı : - Ya sev ya terk et... İ ş te Bey oğlu liberallerinin anlayama dığı bu; hala algıya takılıp kaldılar. Hepimizin yakından b ildi ği bir tanımlamayla AKP'nin 'sözde demokratik' açılımları.. Hani ne oldu, sivil anayasa atağı? Tam bu dönemde, partisini Kürtler ve Alevilerden temizleyen ' değişmez şef' Baykal' ın liderliği n deki CHP' de de 'çarşaf aç ılımı... Kimse mav al okumasın... Sünni İslam'ın asimilasyon politikasının resmi kurumu, misyoner teşkilatı Diyanet içinde köşe bucak lütfu vs... 'Lütfa hayır' diyen Alevi erenleri. laikliğin temel karakteri olarak Diyanet gibi resmi bir kurumun kal- dırılmasını talep ediyor.. Osmanlı'da Şeyh - ül İslam kurumu ve bugünün Diyanet'i; üç aşağı beş yuka rı birbirinin aynısı... İkis i de fetva veriyor, ikisi de Sünni İ sl am'ın resrnikunımu. Devlet yapılanmasında kolluk gücü kadar ona hükmeden fikri arka plan da önemlidir.. Günümüzün kapitalist (ya da önceli) milliyetçi oluşumda fikri arka planın önemli bir unsuru dindü. Bu. Osmanlı'nın devamı anlamında III. M eşruti - 46 TİTOJ

49 yet olarak nitelendirilen Cumhuriyet Türkiye'sinde de böyle olmuştur. Diyanet ve Genel kurmay Cumhuriyet ilanı öncesinde ve sonrasında ı 924 Martma kadar, her hükümette yani Bakanlar Kuru Lu'nun birüyesi Şer' iye ve Evkafbir diğeri de Erkanı Harbiye-i Umumiye vekilleridir. Yani Nisan ı 920'den 3 Mart ı924'e kadar Dini ve Vakıflar ile Genelkurmay her hükümette bir bakanlıkla temsil edilmiştir. Halifelik kaldırılmadan önce bakanlık düzeyinde temsiliyetine son verilmiştir. TBMM' de 3 Mart'ta Şer'iye ve Evkaf ve Erkdnı Harbiyei Um um iye Vekdletlerinin İlgasına Dair Kanun ( 429 no 'lu) kabul edilir. Bu kanunda, Diyanet İşleri ve Genelkurmay başkanlıklan resmen kurulur ve görevlendirilir. Diyanet İşleri Reisligi kurulur (madde ı). Şer'iye ve Evkaf Vek.aleti (madde 2) ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti (madde 8) kaldırılır, Diyanet İş leri Başkanı, Başbakan' ın teklifi ve Cumhurbaşka nı'nın onayıyla tayin edilir (madde 3), Diyanet İşleri Başkanı Başbakan'a bağlıdır (madde 4), Diyanet İş leri Başkanlığı, bütün cami ve mescitleri idare eder, imam, hatip ve vaizi tayin eder ve görevden alır (madde 5), Genelkurmay Başkanlığı kurulur (madde 9), Genelkurmay Başkanı Başbakan ın teklifi ve Cumhurbaşkanı 'nın onayıyla tayin edilir (madde ı O). Kanuni düzenlernede öncelik resmi şer'i kurum Diyanet'tedir. Tesadüf: Bir. Resmi mezh ep Ve yine aynı gün bir başka 43ı no'lu Hildfetin lı gasına ve Hanedam Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki H aricine Çıkarılmasına Dair Kanun 'la da Halifelik kaldırılır. Buna göre, Halifelik varken Diyanet İşleri Başkanlığı kurulur. Halife liği kaldıran kanun aynen şöyle: ~Madde 1- Halifeıik hal"edilmiştir. Hilafet (Peygamber'in vek:illiği. İslam devletinin reisi) hükümet ve Cumhuriyet mana (anlam) ve mejhumuyla (manasıyla) esasen mandemiç oldugundan (içerdiğinden) Hilafet makamı malgadır (kaldırılmıştır). " Hükümet ve Cumhuriyet, hilafetinanlam ve manasını içerdiği ve temsil ettiği için artık bu kuruma gerek kalmamıştır. Durum bu. Kanuna göre, bugünkü hükümet ve Cumhuriyet, halen hilafetinanlam ve manasını içeriyor; ben demiyorum, kanun aynen böyle. İşte Halifelik kanundaki ifadesiyle bu şekilde 'hal'edilmiştir'. Meclis 'te halifeliğin kaldırılması yasa tasarısıyla ilgili hükümet göıiişünü Adliye Vekili Seyid Bey uzun uzun anlattır ve Türklerin Hanefi oldugunu resmen açıklar (TBMM Zabıt Ceridesi, devre: II, cilt: 7, sayfa 34-69). Bunu da bilelim, Türkler resmen Hanefi'dir. Bundan önce Cumhuriyet'in ilan edilmesini sağlayacakanayasa değişikliği de, 29 Ekim ı 923'te 364 no 'lu Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanıtn 'la (TBMM Zahıt Geridesi, devre: II. cilt: 3, sayfa 89-99) yapılır; böylece federasyonu öngören ı 92 ı Anayasası'nın ilgili ma d desi (madde ll) kaldırıldığı gibi, "Madde 2- Türkiye devletinin dini, Islam 'dır. Resmi lisanı. Türkçedir"' maddesiyle de, artık devletin resmi dini vardır. Devletin diniyle ilgili bu madde ı 924 Anayasası'nda da aynenyer alır (madde 2), ancak bu maddenin dini ifadesi, laiklik sürecinde l928'de Anayasa' dan çıkarılır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve İmam Hatiplerse etkinliği artarak bugüne kadar gelir. Resmen adres! Diyanet'in kurulması ve halifeliğin hal'edilmesindeniki hafta sonra ıs Mart ı 924'te 442 no'lu Köy Kanunu kabul edilir: ''Madde 2- Cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan ve toplu veya dagtnık evlerde oturan insanlar bağ ve bahçe ve tarlalariyle' birlikte bir köy teşkil ederler. Köyün tanımında sayılan kurumlardan biri de camidir, bu şekilde kanunda özel olarak belirtilir. Ama cemevi yok, kilise yok. sina go g yok.. Tek tek sayılmakla da olmaz, zaten niye dini adres gösterilir ki! Böylece devletin vatandaşına resmen ibadet etme yeri olarak gösterdiği adres: camidir. Bugün laik düzende, Sünni İslam'ın camisi, mescidi toplamı en iyimser tahminle ı 00 bin belki da daha fazla ibadet mekanı var. Sadece köylerde, mahallelerde değil Silahlı Kuvvetler'in karargahlarında da (Hürriyet, 7 Aralık 2008) cami minareleri yükselir. Üç kilise ya da üç cemevi gözlerine batıyor. İmam Hatipler Diyanet İşleri ve Genelkurmay başkanlıklarının rtroı 4-7

50 kurulmasından (429 no'lu) sonra ve halifeliğin 'hal'edilmiş' olmasından (431 no'lu) önce, 430 'no'lu bir kanun daha kabul edilir, aynı gün 3 Mart 1924'te. 431 no ıu Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin sağlanması amaçlanır. Bütün medrese ve ders verilen kurumlar MaarifVelciletine yani Eğitim Bakanlıgı'na bağlanır. Yedi maddelik kanundan: ''Madde If- MaarifVekaleti yilksek diniyat mütehassısları (uzmanları) yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir ildhij'a.t.fakültesi tesi.s ve imamet ve hitabet gibi hideına tı (görevliler) diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşat edecektir (açılacaktır)." Din görevlilerinin eğitimi bu kanunun 4'üncü maddesinde bu şekilde düzenlenir. Dönem. Cumhuriyet Halk Fırkası'nın tek parti iktidar olduğu 1920'li yıllar. Tüm bu kanunların altında Başvekil İsmet ve Reisi Cumhur Mustafa Kemal imzası vardır. Kanunla Eğitim Bakanlığı tarafından, yüksek din u zmanları yetiştirmek için bir üniversitede ilahiyat fakültesi ve imarnet ve hatiplik gibi dini görevliler için de ayrı okullar açılacaktır. Böylece İmam Hatip Mektepleri dini eğitime baş lar eğitimyılında tam 29 tane İmamHatip Mektebi açılır. Ve bu sayı öğretimyılında 2'ye iner. laiklik tartışmasının yoğunlaştığı bu dönemde ı 930 öğretim yılmda kapatılır (Ruşen Çakır. İrfan Bozan, Balkan Talu. İmam Hatip Liseleri: Efsaneler ve Gerçekler. TESEVYayınları, 2004) öğretim yılında 7 tane İmam Hatip Mektebi yeniden açılır; döneminde okul sayısı 72'dir. Milliyetçi Cephe döneminde okul sayısı artaı öğretim yılında 339'u orta ve 249'u lise olmaküzere toplam 588 İmam Hatip Okulunda 178 bin öğı enci eğitim görür. Türkiye'nin 1980 nüfusu 44 milyon. Nüfusun yüzde 0,4'ü İmam Hatipte okuyor. 12 Eylül'de öğretim yılında 725 İmam Hatip Okuluna (37 4 'ü oıia, 351'i lise), 207 bin öğrenci devam eder öğretimyılında 761 okulda309 binöğrenci, öğretimyılında da okulda 5ll bin öğrenci eğitim görür. Türkiye 'nin ı 997 nüfusu 63 milyon. Nüfusun yüzde 0,8'i İmam Hatipte okuyor. Dikkat: l 980'den ı 997'ye 17 yılda oran iki misli artmış, yüzde 0,4-'ten yüzde 0.8'e yükselmiştir; gördün mü 12 Eylül'ün katkısını! Fethull.ah Gülen, Cemalettin Kaplan 'ın da birer devletin emekli dini görevlisi hoca olduğıınu hatırla tınm. Hani İmam Hatipler sadece dini görevliler yet iştirmek için kurulmuştu? Zamanla kız öğrenciler de bu okulda okumaya başlar ve fark ders vererek mezunlar, ilahiyat dışmda tıptan hukuka, kamu yönetimine kadar bütün faktiltelere girme hakkının verilmesiyle yarım milyon öğrenci okur oldu. Türbana dolanmak Tum bu değişiklikler, TBMM'de kabul edilen kanu nlara göre yap ıldı ve uygulandı; yani devlet yapt ı. Ayrıca İmam Hatipiere gitmesen de Sünni İslam'a göre verilen din dersiyle her öğrenci. misyonerlik faaliyetinin hedefi durumundadır. Tüm bunlar devletin yargı, yürütme ve yasama üçlü organlarının irade birliğiyle yapılır. Hangimiz konusu Sünni islam olan zorunlu din dersine girmedik? Halen de devam etmiyor mu? Yürekli bir örnek. Demokratik kavgasım Avrupa 'ya kadar sürdüren Eylem Zengin'in zorunlu di n dersine girmesine AİHM'in 'dur demesine (Radikal, 10 Ekim 2007) rağınen.la 18 TİfOJ

51 ikçi kavgası yapanlar halen bunu görmezden geliyor. Bir başka örnek: Alevi bir öğrencinin (B. K.) Büyükçekmece Ali Kul Çok Programlı Lisesi'nde hem de edebiyat öğretmeni Zeki Yılmaz tarafından dini ayrımcılığa tabi tutularak dövulmesinin ardından açılan idari soruşturmada öğretmene verile ceza: 30 YTL (Radikal, ı Ocak 2008). Ve 2007 yilbaşı gecesinde Taksim' de Avustralyalı turist kadına cinsel taeizin cezası: 57 YTL (Akşam ve Milliyet, 3 Ocak 2008). Niyetim suç ve cezalarını mukayese etmek değil, ama bu laik düzende sadece Sünni İslam lehine yapı lan dinsel ayrımcılık. cinsel tacizden daha az cezaya layık görülüyor. Malatya'da üç Hıristiyan boğazlanarak kesildi. mahkemesinde neler yaşandığını görmüyor muyuz? AKP'sinden CHP' sine, DSP'sine hepsi aynı safta. Anlatabildim mi? Ve türbanh-türhansız muhabbeti. Ve yıllardır laikçi kayıkç ı gösterisi oynanıyor: figiiranlan da hayli bol. Erkek egemen sistemde kadın hep konu d w. Bakış şu: Türhan başın dışında açıkta örtü ise (kadın) sorun, başın içindeyse (erkek) sorun değil; aynen böyle. Meddalı gösterileri ortada. Ramazan' da resm1 devlet teşkilatlan (bakanlık düzeyinde bile) yemekhaneleri kapatıp, iftar yarışına girilmiyar mu? Ve bir yandan da devletin tüm rütbeli rütbesiz bürokratı laikçilik yarışına giriyor. Geeelim bunları. Sanki tüm yasaları yapan ve uygulayan sen, ben. bizmişiz gibi. 'İmam HatipLer arka bahçemiz' diyen Refah Partisi'nin kapatılmasında ı trilyon lirayı hiç etmekten aldığı cezayı evinden çeken Necmettin Erbakan'ın da zamanın başbakanı olarak imzaladığı MGK kararları yürürlüğe girer; İmam Hatiplerin orta kısmı kapatıluvs. Meşhur 28 Şubat post-modern darbesi. Anayasal Kurum 1961 Anayasası özgürlükçülügü üzerine hayli yazıldı ve çizildi. Ama o dönemde Türkçülük adına yapılanlar görmezden gelindi, 'özgiirlükçülüğü' üzerinde duruldu. Sistemde askeriyenin etkinliği üzerine her fırsatta gündeme getirilen Milli Güvenlik Kurumu (madde ll ı) hep hatırlatılır. Ama bir diğer Anayasal kurum hiç anılmaz. O da: Diyanet İşleri Başkanlığı'dır Anayasası 'nın bir diger özelliği de. Diyanet İşleri Başkanlığı'na bizzat Anayasal kuruın niteliği vermesidir (madde 154). Kanun yetmemiş, Diyanet, Anayasa kapsamında korunmaya alınmış MGK gibi. Tesadüf: İki. Bu. onun kadar özgürlükçü olmadığı ifade edilen 1982 Anayasası'nda da aynenyer alır (madde 136) ve 1982 anayasalarının ortak özelliği: - Mill1 Güvenlik Kurumu ile Diyanet İşleri Başkanlığı'na anayasal kurum niteliği vermesidir. Bu, İttihatçılardan beri Türk-Sünni İslam sentezinde ifadesini bulan resmi ideolojinin, müesses nizamı korumasında özel biryerinin olduğunun ifadesidir. Hep paralı oldu Kurulduğu 1924 'den beri b ütçede Diyanet İşleri Başkanlığı'nın önemli bir yekiın tutan özel bütçesi oldu bütçesi 140 milyon 433 bin lira olup. bunun yüzde l. O l'i yani l milyon 422 bin lira Diyanet' e ait bütçesi 183 milyon 932 bin lira olup. bunun yüzde 0,9'u yani 1 milyon 687 bin lira Diyanet'in bütçesi. Bu. hep böyle geldi yılında 2 milyar YTL'yi aşan Diyanet'in, toplam milyarlık b ütçede payı yüzde 0.84'tür. Diyanet, İ çişleri, Dışişleri, Bayındırlık ve İskan, Ulaştırma, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar. Kültür ve Turizm bakanlıklanndan daha fazla kaynağı kullanma im..kanına sahiptir. Sözde laiklik Anayasal resmi şer'i kurum: Diyanet İşleri Baş kanlığı. Resmi mezheb: Hanefilik Pek çok hakanlıktan fazla parası olan kurum: Diyan et İşleri Başkanlığı. Resmi ibadet adresi: cami. Misyonerlik yapacak Sünni İslam din adamı yetiştirme resmi okulu: İmam Hatipler ve halıiyat Fakültesi. Resmi asimilasyon eğitimi: Konusu Sünni İslam zorunlu din dersleri. Sünni İslam ' ın resmi teşkilatı. resmi ibadet yeri. zorunlu Sünni İslam din dersleri. Peki laiklik nerede? Bildik kimi 'özel' resmi tanımlamayla 'sözde' laiklik aslında şer'i laiklik.~ Ttroı 49

52 Rewşenbireki sergihayi Geloku ne li Rojhilata Navln, li welateki Ewropa, mirovek, xasma hozanek rahe helbestan binivise u biqire, "Ene Axah'i ene" (Ez ereb im), yan weki ku Cegerxwin ji gotiye, ''Em in. em kurd in. Mirov ji bo tenduristiya aqile wan kesan nakevine şike? Le ku mirov weki yeki/a filistini yan weki yeki/a kurd ku welaten wan dagirkiri bin. Av, ax, çand. zirnan h emu nirx ü hehunen wan di nav lingen zaliman de perçiqibin. ez bawer im qirina heri jeneger u rast ev yek e. Jixwe Mahmut Derweş ji, Cegerxwin ji wisa kiı iye. Her çi qas1 weki bozaneki te nasin ji, Derweş ligel helbestvaniya xwe tekaşereki Şoreşa Filistineye ji. Ji bo çareserkirina civaka xwe bi kare siyasi tevgeriya ye. Jiyana wi di nav şer ıl pevçfınan de boriye. Mişex ti, zindan... Jrove wi helbesten xwe bi pirani di girtigehan de nivisine. Di helbesten xwe de her ku eş u jana civaka xwe aniye zimen le ji ve behtir ji doz u gerina li ser yekitiya civaka xwe kiriye. Jixwe di ve kesefa rewşenb1r wisa he. Raman, niv1s (weje). huner bi tena sere xwe mirovi nakin rewşenhir. Ligel ku ev tayb etıne ndi teqez bi rewşenbiran re hebin, dive aliye din, ango tevger ji hebe. Rewşenhir di her wari de tekaşer e. Hem di ramane de u h em di tevgere de. Rewşenbiriya sergihayı ev e. Ev e ya ku mirov xweşik Mahmut Derweş BEHLth ZELAL dikin, birfımet dikin ı1 dibin nirxen hemfı mirovahiye. Ew, weki hemu hazanan dilziz ı1 bezkare welate xwe bu. Di helbesten wi de giringi ı1 pewistiya yekitiya hezen filistiniyan ü civake ciheki mezin digirt. Le xwediye ditineke şoreşger bu ku wi tu care der heqe mafen civak U welate xwe de. lihevhatinen tawizkar rast nedidit ıl li hemberi helwesten wisa ji tedikoşiya. Ji her ve yeke ye ku ligel li hemfı cihane dihate naskiri n ü hezkirin, li welaten erehan qedexekiri bu. Dewleten erehan yen paşverü, nedixwestin ramaneo Den.. eş bene bihlstin u zanin. U gele ereb her tim xwedi le derketiye, jixwe Derweş ji tim fı tim, li nav gele xwe jiyaye u ew ji li gele xwe, li maf. pedivi ıl rastiyen gele xwe xwediti kiriye. Derweş no la mezintirin helbestvane ereb te zanin. U ez bawer dikim, ew ne tene di dile erehan de. le hele di dile hemfı miroven bindest, şoreşger ıl mirovhez de ye. Hozan Derweş ku mina Cegerxwine kurdan fi mina Nazime tirkan birumet ü xwediye nirxen edebi u civakiye, mixahin di nav edebiyata Tirkiyeye ıl li Kurdistane pir na ye naskirin. Helbesten bozane delal li bist zimanan hatine wergerandin. ~ Mahmut D e rw eş ki ye? Di sala l94l 'e de ligundeki Celtle hatiye dinyaye. Demadi sala l 948"an de gund hate hilweş andin. mecbur ma ku bi malhata xwe re bireve li derbasi çiyayen Lubnane hibe. Di helbesten ku piştre nivisandine de, tim şopa koçberi, talan fı zilma İsraile te ditin. Hina di zarokatiya xwe de dest bi nivisandina helbestan kiriye u helbesten xwe ji heval li mamosteyen xwe re xwendine u hi ve yeke navdariya xwe ya yekem bi dest xistiye. Di dema helbesten xwe çap kirinde, tevi xehaten eniya El Ardh (ax) ji bu. Helbesta filistini ya berxweder di bulten li kovaren ve eni ye de aj da. Di bin revebiriya dagirkeran de, li Hayfaye gerinendetiya rojnameya HAl İttihad"' u kovara HAl Cadid" kiriye. Ji her helbestü nivisen xwe gel ek caran ketiye girti:gehe. Demeke ha te qedexekirin ku ji saet pence evare heta saet pence şefeqe jimala xwe derkeve. Piraniya helbesten xwe di girtigehe de nivtsandine. Mezintirin helbestvane mezin e helbesta filisttnl ye şer te pejirandin. Helbesten wl li sih zimani hatine wergerandin. Helbesten wi yen dawiye li hemo. cihane eleqeyeke mezin dit O. gelek çapen wan hatin kirin. Pirtuken wi yen helbeste yen sereke: Pel en Da ra Zeytüne, Hezkiriya Filistini. Dawiya Şeve, Barana Sivik ya Paytzeke dur, Li Celile Çük Dimrin. Cerhtna Heftem. 50 TifOJ

53 NASNAME Di deftere de tomarkiri me Ereb im. Nimroya nasnameya min penci hezar. H eşt zaroken min hene. ~/a nehem di re de ye. Pi.şti hayini li vir e. Ma tu hers dibi? Di deftere de tomarkin me. Ereb im. Kareki min heye, dixebitim. H ev alen min hene yen ku eşedikeşin Heşt zaroken min jt Ez nane wanji kevir deı dixim, Cil u hergen wan, defteren w an Ji kevir derdi.xim. Parse nakim deri bi deri, Xwe natewinim li her deriye te. Ma tu hers dibi? Di deftere de tomarkiri me Ereb im. Yek-1 ji gel im. Biaram im. Min reh en xwe berdaye Xaka ku bi herse dikele. Bi duriyen ji serdernan dürtir ve gireday'i ye Bavemin, Ji destpeka sedsalan pir durtir, Ji sen"iyan, ji zeytünan pir dür. Ji hemü nebatao pir dürtir giredayi. Ne ji efendiyen Nujub, Ji cotkaren gesi n diajon. Kale min ji gundi bu, Şecera w'l tune b1l. kulubeya ku em te de sitiri ne helina min e, ji qamiş u darguliyan. Ma tu ji vı: rewşa min xweş i? Ez gel im. Di deftere de tomarkiri me. Ereb im. Por: Reş. Çav: Qehweyi. Şanen taybel: Di eniye de sepik. Mis ta dest n ola na va kak:ilen deıyaye sor. Des te ku digrin, ditevizinin ev dest. Bili ve ji rune zeyte O ji catiri pir hez dikim. Yen ku li min digerin bilamin peyda bikin Di gundek1 winda de, di riyen ben av de, jibtrkiri. Di zeviyan de xwedane dirijinin miroven wi. Di kfınen roadenan de x:wedane dirijinin. Mirov beriya jiyaneke mirovane di kin. Di deftere de lamarkiri me. Ereb im. Rezen kal en min te stand ji deste min. Axa ku min bi zaroken xwe re çandibü Te stand. Te ev kevir hiştin }i me re. ji zaroken me re. H ün e van keviran j1 bistinin. Ma rast e? Ez careke din dibejim! Careke din! Di deftere de tomarkiri me. D i sere rupela yekem de. Ji mirova ı:ı nefret nakim Erişi tu kesi na kim. Le k-u min birçi bi helin, Min tazi bihelin, Ez egoşte yela kumintazi diliele hixv.im Hem jt eze xav b:oov"im. Birçihılna min ü hersa min bibine. Bi ser min de mewe. Mahmut Derwtş Weıgera. ]i tirki: BehliLL lel<ll TİJ:OJ 51

54 ÜNİVERSİTE VE TOPLUMUN YENİDEN İNŞASI ŞEBNEM - KORUR FINCANCI 52 TtrOJ 26 yıldır devlet erkinin iktidar alanı olmaktan öteye gidemeyen üniversiteler, toplumun yeniden yapılandınlması projesinin en önemli parçalarından biri olarak, uzun yıllardır darbe üstüne darbe yemektedir. Askeri cuntamn yangında ilk ateşe verileeerler listesinde yer alması elbette boşuna değildir. Siyaset bilimini idari bilimiere dönüştüren bir üniversite modeli ve çeyrek yüzyıl boyunca yerleştirilen anlayış, üniversitenin ve dolayısıyla toplumun kültürel yapı sım da için için yanmaya terk etmiş, kalan külleri de dört bir yana savurmuştur. Cunta dönemi ve ardından adım adım sürdürülen özelleştirme hamjeleri ile üniversiteler iktidarın pekiştirildiği alanlara dönüştürülmüştür. Kadrolar sistemi besieyecek özellikler ile donatılmış, yönetim ve denetim mekanizmaları uygun kadroları istihdam edecek biçimde geliştirilmiştir. Bu sisteme en uygun model geliştirilmiştir. İnsanları düşünmekten uzaklaştıran, duvarlar arası na hapseden, yıllar içinde tümü bir örnek düşünen insanlar yetiştiren bir canavar yaratılmıştır. Bugün milletvekilleri birbirlerinin etnik kökenini hakaret amaçlı kullanabiliyorsa, hele hele bu durum gerçekten hakaret olarak algılamp, inkar edilerek savunmaya geçilebiliyorsa nasıl bir kafese kapat ılmı ş oldugumuz da çok rahat görülebilir. Değişim kolay olmayacaktır, çünkü uzun yıllardır bu koşullarda yetiştirilen insanlar, üniversitelerin muktedirleri olmuşlardır. Küllerinde n yeniden inş a etmek... Ancak yapısı gereği, üniversiteler hala bilimin izinin sürüldüğü alanlardır. Bilimin bulaştığı yerde de, düşünmek ve tartışmaktan kolay kolay vazgeçilemez. Süreci tersine işletmek ve üniversiteyi küllerinden yeniden inşa etmek, tam da bu nedenle başar ıla bilir bir tasarı olarak karşımızda durmaktadır. Değişimi gerçekleştirmek için, darbe ci ve merkezi geleneği tersine çevirmekle başlamak gerekir. Öncelikle tüm aşamalarda görev yapan ve eğitim alanların etkin kıimması gerekmektedir. Karar süreçlerine üniversitenin bütün bileşenleri doğrudan katılmalıdır. Rektörler, dekanlar, bölüm başkanları, oluşturulacak nesnel ölçütlere uygun kişiler arasından seçimle gelıneli ve denetim mekanizması aşağıdan yukarı o lmalıdır. Yukarıdan bakan YÖK gibi bir denetim orgam ancak muktedirlere biat etmeyi, dolayısıyla deği - şim ve ilerlemeyi engelleyecek bir yapılanmadır. Aşağıdan yukarı yapılandırılmış bir denetim orgam, öğrencilerinden çalışanlarına tüm üniversite bileşenle rinin yer aldığı kurullar biçiminde olabilir. Seçilmişlerio geri çağırma mekanizması da oluşturulmalıdır. Her akademik yıl sonunda yapılacak değerlendirme ile gerektiğinde seçilmiş olanların her birinin görevinin sona ermesine olanak tanınmalıdır. Seçilmiş kişilerde n, kurullara genişleyen halkalar bir iç halkayı değerlendirme görevini üstlenmelidir. Üniversitede öğretim üyesi o l manın nesnel bilimsel kriterleri yam sıra, üniversite bileşenlerinin oylaı ı da bu kadı oların oluşturulmasında etkin kılınmahdır. Üniversitenin kadrolu çalışanları tam gün görevlerinin başında olmak zorundadırlar. Yarı zamanlı çalışma üniversitenin piyasa ekonomisine terk edilmesinin araçlarından birisidir. Üniversitelerin piyasa ekonomisinin bilgi bankalarına dönüşmemesi için yeterli kaynaklar genel hütçeden sağl anmalıdır. Eğitim ücretsiz, araştırmalar bilimsel niteliği ve toplumun gelişimine olan katkıları dışında hiçbir kaygı taşımadan sürdürülmelidir. Sponsörlerin istediği sonuç l arın çıkacağı araştırma lar, insani değerlerin gelişmesine ışık tutan bilimsel çalışma ortamlarını ancak yok edebilir. YÖK ise böyle bir üniversite tanımı nd a yer almayan bir kavramdır. Üniversitelerin standart eğitimi sürdürebilmesi için gerekli olduğu iddia edilen ya pılanma, üniversitelerin yüzyıllar içinde dönüşen eğitim aniayışına uymamaktadır. Özgür düşüncenin gelişimi her türlü standaıttan arınmak zorundadır. Eğitimin her üniversitede farklı içerik ve niteliği bu ortamları ancak ve ancak zenginleştirebilir. Bilimsel niteliğinden ödün verilmeden, standardizasyonu aşmak gerekmektedir. Dolayıs ıyla sınırlayan bir "üst kurul~. özgür bilimsel gelişimi her zaman tehdit edecektir. Çok uzun yıllardır meslek yüksek okullarından öteye gidemeyen, bilimsel düşünmenin önünde devasa engeller bulunan bir üniversite modelinden toplum ancak zarar görebilir. Üniversiteler toplumun dönüşümünde tarih boyunca hep önemli roller üstlenmiş lerdir. Yakın gelecekte de bu etkinin sürmesi beklenmelidir. Susturuimuş ve yönjendirilebilir bir üniversite, susturolmuş bir toplum yaratılmasında ne denli etkili ise, konuşan, tartışan ve mücadeleci bir üniversite de toplumun ölü toprağını silkelemesinde bir o kadar etkili olacak.'tır. ~

55 MEZOPOTAMYANIN KADİM SIRRI CEFR ALl KONAR İslam dini ve Alevilik üzerine yetkin bir insandır Pir Hıdır. Evi. köyü yakıjdıktan sonra götürüldüğü Dersim Seğenk işkence merkezinde 65 gün işkence den geçirilir ve çıkarıldığı mahkemede yardım ve yataklıktan tutuklanır. Tutukluyken, karısı başka bir erkekle kaçıp gider, annesi yaşadığı acılara dayana mayıp ölür. Cezaevinden çıktıktan sonra karısını aramaya başlar ve İstanbul'a kadar iz sürer. Bir yandan karısını ararken bir yandan da iş aramaktadır. Gördüğtl işkenceterin etkisindedir hala. Bir gün, cezaevinden arkadaşı Musa. yanında biri erkek, biri kadın iki yahancıyla gelip bulur onu. Çorçil ve Clo ad i ya isi m li bu iki yabancı Aleviler üzerine araştırma yapmak için Türkiye'ye gelmiştir. Rehber aramaktadırlar. Tam Hıdır'la konuşurlarken, içeriye eli silahlı genç bir adam girer ve Çorçil'i öldürür. Çok geçmeden polislerce sarılan katil intihar eder. Bu olaydan sonra Pir Hıdır. Cloadiya'yla birlikte kendisini sonu bilinmez, tehlikeli bir maceranın içerisinde bulur. Cloadiya 'mn, Aleviler içerisinde örgütlcnmiş gizli bir tarikatın elinde olduğıına inanılan bir sırrın peşinde olduğunu öğrendigitide ise artık geri dönülmeyecek bir noktadadır. O güne kadar ne Aleviler içerisinde örgütlenmiş gizli bir tarikatın ne de bu tarikatın elinde bulunan bir sırra ilişkin hiçbir şey duymamıştır. Cloadiya' nın an!attıkları onu şaşırtmıştır. Ama araştırdıkça yanıldığı m görür. Gizli tarikat hakkında araştırma yapmak için gittikleri her dergahta pirler, dedeler öldürülmeye başlanır. Geride hiçbir iz bırakmayan katiller kimlerdir? Hiçbir bilgileri yoktur. Bildikleri tek şey. sonsu7. bir ulaşılmazlık, bilinmezliktir. Artık geri döntllmez noktadadhlar. Gizli tarikatın izini sürmekten başka şansları kalmamı$tır. Ya bu gize ulaşacaklar ya da öleceklerdir. İz sürerken, farkında olmadan kendilerini de bu gizli tarikatın içerisinde görürler. Tarikata girişleri kolay olmayacaktır; çok zor, dayanılmaz sınavlar sonucu şeriat, tarikat, marifet aşamalarını tamamlayarak tarikat içerisinde her insanın ulaşamayacakları hakikat aşamasına ulaşırlar. Pir H ıdır ve Cloadiya aradıklan kadim sırra ıılaştıklarını düşündtlkleri an ondan çok uzaklaştıklarını acı çekerek görürler. Yürüdtlkleri yolda hedefler küçüldükçe, sırrın derinliği daha da artar. O zaman, ulaşılmazlığın, büyüklüğün değil de en küçüğün derinliklerinde saklı olduğunu anlarlar. Sonuçta uzun mücadeleler sonucu tarikatın elindeki sırrın adını öğrenirler. Bu sırrın adı Cefr'dir. Peki. milyonlarca insanın binlerce yıldır canlan pahasına saklayıp korudııkları Cefr denilen bu sır nedir? Hz. Muhammed'in ölüm döşeğindeyken Hz. Ali'ye teslim ettiği, daha önce kavminde hiç kimseye göstermediği Cefr, Hz. Muhammed'in eline nasıl geçmiştir? Muhammed Cefr'i neden cemaatinden saklamıştır? Cefr ile Kuran arasında nasıl bir ilişki vardır? İs l am'ın batini yorumcularının anlattığı gibi, Kuran'ın bazı surelerindeki kadim meseller, bu kadim sır Cefr'i saklayıp gelecek kuşaklara taşıyan şifreler midir? Hz. Muhammed gücünü Cefr'den mi alıyordu yoksa Cefr mi esrarengiz gücünü Hz. Muhammed'in sım olmasından alıyordu? Muhammed, Cefri Ali'ye verdikten sonra ne oldu Cefr? İslam dini içerisindeki kavgaların arkasındaki gerçek sebep Cefr'e sahip olma mücadelesi miydi? Em evi ve Abbasi iktidarlannın Ehlibeyı ailesini yok etmekteki amaçları Cefr' e sahip olmak mıyd ı? Dini ıılema neden Cefr'i halktan sakladı? Cefr'i neden köttllediler, neden varlığını yalanladılar? Bu soruların yanıtını bıılmak için Cefr'i tanımak gerektir. Cefr'in peşine düşen Pir Hıdır'la, Cloadiya. Mezopotamya'nın on bin yıllık geçmişiyle, inançlarıyla, düşünceleriyle, yaşamın ve evrenin sırlarıy la devletin resmi tarih ve resmi din politikasıyla da yüzleşmeye baş larlar. Çarpıtılmış gerçeklerin yerini yalanlar almıştır. Roman kahramanlarıyla birlikte İstanbul' dan doğuya doğru iz sürerken yirmi yıldır süren savaşta yakıjıp yıkılarak insansızlaşt ınlm ı ş topraklardan yürüyecek, savaş l a yüzleşecek. koşullann zorluğuna koşut, Pir Hıdır'la. Cloadiya'nın delice aşkına tanık olacaksınız... O rrror 53

56 Xizmetkare edebiyat u çanda kurdiye bi nav u deng CASIME CELIL Bi minasebeta 100 salıyaji dayi.j;; bıina Ca s ınıe Celil Casime Gelilli Ermenistan : bi Erebe Şcmo. Heciye Cindi. Emine Evdal, Cerdoye Genco. Wczirc Nadiri. Alırnede Mirazl re li ber çavkaniya edebiyeta kurdili we Ko mara Sovyete rawestiya bü. lleger em bi awaki din bibejin, bi wan re hime edebiyata kurdi ne ku biteneli wir, le li tername Sovyetistane dani. Bi serde ji ji her kemasiya kadroyen ronakbir ı:emane Şoreşa Çanda Kurdi de. ku ji destpeka salen 30'i bingeh girt. w1 kedeke hejayi nirxa bilinci kir nava waren xwendin. perwerdeya geleri ya bizimane kurdi ü her wiha çend waren çanda kurdi yen dine u bi tayibeti na va weşandina pirtüken l."urdi ü weşanen kurd1 yen bi radyo ya Ermenistan : (Yerevane). Casime Celile Ose di 24'e kewçera sala l908'an de li gundelô kurdan - Qizilqule ye navçeya Di go re, ku diket nava tix:üben herema Qerse. malbateke kurden ezdi de ji dayika xwe büye. ]i her ku di histan di gundc -wi de tuneba ew mehen bihar fı havinan berxvantiya mala have xwe dike, le şeven payiıan ü zivista nan yen direj di odeyen kurdi de dibe guhdarvane sohbeten meren temene xwe da mezin. ku amadan ra distran ji. le hi girani herhemen zargotina kurdi yen janir ucuren cuda-cuda digotin, besha büyeren bihuri weki diroke belkeş dikirn u bi we yeke ew ode ji wi ü heval-hogiren weki wi re dibfın weld dibistaneke. Le jiyana bi asti ya runiştevanen gund O zarotiya w'i ya zerine xweş ya be xem U xiyalen giran direj nak.işand. Cava Ca sim nü peyi lo saliye kiribu arteş u alayen dagirkeren Tirkiyeye di sala l918'an de erişe tinin ser herema Qerse ü pist re ji li ser Ermcnistana iroyin. Ü ji her ku digel ermeniyan tevayi leskeren tirkan zor u zulm li kurden eıdi dik:irin, ji bo xilaskirina WEZYRt Eşo ~ sere xwe rüniştevanen hcmu 16 gunden kurden eıdi b anı didin, koç ü bar dilin ıi bcnhwe didin Ermenistana ni ha u Gurcistane. Dinava wande endamenmalbata bave Casime biçfık nji hebu ku ava pelen çeme Ava Reş de dixeniqin, pist re ji her birçibfıne ıi nexweşiyen hal il xolore diınirin. Casime be.xweyi u bexudan dikeve sewixaneke Ermenistane ya Celaloxliye, ku piştre navc Sıepanavane hate ser. Li vir ew perweda seretayi bi zimane ermeni distlne. Pist1 derketina ji sewixane Casime Celil xwe li perwerde. telima leskeriye digre. Ji sala l92ta heta l930'yi ew xwendinxanen leskerye da fer dibe. Sala 1931 e Casime Celtl te Yerevan e ü di wir de bi cih dibe. Dest bi wc şand i na pirt u ken kurdi dike Ew zernaneki dibe serokberpirsiyare xwendinxana Piskavkaze ya Kurdi ya Pedagojiye. ku li Yerevane hatibıi vekirin ji bo amadekitina kadroyen mamosteyan, dersciaran yen dibistanen komaren ve regiyone yen kurdi. Le gava 1 i Yerevan~ dest bi wesandina pirtuken kurdi dibe yen edebiyata bedew. yen bi naveroka politiki ü zaniyari. her wiha yen feren zimane kurdi ü literattıraye. yen piredmet-baheten dine ji, disa bi zimane kurdl. Casime Cem herpirsiyariya bi cihanina vi kare girıng bi deslurdana hikumate hildigire ser milenxwe. Di bin redaletariya wi de pir pirtüken kurdt cap dibin. Di nav van berhevok, anlolojiyan de herhemen Cesime Celil bi xwe jt ci h digrin. W1 ev bar bi rıisipitl bi cih ani. Em dikari n bi rehet1 bi bej in ku capxane ji bo wi bübu wekl mala duyemtn. Celtl vi kari berdewam dike hetani rewestandina weşandina pirtüken kurdi di sala l93ta vir de. Sala l938'an de Calil Falruheya İnstituya Yerevane ya Pedagojiye ya 54 TİTOJ

57 F'Holojiye te qebulkirin ı1 ew çar salan li we dere dixwire. Pişt re ew bi awaye dureke Fakulteya Zaningeha Yerevaneya Yustisiyaye ji ternam dike Ci çend salan kare parezeriye dike. Gava 1 'e çileya sala 1955'an de radiyoya Ermenistane li Yerevane beşa weşanen bi kurdi te vekirin Casime Celil dibe seroke we ye yekemin ü heta avrela 1958'an kar dike. Stranan ji windabiine rhgar dike Pişt re ew dibe berpirsyare b eşa edebiyate muz'ikaye ü heta 1963 'yan vi kari didomine. Di n ava van 8 salan de ew kareki hejayi bi nirxa bilind bi cih tine. Wi bingeha fonda stran ü awazen kurdi di Radyoya Ermenistane de dani, bi tomarkirine bi sedan herhemen hunera kurdi ya stranhejiye ı1 muzikaye ü bi we yeke ji her windabüne xilaskirina denge gelek stranbejan ü aleten muzisyenan en weki: Şereye Biro. Alırnede Mirazi, Egite Tecir, Efoye Esed. Asiq NazCik (Şex Kamile Beko), Süsika Simo, muzisyenen weki Şamile Beko, Egite Cimo ü hwd. Gava di sala 1972'yan Weşangeha Ermenistaneya dewleteda ya bi nave ~sovetakan girox'' (Niviskaren Sovyetiye) şüna berpirsiyare meşandina pirtuken kurdi de valayi çebü, ew li wir hat peywirdarkirin. Careke din riya "Mala rluyemin ~ya çapxaneya Yerevane ya jimara yekem.ln li her wi vebü; disa boxçeye pirtciken ji bo çapkirine arnade ü yen çapbuyi wi xiste bin çenga xwe U navbera meşangehe. capxaneye ü mala xwe de meşiya. Di nava çend salan de, heta sala 1980'yi wi çapkirina pir pirtüken kurdiyen bi ni rx bi cih ani. Piştre heza A'We bi temami ü tam pe şkeşi kare berhemdariye. weki dibejin, kare rüniş ti kir. Casime Caltl di 90 saliya xwe, di 24'e sermaweza 1998'an de liyerevane wefat kir. Cenazeya Wi li mezele gunde Baxramiyane ye neziki Yerevane binax kirin. Helbesten wi di Riya Teze de we~iyan Helbesten Casime Celil en yekemin he di destpeka salen 30'i de li ser rupelen rojnama Riya Teze de weşiyan. Pişt re heta wefatkirine weşandina helhesten wi di we rojname Ci gelek rojname ü kovaren Ermenistane u Yekitiya Sovyetiye bi gist'i yen ermeni ü rqsi de bi wergera ser wan zimanan herdewam kir. Di Antolojiya herhemen niviskaren Ermenistane yen kurd ya seyemin de (Yerevan, 1935) helbesten Casime Celll j1 hatin hi cikiri ne. Pişt re he tani rawestandina weşandina pirtüken kurdi li Ermenistane (destpeka salen 90'1). herhemen wi bi silde helbest ii destanan di hemiı antolojiyen herhemen niviskaren kurd de hatin çapkirine. Di sala 1960'1 de herevaka helbest Ci destanen Casime Caltl bizimane kurdi, bi sernave "Roje min" li Yereva ne hate wesandine. Pist re dtsa bi kurdi ev pirtüken herhemen sayir hatin capkirine: "Kilamen çiya" (Yerevan, 1970), oda Kurda'" (Yerevan. 1975). '"Kurde hengi" (Yerevan, 1980). "Kofi ya diya min (Yerevan, 1984). "Bijare~ (Yerevan, 1987). W eki dibejin. hexte min ani ya ü ez xwe serbilinci ii dilbaristan dibinim, ku he di zendibüna wi rispiye edebiyat fı çanda me de min nivisandina pesgotin Q pasgotinen van her du pirtüken wi yen dawi bi cih an5ne. Wi destan berhev kirin Digel helbestan, Casime Celil destanen bi ni rx ji weşandine. Ev e semaven wan: "Siyabend u Xece", "Meme ü Eyşe", "Sevahace", "Dewı eşe Evdi". "Hikiyata Deli Ahmed ü Deli Hemze". "Sindirnevat". "Şex Mirza". "Dimdim", "Kilama Huzbek~. Eva dawi behtir herhema şayir ya xwe X\vetiye ye. ya ji aliye w1 de sewirandi, le her bi tene bi motiva herhemen gelert hatiye nivisandine. Pir herhemen Casi.me Calil hatine wergerandine ser ermeni ü ji b ili rojname U kovaran bi pirtüke n cuda ji hatine weşandin. Ev ji sernaven wan pirtükan e: "Elegez" CYerevan, 1954), '"Beyit-serpehatiyen Kurdi yen evindariye" CYerevan, 1955), "Kaniya welet'" (Yerevan.1957). "Ocaxa min'' (Yerevan,l966). Berhemen Casime Celil ji hili Komara Ermenistane li Yekitiya Soveyete li Moskova ye ji ji bo rus i hatine wergerandin ü weşandin. di rojname Ci antolojiyan de ji. Edebiyata kurdi bi govekeke herfirehtir deng da. ji her ku zimane rusiye temarniya vi welati ye he mü Komaren Sovyetiye ye. dewlete ye du yemin bü pişti zimanen neteweyen wan komaran. Awa sernaven wan antolojiyan. di kijanan de herhemen şayire kurd Casime Calil ji hatibün bi cikirine: "Hes ta malhata Yek girti"' ( Moskova. 1964). "Strana ku büye pirtfık~ (Moskova. 1967), Poyeziya Sovyetiye" (Moskova. 1977), "Lenin di nava poyeziya gelen Yek1tiya Sovyetiye de" (Moskova, 1980). Le behtir deng da weşandina helbesten şayire kurd li ser rupelen roj namen Yekitiya Sovyetiye yen navendi, ku bizimane rus1 ji b ili Moskovaye li hemfi paytexten Komaren Yekitiya Sovyete jimarekepir mezin diliatina capkirin fı helavkirin. Tlroı 55

58 56 Tll"OJ Pirav d aye h el besta w'i weşa nd Helbesta bi sernave "Lenin" jimara rojnama "Piravdaye" ya 15'e avrela 1957'an de bate weşandin. Gava şoreşa kurdili başfire Kurdistane di bin serokatiya n emir Barzani de ji no ve geş bu, helbesta Casime Celil ya bi sernave çiyayen Kurdistane'' rojnameke Yekitiya Sovyetiye ya navendi "İzvestiyaye" de li Moskovaye hate wesandin. Ev helbesta dawi her wiha kovareke bi rfimet, pirestij da ji ya edebi ya bajare Leningrade (niha Peterhıirg) ya bi nave "Neva'' de hate belavkirin. Bi ve helbesta xwe şayire welatparez eşkere piştgiriya tekaşına xwişk u birayen xwe yen li başfıre Kurdistana dikir. Pirtı1ken Casime Gelilli Bexda u Ewropaye j1 hatin weşandin. Pirtı1keke wı bi sernave "Zozan" bi deste Weşanen Roja Nu di sala 1982'yan de li Stokholme ha te çapkir ine. Casime Calil her wiha deng daye weki wergervane herhemen niviskaren ermani Q rus ji li ser kurdi. Bi wergeren w} bone malumilke xwendevanen kurd herhemen şayiren ermeni yenmezin H. Tı1maniyan, Ar. Isahakiyan, H. Slıaz, sayir fı pirasayisen rus yen mezinal. Püskin ua. Gayidaz. Keda Casime Celil di nava kare amadekirio u weşandina van antolojiyayen herhemen şayi.r n pirasayisen kurd de ji bi nirx e: "Efirandine Niviskare Kurmancen Sovyetiye" (Yerevan. 1948), "Niviskaren Kurda ye Sovyetiye" (tev1 Qacaxe Mirad. Yerevan, 1961). Wi her wiha berevaka herhemen niviskaren kurd bi wergera ser ermeni bi sernave "Şayiren Kurd ye Sovyetiye'' ji arnade kiriye O daye capkirine (Yerevan, 1953). Keda Casime Celtl kifş e di ware amadekirio u weşandina pirtı1ken zirnan ı111teratı1ra kurdiyen fer u perwerdekirine de ji. Pirtüka "Zimane kurmancr tevi Emine Evdal bi xwe buye ku he di sala 1937'an de hatiye wesandin. Ji sala 1955'an heta dawiya jiyana xwe ya bi rfimet Casime Ceill pirtu.ka "Xwendina literatı1raye' ' ji bo şa girten kurd yen sinifen 5-6 'an amade kir Cı bi çe nd cara da weşandin. D i b e d e legeye Kongreya Niviskaran E w din av j iyana edebiyate de aktif buye. Wi weki endameki Yekitiya Niviskaren Ermenistane n Seksiyana Niviskaren Kurd ye yekemin, weki niviskareki kurdyebi navn dengiixudane rumeta bi lind ne ku bi tene nava niviskaren kurd de, le her wipa yen ermeni de ji ew hilbijartin o xistin nava we delegasiyona niviskaren Ermenistaneya ku beşdari kongreya niviskaren Yekitiya Sovyetiye ya duyemin bu, ku di sala 1954 'aan li Moskovaye çebn. Em dikarin be şubhe bejin. ku tu buyereke wisa kifş, her bi çav nava jiyana kurden Ermenistane de çenebf.iye. ku Casime Celil bi aktivl beşdari we nehıi be: ji civin, kongreyen niviskaren kurd lı ermeni destpekiri hetaru civin, kongre, festivalen karker u cotkaren kurd, ku liyerevane Q li wan nawçeyen Ermenistan çedibun, li ku dere kurd d iman. Ew bi aktm beşdari konferansa kurdzaniye ji bu. ku sala 1934'aan li payıexta Ermenistane çebü n bi goveka cihane deng de. E w organ1zatoreki ansambila kurdiya kilarn O regase bu li navçeya Teline. Ber van hemuyan ji Casime Celil di nava temamiya Ermenistane de naskiri bu, hem nava ermeniyan da Cı him ji nemaze din av kurdan de. Li her dere, li ku dere ew kifş dibu runiştevan bi rez ü hurmeteke mezin her bi wi dihatin, dora wi diciviyan. Ku ren wi j i li ser riya wi n e Ew'i bi pireka xwe Xanima Rizgo re tevayi. du kur u du keç mezin kirin, dan her xwendine. Lawen wan Ord.ixane Celil (sed mixabin. ye id1 gorbihust) u Ceille Celil bi lekolinen xwe yen giranbuha hfın kurdzanen bi nav u deng: Ordixan bn doktore zaninen filoloji. pirofesor; Celil bu doktore zan1nen dirokı, pirofesor. Ji bill lekolinen di ware edebiyatzaniye u d1- rokzaniye ya her du birayan bi hev re u carna ji bi awaki cuda u serbixwe kedeke mezin ii hejaji nirxa bilind kirin nava ware berevkirin, lekolin n weşandina herhemen zargotina kurd1 de. Xwişka wan Cemila CeliJ cend herevoken teksten stranen kurd1 bi nota ve dane weşandine; le Zina Celil birek herhemen zargotina kurdi wergerandiye ser zimane biyani. Em pewlst diliinin ve yeke ji bi ser de b inin, ku ji h ili van kar u b aren xwe yen berhemdariye Casime Celll Q neferen malhata wi pirtükxane u arsiveke dewlemend ya literatur u dokuman, delil-izbaten ser kurdan u çanda wa n dane ser h ev u vi hem u bi h ev re, heger em dikarin bi vi awayi ji bej in, ew malbat kirine weki navendeke çanda kurdi. Ev hem ii kar ii b aren, ku Casime Celil bi xwe u bi malhata xwe va di ware pesxistina çanda gele xwe da bi cihanine u dane bi cih anine, destcıre dide em bej in. ku her bi tene ronakblıen weki wi mezin u durditi. ronakbiren milet tev dikarin kareki wisa giran, le bi rum et pek h inin. Ü j i her ve ye k e ji nave Cas i me Celil we ne ku wekt ve gave bi sedsaleke, le bi zemane be sinor di nava dlıoka gele wi de bi gişti u ya çanda mi!ete da tayheti bimine. ~

59 Deftera biranina romaneke Di ser koça dawi ya romannivisere heja Mehmed Uzun re saleke derhas bu. Di yekem salvegera mirina wi de ez wi bi rez u hurmet bi bir tinim. M. Uzun dosteki min 6 baş bu. Di navbera me de dostaniyeke germhebü. Di salvegera yekem a mirina wi de, niha ez pirtüka wi ya bi nave ~ Bir Romanin Hatira Defteri (Defte ra biranina romaneke)'' dixwinim. Ev pirtük pişti wefata wi kete deste min. M. Uzun niviskareki herhemkar bu. Wi di saxiya xwe de 22 pirtuk weşand ü hinek pirtüken n eweşandi il gelek nivis li pey xwe hişt. Gel ek gotaren wi ji di dema nexweşiya wi de di hinek kovaran de derketin. Bi heviya ku hemü nivisen wi yen neweşandi n gotaren wi weki pirtük ben e we şand i n. MEHMED BIR ROMANIN HATIRA DEfTERI UZUN Ez e kurtedanasineke ve pirtilka Wl ya ku min xwend. peşke şe xwendevanen kurd bikim. Pirtük 162 rilpel e ü di nav weşanen ~f thakf' de derketiye. Zimane pirtuke tirki ye. Orijinala we kur di ye u nave we ye orijinal bi kurdi ''Roj en Afirina Romane~ ye. Pirtiıkji ali wergere kurd birez Muhsin Kizilkaya ve li tirki hatiye wergerandin. Di pirtüke de noten rojane yen Mehmed Uzun ku di derbare afirandina rezeromana xwe ya bi nave "Hawara Dicle "ye de ni visine hene. Wi pevajoya nivisina rezeromana xwe bi noten rojane rave kiriye. LOKMAN POLAT ~~ R.ewşenb'ire navdar e tirk Murat Belge ji bo pirtüke peşgotineke heja u bi nirx nivisiye. Noten xwe yen roj ane qeyd kiriye Murat Belge di peşgotine de ji bo Mehmed Uzun dibeje: ''Ez qimet u rilmet didim Mehmed Uzun. Ew ji bo min insaneki giring e... Mehmed Uzun li hembere neheqiye digel bindestan e ü wi ev ji xwe re kiriye we ki prensib... Temaşekirina afirandina berhemcke edebi balkeş e... Niviskareki bitişten ku ni visiye dixwaze here kür, di dema pevajoya nivisine de çi xwendiye ü çawa di bin bandora çi de maye ü di der bare berhema ku afirandiye de çi difikire... Mehmed Uzun ev di noten xwe yen rojane de qcyd kirine... " Noten wi yen rojnivise ji 6'e meha 9'an a sala l998'an dest pe dikin u di 29'e avrela 2003'yan de bi dawi dibin. Ez e yek bi yek belısa noten rojane ne kim, le ez behsa hinek tişte n giring ü balkeş en noten rojane bikim. Mehmed Uzun di heşe xwe de şikl il şemale nivisina romaneke pek tine u ew he dest binivisina romane nake, di h eşe xwe de nave romanediyar dike il biryara xwe dide ku ji bo pevajoya nivisina romane noten rojane binivise. Ew nave romana xwe "Hawara Dicleye dattne. Roman bi vi na vi weki rezeroman du cild hatine weşandin. TirOJ 57

60 Di noten rojane de. Mehmed Uzun behsa projeya nivisina romane, belısa pi rt\ıken ku ji bo romane werine xwedin iı belısa leheng. kes iı figuren ku di romane de de cih bigrin, dike. E w dixwaze di romane de cih b ide huyeren rasteqin u hinek kesen rasteqtn. her wcki M!r Bedirxan iı Yezd 1n şer. le lehengen sereke yen romane Dengbej Biro u Ster kesen nerasteqin bin. çeker bin ji ali romanivis ve ji bo romane bene xuliqandin. Ew de di romane de evina Dengbej Bi ro iı stere rave bike. Her rupela diro k a kurdan Mehmed Uzun di van no ten- tebiniyen - xwe yen rojane de tişteke gelek ba l keş ü giring dibeje. Ew dibeje: "Her ıiıpela diroka kurdan. jiyana her :ın sanen kurd bi sere x:we dikare hibe bingeha roman en b aş... Le. çi heyfku be nehatiye nivisin. Dive mi heqeq be nivisin. Mehmed Uzun di tebiniyen xwe yen rojane de belısa romanen baş ü neb aş d ike. Li gor w! romanen ku pesne dewlete didin, pesne desthilatdariye didin. pesne parti u seroken paniye didin. romanen nebaş in. E w rexneyan li ni viskare çekimilan Kundera digre iı dibeje: '' Romanewiyen bere b aş biı, niha nebaş dinivise. Wi bere bi zimane xwe ye zikmaki yanc bi çeki dinivisi, niha bi fransi dinivise." Mirov jiy a n a rojeked ibine Di noten rojane de belısa amadekirina deklerasyana ji bo pirsa kurdi te kirin. Ev deklerasyon ji ali Mehmed Uzun. Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Ahmet Altan ü Zulfu Livaneli ve le amadeldrin ü ji ali gele k niviskaren elliane ve te pesendkirin. Niviskaren ci hane yen navdar. her weki Gunter Crass. Ingmar Bergman. jose Saramago, Nacl'ine Gordimer. Costa Gavras. Antonis Samarakis ü geleken din ku piraniya wan niviskaran xelatgiren Nobelc ne, alikari u pişt giriya dekjerasyone dikin U ew bi xwc deklerasyone imze dikin. Ev deklerasyon di nav media elliane de ciheke giring digre ü gelek behsa we te kirin. Raya giştl a eihane ya demokratik piştgiriya ve hewldane dike. Rojnameyen tirk1 Milliyet. Radikal ii kovara Ak:tuel jl bi Mehmed Uzun re li ser ve mijare hevpeyvin pek tinin. Dema miı ov pirtüka tilbiniyen amadekitina ro maneke dixwine, mirov fer dibe ku rojeke romaniyi ser Mehmed Uzun çawa derbas dibe. E w roj en xv,re bi xwendine Cı nivisina romana xwe derhas dike. Xwendin. lekolin. leger1n iı ni vis dibe şeweya jiyana wi ya ro jane. Di esase xwe de ev şewe jiyanjiyana he mu niviskaren profesyonel e.~ 58 TİTOJ

61 Xwekuştin Yekemin serketina mirine ya heri mezin Serketina mirine yapeşi u heri mezin: M ata şiva n abi Hespa Trtıvaye. }i bo hevditine. malbaten wan destur nadidan Pyramus ü Thisbe ye "k'"u bi ciranti mezin büne u evindaren hev in. Di da\'.'iye de Pyramus ü Thisbe biryar di din ku bi dizi derkevin derveyi bajer u li bin dareke tuye hev du bibinin. This be beri Pyramus digihlje ci ye hevditine. Li ve dere d.i şuna ku Pyramus bibine. Thisbe rasti şereki penc bixwin te. Gava je xof digire u bi tirs direve şara xwe dixtne. şe r şa ra we parçe dike. Demeke şcınde Pyramus digihlje cihe hevditine. gava şer ı1 şara parçekiri dibine, dibe qey Thtsbe hatiye kuştine. Bi ramana ku ew buye sebebeve betyere. di nav janeke mezin de xwe bi xencere dikuje. Xwina ku je dipijiqe fekiyen dara tuye boyax dike. Thisbeya paşde vedigere. rastt evindare xwe ye ku li her sikratan e te. E w jl bi ramana ku ew buye sebebeve biiyere DR. AZAD GUNDERCI WERGER: RECEB DILDAR xwe dicle her xenceran. Her du evindaren ku can didan ca ra dawtn li hev meze dikin u dimirin. Xweda ve huyere dibinin fı wan piroz dikin. Renge xwina Pyramus d id infekiyen dara tuye o. hesiren çaven Thisbeye ji didin pelen dare. ]i we roje de ye. lekeya dara ruya reş (ıcwina Pyramus) hipelen wedare (hesiren Thisbeye) ten paqijkirine... }i roja ku toven jiyane ketine ser erde O. vir ve di n av mirin Cı jiyane de li ser can şereki behempa dest pe kiriye u hina ji dewam d ike. Ev şereli ser can. heta ku ji mirine re çareyeke neye ditine ji ew e dewam bike. Di nav şere mirin u jiyane de mezineke heye. İnsan te dine. dijt u dimire. Di ve pevajoya siruştt de tu kes qezenc nake: çimki mirin ıi jiyan her du ji gihiştine armancen xwe... jiyan. "nuquçka jiyane f.i gava hewcedari hebe. ji bo jiyana ıcwe b id o mine ıi xwe li hemher xeteriyan bi- Th'OJ 59

62 pareze, nuquçka erlş kariye 1i mejiye insan bar dike u xwe jindar dike. Hemt1 xweşik:iyen ku di xwezaye de henc; bi peşkeşküina eşq, evin, bihar. huner ü zaniste. bi xurtk:irina benden malbate, dostaniye. hevaltiye u tekiliyen civaki. bi mezinkirina baweriya dini, giredana nav ınsan ü jiyane xurt dike. Dile ku bi heviyan tije ye. digihine paşcroje. Bi wi awayi. bi za yina canen nu d işere li hemher rnirine de li piya disekine. ]i bo zan!n. hez kirin ü tekeşine şiretan dike. Jiyan do1.'ina heyate di mejiye insan de bi cih d ike Cı ji bo nifşen xwe bide dewamkirine insanan bi nuquçkenxurt dide tewizandin. Arınanca mil'ine ya heri mezin: Van nuquçkan tune b ike ü bi girtina can e insana n jiyane tek hibe. Dixwaze dilxweşiya jiyanc ya ku ji huyina ın san dest pe dike ji deste \Vi bigire. Mirin, bi astengkirina zayine. belavkirina nexweşiyan. afirandina afeten xwezayi. derhan li tayiken bijiyaneve gi.redayi dixe u dibe seheba mirinen ne xwezayi. Bi peşkarikirina nuquçka erişkariye tevgeren xerabkar derdixe hole u bi xerakirina tekiliyen kes ü civakan, sebehen kuştin, qeza il şeran arnade dike. Di vi şen~ ku dişibe kişike de mirin. hernit tekiliyen qurbane xw c u jiyane ji hev diqetlne u zemina ku ew bi deste xwe jiyana xwe bi dawi b ike ha zir d ike. Xwekuştin. li hemher jiyane yekemln serkeftina mirine ya beri mezin e. Miı ina ku weki hespa trüvaye dikeve hundir, kelayen jiyane yeko yeko fetih dike u dawiya qurbane xwe arnade dike, belk'i jllistika mata ş ivan dilize. Peyva intixar (x'wekuştin) ji "nahr" a erebı zede buye ku di wateya qurban de ye. Di intixare de kes qesta kuştina xwe dike ü jiyana xwe bi dawt dike. Di es le xwe de. insane ku ji bo li heyate himine di nav pir şerten dijwar de ji tedikoşe. di ve reye de kuştina hevcinsenxv e d ide her çav ı1 gunehkar dibe, çawa dibe ku hi daxwaza xwe dikeve rewl:tiya her hi mirine ve ku ew Lije xof ü bi jan e. ev buyereke pir tevlihev e. Ji bo ku be famkirin, xwekuşti n j i aliyen gel ek şa.xen zaniste ve hatiye binçavkirin u lekelin li ser ten kirin. Durkheim wisa tarif dike: ~İ nsan bi çalakiyeke ereni yan jl ne ereni, bizanebuna ku ew dizane we di encame de çi hibe, rasterast an ji nerasterast xwe kişandina her bi mirine ve." Freud ji diheje: "Di xwekuştine de kes. bere erişkariya ku bere xwe dabu objeya evine, diguherine ser xwe." Gava rnirin weki hespeke trüvaye ji bo bikeve nav kelayen jiyane ü wan fetih bike dikeve ser re; di nav qaden ku bi kartine de ya heri mezin qada depresyone ye ku li wedere toven xwekuştine daveje. belav dike u me1.in dike. Di nav sebeben xwekuştine de rejeya nexweşiyen psikiyatrik ji %90' e ü depresyona heri meıin e. Beyi depresyone; di nexweşiyen weki şizofreni, xerahehfinen anksiyete, alkol, binhuyina madeyan fı xerabebunen kesayety de ji xwekuştin zede te ditine. Veqetin, dev je berdan, pirsgireken malbati ı1 aborl, tramvayen weki işkence, destavetin ü tecawiz, şe re n ku qewimln e. koçberi u afeten xwezayi mezina psikolojik ya kes dihejine il mela wi ya xwekuştine zede d ike. Hatiye eşkerekirin ku weki biyolojik di meji de guhertina rejeya serotonin ji di xwekuştin e de rol digire. Ev tevgera ku ji büyma insaniyete ü vir ve heye, bi gelek sebeb en cu da u bi gele k rebazen cihe te jiyane ü her diçe zede dibe. Xwekuştin piri caran qerina beheviti ü beçaretiye ye. Xwekuştin carna nexweşiyek an serbildana li hemher zordesti ü kedmijiye, carna jı li du yara ji destçüyi, di kir as e hes iı'en çavan de hesreta gihiştine ye. Carna parastin ü erişkari, carna hilbijartinek, cama ji şeweyeke hehfıne ye. Xwekuştin carna şikestina tekçfıne. çirokvane xeyalen şikesti, tamirkare rumeta şikesti. carna ji valahiya mezin ya serxweş iya serkeftineke ye. Xwekuştina ku di kiteben piroz de weki lihemherderketina peşikiya xweda hatiye ş'irovekirin, guneh hatiye ditin ü hatiye qedexekirin. Di hinek civatan de ji xwekuştin weki Levgereki bi rümet hatiye şiroveki rin. Di komalen seretayi de kesen ku beri pir bibin xwe dikuştin, li Hindistane, jinen ku li du meren xwe yen miri xwe dişewitandin ku je re nsat1" dihat gotin. li J aponyaye samurayen ku di şer de tek di çü n an nikaribfın ji xwediyen xwe re x.izmete bikin bi "seppuku'' (hara-kiri) ye ziken xwe diq elişandin, weki tevgereke birt'lmet dihat nirxandine. Li kcleka aliye we ye çandi, di nav şer de ji. bi arınanca ku zirare bidin dijrnin erişen intixari çebfıne. ji bo teslimi dijmin nebin "ka mikaze" ki ri ne ü jiyanen xwe bi dawi kirine. Xwekuştin bi hebüna xwe ya tevlihev fı bi raz di nav dinyaya felsefeyede dubendi çekiriye ı1 weki fe nomeneke mora xwe li jiyana edebiyatvanan xistiye ku ji bo dinyaye bi gotinen heri xweş vebejin desten xwe xistibun x.izmeta we. Platon Aristotales Epikur u Kant li hemher xwekuştine derketine le Stoavan, Montaigne il Hume xwekuştin parastine. Albert Camus. bi gotina xwe ya,. pirsgireka fe lsefeyil ya tekane. xwekuştin e" giring.iya we daye her çavan ü bi gotina xwe ya "jiyan layiq e mirov biji an na"ye ev mijar nirxandiye. Xeyalen niviskar Stefan Zweig, piştt şere cihane ye duyemin şikestin fı dinyaya ku xeyal dikir hidest nexist. dinyaya ku Hitler afirand red kir u tevli evindara xwe. xwe kuşti n. Wirginia Wolf a feminist, dayaxi dengen ku dibihist nedikir Cı di nameya paşin 60 TİfOJ

63 ya ku ji evindare xwe re şandib!l de, gotibü; "Ez jiyana te ji veya zedetir nahelikinim fibi tene ez e çeyiyek:i bi te bikim." Gava bi keviren ku bi lingen we ve giredayi xwe berda nav ava çem wisa diqeriya: Ez e xwe her bi te ve bavejim/ be tekçfin/ ü be stfixwari/ ey mirin." Mayakovskiye ku hcvale xwe ye xwekuşt rexne dikir. penc sal şunde beri ku xwe bikuje hesten xwe bi vi awayi eşkere dikir: sandala eşqel ma dikare li hemher h erikana çem bisekine/ Aha di dawiye de di her xwe neda ıi parçe bu." Paşe her bi Yesenin-e ku digot "Lili ji min hez bike'' ıi bi xwina ku ji zenden wi diheriki je re helbesta "Bi xatire te dos te min" nivisandibii ve bi re ketihu. Di herhemen Shaekspeare u Dostoyevski de gelek karakteren wanbixwekuştine jiyana xwe bi dawi kirine ku ew xwendevanen xwe di aven heri kıir yen jiyane de digerinin. Ev ji eşkere dike kuraza tesira xwekuştine li ser hunermenda çiqas zede ye. Xwekuştin. gorayi komelayen seretayidi kornaleyen modern de zedetir ten ditine. Li diı yen ku diçin baranen huzne dibarin ü birinen kur yen ku xwin je diherike vedikin. Di komaleyen ku nirx winda bune u bu ne wek:i meta, tekiliyen suni yen ku di nav insanande çebıine u koroaleyen ku bi encama takekesiye di nav tenebune de digevizin de ev mijar, bfıye pirsgirekeke tenduristi ya gelemper1. İ nsaneo ku di bin tesira nuquçken erişkar ıi xerabkar de d iminin ku mirin wan xwedi dike, ji bo zedetir bibin xwedihez u desthilatdariye texin desten xwe, dixwazin hevcinsen xwe bilcin kole tl sisterneo ku ked ii evine, wekhevi ıi azadiye tune dikin diafirinin. lcar van sisternan herhan derdixlnin ı1 dibin sebeben işkence. koçberi, feqiri ıi birçihcme. İ nsan bi wi awayi dibe piyoneke mirine u ve misyone digire ser milen xwe. İnsan bi sistema ku ava kiriye mezina psikolojik bejandiye iı zemineke wisa hazir kiriye ku pekeren derdori yen ku mirov dikare peşi le bigire u xwin didin xwekuştine zede dikin. H eta ku em serhane dinyaya ku em te de d ijin qul bikin u dojehe binin ser ruye erde, heta ku em di qermiçoken mejiyen xwe de agiran gurr bikin, pişta xwe bidin jiyan ü aştiye Cı li cem mirine ciye xwe bigirin, em e dinyayeke ku tije qurban en ku ev1ndaren eeladen xwe ne u li her deriye xwekuştine rawestiyane biafirinin u li ser ve reye himeşi n. Bi heviya xewna dinyayeke ku bi serketina j iyane hatiye xemilandin... ~ Ev gotar ji Kovara Populer Psikyatri. ya hejmara Tirmeh-Gelaweja 2008'an hatiye girtin.

64 (.'uma Hoymıkara (Köy kahvesinde geçer. Köyl.üler oturmakta, kimileri oyun oynamakta. kahveci çay dağıtmaktadır. Kahvenin en alımlı yerinde Muhtaro otıınnakta. bazı masalarda tartışmalar yükselmektedir. Muhtaro 'nun oturduğu yerin tam karşısında farklı alı.m hlıga sahip biryerde muhal.ifhılafo oturmaktadır. Tartış maların artmasıyia. Hılafo nun keyfi de artmaktadır.) Mıho- Madem öyleydi. niye Muhtaro halletmedi? Heno-Bir söz var. kelin ilacı olsa başına sürer... Abmo - Muhtaro da biliyor dünyayı ama bakmayın... Mı.ho- Neyine bakmayın. Ahmo - Selam kuvvete bağlı... Mıho - Neyin selamı... Seçimlerde muhtar seçilmek için verdiği sözlerin haddi hesabı yoktu. Her şeyi söylüyordu. Tahir ağa da haber gönderiyordu, damadımı.zı seçin. O iyi adamdır diyordu. Şimdi ne yapı yor? Kahveye gelip domino oynuyor... Heno - Taşı gelmediği zaman da oyunu yasaklıyor. Mıho - İş yok güç yok. N e yapacağımızı şaşırdık. Meralarda davar otlatmak yasaklanmış. Yapacak bir şeyimiz yok. Mallar Tahir ağamn. Toprak da kurak. Malları atlatmaya gi.ttin mi komutan izin vermiyor. Gitmezsen Tahir ağa kızıyor... Ne yapacağımızı şaşırdık... Hılafo- (Etrafı süzüp Muhtaro'yu imleyerek.) O mühür bende olacaktı ki görecektiniz. Gidip komutanla konuşurdum. Efendim, diyecektim ki meralaryasaklanmış... Biz ne yapalım? Muhtaro -Onu Tahir ağa da söylüyor, ben de söylüyorum. Daha dün komutanla beraberdim... Nuro - (Köyün imamıdır. Muhtaro'nun masasında çay içmektedir. Yüksek sesle.) Uyma Hılafo'ya, şey. Yani şeytana... Ahmo -Aslında sizin söyledikleriniz de yalan değil ya... Heno - Ulan.Ahmo bizim söylediğimiz de ne? Herkes öyle söylüyor. Bırak herkesi de, doğru değil mi? Mıho - Şimdiye kadar ne yapıldı, bir okul dediler, daha bir şey yok. Ah.ıno - Hani sağlık ocagı, söz vermişti köye doktor gelecek diye. Mıho - Hani yol. havalar biraz bozdu mu şehirl e bağlantımız kesiliyor. Ahmo- Hani elektrik? Mıho - Bırak onlan da karnımız aç, ne yapacağız? Davarlar Tahir ağanın, niye bize sahip çıkmıyor? Abm o - Karşı köy bizim köylin yarısı kadar değil, her şeyleri var. Mıho - tş desen işleri var. Bu iş böyle gitmez. Bjzim köye iyi bir muhtar lazım. (Muhtaro'nun oğlu kahveye girer, elindeki levhayı Muhtaro'nun oturduğu masanın önüne asar. Astığı lcvhada şunlar yazılıdır.' Muhtaro"yla görüşmekhafta sonları saat 13:00 ile 15:00 arasında yapılır.' Altında da köy ihtiyar heyeti yazılı d ır. Köylüler levhaya boş boş bakmaktadırlar.) Sılo - Nasıl? Babahoş oldu değil mi? Muhtaro - İyidir iyidir. Sılo-Şimdi ne olacak baba? Muhtaro- Geç orda dur. Gelen önce seninle konuşacak. Sonra benimle. Sılo - Yani oda cı. Muhtaro - Ne odacısı ulan stpa. Bu işlere bakanın adı özel müdürdür. Odacı çaycıdır. Bana bir çay söyle. Sılo - Babama bir çay. Muhtaro - Bana baba deme. Sı lo - Ama sen benim babamsın. Muhtaro - Babarum ama şimdi mesaideyiz. Mesaideyken baba dersen rüşvete girer. Aniadın mı? Bana muhtar bey" diyeceksin. Sılo - Muhtar beye bir çay. Çaycı - Hemen... Mıho - Şehirde gördüğünü burada yapıyor. Heno - Aslında hak ediyor... Gerek kimse Mubtaro'yla konuşmaya.( Muhtaro'nun masasında oturanlar kalkar. Yalmzca Nuro kalır.) Sılo - Muhtar bey bir emriniz var mıdır? Muhtaro - Hayır teşekkür ederim. Sı lo - Niye kimse seninle konuşmuyor? Muhtaro - Ben nerden bileyim ulan sıpa? Sılo - Sen bilmezsen ben nerden bileyim? Muhtaro- (Sıkkın) Sana soran oldu mu? Sılo - Baba insan müdürüne sıpa söylemez. Muhtaro - İnsan da amirine baba söylemez. (Ale kahveye girer selamlaşular.) Ale - Bana bir çay...(muht.aro"nun levhasım görür, heceleyerek okumaya başlar.) M u h-ta-roy-la gö - rüş rnek haf-ta son - la - rı saat 13 ile 15 ara-sm-da ya - pı lır. Köy ih-ti-yar he-ye- ti. (yüksek sesle) Bizim Muhtaro devlet kapılarında çok beklemiş ondandır. Yahu sahi duydunuz mu? Akşam bizim merada çatışma varmış, neyin nesidir. Haberiniz oldu mu? Çaycı-Geldi çaycılar. Muhtaro -Yalandır... Olsa haberimiz olurdu. Ale - Öyle ya, Tahir ağanın mallarının olduğu yerde komutanın ne işi var. Zaten o komutandır. Muhtaro - (N uro 'ya) Bir pişti yapalım mı? Nuro - Muhtaro kusura bakma, oyun oynamanın dinimizde yeri yoktur. Haramdır. Oyun oynayacağımı za peygamber efendimizin hayatını konuşalım... Mubtaro - (S ı kk:ın) Hiç kimsenin bir derdi yok mudurmüdür? Sılo - Yoktur muhtar bey. 62 TİfOJ

65 Ale -( H ılafo "ya) Oglu ne iş yapıyor? H ıla fo- ~erden bileyimale. Bildiğim tek bir şey var. köy böyle yönetil m ez. Ale (Sertçe) Ula Sı lo orda öyle ne iş yapıyorsu n? Sıl o- (Yumuşak) Babamın dedigi.ne göre ben... (Muhtaro Sı l o 'ya sert lıa.k.maktad.ır.) Ale- He sen... Sıl o Ben özel müdürüm... Ale Neyin özel mtidürüsün? Sılo - Babamın ö1.el müdürü yü m... Ale - (Matrakça) Allah sonumuzu hayır ede... öyle değil mi Nuro da)l? ~uro- öyle ö)le... \.fuhtaro- (Kahvcde oyun oynanan masaları gezerek. oyunculan izler. Muhtaro'nun kahvenin hava sına kaı şı kendini tutamaz bir hali vardır. Keredcyse bir iki yerde "şöyle oına.. ''böyle oyna diyecektir. Ama oyunlarına müdahale etmez. kendini tutar.) lleno- Muhtaro hala senin mesain binnedi mı'? Muhtaro - (Tekrar yerine oturur.) Ulan kimse sornıadı mı beni? (Sı l o hiç oralı olmaz.) Sana söylüyorum. Sıl o - Baba bana müdür diyeceksin. Muhlaro (Sert) Ulan sıpa. kimse beni sordu mu sorınadı mı? Sılo Yok baba. seni sormuyorlar. Muhtaro - Hallah hallah... Niye sormuyorlar? Sıl o - Muhak kal... işleri yoktur baba. (Hen o 'nun oturdugu masadaki larıışma yükselir.) H en o - Böyle olmaz ki arkadaş... \.f ıho - Ancak şehirde gör dükl e rıni gelip yaps ın. Haydi, ona da cyvallah. ama i şin<- geleni ya pıyor. Madem öyle bize iş bulsun. Ale Bu adam bir şey becereme1 Hıl afo- Benden kahveye çay. Muhtaro - Yınetaraf topluyor it oglu it. Sılo - Baba kürsüye çıkıp konuma yapsan. belki seni dinlerler. Muhıaro - Öyle olmaz ulan. Cecodayi- (Muh t aro'nunmasasınagele rek.) Muhtaro yeğe n. ben köy ihtiyar heyetine mensup biri olarak, ben demek isti)orum ki; sen böyle yapmakla herkesin g ıcı gını Lopluyorsun. Tahir aganın bir de babanın buyük hatırı var. Yegenböyle olma1. bilmiyonım ki ne yapalım? Muhtaro - Bu köyde her şey kanunlar çerçevesinde yapılı r. Öyle her canı sıkılan gelip ben! e konuşamaz. Cecodayi Böyle yaparsan bir daha seçilemeı.sin. Muhlaro Neyapmışım...!lı neyapmışım? Cccodayi - Sözümü kesme de dinle. Bak Hılafo 'nun yanındakilere bir de senin ya nındak ilere. hı kim var.. senin yanında. Hi ç kimse. Bana kalırsa çık bir konuşma yap. Muhtaro- Seçim değil, bir şey değil. ne konuşaca gım? Cecodayi- Bir konuş, milletin gönlünü al. Hala anlamıyorsun. Baban olacaktı ki... O böyle yapmazdı. Neler yapardı neler. Dünya senin bildiğin gibi degil. Hılafo'ya bak nasıl milletin gönlünü alıyor. Çık bir konuşma yap. Anlat her şeyi, mil!etin gözüne girmeye çalış. Muhtaro- ( Canlan ıp kürsüye çıkar.) Sevgili... Ale (Matra.kça) Eee. Muhtaro- Sevgili... (Ceeodayi'ya) Bu sıpa bıral'jllıyor konuşayım... Cecodayi- Sen ona bakma, muhaliftir o. Sen devam et. M uhtaro- Sevgili muhtarolular. Kıymetli vatandaşla rım. Degerliköylülerim. Muhteremk:ardeşlerim. Aslında bu levhayı... (Rtıtbeli önde. arkasında rütbesiz, en arkalarında yi ne rütbesiz. Aı alarında ise Usuf vardır. Usufun eli arkadan bağlı ve boynunda ip vardır. Belli ki iyice hırpalanmıştır. Rütbeli'nin girmesiyle Muhtaro'nun sözü aglında yarım kalır, dona kalıp herkes gördtıklerine bakmaktadır. rütbeli Mubtaro 'yu alkışlar.) Rütbeli - Seçim degil, bayram değil. seyran değil... Hayrola ulusa sesieniş programı mı? Muhtaro- Doğrudur... Hayrola bir şey mi yapt ı komutan bey? Rütbeli - Operasyonda yakaladık. Cecodayi- Malları otlatma sırası Usufundu. Muhtaro - HaUa hala... RütbeH - Tahkikalı sürene kadar bizimle olacak. Muhtaro sen de bizimle geleceksin. Muhtaro - Hay hay. Rütbeli - İnşallah dedikleri gibidir. (Çıkarlar.) Ale - Biz dedik ama meralardan silah sesleri geldigini. kimse inanmadı. Usufun da üzerinden sanki kamyon geçmiş. Mıho - Pe rişan olmuş... Hılafo - O mühür bende ola caktı ki. ben Usufu karakola göndermeden alırdım, hem de burada... Sıl o Babam da alacak. Hılafo - Nerde kanunla ı çerçevesinde görev yapmak? l. Köylü- (Girer.) Ula n Sılo baban nerde? Sılo - Babam kumandan beyle karakola gitti... l. Köylü - Geldiğinde söyle, Tahir ağa gelecek. Sılo - Olur söylerim. Cecodayi- En kısa zamanda ihtiyar heyeti toplanacak. Hem de bu akşam... Toplanıp konuşulacak... N uro - öyle öyle... Allah dinden imandan ayırma - sın... O rrroı 63

66 Tu dixwazi bibeji çi? Ma qeyyeli tenişta te neheq e ku te dide her şimaqan? Li dinyaye cw qas tişt hene be tu diheri çi ji Xwede dixwazi! Qene ji Xwede sa:ıô u silametiye bixwaze, qencı u xweşiye boovaze. din u iman e bixwaze, ji bo biraye xwe yemumin axiretek ku cl cinet be hixwaze, ji bo ve dinyaye (ı we dinyaye ji xwe ü aleme re xer ü h erekete boovaze. Be tu çi dixwazi! Tu ji nabi ha! Tu li mala Xwede bere xwe didi qibleye. sere xwe didi ser şijd e a turadibiji Xwede dixwa;ı;i ku te ji dek i.ı dolaben ji nan hiparezel Bawer h ike tu ayil i. Dibe ku wi zilame şimaq dawşand belika guhe te ji neheq be. Belki li te nexistiba i.ı xweşik1 ji te pirsiba be ka çima tu li mala Xwedc diayek wilo d iki ewe çetir ha. De qey wi ji hew xwe girtiye. Heger ki be. li ser limcje ye tenişta wi bi bej e. ''Ya rebi tu min ji dek i.ı dolaben jinan bipare1i!" Ewe ji we kclike hers bibe. Weki min tişteki mina ve serpehatiya te li dereke guhdar kiı ibe yan ji ditibe bi min xerib naye. Le niza. Li dinyaye pir tişten ku dişibin hev hene ü diqewi min. Dibe ku ez şaş him. Tu ji xutbe derdikevi u tu te male. Rilye te jahr je dibare. Uf ufa te ye. }ina te li sebebavi hale te dipirse.tu diheji, "qet" ü tu }..'We di di her paceye. Di paceyc re tu li derve temaşe diki. Jina te jinek jehati i.ı biaqil xuyaye, pişti kelikeke dikeve bin te ü sedema ve behntengiya te ji te derdixe. Di.ı re dibeje. "Heger ku tu destura min bid1 eze heyfa te ji wi zilamı hilinim!? Tu dibcji, "Keçe ka hisekin le. Ez bi ve zilamtiya xwe nikarim bi wi tuye bi ve jinitiya xwe karibi çi biki je?" ]ina te ru diaveje ser te il di dawiye de te qanih dike. Bi şertc ku tuye bi ya web iki hi.ın li hev di kin ku ew heyfa te ji wi zilami hiline. Ka cm bineri n. minji meraq kir be ewe çawa heyfa te je hiline. Navc merik ji te dipirse. Cihe wi dipirse. Dibe si- AVDONK RoNY WAR be xwe çedike. Ango xwe bi hemra ü podra xweşik dike u dikeve re te dikana wi kese ku tu dabi.ı her şirnaqan. Dikana merik li sere bajer ye din e. Dikana manifatfıra ye. Dikan pir mezin e ü tiji mal e. Jina te dihere vi sere dikane u vedigere te vi seriye we. Dike ku bala merik bikşine ser xwe. M erik te hinda we bi sewt fı tevgera kese tolaz dibeje, "Kerem b ike xatünxan. Tu parçeyeki çawa doo1 azi?" ]ina te çend parçeyan je re dibeje. Merik wan ji refan datıne. Ew naecibine. Di ve navhere de bi awir, deng ü tevgeren xwe merik dixe bin bandora xwe. M erik çend pirsan je d ike. E w ji bersiva wan dide. Du re pirs te ser mere we ango te. Jina te dibeje, "Mere min serx~veşek e. Carinan ji ma.l dihere bi ro jan ez çav li rüye wi nakevim. Ez je of büme. Xwede camerek1 weki te nekir mere min!'' Merik bi van peyve jina te behtir dikeve nav heyecana ji şe hwete te. Pişti sohbeta kelikeke ku hev du diteqilinin jina te wi ji bo şive daweti male dike. Ew j'i ji.xwe bawer qebül dike. Çawa be tu se rxweş il ne li mal i! Çend parçeyen biha dide jina te O pera je nastine. Pişt1 ku edrese ji jina te digire fı we bi r e dike nema erd wi digre. Jina te te male ji te re qala xwe u wi dike. Dü re ji te re qala plana xwe dike. H ün li h ev dikin fı hün plana xwe tekil ı dilin. wi peşwazi dike. Merik dooi aze destdirejiye bike. Ji Ka he la em binerin be dil re hfın çi di kin ji wi zilami. Ev wek çirçirokeke ku min guhdar kir.ibil dihere. Lu tu dibejı na ev serpehaliya min e. Dibe evar merike min ü te bira ji çirke çirke ji qondera xwe tine ü te li deri dixe. Raya wi ji baye feleke tune ye. ]ina te deri le vedike O. bi awayeki jinane 64 TİrOJ

67 na te nahele ü dibeje.? Ka he la were em şi va xwe bixwin wexte me pir e.? Mer.ik nahewe. Jina te dibeje. "Ka he la wan kincan ji xwe b ike fı li hember min rün i da ku ez hebekı: li te binerim. Merik tavile bed le ınve ji xwe dike fı diaveje wc orte. Pişti biskeke şütt tahô ye. Jina te işarete dicle te. W eki wan serınveşen beha we u ji adeteder ku bahre bahr ji xwe tinin dibe hum1na te u tu li deri dixi. j ina te dibeje. ''Bi Xwede ev denge mere min e. X wed e ji me stend. Heger ku me wilo bib'ine ewe me bi kera ınve hür hüri b ike!., Merik dikeve tev. }ina te ji wi dix"waze ku X'\ve di sindoqa keleke de veşere. Zilam dikeve hundire sin doqe. jina te deve we le digre (l bi bazdan te deri li te vedike. Tu bi jina xwe re dixeyid1. Tu te bi kera deste ınve derpike me ri k ye bini radiki hewa fı tu dipirsi: be ev çi ye. ]ina te dibeje. "Min cv ji te retevli ve qondere ü vi bed lt kiribun le ji bergi tu nedihat mal e min ji sebra xwe bi wan dianw Tu te linge xwe li we sindoqa ku merik tede ye di xi fı tu dibeji,.. Te ji k."u re zanibo ez birçi me" u hfın li do ra süre rüdinin. Jina te d i bej e. "E w qas min ji te re got ve sindoqe nede çekiri n we bi kerimeneye te bi a ınve kir." Tu xwe hers diki fı tu diheji. "Bi se telaqe befitü eze rabimagir berdime!" }ina te li her te digere ii te qanib d ike ku tu tene biaveji dcıve. Zilam di sindoqe de li we guhdar dike. Tu sindoqa ku deve we kilitici ri ye derdix1 derve. H eta sibe hun merik di sindoqa derve de dihelin! Bi sibe re hün plana ınvc diajon. Li gori plana jinike. ji bo ku tu herl birnaleki bini tu si be zo radibi ser ınve. Wexta ku tu haziriya xwe ü çfıne diki tu dibeji... Ji bo ku ji min re rabele ve sindoqe O bine mazate, eze herim him al eki bini m. A baş e w e ku ez ve sindoqe bibim mazate bifroşi m ü ınve j i pitpita te safi bikim!? Jina te ji bi re re derdikeve derve. Hctaku tu venageri mal e ew ji naye hewşe. Himale ku te aniye, li her dikana merike di sin doqe de ye diminc fı pirani li her deste merik dixebite. Bi zanetı: tc çüye ye ku wi nas d ike an iye. Disa li go ri temiya jina xwe ji bo ku merik u himal karibin bi reheti hi hev re bipeyivin, tu bi re de deh gaveki didi peşiya himel ü tu dimeşi. Merikbanglihimal dike.himal şaş dibe. Le ewtavile xwe pe dide naskirin ü dibeje. "ZOka tu ve sindoqe bikir. Bila min nebe mazate ii rezil neke. Wı: got çi. tu bibej gihaşt min. ez dikiri m. H imal hang li te dike u dibeje. ''Tu ve sindoqe nafroşi min?'' Tu dibeji. ''Ma ka birnaleki weki te dikare ve sindoqe bikire." Himal dibeje,?buhaya we bibej." Tu bulıayeki pir ji bo we dixwazi, ew qebfı l d ike. Himalli go ri temiya merik ji te re di:beje. "Tu li vir bisekine eze a niba bem. Te dikana merik ji ıaroke wi re dibeje have we şandiye ew qas pere. Radihele pereyan line dide te O tu vedigeri. Himal j1 sindoqa ku merik tedeye hildigire, ttne dadixe bodrüme, dihere jc re kincan tine ıi te. Pişt1 ku mcrik bi xelase dikeve d isa te li mizgefte li rex te limcj dike O icar ew diaya ku te kiribıi dike! Ka çi ma tu ve serpehatiya ~:we ya ku dişibe çirçirokan tin.i b er çaven min nizanim! Tevli ku ez mexseda te fem nakimjt icar niza çima ez dinivis im! ~ Tiroı 65

68 Habis vadinin son cerahati MURO! Eh. bunu da yapacaklarmış sonunda. Popüler kültür alemimizde var oluşlarından itibaren hep "en uç nokta" da olmayı beceren Kurtlar Vadi si ekibinin yeni stan bir "eli kanlı bölücü örgüt mensubu~ oldu. Kurtlar V ad isi -Irak filmiyle televizyondaki reyting hasılatının sinema gişelerinde pekiştirilmesi ve "tüm zamanların en çok izlenen ikinci yerli filmi" unvanına ulaşılması ise (ilk Recep İvedik filmi gelene kadar birinciydi) bugün anlaşılıyor ki aslında zirve noktasıynıış! O günden sonra önlerinde yapacaklan iki şeyvardı Vadi'den geçinenlerin. Yayürüdükleri kulvarda daha cüretkir olacaklardı ya da giderek televizyondaki "dizilerden biri" olarak ömürlerini dolduracaklardı. "Kurtlar Vadisi-Terör"le birinci yola girdiler, "faili meçhul" cinayetierin kurbanları nı bir kez daha kurban ederek yeni "izlenme şampi yonluklan na~ soyundular. Fakat kabımı ne kadar büyük olursa olsun belli bir yere kadar pisleyebili yorsunuz! O kadar zırvaladılar ve rahatsız edici oldular ki, yayınlandıkları kanal bile arkalannda durama- BARış Avş.u dı. ~ Kamuya saygı~ falan filan bir şeyler gevelendi ve... ortalıktan kayboldular mı? Hayır! Bu kez de ikinci yola girdiler. Pana Film derler adına, koca bir şirket olmuşsun. onca para kazanmışsın. çarkı çevirroeye devam etmek için her yolu deneyeceksin! İkinci yola girildi böylece. Ama işte o yol. diziyi sıradanlaştırdı. Polat Alemdar'ın boş bakışlan gereğinden de fazla iş yapmış olarak miadını doldurmaya doğru gidiyordu. Baştan beri tek ölçüm aracı olan reytingler de artık bunu gösteriyordu. Ve en önemlisi sahneye Polat kadar kıytırık, ancak gerçek~ katiller çıkmıştı. Hrant Dink'in katili. dizinin yarattıgı "kravatsız takım elbise" üniformasım giyse belki Polat'a bir son nefes verirdi. Gel gör ki. "mevsim gereği~ berelere, montlara bürunmuştü! O berenin bile moda olduğu günler yaşadık ama Vadi'ye bayrı olmadı. Sonunda tam "Kurtlar" topu dikecel,ken umulmadık bir yerden, dizinin başından beri uygulanan "geçici kötü adamlar"ın birinden atıldı can simidi: Terörist kahraman M uro! 66 rtroj

69 Kurtlar arasındaki Kürt Bütün Kurtlar Va d ısı ldllliyaıında ''Kurt") a hepten kötü. hatta kötüniuı de kötüsü ya da "iyi"lere muhtaçonlan n safında ancak kıt akıllı. iradesiz \C "komedi~ unsunı olarak var olmuştu. Bu böyle oldugu halde Va di'yi yaratanlar her röportajlannda. "duşmanlık yaratmadıklannı. sadece ülkemiz ün rinde dönen dulapları sergilediklerinı'' söylediler. "Sizce Kürt, ya düşmandır ve yok edilmelidir ya da verilen emirlerı yerine getirmelidir'' diyı-cek halleri yoknı tabii~ Başta. "kötünürı kolüsu" olarak diziye giı en M uro da bu anlayışla yaratılmıı;;tı. ''Terör örgütil n tın m et ropol sorumlusıı" olarak Uç-beş-on bölüm vaıaııa millete-polat'a kötüliıkler edecek. sonunda da gebertilip gidecekti. Fakat dedik ~ a. şans Vadi'nin )iı ziıne ummadığı yerden gü ldu. Asimda tele' iı)onun en çok raghet gören sihirli fonnüllerinden bıri olan Türkçcyi şivcli ve bozarak konuşan. yöresel farkların getirdiği abartılı tepkilerle şekillenen hoyrat.kahra man bir kez daha iş) apıyordu sadece. Ancak öldürülnıek üzere yaratılmış kötu. en çok ilgi çeken ka rakler olmuşnı. iyi mi! Kucaklarında Lir "tcrstcn kahraman"la kalakal rnu;;lardı... Muro'nun mutaııyonu Adam.. terör orghtü adına" kafalara ''sıkıyor sıktın) ordu" ama," ekranları baı;;ındaki milyonlar'' kahkahalarla gülı.ıyordu! Tıpkı Recep İvedik'e. Mükre min Çıtu'a. Burhan Altıntop a guldüklcri gibi! Bir "miz.ah kalitesi yanşma:.ı"na girmiyoruz burada, sadece bıı tele\ izyon piya,.,asında en çok gt.ıldürenle en çok aglatan en çok parayı kazamyorsa bu M uro da!.{ayet i)i güldurtıyordu işte! Ayrıca Kurtlar Vadisi'nin bir ''macera" dizisı olarak kalitesi neydi ki, "komedi''ye dönuştuğüııde ne olsun! Biri kudretli. digcri kafası az çalışan Polat Mernati, Polat -Ahdüllıey ikililerinin yerini ikisi de kıt akıllı. üstelik ''Kürt ve devrimci" oldukları için iki kat ~koınik" Muro-Çeto ı ip leri aldı~ Burada duralııu: Kürt ve denirnci olmak komik olmak demek midir? Kurt "rnaganda"ya. devrimc"i ''beeeriksiz terörist ve uyuştıınıcu taciri"ne eşitlenirse... Oldu i:;;te! Miz;ıhtaki abartı. gerçekte belü Lelin;iz olanın altını kalın çizgilerle işaı ctlemektir. Bunlar yalanlar uydunıp onun alıını çiziyorlar. Recep İvedik'le yaratılan "~ehir ayısı", ~i uro'ylayeni bir kimlik ediniyor. Sadece M uro kızdıgında. -Agresil'im. asabi yi m, Kkşi Sözlukyazarıyıın demiyor da. ~ Kosmos se ni kalıretsiıı" diyor. AlhJısız ya. komunist Kürt~ Muro. alanında ilk olsa belkı bunca tutulmavacaktı. Ancak onu izlerken l..<ılagınızda hep Vizontele'deki. "~aber lan devrimciler" seslenişi yankılanıyor. M uro. Vizontcle'ninyakın zamanda "devrim" ve "devrimci'' kelimeleriyle yarattıgı ''komik devrimci terminolojisı" ıl/.erinden yürüyor. Oradan artarı parsayı topluyor. Yılmaz Erdoğan hep sanki o -giılünen" Kürt" ten. devrımciden yanaynıış gibı sundu kendini: bıııılarsa karşı da olduklannı hiç gızlemed i ler. gi7. lemi)orlar. Sonuçlara bakılınca bu da bir "fark" olmaktan çıkıyor. "Duyarlı" izleyici üz.ülmesin! TeJeviZ)Ull yat.arlarıııdan ögreniyonız ki. Muro'nun aslının ne oldugunu unulinayıp. a_yarvericilrrin ağababaları" olan Vadı'cilere ayar vcrculcr" de çıkmış. Henuz Muro filmi vizyona gırmeden önce Kurtlar Vadbi'nın en damardan izle);cijeri mesajlar pğ'dırınışlar. "Teröristi sevdiriyorsunuz mıllf"te. öldurtın artık şu Muro')u!" diye... Şa~kııılar! Vadi'de kilerın işinin kendileri gibileri bir şekilde gadayıp para kaldırmak oldugunu goremeyen.. izleyicilcr"'! Alt ıu yumtırtlayan tavuk kesilir mi? işte bu!'ilm aynı zamanda tı luro'nun geçmişinden sıyrılıp l-'llrtulması nı da sa gl ıyor. Onun doğru yolu" bulma hikayesi... Diziye döndiırdııgıın zaman da itirafçı. işbirlikçi falan )Uparsın, çekersin Polat'ın yanına, millet sıkılana kadar sıkarsın suyunu! Kurtlar Vadisi :;;ovenizmini. faşizmin i. geririligini. yıkıcılıgıııı yok'tan \ ar etmedi elbette. Bunların hı>psıni açıktan -.;e çogu kez "resmen" besleyip büyutt'n mekanizmalar hep 'ardı. Vadi'nin farkı sokakta. okulda. işyerinde körüklenen bu ateşi. televizyon gi bi belli sınırların az buçıık gözetildigi, en azından öyle olması gerektigi düşunülen bir alana taşunak oldu. Bir tllkede yıllardır kan aloyorsa ve birileri o kan dan bcsleııiyorsa. bu sadece ''savaş bölgesini" ilgi lendiren bir ;ılışvcriş olmaktan çıkıyor bir süre sonra. Bütün ülkeye ) ansıjor, normalde topluımı yarala yacak ve ayıplanacak hikayeler çok izlenir hale getiriliyor. Halk Ja kendisini bu verili duruma göre konuınlandırıyor. ''Başına bir iş açmamak için dikkat edilmesi gerekenler~ Jisreleri )'erleşiyor akıllara. Popüler l..-illtür o listeler. <;ekinceler, korkular üıerinden kunıyor kendini yeniden ve yeniden. Bu yöntemlt> Muro'dan daha pespayeti ini de <jıkaralilir bir gün birileri. belki yine Pana film. Ancak her şeyin ilki unutulmazdır. Rezilliktc bu dereceye 1 ıılaşanın TiroJ 67

70 NUSAYBiN'İN GÜLLERİ, SINIRIN SORGÜLLER.i -2 MOGE TuzcuoCLu Nusaybin, Ağustos sıcagın ~ da çekilmez oluyor. Cuneş, sanki bütün ışınlarıyla bedeninizi sanyor. sizi boguyorken. bu yakıcı sıcak, elimize turuş turulan Arapça kimlikleriyle bizi bekleyen kadınlarla buluştuğumuz geniş serin salonda diniyordu ancak. Burada da başka bir sıcaklık; bazen kadı nınsizden ümit bekleyen sıca cık gulüşü, bazen de çaresiıliğin sıklotısıyla giriverdiğiniz terleyişler bekliyordu bizi... Bu görüşmeye, olayın hala sıcaklıgı yüzünden. bölgede etkin bir siyasi partinin yöneticilerini de alarak, toplam üç erkek arkadaş ile beraber gittik. İki katlı evin üst katına dogru çıkarken. o merdivenlerden aşagı nasıl inecegimi hayatta düşünemezdim... Gözlerine bakabilseyd i m 25 yaşındaki Sorgül de bizi. geniş salonun pencere kenarına yerleştiediği beşigin içindeki bebeğiyle karşı!adı. Çok şey anlattı. Keşke. kelimeleri yazmaya ugraşmadan, gözleriyle bana anlattıklarını dinleseydim. Üzerime dikili gözlerinden. "Senin buradan gidebilme şansın var" hissini okuyabilseydim. Sorgtıl. Suriye'de yoksul bir çiftçi ailesinin kızı. Payına düşen de tenini esme re çeviren cehennem sı cagında sabah ezanından akşama kadar tarlada çalış mak. Çalıştıkları tarla. yalnızca 7arlt askerterine emanet sınırın" başında. Köylü kızlar la beraber tek e gl eneeleri ise nöbet tutan askerler ile konuşmak. Ancak aradaki sorun sınırdan öte; dil. Suriyeli genç kızlarla konuşabilen sadece bölgenin çocukları. yani Künçe bilen askerler. Sorgül de bir gençle sohbet ediyor. ona su ve domates ikram ediyor, gulücükler içinde. Genç. asker- o liğinin bitmesine yakın. Sorgul'e, "Seni istesem. benimle evlemr misin?" diye soruyor. Sorgül'ün o anki tek merakı, Türkiye. Agabeyinin bu topraklarda can verdiği ve abiasının da hala mücadeleyi sürdürdugunü düşündükçe. Türkiye'yi, burada yaşananları merak ediyor. Kendilerinin de bu mücadelenin içinde olduklannı söyleyen genç. Sorgül'ün ailesini bu yolla ikna ediyor. "Ailem gurbete gondermek istemedi ama ben istedim. Ailelerinin durumu olmadr.ğı için gelip isteyemediler. Emanet olarak verildim. Babam eşya. altın ıakı, kolye. bilezik, elbise. çay ve şeker yanıma verip yolladı. Sınır kapı.smın karşısında o. ailesiyle birlikte bekliyordu. Sonro İ sıanbul'a gittik. Suriye'den geldiğimiz için şivelerimiz ıuımuyordu. Bana gatayortardı, dalga geçiyor. beğenmiyorlardı. 'deli 68 rtroı

71 diyorlardı. 'Banayardımcı olun ögreneyim. ortama u yayım dedim. 'Ba.şında mı bekleyeceğiz her gün dediler. Sonra kocama baskı yapmaya başladılar. Eskiden birbinnıiri severdık ama sonra bana ılgisiı: davranmaya başladı. Kaxnanam re kocam beni dövmeye başladı. Oç aylık çocugum vardı. onu elimden alıp evden koııdular. Bir ax akrabalannın yanında kaldım. Her gan gelip küfrediyorlardı. Hep aglıyordum Sonra başk'a bir kadınla yaşamaya ba.şladı. Babası da kuma getirmiş zaten. Ai lımıle her giin telefonda konuşuxor ama utarıcımdan söjleyerniyordum. Pasaportumun süresi doluyordu. Kimse yardım etmiyordu... Çi ma'? Gazetecinin. büyük gazetelerden birinin üçüncü sayfasında yer verdiği haberden farklıydı her şey. Hikayenin ancak bu kadarını dinieye bildik onun ag'lın dan. Sorgül'ün "Kimse yardım etmiyordu" sözlerinin ard ında n salonun kapısı açıldı. İki genç ve arkaların da yaşlı bir adam içeri girdi. Bagırınaya başladılar. 72 yaşındaki d ed elerinin eşi. yani kendileriyle aynı ya~ taki analıklarının üç erkekle aynı odada olmasmaydı bozulmaları... (Suriye'den gelen gelinler için birtehlike de "adlarının çıkması,... Türkiye de hayat kadınj ıgı yapan çok sayıda Suriyeli kadından söz ediliyor. Dolayısıyla gelen gelinler çok sıkı tutuluyor.) Salonda birdenbire hava değişiyor. Sorgül başını önüne egiyor. Benimle beraber gelen arkadaşlar ayağa kalkıyor. Ve torunlar durmadan bagırıyor. Yaşlı adam, biıe hak verdiğini belirtiyor. ancak torunları na engel olamıyor. Bir araştırma için burada oldugu muı.u anlattıkça. torun "Çimcı?" diye soruyor. Bir saate yakın süren tartışma Kürtçe yapıldıgı için hiçbir şey anlanuyorum. Belki Türkçe yapılsaydı da, o an bir şey anlamayacaktım. Gözlerimi beşikteki bebege dikebiliyorum ancak. Benim tartışmaya girmem. olayın alevlcnmesine yol açacak... O bir saat nasıl geçti bilmiyorum. En sonunda torunlar biraz sakinleşip alt kata iniyorlar. Sorgül, o sırada kimseye göstermeden elimc bir gazete kagıdı tutuşturuyor. Neden? Çok korkmuştum. O an başka şeyler olabilirdi. Tartışmanın bitmesiyle düşünmeye başladım. Yavaş yavaş da anlamaya... Yanımdaki üç erkek arkadaşla evden çıktık. Merdivenlerden aşagı inerken. bağrışmalar tek rar duyuldu. İki torun, evin alt katındaki geniş salonda oturmuş, tartışmaya devam ediyorlardı. Bizi içeri çagırdılar. O anda l.ilçük torun ile göz göze geldik. Hala bagınyordu. Bir anlık tepkiyle ben de "Nedendiye bagırdım. Çok çaresizce bir tepkiydi. Zaten bu ''neden''in ardından. torunlar bana dönüp, "Sen anlamazsın.. babında n baktılar; ama bu. tartışmayı Türkçeye çcvirmeye de yetmişti. Küçük torun, alevler içinde "Bizden izinsiz onunla görüşemezsıniı. Ya kendimi öldüreceğim. ya onu öldüreceğim.. dedi. Şimdi tekrar düşündügümde: iki farklı dilde aynı soruyu sormuştuk. gözlerinden ateş püsktiren oğlanla. O," çi ma?" diycbilmişti. analıklarıyla görüşmemi ze, ben ise neden?" diye bagırabilmiştim, görüşme mizin ne mahsuru var anlamında... Elime bir gazere parçası tutuşturmuştu ya SorgüL Yaşadıkları. o gazetecinin ağzından devam ediyordu: SorgüL İstanbul'da boşandırılıyor. Aracılar, "Sen i Suriye)-e gljnderelim." diyorlar. ancak SorgüL "ailesinin adı kötüye çıkar" diye. dönmek istemiyor. Suriyeli gelinleri n çogu. Türkiye'deki evliligi bitince veya kötü giderse. geri dönmeyi göze alamıyor. "Boşanmış bir kadının. Sunrc'de )'Pri yok" diyorlar. O yüzden lllma gelerek yaşama devam ediyorlar! SorgüL Suriye'ye dönme teklifini reddedince, kocasım n Nusaybin 'deki 72 yaşındaki akrabasıyla evlenmek zorunda kalıyor. Yaşlı erkcgin ilk eşi. yatalak hasta. Bil görüşmedeyken. içerideki odadaymış. Bu görüşmenin ardından yine Nusaybin deki parka. değerlendirme yapmaya ve biraz sal..'inleşmeye gittik. YaşadıkJarımdan dolayı arkadaşı can l-ulağıyla dinleyemiyordum ama iyi kı şu lafları m hatırlıyorum: "Burada kadın savaşın kaynağıdır. Burada k adın barışın ka:;nağıdır..... Dilin anlatabildiği acılar... Sokaklarında çocukların top ko~turdugıı. kadınların halı s ilkelemek için pencerelerden birkaç saniye göründüğü. sakin ama anlatacak çok şeyi oldugu belli Nusaybin'de, tanıdık bir kuaförde soluklanıyoruz. Neden burada oldugumuzu anlattıgunız kuaför çalışanı, bir koşu salondan çıkarak, komşusu Suriyeli gelini çagırdı. Bir anda ],:uaför salonu bir gönişme odasına döndü. Bu sefer, bana bir şeyler anlatacak olan bir bebek beşiği veya kocası yanında yoktu ama benim anladıgım dilde. Türkçe konuşan gözleri parıl parıl bir gelin vardı. Bu SorgüL 32 yaşında. Yaklaşık 12 yıldır Nusaybin'de ve çalışmak zorunda kaldıgından Türkçe ögrenmiş... Neyi istediğimi bilmeden, neden acı çekti.rse onu anlattı. Yaşayıp da acı çektiklerini. yaşayaınayıp da acı çektiklerini... Nusaybin'de ya~ayan uzaktan akraba aile, Sor gül'ü istediginde. babası önce izin vermemiş. Çünkü TirOj 69

72 Sorgül'ün ablasını da l'iusaybin 'den evlendirmiş ve gurbcıc giden kınnı çok özlüyormıış. J\rınesi ise bu damat adayını kabul etnıi!;>. Akrabalar arasında farklı nedenlerden dolayı U),ışmazlık çıkınca. Sorgul,.. mecbıır kalıp. evlenmiı;;. Dummları pek de iyi olmayan 1\'usaybiııli ailenın erkek evladı. yurume engellı ancak Sorgül haberdar değil bundan. Kocasının bu halini ilk gördüğünde be söylenen tek şey: "istersen kal. isterı;en kalma!" Suriye 'de ın eslek olm! u okuyan ve rahatça iş bula bilen Sorgül, l'iusaybin 'de daha zor koşullara ayak uydurmak zorunda kalıyor. Zor olan kı:;mı çalışmak ama SorgüJ kadına bal.,ş konusunda Türl-iye'nin da ha ileride oldugunu söyluyor: "Burada serbestlik ı ar, kadın değeri var. hakkı. mr çalışmaya. hakkı mr konuş ma)'a. Burası daha ij1dir. Oru da öyle bir şey yok." Hani. "çeken belli" derler ya: 32 yaşındaki Sorgül'ün gözlerinden ve yorgun vlicudundan da bu çok rahat anlaşılıyor. Çökmüş :ı.vul'tları. zayıf mı göstersin. merdiven :;ilmekten kaslanrnış mı goıncrsin belli olmayan kolları. etegi her an düşcl'cknıiş gibi duran ince beli ve bacakları. Kim der ki bu kadın beş çocuk doğurmuş! "Orada da çok çektim, bıtrada da çoh çektim" diyor. Çektiği ise anncı:;i 'e kocasının ailesı. Kocasından hiçbir maddi destek almadan. cv kurdu gunu. bir odalık ev lerı ni yu vaya çe\irdigini anlatıyor. 'Keşke olseydim, buraya gelme.çeydım. Keşke areıda eı lensexdim Ilcrgun lıergiin birşc) gelseydi bana.. bumxa gelmeı;eydim. Nıçin bu huzursu:lu fıı çıkartrım./2 ı;ene burada aç kaldım. _ı-erde yattırn. sobasız kaldım. Ilk gel diğimde kocamın ailr.sındc J.:aldım. Merdll'en sildim. halı Jılıadırn. Kayınbabam '10 milyon kazanı,rorsıın. niye 5 milyonunu bana ı ermiyorsun? Serı bıt kadar para)1 na.~ıl l. azanıyorsun? Kendini ı-eriyorsım dedı. 15 gıın orada knldını. 16 'ncı gün böyle dedi. Surıra bır tek oda tuttu ko. Kıı k ardeşım J1!ıuk ~ emıiştı. onu sattı/,:. lfa lı. bardak. tabak aldını. Eı sahibi yardım eıtı.. dıyor. Sorgül anlatmaya devam ederken. vıicudunda. kazmarak yapıldıgı belli olan bir harf dikkatimi çekti. "Bu nedır?" diye sordugumda, yiız.üme öyle bir baktı ki! Tamam dedim. şimdi bana asıl hikayesini anlatacak. Dobi'J'U bilnıiştiın. Sorgül'ün Suriye'de sevdiği biri vardı. Ca)'et iyi aulaşı) or, evlenmeyi düşünüyorlardı. Ancak araya akrabalan girince. her şey suya düşmüştu. Kaçarsa. ailesinin adını kötüye çıkarır diye sevdigini sınınn ardında bıraknııştı. Ama erke(,rin öyle kolay bırakmaya niyeti yoktu. Sorgul' un. sınır kapısından ve kalbinin kapısından geçip gideregini öğrenince de ) apacağını yapmıştı. Babasıyla birlikte kapıya gelen Sorgül. askerin ''Bı.ıradan geçemezsin" sözleriyle kar~ılaşmış ve ni kah ertelenmişti. Çt.ınkü Sorgül'un ı;evdigi. önceki gün as kerlere gidip. 'Tann bö_rle boxı~ bir kız gelecek. o gidıp 'teröriste katılacak.. diye haber salmış. Bunun üzerıne genç le buluşmuşlar ve SorgU!. "Gideregi.m. Orada ra hatla.mcabiım. Burası daha hetcrdır" demiş ı:;e,diğine. Sorun çözülnıuş, Sorgül bura)a gelmiş. lletişimin. dılin ne kadar önemli oldugunu gözümdeıı akıp giden yaşlarla kavramışlım. Ondan öncc belki daha arı hıkayeler dinlemiştim ama o an. kalbinden. tercümeye ugranıadan. diline geliyordu sözeilkler bu Sorgül'ün ve ben onları başkası na ibtiya cım olmadan anlıyordum. Sorgül ile göz göze gel dik. İ.ki dolu göıle göz. göze gelmiştim. Bu ı:;cfer yaşa uanları degil. tam da yaşana ma) anları duştınebildim. [';e kadını. ne sınırı. ne binxete. ne serxete... Sevgisiniyaşayanıayan bir kadını dü~i.uıebildiııı. Bana bunları hisscttircbilen o anl.i tek güç: dildi. Aynıdilde konuşabilmemizdi.!\tegerdiğcr kadınların aıılattıklarıncla. ne çok şey kaçırmışım. Onların kendi dilleriyle anlattıkları yaşamlarında çok iz. ı;ok duyguyu :ıtlamışım. Cıımleyi k"unış biçinılerinden. kocalarına mı ailelerine mi sınıra mı lanet okuduklarını, nerede içleııip. nerede ah dediklerini anlarnamışım. Bunda. bana yardımcı olan arkadaşlarımın k."usuru yok. Ben anlarnaclıkça y(lzüme bakıp. ':An/.(J(/ı mı acaba beni" diye düşünen kadınların da kusu nı yok. Farklı bir şey var. Dilin. anadili n, bir in~anı anlamaktane kadar huyilk önemi olduğu gerçekliği var. O 70 Tlroı

73 f'l "u/, ~ı/, 21. Yüzyıl da Beyin Steven Rose Çeviren: Metne eşlik eden karakterlerden biri de Bay Sagduyu. Bay Yazar'ı köşeye sooştıran sorular sorarak anlatıya canlı lık ka1,andırıyor. Levent Can Yılmaz EliTeMel Basım YaJln Steven Rose, yaşamın ilk ortaya çıktığı dönemlerden günümüz kompleks toplumlan na, beyni ortaya ç ıka ran evreınci köklerin keş fine çıkıyor : diğer canlılarla fark! ıl ıjc ve benzerliklerini ortaya çıkanyor. Daha ötesi: beynin, tek bir döllenmiş yumurtadan o akıl almaz derecede konıleks organ haline nasıl geldigini açıklıyor. Sonra da son bilimsel araştırmaları. en son bilgi ve teknikleri gözden geçirerek sorusunun peşine düşüyo r: Gelecek. insan beyni için elinde neler tutuyor? an, yaşamın sureti keko Remzi Çakın Peri YayınJan Şairin, Oıleme Kelepçe Vurmak ve Sevda Ya.sağa Sığmaz ( potina reş) adlı şiir kitaplarından sonra üçüncü şiir ki tabı. Şair Mehmed Uzun'un ikinci şiir kitabına yazdığı önsözdeki "dilerim Remzi üçüncü kitabını Kürtçe çıkartır" telkinini an ımsatıyor. Uzun bir aradan sonra çıkan kitapta Kürtçe ve Türkçe ş iirl e r yer ah yor. Şairin daha öncedenyazmış o l duğu şiirlerinden oluşan kitap. şiir severlerin ilgisini bekliyor. Felsefeyi Sevmek ÖzgürSinan Yarım Elma Kitap Felsefe çok sıjc kullamlan bir kavram. Peki gerçekte felsefe nedir? Çocuklarımıza felsefeyi nasıl öğretiyoruz? Kitap karakterlerinden Bay Yazar, felsefenin temel taşla rı nı çocu kların ilgisini çekecek şeki l de. günlük olaylarla i l işkisini kurarak anlatıyor. Yetişkinler bile eski bilgilcrini tazeliyor, hatta yeni şeyler öğrendiğini hissediyor. Tarihte Bilim J. D. Sernal Çeviren: Tonguç Ok Evrensel Basım YaJln Günümüzde bilimin (ve teknolojinin) ne enleme geldigini ve nasıl bir geleceğe sahip oldugunu kavrama doğrultusunda adım atabilmenin; bilimin (ve teknigin) nereden gelip nereye gittiğini anlayabilmenin yolu. ona tarihsel ve bütunlüklü bir pencereden bakmak; onu tarihsel ve toplumsal ilişkileri içinde irdelemek: kısacası. bilim ile toplum arasında tarih boyunca oluşagelen etkileşimleri aynntılarıyla incelemektir. Karşı laştığımıı güçlüklerio üstesinden gelebilmek ve bilimin sundugu yeni olanakları insanlıgın yıjcımı değil mutluluk ve refahı amacıyla kullanabilmek için günümüzdeki durumun nasıl ortaya çıktığını yeni bi r bakış açısıyla bir kez daha incelemek gerekiyor. İki ciltten oluşan Tarihte Bilim kitab ı da tam bunu yapıyor. ismail BEŞiKÇi Ziınan.. Nasname Nelewu o Neleweperwer1 Ziman, Nasname, Netewe u N eteweperweri Tsrnail Beşikçi Weşanen Peri Ve care pirtuka civaknas İsmail Beşikçi bi kurdi hat weşandin. Goraren ku ji bo kurdi hatin wergerandin ı1 bi J! nave "Ziman - Nasname fı l\etewe u Neteweperwer"i bün pirtük ji aliye Weşanen Peri ve hatiye weşandin ji aliye Roşan Lezgin ve hatiye wergerandin. Di pirtüke de ınijaren weki N as name, N as nameya kurdi. Tegihlştina netcweperweriye, Zirnan neıewe u rewşenbir, Pirsa serekedi pirsa kurd de, Asimilasyon. Li ser tegeha 'ez kurd im üne kurdperwer im', Azadiya ramane. CiMrengiya me dewlemendiyen me ne. Gotinen Hallaçoglu, Tişten ku Kosovaya serbixwe tine bira mirov. Pirsa kurd ü AKP. Barıani -Talabani ü gelek ınijaren din hatine peşkeşkirin. Ttroı 71

74 Rex.i~tina potisan a N aziyan Pederx~tin, :-lotayek Eni. cephe Rengck Rünebi ~r ması dikcve. twik Dare k Kolyanıasi Kurtc:tıeja ell! mcnın Kalaye Ne ziva 72 TlroJ

75 BASlM YAYlN ESKiŞEHiR MAH. DüLAPOERE CAD. KARABATAK SOK. NO: 27A SiSLi istanbul T: [+90) [PBXI F: [+90) W: E: bilgi!aevrenselbasim.com

76

ya kın ol ma yı is ter dim. Gü neş le ısı nan top rak üze rinde ki çat lak la rı da ha net gö rür düm o za man. Bel ki de ka rın ca la rı hat ta yağ

ya kın ol ma yı is ter dim. Gü neş le ısı nan top rak üze rinde ki çat lak la rı da ha net gö rür düm o za man. Bel ki de ka rın ca la rı hat ta yağ SAKARKÖY Uzun boy lu bir can lı ol ma yı ben is te me dim. Ben, doğ du ğum da da böy ley dim. Za man la da ha da uzadım üs te lik. Bü yü düm. Ben bü yü dük çe di ğer can lılar kı sal dı lar, kü çül dü

Detaylı

Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar

Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar la da gi di le mez. Çün kü uçak lar çok ya kın dan geçi

Detaylı

-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di

-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di -gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di ne: Sen gü neş li so kak lar da do laşı yor sun, is

Detaylı

STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI

STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 406 A GRUBU STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI 22 A GRU BU STAJ ARA DÖ NEM DE ER LEN D R ME S AY RIN TI LI SI NAV KO NU LA

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi

mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi al mak için ka fası nı sok tu. Ama içer de ki za rif

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

KÜMELER KÜMELER Kümeler Konu Özeti Konu Testleri (1 6) Kartezyen Çarpım Konu Özeti Konu Testleri (1 6)...

KÜMELER KÜMELER Kümeler Konu Özeti Konu Testleri (1 6) Kartezyen Çarpım Konu Özeti Konu Testleri (1 6)... Sayfa No....................................................................9 - Kümeler Konu Özeti.......................................................... 9 Konu estleri ( 6)...........................................................

Detaylı

36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA

36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA 36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA 1983 MİL Lİ TA IM SEÇ ME LE Rİ Al man ya, Wi es ba den 1983 Av ru pa Şam pi yo na sı için mil li ta kım seç me le ri, yi ne ba zı yö ne ti ci le rin is te

Detaylı

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25 DÜZE AAAR BÖÜ 5 DE SRU 1 DE SRUAR ÇÖZÜER 4 1 A B C D E F ışık ışını B noktasından geçer ışık ışını E noktasından geçer 5 ESE AAR ışını ve düzlem aynalarında yansıdığında, n = 3 ve n = 1 olur Bu durumda

Detaylı

BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür.

BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür. AIŞTIRAAR BÖÜ BAĞI HAREET ÇÖZÜER BAĞI HAREET 1 4 N N =v =0 Şekilde görüldüğü gibi, aracındaki gözlemci yi doğuya, yi e, N yi batıya doğru gidiyormuş gibi görür = = = 0 olur ( aracı duruyor) =v = aracı

Detaylı

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I Üniversite Hazırlık / YGS Kolay Temel Matematik 0 KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I. 8 ( 3 + ) A) 7 B) 8 C) 9 D) 0 E) 6. 3! 3 ( 3 3)": ( 3) A) B) 0 C) D) E) 3. 7 3. + 5 A) 6 B) 7 C) 8 D) 0

Detaylı

kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliya navîn

kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliya navîn kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliya navîn PAYÎZ/2008 "Panzde salî bûm çûm ser hewîyê" Îbnî Xelîkan û Bermekîyan 1919-1923 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk ün Kürt Meselesi karşısındaki

Detaylı

ww.arsivakurd.org ! 1 ' i YAZlNCA f r BOÖAZiÇi ÜNiVERSiTESi EDEBiYAT KULÜBÜ_ edebiyat dergisi kovara wl!rger ii edebiyate çeviri~ ~ ~ 1 ı ~ J

ww.arsivakurd.org ! 1 ' i YAZlNCA f r BOÖAZiÇi ÜNiVERSiTESi EDEBiYAT KULÜBÜ_ edebiyat dergisi kovara wl!rger ii edebiyate çeviri~ ~ ~ 1 ı ~ J [ j 1 \ ~ ~ iii ı! \. r-, ~ 1' 1 ı ~ J ' ~ ~ 1 ı f r ' i,.. t! 1 'f çeviri~ YAZlNCA i edebiyat dergisi kovara wl!rger ii edebiyate 7 BOÖAZiÇi ÜNiVERSiTESi EDEBiYAT KULÜBÜ_ yazınca edebiya.t d~rgisi Sayı:

Detaylı

Abdullah Öcalan. Weşanên Serxwebûn 85

Abdullah Öcalan. Weşanên Serxwebûn 85 Abdullah Öcalan Ta rih gü nü müz de giz li ve biz ta ri hin baş lan gı cın da giz li yiz Abdullah Öcalan Ta rih gü nü müz de giz li ve biz ta ri hin baş lan gı cın da giz li yiz Weşanên Serxwebûn 85 Abdul

Detaylı

7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14)

7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14) 7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ TEST 1 1. I. (15) (1) II. (1) (6) III. (+8) (1) IV. (10) (1) Yukarıda verilen işlemlerden kaç tanesinin sonucu pozitiftir? A) 4 B) 3 C) 2 D) 1

Detaylı

Prof. Dr. Özer SENCAR OCAK- 2013

Prof. Dr. Özer SENCAR OCAK- 2013 Prof. Dr. Özer SENCAR OCAK- 2013 MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 www.metropoll.com.tr Bu rapor;

Detaylı

NOT:Yukarıdaki hece ve sözcükleri öğrencimize bol bol okutunuz.15 tanesini yazımına bakmadan deftere yazdırınız.

NOT:Yukarıdaki hece ve sözcükleri öğrencimize bol bol okutunuz.15 tanesini yazımına bakmadan deftere yazdırınız. eş aş iş oş uş ış öş üş şe şa koş şi şo şu şı şö şü ez az iz oz uz ız öz üz ze za zi zu zı zö zü eşi aşı kuş kış düş işe aşar eşik şık kuşu kaz tiz boz yaş buz tuz muz kız köz yüz meze zaza izi mış dış

Detaylı

YAY DALGALARI. 1. m. 4. y(cm) Şe kil de 25 cm lik kıs mı 2,5 dal ga ya kar şı lık ge lir.

YAY DALGALARI. 1. m. 4. y(cm) Şe kil de 25 cm lik kıs mı 2,5 dal ga ya kar şı lık ge lir. 1. BÖÜM A DAGAARI AIŞTIRMAAR ÇÖZÜMER A DAGAARI 1.. (c) T λ 5c Şe kil de 5 c lik kıs ı,5 dal ga a kar şı lık ge lir. 0 5 (c) Bu du ru da, 5 λ = 5 λ = 10 c Dal ga nın aıla hı zı, 60 V = = = 15 t c/ s Dal

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 3. BÖÜ GAZ BASINCI ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖZÜERİ 3. ı ı Z ı 1. I II III,, muslukları açıldığında: I düzeneğinde: aptaki yüksekliği arttığından, kabın tabanına yapılan toplam basınç artar. Borudaki

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

GELECEĞİ DÜŞÜNEN ÇEVREYE SAYGILI % 70. tasarruf. Sokak, Park ve Bahçelerinizi Daha Az Ödeyerek Daha İyi Aydınlatmak Mümkün

GELECEĞİ DÜŞÜNEN ÇEVREYE SAYGILI % 70. tasarruf. Sokak, Park ve Bahçelerinizi Daha Az Ödeyerek Daha İyi Aydınlatmak Mümkün www.urlsolar.com S L D-S K -6 0 W ile 1 5 0 W St an d art S o kak L a m ba sı F iya t K arşılaşt ırm a sı kw h Ü c reti Yıllık Tü ke tim Ü cre ti Y ıllık T ü ketim Fa rkı kw Sa at G ü n A y Stan d art

Detaylı

SES (HARF) BİLGİSİ. Türkçe alfabemizde (abecemizde) 29 harf vardır. Alfabetik sırası şöyledir.

SES (HARF) BİLGİSİ. Türkçe alfabemizde (abecemizde) 29 harf vardır. Alfabetik sırası şöyledir. İSMET ÖZCAN SES (HARF) BİLGİSİ Dili oluşturan sesleri göstermeye yarayan işaretlere (sembollere) harf denir. Türkçe alfabemizde (abecemizde) 29 harf vardır. Alfabetik sırası şöyledir. a, b, c, ç, d, e,

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

BU KALEM UN(UFAK)* SEL YAYINCILIK. Enis Batur un yayınevimizdeki kitapları:

BU KALEM UN(UFAK)* SEL YAYINCILIK. Enis Batur un yayınevimizdeki kitapları: BU KALEM UN(UFAK)* Enis Batur un yayınevimizdeki kitapları: 60 mm Dizüstü Meşkler ve İçcep Meşkleri Elma / Örgü Teknikleri Üzerine Bir Roman Denemesi Bu Kalem - Bukalemun Bu Kalem - Melûn Bu Kalem - Un(Ufak)

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

* DI REWŞA İRO DE TEVGERA KURDİ DIKARE Çİ BİKE? * Lİ SER ZIMAN ÇEND GOTİN

* DI REWŞA İRO DE TEVGERA KURDİ DIKARE Çİ BİKE? * Lİ SER ZIMAN ÇEND GOTİN Hejmar3 Sal 1 İlon 1991 PİRSA YEKİTİ (J ideoloji * DI REWŞA İRO DE TEVGERA KURDİ DIKARE Çİ BİKE? * Lİ SER ZIMAN ÇEND GOTİN * ARMANC, STRATEJi (J YEKBÜN * BI DEWLETEN KOLONYALİST RE PEYWENDIYA TEVGERA GEL"ft

Detaylı

Afetler ve İlişkilerimiz

Afetler ve İlişkilerimiz Afetler ve İlişkilerimiz DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Sayfa 2 DEPREM, KAYIPLAR VE EŞLER ARASI İLİŞKİLER Sayfa 10 DEPREM, KAYIPLAR VE DOSTLUKLAR Sayfa 14 DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Aşa ğı da ki bil gi ve

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 BÖLÜM 2

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 ÖNSÖZ DİL NEDİR? / İsmet EMRE 1.Dil Nedir?... 1 2.Dilin Özellikleri.... 4 3.Günlük Dil ile Edebî Dil Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar... 5 3.1. Benzerlikler... 5 3.2. Farklılıklar...

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83

Ayhan Kaya. Mordem'in Güncesi MORDEMİN GÜNCESİ. WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Ayhan Kaya MORDEMİN GÜNCESİ WEŞANEN SERxWEbûN 83 Ayhan Kaya Mordem'in Güncesi Weşanên Serxwebûn: 83 Birin ci baskı: Kasım 1996 Kan daha da akacak, çünkü ülkemiz bizim kanımıza

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Seçme Röportajlar ABDULLAH ÖCALAN. Onbinlerce İnsan Ölmesin. Abdullah Öcalan. Cilt-III. WeŞanen SerxWebûn 84

Seçme Röportajlar ABDULLAH ÖCALAN. Onbinlerce İnsan Ölmesin. Abdullah Öcalan. Cilt-III. WeŞanen SerxWebûn 84 Abdullah Öcalan Seçme Röportajlar Cilt-III ABDULLAH ÖCALAN Seçme Röportajlar Cilt-III Onbinlerce İnsan Ölmesin Doğu Perinçek'in Ümit Sezgin Güneri Cıvağolu/Ramazan Öztürk Rafet Ballı Soner Ülker Yeni Asır

Detaylı

KALIPLAŞMIŞ KELİME ÖBEKLERİNDE ANLAM

KALIPLAŞMIŞ KELİME ÖBEKLERİNDE ANLAM KALIPLAŞMIŞ KELİME ÖBEKLERİNDE ANLAM . İKİLEMELER Bir sözün etkisini artır ak a a ıyla iki söz üğü kalıplaş ası yoluyla oluşa sözlerdir. İlk akışta güçlü kuvvetli iri gözüküyor. Yaptığı ı ya lış olduğu

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr!

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr! 6 Ma yýs 1972, üç ko mü nist ön de rin, dev ri me bað lý lý ðýn, halk la rýn kur tu luþ mü ca de le si ne i nan cýn, mark sizm-le ni nizm bay

Detaylı

SÖMÜRGECİ CUMHURİYET KİRLİ VE SUÇLUDUR

SÖMÜRGECİ CUMHURİYET KİRLİ VE SUÇLUDUR ABDULLAH ÖCALAN ABDULLAH ÖCALAN Sömürgeci Cumhuriyet Kirli ve Suçludur SÖMÜRGECİ CUMHURİYET KİRLİ VE SUÇLUDUR WeŞanên Serxwebûn 78 Abdul lah ÖCA LAN Sömürgeci Cumhuriyet Kirli ve Suçludur Weşanên Serxwebûn:

Detaylı

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları...

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları... ÜNİTE Safa No............................................................ 79 98 Fonksionlar Konu Özeti...................................................... 79 Konu Testleri ( 8)...........................................................

Detaylı

ÜN VERS TEYE G R SINAV SORULARI

ÜN VERS TEYE G R SINAV SORULARI ÜN VRS TY G R SINV SORULRI. 000 - ÖSS. 00 - ÖSS m( ) = 90 = cm = cm = cm > H G Yukar daki verilere göre ) ) ) ( ) ( ) ) 9 ) 9 kare, = =, G = G, H, G do rusal;, H, do rusal ise H H ) ) ) ) ). 000 - ÖSS.

Detaylı

E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı

E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı 420 E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu. 1972 de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu. 1972-1973 döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı dergisinde çalıştı. 1973 te İsveç e, ardından ABD ye

Detaylı

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİK 23 424 SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ

Detaylı

TÜRKİYE DE DİLLER VE ETNİK GRUPLAR. (Ahmet BURAN-Berna YÜKSEL ÇAK, Akçağ Yayınları, Ankara 2012, 318 s.)

TÜRKİYE DE DİLLER VE ETNİK GRUPLAR. (Ahmet BURAN-Berna YÜKSEL ÇAK, Akçağ Yayınları, Ankara 2012, 318 s.) TÜRKİYE DE DİLLER VE ETNİK GRUPLAR (Ahmet BURAN-Berna YÜKSEL ÇAK, Akçağ Yayınları, Ankara 2012, 318 s.) Murat AKA Eski dünyanın en önemli medeniyet merkezlerinden olan Anadolu yüzyıllardır değişik milletlere

Detaylı

MUĞLA GAZETECİLER CEMİYETİNDE GÖREV GENÇLERİN

MUĞLA GAZETECİLER CEMİYETİNDE GÖREV GENÇLERİN MUĞLA GAZETECİLER CEMİYETİNDE GÖREV GENÇLERİN Muğla Gazeteciler Cemiyeti 12. Seçimli Genel Kurulu Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezinde gerçekleşti. 23 yıldır cemiyet başkanlığını yürüten duayen gazeteci

Detaylı

Okul Öncesinde Yeni Dönem Başladı!

Okul Öncesinde Yeni Dönem Başladı! Okul Öncesinde Yeni Dönem Başladı! Ya y n c l k ta ilk le re im za at ma y bir ge le nek hâ li ne ge tir mifl olan Mor pa, bir yıl önce okul ön ce si ya y n c l n da gel mifl ol du u son nok ta olan Morpa

Detaylı

Din İstismarı Üzerine

Din İstismarı Üzerine ARAŞTIRMA VE İNCELEME Din İstismarı Üzerine Prof.Dr. Hüseyin CERTEL a a Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Psikolojisi AD, Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Isparta Ge liş Ta ri hi/re

Detaylı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı Üç Şiir Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı N â z ı m H i k m e t (Se la nik, 14 Ocak 1902 Mos ko va, 3 Ha zi ran 1963) Bah ri ye M e kt eb i n i b it i rd i (1919 ), H am id iy e K r uvaz ör

Detaylı

œ œ œ. œ œ œ œ œ œ œ œ

œ œ œ. œ œ œ œ œ œ œ œ A RI DA I NDAN UÇTUM & b 4 2 & b Ağ rı Da ğı'n Kış la nın ö Dağda hay la danuç tum nü pı r kurdu Ça yır çi me Hep kuşlatım r le o A Yöre: Ağrı ne di düştüko r durdu Ça yır çi Hep küş lar A tım r me o le

Detaylı

ÖDEV ve ÖLÇME AKILLI. Barış TEPECİK

ÖDEV ve ÖLÇME AKILLI. Barış TEPECİK AKILLI ÖDEV ve ÖLÇME. sınıf Barış TEPECİK AFG Matbaa Yayıncılık Kağıt İnş. Ltd. Şti. Buca OSB, BEGOS 2. Bölge 3/20 Sk. No: 17 Buca-İZMİR Tel: 0.232.442 01 01-442 03 03 Faks: 442 06 60 Bu kitabın tüm hakları

Detaylı

DİRİLİŞ TAMAMLANDI SIRA KURTULUŞTA

DİRİLİŞ TAMAMLANDI SIRA KURTULUŞTA ABDULLAH ÖCALAN DİRİLİŞ TAMAMLANDI SIRA KURTULUŞTA Seçme Röportajlar (Cilt II) Ertuğrul Kürkçü ve Ragıp Duran'ın kapatılan Özgür Gündem gazetesi adına PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'la yaptıklarıröportaj

Detaylı

VE R M L ÇA LIŞ MA NIN L KE LE R

VE R M L ÇA LIŞ MA NIN L KE LE R Ve rim li ça lış ma nın il ke le ri ni açık la ya bi lir mi si niz? VE R M L ÇA LIŞ MA NIN L KE LE R Bil di ği niz gi bi, Ba şa rı lı Ol mak için dü zen li, prog ram lı, is tek li, is tik râr lı bir şe

Detaylı

SIVI BASINCI. 3. K cis mi her iki K. sı vı da da yüzdü ğü ne gö re ci sim le re et ki eden kal dır ma kuv vet le ri eşittir. = F ky 2V.d X.

SIVI BASINCI. 3. K cis mi her iki K. sı vı da da yüzdü ğü ne gö re ci sim le re et ki eden kal dır ma kuv vet le ri eşittir. = F ky 2V.d X. BÖÜ SIVI BSINCI IŞTIRR ÇÖZÜER SIVI BSINCI 4a a a a a a a a a a 4a ka bı nın ta ba nın a ki sı vı ba sın cı, 4ag ka bı nın ta bı nın a ki sı vı ba sın cı, ag ve ba sınç la rı ta raf ta ra fa oran la nır

Detaylı

ABDULLAH ÖCALAN. PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR

ABDULLAH ÖCALAN. PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR ABDULLAH ÖCALAN PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR ABDULLAH ÖCALAN PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR WEŞANÊN SERWXEBÛN 73 Abdul lah ÖCA LAN PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR Weşanên

Detaylı

Weşanên Serxwebûn 107. Kutsallık ve lanetin simgesi URFA

Weşanên Serxwebûn 107. Kutsallık ve lanetin simgesi URFA 107 Weşanên Serxwebûn 107 Abdullah ÖCALAN SAVUNMALARIM Kutsallık ve lanetin simgesi URFA Dic le-fı rat hav za sın da ta rih KUTSALLIK VE LANETİN SİMGESİ URFA Dicle-Fırat havzasında tarih KUTSALLIK VE LANETİN

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. ÜNÝTE Kümeler. 2. ÜNÝTE Bölünebilme Kurallarý ve Kesirler ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE Kümeler KÜMELER... 13 Ölçme ve Deðerlendirme... 19 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 21 Kazaným Deðerlendirme Testi - 2 (Video lü)... 23 KÜMELERLE ÝÞLEMLER... 25 Ölçme ve Deðerlendirme...

Detaylı

STAJ YÖNETMELİĞİ GEREĞİ UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR

STAJ YÖNETMELİĞİ GEREĞİ UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 15 STAJ YÖNETMELİĞİ GEREĞİ UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 328 STAJ YÖNETMELİĞİ GEREĞİ UYGULAMADA DİKKAT EDİLECEK KONULAR 15 STAJ YÖ NET ME L GE RE UY GU LA MA DA D K KAT ED LE CEK KO NU LAR STAJ LE

Detaylı

GAZ BASINCI. 1. Cıva seviyesine göre ba- sınç eşitliği yazılırsa, + h.d cıva

GAZ BASINCI. 1. Cıva seviyesine göre ba- sınç eşitliği yazılırsa, + h.d cıva . BÖÜ GZ BSINCI IŞTIRR ÇÖZÜER GZ BSINCI 1. Cıva seviyesine göre ba- sınç eşitliği yazılırsa, P +.d cıva.g Düzenek yeterince yüksek bir yere göre götürülünce azalacağından, 4. Y P zalır zalır ve nok ta

Detaylı

www.arsivakurd.org bimebiin Tidskriften utkommer 4 nummer per ar. Se mehan car~ derdikeve/üç ayda bir çıkar.

www.arsivakurd.org bimebiin Tidskriften utkommer 4 nummer per ar. Se mehan car~ derdikeve/üç ayda bir çıkar. w w rs.a w ku iv a rd.o rg bimebiin Tidskriften utkommer 4 nummer per ar. Se mehan car~ derdikeve/üç ayda bir çıkar. Utges av Apec-Förlag AB Hejmar 23, havina 2004an Ansvarig utgivare Ali Çiftçi Redaksiyon

Detaylı

kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliyê

kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliyê kovara hunerî, çandî û lêkolînî ya kurdên anatoliyê hejmar 51 payîz 2011 Şirîka min, Rehme Xelata Nobelê 2011 Bîranîna Faik Candan Serokvezîra Danîmark a nû jinek e Xelata Nobelê 2011 Xelata Nobelê ya

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki

Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki Ya ş a r K e m a l Asıl adı Ke mal Sa dık Gök çe li. Van Gö lü ne yakın Ernis (bugün Ünseli ) köyünden olan ailesinin Birinci Dün ya Sa va şı nda ki Rus iş ga li yü zün den uzun bir göç s ür ec i s onu

Detaylı

Değerli eğitimciler, Değişen MEB öğretim programlarına % 100 uyumlu eğitim materyalleri

Değerli eğitimciler, Değişen MEB öğretim programlarına % 100 uyumlu eğitim materyalleri Değerli eğitimciler, Ö retmenin ve öğrenmenin en zevkli yolunu keşfedeceğiniz Morpa Kampüs e hoş geldiniz. Alan uzmanlar ta ra f n dan ha z r la nan Mor pa Kam püs le ge le nek sel e i tim uy gu la ma

Detaylı

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr

www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Bu broşürü size ulaştıran: www.ottobock.com.tr info@ottobock.com.tr Yaşamaya yeniden başlamak İndeks Önsöz...4 İlk Uygulama...5 Gögüs Protezinin Seçimi...6 Slikon Protezler...8 Bakım...9 Lenfödem...10

Detaylı

TÜRKİYE SİYASİ GÜNDEM ARAŞTIRMASI MART 2014

TÜRKİYE SİYASİ GÜNDEM ARAŞTIRMASI MART 2014 TÜRKİYE SİYASİ GÜNDEM ARAŞTIRMASI MART 2014 ARAŞTIRMA HAKKINDA Amaç & Yöntem Mart 2014 Türkiye Siyasi Gündem Araştırması PollMark Araştırma tarafından gerçekleştirilmiştir. Türkiye Siyasi Gündem Araştırmalarının

Detaylı

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak Günlük GüneşlIk Şarkılar Ali Çolak Alý Ço lak; 1965 yýlýnda Na zil li de doð du. Ga zi Üni ver si te si Teknik Eði tim Fakülte si nde baþ ladýðý yüksek öðre ni mi ni, Do kuz Eylül Üni ver si te si Bu ca

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ ÖLÜ ÜRESEL YNLR OEL SORU - Eİ SORULRN ÇÖZÜLERİ 4 a a a d Şe kil de ö rül dü ğü i bi, ve ışık ışın la rı yansı ma lar so nu u ken di üze rin den e ri dö ner CEVP Şekilde örüldüğü ibi, aynalar arasındaki

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

Başkent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Doç. Dr. S. EKER

Başkent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Doç. Dr. S. EKER TÜRK DİLİ ÜZERİNE BİRKAÇ NOT Başkent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Doç. Dr. S. EKER 1 Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir Dilin millî ve zengin olması millî

Detaylı

Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği:

Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği: Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği: Televizyon Yayıncılığından Yöndeşen Medyaya Doç. Dr. Ayşen Akkor Gül ii Ya yın No : 2930 letişim Di zi si : 103 1. Bas k - Ağustos 2013 İstanbul ISBN 978-605

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GK. SEÇ. I: BİLGİ TOPLUMU VE TÜRKİYE Ders No : 0310250040 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

Halk Erdoğan'a Ey Tayyip, ananı da al ve git demiştir. Uğur Mumcu yine haklı çıkmıştır.

Halk Erdoğan'a Ey Tayyip, ananı da al ve git demiştir. Uğur Mumcu yine haklı çıkmıştır. Halk Erdoğan'a Ey Tayyip, ananı da al ve git demiştir. Uğur Mumcu yine haklı çıkmıştır. 7 Haziran 2015 Genel seçimleri saat 22:30 itibarı ile yaklaşık olarak %99,9 oranında tamamlandı. 2011 deki genel

Detaylı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı 1. sınıflar için Öğretmen El Kitabı HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Selahiddin Ö ÜLMÜfi (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi) Yrd. Doç. Dr. Cem BABADO AN (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi)

Detaylı

Abdullah Öcalan. SEÇME YAZILAR Cilt VI

Abdullah Öcalan. SEÇME YAZILAR Cilt VI Abdullah Öcalan SEÇME YAZILAR Cilt VI ABDULLAH ÖCALAN SEÇME YAZILAR CİLT 6 WEŞANÊN SERXWEBÛN 74 Abdul lah ÖCA LAN SEÇME YAZILAR / CİLT 6 Weşanên Serxwebûn: 74 Birin ci baskı: Temmuz 1995 Hera us ge ber:

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme

Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme Yeni Sınav Sistemi (TEOGES) Hakkında Bilgilendirme 8. SINIF Sevgili Ö renciler, SBS nin kald r lmas ile bunun yerine yaz l s navlar n merkezî bir uygulamayla yap lmas n esas alan bir sistem getirilmifltir.

Detaylı

Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu

Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu 25-26 KASIM 2017 İSTANBUL DÜZENLEME KURULU: Prof. Dr. Fahameddin BAŞAR Prof. Dr. Besim ÖZCAN Prof. Dr. Nebi GÜMÜŞ Yrd. Doç. Dr. Harun ÇİMKE Ali Rıza ALTUNEL BİLİM

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. temsilcin ile kurduğun. Doğu ve Güneydoğu'da paralel devlet yapılanması. muydu? İmralı'ya özel temsilci gönderdin,

Günlük Ulusal Gazete. temsilcin ile kurduğun. Doğu ve Güneydoğu'da paralel devlet yapılanması. muydu? İmralı'ya özel temsilci gönderdin, 2 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Türkiye nereye?.. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ulusa Sesleniş konuşmasını eleştirerek, "Türkiye'yi cacıkistan mı yapacaksın sen?

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ BÖÜ ŞĞ RAS DE SRU - DEİ SRUAR ÇÖZÜERİ Sell bağıtısıda, si si olur i i sıvısı 0 0 sıvısıı ışığı kırma idisi, h si h si si si0 yasıya ıflı k r la ıflı c si ic h si ih c si 0 si c olur c 0 r cam olur δ açısı,

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ . BÖÜ ONDNSTÖRR OD SORU - Dİ SORURIN ÇÖÜRİ 4. enerji(j). Bir kondansatörün sığası yapısına bağlıdır. üküne ve uçları arasındaki elektriksel potansiyel farkına bağlı değildir. 4 sabit 4 P 4.0 4.0 4 0 5

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

Onlar konuşur, AK Parti yapar

Onlar konuşur, AK Parti yapar Onlar konuşur, AK Parti yapar Nisan 21, 2015-8:15:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin vadettiği şeyleri kesinlikle yapacağının altını çizdi. Davutoğlu, Ankara Atatürk Spor

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 6 BÖÜM MERCEER ME SRU - Eİ SRUARN ÇÖZÜMERİ 4 x Z Şekile örülüğü ibi, ışık ışını ine kenarlı mereğe noktasınan eliğinen kırılıktan sonra i Z arasına keser a lın ke nar lı mer e ğin ek se ni ne pa ra lel

Detaylı

KESTİM KARA SAÇLARIMI

KESTİM KARA SAÇLARIMI KESTİM KARA SAÇLARIMI Gülten Akın (Yozgat, 23 Ocak 1933 Ankara, 4 Kasım 2015). 1955 te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ni bitirdi. 1956 da Yaşar Cankoçak la evlendi. Avukatlık ve öğretmenlik yaptı.

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ . BÖÜM HAREET.. 3. MODE SORU - DEİ SORUARIN ÇÖZÜMERİ 3 Araç, (-) aralığında + yönünde hızlanmaka, (-) aralığında + yönünde yavaşlamaka, (-3) aralığında ise - yönünde hızlanmakadır. Aracın hız- grafiği

Detaylı

DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI. Açış Konuşması. Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı. 26 Mart 2016, İstanbul

DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI. Açış Konuşması. Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı. 26 Mart 2016, İstanbul DTİK TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI Açış Konuşması Ömer Cihad Vardan, DEİK Başkanı 26 Mart 2016, İstanbul Sayın Başbakan Yardımcılarım; Bakanlarım; Saygıdeğer Protokol; Çok Değerli Başkanlar; Dünyanın dört

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu

TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA

Detaylı