Sarkozy, Erdoğan, Obama, Medviyedev, Kral Abdullah aynı karede, bir elleri arkada, müttefiklerine saplayacakları hançerin kabzasında

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sarkozy, Erdoğan, Obama, Medviyedev, Kral Abdullah aynı karede, bir elleri arkada, müttefiklerine saplayacakları hançerin kabzasında"

Transkript

1 4 Ergin Öncü ye özgürlük 4 4Lenin, Fransa: Liseliler Lennon, emeklilerle devrim dayanışmada 7 Kasım da Beşiktaş Adliyesinde 419 Murat Bjeduğ452 Selami Şakiroğlu 447 EKMEK&ÖZGÜRLÜK A Y L I K S İ Y A S İ D E R G İ u S A Y I 1 3 u K A S I M - A R A L I K u 2 T L Vay, vay, vay... Müttefiklere bak! Wikileaks belgeleri kapitalist devletlerin iki yüzlülük, yalan ve birbirinin kuyusunu kazmaya dayalı uluslararası düzenini teşhir ediyor Ertuğrul Kürkçü Sanki bir amaç var gibi geliyor bana demiş Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Biraz sanki bazı şeyler süzgeçten geçirilerek yapılıyor. Duyan da sanır ki, Wikileaks ABD Dışişleri Bakanlığı nın bütün arşivini yayınlasa Cumhurbaşkanı daha mutlu olacak. Henüz dışişleri bakanı olmayı bile hayal edemediği günlerde yeni partisi AKP nin küresel sisteme uygunluğuna ikna için ABD diplomatlarının kapısını aşındıran Gül ün isteyeceği en son şeyin bu olduğunu öngörmek zor değil. Gül de, dünyadaki yüzü kızaran bütün mevkidaşları gibi aslında Sarkozy, Erdoğan, Obama, Medviyedev, Kral Abdullah aynı karede, bir elleri arkada, müttefiklerine saplayacakları hançerin kabzasında Wikileaks in belegeleri iktidarının dibini oymak ve rakiplerini güçlendirmek için ortalığa saçtığına inanmak ve hepimizi inandırmak istiyor ama, nafile. İmparatorluğun sırları ortaya saçılınca network içindekilerin bağışık kalması imkansız. ABD yi ele geçirmeden kimse belgelerin tama- 42 n Hanefi Avcı vakası üzerine notlar Kenan Kalyon414 n Harcıalem sosyalizmden kaçanların sığınakları Muhsin Dalfidan416 n Sermaye içi çatışmanın boyutları Burak Cop422 n Sosyalistler Anayasa ya nasıl yaklaşmalı? Mustafa Çeçen423 n Güvencesizlik: Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek Gaye Yılmaz429 4ÖDP Genel Başkanı 4SDP Onursal Genel Başkanı Alper Taş: Akın Birdal: Referandumda evet diyenlerle ayrışacağız 410 Baskılar bizi Kürtlerle ittifaktan caydıramaz Ev işçisi Gülhan Benli: Her yerdeyiz ama devlet bizi görmüyor 4 Üniversitede başörtüsü tartışması: Bir hegemonya aracı 4 n AKP çevre direnişlerine saldırı hazırlığında Deniz Gemici433 Yeni NATO füze kalkanıyla sahneye çıkarken Söyleşi: Yeşim Dinçer427 Gülseren Adaklı 428 Abdullah Karabulut438

2 4 2 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Türkiye mını elde edemeyeceğine göre, her halü karda kısmi kalması kaçınılmaz ifşaat piyangosunun kendisine de vurmasında Gül bir maksat aramamalı. Yerinde kim olsa özellikle dışişleri bakanlığı döneminde ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman ın, Tayyip Erdoğan ın kuyusunu nasıl kazdığını anlatan raporlarının tam da şimdi ortaya çıkmasından memnun olmazdı. Kader bu. En iyi Gül ün bilmesi lazım! Doğrusu, ABD Dışişleri Bakanlığının kimi gizli belgelerinin Wikileaks üzerinden ifşa edilmesi dünyada, Türkiye ve Kürdistan'da demokrasi ve özgürlük için mücadeleye üç açıdan yardımcı oluyor. nbirincisi, kapitalistler arası rekabete dair Lenin'e atfedilen tasvirin ne kadar hakikate yakın olduğunu bir kez daha görüyoruz: Seni idam edeceğim deseniz kapitalist size ip satmaya kalkar." Belgeler, mevcut uluslararası sistemin ABD hegemonyası altında bayağı bir ikiyüzlülük, karşılıklı güvensizlik ve birbirinin dibini oymaya dayalı hesaplar üzerinden yürüdüğü konusunda toplumsal ve politik muhalefetin, antimilitarist ve demokratik güçlerin görüşlerini sonuna kadar doğruluyor. Bunlara birinci dereceden açık, somut kanıtlar sunuyor. ABD ve müttefiklerinin insanlığın çürümesindeki rolünü belgeliyor. Sadece aydınların değil, halkların da bütün devletlerin güvenilmezliğini görmesini kolaylaştırıyor. nikincisi, yeryüzünde ABD'nin bilgisi ve etkinliği dışında hiçbir değişikliğin gerçekleşemeyeceğine ilişkin komplocu anlayışın manasızlık ve tutarsızlığına ilişkin somut göstergeler sunuyor. ABD diplomatlarının gözlerinin önünde akıp giden olaylar konusunda nasıl cahil, önyargılı ve ahmakça yorumlar yapabildiklerini gösteriyor. Yanılmaz ve yenilmez "emperyalizm" tasvirlerinin halkların kendine güvenini zayıflatmak için uydurulmuş palavralardan başka bir şey olmadığını idrak etmelerine katkıda bulunuyor. Wikileaks, belgeleri, öte yandan kaba ve cahilane emperyalizm teorilerinin Türkiye deki güç mücadelesinin kendine özgü özelliklerini ABD elçileri kadar olsun kavramaktan uzak olduğunu da ortaya koyuyor. Bu kaba antiemperyalist retoriğinin neredeyse birebir ABD diplomatlarının dedikodularıyla örtüşmesini, Cumhuriyet mitingleri döneminin histerik söylemindeki neo-con vurgunun kaynağını tespit etmemize yardımcı oluyor. Wikileaks belgeleri o cenahın da yüzünü kızartıyor. Çaresiz, Gül ile aynı argümana sığınıyorlar: Bunu ABD yaptırıyor! nüçüncüsü ve daha da önemlisi, Ankara kaynaklı belgeler Kürt halkının sorunları ve süre giden savaşın ABD, AKP ve ordu için, her birinin, bileğini bükmekte ötekilere karşı kullanacağı bir maniveladan fazla bir anlam taşımadığını, hiçbirinin barış diye bir kaygısı olmadığını ortalığa döküyor. Görülüyor ki, ordu, hükümet ve ABD'li müttefikleri için ne PKK'lilerin ve Kürtler'in ne de Türk Silahlı Kuvvetleri'nde silah altına alınmış erlerin ve Türkler'in yaşam ve güvenliklerinin bir önemi var. İşte ABD elçiliğinden dökülen bir kaç belge bile açıkça teyit ediyor: ABD hükümeti istihbarat desteğini AKP'ye bölgesel hâkimiyetini genişletsin diye veriyor; ordu sınır-ötesi harekâtı askeri bir nedenle değil, hükümeti zayıf düşürmek için istiyor. Hükümet Kürtler'e zaten kendilerinin olan dillerini özgürlük için değil egemenlik için lütfetmiş gibi yapıyor. Ama kimliklerinin tanınması taleplerine kulaklarını tıkıyor. Bu arada onlarca, yüzlerce, binlerce genç insan hayatlarından ve özgürlüklerinden olmaya devam ediyor. Başbakan'ın hemen, "Wikileaks'e güvenilmez" demesi boşuna değil. Belgeler, açıkça ortaya koyuyor ki, hükümet de ordu da, ortalık yerdeki batı ve ABD karşıtı bütün edebiyata rağmen perde gerisinde birbirlerine ve Kürt özgürlük mücadelesine karşı Washington'dan medet umuyor. ABD, Kürt özgürlük mücadelesini, Mesud Barzani yönetimiyle ilişkilenmedikçe düşman sayıyor. Wikileaks belgeleri, sosyalistlerin Kürt özgürlük mücadelesini "stratejik müttefik" olarak belirlerken boş hayallerle uğraşmadığını ve yalanlarla baştan çıkarılmadığını, somut tarihsel gerçeklere dayandığını bir kez daha görmemizi sağladığı için de aydınlanmamıza önemli bir katkıda bulunuyor. Kim bu Wikileaks? Türkiye nin de adının geçtiği gizli belgelerle gündeme gelen Wikileaks 2007 den bu yana faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen bir haber sitesi. Kurucularının kim olduğu tam olarak bilinmiyor. Sitenin sözcülüğünü Julian Assagne yapıyor ve İsveç kökenli bir şirketin suncusunda tutuluyor. Wikileaks in görünen yüzü Julian Assagne, 39 yaşında, matematik eğitimi almış bir hacker ve bilgisayar programcısı. Wikileaks in veri tabanında milyonlarca belge var. Ekim de Irak taki savaşla ilgili 400 bin belge kamuoyunun bilgisine sunuldu.temmuz da da Afgan Savaş Günlüğü adı altında 77 bin adet belgeden oluşan bir derleme yayımlandı. Aralarında ABD Ankara Büyükelçiliği nden gönderilmiş çok sayıda yazışma da olan son belgelerin, 250 bini aşkın belgenin küçük bir bölümü olduğu duyuruldu. Wikileaks in yayınladığı belgeler arasında, 2007 de Irak ta bir ABD helikopterinin siviller üzerine düzenlediği saldırıyla aralarında iki Reuters muhabiri de olan 12 kişiyi öldürdüğü olayın videosu da var. Wikileaks videoya İkinci dereceden cinayet adını vermiş. Wikileaks in bu kadar az sürede bu kadar çok sayıda belgeyi nasıl ele geçirebildiği, bunların nasıl sızdırıldığı, bu işte hacker parmağı olup olmadığı hep merak konusu. Fakat şimdiye dek belgelerin doğruluğu hakkında pek az soru işareti belirdi. ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton belgeleri yalanlanmadı, Bu belgelerin ifşa edilmesi uluslararası topluma yönelik de bir saldırıdır demekle yetindi. Wikileaks, belgelerden pek azının kendilerine kâğıt olarak ulaştığını, elektronik ortamı tercih ettiklerini, bilgi sağlayıcıların kimliklerinin saklı kalmasını sağlayacak son derece güvenli bir dropbox a (elektronik dosyaların atıldığı kutu) sahip olduklarını söylüyor ve ekliyor: Yeni model bir habercilik anlayışı getirdik. Kâr etmek üzere faaliyet göstermediğimiz için öteki basın-yayın organlarıyla rekabet etmek yerine işbirliği içinde çalışıyoruz. Nitekim açıklanan son belgeler, Wikileaks tarafından New York Times, Guardian, Der Spiegel gibi gazete ve dergilere önceden gönderildi ve doğruluğu hakkındaki kuşkuları gidermek üzere, onların da süzgecinden geçmiş oldu. Wikileaks, habercilik alanında ödüller de aldı. Bu ödüllerden biri, Kenya daki insan hakları ihlalleri, kayıplar ve polis tarafından işlenen cinayetler hakkında, yine çok sayıda belgeye dayalı haberden ötürü Uluslar arası Af Örgütü

3 Türkiye EKMEK & ÖZGÜRLÜK 3 Kemal Türkler in katili cezasız DİSK eski başkanı Kemal Türkler'in öldürülmesiyle ilgili 26 yıldır süren dava zaman aşımına uğradı. Ailesi ve avukatları davaya AİHM'ye gitme kararı aldı. Türkler in kızı Nilgün Soydan ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi kararı protesto ederken Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) eski başkanı Kemal Türkler'in öldürülmesiyle ilgili katil sanığı Ünal Osmanağaoğlulu hakkındaki davayı zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle ortadan kaldırmaya karar verdi. 26 yıldır süren davanın sanığı Ünal Osmanağaoğlu, rapor aldığı için süren duruşmalara getirilememiş, bu nedenle dava sürekli ileri bir tarihe ertelenmişti. Türkler'in avukatlarından Rasim Öz, bianet'e "Bu dava, 'insanlığa karşı işlenmiş suçlar' kapsamında değerlendirilmeli ve zaman aşımından muaf tutulmalı" demişti. "Yargı katili tescil etti, ötesi yok" Adliye çıkışı gazetecilere açıklamaad bulunan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, "katilleri belli olan" bu davada belgelerin kasıtlı olarak gizlendiğini, yine kasıtlı olarak davanın zaman aşımına uğratıldığını savundu. "Bizim açımızdan sanık katildir, Kemal Türkler'i öldüren kişidir. Bu da yargı tarafından iki kere tescil edilmiştir, bunun ötesi yok." Davanın zaman aşımına uğramasının "Katilni katil kimliğini ortadan kaldıramayacağını" belirten Çelebi, bundan sonrası için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gideceklerini söyledi. Çelebi, "Bu kararları verenlerin ne kadar huzur içerisisinde ve rahat uyuyacaklarını kendi vicdanlarına bırakacağız. Bizim açımızdan aklanmış değildir. Sonuna kadar bu davayı sürdüreceğiz" dedi. "AİHM'e gideceğiz" bianet'e konuşan Türkler ailesinin avukatlarından Ergin Cinmen de davanın zaman "30 yıl önce babamı üç kişinin öldürdüğünü gördüm. Bunlardan biri bugünkü sanık Ünal Osmanağaoğlu'ydu. Babam gözlerimin önünde öldürüldü; o ana birebir tanıklık ettim. Balkondan seyrediyordum. Babam arabasına bindi, ona hep el sallardık; annem yatak odasındaki camda ben de balkondaydım ve ona daha yakındım. Hep bir endişemiz vardı zaten. O nedenle annemin değişik nöbet tutma yöntemleri vardı... Babamın yanında, öncekine oranla deneyimsiz bir polis vardı. Önceki koruması deneyimliydi ve ilk olarak yetersiz gördüğü için silahını değiştirmişti. Babama da silah vermek istemiş ancak babam kabul etmemişti. O polis görevden alındı ve deneyimsiz bir polis verildi. aşımına uğramasına ilişkin şunları söyledi: "Devlet yıllarca bu davanın suçlularının cezasız kalması için uğraştı. Bütün sistem bunun için çalıştı. Önce güvenlik güçleri katilin yakalanmaması için sonra da yargı cezalandırılmaması için... Suçlu bütün sistemdir. 12 Eylül ve sonrası işlenen bütün siyasi cinayetler cezasız kaldı. Devlet hep failleri korudu. Önce Yargıtay'a gidilecek, orada kararın onanması durumunda AİHM'e gidilecek. " "Babamın mezarından bile korkuyorlar" 18 yaşında yaşındayken Türkler'in öldürülmesine tanık olan kızı Nilgün Soydan, şunları söyledi: "Devlet önce babamı öldürttü, sonra babamı öldürttüğü kişiyi senelerce korudu, sonra da gözümüzün içine baka baka davayı zaman aşımına uğrattı. AİHM'e başvurmaktan üzüntü duymayacağım. Babamın mezarından bile korkuyorsunuz. Babamdan korkmaya devam edin. Devlet katilin hesabını tarihe verecektir." Babamın katilini gör- Kemal Türkler in kızı Nilgün Soydan babasını Ünal Osmanağaoğlu nun öldürdüğünü gözleriyle gördüğünü söyledi ve ekledi: Katili koruyan devletten hesap soracağız Ailece ona hiç kızmadık ve şimdi izliyorsa üzülmesin. Bir kurşun da onun boynunu sıyırmıştı. İnsanı bir davranış olarak kendini yere attı... Ondan babam gibi bir insanı koruması beklenemezdi... Cinayet işleyenleri gördüm. Mahkemede ilk tanıklık yaptığımda en ince ayrıntısına kadar anlattım. 1996'da davayı açtıktan sonra, katiller ortada yoktu ve kaçıyorlardı... Yakalananlar tabi ki maşa, arkalarında kimlerin olduğu önemli. Babam öldürüldüğünde 19 yaşındaydım. 5 yaşındaki çocuğun gözleri önünde babası öldürülmüş olsa, 105 yaşına da gelse öldüreni asla unutmaz... Silahla ve üçlü ateşle bir insanın öldürülmesinden söz ediyoruz. Babamın öldüreni teşhis edemeyecek insan değilim; 19 yaşındaydım

4 4 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Türkiye AKP çevre direnişlerine saldırı hazırlığında Deniz Gemici4Sayfa 33 AKP nin çevreye saldırı yasasına Ankara da protesto Enerji mi çevre mi tartışmasına hayat diye karşılık veren yerel çevre direnişleri Ankara da buluştu Eylemde yer alanlar Türkiye nin her yerinden geldiler 28 Kasım Pazar günü saat sularında tarihi Haydarpaşa garının çatı katında başlayan yangın, akşam saatlerinde söndürülürken, yangının çıkış nedeni henüz netleşmedi. "Onarım için hiçbir ruhsat alınmamış" Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, binada onarım varsa belediyeden izin alınmadığını söyledi. Öztürk, ''Eğer yangın onarım yapılan yerde çıktıysa kaçak çalışma var demektir. Burasıyla ilgili belediyemizce verilmiş bir onarım ruhsatı yok. Başvuru var. Onay, Tabiat ve Kültür Varlıkları Kurulundan alınmış" dedi. Suç duyurusu vardı Mimarlar Odası ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), birinci derece tarihi ve Yak, işlet, devret modeli mi? Mimarlar Odası nın öngörüsü gerçekleşti. Kentsel dönüşüm kapsamına alınan Haydarpaşa garı artık hizmet dışı. 102 yıllık tarihsel yapı ve silueti büyük zarar gördü kenstel sit alanı ilan edilen gar binasının üçüncü katında izinsiz olarak tadilat yaptığı gerekçesiyle Drees&Sommer firması hakkında Ağustosta Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu üzerine harekete geçen Cumhuriyet Savcılığı, gar AKP nin hazırladığı Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı nın meclise sunulmasını protesto etmek amacıyla Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu ve Derelerin Kardeşliği Platformu nun çağrısıyla Meclis önünde toplananlar 25 Kasım da seslerini bir kez daha yükseltti. Fındıklı dan, İkizdere ye, Artvin den Munzur a, Taşova dan ülke nin dört bir yanına tüm çevre direnişlerinin temsilci düzeyinde katıldığı eyleme Sol- Sosyalist siyasetler, meslek odaları ve sendikalar da destek verdi. Bu tasarı yasalaşırsa tüm tabiat kararları, doğal alanları kimlerin nasıl kullanacağı ile ilgili karar verme yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığı na verilecek; hazine arazileri, meralar, ormanlar ve su havzaları kullanıma açılacak. Çevre ve Orman Bakanlığı yasadan aldığı yetkiyle doğal alanlarla ilgili izinler, intifa veya irtifak haklarını üçüncü şahıslara devredebilecek. Yasa ile Milli Park olarak 1. derece doğal sit alanı ilan edilen vadilerde şirketlerin faaliyetleri yasallaşarak, şirketlere devredilen Hidro Elektirik Santralleriyle (HES) 2000 civarındaki dere ve havzanın ticarileşmesinin önündeki tüm engeller kaldırılacak. Bir gün önce Sakarya caddesinde basın açıklaması yaparak eylemlerini duyurduktan sonra Bakanlık hattından meclis Dikmen kapısı önüne kadar polis barikatlarından geçerek gelen direnişçiler basın açıklamalarında Bu yasa tasarısı derelerini, ormanlarını, toprağını, su havzalarını korumak için direnen halkın karşısında şirketlerin çıkarlarını savunmaktadır. diyerek HES lere ve suyun ticarileşmesine karşı direnişlerini sonuna dek sürdüreceklerini belirtti ve direnişlerinin hiçbir yasayla engellenemeyeceğini sloganlarıyla dile getirdiler. binasındaki tadilat işlerini birçok kez durdurdu. Ancak savcılığın isteği üzerine bir rapor hazırlayan İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, yapılan tadilatın sit uygulamalarına aykırı olmayıp 'basit tadilat' olduğu şeklinde görüş bildirdi. Koruma kurulunun raporunu gerçekçi bulmayan Mimarlar Odası ve Taşımacılık Çalışanları Sendikası, 5 numaralı kurulu üst kurula şikâyet etti. Şikâyet konusunda üst kurulun raporu bekleniyor. Dava süreci devam etmesine karşın, Drees&Sommer firması tadilatı tamamlayarak garın üçüncü katına yerleşti. Bu tadilat sürerken çıkan yangın Haydarpaşa Garını kullanılmaz hale getirdi. Mimarlar Odası nın Haydarpaşa nın kentsel dönüşüm çerçevesinde gar işlevini yitireceği öngörüsü doğrulandı.

5 Türkiye EKMEK & ÖZGÜRLÜK 5 Nihat Sargın uğurlandı Türkiye sosyalist hareketinin en eski temsilcilerinden Nihat Sargın İstanbul da aramızdan ayrıldı. Sargın ın cenazesine sosyalist hareketin farklı eğilimlerinden yüzlerce kişi katıldı Sargın ın cenazesi Zincirlikuyu mezarlığında alkışlarla toprağa verildi Türkiye İşçi Partisi'nin Genel Sekreteri ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi kurucularından Nihat Sargın 83 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Sargın 1946'da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okurken Yüksek Tahsil Gençlik Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı; iki dönem sekreterliğini yaptı. Derneğin yayın organı Hür Gençlik dergisinin yönetmenliğini üstlendi.1962'de asistanlığı sırasında Temel Hakları Yaşatma Derneği kurucuları arasına katıldı. 1948'de Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi oldu, 1961'de Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi. TİP saflarında merkez büro üyesi, genel sekreter yardımcısı ve genel sekreterlik görevlerinde bulundu. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası TİP kapatıldığında partide Genel Yönetim Kurulu üyesiydi. Ssosyalizm mücadelesine 1975'te tekrar kurulan Türkiye İşçi Partisi'nde genel sekreter olarak devam etti, Sargın 1950'de TKP üyesi olmaktan, 1955'te 6-7 Eylül olaylarında "Komünistler yaptı" iddiasıyla ve 1971'de TİP ve 1989'da TBKP üyeliğinden toplam yedi yıldan fazla cezaevinde kaldı. 12 Eylül sonrası yedi yıl sürgünde yaşadıktan sonra TKP ile TİP'in birleşmesinden doğan Türkiye Birleşik Komünist Partisi kurucusu olarak Türkiye'ye döndü. Tutuklandı. TBKP'nin kapatılmasından sonra Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin (ÖDP) kurucu üyeleri arasında yer aldı. Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı'nın da kurucuları ve yöneticileri arasındaydı. Sargın 1927'da İstanbul'da doğdu; İstanbul Erkek Lisesinde okudu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, uzun yıllar göğüs hastalıkları uzmanı olarak çalıştı. Öğrenci derneğinde arkadaşı olan Yıldız Baştımar ile evlendi. Yıldız Baştımar Sargın 2009'da öldüğünde 54 yıldır evliydiler. Sargın Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) yöneticiliği yaptı; "TİP'li Yıllar, /Anılar Belgeler (1-2)", "Davalar, Savunmalar, Cezaevi Anıları", "Dönüşten Özgürlüğe 900 Gün/TBKP Davası" kitaplarının yanı sıra Haydar Kutlu ile birlikte "Sorgu", "Demokrasi Davası Sürüyor"da TBKP yargılamasını kitaplaştırdılar. Bir adli cinayet: Pınar Selek e müebbet! Selek i, hiçbir somut delil olmadan 1998 de 7 kişinin öldüğü Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutan yargıtay kararı tepkiyle karşılandı Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Mısır Çarşısı davasında, Pınar Selek için müebbet hapis istediği gerekçeli kararını açıkladı. Selek çarşıyı bombalamaktan sorumlu tutuldu. 9 Temmuz 1998'de Mısır Çarşısı girişindeki "Ünlüoğlu Büfe"de meydana gelen patlamada yedi kişi ölmüş, 127 kişi de yaralanmış, Selek, 15 kişiyle birlikte tutuklanmış, 2,5 yıl sonra tahliye edilmişti. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Mayıs 2008 de patlamaya bombanın mı, gaz kaçağının mı neden olduğunun tespit edilememesi ve kesin delil bulunmaması gerekçesiyle Pınar Selek in beraatına karar vermişti. Dosya daha sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesine gitmiş ve 9. Daire 10 Mart 2009 tarihinde kararı bozmuştu. Bu karara itiraz üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmişti. Yeni karar ile dava dosyası bir kez daha yerel mahkemeye gönderilecek. Gerekçeli kararda, Olayın LPG 'den kaynaklandığına dair hiçbir bulgu ele geçirilememiştir" denilerek bombanın Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk tarafından konulduğu açıkça anlaşılmaktadır" ifadesi yer aldı. 12 yıl süren yargılamada İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne farklı bilirkişi raporları verilmişti. Bazı raporlarda "bomba izi yok" ifadesi yer almış, bazılarında "Patlama bomba kaynaklı", bazılarında "patlama nedeni belli değil" denilmişti. Mayıs 2008 tarihinde 12. Ağır Ceza Mahkemesi kesin delil bulunamaması nedeniyle Pınar Selek in beraatına karar vermişti. Pınar Selek in kardeşi avukat Seyda Selek: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bilimsel raporları dikkate almayarak fizik kurallarına aykırı şekilde karar almış. Bu kararı işkence, adil yargılamanın ihlali gerekçeleriyle AİHM'nde açtığımız davaya ek olarak yolladık. AİHM daha en başında, başvurumuzu 'iç hukuk yollarını tüketmemize gerek görmeden' kabul etmişti. Yerel mahkemelerde ve AİHM'nde adalet talebimiz sürüyor. Oysa şimdi her şey bitmiş gibi gösteriyorlar çok üzülüyoruz. dedi. Selek e destek için oluşturulan "Pınar Selek'e tanığız" başlıklı imza kampanyası metninde "Biz aşağıda imzası bulunanlar, Pınar Selek'in feminist, antimilitarist, şiddet karşıtı bir araştırmacı olduğuna tanığız." deniliyor İstanbul doğumlu Pınar Selek, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü birincilikle bitirdi. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Halen Strasbourg Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi doktorasını sürdürüyor.

6 6 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Dünya Fransa: Liselilerin emeklilerle dayanışması Selami Şakiroğlu4Sayfa 42 Avrupa da öğrenci eylemleri Avrupa da hükümetlerin eğitim giderlerinden kısma politikalarına karşı gençliğin protestosu sürüyor. Önce İngiltere, peşinden İtalya yoğun sokak gösterilerine ve işgallere sahne oldu. Londralı öğrenciler 10 Kasım da iktidardaki Muhafazakar Parti önünde 24 Kasım da binlerce genç İngikltere nin dört bir yanında sokağa çıktı. Manchester'da 3 bin, Liverpool ve Brighton'da 2 bin kişi, Halk için eğitim", "'Eğer' yok, 'ama' yok, eğitim kesintilerine hayır!" ve "Eğitim haktır" sloganlarıyla yürüdü. Bazı öğrenciler bununla yetinmedi ve aralarında Royal Holloway, Plymouth, Warwick, Sussex, Birmingham, London South Bank, UCL, Essex and UWE Bristol'de olan üniversiteleri işgal etti. Newcastle Üniversitesi nin öğrencileri ise şehir merkezindeki büyük anıtın çevresinde toplanıp, buradan hükümetin uyguladığı kesintileri desteklediklerini duyuran firmaları protesto için masıydı. bölgenin devasa alışveriş merkezine yürüdüler. Sermayenin tavrı bütçe tartışmasının sınıfsal karakterini apaçık gösteriyor. İngiltere'de muhafazakar-liberal koalisyonundan oluşan hükümet 2012 de devreye girecek planla eğitim bütçesinde yüzde 80 kesintiye gitmeyi planlıyor. Bunun dolaysız sonuçlarından biri de harçların üç katına çıkması olacak. Bu zamlar, işçi ailelerin, yoksulların çocuklarının eğitim alma imkanının kısıtlanması anlamına geliyor. Yarım milyon işçi işten çıkarılacak Hükümetin hedefi öğrencilerle sınırlı değil. Önerdiği kesintiler, neo-liberal politikaların uygulanmasında sembol isimlerden biri olan Thatcher hükümetinin yaptıklarından bile daha kapsamlı. Yutturmaya çalıştıkları acı ilaç kapsamında, yarım milyon kişinin işten atılması, yerel yönetim bütçesinin daraltılması, sosyal hizmetler de kesintiye gidilmesi de var. Sermayenin bu saldırısına karşı gençliğin direnişi güçlü oldu. 10 Kasım da 55 bin kişi sokağa çıkarak kesintileri protesto etti. Aynı gün, Muhafazakâr Parti nin Londra daki genel merkezi işgal edildi. Bu olay sırasında, 12 si on sekiz yaşın altında olmak üzere 61 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların yalnızca bir kısmı öğrenciydi ve neredeyse tamamı yirmi dört yaşın altındaydı. Hepsini bekleyen işsizlik tehlikesi düşünüldüğünde, öğrenci gençlik ile işçi gençlik in ortak eylemliliği şaşırtıcı gözükmüyor. İtalya nın gerçek teröristleri Silvio Berlusconi hükümetinin eğitim bütçesinde kesintiye gitme kararı, İtalya da yoğun tepkilere yol açtı. Floransa, Turin, Napoli, Perugia, Padova, Palermo and Salerno da on binlerce öğrenci sokağa döküldü. Öğretmenler ve akademisyenler de onlara katıldı. Devlet üniversiteleri, kimileri gece boyunca da süren işgallere sahne oldu. Öğrenciler Pisa da bazı köprüleri, Siena da ise demiryolu hattını bloke ederek ulaşımın aksamasına yol açtılar. Roma da büyük gösteri Kitlesel gösterilerin en büyüğü Roma daydı. Bir grup öğrenci Meclis binasının önünde toplanıp seslerini duyurmaya çalışırken Senato binasına girmeyi deneyen bir başka grup da toplum polisi tarafından engellendi. Öğrenciler, hükümetin istifasını isterken, kesintilere hayır, gerçek terörist sizsiniz, bize geleceğimizi geri verin şeklinde slogan attılar. Bu arada kamu binalarına taş ve yumurta atıldı. İki öğrenci göz altına alınırken onlarcasının hafif şekilde yaralandığı bildirildi. Yaralananlar arasında az sayıda polis de bulunuyor. Göstericilerin hedefinde Berlusconi yle birlikte eğitim bakanı Gelmini de vardı. Gelmini reformları adıyla anılan sözde istikrar paketinin içinde, eğitime ayrılan kamusal kaynakların esaslı biçimde kısılması, kimi eğitim programlarının kapatılması ve bunun bir uzantısı olarak kitlesel işten çıkarmalar öngörülüyor ABD: Obama ya bağlan Başkanlık seçiminde Obama ya oy vermiş olanlar ara seçimde sandığa gitmedi. 2 Kasım da yapılan ABD ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi nde çoğunluğu kazandı; Senato daysa altı sandalye kaybeden Demokratlar çoğunluğu kıl payı koruyabildi. Bazı eyalet yönetimleri de Demokratlardan Cumhuriyetçilere geçti deki seçmenlerden üçte birinin (çoğunluğu gençler, Siyahlar, Latinolar ve kendini ılımlı ya da muhafazakâr değil liberal olarak tanımlayanlar olmak üzere) bu kez sandığa gitmemesi, sonucun, Cumhuriyetçilerin yeni oylar kazanmasından çok, Obama yı desteklemiş olanların oy kullanmamasından kaynaklandığını gösteriyor. Kriz politikasında önceliği banka kurtarmaya veren, kamusal sağlık ve sosyal güvenlik sisteminden hemen vazgeçen, Afganistan a ve Pakistan a bomba yağdırmaya ve asker yığmaya devam eden Obama yönetimi, daha adil bir

7 Dünya EKMEK & ÖZGÜRLÜK 7 Kore: Nükleer savaş riski var Kuzey ve Güney Kore arasındaki çatışma, süper güçlerin de rol aldığı küresel bir gerilime dönüşebilir Güney ve Kuzey Kore arasında karşılıklı top ateşinin ardından Kuzey Kore hükümeti ABD yi suçladı. Kuzey Koreli üst düzey askeri bir yetkili, Sarıdeniz'in ''bir barut fıçısı'' haline geldiğini, çatışma riskinin hep yüksek olduğunu, bu durumdan da ABD'nin sorumlu olduğunu belirtti. Yetkili, "Kore savaşının bitiminde ( ), iki Kore'yi ayıran sınır çizgisini tek taraflı olarak çizen ABD'nin ta kendisidir" dedi. 23 Kasım da tarafların karşılıklı topçu ateşi sırasında iki Güney Kore askeri ölmüş, 17 asker de yaralanmıştı. ABD ile ortak tatbikat Uluslararası toplumun çatışmaya ilk tepkisi taraflara itidal tavsiye etmek oldu. Ancak, Kuzey Kore, kendini korumak için, gerekirse yine ateş açmaya hazır olduğunu açıklarken, Güney Kore de Sarıdeniz'deki beş adada askeri güçlerini takviye edeceğini duyurdu. ABD ile Güney Kore nin olayın geliştiği bölgede ortak askeri tatbikat yapma kararı da, barışa hiçbir şekilde hizmet etmiyor. ABD nin nükleer uçak gemisi USS George Washington, Çatışmada ölen bir Güney Koreli askerin yakını yas tutuyor Tokyo nun güneyindeki bir donanma üssünden derhal hareket etti ve tatbikata katılmak üzere Kore sularına girdi. Kuzey Kore ülkeyi ekonomik ve diplomatik destek karşılığında nükleer silah geliştirmekten vazgeçirmek amacıyla 2003'de başlatılan, ABD, Çin, Rusya, Japonya, ve Güney Kore yle altılı görüşmeleri Nisan 2009'da tek taraflı olarak durdurmuş, ancak son günlerde görüşmeleri sürdürmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Çin den diplomatik ziyarete erteleme Öte yandan, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, Çin Dışişleri Bakanı Yang Jieçi'nin ülkeyi ziyaretinin "programı" nedeniyle ertelendiğini belirtti. Çin başbakanı Ven Ciabao da, ülkesinin her türlü askeri tahrike karşı olduğunu beyan etti. Ven, tarafların sağduyulu davranmaları, uluslararası camianın da gerginliği azaltmak için daha fazla çaba sarfetmesi gerektiğinin altını çizdi. Çin basını, olaydan ötürü ABD yi ve Güney Kore yi eleştiriyor. İngilizce Global Times gazetesinde "ABD ve müttefiklerinin, Çin'den Kore yarımadasında etkin rol oynamasını isterken çelişkili davrandıkları" ileri sürüldü. "ABD ve Güney Kore basınının yoğun Çin karşıtı duygular içinde olduğu" belirtilen yorumda, "bu ülkelerin Kuzey Kore'ye baskı yaparken Çin'in de kendi yanlarında yer almasını, diğer yandan Çin in Pyongyang yönetimi üzerindeki özel etkisini kullanmasını istedikleri" ifade edildi. Gazete, "bunun, bu ülkelerin ben-merkezcilikleriyle Kuzey Kore sorununun çözümündeki yetersizlikleri arasındaki açmazı yansıttığı" görüşünü ileri sürdü. Castro uyarmıştı Küba lideri Fidel Castro yaz aylarında ABD hükümetinin bir plan dahilinde hareket ettiğini; Kore yarımadasında başlayacak çatışmanın ardından ikinci Kore savaşının gündeme geleceğini ve bunu İran a müdahalenin izleyeceğini ileri sürmüştü. Castro nun bu konudaki görüşleri Ekmek&Özgürlük ün 10. sayısında yer almıştı. an umutlar sönüyor bölüşüm ve barış taleplerini yatıştırmaya, kendisine umut bağlayan kesimleri merkez e çekmeye çalışırken, hem siyasetin merkezi, hem de Cumhuriyetçi Parti daha da sağa kaydı. Çay Partisi Cumhuriyetçi Parti içinde neofaşist çizgiler taşıyan bir akım da gelişti: 1773 te Britanya nın vergilendirme yetkisine karşı çıkan yerleşimcilerin Boston limanındaki Doğu Hindistan Kumpanyası gemilerinde bulunan 45 ton çayı imha ettiği eyleme verilen adı sahiplenen Çay Partisi, bir grup sermayedar ta- rafından açıkça finanse ediliyor ama aynı zamanda Demokrat ve Cumhuriyetçi açgözlü iktidar sahipleri ne de öfkelenen alt ve orta katmanlardan Beyaz Hıristiyanların oluşturduğu küçümsenmeyecek bir kitleye dayanıyor. Obama nın savaş politikalarını ve yukarıdan sınıf mücadelesini sürdürmesi de, onu Çay Partisi nin propaganda söyleminde sosyalist olmaktan, özledikleri vergisiz, müdahalesiz, kuralsız eski Amerikan kapitalizmine engel olan asi Siyahların, eşitlik isteyen kadınların, sendikal mücadelelerin timsali, Beyaz düşmanı bir anti sömürgeci olarak hedef alınmaktan kurtaramadı. İş ve barış talepleri Sağın yükselişi, Demokrat yönetimin işçilerde ve savaş karşıtı harekette uyandırdığı hayal kırıklığının kopuşa dönüşmesini engelleyen etkenlerden biri. Ancak, ehven-i şerciliğin yaygınlığına rağmen, iki partili sistemin dışında bir seçenek ihtiyacı da, sınıf mücadelesinin hatırlanması gerektiği de artık daha çok dile getiriliyor. Dar sosyalist çevrelerin ötesinde bu eğilimlerin henüz örgütsel bir karşılığı olmasa da, 2 Ekim de AFL- CIO nun da desteğiyle SEIU 1199/Doğu Birleşik Sağlık İşçileri sendikası ve NAACP/Renklilerin (kuruluş yılı olan 1909 dan beri adı değişmediği için Afro-Amerikanların değil, Renklilerin ) İlerlemesi İçin Ulusal Birlik tarafından Washington da düzenlenen, 50 eyaletten işçinin katıldığı miting, Demokratların sendikalı işçiler arasındaki tabanının uygulanan politikalardan hoşnutsuzluğunu görünür kıldı. Michael Moore un da seçim günü her şeyi unutarak Demokratlara oy verilmesi çağrısı yaparken, seçilenler bir parmak daha merkez e kayacak olurlarsa artık başka adaylar çıkarılabileceği uyarısını imzaya açması, temsil edilenin ötesinde bir arayışın belirtisi sayılabilir.

8 8 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Dünya Emek İrlanda: Halk iflasa ortak olmak istemiyor Bir taciz İrlandalı işçiler acı ilacı içmiyor. AB ve IMF eliyle dayatılan kemer sıkma önlemleri, 50 bin kişinin katılımıyla protesto edildi. İrlanda nın başkenti Dublin de kemer sıkma bütçesini protesto gösterisi Uluslararası kuruluşlardan gelen baskılara boyun eğen İrlanda, IMF ve AB nin koruması altına giriyor. İrlanda hükümeti 85 milyar euro luk kurtarma paketi nin faturasını yine halka ödetmeye kalkınca işçiler ayaklandı. Sendikaların 27 Kasım mitingine katılım beklenenin üstündeydi. 2 milyon İrlandalı emekçiyi temsilen 50 bin kişi yürüdü. Bazı göstericiler hükümetle birlikte mitingi düzenleyen sendkacıları da protesto etti ve hükümetle işbirliği içinde olmakla suçladı. Aslında kurtarılan kim? İrlanda nın toplam borcu 731 milyar dolar. Bu borcun önemli bir kısmı Avrupa daki bankalara. Açıklamalara göre, İrlanda nın İngiliz bankalarına 148, Alman bankalarına 138, ABD bankalarına 68, Belçika bankalarına 54, Fransa bankalarına 50, diğer bankalara da 271 milyar dolar borcu var. IMF ile AB nin, İrlanda nın yardımına aslında bankaları kurtarmak uğruna koştuğu anlaşılıyor. Nitekim AB den yapılan açıklamada yardımın tüm Avrupa yı korumak için yapıldığı, böylece euro bölgesi ve AB de mali istikrarın güvence altına alınacağı belirtildi. Bu ikili (IMF ile AB) daha önce de Yunanistan için 110 milyar euro luk bir kurtarma paketi hazırlamıştı. ABD şirketleri: Gideriz İrlanda nın bütçe açığını AB nin belirlediği seviyeye indirebilmek için 2014 e kadar uygulayacağı tedbirler arasında, kamuda maaş indirimi, işsizlik ve çocuk yardımı gibi sosyal yardım kalemlerinde kesinti ve kamu personelinde azalma gibi bir dizi acı ilaç bulunuyor. Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, aralarında Microsoft, Hewlett Packard, Intel, Google, Facebook gibi dev kuruluşların yer aldığı Amerikan şirketleri, vergi oranlarının yükseltilmesi halinde İrlanda dan toplu halde çekilecekleri tehdidini savurdu. Bu şirketlerin Avrupa operasyonlarını bu ülkeden yürütmeyi tercih etmelerinin nedeni uygulanan düşük vergi politikaları. Başbakan Brian Cowen, yüzde 12.5 lik kurumlar vergisi oranını asla yükseltmeyi düşünmediklerini açıkladı ve bu konuda doğrudan ya da dolaylı baskı altında değiliz, dedi. Başbakan Cowen, bankacılık sektörünü yeniden yapılandıracaklarını da söyledi. Cowen yaptığı açıklamada, İrlanda bankaları geçmişte olduklarından çok daha küçük bir boyuta gelecekler ki kademeli olarak kendi ayakları üstünde durabilsinler dedi. Emekli fonlarından bankalara 17,5 milyar euro nakit aktarılacak. Sıradaki Portekiz mi İspanya mı? İrlanda nın ardından gözler Euro Bölgesi nin diğer zayıf halkaları olan Portekiz ve İspanya ya döndü. İspanyol yetkililer bizde sistem gayet sağlam ve çalışıyor derken, Portekiz başbakanı Jose Socrates hiç kimsenin yardımına ihtiyaç duymadıklarını iddia etti. PIGS diye anılan bu dört ülkenin değişik bankalara toplam borcu 2 trilyon dolar dan fazla. İrlanda ya ek olarak Yunanistan 175 milyar dolar, İspanya 877 milyar dolar, Portekiz ise 235 milyar dolar borçlu. Bu borçların ödenmemesi halinde finansal sistem tamamen çökebilir. KESK in kadın üyeleri 25 Kasım Kadına Bu olayın çözümsüz bırakılmasına, KESK in yarattığı değerlerin zedelenmesine zemin hazırlayan, KESK hukunu çiğneyen KESK yönetim kurulu üyeleri bu sorumluluğu üstlenerek istifa etmelidir Şaziye Köse Şu sıralar KESK kamuoyu, KESK genel sekreteri Emirali Şimşek in, KESK çalışanı bir kadına tacizde bulunduğu iddiasıyla çalkalanmaktadır. Ne yazık ki; bu satırların yazarı dahil olmak üzere KESK üyelerinin büyük bir çoğunluğu iddiadan olay yaygın medyaya yansıdıktan, KESK ötesi çevrelere sızdıktan veya örgütümüzün Genel Başkanı kadınlık hallerinin bir savunucu rolüyle

9 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 9 iddiası: KESK ve açıklık Karşı Şiddetle Mücadele gününden aldıkları güçle örgütlerini düzene sokuyor örgüt ile herhangi bir paylaşıma girmeksizin istifa ettikten sonra haberdar olmuştur. Açıklık Telaşa mahal yok. Bu olay KESK i yıpratmaz. Tam tersine açıklık ilkesinden sapmadan, doğru usullerle ve doğru biçimde sonuçlandırıldığında örgütümüzü güçlendirir. Zira, biz tacizin fabrikada, sokakta, okulda gün be gün yaşanan bir olay olduğunu gayet iyi biliyoruz. Kamuoyuna yansımaması tacizin olmadığının bir işareti değildir. İddianın KESK te yarattığı çalkantı bir duyarlılığın, örgütümüzde bir kadın dinamiğinin varlığının, bu kadın dinamiğinin işin peşini bırakmayacağının, iddia hakkaniyetle soruşturulup sonuç alıncaya kadar işin takipçisi olacağının bir kanıtıdır. Böyle davranıyoruz diye kim bizi yıpratabilir ki. Tam tersine her konuda ama özellikle kadın sorunlarında açık ve ilkeli davranış, konu yaygın medyaya yansısa bile bizi güçlendirir. Aksi, yani sözüm ona yıpranmama kaygısıyla sorunu ve iddiayı geçiştirme KESK in özgünlüğünü ortadan kaldırır. Ezilen cinsin önceliği standardı ihlal edildi Kadın kurtuluş hareketinin noktayı nazarından bakarsak, ki bakmalıyız. Herhangi bir taciz iddiası karşısında esas alınması gereken ezen/ezilen cins ilişkileri nedeniyle kadının beyanı esastır. İddianın haksız ve yersiz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olan erkek tarafıdır. Bu kadının beyanının erkeği mahkum etmeye değil, soruşturmayı başlatmaya yeterli olduğu anlamına gelir. Bu hiçbir şekilde hukukta genelgeçer bir ilke olan masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelmez. Sadece bu karineyi ezen/ezilen cins ilişkilerinin bağlamına uyarlar, o kadar. Olay kamuoyuna yansıdıktan sonra öğrendiklerimize göre; maalesef KESK yönetimi gerisine düşülemeyecek bu prensiplere göre davranmamıştır. Genel Başkanımızın istifası İlk bakışta KESK genel başkanı Sami Evren, riskli bile olsa son derece tutarlı, düzgün, kadın kayırıcı, kol kırılır yen içinde demeyen bir tavır almıştır. Ne güzel Ama açıklık ilkesine sadık kalmaya devam edelim. Ve sorularımızı sıralayalım: nbu genel başkan, iddiadan Mayıs 2010 da haberdar olduğu halde, konuyu niçin örgütüyle paylaşmamış ve KESK yönetim iç dengeleri içine hapsetmiştir? nbu genel başkan, taciz iddiasını niçin KESK in kadın dinamiğine havale etmemiş ve tüzüğümüz gereğince her zaman mümkün olan Kadın Kurultayını toplantıya çağırmamıştır? nbu genel başkan, konu kamuoyuna yansıdıktan sonra sorumsuz bir tavırla örgütünü başsız bırakan ve bir grup kararının ürünü olduğu anlaşılan istifa yolunu seçmek yerine, ne yapması gerektiğini niçin örgütüne açmamış ve danışmamıştır? nbu genel başkan, bir grup kararının sonucunda istifa etmeden önce konuyu KESK li kadınlarla müzakere etme ihtiyacı niçin duymamıştır? Şimdilik şunu söyleyelim. Bütün bunlar olmamışsa genel başkanın istifası ne yazık ki, seçilme denklemlerine ve siyasi hesaplara dayalı bir girişimdir. Ama bu arada kadın kurtuluş hareketiyle aynı frekanstan konuşuyormuş izlenimi vermeye çalışan bir suret-i haktan görünme girişimidir. Bu satırların yazarı da yeni öğrendi ama bilmeyenler için bir not: Genel başkan iddiadan Mayıs 2010 tarihinde haberdar olmuş, ama istifa tarihi Kasım Genel başkan kurumun kurullarını 7 aylık bir sürede neden çalıştırmamıştır? Engellemelerle karşılaştıysa bu bilgiyi resmi olarak KESK kurullarıyla (Danışma kurulu, bağlı sendikaların genel başkanları vb) neden paylaşıp çözüm aramamıştır? Soruları çoğaltabiliriz. Hal böyleyse şimdiki istifa tam bir sorumsuzluk hali ve poz yapmaktır. Zira genel başkanın hala harekete geçirebileceği, kullanabileceği çeşitli mekanizmalar vardı. Gerçekten kadından yana idiyse Biz kadınların pozlara, seçim denklemlerinin girdisi ve malzemesi haline getirilmiş sahte kadıncı tutumlara değil, içten davranışlara ihtiyacı var. Olay neden tipik? KESK Merkez Yönetim Kurulu nun bir üyesi ile ilgili taciz iddiasının KESK i sürüklediği bu nokta birçok açıdan tipiktir ve KESK in açmazlarını dışa vurmaktadır. Bu açmazları aşmadıkça KESK in yeniden kuruluşçu bir mantıkla ayağa kaldırılması ne yazık ki mümkün değildir. Gelelim açmazlara nkesk te işler gerçek anlamda bir sendikal örgütün dinamiklerine göre değil, siyasi dengelere göre yürütülmektedir. Genel başkanımızın istifası da ne yazık ki siyasi dengelerin bir ürünüdür. naynı nedenle Taciz iddiası şahsi bir sorun olarak soruşturulamamış, derhal siyasi denklemler bağlamına taşınmıştır. İddianın KESK kamuoyuna duyurulmamasının nedeni budur. naynı mantıkla Taciz ithamı şahsi bir mesele olarak ele alınamamış, sendikamızın tüzüğü ve işleyiş kuralları içine yerleştirilememiş ve siyasal ekipler arasındaki kolektif bir soruna dönüştürülmüştür.bu KESK in en önemli zaaflarından biridir. KESK bir siyasi koalisyon olmaktan çıkıp bir sendikal koalisyon olmaya mecburdur. Bu tipik olay bunu bir kere daha gözümüze çakmıştır. KESK i yeniden kurmak Zaman aleyhte çalıştırılmıştır. Bu olayın çözümsüz bırakılmasına o ya da bu biçimde neden olan, KESK in yarattığı değerlerin zedelenmesine zemin hazırlayan, KESK hukukunu çiğneyen KESK yönetim kurulu üyeleri bu sorumluluğu üstlenerek istifa etmelidir. KESK, gerçek sendikal dinamikleriyle, bir mücadele programı ve örgütlenme stratejisi oluşturularak yeniden kurulmalı, zaman geçirmeksizin KURU- CU İRADE ye teslim edilmelidir. KESK i bu durumdan çıkaracak irade KESK in kendi içinde mevcuttur.

10 10 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Taş: Referandumda evet diyenlerle ayrışacağız! ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ortak bir masa etrafında ortak zemin inşası gerekir diyor Kenan Kalyon Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş la referandum sonrası ve 2011 seçimleri öncesinde partisinin sosyalist hareket ve Kürt hareketiyle ilişkilere yaklaşımını tartıştı Düzenlediğiniz "Kürt sorununda çözüm önerileri" başlıklı çalıştaydan beklediklerinizi elde ettiniz mi? İzleyen yeni adımlarınız olacak mı? Çalıştayın temel amacı Kürt sorununun geldiği aşamada sorunun çözümüne dönük sol-devrimci çözüm önerilerini tartışmak-tartıştırmak, geliştirmek; soruna içerden dahil olma imkan ve yollarını bulmaktı. Bu yönüyle, Kürt siyasi hareketinin son dönemlerde ortaya koyduğu ama solda da üzerine ciddi bir tartışmanın yapılmadığı Demokratik Özerklik projesini bizzat bu projeyi ortaya koyanlarla birlikte tartışmak, bu projeye soldan bir bakış sunmak önemliydi. Çünkü Kürt siyasi hareketinin bu projesi ayrılma değil, bir birlikte yaşama projesidir ve gördüğümüz kadarıyla içi tamamen doldurulmamış, tartışmaya açık bir proje. Bunun üzerinden Kürt hareketiyle solun bir tartışma yürütmesi, birlikte yol alabilmek açısından önemliydi. Çalıştay, bir başlangıç adımı oldu. Tamamlaması elbette beklenemezdi. Daha somut sorunlar üzerinden bu tartışmayı sürdürmeyi amaçlıyoruz. Referandum sürecinde ve sonrasında sosyalist solda yaşanan ayrışma ve saflaşmaları sizce kendi bağlamı içinde ele alınması gereken taktik bir ayrışma mı; yoksa ucu saf değiştirmelere kadar uzanan daha temelli bir kopuşma mı? Referandumda boykot tavrını ortaya koyan sosyalist yapılarla bizim de içinde yer aldığımız hayır çizgisinin arasındaki ihtilafın taktik bir ayrışmaya tekabül ettiğini düşünüyoruz. Ama özellikle yetmez ama evet tavrıyla AKP ye soldan destek sunan çizginin temsil ettiği anlayışın, tutturduğu dilin ve benimsediği tarzın taktik bir ayrışmanın ötesinde, daha köklü bir saflaşmaya denk düştüğünü görüyoruz. Sol-sosyalist bir çizginin en temel ayırt edici özelliği işçileri, emekçileri, ezilenleri sermayeden ve devletten politik-ideolojik ve örgütsel olarak bağımsızlaştırmayı hedef almasıdır. Yetmez ama evet çizgisi, bırakalım böyle bir hattı geliştirmeyi, uluslararası sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devleti yeniden yapılandıran AKP nin çizdiği ideolojik-politik hegemonyaya teslim olmuş, AKP nin icraatlarını sözüm ona soldan fikri takviyelerle meşrulaştırmayı a- maç edinmiş, sonunda iktidar sahibinden teşekkür almış bununla övünmüş bir anlayıştır. Böyle bir anlayışla ortak bir hayat örmenin imkânları ortadan kalkmıştır. Referandumda dörtlü bir ittifakla (EMEP, Halkevleri, ÖDP ve TKP) "hayır" kampanyası yürüttünüz. Ama hangi zeminlerde bir ittifak kurduğunuzu sosyalist kamuoyu ile alenen paylaşmadığınız gibi, bildiğim kadarıyla kendi ötenize seslenen bir çağrı da çıkarmadınız, neden? Referandumda amacımız, sosyalist solda öncelikle hayır pozisyonunda olan kesimlerle ortak bir hayır cephesi örgütlemekti. Hareket noktamız, AKP nin inşa ettiği yeni rejime karşı eski rejimi şöyle veya böyle sahiplenme anlamına gelen bir hayır ı değil, düzenin köklü bir devrimci değişimini hedefleyen bir hayır kampanyasını yaygın bir biçimde örgütleyebilmekti. Salt siyasi özneleri değil, değişik toplumsalsendikal kesimleri, aydınları, akademisyenleri kapsayan ve buluşturan bir muhalefet platformu oluşturmak ve bu yolla hayır gerekçelerimizi toplumsallaştırabilmekti. Bu anlamda Sosyalist Parti (SP) ve Türkiye Birleşik İşçi Partisi (TBİP) ile de görüştük. SP nin katılımı gerçekleşmedi, TBİP ise sürece dahil oldu. Özellikle Alevi örgütlerinden, sendikal hareketten, meslek örgütlerinden, akademisyenlerden, sanatçılardan oluşan geniş bir kesimle birlikte Hayır Deklarasyonu nu imzaya açtık. Ortaya koyduğumuz Eşit ve Özgür Bir Ülke İçin 12 Eylül Anayasasına da AKP Anayasasına da Hayır deklarasyonu ve burada dile getirdiğimiz 10 acil talep referandumda kurduğumuz ittifakın çerçevesini çiziyordu. Bu genişliğe uygun bir form ve çalışma tarzı inşa edemediğimizi söyleyebilirim. Bu yüzden, bizim hayır kampanyamız siyasal düzeydeki etkisi bakımından anlamlı ve önemli bir sonuç ortaya çıkartırken, aynı şeyi yeterli toplumsal-örgütsel etki bakımından söyle-

11 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 11 Cephe gündemimizde yok ÖDP Genel Başkanı Alper Taş TKP nin cephe önerisinin Türkiye solunun öznel ve nesnel durumuna uygun olmadığı düşüncesinde mek, az önce saydığımız eksiklikten dolayı mümkün olamadı. Siz boykot tutumunu da AKP karşısındaki direncin bir bileşeni saydınız. "Kürt illerinde BDP nin uyguladığı boykotun başarısı" ile AKP'nin bölgede kaybettiği ve tasfiye operasyonun sonuçsuz kaldığı değerlendirmesinde bulundunuz. Oysa TKP Siyasi Büro, bu sonuçları Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin daha Amerikancı ve daha gerici bir şekle sokulması sürecinde Kürt sorununun bir araç olarak kullanılmaya devam edeceği"ni kesinleştiren sonuçlar saydı. Ülkenin temel meselelerinden birine böylesine zıt açılardan bakmak ittifakınızda bir sorun oluşturmadı mı? Kuşkusuz, ÖDP ve TKP aralarında önemli farkları olan iki partidir. Ama bu farklılık, Türkiye nin içinden geçtiği süreçte, somut konular etrafında yan yana bir duruş ortaya koymamıza bir engel teşkil etmiyor. Referandum sürecinde bizi birleştiren, AKP eliyle kurulmakta olan yeni rejime net ve ikirciksiz bir tutum almak ve ortaya koyduğumuz 10 acil talep etrafında bir toplumsal muhalefet zemini inşa etmekti. Bu talepler içerisinde, Kürt sorunu bağlamında da bir araya gelmemizi ifade eden talep, Kürt halkının dil, kültür, kimlik haklarının karşılanması, bu hakların anayasal güvenceye alınması talebiydi. TKP nin değerlendirmesi, kendisine ait bir politik okumanın ürünüdür. Referandum sonrasında bizim açımızdan önemli olan, görülmekte olan KCK Davasına referandumda ortak tutum alan dört siyasi özne olarak genel başkanlar düzeyinde ve iki halkın kardeşliği adına katılabilmemizdi. AKP'nin gittikçe koyulaşan ve sağı kendi etrafında büyük ölçüde toplayan tek parti hakimiyetine karşı, Kürt hareketini de önemli bir direnç odağı saydığınıza göre, önümüzdeki dönemin mücadele ve ittifaklarına bakışınızda bu odağın yeri nedir? Kürt siyasi hareketi önemli bir demokrasi dinamiğidir. Kuşkusuz, geliştirilecek olan mücadele sürecinde Kürt siyasi hareketini görmezden gelen, onu reddeden bir yaklaşım her düzeyde doğru değildir. Ama takdir edilir ki Kürt siyasi hareketi ulusal bir harekettir, bu niteliğinden dolayı değişik yönelim ve taktiklere açıktır. Ve büyük bir toplumsal ağırlığı ve gücü vardır. Sosyalist solla eşitsiz bir ilişki söz konusudur. Sosyalist solun Kürt siyasi hareketinin yarattığı toplumsal güçle birleştirebileceği toplumsal güçler henüz söz konusu değildir. Burada esas olan, sosyalist güçlerin toplumsal bir kuvvet olmaya dönük çalışmalarını geliştirmesidir. Sosyalist hareketin ihtiyaçlarını ayrı bir başlıkta, Kürt siyasi hareketiyle ilişkilerini ise ayrı bir başlıkta ele almakta fayda vardır. Bizim gördüğümüz ve tartışmak istediğimiz nokta, Kürt siyasi hareketi ile sosyalist sol arasında şu ana kadar kurulmuş ilişki biçimlerinin ve zeminlerinin her iki kesim açısından da ilerletici, geliştirici sonuçlar yaratamamış olması gerçekliğidir. O yüzden, daha önce yapılmış, denenmiş ama ilerletici sonuçlar üretmemiş ilişki tarzlarına hapsolmayı doğru bulmuyoruz. Bunun TKP'nin yaptığı ve EMEP, Halk Evleri ve ÖDP'ye iletildiğini belirttiği "cephe" çağrısını mantığı ve gerekçelendirmesi bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz? Öte yandan, bir "cephe" çağrısının muhataplarının bu kadar dar tutulması, hele hele BDP'nin yok sayılması başlı başına bir sorun değil mi? Biz, EMEP, Halkevi, TKP ile sınırlı bir yan yana geliş düşüncesi içerisinde değiliz; onların da kendilerini bununla sınırladıklarını düşünmüyoruz. Önemli olan, solda bir tarihselliği taşıyan, şu ya da bu kadar güce sahip olan bu dört yapının somut konularda ortak tutum alabilmesi ve bu tutumu diğer sosyalist kesimlerle paylaşması ve çoğaltmasıdır. Şu an bizim gündemimizde bir cephe kurma düşüncesi yok. Cephe kurma ciddi bir iştir. Türkiye solunun şu an içinde bulunduğu öznel ve nesnel durumunun bir cephe oluşturmaya uygun olduğu düşüncesinde değiliz. Ama cepheleşme bir mücadele çağrısı ise, ortak bir mücadele zeminini birlikte inşa etme davetiyse, bu mahiyette bir çağrıyı sosyalist solun en geniş kesimleriyle hem pratik hem de fikri düzeyde paylaşmaya ve geliştirmeye açığız. Çünkü bizim savunduğumuz cephe-birlik vb., toplumsal mücadelelerin, toplumsal çatışmaların, çeşitli deneyimlerin ve eylemliliklerin içinde aşağıdan yukarıya doğru örülecek yerel inisiyatiflere dayalı bir mücadele birliğidir. Türkiye sosyalist hareketinin ihtiyaç duyduğu, koşullarımıza uygun düşen ve bizi ilerletecek adımın bu tür bir mücadele birliği olduğunu düşünüyoruz. Tabandaki çalışmalara ve aşağıdan örülen bir mücadele birliğine, şüphesiz, böyle bir sürece tekabül eden, onu özendiren ve ilerleten yapıların yukarı dan oluşturulması da eşlik etmelidir. Tabii bunun fikri ikliminin ve altyapısının geliştirilmesi de önemli. Bu da yapıcı ve geliştirici bir tartışma demek. ÖDP nin yapmak istediği ve yapmaya çalışacağı budur. tartışılması gerektiği düşüncesindeyiz. Az çok görünür bir başka odağın vücut bulmaması halinde, Kılıçdaroğlu CHP'si kendisini AKP karşısında tek seçenek gibi sunmaya çalışacak. ÖDP 2011 seçimlerine nasıl bir perspektifle hazırlanıyor? Üçüncü bir odağı mümkün görüyor musunuz; görüyorsanız bunun muhtemel bileşenleri hangi siyasal güçler ve toplumsal dinamikler? Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, bizim için esas olan sosyalist devrimci hareketin bağımsız olarak kendisini inşa etmesi, geliştirmesi, güçlendirmesidir. Kimse bizim CHP yi emekçilere ve ezilenlere umut olarak gösterecek tutum ve davranışlar içerisine gireceğimizi beklemesin. Seçimlerde ne yapmamız gerektiğini, nasıl bir seçim siyasetinin takipçisi olacağımızı henüz netleştirmiş değiliz. Şu anda parti tabanını da sürece dahil eden bir tartışma içerisindeyiz ama şuna inanıyoruz ki, doğru bir seçim siyaseti ancak doğru bir politik hat temelinde gerçekleştirilebilir. Emekçilerin ve ezilenlerin taleplerini sahiplenen eşitlikçi ve özgürlükçü bir siyaset çizgisinin güçlendirilmesi bizim seçim çalışmalarımızın esasını oluşturacaktır. O yüzden, eşitlikçi ve özgürlükçü birleşik bir sol muhalefetin yaratılmasına hizmet etmesi açısından, bu seçimlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği oldukça önemli bir konu ve bu öneme uygun ciddi bir tartışma ve düşünme sürecine ihtiyacımız olduğu da ortada. Seçimlerin dışında ve ötesinde de, sosyalist güçlerin, çeşitli toplumsal muhalefet dinamiklerinin ve "direnç" o- daklarının olanaklı bütün zeminlerde ve çeşitli başlıkları gündemine alan az çok eşgüdümlü bir koalisyonunu inşa etmek sizce mümkün mü? Daha doğrusu ÖDP'nin böyle bir gündemi var mı? Yukarıda da dile getirdiğim gibi, böyle bir sürecin örgütlenmesi, solun, toplumsal muhalefetin, çeşitli direnç odaklarının ortak bir masa etrafında, belirli gündemler üzerinden bir ortak zemin inşa etmeleri elbette ihtiyaçtır ve bu ÖDP nin de gündeminde olan bir konudur.

12 12 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Birdal: Baskılar SDP ve TÖP ü Kürtlerle ittifaktan caydıramaz Akın Birdal, Devrimci Karargah operasyonunda tutuklananların serbest bırakılması için çağrıda bulunuyor Ersen Olgaç Ekmek & Özgürlük adına son yasama döneminde DTP ve ardından BDP milletvekili olarak görev yapan SDP Onursal Genel Başkanı Akın Birdal ile son tutuklamalar ve partisinin ittifak politikalarını görüştü Silivri cezaevinde Devrimci Karargah suçlamasıyla yatan SDP ve TÖP lülerle görüştünüz, izlenimleriniz nasıl? Evet. Silivride Devrimci Karargah adı verilen operasyonla tutuklanan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, Genel Başkan yardımcısı Günay Kubilay, MYK üyesi Ecevit Piroğlu ile Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz arkadaşımızı ziyarete gittik. Arkadaşlarımız kendi etkinliklerinden göz altına alınmış ve tutuklanmış olsalar, gam yemeyeceklerdi. Ama ilşkileri olmayan bir örgüte üyelikten tutuklandılar ve o örgütün üzerinden Hanefi Avcı ile ilişkilendirilmeye çalışıldılar. Avcı bir güvenlik görevlisi ve geçmişi sol, sosyalist alanda hayırla anılmaz. Ama ne yazık ki, bu operasyon da KCK operasyonu gibi bir bahane. Kürt muhalefetini KCK operasyonuyla ilişkilendirerek, seçilmiş arkadaşlarımız, belediye başkanları, parti genel başkan yardımcıları, parti meclisi üyeleri, kadın ve gençlik meclisi üyelerini toparladılar. Uzun süre Akın Birdal kim? 1968 Döneminde Ankara Ziraat Fakültesi Talebe Cemiyeti yöneticilerinden olan Akın Birdal, 1973 de TMMOB-Ziraat Mühendisleri Odası MYK sında, 1977 de demokratik mücadele örgütü KÖY- KOOP un Niğde Başkanlığında ve Köy-Koop merkez yönetim kurulu eğitim ve örgütleme daire başkanlığında görev yaptı. 12 Eylül askeri darbesinden sonra bir yıl tutuklu kaldı. yatırdıktan sonra, ilk kez bir hafta önce 18 Ekim de yargı önüne çıkardılar. Yani bu Devrimci Karargah tutuklamaları Kürt muhalefetini sindirme projesinin buradaki ayağı mı? Evet. Kuşkusuz bu alanda sol sosyalist muhalefeti etkisizleştirmek niyetiyle yapılan bir operasyon. SDP nin TÖP le ve de giderek sol sosyalist çevrelerle bir birlik projesi vardı. Ve bunu arkadaşlarımız adım adım yürütüyorlardı. Arkadaşlarımız tutuklanmamış olsa, birlik kongresi yapılacak ve SDP ile TÖP birleşmiş olacaktı. Bu gelişme de yeni açılımlara, yeni diyaloglara, yeni partnerlerle ilişkilere yol açacaktı. Soğuk savaş sonrası doğu blokunun ardından Sovyetlerin dağılışı dünyadaki sınıf mücadelesini sekteye uğrattı. Latin Amerika daki önemli antimilitarist, anti-emperyalist, anti-kapitalist yükseliş dışında dünya küresel bir sistem baskısı altında kaldı. Sosyalizmin, emeğin ve insanlığın kurtuluşu yolunda her ülkede ve her coğrafyada lokal sosyalist fikriyatın gelişmesi, beslenmesi yolunda çabalar sürerken Türkiye de ne yazık ki sol, sosyalist kesim dağınıklığıyla yeni kuşak, gençler açısından arasında İHD nin Genel Sekreterliği ni, 1992 den 1999 a kadar da başkanlığını yaptı de uğradığı silahlı saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulan Birdal, 1 Eylül yıllarında yaptığı konuşmalardan ötürü 2 yıl hapis cezasına mahkum edildi. SBP, BSP ve ÖDP nin kurucu üyesi olan Akın Birdal, her iki partide de PM üyeliği yaptı de kurulan SDP de iki yıl genel başkanlık görevinde

13 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 13 çekim merkezi olmaktan çıktı ve cazibesini yitirdi. Şimdilerde gençlerin yeniden bu hareketin cazibesine meylettiğini sevinçle görmeye başladık. Özellikle Devlis liler yeniden o devrimci gençliğin coşkusunu sokaklara taşımaya başladılar. Parasız eğitim, özel okulların kapatılması yolunda önemli bir devinim içine girdiler ve çok sayıda gözaltılar oldu, tutuklamalar oldu, ama yeniden umudun alanını yarattılar. Geleceğe dair güven alanı yarattılar Bu tutuklamalarda devlet bir yandan Kürt muhalefetiyle radikal Türkiye solunun dayanışmasını cezalandırırken, diğer yandan da bunların sosyalist çevrelerde ve kitlelerin önünde bir polis şefiyle işbirliği yaptıkları izlenimi yaratarak itibarlarını da düşürme niyeti mi güdüyor? Aynen öyle bir itibarsızlaştırma ve kuşku yaratma. Bu operasyonun ikinci nedeni de boykot cephesinde yer alan arkadaşların bu iradesini ve kararlılığını cezalandırmak. Üçüncüsü de Kürt siyasi hareketiyle stratejik bir ittifak isteyen, yani kurtuluşu Kürt emekçileri ve Türk emekçilerinin birliğinde ve dayanışmasında gören bir siyasi görüşe sahip arkadaşları tecrit etmek. Bir de nasıl ki, örneğin KCK nin kadrolarını aldılar, halktan onu izole etmeye ve giderek halkı yalnızlaştırmaya çalıştılar. Burada da Kürt halkının stratejik ittifaklarını ve müttefiklerini, dostlarını etkisizleştirerek, yine Kürt halkını yalnızlaştırmak istediler. Sosyalist Gelecek Parti Hareketi nin başta Kürt kurtuluş hareketi olmak üzere tüm ezilenler ve kadınlarla, sermayenin iki cephesine karşı bir üçüncü kutup, üçüncü cephe oluşturma hedefi var. Bu hedef sizce de geçerli mi, ya da Türkiye sosyalist hareketinde bulabileceği yankılarla ezilenler ve emekçiler için bir çekim merkezi olabilir mi? Olabilir kuşkusuz. Türk ve Kürt emekçilerinin buluşması, kadınlar, Aleviler, ötekileştirilen ve dışlananların birliği, bence zaten gelecek açısından olmaz- Yanılgılar olsa da önemli olan ezilenlerden yana çıkmak mücadelemizi anlatmakta yetersiz kaldık ve Türkiye solu da yetersiz kalınca, büyük bir gedik oluştu. Şovenizm toplumsal bir reflekse dönüştü. Kürt hareketi zamanla toplumsallaştı. Sol ise uzak durdu. Kürt hareketi ile birlikte görülse, Türk toplumundan tecrit olacağını düşündü. Kürt hareketiyle arasına mesafe koydu. Türk solunun mesafe koyma tavrı, onu da toplumdan uzaklaştırdı." Karayılan ın bu eleştisa olmaz. Beğendiğim ve gerçekten çok önem verdiğim ya hep beraber ya hiçbirimiz sloganı bunu bence çok iyi anlatıyor. Çünkü bugün küreselleşen ideolojik hegemonya karşısında birleşmekten başka çıkışımız ve kurtuluşumuz yok. Ne Kürtlerin, Kürt emekçilerinin, ne de Türk emekçilerinin ve onların siyasi yapılarının böyle bir birlikten başka şansları yok. Koşullar bize bir Üçüncü Cephe yi dayatıyor. İşte bakın devrimci karargah adı altında suçlanan SDP ve TÖP ün de amaçladığı buydu. Egemen güçler bunu cezalandırmak istiyor. Eğer biz bu saldırıların önünü alamazsak, baskılar muhalif Kürtlere, muhalif sosyalist sola, muhalif kadınlara, muhalif emekçilere muhalif gençlere, muhalif azınlıklara yayılacak. Bu nedenle nüanslarımızı bilerek, ortak hattımızı oluşturacak değerler var. Emekçi olmak, emekçilerden yana olmak, ezilenlerden yana olmak, barıştan, özgürlükten yana olmak ve en önemlisi de adaletten yana olmak. Böyle bir değerlendirme, bizi doğal olarak sermayeden ve devletten kopuşmuş bir üçüncü kutupta birleştirebilir ve birleştirmek zorundadır. Geçenlerde Murat Karayılan Türk solunu şu sözlerle eleştirmişti:"ama bu konuda esasen sorumlu bir kesim daha var: Türkiye sol hareketi. Biz Kendine sosyalist, komünist, emek adını yakıştıran kimi partilerdeki Kürt ulusal hareketi kendi yolundan, sınıf mücadelesi de kendi yolundan yürür anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sınıfsal ve ulusal kardeşliği örtüştürdükçe, başka bir deyişle Newroz la 1 Mayıs ı buluşturdukça sosyalizm zaten bir çekim merkezi olacaktır. Ve o güçlü seçenek başkalarını sosyalizm adına etkileyecek, başka yerlere yedeklemeyecek ve etkileyecek kuşkusuz. Önemli olan bence bu birlikteliği, bu birleşik gücü yaratabilme marifetini gösterebilmekte. Bugün biz daha önce çatı diye adlandırdığımız, şimdi DBH (Demokrasi İçin Birlik Hareketi) olarak adlandırılan buluşmayı tüzel bir yapıya kavuşturamazsak bile, böyle bir buluşmanın, eylemliliği bile bence önemli bir moral güç yaratacak ve çekim gücü oluşturacaktır. Sosyalizm ve sınıf mücadelesi adına referandumda yetmez ama evet, ya da hayır cephesinde yer almış olmakla değil sınıf çıkışı, demokratik çıkış bile bulunamaz. Şimdiden kimi yetmez ama evet çi arkadaşlar ya değişik mazeretlere sığındılar, kimisi de AKP nin gerçek yüzünü gördük dediler. Kimisi biraz daha bakalım dedi, kimisi sessizliğe büründü. Şimdi AKP nin programından çok, bence söylemine ve yaptıklarına bakmak gerekir. Örneğin 12 Eylül le hesaplaşacağını söylüyor, ama hesaplaşmaktan asker ve sivil kanattan üç beş bürokratın hedef alındığı anlaşılıyor. Oysa meseleye sınıfsal bakıldığı zaman, nedir 12 Eylül faşist darbesi? Uluslararası emperyalist kurumların ekonomik kararlarını hayata geçirebilmek ve ona zemin oluşturabilmek için yapılan bir darbedir. Yani 24 Ocak diye kodlanan ekonomik kararlardır. Bu gün ne oluyor? AKP nin izlediği aynı neoliberal politikalar değil mi? Özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya, sendikasızlaştırmaya ve nihai olarak yığınları açlığa ve yoksulluğa iten ekonomik politika değil mi? AKP nin 12 Eylül le yüzleşmesi mümkün mü? Bu onun varlık nedenine aykırıdır ve bu nedenle bir süre sonra, gerek CHP nin yedeğindeki MHP ile aynı havuza düşen diğer tarafta yetmez ama evet diyen arkadaşlar da bence bu süreçte yeni konumlanma içine girebilirler ve bu sürece dahil olabilirler. Türkiye siyasetinde zaman zaman taktik sonuçlarda, yanılsamalar ve yanlışlıklar olmuştur. Önemli risi konusunda ne düşünüyorsunuz? Bence Murat Karayılan bu konuda çok haklı. Enternasyonalist olduğunu ilan etmeyi ihmal etmeyen Türk solu, yanı başındaki Kürt halkıyla dayanışmada mahcubiyet göstermektedir. Bunun nedeni de, bizim solu biraz kazıdığınızda ince bir milliyetçilikle karşılaşılmasıdır. İkincisi de, Kürtlerle dayanışmanın riskleri. Acımasız, militer bir merkezi otoriteyle karşı karşıyaydık; o yüzden bu çekingenlik yaşandı. Fakat bu durum tüm sosyalist çevreler için geçerli değildir. Örneğin son Devrimci Karargah suçlamasıyla hedef alınan sosyalist örgütlerin boykot cephesinde yer almasının ve Kürt siyasi hareketiyle buluşmayı esas almalarının bunda payı olduğunu düşünüyorum. Türk solundaki çekingenlik ve ürkekliğin de sözünü ettiğim ince milliyetçiliğin güçlenmesine katkısı olmuştur.

14 14 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Hanefi Avcı vakası üzerine notlar Sürüp gitmekte olan, bir rejim ve devlet biçimi çekişmesidir, basit bir ele geçirme değil Avcı bir zamanlar yönettiği polislerin eşliğinde mevcutlu olarak Özel Yetkili Savcılığa ifade vermeye gidiyor Kenan Kalyon ja yerleştirildiğinde ise skandalın ta kendisi olabilir. Ancak, Türkiye deki rejim içi tepişmelerin sert siyasal mantığından bakıldığında, Mavi Marmara soğukluğunun ardından, referandum sürecinde muhabbet tazeleyen hükümet-cemaat ittifakı, Hanefi Avcı nın çıkışına bir güç gösterisiyle cevap vermeye, onun sözcülüğüne soyunduğu emniyet içindeki unsurları simgesel bir vuruşla sindirmeye, muktedirliğini herkesin gözüne çakmaya ve en iyi savunma saldırıdır anlayışıyla davranmaya mecbur ve mahkûmdu. Ama bu mecburiyetin yol açtığı garipliğe bakın ki, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) mensubu sosyalistlerle Avcı yı aynı kareye yerleştiren, sıfır inandırıcılıkta, her açıdan kabalık kokan bir tertip ve fesatla sergilenen bu güç gösterisinin kendisi, Avcı nın iddiasını doğrulayan yeni ve çok çarpıcı bir kanıta dönüştü. Hükümete desteklerini sürdüren Ali Baybında yer alan bilgilerden çok daha fazlasını içeren dilekçelerle başvurdu ve tutuklanmasının hemen öncesinde, Genelkurmay Askeri Savcılığına cemaatin ordu içindeki yapılanması ve sorumlu imamı hakkında dağarcığındaki bilgileri aktardı bir kere. Bütün bunlar yok hükmünde sayılamaz artık. Diyalektiğe nazire yaparcasına, şu sıralar avcı/kurban arafında gezinen Avcı nın, müdebbir bir istihbaratçı olarak, bazı bilgileri gerektiğinde ifşa etmek veya bir pazarlık kartı olarak kullanmak amacıyla herkesten esirgemesi yahut sadece en güvenilir sırdaşlarının uhdesinde yedeklemesi ihtimali de cabası. Olayın kendisi kanıt Sosyalist solu ve Kürt hareketini kovuşturmayı kariyeri boyunca ihtiraslı bir uğraşa dönüştürmüş, kitabının da delalet ettiği gibi son derece işkolik bir polis şefinin yasadışı bir sol örgüte yardım ve yatakçılıktan cezaevine tıkılması, şahsi çerçevede ironinin, olay daha geniş bir kadra- Türkiye nin süratle değişen gündem sıralamasında şimdi çok gerilere düşmüş olsa da, kendini solda addeden kimilerinin dahi methiye kabilinden ve hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür deyişini doğrularcasına efsanevi sıfatını layık gördükleri polis şefi ve istihbaratçı Hanefi Avcı nın çıkışının ve yok satarcasına rağbet gören Haliç te Yaşayan Simonlar başlıklı kitabının, süre giden rejim içi kutuplaşma ve kavgalarda yeni bir girdi, yeni bir veri ve kefelerden birine konan yeni bir ağırlık olduğuna hiç şüphe yok. Şimdi kurban olmaktan yakınan Avcı, bir karşı hamleyle derdest edilmiş, cemaatin okyanus ötesindeki imamı azamı onun hakkında vurun boynunu dercesine Allah taksiratını affetsin fetvası vermiş olabilir. Ama laf ve kitap ortaya düşüp dolaşıma girdi, Avcı, gerekli gördüğü yetkili makamlara, kitaramoğlu gibi liberallerin kafasını karıştıran, AKP katarından çoktan inmiş Cüneyt Ülsever gibilerini ise, tutuklanan sosyalistleri unutup Avcı ya sahip çıkan bir kısım solcu ile birlikte eylemli tepkiye sevk eden işte bu durumdu. Avcı nın iddiası özü itibarıyla şudur: Emniyette, özellikle de emniyetin istihbarat ve operasyon birimlerinde, MİT te, orduda ve yargıda, her birinin başında birer sektör imamının bulunduğu, kendi hiyerarşisine sahip cemaat yapılanmaları mevcuttur. Bunlar kendi aralarındaki bağlantılarla devlet içinde ayrı bir irade ve kuşatıcı bir şebeke oluşturmaktadırlar. Kendi dolaysız hâkimiyet alanını genişletmek için her yolu mubah gören, kendinden olmayanlara tezgâhlar kuran, seçmeli hedeflerine vururken kendine bağlı medya ağlarını da bir propaganda aygıtı gibi seferber edebilen bir şebekedir bu. Birazcık Carl Schmitt Carl Schmitt adı bazılarımıza yabancı olabilir. Bu yüzden, önce kısa ve tanıtıcı bir not: Bu zatı muhterem, Nazi iktidarını haklılaştıran, müzakereciliğin, mutabakatçılığın, normatifliğin, liberalizmin ve parlamenter demokrasinin azılı düşmanı olan bir siyaset ve hukuk kuramcısı; başka hiçbir onamaya ve göndermeye ihtiyaç duymaksızın meşruiyetini kendisinden alan bir egemenlik halini hukuki terimlere dökmüş bir kararcı. Schmitt in bugünün Türkiye si için de açıklayıcı olabilecek kilit kavramlarından biri olağanüstü veya istisnai haldir. Schmitt e göre; adına layık egemen, olağanüstü hali veya bunalımı yönetebilen, bunalımın çeşitli uğraklarında kendisinden menkul kararlar verebilen, kuvvetler ayrılığı gibi ilkeleri bir budalalık olarak gören ve kendini önceden verili bağlayıcı bir yasallıkla sınırlamayan kişi veya tüzel kişiliktir. Carl Schmitt in ruhunun bugünün Türkiye sinde gezindiğini söylemek abartı olmasa gerek. Lakin, çok önemli bir tadilat ve uyarlamayla birlikte: Günümüz Türkiye sinde kararcılık, demokrasi şalı altında, sözüm ona sivil siyaset alanını genişletme

15 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 15 iddiasıyla, özünde kararcı olan çeşitli icraatları gerekli kılıf ve kisvelere büründürmeyi ihmal etmeden; bu demektir ki, kitabına uydurmanın daha incelikli yöntemleriyle, hukuku siyasallaştırmanın daha uzmanlaşmış ve özgün biçimleriyle icra edilmektedir. Bütün gafillerin hilafına, Avcı nın kitabında bir dizi örneğini verdiği emniyet içi ayak kaydırmalar, üzerinde özel olarak durduğu Yücel Aşkın ve İlhan Cihaner vakaları bir yana, KCK davası ve en son Devrimci Karargâh soruşturması buram buram kararcılık kokmuyor mu? Birazcık Karl Marx Louis Bonaparte darbesini irdelediği ünlü çalışmasında, Karl Marx, aynı zamanda burjuva devletin sınıf mücadelelerinin basıncı ve hâkim sınıf hiziplerinin itiş kakışları arasında durmaksızın daha da yetkinleşmesini anlatır bize. Devlet yetkinleştikçe toplumun gözeneklerini tıkayan devasa bir askeri-bürokratik aygıta, gittikçe azmanlaşan asalak bir ura dönüşür. Bu sürecin her evresinde yürütme daha başına buyruk hale gelir. Bu, burjuvazinin çeşitli hiziplerinin bu aygıtı ele geçirme mücadelelerini de kızıştıran bir durumdur aynı zamanda. Haliç te Yaşayan Simonlar devletin yetkinleşmesinin tek bir kurum üzerinden, polis teşkilatı penceresinden bir anlatımı olarak da okunabilir. Avcı, kitabında yasadışı örgütler karşısındaki yetersizliklerini, donanım, uzmanlaşma, izleme ve dinleme teknikleri, taktik yenilik ve bu örgütleri daha yakından tanıma açısından zamanla nasıl aştıklarına dair bir dizi veri sunuyor. Hatta öyle ki, yazar, yeri geldikçe karşılaştırmalar yapıyor ve mücadele halinde oldukları örgütlerin gıpta ettiği çeşitli üstünlüklerini övmekten geri durmuyor. Şüphesiz, devletin yetkinleşmesi daha bütünsel, derece derece bütün kurumlara, devlet-toplum ilişkilerinin her düzeyine yayılan ve aynı zamanda yeni kurumların ihdasını gerektiren bir süreç. Okul, fabrika, emek süreçleri, sokak ve mekansal stratejiler de bu yetkinleşmeden kendi nasiplerini kesinlikle alırlar. Sınıf mücadeleleri ve derinleşen işbölümü bu süreçte bir bakıma mahmuz işlevi görür. Bu bütünsellik içinde emniyet, bir tür barometre ve mızrak başı olarak görülebilir. Birazcık Focault ve Negri Disiplin toplumundan denetim toplumuna geçiş, A. Negri nin günümüz kapitalist toplumlarını betimlemek amacıyla kimi Fransız düşünürlerinden, özellikle de M. Fuocault dan esinlenerek kullandığı bir tabir. Bu geçiş üç tipik gösterge üzerinden izlenebilir: Bio-politika, polis teşkilatının evrimi veya daha doğrusu, bütün toplumun polisiye faaliyetlerin nesnesi haline gelmesi, bunun uzantısı olarak bizzat ordunun da gitgide polisleşmesi ve her şeyin görülüp izlenmesi anlamında panoptikon gözetleme. Başka bir ışıktan bakıldığında, Avcı nın kitabı bu geçişin bir öyküsü olarak da okunabilir. Elektronik izleme, dinleme, denetim ve takip ağının kurucularından biri olan Avcı nın bu yönde emniyetin kat ettiği ilerlemeleri mucize olarak adlandırması, tam böyle bir bağlama oturuyor. Şimdi dönüp yaratıcılarından birini de vurmuş olsa bile, bu mucizenin getirileri saymakla bitmez. Tabiri caizse, artık bütün evler camdan, bütün perdeler çekili, bütün özel ilişkiler ve mahremiyet alanları yolgeçen hanı ve her an ifşaata açık, bütün toplum bir BBG evi, devletin optiğinden her şey ayan beyan ve her şey saydam. Hal böyleyse, yeraltını da artık bir kedifare oyununa dönüşmüş sayabiliriz. Avcı nın durduğu yerden bakarsanız, bu durum neredeyse devletin nihai ve mutlak bir zaferi. Ama devletin bir akrep gibi kendi kendisini sokmaması için, bu zaferin yasalarla sınırlanması gerekiyor, o kadar. Gelgelelim, kendi başarımlarının büyüsüne ve esrimesine kapılmış istihbaratçımız yanılıyor. Kitabında hayranlıkla anlattığı, Diyarbakır Cezaevinde istihbaratı alınan ama bütün aramalara rağmen bir türlü bulunamayan tünel olayı yanıldığının bir karinesi aslında. Hiç kimse, hiçbir yeni tedbir ve buluş, ezilen dünyanın yaratıcılığına, yenilikçiliğine, kurnazlığına, çalışılacak zayıf yan bulma ve engel aşma arayışlarına sınır çekemez. Bu, ezilenlere fıtraten bahşedilmiş Allah vergisi bir meleke değil, edinilen bir yetenek. Varoluş koşullarının, her daim risklerle boğuşarak ayakta kalmanın ve çoğu kez sırat köprüsü halleri yaşamanın ezilen dünyayı iteklediği bir doğrultu. Efsanevi istihbaratçımıza bir hatırlatma daha: Birçok Marxist araştırmacının işaret ettiği gibi, burjuva devletin ilerleyen teknik hassasiyeti, aynı zamanda müdahale edilebilir bir aşırı bağımlılık ve kırılganlık demek Yazarlık ve polislik Hanefi Avcı kitabının girişinde, polislikten sıyrılıp sözcüğün gerçek anlamında yazar olmaya karar vermiş biri izlenimini veriyor. Karşımızda biyolojik olarak kendini ında, ama çekilen acıların, yaşanan iç fırtınaların ve bir bütün olarak deneyim yükünün kemal yaşı olarak 150 sinde hisseden karmaşık bir kişilik vardır. Avcı, simgesel evreninin ve değerler manzumesinin çöküşünü ve halen sürmekte olan iç hesaplaşmalarını Türkiye nin bir tarihsel kesitiyle sarmalayarak, belirli bir olay örgüsü ile ve otobiyografi türünün elverdiği sınırlar içinde serimleme vaadinde bulunur adeta. Ama girişten hemen sonra bu vaat, ne hikmetse unutuluverir. Karşımızda zırhlarını kuşanmış, tartarak konuşan, bazı yerlerde iyiden iyiye ketum bir polis şefi vardır bu kez. Kitaba adını vermiş olan Simon dahi, karakter şöyle dursun, bir tip bile olamaz. Avcı nın manevi bunalımından bir çırpıda sıyrılmasının basit bir vesilesinden başka bir şey değildir o. Bize sunulan polisiye serüvenler dizisinde ise kimi anlamlı suskunluk bölgeleri var. Örneğin Mersin Siyasi Şubede olup bitenlerin hızla geçiştirilmesi ve kendisini Jİ- TEM le buluşturan itirafçıların sevk ve idaresine ise hiç değinilmemesi gibi. İnsanın polisten bu kadar yazar olurmuş diyesi geliyor. Hanefi Avcı nın derdi Hanefi Avcı nın çıkışının gerisinde karmaşık ve komploculuk kokan nedenler aramak yersiz. Çokça iddia edildiğinin aksine, o cemaatin saf değiştiren bir ihanetçisi de değil. Bu tescilli işkenceci, emniyette bir ekolün savunucusu ve temsilcisi sayılırsa her şey daha basitleşir. Bu ekol sadece teknik yeniliklere öncülük etmemiş, zamanında işkenceyi de en yüksek verim esası üzerinden daha sistematik, daha yoğun, daha çok türlü ve bu anlamda daha rasyonel hale getirmiştir. Farklı emniyet müdürlüklerinin muamelesinden geçtikten sonra Avcı ve ekibi tarafından sorgulanan herkes, aradaki farkın canlı tanığıdır. Bu satırların yazarı da bunlardan biridir. Ama rasyonalite Avcı ve onun gibi düşünenler açısından genel, yönlendirici ve mesleki bir bir ilke veya tutumdur. Kendilerini teknik yenilikler peşinde koşmaya sevk eden de aynı yaklaşımdır. Avcı, siyasi görüşleri iş e ve işin gereklerine bulaştırmamanın, iş yaparken indoktrine olmanın, profesyonelliğin, kadro seçiminde ve atamalarda liyakat ölçütünden sapmamanın ısrarlı bir savunucudur. Onun, bir yanılsamanın ifadesi olsa da devletin ideolojisi olmamalıdır demesinin, çeşitli emniyetçiler hakkında kanaat belirtirken yukarıdaki ölçütleri kullanmasının nedeni budur. Kitabın çeşitli yerlerine serpiştirilmiş rejim eleştirileri de aynı mantıktan besleniyor. Zamanlamasını ve hesaplarını doğru yapıp yapmadığı, çıkışından bir kelebek etkisi bekleyip beklemediği ayrı bahis; ama onun emniyetteki cemaat yapılanmasıyla açık bir çatışmaya girmeyi göze almasının sırrı da buradadır. Kitabında bunun bolca kanıtı var. Hal böyleyken, solda sıkça rastladığı gibi, işkenceciliğinin altını çizmekle yetinip Avcı nın ifşaatlarının içerimleriyle ilgilenmemek, farklı düzeyleri birbirine karıştıran gayri siyasi bir tutum. Hakeza, bu ifşaatları devletin hangi sermeye hizbi tarafından ele geçirildiğinin ne önemi var kayıtsızlığı ile karşılamak da öyle. Unutmayalım; sürüp gitmekte olan bir rejim ve devlet biçimi çekişmesidir, basit bir ele geçirme değil.

16 16 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Harcıalem sosyalizmden kaçanların sığınakları Birikim ve DSİP ten kibirli "filozoflarımız" bundan böyle "demokratik devrimi" tamamlayan AKP'ye akıl vererek "ileri demokrasiye" hizmet görevini sürdürmeye kararlılar Muhsin Dalfidan Sosyalist hareket anayasa referandumunda boykot, hayır ve yetmez ama evet olarak üç ana eğilime ayrılmış idi. Bu eğilimlerden boykot ve hayır tavrı alan unsurların çoğunluğunun ortak gerekçeleri olmasına karşın bu gerekçelerin tümünün tam olarak örtüştüğü söylenemez. Ancak, yetmez ama evet tavrı alanların gerekçelerindeki örtüşme dikkat çekici idi. Bu dikkat çekiciliğin sırrı ve anlamı, son günlerde bu cephedekilerin ardı ardına yaptıkları açıklamalarla ortaya saçılıyor. Birikim dergisi yayın yönetmeni Ömer Laçiner'in dergisinin Ekim sayısındaki Yeni bir dönemin eşiğinde başlıklı yazısı, Yeni Şafak gazetesinde çıkan söyleşisi ( ) ve DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan ın Zaman gazetesindeki söyleşisi ( ) en öne çıkanlar. Doğan Tarkan ın yanardöner sevdası Doğan Tarkan, Zaman gazetesine verdiği röportajda sistemin kanatları altında ve vasiliğinde sisteme karşı mücadele edebilme güvenliliğine kavuşmuş olduğu yanılsamasıyla döktürüyor. Başbakan Tayip Erdoğan ın yetmez ama evet kampanyası için kendini kutlamasını "Tabii başbakanın bir inceliği aslında... kibar bir davranışa insan seviniyor" diye karşılık veriyor. Kimin kime karşı inceliği? Ne adına kibarlık? Sınıf mücadelesi nerede kaldı? Bu güne kadar sermayenin hangi temsilcisi sınıf karşıtlarına kibarlık etti? Etti de biz mi görmedik sayın Tarkan!? Tarkan a ruhunu, vicdanını ve değerlerini satarak bedenini kurtarmak yetmiyor olmalı ki; giderayak ardında bıraktıklarını DSİP ve Birikim in referandum ve sonrasında sola yönelik saldırıları ağır tepkilerle karşılaştı değersizleştirmek, pisleterek gitmek için gerçekleri ters yüz etmekten geri durmuyor. Türk solunun iki büyük mutlağı var: Stalinist ve Kemalist olması diyerek doğru yolda olduğunu koyun sürüsünden ayrılmakla iyi bir şey yaptığını göstermeye çalışıyor. Kendine pay çıkarmak adına Benim içinde yer aldığım Kurtuluş, Kemalizm ile hep çatıştı derken eski yol arkadaşı için sorulan Hala Stalin savunulabiliyor mu gerçekten? sorusuna Tabii canım. diyebiliyor ve Kemalizm e daha yakındık, tabii. diye sürdürüyor konuşmasını. Tarkan a göre bu gün kendi hariç sosyalistlerin tümü modernizmin batağındalar. Çünkü Kemalistler. Hani Kemalizm ile hep çatışmıştınız Sayın Tarkan! Bu ne kibir ne megalomani!? Siz varken Stalinist ve Kemalist değiliz, siz gidince hepimiz Stalinist ve Kemalistiz. Çarpıtmanın ve densizliğin bu kadarına pes denir. Biz pes ettik ama Tarkan hız kesmeden devam ediyor. Koyun/post kavgası ve üfürükçülüğe övgü Sosyalist Hareket için "önemli bir kısmı toplumu koyun gibi görüyor ve bunu ifade ediyor. Halbuki kendisi koyun gibi... Solun bütünü koyun gibidir" sözleriyle hem değersizleştirme operasyonunu sürdürüyor, hem de kendi yönelimini meşrulaştırmak için debeleniyor. Ama nafile bir çaba içinde olduğunu iktidar üf dese yok olacağız zaten. O kadar zayıfız ki" sözleri ele veriyor. Bu sözler kimin koyun olup olmadığını, kimin post kavgası yaptığını ve kimin postu kurtarmak için korktuğu üfürüğe sığındığını göstermektedir. Tarkan, postu kurtarmak için yüzünü sisteme döner de öteki yetmez ama evet çi dostları dururlar mı? Durmazlar elbette. Birikim dergisi adına Laçiner den de salvolar ardı ardına geliyor. Değişimin tek adresi Laçiner sosyalist hareketin bütünü için söz konusu odakların tümünün içinde yer aldığı geleneksel, harcıalem tanımlı sosyalizm anlayışının aşılması gerektiğini ve bunun için çok çaba gösterdiklerini, ama artık yolun sonuna geldiklerini yazıyor. Laçiner in sosyalizmin yeniden kuruluşu için çaba gösterenlerin kendilerinden ibaret olduğu saptaması gerçeği yansıtmıyor. Kaldı ki, gösterdikleri çaba sosyalizmin toplumsal yaşam biçimi olarak yeniden kuruluşu için de değildir. Gösterdikleri çaba yenilik adına sistemle uzlaşma yolları aramaktan ibarettir. Birikimcilerden başka harcıalem olmayan sosyalist tanımayan Laçiner; Ekmek & Özgürlük ün birinci sayısından yaptığımız şu alıntılardan ne anlıyor acaba? Yeniden kuruluş esas olarak sosyalizmin yeniden kuruluşudur. Marksizmin temel referansları üzerinden reel sosyalizm ile arasına ayrım çizgileri çeken sosyalizm anlayışının ideolojik, teorik, politik, toplumsal ve örgütsel boyutlarıyla yeniden kurulmasıdır. Yeniden kurulmuş sosyalizm an-

17 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 17 layışına uygun olarak mevcut sosyalist harekete temelden itiraz eden sosyalist hareketin ve işçi sınıfı hareketinin yeniden kuruluşu ve işçi sınıfı partisinin bu temelde inşasıdır. Dolayısıyla, reel sosyalizm ile arasındaki ayrım çizgilerini netleştirmiş, temel Marksist referanslar doğrultusunda sosyalizm anlayışını geliştirmiş bir yeniden kuruluş güncel görev olarak önümüzde durmaktadır. Birikim de görev değişimi Laçiner, Her ne kadar artık apayrı zihniyet dünyalarında olduğumuzu daha bir açıklıkla gördüğümüz bu mikro-dünyanın bileşenleri ile giderek uzlaşma noktalarımızın yok olduğunu fark etmekle birlikte, ortak tarihimiz ve mirasımız hatırına diyalog kanallarını daima açık tutmaya gayret eden bir dil ve tavır içinde olduk bugüne değin. Ama iki sayı önce de belirttiğimiz gibi bunun, bu yolun sonuna geldiğimizi kabul etmek zorundayız. Bu, yalnızca bir zorunluluk değil ayrıca ahlaki bir yükümlülük, görevdir artık sözleriyle mikro-dünyanın bileşenleri sosyalistlerle yollarının ayrıldığını duyuruyor. Filozof kibirliliğiyle bugüne kadar sosyalistlere karşı ortak tarih adına hep lütufkâr olduklarından söz ediyor. Sözü edilen bu ortak tarihte Birikim in kendine biçtiği görev neydi? Tarih anlatıcısı olmak. Laçiner anlatıcılık görevini bıraktıklarını söylüyor. Marx'ın Ünlü 11.tezindeki "Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler; oysa, asıl önemli olan dünyayı değiştirmektir." ifadelerinde anlamını bulan filozofluk görevini bundan sonra sosyalistlerden esirgeyeceklerini anlatıyor. İşçi sınıfının organik aydını olmaya hiçbir zaman yanaşmamış, hep "kendinden menkul aydın" olarak işçi sınıfına, sosyalistlere akıl vermeyi tercih etmiş kibirli "filozoflarımız"; bundan böyle "demokratik devrimi" tamamlayan AKP'ye akıl vererek "ileri demokrasiye" hizmet görevini sürdürmeye kararlılar. Sermayenin "çakma" filozoflara ne kadar ihtiyacı var bilinmez ama, Laçiner görev zamanının geldiğini inanıyor. Yıllardır bu günü beklediğini ima edercesine İslami kesimle ilgili "insani" duygularını anlatmaya devam ediyor. İslama insaniyet Laçiner İslami kesim ile ilişkileri için Marx'ın "İnsani olan hiç bir şey bize yabancı değildir". Sözünü hatırlatarak devamla İslam'la, Müslümanlıkla çok konuştuk, dürüstçe tartıştık. Biz bundan gurur duyduk Evet, tartışabiliriz, birbirimiz ikna etmeye çalışabiliriz. derken; Kendileri dışındaki sosyalistlerle ilişkiler konusunda Şimdiki metnin özelliği, birilerinin zaten hep kaçındığı o tartışma talebinin geri çekilmesi, bitirilmesidir. Tartışacak pek bir şey kalmadı, gereği de kalmadı demektedir. Bunun anlamı, Laçiner in İslami kesime karşı gösterdiği tartışmaya değerlik ve ikna etme insaniliğini, sosyalist hareketten esirgediğidir. Bunun karşısında Allah yolunuzu açık etsin deyip noktayı koyabiliriz. Ama biz bunu yapmayacağız. Çünkü sosyalizm anlayışımızda ötekileştirme değil, kapsama; rekabet değil, dayanışma var. Kibir değil, alçakgönüllülük ve hoşgörü var. Monolog değil, diyalog var. Sınıf karşıtlarına gösterilen insaniliğin sınıf kardeşlerinden esirgenmesine reddiye var. Laçiner, 2011 seçimlerinde bazı kritik bölgelerde alacağı destek AK Parti'yi gündeme aldığı bazı konularda daha özgürlükçü ve cesur kılabilir. buyuruyor. Evet, olası desteğin AKP yi cesaretlendireceği açıktır. Ama bu cesaret özgürlükçü yönelim cesareti olmayacaktır. Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye çabalarını artırma cesareti olacaktır. Militarizmin ve otoriterliğin silahlı güçlerin tekelinde olduğu yanılsamasına dayanarak, sivilleşme adı altında militarizmi ve otoriterliği pekiştiren uygulamalarını yoğunlaştırma cesareti olacaktır. Kürt Özgürlük mücadelesine karşı alternatif Kürt oluşumlar devşirme çalışmalarına hız verme cesareti olacaktır. AKP destekçiliği Dün reel sosyalizmin çöküşünü birlikte yaşayan sosyalist hareket, bugünde T.C. devleti içindeki rejimin yeniden yapılandırılması doğrultusundaki hegemonya mücadelesini hep birlikte izlemekte ve yaşamaktadır. Ama, birlikte yaşamak ortak kavrayış anlamına gelmemektedir. Sosyalistler arasında yaşadıklarını okuma ve analizde ciddi farklılıklar vardır. Sosyalist hareketin anlamlı bir kısmı, bu okuma farklılıkları sonucu kendilerini sistem içi güçlere göre konumlandırmaktadır. Yüzünü sisteme dönenlerin bir kısmı ulusalcı yönelimlere yelken açar ve CHP'den medet umarken; diğer kesim, AKP destekçiliğine soyunmuştur. Bu her iki kesimin dışında kalan bağımsız sınıf politikasını rehber edinmiş enternasyonalist devrimci sosyalistler ise Kürt özgürlük mücadelesi ile birlikte emek ve özgürlük cephesini oluşturma kararlılığıyla mücadelelerini sürdürmektedirler. Laçiner'in Türkiye'de CHP, AK Parti karşısında sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan nerede duruyor ise, BDP de bölgede o pozisyonda ( ) [BDP] Kürtlerin CHP'si." demesi bundandır. Laçiner'in muradı ulusalcı ve liberal yönelimlere prim vermeyen, bunlarla arasındaki ayrım çizgilerini netleştiren, Kürt özgürlük mücadelesiyle stratejik siyasal dostluğunu geliştiren enternasyonalist sosyalistlerin yönelimlerini değersizleştirmektir. Böylelikle enternasyonalist sosyalistleri de bir çırpıda ulusalcı, CHP'den medet uman sosyalist kesimlerin yanına iterek, AKP destekçiliğine meşruluk alanı açabileceğini sanmaktadır. Laçiner ya ne dediğinin farkında değil; ya da kendinin ne olduğunun farkında değil. Farkında olsa; "BDP'nin taşıyıcılarına baktığınızda modernleşmenin getirdiği fonksiyonlar üzerinden statü sahibi olan avukat, doktor, mühendis vs. gibi meslek sahibi bir orta sınıf kesimi görüyoruz." sözleriyle CHP, BDP benzetmesine soyunmaz. Bu tespitin yanlışlığına, ayrıca sınıfları mesleğine ve kazancına göre tanımlayan Weber'ci yaklaşıma hiç girmeyeceğim. Kaldı ki, BDP'nin taşıyıcılarının savunulmaya ihtiyaçları olduğuna da sanmıyorum. Ama insan bu lafları ederken biraz kendinin ne olduğunu da bakmalı. Birikim yazarlarının hatta okurlarının önemli bir kısmının Laçiner'in ifadeleriyle "meslek sahibi" orta sınıf kesimi olduğunu görmek için kartal gözlü olmaya gerek var mı? Birikim dergisi ve DSİP in yönelimleri cürümlerinden fazla yer yakmaktadır. Bunun sırrı birbiriyle ilişki içinde ele alınması gereken yönelimlerinin üçlü anlamında yatmaktadır. nbu üçlü anlamın birincisi; Birikim dergisi ve DSİP in sistem içi hegemonya mücadelesinde pozisyon elde etme çabası içinde olduklarıdır. AKP nin iktidara gelişinin demokratik devrimin tamamlanması olarak görülmesi, Başbakan Tayip Erdoğan ın yetmez ama evet kampanyası için kendini kutlaması karşısında D.Tarkan ın ifadeleri ve diğer söyledikleri bunu göstermektedir. nikincisi; Sağından medet umma anlayışından sağına/sisteme sığınma anlayışına terfi etmiş olduklarıdır. Sosyalist hareket saflarında sağından medet umma anlayışının varlığı bilinmektedir. Bu anlayış, sosyalistler arası ideolojik mücadelemizin temel alanlarından biri oldu ve olmaya devam edecektir. Kemalizm i müttefik görme anlayışına karşı Kemalizm den kopuş, sosyal demokrasinin peşine takılma ve CHP den medet ummaya karşı bağımsız sınıf politikasının ve ihtilalci anlayışın yükseltilmesi bu perspektifin ifadeleridir. Bugün, yenilgi koşullarının ve başka nedenlerin de etkisiyle artık sosyalist hareketin bir kesimi işi ifrata vardırmış, medet ummaktan öteye geçerek sağına, sistemin siyasal temsilcilerine methiyeler düzmeye başlamıştır. Bu anlamıyla birikim dergisi ve DSİP, sağından medet ummaktan sisteme sığınmaya giden uzun ince bir yolun birinci etabını tamamlamış görünüyorlar. nüçüncüsü; sistem içi yeni hegemonya alanında pozisyon elde etmek için sisteme sığınan "kendinden menkul" sosyalist kesimler olarak, AKP nezdinde rejimin yeniden yapılanması ve yeni hegemonya mücadelesinin aracı/mezesi olduklarıdır. Bizler her şeye rağmen Birikim ve DSİP in sermayenin saflarına doğru ilerlemelerini istemeyiz. Ama, giderayak sosyalist hareketi kirletmelerine, değersizleştirmelerine hiç mi hiç müsaade etmeyeceğiz ve ideolojik mücadelemizi sürdüreceğiz.

18 18 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika 21 eylül komplosu: Sinmeyeceğiz Sınıf düşmanımız birlikten uzak durun diyorsa devrimci kolektif bir öznenin kurulması için vakit geçirmeden ve kararlıca adımlar atmalıyız Halit Elçi 21 Eylül ün sabahında saat 5 te başlayan operasyon hem daha önce çeşitli sosyalist gruplara yönelik yapılan saldırıların bir yeni adımıdır, hem de bazı önemli farklılıklara sahiptir. Öncekilerin devamıdır; çünkü daha önce de açık/yasal alanda faaliyet gösteren Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Halkevi üyelerine, Odak dergisi okurlarına, TAYAD lılara vb yönelik çeşitli operasyonlara bir yenisi eklenmiş oldu. Öte yandan 21 Eylül operasyonunun bazı özgün yanları bulunuyor: nbu operasyon tek bir sosyalist yapıya değil birkaçına birden yöneltildi. Gözaltına alınıp tutuklananların çoğu Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu nun (TÖP) yönetici/sözcü ve üyeleri olmakla birlikte diğer siyasi hareketlerden sosyalistler de operasyona dahil edildi. n21 Eylül günü yurtdışında bulunan Sosyalist Parti (SP) MYK Danışmanı Mahir Sayın hakkında soruşturma açıldı; İstanbul da kaldığı evin aynı gün basıldığı sonradan anlaşıldı. ndemokrasi ve Özgürlük Hareketi nden (DÖH) Yaman Yıldız ın da 21 Eylül sabahı evinin basıldığı, o sırada evinde bulunmadığı için yakalanmadığı öğrenildi. Ayrıca çeşitli sol yayınların yazar ve editörleri ile bir emekli sendikacı da tutuklananlar arasındadır. n21 Eylül operasyonuyla saldırılan sosyalist yapıların hepsi Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışmayı ve mücadele birliğini savunan, geçmişten beri ısrarla bu çizgiyi hayata geçirmeye çalışan siyasi hareketlerdir. Keza hepsi, Kürt halk hareketi ile Türkiye işçi sınıfının ve ezilenlerinin stratejik ittifakını hayata geçirmeyi amaçlayan Demokrasi İçin Birlik Hareketi nin bileşenleridir. nayrıca TÖP ve SDP (Sosyalist Birlik Hareketi -SBH- ile birlikte) yeniden kuruluş için birlik doğrultusunda somut adımlar atmıştı ve yeni adımlar atmaya hazırlanıyorlardı. Gözaltıların yaşandığı günden iki gün sonra TÖP ün 3. Konferansı toplanacaktı. Başta TÖP ve SDP olmak üzere, sözkonusu sosyalist örgütlerin hepsi tümüyle açık/meşru alanda faaliyet gösterdikleri halde, bu örgütlerin yönetici/sözcü ve üyeleri tamamen uydurma, hiçbir gerçek kanıta dayanmayan bir senaryoyla Devrimci Karargah adlı yasadışı silahlı örgütün üyeleri olmakla suçlandılar. Binlerce taraftarı olan açık/yasal örgütlerin en üst düzey yönetici ve sözcüleri, örneğin SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, TÖP sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz gibi tüm siyasi yaşamları göz önünde bulunan, herkesin tanıdığı ve bilinen adreslerinde oturan kişiler, meğer ikinci bir yaşam sürdürüyor ve ideolojik-politik çizgisi apayrı olan, kamuoyuna yansıdığı kadarıyla sınırlı bir etkinliği bulunan yasadışı silahlı bir örgütün üyesi olarak çalışıyorlarmış! Meğerse TÖP, SDP, SP (ve sıradaki diğerleri) tek bir merkezden yönetilen paravan örgütlermiş! Arkadaşlarımız işte Emniyet in yazdığı bu akla ziyan senaryoyla gözaltına alındı ve bağımsız yargı tarafından tutuklandı. Kötü tezgah Daha da kötüsü, devlet görevlisi olarak tüm yaşamı boyunca sosyalistlere karşı mücadele etmiş olan, işkenceci polis şefi Hanefi Avcı da Devrimci Karargah örgütüne yardımcı olmakla suçlanarak bu davaya katıldı. Bu öylesine büyük bir saçmalıktı ki, ana akım burjuva medya bile bu yalanı savunamadı ve AKP/Cemaat yanlısı gazete ve TV kanallarındaki birçok yazar/yorumcu dahi bu akıldışı suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar. Öyle anlaşılıyor ki Emniyet teki Cemaatçiler, egemenler arasındaki iktidar kavgasında yakın zamanda kendi saflarını terk edip karşı cepheye katılan Avcı yı bir şekilde cezalandırmak ve etkisizleştirmek için, epeydir hazırlanmakta olan TÖP-SDP ağırlıklı operasyondan yararlanmak istediler. Ama öylesine acele ve acemice davrandılar ki, bunu ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Ortaya hiç kimseyi ikna etmeyecek, tersine yapanın paçasına yapışacak bir tezgah çıktı. Buna rağmen bazı dostlarımız ısrarla tutuklanan/aranan sosyalistlerin Hanefi Avcı yı cezalandırma/sindirme girişiminin figüranı olarak kullanıldığını söylüyor. Oysa, Avcı nın saf değişikliği son aylarda gerçekleştiği halde, sosyalistlere yönelik operasyon hazırlıklarının 1,5 sene önceye kadar uzandığı en azından telefon kayıtlarından anlaşılıyor. Öte yandan sözkonusu değerlendirmeyle, -kendilerinin de içinde olduğu- enternasyonalist sosyalistleri etkisiz eleman gibi göstermenin ne anlamı var? Evet, günümüzde sosyalist yapıların genel olarak toplumsal bir güç konumunda olmadıkları söylenebilir. Ama 21 Eylül komplosu, devletin biz sosyalistleri, politik etkimizi ve potansiyelimizi ciddiye aldığını gösteriyor. Sınıf düşmanımız, Türkiyeli sosyalistlerin Kürt Özgürlük Hareketiyle ittifakına yönelik girişimlerden ve bunun zeminlerinden rahatsızdır. (Nitekim arkadaşlarımıza sorguda sorulanların çoğu DBH üzerinedir.) Çünkü böyle bir ittifak, Türkiye işçi ve emekçileriyle Kürt halkının ortak mücadelesinin önünü açacaktır; ayrıca bir ulusal cephe durumundaki Kürt hareketi içindeki sosyalist kesimlerin konumunu güçlendirecektir. Bu ise egemenlerin kabusudur. Sınıf düşmanımız, enternasyonalist sosyalistlerin yeniden kuruluş hedefli birlik girişimlerinden rahatsızdır. Çünkü bu zeminde yer alan ama parça-bölük halde bulunan yapıların kolektif bir özne yaratması, soldaki ulusalcı ve liberal kanatların ortasındaki devrimci zemini genişletecek, Kürt halkına muhatap olarak Batıda somut bir müttefik güç yaratabilecek, sosyalist solun işçi sınıfı ve ezilenler içinden yükselerek toplumsal bir güce dönüşmesine hizmet edecektir. Sınıf düşmanımızın bu saldırısı karşısında biz enternasyonalist sosyalistler ne yapacağız? Ya onların çizdiği sınırların gerisine çekilip iddialarımızdan vazgeçeceğiz, temiz ve zararsız sosyalistler olarak mutlu mesut yaşayıp gideceğiz; ya da bedelini ödemeyi göze alarak özgürlüğün ve devrimin çağrısına uyacağız. Bize yakışan, eğer düşmanımız Kürtlerden uzak durun diyorsa onlarla kardeşliğimizi daha da güçlendirmek; eğer düşmanımız birlikten uzak durun diyorsa devrimci kolektif bir öznenin daha geniş ve daha güçlü bir zeminde kurulması için vakit geçirmeden ve kararlıca adımlar atmaktır.

19 Politika Ergin Öncü ye özgürlük Ergin Öncü alyehinde hiçbir kanıt ve tanık olmaksızın tutulduğu Tekirdağ F-Tipi Cezaevindeki hücresinde Ekmek & Özgürlük okurları yoldaşımız Ergin Öncü yü 7 Aralık ta çıkacağı duruşmada yalnız bırakmayacak 27 Nisan 2009 da Devrimci Karargah örgütüne yapılan genel bir operasyon kapsamında sabah saatlerinde çalıştığım iş yerinde gözaltına alındım. Gözaltında 4 gün kaldık ve bu süre zarfında dışarıda yaratılan infial den habersizdik. Yaratılmış bu infial sebebiyle tam 1.5 yıldır tutuklu bulunuyorum. Bu 1.5 yıllık süreç hukuka, yasalara göre değil, işte bu infial durumuna göre işletildi. Ne için gözaltına alındığımı(zı) anlamadan tutuklanmış olduk ve öğrenmek için 6 ay beklemek zorunda kaldık. Sonunda içinde delil olmayan bir iddianame vasıtasıyla örgüt üyesi olmakla suçlandığımı nihayet öğrenmiş oldum. Peki neydi beni örgüt üyesi yapan deliller? Aynı dava kapsamında yargılanan birçok arkadaşa olduğu gibi bana yönelik suçlamalarda da birçok tutarsızlık ve art niyet vardı. İddianameyi incelediğimizde bizde uyandırdığı ilk intiba gayrı ciddi ve çalakalem düzenlenmiş olduğu yönündeydi. 6 aydır tutukluydum ve bana yönelik suçlamaların hiçbir haklı hukuki dayanağı bulunmuyor. İlk duruşma tarihi tutuklanmamızdan 10 ay sonrasına verildi. Yani bir süre daha F tipi denen kimi devlet büyükleri nin otel odası dediği, esasında modernize ve estetize edilmiş işkence yerinde tutulacaktım. 10 aylık haksız tutukluluk durumumun kafi geleceği ve tahliye olacağım yönündeki naif beklentimin boşuna olduğunu duruşma salonunda öğrenmiş oldum. İkinci duruşma 4 ay sonrasına ertelenmişti. Hukuksuzluk devam ediyordu. Ben Gümrük Muhafaza memuruyum, görevim gereği silah taşıyorum. Taşıma ve bulundurma ruhsatım var yani. Bunu neden belirtiyorum; bana isnat edilen suçlardan biride ruhsatsız silah taşımak. İddianamenin başlangıç kısmında ne iş yaptığım ve bu kapsamda üzerimdeki silahın çalıştığım kuruma ait olduğu iddianameyi hazırlayan savcı tarafından belirtilmiş olmasına rağmen, iddianamenin sonuç kısmında ruhsatsız silah taşıdığım gerekçesiyle cezalandırılmam istenmiş. Şaka gibi Dönemin yargılanmalarında moda olduğu üzere Ergenekon la ilişkilendirme rüzgarı beni de es geçmedi tabii. Daha önce adını bile duymadığım Ergenekon sanıklarıyla telefon irtibatım olduğu söyleniyordu. Şaşırdım tabii. İşin aslını öğrenmek için dosyayı inceledim. Durum şu: 2007 yılında bir otobüs firmasının yazıhanesini rezervasyon amacıyla aramışım. Aynı yazıhaneyi 2003 yılında Ergenekon sanıklarından biri aramış. Alın size Ergenekon bağlantısı! Sonra GSM operatörü, bir banka şubesi danışma hattı. Bağlantım tek tek sıralanmış! İşin tuhaf yanı aramızdaki bu sözde bağlantıyı sağlayan aracı kurumlara yönelik en ufak bir suçlama yok. Oysa aracı olarak onların da suçlanması gerekmez miydi? Dosya da isimleri bile anılmamış. Bir diğer iddia ise sol yayın yapan kimi internet sitelerine girmek ve oralardan yazılar, resimler indirmek. Evimden alınan EKMEK & ÖZGÜRLÜK 19 bilgisayarlardan ve CD lerden herhangi bir belge ya da doküman elde edemeyen polis ben gözaltındayken, 24 saat sonra, ailemle beraber işlettiğim internet kafeden rast gele iki bilgisayara el koyuyor. Her gün onlarca insanın giriş-çıkış yaptığı ve belki her gün yüzlerce internet sitesinin ziyaret edildiği bilgisayarlardan elde edilen dökümler, delil olarak sunulmuş. Bu bilgisayarlar iddianamede, sanki kişisel bilgisayarlarmış gibi bir izlenim yaratılmış. Hoş, öyle olsa da bahsi geçen resimler, yazılar, internet siteleri yasadışı değil. Hiçbirinin erişimi engellenmemiş. Burada daha önemli olan nokta bu bilgisayarlara ben gözaltındayken, 1 gün sonra el konulmuş olması. 1.5 yıldır kaçma şüphesiyle tutuklu bulunuyorum. Hem de gözaltına alınmadan önce operasyondan haberim olmasına rağmen. Beni aylarca izlemiş olan polis her gün gittiğim işimi, nerede çalıştığımı öğrenemiyor ve sabah ev baskınına geldiğinde iş bilgimi, iş adresimi ailemden alıp gözaltı için ikinci kez yola çıkıyor. Onlar yola çıktıklarında ben haberi ablamdan alıp onları beklemeye başlamıştım. İradem dahilinde kaçma imkanım varken kaçmayıp, polisi beklemişken 1.5 yıldır kaçma şüphesiyle tutukluluğumun devam ettirilmesi nasıl bir hukuk mantığıyla açıklanabilir? İddianameyi hazırlayan savcılık polis fezlekesinde önce sürülen iddiaları biraz olsun araştırmış olsaydı bu iddiaların asılsız olduğu ortaya çıkardı. Benim edindiğim izlenim savcılık makamının polis fezlekesini biraz olsun araştırmadığı, aynen kabul ettiği yönündedir. Öyle olmasa ruhsatlı tabancaya ceza istemek nasıl açıklanabilir? Hukuk devleti mi? Polis devleti mi? 7 Aralık 2010 tarihinde Beşiktaş 9. Ağır Ceza mahkemesinde tutukluluğumun 19. Ayında 3. Duruşmaya çıkacağım. Bu haksız durumun son bulacağı umudunu taşıyorum. Sizin de orada olmanız desteğinizi hissetmek benim için moral kaynağı olacaktır. Şimdiden teşekkür ediyorum..

20 20 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Karikatür: Leman Dergisi, Aslan&Tuncay KCK Davasında aslında hepimiz yargılanıyoruz... Belegesel sinemacı Metin Yeğin 18 Ekim de Diyarbakır da başlayan Koma Ciwaken Kürdistan (Kürdistan Topluluklar Birliği) davası izlenimlerini arkadaşımız Şaban Devrez le paylaştı Diyarbakır da Kürt Muhalefetinin yargılandığı KCK duruşmasına siz de katıldınız. Bize izlenimlerinizi aktarır mısınız? Aslında bu yargılama bütün olarak ders olarak okutulmalı. Tam bir temaşa. Var olmayan Kürtlerin, sözde örgütlerine mensup olduğu iddiasıyla yargılanan, aralarında eski ve yeni resmi seçilmişlerinin bulunduğu, 20 kişinin daha önce, yine aynı mücadeleden 10 yıldan fazla tutsak kaldığı ve 8 kişinin de aynı nedenlerle yaşamlarının 20 yıldan fazlasını cezaevlerinde geçirdiği bir temaşa. Bunlara ek olarak 90 gözlemcinin tribünleri doldurduğu ve yüzden fazla avukatın hazır bulunduğu bir ilk gün. Size salonu anlatayım. Bu mahkeme için adliyenin ortasına kurulmuş ve muhtemelen de yakın gelecekte benzer davalara yine ev sahipliği yapacağı için bozulmayacak bir duruşma salonunda geçiyordu olay. İki tarafta kurulu koca ekrana göre şekilleniyordu bütün konuşmalar. Benim medya derslerinde ekran cazibesi diye anlattığım şey burada bütünüyle geçerliydi. Herkes ekranın cazibesine kaptırıyordu kendini. Salondaki herkes ekrandan izliyordu içinde bulundukları duruşmayı. Hâkimler bile kendilerine yapılan konuşmaları ekrandan seyrediyordu ki onlar ki muhtemelen kendilerini başrol oyuncusu olarak hissediyorlardı. Tam bir temaşa diyorum size. Siz belki hâkimlerin bu yargılamadaki rollerini evrensel tarihe göre yorumladığınızdan başrolü yargılananlara verirsiniz ama hâkimler de kesinlikle unutulmayacaklar arasında yer alacaklar. Hatip Dicle nin ve sanık avukatlarının belirttiği gibi, Haziranın 9 unda kendilerine verilen savcıların 7 bin 700 sayfalık iddianamesini ve ayrıca ek klasörlerle birlikte 13 bin sayfaya ulaşan iddianameyi 10 gün içinde inceleyip davanın açılmasına karar vermişlerdi. Sırf bunun bile onları unutulmayacaklar arasında sokacağı kesin. Aklıma bir başka temaşa, Woody Allen nın filminden bir sahne getirdi bu durum. Woody Allen hızlı okuma kurslarına gidiyor. Nasıl gidiyor diye soruyorlar. Gayet iyi diyor. Tolstoy un Savaş ve Barış kitabını yirmi dakikada bitirdim. Nasıl bir kitap? Neyi anlatıyor? diye soruyorlar. Güzel diyor Woody Allen. Sanırım olay Rusya da geçiyor Onlar da iddianameyi böyle okuduklarından aslında pek de haksız sayılmazlar. Olayın TC de geçmesi yeterli anlaşılması için ve bu yüzden olacak, bu uzun iddianamenin özet olarak da olsa okunmasına karar verdiler. Kimsenin endişelenmesine gerek yoktu. Okunurken salonda ekrandan izlenebilir olacaktı. Sonra da ekran görüntüleri ileri geri alınarak duruşma salonunda ki kişiler, yorumcular ile kararlar verilecek, yuvarlanıp gidecektik. Futbol yorumlarından tek eksiği ekranları başındaki 70 milyondu ki onlara da ne uygunsa o servis edilecekti. Duruşmaların uzaması sanıkların tahliye taleplerine yanıt verilmemesini de beraberinde getiriyor tabii? Burada temaşanın bir başka unsuru öne çıkıyor. Sanıkların aslında rehineler olması. Top ayakta dolaştırılarak 31 Ekim tarihinin geçirilmesi. Burada mutlaka söylemeliyim ben sadece seyrederek yapıyorum bu yorumları. Yani hiçbir bilgiye sahip değilim. Sadece bizi sunulanı, arenada aslanların önüne atılmaları seyreden şanslı (!) birisiyim o kadar. Bu şekilde seyrederken özellikle ilk gün bence fazla mutedil geçti. Sanıkların yoklamayı ana dillerinde cevaplamaları ve savunmalarını Kürtçe yapmak istediklerini talep etmeleri en önemli çıkıştı. Bunun dışında avukatlar söz aldılar ve onlar aslında normal mahkeme heyetinin ilk gün için reddedeceği biçimde savunmaya ilişkin konuştular. Teknik olarak hâkim bu durumu henüz savunma başlamadı diye reddedebilirdi. Heyet sakince dinleyip ana dilde savunma istemini ve iddianamenin okunmaması istemini karara bağlamayı bir gün sonraya bıraktı. Dışardan izleyen biri olarak tutsakların kendilerini, mücadelelerini mümkün olduğu kadar ilk gün dile getirmeleri iyi olurdu diye düşündüm. Yani ilk gün bence avukatlar yerine tutsakların kendilerini daha fazla ifade edebilmelerine dönüştürülebilseydi daha iyi olabilirdi sanırım. Çünkü en çok ilgi duyulan gündü ve temaşa daha çok buna yönelik biçimlenebilirdi. Nasıl gelişecek sizce? Aslında çok acı burada benim bir nevi kara mizah biçiminde bunu anlatmam ama yaşanılanları ve bu yargılamayı yani kendi geleceğimizin belirlendiği bir yargılamanın bu kadar mantık dışı doğuşu ve gelişimi başka türlü zor tarif edilir gibi geliyor bana. Doğru, bir yargılama var ve biz yargılanıyoruz hepimiz Teşekkürler

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

20 Kasım Açıklanan nihai bütçe taslağında, Yunanistan ın bütçe açığını, 2010 yılında GSYH nin yüzde 8,7 si oranına indirmeyi hedeflediği açıklandı.

20 Kasım Açıklanan nihai bütçe taslağında, Yunanistan ın bütçe açığını, 2010 yılında GSYH nin yüzde 8,7 si oranına indirmeyi hedeflediği açıklandı. Avro Alanı nda Yaşanan Ekonomik Krize Kronolojik Bakış 2009 4 Ekim Yunanistan da Yorgo Papandreu liderliğindeki Panhelenik Sosyalist Parti - PASOK iktidara geldi. 5 Kasım Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA

HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA Elektrik Mühendisleri Odası nın (EMO) kaçak elektrik kullanımına karşı verdiği mücadelede hain bir saldırıyla katledilen üyesi Hasan Balıkçı anısına iki

Detaylı

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL Tel: 0216 492 0504, 0216 532 7545 Faks: 0216 532 7545 freex@superonline.com www.antenna-tr.org "Düşünce Özgürlüğü için 5. İstanbul

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Bilişim denince Beşiktaş GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... KENT

Beşiktaş Gazetesi. Bilişim denince Beşiktaş GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... KENT Bilişim denince Beşiktaş BEŞİKTAŞ Belediyesi Avrasya bölgesi'nin en büyük bilişim fuarına katılıyor. Beşiktaş Belediyesi, bilişim alanında kullandığı son teknolojileri ve yenilikleri, 29 Kasım 2 Aralık

Detaylı

- IŞIK GÜNGÖRDÜYE UZANAN ELLER TÜM KADINLARA KALKMIŞTIR. - SANDIKLAR AÇILDI. YEREL SEÇİMLERDEN YİNE ERKEKLER GALİP ÇIKTI

- IŞIK GÜNGÖRDÜYE UZANAN ELLER TÜM KADINLARA KALKMIŞTIR. - SANDIKLAR AÇILDI. YEREL SEÇİMLERDEN YİNE ERKEKLER GALİP ÇIKTI ÜLKEMİZDEN KADIN GÜNDEMİ HAZIRLAYAN: ZEYNEP YILDIRICI Değerli dinleyicilerimiz. Bu sayımızda yine şiddet, muhafazakârlaşmanın ön plana çıktığını görüyoruz. Bunlara ek olarak birde seçim gündemimiz var.

Detaylı

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net 1 / 6 07.04.2015 16:07 ANASAYFA YAZARLAR GÜNDEM İŞÇİ-SENDİKA POLİTİKA DÜNYA DERGİLER 2014'te dünyada ve Türkiye'de ne oldu? Yemen'de ne oldu, bugün ne oluyor? ANASAYFA / GÜNCEL Polis Ve 'Adın elbet çocuk

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Baykal'ın. Tekne'de siyaset!..

Baykal'ın. Tekne'de siyaset!.. 8 TEMMUZ 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Tekne'de siyaset!.. CHP NİN eski genel başkanı Deniz Baykal, Kadıköy, Beşiktaş ve Bakırköy'ün CHP'li belediye başkanları ile 'tekne

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT

Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT çalışmaları kürsüsü başkanı Prof. Dr. George Chauncey, SPOD

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Tonguç Çoban 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Seçmenler kimleri seçiyor? Muhtar Belediye Meclis Üyeleri Belde veya İlçe Belediye Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

DERS PROFİLİ. Amerikan Siyaseti POLS 233 Güz 3 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep

DERS PROFİLİ. Amerikan Siyaseti POLS 233 Güz 3 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Amerikan Siyaseti POLS 233 Güz 3 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Temel Bilgiler G20 Nedir? G-20 (Group of 20) platformunun kuruluş amacı küresel ekonomik istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için gayri resmi bir görüş alışverişi

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER FED Başkanı Yellen: Faiz politikası istikrar endişeleriyle değişmemeli Fed Başkanı Yellen Washington da yaptığı konuşmada, düşük faiz oranlarının finansal

Detaylı

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ Ortak Nokta Derneği ile Ankara Kent Forumu Derneğinin önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının desteği ve gönüllülerin katılımıyla bağımsız bir platform olan Ankara nın

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER BOE/Carney, "Faizler piyasaların beklediğinden daha yakın zamanda artabilir" İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, İngiltere'de faiz oranlarının

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yeni Teknolojiler ve Bunların Yargıda Uygulanmaları Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı