CLINICAL TOXICOLOGY. Archives of ISSN: CİLT 1 Sayı:1 - MAYIS 2014

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "CLINICAL TOXICOLOGY. Archives of ISSN: 2148-5313. CİLT 1 Sayı:1 - MAYIS 2014 www.tfd.org.tr/ktcg"

Transkript

1 1 CİLT 1 Sayı:1 - MAYIS ISSN: EDİTÖRLER KURULU Prof. Dr. Sedef Gidener Yrd.Doç. Dr. Burak Cem Soner Yrd. Doç. Dr. Ömer Demir Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Editörden e-bültenden Archives of Clinical Toxicology ye yolculuk Sedef GİDENER 1 Derleme Makale Obezite Fizyolojisi İlgi Şemin 2-7 Derleme Makale Obezitede Diyet Tedavisi Meltem YAMAN 8-12 Derleme Makale Bitkisel Zayıflama Ürünleri Atila KARAALP Derleme Makale Obezitenin Medikal Tedavisi Burak Cem SONER Derleme Makale Morbid Obezitenin Cerrahi Tedavisi Koray ATİLA Tasarım ve Düzenleme: Dr.Burak Cem Soner

2 1 EDİTÖRDEN Sevgili KTÇG üyeleri bildiğiniz gibi 2 yıldır bültenimizi 3 aylık periyodlar ile çıkarmaya çalışıyoruz. Bültenin hakemli dergi formatına dönüştürülmesi çalışmalarımız nihayet tamamlanmıştır. Çalışma grubumuz yürütme kurulunda yapılan toplantılar sonunda derginin Archives of Clinical Toxicology ismini alarak yayın hayatına devam etmesi görüşü ağırlık kazanmıştır. İki yılda 7. sayısına ulaşan bültenimizde 5 ana başlık ve 25 alt başlıkta, konularında uzman 23 akademisyenin yazıları yer aldı. Bu katkıların Archives of Clinical Toxicology için de artarak devam etmesini diliyoruz. Ayrıca 22. Ulusal Farmakoloji Kongresi nde de e-bültenimiz ile ilgili bilgileri poster halinde sunduk. Sevgili KTÇG üyeleri ilk sayımızda hayata tutunmaya çalışan e-bültenimizin uzun ömürlü olması sizlerin katkılarına bağlıdır diye vurgulamıştık. Şimdi ise hepinizin Klinik Toksikoloji alanındaki duyarlılıklarınızı dergimiz için göstereceğinizi umuyoruz. Sevgi ile, sağlık ile ve güzelliklerle kalın.

3 2 Derleme Obezite Fizyolojisi Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Prof. Dr. İlgi Semin Giriş Obezite günümüzde hem gelişmiş, hem gelişmekte olan ülkelerde en önemli sağlık sorunları arasında yer almakta, yol açtığı hastalıklar aracılığı ile ölüm ile ilişkili sayılmaktadır yılından bu yana obez sayısı yaklaşık ikiye katlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2008 verilerine göre, 1.4 milyar erişkin fazla kilolu olup, bunlardan 200 milyonun üzerinde erkek ve 300 milyon kadar kadın obezdir, yani toplamda dünya erişkin nüfusunun %10 dan fazlasında obezite mevcuttur yılı verilerine göre ise 5 yaş altı çocukların 40 milyondan fazlası aşırı kiloludur [1, 2]. Türkiye de Obezite Prevalans Çalışmasında (TURDEP I) obezite prevelansı %22,3 olarak bulunmuştur [3] yılında yapılan TURDEP II çalışmasında ise Türkiye de şişmanlık oranının %32 ye yükseldiği saptanmıştır. Bu dikkat çekici hızlı artış alarm niteliğindedir [4]. Tanım ve Tanı DSÖ nün tanımına göre obezite sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı derecede yağ birikmesidir. Vücut kompozisyonu esas olarak yağsız vücut kitlesi (kas, kemik, su ve diğer organik maddeler) ve yağ kitlesinden oluşmaktadır. Optimal yağ oranı erişkin erkeklerde %15 ve kadınlarda %25 dir [5]. Yağ dokuları beyaz ve kahverengi yağ dokusu olmak üzere iki tiptir. Beyaz İletişim: Prof. Dr.İlgi Şemin e-posta: Tüm telif hakları TFD ye aittir. ISSN: yağ dokusu enerji kaynağıdır. Vücudun birçok yerinde bulunan beyaz yağ dokusu ayrıca organlara destek olma ve vücut sıcaklığını koruma görevi de yapmaktadır. Bu yağ dokusunun artması sonucunda şişmanlık oluşur. Kahverengi yağ dokusu memelilerin yeni doğan yavrularında ve kış uykusuna yatan hayvanlarda daha fazladır. Vücutta daha çok skapula altındaki bölgede bulunmaktadır. Temel görevi ısı üretimidir. Şişmanlarda kahverengi yağ dokusu aktivitesinin düşük olduğu yayınlanmıştır [6]. Obezitenin tanısında, yağlanmayı direkt olarak ölçmemekle birlikte, yaygın olarak beden kitle indeksi kullanılmaktadır. Ayrıca bel/kalça oranı, bel çevresi ölçümü, deri kıvrım kalınlığı gibi kolay uygulanabilen antropometrik ölçümler de obezitenin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Antropometrik ölçümlerin dışında vücut bileşimi; izotop ve kimyasal dilüsyon yöntemi (vücut suyu, vücut potasyumu); vücut yoğunluğu ve hacmi (su altı ölçümü, pletismografik yöntem); iletkenlik (total vücut elektriksel geçirgenlik, biyoelektrik impedans analizi); görüntüleme yöntemleri (ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, dual enerji x-ışını absorpsiyometresi); tüm vücut nötron aktivasyon analizi gibi laboratuar yöntemleri kullanılarak da saptanmaktadır [7]. Sınıflandırma Obezite üç şekilde sınıflandırılmaktadır: 1. Vücut yağ dağılımına göre: Vücutta yağlanmanın yerleşim yerlerine göre Bouchard tarafından dört tip şişmanlık tanımlanmıştır [8]: a. Tip-I: Vücut yağı tüm vücuda benzer oranlarda dağılmaktadır, ovoid tip olarak adlandırılır. b. Tip-II: Deri altı yağ gövdede yoğunlaşmıştır, android yağ depolanması veya elma tipi şişmanlık denir. İnsülin direnci ile ilişkisi gösterilmiştir.

4 3 Semin I.M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): 2-7 c. Tip-III: Viseral yağ karın bölgesinde yoğunlaşmıştır. Glukoz intoleransı, hiperlipidemi ve hipertansiyon ile aralarında ilişki gösterilmiştir. d. Tip-IV: Uyluk ve kalçada yağ depolanmasıdır, armut tipi şişmanlık denir. 2. Yağ hücresine göre: İnsan vücudundaki yağ miktarının artması, yağ hücrelerinin sayısında (hiperplazi) veya yağ hücresinin hacminde (hipertrofi) artış ile oluşur. Çocuklukta oluşan şişmanlık hiperplazi, yetişkinlikte oluşan hipertrofi ile karakterizedir. 3. Beden kitle indeksine göre: Beden kitle indeksi (BKİ) vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun karesine (m 2 ) bölünmesi ile elde edilen değerdir. En sık kullanılan ölçüm yöntemidir. DSÖ tarafından yapılan sınıflandırmaya göre; BKİ 25-29,9 arasında olanlar fazla kilolu, 30 üzerinde olanlar obez olarak değerlendirilir, 40 üzerinde ise morbid obez kabul edilir. BKİ nin 27 kg/m 2 nin üzerinde olması bazı kronik hastalıkların görülme riskini artırabilir [9]. Etiyoloji Obezite çok faktörlü ve karmaşık bir etiyolojiye sahiptir. Esasen kişinin aldığı enerji, sarf ettiği enerjiden daha fazla olduğu zaman vücut yağ miktarı artmaktadır. Pozitif enerji dengesinin sağlanmasında beslenmenin önemli rolü vardır. Aşırı veya dengesiz beslenme ile fiziksel aktivitenin az olması obezite gelişmesinde en önemli etmenlerdir. Büyük porsiyon yiyecekler, yüksek kalorili içecekler ve yağlı yiyeceklerin çok miktarda tüketilmesi ile şişmanlık arasında ilişki vardır. Benzer şekilde diyetin özellikle basit karbonhidrat oranının yüksek olması, fazla alınan enerjinin vücutta yağa dönüştürülüp depolanması sonucunda kilo artışına neden olur. Öğün atlamak, öğün aralarında yağlı-karbonhidratlı besinleri tüketmek, hızlı yemek, aşırı alkol tüketmek de obezitenin oluşumuna katkıda bulunur [10]. Obezite gelişmesinde beslenme ve fiziksel aktivite dışında genetik, metabolik, hormonal, hipotalamik, psikolojik, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel etmenler de rol oynar. Kadınlarda obezite sıklığının, ileri yaşlarda erkeklerden daha fazla olduğu gözlenmektedir. Eğitim düzeyi düşük gruplarda yüksek gruptan, gelir düzeyi düşük grupta yüksek gruptan daha fazla obezite gözlenmiştir [10]. Besin alımı ve vücut ağırlığı hipotalamus tarafından düzenlenmektedir. Beyin enerji durumuna ilişkin çeşitli homeostatik sinyalleri entegre eder, çevresel, sosyal ve hoşlanma gibi faktörleri göz önünde bulundurarak tokluk veya açlık yanıtları oluşturur. Sinirsel ve hormonal sinyaller direkt veya indirekt olarak hipotalamusa gelir, barsak, pankreas, karaciğer, yağ dokusu, beyin sapı ve hipotalamus arasında bir ilişki ağı oluşur. Hipotalamus bu sinyalleri entegre eder, besin belleği ve ödül ile ilişkili yüksek kortikal sistemler, sempatik ve parasempatik sistemler aracılığı ile iştahı düzenler. Arkuat nükleusta bulunan iki nöron grubunun besin alımını düzenlediği bilinir. Bunlar oreksijenik (iştah artırıcı) nöropeptid Y (NPY)/ agouti-ilişkili peptid (Agrp) nöronları ile anoreksijenik (iştah azaltıcı) proopiomelanokortin (POMC)/kokain ve amfetamin ile regüle edilen transkript (CART) içeren nöronlardır. Diğer hipotalamus nükleuslarında bulunan nöron toplulukları lateral hipotalamusun oreksijenik oreksin ve melanin konsantre eden hormon salgılatıcı nöronları ile ventromedial hipotalamusun anoreksijenik beyinden derive nörotrofik faktör (BDNF) ve steroidojenik faktör-1 salgılatıcı nöronlarıdır. Bu iştah düzenleyen nöronların besin ve hormonları algılayabilen metabolik algı üniteleri olarak işlev gördükleri kabul edilmektedir [11]. BDNF iki yolla aşırı yeme ve şişmanlığa yatkınlık yapabilir; direkt olarak hipotalamus ve önbeyini etkileyerek veya indirekt olarak duygu durum, dürtüsellik, yürütücü işlevler ve beslenme davranışına aracılık eden anahtar monoamin sistemlerini etkileyerek. Bazı nöropsikiyatrik bozukluklar ile obezite ilişkisi indirekt yolla açıklanabilir. Mezokortikolimbik yolaktaki dopamin aktivitesi besin-ödül ilişkisinde rol oynar. Serotonin ile besin alımı ters ilişkilidir. 5-HT azalması aşırı yeme ve kilo almaya neden olmaktadır. 5-HT2C reseptörü olmayan hayvanlar spontan olarak şişmanlar. Hipotalamusa 5-HT mikroenjeksiyonları besin alımını azaltır. 5-HT reseptörlerini direkt olarak etkileyen veya 5-HT geri alımını bloke eden ilaçlar obezite tedavisinde kullanılmıştır. Norepinefrin hipotalamusta beta-2 veya alfa-1 reseptörleri aracılığı ile besin alımını azaltır. Hipotalamusa kronik norepinefrin infüzyonu ise besin almını, ağırlık ve yağı artırır [11].

5 4 Semin I.M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): 2-7 Oreksin A ve oreksin B, enerji tüketimine yol açar. Oreksin ve/veya oreksin duyarlılığının artması ile spontan fiziksel aktivitenin ilişkili olduğu ve bu yolla ısı üretimini arttırarak obeziteye direnç gelişmesine katkı yaptığı kemirgenlerde gösterilmiştir [12]. Histamin ve H1 reseptörleri, apoprotein A-IV gibi peptidlerin de besin alımının düzenlenmesine katıldığı belirlenmiştir. Yağ dokusu sadece bir enerji deposu değil, aktif bir endokrin organdır. Yağ dokusundan gelen sinyaller iştahı düzenlerler. Salgıladığı yağ asitleri, sitokinler ve peptidler hem yağ dokusunda hem diğer birçok dokuda etki gösterir. Leptin, vücut ağırlığının uzun süreli kontrolünü düzenleyen yağ dokusundan salgılanan bir maddedir. Yağ dokusunun fizyolojik fonksiyonlarını düzenlediği gibi üreme ve bağışıklık sistemlerini de etkiler. Vücut yağ dokusunun artmasına bağlı olarak kandaki düzeyinin yükselmesi besin alımını azaltır. Yağ deposu azaldığında ise serum leptin düzeyi düşer, iştah ve dolayısıyla besin alımı artar. Genetik defekte bağlı olarak yağ dokusundan leptin salınmayan kişilerde obezite gelişmektedir ve bu kişilerin leptin ile tedavisi besin alımının hızla azalması ve yağ depolarının normale dönmesine neden olmaktadır. Leptin beyinde beslenmenin dört nörokimyasal mediyatörünün (NPY, Agrp, POMC ve CART) çift yönlü etkisinden sorumludur. Leptin az olduğunda NPY ve Agrp artar ve diğer ikisi azalır. Etki gösterdikleri nörokimyasal yolakların bozulması obezite veya zayıflığa yol açar. Leptinden etkilenen peptidler besin alımı ve vücut ağırlığını monoamin yolaklar aracılığı ile etkiler [13]. Yağ dokusundan salgılanan diğer bir adipokin adiponektin, insülin duyarlılığının düzenlenmesinde rol oynar. Plazma seviyesinin düşüklüğü ile obezite, tip II diyabet, dislipidemi ve koroner kalp hastalığı arasında ilişki gösterilmiştir [6, 14]. Yağ dokusunda fonksiyonel bir renin-anjiotensin sistemi vardır. Bunun insulin direnci gibi bozukluklarda rol oynayabileceği düşünülmektedir. Ayrıca anjiotensin II nin yağ dokusunda direkt lipojenik etki gösterdiği, yağ ve kas dokusunda lipid yıkımını inhibe ettiği gösterilmiştir [15]. Barsaktan kalkan sinyaller beyine enerji durumu konusunda bilgi verir. Barsak-beyin aksı kısa süreli açlık-tokluk yanıtlarının, kan glukoz düzeyinin, yağ dokusu işlevlerinin ve enerji harcamasının düzenlenmesinde rol oynar [16]. Barsaktan salgılanan moleküller otokrin, parakrin, endokrin ve nörokrin yolla etki gösterirler. Besin alımının düzenlenmesinde yer alan barsak kökenli maddeler ve etkileri aşağıda verilmiştir [16, 17]: Kolesistokinin tokluk hissedilmesinde rol oynar. Ghrelin tek oreksijenik barsak hormonudur, periferik uygulaması besin alımını artırır. Ghrelin in vücuttaki yağ oksidasyonunu azalttığı, besin alımını ve yağlanmayı arttırdığı gösterilmiştir. Kan ghrelin düzeylerinin obez bireylerde daha düşük olduğu saptanmıştır. Peptid YY, düzeyi özellikle proteinden zengin yemekten sonra artar. Obezitede keskin olmayan artış gözlenmiştir. PYY ileuma besin geldiği zaman ince barsağın proksimal kısmı ve midenin motor aktivitesinin inhibe edilmesine neden olan reflekse aracılık eden hormonlardan biridir [18]. Pankreatik polipeptid (PP) mide boşalmasını geciktirir ve iştahı azaltır. Glukagon-benzeri peptid-1 (GLP-1) özellikle glikozdan zengin yemekten sonra salgılanır. Glukoza bağlı insülin salınımına, glukagon salınımının inhibisyonuna ve mide boşalmasının yavaşlamasına neden olur, iştahı azaltır. Oksintomodülin yemekten sonra salgılanır, mide boşalmasını geciktirir, besin alımını azaltır, enerji harcamasını artırır ve ghrelin salgılanmasını baskılar. Glukagon açlıkta glukoz düzeyinin sürdürülmesinde rol oynar, karaciğerde glikojenolizi ve glukoneojenezi uyarır. Amilin pankreastan insülin ile birlikte salgılanır. Mide salgılarını azaltır, boşalmasını geciktirir, besin alımını azaltır. Tokluk hissi serotonin-histamin-dopaminerjik sistemin uyarılması ile oluşturur.

6 5 Semin I.M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): 2-7 Besin alımının düzenlenmesinde rol oynayan diğer barsak hormonları; nörotensin ve ksenin anoreksojenik etkilidir; obestatin ghreline zıt etki gösterir. Glukagon-benzeri peptid-2 santral verildiğinde besin alımını azaltır. Yağ asidi amidanandamid (AEA) ve araşidonik asit 2 esteri- araşidonil gliserol (2-AG) gibi endokannabinoidler oreksijenik etki göstermektedir, obezlerde yemek sonrası plazma düzeylerinin düşmeyip yüksek kaldığı saptanmıştır. Vücut ağırlığının düzenlenmesinde rol alan hormonal ve sinirsel etmenler genetik olarak düzenlenmektedir. Yeme davranışında etkili olan faktörler, yağ hücre sayısı, büyüklüğü ve yağın dağılımı da kalıtımsaldır. Vücut kitlesi ve yağındaki bireysel farklılıkların %25-40 ı genetik faktörlere bağlıdır. İkizlerde yapılan çalışmalar, BKİ ne genetik katılımın yaklaşık %70 olduğunu düşündürmektedir. Şişman anne babanın çocuklarının da şişman olma olasılığı yüksektir [19]. Obez kişilerde leptin eksikliği, POMC yetmezliği, melanokortin-4 reseptör anomalisi gibi genetik anomaliler ve diğer bazı genetik hastalıklar mevcut olabilir. Hipotalamik sendrom, Cushing hastalığı ve polikistik over gibi hastalıklar sıklıkla obezite ile birlikte görülür [20]. Endojen sirkadien saatin doğru zamanlaması organizmanın günlük çevresel değişiklikleri öngörmesine olanak sağlar, buna göre fizyolojik ve davranışsal fonksiyonlar ayarlanır. İnsanlarda fazla atıştırma, günlük uyku miktarında azalma veya uzun süre gece parlak ışığa maruz kalma gibi alışkanlıklar beyini etkileyerek internal ve eksternal ritmleri hissedememeye neden olur. Buna bağlı olarak, beyin tarafından algılanan çevre metabolik olarak düzleşir ve ritmini kaybeder. Sirkadien bozulmanın en iyi bilinen sonucu, metabolizmanın değişmesidir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar sirkadien sistemin bozulmasının (chronodisruption=cd) obeziteye yol açabileceğini düşündürmektedir. CD moleküler sirkadien saatin bozulması ile de meydana gelebilir. Fizyolojik işleyişte beyin ve kas ANRT-benzeri protein-1 (BMAN1), Period Circadian Protein-2 (PER2) ve Circadian Locomotor Output Cycles Kaput (CLOCK) proteinleri diğer proteinler arasında özel role sahiptir. Hayvan modelleri saat genleri bozuk olan sıçanların obezite ve bir fenotip benzeri metabolik sendroma yatkın olduğunu göstermiştir. Obezitenin komplikasyonlarının çoğunda da kronobiyoloji yer almaktadır. Sirkadien pacemaker ve sitokin sistemleri, özellikle interlökin-6, uyku-uyanıklık ve enerji alımını düzenlemek için birlikte çalışmaktadır. Ayrıca, metabolizmada görev alan insulin, glukagon, büyüme hormonu ve kortizol salınımı da sirkadien osilasyon göstermektedir [21]. Araştırmalar farklı saat gen varyantları ve haplotiplerinin obezitede rolü olduğunu da göstermektedir. Az uyku uyuyanlarda leptin plazma düzeyinin düşük olduğu, ghrelinin ise yükseldiği gösterilmiştir. Leptin-defisitli farelerde uykunun bozulduğu, diurnal ritmin değiştiği gösterilmiştir [22]. İnsanlarda ghrelinin non-rem uykusunu artırdığı da saptanmıştır [23]. Obezitenin patofizyolojisi Obezitenin fizyopatolojisi büyümüş yağ hücrelerinden salgılanan faktörler ile ilişkilidir. Adiponektin dışında birçok faktörün salgılanması artar. Serbest yağ asidi salınımının artması sonucunda karaciğere ve periferik dokulara yağ asidi girişi artar. Karaciğer tarafından insülin yıkımı azalır, dolaşımdaki insülin seviyesi artar. Karaciğerde yağ asitlerinin depolanması da artar. Bu insülin direncinin gelişmesinde rol oynar. Benzer şekilde kasa fazla miktarda serbest yağ asitlerinin gitmesi kas trigliseridini artırır ve kasta insülin direncinin gelişmesinde rol oynar. Yağ hücreleri tarafından yapılan sitokinlerin de patofizyolojik önemi vardır. Karaciğere TNF-alfa ve interlökin-6 nın gelmesi burada inflamasyona yol açar ve santral yağlanma ve kardiyovasküler hastalık için karakteristik olan bir inflamasyon göstergesi olan C-reaktif protein üretimi artar. Yağ hücrelerinden salgılanan anjiyotensinojen obezitede dolaşımda bulunan anjiyotensinojen miktarını arttırır ve hipertansiyon gelişmesinde rol oynayabilir. Yağ hücreleri büyürken adiponektin miktarının azalması insülin direncinin artması ile ilişkilidir [6, 15]. Obezite ile ilişkili sağlık sorunları Obezite çeşitli sistemlerde birçok sağlık problemi ile ilişkilidir. Bunlar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir [20]. İlişkili olduğu sağlık problemleri ve hızlı artış oranı ile öncelikli sağlık sorunu olan obezitenin oluşumunun önlenmesi ve tedavisi önem arz etmektedir [24].

7 6 Semin I.M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): 2-7 Sistem Kardiyovasküler Sistem Solunum Sistemi Sindirim Sistemi Metabolik / Endokrin Hareket Sistemi Genitoüriner sistem Deri Psikososyal Diğer İlişkili sağlık sorunu Hipertansiyon Koroner kalp hastalığı Serebrovasküler hastalık Derin ven trombozu Primer alveoler hipoventilasyon Uyku apnesi Dispne Hiatus hernisi ve reflü Safra taşları Yağlı karaciğer Kolorektal kanser Hemoroit Dislipidemi İnsülin direnci Tip 2 Diabetes mellitus Hiperürisemi Artmış adrenokortikal aktivite Değişmiş dolaşan seks steroidleri ve bağlayan globülin Osteoartrit Sinir sıkışması Proteinüri Üriner taş Stres inkontinansı Endometriyal kanser Prostat kanseri Fertilite azalması Cinsel ilişkide güçlük Gebelik komplikasyonları Polikistik over sendromu Meme kanseri Jinekomasti Akontozis nigrikans Lenfödem Ter döküntüleri Kendinden hoşnutsuzluk Depresyon Anksiyete Ameliyat riskinde artış Horlama Kaynaklar [1] WHO Fact sheet N 311. [2] Çıtak Akbulut G, Özmen MM, Besler HT. Obezite çağın hastalığı. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi:1-9. [3] Satman I, Yilmaz T, Sengul A, Salman S, Salman F, Uygur S, et al. Population-based study of diabetes and risk characteristics in Turkey: results of the turkish diabetes epidemiology study (TURDEP). Diabetes care 2002;25: [4] Satman I, Omer B, Tutuncu Y, Kalaca S, Gedik S, Dinccag N, et al. Twelve-year trends in the prevalence and risk factors of diabetes and prediabetes in Turkish adults. European journal of epidemiology 2013;28: [5] G. MD. What are the guidelines for percentage of body fat loss? [6] McGregor RA, Kwon EY, Shin SK, Jung UJ, Kim E, Park JH, et al. Time-course microarrays reveal modulation of developmental, lipid metabolism and immune gene networks in intrascapular brown adipose tissue during the development of diet-induced obesity. International journal of obesity 2013;37: [7] Switzer NJ, Mangat HS, Karmali S. Current trends in obesity: body composition assessment, weight regulation, and emerging techniques in managing severe obesity. Journal of interventional gastroenterology 2013;3:34-6. [8] Bouchard C. Current understanding of the etiology of obesity: genetic and nongenetic factors. The American journal of clinical nutrition 1991;53:1561S-5S. [9] Tam AA, Cakir B. Birinci Basamakta Obeziteye Yaklaşım. Ankara Medical Journal 2012;12: [10] Obezitenin nedenleri. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı [11] Ooi CL, Kennedy JL, Levitan RD. A putative model of overeating and obesity based on brain-derived neurotrophic factor: direct and indirect effects. Behavioral neuroscience 2012;126: [12] Butterick TA, Billington CJ, Kotz CM, Nixon JP. Orexin: pathways to obesity resistance? Reviews in endocrine & metabolic disorders 2013;14: [13] Bray GA. Obesity is a chronic, relapsing neurochemical disease. International journal of obesity and related metabolic disorders : journal of the International Association for the Study of Obesity 2004;28:34-8. [14] Yang WS, Chen MH, Lee WJ, Lee KC, Chao CL, Huang KC, et al. Adiponectin mrna levels in the abdominal adipose depots of nondiabetic women. International journal of obesity and related metabolic disorders : journal of the International Association for the Study of Obesity 2003;27: [15] Goossens GH, Blaak EE, Arner P, Saris WH, van Baak MA. Angiotensin II: a hormone that affects lipid metabolism in adipose tissue. International journal of obesity 2007;31: [16] Hussain SS, Bloom SR. The regulation of food intake by the gut-brain axis: implications for obesity. International journal of obesity 2013;37: [17] Suzuki K, Jayasena CN, Bloom SR. Obesity and appetite control. Experimental diabetes research 2012;2012: [18] Gatta-Cherifi B, Matias I, Vallee M, Tabarin A, Marsicano G, Piazza PV, et al. Simultaneous postprandial deregulation of the orexige-

8 7 Semin I.M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): 2-7 nic endocannabinoid anandamide and the anorexigenic peptide YY in obesity. International journal of obesity 2012;36: [19] Jeffery AN, Voss LD, Metcalf BS, Alba S, Wilkin TJ. Parents awareness of overweight in themselves and their children: cross sectional study within a cohort (EarlyBird 21). Bmj 2005;330:23-4. [20] Obesity: The Prevention, Identification, Assessment and Management of Overweight and Obesity in Adults and Children. London [21] Garaulet M, Ordovas JM, Madrid JA. The chronobiology, etiology and pathophysiology of obesity. International journal of obesity 2010;34: [22] Oishi K, Ohkura N, Wakabayashi M, Shirai H, Sato K, Matsuda J, et al. CLOCK is involved in obesity-induced disordered fibrinolysis in ob/ob mice by regulating PAI-1 gene expression. Journal of thrombosis and haemostasis : JTH 2006;4: [23] Steiger A, Dresler M, Kluge M, Schussler P. Pathology of sleep, hormones and depression. Pharmacopsychiatry 2013;46 Suppl 1:S30-5. [24] Clinical guidelines on the identification, evaluation, and treatment of overweight and obesity in adults: executive summary. Expert Panel on the Identification, Evaluation, and Treatment of Overweight in Adults. The American journal of clinical nutrition 1998;68:

9 8 Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Derleme Obezitede Diyet Tedavisi Yrd. Doç. Dr. Meltem YAMAN Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Bornova, İzmir Giriş Obezite özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıklığı hızla artan, toplum sağlığını ve sağlık harcamalarını önemli derecede etkileyen beslenme ve sağlık sorunlarındandır. Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde sağlık tehdidi haline gelen obezite, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Yağ miktarının adipoz dokuda sağlığı bozacak ölçüde anormal ve aşırı miktarda artışı olarak tanımlanmaktadır. Vücuttaki yağ miktarına ve dağılımına bağlı olarak hastalıkların morbidite ve mortalitesi değişkenlik göstermekte, yaşam kalitesi ve süresini olumsuz yönde etkilemektedir. Obezite kalp-damar, sindirim, solunum, hormonal sistem gibi vücutta birçok organ ve sistemi etkileyerek hipertansiyon, Tip II diyabet, kalp-damar, osteoartrit, safra kesesi hastalıkları, kanser (meme, prostat, kolon, endometrium vb.), gastroözafagial reflü, uyku apnesi ve solunum yetmezliği vb. hastalıklara neden olur [1-3]. Obezite, aşırı enerji tüketimi, yetersiz enerji harcaması veya her ikisinin neden olduğu uzun süreli enerji dengesizliği, kişinin genleri ve çevresi (yaşam biçimi, davranış ve sosyo-ekonomik) arasındaki kompleks ilişkinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalıktır [4]. İletişim: Yrd. Doç Dr. Meltem YAMAN e-posta: Tüm telif hakları TFD ye aittir. ISSN: Obezite, sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede gelişir. Obezitenin giderek epidemi halini almasında, sedanter yaşam şekline bağlı aktivite azalmasına ek olarak, aşırı miktarda enerji alımı ve yanlış beslenme alışkanlıklarının (posası düşük besinler, aşırı yağlı) artması önemli rol oynar. Günümüzde birçok ülkede sıklığı hızla artan obezite gelişiminde başlıca risk faktörleri; fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları (glisemik yükü yüksek, enerji yoğunluğu yüksek besinlerin fazla tüketilmesi), yaş, cinsiyet, medeni durum, doğum sayısı ve doğumlar arası süre, psikolojik problemler, genetik faktörler ve eğitim düzeyidir [1, 5-7]. Obezite, bütün toplumlarda yaygın olarak görülen; genetik, çevresel, biyolojik, sosyo-kültürel ve davranışsal faktörlerin oluşumunda rol aldığı epidemi halini almış önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya daki ölümlerin beşinci sırada temel nedeni fazla kilo ve obezite olup, her yıl 2.8 milyon yetişkin bireyin yaşamını yitirdiği rapor edilmiştir. Fazla kilo ve obezitenin neden olduğu toplam DALY (sağlıklı yaşam yılı kaybı) 35.8 milyondur. Dünya genelinde obezite sıklığı 1980 yılından 2008 yılına kadar iki katına çıkmıştır de 20 yaş ve üzeri 1.5 milyar yetişkinde kilolu olma ve yaklaşık 200 milyon erkek ve 300 milyon kadında obezite saptanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2008 yılında 20 yaş ve üzeri yetişkin bireylerin % 35 inin fazla kilolu olduğunu rapor etmiştir yılında Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) raporuna göre obezite prevalansı 1980 yılından itibaren OECD ülkelerinde 2-3 kat artış göstermiştir. Türkiye de Erişkinlerde Kalp Hastalığı ve

10 9 Yaman M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):8-12 Risk Faktörleri Çalışmasında (TEKHARF) erkeklerin %25.2 si, kadınların %44.2 si obez olarak tespit edilmiştir. Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi (TURDEP) Çalışmasında ise yetişkin kadınların %29.9 u; erkeklerin %12.9 u obez olarak belirlenmiştir [8, 9]. Yetişkin bir insanın obez veya fazla kilolu oluşunun tanımlanabilmesi için boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının, vücut bileşiminin ve vücuttaki yağın dağılımının değerlendirilmesi gerekir. Şişmanlığın saptanmasında en geçerli yöntem vücutta yağ miktarının saptanmasıdır. Çeşitli yöntemlerle vücuttaki yağ miktarı hesaplanır. Vücut yağ miktarının erkeklerde %25, kadınlarda %35 in üzerinde olması, çocuk ve adolesanlarda ise erkeklerde %25, kızlarda %30 un üzerinde olması şişmanlık olarak değerlendirilir. Pratikte sıklıkla kullanılan diğer bir yöntemde beden kitle indeksi (BKI) dir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen BKI değerlerinin yetişkinlerde 25- <30 kg/m² olması hafif şişmanlık ve 30 kg/ m² olması şişmanlık olarak tanımlanmaktadır [10, 11]. Obezitenin tedavisi ve yönteminde amaç, vücut ağırlığını azaltmak için yaşam tarzında, özellikle sağlıklı beslenme ve uygun fiziksel aktiviteye yönelik uzun süreli davranış değişiklikleri oluşturmaktır. Obez bireylerde başlangıçtaki ağırlığın %5-10 u arasında kilo kaybı kısa dönemde sağlığın geliştirilmesine katkı sağlar ve hastalıkların semptomlarını azaltır [10, 12]. Obeziteye yönelik diyet tedavileri Obezitenin tedavisinde kullanılan çeşitli diyet tedavileri ve tedaviye yardımcı olarak uygulanan yöntemler vardır ve kullanılan yöntemlerin kişiye uygun olan kombinasyonlar şeklinde olması gerekir [10]. Başarılı bir diyet programını planlamak için ilk aşama nutrisyonel anamnezin alınmasıdır. Anamnezde bireyin yediklerinin miktarı, kaç öğün beslendiği, öğünlerinin süresi, sıklıkla tercih ettiği ve sevmediği besinler, hangi duygu ve düşünce ile yemek yediği, kiminle ve nerede yediği, uyguladığı pişirme ve hazırlama yöntemleri bulunmalıdır. Beslenmenin yanında bireyin fiziksel aktivite düzeyi de sorgulanmalıdır. Obeziteye neden olan faktörlerin saptanması ve çözümüne yönelik kişiye özgü önerilerin geliştirilmesinde birebir görüşmelerin yanısıra, grup çalışmaları da yararlı olmaktadır. Odaklanılan konu, 8-10 kişiden oluşturulan küçük gruplarla saat olacak şekilde tartışılmalıdır. Bu grup tartışmaları çok fazla sayıda hastaya hizmet verilmesi gereken durumlarda kolaylık sağlar. Eğitimde yapılması planlanan değişikliklerin ilk basamağı hastanın mevcut durumunu anlamak ve ortak bir bilinç ortamı oluşturmaktır. Yeni beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ile ilgili eğitime başlamak için kişinin eski alışkanlıklarının doğru ve yanlış olduğunun bilincinde olması gerekir. Diyet alışkanlıklarının değerlendirilmesi için 7 günlük besin tüketim kaydının alınması gerekmektedir. Besin tüketim kaydı, temelde bildirilen besin alımı ve beslenme davranışı ile ilgili kayıt sağlamanın yanısıra, uygulanacak olan tedavinin gözden geçirilmesi ve geleceğe yönelik tedavinin planlanması amacıyla kullanılır. Aynı zamanda besin tüketim kaydı, hastayı tedavide aktif rol alma, motivasyonunu arttırma ve diğer davranış değişikliklerini gerçekleştirme doğrultusunda cesaretlendirir [12, 13]. Sağlık ve obezite konusunda öneriler yapan uluslararası kuruluşlar obezite tedavisinde çeşitli besinlerden oluşan yeterli protein, vitamin, mineral ve posa içeren, enerjinin makro besin ögelerine dağılımı dengeli, düşük kalorili bir diyetle birlikte, egzersiz ve davranış değişikli tedavisini de içeren, maliyeti çok yüksek olmayan zayıflama programlarını önermektedir [14, 15]. Enerji Diyetin enerjisi bireyin ağırlık ve boy ölçümleriyle fiziksel aktivite düzeylerine göre bireysel olarak planlanmalıdır. Bireyin günlük enerji alımı, haftada kg ağırlık kaybını sağlayacak şekilde azaltılmalıdır. Bu durum yağsız vücut kitlesinden daha az, yağ kitlesinden daha çok kaybetmeyi sağlar. Zayıflama programlarında bireyin bazal metabolizmasının altında enerji verilmemelidir. Kilo kaybını sağlarken mümkün olduğu kadar yüksek enerjili (en az bazal metabolizma düzeyinde) diyetlerle kişilerin uzun zamanda zayıflatılması sağlanmalıdır [10].

11 10 Yaman M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):8-12 Amerikan Kalp (AHA) ve Diyabet Dernekleri (American Diabetes Association-ADA) enerjinin % ının karbonhidratlardan % unun yağlardan ve % sinin proteinlerden gelmesini önermektedir [10, 15]. Karbonhidrat Diyetin karbonhidrat içeriği hesaplanırken şeker gibi basit karbonhidratlar azaltılmalı, kuru baklagiller ve tam tahıl ürünleri gibi kompleks karbonhidratlar arttırılmalıdır. Posa içeriği yüksek olan oligosakkarit ve polisakkaridler mide boşalmasını geciktirerek tokluk hissini sağladığından enerji alımını kontrol amacıyla diyet programlarında yer almalıdır. Çeşitli posa türlerinin özellikle de suda eriyebilen posanın kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunma ve tedavisinde olumlu etkisinin olduğu bilinmektedir. Yapılan çeşitli araştırmalarda posa tüketiminin değişik yaş gruplarında eksikliği bilinmektedir. Diyet posası alımı günde g olarak önerilmektedir [10, 14-16]. Protein Diyetin protein içeriği RDA (Recommended Dietary Allowances) nın önerilerine göre enerjinin %15-20 si olmalı ve daha çok doymuş yağ oranı düşük protein kaynaklarından yararlanılmalıdır. B12 vitamin gereksinmesini karşılamak açısından toplam proteinin % kadarı hayvansal kaynaklardan karşılanmalıdır. Hayvansal kaynaklı bu proteinin % i yağsız süt ve ürünlerinden, %20-30 u ise yağı az et, balık ve yumurtadan gelmelidir. Toplam proteinin kalan kısmının % 25 inin ise kuru baklagiller, sebze ve yağlı tohumlardan gelmesi önerilmektedir [10, 14-16]. Yağ Sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde enerjinin %25-30 undan sağlanması gereken yağlar % 10 unun doymuş, % 7-10 çoklu doymamış, geri kalanının tekli doymamış yağlardan sağlanmalıdır. Yağlar, yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) kullanımı ve protein biyosentezinde enerjiye katkısı açısından önemlidir ve diyette yer almalıdırlar. Yağdan gelen enerjinin karbonhidrat ve proteinden gelen enerjiye göre depolanma eğilimi fazladır ve besin tüketimini teşvik ettiğine dair araştırmalar vardır. Düşük yağ içerikli besinler kilo vermek isteyen bireyler için daha uygun olmaktadır. Diyetin kan lipitleri üzerindeki etkisini araştıran pek çok çalışma, düşük yağ/ yüksek lif içerikli diyet alan gruplarda düzenli kilo kaybını göstermiştir [14, 16, 17]. Vitamin ve Mineraller Zayıflama diyetlerinin vitamin ve mineral içeriği günlük gereksinimler kadar olmalıdır. Çok düşük kalorili olmayan yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine göre hazırlanmış zayıflama diyetlerinde vitamin ve mineral yetersizliği söz konusu değildir. Ancak çok düşük kalorili diyetlerde enerjinin azlığına paralel olarak özellikle B grubu vitaminleri, demir ve kalsiyum yetersizlikleri görülebilir. Günlük 1200 kcal den az enerji alan bireylerde, vegan vejetaryenlerde ve bazı besinlere karşı intoleransı ve alerjisi olanlarda, sigara ve alkol kullananlarda vitamin ve mineral takviyesi gerekebilmektedir [10, 15]. Sıvı Alımı Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri ve vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücudun su dengesi solunum yoluyla, idrarla, terle ve dışkı ile kaybedilen su miktarının tüketilen su ve yiyecekler içindeki su miktarları ile sağlanır. Vücuttaki metabolizma atıklarının atılabilmesi için günlük en az 2-3 litre sıvı tüketilmesi gerekmektedir. Su tüketilmesi kabızlığın önlenmesinde de etkilidir [10, 14]. Öğün Sayısı Metabolizmanın düzenli çalışması için diyet planı küçük miktarlarda besinler içeren sık öğünlerden oluşmalıdır. Sık öğünler diyete bağlı termogenezi hızlandırarak enerji harcamasını arttırır. Ayrıca hipoglisemik atakları ve buna bağlı sinirlilik, fenalık ve çarpıntı hissi gibi semptomları azaltır. Yemeklerin günde 3-6 öğün şeklinde düzenlenmesi ve öğünler arası zamanın 3-4 saat olması gerekmektedir. Sık öğünlerle beslenme, gereğinden fazla yemeği önler, acıkmayı geciktirir ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltır [10].

12 11 Yaman M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):8-12 Davranış Değişikliği Tedavisi Obezite tedavisinin önemli basamaklarından birisi de yeme alışkanlığı ve yaşam tarzında davranış değişikliğinin sağlanmasıdır. Şişmanlığa neden olan yemek yeme ve fiziksel aktivite ile ilgili istenmeyen davranışları, istenen davranışlarla değiştirmek veya istenmeyen davranışları azaltmak, ayrıca istenen davranışları pekiştirerek yaşam tarzı haline gelmesini sağlamak amacıyla uygulanan tedavi şeklidir. Davranış değişikliği tedavisindeki amaç, yaşam boyu sürecek davranış değişikliğini oluşturmak ve böylece ağırlık kaybının korunmasını sağlamaktır. Yapılan araştırmalarda davranış değişikli tedavisi süresinin en az 16 hafta, tedavi sonrasında ağırlığın korunma süresinin ise en az 1 yıl olması gerektiği belirtilmedir. Amerikan Aile Hekimleri Derneği nin yayınladığı bir derlemede davranış değişikliği tedavisi diyet uygulamasının bir parçası olması ve uzman kişi (doktor, diyetisyen, egzersiz uzmanı ve psikiyatrist gibi) tarafından uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Davranış değişikliği tedavisinde yapılan toplantıların sıklığı da önemlidir. Tedavinin başlangıcında toplantılar daha sık (1 ay süreyle- haftada 3 kez, yarım saatlik görüşmeler), sonrasında iki haftada bir kez, daha sonraları ise ihtiyaç olduğunda toplantı yapılmalıdır [10, 18-20]. Kaybedilen Ağırlığın Korunması Kaybedilen kiloların korunması zor olduğundan bireylerin koruma programına alınması büyük önem taşır. Ağırlık kaybetmiş obezlerde prognozun çok iyi olmadığı, eski yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına dönüşün yüksek olduğu rapor edilmiştir. Bireylerin tekrar kilo almaları sonucu yağ dokusundaki artış meydana gelmekte ve hiperlipidemi, tansiyon, diyabet gibi sağlık sorunları riski artmaktadır. Ağırlık kaybı başarıldıktan sonra, başlangıçtaki enerji alımının % 25 azaltılarak devam ettirilmesi kaybedilen ağırlığın korunması için önemlidir [12, 21, 22]. Sonuç ve Öneriler Obezite multifaktöryel bir etiyolojisi olan ve bu nedenle multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavisi beslenme alışkanlığı ile birlikte egzersiz ve yaşam tarzına uygun uygulamalarda değişiklik yapılmasını gerektirir. Her bireyin beslenme alışkanlığı ve yaşam tarzı aynı olmadığından diyetler bireysel olmalıdır. Kişilerin biyolojik ve genetik özellikleri diyet bileşiminin belirlenmesinde önemlidir. Diyet programı bireyin besin tercihleri ve olanakları dikkate alınarak bireye özgü planlanmalıdır. Enerjisi azaltılmış bir diyet programının mutlaka egzersiz ile desteklenmesi gerekir. Kaybedilen kiloların geri alınmaması ve kazanılan sağlığın kalıcı olması için beslenme, egzersiz ve yaşam tarzıyla ilgili uygulamalarda davranış değişikliği eğitimi hayati önem taşır [2, 10, 12, 19, 22]. Kaynaklar [1] Doak CM, Visscher TLS, Renders CM, Seidell JC. The prevention of overweight and obesity in children and adolescents: a review of interventions and programmes. Obes Rev 2006;7: [2] WHO. Global Strategy on Diet, Physical Activity and Health, Geneva. WHO [3] WHO. Obesity: Preventing and Managing the Global Epidemic Report of a WHO Consultation on Obesity. Geneva, World Health Organ Tech Rep Ser 2000;894: [4] Arslan M, Başkal N, Çorakçı A. Ulusal Obezite Rehberi, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Yayını [5] Eurodiet. EU platform on diet, physical activity and health. Diet, Physical Activity and Health- A European Platform for Action. 15 March [6] The challenge of obesity in the WHO Europeen Region and strategies for response, Ed: Francesco Branca, Haik Nikogosian ve Tim Lobstein, WHO, Denmark [7] Gedik O. Obezite ve çevresel faktörler. Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism 2003;Suppl. 2:1-4. [8] WHO. Mean Body Mass Index (BMI). ncd/risk_factors/bmı_text/en/. [9] Satman İ. TURDEP II Çalışma Grubu. TURDEP II Sonuçları [10] Mohan L, Arlin M. Krause s Food, Nutrition and Diet Therapy. WB Saunders Company, Philadelphia;11 th Edition,2004. [11] Gallagher D, Heymsfield SB, Heo M, Jebb SA, Murgatroyd PR, Sakamoto Y. Healthy percentage body fat ranges: an approach for developing guidelines based on body mass index. Am J Clin Nutr 2000;72: [12] Boltri J, House A, Nelson R. Which strategies work best to prevent obesity in adults?. J Fam Pract 2009;58 (12):

13 12 Yaman M/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):8-12 [13] Gibson R. Principles of nutritinal assessment. Oxford Univesity Press Oxford [14] Tudor M, Havranek J, Serafini M. Dairy foods and body weight management. Mljekarstvo 2009;59: [15] Zemel MB. The role of dairy foods in weight management. J Am Coll Nutr 2005;24:537s-46s. [16] Astrup A. Carbohydrates as macronutrients in relation to protein and fat for body weight control. Int J Obesity 2006;30:S4-S9. [17] Tremblay A. Dietary fat and body weight set point. Nutr Rev 2004;62:S75-S7. [18] Rennie KL, Johnson L, Jebb SA. Behavioural determinants of obesity. Best Pract Res Cl En 2005;19: [19] Dyson PA. The therapeutics of lifestyle management on obesity. Diabetes Obes Metab 2010;12: [20] Foster GD, Makris AP, Bailer BA. Behavioral treatment of obesity. Am J Clin Nutr 2005;82:230s-5s. [21] Mercanlıgil S. Kaybedilen ağırlığın korunması. Turk J Endoc Metab 2003;Suppl 2: [22] Ekelund U, Palla L, Wareham NJ, Consortium I. Physical activity, abdominal and general obesity and the risk of developing type 2 diabetes: a case-cohort study (InterAct). Diabetologia 2011;54:S102-S.

14 13 Derleme Bitkisel Zayıflama Ürünleri Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Prof. Dr. Atila Karaalp Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Haydarpaşa, İstanbul Giriş Yeryüzünde bulunan bitkilerin ila arasında olduğu ve bunlardan kadarının şifa amacıyla kullanıldığı tahmin edilmektedir [1]. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bitkinin bitkisel tedavi amacıyla yaygın olarak kullanıldığını belirtmektedir [1]. Oldukça geniş kapsamlı bir alan olan bitkisel ürünler DSÖ ne göre Bitkilerin kök, yaprak, çiçek, kabuk, tohum gibi kısımları veya bu kısımlardan hazırlanan ekstreler ya da bitkilerden bir işlem sonucu elde edilen materyaller olarak tanımlanmaktadır [2]. Bitkilerden kimyasal işlemlerle elde edilen saf bileşikler (örneğin atropin, morfin vb.) bu tanımın dışında kalmaktadır. Tüm dünyada milyarlarca dolarlık bir pazar payına sahip olan bitkisel ürünler ülkemizde de yaklaşık üç milyar dolardan fazla ekonomiye sahip bir sektördür [3]. Bitkisel ürünler, sağlıklı yaşamak ve enfeksiyonlara karşı korunmak, kilo vermek, hipertansiyon, depresyon, kanser gibi çeşitli hastalıklarda tedavi olmak ve saç, kıl, tüy gibi kozmetik ve estetik amaçlarla tüketilmektedirler. Bu ürünler, aktarlardaki karışımlardan, marketlerdeki zayıflama çaylarına, eczane benzeri dükkânlarda satılan tablet, kapsül gibi ilaç görünümlü formlardan, internette satılan çeşitli iksirlere kadar çok geniş bir yelpazede tüketicilere İletişim: Prof. Dr. Atila KARAALP e-posta: Tüm telif hakları TFD ye aittir. ISSN: sunulmaktadır. Ancak çoğu zaman bitkisel ürünlerin içeriğinde ne olduğu tam olarak belirtilmemekte hatta özellikle gizlenmektedir [4]. Yapılan araştırmalarda bitkisel ürünlerin içlerinde toz, polenler, böcekler, kemirgen kalıntıları, parazitler, mikroorganizmalar, mantarlar, küf, toksinler, zirai ilaçlar (insektisidler ve pestisitler), toksik ağır metaller ve/veya ilaç etken maddeleri bulunmuştur [5]. Üstelik bu tür ürünler doğal, bitkisel gibi ifadelerle satılmakta ve kullanıcılarında doğal olarak zararlı değil algısı yaratılmaktadır. Hatta bitkisel ürünlerin tanıtım ve reklamlarında inanılmaz, mucize, süper, kesin çözüm gibi ifadeler kullanılarak tüketicilerin umutları sömürülmektedir. Oysa bazı mantar türlerinde olduğu gibi bitkiler de zehirli hatta öldürücü olabilmektedirler. Bir kimyasal maddenin ilaç adını alabilmesi için uzun klinik araştırma fazlarından geçmesi gerekmektedir. Oysa bitkisel ürünlerde klinik araştırma fazları neredeyse hiçbir zaman yapılmadığından çoğunun ne etkililikleri, ne de güvenlilikleri hakkında bilgi bulunmaktadır. Bu nedenle kullanıcıları tarafından yanlış veya bilinçsizce alınmaları durumunda ölüme kadar varabilen istenmeyen olaylar yaşanabilmektedir [6-7]. Obezite tüm dünyada yaygın olarak karşılaşılan önemli bir sorundur ve DSÖ 1980 yılından 2008 e kadar obezite sorunu olan kişilerin sayısının yaklaşık iki katına çıktığını bildirmektedir [8]. Kilo problemin akılcı çözümü diyet ve egzersiz eşliğinde kilonun yavaşça verilmesiyken, modern yaşam tarzı nedeniyle insanlar bir an önce ve de kolay yoldan, yani diyet ve egzersiz ile kendilerini sıkıntıya sokmadan kilo vermek istemektedirler [8]. Bu nedenle bitkisel ürünler içinde zayıflama ürünlerinin ol

15 14 Karaalp A/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):13-17 dukça önemli bir yeri vardır. Bu amaçla pazara sürülmüş olan binlerce farklı ürün bulunmaktadır. Kilo verdirdiği ileri sürülen bitkisel zayıflama ürünlerinin içeriklerinde altın çilek, African mango, Acai berry, Meksika biberi gibi bitkilerin yer aldığı belirtilmekteyken yapılan birçok araştırmada bu ürünlerin içinde tiroid hormonları, diüretikler, laksatifler, kafein, sempatomimetikler ve sibutramin gibi çok çeşitli ilaç etken maddesinin bulunduğu gösterilmiştir [9-13]. Bitkisel ürünlerin üzerinde ilaç olmadıkları, gıda takviyesi oldukları belirtilmektedir ve bu ürünlerin içinde ilaç etken maddelerinin bulunması yasaktır. Ancak bitkisel zayıflama ürünlerinin içeriğinde belirtilmeyen bu aktif ilaçlar normal bireylerde dahi advers etkilere neden olabilirken duyarlı bireylerde ise ölüme kadar varabilen advers etkilere neden olabilirler [6-7]. Duyarlı bireyler toplumun içinde dağınık olarak bulunabilirler. Ayrıca çocuklar, yaşlılar, gebe veya emziren kadınlar, karaciğer-böbrek gibi organ yetmezliği olanlar, kardiyovasküler, nöropsikiyatrik, gastrointestinal sistem hastalığı olan kişiler de bitkisel zayıflama ürünlerinin içine gizlenmiş aktif ilaçlara karşı daha duyarlı olabilirler. Yukarıda sözü edildiği üzere bitkisel zayıflama ürünlerinin içinde çeşitli etki mekanizmalarıyla kilo kaybına yol açan şu ilaçlar bulunmaktadır: Tiroid hormonları, diüretikler, laksatifler, kafein, sempatomimetikler ve sibutramin. Tiroid hormonları Tiroksin (T 4 ) ve aktif formu olan triiyodotironin (T 3 ) tüm vücut dokularında normal büyüme ve gelişmeyi aynı zamanda normal işlevlerin sürdürülmesini sağlar [14]. Tiroid hormonlarının hücresel düzeydeki etkileri ise glukoz ve oksijenin hücre içine girişini, glikolizi, oksidatif fosforilasyonu, oksijen tüketimini ve ATP üretimini artırarak hem metabolizma hızını belirler hem de kalorijenik etki gösterir [14]. Bu etkileri nedeniyle tiroid hormonunun fazlalığında (örneğin hipertiroidi) etkilenen kişide kilo kaybı ortaya çıkar. Tiroid hormonlarının bu etkileri yüzünden bitkisel zayıflama ürünlerine karıştırıldığı bilinmektedir [9]. İçinde tiroid hormonu bulunan bir bitkisel ürünün kullanılması sırasında kişide istenmeyen birçok etki ortaya çıkabilir, bunlar; sinirlilik, agresivite, hiperkinezi, duygusal dengesizlikler, iştah artışı, kan basıncı artışı, çarpıntı ve ritim bozuklukları, kalp yetmezliği, göğüs ağrısı, dispne, ishal, sık dışkılama, terleme, sıcağa tahammülsüzlük, periorbital ödem, eksoftalmus, hipoproteinemi, kas güçsüzlüğü, yorgunluk, osteoporoz, hiperkalsemi, adet düzensizlikleri, azalmış fertilite, kan yapımının (eritropoez) artmasına rağmen eritrosit devri (turnover) arttığı için anemi, kanda serbest yağ asidi artışı ve hiperglisemi, trigliserid ve kolesterol düşmesi, artmış hormon yıkımı, artmış vitamin gereksinimi ve artmış ilaç metabolizması [14]. İçinde tiroid hormonu gizlenmiş bu tür bir bitkisel ürünü kullanan kişide kardiyovasküler, nöropsikiyatrik, gastrointestinal, metabolik, hematolojik ve kas-iskelet sistemi hastalığı bulunması durumunda yukarıda sayılan etkiler çok daha şiddetli olabilir, dahası var olan hastalığın seyri değişebilir. Bu nedenle bu tür hastalığı olanların bitkisel zayıflama ürünü kullanmaması ya da kullanmadan önce ve kullanımı sırasında bu etkilere karşı son derece dikkatli olması gerekir. Bu tür bir etkinin çıkması durumunda da derhal bitkisel zayıflama ürününü kesip bir sağlık kuruluşuna başvurması gereklidir. Diüretikler Diüretik ilaçlar böbrek işlevleri üzerindeki etkileriyle sodyum ve su atılımını artıran ilaçlardır [15]. Diüretik ilaçlar böbrek tübülüslerinde esasen sodyumun geri alımını baskılayarak idrarla atılmasını beraberinde de su kaybedilmesine neden olurlar. Diüretikler su ve sodyum atılımını artırarak, vücut sıvılarının hacminin azalması nedeniyle vücutta geçici bir kilo kaybı oluştururlar. Kaybedilen vücut ağırlığı yağ değil su olduğu için bu durum kalıcı değildir. Su veya sulu gıda ve içeceklerin alınmasıyla vücuttaki su miktarı eski haline getirilir ve vücut ağırlığındaki kayıp ortadan kaldırılır. Diüretik ilaçların vücut ağırlığı üzerindeki etkileri hızlı ortaya çıktığı için bitkisel zayıflama ürünü üreticileri tarafından sıklıkla bu sahtekârlık yapılmaktadır [10]. İçinde diüretik bulunan bir bitkisel ürünün kullanılması sırasında kişide istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir, bunlar; sıvı ve elektrolit kaybı (hiponatremi, hipopotasemi, hipomagnezemi, hipo/hiperkalsemi, hipokloremi ve hidrojen kaybına bağlı metabolik alkaloz), baş dönmesi, hipotansiyon ve buna sekonder taşikardi, hipovolemi, hipofosfatemi, glikozüri, hiperglisemi,

16 15 Karaalp A/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):13-17 hiperlipidemi, pankreatit, kolestatik sarılık, kas güçsüzlüğü ve kramplar [15]. Bu tür bir bitkisel ürünü kullanan kişide kardiyovasküler, metabolik ve kas-iskelet sistemi hastalığı bulunması durumunda ayrıca kalp glikozidi veya lityum tedavisi alanlarda yukarıda etkiler çok daha şiddetli olabilir, ayrıca tiyazid türevi bir diüretiğe maruz kalanlarda dijital ve lityum intoksikasyonu ortaya çıkabilir. Benign prostat hipertrofisi gibi üriner siteminde tıkayıcı hastalığı olanlarda diüretik etki çok daha zararlı sonuçlar doğurabilir; diüretiğin etkisiyle artan idrar hacmi mesaneden başlayarak geriye doğru üriner sistemde birikmeye neden olabilir. Bunun sonucunda da hidronefroz ile birlikte böbrek kaybı söz konusu olabilir. Bu nedenle kardiyovasküler, metabolik, üriner ve kas-iskelet sistemi hastalığı olanların ve dijital ya da lityum kullananların bitkisel zayıflama ürünü kullanmaması ya da kullanmadan önce ve kullanımı sırasında bu etkilere karşı son derece dikkatli olması gerekir. Laksatifler Gastrointestinal sistemde bulunduklarında dışkının yumuşamasını sağlayan ilaçlara laksatif, dışkının sulu halde kalmasını sağlayan ilaçlara ise purgatif (katartik) denir. Tüm laksatif veya purgatif ilaçların ortak etkisi dışkı ile net su kaybına neden olmalarıdır. Laksatif-purgatif ilaçların çeşitli etki mekanizmaları bulunmaktadır; bunlardan bazıları suyla temas ettiklerinde şişerek (örneğin kepekli yiyecekler) kitle etkisi ile dışkının atılmasını kolaylaştırırken, kimisi ise barsak mukozasına irritan etki göstererek (örneğin Hint yağı) dışkının sulu halde kalmasını sağlarlar. Bazısı da (örneğin mannitol) ozmotik etkiyle suyu lümende tutarak atılmasını sağlar. Hangi etki mekanizması olursa olsun laksatif-purgatif ilaçların etkisi dışkı yoluyla su kaybıdır. Bu nedenle aynen diüretiklerde olduğu gibi vücuttan sıvı kaybı yaptıkları için kilo kaybı yapmış gibi görünseler de ağız yolundan sıvının tekrar alınması bu etkiyi geri çevirir. Kısa süreliğine tartıda azalma yapabilirler. Ayrıca barsakta tahriş oluşturdukları ve laksatif-purgatif etki gösterdikleri için bazı bitkiler tıpta bu amaçla kullanılmaktadır. Bunlar Aloe vera dan elde edilen aloin ve sena glikozidleridir (sinameki). Benzer etkileri aslında irritan oldukları birçok bitki de gösterebilmektedir. Zayıflama sağladığı iddia edilen bitkisel ürünlerin içinde laksatif-purgatif etkili ilaç olmasa bile içeriğindeki bitki ya da bitkilerin bu mekanizma ile laksatif etki göstermeleri ve geçici kilo kaybına neden olmaları olasıdır. Aslında gerçek bir kilo kaybı sağlamazlar. Ayrıca gastrointestinal sistem hastalığı bulunanların, içinde ilaç olsun ya da olmasın bu tür ürünleri kullanmaları sakıncalı olabilir. Kafein Bir metilksantin olan kafein vücutta fosfodiesteraz enzimini inhibe ederek ve siklik AMP nin (camp) yıkımını engelleyerek hücre içindeki düzeylerini artırır [14]. Metilksantinler ayrıca adenozin reseptörlerini de bloke ederler [14]. Her iki etki mekanizması da hücrelerin aktivitesini artırarak metabolik hızlarını, dolayısıyla da enerji üretimlerini artırır. Metilksantinler böbrek üzerindeki etkileriyle diüretik etki de gösterebilirler [14]. Bu nedenle birçok bitkisel zayıflama ürününde, hem de yüksek miktarlarda kafein bulunur [11]. Kafein içeren bitkisel ürünlerde yağları yakar veya metabolizmayı hızlandırır gibi ifadeler bulunmaktadır [14]. Kafein ve diğer metilksantinler merkezi sinir sistemi ve kardiyovasküler sistemde stimülasyona neden olurlar. Bunun sonucu olarak sinir hücrelerinin spontan ateşleme frekansları artar ve huzursuzluk, ajitasyon, anksiyete ve akut psikoz ile taşikardi, aritmi, çarpıntı, göğüs ağrısı ortaya çıkabilir. Hatta daha yüksek miktarlarda maruz kalındığında konvülsiyon ve kardiyak arrest gelişebilir. Yüksek kafein içeriği enerji içeceklerinde de bulunmaktadır ve bu ürünlerin bilinçsizce tüketilmesiyle ölüme kadar varabilen birçok advers etki görülmektedir [16]. Bu nedenle içinde kafein bulunan zayıflatıcı bitkisel ürünlerin nöropsikiyatrik veya kardiyovasküler hastalığı olanlar tarafından kullanılması ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Sempatomimetikler Otonom sinir sisteminin sempatik kısmı vücudu savaş ya da kaç durumuna hazır hale getirir [14-15]. Sempatik aktivite artışıyla tüm vücutta alarm durumu ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu etkilerden biri de, hem doğrudan merkezi sinir sisteminde alfa adrenerjik reseptörlerin uyarılmasıyla, hem de kan şekerinin artırılmasına

17 16 Karaalp A/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):13-17 sekonder olarak iştah azalmasıdır. İştahın azalması kilo kontrolü için oldukça iyi bir etki olarak görülebilir. Ancak sempatik aktivite artışı sürekli bir hal aldığında tüm doku ve organlarda oluşan stres çok ciddi sonuçlara neden olabilir [17-18]. Bu amaçla kullanılan birçok sempatomimetik ajan bulunmaktadır. Bunlar efedrin ve türevleri, fenilpropanolamin, fenfluramin, fentermin ve amfetamin türevleridir [17-18]. Bu ürünlerin kullanımına bağlı kardiyovasküler, kas-iskelet, solunum, gastrointestinal ve merkezi sinir sistemi gibi birçok organ ve sisteme ait advers etkiler ve ölümler bildirilmiştir [17-19]. Bunlar arasında hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, pulmoner hipertansiyon, kan basıncı artışına sekonder serebral hemorajiler, rabdomiyoliz, hepatotoksisite ve ölüm bulunmaktadır [17-20]. Sibutramin Sibutramin ülkemizde 2001 yılında Reductil ticari ismiyle ruhsat almış ve obezite tedavisinde kullanıma girmiş bir ilaçtır. Ancak oluşturduğu kardiyovasküler riskler (özellikle kalp krizi ve aritmi) nedeniyle 2010 yılında birçok ülke ile birlikte Türkiye de de ruhsatı iptal edilmiştir [21]. Sibutramin merkezi sinir sisteminde serotonin, noradrenalin ve dopamin geri alımını baskılayıp iştahı azaltmak suretiyle kilo verilmesini sağlar. Birçok ülkede artık ilaç olarak kullanılmadığı halde bitkisel zayıflama ürünlerinin çoğunda sibutramin tespit edilmiştir [13, 22,23]. Ağız kuruluğu, paradoksal iştah artışı, bulantı, tat bozukluğu, gastrik irritasyon, kabızlık, uyku bozukluğu, sersemlik, parestezi, adet krampları, baş ağrısı, flushing, kas ve eklem ağrıları, kan basıncı ve kalp hızı artışı gibi yan etkiler oluşturan sibutraminin en ciddi etkileri kardiyak aritmi ve kalp krizidir [24]. Tüm dünyada içinde sibutramin katıştırılmış bitkisel zayıflama ürünleri nedeniyle birçok ölüm bildirilmiştir [25-26]. Bu tür ürünleri kullananların kilo vermek yerine birçok yan etkiyi yaşamaları, dahası hayatlarının tehlike girmesi veya yaşamlarını kaybetmeleri olasılığı bulunmaktadır. Sonuç Televizyon, dergi, gazete, internet gibi birçok mecrada yaygın olarak tanıtılan veya konu edilen yahut yakın çevrelerce tavsiye edilen bitkisel zayıflama ürünleri tanıtıldıkları gibi mucize değil tam tersine yukarıda sözü edildiği üzere ölüme kadar varabilen birçok olumsuz etkiye neden olabilen ürünlerdir. Üstelik tamamen doğal, bitkisel gibi ifadeler insanların aklında bu ürünlerin güvenli olduğu algısı yaratmaktadır. Bu algıda olan bir kişinin, kullandığı bitkisel zayıflama ürününden zarar gelmeyeceğini düşünmesi kuvvetle olasıdır. Doğal olduğu için zararsız diye düşünerek kullanılan bitkisel zayıflama ürünleri, içinde yer alan kullanım şeklinden farklı olarak (örneğin daha hızlı kilo vermek amacıyla önerilenden daha çok ve/veya daha sık aralıklarla) alınması normal bireylerde bile istenmeyen durumlara neden olabilir. Zaten T.C. Sağlık Bakanlığı bitkisel ürünlerin kullanımıyla mağdur olan kişilerin işbirliğiyle hazırlamış olduğu bilgilendirici ve bilinçlendirici kamu spotlarını ulusal kanallarda gösterilmesini sağlamıştır [27]. Diğer taraftan, Gıda Takviyesi, Bitkisel Ürün, Destekleyici Ürün vb. isimlerle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili mevzuatına göre besin desteği olarak izin alındıktan sonra, piyasaya arz sürecinde tedavi edici etkisi olduğu belirtilerek aldatıcı ve yanıltıcı beyanlarla tüketiciye sunulduğu bilinen bu tür ürünlerle ilgili olarak, 663 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 27 inci maddesiyle Sağlık Bakanlığına tanınan yetki çerçevesinde doğrudan toplatma ve imha gibi işlemler yapılmaktadır [21]. Sağlık Bakanlığı aynı zamanda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bu tür ürünlerin toplatılması ve izinlerin yeniden değerlendirilmesi, Reklam Kurulu ve Radyo Televizyon Üst Kurulundan gerekli müeyyidelerin uygulanması, ürünlerin internet üzerinden tanıtım ve satışının yapılması hâlinde ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan sitelere erişimin engellenmesi gibi taleplerde de bulunabilmektedir [21]. Ayrıca, söz konusu fiiller halk sağlığını tehdit etmesi ve halkın yanıltılması yönüyle Türk Ceza Kanunu bakımından da suç teşkil ettiği düşünüldüğü durumlarda da ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır [21]. İçeriğinde ne olduğundan emin olunmadan bitkisel zayıflama ürünlerinin tüketilmesi istenmeyen birçok etkiye neden olabilir. Bitkisel zayıflama ürünü kullanan veya kullanacak olan kişilerin yukarıda sayılan advers

18 17 Karaalp A/ Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):13-17 etkilere karşı uyarılması tüm sağlık çalışanlarının ve ilgili kamu veya özel kurum ve kuruluşlarının sorumluluğudur. Bitkisel zayıflama ürünü kullan kişilerde advers etkilerin ortaya çıkması durumunda da bu durum advers etki bildirim formu ile derhal Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu Risk Dairesi Başkanlığı Türkiye Farmakovijilans Merkezine (TÜFAM) bildirilmelidir [28]. Referanslar [1] Ersöz T. Bitkisel İlaçlar ve Gıda Takviyeleri ile İlgili Genel Yaklaşım ve Sorunlar. Türkiye Eczacılar Birliği Yayını/Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi 2012; 27-28: [2] World Health Organization. WHO General Guidelines for Methodologies on Research and Evaluation of Traditional Medicine. World Health Organization, Vol 1. Geneva [3] Kartal M, Erdem SA. Bitkisel Ürünlerde Dünya Pazarı ve Türkiye. Türkiye Eczacılar Birliği Yayını/Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi 2012; 27-28: [4] Haneef J, Shaharyar M, Husain A, Rashid M, Mishra R, Siddique NA, Pal M. Analytical methods for the detection of undeclared synthetic drugs in traditional herbal medicines as adulterants. Drug Testing and Analysis. 2013; 5 (8): [5] Posadzki P, Watson L, Ernst E. Contamination and adulteration of herbal medicinal products (HMPs): an overview of systematic reviews. European Journal of Clinical Pharmacology. 2013; 69 (3): [6] olum_tuzagi (son erişim: ). [7] (son erişim: ). [8] World Health Organization, Obesity: Data and Statistics, 2012; (http://www.euro.who.int/en/health-topics/noncommunicable-diseases/obesity/data-and-statistics) (son erişim: ). [9] Khazana M, Hedayatib M, Askaria S, Azizi F. Adulteration of products sold as Chinese Herbal medicines for weight loss with thyroid hormones and PCP. Journal of Herbal Medicine. 2013; 3 (1): [10] Lançanova Moreiraa AP, Mottab MJ Dal Molinb TR, Vianaab C, de Carvalho LM. Determination of diuretics and laxatives as adulterants in herbal formulations for weight loss. Food Additives & Contaminants: Part A. 2013; 30 (7): [11] Cohen PA, Attipoe S, Travis J, Stevens M, Deuste P. Caffeine Content of Dietary Supplements Consumed on Military Bases. JAMA Intern Med. 2013; 173 (7): ] Haller CA, Benowitz NL. Adverse Cardiovascular and Central Nervous System Events Associated with Dietary Supplements Containing Ephedra Alkaloids. N Engl J Med. 2000; 343: [13] Ozdemir B, Sahin I, Kapucu H, Celbis O, Karakoc Y, Erdogan S, Onal Y. How safe is the use of herbal weight-loss products sold over the Internet? Hum Exp Toxicol. 2013; 32: [14] Bertram Katzung, Susan Masters, Anthony Trevor. Basic & Clinical Pharmacology. 9. Mc Graw Hill & Lange, 2004; [15] Heinz Lüllmann, Klaus Mohr, Albrecht Ziegler, Detlef Bieger. Color Atlas of Pharmacology. 2. Thieme, 2000; [16] Goldfarb M, Tellier C, Thanassoulis G. Review of Published Cases of Adverse Cardiovascular Events After Ingestion of Energy Drinks. The American Journal of Cardiology. 2014; 113 (1): [17] Stahl CE, Borlongan CV, Szerlip M, Szerlip H. No pain, no gain--exercise-induced rhabdomyolysis associated with the performance enhancer herbal supplement ephedra. Med Sci Monit Sep;12 (9):81-4. [18] Ioannides-Demos LL, Proietto J, Tonkin AM, McNeil JJ. Safety of Drug Therapies Used for Weight Loss and Treatment of Obesity. Drug Safety. 2006; 29 (4): [19] Elsayed RK, Glisson JK, Minor DS. Rhabdomyolysis associated with the use of a mislabeled acai berry dietary supplement. Am J Med Sci. 2011; 342 (6): [20] Pittler MH, Schmidt K, Ernst E. Adverse events of herbal food supplements for body weight reduction: systematic review. Obes Rev. 2005; 6 (2): [21] (son erişim: ). [22] Vaysse J, Balayssac S, Gilard V, Desoubdzanne D, Malet-Martino M, Martino R. Analysis of adulterated herbal medicines and dietary supplements marketed for weight loss by DOSY 1H-NMR. Food Addit Contam Part A Chem Anal Control Expo Risk Assess. 2010; 27 (7): [23] Arıburnu E, Uludağ MF, Yalçınkaya H, Yesilad E. Comparative determination of sibutramine as an adulterant in natural slimming products by HPLC and HPTLC densitometry. Journal of Pharmaceutical and Biomedical Analysis. 2012; 64-65: [24] Sibel Göksel S. Oğuz Kayaalp. Rasyonel Tedavi Yönünden Tıbbi Farmakoloji. 12. Pelikan Yayıncılık, 2009; [25] Harrison-Woolrych M, Ashton J, Herbison P. Fatal and Non-Fatal Cardiovascular Events in a General Population Prescribed Sibutramine in New Zealand. Drug Safety. 2010; 33 (7): [26] Eroğlu E, Gemici G, Bayrak F, Kalkan AK, Değertekin M. Acute myocardial infarction in a 24 year-old man possibly associated with sibutramine use. International Journal of Cardiology (Letter to the Editor): 43 5 [27] (son erişim: ). [28] (son erişim: ).

19 18 Derleme Obezitenin Medikal Tedavisi Yrd. Doç. Dr.Burak Cem Soner Meram Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilimdalı. Meram, Konya Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Giriş A.B.D de metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık ve diyabet oranları yıllar içerisinde giderek artmıştır. Yapılan istatistikler ise tüm bu rahatsızlıkların ortak noktasının obezite olduğunu göstermiştir. Obezite ve buna bağlı olarak görülen rahatsızlıkların insidanslarındaki bu artış ciddi sağlık sorunları yanında ekonomik kayıplara ve iş gücü kayıplarına da neden olmaktadır. Amerikan Ulusal Sağlık İstatistik Merkezi yıllarında 20 yaş üzeri erişkinlerin %35.7 inin obez olduğunu göstermiştir [1]. Ülkemizde yapılan araştırmalarda ise bu oran daha düşük bulunmuştur. Türkiye deki 15 yaş ve üzeri bireylerin vücut kitle indeks (VKİ) değerlerinin yıllarına ve cinsiyetlere göre dağılımı Tablo 1 de verilmiştir [2]. Sonuçlar A.B.D ye göre daha düşük olmakla beraber Amerika nın aksine obez ve fazla kilolu bireylerin oranları ülkemizde her yıl artmaktadır. Yıl Cinsiyet Düşük kilolu (%) Normal kilo (%) Fazla kilo (%) Obez (%) 2012 Toplam Kadın Erkek Toplam Kadın Erkek Toplam Kadın Erkek Tablo 1: 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin VKİ değerlerinin yıllara ve cinsiyete göre dağılımı Obezitenin Medical Tedavisi: Geçmişten Günümüze Obezitenin patofizyolojisi henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Yeme davranışı pek çok sitemi (endokrin, nörofizyolojik ve psikolojik) ilgilendiren bir süreç olduğu için obezitenin tedavisi oldukça karmaşık olabilmektedir. Bu durumun güzel bir örneği ise; 1990 lı yılların sonlarına doğru leptin molekülünün keşfedilmesi ile Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) obezite ilaçlarının düzenlenme ve takip görevini Nörofarmakoloji İlaçları bölümünden Endokrin ve metabolizma bölümüne vermiştir [3] lü yıllarda obezite ilacı olarak tiroit hormonları kullanılamaktaydı [4]. Etkilerini bazal metabolizma ve enerji sarfiyatında artış ile göstermekteydiler. Yan etkileri huzursuzluk, uyku sorunları ve kalp yetmezliği riski gibi hipertiroidi semptomlarıydı [5]Yaklaşık yüzyıl kadar önce dinitrofenol türevleri de enerji sarfiyatında artışa neden olmaları nedeni ile kilo verme amaçlı olarak kullanılmıştır. Dinitrofenol oksidatif fosforilasyonu inhibe ederek ATP oluşumunu engeller. Enerji yerine ısı oluşumuna neden olur. Genel olarak kilo vermede başarı göstermiş olmasına rağmen vücudun aşırı ısınmasına bağlı olarak ölümlere neden olmuştur [4, 5]. Her iki ilaç da etkilerini bazal metabolizmayı artırarak göstermektedir. Fayda/zarar oranları göz önüne alındığında günümüzde her iki ilaç da bu amaçla kullanılmamaktadır. İletişim: Yrd. Doç Dr. Burak Cem SONER e-posta: Tüm telif hakları TFD ye aittir. ISSN:

20 19 Soner B C / Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):18-22 Amfetaminler sempatomimetik olarak etki gösterirler ve lökomotor aktiviteyi artırarak beslenme ihtiyacını azaltırlar lu yıllarda kilo verme amacı ile kullanılmaya başlanmıştır yılında dezoksiefedrin ve metamfetamin FDA in ilk defa onayladığı reçete edilebilir obezite ilaçları olarak piyasaya sürülmüştür [6]. Bundan sonraki 20 yıl içerisinde de diğer amfetamin türevleri (fentermin..vb) iştah kesici olarak obezite tedavisindeki yerlerini almışlardır yılında kullanımlarının artış göstermesi ülkede amfetamin epidemisi olarak tanımlanan bir sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bağımlılıkta artış, kilo vermedeki etkisinin kalıcı olmaması ve kardiyovasküler yan etkilerinin sık gözlenmesi endişeleri ile obezite tedavisindeki kullanımlarını birkaç hafta ile sınırlandırılmıştır [7]. Fentermin halen kilo verme programlarında ilk haftalarda reçete edilebilmektedirler [8]. Tek başına kullanıldığında diğer amfetaminlere göre daha güvenlidir. Bağımlılık yapma olasılığı daha düşüktür. Üç aylık tedavi sonrasında plaseboya göre 3-4 kilo daha fazla azalmaya neden olmaktadır [9]. Üç aydan uzun süreli kullanımı ise zaten önerilmemektedir. Bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce Fentermin, fenfluramin veya deksenfluramin ile kombine edilmiştir. En popüler iştah baskılayıcı non-selektif 5-HT2 agonistler (fenfluramin ve deksenfluramin) olarak kabul edilmişlerdir. Fen-Phen ve Dex-Phen şeklinde fentermin ile kombine edildiğinde, orta düzeyde etkili bulun uşlardır. Kullanan kişilerde yaklaşık %10 luk bir kilo kaybına neden olmuşlardır [4, 10]. Bu ilaçları kullanan pekçok hastada pulmoner hipertansiyon, kalp kapak rahatsızlıkları, EKG bozuklukları ve yoksunluk semptomları gözlenmiştir [11] yılında FDA fenfluramine ve dexfenfluramine içeren tüm ilaçların piyasadan toplanmasına karar vermiştir [12] de Lancet te yayınlanmış olan bir makale İnsan koryonik gonadotropin (hcg) hormonu beraberinde ağır kalori kısıtlamasının kilo vermede yardımcı olduğunu savunmuştur [13] Etki mekanizması olarak ise hcg nin vücuttaki yağ depolarını mobilize ettiğini savunmuştur. Bu makaleden sonra yapılmış plasebo kontrollü pek çok bilimsel çalışma kalori kısıtlaması olmadığında tek başına hcg nin herhangi bir kilo kaybı sağlamadığını göstermiştir. Tek başına kilo verme üzerine hiçbir faydası olmadığı gösterilmiş olmasına rağmen ne yazıkki kullanımı bugün halen sürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri nde, hcg nin kilo verme amaçlı kullanılmaması gerektiği ile ilişkili bir kara-kutu (black-box) uyarısı bulunmaktadır. Ülkemizde de ne yazıkki basında İştahı durduran hormon, beta hcg başlıkları ile kullanımları provake edilmektedir. FDA en son Aralık 2011 tarihinde hcg nin kilo verme amaçlı olarak satışını yasaklamıştır. Bu endikasyon ile homeopatik başlığı altında satılan tüm ürünlerin illegal olarak satıldığını açıklamıştır [14]. Kilo verme amaçlı olarak hcg ürünlerinin düşük kalorili diyet ile beraber önerilmesi ise başarı sağlamak bir yana sağlık açısından ciddi problemlere yol açmaktadır. Bir serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörü olan sibutramin obezite tedavisi için 1990 lı yılların sonlarında piyasaya sürülmüştür [15, 16]. 1 yıllık kullanımı yaklaşık 4-5 kg gibi bir kilo kaybına neden olabilmektedir. İlacın EMEA tarafından da onaylanmasından sonra kardiyovasküler etkilerinin değerlendirilmesi amacı ile Sibutramine Cardiovascular Outcomes Trial (SCOUT) çalışması başlatılmıştır. Çalışma sonucunda göre, kardiyovasküler yan etkilere bağlı olarak inme ve kalp krizi nedenli ölüme neden olmaları sonucu 2010 yılında piyasadan toplatılmışlardır [17]. Çalışma sonuçlarına göre ise plasebo grubu ile sibutramin alan grup arasında kilo vermede çok az bir fark gözlenmiştir [16]. Rimonabant CB1 reseptör antagonistidir. Ülkemizde 2006 yılının başlarında Göbeğe, sigaraya elveda dedirtecek ilaç gibi başlıklarla daha satışa girmeden reklamları yapılmaya başlanmıştır!. FDA ilacın sigarayı bırakma endikasyonunu 2006 da reddetmiştir. Aynı yıl Avrupa İlaç Ajansı (EMA) rimonabantın diyet ve egzersiz ile beraber kullanılması halinde kilo verdirebileceğini kabul etti ve İngiltere de rimonabant satışı başlandı.

21 20 Soner B C / Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1): yılında EMDAC (Endocrine and Metabolic Drugs Advisory Committee) ilacın zayıflama ilacı olarak onay almasına karşı çıkarak yan etkileri ile ilgili ciddi sorunlar olduğunu belirtmiştir. Rimonabant 1 yıllık tedavi sonrasında ortalama 4.9 kg kaybına neden olabilmektedir. Fakat bu süre içerisindeki ciddi psikiyatrik ve GIS yan etkileri sebebi ile hastaların %40 ı ilacı bırakmıştır [18]. Orlistat şu an için halen kullanımı devam eden bir obezite ilacıdır. İştah üzerine herhangi bir etkisi yoktur. Gastrik asit ve pankreatik lipaz inhibisyonu etkisi 1998 yılında onaylanmıştır [18]. En çok reçete edilen obezite ilacıdır fakat yan etkileri nedeni ile (yağlı dışkı; dışkıda turuncu veya kahverengi renkli yağ; gaz ile birlikte akıntı veya yağlı akıntı; ishal, acil tuvalete gitme ihtiyacı, bağırsakları kontrol edememe..vs) hasta uyumu düşüktür. Yaklaşık olarak 1 yıl kullanımı sonrasında 2-3 kg lık bir ağırlık azalmasına neden olmaktadır [9]. Topiramat A.B.D de antikonvülzan olarak 1996 yıllında onay almıştır. Fentermin hipotalamusta noradrenalin salınımını artırarak iştahta azalmaya neden olmaktadır. Topiramatın etkisi henüz tam olarak açıklanamamış olsa da iştah azalması sağladığı ve enerji sarfiyatını artırdığı düşünülmektedir. Faz 3 çalışmalarında (EQUIP ve CONQUER ) 56 haftalık kullanımları ile %10 civarında kilo kaybına neden olduğu gözlenmiştir [20, 21] yılının sonlarına doğru ise fentermin ile kombine olarak obezite tedavisinde FDA onayı almıştır. Avrupa da ise Ekim 2012 de CHMP ilaç ile ilgili yeterli bilgi olmadığını, uzun dönem psikiyatrik ve Ciddi karaciğer hasarına neden olmaları ile ilgili olarak yılında tekrar değerlendirilmeye alınmışlardır. Değerlendirme sonucunda EMA Beşeri Tıbbi Ürünler Kurulu (CHMP) Orlistat kullanımında fayda/risk oranının yüksek olduğu kanaatine varmışlardır. Kullanacak olan hastaların hepatit yönünden bilgilendirilmesi ve doktor takibinde tedavilerine devam edilmesi önerilmektedir. Lorkaserin 5HT2C agonistidir ve 1 yıllık kullanımı sonrası plasebo ile karşılaştırıldığında %3-4 lük bir kilo azalması sağlayabilmektedir [20, 21]. Lorkaserin 2010 yılı boyunca yoğun şekilde çalışılmıştır ve FDA ya onay için sunulmuştur. FDA hayvanlarda karsinojen etkileri olduğu ve detaylı bilgi olmadığı gerekçesi ile başvuruyu reddetmiştir. Bu arada BLOOM ve BLOSSOM Faz III klinik çalışmaları Lorkaserinin yaklaşık ortalama 5-6 kg lık bir kilo kaybına neden olabileceğini göstermiştir. Belviq (lorkaserin) üreticisi olan Arena İlaç Firması eldeki sonuçları ile tekrar ruhsat başvurusunda bulunmuştur. İlaç; Mayıs 2012 deki EMDAC raporu sonrasında; Haziran 2012 de FDA tarafından onaylanmıştır. Bundan yaklaşık bir yıl sonra ise Arena firması aşağıdaki gerekçe ile EMA ya ilacı geri çektiğini bildirmiştir (Resim 1). kardiyak etkilerinin belirgin olmadığını savunarak red kararı vermiştir [22]. Üretici firma başvurunun tekrar incelemesini talep etmiştir. CHMP eldeki verileri tekrar değerlendirmiş ve aynı endişeler ile red kararını yenilemiştir [23]. Bupropion 1 yıl süre ile kullanıldığında tek başına ağırlıkta 2-3 kg azalmaya neden olurken Bupropion ve Naltrekson kombine tedavisi plaseboya göre %4-5 kilo azalmasına neden olmuştur [21, 24]. Faz 3 çalışma sonuçlarına göre en sık yan etkileri bulantıdır. Bunun yanında plaseboya göre başağrısı, konstipasyon, halsizlik, kusma ve ağız kuruması daha sık olarak gözlenmiştir [25]. Bunun yanında obez veya yüksek kilolu sigara kullanıcılarında etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ilaç kullananlarda nikotin ihtiyacında azalma, çekilme semptomlarında azalma gözlenmiş fakat kiloda herhangi bir azalma veya artış gözlenmemiştir [26].

22 21 Soner B C / Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):18-22 SONUÇ Ülkemizde obez ve fazla kilolu kişilerin oranı toplumun %50 sini aşmıştır. Bunun yanı sıra toplumda; özellikle kadınlar arasında; düşük kilolu olma isteği kozmetik bir ihtiyaç olarak da ortaya çıkmaktadır. Bu durum obezite/kiloverme ilaçlarının beklenenden çok daha yüksek bir popülasyon tarafından kullanılabilmesine ve aynı zamanda endikasyon dışı hatalı kullanılmalarına da neden olabilmektedir. Kilo verme ilacı bulma çalışmaları yaklaşık 100 yılın üzerinde bir süreden beri devam etmektedir (Tablo 2). Yoğun araştırmalara rağmen, %10 un üzerinde kilo kaybının 1 yıl boyunca korunmasını hiçbir farmakolojik tedavi sağlayamamaktadır ve şu ana kadar üretilmiş olan hiçbir obezite ilacının kardiyovasküler morbidite ve mortalite üzerine olumlu etki gösterememiştir [27]. Hatta EMDAC, FDA in obezite ilaçlarını onaylamadan önce kardiyovasküler risk artışına neden olmadıklarını ıspatlamalarını önermiştir [28]. Obezite ilaçlarının hayat tarzı değişiklikleri yanında destek tedavisi olarak uygulanması plaseboya göre daha fazla kilo verilebilmesine neden olabilmektedir. Bazı kardiyovasküler sistem hastalıkları %3-5 arası bir kilo azalması ile bile gerileyebilmektedir. Unutulmamalıdır ki; sadece hayat tarzı değişikliği ile (diyet, egzersiz..vb) %5-10 arası kilo verildiğinde kardiyovasküler hastalık riskinde azalma, tip 2 diyabetin önlenmesi/oluşumunun geciktirilmesi ve obezite ile ilgili diğer risklerde azalma sağlanabilmektedir. ETKEN MADDE ETKİ MEKANİZMASI PİYASAYA SÜRÜLME /TOPLANMA TARİHİ Fentermin Fenfluramin Fen-Phen (Fenfluramin-Fentermin) Fentermin+Topiramat Noradrenalin salınımının artışı, sempatomimetik etki ile iştah azalması Serotonin salınımını artırır ve reuptake ini azaltır Serotonin/Noradrenalin salınımının artışı, Noradrenalin salınımının artışı, GABA reseptör aktivasyonu ile iştah azalması 1959 da FDA onayladı. 3 aydan kısa süre kullanılması önerilir 1973 de FDA onayı aldı, 1997 de geri çekildi. YAN ETKİLERİ Hipertansiyonu olmayan hastalarda kısa süreli kullanım içindir. Halusinasyon, Valvulopatiler, Pulmoner hipertansiyon Kalp kapak hastalıkları, Pulmoner hipertansiyon Halen Halsizlik, başağrısı, uykusuzluk, tat duyu bozuklukları, konstipasyon, ağız kuruması, hafıza ve kognitif değişiklikler Rimonabant CB1 Reseptör antagonisti Depresyon ve anksiyete Sibutramin Orlistat Noradrenalin/Serotonin reuptake inhibitörü Gastrik ve pankreatik lipaz inhibisyonu ile alınan trigliseridin %30 unun gayta ile atılımı İnme, myokardial enfakt riski, Taşikardi, hipertansiyon, enfarktüs 1999 da FDA onayladı. Lorkaserin 5HT 2C agonisti Haziran 2012 da FDA onayladı. EMA başvurusu firma tarafından geri çekildi. Tesofensin Bupropion+Naltrekson Bupropion+Zonisamid Tablo 2 Noradrenalin/Dopamin/Serotonin reuptake inhibitörü Noradrenalin ve dopamin reuptake inhibitörü Noradrenalin ve dopamin reuptake inhibitörü Faz II, Nisan 2013 de tamamlandı Faz çalışması Faz çalışması Gaz, steatore, fekal inkontinans Halsizlik, başağrısı, uykusuzluk, konstipasyon, ağız kuruması, sıçanlarda tümör oluşumu. Tip 2 diyabet hastalarında sırt ağrısı, öksürük, hipoglisemi Depresif hal, olası kardiyovasküler etkiler Kardiyovasküler yan etkiler Bulantı, başağrısı, uykusuzluk, anksiyete

23 22 Soner B C / Archives of Clinical Toxicology 2014;1 (1):18-22 [19] Moreira FA, Crippa JA. The psychiatric side-effects of rimonabant. Revista brasileira de psiquiatria 2009;31: Kaynaklar [1] NCHS. Data Brief January 2012;No. 82 [2] (Erişim tarihi: 16 Ekim 2013). [3] Zhang Y, Proenca R, Maffei M, Barone M, Leopold L, Friedman JM. Positional cloning of the mouse obese gene and its human homologue. Nature 1994;372: [4] Derosa G, Maffioli P. Anti-obesity drugs: a review about their effects and their safety. Expert opinion on drug safety 2012;11: [5] Valentino MA, Lin JE, Waldman SA. Central and peripheral molecular targets for antiobesity pharmacotherapy. Clinical pharmacology and therapeutics 2010;87: [6] Colman E. Anorectics on trial: a half century of federal regulation of prescription appetite suppressants. Annals of internal medicine 2005;143: [7] Rasmussen N. America s first amphetamine epidemic : a quantitative and qualitative retrospective with implications for the present. American journal of public health 2008;98: [8] Rodgers RJ, Tschop MH, Wilding JP. Anti-obesity drugs: past, present and future. Disease models & mechanisms 2012;5: [9] Li Z, Maglione M, Tu W, Mojica W, Arterburn D, Shugarman LR, et al. Meta-analysis: pharmacologic treatment of obesity. Annals of internal medicine 2005;142: [10] Weintraub M, Sundaresan PR, Madan M, Schuster B, Balder A, Lasagna L, et al. Long-term weight control study. I (weeks 0 to 34). The enhancement of behavior modification, caloric restriction, and exercise by fenfluramine plus phentermine versus placebo. Clinical pharmacology and therapeutics 1992;51: [11] Connolly HM, Crary JL, McGoon MD, Hensrud DD, Edwards BS, Edwards WD, et al. Valvular heart disease associated with fenfluramine-phentermine. The New England journal of medicine 1997;337: [12] tarihi: 20 Ekim 2013). [13] Simeons A. The action of chorionic gonadotrophin in the obese.. Lancet 1954;6: [14] tarihi: 20 Ekim 2013). [15] James WP, Astrup A, Finer N, Hilsted J, Kopelman P, Rossner S, et al. Effect of sibutramine on weight maintenance after weight loss: a randomised trial. STORM Study Group. Sibutramine Trial of Obesity Reduction and Maintenance. Lancet 2000;356: [16] Nelson DL, Gehlert DR. Central nervous system biogenic amine targets for control of appetite and energy expenditure. Endocrine 2006;29: [17] (Erişim tarihi: 20 Ekim 2013). [18] Padwal RS, Majumdar SR. Drug treatments for obesity: orlistat, sibutramine, and rimonabant. Lancet 2007;369:71-7. [20] O Neil PM, Smith SR, Weissman NJ, Fidler MC, Sanchez M, Zhang J, et al. Randomized placebo-controlled clinical trial of lorcaserin for weight loss in type 2 diabetes mellitus: the BLOOM-DM study. Obesity 2012;20: [21] Wong D, Sullivan K, Heap G. The pharmaceutical market for obesity therapies. Nature reviews Drug discovery 2012;11: [22] Summary_of_opinion_-_Initial_authorisation/human/002350/ WC pdf. (Erişim tarihi: 20 Ekim 2013). [23] smop_ jsp&mid=wc0b01ac058001d127 (Erişim tarihi: 20 Ekim 2013). [24] Greenway FL, Dunayevich E, Tollefson G, Erickson J, Guttadauria M, Fujioka K, et al. Comparison of combined bupropion and naltrexone therapy for obesity with monotherapy and placebo. The Journal of clinical endocrinology and metabolism 2009;94: [25] Greenway FL, Fujioka K, Plodkowski RA, Mudaliar S, Guttadauria M, Erickson J, et al. Effect of naltrexone plus bupropion on weight loss in overweight and obese adults (COR-I): a multicentre, randomised, double-blind, placebo-controlled, phase 3 trial. Lancet 2010;376: [26] Wilcox CS, Oskooilar N, Erickson JS, Billes SK, Katz BB, Tollefson G, et al. An open-label study of naltrexone and bupropion combination therapy for smoking cessation in overweight and obese subjects. Addictive behaviors 2010;35: [27] Yanovski SZ, Yanovski JA. Long-term Drug Treatment for Obesity: A Systematic and Clinical Review. JAMA : the journal of the American Medical Association [28] Tran PT TA. Summary minutes of the Endocrinologic and Metabolic Drugs Advisory Committee meeting March 28-29, ;http://

24 23 Archives of CLINICAL TOXICOLOGY Derleme Morbid Obezitenin Cerrahi Tedavisi Doç. Dr. Koray Atila Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel cerrahi Anabilim Dalı, Balçova İzmir Giriş Obezite kısaca, vücutta aşırı miktarda yağ birikmesi olarak tanımlanan ve yaşam süresini kısaltan, diyabetten kalp hastalığına; infertiliteden kansere kadar çok çeşitli ciddi sorunların eşlik ettiği ilerleyici bir hastalıktır (Tablo 1). Obezite prevelansında artış, cerrahi tedavi dışındaki seçeneklerin başarı oranlarındaki yetersizlik cerrahi tedaviyi ön plana çıkarmıştır. Son 20 yılda dünyada ivme kazanan obezite cerrahisi ile günümüzde uygulanan cerrahi tedavi seçenekleri hakkında uzun dönem sonuçlar elde edilmeye başlanmıştır. Cerrahi tedavi bu yandaş durumların iyileşmesinde, tamamen düzelmesinde ve obeziteye bağlı yeni sorunların ortaya çıkmasını önlemede oldukça etkindir. Kilo kaybı ile obez kişilerde artmış enerji, hareketlilik, özgüven gibi fizyolojik ve psikolojik kazanımlar da elde edilebilir [1-3]. Vücut kitle indeksi (VKİ) erişkin obezite sınıflandırmasında ve tedavi yöntemlerinin planlanmasında kullanılan pratik bir yöntemdir. Vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine oranı VKİ ni verir. VKİ ne göre obezite sınıflandırması Tablo 2 de verilmiştir. Sınıf VKİ (kg/m2) Zayıf <18.5 Normal Kilolu Obez (Sınıf 1) Obez (Sınıf 2) Aşırı obez (Sınıf 3) Süper obez (Sınıf 4) Süper süper(sınıf 5) >60 Tablo 2. Erişkin obezite sınıflaması. VKİ: Vücut Kitle İndeksi Kardiyovasküler Endokrin Gastrointestinal Genitoüriner Kas iskelet Atrial fibrilasyon Hipoandrojenizm Kolon kanseri Meme kanseri Kronik bel ağrısı Kardiyomiyopati İnfertilite Özofagus kanseri Over kanseri İmmobilite Dislipidemi Metabolik sendrom Gastroözofageal reflü Prostat kanseri Osteoartrit Hipertansiyon Polikistik over sendromu Hiatal herni Böbrek tümörü Uzun QT sendromu Tip 2 diyabet İrritabıl barsak sendromu Üriner inkontinans Tromboembolizm Tablo 1. Obezite ile ilişkili durumlar Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı Uterus kanseri İletişim: Doç Dr. Koray ATİLA e-posta: Tüm telif hakları TFD ye aittir. ISSN:

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır OBEZİTE Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9 OBEZİTE NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç,

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF-

OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- OBEZÝTE (ÞÝÞMANLIK) ÝLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI EYLEM PLANI (2010-2014) OBEZİTE İLE MÜCADELE VE KONTROL PROGRAMI & TÜRKİYE DİYABET KONTROL PROGRAMI -TGDF- Doç. Dr. Serdar GÜLER Türkiye Obezite ve

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Çocukluk Çağı Obezitesi

Çocukluk Çağı Obezitesi Çocukluk Çağı Obezitesi Prof. Dr. Hilal Özcebe Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü hozcebe@hacettepe.edu.tr Çocuklarda Obezite Son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmesi Gelişmiş

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Gamze AKBULUT. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik ABD. gakbulut@gazi.edu.tr

Yrd. Doç. Dr. Gamze AKBULUT. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik ABD. gakbulut@gazi.edu.tr Yrd. Doç. Dr. Gamze AKBULUT Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik ABD gakbulut@gazi.edu.tr 1977 yılında Ankara da doğdu. 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik

Detaylı

İnfektobezite: Çocuklardaki Obezitede Adenovirüslerin Rolü

İnfektobezite: Çocuklardaki Obezitede Adenovirüslerin Rolü İnfektobezite: Çocuklardaki Obezitede Adenovirüslerin Rolü Elçin Kal Çakmaklıoğulları 1, Tamer Şanlıdağ 1, Betül Ersoy 2, Sinem Akçalı 1, Ahmet Var 3, Candan Çiçek 4 1 Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

Araş.Gör.İnci Türkoğlu Araş.Gör.Neslihan Ülger Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü

Araş.Gör.İnci Türkoğlu Araş.Gör.Neslihan Ülger Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araş.Gör.İnci Türkoğlu Araş.Gör.Neslihan Ülger Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Genel Bilgiler Hasta Adı: Cinsiyet: B.Y. Kadın Yaş: 40 Eğitim: Meslek: Lise

Detaylı

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin öğeleri proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, günlük alınan

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II

Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II 47. ULUSAL DİYABET KONGRESİ 11-15 Mayıs 211, Rixos Sungate Hotel, Antalya Türkiye Diyabet Prevalans Çalışmaları: TURDEP-I ve TURDEP-II Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

Yaşlı Diyabetik Hastanın Beslenme Tedavisi

Yaşlı Diyabetik Hastanın Beslenme Tedavisi Yaşlı Diyabetik Hastanın Beslenme Tedavisi Prof.Dr. Neslişah Rakıcıoğlu Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 49. Diyabet Kongresi 20 Nisan 2013, Antalya TBT KİŞİYE

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Bu sunu Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hayatboyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Eğitim Toplantıları için hazırlanmıştır.

Detaylı

Tarifname OBEZİTEYİ ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ BİR KOMPOZİSYON

Tarifname OBEZİTEYİ ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ BİR KOMPOZİSYON 1 Tarifname OBEZİTEYİ ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ BİR KOMPOZİSYON Teknik Alan Buluş, obeziteyi önleyici ve tedavi edici glukopiranosit türevleri ihtiva eden bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Şişmanlık Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Tanım Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Obezite VKİ > 95 persantil Kilolu olmayı VKİ 85-95 persantil VKİ = ağırlık (kg) / boy

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME

SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME SUNUM PLANI MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ YAŞAM BEBEKLİK

Detaylı

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h)

Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar. Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Dünyanın En Önemli Sağlık Sorunu: Kronik Hastalıklar Dr. H. Erdal Akalın, FACP, FIDSA, FEFIM (h) Sağlık Sisteminde Karışıklığa Yol Açabilecek Gelişmeler Bekleniyor Sağlık harcamalarında kısıtlama (dünya

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

OBEZİTE VE DEPRESYON. Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD.

OBEZİTE VE DEPRESYON. Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD. OBEZİTE VE DEPRESYON Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD. Obezite nedir? Obezite BKİ>30 kg/m² Çoğul etyolojili Kronik Tekrarlayıcı Yaşam kalitesini bozan Çeşitli

Detaylı

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600 İki veciz söz s Diyabet ve komplikasyonlarıyla yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. r. Lao Tzu MÖ 600 Şeker Hastalığı; Ülkemizde;

Detaylı

BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI

BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI Bireyin beslenme durumunun saptanması, besin ögeleri gereksinmesinin ne ölçüde karşılandığının bir göstergesidir. Besin ögeleri alımı ile besin ögeleri gereksinmesi arasındaki

Detaylı

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler Prof. Dr. Reyhan Çeliker Antropoloji nedir? Antropoloji İnsanı, biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, kültürel yapısını, sosyal davranışlarını inceleyen bilim

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014)

TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014) T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTELER DAİRE BAŞKANLIĞI TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2010-2014) Dyt. Ceyhan VARDAR Denizli

Detaylı

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Diyabetik Hasta Takibi Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Amaç Bu oturum sonunda katılımıcı hekimler birinci basamakta Diyabet hastalığının yönetimi konusunda bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN KARBONHİDRATLAR Normal diyet alan kişilerde enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanır. Bitkiler karbonhidratları fotosentez yoluyla güneş ışığının yardımıyla karbondioksit ve sudan yararlanarak klorofilden

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Bu sunu Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hayatboyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Eğitim Toplantıları için hazırlanmıştır.

Detaylı

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. Ürünün İsmi. EUCARBON tablet. 2. Kalitatif ve Kantitatif Bileşimi. Etkin maddeler:

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. Ürünün İsmi. EUCARBON tablet. 2. Kalitatif ve Kantitatif Bileşimi. Etkin maddeler: KISA ÜRÜN BİLGİSİ 1. Ürünün İsmi EUCARBON tablet 2. Kalitatif ve Kantitatif Bileşimi Etkin maddeler: Bir tablette; 180,0 mg bitkisel kömür, 50,0 mg kükürt, 105,0 mg senne (sinameki) yaprağı tozu ve 25,0

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar üretir. Bunların başında insülin gelmektedir. İnsülin, pankreastan

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL FİZİKSEL ETKİNLİĞİN SAĞLIK ÜZERİNE YARARLARI Doç. Dr. Ferda GÜRSEL 1 MESAJLAR! Fiziksel etkinlik (FE) ve iyi bir fiziksel uygunluk, hastalık riskini azaltır uygun sağlık ve iyi olma haline katkıda bulunur.!

Detaylı

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof.Dr. ARZU SEVEN İ.Ü.CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI DİSMETABOLİK SENDROM DİYABESİTİ SENDROM X İNSÜLİN DİRENCİ SENDROMU METABOLİK

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

TURDEP-II Sonuçları. Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu

TURDEP-II Sonuçları. Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu TURDEP-II Sonuçları Prof. Dr. İlhan SATMAN ve TURDEP-II Çalışma Grubu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı TURDEP-I:

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür 500 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR İNSUFOR, tip 2 diabetes mellitus tedavisinde, özellikle fazla kilolu

Detaylı

İNSÜLİN UYGULAMALARI

İNSÜLİN UYGULAMALARI İNSÜLİN UYGULAMALARI İnsülinin Fizyolojik Özellikleri İnsülin; pankreasın langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan ve kan glikozunu düşüren bir hormondur. Sağlıklı bireylerde (gebe ve obez

Detaylı

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser Hastalarında Beslenme Kanser Hastalarında Beslenme Tedavi Öncesi, Tedavi Süresince ve Tedavi Sonrası Beslenme İpuçları Uzm.Dyt.Elvan YILMAZ AKYÜZ Hedefler Sağlıklı kiloyu korumak Vücudun onarımını ve tedavisini sağlayan sağlıklı

Detaylı

Diyabette Beslenme. Diyabet

Diyabette Beslenme. Diyabet Diyabette Beslenme Diyabet BR.HLİ.044 Diyabet Hastası Nasıl Beslenmeli? Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, düzenli beslenme programı gerektirir. Düzenli ve bilinçli bir beslenme

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ Prof. Dr. Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç. Dr. Gülhan EROĞLU SAMUR 4. Baskı Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu Doç. Dr. Gülhan Eroğlu Samur ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ISBN 978-605-364-200-8 Kitapta

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı EGZERSİZ Fizyolojisi Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Kaslarda güç, kuvvet ve dayanıklılık Maksimum kasılma kuvveti 3-4 kg/cm2 kesit alanı

Detaylı

ŞİŞMANLIK. HAZIRLAYAN Doç. Dr. Seyit M. MERCANLIGİL. Ekim-2006 ANKARA

ŞİŞMANLIK. HAZIRLAYAN Doç. Dr. Seyit M. MERCANLIGİL. Ekim-2006 ANKARA ŞİŞMANLIK HAZIRLAYAN Doç. Dr. Seyit M. MERCANLIGİL Ekim-2006 ANKARA Birinci Basım : Ekim-2006 Ankara 3000 Adet ISBN : 975 590 181-7 Baskı : Sinem Matbaacılık Bardacık Sokak No:7/B K.Esat/ANKARA Tel: (0312)

Detaylı

OBEZĠTE VE FĠZĠKSEL AKTĠVĠTENĠN SAĞLIK ÜZERĠNE ETKĠLERĠ

OBEZĠTE VE FĠZĠKSEL AKTĠVĠTENĠN SAĞLIK ÜZERĠNE ETKĠLERĠ T.C.SAĞLIK BAKANLIĞI TEMEL SAĞLIK HĠZMETLERĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BESLENME VE FĠZĠKSEL AKTĠVĠTELER DAĠRE BAġKANLIĞI OBEZĠTE VE FĠZĠKSEL AKTĠVĠTENĠN SAĞLIK ÜZERĠNE ETKĠLERĠ Dr. Dyt. Biriz ÇAKIR ġube Md. 16 Aralık

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Obezitede Anksiyete Bozuklukları ve Depresyon Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Sanofi Danışman: Teva, BMS Konuşmacı: Lundbeck Obezite giderek artan bir toplum sağlığı

Detaylı

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu çeşitli yağ tipleri kolesterol, trigliserid, LDL-kolestroldür.

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

Uzman Diyetisyen İdil D. İmamoğlu

Uzman Diyetisyen İdil D. İmamoğlu Uzman Diyetisyen İdil D. İmamoğlu 2002 Yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldu. 2005 Yılında, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde Diyetetik alanında

Detaylı

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Hipofiz bezi (hypophysis) Hipofizial çukurlukta bulunur (sella turcica) 9 adet hormon üretir İki bölümü vardır: Anterior

Detaylı

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ

OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ OBEZİTENİN ÖNLENMESİNDE BESİN SANAYİNİN ROLÜ Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı Eğiticilerin Eğitimi Toplantısı 4 8 Ekim 2010, Antalya Dr. Dyt. Zehra Büyüktuncer Hacettepe Üniversitesi Sağlık

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER.

FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI İNCELER. EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER FİZYOLOJİ BİLİM DALI NIN BİR ALT DİSİPLİNİDİR. FİZİKSEL ETKİNLİĞİN OLUŞTURDUĞU KISA VE UZUN (ANTRENMAN) DÖNEMDEKİ STRES SONUCU VÜCUTTA ORTAYA ÇIKAN YANITLARI

Detaylı

TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar

TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar TÜRKİYE DE EKMEK TÜKETİMİ VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Dyt. Elvan Odabaşı Kanar EKMEK REYTINGI EN YUKSEK BESIN Ekmek KİLO ALDIRIYOR Ekmeğin üzerine SAĞLIĞA ZARARLIDIR yazılmalı (19.03.2013 Sabah Gazetesi) Ekmek

Detaylı

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler BESİNLER Yaşam için gerekli besin öğelerini sağlayan bitkisel ve hayvansal gıdalar BESİN olarak tanımlanır. Besinler, elde edildikleri kaynaklara göre iki gruba ayrılır: Süt, yumurta, peynir, et, tavuk,

Detaylı

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması 20 24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Antalya da düzenlenen 45. Ulusal Diyabet Kongresinde

Detaylı