İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ"

Transkript

1 T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Suna AKTEN ÇÜRÜK DOKTORA TEZİ Danışman Doç. Dr. Mikail ALTAN Konya 2013

2 ii

3 iii

4 İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÖZET Bu çalışmanın konusu, İslami finansın Türkiye deki gelişimi, sektörde yaşanan sorunlar ve bu sorunlara çözüm olarak sunulan önerilerdir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye de uygulanan İslami finansman modellerini incelemek, bunların Türkiye uygulamalarına ilişkin mevcut sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden derin görüşme (deep interview) tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler 1 Mart Mayıs 2013 tarihleri arasında aralıklı olarak, Konya, Ankara ve İstanbul da gerçekleştirilmiştir. Düzenleyici-denetleyici organlar, katılım bankaları ve TKKB, akademisyenler ve müşteriler olmak üzere 4 gruptan toplam 70 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler neticesinde Türkiye de İslami finansın gelişimini etkileyen temel sorunlar 8 başlık altında toplanmıştır: Otoritenin sektöre bakışı; geleneksel bankacılık yapısına benzerlik; meşruiyet tartışmaları; sermaye kısıtı/şube ve personel sayılarının yetersizliği; enstrüman/ürün yetersizliği; insan kaynakları sorunları; tanıtım, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında sorunlar ve muhafazakâr kesimdeki sermaye birikimi. Bu sorunların aşılması için yapılan çözüm önerileri ise; katılım bankalarının işleyişini düzenleyen müstakil bir kanunun hazırlanması, danışma kurulları ve Mali İşler Yüksek Şurası nın kurulması, üniversitelerde İslami finans eğitimlerinin verilmesi, disiplinlerarası ortak akıl çalışmalarının yapılması ve finansal mühendislik faaliyetlerinin geliştirilmesi, şeffaf bir yapı ve güven temini şeklinde kategorize edilmiştir. iv

5 THE DEVELOPMENT OF ISLAMIC FINANCE IN TURKEY, EXISTING PROBLEMS AND RECOMMENDATIONS ABSTRACT The subject of this study is the development of Islamic finance in Turkey, problems in the sector and suggestions offered as a solution to these problems. In this context, the aim of this study is to examine the implemented patterns of Islamic financing models in Turkey and the world, to identify current problems of these implementations in Turkey and suggest some solutions. As a method of qualitative research, deep interview technique is used. Interviews taken place in Konya, Ankara and Istanbul from March 1, May 31, 2013 intermittently. In total, 70 people has been interviewed under four categories from the background of regulatorysupervisory bodies, participation banks and TKKB, academics and customers. As a result of these interviews, the problems that affect the development of Islamic Finance in Turkey are grouped under eight topics: Authority s perception of the sector, similarities to the traditional banking system, discussions on legitimacy, capital constraints/ lack of branches and staff numbers, lack of products, issues in human resources, problems experienced in the promotion, marketing and public relations and the accumulation of capital in the conservative segment. Recommendations made in order to overcome these problems are: making an independent law which regulate the functioning of participation banks, establishing of advisory boards and Financial Affairs Supreme Council, launching training programmes about Islamic finance in universities, carrying out the collective wisdom of interdisciplinary studies and developing the financial engineering activities, forming a transparent structure and ensuring for a trustworthy system. v

6 TEŞEKKÜR Akademik hayatımızın alt yapısını sağlayan hocalarımızın çalışmamıza katkıları karşılanamaz boyutlardadır. Bu bağlamda araştırmalarımıza bilimsel bakış açısı kazandıran Selçuk Üniversitesi ve KTO Karatay Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin değerli öğretim üyelerine teşekkürü bir borç bilirim. İkinci olarak, bilime ve teknolojiye olan katkıları, bilim insanlarının yetiştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla düzenledikleri faaliyetler ve şahsıma sundukları burs imkânından dolayı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) Bilim Adamı Destekleme Daire Başkanlığı na minnettarlığımı belirtmek isterim. Çalışmamızın ortaya çıkma sürecinde rehberlik eden Sayın Prof. Dr. Osman Okka, Prof. Dr. Raif Parlakkaya ve Doç.Dr. Mikail Altan a, uygulama aşamasında değerli bilgi ve görüşlerini sunmaktan sakınmayan tüm görüşmecilere şükranlarımı sunarım. Son olarak, emek ve özveri isteyen bu zorlu dönemde, şahsımdan ilgisini ve sevgisini esirgemeyen dostlarıma; fedakâr annem, babam ve eşime; en zor anlarımda sevgisiyle huzur bulduğum kızım Ceydaya teşekkür ederim. vi

7 İÇİNDEKİLER TABLOSU Bilimsel Etik... ii Doktora Tezi Kabul Formu... iii Türkçe özet... iv İngilizce özet... v Teşekkür... vi İçindekiler... vii Tablolar listesi... xii Şekiller listesi... xiii GİRİŞ 1 BİRİNCİ BÖLÜM İSLAMİ FİNANS KAVRAMI 1.1. MODERN BİR UYGULAMA OLARAK İSLAMİ FİNANSIN ORTAYA ÇIKIŞI İSLAMİ FİNANSIN FELSEFİ TEMELLERİ İSLAMİ FİNANSIN HUKUKİ ÇERÇEVESİ Kur an-ı Kerim Sünnet İcmâ Kıyas İçtihat İslam Hukukunun İkincil Kaynakları İSLAMİ FİNANSIN SINIRLARI VE ÖNEMLİ YASAKLAR Ribâ Yasağı Garar Yasağı Şans Oyunları ve Kumar Yasağı Kaynakların İsrafı ve Lüksün Yasaklanması Diğer Yasaklar İSLAMİ FİNANSTA TEMEL EKONOMİK VE SOSYAL AMAÇLAR vii

8 1.5.1.Sosyal ve Ekonomik Adaletin Sağlanması Evrensel Kardeşlik Duygusunun Geliştirilmesi ve Karşılıklı Dayanışmanın Temini Serbest Piyasa Yapısının Tesisi ve Adil Fiyatlandırmanın Sağlanması Toplum Refahına Katkı ve Sermayenin Tüm Kesimelere Dağıtımı İSLAMİ FİNANS KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK FAALİYETLERİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI İSLAMİ FİNANSTA PARAYA BAKIŞ VE PARANIN ZAMAN DEĞERİ İKİNCİ BÖLÜM İSLAMİ FİNANSTA UYGULANAN TEMEL FİNANSMAN MODELLERİ 2.1. İSLAMİ FİNANSMAN MODELLERİNİN DAYANAĞI OLARAK AKİTLER TEVERRUK KARZ-I HASEN VEKÂLET MURABAHA SELEM İSTİSNA İCARE MUDARABE MUŞARAKE DİĞER ORTAKLIK MODELLERİ DİĞER FİNANSMAN MODELLERİ Sukuk Tekâfül İSLAMİ FİNANSMAN MODELLERİNİN SEKTÖREL KULLANIM ALANLARI viii

9 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İSLAMİ FİNANSIN DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ GELİŞİMİ 3.1. İSLAMİ FİNANSIN DÜNYADAKİ GELİŞİMİ İSLAMİ BANKACILIK SEKTÖRÜ İSLAMİ SERMAYE PİYASALARI İslami Hisse Senetleri İslami Yatırım Fonları İslami Endeksler Sukuk Piyasası İSLAMİ SİGORTACILIK - TEKÂFÜL UYGULAMALARI ORTA DOĞU VE KUZEY AFRİKA (MENA) BÖLGESİNDE İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ GÜNEY VE GÜNEYDOĞU ASYA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ AMERİKA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ AVRUPA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ KÜRESEL ÇAPTA FAALİYET GÖSTEREN İSLAMİ FİNANS KURUMLARI İslam Kalkınma Bankası ( IDB - Islamic Development Bank) İslam Ülkeleri İstatistiksel, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC-Statistical, Economic and Social Research and Training Centre for Islamic Countries) İslami Finans Kurumları için Muhasebe ve Denetim Örgütü (AAOIFI- The Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions) İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB- The Islamic Financial Services Board) Uluslararası İslami Dereceleme Kurumu (IIRA-The International Islamic Rating Agency) İslami Araştırmalar ve Eğitim Merkezi (IRTI-Islamic Rearch and Training Institution) Uluslararası İslami Finans Piyasası (IIFM - The International Islamic Financial Market) ix

10 3.8.8.Uluslararası İslami Likidite Yönetimi Şirketi (IILM International Islamic Liquidity Management Corporation) Uluslararası İslami Fıkıh Akademisi (IIFA International Islamic Fiqh Academy) İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE DEKİ GELİŞİMİ TÜRKİYE DE İSLAMİ BANKACILIK FAALİYETLERİ Özel Finans Kurumlarının Sisteme Girişi İhlas Finans Krizi ve Sonrasında Yaşanan Gelişmeler Özel Finans Kurumlarının Katılım Bankalarına Dönüşümü Katılım Bankalarında Fon Toplama ve Kullandırma Yöntemleri Fon Toplama Yöntemleri Özel Cari Hesaplar Katılma Hesapları Fon Kullandırma Yöntemleri Katılım Bankalarının Verdiği Diğer Hizmetler Verilerle Katılım Bankalarının Gelişimi TÜRKİYE DE İSLAMİ SERMAYE PAZARI ENSTRÜMANLARININ GELİŞİMİ Katılım Endeksi Gelire Endeksli Senetler Kira Sertifikaları-Sukuk İhraçları TÜRKİYE'DE İSLAMİ SİGORTACILIK FAALİYETLERİ 143 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE DEKİ SORUNLARINA YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA VE ÖNERİLER 4.1. ARAŞTIRMANIN AMACI VE ÖNEMİ ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ, VERİLERİN TOPLANMASI ve ANALİZİ ARAŞTIRMANIN KISITLARI ARAŞTIRMANIN BULGULARI Otoritenin Sektöre Bakışı x

11 4.4.2.Geleneksel Bankacılık Yapısına Benzerlik Meşruiyet Tartışmaları Enstrüman/Ürün Yetersizliği Sermaye Kısıtı / Şube ve Personel Sayıları Tanıtım, Pazarlama ve Halkla İlişkiler Alanında Yaşanan Sorunlar İnsan Kaynakları Alanında Yaşanan Sorunlar Muhafazakâr Kesimdeki Sermaye Birikimi SONUÇ VE ÖNERİLER KAYNAKÇA EKLER: GÖRÜŞME METİNLERİ xi

12 TABLOLAR LİSTESİ Sayfa No Tablo 2.1: Selem ve İstisna Modelleri Arasındaki Farklılıklar Tablo 2.2: Müşarake ve Mudarabe Modelleri Arasındaki Farklılıklar...69 Tablo 2.3: İslami Finansman Modellerinin Sektörel Kullanım Alanları 75 Tablo 3.1:İslami Finansın Zaman İçerisindeki Gelişimi Tablo 3.2: İslami Finansın Ürün, Kurum ve Bölge Bazındaki Gelişim Süreci..83 Tablo 3.3: 2013 Yılı Dünyanın En İyi İslami Finans Kurumları Tablo 3.4: Yılları Bölgesel İslami Varlık Hacmi Tablo 3.5: En Fazla İslami Varlık Sahibi 25 Ülke..88 Tablo 3.6: Bazı Endekslerin İzleme Kriterleri..104 Tablo 3.7: Dow Jones Islamic Index of Turkey de Yer Alan Şirketler Tablo 3.8: Çeşitli Ülkelerde İlk Kurulan Tekâfül Şirketleri 108 Tablo Katılım Bankaları ve Bankacılık Sektörü Başlıca Finansal Büyüklükleri.139 Tablo 3.9: Katılım Endeksinde Yer Alan Şirketler..140 xii

13 ŞEKİLLER LİSTESİ Sayfa No Şekil 1.1. İslam'ın Bütüncül Yapısı İçerisinde Finansal Faaliyetlerin Konumu..7 Şekil: 1.2. İslam Hukukunun Asli Kaynakları 11 Şekil 1.3. İslami Finans Kapsamın Gerçekleştirilecek İşlemlerin Geçerlilik Koşulları.35 Şekil 2.1. İslami Finansta Uygulanan Temel Finansman Modelleri...39 Şekil 2.2. Murabaha Modelinin Modern Bankacılık Yapısındaki İşleyişi.52 Şekil 2.3. Murabaha Modelinde Kullanılan Sipariş Formu 53 Şekil 2.4. Murabaha Modelinde Kullanılan Vekalet Formu...54 Şekil 2.5.İcare Modelinin İşleyişi...61 Şekil 2.6. Mudarabe Modelinde İlk Kademe: Yatırımcı-İslami Banka..63 Şekil 2.7. Mudarabe Modelinde İkinci Kademe: İslami Banka-Müşteri 65 Şekil 3.1: Farklı Ülkelerde İlk Kurulan İslami Finans Kurumları..84 Şekil 3.2. Küresel Çapta İslami Finans Hizmetleri Sunan Bazı Kurumlar.85 Şekil Yılları Küresel İslami Varlık Hacmi...87 Şekil 3.4. Çeşitli Ülkelerin 2010 Yılı Küresel İslami Varlık Toplamından Aldıkları Pay..89 Şekil 3.5. Çeşitli Ülkelere Ait İslami Finans Varlıklarının Yılları Değerleri.89 Şekil 3.6. Küresel Düzeyde İslami Finans Hizmeti Veren Kurum Sayısı..93 Şekil Yılları Küresel İslami Bankacılık Varlık Büyüklüğü..94 Şekil 3.8: İslami Finans Uygulamaları için Altyapı Durumu.95 Şekil 3.9: 2011 Yılı İtibariyle Müslüman Ülkelerdeki İslami Finansal Varlıklar..97 Şekil 3.10: 2023 Yılındaki İslami Varlık Potansiyeli.98 xiii

14 Şekil İslami Sermaye Piyasası Enstrümanları.100 Şekil Küresel İslami Fon Hacmi..101 Şekil Küresel İslami Fon Sayısı Şekil İslami ve Geleneksel Endeksler..103 Şekil Yılları Küresel Sukuk İhracı Şekil 3.16: 2008 Yılı İtibariyle Küresel Tekâfül Uygulayıcıları ve Sektöre Katkıları 110 Şekil 3.17: 2015 Yılı İtibariyle Küresel Tekâfül Uygulayıcıları ve Sektöre Katkıları..111 Şekil 3.18: 2010 Yılı İtibariyle Türkiye ve MENA Bölgesi- Ülke Bazında Bankacılık Varlık Toplamı (milyar$) ve İslami Bankaların Sektör İçerisindeki Payı Şekil 3.19: İslami Bankacılık Varlık Büyüklüğü 2015 Yılı Tahminleri (milyar$).114 Şekil 3.20: Türk Finansal Sisteminde Yer Alan Katılım Bankaları 127 Şekil 3.21: Katılım Bankalarının Mevduat Gelişimi Şekil 3.22: Mevduat Açısından Katılım Bankalarının Sektör İçindeki Payı Şekil 3.23: Katılım Bankalarının Kullandırılan Fonlardaki Gelişimi..134 Şekil 3.24: Kullandırılan Fonlar Açısından Katılım Bankalarının Sektör İçindeki Payı..134 Şekil 3.25: Katılım Bankalarının Aktif Toplamı Gelişimi..135 Şekil 3. 26: Aktif Toplamı Açısından Katılım Bankalarının Sektör İçindeki Payı.135 Şekil 3.27: Katılım Bankalarının Özkaynak Gelişimi.136 Şekil 3.28: Özkaynak Açısından Katılım Bankalarının Sektör İçindeki Payı.136 Şekil 3.29: Katılım Bankalarının Kâr/Zarar Gelişimi..137 Şekil 3.30: Kâr/Zarar Açısından Katılım Bankalarının Sektör İçindeki Payı..137 Şekil Yıllara Göre Katılım Bankalarının Aktif Kârlılığı 138 Şekil Yıllara Göre Katılım Bankalarının Özkaynak Kârlılığı.138 xiv

15 GİRİŞ İslami finansın modern anlamdaki uygulamaları 1960 lı yıllarda başlamıştır. Avrupa ve Amerika da çeşitli İslami finans ve yatırım kurumları ortaya çıkmış, geleneksel anlamda faaliyet gösteren pek çok banka çeşitli İslami pencereler açmak suretiyle, hızla büyüyen pazardan pay alma çabası içerisine girmiştir. İslami finans, özellikle 2008 küresel finans krizinin ardından varlık temelli uygulamaları ile dikkatleri üzerine çekmiştir. İslami finans sadece İslam ülkelerinde değil, dünya çapında da geleneksel finans sektörüne karşısındaki hızlı büyüme oranları ile özellikle dikkate alınması gereken bir olgudur yılında çoğunluğu Müslümanların elinde bulunan toplam küresel varlıkların değeri, 195 trilyon dolara ulaşmıştır ve bu rakamın 2015 yılı sonu itibariyle 315 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu durum Batılı finans kurumları tarafından dikkatle değerlendirilmektedir. Bir diğer boyuttan olaya bakacak olursak, 10 yıl öncesinde gelişmekte olan ekonomiler küresel ekonominin %37 sini oluştururken bugün bu oran %46 dır. Gelişmekte olan ülkeler şu anda doğrudan yabancı yatırımlarının %50 sini çekmektedir (IFSB, 2011: 4). Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Hindistan, Lübnan, Malezya, Sudan, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün ve Türkiye nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkeler bugün dünya ekonomisi için büyük önem arz etmekte ve yabancı yatırımcılar tarafından dikkatle takip edilmektedir. Bölgenin İslami finans yönündeki talep potansiyelini değerlendirmek üzere çalışmalar yapılmaktadır. İslami finans konusu incelenirken göz önünde bulundurulması gereken birtakım hususlar bulunmaktadır. İlki, bu kavramın değer hükümlerinden arınmış (value-neutral) olmadığı ve İslam dini ekseninde şekillendiğidir. Dolayısıyla İslami finans kavramını, İslam dininin belli inanç esaslarından, evren ve hayata ilişkin temel görüşlerinden arındırarak incelemek mümkün değildir. İslam dini insanlığa, bütüncül bir hayat görüşü sunar. Yani İslam dininde toplum hayatının ticari, iktisadi, hukuki, ahlaki, kültürel, dini ve siyasi yönleri birbirinden bağımsız incelenemez. Sistem teorisinin bir gereği olarak, bu parçalar genellikle girift bir durumda olup, 1

16 karşılıklı etkileşim halindedir. Tüm bu sebeplerle, İslam dininin kaynağı, hedefleri, felsefi temelleri vb. konular bu çalışmanın kapsamına girmektedir. Göz önünde bulundurulması gereken ikinci bir husus, İslami finansın, İslam ın ekonomik alanda koyduğu ilke ve sınırlarla şekillendiğidir. Dolayısıyla yapılacak bir çalışmanın İslam ın ekonomik alanı nasıl düzenlediğini açıklaması gerekir. Bu alan son 50 yılda İslam ekonomisi veya İslam iktisadı başlığı altında incelemeye alınmıştır. Bu halen gelişmekte olan bir süreç olup, kavram üzerindeki tartışmalar devam etmektedir. Bugün geldiğimiz noktada İslami finans, İslam ekonomisinin kurumsallaşmış hali (Asutay, 2012:62) yahut İslam ekonomisinin bir alt sistemi olan finans sektörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Makro bir kavram olan İslam ekonomisi, üretim-tüketim-dağıtım ilişkilerini, kamu maliyesi, zekât, vakıflar gibi çeşitli kurumları bünyesinde barındırmaktadır. Fakat mevcut düzende bu ideal yapının henüz kurulamamış olduğu görülmektedir. Mevcut uygulamalar daha çok, bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasaları enstrümanlarının kullanıldığı bir finansal yapıdan ibarettir. Bu çalışmanın inceleme alanı bir finans sektörü olarak kurumsallaşan bu yapı ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye de uygulanan İslami finansman modellerini incelemek, bunların Türkiye uygulamalarına ilişkin mevcut sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İslami finans, bir kavram olarak incelenmiş, felsefesi, amaçları ve sistemdeki önemli yasaklar açıklanmıştır. İkinci bölümde, İslami finansman modelleri ve modern finansal yapılardaki işleyişine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde İslami finansın dünyadaki ve Türkiye deki gelişimi incelenmiştir. Son bölümde ise İslami finansın Türkiye deki uygulamalarına ilişkin mevcut sorunlar ve bu sorunlara çözüm önerileri dile getirilmiştir. 2

17 BİRİNCİ BÖLÜM İSLAMİ FİNANS KAVRAMI Elli yıl öncesinde pek çok kişi için bir rüyadan ibaret olan İslami finans, geçen süreçte küresel finans pazarı içerisinde hızla büyüyen bir paya sahip olmuştur. Özellikle 2008 küresel finans krizi ile birlikte, İslami finans yapısının finansal şoklara karşı gösterdiği elastikiyet ve direnç dikkatleri çekmiş ve finansal aracılığın daha etkin, verimli ve adil bir yolu olduğu görülmüştür (ISRA, 2011:3). İslami finans deyince akla, Müslümanların gerçekleştirdiği finansal işlemler ve faizsiz bankacılık sistemi gelmektedir. Oysa İslami finans bunun çok daha ötesinde, çok daha kapsamlı, para yönetim ilmini bir yaşam tarzı şeklinde kapsamaktadır. İslami finans ile ilgili birçok tanım yapılmıştır ve hepsinde temel nokta, finansal işlemlerin İslami kurallar çerçevesinde yürütülmesinin gerektiğidir. Aşağıda bir kısım yazanların İslami finans ile ilgili tanımları yer almaktadır. Kahf (2007: 278), İslami finansın ; bu ifade ile açıkça anlaşılandan farklı bir anlam taşımadığını ifade etmektedir. Kavram iki kelimeden oluşmaktadır: finans kelimesi finansal kredi ve riskin dağıtımını sağlayan finansal pazarları ve kurumları ifade ederken, İslami kelimesi de bunun sıfatı olup, İslami finans ve rakibi olan geleneksel finans arasındaki birtakım temel farklılıkları ortaya koymaktadır (Gamal, 2006: 2). Visser (2009: 1) İslami finansı; Ekonomi hakkındaki İslami prensiplerin pratiğe uygulandığı bir sistem olarak tanımlamıştır. Dubai Uluslararası Finans Merkezi (Dubai International Finance Center- DIFC) (2007: 10) ise İslami finansı; İslam hukukuna uygun olarak yürütülen finansal hizmetler sektörü şeklinde ifade etmektedir. İslami finans, bankacılık sektörü ile birlikte, yatırım fonu, menkul kıymetler, sigorta şirketleri ve diğer banka dışı (non-bank) finans kurumlarını da kapsamaktadır (Warde, 2000: 6). Diğer bir ifade ile İslami finans, sadece bankacılık sektörü ile sınırlı kalmamakta, finansal enstrümanlar, finansal pazarlar ve diğer tüm finansal aracılık türlerini de içermektedir (Zaher and Hassan, 2009: 155). 3

18 Literatürde bir kısım yazarlar İslami finansı; dayandığı temel ilkeler ışığında açıklamaya çalışmıştır. Zaher ve Hassan (2009: 155) ribâ yasağının temel unsurlarından biri olmasına karşın, İslami finansın, daha geniş kapsamlı ele alınması gerektiğini savunmuş ve risk paylaşımı, bireysel hak ve sorumluluklar, varlık hakları ve sözleşme kutsallığını savunan İslami prensiplerle desteklendiğini ifade etmiştir. Ibrahim e (2008: 664) göre İslami finans, ribâdan (faiz), garar (belirsizlik), risk ve spekülasyondan kaçınmayı öngörür ve aynı zamanda dini açıdan izin verilen yollarla gelir elde etmeyi, adaleti sağlamayı ve diğer etik prensipleri içerir. Bir kısım yazarlarsa İslami finansı, amaçları üzerinden değerlendirmişlerdir. Khan (1994: 33) İslami finansın amaçlarını, yeryüzündeki kaynakların işbirliği ve ortaklık esasına dayalı olarak değerlendirilmesi yolu ile insan refahının sağlanması, etik normları çerçevesinde ekonomik refahın temini, evrensel kardeşlik ve adalete ulaşma, gelir dağılımında eşitlik, sosyal refah bağlamında bireysel özgürlüğün sağlanması olarak açıklamıştır. Shanmugam ve Zahara ya (2009: 4) göre İslami finans; İslam dininin etik prensipleri ile toplumsal ihtiyaçların karşılanması ve sosyoekonomik adaletin sağlanmasını hedefleyen bir finansal sistemi ifade eder. Yukarıda yer alan tanımlamalar ışığında İslami finansı; İslami kurallar çerçevesinde para yönetimi ilmi olarak tarif edebiliriz. İslami finans sahasına; fon arz edenler ile fon talep edenler arasında cereyan eden bütün işlemler, etkin fon yönetimi, finansal pazarlar, finansal kurumlar-kredi kurumları, finansal araçlar, sabit sermaye yatırımları, yatırım fonları, sigorta kurumları, menkul kıymet borsaları gibi aracı kurumlar ve benzerleri ile finansal risk yönetimi girmektedir. İslami finansta tüm bu sayılanların tesisi, geliştirilmesi, teşkilatlanması, yönetilmesi, hizmet üretmeleri ile bunların pazara arzının vb. İslam hukuku (fıkıh) kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmesi asıldır. Yapılan bu temel tanımlamaların ardından, İslami finansın modern bir uygulama olarak ortaya çıkışı, gelişmelerin ardındaki sosyo-ekonomik faktörlerin neler olduğunu ortaya koymak anlamlı olacaktır. 4

19 1.1. MODERN BİR UYGULAMA OLARAK İSLAMİ FİNANSIN ORTAYA ÇIKIŞI İslami finansın, bir kavram ve uygulama olarak ortaya çıkışı İslam dininin ilk zamanlarına dayanmakla birlikte uluslararası boyut kazanan modern bir sektör olarak gelişmesi yenidir. Bu sahaya giren konular uzunca bir dönem İslam Hukuku (Fıkıh) içerisinde incelenmiş ve son dönemde teorik düzenlemelerin modern dönemde nasıl hayata geçirileceği tartışılmıştır ve tartışılmaktadır li yıllarda politik ve sosyal faktörlerin çakışması, faizi yasaklayan inançtemelli İslami finans uygulamalarını ateşlemiştir (Shanmugam and Zahara, 2009: 3) li yıllarda petrol fiyatlarındaki önemli artışların sebep olduğu ve petrol ihracatı yapan İslam ülkelerinin cari hesap fazlası verdiği dönemlerde, İslami finans hızla büyüme göstermiştir. Ayrıca, İslami temellere dayalı sosyo-politik ve ekonomik sistemler arzusu gibi diğer faktörlerin bu gelişme üzerindeki etkisi, geniş yapısal reformların gelişi, finansal sistemlerde sermaye hareketlerinin liberalizasyonu, özelleştirme, finansal pazarların küresel olarak bütünleşmesi, İslami finansın gelişmesine destek olmuştur (Zamir Iqbal, 1997: 42). Türkiye de İslami finans uygulamaları, ilk olarak 80 li yıllarda bankacılık alanında özel finans kurumlarının faaliyete geçmesi ile başlamıştır. Zaman içinde varlık değeri, şube ve personel sayıları artan özel finans kurumları, yeni bir düzenleme ile 2005 yılında Katılım Bankası adını almıştır. Türkiye de 2013 Mart ayı itibariyle aktif büyüklüğü 74,7 milyar TL ye ulaşan ve finans sektörü içerisindeki payı %5,6 olan 4 katılım bankası bulunmaktadır yıllarına ilişkin varlık artış oranı yıllık ortalama %32 olan katılım bankaları, konvansiyonel bankacılık varlıklarının yıllık ortalama %19 büyüdüğü de dikkate alındığında, Türk ekonomisi açısından önem arz etmektedir. Finans ilmini İslami etik kurallarla çevreleyen İslami finansın oturduğu felsefi temeller önemlidir. Diğer bir ifade ile İslami finansın sınırları, serbestlik alanları ve yasaklarını belirlerken hangi felsefi ilkelerden yola çıkılmaktadır? Modern dünyada ortaya çıkan kompleks yapı ve işleyişlerin meşruiyet açısından değerlendirilme 5

20 süreci hangi temellere dayandırılacaktır? Bu sorulara ilişkin açıklamalar bir sonraki başlıkta incelenmektedir. 1.2.İSLAMİ FİNANSIN FELSEFİ TEMELLERİ Bütün sistemler kendisine özgü felsefi temellerle şekillenir. Diğer bir ifade ile bir sistemde birtakım inanç, düşünce ve prensipler, o sistemi uygulayacak olan insanların, dünyaya ve olaylara bakış açısını yönlendirir ve zihinlerinde kabul ya da ret şeklinde bir yargıya ulaştırır (Tunç, 2012: 58). Mesela tüm ekonomik sistemler de bir felsefi temele dayanarak düzenlenmektedir. Her iktisadi bilgide gizlenen felsefi varsayımlar, devamlı olarak ve içten içe iktisadi bilgiyi belirler. Yani birtakım felsefi yaklaşımlar, iktisadi söylem içerisinde somutlaşarak iktisadi bilgiyi, şuur altında şekillendirir ve sınırlandırır (İşler ve Yılmaz, 2011: 11). Finans ilmi de böyledir: Finans ilminin felsefi temeli de mevcut değeri maksimize etmeye dayanır. Mevcut değer maksimize edilirken finansçı, ekonomik insan (home econimucus) karakterinde hareket eder. Onun, kendi finansal çıkarını maksimize ederken, toplumun da çıkarlarını maksimize ettiği ve eldeki finansal kaynakların optimal kullanımını sağlamış olduğu kabul edilir. Klasik finans ilminde dinin yeri yoktur ve ekonomik insan dini bir kural ile hareket etmezken bazı sosyaletik kurallara uyar. İslami finans ilminin felsefi temelini 1 de yine değerin maksimizasyonu olarak tarif edebiliriz, fakat durum geleneksel finanstan farklıdır ve finansal alan İslam ın sosyal, siyasi, kültürel vb. diğer yönlerinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilir. İslam bildirilerini yaşanılır hale getirmek için, kesin emirlerden tavsiyelere doğru değişen bir esneklikte hükümlere uyan bir insan modelini ortaya koymaktadır (Atılgan, 1996: 19). İslami finansın ortaya koyduğu bu model de İslami insan olarak adlandırılabilir. İslam; iman ve inançları kapsayan ve ahlakı da içeren bütüncül bir inanç, bir yaşam sistemidir. İslam da finansal faaliyetler, insan- insan ilişkilerinin düzenlendiği 1 Furkan:67; Ar af: 31; İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir. Bezzar. 6

21 muamelatın bir alt sistemi olan ekonomik alan içerisinde kendine yer bulmuştur. Şekil 1.1. finansal faaliyetlerin İslam ın bütüncül yapısı içerisinde nasıl konumlandığını göstermektedir: Şekil 1.1. İslam'ın Bütüncül Yapısı İçerisinde Finansal Faaliyetlerin Konumu Kaynak: Aktaran Maurer, 2005: 34. İslami finansın felsefi temelinin merkezindeki değer maksimizasyonu kavramı İslam ın yaşam değerleriyle somutlaşmış prensip ve yöntemlerle örülmüştür. Bu sebeple İslami finans felsefesini bir bütün olarak düşünmek mecburiyeti vardır. İslami insan, Allah-kul-evren arasındaki ilişkileri ve mutlak gerçekliği araştırmaya çalışır. İnsan başıboş yaratılmamıştır ve Allah ın halifesi konumundadır. Hareketlerinde Allah ın emir ve yasaklarını öteleyemez. Bu emir ve yasaklar çerçevesinde hayatını ve ahiretini maksimize etmeye çalışır. Finans ilmi de bu temel düşünceden soyutlanamaz. İslami insan, birtakım inanç esaslarına bağlı olarak iktisadi hayatını düzenler ve sürekli bir gelişme sağlamaya çalışır. Hurşid Ahmed (2011: 61) İslami finans felsefesinin şu dört kavram üzerine inşa edilebileceğini ifade etmektedir: Tevhit, rububiyet, hilafet, tezkiye. Bu kavramları sözlük anlamlarını da nazara alarak şöyle açıklayabiliriz: 1. Tevhid; birkaç şeyi bir araya getirme, birleme anlamlarına gelmekte olup, Allah'ın evrenin tek yaratıcısı olarak tanınması ile kulları olarak bütün insanları, yaratılışın gerektirdiği aynı niteliklere ve aynı evrensel statüye sahip olarak eşit kılması fikirlerini ihtiva etmektedir (Faruki, 7

22 1998: 45 ). Ayrıca tevhid, inanç ve amel konularına ilişkin yaklaşımların yanında, insan yaşamının ekonomik, siyasi, dini ve sosyal yönlerinin birbirinden ayrılamayacağını ifade eder (Bikun, 2004). 2. Rububiyet; Allah ın, her şeyi bu ismi ile terbiye ettiğini, her şeyin varlığının O ndan alındığını, ihtiyaç duyulan hususlarda O na müracaat edildiğini ifade eder. Diğer bir ifade ile Allah, her varlığı, ayan-ı sabitesine uygun bir veya birden fazla ismi ile terbiye etmekte, yetiştirmekte ve geliştirmektedir (DİA 34.cilt, 2012: 373). 3. Hilafet; birinin yerine geçmek, bir kimseden sonra gelip yerini almak, birinin ardından gelmek/gitmek, yerini doldurmak, vekâlet ve temsil etmek gibi anlamlara gelmektedir. İnsanın, yeryüzünde dinin hükümlerini uygulamak ve dünya işlerini düzene sokmak üzere Allah ın yeryüzündeki hâkimiyetini temsil etmesini yani halifesi olduğunu ifade etmektedir (DİA 34.cilt, 2012: 373). 4. Tezkiye; temizlenmek, arınmak, temize çıkarmak anlamlarına gelmekte olup; nefsi; kirleten şeylerden temizlemekle alâkalıdır (DİA 41.cilt, 2012: 77). Asutay (2008: 2.prg ) bu dört kavrama ilaveten adalet, ihsan, farz ve ihtiyar kavramlarının da İslami finans felsefesini temellendirdiğini ifade etmektedir: 5. Adalet; davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak ve eşit kılmak anlamlarına gelmekte olup; ferdi ve içtimaî yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine uygun yaşamayı sağlayan ahlaki erdem şeklinde ifade edilmektedir (DİA 1.cilt, 2012: 341). 6. İhsan; bir şeyi, bir kimseyi iyice korumak anlamına gelmekte olup; maddi bir korunmadan ziyade ahlaki bir haslet olarak bir kimsenin iffet ve namusunu korumasını ve bunu sağlayacak bir konumda bulunmasını ifade etmektedir (DİA 21.cilt, 2012: 546). 8

23 7. Farz; bir şeyi belirleyip kesinleştirmek anlamına gelmekte olup; dinin mükelleften yapılmasını kesin ve bağlayıcı bir şekilde istediği fiilleri ifade etmektedir (DİA 12.cilt, 1995: 184). 8. İhtiyar; iki şeyden birini diğerine tercih etmek, seçip ayırmak, üstün tutmak anlamlarına gelmekte olup; birkaç şey arasından birisini bilinçli olarak gönül rızası ile seçme ve failin dilerse yapacak, dilerse yapmayacak durumda olması anlamlarına gelmektedir (DİA 21.cilt, 2000). Bu konuda en geniş değerlendirmeyi Uluslararası İslami Finans için İslam Hukuku Araştırmaları Akademisi (ISRA- International Shari ah Research Academy for Islamic Finance) (2011: 7) yapmış ve İslami finansı felsefi açıdan temellendiren yukarıda sayılan sekiz kavrama ilaveten risalet, ahiret, kefalet, felah kavramlarını da bu kapsama dâhil etmiştir: 9. Risalet; göndermek, elçilik, mektup, mesaj gibi anlamlara gelmekte olup; bir kimsenin irade beyanını diğer bir kimseye tebliğ etmesini ifade etmektedir (DİA 35.cilt, 2012: 125). 10. Ahiret; evvelin mukabili olan son anlamına gelmekte olup; dünya hayatından sonra başlayıp ebediyen devam edecek olan ikinci hayatı ifade etmektedir (DİA 1.cilt, 1988: 543). 11. Kefalet; bir şeyi bir şeye eklemek, katmak, birleştirmek gibi anlamlara gelmekte olup; meşruiyet amacı olan bir hakkın (alacaklının alacağının) güvence altına alınmasının sağlanmasını ifade etmektedir (DİA 25.cilt, 2012: 168). 12. Felah; arzu edilen şeyleri elde etme, istenmeyen şeylerden kurtulma, hayır, nimet, refah ve saadet içinde bulunma anlamlarına gelmekte olup; kişinin dini ve ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmesi sonucunda dünyada elde edeceği başarı ve mutlulukla, ahrette ulaşacağı ebedi kurtuluş ve felahı ifade eder (DİA 12.cilt, 1995: 300). 9

24 İslami finansal işlemleri yürütecek olan İslami insan tipi bütün davranışlarında yukarıda sayılan on iki felsefi temelin gölgesinde hareketle mükellef olduğunu bilir. Hareketlerinde, işlemlerinde Allah a, topluma ve kendisine karşı sorumlu olan insan tipidir ve sadece kendi çıkarlarını değil kendi çıkarlarıyla birlikte firmayla ilişkili olan kimselerin, yöneticilerin, çalışanların, müşterilerin, toplumun diğer kesimlerinin ve devletin de çıkarlarını korur. Çıkarlar arasında bir denge ve adaleti sağlamak konusunda kendisini sorumlu tutar. İngilizce tabiriyle self-interest (çıkarcı) değil comunity-oriented (toplum yanlı) olmalıdır. İslami finansçı, tabii ve beşeri kaynaklarda israfın yasak olduğunu ve bunları etkin kullanmak zorunda bulunduğunu, neslin geleceğini göz ardı edemeyeceğini, topluma zarar verecek ekonomik faaliyetlerde bulunmayacağını bilir. İslami insan; ilmi rehber edinir, faaliyetlerinde uzmanlara (şura) danışır ve onların yol göstermelerine göre en uygun davranış şeklini seçer, sonuçların optimal olmaması durumunda kendisini sorumlu hisseder. İslami finansçı bütün faaliyetlerinde İslami kuralları göz önünde bulundurur, onlara uyar ve bunlardan vicdanına, topluma ve Allah a karşı sorumlu olduğunu, âhirette büyük bir hesaba çekileceğini, sonuçta büyük bir mükâfat veya ceza ile karşı karşıya kalacağını düşünür. İslami insanın faaliyetlerinin çerçevesini İslam hukuku çizer. İslam hukuku sadece finans alanını değil, sosyal ve beşeri diğer alanları da kapsamaktadır. İslam, bir bütün olarak insan- toplum devlet ilişkilerini düzenleyen kuralları içerir. Bu düzenlemeler çok güçlü bir toplumsal yapı oluşturur İSLAMİ FİNANSIN HUKUKİ ÇERÇEVESİ İslam, sadece inanışlar ve dini ritüelleri olan bir din değil aynı zamanda ekonomik aktivitelere katılımı da teşvik eden bütünleşik bir yaşam biçimidir. (Haniffa and Hüdaib, 2010: 85) İslam ın ekonomik alanında yer bulan İslami finans, hukuki çerçevesini de İslam ın ta kendisinden almaktadır. Kitâb ve Sünnet in temsil ettiği ilahî iradeye dayalı bir hukuk düzenini tanımlayan bu alan İslam hukuku 2 Bugünkü İslami toplumların zafiyetlerinin sebepleri başka yerlerde aranmalıdır. 10

25 olarak adlandırılmaktadır (Türcan, 2013: 14). İslam hukukunun Kitap ve Sünnet te açıkça öngörülen kurallar dışında kalan kısmı, icma, kıyas ve ictihad yoluyla ortaya konulmuştur. İslam hukukunun asli kaynaklarını Şekil 1.2 deki gösterilmektedir. Şekil: 1.2. İslam Hukukunun Asli Kaynakları İslam Hukuku Kur an-ı Kerim Sünnet İcmâ Kıyas İçtihat Kur an-ı Kerim; bir konuda temel prensipleri, kuralları ve genel hükümleri koymakta, teferruatı, başta sünnet olmak üzere diğer kaynaklara bırakmaktadır. (Karaman, 1987:114). Peygamberin irtihalinden ve sünnetin kesilmesinden sonra İslam âlimleri tarafından geliştirilen icmâ (consensus), kıyas (analogy) ve içtihat (diligence) İslam hukukunun diğer kaynaklarını oluşturmuştur Kur an-ı Kerim Kur an-ı Kerim; İslam hukukunun temel kaynağıdır ve Allah Teâlâ nın bizatihi belirlemiş olduğu kuralları içerir (Thomas, Cox and Kraty, 2005: 15). Kur an-ı Kerim de hükümler kıyamete kadar geçerli olmak üzere genel mahiyette düzenlenmiştir. Kur an-ı Kerim de kişisel davranışlarla ilgili hükümlerle birlikte, insan hayatının ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerini ilgilendiren genel ilkeler de yer almaktadır (Shanmugam and Zahari, 2009: 14). Örneğin, meşveret (yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilere danışmak, onlardan görüş almak), adalet, şahsi sorumluluk, suç-ceza dengesi, dokunulmazlıklar, iyilikte yardımlaşma, borçlara sadık kalma, kolaylık gösterme, zaruri hallerin yasakları ortadan kaldırması vb. (Karaman, 1987:114). Ayrıca Kuran-ı Kerim'de İslami finansın doğrudan konusunu teşkil eden 11

26 ücret 3, alış veriş 4, ribâ 5, para 6 ve ticaret 7 gibi birçok konuda hükümler bulunmaktadır. Böylece bir finansal yapının ekonomik temelini teşkil eden üretim, tüketim, mübadele ilişkilerinde genel ilkeler tespit edilmiş ve uygulanabilir bir ekonomik yapının oluşumu, her yer ve çağın kendi şartlarına bırakılmıştır Sünnet Sünnet; İslam hukukunun ikinci mühim kaynağıdır ve kelime olarak yol, adet ve alışkanlık (Mannan, 1973: 38) anlamlarına gelmektedir. Terim olarak ise Sünnet, Hz. Peygamberin insanlara örnek teşkil edecek mahiyetteki sözleri, fiilleri ve sükûtu şeklinde ifade edilmektedir. Hadis de denilen sözlü ifadeler, bazen Kur'an-ı Kerim de mevcut olmayan konuları açıklayıp, hükümleri teyit ve tefsir edici (açıklayıcı) nitelik göstermektedir. Fiiller, Hz. Peygamberin sözle olmayan, sırf hareketle gerçekleştirdiği eylemlerdir. Hz. Peygamberin yapılan bir işe şahit olup da ona muhalefet etmemesi, susarak cevap vermesi gibi durumlarda, o fiilin zımnen (üstü kapalı olarak) tasvip ettiği anlaşılmıştır. Sonuçta, şahit olduğu halde sükût ile karşıladığı fiiller de İslam a uygun olarak nitelendirilmektedir ( Berki, 1957: 40-44). Herhangi bir konuda müracaat edilmesi gereken ilk kaynak hiç şüphesiz Kur an-ı Kerim dir. Eğer Kur an-ı Kerim de açık bir hüküm mevcut değilse o zaman müracaat edilmesi gereken ikinci temel kaynak sünnettir. Eğer herhangi bir konuda Kur an-ı Kerim ve sünnette açıklık yok ise, o takdirde diğer hukuki kaynaklara başvurulur İcmâ İslam hukukunun üçüncü kaynağı olan icmâ, sözlükte birleştirmek, toplamak, bir işi sağlam yapmak, azmetmek, bir konuda fikir birliği etmek anlamlarına gelmekte olup; İslam âlimlerinin, dini bir meselenin hükmü üzerinde fikir birliği etmelerini ve bütün Müslümanların ortaklaşa benimsedikleri dini hükümleri ifade 3 Talak:6; Necm :39; Bakara: Bakara: 275; Bakara:282; Nisa:29. 5 Bakara:275, 276, 279; Ali İmran :130; Nisa: Kehf :19; Yusuf :20; Ali İmran :75. 7 Bakara:282; Nisa:29; Tevbe :24; Nur :37. 12

27 etmektedir (DİA 21. Cilt, 2000: 417). Bir başka ifadeyle icmâ, Hz. Peygamber in vefatından sonra herhangi bir asırda İslam müçtehitlerinin bir konunun şer i hükmü üzerinde ittifak etmesi şeklinde ifade edilmektedir. İcmâ bir asırda yaşayan müçtehitlerin tamamının ittifakı halinde söz konusu olur. Dolayısıyla, bir konu hakkında bir asırdaki müçtehitlerin sadece bir kısmının ittifak etmeleri, icmâyı oluşturmaz (Atar, 1988: 49). İcmâ, Kur an-ı Kerim in doğru ve güvenilir yorumunu, Peygamber sünnetinin sahih rivayetini, kıyasın meşru olarak kullanılmasını ve sonuçlarını garanti eder. İcmâ, hukukun tüm detayını içerisine alır. İcmâ ile tasdik edilen her şey doğru sayılır ve bir başka prensibe (hukuk kaynağına) atıfla geçersiz kılınamaz (Imamuddin, 2003: 15). Bir konu üzerinde bir icmânın oluşmasının ardından, bu konu üzerinde ihtilâfın önü kesilmiş olur ve usulüne uygun olarak iptal edilinceye kadar bağlayıcılık içerir (Aghnides, 2001: 54) Kıyas İslam hukukunun kaynaklarından birisi de kıyastır. Kur an-ı Kerim de ve Sünnette doğrudan yer almayan ve hakkında icmâya varılmış bir hüküm de bulunmayan konularda kıyas yoluna gidilebilir. Kıyas, lügatte benzemek veya bir şeyi diğer bir şey ile ölçmek manasına gelir. Terim olarak ise, hakkında hüküm bildirilmeyen fer`î meselelerin hükmünü, ortak illete dayanarak, hakkında hüküm bildirilen asıldan çıkarmak şeklinde ifade edilmektedir. Kıyas yapılırken, şer î bir hüküm ispat edilmez, daha ziyade makisde (fer`) var olan şer î bir hüküm ortaya çıkarılmaya çalışılır (Hakkı ve Duman, 2008: 153). Örneğin, Kuran ı Kerim de veya sünnette belli bir durum yahut işlem yasaklanmıştır. Kendisi için yasaklama yapılan müessir sebep bakımından bu işlem ile ortak diğer işlemler de kıyas yapılarak yasak kapsamına alınmaktadır (Aghnides, 2001: 64) İçtihat İslami hukukunun temel dayanağı olan Kur an-ı Kerim de yer alan düzenlemeler sınırlıdır, dolayısıyla hayatın tamamına ilişkin düzenlemeler tüm 13

28 detayları ile Kur an-ı Kerim de bulunmaz. Fakat insanlar içinde bulundukları zaman, mekân ve şartlara göre, temel ilke ve yasaklardan hareketle hayatlarını düzenleme imkânına sahiptirler. Bu imkân İslam ın diğer bir kaynağı olan içtihat ile sağlanır (Duman, a.g.y.). İçtihat, İslam hukukuna her devirde ve her mekânda uygulanmasını sağlayacak bir elastikiyet ve canlılık verir, zaman içerisinde içtihat hükümleri yeni olaylar ve gelişmeler sebebiyle değişebilir. İçtihat sözlükte çaba göstermek, bütün gücünü kullanmak, ısrarlı olmak, zahmet çekmek anlamlarına gelmekte olup; terim olarak nassın lafız ve manasından hareketle, nassın bulunmadığında da çeşitli istinbat metotları kullanarak şer i bir hüküm hakkında zanni bir bilgiye ulaşma çabası olarak ifade edilmektedir (DİA). İçtihat, başıboş bir öznelliğin tersine uygun ve gerçek yasal kurallar bütünün oluşmasına olanak sağlar (Hamoudi, 2008: 59). Belli meselelerde, karmaşık problemleri çözüme kavuşturmak için içtihada başvurmak gerekebilir (Imamuddin, 2003: 240). Bir konuda içtihata varırken (hukuki-etik akıl yürütme ve yargılama), kişinin zarar görmesine (mafsedet) karşı çıkan ve toplum çıkarlarını (maslahat 8 ) göz önüne alan genel bir yaklaşım benimsenmelidir (Haniffa and Hüdaib, 2010: 89). Gazali maslahatı, fayda sağlama ya da zarardan korunma olarak tanımlamış ve bunu canın, dinin, aklın, neslin ve mülkiyetin korunması ile ilişkilendirmiştir (Shanmugam and Zahari, 2009: 15). Ayrıca içtihatta bulunulurken, kişilerin birbiri ile veya toplumla olan ilişkilerini düzenleyen üç ana kaide göz önünde bulundurulur (Çapra, 1993: 38) : a) Toplumun menfaati, daha büyük olduğu için fertlerin menfaatinin önüne geçer, b) Güçlükleri ortadan kaldırmak ilkesi fayda sağlama ilkesinin önüne geçer, c) Küçük bir kaybın telafisi için daha büyüğü yapılamaz; büyük bir fayda, küçüğü için feda edilemez. 8 Maslahat terimi, Arapça bir sözcük olup, iyileşme, düzelme, elverişli bulunma vb. anlamlara gelen salaha-salah kökünden türetilmiş ve sözlükte yarar, menfaat ve iyiliğe vasıta olan şey anlamlarını ifade etmektedir. İslam hukukunda maslahatın karşıtı olarak fesede-fesad kökünden türetilmiş olan mefsedet kelimesi kullanılır ki bunun çoğulu da mefâsid dir. 14

29 İslam hukukçuları, maslahat ve mefsedet ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilen içtihat ile insanların dünyevî ve uhrevî menfaatlerini sağlama ve onları dünyevî ve uhrevî zararlardan korunmasının hedeflediği konusunda fikir birliği içindedirler (Diyanet İşleri Başkanlığı, 1998: 151). İçtihat, toplumda zaman zaman ortaya çıkan bir sorun ile uğraştığı için, hükmü her zaman geçerli değildir. Zamanla sosyal ihtiyaçlar değiştiği için, Kur an-ı Kerim ve sünnetin temel ilkeleri muhafaza edilmek şartıyla, yeni yorumlar (içtihatlar) yapılması mümkündür ve kaçınılmazdır (Mannan, 1973: 44) İslam Hukukunun İkincil Kaynakları İslam Hukukunun yukarıda ifade edilen asli kaynaklarına ek olarak, herhangi bir meselenin değerlendirilmesi gereken durumlarda başvurulan diğer kaynaklar; istihsan, istislâh, istishâb, sedd-i zerâi, örf ve adetler olarak sayılabilir. İstihsan, müçtehidin bir meselede, özel bir delil sebebiyle, o meselenin benzerlerinde verdiği hükümden vazgeçip başka bir çözümü benimsemesi, ya da iki farklı kıyas imkânı bulunduğunda, ilk bakışta dikkat çekmeyen kıyası (kapalı kıyası) gerekçe birliği açısından daha güçlü bulduğu için açık kıyasa tercih etmesi ; istislâh; nasta düzenlenmiş bir olaya bağlanamayan fıkhî bir meselenin hükmünü İslam fıkhının genel ilkelerine göre belirleme yöntemi, istishâb; daha önce varlığı bilinen bir durumun -aksine delil bulunmadıkça- varlığını koruduğuna hükmetme yöntemi, sedd-i zerâi ise harama, kötü ve zararlı bir sonuca vasıta olan davranışların yasaklanması, kötülüğe giden yolların kapatılması şeklinde tanımlanmaktadır. Ayrıca Kur'an ve Sünnet'in hukukî düzenlemelerinde, sosyal realitenin ve insanların alışkanlıklarının göz ardı edilmediği, köklü değişikliklerde tedrîcîlik metodunun uygulandığı, kendi ilkelerine ters düşmeyen kurum ve kuralların ise korunduğu görülür. Bu durum örf ve adetin de bir kaynak olarak görülmesine neden olmaktadır (Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali, I.cilt: ). İslam hukuku, finans hususunda bazı sınırlar getirmiştir. Finansla ilgili işlem yapan bütün inananlar bu yasaklara uymak zorundadırlar. Bunların en önemlileri 15

30 ribâ, garar (belirsizlik-risk), şans oyunları ve kumar yasağı, kaynakların israfı ve lüksün yasaklanması ve diğer yasaklardır İSLAMİ FİNANSIN SINIRLARI VE ÖNEMLİ YASAKLAR İslami finans; değer hükümlerinden arınmış (value-neutral) değildir. Aksine kendine özgü değerler grubuna ve içinde faaliyet gösterdiği özdeğerler çerçevesine sahiptir (Zaim, 1995). İslami finans kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin sınırı, İslam hukukunda yapılması uygun görülen ve yasaklanan faaliyetler ile çizilmiştir. İslam hukukunda insanlar için geniş bir hareket alanı tayin edilmiştir. Eşyada asl olan ibâhadır 9 prensibinden hareketle, yasak olan iş ve uygulamalar belirlendiğinden, kalan alan serbestçe hareket etmeyi mümkün kılmaktadır. Diğer bir ifade ile genel anlamda kural olan da özgürlük ve serbesti dir (Orman: 2010: 75). Hayatın ekonomik alanının bir parçası olan İslami finans, İslam hukuku çerçevesinde şekillenmekte olup, bu alanda az sayıda yasak bulunmaktadır. Yapılan yasaklamaların amaçları ise çalışmanın ve üretimin teşvik edilmesi, tembelliğin ve spekülatif beklentilerin önlenmesi (Tunç, 2012:104), zayıf tarafların çıkarlarının korunması, hakkın ve adaletin sağlanması, taraflar arasında ve geniş manada toplumda karşılıklı faydanın ve ahengin sağlanmasıdır (Iqbal and Molyneux, 2005: 6-7). İslam servet kazanmanın yollarını açıkça belirler. Mal ve servet sahibi olma kendi başına bir gaye değil, iki âlemde de huzur ve refaha ulaşmak için bir araçtır. Servet kazanmak serbest olmakla birlikte, ferdin mal sahibi olmak için her ne suretle olursa olsun diğerlerinin hakkına ket vuracak usuller kullanması kesin olarak yasaklanır. Böyle bir haksızlığa girişmediği müddetçe davranışlarında tamamen hürdür. (İ. Muhammed İsmail, 1990: 73) Kural olarak İslami finansta herhangi bir zarar ve mağduriyete yol açmayan; düzgün bir şekilde işleyen hukukî ve ticarî hayata müdahale edilemez. Bununla 9 İbaha; (İbahe) sevab veya günah olmamak. bir şeyin yasak ve haram olmaktan çıkması. * İzin vermek. mübah ve helâl kılmak, bir şeyi izhâr etmek anlamlarına gelmektedir. 16

31 birlikte yanlış ve haksız uygulamalar konusunda bazı sınırlar çizilmiş ve yasaklar getirilmiştir. Bu yasaklar bir sonraki başlıkta açıklanacaktır Ribâ Yasağı İslami finansta her türlü mübadelenin karşılıklı rıza yani denge ve eşitlik üzere bina edilmesi istemiş, ribâ yı bu eşitlik ve dengeyi bozan bir unsur olması sebebiyle yasaklamıştır (İsmail Özsoy, 2012: 75). Ribâ kelimesi mastar olup, sözlükte; artmak, çoğalmak, yükselmek, şişmek, gelişmek ve yetişmek (Aktaran Döndüren, 1988) anlamlarına gelir. Literatürde ribâ terimi, mübadeleli akitlerde taraflardan biri lehine şart koşulan karşılıksız fazlalık (Merginani, 1990:102); karşılıklı faydaya yönelik bir sözleşmede karşılıksız kalan herhangi bir fazlalık (Yazır, t.y.); bir ödüne mukabilinde alınan nema, ziyade miktar (Bilmen, t.y.) şeklinde tanımlanmıştır. Diğer bir tanımda ribâ, aynı cins iki ribevî malın peşin mübadelesinde akdi yapan taraflardan birinin lehine şart koşulup karşılığı bulunmayan veya bedellerden birinin para olmadığı tüm vadeli işlemlerdeki fazlalık şeklinde ifade edilmektedir (Baysa, 2006:9). Kendisinde ribâ cari olan mallar (Bilmen, t.y.) ise ribevî mal olarak tanımlanmaktadır. Ribâ kavramı, kredi-borç verme muamelesine dayanan faiz kavramından daha geniş bir anlam taşımaktadır ve yanlıca para borçlarını değil aynı zamanda mal değişimlerini de kapsamaktadır. Ribâ, bir taraftan günümüz bankalarında - finans kurumlarında uygulanan adi faiz, bileşik faiz, nominal ve reel faiz vb. şeklinde görülmekte, diğer taraftan da bazı malların birbiri ile değişiminden veya vadeli satışından doğmaktadır. Bu çerçevede ribâ kavramı, nesie ribâsı ve fazlalık ribâsı olarak iki kategoride değerlendirilmektedir : a) Nesie kelimesi sözlükte; tehir manasına gelmektedir. Nesie ribâsı ise terim olarak satım akdinden veya ödünç (karz) vermekten doğan bir borç için vâde durumuna göre eklenen ribâdır (Döndüren, 1988) Nesie ribâsının, İslam öncesine ait, borç isteyene ödünç veren (lender) tarafından ödünç verilen paranın veya malın, vadeye göre, bir bölümü veya katlanarak artan fazlası olarak geri ödendiği bir ticari uygulama olduğu görülmektedir. Öyle ki, 17

32 zaman geçtikçe borçlu borç verene, aldığından birkaç kat fazlasını ödemek zorunda kalır, sonuçta hayati ihtiyaçlarını karşılamak için para veya mal olarak borçlanan insanlar büyük bir ekonomik sıkıntıya düşerdi (Ahmad, 2003: 453). Bu uygulama cahiliye ribâsı olarak da isimlendirilmektedir. Nesie ribâsı aynı zamanda deyn ribâsı yani borcun ertelenmesinden doğan ribâ şeklinde de ifade edilir ki bu tam olarak bugün ticaret hayatında kullanılan faiz kavramının karşılığı olmaktadır (Uludağ, 2010: 43). Çapra (1977: 77) bu türünü kastederek ribâyı, İş riskine iştirak etmeksizin kapitale ilave edilen miktar şeklinde ifade etmektedir. Geleneksel teoride faiz; sermayenin yani anaparanın kirasıdır. Belirli bir miktardaki sermaye belirli bir süre için ve belirli bir getiri sağlamak üzere kredi olarak veriliyorsa burada faiz cereyan etmektedir. Mesela siz bankadan 10 yıl vadeli %20 faizli 100 bin liralık ev kredisi almışsanız, vadenin sonunda lirayı bankaya geri ödeyerek borcunuzdan kurtulabileceksiniz. Bunun 100 bin lirası anapara kalan lirası, yani 5,19 katı fazlalık, faiz olmaktadır. b) Fazl kelimesi sözlükte; fazlalık anlamına gelmektedir. Fazl ribâsı ise terim olarak; ölçülen bir cins eşyanın kendi cinsi karşılığında peşin olarak ziyadesi ile satılması (Bilmen, t.y.) veya aynı cins iki malın elden ele alım satımından elde edilen fazlalık şeklinde ifade edilmektedir. 100 gram altın verip 101 gram altın almak, ister peşin ister vadeli olsun, ribâ kapsamındadır. Çünkü 100 gram, verilen 100 grama karşılık olur, 1 gram ise karşılıksız kalır. 100 kilo arpa verip 101 kilo arpa almak da öyledir. Bunun borç ya da satış şeklinde olması sonucu değiştirmez. Miktar fazlalığı sebebiyle meydana geldiğinden fazl ribâsıdır (Abdülaziz Bayındır, 2007: 101). Ribâ mübadele işlemlerinde meydana gelir. Mübadele (karşılıklı değişim) olmayıp sadece muamele olan işlemlerde ribâ meydana gelmez. Dolayısıyla bir muamelede ribâ olup olmadığına bakmak için, o muamelenin mübadele olup olmadığına bakmak gerekir. Muamele genel, mübadele özel bir ifadedir. Her mübadele bir muameledir fakat her muamele bir mübadele değildir. İki şeyin/malın (bedelin) cinsleri farklı ise ya da cinsleri aynı fakat miktarları farklı ise o muamele muhakkak mübadeledir. Buğdayı pirinçle değiştirmek veya 10 kilo buğdayı 15 kilo 18

33 buğday ile değiştirmek gibi. İki bedelin cinsleri ve miktarları aynı iken özellikleri de farklıysa o takdirde mübadele olup olmadığını anlamak için o farklı özelliğe taraflardan birinin ihtiyacı olup olmadığına bakılır. Taraflardan birinin o özelliğe ihtiyacı varsa yapılan işlem bir mübadeledir, o özellik önemli değilse bu bir muameledir. Buradaki ihtiyacı, akdin geneline olan ihtiyaçla karıştırmamak gerekir. Buradaki ihtiyaç o özelliğe olan ihtiyaçtır. Örneğin misafire ikram için komşudan 10 yumurta alınsa ve birkaç gün sonra 10 yumurta geri ödense; bedellerin cins ve miktarları aynı olduğu gibi taraflardan birinin özel bir niteliği arama durumu da yoktur. Buradaki ihtiyaç yumurtanın herhangi bir niteliğine değil, mutlak yumurtayadır ve muamele hükmündedir. Eğer örnek şöyle olsaydı durum mübadele olurdu: Tavuğun kuluçkaya yatırıldığını düşünelim. Bunu için yumurtaların horozlu olması gerekir. Horozsuz yumurtaların horozlu yumurta ile değiştirilmesi mübadele kapsamına girmektedir (Çeker, 1999: 102). Ribânın yasaklanmasının temelde birçok sebebi vardır. Muhtaç bir kimseye verilen bir paradan, daha sonra fazla bir şey alınması karşılıklı yardımlaşma prensibine aykırıdır. Sonra bir paranın bu şekilde artırılması, çok kere insanın çalışma gayretini azaltıp, tembellik yapmasına sebep olur (Bilmen, t.y. Büyük İslam İlmihali). Diğer bir sebep, verilen bir borçta, beklemenin ödülü olarak peşinen belirlenen sabit bir getiriye, İslam finansta müsaade edilmemesidir. Borcun tüketim ya da ticaret yapma amacıyla alınması ya da anaparaya eklenen fazlalığın ribâ, faiz, fayda, nema veya gelir payı olarak adlandırılması; getirinin reel-nominal, pozitifnegatif olması; borç alan kişinin fakir veya zengin olması durumu değiştirmemektedir (İsmail Özsoy, 1995: 118). Hepsi ribâ kapsamındadır. Aynı zamanda borca karşılık verilen bir ödül ya da alınacak bir hizmet de ribâ kapsamına girmesi sebebiyle yasaklanmıştır (Iqbal and Molyneux, 2005: 7). Ribâ yasağını açıklamaya ilişkin olarak İslami yazında yer alan birkaç tema aşağıda ifade edilmiştir (Presley and Sessions, 1994: 14): - Tasarruf yapmakla tüketimden kaçan bir birey, bu kaçışı için otomatik olarak finansal bir ödül elde edemez. 19

34 - Borç verenin sadece bu borç verme eğilimi sayesinde otomatik olarak ödül almasının hiçbir haklı sebebi yoktur. Tasarrufa bir ödül olarak verilen faizin hiçbir etik temel ve gerekçesi yoktur. - Para ile sermaye arasında kesin bir fark bulunmaktadır. Para sermaye ile aynı anlamı taşımaz, ancak potansiyel bir sermaye olarak görülebilir. Paranın sermayeye dönüşümü, bir girişimi gerektirir. Girişim için ise, para ve diğer üretim faktörlerinin, risk almak suretiyle bir araya getirilmelidir. Borç veren girişimle ilgili herhangi bir bağa sahip değilse, sırf para tedariki ile otomatik bir ödüle layık değildir. - Adaletin, sermaye tedarikçisinin aldığı risk ve gösterdiği efor ile orantılı olarak kârdan pay alması şeklinde iki boyutu vardır. Dolayısıyla getiri oranı piyasa faiz oranlarına göre değil de sermayenin kullanıldığı ilgili yatırımın kâr oranına göre belirlenmelidir. - İslam finansta finansör-borçlu ilişkisi geleneksel anlamdan farklıdır. Borç veren iş ya da projede bir partner olur, dolayısıyla işten uzak tutulamaz. - Ribâ ile ticaret arasındaki fark, kredi işleminde riskin tek taraflı, ticari muamelelerde ise çift taraflı olmasıdır. Sabit ve muayyen bir miktar faizle borç alan ve bu parayı ticari işlemlerinde sermaye olarak kullanan kişiyi ele alalım. Dönem/ilgili işlem sonunda ticari kârın faiz nispetinde olmaması, hatta sermayenin tamamının kaybedilmesi durumunda bile tâcir, faiz borcunu ödemeye mecburdur. Borç veren sadece ödünç vermekle herhangi bir hakka sahip olamaz. Bu durumda risk ve tehlike tek tarafa yüklenmiş olur ve adalet sağlanamaz. İslami finansta bunun yerine sermaye koyan/ödünç veren kimsenin ticarete şerik (ortak) olması istenir. Ortak olan kişiler, ticaret sonucu elde edilecek kârdan belli bir yüzde almaya hak kazanabileceği gibi, oluşması halinde zarara da ortak olur. (Hamidullah, 1963: 27). Kâr ile ribânın birbirine benzediği düşüncesi halen pek çok kişinin kafasını karışmaktadır. Örneğin TL borç veren kişinin elde ettiği TL faiz geliri ile TL sermaye ile ticaret yapan kişinin elde ettiği TL kâr arasında ne fark vardır? 20

35 - Kâr; sermayenin ticari faaliyette çalıştırılması ile elde edilen fazlalık (Affane, 2012: 170) olarak düşünüldüğünde kâr elde etmek için mutlaka bir ticari faaliyet yapmak, ortaya bir artık değer koymak zorunluluğu bulunmaktadır. Ticari hayat ise her zaman risklerle doludur. Sistematik olan ve olmayan pek çok risk karşısında tâcir, ticaretini sürdürmeye çalışır ve işinin sonucunda elde edeceği kâr/zarar miktarını önceden kesin olarak bilemez. Oysa bir kredi işleminde kredi veren tarafın herhangi bir girişimi yoktur, buna mukabil alacağı ribâ sabittir. Bu durum bir tarafın çıkarını garanti altına alırken, diğerini riske maruz bırakması ve adil bir durum olmaması nedeniyle onaylanmamıştır. Bankacılık ve finans siteminin geliştiği ileri dünya ülkelerinde zenginlik ve refah düzeyinde olağanüstü artışlar yaşandığı görülmektedir. Buna rağmen ribâ temellerine dayalı geleneksel sisteme karşı, artan bir memnuniyetsizlik söz konusudur. Çünkü bu sistem aynı zamanda ulusal ve uluslararası çapta gelir ve zenginlik dağılımında eşitsizliği artırıcı sebeplerden biri olarak görülmektedir (Siddiqi, 2006: 2). - Sermaye sahibi, kâr elde etmek için bir katma değer oluşturmalıdır. Tezgâhın bir ucundan giren hammadde birtakım süreçlerden geçerek mâmul haline gelir ve sermaye sahibi, ancak topluma bir iktisadi değer artışı kazandırdığı durumda, bu artıştan bir pay almaktadır (İsmail Özsoy, 1994: 170). Oysa bir kredi işleminde, verilen paranın ne tür bir muamelede kullanıldığı, topluma katkısına bakılmaz. Asıl olan belirlenen dönem sonunda ribânın alınmasıdır. - Diğer bir fark kazancın netleştiği dönemdir. Bir yatırıma ait kâr, yatırımın sonucuna bağlı olarak dönem sonunda belirlenir ve sonuç zarar da olabilir. Oysa ribâ, yatırımın sonucuna bakılmaksızın dönem başında belirlenmektedir. (Shanmugam and Zahari, 2009:3). - Ticarette mal alınıp bedeli ödendikten sonra alış-veriş nihayete erer ve sonrasında alıcı satıcıya hiçbir şey ödemez. Oysa bir kredi işleminde anapara ödenmediği sürece kredi alan kişinin ribâ ödemeleri devam edecektir. Ticarette kişisel beceriler, üretkenlik, zor şartlarla mücadele, istihdam olanaklarının yaratılması ve toplumsal kalkınmaya katkı söz konusudur. Ribâya dayalı finansal sistemler ise ekonomik krizlere neden olmaktadır 21

36 (Mannan, 1973: 289). Nitekim Dünya Ekonomik Buhranı ve 2008 Küresel Finans Krizi bu konudaki en iyi örneklerdir. Geleneksel sistemde adaletsizlik yaratan temel öğe ribâdır. İslami finans bunu risk ilişkili kapital ve yatırım mekanizması ile değiştirerek çoğu sosyo-ekonomik sorunların giderilmesini hedeflemektedir. Ribâ, insanlarda para biriktirme ve bireysel çıkarlarını koruma güdüsünü tetikleyerek, toplumda insani bağların zayıflamasına neden olmaktadır. Ayrıca servetin belli gruplar elinde dolaşıp durmasına ve zengin ve fakir gruplar arasındaki farkın giderek artmasına neden olur (Mevdudi, 2004: 104). Ribânın yasaklanmasından çıkabilecek birçok yarar bulunmaktadır. Bunlar finansal sistemin ahlaki bir boyut kazanması ve pazarın daha dengeli, sağlıklı ve istikrarlı olmasını sağlayan bir disiplin mekanizması geliştirmesi şeklinde ifade edilebilir (Ayub, 2007: 10). İslami finansı, geleneksel finanstan ayıran en önemli unsur ribâ yasağı olmasına karşın, ribâdan arındırılmış bir işlemin ille de İslami olduğu söylenemez. Çünkü yapılan bir işlemin diğer yasakları da içermemesi gerekir. Bu bağlamda bir yasak da garar dır Garar Yasağı İslami finansta yasaklanan uygulamalardan birisi de garardır. Garar kelimesi sözlükte tehlike, risk, kişinin bilmeden canını veya malını tehlikeye sokması anlamlarına gelmektedir (DİA 13.cilt, 1996: 366). Terim olarak garar, sonuçlarla ilgili gizlenmiş (belirsiz) şey (Elgari, 2003: 17); bir akdin, kesin olmayan, şüpheli veya muhtemel bir unsura veya hususa dayanması ve bağlı bulunması (Karaman, 2003) ve gelip gelmeyeceğinin belirsiz olması, âkıbetinin kapalı olması, akdin haksız kazanca yol açacak ölçüde kapalılık taşıması (Diyanet İşleri Başkanlığı, 1998: 358) şeklindeki ifadelerle açıklanmıştır. Genelde akit konusunun elde edilip edilemeyeceği ile ilgili belirsizlik garar, vasıflar konusundaki bilinmezlik ise cehalet terimleriyle ifade edilmekte, kimi zaman her iki kelimenin birbirinin yerine kullanıldığı da görülmektedir (Diyanet İşleri Başkanlığı, 1998: 358). 22

37 Görüldüğü gibi garar; genel anlamda, akitteki taraflar arasında her türlü aşırı dengesizlik olarak ortaya çıkmakta, bunun istenerek veya istenmeyerek doğmasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda garar, firmaların maruz kaldığı sistematik olmayan risk içerisinde yer alır ve pazardan doğan sistematik riskin dışındadır. Gerek bireyler gerekse firmalar, diğer risklerle birlikte, gararı da önleyecek tedbirler almalıdırlar. İslam hukukçuları özellikle garara büyük önem vermişlerdir. Onların ortak görüşüne göre herhangi bir işlemde (alım-satım) sözleşmeye konu olan mal/hizmetin miktar ve bedeline ilişkin önemli bir unsurunun ihmal edilmesi veya yok sayılması, tarafların zorunlu olmadığı halde risk alması anlamını taşımaktadır. Bu çeşit riskler özünde olan belirsizlik sebebi ile kabul edilemez ve spekülasyon ile aynı anlamda sayılır. Bu tür spekülatif alım-satımlar bu yüzden yasaklanmıştır. Bu yasak; satıcının alıcıya henüz yetiştirilmemiş meyve veya henüz yakalanmamış kuş veya balık gibi (açığa satış uygulaması) malları teslim etmediği durumda veya satışa konu olan malın iktisabına ehliyeti olmadığı zaman uygulanır. Mal ve hisseleri düşük fiyata alıp ve gelecekte yüksek fiyata satmak gibi spekülatif işler de yasak kapsamındadır (Algaoud and Lewis, 2007: 39). Garar, İslami finans alanında anlaşılması en zor konulardan birisi olmuştur. Kavramın içerik ve anlamının daha iyi anlaşılması için garar ile ilgili verilen örnekler aşağıda yer almaktadır (Iqbal and Molyneux, 2005: 13): 1- Cinsin Bilinmemesi: A, B ye 5TLye 1 kilo elma satıyorsa, bu durum garar içerir. Çünkü satıcı hangi cins elma satacağını belirtmemiştir. 2- Türünün Bilinmemesi: A, B ye bir hayvanı 1000TL ye satsa, garar söz konusudur. Burada satılacak hayvanın türünün belirtilmesi gerekir. 3- Özelliklerinin Bilinmemesi: A nın B ye arabasını TL ye satması. Satılacak araya ilişkin marka, model, yaş vb. özelliklerin belirtilmesi gerekir. 4- Niceliğin Bilinmemesi: A nın B ye 20TL ye bir miktar portakal satması. 23

38 5- Fiyatın Bilinmemesi: A nın B ye bir malı 1 aylık maaşı karşılığında satması. Burada maaşın ne kadar olduğunun belirtilmesi gerekir. 6- Malın Belirleyici Özelliklerinin Bilinmesi: A nın B ye bir daireyi TL ye satması. Muhit, kat, cephe bilgilerinin bilinmesi gerekir. 7- Vadeli Satışlarda Ödeme Zamanının Belirsizliği: A nın B den TL ye vadeli olarak ev satması fakat ödeme zamanının belirlenmemesi. 8- Malın Teslimine Muktedir Olamama: A nın B ye sudaki balığı, ağaçtaki kuşu satması. 9- Mevcut Olmayan Malın Satışı: A nın B ye gelecek yılın mahsulünü satması. 10- Malın İncelenme İmkânının Olmaması: A nın B ye bir koliyi içindekilerle 50TL ye satması. 11- Birisi Özellikle Seçilmediği Sürece Sözleşmede Birden Fazla Seçenek Olması: A nın B ye arabasını TL ye ya da TL ye yatını satın alması. Böyle bir durumda A hangi seçeneği tercih ettiğini açıkladığında satış geçerli olur. Garar yasağı ile bilginin tamamen açıklanması, sözleşmelerde asimetrik bilginin ortadan kaldırılması ve belirsiz bir risk almaktan kaçınma amaçlanır (Gait and Worthington, 2008: 785). İslami finansta garardan korunma, modern batıda kullanılan pazar ve tüketici korunmalarına benzemektedir. Borçlanma ve menkul kıymet pazarlarında kullanılan bilgi açıklama yolları yoğun bir düzenlemeye konu olmuştur. İslami ürün ve hizmet tüketicilerini korumak üzere ilgili bilgilerin açıklanması İslami finansta yoğun bir şekilde teşvik edilmektedir (Thomas, 2005: 23). Gararı ortadan kaldırmak için sözleşme; anlaşma şartlarını özellikle sözleşmenin konusu olan malın tam tanımını ve satış bedelini belirtecek şekilde dikkatlice hazırlanmalıdır. Bir satışta mal satıldıysa ve fiyatı açık bir şekilde belirtilmediyse, o satış sözleşmesinin aşırı garara sahip olduğu kabul edilir (Shanmugam and Zahari, 2009: 9). 24

39 İstisna olarak eğer yararı zararından fazla ise garar durumuna tolerans gösterilebilir. Hz. Peygamberin gararın genel kriterine zıt olmasına rağmen, bahçe sahiplerinin veya elinde kuru hurma bulunup taze hurma yemek isteyenlerin bu yöndeki ihtiyacını ve isteğini mâkul karşıladığı, böyle küçük çaptaki bir değişimi yasaklanan garar kapsamının dışında bıraktığı görülmektedir (Diyanet İşleri Başkanlığı, 1998: 415). Çoğu hukukçunun açıklamasına göre bunun gerekçesi, bu alım-satım ile ihtiyaç sahibi insanların yiyecek temin ederek fayda sağlaması ve onların yiyeceklerinin korunmasıdır (El-Din and Hassan, 2007:248) Şans Oyunları ve Kumar Yasağı İslam, üretkenlikten uzak, insan tabiatını bozacak ve topluma zarar verecek kazanç kapılarını kapatmıştır. İslami finansta şans oyunları ve kumarın herhangi birinden elde edilecek gelirler yasaklanmıştır. Şans oyunları ve kumar Arap dilinde Meysir kelimesi ile ifade edilmektedir ve kolaylıkla elde edilen gelir (Algaoud and Lewis, 2007: 39) anlamını taşımaktadır. Şans oyunları ve kumar, haksız kazanç yollarından biridir. Haksız kazanç karşıdakine zulmetmek demektir. Bu nedenle bu nitelikteki faaliyetlere İslami finansta izin verilmez. Şans oyunlarında tek taraflı bir zarar-ziyan şartı bulunmaktadır ve toplum menfaatinin sağlanması mümkün olmamaktadır (Hamidullah, 1963). Kumar, spekülatif ve şansa bağlı tüm sözleşmeleri de kapsamaktadır. Ayrıca sözleşme yapılırken taraflardan herhangi biri tarafından tam olarak açıklanmayan yükümlülükler ve avantajlar da bu anlamda değerlendirilir (Al-Omar and Abdel-Haq, 1996: 10). Bir oyunun içerdiği risk kontrol edilemiyorsa ve oyunculardan hiçbirisi ödediği paranın geri dönme ihtimalini etkileyemiyorsa, böyle bir oyun kesinlikle şans oyunudur. Beklenen kazanca mukabil olarak gerçekleşen kazançta meydana gelen tüm sapmalar, şans yüzündendir. Bu yüzden garar içeren böyle bir oyun şans oyunları kapsamına girdiği için yasak kapsamına girmektedir (Al-Suwailem, 2010: 25). Kumar; şans ve becerinin birlikte veya tek başına söz konusu olduğu bir olay yahut yarışmanın ya da belirsiz bir olayın sonucu üzerine bahse tutuşma ve bu yolla 25

40 kazanç elde etme (DİA 26.cilt, 2002:364) şeklinde tanımlanmaktadır. Kumarın türü ve şekli toplumdan topluma veya zaman içerisinde değişiklik gösterebilir. Fakat ne şekilde olursa olsun, haksız kazanç, mal ve zaman israfı, irade zafiyeti ve toplumsal çözülme gibi çeşitli sorunlara yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmıştır (DİA 26.cilt, 2002: 364). Kumarda taraflar arasında bir çıkar çatışması vardır ve burada biri kazınırken diğeri kaybeder. Kumarbaz herhangi bir efor sarf etmeden servet biriktirmeye çabalar. Herhangi bir takımın kazanıp kazanmayacağına dair bahse giren bir kumarbaz kazanacaktır fakat bu kazanç ters yönde bahis oynamış olan başka bir kumarbazın kaybı olacaktır. Dolayısıyla bu tür bir kumar büyük çatışmalar, sosyal problemler ve dahası finansal çöküntüye sebep olmaktadır (Obaidullah, 2005: 122) Kaynakların İsrafı ve Lüksün Yasaklanması İsraf terim olarak, inanç, söz ve davranışta dinin, akıl ve örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşru olmayan amaçlar için saçıp savurma şeklinde ifade edilmektedir (DİA). İsraf tüketimde olduğu gibi üretimde de olmaktadır. Eldeki tabii kaynakların ve verilen tüm nimetlerin optimal olarak kullanılmaması, aşırı şekilde kullanılarak tüketilmesi de israf kapsamındadır. Gelecek neslin tabii varlıklar üzerindeki haklarının korunması israf yasağının temel amacıdır. İslami finansta, kişilerin emrine verilen bütün kaynak ve imkânların, kendilerine verilmiş bir emanet olması sebebiyle, sınırsızca tasarrufta bulunamayacağı kabul edilir (aktaran Erdoğdu, 1992: 24). Benzer şekilde tüm harcamalarında mutedil olması beklenir ve gösteriş amacıyla lüks malların satın alınması da yasaklanmıştır Diğer Yasaklar İslami finansta üretim ve tüketime yapılacak yatırımlar belli İslami prensiplere dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. Zenginlik oluşumu, meşru gelir sağlayacak ticaret ve üretim faaliyetlerine dayandırılmalıdır. Çok kârlı bile olsa, alkol, domuz, pornografi, uyuşturucu ve yasadışı diğer zararlı maddelerin üretim, dağıtım ve 26

41 tüketimi yapılamaz. Ayrıca birey ya da toplum için zararlı olarak görülen diğer faaliyetlere yatırım yapılmasına bu kapsamda müsaade edilmemiştir (Samad and others, 2005:73). İhtiyaç maddelerini uzun süre bekletip fiyatların yükselmesi zamanında satışa sunmak, diğer bir deyişle karaborsacılık (ihtikâr) yapmak da İslami finansta yasaklanan uygulamalardandır. İhtikar kelimesi sözlükte, hakkını yemek, kötü davranmak, kıtlaştırmak, tedavülden çekmek, istiflemek, tekeline almak anlamlarına gelmekte olup; ticaret malını pahalılaşması gayesi ile istifleyip piyasaya arzını geciktirmek şeklinde ifade edilmektedir (DİA 21. Cilt, 2000: 560). Bu durum, malı daha yüksek bir fiyatla satmak için piyasaya sürmeyip depolarda stok yapmak ve değerinin üstünde satarak aşırı kazanç sağlamak amacıyla yapılan hileli bir işlemdir. Ribâ nasıl haksız bir kazanç ise ihtikâr da haksız bir kazançtır. Aslında ihtikâr, özellikleri itibariyle ribâya benzemektedir. Çünkü bekletilen mala hiçbir ilave yapılmadığı halde sadece zamanın geçmesiyle fiyatı yükselmektedir (Eskicioğlu, 1999: 102) ve toplum istismar edilmektedir. Benzer şekilde piyasadaki tekelci yaklaşımlar da onaylanmamıştır. Arzın bir elde toplanması amaçlandığı için tekel, sömürü mantığıyla yakından ilgilidir. Tekelciliğin yaygın olduğu bir ekonomik düzen, toplum refahının maksimize edilmesine izin vermeyecektir. Bu sebeple İslami finansta kanuni birtakım düzenlemelerle tekelin denetim altına alınması beklenir (Mannan, 1973: 280). İslami finansta bir diğer yasak spekülatif faaliyetlerde bulunmaktır. Spekülatif faaliyet, İslami finansta yasaklanan manipülasyon ve forward işlemleri ile alakalıdır. Yatırımcı öncelikle, dalgalı piyasadaki alım-satım işlemlerinden ziyade işin kazancından kendine düşecek kâr ile ilgilenir. Spekülasyon ve yatırım arasındaki fark, niyetten kaynaklanmaktadır. Spekülasyon ilke olarak fiyatları artırmak amaçlıdır. İslami yatırımda ise temel amaç gelir elde etmektir. Gelirden kasıt ise bir şirketin hisselerinden pay sahibi olmaktır. Bu özellik ise İslami finansta izin verilen gerçek bir ortaklığa benzemektedir (Mohsin, 2005: 228). 27

42 İslami finansta borç satılamaz, bu yüzden ilgili risk başka birine devredilemez. Ortaya konan bu şart, çoğu spekülatif davranışı ortadan kaldırır. İslami finansman modelleri ile elde edilecek gelirler, sadece reel ekonomide yaşanacak artış ile artar, böylece aşırı kredi genişlemesi ortaya çıkmaz. Ayrıca reel ekonomik sektörler için geniş hacimli finansal kaynak oluşturur ve iş imkânlarının genişlemesine yardımcı olur. İhtiyaçları karşılayacak ürün/hizmet üretimi yapılmasını sağlar, istihdam ve bağımsız iş kurma fırsatları sunar (Ahmed, 2010: 308). İslami finansta alacaklının, alacağının bir kısmından vazgeçerek, zor durumda kalması halinde, borçluya indirimde, bağışta bulunması uygun ve güzel görünmüştür. İnsan ekonomik alandaki davranışını, ilhamını bu ahlaki değerlerden alacak ve maddi menfaat düşüncesiyle bu ilkeleri ihmal etmeyecektir. Bu prensiplere sıkı sıkı sarılarak insan sosyal ve ekonomik yönden kendisine bir hayat planı, bir yön çizer (İ. Muhammed İsmail, 1990: 69) İSLAMİ FİNANSTA TEMEL EKONOMİK VE SOSYAL AMAÇLAR İslami finansın temel amaçları incelenirken, İslam ın genel amaçları (maqasid al-shariah), felsefesi ve dualist (ikili) yaklaşımından ayrı kalmak mümkün değildir. Yasaklanan veya teşvik edilen fiil, olay yahut durumların görünen (maddi) boyutunun yanı sıra görünmeyen (manevi) boyutlarını da değerlendirmek gerekir. Gazali, İslam hukukunun temel amacının halkın refah seviyesinin yükseltilmesi olduğunu, bunun ise ancak kişilerin din, hayat, akıl, nesil ve mallarının korunması ile mümkün olabileceğini ifade etmektedir (Aktaran Çapra, 1993: 21). İslam finansın en önemli özelliği, maddeci bir yaklaşımdan uzak olması, ahlaki, psikolojik, estetik ve ruhî değerler içermesidir. İnsanların hür olması, eşit haklara sahip olması, düzenli bir hayat sürmeleri ve yüksek faziletlere sahip olmaları amaçlanır. Elbette ilk olarak kişilerin temel ihtiyaçları karşılanmalı, karınları doymalı, giyecekleri olmalı, sağlık, temizlik vb. şartlar sağlanmalı, maddi ve kültürel gelişim şartlarına uygun olarak eğitim almalıdırlar. Hiç kuşkusuz maddi refah dengeli bir hayat ve toplumsal kalkınma için gereklidir. Fakat İslami finansta, tüm bu 28

43 sayılanlar ferdi ve sosyal hareketlerin temel amacı haline getirilemez (Sıddıkı, 1976: 32-33). Bu doğrultuda İslami finansın temel amaçlarını, sosyal ve ekonomik adaletin sağlanması, evrensel kardeşlik duygusunun geliştirilmesi ve karşılıklı dayanışmanın temini, serbest piyasa yapısının tesisi ve adil fiyatlandırmanın sağlanması, kaynakların israf edilmeden etkin kullanımı, toplum refahına katkı ve sermayenin tüm kesimlere dağılımı, kazançların meşru yollardan temini olarak görürüz Sosyal ve Ekonomik Adaletin Sağlanması İslami finans kapsamında gerçekleştirilecek tüm uygulamalar, mutlaka İslam ın yüksek ahlaki değerlerine istinad ettirilmelidir (Çapra, 1993: 55). Bu kapsamda İslami finans faaliyetlerinin en temel amacı toplumda sosyal ve ekonomik adaletin sağlanmasıdır. Toplumlar, ruhu, aklı ve şahsiyeti birbirinden farklı milyonlarca insandan oluşur. Bireylerin bir araya gelmesinde asıl maksat, ihtiyaçların giderilmesi amacıyla birbirine yardımcı olmak ve ihtiyaçların daha kolay yoldan giderilmesini sağlayan yeni imkânlar aramaktır. Dolayısıyla fert toplum için değil, toplum fertler içindir (Kutub, 2011: 146). İslami finansta sosyal adalet, yukarıda ifade edilen yaklaşımdan yola çıkarak şekillenir ve bir finansman faktörü olarak değerlendirilir (Tabakoğlu, 2005: 253). Sosyal adalet, toplumdaki üretken her bireye fırsat eşitliği ve istihdam edilme imkânı sağlanması sonucu, herkesin bütün yeteneklerini işte kullanmak suretiyle kendi çabasının karşılığını kazanabilmesi durumunda ortaya çıkar. (Algaoud and Lewis, 2007: 40) Fırsat eşitliğinin sağlanması, herkesin aynı refah düzeyine erişmesi ve refahın dengeli dağılımı konusunda tek başına yeterli olmasa da bireylerin asgari ihtiyaçlarının karşılanmasını garanti edecektir. Böyle bir garanti altında insanlar, ekonomik faaliyetlerde risk üstlenmek konusunda daha istekli davranacaktır (Tunç, 2010: 88). Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta, adalet kavramı ile matematiksel bir eşitliğin kastedilmediğidir. Birbirinden farklı bedeni, fikri ve ruhi kabiliyetlerde yaratılan insanlar arasında yapılacak böyle bir varsayım, üstün değer ve kabiliyetlerin yollarını kesmekle eş değer olup; onların insanlık ve topluma 29

44 katkılarından mahrum kalmak anlamına gelecektir. Burada ifade edilen mutlak bir adalettir ve herkese eşit fırsatlar sunulduğu halde, kişiler arasındaki farklılıklara bağlı olarak farklı sonuçlar elde edilmesi kabul edilen bir durumdur (Kutub, 2011: 51-58). Çünkü kabiliyet ve gelirlerdeki bu tür bir farklılık, işbölümü ve sosyal hareketliliğin temelini teşkil etmektedir (Tabakoğlu, 2008: 67). Ekonomik adalet, ancak toplumun tüm birimleri ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabildiğinde mümkündür. Bu ise ekonomik rekabette yer alamayacak insanların ve rekabete girebilmek için yardıma ihtiyacı olanların dâhi ekonomide var olma imkânına sahip olması anlamını taşır (http://www.financialislam.com/the- İslamic-economic-system.html; E.T ). İslami finansta, İslam geleneklerine ve ruhuna uygun bir ekonomik düzeninin tanımlanması ve kurulması amaçlanmaktadır (Timur Kuran, 1997: 2). İslami perspektifte, insanın ahlaki ve siyasi özgürlüğü kadar ekonomik özgürlüğüne de büyük önem verilmektedir (Mevdudi, 2011: 123) ve akıl, baliğ ve hür bir insana sınır konulamayacağı yönünde icmâ bulunmaktadır (Çapra, 1993: 37) İnsan ticaret de dâhil olmak üzere, hayatın her alanında seçme özgürlüğüne sahiptir. Örneğin varlıklar, özgürce elde tutulabilir ya da ticareti yapılabilir (Thomas, 2005:1). Birey, etik, dürüst ve sosyal uyum sağlayan bir atmosferde girişim ve rekabet özgürlüğüne sahiptir. İslami finansta, bireysel özgürlüğü teşvik edici bir yaklaşım benimsemekle birlikte, bu özgürlüğün bir bütün olarak birey ve toplum arasında bir dengenin mevcut olduğu toplumun refahına pozitif bir katkıda bulunmasını beklenir. Diğer bir ifade ile İslami finansta bireylerin özgürlükleri sınırsız değildir ve toplumun genel refahının sağlanması ve her kesimin adil olarak hakkına düşen payı alması amacıyla kısıtlanır (Hamoudi, 2008: 274). Bu kısıtlama iki türlüdür: İlki kişisel kısıtlamadır ve kişinin kendi iç derinliğinden kaynaklanan ve gücünü İslam kimliğine bağlı olan manevi ve ideolojik niyetlerinden almaktadır. İkincisi ise nesnel kısıtlamadır. Nesnel kısıtlama sosyal davranışları belirleyen ve düzenleyen dış güçlerin ifadelerinden oluşur (Sadr, 1991: 33). Nesnel kısıtlamaların en önemli sebebini kanun gücü olarak 30

45 düşünebiliriz. Fakat İslami finansta ekonomik adalet daha ziyade, kişinin isteklerini olumlu şekle sokması ve düşünce ölçülerini güzelleştirmesi; doğruluk, adalet ve ihsanın yapılan tüm faaliyetlere yansıtılması ile gerçekleştirilmeye çalışılır (Mevdudi, 2011: 124). Yaşamın geneline yansıması beklenen adalet olgusu insanlar arasında gerçekleştirilen alış-veriş faaliyetleri için hayati önem taşımaktadır. Kur an-ı Kerim ve hadislerde, adil ekonomi vizyonunu biçimlendirmeye yönelik 500 ü aşkın ifade bulunmaktadır. Bu ifadelerden çıkan iki ana ilke ekonomik adalet ve eşitliktir (Timur Kuran, 1989: 172) İslam, tüm toplumun ekonomik zenginliğini hedefler ve zenginliğin birkaç kişide toplanmasını, topluma zararlı olduğu için onaylamaz. Elde edilen kazancın biriktirilmesi ve saklanması bu kapsamda doğru bulunmamıştır ve adaleti sağlayacak şekilde paylaşımı tavsiye edilir. Böylelikle bireylerin toplumun refahına katkı sağlayıcı yollara başvurması teşvik edilmiştir. Ekonomik adalet sermaye sahibinin ya da tedarikçisinin ödüllendirilmesini gerektirir. Ancak bu ödül fonların kullanıldığı projenin riskiyle orantılı olmalıdır (Samad and others, 2005: 73). Bu sebeple İslami finansta yasaklanan şey önceden sabit bir miktar belirlenmiş getiridir. Bir kredi işlemi ile borç veren taraf, borç alanın yatırımından elde edeceği sonuçtan sabit bir getiri elde eder. Oysa kâr/zarar paylaşımı (PLS- profit-loss sharing) ise çok daha âdildir. Bu anlamda âdil olmanın iki boyutu vardır: sermaye sahibinin almaya hak kazandığı ödül, ilk olarak aldığı risk ve ikinci olarak sarf ettiği emek ile orantılı olmalıdır. Bu yüzden elde edilecek gelir ya da diğer bir ifadeyle ödül fonun sağlandığı projeden elde edilen gelir ile ilişkilendirilmelidir (Algaoud and Lewis, 2007: 46). Burada risk-getiri paritesi dış etkenlere bağlıdır. İslami pazarlar rekabetçi pazarlardır ve bu rekabet risk ve getiri arasındaki dengeyi düzenler (Obaidullah, 2005: 28). Ribânın tüm ilahi dinlerde yasaklanması, risk paylaşımı olmadan kazanç olmaması gerektiğini gösterir. Bu demektir ki bir kişi bir gelir elde etmek istiyorsa sonuçta bir kayıp olma riskini de üstlenmelidir. Risk yoksa kazanç da yok aslında İslami finansın temel prensibidir. Muhtemel bir kaybı üstlenme durumu, yatırımcıları 31

46 kendi yatırımlarını yaparken daha dikkatli olmaya iter. Bu durum finansal yatırımlarda risksiz kazanımlarla ilgili etik tehlikeyi yok etmeye yardımcı olur. Bu da finansal sistem açısından yüksek derecede disiplin edici bir durumdur (Ayub, 2007: 9). Tam istihdam ve yüksek ekonomik büyüme oranları ile ekonomik refahın sağlanması, gelir ve zenginliğin eşit dağılımı, paranın zaman değerinin stabilize edilmesi, tasarrufların, ekonomik kalkınmayı sağlayacak şekilde mobilize edilmesi ve yatırımlara aktarılması, İslami finansta tüm taraflardan katkı bekleyen diğer sosyo-ekonomik amaçlardır (Hasan and Lewis, 2007: 2) Evrensel Kardeşlik Duygusunun Geliştirilmesi ve Karşılıklı Dayanışmanın Temini İslami finansta temel amaçlardan bir diğeri tek bir ailenin üyesiymiş gibi kardeşlik (taavvün - brotherhood) duygusunun geliştiği bir toplumsal yapının kurulmasıdır. Bu anlayışta evrensel bir kardeşlik söz konusu olup coğrafi sınır, grup, ırk gibi kavramlardan bağımsızdır (Chapra, 2005b :9). İslami perspektifte, toplumdaki her birey toplumun maslahatını (çıkarlarını) gözetmekle yükümlüdür. Hayat denizde yol alan bir gemi olarak düşünülürse, gemiye binen her yolcu, o geminin sağ-salim hedefine ulaşmasında sorumludur (Kutub 2011: 123). Toplumsal ilişkiler karşılıklı sorumluluğa dayanmalı ve her insan diğergâm (altruism) bir yaklaşımla, kendisi kadar diğerlerini de düşünmelidir. İslam ferde kendi imkânlarıyla karşılayamadığı takdirde, ihtiyaçlarını giderebilmesi için yardım alma hakkını verir. İnsanları yoksulların yardımına koşmak üzere, gelirlerinden belli bir kısmını ayırmasını zorunlu tutarak, toplumda sosyal yardımlaşma ruhunu geliştirmeyi hedefler (İ. Muhammed İsmail, 1990: 77). Bireyler, hayatın devamı için gerekli ekonomik mallara erişimde birbirlerine yardımcı olmalıdır. Ekonomik işbirliği (uhuvvet-coorperation) kardeşlik ruhunun sadece bir parçasıdır ve sağlıklı bir ahlaki ve ruhi ortamın sağlanmasına yardımcı olur (Sıddıkı, 1976: 21). 32

47 İşletmelerin kâr odaklı yapılanmasının yanında, gerçekleştirecekleri hizmet odaklı işbirliktelikleri toplumsal hedeflerin gerçekleştirilmesine katkı sağlayacaktır. İslami finansta, üreticilerin, tüketicilerin, müşterilerin, tasarruf sahipleri ve yatırımcıların müşterek sorunlarını çözmek amacıyla sağlanacak işbirlikleri üzerine yoğun bir vurgu yapılır. İşbirliği yapan gruplar, üyelerine ortak fonlar vasıtasıyla geçici finansal destek sağlanması, toptan alım ve satımlarda sağlanacak faydalar, bakım olanakları, danışmanlık hizmetleri, yönetimsel ve teknik sorunların çözümüne yönelik yardım ve eğitimler gibi bir dizi değerli hizmet sağlayabilir (Chapra, 2005a: 64) Serbest Piyasa Yapısının Tesisi ve Adil Fiyatlandırmanın Sağlanması İslam da ticari faaliyetlere büyük önem verilmiş ve insanların ekonomik aktivitelere katılımı ve arz ve talebe göre belirlenen adil bir fiyatlandırmanın olduğu serbest piyasa yapısı teşvik edilmiştir. İslami finansta üretilen malların mümkün olan en ucuz şekilde tüketiciye ulaşması amaçlanmakta ve bunun için tedbirler alınmaktadır (Aktepe, 2010: 27). Fiyatların adil bir şekilde oluşması için pazar güçlerine herhangi bir müdahale olmaması asıldır. Herhangi bir malın fiyatı hammadde maliyetleri, üretim maliyetleri, depolama, taşıma vb. maliyetlere satıcının kâr marjı eklenerek hesaplanır. Kâr miktarı satıcıya bırakılmıştır. Fakat bir satıcının bir malı kasıtlı olarak maliyetinden aşağıya satması bu hareketin öncelikle diğer satıcıları zora sokacağı ve nihayetinde tüketicilerin bu durumdan etkileneceği düşüncesiyle uygun görülmemiştir (Ayub, 2007: 68). Malların piyasaya girişine müdahale etmek yahut tekelci bir yaklaşımla malları piyasadan toplayarak, fiyatları aşırı yükseltmek de onaylanmamıştır. İslami perspektifte genel olarak piyasanın kendi kendine işlemesi (serbestlik) asıldır ve devletin piyasaya müdahalesi ancak zorunlu durumlarda uygun görülmüştür. Devlet, tüm tarafların çıkarlarını korumak adına çalışma saatleri, izinler, senelik ücretli izin, çalışma şartları ve çalışanların refahını artırıcı düzenlemeler konularında siyasi otoritesini kullanarak belirleyebilir. Fakat devletin ücretlere doğrudan müdahalesi uygun görülmemiştir. Ancak zorunlu durumlarda 33

48 toplumun dengeleri göz önüne alınarak taban ve tavan fiyatları belirlemesine müsaade edilmiştir (Esen, 1993: 64) Toplum Refahına Katkı ve Sermayenin Tüm Kesimelere Dağıtımı Ekonomistler, kârlarını maksimize eden firmaları rasyonel olarak görürler. Hatta daha da ileri giderek firmanın tek hedefinin olması gerektiğini iddia ederler. İslami finansta kâr elde etme amacı yadırganmaz. Fakat ekonomik etkinlik üzerine aşırı vurgu yaparak, toplum ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini görmezden gelmek de onaylanmamıştır. Girişimciler, mutedil bir hayat standardı, yeni yatırımlar ve firmanın büyümesi için makul ölçülerde kâr elde etmelidir. Ayrıca girişimci, toplum refahına da katkı sağlamalıdır. Makul ölçülerdeki kâr miktarı, girişimcinin ihtiyaçları da dâhil olmak üzere, üretim faktörleri için katlandığı maliyetleri karşılamalıdır. Toplum refahına katkı ise ihtiyaç duyulan malları yeterli miktarda makul fiyatlarda üretmek suretiyle fiyatların düşmesini sağlamak, kaynakları verimli kullanmak şeklinde olabilmektedir (Abod and others, 2005: 38). Burada kural bireylerin birbirlerini ve toplumu istismar etmeden haklarını almaları ve uygun, kabul edilebilir hareket etmeleridir. Sermayenin toplumun tüm kesimlerine dağıtımı, toplumsal düzenin korunmasında, huzur ve refahın sağlanmasında en önemli amaçlardan birisidir. İslami finansta uygulanan finansman modelleri, bu amacın gerçekleştirilmesinde en önemli araçlardır. Güven ve şeffaflık üzerine temellendirilen modeller, toplumda sermayenin sadece bir grup arasında dolaşıp durmasını engellemekte, her bireyin, kendi yaş, eğitim, sağlık, sermaye vb. şartlarına uygun olarak, gösterdiği çaba ve yaptığı katkı nispetinde toplumsal refahtan pay almasına yardımcı olmaktadır İSLAMİ FİNANS KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK FAALİYETLERİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI İslami finans kapsamında gerçekleştirilecek tüm faaliyetlerin geçerliliği için, ücret, söz konusu ürün/hizmet ve teslimat konularında birtakım şartların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Şekil 1.3. bu konuyu özetlemektedir. 34

49 İslami finans uygulamalarında ücret/fiyat kesin ve net olmalı ve taraflarca bilinmelidir. Satışa konu olan ürün/hizmet mevcut olmalıdır. İstisna ve selem akitleri bu kaidenin istisnasıdır. Malın sahipliği mümkün ve satıcının elinde olmalıdır. İslami hukuku açısından alış-verişi izin verilen bir ürün olmalı, kullanılabilmeli ve bir değeri olmalıdır. Teslimat ise fiziksel olarak yapılmalı ve mülkiyeti hükmen karşı tarafa geçmelidir. Şekil 1.3. İslami Finans Kapsamın Gerçekleştirilecek İşlemlerin Geçerlilik Koşulları 35

50 1.7.İSLAMİ FİNANSTA PARAYA BAKIŞ VE PARANIN ZAMAN DEĞERİ İslami finansın temel mantığının iyi anlaşılabilmesi için öncelikle İslam da paraya bakış, ona yüklenen rol ve fonksiyonların açık bir şekilde belirlenmesi gerekir. İslami finansta para sadece bir mübadele vasıtası olarak kabul edilmektedir (Zaim, 1995). Para bir mal değildir; bir alış-veriş aracı ve bir ölçü birimidir. Alım gücünü temsil etmekte kullanılır. Hiçbir zaman, belli bir faaliyete dayandırılmaksızın, satın alma gücünü artırmak için kullanılamaz. Dolayısıyla paranın üçüncü kişilere ticaret veya ortaklık olmaksızın kullandırılması ancak karz-ı hasen yolu ile olup, böyle bir durumda ise herhangi bir fazlalık ki ribâ olarak ifade edilir- talep edilemez (Şerafeddin Özsoy, 2012: 107). Para ne bir üretim ne de bir tüketim malıdır. Bu sebeple eğer paranın parayla değişimi gerekli ise ribevi malların ticaretine benzer bir yaklaşımla, eşit miktarda ve aynı zamanda değiştirilmelidir. Para bir amaç değil, amaçlara ulaşılmasını sağlayan bir araçtır, kendisi bir iç fayda (intrinsic utility) sağlamaz. Para sosyal ve ekonomik bir adettir ve sosyo-ekonomik faaliyetlerin kolaylaştırılması ihtiyacına dayalı olarak icat edilmiştir. İş hayatındaki gelişmeler paranın, başlangıçtaki temel fonksiyonlarından sofistike modern uygulamalarına dönüşüme uğramasına sebep olmuştur (Omar, 2011: 163). Çoğu insan paranın bir zaman değeri olduğunu söyler. Çünkü bütün üretim ve tüketim faaliyetleri zaman alır. Kişilerin zaman tercihleri, tüketimlerini şimdi veya gelecekte yapmak istediklerinin bir göstergesidir. Şu anki tüketimin, gelecektekine kıyasla daha fazla tatmin edici olduğu düşünülürse, şimdiki tüketimini erteleyen insanlara bir karşılık verilmelidir (Rosly, 2005: 41). İslam da ise tasarruf edilen para başkasına borç verilerek, paranın zaman değeri üzerinden, gelir elde edilemez, böyle bir değerin varlığı da kabul edilmemektedir ve bu anlamda paranın zaman değeri sıfırdır. Paranın zaman değerinin sıfır olması kavramı bir ticaretteki spot fiyatla gelecek fiyatın aynı olması anlamına gelmez. İslami finansta, zaman unsuru nedeni ile ortaya 36

51 çıkacak mal ve hizmetlerin değer farkı kabul edilir ve yasaklanmaz. Ticarette her zaman risk vardır ve bu durum faiz temelli borçtan farklı bir durumdur. Vadeli mal satan kişi, elindeki iktisadi imkânlarını karşı tarafa aktarmakta ve vade süresince o fonlardan yararlanamadığı gibi ödenmeme riski ile birlikte malın fiyatında, miktarında oluşacak risklere de maruz kalmaktadır. Bu riskleri karşılamak ve adaleti sağlamak maksadıyla İslam, malların peşin fiyatları ile vadeli fiyatlarının farklı olabileceğini yani vade farkını kabul etmiştir. Vade farkını müşteriye aktarırken önceden zamana dayalı liste fiyatı belirlenecek ve müşterinin kaç aylık ve hangi fiyattan borçlanacağı satış akdinin başında ortaya konacaktır. Yani İslami finansta bir satıcı bir malın spot fiyatı ile vadeli fiyatını istediği şekilde belirleyebilir. Vadeli fiyat spot fiyata eşit veya ondan fazla olabilir. İslami finansta onaylanmayan durum; borç bağlamında paranın zaman değeridir. Bir borçlanmada eğer ödeme günü daha önce belirlenen tarihten sonraki bir güne ertelenecekse ne satıcı ne de alıcının fiyatı artıramaz. Çünkü daha az olan bir borcun daha yüksek bir borçla değiştirilmesi ribâ kapsamına girer (Obaidullah, 2005: 27). Alıcının borcunu vadesinden önce ödemesi halindeyse satıcının indirim yapma zorunluluğu yoktur, fakat satıcı dilerse dilediği miktarda indirim sağlayabilir, bu onun göstermiş olduğu bir iyi niyettir. Satış esnasında vade öncesi ödemeler için bir indirim yapılacağı maddesinin konulması da yine ribâ kapsamına girdiği için onaylanmamaktadır. İslami finansın genel çerçevesi yukarıda sunulmaya çalışıldı. Klasik finans sistemine rakip böyle bir sistemin de kendisine göre modelleri, araçları vardır. Sistemin tesisi için bu modeller ve araçlar hayati öneme sahiptirler. 37

52 İKİCİ BÖLÜM İSLAMİ FİNANSTA UYGULANAN TEMEL FİNANSMAN MODELLERİ Geleneksel finans, paranın kendisini bir meta olarak görür. Bu durumda elde edilen gelir, sadece ilgili yatırımın zaman değeri ile orantılıdır. Oysa İslami finans varlık temelli bir sistemdir ve klasik finansta olduğu şekilde parayı bir meta olarak görmez. Toplumsal refahın artırılması için paranın üretken faaliyetlerde kullanılması esastır. Bu anlamda İslami finans vade farkını meşru görür. Paranın yatırıma dönüşümü, somut bir varlığın fiziksel sahipliği yolu ile ekonomik kullanımına katkı sağlama şeklinde olur (Cox and others, 2005: 137). Reel varlıkların ticaretinden elde edilen kârlar ile hizmet, kira, geçiş ve intifa hakkının transferinden elde edilen gelirler vb. de bu kapsamda değerlendirilmektedir (Ainley and others, 2007: 4). Fahreddin Razi, İslami finansta yasaklanan ribâ vb. uygulamaların yerine, toplumda ekonomik ve ticari faaliyetlerin yürütülebilmesini sağlayacak çeşitli alternatiflerin bulunduğunu söyler (Aktaran Yahşi, 2007: 293) ve bu da doğrudur. Kişiler ve firmalar, yasaklanan durumlar dışında, faaliyetlerin niteliğine ve tarafların içinde bulunduğu şartlara göre farklı hukuki ve ekonomik uygulamaları gerçekleştirerek para kazanabilirler. Fertlerin ve firmaların yapmış olduğu bu işlemler İslami finans sistemi içerisinde gerçekleşir. İslami finans sisteminin İslam hukukuna dayalı olarak geliştirilen modelleri, yöntemleri ve araçları vardır. Bunların başında da çeşitli ticaret ve ortaklık modelleri gelmektedir. İslam finansında yer alan temel finansman modelleri Şekil 2.1. de gösterilmektedir. 38

53 Şekil 2.1. İslami Finansta Uygulanan Temel Finansman Modelleri Şekil 2.1 de olduğu gibi İslami finansta uygulanan modellerini dörde ayırabiliriz: Bunlar: Ortaklık modelleri, ticaret modelleri, diğer finansman modelleri ve destek uygulamalardır. 39

54 Ortaklık modelleri; emek-sermaye ortaklığı olan mudarabe (mudarabah), sermaye-sermaye (+emek) ortalığına dayalı muşarake (musharakah) ve diğer ortaklık modelleri şeklinde tasnif edilmektedir. Ticaret alanındaysa kâr paylı satış olarak adlandırılan murabaha, vadeli teslim modeli olan selem, eser sözleşmesi olarak bilinen istisna ve kiralama olarak bilinen icare modelleri kullanılmaktadır. Sukuk ve tekafül ise modern dönemde uygulama bulan diğer finansman modelleridir. Doğrudan bir getiri sağlamamakla birlikte, sürecin işlemesi amacıyla diğer modellerle birlikte sistemde kullanılan destek uygulamalar ise teverruk, karz-ı hasen ve vekâlettir. Modelleri incelemeden önce ifade edilmesi gereken bir husus bulunmaktadır ki o da tüm bu finansman modellerinin, İslam hukukunun önemli bir alanını temsil eden çeşitli akitler e dayanmasıdır. Diğer bir ifade ile İslami finansta uygulanan finansman modelleri meşruiyetini, dayandığı birtakım akit esaslarından almaktadır İSLAMİ FİNANSMAN MODELLERİNİN DAYANAĞI OLARAK AKİTLER İslam hukukunda akit özgürlüğü vardır ve İslami kurallara aykırı olmamak şartıyla binlerce akit türetilebilir 10. İslam daki akit özgürlüğü günümüzün bütün ekonomik ve sosyal alandaki ihtiyaçlarını karşılayacak boyutta ve elastikiyettedir. İslami bankalarda uygulanan pek çok finansman modelinin dayanağı da klasik dönemde gerçekleştirilmiş olan akitlerdir. Bu akitler değişen ekonomik ve finansal şartlara göre, yine İslami kurallara aykırı olmamak şartıyla geliştirilmekte, doğan ve doğacak olan ihtiyaçlara cevap verecek hale getirilmektedir. Mesela günümüzde çoğu zaman birden çok akit türünün bir arada gerçekleştirildiği ve ikiden fazla -hatta binlerce- kişinin akde taraf olduğu görülmektedir. Akit kavramı sözlükte, bir şeyin kenarlarını toparlamak, ipin iki ucunu birbirine bağlamak gibi anlamlara gelmekte olup; terim olarak hukukî bir sonucu meydana getirmek üzere karşılıklı iki iradenin birbirine uygun olarak açıklanması şeklinde ifade edilmektedir (Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali, 1.cilt: 343). 10 Detaylar için bakınız: Orhan Çeker: 1999, İslam Hukukunda Akitler, Konya. 40

55 İslam hukukunda meşruiyeti onaylanan akit türleri nelerdir? Şeklindeki bir soruya çoğunluk müçtehitlerin cevabı; İslam kaynaklarında bir kısıtlama olmadığı sürece her türlü akdin yapılabileceği yönündedir. Diğer bir ifade ile bir yasak bulunmadığı sürece akit yapmaya veya yapılan sözleşmelerde birtakım şartlar öne sürmeye de izin verilmiştir. Bu akit ve şartların isim olarak kaynaklarda yer almış olması istenmez. Üzerinde tarafların anlaştığı her sözleşme bir akittir (Döndüren, 2005: 57). Akdin kendileriyle teşekkül ettiği zati esasları şeklinde tanımlanan unsurları; akdin sığası, akdi yapanlar, akdin konusu ve gayesidir. Akdin sığası, akdi yapanlardan içlerindeki iradelerinin akit yapmaya yöneldiğini göstermek etmek üzere sadır olan şeydir. Yani akit yapmak isteğinin lafız veya söz vasıtası ile veya bunun yerine geçebilecek fiil, işaret veya yazı vasıtasıyla ortaya konmasıdır. Bu durumda taraflar arasında gerçekleştirilen olay icap ve kabul olarak ifade edilir ve akdin yapılabilmesi için icap ve kabul yani tarafların karşılıklı irade beyanlarının birbiri ile uyuşması gerekmektedir. Akdi yapanlar, akdin özü, merkezidir. Fakat akit yapmaya herkes ehil değildir. İnsanlardan bazıları hiçbir akit yapmaya yetkili değilken; bazıları bir kısım akitleri yapmaya, bazıları ise bütün akitleri yapmaya ehildir. Akdin konusu; üzerine akdin yapıldığı, hükümlerinin ve neticelerinin görüldüğü şeydir. Bu, satılan, rehin verilen ve hibe edilen şey gibi mali bir ayn olur, ev ve akaret gibi eşyaların kiralanmasında kiralanan şeyin menfaati gibi bir menfaat veya işçi çalıştırmada olduğu gibi şahsın menfaati olabilir (Zuhayli, 1994, V: ). Akdin konusunun meşru olması, akit sırasında mevcut olması ve/veya vadesinde teslimine güç yetirilmesi gerekmektedir. Satım akdinin konusu, satılan şey, yani maldır. Kira akdinde, kiralanan şeyden yararlanma, selem akdinde sonradan verilecek mal, karz akdinde borç verilen para, vedia akdinde malın korunması akdin konusunu teşkil etmektedir (Döndüren, 2005: 62). Akdin gayesi ise akdin kendisi için meşru kılındığı asıl maksattır. Yapılan her akdin bir gayesi bulunmaktadır. Örneğin bir satım akdinde gaye, satılan malın mülkiyetinin bir karşılıkla müşteriye intikal etmesi ya da ödünçte bir karşılık olmaksızın menfaati temlik etmektir (Zuhayli, 1994, V: 136). 41

56 İnsanlar arasında çeşitli sebeplerle gerçekleştirilecek akitlerde, akit yapanların haklarını korumak ve muhtemel aldanmaları ortadan kaldırmak için birtakım şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar akdolunma, sıhhat, geçerlilik ve lazım olma şartları olarak sıralanmaktadır. Akdolunma şartları; İslam hukukuna göre akdin gerçekleşmiş sayılması için bulunması gereken, bulunmadığı takdirde yok (batıl) sayılacağı şartlardır. Buradaki genel şartlar şöyledir: İcap ve kabul şeklinde özetlenen akit sözlerinin, her ikisinin birbirine uygun olması; akit yapmaya ehil (ehliyet sahibi) kişilerce gerçekleştirilmesi, istisna durumlar hariç tek kişinin akdin her iki tarafını temsil etmemesi, faydalı olması yani makul bir maslahatı gerçekleştirmesi, konunun mevcut, meşru ve mümkün olması, akdi yapanlardan tarafından bilinmesi ve pis olmaması ve yasaklanmış (haram) bir akit türü olmaması gerekmektedir. Sıhhat şartları, kendisinin bir akitte bulunmaması durumunda akdin fasit olduğu şartlardır. Bu türden şartlar akitten akde değişiklik gösterebilmektir. Bununla birlikte cehalet ve tehdit (ikrah) gibi unsurların bulunmaması, akdin muvakkat (geçici) olması, vasfında garar (aldatma) olmaması ve akdin zararlı olmaması gerekmektedir. Akitlerin geçerlilik şartları mülkiyet ve vekâlettir. Akdin lâzım olması için iki taraftan birinin akdi feshetmesine izin veren muhayyerliklerden hiçbirinin bulunmaması gerekir (Zuhayli, 1994, V: ). Yapılan bir akit; fesh yoluyla, akdi yapanlardan birinin vefat etmesi sonucu veya izne bağlı akitlerde iznin ortadan kalkması ile sona erebilir (Döndüren, 2005: 92). Akitlerle ilgili verilen bu genel bilgilerin ardından, İslami finansman modellerini incelemek uygun olacaktır. 2.2.TEVERRUK Teverruk kavramı sözlükte; paralanmak, para bulmak, nakit elde etmek anlamlarına gelmekte olup, terim olarak nakit elde etmek için, bir malı vadeli olarak satın alıp teslim aldıktan sonra, onu satıcıdan başkasına peşin olarak daha ucuza satma işlemi (Aktaran Servet Bayındır, 2012; 156) veya kredi kullandırmak üzere bir malı peşin alıp vadeli satma uygulamasının tersi şeklinde ifade edilmektedir (Battal, 2012: 194). Ticaret hayatında sıkça uygulama bulan teverruk, İslami 42

57 bankacılık yapısı içerisinde de kısa vadede nakit temin etmek isteyen müşteriler için sunulan bir finansman modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Vadeli bedelle alınan bir malın tekrar malın satıcısına satılmasını ifade edilen ve İslami finansta yasak bir uygulama olan iyne satışı na benzerlik göstermesi nedeniyle teverruk modeli zaman zaman eleştiri almaktadır. Bu sebeple teverruk işlemi yapılırken şu hususlara uyulması uygulamanın meşruiyeti açısından önemlidir (AAOIFI, 2012:574): - Emtianın var olduğu tespit edilmeli ve satıcının diğer ürünlerinden ayırt edilmelidir. - Emtia üçüncü tarafa satılmadan evvel satıcının mülkiyetine geçirilmelidir. - Eğer bağlayıcı bir taahhütte bulunulmuşsa bu vaat tek taraflı olmalıdır. - Sözleşme konusu altın, gümüş veya döviz olmamalıdır. - Emtianın akit yapılan yerde mevcut bulunmadığı durumlarda satışın göstermelik olmaması amacıyla, malın nitelikleri, numunesi, miktarı ve bulunduğu yer müşteriye gösterilmelidir. - Emtia hakiki veya hükmi olarak kabz edilmelidir. Malın teslim alınmasına engel hiçbir kayıt ve faaliyet bulunmamalıdır. - Emtia, iyne satışında olduğu gibi malın ilk satıcısına değil, mutlak surette üçüncü bir şahsa satılmalıdır. Diğer bir ifade ile müşteri satın aldığı malı ya kendisi satmalı ya da kuruluş dışında başkasını vekil kılmalıdır. - Teverruk alıcının kuruluştan aldığı malı satmak üzere bizzat kuruluş veya onun vekili arasında bir yetkilendirme söz konusu olmamalıdır. - İslami banka, müşteriye sattığı malı, müşteri adına satacak bir üçüncü taraf için vekâletname düzenlememelidir. Teverruk un Günümüzde Uygulanışı Teverruk (tawarug), İslami bankalar tarafından, geçici süreyle ödeme sıkıntısına düşmüş olan müşterilere destek olmak maksadıyla gerçekleştirilen bir 43

58 finansman modelidir. Nakde ihtiyaç duyan bir müşteri bu süreçte, piyasada nakde dönüşümünde problem yaşanmayan herhangi bir malın, kendisine vadeli olarak satılmasını talep eder. Bu talep üzerine banka ilgili malı satın alır ve müşteriye vadeli satışını gerçekleştirir. Müşteri aldığı malı, gerektiğinde bankanın da yardımıyla, süratle nakde çevirip nakit ihtiyacını karşılamış olur (Şerafeddin Özsoy, 2012, 350). Teverruk işleminin bir diğer şekli ise uluslararası düzeyde ve İslami bankalar arasında gerçekleştirilmektedir. Bu ikinci modelde süreç şöyle işlemektedir (Doğan, 2011: 26): 1- Fon fazlası olan bir banka (1), faizli veya faizsiz çalışan ve fon ihtiyacı olan başka bir banka (2) hesabında mevduat depo eder, 2- Birinci banka depo ettiği mevduat ile ikinci bankadan kendi nam ve hesabına emtia almasına sipariş (vekalet) verir, 3- İkinci banka müşterisi birinci banka adına organize olmuş bir borsadan emtia alımı gerçekleştirir (Örneğin, Londra Metal Borsası), 4- İkinci banka, müşterisinin adına tuttuğu emtianın kendisine vadeli ve kârlı şekilde satılmasını talep eder, 5- Birinci banka emtiayı ikinci bankaya (maliyet+kâr) satar, 6- İkinci banka mülkiyetine aldığı emtiayı dilerse kendi nezdinde tutar dilerse de ikinci el piyasada satar. Böylece bankalar arasında emtia ticaretinin izi kalmaz, arada sadece vadeli plasman ilişkisi kalmış olur. 7- Vade bitiminde ikinci banka birinci bankaya borcunu öder. Plasman ilişkisi böylece sona erer. Teverruk un ülkemizde uygulanışı konusunda yaşanan meşruiyet tartışmaları nedeniyle sistemde yoğun olarak yer bulmadığı görülmektedir. 2.3.KARZ-I HASEN Karz, sözlükte kesme, parçalama anlamına gelir. Karz-ı hasen ise terim olarak faydalanmak ve sonra da bedelini geri ödemek üzere birisine bir miktar malı vermek (Aktaran Eskicioğlu, 1999: 118), mislî (standart) olan bir şeyi geri almak 44

59 üzere vermek ve bir kimseye geri ödenmek üzere verilen mal veya ödünç / borç verme sözleşmesi (Aktaran Durmuş, 2010: 315) şeklinde ifade edilmektedir. Borç alan kişi sadece aldığı miktar/tutar kadar ödeme yapmakla yükümlüdür (Shanmugam and Zahari, 2009: 20) ve ödeme sürecinin uzatılması halinde bile herhangi bir fazlalık veya tazminat istenemez (Iqbal and Molyneux, 2005: XIV). Karz işleminde borç verilen mal (Aktaran Çeker, 2005: 122) da karz olarak tanımlandığından hem gerçekleştirilen işlem hem de ilgili işlemin konusu aynı adla adlandırılmış olmaktadır. Karz-ı hasen işlemi, tüketilerek istifade edilen mallar (misliyat-misli mallar) üzerinde gerçekleştirilebilmektedir (Yaran, 1997: 223). Bir diğer ifade ile karz, aşağıdaki 4 grup mal üzerinde, değerleri veya misilleri ile geri ödenmek şartıyla, gerçekleştirilebilir (Karaçöğür, 1975: 117): 1- Nukutlar: Altın, gümüş ve piyasada kullanılan paralar, 2- Mekilât: Kilo ile ölçülebilen mallar, 3- Veznî: Tartı ile satılan mallar, 4- Adediyyat: Kişiler arasında değeri fazla değişmeyen adetli mallar. Karz-ı hasen ile bir kimseye bir miktar para yahut ihtiyaç duyduğu birkaç kilo buğday vermek suretiyle ihtiyacını karşılamak ve bir müddet sonra fazlalık olmaksızın geri almak bir nevi yardımlaşma olmakta, İslami finansın temel amaçlarına katkı sağlamaktadır (Aktepe, 2011: 54). Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir husus bulunmaktadır: Gerçekleştirilen karz işlemi karşılığında ödünç veren açısından bir yararlanma veya menfaat olmamalıdır. Çünkü böyle bir durum ribânın kendisi olmaktadır. Ancak ödünç verenin yararlanması şart koşulmamışsa ve bu yönde bir örf de oluşmamışsa yani mûtat şekilde iki taraf arasında ikramlar vb. oluyorsa, bu durumda bir sakınca olmadığı ifade edilmektedir (Aktaran Hasip Asutay, 2011: 59). Karz-ı hasen, benzer işleyişe sahip ödünç (ariyet) işlemine benzetilmektedir. Bununla birlikte ikisi arasında bir fark vardır; karzda borç alınan mal harcanır, onun yerine başka bir mal (misli) ödenir. Ödünçte ise ödünç alınan mal aynen iade edilir. 45

60 Örneğin darda kalıp bir bilezik borç alan kişi o bileziği bozdurur, harcar. Zamanı gelince aynı gram ve ayarda başka bir bileziği geri öder. Aynı kişi düğünde takmak üzere bir bilezik ödünç alsa düğün bittikten sonra aynı bileziği iade eder (Çeker, 2005: 123). Karz işlemi yalnızca kişiler arasında gerçekleştirilmez. Devlet, finans kurumları yahut çeşitli vakıflar tarafından firma ve kurumlara verilen faizsiz kredileri de kapsamaktadır (Faruk Yılmaz, 1991: 176). Karz-ı Hasen in Günümüzde Uygulanışı Karzın İslami finans sistemi içerisindeki bankacılık uygulamalarına bakıldığında daha çok sosyal içerikli olduğu ve kamu kurumlarını desteklediği görülmektedir. Aynı zamanda kredi kartlarında olduğu gibi kısa vadeli geçici finansman açıklarını karşılamak için diğer sözleşmelerle bir arada kullanılmaktadır (Obaidullah, 2005: 100). İslami bankalar, bir firmaya karz-ı hasen kapsamında genellikle aşağıdaki durumlarda fon sağlamaktadır (Haron and Azmi, 2009) : - Bankanın firmaya çeşitli şekillerde ortaklığı bulunduğu durumlarda, çalışma sermayesinin finansmanında, - Bankanın yatırım yapmaya ilgisi olduğu bir firmanın ya da güvenilir ve kredibilitesi yüksek bir müşterinin nakit akımında yaşanan sorunlarının çözümünde, - Bankada yüksek mevduatı olan müşterilere sağlanabilir. Bir finansal sorunla karşılaşan müşteri, normalde ya mevduatından para çekmeyi yahut bankanın finansal yardımda bulunmasını talep edecektir. Bu sebeple muhtemel sorunlardan kaçınmak ve bankanın imajını korumak amacıyla karz-ı hasen kolaylığı sağlanabilir. Ribâ, insanların karz-ı hasen ile ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılacak iyilik ve yardımlaşmanın kesilmesine sebep olur. Ribâ yasaklanmış olduğu için insanların birbirlerine fazlalık almaksızın borç vermesi; ahlâki ve sosyal güvenin gelişmesine, 46

61 yaygınlaşmasına ve neticede de sosyal düzenin sağlamlaşmasına sebep olur. Ribânın olduğu yerlerde muhtaç olanların ihtiyacı bir lira alınan borcun yerine iki lira ödeyerek giderilir. Bu imkânı bulan para sahipleri de karz-ı hasen den vazgeçmeye başlarlar. Bu şekilde toplumda iyilik, yardımlaşma ve dayanışma duyguları ortadan kalkmaya; yerine hırs ve saldırganlık fikirleri yayılmaya başlar. Bu da toplumun felakete sürüklenmesine neden olur (Ömer Çelik, 2006: 15). Karz-ı hasen nin toplum içerisinde büyük sosyal ve ekonomik faydalar sağlamasına rağmen günümüz ekonomik sisteminde bu modelin büyük çaplı uygulama bulması düşünülemez. Kimse elindeki binlerce, milyonlarca liralık fonunu bir başkasına kârz-ı hasen olarak vermek istemez, realite budur. Bu sebeple genel anlamda kârzın özellikle yatırım finansmanında veya firmaların nakit ihtiyaçlarını karşılamada etkili olduğunu düşünmek zordur. Bu sebeple günümüzde karz-ı hasen, istisna bir uygulama olarak birkaç günlük vadelerle gerçekleştirilmektedir. 2.4.VEKÂLET Vekâlet kelimesi sözlükte; muhafaza etmek ve korumak anlamlarına gelmekte olup, literatürde; caiz olan ve bilinen bir tasarruf konusunda bir kimsenin kendi yerine başka birisini vekil kılması şeklinde açıklanmaktadır (Döndüren, 2005: 546). İngilizce literatürde kavram, agency contracts veya wakalah contracts şeklinde yer bulmuştur. Vekalet in Günümüzde Uygulanışı Günümüzde vekâlet, bir çeşit acentelik sözleşmesi olarak kullanılmaktadır. Başta murabaha, selem, istisna ve icare olmak üzere çeşitli finansman modellerinin uygulanmasını sağlayan bir ön aşamadır. Vekâlet sözleşmeleri ile müşteri, elindeki fonları bankasına teslim eder ve banka bir yatırım uzmanı gibi bu fonları değerlendirir. Banka, vekil (wakil) olarak yürüttüğü bu hizmetine karşılık, önceden belirlenmiş bir bedel tahsil eder. Bankaya ödenen bu yönetim giderlerinin düşülmesinin ardından kalan kâr/zarar fon sahiplerine iletilir (Ahmad and Shabbir, 47

62 Vekalet sözleşmeleri spesifik ya da genel olabilir. Örneğin bir müşteri, elindeki fonları bankaya herhangi bir alanda kullanmak üzere teslim edebilir. Bu durumda genel bir vekâlet verilmiştir. Spesifik sözleşmelerde ise müşteri fonlarını bankaya sadece belli bir projede ya da belli sektörlere ait yatırımlarda kullanılmak üzere teslim eder ve banka çeşitli yatırım alternatifleri arasından müşterinin belirlediği kriterlere uygun olan projelerde fonları değerlendirir. Vekâlet sözleşmeleri, günümüz finansal işlemlerinin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmakla birlikte, kendisi doğrudan bir ticaret ve ortaklık modeli değildir. Bundan sonra kâr ya da zararla sonuçlanan temel finansman modelleri ele alınmaktadır MURABAHA Murabaha kelimesinin kökü Arapça ribh kelimesinden gelmekte olup, ticarette fayda elde etmek, kazanmak, kâr elde etmek (Aktaran Eskicioğlu, 1979) demektir. Murabahada kişiler bilinen bir maliyetin üzerine eklenecek kâr marjı (maliyet+kâr) üzerine pazarlık yaparlar. Satıcı malı elde edinceye kadar katlandığı ve maliyeti artırıcı tüm masrafları açıklamak zorundadır (Ayub, 2007: 213). Burada kâr değeri (mark-up) miktar ya da maliyetin belli bir oranı şeklinde olabilir. Satıcının bu mal bana 500 liraya mal oldu, 50 lira kâr ekleyerek sana 550 liraya satıyorum veya bu mal bana 500 liraya mal oldu, %10 kâr ekleyerek sana 550 liraya satıyorum diyerek yaptığı alış veriş bir murabaha satışıdır. Böyle bir satışta ödemenin peşin ya da vadeli yapılması mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken husus, murabaha işlemi gerçekleştirilirken İslami finansın satışla ilgili kurallarına uyulmasıdır. Fiyat ve ödeme tarihi, işlemin başlangıcında kesin olarak belirlenmelidir ve sonradan değiştirilmesi söz konusu değildir. Alacağın ödenmesi, vade tarihinden önce ya da sonra olabilir. Fakat bu durumda alacağın meblağında bir azalma ya da artma olmamalıdır. Satış zamanında satışa konu olan mal mevcut olmalı ve gerçekte ya da hükmen satıcının sahipliğinde olmalıdır ve satıcı sahip olmanın getirdiği riskleri taşımalıdır. Malın satışı ve teslimatı şarta bağlı veya belirsiz olmamalıdır. Eğer vadeli bir ödeme söz konusu 48

63 olacaksa ödeme günleri ve periyodik miktarlar kesin olmalı ve belirsiz bir olaya bağlanmamalıdır (McMillen, 2010: 7.prg). Murabaha da asıl amaç ticaret bilgisi ve deneyimi az olan kişilerin alış-veriş yaparken aldanmasına engel olmaktır. Bu sebeple murabahada aranan özel şartlar şunlardır (Ayub, 2007: 217): 1- Ticarete konu olan mal gerçek mal olmalıdır, fakat somut (elle tutulabilir) olması şart değildir. Örneğin haklar ve royalti somut olmamasına karşın murabahaya konu olabilirler. 2- Altın, gümüş veya para türleri murabahaya konu olamaz. Çünkü bunlar satış anında eş zamanlı olarak değiştirilmelidir. 3- Bir kimseye ait borçlanmayı gösteren kredi dokümanları murabahaya konu olamaz. Çünkü İslami finansta borç alınıp satılamaz. 4- Gerçek maliyet ve satış kârı net olarak bilinmelidir. 5- Malla ilgili ayıplar, kusurlar ve diğer özellikler açıklanmalıdır. 6- Fiyattaki kar marjı alıcı ve satıcının mutabık olduğu bir oran olmalıdır. 7- Satıcının malın gerçek fiyatını açıklamadığı anlaşıldığında alıcı muhayyerdir. Yani seçme/alıp-almama hakkına sahiptir. Alıcı malın gerçek maliyet fiyatını öğrendiği halde almaktan vazgeçmezse, satış geçerli olur. Aksi takdirde satış iptal edilir. 8- Satışla ilgili garar riski bulunmamalıdır. 9- Daha önce murabaha yoluyla satılmış mal üzerine yeniden/mükerreren yapılması uygun değildir. (AAOIFI, 2012: 164) Murabaha nın Günümüzde Uygulanışı Murabahanın modern dönem uygulamaları, ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içerisinde faaliyet gösteren farklı kurumlar arasında bile değişiklik gösterebilmektedir. Uygulama teorisinin, iki aşamadan oluştuğu görülmektedir. Birinci aşama, müşterinin kendisine ulaştırıldığında malı kesin olarak alacağına söz vermesidir. Bu safhada müşteri almak istediği malın özelliklerini belirtir ve ilgili mal için bankaya bir sipariş verir. İkinci safhada ise klasik murabaha işlemi 49

64 gerçekleştirilir. Banka aldığı malı müşterisi ile anlaştığı kâr payı değeri üzerinden vadeli olarak ya da taksitle müşteriye satar (Wilson, 2008: 184). Murabaha modeli geleneksel bankalardaki bireysel konut/araç kredilerinin yerine kullanılmaktadır. Ayrıca farklı işletme aktivitelerinin finansmanı için de uygulandığı görülmektedir. Örneğin ticari hayatta hammadde ihtiyacının karşılanması veya makine-teçhizat alımı gibi durumlarda sıkça murabaha işlemi yapılabilir. Banka müşterinin istediği tek bir ürünü ya da bir parti malı alır, müşteri geri ödemeleri önceden belirlenen zamanlarda gerçekleştirir. Burada önemli bir husus, bankaların maliyete ilişkin hesaplamaları nasıl yapacağıdır. Pek çok bankanın, malın satınalma maliyetine ek olarak gerçekleşen nakliye, işlem vd. giderlerin dağıtımının standart hale getirilmesi için politikalar hazırladığı görülmektedir (Vinnicombe, 2010: 59). Murabahaya, finansman talebinde bulunan tarafın ihtiyaç duyduğu mal, malzeme ve hizmetin finansör tarafından peşin satın alınarak, karşı tarafa vadeli olarak ve daha yüksek bir fiyatta satıldığı bir işlem gözüyle bakıldığında ribâya benzediği düşünülebilir. Özellikle vade farkı ismiyle alınan fazlalığın, piyasa faiz oranları baz alınarak belirlenmesi, tartışmalara konu olmaktadır. Fakat doğrudan nakdi bir borç verme durumu olmaması ve reel bir iktisadi varlığın transferini içermesi sebebiyle murabahanın krediden farklı olduğu ifade edilebilir (Orman, 2010: 125). Murabaha işlemi ile faizli krediler arasındaki temel farklılıkları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: Murabahada, ilgili mal/hizmetin fiyatı, maliyet üzerine banka ve müşterinin karşılıklı anlaştığı belirli bir kâr marjının eklenmesi ile belirlenir. Ödeme doğrudan satıcıya yapılır, mal müşteriye teslim edilir. Kredi de faiz oranları banka tarafından tespit edilir ve nakit kredi ödemesi müşteriye yapılır. 50

65 Murabaha işleminde kesinlikle gerçek bir malın ticareti söz konusu olmalıdır yani alınıp satılan maldır. Genel kural dayanıklı malların finanse edilmesi şeklindedir. Kredide ise alınıp satılan paradır. Murabaha işleminde, ancak İslami finansta yasaklanmayan faaliyetlerin finansmanı mümkündür. Oysa geleneksel bankalarda her türlü işlem için kredi temin edilebilir. Murabahada malın mülkiyeti ve mülkiyete sahip olmanın gerektirdiği riskler, mal nihai alıcısına satılana kadar bankaya ait olmaktadır. Kredi kullanımında ise mülkiyet, kredi ile alım yapan müşteriye aittir. Murabahada kural olarak müşterinin malın bedelini vadede ödememesi halinde malın fiyatı arttırılamaz veya vadeden önce erken ödemesi halinde malın fiyatı üzerinden indirim yapılamaz. Kredi işlemlerinde ise ödeme tarihine bağlı olarak alınacak faiz miktarı değişiklik göstermektedir. Murabahanın modern dönem uygulamalarını detaylı bir şekilde incelediğimizde sürecin ön anlaşma, kar oranı ve ödeme planının belirlenmesi, malın teslimatının gerçekleştirilmesi ve geri ödeme sürecinin tamamlanması ile dosyanın kapatılması şeklinde ilerlediği görülmektedir. Şekil 2.2. murabaha modelinin modern bankacılık yapısı içerisinde nasıl işlediğini göstermektedir. 51

66 Şekil 2.2. Murabaha Modelinin Modern Bankacılık Yapısındaki İşleyişi Kaynak: Şerafeddin Özsoy, 2012: 165. Murabaha modelinde müşteri ve banka arasında gerçekleştirilen ön anlaşma süreci iki şekilde gerçekleştirilmektedir. İlki sipariş (Murabaha to Purchase Orderer) yöntemidir. Bu yöntemde müşteri, almak istediği mal/hizmete ait detaylı bilgileri içeren bir sipariş formunu ve daha evvel irtibat kurduğu satıcıdan temin ettiği proforma faturayı bankaya iletir. Banka, proforma faturada yer alan miktar ve birim fiyatlar üzerinden mal/hizmeti satıcıdan satın alır. Uygulamada satın alma sürecinde fatura, bankaya değil müşteri adına kesilmektedir. Malın teslimatı müşteriye yapılır. Bu süreçte dosyanın kapanması için, kesin faturanın bankaya getirilmesi gerekir. 52

67 Kesin faturada yer alan bilgilerin proforma faturada yer alan bilgiler ile örtüşmesi zorunludur. Müşteri borcun tamamını bitirinceye kadar, ödemelerini bankaya önceden belirlenen şekilde yapar ve vade sonunda dosya kapatılır. Şekil 2.3. Murabaha Modelinde Kullanılan Sipariş Formu Kaynak: Şerafeddin Özsoy, 2012:

68 Murabaha modeli ikinci olarak, vekâlet yöntemiyle gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemde müşteri, bir vekâlet sözleşmesi ile banka adına ilgili mal/hizmeti satın almak üzere banka tarafından vekil olarak tayin edilir ve satıcıdan malı almak üzere yetkilendirilir. Müşteri malı satın alır. Fakat fatura banka adına düzenlenmektedir. Banka, kendisi adına alınan mala ilişkin ödemeyi satıcının hesabına yapar. Bu arada banka, kendisi adına malı alan müşteriye aynı malı vadeli olarak satar. Müşteri borcun tamamını bitirinceye kadar, ödemelerini bankaya önceden belirlenen şekilde yapar ve vade sonunda dosya kapatılır. Şekil 2.4. Murabaha Modelinde Kullanılan Vekalet Formu Kaynak: Şerafeddin Özsoy, 2012:

69 Murabaha modeli, riskin düşük olması; geri ödemelerin kısa vadede tamamlanması, bilinen geleneksel uygulamalara benzerlik göstermesi, özel bir uzmanlık ve ek analiz süreçleri gerektirmemesi sebepleri ile İslami bankacılıkta en çok uygulanan finansman modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, bugün katılım bankalarında uygulamada teori ile tam örtüşmeyen durumlar olduğu tartışılmaktadır. Yasa gereği katılım bankaları, murabahaya konu olan mal, malzeme yahut hizmeti satın alamaz, diğer bir ifade ile satıcılar katılım bankalarına fatura kesemez. Bu durumda katılım bankalarının sahipliğe ilişkin riskleri de üstlenemediği görülmektedir. Ayrıca vade öncesinde ya da sonrasında gerçekleştirilen ödemelerle ilgili birtakım ödül/ceza uygulamalarının olması, murabaha uygulamalarının meşruiyeti ile ilgili tartışmaları beraberinde getirmektedir. Geleneksel kredilere benzerliği ve piyasa faiz oranlarına yakın kâr payı değerlerine ilişkin eleştiriler de sık sık dile getirilmektedir. Fakat bu geçiş döneminde mevcut geleneksel finans yapısı içerisinde yer bulabilmek adına bugüne kadar İslami bankaların yoğun ilgisine de maruz kalmıştır. Unutulmaması gereken önemli nokta, bir felsefesi ve ulaşmak istediği temel ekonomik ve sosyal amaçları olan İslami finansı, birkaç modelle sınırlandırılmaması ve diğer finansman modellerinin uygulanabilirliğini artırmak için ar-ge çalışmalarını hızlandırılmasıdır. Bir sonraki başlıkta diğer bir ticaret modeli olarak selem konusu incelenmektedir. 2.6.SELEM Malın üretim-teslim süreçlerinin uzun olduğu durumlarda likidite ihtiyacının karşılanması üreticiler açısından önemlidir. Bu soruna bir çözüm olarak gerçekleştirilen selem, üreticilere likidite sağlamak amacıyla kullanılan bir finans modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Firmalar açısından likidite oldukça önemli bir konudur. Çok kârlı projeler bile, doğru likidite planlaması yapılmadığı takdirde başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü, dönem içi ödeme dönemlerinde yaşanacak sıkıntılar, projenin ilerlemesine engel olacak, proje dönemi sonunda oluşacak çok büyük kârlardan mahrum kalınmasına sebep olacaktır. 55

70 Selem; terim olarak peşin para ile veresiye mal almak şeklinde ifade edilmektedir. Literatürde bu tür uygulamalar için selem ve selef (salam veya salaf) terimlerinin birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir (Ayub, 2007: 241). Selem, vadeli alışverişin tersidir; vadeli alışverişte bedel, selemde ise mal veresiyedir. Selem sözleşmesinde malın miktarının, özelliklerinin, teslim yerinin ve teslim tarihinin sözleşme esnasında kesin olarak tespit edilmesi şarttır. Şartlarına uygun olarak yapılan bir selem akdi ile ileri bir tarihte üretilecek mallar şimdiden satılmış ve bedeli nakit olarak alınmış olur (Bayındır, 2007: 145). Selem in Günümüzde Uygulanışı Selem, İslami finansta olağan olarak görülen bir satış sözleşmesi değildir ve kendine has şartları bulunmaktadır. Selem sözleşmelerinde, sözleşmenin yapılış amacı nakit para elde etmektir ve bu modele konu olabilecek mallar (müslemün fih) sınırlıdır (Yahşi, 2009: 292). Selemin şartları şöyledir (Karaçöğür, 1975: 73): 1- Selem yapabilmek için malın ölçü-tartı-adet yönünden miktarının; eksiklik, kalınlık, incelik yönünden sıfatının bilinmesi şarttır. Kalitesi ve miktarı bilinmeyen bir mal üzerinde selem işlemi gerçekleştirilemez. 2- Malın cinsi beyan edilmelidir. Örneğin buğday, arpa vb. 3- Malın nev i beyan edilmelidir. Örneğin ekmeklik buğday, durum buğdayı vb. 4- Malın sıfatı beyan edilmelidir. Örneğin ince, kalın vb. 5- Malın miktarı beyan edilmelidir. Örneğin 500 adet, 100 ton vb. 6- Teslim zamanı (vade), yükleme ve nakliyenin kime ait olduğu ve malın teslimatının nerede yapılacağı kesin olarak belirlenmelidir. 7- Ölçü/tartı/adet biriminin fiyatı belirlenmelidir. 56

71 8- Ayrıca selem yoluyla alınan mal vâde sonunda teslim alınmadan yine satıcısına daha yüksek bir meblağa satılamaz. Çünkü bu durum ribâ kapsamına girmektedir (Aktepe, 2010, s:84). Bir şekilde paranın satımı anlamına gelen bu olaya İslami finansta onay verilmemiştir. Selem modelinin kendine özgü bazı özellikleri vardır. Bunlar şu şekilde ifade edilebilir (Yazman, 1964: 284): İslami finansta, satışa konu olan malın mevcudiyeti şartı, selemde aranmaz. Yani, prensip itibariyle konusu mevcut olmayan bir satış yapılamadığı halde, selem akdi yapılabilir ve esasen selem, halen mevcut olmayan ancak ileride teslim edilebilecek bir mal üzerinde yapılır. Selem modeline konu olabilecek mallar kural olarak ancak mislî mallar olmalıdır. Ancak, mislî olmakla beraber üzerinde selem yapılamayacak olan mallar da mevcuttur. Örneğin yalnızca menkul mallar selem sözleşmesine konu olabilir ve gayrimenkuller olamaz. Ayrıca döviz, altın, gümüş ve para benzeri çek, poliçe vb. seleme konu olamaz (Abdel-Rahman Yousri Ahmad, 2010: 8). Muhayyerlik hakkı; kendisine bu hak tanınmış olan tarafa, muhayyerlik müddeti içinde akdi tek taraflı olarak feshetme veya akdi onaylama yetkisi ni verir. Selem sözleşmesinde prensip olarak taraflara muhayyerlik hakkı tanınmaz. Yalnızca malın özelliklerinin sözleşme esnasında belirlenen kriterlere uymaması durumunda alıcı, muhayyer hale gelir. Selem bir vadeli satışı içermesi sebebiyle, geleneksel sistemde uygulanan forward (vadeli işlem) ve future (gelecek) sözleşmelerine benzediği düşünülebilir. Bununla birlikte forward ve future sözleşmelerinde iki yönüyle ayrılır: İlki ücretin tamamının vadede ödenmesidir. İkincisi ise vade tarihinde satıcının malı teslim etmek zorunda olmasıdır. Ayrıca selem sözleşmeleri ile spekülatif faaliyetlerden bir korunma da sağlanmış olmaktadır (Visser, 2009: 61). 57

72 2.7. İSTİSNA İslami finansta üretim ve ticaret faaliyetlerinin desteklenmesi büyük önem arz eder. Sektörel farklılıklar; işleyiş ve ihtiyaçlardaki farklılıkları da beraberinde getirmektedir. Kimi sektörlerde standart ürün ve hizmetler pazardaki talebi karşılamakta yeterli iken kimi zaman kişiye özel ürün/projelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yöndeki ihtiyaçların karşılanması amacıyla önerilen modellerden birisi de istisnadır. İstisna; satıcının kendi malzemelerini kullanarak özellikleri belirlenmiş bir malı üretmek üzere alıcı ile yaptığı bir üretim sözleşmesi (AAOIFI, 2012: ) ya da daha basit ifadesiyle belli bir bedel karşılığında bir kimsenin sanat erbabıyla gerçekleştirdiği anlaşma (aktaran Çeker, 2005: 133) şeklinde tanımlanmaktadır. Mesela ayakkabıcıya veya marangoza gidip belli ölçüler ve modeller dâhilinde malum fiyatlarla ayakkabı ya da pencere yaptırmak bu kapsama girmektedir. İstisna modelinde, bedeli peşin vermek şart değildir. İstisna da sipariş veren kişi, malı görünce alıp-almama/seçme hakkına sahip (muhayyer) olur. Eğer mal anlaşma şartlarına uygun ise almak zorundadır; değilse vazgeçebilir (Hasip Asutay, 2011: 53). İstisna nın Günümüzde Uygulanışı Modern dönemde istisna modelinin ev, inşaat yapımı ve fabrika kurulması, yol, köprü ve diğer sermaye varlıklarının finanse edilmesinde yahut özel bir ürünün finanse edilmesinde kullanıldığı görülmektedir. Bu sözleşmede satıcı anlaşılan ücret karşılığında belirli özelliklere sahip bir ürünü üretmek ve anlaşılan zamanda teslim etmek durumundadır. İstisna sözleşmelerini diğerlerinden ayıran özellik şudur: Hiçbir şey peşin olarak sözleşme yapılırken değiştirilemez. Bu belki de iki tarafın da sorumluluklarının ileriki bir vadede gerçekleşeceği tek sözleşmedir. Alıcı anlaşılan süre boyunca ödemeyi taksitler halinde yahut vadede tek seferde yapabilme imkânına sahiptir. İstenirse paralel bir istisna sözleşmesi ile malın üretilmesi geliştirilmesi veya yapılması işi finansör ya da İslami bankalar gibi aracılara devredebilir. Dolayısıyla istisna bu haliyle bir finanslama modeline dönüşmektedir. Burada müşteriden alınan para ile üreticiye ödenen para arasındaki fark bankanın kârını oluşturur. İstisna 58

73 sözleşmeleri ticaret alanları ya da yerleşim binaları vb. alanları konu edilebilir (Obaidullah, 2005: ). Diğer taraftan hayvanlar ve sebze, meyve vb. zirai ürünlerin satışı için istisna sözleşmesi uygulanamaz. Hem tek hem de homojen türden varlıklar, sözleşme anında özelliklerinin belirlenmiş olması şartıyla istisna sözleşmelerine konu olabilirler (Ayub, 2007: 264). Sözleşme esnasında akit konusu malın mevcut olmaması bakımından selem ve istisna modellerinin benzerlik gösterdiği söylenebilir. Bununla birlikte bu iki model arasında birtakım farklılıklar söz konusudur. Bu farklılıklar ise Tablo 2.1 de yer almaktadır. Tablo 2.1. Selem ve İstisna Modelleri Arasındaki Farklılıklar Selem Modeli İstisna Modeli Mevcut, doğal ya da standart bir ürün/hizmet selem modeline konu olabilir. İstisna modeline konu olacak ürün/hizmet hali hazırda mevcut olmayan ve üretilmesi gereken bir ürün/hizmet olmalıdır. Ücret peşin ve tümüyle ödenmelidir. Ücret peşin, taksitli ya da avans şeklinde ödenebilir. Selem modeline misli mallar konu olur. Bu tür malların tüm birimleri birbirine benzer. Dolayısıyla satıcı bu türden bir malı kendisi üretmezse, pazardan satın alabilir. Selem sözleşmesi bağlayıcı bir sözleşmedir. Sözleşme yapıldığı andan itibaren her iki tarafın da rızası olmaksızın feshedilemez. Kaynak: Ayub, 2007: 270. İstisna modeline temel olarak misli olmayan (birimlerinin ücret ve özellikleri birbirinden farklı olan) özgün ürünler konu olmaktadır. İşe başlanmadığı müddetçe istisna bağlayıcı değildir. Taraflardan herhangi biri sözleşmeyi feshedebilir. 2.8.İCARE İcare terim olarak bir varlıktan faydalanma hakkının satılması (Iqbal and Molyneux, 2005: xii) veya belli bir menfaati, belli bir bedel karşılığında satma (Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali, 2.cilt: 378) şeklinde ifade edilmektedir. Hem 59

74 menkul ve gayrimenkulleri, hem de insan emeğini kapsar. İçerisinde oturmak için ev, çalışmak için büro ve dükkân, ekim yapmak üzere tarla ve bahçe, işinde kullanmak üzere nakliye aracı kiralamak birer icare örnekleridir. İcarede malın mülkiyeti kiraya veren de kalmaya devam eder ve kiraya verilen varlık karşı tarafta emanet olarak kalır. Emanette varlığın zarar görmesi durumunda tazmin etmek gerekmez. Fakat kasdi olarak yapılan hareketlerde ve ihmallerde tazmin gerekir. Dolayısıyla kiralama süresi boyunca kiralanan varlığa ilişkin risklere ve kiralayanın kontrolü dışındaki sebeplerle ortaya çıkan kayba kiraya veren taraf katlanır. Bu bağlamda icare geleneksel kiralamadan farklıdır. Geleneksel kiralamada genelde bu iki durum arasında bir fark gözetilmez. İcarede bu iki durum birbirinden farklı olarak değerlendirilmelidir (Obaidullah, 2005: 89). İcare olarak verilen şey, kiracıya teslim edildikten ve icare süreci başladıktan sonra kiracı kiralanan şeyden ister istifade etsin ister etmesin ücretin ödenmesi gerekir. Bir evi kiralayan kişi, anahtarı teslim aldıktan sonra ister istifade etsin, ister içinde otursun ister oturmasın ücret ödemesi gerekir. Ben evde oturmadım deyip ücreti ödemekten kaçınamaz (Çeker, 2005: 160). İcare nin Günümüzde Uygulanışı Malın mülkiyetini satın alma imkânının olmadığı veya bazen ihtiyacın karşılanmasında daha ekonomik bir yol olması sebebiyle icare, ekonomik hayatta sıkça başvurulan bir finansman modelidir. İcaranın günümüz bankacılık sistemindeki uygulamalarında İslami banka kiraya veren (acir) rolü üstlenir ve sahip olduğu belirli bir varlığı müşterinin kullanmasına müsaade eder. Müşteri (müstecir) varlığa ihtiyaç duyan kişidir ve önceden belirlenmiş kirayı ödemek suretiyle varlıktan yararlanma hakkını elde eder. İcare belirlenen bir zaman çizelgesine göre yapılır ve buna icare periyodu denir. Bankanın bu durumda konumu malın satıcısı ile aynıdır. Fakat İslami bir banka genelde birçok çeşit mal varlığı ile ilgilenmez. Bu sebeple kiralayacağı malın mülkiyetini almak yerine, bankanın da çoğu zaman ilgili malı başka satıcılardan 60

75 kiraladığı görülmektedir (Obaidullah, 2005, s:75). Şekil 2.5. tipik bir icare modelinin işleyişini göstermektedir. Şekil 2.5.İcare Modelinin İşleyişi İslami Banka 3. Banka müşteriye anlaşılan kira bedeli ve kira periyoduna uygun olarak makine-ekipmanı 4. Müşteri periyodik kira ödemelerini gerçekleştirir. 5. Makine-ekipman kira periyonun sonunda bankaya Müşteri 2. Banka makineekipmanı satıcıdan alır. 1. Müşteri kiralamak istediği makineekipmanın özelliklerini belirler. Satıcı İcarede farklı bir uygulamanın Al-ijarah thumma al-bai (icare sonrası alış) adıyla gerçekleştirildiği görülmektedir. Böyle bir uygulamada bir malı kiralayan müşteri, malın sahibi olan banka ile belli bir zaman dilimini kapsayacak şekilde kira ücreti üzerinde anlaşır. Kira süresinin vadesi dolduğunda müşteri daha evvel kiraladığı bankadan anlaşılan bir fiyat üzerinden ilgili malı satın alır. Aslında böyle bir işlem satın alma ile biten kiralama şeklinde de ifade edilebilir. Eğer müşteri kira periyodu süresinde ödemelerde sorun yaşarsa, banka vade sonunda malı o müşteriye satmaktan vazgeçebilmektedir (Shanmugam and Zahari, 2009, s:32). Yukarıda açıklanan tüm bu ticari modeller elbette ekonomik hayatın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte bir sonraki başlıkta açıklanan temel ortaklık modelleri, bireysel sermaye ile çözülemeyen finansal problemlerin aşılmasında veya daha yüksek getiri sağlamak amacıyla yapılacak geniş ölçekli yatırımların finansmanında büyük öneme sahiptir. 61

76 2.9.MUDARABE İslami finans sisteminde uygulanan bir diğer model mudarabedir. Mudarabe terim olarak taraflardan birisinin sermaye ve diğerinin emek katkısında bulunarak ortak bir yatırım faaliyetinde yardımlaşmalarını düzenleyen meşru bir ortaklık türü (AAOIFI, 2012: 308) şeklinde ifade edilmektedir. Mudarabe (mudarabah) uzun veya kısa vadeli her çeşit krediyi temin etmek için elverişli bir ortaklık modelidir. Elinde büyük meblağlarda fonu bulunan birçok kişi bunu işletmek, ticârî bir işte kullanmak ister. Ancak bilgisi, tecrübesi veya sağlığı elverişli olmadığı için bu arzusunu gerçekleştiremez. Diğer taraftan bilgili, yetenekli ve ticarete yatkın birçok kimseler de sermaye yokluğundan dolayı ticaret yapamaz. İşte, kar/zarar ortaklığı (PLS - profit/loss sharing) olarak da ifade edilen mudarabe modeli toplumda atıl kalan sermayeler ve iş kuramayan yetenekli insanları, güvene dayanan bir yapıda bir araya getirir (Döndüren, 2005: 428). Mudarabe; sermaye sahibinin herhangi bir kayıt koymaksızın, işletmeciyi ticaret işinde serbest bıraktığı mutlak mudarabe ve anaparayı işletmeciye verirken bazı şartlara uymaya zorunlu kıldığı mukayyet mudarabe olarak iki türlüdür (Döndüren, 2005: 428). Mudarabe nin Günümüzde Uygulanışı Elinde atıl fonu bulunan bir kişi parasını diğer bir kişiye, fiili bir katkı yapmaksızın, bir yatırımda kullanmak amacıyla verebilir. Bu durumda sermaye sahibi olan yatırımcı, rabbü'l-mal (mal sahibi) veya uyuyan partner (sleeping partner) olarak; sermayeyi işletecek olan emek sahibi de mudarib (işletmeci, çalışan) veya aktif partner olarak adlandırılmaktadır. Mudarabe modelinde yapılacak yatırım/girişim sonucunda elde edilecek kârın paylaşım oranı, taraflar arasında sağlanan mutabakatla işin başında belirlenir (Katouzian, 1991: 10). Mudarib, girişimle ilgili bütün faaliyetleri yöneten taraftır ve kararları tek başına alma yetkisine sahiptir. Yaptığı masraflara ek olarak faaliyet sonucu oluşacak kârdan payını alır. Mudarabe uygulamalarında ikiden fazla tarafında olabildiği 62

77 görülmektedir. Örneğin alım işlemleri için vekil ya da temsilci atanabilir, bazı işlemler için kefil ya da garantör istenebilir (Thomas and Thofeek, 2005: 47). Girişim sonucunda kâr elde edilirse taraflar daha önceden belirledikleri oranlarda payını alır. Zarar oluşması halinde ise tüm zararı sermayedar karşılar, mudâribin emeği ise karşılıksız kalır (Döndüren, 1993: 263). Mudarabe modelinde gerçekte oluşan kâr hacmi ne olursa olsun, tek bir paylaşım oranı öngörülür. Bununla birlikte çalışan tarafın motivasyonunu artırmak amacıyla, paylaşım oranı onun lehine yükseltilerek, örneğin %40 sermayedar - %60 mudârib şeklinde, artırılabilir. Mudarabe modelinde ortaklardan herhangi birisi tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi feshedebilir. Feshin geçerli olabilmesi için diğer ortağın bu durumdan haberdar olması gerekmektedir (Çeker, 2006, s:216). Mudarabenin modern dönem uygulamalarına bakıldığında; uzman bir kuruluş olan banka tarafından, teminat ve ölçeğine bakılmaksızın yeterliliği uygun görülen, teknoloji üretme hedefli her tür girişime kâr/zarar ortaklığı temelinde öz sermaye sağlanan bir finansman türü olduğu görülmektedir (Bulut ve Er, 2009: 51). Mudarabe modelinin bankacılıkta, iki kademeli (two-tier) olarak uygulandığı görülmektedir. İlk kademe, elinde atıl fonu olan kişilerin sermayedar ve bankanın da bu sermayeyi işleten girişimci rolünde olduğu durumdur. Şekil 2.6. Mudarabe Modelinde İlk Kademe: Yatırımcı-İslami Banka Banka 1 İslami Banka Yatırımcı 2 Yatırım/Varlık 5 3 Pozitif Getiri 4 Negatif Kaynak: Obaidullah, 2005:

78 Bu uygulamada süreç şu şekilde işlemektedir (Ayub, 2007: 194) : - Elindeki mevcut fonu değerlendirmek isteyen kişi/kurumlar bankaya müracaat eder. - Banka talebi değerlendirir ve müşteri ile mudarabe sözleşmesi yapılır. - Elde edilen fonlar banka tarafından gerçekleştirilen yatırımlar havuzuna dağıtılır. - Kategorilerine göre, ağırlık faktörleri periyodik olarak belirlenir. - Elde edilen kâr, dönem başında belirlenen ağırlık faktörlerine göre dağıtılır. - Banka önceden kararlaştırılmış bir işletim ücretini tahsil eder. - Banka isterse kendi kâr payının bir kısmından feragat etmek suretiyle ekstra kâr ödeyebilir. - Yatırım zararla sonuçlanırsa, yatırımcının ihmalinden kaynaklanmadığı sürece, banka kaybı üstlenir. İkinci kademede ise banka sermayedar ve müşteriler (kişi/kurumlar) girişimci rolünü üstlenir. Bu durumda banka projenin bütün masraflarını karşılar. Fon kullanan müşteri ise işe emek ve ustalığını koyar. Müşteri ulusal ya da uluslar arası düzeyde faaliyet gerçekleştirebilir. Teşebbüs sonucu elde edilen kâr daha önceden belirlenen oranlarda banka ile müşteri arasında paylaştırılır. Yatırımdan kâr ya da zarar elde edilmemesi halinde banka sermayesini geri alır, müşteri ise hiçbir şey kazanmamıştır. Yatırım sonucunun zarar olması halinde ise bu zararı banka karşılar. Müşteri geçen süre içerisinde boşa çalışmış olmakla zaten yeterli düzeyde zarara uğradığından onun, zararı emeği ile tazmin etmesi ile yeterli görülmüştür. Fakat zararın meydana gelmesinde müşterinin kasıt ve ihmali varsa bu zarar kendisine tazmin ettirilir (Küçükkocaoğlu, t.y.). 64

79 Mudaraba modelinin kendine has özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür (Bulut ve Er, 2009: 27): Dengeli bir ortaklıktır. Teşebbüs ve sermayeyi tarafların arzularına uygun bir biçimde; kabiliyet, emek ve maddi imkânları ölçüsünde bir araya getiren müşterek bir girişimdir. Adil bir kâr/zarar dağıtımı esastır. Kâr önceden tayin edilen oranlar üzerinden taraflar arasında bölüştürülmekle beraber zarar tamamen sermayedara aittir. İslami yaklaşım işin emek yönünden esas sorumluluğunu yüklenen girişimcilere öncelik vermekte ve girişimin zararla sonuçlanması halinde emeğinin karşılığını alamamasına ek olarak ödeyeceği bir mali yükümlülüğü adalet yönünden uygun bulmamaktadır. Sermayedar yatırım süresi boyunca girişimle ilgilidir. Basit kredi işlemlerinde krediyi veren kurum, kredi açıldıktan sonra kredinin nasıl kullanıldığı ile pek ilgilenmez. Oysaki mudarabenin getirisi olan kâr önceden bilinmeyen, girişimin 65

80 başarısına bağlı olan değişken bir unsur olduğundan, hatta zarar da söz konusu olabileceğinden; sermayedar böyle bir yatırım yaparken firmanın kredibilitesi, etkinliği, faaliyet kârlılığı vb. verilerle çok daha fazla ilgilidir. Kararlara katılmasa bile sermayedar artık o faaliyetlerle yakından ilgili gerçek bir ortak konumundadır. Karşılıklı menfaatler uyuşur. Tarafların nihai kazancı girişim faaliyetlerinin başarısına bağlı olduğundan, sermayedar ve girişimcinin amaçları bir noktada birleşir. Mudarabe modelinin avantajlarını, önceden belirlenmiş faiz oranlarına dayalı geleneksel finansal yapı ile karşılaştırmalı olarak şu şekilde ifade edebiliriz (Tlemsani, 2010: 267): Geleneksel bakış kaynakların verimsiz dağılımına yol açar. Çünkü yatırımlarda kullanılabilen fonlar üretken projelerden ziyade kredi değeri yüksek olan kredi taliplerine gider. Oysa mudarabe modelinde karlılığı yüksek, toplumun ihtiyaç duyduğu projeler/girişimler hayata geçirilir. Paraya Karşılık Reel Pazar: Geleneksel sisteminde para üretimi, borç alıpvermeye dayanır. Bu yüzden ek para arzı ile üretim artışı arasında bir bağlantı bulunmamaktadır. Oysa mudarabede sağlanacak bir artı değer elde edilebilmesi için paranın mutlaka reel bir yatırımda kullanılması gerekmektedir. Kamu sektöründe borç alımları fiziksel varlıklarla desteklenmediği takdirde, gelecek nesillere bir borç külfeti bırakır. Oysa İslami varlık temelli finansman modelleri gelecek nesil için bir borç külfeti oluşturmaz. Çünkü borçları geri ödemek amacıyla likit hale getirilebilecek varlıklar mevcuttur. Ekonomik istikrar: Borç temelli finansman özünde istikrar bozucu bir yapı arz eder. Mudarabe modeli ise farklı tabakalar arasında denge sağlayan bir işleyişe sahiptir. Ayrıca reel varlıklara dayalı olduğu için ekonomide balon olarak tabir edilen spekülatif artışlar yaşanmasına izin vermez. Geleneksel yapıda faizlerdeki artış ve azalışlar enflasyon düzeyini etkileyecektir. Oysa İslami sistem içerisinde enflasyon minimal olacaktır. 66

81 Mudarabe modelinde birey ve toplum arasındaki ilişki, işbirliği, entegrasyon ve sorumluluk temeline dayandırır. Oysa geleneksel bakış bireysel bir yaklaşımı benimsemektedir. Tüm sayılan bu avantajlarına rağmen bugün gerçekleştirilen uygulamalarda mudarabenin sistemden hak ettiği payı alamadığı görülmektedir. İslami finansın ulaşmak istediği temel hedefler arasında yer alan işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma esasına göre bu uygulamanın yaygınlaştırılması için gereken tedbirlerin en kısa sürede alınması, yapının kuruluş felsefesinden ayrılmama noktasında önem arz etmektedir. Sistemde henüz yaygınlaşamamış bir diğer model de muşarake olarak görülmektedir MUŞARAKE Muşarake kavramı sözlükte, iştirak etme anlamına gelmekte olup; terim olarak bir işletmenin sermayesine katılma şeklinde açıklanmaktadır. Şirket'ul emval adıyla da anılan muşarakede; iki veya daha fazla şahsın kâr ve zarara ortak olmaları şartıyla ticaret yapmak için her birinin belli bir meblağla sermayeye iştirak etmeleri gerekir (Mustafa Uçar, 1993: 129). Muşarake modelinde, tarafların sermaye iştiraklerine ilaveten emeklerini aktif olarak ortaya koyabileceği gibi sadece bir kısmınına emeklerini aktif olarak ortaya koyması da yeterli olmaktadır. Müşarake, mudarabeden tüm tarafların yatırıma finansman sağlaması yönüyle ayrılır. Daha gerçekçi bir ortaklık anlayışı vardır. Kârlar önceden belirlenen oranlara göre paylaşılmasına rağmen, ilgili faaliyet/girişimden zarar edilmesi halinde sadece sermayeye katılım oranı esas alınır (Netzer, 2004: 20). Muşarake nin Günümüzde Uygulanışı Muşarakenin günümüz bankacılık uygulamalarına bakıldığında bankanın, ortağı durumundaki müşterisine karşı istenilen sermayenin bir kısmını sağlama sorumluluğunu üzerine aldığı görülmektedir. Müşteri kendi mali imkânları ve projenin özelliğine uygun olarak projeye sermayenin geri kalanını sağlar ve kendi uzmanlığı nedeniyle alınan mali yardımın idare, denetim ve gözetiminin 67

82 sorumluluğunu üzerine alır. Bu sorumlulukların müşterinin üzerine kalması ona kârdan daha fazla pay alma hakkını kazandırır. Burada önemli olan konu, sadece finansman temin eden taraf (banka) için kâr dağıtım oranının, yatırım sermayesine katkı oranını geçmemesidir (Obaidullah, 2005: 61). Muşarake uygulamaları teknik olarak ikiye ayrılmaktadır: a) Sürekli Muşarake: Bu uygulamada banka bir projeye ait hisselere ortak olur ve önceden belirlenen oranlarda proje kârına ortak olur. Sözleşme süresi belirlenmemiştir. Dolayısıyla taraflar ittifak halinde olduğu sürece ortaklık devam eder. Böylesi bir finansman yöntemi uzun vadeli projeler için uygun olabilir. b) Azalan Muşarake: Bankanın ortaklık payının, zaman içerisinde müşteri tarafından satın alınması ve proje bittiğinde tamamen müşterinin mülkiyetine geçmesini öngörür (www.albaraka.com.pk/glossary/mp.php). Muşarake sözleşmelerinde banka ve müşteri özel bir amaç için ortak bir yatırımda bulunmuştur. Bazen banka yatırımla ilgili riski azaltmak için denetim ve kontrol süreçlerinde yer almak isteyebilir. Bu durumda banka sadece bir finansör değil aynı zamanda bir partner konumundadır. Fakat denetim ve kontrol sürecindeki zorluklar daha büyük bir riskin oluşmasına neden olabilir (Kumar, 2009: 221). Muşarake, özellikle az sayıda sermayedarın kaldıramayacağı büyüklükteki projelerin varlığı durumunda menkul-kıymetleştirilebilecek bir finansman şeklidir. Projede her bir katılımcıya aktiflerdeki payı gösteren muşarake sertifikası verilir. Bu muşarake sertifikaları devir edilebilir ve ikincil piyasalarda alınıp-satılabilen ürünler olarak düşünülebilir (Bulut ve Er, 2009: 62). 68

83 Tablo 2.2. Muşarake ve Mudarabe Modelleri Arasındaki Farklılıklar Muşarake Tüm taraflar yatırım yapar. Tüm taraflar işin yönetiminde yer alır ve aynı zamanda çalışabilir. Zarar oluşması halinde tüm taraflar hisseleri oranında zarara katılırlar. Mudarabe Sadece rabbül mal yatırım yapar. Rabbul mal işin yönetimine karışmaz, sadece mudarib işin yönetimini üstlenir. Zararı sadece rabbül mal karşılar. Fakat burada mudaribin bir ihmal ya da kastının olmaması gerekir. Tarafların borçlanması sınırsızdır. Eğer işletmenin borçları varlıklarını aşmışsa işletme tekrar likidite elde etmek yoluna gidebilir. Tüm taraflar tarafından önceden belirlenen oranlarda ek sermaye koymak suretiyle karşılanabilir. Yahut tüm tarafların onaylaması halinde tek bir ortak bu borcu karşılamak suretiyle ortaklıktaki payını artırabilir Taraflar mümkün olduğunca sermayelerini ortak bir havuzda toplarlar ve şirket varlıkları herkesin sermaye yaptığı katkı oranında herkese ait olur. Tüm taraflar varlıklarda meydana gelecek değer artışlarından payını alır. Kaynak: Ethica Institute, 2013: 121. Rabbül malın borçlanması, onun koyduğu sermaye ile sınırlıdır ve izin vermediği sürece mudarib onun adına ek borçlanmaya gidemez. Mudarib tarafından alınan tüm varlıklar tamamen rabbül mala aittir. Mudarib sadece karlılık durumunda kardan payını alır. Mudarabe ve muşarake metotları hisse temelli olması ve kâr paylaşımı öngörmesi açılarından birbirine benzemektedir. Bununla birlikte sahiplik ve risk gibi konularda iki model arasında farklılıklar bulunmaktadır. İki yöntem arasındaki temel farklılıklar Tablo 2.2 de gösterilmektedir. 69

84 Mudarabede girişimcinin sermayeye hiçbir katkı yapmaması ve zarar olması durumunda kendi emeğinin dışında herhangi mali zararının olmaması söz konusudur. Bankanın mudarabe projesine müdahale edememesi büyük bir risk oluşturmaktadır. Muşarake modeli ile finanse edilen projede banka kendisi feragat etmediği sürece yönetime katılma hakkına sahiptir (Durrani and Boocock, 2006: 161). Muşarakede ortak bir havuzda birleştirilen varlığa, yatırım yapanların hepsi sermayeye yaptıkları katkı oranında sahip olur. Mudarabede ise girişimcinin aldığı malın mülkiyeti rabbül mala (uyuyan partnere) aittir (Khorshid, 2009: 6). Borçlanma konusunda muşarakede borçlanmanın yatırım sermayesini aşması durumunda, ortaklar tarafından ek sermaye konulabilir, yahut tüm tarafların onaylaması halinde tek bir ortak bu borcu karşılamak suretiyle ortaklıktaki payını artırabilir. Mudarabede rabbül malın onayı alınmaksızın varlık değerini aşan bir borçlanmaya girilemez. Son olarak yatırım yapılan varlığın değerinde yaşanacak artışlar muşarakede tüm taraflara, mudarabede ise sadece rabbül mala aittir DİĞER ORTAKLIK MODELLERİ Bugün sektörde yaygın olarak kullanılmamakla birlikte, özellikle tarım sektörünün geliştirilmesine katkı sağlayabilecek müzâraa, müsâkat ve muğarase modelleri, İslami finansta önerilen diğer ortaklık modelleri arasında yer almaktadır. Müzâraa; bir taraftan arazi, diğer taraftan çalışma olmak üzere, çıkacak ürünün belli oranlarda paylaşılması şartı ile yapılan ortaklık modelidir. Bu türdeki bir ortaklık literatürde muhâbere olarak da adlandırılmaktadır. Müsâkat ise; bahçe bir taraftan, ağaçların bakımı diğer taraftan olmak üzere yapılan bağ-bahçe ortaklığı olarak ifade edilmektedir. Boş araziyi teslim edip ağaç dikme ve dikilen ağaçlara ortak olma durumu ise muğarase ortaklığıdır (Döndüren, 2005: 441). İslami finansta toprağın verimli bir şekilde değerlendirilmesi ve ekonomik bir değer oluşturması amacıyla işlenmesine büyük önem verilmektedir. Bu yüzden, büyük bahçe-arsa-tarla sahibi olmakla birlikte sağlık sorunları, eleman yetersizliği vb. sebeplerle toprağını işletemeyen kişilerin bu tür ortaklıklara girmesi özellikle istenmektedir. 70

85 Yukarıda açıklanan ticaret ve ortaklık modelleri ekonomik yapı içerisindeki ihtiyaçların karşılanmasında büyük rol üstlenmektedir Bununla birlikte sistemin mobilitesini artıracak ve sürekliliğini sağlayacak birtakım finansman modellerinin de sistemde yer bulduğu görülmektedir. Bir sonraki başlıkta bu modellere ilişkin açıklamalar yer almaktadır DİĞER FİNANSMAN MODELLERİ İslami finansta ticaret ve ortaklık modelleri dışında uygulama alanı bulmuş iki model sukuk ve tekâfüldür. Sukuk, sahipliğe dayalı bir likidite sağlama aracıdır ve belli dönemlerde nakit sıkıntısına giren kişi ve kurumların, yönetim haklarını paylaşmaksızın kullanabileceği bir yöntemdir. Diğer taraftan kişi ve kurumlar açısından hayat risklerle doludur ve karşılıklı kefalet sistemi olarak düşünebileceğimiz tekâfül sistemi ile bir nevi risten korunma (hedging) sağlanmış olmaktadır. Konunun detayları aşağıda ifade edilmiştir Sukuk Sukuk, Arapça Sak kökünden gelmekte olup, sözlükte sertifika veya vesika anlamlarına gelmektedir. Terim olarak sukuk; onaylanan bir varlığın değişimi ya da sahipliği üzerine temellendirilmiş ve istenilen şekilde ticareti yapılabilen bir İslami katılım sertifikası şeklinde tanımlanmaktadır. Ribâ içermemesi ve yasaklanmamış bir faaliyete dayandırılma zorunluluğu sebebiyle sukuk, İslami finansta kullanılan bir menkul kıymettir. Sukuk, esas olarak varlık finansmanı için çıkarılmakta olup, sukuk ihracı ile elde edilen fonla alınan varlıktan veya yapılan yatırımdan elde edilecek gelirin sukuk sahiplerine belli dönemlerde ödenmesi esasına dayanmaktadır. Sukuk likidite yönetimi için önemli bir araçtır. Sukukta bir yatırımcı faiz değil de sahiplik temelli kâr payı alır (Ayub, 2007: 192). Sukuk oransal mülkiyeti temsil etmektedir ve sahibi belli bir süre için, belli bir varlığın yaratacağı nakit akımından doğacak risk ve getiriye sahip olmaktadır. Sahipliğinin belli bir vadede sona ermesi 71

86 ve şirketin belli bir varlığı ile sınırlı olması sukuku hisse senedinden ayırmaktadır (Tok, 2009: 14). Teoride pek çok sukuk türü tanımlanmıştır. AAOIFI (2012: ), sukuk türlerini şöyle tanımlamıştır: - Kiradaki varlıkların aslına mâlik olmayı sağlayan sukuk; kiraya verilmiş veya kiralanması vaad edilmiş bir malın mâlikinin veya onun vekili olarak hareket eden bir finansal aracı kuruluşun birbirine eşit değerde ihraç ettiği sertifikalardır. - Varlıkların menfaatine malik olmayı sağlayan sukuk; mevcut/üretilmeyi bekleyen nitelikleri belirlenmiş bir malın aslına/menfaatine malik olan kişinin veya onun vekili olarak hareket eden bir finansal aracı kuruluşun birbirine eşit değerde ihraç ettiği sertifikalardır. Böylelikle varlığın kullanım hakkı kiraya verilerek gelir elde edilir. - Murabaha akdine dayalı sukuk; murabaha konusu malın alımını fonlamak amacıyla birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır. - Selem akdine dayalı sukuk; arz gelirlerinden selem sermayesini tahsil etmek amacıyla birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır. Bu sertifikaları satın alan selem konusu malın mâliki olurlar. - İstisna akdine dayalı sukuk; arz gelirlerinden elde edilen geliri istisna akdine konu olan projeyi gerçekleştirmek ve/veya akit konusu malın imalatını sağlamak amacıyla birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır. - Mudarabe akdine dayalı sukuk; ortaklardan birisinin veya üçüncü bir tarafın mudarabe ortaklığı esasına göre yönetmek üzere amacıyla birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır. - Muşarake akdine dayalı sukuk; ortaklardan birisinin veya üçüncü bir tarafın muşarake ortaklığı esasına göre yönetmek üzere görevlendirdiği projeleri veya iktisadi faaliyetleri temsil eden ortaklık sertifikalarıdır. - Yatırım vekâletine dayalı sukuk; sukuk sahipleri adına hareket edecek bir vekilin ücretli vekalet esasına göre yönetmek üzere mudarib olarak görevlendirildiği projeleri veya iktisadi faaliyetleri temsil eden ortaklık sertifikalarıdır. - Müzâraa - müsâkat - muğârase ortaklıklarına dayalı sukuk; arz gelirlerinin müzâraa - müsâkat muğârase ortaklıklarına konu olan alanlarda harcanması amacıyla birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır. Sukuk, kendisine esas teşkil eden varlıktaki eşit payları temsil eden bir belge olduğuna göre, hangi türü olursa olsun, sukûk yatırımcıları mutlaka bir malı, menfaati veya ortaklık payını satın alan; sukûk ihraç edenler ise bunları satan taraf 72

87 konumundadır (Durmuş, 2012: 148). Bu durum faize dayalı tahvil ihracından oldukça farklıdır. Tahvil, anonim şirketlerin uzun vadeli borç bulmak için ihraç etmiş oldukları borç senetleri şeklinde tanımlanmaktadır. Tahvil sözleşmeleri ile şirketler, kendisine kredi verenlere her yıl belirli bir faiz ödemeyi ve vadesinde de anaparayı iade etmeyi taahhüt eder (Okka, 2010: 344). Yani tahvilde durum tamamen faize dayalı bir borçlanmadır. Sukuk ise, bir varlığın sahiplik ya da menfaatine ilişkin payını göstermekte ve ikincil el piyasalarda alım-satımı mümkün olmaktadır Tekâfül İslami finansta sigortacılık faaliyetleri ribâ, garar ve kumar unsurları içermesi nedeniyle yasaklanmıştır. Bunun yerine tekâfül (karşılıklı garanti-karşılıklı işbirliği) uygulamalarına izin verilir. Tekâfül kelimesi, Arapça kefalet kelimesinden türetilmiş olup, garanti altına almak ve sorumluluğunu üstlenmek anlamlarını taşımaktadır (Suzanne White, 2010: 18). Tekâfül, teavün, karşılıklı sigorta veya işbirlikçi sigorta olarak adlandırılan model, bir tarafın koruma önerip sattığı ve diğer tarafında belli bir ücret karşılığında satın aldığı bir alıp satım sözleşmesi değildir. Aksine ortak bir kaynak havuzu oluşturulmasıyla, belirli talihsizlik ve sorunlardan korunmaya yönelik bir sistemdir. Dolayısıyla bu ihtiyaç zamanlarında belirli bir gurubun birbirlerine yardım etme istek ve samimiyetini gösterir. Temelde tekâfül, katılımcıların belirli kayıplarını belirli varlıklar vasıtası ile giderdikleri samimiyet, sorumluluk ve kardeşlik prensiplerine bağlıdır. Tekâfül modelinde her katılımcı sadaka veya teberru adı altında belirli miktarlardaki katkıyı havuza aktarır. Belirli bir katılımcıya ödenen finansal yardım tüm katılımcıların bağışları ile oluşturulan fondan temin edilir. Tekâfül yardım paraları ödendikten sonra kalan fazla para üyelere geri dağıtılır. Dolayısıyla bu tarz bir düzenlemede kumar unsuru ya da adil olmayan bir zenginleşme yoktur. Belirlenen fon katılımcılara ait olduğu için bu uygulama bir kısım bireyin zararına karşılık diğerlerinin haksız kâr elde etmesi amacını da gütmez. Dahası yapılan işlem açıktır ve katkı ve finansal yardım yönünden garar ya da belirsizlik içermez (Obaidullah, 2005: ). 73

88 Tekâfül işlemleri 3 farklı şekilde gerçekleştirilmektedir: Sudan ve Suudi Arabistan da uygulanan teavün modelinde katılımcılar paralarını operatöre verir ve operatör bu fonları kâr amacı gütmeksizin yönetir. Bahreyn de uygulanan vekalet (wakala) modelinde ise aynı prensiplerle çalışmakla birlikte, acente ya da temsilci olarak atanan katılımcılarla işletme arasında sıkı bir işbirliği vardır. Ticari model olarak da ifade edilen karşılıklı işbirliği konsepti ise Malezyalı tekâfül işletmeleri tarafından mudarabe metodu uygulanarak gerçekleştirilmektedir (Billah, 2007: 418). Geleneksel sigortacılık ile tekâfül faaliyetleri arasındaki farklar şöyledir (Obaidullah, 2005: ): Geleneksel sigorta kâr amaçlı olup ortaklara maksimum getiri sağlamaya yönelik olarak gerçekleştirir. Sigorta şirketinin sahibi özünde sigortalayan şirketin sahibi olan kâr payı ortaklarıdır. Tekâfül ise toplumun refahı ve korunmasını amaçlar. Burada sigorta işi aslında kâr amacı olmayan bir iştir. Sigortacı fonların yatırım gelirleri payından ya da yönetim ajans ücretlerinden adil bir tazminat alır. Sigortacılık işinin sahibi ise özünde sigortalılar yani poliçe sahipleridir. Geleneksel sigortada, sigortacının kârını alınan tüm primler ile sigortalılara ödenen tüm miktarlar arasındaki fark oluşturur. Temelde kâr sigorta fazlalıkları ve yatırım gelirlerinden oluşur. Kârların veya fazlalıkların dağıtımı sigorta şirketi yönetimi tarafından alınacak bir karara bağlıdır. Bunun sonucunda sigorta şirketinin kar ortakları ile sigortalılar arasında bir çıkar çatışması doğar. Oysa tekâfülde sigortacının sigorta fazlalıklarından herhangi bir pay alması söz konusu olamaz. Kârın peşin veya ne şekilde dağıtılacağı yönetim tarafından değil de başlangıçta yapılan sözleşmede belirlenir. Tekafül şirketinin kâr ortakları ile sigortalılar arasında herhangi bir çıkar çatışması oluşmasına imkân yoktur. Geleneksel sigortada kanun ve düzenlemelerin kaynakları devlet tarafından belirlenir. Tekâfülde ise kural ve düzenlemeler İslami finans prensiplerine dayanır. 74

89 Geleneksel sigortada primlerin yatırımı tamamıyla sigortacının elindedir. Sigortalının bir karar verme yetkisi yoktur. Tekâfül sözleşmesinde ise primlerin nerde ve nasıl kullanılacağı belirlenir. Tabiatı itibari ile yasaklanmış yatırımları kapsamaz. Geleneksel sigortada, sigorta sözleşmesinin bozulması durumunda kâr ve primler şirket ortaklarına aittir. Tekâfülde ise kâr veya primler katılımcılara iade edilebilir ya da katılımcılar tarafından teberru olarak bağışlanabilir İSLAMİ FİNANSMAN MODELLERİNİN SEKTÖREL KULLANIM ALANLARI İslami finans dünyada hem derinleşmekte hem de genişlemektedir. Bu kurumlar arasında ticari bankalar, yatırım ve offshore bankaları, sigorta şirketleri ve güven fonları yer almaktadır. İslami finans bugün, ticaretin, endüstrinin, tarımın, altyapı projelerinin, inşaat vb. alanlarının finansmanının yapıldığı bir alan haline gelmiştir. Konvansiyonel sistemle birlikte yer bulan İslami finansman modelleri artık sadece İslam ülkelerinde değil, diğer ülkelere de yayılmıştır. Birçok konvansiyonel bankanın İslami bir pencere açması veya bu İslami finans enstrümanlarının avantajlarını kullanabileceği ayrı şubeler açmaları İslami finans uygulamalarının kârlılığının da bir teyidi, göstergesidir (Zubair Hasan, 2004: 6). Kişi ve kurumlar yapacakları ticari faaliyetin niteliğine uygun olarak çeşitli finansman modellerini uygulayabilmektedirler. İslami finansman modellerinin sektörel kullanım alanları Tablo 2.3 de yer almaktadır. 75

90 Tablo 2.3: İslami Finansman Modellerinin Sektörel Kullanım Alanları TİCARET Proje Finansmanı Çalışma Sermayesi Finansmanı Yükleme Öncesi İhracat Finansmanı İthalat Finansmanı Nakit Finansmanı Yükleme Sonrası İhracat Finansmanı Akreditif Teminat Mektubu TARIM, ORMANCILIK VE BALIKÇILIK Üretim için girdi ve ilaçlama faaliyetlerinin finansmanı Borulu kuyu (tubewells), traktörler, tarım makinaları ve ulaşım araçlarınının (balıkçılık tekneleri de dâhil) finansmanı Mandıra ve kümes hayvanlarının alımı Depolar, hayvan barınakları, çiftler vd. yapılar Arazi Geliştirme Bahçeler, Üretme Çiftlikleri, Ormanlar BİREYSEL FİNANSMAN Dayanıklı Mallar Otomobiller Ev Finansmanı Kişisel İhtiyaçlar için nakit temini Kaynak: Ayub, 2005: Muşarake, Mudarabe, Murabaha, Istisna, İcara Murabaha, Selem, Tekli Alım-satımlarda (single Transactions)Muşarake Selem/Istisna + Murabaha ve Wakala, Murabaha, Muşarake ve Murabaha, Muşarake Murabaha, Muşarake Selem, Istısna, Teverruk Yerel para biriminde karz-ı hasen, vadeli döviz pazarlarında satma taahhütü, sevkiyat için fon gerektiği durumlarda Murabaha Komisyon, Murabaha Kefalet, Hizmet Bedeli Murabaha ve selem İcara, Mutenahiye bit-tamlek, Selem, Murabaha Murabaha ve Selem Azalan Muşarake ve Rent-Sharing (Karın Çalışanlarla Paylaşımı) Operasyonel İcara, Selem Selem, Musakat Murabaha, Vadeli Satış İcara, Mutenahiye bit-tamlek, Murabaha Azalan Muşarake Mümkünse selem. Hem kamu hem de özel yatırım projelerinin özellikle kalkınma projelerinin finansmanında müşareke ve icare-sukuk sözleşmeleri kullanılabilir. Sukuk sözleşmeleri yerli ya da yabancı para cinsinden yapılabilir. Sukuk sözleşmeleri özel bir projeye ya da proje grubuna tahsis edilip kısıtlanabilir. Kamu ve özel yatırımların 76

91 ekonomik uygulamaları için özkaynak, ortaklık, leasing, selem ve karışık varlık havuzu gibi birçok farklı fon oluşturulabilir. Fonlar özel (spesifik) bir sektörün tarım, sanayi ya da alt yapı- finansmanında kullanılabileceği gibi alt sektörlerde ya da genel bir projenin finansmanında da kullanılabilir. Muşarake, mudarebe kısa orta ve uzun dönemli proje finansmanı, ithalat finansmanı, yükleme öncesi ihracat finansmanı, çalışma sermayesi finansmanı ve leasing işlemlerde kullanılabilir. Azalan Muşarake taşıt, makine gibi sabit varlıkların alımında kullanılır. Murabaha otomobillerin alım satımı, tüketicilerin dayanıklı eşya alımlarında, ticaretin finansmanında, stok alım ve depolama işlemlerinde, hammadde, yarı mamul ve yedek parça alım-satımı için kullanılmaktadır. Geri satın alma ve vadesinin ertelenmesi murabahada caiz değildir. Selem önemli sektörlerdeki üretim faaliyetlerinin finansmanında kullanılır. Selem, daha çok küçük esnaf ve çiftçiler için tasarlanan bir finanslama mekanizmasıdır ve orijinalinde olduğu gibi tarım faaliyetlerinin finansmanında kullanılabilir. Diğer bir uygulamanın, ihracatta sevk öncesi finansman sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği görülür. Özellikle tarım, tarım temelli sanayiler ve bir bütün olarak kırsal ekonomilerde; kamu ve özel sektörde ticari mal faaliyetlerinde ve diğer homojen malların alım satımında kullanılır (Ayub, 2005: ). Temel İslami finansman modellerinin işleyişi ile ilgili yapılan teorik açıklamaların ardından, İslami finansın realitede küresel düzeyde ulaştığı boyutlara, hangi kurumlarla ulaştığı, hangi ülkelerde ne şekilde kurumlaştığı vb. konulara değinmek anlamlı olacaktır. Geleneksel yapıya karşı alternatif olma iddiaları sunan bir sistemin mevcut durumu ve gelişim düzeyi, gelecekle ilgili öngörüler açısından oldukça önemlidir. 77

92 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İSLAMİ FİNANSIN DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ GELİŞİMİ İslami finansın son dönem içerisinde dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler gösterdiğini bilmekteyiz. Burada öncelikle dünyadaki gelişmeleri derinlemesine ele aldıktan sonra, İslami finansın Türkiye deki gelişimi üzerinde durulacaktır İSLAMİ FİNANSIN DÜNYADAKİ GELİŞİMİ Bugün İslami finans varlıkları, küresel finans varlıklarının %1 ine tekabül etmektedir yılından bu yana İslami finans sektörü istikrarlı bir büyüme göstermektedir ve bu büyümenin devam edeceği tahmin edilmektedir Yapılan anketler, dünya çapındaki 1,6 milyar müslümanın yarısının, geleneksel hizmetlere karşı rekabetçi bir yapı sergileyebilmesi halinde İslami finansı tercih edebileceğini göstermektedir (Vasseux, 2009: 2). İslami finans varlıkları, 2006 yılındaki 386 milyar dolar varlık değeri üzerinden elde ettiği yıllık ortalama %19 bileşik büyüme oranı ile 2011 yılında 1,3 trilyon dolara ulaşmıştır yılı sonu itibariyle 1,8 ve 2014 yılı sonu itirbariyle 2 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir (Ernst&Young, 2012: 4). İsmi ister İslami finans, ister İslam hukukuna uygun finans (shari ahcompliant), faizsiz (interest-free) finans yahut alternatif finans olsun, bu yeni sistem niş sektör olarak tüm önemli pazarlara yayılmış durumdadır. İslami finans 1960 li yıllarda bazı Arap ülkelerinde finans sektörünün küçük bir parçası olarak ortaya çıkmış ve kendisini, İslam hukukuna uygunluk gösteren uygulamaları nedeniyle geleneksel rakiplerinden ayırmıştır. Zaman içerisinde faaliyet gösterilen her ülkede kayda değer bir artış göstermesine rağmen ülke bazında, bölgesel ya da küresel çapta kesin bilgilere ulaşılamakta zorlanılmaktadır. Son yıllarda İslami finans, Citibank, ANZ Bank, Barclays Capital, Lloys TSB, Credit Suisse, HSBC vb. bazı çokuluslu finansal kurumların ilgisini çekmiştir. Örneğin HSBC, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkelerinde yaygın olarak ve 78

93 ABD ve İngiltere yi de kapsayan Batı ülkelerinde kısmi olarak İslami finans hizmetleri sunmaya başlamışlardır (Adel Ahmed, 2010: 309). İslami finansa ilişkin ilk uygulamalar önce bankacılık sektöründe başlamıştır. Zamanla sigortacılık ve sermaye piyasası alanlarında kullanılan çeşitli enstrümanlarla İslami finans faaliyetleri zenginleşmiştir. İslami finans uygulamalarına yönelik ilk deneme yılları arasında Mısır da Mit- Ghamr da gerçekleştirilmiştir. Mit-Ghamr, Mısır köylüsünün tarımsal ve ticari ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuştur. Sistem, "müteselsil kefalet" (tekeffül) temeline dayanmakta, daha çok "venture-capital" (risk sermayesi) ile "para vakfı" karışımı özgün bir model olarak işlemiştir. Uygulanan bu model, bankacılık, ticari ortaklık (kâr ve zarar ortaklığı), tekâfül (sigorta), "barter" (takas), "icare" (leasing) vb. finansman metotlarının aynı çatı altında gerçekleştirilmesine olanak sağlamıştır (Küçükkocaoğlu, t.y.). Alman bankalarının çalışma sisteminden ilham alınarak geliştirilen Mit-Ghamr girişimi çoğunlukla tasarruf hesapları yolu ile kırsal sektörden gelen küçük tasarrufları mobilize etmiştir. Hesap sahiplerine faiz ödenmemiş fakat teşvik etmek amacıyla üretim işlemlerinde kullanılmak üzere kısa dönemli düşük meblağlı krediler verilmiştir. Mevduat sahiplerine dilediklerinde mevduatlarını çekebilme hakları verilmiştir. Ek olarak kar paylaşımı temelli yatırım hesapları oluşturulmuş, bu hesaplarla mobilize edilen yatırımlardan elde edilen kârlar mevduat sahipleri ile paylaşılmıştır (Munawar Iqbal, 2005: 37). İyi bir başlangıç olmasına karşın bu uygulama politik nedenlerle devam ettirilememiştir yılında İslam Devletleri Dışişleri Bakanları Cidde de bir araya gelmiştir. İslam prensipleri doğrultusunda ekonomik işbirliğini teşvik ve güçlendirmek, ilmi ve kültürel alanlarda karşılıklı yardımlaşmak üzere anlaşmışlardır (Akın, 1986: 114) yılında Mısır da Nasır Sosyal Bankası faaliyete geçmiştir yılında ise Müslüman nüfuslu ülkelerin kamu finansmanında yaşanan sıkıntılara bir çözüm üretebilmek amacıyla Türkiye nin de aralarında bulunduğu ülkeler tarafından Suudi Arabistan da İslam Kalkınma Bankası (Islamic Development Bank IDB) kurulmuştur (aktaran Akın ve Ece, 2010: 9 prg.). Aynı yıl ilk özel İslami banka olan Dubai İslam Bankası (Dubai Islamic Bank - DIB) kurulmuştur. Böylece İslami 79

94 prensipler ışığında faaliyet göstermenin mümkün olduğu görülmüş ve bu yöndeki çalışmalar hız kazanmıştır ve 1990 yılları, İslami finansın gelişimi açısından önemli bir dönemdir. Bu dönemde alternatif bir finansal yapı olarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Hem teorik hem de pratik deneyimler açısından gelişme kaydedilmiştir. İslami finans prensipleri çerçevesinde yeni ürünler geliştirilmiş ve iyi sonuçlar alınmaya başlanmıştır yılında Kral Abdul Aziz Üniversitesi tarafından Mekke de düzenlenen ilk Uluslararası İslam Ekonomileri Konferansı, İslam hukukçuları ile profesyonel ekonomistleri bir araya getirmiştir. Bu buluşma İslami finans alanında kayda değer bir literatür oluşturmuştur (IRTI, 1993: 19). Bunun ardından Cidde Kral Abdülaziz Üniversitesi İslam Ekonomisi Araştırma Merkezi'nin kurulması ile bir ruh kazanılmış, ayrıca çeşitli İslam ülkelerinde de bu konu üzerinde akademik araştırmalar başlatılmıştır. Suudi Arabistan da Riyad İmam Muhammed b. Suud el- İslamiyye Üniversitesi İslam Ekonomisi Bölümü (1980), Kuala Lumpur da (Malezya) Uluslararası İslam Üniversitesi Ekonomi Fakültesi (1983), İslamabad da Uluslararası İslam Üniversitesi, Uluslararası İslam Ekonomisi Enstitüsü Ekonomi Okulu (1981), Mekke de Ümmü'l-Kura Üniversitesi İslam Ekonomisi Bölümü (1981), Kıbrıs ta İslam Bankacılığı ve Ekonomi Uluslararası Enstitüsü (1981), Sudan da Omdurman İslam Üniversitesi Ekonomi Bölümü, Kuala da (Malezya) Kebangsan Üniversitesi, Riyad da Kral Suud Üniversitesi, Nijerya da Sokoto Üniversitesi, Cidde İslam Kalkınma Bankası Araştırma Bölümü bünyesinde İslam ve ekonomi alanında çeşitli dersler verilmeye başlanmıştır (Döndüren, 1993: 22) yılında İslam Kalkınma Bankası tarafından, Müslüman ülkelerde ekonomik ve finansal faaliyetlerin İslami prensiplerle uygulanabilirliğini araştırmak üzere İslam Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (Islamic Research and Training Institute IRTI) kurulmuştur (IRTI, 1993: 19). Sermaye piyasasına ilişkin gelişmeler 1978 yılında Sudan daki ilk sukuk ihracı ile başlamıştır. 80 li yıllardan itibaren İslami bankacılık sektörü giderek gelişmiş, 80

95 gerek İslam ülkelerinde gerekse diğer ülkelerde İslami banka sayısı ve hizmet türleri hızla artmıştır. 90 lı yılların başında İlk İslami hisse senedi yatırım fonu Malezya da oluşturulmuştur. 90 lı yılların sonunda ise İslami prensiplere uygun ilk sigorta, tekâfül, türetilmiştir li yıllara gelindiğinde Dow Jones, FTSE ve S&P gibi dünya çapında dev kurumlar, İslami endeksler yayınlamaya başlamıştır. Böylece yatırımcılar, İslami finans ilkelerine uygun olarak faaliyet gösteren firmalara yatırım yapma imkânına kavuşmuşlardır (John, Izzeldin and Pappas, 2010: 2). İslami finansın zaman içerisindeki gelişimi Tablo 3.1 de ayrıntılı olarak verilmektedir. Zaman Dilimi : : : : : Günümüze: Tablo 3.1. İslami Finansın Zaman İçerisindeki Gelişimi Gelişmeler Yaşanan çeşitli sosyo-politik olaylar sonrasında Müslüman ekonomistler faizsiz bankacılık olanaklarını gündeme getirmiştir. Faizsiz finansın banka-dışı (non-bank) kurumlar yoluyla uygulanması başlamıştır. Faizsiz bankacılık sisteminde kullanılacak kar paylaşımlı uygulama türleri tanımlanmıştır. Banka türü kurum uygulamaları başlamıştır. İslami finans kapsamında ticaret-temelli uygulama türleri geliştirildi. İlk İslami ticaret bankası olan Dubai İslam Bankası (Dubai Islamic Bank - DIB) kuruldu. İlk İslami ticaret çok-taraflı kalkınma finans kurumu olan İslam Kalkınma Bankası (Islamic Development Bank - IDB) Cidde de kuruldu. Pakistan tüm finansal sistemini İslami prensiplere uygun hale getireceğini açıkladı. Yeni İslami finans uygulamaları geliştirildi. İslami bankacılık sektörü 100 milyar doları aşan bir varlık değeri ile çok hızlı bir gelişmeye sahne oldu. İki ülke daha, İran ve Sudan, tüm finansal sistemlerini İslami prensiplere uygun hale getireceklerini açıkladılar.islami yatırım fonları oluşturulmaya başlandı. HSBC, Citibank gibi büyük uluslararası bankaların da dâhil olduğu geleneksel bankalar İslami ürün ve hizmetleri sunmaya başladılar. İslami finans çerçevesinde yeni ürün uygulamaları devam etmiştir. İslami finans üzerine akademik araştırmalar yapılamaya başlandı. Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund IMF) ve Dünya Bankası (The World Bank) sürece dâhil oldu. İslami yatırım fonları müthiş bir gelişme gösterdi. Down Jones İslami endeksler yayınlamaya başladı. Mevcut İslami bankalar büyüdü ve yenileri kuruldu. Varlıktemelli İslami finans ürünleri geliştirildi. İslami ikincil piyasalar oluşturuldu. Birçok destek kuruluşu açıldı. İslami finans kurumları için muhasebe standartları oluşturuldu. İslami finans sisteminin gelişmesi devam etti. 75 ülkede 550 İslami finans kurumunda 1,3 trilyon dolarlık rezerv oluştu. Muhasebe, denetim ve kontrol mekanizmaları önem kazandı. İslami Finansal Hizmetler Kurulu (Islamic Financial Services Board-IFSB) kuruldu. İlk İslami dereceleme ajansı kuruldu. İslami uygulamalar yoluyla kamu sektörü kaynak hareketleri önem kazandı. Kaynak: Iqbal and Molyneux, 2005:

96 İlerleyen yıllarda Pakistan, İran ve Sudan tüm finansal sistemini İslami prensiplere uygun hale getireceğini açıklamıştır. Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund IMF) ve Dünya Bankası (World Bank) sürece dâhil olmuş ve bu alanda araştırmalar başlamıştır. Muhasebe, denetim ve kontrol mekanizmaları önem kazanmış, İslami finans kurumları için muhasebe standartları oluşturulmuştur. İslami finans özellikle yaşanan 2008 krizinin ardından dünya gündeminde ön plana çıkmış, ABD ve Avrupa da akademik pek çok araştırmaya konu olmuştur yılında küresel finans pazarında %1 lik bir payla 1,3 trilyon dolar aktif büyüklüğüne ulaşmıştır ve 2013 yılı sonu itibariyle 1,8 trilyon dolara ulaşması beklnemektedir. 75 ülkede 716 İslami finans kurumu, müşterilerine bu alanda ürün/hizmet sunmaktadır (The Banker, 2012). Zaman içerisinde kurum, ürün ve bölge bazında ciddi gelişmeler yaşanmıştır. Tasarruf bankaları ile başlanan yolculuk, 2000 li yıllara gelindiğinde, ticaret ve yatırım bankaları, sigorta şirketleri, yatırım kurumları, portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumlar tarafından gerçekleştirilmeye başlanmış, hatta e-ticaret uygulamalarına geçilmiştir. Başlangıçta sunulan sınırlı sayıdaki tasarruf bankacılığı ürünlerine ek olarak bugün, İslami sigortacılık ürünleri, yatırım fonları, bonolar, hisse senetleri ve yapılandırılmış ürünler kullanılmaktadır. Körfez ve Arap ülkelerinin gayretleri ile başlayan faaliyetler, dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilir hale gelmiştir. İslami finansın ürün, kurum ve bölge bazındaki gelişim süreci Tablo 3.1.de sunulmuştur: 82

97 Tablo 3.2: İslami Finansın Ürün, Kurum ve Bölge Bazındaki Gelişim Süreci Kurumlar -Tasarruf Bankaları -Ticari Bankalar -Ticari Bankalar -Sigorta Şirketleri -Yatırım Kurumları -Ticari Bankalar -Sigorta Şirketleri - Yatırım Kurumları -Portföy Yönetim Şirketleri -Aracı Kurumlar -Ticari ve Yatırım Bankaları -Sigorta Şirketleri -Yatırım Kurumları -Portföy Yönetim Şirketleri -Aracı Kurumlar -E-Ticaret Ürünler -Tasarruf Bankaları Ürünleri: Karz-ı Hasen Mudaraba Muşaraka -Ticari Banka Ürünleri: Karz-ı Hasen Mudaraba Muşaraka Murabaha Salam -Ticari Banka Ürünleri -İslami Sigortacılık Ürünleri Genel ve Aile Takafulü -Ticari Banka Ürünleri -İslami Sigortacılık Ürünleri -Yatırım Fonları -İslami Bonolar -Hisse Senetleri -Ticari Banka Ürünleri -İslami Sigortacılık Ürünleri -Yatırım Fonları -Bonolar -Hisse Senetleri -Yapılandırılmış Ürünler Bölge -Körfez Arap Ülkeleri -Orta Doğu -Körfez Arap Ülkeleri -Orta Doğu -Körfez Arap Ülkeleri -Orta Doğu -Asya -Pasifik -Körfez Arap Ülkeleri -Orta Doğu -Asya -Pasifik -Körfez Arap Ülkeleri -Orta Doğu -Asya -Pasifik -Avrupa -Amerika Kaynak: Altaş, 2008: 18. İslami finans uygulamaları, pek çok ülkede farklı dönemlerde başlamıştır. Şekil 3.2 farklı ülkelerde ilk kurulan İslami finans kurumlarını göstermektedir. Çoğunluğu bankacılık sektöründe olmak üzere 70 li yıllarda Ürdün, Mısır, Sudan, Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Filipinler de; 80 li yıllarda Türkiye, Malezya, Katar, Senegal, Gine, Moritanya, Güney Afrika, Bangladeş, İsviçre de; 90 lı yıllarda Arnavutluk, Filistin, Cezayir, Gambiya, Nijerya, Yemen, Sri Lanka, Endonezya, Brunei, Rusya da; 2000 lerde Almanya, Suriye, Azerbaycan, İngiltere, Lübnan, Tunus, Singapur, Tayland, Kazakistan da ilk İslami finans 83

98 kurumunun kurulduğu görülmektedir Şekil 3.1: Farklı Ülkelerde İlk Kurulan İslami Finans Kurumları 84

99 İslami finansın modern dönemdeki 50 yıllık kısa geçmişinde ortaya koyduğu hızlı gelişimin arkasında elbette birtakım nedenler bulunmaktadır. Bunlar şöyle ifade edilebilir (Shanmugam and Zahari, 2009:10 ve Polat, 2009: 81): a) Körfez Bölgesinin devamlı hale gelen ekonomik büyümesi; yatırım fırsatlarının gelişmesi ile birlikte bölgenin refah düzeyinin artması, b) Mevcut sistemdeki eksiklikler sebebiyle alternatif sistem arayışları, c) Küresel finans krizinin yaşanmasıyla birlikte geleneksel bankacılık ve finans yapısına olan güvenin sarsılması, d) İslami enstrümanların küresel çapta yatırımcılar tarafından kabul görmesi, e) Avrupa ve Amerika da İslami finans sistemini kapsayan çeşitli düzenlemelere gidilmesi ve küresel oyuncuların İslami finans hizmetleri sunması. Şekil 3.2. Küresel çapta İslami finans hizmetleri sunan bazı kurumları göstermektedir. Şekil 3.2. Küresel Çapta İslami Finans Hizmetleri Sunan Bazı Kurumlar Kaynak: Raza, 2011: 9.slayt. 85

100 İslami finans varlıklarının hacmi yalnızca Körfez bölgesi ve İslam ülkelerinde değil, Avrupa ve Amerika pazarlarında da hızla yükselmektedir. İngiltere de Finansal Hizmetler Otoritesi nin (Financial Services Authority) çabaları ile bu sektöre ilgi artmakta; Islamic Bank of Britain, the European Islamic Investment Bank, HSBC Amanah ve Lloyds TSB İslami banka ve sigortacılık ürünlerini sunmaktadır. ABD de LARİBA, University Islamic Financial, Shariah Capital gibi kurumlar İslami ürün ve hizmetleri sunmaktadır. Bunlara ek olarak ABN Amro ve Citibank gibi Avrupalı finansal kurumlar tüm dünyada İslami bankacılık hizmetleri vermeye başlamıştır. Son 6 yıldır düzenli olarak Global Finance dergisi tarafından belirlenen Dünyanın En İyi İslami Finans Kurumları (World s Best Islamic Financial Institutions) nin 2013 listesi Tablo 3.3 de sunulmuştur. Ülkemizden bu listeye Kuveyt Türk Katılım Bankası girmiştir. Albaraka Grubu ise 4 farklı ülkeden listeye girmeyi başarmıştır. Tablo 3.3 : 2013 Yılı Dünyanın En İyi İslami Finans Kurumları Amerika American Finance House Lariba Lübnan Al Baraka Bank Lebanon Bangledeş Islamic Bank Bangladesh Malezya Maybank Islamic Berhad Bayreyn Al Baraka Islamic Bank Bahrain Mısır Faisal Islamic Bank of Egypt Bileşik Krallık Bank of London and the Middle East Nijerya Jaiz Bank Birleşik Arap Emirlikleri Abu Dhabi Islamic Bank Pakistan Meezan Bank Brunei Darussalam Bank Islam Brunei Darussalam Singapur Maybank Singapore Islamic Banking Faisal Islamic Bank of Sudan Cezayir Banque Al Baraka D Algérie Sudan Suudi Endonezya Bank Muamalat Indonesia Arabistan 86 Al Rajhi Bank Güney Afrika Al Baraka Islamic Bank Türkiye Kuveyt Türk Katar Qatar Islamic Bank Umman BankMuscat Meethaq Kazakistan Al Hilal Islamic Bank Ürdün Jordan Islamic Bank Kuveyt Kuwait Finance House Kaynak: Global Finance Magazine. İslami finans tüm dünyada ilgi görmekte ve İslami varlıklar yıldan yıla artmaktadır. Şekil 3.3 ve Tablo 3.4 arasında İslami finans varlıklarının yılları arasındaki bölgesel ve küresel gelişimlerini ortaya koymaktadır.

101 Tablo Yılları Bölgesel İslami Varlık Hacmi* (milyar $) % Değ % Değ % Değ. Körfez Bölgesi , ,4 47, ,5 34, ,2 5,5 Ortadoğu ve Kuzey Afrika , ,0 40, ,5 26, ,8 7,3 (Körfez Bölg. Hariç) Ortadoğu ve Kuzey Afrika ,7 510, , ,5 30, ,0 6,3 Toplam Sahra-altı Afrika 4.708, ,1 41, ,7 25, ,1 28,6 Asya , ,3-27, ,3 23, ,1 22,6 Avustralya Avrupa , ,2 63, ,8 10, ,5 10,7 Amerika KÜRESEL TOPLAM , ,9 27, ,1 28, ,7 8,9 Kaynak. The Banker, 24 November, (*) 2011 ve 2012 rakamlarına ulaşılamamıştır. Şekil Yılları Küresel İslami Varlık Hacmi (milyar $) , , , , , , , , , , , , , ,90 0,

102 2010 Yılı Sıralaması Ülke Tablo 3.5. En Fazla İslami Varlık Sahibi 25 Ülke 2010 İslami Varlık Hacmi (milyar dolar) 2009 İslami Varlık Hacmi (milyar dolar) 88 Önceki Yıla Göre Değişim (2010) Top 25 İslami Varlık Hacmi Toplamındaki Payı (2010) Top 25 İslami Varlık Hacmi Toplamında ki Payı (2009) 1 İran , ,80 7,41% 35,14% 35,89% 2 Suudi Arabistan , , % 15,43% 15,66% 3 Malezya , , % 11,89% 10,56% 4 B.A.E , ,50 1,89% 9,55% 10,29% 5 Kuveyt , ,20 2,09% 7,70% 8,28% 6 Bahreyn , ,40-2,82% 5,01% 5,65% 7 Katar , ,40 26,02% 3,87% 3,37% 8 Türkiye , ,50 26,55% 2,52% 2,18% 9 İngiltere , ,50-2,38% 2,11% 2,38% 10 Bangledeş 9.365, ,30 25,66% 1,05% 0,91% 11 Sudan 8.799, ,10 23,05% 0,98% 0,88% 12 Mısır 7.227, ,70 14,73% 0,81% 0,77% 13 Endonezya 7.222, ,20 113,16% 0,81% 0,41% 14 Pakistan 6.203, ,10 21,01% 0,69% 0,63% 15 Suriye 5.527, ,80 44,00% 0,62% 0,47% 16 Ürdün 4.847, ,60 4,88% 0,54% 0,00% 17 Brunei 3.314, ,40 3,54% 0,37% 0,39% 18 Yemen 2.838, ,30 77,40% 0,32% 0,16% 19 Cezayir 1.015,09 837,50 21,20% 0,11% 0,10% 20 Morityus 992,20 943,50 5,16% 0,11% 0,12% 21 İsviçre 935, ,60-10,10% 0,10% 0,13% 22 Tunus 770,11 632,30 21,80% 0,09% 0,08% 23 Singapur 725,00 618,00 17,31% 0,08% 0,08% Filistin 24 Bölgesi Güney 25 Afrika Top 25 İslami Varlık Hacmi Toplamı 612,47 304,50 101,14% 0,07% 0,04% 381,66 231,04 65,19% 0,04% 0,03% , ,54 Kaynak: Yazar tarafından The Banker in Top 25 Countries by Sharia-Compliant Assets 2009 ve 2010 yılı verilerinden hareketle oluşturulmuştur.

103 İran Suudi Arabistan Malezya B.A.E. Kuveyt Bahreyn Katar Türkiye İngiltere Bangledeş Sudan Mısır Endonezya Pakistan Suriye Ürdün Brunei Yemen Cezayir Morityus İsviçre Tunus Singapur Filistin Bölgesi Güney Afrika Şekil 3.4. Çeşitli Ülkelerin 2010 Yılı Küresel İslami Varlık Toplamından Aldıkları Pay İran Suudi Arabistan Malezya B.A.E. Kuveyt Bahreyn Katar Türkiye İngiltere Bangledeş Sudan Mısır Şekil 3.5. Çeşitli Ülkelere Ait İslami Finans Varlıklarının Yılları Değerleri , , , , , , ,00 0,

104 Tablo 3.5. yer aldığı üzere, 2010 yılı itibariyle, küresel İslami finans varlıklarından en fazla pay alan ülkenin İran olduğunu görmekteyiz. Finansal sistemini tamamiyle İslami bir çerçevede düzenlemesi sebebiyle İran ın bu konumunu anlamak kolaydır. İslami varlık hacmi sıralamasında İran dan sonra ilk 7 de Suudi Arabistan, Malezya, B.A.E., Kuveyt, Bahreyn ve Katar bulunmaktadır. Burada Malezya dışında körfez bölgesi ülkelerinin payı %80 leri bulmaktadır. Körfez bölgesi en başından beri İslami finansın ana gelişim merkezi olmuştur. Malezya da ise İslami finansın bir devlet politikası olarak desteklendiği bilinmektedir. Ülkede, 2006 yılında Malezya Uluslararası İslami Finans Merkezi Projesi başlatılmış ve bu alanda özellikle vergisel teşvikler sağlanmış ve insan kaynağı yetiştirilmesine önem verilmiştir. Türkiye ve İngiltere, Arap dünyası dışında ilk 10 a giren ülkeler olarak öne çıkmaktadır. Türkiye nin son yıllarda gösterdiği ortalama %26 lık büyüme oranı gelecek yıllarda, listede göstereceği ilerleme için bir işaret olarak görülebilir. Türkiye de 2010 yılı itibariyle %2,52 olan aktif varlık ağırlığı 2012 yılı sonu itibariyle %5,6 ya yükselmiş, 2013 yılının ilk altı ayında %6 ya yükseleceği tahmin edilmektedir (TBB, 2013). Fakat varlık hacminden aldığı payın %6 da bulunması stratejik çalışmaların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dünyada İslami bankacılığın aktif varlığı 2011 yılında 1,3 trilyona ulaşmış olmakla birlikte klasik sistemle faaliyet gösteren dünyanın 23. Büyük bankası olan Wells Fargo ya (1,31 trilyon dolar) eşittir. Yine İslami fonlar; Alman Deutsche Bank ın (2,8 trilyon dolar) %46,4 ne, İngiliz HSBC (2,555 trilyon dolar) %50,8 ne ve Fransız BNP Baribas ın (2,542 trilyon dolar) % 51,1 ne eşittir. Yani dünyadaki bütün İslami fonlar bu üç bankadan birisi kadar dahi etmemektedir ve alınacak çok yol olduğu görülmektedir. The Banker in Top 500 Islamic Financial Institutions-2012 araştırmasına göre 2012 yılı itibariyle küresel finans piyasalarında toplam 716 İslami finans kurumu faaliyet göstermektedir. Bunlardan i sadece 205 i İslami finans hizmetleri verirken kalan 511 i geleneksel yapıları içerisinde açtıkları pencere lerle İslami ürünler sunmaktadır. İslami finans kurumlarından 457 si finansal faaliyetlerinin detaylarını kamuya açıklamaktadır. Bunlardan 400 ü geleneksel finansal 90

105 faaliyetlerden tamamen ayrılmış olan İslami finans faaliyetlerini rapor etmektedir. Bu durum aynı zamanda önemli bir göstergedir. Çünkü 2007 yılında 221 olan kurum sayısının %80,5 artması İslami finansın küresel pazarlarda kabul gördüğünü ve potansiyelini ortaya koymaktadır. Bir diğer gösterge varlık değerlerindeki artıştır. İslami finans sektörü hızla büyümekle birlikte birçok sorunla baş etmek zorundadır. Markalaşma, ürün derinliği, finansal okur-yazarlık, şeffaflık, likidite yönetimi, düzenleme sorunları, vergilendirme, yetenekli çalışanlara ulaşabilirlik, ikincil piyasaların geliştirilmesi ve bankalar arası mekanizmaların geliştirilmesi gibi konular, İslami finansın potansiyel gelişimini ciddi şekilde etkilemektedir. İngiltere, Singapur ve son dönemlerde Türkiye de vergi kanunlarıyla ilgili birtakım değişiklikler söz konusu olmuştur. Malezya ise ülkede İslami finansın gelişmesi amacıyla yoğun vergi teşvikleri uygulamaktadır. Bugün Malezya Asyanın en büyük İslami finans pazarıdır. Bu durum elbette çifte vergilendirme ya da kompleks yapılandırılmış modellerde farklı kalemlerden vergi alımı gibi uygulamaların kaldırılması ile mümkün olmuştur (Mohammed Daud Bakar, 01 November 2011). İslami finansın farklı yatırımcı gruplarına yönelik farklı yatırım modelleri ve araçları sunması, hızlı gelişiminin ardındaki bir diğer nedendir. Sözgelimi bazı yatırımcılar kısa vadeli, bazıları ise uzun vadeli yatırım yapmak isterler. Bazıları riskten kaçınırken diğerleri yüksek riskli projelere yatırım yaparak yüksek getiri sağlamak isteyebilir. İşte tüm bu ihtiyaç ve beklentiler, İslami bankacılık, İslami sermaye piyasaları ve İslami sigortacılık sektörlerinde sunulan hizmetlerle karşılanmaktadır. Bu üç ana alanda verilen hizmetlerle ilgili detaylar bir sonraki başlıkta sunulmaktadır. 3.2.İSLAMİ BANKACILIK SEKTÖRÜ İslami bankacılık sektöründe, geleneksel yapıdan farklı olarak müşterilere faiz karşılığı nakit kredi kullandırılmaz. Çünkü İslami finansta para bir ticari mal olarak görülmez ve paradan para kazanılması yasaklanmıştır. Bunun yerine varlığa dayandırılan ve İslami prensiplere uygun olarak gerçekleştirilen çeşitli finansman modelleri önerilmektedir. İslami bankalar, bu modellere ek olarak geleneksel 91

106 bankacılık yapısında bulunan vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, kredi kartları, elektrik, su, doğalgaz, telefon vb. borç ödeme işlemleri, havale ve transfer işlemleri, çek karnesi verme, çek-senet tahsilâtı, teminat mektubu verme, akreditif işlemleri, altın bankacılığı gibi pek çok hizmeti de müşterilerine sunmaktadır 11. İslami bankaların tarihine yeniden göz atarsak Dubai İslam Bankasının kurulmasından kısa bir süre sonra, İslam ülkelerinde pek çok benzer bankanın kurulduğu görülmektedir. Kuveyt Finans (the Kuwait Finance House 1977), Mısır Faisal İslami Bankası (the Faisal Islamic Bank of Egypt -1977), Sudan İslami Bankası (the Islamic Bank of Sudan -1977), Nassau İslami Yatırım Bankası (the Islamic Investment Company in Nassau-1977), Ürdün Finans ve Yatırım İslami Bankası (the Jordan Islamic Bank for Finance and Investment -1978), Bahreyn İslami Bankası (the Bahrain Islamic Bank -1978), Körfez İslami Yatırım Şirketi (the Islamic Investment Company of the Gulf in Sharjah -1978), Mısır Uluslararası Yatırım ve Kalkınma İslami Bankası (the International Islamic Bank for Investment and Development in Egypt -1980),Şeriat Yatırım Hizmetleri (the Shariah Investment Services in Geneva-1980) ve Bahreyn İslami Yatırım Bankası - Manama (the Bahrain Islamic Investment Bank in Manama-1980) çeşitli bölgelerde kurulan İslami bankalar olarak öne çıkmıştır (Warde, 2000: 75) yılında Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin örgütlenmeleriyle İsviçre de Dal Al-Maar İslami isimli bir holding kurulmuştur. Bu ilk adımın ardından diğer ülkelerde de İslami bankacılık hızla yaygınlaşmış ve Malezya gibi ülkelerin ekonomik alanda büyük yol kat etmelerine katkısı olmuştur (Küçükkocaoğlu, t.y.). Modern dönemde İslami bankacılık hizmeleri; tamamen İslami bankacılık faaliyetleri gerçekleştiren (full-fledged) kurumlar, İslami pencereler (Islamic window) veya kendisine bağlı olarak açtıkları şubeler (subsidiary) yoluyla İslami ürünler (Islamic products) sunan geleneksel bankalar olmak üzere iki farklı sistem aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Ayrıca geleneksel yapıyı tamamen ekarte eden ve 11 S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü nde Fırat Kınalı (2012) tarafından yapılan yüksek lisans çalışmasında, İslami bankaların da konvansiyonel bankalar gibi, İslami kurallara uymak şartıyla, nasıl kredi verebileceği konusunda iki modelin geliştirildiği ve bunların uygulanabilir olduğu ileri sürülmektedir. 92

107 finansal sisteminin tamamını İslami ilkelere göre yönettiğini ilan eden İran, Sudan ve Pakistan dışında, diğer ülkelerde İslami bankacılık hizmetleri ikili sistem (dual system) olarak ifade edilen ve İslami ve geleneksel bankaların bir arada bulunduğu ekonomik yapılar içerisinde sunulmaktadır itibariyle 205 İslami banka ve İslami pencereler aracılığı ile 511 geleneksel banka bu alanda hizmet vermektedir. Şekil yılları arasında İslami finans hizmeti veren kurum sayılarını göstermektedir Şekil 3.6. Küresel Düzeyde İslami Finans Hizmeti Veren Kurum Sayısı İslami finans kurumu sayısı İslami pencerelerle hizmet veren geleneksel banka sayısı Kaynak: Business Bermuda Islamic Finance Report. Uzun yıllar boyunca İslami bankacılık, daha çok bireysel (retail) bankacılık faaliyetlerine dayanmaktaydı. Bununla birlikte, 2003 ten bu yana yıllık %34 büyüme oranı ile kurumsal bankacılık, İslami finansın en büyük segmenti haline gelmiştir. Kurumsal bankacılıkta en yoğun olarak kullanılan modeller, önceden daha net tahmin edilebilen ve geleneksel bankacılık ürünlerine yakın kar değerleri sağlayan murabaha ve icaredir. Müşareke ve mudarabe gibi, yönetim, kâr hesaplama ve dağıtımı konularında daha kompleks bir yapı arz eden modeller ise, tüm İslami bankacılık uygulamalarından küçük bir pay almıştır (Vasseux, 2009: 13-14). 93

108 İslami bankalar, geleneksel rakiplerine kıyasla gösterdiği %50 daha hızlı büyüme oranları ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Suudi Arabistan, Malezya, Katar, Türkiye ve Endonezya farklı gelişim düzeylerinde olan ve farklı penetrasyon stratejileri gerektiren, yüksek potansiyelli pazarlar olarak karşımıza çıkmaktadır yılı itibariyle Körfez Bölgesi, Malezya, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye nin dâhil olduğu 7 ülkede faaliyet gösteren 20 İslami banka, İslami bankacılık varlıklarının %55 ine sahip olmuştur yılı sonu itibariyle küresel İslami bankacılık varlık büyüklüğünün 1,811 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu durumda 2011 yılındaki 1,331 trilyon dolarlık değere kıyasla İslami bankacılık varlık hacminde %35,75 lik bir bileşik büyüme söz konusu olacaktır (Ernst&Young, 2012: 4-8). Şekil 3.7: Yılları Küresel İslami Bankacılık Varlık Büyüklüğü (milyar$) Kaynak: The Banker, IIFM, Ernst & Young, Zawya dan aktaran: Yahşi, 2011, 3.slayt ve Ernst&Young, 2012: 6. İslami varlıklarlarda küresel çapta bir artış yaşanmasına rağmen, sistem altyapısı ile ilgili sorunlar sık sık dile getirilmektedir. Daha açık bir ifade ile İslami finansın gelişimi birtakım altyapı unsurlarının hazır olmasına bağlıdır. Örneğin 94

109 İslami bankacılık faaliyetlerini düzenlemeye yönelik yasal bir altyapının olması, çeşitli denetim mekanizmalarının oluşturulması, muhasebe düzeninin hazırlanması ve uyumlaştırılması, vergilendirme yapısının belirlenmesi, nitelikli personelin yetiştirilmesine yönelik eğitim programlarının hazırlanması ve eğitim kanallarının artırılması konuları ciddi şekilde değerlendirmeye alınmalıdır. Şekil 3.8: İslami Finans Uygulamaları için Altyapı Durumu Şekil 3.8 da görüldüğü üzere Suudi Arabistan, Malezya ve Körfez bölgesinde göreceli olarak gelişmiş bir alt yapı söz konusu iken; Türkiye, İngiltere, Lübnan, Ürdün ve Umman da alt yapı çalışmaları devam etmektedir. Diğer ülkelerde ise 95

110 nispeten zayıf bir alt yapının olduğu yahut henüz altyapı çalışmalarının başlamadığı görülmektedir. Güneydoğu Asya İslami bankacılık konusunu yoğun bir şekilde benimseyen bölge olmasına karşın, Körfez Ülkeleri ve İran şu an en büyük pazara sahiptir. Bölge nüfusu, toplam dünya müslüman nüfusunun yalnızca %6 sına tekabül etmesine karşın Körfez ülkeleri ve İran, küresel İslami varlıkların %80 ine sahiptir (Vasseux, 2009: 5). İslam Ülkeleri İstatistiki, Ekonomik ve soyal Araştırma ve Eğitim Merkezi verilerine göre (SESRIC- the Statistical, Economic and Social Research and Training Centre for Islamic Countries) Müslüman dünyası, dünya ekonomik nominal gayri safî yurtiçi hasılanın (nominal gross domestic product) %7,6 sına sahiptir ve 57 müslüman ülkedeki büyüme oranı, Müslüman olmayan diğer ülkelerden daha fazladır. Tahminlere göre İslami bankacılık yapısı gelişip daha sistematik hale geldikçe Müslüman popülasyonun ilgisi tamamen bu alana yönelecektir (aktaran Financial Times, 13 May 2010: 1). Maris Strategies şirketi, çeşitli ülkelere ait Müslüman nüfusu, İslami banka sayısı ve varlık hacmi değerlerini veri kabul ederek küresel çaptaki İslami varlıkların 2023 yılında ulaşması beklenen değerini hesaplamıştır. Şekil 3.9 de ilgili değişkenlerin 2011 yılı gerçekleşen değerlerini, Şekil 3.10 ise aynı değişkenlerin 2023 te ulaşması tahmin edilen değerlerini göstermektedir. 96

111 Şekil 3.9: 2011 Yılı İtibariyle Müslüman Ülkelerdeki İslami Finansal Varlıklar (milyar $) Kaynak: Maris Strategies den aktaran Çelik, 2012: Slayt. 97

112 Şekil 3.10: 2023 Yılındaki İslami Varlık Potansiyeli -8,6 trilyon$ 98

113 2011 yılında İslami finans varlıkları ve İslami finans kurumu sayısı çok düşük düzeylerde bulunan Hindistan, Bengladeş, Endonezya ve Pakistan, potansiyeli en yüksek pazarlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İran, Malezya, Suudi Arabistan, B.A.E., Bahreyn ve Kuveyt in mevcut varlıklarını koruyamayacağı ve İslami finansın bu bölgede bir daralma yaşayacağı tahmin edilmektedir. Türkiye nin ise mevcut büyüme rakamlarını koruyarak 2023 yılında tahmini 581 milyar dolarlık varlık değerine ulaşması beklenmektedir. 3.3.İSLAMİ SERMAYE PİYASALARI İslami sermaye piyasaları, 30 yıldan az bir süredir uygulama bulmasına ve geleneksel sermaye piyasalarına kıyasla oldukça küçük bir paya sahip olmasına karşın, İslami finans sistemi içerisinde hızla yükselen bir segment olarak karşımıza çıkmaktadır. Sermaye piyasaları, refahın halka dağıtılasında ve ülkelerin kalkınmasında önemli bir fonksiyona sahiptir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, tasarrufları finansal sistem içerisinde değerlendirmede ve fon akışını sağlamada alternatif bir sistem olarak sermaye piyasalarının işlerlik kazanması ayrı bir öneme sahiptir. İslami sermaye piyasaları her biri kendi içerisinde çeşitlenen, İslami hisse senetleri, İslami fonlar, İslami endeksler ve sukuk piyasası olmak üzere dört temel kategoriye ayrılabilir. İslami endeksleri İslami fonlara dâhil olarak değerlendirmek de mümkündür. Şekil İslami sermaye piyasası enstrümanlarını göstermektedir. 99

114 Şekil İslami Sermaye Piyasası Enstrümanları İslami Sermaye Piyasası İslami Hisse Senetleri İslami Yatırım Fonları İslami Endeksler Sukuk İslami sermaye piyasaları son yıllarda artan bir ivme ile ilgi görmektedir. Bugün, uygulamanın sınırları, ilk çıktığı Ortadoğu ve Güneydoğu Asya yı aşarak küresel bir boyut kazanmıştır İslami Hisse Senetleri İslami hisse senetleri, İslami prensipler çerçevesinde faaliyet gösteren firmaların ortaklık belgeleridir. Alkol, silah, tütün, domuz, pornografi vb. yasak ürün ticareti yapan; şans oyunlarından ya da faizli kredilerden getiri elde eden veya faaliyet alanlarında garar içeren firmalara ait hisse senetlerine yatırım yapmak İslami finansta onaylanmamıştır. Bilindiği üzere hisse senedi sahipleri, ilgili şirketin varlıkları ve yönetimi üzerinde, sermayeye yaptıkları katkı nispetinde, hak sahibi olmaktadır. İslami hisse senedi sahipleri de meşru şekilde faaliyet gerçekleştiren şirketlerin elde edeceği kârlar üzerinde hak sahibi olmaktadır. İslami sermaye piyasalarına ilişkin ilk uygulama 1983 yılında Bank Islam Malaysia Bhd. tarafından çıkarılan İslami hisse senetlerdir. Bunu 1997 yılında Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu (Securities Commision of Malaysia) tarafından oluşturulan bir dizi geçerli (eligible) hisse senedi takip etmiştir (Mansur Mannan and Credit Suisse, 2008: 115). 100

115 3.2.2.İslami Yatırım Fonları İslami fonlar, hisse senedi fonları, icare fonları, emtia fonları, murabaha fonları ve karma fonlar olmak üzere çeşitli şekillerde yapılandırılmaktadır. İlk İslami yatırım fonu, Haziran 1986 da Hindistan da camileri finanse etmek için kurulan Kuzey Amerika İslami Vakfı tarafından oluşturulmuştur de Dallah Albaraka Grup, özellikle İslami yatrım fonları oluşturmak üzere Al- Tawfeek ve Al-Amin adlı iki şirket kurmuştur. Bu iki şirket bir dizi başarılı fon oluşturmuştur (Mansur Mannan and Credit Suisse, 2008: 115). 90 lı yılların ortalarında tüm dünyada İslami fonların hızla yaygınlaştığı görülmektedir yılı sonunda, %48 i Ortadoğu da %30 u Avrupa ve Amerika da ve %22 si Asya da olmak üzere 5 milyar dolarlık 105 İslami yatırım fonu oluşturulmuştur (Azhar Abdul Rahman and others, 2010: 228). İslami fonlar piyasası 2010 yılında %7,6 lık bir büyüme ile 58 milyar dolara ulaşmıştır. Özellikle sukuk varlıkları 2010 yılında 50 milyar dolarlık rekor bir seviyeye ulaşmıştır (Ernst&Young, The Islamic Funds and Investment Report 2011: 4). Tahmini hacim milyar dolar Şekil Küresel İslami Fon Hacmi Fon sayısı Kaynak: Ernst&Young, The Islamic Funds&Investments Report, 2011:

116 Şekil Küresel İslami Fon Sayısı Lanse edilen İslami fon sayısı Ödenen İslami fon sayısı Kaynak: Ernst&Young, The Islamic Funds&Investments Report, 2011: 7. Türkiye de bu amaçla, Bizim Menkul Değerler A.Ş. tarafından 50 milyon TL başlangıç tutarlı Katılım Endeksi A Tipi Borsa Yatırım Fonu ve Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. tarafından 50 milyon TL başlangıç tutarlı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. B Tipi Silverplus Gümüş Borsa Yatırım Fonu vb. fonlar oluşturulmuştur İslami Endeksler İslami endeksler, halka açık ve borsalarda işlem gören şirketler arasından İslami finans prensiplerine uygun olarak faaliyet gösteren şirketlerin hisse senetlerinin hareketlerini izlemek şeklinde açıklanabilir. Portföyde yer alan şirketlerin her birine verilecek bir katsayı ile endekse yapacağı etki belirlenir. Böylece riskin azaltılması ve kaybın en aza indirilmesi beklenir. Şekil 3.14 MSCI tarafından yayınlanan geleneksel ve İslami endekslerin yılları arasındaki seyrini göstermektedir. Görüleceği üzere küresel krizin yaşandığı yıllarında her iki endeks de zarar etmiştir. Fakat tüm yıllarda İslami endeks, geleneksel endekse göre daha fazla getiri sağlamıştır. Bu durum İslami endekslerin sağlam yapısı hakkında bir gösterge olarak değerlendirilebilir. 102

117 Şekil İslami ve Geleneksel Endeksler Kaynak: Ernst&Young, The Islamic Funds&Investments Report, 2011: 12. Hisse senetleri izlemenin (screening) meşru olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte İslami endeksler yayınlanmaya başlamıştır. İlk İslami hisse senedi endeksi Malezya da Mayıs 1996 da RHB Unit Trust Management tarafından yayınlanmıştır. Bunu Şubat 1999 da Dow Johns & Company tarafından yayınlanan Dow Jones Islamic Market (DJIM) Index, Nisan 1999 da Bursa Malaysia tarafından yayınlanan Kuala Lumpur Shari a Index ve Ekim 1999 da FTSE Group tarafından yayınlanan FTSE Global Islamic Index Series takip etmiştir. Standard & Poors ise 2006 dan bu yana Shari a Compliant Index başlığı altında the S&P 500 Sharia Index, the S&P Europe 350 Sharia Index, the S&P Japan 500 Sharia Index, S&P/IFCI Large-MidCap Shariah şeklinde farklı kategorilerde endeksler yayınlamaktadır. Diğer bir grup ise the MSCI Islamic Index Series tir (M. Mannan and C. Suisse, 2008: 115). Tablo 3.6. Farklı kurumlarca yayınlanan endekslere ilişkin izleme kriterlerini göstermektedir. 103

118 Tablo 3.6. Bazı Endekslerin İzleme Kriterleri İzleme kriterleri Şirket faaliyetlerinin izlenmesi İzin verilen ve verilmeyen faaliyetlerin karışımı veya finansal rasyolar ile ilgili kriterler Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu (Securities Commission of Malaysia) Aşağıdaki işlemleri gerçekleştiren firmalar dahil edilmez; -faize dayalı işlemler -kumar ve şans oyunları -helal olmayan ürünlerin üretimi veya satışı -geleneksel sigorta -İslam hukukuna uygun düşmeyen eğlence faaliyetleri -İslam hukukuna uygun olmayan menkul kıymetlere yatırım -İslam hukukuna uygun düşmeyen diğer faaliyetler. Aşağıdakilerden daha fazlasını içeren firmalar çıkarılmaktadır; - İslam hukunda açıkça yasaklanan faaliyetlerden %5'ten fazla geliri sağlayan, -%10'dan fazla faiz geliri olan, -İslam hukukuna uygun olmayan kira gelirlerinin %20'den fazla olması, -genel olarak uygun kabul edilmekle birlikte unsurları uygunluk düzeyini etkileyebilecek faaliyetlerin katkısının %25'i aşması. Dow Jones Islamic Market Index Aşağıdaki işlemleri gerçekleştiren firmalar dahil edilmez; -alkol, -tütün, -domuz ve ürünleri, -geleneksel finans hizmetleri (bankacılık, sigortacılık) -silah ve savunma, -eğlence (otel, gazino, kumar, sinema, pornografi, müzik vb.) Aşağıdakilerden daha fazlasını içeren firmalar çıkarılmaktadır; -şirketin borç oranının şirketin 12 aylık ortalama piyasa değerine oranının %33'ü aşması, - şirketin nakit ve faiz içeren menkullerinin 12 aylık ortalama piyasa değerine oranının %33'ü aşması, -şirket alacaklarının toplam varlıkların %45'i aşması. Kaynak: Mohd Rahimie Bin Abd Karim, 2010: 76. FTSE ve Yasaar Research Inc. Aşağıdaki işlemleri gerçekleştiren firmalar dahil edilmez; -faiz içeren yatırımlar, forward döviz işlemleri, -alkol ve tütün ürünlerinin üretimi ve dağıtımı, oyun ve kumar, -silah ve savunmaya ilişkin ürünlerin üretimi ve dağıtımı, -domuz ve ürünleri, geleneksel bankacılık, sigortacılık ve diğer faiztabanlı finansal hizmetler, -pornografik materyaller, "Yasaar Shariah Board" tarafından tesbit edilen İslam hukukna uygun düşmeyen diğer faaliyetler. Aşağıdakilerden daha fazlasını içeren firmalar çıkarılmaktadır; -borç/toplam aktif oranının %33'ü aşması, -nakit ve faiz içeren varlıkların %33'ü aşması, -şirket alacakları ve nakitin %50'yi aşması, -toplam faiz ve haram faaliyetlerden elde edilen gelirlerin %5'i aşması. MSCI Global Islamic Indices Aşağıdaki işlemleri gerçekleştiren firmalar dahil edilmez; -alkol, -tütün, -domuz ve ürünleri, -finansal hizmetler, -savunma/silah, -müzik, -oteller, -sinema, -yetişkin eğlence faaliyetleri. Aşağıdakilerden daha fazlasını içeren firmalar çıkarılmaktadır; -borç/toplam aktif oranının %33.33'ü aşması, -nakit ve faiz içeren varlıkların %33.33'ü aşması, -şirket alacakları ve nakitin %33.33'ü aşması. Tablo 3.6 dan da görüleceği üzere tüm endekslerde alkol, tütün, domuz ve ürünleri, geleneksel finans hizmetleri (bankacılık, sigortacılık), silah ve savunma, otel, gazino, 104

119 kumar, sinema, pornografi, müzik vb. içerikli faaliyetler gerçekleştiren firmalar, endeks dışında tutulmaktadır. Bununla birlikte her endekste, faaliyet karışımı ve rasyolar konusunda farklı kriterler ve oranların belirlenmesi uygulamada standart bir yaklaşımın olmadığını göstermektedir. Tablo 3.7 ise Dow Jones Türkiye İslami endeksinde yer alan firmalar ve endeks oranları hakkında bilgi vermektdir. Tablo 3.7. Dow Jones Islamic Index of Turkey de Yer Alan Şirketler 22-Feb-13 Asgari Islem Birimi Kompozisyonu / ETF Unit Composition Sirket Ismi / Company Name Lot Fiyat / Price Tutar / Amount 105 Oran / Ratio 1 Adana Cimento Sanayii ve Ticaret A.S. A 138 4,01 553,38 0,35 2 Afyon Cimento Sanayi Ticaret A.S. 6 70,00 420,00 0,27 3 Akcansa Cimento Sanayi Ve Ticaret A.S , ,85 0,99 4 Albaraka Turk Katilim Bankasi A.S , ,90 1,45 5 Asya Katilim Bankasi A.S , ,07 2,35 6 Aygaz A.S , ,32 1,99 7 Bagfas Bandirma Gubre Fabrikalari A.S , ,00 0,70 9 BIM Birlesik Magazalar A.S , ,00 20,25 10 Bolu Cimento Sanyaii A.S ,61 420,21 0,27 13 Boyner Buyuk Magazacilik A.S ,32 718,20 0,46 14 Brisa-Bridgestone Sabanci Lastik Sanayi ve Ti 145 5,38 780,10 0,50 11 Borusan Mannesmann Boru Sanayi ve Ticaret A.S ,00 567,00 0,36 12 Borusan Yatirim ve Pazarlama A.S ,60 541,80 0,35 8 Baticim Bati Anadolu Cimento Sanayii S , ,50 0,79 15 Bursa Cimento Fabrikasi A.S ,06 915,86 0,59 17 Coca-Cola Icecek Sanayi A.S , ,00 7,66 16 CIMSA Cimento Sanayi ve Ticaret A.S , ,40 1,04 Emlak Konut Gayrimenkul Yatirim 18 Ortakligi A.S , ,84 4,14 19 Enka Insaat ve Sanayi A.S , ,50 4,50 20 Ford Otomotiv Sanayii A.S , ,50 2,90 21 Goltas Goller Bolgesi Cimento San.Tic ,75 815,75 0,52 22 Goodyear Lastikleri T.A.S 10 65,75 657,50 0,42 23 Ihlas ev Aletleri Imalat Sanayi ve Tic ,65 339,95 0,22 24 Izmir Demir Celik Sanayi A.S , ,20 0,71 25 Kartonsan Karton Sanayi ve Ticaret A.S ,00 855,00 0,55 26 Konya Cimento Sanayii A.S , ,00 0,92 27 Koza Altin Isletmeleri A.S , ,50 4,34 28 Mardin Cimento Sanayii Ve Ticaret A.S ,34 961,20 0,62 29 Nortel Networks Netas Telekomunikasyon 85 10,30 875,50 0,56 30 Nuh Cimento Sanayi A.S , ,75 1,52

120 31 Petkim Petrokimya Holding A.S , ,80 2,90 32 Soda Sanayi A.S ,32 357,28 0,23 37 Turkcell Iletisim Hizmetleri A.S , ,05 20,98 34 Turcas Petrol A.S , ,66 0,86 33 Trakya Cam Sanayi A.S , ,80 1,31 35 Turk Telekomunikasyon A.S , ,98 8,80 36 Turk Traktor ve Ziraat Makineleri A.S , ,75 1,75 Toplam/Total Asgari Birim Tutarı , ,37 100, Sukuk Piyasası Geleneksel yatırımcılar, portföylerinin önemli bir kısmını bono, tahvil. vb. faizli yatırım araçlarına tahsis etmişlerdir. İslami finansta ise bu tür enstrümanların kullanılması yasaktır. Dolayısıyla yatırımcıların meşru yatırım araçlarını tercih etmeleri beklenir. Sukuk, likidite sağlamada kullanılan en temel enstrümanlardan birisidir. İslami finans sektöründe yıllık %30-35 lik bir oranla en fazla büyüme gösteren enstrümanlardan birisi de sukuktur. Sukuk, çeşitli şekillerde yapılandırılabilen ve bir varlıktan yararlanma hakkı sunan bir enstrümandır (IOSCO, 2008). Mudarabe, icare, murabaha ve selem sukuk gibi çeşitli şekilleri vardır. Murabaha ve müşareke sukuk, yatırımcısına getiri garantisi vermez. Yapılan yatırımdan elde edilmesi halinde kâr, önceden belirlenen oranlarda paylaştırılır. İcara sukukta bir varlığın satın alınıp, kiraya verilmesinden doğacak gelirler yatırımcılara dağıtılır. Selem sukukta ise peşin bir ödeme yapılarak bir varlığın gelecekte teslim edileceği taahhüt edilir. Teslim tarihinde varlık satılarak, satışından elde edilen kâr yatırımcıya iletilir. Sukuk ihraçları 1990 lı yıllarda ilk olarak şirketlerce gerçekleştirilmiş olmasına karşın, hükümet (sovereign) sukukları son dönemde çok daha popüler hale gelmiştir. Sukuk pazarı 10 yılda 15 kat artmıştır ve bu artışın benzer şekilde devam etmesi beklenmektedir yılında 1,56 milyar dolar olarak gerçekleşen sukuk ihracı, 2007 yılında 33,76 milyar dolara ulaşmıştır yılında küresel finans krizinin etkisiyle 14,9 milyar dolarlık sukuk ihracı gerçekleşmiştir. Pek çok banka bu büyümeye ve Müslüman yatırımcıların sermaye pazarının değişkenliği konusundaki 106

121 endişelerine sukuk ihracı yoluyla cevap vermiştir (Global Islamic Finance Report 2010: 34). Küresel Sukuk varlıkları, 2010 yılındaki 50 milyar dolar seviyesinden %69 luk bir büyüme ile 2011 yılında 84,5 milyar dolar ile rekor bir seviyeye ulaşmıştır (Ernst&Young, The Islamic Funds and Investment Report 2011: 4 ve Standard & Poor s Islamic Finance Outlook 2012: 23). Şekil Yılları Küresel Sukuk İhracı Kaynak: Ernst&Young, The Islamic Funds&Investments Report, yılının Mayıs ayında HSBC Bank Ortadoğu da 500 milyar dolarlık sukuk ihraç etmiştir. Malezya dan sonra en yüksek sukuk ihracı Körfez bölgesinde gerçekleşmiştir. Türkiye de de sukuk ihracını kolaylaştırabilmek için Nisan 2010 da çeşitli kanuni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir (Ernst&Young, The World Islamic Banking Competitiveness Report ). 107

122 3.3.İSLAMİ SİGORTACILIK - TEKÂFÜL UYGULAMALARI Tekâfül uygulamaları, geleneksel sigortacılıktan farklı olarak ortak- karşılıklı garantiyi (mutual insurance) temsil eder. Genellikle murabaha, mudarabe veya vekalet sözleşmelerine dayandırılır. Genel tekâfül, aile tekâfülü ve tekrar tekafül olmak üzere üç türü bulunmaktadır. Genel tekâfülde, şirket ve katılımcıları, yangın, iş kazası vb. gibi genel risklere karşı sigortalanmaktadır. Aile tekâfülünde sağlık, eğitim ve kaza sigortaları gibi hayat sigortası niteliğinde olan sigorta şeklidir. Tekrar tekâfülde ise sigorta edilmiş riskin bir kısmını veya tamamını tekrar sigorta etmek söz konusu olmaktadır (Altaş, 2008: 23). İlk tekafül şirketi 1979 yılında Sudan da kurulan Islamic Insurance Co.Ltd.dir. Aynı şirketin bir şubesi de yine aynı yıl Suudi Arabistan da kurulmuştur. Diğer bazı ülkelerde ilk kurulan tekâfül şirkerlerine ilişkin bilgiler Tablo 3.8 de yer almaktadır. Tablo Çeşitli Ülkelerde İlk Kurulan Tekâfül Şirketleri Islamic Insurance Co. Ltd. Sudan 1993-Takaful TAIB Sdn Bhd Brunei Islamic Insurance Co. Ltd. Suudi arabistan 1993-Takaful IBB Bhd Brunei Dar Al Maal Al Islami, Cenevre- İsveç 1993-MNI Takaful Malezya 1994-PT Syarikat Takaful Indonesia 1983-Takaful Islam Luxembourg Belçika Endonezya 1995-PT Asuransi Takaful Keluarga 1983-Takaful Islam Bahmas Bahama Endonezya 1984-Syarikat Takaful Malaysia Sdn Bhd 1995-Syarikat Takaful Singapura Pte Malezya Ltd Singapur 1996-PT Asuransi Takaful Umum Kaynak: Maysami and Kwon, 1999: 131. Endonezya Son yıllarda tekâfül uygulamalarında ve enstrümanlarında beklenmedik bir gelişme yaşanmıştır yılında Sudan 280 milyon dolar, Suudi Arabistan 2,9 milyar dolar, Kuveyt 101 milyon dolar, Katar 116 milyon dolar ve Birleşik Arap Emirlikleri 542 milyon dolar, Malezya 889 milyon dolar ve Endonezya 186 milyon dolar değerinde tekâfül işlemi gerçekleştirmiştir. Türkiye de o dönem için herhangi bir uygulama olmamıştır. Şekil 3.16 da görüleceği üzere Suudi Arabistan, Körfez 108

123 Bölgesi ve Malezya en fazla tekâfül uygulayıcısın olduğu ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır Ocak ayı itibariyle dünya çapında 162 tekâfül şirketi ve tekâfül hizmeti veren pencere bulunmaktadır. Sektör enflasyondan arındırılmış haliyle yaklaşık yıllık %26 lık bir büyüme göstermektedir yılına kadar tekâfül endüstrisinin yıllık %17 lik bir büyüme ile, geleneksel pazardan çok daha hızlı gelişerek, 7 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Müslüman ülkelerdeki tekâfül pazar payının 2007 deki %4 lük payından, 2015 te %8 e ulaşacağı tahmin edilmektedir (Global Islamic Finance Report 2010: 156). Geçmiş dönemlerde geleneksel sigortacılık sektörünün pazardan çok az pay alması ve pazarda bu alanda ciddi bir boşluk olması nedeniyle tekâfül sektörünün en fazla büyüyeceği bölgenin Ortadoğu olduğu tahmin edilmekedir. Şekil 3.17 seçilen bazı ülkelerin 2015 yılındaki tekâfül potansiyelini göstermektedir. 109

124 Şekil 3.16: 2008 Yılı İtibariyle Küresel Tekâfül Uygulayıcıları ve Sektöre Katkıları (milyon$) 110

125 Şekil 3.17: 2015 Yılı İtibariyle Küresel Tekâfül Uygulayıcıları ve Sektöre Katkıları (milyon$) (Tahmini) Suriye Fas Filipinler Türkiye Libya Tunus Bahreyn Lübnan Kuzey Afrika Singapur Umman Pakistan Hindistan Çin Ürdün Katar Cezayir Kuveyt İngiltere B.A.E. İran Amerika Suudi Arabistan Malezya Malezya İslami finansta tüm alanlarda olduğu gibi tekâfül sektöründe de en büyük pazar olarak karşımıza çıkmaktadır. Arap ülkeleri sırasıyla listede yerini alırken, İngiltere nin ulaşacağı yaklaşık 420 milyon dolarlık sektör hacmi dikkat çekicidir. İngiltere nin gelişmiş finans piyasalarında tekâfülün kabul gördüğü şeklinde yorumlanabilir. Türkiye nin listenin gerilerinde kalması mevcut durumu ile yakından ilgili olup, bu alanda ciddi çalışmaların gerektiğini göstermektedir. 111

126 3.4.ORTA DOĞU VE KUZEY AFRİKA (MENA) BÖLGESİNDE İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ Orta Doğu, İslami bankacılık ve finansın hakim olduğu bir bölgedir. Dünya Bankası tarafından yayınlanan 2008 Ekonomik Kalkınma ve Beklentiler Raporunda MENA olarak ifade edilen Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, Körfez Ülkeleri İşbirliği konseyi ülkeleri olan Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Mısır, İran, Irak, Ürdün, Lübnan, Libya, Fas, Filistin, Suriye, Tunus ve Yemen den oluşmaktadır. Bahreyn, uluslararası İslami bankacılık ilişkilerinin en tepesinde bulunmaktadır. İslami bankacılık uygulamalarının, düzenlemelerinin, araştırmalarının, yeniliklerinin ve akademik çalışmaların merkezidir. Bahreyn de kurulan ilk İslami banka, Bahreyn İslami Bankası dır (1978). İslami Finans Kurumları için Muhasebe ve Denetim Örgütü ve Uluslararası İslami Dereceleme Kurumu gibi öncül kurumları ile Bahreyn, muhasebe standartları, sermaye yeterlilik oranı, likidite, varlık yönetimi, koruma amaçlı fonlar, kurumsal yönetişim vb düzenleyici altyapılar gibi konularda İslami bankacılık sistemlerinin gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Ülke, varlığa dayalı menkul kıymet ihracı, sendikasyon kredileri ve finansmanı, ortak yatırım programları, yatırım fonları, sukuk, tekâful vb. alanlarda İslami finans piyasalarındaki kilit rolünü daha da geliştirmeyi beklemektedir (Khan ad Bhatti, 2008: 711). Kuveyt çok sayıda İslami finans kurumuna ev sahipliği yapmaktadır yılında Kuveyt Finance House ın kuruluşu ile ülkede İslami bankacılığın temelleri atılmıştır yılı itibariyle 155 milyar dolar bankacılık hacmine sahip Kuveyt te yaklaşık 500 milyar dolarlık İslami bankacılık varlığı bulunmaktadır. Suudi Arabistan da İslami bankacılık konusunda iki önemli oyuncu bulunmaktadır: Al Rajhi Bankacılık ve Yatırım Şirketi ve Bank Al Jazira. Geleneksel bankalar da aynı zamanda İslami bankacılık müşterilerine açtıkları İslami pencerelerinden hizmet vermektedir. Amlak Finans ve Dallah Al Baraka of Suudi Arabistan, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünün finansal ihtiyaçlarıyla 112

127 ilgilenmesi için İslami şirket kurmuştur başlarında, ilk İslami özel menkul kıymet fonu Al-Tawfeek Suudi finansal piyasasında başarılı şekilde arz edilmiştir. Suudi Arabistan, İslami bankacılık uygulamasının tanıtımında son derece hayati rol oynayan IDB ye de ev sahipliği yapmaktadır (Khan ad Bhatti, 2008: 714) yılında bölgedeki sukuk ihracı, normal tahvil ihracının %10 unu oluştururken, bu rakam 2007 yılında %50 ye, 2008 yılında ise %70 e yükselmiştir (Mahlknecht, 2010: 266) yılı itibariyle MENA bölgesindeki İslami bankacılık varlıkları 416 milyar dolara ulaşmıştır. Şekil 3.18 bölgedeki ülkelerde İslami bankaların ulusal bankacılık sisteminden aldıkları payı göstermektedir. MENA kapsamına girmese de, 546 milyar dolar ile bölgedeki en büyük bankacılık sistemi varlık değerine sahip Türkiye de, katılım bankalarının ortalama %5 lik bir pay aldığı görülmektedir. Buna karşın 377 milyar dolar bankacılık varlığına sahip Suudi Arabistan da, İslami bankacılık payı %35, 155 milyar dolar bankacılık varlığına sahip Kuveyt te %31 ve 8 milyar dolar bankacılık varlığına sahip Yemen de %30 luk bir payı İslami bankacılık varlıkları oluşturmaktadır. Umman, Libya ve Fas ta ise İslami varlıkların %1 in altında kaldığı ve bankacılık sisteminin tamamen geleneksel bir yapı sergilediği görülmektedir. 113

128 Şekil 3.18: 2010 Yılı İtibariyle Türkiye ve MENA Bölgesi- Ülke Bazında Bankacılık Varlık Toplamı (milyar$) ve İslami Bankaların Sektör İçerisindeki Payı Şekil 3.19: İslami Bankacılık Varlık Büyüklüğü 2015 Yılı Tahminleri (milyar$) 114

129 Ernst&Young (2012) tarafından hazırlanan rapora göre, 2015 yılı için bölgedeki toplam varlık büyüklüğünün 991 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Tahminlerin gerçekleşmesi halinde 2010 yılına göre 5 yıllık birleşik büyüme oranı %138 leri bulmaktadır. Bu değerler, bölgede İslami finansın ciddi bir gelişim potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır. Tahminlere göre 2015 yılında İslami bankacılık varlık büyüklüğü Türkiye de 87 milyar dolara, Suudi Arabistan da 291 milyar dolara, Birleşik Arap Emirliklerinde 156 milyar dolara, Irak ta 140 milyar dolara ve Kuveyt te 104 milyar dolara ulaşacaktır GÜNEY VE GÜNEYDOĞU ASYA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ Güney Asya bölgesi İslami finans faaliyetleri için bir cazibe merkezi olması açısından çok büyük bir potansiyele sahiptir. Güney Asya daki Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu Afganistan, Bangladeş, Hindistan, Maldivler ve Pakistan da yoğunlaşmıştır. Hindistan ve Pakistan ekonomileri yıllardır büyük oranda büyüme kaydetmektedir. Bölgede şu an için İslami finans faaliyetleri çok düşük düzeylerdedir. Bangladeşte ilk İslami Banka 1983 yılında kurulmuştur ve şu anki İslami banka sayısı 6 dır yılında, İslami bankacılık mevduatları ülkedeki toplam bankacılık içerisinde %13 e ulaşmıştır. Pakistan da İslami bankacılık faaliyetleri 1980 yılında başlamıştır. Sistemin tamamen İslami bir çizgiye dönüştürülme çabalarına rağmen halen dual yapı devam etmektedir. Ülkede 6 adet İslami banka (full-fledged) (Al Baraka İslami Bank, Bank İslami Pakistan, Dubai İslami Bank Pakistan, Emirates Global İslami Bank, First Dawood İslami Bank ve Meezan Bank) ve 9 adet İslami hizmet sunan geleneksel banka bulunmaktadır yılında Pakistan Hükümeti tarafından çıkarılan ilk uluslararası Sukuk yaklaşık olarak 600 milyon dolar değerine ulaşmıştır yılında başlarında çıkarılan yerel Wapada Sukuk Ijarah ın değeri yaklaşık 181,36 milyon dolardır. Son dönemlerde, Emirates Global İslami Bank Limited Şirketi, alt 115

130 yapı yatırımlarında kullanılma amaçlı olarak, Pakistan Kalkınma ve Yönetim Şirketi için 329,75 milyon dolarında Sukuk çıkarmıştır (Khan ad Bhatti, 2008: 714). Endonezya, dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusa sahip ülkesidir yılında, Bank Muamalat Endonezya nın kurulmasıyla İslami bankacılık girişimine başlamıştır. Banka, istikrarlı bir büyüme yakalamış ve günümüzde dünya çapında İslami bankacılık kurumları arasında öncü kurumlarından biri haline gelmiştir. Syariah Mandiri ve Bank Syariah Mega Endonezya ülkede İslami hizmetler sunan diğer iki önemli bankadır. Ülkede 30 kadar Takaful ve Re-Takaful şirketi bulunmaktadır. Endonezya Borsası, 242 adet İslami finans prensipleri ile uyumlu hisse senedi ve Jakarta İslami hisseler 30-İndeksini yatırımcılara sunmaktadır (Khan and Bhatti, 2008: 717). Malezya, İslami finans alanında ikinci büyük konuma sahiptir. Malezya da İlk İslami banka Bank İslam Malezya Berhad (BIMB) 1983 yılında kurulmuştur. Malezya hükümeti, 1993 yılında ülkede dual bankacılık sistemini başlatmıştır. Malezya da İslami bankacılık ürünleri ve hizmetleri sunan 12 adet İslami,871 adet 35 ticari banka ve 5 adet kalkınma bankası bulunmaktadır. Malezya da Kuala Lumpur Borsasında listenen menkullerin %85 ini temsil eden ve pazar değeri 461 milyar ringit olan 871 İslami hisse senedi bulunmaktadır (Mohd Rahimie Bin Abd Karim, 2010:2) Dünyanın en büyük yerel sukuk pazarı olan Malezya da ihraç edilen sukuk hacmi, 2005 yılında normal tahvil ihracının 2,5 katı idi. 3.6.AMERİKA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ İslami finans sektörü, Müslüman popülasyonun yaklaşık olarak 10 milyon olarak tahmin edildiği Amerika ve Kanada da büyük bir ivme kazanmıştır. İslami finans, Amerika da daha eski ve köklü bir yapıya sahiptir. İlk ve en önde gelen kurum 1987 yılında Kaliforniya da yerel olarak kurulmuş olan, Amerikan Finans House LARIBA dır ve İslami ortaklık veya leasing modeliyle otomobil, ev vb. ihtiyaçlara finansman sağlamaktadır. University Bank of Michigan, 2005 yılında ilk İslami bankacılık alt kuruluşunu oluşturmuştur: University Islamic Financial. Bu kurum, Amerikalı Müslümanlara mevduat, ev finansmanı ve yatırım fonları gibi 116

131 İslami prensiplere uygun ürün ve hizmetler sunmaktadır. Şikago banliyölerinde yaşayan orta sınıfa yönelik faaliyet gösteren Devon Bank, murabaha ve İcareh tabanlı olarak, gayrimenkul, otomobil ve diğer varlıklar konusunda ticari ve bireysel finansman sağlamaya başlamıştır. Anchor Finans Group USA, ticari ve endüstriyel piyasalarda İslami prensiplere uygun fon kurmak, proje finansmanı, gayrimenkul finansmanı, ortak girişim sermayesi ve sendikasyon kredileri gibi hizmetler sunmaya başlamıştır. Buna ilaveten, Guidance Finansal Group, USA da 32 eyalette Müslümanlara ev finansmanı sunmaktadır (Khan and Bhatti, 2008: 722) AVRUPA DA İSLAMİ FİNANS FAALİYETLERİ Londra yüzyıllardır önemli bir finans merkezidir ve getiri sağlayan her türlü yeni enstrümana açıktır. Londra, son yıllarda İslami fonların tercih ettiği Bahreyn, Dubai ve Malezya gibi devletlerle rekabete girişen ilk Batı başkentidir. Londra derin ve likit bir pazardır. İngiliz kanunları, İslami işlemler için imtiyazlı bir yargı çerçevesine sahiptir. Örneğin İngiliz hükümeti Sukuk un vergiden muaf tutulmasına izin veren bir karar almıştır. The Al-Baraka International Bank, yılları arasında murabaha temelli İslami ev finansmanı sağlamıştır. The United Bank of Kuwait/ Al Ahli United Bank 1995 yılında kurulmuştur. İcara ve murabaha temelli İslami ev finansmanı sağlamıştır. The Islamic Bank of Britain, 2004 yılında kurulmuştur. HSBC Amanah, 1998 yılındakurulmuştur. Fakat merkez ofisi Dubaidedir. İngiltere de FSA tarafından yetkilendirilen 3 adet İslam bankası bulunmaktadır: İngiltere İslam Bankası, Avrupa İslami Yatırım Bankası ve Orta Doğu ve Londra Bankası. Ayrıca, Citigrup, Deutsche Bank ve HSBC gibi pek çok önemli banka, bu talebi karşılamak amacıyla İslami pencereler oluşturmuşlardır. Bu pencerelerden 25 i İngiltere finans pazarlarında aktif olarak kullanılmaktadır (Clive Briault, 17 October 2007). 117

132 3.8. KÜRESEL ÇAPTA FAALİYET GÖSTEREN İSLAMİ FİNANS KURUMLARI İslami finansın küresel çapta yapılanması ve varlık hacminin artması, destekleyici bazı kurumların ortaya çıkması ile kolaylaşmıştır. Bu kurumlardan bir kısmı, İslami finansın tanınırlığını artırmak, işleyişi hakkında bilgi vermek, sektörel sorunlara çözüm bulmak ve ar-ge faaliyetlerini yürütmek, bir kısmı ise uluslararası düzeyde standartlar ve denetim mekanizmaları geliştirmek suretiyle sistemin sağlamlığını ve güvenilirliğini artırmayı amaçlamaktadır. Türkiye de, gerek üyelik gerek ortak çalışma/projeler yoluyla uluslararası düzeyde hizmet veren bu kurumlarla ilişki halindedir. Bu kurumların en önemlileri ile ilgili genel bilgiler sonraki başlıklarda sunulmaktadır İslam Kalkınma Bankası ( IDB - Islamic Development Bank) İslam Kalkınma Bankası 1975 yılında Cidde/Suudi Arabistan da kurulmuştur. Banka, İslami felsefe ve prensiplere uygun bir şekilde üye ülkeler ve Müslüman toplulukların ekonomik kalkınmalarına ve sosyal gelişmelerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. IDB ye Türkiye, Mısır, İran, Kuveyt, Libya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere 56 üye ülke bulunmaktadır. Üyelik için temel koşul, aday ülkenin Bankaya sermaye katkısı yapması ve İslam İşbirliği Örgütüne üye olmasıdır. Banka üye ülkelerdeki kuruluşlara veya verimli projelere sermaye iştirakinde bulunmayı veya proje finansmanı için kredi sağlamayı, üye ülkeler arasındaki ticaretin ve teknik yardımlaşmanın geliştirilmesine yardımcı olmayı ve bu amaçla gerekli çalışmaları yapmayı, üye ülkelerde kalkınma faaliyetlerine katkıda bulunan personele eğitim imkânları sağlamayı, Müslüman ülkelerdeki ekonomik, mali ve bankacılık faaliyetlerinin İslami kurallara uygun şekilde yürütülmesi yönünde araştırmalar yapmayı amaçlamıştır (http://www.isdb.org) 118

133 3.8.2.İslam Ülkeleri İstatistiksel, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC-Statistical, Economic and Social Research and Training Centre for Islamic Countries) İslam Konferansı örgütünün 8. Dışişleri Bakanları toplantısında alınan bir kararla, 1978 yılında, örgütün Ankara şubesi olarak açılmıştır. Kuruluş amacı, üye ülkeler hakkında sosyo-ekonomik istatistiksel bilgileri derleyip, düzenlemek ve kullanıma sunmak; üye ülkeler arasında teknik ve ekonomik işbirliğini başlatacak ve geliştirecek çalışmalarda bulunmak; üye ülkelerin gereksinim duyduğu konularda seminer ve eğitim programları düzenlemektir (http://www.sesric.org/) İslami Finans Kurumları için Muhasebe ve Denetim Örgütü (AAOIFI- The Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions) 1991 yılında Bahreyn de kurulan İslami Finans Kurumları için Muhasebe ve Denetim Örgütü (AAOIFI), İslami finans kurumları ve sektörü için muhasebe, denetim, yönetim, etik ve Şeriat standartları hazırlayan ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kurumdur. AAOIFI nın amacı, İslami finans kurumları ile ilgili muhasebe ve denetim hükümleri oluşturmaktır. Bu amaçla İslami finans kurumları için birtakım muhasebe ve denetim standartları hazırlamakta ve açıklamaktadır. Ayrıca çeşitli seminerler düzenlemekte, periyodik gazeteler yayınlamakta, çeşitli araştırmalar gerçekleştirmektedir. Bağımsız bir kurum olan AAOIFI, 45 ülkeden içlerinde merkez bankaları ve çeşitli İslami finans kurumları da olmak üzere 200 farklı kurum tarafından desteklenmektedir (http://www.aaoifi.com) İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB- The Islamic Financial Services Board) İslami finans kurumları için standartlar yayınlayan kurumlardan birisi de İslami Finansal Hizmetler Kuruludur yılında Malezya da faaliyetlerine başlayan İslami Finansal Hizmetler Kurulu, İslami finans sektörünün istikrarını ve derinliğini artırmak ve bu faaliyetlere destek olmak amacıyla küresel sağduyulu standartlar ve yol gösterici ilkeler yayınlamaktadır. IFSB aynı zamanda çeşitli araştırmalar 119

134 yapmakta, sektörle ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla toplantı, seminer ve konferanslar düzenlemektedir (http://www.ifsb.org) Uluslararası İslami Dereceleme Kurumu (IIRA-The International Islamic Rating Agency) 2005 yılında Bahreyn de faaliyetlerine başlayan Uluslararası İslami Dereceleme Kurumu, çoğunlukla İslam ülkelerinin içinde bulunduğu bankacılık ve sermaye piyasasına dereceleme yelpazesi sunan tek kurumdur. Gerçekleştirdiği dereceleme süreci, analitik bir uzmanlık düzeyi ile sermaye piyasası ve özellikle İslami finans enstrümanlarının tam dizisini içine almaktadır. IIRA, aynı zamanda yaptığı derecelendirmelerin, çeşitli düzenleme mercileri vasıtasıyla tanınmasını da sağlamaktadır. Bahreyn Merkez Bankası tarafından bir Dış Kredi Değerleme Kurumu olarak tanınmıştır. IIRA, çeşitli uluslararası kurumlar, öncü bankalar, çeşitli finans ve dereceleme kurumları tarafından desteklenmektedir (http://www.iirating.com) İslami Araştırmalar ve Eğitim Merkezi (IRTI-Islamic Rearch and Training Institution) 1981 yılında Suudi Arabistan da kurulan IRTI, üye ülkelerin ekonomik kalkınmasına yardımcı olmak amacıyla dinamik ve kapsamlı bir İslami finans sektörü geliştirilmesine öncülük etmeyi kendisine misyon edinen İslam Kalkınma Bankasının bir iştirakidir. İslami finans sistemini bilen ve uygulayan insan kaynaklarının yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Yeni İslami finans enstrümanlarının geliştirilmesi ve mevcut enstrümanların uygulanmasında ortaya çıkan sorunların giderilmesine katkı sağlayacak danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Diğer taraftan IRTI, yüksek akademik standartlarda çalışmaların yer aldığı İslami Ekonomik Araştırmalar (Islamic Economic Studies) dergisini yayınlamaktadır (http://www.irti.org). 120

135 3.8.7.Uluslararası İslami Finans Piyasası (IIFM - The International Islamic Financial Market) IIFM, 2002 yılında Malezya da, Bahreyn Merkez Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Brunei Darusselam Maliye Bakanlığı, Endonezya Bankası, Sudan Bankası, Pakistan Devlet Bankası ve Labuan Finansal Hizmetler Otoritesi nin ortak çabaları ile kurulmuştur. IIFM, hedeflerini; sektörün ihtiyaç duyduğu ürün ve dokumanların standardizasyonunu sağlamak; düzenleyici otoriteler, finansal kurumlar, hukuk firmaları, borsalar, sektör birlikeri, altyapı hizmetleri sunan kurumlar ve bu sektörle ilgili diğer tüm kurumlar için küresel bir platform oluşturmak; İslam hukuku danışma panelleri oluşturmak şeklinde sıralamaktadır (http://www.iifm.net) Uluslararası İslami Likidite Yönetimi Şirketi (IILM International Islamic Liquidity Management Corporation) IILM 2010 yılında Malezya da, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Katar, Kuveyt, Nijerya, Marityus, Lüksemburg, Endonezya dan oluşan 9 ülkenin merkez bankaları / para otoriteleri ve İslam Kalkınma Bankası tarafından ortaklaşa kurulmuştur. IILM, İslami finans hizmetleri veren kurumlar arasında sınır-ötesi likidite yönetimini kolaylaştırmak amacıyla farklı İslami likidite araçlarını sunmayı amaçlamaktadır (http://www.iilm.com/) Uluslararası İslami Fıkıh Akademisi (IIFA International Islamic Fiqh Academy) 1988 yılında Cidde de kurulmuştur. İleri düzey İslami araştırmaların yapıldığı bir akademidir (http://www.fiqhacademy.org.sa). 121

136 3.9.İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE DEKİ GELİŞİMİ İslami finansın Türkiye deki gelişimi, aslında dünyadaki gelişmelere paralel bir durum arz etmektedir. Çeşitli İslam ülkelerinde Qureyşî, Ebu l-a la Mevdûdî, Muhammed Hamidullah, M.Necâtullah Sıddîkî, Seyyid Kutub, Târıkullah Khan, Muhammad Akram Khan, Muhammed Bakır Es-Sadr, Ahmet en-neccar gibi ilim adamları İslam iktisadı alanında yaptıkları teorik ve felsefi çalışmalarla bugünkü uygulamaların temelini oluşturmaya çalışmışlardır. Ahmet en-neccar, sadece teorik çalışmalarla kalmayıp, ilk İslami banka denemesi olan Mit-Gahmr ın da kurucusudur. Almanya nın kalkınmasında oynadığı rolden etkilenen en-naccar, bu bankacılık sistemini İslam ın iktisadi ve kültürel değerleri ile birleştirerek Mısır da uygulamaya çalışmıştır. Bankanın kuruluş aşamasında Almanya dan destek alınmıştır. Ancak, En-Naccar ın faizsiz bankacılık düşüncesini hayata geçirme çabasında olduğunu anlayan Almanlar desteği yarıda kesmişlerdir. En- Naccar tarafından kurulan bu ilk faizsiz banka dört yıl faaliyetini sürdürmüş, 1967 yılında kapanmıştır. Ancak bu ilk deneme, diğer faizsiz bankaların kurulmasına öncülük etmiştir (Bayındır,2005:40-41). Bu çalışmaların nedereyse tamamı Türkiye deki İslami finans ile ilgili gelişmelere ışık tutmuştur yılında Mekke de düzenlenen ve konunun ilk kez uluslararası düzeyde kapsamlı bir şekilde ele alındığı 1. Uluslararası İslam İktisadı Konferansına, Türkiye de dâhil olmak üzere pek çok İslam ülkesinden ilim adamları katılmış ve birbirleri ile tanışma ve ortak akıl yürütme imkânı bulmuştur. Konferans sonrasında Ankara'da, İslam İşbirliği Teşkilatı'na bağlı olarak İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESTRIC) kurulmuştur (1978). Türkiye, yine İslam İşbirliği Teşkilatının Ekonomik ve Ticârî İşbirliği Komitesi başkanlığını üstlenmiştir. Nurettin Topçu, Namık Zeki Aral, Sabahaddin Zaim, Salih Tuğ gibi ilim adamları İslam ekonomisi, finansı, ekonomi felsefesi gibi konularda yayınladıkları eserlerle bu alanın Türkiye deki fikir öncüleri olmuştur. Son dönemde ise Abdullah Durmuş, Abdülaziz Bayındır, Ahmet Tabakoğlu, Beşir Gözübenli, Celal Yeniçeri, Cengiz Kallek, Faruk Beşer, Hamdi Döndüren, Hayrettin Karaman, İshak Emin 122

137 Aktepe, İsmail Özsoy, Mehmet Asutay, Mehmet Odabaşı, Murat Çizakça, Orhan Çeker, Osman Eskicioğlu, Sabri Orman, Servet Armağan, Servet Bayındır, Y. Vehbi Yavuz, Y. Ziya Kavakçı olmak üzere iktisat, tarih, ilahiyat ve hukuk alanlarında çalışmalar yapan pek çok değerli ismin bu alanda eserleri bulunduğu görülmektedir TÜRKİYE DE İSLAMİ BANKACILIK FAALİYETLERİ Tasarruflarını faizsiz bir şekilde değerlendirmek isteyen kişi ve kurumlara hizmet vermek amacı ile tarih ve 1877 sayılı yetki kanununa dayanarak kurulan ilk faizsiz banka Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası dır (DESİYAB) tır (Altan, 1998: 231). Bankanın yasa ile aşağıdaki esaslara uygun olarak hareket etmesine karar verilmiştir (Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası Kurulması ile İlgili Yetki Kanunu): Tasarrufu teşvik etmek ve fon sağlamak, Yatırım teşebbüslerine her-türlü teknik yardımda bulunmak, Sanayi yatırımlarını ve işletmelerini finanse etmek, Yatırımcı ve işletmeci teşebbüslerin kurulmasına öncülük etmek ve sermayelerine iştirak etmek, Kaynakları uzun vadeli kalkınma planı ve yıllık programlarının hedefine ve toplum yararına uygun yatırımlara yöneltmek ve gelişmişlik farklarını azaltıcı faaliyetlerde bulunmak ve halkın kalkınma gayretlerini desteklemek, Kurulacak bankanın teşkilât ve çalışma esaslarını tespit etmek. Banka 1976 yılında fiili olarak çalışmaya başlamıştır. Yastık-altı denilen kaynakları, bulunduğu atıl pozisyondan çıkararak ekonomiye kazandırmak amacıyla kurulan banka bir müddet faizsiz esaslara uygun olarak çalışmıştır. O dönemde 54 ü İşçi Şirketi olmak üzere toplam 201 şirkete hizmet vermiştir. Bu şirketlerin çoğunun kuruluş yeri, teknoloji ve kapasite seçimi, yönetim gibi çeşitli konularda sıkıntıları olması ve DESİYAB ın gerek kuruluş ve hizmet alanlarına sistematik olarak müdahale yetkisinin olmayışı, gerekse faaliyetlere başlama ve kurumsallaşma sürecinde gecikilmiş olması gibi nedenlerle kanunda belirtilen amaçlara 123

138 ulaşamamıştır. Sonuçta 1983 yılında "İşçi Şirketleri ve Çok Ortaklı Şirketler Modeli başarısız olmuştur" ifadesiyle sonlandırılmıştır (Şahinkaya, 2002: 10) Özel Finans Kurumlarının Sisteme Girişi 1980 li yıllar Türk mali sistemine derinlik kazandırma çabalarının arttığı, liberalleşme ve dışa açılma politikalarının izlendiği bir dönemdir. Merkez Bankası nın tarihli 1 nolu tebliği ile menkul değerler alım-satımı ile uğraşanlar dışında kalan anonim şirketlere kâr-zarar ortaklığı çıkarma izni getirilmiş, fakat tarihli 2 nolu tebliğ ile ihraç izni SPK ya verilerek süreç bir nevi askıya alınmıştır (Altan, 1998: 231). Türkiye de İslami finansın gelişimi ile ilgili en önemli adım Özel Finans Kurumları nın kurulma kararıdır. Özal hükümeti inanç saikiyle ekonomiye kazandırılamayan atıl fonların, sisteme aktarılması amacıyla bir girişimde bulunmak istemiş, bankalar kanununun bu duruma uygun olmaması sebebiyle, kanun hükmünde bir kararname yayınlayarak özel finans kurumlarının hayata geçmesini sağlamıştır (Pakdemirli, 2000: 19) gün ve 70 sayılı Bankalar Hakkındaki KHK nin 90 ncı maddesiyle Hükümete, Bankalar Kanunu na tabi olmayan mali kuruluşların kurulması ve faaliyetlerinin düzenlenmesi konusunda yetki verilmiş, Hükümet bu yetkiye dayanarak, gün ve 83/7506 sayılı Kararname ile Özel Finans Kurumlarının; kuruluşlarını, faaliyetlerini, denetim ve tasfiyelerini düzenleyerek, öngörülen hukuki alt yapıyı oluşturmuştur yılında Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarihli Resmi Gazete de yayınlanan bir tebliğ ile özel finans kurumlarının faaliyete geçebilmesi için, gerekli beyannamenin içeriği, cari hesaplarla ilgili düzenlemeler, kâr-zarar hesaplarında toplanan fonlara ilişkin esaslar vb. işleyişe ilişkin konularda Merkez Bankası nı yetkilendirmiştir (aktaran Şerafeddin Özsoy, 2012: 83). İlk olarak 1984 yılında Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. ve Faisal Finans Kurumu A.Ş. kurulmuş ve düzenlenmenin tamamlanması ile birlikte 1985 yılında faaliyete geçmiştir yılında Kuveyt Türk Evkaf Özel Finans Kurumu 124

139 A.Ş., 1991 yılında Anadolu Finans Kurumu A.Ş., 1995 yılında İhlas Finans Kurumu A.Ş. ve 1996 yılında Asya Finans Kurumu A.Ş. kurularak faaliyete başlamıştır yılında özel finans kurumları sektörel bir işbirliğine gitmiş ve ekonomik ve finansal araştırmaların yapılmasını sağlamak, modern yönetim teknikleri ile ilgili eğitim programları düzenlenmesine olanak vermek, sorunların devlet organlarına iletilmesine ve oluşan sorunlara çözüm üretebilmesine yardımcı olmak amacıyla Özel Finans Kurumları Birliği (Finans-Bir) kurulmuştur (aktaran Özulucan ve Özdemir, 2010: 16) yılında 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 4491 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle özel finans kurumları, Bankalar Kanunu kapsamına alınmıştır. Bu düzenlemeler ile yukarıda ifade edilen Bakanlar Kurulu Kararı ve buna istinaden çıkarılmış mevzuat yürürlükten kaldırılmıştır sayılı Kanun un 3. Maddesi a ve b fıkralarında, özel finans kurumlarının 7. ve 9. madde hükümlerine uyum ve tasfiye süreci belirtilmiş ve yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar yeni Bankalar Kanunu na aykırı olmayan yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceği ifade edilmiştir (Ekren, 2010:43). Başlangıçta risk sermayesi benzeri bir uygulama olarak görülmüş olan özel finans kurumları, faizden ve konvansiyonel bankalardan uzak durmak isteyen kesimlere hizmet etmek amacıyla kurulmuş, ancak artan ürün kalitesi/çeşitliliği ile bu amacın ötesinde fonksiyonlar icra etmeye başlamıştır (Polat, 2009: 87) İhlas Finans Krizi ve Sonrasında Yaşanan Gelişmeler Sisteme sonradan girmesine karşın İhlas finans, kısa bir sürede hızla büyüyerek önemli bir aktif büyüklüğüne ulaşmış ve %40 lık bir pazar payı ile özel finans kurumları arasında ilk sıraya yükselmişti yılına gelindiğinde kurumun sahibi olduğu fonların tamamına yakınını, İhlas şirketler grubuna aktardığı ortaya çıkmıştır. Toplanan fonları bu şekilde kuralsız olarak kullanması üzerine İhlas Finans ın faaliyet izni, yükümlülüklerini yerine getirememesi ve likidite sorununu çözememesi, şirket kaynaklarını hâkim sermayedarlarının grup firmalarına aktarması 125

140 ve faaliyetine devamının hesap sahipleri bakımından tehlike arz etmesi gibi gerekçelerle 2001 yılı Şubat ayında Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılmıştır (Ebubekir Ayan, 2011 :19). O dönemde özel finans kurumları için herhangi bir sigorta fonu olmadığı için tasfiye sürecine girmiş olan İhlas finansın halen müşteri mevduat ödemelerinin tamamı gerçekleştirilmiş değildir. 5 yıllık ödeme planları çerçevesinde kısmi ödemeler devam etmektedir. Bankacılık krizine ek olarak 2001 yılında yaşanan bu olumsuz gelişme, tüm özel finans kurumlarını etkilemiş, sektör mudileri bir anda mevduatlarını finans kurumlarından çekme eğilimine girmiştir. Bu dönemde Faisal Finans hisselerinin %39 u Sabri Ülker tarafından devralınmış ve kurumun ismi, Family Finans olarak değiştirilmiştir. Ayrıca özel finans kurumlarının payı %1-1,5 seviyelerine düşerek sistemden çıkmanın eşiğinde kalmıştır. Tüm bu gelişmeler karşısında Finans-Bir ilk olarak o güne kadar mevduat bankalarına tanınan güvence sistemine (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) benzer bir yapının özel finans kurumları için de sağlanması yönünde BDDK ye talepte bulunmuştur. Başvurudan olumlu sonuç almış ve tarihli ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile Özel Finans Kurumları Özel Cari ve Katılma Hesapları Güvence Fonu oluşturulmuştur. Özel finans kurumlarının mevduatlarına sağlanan bu güvence ile sektör, bir toparlanma sürecine girmiştir Özel Finans Kurumlarının Katılım Bankalarına Dönüşümü Bankacılık sisteminin yalnızca yurtiçi müşterilerle ulaşacağı nokta sınırlı olduğundan mutlaka uluslararası arenaya açılması gerekir. Özel finans kurumları için de bu durum geçerliydi. Türkiye de belli bir bilinirlik düzeyine ulaşan özel finans kurumlarını yabancı müşterilere tanıtmak ve anlatmakta güçlük yaşanıyordu. Dünyada aynı ilke ve yöntemleri kullanan benzeri kurumlar, "faizsiz banka" veya İslami banka vb. şekilde isimlendirilmekteydi ve "Özel Finans Kurumu" ibaresi daha çok bir aracı kurum şeklinde algılanmaktaydı. Nihayet 2005 yılında Özel finans 126

141 kurumlarının katılım bankası şeklinde isim değiştirmesine karar verildi numaralı ve tarihli Bankacılık Kanunu ile Türk bankacılık sisteminde mevduat, katılım ve kalkınma ve yatırım bankası olmak üzere üç türlü bankanın yer aldığı ifade edilmiştir. Katılım Bankası" tabiri ile kurumların yaptığı esas faaliyetin bir tür bankacılık olduğunu daha net ve açık olarak ifade edilir hale gelmiştir. "banka" sözcüğü ulusal ve uluslararası finans çevrelerinde tanınabilirlik ve kimlik sorununu çözmede daha etkin katkı sağlamış, "katılım" sözcüğü ise, gerçekleştirilen işlemlerin kâr ve zarara katılma esasına dayalı olduğunu ifade etmiştir (Uyan, 2005: 2). Böylelikle katılım bankaları yurtdışı arenada kendilerini tanıtma fırsatı bulmuş ve o günden bu yana uluslararası yatırımcıların artan ilgi ve desteğini kazanmıştır. Prof. Dr. İsmail Özsoy katılım bankacılığını, işleyiş itibariyle participatory banking kavramının karşıladığını ifade etmektedir. Fakat gerek katılım bankaları gerekse akademik çevrelerin, bu sistemi participation banking şeklinde terimleştirdikleri görülmektedir. Şekil Türk Finansal Sisteminde Yer Alan Katılım Bankaları Özel finans kurumları için yasal açıdan bir dönüm noktası olan 2005 yılı, sektördeki oyuncu sayısı açısından da bir dönüm olmuştur. Ülker Grubuna ait Family Finans Kurumu A.Ş. ile Boydak Grubuna ait Anadolu Finans Kurumu A.Ş. birleşmeye karar vermiş, BDDK nın tarih ve 1747 sayılı kararı ile 127

142 Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. adı ile hizmet vermeye başlamıştır. O günden beri sektördeki katılım bankası sayısı 4 olarak devam etmektedir Katılım Bankalarında Fon Toplama ve Kullandırma Yöntemleri En basit ifade ile katılım bankaları, elde ettikleri mevduatları, çeşitli finansman yöntemleri ile işleterek kâr/zarar elde eder ve elde ettikleri bu kâr/zararı mevduat sahipleri ile aralarında anlaştıkları oran üzerinden paylaşırlar. Bu boyutuyla sistem bir mudarabe ortaklığına benzemektedir. Bu durumda müşteriler sermayedar, katılım bankası ise o sermayeyi, emeğini ortaya koyarak işletmeyi kabul eden mudarib konumundadır. Bankanın yapılan yatırımlarda kendi özsermayesini de kullanması durumda ise ortaklık bir muşarakeye dönüşmektedir. Fon kullandırma boyutunda ise %90 nın üzerinde murabaha modelinin, sonrasında icare, karz-hasen, mudarabe, muşarake gibi diğer finansman modellerin uygulama bulduğu görülmektedir. Bu modellerin yasal zeminde kurumsal finansman desteği, bireysel finansman desteği, kâr-zarar ortaklığı yatırımı, finansal kiralama, ortak yatırımlar mal karşılığı vesaikin finansmanı ve ortak yatırımlar şeklinde tanımlandığı görülmektedir. Şimdi sistemin işleyişini detaylı olarak inceleyelim Fon Toplama Yöntemleri Özel Cari Hesaplar Özel cari hesaplar 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3. maddesinde; Katılım bankalarında açılabilen ve istenildiğinde kısmen veya tamamen her an geri çekilebilme özelliği taşıyan ve karşılığında hesap sahibine herhangi bir getiri ödenmeyen fonların oluşturduğu hesaplar şeklinde tanımlanmaktadır. 139): Özel cari hesapların özellikleri şöyle özetlenebilir (Şerafeddin Özsoy, 2012: Vadeli hesaplardan ayrı olarak takip edilir. Türk lirası, döviz veya kıymetli maden cinsinden açılabilir ve açılan bu hesaplar farklı muhasebe hesaplarında izlenir. 128

143 Özel cari hesapların açılması için herhangi bir alt limit bulunmamaktadır. Özel cari hesapların işletilmesinden elde edilen kâr/zarar katılım bankasına aittir. Özel cari hesap sahipleri katılım bankasının tasfiyesi halinde mevzuata göre devlet ve personel alacaklarından sonra öncelikli hakka sahiptir. Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankalarının yurt içi şubelerinde gerçek kişiler adına açılmış olan ve münhasıran çek keşide edilmesi dışında ticari işlemlere konu olmayan Türk Lirası, döviz ve kıymetli maden cinsinden; katılma hesapları birim hesap değerleri ve özel cari hesapların, 100 bin TL'ye (yüz bin TL) kadar olan kısmı TMSF kapsamında sigortalıdır. Cari hesaplar ve geleneksel yapıdaki muadili vadesiz hesaplar, günlük hayatın vazgeçilmez birer parçası haline gelmiştir. Maaş ödemeleri, emekli aylıkları, para transferleri vb. işlemlerin yapılabilmesi için mutlaka bir hesap açtırmak gerekmektedir. Geleneksel yapıda vadesiz hesaplara herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığı için, insanların birtakım manevi hassasiyetlere sahip olsalar dahi, birikmiş fonlarını, güvende saklamak amacıyla, bu tür hesaplara yatırmaktan imtina etmediği görülmektedir. Burada halkın ilgisini cezp edecek konu, şubeye olan yakınlık ve paraya erişim kolaylığıdır. Ayrıca havale, transfer işlemleri için diğer bölgelerde aynı bankaya ait şubelerin olması, havale ücreti alınması -kesintisi yapılması, transfer süresi gibi konular da halkın bu alandaki tercihlerini etkilemektedir Katılma Hesapları Katılma hesapları, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3. maddesinde; katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından doğacak kâr ve zarara katılma sonucunu veren, karşılığında hesap sahibine önceden belirlenmiş herhangi bir getiri ödenmeyen ve anaparanın aynen geri ödenmesi garanti edilmeyen fonların oluşturduğu hesaplar şeklinde tanımlanmaktadır. 140): Katılma hesaplarının özellikleri şöyle özetlenebilir (Şerafeddin Özsoy, 2012: 129

144 Hesaba para yatıran mevduat sahiplerine anapara garantisi verilemez, sabit bir getiri taahhütünde bulunulamaz. Katılma hesabı sahiplerinin hakkı ve bankanın sorumluluğu, vade sonunda geçerli olan birim hesap değeri kadardır. Birim hesap değerinin hesaplanma usulleri ilgili kanunda belirtilmiştir. Katılma hesaplarının vadeleri ve türleri T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenir. Buna göre 1,3,6,12 aylık ve 1 yıldan daha uzun vadeli olarak açılabilmektedir. Katılma hesaplarında toplanan fonlar, birim hesap değeri üzerinden muhasebeleştirilir ve banka hesaplarında gösterilmesi zorunludur. Katılma hesaplarında toplanan fonlar üzerinde bankadan alacaklı üçüncü şahısların hiçbir hakları bulunmamaktadır. Üçüncü şahısların bankadan talep hakkı; sermayesi, ihtiyat ve dağıtılmamış olan kârları üzerindedir. Katılım hesaplarında toplanan fonların işletilmesi sonucu doğacak kâr ve zarara katılma oranları, katılım bankaları tarafından serbestçe belirlenir. Fakat bu oranlar uygulamaya konmadan önce Merkez Bankasına bildirilir ve şubelerde halkın görebileceği şekilde ilan edilir. TCMB, 2006/1 sayılı Tebliği gereği katılım bankasının zarara katılma oranı, kâra katılma oranının%50 sinden az olamaz. Katılma hesaplarının işletilmesinden doğan kâr veya zarar, para cinsi bazında her vade grubunun toplam katılma hesapları içerisindeki ağırlığı oranında, yönetmelikteki günlük birim değeri hesaplama tablosuna uygun olarak bu hesaplara dağıtılır Fon Kullandırma Yöntemleri TL, USD ve EUR bazında vadeli hesaplarda toplanan fonlar, kurumsal finansman desteği, bireysel finansman desteği, kâr-zarar ortaklığı yatırımı, finansal kiralama, ortak yatırımlar mal karşılığı vesaikin finansmanı ve ortak yatırımlar yoluyla işletilmektedir. 130

145 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa istinaden hazırlanan Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmeliğin 19. maddesine göre, Kanunun 48. maddesinin ikinci fıkrasında kredi sayılacağı belirtilen finansman yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar şöyledir: a) Kurumsal Finansman Desteği: Katılım bankası ile fonu kullanacak işletme arasında akdedilecek sözleşme dâhilinde, işletmenin ihtiyaç duyduğu her türlü emtia, menkul kıymet, gayrimenkul, hak ve hizmet bedelinin satıcıya ödenmesi koşuluyla işletmenin borçlandırılması işlemidir. Bu yöntemle kullandırılacak fonlarla ilgili alım satıma ilişkin belgenin bir suretinin katılım bankasınca muhafazası zorunludur. b) Bireysel Finansman Desteği: Bireysel ihtiyaçlar için, gerçek kişi alıcıların doğrudan satıcılardan aldıkları mal veya hizmet bedelinin, katılım bankası tarafından satıcıya ödenmesi koşuluyla alıcının borçlandırılması işlemidir. Bu yöntemle kullandırılacak fonlarla ilgili alım satıma ilişkin belgenin bir suretinin muhafazası zorunludur. c) Kâr-Zarar Ortaklığı Yatırımı: Katılım bankalarınca gerçek ve tüzel kişilerin tüm faaliyetlerinden veya belirli bir faaliyetinden veya belirli bir parti malın alım satımından doğacak kâr ve zarara katılmak üzere bu kişilere fon kullandırılması işlemidir. Bu yöntem ile fon kullandırmak için, fonu kullanacak olan gerçek ve tüzel kişilerle ek-5 te yer alan örneğe uygun "Kar-Zarar Ortaklığı Yatırım Sözleşmesi" düzenlenir. Bankalar, fon kullandırdığı gerçek ve tüzel kişilerin kâr ve zararına, sözleşmede belirlenen oranlarda katılır."kâr-zarar Ortaklığı Yatırım Sözleşmesi"nde, bankaların kâr ve zarardan alacağı pay ve varsa alacağı teminatlar açıkça gösterilir. Bu sözleşmede, projenin kârlılığından bağımsız olarak önceden belirlenmiş tutarda kâr garanti edilmesine dair hükümler yer alamaz. ç) Finansal Kiralama: Taşınır ve taşınmaz malların 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde, katılım bankası ile kalkınma ve yatırım bankası tarafından temin edilerek kiraya verilmesidir. d) Mal Karşılığı Vesaikin Finansmanı: Katılım bankası ile fon kullanan arasında düzenlenecek yazılı bir sözleşme dahilinde, mal karşılığı vesaik mukabilinde fon kullandırılması işlemidir. e) Ortak Yatırımlar: Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki sınırlamalar dikkate alınmak kaydıyla, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı olan şirketlerin sermayelerine, taraflar arasında düzenlenecek sözleşme hükümleri çerçevesinde edinilecek ortaklık paylarının en fazla yedi yıl içinde halka arz yoluyla elden çıkarılması şartıyla, katılım bankalarınca iştirak edilmesi veya belirli bir 131

146 yatırımın finansmanı amacıyla oluşturulacak fonlara katılınmasıdır. Sermayeye iştirak şeklindeki yatırımlar için düzenlenecek sözleşmelerde, sermayesine iştirak edilen şirketin yönetimi hususu başta olmak üzere tarafların hak ve yükümlülükleri ile sermayenin halka arz edilmesi sürecine ilişkin hükümlere yer verilmesi zorunludur Katılım Bankalarının Verdiği Diğer Hizmetler Katılım bankaları, topladıkları fonları kullandıkları yatırım işlemlerinin dışında, bir finansal aracı kurum olarak müşterilerine şu hizmetleri de sunmaktadırlar: Nakdî, gayrinakdî her cins ve surette kredi verme işlemleri. Nakdî ve kaydî ödeme ve fon transferi işlemleri, muhabir bankacılık veya çek hesaplarının kullanılması dâhil her türlü ödeme ve tahsilât işlemleri. Çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası işlemleri. Saklama hizmetleri. Kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemleri. Kıymetli, maden ve taşların alımı, satımı veya bunların emanete alınması işlemleri. Sermaye piyasası araçlarının alım ve satımı ile geri alım veya tekrar satım taahhüdü işlemleri. Sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık işlemleri. Daha önce ihraç edilmiş olan sermaye piyasası araçlarının aracılık maksadıyla alım-satımının yürütülmesi işlemleri. Başkaları lehine teminat, garanti ve sair yükümlülüklerin üstlenilmesi işlemleri gibi garanti işleri. Yatırım danışmanlığı işlemleri. Portföy işletmeciliği ve yönetimi. 132

147 Hazine Müsteşarlığı ve/veya Merkez Bankası ve kuruluş birlikleri nezdinde oluşturulan bir sözleşme kapsamında üstlenilen yükümlülükler çerçevesinde alım-satım işlemlerine ilişkin piyasa yapıcılığı. Finansal kiralama işlemleri. Sigorta acenteliği ve bireysel emeklilik aracılık hizmetleri. Katılım bankaları, İslami finans ilkelerine aykırı düşmediği sürece geleneksel yapıda sunulan her türlü hizmeti müşterilerine sunabilmektedir sayılı kanun gerek katılım bankaları gerekse mevduat ve kalkınma ve yatırım bankaları ile ilgili çeşitli hükümleri içermektedir. Bununla birlikte katılım bankalarının faaliyetlerinde İslamî açıdan uygunluk konusunda ayrıntılı bilgiler içermemektedir. Bu nedenle katılım bankaları yaptıkları finansal işlemlerin İslami finans ilkelerine uygunluğunu incelemek ve onaylamak konusunda kendi bünyelerinde kurdukları danışma kurullarına başvurmakta veya bu konuda uzman bazı akademisyenlerden destek almaktadır (Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8). 2 Ekim 2009 tarih sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi Ve Eylem Planı na göre 29 numaralı Eylem olarak Faizsiz finansman araçlarına ilişkin altyapının geliştirilmesi belirlenmiştir. Bu kapsamda döneminde; sektörle ilgili uluslararası kurumlarla, ihraççı olma potansiyeline sahip özel ve kamu kurumları, düzenleyici otoriteler, ürün tasarımında ve aracılığında görev alabilecek kurumların ortak bir yol haritası çıkarmasına; ayrıca, gerek Körfez bölgesinde gerekse ülkemizde belirli bir büyüklüğe ulaşan faizsiz finansmanı tercih eden sermayenin çekilmesine yönelik ürünler konusunda düzenleme ve altyapı çalışmalarının tamamlanması ve Körfez bölgesi sermayesine yönelik sermaye piyasası araçları ve takas bağlantısı projesinin hayata geçirilmesinin teminine yönelik bir karar alınmıştır Verilerle Katılım Bankalarının Gelişimi Reel ekonomik faaliyetlerle birebir ilişkili olması, aşırı risk, spekülatif işlemler ve belirsizlikten kaçınması sebebiyle sağlam bankacılık olarak ön plana çıkan katılım bankacılığı, geleneksel bankacılığın üzerinde gelişme kaydetmiştir. 133

148 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8. Katılım bankalarının Aralık 2012 itibariyle mevduat toplamı %23,4 lük bir artışla TL ye ulaşmıştır. Türk bankacılık sektörünün aynı dönemdeki toplam mevduatı %11 lik bir artışla 771,9 milyar TL düzeyindedir. Bu haliyle katılım bankaları sektörün %6,37 sini elinde bulundurmaktadır. Katılım bankalarının mevduatları yıldan yıla ortalama %29 artış göstermektedir. Bankacılık sektöründe ise bu oran %18 dir. Bu ternd devam ederse katılım bankalarının toplam mevduattan alacağı payın hızla artacağı ortadadır. 134

149 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8- Bin TL. Katılım bankalarında, Aralık 2012 itibariyle önceki yıla göre %24,9 luk bir artışla TL fon kullandırılmıştır. Türk bankacılık sektörünün aynı dönemdeki kredi miktarı %16,4 lük bir artışla 794,8 milyar TL düzeyine ulaşmıştır. Bu haliyle katılım bankaları, sektörün %6,34 ünü temsil etmektedir. Katılım bankalarınında kullandrılan fonlar yıllık ortalama %34 artış göstermektedir. Bankacılık sektöründe ise bu oran %28 dir. 135

150 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8. Bin TL. Aktif toplamı açısından katılım bankaları, Aralık 2012 itibariyle önceki yıla göre %24,8 lik bir büyüme göstermiş ve TL ye ulaşmıştır. Türk bankacılık sektörü 2012 yılı itibariyle önceki yıla göre %12,6 artışla milyar TL aktif seviyesine ulaşmıştır. Bu haliyle katılım bankaları, sektörün %5,35 ini temsil etmektedir. Katılım bankalarının aktif toplamı yıllık ortalama %32 artış göstermektedir. Bankacılık sektöründe ise bu oran %19 dur. 136

151 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8.- Bin TL. Özkaynaklar açısından katılım bankaları, Aralık 2012 itibariyle önceki yıla göre %19,1 lik bir büyüme göstermiş ve TL ye ulaşmıştır. Türk bankacılık sektörünün özkaynakları ise 2012 yılı itibariyle önceki yıla göre %25,7 artışla 181,8 milyar TL seviyesine ulaşmıştır. Bu haliyle katılım bankaları, sektörün %4,09 unu temsil etmektedir. Katılım bankalarının özkaynakları yıllık ortalama %36 artış göstermektedir. Bankacılık sektöründe ise bu oran %19 dur. 137

152 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8. Katılım bankalarının kâr değeri, Aralık 2012 itibariyle önceki yıla göre %13,9 lık bir büyüme göstermiş ve TL ye ulaşmıştır. Türk bankacılık sektörü ise 2012 yılı itibariyle önceki yıla göre %19,2 artışla TL seviyesine ulaşmıştır. Bu haliyle katılım bankaları, sektörün %3,92 sini temsil etmektedir. Katılım bankalarının kâr değerleri yıllık ortalama %22 artış göstermektedir. Bankacılık sektöründe ise bu oran %28 dir. 138

153 Kaynak: Sermaye Piyasası Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013: 8. Katılım bankaları ile ilgili değerlendirilmesi gereken en önemli husus, kârlılık oranlarıdır. Mevduat toplama, fon kullandırma, aktif gelişimi gibi alanlarda genel bankacılık yapısından çok daha hızlı büyümesine karşın kârlılık oranlarındaki bu düşüşün sebepleri araştırılmalıdır. Geleneksel bankacılık yapısında kullanılan birtakım enstrümanların İslami ilkelere uygun düşmemesi sebebiyle katılım bankalarında kullanımı mümkün olmamaktadır. Bu durum kârlılık değerlerini etkilemektedir. 139

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI

İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın Başbakan Yardımcım, Sayın Hazine Müsteşarım, Yurt dışından gerek

Detaylı

ITA Uluslararası Eğitim Akademisi Sunar İSLAMİ FİNANS OKULU ÖNERİLEN MÜFREDAT MODÜL I: İSLAMİ FİNANSIN TEMELLERİ

ITA Uluslararası Eğitim Akademisi Sunar İSLAMİ FİNANS OKULU ÖNERİLEN MÜFREDAT MODÜL I: İSLAMİ FİNANSIN TEMELLERİ London Tel: +44 20 8144 7201 Fax: +44 20 8181 02 Istanbul Tel: +90 212 24 7121 Fax: +90 212 24 7134 http://www.sifemea.com ITA Uluslararası Eğitim Akademisi Sunar İSLAMİ FİNANS OKULU ÖNERİLEN MÜFREDAT

Detaylı

www.tunagokdemir.com

www.tunagokdemir.com www.tunagokdemir.com MEVZUATTA YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER ÇERÇEVESİNDE TÜRK HUKUKUNDA SUKUK Klasik piyasalarda yatırımcıların, ihtiyaç sahiplerine fon aktarımı, genellikle bu aktarımdan bir maddi menfaat

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil

Detaylı

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md.

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. 8 Ekim 2013 Ajanda 1- Finansal Aktörler: Güncel Durum A- Güncel Durum: Birincil Konut

Detaylı

KISA VADELİ YÜKÜMLÜLÜKLER

KISA VADELİ YÜKÜMLÜLÜKLER Örnek Firma Uygulaması Yukarıda teorisini vermeye çalıştığımız oranları, gerçekçi olması açısından BİST de işlem görmekte olan 2 firma üzerinden inceleyerek konunun uygulama kısmına da değinmekte fayda

Detaylı

BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI

BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI BANKALARLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ YÖNDEN ÖZEL FİNANS KURUMLARI BİRİNCİ BÖLÜM GİRİŞ I. ÖZEL FİNANS KURUMLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. Kavram ve Kurum Olarak Özel Finans Kurumları 1. Kavramın Ortaya

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

Dar Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Etik Kurallar

Dar Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Etik Kurallar 1. Belli miktarda bir mal veya kıymetin ve bunların karşılığı olan paranın işlemin ardından el değiştirmesini sağlayan piyasalara ne ad verilir? A) Swap B) Talep piyasası C) Spot piyasa D) Vadeli piyasa

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 3 38

Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 3 38 İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM Finansal Amaç, Finans Fonksiyonu, Finansal Çevre 3 38 I. Finansman Nedir?, 6 Finansal Yönetim, 7; Yatırımlar, 9; Finansal Pazarlar, 10; Finansal Kurumlar, 13; Finansal Araçlar

Detaylı

ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı

ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı 1 OCAK 30 EYLÜL 2014 KONSOLİDE ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 30 Eylül 2014 Bankanın Ticaret Unvanı : Arap Türk Bankası

Detaylı

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. FİNANSAL KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUK HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. HUKUK B. TOPLUMSAL KURALLAR VE MÜEYYİDELERİ 1. Toplumsal Kuralların Gerekliliği 2. Toplumsal Kuralların Sınıflandırılması a. Görgü

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

ORGANİZATÖR Prof. Dr. Halit ÇALIŞ Konya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi halitcalis@hotmail.com (+90332) 323 82 50 /80 72

ORGANİZATÖR Prof. Dr. Halit ÇALIŞ Konya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi halitcalis@hotmail.com (+90332) 323 82 50 /80 72 DÜZENLEME ve BİLİM KURULU Prof. Dr. Ahmet Saim ARITAN Prof. Dr. Ali ÖZEK Prof. Dr. Halit ÇALIŞ Prof. Dr. Bedreddin ÇETİNER Prof. Dr. Orhan ÇEKER Prof. Dr. H. Tekin GÖKMENOĞLU Prof. Dr. Saffet KÖSE Prof.

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sayın başkanlar, iş dünyamızın ve basınımızın değerli temsilcileri, yurt dışından gelen kıymetli

Detaylı

MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü

MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü İslam ekonomisi çalışmanın gerekliliği Ekonomik mükellefiyetler ibadetin önemli bir bölümüdür. Kur an da bu konuyla alakalı en az 250 ayet bulunmaktadır. Hz. Peygamber

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

4. Sahibine eşit hak sağlayan paya ne ad verilir? a) Bedelli pay b) Nama yazılı pay c) Bedelli pay d) İmtiyazlı pay e) Adi pay

4. Sahibine eşit hak sağlayan paya ne ad verilir? a) Bedelli pay b) Nama yazılı pay c) Bedelli pay d) İmtiyazlı pay e) Adi pay Sermaye Piyasası Araçları 1 1. Aşağıdakilerden hangisi payların sağladığı mali haklardan biri değildir? a) Kar payı alma hakkı, b) Hazırlık dönemi faizi alma hakkı, c) Tasfiye payı alma hakkı, d) Geri

Detaylı

Aylık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama

Aylık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama Aylık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama İstatistik Genel Müdürlüğü Parasal ve Finansal Veriler Müdürlüğü İçindekiler I- Amaç... 3 II- Tanım... 3 III- Sınıflama... 5 IV- Yöntem...

Detaylı

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI KONULU ÇALIŞTAY AÇILIŞ KONUŞMASI Dr. Vahdettin ERTAŞ SPK Başkanı

Detaylı

İSLAMİ FİNANS YOLUYLA FİNANSAL İÇERMENİN GELİŞTİRİLMESİ

İSLAMİ FİNANS YOLUYLA FİNANSAL İÇERMENİN GELİŞTİRİLMESİ İSLAMİ FİNANS YOLUYLA FİNANSAL İÇERMENİN GELİŞTİRİLMESİ ZAMIR IQBAL DÜNYA BANKASI İSLAMİ FİNANSIN GELİŞTİRİLMESİ KÜRESEL MERKEZİ TÜRKİYE FİNANSAL İÇERME KONFERANSI (3 HAZİRAN 2014, İSTANBUL) Finansal Sistemler

Detaylı

http://acikogretimx.com

http://acikogretimx.com 2009 S 4421- SERMYE PiYSSı VE FiNNSL KURUMLR 1. Birikim açığı olan ekonomik birimlerle birikim fazlalığı olan ekonomik birimlerin karşılaştığı ve finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasalara ne ad

Detaylı

5. Borçlanma aracı ihracı için Yetkili organ kararının alındığı tarihten itibaren en geç kaç yıl içinde Kurula başvuruda bulunulması zorunludur?

5. Borçlanma aracı ihracı için Yetkili organ kararının alındığı tarihten itibaren en geç kaç yıl içinde Kurula başvuruda bulunulması zorunludur? 1. Yatırım amacı taşıyan kıymetli evrak aşağıdakilerden hangisidir? a. Menkul kıymet b. Para c. Çek d. Bono e. Poliçe 2. Aşağıdakilerden hangisi payların sahibine sağladığı mali haklardan a. Kar payı alma

Detaylı

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları: Gelişen Altyapı ve Yeni Fırsatlar. Dr. Orhan Erdem Müdür Araştırma Bölümü 3 Ekim 2013

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları: Gelişen Altyapı ve Yeni Fırsatlar. Dr. Orhan Erdem Müdür Araştırma Bölümü 3 Ekim 2013 Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları: Gelişen Altyapı ve Yeni Fırsatlar Dr. Orhan Erdem Müdür Araştırma Bölümü 3 Ekim 2013 Ajanda Borsa da sektörün görünümü Menkul kıymetleştirme ve alternatif finansman yöntemleri

Detaylı

TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. PARA TEORİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF 2 Kolayaof.com

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... i İÇİNDEKİLER... iii TABLO LİSTESİ... v GRAFİK LİSTESİ... vii KUTU LİSTESİ... xiv KISALTMA LİSTESİ.... xvi GENEL DEĞERLENDİRME... xvii I. Finansal İstikrarın Makroekonomik Unsurları...

Detaylı

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 Mart 2009 ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2009 31.03.2009 Bankanın Ticaret Ünvanı : Bankpozitif Kredi ve Kalkınma

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER Prof. Dr. Mustafa ÇEKER Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 31.10.2013 FAİZ KAVRAMI Faiz, para alacaklısına parasından

Detaylı

KATILIM BANKACILIĞI DR. MUSTAFA CANBAZ

KATILIM BANKACILIĞI DR. MUSTAFA CANBAZ KATILIM BANKACILIĞI DR. MUSTAFA CANBAZ İstanbul, Haziran 2016 ii Katılım Bankacılığı Yayın No : 3430 İşletme-Ekonomi Dizisi : 786 1. Baskı Haziran 2016 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-625 - 9 Copyright Bu

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Tel (İş) : (04) 74458 Faks : (04) 06889 E-posta : durmusabdullah@yahoo.com Yazışma Adresi : Akdeniz Üniversitesi ahiyat Fakültesi Dumlupınar Bulvarı 07058 Kampüs ANTALYA Öğrenim

Detaylı

FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ

FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ I. Giriş Faktoring Derneği (Dernek), faktoring şirketlerinin mesleki ve örgütsel alanda etik ilkelerine bağlı olarak çalışmaları zorunluluğu konusunda bir çerçeve oluşturmuştur.

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş Finansal Erişim Konferansı Açılış Konuşması 3 Haziran 2014 Sn. Hazine Müsteşarım, Sn. BDDK Başkanım, Dünya Bankasının ülke direktörü Sn. Raiser, yurtiçinden

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama

Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama UMS 26 Standarda (standardın ilgili paragraflarına referans verilmiştir) Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama Kontrol listesinin bu kısmı emeklilik fayda planlarına ilişkin mali tabloların

Detaylı

TEBLİĞ PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1)

TEBLİĞ PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1) 21 Ocak 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 28889 Sermaye Piyasası Kurulundan: TEBLİĞ PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1) Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, makul bir ekonomik veya finansal

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Şirket Finansmanı ve Halka Açılmada Yeni Yol Haritası: Girişim Sermayesi ve Özel Sermaye Şirketleri Panelinde Yaptığı Konuşma 21.03.2008 Oditoryum,

Detaylı

A. BİLANÇO DİPNOTLARI Gedik Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi A tipi Hisse Fonu ( Fon ) nun bilanço dipnotları aşağıda sunulmuştur.

A. BİLANÇO DİPNOTLARI Gedik Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi A tipi Hisse Fonu ( Fon ) nun bilanço dipnotları aşağıda sunulmuştur. A. BİLANÇO DİPNOTLARI Gedik Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi A tipi Hisse Fonu ( Fon ) nun bilanço dipnotları aşağıda sunulmuştur. a) Birim Pay Değeri: 31.12.2010 31.12.2009 Fon Toplam Değeri (TL)

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İKİNCİ ÜNİTE PARANIN ZAMAN DEĞERİ

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İKİNCİ ÜNİTE PARANIN ZAMAN DEĞERİ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM 1 13 1. EKONOMİK SİSTEM 2 2. FİNANSAL SİSTEM 5 3. FİNANSAL SİSTEMİN UNSURLARI 8 4. FİNANSAL PİYASALARIN YAPISI 9 4.1. Borç ve Öz Sermaye Yapısı 9 4.2.

Detaylı

BANK ASYA: Halka Arz Bilgi Notu 28/04/2006 2

BANK ASYA: Halka Arz Bilgi Notu 28/04/2006 2 GENEL BİLGİ Bank Asya nın 240,000,000 YTL olan ödenmiş sermayesi 300,000,000 YTL ye nakden artırılacak, nakden artırılan 60,000,000 YTL lik sermayeyi temsil eden 60,000,000 adet hisse senedi mevcut ortakların

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2015 III. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

ÖZEL SEKTÖR BORÇLANMA ARAÇLARINA İLİŞKİN RİSK BİLDİRİM FORMU

ÖZEL SEKTÖR BORÇLANMA ARAÇLARINA İLİŞKİN RİSK BİLDİRİM FORMU ÖZEL SEKTÖR BORÇLANMA ARAÇLARINA İLİŞKİN RİSK BİLDİRİM FORMU ÖNEMLİ AÇIKLAMA Özel sektör borçlanma araçları alım satım işlemleri sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskiniz de bulunmaktadır.

Detaylı

Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 24 - İlişkili Taraf Açıklamaları

Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 24 - İlişkili Taraf Açıklamaları Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 24 - İlişkili Taraf Açıklamaları Pınar Güleç, Müdür - Denetim P. 1 TMS 24 ün amacı temel olarak: İşletmenin finansal durumu ile kâr veya zararının, ilişkili tarafların

Detaylı

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2015 31.03.2015 Bankanın Ticaret Ünvanı : Bankpozitif Kredi ve Kalkınma

Detaylı

I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI

I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 67. madde ile 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31.12.2015 tarihine kadar;

Detaylı

MENKUL KIYMETYATIRIM ORTAKLIKLARI VE VERGİLEME

MENKUL KIYMETYATIRIM ORTAKLIKLARI VE VERGİLEME MENKUL KIYMETYATIRIM ORTAKLIKLARI VE VERGİLEME Yatırım ortaklıkları,sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslar arası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM KALKINMA VE FİNANS

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM KALKINMA VE FİNANS SUNUŞ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM KALKINMA VE FİNANS I- Ekonomik kalkınma/1 II- Tasarruf/4 1- İç tasarruf/5 1.1. Bireysel tasarruf/5 1.2. Kurumsal tasarruf7 1.3. Devletin bütçe fazlası/8 2- Dış

Detaylı

2011/1.DÖNEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI SERMAYE PİYASASI MEVZUATI 24 Mart 2011-Perşembe 18:00

2011/1.DÖNEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI SERMAYE PİYASASI MEVZUATI 24 Mart 2011-Perşembe 18:00 2011/1.DÖNEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI SERMAYE PİYASASI MEVZUATI 24 Mart 2011-Perşembe 18:00 SORULAR SORU 1: Aracı Kurumlarda Uygulanacak İç Denetim Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ ve

Detaylı

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANKPOZİTİF KREDİ VE KALKINMA BANKASI ANONİM ŞİRKETİ 31 MART 2015 ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2015 31.03.2015 Bankanın Ticaret Ünvanı Genel Müdürlük Adresi : Bankpozitif

Detaylı

BİLANÇO DİPNOTLARI 1- İşletmenin fiili faaliyet konusu :Vana İmalatı 2- Sermayenin %10 ve daha fazlasına sahip ortakların : Adı Pay Oranı Pay Tutarı

BİLANÇO DİPNOTLARI 1- İşletmenin fiili faaliyet konusu :Vana İmalatı 2- Sermayenin %10 ve daha fazlasına sahip ortakların : Adı Pay Oranı Pay Tutarı BURÇELİK VANA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Sayfa No: 1 BİLANÇO DİPNOTLARI 1- İşletmenin fiili faaliyet konusu :Vana İmalatı 2- Sermayenin %10 ve daha fazlasına sahip ortakların : Adı Pay Oranı Pay

Detaylı

ARACI KURULUŞ VARANTLARI

ARACI KURULUŞ VARANTLARI ARACI KURULUŞ VARANTLARI SERMAYE PİYASASI KURULU NİSAN 2010 YAPILANDIRILMIŞ ÜRÜNLER Şirketlerin finansal ihtiyaçlarının standart sermaye piyasası araçlarının sunduğu olanaklar ile karşılanmadığı durumlarda

Detaylı

Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin İkincil Düzenlemeler

Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin İkincil Düzenlemeler Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin İkincil Düzenlemeler 1. Kapsam 6362 sayılı Yeni Sermaye Piyasası Kanunu, yatırım hizmet ve faaliyetlerinin kurumsal bir yapıda, geniş bir perspektifte

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. (2) Türkiye de faaliyette bulunan katılım bankaları bu Tebliğ hükümlerine tâbidir.

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. (2) Türkiye de faaliyette bulunan katılım bankaları bu Tebliğ hükümlerine tâbidir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan : KATILIM BANKALARINCA UYGULANACAK TEKDÜZEN HESAP PLANI VE İZAHNAMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (26.01.2007 tarih ve 26415 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.)

Detaylı

Bizim Menkul Değerler A.Ş 05 Kasım 2014-1 -

Bizim Menkul Değerler A.Ş 05 Kasım 2014-1 - Bizim Menkul Değerler A.Ş. tarafından hazırlanan bu rapor Sermaye Piyasası Kurulu nun VII-128.1 no lu Pay Tebliği nin 29. Maddesi çerçevesinde Alternatif Yatırım A.Ş tarafından hazırlanan AvivaSA Emeklilik

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

KARE YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. B TİPİ KISA VADELİ TAHVİL VE BONO FONU 1 OCAK - 31 ARALIK 2013 HESAP DÖNEMİNE AİT PORTFÖY DAĞILIM RAPORU

KARE YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. B TİPİ KISA VADELİ TAHVİL VE BONO FONU 1 OCAK - 31 ARALIK 2013 HESAP DÖNEMİNE AİT PORTFÖY DAĞILIM RAPORU KARE YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. B TİPİ KISA VADELİ TAHVİL VE 1 OCAK - 31 ARALIK 2013 HESAP DÖNEMİNE AİT PORTFÖY DAĞILIM RAPORU İÇİNDEKİLER Sayfa No I- FONU TANITICI BİLGİLER... 1 II- FONUN PERFORMANSINA

Detaylı

Çeşitli kanunlarda yapılan değişiklikler ve diğer düzenlemeler; İstanbul un uluslararası bir finans merkezi haline getirilmesi, Yurtiçi tasarrufların

Çeşitli kanunlarda yapılan değişiklikler ve diğer düzenlemeler; İstanbul un uluslararası bir finans merkezi haline getirilmesi, Yurtiçi tasarrufların Çeşitli kanunlarda yapılan değişiklikler ve diğer düzenlemeler; İstanbul un uluslararası bir finans merkezi haline getirilmesi, Yurtiçi tasarrufların artırılması, Finansman imkanlarının çeşitlendirilmesi

Detaylı

Haftalık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama

Haftalık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama Haftalık Para ve Banka İstatistikleri ne İlişkin Yöntemsel Açıklama İstatistik Genel Müdürlüğü Parasal ve Finansal Veriler Müdürlüğü İçindekiler I- Tanım... 3 II- Amaç... 3 III- Yöntem... 3 IV- Yayımlama

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Tel (İş) : (04) 74458 Faks : (04) 06889 E-posta : durmusabdullah@yahoo.com Yazışma Adresi : Akdeniz Üniversitesi ahiyat Fakültesi Dumlupınar Bulvarı 07058 Kampüs ANTALYA Öğrenim

Detaylı

T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. DÜNYA TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI 10-11 NİSAN 2009 Boğazdan Körfeze Fırsatlar 1 SUNUM PLANI KÖRFEZ BÖLGE PROFİLİ KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLER SONUÇ VE ÖNERİLER 2 Bölge Profili

Detaylı

Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Yurtdışından Sağladıkları Döviz Krediler (Milyon ABD Doları)

Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Yurtdışından Sağladıkları Döviz Krediler (Milyon ABD Doları) Bankalardan sağlanan dövizli kredilerde vergisel maliyetler Melike Kılınç I. Giriş Şirketlerin yurtdışı ithalat ihracat işlemleri, döviz cinsinden pozisyon tutmak istemeleri, nihai ürünlerini ya da hizmetlerini

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Dış Borç Ödeme Hesabı Oluşturulması ve İşleyişine İlişkin Esas ve Usullere Dair Yönetmelik

Dış Borç Ödeme Hesabı Oluşturulması ve İşleyişine İlişkin Esas ve Usullere Dair Yönetmelik Devlet Bakanlığından: Dış Borç Ödeme Hesabı Oluşturulması ve İşleyişine İlişkin Esas ve Usullere Dair Yönetmelik Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı

Detaylı

SİGORTAYA TABİ MEVDUAT VE KATILIM FONLARI İLE TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNCA TAHSİL OLUNACAK PRİMLERE DAİR YÖNETMELİK

SİGORTAYA TABİ MEVDUAT VE KATILIM FONLARI İLE TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNCA TAHSİL OLUNACAK PRİMLERE DAİR YÖNETMELİK SİGORTAYA TABİ MEVDUAT VE KATILIM FONLARI İLE TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNCA TAHSİL OLUNACAK PRİMLERE DAİR YÖNETMELİK 07/11/ 2006 Tarih ve 26339 Sayılı Resmî Gazete de yayımlanmıştır. TASARRUF MEVDUATI

Detaylı

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Prof. Dr. Serdar ÖZKAN İzmir Ekonomi Üniversitesi İzmir Ticaret Odası Meclis

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM Fon talep edenler, fon arz edenler, fon akımını sağlayan araçlar, kuruluşlar ve piyasanın işleyişini düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

SEMİNER 29.11.2014 8. ÖZELLİKLE ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAŞLICA KONULAR

SEMİNER 29.11.2014 8. ÖZELLİKLE ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAŞLICA KONULAR ETM SEMİNER 29.11.2014 KONU: MÜHENDİSLİĞİN HUKUKSAL KAVRAMLARI 1.TANIMLAR 2. SÖZLEŞME VE UNSURLARI, ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER 3. BANKALAR, BANKACILIK, AKREDİTİF, TEMİNAT KONULARI 4. İŞ SAHİBİNİN VE ÇALIŞANLARIN

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3. Müdürler

Detaylı

ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.

ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş. ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş. 30 HAZİRAN 2009 DÖNEMİ FAALİYET RAPORU 30 HAZİRAN 2009 DÖNEMİ FAALİYET RAPORU İÇİNDEKİLER Kısaca Albaraka Türk ve Tarihsel Gelişimi 3 Yönetim Kurulu Başkanının Mesajı

Detaylı

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖY BİLGİLERİ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka Arz Tarihi 07/11/2008 Portföy Yöneticileri 31.03.2010 tarihi itibariyle Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam

Detaylı

GENEL MUHASEBE. KVYK-Mali Borçlar. Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

GENEL MUHASEBE. KVYK-Mali Borçlar. Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi GENEL MUHASEBE KVYK-Mali Borçlar Yrd. Doç. Dr. Serap DURUKAN KÖSE Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi KAYNAK KAVRAMI Kaynaklar, işletme varlıklarının hangi yollarla sağlandığını göstermektedir. Varlıklar,

Detaylı

İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2015 KONSOLİDE OLMAYAN ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2015 KONSOLİDE OLMAYAN ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. 1 OCAK 31 MART 2015 KONSOLİDE OLMAYAN ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. 2015 Yılı I. Dönem Faaliyet Raporu İÇİNDEKİLER Başlık... Sayfa

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. B TİPİ ŞEMSİYE FONU'NA BAĞLI LİKİT ALT FONU (6. ALT FON)

T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. B TİPİ ŞEMSİYE FONU'NA BAĞLI LİKİT ALT FONU (6. ALT FON) T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. B TİPİ ŞEMSİYE FONU'NA BAĞLI LİKİT ALT FONU 15 AĞUSTOS - 31 ARALIK 2013 HESAP DÖNEMİNE AİT PORTFÖY DAĞILIM RAPORU 1 İÇİNDEKİLER Sayfa No I- FONU TANITICI BİLGİLER... 1 II- FONUN

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında

Detaylı

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir.

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Sayın MeslektaĢımız; 03.05.2013 Sirküler, 2013/15 KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Gelir İdaresi Başkanlığı nın 30 Nisan 2013 tarih ve 64 numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri nde, ileri

Detaylı

YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU. A. Feridun Güngör Yeminli Mali Müşavir

YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU. A. Feridun Güngör Yeminli Mali Müşavir YILLIK TRANSFER FİYATLANDIRMASI RAPORU A. Feridun Güngör Yeminli Mali Müşavir Belgelendirme Zorunluluğu İlişkili şirketler arasında gerçekleştirilen işlemlerde uygulanan fiyatların emsallere uygunluk ilkesi

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

FON BÜLTENİ ŞUBAT 2016 SAYI 43

FON BÜLTENİ ŞUBAT 2016 SAYI 43 Değerli Müşterimiz, Geleceğe dair önemli bir adım atarak emeklilik birikimlerinizi bizimle değerlendiriyorsunuz. Biz de bu fon bülteni ile size, emeklilik birikimlerinizin değerlendirildigi piyasa ve ekonomik

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ

GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ GELİR VERGİSİ KANUNU KAPSAMINDA VADELİ İŞLEM VE OPSİYON SÖZLEŞMELERİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLİMESİ İlker Şadi İŞLEYEN * I. GİRİŞ Bankalar ve aracı kurumların, menkul kıymetler ve diğer

Detaylı