Yeni bir KIZILAY. düşünüyorum. yeni toplumcu belediye

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yeni bir KIZILAY. düşünüyorum. yeni toplumcu belediye"

Transkript

1 KIZILAY Yeni bir düşünüyorum yeni toplumcu belediye

2 Çankaya Belediyesi Bas n Yay n ve Halkla liflkiler Müdürlü ü Tel : Faks : Bask Tarihi: fiubat 2010 Bask : Baflak Matbaac l k ve Tan t m Tel : Faks :

3 çindekiler Sunufl 1 Bülent TANIK (Çankaya Belediye Baflkan ) Aç fl 3-5 Bülent TANIK (Çankaya Belediye Baflkan ) Belgesel 6-11 K z lay' n Tarihi Süreci Aç fl konuflmalar Bihlun TAMAYLIG L (CHP Genel Baflkan Yard mc s, stanbul Milletvekili) Mustafa SEN (Cumhurbaflkanl Genel Sekreteri) Çerçeve Bildiri K z lay' n Tarihsel Gelifliminde Yeni Bir Evre Kurulabilir mi? Prof. Dr. lhan Tekeli (ODTÜ fiehir ve Planc lar Bölümü emekli ö retim üyesi) Forum-l Baflkan: Bülent TANIK (Çankaya Belediye Baflkan ) Nas l Bir K z lay düflünüyorum - I Prof. Dr. Ahmet ACAR (Orta Do u Teknik Üniversitesi Rektörü) Prof. Dr. R za AYHAN (Gazi Üniversitesi Rektörü) Prof. Dr. U ur ERDENER (Hacettepe Üniversitesi Rektörü) Prof. Dr. Cemal TALU (Ankara Üniversitesi Rektörü) Sunufl Atatürk Bulvar Cumhuriyetin Belle iydi Doç. Dr. Emre Madran (ODTÜ Mimarl k Fakültesi Mimarl k Bölümü Ö retim Üyesi)

4 Forum - ll Baflkan: Prof. Dr. Ayda ERAYDIN (ODTÜ Mimarl k Fakültesi fiehir ve Bölge Planlama Bölümü Ö retim Üyesi) Nas l Bir K z lay düflünüyorum - II Sinan AYGÜN (ATO Baflkan ) Süleyman ÇELEB (D SK Baflkan ) Ömer TAfiLI (K z lay Genel Müdürü) Nimet ÖZGÖNÜL (Mimarlar Odas Ankara fiube Baflkan ) Sunufl K z lay Binas Yar flmas ve Sonras Nesrin YATMAN (Yüksek Mimar) Forum - lll Baflkan: Prof. Dr. Cevat GERAY (A.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö retim Üyesi) Merkez lçeler ile Kent Merkezi Veysel T RYAK (Alt nda Belediye Baflkan ) Fethi YAfiAR (Yenimahalle Belediye Baflkan ) Erdal KURTTAfi (fiehir Planc lar Odas Ankara fiube Baflkan ) Forum - lv Baflkan: Prof. Dr. Ruflen KELEfi (A.Ü Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö retim Üyesi) Çankaya Çankaya Muharrem SARIKAYA (Gazeteci-Yazar) Yaflar SÖKMENSÜER (Gazeteci-Yazar) Faruk B LD R C (Gazeteci-Yazar) Ayhan SÜMER (Ankaral lar Vakf Baflkan ) Kapan fl Hakk Suha OKAY (CHP Grup Baflkanvekili, Ankara Milletvekili)

5 Sunufl K z lay' yeniden yaflayan merkez yapal m! aşkent Ankara nın merkezi olan Kızılay bölgesi, giderek eski canlılığını yitir- bir çöküntüleşme süreci yaşamaktadır. Bir zamanların en saygın ma- Bmekte ğazaları burayı terk etmekte, pasajları boşalmaktadır. Bugün Kızılay bölgesindeki işyerleri giderek niteliksizleşmekte, küçülmekte ve sürekli el değiştirmektedir. Kamu kurumları kent dışındaki binalara taşınmakta, giden her işlev bölgeyi biraz daha fakirleştirmektedir. Ankara ya gelen yabancı ziyaretçi ve turistler, Kızılay a artık uğramaz olmuştur. Kent merkezi, severek istenilerek değil, zorunlu olunduğu için gelinen, ya da sadece içinden geçilip gidilen bir yere dönüşmüştür. Bu anlamda, Kızılay ın yeniden canlandırılması ve Başkent Ankara nın temsil merkezi konumuna gelmesi önemli bir kentsel ve kamusal sorumluluktur. Ankara ve Çankaya yeni bir Kızılay istemektedir. Kızılay da yeni bir yaklaşıma, yeni bir politikaya gereksinim duyulmaktadır. Ankaralı; özgürce dolaştığı, keyif alarak gezdiği, korkmadan eğlendiği, rahat biçimde alış veriş yaptığı bir Kızılay arzulamaktadır; Ankaralı, bir araya gelerek toplumsallaşmaya olanak veren, canlı bir şehir merkezine ihtiyaç duymaktadır. Çankaya Belediyesi, bu önemli kentsel sorundan hareketle, Kızılay ın tarihsel kimliği ile bugün yaşadığı sorunların ele alındığı Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum başlıklı bir forum düzenlemiştir. Bilim insanları, belediye başkanları, medya ve meslek odası temsilcileri gibi çeşitli toplumsal kesimlerin buluşturulduğu forumda; Nasıl Bir Kızılay, Nasıl Bir Kent Merkezi sorularının yanıtı aranmıştır. Forumla amaçlanan, Kızılay kent merkezinin önemi ve günümüzde yaşadığı sorunlar hakkında kamuoyu duyarlılığı oluşturulması, bölgenin çöküntüleşme sürecinin nedenlerinin ve sonuçlarının ortaya konularak Kızılay ın tekrar canlandırılması için uygulanması gerekli politika ve stratejilerin neler olabileceğinin belirlenmesidir. Bu yayın, değerli katılımcıların Forumda yapılan konuşmalarını içermektedir. Konuşmalar incelendiği zaman görülecektir ki, Çankaya Belediyesi olarak duyduğumuz kaygı ve özlemler tüm toplum kesimleri tarafından da büyük ölçüde sahiplenilmektedir. Kızılay ın, Başkent'in merkezi olarak hak ettiği temsil düzeyi ve kaliteli kent merkezi kimliğine hep birlikte çalışarak kavuşturulması dileklerimizle Bülent Tanık Çankaya Belediye Başkanı Forum daki konuşmalar incelendiği zaman görülecektir ki, Çankaya Belediyesi olarak duyduğumuz kaygı ve özlemler tüm toplum kesimleri tarafından da büyük ölçüde sahiplenilmektedir.

6 Aç fl Bülent TANIK: Bu Cumartesi sabahının erken anlarında Ankara yı, Çankaya yı ve Kızılay ı düşünmek için buraya buluşmak üzere gelen tüm Çankaya, Ankara severler, Cumhurbaşkanlığımızın çok değerli Genel Sekreteri, Cumhuriyet Halk Partimizin TBMM Grup Başkanvekili, Cumhuriyet Halk Partimizin Yerel Yönetimler Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Çankaya Üniversitemizin Rektörleri, çok değerli belediye başkanlarımız, vali yardımcımız, çok değerli profesörlerimiz, hocalarımız, sivil toplum örgütlerinin değerli başkanları, Cumhuriyet Halk Partisi il, ilçe yöneticileri, siyasi partilerimizin temsilcileri, belediye meclisimizin çok değerli üyeleri, Çankayalılar, Ankara ya ve Çankaya ya şekil vermek için yüreğini ve beynini bizimle paylaşmak üzere 26 Aralık Cumartesi günü burada bulunan çok değerli insan varlığımız, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Hoşgeldiniz. Düşünürleri, sanatçıları, bilim adamları, politikacıları, kadınları, erkekleri, genci yaşlısı, bedeni tam olan ama kısmi olarak bazı organları çalışmayan diğer organlarıyla onları tamamlayan engelli ama tam yurttaşlarımız sizleri görüyorum. Sizler bizim güç kaynağımızsınız. Bir kenti kent yapmanın yegane aracı o kentin insanlarının bir şey yapmaya niyetlenmiş olmasıdır, o kenti kent yapmaya niyetlenmiş olmasıdır. Bu yönde bir kararlığının ifadesi olarak sizlerle buluşmuş olmaktan, sizlerin bize güç katan varlığınızdan ve temsilinizden dolayı yürekten teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum, sağolun. Bugün Başkentin merkezi ve kalbi konumundaki Kızılay üzerinde düşünmeye, konuşmaya, tartışmaya sağladığınız destek için içten saygı ve sevgilerimi tekrar sunmak isterim. Türkiye nin kentleşme olgusu ve kentlerin gelişim serüveni, Türk modernleşme sürecinden ayrı düşünülememesi çok temel bir Bülent TANIK Çankaya Belediye Baflkan Başkentin merkezi ve kalbi konumundaki Kızılay üzerinde düşünmeye, konuşmaya, tartışmaya sağladığınız destek için içten saygı ve sevgilerimi sunmak isterim. 3

7 Ankara, son 15 yılda 1980 sonrasında başlayan bir sürecinde aynı zamanda etkileriyle tarihinin belki de Cumhuriyet önsesi döneminden daha kötü bir kentleşme süreci yaşıyor diyebiliriz. Kentin ekonomik gelişme potansiyelleri tümüyle çürütülmüş durumda. olgudur, bir gerçekliktir. Kentlerimizin bir bütün olarak planlanması ve bu doğrultuda inşa edilmesi Cumhuriyetimizle başlar. Bunun en özgün örneğini Ankara oluşturmuştur. Ankara, Cumhuriyetin kurucu felsefesi ve Mustafa Kemal in bilimsel yaklaşımı önemseyen tavrı sonucunda belli bir plan ve bu plana temel oluşturan güzellik anlayışı ve mimari bakış açısıyla şekle girmiştir. Ankara nın tarihsel birikimini ve eserlerini koruyan, onları görünür kılan bir içerik hedeflenmiş; eski ve yeni bir arada değerlendirilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında hepinizin de bildiği gibi Ankara bozkırın ortasında bir kasaba idi. Kaderine terk edilmiş bir kasaba. Tarihi geçmişi çok uzun yıllara dayanmakla birlikte kendi halinde küçük bir yerdi. Ankara nın başkent olarak ve Cumhuriyet değerlerine dayalı olarak yeniden inşaası bir anlamda Cumhuriyetin modernizm deneyimiyle modernizm hedefleriyle kentleşme olgusunda bütünleştirme amacını da taşır. Çok tarihsel sürece girmek niyetinde değilim. Bu konuşmayı belkide benim ölçeğimi aşacak biçimde teknik ve tarihi kılıcak, bunu bugün konuşacak, değerlendirecek çok değerli uzmanlarımız, hocalarımız var. Ama şehircilik eğitimi almış bir politikacı olarak beni ilgilendiren bölümüyle ilgili bir kaç söz etmeden de duramayacağım. Ankara, son 15 yılda 1980 sonrasında başlayan bir sürecinde aynı zamanda etkileriyle tarihinin belki de Cumhuriyet önsesi döneminden daha kötü bir kentleşme süreci yaşıyor diyebiliriz. Kentin ekonomik gelişme potansiyelleri tümüyle çürütülmüş durumda. Tümüyle demek belki haksızlık olacak ama büyüme potansiyeli önemli ölçüde aksak ayak gidiyor. Ankara 1970 li 80 li yıllarda başlayan sanayileşme olanaklarını da ve bu yönde atılan adımları da gereken hızala destekleyen, takviye eden bir yerel yönetim anlayışıyla yönetilmediği için avantajlarını kaybeden bir kent görünümüne dönüşmüştür. Kentin izlediği kentleşme sürecinin, yaşanılan kentleşme sürecinin kenti binasız ve mevzii planlarla geliştiren, bir anlamda saçılma niteliği taşıyan merkezi boşaltıp çeperlerde kontrolsüz parçacı yaklaşımlarla kenti büyüten ve merkezi çürüten bir bakış açısıyla bilinçli veya bilinçsiz böylesi bir süreçte adeta kendisini tahrip eden bir kent konumuna dönüşmüştür. Ankara nın merkezi Çankaya dır ve bu olumsuz süreçten en çok etkilenen de Çankaya ve Çankaya nın merkezidir. Çankaya nın merkezi 1960 lı yıllarda özellikle Cumhuriyetin ilk döneminde başlayan güneye doğru, Çankaya tepesine doğru gelişen kentin yarattığı modern kentleşme sürecinin yapılı çevresinide tahrip edecek bir ulaşım anlayışıyla, bulvarlarını meydanlarını yok 4

8 eden bir kentleşme anlayışıyla ve otomobil ulaşamını esas alarak şehrin merkezini yaşanmaz bir konuma getiren bir bakış açısıyla deyim yerindeyse plansız ama olumsuz bir stratejiyle kötü etkilenen bir kent parçasına şehrimizi dönüştürmüştür. Bu bizim kanaatimizdir ve gördüğümüzde budur. Çankaya nın merkezi, biraz sonra yapılacak konuşmalarda ve yapılacak sunumlarda da izleyeceğimiz gibi yaşanılınabilir ve insanların kalmak istedikleri, geldiklerinde mutluluk duygusu edindikleri, burada kendilerini iyi yeniledikleri, geliştirdikleri, eğitildikleri, komşuluk ilişkilerine hazırladıkları bir mekan olmak yerine, bir an önce geçilip gidilmesi gereken, adeta bir terör mekanına dönüşmüştür. Korkutucu bir ortamdır, kirli bir ortamdır, yoz bir ortamdır. Buranın başkanı olmak insanı utandırıyor. Buranın başkanı olmak insanı utanrıdıyor ama insanı kamçılıyor. Böylesi bir ortamı değiştirmek ve dönüştürmek insan olarak bizim görevimizdir. İmkanlar, yasalar teknik hepsi insan iradesiyle ve topluluğun isteğiyle değişir, dönüşür ve öne konan hedefe dönük olarak da uyarılabilir. Biz buna inanıyoruz, biz inanıyoruz ki Çankayalı ve Ankaralı isterse Ankara yı yeniden özlediğimiz bir kent konumuna, özlediğimiz bir kente dönüştürme gücüne sahiptir. Bu güç bugün parasal bakımdan yeterli olmayabilir, hukuksal bakımdan da yeterli olmayabilir ama çok temelden inandığımız birey vardır ki vakti gelmiş bir düşüncenin önünü hiç birey alamaz. Olgunlaşmış bir fikrin, bir projenin mutlaka bir yapıcısı bulunacaktır. Biz Çankayalıya ve Ankaralıya bu bakımdan çok güveniyoruz. Kentimizin merkezinin yaşamakta olduğu olumsuzlukları birlikte teşhis ettiğimiz için, devletin en üst kademesinden belediye başkanlığı ölçeğine ve her bir bireye kadar hepimizin birbirimizi tamamlama yönünde işbirliğine açık olmak, kucaklayıcı olmak ve dayanışma içinde olmak duygusuna sahip olarak, ön yargılardan uzak bir biçimde kente dönük iyi birşey yapmak hedefinde bütünleşmek üzere bir araya geldiğimizi görüyorum. Bundan daha güzel bir buluşma olamaz. Onun için bu buluşmayı hayata geçiren tüm değerli konuklarıma, sizlere Çankaya Belediyesi nin gelecekteki projelerini, programlarını, uygulamalarını biçimleyecek düşünceleriyle katkı koyan değerli hocalarımıza, uzmanlarımıza ve yurttaşlarımıza tekrar teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağolun, varolun. Çankaya nın merkezi; yaşanılınabilir ve insanların kalmak istedikleri, geldiklerinde mutluluk duygusu edindikleri, kendilerini iyi yeniledikleri, geliştirdikleri, eğitildikleri, komşuluk ilişkilerine hazırladıkları bir mekan olmak yerine, bir an önce geçilip gidilmesi gereken adeta bir terör mekanına dönüşmüştür. 5

9 Ankara nın, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti olarak ilanı ve sonrasındaki gelişmeler, köklü bir siyasal ve sosyal değişimin fiziki çevresini yaratma gayreti ile doludur. Amaç, çağdaşlaşmak ve modern bir toplum kimliğinin genç Cumhuriyetin vatandaşlarına kazandırılmasıdır. Belgesel K z lay n tarihsel süreç içinde geliflimi ve son dönemdeki de iflimleri Ankara nın, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti olarak ilanı ve sonrasındaki gelişmeler, köklü bir siyasal ve sosyal değişimin fiziki çevresini yaratma gayreti ile doludur. Amaç, çağdaşlaşmak ve modern bir toplum kimliğinin genç Cumhuriyetin vatandaşlarına kazandırılmasıdır. Buna uygun tasarlanmış yaşam çevreleri ve mekânların toplumsal dönüşümün itici gücünü teşkil etmesi, yeni Başkentin tasarlanmasında öne çıkmaktadır. Kızılay, Cumhuriyetin ilk yıllarında bu beklentilere uygun olarak tasarlanmış olan bir temsil mekânıdır. Cumhuriyetin önemli törenleri, yerel yönetimlerin etkinlikleri, Kızılay ı 1940 lı yıllardan sonra Ankara da toplumsallaşmanın mekânı haline getirmiştir. Önceleri Kızılay, eski kartpostal ve fotoğraflardan da anlaşılabileceği gibi yaşayan bir kent merkezi değil, bir simge mekândır. Özenle düzenlenmiş Güvenpark ve Bulvar, bu simgeselliği en güzel şekilde ifade etmektedir. Ancak 1950 lerden başlayarak bu simge mekân dönüşmeye, bir kent merkezi kimliği kazanmaya başlar. Kızılay ın 80 yıllık dönüşüm süreci, tarihsel bir perspektiften bakıldığında çok farklı sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel değişimleri yansıtır. Ulus ve çevresinin, Başkentin iş merkezi olma kimliğini Kızılay ile paylaşma süreci Ankara nın başkent olmasıyla başlar. Kentin güneye gelişiminin ilk belirleyicisi, yeni mahalleler kuru- 6

10 labilmesi amacıyla, Ankara ve Çankaya arasında 400 hektarlık bir alanın 1925 yılında kamulaştırılmasıdır. Bu kamulaştırma, Ankara nın gelişme yönünü olduğu kadar, eski-yeni Ankara bağlantısını kuracak olan yolu da belirler. Böylece, Ulus tan Kızılay a uzanan Atatürk Bulvarı nın doğrultusu çizilir ve bu yol etrafında ilk bahçeli evler yapılmaya başlar yılına gelindiğinde ağaçlandırma başlamışsa da, üzerindeki seyrek yapılaşma ile Bulvar, boşlukta uzanan bir şerit görünümündedir. Bu şerit, kent içi ulaşım ve promenad (yürüyüş - gezinti yolu) olarak izleyen yıllarda kentin en önemli aksı haline gelecektir. Ankara, Başkentlik işlevlerini yüklenmeye başladığı ilk yıllardan beri önemle ve kusursuz olarak imar edilmeye çalışılan bir kent olarak görülmüştür. Bu anlamda ilk yıllardan bu yana, kent planı elde edilebilmesi için yarışmalar açılması ve planlama büroları kurulması yönünde bir gelenek oluşturulmuştur. Özellikle Yenişehir'in biçimlenmesinde 1924 tarihli Lörcher Planı belirleyicidir. Yenişehir'deki su, kanalizasyon ve elektrik gibi altyapının başlangıcı ile, bugün Kızılay'a biçim veren Kızılay Meydanı, Sıhhiye Meydanı, Zafer, Millet, Lozan, Tandoğan gibi meydan ve akslar, Lörcher Planı ile tasarlanır. Bu planlama çalışmasından sonra, Başkent için bir planlama yarışması açılır ve 1927 yılında sonuçlanan yarışmayı Alman şehirci Herman Jansen'in Ankara; Başkentlik işlevlerini yüklenmeye başladığı ilk yıllardan beri önemle ve kusursuz olarak imar edilmeye çalışılan bir kent olarak görülmüştür. Bu anlamda ilk yıllardan bu yana, kent planı elde edilebilmesi için yarışmalar açılması ve planlama büroları kurulması yönünde bir gelenek oluşturulmuştur. 7

11 Kızılay, özellikle 50 li yıllarla birlikte alt merkez ve hızla merkezi iş alanı işlevlerini yüklenmiştir. Ancak, Ankara için 1957 yılında onaylanan Nihat Yücel-Raşit Uybadin planı da, Kızılay ın merkez gelişimini algılayamamıştır. hazırladığı plan kazanır. Bu Plan, Ankara da 50 yıllık bir perspektif içinde 300 bin kişilik bir kent oluşacağı ve merkezin Ulus ve çevresinde kalacağını, Kızılay ın bir mahalle merkezi olacağını öngörmüştür. Kızılay da yaya akslarının kesişim noktasında, Güven Anıtı ile birlikte simgesel bir vurguyla hazırlanan Güvenpark, Bakanlıkların yapımına başlanan 30 lu yıllarda gerçekleşmiştir. Tepe noktası Kızılay meydanında biten üçgen biçimindeki parkın yanında, Bulvar boyunca yayalar ve bisikletlilere ayrılmış gezinti yolu 50 li yıllardaki yol genişletme operasyonlarına kadar varlığını sürdürmüştür. Jansen planı, Kızılay ı kent merkezi olarak öngörmemişken, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmeler Kızılay ın çehresini değiştirmeye başlar. Bakanlıklar Sitesi nin etkisi ve çevrede yeni konut gelişme alanlarının yoğunlaşmaya başlaması ile, o devrin bürokratlarının oluşturduğu orta ve üst gelir gruplarına yönelik yeni hizmetlerle, bir alt merkez oluşumu başlamıştır. Bu süreç Ulus ta bulunmayan bazı hizmetleri Kızılay a çekmiştir. Kentin nüfus büyüklüğündeki artış, tüm örüntüsüyle birlikte merkez yapılanmasını da etkilemiştir. Kızılay, özellikle 50 li yıllarla birlikte alt merkez ve hızla merkezi iş alanı işlevlerini yüklenmiştir. Ancak, Ankara için 1957 yılında onaylanan Nihat Yücel-Raşit Uybadin planı da, Kızılay ın merkez gelişimini algılayamamıştır. 8

12 1968 yılında ise Bölge Kat Nizamı Planı olarak adlandırılan ve sadece kat sayılarını belirleyen haritalar onaylanmıştır. Buna göre Yenişehir de Atatürk Bulvarının her iki yanı Yüksek Bölge dir. Eski konut parselleri üzerinde bitişik düzende yapı yoğunluklarını 7-8 katına çıkaran kat nizamı planı, hiçbir kentsel altyapı gereksinimi düşünülmeksizin hazırlanmış ve uygulanmıştır. Bu dönemde kent yaşamına giren dolmuşlar, kent merkezindeki ulaşım dokusunu da etkilemiştir. Bu tip kamu ulaşım türleri, belediyelerin sunmakta yetersiz kaldığı kamu toplu taşımacılığına alternatif bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Böylesi gelişmeler, simgesel bir park olan Güvenpark ın bile daha sonra dolmuş duraklarına yer açmak için parçalanmasına zemin hazırlayacaktır. 70 li yılların sonunda Kızılay kent merkezinde çağdaş ulaşım yaklaşımları göze çarpmaktadır yılında toplu taşıma araçlarına trafikte öncelik vermek için Beşevler - Dikimevi arasında tahsisli otobüs yolu oluşturulmuştur. Hemen ardından aynı yıl Sakarya, Selanik, Tuna Caddeleri, 1982 de ise İzmir ve Yüksel Caddeleri, taşıt trafiğine kapatılarak yaya bölgesi haline getirilmiştir. O tarihten bu yana ise yeni yaya bölgesi oluşturmak için yapılan çalışma olmamıştır. Mevcut yaya bölgeleri, tasarım başarısı ve çevresindeki işlevlerin uygunluğu tartışılsa da, Kızılay daki yayalara yönelik olarak yapılmış geniş kapsamlı tek uygulamadır. 80 li yıllardan sonra Ankara, farklı bir kentsel mekân oluşumu ile karşı karşıya kalmıştır. Önceleri, merkezde yoğunlaşma ile büyüyen kent, hızla dışa doğru yayılma-saçaklanma sürecine girmiştir. Otomobil sahipliliğinin artışı, kent çeperine doğru yapılan ulaşım yatırımları ve ucuz arsa olanakları, çeperdeki alanların hızla yerleşime açılmasıyla sonuçlanmıştır. 90 lı yılların ortalarından itibaren kentsel yayılma daha da artmış, merkeze km ötede konut kooperatifleri yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu dönemdeki diğer bir önemli değişim, ülkedeki büyük kentlere, özelde ise Ankara kent mekânına son 10 yılda Büyük Alışveriş Merkezlerinin damgasını vurmasıdır. Ulaşım kolaylığı ve otopark olanakları, iklim koşullarından yalıtılmış olmaları, içinde farklı yaş gruplarına hitap eden aktivitelerin ve çok çeşit- 80 li yıllardan sonra Ankara, farklı bir kentsel mekân oluşumu ile karşı karşıya kalmıştır. Önceleri, merkezde yoğunlaşma ile büyüyen kent, hızla dışa doğru yayılma-saçaklanma sürecine girmiştir. 90 lı yılların ortalarından itibaren kentsel yayılma daha da artmış, merkeze km ötede konut kooperatifleri yaygınlaşmaya başlamıştır. 9

13 Bugün gelinen noktada ise Kızılay ın bir sönükleşme, eski önemini yitirme hatta yer yer çöküntüleşme" sürecine girdiği söylenebilir larda konut alanlarının kent çeperine taşınması alışveriş merkezi kültürünün Türkiye de yaygınlaşmaya başlaması ile daha da hızlanmıştır. li ürünlerin bir arada bulunması gibi sebeplerle, büyük alışveriş merkezleri kentliler tarafından tercih edilir olmuştur. Açılan her büyük alışveriş merkezi, kent merkezindeki perakende ticareti biraz daha niteliksizleştirmiş ve öldürmüştür. Bu süreç, bugün de devam etmektedir. Bugün gelinen noktada ise Kızılay ın bir sönükleşme, eski önemini yitirme hatta yer yer çöküntüleşme" sürecine girdiği söylenebilir larda konut alanlarının kent çeperine taşınması ve birçok ticaret ve ofis işlevinin merkezden çıkarak alt merkezlere ve kent çevresine doğru dağılması ile başlayan bu süreç, günümüzde alışveriş merkezi kültürünün Türkiye de yaygınlaşmaya başlaması ile daha da hızlanmıştır. Bir zamanların en saygın mağazaları burayı terk etmekte, pasajlar boşalmaktadır. Bugün Kızılay bölgesindeki işyerleri giderek niteliksizleşmekte, küçülmekte ve sürekli el değiştirmektedir. Kamu kurumları kent dışındaki binalara taşınmakta, giden her işlev bölgeyi biraz daha fakirleştirmektedir. Ankara ya gelen yabancı ziyaretçi ve turistler, Kızılay a artık uğramaz olmuştur. Eskiden kent merkezinde olan işlevler ve çeşitlilik azalmakta, kent merkezini kullanan bazı toplumsal kesimler kent merkezinden uzaklaşmaktadır. Kent merkezi bu anlamda farklı kesimlerin bir arada yaşama mekânı olma özelliğini de kaybetmektedir. Bu sebeple kent merkezinin içine girdiği çözülme sürecinin farkına varmak ve merkezin kaybolan zenginliğini korumak için önlemler almak gereklidir. Bunun ön koşulu ise; öncelikle Kızılay ın 10

14 çeşitliliğini yaratan farklı kesimleri ve aktörleri kavramak ve Kızılay ın bir temsil, toplumsallaşma ve kent kültürünün üretildiği bir mekân olmasının gerekliliğini ve farklı kesimlerin nasıl bir arada bulunduğunu göstermektir. Bu sebeple kent merkezinin içine girdiği çözülme sürecinin farkına varmak ve merkezin kaybolan zenginliğini korumak için önlemler almak gereklidir. Bunun ön koşulu ise; öncelikle Kızılay ın çeşitliliğini yaratan farklı kesimleri ve aktörleri kavramak ve Kızılay ın bir temsil, toplumsallaşma ve kent kültürünün üretildiği bir mekân olmasının gerekliliğini ve farklı kesimlerin nasıl bir arada bulunduğunu göstermektir. Çağdaş bir kentin diğer birçok önemli özelliğin yanında, yaşanabilir bir kent olması gerektiği, üzerinde uzlaşılan bir noktadır. Ankara kentinde yaşayan tüm kent sakinleri için taşıdığı değer ve potansiyel, tarihsel kimliği ve sağlıklı bir kent yapısının oluşturulabilmesi için Kızılay ın daha yaşanabilir ve tercih edilir bir hale getirilmesi gerekmektedir. Merkezi ölmüş bir kent; tarihini, kimliğini ve toplumsallaşma olanaklarını üretemeyen bir kenttir. Küresel süreçlerin yarattığı büyük alışveriş merkezleri gibi mekânların getirdiği tek düzelik karşısında, kent merkezlerinin taşıdıkları birikimle yaratılan zenginliğin sürdürülebilmesi son derece önemlidir. Kent merkezinin içine girdiği çözülme sürecinin farkına varmak ve merkezin kaybolan zenginliğini korumak için önlemler almak gereklidir. Bunun ön koşulu ise; öncelikle Kızılay ın çeşitliliğini yaratan farklı kesimleri ve aktörleri kavramak ve Kızılay ın bir temsil, toplumsallaşma ve kent kültürünün üretildiği bir mekân olmasının gerekliliğini ve farklı kesimlerin nasıl bir arada bulunduğunu göstermektir. 11

15 Aç fl Konuflmas MODERATÖR: Açılış konuşmalarının devamında konuşmasını almak üzere İstanbul Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bihlun TAMAYLIGİL i kürsüye davet ediyorum. Bihlun Tamayl gil CHP Genel Baflkan Yard mc s stanbul Milletvekili 15 yıllık süreçte, bir tarafta Cumhuriyetin getirdiği simgesel değerleri kapatmaya çalışan bir şehircilik anlayışı ortaya konulurken, diğer yandan halkın birlikte demokratik hak kullanım mekanları yok edilmeye gidildi. Bihlun TAMAYLIG L: Saygıdeğer misafirler, çok değerli hanımefendiler, beyefendiler, sevgili konuklarımız hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum, hoş geldiniz diyorum. Ülkene, şehrine, kentine ve geleceğine sahip çıkma bilincinin getirdiği sorumlulukla burada bulunmanızdan, burada bu paylaşımı gerçekleştirmek için, önemli bir tarihte bir araya gelmemizi sağlayan çok değerli Çankaya Belediye Başkanıma da teşekkür etmek istiyorum. Çünkü yarın 27 Aralık, bundan 90 yıl önce Türkiye nin kuruluşu, temellerinin atılışı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin yola çıkışının ana merkezini konumlandıran Ankara ya Ulu Önder Atatürk ümüzün geldiği günü kutlayacağız. İyi ki Ankara ya geldiler, Ankara için, bağımsızlık için o ruhla bir süreci başlattılar. Çok önemli bir günde K z lay' n gelece ini konufluyoruz O seğmenlerin ölmeye geldik sesleriyle başlayan yolculuk, bugün tam bağımsız Türkiye nin kaderini çizdi! İşte, çok önemli bir süreçte, önemli bir şehirde, Ankara da Ankara nın geleceğini konuşmak için, Çankaya nın geleceğini konuşmak için ve özellikle ana simgesi olan Kızılay ın geleceğini konuşmak için bugün burada bu toplantı yapılıyor. Öncelikle başkanım size teşekkür ediyorum böyle bir organizasyon için. Sizlere teşekkür ediyorum çok değerli bilim insanları, bu katılımla, fikirlerinizle, yapacağımız değerlendirmelerle önümüze ışık tutacaksınız! Çok teşekkür ediyorum Sayın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterim, Çankaya nın en üst noktasında görev alan ve burada bakışınızla, değerlendirmelerinizle ve bugü- 12

16 ne kadar olan tecrübelerinizle katkı sağlayacağınız için... Çok teşekkür ediyorum, tüm yöneticilere, tüm seçilmişlere, görev almışlara ve özellikle hanımlara. Çünkü hanımlar yaşadığı kentin güzelliğini, özelliğini ve geleceğini şekillendirecek önder kişilerdir. Sizlere büyük görev düşüyor, sizlerle beraber inanıyorum ki Çankaya, Kızılay ve Ankara bundan sonra 90 yıl önce çizilen rotadan hareket edecek olan o ruhu, o gücü hep beraber yakalayacaktır. Evet, ben İstanbul milletvekiliyim, belki Ankara, Kızılay ve bu süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunmam teknik olarak doğru olmayabilir. Ama bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, 7 yıldır Ankaralı olmaya aday bir kişiyim. Bununla beraber sosyal demokrat belediyecilik anlayışının getirdiği sorumlulukla kentleşme, kent bilinci ve olması gereken kentli haklarıyla beraber götürülecek bir yerel yönetim modelindeki ortak çalışmanın bir parçasını bugün burada sizlerle gerçekleştirmek ve paylaşmak üzere beraberiz. Kızılay ı sadece alışverişin değil, kültürün sanatın merkezi haline getirebiliriz. Bununla ilgili bir takım çalışmalar gerçekleştirilebilir ve burayı yeniden bir cazibe merkezi haline dönüştürebiliriz. Cumhuriyetin simgesel de erleri ortadan kald r l yor Biraz önce sevgili başkanımız Kızılay, Çankaya ile ilgili değerlendirmeleri ve burada olması gereken örnek çalışma ve değerlendirme sürecini ortaya koydular. Bunun yanında son 15 yıldır Ankara daki yerel yönetim anlayışını, Ankara nın Büyükşehir yerel yönetim anlayışıyla geldiği noktayı da ana hatlarıyla verdiler. Aslında baktığımızda Türkiye de yerel yönetim anlayışındaki ve yerel yönetim anlayışının halkla beraber, halk için katılımcı bir yönetimden çok, belli bir rant için gelişen ticari hegemonyanın çizdiği rotalara hizmet için ve dönem dönem de bu ülkedeki özellikle Ankara için bunu söylemek istiyorum, simgesel değerlerin altını kazımak için yapılan çalışmalarla karşı karşıya kaldık. İlk zamanlar Ankara, Çankaya ve Kızılay'a baktığımızda Cumhuriyetin ve Cumhuriyet devrimlerinin, modellerinin ve kurumlarının örnek yapılarla bir araya getirildiği, planlı, çağdaş şehircilik anlayışının ortaya konulduğu bir model, bir başkent... Burada çok önemli hedefler, semboller kendini gösteriyor! Şöyle bir Atatürk Bulvarı na baktığınızda kurtuluş mücadelesinden devrimlerin kurumlarına ve o kurumlardan sonra Cumhuriyetin temel yönetim simgelerine kadar oluşmuş bir yapı ile karşı karşıyayız. Korktular meydanlar kald rd lar Peki, ne yapıldı 15 yıllık süreçte? Bir tarafta bu yapının getirdi- 13

17 Bugün baktığımızda seneler önceki gelip gördüğümüz, ticari esnafın çok etkin olarak kendine imkan yarattığı Kızılay; otoların, taşıtların, yayayı ortadan kaldırdığı yani otoların, taşıtların yayaya karşı bir hakimiyet kurduğu çehreye bürünmüştür. ği o simgesel değerleri kapatmaya çalışan bir şehircilik planlama anlayışı ortaya konulurken, halkın birlikte yaşama, ses çıkarma, demokratik hak kullanım mekanlarına bile korkakça bakılarak yok edilmeye gidildi. Bugün ne yazık ki Ankara da olsun İstanbul da olsun, büyük şehirlerde artık meydanlar kalmamıştır. Acaba meydanlardan korkulmakta mıdır? Acaba bu meydanlar emekçinin, bu meydanlar memurların, bu meydanlar demokrasi arayışında olanların sesleri yüksek çıktığı alanlar olduğu için, yankılanmalarının gücünden mi korkulmuştur? Acaba bu meydanların yapılanımı ve onunla ilgili tercihler bu endişelerle mi ortaya çıkmıştır? Bugün Kızılay a baktığımızda seneler önce gelip gördüğümüz, ticari esnafın çok etkin olarak kendine imkan yarattığı Kızılay, otoların, taşıtların, yayayı ortadan kaldırdığı, taşıtların yayaya karşı bir hakimiyet kurduğu çehreye bürünmüştür. Ankara da simge olan meydanlar artık kalmamış, kavşaklaşmış; değil engelli ve yaşlı vatandaşlarımız, hangi yaş grubunda olursa olsun kimsenin rahat dolaşım olanağı kalmamış, yaya hakları ne yazık ki gerçekleşemez duruma gelmiştir. Bir kent kimliğini oluşturan ana faktörlerin başında meydanlar gelmektedir. Bugün Ankara çarpık, dağınık göçlerle etkilenmiş yapısıyla ortaya çıkan, artık bir araya gelinen, tüm vatandaşlarımızın bir arada olma sosyal kültürünü paylaştığı etken merkez olma görevini ne yazık ki yerine getiremeyen noktaya gelmiştir. İşte bugün ve çok değerli akademisyenlerimiz, yerel yöneticilerimiz, medya mensuplarımız, burada sivil toplum ve demokratik kitle örgütü adına bilinç oluşturmuş olan ve liderlik yapmış olan değerli konuklarımız, Çankaya ve özellikle Kızılay için, gelecek için beraberce tartışacaklar! Ankaralı tartışacak, bunun devamında Çankayalı tartışacak! Çünkü Kızılay sadece Çankaya'nın değil, tüm Ankaralıların Kızılay ı olarak yoluna devam etmek zorunda! Bunun için alınması gereken tedbirler, yasal olarak yapılması gereken çalışma, ama en önemlisi benim bencilliğinden kurtularak, Ankaralıyız bilinciyle, Ankara ya, Çankaya ya ve Kızılay a sahip çıkma bilincini oluşturacak bir bakış açısı beklenmekte. Bunu gerçekleştirmek için katılımcı düşünceye önem vererek, oluşturulacak olan temel fikirlerde yürünecek yolda ben tüm Ankaralılara yol açıklığı diliyorum ve artık kendimize, bilincimize ve Cumhuriyetimizin değerlerinin simgesi olan Ankara mıza sahip çıkma günüdür. Hep beraber sahip çıkmak için birbirimize el uzatalım diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çok teşekkür ediyorum. 14

18 MODERATÖR: Açılış konuşmalarının son konuşmacısı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İSEN i kürsüye davet ediyorum. Mustafa SEN: Herkese günaydın. Sabahın bu erken saatinde bu ilgi gerçekten sevindirici, bir şehir kimliğine ve bölgesine, beldesine sahip çıkma açısından Baştan Çankaya Forumu olarak konmuş olmasından da doğrusu ben şöyle bir beklenti içerisindeyim; bugün Kızılay ile başlayan bu tür tartışmaların önümüzdeki dönemlerde başka bölgeleri de içine alacak şekilde devam edeceği gibi bir anlam çıkabilir ve bu eminim ki Ankara için üçüncül bir yaklaşımı da beraberinde getirecektir. Muhakkak arkasında da şehre yönelik bir takım olumlu uygulamaların kararlarının alındığı bir kent konseyi işlevi görecektir. Çok değerli katılımcılar, ben biraz bütünden parçaya doğru bir yaklaşım sergilemek istiyorum. Siyasi coğrafya şehirlerin kimliğini belirleyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Bu açıdan bakıldığında, Ankara gerçekten tarihin çok eski dönemlerinden beri coğrafyanın kendisine yüklediği bu olumlu manalar çerçevesinde Anadolu nun kalbinde yer alan ve bundan dolayı da çok erken dönemlerden itibaren şehir kimliği kazanmış önemli yerleşim merkezlerinden biridir! Şöyle bir Anadolu coğrafyasını gözümüzün önüne getirelim, ister doğu batı, ister kuzey-güney istikametinde olsun Anadolu nun bütün yollarının kesiştiği belki de tek nokta Ankara dır! Brodil in o meşhur lafını unutmayalım, Yollar neredeyse şehirler oradadır. Dolayısıyla, Ankara nın ta Roma döneminden başlayarak arkasından hem Selçuklu hem de Osmanlı dönemlerindeki konumu hiçbir biçimde Anadolu nun diğer şehirleriyle mukayese edilebilecek bir çerçevede değildir. Bütün bu artı faktörler, Ankara ya başkent olma imkanını da Cumhuriyetle birlikte bahşetmiştir. Tabi Cumhuriyetin çok artı katkıları var, onunla birlikte şehir yeniden bir yapılanma ve yeniden inşa edilme sürecine girmiştir. Bu süreç bugün geldiğimiz noktada değerlendirildiğinde ortaya çıkan tabloya bakdığımızda; Ben çok iyimser bir durumla karşı karşıya olduğumuz kanaatindeyim. Özellikle bu duble yollarla birlikte Ankara dan bakın artık Kayseri ye çok kolay ulaşılabilir, Kırşehir e çok kolay ulaşılabilir. Son yapılan viyadüklerle birlikte Ankara neredeyse Kırıkkale ile artık bir varoş, bir kom- Mustafa SEN Cumhurbaflkanl Genel Sekreteri Kızılay ı sadece alışverişin değil, kültürün sanatın merkezi haline getirebiliriz. Bununla ilgili bir takım çalışmalar gerçekleştirilebilir ve burayı yeniden bir cazibe merkezi haline dönüştürebiliriz. 15

19 Doğrusu hem ben kendi bakış açımla hem Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda kendisine her türlü desteği vereceğimiz konusunda taahhütte bulunduk. Bunun elbette arkasındayız şu kent ilişkisi içerisine girmiş bulunmaktadır. Benzer şekilde Çorum a doğru, kuzeye doğru gittiğinizde Kastamonu ve Çankırı artık neredeyse Ankara ile bütünleşmiş bir özellik taşıyor. Hem hızlı tren hem de benzer bir yol konumu ile birlikte Eskişehir belli bir çerçevede, Aksaray ve Konya Baflkana her tür deste i verece iz Değerli arkadaşlar, bütün bunlarla birlikte düşünüldüğü zaman Ankara yı artık mevcut nüfusuyla değil, bütün bu çevrenin bu şehre akabilecek konumuyla birlikte değerlendirmek durumundayız. Bu beraberinde ne getirir? Şehri hem yönetenler açısından hem de bu şehre yatırım yapanlar açısından, artık bu nüfusu bu hareketliliği ister istemez dikkate almak zorundayız. Bu yüzdendir ki, Ankara ile ilgili bundan sonra planlama yapanlar ister sağlık alanında, ister alışveriş alanında, ticari alanda, kültürel alanda ve bunlara eklemlenebilecek başka alanlarda Ankara için kim ne düşünürse bu çevredeki büyük faktörü, büyük nüfus olgusunu da işin içine katabilecek bir çerçevede meseleleri ele almak durumundadırlar. Buradan Kızılay a gelecek olursak, tabiatıyla doğal olarak ortaya çıkabilecek bu olumlu manzaradan Kızılay da muhakkak suretle etkilenecektir. Ben, şunu doğal olarak kabul ediyorum, şehirlerin belli bölgeleri değişik zaman dilimleri içerisinde belli rollere bürünebilirler. Bu kaçınılmazdır! Ankara nın bir dönem merkezi Ulus tu, Ulus bu konumunu kaybetti. Daha sonra bir takım iyi niyetli girişimlerle Ulus u tekrar Ankara nın merkezi yapmaya gayret gösterildi, belli çalışmalarla bu yapılabilir mi? Belli çalışmalarla belli oranda yapılabilir. Eğer, biz buradan bugün Kızılay ı bundan 20 yıl önceki konumuna kendi nostaljilerimizi tatmin edecek bir çerçeveye doğru taşımak istiyorsak bunu açıklıkla belirtelim ki bu mümkün değil! Ekonomideki meşhur kuralı biliyoruz, bir şey değişir, her şey değişir! Kızılay da bir takım şeylerle birlikte pek çok şey değişmiştir. Ama biz Kızılay ı yeniden kentin merkezi haline getirme konusunda başka bir takım çalışmalar elbette yapmalıyız. Ben başkana teşekkür ediyorum, ilk seçildiği günden itibaren beni de ziyaret ederek, Kızılay ın bugünkü konumundan memnun olmadığını, buna yeni bir çerçeve vermek, yeni bir fonksiyon kazandırmak gerektiğini ifade ettiler. Doğrusu hem ben kendi bakış açımla hem Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda kendisine her türlü desteği vereceğimiz konusun- 16

20 da taahhütte bulunduk. Bunun elbette arkasındayız Bugünkü konumunu beğenmiyoruz, bugünkü konumunu farklı bir çerçeveye taşımak noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Bunların bir kısmı elbette yerel yönetimlerle ilgilidir. Bir kısmı onu aşacak bir çerçeveye taşıyabilir ama başkanın söylediği çok önemli bir mesele var. Ben bu sabahki kalabalıktan da bu havayı seziyorum, bu önemli K z lay'a kültürel donat lar sa lamal y z Artık merkezi planlamalardan çok, orada yaşayanların kendi şehirleri ve kendi bölgeleri için oluşturacakları önemli düşüncelerin ve kentlerine sahip çıkma konusunda gösterecekleri gayretin, her meselenin önüne geçebileceği kanaatindeyim! Başkan, bir hususa çok doğru işaret etti, vakti gelmiş bir fikri hiç kimse engelleyemez! Bu vakti gelme meselesini de oluşturacak olan kişiler bizleriz! Onun için bu noktada mesela ben Kızılay ın özellikle kültürel donatılar açısından çok büyük eksiklikler taşıdığını görüyorum. Meydanlar kadar önemli eksiklikler taşıdığını görüyorum. Bunların giderilmesi noktasında kolay bir takım faaliyetler yapılabilir. Kızılay ı sadece alışverişin değil, kültürün ve sanatın merkezi haline getirebiliriz. Bununla ilgili bir takım çalışmalar gerçekleştirilebilir ve burayı yeniden bir cazibe merkezi haline dönüştürebiliriz. Başka bir takım ulaşım imkanlarıyla birlikte bu faaliyet alanı kolaylaşacaktır diye düşünüyorum. Önce niyet, sonra hedef, bu hedefi gerçekleştirme konusunda gösterilebilecek gayretler, beraberinde sonuç almayı da mutlak suretle getirecektir. Bütün bu gayretler içinde olabilirsek elbette yarın, bugünkünden daha güzel, daha fonksiyonel, beklentilerimize daha uygun bir Kızılay ile karşılaşmak mümkündür ama burada nostaljik yaklaşımlardan değil, realiteden hareket edilecek bir çerçeve çizmenin çok doğru olacağı kanaatindeyim. Bugün bu toplantılardan böyle bir sonucun elde edilebileceğine kuvvetle inanıyorum. Ben de toplantının bundan sonraki aşamaları için herkese başarılar diliyorum. Ben Kızılay ın özellikle kültürel donatılar açısından çok büyük eksiklikler taşıdığını görüyorum. Meydanlar kadar önemli eksiklikler taşıdığını görüyorum. Bunların giderilmesi noktasında kolay bir takım faaliyetler yapılabilir. Kızılay ı sadece alışverişin değil, kültürün sanatın merkezi haline getirebiliriz. 17

21 Cumhurbaflkanl Genel Sekreteri Mustafa sen aç l fl konuflmas yaparken. Çankaya Forumu na yo un ilgi vard. 18

22 Çerçeve Bildiri K z lay n tarihsel gelifliminde yeni bir evre kurulabilir mi? MODERATÖR: Değerli konuklarımız, Kızılay ın tarihsel gelişiminde yeni bir evre kurulabilir mi? Konu hakkındaki görüşlerini almak için Prof. Dr. İlhan Tekeli yi kürsüye davet ediyorum. Prof. Dr. lhan TEKEL : Kızılay dostları hoş geldiniz diyorum. Belki buna bir şey daha eklemek gerekiyor, Türkiye nin aktif yurttaşları hoş geldiniz diyorum! Aktif yurttaşlar vurgulamasını özellikle yapmaya çalışıyorum çünkü biz burada bugün yalnız Kızılay a sahip çıkmayacağız! Bir çeşit katılımcı demokrasinin veya belirleyiciliğin bir örneğini Ankara da vermeye çalışacağız. Bu da Ankara nın belediyeciliğinin çoktandır unuttuğu öncü rolünü yeniden yüklenmesi bakımından Ankara ya çok yakışıyor. Elini tafl n alt na koyma talebi Bu toplantıda bir süreç başlatıyoruz diye düşünüyorum. Daha önce Bülent benim öğrencim, çalışmalar yapmış ama ben miladı bu nokta olarak alma eğilimindeyim. Bu süreç, Kızılay ın kötüye giden tarihini değiştirmek için kuruluyor ve bu kadar katılım da çok hoş ama ben katılımı aynı zamanda bir sorumluluk yüklenmeye soyunma olarak da görüyorum. Katılım bir salt burada hazır bulunmak değildir. İsteklerin ifade edildiği, sonra sırtının dönülüp gidildiği bir olay değildir. Yani bu bir çeşit elini taşın altına koyma talebidir. Buraya katılanların öyle bir talepte bulunduklarını var sayıyorum. Prof. Dr. lhan TEKEL ODTÜ fiehir ve Planc lar Bölümü emekli ö retim üyesi 19

23 Katılım bir salt burada hazır bulunmak değildir. İsteklerin ifade edildiği sonra sırtının dönülüp gidildiği bir olay değildir. Yani bu bir çeşit elini taşın altına koyma talebidir. Buraya katılanların öyle bir talepte bulunduklarını var sayıyorum. Bana bu toplantının başında bir açılış konuşması, bir çerçeve çizme görevi verilince bunun üzerinde düşünmeye başladım. Çok uzun zamandır Ankara meselesi üzerinde düşünmüyordum ve bir çerçeve üzerinde beraber konuşmaya çalışacağız. Ben size tek taraflı bir çözüm önermeyeceğim! Birlikte düşünmenin yollarını ve birlikte düşünmenin yaratıcılığını deşmeye, geliştirmeye çalışacağım. Bunun için sunuşumu 3 aşamalı olarak planladım. Birinci aşamada Kızılay ın şimdiye kadar yaşadığı evrilme sürecini, günümüzde ortaya çıkan sorunlarını ortaya koyacak şekilde ele alacağım. Daha önce 10 dakikalık bir film izlememiz de, bunu düşünmeyi görsel olarak da olanaklı kıldı. Ama ben daha çok o görselleri yorumlamaya çalışacağım. O yorumlamaların da bize ışık tutacak şekilde olmasına çalışacağım. İkinci aşamada ise yine bir tarihsel analiz yapacağım ama bu tarihsel analizde yalnız Ankara ya değil, Türkiye de kent merkezlerine müdahale etme tarihlerine biraz girerek, hangi örneklerde başarılı olabildik hangilerinde olamadık, bunlardan Ankara için bir ders çıkarabilir miyiz bu konuyu ele alacağım. Üçüncü olarak da Kızılay ın problemini formüle edeceğim. Bugün karşımızda olan problemi ne kadar net olarak formüle edebilirsek onun çözümü için de o kadar net, yapıcı, katkı yapan adımlar atabiliriz. Böyle bir formülasyondan sonra bir iş bölümü tartışması yapacağım. Burada bize, katılımcılara ne düşüyor, belediyeye ne düşüyor, devletimize ne düşüyor? Bu tek kişinin çözeceği bir sorun değil! Bir kentin merkezi demek, dünyanın en karışık problemlerinden biriyle yüz yüze olmak demektir ve bu tek aktörün becerisiyle çözülemez. Bunu birlikte geliştirmekle ve birlikte sorumluluk yüklenmekle çözeriz. Şimdi, Kızılay ın nasıl ortaya çıktığını tartışalım. Sunuşlarda da ortaya konulduğu gibi Lörcher ve Yansen Planları nda Kızılay yok! Merkez Ulus ta ama Kızılay a bir merkez konulmamış. Yapılan ne? Kızılay a prestij Bakanlıklar Sitesi ile getirilmiş ve bu özel bir tasarım, içinde insanların mekanda yürüyüşleri tek elden tasarlanmış olmasıyla bir simgesel, eğer temsil meselesi söz konusuysa onu temsil eden bir mekan yaratılmış ve çekicilik buradan görülmek isteniyor. Bu bir eksene oturuyor, Ankara demek o bulvar demek ve 50 ler sonrasında hızla büyümeye başladığı zaman tek bulvarlı bir kent olmanın ve bir ikinci bulvarı yaratamamanın sorunlarını yaşadı! İşte bu oluşum sırasında Ulus mer- 20

24 kezi bir ana eksen ve Kızılay, Bakanlıklar Sitesi içinde Kızılay ortaya çıkıyor. Bir oluş ve planlanmış bir yer değil Kızılay! Yansen Planı göstermedi demek biz ne kadar Yansen Planı nı yüceltirsek yüceltelim onun bir eksikliği ve bir öngörüyü göremediğini ifade ediyor. Ben 61 yılında Ankara ya geldim, Ankara ya geldiğimde Ulus tan iş merkezi Kızılay a kayıyordu ve ilk şehircilik öğrencisiyim ve bizim stüdyomuzdaki ilk ödev de Kızılay dı. Rahmetli olan iki kişiden söz edeceğim birisi Esat Durak hocamız biri de o sınıfta arkadaşım olan Cengiz Yener, bize ödev verdiler. Dediler ki bu Kızılay niye merkez olamıyor? Biz gittik yapılan apartmanların içerisinde kaç tane konut alanı kaç tane iş alanı olmuş diye baktık, konutlar daha baskındı ve bir merkezleşme süreci yaşıyorduk. K z lay' n do uflu planl de il, do al bir do ufltur Kızılay ın doğuşu planlı olmaktan çok doğal bir doğuştur ve bir anlamda binalar dönüşerek, her bir konut alanı dönüşerek, merkezleşiyordu. Aslında bugün bizim imajlarımızdaki seçkin özlediğimiz Kızılay 60 ların 70 lerin yarısının Kızılay ıdır. Burada şöyle bir şey var, biz bugün Kızılay dan yakınırken tırnak içerisinde nezih Kızılay ın ortadan kalkmasından yakınıyoruz. Acaba bu nezahet nereden geliyordu? Biraz onu hatırlamaya çalışalım Ben genç yeni bir plancı iken şöyle bir olay vardı. Bir kere Kızılay akşam üstleri piyasaya çıkılan bir yerdi. Çok kalabalık bir yer değildi! Bugün Kızılay da daha çok insan var ama bu insanlar acele ediyor. Acele acele bir yerden bir yere gidiyor, vitrini görmüyor, piyasa içerisinde bir sosyalleşme mekanı değil. Piyasa deyip geçmeyin! Piyasa sosyal bakımdan çok önemli bir olaydır. Çünkü piyasaya çıkan kendisini sergiliyor. Piyasaya çıkan bakımlı ve giyimli olarak piyasaya çıkıyor. Geçen gün İzmir in farklılığı ile ilgili bir konuşma yapmıştım. Orada dikkatimi çeken mesele İzmir in sokakta yaşayabilmesiydi ve İzmir in insanlarının bakımlı olması sokakta yaşama, sokakta kendini sergileme ile çok yakından ilgili bir olay! Daha başka bir şey ise burada orta ve üst sınıfın gençleri vardı, seçkin restoran ve cafeler buralardaydılar, çok önemli bir şey konut alanları henüz tam boşalmamıştı. Eğer boşalırsa başka bir şey oluyor ve Holzmeister in tasarımı Bakanlıklar Sitesi nde henüz tahrip edilmemişti, Güvenpark park olma özelliğini koruyordu ve Türkiye nin ilk Bir kentin merkezi demek, dünyanın en karışık problemlerinden biriyle yüz yüze olmak demektir ve bu tek aktörün becerisiyle çözülemez. Bunu birlikte geliştirmekle ve birlikte sorumluluk yüklenmekle çözeriz. 21

25 Aslında karşılaştığımız sorun, konut alanı olarak tasarlanmış alanın yapsatçı süreçlerle önce apartmanlaşma, sonra iş yerine dönüşmesiyle ortaya çıkan bir kalite problemidir. gökdeleni burada dikiliyordu. Kızılay ın durumundan değerlendirme yaptığımızda eğer biz o Kızılay ı özlüyorsak ve o nostalji bizi yönlendirecekse bugün onu gerçekleştiremeyiz, sayın sekreter bunu gayet açık olarak söyledi. Bizim bugün başka bir şey yapmamız lazım ve bu yaptığımız başka şeylerde de kaliteyi ortaya çıkarmamız lazım. Aslında karşılaştığımız sorun, konut alanı olarak tasarlanmış alanını yapsatçı süreçlerle önce apartmanlaşma, sonra iş yerine dönüşmesiyle ortaya çıkan bir kalite problemidir. Dinamikler K z lay'dan baflka alanlara kayd Aslında bu dinamik, Ulus tan Kızılay a kayan dinamik 1970 lerin ikinci yarısında sürdü. Nereye sıçradı? Tunalı Hilmi ye sıçradı ve aslında Kızılay a seçkinlik kazandıran cafeler, bilmem neler oraya gitti. Önce seçkin perakende arkasından onunla paralel cafeler ve seçkin hizmet alanları ve daha sonra da Gaziosmanpaşa nın dönüşerek bir işyeri haline dönüşmesi Miat kayıyor, bir yerden başladı bir yere doğru gitti! Bu kayış, çok önemli bir nokta bence, o dönemki kentin yapılaşma süreçleriyle paralel giden bir kayış. O zaman kent tek tek binaların eklemlenmesiyle yağ lekesi şeklinde büyüyen bir kent ve bu kayıyor, bu lekenin içerisinde yüksek gelir gruplarının yer aldığı noktaya doğru yönelerek bir hareket var. Şimdi, bu hareketi günümüze kadar getirelim ki olayı tam olarak anlayalım larda bu süreç yeni bir sıçramayı başlatmak üzereydi, bu da Köroğlu üzerindeki gelişmelerdi. Kısmen oluştu, kısmen oluşamadı ve bu tarihlerde ilk üzerinde duracağımız alışveriş merkezleri ortaya çıktı. Bunlar da, Atakule bu hareketin üstünde, bu eksen üzerinde yer aldı. Ama daha sonraki dönemde parçalandı, sıçradı. Şimdi bunların içinde araba sahiplikleri var, alışveriş merkezleri ortaya çıktı, konut alanlarımızın niteliği değişti, kapısı kilitli kontrollü alanlar ortaya çıktı. Bütün bunlar neyi gösteriyor? Bunlar bir kentin yapılanmasında yeni bir evreye girildiğini gösteriyor. Yani dikey iş bölümüne dayanan bir metropol kentten yatay iş bölümüne dayanan bir kentsel bölgeye Ankara geçiyor mu geçmiyor mu? İstanbul un ve İzmir in geçtiği hakkında meslek camiasında daha yaygın bir inanç var ama anlaşılıyor ki Ankara da da gerçekleşiyor ve bu toplu konut alanları oralara gidiyor, iş merkezleri oralara gidiyor ve parçalanıyor. 22

26 De iflim K z lay' afl nd r yor Tabi bu Kızılay ı aşındırıyor ama bizim karşılaştığımız sorun Kızılay ın yalnızlaşması sorunu değil, başka bir sorun! Çünkü Kızılay da başka gelişmeler ortaya çıktı! Şimdi, şöyle bir şey söyleyeceğim Bu hareketi gösterdim, bir yerden başladı, sonra başka yere kaydı, sonra parçalandı, bir çeşit kentsel bölgeye dönüştürdü Ankara yı veya dönüştürme sürecinde, bu arada Kızılay da ne oldu? Bunu yakından bilirsek yakınmamızın nedenlerini iyi kavrayabiliriz. Birincisi konut dokusunun merkezi iş alanına dönüşmesiyle, yollar yetersiz, otoparklar yetersiz, düşük yoğunluklu bir konut alanının yolları üzerine bir merkez kuruyorsunuz, yetmiyor hiçbir şey! Buna başka yönetmeliklerde yaptığınız değişiklikler, otopark zorunluluğunu falan da kaldırılınca kendine o demin nezihlik dediğimiz şeyi kazandıran fonksiyonlarını yeni iş alanlarına ve alışveriş merkezlerine kaybediyor Aslında Kızılay ın prestij kaybının farkında olan belediyeler 1970 li yıllardan itibaren buraya bazı müdahaleler yaptılar. Bu müdahaleler önce Ali Dinçer in döneminde yapıldı, yaya mekanları açıldı, Sakarya ya yapıldı ondan sonra Yüksel Caddesi ne sıçradı, aslında bu Kızılay a gelenleri arttırdı. Gece gündüz canlı yaşanır hale geldi ama çok önemli güvenlik sorunları çıkardı ve bu kalabalığı taşıyamayacak kaplamalar kullanıldı. Bunlar aşıldı, üzerine dökülen yağların hepsini emdi, bütün o çirkinliği yarattı. Sonra ne oldu? Bakın bugün her işlev gidiyor Kızılay dan ama bir işlev gitmiyor! Kitapçılar gitmiyor, o yaya mekanları yeme içme ile bütünleşmiş olanlar buraya bir şey getirdi ve buranın parçalanma sırasında parçalanmayan bir işlevini ortaya koydu Daha düflük gelirliler K z lay'da kümelendi En önemli ve bu tartışmalarda göz önüne almadığımız, yer altında olduğu için, metrolar var. Kızılay ın erişebilirliği değişti. Kızılay, çok önemli bir odak haline geldi ve Ulus erişebilirliğini bu metrolarla Kızılay a göre kaybetti. Ama ne getirdi bu? Daha düşük gelirli grupların Kızılay etrafında merkezlerde kümelenmesini getirdi! Demin sözü edilen şekilde, Güvenpark ın parçalanması ki o minibüs alanının büyümesine çok etkisi var ama muhtemelen o minibüs alanından günde kişi, belki daha fazla insan geçiyor. Kumrular Caddesi ni dönüştürdü, orada bir Bizim karşılaştığımız sorun Kızılay ın yalnızlaşması sorunu değil, başka bir sorun! Birincisi konut dokusunun merkezi iş alanına dönüşmesiyle, yollar yetersiz, otoparklar yetersiz, düşük yoğunluklu bir konut alanının yolları üzerine bir merkez kuruyorsunuz, yetmiyor hiçbir şey! 23

27 Aslında Kızılay ın prestij kaybının farkında olan belediyeler 1970 li yıllardan itibaren buraya bazı müdahaleler yaptılar. Bu müdahaleler önce Ali Dinçer in döneminde yapıldı, yaya mekanları açıldı ticaret alanı yarattı ama diyorsunuz ki başka ne oldu Güvenpark ta? Aslında burada Ankara halkı Güvenpark için bir mücadele verdi. Güvenpark tümüyle gidiyordu Mehmet Altınsoy zamanında, orası halk tarafından kurtarıldı ama ne oldu? Bir şey olmadı! Güvenlik kuvvetlerinin oto garajı gibi bir yer haline geldi. Kentin yaşam kalitesine bir katkı getiremedi. Şimdi şöyle bir söz var, Kızılay Ulus laşıyor! Yani kalite kaybının ifade ettirdiği şey Kızılay ın Ulus laşması Aslında 1960 da biz burada çalışma yaparken Kızılay niye Ulus laşmıyor diye yakınıyorduk. Çünkü burası sahte merkezdi. Şimdi bir merkez oldu ve tabi bu erişebilirliğinin değişmesiyle vs ile, O ama bir şey daha söyleyeceğim buranın kalite kaybı ile ilgili Bakanlıklar Sitesi nin hali pür melali Böyle bir şey olamaz! Herkes, her bina sahibi neyse tüzel kişiliğe buna müdahale etmekte ve kendi kararını uygulamakta kendini özgür görüyor. Halbuki Holzmeister in yaptığı bir anıt var, tek bir anıt, aynı renkli binalar var, binalar arasında parmaklık yok, yeşiller ile bütünleşmiş bir yaya mekanı var, şimdi bakın orası neresi? Her binanın rengi farklı, çağla yeşiline kadar renk değiştirdiler. Yani bu kadar çevreye duyarsızlık anlaşılamaz. Her binanın sahibi önüne bir rölyef ve heykel koydu. Her binaya parmaklık yapıp, parmaklıkların duvarına amblemlerini koyup sarı yaldız ile boyadılar. Bu nedir? Bu topluma karşı emrivakidir, bu gecekondulaşmadır. Bu başka bir şey değildir. fle kaliteyi yükseltmekle bafllamak laz m İşe buranın kalitesinin yükseltilmeyle başlamak lazımdır. Şimdi biz bu gelişmelere razı olabilir miyiz? Aslında bu gelişmeleri anlattığım şekilde bunların hepsi olumsuz gelişmeler değil. Daha güçlü bir Kızılay var. Aslında bu sözünü ettiğim metropolün açılıp kentsel bölgenin doğmasıyla zaten merkezler zayıflayacaktır. Ama bunun zayıflaması kalite kaybı anlamına gelmez, Kızılay halen güçlü bir merkezdir ama merkez olarak tasarlanmadığı için dönüşümler içinde ortaya çıkmış, bu emrivakilere ve kalitesini yitirmeye açık bir yerdir. Biz şunu kabul etmeliyiz, sayın Genel Sekreterin söylediği gibi yeni toplumsal kesimlere hizmet ediyor, yeni işlevler görüyor ve bu yeni işlevler ve yeni toplumsal kesimlerle tutarlı kaliteli bir çevre yaratmak durumundayız. Bunun için, katılımcı pratiklere ihtiyaç var. Bu 24

28 konuda devlete de belediyeye de herkese de rol düşüyor. Nasıl biz buna müdahale edebiliriz? Burada biraz müdahale tarihlerimize gireceğim çok uzatmadan, sizi sıkmadan Ankara da da önce Ulus ta prestij kaybı ortaya çıkınca yarışmalar yapıldı, genellikle mimarlara plancılara sorarsanız şunu önce tasarlayalım başı sonu belli olsun ki müdahale edelim denir. Aslında bunda bir şey yok, yapabilsek iyi ama yaptığımız tasarımları pratiğe geçirmekte çok başarılı olamıyoruz, ancak kısmen hayata geçiyor. Bu yalnız bir otorite problemi değil, bu dönüşümün niteliğinin iyi kavranmaması problemiyle de ilgili Önce Raci lerin projeleri vardı Hacı Bayram civarı için, sonra Haluk lar Ulus için bir şey kazandılar sonra Murat Karayalçın zamanında Kazıkiçi Bostanları projeleri yapıldı ve biz bunlardan sonuç alamadık. Kısmen aldık, hiç sonuç almadık demek haksızlık olur, sonuç aldıklarımız da Hacı Bayram da falan Raci nin oradaki esnafı da işin içine katmayı becermesiyle oldu. Dıştan bir kalite ithali değil, oradaki kişilerin kalite talebinin yükseltilmesi ve bunun gerçekleştirilmesi şeklinde süreç düşünülebilir. Ama 2 tane başarılı örnekten söz edeceğim. Birisi İstanbul daki Beyoğlu ve çevresindeki yenilenme! Bunun öncülüğünü belki unutmuşunuzdur Vakko yaptı. Vakko orada üniversite hocalarını kattı, başka girişimcileri kattı, bir Beyoğlu nu güzelleştirme hareketi başlattı. Yalnız öyle bir hareketin başlattırılması kendi başına yeterli olmayabilir, onun yanında da Cihangir de soylulaştırma başladı ve belirli bir sonuç alındığı açık! Tabi belediyenin, Habitat ın bir çok şeyin katkısı oldu ama o hareket sürdü ve bugün bir yere vardı. Benzer bir meseleyi Sultanahmet ve çevresinde Cankurtaran ve orada olan küçük otelleşmelerde görüyoruz. Orada yeni bir doku oldu çünkü İstanbul o bütün kentsel bölge olan yerlerde olduğu gibi merkezdeki işlevlerini de dışa aşırı bir şekilde attı. Çünkü büyük organize toplu konut inşaatları, organize sanayi bölgeleri vs dışarıya atılınca merkez boşalıyordu orada bir çöküntü yeri çıkabilirdi fakat işlevin gelişmesiyle çöküntü alanı ortaya çıkmadı. Dönüflüm sorunu var Şimdi, bu örneklerden aldığımız derslerle de Kızılay a bakalım. Önce, galiba Kızılay ın nesinden yakındığımız nesinden yakınmadığımız hakkında açıkça bir fikir sahibi olmamız gerekiyor. Yani müdahaleyi hangi amaçla yapacağız hangi amaçlarla Yeni işlevler ve yeni toplumsal kesimlerle tutarlı kaliteli bir çevre yaratmak durumundayız. Bunun için, katılımcı pratiklere ihtiyaç var. Bu konuda devlete de belediyeye de herkese de rol düşüyor. 25

29 Aslında karşımızda şöyle bir problem var, biz güzel planlar yapıyoruz ama o planlarla aktör ontolojosini tutarlı hale getirmiyoruz. Yani kim hangi yükü taşıyacak ve bu planla bu aktörler arasındaki uyum nasıl sağlanacak? Önerilerimizi bunu yapacak şekilde düşünmeliyiz. yapmayacağız. Eğer siz o nostaljik amaçlarla müdahale yaparsanız şimdiki olup bittiğinden de pek memnun olmayabilirsiniz. O başka bir dönemin başka bir şeyiydi. Biz Kızılay a yeni bir evre oluşturmak istiyoruz. Bu evrede yeni kentsel realite, kentsel bölgenin realitesine uygun bir yer ve çok önemli bir algı bugün erişebilirliği en yüksek olan yer ve bu bakanlıklar vs gibi oradaki kalitesinin de yükseltilmesi yerlerin aktivitesi. Bütün mekanlarda, döşemelerde, kaplamalarda kaliteyi yükselten bir şeyi yaratmak... Çünkü büyük tasarımların sorunu var. Özellikle Kızılay da bu sorun var. Biz tasarım yapabiliriz, uygulayamayız. Çünkü Kızılay bir kere dönüşmüş, yapsatçılıkla dönüşmüş ve bugünkü halini almış. Bu ne demektir? Yapsatçılıkla dönüştüğü için hiçbir yerde nefes alacak alan bırakmamış demektir hemen hemen Maksimum yoğunluk kullanıp onun üstüne bir dönüşüp oturtmak o kadar kolay değil! Onun için her bir bireyin gayreti üzerine oturtulacak bir şey lazım. Çevre kalitesini yükseltmemiz gerekiyor. Şimdi bunun içine bazı seçkinlik odakları yaratabilir miyiz? Mesela demin yine genel sekreterin söylediği bu kitaplar vs kültür faaliyetleriyle bütünleştirerek farklı bir nitelik kazandırabilir miyiz gibi Ama bunun hep oradaki esnafla oradaki girişimci ile beraber düşünülmesi gerektiği eğilimindeyim. Aslında karşımızda şöyle bir problem var, biz güzel planlar yapıyoruz ama o planlarla aktör ontolojosini tutarlı hale getirmiyoruz. Yani kim hangi yükü taşıyacak ve bu planla bu aktörler arasındaki uyum nasıl sağlanacak? Önerilerimizi bunu yapacak şekilde düşünmeliyiz. Çözüm mülk sahipleriyle birlikte aranmal Şimdi burada hiyerarşik olarak önce devletimizden başlarsak devletin bu Bakanlıklar Sitesi ne sahip çıkması gerekiyor. Yani işletme düzeni mi kuracak, her aklına gelenin her yere müdahale edemediği, her yere engel koyamadığı bir yer nasıl olabilir? Belki Kızılay ın kalitelendirilmesinde buradan başlayan bir kaliteleşme hareketinin simgesel bir etkisi yüksek olabilir. Devlet için de orası diyelim ki zaten başbakanlık var, başbakanlığa en yakın mekan bu, siyasi olarak da böyle prestijli bir mekan haline nasıl gelebilir? Bu düşünmesi lazım devletin. Biz de düşünebiliriz ama devletin kendi düşünmesinde yarar var çünkü devletin kendisi uygulayacak. Sonra tabi belediyeye düşenler var. Köprünün toplanması, taşının kaplanması, altyapılarının iyileş- 26

30 tirilmesi ve daha önemlisi buranın kaliteleştirilme hareketinde oradaki esnafın, girişimcilerin örgütlenmesi Tabi bir de kullanıcılara ve bize düşen roller var. Bize düşen roller de bu katılımcı süreçler içerisinde yer almak. Eğer buranın kalitesi yükselirse buradan mülk sahiplerinin de esnafın önemli bir yararı olacak. Onun bir kısmını bu proje ile bu projenin yardımcısı haline getirmek. Bu bakımından belediyede bir örgütleyicilik olabilir ama bu örgütleyiciliği bu örgütün sivil toplum kurulu karakterini kaybetmeden, bir patronaj iddiası tanımadan bir örgütleniş olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi bir de bazı yasal düzenlemeler de izlenebilir. Şimdi bakın, şöyle bir şey var. İlk olarak bugün Türkiye de gelinen dönüşüm süreçleri içerisinde geçmiş planların parçaladığı mülkiyet düzeni çok önemli bir problem yaratıyor ve onu devlet TOKİ üzerinden aşmaya çalışıyor. TOKİ ye bu yetkileri verdi E şimdi TOKİ ile falan yürümez bu iş! Yani bu ölçeklerde her yere TO- Kİ nin müdahalesi falan olmaz. Burada böyle dönüşüm projelerine kolaylık sağlayan bir şey düşünülebilir. Bir de tabi ki bu alışveriş merkezlerinin kent içerisinde nerede yer alacağı Kızılay bakımından çok önemli. Sanıyorum böyle bir yasa var gündemde ve Avrupa ülkelerinde de bu uygulanıyor. Efendim, konuşmamın sonuna geldim, inşallah sizi sıkmamışımdır. İyi verimli bir çalışma temennisiyle MODERATÖR: Sevgili konuklarımız bir nebze olsun dinlenmek için mola veriyoruz H H H H MODERATÖR: Bugünkü Programa katılamayan ve başarı dileklerini ileten değerli konuklarımızın telgraflarına değinmek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali ŞAHİN; Düzenlemiş olduğunuz Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum başlıklı foruma nazik davetiniz için teşekkür ederim. Yeni Bir Kızılay düşünüyorum isimli Forumun Ankara ve Kızılay ın gelişmesine, başarılı bir kentleşme sürecine oluşumuna katkı sağlayacağına inanıyor, forumu düzenlemekte emeği geçenleri kutluyorum. Şahsınızda tüm katılımcı- Eğer buranın kalitesi yükselirse buradan mülk sahiplerinin de esnafın da önemli bir yararı olacak. Onun bir kısmını bu proje ile bu projenin yardımcısı haline getirmek bu bakımdan belediyede bir örgütleyicilik olabilir ama bu örgütleyiciliğin bu örgütün sivil toplum kurulu karakterini kaybetmeden, bir patronaj iddiası tanımadan bir örgütleniş olması gerektiğini düşünüyorum. 27

31 Ankaralıların Kızılay hakkında düşünceleri: -İnsanların rahat rahat gezebileceği bir yer olması lazım. -Ben pek rahat edemiyorum, bunalıyorum geldiğim zaman buraya. -Rahatça oturabileceğimiz, rahat edebileceğimiz yeşil bir alan olsun istiyoruz. -Biraz daha bakımlı, daha güzel olabilir. lara sevgi ve selamlarımı iletiyorum. İçişleri Bakanı Beşir ATALAY; Yoğun programım nedeni ile katılamadığım Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum başlıklı foruma nazik davetiniz için teşekkür eder, forumun başarılı geçmesini dilerim. Şahsınızda programa katılan konuklarınıza selam ve saygılarımı sunarım. Devlet Bakanı Selma Aliye KAVAF, Devlet Bakanı Zafer ÇAĞLAYAN, Devlet Bakanı Faruk ÇELİK, Devlet Bakanı Faruk Nafız ÖZAK, Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel EROĞ- LU, İzmir Milletvekili ve TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU, CHP MYK Üyesi ve Muğla Milletvekili Fevzi TOPUZ ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup ODABAŞI nın başarı dilekleri için hepsine çok teşekkür ediyoruz. Ankaral lar K z lay hakk nda ne düflünüyor? Evet, sevgili konuklarımız, Ankaralılar Kızılay hakkında ne düşünüyor. Bunu öğrenmek için Ankaralılar ile kısa bir röportaj yaptık. Bu röportajımızda iki soru yönelttik. Kızılay sizce güzel bir şehir merkezi mi ve Kızılay da eksikliğini gördüğünüz bir şeyler var mı, varsa neler? Bakalım Ankaralılar bu konuda neler demiş. Eskiden daha güzeldi, şimdi güzel değil. Kızılay da trafiğin bir şekilde kaldırılması lazım. Valla beğeniyoruz, güzel. İnsanların rahat rahat gezebileceği bir yer olması lazım. Ben pek rahat edemiyorum, bunalıyorum geldiğim zaman buraya. Rahatça oturabileceğimiz, rahat edebileceğimiz yeşil bir alan olsun istiyoruz. Biraz daha bakımlı, daha güzel olabilir. Eskiden daha iyiydi. Alışveriş için geliyorum, genelde arkadaşlarımla gezmeye geliyorum daha çok. Kızılay gayet güvenli olmalı, arabalar buradan geçmemeli, insanlar rahatça alışveriş etmeli. Kalabalığını, sefasını, gezmesini seviyorum Kızılay ın. Gelecek nesiller için güzel parklar yapılması lazım. Çok iç içe, çok kalabalık yani biraz daha ferah bir yer olsun isterdim doğrusu. Yağmur yağınca çamurdan geçilmiyor. Kızılay eski Kızılay değil. Çok kalabalıklaştı, pis. Burası fena değil 28

32 ama Kızılay ın geçmişi, o nostaljik hali yok. Bence en büyük sorun trafik. Güzel herkesin dolaştığı bir yer. Çok güzel çok, seviyoruz ama ıssız yerleri sevmiyoruz. Sakarya, başka bir yer tanımıyorum. Kalitesi bozuldu, nerede eskisi nerede şimdi. Eski alışveriş yerleri eski şeyler yok. Kızılay ölüyor. Mağazalar şehir içinde artık gelişigüzel imara meydan verilmesin. Dışarıdan gelen biri olarak beğendim. Kızılay yapı olarak beğeniyorum, ama pek gelmiyorum. Şurada insanların oturabilmeleri için bank yok, insanlar bile çiçeklerin üzerine oturuyor. Çok güzel, ama çok kalabalık. Güzel bir ortamı var bence. Ankaralıların Kızılay hakkında düşünceleri: - Kızılay eski Kızılay değil. - Çok kalabalıklaştı, pis. Burası fena değil ama Kızılay ın geçmişi, o nostaljik hali yok. -Bence en büyük sorun trafik. 29

33 Forum - I Nas l Bir K z lay Düflünüyorum - I MODERATÖR: Ankaralılar genel olarak geçmişe özlem duyuyor gördüğümüz kadarıyla. Nasıl Bir Kızılay Düşünüyorum forumumuzun birinci bölümüne başlıyoruz. Oturum başkanımız Çankaya Belediye Başkanı Sayın Bülent TANIK, sizi lütfen masaya alabilir miyim? Evet forumumuzun ev sahipliğini Sayın Bülent TANIK yapacak. Bülent TANIK Çankaya Belediye Baflkan Bülent TANIK: Sayın hocalarım, çok değerli konuklarımız, sevgili Çankayalılar, Ankaralılar, Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum forum zincirimizin Nasıl Bir Kızılay Düşünüyorum ile ilgili birinci oturumunda Ankara mızın ve Çankaya mızın çok değerli üniversitelerinin forum açmamız nedeni ile tamamını konuk edemediğimiz, gurur duyduğumuz bir varlığımız var. Çankaya İlçesi sınırları içerisinden veya o sınırlara hafifçe dokunarak varlığını sürdüren öğrencilerinin, hocalarının büyük bir bölümü Çankaya da yaşayan, soluklanan, hali hazırda 11 tane aktif üniversitemiz var. Bu 11 üniversitemizin dışında, yüksek öğrenim kurumlarımız da var. Başta Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü de olmak üzere üç tane de askeri okul mevcut. Evet, sizinle bir anekdotu paylaşacağım. Biraz önce Cemal hocamız 'sizin adınız niye yok diye sordu. Ben de daha önce düzenlenmiş bir panelde kürsüye Sayın Süleyman Demirel gelirken isminin bulunduğu levha düşmüş. O arada oturumu düzenleyen meslek odamızın başkanı düzeltmeye koşarken Süleyman Demirel de Herkes beni tanır nasıl olsa düzeltmeye gerek yok, koşturma demiş diye söyledim. Sayın Cemal Taluğ da 'Herkes beni tanır mı diyorsunuz', demişti, herhalde artık tanınır hale geldik görünüyor, sayın Demirel kadar olmasa da. Çok 30

34 teşekkür ederim. Gerçekten bir kentin varlığı ve güç kaynağı oradaki insanlardır, o insanların kültürel gelişmişlikleridir, hayata bakışlarıdır, örgütlülükleridir, bilinç düzeyleridir, eğitilmişlikleridir. Bununla ilgili çok şanslı bir ilçe ve kent olduğumuzu düşünüyorum, Ankara yı ve Çankaya yı. Sevgili Ahmet ACAR hocamızın bir sözünden çok etkilenmiştim Ankara daki beyinlerin enerjisini bir araya getirsek, nükleer reaktör düzeyinde bir fosfor zenginliğinin yarattığı enerjiye sahip olunabilinir, onun dayanışması onun sinerjisi böyle bir potansiyel taşıyor demişti. Çok heyecanlandıran bir saptamadır bu. Biz çok değerli bir insan varlığına sahip bir ilçeyiz. Türkiye nin en gelişkin, en zengin insan kaynağının çok önemli bir bölümünü hala elinde tutuyor, piyasa koşullarına kaptırmıyor olduğumuzu düşünüyorum veya en azından yenilerini yetiştirme konusunda büyük bir potansiyelimiz var, üniversitelerimiz, köklü üniversitelerimiz, 4 köklü üniversitemizin çok değerli rektörleri bizi onurlandırdılar ve bu oturumda Çankaya ve Kızılay düşünüyorum sorumuzu onlar biçimleyecekler. Ben sadece ev sahipliği yapacağım, oturum başkanlığı haddime düşmüyor bunun farkındayım. Kentin bu bölümünün yönetime emanet edilmiş ev sahibi olarak onları kürsüye davet etmek istiyorum. Sevgili Cemal TALUĞ, sevgili Ahmet ACAR, sevgili Uğur ERDENER, sevgili Rıza AYHAN, profesör doktor 4 hocamızı da Ankara Üniversitesi, ODTÜ, Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi rektörlerini ayakta alkışlıyorum. Aramızda başka rektörlerimiz ve üniversite kurucularımız var. Çankaya Üniversitesi nin Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Sıtkı ALP aramızda. Çok değerli hocalarımız zaten oturumlarda ayrıca göreceksiniz, hepsine çok teşekkür ediyorum. Ben sözü daha fazla uzatmadan programdaki sırayla söz dağıtımı yapacağım. Sayın ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet ACAR ilk sözü alacaklar, buyurun hocam. 'Eski bir Kızılay lı olarak konuşacağım' demişti. Biz çok değerli bir insan varlığına sahip bir ilçeyiz. Türkiye nin en gelişkin, en zengin insan kaynağının çok önemli bir bölümünü hala elinde tutuyor, piyasa koşullarına kaptırmıyor olduğumuzu düşünüyorum veya en azından yenilerini yetiştirme konusunda büyük bir potansiyelimiz var. 31

35 Prof. Dr. Ahmet ACAR ODTÜ Rektörü Kızılay denilince, aklıma çocukluğumla ilgili en canlı anılardan bir tanesi olan Güvenpark ın büyük heykelleri gelir. Güvenpark ın heykellerini ilk gördüğüm günü bugün bile çok canlı bir şekilde hatırlıyorum. Bugün ilk oturumda resimleri gösterilen Güvenpark ın, ölçeğini anlamakta zorluk çektiğim heykelleri ve havuzları... Prof. Dr. Ahmet ACAR: Günaydın, hepinize güzel bir gün dilerim. Buraya beni çağırdığınız için de teşekkür ederim. Toplantı öncesinde Cemal hoca ile konuşuyorduk, hangi sıra ile başlayalım diye. Ben bir öneride bulundum: Aranızda Kızılay da yaşama süresi açısından en kıdemlisi benim, ben başlayabilirim. dedim. Benim hayatımın 17 yılı Kızılay da geçti. 5 yaşından 22 yaşına kadar Kızılay da yaşadım. 10 yıl İzmir Caddesi nde, 7 yıl Yüksel Caddesi nde. Bu toplantıya konuşmacı olarak çağırılırken benden ne katkı beklenmiş olabilir diye düşündüm. Herhalde bir Kızılaylı olarak çağrılmadım, ama yine de bir Kızılaylı olarak konuşmak istiyorum. Kızılay ın en parlak yıllarını yaşamış bir Ankaralı olarak, o şanslı insanlardan biri olarak, Kızılay ın nasıl algılandığını, Kızılay ın hangi fonksiyonu yüklendiği konusunda kuramsal değil kişisel gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Şehir planlama eğitimi görmüş bir akademisyenim ve burada rektör olarak bulunduğumu da hatırlayarak, hem kentbilimi açısından, hem de üniversitelerin olası katkıları açısından Kızılay ile ilgili aklıma gelenleri sizinle paylaşmak istiyorum. K z lay gençli in piyasa yeriydi Kızılay denilince, aklıma çocukluğumla ilgili en canlı anılardan bir tanesi olan Güvenpark ın büyük heykelleri gelir. Güvenpark ın heykellerini ilk gördüğüm günü bugün bile çok canlı bir şekilde hatırlıyorum. Bugün ilk oturumda resimleri gösterilen Güvenpark ın, ölçeğini anlamakta zorluk çektiğim heykelleri ve havuzları. Ve bir taraftan Güvenpark ın, diğer taraftan Kızılay Parkı ve Kızılay Binası ile Ulus Sinemasının çerçevelediği Kızılay Meydanı. Kendi zihnimde Kızılay olarak algıladığım bölge, Akay Caddesi nden Sıhhiye Meydanı na ve Necati Bey Caddesi nden Mithat Paşa Caddesi ne kadar yayılan bir alandı. Çünkü bence bu bölge, birlikte yaşayan, sosyal ve ekonomik olarak bütünlük gösteren bir bölgeydi. Kızılay ı Kızılay yapan, cazibesini oluşturan ögeler nelerdi, eski günleri bilenler hatırlayacaklardır. Bir kere çok sayıda mağaza, ticarethane olduğunu hatırlıyoruz. Her türlü giyim konfeksiyon, manifatura, ayakkabı gibi ihtiyacı için Ankara nın en azından belli gelir gruplarının yoğun olarak alışveriş ettiği çok sayıda mağaza. Yiyecek satan dükkanlar, şarküteriler, Sakarya Caddesi nin balıkçıları. Ayrıca pasajlar: 32

36 ilk açıldığı günü hatırladığım Kocabeyoğlu Pasajı ve yarattığı heyecan, daha sonra gelen Ali Nazmi Pasajı. Çok sayıda ofis, banka ve işyeri. En meşhur restoranlar, pastaneler: Özen Pastanesi ni hatırlayacaksınız, Sergen Pastanesi, Angora, Flamingo, Körfez Pastanesi, meşhur Piknik, Goralı, Washington Lokantası, daha sonra gelen içkili lokantalar. Ankara yı ziyaret eden işadamlarının ve üstgelir gruplarının konakladığı Ankara nın en lüks otelleri: Bulvar Palas, Gül Palas, Kent Oteli, Balin Oteli, Barıkan Oteli. Ve sanat-kültür sektörünün bilinen kuruluşları. Başta Sayın TEKELİ nin de konuşmasında bahsettiği kitapçılar. Birkaç kitapçı ismi saymak istiyorum, eminim bazılarını unutacağım: Turhan Kitapevi, Bilgi Kitapevi, Hachette Kitapevi, Tümer, Kültür ve Sakarya Caddesindeki eski kitapçılar, Erdal ÖZ ve Ahmet MUMCU nun işlettikleri kitapçılar, daha sonra Zafer Çarşısına taşınan eski kitapçılar. Ve sinemalar: Ankara nın o dönemde en çok seyirci çeken filmlerinin oynadığı, Ulus Sineması, Büyük Sinema, Ankara Sineması, bölgenin kenarında Gölbaşı Sineması. Sonra gençliğin gittiği diskotekler: Modern, Kulüp-M, Mithat Paşa Caddesi üzerinde birkaç tane daha vardı isimlerini hatırlayamadım. Başka bir kesime hitap eden Anadolu Kulübü. Yani sanat, kültür ve eğlence denilince akla gelen ilk adres ve belki de tek adres Kızılay dı o dönemde... Sayın Tekeli nin de bahsettiği bir deyim vardı: Kızılay a çıkmak. Kızılay sadece gündüz nüfusuna hizmet veren ticarethanelerin, lokantaların olduğu yer değil; aynı zamanda mesai saatleri sonrasında kenti yaşamak için Kızılay a çıkan Ankaralıları cezbeden, gençliğin piyasa attığı alandı. Kızılay ın içinde de gençlerin görmek, görülmek için piyasa attığı belli bölgeler vardı: Bulvar üzerindeki pastaneler bölgesi veya Ulus Sineması ile Tuna Caddesi arasındaki kısım veya Ulus Sineması ile Kolej arası. Kolej öğrencilerinin dağıldığı saatlerde piyasaya çıkan gençler. Bütün bunlara bir araya koyduğumuzda, Kızılay ın, 1950 lerin ikinci yarısından itibaren 1970 lerin ortasına kadar, yaklaşık 20 yıl, Ankara nın tartışılmaz sosyal kültürel merkezi ve çok önemli bir ticari merkez olduğu açıktır. İdari merkez olarak Bakanlıkların öneminden ve Kızılay ın ayrıca üst gelir gruplarının konut alanı olduğundan bahsedildi, ben ayrıca değinmeyeceğim. Çekim merkezi olmak için yeni f rsatlar sunulmal Kızılay bütün bu özelliklerine tekrar ulaşabilir mi? Birçok kişi gibi ben de bunun olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kent Kızılay sadece gündüz nüfusuna hizmet veren ticarethanelerin, lokantaların olduğu yer değil; aynı zamanda mesai saatleri sonrasında kenti yaşamak için Kızılay a çıkan Ankaralıları cezbeden, gençliğin piyasa attığı alandı. Kızılay ın içinde de gençlerin görmek, görülmek için piyasa attığı belli bölgeler vardı. 33

37 Şimdi, Kızılay da eskiden olduğu kadar fırsat-olanak yoğunlaşmasını hedeflemek gerçekçi değil, ama bence Ankara da Kızılay, kentin sosyal-kültürel merkez fonsiyonlarına talip olabilir. Ankaralıları Kızılay çekmek için çekiciliğin merkezine öncelikle sosyal-kültürelsanatsal fonsiyonlar konulabilir diye düşünüyorum. ekonomisinin kendi kuralları var. Belli ticari ve konut kullanımlarını tekrar Kızılay a çekmek çok gerçekçi gözükmüyor. Ama şöyle bir ilkeden, şehircilik ilkesinden yola çıkarak birkaç şey önermek istiyorum: insanlar her zaman harcadıkları enerjiyi, mali külfeti minimize etmeye çalışırlar. Bir seyahat, bir yolculuk yapacaksanız, o seyahatin size fırsatlar sunmasını beklersiniz. Dolayısıyla başka bir yerden kalkıp Kızılay a gidecekseniz, bu çabanızla Kızılay da erişebileceğiniz fırsatların, olanakların yeteri kadar cazip olmasını beklersiniz ve bu olanaklar ne kadar zengin ise o seyahati yapmak için daha fazla dürtü hissedersiniz. Ve genellikle de insan davranışında, ne zaman bir taşıt değiştirmek gerekirse o ayrı bir seyahat olarak algılanır; ama yürüme mesafesi içindeki hareketler genelde tek bir seyahat olarak düşünülür. K z lay, kentin sosyal ve kültürel merkezi olmal Şimdi, Kızılay da eskiden olduğu kadar fırsat-olanak yoğunlaşmasını hedeflemek gerçekçi değil, ama bence Ankara da Kızılay, kentin sosyal-kültürel merkez fonsiyonlarına talip olabilir. Ankaralıları Kızılay çekmek için çekiciliğin merkezine öncelikle sosyal-kültürel-sanatsal fonsiyonlar konulabilir diye düşünüyorum. Şöyle bir soru da önemli: Bugün Ankara nın kültürel veya sosyal merkezi neresidir? Öyle bir yer var mı? Bence yok. Yani, düşünsek düşünsek herhalde bir tek aklımıza alışveriş merkezleri gelebilir. Hangi alışveriş merkezi insanlara daha fazla sosyal-kültürel olanaklar sunuyor diye bir konuşma yapıyorsak, zaten kent olarak bir çok şeyi kaybettik demektir. Ankara kentinin bir kültürel-sosyal merkezi olması gerekir. Unutmayalım ki, 1960 ların 1970 lerin Kızılay ı, sadece Ankaralılar için bir cazibe merkezi değildi. Ankara dışında yaşayan insanların hafta sonlarında gelip alışveriş ettikleri, sinema-tiyatroya gittikleri, restoranlarında yemek yedikleri, belki de otellerinde konakladıkları, kenti yaşadıkları bir cazibe merkeziydi. Bu anlamda, bugün, kentin sosyal-kültürel merkezi olmak için Kızılay ın rekabet etmesi gerekecek başka merkezler yok zaten. Dolayısıyla, sorulacak soru, kentin gereksinimi olan sosyal-kültürel-sanatsal merkez fonksiyonlarına Kızılay ın nasıl talip olabileceğidir. Bu arayış içinde, birkaç çabanın bir araya getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi ulaşabilirliğin artırılmasıdır. Yani, hedeflenen nüfusun yaşadığı, çalıştığı semtlerden ulaşabilirliğin iyileştirilmesi, toplu taşıma olanakla- 34

38 rıyla ilgili adımların atılması. Bu çerçevede metronun varlığı çok büyük bir avantaj, ama kentin güneyine bağlantı önemli olacaktır. İkinci önlem olarak, Kızılay içinde cazip bir yaya bölgesi yaratılmalıdır. Bence bu yaya bölgesinin sadece alışveriş, yeme-içmeyle ilgili ticarethanelerin yer aldığı değil, kültürel ve sanatsal etkinliklerin sergilendiği bir yaya bölgesi olması önemli. Bu tür kentsel gelişim projelerinin, yurtdışında ve hatta Türkiye de çok başarılı örnekleri var. Konuşmamı verilen süre içinde tamamlamak için üniversitelerin bu çaba içinde olası katkıları hakkında da birkaç şey söyleyip duracağım. Bugün Ankara daki üniversite kampuslarında yürütülen sosyal, kültürel, sanatsal, düşünsel etkinliklerin bir kısmının kent merkezinde sergilenmesine hatta üretilmesine olanak sağlayacak bazı düzenlemeler yapılabilir diye düşünüyorum. Şu anda üniversite kampusları belki de Ankara nın en etkili kültürel merkezleri olarak çalışıyor. Bu etkinliklerin tüm Ankaralılara, topluma açık olarak yapılıyor olması tabii ki önemli, ama kentin kültürel yaşamı açısından yeterli değil. Bu etkinlikleri kısmen veya dönem dönem kentin merkezine taşımak daha etkili olacaktır. Bu tür düzenlemeler nasıl yapılabilir, gençler kentin sosyal-kültürel merkezine üretici ve tüketici olarak nasıl çekilebilir, bunun tartışılması yararlı olur. Son bir şey daha söyleyip bitireceğim izninizle. Bütün bu tartıştıklarımızın ilerisinde Kızılay ın çevre estetiği ve kalitesi açısından çok ciddi şekilde elden geçmeye ihtiyacı var. Çünkü şu anda Kızılay dan geçerken bir çoğumuz zaten yaya olarak değil arabayla geçiyoruz bakmaktan çok hoşlandığımız bir yapı, bir meydan, bir park yok. Kentsel alanlarda, genel estetik düzeyinin ve çevre kalitesinin çekicilik için çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu konuda bazı kolay düzenlemeler, getirilebilecek standartlar var. Bu adımların da gecikmeksizin atılması gerekir. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bülent TANIK: Sevgili hocama ben de çok teşekkür ediyorum. Çok kısa sürede çok önemli konulara değindiler ve ufkumuzu açtılar, çok teşekkür ediyorum. Sözü Gazi Üniversitemizin değerli Rektörü Prof. Dr. Rıza AYHAN a vermeden önce bir anons daha yapmak isterim. Ankara Vali Yardımcısı Sayın Erdoğan AYGENÇ de, forumumuzun açılışından beri aramızdalar, onlara da çok teşekkür ediyorum ilgiyle izledikleri için valilik adına sağ olsunlar. Evet hocam söz sizde buyurun efendim. Kızılay içinde cazip bir yaya bölgesi yaratılmalıdır. Bence bu yaya bölgesinin sadece alışveriş, yeme-içmeyle ilgili ticarethanelerin yer aldığı değil, kültürel ve sanatsal etkinliklerin sergilendiği bir yaya bölgesi olması önemli. Bu tür kentsel gelişim projelerinin, yurtdışında ve hatta Türkiye de çok başarılı örnekleri var. 35

39 Prof. Dr. R za AYHAN Gazi Üniversitesi Rektörü Ankara yeni bir devletin temel felsefesini oluşturur. Ankara artık Osmanlı Devleti nin tarihe gömüldüğü, yeni çağdaş Türkiye Cumhuriyeti nin kurulduğu bir yerdir. Cumhuriyetin kalbidir, Cumhuriyetin felsefesidir. Eğer Ankara ya yeterince ehemmiyet vermeyecek olursak Cumhuriyetin temel felsefesini ihmal etmiş oluruz. Prof. Dr. R za AYHAN: Teşekkür ederim efendim. Sayın Başkanım, saygıdeğer konuklar, son derece önemli bir konu, en azından benim için fevkalade önemli... Ben mimar veyahut mühendis değilim ama ben bir Ankaralıyım. Kızılay ı çocukluğunda ve gençliğinde dolu dolu yaşayan ve şu andaki hali pürmelalini gördüğüm zaman da eski hazzı eski tadı duyamayan bir insanım. Tabi Ankara neresi? Ankara başkent. Başkent nedir, ne olmalıdır? Bunun iyi tespit edilmesi gerekir. Başkenti temsil eden bazı simgelerin de bulunması şarttır. Ankara ilk kurulduğunda hepinizin malumlarıdır Ulus tan müteşekkir. Cumhuriyet Dönemi nde yapılan binalar Ankara Palas ve Meclis. Onun haricinde düz bir ova ve bağ evlerinden müteşekkir. Ama Ankara nın başkent olmasına, başkent olarak seçilmesine önem vermek gerekir. Ankara'y ihmal, Cumhuriyetin temel de erleri; ihmaldir Ankara yeni bir devletin temel felsefesini oluşturur. Ankara artık Osmanlı Devleti nin tarihe gömüldüğü, yeni çağdaş Türkiye Cumhuriyeti nin kurulduğu bir yerdir. Zaten 1924 Anayasası nda yapılan değişiklikler ile getirilen, değiştirilemez olarak nitelendirilen maddelerde onu görmemiz mümkündür. Cumhuriyetin kalbidir, Cumhuriyetin felsefesidir. Eğer Ankara ya yeterince ehemmiyet vermeyecek olursak Cumhuriyetin temel felsefesini ihmal etmiş oluruz. Şu anda Ankara daki gelişmeler o açıdan, bir Ankaralı olarak, Ankara da yetişen, Ankara da okuyan bir kişi olarak beni ciddi olarak rahatsız ediyor. Ulaşımın, elektronik haberleşmenin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde bir baktık bankalar olduğu gibi İstanbul a doğru taşındı. Özel sektördür kendi iradeleridir, taşınabilirler, onlar karlılığı, verimliliği düşünürler fakat daha sonraki gelişmelere baktığımızda kamu bankaları da Ankara dışına çıkmak için hazırlıklar içinde. İşte Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıflar Bankası. O da yetmiyormuş gibi Merkez Bankası... Şu anda Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurulu gibi bağımsız idari otoriterler de Ankara dışına yavaş yavaş çıkıyorlar, bir yerlere gidiyorlar. Acaba başkentten gitmesi gerekir mi bunların, bu başkent felsefesine uygun mu? Ciddi manada tartışma götürür. Bu arada Ankara mimari açıdan da sıkıntıya düşüyor. İşte ilk merkez olarak Ulus teşkil ettirildi. Ulus güzel bir semttir, Ulus u yaşayanlar bilir. An- 36

40 karalı olduğum için bir kısmına tesadüf etme imkanını buldum ben. Ulus bir meydandı, şimdi bir kavşak bile değil. Ulus nasıl bir meydandı; bir taraftan meclis binaları, bir tarafta İş Bankası Genel Müdürlüğü. Maliye Bakanlığı, Defterdarlık, Ankara Valiliği, Zincirli Camii, bir tarafta Ziraat Bankası. O çevreyi düşünün gerçekten büyük bir meydandı. Nereden çıkartıyorsunuz, Sümerbank daha sonra mı yapıldı, evet daha sonra yapıldı, Taşhanı'nın olduğu yerde yapıldı. Acaba ihtiyaç var mıydı? İş Bankası dikkat etmişsinizdir mutlaka, şimdiki Ulus şubesi olarak kullanılan genel müdürlük çift cephelidir. Neden, meydana baktığı için çift cephelidir. Hemen ondan sonra Maliye Bakanlığı, Ankara Valiliği geliyordu. Ama biz o aralara çarşılar doldurduk, binalar yaptık. Sanki Ankara da toprak yokmuş gibi birçok müesseseyi de getirdik mesela Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü gibi binaları da oralara yerleştirdik. O zaman Ulus, Ulus olmaktan, meydan olmaktan çıktı. Cumhuriyetin önemli eserlerini, ne idü ü belirsiz binalarla bozduk O tarihi yapıların, Cumhuriyet birinci dönem mimarisinin önemli eserlerinin aralarına ne idüğü belirsiz binalar, kaçak, gecekondu, mimari dokuyu, estetik güzelliği bozan binalar doldurduk. Oranın trafik düzenini düşünmedik. Ulus o kıymetini kaybetti. Gözümüzü Kızılay a çevirdik, Kızılay meydanına. Bakın hocalarımız da ifade etti, Kızılay a çıkalım, Kızılay a inelim değil, çıkalım. Bir makama çıkılır, bir yüksek yere çıkılır. Kızılay a çıkar biz gezerdik. Hukuk fakültesinden çıktığımızda o dönemin 70 li yılların hemen başlarındaki şartlarında bile yürüyerek Kızılay a çıkardık ve orada gezmekten, sohbet etmekten, biraz içip oturmaktan haz duyardık. Sadece gezmek bile bizim için fevkalade önemli idi. Ankara da bozulan bu açıdan sadece Kızılay değil. Ankara da bozulan o temel felsefe, temel yapı. O Cumhuriyeti oluşturan temel yapı. Eğer biz Ankaralılar, Ankara ya gönül verenler olarak, Cumhuriyeti kuran felsefeye gönül verenler olarak Ankara ya sahip çıkmak istiyorsak Ankara nın temel değerlerine mutlaka sahip olmalıyız. Bunların içinde hala ama hala Kızılay kurtulabilir. Başkent önemlidir. Fransa yı hatırlayınca, herkesin aklına Paris gelir, İngiltere yi hatırlayınca Londra gelir, İtalya deyince Roma akla gelir, Yunanistan deyince Atina dır, hatta biraz doğuya gidin Tah- Cumhuriyet birinci dönem mimarisinin önemli eserlerinin aralarına ne idüğü belirsiz binalar, kaçak, gecekondu, mimari dokuyu, estetik güzelliği bozan binalar doldurduk. Oranın trafik düzenini düşünmedik. Ankara da bozulan bu açıdan sadece Kızılay değil. Ankara da bozulan o temel felsefe, temel yapı. 37

41 Ne yapabiliriz bu arada sayın başkanım? Eğer bir aksilik varsa, bir bozukluk varsa çıkmadan yapmak mümkün değildir. Bir yerden başlamak gerekir, öyle bir başlamak gerekir ki o birlik şuuruyla, beraberlik şuuruyla bu Türkiye nin meselesi diyerek siyasi iktidarı, büyükşehri vs de dahil ederek... ran, Bağdat bunlar bilinir. Hatta Bağdat ın hangi ülkenin başkenti olduğu bilinmez belki herkes tarafından, ama Bağdat, Şam bunlar bilinir, Pekin, Tokyo bilinir. Cumhuriyetin temel değeri olan Ankaranın bu fonksiyonu belirli bir müddet, rahmetli Atatürk ün döneminde fevkalade önemliydi. Devlet konuklarının orada ağırlanması fikri ile yapılan Ankara Palas ın olduğu dönemlerde, o Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara fevkalade önemliydi. Önemli toplantılar Ankara da yapılırdı. Devlet eğer bir devlet recailini davet edecek ise, mutlaka Ankara ya davet ederdi. Bizimde bu sebeple Ankara ya, Ankara nın temel değerlerine ve bu arada hala kurtarma imkanımız olan Kızılay a sahip çıkmamız gerekir. Kızılay a inmeyelim, Kızılay a çıkalım. Ne yapabiliriz bu arada sayın başkanım? Eğer bir aksilik varsa, bir bozukluk varsa çıkmadan yapmak mümkün değildir. Bir yerden başlamak gerekir, öyle bir başlamak gerekir ki o birlik şuuruyla, beraberlik şuuruyla, bu Türkiye nin meselesi diyerek siyasi iktidarı, büyükşehri vs de dahil ederek... K z lay Meydan 'n tekrar kazanal m Bunlara Ankara nın boşaltılmaması gerektiğini, Ankara nın boşaltılması halinde Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin kaybedileceğini, Ankara nın temel bir misyonunun olduğunu, Kızılay ın tekrar meydan haline getirilmesi lazım geldiğini anlatalım. Ne işi var Karamürsel in orada, ne işi var öbür tarafa ismini verdiği Kızılay binasının orada alışveriş merkezinin, ne işi var oradaki iş merkezlerinin, iş hanlarının? Acaba birazcık daha açılamaz mıydı? Ben mimar değilim ama trafik buna göre düzenlenemez miydi? Şu anda yasaklar ile idare ediyoruz ama yasaklar ile idare etmek nereye kadar devam edecek. Sağa dönmek yasak, sola dönmek yasak, peki bunun iktisadi yükünü veya trafiğin sair ağırlığını kim çekecek. Ama Kızılay sadece Kızılay olarak nitelendirilmemelidir. Kızılay bir bütün olarak, tam Kızılırmak Caddesi nden düşünülmelidir. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda bu tespit edilmiş. Şimdi bir bakınız, tren yolunun bu tarafındaki kuzey kısmındaki yerler, bir plan program dahilinde yapılmıştı. İşte ilk yapılan binalar, Sağlık Bakanlığı binası, Kızılay binası... O zaman bunun usulü vardı, kuralı vardı, mevzuatı vardı, Sağlık Bakanlığı nın saçak boyunu geçemezdiniz. Sonra ne oldu bunlara, neye göre izin verildi. Türkiye nin iktisadı zenginliği veya kişilerin zenginliği sadece ve sadece ranta mı dayanmalıdır? 38

42 Ranta dayanacaksa Bilkent örneği vardır, Bilkent kuş uçmaz kervan geçmez ot bitmez bir yerdi. İşte yaptılar Ankara nın en seçkin mekanlarından birisi haline geldi. Bahçelievler e yazık olmadı mı? O dönemde Bahçelievler de gezmeye giderdik. E ne oldu, yıkın yağın, yıkın yapın. Ama orası Bahçelievler için yapılmıştı, altyapısı müstakil evlere göre konulmuştu. Önce 3 kat sonra 5 kat şimdi sayısal hesaplanamayacak kadar kat. Peki ya alt yapısı, Bahçelievler e gitmeye korkuyorum, gittiğim zaman çıkamıyorum, saatlerim geçiyor. Peki bunu başka türlü rant olarak değerlendiremez miydik, şehrin dokusunu muhafaza edemez miydik? Ben şehrin dokusunun, Türkiye Cumhuriyeti nin temel felsefesinin korunmasını istiyorum onun için biz Ankaralılar olarak, Ankara sevdalıları olarak, Ankara da doğup büyüyenler, Ankara yı sevenler, Cumhuriyetin temel felsefesine sahip olanlar olarak, bir an evvel Kızılay meydanımızı tekrar kazanalım. Bunun için Çankaya Belediye Başkanımıza büyük yük düşüyor. Saygıdeğer Başkan Cumhuriyeti seviyorsak burada yorulmayacağınıza eminiz, Cumhuriyete olan muhabbetinizi, Ankara ya olan sevginizi saygınızı biliyorum, bu hususta nereye gidilmesi gerekirse, biz de, ben şahsım itibari ile gideyim, Kızılay ın o eski havuz başı meydanı gibi değerlendirelim, o özlem duygularımızı giderelim, bizim Kızılay Meydanımız Ankara mız ve Türkiye miz anılsın saygılar sunuyorum. Ben şehrin dokusunun, Türkiye Cumhuriyeti nin temel felsefesinin korunmasını istiyorum onun için biz Ankaralılar olarak, Ankara sevdalıları olarak, Ankara da doğup büyüyenler, Ankara yı sevenler, Cumhuriyetin temel felsefesine sahip olanlar olarak bir an evvel Kızılay meydanımızı tekrar kazanalım. Bülent TANIK: Çok teşekkürler Hocam, çok sağ olun, alkışlar ifade ediyor ne söylenmesi gerektiğini. Ben zamanı değerlendirmek üzere yorum yapmıyorum konuşmalarını yapmak üzere sözü Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur ERDENER e bırakıyorum. Buyurun Hocam. Prof. Dr. U ur ERDENER: Ben, özellikle böylesine önemli bir forumu düzenledikleri ve bizlerin siz değerli katılımcılarla bazı görüşleri paylaşmamızı sağladıkları için çok değerli Belediye Başkanımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Günümüzde üyesi olmak için çaba harcadığımız Avrupa Birliği ülkelerinin kentlerine baktığımızda, oralarda tarihi ve kültürel dokunun, değerlerin nasıl korunması gerektiğinin tartışmalarına şahit oluyoruz. Ama ne yazık ki, biz burada, kent kültürü içinde önemli yeri olan Kızılay ın bu yerini nasıl kaybettiğini üzüntü ile dile getiriyoruz. Ben de değerli arkadaşım sayın Acar gibi biraz nostalji Prof. Dr. U ur ERDENER Hacettepe Üniversitesi Rektörü 39

43 En azından biz bazı değerleri yeniden yerlerine oturtabiliriz, bazı kent dokusunu oluşturan estetik değerleri yeniden sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Örneğin bir SSK İş Hanı, o devasa kitle neden kaldırılamaz, bu zor bir şey olmamalı günümüzde. Adeta bir çirkinlik anıtı olarak, o tarihi Kızılay Binası nın yerinde eski güzel bahçeyi de içine alarak yükselen ve on yıllardır ne olacağı belli olmadan duran o binaya acaba bir şey yapılamaz mı? yaparak -belki tekrarlar olacak ama kaçınılmaz- söze girmek istiyorum. Bir Kızılay düşünüyorum ben de, yaklaşık 45 yıldır bu kentte yaşayan, bu kentin değerlerini paylaşan bir insan olarak. Düşlediğim Kızılay da Büyük Sinema'nın Ulus Sineması nın önemli bir yeri olduğunu görüyorum, cafelerin çok önemli bir yere sahip olduğunu görüyorum lı, 1950 li yılların mimarisi içinde yapılmış bulvarı çevreleyen yapıların çok önemli olduğunu görüyorum. Bugün maalesef birçoğunu kaybettik, yerine yüksek ve çirkin binalar dikildi ne yazık ki. Yine, Çankaya Belediyemizin hazırladığı görselde çok önemli bir detay vardı; Piknik. Pikniğin Kızılay kültürü içinde çok önemli bir işlevi olduğuna inanıyorum. Üniversite öğrenciliği yıllarımda haftanın belli günlerinde orada değerli hocalarımız rahmetli Bülent Nuri ESEN ile Rasim ADASAL ın tartışmalarına şahit olurduk. Büyük bir merak ile büyük bir özen ile kaçırmamaya çalışırdık o sohbetleri. Türk demokrasisinin oturmaya çalıştığı günlerde, yıllarda yine kentin önemli parçalarını, kent dokusunu oluşturan, kent kültürünü, Kızılay kültürünü oluşturan çok önemli bir öğe olarak görüyorum ben bunu. Benzer konuları değerli hocamız Sayın Tekeli ve diğer değerli arkadaşlarımız belirttiler. K z lay'a ç kmak önemli bir olguydu Kızılay bir piyasa yeriydi. Kızılay a çıkmak önemli bir olguydu, bizim gençlik, öğrencilik yıllarımızda. Bir çok değeri paylaşmak olasıydı Kızılay da. Mutlaka eskiye dönüş olamayacaksa, Sayın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterimizin de konuşmalarında çok güzel vurguladıklar gibi, en azından biz bazı değerleri yeniden yerlerine oturtabiliriz, bazı kent dokusunu oluşturan estetik değerleri yeniden sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Sayın Başkanın bu konudaki hassasiyetini biliyorum. Örneğin bir SSK İş Hanı, o devasa kitle neden kaldırılamaz, bu zor bir şey olmamalı günümüzde. Adeta bir çirkinlik anıtı olarak, o tarihi Kızılay Binası nın yerinde eski güzel bahçeyi de içine alarak yükselen ve on yıllardır ne olacağı belli olmadan duran o binaya acaba bir şey yapılamaz mı? Eğer istenir ise yapılabilir, ben buna inanıyorum. Yine, yaya bölgelerimiz, ki yine sunulan görselde Ankaralıların yakınmaları vardı, ne olur şöyle bir anımsayalım, asfalt, ya da kaplama üzerinde çamura bulanmadan yürümek mümkün mü? Yaya bölgelerimiz iyileştirilebilir. O görsel 40

44 kirlilik, Kızılay daki tabela kirliliği kaldırılabilir. Ben, günümüz belediyecilik anlayışı içinde kolaylıkla bu iyileştirmelerin sağlanacağına inanıyorum. Yerdeki kaplama malzemeleri, için niçin küçük küçük karolar seçilir? Basıyorsunuz karonun üstüne, yağmurlu havalarda dizlerinize kadar çamura bulanıyorsunuz. Kaldırımlar düz asfalt olarak çok estetik bir şekilde niçin kaplanmaz, niye daha çok masraflı bir yol seçilir, ben oldum olası anlamam bunu? Üniversitemizde biz kaldırımlarımızı çok estetik biçimde aralara kırmızı taşlar da döşeyerek asfalt kaplıyoruz ve inanın o karo taşlardan çok daha fonksiyonel oluyor, bakım, tamir edilecek bir durum gerektiğinde düzeltmesi çok daha kolay gerçekleşebiliyor. Yine Kızılay ın kültürel dokusunu, olgusunu geliştirmeye yönelik konulardan arkadaşlar da çok bahsettiler. Kitapçıların varlığı, yaya bölgelerinin yeniden ele alınıp düzenlenmesi, bunun yanında bir çok konu bir Avrupa kentinde veya dünya kentinde görmeye alışkın olduğumuz şeyler. Belki bu bölgelerde müzik gruplarının kendi küçük gösterilerini yapmalarına olanak sağlanabilir. O da bu bölgeleri daha zenginleştirip daha cazip kılabilir diye düşünüyorum. Belediyelerimiz kentsel dönüşüm projeleri uyguluyorlar çok başarılı bir şekilde. Gecekondu bölgelerinin modern kent yaşamına adaptasyonu yönünden de çok ciddi mesafeler alınıyor, gerek belediyelerimiz, gerek TOKİ kanalıyla... Belediyelerimiz eskiye dönüfl planlar da yapmal Belediyelerimiz eskiye dönüş projeleri de uygulayabilirler. Bizim büyük ve ana kampüsümüz Çankaya Belediyemiz alanı içinde, sağlıkla ilgili şehir içinde yer alan kampüsümüz ise Çankaya Belediyemiz ile Altındağ Belediyemizin sınırında. Sayın Başkanın da tam tanımladığı gibi. Burada biz Altındağ Belediyemiz ile böyle bir eskiye dönüş projesi uyguluyoruz. Üniversite ile Belediye tam bir işbirliği içinde, o artık adeta bir teneke mahallesi haline gelmiş dokuyu biz istimlak ediyoruz, belediye kendi olanaklarını birçok yerde devreye sokuyor, biz kendi olanaklarımızı devreye sokuyoruz ve ortaya bir doku çıkıyor. Şu an belki çok geniş boyutta değil, ama yine de görülebilir olarak düşünüyorum. Ve, iki üç yıl içinde işte İstanbul daki örneklerine benzer bir eskiyi yansıtan dokunun kent yaşamına kazandırılacağına inanıyorum. Efendim sözümü uzatmak istemiyorum, ben biraz önce Rıza Hocamın ve Ahmet Hocamın da belirttikle- Yine Kızılay ın kültürel dokusunu, olgusunu geliştirmeye yönelik konulardan arkadaşlar da çok bahsettiler. Kitapçıların varlığı, yaya bölgelerinin yeniden ele alınıp düzenlenmesi. Belki bu bölgelerde müzik gruplarının kendi küçük gösterilerini yapmalarına olanak sağlanabilir. O da bu bölgeleri daha zenginleştirip daha cazip kılabilir diye düşünüyorum. 41

45 ri gibi, estetik değerlerin çok daha ön planda ele alınacağı bir yaklaşım ile Kızılay ın biraz daha eskiye döneceğine inanıyorum. Özellikle görsel kirliliği giderme başta olmak üzere, çirkin bazı binaları, birkaç çarpık yapıyı kaldırma pahasına. Çok teşekkür ediyorum. Bülent TANIK: Çok teşekkürler sayın hocam. Sevigili konuklar, sevgili dostlar şimdi söz sırası Ankara Üniversitemizin değerli rektörü Profesör Dr. Cemal TALUĞ da. Buyurun hocam. Prof. Dr. Cemal TALU Ankara Üniversitesi Rektörü Bir Çin atasözü biliyorum, özdeyişi, diyor ki; ağaç dikmenin en güzel en uygun zamanı 10 yıl önceydi ama ikinci en uygun zaman şimdi. Evet Kızılay ı çok daha önce konuşup, Kızılay ı çok daha önce tekrar bir misyon bölgesi yapmaya başlanabilirdi. Prof. Dr. Cemal TALU : Efendim sağ olun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Oturumun son konuşmacısı olmak kolay değil. Oturumun açılışına bir atıf ile başlayayım; sayın Başkan 'Bir şeyin vakti geldiyse, bir düşünce olgunlaştıysa onun önünde kimse duramaz' dedi. Bu çok da desteklendi. Ama ben bir Çin atasözü biliyorum, özdeyişi, diyor ki; ağaç dikmenin en güzel en uygun zamanı 10 yıl önceydi ama ikinci en uygun zaman şimdi. Evet Kızılay ı çok daha önce konuşup, Kızılay ı çok daha önce tekrar bir misyon bölgesi yapmaya başlanabilirdi, Kültür Cumhuriyetidir diyor sayın Atatürk, Cumhuriyetimiz için... Benim yaşadığım Kızılay 1953 den 63 e kadar yeni Cumhuriyetin kültür yaşamının şekillendiği ve yeni Cumhuriyetin kültürünün Anadolu nun diğer kentleri tarafından, Anadolu insanı tarafından öğrenilmesini sağlayacak bir odak, bir kültür merkezi... Bakın önce kendi üniversitemden başlayayım, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ni -Birazda çuvaldızı kendimize batıralım- büyük Atatürk gururla yaptırdı. Kendisi de plan yapılırken oturdu dedi ki Ben şurada bir yer istiyorum, o sahneyi izleyeceğim. Orada benim öğrencilik yıllarımda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserler verirdi. Bir broşür hatırlıyorum, 1938 Cumhuriyet Halk Fırkası Halk Konferansı. Dil ve tarih Coğrafya Fakültesi, oradan insanlar gelip fakülteye girerdi, karşıda da küçücük bir dere akardı. Şimdi bakın Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne, önü otobüs durağı. Dünyada böyle bir şey olamaz, yani böyle tarihi ve önemli simgesel binanın önü otobüs durağı, yanı da polislerin bekledikleri park yeri. Biraz daha yanına gidip bakın, inanılmaz bir şey o tren istasyonunun altındaki yer. Fotoğrafını çekin, burası Afganistan da olabilir, Türkiye de herhangi bir yer olabilir, Mısır olabilir diye düşünebilirsiniz. Atatürk ün özenle yaptırdığı büyük bir akademi olması gereken Dil ve Tarih 42

46 Coğrafya Fakültesi'nin hali. Ama biz de üniversite olarak önüne koyduk arabalarımızı o muhteşem binanın, hiç arkaya alalım demedik. Bir yabancı gelse durumu anlamakta zorlanır, başını o demirlerden, duvarlardan uzatsa ikinci el araba pazarı zanneder. Toplumdan kopmuş Kızılay dan kopmuş bir kültür kurumu. Ben Ahmet Hocadan daha eski bir Ankaralıyım, söylememe gerek yok saçımdan belli hoş Ahmet Bey belli etmiyor, Ahmet saçını döktüğü için yılında deyim yerinde ise Kızılay ın göbeğinde yaşamaya başladım. Daha ilk okula başlamamıştım, başlamak üzereydim, Türkiye İş Bankası Yenişehir binasının üst katı lojmandı. Selanik Caddesi'ne bakan yerinde oturuyorduk. Ön tarafında yönetim kurulu üyeleri kalmak isterse diye birkaç tane oda vardı, biz o ön balkona boş olduğu dönemlerde ağabeyimle çıkardık ve oyun oynardık. Kızılay a bakarak ne oynardık biliyor musunuz? Bakanlıklara doğru kafamızı çevirirdik ben genellikle iki renkli arabaları tutardım, ağabeyim siyah renkli arabaları. Hangi renkteki araba daha çok geçecek diye. İşte tam önümüzden geçecek diye balkondan bakıyoruz, renkli araba geçti, bir tane siyah araba onda bitecek. Dokuz araba olmuş benimkinin sayısı, bakıyorum bakanlıklara doğru bir tane araba geçsin diye. Şimdi Kızılay dan arabalar nasıl geçiyor. Böyle bir şey olur mu, böyle bir kent merkezi olur mu? Yeni bir Kızılay düşünüyorsak önce ulaşım altyapısı tamamen çözülmüş olması lazım. Ankara nın her yerinden ve yer altından Kızılay a gelinebilir bir yer olması lazım. Bakın 10 yıllık yaşamımı düşünüyorum; okullarım da Kızılay daydı. Sarar İlkokulu nda ve Atatürk Lisesi'nde okudum Tam burası, şimdi gelirken heyecanlandım, uçar yokuş derdik İzmir Caddesine. Oradan inip ilkokula giderken sola Atatürk Lisesi'ne giderken öbür yana döndük mü uçar yokuştan inerdim. Ve 10 yıl içinde Kızılay dan niye çıktım diye düşündüm. Yani bir Atatürk Orman Çiftliğine giderdim galiba oradaydı, bir de 19 Mayısta... Biz Kızılay dan çıkmazdık, Kızılay bize her şeyi veriyordu. Şimdi gelirken yine düşündüm ben Kızılay a niye geliyorum diye, hiç düşünmeye lüzum yok, gelmiyorum ki. Emin olun şöyle bir baktığımda son 10 senede bir Çağdaş Sanatlar Merkezi ne geliyorum, bir de gidersem eskiden oda başkanlığını yaptığım Ziraat Mühendisleri Odası ndan bir çağrı alırsam. Onun dışında Kızılay a beni çeken bir şey yok yani. Bir de tabi Ayhan ağabey burada onun o müthiş mağazası var Ayhan 1953 yılında deyim yerinde ise Kızılay ın göbeğinde yaşamaya başladım. Daha ilk okula başlamamıştım, başlamak üzereydim, Türkiye İş Bankası Yenişehir binasının üst katı lojmandı. Selanik Caddesi'ne bakan yerinde oturuyorduk. Bakanlıklara doğru kafamızı çevirirdik ben genellikle iki renkli arabaları tutardım, ağabeyim siyah renkli arabaları. Hangi renkteki araba daha çok geçecek diye. 43

47 Kızılay bir misyon bölgesiydi ve bu misyonu tekrar kazanması gerekir. Kızılay ın bir kere altyapı sorununu düzeltmemiz gerekir. Meydan açılması gerekir, mutlaka meydanın açılması gerekir. Kızılay da bir çağdaş sanatlar müzesini mutlaka kurmamız gerekir. Kızılay ve yakın çevresinde müzeler adası olmalı, değişik müzeler adası. Mağazası, o da simgeseldir ama onun dışında Kızılay a niye geleyim ki. Ne kadar üzücü. Yaşamının 10 yılını Kızılay da geçirmiş başkanın yıkmaya çalıştığı SSK binasının orada arkadaşları ile top oynamış bir Ankaralı için Kızılay a ben gelmiyorum demek, Başkan. K z lay müzeler adas olmal Kızılay a gelmemiz lazım. Çünkü Kızılay bir misyon bölgesiydi ve bu misyonu tekrar kazanması gerekir. Kızılay ın bir kere altyapı sorununu düzeltmemiz gerekir. Meydan açılması gerekir, mutlaka meydanın açılması gerekir. Kızılay da bir çağdaş sanatlar müzesini mutlaka kurmamız gerekir. Kızılay ve yakın çevresinde müzeler adası olmalı, değişik müzeler adası. Kızılay daki kurumlar hep öncü kurumlardı. Sanat Sevenler Derneği vardı, Kızılay da... Trakya Mezecisi vardı Anadolu nun hiçbir yerinde olmayan, Potinin Trakya Mezecisi. Tabi Kızılay binası yıkıldı biz Kızılay ı konuşuyoruz da Kızılay ın simgesi yıkıldı. Kızılay binası yıkıldı, Kızılay binasının önündeki o kulübe yıkıldı, Kızılay yok edildi. Kızılay yok oldu, misyonunu da bir yerlerde kaybettik. Kızılay bizim. Kızılay hepimizin. Çünkü Mustafa Kemal in tam bağımsızlık simgesi 1. Meclis tir, Ankara nın en önemli yeri 1. Meclis tir 2. Meclis tir ama sonra bir kültür Cumhuriyeti olan Türkiye Cumhuriyeti nin özgür ve onurlu bir yaşam demek olan Türkiye Cumhuriyeti nin yarattığı en önemli yer, kendiliğinden yarattığı felsefesi ile -İlhan Hocaya katılıyorum - Kızılay dır. Kızılay yeniden eski misyonunu kazanmalıdır bunun için de kimsenin mazereti yoktur. Üniversite rektörleri aldırmazlık edemezler Kızılay a. Hocam çok doğru söyledi, üniversite öğrencileri Kızılay da kültürel etkinliklere gelmeli, ama kültürel etkinlikleri izleyecek yerler yapmak lazım. Kendilerinin de kültür ve sanat üreteceği alanlar olmalı Kızılay da. Mesela bir tane özel opera yapılmalı.. Çankaya Belediyesi'nin çocuk korusu ne kadar iyi olmuş. Ne kadar önemli bir girişim, yürekten kutluyorum. Kentlerin simgesel günleri, ritüelleri olur, Ne bileyim Pazar günü şarkı söylenen bir meydan, Cumartesi günleri açılan özel bir yer, herkesin bileceği... İnsanlar burada şarkı söyler, oyun oynar, Çeşitli pazarlar kurulabilir. Tahta oyuncaklar pazarı gibi. 44

48 K z lay giderek yaln zlafl yor Tabi bir Ankara müzesi, bir Kızılay müzesi kurmamız lazım. Kent darmadağınık oldu, hep büyük oteller dışarıda kuruldu. İşte bakıyoruz Arjantin Caddesi. Yeni park, sokak falan bir yerler çıkıyor ama Kızılay giderek yalnızlaşıyor. Kızılay ı kurtarmak, Kızılay da Mustafa Kemal in düşüncesini yaşatmak hepimizin görevidir diye düşünüyorum. Bu yolda omuz omuza el ele hep beraber yürüyeceğiz, bu anlamda da bu güzel toplantıya ve bu yürüyüşte çok önemli bir rolü olacağına inandığım bildiğim çok sevdiğim değerli kardeşim Bülent Tanık'a da başarılar diliyorum, hepinizi saygı ile selamlıyorum. Bülent TANIK: Çok teşekkür ediyorum. Hem Ankaralılık, hem Kızılaylılık, hem hocalık birde üstüne üstlük rektörlük, kolay olunur iş değil görünüyor. İyi ki varsınız ve sizler Çankaya için de Ankara için de çok büyük bir güç kaynağısınız, çok değerli varlıklarımızsınız. Yaklaşımlarınızın sıcaklığı ve kucaklayıcılığı da bizim için anlatılır, ifade edilir değerde olamaz yani. Çok teşekkür ediyorum ek bir tek söz söylemek mümkün değil, gördüğünüz gibi. Ben de sadece hocalarımızın verdiği cesaret ile Kızılay a çıkalım diyorum. Kızılay ı öncü kuruluşlarımızla yeniden yeni biçimiyle kurmak üzere Kızılay a gelelim. Hoş geldiniz sağ olun, bu oturumumuzu kapatıyorum, teşekkürler. MODERATÖR: Sevgili Konuklar yarım saatlik kısa bir aramız var. Kent darmadağınık oldu, hep büyük oteller dışarıda kuruldu. İşte bakıyoruz Arjantin Caddesi. Yeni park, sokak falan bir yerler çıkıyor ama Kızılay giderek yalnızlaşıyor. Kızılay ı kurtarmak, Kızılay da Mustafa Kemal in düşüncesini yaşatmak hepimizin görevidir diye düşünüyorum. 45

49 Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Talu, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. U ur Erdener, Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R za Ayhan, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar. 46

50 Sunufl Atatürk Bulvar Cumhuriyetin Belle iydi MODERATÖR: Atatürk Bulvarı Cumhuriyetin Belleğiydi sunuşunu yapmak üzere ODTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Madran ı sahneye davet ediyorum. Doç. Dr. Emre MADRAN: Herkesi saygıyla selamlıyorum. Sevgili Bülent Tanık a bu büyük ziyafette bana da bir tutam tuz ekme fırsatı verdiği için çok teşekkür ediyorum. Konumuz, Sıhhiye deki Atatürk Anıtı ile başlayan ve Kuğulupark ile biten bölümde ne var ne yok Sağlık Bakanlığı yıllarında inşa ediliyor, aslına bakarsanız Atatürk Bulvarı uzuyor, ama ben Çankaya Belediyemiz sınırları içerisinden itibaren konuyu ele almak istedim, bununla başlıyoruz. Uluslararası mimarlık anlayışının önde gelen eserlerinden bir tanesi, Alman mimarlar tarafından tasarlanmış ve halen Sağlık Bakanlığı olarak devreye giriyor. Dolayısıyla bu aks üzerinde aslında Ulus u saymazsanız, yeni Cumhuriyetin bugünkü Çankaya Belediyemiz sınırları içerisindeki ilk idari binasıdır yılında İtalyan heykeltıraş Canonica tarafından yapılan -ki kendisi Taksim Anıtı nı da yapmıştır biliyorsunuz- Atatürk Anıtımız halen kendi yerini muhafaza etmektedir. Tarihini tam bilemiyoruz ama tahmini yılları olabilir, Atatürk Anıtı nın hemen sol tarafında bir dizi dükkan (bugün mevcut değil) olduğunu görüyoruz. Daha sonra bu dükkanlar yıkılmış ve ordu evi yapılmış, ama ordu evine daha sonra gele- Doç. Dr. Emre MADRAN ODTÜ Ö retim Üyesi 47

51 Ben Bulvarın doğu yüz ile başlamak istiyorum. Doğu yüz Sıhhiye den Kızılay a giderken sol taraftır. İlk binamız Yüksel Palas, küçük ordu evi 1940 ların ortasında otel olarak kullanıldığını Ekrem Okullu nun hatıraları arasında yer alıyor. Celal Bayar ve Adnan Menderes de bu oteli çeşitli toplantılar resepsiyonlar için sık sık kullanmaktaymışlar. ceğim. Sadece size 20 lerin ortasında Atatürk Anıtı nın çevresine ilişkin bir fikir verebilmek için bunu koydum. Ben Bulvarın doğu yüzü ile başlamak istiyorum. Doğu yüz Sıhhiye den Kızılay a giderken sol taraftır sayın izleyenler. İlk binamız Yüksel Palas, küçük ordu evi 1940 ların ortasında otel olarak kullanıldığı Ekrem Okullu nun hatıraları arasında yer alıyor. Celal Bayar ve Adnan Menderes de bu oteli çeşitli toplantılar, resepsiyonlar için sık sık kullanmaktaymışlar. Doğrudur, o zamanlar fazla otel yokmuş! Biraz nostalji yapalım, (fotoğrafı gösteriyor) bu evvelsi gün çekilen bir fotoğraftır. Bakın efendim, büyük sinema Abidin Mortaş tasarımı, 1949 yılında hizmete giren Büyük Pasaj ın içerisinde bir sinemaydı. Bürolar da bulunmaktaydı. Hatta ve hatta 1960 lı yıllarda siyasi parti kurultayları burada toplanırmış, Ankara da başka salon yok çünkü! Ben burayı hatırlıyorum, 1961 yılında Ankara ya geldiğimizde rahmetli babam Cumartesi sabah 7 de uyandırır, 7:30 da beni büyük sinemaya bilet almak için kuyruğa gönderirdi ve o zamanda biz çocuklar oradan bilet alırdık. Biletimize de küçük bir kupon yapıştırılırdı. Çünkü orada yer numaramız bulunurdu. Bugün Büyük Çarşı diye bir isim var ama Büyük Pasajı artık okumanız mümkün değil! Allah'tan bina duruyor! Kızılay dan Sıhhiye ye bir bakış var lar, Büyük Sinema'yı yine izleyebilirsiniz. Şurası Büyük Sinema'nın binası ve burada da biraz sonra ayrıntısına gireceğim Piknik in girişi var. Çoğunuzun hatırladığını tahmin ediyorum. Piknik Restoran ı, Reşat Vahit Önat, ben tanıdım sizler tanıdınız mı bilmiyorum, 1953 te açmışlar. Daha önce Özen Pastanesi nde çalışan Reşat Önat, amcası pastacı olduğu için ikinci pastacı olmayı kendine yedirememiş, bu yüzden Tuna Caddesi nin başında bir restoran açmış: Tuna Caddesi 1/A. Paramız olduğu zaman mayonezli levrek yerdik ayda bir kere, sosisli, yanında patates tavası ve birası, paramız olursa da biranın içine bir miktar votka koyardık. Bakın bu zamanındaki fotoğraftır. Piknik Restoran şu an giysi vb satan bir yere dönüştü. Peki, biz Piknik Restoranı yeniden canlandıramaz mıyız? Bu kadar mı nostaljide kalacak? Sayın başkana öneriyorum, niye Piknik Restoran a tekrar dönmüyoruz, düşünmemizde fayda var. 48

52 Efendim, Goralı Sandviççisi İlk defa büyük sandviçin içerisine salam, kaşar peyniri, kendine özel bir sos ve turşu konarak biz burada yedik. Şu anda Hacıoğlu Lahmacunları var. Oral ailesi 1961 yılında Kosova dan Ankara'ya gelen göçmen bir aile. İlk defa bu sandviçi yaratıyorlar, sonra özel bir köftesi var, rus salatası var. Sakarya Caddesi'nden hemen sola dönünüz şuanda bu işletmenin bulunduğu yerdeydiler. Peki, niye tekrar Goralı burada olmasın? Bu çok büyük bir nostalji midir sadece? Bilgilerinize sunarım Efendim, Bilgi Kitapevi, Ahmet Tevfik Küflü Taran Kitapevi biraz daha burjuva bir kitap eviydi açıkçası. Yabancı dilde kitaplar vardı Taran Kitapevi'nde ama başka da kitap satın alacak yerimiz yoktu açıkçası yılında açıldığı kayıtlarda yazıyor. Daha sonra sevgili Küflü kendi yayınevini, Bilgi Yayınevini de açtı, halen bu ihtiyacı karşılıyor, dolayısıyla nostaljiye gerek yok. Bilgi yi henüz kaybetmedik. Restoran Cevat ve Ulus Sineması, bugünkü Yapı kredi blokları nın bulunduğu yer, burası Restoran Cevat Restoran Cevat şurada yer alır, Ulus Sineması na da buradan gidilir. Sabah da konuşuldu Ankara nın 3 sinemasından bir tanesi Bugün Sıhhiye deki Diyanet İşleri Yayınevi'nin olduğu blokta Ankara Sineması ve demin sunduğum Büyük Sinema ve burada da Ulus Sineması vardı. Ulus Sineması'na daha ziyade Fransız filmleri gelirdi, çok iyi hatırlıyorum daha entellektüel filmlerdi, bitti efendim, artık yok! Soysal Pasajı var, ama artık Ulus Sineması yok, bu hale geldi! Dönüşmedi, daha doğrusu yıkıldı ve bu hale geldi Efendim, Gökdelen Her şeye rağmen gökdelenimiz bizim simgelerimizden bir tanesidir. Emek İş Hanı dır esas adı, Enver Tokay tarafından tasarlanan, Türkiye nin en yüksek yapısıydı. Şu anda bir dönüşüm içerisinde inşallah kaybetmeyiz, inşallah orada kalır diye düşünüyoruz. Peki, Gökdelen neyin yerine yapıldı? Fotoğrafın kalitesizliğini bağışlayınız, sol tarafta yine Soysal Pasajı nı görüyorsunuz, altında restoran Cevat ve Ulus Sineması var. Uybadin in evi, zamanının imar müdürlerinden Cemil Uybadin in evi köşede şurada gördüğünüz yapı. Uybadin köşkü yıkılarak yerine gökdelen yapılıyor. Çok da uzak bir tarih değil, bunun çok benzeri bugün tapu kadastro meslek lisesi ve kar- Goralı Sandviççisi İlk defa büyük sandviçin içerisine salam, kaşar peyniri, kendine özel bir sos ve turşu konarak biz burada yedik. Şuanda Hacıoğlu Lahmacunları var. Oral ailesi 1961 yılında Kosova dan Ankara'ya gelen göçmen bir aile. İlk defa bu sandviçi yaratıyorlar, sonra özel bir köftesi var, rus salatası var. 49

53 Bulvar Palas, ama artık Bulvar Palas değil! Betonarme karkas, sadece bir cephesi var. Bu Bulvar Palas, kapısından girince başka şeylere rastlıyorsunuz. Bunu da kopartıp aldılar. Bulvar Palas hemen karşısındaki TBMM den dolayı 60 lı yıllardan sonra siyasetin döndüğü yerlerdenmiş! şısındaki eski Macaristan Sefareti, bu üçlü kendine özgü mimarisi olan bir üçlüydü. Niye yıktık, bilmiyorum. Efendim, bu Bulvar Palas, ama artık Bulvar Palas değil! Betonarme karkas, sadece bir cephesi var. Bu Bulvar Palas, kapısından girince başka şeylere rastlıyorsunuz. Bunu da kopartıp aldılar. Bulvar Palas hemen karşısındaki TBMM den dolayı 60 lı yıllardan sonra siyasetin döndüğü yerlerdenmiş! Bilmiyorum sevgili başkanlarım hatırlarlar mı Bulvar Palas taki siyasi toplantıları, görüşmeleri vb Belçika Büyükelçiliği aslında ilk büyükelçilik Bu Kuğulu Park'a doğru olan Büyükelçiliklerin şöyle bir öyküsü var; her büyük elçilik kendi mimarını kendi getirmiş, kendi tasarımını kendi yaptırmış, dolayısıyla 'lu yılların olduğunu sanıyoruz bu binanın. Bir Belçikalı tarafından tasarlanmış, halen duruyor ama artık büyükelçilik değil, sadece rezidans olarak, elçievi olarak duruyor Tarım Bakanlığı bir ara Orman Bakanlığı olarak da kullanıldı yılında inşa edilen bu doğu yüzdeki ender kamu yapılarından bir tanesidir. Doğu yüz daha ziyade normal sivil yapılardan oluşmaktadır ama bu yapı da halen köşeyi tutmuş vaziyette ve 1946 yılı aslına bakarsanız bakanlıklar için çok geç bir tarih. Biraz sonra göreceğiz öbürleri çok daha erken tarihlerde Büyük Ankara Oteli, bir İsviçreli mimar tarafından tasarlandı, 67 yılında hizmete girdi, mutlaka bir düğüne bir resepsiyona gitmişsinizdir yılında çok kapsamlı bir onarımdan sonra artık maalesef ki yine Büyük Ankara Oteli, Büyük Ankara Oteli değildir. Mimari olarak da değil, iç mekan düzenlemesi olarak da değil, peki neden başka bir Ankara Oteli yaratma ihtiyacı hissedildi? Neden Ankara nın bu ilk en yüksek yapısı Ankara nın bünyesinde yaşamında böyle kalsın -tabi ki sağlıklaştırılsın- denmedi? Takdirinize sunuyorum Bu tabii ki Ankara Pastanesi değil! Bu bir yayın şirketinin binası! Ama bunun yerinde Angora Pastanesi vardı. Bu, Kızılay a çıkma olayının düğüm noktalarından bir tanesi Angora Pastanesi'ydi. Burada randevular verilirdi, içine giremeseniz bile önünde randevu verirdiniz. Bir referans noktasıydı buluşmalar açısından Ama sevgili Tanık, bunun köşesinde bir yere Angora 50

54 Pastanesi buradaydı diye bir levha koysak kim ne der bize? Takdirlerinize sunuyorum Celal Bayar Köşkü, Arif Hikmet Koyunoğlu nun tasarımı yılları arasında inşa edilmiş. Bugün bir siyasi partimizin genel merkezi olarak kullanılıyor. Aslında Celal Bayar ın evi değil! Adı Celal Bayar köşkü olmakla beraber Celal Bayar ın burayı kullanmadığını biliyoruz. Ama onun adına ithaf edilmiş, DP nin de bir aralar kullandığı binalardan bir tanesidir. Bu manto üzerindeki bu ölçekte kalan hemen hemen tek yapıdır En uçta yine, Cenap And'ın evi, Emin Önat tasarımı, 55 yılında tamamlanmış, bu da halen elimizde mevcut Batı yüzüne geldiğimiz zaman, ilk resmimiz bugünkü mevcut Orduevi Bakın, ilginç bir olay var: Orduevi'nin solunda, yani güneyinde Şura-i Devlet binası, yeni adıyla Danıştay! yıllarında Orduevi'ni Holzmeister tasarlıyor, yanında gördüğünüz şu yapı Danıştay binası, cumhuriyetin ilk Şura-i Devlet binası Biz bunu yıktık bugünkü Danıştay'ı yaptık. Son dönemlerdeki yeni gazete havadislerine göre, Danıştay yeni yer arayışı içerisinde! Peki, niye uzağı bir türlü göremeyip, Danıştay'ın yıl içerisinde 3.binasını yapmaya çalışıyoruz? Biz o binayı o zaman niye yıktık, yorumları size bırakıyorum. Efendim Kızılay ve Meydanı hepimizin çok iyi hatırladığı Avusturyalı mimar Earlyn in Projesine göre 1929 yılında inşa ediliyor. 78 sonunda kültür varlığı tescili kaldırılarak yıkıldı ve 80 yılında sonlanan yarışma ile -sevgili meslektaşım Nesrin Yatman anlatacak- yeni projesi belirlendi. Bununla ilgili, bir küçük anımı anlatmak isterim. Kültür Bakanlığı'nda mimar olarak çalışırken Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu bazı toplantılarını Ankara da yapardı. Bir gün bir haber geldi ki yüksek kurul çok önemli bir toplantı yapacakmış Ankara da. Ben o zaman Anadolu Fonları'nı Yüksek Kurul'a iletmekle yükümlü raportörlerden biriydim. Toplantı açıldı, rahmetli Orhan Alsaç başkandı, bizi içeri almadılar. Yadırgadık, her Yüksek Kurul toplantısında bizi alırlardı; hatta orayı mektep olarak görürdük, çok şey öğrendik, ama bizi içeri almadılar. Daha sonra birçok beyaz yakalı insanlar geldiler, yarım saat sonra rahmetli Alsaç oldukça üzgün bir yüzle dışarı çıktı. 'Efendim ne oldu' dedik, 'Hayırdır inşallah, kurul dağılıyor mu, sizleri görevden mi aldılar?' 'Hayır. Kızılay Batı yüzüne geldiğimiz zaman, ilk resmimiz bugünkü mevcut Orduevi Bakın, ilginç bir olay var: Orduevi'nin solunda, yani güneyinde Şura-i Devlet binası, yeni adıyla Danıştay! yıllarında Orduevi'ni Holzmeister tasarlıyor, yanında gördüğünüz şu yapı Danıştay binası, cumhuriyetin ilk Şura-i Devlet binası Biz bunu yıktık bugünkü Danıştay'ı yaptık. 51

55 Kocabeyoğlu Pasajı ilk pasaj türlerinden... Bir önerim de var sevgili Tanık, bu cephede 1950 lerin inşaat nizamını yansıtan son yapı efendim! Bu yapı bu elimizdeki bulvarın tek belgesidir. Lütfen kültür varlığı olarak tescili için gerekli işlemleri yapalım efendim. Aksi takdirde fotoğraflarla insanlara, 50 lilerin başında bulvar neydi diye anlatacağız. binasını kaybettik' dedi. Bilgilerinize sunmak isterim Kocabeyoğlu Pasajı ilk pasaj türlerinden... Bir önerim de var sevgili Tanık, bu cephede 1950 lerin inşaat nizamını yansıtan son yapı bu efendim! Bu yapı elimizdeki bulvarın tek belgesidir. Bir tane de Özkan kardeşlerin yapısı vardı 2-3 ay önce yıkıldı, şu anda yeri boş arsa!. Bulvarda nasıl bir gabari binası inşaatı vardı tek belgesi! Lütfen kültür varlığı olarak tescili için gerekli işlemleri yapalım efendim. Aksi takdirde fotoğraflarla insanlara, 50 lilerin başında bulvar neydi diye anlatacağız. Lütfen bu belgeyi yitirmeyelim. Bir anekdot daha, meşhur Turan Kitapevi ilk kez bu Kocabeyoğlu Pasajı nın bodrum katında açılmıştır ve İnan hocamdan öğrendiğim kadar da 60 lı yıllarda açıldığını söylüyor. Aynı zamanda da eski kitaplar satardı, sonra Kızılay a taşındı. Güvenpark, hangi Güvenpark diyeceksiniz, evet bugün halen bir Güvenpark var. Ön planda gördüğünüz yıkılan Kızılay binasının bahçesi, arka planda Güvenpark, henüz MEB yok, 35 yılındaki anıt 2 Avusturyalı heykeltıraş tarafından yapılmış. Bugün Güvenpark ı tanımanız, tanımlamanız maalesef mümkün değil. Bu halini düşünmeniz nostalji mi? Hiç sanmıyorum. Efendim sıra üzerinde, yine Yılmaz Sanlı, Yılmaz Tuncer, Vedat Özhan tasarımı MEB var. Görevini anlatan, namuslu bir bina olarak tanınır cephe düzeniyle Dönemine aittir, şimdi önünde Ankara metrosu ile ilgili bir takım işlemler yapılıyor galiba Efendim Bayındırlık Bakanlığı'nın bir zühul eseridir koyamadım ama hepiniz hatırlayacaksınız, Holzmeister tasarımı, bütün bakanlıkların sistematiği içerisinde tasarlanmış bir yapı Bakın artık orduevinden itibaren sadece Ankara yı değil, bütün Türkiye yi okumaya başladık. Dikkatinizi çekerim! Danıştay, Kızılay Binası, Güvenpark, MEB, Bayındırlık Bakanlığı, artık Türkiye yi okumaya başlıyoruz, bu böyle büyük bir olay arkadaşlar! Yargıtay binası, Holzmeister tasarımı yine yılları arasında inşa edilmiş. Allahtan tescilli kültür varlığıdır. Herhalde başına bir iş gelmez ama Kızılay binası da tescilli kültür varlığıydı değerli izleyenler İçişleri Bakanlığı na nostaljik bir espri koydum. Bu arka avlu- 52

56 sundan çekilmiş olan bir fotoğraf, bu da yine yılları arasında inşa ediliyor, Holzmeister in tasarımı Çoğumuzun çok az bildiği Abdülhalik Renda Köşkü, 1925 yılında kayıtlara göre bitirilmiş, ilk sahibi Şadiye Kazım Daha sonra satıla satıla Abdülhalik Renda ya gelmiş. Efendim, Abdülhalik Renda TBMM nin efsanevi başkanlarından bir tanesidir. 46 yılında yapıyı satın almış, Kızılay a bağışlamış ama ben oturacağım demiş. Vefatından sonra şu anda Kızılay a bağışlanmış durumda. Celal Bayar Köşkü ile birlikte o dönemin bahçe içindeki iki katlı yapı anlayışını yansıtan, bulvarda kalmış iki yapıdan bir tanesidir. Tescilli kültür varlığıdır. Rusya Federasyonu Ticari Ataşeliği, dönemine özgü bir binadır o yüzden sizlere sunmak istedim. Kendilerine özgü bir mimariyi buraya taşımış ve tasarlamışlardır. Bulvar üzerindeki diğer elçilikler işte, Amerikan Elçiliği, İtalyan Büyükelçiliği, eski Yugoslav, Sırbistan Elçiliği, bunlar hep yılları arasında yapılan bir dizi elçiliktir. Bunların en önemlilerinden bir tanesi Alman Büyükelçiliği dir yılları arasında inşa ediliyor ve Almanya nın ilk büyükelçisi tarafından burada gerçekleştiriliyor. Hatta neden sayın Büyükelçi, bu kadar uzağa geldiniz deyince, gerekçesini şöyle anlatıyor: Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize buraları tahsis etti. Bunun üzerine Gazi ye gidilir denir ki Atatürk Bulvarının en işlek yerlerini ta uzaklara kadar neden büyükelçiliklere verdiniz? Cevabı şu; Ben her gün devletleri selamlayarak geçiyorum bu yoldan, her gün de devletler beni selamlıyor, der! Dikkatinizi çekmek isterim efendim, bu çok önemli bir laftır! Hikaye budur, çok büyük nostalji değildir. Geriye kazanabiliriz. Atatürk Bulvarı delindi deşildi, artık bulvarlık niteliğini kaybetti, Kızılay da ben de boğuluyorum sıkılıyorum ama küçük rötuşlarla küçük anımsamalarla bu hatıralarımızı belki işlevsel olarak belki de küçük bir plaket koyarak halen anımsayabiliriz diye düşünüyorum. Bu bizim hakkımız! Saygılarımla efendim Çoğumuzun çok az bildiği Abdülhalik Renda Köşkü 1925 yılında kayıtlara göre bitirilmiş, ilk sahibi Şadiye Kazım Daha sonra satıla satıla Abdülhalik Renda ya gelmiş. Abdülhalik Renda TBMM nin efsanevi başkanlarından bir tanesidir. 46 yılında yapıyı satın almış, Kızılay a bağışlamış. 53

57 Belediye Baflkanlar. Forum un kapan fl konuflmas n yapan CHP Grup Baflkanvekili Hakk Suha Okay ve CHP Ankara l Baflkan Ali Y ld zl da önemli katk lar sundular. 54

58 Forum - II Nas l bir K z lay düflünüyorum - II MODERATÖR: Sevgili konuklarımız, Nasıl bir Kızılay düşünüyorum? forumumuzun ikinci bölümünde oturum başkanı ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayda Eraydın Prof. Dr. Ayda ERAYDIN: Sayın katılımcılar, sayın Ankaralılar, Çankaya forumunun düzenlediği bu toplantıda bugün biz Kızılay ı tartışıyoruz, Kızılay ın geleceği üzerine bir takım düşüncelerimizi oluşturmaya çalışıyoruz. Ama aynı zamanda biz belki Ankara nın tümünü de tartışıyoruz. Son yıllarda ne yazık ki Ankara için yapılan çalışmalar kısıtlı kaldı, Ankara nın geleceği için çok fazla tartışma fırsatı bulamadık. Onun için de bu toplantının bu fırsatı oluşturduğunu ve gelecekte nasıl bir Ankara görmek istiyoruz, bunun için neler yapmamız gerekli, bunu tartışmak için bir platform olarak bize yararlı olacağını düşünüyorum ve toplantıyı düzenleyenleri tekrar kutlamak istiyorum. Şimdi, Ankara da aslında önemli sorunlarımız var ve biliyoruz ki Ankara da yaşayanlar olarak geriye gitmekten özellikle İstanbul karşısında rekabet gücümüzün, yarışmacı gücümüzün biraz daha azalmasından herkes tedirgin ve ekonomik açıdan da Ankara nın nasıl gelişme fırsatları var ve bunlar nasıl geliştirilebilir üzerine çok fazla tartışma olanağı bulamıyoruz. Ama kentteki görsellere baktığınız zaman kente özel olarak sosyal açıdan bir gerilemenin olduğunu ve gelir dağılımında da önemli farklılıkların ortaya çıktığını da görüyoruz. Çünkü Kızılay merkezini Prof. Dr. Ayda ERAYDIN ODTÜ Mimarl k Fakültesi, fiehir ve Bölge Planlama Bölümü Ö retim Üyesi 55

59 tartışırken de aslında Ankara nın bir ekonomik yapısını, sosyal yapıdaki ayrımlaşmayı ve de sağlanan refahın düzeyini ve bunun nasıl dağıtıldığını bir ölçüde tartışmamız gerekiyor. Nitekim, bu oturumdaki konuşmacılarımız aslında tam bu konuyu düşünen, bu konu üzerinde fikir geliştiren sivil toplum örgütlerinin temsilcileri olarak oturumda yer alıyor dört konuşmacımız var bu oturumda, ben onları davet etmek istiyorum. Sayın Sinan Aygün, ATO Başkanı Sayın Süleyman Çelebi, DİSK Başkanı Sayın Ömer Taşlı, Türk Kızılay Derneği Genel Müdürü ve Sayın Nimet Özgönül, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Bu oturumun ilk konuşmacısı olarak sayın Sinan Aygün e söz vermek istiyorum. Sinan AYGÜN ATO Baflkan Sinan AYGÜN: Öncelikle iyi günler diliyorum, 13 senedir ATO başkanlığı görevinde bulunuyorum yılında da görev sürem kanun gereği son buluyor, bir daha da bu görevi yapamayacağım. 13 yıl boyunca bir çok belediye başkanımızla çalıştık, dost olduk ama şu güne kadar da hiçbir belediye başkanı nasıl bir Ankara, nasıl bir Kızılay, nasıl bir Ulus, nasıl bir Keçiören gibi bir şey sormadı! Bırak sormayı, ya bu iş buraya yanlıştır yapmayın bu işi dedik, yoo biz yapacağız dedi, Bizim meclisimiz var, istediğimizi yaparız gücümüz var elimizde dedi. Öyle bir davet alınca bugüne, gelmem mümkün değil çünkü şirketlerimin genel kurulları var, bugün genel kurul yapmak zorundayız, orada da divan başkanlığı görevim var. Sayın başkan aradığı zaman dedim ki benim mazeretim var ben gelemem kesinlikle dedi ki başkanım sen gel ilk konuşmayı sana verelim sonra diğer konuşmacılardan da özür dileyerek müsaade alırsınız göndeririz sizi. Peki başkanım eğer beni buradan 14:10 gibi çıkartırsanız tamam dedim ve bu sayede geldim. Öncelikle ben sayın başkanıma teşekkür ediyorum. İlk göreve geldiği günden şu güne kadar aşağı yukarı 9 ay falan oldu 7-8 sefer çeşitli etkinliklerde beraber olduk. Ben bütün konuşmalarımda her şeyi açık konuşuyorum, zaten başıma ne bela geliyorsa bu açık konuşmaktan geliyor, gelmeye de devam ediyor. Yine burada açık ve net olarak bir takım şeyler söylemek istiyorum. Kızılay ı konuşacağız tabi ki ama Kızılay ı konuşmaya başlayacak olmak bile bizim için çok büyük bir adım! Örneğin; Keçiören Belediye Baş- 56

60 kanı, ismi nedir bilmiyorum, Mehmet veya Mustafa 9 ay oldu, bize halen randevu vermedi. Dün baktım esnafı ziyaret ediyormuş. 3-5 tane esnafa gitmiş. Esnafın başı burada! 136,000 kişinin başı burada, başıyla muhatap olmuyorsunuz gidiyorsunuz oradaki konfeksiyoncu, ayakkabıcı vs derdin var mı diye soruyorsun. Sorunlar bizde çare de bizde! Eğer siz demokrasilerde sivil toplum örgütlerine değer vermezseniz, demokrasi biraz sıkıntılı olur ve başarılı olamazsınız. Bundan önceki başkanlarımızla gittik görüştük, Altındağ Belediyesi, Yenimahalle Belediye Başkanımızla toplantılar yaptık ama maalesef siyasi irade ben yaptım oldu, ben güçlüyüm ben kuvvetliyim, meclisin %70 çoğunluğu bende istediğimi çıkartırım dersen -sayın hocam o kadar güzel anlattı ki- işte böyle bir Kızılay meydanı ortaya çıkar. Nedir o? Berlin Duvarı yıkıldı, yerine Kızılay Duvarı geldi. Hocam anlattı doğu Kızılay, batı Kızılay diye. Evet Kızılay ikiye bölündü, karşıdan karşıya geçemiyoruz. Adam vitrini görüyor oradan kazak alacak ama kazağı almak için 1 km geri git, 1,5 km geri dön 2,5 km! Müşteri gelmiyor! Kızılay ikiye bölünmüş vaziyette yani Kızılay Meydanı! Nerede meydan? Baktığınız zaman bütün gelişmiş ülkelerin meydanları vardır. Kızılay a lı yıllarda yapılan güzel eserler var ama ondan sonra yıkılan eserler var, yerine yapılan ucube binalar var ve Kızılay bölünmüş vaziyette! Karşıda müşterimiz duruyor, MEB, Yargıtay, Bayındırlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ama karşıya geçmek için ya o çalıları atlamak lazım ya da o suyun içine düşmek lazım ya da karşıya kim geçecek şimdi deyip de geçmemek lazım. İşte, Kızılay böyle bir Kızılay! Nasıl bir Kızılay istiyorum? Böyle bir Kızılay istemiyorum, onu biliyorum. Bu Kızılay benim Kızılay ım değil, ikiye bölünmüş bir Kızılay değil! O yüzden Cumhuriyetin Başkenti Ankara, Ankara nın başkenti Kızılay! Ama Kızılay olduğu yerde değil! O yüzden bu toplantı benim için çok önemli. Bir de şunu da kabul etmiyorum; efendim orası Büyükşehir in burası Çankaya nın o ona karışamaz, yani orası Yunanistan sınırı burası Türk sınırı öbürü Bulgar sınırı öbürü Romen sınırı gibi ayrılmış vaziyette. Ben buna yıllardır şahidim, siyasi fikri uyuşmayan belediyelerle uyuşan belediyeler grup oluyorlar. O onun projesine engel, o onun projesine engel, o onun arsasına icra, o onun arsasına icra İşte büyük sıkıntılar çekiyoruz! Büyükşehir Belediye- Berlin Duvarı yıkıldı, yerine Kızılay Duvarı geldi. Hocam anlattı doğu Kızılay, batı Kızılay diye. Evet Kızılay ikiye bölündü, karşıdan karşıya geçemiyoruz. Adam vitrini görüyor oradan kazak alacak ama kazağı almak için 1 km geri git, 1,5 km geri dön 2,5 km! Müşteri gelmiyor! Kızılay ikiye bölünmüş vaziyette. 57

61 Kızılay bugünkü haliyle Türkiye için utanç kaynadığıdır, Kızılay ölmüştür, bitmiştir sene evvelki bayram alışverişlerini çok iyi hatırlıyorum, o zamanlar biz Kocabeyoğlu Pasajına giremezdik. Geçen hafta da dolaştım, bayram arifesinde de dolaştım maalesef Kızılay bitmiş durumdadır. si adamın 3 dönüm arsası var, Çankaya Belediyesinin orada 40 m 2 hissesi var, geliyor 40 m 2 ye icra koyuyor. Bina bitmiş, 30 tane daire üretilmiş, o 40 m 2 ye her daireye icra konuyor, oraya dönüyor ondan sonra iş ve müteahhit iflas ediyor. Yahu 40 m 2! Parasını alsan ne olur, almasan ne olur? Niyeymiş? İşte Çankaya Belediyesi'nin borcu varmış, tamam var da 3000 m 2 bir parselde 40 m 2 bir parsel için o insanı iflas ettirmene gerek var mı? Öncelikle Kızılay ın nasıl bir Kızılay olmasından ziyade Kızılay ı hep beraber yakamızdaki parti rozetlerini çıkarıp ya Türk Bayrakğı ile Atatürk rozetiyle bu işi yapacağız ya da parti rozeti ile bu işi yaparsanız Kızılay bugünkü halini alır işte! Kızılay bugünkü haliyle Türkiye için utanç kaynadığıdır, Kızılay ölmüştür, bitmiştir. Oradaki ciroları alıyorum, esnafların durumlarını biliyorum, geziyorum, görüyorum. Bitmiş! Kızılay da ticaret yok! Yani Kızılay daki eski, sene evvelki bayram alışverişlerini çok iyi hatırlıyorum, o zamanlar biz Kocabeyoğlu Pasajına giremezdik. O kadar bir izdiham bir kalabalık olurdu. Hele arife günü bayrama bir hafta kala falan böyle bir şey yoktu! Ama ben geçen hafta da dolaştım, bayram arifesinde de dolaştım maalesef Kızılay bitmiş durumdadır. Kızılay da ticaret bittiyse, Kızılay da bu işi biz restoranlara çevirebiliriz, cafelere çevirebiliriz ama bu sefer dönüp bakınca restoranlar cafeler çok büyük sıkıntıda, çünkü sigara yasağı geldi! Başkanımız Sakarya yı biliyordur, Sakarya da dükkanlar boşalmaya başladı, ha içiliyor, kaçak içen var tuvalete girip içen var. Doğrusu bu muydu? Doğrusu bu değildi! Efendim, Avrupa Avrupa yı bana örnek gösteriyorsan benim cebime 50 bin dolar parayı koy, yani gayrisafi milli hasılamız onlar gibi olsun, benim milli hasılam 6-7 bin dolar adamın kişi başına geliri 50 bin dolar. Şimdi 50 bin dolarlık bir adamla 6 bin dolarlık adama aynı işi yap diyorsun. Yapamaz, olamaz! Doğrusu neydi? İçilen bölüm içilmeyen bölüm, içilen restoran içilmeyen restoran ama her şeyi sertlikle yaptığımızdan dolayı maalesef restoran, cafe, kahvecilik sektörü çökmeye başladı. O yüzden Kızılay a ne yapılacağının bugünkü toplantısının olması bile Kızılay ı kurtarmak için atılan bir adımdır. Ben biraz sonra aranızdan ayrılacağım, öncelikle sayın başkanıma çok teşekkür ediyorum. En azından bizim görüşümüzü aldı diye Tabi ki somut olaylara da burada bu konunun uzmanları arkadaşla- 58

62 rımız, onlar size daha net bilgi verecekler. Ama şu bir gerçek, ben ATO Çankaya, Büyükşehir veya diğer belediyelerle ortak her projenin içinde olacağımızı taahhüt ediyorum. Benim ve odamın imkanları neyi gerektiriyorsa bu Çankaya yı ayağa kaldırmak için bir meydan haline getirmek için mutlaka bir şey yapılması gerektiğini düşünüyorum ve gördünüz işte 23 te 25 te yapılmış, en kabadayısı 35 te yapılmış. Ondan sonra hiçbir şey yapılmamış, yapılanlar sökülmüş. Sökülmeyen ne kalmış? Korktukları için Atatürk anıtını sökememişler, Güvenparktaki anıtı sökememişler, eğer onları da korkmasalardı söküp atacaklardı. Ne kalmış? Hiçbir şey kalmamış! Her şey bitmiş ve şu anda rezil bir Kızılay kalmış. İşte Kızılay binasını yıkmışlar, yerlerine bina yapılmış ama 15 yıldır o bina problemli 15 yıldır bunun zararı kime, önce Kızılay a daha çok da bize Bir kadubet, boş bir yer, boş bir bina, ne olduğu belli olmayan bir bina, herhalde bugün yarın çözülecek seneye de açılacak inşallah. Şimdi böyle bir Kızılay, o yüzden sayın başkanım biraz evvel sizin kulaklarınızı çınlattım siz yokken sayın başkanımla Yenimahalle Belediye Başkanımız aramızda, benim değerli dostum, değerli ağabeyim diyeyim daha doğrusu, dertlerimiz sıkıntılarımız olduğu zaman her zaman yanımızda oldu. Şimdi Çankaya belediye başkanı da aynı şekilde Kızılay a ne yapabiliriz diye bize soruyor! Sorması bile benim için yeterli, akıl alması bile benim için yeterli. Demek ki 136 bin üyesi olan Anadolu nun en büyük sivil toplum örgütünün başkanını buraya davet ettiler, demek ki bizi adam yerine koydular. Estağfurullah demeyin çünkü bugüne kadar bizi kimse çağırmadı. Hiç kimse çağırmıyor, kimse sormuyor, dilekçe veriyoruz diyoruz ki il trafik komisyonuna biz de girelim, İş yerlerimiz var, orayı tek yön yaptık diyor. Bize sor bakalım tek yön yaparsan kaç dükkan kapanacak! Veya ben buraya çıkış verdim, yukarı çıkılmayacak aşağı inilecek İnsanlar oraya dükkanını açarken ona göre planını projesini yapmış, ona göre dükkanını dizayn etmiş. Ama bir bakıyorsun sabah belediyenin arabaları geliyor, duvarlar değişiyor, boyalar değişiyor, oklar değişiyor. Bizim çift yön tek yön olmuş! Diyoruz ki şu il trafik komisyonuna girelim, biz de önerilerimizi söyleyelim, yardımcı olalım size Hayır yok! Ne oluyor, bu sefer mahkemeye gidiyorsun, dava dava dava aradan 3-4 yıl geçiyor davayı kazanıyorsun yo- ATO olarak Çankaya, Büyükşehir veya diğer belediyelerle ortak her projenin içinde olacağımızı taahhüt ediyorum. Benim ve odamın imkanları neyi gerektiriyorsa bu Çankaya yı ayağa kaldırmak için yaparım. Kızılay ı bir meydan haline getirmek için mutlaka bir şey yapılması gerektiğini düşünüyorum. 59

63 Bir projede sizin imza attığınız bir yere biz de imzamızı atarız. Doğru olan her şeyin altına imzamızı atarız. Her türlü sorumluluğu da rahatlıkla alırız. lu tekrar geri açıyorsun. 3 yılda da o cadde üzerindeki yüzlerce esnaf kapanıp gidiyor. Ne oluyor? İşsizlik artıyor, hırsızlık artıyor. Böyle olunca da can güvenliği olmuyor, cezaevleri doluyor. O yüzden bu toplantı benim için çok önemlidir, sayın başkanımın kent konseyi toplantısına da katılmıştım, çok da mutlu olmuştum. Biz ATO olarak varız, evimizdeyiz. Hiçbir şey beklemeden varız, şahsım ve odam olarak varız. Bir projede sizin imza attığınız bir yere biz de imzamızı atarız. Doğru olan her şeyin altına imzamızı atarız. Her türlü sorumluluğu da rahatlıkla alırız. Ben sizlerden özür dileyerek, konuşmamızın başında da söylediğim gibi, şirketimizin genel kurulu var, sayın başkanım da müsaade ederlerse, konuşmamı burada sonlandırmak istiyorum. Teşekkür ederim, hepinize saygılar sunuyorum Prof. Dr. Ayda ERAYDIN: Biz de Sinan Aygün e teşekkür ederiz. Şimdi, DİSK Başkanı Süleyman Çelebi sizlerle görüşlerini paylaşacak. Süleyman ÇELEB Disk Genel Baflkan Süleyman ÇELEB : Öncelikle sevgili Çankaya ve Yenimahalle Belediye Başkanları, sevgili başkanlarım, sevgili hocalarım, sevgili Ankaralılar, sevgili Çankayalılar, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK adına sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. İstanbul dan gelen biri olarak, İstanbul dan Çankaya yı, Kızılay ı, Ankara yı nasıl gördüğümüzü paylaşmak istiyorum. Sayın başkana da bu fırsatı ve bu imkanı verdiği için özellikle teşekkür ediyorum. Emek gözüyle, Ankara ya ve Kızılay a nasıl bakıyoruz, özellikle bunu anlatma fırsatı bize yaratıldığı için teşekkür ediyorum. Yarın Ankara ve Ankaralılar için anlamlı bir gün! Tam 90 yıl önce bir onur mücadelesini başlatma kararındaki Mustafa Kemal in Ankara ya gelişinin yıl dönümü. Bir kuruluş ve kurtuluş efsanesine dönüşen günlerin, daha başından hedefini belirlemiş sonuçlarını hayal etmiş bir büyük önderin bozkırın ortasında çorak bir kenti ziyareti, Türkiye nin kalbine dönüşecek bir başkent tasarımıyla sonuçlanmıştır. Cumhuriyeti kurumsallaştıran yapıların oluşturulması yanında kuruluş ve kurtuluşun merkezi ola- 60

64 rak kurulup gelişmesi ile Ankara, modernleşme ve kentleşme konusunda örnek bir işlevi yüklenmiştir. Geniş bulvar alanları, bu alanları süsleyen anıtlar, örnek çiftlikler, fabrikalar, atölyeler, okullar, eğitim kurumları, üniversiteler, yeni oluşmuş genç bir cumhuriyet yoksul ve yoksun bir halka özgüven, umut ve yeni bir yaşam biçimi vaat etmiştir. Bu gelişme ne yazık ki belli bir dönemden sonra hız kaybetmiş, yön değiştirmiş, cumhuriyet oluşumunu tamamlamadan yarım kalmış bir projeye dönüştürülmüştür. Sonraki yıllarda Ankara, daha çok gözlerinin yaşı ile sorunların çözümünü bekleyen, umut arayan insanların yürümekle aşındırdığı yolların merkezine dönüştürülmüştür. Ankara, hak arayanlara, yürüyenlere, seslerini duyurmak isteyenlere kör, sağır ve duyarsız bir kent haline gelmiştir. Yollar yürünmesin diye otoyollara dönüştürülmüş, kavşaklarda sola dönüşler yasaklanmış, kent tarihinin izleri birer birer ortadan kaldırılmış, belleği yok edilmiştir. 550 K randevularına, emekçi direnişçilerine sahne olmuş alanları halka kapatılmıştır. Kent merkezleri toplum belleğinin oluştuğu, kent tarihinin yazıldığı, kentlik bilincinin aktarıldığı yerler olmaktan çıkarılıp içinden geçilen koridorlara dönüştürülmüştür. Öte yandan da Ankara da gücü elinde bulunduranlar tüm ülkede var olan ve toplumsal yaşamın her alanında geçerli olan her çeşit baraj uygulamasını kararlılıkla uygulayarak ülkenin demokratikleşmesi önündeki engelleri, cumhuriyetin yarım kalmış proje algısına katkı yapan nedenleri korumayı ısrarla sürdürmüştür. Değerli konuklar, Ankara için söz konusu olan bu kararlılık bir çelişki gibi görünse de gerçekten zaman içinde yaşanan değişimle ilgili bir sonuç! Dünyada yaşanan kimi olumlu gelişmeler ülkemizde eş zamanlı olarak yansımadı. 2.Dünya Savaşı sonrası tüm dünyada refahı yaymak ve refahın sonuçlarını adil olarak paylaşmak konusunda yaygınlaşan sosyal politikalar ve sosyal devlet uygulamaları ülkemizde ancak 1960 lı yılların sonunda karşılık buldu. Toplumsal gelişmenin bu evreleri yeterince özümsenmeden, toplumsal güçler oluşmadan ve sosyal devletin kurumları olgunlaşmadan bir başka süreç yaşandı. Son dönemlerde yaşadığımız yeni liberal ekonomik politikalar, 1980 sonrasında örgütlü güçlerin dağıtıldığı, emeğin örgütlenmeyi engelleyen yasalarla tutsak edildiği bir dönemin ardından yeterince güç Ankara, hak arayanlara yürüyenlere seslerini duyurmak isteyenlere kör, sağır ve duyarsız bir kent haline gelmiştir. Yollar yürünmesin diye otoyollara dönüştürülmüş, kavşaklarda sola dönüşler yasaklanmış, kent tarihinin izleri birer birer ortadan kaldırılmış, belleği yok edilmiştir. 61

65 Kenti oluşturan toplumun çoğunluğu ekonomik ve toplumsal etkinliklerin ya dışına itildi ya da ulaşım ve erişimleri engellendi. Siyasal alanın etkin özneleri olmaktan çıkarılarak edilgen, bağımlı, yönlendirilen, günlük sıradan tüketim nesnelerinin bağımlı yığınlarına dönüştürülmek istendi. biriktirilmemiş, yaratacağı sonuçlar ön görülmemiş, savunma hatları oluşturulmamış, siyasal toplumsal ve ekonomik alanda yıkıcı sonuçlar yaratan bir süreç olarak gerçekleşti. Bu süreçte, ekonomik küreselleşme ve onun araçlarından biri olan özelleştirmelerle kentlerin niteliği de değiştirildi. Kentler ve yerel yönetimler tarafından yerine getirilen kamu hizmetleri kar alanları olarak yeniden tasarlandı, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi kar varlıklarının yarattığı rantın yağmalanması, sermaye aktarımının araçları olarak yaygınlaştırıldı. Kentler ekonomik gelişme ajanları olarak öne çıkartıldı, kent rantının yarattığı ve beslediği yeni sermaye grupları, kent ölçeklerini aşarak ülke genelinde siyaseti belirleyici olmaya başladı. Bu durumun bir sonuçu olarak kent halkını oluşturan, kentin ekonomik etkinliklerini gerçekleştiren ürün ve hizmetleri üretenler, emekçiler kentsel etkinliklerden dışlandılar. Kenti oluşturan toplumun çoğunluğu, ekonomik ve toplumsal etkinliklerin ya dışına itildi ya da ulaşım ve erişimleri engellendi. Siyasal alanın etkin özneleri olmaktan çıkarılarak edilgen, bağımlı, yönlendirilen, günlük sıradan tüketim nesnelerinin bağımlı yığınlarına dönüştürülmek istendi. Sosyal devlet uygulamalarından vazgeçilmesi, örgütsüzleştirme ve sendikasızlaştırma hedefine ulaşılması, sosyal adalet ve refahın paylaşılması kavramlarının unutturulması, bu alana ilişkin araçların yok edilmesi, kamusal niteliği olan diğer tüm değerler ve kaynakların emek kullanımı yerine sermayenin birikimi için aktarılması ve güçlü ideolojik saldırı karşısında elinde tüm savunma araçlarını kaybetmiş toplumun çoğunluğu için bu tasarımı geçerli kıldı. Uygulanan politika, strateji ve yöntemler toplumun en dinamik ögelerinin toplumsal ve siyasal reflekslerinin duraksamasını yaratan bir sonuç ortaya çıkardı. Değerli konuklar, sevgili Ankaralılar! Kentlerin fiziksel tasarımı ve kent planlaması gibi yerel yönetimler tarafından yerine getirilmesi gereken kamu hizmetleri, geçmişteki toplumsal içeriği de farklılaşarak dönüşmüştür. Kentlerin, ilçeleri, beldeleri birbirinden kopmakta ve ayrışmaktadır. Bu ayrışan birimler arasında geçirgenlikler, geçişler azaldığı için sınıfsal ayrımlamalara göre farklılaşmalar da keskinleşmiştir. Bu durumda, kentteki bazı alanlar farklı yaşam biçimlerini yansıtacak şekilde marji- 62

66 nalleşirken; kentliliğin simgesi olan, toplumsal belleği oluşturan, toplumsal deneyimlerin kazanımlarının gelecek kuşaklara aktarılmasına aracılık eden sivil merkez de anlam ve işlevinden soyutlanmaktadır. Kente ilişkin tasarımlar, halkı ilgilendiren büyük projeler, planlar halkın katılımı ve iradesi dışlanarak siyasallar ve büyük ekonomik gruplar arasında anlaşmaya göre biçimlenmekte ve gerçekleştirilmektedir. Yaygınlaşan yoksullukla birlikte, kentsel mekanlarda bu çözülme kentlerin karşı karşıya olduğu dışlanmayı arttırmakta, mekansal yozlaşmaya neden olmakta, kentliler ve kent emekçilerinin yararlanması gereken kaynakların başka bir kesime aktarılmasına aracılık etmektedir Değerli konuklar, toplumcu belediyecilik anlayışını önceliyen ve kenti kentlilerin hizmetine sunmayı amaçlayan bir anlayışı hayata geçirmeyi hedefleyen bir öncü olarak Çankaya Belediyesi ni, Kızılay meydanına ilişkin bu girişimi nedeni ile biz de bir kez daha kutluyoruz! Kentlerin yarattığı rantın, kentlilere, kentin gerçek sahiplerine çalışma, yaşama ve üretme koşullarını iyileştirmek, toplumsal etkileşimi arttırmak, dayanışmayı güçlendirmek ve ortak değerleri çoğaltmak için geri verilmesi doğrultusunda değerlendirdiğimiz bu girişimi örgüt olarak tüm gücümüzle destekliyoruz. Bu konuda çalışmalara hem DİSK olarak hem de Çankaya Belediyesi nde örgütlü Genel-İş ve Sosyal-İş Sendikamızla birlikte katkı vermeye hazırız. Ankara da TBMM nin yanıbaşında, sesimizi duyurmakta zorlanmayacağımız, darlık duygusu yaşamayacağımız, emek bayramlarının sevincini coşku ile paylaşacağımız bir demokrasi alanına ihtiyacımız olduğunu bu kürsüden belirtmek istiyorum. Sevgili başkana ve çalışma arkadaşlarına bu yolda önlerine çıkacak sorunları aşmak için güç ve sonuç için başarılar diliyorum. Bu güçlüklerle dolu süreci başaracağına da inanıyoruz ve bu süreçte gerçekten önüne çıkacak bütün engellerin aşılması için kitlesel katkıları da vermeye, demokratik baskı aracı olmaya da buradan huzurunuzda söz veriyoruz. Çünkü biz Çankaya yı, Kızılay ı emekçiler olarak böyle görmek istiyoruz. Hepinize saygı ve sevgi diliyorum, sabrınız için teşekkür ediyorum, sağ olun var olun! Toplumcu belediyecilik anlayışını önceliyen ve kenti kentlilerin hizmetine sunmayı amaçlayan bir anlayışı hayata geçirmeye hedefleyen bir öncü olarak Çankaya Belediyesi ni, Kızılay meydanına ilişkin bu girişimi nedeni ile bir kez daha kutluyoruz! 63

67 Prof. Dr. Ayda ERAYDIN: Sayın Çelebi ye çok teşekkür ederiz. Şimdi sıra Ömer Taşlı Bey de. Ömer TAfiLI K z lay Genel Müdürü Çankayalı olarak burada söylenen her şeye hemen hemen katılıyorum ama bir şeyi de söylemek istiyorum. Bunların hepsini biz yaptık, başka bir yerden birileri gelip yapmadı. Herhalde gelecek nesil 40 yaşın altındaki arkadaşlarımız da 2009a kadar yapılanlara bakacak ve yıktıkları için de üzülecekler. Ömer TAfiLI: Herkesi selamlıyorum, sayın başkanım bizi davet ettiğiniz ve söz hakkı verdiğiniz için Türk Kızılay ı olarak çok mutlu olduk. Ama her şeyden önce ben de Çankayalıyım, Çankaya da sosyal demokrat lezzetler hissetmek de beni inanılmaz mutlu ediyor. Çünkü çok farklı şeyler konuşurken geçmişte, artık kendi sorunlarımızı Çankayalılar olarak nasıl çözeriz? Sesimizi nasıl duyurabiliriz? sorunun cevabını arıyoruz. Çankaya Belediye Başkanımıza ve ekibine hem bu tür toplantılar, hem sorunları toplumla beraber çözmede gösterdikleri liderlik nedeniyle özellikle teşekkür ediyorum. Çankayalı olarak burada söylenen her şeye hemen hemen katılıyorum ama bir şeyi de söylemek istiyorum. Bunların hepsini biz yaptık, başka bir yerden birileri gelip yapmadı. Ben 21 yıllık Ankaralıyım, Şubat ın 8 inde Ankara ya gelişimin 21.yılı dolmuş olacak ve 22 ye geçeceğim. Ben de Ankara yı çok seviyorum, eşimle ilk buluştuğum yer şu an Ankara da yok, 20 yıllık bir süreç, ilk tanıştığım ilk tokalaştığım yer maalesef yok, ama bunu bizler yaptık, hepimiz yaptık! Bundan herkes sorumlu. Biraz önce hocamın fotoğraflar ile sunduklarına bakıyorum, 60' a kadar kurmuşuz, 60'tan sonra onları yıkmışız ve onlara üzülüyoruz. Herhalde gelecek nesil 40 yaşın altındaki arkadaşlarımız da 2009 a kadar yapılanlara bakacak ve yıktıkları için de üzülecekler. Biliyor musunuz son 500 yılda Ankara bizim 6. başkentimiz. Viyana yı da alabilseydik aslında oraya taşıyacaktık başkenti ama olmadı!. İşte Bursa, Edirne, İstanbul, Ankara Biraz göçer halimiz -belki o Orta Asya dan gelen halimiz- sürüyor. Ama Çankaya köklü bir kültür, köklü bir yerleşim yeridir. Gün gün kaybediyoruz binaları Acaba gençler nasıl istiyor, şimdi o taş binalar bize çok güzel nostaljik geliyor, Gençlere de öyle mi geliyor? Gençler acaba yeni tip modern mimari mi istiyorlar? Belki de Türklerin en büyük sorunu kentleşme sorununda kendi kent modelini ve kendi mimarisini etkin şekilde uygulayamaması, oluşturamaması. Türklerin kendi lezzetleri yok! Belki de var ama uygulayamıyorlar. Bilmiyorum ama o lezzet başka bir 64

68 şey. Bir Alman mimar gelmiş Ankara yı başka şekle sokmuş, öbürü gelmiş başka yeri başka bir şekle sokmuş. Türkler de eyvanlı binalardan hoşlanır, taş bahçelerden hoşlanır. Belki böyle bakmak lazım. Yani bunları biz yaptık, ta Selçuklu dan bu yana Anadolu da bunların hepsini biz yaptık, iyiyi de kötüyü de hep beraber yaptık. Yani Atatürk Bulvarını son 10 yılda değiştirmedik, çok önceden o Atatürk ün çizdiği, planladığı projeyi kimler nerelerde bozdu bakmak lazım. İlk kez Sayın Sinan Aygün ün de dediği gibi bir başkan, bir Çankaya Belediye Başkanı, Çankayalıya soruyor nasıl bir şey istiyorsunuz diye. Evet, ben de Çankaya da boğuluyorum, Türkiye Kızılay Derneği olarak da o meydanda o yollarda boğuluyoruz. İş yerimize gelemiyoruz, gidemiyoruz, o kadar korkunç bir zulüm ki! Yani Kızılay ı o 1,5 km çapında yaşamak ve çalışmak inanılmaz bir zulüm! Gidiyorsunuz, çıkamıyorsunuz, sağa dönemiyorsunuz, sola dönemiyorsunuz, hiçbir tarafa dönemiyorsunuz, tek yol Roma gibi ve inanın Çin Seddi gibi! Özellikle o Atatürk Bulvarının o güzelliği, ağaçların altında el ele yürüyüşler, her şey bitti! Zaten markalar da çekildi Kızılay dan. Gitgide Kızılay terk edilmiş, artık akşam işinden çıkanların koşa koşa geçtiği bir tren istasyonuna dönüştü. İnşallah başkanım bunu değiştirecek ama o SSK binasını kim yaptı? Türkiye nin bir kuruluşu yaptı, peki Kızılay daki binayı kim yıktı? Türk Kızılay ı yıktı. Yani hepimiz suçluyuz, hepimiz bir şey yaptık, hepimiz bir parmak atıp bozmuşuz. Şimdi gelelim Kızılay ın binasına Bütün Kızılaycıların samimi duygusunu sizinle paylaşıyorum. Allah onu yıkanları bildiği gibi yapsın! Yani ne diyelim, ne desek boş! İnanın çok üzülüyoruz. Ben 21 yıllık Kızılaycıyım. Ben Kızılay da bir memurken o binanın temel atma töreninde vardım, bir çoğu yaşamıyor şimdi Yani bu ülkenin cumhurbaşkanları, başbakanları o binayı yıktı. O binanın yıkılmasına onlar sebep oldu, bizimkiler de teşvik etti. Atatürk ün hükümet toplantılarını da yaptığı o binayı yıktılar ve yerine bu bina, oraya genel bir modellemenin birinci numunesi olarak anladım ben başkanımız da öyle anlattı, o kent meydanının genel modellemesinin birinci binası olarak bu modelde yapıldı. Trabzonlu bir hemşerimiz hiç mi sizde akıl yok, orayı niye öyle boş bıraktınız, o bacağıyla 100 tane dükkan çıkardı dedi. Yani olaya sadece rant açısından bakarsanız du- Evet, ben de Çankaya da boğuluyorum, Türkiye Kızılay Derneği olarak da o meydanda o yollarda boğuluyoruz. İş yerimize gelemiyoruz gidemiyoruz, o kadar korkunç bir zulüm ki! Yani Kızılay ın o 1,5 km çapında yaşamak ve çalışmak inanılmaz bir zulüm! Kızılay daki binayı kim yıktı? Türk Kızılay ı yıktı. Yani hepimiz suçluyuz, hepimiz bir şey yaptık, hepimiz bir parmak atıp bozmuşuz. 65

69 Türkiye nin mimarlıkla ilgili ciddi sorunları var diye düşünüyorum. Mimarlarla alakalı değil, onların ürettikleriyle alakalı değil! Yapı yapmaya karar verenlerin mimarlıkla alakalı ciddi problemleri var. rum bu. Bizi mahveden, 70'li ve 80'li yıllarda özellikle ülkenin ekonomisi çok zorda olduğu zamanlarda rant nedeniyle şehir planlamacılığının kontrolden çıkmasıdır, rantla yaşanmaya çalıştığı dönemlerin aslında hilkat garibeleridir bu binalar. Şimdiki Kızılay Genel Merkezimizi de kimse tarif edemiyor. Nasıl bir bina bu, nasıl yaptılar, içi kullanışsız, dışı çirkin, bakım onarım yapsanız da çare değil. Türkiye nin mimarlıkla ilgili ciddi sorunları var diye düşünüyorum. Mimarlarla alakalı değil, onların ürettikleriyle alakalı değil! Yapı yapmaya karar verenlerin mimarlıkla alakalı ciddi problemleri var. Biz bu binayı ne yapmayı düşünüyoruz? Bu binanın o dönem büyük bir törenle temeli atıldı, başlandı ve yıllık 7 milyon dolarlık kira geliriyle de bir özel şirkete, Türkiye nin ilk markalarından biri olan Beğendik şirketine kiralandı. Çünkü baştan beri de tasarlanan şey burasının bir iş merkezi olmasıydı ve inşaat ilerlerken 2001 krizinin ortalığı kasıp kavurduğu günlerde de Beğendik in burayı yapamayacağı ortaya çıktı, ne verdi, ne de aldı bitirdi ve bizi 10 yıl mahkemelerde süründürdü. İnsanların değerleri vardır; bir kişisel değerler vardır; bir de toplumsal değerler vardır. Yani mesela bir kişinin Müslüman olması onun kişisel değeridir de dinlere ayrımsız davranmak toplumsal bir değerdir diye düşünüyorum. Yani hem kişisel değerlerine hem de toplumsal değerlerine bu kadar aykırı olan, Kızılay ın malını, tüyü bitmemiş yetimin malı olarak gördüklerini söyleyenler, 10 yıl süren mahkemelerin ardından Kızılay ı 50 milyon dolar zarara sokup sonra da böyle bıraktılar. Az daha binayı da veriyorduk, hasbelkader bina bizim tarafa geçti, canımızı da zor kurtardık! Ben Kızılaycıyım çok rahat konuşuyorum, hiçbir tarafa taraf olmamak çok zevkli bir şey, o kadar rahat konuşuyorum ki! Yani o zaman ne ideolojiler, ne inançlar, ne Yahudi ile Müslüman kalıyor çok iyi iş birliği yapabiliyor, hiç ayrım kalmıyor. Böyle bir ilişkiler yumağı... Sonuçta sayın başkanımız Çankaya belediye başkanı seçildiği günden sonra bu bina ile yakından ilgilenmeye başladı. Türk Kızılay ına öneriler getirdi, Türk Kızılayı na burayı nasıl değerlendireceği konusunda görüşlerini beyan etti. Aslında Çankaya Belediyemiz, orası Çankaya nın göbeği olduğu için, başkanlığının merkezi, faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olmasını çok arzu etti. Biz Türk Kızılayı olarak bu işe hep olumlu baktık 66

70 ama bir sürü başka sorunlar da yaşadık ve bir aşamaya geldik. Bu bina alışveriş merkezi olarak tasarlanmış bir bina, bu binaya Kızılay çok büyük bir kaynak aktardı ve bu binadan gelir elde etmesi gerekiyor. Türk Kızılayı nın aslında temel sorunu budur. Tabi ki bir temel sorunu daha var; biz uluslararası çapta bir kuruluşuz, evrensel kurallara göre hareket eden bir kuruluşuz ama hükümetlerin de yardımcı kuruluşuyuz. Türk Kızılayı nın yerel hükümeti Çankaya Belediyesidir. Bizim öncelikle ona yardımcı olmamız gerekiyor. Yani burada bir şeyi idare etmeye çalışmıyorum, sadece duygularımı ve düşüncelerimi samimi olarak ifade etmeye çalışıyorum. Çankaya Belediyemize yardımcı olmamız gerekiyor, var oluş sebebimiz, misyonumuz bu bizim. Bunu nasıl sürdürebileceğimiz konusunda bayağı uzun süredir görüşmeler yaptık, buranın bir alışveriş merkezi olarak değerlendirilmesi veya değerlendirilmemesinden ziyade Türk Kızılayı nın Genel Kongresini ilgilendiren buradan yılda 7 trilyona yakın bir kaynak beklenmesi, hizmetlerini ve işlevlerini yürütebilsin. Bunu çözmekle ilgili sıkıntımız oldu. Aslında şu an bir ihale yaptık ve ihale sonuçlandı. Bir firma buraya yıllık ortalama 7 milyon civarında kirayla ve bir yıl içinde de tamamını yapıp açmak şartıyla talip oldu. Biz ona bir ön izin veriyoruz, belediyemizle görüşecekler. Muhtemelen zaten her yol belediyeden geçiyor ve değerlendirilecek. Türk Kızılayı için oranın hem toplum yararına hem Kızılay Meydanı na uygun hem de Türk Kızılayı nın yatırdığı bu fonları buradan geri alabileceği bir akarı elde etmek noktasında her türlü çözüm ortaklığına açık olduğumuzu daha önce beyan ettik, tekrar beyan ediyoruz. Çankaya Belediyemiz inşallah burayla ilgili nihai çözümü oluşturacak, anahtar onlarda. İnşallah Başkanım da bu anahtarı uygun bir şekilde açıp ne yapabileceğimizi göreceğiz. Evet, Türk Kızılayı olarak Çankaya Belediyemiz ile bu bina ve diğer konularda her türlü iş birliğine çok açığız, ama en çok da böyle bir sosyal demokrat lezzeti açtık, birlikte olmaya açtık. Bizi böyle bir yere davet edip, söz verip de bu lezzeti tattırdığı için sayın başkanıma çok teşekkür ediyorum, sağ olun var olun Kızılay binasının hem Türk Kızılayı yararına, hem Kızılay Meydanı na uygunluğu, hem de Türk Kızılayı nın yatırdığı fonları geri alabileceği bir akarı elde etmek noktasında her türlü çözüm ortaklığına açık olduğumuzu beyan ediyoruz. 67

71 Prof. Dr. Ayda ERAYDIN: Teşekkür ederim Ömer Taşlı. Kızılay binasının uzun süren suskunluktan sonra bir takım çözüme ulaşacağını duymak hoş bütün Ankaralılar adına Umarım beklendiği gibi başarılı bir sonuç ortaya çıkar. Şimdi 4. konuşmacımız Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı sayın Nimet Özgönül ü davet ediyorum Nimet ÖZGÖNÜL Mimarlar Odas Ankara fiube Baflkan Biliyorsunuz Çayyolu'nda bir meydan var. 1986'dan beri meydan olarak planlarda geçen, halen o planlarda meydan olarak tanımlanan bir alan son günlerde lunapark yapılmaya çalışılıyor. İşte biz böyleyiz, bir plan var ama ona uymuyoruz! Sonuçta çocukluğunu yaşayamadığını tahmin ettiğim bir belediye başkanıyla birlikteyiz diye düşünüyorum. Nimet ÖZGÖNÜL: Teşekkür ederim sayın başkan, değerli katılımcılar Aslında bizi Yeni bir Kızılay Düşünüyorum a yönelttiği ve böylesine bir forumu düzenlendiği için öncelikle Çankaya Belediye Başkanlığı'na teşekkür ediyorum. Ayrıca tüm paydaşları da bir araya getirdiği için ve herkesin görüşlerini alarak geleceğe dair, geleceğin Kızılay ına dair birlikte bir şeyleri geliştirmeye çalışacağımız bu forumdan dolayı da tekrar teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz Çayyolu'nda bir meydan var. 1986'dan beri meydan olarak planlarda geçen, halen o planlarda meydan olarak tanımlanan bir alan son günlerde lunapark yapılmaya çalışılıyor. İşte biz böyleyiz, bir plan var ama ona uymuyoruz! Sonuçta çocukluğunu yaşayamadığını tahmin ettiğim bir belediye başkanıyla birlikteyiz diye düşünüyorum. Lunaparklar, battı çıktılar yaratıyor. Yani bugi bugiler yapıyoruz, pelüş hayvanlar ve heykellerle donatıyoruz, binemediği uçaklar var galiba, onları hayata geçirmeye çalışıyor. Maalesef bir kent, çocukça hayallere bırakılmayacak kadar ciddi diye düşünüyorum. Burada da hepimize ama hepimize çok fazla görev düşüyor diye düşünüyorum. O yüzden lütfen Çayyolu ndaki meydanımıza en azından sahip çıkalım kentliler olarak. Kızılay a dönecek olursam, biz Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak makro ölçekten daha alt ölçekte bir yer diye düşünürsek Kızılay ile ilgili Mimarlar Odası Ankara Şubesi nin bir kent izleme merkezi var. Bu kent izleme merkezi, kentin hemen hemen her noktasında hiçbir siyasi görüşe bağlı olmaksızın kent ve kentli için gerekli olan her tür mücadeleyi yerine getirmeye çalışıyor. Bunlardan Kızılay Meydanı'nı ele alırsak 'Kendini arayan merkez Kızılay' dedik ve Mimarlar Odası'nın kent izleme merkezi olarak 'Dünden bugüne Kızılay', Başkent Ankara ve Yenişehir'in 87 yıllık geçmişine bakacağız ama buna bugün zaten bir sürü arka- 68

72 daşımız değindiği için biraz hızlı geçeceğiz. Biraz Kızılay ın sorunlarını dile getireceğiz, Kızılay ın kimlik yapısı Kızılay binası ile tekrar tanışacağız. Kızılay da yayalar ve yaya ulaşımı, biliyorsunuz 2003 yılında müthiş eylemliliklerle geçen, referandumlara konu olan bir olayı dile getireceğiz. Bina kimlikleri ve envanteri projesi var Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nin ve Kızılay daki yapılarını biraz tanımaya çalışacağız. Kent merkezi nasıl olmalıdır diye bir soru soracağız ve o sorulara birlikte yanıt arayacağız. Bir de Mimarlar Odası Ankara şubesinin yapmış olduğu Kızılay kent meydanı ve çevresi kentsel tasarım, ulusal öğrenci projesinden bir şeyler söylemeye çalışacağız, sonra da bizim çok değer verdiğimiz 'Saltanata son, Kızılay meydan olsun' eylemliliği ile konuşmamı bitirmeye çalışacağım. Efendim, dünden bugüne Kızılay Dün böyleydi, bugün böyleyiz Bundan önceki konuşmada sayın Madran bize Atatürk Bulvarı nı, aslında bütün planlarda Ulus tan başlayıp Çankaya ya kadar çıkan Atatürk Bulvarı nı, çok hani Ulus olmamakla birlikte Sıhhiye'den başladı ama çok kısa nostaljik bir tur yaptırdı. Geçmişten kalan değerlerimizi, kalmayan değerlerimizi hatırlattı, kalan değerlerimiz üzerinden de bize sorular sordu, 'Lütfen dikkat edelim artık bir şey kalmayacak bundan sonra' dedi. Kızılay Genel Müdürümüz de 'Bunu da hep biz yaptık aslında' dedi ve o zaman buna bağlı olarak da 'Tamam bundan sonra yapmamamız lazım artık dememiz gerekir diyerek kalan değerlere sahip çıkmaya çağırdı. Şimdi kentle ilgili tarihçeye çok fazla girmeksizin gidersem, şöyle bir baktığımız zaman Ankara nın ilk imar planının 1924 olduğunu görüyoruz. Arkasından 25 te aslında bu merkezin bu alanın içinde Kızılay ın da olduğu yeni şehrin 583 sayılı kamulaştırma yasası ile birlikte yoğun bir şekilde imar faaliyetlerine geçtiğini görüyoruz. 26'da Atatürk Bulvarı nın güzergahı belirleniyor o gördüğümüz yapılar 26'dan 50-60'lara kadar ve günümüze kadar geliyor. 27 de imar planı yarışması açılıyor Yansen kazanıyor, bu planla biraz daha şekilleniyoruz. 34'de aslında Kızılay da güvenlik anıtı açılıyor, bu çok önemli 78-82'lerde bir yayalaştırma çalışması var Ankara nın bu merkez alanında, 79'larda Kızılay Binası genel müdürümün söylediği üzere anıtlar yüksek kurulunun bir kararı ile yıkılıyor, bu arada unutmuşum 1980 de yıkılan yere ulusal bir yarışmayla Kızılay ın sorunlarını dile getireceğiz, Kızılay ın kimlik yapısı Kızılay binası ile tekrar tanışacağız. Kızılay da yayalar ve yaya ulaşımı biliyorsunuz 2003 yılında müthiş eylemliliklerle geçen, referandumlara konu olan bir olayı dile getireceğiz. Bina kimlikleri ve envanteri projesi var. 'Saltanata son, Kızılay meydan olsun' eylemliliği ile konuşmamı bitirmeye çalışacağım. 69

73 2003e geldiğimizde Kızılay meydanında yaya geçitleri için kullanılan ışıklar kaldırılıyor. Yaya geçitlerine bariyerler geliyor ve odaların açmış olduğu dava sonucu bariyerler kalkıyor, ışıklı yaya geçitleri tekrar gündeme geliyor Kızılay Kavşağı'nda sola dönüşler yasaklanıyor. Gittikçe sola her yönden dönüşler yasaklanmaya başlıyor. bir proje yapılıyor, onu sayın Yatman kazanıyor ve Kızılay binasının yapımına da 1990 da başlıyoruz. Yani Kızılay böyle bir gelişim geçiriyor simge yapısıyla Sonra 97'lerde Ankara metrosunun hizmete girdiğini görüyoruz. Akay Kavşağı yapılıyor karşı çıkmalara rağmen ama bir şey yapamıyorsunuz e geldiğimizde Kızılay meydanında yaya geçitleri için kullanılan ışıklar kaldırılıyor. Yaya geçitlerine bariyerler geliyor ve odaların açmış olduğu dava sonucu bariyerler kalkıyor, ışıklı yaya geçitleri tekrar gündeme geliyor de Kızılay Kavşağı'nda sola dönüşler yasaklanıyor. Gittikçe sola her yönden dönüşler yasaklanmaya başlıyor da Güvenpark ın bir bölümü ne olduğu belli olmayan taksi duraklarına dönüşüyor. Artık iyice piçleşmeye başlıyor. Piçleşiyor diyorum geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz kuzey kent girişimiyle ilgili belediye başkanımızın başbakanımıza vermiş olduğu bir brifing esnasında başbakanımız da Selçuklu dönemi kümbetlerini istiyor. Öylece aslında biz nerede olduğumuzu da bilmediğimiz bir toplumuz galiba, böyle bir toplum tarafından da yönetiliyoruz. Sonuç, geleceğin gecekondularının içerisine bir de ne olduğunu bilmediğimiz kendi kontekstinden kopartılmış olan Selçuklu imitasyonu, Selçuklu yu da mahveden, o döneme de saygı duyulmayan yapılar gelmeye başlayacak Evet, Kızılay a dönersek; 11 Mart 2009, 'Kızılay Kent Düşleri' yarışmasını biz ilan ediyoruz ve Kızılay meydan olsun eylemini yapıyoruz, saltanata son veriyoruz, kentliler Kızılay meydanında olsun istiyoruz Kasım, 15 yıldır kullanılmayan Kızılay binası ihaleye çıkıyor, bildiğim kadarıyla ihale sonuçlandı ve bir gruba verilmiş durumda. Ne amaçla kullanılacağını da henüz bilmiyoruz. Kızılay ın sorunlarına baktığımız zaman, Kızılay bir çöküntüleşme süreci yaşıyor, nitelikli iş yerleri, mağazalar Kızılay dan kalkıyor ama hepsinden önemlisi yeni bir şehir olan, konutla dolu olan alanda konut kullanımı yok oluyor ve geceleri artık Kızılay yaşamıyor. Tasarım, kentsel kimlik ve işlevlere baktığımız zaman parsel düzeni ötesine geçmeyen bir düzen, bir yapılaşma düzenini görüyoruz. Kentsel kimliği oluşturan mekanlar böylece yok oluyor. Tasarım ilkeleri ve malzeme bütünlüğünü izleyemiyoruz. Bir işlevsel bütünlükten de söz etmek mümkün değil. Trafiğe baktığınız zaman da alt ve üst geçitlerle hızlanan 70

74 bir trafik var, artık bulvar, bulvar olmaktan çıkıyor, otobana dönüşüyor, yaya geçitleri yok ediliyor, araçlar kenti işgal ediyor, merkezi işgal ediyor. Yaya mekanlarında kalite düşüklüğü de var. Son günlerde bilmem dikkat ediyor musunuz? Meşrutiyet ten yürürken bir granit furyası var, Çin midir Japon mudur bilemiyoruz ama detaylarına baktığımız zaman yapı kalitesi açısından malzeme kalitesi açısından insanın kullanımı açısından da çok sağlıksız üretimler gelişiyor. Kamusal alanların işgali başlıyor. Yaya mekanları üzerindeki kullanımlar bu alanları işgal ediyor, satış büfeleri, panolar, çiçekçiler vb her yeri istila ediyor. Yaşlılar, özürlüler ve çocuklar için aslında kent merkezleri artık yok oluyor, kullanılamaz mekanlara dönüşüyor. Bu arada Kızılay binamız var, Kızılay binası da kentin diğer yok mekanları gibi yıllardır kullanılmayan atıl bir mekan olarak varlığını Kızılay da sürdürüyor. Bunlardan bir tanesi Emek İşhanı'ydı. Emek İşhanı da artık atıl kullanılmayan bir mekan, sorunlarıyla beraber bir takım düzenlemelerle yeniden elden geçiyor ama bu elden geçmelerin hepsinde de o yapı için, o mekan için bir kimlik değişimi dönüşümü de yaşanıyor. Kızılay binasına bakarsak; sahibi Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü, yap işlet devret modeliyle ihaleye çıkıyor. Bir gruba verildiğini biliyoruz, kararsızlık ve belirsizlik içinde geçen uzunca bir zamandan sonra yapının hangi fonksiyon ile kullanıma açılacağı herhalde yapı açıldığı zaman belli olacak. Yapının sahip olacağı yoğunluk ne olacak meydanda? Ulaşım nasıl çözülecek? Kullanım açısından çevredeki yapılar ile uyumu nasıl sağlanacak? Bu bir başka sorundur, Genel Müdürüm buna dikkat etmemiz gerekiyor! Kızılay daki yaya geçitlerinin kapanması 2003 yılıdır. Bildiğiniz gibi bariyerler oluşmuştu demiştik. Bulvar otoyola dönüştü, meydan kalktı, yayalar yavaşlatıldı, geciktiriliyor. Araç önceliğimiz var. Özürlüler de Kızılay a hiç gelmiyor. Trafik sorunu da bu sonuçlarla çözülmeyecek görünüyor. Ticari yaşam bitti, AVM lere taşındı. Konut yok oldu, ticaret te Kızılay dan böylece kalktı. Bununla ilgili yapılmış olan çalışmaların sonucunda Kızılay daki işlemler yani bariyerler kaldırıldı. Şimdi bunlarla ne oluyor diye baktığımız zaman aslında insan haklarına kentli haklarına Kamusal alanların işgali başlıyor. Yaya mekanları üzerindeki kullanımlar bu alanları işgal ediyor, satış büfeleri, panolar, çiçekçiler vb her yeri istila ediyor. Yaşlılar, özürlüler ve çocuklar için aslında kent merkezleri artık yok oluyor, kullanılamaz mekanlara dönüşüyor. 71

75 Kent merkezi çekim alanı olmalı ve bir güzergah olmalı, her yerden ulaşılabilmelidir. Çekim alanı olabilmesi de orada sunacaklarımızla ilgilidir. Bir rekreasyon alanı da olmalı, insanlara rahat kullanımlı rekreasyon özellikleri sunmalıdır bu meydanlar ve merkezler. yaya haklarına aykırı davranışları istiyoruz her seferinde Şehircilik ve kent planlama ilkelerine aykırı davranışlar görüyoruz, ulaşım planlama birimi ve kent merkezi düzenleme ilkelerine aykırı çalışmalar görüyoruz. Ankara Ulaşım Planı karar ve ilkelerine aykırı çalışmalar görüyoruz, raylı sistem planlama ve mühendislik ilkelerine ve kurallarına aykırı şeyler görüyoruz. Kamu güvenliği ve esenliğine aykırı uygulamalar görüyoruz ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na da hep aykırı uygulamalar izliyoruz. Kızılay daki yaya geçitlerinin kapanması ile ilgili 2003 yılında yapılmış olan bir çalışmadan bahsedeceğim çok kısaca Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi nin ortaklaşa yapmış olduğu eylemliliklerdir ve onun sonucunda bu çalışma 'Kızılay da yayalar ve yaya ulaşımı sorunlar sebepler ve süreçler' olarak da yayınlanmıştır. Kullanılacak malzememiz de var aslında, ama bunları kullanacak yönetimler de gerekiyor diye düşünüyorum. Şimdi bir başka projeye bakarsak, 'Bina kimlikleri ve envanteri projesi' Bina kimlikleri projesi mimarlık kültürünün belgelendirilmesi ve kent hafızasının oluşturulması için önemli bir çalışmadır. Dönemsel değeri olan yapıları içeriyor, bunun sonucunda da gelişen bilgiler farklı araçla da topluma sunuluyor. Günümüze kadar olan süreçleri yani 1920 lerden başlayıp günümüze kadar geliyor. Onlardan birkaçını göstereceğim, zaten dışarıda sergisini de izleyebilirsiniz daha detaylı olarak. Şimdi, bir başka konuya gelirsek 'Kent Merkezi Nasıl Olmalı?' Örneklerim biraz dışarıdan olacak, bu bir özlem aslında... Biraz geçmişe özlem duyuyoruz ama bir de başka yapılan güzel şeylere özlem duyuyoruz. Kent merkezlerinin imaj ve kimlikleri olmalı! Böyle bir merkez ve meydanın kimliği ve imajı yoksa ki dışarıdaki örneklere baktığımızda bunu görebiliyoruz. Bizim kimliğimiz olan Hitit Güneşi nin bile yok olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Kent merkezi çekim alanı olmalı ve bir güzergah olmalı, her yerden ulaşılabilmelidir. Çekim alanı olabilmesi de orada sunacaklarımızla ilgilidir. Bir rekreasyon alanı da olmalı, insanlara rahat kullanımlı rekreasyon özellikleri sunmalıdır bu meydanlar ve merkezler. Esnek tasarımı olmalı, bunu bilim adamları söylüyor! Meydanın kullanımı gece ve gündüz mevsimlere göre de değişken olmalı ve tasarım ilkeleri tasarımı buna göre 72

76 gelişmeli Mevsimsel stratejileri de olmalı, bir meydan sadece tek bir tasarım ya da yönetim stratejisi ile değiştirilemez. Bazen paten alanı bazen dans alanı bazen heykel ve sanat alanı gibi mekanlara da dönüşebilmeliler. Erişilebilirliği olmalı, kolayca ulaşabilmeliyiz, trafiğin yavaşlatılmış olması gerekir, çeperindeki yapılarla birlikte meydan yaşamalı, çeperden gelen sokaklarla da meydan ya da merkez gelişebilmeli. Yaşam mekanlarıyla sarmalanmalıdır. Kızılay a baktığınız zaman yaşam meydanlarımız da kalmadı. Meydandan ya da merkezden mahallelere ulaşımların olması gerekir. Aslında alanların yönetim ve kaynaklarının da olması gerekiyor. Güvenli ve canlı tutmayı sağlayan bir yönetim planının ve kaynağının da olması olmazsa olmazlarımız arasındadır. Bu çerçevede bugün otoyol olarak kullanılan Kızılay ile ilgili Mimarlar Odası, mimarlığın toplumsallaştırılması felsefesi üzerinden yerel yönetimlerle iletişimi güçlendirecek, kente dair politikaların tartışılmasına katkı koyacak, kent konseyleri ve ortak akıl ve benzeri projelerin hayata geçirilmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde merkezi ve yerel yönetimlerin rant amaçlı uygulamalarla kent halkını yerinden etme politikalarına karşı katılımcı kentsel yenileme ve herkes için mimarlık anlayışının gündeme getirilmesi ve kamuoyunu bilgilendirilmesini hedeflemiş, bu hedef uyarınca da yapılı çevrenin ilgili kurumlarla birlikte düzenlenen kent düşleri yarışmaları aracılığıyla da alternatif bir planlama ve tasarım sürecini yeniden ele almıştır. Sonuçta, yarışmanın sonucunda Kızılay kent meydanının gerçek bir kent meydanı olması ile ilgili genel yaklaşımımızı sıralarsak, başkent Ankara ya yeniden kent kimliği kazandırılacak, Ankaralılara kente aidiyet hissettirilecek, kent merkezi ve çevresi araç istilasından kurtarılacak, kentsel toplumsal muhalefete yaşayabileceği bir alan sunulacak, mekansal yapı ve toplumsal süreçlerin diyalektik ilişkisi desteklenecek, sorunlar ve uzlaşmazlıkların aşılmasına katkı sunulacak, farklılıkların tehdit olarak algılanmaması mümkün hale getirilecek. Yarışmayı geçiyorum, bu aynı zamanda mesleki olarak da bir eğitim sürecini de içeriyordu. 'Saltanata son', bu sürecin başka bir eylemliliklerinden biridir. Kızılay meydan olsun eylemleri, bütün kentlinin katıldığı aslında ilginçtir ki Kızılay da oluştuğu günden bugüne hep başka amaç- Meydanın kullanımı gece ve gündüz, mevsimlere göre de değişken olmalı ve tasarım ilkeleri tasarımı buna göre gelişmeli Mevsimsel stratejileri de olmalı, bir meydan sadece tek bir tasarım ya da yönetim stratejisi ile değiştirilemez. Bazen patent alanı, bazen dans alanı, bazen heykel ve sanat alanı gibi mekanlara da dönüşebilmelidir. Erişilebilirliği olmalı. 73

77 'Nasıl bir Kızılay düşünüyoruz' dediğimizde biz Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kaybetmiş olduğu kimliğini bulan, günün 24 saati yaşayan, karışık kullanımı olan, yeşili olan, toplu taşıma ile desteklenen araçlardan arındırılmış, yaya sokakları ile beslenen, yaya önceliği ve yaya güvenliği olan, çocuklar yaşlılar ve özürlülerin kullanabildiği, sosyalleşme alanı olan bir Kızılay ı düşlüyoruz, istiyoruz. lar için eylemlilikler yapılmıştır. Aslında bu eylem Kızılay meydan olsun eylemi, kendisine yönelik bir eylemdi. İlk kez mekana yönelik bir eylem gerçekleştirildi. Bu eylemden birkaç görüntüyü iletiyorum Yoğun bir çalışma süreciydi, katılım çok fazlaydı, farklı farklı eylemliliklerde kentliler de şaşırdı. Aslında kendi kentinin Kızılay ına sahip çıkmak için her tür malzeme ile de alanlara koştular. Sonuç Kızılay meydan olsun etkinliğinde Kızılay meydanını kapatan halk bu meydanda ip atladı, top oynadı, uçurtma uçurttu, şarkı söyledi ve o meydanı kendisinin istediği gibi bir gün de olsa 1 saatte olsa şekillendirdi. 'Nasıl bir Kızılay düşünüyoruz' dediğimizde biz Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kaybetmiş olduğu kimliğini bulan; günün 24 saati yaşayan; karışık kullanımı olan; yeşili olan; toplu taşıma ile desteklenen araçlardan arındırılmış, yaya sokakları ile beslenen; yaya önceliği ve yaya güvenliği olan, çocuklar yaşlılar ve özürlülerin kullanabildiği; kullanılan malzemelerde bütünlük birliğinin olduğu; çevre dostu malzemenin artık kullanıldığı, kent merkezi ile ilgili kararların katılımcı yöntemlerle alındığı; gerçek bir karşılaşma, sosyalleşme alanı olan bir Kızılay ı düşlüyoruz, istiyoruz. Her şehrin, her kentin bir hikayesi vardır. Geçmişten günümüze o hikayeyi anımsatan taşıyan, tarihi tarih, insanı insan yapan, o şehrin demokrasisini gösteren mekanlar da meydanlardır. Aslında bugün bütün gün Ankara nın tarihini, Ankara nın hikayesini dinledik ama Ankara nın Kızılay ını istediğimiz diğer ülkelerdeki gibi bir yere dönüştüremedik ama dönüştürmek için ilk adımlarımızı atmış durumdayız. Budapeşte de Kahramanlar Meydanı vardır; Madrid te Plaza Mayor vardır; Prag ta eski bir şehir merkezi vardır; Ankara da bir devrimin odak noktasıdır, yokluğumuzu, dostluğumuzu, yoksulluğumuzu, birlikteliğimizi, ideallerimizi, kavgalarımızı, sevinçlerimizi, her zaman Kızılay da yaşadık biz. Hepimiz bugün Kızılay ı ve Atatürk Bulvarını anlattık. O yüzden biz kentliler olarak hakkımız var diyoruz. Bizleri bir araya getirecek, kafelerinde kahvelerimizi yudumlayıp, anılarımızı, çocuklarımıza anlatacağımız, trafik gürültüsünden uzak, yeşilliklerin içerisinde kitap okuyacağımız, spor yapacağımız, tramvay ile ruhumuzu dinginleştireceğimiz, bisiklet sefasına çıkacağımız, gece yarılarına kadar güven içerisinde konserler ve sokak 74

78 müziklerini dinleyeceğimiz, yeni yılı 2010'u değil belki ama 2011 i binlerce coşkulu yürekle karşılayacağımız, sevincimizi kollarımızı gökyüzüne açarak haykıracağımız, işten çıktıktan sonra oturup nefes alacağımız, günün stresini sonlandıracağımız, şehrin merkezinde yayalaştırılmış bir vaha misali bir meydanı ve insanca yaşamayı hak ettiğimizi biliyoruz ve düşten gerçeğe Kızılay meydanını 14 Mart 2011 de Başkandan ve kentlilerden istiyoruz. Prof. Dr. Ayda ERAYDIN: Evet, Sayın Özgönül e çok teşekkür ediyoruz. Bu oturumda da konuşmacılar Kızılay dan, şu andaki durumundan pek memnun olmadıklarını ifade ettiler ve Kızılay ı el birliğiyle çekim merkezi yapmak isteyen Çankaya Belediyesi'ne yardımcı olmak istediklerini de söylediler. Birlikte bir takım gelişmelerin başarılabileceğini de düşünüyoruz. İlk konuşmalarda da söylendiği gibi artık tartışmak zamanı değil, eylem zamanı gelmiştir ve ben sivil toplum örgütlerinin de desteğini görmekten son derece sevinçliyim. Bundan sonra Çankaya da ve özellikle de Kızılay da yeni adımların atılacağına inanıyor ve bütün bu çalışmalara katkı sağlayacaklara ve katkı sağlayanlara da şimdiden teşekkür ediyorum i binlerce coşkulu yürekle karşılayacağımız, sevincimizi kollarımızı gökyüzüne açarak haykıracağımız, işten çıktıktan sonra oturup nefes alacağımız, günün stresini sonlandıracağımız, şehrin merkezinde yayalaştırılmış bir vaha misali bir meydanı ve insanca yaşamayı hak ettiğimizi biliyoruz ve düşten gerçeğe Kızılay meydanını 14 Mart 2011 de Başkandan ve kentlilerden istiyoruz. 75

79 Ankara Ticaret Odas Baflkan Sinan Aygün, Türk K z lay Derne i Genel Müdürü Ömer Tafll, ODTÜ Mimarl k Fakültesi, fiehir ve Bölge Planlama Bölümü Ö retim Üyesi Prof. Dr. Ayda Erayd n, D SK Genel Baflkan Süleyman Çelebi, Mimarlar Odas Ankara fiube Baflkan Nimet Özgönül. CHP Genel Baflkan Yard mc s Bihlun Tamayl gil, CHP Grup Baflkanvekili Hakk Suha Okay ve Cumhurbaflkanl Genel Sekreteri Mustafa sen konuflmalar yla Forum a büyük katk sa lad lar. 76

80 77

81 Sunufl K z lay Binas Yar flmas ve Sonras MODERATÖR: Konuşmacılarımıza çok teşekkür ediyoruz. Sayın konuklarımız şimdi Kızılay binası yarışması ve sonrası konuşmasını yapmak üzere yüksek mimar Nesrin Yatman ı sahneye davet ediyorum. Nesrin YATMAN Yüksek Mimar Nesrin YATMAN: Değerli konuklar, sayın başkanlar hepinize hoş geldiniz diyorum. Konuşma metnimin başlığı Kızılay Binası Yarışması ve Sonrası olarak tariflenmiştir. Bu nedenle 1980 yılında yapılan bir proje yarışması sonucunda elde edilen, ancak bugüne kadar kullanıma açılmamış olan Kızılay Binasının 30 yıllık öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Kızılay Binası hakkında böyle bir konuşma fırsatı verildiği için paneli düzenleyen Çankaya Belediyesine ve Sayın. Başkan Bülent Tanık a huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Şimdi sizlere eski bir Ankaralı olarak diğer konuşmacıların da dile getirdiği özlemle Kızılay Meydanı'na ait birkaç fotoğraf göstermek istiyorum. Bu kartpostallar eskiden pek çoğumuzun sık sık uğradığı Sakarya Caddesi'ndeki Tarhan Kitapevi'nde satılırdı. Bakın burada hasretle andığımız eski Kızılay Meydanı görünüyor. Karamürsel Binası ve Milli Piyango Binası'nın yerindeki eski yapılara bakarsak, burada kaybettiğimizin sadece Kızılay Binası 78

82 olmadığını hepiniz göreceksiniz. Kızılay Parkının içindeki diyagonal yaya geçişi maden sodası satılan küçük büfe çok iyi görülüyor. İçimizden pek çoğumuz bu küçük büfenin önünden geçmiş ve Kızılay Maden Sodası içmişizdir. Kızılay Meydanının ortasındaki göbekte şemsiyenin altında trafiği idare eden, beyaz kolluklu polis amcamıza bakın, kaybettiğimiz arkasından ağladığımız meydanın şimdiki trafiğe ve ihtiyaçlara cevap vermesi mümkün görünmüyor. Bir diğer resme geçersek, Kızılay ın karşı köşesindeki Gökdelen binasını görüyoruz. Diğer köşede, Kızılay da piyasaya çıkanların çok iyi bildiği Restoran Cevat, onun yerinde şimdi Yapı Kredi Bankası var. Şimdi resimlerde kalan bu yapılara, bu köşelere bakınca yaşadığımız bu değişimin nedense hiç farkında olmamışız. Bu resme bakalım, artık Kızılay Binası da yok. 7 dönümlük bu köşe parsel tahta perdelerle çevrelenmiş olarak görülüyor, sene Bu resme geçelim sene sene geçmiş tahta perdeler aynen yerinde, şimdi reklam panosu olarak kullanılıyor. Reklam panolarının arkasında yeni Kızılay yapısı görülüyor. Ancak yayalar hala reklam panolarının dışında. Oysa, reklam panoları kaldırıldığı zaman, bu köşe parselin yarısının yayaya terk edildiği görülecektir. Bir anlamda eskiden parkın içinden geçen yaya aksı, tekrar kullanılabilir hale gelecektir. Daha kullanıma açılmamış yanından geçerken görüldüğü kadar algılanan, bir yapıya çirkinlik abidesi gudubet yapı gibi yakıştırmalar yaparak mimarlık mesleğine ve mimarlara karşı yapılan saygısızlığı biraz önce hep birlikte izledik. Bu konuda genç meslektaşlarımın dikkatini çekmek istiyorum: Bizim memleketimizde mimarın durduğu yer belli değildir, mimar sayılmaz. Yurt dışında böyle bir şeye rastlayamazsınız. 29 sene geçmiş tahta perdeler aynen yerinde, şimdi reklam panosu olarak kullanılıyor. Reklam panolarının arkasında yeni Kızılay yapısı görülüyor. Ancak yayalar hala reklam panolarının dışında. Oysa, reklam panoları kaldırıldığı zaman, bu köşe parselin yarısının yayaya terk edildiği görülecektir. 79

83 Kızılay binası bir alış veriş merkezi olarak planlanmamıştır. Sosyal ve Rant tesisi olarak planlanmıştır. Yapının yüklendiği işlevlerden pek çok kentlinin olduğu gibi, pek çok meslektaşımın da haberi olmadığını düşünüyorum. Yurtdışı çalışmalarımızda mimara gösterilen saygıyı gördük, bu saygının hazzını tattık. Bu nedenle, genç mimarlara, mimara ve yapıtlarına saygı duyulması için de çalışmaları gerektiğini hatırlatırım. Bu konuda bir örnek daha vermek istiyorum tarihli Hürriyet Gazetesi'nde bir haberde de Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı, Kent estetiğine yakışmayan, hiçbir cazibesi olmayan binanın en azından metro ile bağlantısı olmalıydı ki anlamı olsun diyerek, beyanat verdiği bina hakkında hiç bir şey bilmediğini de ifade etmektedir. Kişisel açıklamalar, beğeni veya eleştiriler her zaman yapılabilir. Ancak oda başkanı olarak gerçekleri çarpıtarak metro bağlantısı daha yarışma projesinde planlanmış, yani metro bağlantısı olan yapı için kamu oyunu yanıltması kabul edilemez. Bir yapı için bir şeyler söylenecekse, gerekli ve gerçek bilgiye sahip olmak gerekir. Kızılay Binası'nın metro ile ilişkisinin olup olmaması gibi önemli bir konuda bilgi yetersizliği nedeniyle yapılan karalamaları, kişilerin bina için yaptıkları yakıştırmaları bir kültür sorunu olarak değerlendiriyorum. Şimdi resimlere devam edelim. Zemin kata bakıldığı zaman gördüğünüz gibi, yapı bir yarışma projesi olmasa idi, parselin yarısı yayaya, kentliye terk edilemez, yapının altında kentsel bir mekan yaratılamazdı. Kızılay Genel Müdürü'nün de söylediği gibi oralar kar amacıyla dükkan doldurulurdu. Ancak sevgili Kızılay Genel Müdürümüzün dediği gibi Kızılay binası bir alış veriş merkezi olarak planlanmamıştır. Sosyal ve Rant tesisi olarak planlanmıştır. Üst kottaki şapka katında toplantı ve sergi salonları da bulunmaktadır. Yapının yüklendiği işlevlerden pek çok kentlinin olduğu gibi, pek çok meslektaşımın da haberi olmadığını düşünüyorum. Şimdi yarışma ve yarışma sonrasını tarih sırası ile bilgilerinize sunuyorum. 80

84 K z lay Binas Yar flmas ve sonras 1979 Yılında, bölgeye adını veren Kızılay Genel Merkez Binası, Anıtlar Yüksek Kurulu'nun izni ile yıkılmıştır. Kızılay Derneği bu parsel için daha önce hazırlattığı projeyi uygulamaktan vazgeçerek, yapının, mimari proje yarışması sonucu elde edilmesine karar vermiştir Yılı nisan ayında, kentin merkezinde yer alan bu köşe parseli için, Türkiye Kızılay Derneği (TKD) tarafından ulusal mimari proje yarışması açılmıştır Yılı Temmuz ayında proje yarışması sonuçlanmıştır. Yarışmaya 54 proje katılmıştır. (Nesrin Yatman, Vedat İşbilir, Affan Yatman a ait proje 1.ödülü kazanmıştır.) YAPI HAKKINDA TEKNİK BİLGİLER YAPININ İSMİ : KIZILAY SOSYAL VE RANT TESİSİ YAPININ SAHİBİ : TÜRKİYE KIZILAY DERNEĞİ ARSANIN YERİ : ANKARA İLİ KIZILAY MEYDANI ARSA ALANI : YAKLAŞIK M2 TOPLAM İNŞAAT ALANI : YAKLAŞIK M2 YAPININ ZEMİNDEKİ KULLANIM ALANI (ANA YAPI + KÜÇÜK YAPI TOPLAMI) : YAKLAŞIK M2 Yapı, zeminde geriye çekilerek, arsanın yarıdan fazlası yaya kullanımına terk edilmiştir. Böylece eski Kızılay Parkının içinden geçen diyagonal yaya aksı, zeminde boşaltılan bu alanın kullanımı ile tekrar yaşatılmış olacaktır. n Yapı bir rant tesisi olmakla birlikte Kızılay ın sosyal amaçlarını da vurgulamaktadır. Öndeki boşlukta yer alan küçük yapı, bir kan istasyonu ile Kızılay üst yönetimi için planlanmıştır. n Ana yapının 3. ve 4. bodrum katları garaj ve teknik merkezlere ayrılmıştır. n 1. ve 2. bodrum katları çarşı olarak düzenlenmiştir, bu katlardan metro bağlantısı yapılabilmektedir. n Tamamen sosyal amaçlı planlanmış şapka katında, çok 1979 Yılında, bölgeye adını veren Kızılay Genel Merkez Binası, Anıtlar Yüksek Kurulu'nun izni ile yıkılmıştır Yılı Temmuz ayında proje yarışması sonuçlanmıştır. Yarışmaya 54 proje katılmıştır. 81

85 1986 Yılında inşaat ruhsatı alınmış, arazide hafriyat çalışmaları başlatılmış, ancak zamanın belediye başkanı tarafından inşaat durdurulmuştur. Bundan sonraki süreçte ortaya konan çeşitli bürokratik engeller nedeniyle Türkiye Kızılay Derneği'nin çeşitli kurumlara açtığı davalarla hukuki bir süreç başlamıştır. amaçlı bir salon ve sergi salonları bulunmaktadır. 2 adet panoramik asansörle dışarıdan direkt olarak üst şapka katına ulaşılmaktadır. n Zeminden yukarıya doğru çıktıkça kat alanları büyümektedir. n Arsanın kullanımında yapının zeminden geriye çekilerek önünde oluşturduğu alan, ortak mekân kullanımı olarak kent merkezi açısından büyük önem taşımaktadır. Yoğun yaya dolaşımı olan kent merkezinde yayaların bu alanı kullanmasıyla, eskilerde gökdelen altında Gima basamaklarının zorlanarak yaptığı buluşma mekânı işlevini, Kızılay Yapısı çok uygun koşullarda üstlenecektir kazanan projenin imar durumu haline getirilmesi çap, aplikasyon ve yol kotu evraklarının yeniden düzenlenmesi çalışmaları sonunda ancak 1982 yılında Türkiye Kızılay Derneği ile sözleşme yapılarak proje çalışmalarına başlanmıştır. Uygulama projeleri için (betonarme, tesisat, elektrik ve zemin mekaniği konusunda) Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kızılay Derneği adına müşavirlik görevini üstlenmiştir Yılında inşaat ruhsatı alınmış, arazide hafriyat çalışmaları başlatılmış, ancak zamanın belediye başkanı tarafından inşaat durdurulmuştur. Bundan sonraki süreçte ortaya konan çeşitli bürokratik engeller nedeniyle Türkiye Kızılay Derneği'nin çeşitli kurumlara açtığı davalarla hukuki bir süreç başlamıştır Yılında Türkiye Kızılay Derneği'nin açtığı davaların kazanılması ile zamanın belediye başkanı ve imar müdürü ile Türkiye Kızılay Derneği başkanının yaptığı toplantıda alınan kararlar sonucunda, Affan Nesrin Yatman Mimarlar Ltd. Şti. tarafından yeni koşullarla düzenlenen tadilat projesi ile tekrar inşaat ruhsatı alınmıştır Yılında 31 Mart ta Kızılay Binası temel atma töreni yapılmıştır. Türkiye Kızılay Derneği tarafından alınan karar nedeniyle inşaat, aşama aşama ihale edilerek tamamlanmaya çalışıldığı için, inşaat süreci uzamıştır Yılında kabası bitirilmiş ve giydirme cephesi tamam- 82

86 lanmış yapı, Yap İşlet Devret modeli ile Beğendik firmasına ihale edilmiştir Yılında tamamlanıp kullanım aşamasına gelen yapı açılmadan, Beğendik firmasının iflası ile başlayan hukuk süreci nedeniyle o yıldan bugüne kadar atıl olarak bırakılmıştır. Bu zaman içinde Türkiye Kızılay Derneği büyük bir rant kaybına uğratılmış, hem de kent merkezindeki bu alan, kentliler tarafından kullanılamamıştır Yılının Haziran ayında, basındaki haberlerle Türkiye Kızılay Derneği'nin hukuksal sorunları aştığı ve binasını yeniden değerlendirme hakkına sahip olduğu öğrenilmiştir Yılında kasım ayında Türkiye Kızılay Derneği Yap İşlet Devret modeli ile yapının yeni kullanıcısını seçmek üzere bir ihale düzenlemiştir tarihinde Kızılay Binasının 25 yıllığına işletilmesi ihalesinde en yüksek teklifi Karsaklar-Sementa Tekstil-Tango Tekstil-Renkyol Yapı-Güvensoy İnşaat Ortak Girişimi verdi şeklinde bir basın haberi ile Kızılay Binasının 25 yıllığına işletilmek üzere adı geçen firmaya verilmiş olduğunu öğreniyoruz. En yüksek teklifi vermiş olan firmanın tercih edilmesi günümüz ihale koşullarında yadırganamaz ve eleştirilemez. Ancak, bu ihale bugün yapılan foruma konu olan Kızılay kent merkezinde yer alan ve merkeze ismini veren Kızılay Binası olduğu için, yapının müellifi olarak içime sinmeyen bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyorum: Yukarıda anlattığım 30 yıllık bir geçmişe sahip olan yapının, 9 senedir atıl bırakılması nedeniyle hem mimari hem de teknik olarak günümüz şartlarında kullanılamayacağı için kapsamlı bir proje tadilatı yapılması gereksinimi aşikârdır. Bu açıdan bakıldığında proje müellifi olarak, yapının geleceği konusunda endişelerimiz bulunmaktadır. Sonuçlanan ihale kapsamında bu konuların katılımcılar tarafından ne ölçüde ele alındığı bilinmemektedir. Yap-İşlet-Devret modeli ile adı geçen firmaya devredilen Kızılay Sosyal Ve Rant Tesisi yapısının hangi fonksiyonlar yüklenilerek kullanılacağı müellif olarak tarafımızdan bilinmemektedir Yılında tamamlanıp kullanım aşamasına gelen yapı açılmadan, Beğendik firmasının iflası ile başlayan hukuk süreci nedeniyle o yıldan bugüne kadar atıl olarak bırakılmıştır. Bu zaman içinde Türkiye Kızılay Derneği büyük bir rant kaybına uğratılmış, hem de kent merkezindeki bu alan, kentliler tarafından kullanılamamıştır. 83

87 Yapıya yüklenecek yeni fonksiyonlar ile ilgili nasıl bir proje çalışması yapılmıştır, ya da yapılacaktır. Projenin müellifi olmamıza rağmen bütün bu konular bilgimiz dışındadır. Farklı tasarımı ile etkileyici bir yapı olma özelliği ön planda olan bu binanın korunması, Kızılay ı simgeleyen bir bina olarak devamlılığını sürdürebilmesi, doğru işlev seçimiyle sağlanabilir. Yapıya yüklenecek yeni fonksiyonlar ile ilgili nasıl bir proje çalışması yapılmıştır, ya da yapılacaktır. Projenin müellifi olmamıza rağmen bütün bu konular bilgimiz dışındadır. Yapının üstleneceği kullanım hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum; n Senelerdir önünden geçilen fakat etrafı reklam panolarıyla çevrili olmasından dolayı içindeki kentsel mekânın kullanılmadığı ve nasıl bir bina olduğu doğru olarak algılanamayan bir yapı olarak karşımızda duran Kızılay Binası, bütün kentli için merak konusu olmuştur. n Buradaki Yap-İşlet-Devret modeli ile seçilen kullanıcı, Kızılay ın herhangi bir parseldeki herhangi bir mülkünü değerlendirecek bir kullanıcı değildir. Burası Başkent'in en önemli merkezlerinden biridir. Kızılay buraya adını vermiştir. Bu nedenle yapının bir kimlik yapısı olarak değerlendirilmesi çok önemlidir. n Farklı tasarımı ile etkileyici bir yapı olma özelliği ön planda olan bu binanın korunması, Kızılay ı simgeleyen bir bina olarak devamlılığını sürdürebilmesi, doğru işlev seçimiyle sağlanabilir. n Yeni verilecek kullanımlar ile beraber yapının cephelerine ilan ve reklam panoları asılarak bu kimlik yapısı olma özelliği zedelenmemelidir. n Bina 30 sene önce birinci ödüle seçilmiş bir projenin uygulaması olmasına rağmen, eskimeyen özgün mimarisi, kentsel mekân anlayışı, metro bağlantısı, arsa kullanımı ve yerleşimi ile başkent halkına şehrin merkezinde rahatlayacağı, dinleneceği, eğleneceği bir buluşma mekânı sağlayacaktır. n Kente, merkeze ve yapıya canlılığını verecek fiziksel ve görsel açılardan devamlılığı sürdürecek ana unsur, insanın buraya çekilebilmesi için kentsel dış mekânlar ile mimari iç mekânlar arasında uyumlu bir ilişki ve sürekliliğin sağlanması gerekmektedir. n Kızılay kent merkezi ekonomik açıdan eski canlılığını yitirmiştir. bu nedenle buraya sadece rant amaçlı yapılan yatırımların, beklenen rantı sağlayamayacağı açıktır. n Kızılay Meydanı'nda Kızılay ı simgeleyecek bir yapının, 84

88 çarşı veya iş hanı adıyla anılacak kullanım amaçlarından uzak tutulması gereklidir. n Çarşı ve iş merkezi olarak yapılan moda yapıların çoğalması ile her birinin kullanım amacından uzaklaştığını, bir bir içlerinin boşaldığını izlediğimiz bir zamanda ticari canlılığını kaybetmiş bir bölgedeki yapıyı bu amaçla değerlendirmek, beklenen rantı sağlamayacağı gibi, Kızılay ın kimliği ile de bağdaşmayacaktır. n Ayrıca yapının yangın güvenliği konusunda tekrar elden geçirilmesi şarttır. n Yapının tüm elektrik tesisatının elden geçirilerek malzemelerin günümüzde kullanılan özellik ve kesitlerde olması sağlanmalıdır. n Yapının ısıtma ve soğutma sistemlerinin de günümüz koşullarına göre yeniden yapılanması gerekmektedir. n Münferid klima çözümleri ile mekânlarda soğutma yapılamayacağı için bu ihtiyaçlara nasıl çözüm getirileceğinin baştan belirlenmesi gerekmektedir. İhaleye katılanlar tarafından bu yönde bir çalışma yapılıp yapılmadığı, bu çalışmanın ne şekilde değerlendirildiği de bilinmemektedir. n Yap-İşlet-Devret modeli gereği kullanım süresi sonrası teslim edilecek yapının bu konularda teçhiz edilmeden kullanılmaması gerekmektedir. n Yapı konum olarak başkentin çok önemli bir noktasındadır. Şu anda yapı için kullanım kararına verilecek onay, yapının ve kent merkezinin 1979 yılına kadar uzanan 30 yıllık makûs talihini değiştirmek ve yapıyı kente kazandırmak adına çok önemlidir. Teşekkür ediyorum. Süremi biraz aştım, hepinizden özür diliyorum. Bir kentli, bir mimar ve yapının proje müellifi olarak bu panelde konuşma fırsatı verildiği için çok teşekkür ediyorum. Çarşı ve iş merkezi olarak yapılan moda yapıların çoğalması ile her birinin kullanım amacından uzaklaştığını, bir bir içlerinin boşaldığını izlediğimiz bir zamanda ticari canlılığını kaybetmiş bir bölgedeki yapıyı bu amaçla değerlendirmek, beklenen rantı sağlamayacağı gibi, Kızılay ın kimliği ile de bağdaşmayacaktır. 85

89 Ankara Ticaret Odas Baflkan Sinan Aygün konuflurken... Yenimahalle Belediye Baflkan Fethi Yaflar konuflmas n yaparken. 86

90 Forum - III Merkez lçeler ile Kent Merkezi - III MODERATÖR: Merkez ilçeler ve kent merkezi Oturum Başkanı Prof Dr. Cevat Geray Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi... Prof. Dr. Cevat GERAY: Değerli katılımcılar, sayın belediye başkanımız, değerli belediye başkanları ve öğretim üyesi meslektaşlarımız, değerli diğer katılımcılarımız... Şimdi çok anlamlı, yerinde bir etkinlik yaşıyoruz. Gerçekten daha önceki konuşmacıların da belirttiği gibi halkın katılımı ile yetkililerin, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla böyle bir etkinliğin yapılması Kızılay ın gerçekten kimliğine kavuşması için, bu kimlik illa ki, eski kimlik değil ama orası yaşanabilen kullanılabilen halkın kentle ilişkisini, aidiyetini kurması açısından önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Şimdi, çok şeyler söylendi, bizim de çok söyleyeceğimiz şeyler var. Ben de Ankara ya ilk kez bir lise öğrencisi olarak 29 Ekim 1948 de cumhuriyeti kutlamak için geldim. O dönem her ilden lise öğrencileri Cumhuriyet kutlamalarına gelirdi. Bir hafta kaldık. Bir hafta boyunca Ankara nın bütün Cumhuriyetin kazandırdığı yapıtları ve görülecek yerleri görme fırsatını elde ettim. Bir de şunu söyleyeyim, 49 yılından bu yana da bazı aralıklarla Ankara dışında görev nedeniyle olduğumu dikkate alırsak, aranızda bazılarınızdan daha çok Kızılaylıyım denilebilir. Ama ben kendim için eski Ankaralılardan biriyim, diye biriyim. Prof. Dr. Cevat GERAY A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö retim Üyesi 87

91 Şimdi başkent olmanın işlevleri var, bir de kent olmanın işlevleri var. Başkentlik işlevlerini yitirmedi, ama burada tavassut ediliyor dersem doğruyu söylemiş olurum. İkincisi Ankara yı Çankaya yı ve Kızılay'ı tek başına da algılamamak lazım, kent bütünündeki yapılan yanlış uygulamalar bence gerçekten bizi çok düşündürüyor. Kızılay ın Kızılay olduğu zamanını yaşayan, o zaman da Cebeci den yürüyerek Kızılay a çıkardık ve gerçekten de çıkma sözcüğünü kullanırdık. Şimdi başkent olmanın işlevleri var, bir de kent olmanın işlevleri var. Başkentlik işlevlerini yitirmedi, ama burada tavassut ediliyor dersem doğruyu söylemiş olurum. İkincisi Ankara yı Çankaya yı ve Kızılay'ı tek başına da algılamamak lazım, kent bütünündeki yapılan yanlış uygulamalar bence gerçekten bizi çok düşündürüyor. Benim de anılarımı anlatmak gibi bir niyetim yok ama sadece bir meydan değil, artık bir trafik kavşağı olma durumuna indirgenen bir Kızılay dan söz ediyoruz. Yayalar açısından; özellikle çocuklar, özürlüler açısından bir takım sakıncalı durumlar var. Bununla ilgili olarak Şehir Plancıları Odası'nın ve Mimarlar Odası'nın araştırmaya dayalı görüşleri biraz önce zaten açıklandı. Şimdi burada bugün yerel yönetimlerin sahipleri olarak tabi Çankaya ya komşu olan belediye başkanlarımızın katılacağı bir oturumla onların görüşlerini de almaya ve yansıtmaya çalışacağız. Etimesgut Belediye Başkanı Sayın Enver Demirel, Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Kalecik Belediye Başkanı Nevzat Şahin, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Erdal Kurttaş Evet, böylece 45 dakikalık bir gecikmeyi belki daha az sayıda katılımcıyla telafi etmeye çalışacağız. Altındağ dan başlayalım, lütfen Ankara mız ve Çankaya mızla ilgili görüşlerinizi özetler misiniz? Veysel T RYAK Alt nda Belediye Baflkan Veysel T RYAK : Herkesi saygıyla selamlıyorum. Ankara kent kültürüyle aslında 1920 li yıllarda tanışıyor. O zaman bir Anadolu kasabası, taşra kasabası, 20 bin nüfusu olan bir kasaba Cumhuriyetin ilanından sonra başkent oluşu ile birlikte göç almaya başlıyor. Tabi buradaki konuşmacıların söylediklerinkinin hepsinin doğruluk payı var, elbette ama biraz da görme engellilerin bir fili tarifi gibi herkes bir tarafından tutuyor. Birisi filin hortumunu, birisi ayağını, birisi kuyruğunu, birisi kulağını tarif ediyor. Elbette tarif edilen şeylerin hepsi doğru ancak bugün gelinen noktada bugün tartıştığımız sorun sadece bu kentte 88

92 değil Türkiye nin bir çok kentinde tartışılan bir konu. Özellikle dış ülkelere gittiğimizde, hatta gelişmemiş bir çok ülkede de, bugün sözünü ettiğimiz kent meydanlarıyla ilgili bize ah dedirtecek uygulamaları görebiliyoruz. O nedenle bu sorun, yaklaşık bir asırlık sürecin sonunda oluşan bir sorun. Bugünkü sorunu tartışmaktan öte bugünlere biz nasıl geldik, hangi nedenlerle bu noktadayız? Bugün benim söyleyeceğim hiçbir söz ne siyasal partiye, ne siyasi düşünceye karşı söylenmiş bir fikir değil. Bugün şu masada oturan arkadaşlar, bir siyasi partiyi temsil eden, yerel idarecilerin başındaki insanlarız. Bugün bu sorumluluğu biz taşıyoruz, bizden önce de birileri taşıdı. O nedenle de o yaklaşık bir asırlık süre içerisinde fotoğraflarını gördüğümüz Ankara nın geçmiş dönemdeki Ankara nın o güzelim halini gördük. Bu süre zarfında bu hale bizler getirdik. Elbette sadece yerel yöneticiler ya da siyasal iktidarlar da sorumlu değil. Yerel iktidarlar ya da siyasal partiler özellikle çok partili yaşama geçildikten sonra, bu insanlar da gökten zembille atılmadılar. Özellikle çok partili yaşamdan sonra bunları halk seçti -çünkü Türkiye gecekondu ile özellikle biraz önce gördüğümüz o güzelim Kızılay fotoğraflarından bugünkü hallere çok partili siyasi yaşama geçildikten sonra geldi. -Her iktidar ve yerel iktidarın uygulamaları sonucunda bir asırlık süreçte geldiğimiz nokta işte şu anda içinde bulunduğumuz yerdir. Ne bugünkü idarecileri ne de geçmişteki idarecileri karalama kastı olmadan söylüyorum. Bütün dünyada merkezler, meydanlar, şehir kent meydanları var. Korunuyor bunlar. Bugün Ankara nın en kıymetli mekanlarının bulunduğu bir yerin belediye başkanı olarak söz almış bulunuyorum. Dünyanın en önemli şehirlerindeki en kıymetli mekanlar eski şehir merkezlerinin bulundukları yerlerdir. Old City denilen yerlerdir. Bugün oysa Ankara nın eski şehir merkezi kalesi, Samanpazarı, Hamamönü, Ulus ve çevresiyle bugün adeta gözden çıkarılmış olan bir yerdir. Bir belediye başkanı olarak söylüyorum ki, Ankara nın en kıymetli yerleri yine buralar olacaktır. Şu anda biz bunun ışıltılarını görebiliyoruz. Yaptığımız basit çalışmalarla da bunu hissedebiliyoruz. Bir şairin bir yazarın bir sözü var, uzun zamandır zaman zaman kullandığım Tabi o burası için değil İstanbul için değil, şu anda ismini zikretmeyeceğim bir Bugünkü sorunu tartışmaktan öte bugünlere biz nasıl geldik, hangi nedenlerle bu noktadayız? Bugün bu sorumluluğu biz taşıyoruz, bizden önce de birileri taşıdı. O nedenle de o yaklaşık bir asırlık süre içerisinde fotoğraflarını gördüğümüz Ankara yı bu hale bizler getirdik. 89

93 Bugün Altındağ Ankara nın başkentidir. Çünkü 1920li yıllarda meclis binaları orada, kent merkezinden söz ediyoruz Sosyal yaşam tamamen Altındağ, Ulus ve çevresinde cereyan ediyor. Bütün bankalar oralarda Ankara nın çok önemli merkezlerinden bir tanesi Hacıbayram orada şehir için söylenmiş bir söz, cumhuriyet döneminin şairlerinden birisinin sözü Bir başkent ne kadar susturulursa susturulursun o yine konuşur diyor. Gerçekten bugün Altındağ Ankara nın başkentidir. Çünkü 1920 li yıllarda meclis binaları orada, kent merkezinden söz ediyoruz Sosyal yaşam tamamen Altındağ, Ulus ve çevresinde cereyan ediyor. Bütün bankalar oralarda Ankara nın çok önemli merkezlerinden bir tanesi Hacıbayram orada Bakanlıklar, vekalet binalarının hepsi orada Elbette şehir plancılar sorumlular, Başkent olmasıyla birlikte göçü hesap edemeyenler, şehri planlayamayanlar 1920 li yıllarda yapılan planlarda Ankara nın 300 bin nüfusa göre planlanacağı hesap edildi. O günkü nüfusla mukayese edildiğinde arkadaşlar, aslında çok uzun vadeli bir öngörü bu! Yani şehrin nüfusunun binlerde olduğu düşünüldüğünde şehri 300 bine göre planlamak o insanların kusuru değildir ama o 300 bine göre planlama yapılırken, bugün milyonlarca insanın yaşadığı bir kenti yerel yöneticiler olarak biz kaç milyon insana göre planlıyoruz? Halen o arterler üzerinde bu nüfusu sirküle etmeye çalışıyoruz. Onun için bizlere düşen görev ve süre zarfında şehrin o eski cazibe merkezlerini; işte Ulus iken birden şehrin merkezi Kızılay a kaydı ve bilerek Kızılay a kaydırıldı, planlanarak Kızılay a kaldırıldı. Planlandığı için güzeldi bu ama bundan sonra şehrin göç almasıyla, yöneticilerin bu göçe paralel olarak şehri planlayamadıkları için aslında her geçen gün şehrin merkezi kayıyor buralarda Dünyada özellikle gelişmiş batı dünyasında şehrin merkezleri hep aynı Şehrin pahalı binaları, rezidansları yine şehrin dışında ama şehir merkezi dediğinizde herkes size old city'yi tarif ediyor, herkes oraya gidiyor. Milyonlarca turisti çekiyor buralar Oysa bugün ben Ankara da çok uzun süre yaşayan biri değilim, üniversite yıllarında şehrin merkezi farklıydı. Üniversiteyi bitirdiğimde Ankara ya geldim sordum, şehrin merkezi daha farklı yerlere kaymıştı ya da şehrin rant getiren bölgeleri değişmişti yıl Anadolu nun değişik yerlerinde görev yaptım, geriye döndüğümde Ankara nın şehir merkezi yine değişmişti. Her geçen gün şehir merkezi değişen bir şehirde yaşıyoruz. Bunun sebebi belki o değişen yerlerdeki yatırım yapan insanların çok kısa süreli kent rantı elde etme düşüncesi. Oysa bu merkez- 90

94 ler çok sık değiştiği için bir müddet sonra buradaki yapıların değeri de çok çabuk kayboluyor. Elbette şehrin bir ilçesinde, merkezinde görev yapan bir başkanı için Kızılay ın Altındağ ın ya da başka bir ilçesinin merkezi bizi ilgilendirmez dememiz mümkün değil! Kıymetli arkadaşlar, gerçekten biz yerel idareciler tek partili yaşamdan çok partili yaşama geçtikten sonra siyasal partiler üzerine düşeni yapmadığından, halk seçmen kendi sorumluluğunu üzerinde taşımadığından, seçilen insanlar bu işlerin mücadelesini vererek değil de bir parti örgütünün bir ahbap dost ilişkisinin desteklemeleriyle bir yere geldiğinden, bunun hesapları da hiçbir zaman sorulmadığından, halk bu sürece katılamadığından sadece burada görev yapan insanlar bir müddet sonra görevi terk edeceklerini bilerek bu süre zarfında kent rantını, lütfen yanlış anlaşılmasın gayri meşru kent rantından bahsetmiyorum, meşru da olsa kent rantının paylaşılmasıyla geçen süreler olarak algılayabiliriz bu zamanı. O nedenle de şehrin her döneminde merkezleri değişmiştir. Şuanda da Kızılay ın durumu Altındağ ın 'larda durumu neyse odur. Çünkü Kızılay ın dışında merkezler oluşmaya başlamıştır. Bu merkezlerin hiçbir zaman uzun soluklu olma ihtimali yoktur. Çünkü sunidir, çok kısa sürede buradaki rantlar yok olacaktır. İnsanlar tekrar bu tarafa dönecektir, çünkü Ankara daki kültürel doku, koruması gereken yapısal değerler, kültür varlıkları tamamen Altındağ da akabinde ve cumhuriyet dönemi yapıları bu bölgelerdedir. O nedenle tekrar buraya gelecek ama bizim gibi henüz gelişmesini tamamlayamamış, kaynakları sınırlı olan ülkelerde çok ciddi kaynak israfına neden olacaktır ve olmaktadır da Evet, bugün Altındağ da yeniden gecekondu bölgelerinde yapılaşma başladı çok hızlı olarak... Bunlarda yapılan işler belki yıl sonraki gecekonduların üretilmesine müsaade ediyoruz. Oysa ki bizden sonra gelen insanlar bizden sonraki nesil bunların hesabını soracaktır. Bunların sebebi biraz önce söylediğim gibi biz bugün çıkan bir sorunu görüyoruz. Artık çıkış yolları arıyoruz, oysa 1950lilerden sonra çok partili yaşama geçildikten sonraki yönetimin hem hükümetlerin merkezi hem de yerel idarenin olaylara bakışından kaynaklanan bir sürecin so- Şuanda da Kızılay ın durumu Altındağ ın 'larda durumu neyse odur. Çünkü Kızılay ın dışında merkezler oluşmaya başlamıştır. Bu merkezlerin hiçbir zaman uzun soluklu olma ihtimali yoktur. Çünkü sunidir, çok kısa sürede buradaki rantlar yok olacaktır. İnsanlar tekrar bu tarafa dönecektir. 91

95 Bugün Kızılay ın geldiği nokta, yayalardan öte araç trafiğine göre planlanmış bir kent meydanıdır. Çünkü burada öncelik araçlara verilmiştir. O nedenle bütün hesap kitap, alt yapılar vs araçlara göre yapıldığı için, insan fıtratına aykırı insanın fizyolojisini rahatsız eden bir yapı türü ortaya çıktı, bunun sıkıntılarını tartışıyoruz ve bugün sorumluluğunun bilincinde olan bir belediye başkanımız bunları kamuoyu ile paylaşıyor, tartışıyor. nunda geldiğimiz noktayı tartışıyoruz. Elbette bugün Kızılay ın geldiği nokta, yayalardan öte araç trafiğine göre planlanmış bir kent meydanıdır. Çünkü burada öncelik araçlara verilmiştir. O nedenle bütün hesap kitap, alt yapılar vs araçlara göre yapıldığı için, insan fıtratına aykırı, insanın fizyolojisini rahatsız eden bir yapı türü ortaya çıktı. Bunun sıkıntılarını tartışıyoruz ve bugün sorumluluğunun bilincinde olan bir belediye başkanımız bunları kamuoyu ile paylaşıyor, tartışıyor. Bizden sonraki gelecek nesillere karşı bilincimizi kamuoyu ile tekrar sıcak tutmak için bir mücadele veriyor. Elbette sadece Çankaya Belediyesi'nin bir problemi değil, bütün merkezdeki ilçelerin de bu konudaki hassasiyeti taşıması lazım. Altındağ ın, Yenimahalle nin veya diğer belediyelerin kent meydanı olabilir ama bu şehrin ana merkezlerinin bulunduğu bu mekanları bir bir yok ederken hepimiz suçluyuz ve bunun hesabının sorulacağına inanıyorum. Tarihte her şey kaydediliyor. Bir gün gelecek tarih bizi yargılayacak. Tarih yalan söylemez Onun için sorumluluğu sadece yerel idarecilere atmak, evimizde kahvemizi içerken, ofisimizde işimizi tartışırken bu sıkıntıları tartışmak yeterli olmayacaktır hiçbir zaman Çünkü herkes taşın altına elini koyması lazım. Bu memleket bizim, bu memleket kurulurken Çanakkale de, Kurtuluş Savaşı nda verilen mücadelelerden sonra elde edilen bir Başkenti bugünün insanları refah içerisinde, güvenlik içerisinde ne hale getirdiğimizi sorgulamamız lazım. Elbette Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı imkanlarımız çok sınırlı Ben yerel idareleri bundan önce içinde bulunan bir arkadaşınız olarak ifade edeyim Türkiye de 1920 li yıllarda Cumhuriyetin kurulduğu zaman yerel idarelerin imkanları bugünkünden daha iyiydi. 1950'lilerden 60'lara gelene kadar yerel idareler ülke genelindeki hizmetlerin eğitim, sağlık, altyapı vb hizmetlerinin %20' sini yapıyordu. Ama bugün bizim kendi içerimizdeki kavgalar ve korkular nedeniyle, bir iktidar bir şeyi söylediğinde doğruyu desteklemek yerine, o iktidarın söylediğinden dolayı eleştirmek, o iktidar gittiğinde bunun yerine gelecek iktidarın söylediklerini o günkü koşullarda muhalefette bulunanlar eleştirmek, bizim muhalefet anlayışımız haline gelmiştir. Bugün gelişmiş dünyada yerel idarelerin kullandığı paylar bütçenin %30-35 i dir. Çünkü bi- 92

96 zim halkımız yerel idarelere, harcamalara direkt yoldan katılmıyor. Oysa yerel idareler vatandaştan toplanan vergilerle bu harcamaları yapıyorlar ama direkt değil, en direkt yollarla Aldığınız kullandığınız bir malzemeden ya da gelir verginizden ya da yaptığınız ithalattan, ihracattan, kullandığınız akaryakıttan toplanan paralar merkezi otoriteye, oradan da belediyeye dağıtılıyor. Orada dünyanın birçok ülkesinde bizzat o kentte yaşayan insanlar harcamalara katılıyorlar. Harcamalara katıldığı için kendi seçtiği insanları da denetliyor. Ben bugün burada bile sorsam size oy verdiğiniz kaç tane meclis üyesini tanıyorsunuz diye, muhtemelen burada oy verirken kendi meclis üyesini tanıyan insana rastlamayacağız. Çünkü çok önemsemiyoruz! Bir parti örgütü var, birilerini aday yapıyor biz de ona göre oyumuzu kullanıyoruz Biz kendi yaşadığımız şehirle bu kadar ilgileniyoruz. Hesap sormuyoruz, birileri sorsun diyoruz. Birileri sormaz, biz kendi yaşadığımız şehirde hesap sormuyorsak Çünkü o yönetenlerde Türkiye de sık sık iktidarlar sık sık yerel idareciler değişiyor. Parti değişmese adaylar değişiyor. Türkiye de 3000 tane belediye var. 3-5 tane belediye başkanının değişmemesi çok önemli şeyler değil arkadaşlar! Onun için bu kısa sürede biraz önce söylediğim gibi, bu kent rantının paylaşılmasıyla oluyor. O nedenle bizim kendi sorumluluklarımızı kuşanmamız; buralarda görev alanlara bunun hesabını sormamız lazım. Eğer biz sorumluluklarımızı kuşanırsak yerel idareciler de bu işleri bilen insanlardan, kentliyi kent kültürüyle insanları buluşturacak yönetim tarzları geliştirecekti. Bugün belediyeler sadece kamunun verdiği kaynakları harcayan müesseseler halindedir. Bugün hele hele son yıllara kadar, bir nüfus müdürlüğünden, bir tapu kadastro müdürlüğünden hiçbir farkı yoktur belediyelerin! Sadece Ankara para gönderir, o gönderilen parayı harcarlar; onun da çoğunu personele verirler. Bugün Ankara nın içinde bulunduğu durumla birilerini karalamak anlamında birilerine söz söylemek anlamında değil, bugün söz söylenilecek insanlar konumunda olan insanlar olarak söylüyorum, üzerimize ciddi sorumluluklar düşüyor. Çünkü tarih bizi yargılayacak bize oy veren, bizi bu makamlarda gören insanlara karşı sorumluluklarımızı kuşanma zamanımızdır, bi- Dünyanın birçok ülkesinde bizzat o kentte yaşayan insanlar harcamalara katılıyorlar. Harcamalara katıldığı için kendi seçtiği insanları da denetliyor. Ben bugün burada bile sorsam size oy verdiğiniz kaç tane meclis üyesini tanıyorsunuz diye, muhtemelen burada oy verirken kendi meclis üyesini tanıyan insana rastlamayacağız. Çünkü çok önemsemiyoruz! 93

97 zim açımızdan ama şu anda içinde bulunduğumuz Ankara da yaşayan insanları Altındağ Belediye Başkanı olarak söylüyorum; varoşlarda, gecekondularda cumhuriyetin hiçbir nimetiyle, bu kentin hiçbir nimetiyle buluşmayan, buluşamayan insanları kentli yapmakla görevli sorumlu makamlardayız. Bu kadar süre de fazla vaktinizi almak istemiyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ederim. Prof. Dr. Cevat GERAY: Ben de teşekkür ediyorum. Şimdi sözü Yenimahalle Belediye Başkanı na veriyorum, buyurun Sayın Yaşar Fethi YAfiAR Yenimahalle Belediye Baflkan Fethi YAfiAR: Sayın başkan, sayın grup başkan vekilimiz, sayın il başkanım, sayın belediye başkanları, değerli katılımcılar hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, Ankara mızın hem kendimiz hem geleceğimiz için önemli bir konusunu tartışıyoruz. Önemli bir yarasını tartışıyoruz. Vatandaşın, sokaktaki esnafın, ailesi, çoluğu çocuğu herkesin ortak özlemi bir hareketi Çankaya Belediye başkanımızın masaya yatırması, bunun tartışılmasının sağlaması, Ankara için de Çankaya'mız için de önemli bir görev olduğunu düşünüyorum ve kendisine de teşekkür ediyorum Değerli arkadaşlarım, değerli katılımcılar, Ankara Cumhuriyetin şehridir. Benden önceki konuşmacılar da söylediler, ama düzenli olması gereken bir şehir! Eski şehirlere göre imar durumuyla, yollarıyla, meydanlarıyla, bulvarlarıyla, parklarıyla daha düzenli olması gereken bir şehirdir. Bir başka açıdan baktığınızda altyapı sorunuyla da daha az maliyetle işlerini halledebileceği bir şehir ama ne yazık ki Ankara mız da yıllar sonra öteki şehirler gibi ötekileştiriliyor. Meydanları kayboluyor, yeşil alanlar kayboluyor, kamusal alanlar sayın başkanın dediği gibi rant merkezi haline geliyor ve şehir yozlaşıyor. Peki, Avrupa da, gelişmiş ülkelerde, bu şehirler niye yozlaşmıyor? Bu meydanlar niye kaybolmuyor, bu yeşil alanlar niye kaybolmuyor? İşte bizdeki sorun insanların kendisiyle ilgili çıkarın kamusal çıkarın önüne geçmesinden kaynaklanıyor. Hiç kimse burada, ilk başta siyasetçi olarak belediye başkanı olarak, müteahhit olarak, mimar olarak hiç kimse bugün bu şehrin bu konuma gelmesinden ken- 94

98 disini dışlayamaz. Bu kesimlerin tümünün Ankara nın bu hale gelmesinde önemli bir payı olduğunu düşünüyorum. Herkes de üzerine düşen payı alsın! Yerel yönetimler tabi ki önemli bir pay alacaklar. Eğer bir ülkede bu meydanların ve şehrin kültürel ve ekonomik zenginliğinin ve oluşumunun başka yere taşınması varsa bunun sorumlusu öncelikle yerel yönetimlerdir. Değerli arkadaşlar, ben olaya başka açıdan gireceğim Bir şehrin canlılığı sadece tarihi kültürüyle değil, ticareti ile de canlılıktır. Önemli olan da ticarettir. Bir insan Yenimahalle den Kızılay a gelecekse, Yenimahalle den farklı bir Kızılay görmek için buraya gelecektir. Biz dün öyle geliyorduk! Kızılay a gelip stresimizi atıyorduk. Ben 63'te geldim Ankara ya Kızılay ın, Ulus un, Yıldırım Beyazıt ın, Lozan Bulvarı nın, Atatürk Bulvarı nın zamanla gittiğini gördük. O güzelliklerini yaşamak için geliyorduk. Ama şimdi sen toplu taşıma sorununu çözememişsin. Bütün gelişmiş başkentler toplu taşıma sorununu çözmüş, bulvarlarına el atmamış. Paris teydim 15 gün evvel. Paris te arabayla geçerken meydanda 5 dakika duruyorsun, onlar battı çıktı yapmamışlar. Meydanı koruyorlar, buraya daha fazla rant getirebilirim, daha çok kira alabilirim, daha çok rant sağlayabilirim diye 100 yıllık binayı yıkıp oradaki durumu, konumu bozucu bir binayı yerleştirmemişler. Sokaklar eski güzelliğini yine koruyor, sokaklardaki çarşılar, dükkanlar yine vıcır vıcır çalışıyor ama biz ne yapmışız? Biz Ulus u öldürmüşüz, Kızılay ı öldürmüşüz, Çıkrıkçılar Yokuşu nu öldürmüşüz, bütün Cebeci yi öldürmüşüz ve ne yapmışız? Dünyanın hiçbir yerinde olmayan AVM düzeni, rant düzeni başlamış. Dünyanın her tarafında iş merkezleri tek tük var, öyle çok değil! Sadece Eskişehir yolunda 27 tane (ruhsatı alınmış, yapılmış ve yapılmakta olan) iş merkezi var. O kadar iş merkezini o yola yığarsanız, Mamak Yolu'na, İstanbul Yolu'na yapılanları da hesap ederseniz, şehrin bu meydanlarını yok ederseniz, buradaki ticareti yok ederseniz. Kızılay da, Ulus da ölür. O zaman kim ne için oraya gelsin? Ben AVM fuarına katıldım. Ne Asya da, ne Avrupa da, ne de Amerika da şehrin içinde AVM yok! Şehrin dışında, ana yollarından da içeride var. Şimdi siz bunları Ankara ya getirirseniz, sinemasını, eğ- Ankara nın bu hale gelmesinde herkes de üzerine düşen payı alsın! Yerel yönetimler tabi ki önemli bir pay alacaklar, eğer bir ülkede bu meydanların ve şehrin kültürel ve ekonomik zenginliği ve oluşumu başka yere taşınıyorsa bunun sorumlusu öncelikle yerel yönetimlerdir. 95

99 Meydanlardan korkmayın, dünya meydandan korkmuyor! Meydanda sadece eylem alanları değil, demokrasinin kılcal damarlar olduğuna inanıyorum. Bu bir başlangıç olsun; Ankara da tüm meydanlara sahip çıkalım. lencesini o binaların içerisine sokarsanız, Cebeci yi de bitirirsiniz, Ulus u da, Kızılay ı da bitirirsiniz. Ticari anlamda eğlenme anlamında insanların oraya gitmesini sağlarsınız. Ben AVM lerin Ankara ekonomisine katkı yaptığına da inanmıyorum. Biz payı Ankara ya ödenen vergilerden alıyoruz. Ama o binalarda, o iş merkezlerinde çalışan şirketlerin büyük çoğunluğu İstanbul standartlıdır. Hepsine gidip bakarsanız aynı şirketler, çeşitli yerlerde şubelerini açmışlar. Ankara nın esnafı, tüccarı yararlanmıyor. Ankara'ya ömrünü vermiş, babası dedesi yatırım yapmış, şimdi o iş merkezleri bu insanların nasibini, hakkını alıyor. Ankara nın firmaları değil, esnafı, sanayicinin yararlandığı bir şey değil ama halen AVM yapılıyor ve öyle şey yapıyoruz ki yerel yöneticiler olarak. Buradaki söylediklerim buradaki divan arkadaşlarım elbette ki anlayacaklardır. Şunu söylemek istiyorum, meydanlardan korkmayın dünya meydandan korkmuyor! Meydanlar sadece eylem alanları değil, demokrasinin kılcal damarlar olduğuna inanıyorum. Artık hukukun üstünlüğüne inananlarla hukuku arkadan destekleyenlerin mücadelesi başlamıştır. Türkiye hukuk devleti olmak zorundadır. Değerli arkadaşlar, bu bir başlangıç olsun. Ankara da tüm meydanlara sahip çıkalım. Devletimiz 2007 de 3,5 katrilyon İstanbul Belediyesi ne ulaştırma için para verdi. Ankara ya da vermesini diliyorum. Ankara metro sorununu, toplu taşıma sorununu çözemediği sürece bu dediğimiz bölgelerdeki çürüme ezilme devam edecektir. Ankara metro sorununu çözdüğü zaman, Sincan dan Kızılay a, hava alanından Kızılay a, Mamak tan Kızılay a, Çankaya dan Kızılay a metro ağı kurulduğu zaman Ulus, Kızılay, Mamak yararlanacaktır. Buralar yeniden çekim alanları olacaktır. 96

100 Erdal KURTTAfi: Çok teflekkürler say n hocam, maalesef zor bir durumday m çünkü konusuna bu kadar hakim, problemi çok do ru tarif edenlerden sonra benim konuflmam n ne denli güç oldu unu bilerek konuflaca m. Önce bir yanl fl düzeltmek amac yla k sa bir aç klama yapmak istiyorum. Ben flehir planc lar odas Ankara flube baflkan - y m. 39 ilin Ankara dahil sorumlulu unu tafl yorum ama flehir planc lar odas genel baflkan de ilim. Bu aç klamam de erli mimar Nesrin YATMAN Han m n az önceki aç klamas nda olumsuz bir pay m n ya da yorumumun olmad n anlatmak içindir. Bu manada aç klama yapm fl olan her kimse, fiehir Planc lar Odas n n bugünkü baflkan ysa düzeltmesini ister ve beklerim. Önceki yönetimlerden herhangi bir baflkan ise eminim o da düzeltecektir. Ben KIZILAY binas n iyi bilenlerden birisiyim. Bütün tarihçesiyle birlikte inceledim, mimari yap s n da iyi biliyorum. Nesrin Han m n sunumundaki özeni ve o özenle kar fl k öfkeyi hepinizin anlay flla karfl laman z istiyorum. Çünkü yap - lar mimarlar n evlatlar gibidir, çocuklar gibidir, üzerlerine titrerler ve bu do ald r, böyle de olmak gerekir. Biz flehir planc lar için de kentler annelerimiz kadar sayg de erdir. Bu anlamda kente yönelik bilinçli sald r lar asla affetmeyen bir tutum tak n r ve say n Nesrin Han m kendi yavrusuna nas l kol kanat geriyorsa biz de annelerimize ayn ölçüde sahip ç kar z. Gelelim dolayl yoldan da olsa konumuzu zihinlerde canland rmam za yard mc olabilecek k sa anekdotlara; Bana sorarsan z, hayvanlar konuflturarak, insanlar ak lland rmak yöntemini seçen La Fontaine nin öyküleri aras nda var m yd bilmiyorum ama, çocuklu umda okudu um hepinizin de yak ndan bildi i bir hayvan öyküsünü hat rlamak istiyorum. Her gün bir alt n yumurta yumurtlayan tavu un öyküsünü hepiniz bilirsiniz. Biliyorsunuz o tavuk her gün bir alt n yumurta yumurtlar ve sahibi olan fakir aileyi mutlu eder. Ancak bir süre sonra bununla yetinmeyen ve bir anda h rsa kap lan bu kar koca bir gece karar verip ertesi sabah zavall tavu u keserler ve böylelikle hayvan n karn ndaki bütün alt nlara sahip olabileceklerini zannederler, sonuç belli hayvan öldürmüfl olurlar ve ellerindeki son geçinme imkan n tümüyle yitir- Erdal KURTTAfi fiehir Planc lar Odas Ankara fiube Baflkan Yapılar mimarların evlatları gibidir, çocukları gibidir, üzerilerine titrerler ve bu doğaldır, böyle de olmak gerekir. Bizim için de böyle bir saptama yapabiliriz, biz şehir plancıları için kentler analarımız kadar saygı değerdir. 97

101 Tanrı Kral ın kentinde vatandaş, yurttaş yoktur! Tanrı Kral ın buyruğu ertesi gün uygulanır ve kent bu çerçevede şekillenir ve hayatiyetine devam eder. Biz günümüzden en az 6-7 bin yıl önce kurulmuş olan Tanrıkent in kralı Babil in, Babil i kuran anlayışın çok daha gerisine düşmüş bir başka Tanrı Kral ın kentinde yaşıyoruz. mifl olurlar. Konumuz ile alakas nedir diye düflünmekte oldu unuzu hissediyorum. ddiam odur ki her gün bir alt n yumurta yapan tavu u tamahkarl k ederek kesen kar koca muhtemelen Türk tü!. Garip bir tesadüftür, yaflad m z Anadolu topraklar ayn zamanda flehircili in babas n n da do du u ve yaflad topraklard r. Hippodamos un topraklar nda yafl yoruz. Hippodamos, Ayd n ilimizin yak nlar ndaki Miletos kasabas n n mimar d r ve dünya flehircilik literatüründe flehircili in babas olarak an l r. Demek ki ilk planl flehir Anadolu topraklar nda gerçekleflmifltir ve bin y llar boyu Anadolu topraklar nda dünyan n en muhteflem kent örnekleri infla edilmifltir Buradaki ironiyi ve durumun yorumlanmas n ben bugün sizlere b rak yorum!.. Tarihte biraz daha geriye gidersek tanr lar n yeryüzüne indi i var say lan topraklar n yine Anadolu topraklar n n hiç de uza nda olmayan Babil oldu unu görürüz. Babil kenti tanr lar n kap - s olarak tarihe geçmifltir ve Babil i kuranlar bafllar ndaki insan Tanr Kral olarak tan mlarlar. Pekala, bunun konumuzla ne ilgisi var? Belki de vard r, bir bakal m; Kentlerini Tanr krala adayanlar n yaratt kentlerde her fley vard r. Öncelikle, flafl rt c bir ifl bölümü vard r, müthifl bir planlama ve ifl düzeni vard r, matematik ve geometri son kertesine kadar kullan lm flt r. Y ld zlar gözlemifllerdir, astronomiye dair ciddi bulgular vard r. Do a üzerinde egemenlik kurmak için insano lunun yapabilece i her fleyi yaparlar ama bir fley eksiktir. Bu kentte, Tanr Kral n kentinde yurttafl yoktur! Tanr Kral n bir gece önce planlad buyruklar ertesi gün uygulan r ve kentteki her fley bu çerçevede flekillenir. Biz bugün, günümüzden en az 6-7 bin y l önce kurulmufl olan Babil in ve onu kuran anlay fl n çok çok gerisine düflmüfl bir flehirde, bir baflka Tanr Kral n buyruklar yla yönetilen bir kentte yafl - yoruz. Dolay s yla Tanr Kral m z n tebaas için uygun gördü ü günübirlik kentleflme anlay fl n n flimdikinden farkl olmas n ummak aç kças safl k olur. Yine içinde yaflad m z dönemin ruhuna uygun olarak Sophokles in Antigone tragedyas ndaki bir sözüyle sözlerime devam etmek istiyorum. Sophokles in Antigon unda Hemon isimli kahraman der ki Yaln zca bir kimsenin mal olan site gerçek bir site de- 98

102 ildir ve orada bar fl ve demokrasiden söz edilemez! Kente bar fl ve demokrasinin gelebilmesi için Babil den sonra yine bin y llar n geçmesi ve Yunan kentinin, sitenin kurulmas gerekmektedir. Bilindi i üzere, flehircilik ile insanl k tarihi yan yana yürümüfl kentler nice savafllar, y k mlar görmüfl ve görkemli bar fl törenlerine sahne olmufllard r. Günümüzde ise, Ankara n n K z lay örne inde öne ç kan plans z davran fl n arkas nda da esasen, kente ve kentliye karfl uzlaflma ve demokrasi tan maz bilinçli bir savafl anlay fl yatmaktad r. Arkas nda büyük bir baflka plan n var oldu unu düflündüren bu plans z gözüken olumsuz geliflmenin ad na ben plans zl n hegemonikleflmesi ad n veriyorum. Tanr Kral n Hegemonyac anlay fl n n planl davran fllar ndan ibarettir. Etraf m zda olan biten k ymeti kendinden menkul olan bu kavram n yak n tarihimizde öne ç kmas öncelikle bize plan de il, pilav laz m diyen ülke yöneticilerinin açt yoldan ilerleyen kent yöneticilerinin kontrol edilemeyen, s n r çekilemeyen, gem vurulamayan arzular nedeniyledir. Büyük plan esasen budur! Bugün ülkemizin bütün kentlerinde negatif bir ütopyan n gerçekleflmesi ve tümünün ayn laflmas na yol açan ve ayn ölçüde kentleri yaflan lmaz k lan o büyük arzu nesnesi hepinizce malum olan toprak rant d r! mar rant d r ve bugün maalesef bunun fark nda olmayan tek bir köylümüz dahi kalmam flt r. Güney Afrika daki Johannesburg a gitseniz size elmas madenlerinin en karl iflletme oldu unu söyleyebilirler ama bence yeterince karl de ildir! Türkiye deki imar rantlar n n üzerine daha de erli bir maden iflletmesini görmedim bilmedim tan m yorum. Bu anlamda burada, arzunun o tatl nesnesi diye tarif etti im imar rantlar n n ne olursa olsun her fleye ra men maksimize edilmesi, maksimum düzeyde bundan istifade edilmesi anlam na gelecek her türlü ya malama yani topra n s k l p suyunun ç kar lmas bu planl hegemonyac anlay fl n do al sonucudur. Bugünkü Ankara ve K z lay n yan s ra di er kentlerimiz de ne yaz k ki bunun kurban d r. Negatif ütopya diye üzerinden geçti- im fley ülkemizin tamam nda gerçekleflmifltir maalesef. Pozitif ütopyalar bilenler bilir, ama negatif ütopya bugünün Türkiye sidir. Yani, co rafi özelliklerine bak lmaks z n, iklim niteliklerine ba- Türkiye deki imar rantlarının üzerine daha değerli bir maden işletmesini görmedim, bilmedim, tanımıyorum. Bugünkü Kızılay ve Ankara bunun kurbanıdır, bugünkü kentlerimiz bunun kurbanıdır. Negatif ütopya diye geçtiğim şey bugün Türkiye nin tamamında gerçekleşmiştir maalesef. 99

103 Kent merkezinde sürekli yaşam kalitesinin azaldığından şikayet ediyoruz. Azalmak değil, bence yere düşmüş bir kaliteden söz etmeliyiz. Ankara da yere düşen bir kaliteden söz ediyoruz. Süt neyse kaymağı odur derler atalar. Süte bakmak lazım, kaymak bu ise süte bakmak lazım! k lmaks z n, ekonomik özelliklerine bak lmaks z n, folklorik özelliklerine bak lmaks z n, flehir planlama ve imar uygulamalar yönünden Sinop, Samsun ile Adana y ayn laflt ran, Van ile Tekirda, Denizli yi, Isparta y ayn laflt ran ve ayn çirkinliklere bo an anlay fl bu anlay flt r. Dolay s yla bu bir negatif ütopyad r. Bu anlamda alt n yumurtlayan tavu u kesen ailenin Türk oldu u iddiam kuvvetle muhtemeldir. Negatif ütopyay baflarmak da bir baflar d r. Bugün art k herkesçe bilinen bir gerçek olarak siyaset sadece ve sadece maalesef imar rantlar n n vahflice kullan m üzerinden gerçeklefltirilmekte, bunun üzerinden kurgulanmakta ve siyaset burada elde edilen ölçüsüz kaynaklar üzerinden finanse edilmektedir. Etraf n za bir bak n! Baflkentteki son 15 y l n siyasi tarihine bak n, siyasetin nas l flekillendi ini ve hangi finansal kaynaklardan de er buldu unu hepiniz yakinen hat rlayacak ve bileceksiniz. Sözüm ona yat r m ve istihdam ad alt nda hesaps zca pompalanan imar ya mas, kent merkezlerini ve K z lay ekonomik, dolay s yla mekansal olarak çökertmekle kalmay p ayn zamanda ve ayn anlay flla tüm ülke kaynaklar n rezervlerini kurutmay hedeflemifl gözükmektedir. Çok güncel oldu u için hat rlatay m, stanbul a yap lacak olan üçüncü köprü projesiyle göz dikilen ormanlar hat rlaman z yeterli olur herhalde, baflka orman örne i vermeme gerek yoktur san - r m. Tar m alanlar, su yataklar, özel ekolojik bölgeler, yap laflmaya aç lan dereler, hepiniz her fleyi görüyorsunuz. Ya malanan dere yataklar nda kaybolan canlar, ekonomik de erleri hepinizin hat rlamas n özellikle rica ediyorum. Koylar ve daha nice do al varl klar tehlikeye atan, ya malayan anlay fl kent içerisine de gelmifl kent içerisindeki yeflil alanlar n, meydanlar n ya mas na kadar uzanm flt r. Buna kent merkezi nas l dirensin? Herkes kendi çap nda kentlerimizi ya malamaktad r. Hepimiz suçluyuz evet hepimiz, her birimiz suçluyuz. Kentleri elbirli iyle ya mal yoruz. Bak n çevrenize, kimsenin kimseden hesap sormaya hakk yok! Kent merkezinde sürekli yaflam kalitesinin azald ndan flikayet ediyoruz. Azal- 100

104 mak de il bence yere düflmüfl bir kaliteden söz etmeliyiz. Ankara da yere düflen bir kaliteden söz ediyoruz. Süt neyse kayma odur derler atalar. Süte bakmak laz m, kaymak bu ise e er, süte bakmak laz m! Yaflam anlay fl n n ve alg lay fl n n tam bir yans - mas d r o kentteki yaflam n bugünkü görüntüsü Bizler evimizin içini çok temiz tutar z, ev temizli i konusunda bizim üzerimize yoktur. Evinin içini temiz tutan fakat kap s n n önünü kirli tutan anlay fl ise yine bize mahsustur. Dikkat edin kap m z n önüne kadar süpürür onu komflu tarafa do ru iter, mümkünse de çöpümüzü baflkas n n bahçesine dökeriz. Dolay s yla bireysel yaflam kalitesinin seviyesi, toplumsal mekanlar n koruma ve kollanmas konusundaki toplumsal duyarl l da içermektedir. fiimdi flu örneklere herkesin dikkatini çekmek istiyorum; yaya kald r mlar m z bak ms z m? Evet çok bak ms z! flgale u ram fl durumda m? Evet! sabitleflmifl yerinden kald r lamayan seyyar sat c lar, büfeler, taksi duraklar, yanl fl yerlefltirilmifl panolar, reklam levhalar Bunlar bize ait de il mi? Bunlar n baz lar n n sahipleri biz de il miyiz? Baz lar n n iflletmecileri içimizdekiler yan bafl m zdakiler de il mi? Hiçbir renk flekil oran ve ifllevle iliflkisi olmayan, tasarlanmam fl rastgele gelifli güzel saç lm fl kulübeler, panolar var. Neden, ne için? Plan falan yok, plans zl ktan fayda sa layan kesimlerin bambaflka bir plan var. Bir davran fl bozuklu una iflaret etmeye çal fl - yorum. Çünkü bu plans zl ktan fayda sa layanlar rant sa layanlar az önce ifade etti im gibi tüm ülkede, kentlerin bütünü ile birlikte k y lar gölleri akarsular nehir yataklar n hepsini bir arada ya malamaktad rlar. Bunu ya malayan zihniyet ve anlay fl n mensuplar, kentlerin sokak cadde ve parklar n yeflil alanlar n meydanlar n ya malam fl çok mudur? Bunu onlara çok mu görüyorsunuz? Bence çok de il Çayyolunda o meydana lunapark yapmak isteyen anlay fl n arkas ndaki ideolojik davran fl tam da budur! Kentlerdeki yaflam kalitesinin artt r lmas iflinden birinci derecede yerel yönetimler sorumludur. Örneklerle hat rlayal m; say n Çankaya belediye baflkan n n gündeme getirmesiyle birlikte gündelik kent yaflam n n tekrar odak noktas na giren K z lay n genel Kentlerdeki yaşam kalitesinin arttırılması işinden birinci derecede yerel yönetimler sorumludur. Örneklerle hatırlayalım, Kızılay da sayın Çankaya Belediye başkanımızın gündeme getirmesiyle birlikte odak noktasına giren Kızılay ın genel durumu, içindeki çok önemli tarihsel miras olan Güvenpark ın içler acısı hali

105 Tüm kent mekanında yapılacak başarılı bir otopark yönetimiyle Artim Management dedikleri batının son 30 yıldır kent yönetimleri için çok önemli bir gelir kaynağı olarak, bir prestij projesi olarak kullandığı, sadece otopark uygulamasıyla kent yönetimleri zıplayabilirler, prestij kazanabilirler, büyük paralar kazanabilirler, yeter ki niyet ve bilgi olsun! durumu, içindeki çok önemli tarihsel miras olan Güvenpark n içler ac s hali, Sakarya yaya bölgesinin son zamanlarda, Çankaya belediyesinin yeni yönetimi el att için k smen yaflan labilir, de- erlendirilebilir kullan labilir bir mekan haline geldi, bu vesileyle kendilerini kutluyorum. Yüksel, Konur ve Karanfil bölgelerinin içler ac s hali sürüyor, dilerim ve umar m ki Çankaya belediyesi orada da benzeri iyilefltirmeleri ve kalite art r m n yapacakt r ve halk n hizmetine sunacakt r. Olgunlar yaya Soka n n hali ve tüm yaya kald r mlar m z n tüm kamusal mekanlar m z n iflgale u ram fl halini hepiniz görüyor ve biliyorsunuz Örnekleri ço altmak mümkündür Taksi duraklar n hat rlayal m Her biri Pimapen endüstrisinin zafer an tlar gibi birer çirkinlik abidesi olarak s r t yorlar. Bence çirkinlik abidesi aran yorsa bu kentte çirkinlik abideleri onlard r. Kald r mlar m z iflgal eden, yürümemizi, çocuklar n yürümesini, hamilelerin yürümesini, annelerin, yafll lar n, b rak n özürlü yurttafllar m z, sapasa lam insanlar n dahi yürümesini engelleyen taksi duraklar ve keyfi olarak birilerine arma an edilmifl ticari büfelerdir ki bunlar dünyan n sayg n kentlerinin sembol kullan mlar aras ndad r. Biz de ise kirlilik an t, birer kirlilik abidesidir. Az önce ifade etti im gibi yerine hiç uygun olmayan bu yap lar ayn zamanda da canl d rlar. Koydu unuz gibi durmazlar. Organik bir flekilde büyürler. 2ye 2m. ölçülerle size hizmete sunarlar ama alt ay sonra bir bakars n z 3e 3,5m. olur, dokuz ay sonra 5 e 5m olurlar. Büyürler, yani canl d r bunlar Dolay s yla sizin kentiniz sizler için yaflan lmaz bir hal al r. Prof. Dr. Cevat GERAY: Konuflman z bölmek durumunday m, çünkü çok gecikti. Arkadafl m z n da t pk belediye baflkanlar gibi çok birikimi vard r, yani yak ndan tan d m bir insan, flehir planc s olarak imar müdürlü ü görevlerini yüklenmifl bir insan olarak çok söyleyece i fley var ama zamanla gerçekten çok fley yapt ama lütfen 2 dakika içinde toparlay n z. Erdal KURTTAfi: Peki hocam Önlemlere de ineyim biraz da Peki çözülemez mi? Çözülür de erli dostlar, de erli politika insanlar Çözülür, Yeter ki niyet olsun, yeter ki kent planlama ça- 102

106 l flmalar burada bizi bir araya getiren anlay fl n bir ürünü olsun! Bak n tüm kent mekan nda yap lacak baflar l bir otopark yönetimiyle Parking Management denilen, bat n n son 30 y ld r kulland ve çok baflar l kulland ve kent yönetimleri için çok önemli bir gelir kayna olarak, bir prestij projesi olarak kulland, sadece otopark yönetimi ile kent yönetimleri prestij kazanabilirler, ayn anda büyük paralar kazanabilirler, yeter ki niyet ve bilgi olsun! Otopark yönetim planlamas günümüzde bilimsel bir aland r ve kent yönetimlerine az önce dedi im gibi para ve prestij kazand r r. Sayg n kentlerin taksileri bafl bozuk halde kentin trafi inde dolaflmazlar. Büyük taksi havuzlar ve tele taksi modelleriyle çal fl rlar ve mükemmel rantabilite seviyesinde çal fl rlar ve çok da sayg nd rlar. Bizdeki taksicilik ise maalesef televizyonda yay nlanan Çiçek Taksi program nda aksettirildi i gibi nostaljik bir fley olmaktan öteye gitmez tam tersine ya mac l n bir unsuru ve uzant s haline gelmifltir. Uzatmak istemiyorum ama, bugünün K z lay na yönelik do ru bir alg lama ve do ru bir çözümleme yapmak istiyorsak lütfen her fleyden önce, konuflan say n belediye baflkanlar n n her ikisinin de çok özenle ifade etti i üzere; bu topraklarda gelecek kuflaklara verece imiz hesab n özünde var olan, mutlak suretle kendimizi gelece in toplumsal menfaatlerine göre ayarlamam z gerekti ini ifade ederken, rant düzenini, rant anlay fl n, sadece ve sadece her fleyi k sa günün kar ndan ibaret gören anlay fl terk etmek, kenti bir bütün olarak alg layan, kenti sa l kl insan n sa l kl yaflam için ve kenti gerçek demokrasinin ortak mekan olarak alg layan bir alan olarak tanzim etmek için niyet de ifltirmek ve bunun için gayret göstermekten geçer. K saca ba lamaya çal flt m, vaktinizi ald m çok teflekkürler. Sayg n kentlerin taksileri bafl bozuk halde kentin trafi inde dolaflmazlar. Büyük taksi havuzlar ve tele taksi modelleriyle çal fl rlar ve mükemmel rantabilite seviyesinde çal fl rlar ve çok da sayg nd rlar. 103

107 Alt nda Belediye Baflkan Veysel Tiryaki, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö retim Üyesi Prof. Dr. Cevat Geray, Yenimahalle Belediye Baflkan Fethi Yaflar ve fiehir Planc lar Odas Ankara fiube Baflkan Erdal Kurttafl. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Talu, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. U ur Erdener, Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R za Ayhan, ODTÜ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar. 104

108 Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, Cumhurbaflkanl Genel Sekreteri Mustafa sen i konuflmas ndan sonra kutlad. 105

109 Forum - IV Çankaya Çankaya - IV MODERATÖR: Değerli konuşmacılarımıza çok teşekkür ediyoruz. Forumumuzun düşündüğümüz saatten fazla sürmesinden dolayı genel bir ara vermeden devam ediyoruz. 4. Forumumuzun Oturum Başkanı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ruşen KELEŞ i sahneye davet ediyorum. Prof. Dr. Ruflen KELEfi A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö retim Üyesi Prof. Dr. Ruflen KELEfi: Efendim 'Çankaya Çankaya' başlığını taşıyan son ve 4. Forumu açıyorum. Yasama, yürütme ve yargı 3 önemli erktir. Basın ve medya 4. Erk olarak bilinen çok önemli bir kurumdur. O kurumun temsilcileri bu oturumda size Çankaya Çankaya üzerine düşüncelerini söyleyecekler. Çankaya hakkında, Kızılay hakkında sabah saatlerinden beri söylenmedik bir şey kalmadığı için ben çok şey söyleyecek olduğum halde herhangi bir açıklama, yorum yapma girişiminde bulunmaksızın değerli arkadaşımızdan konuşmacıları kürsüye davet etmesini rica edeceğim. Buyurun efendim. MODERATÖR: Teşekkür ederim. Gazeteci yazar Muharrem SARIKAYA, gazeteci yazar Yaşar SÖKMENSÜER, Ankaralılar Vakfı Başkanı Ayhan SÜMER. Prof. Dr. Ruflen KELEfi: Efendim, hiçbir gecikmeye yol açmadan kürsüye davet sırasına bağlı olarak ben Sayın Muharrem SARIKAYA dan başlamak üzere değerli konuşmacılara söz veriyorum. Buyurun efendim. 106

110 Muharrem SARIKAYA: Teşekkür ederim hocam. Aslında biraz önce hocamın da söylediği gibi söylenmedik söz kalmamış sabahtan akşama kadar. Ben başka bir şey anlatacağım size, bir Ankaralı olarak, bir Çankayalı olarak. Benim size anlatacağım Atatürk Bulvarı nın refüjü. Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, çünkü Atatürk Bulvarı nın refüjü Ankara nın siyasi yapısını belirliyor. Atatürk Bulvarı nın refüjünde bir değişiklik görürseniz bilin ki iktidar değişmiştir. Bu hiç yanıltmadı bizi. Örneklemek gerekirse, 1970li yılların sonunda bu refüj yapılmaya başlandı. Rahmetli Ali Dinçer in bir projesi olarak anımsadığım kadarıyla, işte malum o çukurla birlikte başladı ve buraya ilk önce çok şık çok güzel bir refüj yapıldı, iki tarafı da çok genişti hatta planlanması da farklıydı; heykellerin olduğu, çiftli yürüyüş alanlarının olduğu bir alandı. İşte aşağıdan yukarıya doğru çıkarken sağ tarafta kalan devlet binalarının içinde de geçişlerin olabildiği hoş bir kaldırım sistemi yapısı vardı. Ama bu fazla uzun sürmedi ve 1980 ihtilalı sonrası refüj değiştirildi, yıkıldı, çukur kapatıldı. Bir anda kaldırım daraltıldı, orta refüj genişletildi. Çünkü zaten dönemin iklimi de öyleydi, yani kaldırımların daraltılma dönemi idi. Orta refüjün genişliği 1983'de Özal iktidarı ile farklılaştı, bu genişliğin üzerine yeni yapılar yapılmaya başlandı. Bu da reel ekonominin nasıl bir işlevlik içerisinde olduğunun en güzel göstergesiydi. Küçük taşlar döşendi, sonra ince bir tel gerildi ama fazla uzun sürmedi. Sanırım 1980li yılların sonuna doğruydu orta refüj bir daha farklılaştı ve onun üzerine yeni tip yapılar oturtulmaya başlandı da SHP nin o ezici veya silindir geçmiş yerel iktidarı ile birlikte bu kez orta refüj daraldı yan kaldırımlar genişledi. Ama bu da uzun sürmedi 1994 sonrası Ankara da orta refüjdeki farklılık her dönem yenilendi. Önce havuzlar yapıldı, yetmedi tekrar derelere döndü yetmedi, bu kez bir daha ilginç bir yapı ne olduğunu anlayamadığım veya tarif edemediğim bir taş bloklardan oluşan bir yapıya dönüştü, oda olmadı. Bu kez çalılar konuldu, oda olmadı. Çalı ve zincir beraber konuldu ve şuan çalı ve zincir dönemini yaşıyoruz. Yani refüjün benim hafızamın yettiği kadarıyla 7. veya 8. dönemini yaşıyoruz. Eğer önümüzdeki dönemde bu refüjde bir farklılık olursa bilin ki iktidar değişmiştir. Muharrem SARIKAYA Gazeteci-Yazar Atatürk Bulvarı nın refüjü Ankara nın siyasi yapısını belirliyor. Atatürk Bulvarı nın refüjünde bir değişiklik görürseniz bilin ki iktidar değişmiştir. 107

111 Kızılay a yeni kimliği bir kadının elbiselerinin değişmesi olarak görüyorum. Onun yırtılmış etekleri, parçalanmış gömleği veya allak bullak olmuş makyajının yeniden sunumu olarak değerlendiriyorum. Bu açıdan baktığımızda Çankaya ya peki nasıl bir ruh kazandıracak, onu anlamak içinde yine dönüp bu bulvarda ki refüje bakmak istiyorum. İkinci bir noktaya gelince Mehmet Ali Kılınçbay çok güzel söylüyor; şehirler ve kentler kitabında. Kentleri kadınlara şehirleri erkeğe benzetiyor. Kızılay deyince bu refüj olayından yola çıkarak yeni bir yapı şekli daha karşımıza çıkmıştı, biraz önce bahsettiğim gibi. Bu ne kent anlayışına uyuyor ne şehir anlayışına uyuyor. Bu kadın mı, erkek mi? Kılınçbay dan yola çıkarak, değerli hocamdan yola çıkarak, eğer bir kadınsa yani kentse kentsel özelliğini devam ettirmesi gerekiyor, şehir ise kaslı dik yüksek binalar üzerine göstermesi gerekiyor. İkisinin arasında bir yerde kaldı Ankara, dilerim bundan sonra ki süreçte Ankara bu yapılanmasını, bu farklı anlayışını veya cinsel bozulumunu diyeyim, belirli bir şekle çevirebilir. O nedenle Ankara nın Çankaya Belediye Başkanımızın başlatmış olduğu Kızılay a yeni ruh Kızılay a yeni kimliği bir kadının elbiselerinin değişmesi olarak görüyorum. Onun yırtılmış etekleri, parçalanmış gömleği veya allak bullak olmuş makyajının yeniden sunumu olarak değerlendiriyorum. Bu açıdan baktığımızda Çankaya ya peki nasıl bir ruh kazandıracak, onu anlamak içinde yine dönüp bu bulvarda ki refüje bakmak istiyorum. Peki bu refüj ne olacak, yani refüj yeniden farklı bir şekle mi dönecek yoksa artık o refüj kaldırılıp onun yerine yaya yollarının olduğu daha rahat nefes alabildiğimiz, yani Orman Bakanlığı Kavşağından başlayıp, Sıhhiye ye kadar uzanan bir rahatlamanın söz konusu olduğu bir yapı şekline dönüşebilecek miyiz? Özlem ile beklediğim bu. Dilerim bu refüjün değişimine son verilir. Teşekkür ederim. MODERATÖR: Sayın Sarıkaya ya çok teşekkür ediyorum. 2. Konuşmacımız Sayın Yaşar SÖKMENSÜER. Buyurun Yaşar Bey. Yaflar SÖKMENSÜER Gazeteci-Yazar Yaflar SÖKMENSÜER: Sevgili Sarıkaya, Atatürk Bulvarı refüjünden hareketle, kentsel hafızanın ve gazeteciliğin de iyice, gazetecilik mesleki gözlemiyle çok güzel bir örnek verdi. Ve bana tarihçi Pierre Nora nın çok önemsediğim bir sözünü hatırlattı. Pierre Nora diyor ki; hafıza hatırayı kutsallaştırır. Ben de kentsel hatırayı, kentsel hafızayı her zaman yine kent anayasasının en önemli maddelerinden birisi olarak görüyorum. Kentlerin sadece mimarileri ile değil, kültürleri ile değil hatıraları ile de kay- 108

112 da geçen, hatıraları ile de birbirlerinden farklılaştığını görüyoruz. Ve kentlerde kentsel hafızanın o kenti biçimlendirmesinde bu kentsel hafıza mekanlarının bir takım objelerin elle tutulur, hatırayı cisimleştiren şeylerin çok mühim bir önemi var. Bunu çok değişik şekillerde görüyoruz, bireyin yaşantısında da görüyoruz, mesela Orhan Pamuk'un masumiyet müzesi romanına baktığımız zaman sevdalı, tutkun olduğu bir kadına yada sevdasına yönelik bir çok şey biriktirmeye başlıyor. O kadının dudağının değdiği bir bardağı alıyor bir kenara koyuyor, o mahalleye gittiği bir trenin biletini saklıyor. Dolayısıyla o sevdayı o kadını cisimleştirmek o hatırayı kutsallaştırmak için elle tutulur bir şeyler ortaya çıkartıyor. Şimdi kentlerdeki yaşamda böyle şeylere büyük ölçüde gerek duyuyor. Ve bu anlamda kentleri bir masumiyet müzesi, yani dokunulmazlık müzesi olarak düşünüyorum hep. Gerçekten bu bazen bir kentin sokağıdır hatırayı kutsallaştıracak, onu bir kentsel emanet olarak kuşaklara iletecek, bilgiyi kültürü aktaracak bir araç olarak, bazen bir sokaktır, bazen özellikle o sokağın ismidir, bu bellekte yer eden ismidir. İşte kedi seven sokağının kedileridir. Gençlik Parkı'nda şuan kaybolan aile gazinosudur, nikah salonudur, Ulus sarayındaki baharat kokusudur, yarım asırlık bir çınardır. Bunların hepsi bir araya geldiği zaman kentin hafıza mekanlarını ortaya çıkartırlar. Ve bu kadarda küçük şeylerde değildir Ankara da başkentte yaşadığınız örnekte. Bazen bu hafıza mekanı yok olan koskoca bir hava gazı fabrikasıdır, bazen şehrin tüm mekanlarıdır. Bunlar çok önemli bir kent için oysa Ankara tasarlanırken çok büyük bir fırsatlar kenti idi. Çünkü Ankara bomboş bir yer üzerine kuruludur, bir bozkır kasabasıydı, önünüzde bomboş bir plaka vardı. Bunun üzerine özellikle çocukların ilgi gösterdiği bilgisayar oyunu Sim City gibi yeşil alanıyla mimarisiyle her şey düzenli olarak yerleştirildi. Öyle ki İstanbul un aksine Ankara nın kuruluşunda tek bir çıkmaz sokak bile yoktu. Her şey son derece düzenli planlı, bulvarları hatta paraşüt kulesi gibi özellikleri ile fakat yıllar içinde baktığımızda özellikle 12 Eylül darbesi ile başlayan bir süreçte ama en çok ta son 15 yılda Ankara ya kimliği kazandıran hemen hemen tüm özellikler, hafıza mekanları yok edildi. Bunların en başında da meydanlar geliyor. Mesela Kızı- Bazen bir kentin sokağıdır hatırayı kutsallaştıracak, onu bir kentsel emanet olarak kuşaklara iletecek, bilgiyi kültürü aktaracak bir araç olarak, bazen bir sokaktır, bazen özellikle o sokağın ismidir, bu bellekte yer eden ismidir. Gençlik Parkı'nda şuan kaybolan aile gazinosudur, nikah salonudur, Ulus Sarayındaki baharat kokusudur, yarım asırlık bir çınardır. 109

113 Çayyolu'na yapılması planlanan meydan, Büyükşehirin kararı ile lunaparka çevrildi. Bir tek meydan bile şuanda başkentte yok. Halbuki Dünya'daki Başkentlerin çoğunu meydanları ile tanıyoruz. Başkentler meydanları ile de ünlüdür. Geçenlerde bir haber gözüme ilişti; Hürriyet her hafta Türkiye nin en iyi onlarını seçer, geçen hafta en iyi küçük meydanları seçmişler, Ankara yok içinde lay Meydanı Başkent'in en temel simgesiydi. Güven Park, Kızılay bahçesi, Kızılay Meydanı, oradan Çankaya ya kadar uzanan geniş bulvarı ile Kızılay Meydanı en önemli simgelerden birisiydi ama yok edildi. Yine baktığımız zaman Tandoğan Meydanı, Sıhhiye Meydanı, Zafer Meydanı, İtfaye Meydanı hepsi bunların önce küçültülerek sonradan yavaş yavaş ortadan kaldırılarak yok edildi. Ve şuanda bir başkent olarak Ankara nın hiçbir meydanı yok. Daha yeni bir tartışmanın içinden çıktık yerel gazetelerde, Çayyolu'na yapılması planlanan meydan, Büyükşehirin kararı ile lunaparka çevrildi. Bir tek meydan bile şu anda başkentte yok. Halbuki Dünya'daki Başkentlerin çoğunu meydanları ile tanıyoruz. Başkentler meydanları ile de ünlüdür. Geçenlerde bir şey gözüme ilişti; Hürriyet her hafta Türkiye nin en iyi onlarını seçer, geçen hafta en iyi küçük meydanları seçmişler. Bu meydanlar arasında Erzurum var, Ödemiş var, Mudanya, Bursa, Çanakkale, İstanbul, İzmir var. Başkentten bir tane bile meydan yok, küçük meydan bile yok. Şimdi bu tabi meydanını burada başkanlarımız olmak üzere mimari olarak kültür olarak meydanların önemini çok iyi bilirler. Meydanlar tanışma, buluşma, iletişim alanlarıdır. Aynı zamanda Başkent gibi büyük şehirlerin kaosunda bir nefeslenme bir özgürlük imkanıdır. Bunun yanı sıra tüm ülkelerde yine meydanlar demokratik mücadelenin simgesidir. Bu nedenle bakarız ki hemen hemen her ülkede bir özgürlük meydanı bulunmaktadır. Şimdi bu içinde yaşadığımız Ankara da yaşadığımız meydanların yok edilme sürecinde ya meydanların önemi bilinmiyor ya da yok sayılıyor, ya da tipik bir siyasi agorafobi, bir meydan korkusu var. Ben, Ankara nın gelişimin özellikle son 15 yıldaki sürecine baktığımda bunun başka bir açıklamasını bulamıyorum. Ve demin konuşmaya başladığımızda kentlerin hatıraları ile de farklılaştıkları üzerinde durmuştuk. Son olarak şunu söylemek istiyorum, şimdi kentler yarattıkları alışkanlıkları ile de farklılaşıyorlar. Bir Avrupa kentine gittiğiniz zaman kış bile olsa oranın bir parkında oturup kitap okuyan insan onun bir simgesi oluyor. Yine bir metroya gittiğiniz zaman metrolar sokak müzisyenleri ile bir alışkanlığı bir kentsel farklılığı ortaya koyuyorlar. Çok kışın yaşandığı bir kentin meydanına gittiğinizde orada ki buz pateni olayı kentsel toplumsal bir periyodik festi- 110

114 vale dönüşüyor. Şimdi kentlerin yarattığı alışkanlıklar çok önemli, kısaca özetlemeye çalıştığım, bu meydanların yokluğu, o tarihin yok edilmesi ki orada Atatürk Orman Çiftliği gibi yeşil bir dokunun üçte ikisinin yağmalanmasından tutun, bir hava gazı fabrikasının yok olmasından çıkın birçok sokak isimlerinin değiştirilmesine kadar bir kimlik yok edilmesi söz konusudur. Bu kuşkusuz kentteki alışkanlıkları da değiştiriyor. Bu panelin ana başlığı olan Kızılay Meydanı ile ilgili kaygı aslında kentin yarattığı bu alışkanlıklarla ortaya çıkan değişmeye olan kaygıdır. Çünkü bugün otomobil öncelikli bir kenttir, yayayı, insanı yok saymaktadır ve otomobil öncelikli bir kent olmasının sonuçlarının da gündelik hayatta sürücülerde de görürsünüz, yaşayan yürüyen insanlarda da görürsünüz. Konuşmamı orta okulda yaşadığım ve hala görsel hafızamda çok taze bir film şeridi gibi duran bir örnek olay ile kapatmak istiyorum. Ortaokuldayken Gençlik Parkı'na gitmiştik, Gençlik Parkı'nın gar tarafındaki kapısından girince sağda kanarya sevenler derneğine ayrılmış bir yer vardı. Orada çok büyük bir kalabalık görürdük ve büyük pankartlar asılmıştı. Etkinliğe bir baktık; bülbül ötüşlü kanarya yarışması yapıyorlar, bize o zaman ortaokuldaki çocuk halimizle garip gelmişti Allah Allah bülbül ötüşlü kanarya yarışması. Girdik baktık olay şuydu: Zavallı kanaryacıklara onun kendi rengini, kendi ötüşünü yeterli görmeyen insanlar bin bir eziyet ile onun bülbül gibi ötmesini sağlıyorlardı. Ve en iyi bülbül taklidi yapan kanarya şampiyon oluyordu. Ben Ankara da son 15 yılda yaşanan olayı bu örnek olay ile kendime anlatıyor, özetliyorum. Ankara yı Ankara olarak sevmek başkadır, Ankara yı bir prototip, bir şablondan hareketle bir başka şeye benzeterek sevmek ayrı bir şeydir. Ankara bugün maalesef 15 yıldır yetkili yerel yönetim tarafından şu şartla sevilmektedir. Ben Ankara yı seviyorum ama Ankara sen olmazsan. Teşekkür ederim. Ankara yı Ankara olarak sevmek başkadır, Ankara yı bir prototipi bir şablondan hareketle bir başka şeye benzeterek sevmek ayrı bir şeydir. Ankara bugün maalesef 15 yıldır yetkili yerel yönetim tarafından şu şartla sevilmektedir. Ben Ankara yı seviyorum ama Ankara sen olmazsan. 111

115 Faruk B LD R C Gazeteci-Yazar Kızılay dan geçerken de gözlerim hep meydan arar. Meydan! Kentlerin kalbidir onlar, yaşamı besler. Ankara nın meydanları bulvar boyundaki ağaçlar gibi birer birer teslim alınıp yok edildi. Faruk B LD R C - Gözlerime inanamadım haberi okuyunca. Augustus tapınağının yanına fıskiyeli havuz yapıldı yazıyordu haberin başlığında. Kim yapmış ki? Tabii ki Ankara Büyükşehir Belediyesi İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba Augustus tapınağı gibi iki bin yıl sonra değil, iki ya da üç yüzyıl sonrasına bugünün Ankara sından ne kalacak? O günlerde yaşayacak insanlar, bugünden kalan hangi yapılara, hangi binalara tarihi eser ya da anıt muamelesi yapacaklar? Karşısına geçip hayran hayran bakıp Nasıl yapmışlar bu güzelim yapıları, ne kadar yaratıcı insanlarmış o zaman bu kenti yönetenler? diyecekler mi? Elbette gelecekteki insanların beğenileri konusunda bugünden laf etmek kâhinlikten de öte bir durum olur. Ama yine de bir fikir yürütelim bakalım! Son yıllarda yapılan hangi yapılan gelecekte anıt olarak kabul edilebilir? Sayalım bakalım. Garip şekiller çizerek ilerleyen, kenti köstebek yuvasına çeviren sayısız altgeçitler mi? Metal yığını halindeki ucube üstgeçitler mi? Hiçbir özel yanı olmayan elektrik direkleri mi? Beton yolların yeşilden daha geniş alanları kapladığı parklar mı? Olmayan heykeller yerine oraya buraya iliştirilen keçi mankenleri mi? Ya da Augustus tapınağının yanındaki o fıskiyeli havuz mu? Listeyi daha fazla uzatmayayım. Daha fazla örnek vermem, konuya bir şey kazandırmadığı gibi okuyanın hüznünü artıracaktır. Zaten hüzün sözcüğü, Ankaralılar için bildik, son yıllarda içlerine daimi olarak yerleşen bir duygu. Bu kentin geçmişini bilen, bu kenti soluyan insanlar için hüzün duymaktan doğal ne olabilir? Hadi, bütün Ankaralılar demeyip, kendi duygu iklimimi aktarayım. Odamda bir ağaç parçası duruyor birkaç yıldır. Cinnah caddesine alt geçit yapılıp Atatürk Bulvarı bir otoyola dönüştürülürken doğranan akasyaların birinden almıştım. Melih Gökçek in kente katkısından bir hatıra olsun istedim! O akasyayı hatırladıkça hüzünlenirim. Otopark değil Güvenpark eylemi bireysel tarihimde önemli bir yer tutar. O güzelim park, otopark olmasın diye Çevre duyarlılığını yayma grubu olarak binlerce imza toplayıp günlerimizi parkta geçirmiştik. Güvenpark ın bugünkü halini, özellikle de havuzun kenarındaki o mermer koltukların betona gömül- 112

116 müş halini gördükçe hüzünlenirim. Tandoğan dan geçerken de Yıldırımbeyazıt tan ya da Kızılay dan geçerken de gözlerim hep meydan arar. Meydan! Kentlerin kalbidir onlar, yaşamı besler. Ankara nın meydanları bulvar boyundaki ağaçlar gibi birer birer teslim alınıp yok edildi. Gençlik parkı, Cumhuriyet in bu kente kazandırdığı en önemli nefes alanlarından biriydi. Sade, dolaşırken, otururken insanı saran, rahatlatan bir havası vardı. Milyonlar harcanarak onun yerine konulanın ise eskisiyle en ufak bir benzerliği yok. Ağaçları kesip, ışık oyunlarıyla ağaç, kuş figürlerini yerlere, duvarlara yansıtacak kadar dehşet verici işlerin yapıldığı bir zevksizlik abidesi. Gençlik parkının önünden geçerken bile hüzünlenirim. Yenişehir de yürürken Sevgi Soysal ın Yenişehir de Öğle Vakti ni hatırlarım. Orada anlatılan dinginliği, uçuşup duran güvercinleri, Sakarya caddesinin nezih mekânlarını arar gözlerim. Ne yazık ki, eskinin tek bir karesini bile bulamam bugünün Yenişehir inde. Adımlarım hızlanır, bir an önce geçmek isterim oraları, hüzünlenirim. Böyle hüzünlendiğim zamanlarda yalnız kalmak ister, bir kuytu ararım. Çoğu zaman da Saraçoğlu mahallesine gider, sokaklarında dolaşır, ortadaki minik parkta soluklanırım. Orada huzur bulurum. Çünkü özgün haliyle kalabilmiş ender bölgelerden biridir orası. Belleksiz bir kentin unutulmuş bir köşesidir. Orada huzur bulurum. Geçenlerde Müjdat Gezen ile konuşurken sormuştum. Sizin İstanbul unuz hangisi? Gülerek, Ben İstanbul un her yerini çok severim demiş, sıralamıştı: Rumeli Hisarı na aşığımdır, çok severim. Fatih de doğdum, büyüdüm. Anadolu yakası beni müthiş dinlendiriyor. Evim Kalamış ta. Bakıp İstanbul un ışıklarını seyretmek çok hoşuma gidiyor. Ben İstanbul un her yerinde mutlu olmayı becerebiliyorum. Onu dinlerken imrendim. Keşke ben de kentimden böyle söz edebilsem! Maalesef benim kentim, benim Ankara m sadece Saraçoğlu mahallesi gibi unutulmuş köşelerde yaşayabiliyor. Unutulmuş köşeler diyorum çünkü Ankara nın her yanına kich eserler dikmekle uğraşanlar, ucunda koca bir gülle bulunan dev bir iş makinesine binmiş gibiler. Koca gülle sallanıp du- Ne yazık ki, eskinin tek bir karesini bile bulamam bugünün Yenişehir inde. Adımlarım hızlanır, bir an önce geçmek isterim oraları, hüzünlenirim. Böyle hüzünlendiğim zamanlarda yalnız kalmak ister, bir kuytu ararım. Çoğu zaman da Saraçoğlu mahallesine gider, sokaklarında dolaşır, ortadaki minik parkta soluklanırım. Orada huzur bulurum. Çünkü özgün haliyle kalabilmiş ender bölgelerden biridir orası. 113

117 ruyor, bir o yanı yıkıyor, bir bu yanı. Güvenpark örneğinde olduğu gibi kentin belleği yok olup gidiyor. Cumhuriyetin izleri kalmadı bu kentte. Bir imparatorluğu yıkıp yerine yeni bir devlet yaratmayı başaranların bozkırda kurdukları başkent yok artık. Onun yerine estetikten uzak, kimliksiz, kişiliksiz bir kent geldi. Umarım yüzyıllar sonra gelecek insanlara bugünün eserlerinden bir iz kalmaz. Korkarım sadece bu kenti yönetenler için değil, bu kentte yaşayan herkes için kötü düşünecekler. Çok fena mahcup olacağız Çankaya forumuna katılabilseydim işte bunları söyleyecektim, belki daha uzun bir anlatımla bu kentin sokaklarında dolaşacaktım dinleyenlerle. Ama olmadı, olamadı. Onun yerine yazarak kendimi, kentime dair üzüntülerimi anlatmaya çalıştım Geleceğe dair perspektif oluşturabilmek için bugüne doğru teşhis koyabilmek ve kenti hissedebilmek gerektiğini düşünüyorum MODERATÖR: Sayın Sökmensüer e çok teşekkür ediyorum. Son konuşmacımız Ayhan Sümer. Bildiğim kadarıyla Ayhan Sümer Kızılay ın en az 50 yıllık tanıklarının başında geliyor. Buyurun efendim. Ayhan SÜMER Ankaral lar Vakf Baflkan Ayhan SÜMER: Değerli Katılımcılara Saygılar Sunuyorum. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün Ankara ya gelişinin 90. yıldönümü nedeni ile düzenlenen Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum Forumu için değerli Çankaya Belediye Başkanımıza candan teşekkür ediyorum. Ömrünün 71 yılını Ankara da ve bunun 70 yılını da Çankaya da geçiren bir Ankara ve Çankaya sevdalısıyım yılında Mimar Kemal İlkokulu, sırasıyla Taş Mektep ve 1950 yılında Ankara Gazi Lisesinden mezun oldum. 40 yıldır Kızılay da tekstil ticareti yapıyorum. Bu 40 yıl içinde Kızılay ın nerelerden nereye geldiğini en iyi bir şekilde yaşayan, bütün gelişmeleri izleyen ve hisseden biri olarak hüzünleniyorum. Atatürk Bulvarı Mithat Paşa Caddesi Yüksel Caddesi Meşrutiyet Caddesi çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın geç- 114

118 tiği, gül, ıhlamur kokusundan geçilmeyen cadde ve sokaklar Yüksel Caddesi ve İnkılap Sokağının köşesinde Maliye Bakanı Fuat Ağralı nın, biraz ilerisinde Sn Ali Bozer ve Sn Yüksel Bozer in babaları Devlet Şurası ( Yargıtay) Bşk. Sn Fevzi Bozer in, Mithat Paşa da Prof. Süheyl Derbil, Hasan Ali Yücel, Mahmut Esat Bozkurt a ait evler vardı. Bütün evlerin bahçeleri yarışmaya katılırcasına bakımlı ve düzenli idi. Atatürk Bulvarı, İzmir Caddesi girişinde solda Özen Pastanesi, sağda Kutlu Pastanesi vardı.. Kutlu Pastanesinde akşam 18:00 de Viyolonsel eşliğinde Oda Müziği yapılırdı Ahmet Muhip Dıranas, Nurullah Ataç, Cahit Sıtkı Taranca, Ahmet Kutsi Tecer burada sanat tartışmaları yaparlar yeni şiirlerini okurlardı. Ahmet Muhip Dıranas ın kendisinden Fahriye Abla şiirini burada dinlemek mutluluğuna erişmiştim. Bütün bunları kısaca anlatmam o yılların Kızılay ının kalitesi ve genel havası için azda olsa bir fikir verebilmiştir. Bütün gün çok değerli konuşmacılar Kızılay hakkında konuştular. Çözüm önerdiler. Faydalandık. Ancak bu tür toplantılardan sonra bütün konuşmalar ve öneriler orada kalır. Dileğim odur ki bu konuşulan ve önerilenler fiiliyata geçirilsin. Özlediğimiz Kızılay a yeniden kavuşalım. 40 yıldır Kızılay da tekstil ticareti yapıyorum. Bu 40 yıl içinde Kızılay ın nerelerden nereye geldiğini en iyi bir şekilde yaşayan, bütün gelişmeleri izleyen ve hisseden biri olarak hüzünleniyorum. Benim Öneri, Teşhis ve Tavsiyelerim; Önce küçük ve yapılması kolay olan projelerden başlayarak daha zor projelere gitme. Birkaç örnek olarak: n Sakarya Caddesi Temizliği, çiçeklendirilmesi n Lokantaların tanzimi, masa örtülerinin düzenlendirilmesi ve temizliği, n Demir Üst Geçitlerin Kaldırılması Mithatpaşa Yüksel caddesi arasında tespit yaptırdım yarım saatte 17 kişi, Meşrutiyet ve Mithatpaşa üst geçidinden yarım saatte 21 kişi geçti. n Binalardaki Tabela Anarşisine son verilmesi ve bina girişlerine tabelaların belirli standartta yerleştirilmesi. n Vitrin, Çevre düzenlemesi için yarışmalar yapılması ve derece alanlara ödül verilmesi, 115

119 n Güven Parkın yeniden elden geçirilmesi, Dolmuş duraklarının çözümü, Bu ve bunlar gibi örneklerin başarılabilmesi yavaş yavaş bir şeylerin eskisi gibi olmayacağı ümitlerini verir ve güzel örnekler olur. Bütün gün yapılan çok uzun konuşmalardan sonra sözlerimi daha fazla uzatmak istemiyorum. Kötümser olmamak lazım. Ancak hepimiz taşın altına elimizi sokmalıyız. Yoktan varedilen Başkent Ankara nın sembolü olan Kızılay ı tekrar eski günlerine kavuşturmak ümidi ve dileği ile beni dinlediğiniz için teşekkür eder, saygılar sunarım. Önce Basit cözümlere yönelik: Sakarya Caddesi temizliği, çiçeklendirilmesi. Demir üst geçitlerin kaldırılması. Güven Parkın yeniden elden geçirilmesi, dolmuş duraklarının çözümü. Ruflen KELEfi: Ayhan Bey'e de çok teşekkür ediyoruz, konuşmalarımız böylece sonlanmış oldu. Fakat Ayhan Bey'in yapmış olduğu açıklamalarda bir iki noktada dikkatimi çeken konuları dikkatinize sunmak görevim olduğunu bana düşündürttü. Bunlardan bir tanesi şudur, bulvardan bahsetti, bulvarların altında alt geçitler var. Bu alt geçitlerden geçerken toplu namazların kılındığını görüyorsunuz, bazen geçecek yer bulamayabiliyorsunuz, yolunuzu bulmakta güçlük çekebiliyorsunuz. Özellikle Cuma günleri namaz saatlerinde hoparlörle yayılan sesler var. Bu sesler bazen ezan sesi bazen de başka sesler olabiliyor. Gürültü kirlenmesi denilen bir olay var, bütün kentlerimizde ve gürültü kirliliği ceza kanunumuzda son yapılan değişikliklerde bir çevre suçu olarak formüle edilmiştir. Çok isterdim ki bu eksik çevre suçu düzenlemesi daha genişletilsin, tabela kirliliği, yükseklik kirliliği, zevk kirliliği ve buna benzer diğer kirlilikler de çevreye karşı işlenmiş suçlar içerisine sokulsun. Bu vesile ile de şunu da belirteyim. Kızılay dan Sıhhiye ye doğru yürürken İş Bankası nın hemen önünde bir üst geçit vardır. O üst geçitten her geçişimde iki tarafının üstünü örten plastik malzemenin tozlar içinde olduğunu görmüşümdür. Gençlerin o tozlar üzerinde parmaklarıyla bir takım çirkin söz ve sloganlar yazdıklarını, bunların okunabilir derecede olduğunu tozların kalınlığından görmüşümdür. Bunu da değerli yöneticilerimizin dikkatine sunmak istiyorum. Özetle, kentli olmak kentlileşmiş olmayı gerektiren bir şey. Sorunlarımızdan birçoğu yeterli derecede kentlileşmiş olamamızla ilgilidir. Bu da ta- 116

120 bi az gelişmişlik bir bütün olduğuna göre onun bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu bize şunu gösteriyor çok iyi niyetli değerli yöneticilerimizin yerel yönetimlerimizde görev verdiğimiz kimselerin çabaları elbette çok gereklidir. Fakat bu çabaların dahi erişemeyeceği zaman isteyen, eğitim isteyen, kültür düzeyimizin yükselmesini gerektiren bir zamana ihtiyacımız olduğu da açıkça ortadadır. Bu vesileyle bu gözlemlerimi de dikkatinize sunmak istedim. Çok teşekkür ederim. Oturumumuzda soru seklinde bir kısım öngörülmüş değildir, ama olursa arkadaşlarımız belki çok kısa olmak üzere zannediyorum bir kaç dakikayı onlara soracağınız sorulara ayırabilirler. Var mı? Yok olduğu anlaşılıyor. Hepinize konuşmacı arkadaşlarım adına tekrar teşekkür ediyorum. Zaten oturumlar sarkmıştır, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. 117

121 Kapan fl MODERATÖR: Evet şimdi kapanış konuşmasını yapmak için Ankara milletvekili ve CHP Grup Başkanvekili sayın Hakkı Suha OKAY'ı sahneye davet ediyoruz. Hakk Suha OKAY CHP Grup Baflkanvekili Ankara Milletvekili Hakk Suha OKAY: İyi akşamlar. Herkesi en içten duygularımla, sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Sabah 10' a 10 kala başlayan ve şu ana kadar devam eden ve ilgiyle izlenen programla Yeni bir Kızılay Düşünüyorum formunda söylenmedik laf kalmadı. O kadar değerli konuşmacılar, o kadar değerli katılımcılar düşüncelerini ifade etti ki, bu konuyu çok önemsedim. Bir bölümünü bizzat izledim. Sonra bir bölümünü izleyen arkadaşlarımdan not aldım. Sonra son iki programı yine gelip bizzat izledim ve yazılı bir metin haline getirdim. Düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Ancak bu kadar güzel şeyler söylendikten sonra ve söylenmedik neredeyse laf kalmayınca, bunun yeniden bir tekrarının yararı olmayacağını düşünüyorum. Çünkü son söyleşi ya da panelde artık soru sormak isteyen de kalmamış. Herkes her şeyi biliyor. Herkes her şeyi öğrenmiş. Onun için ben hazırlamış olduğum metini bir kenara koyuyorum. Yani ben de Mustafa Kemal'in Ankara ya gelişinin 90. yılından bahsedecektim, ben de Cumhuriyetin ideolojisiyle özdeşleşen Başkent Ankara'dan bahsedecektim ve Cumhuriyetin o örnek kenti ve Cumhuriyetle bütünleşen o Ankara'nın 80'li yıllar sonrasında nasıl bir değişime uğradığından bahsedecektim ve son 15 yılda da Ankara'nın bu yönetim anlayışıyla nasıl Cumhuriyet değerleriyle çatışan bir Başkent olduğundan bahsedecektim. Bunlardan bahsetmiyorum ama ana başlıklarından bahsediyorum. Sonuç itibari ile şunu söyleyeyim. Evet, yani bir zamanların Ankarası (Ben Ayhan Bey gibi çok geriye gitmeyeyim) ama 60'lı yılların sonu, 70 li yıllar ve devam eden süreçte- 118

122 ki Bulvar Palası, Yaprak Pastanesi'ni o Kızılay'ı, o Kızılay binasının olduğu günlerin Ankara'sını hepimiz hatırlayacağız. Ama sonuç itibariyle bu gün, bu toplantıda ve 10 dakika sonra tamamlanacak olan bu etkinlikte, tüm değerli konuşmacıların tek bir ortak noktaya vardıklarını görüyoruz. Bu nedir? Kızılay'a bir an önce müdahale edilmelidir. Kızılay bir meydana kavuşturulmalıdır. Kızılay yeniden Ankara'nın kültür-sanat merkezi haline dönüştürülmelidir. Kızılay ın canlılığını sağlamak için esnafının desteklenmesi sağlanmalıdır ve bu konuda herkese ama herkese çok büyük görevler düşmektedir. Bu konuda devlete, hükümete, siyasi partilere, yerel yöneticilere çok büyük görevler düşmektedir. Kızılay'daki bu dönüşümün sağlanması tüm Ankara mozaiğinin aynı havayı teneffüs etmesini sağlayacak. Kent bilincini, hemşerililik bilincini kuvvetlendirecek. Kent kimliğine önemli katkılar sağlayacaktır. Bunun sağlanması toplumun her kesiminin Kızılay'da yapılacakları benimsemesi ve desteklemesiyle olur diyorum. Bu Kızılay için belki yeniden bir ilk adımdır. Açıkçası geçmişle hesaplaşma değil, geçmişten ders alıp geleceğe yönelme anlayışının bir başlangıcıdır. Böylesi bir etkinlik düzenlediği için başta Çankaya Belediye Başkanımız ve Çankaya Belediyesi yönetenlerini kutluyorum ve Çankaya Belediyemizin bu etkinliğine katkı veren çok değerli akademisyenleri, değerli bilim adamlarını, gazetecileri, sivil toplum örgütünün sorumluluğunu taşıyan kadroları yürekten kutluyorum ve sayın Başkana kolay gelsin diyorum. Herkesi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. MODERATÖR: Sevgili konuklarımız forumumuz burada sona eriyor. Kokteyle geçmeden önce değerli konuşmacılarımıza teşekkür için hazırlanan belgeyi vermek için Çankaya Belediye Başkanı Sayın Bülent Tanık'ı sahneye davet ediyorum. Teşekkür belgeleri için bir kaç dakikanızı alacağım sayın konuklarım. Sayın Nesrin Yatman, sanırım ayrıldılar. Sayın Cevat Giray, Sayın Fethi Yaşar, Sayın Erdal Kurttaş, Sayın Ruşen Keleş, Sayın Muharrem Sarıkaya, Sayın Yaşar Sökmezler, sayın Ayhan Sümer, Sayın Hakkı Suha Okay. Teşekkür belgelerini almak için sahneye davet ediyorum. Çankaya Belediye Başkanı Bülent TANIK a: çok teşekkür ediyorum. Bir anı fotoğrafı çektirelim. Çok teşekkür ediyoruz. Buyurun efendim kokteylde birlikte olmak dileğiyle.. Kızılay yeniden Ankara'nın kültür-sanat merkezi haline dönüştürülmelidir. Kızılay ın canlılığını sağlamak için esnafının desteklenmesi sağlanmalıdır ve bu konuda herkese ama herkese çok büyük görevler düşmektedir. Bu konuda devlete, hükümete, siyasi partilere, yerel yöneticilere çok büyük görevler düşmektedir. 119

123 Gazeteci-Yazar Yaflar Sökmensüer, Ankara Üniversitesi Ö retim Üyesi Prof. Dr. Ruhflen Kelefl, Gazeteci-Yazar Muharrem Sar kaya ve Ankaral lar Vakf Baflkan Ayhan Sümer. Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, konuflmac lara ve oturum yönetenlere sertifika verirken. 120

124 Kat l mc lar, hiç bir konuflmay kaç rmadan konuflmac lar dikkatle dinlediler. Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, sertifika verdi i konuflmac lar ile daha sonra hat ra foto raf çektirdi. 121

125 Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, Foruma konuflmac olarak kat lan CHP Grup Baflkanvekili Hakk Suha Okay'a sertifikas n verirken.. Kat l mc lar ve konuflmac lardan bir enstantane.. 122

126 Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k ile konuflmac lar ve oturum baflkanlar foruma verilen arada sohbet ederlerken.. 123

127 CHP Grup Baflkanvekili Hakk Suha Okay, dinleyenlere hitap ederken... Çankaya Belediye Baflkan Bülent Tan k, üniversite rektörleri ile bir arada

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 10. YIL Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 27 Mayıs 2013 ÖNSÖZ Demokrasinin ve Anayasamızın en temel prensiplerinden biri olan bilgi edinme hakkı, kamu yönetiminde açıklığın ve şeffaflığın sağlanması

Detaylı

Kafkas Dernekleri Federasyonu. YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU

Kafkas Dernekleri Federasyonu. YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Kafkas Dernekleri Federasyonu YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Ankara, 2006 YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Kafkas Dernekleri Federasyonu

Detaylı

ORTA DOĞU DAKİ GELİŞMELERİN IŞIĞINDA TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİK PERSPEKTİFİ

ORTA DOĞU DAKİ GELİŞMELERİN IŞIĞINDA TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİK PERSPEKTİFİ ORTA DOĞU DAKİ GELİŞMELERİN IŞIĞINDA TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİK PERSPEKTİFİ 05 KASIM 2012 Editör: Özgür TONUS ADOM YAYINI NO: 02 Sempozyum Kayıt Deşifresi: Aslıhan İLHAN Cansu TAHAN Elif TEKİN Fatih

Detaylı

Açılış Konuşması, Davut Kavranoğlu

Açılış Konuşması, Davut Kavranoğlu SONUÇ BİLDİRGESİ Açılış Konuşması, Davut Kavranoğlu Sevgili genel başkan yardımcım, çok değerli misafirler Yeni Dijital Dünya toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. Geçmişin tecrübesiyle bugünün dünyasını

Detaylı

ZİRVE SONUÇ kitabı. www.balkanekonomizirvesi.com

ZİRVE SONUÇ kitabı. www.balkanekonomizirvesi.com ZİRVE SONUÇ kitabı www.balkanekonomizirvesi.com www.balkanekonomizirvesi.com / 3 1. RUMELİSİAD ULUSLARARASI BALKAN EKONOMİ ZİRVESİ 01-02 ARALIK 2012 PROJE SAHİBİ DESTEKLEYEN KURUMLAR I. RUMELİSİAD ULUSLARARASI

Detaylı

ZM RL OLMAK. SEMPOZYUM B LD R LER 22-24 Ekim 2009-1-

ZM RL OLMAK. SEMPOZYUM B LD R LER 22-24 Ekim 2009-1- ZM RL OLMAK SEMPOZYUM B LD R LER 22-24 Ekim 2009-1- Bu kitap BB Ahmet Pirifltina Kent Arflivi ve Müzesi taraf ndan yay na haz rlanm fl olup zmir Büyükflehir Belediyesi nin kültür hizmetidir. zmir Büyükflehir

Detaylı

ELAZIĞ İLİNİN EKONOMİK GELİŞMESİ

ELAZIĞ İLİNİN EKONOMİK GELİŞMESİ 2009/202 ELAZIĞ İLİNİN EKONOMİK GELİŞMESİ SEMİNER AÇILIŞ - TEBLİĞ - PANEL ELAZIĞ, 2009 1 İşbu kitap, 9 Ekim 2009 Cuma günü, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu nda gerçekleştirilen Seminerin

Detaylı

Türkiye ve İsveç te İnsan Kaynakları Yönetimi - El Kitabı

Türkiye ve İsveç te İnsan Kaynakları Yönetimi - El Kitabı Türkiye ve İsveç te İnsan Kaynakları Yönetimi - El Kitabı Türkçe versiyon Altındağ Nilüfer Osmangazi Tepebaşı Umeå Yıldırım Elif Karadenizli Bostancıoğlu Süleyman Yavuz Yiğit Bağdaş Ali Gülbay Süleyman

Detaylı

Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi, sosyal bilimler alanında 2002 yılından beri kurumsal faaliyetler yürüten İlmi Etüdler Derneği (İLEM) nin

Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi, sosyal bilimler alanında 2002 yılından beri kurumsal faaliyetler yürüten İlmi Etüdler Derneği (İLEM) nin , sosyal bilimler alanında 2002 yılından beri kurumsal faaliyetler yürüten İlmi Etüdler Derneği (İLEM) nin disiplinlerarası sosyal bilim çalışmalarını teşvik etmek üzere düzenlediği çalışmalardan birisi

Detaylı

Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği. 04-05 Mayıs 2011. Ankara

Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği. 04-05 Mayıs 2011. Ankara Almanya ya Türk Göçünün 50. Yılında Türk Alman İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği 04-05 Mayıs 2011 Ankara İÇİNDEKİLER Selamlama ve Açılış 5 Jan SENKYR Konrad-Adenauer-Stiftung Türkiye Temsilcisi Açılış

Detaylı

Bellekleri Taze Tutalım. Onlar Cumhuriyet ve demokrasi adına şehit oldular

Bellekleri Taze Tutalım. Onlar Cumhuriyet ve demokrasi adına şehit oldular Sayı: İlkbahar 09 / 5 Onlar Cumhuriyet ve demokrasi adına şehit oldular Bellekleri Taze Tutalım İsmail Ünal: Sonuna Kadar Erkan Can: Sanat Ustasından Yaşam Sohbetleri Leyla Alaton: Kendimi Ait Hissettiğim

Detaylı

Zenginliğin mekânda yeni yansımaları: İstanbul da güvenlikli siteler

Zenginliğin mekânda yeni yansımaları: İstanbul da güvenlikli siteler 92 Zenginliğin mekânda yeni yansımaları: İstanbul da güvenlikli siteler Jean-François Pérouse* - A. Didem Danış** Yepyeni Bir İstanbul Düşü Müstakil, eskinin en güzel deneyimlerinden biri... Mahremiyeti,

Detaylı

SEMPOZYUM 16-17-18 Nisan 2010. CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA DOĞRU ÜNİVERSİTE VİZYONUMUZ (Tebliğler)

SEMPOZYUM 16-17-18 Nisan 2010. CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA DOĞRU ÜNİVERSİTE VİZYONUMUZ (Tebliğler) SEMPOZYUM 16-17-18 Nisan 2010 CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA DOĞRU ÜNİVERSİTE VİZYONUMUZ (Tebliğler) Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi Ankara - 2010 SEMPOZYUM 16-17-18 Nisan 2010 CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA

Detaylı

BELEDİYE KADINLARA DA HİZMET EDER!..

BELEDİYE KADINLARA DA HİZMET EDER!.. BELEDİYE KADINLARA DA HİZMET EDER!.. Kadın Dostu Belediye Hizmetleri: Neden, Nasıl?.. AYTEN ALKAN BELEDİYE KADINLARA DA HİZMET EDER!.. Kadın Dostu Belediye Hizmetleri: Neden, Nasıl?.. Ayten ALKAN Yarın

Detaylı

YAȘLI OLMAK ÖNCE İNSAN ÇOCUKLAR. Yașlılık Bir Varlıktır Bilge Yașlıdan Korunmaya Muhtaç Yașlıya Alzhemier; Öncesiz-Sonrasız. yiz.

YAȘLI OLMAK ÖNCE İNSAN ÇOCUKLAR. Yașlılık Bir Varlıktır Bilge Yașlıdan Korunmaya Muhtaç Yașlıya Alzhemier; Öncesiz-Sonrasız. yiz. Görme engelliler için Sesli Dergi CD niz kapak içindedir biz bir yiz Yıl: 1 Sayı: 1 Temmuz-Ağustos-Eylül 2012 YAȘLI OLMAK Yașlılık Bir Varlıktır Bilge Yașlıdan Korunmaya Muhtaç Yașlıya Alzhemier; Öncesiz-Sonrasız

Detaylı

KONYA TİCARET ODASI TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİM, AB YE UYUM SÜRECİNDE TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİMİN DURUMU VE KONYA YA İKİNCİ BİR ÜNİVERSİTE İHTİYACI

KONYA TİCARET ODASI TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİM, AB YE UYUM SÜRECİNDE TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİMİN DURUMU VE KONYA YA İKİNCİ BİR ÜNİVERSİTE İHTİYACI KONYA TİCARET ODASI TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİM, AB YE UYUM SÜRECİNDE TÜRKİYE DE YÜKSEKÖĞRETİMİN DURUMU VE KONYA YA İKİNCİ BİR ÜNİVERSİTE İHTİYACI Etüd-Araştırma Servisi Nisan 2008 İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 BİRİNCİ

Detaylı

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI

YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI YAYIN NO DPT: 2741 TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI SOSYAL SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 ISBN 978 975 19-4115 - 5 (basılı nüsha) Bu Çalışma Devlet Planlama Teşkilatının

Detaylı

2014 ÜN EN İYİ 10 KONUT PROJESİ

2014 ÜN EN İYİ 10 KONUT PROJESİ OCAK 2015 SAYI 5 www.yeniprojeler.com İNTERAKTİF PROJE GAYRİMENKUL YATIRIM DEKORASYON YAPI DERGİSİ 2014 ÜN EN İYİ 10 KONUT PROJESİ İNŞAAT 2015 TE TÖKEZLEYECEK Mİ? DUMANKAYA DAN D PLANI NEF TEN KOLAY YATIRIM

Detaylı

Başka Bir Yapılaşma Hayali

Başka Bir Yapılaşma Hayali YİRMİBİR MİMARLIK TASARIM MEKAN SAYI 125 ARALIK2013/OCAK 2014 11(KIBRIS 12) Başka Bir Yapılaşma Hayali Bugünkü kentsel yapılaşma modelinin ötesinde başka Bugünkü kentsel yapılaşma modelinin ötesinde başka

Detaylı

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I BEKTAŞİ GÜLBENGİ Bismişah Allah Allah Vakitler hayrola, Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Müminler saf ola. Münâfıklar berbat ola. Gönüller şâd ola. Meydanlar âbâd ola. Kalplerimiz mesrûr, sırlarımız

Detaylı

Gezi Parkı nda Ne Oldu? Katılımcıların Penceresinden Bir Gezi Parkı Değerlendirmesi. Mensur Akgün, Burak Cop, Yunus Emre, Çağla Gül Yesevi

Gezi Parkı nda Ne Oldu? Katılımcıların Penceresinden Bir Gezi Parkı Değerlendirmesi. Mensur Akgün, Burak Cop, Yunus Emre, Çağla Gül Yesevi Gezi Parkı nda Ne Oldu? Katılımcıların Penceresinden Bir Gezi Parkı Değerlendirmesi Mensur Akgün, Burak Cop, Yunus Emre, Çağla Gül Yesevi Gezi Parkı nda Ne Oldu? Katılımcıların Penceresinden Bir Gezi

Detaylı

TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ ARALIK 2012. mimarlığı sosyolojik olarak anlamak

TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ ARALIK 2012. mimarlığı sosyolojik olarak anlamak dosya 30 TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ ARALIK 2012 mimarlığı sosyolojik olarak anlamak Mimarlığı sosyolojik Olarak Anlamak Dosya Editörü: Nilgün Fehim Kennedy, Dr, Bilkent Üniversitesi, Siyaset Bilimi

Detaylı

Bir YÖK Kanunu. İstiyoruz. İnsan Odaklı Sendikacılık Anlayışımızdan. Taviz Vermeden Yolumuza Devam Ediyoruz. Beklentileri Karşılayan

Bir YÖK Kanunu. İstiyoruz. İnsan Odaklı Sendikacılık Anlayışımızdan. Taviz Vermeden Yolumuza Devam Ediyoruz. Beklentileri Karşılayan Ek Sayı: 8 Nisan 2013 İnsan Odaklı Sendikacılık Anlayışımızdan Taviz Vermeden Yolumuza Devam Ediyoruz Beklentileri Karşılayan Bir YÖK Kanunu İstiyoruz Millet Özgürlüğe Evet Dedi Darbecilerin Yönetmeliği

Detaylı

Özışık'a stratejik görev

Özışık'a stratejik görev Durmuş Tanış: 'İşi ehline veririm' Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Kariyer Günlerine katılan Tanışlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı hemşehrimiz Durmuş Tanış başarı hikayesini anlattı. Yozgat

Detaylı

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞTIRILAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİNİN VE İL EYLEM PLANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ RAPORU

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞTIRILAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİNİN VE İL EYLEM PLANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ RAPORU SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞTIRILAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİNİN VE İL EYLEM PLANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ RAPORU ANKARA Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı SOKAKTA YAŞAYAN

Detaylı

Odamız Kurum İçi Eğitim düzenliyor

Odamız Kurum İçi Eğitim düzenliyor sayı 238 / 1 haziran 2014 TMMOB 43. Olağan Genel Kurul 1 Haziran 2014 1 Sonuç Bildirisi...4 te TMMOB 43. Dönem Kurulları... 6 da TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YAYIN ORGANIDIR Denetleme Kurulu ilk toplan

Detaylı

HOŞGÖRÜDEN YOL AYRIMINA ERMENİLER CİLT 1

HOŞGÖRÜDEN YOL AYRIMINA ERMENİLER CİLT 1 HOŞGÖRÜDEN YOL AYRIMINA ERMENİLER CİLT 1 1978 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ YAYINI-163 KİTAP ADI HOŞGÖRÜDEN YOL AYRIMINA ERMENİLER Cilt-1 YAYINA HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. M. Metin HÜLAGÜ Doç. Dr. Şakir BATMAZ Yrd.

Detaylı

NON-WESTERN MODERNIZATION EXAMPLES OF AFGHANISTAN AND IRAN

NON-WESTERN MODERNIZATION EXAMPLES OF AFGHANISTAN AND IRAN BATI DIŞI MODERNLEŞME AFGANİSTAN VE İRAN ÖRNEĞİ Araş. Gör. Serçin SUN İPEKEŞEN ÖZ Modernleşme kavramı Batı dünyasından dilimize geçmiştir. Bu kavram batılılaşma anlamında da kullanılmaktadır. Geleneksel

Detaylı

İYİ YÖNETİŞİM EL KİTABI

İYİ YÖNETİŞİM EL KİTABI İYİ YÖNETİŞİM EL KİTABI Yayına Hazırlayan: FİKRET TOKSÖZ İYİ YÖNETİŞİM EL KİTABI ISBN 978-605-5832-00-1 TESEV YAYINLARI Yayına Hazırlayan: Fikret Toksöz, TESEV Kitap Tasarımı: Rauf Kösemen, Myra Kapak

Detaylı