Pegasus Yayınları: 226 Bestseller Roman: 63 STIEG LARSSON EJDERHA DÖVMELİ KIZ. Özgün Adı: MÂN SOM HATAR KVINNOR THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Pegasus Yayınları: 226 Bestseller Roman: 63 STIEG LARSSON EJDERHA DÖVMELİ KIZ. Özgün Adı: MÂN SOM HATAR KVINNOR THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO"

Transkript

1

2 Pegasus Yayınları: 226 Bestseller Roman: 63 STIEG LARSSON EJDERHA DÖVMELİ KIZ Özgün Adı: MÂN SOM HATAR KVINNOR THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO Yayın Yönetmeni: İbrahim Şener Yayınevi Editörü: Özkan Özdem Son Okuma: Yusuf Tan Bilgisayar Uygulama: Meral Gök Kapak Uygulama: Y. Bora Ülke Baskı-Cilt: Kilim Matbaası Maltepe Mah. Litros Yolu Fatih Sanayi Sit. No: 12/ Topkapı/îstanbul Tel: Baskı: Kasım 2009 ISBN: PEGASUS YAYINLARI Norstedts Agency, 2005 Aile Soyağacı 2008 Reginald Piggott Bu kitabın Türkçe Yayın hakları Oden Ajans aracılığıyla Pegasus Yayıncılık Tic. San. Ltd. Şti'ne aittir. Yayınevinden izin alınmadan kısmen ya da tamamen alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz ve yayımlanamaz. Yayıncı Sertifika No: PEGASUS YAYINLARI Gümüşsüyü Mah. Osmanlı Sk. Alara Han No: 27/9 Taksim / İSTANBUL Tel: (pbx) Faks: /

3 Millennium Serisi - 1 EJDERHA DÖVMELİ KIZ İsveççe'den Çeviren: ALİ ARDA PEGASUS YAYINLARI ÖVGÜLER Bu kadar çok gürültü patırtı yapılmasının haklı bir nedeni var... Bu kitap her cephede -karakter, kurgu, atmosfer-övgüyü hak ediyor. MARCEL BERLIN, The Times "Hiçbir yerden gelmemiş gibi görünen bir cinayet romanı yazarından bir yayıncılık başarısı... polisiye kitaplar ender olarak bu denli ses getirmiştir ve Larsson'm aynı kaderi paylaşması çok yetenekli bir yazarın ardından yas tutulmasına neden olmuştur." JOAN SMITH, Sunday Times "Yazı biçemi durağan ve ayrıntılı, konu ilginç ve inanılmaz fakat her şeyin ötesinde tüm kahramanlar müthiş bir şekilde özgün... olağanüstü bir kitap." JESSICA MANN, Literary Review "Capcanlı bir seri katil macerası." JOHN WILLIAMS, Mail On Sunday "Stieg Larsson'm bu başlangıç kitabı bir saatli bombadır... zaman ilerledikçe konu heyecan kazanmaktadır... sıradışı kadın kahraman, çağdaş İsveç'in arka planda olduğu büyüleyici bir portre sunmaktadır. Bu kitap bir başlangıç romanı olarak şaşırtıcı bir heyecan ve kurgu taşımaktadır." BOB CORNWELL, Tangled Web

4 "Bu kitap beni derinden sarstı... çok katmanlı, çok karakterli öyküde yazar büyük bir başarıya imza atıyor. Toplumsal bilinç ve duygu ile dolu. İnsanlığın gitgide yozlaşmasına göndermelerde bulunuyor." ALI KARIM, Shotsmag "Kitaplar Avrupa'nın dışında milyonlarca satmaktadır ve nedenini anlamak hiç de zor değildir... bunun nedeni kısmen konunun iyi olmasıdır fakat daha fazla olarak belki de kızgın Larsson'ın doğrudan doğruya hedefe kilitlenmesidir... Son derece etkileyici ve çok iyi bir kitap: Serinin diğer kitaplarını bekliyorum." ANDREYV TAYLOR, Spectator "Larsson'ın kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır." Bams "İsveç polisiyesi, bpkı ülkenin kendisi gibi, sınıf ve bir sosyal bilince sahiptir. Onun Savaş ve Barış kitabından önce üretilmiş olması yalnızca bir zaman meselesidir... Konu ve ilerleme usta işidir." Sydney Morning Herald "Çarpıcı bir roman, tutku dolu, zihninizi kavrayacak ve esir edecek." PETER GUTTRIDGE, Observer "On yılın macera kitabı." Evene.fr "[Larsson] her sayfayı ağır ağır ve dokuyarak yazmıştır. Kaçırılmamalı." Classic FM "Bir yazar Lisbeth Salander gibi birinin karmaşık ve büyüleyicibir betimlemesini yapüğmdabizim yapabileceğimiz tek şey onun önünde saygıyla eğilmektir. Bundan daha iyisi yapılamazdı."

5 Gefle Dagblad, İsveç "Bu kitap kendisi için söylenen her bir övgü sözcüğünü hak ediyor... Kitap karanlık ve kesin olarak etkileyicidir... Benim okuduğum en iyi polisiye kitaplardan biri... Üçlemenin geri kalan iki kitabı bunun yarısı kadar bile iyi olsa, Larsson bize müthiş bir miras bırakmış olacak." SHAROX WHEELER, Reviewing the Evidence "Bir kitaptan daha fazlası, bağımlılık yapıyoı/l ^ Le Xouvel Oservateur "Bu kitap bir duygu yoğunluğuna sahiptir ve hiç kuşku yok ki bu yılın en iyi macera kitaplarından biridir. Gizem kitabın sonuna kadar sizi esir almaktadır... ve ayrıca toplumsal yorum taşımaktadır." Readings Books Review, Avusturalya "Kitap insan duygularının bir bulmacası gibi adım adım çözülen bir kurguya sahip. Gerçek yaşamın tüm gerçekleri ile içice olan bir yapı söz konusudur... Bu kurgu asla sayılara dayanan bir macera hissi uyandırmaz." JONATHAN GIBBS, Independent on Sunday "Bu kitabın raflarda yerini almasından kısa bir süre sonra ve üçlemenin diğer iki kitabı henüz yayınlanmamışken, Larsson 50 yaşında kalp krizi geçirerek hayata veda etti... [fakat] onun bakış açısı kendisinin hayal bile edemeyeceği geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı." ROGER PERKINS, Sunday Telegraph "Diğer macera kitabı yazarlarının aksine, Larsson son sayfanın çevrilmesinden uzun zaman sonra bile okuyucuların zihinlerinde var olmayı sürdürmektedir." Le Monde

6 GİRİŞ 1 KASIM CUMA Her yıl olan şey yine olmuştu. Çiçeğin alıcısı şimdi seksen ikinci yaşma basıyordu. Paketi açü ve kağıtları toplayıp bir kenara bıraktı. Ardından telefon ahizesini kaldırdı, emekliliğinden sonra Siljan'a yerleşen cinayet masası komiserinin telefon numarasını çevirdi. Bu iki adam yalnızca aynı yıl değil, aynı günde de doğmuşlardı; birbirleriyle bağlantıları göz önüne alındığında bu, hayaün bir cilvesi olmalıydı. On bire doğru, postalar dağıtıldıktan sonra, telefonun çalacağını bilen eski cinayet masası komiseri, sabah kahvesini içerek bekliyordu. Ama telefon bu defa kez erken bir saatte, on buçukta çaldı. Ahizeyi kaldırdı, kendini tanıtmaya gerek duymadan "Merhaba!" dedi. "Yine geldi." "Bu defa ne?" "Türünü bilmiyorum. Araştırtacağım. Ama beyaz renkli bir çiçek." "Sanırım yine mesaj yok." "Hayır, yalnızca çiçek. Çerçevesi geçen sene gönderilenle aynı. Kendi kendinize monte edebildiğiniz şu ucuz çerçevelerden." "Nereden postalanmış?" "Stockholm'den." "Yazı tarzı?" "Her zamanki gibi, büyük harflerle yazılmış. Düz ve şık harfler." EJDERHA DÖVMELİ KİZ Söylenecekler söylenmişti. İkisi de birkaç dakika sustular. Emekli cinayet masası komiseri sırtını oturduğu sandalyeye yaslayarak piposunu tüttürdü. Artık ondan ne olayın çözülmesine yarayacak ne de olaya yeni bir ışık tutacak keskin sorular sormasının beklenmediğini biliyordu. O günler çok gerilerde kalmıştı. İki yaşlı adam arasındaki telefon konuşması, dünyada başka hiç kimsenin bir gıdım bile ilgilenmediği bir sır üzerine, bir çeşit ritüele dönüşmüştü. Latince adı Leptospermum (Myrtaceae) rubineüe idi. Süpürge otununkilere benzeyen yeşil yaprakları, iki santim uzunluğunda beş beyaz taç yapraklı çiçeğiyle sıradan, çalımsı bir bitkiydi. Yaklaşık on iki santim uzunluğundaydı. Kökeni Avustralya'nın çalılık ve dağlık bölgelerine uzanıyordu. Gür çalıların arasında yetişen bu çiçeğe Avustralya'da Desert Snoıu (Çöl

7 Karı) deniliyordu. Upp-sala'daki botanik bahçesinde çalışan uzmanın raporuna göre bu çiçek, sıradan bir çiçek değildi ve İsveç'te nadiren yetiştirilebiliniyordu. Genellikle, Yeni Zelanda'da çok görülen kuzeni Leptospermum scopariıım'la karıştırılırdı. Uzmana göre Rubinette'nin taç yapraklarının ucunda, ona pembemsi bir hava veren mikroskobik pembe noktalar vardı. İddiasız bir çiçekti. Hiçbir ticari değeri yoktu. Bilinen hiçbir tıbbi özelliği olmadığı gibi kafa da buldurmuyordu. Ne baharat olarak tüketilebilir ne de bitkisel boya üretiminde kullanılabilirdi. Yalnızca Ayers Rock Irmağı'nın etrafındaki bitki örtüsünü kutsal kabul eden Avustralya'nın yerli halkı Aborjinler için anlamlı bir çiçekti. Bunun dışında çiçeğin varlık nedeni, büyüleyici güzelliğiyle çevresini mest etmek gibi görünüyordu. Uppsalalı botanikçiye göre Avustralya'da bile az rastlanılan bu çiçeğe, İskandinavya'da rastlamak olağanüstü STIEG LARSSON bir şeydi. Botanikçinin kendisi hiç rastlamamış ama sorduğu arkadaşlarından, bu bitkinin Göteborg'daki bir bahçede yetiştirilmeye çalışıldığını duymuştu. Öyleyse özel çiçek hayranları ve amatör botanikçilerin kendi özel küçük limonluklarında yetiştirdikleri de düşünülebilirdi. Yumuşak ve kuru bir iklime ihtiyaç duyduğu için bu çiçeği İsveç'te büyütmek çok zordu, kış aylarında kapalı bir yere taşınmalıydı. Kireçli toprak bu çiçeğe uygun değildi ve doğrudan köklerinden sulanmalıydı. Kısacası bu çiçeği yetiştirmek ustalık gerektiriyordu. İsveç'te az rastlanılan bu çiçeğin, eldeki örneğinin nereden geldiğini araştırmak teorik açıdan kolay görünse de pratik olarak imkansızdı. Ne başvurulacak bir kayıt ne de araştırma yapmak için izin vardı. Genel olarak kaç özel yetiştiricinin bu zor yetiştirilir çiçekle uğraştığını hiç kimse bilmiyordu. Bir kişiden yüzlerce kişiye kadar çiçeksever, tohumu yada fidesini elde etmiş olabilirdi. Avrupa'nın herhangi bir köşesindeki özel bir yetiştiriciden ya da botanik bahçesinden alınması, hatta posta kanalıyla ısmarlanması da mümkündü. Avustralya'ya yapılan bir seyahat esnasında alınmış da olabilirdi. Küçük limonluklarında ya da oturma odalarının pencerelerindeki saksılarda bu çiçeği yetiştiren binlerce İsveçlinin arasında, yaşlı adama gönderilen çiçeğin izini sürmek, tabiri caizse umutsuz bir çabaydı.

8 Yaşlı adama, doğum günü olan her 1 Kasım'da, pamukla doldurulmuş posta paketleri içinde, bu tür egzotik çiçekler postalanıyordu. Türleri her seferinde değişse de, hepsi de güzel, eşi az bulunur çiçeklerdi. Kurutulmuş, bir suluboya kağıdının üzerine özenle yapıştırılmış, camlanmış ve 29x16 santimetre çapında basit bir çerçeveyle çerçevelenmişlerdi. Çiçeklerin bu tuhaf öyküsünü çok az sayıda insan EJDERHA DÖVMELİ KIZ STIEG LARSSON biliyordu, basma ya da kamuoyuna bu konuda hiçbir açıklama yapılmamışta. Her yıl hiç sekmeden gönderilen bu çiçekler, otuz yıl önce birçok araştırmacının ilgisini çekmişti. Cinayet masası laboratuvarmın uzmanları, parmak izi uzmanları, el yazısı uzmanları ve özel dedektiflerin yanı sıra, çiçekleri alan yaşlı adamın bir grup akraba ve arkadaş çevresi de bu çiçekler üzerinde araştırma yapmışlardı. Ama şimdi bu dramın yalnızca üç aktörü vardı; yaşlı bir doğum günü çocuğu, emekli bir cinayet masası komiseri ve tabi ki hediyeyi gönderen meçhul şahıs. İlk iki kişi artık saygı duyulacak bir yaşa ulaştıkları ve o kaçınılmaz sona hazırlandıklarına göre, bu işle ilgilenenlerin sayısı iyice azalacak demekti. Emekli cinayet masası komiseri çok şey görüp geçirmişti. Polislik mesleğindeki ilk işini hâlâ hatırlıyordu; zilzurna sarhoş bir makinisti kendisine ve başkalarına zarar vermesine fırsat vermeden yakalayıp kodese atmıştı. Meslek hayatı boyunca kaçak avlananları, karısını dövenleri, dolandırıcıları, araba hırsızlarını ve içkili araba kullananları içeri attırmış; hırsızlar, soyguncular, içki kaçakçıları, tecavüzcüler ve bir de dengesiz bir bombacıyla karşı karşıya gelmişti. Dokuz cinayet soruşturmasına katılmıştı. Bunların beşinde, vicdan azabı çeken katiller polisi arayarak karılarını, kardeşlerini ya da bir yakınlarını öldürdüklerini kendileri itiraf etmişlerdi. İki cinayet katillerin izi sürülerek birkaç gün içinde, biri de cinayet masasının iki yıllık araştırmasının sonucu çözülebilmişti. Dokuzuncu cinayet yalnızca polis açısından çözülmüştü; katilin kim olduğu biliniyordu ama deliller çok zayıf olduğu için savcı davayı

9 rafa kaldırmış, faili ceza almadan dava zaman aşımına uğramışü. Her şeye rağmen etkileyici bir kariyeri vardı, üstesinden geldiği şeylere bakılırsa memnun olmalıydı. Ama o memnun değildi. Omuzlarında bir yük gibi duran Kurutulmuş Çiçek Davası yıllardır içini kemirip duruyordu. Bu davaya, diğer hiçbir davayla karşılaştırılamayacak kadar zaman harcamıştı ama sonuç tam bir hüsrandı. Durumun manük dışı bir yanının olması da işin cabasıydı. Meslek hayatında ve emekliliğinden sonra bu dava üzerine, kelimenin tam anlamıyla binlerce kez düşünmüş ama bir cinayet işlenip işlenmediğinden bile emin olamamıştı. Bu iki yaşlı adam, kurutulmuş çiçekleri göndereninbunları çerçevelerken eldiven kullandığını, ne camda ne de çerçevede parmak izi bulamayacaklarını biliyorlardı. Göndericinin izini sürmenin imkansız olduğunu öğrenmişlerdi artık. Çerçeveler dünyanın dört bir tarafındaki milyonlarca fotoğrafçı ya da kırtasiyecilerin herhangi birinden alınmış olunabilirdi. Yani ortada sürülebilecek bir iz yoktu. Her paket değişik bir yerden postalanıyordu. Çoğunun üzerinde Stockholm posta damgası vardı. Üç defa Londra'dan, iki defa Paris'ten, iki defa Kopenhag'dan, bir kez Madrid'den, bir kez Bonn ve bir kez de -en ilginci buydu- Florida Eyaleti'nin Pensacola şehrinden postalanmıştı. Bu şehrin adını ilk defa duyan cinayet masası komiseri, nerede olduğunu bulabilmek için atlasa başvurmak zorunda kalmıştı. Emekli komisere "hoşça kal" deyip telefonu kapatan seksen iki yaşındaki doğum günü çocuğu, henüz adını bile bilmediği güzel ama anlamsız Avustralya çiçeğine uzun süre baktı. Sonra gözlerini yazı masasının arkasındaki duvara çevirdi. Orada camlanıp çerçevelenmiş, ilk dört sırasında onar, en alt sırada dört olmak üzere beş sıra kurutulmuş çiçek asılıydı. En baştaki sıranın dokuzuncu çerçevesi boştu. Desert Snow kırk dördüncü çiçek olarak duvardaki yerini aldı. Bu defa daha önceki yıllardan farklı bir şey yaşandı. Yaşlı adam birden bire ağlamaya başladı. Neredeyse kırk dört yıl sonra ilk kez kapıldığı bu duygu patlamasına kendisi de şaşıracaktı.

10 <ı OO İN '? *> > 'r- İN P T. KISIM 1 O S o W

11 N3 "13 oo c, e - - t-'ns 'ti

12 e xr «o ta «u-ı ti a' *ı S 5 O ur, B J $ i- ^?» s. oo 11'!oi İN İN Öl *ı a \o S m- 1 0-, is «?s -S-»n 11-2i o r

13 S Si 2 K ^ <_fc_ İN ' -JT^C, c, tj-'-a -o E % t 5MÜKAFAT 20 Aralık - 3 Ocak İsveç'te kadınların yüzde 18'i hayatında bir kez bir erkek tarafından tehdit edilmiştir. I. BÖLÜM 20 ARALIK CUMA Mahkemenin nasıl sonuçlanacağı önceden belliydi; söylenebilecek her şey söylenmişti. Ceza alacağından hiç şüphesi yoktu. Yazılı kararı, cuma sabahı saat onda eline geçmiş, şimdi yalnızca mahkeme salonunun önündeki koridorda bekleyen muhabirlere açıklama yapmak kalmıştı. Kapı aralığından muhabirlere bakan Mikael Blomkvist birkaç saniye tereddüt etti. Mahkemenin verdiği karar üzerine konuşmak istemiyordu ama sorulardan kaçmamazdı. O -ve herkes- bu soruların sorulması ve cevaplanması gerektiğini biliyordu. "Suçlu olmak böyle bir şey," diye düşündü, "mikrofonun yanlış tarafında bulunmak." Huzursuzdu, omuzlarını dikleştirdi, gülümsemeye çalıştı. Muhabirler de ona gülümsediler ve neredeyse utangaç bir ifadeyle başlarını eğerek dostça selamladılar. "Dur bir bakalım... Aftonbladet, Expressen, TT, TV4... Sen neredensin? Oo, Dagens Industri'den. Vay be, demek ben bu kadar ünlü oldum," dedi Mikael Blomkvist. "Bize birkaç dakika ayır, Kaile Blomkvist," dedi akşam gazetelerinden birinin muhabiri. Blomkvist, lakabını duyduğunda her zaman yaptığı gibi aldırmaz görünmek için kendini zorladı. Bu lakabı gazeteciler ona yirmi yıl önce takmışlardı. O zamanlar yirmi üç yaşındaydı. Bir gazetede

14 geçici bir iş bulmuş ve daha işe başlar başlamaz, iki yıl boyunca dikkat çekici beş büyük soyguna imza atmış bir çeteyi, şans eseri açığa çıkartmıştı. Beş soygunun be- EJDERHA DÖVMELİ KIZ STIEG LARSSOX şini de bu çetenin yaptığına dair hiçbir şüphe yoktu; soygun için küçük yerleşim yerlerini seçen çete üyeleri, bir seferinde aynı anda iki bankayı birden soymuşlardı. Yüzlerine Disney maskeleri taktıkları için polis, güç anlaşılır bir polis mantığıyla bu çeteye Kaile-Anka çetesi adını vermişti. Ama basın onlara Ayı Çetesi diyordu. İki soygun sırasında çevredeki insanların can güvenliğini hiçe sayarak sağa sola ateş etmeleri ve tesadüfen bankanın önünden geçenleri ya da meraklıları tehdit etmeleri göz önüne alınırsa, bu daha isabetli bir isimdi. Altıncı soygun, yaz ortasında Östergötland'daki bir bankada yapılmıştı. Soygun esnasında tesadüfen bankada bulunan yerel radyonun muhabirlerinden biri, soyguncular bankayı terk eder etmez, meslek aşkıyla telefona sarılarak canlı yayınına bağlanmıştı. O günlerde Mikael Blomkvist, Katrinaholm yakınlarında bir yazlıkta kalıyordu. Kız arkadaşının ailesine ait olan bu yazlığa birkaç gün geçirmek için gelmişti. Soygunlarla gördüğü insanlar arasında nasıl olup da bağlantı kurabildiğini polislere açıklayamayacaktı ama radyoda haberleri dinlerken yüz metre ilerideki bir yazlıkta kalan dört genç dikkatini çekmişti. Bu gençleri, birkaç gün önce kız arkadaşıyla dondurmacı dükkanına giderken de görmüştü, çayırda badminton oynuyorlardı. Üzerlerinde yalnızca şort vardı, gelişmiş kas yapılarına bakılırsa vücut geliştiriyor olmalıydılar. Bu dört gençte dikkat çeken bir şey vardı; belki de bunun nedeni yakıcı güneşin altında, zaman öldürür gibi değil de vahşi bir iştahla oynamalarıydı. Banka soyguncusu olduklarından şüphelenmek için hiçbir neden yoktu. Ama yine de Mikael, gençlerin kaldığı kulübeyi gören bir

15 tepeye çıkıp oturmuş ve kulübeyi gözetlemeye başlamıştı. Kulübe boş gibiydi. Yaklaşık kırk dakika sonra gençlerin Volvo'su avluya girip park etmişti. Arabadan çıkan gençlerin aceleleri var gibiydi, ellerindeki spor çantalarına bakılırsa plajdan dönüyor olmalıydılar. Ama kulübeye giren gençlerden biri arabaya geri dönmüş ve bir şey alarak üzerini hemen spor bir ceketle örtmüştü. Mesafe çok uzak olmasına rağmen Mikael bunun, bir yıllık askerlik boyunca neredeyse evli olduğu bir AK 4 olduğunu anlamakta zorlanmamış, hemen polisi arayıp gördüklerini anlatmıştı. Gençlerin yazlığının etrafında, basının yoğun bir ilgiyle izlediği, üç günlük bir polis kuşatması başlamıştı. Tabi Mikael Blomkvist, olayın mimarı olarak ilk sırayı almanın yanı sıra, çalıştığı akşam gazetesinden, bu hizmetinden dolayı yüklü bir para da alacaktı. Polisler operasyon merkezini, Mikael'in oturduğu yazlığın hemen önündeki tarlada duran bir karavana kurmuşlardı. Mikael'e, genç bir gazetecinin gereksindiği ünü işte bu Ayılar Çetesi olayı kazandırmıştı. Bu ünün arkasında akşam gazetelerinden birinin Kaile Blomkvist olayı çözdü diye başlık atmasının büyük payı vardı. Yaşlı bir köşe yazarı, Astrid Lindgren'in genç dedektif kahramanı, Kalle'ye bir dolu göndermede bulunduğu alaycı bir yazı kaleme almıştı. Üstüne üstlük makalenin yayınlandığı sayfanın hemen yanma Mikael'in, ağzı yarı açık, parmağıyla bir yeri işaret ederken çekilmiş, sanki üniformalı bir polis memuruna bilgi veriyormuş izlenimi veren kötü bir resmini basmışlardı. Gerçekteyse o resim çekilirken, Mikael polis memuruna tuvaletin yolunu gösteriyordu. Mikael Blomkvist, ön adı Carl'ı hayatı boyunca ne kullanmış, ne de Cari Mikael Blomkvist adıyla bir metni imzalamıştı ama o günden sonra gazeteci arkadaşları arasında Kaile Blomkvist diye ünlenecekti; bunda bir parça alaycılık vardı, düşmanca olmasa da pek dostça değildi. Mikael'in Astrid Lindgren'e sözü yoktu, onun kitaplarını severdi ama bu lakaptan nefret ediyordu. Ona karşı takınılan alaycı tavrın sönmeye yüz tutması ve ciddi gazeteci kimliğini kazanması için çok uzun bir zaman geçmesi gerekmişti. Ama kendisine bu isimle hitap edildiğinde hâlâ tüyleri diken diken olurdu. İşte bu tepkiyi gizleyebilmek için kendini gülümsemeye zorlayarak, gözlerini soruyu soran muhabire dikti ve:

16 "Eh, sen bir şeyler uydur artık. Ne de olsa bu konuda oldukça ustasın," dedi. Sesinin tonu itici değildi. Bütün muhabirler birbirlerini az çok tanıyorlardı. Üstelik Mikael'in en zalim muhalifleri o sabah mahkemeye gelmemişlerdi. Orada bulunan gazetecilerden biriyle birkaç yıl önce birlikte çalışmış, bir partide karşılaştığı diğerini de - TV4'ün kadın muhabirini- tavlamak için epeyce çaba sarf etmişti. "Seni içerde epey hırpalamışlar gibi" dedi Dagens Industri'nin muhabiri, belli ki yeni yetme biriydi. "Eh, biraz," diye kabullendi Mikael. Aksini iddia edecek durumda değildi. Ama bunu izleyen soru evlere şenlikti: "Kendini nasıl hissediyorsun?" Bu soru karşısında ne Mikael ne de orada bulunan eski gazeteciler gülümsemekten kendilerini alamadılar. Mikael TV4'ün muhabiriyle göz göze geldi. Gazeteci camiası benzer bir sorunun, o zamana kadar yalnızca bir kez, o da bir spor muhabiri tarafından ipi henüz göğüslemiş ve soluk soluğa kalmış bir atlete sorulduğunu iddia edeceklerdi. Mikael ciddi bir ifade takındı: "Mahkeme lehimde karar vermediği için doğal olarak üzüldüm," dedi. "Üç ay hapis cezası ve kron para cezası. Oldukça ağır bir karar," dedi TV4'ün muhabiri. "Hayat devam ediyor." "VVennerström'den özür dileyecek misiniz? Elini sıkacak mısınız?" "Hayır, sanmıyorum. VVennerström'ün iş ahlakına dair görüşlerimde dikkate değer bir değişiklik olmadı." "Yani hâlâ onun bir dolandırıcı olduğunu mu iddia ediyorsunuz?" diye aceleyle sordu Dagens Industri'nin muhabiri. Bu sorunun ardında yıkıcı bir manşet kokusu hissediliyordu ve eğer muhabir elindeki mikrofonu hevesle uzatarak niyetini açığa vurmasaydı Mikael'in bu tuzağa düşmesi işten bile değildi. VVennerström'ün onurunu zedelediği gerekçesiyle daha biraz önce ceza almıştı. Üstelik Mikael bu karara itiraz etmeyi düşünmüyordu. Eğer iddiasını daha mahkeme binasının merdivenlerinde tekrarlama ihtiyatsızlığını gösterirse hali ne olurdu? Bu soruya kaçamak bir cevap verdi: "Elimdeki bilgileri yayınlamak için iyi nedenlerim olduğu kanısındaydım. Ama mahkeme benim görüşlerime itibar etmedi, tabii ki mahkemeye saygı göstermek durumundayım. Şimdi ne

17 yapacağımıza karar vermeden önce, mahkeme kararını yazı kurulumuzda adamakıllı değerlendireceğiz. Söyleyebileceğim daha fazla bir şey yok." "Ama bir gazetecinin iddiasını ispat etmesi gerektiğini nasıl unutursun?" dedi TV4'ün muhabiri keskin bir tonla. Bu soruya nasıl cevap verilirdi ki? Muhabir kadının yüzünde tarafsız bir ifade olsa da Mikael, gözlerindeki hayal kırıklığını ve uzaklığı ayırt edebilmişti. Oradaki muhabirlerin hepsi -Dagens Industri'nin muhabiri hariçböyle bir soruya makul bir cevap verilemeyeceğini bilecek kadar tecrübelilerdi. "Ekleyebileceğim bir şey yok," diye tekrarladı Mikael. TV4'ün muhabiri mahkeme binasının önünde Mikael'i tekrar durdurdu ve bu defa sorularını kamera önünde sıralamaya başladı. Mikael içini acıtan soruları bir süre daha cevaplamak zorunda kaldı. Aslına bakılırsa muhabir kadın, ona hak ettiğinden daha iyi davranıyor, çok yıpratmamaya özen gösteriyordu. Kadının arkasında durup, onları izleyen muhabirler artık yeterince tatmin olmuşlardı. Mikael her ne kadar bu davanın yılın medya olayı olduğunu düşünmese de, gazetelerin manşetten vereceği kesindi. Yalnız kaldığında biraz yürümeyi düşündü ama rüzgarlı bir aralık günüydü, üstelik söyleşi yapılırken yeterince üşümüştü. Kararsız bir şekilde dikilirken arabasından çıkan William Borg'u gördü. Muhabirler Mikael'le söyleşi yaparlarken, William arabasının içinde beklemişti. Göz göze geldiklerinde Mikael'e gülümsedi: "Buraya sırf seni elinde o dosyayla görmek için geldim," dedi. Mikael cevap vermedi. Birbirlerini on beş yıldır tanıyorlardı. Bir sabah gazetesinde geçici ekonomi muhabiri olarak birlikte çalışmışlardı. Bu kısa süreli birliktelikte, belki de kimyaları uyuşmadığı için, ömür boyu sürecekbir düşmanlığın temeli aülmıştı. Mikael'in gözünde Borg sahtekar, dar kafalı, intikamcı, ahmakça şakalarıyla etrafını yıldıran, yaşlıları ve kendinden daha tecrübeli gazetecileri aşağılayan biriydi. Özellikle yaşlı kadın gazetecileri sevmezdi. İlk kavgalarından sonra bir sürü saçmalıkla devam eden çekişmeleri, aralarında kişisel bir husumete yol açmıştı. Geçen yıllarla birlikte zaman zaman karşı karşıya gelen Mikael ve William Borg, 1990'lann sonunda artık birbirlerinin yeminli düşmanıydılar. Mikael ekonomi muhabirleri hakkında bir kitap yazmış ve bu kitabında, altını Borg'un imzaladığı ahmakça makalelerden hatırı sayılır miktarda alıntı yapmışta. Mikael'e göre Borg, bir dot-com şirketi hakkında olguları kıçından anladığı cafcaflı

18 ve övgü dolu makaleler kaleme aldıktan hemen sonra şirket iflas etmişti. Mikael'in bu analizleri Borg'un tabii ki hoşuna gitmemiş, Stockholm'ün güney semtindeki bir meyhanede tesadüfen karşı karşıya gelen ikilinin, yumruk yumruğa kavga etmesine ramak kalmıştı. O günden sonra gazeteciliği bırakan William Borg, sanayici Hans-Erik Wennerstrom'e bağlı şirketlerden birinde -dolgun bir maaşla- danışmanlık yapmaya başlamıştı. Mikael arkasını dönüp gitmeden önce uzun süre bakıştılar. Yalnızca Mikael'in içine düştüğü durumdan keyif aldığım göstermek için mahkeme binasına gelmek, tam da Borg'a yakışan bir davranıştı. Mikael oradan bir an önce uzaklaşmak için durağa ilk gelen otobüse atladı. Fridhemsplan'da indi, bir süre ne yapacağına karar veremeden bekledi. Mahkeme kararının yazılı olduğu dosyayı hâlâ elinde tutuyordu. Sonunda polis merkezinin garajına giden yeraltı tünelinin yanındaki Kcıfe Anna'ya yöneldi. Kafe latte ve sandviç ısmarladıktan hemen sonra radyoda öğlen haberleri başladı. Mikael'in davasına, Kudüs'te gerçekleştirilen bombalı intihar saldırısı ve hükümetin yapı endüstrisindeki kartelleşmeyi incelemek için bir komisyon atadığı haberlerinden sonra üçüncü sırada yer verildi. Millennium dergisinin genel yayın yönetmeni Mikael Blomkvist, sanayici Hans-Erik Wennerstrom'e ağır iftirada bulunmaktan bu sabah üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Minosa davası olarak adlandırılan olay hakkında kaleme aldığı makalede Blomkvist, VVennerström'ün Polonya'da yatırım yapmak için devletten aldığı parayı silah ticaretine yatırdığını iddia etmişti. Mikael Blomkvist hapis cezansmın yanı sıra kron para cezasına da çarptırıldı. VVennerström'ün avukatı Bertil Camnermarker müvekkilinin karardan memnun olduğunu açıkladı. Karar yirmi altı sayfaydı. İş adamı Hans-Erik VVennerström'ün açtığı ağır hakaret davasında Mikael'in on beş defa suçlu bulunmasının gerekçelerini yazıyordu. Mikael Blomkvist kaybettiği her dava için on bin kron para ve altı gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca mahkeme masraflarını ve kendi avukatının vekalet ücretini de ödeyecekti. Kararı okuyan Mikael, toplam borcunun ne kadar

19 tutacağını hesaplamak bile istemiyor, daha da kötü olabilirdi diye düşünüyordu. Mahkeme onu yedi konuda suçsuz bulmuştu. Mahkeme kararı okunurken midesine kramplar girmesine çok şaşırmıştı. Çünkü dava açıldığında, eğer bir mucize gerçekleşmezse, mutlaka ceza alacağını biliyordu. Artık sızlanmanın faydası yoktu, buna alışması gerekti. İki gün süren mahkeme boyunca ve şu an elinde tuttuğu kararın kesinleşmesini beklediği on bir günlük sürede oldukça sakindi. Ama şimdi bedenini bir huzursuzluk kaplamıştı. Lokmaları boğazında çoğalıyordu. Sandviçi bir kenara bıraktı. Bir haberden dolayı ilk defa ceza alıyordu. Aldığı hapis cezası pek önemli sayılmazdı. Ama ekonomik açıdan bakıldığında oldukça ciddi bir cezaydı. Millennium'un kaynaklan sınırlı, diğer dergilerle karşılaştırıldığında satış rakamları çok düşüktü -kendi yağında kavruluyordu- ama yine de bu karar, dergi için dünyanın sonu demek değildi. Asıl sorun Mikael'in yazar ve genel yayın yönetmeni olmasının yanı sıra, aptal bir şekilde, derginin ortaklarından biri de olmasıydı. Yani kronluk cezayı kendi cebinden ödeyecekti, bu da birikimlerinin suyunu çekmesi demekti. Dergi yalnızca mahkeme masraflarını ödeyecekti ki, akıllı bir bütçeyle bu halledilebilirdi. Evini satmak zorunda kalma ihtimali canını acıttı. 1980'lerin sonunda, bir süre dolgun bir maaşla iş bulduğunda bir ev alma hevesine kapılmış, birçok daireye baktıktan sonra Belman Sokağı'nın hemen başında 65 metrekarelik bir çatı katı bulabilmişti. Dairenin eski sahibi, daireyi daha oturulabilir bir hale sokmak için restorasyon faaliyetlerine giriştikten hemen sonra, bir dot-com şirketinde bulduğu bir iş için yurt dışına taşınmış, Mikael'e evin yarım kalan işlerini bitirmek kalmıştı. Bu nedenle ev ona ucuza mal olmuştu. İç mimarın çizimlerini beğenmeyen Mikael, her işi kendi yapmış, parasını banyo ve mutfağa yatırarak geri kalanını boş vermişti. Yerlere parke döşemek yerine eski tahtaları zımparalamış ve iki odalı daire yapma planını bir tarafa bırakarak, bombeli duvarları düzeltmeden, üzerlerini beyaza boyamış ve çatlakların üzerini Emanuel Brenson'un iki suluboya tablosunun arkasına gizlemişti. Sonuçta kitaplıklarla böldüğü tek odadan, biri yatak odası olmak üzere iki oda çıkartmıştı. Oturma odasının bir köşesinde küçük bir mutfak vardı. İki pencereden biri çatıya diğeri de Riddarfjârden ve Gamla Stan'a bakıyordu. Bir parça deniz ve

20 belediye binası da görüyordu. Bugünün koşullarında böyle bir daireye sahip olmak kolay değildi ve Mikael bu daireyi elden çıkartmak istemiyordu. Ama daireyi kaybetme riski, zedelenen ve tamiri -tabii mümkünseyıllar alacak mesleki onurunun yanında hiçbir şeydi. Söz konusu olan güvendi. Görünür bir gelecekte birçok yazı işleri sorumlusu, onun imzaladığı bir şeyi yayınlamakta tereddüt edecekti. Basın dünyasında, bir kazaya kurban gittiğini düşünecek yeterince arkadaşı hâlâ vardı ama artık hata yapma lüksü hiç kalmamıştı. Ne kadar aşağılanmıştı, eli çok güçlü olmasına rağmen, Armani kostümlü bir gangster bozuntusuna karşı kaybetmişti. Soysuz bir borsa spekülatörüne karşı... Mahkeme boyunca sırıtan, ünlü bir avukata sahip bir züppeye karşı... EJDERHA DÖVMELİ KİZ STIEG LARSSON Nasıl olmuştu da bu duruma düşmüştü? Her şey bir tesadüf eseri başladı. VVennerström olayının temeli bir buçuk yıl önce, Yaz Ortası Bayramı'nda, bir yelkenlinin kaptan köşkünde atıldı. Mikael'in gazetecilik okulundan, çok "malumatfuruş" olan eski bir arkadaşı - şimdi il meclisinde danışmandı- kız arkadaşım etkilemek için birkaç günlüğüne bir yelkenli kiralamış ve Stockholm takımadalarında romantik bir gezi planlamıştı. Okumak için Halstahammar'dan Stockholm'e yeni taşınan kız, biraz nazlandıktan sonra, kız kardeşi ve kız kardeşinin erkek arkadaşının da gelmesi kaydıyla ikna olmuştu. Halstahammar'dan gelen bu üç kişi daha önce yelkenliye hiç binmemişlerdi. Ama asıl sorun Blomkvist'in eski arkadaşının coşkusu kadar tecrübesinin olmamasıydı. Yolculuktan üç gün önce, telaş içinde Mikael'i aramış, yelkenliden anlayan biri olarak bu yolculuğa katılması için ikna etmeye çalışmıştı. Öneriyi önce soğuk karşılayan Mikael, yeme, içme ve eğlenceli bir yolculuk sözü alınca, birkaç gün kafa dinlerim diye düşünerek

21 arkadaşının ısrarlarına boyun eğmişti. Ama bu sözlerin hiçbiri gerçekleşmediği gibi, yolculukları Mikael'in hayal bile edemeyeceği bir felaketle sonuçlanacaktı. Güzel ve kısmen daha az tehlikeli olan Bullandö'den Frusundleden'e uzanan hatta yalmzca dokuz deniz mili hız yapmalarına rağmen, "malumatfuruş"un kız arkadaşını deniz tuttu. Üstelik kızın kardeşi erkek arkadaşı ile kavga etmeye başladı. ve içlerinden hiçbiri yelkencilik hakkında en küçük bir şey bile öğrenmeye ilgi göstermedi. Çok geçmeden yelkenliyi yalmzca Mikael'in idare etmesinin beklendiği anlaşıldı, diğerleri iyi niyetli ama genellikle yararsız öğütler vermekle yetiniyorlardı. Ângsö'deki bir koyda geçirdikleri ilk geceden sonra Mikael, yelkenliyi Frusundleden limanına çekmeye ve oradan otobüsle eve dönmeye karar verse de, eski arkadaşımn yalvarıp yakarmaları, onu bu kararını uygulamaktan alıkoydu. Ertesi gün boş yer bulabilecekleri kadar erken bir saatte, on ikiye doğru Arholma'daki limana yanaştılar. Mikael sarı bir M- 30'un yalnızca büyük yelkenlerini kullanarak limana girdiğini fark ettiğinde kahvaltılarını yeni bitirmişlerdi. Dümendeki adam, demirleyebileceği boş bir yer bakımrken yelkenli zarifçe süzülüyordu. Etrafına göz gezdiren Mikael M-30'un girebileceği tek yerin kendi Scampi'leriyle sancak tarafındaki katamaran arasındaki boşluk olduğunu gördü. İki yelkenli arasında, M-30'un ancak zar zor girebileceği bir boşluk vardı. Geminin kıç tarafında ayağa kalkan Mikael, M-30'un dümencisine bu yeri işaret etti; yelkenlideki adam elini kaldırarak teşekkür ettikten sonra iskeleye doğru çark etti. Motoru çalıştırma zahmetine katlanmayan, yalnız bir yelkenci diye düşündü Mikael. Çapanın zinciri sakırdadı ve arkasından denize salındı. Kızarmış bir ıstakoza benzeyen yelkenci bir yandan dümeni idare ederken diğer yandan da halatı eline almıştı. Mikael küpeştenin üzerine çıkıp elini uzatarak halatı alabileceğini işaret etti. Adam dümeni kırarak, Scampi'nin kıç tarafına, hiçbir sorun yaşamadan usulca yanaştı. Birbirlerini tanıdıklarını ancak adam halatı Mikael'e atarken fark ettiler. "Merhaba Roban," dedi Mikael. "Motoru çalıştırsan da limandaki bütün gemilerin boyalarım kazımasan olmaz mıydı?" "Merhaba Micke... Ben de bu adamı bir yerlerden tanıyorum diye düşünüyordum. Eğer çalıştırabilseydim tabii ki motoru kullanırdım. Ne yazık ki iki gün önce Rödlöge civarında bozuldu." İskele parmaklıklarının üzerinden el sıkıştılar.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

THE ENGLISH SCHOOL GİRİŞ SINAVI 2012. Süre: 1 saat ve 30 dakika

THE ENGLISH SCHOOL GİRİŞ SINAVI 2012. Süre: 1 saat ve 30 dakika THE ENGLISH SCHOOL GİRİŞ SINAVI 2012 MATEMATİK BİRİNCİ SINIF Süre: 1 saat ve 30 dakika Tüm soruları cevaplayınız. Tüm işlemlerinizi gösteriniz ve cevaplarınızı soru kâğıdında ılan uygun yerlere yazınız.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Fotoğraf: Privat. Wolfgang Korn

Fotoğraf: Privat. Wolfgang Korn Fotoğraf: Privat Wolfgang Korn Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitabı: NORMAL NEDİR? Bilim muhabiri ve yazar olarak Hannover de çalışıyor. GEO, Die Zeit gibi gazete ve dergiler için yazılar yazıyor.

Detaylı

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r

LOGO. Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r LOGO Özel Dedektiflik Eğitimi Kocaeli Üniversitesi Hereke Ö.İ.U. MYO İsmail Yetimoğlu w w w. d e d e k t i f. o r g. t r EĞİTMEN İSMAİL YETİMOĞLU Özel Dedektifler Derneği Başkanı Uluslararası Özel Dedektifler

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Anna Branford. Violet Mackerel in Küçük Sürprizler Teorisi

Anna Branford. Violet Mackerel in Küçük Sürprizler Teorisi Anna Branford Violet Mackerel in Küçük Sürprizler Teorisi Violet Mackerel in Küçük Sürprizler Teorisi Violet Mackerel s Remarkable Recovery 2011, Anna Branford Curtis Brown Group Limited ve Akçalı Telif

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi

Detaylı

Hukukçular İçin Muhasebe Bilgileri

Hukukçular İçin Muhasebe Bilgileri Hukukçular İçin Muhasebe Bilgileri Rüknettin Kumkale Yeminli Mali Müşavir HUKUKÇULAR İÇİN MUHASEBE BİLGİLERİ 2. Baskı Muhasebede Dikkat Edilecek Noktalar Muhasebenin düzeni Bilanço Gelir Tablosu Diğer

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı

Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı Türkiye nin topal ayağı eğitimdir diyen Özyeğin, düşük eğitim düzeyi ile ekonominin gelişmesini mucize olarak yorumladı. Cari açığın

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

UZAYLILAR OLMASIN ABİ!

UZAYLILAR OLMASIN ABİ! 2700 Yıllık 800 Heykelin Gizemi UZAYLILAR OLMASIN ABİ! Haydi gelin benim şu deli aklıma uyun, sizlerle yüzlerce heykel arasında gizemli bir yolculuk yapalım Üstelik asırlık bir ağaç gölgesinde, içinde

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ Necmi Gürsakal 1 I. GİRİŞ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa daki 250 Büyük Firma Araştırması nın 2000 yılı sonuçlarını yayınladı. 1997 yılından başlayarak 2000 yılına kadar

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

Bunlara Dikkat - 1 Şişeleri Çöpe Atmayın

Bunlara Dikkat - 1 Şişeleri Çöpe Atmayın Eşek Şakası Hayatını Mahvetti Karlı, Buzlu, Yağışlı Havalar Parmaklara Dikkat Kapılara Dikkat Durakların En Önlerindeki Tehlike Yiyecek ve İçeceklerde Arılar Yüksek Sesle Müzik Dinlemek Plastik Kaplar

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Peter Drucker çok doğru bir ifade seçmiş! Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Ölçmek, yönetmek

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ 31 Ağustos 2015 Pazartesi 10:13 İSTAB yönetim kurulu üyesi 11 firmanın sahipleri de hem plaka tahdidi hem okul ücret zamlarına yönelik düşüncelerini açıkladılar. RÖPORTAJ:

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu.

1. Bölüm. Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. 1. Bölüm Uçağın kalkmasına bir saat vardı. Birkaç dakika içinde kapıya çağırılacaklardı. Eğer yapacaksa, şimdi yapması gerekiyordu. Tim ayağa kalktı. İpi çekti. Grk ayağa kalktı, JFK Uluslararası Havaalanı

Detaylı

28 / 08 / 2015. Sevgili Arkadaşlar,

28 / 08 / 2015. Sevgili Arkadaşlar, 28 / 08 / 2015 K A M P R A P O R U Sevgili Arkadaşlar, Bu raporu, kamp sırasında ve sonunda ayrıntılı olarak doldurup en kısa sürede GENÇTUR a getiriniz. Raporda gözünüze çarpan eksiklikleri ve kamp raporunda

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Kamer Karakurum Özdemir Dünya Bankası 13 Kasım 2012, TÜSİAD Finansal Okuryazarlık Konferansı

Kamer Karakurum Özdemir Dünya Bankası 13 Kasım 2012, TÜSİAD Finansal Okuryazarlık Konferansı Kamer Karakurum Özdemir Dünya Bankası 13 Kasım 2012, TÜSİAD Finansal Okuryazarlık Konferansı Bu anket çalışması SAM Araştırma Danışmanlık tarafından Dünya Bankası için yapılmıştır. I. Finansal Okuryazarlık

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

Bu haftaki yazımızda, iki medya karşılaşmasında, bürokratların kendilerini star gibi hissetmemesinin etkilerini değerlendireceğiz

Bu haftaki yazımızda, iki medya karşılaşmasında, bürokratların kendilerini star gibi hissetmemesinin etkilerini değerlendireceğiz - Starız, starsınız, starlar FED Başkanı Bernanke, nasıl star olduğunu anladı? THY Genel Müdürü ise rötar yaptı - Fransa daki Rolex krizi - Siyasette bel altı vuruşlara karşı, yakın tarihten çarpıcı bir

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na...

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na... - Gökten üç medya kazası düşmüş. Biri ona, biri buna, biri şuna... - Bakandan çok bakancılık yüzüğe takıldı - Pahalı şarap, G20 zirvesinde buruk bir tad bıraktı - Özel jetler, CEO ların başına jet hızıyla

Detaylı

Erkekler İçin Arkadaşlık Siteleri Analizi

Erkekler İçin Arkadaşlık Siteleri Analizi Erkekler İçin Arkadaşlık Siteleri Analizi Hazırlayanlar: Doruk TIRAŞOĞLU, M.Deniz OKTAR, Tarih: 25 Ağustos 2009 dtirasoglu@ku.edu.tr, deniz.oktar@gmail.com İnternette hangi tip erkekler daha çok ilgi görüyor?

Detaylı