içindekiler 11 Kadın İstihdamı Ama Nasıl? Handan ÇAĞLAYAN -Sendika Uzmanı-

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "içindekiler 11 Kadın İstihdamı Ama Nasıl? Handan ÇAĞLAYAN -Sendika Uzmanı-"

Transkript

1 içindekiler 1 8Mart ın 101. yılında Leman KİRAZ -KESK Kadın Dairesi 3 Merhaba Canan AŞAN ÇALAĞAN -KESK Kadın Sekreteri- 5 Artık Yeter Evrim özdemir UĞRAŞ -KESK Kadın Sekreteri- 9 Kadın İstyihdamını Arttırmanın Yegane Yolu Yolu Yrd.Doç.Dr.Betül URHAN -Kocaeli Üniversitesi İBBF- 11 Kadın İstihdamı Ama Nasıl? Handan ÇAĞLAYAN -Sendika Uzmanı- 12 Sağlıkta Performans Uygulaması Ses Genel Merkezi 14 Kadınları da Gören Bir Anayasa ve Seçim Sistemi İstiyoruz Yaşar TARAKÇI OKUDAN-KESK Kadın Dairesi- 16 Kadınlar İçin Başka Bir Yer Sakine Esen YILMAZ -Eğitim Sen İzmir 1 No lu Şube Kadın Komisyonu- 18 Kenti Dönüştümek Yaşamı Dönüştürmektir Yeşim Dinçer (Sosyal Haklar Derneği) 20 Nefret Suçu Kavramı ve LGBT Bireylere Yönelik Nefret Suçu Remzi ALTUNPOLAT -Eğitim Sen Ankara 5 No lu Şube Kadın Sekreteri- 22 Kölelikten Özgürlüğe Örgütlülüğün Önemi Seher TOKSOY -KESK Kadın Dairesi- 23 Sendikalarımızın Kadınlara; Kadınlarmızın Sendikalarımıza İhtiyacı Var 24 Özgürlüğümüz İçin Örgütleniyoruz -Eğitim Sen II.Kadın Kurultayı- Nurşen YILDIRIM - KESK Denetleme Kurulu Üyesi- 25 Toplumsal Cinsiyet ve Yerel Yönetimlerde Kadın Eğitimi Tüm- Bel-Sen 26 Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri İşkolunda Kadın Ne Halde? Seyran ŞİK -Haber- Sen Eğitim ve Kadın Sekreteri- 27 Örgütlülük Alanı İçerisindeki Kadın Çalışanların Sorunları BTS 28 Necla ve Emine nin Ardından BES 30 İçerden Mektuplar... KESK İN SESİ ÖZEL SAYISIDIR 2011/SAYI 1 Sahibi: Döndü TAKA ÇINAR Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Hamide YİĞİT Yönetim Yeri: Çehre sk. No:6/1 Gaziosmanpaşa/Ankara Tel: Faks: Grafik Tasarım: Semahi AYDIN Baskı Adedi: Basıldığı Yer: Mattek Matbacılık bas.yay.tan.tic.san.ltd.şt. Adakale sk.no:32/27 kızılay/ankara tel: i

2 8Mart ın 101. yılında EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, ADALET, EMEK VE DAYANIŞMA İÇİN SESİMİZİ VE İSYANIMIZI BİRLEŞTİRİYORUZ Leman KİRAZ -KESK Kadın Dairesi Merkez kapitalist ülkelerde emekçilerin ve diğer ezilenlerin kapitalizme karşı yürüttükleri mücadeleler sonucunda oluşturulan sosyal refah devletinin, çevresel konumlu ülkelerde ise ulusal kalkınmacılığın egemen olduğu dönemde devlet/kamu tarafından yerine getirilen eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hizmetler, küreselleşme sürecinde kamusal olmaktan çıkartılarak piyasanın diline tercüme edilmiş ve hızla ticarileştirilmiştir. Küreselleşmenin vaat ettiği özgürlüğün, emekçiler açısından bir yanılsamadan ibaret olduğu kısa zamanda ortaya çıkmıştır. Esneklik, kuralsızlık, reel ücretlerin düşmesi, kamu hizmetlerinin piyasaya açılması, küreselleşmenin vaat ettiği özgürlüğün; sermaye için yeni alanların ve olanakların açılması anlamına geldiğini göstermektedir. Bu sürecin kadın emeği üzerindeki etkisine bakıldığında; kadın özgürlüğünün genişlemesi bir yana kadınların düşük ücretli, geçici ve güvencesiz işlerdeki sayısını artırmaktan başka bir sonuç üretemediği görülmektedir. 8 Mart 101. yılına hazırlanırken iş güvencesi ve iş güvenliğinin bizim için ne kadar hayati olduğunu hatırlatan üzücü iş kazaları(!!!!) haberleriyle sarsıldık. Ankara Ostim deki patlamalarda 17 işçinin ölümü, Maraş ta göçük altında kalanlar, Beypazarı nda havuç toplamaya giden ve (memleketlerine dönemeyen) Kürt emekçiler, sel sularıyla boğulan tekstil işçileri Bunlar Ankara da, Bursa da, Ceylanpınar da ve İstanbul da emeği, basit bir üretim girdisine, metaya indirgenen esnek, güvencesiz ve sözleşmeli çalışma örneklerinden sadece birkaçıdır. İş sağlığı ve güvenliğinin sermayenin yükünü arttırdığı gerekçesiyle yok sayılması sonucu madenlerde, hastanelerde, tersanelerde, mevsimlik işlerde yaşanan kaza ve ölümler de kadermiş gibi sunularak, sorumluluk onlar da kurallara uymuyor söylemiyle emekçilerin omuzlarına yüklenmektedir. 8 Mart 1857 de ABD nin New York kentinde dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. 8 Mart ın 101. yılında işçilerin talebi hala aynı:daha iyi çalışma koşulları. New York ta polisin işçilere saldırması ve işçileri fabrikaya kilitlemesi, arkasından da çıkan yangında fabrikanın önünde kurulan barikatlardan dolayı işçilerin çıkamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. 8 Mart ın 101.yılında ise aç kalmamak için kadın işçiler herhangi bir güvencenin olmadığı bodrumlardaki tekstil atölyelerine tıkılmakta, buralarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle 8 Mart, sevgililer günü gibi kadının sevimli, uysal yanına ya da anneler günü gibi kadının şefkatli, korumacı, kollayıcı ve bakıcı tarafına vurgu yapılan ve hediyelerle avutulduğu bir gün değil, aksine kadının direnişini anlattığı için politik bir gündür. 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü, tüm dünya kadınlarının kutladığı, uluslararası bir gündür. 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonal e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 deki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart ın Internationaler 1

3 Frauentag (International Women s Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirmiş ve öneri oybirliğiyle kabul edilmiştir. İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921 de Moskova da gerçekleştirilen 3. U luslararası Kadınlar Konferansı nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960 lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri ndeki kadınların da anmaya başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi yılında Dünya Kadınlar Yılı nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Türkiye de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 de Rahime SELİMOVA VE Cemile NUŞİRVANOVA adlı iki kız kardeşin girişimleri sonucunda Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınların uluslararası komünist hareketle eş zamanlı olarak kutlanmıştır. 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı programından Türkiye nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında Türkiye 1975 Kadın Yılı kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılamadı ten itibaren ise her yıl kadınlar tarafından sokaklarda kutlanıyor. O günden bu yana kadınlar 8 Mart günlerini haklarının talep 1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. edildiği ve mücadeleinin yükseltildiği günler olarak kutladı. KESK li kadınlar hakları için 8 Mart 2011 de de alanlarda olacak! Kadrolu, Güvenceli Çalışma İçin Kadın Cinayetlerine Dur Demek İçin Anadilinde Eğitim ve Sağlık Hakkı İçin Mücadeleyiz! 2

4 Merhaba, Canan AŞAN ÇALAĞAN -KESK Kadın Sekreteri- Kadınlar ve tüm ezilenler olarak tarihimiz erkek egemen karakterli iktidar ilişkileriyle mücadele tarihidir... Çünkü eşitsizliği, köleliği, despotizmi, faşizmi ve militarizmi besleyen ilişkiler kaynağını kadın ve erkek arasındaki iktidar karakterli ilişki biçiminden alır. Araştırmalar, insanlığın uzun yürüyüşünde kadın etrafında şekillenen ve uyumun, paylaşımın barışın egemen olduğu; hiyerarşinin tahakküme dayanmadan yalnızca doğal iş bölümüyle sınırlı kaldığı bir dönemin varlığını işaret ediyor. İnsan türünü topluluktan topluma eviren bu uzun dönem boyunca kadının yarattığı ana hukuku, uygarlığın Kadınlar özgürlüğü o kadar uzun zamandan beri tanıyorlardı ki, yasalar, konuşmalar hatta tanrı sözü bile gelişimi açısından önemli yetersiz kalıyordu. bir kilometre taşıdır. Tarihsel bulgular erkeğin ka- (Tanrılar Kadınken kitabından) Merlin STONE dınla yürüttüğü amansız savaşımın sonunda bu eşitlikçi düzenin yerini devletli ve sınıflı bir sistemin aldığını gösteriyor. Erkeğin yazdığı tarih bir yandan; tanrı ve kullarıyla, hükümdar ve tebaalarıyla, ekonomi, bilim ve sanatıyla erkek egemen kişiliği pekiştirirken, diğklikten bakıldığında kadınlar üzerindeki denetimin, erkek egemen sistem açısın- dan asla vazgeçilemez ve gevşetilemez bir öneme sahip olduğu görülüyor. Kadınlar şahsında aslında tüm insanlığın hapsedildiği bu düzende bize yaşamak için, koşulsuz itaat başka yol göterilmiyor.günümüzde bile her erkeğin kadın üzerinde öldürme hakkı dâhil, sayısız hak sahibi olduğu bir gerçeklik. Ülkemizde son bir yılda, taciz ve tecavüze uğrayan, diri diri toprağa gömülen, tüm toplumun gözleri önünde katledilen kadınlar, bu hakların her gün uygulandığının bir göstergesi değil de nedir? Erkek etrafında iktidarlaştırılarak sınıflı toplumun hücresi kılınan aile, erkeğin küçük devleti olarak inşa edilmiştir. Mevcut haliyle aileye bu denli önem atfedilmesi, iktidar ve devlet aygıtına verdiği büyük güç nedeniyledir. Erkeğin bu küçük devletinde kadının, emeği, bedeni ve iradesi üzerindeki sınırsız sömürüsü güvenceye alınmıştır. Kadının en eski sömürge olarak nitelendirilmesinin kökeninde de bu gerçeklik yatmaktadır. Sınıflı sömürü sisteminin en azgın aşaması olan Kapitalist sistemde ise, tüm liberal süslemelere rağmen, eskiden kalma eşitsizlikler ortadan kaldırılmadığı gibi, kadınlar eskisinden de beter, katmerli sömürü cenderesine mahkûm edilmiştir. Kapitalist sistemde kadınlar, bir boyutuyla evde ücretsiz köle, işyerinde vasıfsız işçi konumuna indirgenirken, diğer boyutuyla da ruhu ve bedeniyle sermayenin vazgeçemediği meta düzeyinde tutulmuş, modern kölenin en verimli temsilcisi haline getirilmiştir. Zorluk, kahır, hakaret, acılar, suçlamalar yoksulluk ve açlık kadına, keyfi kazancı bey ine ve sermayedaradır. Başarmak için kadın etrafında örülen bu ilişkiler ağını çözmek ve parçalamak zor- 3

5 da olduğumuzu biliyoruz. Kadınların binlerce yıllık mücadele deneyiminden aldığımız güçle özgürlük arayışından asla vazgeçmeyeceğiz. Kadınlar olarak eşitlik ve özgürlük mücadelemizin sembolü haline gelen bu 8 Mart ta bir kez daha alanlardayız. KESK li kadınlar olarak emek, demokrasi ve barış mücadelesinde yarattığımız değerler ortadadır. Kendi örgütlerimiz de dâhil olmak üzere yaşamın her alanında kadın iradesinin açığa çıkması, yaşamı yaratan en yüce değer olarak anlamlandırdığımız emeğimizin gerçek değerinin teslim edilmesi için, yıllardır alanlardayız. Bu uzun yürüyüşte sayısız sorunla karşılaştık; ama sorunlarımızı KESK i var eden değerler ve birikimler ışığında aşmayı ve yola devam etmeyi başarmak zorunda olduğumuz aşikardır. Kuşkusuz görev ve sorumluluklarımızın yanı sıra, birbirimize olan güvenimiz ve yarattığımız dayanışma kültüründen aldığımız güçle, yaşadığımız tüm sorunları aşma iradesi ve kararlılığına sahibiz. Dün olduğu gibi bugün de, emeğimize, bedenimize, kimliğimize yönelik amansız saldırılarla karşı karşıyayız. En çok kadın emekçileri etkileyen esnek ve güvencesiz çalışma, saldırı yasalarıyla kurallı hale getiriliyor. Adeta alay eder gibi, kadınlara çalışma yaşamında daha çok yer açmak ve mevcut koşullarını iyileştirmek için yapıldığı söylenen yasal düzenlemelerin arka planındaki çifte sömürüyü görmezden gelerek, rıza göstermemiz bekleniyor, itirazımızı ve tepkilerimizi dile getirmek için sokağa çıktığımızda ise, sesimiz; gaz bombalarıyla, tazyikli suyla, coplarla bastırılmaya çalışılıyor. AKP nin iktidarda olduğu son 8 yılda kadın cinayetlerinin yüzde 1400 oranında arttığı, 2010 yılında 217 kadının öldürüldüğü, yüzlerce kadın ve kız çocuğunun taciz ve tecavüze uğradığı belirtiliyor. Yine yapılan araştırmalarda, saldırıların kadınların en yakınındaki erkekler tarafından uygulandığı açığa çıkıyor. Hukuk sisteminin ve uygulayıcılarının ise, yaşanan şiddet karşısındaki tutumundan, asıl varlık gerekçesinin adaleti sağlamak değil; erkek egemen devleti korumak olduğu görülüyor. Ülkemizde yaklaşık 30 yıldır türlü acıların yaşanmasına neden olan tekçi zihniyetin uygulamalarının bir sonucu olarak, anadilini özgürce kullanamamaktan, yine en çok kadınlar olumsuz etkileniyor. Kadının kamusal alana katılımının önündeki türlü engellere bir de anadilini kullanamama ekleniyor. Eğitim ve Sağlık hakkına erişimden en çok kadınların mahrum kaldığı herkes tarafından bilinen bir gerçeklik. Anadilinde kamusal hizmet alma hakkının engellenmesi, kadınları bir yandan dil bilen erkeğe bağımlı kılıyor diğer taraftan da dili ile birlikte, Kürt halkı da yok sayılmak isteniyor. Her şeye rağmen bu 8 Martta da, kadınların binlerce yıllık mücadele deneyiminden aldığımız güçle haykırıyoruz! KADROLU, GÜVENCELİ ÇALIŞMA HAKKI İÇİN! KADIN CİNAYETLERİNE DUR DEMEK İÇİN! ANADİLİNDE EĞİ- TİM VE SAĞLIK HAKKI İÇİN! 8 MART TA MÜCADELEDEYİZ! Eylem alanları, sokaklar, emeğimiz bizlerin yan yana vereceği mücadeleyle özgürleşecek 4

6 ERKEK VURUYOR, TECAVÜZ EDİYOR, TACİZ EDİYOR; DEVLET VURANI KORUYOR, MEDYA KÖRÜKLÜYOR, HERKES İZLİYOR! ARTIK YETER, Meclisteki vekiller nerdesiniz? ARTIK YETER, Hâkimler, savcılar nerdesiniz? ARTIK YETER; Gerçek işini yapması gereken polis nerdesiniz? ARTIK YETER; Sığınma evi açması gereken belediye başkanları nerdesiniz? ARTIK YETER; Kadınların yanında olması gereken Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, Adalet Bakanı nerdesiniz? ARTIK YETER, YETER, YETER, YETER Evrim özdemir UĞRAŞ -KESK Kadın Dairesi- Bu dergiyi çıkarırken bile her saat bir kadın ölümü, yaralaması, tecavüzü, mahkemelerin haksız yargılamaları geldikçe, haberlerimizi sürekli yenilemekten, yeni adlar, yeni olaylar ama aynı sonuçları koymaktan BIKTIK. DAYANAMIYORUZ artık. İSYAN EDİYO- RUZ: YETER diyoruz. Daha yeni haberi geldi İstanbul daki Arzu O. nun kocası tarafından öldürüldüğü; daha yeni okuduk Adana daki öğretmen Özlem Yılmaz ın öğrencilerinin gözü önünde boğazının kesildiği; N.Ç davasındaki zanlıların iyi hal indirimi, Sincan davasındaki tecavüzcülerin hala dışarıda dolaşmaya devam ettikleri yılında erkekler en az 217 kadın ve üç çocuğu, herkesin gözü önünde bıçakladı, kurşunladı, toprağa gömdü, yaktı, intihara zorladı; 164 kadın ve 4 çocuğu yaraladı. Bunlar bildiklerimiz. Ya duymadıklarımız, bilmediklerimiz? Bianet in yıl boyunca gazetelerden, internet sitelerinden ve haber ajanslarından derleyerek hazırladığı çetelelere göre, hemen her yaş, meslek ve statüden kadınlara fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet uygulandı; hem de daha önceki yılları da katlayarak. Şiddeti uygulayanlar farklı gerekçeler sunsa da hepsinin temelinde aynı şey vardı: Kadınlar üzerinde baskı kurmak, kadınları egemenliklerine tabi kılmak. En az 381 kadın ve çocuk tacize, 207 kadın ve çocuk tecavüze maruz kaldı. Taciz ve tecavüze maruz bırakılanların büyük çoğunluğu çocuklardı. 23 kadının intihar ettiği öne sürüldü ya da şüpheli şekilde yaşamlarını yitirdiler. En az 646 erkek ve oğlan çocuğu 5

7 cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının faili olarak gözaltına alındı, tutuklandı ya da aranmaya başlandı. Ya Sincan daki gibi adli tıp raporu gelene kadar mağdur olmasınlar diye salıverilenler, ya N.Ç de olduğu gibi tahrik indirimi uygulananlar? 2010 da kadınları en çok kocaları öldürdü. Onları sevgili, baba, eski koca ve erkek kardeşleri izledi. Kadınları öldürenler arasında akrabaları, damatları, evlatları ve eski sevgililerinin yanı sıra üvey babaları, nişanlıları ve üvey kardeşleri ile kızlarının sevgilileri-erkek arkadaşları da vardı da kadınları öldürenlerin yüzde 50 si kocaları, yüzde 13 ü sevgilileri, yüzde 11 i babaları, yüzde 8 i de eski kocalarıydı. Erkek kardeş ve akrabaların oranı yüzde 4, eski sevgililerin oranı ise yüzde 3 tü. Onları yüzde 2 lik oranlarla damat ve evlatları izledi; çok azı da tanımadıkları erkeklerdi. Ya hala kocaları, sevgilileri, boşandıkları erkekler tarafından vb. tehdit edilenler.? Şiddete bahane Çok Geçtiğimiz yıl erkekler kadınları pek çok bahaneyle öldürdü. Karısını kadınlık görevini yerine getirmediği için öldürdüğünü söyleyen erkekler de vardı, kendisine su vermediği için öldürdüğünü söyleyen de. Bazı kadınlar namus meselesi denilerek katledildi beş yıldır ayrı ve 68 yaşında olmasına bakılmaksızın! Kocasını uyandırıp işe gidip gitmeyeceğini sorduğu ya da kocasından izin almadan hastaneye gittiği için şiddet gören kadınlar oldu. Bazı kadınlar boşanmak istedikleri, bazıları da evlenmek ya da istedikleri için şiddete maruz kaldı. Namus, töre, kıskançlık, ihanet katil zanlılarının çok sık başvurduğu bahanelerdi. Yani erkeklerin sevgisi her gün içimizden üçünü öldürdü; yarın bu sevginin bizi de öldürmeyeceği ne malum. Taciz ve tecavüz erkeklerin sıkça başvurduğu cezalandırma yöntemlerinden biriydi. Sevgilisine kendisini aldattığından şüphelendiği gerekçesiyle tecavüz eden erkekler de vardı, kendisinden ayrılmak istediği için tecavüz edenler de. İntikam için düşmanının karısına ya da kızına tecavüz eden erkekler de geçtiğimiz yıl gazetelere haber oldu.de geçtiğimiz yıl gazetelere haber oldu. Ancak bütün bu gerekçelerin temelindeki esas neden, erkeklerin kadınları kendilerine ait bir mülk gibi görmesi ve erkekliklerini bu sahip olma üzerinden geliştirmesi, egemenliklerini kadın bedeni üzerinden inşa etme çabasıydı. Bu öyle bir sahip olma ki boşanmış ya da ayrılmış olmak fark etmiyor. Bu yüzden aileler gizliyor ve daha vahimi bu yüzden herkesin gözü önünde gerçekleşirken bu cinayetler kimse karışmıyor, üç maymunu oynuyor. O yüzden o yüzden yerine) biz diyoruz ki; bu cinayetler politik ve sistematik. Çünkü bu şiddet iktidardan, erkeklikten yani erkek egemen sistemden beslendiği için; çünkü yüzlerce kadın bu yüzden öldürüldüğü için; çünkü şiddet öznesiz, cinsiyetsiz değil çünkü şiddete başvuran erkekler hadım edilmesi gereken hasta, sapık ya da eğitimsizler değil. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ın münferit tanımının 6

8 aksine Türkiye de kadınlar can güvenlikleri bulunmadığı için devlet kurumlarına başvursalar da öldürülmekten kurtulamadılar. Ankara da Kasım ayında öldürülen BES işyeri temsilcimiz Necla Yıldız, ölümünden bir ay önce katili hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ayşe Paşalı eski kocasının kendisini ölümle tehdit ettiğini belirterek koruma kararı aldırmaya çalışmış ancak talebi boşandığı için kabul edilmemişti. İstanbul da Arzu Yıldırım ı, imam nikâhlı kocası, hakkında suç duyurusunda bulunduktan iki gün sonra öldürdü. Dilekçesi öldürüldüğünde çantasındaydı. Kadınları korumayan polislere ise ödül veriliyor. Altı yıldır cinayete teşebbüsten aranan ve her ne hikmetse yakalanamayan katil, 24 yaşındaki anaokulu öğretmenini bir ay izleyip, öğrencilerinin gözü önünde satırla öldürüyor; katili yakalayan polislere ise ödül veriliyor. Şaka gibi Devlet yetkilerinin, bazı akademisyenlerin vb. yaptığı açıklamalar kadın ölümlerini, tecavüzü, tacizi meşrulaştırırken, Adli Tıp tecavüzün üstünü örtüyor; polis dayak yiyen kadını kocasının evine gönderiyor öldürsün diye. Yargı, ailenin ve toplumun namusunu korumak adına haksız tahrik indirimi uyguluyor öldüren katillere, tecavüzcülere. Hepsi ortak bir şeyi söylüyor: kadının da suçu var. Bunu diyen herkes tecavüze, tacize ortaktır çünkü sorun kadının yemeği yakması, dekolte giyinmesi değil; sorun erkek egemen sistemdir. T8 yıl önce 13 yaşında onlarca kişi tarafından tecavüze uğrayan N.Ç. nin davası bunun bir örneği. Mahkeme N.Ç. nin 26 tecavüzcüsünü akıl almaz bir gerekçeyle akladı: Hakime göre 13 yaşındaki bu çocuk isteseymiş tecavüzcülere engel olabilirmiş. Bu bir tecavüz değil, para karşılığı fuhuşmuş. Hiçbir akla, mantığa, vicdana sığmayacak bu gerekçe bir mahkeme kararından çıktı. Listede devletin iyi çocukları vardı. Askerler, kaymakamlık görevlileri, müdürler, şehrin zenginleri Tıpkı Siirt teki kız çocuklarının tecavüzcü listesi gibi, tıpkı yine Mardin de R.Ç. nin listesi gibi listeler adeta şehrin protokol listesi. Fuhuş çeteleri ve çetelerin üyeleri devlet görevlileri. Ve şimdi bu kararı veren hâkim de dolaylı olarak bu listeye eklendi. Çünkü N.Ç yi bir kez daha tecavüze mahkûm etti. Bu karar devletin kendi tecavüzünü kendi mahkemesinde aklamasından başka bir şey değildir. 7

9 TACİZE KARŞI ÇIKAN KADINLARA SÜRGÜN Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kadınları öldüren, tecavüz, taciz edenlere değil, buna karşı çıkanlar cezalandırılıyor. 9 Haziran 2010 tarihinde Pertek Anadolu Lisesi nde öğrenim gören ve yurtta kalan S.A. adlı kız öğrencinin, M.B. adlı öğretmeni tarafından cinsel tacize uğradığı iddiasının duyulması sonucu Pertek ilçesinde olayı protesto eden bir basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasına; Pertek halkı, KESK e bağlı sendikalar ile birlikte İlçe hastanesinde çalışan SES işyeri temsilcisi Ebe Şemsiye Engin ile üyeler hemşire Nursen Berk Okçu ve ebe Gürsele Kurt da katıldı. Daha sonra kaymakamlık basın açıklamasına katılan bazı kişilere adli ve idari soruşturma başlattı. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ndan müfettiş talebinde bulundu. Sağlık Bakanlığı müfettişi 11 sağlık emekçisinin ifadesini aldı ve üç sağlık emekçisini il dışına sürgün gönderdi. Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma ise takipsizlikle sonuçlanmıştır. Tacizle suçlanan öğretmen ise önce açığa alınmış, sonra başka ile gönderilmiş, savcılıkta da suçunu kabul etmiştir. Tacize karşı açıklamaya katıldıkları için sürgün edilen Nursen Berk Okçu; 13 yıllık hemşire, evli ve bir çocuklu, Şemsi Engin; 22 yıllık ebe, evli ve iki çocuklu, Gürsele Kurt; 22 yıllık ebe, evli ve üç çocuklu. Sürgünlere karşı SES ve KESK olarak Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yapılarak, Sağlık Bakanı ile Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı görevini yapmaya aksi durumda da istifaya davet edilmiştir. Tacize karşı duyarlı olanların, tepki gösterenlerin cezalandırılmak amacıyla sürgün edilmesi, tacizcileri cesaretlendirmek ve tacize onay vermek demektir denilerek sürgünlerin geri alınması talep edilmiştir. Bugüne kadar KESK li kadınlar olarak ezilen, sömürülen tüm kadınların yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Kendi içimizde ve dışımızda var olan şiddete karşı çıkmaya, tepki göstermeye çalıştık. Eksikliklerimiz, olsa da kadın mücadelesini birlikte yürüttük; bundan sonra da tüm kadınlarla birlikte yürüyecek yolumuz, erkek egemenliğine karşı mücadele edecek gücümüzün olduğuna olan inancımız tamdır. Arkadaşlarımızın sürgünleri geri alınıncaya, katiller hak ettikleri cezaları çarptırılıncaya kadar; kadın cinayetleri son bulana, taciz ve tecavüz bitene kadar mücadelemiz sürecek. 8

10 Kadın İstihdamını Artırmanın Yegane Yolu: Esnek Çalışma ve Güvencesizlik Yrd.Doç.Dr.Betül URHAN -Kocaeli Üniversitesi İBBF- Krizin küresel işgücü piyasası üzerindeki en önemli etkisi işsizliğin artmasıyken bir diğer etkisi korunmasız istihdamın artmasıdır. ILO raporuna göre, gelişmekte olan ülkelerde krizin etkisi işsizlikten ziyade kendisini düşük ücretli ve düşük verimli korunmasız istihdamın artışı şeklinde ortaya koymaktadır (ILO 2009). Bunun en önemli nedeni krizin gerçek aile ücretlerini önemli ölçüde düşürmesi ile, hanelerde olabildiği kadar çok kişinin gelir getirici aktivitelere katılıma zorlamasıdır. Bu gelişimin ışığında 1980 sonrasında özellikle geç kapitalistleşen ülkelerde, yoğunluklu olarak kadınların istihdam edildiği enformel sektörün ve istihdamının önemli oranda büyüdüğü görülmektedir. Nitekim 0ECD 2009 raporunda enformel istihdamın artık istisna değil, bir norm halini geldiği belirtilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde tarım dışı istihdamın yarısının enformel işler olduğu, 900 milyondan fazla işçinin kayıt dışı istihdam edildiği, tarımda istihdam edilenlerin dahil edilmesi durumunda ise bu sayının iki milyara yükseleceği belirtilmiştir. Rapor aynı zamanda küresel işgücünün yaklaşık üçte ikisi için kriz dönemlerinde tampon görevi gören enformelliğin bir gerçeklik haline geldiğini belirtmekle, istisna olanın enformel işlerin değil düzenli ve formel işler olduğunu ortaya koymaktadır.benzer gelişmelerden Türkiye nin bağımsız olduğu düşünülemez. Kentsel alanlarda düzenli istihdam olanağının giderek daraldığı, enformelliğin daha yüksek olduğu işlerde ise bir artışın olduğu görülmektedir. Kuşkusuz bu durum kadın istihdamını fazlasıyla etkilemektedir. Çünkü enfromellik ve güvencesizlik özellikle kadın çalışanlar arasında oldukça yaygındır. Kadınların düzenli ve güvenceli isitihdama erişim olanağı giderek daralmaktadır. Nitekim 2008 yılından 2009 yılına gelindiğinde ücretli ve yevmiyeli çalışan kadınların istihdamında yalnızca 24 binlik bir artış olmasına karşın, kendi adına bağımsız çalışan kadınların sayısında 133 binlik, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların sayısında ise 118 binlik bir artış olmuştur. Bir yıl içinde artan kadın istihdamın %91 i ücretsiz aile işçileri ve bağımsız çalışanlardan oluşmuştur. Kendi adına bağımsız çalışan kadınların sayısında artışın yaklaşık %80 ni ise kentlerde gerçekleşmiştir. Türkiye de kadınların çok yüksek oranlarda olmasa bile işgücüne katılım ve istihdam oranlarının yükseldiği, ancak işsiz ve kayıt dışı istihdam edilen kadın sayısında bir artışın olduğu görülmektedir. Dolayısıyla veriler Türkiye de de ekonomik krizin kadınların istihdamını değil, daha kazançlı ve güvenceli işlerden yararlanma imkanlarını azalttığını göstermektedir. Bu gerçek kadınların daha çok ev içinde gelir getirici bir faaliyete yönlendikleri, evin dışında çıkmadan ve sorumluklarını aksatmadan işgücü piyasasına katılmasının beklendiği ve sağlandığı tezini desteklemektedir. Bu eğilimin ileriki dönemlerde devam edeceği tahmin edilebilir. Çünkü kadın istihdamının artırılmasına ilişkin resmi belgelere bakıldığında, kadın istihdamının artırılması için gündeme getirilen yegane çalışma şeklinin esnek ve kendi hesabına çalışma modeli olduğu görülmektedir. Bilindiği gibi devlet, özellikle, uyguladığı gelişim stratejileri ile kadın ve erkek emeğine olan talebi, eğitim kaynakları ve diğer devlet hizmetlerini 9

11 sağlayarak da kadın arzını ve şeklini etkiler. Ancak bu politikaların kadınların güçlenmesini sağlaması ve işgücü piyasasındaki eşitsiz konumlarını değiştirebilmesi, patriyarkal aile sistemi ve zihniyetini ne ölçüde değiştirebildiği ile yakından ilişkilidir. Kamu politikası ve staretijilerinin böyle bir etki yaratabilmesi için, kadın istihdam sorununun teknik bir konuya indirgenmemesi ve daha çok topluma ait cinsiyete ilişkin ön yargıları kırmaya dönük bütünlüklü bir nitelik göstermesi gerekir. Ancak kadın istihdamının artırılmasının koşullarını arar görünen hükümet ve yerel yönetimlerin söylem ve politikalarına bakıldığında patriyarkal aile sistemiyle bir sorunlarının olmadığı hatta bu yapı ve zihniyeti derinleştiren bir niteliğe büründüğü ve bu zihniyetle uyumlu çalışma biçimlerini kadınlara ön gördüğü anlaşılmaktadır. Örneğin hükümet kadınların çocuk bakım yükümlülüğünü tek başlarına üstlenmelerinin, çalışmalarının önündeki en önemli engel olduğunun farkındadır. Buna rağmen, kamunun ürettiği hiçbir belgede bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması, çocuk yuvaları ve kreşlerin açılması yer almamaktadır. Tersine bu yükümlülüğe ilişkin toplumsal kabulü hiç değiştirmeden hatta derinleştiren stratejileri gündeme getirmektedir. Örneğin uzun bir süredir, istihdam sorununun aşılması noktasında gündeme getirdiği politikalarının odağına, düzenli işler yaratma ve kadınların erkekler gibi düzenli istihdama eşit koşullarda katılmasına yönelik toplumsal bir hedefi değil, kadınlar için özellikle bakım yükümlülüğü ve ev işleri ile uyumlu esnek ve kendi hesabına çalışmayı aldığı gözlemlenmektedir yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı yasa ile işgücü piyasasının esnekleştirilmesine yönelik önceki kanun döneminde yer almayan kısmi zamanlı çalışma, telafi çalışması, çağrı üzerine çalışma, geçici çalışma gibi esnek istihdam modelleri düzenlenmiştir. Yeni dönemde gündeme gelen torba yasada da uzaktan çalışma, evde çalışma gibi yeni esnek çalışma modelleri benimsenmişti. Son anda yasasallaşmasından vaz geçilen bu düzenlemelerin yenileri ile birlikte gelecek dönemde yeniden gündeme gelmesi muhtemedir. Çünkü istihdamın artrılmasına ilişkin stratejilerin odağını işgücü piyasasının esnekleştirilmesi yer almaktadır. Örneğin, 9. Kalkınma Planında kayıt dışılığın azaltılması ve istihdamın artırılması için iş ve işgücü piyasasında esnekliğin artırılacağı belirtilmiştir. Oysa kriz dönemlerinde şirketler düzenli istihdamı azaltmakta, sonraki dönemlerde ise işçileri daha çok güvencesiz olarak işe alma eğilimde olmaktadırlar. Korunmasız ve düzensiz istihdamın artışı yasa dışı istihdamı olduğu kadar, yasal bakımdan korunmanın zorunlu olduğu işyerlerinde bile yasa dışılığı teşvik etmektedir. Günümüzde esnek çalışma biçimlerinin kadınlarla özdeş hale geldiği bilinmektedir. Dolayısıyla işgücü piyasasının katı olduğunu! düşünen hükümetin piyasayı esnekleştirme çabalarının daha çok kadın istihdamını etkileyeceği açıktır. Bunun en belirgin etkisi kadınların düzenli-ücretli işlerde giderek daha az sayıda yer bulmaları dolayısıyla zorunlu olarak, patriarkal denetimin damgasını taşıyan ve bu nedenle bir güçlenmeden çok bağımlılığı artırıcı bir etkiye sahip olan esnek çalışma biçimlerinde yoğunlaşmalarıdır. Bu durum yeni dönemde kadınların güvencesiz, belli tür işlerde yoğunlaşmasına yol açarak emek piyasasında mevcut eşitsizliği daha fazla derinleştirecek bir etkiye sahip olacağı söylenebilir. Çünkü devlet kadınlar için kadının çalışmasını yeniden bir tek annenin sorumluluğunda olan çocuk bakımı ile birlikte örgütlemekte, kadınların istihdamında zamanı(ev ve işleri ile uyumlu, muhafazakar aile yapısını zedelemeden) kendine özgü yapılandırılmasına olanak sağlayacak düzenlemeleri ve toplumsal mekanizmaları yaratmakta, böylece kullanılmayan kadın emeğini mümkün olduğunca emek piyasasına çekmeye hazırlanmaktadır 10

12 Kadın İstihdamı, Ama Nasıl? İşveren örgütlerinin, çalışma ilişkilerinin esnekleştirilmesine dönük çabalarıyla, kadın istihdamına yönelik ilgilerinin eş zamanlı gelişmesi düşündürücü. Kadınların yararına bir istihdam artışı ancak çalışma koşullarını belirleyen bir dizi etken kadınlar lehine düzeltilirse mümkün. Handan ÇAĞLAYAN -Sendika Uzmanı- Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya genelinde çalışabilir durumdaki iki kadından yaklaşık olarak birisi işgücüne katılmaktadır (yüzde 51.6). Türkiye de ise bu oran, dünya geneliyle kıyaslandığında hayli düşük olup yüzde 26 civarındadır. Dahası kadınların işgücüne katılımı, kırdan kente göçe paralel olarak sürekli bir düşüş eğilimi göstermiştir. Yakın zamana değin, kadınların en fazla istihdam edildikleri alan, tarım alanıydı. Tarımda ücretsiz aile işçisi statüsünde olan kadınlar, kentlere geldiklerinde çalışma yaşamının dışına düştükçe, kadınların işgücüne katılım oranı da düşmüştür. Cinsiyet eşitsizliğinin diğer alanlarındaki tezahürlerinde olduğu gibi bu konu da uzun süre, resmi mercilerce göz ardı edilmiştir. Ancak bir süredir, bu umursamazlıktan kısmen de olsa vazgeçilmeye başlandığını düşündürecek gelişmeler de yaşanmıyor değil. Her fırsatta kadınlardan üç çocuk doğurmasını isteyen, buna karşın kadınların omzundaki çocuk bakım yükümlülüklerinin, erkek, işveren ve devlet tarafından paylaşılmasına yönelik herhangi bir girişimde bulunmayan iktidar partisinin hükümet programında, kadın istihdamı konusuna yer veriliyor örneğin söz konusu ilgi hükümet programıyla da sınırlı kalmadı üstelik yılının Mayıs ayında kadın istihdamının arttırılmasına yönelik bir Başbakanlık Genelgesi de yayınlandı. Öncelikle belirtmek gerekir ki, eleştirilebilecek yönlerine rağmen bu konuda bir genelge yayınlanmış olması anlamlıydı.böylesi bir belgenin ortaya çıkmasında, akademik alanda kadın emeği ve istihdamına ilişkin yaratılan bilgi, birikim ve duyarlılığın, ayrıca kadın hareketinin ilgisini özellikle son yıllarda çalışma yaşamına, buradaki cinsiyete dayalı ayrımcılıklara ve sendikal örgütlenme mücadelesine de yöneltmeye başlamasının önemli bir etkisi vardı. ilişkin yaratılan bilgi, birikim ve duyarlılığın, ayrıca kadın hareketinin ilgisini özellikle son yıllarda çalışma yaşamına, buradaki cinsiyete dayalı ayrımcılıklara ve sendikal örgütlenme mücadelesine de yöneltmeye başlamasının önemli bir etkisi vardı. Dolayısıyla eksikliklerinden yola çıkarak Başbakanlık Genelgesi ni tümüyle önemsizleştirmek, yukarıda sayılan olumlu etkenleri de göz ardı etme riskini barındırır. Öte yandan, kadın istihdamı konusunun, işveren örgütlerinin de ilgisine mahzar olmaya başlaması, söz konusu ilgi artışında, başka etkenlerin de rol oynadığına işaret ediyor. Nitekim işveren örgütlerinin, çalışma ilişkilerinin esnekleştirilmesine dönük çabalarıyla, kadın istihdamına yönelik ilgilerinin eş zamanlı gelişmesi düşündürücüdür. Tek başına kadın istihdamı yetmez. Niyetleri bir yana bırakıp somut durumun değerlendirmesinden hareket edilecek olursa, başka değişkenler sabitken sadece kadın istihdamının arttırılmaya çalışılmasının, kadınlardan ziyade işverene yarayacağı açıktır. Çünkü kadınların çalışma yaşamına katılım düzeyi ve çalışma koşulları bir dizi etken tarafından belirlenmektedir ve kadınların yararına bir istihdam artışı da ancak bu et- 11

13 lerin, kadınların lehine düzeltilmesi eşliğinde mümkün olabilir. Başka türlü değil. Kadınların çalışma yaşamındaki yerinin belirlenmesinde, toplumsal cinsiyet göstergeleriyle sosyo-ekonomik göstergeler birlikte rol oynar. Ülkemizde her iki bağlamda da derin bir eşitsizlik durumu mevcuttur ve bunlar, kadınlar açısından birbirlerini pekiştirici etkide bulunurlar. Söz konusu eşitsizliklerin kıskacındaki kadın istihdamının temel özelliklerinden birisi de kayıt dışılıktır. Kadınların enformel sektörde yoğunlaşmasında, çalışma yaşamının cinsiyetçi yapısı kadar bakım yükümlülükleri de pay sahibidir. Özellikle kriz dönemlerinde kadın istihdamının daha fazla enformelleştiği gözlenmektedir. Yaşam koşullarının çalışmaya zorladığı düşük becerili kadın işgücünün formel sektörde iş bulma olanağı zaten çok düşüktür. Bakım yükümlülükleri, bu kısıtlı olanağı da ortadan kaldırmaktadır.siyasi iktidarın gündeminde, bakım yükümlülüklerinin paylaşılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi çalışma yaşamında kayıt dışılığa son verilmesine ya da düzenli ve sürekli çalışmayanların, sosyal güvenlik hakkından yararlanmasını sağlamaya yönelik önlemler bulunmamaktadır.buna karşın, 4857 sayılı İş Kanunu yla çalışma yaşamımıza resmen giren esnek çalışmanın alanının, Torba Yasa Tasarısı nda görüldüğü üzere genişletilmesine yönelik girişimler var. İşverenler ise bir yandan esnek çalışmayı savunurken diğer yandan kadın istihdamının arttırılmasını dert ediniyor. Öyle görünüyor ki, kadın istihdamı konusunu, hem sosyal adaletin tesisini hem de cinsiyet eşitsizliğiyle mücadeleyi içerecek bir bağlama oturtmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Kaynak:BİA Haber Sağlıkta Performans Uygulaması SES Genel Merkezi Çalıştığın kadar para alacaksın söylemi ile emekçileri kandırmanın aracı olarak kullanılan, Performansa dayalı ücretlendirme sisteminin en yoğun uygulandığı alan Sağlık Bakanlığı hastaneleridir yılında başlatılan performansa göre ücretlendirme, bugün Üniversite hastanelerinde de uygulanır olmuştur. SES, bu uygulamanın başladığı ilk yıllarda; yol açacağı sıkıntıları anlatarak karşı çıkmasına rağmen, sağlık emekçilerinin önemli bir kısmı tarafından çalışanla çalışmayanın ayırt edileceği, çalışanın çalıştığı kadar ücret alabileceği bir sistem olarak görülmüş, yanılmasa yaratılmıştır. Çok uzun bir zaman geçmeden de gerçek ortaya çıkmıştır. Çünkü performans ücretlendirmesi sonrası, emekliliğe de yansıyan temel ücret hep düşük tutulmuştur. Performansla alınan ücret garanti olmadığı gibi, emekliliğe de yansımamaktadır. Daha kötüsü, bu sistemde çok daha yoğun çalışma, daha fazla sömürü vardır. Bu durumdan her zaman olduğu gibi kadınlar daha fazla etkilenmektedir. Performansa göre ücretlendirmenin kadınlara yönelik etkilerini daha açık gösterebilmek için, Ankara Numune ve Araştırma hastanesinde çalışan SES üyeleri Öznur ÖZTOPAL, İlknur BAŞER ve İsmail ALTINDAL tarafından yapılan ve Nisan 2010 da SES tarafından gerçekleştirilen Hemşirelik Sempozyum una sundukları araştırmayı sizlerle paylaşıyoruz. 12

14 Değerlendirme Sonucunda; 2003 yılında olan ameliyat sayısının, performansa dayalı döner sermaye ödemesinin başladığı 2004 yılında %110 artış göstererek olduğu görüldü yılında ye çıkarken, 2008 yılından itibaren bin arasında stabilize olduğu görüldü. Ameliyat oranlarındaki bu artışın ameliyathane hemşirelerine yansımasına geçmeden önce ankete katılanların kadın olmalarından dolayı aile durumlarına baktığımızda; % 50 si bir çocuk, %33 ü iki çocuk sahibi, %17 inin ise çocuğu yok. Katılımcılar; karşılaştırma açısından performansa dayalı döner sermaye uygulaması başlamadan önce ve sonrasında çalışanlar arasından seçildi. 1- Performansa dayalı döner sermaye uygulaması başladıktan sonra iş yoğunluğunuz arttı mı? sorusuna tüm katılımcılar evet yanıtını verdi. 2- İş yoğunluğunuz ne kadar arttı? sorusunu %42 si %100 arttı, %26 sı %50 90 arası, %21 i %30 40 arası, %11 i %100 ün üzerinde arttı şeklinde cevapladı. 3- Artan ameliyat sayısından kaynaklı iş yoğunluğu sizi nasıl etkiledi, 1 den 8 e kadar önem sırasına göre işaretleyiniz sorusunda; Birinci sırada işaretlenen maddeler ve oranları; Bel ve sırt ağrılarım arttı %36.6, iş barışı bozuldu %27.27, arkadaşlarımla sohbet etmeye vaktim kalmadı %18.1, dikkat dağınıklığı yaşıyorum %9.15, bacak ağrılarım ve varisim arttı %9.15 İkinci sırada işaretlenen maddeler ve oranları; baş ağrılarım arttı %22.2, huzursuz ve sinirliyim %18.1, dikkat dağınıklığı %9.15, bacak ağrılarım ve varisim arttı % Performanstan sonraki iş koşulları, iş dışı (özel) yaşamınızı nasıl etkiledi? sorusuna verilen yanıtlar ise; Dinlenmeye vakit bulamama, kronik yorgunluk, sürekli uyuma isteği Eşe ve çocuklara ayıracak gücü ve vakti bulamama, Aile içi iletişim bozukluğu, ailede huzur bozukluğu Sosyal yaşantı sıfırlanması, ev-iş arasına sıkışan hayatlar Arkadaşlara, hastalara, tüm insanlara sabırsızlık Kendini köle olarak görme Performans nedeniyle ücret kaybına uğramamak için yıllık izin kullanamama Araştırma sonucunda görülmektedir ki; Performansa dayalı döner sermaye ameliyathane hemşirelerinin iş-ev yaşamlarını ve sağlığını ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir. Bu durum örgütlenmeye de engel olmaktadır. Ev-iş dışına çıkmayan, uyuma-dinlenmeyle sınırlı kalmış yaşam aynı zamanda tükenmişlik yaşatmaktadır. Sonuç Yerine; Biz kadınların her alanda yaşanan olumsuzluklardan payına nasıl hep daha fazlası düşüyorsa, performans uygulamasında da aynısı olmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerimizden kurtulamadığımız, ev işi, yemek, çocuk, hasta, yaşlı bakımı işleri toplumsallaştırılmadığı sürece bu etkilenmeler sürecektir. Ancak en aza indirgemek için bugün karşı çıkacağımız ve mücadelemizi gerektiren birçok uygulama bulunmaktadır. Performans ücretlendirmesi de bunlardan biridir. (Araştırma Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi nde yapılmıştır) 13

15 KADINLARI DA GÖREN BİR ANAYASA VE SEÇİM SİSTEMİ İSTİYORUZ. Yaşar TARAKÇI OKUDAN -KESK Kadın Dairesi- KESK ve KESK e bağlı sendikalar, kurulduğu günden bu güne demokratik taleplerle ekonomik ve özlük taleplerin birlikte savunulması gerektiğini tüzüklerine yazmışlar, mücadele perspektiflerini bu doğrultuda belirlemişler, eylem ve etkinliklerini buna göre yapmışlardır. Bugün için demokratik taleplerimizin başında demokratik bir anayasa ve demokratik seçimler; kamu emekçileri ve toplumun tüm kesimleri için siyaset yasağının kaldırılması gelmektedir. Toplumun ve KESK in yarısını oluşturan biz KESK li kadınlar için de bu böyledir. Çünkü 8 Mart ın üzerinden 101 yıl geçmiş olmasına rağmen, taleplerimiz daha da artarak güncelliklerini korumaktadırlar.dün olduğu gibi bugün de; Kadınlar olarak şiddetle karşı karşıyayız, namus, töre denilerek yaşama hakkımız elimizden alınıyor ve başta meclis ve yardı olmak üzere herkes izlemeyi yeğliyor. Sokakta, evde, işyerinde taciz ve tecavüz tehdidiyle yaşıyoruz, Ev, çocuk ve yaşlı bakımı bizim üzerimizden ücretsiz olarak gördürülüyor. İkincil cins olarak aşağılanıyoruz, genellikle ucuz iş gücü olarak tanımlanırken emeğimizin karşılığında eşit işe eş değer ücret alamıyoruz. Geleneksel kadınlık rollerin devamı olan mesleklere ve dolayısıyla bu mesleklerin edinildiği eğitim alanlarına yönlendiriliyoruz. Bedenimiz üzerinden siyaset yapıldığı gibi etnik kimliğimizi özgürce dillendirebilme ve anadilimizi her alanda kullanma hakkından yoksunuz.yüz yıl öncesinde olduğu gibi 8 saatlik iş günü hakkından yoksunuz.yüz yıl öncesinde olduğu gibi 8 saatlik iş gününün olmadığı, güvenceli ve iş güvenliği önlemlernin alınmadığı işyerlerinde çalışıyoruz. Cinsiyet, cinsel yönelim, medeni hal gibi nedenlerle her türden cinsiyet ayrımcılığını sonlandırmak için, her alanda varlığını sürdüren ataerkil zihniyetle karşı karşıyayız. KESK e bağlı sendikaların üyesi olan kadınlar için tüm bu sorun ve talepler geçerliliğini korumaktadır. Aynı zamanda tüm kadınlarla taleplerimizin kesiştiği görülmektedir. Bu yılki genel seçimler ve yeni bir anayasa oluşturma sürecinde de taleplerimizi öne çıkarmak, 8 Mart ın 101 yıl öncesinde olduğu gibi kadınlar için hak taleplerinin yükseltildiği bir gün olacaktır. Kadınlar istihdam, yoksulluk, ev işleri ve çocuk bakımı, bedenleri üzerinde söz sahibi olma ve kendi anadillerini kamusal alanda kullanarak hizmetlere erişme sorunlarını ve çözüm önerilerini çeşitli yöntemlerle kamuoyu önünde dile getirme olanağını kullanmalıdır. 82 Anayasası militarist ve erkektir. Kadını eş, anne kimliğiyle bağımlı bir birey olarak görerek; çocuklar, yaşlılar ve engelliler ile birlikte korunmaya muhtaç statüsünde tanımlamıştır. Erkek egemen diliyle kadınları yok saymakta, kadınları bağımsız bir birey olarak görmemekte, kadınların toplumsal bir grup olarak ezilmişliğini görmezden gelmektedir. Pozitif destek adı altında içi boş, göz boyayan iyileştirmeler 14

16 yapılmasına rağmen hala anayasa cinsiyetçidir. 12 Eylül 2010 da yapılan referandum süreciyle anayasada yapılan değişiklikler (daha önce 81 maddede birçok kez yapılan değişiklerde de olduğu gibi) 12 Eylül 1982 darbe anayasasının karanlık, baskıcı, anti demokratik ruhunu ve militarist, erkek, Türk, Sünni ve sermayeden yana olma özelliğini ortadan kaldırmamıştır. Oysaki çözümün yeni bir anayasa olduğu konusunda artık tüm toplumsal kesimler hemfikirdir. Yeni anayasa eskiden kopma, yeni bir siyasal ve toplumsal yapı oluşturma anlamına gelir. Özü korunarak yapılan değiştirme yeni bir anayasa ortaya çıkarmamaktadır. Hazırlanacak yeni anayasa bireyin, toplumun, halkların, sınıfların, cinslerin, inançların özgürlük alanını genişleten, yaratıcı ve özgürlükçü bir özellik taşımalıdır. Bütün toplum kesimlerini kapsayan, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf bir süreçte hazırlanmalıdır. Anayasaların bizim açımızdan önemli özelliklerinde biri de sadece mevcut sistemi yansıtmamaları; aynı zamanda olması istenen ekonomik, politik ve toplumsal yapı tercihini de göstermeleridir. Görünen odur ki AKP hükümeti insan haklarına dayalı, demokratik bir anayasa yapma isteğinde değildir.bugün kadınlar, ezilen tüm kesimler ve emekçiler olarak anayasadan beklentimiz; taleplerimizin karşılanarak yaşama, çalışma, sosyal güvenlik, sağlık, konut, beslenme, eğitim ve sendikal hakların güvenceye alındığı bir sözleşme yapılmasıdır.siyasi partiler ve seçim yasasının demokratikleştirilerek seçimler sürecinde kadınların eşit temsil edilmelerini sağlama, seçim barajının ortadan kaldırılma sı söz söyleme mekanizmalarında olmalarının önünü açacak acil taleplerdendir. Bunlarla birlikte kadınların yaşamın her alanında aktif olarak yer alabilmeleri içinkadınlar lehine yapılacak olumlu ayrımcı uygulama taleplerinin karşılanması da gerekmektedir. Kadınların toplumsal bir grup olarak ezilmişliğini görmezden gelen mevcut anayasa yerine yeni anayasanın bu anlayıştan sıyrılmış bir yaklaşımla ele alınması, demokratik ve temsilde adaletin sağlandığı seçimlerin gerçekleştirilebilmesi tüm bu süreçlerin cinsiyetçi dil kullanılmadan, cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alınması için kadınların mücadelesi önemlidir. KESK li kadınlar bu mücadelenin ön saflarında olacaktır. 8 Mart 2011 kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinde önemli tarihlerden biridir. Seçimler, yeni anayasa ve kadınlar olarak taleplerimizin karşılanması için mücadele edeceğimiz bu süreçte de, kadınlar için önemli bir tarih yaratmanın önünde engel var mıdır? 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününün yolumuza ışık tutması umuduyla Kaynakça: Çalışma Raporu, 8-9 ocak 2011,KESK 15

17 KADINLAR İÇİN BAŞKA BİR YER Sakine Esen YILMAZ -Eğitim Sen İzmir 1 No lu Şune Kadın Komisyonu Biz kadınlar, geçmişten günümüze eşit birer yurttaş olarak toplumda yer alabilmenin mücadelesini yürüttük. Ana hukukunun geçerli olduğu; özel mülkiyetin, sınıfların, iktidarın olmadığı doğal toplum aşamasında yarattığımız; fakat bugün zorla mahrum bırakıldığımız özgürlük eşitlik, adalet gibi değerlerin peşinde koştuk. Bizim olanı geri alma ve yeniden hakça paylaşma da diyebileceğimiz bu mücadele bugün belli bir aşamaya geldiyse de henüz istediğimiz yere ulaşmış değildir. Kadın mücadelesinin öncülerinden OLYMPE DE GOUGES (7 Eylül 1791) Kadının ve Kadın Yurttaşın Hakları Bildirgesi nde Biz, anneler, kız çocukları, kız kardeşler, ulusun temsilcileri, Ulusal Meclis e alınmayı talep ediyoruz. Toplumun sefaletinin ve siyasal iktidarların ahlâki bozulmuşluğunun başlıca nedenlerinin, kadınların haklarının tanınmaması, unutulması ya da göz ardı edilmesi olduğunu göz önüne alarak, kadınların doğal, devredilemez ve kutsal haklarını bir bildirgeyle ilân etmeye karar verdik. diyerek yurttaşlık mücadelesini başlattığında istediği şüphesiz bugün geldiğimiz nokta değildi. Çünkü kadınlar geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından sonra neredeyse tüm ülkelerde seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdi. Buna rağmen O. DE GOUGES un bahsettiği toplumsal sefalet ve iktidarın ahlaki bozulmuşluğu sona ermedi. Elbette kadınların yerel yönetimlerde genel mecliste temsil oranlarının düşüklüğü ya da siyasete katılımlarının önündeki farklı engeller tartışılabilir. Ancak tüm bunlar aşılsaydı ve parlamentoda kadınlar eşit biçimde temsil edilseydi de toplumsal sefalet ve iktidarın yozlaşması devam edecekti. Çünkü asıl çıkmaz liberalizmin kendisidir. Kadınlar sömürünün en inceltilmiş halini liberalizmde yaşıyor. Sahte özgürlük anlayışıyla liberalizm, erkek egemen iktidarını daha da derinleştirmiş, kadını adeta bir meta haline getirmiştir. Bu yüzden liberal demokrasi ve temsil sisteminin kapsamlı bir eleştirisi yapılmadan kadının kurtuluşu ve özgür yurttaşlığı konusunda atılacak adımlar yetersiz kalacaktır. Temsili demokraside halk kendisi adına karar verecek kişileri seçerek parlamentoya gönderir. Seçilen kişilerin halkı ne kadar temsil ettikleri edebilecekleri konusu ise önemli bir sorundur. Çünkü en nihayetinde temsilciler her konuda halkın görüşlerini değil kendilerinin ya da partilerinin fikirlerini hayata geçiren elit bir azınlık olmaktan kurtulamazlar. Buna bir de baraj eklenince temsili demokrasi artık demokrasi yani halkın kendi kendini yönetmesi olmaktan tamamen çıkar. Bu sistemde farklı etnik ve kültürel azınlıkların, gençlerin, kadınların, işçilerin, işsizlerin, köylülerin mecliste temsil edilebilmelerinin olanakları neredeyse yoktur. Temsili demokraside halk uzakta görünmeyen bir yerde soyut bir topluluktur adeta. Yalnızca seçim dönemlerinde ete kemiğe bürünür. Kadınlar açısındansa ne yazık ki seçim dönemlerinde de görünür olmak olanaklı değildir. Çünkü liberalizm kendinden önceki devletli sınıflı toplumlar gibi erkek egemen bir zihniyette sahiptir. Kadınların uğrunda mücadele ettikleri Fransız Devrimi ile gelişen günümüz liberal demokrasisinin sahte özgürlük anlayışını aslında Olympe De Gouges un Fransız Devrimi nden bir yıl sonra giyotinle idam edilmiş olması gerçeğinde görmek mümkündür. Bu yüzden kadınların sistem dışı farklı çözümlere ihtiyacı var. Siyaseti elit bir azınlığın elinden kurtarmak kadınların ve ötekileştirilerek bir kenara itilen herkesin, eşit ve özgür birer yurttaş olarak karar alıcı ve uygulayıcı olmaları farklı bir zihniyetle, politik ve ahlaklı toplumun yaratılmasıyla mümkündür. 16

18 Ahlaklı ve Politik Toplum Başa dönüp OLYMPE DE GO- UGES un iki yüzyıl önce sorduğu soruları yeniden yanıtlayalım: yeniden canlandırılmasına ve yaşam bulmasına bağlıdır. Bu ise gerçek demokrasiyle mümkündür. Birol ERTAN : Demokrasi ve Doğada insanın Adam, sen, adil olabilir misin? Sana Yerel yönetimler adlı insana, erkeğin bu soruyu bir kadın soruyor. En azından makalesinde Demokrasi, gerçek anlamıyla, kadına tahakkümüne benzer benim cinsimi baskı altına alan, kendinden komünlerde doğmuş bu hakkı ondan alamazsın. Söyle bana, bir ilişki biçimi menkul iktidarı kim verdi sana? Gücün mü? ve yaşamıştır. Gerçek yoktur. Her can-yeteneklerilı doğada kendi Yakınlaşmayı ister göründüğün doğanın rudan demokrasinin, mi? Yaratıcıyı hikmetinde tanı. demokrasi olarak doğ- türünü, farklılığını koruyarak ret edebilirsen, senin baskıcı egemenliğine dışında yaşaması ve ge- ihtişamı içinde şöyle bir yürü ve eğer cesa- komün gibi birimler özgürce yer alır. kaynak oluşturabilecek bir örnek bul lişmesi düşünülemez Toplumsal yaşam, doğanın birebir insan yaşamına ak- yaşadıkları sokaktan başlayarak komün- diyor. O halde kadınlar tarılması biçiminde olacak diye bir koşul ler, mahalle ve kent meclisleri oluşturarak; yok; ancak insanın doğal yaşamdan kopmaması da insanın varlık koşuludur. Doğa yapıyla kendilerini ilgilendiren her konuda doğrudan demokrasi de diyebileceğimiz bir ile toplum arasındaki uyumun bozulmasının insanın kendine yabancılaşmasına, ğımızın tozu,yanmayan lambası,olmayan karar ve uygulama gücü olabilirler.soka- mekanikleşmesine ve daha pek çok soruna neden olduğu, olacağı açıktır. İktidarcı zenlenmesinden tutalım da kadına yönelik parkı,pazar yeri..gibi fiziki koşulların dü- erkek egemen sistemler toplumun doğal her türlü şiddete karşı yaptırımlara kadar gelişimine ket vurmuştur. Kapitalizm ise birçok şeyi kendimiz kararlaştırıp kendimiz uygulayabiliriz.böylece yaşamımızı bunun son ve en barbar biçimidir.toplumsal var oluş iktidara-devlete-sınıflara ve doğrudan etkileyen yerel yönetim politikalarına da bir kadın bakışı getirebiliriz.ye- ataerkine dayalı oluşmamıştır. Toplumun oluşumunda ve doğasında aslında bunlar yoktur. İnsanlar uzun zaman boyunca elbette genel politikalara da yön verecektir. rel yönetimlerde güçlü bir kadın bakışı ise devletsiz, sınıfsız ve tahakküm kurmadan Bu tarz bir örgütlenme tabanın her konuda daha fazla inisiyatif olmasını ve gide- yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Bugün bile bu ilişkilerin izlerini toplumsal belleğimizde ve günlük yaşantımızda bulmak başlayarak günlük hayatımızdan çıkmasını rek erkek egemen iktidarın sokağımızdan mümkündür. İnsanların yüz yüze ilişki kurabildikleri hemen her yerde karşılıklı gü- özgürleşmiş alanlar yaratmak ellerimizde.. sağlayacaktır.kendimiz için başka bir yer, ven, yardımlaşma ve saygı temelinde gelişen bir yaşam tarzı vardır. Köylerde yapılan imecelerde, komşuluk ilişkilerinde bunlar, rahatlıkla görülebilir. Kadınlar merkezi iktidarın uzağında olmaları dolayısıyla doğal toplumdan getirdikleri bu ruhu koruyabilmiş ve günümüze kadar taşıyabilmişlerdir. Başka bir dünya yaratma iddiası da kaynağını yine buradan almaktadır. Kadınların eşit birer yurttaş olabilmesi, bu ruhun 17

19 KENTİ DÖNÜŞTÜRMEK ; YAŞAMI DÖNÜŞTÜRMEKTİR Yeşim Dinçer (Sosyal Haklar Derneği) Diyarbakır Bağlar Belediyesi nin ev sahipliğini üstlendiği 3. Uluslararası Kadın Konferansı (5-6 Şubat 2011) bu yıl Kadın Kentlerine Doğru başlığını taşıyordu. Akdemisyenler, aktivistler, belediye başkanları, yerel yöneticiler, sosyal politika uygulayıcılarından oluşan yaklaşık 250 kadın deneyimlerini paylaştı; kadın ve kent politikalarını tartıştı. Konferansın ilk oturumu Kadınlar nasıl kentlerde yaşamalı? başlığını taşıyordu; nevarki tartışmalar asla kentsel alanla sınırlı kalmadı. Bu çok katmanlı sorun iki gün boyunca, medya, kültür, ana dilde eğitim, kaynakların cinsiyete bağlı dağılımı, kırsalın dönüşümünü de kapsayacak şekilde genişledi. Sermayenin küreselleşmesi ve neo-liberal politikaların kadınların hayatları üzerinde yarattığı tahribat açıkça görülebiliyordu. Avrupa dan Amerika ya, farklı coğrafyalardan, farklı deneyimler biriktirerek gelen kadınlar; özelleştirmeler sonucu yaşanan işsizlikten, kamusal hizmete ayrılan kaynakların, sosyal yardımların kısılmasından şikayetçi oldular. Bunun kentsel yaşama yansıması ise, kentteki iktidar örüntülerinin pekişmesi, özel alan-kamusal alan ikiliğinin büsbütün katılaşmasıydı. Yeni bir yaşam tahayyülünü hayata geçirmek isteyen kadınlar, sermayenin, devletin ve erkeklerin direnişiyle karşılaşıyordu. İran Kürdistanı ndan Harvardlı profesör Kajal Rahmani, pek çok ABD li kadının emeklilik hakkından da bireysel sağlık sigortasından da yoksun olduğunu, fiziksel, duygusal ya da ekonomik şiddete maruz kaldığı evlilik ilişkisine sırf bu nedenle katlandığını anlattı; kadınları, dünyanın en büyük azınlığı olarak niteledi. Aşk ve evlilik, dünyanın sözümona en zengin ülkesinde Hollywood filmlerindeki gibi yaşanmıyordu. Salona zaman zaman çöken karamsarlık, direniş hikâyelerinin üç dilde (Türkçe, Kürtçe, İngilizce) paylaşılmasıyla dağıldı. Arjantin den gelen konuşmacı, topraklarına ve su kaynaklarına el koyan uluslararası tekellere karşı yerli kadınların verdiği ekolojik, politik mücadeleyi aktarırken; Meksikalı aktivist, kadına karşı şiddeti ve tecavüzü olumlayan 18

20 televizyon kanalını nasıl işgal ettiklerini anlattı. Bununla da yetinmeyip hükümetin şiddete karşı harekete geçmesi için sokağa dökülmüşlerdi.bağlar, Dersim, Nusaybin, Doğu Beyazıt kadın belediye başkanlarının konuşmalarını dinlemek de ümit vericiydi. Kadın çalışanların ve kadın yöneticilerin sayısını arttırdıklarını; cinsiyetçi rollerin aşındırılması için çalışmalar yaptıklarını; kadınları daha güçlü ve donanımlı kılmak için belediyenin imkanları dahilinde meslek edindirme kursları, psikolojik ve hukuksal danışma merkezleri açtıklarını; bütçeyi cinsiyetlendirerek tanzim ettiklerini; en önemlisi de kadınlarla ilgili kararların bizzat kadın meclisleri tarafından alındığını belirttiler. Belediyelerin kısıtlı imkanları ve bölgenin özgül politik sorunlarına rağmen bu çabaların başlatılmış ve sürdürülüyor olması, mücadelelerini çok daha değerli kılıyor. Konferans ta Ortaya Çıkan Sonuç ve Kararlar * Kentlerde demokrasi kültürünün oturması. * Tüketimin örgütlenmesi yerine kadınların aktif ve örgütlü katılımıyla üretim alanlarının oluşturulması ve örgütlenmesi. *Yerellerde kadın meclislerinin oluşturulması. *Feminist medyanın oluşturulması için çalışmalar yürütülmesi. * Militarizme, milliyetçiliğe ve cins ayrımcılığına karşı aktif politik yerel mücadele. * Kadınların kendilerini güvende hissedebileceği gündelik yaşam ihtiyaçlarının karşılandığı (kreş, aydınlatma, çocuk parkları, sağlık ocakları, ulaşım vb.) kendilerine özgü hayaller kurabileceği kentler yaratmak. *Cinsiyet temelli bütçenin oluşturulması için mücadele. * Türkiye nin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı na koyduğu çekincelerin kaldırılması için aktif çalışma yürütmek. * Karar mekanizmalarında ve istihdamda, kadınların yer alması için, pozitif ayrımcılık ve kota uygulamalarının yürürlüğe konulması için mücadele. * Kentlerde kadınların ezilmesi, sömürülmesi, dışlanması, sınıfa, cinsiyete ve etnik kimliğe dayalı kesişmelerle ağırlaştığını görerek yeni demokratik yerel politikalar üretilmesi. * Kentsel dönüşüm projeleri, toplumsal çeşitliliği ortadan kaldırarak tektipleştirmenin yanı sıra ekolojik yıkım, yerel halkı yoksullaştırma ve rant ekonomisini besleme gibi sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu nedenle de kent hakkı için mücadele, sermayeye karşı mücadeledir. Kadınlar kentleri dönüştürerek yaşamı dönüştürmelidir. * Ortadoğu da yaşanan kaotik süreçten en fazla etkilenen kadın ve çocuklar olması nedeniyle bu sürecin yok sayılan halklar lehine dönüşmesi için aktif çalışma. * İran rejiminin uyguladığı idam cezaları kınanmış olup, idamlara derhal son verilmelidir. * Meksika ve Amerika başta olmak üzere bütün yerli halkların varoluş mücadelelerini destekleyici politikalar. * Kadınların katılıma ilgisini oluşturmak, katılım mekanizmalarını ve bilgiyi kolay erişebilir hale getirmek temel hedeftir. Bu amaçla kadınların birlikte çalışmaları bir araya gelmeleri deneyimlerini paylaşmaları, politika üretmeleri ve dayanışmaları için kadın kurumlarının iletişim ağlarının kurulması ve güçlendirilmesi. *Yukarıda belirtilen ve üzerine çözüm önerileri sunulan sorunların ülkede yaşanan Kürt sorunundan bağımsız olmadığı, dolayısıyla da sorunların çözülmesi için inkar ve imha politikasından vazgeçilerek sorunu diyalog ve müzakerelerle çözmek yoluna gidilmesi. 19

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

BES Büro Emekçileri Sendikası - Özel Sayı: 116 01 Mart 2013 Sahibi Sendika Adına: Ahmet Kesik (Genel Başkan) Yazı İşleri Müdürü: Ahmet Acar (Genel

BES Büro Emekçileri Sendikası - Özel Sayı: 116 01 Mart 2013 Sahibi Sendika Adına: Ahmet Kesik (Genel Başkan) Yazı İşleri Müdürü: Ahmet Acar (Genel BES Büro Emekçileri Sendikası - Özel Sayı: 116 01 Mart 2013 Sahibi Sendika Adına: Ahmet Kesik (Genel Başkan) Yazı İşleri Müdürü: Ahmet Acar (Genel Basın Yayın Halkla İlişkiler Sosyal ve Dış İlişkiler Sekreteri)

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ

KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ VE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ HAZIRLAYAN MELEK YAĞCI EĞİTİM HEMŞİRESİ 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDET RAPORU

KADINA YÖNELİK ŞİDDET RAPORU İHD İstanbul Şubesi dokümantasyon birimi tarafından, İHD Şubelerine yapılan başvuru, kadın örgütlerinin hazırladıkları araştırma ve inceleme çalışmaları, basın ve yayında çıkan haber, makalelerden yararlanarak

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

Kadına Yönelik. Siddete Karsı. Uluslararası. Dayanısma Günü 25KASIM. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER. 110 Hukuk Gündemi 2013/2

Kadına Yönelik. Siddete Karsı. Uluslararası. Dayanısma Günü 25KASIM. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER. 110 Hukuk Gündemi 2013/2 Kadına Yönelik Siddete Karsı Uluslararası Dayanısma Günü 25KASIM Stj. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER 110 Hukuk Gündemi 2013/2 İnsan Hakları herkes içindir; yalnız erkekler için değil. sözleri

Detaylı

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER...

KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER... KADIN EMEKÇ LER N TALEPLER D SK/GENEL- SEND KASI Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek,

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara TEPAV Binası, 3.Kat Konferans Salonu (TEPAV Binası, TOBB Üniversitesi Kampüsü,Söğütözü Cad.No:43 Söğütözü/ANKARA) Kadın Emeği Konferansı Kavramsal

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek 81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek TEPAV, 2014 2 Neden bu çalışmaya ihtiyaç duyduk? Kadınların durumunu il düzeyinde ortaya koyacak cinsiyete duyarlı verinin

Detaylı

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU 1- Kadın istihdamı özendirilmeli Sorun: Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınların işgücüne katılım oranları yüzde 60-80 aralığında. Gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin Uygulanması

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin Uygulanması Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme CRC/C/TUR/Q/2-3 Dağıtım: Genel 16 Kasım 2011 Aslı: İngilizce Çocuk Hakları Komitesi Altmışıncı Oturum 29 Mayıs 15 Haziran 2012 Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin

Detaylı

KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ

KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ 18.08.2014 KAMU İSTİHDAM BÜLTENİ Giriş Türkiye işçi sınıfı güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının giderek arttığı, taşeronlaşmanın yaygınlaştığı, sendikalaşma olanaklarının giderek azaldığı,

Detaylı

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı.

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı. 13.10. Kadın Komisyonu TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kadın Komisyonu, meslek alanımızdaki kadınların mesleki, sosyal, kültürel, ekonomik dayanışmasını sağlayacak yönde çalışmalar yapmak

Detaylı

KADIN DOSTU KENTLER - 2

KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENT NEDİR? KADINLARIN Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere İstihdam olanaklarına Kaliteli, kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut vb) Şiddete maruz kaldıkları takdirde

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013 Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri Ülker Şener 13.02.2013 Temel sorun alanları Toplumsal yapı: kadın olmaya yüklenen anlam ve toplumsal cinsiyet rolleri İşgücü talebinden kaynaklı sorunlar:

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

KAMU İSTİHDAM RAPORU. Giriş

KAMU İSTİHDAM RAPORU. Giriş KAMU İSTİHDAM RAPORU Giriş Türkiye işçi sınıfı güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının giderek arttığı, taşeronlaşmanın yaygınlaştığı, sendikalaşma olanaklarının giderek azaldığı, çalışma yaşamının

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

Erkek Egemen Toplum ve Kadın İstihdamı

Erkek Egemen Toplum ve Kadın İstihdamı Erkek Egemen Toplum ve Kadın İstihdamı Doç. Dr. Şemsa ÖZAR Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Toprak İşveren Dergisi nin kadın istihdamı üzerine bir yazı yazmam için bana açtığı bu sayfaları, Türkiye

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT

FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT FATMA ŞAHİN DEN KEMAL KILIÇDAROĞLU NA YANIT Ekim 20, 2010-11:37:39 AK PARTİ Kadın Kolları Başkanı Fatma ŞAHİN, CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU'nun AK PARTİ ve AK PARTİli kadınlarla ilgili gerçeği

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71 ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Prof. Dr. A. Gürhan Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı http://www.fisek.org Faks. 0312.395 22 71 İnsana verilen değerin bileşik göstergesi Güvence Sağlık Hak arama

Detaylı

TÜRKIYE NIN EN BÜYÜK KULLANıLMAYAN

TÜRKIYE NIN EN BÜYÜK KULLANıLMAYAN TÜRKIYE NIN EN BÜYÜK KULLANıLMAYAN POTANSIYELI : KADıNLAR T.C. Devlet Planlama Teşkilatı Dünya Bankası TEMEL BULGULAR Türkiye deki birçok kadın çalışmak istiyor ancak çalışmalarını engelleyen bazı zorluklarla

Detaylı

TÜRKİYE HALKINA VE SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ! BU KEZ BİR YA DA BİRKAÇ ÖRGÜT ADINA DEĞİL, YÜZLERCE ÖRGÜTÜN ÜYESİ ENGELLİLER OLARAK KAŞINIZDAYIZ.

TÜRKİYE HALKINA VE SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ! BU KEZ BİR YA DA BİRKAÇ ÖRGÜT ADINA DEĞİL, YÜZLERCE ÖRGÜTÜN ÜYESİ ENGELLİLER OLARAK KAŞINIZDAYIZ. ÜLKEMİZİN ÇEŞİTLİ YÖRELERİNDEN, MİLYONLARCA ENGELLİYİ TEMSİLEN, EŞİT HAKLAR VE BAĞIMSIZ BİR YAŞAM ÖZLEMİNİ HAYKIRMAK; YENİ SEÇİLECEK PARLAMENTOYA VE KURULACAK HÜKÜMETE SESİMİZİ VE İSTEMLERİMİZİ ŞİMDİDEN

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) I. SON BİR YILDA İŞGÜCÜ PİYASASINDAKİ GELİŞMELER (OCAK 2013 İTİBARİYLE) a. İŞGÜCÜ KOMPOZİSYONU:

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) I. SON BİR YILDA İŞGÜCÜ PİYASASINDAKİ GELİŞMELER (OCAK 2013 İTİBARİYLE) a. İŞGÜCÜ KOMPOZİSYONU: TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) (Ocak 2013 TÜİK HİA Verilerinin Değerlendirilmesi) Türkiye İstatistik Kurumu nun (TÜİK) Ocak 2013 Hanehalkı İşgücü İstatistikleri, 14 Nisan 2013 tarihli

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KADIN CALISMALARI ANABİLİM DALI Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği Yüksek Lisans Bitirme Projesi Derya Demirdizen Proje Danışmanı Prof.

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular PLATFORM NOTU'15 / P-3 Yayınlanma Tarihi: 05.02.2015 * Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular Cem Başlevent 1 YÖNETİCİ ÖZETİ Son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, kayıtdışı

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 10-11 Aralık 2005, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 1 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Gençlik Politikasi Geliştirme Sosyal Uyum İnsan Hakları Kültürlerarasi Diyalog Katılım Araştırma AVRUPA KONSEYI VE GENÇLER 40 YILI AŞKIN BIR SÜREDIR AVRUPAYI BIRLIKTE INŞA

Detaylı

Kadın İstihdamının Sorun Alanları Amasya Örneği. Ülker Şener 03.05.2011

Kadın İstihdamının Sorun Alanları Amasya Örneği. Ülker Şener 03.05.2011 Kadın İstihdamının Sorun Alanları Amasya Örneği Ülker Şener 03.05.2011 Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Slide 2 İçerik Türkiye'de kadın istihdamı ne durumda? Amasya'da Kadın İstihdamının Artırılmasına

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

EVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ EKİM 2011 HANEHALKI İŞGÜCÜ ANKETİ SONUÇLARI

EVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ EKİM 2011 HANEHALKI İŞGÜCÜ ANKETİ SONUÇLARI D EVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ EKİM 2011 HANEHALKI İŞGÜCÜ ANKETİ SONUÇLARI Devlet Planlama Örgütü İstatistik ve Araştırma Dairesi tarafından Ekim 2011 tarihinde uygulanan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre,

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ

EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ Özel Sayı: Bağımsız Seçim Gözlemi Temmuz 2011 1 2 46 sivil toplum örgütünden oluşan Bağımsız Seçim İzleme Platformu Türkiye de ilk kez, uluslararası standartlar çerçevesinde,

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma Elli-dokuzuncu Oturum Üçüncü Komite Gündem maddesi 98 Kadınların Konumunun Geliştirilmesi Almanya, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı,

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2015 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2015

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2015 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2015 KADIN DAYANIŞMA VAKFI THE FOUNDATION FOR WOMEN S SOLIDARITY Mithatpaşa Cad. 10/11 06410 Sıhhiye / ANKARA Tel: 312 430 40 05 432 07 82 Fax: 312 430 40 05 E-mail: kadindv@yahoo.com.tr KADIN DAYANIŞMA VAKFI

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

www.mainz.de/frauenbuero Kadına Karşı Şiddette İlk Yardım

www.mainz.de/frauenbuero Kadına Karşı Şiddette İlk Yardım www.mainz.de/frauenbuero Kadına Karşı Şiddette İlk Yardım Kadına Karşı Şiddette İlk Yardım Kadına karşı şiddetin bir çok yüzü vardır: taciz, hakaret, aşağılama, yıldırma, dayak, tecavüz. Bunlar, bir çok

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?

MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ? MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ? ÖĞRENCİ RAPORU TR-51-12-2012-R3 OSTİM MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ "Bu proje T.C. Başbakanlık DPT AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (http://www.ua.gov.tr)

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

159 NOLU SÖZLEŞME SAKATLARIN MESLEKİ REHABİLİTASYON VE İSTİHDAMI HAKKINDA SÖZLEŞME. ILO Kabul Tarihi: 1Haziran 1983. Kanun Tarih ve Sayısı (*) :

159 NOLU SÖZLEŞME SAKATLARIN MESLEKİ REHABİLİTASYON VE İSTİHDAMI HAKKINDA SÖZLEŞME. ILO Kabul Tarihi: 1Haziran 1983. Kanun Tarih ve Sayısı (*) : 159 NOLU SÖZLEŞME SAKATLARIN MESLEKİ REHABİLİTASYON VE İSTİHDAMI HAKKINDA SÖZLEŞME ILO Kabul Tarihi: 1Haziran 1983 Kanun Tarih ve Sayısı (*) : Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: Bakanlar Kurulu Kararı

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı