T.C. MALİYE BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI VE AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMALARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. MALİYE BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI VE AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMALARI"

Transkript

1 T.C. MALİYE BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI VE AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMALARI Avrupa Birliği Uzmanlık Tezi EKİN GÜNDAY ECER AB UZMAN YARDIMCISI ANKARA EKİM 2008

2 YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ Ekin GÜNDAY ECER 1978 yılında Ankara da doğdu. İlk ve orta eğitimini Ankara Özel Yükseliş Koleji nde tamamladı yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi yılında ise Bilkent Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme Yüksek Lisans Programını tamamladı. Üç yıl özel bir bankada çalıştıktan sonra, 2005 yılında açılan sınavla Maliye Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesinde Avrupa Birliği Uzman Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Uzman Yardımcılığı döneminde başta Vergilendirme olmak üzere, Rekabet Politikası ve Mali Hizmetler alanlarında çalıştı. Avrupa Birliği nin vergilendirme alanında faaliyet gösteren FISCALIS Topluluk Programının çalışmalarını koordine eden FISCALIS Türkiye ekibinde yer almaktadır. Yazar, İngilizce bilmektedir. 2

3 İÇİNDEKİLER YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ... 2 TABLO VE ŞEKİLLER... 5 GİRİŞ...6 BİRİNCİ BÖLÜM DAHA İYİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN GENEL POLİTİKALAR 1.1 İSTİKRAR VE GÜVENLİK TOPRAK VE DİĞER MÜLKLERE İLİŞKİN HAKLARIN VURGULANMASI SÖZLEŞMELERİN UYGULANMASININ KOLAYLAŞTIRILMASI SUÇLARIN AZALTILMASI MÜLKÜN BEDELSİZ KAMULAŞTIRILMASININ SONLANDIRILMASI DÜZENLEME VE VERGİLENDİRME ŞİRKETLERİN DÜZENLENMESİ ŞİRKETLERİN VERGİLENDİRİLMESİ Vergilendirme ve Yatırım Arasındaki İlişki Nedir? Vergilendirmenin Yatırım Ortamı Üzerindeki Etkileri Yatırım Ortamının Geliştirilmesi Amacıyla Vergi Politikasının Düzenlenmesi SINIRDA DÜZENLEMELER VE VERGİLENDİRME MALİ SİSTEM VE ALTYAPI MALİ PİYASALAR ALTYAPI İŞGÜCÜ PİYASALARI İKİNCİ BÖLÜM DAHA İYİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN SEÇİCİ POLİTİKALAR 2.1 SEÇİCİ POLİTİKALARIN YÖNELDİĞİ ALANLAR KAYIT DIŞI VE KIRSAL KESİMDEKİ FİRMALARIN EKONOMİ İLE BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ KÜÇÜK ÖLÇEKLİ FİRMALARIN BÜYÜME POTANSİYELLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ ULUSLARARASI TİCARETTEN FAYDALANILMASI Yatırım Teşvik Ajansları TEKNOLOJİK GELİŞMENİN DESTEKLENMESİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM AVRUPA BİRLİĞİ'NDE YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI 3.1 AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNİN ÜLKELERİN YATIRIM ORTAMI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATI NIN YATIRIM ORTAMI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ AVRUPA BİRLİĞİ NDE LİZBON STRATEJİSİ KAPSAMINDA YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI LİZBON STRATEJİSİ HEDEFLERİ LİZBON STRATEJİSİ NİN ARA DÖNEM DEĞERLENDİRİLMESİ BÜYÜME VE İSTİHDAM İÇİN BÜTÜNLEŞTİRİLMİŞ İLKELER AVRUPA NIN YATIRIM VE ÇALIŞMAK İÇİN DAHA CAZİP BİR YER HALİNE GETİRİLMESİ İç Pazar ın derinleştirilmesi ve genişletilmesi AB içinde ve dışında açık ve rekabetçi pazar koşullarının oluşturulması Daha elverişli bir iş ortamının yaratılması

4 Girişimcilik ve özellikle KOBİ ler için daha iyi bir ortamın yaratılması Avrupa altyapısının geliştirilmesi YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK GELİŞTİRİLEN POLİTİKALAR VE DÜZENLEYİCİ FAALİYETLER KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERE YÖNELİK POLİTİKALAR DÜZENLEMELERİN İYİLEŞTİRİLMESİ (BETTER REGULATION) VERGİLENDİRME VE GÜMRÜK POLİTİKALARI İÇ PAZAR IN GENİŞLETİLMESİ VE DERİNLEŞTİRİLMESİ AMAÇLI Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı (Common Consolidated Corporate Tax Base) VERGİ ORTAMININ SADELEŞTİRİLMESİ AMAÇLI AVRUPA İÇİNDE VE DIŞINDA AÇIK VE REKABETÇİ PİYASALARI SAĞLAMA AMAÇLI AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSAL MEVZUATI GELİŞTİRMEK AMAÇLI İÇ PAZARDAKİ HİZMETLERE İLİŞKİN DİREKTİF FİNANSAL HİZMETLERE İLİŞKİN POLİTİKALAR DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DEVLET YARDIMLARI 4.1 DEVLET YARDIMLARI EYLEM PLANI DEVLET YARDIMLARININ TANIMI YARDIMIN DEVLET TARAFINDAN YA DA DEVLET KAYNAKLARI ARACILIĞIYLA VERİLMESİ BİR FİRMAYA YA DA FİRMALARA AVANTAJ SAĞLAMA SEÇİCİLİK REKABET VE TİCARET ÜZERİNDE ETKİ DE MINIMIS DÜZENLEMESİ DEVLET YARDIMLARI YASAĞINDAN MUAFİYETLER BÖLGESEL YARDIMLAR YATAY YARDIMLAR Blok Muafiyet Düzenlemeleri Küçük ve Orta Ölçekteki İşletmelere Yönelik Yardımlar Eğitim Yardımları İstihdam Yardımları Diğer Yatay Yardımlar Ar-Ge Yardımları Risk Sermayesi Kurtarma ve Yeniden Yapılandırma Yardımları Çevrenin Korunmasına Yönelik Yardımlar Genel Blok Muafiyet Düzenlemesi SEKTÖREL YARDIMLAR DEVLET YARDIMLARININ BİLDİRİLMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ AVRUPA BİRLİĞİ DEVLET YARDIMLARI POLİTİKASINA İLİŞKİN GENEL BİR DEĞERLENDİRME SONUÇ KAYNAKÇA

5 TABLO VE ŞEKİLLER TABLOLAR Tablo 1: Filipinler, Malezya ve Tayland da Geçerli Vergi Oranları...65 Tablo 2: Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya daki Yabancı Doğrudan Yatırımlar...75 Tablo 3: Avrupa Birliği Üye Devletleri nde Toplam Devlet Yardımlarının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya Oranı Tablo 4: Devlet Yardımlarının Dağılımı Tablo 5: Gayri Safi Sabit Sermaye Yatırım Rakamları ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı Tablo 6: Yabancı Doğrudan Yatırımlar ŞEKİLLER Şekil 1: Avrupa Birliği Üye Devletleri nde Yatırım Ortamının Şekillenmesi...74 Şekil 2: Avrupa Birliği nde Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletme Ayrımı

6 GİRİŞ Özel sektör firmalarınca verilen yatırım kararları bir ülkenin gelişme sürecinin en temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Özel sektörün kar arayışının bir parçası olarak, yatırım yapmış oldukları yeni fikirler ve tesisler esasında ekonomik büyüme ve refahın temellerini güçlendirmektedir. Yapılan yatırımlar sayesinde insanlara kendi yetenekleri ve eğitim durumlarına uygun istihdam fırsatları sunulabilmekte, yaşamlarını devam ettirmeleri ve hayat seviyelerini yükseltmeleri için gerekli mal ve hizmetler sağlanmakta, eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerinin finansmanı için gerekli vergi gelirlerine kaynak oluşturulmaktadır. İşte bu nedenle, yatırımlar bir ülkenin büyüme ve refah düzeyi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Özel sektörün topluma sağlamış olduğu bu katkılar genel olarak ülkede geçerli yatırım ortamı tarafından şekillenmektedir. Ülkede geçerli yatırım ortamını şekillendiren koşullar firmaların daha üretken, istihdam yaratıcı ve büyümeyi teşvik edici yatırım kararları almalarında etkili olmaktadır. Bir ülkede geçerli yatırım ortamını şekillendiren faktörlerden coğrafi koşullar gibi bazıları üzerinde yönetimlerin bir etkisi olamamaktadır. Ancak mülkiyet haklarının güvenliği, altyapı hizmetlerinin sağlanması, mali ve işgücü piyasalarının işleyişi ve yolsuzlukla mücadele gibi daha geniş kapsamlı yönetişim politikaları üzerinde devletlerin doğrudan etkisi bulunabilmektedir. Bu nedenle, bu alanlara yönelik devlet politikalarının gözden geçirilmesi ve gerekli iyileştirme çalışmalarının yapılması ile ülkede geçerli yatırım ortamında olumlu yönde ilerleme kaydedilecek, yatırım düzeyinde bir artış yaşanacak ve büyüme ve refah artışına katkıda bulunulabilecektir. Yatırım Ortamının Tanımı Yatırım ortamı şirket davranışlarını olumlu ya da olumsuz olarak etkileyen, ancak şirketler tarafından kontrol edilemeyen hukuki, kurumsal ve ekonomik koşulların tamamı olarak tanımlanabilir. 1 Yatırım ortamının bileşenleri şirketlerin 1 Janina Witkowska, Foreign Direct Investment in the Changing Business Environment of the European Union s New Member States, Global Economy Journal, C.VII (2007) 6

7 yatırım yapması, iş yaratması ve büyümesi için fırsatlar ve teşvikleri şekillendiren yere ilişkin faktörlerdir. Devlet politikaları ve davranışları maliyetler, riskler ve rekabete ilişkin engeller üzerindeki etkileri ile yatırım ortamı üzerinde önemli bir rol oynar. 2 İyi bir yatırım ortamı büyüme ve fakirliğin azaltılmasına yardımcı olan özel yatırımı teşvik eder. İnsanlar için iş olanakları ve yeni fırsatlar yaratır. Mevcut mal ve hizmetlerin çeşitliliğini artırır ve tüketicilerin lehine maliyetleri düşürür. Diğer önemli sosyal amaçlara fon yaratmak için sürdürülebilir vergi gelirleri kaynaklarını destekler. Ayrıca iyi bir yatırım ortamının diğer özellikleri olan etkin bir altyapı, iyi bir şekilde işleyen mahkemeler ve mali piyasalar tüm insanların hayatlarına direk olarak olumlu katkıda bulunurlar. Yatırım ortamının geliştirilmesi, diğer bir deyişle firmaların yatırım yapması, iş yaratması ve büyümesi için fırsatlar ve teşvikler oluşturulması fakirlikle mücadele ve yaşam koşullarının geliştirilmesi için sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. İyi bir yatırım ortamı sadece firmaların daha çok kar elde etmesine ilişkin değil, tüm toplumun çıkarlarının geliştirilmesine ilişkindir. İyi bir yatırım ortamının faydaları iki yönlüdür. İlk olarak iş yaratılması, düşük fiyatlar ve vergi tabanının geliştirilmesi üzerindeki etkileri ile tüm topluma hizmet eder. İkinci olarak sadece büyük ve etkili firmaları değil, tüm firmaları kapsar. 3 Yatırım Ortamının Bileşenleri Yatırım ortamını tanımlayan ve oluşturan faktörler çok karmaşık olmasına rağmen, yatırım ortamı şirket işlemlerinin başarısını etkileyen tüm faktörleri kapsayan bir şekilde düşünülebilir. Şirketler açısından, yatırım için uygun bir ortam şirket işlemlerinin engelsiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan ve sonuç olarak kar sağlayan şartları içermektedir. Çevresel faktörler şirket faaliyetlerinin ev sahibi ülkedeki başarısını etkileyen önemli bir dışsal faktör olarak düşünülmüştür. Yatırımların çekilmesinde başlıca 2 Dünya Bankası, A Better Investment Climate For Everyone, New York, Oxford University Press, 2005, s Ibid., s

8 çevresel faktörler pazar büyüklüğü ve büyüme potansiyeli, kaynakların tedarik ve maliyetleri, coğrafi özellikler, hukuki/bürokratik sistemler, potansiyel politik/iş riskleri ve yönetime duyulan güvendir. Yatırım ortamının bileşenleri yapısı gereği sert ve yumuşak bileşenler olarak sınıflandırılabilir. Sert bileşenler doğal kaynaklar ve enerji, altyapı ve telekomünikasyon olanakları gibi fiziki çevresel faktörleri içermektedir; diğer taraftan yumuşak bileşenler ise ekonomik, politik, hukuki, yönetimsel ve kültürel olgular gibi fiziksel olmayan faktörleri içerir. 4 Şirketlerin yatırım yapmak, iş yaratmak ve büyümeleri için gerekli fırsat ve teşvikler beklenen karlılık üzerindeki etkilerine dayandırılabilir. Karlılık maliyetler, riskler ve belli bir fırsata ilişkin rekabet engellerinden etkilenir. Her faktör bağımsız olarak işler ancak her üçü birbiri ile bağlantılıdır. Bazı riskler daha fazla maliyet üstlenilerek ortadan kaldırılabilir. Yüksek maliyetler veya riskler rekabet engelleri olabilir. Rekabet engelleri bazı şirketler için riskleri azaltabilir ancak diğerleri için fırsatların kaçmasına neden olur ve maliyetleri yükseltir. Birçok faktör belirli bir yerdeki maliyetleri, riskleri ve rekabet engellerini şekillendirir. Coğrafi koşullar gibi bazı faktörleri etkilemek zordur. Ancak devletler yatırım ortamına ilişkin mülkiyet haklarının güvenliği, düzenlemeler ve vergi yöntemleri, altyapı yeterliliği ve mali ve işgücü piyasalarının işlerliği gibi diğer faktörler üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu faktörlere ilişkin devlet politikaları birbirlerini etkiler. Ayrıca bu alanlardaki politikaların içeriği ve etkisi yolsuzluk ve güvenilirlik dahil olmak üzere yönetişim çevresinin daha geniş özellikleri tarafından belirlenir. 5 Ürünlerin üretim ve dağıtım maliyetleri birçok iş olanağının karlılığını etkilemektedir. Firmaların karşılaştıkları bazı maliyetler ticari faaliyetlerinin normal bir sonucudur, ancak diğer bazı maliyetler devletlerin politika ve davranışlarından kaynaklanmaktadır. Devlet politikalarından kaynaklanan en belirgin direk doğrudan maliyet vergilerdir. Diğer taraftan, devletlerin kamu mallarının sağlanması, 4 Linda F.Y. Ng ve Chyau Tuan, Building a Favourable Investment Environment: Evidence for the Facilitation of FDI in China,, The World Economy, C. 25 (2002), s Dünya Bankası, s

9 altyapının desteklenmesi ve diğer pazar eksikliklerinin giderilmesinde önemli rolleri vardır. 6 Maliyetlerde olduğu üzere, ticari faaliyetlerin normal bir sonucu olan tüketicilerden yetersiz ilgi ve rakipler yatırımlar için bir takım riskler oluşturmaktadır. Ancak devletlerin üzerine düşen görevlerden birisi de firmaların mülkiyet haklarının güvenliğine ilişkin riskler ile başa çıkmaya yardımcı olmalarıdır. Ayrıca devletler firmaların direk olarak karşılaştıkları politika belirsizlikleri ve makroekonomik istikrarsızlık gibi bazı risk ve belirsizlikleri artırabilirler. Firmalar için düzenlemelerin yorumlanmasındaki belirsizlikte önemli bir risk kaynağıdır. 7 Firmalar doğal olarak daha az rekabeti tercih ederler. Ancak bir firmanın faydalandığı rekabet engeli, diğer firmalar ve tüketiciler için fırsatların kaçması ve maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan, rekabet baskısı firmaları yaratıcı olmaya, üretkenliği artırmaya ve üretken kazanç karlarını tüketici ve çalışanlarla paylaşmaya iter. Pazar büyüklüğü ve ölçek ekonomileri dahil olmak üzere, birçok faktör pazardaki rekabet düzeyini etkiler. Diğer taraftan, devletler pazara giriş çıkış düzenlemeleri ve rekabeti bozucu davranışlara karşı tepkileri ile rekabet baskısını etkilerler. Yatırım ortamının geliştirilmesi sadece maliyetlerin, risklerin ve engellerin kaldırılmasına veya azaltılmasına ilişkin değildir. Vergiler ve düzenlemeler yatırım ortamını destekler ve daha geniş sosyal çıkarları korur. Şirketler için uygun bir yatırım ortamı yaratılması ile diğer sosyal hedeflere ulaşılması arasındaki baskının yönetimi hükümetler için büyük bir engel oluşturmaktadır. 8 6 Ibid., s Ibid., s Ibid., s

10 Yatırım Ortamının Bileşenlerinin Yatırım Kararları Üzerindeki Etkileri Daha öncede belirtildiği üzere, yatırım ortamı bileşenleri çok karmaşıktır ancak uygun yatırım ortamının bileşenleri şu şekilde özetlenebilir 9 : 1. Sosyo-ekonomik faktörler: 1. Üst düzey ekonomik gelişmişlik 2. Hızlı ekonomik büyüme 3. Geniş pazar 4. Düşük enflasyon oranı 5. İş kültürünün uzun geçmişi 6. Halkın yeni olayları kolay kabullenişi 7. Halkın yabancı yatırımcılara karşı davranış tarzı 2. Girdiler ve maliyetler: 1. Düşük işçi maliyetleri 2. Düşük toprak ve hammadde maliyetleri 3. Düşük ulaşım maliyetleri 4. Doğal kaynakların yeterli tedariki 5. Yeterli yönetim ve teknik personelin bulunuşu 6. Personel ile iyi ilişkiler 7. Kültür ve dilde benzerlikler 8. Yatırım yeri ve merkez arasındaki uzaklık 3. Altyapı desteği: 1. Ulaştırma ve iletişim altyapısı olanakları 9 Ng ve Tuan, The World Economy, s

11 2. Şirketlere sağlanan teknik destek hizmetleri 3. İleri düzey eğitim 4. Şirketler ile yönetim arasında oluşturulmuş iyi iletişim kanalları 4. Ekonomik ve siyasi politikalar: 1. Tercihli vergi politikası hükümleri 2. Tercihli endüstri politikası hükümleri 3. Diğer tercihli/teşvik politika hükümleri 4. Ekonomik reform politikasının daha önce uygulanışı ve uygulanışındaki kararlılık 5. Merkezi yönetim politikasındaki beklenmeyen değişimler nedeniyle politik/sosyal alanlardaki düzensizlikler 5. İşletmeler üzerindeki kısıtlamalar: 1. Sermaye ve kar transferlerinde serbestlik 2. Yabancı ve yerel işletmelere ayrımcı olmayan uygulamalar 3. Yabancı kur dengelerinde istikrar 4. İhracat oranlarında katı olmayan düzenlemeler 5. Yabancı pay oranlarında katı olmayan düzenlemeler 6. Yerel sermaye piyasalarından sağlanan yeterli finansman 7. Çevre korumaya ilişkin uygun düzenlemeler 8. İşçi anlaşmazlıklarının en aza indirilmesi 6. Devlet ve yönetim: 1. Etkin devlet yönetimi 2. Devlet idaresinde şeffaflık 3. Devletin ekonomiyi idaredeki yeterliliği 11

12 4. Devlet liderlerinin ekonomik reforma katkıları 5. Yerel yönetim politikaları ve uygunluğu 6. İyi işleyen bir hukuki sistem 7. Yolsuzlukla mücadele 8. Kırtasiyeciliğin azaltılması 9. İşletmelere daha geniş bir yetki alanı tanınması 7. Yaşam koşulları: 1. İyi yaşam ortamı 2. Yeterli kültürel ve eğlence olanakları 3. Çocuklar için iyi eğitim koşulları 4. İyi bir sosyal düzen Sıralanmış olan bu faktörler şirketlerin bir ülkedeki yatırım ortamını değerlendirirken bakmakta oldukları ana bileşenlerdir. Şirketler bu özellikleri değerlendirip, bir ülkede yatırım yapıp yapmama kararı verirken dört temel yöntem kullanmaktadır 10 : a. Evet Hayır Yöntemi (Go No Go) : Bu yöntemde yönetici bir ülkede yatırım yapıp yapmama kararını bir veya iki özelliğin değerlendirilmesine dayanarak verir. Genellikle yatırım ortamına ilişkin daha detaylı bir çalışma yapılmaz. Evet hayır yöntemi yatırım fırsatları değerlendirilirken yapılan araştırmaları azaltarak bir avantaj sağlasa da, bir takım iyi yatırım fırsatlarının ilk değerlendirmede reddedilmesi gibi büyük bir dezavantajı da bulunmaktadır. b. Risk Primi Yöntemi (Premium for Risk) : Risk primi yöntemini kullanan bir şirket zayıf yatırım ortamına sahip ülkelere önerilen projelerden, iyi yatırım ortamına sahip ülkelere önerilen projelere oranla daha yüksek bir yatırım getirisi (Return of Investment - ROI) istemektedir. Örneğin, bazı şirketler gelişmiş 10 Robert B. Stobaugh, How to Analyze Foreign Investment Climates, Harvard Business Review, (September October 1969), s

13 ülkelerden %10 vergi sonrası yatırım getirisi beklerken, gelişmekte olan ülkelerden %15 getiri beklemektedir. Bir ülkeyi incelerken birçok değişkeni içeren bir derecelendirme tablosu faydalı olsa da, bu yöntemin risk primi yönteminde kullanılması iki çeşit probleme yol açmaktadır: İlk olarak, yatırım ortamına ilişkin çeşitli koşulların değişik projelere farklı etkileri vardır. İkinci olarak, yatırım ortamı bileşenlerine ilişkin her kategoriye uygun ağırlığın verilmesi zordur. Bu eksikliklerine rağmen risk primi metodu genel olarak kullanılan bir yöntemdir. c. Tahminler Aralığı Yöntemi (Range of Estimates) : Bu yöntemi kullanırken şirket yöneticisi projenin karlılığını etkileyecek çeşitli faktörler için en iyi tahminleri yapar. Bunu yaparken önemli değişkenleri belirler, bu değişkenlerin gelecek değişik zamanlarda ne olabileceğine ilişkin en iyi tahmini yapar ve sonuç olarak tahmini bir nakit akışı elde eder. Daha sonra bu önemli faktörlere ilişkin tahminlerini nakit akışının her tahmin değişikliğinin hassaslığına karar vermek için değiştirir. Bu faktörlerden proje karlılığına en büyük etkiye sahip olanı seçer ve bu faktörleri değiştirerek nakit akışı için uygun bir aralık tahmin eder. Bazı değişkenler belli bir süre için sabit olabilir ve böyle kalması beklenebilir. Bu durumda, karlılık analizine giren bu değişkenleri doğru olarak tahmin etmek mümkün olabilir. Ancak para değerindeki değişiklikler ve politik ve ekonomik istikrar gibi bazı değişkenlerin tahmin edilmesi daha zor olmaktadır. Tahminler aralığı yöntemini kullanmanın iki dezavantajı bulunmaktadır: İlk olarak, yönetici değişkenlerdeki farklı yönlerdeki değişmelere dikkatli olmalıdır ve birinin yerinde diğerini geçirmelidir. İkinci olarak, bir değerlendirmede değişkenlere ilişkin bütün iyimser tahminleri kullanmaktan kaçınmalıdır. Bu durumda tahmini sonuç, gerçek sonuçtan çok daha iyimser olabilir. Bu sakıncalarına rağmen bu yöntemdeki iyimser ve kötümser sonuçlar risk primi yöntemine göre daha üstündür. d. Risk Analizi Yöntemi (Risk Analysis) : Bu yöntemde değişik olayların muhtemel sonuçlarına ilişkin tahminler yapılmaktadır. Örneğin, devalüasyona ilişkin her zaman dönemi (örneğin her yıl) için devalüasyon olma olasılığı ve olacak devalüasyon oranı tahmin edilir. Devalüasyona benzer şekilde tüm önemli 13

14 değişkenler için olasılık tahminleri yapılır ve bir simülasyon modeli kullanılarak muhtemel sonuçların dağılımı elde edilir. Evet - hayır veya risk primi yöntemlerinden doğrudan risk analizi yöntemine geçmektense, birçok şirket tahminler aralığı tekniği ile başlamayı daha kolay bulmaktadır. Devlet Politikalarının Yatırım Ortamı Üzerindeki Etkileri Daha iyi bir yatırım ortamı oluşturabilmek için devletler adil olmayan maliyetleri, riskleri ve rekabete ilişkin engelleri en aza indirmeye çalışmalıdırlar. Bu kapsamda, Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla başvurulabilecek politikaları iki genel başlık altında incelemek mümkündür. Bu politikaların ilki ülkede geçerli yatırım ortamının tüm firmalar için iyileştirilmesini hedefleyen genel politikalardır. Endüstriyel gelişme genel anlamda bir keşif sürecidir. Bir ülkenin veya bölgenin hangi alanda daha iyi sonuçlara ulaşacağını ilk başta kestirmek zordur. Bu nedenle, genel politika uygulamaları ile yatırım ortamını şekillendiren temel taşların geliştirilmesi önem taşımaktadır. Uluslararası tecrübeler göstermektedir ki bu genel politika uygulamalarında dört temel alan karşımıza çıkmaktadır: istikrar ve güvenlik, düzenlemeler ve vergilendirme, mali piyasalar ve altyapı ve insan kaynakları. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için başvurulabilecek bu genel politikaların yanı sıra birçok hükümet seçici politika uygulamaları ile temel taşların iyileştirilmesinin ötesine geçerek, belli firmaların ve faaliyetlerin faydalanabileceği seçici müdahaleler de tanımlamaktadır. Bu seçici müdahaleler genel olarak kayıt dışı ekonomide ve kırsal kesimde faaliyet gösteren firmaların ekonomi ile bütünleştirilmesi, küçük ölçekli firmaların büyüme potansiyelinin ortaya çıkarılması, uluslararası ticaretin sağladığı olanaklardan yararlanılması ve teknolojik gelişmenin teşvik edilmesine yöneliktir. Bu çalışmada, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik başvurulabilecek genel ve seçici politikalar ele alınmaktadır. Uluslararası tecrübeler ışığında gündeme gelen bu politikalar bir anlamda ülkelere yol gösterici niteliktedir. İzleyen bölümlerde ise Avrupa Birliği üyeliğinin Üye Devletler yatırım ortamı üzerinde etkileri ve Avrupa 14

15 Birliği nde Lizbon Stratejisi kapsamında Avrupa nın yatırım ve istihdam için daha cazip bir yer haline getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar anlatılacaktır. Bu hedef doğrultusunda uygulamaya konulan düzenlemelerden bahsedilecektir. Çalışmanın son bölümü Avrupa Birliği devlet yardımları kurallarına ayrılmış bulunmaktadır. Devlet yardımı kuralları hem yatırım ortamını şekillendiren temel taşlardan olan rekabet politikası üzerinde etkili, hem de Üye Devletlerin yatırım ortamını iyileştirme çalışmaları kapsamında başvuracakları seçici politikaların tasarlanmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, devlet yardımı kurallarının ayrıntılı olarak ele alınması Avrupa Birliği Üye Devletlerinde geçerli yatırım ortamının anlaşılmasında yardımcı olacaktır. 15

16 BİRİNCİ BÖLÜM DAHA İYİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN GENEL POLİTİKALAR Devletlerin daha iyi bir yatırım ortamı oluşturmak amacıyla izleyebileceği politikaları iki ana başlık altında incelemek mümkündür. Tüm toplumu hedefleyen ve yatırım ortamının temel bileşenlerinde iyileştirmeyi amaçlayan genel politikalar ile bazı özel durumu olan şirket ve faaliyetlere yönelik uygulamaları düzenleyen seçici politikalar daha iyi bir yatırım ortamının oluşturulması çalışmalarında yol gösterici niteliktedir. İstikrar ve güvenlik, düzenleme ve vergilendirme, mali sistem ve altyapı ve işgücü piyasalarına ilişkin genel politikalar çalışmanın bu bölümünde ele alınacaktır. 1.1 İSTİKRAR VE GÜVENLİK Verimli yatırım için güven ortamı olmazsa olmaz bir koşuldur. Ancak iyi bir yatırım ortamı için şirketler bundan daha fazlasını istemektedirler. Belirli bir düzeyde politik ve ekonomik istikrarın ve bireysel ve mülk güvenliğinin sağlandığı bir ortam önem taşımaktadır. Siyasi istikrarsızlık mevcut yasa ve politikaların güvenirliliğine zarar vererek yatırım ortamında belirsizlik ve risk yaratır. Diğer taraftan, makroekonomik istikrar sağlanmadan diğer alanlardaki değişikliklerin etkileri kısıtlı olacağından makroekonomik istikrarın temini de önem taşımaktadır. Mülkiyet haklarının güvenliğinin sağlanması ile tüm firmalar (küçük-büyük, kayıt dışı - kayıtlı, kırsal-kentsel) yatırımlarının karşılığını alabileceklerdir. Mülkiyet haklarının iyi bir şekilde korunması şirketleri yeni iş kurmaya, mevcut faaliyetlerine daha çok yatırım yapmaya ve daha sıkı çalışmaya teşvik edecektir. Polonya, Romanya, Rusya, Slovakya ve Ukrayna da yapılan son araştırmalar göstermektedir ki mülkiyet haklarının güvenliğinin sağlandığına inanan girişimciler karlarının %14 ile %40 arasında daha fazlasını yeniden yatırıma yönlendirmektedir Dünya Bankası, s

17 Devletlerin yatırım ortamını geliştirmek amacıyla mülkiyet haklarının güvenliğini sağlamada başvurabilecekleri dört önlem bulunmaktadır: Toprak ve diğer mülklere ilişkin hakların vurgulanması Tarım alanları ve diğer topraklar ile her çeşit mülke ilişkin güvenilir, devredilebilir hakların varlığı sağlıklı bir yatırım ortamı için önemli bir ön koşuldur ve yatırımcılar ve girişimcilerin kayıtlı ekonomiye geçişi için önemli bir teşvik oluşturur. Yatırımcıların yatırımlardan kaynaklanan karlarını güvence altına alarak, işlemlerdeki yolsuzluk riskini düşürür. Toprak ve diğer mülklere ilişkin haklar ekonomik bir değer taşımaktadır ve yatırımcılar bu haklarının tanındığından ve korunduğundan emin olmak isterler. İyi tanımlanmış ve güven altına alınmış mülkiyet hakları yeni yatırımları teşvik eder ve mevcut yatırımların korunmasına yardımcı olur. 12 Tapu sistemi yatırımcıların krediye erişimini kolaylaştırır. Mülk sahipliği kredi değerlemesinde önemli bir faktördür ve tapu sahipliğin kolay bir şekilde gösterilmesini sağlar. Tapuya sahip mülk daha kolay bir şekilde teminat olarak kabul edilir. Mülkiyet haklarının güvence altına alınması yatırımı teşvik etmesi ve krediye ulaşımı kolaylaştırması ile hem bireysel mülk sahiplerini, hem de büyüme ve fakirliğin azaltılması üzerindeki etkileri ile toplumun genelini olumlu yönde etkiler. Yönetimlerin tapu hizmetleri için talep ettikleri ücret kamu ve özel faydanın bileşimini gösterse de, kırtasiyecilik ve tapu çalışanlarının talep ettikleri gayrı resmi ödemelerle şişirilmemelidir. Taşıtların, ekipmanların, makine ve diğer kıymetli taşınabilir malların kayıt altına alınması toprağın kayıt altına alınmasına benzer faydalar sağlamaktadır. Aynı şekilde krediye ulaşımı da kolaylaştırmaktadır OECD, Policy Framework for Investment, Paris, 2006, s Dünya Bankası, s

18 Fikri mülkiyet hakları işletmelerin araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmaları için de teşvik oluşturur ve yenilikçi ürün ve süreçlerin ortaya çıkmasına kesinlikle yardımcı olur. Ayrıca, bu haklar sayesinde firmalar yeni ortaya çıkardıkları teknolojiyi diğer firmalar ile paylaşmaya daha istekli hale gelirler. Devletler tarafından araştırma ve geliştirmeye destek amacıyla kullanılan fikri mülkiyet hakları olan patent ve telif hakkı düzenlemeleri yeniliğin ortaya çıkmasından itibaren önceden belirlenmiş belli bir süre ile bu hakkın sahibine özgü bir kullanım olanağı sağlar. Bu araçların yenilik faaliyetlerine yönelik yatırımları desteklemede ne kadar başarılı oldukları, ne kadar iyi bir şekilde uygulandıkları ile de doğrudan bağlantılıdır. Fikri mülkiyet hakları sadece büyük ölçekli firmaların gündeminde olan bir konu değildir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için de yenilik faaliyetleri öncelikli bir konudur. Ancak küçük ve orta ölçekli işletmeler kısmen bilgisizlik, kısmen de yüksek maliyetleri nedeniyle fikri mülkiyet haklarından yeterince faydalanamamaktadır. Bu alanda devletler küçük ve orta ölçekli işletmelere yardımcı olmak amacıyla bu firmaların ihtiyaçlarına yönelik özellikli stratejiler, politikalar ve programlar geliştirmeli, ilgili kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini artırmalı ve bu firmalara danışmanlık hizmetleri sağlamalıdır Sözleşmelerin uygulanmasının kolaylaştırılması İtibar, tüm toplumlarda sözleşme uygulama performanslarının değerlendirilmesinde esastır. Yeni bir ortak ile sözleşme yapmaya karar verilmesi esnasında firmalar potansiyel ortağın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirme geçmişine bakmaktadırlar. Şirketler genellikle iyi bir geçmişe sahip ortak ile çalışmak isterler. İşte bu nedenle, bu bilgiyi sağlayan çeşitli kurumlar ortaya çıkmıştır. Bu kuruluşlar bireylerin ve şirketlerin güvenirliğine ve kredi performanslarına ilişkin bilgiler toplar ve finansal kuruluşlara, şirketlere ve iş ortamındaki diğer kurumlara sunarlar. 14 OECD, Policy Framework for Investment, s

19 Yürütülen devlet politikaları bazen ticari ve finansal bilgi akışına izin vermeyerek, bu firmaların oluşmasını engellemektedir. Bu amaçla, ilk olarak kredi değerliliğine ilişkin doğru bilginin dolaşımının önündeki engeller kaldırılmaya çalışmalıdır. 15 Büyük çaplı, karmaşık ve uzun süreli işlemlerin sayısı arttıkça mahkemelerin önemi de artmaktadır. İyi işleyen bir mahkeme sistemi yatırım ortamının temel taşlarının biridir. Mahkeme kararları zamanında ve öngörülebilir oldukça, şirketler herhangi bir anlaşmazlığın sonucunu daha iyi tahmin edebileceklerdir. Öngörülebilirlik, zamanındalık ve şirketlerin haklarını mahkemede arama olasılığı arttıkça, anlaşmazlık sayısı azalacaktır. Bir ülkedeki yargı sisteminin kendilerine karşı taraflı ya da yavaş olduğuna inanan veya söz konusu sistemin zamanında ve doğru karar almak için yeterli tecrübeye sahip olmadığını düşünen yabancı yatırımcılar için tahkim önemli bir unsurdur. Uluslararası tahkim, yerel mahkemelere anlaşmazlıkların götürülme olasılığını azaltan bir yöntemdir. Uluslararası tahkim önündeki engeller uluslararası konvansiyonlara katılım sağlanarak ve alınan kararların uygulanması için etkili mekanizmalar geliştirilerek kaldırılmalıdır. 16 Birçok ülke imzalamış oldukları uluslararası antlaşmalar ile yatırımcılar ile ev sahibi ülke arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için uluslararası tahkime başvurulmasına izin vermektedir. Bu şekilde anlaşmazlıkların çözümü için ilave yöntemler ortaya çıkmakta, yatırımcıların hakları daha iyi bir şekilde güvence altına alınmakta ve en önemlisi, hükümetler kanunun üstünlüğüne olan inançlarını bir kez daha teyit ederek yatırımcıların güvenini kazanmaktadır Suçların azaltılması Hırsızlık, sahtecilik ve bireylere ve mülklere karşı işlenen diğer suçlar yatırım ortamına zarar vermektedir. İşlenen suçlar şirketleri yatırım yapmaktan uzaklaştırır ve iş yapma maliyetlerini artırır. Araştırmalar göstermektedir ki suçluları caydırmak 15 Dünya Bankası, s Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s

20 amaçlı daha etkili suç önleme programları uygulamaya konulmalı ve kanunlar daha sıkı bir şekilde uygulanmalıdır. Modern anlamda polis sistemi problem odaklıdır. Tekrar eden suç problemlerini tanımlamaya ve diğer resmi kurumlar ve sivil örgüt kuruluşları ile ortak çalışmalar ile bu problemlere neden olan koşulları değiştirmeye çalışır. Bu teknik suç haritalaması, toplumun diğer kesimleri ile çalışma ve araştırma tekniklerini ön plana çıkarır. Diğer taraftan polislik insan haklarından ayrı olarak düşünülemez. Devletler adalet sistemindeki önleyici tedbirleri artırmaya çalışmalıdırlar. Son araştırmalar göstermektedir ki iyi oluşturulmuş suç önleme programları adli 0yöntemlerinden daha az maliyetlidir Mülkün bedelsiz kamulaştırılmasının sonlandırılması Mülkiyet haklarının korunmasının ayrılmaz bir parçası da devlet tarafından gerçekleştirilen mülk kamulaştırması durumunda uygun bir tazminat verilmesidir. Zamanında, uygun ve etkili bir tazminat mekanizması hükümetlerin kamulaştırma politikalarında tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurmalarını zorunlu kılmaktadır. Zamanında, uygun ve etkili tazminatlar ile kamulaştırmanın yatırım ortamı üzerindeki olumsuz etkileri de hafifletilmiş olacaktır. Kamulaştırmanın yatırım ortamı üzerinde yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle yönetimler kamulaştırmaya alternatif olabilecek politikaları da göz önünde bulundurmalıdırlar. 19 Tüm hükümetler bazı koşullar altında mülk alma hakkını saklı tutarlar. Kamulaştırmanın oluşması için mülkiyetin tamamen veya tek bir seferde alınması gerekli değildir. Vergiler çok yüksek düzeylere yükseltilebilir veya düzenlemeler o kadar sıkı hale getirilebilir ki mülk sahibi malını düşük bir fiyata satmaya zorlanabilir. Kamulaştırma yabancı yatırımcıları daha çok etkilemektedir çünkü yabancıları hedeflemek siyasi açıdan daha caziptir ve anlaşmazlıklar mahkemeye taşındığında yerel mahkemeler yönetim aleyhine karar vermeye istekli değildirler. Değişen 18 Dünya Bankası, s OECD, Policy Framework for Investment, s

21 koşullar altında taşınmaları mümkün olmadığından büyük ve taşınamaz yatırımlar daha çok risk altındadır. Hükümetler kamulaştırmanın sadece kamu yararı için yapılacağı ve yapıldığı takdirde de yeterli ve etkin tazminat ödeneceği hususunda açık olmalıdırlar. Kamu yararı kısıtlaması hükümetlerin bu yetkiyi özel çıkarları için kullanmasını engeller. Tazminat hükmü ise kamulaştırma durumunda şirketlerin kayıplarının toptan olmamasını sağlar. Ancak kamulaştırma durumunda tazminat bedelini belirlemek zordur. Kamulaştırma mülkiyet haklarının güvenliğine karşı devletlerin en doğrudan tehdididir. Politika belirsizliği ve öngörülemezlik mülkiyet haklarının değerini ilave riskler yaratarak düşürmektedir. 20 Eğer toprak veya diğer mülklerin kamulaştırılmasına hükümet tarafından karar verilirse, bu karar kamu çıkarı doğrultusunda verilmeli, hukuki bir süreç izlenmeli, ayrımcı uygulamalardan kaçınılmalı ve kamulaştırma ve tazminat bedelinin belirlenmesi sürecine ilişkin tüm kurallar açık ve şeffaf olmalıdır DÜZENLEME VE VERGİLENDİRME Şirketlere ve bu şirketlerin faaliyetlerine gerek ülke sınırları dahilinde, gerekse ülkeye giriş çıkışlarda uygulanan düzenlemelerin ve yapılan vergilemenin yatırım ortamı üzerinde büyük etkileri bulunmaktadır. Düzenlemeler pazar eksikliklerini hedefleyerek, verimli yatırım önündeki engelleri kaldırır ve şirket çıkarları ile toplum çıkarlarını uzlaştırır. Etkili vergilendirme politikaları ise yatırım ortamının geliştirilmesi ve diğer sosyal amaçların karşılanması için gerekli kamu hizmetlerinin finansmanı için kaynakları oluşturur. Yönetimlerin karşılaşmış oldukları en büyük engel bu hedeflere ulaşırken nasıl şirketlerin üretken yatırım yapması, iş yaratması ve böylece büyüme ve fakirliğin azaltılmasına katkıda bulunması için gerekli fırsat ve teşviklere zarar vermeyeceğidir. Birçok devlet sosyal hedeflere ulaşırken gereksiz 20 Dünya Bankası, s OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, Paris, 2006, s

22 maliyetler getirerek, belirsizlik ve riskleri artırarak ve rekabet engellerini oluşturarak yatırım ortamına zarar vermektedir Şirketlerin Düzenlenmesi Devletler şirketleri birçok amaç doğrultusunda, birçok alanda düzenlemektedir. Piyasaya kimlerin katılabileceğini, şirketlerin nerede kurulabileceğini, kullanılacak olan üretim sistemini, üretilen mal ve hizmetlere ilişkin kalite ve diğer özellikleri ve ürünlerin ne şekilde pazarlanacağı ve dağıtılacağını düzenlerler. Esasında, şirketlerin iş ve yatırım kararlarında düzenlemelerden etkilenmeyen bir yan bulmak zordur. 23 Devletlerin düzenleme politikaları düzenlemelerin yürürlüğe konması, güncellenmesi, uygulanması ve bu düzenlemelere firmaların uyumlarının takip edilmesine ilişkindir. Düzenlemelerde öngörünün ve amaçlar ile kurallar arasında uyumun sağlanması yatırımcıların güvenini sağlayan temel unsurlardır. Devlet içindeki düzenlemelerin yanı sıra özel sektöre yönelik düzenlemeler ile de şekillenen kamu hizmetlerinin kalitesinin iş ve yatırım ortamı üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Piyasalardaki liberalleşme süreci ile beraber, iyi tasarlanmış düzenleyici kurumlara olan ihtiyaç daha belirgin hale gelmektedir. Yatırımcılar açısından, düzenleyici politika devlet faaliyetlerine yol gösterici olacak şekilde prensipleri açık bir şekilde ortaya koymalı ve bu sayede yatırımcılar bu faaliyetlere ilişkin tereddütler yaşamamalıdırlar. 24 Hükümetler düzenleme politikalarında nasıl ilerleme kaydedeceklerdir? Piyasa eksiklikleri ile yönetim eksiklikleri arasında daha iyi bir dengenin oluşturulması ve yerel koşullar ile uyumun sağlanması bu sorunun çözümünde anahtar konumundadır. Düzenleme bir piyasa eksikliğini gidermeye yönelik olduğunda sosyal faydayı ve yatırım ortamını geliştirir. Bu durum piyasa ve yönetim eksikliklerinin değerlendirilmesini ve önerilen düzenleyici stratejinin yerel koşullar ile iyi uyum sağlamasını gerektirir. 22 Dünya Bankası, s Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s

23 Piyasa Eksiklikleri: Piyasa eksiklikleri dışsallıklar, bilgi problemleri ve tekellerden kaynaklanır. Bir ürünün üretilmesi ya da tüketilmesi diğer kurumlara maliyet getirirse (negatif), fayda sağlarsa (pozitif) dışsallık ortaya çıkmış olur. Çevre kirliliği klasik bir negatif dışsallıktır. Devletler oluşan kirliliği şirket teşvikleri ile toplum çıkarlarını uyumlaştırarak kısıtlamaya çalışır. Bu çalışma geleneksel yöntemler olan belirli faaliyetlerin yasaklanması veya çeşitli kurallar konulması gibi kontrol düzenlemeleri ile olabileceği gibi, mülkiyet haklarının tanınması veya ürünün vergilendirilmesi ile de olabilir. Bilgi problemleri sözleşme taraflarının mal veya hizmete ilişkin bilgiye eşit olmayan ulaşımında ortaya çıkar. Örneğin, tüketiciler bir malın kalite veya güvenirliğine veya hizmet sağlayıcısının özelliklerine ilişkin bilgiye sahip olmayabilirler. Yönetimler firmaların ürünlerine ilişkin belirli bilgileri açıklamalarını, ürün güvenliğinin bağımsız firmalarca onaylanmasını veya tehlikeli ürünlerin satışının yasaklanmasını isteyebilirler. Tekelcilik bir firmanın veya beraber hareket eden bir grup firmanın fiyatları rekabetçi düzeyin üzerine yükseltmek için yeterli piyasa gücüne sahip olması ve böylece tüketicilerin ve ekonomik etkinliğin aleyhine yüksek karlar elde ettiklerinde ortaya çıkar. Yönetimler tekelciliği rekabete ilişkin adil olmayan engelleri kaldırarak, şirketlerin rekabet karşıtı davranışlarını rekabet kanunları ile kısıtlayarak ve uç durumlarda mal ve hizmetlerin fiyat ve kalitelerini düzenleyerek engeller. 25 Yönetim Eksiklikleri: Bir piyasa eksikliğinin ortadan kaldırılmasını amaçlayan düzenleme topluma ve yatırım ortamına fayda sağlar. Ancak bir piyasa eksikliği bulunduğunda dahi beklenen fayda, muhtemel maliyeti geçtiğinde olaya el konulmalıdır. Bu durum piyasa eksikliklerini gidermeye yönelik çalışmalarda öncelikle bir fayda maliyet analizi yapılmasını gerekli kılar. Yapılacak maliyet analizi ise temelde yönetim eksikliklerine ilişkindir. Yönetim eksikliklerinin üç ana kaynağı vardır: Yönetim eksikliklerinin ilk kaynağı bilgi ve kapasite problemleridir. Devletler şirketler kadar yaptıkları düzenlemelerin maliyetler ve teşvikler üzerindeki etkilerine 25 Dünya Bankası, s

24 ilişkin bilgiye sahip değillerdir. Ayrıca bir takım düzenlemelerin uygulanması belli bir düzey teknik tecrübe gerektirir ve bu tecrübenin eksikliği etkinliğe zarar verir. Diğer bir yönetim eksikliği kaynağı çeşitli grupların çıkar sağlamak amacıyla giriştikleri faaliyetlerdir. Şirketler veya diğer gruplar çeşitli düzenlemeler ile kendilerini rekabetten korumak isteyebilirler. Kamu görevlileri ise düzenlemeleri aleyhte görüşler, hızlı kararlar ve ayrımcı uygulamalar karşılığında yolsuzluk için kullanabilirler. Diğer taraftan düzenlemeler katı özellikleri nedeniyle teknolojideki değişikliklere veya iş ortamındaki değişimlere kolay ayak uyduramazlar. 26 Unutulmaması gereken bir nokta bir ülkede iyi işleyen düzenlemelerin diğer ülkelerde çok farklı sonuçlara neden olabileceğidir. Bu göstermektedir ki düzenlemenin maliyet ve faydaları ve seçilen yöntem yerel koşullar dikkate alınarak belirlenmelidir. Ülkeden ülkeye farklılık gösteren kurumsal sistemler ve gelenekler düzenleyici politikaların tasarımı üzerinde etki sahibidir. Bu nedenle, düzenlemelerin kalitesini artırmak için uyum ve istikrarı gözetecek merkezi bir otoriteye ihtiyaç ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda oluşturulacak bir üst kurul yatırımcı çıkarları göz ardı edilmeksizin düzenlemelerin kalitesinin artırılmasına katkıda bulunacaktır. Süreç içerisinde tekrarları ve çelişkileri önlemek için, tüm yetkili kurumlar gelişmeler hakkında bilgilendirilmeli ve yeni bir önlem ya da reform hazırlığı aşamasında tüm yetkili kurumlara danışılmalıdır. Gelişmiş ekonomilerde bu süreç diğer bölgelerde geçerli düzenleme uygulama ve politikalarının da anlaşılmasını gerekli kılar. Diğer taraftan, düzenlemelerin kurumlar tarafından sahiplenilmesi ve kurumların bu düzenlemelere katılım isteği düzenlemelerin kalitesi üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Özel çıkarlar, güncelliğini kaybetmiş düzenlemeler, toplumun değişik kesimlerinden gelen çelişen baskılar ve düzenlemelerin çeşitli alanlarda uygulanmasında uyumun sağlanması düzenleyici kurumların karşısına çıkan en belirgin engellerdir Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s

25 Yönetim eksikleri ve zayıf kurumsal uyum gelişmekte olan ülkelerde yatırım ortamına zarar veren düzenleme yöntemlerinin yaratılmasına neden olabilir. Bu problemle başa çıkabilmek için üç aşamalı bir yöntem gerekir: Düzenlemelere ilişkin maliyetleri ve eksiklikleri belirlemek: Bütün düzenlemeler şirketlere belirli maliyetler getirir. İyi bir yatırım ortamı bu maliyetleri yok etmeyi hedeflemez, bu maliyetlerin sosyal çıkarları karşılamak için gerekli olandan fazla olmamasını hedefler. Hedef düzenleme yapılmaması değil, daha uygun düzenlemeler yapılmasıdır. Beklenen sosyal faydanın çok üzerinde maliyetler getiren düzenlemeler genellikle kırtasiyecilik olarak görülür. Düzenlemelerin etkinliğine ilişkin OECD ülkelerinde yapılan son çalışmalar göstermektedir ki düzenleme maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerde hem yatırımlar, hem de yatırımların üretkenliği düşük olmaktadır. 2. Düzenlemelere ilişkin belirsizlikleri ve riskleri azaltmak: Düzenlemelerin sık değiştirilmesi, tekrar yazılması veya düzensiz olarak yorumlanması veya uygulanması firmaların karşı karşıya oldukları riskleri artırır. Sonuç şirketler için uzun dönemli piyasaya girmeye ilişkin kararların alınmasının zorlaşması, üretim tekniği seçimi ve işe alım ve eğitimleri zorlaştıran belirsizliğin artmasıdır. Belirsizlik ayrıca faydalı reformlara tepkileri de artırır. Şirket araştırmaları göstermektedir ki düzenlemelerin öngörülebilirliğinin artırılması yeni bir yatırım yapılması olasılığını %30 artırmaktadır. Düzenleme belirsizliklerine ilişkin endişeler düzenlemelerin hiç değiştirilmemesi demek değildir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde değişim gereklidir ve düzenlemeler değişen iş ortamı ve tecrübelerden edinilen dersler ışığında gündemi yakalamak için gözden geçirilmeli ve gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Şirketler üzerindeki belirsizliğe ilişkin etkilerin en aza indirilmesi anahtar rolündedir. Bunun en iyi yolu önerilen değişikliklere ilişkin şirketlere ve diğer paydaşlara sürecin erken aşamalarında danışılmasıdır. Düzenleyici etki analizleri yeni ya da değiştirilen düzenlemelerin muhtemel faydalarını, maliyetlerini ve etkilerini incelemekte ve ölçmektedir. Düzenleyici etki 28 Dünya Bankası, s

26 analizleri ile politika yapıcılara seçeneklerini ve aldıkları kararların muhtemel ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlarını değerlendirmeleri için gerekli veriler sağlanmış olur. Mevcut sorunların yanlış anlaşılması ve atılacak adımların yan etkilerinin göz ardı edilmesi düzenleme çabalarının başarısızlığına yol açar. Düzenleyici etki analizleri problemlerin tanımlanmasında ve başvurulacak önlemlerin sorunlar ile ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda uyumlu olmasının sağlanmasında kullanılır. Birçok ülke düzenleyici etki analizlerini düzenlemelerin yatırımlar önünde gereksiz engeller oluşmasını önlemede kullanmaktadır. 29 Mevcut kuralların nasıl yorumlanacağı veya uygulanacağına ilişkin belirsizlik de önemli bir risk kaynağıdır ve özellikle sermaye yoğun ve sıkı bir şekilde düzenlenen sektörlerde çalışan şirketler için engel oluşturmaktadır. Öngörülebilirliği geliştirmek için uygulanabilecek en basit yöntem kanun ve düzenlemeler yazılırken mümkün olduğunca açık ve belirli olunmasıdır. 3. Rekabete ilişkin engellerin kaldırılması: Düzenlemeler rekabet üzerindeki etkileri ile de yatırım ortamını etkilemektedir. Şirketler kendi çıkarları doğrultusunda daha az rekabeti tercih ederken, rekabet yeni şirketler için fırsatlar yaratarak ve mevcut şirketleri yaratıcılık ve üretkenliği artırmaya teşvik ederek yatırım ortamı üzerinde önemli bir rol oynar. Düzenlemelerin rekabet üzerinde belirgin bir etkisi vardır. Maliyetleri veya şirketlerin karşı karşıya oldukları riskleri artıran düzenlemeler, yeni şirketlerin piyasaya girişlerini olumsuz yönde etkilerler ve rekabet baskısını gölgelerler. Ancak piyasaya giriş veya çıkış önündeki engeller ile firmaların rekabet karşıtı davranışlarını hedefleyen düzenlemeler rekabeti daha doğrudan etkiler. Piyasaya girişe ilişkin engeller birçok şekilde olabilir. Yeni bir iş kurmak için yerine getirilmesi gereken prosedürler en belirgin piyasaya giriş engelidir, ancak özellikle engel teşkil etmeyecek şekilde düzenlenebilirler. Ancak gereğinden yüksek kayıt ücretleri halen rekabet üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Diğer taraftan şirketler piyasadan çıkış engellerinden de etkilenirler. En belli başlı piyasadan çıkışa ilişkin engel iflas düzenlemeleridir. Bu düzenlemeler uzun ve maliyetli olduğunda zor 29 OECD, Policy Framework for Investment, s

27 durumdaki firmalar ve bunlara kredi sağlayanlar bu düzenlemeleri kullanmaya istekli olmazlar ve piyasa yeni şirketlerin girişlerini engelleyen başarısız şirketler tarafından işgal edilmiş olur. Düzenlemeler rekabet önündeki engellerin tek kaynağı değildir. Şirketler bir araya gelip karteller oluşturarak, tedarikçiler ve tüketicilerle kısıtlayıcı anlaşmalar yaparak, piyasa güçlerini uygun olmayan bir şekilde kullanarak veya rakiplerle birleşerek rekabeti yaralayabilirler. Bu davranışları düzenleyen rekabet kanunları artan sayıda ülkede uygulanmaya başlanmıştır. Düzenlemelere ilişkin reformda en sık başvurulan araçlardan birisi idarenin sadeleştirilmesidir. Sadeleştirme ile amaçlanan idari formalitelerin mümkün olabildiğince en aza indirilmesidir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere, tüm işletmeler üzerindeki idari yük ağır bir seviyededir. Düzenlemelerin işletmeler üzerindeki etkisi değerlendirilirken, sadece yeni yürürlüğe girmiş değil, tüm düzenlemelerin etkileri göz önüne alınmalıdır. Son dönemde, devletler bilgi işlem teknolojilerinin ağırlıklı olarak kullanılması ile işletmeler üzerindeki idari yükü hafifletmeye çalışmaktadırlar. İdari sadeleştirme birçok ülkede gündemde olan e-devlet çalışmalarının da önemli bir amacıdır. Kırtasiyecilik iş yapma maliyetlerini artırır, piyasaya girişin önünde engel oluşturur, yenilikçilik teşviklerini azaltır ve ekonomi içindeki rekabetçi baskıları düşürür. Aynı zamanda, iş planlaması ve yeni piyasa fırsatlarına hızlı bir şekilde cevap verilmesi önünde de bir belirsizlik yaratır. Sonuç olarak, hem yerel hem de yabancı yatırımları olumsuz yönde etkiler, ekonomi içindeki rekabetçi baskıları azaltır ve bu durum tüm ekonomiyi negatif yönde etkiler. Ancak sadeleştirme programlarının kapsamları iyi bir şekilde belirlenmelidir. Bu program kapsamına sadece iyi şekilde tasarlanmamış, uygulanmayan ve güncelliğini kaybetmiş düzenlemeler girmelidir. Bu düzenlemelerde reform çalışmaları ile işletmeler üzerindeki idari yükte gözle görülür bir azalma sağlanır ve yeni yatırımlar için teşvikler oluşur OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s

28 1.2.2 Şirketlerin Vergilendirilmesi Devletlerin yatırım ortamını geliştirecek hizmetleri de içeren kamu hizmetlerini sağlamak ve diğer sosyal hedefleri karşılayacak maliyetler için gelire ihtiyacı vardır. Diğer taraftan, vergiler şirketler için ise bir maliyet teşkil eder ve şirketlerin yatırım yapma ve istihdam yaratma isteklerini azaltır. Bütün toplumlar verimli, adil ve sürdürülebilir bir şekilde sosyal hedefler ile şirket istekleri arasındaki bu dengeyi nasıl sağlayacakları sorusuyla uğraşmaktadırlar. 31 Bir ülkenin vergi rejimi yatırımları olumlu veya olumsuz olarak etkileyecek temel bir politika aracıdır. İş ortamlarını destekleyen kamu programlarından sağlanan faydaya oranla daha yüksek bir vergi yükünün uygulanması veya rakip bölgelerde yürürlükte olan vergi oranından daha yüksek bir oranın konması yatırımları olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca bir ülkede geçerli vergi yükü sadece vergi hükümlerinin değil, aynı zamanda uyum maliyetlerinin de bir fonksiyonudur. Kural ve uygulamaların şeffaf olmadığı veya fazlasıyla karmaşık olduğu zayıf şekilde planlanmış bir vergi sistemi (vergi kanunları, düzenlemeleri ve idaresi), net karlılık üzerinde proje maliyetleri ve belirsizlik sermaye yatırımlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Kamu görevlilerine vergi muafiyetleri tanımada fazlasıyla yetki tanıyan sistemler yolsuzluğu teşvik eder ve cazip yatırım ortamını güvence altına alan iyi yönetişim hedeflerine zarar verir. Politika yapıcılar vergi sistemlerinin tam olarak öngörülebilen, kabul edilebilir bir vergi yükü getirmesi, vergi uyum ve idare maliyetlerini kontrol altında tutması ve proje riskini azaltması yönünde teşvik edilirler. Modern, rekabetçi, istikrarlı, şeffaf ve ev sahibi ülke ile ana ülke vergi sistemlerini çifte vergilendirmeyi önlemek amacıyla iyi kurulmuş bir vergi anlaşması ile bağlayan bir vergi sistemi hem yerel, hem de yabancı yatırımcılara güçlü olumlu sinyaller gönderir. Yatırımcılar, genel olarak ev sahibi ülkede düşük vergi oranlarının geniş olarak tanımlanmış kar tabanlarına uygulanmasını tercih ederler. Aynı zamanda, özel teşviklerde bazı durumlarda önemli rol oynayabilir Dünya Bankası, s OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s

29 Vergilendirme ve Yatırım Arasındaki İlişki Nedir? Fiziksel sermayeye ilişkin doğrudan yatırımlar ile vergilendirme arasındaki bağlantı incelenirken, gelişmiş ve aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin vergi sistemlerini oluşturan birçok vergi ile karşılaşılır. Bu vergiler kurumlar vergisi, stopaj vergileri, gümrük vergileri, gelir vergisi, sosyal güvenlik katkı payları, katma değer vergisi ve diğer vergilerdir. Vergilendirme ve yatırım arasında iki temel bağ bulunmaktadır. İlk bağ, vergilendirmenin vergi sonrası yatırım getirisi üzerindeki direk etkisidir. İkincisi ise hükümet programlarına kaynak yaratılmasında ve altyapı yatırımlarında, mesleki eğitim programlarında ve yatırım için uygun ortamın yaratılmasında kamu yönetimi girişimlerinin öneminde vergilendirmenin temel rolünü kabul eden bütçe etkisidir. Yatırımlardan elde edilen karın vergilendirilmesi vergi sonrası yatırım getirisini etkileyerek, yapılacak yatırım miktarı üzerinde doğrudan etki sahibidir. Teoride, yüksek (düşük) bir geçerli vergi oranının hem yerleşik yatırımcılar tarafından gerçekleştirilecek yatırımları, hem de yabancı doğrudan yatırımları olumsuz (olumlu) yönde etkilemesi beklenir. Ayrıca ev sahibi ülkenin vergi yükü hukuki hükümler ve uyum maliyetleri ile diğer ülkelere oranla çok yüksek olduğunda, yatırım kararları olumsuz yönde etkilenir ve belli durumlarda ev sahibi ülkede yatırım yapılmaması veya yeniden yatırım yapılması kararında etkili olur. Ancak cevaplanması gereken zor soru ne zaman, yani hangi koşullar altında ve hangi araçlarla, göreceli olarak düşük vergi yükü sermaye çıkışını önler, ilave yatırımları teşvik eder ve yere ilişkin faktörleri bir ülkenin lehine çevirir. Bu soruya cevap ararken politika yapıcılar mutlaka vergi hükümlerini dikkate almalıdırlar. Ancak vergi sisteminin şeffaflık düzeyi ve iş uyum maliyetleri de göz ardı edilmemelidir. Diğer taraftan, ev sahibi ülkedeki vergilendirme sistemi gelir bütçesine katkıda bulunarak veya gelir bütçesini kısıtlayarak yatırımları dolaylı olarak etkilemektedir. Bu noktada yatırımların bir ülkenin altyapı düzeyi (yollar, havalimanları, limanlar), işgücünün yetenek profili, kamu yönetiminin düzeyi ve vergi gelirleri ile desteklenen yatırım ortamının diğer yönleri tarafından olumlu ya da olumsuz olarak etkileneceği anlaşılmalıdır. 29

30 Yatırım kararlarında vergi dışı faktörlerin önemi doğru bir şekilde belirtilmektedir ancak kamu altyapı, eğitim ve yönetim politika ve programlarının ve yatırım ortamının diğer ana yönlerinin finansman ihtiyacı genelde atlanmaktadır. Birçok ülkede vergi gelirleri fonların önemli bir kaynağıdır (proje finansmanı için para basılması enflasyonist etki yaratır, borçlanma ise kısıtlamalara tabidir). Kurumlar vergisi ve yatırımlardan kaynaklanan diğer vergiler hükümet harcamalarının finansmanında kullanılan genel vergi gelirlerine katkıda bulunur. Bu vergiler toplam vergi gelirlerinin küçük bir oranını oluştursa da, yaratılan kaynak büyüktür ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerin finansmanında kullanılabilir. Bir ülkede yatırıma ilişkin vergilerin düşürülmesi ve yatırımcılara teşvikler sağlanması altyapının, işçi yeteneklerinin geliştirilmesi, yönetimin güçlendirilmesi ve yatırım önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik faaliyetlerde faydalanılacak kaynakların azalmasına neden olur. Bu nedenle birçok ülkede hedef yatırım için cazip vergi sistemlerinin ve yatırımcı paketlerinin oluşturulmasının yanı sıra aynı zamanda yatırımcılar için kritik öneme sahip kamu harcamalarının finansmanında kullanılan kaynakların kaybedilmemesidir Vergilendirmenin Yatırım Ortamı Üzerindeki Etkileri Devletler vergi koydukları müddetçe bunları ödeyenler şikayet etmişlerdir. Vergiler harcanan emekle kazanç arasındaki bağlantıyı zayıflatarak ve üretim sürecindeki girdilerin maliyetlerini artırarak şirketlerin üretken yatırım için isteklerini etkilemişlerdir. Yatırım isteklerini vergi oranlarının ve uyum maliyetlerinin her ikisi de etkilemektedir. Adil olmayan bir şekilde konduğunda veya uygulandığında vergiler rekabeti de olumsuz etkilerler. 34 Devletlerin ne kadar vergi geliri toplayacakları daha geniş hedeflerine dayanmaktadır. Bu bağlamda, bir ülkenin yatırım teşvik stratejisi ile uyumlu vergi yüküne karar verilirken ülkenin sunduğu risk/kazanç fırsatları, çerçeve koşullar, piyasa özellikleri ve ülkeye özgü kar olanakları dikkate alınmalıdır. Hükümetler 33 Ibid., s Dünya Bankası, s

31 vergi sistemlerini oluştururken veya yenilerken mükelleflerin beklentilerini de göz önünde bulundurmalıdır. Yatırımcılar genel olarak daha fazla risk/kazanç fırsatları için daha fazla vergi yükünü kabullenmeye razıdırlar. Genel olarak yatırımcılar, bir ülkedeki yatırımlar çerçeve koşulları, piyasa özellikleri ve ülkeye özgü kar olanakları göz önüne alındığında belli bir risk seviyesi için daha cazip vergi öncesi kar olanağı sunuyorsa, daha yüksek bir vergi yükünü kabullenmeye razı olurlar. Belli bir ülkeye özgü karlı bir yatırım fırsatı yatırım kararının vergi yükünden etkilenmemesine neden olur. Prensip olarak, ülkeye özgü kar üzerindeki vergi yükü yatırımlar olumsuz olarak etkilenmeden, ekonomik karın artırılabileceği noktaya kadar yükseltilebilir. Ancak ekonomik karın ülkeye özgü olmadığı durumlarda, bölgelerin değerlendirilmesinde vergi yüklerinin karşılaştırılması önemli bir rol oynar. Eğer bir ticari faaliyet aynı şekilde cazip vergi öncesi risk/kazanç profiline sahip oransal olarak daha düşük vergi uygulayan bir bölgede gerçekleştirilebilecekse, teoride yatırımcılar bu bölgeyi tercih ederler. Bir ülkedeki yerel kazançlar üzerindeki vergi yükü temel vergi hükümleri ve yerel ve yabancı şirketler tarafından uygulanan vergi planlama stratejileri göz önüne alınarak hesaplanmalıdır. Karmaşıklık, şeffaf olmama ve öngörülebilirliğin eksikliği nedeniyle ortaya çıkan uyum maliyetleri de hesaba katılmalıdır. Günümüzün karmaşık şirket yapıları ve işlemleri dikkate alındığında belli bir dereceye kadar karmaşık bir vergi sistemi beklenmelidir. Ancak yatırımcılar bir vergi sistemini diğerlerine oranla daha karmaşık bulduklarında, sistemi anlamak ve sisteme uymak için ortaya çıkan maliyetler yatırımcı ilgisini olumsuz yönde etkileyebilir. Böyle bir değerlendirmenin yapılabilmesi için öncellikle karmaşıklığın kaynakları belirlenmelidir. Bu değerlendirmede göz önüne alınması gereken bir başka konu vergi amacıyla kullanılan amortisman sistemi yapısının uluslararası kurallarla uyumlu olup olmadığıdır. Eğer amortisman sistemi iş çevreleri tarafından fazla karmaşık olarak nitelendirilirse, sistemi basitleştirmek için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Vergi uyum maliyetlerinin diğer bir önemli yönü şeffaflığa ilişkindir. Akılda tutulması gereken husus, basit bir sistemin bile şeffaflıktan yoksun olabileceğidir. 31

32 Politika yapıcılar vergi kanun ve düzenlemelerinin açık bir şekilde ve bu alanda eğitim almış kişiler tarafından yazıldığından emin olmalıdırlar. Vergi beyannameleri, açıklayıcı notlar ve bilgilendirme dokümanları tüm mükelleflerin kolayca erişebileceği şekilde olmalıdır. Belli bir dereceye kadar öngörülemezlik tüm vergi sistemlerinde olsa da, eğer ev sahibi ülkenin geçmişinde vergi sisteminin önemli unsurlarında sık ve büyük değişiklikler varsa, bu sistem öngörülemez olarak değerlendirilir. Çerçeve koşulların ve piyasa özelliklerinin zayıf olduğu durumlarda ilk öncelik zayıf yatırım ortamının nedenlerine verilmelidir. Vergi yükünün indirilmesinin ve vergi planlama fırsatları yaratılmasının ne kadar ilave yatırım getireceğine ilişkin gerçekçi tahminler yapılmalıdır. Daha düşük vergi yükü için özel vergi teşvikleri kullanılacağı durumlarda, bu teşviklerin proje maliyet ve risklerine getirecekleri ve kaynak dağılımı üzerindeki etkileri dikkate alınmalıdır. 35 Vergi Oranları: Vergi oranları devletin büyüklüğü ile yükün alternatif kaynaklara ne şekilde dağıtıldığının bir fonksiyonudur. Şirketler tarafından taşınan vergi yükünün payı etkinlik ve adalet düşüncelerinden etkilendiği gibi, gelirin toplanmasına ilişkin daha pragmatik düşüncelerden de etkilenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde dar vergi tabanlarının ve zayıf vergi idarelerinin hükümet gelirlerinin daha büyük bir kısmını şirketlerden ve ticari işlemlerden toplamaya yönlendirmesi gelişmiş ülkelerden daha yaygındır. Vergilerin şirketlere getirdikleri yük çeşitli açılardan farklılık gösterir. İlk olarak, şirketlerin vergi maliyetlerini tüketicilere veya çalışanlara yansıtmaları nedeniyle esas yük resmi yükten farklı olabilir. İkinci olarak, bazı şirketler ve faaliyetler yabancı yatırımlarda ve Ar&Ge faaliyetlerinde olduğu üzere, devletin bazı faaliyetleri teşvik etmeye çalışması veya ödül olarak özel vergi istisnalarından ve ayrıcalıklarından faydalanabilirler. Ayrıca birçok gelişmekte olan ülkede şirketlerin büyük çoğunluğu kayıt dışı olduğundan vergi ödememektedir. Küçük şirketler vergi yüklerini kayıt dışılık ve kaçırma ile azaltmaktadır. Büyük şirketler ise çeşitli özellikli vergi uygulamalarından faydalanarak ve hukuki 35 OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s

33 yöntemlerle vergiden kaçınarak vergilerini azaltmaktadır. Bu durum orta büyüklükteki firmalar için adil olmayan vergi yüküne neden olmaktadır. 36 Vergi İdaresi: Şirketler vergi idarelerini vergi düzeylerinden ayrı ve ilave bir engel olarak görmektedir. Vergi idarelerinde yaygın olan kırtasiyecilik ve yolsuzluk vergiye uyum teşviklerini zayıflatmakta ve kaçaklara neden olmaktadır. 37 Geniş bir vergi anlaşmaları ağı yatırım ortamının iyileştirilmesini amaçlayan ülkelere yardımcı olmaktadır. Vergi anlaşmaları ağı yatırımcılara vergi uygulamalarında öngörü sağlar, gelirin çifte vergilendirilmesinin kapsamını daraltır ve karın artırılıp, risklerin azaltılmasına yardımcı olur. Diğer taraftan, vergi anlaşmaları vergi idarelerine bilgi değişimi için gerekli olan çerçeveyi sağlayarak, vergi planlama çalışmalarının daha yakından izlenmesine olanak sağlar. 38 Vergiler şirketler arasındaki rekabet düzeyini iki ana şekilde etkilemektedir. İlk olarak birçok gelişmekte olan ülke vergi sistemlerini geleneksel olarak toplama kolaylığından dolayı ticaret vergilerine (gümrük ve ihracat vergileri) dayandırmaktadır. Bu durum yerel şirketler üzerindeki rekabet baskısını zayıflatmaktadır. Küresel bütünleşmeden faydalanmak amacıyla hükümetler rekabet üzerinde olumlu bir etki yaratacak şekilde şirketler üzerindeki ticaret vergilerini azaltmaktadırlar. Kayıp kaynaklarını ise katma değer vergisi uygulamaya koyarak ya da oranını artırarak kapatmaktadırlar. Vergilerin rekabeti etkileyen ikinci yönü ise aynı piyasada faaliyet gösteren yerel ve yabancı şirketlere farklı uygulamalar ile ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, daha önce de belirtildiği üzere orta büyüklükteki firmalar küçük ve büyük firmalara oranla dezavantajlı konumdadırlar. 39 Yatırım ortamının geliştirilmesi amacıyla daha iyi bir vergi politikasının düzenlenmesi etkinlik, adalet ve pragmatik uygulama ile beraber şirketleri üretken yatırım, istihdam yaratma ve zaman içinde vergi tabanının büyümesini teşvikte vergi politikalarının etkileri arasındaki dengeyi sağlamayı gerekli kılar. Bu yönde ilk adım vergi yükünün gerekenden fazla olmamasıdır. Bunun yanı sıra, vergi tabanının 36 Dünya Bankası, s Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

34 geliştirilmesi (kayıt dışı ekonomi ile mücadele), vergi yapısının sadeleştirilmesi ve vergi idaresinin birçok yönden geliştirilmesi faydalı olacaktır Yatırım Ortamının Geliştirilmesi Amacıyla Vergi Politikasının Düzenlenmesi Vergi Tabanının Genişletilmesi: Yeni şirketlerin kurulmasının önündeki engellerin en aza indirilmesi hem büyümeye katkı sağlayacak, hem de vergi tabanını genişleterek mevcut şirketler üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi için fırsat yaratacaktır. Mevcut şirketlerdeki kayıt dışılık ile mücadele daha ayrıntılı bir program gerektirir. Zorlayıcı uygulamalar ile büyük ölçekli şirketlerin vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi vergi tabanının genişletilmesi açısından yararlı olabilir. Diğer taraftan, vergiye uyum vergi yapısının ve idaresinin sadeleştirilmesi ile de teşvik edilebilir. Şirketlerin kayıtlı ekonomiye katılımının önündeki engellerin en aza indirilmesi (iş kaydı için yerine getirilmesi gereken prosedürlerin basitleştirilmesi ve diğer adil olmayan düzenleyici baskıların kaldırılması) önemli bir rol oynayabilir. 2. Kayıt Dışı İle Mücadele: Bütün küçük ölçekli şirketlerin tüm vergilere ve düzenlemelere uyumunu sağlamak ulaşılabilir bir hedef olmayabilir. Bu şirketleri uyuma zorlamak kapanmalarına neden olabilir ki bu da büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratacaktır. Diğer taraftan, küçük ölçekli şirketlerin kayıt altına alınması gelirde çok büyük bir artışa neden olmazken, vergi toplama maliyetini belirgin bir şekilde artırabilir. 3. Vergi Yapılarının Sadeleştirilmesi: Karmaşık vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi üç temel nedenle faydalıdır: İlk olarak, istisnaların çok olduğu vergi sistemleri şeffaf değildir. Belli gruplar bu istisnalardan faydalanırken, gelir düşer ve diğer gruplar üzerindeki vergi yükü ağırlaşır. İkinci olarak bu sistemler yolsuzluk için fırsat sağlamaktadır. Son olarak karmaşık sistemler idare maliyetlerini artırmaktadır. Büyük ölçekli şirketler 40 Ibid.,

35 kaynaklarının bir miktarını toplam vergi yükünü azaltmak için ayırmaktadırlar. Bu durum vergi idaresinden ve denetimden sorumlu yapılar üzerindeki yükü artırmaktadır. 4. Vergi İdarelerinin Özerkliğinin Artırılması: Gelir toplamayı artırmak ve uyum maliyetlerini azaltmak için genel bir strateji gelir idaresine daha fazla özerklik tanımaktır. Özerk vergi idareleri geleneksel bakanlıklardan daha iyi performans göstermektedirler. Ancak özerklik, hesap verebilirlik ile dengelenmek zorundadır. Özerk bir idarenin günlük işlemleri üzerinde kontrole ihtiyacı olduğu gibi, vergi mükellefleri ile ilişkisi dahil olmak üzere tüm performansı için hesap verebilir olması önemlidir. 5. Vergi İdaresindeki Yolsuzluklarla Mücadele: Vergi otoritesindeki yolsuzluk vergi toplama çabalarına zarar verir. Devletler yolsuzlukla mücadele için çeşitli önlemler alabilirler. İlk olarak, vergi idaresi çalışanları ile vergi mükellefleri arasındaki direk irtibat otomasyon ve bilgi işlem prosedürleri, taahhuk için üçüncü parti bilgilerinin kullanımının artırılması ve stopaj uygulamalarının yaygınlaştırılması ile en aza indirilebilir. İkinci faydalı bir yöntem ise, vergi idaresinin vergi çeşidine göre değil, fonksiyonel bir şekilde yapılanmasıdır. Böylelikle vergi idaresi çalışanları ile mükelleflerin ilişkiye girmeleri daha zor olacaktır. 6. Bilgi İşlem İle Uyumun Artırılması: Vergi idarelerindeki bilgi işlem sistemlerinin geliştirilmesi bazen faydalı olabilmektedir. Ancak tecrübeler göstermektedir ki bilgi işlem maaş yapısını ve insan kaynakları kısıtlarını içine alan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunda başarılı olmaktadır. Bilgi işlem projeleri vergi idaresini geliştiren diğer reformlarla birlikte uygulandığında daha iyi sonuçlar elde edilmektedir Sınırda Düzenlemeler ve Vergilendirme Şirketleri sınırları içinde vergilendirmenin ve düzenlemenin yanı sıra, devletler malları sınırda da düzenlerler ve vergilendirirler. Yabancıların sahip oldukları firmalara da ilave düzenlemeler ve kısıtlamalar getirebilirler. 35

36 Yerel işlemlerin düzenlenmesi pazar eksikliği gibi çeşitli nedenlerle açıklansa da, benzer tartışmaların ticaret ya da yabancı doğrudan yatırımlara ilişkin kısıtlamalara uygulanması zordur. Bu alandaki politikalar genel olarak yerel şirketlerin daha az rekabet baskısı ile karşı karşıya kalması tercihinden kaynaklanmaktadır. Dış ticaretin ve yabancı doğrudan yatırımların ülke ekonomisine yapmış olduğu katkıların artan bir şekilde anlaşılması hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde liberalleşme çabaları ile birlikte ticaret ve yatırım önündeki engellerin kaldırılmasına neden olmuştur. Ancak yatırım ortamını olumsuz yönde etkileyen bazı engeller hala bulunmaktadır. Yabancı yatırımcılara uygulanan ayrımcı kısıtlamaların genel olarak üç amacı vardır: İlk olarak, bu uygulamalar yabancı doğrudan yatırımları teşvik etmeyi amaçlar ancak yerel şirketler ile iş ortaklıkları kurulması veya diğer gereksinimlerin yerine getirilmesi ile yerel ekonomiye yayılması hedeflenir. İkinci olarak, özellikle hassas olarak değerlendirilen altyapı veya medya sektörlerine yabancı katılımının engellenmesi veya daha sıkı bir şekilde kontrol edilmesidir. Üçüncü amaç ise büyük, kısa süreli sermaye hareketlerinin sistemi bozucu etkilerinin kontrol edilmesidir. Son dönemde ticaret önündeki tarife ve tarife dışı engeller oldukça azalmıştır, ancak gümrük idaresine ilişkin kısıtlamalar ve eksiklikler yatırım ortamını hala etkilemektedir. 41 Uluslararası ticaret ile yerel ve yabancı yatırımlar arasındaki ilişki zaman içerisinde gelişmiştir. Bugün uluslararası yatırım daha çok verimliliğe katkı sağlayacak fırsatlar tarafından şekillenmektedir, yerel piyasalara erişim ve doğal kaynaklar giderek daha az oranda etkili olmaktadır. Bu koşullar altında, uluslararası standartlara uygun olmayan ticaret politikaları ve gümrük prosedürleri sınır ötesi ticarette gecikmelere yol açmakta ve maliyetleri artırmaktadır. Bu uygulamalar ise küresel tedarik zincirlerinden elde edilecek kazançları güçleştirmekte, kar oranlarını düşürmekte ve yatırımları olumsuz yönde etkilemektedir. Ticaret politikalarına ilişkin prosedürlerin uyumlaştırılmış yükümlülükler ve düzenleyici kurumlar arasında işbirliği ile sadeleştirilmesi ile yatırım ortamı açısından faydalı sonuçlar ortaya konabilecektir. Yatırım ve ticaret arasındaki ilişki nedeniyle ticaret 41 Ibid., s

37 politikasını tek başına ele almak mümkün değildir. Bu nedenle, gümrüklerin ve yatırım ortamı üzerindeki düzenleyici ve idari prosedürlerin etkilerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi gerekmektedir MALİ SİSTEM VE ALTYAPI İyi işleyen mali piyasalar, girişimleri için kaynağa ihtiyaç duyan şirketler ile borç verenleri ve yatırımcıları bir araya getirir ve risk paylaşımı için bir platform oluşturur. Diğer taraftan, iyi altyapı hizmetleri şirketleri müşterileri ve tedarikçileri ile bir araya getirir ve modern üretim tekniklerinden faydalanmalarına yardımcı olur. Mali sistem ve altyapıdaki eksiklikler ise yeni fırsatların önünde engeller oluşturur ve yerel girişimciler için olduğu kadar uluslararası şirketler için de maliyetleri artırır. Bu eksiklikler, piyasaya yeni girişleri engelleyerek, piyasada mevcut şirketlerin karşı karşıya oldukları rekabet koşullarını kısıtlar ve yenilik yapmak ve üretkenliklerini artırmak için teşviklerini zayıflatır. Bu eksikliklerin özellikle gelişmekte olan ülkelerde belirgin oldukları görülmektedir. Hem mali sistem, hem de altyapıya ilişkin problemlerin kaynağı piyasa eksiklikleridir. Mali sistemdeki eksiklikler bilgi asimetrisinden, altyapıdaki eksiklikler ise ölçek ekonomilerine ilişkin pazar gücünden kaynaklanmaktadır. Ancak bazı durumlarda yönetimin müdahaleleri durumu daha da kötüleştirmektedir. Mali piyasalar devlet sahipliği, tekeller, özellikli krediler ve siyasilerin ve diğer çıkar gruplarının kısa dönemli taleplerine yönelik politikalar ile baskı altına alınır ve bozulur. Bu önlemler mali sektörün gelişimini, firma düzeyinde üretkenliği ve ekonomik büyümeyi engeller. Altyapı hizmetleri de hükümetlerin devlet sahipliği ve etkin hizmet sağlamaya ilişkin olmayan amaçları ile bozulmaktadır. Her iki alandaki problemlerden daha çok küçük ölçekli şirketler etkilenmektedir. Devletler bu problemler ile yüzleşmektedirler, ancak ilerleme yavaş ve eşit olmayan bir şekilde gerçekleşmektedir. Hükümetlerin son dönemde izlemekte oldukları yöntemler hem mali sistem ve altyapıyı diğer firmalar için yatırım 42 OECD, Policy Framework for Investment, s

38 ortamının bir parçası olarak değerlendirir, hem de mali ve altyapı hizmet sağlayıcıları için yatırım ortamını geliştirmeye çabalamaktadır. İşte bu nedenle hükümetler finansal ve altyapı hizmet sağlayıcıları arasında rekabeti artırmaya, mülkiyet haklarını güvence altına almaya ve bu alanlarda daha etkin düzenlemeler yapmaya yönelik adımlar atmaktadırlar. Diğer taraftan, hükümetler altyapı hizmetlerini finanse ettiklerinde kamu kaynaklarının yönetimini geliştirmeye çalışmaktadırlar Mali Piyasalar Mali piyasalar, iyi bir şekilde işlediklerinde, şirketlerin yatırım fırsatlarını yakalamak için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlarlar. Şirketlerin aile bireyleri ve arkadaşlar tarafından sağlanan nakit akışı ve paraya bağımlılığını azaltıp, genelde küçük firmaların eksikliğini hissettiği dış kaynaklara ve borçlanmaya olanak tanırlar. Aynı zamanda iyi işleyen mali piyasalar hem direk olarak, hem de ürün piyasalarına yeni girişleri kolaylaştırarak şirketlerin performanslarını artırır ve etkinliklerini geliştirir. Şirketlerin ve hane halklarının risk yönetimi için yeni fırsatlar yaratır. Sonuç olarak, mali piyasalardaki gelişmeler üretkenlik ve ürünlerde hızlı bir artışa neden olur. Gelişmiş mali piyasalar aynı zamanda ekonomik büyüme üzerindeki etkileri vasıtasıyla fakirliğin azaltılmasına da katkıda bulunurlar. Gelir dağılımındaki eşitsizliği kredi kısıtlamalarını hafifleterek ve fakir hane halklarının yatırım fırsatlarına erişimini kolaylaştırarak azaltırlar. Ayrıca, fiyat kararsızlığını azaltarak, ekonomik istikrara katkıda bulunurlar. 44 Gelişmiş mali piyasalar aracılığıyla ödeme hizmetleri, tasarrufların yatırıma yönlendirilmesi ve yatırım yapmaya niyetli firmalar için gerekli finansman kaynakları sağlanmış olur. İyi işleyen mali piyasalar ürün piyasalarına yönlendirdikleri yeni girişler ile firmaların daha etkin ve disiplinli çalışmasına da katkıda bulunur. Hem firmaların, hem de hane halklarının karşı karşıya oldukları riskler ile daha iyi başa çıkmalarına yardımcı olur Dünya Bankası, s Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s

39 Ancak, iyi işleyen mali piyasalar için piyasa eksiklikleri ve politik ekonomideki sorunlar ile başa çıkabilmek gerekir. Piyasa eksiklikleri genel olarak bilgi asimetrisinden kaynaklanır. Borç arayan şirketler geri ödemeyi taahhüt ederler, ancak geri ödememe olasılığı da vardır. Eğer borç verenler borcun ifa edilememe durumunu doğru bir şekilde tahmin ederlerse, bu riske uygun faiz oranı ile kendilerini koruyabilirler. Borç verenler daha riskli durumlarda daha yüksek bir faiz oranı talep ederler, ancak riske ilişkin bilgileri tam değildir. Borç verenler daha yüksek faiz oranları talep ettiklerinde geri ödememe riski daha düşük olan şirketlerin cesaretini kırarlar. İşte bu nedenledir ki faiz oranlarının yükseltilmesi borç verenlerin karşı karşıya oldukları risk seviyesini yükseltir. Bu durum dürüst olmayan davranışlar ve zayıf sözleşme uygulamaları ile daha da karmaşık hale gelir. Diğer taraftan, borç verenlerin borç alanların bu parayı nereye harcadıklarına ilişkin tam bilgileri de yoktur. İşte bu eksiklikler şirketlerin borcu iyi bir teminatla güvence altına almadıkları veya iyi ilişkilerini kullanmadıkları durumlarda finansman bulmalarını zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda bu eksiklikler parası olan kişilerin cazip yatırım fırsatları bulmalarını ve borç vermelerini de engellemektedir. Bilgi asimetrisinden kaynaklanan eksikliklerin giderilmesinde hükümet politikalarının yanı sıra, bilgi işlem teknolojisinin yaygınlaştırılmasının katkıları da göz ardı edilmemelidir. Mali piyasalar aynı zamanda politik ekonomiden de etkilenmektedir. Mali piyasalara ilişkin devlet politikalarında güçlü grupların ve siyasilerin istekleri etkili olmaktadır. Bu piyasalardaki rekabette bu etkilerden zarar görmektedir. Pazar eksiklikleri ve siyasi baskılar nedeniyle devletler II. Dünya Savaşı sonrası dönemde belli çıkar gruplarına krediler sağlayarak ve finansal hizmetleri devlet bankaları aracılığıyla kendileri sunarak mali piyasalara müdahalelerde bulunmuşlardır. Yerel bankaları korumak amacıyla, yönetimler yabancı bankalar ve diğer finansal kuruluşlardan kaynaklanan rekabeti kısıtlamışlardır. Mali sektördeki devlet sahipliğini ve diğer müdahaleleri küçük ölçekli ve kırsal kesimdeki girişimcilerin krediye erişimini sağlamak amacıyla meşrulaştırmışlardır. Ancak bu müdahaleler genel olarak olumlu sonuçlar vermemiştir Dünya Bankası, s

40 İşte bu nedenlerle devletlerin son dönemlerde benimsedikleri yöntemler beş temel öğe içermektedir: Makroekonomik istikrarı sağlamak, rekabeti teşvik etmek, kredi verenlerin, alanların ve tüm paydaşların haklarını güvence altına almak, bilgi akışını sağlamak ve bankaların gereğinden fazla risk almamasını sağlamak. 47 Makroekonomik istikrarın sağlanması: Makroekonomik istikrar, diğer bir deyişle düşük enflasyon oranı, sürdürülebilir borçlanma ve gerçekçi döviz kurları, mali piyasaların etkin işleyişi için bir vazgeçilmezdir. Makroekonomik istikrarın sağlanamaması faiz oranları, döviz kurları ve fiyatlardaki oynaklığı artırır ve finansal kurumlar ve müşterilerine ilave maliyetler ve riskler getirir. Yüksek enflasyon finansal kurumların sermayesini aşındırır ve tasarrufları harekete geçirmelerini veya hizmetlerini genişletmelerini zorlaştırır. Yüksek mali açıklar faiz oranlarını yükseltir. Devlet kağıtlarının finansal kurumlarca tutulması özel sektörün krediye ulaşımını olumsuz yönde etkiler çünkü finansal kurumlar devlet kağıtlarına yatırım yapmayı şirketlere borç sağlamaktan daha karlı olarak görmeye başlarlar. Rekabetin teşvik edilmesi: Mali hizmet sağlayıcıların arasındaki rekabetin kısıtlanması ekonomik büyümeyi, işgücü büyümesini ve mevcut firmaların piyasadan çıkışını yavaşlatmaktadır. Piyasaya giriş engelleri, yabancı bankalara kısıtlamalar ve devlet bankaları gibi rekabete zarar verecek politikalar finansal sistemi ve ekonomik performansı etkilemektedir. Rekabete ilişkin bu engellerin kaldırılması bankacılık sektöründeki istikrarı artırmış, faiz marjlarını düşürmüş ve krediye ulaşım olanaklarını artırmıştır. Bazı durumlarda politika yapıcılar yabancılardan kaynaklanan rekabetin bankacılık sektörünü zayıflatacağını düşünmektedirler. Ancak, araştırmalar göstermektedir ki yabancı bankalar yerel bankaların etkinliğini ve performansını artırmış ve faiz oranı marjlarını düşürmüştür. Aynı zamanda yabancı bankalar uluslararası tecrübelerini kullanarak piyasaya yenilikler getirebilirler. 47 Ibid., s

41 Yabancı bankalara ilişkin diğer bir endişe ise küçük ve orta ölçekli şirketlerin krediye ulaşımını zorlaştıracakları yönündedir. Ancak, gene çalışmalar göstermektedir ki yabancı bankalar bu firmalar için krediye ulaşımı kolaylaştırmışlardır. Kredi verenlerin, alanların ve tüm paydaşların haklarının güvence altına alınması: Hükümetler tüm partilerin açık bir şekilde tanımlanmış hakları olmasını ve bu hakları kullanabilmelerini sağlayarak kredi verenlerin ve tüm paydaşların sorunlarını yumuşatabilirler. Güçlü bir hukuki çevre ve uygulama dış finansmana ulaşım ve mali piyasaların gelişimi için önem taşımaktadır. Kredi verenlerin hakları tam olarak güvence altına alınmadığında, finansal kurumlar geri ödememe riski yüksek olan şirketlere kredi sağlamaya niyetli olmayacaklardır. Hisse sahiplerinin hakları tam olarak güvence altına alınmadığında ise yatırımcılar şirketlere sermaye sağlamaya niyetli olmayacaklarıdır. Kredi verenler için tanımlanmış güçlü haklar oluşabilecek kayıplara ilişkin riski azaltacak ve böylece daha çok kredi için teşvik oluşturacaktır. Kredi verenlerin haklarının etkinliği aynı zamanda sağlam uygulama hükümlerine de bağlıdır. Birçok gelişmekte olan ülkede yaşanan yapısal değişikliklerle güçlü hisse sahibi haklarına ve iyi kurumsal yönetime olan ihtiyacın önemi vurgulanmıştır. Kurumsal yönetimdeki gelişmeler daha iyi yönetim, kaynakların daha etkin dağıtılması ve diğer verimlilik artışları ile şirketlerin performansında iyileşmelere neden olmuştur. Yönetişim, özellikle bilgi yönünden dezavantajlı konumda olan yabancı yatırımcılar için büyük önem taşımaktadır. Hisse senedi sahiplerinin haklarını etkin bir şekilde koruyan kanunlara sahip olmayan ülkelerde, şirketler gönüllü olarak şeffaflığı artırarak, uluslararası muhasebe standartları ile uyumlu finansal raporlar hazırlayarak ve bağımsız yöneticiler atayarak dış sermayeye erişimlerini geliştirebilirler. Böylelikle, yönetişim ilkelerinin tüm şirketler için mevzuat haline getirilmesine gerek kalmamaktadır. Bilgi akışının sağlanması: Kredi verenlerin bilgi eksikliğini giderme yollarından biri müşteri bilgilerini maliyetli bir şekilde kendilerinin toplamasıdır. Ancak gelişmiş ve gelişmekte olan 41

42 ülkelerde kredi verenler kredi bilgi kuruluşlarınca hazırlanmış raporlara dayanarak çalışmalarını devam ettirmektedirler. Bu raporlar borçluların geçmiş dönem borç yükümlülüklerini yerine getirme bilgileri içermektedir. Bu bilgiler ışığında kredi verenler borçluların gelecek dönem borç yükümlülüklerini yerine getirme kapasitelerine ilişkin tahminlerde bulunabilirler. Kredi raporlaması aynı zamanda borçluları yükümlülüklerini yerine getirmeye teşvik eder, çünkü bir kredi kuruluşuna yapılan geç ödeme birçok kurumca yaptırıma tabi olacaktır. Hükümetler kredi değerleme kuruluşları için krediye ilişkin bilginin paylaşılmasına izin veren bilgi koruma ve kredi raporlama kanunları koyarak ve uygulayarak destekleyici bir ortam yaratabilirler. Bu kanunlar ile tüketici hakları kendileri hakkında bilgi almalarına izin verilmesi, kredi raporlarının kimler tarafından kullanıldığına ilişkin bilginin açıklanması ve anlaşmazlıkların çözümü ve hataların düzeltilmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulması ile korunabilir. Hem olumlu, hem de olumsuz bilginin paylaşılmasına izin veren kanunlar daha fazla kredi verilmesini kolaylaştırmıştır. Risk alımının kontrol altına alınması: Yönetimler, bankalar ve diğer finansal kurumların risk alımlarını çeşitli nedenlerle kısıtlayabilirler. Kısıtlı pasif yapıları bankaların aşırı risk almalarına neden olur ve diğer sektörlerin tersine, böyle problemler sistematik krizlere yol açabilir. Bir bankanın yaşadığı sıkıntılar ödeme ve kredi sistemini zayıflatarak, tüm bankalara yayılacaktır. Ancak açık ya da örtülü mevduat sigortaları yönetimlerin beklentilerinin aksine, yatırımcıların ve diğerlerinin bankaları daha az takip etmelerine neden olarak problemi daha da kötüleştirecektir. İhtiyatlı düzenlemeler bankaların risklerini çeşitlendirmelerini ve sermayelerinin minimum bir oranını borçlara ayırmalarını zorunlu tutarak finansal kriz riskini düşürür. Uygulamaya konulan bu düzenlemeler ile bankalar yatırımcılar adına denetçiler tarafından denetlenir ve problemleri önlemek için gerekli önlemler zaman kaybetmeksizin alınır. Ancak bu düzenlemeler ile de soruna kesin çözüm sağlanamayabileceği unutulmamalıdır. Yerel bankacılık sektörüne yabancı yatırımcıların katılımına izin verilmesi kırsal ve dezavantajlı konumdaki bölgelere yönelik mevcut finansman politikalarının 42

43 uygulanmasına bir ayrımcılık getirmemelidir. Ev sahibi ülkedeki düzenleyici kurumlar bilgi paylaşımı düzenlemelerinden faydalanarak yabancı finansal kurumların işleyişine gerekli gözetimi yerine getirmelidirler. Makroekonomi ve yatırım ortamı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilecek sistematik istikrarsızlık riski kapsamlı ve oluşabilecek problemlere karşı önceden hazırlıklı bir mali sistem ile en aza indirmektedir. 48 Diğer alanlarda olduğu üzere, uygun düzenlemelerin seçimi ve etkin bir şekilde yönetilmesi genellikle kısıtlı olan finansal kaynakların etkin kullanımını ve teknik kapasite gerektirir. Diğer taraftan iyi niyet bazı durumlarda yolsuzluk ve kayırma ile bozulabilir Altyapı Modern telekomünikasyon hizmetlerine, güvenilir elektrik tedarikine ve etkin ulaşım ağlarına sahip şirketler diğer şirketlere nazaran öne çıkmaktadır. Daha çok yatırım yapmaktadırlar ve yatırımları daha üretken olmaktadır. Ancak birçok gelişmekte olan ülkede, şirketler ihtiyaçlarına cevap vermeyen koşullar ile karşı karşıyadırlar. 49 Altyapı yatırımlarına ne kadar kaynak ayrılacağı, yatırımların nereye yapılacağı ve ne çeşit yatırımlar yapılacağına ilişkin kararlar genel olarak siyasi nitelikli olarak değerlendirilmektedir. Bu fikrin arkasında altyapı yatırımlarının devlet tarafından inşa edilmesi, devletin mülkiyetinde bulunması ve yönetimlerinin devlet organlarınca yürütülmesi bulunmaktadır çünkü altyapı hizmetleri ekonomik ilerleme ve genel anlamda toplumun tamamı için vazgeçilmez niteliktedir. Bu nedenle, hükümetlerin altyapı yatırımlarına ne kadar kaynak ayrılacağına ve bu kaynakların ne şekilde dağıtılacağına karar vermede başvuracakları prosedürlere ihtiyaçları vardır. Bu prosedürler fayda-maliyet analizlerini, finansal raporlamayı ve fayda-maliyet analizleri sonuçlarını dikkate alan bir karar verme sürecini gerekli kılar. Bu süreç içerisinde, toplumun değişik kesimlerinin çelişen çıkarları arasındaki dengenin sağlanması gerekmektedir. Geleneksel yaklaşımda, bu görevler bakanlıklar aracılığı 48 OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

44 ile yerine getirilmektedir. Ancak tecrübeler göstermektedir ki, altyapı yatırımları bağımsız ve kendi performanslarından sorumlu otoritelere bırakıldığında bu alanda daha verimli çalışmalar ortaya çıkabilmektedir. 50 Altyapıya ilişkin ortak problemler: Yolların, limanların, elektrik şebekelerinin ve telekomünikasyon ağlarının inşası ve bakımı pahalıdır, ancak altyapıya ilişkin sorunlar sadece kaynak yetersizliğinden kaynaklanmamaktadır Piyasa gücü, geri dönülemez yatırımlar ve siyaset: Altyapı hizmetlerine ilişkin problemin kökeni ölçek ekonomisinin bir sonucu olan pazar gücü potansiyelidir. Esasında tüm altyapı faaliyetleri başlangıçta doğal bir tekel olarak düşünülmüştür, böylelikle belli bir pazara tek bir tedarikçi tarafından en az maliyetle hizmet sağlanacaktır. Ancak, hizmetlerde birçok tüketiciyi etkileyebilecek pazar gücünü kötüye kullanma potansiyeli ya özel tedarikçilerin sıkı bir şekilde düzenlenmesi yolu ile, ya da hizmetlerin kamu tarafından sağlanması yolu ile devlet müdahalesini gerekli kılmıştır. Kamu ya da özel sektör tarafından sağlansın, yönetimler altyapı hizmetlerinin sağlayıcılarının talep ettikleri fiyatları sıkı bir şekilde kontrol etmeye yönelmektedirler ve maliyetler arttığı zaman bile fiyat artışına izin vermeye isteksizdirler. Bu isteksizlik altyapı hizmetlerinin uzun süreli, taşınamaz yatırımlar olmaları nedeniyle başka problemlere yol açmaktadır. Bir kez inşa edildikten sonra, bir yol veya hidroelektrik barajı sökülüp, başka bir yere taşınamaz. Bu nedenle, altyapı yatırımcıları fiyat kısıtlamaları dahil olmak üzere, devlet düzenlemelerindeki değişimlere karşı savunmasızdırlar. Yatırım öncesinde, hükümetler fiyatların yatırımın maliyetlerini karşılayacak kadar yüksek olacağına güvence verirler, ancak daha sonra tüketicileri ve seçmenleri memnun etmek için fiyatları düşük tutarlar. Fiyatlar işletme maliyetlerini karşıladığı sürece, yatırımcılar hizmetleri sonlandırmakla tehdit edemezler. Altyapı hizmetlerine ilişkin problemin kökeninde iki anlaşılabilir endişe bulunmaktadır: Tüketiciler şirketlerin piyasa güçlerini kullanarak fahiş fiyat talep 50 OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

45 edeceklerinden endişe duyarlar, şirketler ise hükümetlerin düzenleyici güçlerini kullanarak maliyetlerini karşılamalarına engel olacaklarından endişe duyarlar. II. Dünya Savaşı öncesi özel şirketler dünya altyapısının büyük bir çoğunluğunu sağlamaktaydılar. Ancak, II. Dünya Savaşı sonrasında, bu endişeler ve piyasalar ve özel mülkiyet hakkındaki şüpheler altyapı hizmetlerinin kamulaştırılmasının yaygınlaşmasına neden olmuştur. Ancak, hizmetlerin kamu tarafından sağlanması durumunda da sorunlar değişik şekillerde yeniden ortaya çıkmıştır ve diğerleri ile birleşmiştir. Altyapı hizmetleri genellikle siyasi olmuştur ve hükümetler fiyatları maliyetlerin altında tutmuştur. Düşük fiyatlar genellikle düşük gelir gruplarına yardım etmek için gerekli olarak sunulmuştur ama faydalanıcılar hizmetlere erişimi olanlar olmaktadır ve toplumun fakir üyeleri fırsatı kaçırmışlardır. Aynı zamanda, hükümetler altyapı kuruluşlarını belli bölgelere yardım ve belli gruplara iş sağlamak amaçlı kullanmışlardır ve bu durum maliyetleri ve hizmetlerin etkin olarak sağlanmasını etkilemiştir. Yüksek maliyetler ve düşük fiyatlar ile kurumlar yatırımlarını kendi nakit akışları ve borçlanma olanakları ile finanse edemez olmuşlarıdır. Hükümetler kamu altyapı kurumlarına teşvikler sağladıkları sürece, bu işletmeler faaliyetlerine devam edebilir ve büyüyebilir. Ancak mali baskılar ve kamu hizmetlerine ilişkin artan memnuniyetsizlik nedeniyle, hükümetler büyük miktarlı teşvikler sağlamaya sürdürmeye isteksizdirler. Bu durum, devletlerin en azından bazı altyapı hizmetlerinin sağlanması için tekrar özel sektöre yönelmesine neden olmuştur. Hizmetlerin kamu tarafından sağlanması hala önem taşısa da, gelişmekte olan ülkelerde özel sektör katılımı yaygınlaşmaktadır. 2. Altyapılara ilişkin yatırım ortamının geliştirilmesi zorunluluğu: Altyapıya ilişkin problemlerin çözümü altyapı hizmeti sağlayıcıların performansının yatırım ortamı tarafından şekillendirildiğinin anlaşılmasını gerektirir. İyi yatırım ortamı altyapının geliştirilmesine yardımcı olur. Tüm altyapı firmalarının talepleri birbirinin aynıdır. Mülkiyet haklarının güvenliği ve düzenlemeler, vergilendirme ve yolsuzlukların oluşturduğu engeller tüm firmaları endişelendirir. İyi işçilerle çalışmak isterler ve finansman kaynaklarına erişim önemlidir. 45

46 Altyapı yatırımlarında taşınmazlık ve piyasa gücünden kaynaklanan sorunlar güvenilir mülkiyet haklarının önemini vurgulamaktadır. Altyapı firmaları sadece kamulaştırma hakkında değil, aynı zamanda hükümetin sıkı düzenlemeler getirerek karlılıklarını zayıflatacağına ilişkin endişeler de taşımaktadırlar. Bu sorunlar sadece küçük ölçekli firmaları değil, uluslararası şirketleri de etkilemektedir. Yönetimler düzenlemeleri ve altyapı yatırımcılarının haklarını tek taraflı olarak değiştirilemeyecek sözleşmelerle düzenlerler ve yatırımcıların yerel mahkemelerin bağımsızlığına ve güvenirliğine inanmadıkları durumlarda anlaşmazlıkların yerel ya da uluslararası tahkimce çözümlenmesine izin verirler. Kuralların uygulanmasına ilişkin karar verme yetkisi siyasilerin günlük politik baskılarından daha uzak olan bağımsız düzenleyici kurumlara verilmiştir. Bağımsız düzenleyici kurumların oluşturulması yatırımcıların korunması ve kamu meşruluğu gibi iki rakip talebin uzlaştırılması olarak görülebilir. Eğer meşruluk görmezden gelinirse, yatırımcıların mülkiyet hakları ve kurallar bağımsız uluslararası uzmanlar tarafından yorumlanıp, ciddi anlaşmazlıklar uluslararası tahkim tarafından çözümlenirse yatırımcı hakları en iyi şekilde korunmuş olur. Siyasi ve fiyata ilişkin baskılara daha açık olduklarından ulusal düzenleyici kurumlar, yerel mahkemeler ve tahkim yatırımcılar açısından riskleri artırır. Ancak ulusal kurumlarca alınan kararlar düzenin devamını sağlayarak, kamu meşruluğunu pekiştirir. Rekabet, meşruiyeti artırarak ve yatırımcıların mülkiyet haklarını güçlendirerek, altyapı endüstrilerini geliştirme gücü sağlar. Firmaları daha etkin olmaya ve fiyatları düşürmeye teşvik eder. Sonuç olarak, tüketiciler paralarının karşılığını aldıklarına inanırlar. Oluşturulan rekabet ortamı sayesinde devletler de yatırımcı çıkarları ile çelişen düzenlemeler yapmak zorunda kalmazlar. Altyapı hizmetlerine özel sektörün katılımının gerçek faydası altyapı hizmetlerinin sağlanmasının siyasi ekonomisini değiştirmesinde yatmaktadır. İlk olarak, hükümetler hizmet sağlayıcısı olmadıkları durumda, gerçek anlamda rekabete daha kolay izin verirler. Böylelikle, özel sektör katılımı rekabetin faydalarından yararlanmak isteyen bir stratejinin parçası olabilir. İkinci olarak, özel yatırımı teşvik amacıyla, yönetimler fiyatların maliyetleri karşılayacağına ve ticari işlemlere 46

47 karışmayacaklarına ilişkin taahhütte bulunmalıdırlar. Yönetimler bu taahhütte bulunduklarında ve tüketicileri haklarının korunduğuna ikna ettiklerinde, altyapı hizmeti sağlayıcıları için iyi bir yatırım ortamı oluşturulmasında önemli bir adım atmış olurlar. 3. Kamu yönetimine ilişkin eksiklikler: Altyapı hizmetlerinin sağlanmasında özel sektör katılımı önemli bir rol oynasa da, devletler altyapı hizmetlerinin, özellikle yolların en önemli kaynak sağlayıcısı ve tedarikçisi olmaya devam etmektedirler. Devletler altyapı hizmetlerini sağlamadıkları veya finanse etmedikleri durumlarda ise bu hizmetler için bazen doğrudan, bazen de garantiler ve diğer araçlarla dolaylı teşvikler sağlamaktadır. Ancak devlet bütçeleri kısıtlı olduğundan, hükümetler altyapıya ne kadar harcama yapacaklarına, bu harcamaları nasıl dağıtacaklarına ve nasıl yöneteceklerine karar vermek durumundadırlar. Bu soruların cevaplanması hem teknik olarak, hem de siyasi olarak zordur. Hükümetler altyapı hizmetlerini sağladıklarında, yönetimi nasıl en iyi şekilde düzenleyeceklerini de düşünmek durumundadırlar. 1.4 İŞGÜCÜ PİYASALARI Dünya çapında tüm ülkeler vatandaşlarına daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler sağlama ortak hedefini paylaşmaktadırlar. Önümüzdeki dönemde, gelişmekte olan ülkelerde iki milyar işgücünün emek piyasalarına katılacak olması bu ortak hedefe ulaşılmasını zorlaştıracaktır. Ancak, firmaların genişlemesi için gerekli fırsat ve teşvikleri sağlayan bir yatırım ortamının oluşturulması bu hedefe ulaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bu hususta hükümetlere büyük görev düşmektedir. Eğitim ve öğretim için devlet desteği bireylerin gelişimini, firmaların yeni piyasalara girmelerini ve değişen koşullara uyum sağlama yeteneğini etkilemektedir. İşgücü piyasalarının düzenlenmesi genellikle işçilere yardım amaçlıdır, ancak bu düzenlemeler şirketler için önemli bir kısıt oluşturabilir. Uygun şekilde tasarlanmamış düzenlemeler firmaları daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler yaratmaktan alıkoyar ve kayıt dışı ekonominin oluşmasına yol açar. Bu durum bazı 47

48 çalışanlar için olumlu olarak düşünülse de, işsiz, vasıfsız ve kayıt dışı ekonomide çalışanlar için durum tersinedir. İstihdama ilişkin kamu politikaları işçilere işgücü hareketliliği ile başa çıkmada yardımcı olurken, işgücü dağılımının en verimli şekilde gerçekleştirilmesini de kolaylaştırır. Teknolojik ilerleme yüksek verimliliğe ve ekonomik büyümeye neden olurken çalışma koşullarını geliştirmekte ve ücretlerde artışa yol açmaktadır, ancak firmalar ve endüstriler daha hızlı bir değişim ile karşı karşıyadırlar. 52 İnsan kaynaklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar eğitim, işgücü yetenekleri, sağlık, işletmelere uygun yetenekte insan kaynaklarının sağlanması ve yeni değişimler karşısında kolaylıkla uyum sağlayabilme gibi çok yönlü bir yaklaşımı gerekli kılar. Bu alanların her biri yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik çalışmalarda bir alan oluşturmaktadır. Ancak bu alanlar birbiri ile yakından ilişkilidir ve tek başlarına düşünülmeleri mümkün değildir. Bu nedenle insan kaynaklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar politikalar arasındaki ilişkileri dikkate alan, kapsamlı ve uyumlu bir çerçeve içerisinde ele alınmalı ve ülkenin uygulama kapasitesi gözden kaçırılmamalıdır. Aynı zamanda, değişen teknoloji ve ekonomik yapının gerekli kıldığı yeni yeteneklere cevap verebilecek esnek bir yapı bu çerçeveye yerleştirilmelidir. Bu hedef politika yapıcılar ile tüm paydaşlar arasında sıkı bir işbirliğini gerekli kılmaktadır. 53 Yönetimler insan kaynaklarına yönelik izledikleri politikalarda üç alana yoğunlaşmalıdır: Vasıflı ve sağlıklı işgücünün teşvik edilmesi, işgücü piyasasına müdahalelerin tüm işçilerin faydalanacağı şekilde tasarlanması ve işçilerin daha dinamik bir ekonomideki değişimler ile başa çıkmalarına yardım edilmesi. 54 Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmaları insan kaynaklarının geliştirilmesi gayretleri ile beraber yürümektedir. Firmaların yeni ve daha verimli teknolojileri adapte etmesi vasıflı işgücünü zorunlu kılar ve diğer taraftan, iyi bir yatırım ortamı eğitime yapılan yatırımın karşılığını artırır. Yönetimler eğitim politikalarını daha katılımcı ve firmaların ihtiyaçları doğrultusunda tasarlamalılar ve eğitim hizmetlerine ilişkin yatırım ortamını geliştirmelidirler. 52 Dünya Bankası, s OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

49 İşgücü piyasalarına yönelik müdahaleler tüm çalışanları kapsayacak şekilde düzenlenmelidir. Birçok gelişmekte olan ülkede işgücü düzenlemeleri az sayıda çalışana sıkı koruyucu önlemler getirirken, kayıt dışı ekonomide çalışanlar için kısıtlı ya da hiçbir koruyucu önlem sunmamaktadır. Düzenlemelere ilişkin stratejiler toplumun değişik kesimlerinin çıkarlarını ve yerel koşulları yansıtacak şekilde oluşturulmalıdır. Çalışanların değişen koşullar ile başa çıkmalarına yardım amaçlı mekanizmaların yetersizliği girişimciliği ve çalışanların uyum yeteneklerini engellemektedir. Bu durumda firmalar tüm toplumun çıkarlarına olan reformlara da karşı çıkabilmektedirler. Bu sorunla mücadelede işsizlik sigortaları başvurulabilecek bir sistemdir. Vasıflı ve sağlıklı işgücünün teşvik edilmesi: İnsanların yetenek ve sağlıkları topluma katılımlarını, yoksulluk ile mücadeleyi, ekonomik ve doğal risklerle başa çıkmalarını ve üretim artışlarına ve büyümeye katkıda bulunmalarını etkilemektedir. Vasıflı ve sağlıklı işçilerin hazır bulunması firmaların yeni teknolojileri kullanma, büyüme ve yeni piyasalara girme kararlarını da etkilemektedir. Eğitim, farkındalığı ve bilgiye erişimi artırarak sağlığı geliştirmektedir. Sağlık ise eğitim teşviklerini güçlendirmektedir. İyi eğitim ve sağlık koşulları ise büyümeyi mümkün kılmaktadır. Büyüme ile birlikte eğitime ve sağlığa yatırım yapılması mümkün olmaktadır. Eğitim ile yaşam koşulları arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Ancak bu bağın gücü eğitim kalitesine ve firmaların daha yetenekli kişiler ile çalışma isteklerine dayanmaktadır. 55 Hem kız çocukları, hem de erkek çocukları için temel eğitime erişim bir haktır ve ilk ve orta eğitim gelişim için gerekli ön koşullardandır. Temel eğitim tabanının geliştirilmesi insan sağlığı üzerinde de etkiye sahiptir. Temel eğitim olanaklarının sağlanması ileri düzeyde eğitimi mümkün kılar. İleri düzeyde eğitim ile mesleki 55 Ibid., s

50 eğitim ise iş ortamına yapılan yatırımların faydalarının tam olarak gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. 56 Okula devam bireysel maaş artışlarına neden olmaktadır. Ancak eğitim ile üretim artışı arasındaki bağın kurularak, sosyal kazançların ortaya çıkması devletlerin izledikleri politikalara dayanmaktadır. İnsan kaynaklarına yatırım ile büyüme arasındaki ilişki eğitim hizmetlerinin veriliş yöntemi ve yeteneklerin ekonomide nasıl dağıtıldığı ile şekillenmektedir. Ancak yatırım ortamının gelişmesi ile beraber insan kaynaklarına olan talep artmaktadır. Firmalar daha çok fırsat ile karşılaşıp, yeni teknolojilere erişim şansı yakaladıkça, daha yetenekli kişiler ile çalışmak isteyecekler ve büyüme amaçlı faaliyetlere girişeceklerdir. Yeni teknolojilerin kullanımı değişim ile ilgilenebilecek vasıflı çalışan ihtiyacını ortaya çıkaracaktır. Bu durum değişik şekildeki firmalar ve değişik düzeydeki teknolojik gelişmede de geçerlidir. Uluslararası firmalarca gerçekleştirilen teknoloji transferleri ve yerel firmalarca teknolojinin adapte edilmesi asgari düzeyde insan kaynakları ve eğitimi gerekli kılar. Yeni teknolojiler yetenekli insan kaynaklarını gerekli kılan örgütsel değişimi de beraberinde getirir. 57 Eğitimli personel eksikliği yatırımın geliştirilmesi önünde bir engeldir ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde işgücü yoğun sektörlere yatırım yapılmasını zorlaştırmaktadır. Eğitimli personel eksikliği tüm dünyada geçerli bir sorun olsa da, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ve küçük ölçekli işletmelerde daha belirgindir. Üretim sistemlerinde değişikliğe gitmek isteyen firmalar için vasıflı işgücünün eksikliği ciddi bir problem olarak görülmektedir ve bu firmalar özellikle kendi çalışanlarının eğitimine yatırım yapmaktadır. Büyük firmalar kendi çalışanları için hizmet içi eğitim programları düzenleyecek kaynaklara sahipken, küçük ölçekli firmalar bu kaynaktan yoksundur. Sonuç olarak, uluslararası büyük işletmeler kendi eğitim programlarını düzenlediğinden, gelişmekte olan ülkelerin vasıfsız işgücü ile bir kısır döngüye girme tehlikeleri bulunmaktadır. Potansiyel üretim kayıplarından kaynaklanan makroekonomik maliyetler büyük ölçüde olabilecektir. Bu durum, 56 OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

51 hükümetleri yatırım ortamını iyileştiren ve özellikle yabancı yatırımcıları yüksek nitelikli işgücü gerektiren sektörlere çeken eğitim programlarına destek vermeye yöneltmektedir. 58 Yetenekli bir işgücünün oluşturulması amacıyla, devletler şu yollara başvurabilir 59 : 1. Eğitim olanaklarının genişletilmesi amacıyla kamu desteği: Kamu desteği ile beraber eğitim olanakları tüm halkı kapsayacak şekilde genişletilebilir. 2. Eğitimde belli bir kalite düzeyinin sağlanması: Asgari kalite gereklilikleri ve belli bir kalite düzeyinin sağlanmasına yönelik sertifikalar ve akreditasyon, okullarda ve üniversitelerde kaliteyi artırmak amaçlı kullanılabilir. Tecrübeler göstermektedir ki kalite garantileri en iyi şekilde kamu ve özel sektör hizmet sağlayıcıları üzerinde yetkiye sahip, açık standartlara dayanan raporlar hazırlayan ve hazırladığı raporlar kamuya açık olan bağımsız denetçilerce sağlanmaktadır. 3. Eğitimde özel sektörün teşvik edilmesi: Eğitim hizmetlerinde özel sektör piyasası öğrencilere daha çok seçenek sunacak şekilde son yıllarda hızla büyümektedir. Özel eğitim fırsatlarının genişlemesi eğitim alanında yatırım ortamının iyileştirilmesini de gerekli kılmaktadır. Özel eğitim kurumları diğer firmaların karşılaşmış oldukları aynı kısıtlamalarla karşı karşıya olmakla beraber, tam olarak tanımlanmamış düzenleyici çerçeve ve kamu eğitim kurumlarına yönelik ayrımcı uygulamalar nedeniyle de sorunlar yaşamaktadırlar. Değişik alanlarda kamu özel sektör ortaklıkları ile de özel sektör eğitim faaliyetlerine dahil edilebilir. 4. Yaşam boyu öğrenmenin desteklenmesi: Yaşam boyu öğrenme ekonomik ve teknolojik değişimlerle beraber çalışanların uyum kabiliyetlerini ve iş bulma olanaklarını artırmaktadır. Birçok çalışan iş başında eğitim faaliyetlerine katılmakta olsa da, bu eğitimler çalışanların teknolojideki ciddi değişimler karşısında uyumu ve değişik iş fırsatları yakalayabilmeleri için 58 OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s Dünya Bankası, s

52 yeterli değildir. Diğer taraftan, firmalarda çalışanlarını başka şirketlere kaptırma olasılığı nedeniyle bu faaliyetlere çok kaynak ayırmak istememektedir. Bu nedenle devletlere yaşam boyu eğitimin desteklenmesi konusunda önemli bir görev düşmektedir. İşgücü piyasasına müdahalelerin tüm işçilerin faydalanacağı şekilde tasarlanması: Yatırım ortamının gelişmesine yardımcı olacak iş koşullarının yaratılması rekabetçi bir işgücünü gerekli kılar. Rekabetçi bir işgücü ile kaynakların en etkin şekilde kullanımı mümkün olacaktır. Birçok piyasada kaynakların en etkin şekilde kullanımı mümkün olabilmekle beraber, ortaya çıkan sonuçlar toplum tarafından kabul edilemezdir. Bu nedenle, devletler sosyal hedeflere ulaşmak amacıyla işgücü piyasalarına müdahalede bulunmaktadır. Ancak bu müdahale politikalarının tasarlanması ve uygulanması bazı durumlarda yatırım ortamına zarar verebilmektedir. 60 Temel işgücü prensipleri işgücüne ilişkin temel kurallara ve insan haklarına ilişkindir. Bu prensipler, iş koşullarından ve istihdam koruma yasalarından farklı niteliktedir. Bu prensiplerin amacı her türlü zorlayıcı işgünün engellenmesi, çocuk işçi çalıştırılmasının önlenmesi, istihdama ilişkin her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve toplu görüşme ve sendika kurma özgürlüğünün tanınmasıdır. Bu temel prensipler piyasa ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesi için ana bir unsurdur, tüm yatırımcılar için olumlu sonuçlar doğurur ve çalışanların kendilerini geliştirmeleri için bir teşvik oluşturarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunur. Uluslararası İşgücü Örgütü (ILO) tarafından ortaya konan bu temel prensipleri birçok ülke kabul etmiştir, ancak bu prensiplere uyum ve uygulanması ülkeler arasında farklılık göstermektedir. 61 Yönetimlerin işçi-işveren ilişkilerine müdahalesi üç şekilde olmaktadır: Yönetimler maaş belirleme sürecine dahil olmaktadır, çalışma koşullarını düzenlemektedir ve işe alım ve işten çıkarma süreçlerini kontrol etmektedir. 60 OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s OECD, Policy Framework for Investment, s

53 Temel işgücü standartlarının ötesinde, devlet müdahaleleri birçok grubun çıkarları arasında denge gözetmelidir. Klasik olarak, bu müdahaleler işçi-işveren çıkarları arasındaki gerilimi hafifletmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki kayıt dışı ekonomideki işçiler ile işsizlerin çok farklı çıkarları olabilir. Diğer taraftan, tüketicilerin ve vergi ile kaynak yaratılan kamu hizmetlerden faydalananların da bu müdahalelerden beklentileri olabilir. Bütün bu değişik çıkarlar arasındaki denge ülkelerin sosyal tercihlerine de dayanmaktadır. Ancak birçok devlet müdahalesinde olduğu üzere, işgücü piyasalarına müdahale de sosyal olarak en uygun durumdan belli çıkar gruplarının baskıları ve yerel koşullar nedeniyle sapma göstermektedir. Yatırım ortamı açısından değerlendirildiğinde, sorun işgücü piyasalarına müdahalenin firmaların üretkenlik, istihdam yaratılması ve büyüme kararlarını ne şekilde etkilediğidir. Firma düzeyinde araştırmalar göstermiştir ki gelişmekte olan ülkelerde işgücü düzenlemeleri firma işlemleri üzerinde ciddi kısıtlamalar yaratabilmektedir. Bu düzenlemeler yeni yatırımlar yapılması yönündeki teşvikleri olumsuz yönde etkileyebilmekte, yeni teknolojilerden faydalanılması amacıyla gerçekleştirilecek örgütsel değişimi engelleyebilmekte ve daha çok istihdam yaratacak fırsatların kaçırılmasına neden olabilmektedir. Özellikle ekonomik reform dönemlerinde, istihdam yaratılmasının teşviki ile mevcut iş ve işçilerin korunması arasındaki denge önem taşımaktadır. İstihdam ve maaş artışlarının uzun dönemli faydaları kısa dönemli maaş ve iş güvenliği sorunları ile gölgelenmektedir. Kısa dönemli etkiler işin niteliğindeki değişiklikler ve modern, üretken ekonomide ortaya çıkan işgücü hareketlerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum işgücü piyasasına yönelik politikalara daha geniş bir pencereden bakılmasını, daha yetenekli, uyum kabiliyeti yüksek ve değişim ile başa çıkabilen bir işgücünün teşvik edilmesini gerekli kılar. 62 Devletler işgücü piyasasına yönelik müdahalelerin tüm çalışanları kapsayacak şekilde tasarlanması amacına yönelik üç aşamalı bir program izleyebilir: - Maaş uyumunun ve çalışanların çalışmaları karşılığında uygun bir şekilde tazmin edilmesinin teşvik edilmesi, - İşyeri düzenlemelerinin iyi bir kurumsal uyumu göstermesi, 62 Dünya Bankası, s

54 - İstihdam istikrarına yönelik işçi tercihleri ile firmaların işgücü uyarlama ihtiyaçlarını dengelenmesi. Devletler maaş belirlenmesi sürecine maaş pazarlıkları ve endüstriyel ilişkiler için kurallar belirleyerek dahil olmaktadır. Bu müdahaleler müzakere maliyetlerinde düşüşlere yol açmaktadır. Ancak birçok hükümet çalışanları korumak amacıyla asgari ücret belirlemesi yöntemine başvurmaktadır. Asgari ücretin çok yüksek belirlenmesi vasıfsız çalışanların işsiz kalmasına ve düşük teknolojik seviyedeki firmaların kayıtlı ekonomiye girişlerinin engellenmesine yol açar. İşçi ve işveren birliklerinin temsilcileri ile görüş alışverişlerinde bulunmak belirsizlik ve işlem maliyetlerini düşürüp, bilgi akışını geliştirir. Toplu görüşmeler hem işçilerin, hem de işverenlerin yapısal reformlara ilişkin tartışmalara beraber katılabileceği bir platform yaratmaktadır. Hükümetler maaş uyumunu teşvik amacıyla maaş görüşmelerinde yer alan birliklerde çeşitliliği sağlamaktadır. Maaş anlaşmaları ile şirket performansları arasındaki bağ sosyal ortaklar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi veya yerel müzakerelerin desteklenmesi yöntemiyle güçlendirilebilir. Asgari ücret belirlenmesinin ardındaki temel neden çalışmanın teşvik edilmesi ve çalışanlar arasındaki yoksulluğun azaltılmasıdır. Ancak bu uygulamanın gelişmekte olan ülkelerde ne kadar faydalı olduğu tartışılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde asgari ücret verilen işler büyük bir pay oluşturmaktadır ve asgari ücretteki bir artış maaş seviyesinin yukarı çekerek vasıfsız işçilerin cezalandırılması olarak düşünülebilir. Asgari ücretteki artış maaşların bildirilmemesine yol açmakta ve firmaları kayıt dışı ekonomiye sürüklemektedir. Tüm toplumlarda işyerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, çalışma süresinin düzenlenmesi ve izin hakları iş ortamına ilişkin önemli başarılardır. Diğer birçok alanda olduğu üzere, gelişmiş ülkelerde bu koşulların geliştirilmesi ekonomik ilerleme ile beraber gerçekleşmiştir. Aynı veya daha yüksek standartları ekonomik gelişmişlik olarak daha zayıf ülkelere uygulamak çoğu zaman istenen sonucu vermemektedir. İşyeri güvenliğinin geliştirilmesi tüm ülkelerde ana bir hedeftir ve iyi tasarlanmış düzenlemeler ile bu hedefe ulaşılabilir. Ancak tüm düzenlemelerde olduğu üzere, 54

55 güvenliğe ilişkin düzenlemelerinde tam olarak uygulanabilmesi firmaların kayıtlı ekonomide faaliyet göstermesine bağlıdır. Aynı şekilde çalışma saatlerine ve ücretli izine ilişkin düzenlemelerin de tam amacına ulaşabilmesi firmaların kayıt dışı olmamasına bağlıdır. Bu düzenlemeler çalışanların çalışma koşullarını iyileştirerek ve motivasyonlarına katkıda bulunarak firmaların üretkenliğini ve verimliliğini artırabilir. Muhtemel olarak, işgücü piyasalarına devlet müdahalelerinden en ihtilaflı olanı işe alım ve işten çıkarma düzenlemeleridir. Bu düzenleyici müdahaleler işçileri işverenlerin keyfi hareketlerinden korumak ve istihdama ilişkin istikrarı sağlamak amacıyla gerekçelendirilebilir. Bu düzenlemeler uzun dönemli iş ilişkilerine yol açtığı ölçüde, işverenleri çalışanlarına eğitim programları düzenlemeye de teşvik edebilir. Ancak, hükümetler bu beklenen faydaları muhtemel maliyetler ile dengelemek durumundandırlar. İşgücü koruma mevzuatı firmaların iş yapma maliyetlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Özellikle firmaların yeni teknolojileri uygulama ve büyüme kararları üzerinde baskıları büyüktür. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde firmalar işgücü koruma mevzuatını genişlemeleri önünde önemli bir engel olarak görmektedir. Tek taraflı düzenlemeler firmaların yeniliğe yaptığı harcamaları, yeni firma kuruluşunu, firma büyüklüklerini ve kayıt dışılık oluşumunu etkileyebilmektedir. 63 İşçilerin daha dinamik bir ekonomideki değişimler ile başa çıkmalarına yardım edilmesi: Modern, üretken bir ekonomiye yol açan yatırım ortamındaki gelişmeler insan kaynaklarının firmalar ve sektörler arasındaki yeniden dağılımını kolaylaştırmaktadır. İnsan kaynaklarının bu yeniden dağılımı tüm toplumu olumlu yönde etkilese de, çalışanlar çalışma hayatları boyunca birçok kez iş değiştirmek zorunda kalabilirler. Bu durum kayıt dışı ekonomide çalışanlar için yeni bir şey olmamakla beraber, daha istikrarlı iş hayatına alışkın çalışanlar için zorlayıcı olabilir. Çalışanlara bu değişimler ile başa çıkmada yardımcı olunması sadece çalışanları değil, işçi yetenekleri ile işin gerekleri arasında daha iyi uyum sağlanmasına katkıda 63 Ibid., s

56 bulunarak ekonomik verimliliği de olumlu yönde etkiler. Yatırım ortamındaki gelişmelere karşı direnişleri de engeller. 64 İnsan kaynaklarına yapılacak yatırımlar uyum kabiliyeti yüksek ve vasıflı bir işgücünün sağlanmasına yardımcı olacaktır. Ancak, eğer işgücü piyasasına yapılacak diğer müdahaleler işgücü piyasasının yeniden yapılandırılması sürecine engel oluşturur ve iş ortamının yeni üretim teknolojilerine yatırım yapmasını olumsuz yönde etkilerse, bu değişim kaynağından yeterince faydalanılamamasına yol açar. 65 Bu alandaki devlet politikaları üç birbiri ile bağlantılı alanda faaliyeti gerekli kılmaktadır: Büyük çaplı yeniden yapılandırmalardan etkilenen çalışanlara yardım edilmesi: Büyük çaplı işten çıkarmalarla karşılaşan çalışanlar kendi durumlarına özgü zorluklarla da karşı karşıya gelirler. Ekonominin genelinde yüksek talep görmeyen faaliyetlerde uzmanlaşmış olabilirler ya da belli bölgelerde yoğunlaşabilirler. Bu durumda yerel olarak yeniden iş bulmalarını zorlaştırabilir. Büyük çaplı işten çıkarmalarla mücadelede başvurulan geleneksel yöntem çalışanların belli bir tazminat karşılığı gönüllü olarak işten ayrılmalarıdır. Bu yöntem çalışanların göstereceği direnişi ve toplu işten çıkarmanın sosyal etkilerini azaltabilir. Bu yöntemdeki zorluk tazminat bedelinin çalışanların kabul edeceği ve diğer taraftan finansal olarak karşılanabilir bir düzeyde belirlenmesidir. Devletler tarafından bu işçileri yeniden kazanmak için özel eğitim programları düzenlenebilir. Ancak bu eğitim programları zayıf işgücü talebi ortamında düzenlendiklerinde uygun müfredatın oluşturulması ve işçilerin bu programlara katılım için motive edilmesi zor olmaktadır. 2. Sosyal güvenlik mekanizmalarının desteklenmesi: Çalışanların dışsal ve içsel şoklar ve daha esnek bir işgücü piyasasının getirdiği gelir riskleri ile başa çıkmalarına yardım amaçlı kullanılabilecek çeşitli stratejiler bulunmaktadır. Anlamlı makroekonomik politikalar ve eğitime sağlanan kamu desteği en geçerli stratejilerdir. Sosyal güvenlik programları da risklerin ortaya çıkardığı etkiyi hafifleterek 64 Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment A Review of Good Practices, s Dünya Bankası, s

57 işgücünün etkin şekilde dağılımını ve girişimciliği teşvik eder. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bu programları finanse edecek kaynaklar kısıtlı olsa da, sigorta uygulamaları ve daha iyi odaklanma ile etkili sonuçlar elde edilebilecektir. Bu alandaki uluslararası tecrübe şu dört önlemin önemine dikkat çekmektedir: Ekonomik oynaklığın azaltılması, dönemsel mali politikalardan kaçınılması, piyasa çarpıklıklarının kaldırılması ve çalışanların uyum yeteneklerinin desteklenmesi. Bu genel önlemler sosyal güvenlik programları ile desteklenmelidir. İşsiz kalanlarının refahının desteklenmesinin ötesinde, bu programlar insan kaynaklarının en etkin şekilde dağılımına katkıda bulunarak ve girişimciliği teşvik ederek yatırım ortamını geliştirmektedir. 3. Kırsal ve kayıt dışı ekonomideki daha çok çalışana ulaşılması: Tartışılan programların birçoğu gelişmekte olan ülkelerde nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan kırsal kesimde ve kayıt dışı ekonomide çalışanlara ulaşamamaktadır. Kayıt dışı ekonomi nedeniyle işverenler keyfi uygulamalara yönelmektedirler. Beklenmeyen gelişmeler karşısında çalışanlar ise kendi birikimlerine ya da özel transferlere dayanmaktadır. Bu bireysel riskle başa çıkma yöntemleri kayıt dışı ekonomide çalışanlara kısıtlı bir yardım sağlamaktadır ve çalışanları üretken mal varlığının satımı, çocukların okuldan alınması veya tıbbi harcamaların kısılması gibi üretken olmayan stratejilere yöneltmektedir. Bu problemlerin çözümü kayıt altına alınmış ekonomide iş olanaklarını artıracak şekilde yatırım ortamının iyileştirilmesi ve eğitim ve diğer hizmetlere kaynak oluşturacak vergi gelirlerinin artışı ile mümkün olacaktır. Daha iyi bir yatırım ortamının oluşturulması insanların, çalışan kimlikleri de dahil olmak üzere, yaşam seviyelerinin yükseltilmesinde önemli bir faktördür. Toplumun tüm üyelerinin faydalanacağı bir yatırım ortamı mevcut iş olanaklarını korumanın ötesinde, kayıt dışı ekonomide çalışanlar, işsizler ve işgücüne ilk kez katılacak genç insanlar için de iş olanakları yaratma konuları ile de karşı karşıyadır. Özellikle bu konulara önem veren işgücü piyasası politikaları insanların fırsatlar ile buluşmasına yardımcı olarak, yatırım ortamı üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. 57

58 İKİNCİ BÖLÜM DAHA İYİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN SEÇİCİ POLİTİKALAR Yatırım ortamının temel bileşenlerini hedefleyen genel politikaların yanı sıra, devletler büyümeyi teşvik için bazı özel durumu olan şirket ve faaliyetlere seçici destekler sağlayabilmektedir. Bu seçici destekler genel olarak kayıt dışı ve kırsal kesimdeki firmaların ekonomi ile bütünleşmesi, küçük ölçekli firmaların büyüme potansiyellerinin geliştirilmesi, uluslararası ticaretten faydalanılması ve teknolojik gelişmenin desteklenmesi alanlarına yoğunlaşmıştır. Çalışmanın bu bölümünde devletlerin seçici politika uygulamalarında gözetmesi gereken prensipler üzerinde durulacak ve teşvik amaçlı seçici politika uygulamaları incelenecektir. Devletler yürütmüş oldukları seçici politikalar aracılığı ile yatırım ortamını etkilemeyi uzun süredir denemektedir. 14. ve 15. yüzyılda İngiltere de yün işleme sektörü teşvik edilmiştir. II. Dünya Savaşı sonrasında ise gelişmekte olan ülkeler ithalat engelleri getirerek, yerel endüstrilerini destekleme stratejileri takip etmişlerdir ve 1970lerde ise bazı Doğu Asya ülkeleri ihracata yönelik endüstrilerini destekleyici seçici müdahalelerde bulunmuşlardır. 67 Bugün de birçok devlet çok değişik seçici politika stratejileri ve yöntemleri uygulamaktadır. Bu çalışmalar araştırma geliştirme faaliyetlerinin veya bölgesel kalkınmanın hızlandırılması, yabancı doğrudan yatırımların veya ihracatın teşvik edilmesi, küçük ölçekli ya da kırsal kesimdeki firmalara destek sağlanması veya belli endüstrilerin ya da faaliyetlerin hedeflenmesi şeklinde olabilir. Diğer taraftan, bu politikalara yönelik çok çeşitli araçlar kullanılabilir. Bu araçlar pazar kısıtlamaları, özel vergi ya da düzenleme uygulamaları, bilgiye dayalı stratejiler, bölge yöntemleri veya teşvikli krediler şeklinde olabilir. Bazı müdahaleler dışsallık ya da piyasa eksiklikleri gibi ekonomik bir gerekçeye dayanabilir. Bazı müdahaleler ise belli alanlardaki yavaş ilerleme ile açıklanabilir. Diğer müdahaleler ise bazı 67 Dünya Bankası, s

59 sektörleri teşvik ederek ekonomik büyümeyi hızlandırmayı amaçlamaktadır. Ardındaki amaç ne olursa olsun, bu politikalar firmaların çeşitli ve kendi çıkarlarına yönelik isteklerini, baskılarını ve diğer potansiyel politika eksikliği kaynaklarını düzenlemeyi hedefler. 68 Büyük faydalar sağlayacağına inanılan belli faaliyetler ya da sektörler iyi bir şekilde tanımlanabilir ve etkin bir şekilde hedeflenebilirse, yatırım ortamının iyileştirilmesi için gerekli temel politikaların getirmiş olduğu sorunlar ile uğraşılmaksızın, büyüme hızlandırılabilir. Bu politikalar ancak önemli bir siyasi girişimi de gerekli kılmaktadır. Hükümetler genelde kendilerini ekonomik büyümeyi teşvik etme baskısı altında hissederler, öncelikli uygulamalardan faydalanan firmalar ise bu uygulamaları büyük bir memnuniyetle karşılar. Bu nedenle, hükümetler çeşitli seçici politika uygulamalarını göz önünde bulundururlar. Seçici politikaların uygulanmasında üç önemli sorun karşımıza çıkmaktadır: özel politika uygulamalarından faydalanacak adayların belirlenmesi, firmaların oluşturduğu baskılara göğüs gerilmesi ve müdahalelerin maliyet etkinliliğinin sağlanması. Özel Politika Uygulamalarından Faydalanacak Adayların Belirlenmesi: Devletler tarafından uygulanan belli müdahalelerin ardında, piyasa eksiklikleri fikri vardır. Araştırma geliştirme faaliyetleri, yabancı doğrudan yatırımlar ve belli koşullar altında ihracatlar ekonomik açısından önemli sonuçlar yaratmakta ve bu nedenle özel uygulamalara konu olabilmektedir. Ülkenin belli bir yöresine özgü, ekonomik büyüme ve istihdamı teşvik amaçlı özel politikalar yerel yönetimler tarafından gündeme getirilebilmektedir. Diğer taraftan, dezavantajlı konumda olduğu düşünülen küçük ölçekli firmalar ile kırsal kesimdeki firmalar özel politika uygulamalarından yararlanabilmektedir. Belli sektörler de hükümetlerin özel politika uygulamalarına hedef olmaktadır. Ancak bir ülkenin karşılaştırmalı olarak üstün olduğu alan dışında hangi alanlara özel politikalar uygulaması gerektiğine karar verebilmek kolay değildir. Bilgi maliyetindeki düşüş, büyük sermaye hareketliliği, küresel tedarik zincirlerinin oluşması ve teknolojide devam eden değişimler endüstriyel gelişim taslağını ve 68 Ibid., s

60 ülkelerin karşılaştırmalı olarak üstün oldukları alanları hızlı bir şekilde değiştirmektedir. Diğer taraftan, ülkeler arasındaki rekabette artmaktadır. Doğu Asya ülkeleri ihracata yönelik sektörlerini desteklemek için seçici politika uygulamalarına giriştiklerinde, çok az sayıda gelişmekte olan ülke bu şekilde uygulamalar yürütmekteydi. Bugün ise bu politikaları uygulamayan ülke bulmak zordur. Bu nedenle geçmiş dönemde başarı sağlamış stratejiler günümüz koşullarında aynı başarıyı gösteremeyebilir. Özel uygulamalardan faydalanacak belli sektörleri belirlemek, bir şekilde risk almak olarak yorumlanabilir. Vergilerle yaratılmış kaynaklar ile bu şekilde bir riski almak devletler için ciddi sorunlar yaratabilecektir. Firmaların Oluşturduğu Baskılara Göğüs Gerilmesi: Başarılı seçici politikalar oluşturabilmek için firmaların çıkarları doğrultusunda oluşturdukları baskılara göğüs gerilmesi gerekmektedir. Birçok firma kendi faaliyetleri ile ekonomiye büyük katkıda bulunduklarını düşünmektedir, bu nedenle politika yapıcıları kendi durumları için özel uygulamalar geliştirmelerine ikna için büyük kaynak ayırmaya hazırdırlar. Seçici müdahaleler maliyet ve riskleri tüketicilere ve vergi mükelleflerine yansıtırlar. Maliyet ve riskleri daha çok yansıtan seçici müdahaleler firmalar açısından daha da caziptir. İthalat engelleri ve diğer piyasa kısıtlamaları özellikle popüler uygulamalardır. Bu uygulamalar firmalar açısından tekel karları oluşturmakta ve verimli çalışmalarına yönelik baskıları azaltmaktadır. Ancak tüketicilere yansıyan yüksek maliyetler bazı durumlarda korunan sektörlerin sağladığı kazançları geçebilmektedir. Ayrıca ticari risklerin vergi mükelleflerine yansıtılmaları firmaların daha verimli çalışma güdülerini zayıflatmaktadır. Politikaların Maliyet Etkinliğinin Sağlanması: Seçici müdahaleler eğer maliyet etkinliği sağlanabilirse daha az tehlike oluştururlar. Bazen müdahalelerin sonuçları beklentileri karşılar. Maalesef sonuçlar her zaman beklendiği gibi gerçekleşmez. Örneğin yatırım çekmek amacıyla özel teşvikler sunulduğunda, hükümetler bazen ciddi bir bilgi eksikliği ile karşılaşabilirler. İstenilen davranışları oluşturmak için gerekli teşvik düzeyi tam olarak belirlenemeyebilir. Bazı durumlarda, firmaların baskıları sonucu gereğinden 60

61 fazla maliyetli teşvikler oluşturulabilir. Bu teşvikler politikaların maliyet etkinliğinin sağlanmasına engel oluşturur. 69 Tecrübeler ışığında, seçici müdahalelerin toplum açısından olumlu sonuçlar doğurması için belli prensipler ortaya konabilir. Bir ülkenin karşılaştırmalı olarak üstün olduğu alan dışında uygulanan seçici politikalar, genel anlamda bir risk oluşturur. Ancak genel olarak seçici politikalar tasarlanılırken şu üç prensibin akılda tutulması gerekir: - Müdahalenin kapsamı: Endüstriyel gelişmenin dinamik yapısı göz önüne alındığında, yatay nitelikli müdahalelerin başarılı olma şansı daha yüksektir. Örneğin, yabancı doğrudan yatırımları ve genel anlamda teknolojik gelişmeyi teşviki amaçlayan düzenlemeler daha dar kapsamlı düzenlemelere nazaran daha az risk içerir. - Yatırım ortamının temel prensipleri ile ilişki: Firmaların daha üretken yatırımlar yapmasını teşviki amaçlayan birçok faktör göz önüne alındığında, bir teşvik programı yatırım ortamını şekillendiren temel prensiplerdeki eksiklikleri kapamaya çalıştıkça başarılı olma şansı düşmektedir. - Yönetim kalitesi: Esasında seçici müdahaleler çok fazla tecrübe ya da kaynak gerektirmez, ancak bu politikalar firmaların baskılarına çok maruz kalırlar ve bu baskılardan çok fazla etkilenirler. 70 Temel taşları oturmuş bir yatırım ortamının eksikliği durumunda genel olarak seçici politikalar yatırım düzeyinde bir artışa neden olmaz. Hatta kamu kaynaklarının daha üretken kullanımlarından uzaklaşmalarına neden olur. Ancak belli durumlarda bu seçici politikalar iyi bir yatırım ortamını tamamlayıcı veya başka araçlarla giderilemeyecek piyasa eksikliklerini düzeltici rol oynar. Yatırım çekmek amacıyla, teşvike dayalı politikaların izlendiği durumlarda yönetimler düzenli olarak bu politikaların uygunluğunu ve bütçe üzerindeki etkisini ve diğer maliyetler karşısında sağlamış oldukları ekonomik faydaları değerlendirmelidir. Aynı şekilde, yönetimler yürütmekte oldukları seçici politikaları uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan 69 Ibid., s Ibid., s

62 yükümlülükleri kapsamında da değerlendirmek durumundadırlar çünkü yatırım teşviklerinin sunuldukları ülkelerin ötesinde etkileri olabilmektedir. 71 Uluslararası tecrübeler seçici politikaların tasarlanması ve uygulanması aşamasında uyulması gereken altı prensip belirlemiştir: 1. Amacın ve gerekçenin açık bir şekilde ortaya konması, 2. Problemlerin belirtilerine değil, kaynaklarına odaklanılması, 3. Tasarlanan araçların gerekçelere uyarlanması, 4. Programın uygulanmasında disiplinin sağlanması, 5. Program konusunda şeffaf olunması, 6. Programın düzenli olarak gözden geçirilmesi SEÇİCİ POLİTİKALARIN YÖNELDİĞİ ALANLAR Devletler yürütmüş oldukları seçici politikalar ile iyi bir yatırım ortamı oluşturmayı hedeflerler. Seçici politikaların yöneldikleri alanlar: - Kayıt dışı ve kırsal kesimdeki firmaların ekonomi ile bütünleştirilmesi, - Küçük ölçekli firmaların büyüme potansiyellerinin geliştirilmesi, - Uluslararası ticaretten faydalanılması, - Teknolojik gelişmenin desteklenmesidir. 71 OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

63 2.1.1 Kayıt Dışı ve Kırsal Kesimdeki Firmaların Ekonomi ile Bütünleştirilmesi Kayıt dışı ekonomideki firmaları kayıt altına almak amacıyla başvurulabilecek politikalar bu firmaların politika oluşturulması süreçlerine daha aktif katılımlarının sağlanması, finansman kaynaklarına erişimlerinin geliştirilmesi ve kayıt altındaki firmalarla bağlantılarının güçlendirilmesi hedeflerine odaklanmalıdır. Kayıt dışı ekonomideki firmalar genel olarak yönetimler tarafından görmezden gelinirler ve politika oluşturulması sürecine dahil edilmezler. Bu firmalara dikkat çekilmesi ve süreç içerisinde yer verilmesi bu firmaların kayıt altına alınmalarına yardımcı olacaktır. Mikro finansman olanakları kayıt dışı ekonomideki küçük çaplı firmalar için önemli bir dış finansman kaynağı oluşturur ve büyümelerine olanak sağlar. Yeni oluşan daha büyük firmaları kayıt altına almak ise daha kolay olacaktır. Kayıt dışı ekonomideki firmaların kayıt altındaki firmalarla bağlantılarının güçlendirilmesi ise nadiren başarılı sonuçlar doğuran bir yöntemdir. Kırsal kesimdeki firmaların büyük bir çoğunluğu kayıt dışıdır. Kırsal kesim kendine özgü sorunları da beraberinde getirmektedir. Söz konusu firmaların karşı karşıya oldukları en temel sorunlar yetersiz altyapı ve kamu hizmetleri ile kredi almada yaşadıkları zorluklara ilişkindir. Kırsal kesimdeki firmaların ekonomi ile bütünleştirilmesi amacıyla izlenen politikaların önemli bir parçasını altyapı ve kamu hizmetlerinin bu firmaları da kapsayacak şekilde genişletilmesi oluşturur. Ancak kısıtlı bütçeye sahip devletler için bu hizmetlere ilişkin teşvik sağlamak zor olabilmektedir. Kırsal kesimdeki firmaların kredi olanaklarının geliştirilmesi amacıyla başvurulan yeni yöntem ticari finansman sağlayıcıları için geçerli yatırım ortamının geliştirilmesi yönündedir. Birçok ülke kırsal kesimdeki daha büyük firmalar için vergi teşvikleri oluşturmaktadır. İstihdam yaratılması ve bu bölgelerdeki faaliyetlerin çeşitlendirilmesinin ötesinde, bu teşviklerin ardında bu bölgelerde kamu hizmetlerine kısıtlı erişim fikri de bulunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki vergi gelirlerindeki 63

64 düşüş, bu bölgelerde kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için gerekli kaynaklarda da bir azalmaya neden olmaktadır Küçük Ölçekli Firmaların Büyüme Potansiyellerinin Geliştirilmesi Küçük ve orta ölçekli işletmeler yatırımcı topluluğu içerisinde en büyük paya sahiptir ve tüm iş ortamının yaklaşık %95 ini oluşturur. Küçük ve orta ölçekli işletmeler genel olarak kredi olanaklarına erişimde ve yabancı firmalar ile ortaklıklar kurmada zorluklar ile karşılaşmaktadırlar. Sonuç olarak, karlı yatırım olanakları ya ertelenmekte ya da kaçırılmaktadır. 74 Yatırım ortamının genel anlamda iyileştirilmesi bu firmalara çeşitli faydalar sağlayacaktır. Mülkiyet haklarının güvenliğinin sağlanması, kırtasiyeciliğin azaltılması, vergi idarelerinin etkinliğinin artırılması, yolsuzlukla mücadele, mali piyasaların işleyişinin geliştirilmesi ve altyapının iyileştirilmesi küçük ve orta ölçekli firmalar için faydalı olacaktır. Ancak bazı yönetimler bu temel politikaların yanı sıra, küçük ve orta ölçekli şirketlere yönelik seçici politikalar da uygulamaktadır. Bu politikalar bu firmaların finansman kaynaklarına erişimlerinin kolaylaştırılması, danışmanlık hizmetlerinin sağlanması, organize sanayi bölgelerinin yaygınlaştırılması ve piyasa öncelikleri oluşturulması şeklindedir Uluslararası Ticaretten Faydalanılması Yabancı doğrudan yatırımların ve ihracat faaliyetlerinin yerel ekonomi üzerinde olumlu etkileri kesin bir şekilde bilinmektedir. Bu olumlu etkilerden faydalanmak için, yönetimler yabancı doğrudan yatırımları ve ihracatı teşvik amaçlı seçici politika uygulamaları oluşturmaktadır. 76 Yabancı doğrudan yatırımların yeni teknolojinin ve insan kaynakları ile yönetime ilişkin tecrübenin yayılmasına olan katkıları nedeniyle birçok devlet 73 Ibid., s OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s Ibid., s

65 yabancı doğrudan yatırımları çekmeyi amaçlar. Tecrübe paylaşımı ile ortaya çıkacak bu olumlu etkiler yabancı yatırımcılar ile yerel işletmeler sıkı ilişkiler oluşturduklarında daha çabuk hissedilir ve yerel küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha hızlı gelişmesine katkıda bulunur. Bu sıkı ilişkiler daha iyi bir yatırım ortamının oluşturulması çabaları ile desteklenebilir. Örneğin, güçlü bir rekabet politikası ile desteklenen ticaret politikaları ve yatırım rejimleri teknoloji transferi için uygun bir ortam sağlar. Ayrıca eğitim, öğretim ve kamu sağlığı yatırımları aracılığıyla atılacak insan kaynaklarına ilişkin adımlar tecrübe paylaşımını ve yabancı yatırımlardan beklenen faydaları destekler ların ortasından itibaren birçok ülke yabancı doğrudan yatırımlara destek amacıyla mali teşvikler uygulamaya koymuşlardır. Bu trend halen devam etmektedir. 45 gelişmekte olan ülke arasında yapılan bir araştırma göstermiştir ki bu ülkelerin %85 i yabancı yatırımcılara bir çeşit vergi teşviki sağlamaktadır. Hatta bu teşvikler belli ülkelerde ciddi oranlara varabilmektedir. 78 Tablo 1: Filipinler, Malezya ve Tayland da Geçerli Vergi Oranları Filipinler Malezya Tayland Geçerli vergi oranı (teşvik öncesi) Geçerli vergi oranındaki indirimler Vergi tatilleri dolayısıyla Dolaylı vergi indirimleri Geçerli vergi oranı (teşvik sonrası) 77 OECD, Policy Framework for Investment, s Dünya Bankası, s

66 Kaynak: Dünya Bankası, A Better Investment Climate For Everyone, New York, Oxford University Press, 2005, s Bu teşvikler firmaların yatırım kararlarını gerçekten etkilemekte midir? Cevap bazen şeklindedir. Firmalar yatırım fırsatlarını, ilgili devlet politikaları da dahil olmak üzere, bir bütün şeklinde değerlendirmektedir. Vergi ve diğer yükümlülüklerin düzeyi bu paketin bir parçasıdır, ancak tek başına bu paketi şekillendirmemektedir Yatırım Teşvik Ajansları Birçok ülke yabancı doğrudan yatırımları yatırım teşvik ajansları vasıtasıyla da çekmeyi denemektedir. Yatırımların tanıtılması ve kolaylaştırılmasına amaçlayan önlemler yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik daha kapsamlı politikalar ile birlikte uygulandıkları durumda başarılı olabilirler. Yatırımcılar tarafından cazip görülen bir yatırım ortamının oluşturulduğu durumlarda, yatırım olanaklarının tanıtılması ve kolaylaştırılmasına yönelik önlemler özellikle küçük, daha uzak piyasalarda veya makroekonomik ve siyasal istikrarsızlık geçmişine sahip ülkelerde yeni yatırımcıları çekmek için yararlı araçlar olabilir. Etkili bir şekilde yatırım olanaklarının tanıtılması ile karlı fırsatların ortaya çıkmasına, yerel ortakların belirlenmesine ve ekonominin genel anlamda pozitif imajının geliştirilmesine katkıda bulunulacaktır. 79 Yatırım olanaklarının tanıtılması ve kolaylaştırılması konusunda yatırım teşvik ajansları önemli bir rol oynamaktadır. Geçen on yıllık sürede, hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde yatırım teşvik ajanslarının popülerliği büyük ölçüde artmıştır. Yabancı doğrudan yatırımların rekabeti hızlandırması, neden olduğu teknoloji transferi ve ülkelerin uluslararası piyasalara daha fazla erişimine olanak sağlaması nedeniyle hükümetler yatırım olanaklarının tanıtılması ve kolaylaştırılması çalışmalarını organize, resmi ajanslar aracılığıyla yürütmektedirler. Yabancı doğrudan yatırım rakamlarının durgunlaştığı ve küresel rekabetin arttığı bir ortamda, bu ajanslar özel önem kazanmaktadır OECD, Policy Framework for Investment, s Hector R. Lozanda ve Gary H. Kritz, Investment Promotion Agencies On The Internet: Evaluating Promotion Tactics and Web Presence, Journal of International Business Research, C. VI, No. 2 (2007), s

67 Yatırım teşvik ajanslarının görevi yabancı yatırım akışını hızlandırmak amacıyla başarılı bir şekilde ülkenin dış yatırımcılara tanıtımının yapılmasıdır. Bir yatırım teşvik ajansının ülkenin tanıtımı ve imajının yaratılması, yatırımcı hedeflenmesi, yatırım karar sürecinin kolaylaştırılması ve yatırım kararının alınması sonrasında gerekli danışmanlığın sağlanması gibi çeşitli fonksiyonları vardır. Bu kapsamda, yatırım teşvik ajanslarının şu görevleri üstlendiği söylenebilir: - Bilgi yayma: Yerel ekonomiye ilişkin bilgi toplanması ve sunulması, - İmaj yaratılması: Reklam ya da halkla ilişkiler gibi faaliyetler ile yatırım açısından ülkenin cazip bir yer olarak tanıtılması, - Yatırımların kolaylaştırılması: Yatırımcılara idari prosedürler ve işletme kuruluşu ve işleyişine ilişkin yetkiler hakkında yardımcı olunması. - Yatırım yaratılması: Yabancı yatırımcılar için cazip olabilecek sektörlerin belirlenmesi ve firmaların bu sektörlere yönlendirilmesi, - Yatırımcıların izlenmesi ve gözetimi: Mevcut firmaların faaliyetlerinin devamının sağlanması ve faaliyetlerinin genişletilmesi için yardımcı olunması, - Politika savunulması: Yatırımlara engel oluşturan konuların belirlenmesi ve gelişmeyi teşvik edecek politika değişikliklerinin savunulması. 81 Yabancı doğrudan yatırımların teşvikinin yanı sıra, hükümetler yabancı doğrudan yatırımlardan kaynaklanan etkilerin tüm ekonomiye yayılması için de çaba harcamaktadır. Hükümetler genel olarak, yabancı doğrudan yatırımları yerel endüstrinin gelişimine yardımcı olan ve teknoloji transferine olanak tanıyan uygulamalar olarak görmektedir. Ancak, yerel tedarikçiler ve ortaklıklar kendiliğinden gelişmez. Geçmiş dönemde, bu hedef doğrultusunda hükümetler yabancı doğrudan yatırımların yayılma etkisini teşvik amacıyla ithalat kısıtlamaları ve yerel firmalarla ortaklık oluşturulması zorunlulukları getirmişlerdir. Bu yöntemlerde karşılaşılan zorluklar yabancı yatırımcıları teşvik amacıyla farklı yöntemlerin kullanılmasını gündeme getirmiştir. Bu yöntemlerden birisi üretim sürecinde kullanılan girdilerin yerel firmalardan sağlanması zorunluluğudur. Bir diğer yöntem ise yabancı yatırımcıların yerel 81 Dünya Bankası, s

68 firmalarla ortaklıklar kurarak faaliyetlerini yürütmeleri yönündedir. Bilgi eksikliği ve kültürel engellerin aşılması için yerel firmalar ile yabancı yatırımcıların birlikte çalışması da yabancı doğrudan yatırımların yayılma etkisini geliştirebilmektedir Teknolojik Gelişmenin Desteklenmesi Teknolojik gelişme ekonomik büyüme üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle birçok hükümet tarafından desteklenmektedir. Ancak teknolojik gelişme ve yenilikçilik sadece patent arayışları ile kısıtlı değildir. Yenilikçilik daha hızlı bir ilerlemeyi ve daha iyi iş süreçlerinin uygulanmasını da içerir. Her ülke her şeyi keşfetmek zorunda değildir, yenilikçilik aynı zamanda uyumu da içerir. Teknolojik gelişme ticaret ve yabancı doğrudan yatırımlar önündeki engellerin kaldırılması ve verimlilik artışlarına yol açacak rekabet ortamının güçlendirilmesi ile desteklenebilir. Yenilikçilik faaliyetlerini desteklemeyi amaçlayan devletler politikaları ile yerel Ar&Ge faaliyetlerine yönelmektedirler. Bu alanda yönetimlerin karşısına birçok seçici müdahale çıkmaktadır. Bu programların maliyet etkinliği her durumda değerlendirilmemektedir, ancak unutulmamalıdır ki bu müdahalelerin başarısı vasıflı işgücü, rekabet baskısı ve fikri mülkiyet haklarının korunması gibi yatırım ortamını şekillendiren diğer politikalara da bağlıdır. Bu alanlarda ilerleme kaydedilmeden, Ar&Ge nin geliştirilmesine yönelik hükümet politikalarının tek başına ne sonuç vereceği açık değildir. 83 Bazı hükümetler yerel Ar&Ge faaliyetlerini desteklemek amacıyla vergi kesintilerine başvurmaktadırlar. Bu uygulamalar çok maliyetli olmamalarına rağmen, bazı eksiklikleri bulunmaktadır. Örneğin firmalar daha çok kar sağlayacak Ar&Ge faaliyetlerine yönelip, bu faaliyetlerin yayılma etkisini dikkate almamaktadır. Yerel Ar&Ge faaliyetlerini desteklemek amacıyla başvurulabilecek diğer stratejiler kamu kesiminin doğrudan Ar&Ge faaliyetlerine katılması, teknoparklar oluşturulması ve endüstri ile üniversiteler arasında işbirliklerinin geliştirilmesidir. 82 Ibid., s Ibid., s

69 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM AVRUPA BİRLİĞİNDE YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik genel ve seçici politikalar incelendikten sonra, bu bölümde bu politikaların Avrupa Birliği nde nasıl şekillendiğine geçilecektir. Avrupa Birliği nde yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmaları Lizbon Stratejisi kapsamında Avrupa nın yatırım ve çalışmak için daha cazip bir yer haline getirilmesi ilkesi çevresinde şekillenmektedir. Avrupa nın yatırım ve çalışmak için daha cazip bir yer haline getirilmesi İç Pazar ın derinleştirilmesi ve genişletilmesini, AB içinde ve dışında açık ve rekabetçi pazar koşullarının oluşturulmasını, daha elverişli bir iş ortamının yaratılmasını, girişimcilik ve KOBİler için daha elverişli şartların sağlanmasını ve Avrupa altyapısının geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, çalışmanın bu bölümünde Avrupa Birliği genelinde küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik izlenmekte olan politikalar, düzenlemelerin iyileştirilmesi, vergilendirme ve gümrük politikaları, İç Pazardaki Hizmetlere İlişkin Direktif ve Mali Hizmetlere İlişkin Direktif ele alınacaktır. 3.1 AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNİN ÜLKELERİN YATIRIM ORTAMI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Avrupa Birliği ne üyelik ile beraber Üye Devletlerin yatırım ortamındaki değişiklikleri incelemek amacıyla AB ne yeni üye olan devletlerdeki durumu değerlendirmek uygun bir yaklaşım olacaktır. AB ne üyelik ile beraber ülkeler Avrupa Tek Pazarı na dahil edilmişler ve mal, hizmet, sermaye ve işgücü piyasalarında liberalleşme sürecine girmişlerdir. Diğer taraftan, AB düzeyinde geliştirilmiş ortak politikalar yeni üyeler tarafından da kabul edilmiştir. Rekabet, tüketicinin korunması, çevre, ulaştırma, ticaret, kamu alımları ve sosyo-ekonomik uyum politikaları hem yeni fırsatlar yaratmakta, hem de tüm firmalara (yerel ve 69

70 yabancı) bu ülkelerdeki faaliyetlerinde uymaları zorunlu yükümlülükler getirmektedir. Bilindiği üzere, yatırım ortamı yatırımcılar tarafından yatırım kararları verilirken dikkate alınan yere ilişkin faktörlerden biridir. Gelişmekte olan ülkeler, geçiş ekonomileri ve yeni AB üyesi ülkeler yere ilişkin faktörlerdeki bir takım zayıflıkları telafi amacıyla özel teşvik paketleri sunmaktadırlar. Ancak yapılan birçok araştırma teşvik uygulaması yerine, ekonominin temel taşlarının güçlendirilmesini önermektedir. Ekonominin temel taşlarını güçlendirmek amacıyla izlenebilecek politikalar şu şekilde özetlenebilir: modern altyapının geliştirilmesi, uygun şekilde eğitilmiş işgücü için gerekli politikaların izlenmesi, politik devamlılığın sağlanması ve uzun dönemli ekonomik büyüme perspektifinin pekiştirilmesi. Bu bağlamda iş ortamı ekonominin önemli bir parçası olarak görülebilir. 84 Prensip olarak, AB üyeliği yüksek satın alma gücüne sahip büyük bir tek pazara ve verimli piyasalara sağladığı erişim ile yatırımlar için uygun bir ortam oluşturmaktadır. AB ne üyelik yatırım ortamını doğrudan ve dolaylı olarak biçimlendiren birçok faktörü etkilemektedir. Birliğe yeni üye olan ülkeler düzeyinde bu değişimler şu şekilde özetlenebilir: AB ne üyelik ile beraber yeni ülkeler Birliğin politik karar alma mekanizmalarına katılımda tam yetki kazanmıştır. Bu durum, bu ülkelere yatırım ortamına ilişkin politik, sosyal ve ekonomik tüm kararları daha çok etkileme olanağı vermiştir. Diğer taraftan, AB üyeliği ile beraber yeni Üye Devletler daha önceden AB tarafından imzalanmış çeşitli antlaşmalara taraf olmuşlardır. Aynı şekilde, üçüncü ülkelerle imzalamış oldukları karşılıklı yatırım ve çifte vergilendirme anlaşmalarını AB standart ve normlarına uyarlamak durumunda kalmışlardır. AB tarafından imzalanmış antlaşmalar ve mevcut anlaşmalarda yapılan müteakip düzeltmeler istikrar ve öngörülebilirliği artırarak, yeni Üye Devletleri yatırım açısından cazip kılmıştır. AB üyeliği, AB müktesebatının kabulünü zorunlu kılmaktadır. Müktesebat iş ortamını geliştirip ülkelerin cazibesine katkıda bulunurken, diğer taraftan çevrenin 84 Janina Witkowska, Foreign Direct Investment in the Changing Business Environment of the European Union s New Member States, Global Economy Journal, C.VII (2007) 70

71 korunması ve çalışma koşulları gibi alanlara getirmiş olduğu standartlarla yeni Üye Devletlerde faaliyette bulunma maliyetini artırmıştır. AB müktesebatının yatırım ortamı üzerindeki etkileri izleyen bölümde detaylı olarak ele alınacaktır. AB üyeliği gümrük birliği ve tek pazar uygulaması ile malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı anlamına gelmektedir. Bu durum AB ülkelerine yapılacak yatırımlar açısından AB içi ulaşım, lojistik ve yönetim maliyetlerine ilişkin önemli bir avantaj sunmaktadır. AB fonları ile fiziksel ve insan kaynaklarına ilişkin altyapıyı geliştirmeye yönelik faaliyetlere destek sağlanmaktadır. Bu fonlar doğrudan yatırım teşviki amacıyla kullanılmamaktadır, ancak dolaylı olarak yatırım üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu fonların yeni AB Üye Devletleri tarafından kullanımları net transferler, on yıllık geçiş süreci ve kısıtlı AB fonları hazmetme kapasiteleri dikkate alındığında kısıtlı olacaktır. Son olarak, Ekonomik ve Parasal Birlik ve Avro kullanımı AB genelinde firmalar için kur riskini azaltmaktadır. Ancak yeni Üye Devletler için Ekonomik ve Parasal Birliğe katılım ile beraber üretim maliyetlerini rekabetçi kılmak için döviz yönetimi özgürlüğü kısıtlanacak ve ulusal para birimlerinin fazla değerlenmesine yol açılacaktır Avrupa Birliği Müktesebatı nın Yatırım Ortamı Üzerindeki Etkileri AB ne uyum süreci yeni Üye Devletlerde iş ortamını şekillendiren hukuki, ekonomik ve sosyal koşulları önemli bir şekilde etkilemiştir. Yeni Üye Devletler Katılım Antlaşmaları ndan kaynaklanan birçok hukuki düzenleme yapmışlardır. Bu durum yatırımcı davranışlarını etkilemektedir. Bir taraftan, yatırımcılara tanınan temel haklar müktesebat tarafından onaylanmış ve genişletilmiştir. Diğer taraftan, AB politikalarının uygulanması yeni Üye Devletlerde iş ortamının bileşenlerini etkilemiştir. AB üyeliği ile yaşanan en önemli değişiklikler şu politikalardan kaynaklanmaktadır: Ticaret politikası, rekabet politikası, tüketiciyi koruma politikası, 85 Kalman Kalotay, New Members in the European Union and Foreign Direct Investment, Thunderbird International Business Review, C. XXXXVIII (July August 2006), s

72 çevre politikası, kamu alımları politikası, küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik politikalar, sosyal politika, ulaştırma politikası ve sosyo-ekonomik uyum politikası. 86 AB ticaret politikasının uygulanması sınır ötesi ticaret koşullarını değiştirmiştir. Genişlemiş Gümrük Birliği içerisindeki yatırımcılar Tek Pazar a erişim elde etmiştir. Üçüncü ülkelerle olan ticaret ilişkileri Topluluk Tercihler Piramidi tarafından düzenlenmiştir. Yeni koşullar şeffaf ve daha istikrarlıdır. Yeni Üye Devletlerdeki iş ortamı bu değişen koşullardan olumlu etkilenmiştir. AB rekabet politikasının önemli kuralları AB Üye Devletleri arasındaki ticarette rekabeti engelleyen anlaşma ve uygulamaların kaldırılması ve Üye Devletler tarafından şirketlere sunulan devlet yardımlarının izlenmesine ilişkindir. Bu kurallar Tek Pazar içindeki hem yerel, hem de yabancı firmalara ilişkin adil olmayan uygulamaları kısıtlar ve ulusal devlet yardımları programlarının daha adil ve karşılaştırılabilir olmasını sağlar. AB rekabet politikası bir taraftan istenmeyen şirket davranışlarını ve şirketlere tanınan devlet yardımları desteklerini kısıtlayarak yeni Üye Devletlerdeki iş ortamını olumsuz yönde etkilemiştir. Diğer taraftan ise AB rekabet politikası istikrarlı ve açık kurallar getirerek iş ortamının gelişmesine katkıda bulunmuştur. AB tüketici koruma politikası Tek Avrupa Pazarı nda tüketicilere sağlanan koruma mekanizmalarına ilişkin ortak, en azından benzer kuralların oluşturulmasını gerekli kılar. Yeni Üye Devletlerce uygulamaya konulan bazı hukuki ve kurumsal yapılar tüketici korunmasının düzeyini artırırken, bazı üreticiler için ise engel oluşturmuştur. Bu yüksek beklentilere hem yerel, hem de yabancı firmaların uyum sağlaması ek maliyetler getirmekte ve rekabet güçlerini olumsuz etkilemektedir. AB çevre koruma kuralları zorlayıcıdır ve bu kuralların gereklerine uymak büyük mali çabalar gerektirmektedir. Yeni Üye Devletlerde hem yönetimler, hem de firmalar uzun bir süre uyum maliyetlerine katlanacaklardır. AB kamu alımları politikası Avrupa şirketlerinin Üye Devletlerdeki kamu alımları pazarına ulaşımını serbestleştirmektedir. Sözleşmeleri sonuçlandırma prosedürlerinin uyumlaştırılması İç Pazar ın en önemli başarısı olarak görülmektedir. Üye Devletlerdeki sözleşmelere ilişkin kural ve prosedürler daha açık hale gelmiştir. 86 Witkowska, Global Economy Journal, s

73 Bu durum firmalar arasındaki rekabeti geliştirmiş ve daha fazla tedarikçinin ihale davetlerine cevap vermesini teşvik etmiştir. Kamu alımları prosedürlerine ilişkin hukuki çerçevenin uyumlaştırılması ve daha şeffaf uygulamalar Üye Devletlerdeki iş ortamını geliştirmiştir. AB nin işletmelere ilişkin politikası başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere tüm iş ortamını ilgilendirmektedir. Bu politika girişimciliğin teşviki, bilgiye dayalı ekonomide şirketlerin rekabet güçlerinin geliştirilmesi, iş faaliyetlerini destekleyen bir finansal ortamın yaratılması, işletmeler arasında işbirliğinin teşviki ve Tek Avrupa Pazarı na erişimin geliştirilmesini hedefler. Üye Devletler işletmelere ilişkin kendi politikalarını uygularlar, ancak AB dolaylı yöntemler kullanarak ulusal politikaları koordine etmeyi dener ve tecrübe ve en iyi uygulamaların paylaşımını teşvik eder. AB nin işletmelere ilişkin politikası yeni Üye Devletlerde iş ortamını dolaylı bir şekilde etkilemiştir. Ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu ülkelerde yatırım yapma kararları açısından önemli olmuştur. Bu işletmeler AB genelinde bir çeşit destek ve gelecekte iş ortamının basitleşmesini bekleyebilirler. AB sosyal politikası şu alanlara yoğunlaşmıştır: istihdam, işçilerin serbest dolaşımı, işçilerin sağlık ve güvenliği, sosyal diyalog, iş ortamında kadın ve erkeklere eşit davranılması ve sosyal koruma. AB sosyal politikasının Üye Devletlerdeki iş ortamı üzerinde dolaylı bir etkisi vardır. Sosyal politika alanındaki düzenleme ve faaliyetler iş kararlarını etkilemektedir. İşletmelerin bu düzenlemelere tam uyumu kısa dönemde maliyet rekabet edebilirliğini düşürecektir, ancak uzun dönemde bu uyarlamalar iş kazalarını ve işe ilişkin hastalıkları azaltarak bazı faydalar sağlayacaktır. Bu uzun dönem avantajları işçi verimliliğini artıracak ve ürün ve hizmetlerin kalitesini geliştirecektir. AB ulaştırma ve sosyo-ekonomik uyum politikaları yeni Üye Devletlerdeki iş ortamının geliştirilmesine katkıda bulunmuştur ve yatırım kararlarını etkilemektedir. 87 AB Üye Devletlerinde yatırım ortamı uluslararası düzenlemeler, AB ortak politikaları ve ulusal yatırım politikaları tarafından şekillenmektedir. AB üyeliği hem yerel, hem de yabancı firmalar için maliyet-fayda koşullarında değişiklikler 87 Ibid., s

74 getirmiştir. Ulusal yatırım politikaları ile ise uzun dönemli yatırımları teşvik ve mevcut ve potansiyel yatırımcıların davranışlarını etkilemeyi amaçlayan teşvik mekanizmaları geliştirilmiştir. Uluslararası Düzenlemeler Avrupa Tek Pazarı Ulusal Yatırım Politikaları Üye Devletlerdeki Yatırım Ortamı Avrupa Birliği Politikaları Kaynak: Janina Witkowska, Foreign Direct Investment in the Changing Business Environment of the European Union s New Member States, Global Economy Journal, C.VII (2007) Şekil 1: Avrupa Birliği Üye Devletleri nde Yatırım Ortamının Şekillenmesi AB üyeliğinin yatırım ortamı üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan ve Polonya nın AB üyeliği öncesi ve sonrası yabancı doğrudan yatırım rakamlarının incelenmesi faydalı olacaktır. Tüm incelenen ülkeler AB üyeliğinin ilk yılında yabancı doğrudan yatırım rakamlarında hızlı bir artış gözlemişlerdir. AB üyeliği ile beraber bu ülkelerin yabancı yatırımcılar için cazibesini artırmıştır. Bu eğilim AB üyeliğinin yere ilişkin faktörler üzerindeki olumlu etkisini teyit etmektedir Ibid., s

75 Tablo 2: Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya daki Yabancı Doğrudan Yatırımlar (milyon dolar) Geçmiş Geçmiş Geçmiş Geçmiş Milyon yıl Milyon yıl Milyon yıl Milyon yıl Milyon Milyon Ülke USD :%100 USD :%100 USD :%100 USD :%100 USD USD Slovakya , , , , Çek Cumhuriyeti , , , Macaristan , , , Polonya , , , Kaynak: Eylül Eylül Eylül Eylül AVRUPA BİRLİĞİ NDE LİZBON STRATEJİSİ KAPSAMINDA YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan hızlı yapılanma ile, Batı Avrupa ekonomileri 1973 teki ilk petrol krizine kadar benzeri görülmemiş bir büyüme gerçekleştirmiştir. Bu süreçte, Batı Avrupa II. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında uygulayamadığı üretim teknikleri ve yeni teknolojilere ilişkin en iyi uygulamaları benimsemiştir. Ancak, 1973 petrol krizi sonrasında Batı Avrupa ekonomileri için sorunlar baş göstermiştir. Enflasyon ve işsizliğe ilişkin ciddi problemler ortaya çıkmıştır. İlk kez, 1990 ların ortasında Batı Avrupa daki büyüme oranları ABD deki büyüme oranlarının gerisinde kalmaya başlamıştır. Ayrıca, Batı Avrupa işgücü kullanımı olarak da ABD yi yakalayamamıştır. Savaş sonrası dönemde, hem Batı Avrupa da hem de ABD de çalışma saatlerinde bir düşüş gözlenmiştir. Bu düşüş ABD de 1970 lerin ortasında durmasına rağmen, Batı Avrupa da devam etmiştir yılında, Batı Avrupa ülkelerinde işçiler ABD deki meslektaşlarına oranla ortalama %15 daha az saat çalışmışlar ve işgücü katılım oranı %9 daha düşük 75

76 gerçekleşmiştir. Batı Avrupa ile ABD arasındaki belirgin fark kişi başına düşen GSMH da da gözlemlenmektedir. OECD 2005 Ekonomik Araştırması na göre Avro alanındaki kişi başına düşen GSMH ABD ye oranla %30 daha düşüktür. 89 Kişi başına düşen GSMH büyümesini etkileyen faktörler nelerdir? Kişi başına düşen GSMH işgücü verimliliğindeki değişimler (GSMH büyümesinin çalışılan saat sayısına bölümü) ve işgücü kullanım oranındaki değişimler (kişi başına düşen çalışılan saat sayısı) ile açıklanabilir. İşgücü kullanım oranındaki değişimler istihdam oranındaki değişimler ve kişi başına düşen çalışma saat sayısındaki değişimlere ayrıştırılabilir. İşgücü verimliliği ise yatırım düzeyindeki sermaye yoğunluğu ve bu yatırımın etkileri (toplam faktör üretkenliği) ile açıklanabilir. Toplam faktör üretkenliği rekabet gücü kazançlarını, ürün miktarında artış yaratmayı, bilgi kullanımını ve elverişli düzenleyici çevreyi kapsamaktadır. Bu fikirler Lizbon Stratejisi kapsamında desteklenen istihdam oranının artırılması ve insan kaynaklarına yatırım yapılması ve aynı zamanda düzenleyici çerçevenin sadeleştirilmesi fikirlerini doğrulamaktadır. 90 Özellikle işsizlik ve büyüme oranlarındaki düşüklük gibi yaşanan ekonomik sorunlar ve Avrupa ülkelerinin karşılaşmış olduğu demografik değişim, Avrupa Birliği nde ekonomik reformu gündeme getirmiştir. Diğer taraftan, ekonomik reformların sosyal sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirilemeyeceği fikri ekonomik ve sosyal reformların birlikte yürütülmesini zorunlu kılmaktadır yılı Mart ayında Lizbon da toplanan Avrupa Birliği Zirvesi nde Avrupa Birliği için on yıllık yeni bir stratejik hedef üzerinde anlaşılmıştır. Lizbon Stratejisi olarak adlandırılan bu plan ile AB nin 2010 yılına kadar daha çok sayıda ve daha iyi iş ve daha büyük toplumsal uzlaşı ile sürdürülebilir ekonomik büyümeyi gerçekleştirecek, bilgiye dayalı dünyanın en rekabetçi ve dinamik ekonomisi haline gelmesi amaçlanmıştır. İstihdam, ekonomik reform ve sosyal uyuma ilişkin hedefleri tespit eden söz konusu stratejiye çevre boyutu da eklenmiştir Börje Johansson et al., The Lisbon Agenda From 2000 to 2010, CESIS Electronic Working Paper Series, Aralık Annette Bongardt ve Francisco Torres, Institutions, Governance and Economic Growth in the EU: Is There A Role for the Lisbon Strategy?, Intereconomics, (January/February 2007), s İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği nin Lizbon Stratejisi, İstanbul, 2006, s

77 Bu genel hedefe ulaşabilmek için gerekli alt hedeflere ilişkin bir liste oluşturulmuştur. Bu hedefler doğrultusunda her Üye Devlet Ar&Ge harcamalarını üçte ikisi özel sektörden kaynaklanacak şekilde GSMH nın %3 üne yükseltecek ve 2010 yılına kadar istihdam oranını %70 e çıkaracaktır. İstihdam oranındaki artış ile beraber 2010 yılına kadar AB GSMH da %3 lük bir artış gerçekleşebilir ve 6 milyon iş olanağı yaratılabilir. Bu belirlenen hedeflerin fazlasıyla iddialı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. 92 Lizbon Stratejisi nin bir diğer ilginç yönü de Üye Devletler arasındaki farklılıkları dikkate almamasıdır. Ulusal ekonomilerin ve böylelikle tüm AB ekonomisinin uzmanlaşma ve karşılaştırmalı üstünlüklerden faydalanabileceği unutulmamalıdır Lizbon Stratejisi Hedefleri Lizbon Stratejisi ile beraber AB kendisine şu genel stratejiyi belirlemiştir: daha çok sayıda ve daha nitelikli iş ve daha büyük bir toplumsal uzlaşmayla, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi gerçekleştirebilecek, bilgiye dayalı, dünyanın en rekabetçi ve dinamik ekonomisi haline gelmek. Bu genel strateji çerçevesinde, spesifik hedefler ve yöntemler oluşturulmuştur. Ekonomik eylemler ile AB nin rekabet gücünün artırılması, sosyal eylemler ile ise Avrupa sosyal modelinin ekonomik reformlar karşısında etkinliğini kaybetmeden modernleştirilmesi hedeflenmektedir. 94 Genel strateji çerçevesinde şu temel konulara öncelik verilmesi gerekmektedir: - Bilgi toplumu ve Ar&Ge için daha iyi politikalar, rekabet gücünü ve yeniliği hızlandıracak yapısal reformlar ve İç Pazar ın tamamlanması ile bilgiye dayalı ekonomiye geçişin hazırlanması, - İnsanlara yatırım yapılarak ve sosyal dışlanma ile mücadele edilerek, Avrupa sosyal modelinin modernleştirilmesi, - Uygun bir makroekonomik politika ile sağlıklı ekonomik görünümün ve elverişli büyüme beklentisinin sağlanması Börje Johansson et al., CESIS Electronic Working Paper Series, s Ibid., s İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği nin Lizbon Stratejisi, İstanbul, 2006, s Lizbon AB Zirvesi, Presidency Conclusions, Lizbon, Mart

78 Belirtilen bu önlemlerin güçlü bir makroekonomik çerçeve kapsamında uygulanması ile ortalama %3 büyüme oranını yakalamak mümkün olabilecektir Lizbon Stratejisi nin Ara Dönem Değerlendirilmesi 2000 yılında AB Konseyi tarafından başlatılan Lizbon Stratejisi küreselleşme, yaşlanan nüfus, hızlı teknolojik değişim gibi meydan okumalar karşısında Avrupa Birliği nde ekonomik ve sosyal gelişim için kapsamlı bir strateji niteliğindedir. Temel fikir, Avrupa sosyal modelinin devamı için, bilgi ve yeniliğe odaklanarak ekonomik temelleri gözden geçirmektir yılındaki ara dönem değerlendirmesi göstermiştir ki bu strateji bilgi toplumu, araştırma, işletme, yenilik, eğitim, sosyal koruma ve sosyal içerme gibi birçok alandaki politikalarda ortak hedefler belirlenmesini ve açık önlemler alınmasını gerektirmiştir. Ara dönem değerlendirmesinin gösterdiği bir diğer sonuçta her politika alanı ve Üye Devletteki gelişmelerin eşit düzeyde olmadığıdır. 97 İsveç, Finlandiya, Danimarka ve İrlanda en iyi performans gösteren ülkelerdir. Daha büyük ekonomiler olarak nitelendirilebilecek Almanya, Fransa ve İtalya ise daha az bir gelişme kaydetmişlerdir yılı Şubat ayında gerçekleştirilen Avrupa Birliği Zirvesi nde Lizbon Stratejisi ndeki ilerleme değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme, Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan Wim Kok Raporu na dayanmaktadır. Rapor Lizbon Stratejisi nin performans düşüklüğünün ardındaki nedenleri incelemektedir. Temel nedenler olarak çok yüklü gündem, zayıf koordinasyon, çelişen öncelikler ve kararlı ekonomik hareketin eksikliği gösterilmiştir. Kok raporu yüksek büyüme ve istihdam hedefine sadece bir faaliyet ile ulaşılmasının mümkün olmadığını, Lizbon Stratejisi nin değişik parçalarının çalışmaya dahil edilmesi gerektiğini söylemektedir. Birçok politika alanında acil harekete geçilmesi gerekmektedir: 96 Ibid., s Maria Joao Rodrigues, The Debate Over Europe and The Lisbon Strategy For Growth and Jobs, Lizbon, 23 Ağustos 2005, s Börje Johansson et al., CESIS Electronic Working Paper Series, s

79 - Bilgi toplumu: Ar&Ge nin ilk öncelik olarak belirlenmesi, Avrupa nın araştırmacılar ve bilim adamları için cazibesinin artırılması, bilgi teknolojilerinin kullanımının teşvik edilmesi, - İç Pazar: İç Pazar ın tamamlanması ve hizmetler için bir tek pazarın oluşturulması, - İş ortamı: İdari yükün azaltılması, iş başlangıcının daha kolay olduğu daha destekleyici bir iş ortamının oluşturulması, mevzuatın kalitesinin artırılması, - İşgücü piyasası: Yaşam boyu öğrenme stratejileri geliştirilmesi, büyüme ve istihdam ortaklığının desteklenmesi, - Çevresel sürdürülebilirlik: Eko-yeniliklerin yayılması, eko-verimlilik ile uzun dönemli sürdürülebilir gelişmeyi destekleyecek politikaların teşvik edilmesi. 99 Kok raporu ile politikalar ve katılımcılar arasındaki uyumun artırılması, ulusal parlamentolar ve sosyal ortakların da süreç içine dahil edilmesi, Üye Devletleri sorumluluklarını takibe yöneltecek hedefler ve başarılara ilişkin iletişimin daha açık hale getirilmesi önerilmiştir. Ayrıca rapor katılımcılar arasında açık bir şekilde görev paylaşımı yapılmasını öngörmüştür. AB Bakanlar Konseyi Lizbon Stratejisi nde lider rolü üstlenmelidir, Üye Devletler gerekli girişimler ışığında ulusal programlarını yürütmelidir, Avrupa Komisyonu politikalar, faaliyetler, değerlendirmeler ve raporlar ile ilerlemeyi desteklemeli ve kolaylaştırmalıdır, Parlamento izleme konusunda aktif bir rol üstlenmeli ve diğer sosyal ortaklar ise Strateji kapsamında kendi üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir. 100 Yapılan bu değerlendirmeler ışığında Lizbon Stratejisi 2 Şubat 2005 tarihinde yeniden sunulmuştur. 101 Yeniden sunulan Lizbon Stratejisi büyüme ve istihdam hedeflerine odaklanmaktadır. Bu amaçla şu üç amacın gerçekleşmesi gerekmektedir: - Avrupa nın yatırım ve çalışma için daha cazip bir yer haline getirilmesi, - Avrupa büyümesinin temeline bilgi ve yeniliğin yerleştirilmesi, 99 Börje Johansson et al., CESIS Electronic Working Paper Series, s Ibid., s Avrupa Komisyonu, Communication to the Spring European Council: Working Together for Growth nad Jobs A New Start for the Lisbon Strategy, Brüksel, 2 Şubat

80 - İş ortamına ilişkin politikaların daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler yaratacak şekilde oluşturulması. 102 Yeniden açıklanan Lizbon Stratejisi büyüme ve istihdam için yeni bir ortaklığı gerekli kılmaktadır. AB düzeyinde Komisyon politikaların kabulü ve uygulanmalarının sağlanmasında görev alacaktır. Diğer taraftan, Üye Devletler Lizbon Reformlarının temellerini oluşturacaklardır. Bu amaçla, her Üye Devlet bu hedeflere ulaşmada yol gösterecek Ulusal Lizbon Programlarını hazırlamalıdırlar. 103 Lizbon Stratejisi nin yeniden sunulması ile stratejinin yeniden yazılması amaçlanmamaktadır, amaçlanan AB düzeyinde ve ulusal düzeyde Lizbon Stratejisi hedeflerine ulaşmayı sağlayacak yeni faaliyetlerin belirlenmesidir. Avrupa Komisyonu döneminde Üye Devletlerin hazırlayacakları ulusal reform programlarına rehberlik etmesi amacıyla Bütünleştirilmiş İlkeler yayımlamıştır. Bu ilkeler kapsamında Lizbon ekonomik hedefleri iki ana başlık altında ele alınmaktadır. Makroekonomik politikalar ile Lizbon ekonomik hedeflerine ulaşabilmek için gerekli olan ekonomik ortamın sağlanması hedeflenmektedir. Mikroekonomik reformlar ise Lizbon Zirvesi nden bu yana süregelen ekonomik hedefleri bir araya getirmektedir Büyüme ve İstihdam İçin Bütünleştirilmiş İlkeler 105 Makroekonomik Politikalar: 1. Ekonomik istikrarın sağlanması, 2. Uzun vadeli ekonomik sürdürebilirlik, 3. Kaynakların etkili kullanımı, 4. Ücret sisteminin makroekonomik istikrar ve büyümeyi destekleyecek hale getirilmesi, 102 Ibid., s Ibid., s İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği nin Lizbon Stratejisi, İstanbul, 2006, s Avrupa Komisyonu, Communication to the Spring European Council Integrated Guidelines for Growth and Jobs, Brüksel, 2005, s

81 5. Makroekonomik, yapısal ve istihdam politikaları arasında uyumun güçlendirilmesi, 6. Dinamik ve iyi işleyen bir Avro alanına katkıda bulunulması. Bilgi ve Yeniliğe Yönelik Politikalar: 1. Ar&Ge yatırımlarının artırılması, 2. Yenilikçiliğin kolaylaştırılması, 3. Bilgi işlem teknolojilerinin kullanımlarının artırılması, 4. Güçlü bir Avrupa sanayi temeline katkıda bulunulması, 5. Kaynakların sürdürülebilir kullanımı. Avrupa nın Yatırım ve Çalışmak İçin Daha Cazip Bir Yer Haline Getirilmesine Yönelik Politikalar: 1. İç Pazar ın derinleştirilmesi ve genişletilmesi, 2. AB içinde ve dışında açık ve rekabetçi pazar koşullarının oluşturulması, 3. Daha elverişli bir iş ortamının yaratılması, 4. Girişimcilik ve özellikle KOBİ ler için daha iyi bir ortamın yaratılması, 5. Avrupa altyapısının geliştirilmesi ve kararlaştırılan öncelikli sınır ötesi projelerin tamamlanması. İstihdama Yönelik Politikalar: 1. Tam istihdamın temin edilmesini amaçlayan istihdam politikalarının uygulanması, işteki kalite ve verimliliğin artırılması, sosyal ve bölgesel uyumun güçlendirilmesi, 2. Yaşam boyu işe yönelik yaklaşımın teşvik edilmesi, 3. İş arayanlar ile dezavantajlı grupları içine alan işgücü piyasalarının oluşturulması, 4. İşgücü piyasalarının ihtiyaçlarının karşılanması, 5. Esnekliğin istihdam güvenliğinin temin edilerek artırılması ve işgücü piyasasındaki bölünmelerin azaltılması, 81

82 6. İşle uyumlu ücret ile diğer iş maliyetlerindeki gelişmelerin sağlanması, 7. İnsan sermayesine yönelik yatırımların geliştirilmesi ve genişletilmesi, 8. Yeni rekabetçilik şartlarıyla başa çıkabilecek eğitim ve mesleki eğitim sistemlerinin oluşturulması. Komisyon tarafından yayımlanan Bütünleştirilmiş İlkelerin incelemesi göstermektedir ki Lizbon Stratejisi üç ana alanda harekete geçilmesini önermiştir. Bu üç alanın ilki açık bir şekilde makroekonomik, ikincisi mikroekonomik (bilgi ve yeniliğe yönelik politikalar ile Avrupa nın Yatırım ve Çalışmak İçin Daha Cazip Bir Yer Haline Getirilmesine Yönelik Politikalar) ve üçüncüsü ise daha çok kurumsal ve işgücü piyasasına yöneliktir. - Dinamik ve iyi işleyen Avro alanı içerinde daha yüksek büyüme ve istihdam oranları için gerekli koşulları oluşturmak amacıyla makroekonomik politikalar gereklidir. - Avrupa yı yatırım ve çalışma açısından daha cazip kılmak ve bilgi üretimi ve yenilik için gerekli ortamı teşvik amacıyla mikroekonomik politikalar gereklidir. - Daha çok insanı istihdama çekmek ve sosyal güvenlik sisteminin modernleşmesi, işçilerin ve firmaların intibak yeteneğini geliştirmek ve işgücü piyasalarının esnekliğini artırmak ve eğitim ve yetenek geliştirilmesi aracılığı ile insan kaynaklarına yapılan yatırımları artırmak amacıyla istihdam ilkeleri başlığındaki politikalar gereklidir Dönemi İçin Lizbon Stratejisi Hedeflerinin Yeniden Açıklanması Avrupa Komisyonu 11 Aralık 2007 tarihinde yayımlamış olduğu COM (2007) 803 sayılı Tebliğ ile Lizbon Stratejisi nin dönemi için genel bir 106 Börje Johansson et al., CESIS Electronic Working Paper Series, s

83 değerlendirmesini yapmış ve dönemi için öncelik alanlarını açıklamıştır. 107 Yapılan bu değerlendirme göstermiştir ki makroekonomik ilkeler açısından Üye Devletler gözle görülür ilerlemeler kaydetmişlerdir. Ancak, her Üye Devlet reformları aynı kararlılıkla ele almamaktadır ve sonuçlara tam olarak ulaşabilmek için kararlı çalışmanın devamı gerekmektedir. Lizbon Stratejisi Avrupa Birliği nin küreselleşme ile ortaya çıkan problemlere bir cevabı niteliğindedir. Bu Strateji ile Avrupa Birliği küreselleşmeyi kendi değer ve çıkarları doğrultusunda etkileme olanağı bulacaktır. Küreselleşme ile ortaya çıkan sorunlarla başa çıkmada Birliğin gelişme modeli ve ekonomik bütünleşmeye ilişkin uzun süreli tecrübesi en önemli araçlar olacaktır. 108 Tebliğ ile harekete geçilmesi gereken dört öncelik alanı belirlenmiştir. İlk olarak, insanlara yatırım yapılması ve işgücü piyasalarının modernleşmesi gelmektedir. Bu kapsamda, eğitim ve istihdama ilişkin ömür boyu öğrenme modelinin benimsenmesi, işgücü piyasalarının modernleştirilmesi ve sosyal içerme kavramının pekiştirilmesi gerekmektedir. 109 İkinci öncelik alanı özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin mevcut potansiyellerinin ortaya çıkarılmasına yönelik adımların atılmasına ilişkindir. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik bütünleşmiş bir politika yaklaşımını ortaya koyan Küçük İşletmeler Düzenlemesinin (European Small Business Act) hayata geçirilmesi, 2012 yılına kadar Birlik genelinde idari engellerin %25 oranında azaltılması ve sadeleştirme programlarının yürütülmesi, Tek Pazar ın güçlendirilmesi, hizmetler sektöründeki rekabet ortamının geliştirilmesi ve mali hizmetler piyasasında bütünleşmeye yönelik gerekli adımların atılması bu öncelik alanı için önem taşımaktadır. 110 Üçüncü öncelik alanı bilgi ve yeniliğe yatırım yapılmasına ilişkindir. Patent mevzuatına ilişkin çerçeve koşulların oluşturulması, araştırmacıların serbest dolaşımı 107 Avrupa Komisyonu, Commission Communication on Strategic Report on the Renewed Lisbon Strategy For Growth and Jobs: Launching The New Cycle ( ), Brüksel, 11 Aralık Ibid., s Ibid., s Ibid., s

84 önündeki engellerin kaldırılması ve AB ve Üye Devletlerin Ar&Ge kaynaklarının daha etkin kullanım için tek bir çatı altında toplanması bu alana ilişkin atılacak önemli adımlardır. Son olarak, enerji ve iklim değişikliği konusunda elektrik ve gaz piyasalarına ilişkin mevzuat önerilerinin kabulü, sürdürülebilir üretim ve tüketime yönelik endüstri politikasının teşvik edilmesi ve binalardaki enerji performanslarına ilişkin direktifin gereklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Lizbon Stratejisi nin açıklanan araçlarının incelenmesi gösterecektir ki AB de yatırım ortamının iyileştirilmesi genel hedefe ulaşmada kullanılacak bir vasıta niteliğindedir. Çalışmanın içeriği nedeniyle bundan sonraki bölümlerde mikroekonomik politikalardan Avrupa nın Yatırım ve Çalışmak İçin Daha Cazip Bir Yer Haline Getirilmesine Yönelik Politikalar üzerinde durulacaktır Avrupa nın Yatırım ve Çalışmak İçin Daha Cazip Bir Yer Haline Getirilmesi Avrupa Birliği nin yatırım açısından cazip kılınması piyasaların büyüklük ve serbestliğine, düzenlemelere ilişkin çerçeveye, işgücünün kalitesine ve altyapıya dayanmaktadır İç Pazar ın derinleştirilmesi ve genişletilmesi Mallara ilişkin İç Pazar göreceli olarak bütünleşmiş olsa da, hizmetler piyasası hala bölünmüş durumdadır ve Avrupa genelinde işgücünün dolaşım seviyesi düşüktür. Büyüme ve istihdamı teşvik ve rekabeti güçlendirmek için, Avrupa sosyal modeline zarar vermeden hizmetlere ilişkin İç Pazar ın tamamlanması gerekmektedir. Sınır ötesi faaliyetler önündeki engellerin kaldırılması ile de verimlilik kazançları gözlenebilecektir. Son olarak, finansal piyasalardaki bütünleşme sermayenin daha etkin bir şekilde dağıtılmasına olanak tanıyarak hasılat ve istihdam artışı sağlayacak ve işletmeler için daha iyi finansman koşulları oluşturacaktır. İç Pazar ın derinleştirilmesi ve genişletilmesi için; 84

85 - İç Pazar a ilişkin Direktiflerin geçirilmesinin hızlandırılması, - İç Pazar mevzuatının daha sıkı ve daha iyi uygulanmasına öncelik verilmesi, - Sınır ötesi faaliyetler önündeki mevcut engellerin kaldırılması, - AB kamu alımları kurallarının etkin bir şekilde uygulanması, - Avrupa sosyal modeli korunarak, hizmetler için İç Pazar ın işlevsel hale getirilmesi, - Finansal Hizmetler Hareket Planı nın düzenli ve uyumlu bir şekilde uygulanması ile finansal piyasalardaki bütünleşmenin hızlandırılması gerekmektedir AB içinde ve dışında açık ve rekabetçi pazar koşullarının oluşturulması Küresel ekonomi Avrupa da büyüme ve rekabeti harekete geçirmek için yeni fırsatlar sunmaktadır. Rekabet politikası AB genelinde firmaların etkili bir şekilde rekabet edebilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktadır. Avrupa piyasalarındaki rekabeti geliştirmek için atılacak bir başka adım da mevcut devlet yardımları genel düzeyinde kısıtlamaya gidilmesidir. Bu adım mevcut devlet yardımlarının daha çok yatay hedefleri destekleyecek şekilde düzenlenmesi ile atılacaktır. Bu hedef doğrultusunda mevcut devlet yardımı kurallarında bir gözden geçirme yapılması gerekmektedir. Piyasaya girişi kolaylaştıran yapısal reformlar özellikle rekabetin geliştirilmesi için de etkili araçlardır. Elektrik, gaz, ulaşım, telekomünikasyon ve posta hizmetleri gibi altyapı sektörlerinin rekabete açılması da fiyatlarda bir düşüşe ve vatandaşların genel ekonomik çıkarlarına yönelik hizmetlerde daha çok seçeneğe yol açacaktır. Ticaret ve yatırımlarda dışa açıklık ihracat ve ithalatı artırarak büyüme ve istihdam için bir teşvik oluşturacak ve yapısal reformlarda hızlanmayı pekiştirecektir. AB içinde ve dışında açık ve rekabetçi pazar koşullarının oluşturulması için; 111 Avrupa Komisyonu, Communication to the Spring European Council Integrated Guidelines for Growth and Jobs, s

86 - Rekabeti olumsuz yönde etkileyecek düzenleme, ticaret ve diğer engellerin kaldırılması, - Rekabet politikasının daha etkili bir şekilde uygulanması, - Rekabet ve piyasa girişine ilişkin engellerin tanımlanması ve kaldırılması için rekabet ve düzenleyici kurumların piyasaları düzenli bir şekilde takip etmesi, - Rekabeti olumsuz yönde etkileyen devlet yardımlarının azaltılması, - Devlet yardımlarının araştırma, yenilik, insan kaynakları gibi belli yatay hedefleri ve iyi tanımlanmış piyasa eksikliklerini desteklemesi, - Dışa açıklığın teşvik edilmesi, - Avrupa çapında bütünleşmiş piyasalarda etkin rekabeti sağlamak için altyapı endüstrilerinin rekabete açılmasına ilişkin önlemlerin tam olarak uygulanması gerekmektedir Daha elverişli bir iş ortamının yaratılması Ticari işlemlerin rekabetçi fiyatlarla gerçekleştiği bir ortamın yaratılması için piyasanın düzenlemesi zaruridir. Bu düzenlemeler ayrıca piyasa eksikliklerinin düzeltilmesine ve piyasa katılımcılarının korunmasına da hizmet etmektedir. Unutulmamalıdır ki düzenlemeler belirli ekonomik maliyetler getirmektedir. Bu nedenle düzenlemelerin iyi şekilde tasarlanmış ve orantılı olması gerekmektedir. Hem AB de, hem de ulusal düzeyde düzenlemelerin kalitesi her iki düzeyde de ortak bir girişimi ve sorumluluk paylaşımını gerektirmektedir. Düzenleyici faaliyetlerin fayda-maliyet değerlendirmelerinin dikkate alınması özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük önem taşımaktadır. Kısıtlı kaynaklara sahip KOBİ ler için düzenlemeler ile getirilen idari yük olumsuz etkiler yaratabilir. Daha elverişli bir iş ortamının yaratılması için; - Özellikle KOBİ ler ve yeni kurulan işletmeler üzerindeki idari yükün hafifletilmesi, 112 Ibid., s

87 - Mevcut ve yeni düzenlemelerin kalitesinin geliştirilmesi, - İşletmelerin kendi kurumsal sosyal sorumluluklarını geliştirmeleri için teşvik edilmeleri gerekmektedir Girişimcilik ve özellikle KOBİ ler için daha iyi bir ortamın yaratılması Avrupa genelinde etkin bir şekilde girişimciliğin teşvik edilmesi ve yenilik faaliyetlerine girişecek yeni firmaların daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Her çeşit eğitim ve öğretim yoluyla girişimciliğin öğretilmesi desteklenmeli ve vasıflı işgücü sağlanmalıdır. Girişimcilik prensibinin yaşam boyu öğrenme kavramıyla bütünleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak firmalarla işbirliği fırsatları oluşturulmalıdır. Diğer taraftan, işletmelerin büyümesi için finansman kaynaklarına erişimleri artırılmalı ve ekonomik teşvikler güçlendirilmelidir. Girişimcilik ve özellikle KOBİ ler için daha iyi bir ortamın yaratılması için; - Mikro borçlanma yöntemleri ve çeşitli risk sermayeleri ile, finansman kaynaklarına erişimin geliştirilmesi, - Vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi ve ücret harici işgücü maliyetlerinin kısılması ile, ekonomik teşviklerin güçlendirilmesi, - KOBİ lerin yenilikçilik potansiyellerinin güçlendirilmesi, - KOBİ lere destek hizmetlerinin sağlanması gerekmektedir Avrupa altyapısının geliştirilmesi Ülkelerin yatırımlar açısından cazibesini etkileyen önemli etkenlerden biri de modern altyapı hizmetleridir. Altyapı hizmetleri Birlik içerisinde kişilerin, malların ve hizmetlerin dolaşımını kolaylaştırır. Ulaşım maliyetlerinin azalması ve piyasaların genişlemesi ile beraber uluslararası ticaretin gelişimi desteklenir ve İç Pazar dinamikleri harekete geçer. Diğer taraftan, Avrupa altyapı endüstrilerinin 113 Ibid., s Ibid., s

88 liberalleşmesi ile beraber rekabet teşvik edilir ve bu sektörlerde etkinlik verimleri gündeme gelir. Avrupa altyapısının geliştirilmesi için; - Verimli ulaşım, enerji ve bilgi işlem teknolojisi altyapıları için gerekli koşulların oluşturulması, - Kamu özel sektör ortaklıklarının geliştirilmesi, - Altyapıların etkin kullanımı ve sürdürülebilir bir dengenin oluşturulması için uygun bir altyapı fiyatlandırma sisteminin oluşturulması gerekmektedir YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK GELİŞTİRİLEN POLİTİKALAR VE DÜZENLEYİCİ FAALİYETLER Lizbon Stratejisi ile beraber Avrupa Birliği İç Pazarı tamamlayarak ve ulusal politikaları destekleyen ve tamamlayan ortak politikalar uygulayarak genel ekonomik ve istihdam politikasına destek sağlayacaktır. Bu kapsamda Komisyon bilgi ve yeniliği teşvik etmeyi, Avrupa yı yatırım ve istihdam için daha cazip bir yer haline getirmeyi ve daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler yaratmayı istemektedir. Komisyon un bu hedeflere ulaşabilmek için Avrupa Birliği nin katma değerini yükselten 8 ana önlem üzerine yoğunlaşması gerekmektedir. Bu önlemler: 1. Avrupa da bilgi ve yeniliğin desteklenmesi, 2. Devlet yardımları politikasında reform, 3. İşletmelerin faaliyetlerini gösterdikleri düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi ve sadeleştirilmesi, 4. Hizmetler için İç Pazar ın tamamlanması, 5. Doha Turu nun iddialı bir antlaşma ile tamamlanması, 115 Ibid., s

89 6. Fiziksel, iş gücü ve akademik mobilite önündeki engellerin kaldırılması, 7. Ekonomik göç için ortak bir yaklaşım belirlenmesi, 8. Ekonomik yeniden yapılandırmanın sosyal sonuçlarına yönelik destekleyici çabalar geliştirilmesi. Bu hedefler kapsamında yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik düzenleyici faaliyetler ve politika geliştirme önerileri şu şekildedir: Düzenleyici Faaliyetler: - Hizmetlere ilişkin Direktif, - Doha Kalkınma Gündemi, - Ödeme sistemleri için hukuki çerçeveye ilişkin Direktif, - Menkul kıymetlerin takas ve saklanmasına ilişkin Direktif çerçevesi, - Ortak Konsolide Vergi Matrahı önerisi, - Devlet yardımları önlemleri, - Düzenleyici etki analizlerine ortak bir yaklaşım için kurumlar arası bir antlaşma, - 98/34 sayılı Direktifin hizmetleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi, - Mercosur ülkeleri ile serbest ticaret antlaşması, - Körfez İşbirliği Konseyi ile serbest ticaret antlaşması, - Kanada ile ticaret ve yatırımların teşviki antlaşması, - Üçüncü ülkelerdeki kamu alımları piyasaları, - Üçüncü ülkeler ile hava hizmetleri antlaşmaları, - 3. Deniz güvenlik paketi ile uluslararası işbirliği, - Sınır ötesi birleşmeler, - Şirketlerin kayıtlı olduğu yerin değiştirilmesi, - Mevcut KDV uyum yükümlülüklerinin sadeleştirilmesine yönelik öneri, - E-Gümrük: Topluluk gümrük mevzuatının modernizasyonu 89

90 - Teknik uyumlaştırma ve standartlara yönelik yeni yaklaşımın gözden geçirilmesi, - 3. Demiryolu paketi, - Belli altyapıların kullanımı için ağır vasıtaların değişimine ilişkin Direktif. Politika Gelişmeleri: - Ana sektörlerde pazar araştırmaları ve rekabet değerlendirmeleri, - Fikri Mülkiyet Hakları uygulanması stratejisi, - Düzenlemelerin iyileştirilmesi, - KOBİ politikasına ilişkin Tebliğ, - AB-ABD düzenleyici işbirliği ve şeffaflığı, - Finansal hizmetler politikasına ilişkin green paper, - Girişimcilik eğitim ve öğretimine ilişkin Tebliğ, - Varlık yönetimi ve ipotek kredilerine ilişkin Tebliğ, - E-Gümrük girişimi, - Düzenleyici Etki Analizi rehberinin yenilenmesi, - İç Pazar bilgi sistemi, - Yerleşik ülkede vergilendirmeye ilişkin Tebliğ, - Sahtecilikle mücadelede gümrük faaliyetlerine ilişkin Tebliğ. 116 Sıralanan düzenleme faaliyetleri ve politika girişimlerinden devlet yardımları taşıdığı önlem nedeniyle ayrı bir bölüm altında ele alınacaktır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, vergilendirme ve gümrükler, düzenlemelerin iyileştirilmesi, hizmetler için İç Pazar ın tamamlanması ve finansal hizmetler alanındaki gelişmeler ise aşağıda incelenmektedir. 116 Avrupa Komisyonu, Basın Açıklaması Commission sets out 8 key EU measures to create more growth and jobs, Brüksel, 20 Temmuz

91 3.4 KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERE YÖNELİK POLİTİKALAR Avrupa Birliği nde küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) 250 den daha az çalışanı olan ve daha büyük işletmelerden bağımsız olarak faaliyet gösteren işletmeler olarak tanımlanmaktadır. Diğer taraftan, yıllık cirolarının 50 milyon Avro yu veya bilanço büyüklüklerinin 43 milyon Avro yu geçmemesi gerekmektedir. KOBİ ler çalışan sayısı 10 dan daha az olan mikro işletmeler, çalışan sayısı 10 ile 49 arasında olan küçük işletmeler ve çalışan sayısı 50 ile 249 arasında olan orta ölçekli işletmeler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. KOBİ ler Avrupa Birliği genelindeki tüm işletmelerin %99,8 ini oluşturmaktadır. Özel sektör istihdamının %67,1 i KOBİ ler tarafından sağlanmaktadır. Bu oran metal ürünlerin üretimi, inşaat ve mobilya gibi sektörlerde %80 lere çıkmaktadır. 117 Lizbon Stratejisi kapsamında iş ortamının geliştirilmesi KOBİ lere ilişkin problemleri ve özellikle uygun destek sağlanması gereğini gündeme taşımıştır. KOBİ ler güçlü, sürdürülebilir büyüme ve daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler sağlanması için vazgeçilmezdir. Ayrıca, ekonominin canlandırılabilmesi için Avrupa nın daha çok girişimciye ihtiyacı vardır. İşte bu nedenlerle, hem Topluluk düzeyinde, hem de Üye Devletlerde KOBİ lere yönelik politikalar daha çok önem kazanmaktadır yılında Lizbon Stratejisi nin yeniden gündeme getirilmesi ile beraber, Komisyon KOBİ lere yönelik yeni bir politika başlatılmasını önermiştir. 10 Kasım 2005 tarihli, COM (2005) 551 sayılı Büyüme ve İstihdam İçin Modern KOBİ Politikası konulu Komisyon Tebliği çeşitli işletme politika araçları için bir çerçeve oluşturmakta ve İlk Olarak Küçükleri Düşün (Think Small First) prensibini gündeme taşımaktadır. 118 Bu Tebliğ ile KOBİ faaliyetleri için bir politika çerçevesi oluşturulmakta ve mevcut işletmelere yönelik politika araçları bir araya getirilmektedir. Bu sayede 117 Avrupa Komisyonu, Putting Small Businesses First, Brüksel, 2008, s Avrupa Komisyonu, Commission Communication on Implementing The Community Lisbon Programme: Modern SME Policy for Growth and Employment, Brüksel, 10 Kasım 2005, s

92 KOBİ lere yönelik çeşitli faaliyetlerdeki bilinirlik ve uyumun artması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu çalışmalar Avrupa yı daha yenilikçi kılacak ve yatırım ve iş ortamının gelişmesine katkıda bulunacaktır. Bu yeni yaklaşım KOBİ lerin toplumdaki rolüne yeni bir bakış açısına dayanmaktadır ve yerel ve bölgesel düzeyde ekonomik ve sosyal uyum için önemlerine dikkat çekmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı hem KOBİ lerin performans ve rekabet edebilirliğini geliştirecek, hem de yerel toplum ve çevre için olumlu sonuçlar doğuracaktır. KOBİ lerde doğaları gereği çok çeşitlidir. Bazıları hızlı bir büyüme gösterip, daha büyük piyasalara hitap ederken, diğerleri sadece yerel ve bölgesel piyasalarda faaliyet göstermektedir. KOBİ lerin bu çeşitliliğinin KOBİ lere yönelik politikalara da yansıması gerektiğinden, bu yeni yaklaşım her çeşit işletmeye yönelik girişim ve faaliyetleri desteklemektedir. Son 20 yılda ekonomideki değişimler daha esnek, uyumlu ve dinamik işletmeler olan KOBİ ler için yeni fırsatlar yaratmıştır. Büyük işletmelere nazaran, KOBİ ler coğrafi olarak kısıtlı piyasalarda veya özel ürünlerde veya daha az miktarda üretim yapılması gereken durumlarda daha avantajlı konumdadır. Ancak, düzenlemelere veya idareye ilişkin engeller büyük işletmelere oranla KOBİ leri daha çok etkilemektedir. Finansmana, araştırmaya, yeniliklere, altyapıya ve tedarik zincirine kısıtlı erişim gibi piyasa eksiklikleri artan rekabet baskısı ile birleşerek büyümelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Diğer taraftan girişimciler yeterince danışmanlık ve destek hizmetlerinden yararlanamamaktadır. 119 Komisyon Tebliği uyarınca, bu eksiklikleri gidermek için girişimcilik ve yeteneklerin geliştirilmesi, KOBİ lerin piyasaya ulaşımının artırılması, kırtasiyeciliğin azaltılması, KOBİ lerin büyüme potansiyelinin geliştirilmesi ve KOBİ paydaşları ile diyalog ve danışmanının geliştirilmesi alanında adımlar atılması gerekmektedir. Avrupa Birliği genelinde girişimcilik potansiyeli tam olarak kullanılamamakta ve yeterli sayıda yeni başlangıçlar oluşmamaktadır. Bu sorunun altında alınan risk ile getiri arasındaki dengesizlik, zayıf sosyal güvenlik sistemi veya girişimcilerin yaptıklarına gösterilen kayıtsızlık gibi birçok neden bulunmaktadır. 119 Ibid., s

93 Komisyon bu sorunları gidermek için girişimcilerin toplumdaki statülerinin yükseltilmesi, girişimciliğin bir kariyer hedefi olarak teşvik edilmesi ve girişimci fikirlerin desteklenmesi için çabalarını hızlandıracaktır. Girişimciliğe ilişkin eğitimin önemi vurgulanacaktır. Ayrıca, yapısal fonlar ile danışmanlık hizmetlerinin kapsamının ve kalitesinin artırılmasına destek sağlanacaktır. Üye Devletler ise yeni bir şirket kurmak için gerekli zaman ve maliyetleri düşürmek için gerekli önlemleri alacaklardır. İç Pazar ın sağlamış olduğu fırsatlardan KOBİ ler yeterince faydalanamamaktadır. Bunun en temel nedeni, iş fırsatları hakkında bilgi eksikliğidir. KOBİ ler, özellikle kamu alımları piyasasındaki fırsatlar hakkında bilgi sahibi değiller, standardizasyon sürecine katılım için kısıtlı kaynaklara sahipler, Fikri Mülkiyet Haklarından yeterince faydalanamamakta ve karmaşık ve farklı vergi sistemlerine uyumda sorunlar yaşamaktadırlar. Bu nedenle, KOBİ lerin sınır ötesi faaliyetler için desteklenmeye ihtiyaçları vardır. Komisyon, İç Pazar ın tamamlanması ve Üye Devletlerin bu ortak hedefe katkıda bulunması için çabalarını artıracaktır. Komisyon, sınır ötesi ortaklıkları teşvik amacıyla AB işletmesi oluşturulması için hukuki altyapı çalışmalarını da sürdürmelidir. Tüm Topluluk politikalarında, İlk Olarak Küçükleri Düşün prensibi geçerli olacaktır ve düzenlemelere ve idareye ilişkin basitleştirme çabaları artırılacaktır. KOBİ lerin karmaşık kural ve düzenlemelere uyum için yeterli kaynak ve tecrübesi olmadığından, daha iyi düzenleme (better regulation) çalışmaları KOBİ ler için özel önem taşımaktadır. Diğer taraftan, KOBİ lerin finansmana, araştırmaya, yeniliklere ve bilgi teknolojilerine erişimini engelleyen piyasa eksiklikleri iyi bir şekilde tanımlanmalı ve bu sorunların çözümüne yönelik politikalar güçlendirilmelidir. Finansman KOBİ lerin oluşması, büyümesi ve gelişmesi için vazgeçilmezdir. Yenilik ve yüksek büyüme potansiyeline sahip KOBİ ler için yeni bir risk sermayesi aracı oluşturulmuştur. Finansman kaynaklarının geliştirilmesi için Üye Devletler ile finans piyasaları arasındaki sinerjinin artırılması, İç Pazar da finansal hizmetlere ilişkin kalan engellerin kaldırılması ve piyasa eksikliklerinin giderilmesi için etkili ve etkin 93

94 kamu özel sektör ortaklıklarının oluşturulmasını hedefleyen Tebliğ çalışmaları öngörülmektedir. Son olarak, KOBİ paydaşları ile diyalogun geliştirilmesi KOBİ lerin AB ve faaliyetlerine ilişkin bilgi eksikliklerinin giderilmesinde faydalı olacaktır. Girişimciliğin olumlu imajının teşviki için AB kurumlarının KOBİ leri dinlemesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. 120 Bu Tebliğ ile Komsiyon tarafından ortaya konan modern KOBİ politikasının yılları arası değerlendirmesi, Üye Devletler ve Avrupa Birliği nin KOBİ ler için daha uygun bir iş ortamı yaratmada ilerleme kaydettiklerini göstermiştir. Komisyon KOBİ ler için kırtasiyeciliğin azaltılması ve AB destek programları ile KOBİ lerin desteklenmesi için büyük bir çaba harcamıştır. Üye Devletler ise şirket kaydettirilmesinin kolaylaştırılması ve şirket kurulması için gerekli zaman ve maliyetlerin düşürülmesi gibi önlemlerle politikanın uygulanmasına yardımcı olmuşlardır. Diğer taraftan, AB nin mevcut mevzuatın modernleştirilmesi ve sadeleştirilmesini ve AB mevzuatından kaynaklanan idari engellerin 2012 yılına kadar %25 azaltılmasını hedefleyen programı da KOBİ ler açısından faydalı olmuştur. Kaydedilen bu ilerlemeye rağmen, KOBİ lerin gerçek potansiyelinin ortaya konması için hala belli başlı önlemlerin alınması gerekmektedir. Küçük İşletmeler Düzenlemesi (Small Business Act) bu yönde atılmış bir adımdır. Komisyon 25 Haziran 2008 tarihli COM (2008) 394 sayılı Tebliğ ile Küçük İşletmeler Düzenlemesini yürürlüğe koymuştur. 121 Bu Tebliğ, AB ekonomisi için KOBİ lerin üstlendiği önemli görevi işaret etmiş ve AB ve Üye Devletler için ilk kez kapsamlı bir politika çerçevesi oluşturmuştur. Bu Tebliğ ile amaçlanan girişimciliğe yönelik genel yaklaşımın geliştirilmesi, İlk Olarak Küçükleri Düşün prensibinin düzenlemelerden kamu hizmetlerine kadar tüm alanlarda kabul edilmesinin sağlanması ve KOBİ lerin büyümesi önündeki engellerin kaldırılmasıdır Ibid., s Avrupa Komsiyonu, Think Small First A Small Business Act for Europe, Brüksel, 25 Haziran Avrupa Komisyonu, Putting Small Businesses First, Brüksel, 2008, s

95 Bu Tebliğ ile hem AB, hem de Üye Devletler düzeyinde politikaların anlaşılması ve uygulanmasında yol gösterecek 10 temel prensip belirlenmiştir. Bu prensipler ile amaçlanan AB düzeyinde KOBİ lerin katma değerinin artırılması ve AB genelinde hukuki ve idari yapılanmanın geliştirilmesidir. Tebliğ ile getirilen prensipler şu şekildedir: Girişimciliğin ve aile şirketlerinin gelişebileceği ve girişimciliğin ödüllendirileceği bir ortamın yaratılması, - İflas ile karşılaşan dürüst girişimciler için bir ikinci şansın tanınması, - İlk Olarak Küçükleri Düşün prensibi ile uyumlu kuralların oluşturulması, - Kamu yönetiminin KOBİ lerin ihtiyaçlarını dikkate almasının sağlanması, - KOBİ ihtiyaçları ile uyumlu kamu politikası araçlarının kabulü: kamu alımlarına KOBİ katılımının kolaylaştırılması ve KOBİ ler için devlet yardımı kurallarının daha iyi uygulanması, - KOBİ lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve ticari işlemlerde zamanında ödemeleri destekleyen hukuki ve iş ortamının oluşturulması, - İç Pazar tarafından sunulan fırsatlardan KOBİ lerin daha iyi yararlanması için yardım sağlanması, - KOBİ lerdeki işgücü yeteneklerin geliştirilmesi ve tüm yenilik faaliyetlerinin desteklenmesi, - KOBİ lerin çevresel zorlukları fırsata dönüştürmesine yardımcı olunması, - KOBİ lerin piyasalardaki büyümelerden faydalanmasının desteklenmesi ve teşvik edilmesi. İlk Olarak Küçükleri Düşün prensibine yol gösterici yeni mevzuat önerileri de bu Tebliğ ile ortaya konmuştur. Bu mevzuat önerileri devlet yardımlarına ilişkin genel bir blok muafiyet düzenlemesi, Avrupa Özel Şirket Sözleşmesi (Statute for a European Private Company) için gerekli düzenlemenin oluşturulması, KDV oranlarında indirime ilişkin bir Direktif çalışmasıdır. 123 Avrupa Komsiyonu, Think Small First A Small Business Act for Europe, s

96 Devlet yardımlarına ilişkin genel blok muafiyet düzenlemesi ile KOBİ lere sağlanan devlet yardımlarının önceden Komisyon a bildirimine muafiyet tanınması sağlanacaktır. Bu genel düzenleme ile KOBİ lere yönelik düzenlemelerde mevcut eğitim, istihdam, Ar&Ge, bölgesel yardım ve diğer olası yardım alanlarının tek bir düzenleme altında toplanması amaçlanmaktadır. Bu şekilde, KOBİ ler için mevcut kurallar sadeleştirilecek ve uyumlaştırılacak ve KOBİ ler için geçerli yatırım yardımı oranları artırılacaktır. 124 Avrupa Özel Şirket Sözleşmesi önerisi KOBİ lerin özel ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu sözleşme ile girişimcilere Üye Devletlerde aynı, basit, esnek şirketler hukuku hükümlerine tabi olarak işletme kurma fırsatı tanınacaktır. Bu öneri ile aynı zamanda ulusal kurallar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan uyum maliyetlerinin de azaltılması hedeflenmektedir. AB düzeyinde, KOBİ lerin aynı şirket türünü kullanabilmeleri Üye Devletlerin tek başlarına gerçekleştirebileceği bir hedef değildir. Tüm Üye Devletler bu hedef için çalışsalar da, KOBİ ler 27 değişik ulusal uygulama ile karşılaşacaktır. Bu nedenle, Avrupa Özel Şirket Sözleşmesi ile bu hedefe etkili bir şekilde ulaşılması amaçlanmıştır. 125 KDV oranlarında indirim Direktifi ile ise KOBİ ler tarafından yerel olarak sağlanan hizmetlerde Üye Devletler tarafından indirimli KDV oranlarının uygulanması mümkün olacaktır. 126 Ayrıca bu Tebliğ ile belirlenen 10 temel prensibin uygulanışına ilişkin yeni politika önlemleri de belirlenmiştir. Bu 10 temel prensibin uygulanışı Komisyon ile Üye Devletlerin ortak çalışmasını gerektirmektedir. 124 Ibid., s Avrupa Komisyonu, Proposal for a Council Regulation on the Statute for a European Private Company, Brüksel 126 Avrupa Komsiyonu, Think Small First A Small Business Act for Europe, s

97 3.5 DÜZENLEMELERİN İYİLEŞTİRİLMESİ (BETTER REGULATION) Lizbon Stratejisi kapsamında büyüme ve istihdamın teşviki için Avrupa Birliği ve Üye Devletlerin düzenlemelere yönelik yaklaşımlarını ekonomik faaliyetleri destekleyecek ve gelişmelerine engel teşkil etmeyecek şekilde kamu çıkarlarının gözetilmesini temin için oluşturmaları gerekmektedir. Avrupa Birliği nde yıllar içerisinde ekonomik kalkınmayı, çevre korunmasını ve sosyal standartları geliştirmeyi amaçlayan karmaşık bir mevzuat yapısı oluşmuştur. Bu hedeflere yönelik gelişmeler göstermiştir ki düzenlemelerin ne şekilde yapıldığının bu hedeflere etkin bir şekilde ulaşılmasında önemli bir etkisi bulunmaktadır. AB nin düzenlemelerin iyileştirilmesi politikası vatandaşlar için faydanın artırılması, kuralların daha etkin bir şekilde uygulanabilmesi ve ekonomik maliyetlerin asgariye indirilmesi için düzenlemelerin geliştirilmesini hedeflemektedir. Avrupa Komisyonu nun 16 Mart 2005 tarihli COM (2005) 97 sayılı Avrupa Birliği nde Büyüme ve İstihdam İçin Düzenlemelerin İyileştirilmesi başlıklı Tebliğ ile bu hedefe yönelik üç hareket alanı belirlenmiştir. 127 Bu üç alan şunlardır: - Düzenleyici etki analizi ve sadeleştirme gibi düzenlemelerin iyileştirilmesine yönelik araçların tasarlanması ve uygulanması, - Üye Devletler ile yakın işbirliği içinde çalışarak düzenlemelerin iyileştirilmesi prensiplerinin AB nin tüm düzenleyicileri tarafından sürekli olarak uygulanmasının sağlanması, - AB deki ve ulusal düzeydeki tüm düzenleyiciler ile tüm paydaşlar arasında yapıcı bir diyalog mekanizmasının desteklenmesi. Bu Tebliğ ile ortaya konan düzenleyici çerçeve düzenlemelerden etkilenen tüm taraflar için olumlu fırsatlar yaratmaktadır. Düzenlemelerin iyileştirilmesi ekonomik büyüme, istihdam ve üretkenliğe ilişkin mevzuatların kalitesini artırarak sadece 127 Avrupa Komisyonu, Communication on Beter Regulation for Growth and Jobs in the European Union, Brüksel, 16 Mart 2005, s

98 AB nin yatırım ortamının geliştirilmesine katkıda bulunmamakta, diğer taraftan vatandaşların çalışma koşullarını da olumlu yönde etkilemektedir. Bu durum gereksiz maliyetleri kısarak ve uyum ve yenilik önündeki engelleri kaldırarak iş ortamı için doğru teşvikleri yaratmaktadır. Ayrıca hukuki kesinliği ve AB genelinde etkin uygulamayı sağlamaktadır. Sosyal ve çevresel hedeflere gereksiz idari masraflar olmaksızın ulaşılabilecektir. Bu politikanın tamamlayıcısı olarak Üye Devletler kendi düzenlemelerinin iyileştirilmesi girişimlerini oluşturmalıdırlar. Unutulmamalıdır ki Avrupa nın düzenleyici çevresinin kalitesi sadece AB düzeyinde neler yapıldığına dayanmamaktadır. AB mevzuatı üzerinde etkisi olan uluslararası antlaşmaların ve AB veya ulusal düzeyde İç Pazar üzerinde herhangi bir etkiye sahip düzenlemelerin de AB deki iş ortamındaki ekonomik faaliyetler veya vatandaşlar üzerinde potansiyel bir etkisi olabilecektir. Bu nedenle, düzenlemelerin iyileştirilmesi politikası kapsamlı bir yaklaşım gerektirmektedir. 128 Düzenlemelerin iyileştirilmesi politikası kapsamında AB düzeyinde üç aracın uygulanması öngörülmektedir. Bu araçlar düzenleyici etki analizi, beklemedeki mevzuat düzenlemelerinin incelenmesi ve mevcut AB mevzuatının sadeleştirilmesidir. Düzenleyici Etki Analizi: Düzenleyici etki analizinin temeli, politika yapıcıların yeni mevzuatın potansiyel ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini görerek karar vermelerini sağlamaktır. Bu bütünleşmiş yaklaşım tüm etkilerin kapsamlı bir tahminine dayanmaktadır. Düzenleyici etki analizinin derinliği ve kapsamı ve dolayısıyla analize ayrılacak kaynaklar öneri ve olası sonuçları ile uyumlu olmalıdır. Son olarak, düzenleyici etki analizi tüm paydaşların fikirlerinin alınabilmesi için gerekli sürede gerçekleştirilmelidir. Komisyon idari maliyetlerin ölçümünün düzenleyici etki analizine nasıl ilave edileceğine ilişkin çalışmalar yürütmelidir. Diğer taraftan, düzenleyici etki analizinin sadece Komisyon un yapacağı düzenlemelere uygulanması yeterli değildir. Bu araç AB Konseyi nin ve AB Parlamentosu nun yapacağı düzenlemelerde de kullanılmalıdır Ibid. s Ibid., s

99 Beklemedeki Mevzuat Düzenlemelerinin İncelenmesi: Komisyon 2005 yılından itibaren beklemede olan düzenlemeleri AB Konseyi ve AB Parlamentosu na sunulmadan önce genel ilgisi, rekabet üzerindeki etkileri ve diğer alanlarla olan ilişkisi kapsamında gözden geçirecektir. Bu yöntem ile Komisyon beklemede olan mevzuatta gerekli düzeltme ve değişiklikleri yapabilecek ve hatta önerinin geri çekilmesine karar verebilecektir. Bu şekilde mevzuata ilişkin uygulayıcıların, kullanıcıların ve hatta tüm paydaşların görüşleri alınabilecektir. 130 Mevcut AB Mevzuatının Sadeleştirilmesi: 2003 yılı Şubat ayında Avrupa Komisyonu Topluluk mevzuatının hacminin azaltılması, mevzuata erişimin kolaylaştırılması ve mevcut mevzuatın sadeleştirilmesi yönünde bir çerçeve program açıklamıştır. Bu çerçeve kapsamında, Komisyon bir sadeleştirme programı başlatmış ve açıklanan 30 girişim ile mevzuatın ekonomik birimler, vatandaşlar ve ulusal idareler üzerindeki etkilerinin basitleştirilmesi hedeflenmiştir. Mevcut AB mevzuatının sadeleştirilmesi, özellikle Üye Devletler tarafından uygulanması esnasında ortaya çıkan etkilerinin oransallığının ve ilintisinin detaylı araştırılmasını gerektirmektedir. Sadeleştirme çalışmalarının etkili olabilmesi için Komisyon öncellikli olarak sadeleştirilmeye ihtiyacı olan mevzuatları belirlemelidir. Bu mevzuat AB vatandaşları ve iş ortamı için oransal olmayan engeller yaratan ve fazlasıyla karmaşık olarak görülen mevzuattır. Diğer taraftan Komisyon, mümkün olduğu ölçüde, sektörel sadeleştirme programları geliştirmelidir. AB mevzuatına teknik destek için standartların kullanımının teşvik edilmesi de sadeleştirme çalışmalarında faydalı olacaktır. 131 Düzenlemelerin iyileştirilmesi çalışmalarının başarılı olabilmesi için Üye Devletlerin de ulusal mevzuatlarında sadeleştirme çalışmaları yürütmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, Komisyon Üye Devletlere kendi basitleştirme programlarını ve ulusal koşullarına uygun destekleyici yapılarını oluşturmalarını önermektedir Mart 2005 tarihli Avrupa Birliği nde Büyüme ve İstihdam İçin Düzenlemelerin İyileştirilmesi konulu Tebliğ kapsamında yapılan çalışmaların bir 130 Ibid., s Ibid., s Ibid., s

100 değerlendirilmesi 14 Kasım 2006 tarihli COM (2006) 689 sayılı Avrupa Birliği nde Düzenlemelerin İyileştirilmesi Çalışmalarının Gözden Geçirilmesi başlıklı Tebliğ ile yapılmıştır. 133 Bu Tebliğe göre, düzenlemelerin iyileştirilmesi çalışmaları açısından hem AB düzeyinde, hem de ulusal düzeyde gözle görülür bir ilerleme kaydedilmiştir. Ancak, düzenlemelerin iyileştirilmesi çalışmaları sürekli olarak devam etmesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle Komisyon değişik taraflar için şu öncelikleri belirlemiştir: Avrupa Komisyonu nun akla yatkın ekonomik faydaları olan güncellenmiş bir sadeleştirme programı başlatması, düzenleyici etki analizlerinin tetkiklerini pekiştirmesi ve Topluluk hukukunun uygulanmasını güçlendirmesi gerekmektedir. AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu, Komisyon önerilerindeki temel değişikliklere ilişkin daha sistematik düzenleyici etki analizi çalışmaları yaptırmalı ve beklemede olan mevzuatın basitleştirilmesi, değiştirilmesi ve hatta gereksiz görüldüğü durumlarda mevzuattan vazgeçilmesi çalışmalarına öncelik tanımalıdır. Üye Devletler ise daha etkili istişare mekanizmaları geliştirmeli, yapılacak mevzuat çalışmalarının ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerine ilişkin daha sistematik çalışmalar yürütmeli, elde edinilen sonuçların şeffaflığını sağlamalı ve mevzuat sadeleştirme programlarını oluşturmalıdırlar. 134 Bu Tebliğ ile AB ve Üye Devletlerdeki idari yüke ilişkin iddialı bir hedef ortaya konmuştur. Hem AB, hem de ulusal mevzuattan kaynaklanan idari yükün 2012 yılına kadar %25 oranında bir azalması öngörülmektedir. Belli alanlarda (örneğin tarım ve gümrükler) AB düzeyinde atılacak adımlar ile idari yükte ciddi bir azalma mümkün olabilecektir. Ancak bazı alanlarda bu azalmanın görülebilmesi doğrudan Üye Devletlerin uygulayacakları politikalara bağlıdır. Bu nedenle, Avrupa Komisyonu ile Üye Devletlerin ortak bir çalışma ile öncelik alanları ve her alana ilişkin hedef oranlar belirlemesi gerekmektedir Avrupa Komisyonu, Communication on a Strategic Review of Better Regulation in the European Union, Brüksel, 14 Kasım Ibid., s Ibid., s

101 3.6 VERGİLENDİRME VE GÜMRÜK POLİTİKALARI Büyüme ve istihdam odaklı Lizbon Stratejisi Avrupa Birliği nin yatırımlar ve çalışma için daha cazip bir yer haline getirilmesini, bilgi ve yeniliğin teşvik edilmesini ve Avrupa iş ortamının daha fazla sayıda ve daha nitelikli işler yaratılmasına izin verecek politikaların izlenmesini gerekli kılmaktadır. Vergilendirme ve gümrük politikalarının bu hedeflere ulaşmada önemli bir görevi bulunmaktadır. Vergilendirme ve gümrük politikaları aracılığıyla doğal kaynakların etkin kullanımı da dahil olmak üzere ekonominin verimliliği ve şirketlerin rekabet edebilirliği artırılabilir. Aynı zamanda, vergilendirme ve gümrük politikaları piyasanın genelinde rekabeti olumlu yönde etkiler, ticarete destek olur, bilgi ve yeniliği teşvik eder. Avrupa Komisyonu nun 25 Ekim 2005 tarihli ve COM (2005) 532 sayılı Tebliğ ile Lizbon Stratejisi hedeflerine ulaşmada katkısı olabilecek vergilendirme ve gümrük politikası önlemleri incelenmektedir. 136 Bütün vergi sistemlerinin temel amacı kamu hizmetleri ve transfer harcamalarının finansmanı için gerekli kaynakları yaratmaktır. Bu görev olabildiğince etkin bir şekilde yerine getirilmelidir. Vergi sistemlerinin ya ekonomide neden oldukları verimlilik kayıpları, ya da vergi mükellefleri veya idarelerine getirmiş oldukları uyum ve idari yükler nedeniyle çeşitli maliyetleri bulunmaktadır. AB içerisinde de çeşitli değişik ulusal vergi sistemlerinin bulunuşu idari uyum açısından ilave maliyetler getirmektedir. Çifte vergilendirme, vergiye ilişkin yeniden yapılandırma maliyetleri ve genel olarak Üye Devletler vergi kuralları arasındaki farklılıklar İç Pazar ın etkin olarak işleyişi önünde engel oluşturmaktadır. Bu engellerin kaldırılması piyasaya yeni girenler için fırsatlar yaratacak ve ortaya çıkan rekabet ortamı yatırım ve yenilikleri teşvik edecektir. Gümrük politikasının ise ticaret üzerinde önemli bir etkisi vardır. Sadeleştirilmiş gümrük mevzuatı, daha etkin hale getirilmiş gümrük süreç ve prosedürleri ve kapsamlı bir elektronik gümrük sisteminin oluşturulması gümrüklerle 136 Avrupa Komisyonu, Communication on Implementation of the Community Lisbon Programme: The Contribution of Taxation and Customs Policies to the Lisbon Strategy, Brüksel, 25 Ekim

102 olan ticari işlemlerde para ve zaman tasarrufuna katkıda bulunacaktır. Aynı zamanda, bilgi işlem sistemlerinin kullanılışının yaygınlaştırılması hem malların takibini kolaylaştıracak, hem de gümrük idareleri ve iş ortamı için şeffaflığı sağlayacaktır. 137 Avrupa nın Yatırım ve Çalışmak İçin Daha Cazip Bir Yer Haline Getirilmesi Amacına Yönelik Vergi Önlemleri İç Pazar ın Genişletilmesi ve Derinleştirilmesi Amaçlı Ulusal vergi sistemlerinin işleyişlerinin çeşitli yönleri piyasa bütünleşmesi üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta ve Tek Pazar ın avantajlarından tam olarak faydalanılmasına engel olmaktadır. Mevcut iş ortamı sınır ötesi faaliyetlere daha çok vesile olan bir yapı içerdiğinden, vergiye ilişkin engeller İç Pazar üzerinde daha çok olumsuz etki oluşturmaktadır. Bu engellerin kaldırılması ile şirketler daha çok verimlilik faktörlerine dayalı ekonomik kararlar verebilecekler ve bazı ilave maliyetlerin etkisinden daha az etkileneceklerdir. Bu sayede, Üye Devletlerin ekonomilerinde üretim artacaktır. Bu durumun refah düzeyinde olumlu etkileri olacağı açıktır Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı (Common Consolidated Corporate Tax Base) Avrupa Komisyonu nun ortak konsolide kurumlar vergisi matrahı çalışmaları 2001 yılına dayanmaktadır ve 2003 yılında tekrar teyit edilmiştir. Komisyon un 23 Ekim 2001 tarihli COM (2001) 582 sayılı Tebliği nde kurumlar vergisi geçerli düzeylerindeki farklılıkların İç Pazar da yatırım üzerindeki etkileri incelenmiştir. 139 Vergilendirme, yatırım ve finansman kararlarının belirleyicilerinden sadece bir tanesidir. Diğer yapısal ve ekonomik koşullar da yatırım kararı üzerinde etkili olmaktadır. Hangi koşulların göreceli olarak daha önemli olduğu daha çok yatırım kararının çeşidine dayanmaktadır. Bu çalışma sonuçları göstermiştir ki 137 Ibid., s Ibid, s Avrupa Komisyonu, Communication on Towards an Internal Market Without Tax Obstacles: A Strategy for Providing Companies With A Consolidated Corporate Tax Base for their EUwide Activities, Brüksel, 23 Ekim 2001, s

103 yatırımcıların değişik AB Üyesi Devletlerde karşılaştıkları geçerli vergi yüklerinde büyük değişiklikler bulunmaktadır. Aynı zamanda, her ülkenin yatırımlara karşı tepkisi birbirinden farklıdır. Bu büyük farklılıklar değişik Üye Devletlerde bulunan AB şirketlerinin uluslararası rekabet edebilirliğini etkilemekte ve şirketlerin yatırım kararlarını verirken vergi yönünden en avantajlı bölgelere yönelmelerine neden olmaktadır. Kurumlar vergisinin geçerli düzeyindeki farklılıklar bu suretle kaynakların etkin olmayan bir şekilde dağılımına ve sosyal maliyetlere yol açmaktadır. AB genelindeki bu farklılıkları ulusal vergi sistemlerinin sadece bir yönü ile açıklamak mümkün değildir. Ancak genel bir inceleme göstermektedir ki farklı ulusal vergi oranları farklılıkları açıklayan en önemli faktördür. AB genelinde kurumlar vergisi kuralları sınır ötesi faaliyetleri farklı şekilde düzenlemektedir ve çoğunlukla yerel faaliyetleri daha çok teşvik etmektedir. Bu durum şirketlerin yerel olarak yatırım yapmasını desteklemekte ve yabancı şirketlere katılımın ve yurtdışında şubeler açılmasının önünde engeller oluşturmaktadır. Ulusal sistemler arasındaki farklılıklar vergiden kaçınma olasılığını da gündeme getirmektedir. Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı ile uyumlaştırılmış bir kurumlar vergisi oranı getirilmesi amaçlanmamaktadır. Hedef sınır ötesi faaliyetlerden kaynaklanan zararların karşılanmasına olanak tanınması ve sınır ötesi faaliyetlere ve grup şirketlerinin yeniden yapılanmasına bağlı vergi problemlerinin çözümlenmesidir. Konsolide vergi matrahının paylaştırılması yöntemi ile her Üye Devlet kendi payına düşen matraha, kendi vergi oranını uygulayabilecektir. Bu şekilde AB genelinde daha sade ve daha şeffaf bir kurumlar vergisi sistemi oluşturulacaktır. 140 Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı ile sınır ötesi ve uluslararası faaliyetleri olan şirketlerin geliri tüm grup şirketleri için aynı kurallar ile hesaplanacak ve vergi amaçlı konsolide hesaplar oluşturulacaktır. Böylelikle grup içerisindeki tamamen iç işlemlerin potansiyel vergi etkileri yok edilecektir. Üye 140 Avrupa Komisyonu, Communication on Implementation of the Community Lisbon Programme: The Contribution of Taxation and Customs Policies to the Lisbon Strategy, s

104 Devletlerin kendi kurumlar vergisi oranlarını belirleme yetkileri zarar görmeyecek, ulusal vergi oranları belli bir paylaşım mekanizması kapsamında belirlenen vergi payına uygulanacaktır. 141 Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı ile; - Üye Devletlerin farklı vergi sistemlerine uyumdan kaynaklanan maliyetlerde ciddi bir düşüş gerçekleşecek, - AB içerisindeki transfer fiyatlandırması problemleri çözümlenecek, - AB genelinde kar ve zararların karşılanmasına ve kapsamlı bir şekilde konsolide edilmesine izin verilecek, - Birçok uluslararası yeniden yapılanma işlemleri sadeleşecek, - Birçok çifte vergilendirme durumu engellenecek, - Uluslararası vergilendirme işlemlerine uygulanan klasik ve muafiyet yöntemlerinin birlikte bulunmasından kaynaklanan karmaşıklık azalacak, - Birçok ayrımcı durum ve kısıtlama ortadan kalkacaktır. 142 Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı oluşturulabilmesi için ilk olarak şirketlerin AB genelindeki faaliyetleri için geçerli bir vergi matrahı oluşturulmalı, daha sonra uygun bir paylaştırma mekanizması geliştirilmeli ve her Üye Devletce ulusal kurumlar vergisi oranını belirlenmelidir. Avrupa Komisyonu nun 2 Mayıs 2007 tarihli ve COM (2007) 223 sayılı Tebliğ ile Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı çalışmalarında hangi aşamaya gelindiği açıklanmıştır. 143 Hem uyum maliyetlerinin özellikle önem arz ettiği küçük ve orta ölçekli işletmeler için, hem de büyük uluslararası işletmeler için Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı oluşturulması gereği devam etmektedir. Komisyon İç Pazar da mevcut kurumlar vergisi engellerinin kaldırılmasına yönelik 141 Avrupa Komisyonu, Communication on Towards an Internal Market Without Tax Obstacles: A Strategy for Providing Companies With A Consolidated Corporate Tax Base for their EUwide Activities, s Ibid., s Avrupa Komisyonu, Communication on Implementing The Community Programme for Improved Growth and Employment and the Enhanced Competitiveness of EU Business: Further Progress During 2006 and Next Steps Towards A Proposal on the Common Consolidated Corporate Tax Base (CCCTB), Brüksel, 2 Mayıs

105 hızlı bir ilerleme içerisindedir. Ancak bu süreç içerisinde tüm Üye Devletlerin görüşlerine dikkat edilmelidir. Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahına ilişkin mevzuat önerisinin 2008 yılı içerisinde sunulması beklenmektedir Vergi Ortamının Sadeleştirilmesi Amaçlı Sınır ötesi faaliyetler kurumlar vergisi dışında diğer vergilendirme önlemleri ile de karşı karşıyadır. Özellikle, Katma Değer Vergisi sistemi zorlayıcı yükümlülükler getirmekte ve ticaret ve yatırım önünde engel oluşturmaktadır tarihli Avrupa Vergi Araştırması sonuçlarına göre KOBİ lerin %14 ü, büyük ölçekli işletmelerin ise %10 u KDV uyum zorunlulukları sebebiyle sınır ötesi faaliyetlere girişmemektedir. Sınır ötesi faaliyetlerdeki KDV yükümlülüklerinin sadeleştirilmesi amacıyla tek duraklı (one-stop shop) bir KDV sistemi önerisi getirilmiştir. Bu öneri ile AB genelindeki tüm tedarikler için tek bir KDV numarası kullanılması ve elektronik ortamda tek bir KDV beyannamesi hazırlanması öngörülmüştür. Vergi ortamının sadeleştirilmesi hedefi doğrultusunda KOBİ lerin sınır ötesi faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyen vergi sorunlarına çözüm amacıyla yerleşik ülkede vergilendirme (home state taxation) uygulanması geliştirilmiştir. Yerleşik ülkede vergilendirme ile KOBİ lere ortak kurumlar vergisi uygulaması amaçlanmaktadır. Uygun görülen şirketler kendi yerleşik oldukları ülkede geçerli kurumlar vergisi kurallarını diğer Üye Devletlerdeki şubelerine ve işletmelerine uygulayabileceklerdir. Ortak Konsolide Kurumlar Vergisi Matrahı nda olduğu üzere, yerleşik ülkede vergilendirmede de oranların uyumlaştırılmasından bahsedilmemektedir. 144 Yerleşik ülkede vergilendirme kavramı vergi kurallarının gönüllülük esasında karşılıklı olarak tanınmasına dayanmaktadır. Bu kavrama göre birden daha fazla Üye Devlette faaliyet gösteren grup şirketlerinin karı ana şirketin ya da yönetim merkezinin bulunduğu ülkede geçerli vergi kurallarına göre hesaplanmaktadır. Böylelikle bir KOBİ diğer bir Üye Devlette bir şube ya da sürekli bir işletme kurmak 144 Avrupa Komisyonu, Communication on Implementation of the Community Lisbon Programme: The Contribution of Taxation and Customs Policies to the Lisbon Strategy, s

106 istediğinde sadece kendi bildiği vergi kurallarını uygulayabilecektir. Her katılımcı Üye Devlet grubun ticari faaliyetlerinden kaynaklanan karın kendi payına düşen kısmını kendi belirlediği kurumlar vergisi oranı ile vergilendirecektir. Bu pay belirlenecek uygun bir formül ile belirlenecektir. Kuralların uyumlaştırılması yönünde bir adım atılmamaktadır. Yerleşik ülkede vergilendirme yaklaşımı ile her Üye Devlet kurumlar vergisi ile kendi kaynaklarını yaratmaya devam edecektir. Yerleşik ülkede vergilendirme uygulaması Avrupa Parlamentosu nun da desteğini almaktadır. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi yerleşik ülkede vergilendirme uygulamasının tüm AB de uygulanmaya geçilmeden önce bir pilot proje önermiştir. Bu kapsamda Komisyon tarafından yürütülen danışmalar ve KOBİ lere uygulanan anketler göstermiştir ki AB KOBİ leri yerleşik ülkede vergilendirme yaklaşımını desteklemektedir ve olası bir pilot projede yer almak istemektedirler. Ancak Komisyon un Üye Devletlerle yapmış olduğu görüş alışverişleri Üye Devletlerin bu pilot projeye istekli olmadıklarını göstermiş, bu projenin idari ve hukuki sorunlara yol açabileceğine ilişkin endişelerini ortaya koymuştur Avrupa İçinde ve Dışında Açık ve Rekabetçi Piyasaları Sağlama Amaçlı AB şirketlerinin uluslararası rekabet edebilirliğinin geliştirilmesi Lizbon Stratejisi hedeflerine ulaşmada önemli bir adımdır. AB şirketlerinin endüstriyel ve fikri mülkiyet hakları korsan ürünlerle zarar görmektedir. Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yatırımın teşvik edilmesi ve AB nin rekabet gücünün zarar görmemesi için fikri mülkiyet haklarının etkin bir şekilde korunması gerekmektedir. Bu konuda gümrük idarelerine büyük bir görev düşmektedir. Gümrük idareleri ekonomik birimlerle stratejik ortaklıklar kurarak ve uluslararası işbirliği fırsatları geliştirerek korsan ürünler ile mücadelede yardımcı olabilecektir Avrupa Komisyonu, Communication on Tackling the Corporate Tax Obstacles of Small and Medium-Sized Enterprises in the Internal Market Outline of a Possible Home State Taxation Pilot Scheme, Brüksel, 23 Kasım Ibid., s

107 3.6.4 Avrupa Birliği ve Ulusal Mevzuatı Geliştirmek Amaçlı Lizbon Stratejisi hedeflerine ulaşmada izlenen politikalardan birisi de mevzuatın sadeleştirilmesidir. Vergilendirme alanında, piyasa işleyişi önündeki engellerin kaldırılması ve rekabet koşullarının güçlendirilmesi amaçlı KDV mevzuatına ilişkin çeşitli öneriler yapılmıştır. KDV mevzuatının temelini oluşturan 6. KDV Direktifi çok sayıda değişiklik geçirmiştir ve karmaşık ve anlaşılması zor bir hale gelmiştir. Bu nedenle, 6. KDV Direktifi nin yeniden oluşturulması gündeme gelmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde 28 Kasım 2006 tarihinde Ortak KDV Sistemi Direktifi yeniden yayımlanmıştır. KDV kurallarının uygulanışında uyumlaştırma ihtiyacı, Üye Devletlerin farklı yorumlarının çifte vergilendirmeye yol açmasından kaynaklanmaktadır. Ancak çifte vergilendirme ya da bir tedarik için iki Üye Devlette KDV ödenmesi gereği Üye Devletlerin tedarik kavramına ilişkin farklı görüşlerinden kaynaklanmaktadır. Bu çifte vergilendirme probleminin çözümü için Komisyon çeşitli öneriler üzerinde çalışmaktadır İÇ PAZARDAKİ HİZMETLERE İLİŞKİN DİREKTİF Hizmetlere ilişkin Direktif ile hizmetler için İç Pazar ın işleyişinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kısıtlamaların kaldırılması ve idari prosedürlerin sadeleştirilmesi ile sınır ötesi hizmet faaliyetleri için önemli iş olanakları yaratılacak ve büyüme ve istihdam yaratılması teşvik edilecektir. AB Parlamentosu ve AB Bakanlar Konseyi nin 12 Aralık 2006 tarihli ve 2006/123/EC sayılı Direktifi ile İç Pazardaki Hizmetler düzenlenmiştir. 148 Avrupa Birliği nde ekonomik büyümenin ve istihdam yaratılmasının teşviki için hizmet sektörü için rekabetçi bir piyasa şarttır. Mevcut durumda birçok engel özellikle KOBİ ler olmak üzere, hizmet sağlayıcılarını sınır ötesi faaliyetlere girişmekten ve İç 147 Ibid., s AB Parlamentosu ve AB Konseyi, Directive on Services in the Internal Market, Brüksel, 12 Aralık

108 Pazar ın sağlamış olduğu avantajlardan tam olarak faydalanmaktan alıkoymaktadır. Bu durum AB hizmet sağlayıcılarının dünya çapında rekabet edebilirliğini zayıflatmaktadır. Üye Devletlerin hizmetlerin sınır ötesi sağlanması üzerine kısıtlamaları kaldırmaları ile ulaşılacak açık piyasa aynı zamanda tüketicilere sağlayacağı şeffaflık ve bilgi ile de daha geniş hizmet tercihlerine ulaşılmasına ve daha iyi hizmetin daha düşük fiyat ile alınmasına yol açacaktır. 2006/123/EC sayılı Direktifin konusu Üye Devletlerde hizmet sağlayıcıların serbest yerleşmesini ve hizmetlerin serbest dolaşımını kolaylaştıracak hükümler ortaya koymaktır. Ekonomik amacı olmayan, genel çıkarlara yönelik hizmetler, finansal hizmetler, elektronik telekomünikasyon hizmetleri ve şebekeleri, ulaşım alanındaki hizmetler, sağlık hizmetleri, görsel-işitsel hizmetler, resmi otoritenin kullanılmasına ilişkin hizmetler, sosyal hizmetler, özel güvenlik hizmetleri ve noterlik hizmetleri bu Direktif kapsamı dışında değerlendirilmektedir. 149 Direktif ile düzenlenen alanlardan birisi idarenin sadeleştirilmesidir. Üye Devletler hizmet faaliyetlerine ilişkin prosedür ve formaliteleri değerlendirecekler ve gereğince sade olmayan prosedür ve formalitelerde sadeleştirme çalışmaları başlatacaklardır. Komisyon ise sertifika, tasdikname ve diğer resmi belgelerin yerine kullanılacak uyumlaştırılmış formlar çıkarabilecektir. Bir Üye Devlet hizmet sağlayıcıdan gerekli yükümlülüklerin yerine getirildiğini gösteren bir sertifika, tasdikname veya diğer bir belge talep ettiğinde, diğer Üye Devletler tarafından düzenlenmiş belgeleri geçerli sayacaktır. Üye Devletler hizmet sağlayıcıların gerekli prosedür ve formaliteleri yerine getirebilmeleri için tek bir temas noktası oluşturulacaktır. Hizmet sağlayıcıların serbest kuruluşuna ilişkin izin düzenlemeleri de bu Direktif kapsamındadır. Üye Devletler ancak şu koşulların oluşması durumunda bir izin düzenlemesi getirebilecektir: - İzin düzenlemesi ayrımcı bir uygulamaya yol açmamalıdır. - İzin düzenlemesi kamu çıkarına dayanan bir neden ile haklı çıkarılmalıdır. - İzin düzenlemesinin amacına daha az kısıtlayıcı araçlarla ulaşılamamalıdır. 149 Ibid., s

109 Yapılan izin düzenlemesi ayrımcı olmamalı, kamu çıkarına ilişkin nedenlerle haklı çıkarılmalı, kamu çıkarı amacı ile oransal olmalı, açık olmalı, kamuya önceden duyurulmalı ve şeffaf ve ulaşılabilir olmalıdır. 150 Üye Devletler hizmet sağlayıcıların kuruldukları ülkeden başka bir ülkede faaliyetlerini sürdürme özgürlüklerine saygı göstermelidirler. Üye Devletler şu şartları öne sürerek hizmet sağlayıcının kendi ülkelerindeki faaliyetlerini kısıtlayamazlar: - Kendi topraklarında bir işletme kurmasını, - Yetkili kurumlardan izin almasını, - Kendi ülkelerinde belli bir çeşit altyapı kurmasını, - Hizmet sağlayıcı ile alıcı arasında özel bir çeşit sözleşme yapılmasını. 151 Bu Direktifin uygulanışı Üye Devletlerin hem kanuni, hem de uygulamaya yönelik düzenlemeler yapmasını gerekli kılmaktadır. Direktif yatay yapısı nedeniyle çok geniş hizmet alanlarını kapsamakta ve birçok ulusal kanun ve düzenlemeyi etkilemektedir. Bu özellikleri nedeniyle Üye Devletlerin yatay idari düzenlemeler yapmalarını gerekli kılmaktadır FİNANSAL HİZMETLERE İLİŞKİN POLİTİKALAR Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan Finansal Hizmetler Politikasına ilişkin beyaz kitap ile gelecek beş yıl için Komisyon un finansal hizmetler politikasındaki hedefleri ortaya konmuştur. Bu hedefler: - Birleşik, açık, kapsayıcı, rekabetçi ve ekonomik olarak verimli bir AB finansal piyasasına doğru dinamik olarak bütünleştirmek, 150 Ibid., s Ibid., s Avrupa Komisyonu, Handbook on the Implementation of the Services Direcitve, Brüksel, 2007, s

110 - Mümkün olan en düşük maliyet ile finansal hizmetlerin sağlanmasının ve sermayenin serbest dolaşımının önündeki ekonomik ciddi engellerin kaldırılması, - Mevcut mevzuatın uygulanması ve sürekli olarak değerlendirilmesi ve gelecek girişimlerde düzenlemelerin iyileştirilmesi politikasının takip edilmesi, - AB de denetleyici işbirliğinin sağlanması, diğer küresel finansal piyasalar ile ilişkilerin derinleştirilmesi ve küresel olarak Avrupa etkisinin güçlendirilmesi. 153 Finansal piyasalardaki bütünleşme arttıkça, ekonomik kaynakların etkin dağılımı ve uzun vadeli ekonomik performans çok daha etkin olacaktır. Bu nedenle, finansal piyasalardaki bütünleşme Lizbon Stratejisi nin ekonomik reform sürecinin önemli bir parçasıdır ve AB nin küresel rekabet gücü açısından zaruridir. Finansal Hizmetler Eylem Planı ile ortaya konan temel felsefe finansal hizmetler sektörünün performansının artırılması, daha yüksek likidite, geliştirilmiş rekabet, daha yüksek karlılık ve dış dalgalanmalar karşısında dahi daha güçlü mali istikrarın sağlanmasıdır. Avrupa Komisyonu mali hizmetler sektörünün geliştirilmesi amacıyla açık istişare ve düzenleyici etki analizlerine dayanan daha açık, şeffaf ve kanıtlara dayanan bir politika yapma modeli düzenleyecektir. Tüm paydaşlarla gerçekleştirilecek açık istişareler herhangi bir düzenlemenin gerekli görülmesinden önce zorunlu tutulacaktır. Düzenleyici etki analizleri ise her yeni Komisyon önerisine eşlik edecektir. Düzenleyici etki analizleri geniş ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar çerçevesinde maliyet ve faydalara, finansal istikrar üzerindeki etkiye, piyasaların etkin işleyişine ve tüketicinin korunmasına yoğunlaşacaktır. Diğer taraftan, Topluluk ve ulusal mevzuatlarda finansal hizmetlere ilişkin kuralların sadeleştirilmesi, derlenmesi ve anlaşılır hale getirilmesi çalışmaları devam edecektir. Topluluk mevzuatına erişimi kolaylaştırmak amacıyla tüm ilgili araçlar İnternet üzerinde bir araya toplanacaktır. 153 Avrupa Komisyonu, White Paper on Financial Services Policy, Brüksel. 110

111 Avrupa Birliği nde yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla yürütülen politikalardan birisi de rekabet ortamını olumsuz yönde etkileyen devlet yardımlarının en aza indirilmesi ve daha çok yatay amaçlara yönelik yardımlara ağırlık verilmesidir. Devlet yardımları politikasının yatırım ortamı üzerindeki doğrudan etkileri ve AB yatırım ortamının tam olarak anlaşılabilmesi için devlet yardımları politikasının açık bir şekilde ortaya konması gerekliliği nedeniyle bu konu ayrı bir bölüm altında ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. 111

112 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DEVLET YARDIMLARI Avrupa Birliği nde yatırım ortamının anlaşılabilmesi için devlet yardımları politikasının açık bir şekilde tanımlanması gerekmektedir. Devlet yardımları politikasının yatırım ortamı üzerinde iki yönlü bir etkisi bulunmaktadır. Bir taraftan, piyasadaki mevcut rekabet ortamını koruyarak yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla kullanılabilecek genel politikalara yardımcı olmaktadır. Diğer taraftan ise devletlerin yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla uygulayabilecekleri seçici politikalara yol göstermektedir. Bu amaçla, çalışmanın bu bölümü Avrupa Birliği devlet yardımları politikasının tanımı, muafiyetleri, izlenecek prosedürler ve Lizbon Stratejisi kapsamında devlet yardımları politikasının değerlendirilmesine ayrılmıştır. 4.1 DEVLET YARDIMLARI EYLEM PLANI Avrupa Komisyonu Haziran 2005 te Devlet Yardımları Eylem Planı başlığı altında devlet yardımları kural ve prosedürleri hakkında kapsamlı bir reform başlatmıştır. Komisyon özellikli olarak antlaşmalardaki devlet yardımlarına ilişkin kuralların Üye Devletleri Lizbon Stratejisi ndeki AB nin rekabet edebilirliğini geliştirilmesi ve sürdürülebilir işler yaratılması (örneğin Ar&Ge, yenilik ve küçük şirketler için risk sermayesi yardımları gibi), sosyal ve bölgesel uyumun sağlanması ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi hedeflerine yoğunlaşmasını amaçlamıştır. Komisyon Üye Devletleri ve bölgeleri bölgesel ekonominin rekabet edebilirliğini güçlendirmek için faaliyetlerini düzenlemeye teşvik eder. Bireysel şirketlere devlet yardımı sağlanmasına ilişkin önlemler bu konuda önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bu önlemler yardım alan ve almayan şirketler arasında ayrımcılığa yol açtığından rekabet ortamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle iç pazarın işleyişine bir tehdit oluşturmaktadırlar. Avrupa Komisyonu nun kurucu antlaşmaları hazırlanılırken bu risk fark edilmiştir. Ancak devlet yardımlarına toplu bir yasaklama getirilmemiştir. Bunun yerine, devlet yardımlarının ortak pazar ile uyumlu olmadığını temel kabul eden bir 112

113 sistem kurulmuştur, ancak bu yardımların istisnai durumlarda meşruluğu kabul edilmiştir. Bu sisteme ilişkin temel kuralların Antlaşmanın Maddelerinde çerçevesi çizilmiştir. Yıllar içerisinde, ikincil mevzuat ve mahkeme kararları ile bu kurallar genişletilmiştir. 154 Kurucu Antlaşmanın 87. Maddesi bir Üye Devlet tarafından veya devlet kaynakları aracılığıyla verilen, belli şirketlere veya belli ürünlerin üretimine avantaj sağlayarak rekabeti olumsuz etkileyen ya da rekabet ortamını tehdit eden ve böylece Üye Devletler arasındaki ticareti etkileyen yardımları yasaklamıştır. Antlaşma Komisyon a rekabetin ve ticaretin olumsuz etkilenmemesini temin için önerilecek ve mevcut devlet yardımı önlemlerini izleme görevini vermiştir. Ancak Antlaşma önerilen yardım programının tüm Topluluğun menfaatine olduğuna durumlarda, devlet yardımları yasağına muafiyetlere açıkça izin vermiştir. Unutulmamalıdır ki devlet yardımı önlemleri bazı durumlarda ortak çıkar hedeflerine ulaşılmasında etkili araçlar olabilmektedir. Piyasa eksikliklerini düzelterek, piyasa işleyişini geliştirebilir ve genel anlamda Avrupa Birliği nin rekabet edebilirliğini artırabilir. Devlet yardımları ancak iyi tanımlanmış hedeflere ulaşmada uygun araç olduklarında, doğru teşvikleri yarattıklarında, oransal olduklarında ve rekabeti mümkün olan en az oranda etkilediklerinde kullanılmalıdır. 155 Kasım 2004 tarihli Avrupa Zirvesi nde Lizbon Stratejisi nin yeni bir başlangıca ihtiyacı bulunduğu belirtilmiştir İlkbahar Zirvesi ne sunulan Komisyon Tebliği devlet yardımı kontrolünün önemli bir rol oynadığı yeni Lizbon Eylem Planı nı ortaya koymuştur. Bu Tebliğ uyarınca, Üye Devletler devlet yardımları genel düzeyinin düşürülmesi için çalışmaya devam etmelidir. Bu çalışmalar, araştırma, yenilik ve insan kaynaklarının en etkili şekilde kullanılması gibi belli yatay hedefleri destekleyen yardımların yaygınlaştırılması ile beraber devam etmelidir. Bölgesel yardımlardaki reform ise yatırım düzeyinin artırılmasına ve bölgeler arasındaki eşitsizliklerin azaltılmasına katkıda bulunmalıdır. 154 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, Brüksel, 17 Temmuz 2008, s Avrupa Komisyonu, State Aid Action Plan, Brüksel, 7 Haziran 2005, s

114 Bu yeni hedefler mevcut devlet yardımı kurallarında değişikliğe gidilmesini gerekli kılmaktadır. Bu amaçla aşağıda belirtilen kriterleri içeren kapsamlı ve tutarlı bir reform paketi gündemdedir 156 : - Daha az ve daha iyi hedeflenmiş devlet yardımları, - Daha saf bir ekonomik yaklaşım, - Daha etkili prosedürler, daha iyi uygulama, öngörülebilirlik ve şeffaflığın artırılması, - Komisyon ve Üye Devletler arasında paylaşılmış sorumluk: Komisyon devlet yardımı kurallarını ve uygulamasını Üye Devletlerin etkili desteği ve öngörülen yardımları bildirim ve kuralları tam olarak uygulama zorunluluğuna uymaya tam taahhüdü olmaksızın geliştiremez. Komisyon bir yardımın devlet yardımı oluşturup oluşturmadığına karar verirken ve daha spesifik olarak, bu yardımın Antlaşma ile uyumlu sayılıp sayılmayacağına karar verirken ekonomik ve hukuki tahliller yapmaktadır. Bir yardım önlemin ortak pazar ile uyumu araştırılırken, Komisyon yardım önleminin olumlu etkileri ile olumsuz etkilerini dengelemeye çalışmaktadır. Genel olarak, bir yardımın olumlu etkileri şu kriterlere dayanmaktadır: i) ortak çıkar hedefinin (sosyal, bölgesel, ekonomik veya kültürel) ne kadar doğru tanımlandığı; ii) devlet yardımının problemin çözümünde diğer politika araçlarına nazaran daha uygun bir araç olup olmadığı; iii) yardımın gerekli teşvikleri yaratıp yaratmadığı ve orantılı olup olmadığı. Diğer taraftan, yardım yarattığı olumsuz etkiler ise şu kriterlere dayanmaktadır: i) faydalanıcıların seçimi ve yardımın bağlı olduğu koşullara ilişkin prosedür; ii) piyasanın ve faydalanıcıların özellikleri; iii) yardımın tutarı ve çeşidi. Lizbon Stratejisi ne en iyi şekilde katkıda bulunmak amacıyla, Komisyon devlet yardımlarının tahlilindeki ekonomik yaklaşımını güçlendirecektir. Ekonomik yaklaşım Lizbon Stratejisi nin hedeflerine daha iyi odaklanmış devlet yardımları için en uygun araçtır. Ekonomik yaklaşımın en önemli öğelerinden biri dışsallıklar, bilgi eksikliği ya da koordinasyon problemleri gibi piyasa eksikliklerinin tahlilidir. Birçok durumda, 156 Ibid., s

115 piyasa eksikliklerinin tanımlanması devlet yardımlarının kabul edilebilir olup olmadığını, en uygun çözüm olup olmadığını ve rekabeti ve ticareti olumsuz yönde etkilemeksizin istenen hedeflere ulaşmada nasıl uygulanması gerektiğini ölçmede faydalı olacaktır. 157 Lizbon Stratejisi kapsamında hazırlanan Devlet Yardımları Eylem Planı na göre devlet yardımları şu öncelik alanlarına yoğunlaşmalıdır 158 : 1. Bilgi Toplumunun Güçlendirilmesi İçin Yenilik ve Ar&Ge nin Hedeflenmesi: Avrupa nın gelecekteki ekonomik gelişmesi yüksek katma değerli, yenilikçi ve araştırmaya dayalı sektörler yaratması ve bu sektörleri geliştirmesine dayanmaktadır. Bu nedenle, Komisyon 2006 yılında Avrupa Birliği genelinde yenilik faaliyetlerini teşvik etmek için uygun çerçeve koşulları yaratan bir Çerçeve Belge kabul etmiştir. Aynı belge ile Komisyon araştırma ve geliştirme faaliyetlerine uygulanacak kuralları da Lizbon ve Barselona hedefleri temelinde değiştirmiştir. 2. Daha İyi Bir İş Ortamı Yaratılması ve Girişimciliğin Teşvik Edilmesi: İş ortamının geliştirilmesi için idari yükün azaltılması, mevzuatın basitleştirilmesi ve kalitesinin artırılması, yeni işletmelerin kuruluş sürecinin hızlandırılması ve iş ortamını daha destekleyici bir çevrenin yaratılması gerekmektedir. Yeni işletmelerin kuruluş sürecinin hızlandırılması amacıyla Komisyon 2006 yılında küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki risk sermayesi yardımlarını düzenleyen bir yönerge kabul etmiştir. 3. İnsan Kaynaklarına Yatırım Yapılması: Lizbon Stratejisi nin temel amaçlarından biri kalifiye, eğitimli ve değişen koşullara uyum kabiliyetine sahip yüksek düzeyli istihdamın teşviki olduğundan, bu durum insan kaynaklarına büyük bir yatırım yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, devlet yardımları özellikle işgücü piyasasına erişimde ve piyasada kalmada sorun yaşayan kişilerin istihdamını artırdığında ve çalışanlar için uygun eğitimleri sağladığında haklı görülmektedir. 157 Ibid., s Ibid., s

116 Komisyon un 2001 ve 2002 tarihli Blok Muafiyet Tüzükleri nin sadeleştirilmesi ve Topluluk hedefleri ile uyumlu olarak birleştirilmeleri öngörülmektedir. 4. Kamu Yararını Gözeten Hizmetlerin (Services of General Economic Interest) Kalitesinin Artırılması: Kamu yararını gözeten hizmetlerin etkili ve yüksek kalite ile sunulması Avrupa refah devletinin önemli bir bileşenidir. Yüksek kaliteli kamu yararını gözeten hizmetler Avrupa ekonomisinin rekabet edebilirliğine de katkıda bulunmaktadır. Üye Devletlerin bu alandaki hizmetleri sağlamaya finansman sağlayıp sağlamama ve hangi yollarla finansman sağlanacağına ilişkin kararlarda takdir yetkisi vardır. Ancak bu hizmetlere ilişkin verilen yardımların rekabet üzerinde olumsuz etkileri olmaması için dikkat edilmelidir. 5. Sadeleştirme ve Birleştirme Yoluyla Daha İyi Önceliklendirme: Devlet yardımlarının daha iyi yönetiminin sağlanması ve kolaylaştırılması için Komisyon a Blok Muafiyet Tüzükleri kabul etme yetkisi verilmiştir. Bu yetki kapsamında bugüne kadar KOBİ ler, istihdam, eğitim, bölgesel ve de minimis yardımlara yönelik Blok Muafiyet Tüzükleri kabul edilmiştir. 6. Odaklı Bir Bölgesel Yardım Politikası: Devlet yardımları politikası ile bölgeler arası zararlı teşvikler önlenebilecek ve az gelişmiş bölgelerde büyüme ve istihdam için doğru teşvikler oluşturulabilecektir. Bölgesel yardımlar daha çok yatay hedefli yardımların verilmesi kapsamında değerlendirilmelidir. 7. Çevresel Olarak Sürdürülebilir Bir Geleceğin Teşvik Edilmesi 8. Modern Ulaşım, Enerji, Bilgi ve Telekomünikasyon Teknolojisi Altyapılarının Kurulması Devlet Yardımları Eylem Planı yılları için devlet yardımları alanında yol haritasını ortaya koymak amaçlıdır. Bu yol haritası ile belirlenen hedefler doğrultusunda devlet yardımı kurallarında çeşitli değişikliklere gidilmiştir. Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde devlet yardımları bu değişiklikler kapsamında ele alınacaktır. 116

117 4.2 DEVLET YARDIMLARININ TANIMI Ekonomiye devlet müdahalesi modern devletlerin ortak bir özelliğidir ve çeşitli biçimler alabilir, çeşitli amaçlar güdebilir ve değişik etkileri olabilir. Devlet tarafından uygulanan birçok önlem genel olarak iş dünyasına yardımcı olmayı hedeflemektedir ve kamu maliyesi üzerinde etki yaratmaktadır. Bu önlemler, Topluluğun yetki alanı dışında, devletlerin genel ekonomik amaçlarına yönelik olabilirler. Ancak bir önlem Avrupa Birliği Antlaşmasının 87 (1). Maddesinde belirtilen koşulları taşıyorsa, bu önlem Antlaşmanın 88(3). Maddesi uyarınca uygulanması öncesi Komisyon a bilgi verilmesi zorunlu olan devlet yardımı olarak adlandırılır. 88 (3). Madde nin Adalet Divanı nca tanımlanmış doğrudan etkisi ulusal mahkemelerin bir önlemin devlet yardımı olup olmadığını doğrulama yetkisine sahip olması ve eğer kanuna aykırı olarak uygulanmaya konmuşsa, eski haline döndürmek için gerekli önlemlerin alınması şeklindedir. Bu durum devlet yardımı kavramının iyi bir şekilde anlaşılmasını gerektirmektedir. 159 AB Devlet Yardımları politikasının çıkış noktası Antlaşmanın 87. Maddesinde açıklanmıştır. 87 (1). Maddeye göre, Üye Devlet tarafından veya devlet kaynakları ile verilen herhangi bir yardım, belli işletmelere veya belli ürünlerin üretimine iltimas sağlayarak, Üye Devletler arasındaki ticareti etkileyerek, rekabeti olumsuz etkiliyorsa ya da rekabet ortamı için tehdit oluşturuyorsa, ortak pazar ile uyumlu değildir ve yasaklanmıştır. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, devlet yardımları, prensip olarak, ortak pazar ile uyumlu değildir. Diğer taraftan Antlaşmanın 88. Maddesine göre, devlet yardımlarının kontrol yetkisi Komisyona verilmiştir. Bu madde ayrıca Üye Devletlerin devlet yardımları sağlanmasına ilişkin herhangi bir plan öncesinde Komisyonu bilgilendirmelerini zorunlu kılmıştır. Antlaşma Komisyon un şirketleri etkileyen her türlü önlemi izlemesini ve kontrol etmesini önermemiştir. Bir önlemin 87. Madde kapsamında olması ve devlet yardımı oluşturması için, dört kriteri karşılaması gerekmektedir: - Önlem devlet kaynaklarının kullanımını içermelidir. 159 Jonathan Faul ve Ali Nikpay, The EC Law of Competiton, İki. B.,İngiltere, Oxford University Press, 2007, s

118 - Önlem faydalanıcıya bir avantaj sağlamalıdır. - Bu avantaj seçici olmalıdır, diğer bir deyişle, belli işletmeler ya da belli malların üretimi ile kısıtlı olmalıdır. - Önlem rekabeti ve Üye Devletler arasındaki ticareti olumsuz yönde etkilemelidir. Ancak unutulmamalıdır ki, devlet yardımı önlemleri nedenlerine ya da amaçlarına göre değil, etkilerine göre tanımlanmıştır Yardımın Devlet Tarafından ya da Devlet Kaynakları Aracılığıyla Verilmesi Devlet yardımlarının değerlendirilmesinde kullanılan devlet tanımı hem bölgesel ve yerel otoriteleri, hem de kamu otoritesi ve kurumlarını da kapsayacak şekilde çok geniştir. 161 Devlet yardımı kuralları sadece devlet kaynaklarının transferine ilişkin önlemleri (ulusal, bölgesel ve yerel otoriteler, kamu bankaları ve müesseseleri dahil olmak üzere) kapsamaktadır. Diğer taraftan, yardımın devletin kendisi tarafından sağlanmış olması şart değildir. Devlet tarafından görevlendirilmiş bir özel ya da kamu aracı kurum tarafından sağlanmış olabilir. Yardımı oluşturacak mali transferler birçok şekilde olabilir: sadece hibeler ve faiz oranı indirimleri değil, aynı zamanda garantiler, hızlandırılmış amortisman karşılıkları, sermaye katılımları. 162 Önlemin değerlendirilmesinde devletin bir şekilde bir maliyet üstlenip üstlenmediğine bakılmaktadır. 163 Belli sektörlerin desteklenmesi amacıyla, devlet tarafından özel vergiler konulması devlet kaynaklarının kullanılması olarak değerlendirilebilir çünkü vergi devlet tarafından konulmaktadır ve böylece devlet kaynağı haline gelmektedir. Para bir fon tarafından transfer edildiğinde, devlet kaynaklarının kullanımını değerlendirmek için, Adalet Divanı üç kriter belirlemiştir: Fon devlet tarafından 160 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s

119 kurulmalıdır, devlet tarafından konulan ya da yönetilen katkılar ile finanse edilmelidir ve belli işletmeleri desteklemek için kullanılmalıdır. Ancak devletin fonların ana kaynağı olması gerekliliği yardımın devlet kaynaklı olarak sınıflandırılması için yeterli değildir. Aynı zamanda, devletin önlemin kabulüne bir şekilde dahil olmuş olması gerekmektedir. Bu durum özellikle önlem kamu otoritesi dışında bir kuruluş, örneğin bir kamu işletmesi tarafından uygulandığı zaman yüklenebilirlik testini (imputability test) gündeme getirmektedir. Bir önlemin bir kamu kuruluşu tarafından uygulanmaya konması mutlaka devlet tarafından yüklenildiğini göstermemektedir. Devlet bir kamu işletmesini kontrol etse ve bu işletmenin işlemleri üzerinde hakim durumda olsa dahi, özel bir önlem için fiili kontrol varsayılamaz. Devlet tarafından tanınan özerklik çerçevesinde, kuruluş bağımsız olarak hareket etmekte olabilir. Sonuç olarak, önlemlerin kabulünde kamu otoritesinin ne derece etkili olduğuna karar verilmesi gerekmektedir. Bir önlemin devlete yüklenebilmesi için Divan şu göstergeleri sıralamıştır: kamu işletmesinin devletin idari yapısına bütünleşmesi, faaliyetlerinin içeriği ve normal rekabet koşulları altında özel işletmeciler tarafından ne şekilde yerine getirildiği, işletmenin hukuki durumu, kamu otoriteleri tarafından işletmenin yönetimi üzerindeki kontrolün şiddeti veya önlemin kabulünde kamu otoritesinin ilgisini gösteren herhangi bir gösterge Bir Firmaya ya da Firmalara Avantaj Sağlama Yardım kurumun normal koşullar altında elde edemeyeceği bir ekonomik fayda oluşturmalıdır. Bu koşulu sağlayan açık olmayan örnekler şu şekildedir: - Bir şirketin piyasa fiyatının altında kamuya ait araziyi satın alması veya kiralaması, - Bir şirketin piyasa fiyatının üzerinde bir fiyata devlete arazi satması, - Bir şirketin ücret ödemeden altyapıya erişim ayrıcalığından yararlanması, 164 Ibid., s

120 - Bir işletmenin özel bir yatırımcıdan sağlayacağından daha uygun koşullar ile devletten risk sermayesi sağlaması. 165 Yardım kavramı, teşvik kavramından çok daha geniştir, çünkü firmaya sağlanan sadece direk mali faydaları değil, daha genel olarak, normal koşullar altında işletmenin bütçesinde bulunmayacak kamu otoritesi tarafından sağlanan her çeşit avantajı kapsamaktadır. Örneğin Adalet Divanı nın bir kararına göre kömür sektöründeki işçileri kamu finansmanı ile ödenen primler işletmelerin üretim maliyetlerini düşürerek işletmelere ekonomik bir fayda sağlamaktadır. Aynı şekilde, sendikalarla yapılan toplu sözleşmelerden kaynaklanan ilave maliyetleri tazmin etmek amacıyla yapılan sosyal güvenlik payı kesintileri de fayda sağlar olarak nitelendirilmiştir. 166 Yardım teşvik şeklinde verildiğinde avantajı belirlemek daha kolaydır, ancak diğer devlet müdahaleleri için belli yöntemler geliştirmek gerekmektedir. İşte bu nedenle, Komisyon daha sonra özel yatırımcı prensibi olarak adlandırılan, Pazar Ekonomisi Yatırımcı Prensibi (Market Economy Investor Principle) ni uygulamaya başlamıştır. Esas olarak, bu prensibe göre devlet tarafından bir işletmeye yapılan yatırım aynı koşullar altında normal piyasa şartlarında çalışan bir özel yatırımcı tarafından da kabul edilebiliyorsa, devlet yardımı söz konusu değildir. Eğer durum böyle ise, firma aynı finansmanı piyasadan da sağlayabileceği için özel bir fayda elde etmemektedir. Kamu otoritelerinin davranışlarının özel yatırımcılar tarafından kabul edilebilirliğini ölçecek kıstaslara nasıl karar verilecektir? En belirgin kıstas özel bir yatırımcının fiili davranışıdır. Eğer belli bir işlemde hem özel, hem de kamu yatırımcısı aynı koşullar altında yer alıyorlarsa, devlet yardımı söz konusu değildir. Bu durumda üç öğe bulunmalıdır: İlk olarak, yatırımcının gerçek özel niteliği gösterilmelidir. İkinci olarak, kamu ve özel yatırımcıya uygulanan koşulların aynı olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Son olarak, özel yatırımcının payının gerçek anlamda ekonomik değeri olması gerekmektedir. 165 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s

121 Eğer işlemde özel bir yatırımcı yer almıyorsa, kamu otoritelerinin davranışlarını kıyaslamak için başka kıstaslar bulunmalıdır. Eğer şirket borsada işlem gören bir şirket ise, kotasyon piyasa fiyatına karar verecektir. Eğer devlet satıcı ise, alıcı tarafından ödenen fiyat piyasa fiyatından daha düşük olmamalıdır, eğer devlet alıcı ise, ödenen fiyat piyasa fiyatından yüksek olmamalıdır. Eğer şirket borsada işlem görmüyorsa, bir yatırımın beklenen karlılığına ilişkin veriler kullanılmalıdır. Kamu otoriteleri yatırım kararı alırken, özel yatırımcılar tarafından kullanılan yöntemlere benzer yöntemler kullanmalıdır. 167 Özel alacaklı prensibi ve özel alıcı prensibi Adalet Divanı nca özel yatırımcı prensibinin uzantısı olarak geliştirilmiştir. Özel alacaklı prensibi uyarınca, devlet borçlarından feragat ederken ya da borçlarını yeni bir takvime bağlarken özel bir alacaklı gibi davranmalıdır, yoksa şirkete bir avantaj sağlanmış olur. Diğer taraftan, özel alıcı prensibine göre, Üye Devletin mal ve hizmetleri piyasada geçerli koşullardan alması eğer devletin bu mal ve hizmetlere ihtiyacı yoksa özel bir alıcının gerçekleştireceği ticari bir işlem olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. 168 Devlet Garantileri: Devlet yardımı olarak değerlendirilen hususlardan birisi de devletin ticari faaliyet gösteren teşebbüslerin aldıkları borçlara veya yürüttükleri projelere kefil olmasıdır. 169 Devlet garantisi bir riske ilişkin garantinin devlet tarafından verildiğini göstermektedir. Bir riskin devlet tarafından yüklenilmesi normal koşullar altında uygun bir prim karşılığında mümkün olmaktadır. Komisyon belli koşulların sağlanması halinde devlet garantisinden bir avantaj sağlanmayacağı sonucuna varmıştır. Bu koşullar: - Ödünç alanın mali güçlük içinde bulunmaması, - Ödünç alanın herhangi bir devlet müdahalesi olmaksızın mali piyasalardan piyasa koşullarında borç alabilecek durumda olması, - Garantinin belli bir finansal işleme ilişkin, belli bir meblağ için olması ve borcun %80 inden fazlasını karşılamaması ve açık uçlu olmaması, 167 Ibid., s Ibid., s İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, İstanbul, 2005, s

122 - Garanti için ödenen fiyatın piyasa fiyatı olması. 170 Kamuya Ait Malların Satışı: Bir Üye Devletin özel girişimlere yapacağı satışlarda piyasa kurallarına aykırı hareket etmesi rekabet koşullarını ve Üye Devletler arasındaki ticareti olumsuz olarak etkilemektedir. Komisyon devlet arazi ve bina satışlarının devlet yardımı oluşturup oluşturmadığını incelerken satış esnasında uygulanan yöntem ve kuralları dikkate almaktadır. Üye Devletler arazi ve bina satışlarını Komisyon a bildirmek yükümlülüğündedirler. Komisyon ise, de minimis kuralını da göz önünde bulundurarak, satışın ortak pazar ile uyumlu olup olmadığına karar vermek durumundadır. 171 Komisyon un kamuya ait mallarının satışının devlet yardımı oluşturup oluşturmadığına ilişkin incelemesi satışın önkoşulsuz satış olup olmamasına göre değişmektedir. Satışın önkoşulsuz bir açık artırma yöntemi ile gerçekleştiği durumlarda, devlet yardımının geçerli olmaması için dört koşulun sağlanması gerekir: - Açık artırmanın yeterince duyurulmuş olması (en az iki aylık bir süre içerisinde tekrar eden bir şekilde duyurulması), - Açık artırmanın tüm potansiyel alıcılara açık olması, - Satışın koşulsuz olması (alıcı arazi veya binayı alıp almamakta ve kendi amaçları için kullanmakta özgür olmalı), - En iyi veya tek teklifin kabul edilmesi. 172 Eğer satış önkoşulsuz bir açık artırma yöntemi ile gerçekleşmeyecekse, satış öncesinde piyasa fiyatının belirlenmesi amacıyla bir veya daha fazla bağımsız eksper tarafından gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Satış bu fiyattan gerçekleşmelidir. Eğer tüm çabalara rağmen bu fiyata ulaşılamazsa, bu fiyat üzerinden %5 lik bir indirime gidilebilir. Eğer uygun bir zaman süresi içinde alıcı bulunamazsa, elde edinilen tecrübeler ışığında yeni bir değerleme gerçekleştirilir. Eğer malın satışına ilişkin özel koşullar var ise, bu koşullar tüm potansiyel alıcılar tarafından yerine getirilebilecek 170 Faul, Nikpay, s İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Faul, Nikpay, s

123 şekilde olmalıdır ve bu koşulların yarattığı ekonomik olumsuzluk bağımsız eksperler tarafından değerlendirilmelidir. Eğer satış malın devlet tarafından elde edilmesinden sonraki üç yıl içinde gerçekleşirse, bağımsız eksperler tarafından geçerli piyasada genel bir düşüş belirlenmediyse, satış fiyatı elde etme fiyatından düşük olamaz. 173 Devlete ait şirketlerin özelleştirilmesi sürecinde devlet yardımı niteliği olup olmadığına ilişkin karar verilirken, şu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir: - Şirketin rekabetçi bir ihale ile ya da açık, şeffaf ve koşulsuz eş değer bir yöntem ile satılması, - Şirketin en yüksek teklif verene satılması, - Teklif verenlerin değerlendirme yapmak için yeterli zamana ve bilgiye sahip olması Seçicilik Devlet yardımı seçici olmalıdır ve belli firmalar ile rakipleri arasındaki dengeyi etkilemelidir. Seçicilik devlet yardımlarını genel önlemler (bir Üye Devletteki tüm ekonomik sektörlerdeki tüm firmalara ayrım yapılmaksızın uygulanan önlemler) den ayırmaktadır. 175 Genel olarak, devlet ekonomiye çeşitli yollar ve değişik önlemler ile müdahalede bulunur. Bu önlemlerin bazıları sadece belli işletmelere değil, tüm işletmelere uygulanabilecek niteliktedir. Bu önlemler genel önlemler olup seçici olarak nitelendirilemezler. Belli önlemlerden belli firmaların daha fazla faydalanıyor olması bu önlemlerin seçici olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Örneğin, istihdama ilişkin vergilerde indirime giden önlemlerden işgücü yoğun sektörler, sermaye yoğun sektörlere nazaran daha fazla faydalanmaktadır. Ancak bu önlemler seçici olarak nitelendirilemez. 173 Ibid., s Ibid., s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s

124 Seçicilik önlemin faydalarının bir veya birkaç sektördeki faaliyet ile kısıtlanması ile ortaya çıkar. Bu durum faydalanıcı firmaların sayıca çokluğu ya da bu firmaların ait olduğu sektörlerin büyüklüğü ya da çeşitliliği gibi genel ekonomi politikasına ilişkin bir önlem olarak nitelendirilemeyeceği koşullarda söz konusu olmaktadır. Seçicilik önlemin firmaların ait olduğu sektörlerden bağımsız olarak belli kriterlere bağlanması durumunda da söz konusu olur. Örneğin, Adalet Divanı kararları büyük işletmelere ya da küçük ve orta boy işletmelere yönelik önlemlerin seçici olarak nitelendirilebileceğini göstermiştir. Diğer taraftan, bir önlem tüm işletmelere açık olarak gözüktüğü halde konulmuş olan bazı koşullar nedeniyle seçici olarak nitelenebilir. Örneğin, bir vergi indirimi ihracat faaliyetleri ya da belli bazı yatırımların yapılmasını gerektiriyorsa, tüm işletmelere açık olsa bile seçici niteliktedir. Eğer bir programı yönetmekte olan otoritelere keyfi bir yetki tanınmış ise, bu program seçici olarak nitelendirilir. Seçicilik kriteri aynı zamanda eğer program sadece Üye Devletin topraklarının bir bölümünde geçerli ise de sağlanmış olur (bütün bölgesel ya da sektörel yardım programlarında olduğu üzere). 176 Vergilendirme alanı genel bir önlem ile devlet yardımı arasındaki farkın büyük bir öneme haiz olduğu bir alandır. Üye Devletler arasında şeffaflığı, öngörülebilriliği, tutarlılığı ve eşitliği artırmak amacıyla, Komisyon doğrudan vergilendirmeye ilişkin devlet yardımı kurallarının uygulanması hakkında bir bildiri yayımlamıştır yılında ise elde edinilen tecrübeler ışığında bu bildirinin uygulanışı hakkında bir rapor düzenlemiştir. Vergilendirme alanında devlet yardımları kurallarına ilişkin bakılması gereken ilk husus vergi önleminin Üye Devlet içerisindeki tüm ekonomik kurumlara açık olup olmadığıdır. Eğer önlem tüm şirketlere eşit bir şekilde açık ise ve kamu otoritesinin yetkisi ile örneğin kapsam bakımından kısıtlanamıyorsa, bu genel bir önlemdir. Belli bir sektörü diğer Üye Devletlerdeki rakipleri ile eşit koşullara getirmeyi hedefleyen önlemler devlet yardımı olarak nitelendirilebilir. 176 Faul, Nikpay, s Avrupa Komisyonu, Commission Notice on the Application of State Aid Rules to Measures Relating to Direct Business Taxation, Brüksel, 12 Aralık

125 Belli ekonomik sektörlere ya da belli şirket çeşitlerine yönelik vergi önlemleri seçici olarak adlandırılır. Büyük şirketlere ya da yeni kurulan şirketlere tanınan vergi indirimleri, üretim sektörlerine verilen vergi iadeleri veya ihracat faaliyetleri ya da yatırım faaliyetlerinde bulunan şirketlere tanınan vergi indirimleri genel önlem olarak değerlendirilmemektedir. Ayrıca, Komisyon yabancı şirketlere, grup şirketleri arasındaki işlemlere, belli bir devir eşiğinin üzerindeki şirketlere yönelik önlemleri de seçici olarak nitelendirmiştir. Bir vergi önleminin faydalanıcıya avantaj sağlıyor olarak değerlendirilmesi şu durumlarda gerçekleşmektedir: - Vergi matrahının düşürülmesi (özel indirim, hızlandırılmış amortisman, yatırım indirimi, finansman fonu gibi), - Vergi miktarının kısmen veya toptan indirimi, - Vergi ertelemesi, silinmesi veya vergi borcunun yeniden yapılandırılması (KDV ertelemesi, vergi borcunun taksitlendirilmesi, vergi kredisi gibi), - Vergi dışı maliyet unsurlarından muafiyet tanınması (resim ve harç istisnası). Belirtilen bu durumlarda vergi önleminin bir devlet yardımı oluşturduğu düşünülür ve bu vergi önleminin uygulanması yasaklanmıştır. 178 Belirtilen Komisyon bildirisi öncelikli olarak doğrudan vergilendirmeye ilişkin kuralları kapsasa da, Komisyon bazı durumlarda dolaylı vergilendirmeye ilişkin önlemlere de değinmiştir. Dolaylı vergilendirme önlemlerinin bazı özel durumları bulunmaktadır. KDV indirimleri sıkı Topluluk kurallarına tabi olup, benzer ürünlerin eşit şekilde vergilendirilmesi prensibine uymaktadır. Ancak, ÖTV için bu geçerli değildir. ÖTV indirimleri bazı işletmelere avantaj yaratıp devlet yardımı oluşturabilir Ibid., s Faul, Nikpay, s

126 4.2.4 Rekabet ve ticaret üzerinde etki Yardımın Üye Devletler arasındaki rekabet ve ticaret üzerinde potansiyel bir etkisi olması gerekmektedir. Faydalanıcının bir ekonomik faaliyete dahil olduğunun ve Üye Devletler arasında ticaretin olduğu bir pazarda faaliyet gösterdiğinin kanıtlanması yeterlidir. Faydalanıcının nitelikleri bu kapsamda geçerli değildir. 180 Rekabetin geçerli olduğu bir sektördeki bir işletmeye devlet tarafından tanınan bir avantaj rekabeti ya olumsuz yönde etkiler ya da rekabet için risk oluşturur. Böylelikle, bu kriterin karşılanması çok kolay olmaktadır. Devlet yardımları bir plan dahilinde uygulandığından fiili olarak rekabetin olumsuz yönde etkilenmesi zorunlu değildir. 181 Devlet yardımlarını tanımlayan kriterlerin bu kısa açıklaması göstermektedir ki Topluluk devlet yardımları kurallarının kapsamı çok geniştir (ancak açık uçlu değildir). 4.3 DE MINIMIS DÜZENLEMESİ Komisyon küçük miktarlı yardımların (de minimis yardımlar) Üye Devletler arasındaki rekabet ve ticaret üzerinde potansiyel bir etkisi olmadığı görüşündendir. Bu nedenle, bu yardımların Antlaşmanın 87. Maddesinin kapsamı dışında olduğu düşünülmektedir. 182 De minimis kuralı 15 Aralık 2006 tarihli 1998/2006 sayılı Komisyon Tüzüğü ile düzenlenmiştir. 183 De minimis düzenlemesi uyarınca, üç yıllık bir zaman dilimi boyunca tutarını geçmeyen yardımların Üye Devletler arasındaki ticaret üzerinde etkisi yoktur ve rekabeti olumsuz yönde etkilemezler. Ancak tarım, balıkçılık ve su ürünleri sektörlerinde küçük meblağlı yardımların bile rekabet ve 180 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the Application of Articles 87 and 88 of the Treaty to De Minimis Aid, Official Journal L379, Brüksel, 15 Aralık

127 ticaret üzerinde etkisi olacağı düşünüldüğünden, bu sektörler de minimis düzenlemesi kapsamı dışında tutulmuştur. Aynı şekilde, Dünya Ticaret Örgütünün Teşvikler ve Telafi Edici Önlemler Antlaşması uyarınca, ihracat faaliyetlerine ve ithal mallar yerine yerli malların kullanılmasını teşvik amaçlı yardımlar da bu düzenleme kapsamı dışındadır. De minimis yardımlar aşağıda açıklanan koşulları taşıdıkları takdirde, Antlaşmanın 87(1). Maddesi nde belirtilen koşulları taşıyor sayılmazlar ve 88(3). Madde de belirtilen bildirim zorunluluğundan muaftırlar. Herhangi bir işletmeye sağlanan yardımın tutarı üç mali yıl boyunca yu geçmemelidir. Kara ulaşım sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için bu tutar dur. Bu tavanlar yardımın türünden, amacından veya tamamen ya da kısmen Topluluk kaynakları ile finanse edilmesinden bağımsız olarak uygulanır. Bu belirtilen tavan tutar nakit hibe tutarıdır. Tüm tutarlar vergi ve diğer kesintiler öncesi brüt tutar üzerindendir. Yardım hibeden başka bir şekilde verildiğinde, yardım tutarı yardımın brüt hibe tutarına eşittir. Taksitler şeklinde ödenecek yardımlar ise verildiği ana iskonto edilerek hesaplanmalıdır. Düşük miktarlı ya da Topluluk içi ticarete kısıtlı etkisi olan devlet yardımlarının değerlendirilmesinde daha geniş bir esneklik tanınması amacıyla, Komisyon iki yeni çerçeve önermeyi planlamaktadır. Bu kapsamda, iki yeni devlet yardımı çeşidi önerilmesi düşünülmektedir: Düşük tutarlı devlet yardımları (LASA lower amounts of state aid) ve ticaret üzerinde kısıtlı etki (LET limited effect on trade). Düşük tutarlı devlet yardımları de minimis düzenlemesi kapsamında belirlenen tavan tutarı geçmekle beraber, Topluluk düzeyinde rekabet ortamına tehdit oluşturmayacak ya da Üye Devletler arasındaki ticareti etkilemeyecek genel Topluluk hedeflerinin gerçekleşmesine katkıda bulunacak devlet yardımlarıdır. Düşük tutarlı devlet yardımlarının da bildirilmesi gerekmektedir, ancak Üye Devletlerin yerel koşullar ışığında bu önlemleri kabul etme ve uygulamada daha geniş bir esneklikleri vardır. Ticaret üzerinde kısıtlı etki yönteminde ise basitleştirilmiş bir değerlendirme prosedürü izlenmektedir. İlk olarak, sınır ötesi ticaret üzerinde büyük etkisi olmayan, yüksek düzeyde konsantrasyon ya da giriş engeli oluşturmayan faaliyetlerin listesi oluşturulacaktır. Listede yer alan bir faaliyete önlemin olumsuz etkilerini asgari 127

128 düzeyde tutmayı amaçlayan ilave şartlar yardımın yoğunluğuna, miktarına ve çeşidine uygulanacaktır DEVLET YARDIMLARI YASAĞINDAN MUAFİYETLER Kurucu Antlaşmanın 87. Maddesine göre, yukarda açıklanan kriterleri sağlayan önlemler, prensip olarak, ortak pazar ile uyumlu değildir. Ancak, uyumsuzluk kuralı tamamen yasaklanmayı gerekli kılmaz. Kurucu Antlaşmanın 87 (2). Maddesi ve 87 (3). Maddesi ne göre devlet yardımlarına göre kabul edilebilir sayılan bir takım durumları (muafiyetleri) belirtmiştir. Bu muafiyetlerin bulunması Komisyon tarafından planlanmış devlet yardımları önlemlerine izin verilmesini Antlaşmanın 88. Maddesinde öngörüldüğü üzere meşrulaştırmıştır. Bu maddeye göre Üye Devletler herhangi bir programı uygulamaya başlamadan önce Komisyona bilgi vermelidirler. Ayrıca, bu madde Komisyona önerilen yardım önleminin muafiyet oluşturduğuna ya da Üye Devletlerce kaldırılması ya da değiştirilmesi gerektiğine ilişkin karar verme yetkisi vermiştir. 185 Bir devlet yardımı önleminin ortak pazar ile uyumlu olduğuna ilişkin karar değişik yollar ile verilebilir: a) Yardımın Komisyon tarafından kabul edilmiş Blok Muafiyet Tüzüklerindeki koşulları taşıması durumunda, (Bu Tüzükler doğrudan ulusal mahkemelerce uygulanabilmektedir.) b) Uygun prosedür takip edilerek, Komisyon tarafından bireysel bir projenin uygunluğuna karar verilmesi durumunda veya Komisyon tarafından onaylanmış bir plan altında yardım verilmesi durumunda, c) Konsey tarafından uygunluğun açıklandığı durumda. 186 Yetkilerini kullanmada, Komisyon şirketin büyüklüğüne, yerine, sektörüne, yardımın amacına bağlı olarak özel yöntemler geliştirmiştir. Şeffaflığı, tahmin edilebilirliği ve hukuki kesinliği sağlamak amacıyla, Komisyon kendisine bildirilen 184 Faul, Nikpay, s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s

129 önlemin muafiyet teşkil edip etmediğine dair kararında kullandığı kriterleri açıklamaktadır. 187 Antlaşmaya göre, yardımları üç ana sınıfa ayırabiliriz: Bölgesel Yardımlar Avrupa Birliği nde bölgesel yardımların tespitinde sosyo-ekonomik yapı, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla, brüt katma değer, yapısal işsizlik, istihdamdaki gelişme, net göç, topografya gibi kriterler göz önüne alınmaktadır. Kurucu Antlaşmanın 87 (3) (a) ve 87 (3) (c) maddeleri bölgesel problemleri çözmeye yönelik devlet yardımı önlemlerinin kabulüne temel oluşturmaktadır. Yaşam düzeyi anormal derecede düşük bölgeler ile belirli faaliyetlerin ya da ekonomik bölgelerin kalkınmasını kolaylaştırmaya yönelik yardımlar verilirken hangi bölgelerin bu kriterleri karşıladığı AB nin Bölgesel İstatistik Sistemi NUTS sınıflandırması ile belirlenmektedir. NUTS kapsamında Topluluk bölge birimleri olarak tanımlanmaktadır. NUTS da hiyerarşik üç düzey bulunmaktadır. Her Üye Devlet NUTS-1 bölge birimlerine göre sınıflandırılmakta, NUTS-1 bölge birimleri NUTS-2 bölge birimlerine ve NUTS-2 bölge birimleri NUTS-3 bölge birimlerine ayrılmaktadır. Bir bölge birimi birden fazla düzeyde sınıflandırılabilmektedir. Bölge sınıflandırmasında göz önünde bulundurulan ana kriter nüfustur. Bölgesel istatistiklerin karşılaştırılabilir olması için bölge birimlerinin benzer nüfus büyüklüklerine sahip olması önem taşımaktadır. Sınıflandırmada nüfusun yanı sıra mevcut siyasi, idari ve kurumsal yapı ile ekonomik, sosyal, tarihi, kültürel, coğrafi ve çevre ile ilgili unsurlar dikkate alınmaktadır Antlaşmanın 87 (3) (a) maddesi yaşam koşullarının olağandışı bir şekilde düşük olduğu ya da ciddi işsizliğin olduğu bölgelerde kalkınmayı teşvik etmek için devlet yardımlarını uygulamaktadır Satın alma gücü paritesine göre hesaplanan kişi başı GSYİH sı son üç yıl içerisinde AB ortalamasının %75 inden düşük olan NUTS Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s

130 seviyesindeki bölgeler bu madde kapsamında yardımdan yararlanan coğrafi alanlardır. - Antlaşmanın 87 (3) (c) maddesi diğer ulusal problem bölgesi çeşitlerini kapsamaktadır. Bu madde Üye Devletlere ulusal ortalama ile karşılaştırıldığında dezavantajlı konumda olan bölgelere yardım sağlama olanağını vermektedir. Bu muafiyetten faydalanacak bölgelerin listesine Üye Devletlerin önerisi ile Komisyon karar vermektedir. Üye Devletler önerilerini haklı çıkarmak için ulusal kriterler kullanabilirler. Tarım ve balıkçılık ürünlerine ilişkin yardımlar bu madde kapsamında ele alınmamaktadır. Ulaştırma, çelik, gemi inşa, sentetik elyaf ve motorlu taşıtlar sektörlerine de özel kurallar uygulanmaktadır. Komisyon, mali hizmetlere (bankacılık ve sigortacılık) verilen yardımların bölgesel gelişmeye katkısı olduğunu açıklamıştır. 189 Bölgesel yardımlar yatırım, istihdam ve işletme alanlarında verilebilir. Yatırım yardımları 5 yılı aşan faaliyetler için yeni bir işletme kurmayı, mevcut kapasiteyi artırmayı ya da ürün veya üretim süreçlerinde köklü bir değişiklik yapmayı amaçlayan yatırımlar için verilmektedir. Yardımlar bina, arsa ve ekipman gibi harcamalar için olduğu gibi lisans, patent gibi teknoloji transferleri için de kullanılabilir. Yatırımcı, yatırımın en az %25 ini karşılamak durumundadır. Destek oranları vergi öncesi brüt tutarlar üzerinden hesaplanır. Yatırım yardımlarında unutulmaması gereken nokta şudur ki yapılan yatırım asgari 5 yıl süre ile muhafaza edilmelidir. Antlaşmanın 87 (3) (a) bölgelerinde genel destek oranı %50 dir. Söz konusu bölgede kişi başına gelir AB ortalamasının %60 ila %75 i arasındaysa bu oran %40 olarak uygulanmakta, denizaşırı bölgelerde %65 e kadar çıkabilmektedir. 87 (3) (c) bölgelerinde ise genel oran %20 dir. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için bu oran 87 (3) (a) bölgelerinde %15 ve 87 (3) (c) bölgelerinde ise %10 oranında artırılmaktadır. Yatırımın gerçekleşmesini izleyen üç yıl içerisinde, yatırım faaliyet konusuna ilişkin ve en az beş yıl süreli olması koşulu ile %20 oranında ek bir yardım yapılabilmektedir. Yeni bir yatırım kapsamında istihdam yaratılması da bölgesel 189 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s

131 yardım alabilmektedir. Bu yardımla istihdam maliyetinin belli bir oranı karşılanır, ancak yatırım ve istihdam yardımları için yardım tavanı ortak hesaplanır. Büyük yatırım projelerine yönelik yardımlara verilen yardımlarda ise bu oranlar azaltılmıştır. Buna göre, 50 milyon Avro ya kadar olan yatırımlarda bölgesel yardım tavanının tamamı, milyon Avro arasında bölgesel yardım tavanının %50 si ve bu meblağın üzerinde %34 üne izin verilmektedir Yatay Yardımlar Yatay kurallar herhangi bir endüstri ya da bölgede oluşabilecek sorunları çözmeyi amaçlayan belli bir yardım sınıfına ilişkin Komisyon un görüşünü belirtmektedir. 191 Yatay yardımlar araştırma ve geliştirme, çevre, istihdam, eğitim gibi özel bir sektörü veya coğrafi bölgeyi hedeflemeyen dolayısıyla rekabeti daha az etkileyen yardımlardır. AB içinde devlet yardımları giderek azalmakta ve yardımlar araştırma, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin geliştirilmesine yönelmektedir. Bazı durumlarda devlet yardımları AB rekabet kurallarını ihlal etmese de, verilen yardımların toplamı İç Pazar daki rekabeti olumsuz etkileyebilmektedir. Bu sebeple AB, devlet yardımlarının GSYİH ya oranını düşürmeye ve yardımların yatay hedeflere kaydırılmasına gayret etmektedir Mayıs 1998 tarihli 994/98 sayılı Konsey Tüzüğü ile belirli kategorilerdeki yatay devlet yardımlarını düzenlenmiştir. 193 Bu Tüzük uyarınca, Komisyon yardımların bildirimine ilişkin eşik değerler koyabilecek, belli yardımları bildirim zorunluluğundan muaf tutabilecek ve belli yardımlara ek koşullar getirebilecektir. Tüzük uyarınca, aşağıda belirtilen kategorilerdeki yardımlar ortak pazar ile uyumlu bulunmuştur ve hazırlanacak Tüzükler ile uyumlu olmaları halinde Antlaşmanın 93 (3). Maddesindeki bildirim zorunluluğuna tabi değildir: a) (i) Küçük ve orta boy işletmelere yönelik yardımlar, 190 İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, Council Regulation on the Application of Articles 92 and 93 of the Treaty establishing the European Community to certain categories of horizantal State Aid, Official Journal L142, Brüksel, 7 Mayıs

132 (ii) Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik yardımlar, (iii) Çevre korunmasına yönelik yardımlar, (iv) İstihdam ve eğitime yönelik yardımlar, b) Her Üye Devlet için Komisyon tarafından onaylanan bölgesel yardımlara ilişkin haritaya uygun yardımlar. Hazırlanacak olan Tüzüklerde yardımın amacı, faydalanıcıların kategorileri, yardıma ilişkin eşikler, yardım birikimine ilişkin koşullar ve yardımların izlenmesine ilişkin şartlar açık bir şekilde belirtilmelidir. Diğer taraftan, Komisyon bu Tüzükler ile bu alanlardaki yardımlara ilişkin bildirim için belli eşikler ya da diğer koşullar getirebilir, belli sektörleri kapsam dışı bırakabilir ve yardımların bu Tüzüklere uyumuna ilişkin ilave koşullar sunabilir. De minimis yardımlar da Komisyon tarafından hazırlanacak bir Tüzük ile Antlaşmanın 93 (3). Maddesinde belirtilen bildirim zorunluluğundan muaf tutulmuşlardır. Tüzükler hazırlanırken, Komisyon Üye Devletlere şeffaflığı sağlamak ve bildirimden muaf yardımların izlenmesi amacıyla detaylı kurallar koyabilecektir. Üye Devletler muafiyetlerin uygulanmasına ilişkin tüm kurallara uymak ile yükümlüdürler. Komisyon herhangi bir muafiyetin uygun olarak uygulanmadığına ilişin şüpheye düşerse, Üye Devlet yardımın muafiyet ile uyumunu değerlendirmeye ilişkin her türlü bilgiyi Komisyon a sağlamakla sorumludur. Ayrıca Üye Devletler grup muafiyetlerin uygulanmasına dair bir raporu en az yılda bir kere Komisyon a sunmak durumundadırlar. Diğer taraftan, Komisyon da her beş yılda bir Avrupa Parlamentosu ve Konsey e bu Tüzüğün uygulanışına ilişkin bir rapor sunmak durumundadır. Şu anda Komisyon beş adet blok muafiyet düzenlemesi kabul etmiştir. Bu beş düzenlemenin üçü küçük ve orta ölçekli işletmeler için, istihdam için ve eğitim için yardımlar için muafiyetler oluşturmaktadır. Sonuç olarak, Üye Devletler bu üç düzenleme ile belirlenen koşulları taşıyan yardımları önceden bildirim yapmadan ve Komisyon un onayını almadan verebilmektedirler. Dördüncü düzenleme şeffaf bölgesel yatırım yardım programlarına muafiyet getirmektedir. Bu düzenleme 132

133 2007 den 2013 ün sonuna kadar yürürlükte olacaktır. Beşinci düzenleme de minimis kuralının uygulamasını düzenlemektedir. Araştırma, geliştirme ve yenilik için yardımlar, çevre korunmasına ilişkin yardımlar, risk sermayesi için yardımlar, genel ekonomik çıkarlara ilişkin hizmetler için yardımlar ve zor durumdaki şirketlerin kurtarılması ve yeniden yapılandırılması için yardımlar ise çeşitli çerçeve ve ilkeler ile düzenlenmiştir Blok Muafiyet Düzenlemeleri Küçük ve Orta Ölçekteki İşletmelere Yönelik Yardımlar AB bünyesinde yeni iş imkanlarının yaratılmasında küçük ve orta ölçekteki işletmelere büyük görev düşmektedir. Ayrıca, KOBİ ler sosyal istikrarı ve dinamizmi artırmaları açısından AB ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. AB, sanayisinin yaratılan katma değer ve istihdam açısından en önemli grubu oluşturan KOBİ lerin gayrimenkul ya da menkul değer yatırımları, dışarıdan alacakları danışmanlık hizmetleri, fuar ve sergilere ilk katılımları için yapacakları masraflarına yardım sağlanmasına izin vermektedir. 194 AB ye göre, küçük ve orta ölçekteki işletme 250 kişiden daha az çalışanı olan, ya yıllık cirosu 2 milyon Avro ile 50 milyon Avro arasında olan ya da bilanço toplamı 2 milyon Avro ile 43 milyon Avro arasında olan işletmeler KOBİ olarak sınıflandırılmaktadır. Mikro, küçük ve orta ölçekteki işletme ayrımı ise şu şekilde olmaktadır: 195 Şekil 2: Avrupa Birliği nde Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletme Ayrımı Çalışan Sayısı Yıllık Ciro Bilanço Toplamı Orta < 250 < 50 milyon Avro < 43 milyon Avro Küçük < 50 < 10 milyon Avro < 10 milyon Avro Mikro < 10 < 2 milyon Avro < 2 milyon Avro 194 İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, The New SME Definition User Guide and Model Declaration, Brüksel, s. 14. veya 133

134 Küçük ve orta ölçekteki işletmelere yönelik yardımlar 12 Ocak 2001 tarihli ve 70/2001 sayılı Komisyon Tüzüğü ile bildirim zorunluluğundan muaf tutulmuşlardır. 196 Küçük ve orta ölçekteki işletmeler istihdam sağlamada ve daha genel olarak, sosyal istikrarda ve ekonomik büyümede önemli bir rol oynamaktadır. Ancak gelişmeleri piyasa eksiklikleri nedeniyle, kısıtlı olabilmektedir. Belli finansal piyasaların risk alma isteksizlikleri ve teminat eksiklikleri nedeniyle, sermaye ve kredi sağlamada sıkıntılar yaşamaktadırlar. Kısıtlı kaynakları nedeniyle özellikle yeni teknoloji ve potansiyel piyasaları erişimleri de zor olmaktadır. İşte bu nedenlerle, bu Tüzük ile bildirim zorunluluğundan muaf tutulan yardımların amacı küçük ve orta ölçekteki işletmelerin ekonomik faaliyetlerinin geliştirilmesine yardımcı olmalıdır. Bu Tüzük ile küçük ve orta boy işletme olmak üzere iki tip işletme düzenlenmiştir. Yardım miktarı hem yardım yapılacak işletme türüne, hem de yardım türüne göre değişmektedir. Yatırım yardımları için bu oran küçük ölçekli işletmelerde %15, orta ölçekli işletmelerde ise %7,5 tir. Bölgesel yardımdan faydalanabilen bölgelerde bu yardım oranları Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamındaki bölgelerde %10 oranından fazla, 87 (3) (a). Maddesi kapsamındaki bölgelerde ise %15 oranından fazla geçemeyecektir. Dışarıdan alınan danışmanlık hizmetlerinde ise hizmet bedelinin %50 den fazlası yardım olarak verilemeyecektir. Fuar ve sergilere katılım durumunda sağlanan yardımlar ise ilave maliyetlerin %50 si ile sınırlandırılmıştır. İşletmelere bireysel olarak sağlanan büyük tutarlı yardımlarda, projenin kabul edilebilir harcamalar toplamı 25 milyon Avro yu, brüt yardım ise 15 milyon Avro yu geçmemelidir. Bu Tüzük 25 Şubat 2004 tarihli ve 364/2004 sayılı Tüzük ile değiştirilerek KOBİ yardımı kapsamına araştırma ve geliştirme faaliyetleri de eklenmiştir. 197 Buna göre, projelerin kabul edilebilir harcamalarının temel araştırmalar için %100 ü, endüstriyel araştırmalar için %60 ı ve rekabet öncesi geliştirmeye yönelik yardımlar için ise %35 i karşılanabilecektir. 196 Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the Application of Articles 87 and 88 of the EC Treaty to State Aid to Small and Medium-Sized Enterprises, Official Journal L10, Brüksel, 12 Ocak Avrupa Komisyonu, Commission Regulation amending Regulation (EC) No 70/2001 as regards the Extension of its Scope to Include Aid for Research and Development, Official Journal L63, Brüksel, 25 Şubat

135 Üye Devletler bu Tüzük kapsamında bildirim zorunluluğundan muaf olarak sağlamış oldukları tüm yardımlara ilişkin detaylı bilgileri tutmakla yükümlüdürler. Bu bilgilerin 10 yıl süre ile saklanması gerekmektedir. Tüzük koşullarının tam olarak sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi amacıyla, Komisyon tarafından talep edildiği durumlarda asgari 20 gün ya da belirtilen süre içinde göndermeleri gerekmektedir Eğitim Yardımları Eğitim yardımları bir veya daha fazla firmanın veya belirli bir sektörün, çalışanlarına yeni bir beceri kazandırmak amacıyla yapacakları masraflara katkıda bulunan her tür kamu desteği olarak tanımlanmaktadır Ocak 2001 tarihli 68/2001 sayılı Komisyon Tüzüğü ile eğitim yardımları bildirim zorunluluğundan muaf tutulmuşlardır. 200 Bu Tüzük uyarınca, özel eğitim ve genel eğitim tanımları getirilmiştir. Özel eğitim, devlet yardımlarıyla desteklenen firmada çalışan personelin mevcut ya da gelecekteki pozisyonuna yönelik hazırlanan ve diğer firma ya da faaliyet alanlarında kullanılamayacak beceriler geliştiren eğitim olarak tanımlanmaktadır. Genel eğitim ise firmaya ya da çalışanın pozisyonuna yönelik olmayan, personelin istihdam edilebilirliğini artıran eğitim olarak tanımlanmaktadır. Topluluk için genel eğitimin önemi daha büyük olduğundan Komisyon, bu tür yardımlara daha kolay izin vermektedir. 201 Özel eğitimlere ilişkin yardım tavanı büyük işletmeler için %25, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ise bu oran %35 tir. Bu oranlar, Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamındaki bölgelerde %5, 87 (3) (a). Maddesi kapsamındaki bölgelerde ise %10 oranında artırılabilir. Diğer taraftan, genel eğitimime ilişkin yardım oranları büyük işletmeler için %50, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ise %70 dir. Aynı şekilde, bu oranlarda işletmenin faaliyet gösterdiği bölgeye göre %5 ve %10 oranlarında artırılabilir. Eğer belirtilen bu eğitimler engelli personele yönelik olarak düzenlenecekse, belirtilen oranlar %10 artırılabilir. Eğer eğitim projesi hem genel, 198 Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the Application of Articles 87 and 88 of the EC Treaty to State Aid to Small and Medium-Sized Enterprises. 199 İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the application of Article 87 and 88 of the EC Treaty to Training Aid, Official Journal L10, Brüksel, 12 Ocak İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s

136 hem de özel eğitim unsurları içeriyorsa ve de bu bileşenleri birbirinden ayırmak mümkün değilse, özel eğitime ilişkin oranlar geçerli olur. Eğitim yardımına eğitmen masrafları, eğitmen ve katılımcıların ulaşım masrafları, diğer cari masraflar, eğitim projesine ilişkin danışmanlık hizmeti masrafları ve eğitim projesi kapsamında kullanılan ekipmanların amortisman masrafları konu olabilecektir. Tek bir büyük çaplı eğitim projesi için bu yardım 1 milyon Avro ile sınırlandırılmıştır İstihdam Yardımları İstihdamın teşviki Topluluk sosyal ve ekonomik politikalarının ana hedeflerindendir. Bu amaçla, Topluluk Avrupa İstihdam Stratejisini geliştirmiştir. İşsizlik Topluluğun belli kesimlerinde hala belirgin bir problemdir ve belli işçi sınıfları için işgücü piyasasına girmek zordur. İşte bu nedenler işletmelere istihdam düzeylerini artırmak için devlet otoritesince belli yardımların sağlanmasını haklı çıkarmaktadır. İstihdam yardımlarının bildirim zorunluluğundan muaf tutulması 12 Aralık 2002 tarihli ve 2204/2002 sayılı Komisyon Tüzüğü ile düzenlenmiştir. 203 Ancak unutulmamalıdır ki istihdam önlemlerinin hepsi Antlaşmanın 87 (1). Maddesi kapsamında devlet yardımı oluşturmamaktadır. Bu Tüzük ile düzenlenen istihdam yardımları Antlaşmanın 87 (1). Maddesi kapsamında devlet yardımı oluşturan yardımlardır. Bu Tüzük kapsamında sağlanan istihdam yardımları ile istihdam yaratılması, dezavantajlı konumdaki ve engelliler için iş sağlanması ve engelli istihdamındaki ilave maliyetlerin karşılanması hedeflenmektedir. İstihdam yaratılmasına yönelik yardımlar işverenin çalıştırdığı personel sayısında net bir artışın olmasını, sağlanan artışın üç yıllık bir süre ile ve küçük ve orta ölçekli işletmelerde ise iki yıl süre ile devam ettirilmesini ve istihdam yaratılması sonucu işe alınan kişilerin ya daha önce çalışmıyor olmasını ya da işlerini kaybetmiş olmalarını gerekli tutmaktadır. Bu kapsamda verilebilecek yardımlar 202 Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the application of Article 87 and 88 of the EC Treaty to Training Aid. 203 Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on the Application of Articles 87 and 88 of the EC Treaty to State Aid for Employment, Official Journal L337, Brüksel, 12 Aralık

137 küçük ölçekli işletmeler için projenin %15 i, orta ölçekli işletmeler için ise projenin %7,5 i tutarındadır. Bu oranlar eğer işletme Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamındaki bölgelerde ise %10, 87 (3) (a). Maddesi kapsamındaki bölgelerde ise %15 oranında artırılabilir. Bir diğer istihdam yardımı ise dezavantajlı konumdaki ve engelli kişilerin işe alınmasına yöneliktir. Burada yardım çalışanların ücret giderleri üzerinden hesaplanarak verilmektedir. Bu tutar dezavantajlı konumdaki çalışanların yıllık ücret giderlerinin %50 sini ve engelli çalışanların yıllık ücret giderlerinin %60 ını geçemez. Diğer taraftan engelli çalışanların işletmeye getirmiş oldukları ilave maliyetler için de istihdam yardımı sağlanabilmektedir. Engelli çalışanların işletmeye uyum maliyetler, bu çalışanlara yardım için zaman harcayan çalışanların maliyetleri ve bu çalışanların kullanımı için alınan ya da uyarlanan ekipmanların maliyeti de istihdam yardımlarına konu olabilir Diğer Yatay Yardımlar Ar-Ge Yardımları Araştırma ve geliştirme Topluluğun rekabet gücünü artırdığından ve genellikle yüksek maliyetli faaliyetler olduğundan yardıma konu teşkil etmektedir. 205 Ancak, 7 Mayıs 1998 tarihli 994/98 sayılı Konsey Tüzüğü ile Komisyona bu alanda blok muafiyet tüzüğü yayımlama yetkisi verilmiş olsa da, bir muafiyet tüzüğü bulunmamaktadır. Komisyon bu alanda yapılan başvuruları 2006/C 323/01 sayılı Araştırma ve Geliştirme Yardımları İçin Çerçeve kapsamında değerlendirmektedir Barselona Zirvesi ile araştırma harcamalarının geliştirilmesi açık bir hedef olarak belirlenmiştir. Topluluk genelinde araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerine yapılan harcamaların 2010 yılına kadar GSMH nın %3 üne yükseltilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca yeni yatırımların üçte ikisinin özel sektörden kaynaklanması düşünülmektedir. Bu hedefe ulaşabilmek için, araştırma 204 Ibid. 205 İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Community Framework For State Aid For Research and Development and Innovation, Brüksel,

138 yatırımlarının %6 sı kamu harcamalarından ve %9 u özel sektör yatırımlarından kaynaklanacak şekilde her yıl ortalama %8 büyümesi gerekmektedir. Bu amaç ile devlet yardımlarının ekonomik etkinliği artırması ve sürdürülebilir büyüme ve istihdama katkıda bulunması beklenmektedir. Böylelikle, araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerine yönelik devlet yardımları eğer yeni araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerine neden oluyorsa ve rekabeti olumsuz yönde etkileyip ortak Pazar ile uyumsuzluk oluşturmuyorsa, uyumlu sayılacaklardır. Bu çerçeve ile amaçlanan araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerine yönelik yardımların bu hedef ile uyumlu olmasını sağlamak ve Üye Devletlerce sağlanan yardımların pazar eksikliklerine daha çok hitap etmesidir. 207 Piyasadaki rekabet kendi başına birçok durumda en iyi sonucu doğurmaktadır. Ancak bu durum araştırma, geliştirme ve yenilik alanında her zaman geçerli olmayabilir ve devlet müdahalesi sonucu geliştirebilir. İşletmeler ancak ticari faydalar beklediklerinde ve olanaklardan haberdar olduklarında araştırmaya daha çok yatırım yapacaklardır. Araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerindeki düşüklüğün kısmen yapısal engellerden, kısmen de mevcut piyasa eksikliklerinden kaynaklanan birçok nedeni bulunmaktadır. Yapısal engeller üniversite eğitimi, araştırma programları ya da kamu tarafından sağlanan araştırma fırsatları ile aşılabilir. Ancak piyasa eksikliklerinden kaynaklanan nedenlerin çözümü devlet yardımlarını gerektirmektedir. Devlet yardımlarının da etkili olabilmesi için gelişmiş bir fikri ve sınai mülkiyet hakları sistemi, araştırma ve geliştirme düzenlemeleri ile oluşturulmuş bir rekabet ortamı ve destekleyici mali piyasalar gerekmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki devlet yardımlarının rekabet üzerinde olumsuz etkileri de olabilmektedir. Bu nedenle devlet yardımı önlemleri rekabet üzerindeki olumsuz etkilerini asgariye indirgeyecek şekilde düzenlenmelidir. Yoksa devlet yardımları araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerinin genel düzeyinde ve ekonomik büyümede düşüşe neden olur. Komisyon tarafından hazırlanan bu Çerçeve ile hedeflenen devlet yardımı sağlanacak araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerini belli kurallara bağlayarak ortaya çıkarabilecekleri bu olumsuz sonuçları asgariye indirmektedir. 207 Ibid., s

139 Bu kapsamda Ar&Ge projelerinin Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi uyarınca ortak pazar ile uyumlu sayılabilmesi için şu koşulları taşıması gerekmektedir: Bir araştırma projesinin yardıma konu kısmının şu araştırma kategorilerinde yer alması gerekmektedir: Temel araştırmalar, endüstriyel araştırmalar veya rekabet öncesi geliştirmeye yönelik faaliyetler. - Projenin uygun masraflarına dayanan hesaplamalara göre, yardım tutarı şu oranları geçmemelidir: a) Temel araştırmalar için %100, b) Endüstriyel araştırmalar için %50, c) Rekabet öncesi geliştirmeye yönelik faaliyetler için %25. - Endüstriyel araştırmalar ve rekabet öncesi geliştirmeye yönelik faaliyetler için sağlanan yardım tavanlarında şu durumlarda artışa gidilebilir: a) Eğer yardım orta ölçekteki işletmelere sağlanıyorsa %10, küçük ölçekteki işletmelere sağlanıyorsa %20 oranında artırılabilir. b) Yardım oranının en fazla %80 olduğu durumlarda, %15 oranında bir prim ilave edilebilir: Eğer proje birbirinden bağımsız en az iki işletmenin etkili işbirliğini gerektiriyorsa, bu primden faydalanılabilir. Bu durumda işletmelerden hiçbiri projenin maliyetlerinin %70 inden fazlasını üstlenmemeli ve işletmelerden en az biri küçük veya orta ölçekli işletme olmalı veya uluslararası işbirliği ile proje gerçekleştirilmelidir. Bu primden faydalanmanın mümkün olduğu bir diğer durum projenin bir işletme ile bir araştırma kurumunun etkili işbirliğidir. Bu durumda araştırma kuruluşu proje maliyetlerinin en az %10 unu üstlenmeli ve proje sonuçlarını yayımlama yetkisine sahip olmalıdır. Son olarak, endüstriyel araştırmalarda eğer araştırma sonuçları teknik veya bilimsel konferanslarda sunulacak veya bilimsel dergilerde yayımlanacaksa, bu primden faydalanabilir. 208 Ibid., s

140 Bu Çerçeve kapsamında, teknik fizibilite çalışmalarının Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamında ortak pazar ile uyumlu sayılabilmesi için çalışma maliyetleri temel alınarak sağlanan yardımların küçük ve orta ölçekteki işletmelerde endüstriyel araştırma çalışmalarına hazırlık için %75, rekabet öncesi geliştirmeye yönelik faaliyetlere hazırlık çalışmalarında %50 yi geçmemesi gerekmektedir. Büyük ölçekli işletmeler için bu oranlar %65 ve %40 tır. Genç yenilikçi işletmelere sağlanan yardımların Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için faydalanıcı işletmenin yardımın verildiği zaman 6 yıldan daha az bir süredir varolması, faydalanıcının yenilikçi bir işletme olması ve yardım tutarının 1 milyon Avro dan fazla olmaması gerekmektedir. Bu yardım meblağı Antlaşmanın 87 (3) (a). Maddesi kapsamındaki bölgelerde 1,5 milyon Avro, 87 (3) (a). Maddesi kapsamındaki bölgelerde ise 1,25 milyon Avro olarak belirlenmiştir. Çerçeve uyarınca, sağlanacak devlet yardımlarının teşvik özelliği olmalıdır. Yardımların sonucu olarak araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerinin büyüklüğünde, kapsamında, harcanan meblağda ya da hızında bir artış olmalıdır. Faydalanıcının küçük ve orta ölçekli işletme olduğu proje yardımları ve fizibilite çalışmalarında yardım tutarı bir proje için 7,5 milyon Avro dan daha düşükse, KOBİ lerin endüstriyel mülkiyet hakları maliyetleri için sağladıkları yardımlarda, genç yenilikçi işletmelere sağlanan yardımlarda, yenilikçi danışmanlık ve destek hizmetleri için sağlanan yardımlarda ve yüksek nitelikli personel için sağlanan yardımlarda, eğer yardım proje başlamadan önce verilmişse teşvik özelliği otomatik olarak sağlanmış sayılır Risk Sermayesi Risk sermayesi yeni ve yaratıcı fikirleri ve projeleri olan ancak yeterli finansal güce sahip bulunmayan girişimcilerin bu fikirlerini gerçekleştirmelerine olanak tanıyan bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Risk sermayesi genel olarak yeni başlayan şirketler ve faaliyetlerinin ilk aşamalarında olan şirketlere sağlanan sermaye destekleridir. Dar anlamda risk sermayesi daha çok yeni ve teknoloji alanında yenilik 209 Ibid., s

141 yaratan küçük ve orta boy işletmelere yardımı içermektedir. Söz konusu şirketlerin karlılık oranının düşük olmasına rağmen yüksek büyüme potansiyeli vardır. 210 Küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki risk sermayesi yatırımlarını teşvik amaçlı devlet yardımları 2006/C 194/02 sayılı yönerge ile düzenlenmiştir. 211 Risk sermayesi yüksek büyüme potansiyeline sahip olarak görülen, henüz kuruluşlarının ilk aşamalarında olan şirketlerin sermaye finansmanına ilişkindir. Risk sermayesine talep daha çok sermaye piyasalarına yeterli erişimi olmayan, büyük büyüme potansiyeline sahip firmalardan gelmektedir. Daha yüksek bir karlılık oranı için daha çok risk almaya istekli yatırımcılar ise risk sermayesini arz eden taraftır. Risk sermayesi önlemleri genel olarak kamu otoritelerinin bir takım ekonomik birimlere (özellikle KOBİlere) finansman sağlamak amacıyla diğer ekonomik birimlere (yatırımcılara) teşvikler oluşturmasını gerekli kıldığından karmaşık yapıları içerir. Önlemin tasarlanışına dayalı olarak, her iki derecedeki işletmede devlet yardımından faydalanıyor olabilir. Ayrıca, birçok durumda önlem yatırımcılardan ve yatırımın yapılacağı işletmelerden bağımsız bir yapıya sahip bir fonun ya da diğer bir yatırım aracının oluşturulmasını sağlayabilir. Bu durumda, fonun ya da diğer yatırım aracının da devlet yardımından faydalanıp faydalanmadığının araştırılması gerekir. Bu bağlamda, fonlama devlet kaynakları ile değil, özel yatırımcı tarafından yapılmış varsayılır. Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa Yatırım Fonu bu kapsamda değerlendirilebilir. Komisyon risk sermayesi yardımlarını üç düzeyde değerlendirmektedir: Yatırımcılara sağlanan yardımlar: Eğer bir önlem özel yatırımcılara kamu yatırımcılarından daha cazip koşullar ile sermaye sağlama olanağı tanıyorsa, bu özel yatırımcıların bir avantaj sağlıyor addedilebilir. Bu avantaj değişik çeşitler alabilir. Önlem kapsamında, özel yatırımcının bu avantajı işletmelere geçiriyor olması da durumu değiştirmez. Komisyon tarafından yatırımın kamu ve özel yatırımcıları aynı şekilde etkilediğine ve devlet yardımı oluşturmadığına karar verebilmesi devlet 210 İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Community Guidelines on State Aid to Promote Risk Capital Investments in Small and Medium-Sized Enterprises, Official Journal C194, Brüksel Ibid., s

142 müdahalesi olmaksızın normal piyasa koşullarında ekonomik birimlerce kabul edilmesi durumunda olmaktadır. 2. Yatırım fonlarına, yatırım araçlarına ya da yönetimlerine sağlanan yardımlar: Genel olarak, Komisyon bir yatırım fonunu ya da bir yatırım aracını yatırımın doğrudan faydalanıcısından ziyade, yatırımcılara veya yatırımın yapılacağı işletmelere yardım sağlayan bir araç olarak görmektedir. Ancak, bir yatırım aracına ya da bağımsız bir işletme özelliğindeki çok sayıda yatırımcıdan oluşan mevcut bir fona yönelik mali önlem veya diğer önlemler eğer normal piyasa koşullarına ekonomik birimlerce kabul edilemez olup faydalanıcılara bir avantaj sağlıyorsa, yardım oluşturuyor addedilir. 3. Yatırımın yapılacağı işletmelere sağlanan yardımlar: Eğer yatırım normal piyasa koşullarında, devlet müdahalesi olmaksızın özel yatırımcılar tarafından kabul edilebilir nitelikteyse, devlet yardımı oluşturmadığı düşünülür. Bu amaçla, Komisyon yatırım kararının kar odaklı, mantıklı bir iş planı ve projeksiyonlar çerçevesinde ve açık ve gerçekçi bir strateji kapsamında verilip verilmediğine bakar. Risk sermayesine yönelik Kurucu Antlaşmanın 87 (3) (c). Maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için teşvik etkisi oluşturması ve gerekliliğinin açık olması gerekmektedir. Ayrıca şu koşulları taşıması da gerekmektedir: - Risk sermayesi önlemi hedef KOBİ için on iki aylık dönemde 1,5 milyon Avro yu geçmeyecek finansman dilimleri sağlamalıdır. - Risk sermayesi küçük ölçekli işletmelerin ve yardım alan bölgelerdeki orta ölçekli işletmelerin genişleme aşamasına finansman sağlamak için ve yardım almayan bölgelerdeki orta ölçekli işletmelerin kuruluş aşamasına finansman sağlamak için verilebilir. - Risk sermayesi önlemi toplam bütçesinin en az %70 inin hedef KOBİ ye sermaye olarak aktarmalıdır. - Risk sermayesi ile finansmanı sağlanan yatırımın en az %50 si özel yatırımcılar tarafından sağlanmalıdır. Bu oran yardım alan bölgelerdeki KOBİler için %30 dur. 142

143 - Risk sermayesi yatırım kararı alan şirketin kar odaklı olmasını temin etmelidir. - Risk sermayesi önlemi veya fonunun yönetimi ticari dayanıklı olmalıdır. Yönetim takımı yatırım karını optimize etmeye çalışan özel sektör yöneticileri gibi davranmalıdır Kurtarma ve Yeniden Yapılandırma Yardımları Devlet yardımı uygulanması halinde piyasanın rekabetçi yapısında meydana gelecek olumsuzluklar, devlet yardımı verilmemesi sonucu firmaların piyasadan çekilmesiyle oluşacak olumsuzluklara göre tercih edilebilir bulunuyorsa, Komisyon kurtarma ve yeniden yapılandırma yardımlarına izin vermektedir. Kurtarma ve yeniden yapılandırma yardımları nakit sıkıntısı, kar edememe, stokların büyümesi, alınan borçların faizlerinin artması, iflas eden ve tasfiye aşamasına gelen şirketlere amaca uygunluk çerçevesinde verilebilen yardımlardır. Kurtarma yardımları kısa süreli ve genellikle kısa vadeli borç veya borç garantisi şeklinde olurken, yeniden yapılandırma yardımları daha uzun vadelidir. 214 Kurtarma ve yeniden yapılandırma yardımlarına ilişkin kurallar 2004/C 244/02 sayılı tebliğ ile düzenlenmiştir. 215 Tüzük uyarınca, aşağıda belirtilen durumlardaki şirketler zor durumda sayılır: - Limited şirketlerde kayıtlı sermayenin yarıdan fazlasının kaybolmuş olması ve sermayenin dörtte birden daha fazlasının son 12 ay içerisinde kaybolmuş olması, - Şirket borçları için en azından bazı ortakların sınırsız sorumlu oldukları şirketlerde, kayıtlı sermayenin yarıdan fazlasının kaybolmuş olması ve sermayenin dörtte birden daha fazlasının son 12 ay içerisinde kaybolmuş olması, - Şirket çeşidine bakılmaksızın, yerel kanunlar uyarınca iflas hükümlerine tabi durumdaki şirketler. 213 Ibid., s İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Community Guidelines on State Aid for Rescuing and Restructuring Firms in Difficulty, Official Journal C244, Brüksel,

144 Tüzük uyarınca, yeni kurulan bir şirket kurtarma ve yeniden yapılandırma yardımı alamaz. Yeni kurulan bir şirket ile kastedilen son üç yıl içerisinde ilgili alandaki faaliyetlerine başlamış olmasıdır. Kurtarma yardımı doğası gereği geçicidir ve kabili rücu bir yardımdır. Temel amacı zor durumdaki bir şirketin yeniden yapılandırılması veya tasfiyesi için gerekli süre içerisinde desteklenmesidir. Genel prensip olarak, kurtarma yardımı finansal olarak zor durumdaki şirketlere geçici bir destek sağlamaktadır. Bu geçici destek, zor duruma neden olan şartların değerlendirilmesi ve bu zorluklarla mücadele için uygun bir plan oluşturulması için gerekli zamanı sağlamaktadır. Diğer taraftan, kurtarma yardımının asgari süre ile kısıtlı olması gerekmektedir. Kurtarma yardımının altı aylık bir süreyi geçmemesi gerekmektedir. Yardımın istenmesine yönelik bir yeniden yapılandırma veya tasfiye planı oluşturulup, uygulanmaya başlandıktan sonraki yardım yeniden yapılandırma yardımı olarak adlandırılmaktadır. Yeniden yapılandırma yardımı yapılabilir, tutarlı ve uzun vadeli bir plana dayanmalıdır. Yeniden yapılandırma genel olarak şu kavramların bir veya daha fazlasını içerir: firma faaliyetlerinin daha etkin bir tabanda yeniden örgütlenmesi ve rasyonelleştirilmesi, genel olarak zarara yol açan faaliyetlerden çekinilmesi, firmanın mevcut faaliyetlerinin tekrar rekabetçi kılınması için yeniden yapılandırılması ve yeni faaliyetlerin çeşitlendirilmesi. Mali yeniden yapılandırma genel olarak fiziksel yeniden yapılandırmaya eşlik eder. Ancak unutulmamalıdır ki burada bahsedilen zarara neden olan sorunlar çözülmeden mali yeniden yapılandırma yeterli olmamaktadır. Kurtarma yardımlarına Komisyon tarafından izin verilebilmesi için şu koşulları taşıması gerekmektedir: Ya borç garantisi ya da borç şeklinde likidite desteği içermelidir. Her iki durumda da ya iyi durumdaki şirketlere verilen krediler ile uyumlu ya da Komisyon tarafından belirlenen referans oranlarda bir faiz uygulanmalıdır. - Ciddi sosyal zorluklar durumunda sağlanmalıdır ve diğer Üye Devletlere ciddi yayılma etkisi taşımamalıdır. 216 Ibid., s

145 - Yardımın sağlanmasından itibaren en fazla altı ay içerisinde bir yeniden yapılandırma veya tasfiye planı hazırlanmalıdır. - Firmanın ticari işlemlerini devam ettirebilmesi için gerekli olan meblağ ile sınırlı olmalıdır. Yeniden yapılandırma yardımlarında temel prensip verilen yardımın Topluluk çıkarlarına ters düşmemesidir. Bu ancak sıkı koşullara uyulması, rekabet üzerindeki olumsuz etkilerin firmadan sağlanan faydalar ile dengelenmesi ve rakipler için yeterli telafi edici önlemlerin alınması ile mümkün olabilecektir. Yeniden yapılandırma yardımlarında yardım alan bölgeler, tarım sektörü ve KOBİler özel hükümlere tabidir. Bunun dışındaki firmaların yardımdan faydalanmasına Komisyonca şu koşulların sağlanması durumunda izin verilmektedir: Şirket Tüzükte tanımlandığınca zor durumda olarak nitelenmelidir. - Yardımın verilmesi yeniden yapılandırma planının uygulanmasına bağlı olmalıdır. - Mümkün olabildiğince kısa süreli tutulacak yeniden yapılandırma planı mantıklı bir zaman planı çerçevesinde ve firmanın gelecekteki faaliyetlerine ilişkin gerçekçi varsayımlara dayalı olarak firmanın uzun dönemli finansal kabiliyetini yenilemelidir. - Yeniden yapılandırma planı firmanın zor duruma düşmesine neden olan koşulları açıklamalıdır. Böylelikle, önerilen önlemlerin uygun olup olmadığına karar verilebilecektir. - Plan yeniden yapılandırma sonrasında firmanın amortisman ve mali giderler dahil olmak üzere tüm masraflarını karşılayabileceği bir karlılık artışı öngörmelidir. Kurtarma yardımları sadece bir kereye mahsus olmak üzere verilen yardımlardır. Bu prensiple bağlantılı olarak, yeniden yapılandırma yardımları da sadece bir kere verilebilmektedir. Eğer kurtarma yardımı daha önce yeniden yapılandırma yardımı 217 Ibid., s

146 almış bir firmaya verilirse, faydalanıcının karşılaştığı zor durumun tekrar eden karakterli olduğu düşünülür ve tekrar eden devlet müdahalesinin rekabete zarar verdiğine karar verilir. Bu nedenle, tekrarlanan devlet müdahalelerine de izin verilmemektedir Çevrenin Korunmasına Yönelik Yardımlar Çevrenin korunmasına yönelik devlet yardımlarına Çevrenin Korunması İçin Devlet Yardımları Hakkında Yönlendirici İlkeler uyarınca izin verilmektedir. 219 Komisyon, çevrenin korunması için kirleten öder prensibini uygulamakta ve bu kapsamda, ürün ve hizmet fiyatlarının ekolojik maliyetleri de içermesini talep etmektedir. Bu sayede arz-talep dengesi içerisinde ürünlerini pazarlayan firmaların maliyetleri indirmek için uğraşacakları ve bunun sonucunda çevrenin rekabetçi piyasa dinamikleri çerçevesinde korunacağı öngörülmektedir. Yönlendirici ilkeler çevrenin korunmasına yönelik faaliyetler kapsamına çevreye yapılacak zararları önlemeye veya doğadaki kaynakları verimli kullanmaya yarayacak her türlü önlemi dahil etmektedir. Enerji tasarrufu yardımı çevreye yarar sağlıyorsa, çevre yardımı olarak ele alınmaktadır. Yenilenebilir enerji kullanımı sağladığı faydaya göre değerlendirilmektedir. Geçmişte çevreye verilen zararları gidermek için yapılan yatırımlarda desteklenmektedir Genel Blok Muafiyet Düzenlemesi Avrupa Komisyonu nun 6 Ağustos 2008 tarihli ve 800/2008 sayılı Tüzüğü ile belli kategorideki yardımlar Kurucu Antlaşmanın 87. ve 88. maddesi kapsamında ortak pazar ile uyumlu ilan edilmiştir. 221 Bu Tüzük ile 68/2001, 70/2001, 2204/2002 ve 1628/2006 sayılı Komisyon Tüzükleri ile getirilen düzenlemelerde uyarlamalar yapılmıştır. Düzenlemelerin 218 Ibid., s Avrupa Komisyonu, Community Guidelines on State Aid for Environmental Protection, Official Journal C37, Brüksel, 3 Şubat İktisadi Kalkınma Vakfı. Avrupa Birliği ve Türkiye de Devlet Yardımları, s Avrupa Komisyonu, Commission Regulation Declaring Certain Categories of Aid Compatible With The Common Market in Application of Article 87 and 88 of the Treaty, Official Journal L214,Brüksel, 6 Ağustos

147 sadeleştirilmesi ve yardımların Komisyon tarafından daha etkin izlenmesinin sağlanması amacıyla bu Tüzükler tek bir Tüzük ile değiştirilmiştir. Bu Tüzük ile getirilen uyumlaştırılmış tanımlar ve ortak yatay kurallar ile sadeleşmenin sağlanması hedeflenmektedir. Bu sadeleşme çalışması ile özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için Lizbon Stratejisi ile belirlenen hedeflere ulaşılması sağlanacaktır. Bu Tüzük şu kategorilerdeki yardımları düzenlemektedir: a) Bölgesel yardımlar, b) KOBİ lere yönelik yatırım ve istihdam yardımları, c) Kadın girişimciler tarafından kurulacak işletmelere yönelik yardımlar, d) Çevre korunmasına yönelik yardımlar, e) KOBİ lerin faydalanacağı danışmanlık hizmetleri ve katılım sağlayacakları fuarlara yönelik yardımlar, f) Risk sermayesi şeklinde yardımlar, g) Araştırma, geliştirme ve yenilik için yardımlar, h) Eğitim yardımları, i) Dezavantajlı konumda olan ya da özürlü çalışanlara yönelik yardımlar. Bu Tüzük ihracata yönelik faaliyetlere ve ithal mallar yerine yerel malların kullanılmasına bağlı yardımlara uygulanmamaktadır. Bu Tüzük balıkçılık, tarım ürünleri üretimi, tarım ürünlerinin pazarlanması ve işlenmesi, kömür, demir, gemi inşa ve sentetik elyaf sektörleri dışındaki tüm sektörlerde geçerlidir. Bu Tüzük üretim ve hizmetler sektöründeki belli ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla tasarlanmış bölgesel yardım programlarına uygulanamamaktadır. Ancak, turizm faaliyetlerine yönelik programlar belli sektörlerin hedeflenmiş sayılmamaktadır. Bu Tüzük belirtilen şu limitlerin aşılması durumunda uygulanamamaktadır: a) KOBİ yatırım ve istihdam yardımı: İşletme başına yatırım projesi başına 7,5 milyon Avro, 147

148 b) Çevre korunması için yatırım yardımı: İşletme başına yatırım projesi başına 7,5 milyon Avro, c) KOBİ lere yönelik danışmanlık yardımı: İşletme başına proje başına 2 milyon Avro, d) KOBİ lerin fuarlara katılımı için sağlanan yardımlar: İşletme başına proje başına 2 milyon Avro, e) Araştırma ve geliştirme projeleri ve fizibilite çalışmalarına yönelik yardımlar: i)eğer proje genel olarak bir temel araştırma projesi ise, işletme başına proje/fizibilite çalışması başına 20 milyon Avro, ii)eğer proje genel olarak bir endüstriyel araştırma projesi ise, işletme başına proje/fizibilite çalışması başına 10 milyon Avro, iii)diğer tüm projeler için, işletme başına proje/fizibilite çalışması başına 7,5 milyon Avro, iv)eğer proje bir EUREKA projesi ise, belirtilen tutarlar iki katı olarak uygulanacaktır. f) KOBİ lerin fikri mülkiyet hakları maliyetlerine yönelik yardımlar: İşletme başına proje başına 5 milyon Avro, g) Eğitim yardımı: Eğitim projesi başına 2 milyon Avro, h) Dezavantajlı konumda olanların istihdamına yönelik yardımlar: İşletme başına bir yılda 5 milyon Avro, i) Özürlü personelin istihdamına ilişkin ücret maliyetlerine yardım: İşletme başına bir yılda 10 milyon Avro, j) Özürlü personelin istihdamının yarattığı ilave maliyetlerin tazmin edilmesine yönelik yardım: İşletme başına bir yılda 10 milyon Avro. Ancak teşvik niteliği olan yardımlar bu Tüzükten muaf tutulabilir. Bu Tüzük kapsamında KOBİ lere sağlanan yardımlar eğer proje başlamadan önce faydalanıcı Üye Devlete başvuruda bulunmuşsa, teşvik niteliği taşıyor sayılır. Büyük ölçekli işletmelere bu Tüzük kapsamında sağlanan yardımlar şu koşulları taşımaları durumunda teşvik niteliği taşıyor sayılır: 148

149 a) projenin/faaliyetin büyüklüğünde yardım dolayısıyla ciddi bir artış sağlandığı, b) projenin/faaliyetin kapsamında yardım dolayısıyla ciddi bir artış sağlandığında, c) projeye/faaliyete faydalanıcı tarafından harcanan meblağda yardım dolayısıyla önemli bir artış sağlandığında, d) projenin/faaliyetin tamamlanış hızında yardım dolayısıyla ciddi bir artış sağlandığında, e) bölgesel yatırımlara ilişkin yardımlarda yardımın verilmemesi durumunda o bölgede böyle bir projenin/faaliyetin yürütülmeyeceği durumlarda. Bu Tüzük kapsamında bir yardım programının muaf sayılması durumunda yardımın verilmesinden ya da programın yürürlüğe girmesinden itibaren 20 gün içerisinde, Üye Devletler Komisyon a özet bir bilgi notu sunmak durumundadırlar. Tarafına bilgi verilen Komisyon ise bu yardım programlarını düzenli olarak takip etmekle yükümlüdür. Bu Tüzük yürürlüğe girmesi öncesinde verilen yardımlara da uygulanmaktadır. Ancak 31 Aralık 2008 tarihinden önce verilen herhangi bir yardım, bu Tüzükte düzenlenen koşulları taşımayıp, 68/2001, 70/2001, 2204/2002 veya 1628/2006 sayılı Tüzüklerde belirlenmiş koşulları taşıyorsa, ortak pazar ile uyumlu sayılacak ve Kurucu Antlaşmanın 88 (3). Maddesi ile getirilen bildirim zorunluluğundan muaf tutulacaktır Sektörel Yardımlar Belli sektörlerde geçerli rekabet koşullarının doğası gereği, Komisyon bu sektörlere sağlanacak devlet yardımların ortak pazar ile uyumu değerlendirilirken izlenecek prosedürlere ilişkin yönergeler kabul etmiştir. - İstisnai Sektörler: Bu sektörler, küresel rekabet koşullarına ayak uyduramayan ve desteklenmeye ihtiyaç gösteren sanayi kolları olabildiği gibi, AB nin verilen devlet yardımı miktarını azaltmak için daha katı kurallar belirlediği sektörlerde olabilir. Yıllar içerisinde, belli kurallara 149

150 konu olabilecek belli problem ya da koşullara sahip bir dizi sektör için belli kurallar kabul edilmiştir. Mevcut durumda bu sektörler görsel-işitsel hizmetler, radyo-televizyon yayımcılığı, gemi inşa, posta hizmetleri, kömür ve elektriktir. Aynı zamanda, çelik ve sentetik elyaf sektörlerine verilecek yardımlara ilişkin kısıtlamalar da bulunmaktadır Tarım, Ormancılık, Balıkçılık: Genel devlet yardımları kuralları tarım ve balıkçılık ürünlerinin üretim ve pazarlamasına ya uygulanmamaktadır ya da kısıtlı bir derecede uygulanmaktadır. - Ulaşım: Kara ulaşım sektöründe, çoğu genel devlet yardımı kuralı uygulanmaktadır. Diğer ulaşım sektörlerine ise sektöre özgü devlet yardımı kuralları uygulanmaktadır. 223 Kamu yararı gözeten hizmetler genel olarak Üye Devletler tarafından özel olarak düzenlenmiş kamu hizmetleri yükümlülüklerine tabi olan genel hizmetlerdir. Kamu yararı gözeten hizmetler genel olarak kamu hizmetleri şebekelerinde (örneğin enerji, ulaşım, telekomünikasyon), sosyal hizmetler (örneğin yaşlılara yönelik hizmetler, hasta bakımı, hastaneler), belli banka hizmetleri, su, kanalizasyon ve diğer yerel olarak sağlanan hizmetlerdir. Kamu yararı gözeten hizmetlerin genel olarak bir piyasa eksikliğine yönelik oldukları düşünülür. Topluluğun düzenli olarak işlemesi için gerekli belli hizmetlerin piyasa tarafından sağlanması devlet müdahalesini gerekli kılmaktadır. Bu piyasa eksiklikleri özellikle girişimciler için yeterli kar teşvikleri sağlayamayan sosyal hizmetlerde görülmektedir. Kamu yararı gözeten hizmetler hem piyasaya yönelik, hem de piyasa dışı hizmetleri kapsamaktadır. Devlet yardımı kuralları ise genel olarak bir ekonomik faaliyet içeren hizmetlere uygulanmaktadır. Ekonomik bir faaliyet bulunmadığında, rekabet kuralları geçerli değildir. Bir faaliyetin ekonomik olarak tanımlanabilmesi, o faaliyet ile belli bir piyasaya mal ya da hizmet sunulmasını gerekli kılar. 224 Avrupa Birliği genelinde kamu yararı gözeten hizmetlerin devlet yardımı içerdiği sayılmaktadır. Üye Devletlerdeki kamu hizmeti yükümlülüğü faaliyetlerinin büyük bir çoğunluğu keyfi bir şekilde düzenlenmiştir ve kamu alımları 222 Ibid., s Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Faul, Nikpay, s

151 prosedürlerine uymamaktadır. Ayrıca, bu faaliyetleri sağlayan firmalara sağlanan tazminatlar rakip firmalarla karşılaştırmalı olarak değil, Üye Devletlerin keyfiyetine göre verilmektedir. Sonuç olarak, kamu yararı gözeten hizmetleri sağlayan firmalara verilen tazminatlar devlet yardımı oluşturmakta ise, bildirim zorunluluğu bulunmaktadır. Eğer bildirimde bulunulmazsa, kanuna aykırı sayılır ve kanuna aykırı yardımların tabi olduğu düzenlemelere tabidir DEVLET YARDIMLARININ BİLDİRİLMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ Bildirim ve değerlendirme süreci Komisyon un Üye Devlet tarafından önerilen önlemin doğasını anlamasını amaçlamaktadır. Böylelikle, Komisyon önlemin devlet yardımı oluşturup oluşturmadığına ve ortak pazar ile uyumlu olup olmadığına mümkün olan en kısa süre içerisinde karar verecektir. 226 Topluluğun devlet yardımları denetimi bir ön izin sistemine dayanmaktadır. Bu sisteme göre, Üye Devletlerin Komisyon a herhangi bir devlet yardımı verilmesi ya da verilen yardımın değiştirilmesi hakkında bilgi vermesi gerekmektedir ve Komisyon tarafından izin verilmeden önce böyle bir yardımın yürürlüğe girmesine izin verilmemektedir. Antlaşmaya göre, herhangi bir yardım önleminin Antlaşmanın 87(1) Maddesine göre devlet yardımı oluşturup oluşturmadığı ve eğer oluşturuyorsa, Antlaşmanın 87(2) veya 87(3) Maddesine göre istisna olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğine ilişkin karar verme yetkisi Komisyon a verilmiştir. Üye Devletler Komisyon a bilgi verilmedikçe ve Komisyon dan izin alınmadıkça herhangi bir devlet yardımı veremezler. Komisyon onayı olmaksızın verilen herhangi bir yardım otomatik olarak kanuna aykırı yardım olarak nitelendirilecektir. Mevcut usul kurallarına göre, Komisyon ortak Pazar ile uyumlu bulunmayan herhangi bir kanuna aykırı yardımı faydalanıcılarından geri alma yükümlülüğündedir. Ayrıca, Avrupa Mahkemeleri ulusal hakimlerin bildirim usullerinin yerine getirilip 225 Ibid., s Ibid., s

152 getirilmediğine ve eğer yerine getirilmemişse, yardımın geri istenmesine yetkili olduklarını kabul etmişlerdir. 227 Kurucu Antlaşmanın 88 (3). Maddesi bildirim ve izin prosedürünün hukuki temelini oluşturmaktadır. 22 Mart 1999 tarihli 659/1999 sayılı Konsey Tüzüğü ise devlet yardımlarının bildirim ve izin alma prosedürlerinde izlenecek genel kuralları düzenlemiştir (the Procedural Regulation) Nisan 2004 tarihli 794/04 sayılı Komisyon Tüzüğü ise bildirim formları, yıllık raporlar, zaman kısıtlarının hesaplanması da dahil olmak üzere izlenecek prosedürün detaylarını ortaya koymuştur (the Implementing Regulation). 229 Bildirim ve değerlendirme süreci değişik bölümlere ayrılabilir: a) Bildirimin Hazırlanması ve Dosyalanması: Hangi kurumun bildirimde bulunacağına ve Komisyon ile işbirliğini yürüteceğine Üye Devletler kendileri karar vermektedir. Süreci hızlandırmak amacıyla, Komisyon birçok yardım çeşidinin bildirimine ilişkin standart formlar hazırlamıştır. Bildirimler Komisyon Genel Sekreterliğine Üye Devletin Daimi Temsilciliği aracılığıyla gönderilmelidir. b) İlk İnceleme: İlk olarak, Komisyon un önerilen yardımı incelemek için iki aylık süresi vardır. Bu iki aylık süre Komisyon un değerlendirme için gerekli tüm belgeleri elde etmesi ile başlar. Eğer bildirim tam değilse, Komisyon ilave bilgiler isteyebilir. Üye Devlete bu talep edilen bilgileri sağlaması için genellikle 20 günlük bir süre verilir. Bu ilk araştırma ya itirazda bulunmama kararı ya da daha detaylı bir araştırma yapma kararı ile son bulur. Eğer Komisyon itirazda bulunmama kararı verirse, söz konusu yardım önlemi uygulanabilir. Komisyon kararını mevcut tüm bilgileri değerlendirerek verir. Üye Devlet haricinde kaynaklanan bilgiler Komisyon tarafından Üye Devlete iletilir. c) Resmi İnceleme: Eğer Komisyonun bildirilen yardımın ortak pazar ile uyumuna ilişkin şüpheleri varsa, Antlaşmanın 88 (2). Maddesi hükümleri uyarınca resmi bir inceleme başlatır. Komisyon kararını ve yardımı açıklayan kısa bir özeti 227 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, Council Regulation on Establishing Detailed Rules for the Application of Article 93 of the Treaty, Official Journal L83, Brüksel, 22 Mart Avrupa Komisyonu, Commission Regulation on implementing Council Regulation setting out detailed rules for the Application of Article 93 (now 88) of the Treaty, Official Journal L140, Brüksel, 21 Nisan

153 Resmi Gazetede yayımlar. Üye Devleti ve diğer ilgili tarafları öneride bulunmaya davet eder. Son kararını verirken Komisyon yalnızca resmi inceleme başlatma kararı verirken kullandığı bilgileri kullanabilir. Resmi inceleme normal olarak Komisyon un son kararı ile sona erer. Bu karar ya olumludur (yardımın uygulanması yönünde), ya olumsuzdur (yardımın uygulanmaması yönünde) ya da koşullara bağlı olarak olumludur. Böyle bir inceleme için belirlenen azami süre 18 aydır. Ancak, Üye Devlet ile anlaşılması durumunda, Komisyonun geniş kapsamlı yardım planlarını değerlendirmek için yeterli süreye sahip olabilmesi için bu süre uzatılabilir. d) Kararların Avrupa Topluluğu Adalet Divanı Tarafından Değerlendirilmesi: Kurucu Antlaşmanın 230. Maddesi uyarınca, tüm Komisyon kararları Avrupa Toplulukları Adalet Divanı na götürülebilir. Temyiz iki ay on günlük süre içerisinde yapılmalıdır. 230 Devlet yardımlarına ilişkin incelemenin gecikmesindeki en önemli nedenlerden biri bildirimde bulunan Üye Devletin önlemi açık bir şekilde anlatmamasıdır. Açık olmama ve yetersiz bilgi bildirimde bulunan Üye Devlet ile Komisyon arasında anlaşmazlıklara yol açar. Bildirim sürecine ilişkin ortak ve tekrar eden hatalar önlenebilir. İlk olarak, Üye Devletler yardım programlarını oluştururken faydalanıcıları düşündükleri gibi devlet yardımı kurallarını da akıllarında bulundurmalıdırlar. Yardım projesinin açıklanması hukuki ve ekonomik anlamda açık olmalıdır. Standart formatın kullanılması zorunludur, ancak projeyi açık bir şekilde anlatan ve arkasındaki gerekçeyi açıklayan bir giriş bölümü konulması faydalı olacaktır. Bildirim ve inceleme dokümanları birbiri ile tutarlı olmalıdır. Yardım tutarı da açık ve şeffaf bir şekilde gösterilmelidir. Devlet garantilerindeki yardım miktarının hesaplanmasına ilişkin özel formüller bulunmaktadır. Faiz oranı, net ve brüt hibe tutarı ve kapsanan riskler açık bir şekilde belirtilmelidir. 231 Üye Devletlerin devlet yardımı kararlarını uygulaması düzenli olarak izlenmelidir. Kanunsuz devlet yardımlarının geri alınması son yıllarda bir öncelik haline gelmiştir. Üye Devletler tarafından ortak pazar ile uyumsuz olarak verilen 230 Faul, Nikpay, s Ibid., s

154 yardımları geri alma yetki ve görevi Komisyon a aittir. Sadece Komisyon değil, ulusal mahkemelerde geri almaya yetkilidir. Komisyon tarafından izin verilmeden sağlanan tüm yardımlar kanuna aykırıdır (bildirimden muaf yardımlar hariç). Bildirimde bulunulmaksızın sağlanan yardımlar ve komisyon kesin kararını vermeden önce sağlanan yardımlar bu kapsama girmektedir. Verilmiş bir yardımın Komisyon tarafından geri alınmasına karar verilmişse, Üye Devletler yerel hukuki prosedürleri çerçevesinde bu yardımları derhal geri almak durumundadırlar. Geri almadaki amaç yardım verilen işletmeye sağlanan avantajın kaldırılması (seçicilik) ve rekabet ortamına verilen zararın ortadan kaldırılmasıdır. 232 Özet olarak, iki çeşit yardım önlemi arasında bir ayırım yapılması gerekmektedir: Bildirimden muaf olan yardım önlemleri: Komisyon tarafından kabul edilmiş blok muafiyet düzenlenmelerinin herhangi birinde belirtilen tüm koşulları taşıyan bireysel yardım önlemleri veya yardım programlarının Komisyon a bildirilmesine gerek yoktur. Eğer bir yardım önlemi küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik yardımlar, eğitim yardımı, istihdam veya bölgesel yardım düzenlemelerinde bulunan tüm koşulları sağlıyorsa, Üye Devlet önlemin uygulanmasını takip eden 20 gün içerisinde Komisyon a önlemi anlatan bir özet açıklama sunmak zorundadır. Eğer önlem de minimis düzenlemesinde belirtilen koşulları taşıyorsa, özet bilgi sunulması gerekliliği bile yoktur. Bildirime tabi yardım önlemleri: Üye Devletlerin normal bir bildirim durumunda takip etmesi gereken kurallar şu şekildedir: Planlanan yardım önlemini Üye Devletler daimi temsilcilikleri kanalıyla bildirmek zorundadırlar. Süreci hızlandırmak için, Komisyon her yardım önlemine ilişkin standart bildirim formları hazırlamıştır. Ayrıca, bildirimi kolaylaştırmak ve hızlandırmak için SANI adı verilen bir bilgisayar programı da bulunmaktadır. Mevcut bir yardımda yapılan küçük değişiklikler basitleştirilmiş bir bildirim sistemine ve daha hızlı bir karar alma sürecine tabidir. Bu basitleştirilmiş uygulamalar ancak Komisyon mevcut yardım 232 Ibid., s

155 programı hakkında sürekli bir şekilde bilgilendirilmişse geçerlidir. Eğer bildirim tam değilse, Komisyon daha başka bilgiler isteyebilir. Üye Devlete bu bilgiyi tamamlaması için genellikle 20 gün süre verilir AVRUPA BİRLİĞİ DEVLET YARDIMLARI POLİTİKASINA İLİŞKİN GENEL BİR DEĞERLENDİRME Avrupa Birliği devlet yardımları politikası hem özel sektör kuruluşlarına yatırım yapmaları için teşvikler sağlamakta, hem de getirmiş olduğu yasaklar ile yatırım ortamında geçerli rekabet ortamını korumayı amaçlamaktadır. Avrupa Komisyonu 2005 yılında Lizbon Stratejisi kapsamında devlet yardımları politikasında kapsamlı bir reform çalışması başlatmış ve bu çerçevede Devlet Yardımları Eylem Planı nı yayımlamıştır. Bu plan kapsamında, Üye Devletler devlet yardımları genel düzeyinin düşürülmesi için çalışmaya devam edecekler ve devlet yardımları ile araştırma, yenilik ve insan kaynaklarının en etkili şekilde kullanılması gibi belli yatay hedefler desteklenecektir. Bölgesel yardımlardaki reform ise yatırım düzeyinin artırılmasına ve bölgeler arasındaki eşitsizliklerin azaltılmasına katkıda bulunacaktır. Avrupa Birliği nde 2005 yılında verilen toplam devlet yardımlarının yaklaşık olarak 64 Milyar Avro olduğu tahmin edilmektedir. Bu tutar AB GSYİH nın yaklaşık olarak %0,6 sına denk gelmektedir. Reform çalışmaları doğrultusunda, 2000 ile 2005 yılları arasında Üye Devletlerce sağlanan devlet yardımlarının düşüş eğilimi gösterdiği görülmektedir yılında Üye Devletlerce sağlanan toplam devlet yardımları 74 Milyar Avro seviyesinde iken, 2005 yılında bu rakam 64 Milyar Avro ya gerilemiştir. 234 Toplam devlet yardımlarındaki bu düşüş eğilimi, Üye Devletlerce sağlanan toplam devlet yardımlarının Üye Devletin GSYİH na oranında da izlenmektedir. Avro alanında verilen toplam devlet yardımlarının GSYİH ya oranı 2002 yılında %0,78 iken, 2005 yılında bu oran %0,62 olarak gerçekleşmiştir. Bu 233 Avrupa Komisyonu, Vademecum Community Rules on State Aid, s Peter Parlasca, State Aid in the European Union, Statistics in Focus Economy and Finance, (2007). 155

156 rakamlar AB genelinde devlet yardımları genel düzeyinin düşürülmesi çalışmalarının devam ettiğini teyit etmektedir. Ayrıca, toplam devlet yardımı rakamlarındaki bu azalış AB nde yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarının seçici politikalardan çok, genel politikalara yöneldiğinin bir göstergesidir. Tablo 3: Avrupa Birliği Üye Devletlerinde Toplam Devlet Yardımlarının GSYİH ya Oranı (yıllar itibariyle) Toplam devlet yardımları / GSYİH Sektörel devlet yardımları ve şirketlere geçici olarak sağlanan devlet yardımları / GSYİH Ülke Avro Alanı 0,78 0,63 0,63 0, ,4 0,29 0,3 0,27... Belçika 0,46 0,35 0,35 0,41 0, ,01 Fransa 0,56 0,51 0,62 0,58 0,58 0,17 0,16 0,14 0,13 0,11 Almanya 1,14 0,83 0,89 0,87 0,87 0,48 0,19 0,16 0,13 0,1 Portekiz 0,85 0,92 0,83 0,97 0,93 0,67 0,71 0,63 0,79 0,79 Polonya 0,45 2,99 1,43 0,77 0,85 0,27 2,54 0,78 0,11 0,07 Çek Cumhuriyeti 3,94 2,86 0,57 0,6 0,66 3,49 2,52 0, Kaynak: 9 Eylül yılında, AB genelinde yatay hedefler doğrultusunda sağlanan devlet yardımları tüm devlet yardımlarının yaklaşık olarak %84 ünü oluşturmaktadır. En çok yardım sağlanan üç ana yatay hedef çevre ve enerji tasarrufu (toplam yardımların %28 i), bölgesel ekonomik kalkınma (%19) ve Ar&Ge faaliyetleri (%13) dir. Geri kalan yardımlar daha çok KOBİlere destek sağlanması (%10), istihdam (%8) ve kültür ve miras varlıklarının korunmasını (%3) amaçlamaktadır Ibid, s

157 Tablo 4: Devlet Yardımlarının Dağılımı (2005) Kaynak: Peter Parlasca, State Aid in the European Union, Statistics in Focus Economy and Finance, (2007) yılından itibaren, yürütülmekte olan reform çalışmalarının bir sonucu olarak toplam devlet yardımları içinde yatay hedeflere yönelik devlet yardımlarının oranının sürekli olarak arttığı gözlemlenmektedir yılında toplam devlet yardımlarının yaklaşık %62 si yatay yardımlara ayrılmışken, bu oran 2005 yılında %85 e ulaşmıştır yılları arası Avrupa Birliği nde Üye Devletlerce sağlanan devlet yardımları rakamlarının incelenmesi göstermektedir ki yapılan reform çalışmaları doğrultusunda devlet yardımları genel düzeyi düşmektedir ve devlet yardımları ile çevre ve enerji tasarrufu, bölgesel ekonomik kalkınma ve Ar&Ge faaliyetleri gibi yatay hedefler desteklenmektedir. Avrupa Birliği devlet yardımları politikasının gelecek dönemde de bu doğrultuda şekilleneceği düşünülmektedir. 236 Ibid, s

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE SUNUM PLANI 1. RİSK VE RİSK YÖNETİMİ: TANIMLAR 2. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ 3. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies (guldem.okem@ceps.eu) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği

Detaylı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji KASIM 2014 KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies(CEPS) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği ne Üyelik

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

Liberalleşmenin Türkiye Enerji. 22 Şubat 2012

Liberalleşmenin Türkiye Enerji. 22 Şubat 2012 Liberalleşmenin Türkiye Enerji Piyasasına Etkileri i 22 Şubat 2012 Liberalleşmenin son kullanıcılara yararları somutları çeşitli sektörlerde kanıtlanmıştır Telekom Havayolu Liberalleşme öncesi > Genellikle

Detaylı

Güncelleme: 15 Nisan 2012

Güncelleme: 15 Nisan 2012 İNOVİTA için Gözden Geçirilmiş Sürüm Dünya Bankası Türkiye Ulusal İnovasyon Sistemi Raporu ndan Özet Notlar Haziran 2009 Güncelleme: 15 Nisan 2012 1 2007 ve 2013 yılları arasını kapsayan 9. Kalkınma Planı,

Detaylı

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 HÜKÜMETİN YAPISI VE BAKANLIKLAR EKONOMİ YÖNETİMİ; REFORMLAR İLE HIZLI EKONOMİK

Detaylı

ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce Üniversitesi

ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Altan Özkil Atılım Üniversitesi Sav. Tekno. Uyg. ve Arşt. Merkezi Müdürü Prof.Dr. Hasan AKAY Atılım Üniversitesi Rektör Yardımcısı ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce

Detaylı

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında

Detaylı

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi RAPORUN AMACI Türk İnşaat Sektörünün rekabet gücünün arttırılması amacıyla

Detaylı

4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak

4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak 4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak Tapio Laamanen 13 Ocak 2011 1 İstihdam ve Ekonomi Bakanlığı nda Kanun Tasarısı Hazırlama Süreci İlk adım Avrupa Birliği/Ulusal - Hükümet programı

Detaylı

DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA)

DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA) DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA) Değerli Katılımcılar, Değerli Konuklar, Türkiye, yapısal reformlar ile

Detaylı

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Misyon ve Vizyonumuz Müşterilerine en yüksek standartlarda kişisel hizmetler sağlamaya adanmış profesyonel kadro ile küresel bir iş ağı oluşturmaktır. Türkiye nin, yakın gelecekte AB ile üyeliğe varabilecek

Detaylı

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP)

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) 1. Bölgesel Eğitim Merkezi (RTP) Bilindiği üzere; Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Kurumsal Yapılanma Birimi tarafından uygulanan Bölgesel Eğitim

Detaylı

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama

Detaylı

Yatırım Ortamı Değerlendirme Raporu: Türkiye nin ikinci nesil reform gündeminin tasarımı

Yatırım Ortamı Değerlendirme Raporu: Türkiye nin ikinci nesil reform gündeminin tasarımı tepav Yatırım Ortamı Değerlendirme Çalışması Slide 1 Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Yatırım Ortamı Değerlendirme Raporu: Türkiye nin ikinci nesil reform gündeminin tasarımı Güven Sak İstanbul,

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

G20 BİLGİLENDİRME NOTU G20 BİLGİLENDİRME NOTU A. Finans Hattı Gündemi a. Büyüme Çerçevesi Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel politikalarda işbirliğinin sağlamlaştırılması Etkili bir hesap verebilirlik mekanizması

Detaylı

Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri. Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi

Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri. Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi Dünya Bankası Grubu Kuruluşları Dunya Bankası Grubu Uluslararası Imar ve Kalkınma

Detaylı

Makroekonomik Hedeflere Ulaşmada Rekabet Politikası ve Uygulamalarının Rolü

Makroekonomik Hedeflere Ulaşmada Rekabet Politikası ve Uygulamalarının Rolü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Makroekonomik Hedeflere Ulaşmada Rekabet Politikası ve Uygulamalarının Rolü Durmuş Yılmaz, Başkan 26 Mart 2008, Ankara Değerli Konuklar, Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Detaylı

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi İşletmelerin Genel Hedefleri Finansal Hedefler: Kârlılık ve yeni kârlı yatırımlar Pazarlama hedefleri Var olma hedefi: Ticari hayatı sürdürmek Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet İşletmelerin Özel Hedefleri

Detaylı

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yeni Teknolojiler ve Bunların Yargıda Uygulanmaları Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri

2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri 2. Gün: Finlandiya Maliye Bakanlığı ve Birimleri Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 2 Maliye Bakanlığının Yönetim Birimleri Limited Şirketler Kurumlar Ticari işletmeler ve fonlar HANSEL LTD SATIN ALMA KURUMU

Detaylı

01.01.2013. İşlevsel veya Bölümsel Stratejiler. İş Yönetim Stratejileri : İşlevsel Stratejiler. Pazarlama: İşlevsel/Bölümsel Stratejiler

01.01.2013. İşlevsel veya Bölümsel Stratejiler. İş Yönetim Stratejileri : İşlevsel Stratejiler. Pazarlama: İşlevsel/Bölümsel Stratejiler İşlevsel Stratejiler İşletmedeki yönetim düzeylerine göre yapılan strateji sınıflamasında orta veya alt yönetim düzeylerinde hazırlanmakta ve uygulanmakta olan stratejilerdir. KURUMSAL STRATEJİLER İş Yönetim

Detaylı

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU Güldem Berkman YASED Fikri Ve Sınai Mülkiyet Hakları Çalışma Grubu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi YATIRIMLARIN

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015 ANA EYLEM 2: YENİLİK ve İYİ UYGULAMALARIN DEĞİŞİMİ İÇİN İŞBİRLİĞİ Yenilik ve İyi Uygulamaların Değişimi için İşbirliği;

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık Hazine Müstaşarlığı

Detaylı

FASIL 3 İŞ KURMA HAKKI VE HİZMET SUNUMU SERBESTİSİ

FASIL 3 İŞ KURMA HAKKI VE HİZMET SUNUMU SERBESTİSİ FASIL 3 İŞ KURMA HAKKI VE HİZMET SUNUMU SERBESTİSİ Öncelik 3.1 Bu fasıl kapsamındaki müktesebata uyum sağlanabilmesi için, kurumsal kapasite ve mevzuat uyumu açısından gerekli tüm adımlarla ilgili takvimi

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 İÇERİK Amaç, Vizyon Hazırlık Süreci İnovasyona Dayalı Mevcut Durum Stratejiler Kümelenme ile ilgili faaliyetler Sorular (Varsa) İNOVASYON & KÜMELENME

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

Kümelenme ile İlgili Kavramlar

Kümelenme ile İlgili Kavramlar Program 25 Ağustos 2014 Kümelenme Kümelenme İle İlgili kavramlar Türkiye de kümelenme politikaları Başarılı küme örnekleri Ostim Savunma ve Havacılık Kümelenmesi İnegöl Mobilya Kümelenmesi Yalova Saksılı

Detaylı

MerSis. Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri

MerSis. Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri MerSis Bilgi Teknolojileri Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri Bilgi Teknolojileri risklerinize karşı aldığınız önlemler yeterli mi? Bilgi Teknolojileri Yönetimi danışmanlık hizmetlerimiz, Kuruluşunuzun Bilgi

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi : Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi 1 ANA BULGULAR Ekonomik atılım ile Kişi başına düşen GSYİH 2015 e kadar iki katına çıkarılabilecektir 6 milyon yeni istihdam olanağı yaratılabilecektir

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DÖNER SERMAYE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET İÇİ EĞİTİM SUNUMU 02 MAYIS 2014 İÇ KONTROL SİSTEMİ VE KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI DERLEYEN CUMALİ ÇANAKÇI Şube Müdürü SUNUM PLANI İç Kontrol

Detaylı

FASIL 5 KAMU ALIMLARI

FASIL 5 KAMU ALIMLARI FASIL 5 KAMU ALIMLARI Öncelik 5.1 Kamu alımları konusunda tutarlı bir politika oluşturulması ve bu politikanın uygulanmasının izlenmesi görevinin bir kuruma verilmesi 1 Mevzuat uyum takvimi Tablo 5.1.1

Detaylı

YENİ TEŞVİK YASASININ AVANTAJLARINDAN DAHA YÜKSEK ORANLARDA YARARLANMAK İÇİN SON GÜN 31.12.2013

YENİ TEŞVİK YASASININ AVANTAJLARINDAN DAHA YÜKSEK ORANLARDA YARARLANMAK İÇİN SON GÜN 31.12.2013 Erdoğan Karahan Yeminli Mali Müşavir İstanbul Denetim ve YMM AŞ. Genel Müdürü erdogankarahan@istanbulymm.com YENİ TEŞVİK YASASININ AVANTAJLARINDAN DAHA YÜKSEK ORANLARDA YARARLANMAK İÇİN SON GÜN 31.12.2013

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığığ Ülke ve Kamu Kurumları Düzeyinde Strateji Yönetimi Anıl YILMAZ Stratejik t Planlama l Dairesi i Bşk. ODTÜVT Yönetim ve Mühendislik Günleri 2 Mart 2008 Gündem Ülkesel

Detaylı

YENİDEN YAPILANDIRMA SÜRECİNDE KDM FİNANSAL DANIŞMANLIK. Eylül 2014

YENİDEN YAPILANDIRMA SÜRECİNDE KDM FİNANSAL DANIŞMANLIK. Eylül 2014 YENİDEN YAPILANDIRMA SÜRECİNDE KDM FİNANSAL DANIŞMANLIK Eylül 2014 İÇİNDEKİLER Şirketlerin Karşılaşabileceği Finansal Problemler Yeniden Yapılandırma Kavramı ve Yöntemleri Yeniden Yapılandırma Süreci ve

Detaylı

TTGV Çevre Projeleri Grubu 13 Aralık k 2006, Ankara

TTGV Çevre Projeleri Grubu 13 Aralık k 2006, Ankara Sürdürülebilir Kalkınma ve İnovasyon: Gelişmeler, EğilimlerE TTGV Çevre Projeleri Grubu 13 Aralık k 2006, Ankara İÇERİK Kavramlar:Sürdürülebilir Kalkınma ve Eko-İnovasyon Çevre Konusunda Gelişmeler AB

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER Technical Assistance for Implementation Capacity for the Environmental Noise Directive () Çevresel Gürültü Direktifi nin Uygulama Kapasitesi için Teknik Yardım Projesi Technical Assistance for Implementation

Detaylı

15.433 YATIRIM. Ders 19: Menkul Kıymet Analizi. Bahar 2003

15.433 YATIRIM. Ders 19: Menkul Kıymet Analizi. Bahar 2003 15.433 YATIRIM Ders 19: Menkul Kıymet Analizi Bahar 2003 Giriş Piyasada gözlemlediğimiz fiyatlar nasıl açıklanır? Etkin bir piyasada, fiyat kamuya açık olan tüm bilgileri yansıtır. Piyasa bilgisini piyasa

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

TÜBİTAK TEYDEB. Ar-Ge ve Yenilik Destek Programları

TÜBİTAK TEYDEB. Ar-Ge ve Yenilik Destek Programları TÜBİTAK TEYDEB Ar-Ge ve Yenilik Destek Programları 2 TEYDEB - Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı Kuruluş Amacı Ülkemiz özel sektör kuruluşlarının araştırma-teknoloji geliştirme ve yenilik

Detaylı

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 1 1- TEŞVİK MEVZUATININ DÜZENLENMESİNDEK TEMEL DEVLET POLİTİKALARINA UYGULAMALARINA YÖNELİK ÖNERİLERİMİZ.

Detaylı

Proje DöngD. Deniz Gümüşel REC Türkiye. 2007,Ankara

Proje DöngD. Deniz Gümüşel REC Türkiye. 2007,Ankara Proje Yönetiminde Y Temel Kavramlar Proje DöngD ngüsü Yönetimi ve Mantıksal Çerçeve eve Yaklaşı şımı Deniz Gümüşel REC Türkiye 2007,Ankara TEMEL KAVRAMLAR Proje nedir? Proje Yönetimi nedir???? Proje Döngüsü

Detaylı

08 Kasım 2012. Ankara

08 Kasım 2012. Ankara 08 Kasım 2012 Ankara KOBİ ler ve KOSGEB Türkiye de KOBİ tanımı KOBİ tanımı 250 den az çalışan istihdam eden, Yıllık bilanço veya net satış hasılatı 25 milyon TL yi geçmeyen işletmeler Ölçek Çalışan Sayısı

Detaylı

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler

Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler Dünya Bankası Finansal Yönetim Uygulamalarında Stratejik Yönelimler ve Son Gelişmeler ECA Bölge Perspektifi Marius Koen TÜRKİYE: Uygulama Destek Çalıştayı 6-10 Şubat 2012 Ankara, Türkiye 2 Kapsam ve Amaçlar

Detaylı

KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI

KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI 1. Programın Amacı ve Kapsamı 2013 yılı itibarıyla yaklaşık 105 milyar TL ile GSYH nin yaklaşık yüzde 7 si olarak gerçekleşen

Detaylı

Proje Hazırlama. Prof. Dr. Hasan Efeoğlu. Mühendislik Fakültesi E&E Müh. Bölümü

Proje Hazırlama. Prof. Dr. Hasan Efeoğlu. Mühendislik Fakültesi E&E Müh. Bölümü Proje Hazırlama Prof. Dr. Hasan Efeoğlu Mühendislik Fakültesi E&E Müh. Bölümü Hayat Sürecinde Kısa Orta ve Uzun Vadede planlanan bir yatırım-araştırma-geliştirme organizasyonları veya endüstriyel veya

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 KOBİ lere Yönelik Destekler -Kalkınma Ajansları -KOSGEB -TÜBİTAK -Bilim Sanayi

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey. GT Türkiye İşletme Risk Hizmetleri Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.com İşletme Risk Hakkında Risk, iş yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve kaçınılmazdır.

Detaylı

Eğitimlerimize teşrifleriniz veya kurumunuz temsilcilerinin katılımını sağlamanız bizleri mutlu edecektir.

Eğitimlerimize teşrifleriniz veya kurumunuz temsilcilerinin katılımını sağlamanız bizleri mutlu edecektir. ERNST & YOUNG VERGİ HİZMETLERİ Sayın İlgili, Şirketimiz tarafından periyodik olarak gerçekleştirilen açık eğitimlerle ilgili Mayıs 2010- Ağustos 2010 dönemini kapsayan eğitim programımız aşağıda yer almaktadır.

Detaylı

Yenilik ve Girişimcilik Alanlarında Kapasite Arttırılmasına Yönelik Kamu Destekleri

Yenilik ve Girişimcilik Alanlarında Kapasite Arttırılmasına Yönelik Kamu Destekleri Yenilik ve Girişimcilik Alanlarında Kapasite Arttırılmasına Yönelik Kamu Destekleri Dr. Sinan Tandoğan Girişim Destek Grubu TEYDEB TÜBİTAK TÜBİTAK Girişimcilik Destekleri: TÜBİTAK Girişimcilik Destekleri

Detaylı

KTÜ STRATEJİK PLAN 2014-2018 10. KALKINMA PLANI 2014-2018

KTÜ STRATEJİK PLAN 2014-2018 10. KALKINMA PLANI 2014-2018 10. KALKINMA PLANI KTÜ STRATEJİK PLAN 10. Kalkınma Planında Yer Alan Politikalarla Örtüşen Hedef ve Faaliyetlerimiz Nitelikli İnsan, Güçlü Toplum Yenilikçi Üretim, İstikrarlı Yüksek Büyüme Yaşanabilir

Detaylı

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI BİRİNCİ BÖLÜM FRANCHISING SİSTEMİNİN TANIMI, KAPSAMI VE ÇEŞİTLERİ 1. FRANCHISING KAVRAMI VE TANIMI... 1 1.1. Franchising Kavramı.. 1 1.2. Franchising Sistemi 2

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

TOBB - EKONOMİ ve TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ BİL 588 - YAZILIM MÜHENDİSLİĞİNDE İLERİ KONULAR FİNAL SINAVI 1 Nisan 2013

TOBB - EKONOMİ ve TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ BİL 588 - YAZILIM MÜHENDİSLİĞİNDE İLERİ KONULAR FİNAL SINAVI 1 Nisan 2013 Soru 1 2 3 4 5 6 7 8 Toplam Puan 20 10 15 15 10 10 10 10 100 Aldığınız (+) Kaybettiğiniz (-) SORULAR 1) [20 Puan] Durum: Son yıllarda teknik imkânlar gelişmiş, e-devlet uygulamalarının somut faydaları

Detaylı

Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi. Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05.

Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi. Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05. Doğal Gaz Dağıtım Sektöründe Kurumsal Risk Yönetimi Mehmet Akif DEMİRTAŞ Stratejik Planlama ve Yönetim Sistemleri Müdürü İGDAŞ 29.05.2013 İÇERİK Risk, Risk Yönetimi Kavramları Kurumsal Risk Yönetimi (KRY)

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI OFFSET (SİP) UYGULAMALARI

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI OFFSET (SİP) UYGULAMALARI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI OFFSET (SİP) UYGULAMALARI 02.04.2015 1 OFFSET E İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER 663 sayılı KHK nın 13. ve 50. maddeleri, 6518 sayılı Kanunun 45. ve 52. Maddelerine istinaden Bilim, Sanayi

Detaylı

TTGV İnovasyon Esaslı Rekabetçilik Analizi Modeli. Mayıs 2015

TTGV İnovasyon Esaslı Rekabetçilik Analizi Modeli. Mayıs 2015 TTGV İnovasyon Esaslı Rekabetçilik Analizi Modeli Mayıs 2015 Uluslararası Rekabetçi Olmak Uluslararası rekabetçi endüstriler, rekabetçi üstünlük yaratmak ve sürdürülebilir kılmak için firmalarının yeterli

Detaylı

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışmaları; Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi İstanbul Bölgesel Yenilik Stratejisi Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi Önemli Not: Bu anketten elde

Detaylı

KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI

KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI Koordinatör Teknoloji Bakanlığı Öncelikli Dönüşüm Programları, 16/02/2015 tarihli ve 2015/3

Detaylı

PROJE KAYNAKLARI KAYNAK 5: ANKARA KALKINMA AŞANSI DESTEK PROGRAMLARI 1

PROJE KAYNAKLARI KAYNAK 5: ANKARA KALKINMA AŞANSI DESTEK PROGRAMLARI 1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü PROJE KAYNAKLARI KAYNAK 5: ANKARA KALKINMA AŞANSI DESTEK PROGRAMLARI 1 Ankara Kalkınma Ajansı tarafından sağlanan destekler; teknik destek ve

Detaylı

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları:

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları: GİRİŞ 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu da mali yönetim ve kontrol sisteminin bütünüyle değiştirilerek, uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği Normlarına uygun hale getirilmesi

Detaylı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL Ankara-2012 İÇİNDEKİLER 1 Neden İç Kontrol? 2 İç Kontrol Nedir? 3 İç Kontrolün Amacı Nedir? 4 İç Kontrolün Yasal

Detaylı

Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar. Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013

Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar. Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013 Havza Rehabilitasyon Projeleri Planlaması, Uygulaması ve Çıkarımlar Halil AGAH Kırsal Kalkınma Uzmanı Şanlıurfa, 2013 Havza Rehabilitasyonu Planlaması İÇERİK Tanımlar (Havza, Yönetim ve Rehabilitasyon)

Detaylı

Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi,

Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi, Sınai Mülkiyet Hakları, Önemi, İçerik Genel Bakış Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Türk Patent Enstitüsü ve Görevleri Eskiden hammadde kaynaklarına ve sermaye birikimine sahip olan ülkeler güç ve kontrol

Detaylı

BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI

BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI BAKANLIĞIMIZ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARININ TAMAMLANMASI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI OCAK 2015 Sunum Planı İç Kontrol ün Tanımı ve Amaçları Birimlerin Sorumlulukları İç Kontrol Standartları Bakanlıkta

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur?

SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur? SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur? Kısa adı SANGEM olan Sanayi Geliştirme Merkezi, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) nın öncülüğünde Eskişehir sanayine rekabet üstünlüğü kazandırmak, yenilikçi sanayi modeli

Detaylı

Sosyal Girişimler, Sosyal bir amaçla kurulur ve faaliyet gösterir, Ekonomik faaliyetler yürütür, Elde ettikleri karı sosyal amaçları için kullanır.

Sosyal Girişimler, Sosyal bir amaçla kurulur ve faaliyet gösterir, Ekonomik faaliyetler yürütür, Elde ettikleri karı sosyal amaçları için kullanır. Sosyal Girişimler, Sosyal bir amaçla kurulur ve faaliyet gösterir, Ekonomik faaliyetler yürütür, Elde ettikleri karı sosyal amaçları için kullanır. Sosyal girişimler, çoğunlukla ürün ve hizmetler yaratırken

Detaylı

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ Öncelikler ve İhtisaslaşma Organizasyon ve Eşgüdüm Yaşam Kalitesinin Artırılması Sürdürülebilir Kalkınma Bilgi Toplumuna Dönüşüm Rekabet Gücünün

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri

Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri Rusya nın DTÖ Üyeliğinin Türk-Rus Ticari İlişkilerine Olası Etkileri Türkiye ve Rusya Rusya, Türkiye tarihinde önemli yer tutmuş bir coğrafya Geçmişte ve günümüzde Rusya ile olan ilişkilerimiz DTÖ üyeliği

Detaylı

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER...

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... 1 1.1. Ekonomi, İhtiyaç, Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Mal, Hizmet ve Fayda... 3 1.3. Üretim Faktörleri... 3 1.3.1. Emek... 4 1.3.2. Doğa... 4 1.3.3.

Detaylı

Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47

Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47 Polonya'da Yatırım 2014-01-13 13:45:47 2 Devlet Hibeleri, Yatırım Teşvikleri Devlet Hibeleri Devlet hibeleri, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen 2011-2020 yılları arasında Polonya Ekonomisi için Önemli

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) KOSGEB DESTEKLERİ

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) KOSGEB DESTEKLERİ BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) KOSGEB DESTEKLERİ Mehmet CANDAN Şubat 2015 SUNUM PLANI I. TEMATİK PROJE II. İŞBİRLİĞİ GÜÇBİRLİĞİ III. ARAŞTIRMA GELİŞTİRME, İNOVASYON VE ENDÜSTRİYEL UYGULAMA PROGRAMI

Detaylı

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 1 1. Giriş Bölgesel kalkınma veya bölgesel gelişmeler son yıllarda hepimizin üstünde tartıştığı bir

Detaylı

FASIL 9: MALİ HİZMETLER

FASIL 9: MALİ HİZMETLER FASIL 9: MALİ HİZMETLER 9.A. Avrupa Birliği ndeki Genel Sektörel Durum Analizi AB de ekonominin işlemesi yönünde mali pazarların çok büyük önemi bulunmaktadır. Bu çerçevede mali pazarlar ne kadar bütünleştirilmiş

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı