TÜKETİM TOPLUMU: MÜKEMMELE EVRİLEN POLİTİKA *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜKETİM TOPLUMU: MÜKEMMELE EVRİLEN POLİTİKA *"

Transkript

1 TÜKETİM TOPLUMU: MÜKEMMELE EVRİLEN POLİTİKA * ÇAĞATAY EDGÜCAN ŞAHİN ** Giriş Tüketim toplumu tartışmalarında belki en çok gözden kaçan şey, tüketime konu olan metaların üretim süreçleridir. Bu nedenle bu çalışma, tarihsel bir bütünlük sağlama kaygısı ile üretim-tüketim ilişkisinin geçirdiği dönüşüme, konunun üretim yönüne de eşit ağırlık vererek ve yer yer Türkiye üzerinden vereceği örneklerle ışık tutmaya çalışmıştır. Çalışmanın temel iddiası; tüketim toplumunun, kapitalist sistemin krizlerini aşmada incelikle ele alıp kullandığı ve çeşitli toplumsal formasyonlarda gerçekleşen bir politikası olduğudur. Bu bağlamda, kitle üretiminin gelişimi ve özellikle 1929 ekonomik krizinden bu yana sistemde görülen çeşitli düzeylerdeki müdahaleler ve dönüşümler önem kazanmaktadır. Çalışmada, 1929 Krizi ya da genel anlamda kapitalizmin neden krizlere gebe bir sistem olduğu konusu uzun uzadıya tartışılmayacaktır. Bu konu üzerine yazılmış literatürün genişliği ve doyuruculuğu ortadadır. Önemli olan nokta, bir ürünün üretilmesi için gerekenin, kapitalistin o üründen beklediği kâr olduğu tespitini almak ve işletme bilimi nin iddia ettiği üzere, üretimin bir amacının da toplumsal fayda olduğu iddiasını bir kenara bırakmaktır. Tüketilen metaların özgürlük sağlayacağı iddialarının ardında, bu malların üretim sürecindeki büyük tutsaklığın izlerine rastlamak mümkündür. Tıpkı çalışma özgürlüğünün yanılsamalı bir özgürlük olması gibi, tüketme ve tüketilen metaların sağlayacağı kişisel özgürlük hissi de büyük bir yanılsamadır. Günümüzde, sadece ikincil sayılabilecek ihtiyaçlar üzerinde değil, temel nitelikteki ihtiyaçların karşılanmasında bile, büyük bir denetim ve manipülasyondan bahsetmek mümkündür. Bu yönlendirmelerin, kâr maksimizasyonunu hedefleyen şirketlerin çıkarına olduğu şüphesizdir fakat bizce bu konunun en önemli boyutu, tüketim toplumunun yarattığı zararın faturasını kimlerin ödediğidir. * Bu çalışma, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi Anabilim Dalında Yard. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu danışmanlığında gerçekleştirilen Tüketim Toplumu ve Türkiye de Tüketim Toplumunun Yaratılma Süreci adlı yüksek lisans tezine dayanmaktadır. ** Marmara Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi Bölümü Doktora Öğrencisi. 1

2 Çalışmada, öncelikle ihtiyaç kavramı üzerinde durulmuş ve zorunlu ihtiyaç ile lüks tüketime dair bir çerçeve çizilmiştir. Daha sonra, yönlendirilmiş tüketim, önce şirket düzeyinde yani tekil örnekler ile sonrasında da devletler düzeyinde, bir başka deyişle organize şekilde ele alınarak bir dönemleştirmeye gidilmiştir. Genel çerçevesi çizilmeye çalışılan bu dönemleştirme haricinde, çalışma birbiriyle bağlantılı iki aşamadan oluşmuştur. İlk aşamada, tüketim toplumunun tarihselliğine ve bu tarihselliğin ekonomik temellerine ve yapılanmasına değinilmiştir. İkinci aşamada ise, tüketim toplumunun insanlar üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Tüketim toplumunun insanlar üzerindeki etkilerinden kastedilen, hem üretim sürecinde aktif olarak yer alan emekçilerin meta üretim sürecindeki koşulları hem de tüketim olgusunun en az metalar kadar nesnesi olan tüketicilerin gündelik hayatlarına dek maruz kaldıkları çeşitli deneyimleridir. Zorunlu İhtiyaç mı, Lüks mü? Sınırları Kim Belirliyor? Özgürlük, ihtiyacın bittiği yerde başlar. Karl Marx Tüketim toplumunun yapısını ve bu toplumun baskın ideolojisinin yarattığı ihtiyaçları tarihsel olarak analiz etmeden önce, ihtiyaç ve onu karşılayan ürün kavramlarını ele almak yerinde olacaktır. İhtiyaç kavramı, tanımlayana ve tanımlandığı zaman ve mekândaki mevcut toplumsal-çevresel koşullara göre değişiklikler gösterebilmektedir. İhtiyaçların tarih içerisindeki gelişimi de bize bunu göstermektedir. İnsan ihtiyaçları, ilkel toplumdan günümüze çeşitli evrimlerden geçerek gelmiştir. İlkel bir toplumda yaşayan insanlarla günümüz tüketim toplumunda yer alan tüketiciler arasında açıkça görülen farklar dışında saptayabildiğimiz şey, biyolojik anlamda yaşamın devam edebilmesini mümkün kılan gereksinimlerin özde değişmemiş olmasıdır. Hangi metaların zorunlu tüketim için, hangilerinin ise lüks tüketim için olduğu tartışmasını oldukça geriye götürme imkânımıza rağmen, burada, modern kapitalizmin doğuşu bizim için yeterlidir. Bu noktada, klasik iktisadın kurucusu sayılan Adam Smith ile bir çerçeve çizebiliriz. Smith e göre, tüketim malları ya zorunlu maddelerdir ya da gösteriş/lüks maddeleridir. Smith, zorunlu maddeler olarak hem doğanın hem yerleşmiş ahlak kurallarının halkın en alt tabakası için gerekli kıldığı şeyleri anlamakta ve diğer her şeye şatafat maddeleri adını vermektedir. Örneğin Smith e göre, gömlek ve ayakkabı, fizyolojik anlamda yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli değildir. Ancak, toplumsal yaşayış kuralları bunların giyimini gerektirdiği için zorunlu tüketim malları içinde sayılmaktadır. Öte yandan, İngiltere de biraya, 2

3 şaraba da Fransa da verilen öneme rağmen; hangi tabakadan olursa olsun, bir adam hiçbir şekilde ayıplanmaksızın bu gibi içkileri ağzına koymaktan tamamen sakınabileceğinden, bunları lüks mallar içinde saymak doğru olacaktır. Çünkü Smith e göre doğa, yaşamın sürdürülebilmesi için bunları zorunlu kılmadığı gibi, kültürel normlar da hiçbir yerde onlarsız yaşamayı edebe aykırı bulmaz. 1 Öte yandan, temellerini Smith den alan hâkim iktisadi anlayışın, kaynakların kıt, ihtiyaçların ise sonsuz olduğu iddiası; sistemin her seferinde daha çok ve daha büyük ölçekte üretmesi zorunluluğuna dayanır. Bu bağlamda, üretilenin satılması için yeni ihtiyaçların yaratılması şarttır. Dolayısıyla sorun bir ihtiyacın karşılanamaması değildir, kıtlık sistemin kendi mantığının dayattığı bir şeydir. 2 Bir bakıma tüm kıtlıklar gibi, ihtiyaçları karşılayacak kaynakların kıt olduğu fikri nin de insan eliyle üretilmiş olduğunu söyleyebiliriz. İhtiyaçların sınırsız, kaynakların ise kıt olduğu şeklindeki iddiadan sonra; bu iddiayı tamamlayıcı işlev gören, ihtiyaçların birbirlerine göre önem derecelendirmesine tutuldukları çeşitli ihtiyaç kuramlarına değinmek yerinde olacaktır. Tüketim çalışmalarından yönetim alanına kadar pek çok yerde karşımıza Abraham Maslow ve psikoloji alanındaki benzer kişilerin 3 çeşitli ancak benzer kapsamlı ihtiyaçlar hiyerarşileri teorileri çıkmaktadır. Bu teorilerden en popüleri olan Maslow un teorisi, özetle, her ihtiyaç kategorisinde ayrı bir kişilik gelişme düzeyinin varolduğu ve bireylerin bir alt kategoride tanımlanmış olan ihtiyaçları tam olarak gidermeden, bir üst kategorideki ihtiyaçları tatmin edemeyeceğini ve kişisel gelişimin sekteye uğrayacağını ileri sürmektedir. Maslow, gereksinimleri şu sırayla kategorize etmektedir: (1) Fizyolojik gereksinimler, (2) Güvenlik gereksinimi, (3) Ait olma ve sevgi gereksinimi, (4) Saygınlık gereksinimi ve (5) Kendini gerçekleştirme gereksinimi. 4 Öte yandan, Maslow tarafından da vurgulandığı gibi bu hiyerarşik yapı göründüğü kadar katı değildir, belirli esneklikler içerir. Teorinin kimi istisnalarını örneklendirmek gerekirse, bazı insanlar için saygınlık gereksinimi, sevgi gereksiniminden daha önemli iken; doğuştan yaratıcı yeteneğe sahip olan kimseler için sahip oldukları yaratıcı yetenek, temel gereksinimler de dahil olmak üzere diğer tüm gereksinimlerden daha önemli olabilmektedir. Belki de daha önemlisi, kronik işsizlik gibi durumlarda pek çok insan için hayattan tatmin olma, diğer ihtiyaçların körelmesi veya 1 Adam Smith (2006), Milletlerin Zenginliği, çev. Haldun Derin, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, ss Fikret Başkaya (2004), Çığrından Çıkmış Bir Dünya Sosyal Sefaletin, Ekolojik Felaketin, Etik Yozlaşmanın Kökeni, 2. Baskı, Ankara: Maki Basın Yayın, ss Örneğin, Alderfer in ERG Kuramı. 4 Abraham H. Maslow (1943), A Theory of Human Motivation, Psychological Review, Vol.50, ss

4 tamamen ortadan kalkması sonucunda karnını doyurma düzeyine kadar düşebilmektedir. 5 Bize göre Maslow un teorisinin asıl önemi, üretim ve tüketim sürecinde kimi unsurları anlamlandırmaktan öte, bu tip amaçlar için bir hareket noktası işlevini görmesidir. Burada tekrar Smith e dönecek olursak: Giyecek, barınak, ev eşyası, takım taklavat denilen şeyler, bu gereksinmelerle heveslerin çoğunun yöneldiği belli başlı hedeflerdir. Zengin adam fakir komşusundan fazla yiyecek tüketemez. Yediği nitelik bakımından pek başka olabilir; o yemeği seçip hazırlamak, daha çok emek ve sanat isteyebilir. Ama miktarca, hemen-hemen birdir. Gelgelelim; birinin koskoca konağı, büyük elbise dolabı ile ötekinin ahıra benzeyen evini, birkaç pırtısını kıyaslayınız. Bunların giyeceği, barınağı, ev döşemeleri arasındaki miktar bakımından farkın da, nitelik farkı kadar büyük olduğu göze çarpar. Yiyeceğe karşı olan istek, herkeste insan midesinin dar hacmi ile sınırlanmıştır. Fakat yapı, giyim kuşam, takım taklavat, ev döşemelerindeki rahatlıklarla süsler için olan isteğin ucu bucağı, sınırı yok gibidir. 6 Bu bağlamda, Maslow un teorisinin ve diğer teorilerin, tüketim toplumu tartışmalarına konu olma yönünden en önemli özelliği, temel tartışmanın ilk iki basamakta değil; üçüncü basamaktaki ihtiyaçları gidermeye yönelik metaların üretim ve tüketim sürecinde yaşanmasıdır. Bu basamakta yer alan ait olma ve sevgi ihtiyacının giderilmesinde rol oynayan metalarda, burada yalnızca değinerek geçeceğimiz yaşam tarzı, statü gibi faktörler son derece önemli bir yer işgal etmektedir. Öte yandan, yapılan bu tespit, ilk iki basamakta yer alan ihtiyaçların giderilmesinde aynı metalaşma sürecinin işlemediğini iddia etmez. Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının giderilmesinde, yiyecek ve barınma unsurlarının çeşitli kalitelerde varlığı söz konusudur. Bu durum çeşitli kalitelerdeki ekmekler, özel su şirketlerinin satışını yaptığı steril sular gibi temel ihtiyaçları karşılayan metalardan, temiz havanın bile kent dışında kalan güvenlikli ve doğayla barışık siteler aracılığıyla metalaştırılmasına değin açıkça ortadadır. 5 Maslow (1943), A.g.e., ss Smith (2006), A.g.e., ss

5 Deneme Yanılma Yöntemiyle Kitle Tüketiminin Öneminin Anlaşılması: 1929 Krizi ve Sosyal Devlet Anlayışına Giden Yolda Tüketim Toplumu Denemeleri Ücret metaların değerini belirler. Eğer kapitalistler, bugün, 4 yerine 5 şilin öderlerse, yarın (talebin artması sonucu bunu yapabilecek duruma geldiklerinde) metalarını 4 yerine 5 şiline satacaklardır. Karl Marx, Ücretli Emek ve Sermaye Bir yanda ölçüye gelmez büyüklükte zenginlikler ve alıcıların başa çıkamayacağı ürün bolluğu, öte yanda ise, toplumun proleterleşmiş, ücretli işçiler haline gelmiş ve işte bu yüzden de bu ürün bolluğunu kendilerine mal edemez duruma sokulmuş geniş yığınları. Toplumun son derece zengin küçük bir sınıf ile mülkten yoksun büyük bir ücretliler sınıfına bölünmesi, toplumun üyelerinin büyük bir çoğunluğu aşırı bir yoksulluğa karşı hemen-hemen korunmamış, giderek, hiç korunmamış durumda iken, o toplumun kendi ürettiği fazlalığın ağırlığı altında ezilip boğulması sonucunu verir. 9 Önce Amerika Birleşik Devletleri ni ve ardından tüm dünyayı (planlı ekonominin uygulandığı Sovyetler Birliği ni kısmen dışarıda bırakırsak) etkisi altına alan 1929 Krizi nin tam da böylesi bir ortamın ürünü olarak ortaya çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır. Gerçekten de 1929 yılında patlak veren krizin sebebi olarak, bir yandan üretim sürecinde yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmelerin arzı arttırması, diğer yandan ise düşük ücretlerin alım gücünü düşürmesi gösterilmektedir. Bu sebeple, iki dünya savaşı ve ikisi arasında yaşanan 1920 li ve 1930 lu yılların ekonomik durgunluk ve çöküntü dönemleri, kapitalizmin tüketim mallarını çalışan kimselere ulaştırmayı başaramadığı dönemler olarak hatırlanmaktadır. 10 Kriz, ortaya çıkarmış olduğu sorunun çözümü için tüm dünyada kitle üretimini massedebilecek kitle tüketimi denemelerine zemin hazırlamıştır. Kimi yerlerde faşizme dek varan devletçilik uygulamalarının görüldüğü bu sistem içi kopuş denemeleri, kapitalist ülkeler arasında başlayan ve sonra Sovyet Rusya ya ve Uzak Doğu ya da yayılan İkinci paylaşım savaşı sonrasında, faşizm adını taşıyan bir devlet politikası olarak tarihten silinmiş olsa da, kitle tüketiminin sistem için önemi anlaşılmıştır. 9 Friedrich Engels (1977), Sunuş Yazısı, içinde Karl Marx, Ücretli Emek ve Sermaye-Ücret, Fiyat ve Kar, Ankara: Sol Yayınları, s Robert Bocock (1997), Tüketim, çev. İrem Kutluk, Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, s

6 İki savaş arasındaki dönemin uygulamalarına baktığımızda, sınırlı da olsa, müdahalelerin henüz devlet ölçeğine ulaşmadan görüldüğü uygulamalar mevcuttur. Burada belki de en önemli tekil deneyim olan Ford Motor Fabrikası üzerinde durmak konunun özünü verecektir. Amerikalı otomobil yapımcısı Henry Ford, sıradan aile için seri üretim yoluyla ürettiği ilk otomobiller aracılığıyla, Batı kapitalizminin gelişiminde önemli sayılabilecek bir başarıya imza atmıştır. Ford, çalışanlarına piyasa ücretlerine oranla yüksek ücret ödeyerek alım gücünü yükseltmeyi hedeflemiş, ürettiği otomobilleri çalışan kesimdeki ailelere satmayı amaçlamıştır ve bu durum, yirminci yüzyılın ilk yıllarında toplu üretim ve tüketimin belki de ilk öncülü olma vasfını taşımıştır. 11 Fordist üretim sisteminin karakteristik özelliği, firmaların yaptıkları yatırımın giderlerini karşılayıp kâra geçebilmeleri için uzun yıllar aynı ürün setini üretmek zorunda olmalarıdır. Bu nedenle, fordist üretim sisteminde ürünlerin ekonomik ömrü kullanım ömürlerine çok yakındır, hatta bazen kullanım ömürlerinden uzundur. Ekonomik ömrü uzun olan bir malın üreticisi olan bir firma, malını sonraki yıllarda aynı gelir grubundan tüketicilere tekrar satamayacağından, malın fiyatında bir indirime giderek, bir alt gelir grubuna satmayı hedeflemektedir. Örneklendirmek gerekirse, Ford un T model otomobili, ilk piyasaya sürüldüğü 1908 yılında 850 dolardır yılında aynı otomobil 950 dolardan satılmış, ancak 1909 dan itibaren her yıl biraz ucuzlayarak, 1916 yılında ise 360 dolarlık fiyat düzeyine kadar düşmüştür. Aynı araç, en üst gelir grubundan başlayarak, Ford işçilerine ve hatta en alt gelir gruplarına kadar satılmak istenmiştir. Malların ucuzlaması yönündeki bu eğilim, aynı zamanda savaş sonrasında refah devletini destekleyici bir nitelik taşımaktadır; bu yolla alt gelir gruplarının bile tüketimden tamamen düşürülmemesi ve belirli oranlarda tüketiciler grubuna katılması hedeflenmiştir. 12 Özetle Ford, tüketimin sürekliliğini garanti altına almak için büyük şirketlerin sahip oldukları güçle toplumu düzenlemesi fikrine derinden inanmakta ve kitle üretimini massedebilmenin ancak, işçilerin paralarını doğru zamanda ve doğru yerde harcaması halinde gerçekleşeceğini görebilmekteydi. Bunu sağlamak için Ford paternalizminin hamlesi, çoğu göçmen olan ve günde 5 doları hak edecek olan ayrıcalıklı işçilerinin fabrika dışı yaşamlarını da yönetebilmesi ve yönlendirebilmesinin koşullarını yaratmak olmuştur. Bunun için uzmanlardan oluşan ekipler kurulmuş ve işçilerin yaşadığı mahallelerde anket ve gözlemler yoluyla bilgi toplanmıştır. Bu araştırmalarda; işçilerin alkol kullanıp 11 Bocock (1997), A.g.e., s Ahmet Alpay Dikmen (2000), Küresel Üretim, Moda Ekonomileri ve Yeni Dünya Hiyerarşisi, Toplum ve Bilim, Sayı: 86, s

7 kullanmadıkları, tutumlu olup olmadıkları gibi konular da dahil olmak üzere çevrelerinde nasıl biri olarak tanındıkları vb. konular araştırılmıştır. Araştırmalar her ne kadar yüzeysel kalsa da, Ford un amacına ulaştığı söylenebilir. Söz konusu dönem için görece iyi sayılan ücrete sahip işçiler, mesajı almışlar ve bu konumlarını kaybetmemek için yapmaları ve yapmamaları gereken davranışların farkına varmışlardır. Yönetimin işçilerden beklentilerini; ahlaki bakımdan dürüstlük, iyi bir aile hayatı, disiplin sahibi, hem evli hem de bekâr işçiler için aklı başında (alkol tüketiminden kaçınan) ve aldığı parayı har vurup harman savurmayacak, diğer bir deyişle rasyonel bir tüketim kalıbını uygulayabilecek kapasiteye sahip olmak şeklinde sıralayabiliriz. 13 Sosyal Devlet Anlayışına Giden Yolda Piyasaya Organize Müdahaleler Ford un şirket ölçeğinde yapmaya çalıştığını, Roosevelt New Deal (Yeni Düzen) politikaları aracılığıyla ülke ölçeğinde gerçekleştirmeye çalışmıştır. 14 Talep arttırıcı politikaların Amerikan versiyonu olan New Deal in başlıca amacı, kapitalizmi içine girdiği krizden kurtarmak olarak ifade bulmuştur. Amaçtaki kapitalizmi kurtarma misyonunun, hem krizin kapitalist sistemin yükselen yıldızı konumundaki Amerika da çıkmış olması hem de sisteme alternatif olan merkezi ve planlı bir ekonomik politika uygulayan SSCB örneğiyle ilgisi kurulabilir. New Deal, devletin ekonomik yaşamı düzenlemesine olanak veren araçların ilk kez bir bütün olarak kullanılması bakımından reformcu bir girişimdir. New Deal uygulamasıyla, kamu ve özel sektörün işbirliği esas alınmış, vergiler ve harcamalar yoluyla ekonomide talep canlandırılmaya çalışılmıştır. 15 Toplam talebin artmasında motor görevini üstlenecek olan alanların; demiryolları ya da nispeten daha etkili gemilerin, çelik ve makinelerin, yeni ürünlerin ve hayat tarzının hızla yayılması için kitlelerin sahip olması gereken, yüksek ve artan bir gelir düzeyi ile büyük bir geleceğe güven duygusudur. 16 Bu amaçla devlet, asgari ücret belirlemiş ve işsizlikle mücadelede etkin sonuç alabilmek için kamuda büyük bir işveren olarak rolünü almıştır. Devletin bu rolü, özel sektör işverenlerinin sendikalara karşı olan geleneksel sert tutumlarını da yumuşatmış ve bu yumuşama 13 Stephen Meyer III (1981), The Five Dollar Day Labor Management and Social Control in the Ford Motor Company , New York: State University of New York Press, ss Bu konuda daha fazla bilgi ve örnek söyleşiler için bkz. Aynı eser, ss David Harvey (1997), Postmodernliğin Durumu, çev. Sungur Savran, İstanbul: Metis Yayınları, ss Nalan Ölmezoğulları (1999), Ekonomik Sistemler ve Küreselleşen Kapitalizm, 3. Baskı, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları, s W. W. Rostow (1978), The World Economy: History and Prospect, Austin: University of Texas, s. 219 dan aktaran Eric Hobsbawn (1996), Kısa 20. Yüzyıl Aşırılıklar Çağı, çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Sarmal Yayınları, s

8 ücretlerde yükseliş şeklinde yansımasını bulmuştur. Sendika üyeliğindeki artışlar, 1930 öncesi dönemin üç katına ulaşmıştır ancak, ücretlerdeki yükseliş için aynısını söylemek mümkün değildir. 17 Ayrıca, New Deal ile sadece sanayiye değil, tarıma yönelik çeşitli düzenlemeler de getirilmiş, tarım alanları ve tarımsal ürünler arzı sınırlandırılmış, hatta hangi ürünlerin ekiminin yapılıp hangilerinin yapılmayacağı devlet tarafından belirlenmeye başlanmıştır. Böylece fiyat endeksi yükselmiş, çiftçilerin satın alma gücü arttırılmıştır. Bu politika sanayide çalışanların ücretlerindeki göreli artış sağlayacak kimi sendikal haklar ile bütünleşse de, bu dönemde kapitalizmin yapısal bir özelliği olan işsizlik, tümüyle ortadan kaldırılamamış, ancak toplam talep artışı sağlanmıştır. 18 Avrupa da ise toplam talebi yaratmada daha radikal devlet uygulamalarına tanık olunmuştur. Liberalizmin krizi, liberal demokratik devletlerin sürekli ve giderek seyirlik hale gelen zayıflığı, bu devletlerin kronik hale gelen ve toplumsal etkileri giderek artan kriz ile tek başlarına ya da birbiriyle bağlantılı olarak harekete geçme yeteneksizlikleri ya da isteksizlikleri, faşizm ve otoriter hükümetlerin güçlerini arttırmıştır yılında muhafazakâr elitlerin, Birinci Dünya Savaşı sonrası ivme kazanan devrimci işçi hareketlerine karşı Mussolini ye verdikleri destek ile İtalya da başlayan süreç, 1929 Krizi ile hız kazanmış ve 1931 de Macaristan da, 1932 de Yugoslavya da, 1933 te Almanya, Avusturya ve Litvanya, 1934 te Estonya ve Bulgaristan da yaşanan rejim değişikliklerinin öncüsü olmuştur. Macaristan, Avusturya ve Romanya daki önemli değişimlere ek olarak, başlangıçta daha güçsüz olan, ancak Almanya ve İtalya nın desteğiyle iktidarı elde eden İspanya daki falanj hareketi ve iç savaş sonrası Franco yönetimi de önemlidir. Ancak, özellikle Almanya deneyimi Avrupa da faşizmi hâkim bir siyasal rejim haline getirmede büyük rol oynamıştır. 20 Aynı dönemde Türkiye de de devletçilik politikası uygulamaya geçirilmiştir. Devletçi uygulamalar, devletin düzenleyici işlevinin yanı sıra, bir işveren olarak öne çıkmasının dışında; ana hatlarıyla, açılan fabrikalar, bu fabrikaların hammaddeler ve pazarla bağlantısını sağlayacak olan ve sömürgeci nitelik taşıyan ağaç tipi demiryolundan ağ tipi demiryolu ulaşım ağına geçiş ile özetlenebilir. 17 Tony Badger (2004), New Deal maddesi, içinde (edt.) Robert S. McElvaine, Encyclopedia of the Great Depression Vol. 2, New York: MacMillan Referance, ss Ölmezoğulları (1999), A.g.e., s. 82 ve Badger (2004), A.g.e., s Hobsbawn (1996), A.g.e., s Martin Halpern (2004), Fascism maddesi, içinde (edt.) Robert S. McElvaine, Encyclopedia of the Great Depression Vol. 1, New York: MacMillan Referance, ss

9 Faşizm uygulamalarına dönersek; Eric Hoffer, toplumda radikal değişimlerin nedenlerinin çok çeşitli olduğunu belirtmekte; tehlike zamanlarında, sel felaketlerinde, büyük yer sarsıntılarında, salgın hastalıklarda ve özellikle ekonomik kriz dönemleriyle savaş zamanlarında tek başına kişisel çabaların faydasızlığının, böyle zamanlarda halkı, bir lidere itaat etmeye ve onu takip etmeye hazır hale getirdiğini söylemektedir. Hoffer a göre böyle zamanlarda itaat; her günkü güvensiz bir yaşantı içinde tutunulabilecek tek sağlam kaya olarak tanımlanmaktadır. 21 Avrupa toplumları, iki savaş arası dönemde bir bakıma bu konumdadırlar. Kapitalist sistemdeki hegemonya eksikliği, savaşın sonuçlarının yarattığı huzursuzluk ve zor yaşam koşulları birleşince, çözüm arayışları da farklı şekillerde sonuçlanmış, Kıta Avrupa sında Faşizm ve Nazizm yeni yönetim biçimleri olarak ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları nedeniyle faşist yönetimler üzerinde detaylı olarak durulmayacaktır. Ancak bu tip yönetimlerin siyasi idealleri ve silahlanmaya verdikleri önem bir kenara bırakılırsa, bu hareketlerin yapısında varolan kitlelerin mobilizasyonuyla hedeflenenlerden birisinin de, kitlesel talebin ve dolayısıyla arzı massedecek tüketimin yaratılması olduğu akılda tutulmalıdır. Örneğin Hitler in, Şansölye seçildikten sonra yaptığı ilk işlerden birisi, kapitalist sistemin can damarlarından biri olan otoyol ve otomobil alanlarına yaptığı yatırımlar olmuştur. Alman otoyollarının iyileştirilmesi, ehliyet konusundaki formalitelerin ve otomobilden alınan vergilerin minimum seviyeye indirilmesi, otomobil yapımcılarının işçiler için ucuz otomobil üretmeye teşvik edilmesi gibi atılımlar gerçekleştirilmiştir. Hitler e göre; Alman işçileri yürümek ya da bisiklete binmek zorunda kalmamalı, nasyonal sosyalist sistemde, her işçinin bir halk otomobili, yani volkswagen i olmalıdır. 22 Ancak, ilk teslimat için öngörülen 1940 yılında savaş ekonomisine geçildiği için fabrika savaşa yönelik üretim yapmaya başlamıştır. 23 Ayrıca Hitler in ürettiği otomobillerin üzerinde gideceği otoyollar yaptırması ve bu otoyolların inşasında çalışan işçilere yaşamlarını ancak sürdürebilecekleri bir ücret ödemesi (işsizliğin oldukça yoğun olarak görüldüğü bir zaman ve mekânda ücret ne kadar düşük olursa olsun iş sahibi olmak bile oldukça önemlidir), altyapı sorununu çözmenin yanı sıra, hem işsizliği önlemede hem de işsizleri tekrar tüketmeye ehil hale getirmede, eşdeyişle alım gücünü sağlamada kullanılan bir mekanizma olmuştur. Bu dönemde fabrikaların çevresinde inşa edilmiş olan ve fabrika ve şehri bütünleştiren yüzme havuzları, kafeteryalar, yürüyüş parkurları, çeşitli eğitim aktiviteleri, tiyatrolar gibi ücreti tamamlayan 21 Eric Hoffer (1998), Kesin İnançlılar, çev. Erkıl Günur, 7. Basım, İstanbul: İm Yayın, s Jack Mingo (1995), Marlboro nun Kovboyu Nasıl Cinsiyet Değiştirdi?, çev. Behiç Gürcihan, İstanbul: Güncel Yayıncılık, ss Savaş dönemlerinde otomobil fabrikaları, bazı değişikliklerle tank üretimi için uygun hale gelebilmektedir. 9

10 eklentiler olarak değerlendirebileceğimiz ve benzerleri İtalyan deneyiminde de görülen uygulamalara tanık olunmuştur. 24 Görüldüğü gibi Nasyonal Sosyalist sistemde işsizliğin giderilmesi hedefine, ücretler düşük tutularak ulaşılmaya çalışılmıştır de başlayan ikinci plan ise, ilk planın çizgisinden ayrılarak ekonominin kendi kendine yeterli bir savaş ekonomisine dönüşmesini amaçlamaktadır. Alman deneyimi hem savaş ekonomisi hem de ücret ve fiyatları baskı altında tutma uygulamalarıyla New Deal politikalarından ayrılmaktadır. 25 Nasyonal sosyalizmin New Deal dan ayrılan yönlerinde teknik, bürokratik ve makine rasyonalitesinin en aşırı biçimde cisimleşmiş olan en son bilimsel mühendislik uygulamalarının, arî ırkın üstünlüğü ve Anavatanın kan ve toprağı efsanesiyle birleştirmenin mümkün olduğu görülmüş ve zehir saçan gerici bir modernizm bu yoldan gelişmiştir. Politikanın her şeyi yiyip yutan efsanelerin üretimi aracılığıyla estetikleştirilmesi, modernist projenin trajik yanı olmuştur. 26 Sosyal Devlet in Organize Müdahalesi Sosyal refah devleti, en önemli alan olan tüketimde, işsizlik sonucunda geçici olarak ehliyetsiz olanları yeniden ehil hale döndürmek ve ehil olanları da daha sıkı çalışmaya teşvik etmek için devlet tarafından kullanılan bir araç olarak tanımlanabilir. Refah düzenlemeleri, bütün bir toplum tarafından tüm üyelerinin altına gerilen bir güvenlik ağı vasfında olup, bu ağın herkese yaşamın zorluklarıyla baş edebilme gücü vermesi esastır. Ancak temelde hedef, mümkün olduğunca az insanın bu ağı kullanma zorunluluğuyla karşı karşıya kalmasını ve bu zorunlulukla karşılaşanların ise bu ağı gittikçe daha az kullanmalarını sağlamaktır. 27 Devletin bu aşamada ortaya çıkan rolü; ekonomik ve sosyal yaşama seyirci değil, az ya da çok müdahaleci, sosyal dengeyi ve uzlaşmayı sağlayıcı olmak şeklinde özetlenebilir. 28 Esasen bu önermelerin de ötesinde refah devletinin tek işlevi, kazanımların korunması (yaşam ya da mülkiyet) değildir, aynı zamanda gelirlerin yeniden dağıtımı, toplumsal ilişkilerin düzenlenmesi, bir takım kolektif hizmetlerin yerine getirilmesi gibi çeşitli olumlu edimlerdir. 29 Keynes in üretim-tüketim dengesi üzerinden formüle ettiği refah devleti; kitle 24 Unter dem Sonnenrad: Ein Buch von Kraft durch Freude (1938), Berlin: Verlag der Deutschen Arbeitsfront, pp dan aktaran Randall Bytwerk, The KDF Car Wolkswagen, [Erişim Tarihi ]. 25 Ölmezoğulları (1999), A.g.e., ss Harvey (1997), A.g.e., ss Zygmunt Bauman (2000), Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları, çev. İsmail Türkmen, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, s Meryem Koray (2000), Sosyal Politika, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları, s Pierre Rosanvallon (2004), Refah Devletinin Krizi, çev. Burcu Şahinli, Ankara: Dost Yayınevi, ss

11 üretimini tüketebilecek zamana ve imkâna sahip olan, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçların sağlanmasında devletin önemli rolü ve payı olan, piyasa karşısında korunan bir örgütlü/sendikalı bir çalışanlar kesimini esas almaktadır. 30 Gelişmiş Batı ekonomilerinde İkinci Dünya Savaşı nın sonundan itibaren emek gücünün değeri sürekli bir düşme eğilimine tabi tutulabilmiş, bu düşme sürecine paralel olarak gerçek ücretler ise devamlı olarak artmış, bir başka deyişle işçi sınıfının satın alma gücü artmıştır. Yüzeysel bir yaklaşımla birbirlerine ters düştükleri sanılabilecek bu iki eğilimin, birbirlerine paralel olarak gelişmelerini mümkün kılan maddi koşul; genel olarak sanayi dallarının tümünü, özel olarak da tüketim maddeleri - ve daha da özel olarak yarı dayanıklı tüketim maddeleri- üreten dalları besleyen bir üretkenlik artışı olmasıdır. Artışın temelinde, savaşın bütünüyle yıkıma uğrattığı alanların oldukça geniş bir coğrafyayı kapsamasının payı da vardır. Bir yandan sömürü oranı artarken; diğer yandan gerçek ücretlerin yükselmesine olanak tanıyan başka bir olgu, üretkenlik artışının işçi sınıfının tükettiği maddeleri üreten dalları etkilemesidir ten sonra Batı da yerleşen ensantif birikim modelinin temel özelliği bu şekilde açıklanabilir. 31 Emek gücü değeri sürekli bir düşme eğilimine tabi tutulurken, işçi sınıfı tüketim normlarının gitgide genişlemesi söz konusudur. Kimilerince, Kapitalizmin Altın Çağı olarak adlandırılan İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yaklaşık 25 yıllık dönemi kapsayan süreçte, çalışan kesime görece daha iyi ödeme yapılması, dünya ekonomisindeki genel parasal satın alma gücünü arttırmak yoluyla ertelenmiş kâr olarak sermaye biriktiricilere dönmesinde etkili olmuştur. 32 Bu süreçte yıkılmış kentler yeniden inşa edilmiş, otoyollar geliştirilmiş ve pazarın eklemlenmesi kolaylaşmıştır. Devletin işlevlerindeki bu değişimde birkaç sürecin birlikte işleyişinin etkisi söz konusudur. SSCB nin savaştan prestijini arttırarak çıkmış olması, üçüncü dünyada ulusal kurtuluş hareketlerinin ivme kazanması ve bu ülkelerin birçoğunun anti-kapitalist cepheye yaklaşması, 1929 krizinin etkilerinin henüz unutulmamış olması gibi faktörler bunlar arasındadır. Ayrıca proletaryanın, sömürülen sınıfların ve ezilen halkların mücadelesinin payı da burada unutulmamalıdır. 33 Ana hatları ile bu şekilde özetlenebilecek olan gelişmeler, tüketimin yüceltildiği bir topluma giden yolda, uzun soluklu ve örgütlü mücadeleler ile elde edilmiş olan hakların ve bu haklarla birlikte değerlendirebileceğimiz çeşitli maddi kazanımların, zincirlerinden başka 30 Ali Artun (1999), Fordizmin ve Mühendisin Dönüşümü, Ankara: TMMOB Yayınları, s Nora Şeni (1981), Ekonomik Kriz ve Yeni Bir Birikim Modeli Senaryosu Üzerine, Toplum ve Bilim, Sayı: 14, s Immanuel Wallerstein (2002), Tarihsel Kapitalizm, çev. Necmiye Alpay, 3. Basım, İstanbul: Metis Yayınları, s Başkaya (2004), A.g.e., ss

12 kaybedecek şeyleri olan proletarya yı yarattığı iddiasını da gündeme getirmiştir. Ev, otomobil sahibi olmak gibi dolaşım alanındaki mülkiyet sahipliğiyle, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmak arasındaki farkı unutmamak ve ne olursa olsun ücretli emek olarak çalışmanın tüm yabancılaştırıcı etkileri ile birlikte devam ettiğini saptamak bu iddiayı değerlendirirken sorunlu sonuçlara varmamızı engeller. Öte yandan, sahip olunan mallar üzerine de farklı görüşler mevcuttur. Verdiği örneğin çarpıcılığı açısından Theodor Adorno ya kulak vermek gerekirse; inşa edilen modern, işlevsel konutlar uzmanların zevksizler için imal ettiği, içlerinde yaşayanlarla hiçbir bağlantısı olmayan yaşama kutularıdır. Adorno, artık özel mülkiyetin kimseye ait olmadığını, çünkü tüketim mallarının bu kadar bollaştığı koşullarda hiç kimsenin bunların kısıtlanması ilkesine tutunmaya hakkı olmadığını, ama yine de sırf mülkiyet ilişkilerinin körce sürdürülmesine hizmet eden o bağımlılık ve muhtaçlık durumuna düşmemek için bile kişinin bazı şeylere sahip olmak zorunda olduğunu görmek ve dile getirmek gibi bir oyun oynamak zorunda kaldığımızı belirtmektedir. Ancak bunun varacağı nokta, önce nesneler karşısında, sonunda insanlara da yönelen sevgisiz bir umursamazlık durumu, bir yıkımdır. 34 Yeni insan tipini anlamak istiyorsak, onu çevresindeki nesneler dünyasının sürekli etkisine maruz kalan, yaşamının en derin noktalarında bile oradan izler taşıyan bir varlık olarak düşünmemiz gerekir. Nesnelerin saf işlevsellik yasasının buyruğuna girmekle aldıkları biçim, onlarla teması sadece işleticiliğe indirgemekte ve gerek insanların hareket özgürlüğünde gerekse nesnelerin özerkliğinde herhangi bir fazlalığa, eylem anının içinde tüketilmeyecek ve yaşantının çekirdeği olarak varlığını sürdürecek herhangi bir artığa izin vermemektedir. 35 Dolayısıyla böyle bir sistemde üretilen malların karakteristiği, üzerlerindeki ideolojik yansımada görülebilir. Kitlesel üretimi ve kitlesel tüketimi belirleyen ekonomik sistem, kendisini daha çok kendi mallarında ideolojik olarak yeniden üretmekte ve bu sayede her meta da aynı zamanda kendini üreten sistemin ideolojisini üretmektedir. Özetle ideoloji, meta yoluyla maddileştirilmektedir. 36 Çalışanlar toplumu olarak bahsedebileceğimiz ve dolayısıyla çalışmanın (fabrikalarda, bürolarda vb.) tüketime zaman açısından da olanak tanıyan bir yol olarak yüceltildiği refah devleti ortamında, Max Weber in kavramsallaştırdığı Protestan çalışma etiğinin ana fikri olan, insanlığın iyiliği için yapılan her türlü iş Tanrı yı onurlandırır, bu nedenle çalışmak ve üretmek bir görevdir yaklaşımı ağırlığını hissettirmiştir. Bu yaklaşım refah devletinde yoğun şekilde empoze edilmiş ve çalışanlar haftada ortalama Theodor Adorno (2000), Minima Moralia Sakatlanmış Bir Yaşamdan Yansımalar, İstanbul: Metis Yayınları, ss Adorno (2000), A.g.e., ss John Fiske (1999), Popüler Kültürü Anlamak, çev. Süleyman İrvan, 2. Baskı, Ankara: Ark Yayınevi, ss

13 saat olan çalışmadan kalan zamanda; çalışmanın bir ödülü olarak onlara sunulan çeşitli yeni tüketim mallarını tüketmeye yöneltilmiştir. 37 Günümüzde ise, birçok insana neden çalıştıkları sorulduğunda (sanki başka bir seçenek varmış gibi afallayarak) verecekleri cevaplar, hayatta kalmak için veya hayatını kazanmak için bir şey yapmalısın olacaktır. Ancak verilen bu yanıtlar, gerçek anlamda hayatta kalmayı -eşdeyişle yiyecek yemeklerinin olmasını vs.- kastetmemektedir. Onların ifadelerinde hayatta kalmak, toplumsal olarak belirlenmiş bir hayat tarzını ima etmektedir; yalnızca hayatta kalmak için değil, bir topluma özgü toplumsal ihtiyaçların kalıbına uyabilmek için de çalışmaktadırlar. 38 Burada hayatta kalmaya dair isteği; ben, ben olduğum için tüketiyorum yerine, tükettiklerimle ben, ben oluyorum şeklinde ele almak mümkündür. 39 Bu noktada tüketim tanımı, toplum tarafından belirlenen ihtiyaçlar ve ihtiyaç karşılama biçimleri tarafından yapılmaktadır. Tüketim toplumundan bahsedebilmek için böyle olması da gerekmektedir. Örneğin savaş sonrasında gelişmiş toplumların durumunu göz önüne aldığımızda, Maslow un teorisinde ilk iki basamağa denk gelen ve Smith in toplumsal yaşayışın gerektirdiği için zorunlu saydığı ihtiyaçları karşılayan, konut ve dayanıklı tüketim malları sektörleri ekonomik gelişmeyi belirlemekte etkin sektörler olarak öne çıkmış ve bu sektörler kitle üretimini tamamlayan kitle tüketimi süreçlerini önemli ölçüde biçimlendirmiştir. 40 Büyük ekonomik bunalımın bittiği, savaşın etkilerinin giderilmeye başladığı 1950 li yıllar, Amerikalıların pek çoğu için, eşi emsali görülmemiş bir refah ve bolluk dönemi olarak hatırlanır. Amerikalılar, uzun süren sıkıntılı bir süreçten sonra, televizyonla, büyük buzdolaplarıyla, bulaşık makineleriyle, hi-fi pikaplarla ve banliyödeki bahçe içindeki evlerle tanışmış ve tüketim çılgınlığının sarhoşluğunu yaşamaktaydılar. Savaştan sonra, otomobil fabrikaları, hızla yükselen yeni talepleri karşılamak için üretimi hızla arttırmış ancak talep, 1950 lerin ortasında düşmeye başlamıştır. Çünkü otomobil almaya gücü olan her aile, bolluk dönemiyle birlikte bir tane almıştır ve bunlar da henüz eskimediğine göre, kimse elindekini satıp yeni bir tane alma ihtiyacı duymamıştır. Sihirli çözümü, General Motors un otomobil tasarımcısı Harley Earl ın yanyana koyduğu iki sözcük getirecektir: Dinamik tüketim. 37 Veysel Bozkurt (2000), Püritanizmden Hedonizme Yeni Çalışma Etiği, Bursa: Alesta Basım Yayım, ss Pekka Himanen, Hacker Etiği İş Hayatına Yıkıcı Bir Yaklaşım, çev. Şebnem Kaptan, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, s Joanna Latimer (2001), All Consuming Passions: Materials and Subjectivity in the Age of Enhancement, içinde (edt.) Nick Lee and Rolland Munro, The Consumption of Mass, UK-Oxford: Blackwell Publishing, s Ayşe Buğra (2003), Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar, 2. Basım, İstanbul: İletişim Yayınları, ss

14 Anlatılmak istenen basittir. Tüketiciler, otomobillerini, bir yeri eskidiği ya da bozulduğu için değil, sadece modası geçtiği için her yıl değiştireceklerdir. Bundan sonra tüm Amerikan otomobil şirketlerinin ve onların Avrupalı takipçilerinin amacı, müşterilerine bu yıl dayanılmaz gelen ama önümüzdeki yıl demode olacak otomobiller tasarlamaktır. GM (General Motors) Genel Müdürü Charles Kettering, dinamik tüketimi şu şekilde ifade etmektedir: Satışları garanti etmenin en basit yolu, ürünü sürekli değiştirmektir. Çünkü piyasa, yeni olana karşı, sonsuz derecede esnektir. Zaten reklamın, tasarının ve araştırmanın esas amaçlarından biri, sağlıklı bir tatminsizliği gidermektir. Yeni arabaların tasarımı biter bitmez, onu toprağın dibine gömmeli ve hemen diğerine başlamalıyız. Üretildikten bir dakika sonra, yeni arabamızdan nefret etmemiz ve gelecek sene piyasaya çıkacak olana bağlanmamız gerekiyor model Ford u olan birisi, 1958 yılı gelene kadar arabasından şikâyetçi olmamalıdır. 41 Bu yıllarda, birçok otomobil şirketinin bütçesi, kozmetik değişikliklere harcanmakta, mühendislik ya da diğer önemli konulardaki ilerlemeler ikinci plana itilmektedir. Öyle ki, otomotivdeki bu kozmetik gelişme sınıf farklılıklarına vurgu yapar hale gelmiştir. Araçlarda gitgide abartılan ve işlevselliği bulunmayan kuyruk modası lüks ve statü sembolü haline gelmiş, ancak işlevsiz birçok yükle dolu bu tip otomobillerin benzin sarfiyatı gibi önemli bir konudaki eksisi, mühendisliğe önem verilip bu modanın terk edilmesine rağmen ABD otomobil piyasasını bekleyen zor günleri hazırlamıştır larda ve 1970 lerin ortalarında sadeliği, içtenliği ve işlevin ana tema oluşuyla Volkswagen in (en azından uçabiliyormuş gibi bir izlenim vermiyordu. Neyse oydu!) tutunmayı başardığı ABD pazarı, 1980 lerde Japon araçlarına kaptırılmıştır. Japon otomobillerine dair tespit, kısmen Batı Avrupa ülkelerinin oluşturduğu diğer gelişmiş pazarlar için de geçerlidir. Belirtmek gerekir ki, refah devleti politikalarının uygulanması, devletin sınıfsal niteliğinde veya sınıfların birbirlerine göre olan konumlarında yapısal bir değişiklik yaratmamış, ancak sistemden koparılan kimi ödünler, kapitalizmi görece ehlileştirmiştir. Sınıfsal güç dengesinin dayatması ve ekonomiyi talep yönünden dengelemenin de bir gereği olarak, reel ücretler yükselmiştir. Her ne kadar verimlilik artışının altında da kalsa yüksek ücretler artı-değer sömürüsünü sınırlamıştır. Devletin, ekonomideki düzenleyici ve koruyucu sıfatının yanına, iktisadi işletmeler yoluyla bizzat işveren sıfatını koyması, bir dizi yüksek kazanç sağlayan ulaştırma, eğitim, sağlık gibi değerlenme alanının sermayenin denetiminden çıkması anlamına gelmektedir. Devletin yaptığı sosyal harcamalar, yüksek oranlı vergilerle 41 Mingo (1995), A.g.e., ss

15 sermayenin yeniden yatırım için kullanacağı kaynağı küçültmektedir. Tüm bu politikalar, kapitalizmin savaş sonrası yeniden yapılandığı dönemde sorunsuz uygulanmış, ancak, genişleme yavaşlayınca kriz ortaya çıkmıştır. 42 Sermaye açısından çekici yatırım alanlarının büyük ölçüde devlet tarafından organize edilmesi durumu, toplumun yararına olmasına karşın, sermayenin çıkarlarına ters düşmüş ve 1980 sonrası konjonktürde bu alanlar, neredeyse tüm dünyada devletlerin özelleştirme politikalarıyla yavaşça sermayenin denetimine sunulmuştur. Öte yandan neo liberal politikaların uygulanmaya başlanmasıyla artık, ücretlerin yükselme süreci yavaşlamaya başlamış; ancak aynı anda tüketimin devamını sağlama çabası da sürmüştür. Toplumsal denge zamanla sermaye tarafına bozulmuş ve bu durum, tüketim toplumu üzerinde yönlendirici güç olan sermayenin gücüne güç katmıştır. Keynesyen politikaların terk edilmesi ile en yüksek refah düzeyine sahip ekonomilerde çok sayıda pazar dağılmış, bu nedenle yapay talep yaratma ihtiyacı doğmuştur. Birçok pazarlama uzmanına göre, 35 yıl önce (kimilerince sermayenin altın çağı olarak adlandırılan dönem) iş dünyasındaki sorun, ürünün nasıl işleneceği ve üretileceğiyken, artık sorun ürünün nasıl pazarlanacağı ve satılacağıdır. Bu olgu sistemin çekim merkezini hızla üretimden satışa ve finansa doğru kaydırmıştır. 43 Tüketim Toplumundan Heba Toplumuna Metalar dünyası büyüdükçe, insanlar dünyası küçülür. Karl Marx Kapitalizm, Sovyet sisteminin çözülmesiyle bir dünya sistemi haline gelirken, üretim ilişkilerinin yanı sıra ideolojisini de ihraç etmiş; bu bakış açısı, metalarla birlikte her yerde kendisini yeniden üretmeye başlamıştır. Eşi görülmemiş dinamizmiyle, geleneksel tüm ilişkileri parçalayan bu üretim tarzı söz konusu süreçte evrenselliğini ilan etmiş, Avrupalı ideologlar da bunun insan doğasına uygun bir doğal düzen olduğu söylemini yaymışlardır. 44 Açıkça söylenmesi gereken, V. I. Lenin in kapitalist dünyada yalıtılmış bir ada olarak 42 Başkaya (2004), A.g.e., s Michael Dawson ve John Bellamy Foster (2003), Sanal Kapitalizm Tekelci Sermaye, Pazarlama ve Enformasyon Otobanı, içinde (der.) Robert W. Mc Chesney, Ellen Meiksins Wood ve John Bellamy Foster, Kapitalizm ve Enformasyon Çağı Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi, çev. Senem Çılga, Orhan Baltacı ve Özge Yalçın, Ankara: Epos Yayınları, ss Ragıp Zaralı (1989), Dünün ve Bugünün Defterleri Türkiye nin Sorunları Dizisi Cilt: 1, 2. Basım, İstanbul: Alan Yayıncılık, s

16 kalmanın istenmeyen bir durum olarak işaret ettiği 45 ve Samir Amin in biri kapitalist öteki sosyalist olmak üzere iki dünya pazarı yoktur, Doğu Avrupa nın da marjinal olarak katıldığı tek bir dünya pazarı, kapitalist dünya pazarı vardır 46 şeklinde kavramsallaştırdığı pozisyonun artık, tam entegre bir dünya pazarı olmasıdır. Kapitalizmin tüketim mallarını Batı Avrupa, Avustralya, Kuzey Amerika ve Japonya da yaşayan sıradan insanlara ve çalışan sınıfa ulaştırmaktaki başarısı, 1980 lerde Doğu Avrupa da ve Sovyetler Birliği nde de yankı bulmuştur. Doğu Avrupa daki rejimin, yeterli miktarda tüketim malını, onlar adına yönetimde bulunduğu sıradan insanlara ulaştıramamış olması ve içinde yaşadıkları politik, kültürel, sosyal ve ekonomik sisteme yabancılaşmış oldukları söylenebilecek öğrenciler, aydınlar ve işçiler tarafından çıkartılan ve çok popüler olduğu görülen karşı devrimci toplumsal ayaklanmalar, rejimin 1980 lerin sonunda çözülüşünü hızlandırmakta anahtar rol oynamıştır. 47 Kimilerine göre, Sovyet toplumunda yaşayan gençlerin gittikçe daha fazlasının potansiyel tüketiciler haline gelmesine ve Komünizm in, tüketim sürecinde, mal ve deneyimleri kitlelere ulaştırmak, hiç değilse görünür gelecekte bunun olabileceği yönünde bir umut uyandırmak konusundaki başarısızlığı yüzünden, Batı da yaşayan pek çok kişinin sıradan kabul edebileceği bir insanlık hali, eşdeyişle bu genç insanların tüketici olmak için duydukları arzu, dünya tarihini değiştirmiştir. 48 Tabi buradaki insanlık hali nin, insanlıkla ne kadar ilgili olduğunun, daha teknik bir ifadeyle, kapitalist toplumun, yabancılaştırıcı üretim ve tüketim ilişkilerini evrensel ve nihai bir gerçek olarak görme şeklindeki hatanın üzerini ayrıca çizmek gereklidir. Sistemin çekim merkezinin finans ve satışa kaydığını belirtmiştik. Satışın yüceltildiği bir sistemde, ürünler arasındaki kozmetik farklılıklara anlam kazandırmada reklamlar vazgeçilmez önemdedir. Pazarda talebi yaratmada ve canlı tutmada en etkili ve çekinmeden kullanılan araç olan reklam, ABD nin dünyaya en başarılı ihracatıdır. Savaştan sonra ABD de, pazarlama bilgileri derlenip toplanmış ve hür dünyaya Amerikan eliyle yayılmıştır. Böylece, Almanya da pazarlamanın bilinmemesi sorun olmamış, birkaç yılda edinilebilecek pazarlama teknikleri ABD tarafından sağlanmıştır. Amerikan firmalarının yönetim konusundaki bu bilgileri 1950 li ve 1960 lı yıllarda Avrupa daki başarılarının temel 45 V. I. Lenin, Bütün Eserler, Rusça Baskısı, Cilt: 27, s. 409 dan aktaran Jacques Valier (1977), Emperyalizm Üzerine, çev. Şadi Ozansu, İstanbul: Köz Yayınları, s Samir Amin (1991), Eşitsiz Gelişme, çev. Ahmet Kotil, İstanbul: Arba Yayınları, s Bocock (1997), A.g.e., ss Stina Bengtsson ve Lars Lundgren (2002), Youth Culture A Matter of Taste, Media Consumption and Style in Estonia and Sweden, [Erişim Tarihi 28 Mart 2005] ve Bocock (1997), A.g.e., ss

17 nedenlerinden birini oluşturmuştur. 49 Benzer bir durum 1950 li yıllarda İstanbul Üniversitesi nde yapılmaya başlanan Harvard Business Review dergisinin çevirilerinde de görülebilir. Kapitalizmin yapısındaki en belirgin özelliğin sloganı şudur: Ürünün ömrünü yarıya indirirsen, iki kat miktarı pazara sürebilirsin. Dinamik tüketim kavramını hatırlayacak olursak, eğer yıpranma ve eskime, bir ürünün ömrünü yeterince sınırlamıyorsa, modadaki yıllık değişim, henüz hiçbir şekilde tüketilmemiş bir eşyanın kullanılamaz olmasını sağlar; çünkü asıl işlevi olan sahibinin sosyal statü simgesi olmasını, yalnız en yeni model yerine getirecektir. 50 Yeni ürünlerin geliştirilmesi ve kullanım ömürlerinin hem fonksiyonel hem de sosyo-psikolojik olarak kısaltılması, tek kullanımlık olarak tasarlanması, elde bulunan ve kullanılabilir olan ürünlerin değer kaybederek elden çıkartılmasına neden olabilmektedir. 51 Bu mantık sürekli yeni modelleri geliştirilen en gelişmiş otomobiller ve beyaz eşyalarda da, günlük kullanım araçlarında da kendisini gösterir. Örneğin çelik çatal-bıçak, porselen tabak gibi uzun ömürlü asıllardan; tek kullanımlık fiber bardak-tabaklar, plastik çatal-bıçak-kaşıklar gibi imitasyonlarını üretmeye yöneliş söz konusudur. Bu tip üretimin tercih edilmesinin sebebi, tüketim devir hızının asıllarına oranla çok daha yüksek olmasıdır. Jean Baudrillard, geçmiş uygarlıkların tümünde dayanıklı nesneler, araçlar veya binalar kuşaklarca insandan daha uzun yaşamışken, bugün onların doğmasını, gelişmesini ve ölmesini izleyen bizleriz diyerek kullanım değerinin düşüşüne ve her alandaki devir hızına vurgu yapmaktadır. 52 Aslında refah devleti sürecinde ideal formuna giren tüketim toplumunda yapısal bir dönüşüm vardır; tüketim toplumu gösterişçi tüketimin aşırı öne çıktığı bir heba toplumu olma yoluna girmiştir. Şirketlerin kâr maksimizasyoncusu davranışlarıyla tüm alanlarda sınırsız üretim ve sınırsız tüketim temel mantığı ile şekillenen tüketim toplumu, doğal kaynakları olduğu kadar insanları da kaynak statüsüne sokup harcadığından, sadece ekonomik ve ekolojik değil, toplumsal problemler de yaratmaktadır. Üretim sürecindeki kadar belirleyici özne rolünde olmasa da, tüketim sürecinin de temelinde insan faktörü vardır. 49 Armand Mattelard (1995), Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık, çev. Işın Gürbüz, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, s Robert Havemann (1990), Yarın Sanayi Toplumu Yol Ayrımında Eleştiri ve Gerçek Ütopya, çev. Erol Özbek, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, s Yavuz Odabaşı (1999), Tüketim Kültürü Yetinen Toplumun Tüketen Topluma Dönüşümü, İstanbul: Sistem Yayıncılık, s Jean Baudrillard (2004), Tüketim Toplumu, çev. Hazal Deliceçaylı ve Ferda Keskin, 2. Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, s

18 Üretimde Kaynak, Tüketimde Araç Olarak İnsan Meta üretimiyle birlikte, üretim, artık şu ya da bu basamaktaki ihtiyacı karşılamak, bir başka deyişle kişisel tüketim için değil, değişim için yapılır. Bundan böyle metalar, sadece elden ele geçmekle kalmayıp, piyasadan piyasaya da geçerler. Artık, ürün üreticiye egemendir. Bir gözlüğü insanın yüzünden, bir otomobili ise eşinden daha önemli hale getiren anlayışın toplumda yerleşmesiyle, bu metalaşma sürecinden insan da nasibini almıştır. Eğer insan köleleştirilebilirse, insan gücü mübadele edilebilen ve sömürülebilen bir yapıya kavuşmaktadır. Friedrich Engels in deyişiyle; insanlar meta değişimine başlar başlamaz, kendileri de mübadele edilebilir olmuşlardır. 53 Öte yandan, emek artık vahşice alınıp satılmamaktadır. Tasarımlanmakta, pazarlanmakta ve böylece ticari bir mala dönüştürülmektedir. Meta üretim sürecinde, insan da diğer üretim faktörleri gibi işlenebilen, işi bitince atılan bir kaynak haline gelmiş; ister sanayide isterse de hizmetler sektöründe yer alıyor olsun, insanlar üretim sürecinde her anlamda tükenmeye başlamışlardır. Baudrillard a göre, üretimde bir anlam kayması söz konusudur. Öyle ki; üretim süreci ve bu süreçte yer alan insanlar, artık sadece tüketim sistemi göstergelerinden birine indirgenmiştir. 54 Bundan çalışma etiği de payını almıştır. Bauman a göre, bir zamanlar, anormal olanı işsizlik olarak belirleyen çalışma etiğinin hüküm sürdüğü yerde artık tüketim estetiği hüküm sürmektedir. 55 Tüketime bağlı olarak şekillenen yeni etik ve estetik ise, kişiye daha çok zaman kalması ve kalan zamanı değerlendirebilmek için yeterli maddiyatı sağlayacak olan bir işi gerektirmektedir. Esnekleşen ve kısa dönemli bir hale gelen iş, kalıcı kişisel amaçlar ve bir kendilik değeri tanımlamakta referans noktası olmaktan çıkarak, sosyolojik açıdan iş; istikrarlı, toplumsal ilişkiler için daha da önemsiz bir ortam oluşturmaya başlamıştır. 56 Sosyal alanda görünecek olan kimlik ise yeni sistem değerlerine göre ne ürettiğine göre değil, ne tükettiğine göre oluşmaktadır. Çağdaş toplum üyelerini tüketici olarak görür, ikinci planda ise üretici kimliği yer alır. Sosyal norma uyabilmek için piyasanın ihtiyaç duyduğu 53 Friedrich Engels (1974), Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, çev. Kenan Somer, 3. Basım, Ankara: Sol Yayınları, ss Jean Baudrillard (2002), Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm, çev. Oğuz Adanır, İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, s Zygmunt Bauman (1999), Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar, çev. Ümit Öktem, İstanbul: Sarmal Yayınevi, ss Richard Sennett (1999), Yeni Kapitalizm, çev. Mehmet Gökçen, Defter, Sayı: 35, ss

19 şekilde tüketime cevap vermek gerekir. Arzı karşılayıcı talebe; ancak tatminkâr bir gelire, kredi kartlarına ve daha güzel yarın umutlarına sahip olan insanlar katkıda bulunabilirler. 57 Arzı karşılayacak olan talebi yaratmak ve toplumu bu amaçla yönlendirmekte kitlesel çağrılar ve yapılacak olan tüketim toplumu propagandası önemlidir. Kitle iletişim araçlarının gelişmesi, topluma egemen olan söylemlerin oluşturulmalarına yardımcı olmuş ve böylece tasarruf yönelimlilikten hazcılığa evrilen birey, kurumsallaşmakta olan yeni ekonomik mantığı içselleştirmeye yatkın hale getirilmiştir. 58 Türkiye için de benzer bir süreçten bahsetmek mümkündür. Öyle ki, 1930 larda vatandaşlara aşılanmaya başlanan tasarruf düşüncesi, ilk olarak İş Bankası nın dağıttığı kumbaralarla şekillenmiştir. Kumbara dağıtımı ile amaçlanan, toplumda küçüklerden başlayacak bir tasarrufun gelecekte toplumda yer edinecek olan bireylerce sürdürülmesi, az olan kaynakların israfının önlenmesidir lerin sonlarında bile sayıları çoğalmış olan bankalar, çocuklara yönelik kumbaralar dağıtmaktaydılar. Ancak 1990 lı yılların gençliği, bankacılıkta değişen zihniyetin ilk müşterileri olmuşlardır. Önce 18 yaşın altındakilere yönelik Genç Telekart gibi her bankanın farklı bir tasarım ve isim verdiği kartları, daha sonra University World Card gibi kartlar izlemiş, gençler değişen bu mantık dizgesi tarafından tasarruftan tüketime yöneltilmiştir. Şüphesiz, bu süreçten etkilenen yalnızca gençler değildir. Kredi kartlarının kullanımı Türkiye de özellikle 1980 li yıllardan itibaren belirgin bir yaygınlık kazanmıştır. Yeni liberal politikaların dünya çapında yaygınlık kazandığı göz önüne alındığında, bu ekonomik zihniyete uygun davranacak birey tipinin de yaratılması kaçınılmaz bir sonuçtur. Dünya ölçeğinde hızlanmaya başlayan küresel ekonomik bütünleşme ve üretimde esnekleşme süreçleri, yeni bir birey tipinin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Bireyin tüketiciye tahvil edildiği bu meşrulaştırma sürecinde, toplumsal değerler de aynı şekilde paranın öncelik kazandığı bir yöne doğru dönüşmüşlerdir. Böyle bir dönüşüm, kaçınılmaz olarak kitlesel ölçeklerde çeşitlendirilmiş bir tüketim eyleminin, toplumsal anlam taşıyıcısına dönüşmesine yol açmıştır. Tüketim bir kimlik edinme sürecine dönüşmüş, idealleştirilmiş bir yaşam kurgusuna erişmek için sonsuzca çeşitlenmiş metalar dünyasında daha iyi bir yaşam hedefine yönelmiş olan bireyler, ister istemez süreklilik arz eden bir borçluluk döngüsüne girmişlerdir. 59 Bu döngüye giren ve borçlandırılan emekçiler, sisteme daha bağımlı hale gelmiş ve artık sadece yaşamlarını sürdürmek için değil, borçlarını da ödemek için daha fazla 57 Bauman (1999), A.g.e., s Ali Ergur (2005), Kredi Kartı Kullanımında Zaman Algılaması ve Borçlu Yaşam, Toplum ve Bilim, Sayı: 102, s Ergur, A.g.e., s

20 çalışmayı kabullenmek zorunda kalmışlardır. 60 Kartların meşrulaştırılma ve topluma benimsetilme sürecinde bankamatiklerin kullanımının getireceği söylenen zaman kazancı ise yalnızca sözde kalmıştır. Banka içindeki kuyruklar bankamatiklerin önüne yığılmış, banka memurunun yaptığı işlerse müşterinin üzerine yıkılmıştır. Ancak yine de alışverişler için hedeflenmiş olan hız yakalanmıştır. Artık sıra, bu hızın kesilmemesini ve hep artmasını sağlamaya gelmiştir. Farklı kitle iletişim araçlarının topluma yayılmış olmasından sonuna kadar faydalanan reklamcıların en önemli görev ve hedeflerinden biri, manipüle edici güçlerini kullanarak tüketicide markaya karşı sadakat yaratabilmektir. 61 Daha önce de değinildiği gibi kapitalizmin tanımladığı hayatta kalma güdüsü; bireylerin verilenleri (mesaj/ideoloji/yaşam tarzı) sorgusuzca almasına yol açar. Ancak manipülasyon yalnızca manipüle edilenin nesnel çıkarları ile bir biçimde çakıştığı ölçüde etkili olabilir. Kitleler çıkarlarını gözetirken manipüle edilebilir. 62 Öyle ki; Erich Fromm un modern tüketicilerin ruhuna dair yaptığı tanımlama, kapitalizmin kendi doğasına uygun olarak yarattığı, şekillendirdiği ve yönlendirdiği kişilikleri sloganlaştırmıştır: Ben sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim! 63 Tüketimin her an ve her yerde öne çıkarılmasıyla, sanayide meta üretim süreci ve çalışma koşulları unutturulmaktadır. Artık, bilgi toplumunda yaşadığımız ve hizmetler sektörünün sürekli genişlediği iddiası, sanayi toplumunun ve bu tip üretiminin gözden düştüğü iddiasını güçlendirmektedir. 64 Doğal olarak bu söylem, insanların dikkatlerini 60 Özgür Müftüoğlu (2004), Kredi Kartları ve Önlenemeyen Çelişkiler, Günlük Evrensel Gazetesi, 3 Eylül 2004, [Erişim Tarihi 2 Ocak 2005]. 61 Odabaşı, A.g.e., s Wolfgang Fritz Haug (1997), Meta Estetiğinin Eleştirisi Kapitalist Toplumda Görüntü, Cinsellik ve Reklâm, çev. Ayşe Gül, İstanbul: Spartaküs Yayınları, s Erich Fromm (1991), Sahip Olmak ya da Olmak, çev. Aydın Arıtan, 3. Basım, İstanbul: Arıtan Yayınevi, ss Bu noktada başka bir tartışma olmasına rağmen, işgücü istatistiklerine bakmak, bize, hem tüketim toplumunun üretim yönüne eşdeyişle üretimin sektörel dağılımına hem de işsizlik sorununa dair veriler sunar Ocak dönemi TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketinden hareket edersek, çalışan nüfusun sektörel dağılımı; % 23,2 tarım, % 21,4 sanayi, % 5,1 inşaat ve bilgi toplumu na geçildiği iddialarını destekleyecek biçimde % 50,3 ü hizmetler sektörü şeklindedir. Bkz. Hanehalkı İşgücü Araştırması 2008 Ocak Dönemi Sonuçları, Haber Bülteni, Sayı: 66, 15 Nisan 2008, [Erişim Tarihi 7 Mayıs 2008]. Öte yandan bize göre, bu sonuçlara ulaşılmasında henüz veri toplama aşamasında kimi sorunlar bulunmaktadır. Bu verilere ulaşılmada ilk ayrım kurumsal olmayan sivil nüfus ile yapılmaktadır. Bu çerçevede askerlik hizmeti yapmakta olanlar vb. durumda bulunanlar ayıklanmakta; diğer bir ayıklama ise, işsiz kişilerin belirlenmesi sürecinde yapılmaktadır. Kişinin işsiz sayılması için referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış ve böyle bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son üç ay içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olması gereklidir. Şevki kırılmış işçiler kavramına giren bir başka deyişle, iş bulma ümidini kaybetmiş ve anket yapılırken kendisine sorulduğunda işsiz olmasına rağmen iş aramıyorum cevabı veren kişiler işsiz sayılmamaktadır. Ayrıca ülkedeki kayıt dışı istihdamın yaygınlığı da göz önüne alındığında, özellikle imalat sanayinde çalışan pek çok işçinin de, sanayi sektörünün toplam istihdamdaki payının hesaplanmasında dikkate alınmadığı söylenebilir. Son olarak eklememiz gereken, bu sonuçlara ulaşılmada izlenen yolun, ILO standartlarına uygun olarak çizildiği ve 20

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

Çalışma alanları. 19 kasım 2012

Çalışma alanları. 19 kasım 2012 Çalışma alanları 19 kasım 2012 Çalışma alanları Hizmet alanları Sanayi alanları Tarım tarımsal üretim tarım+ticaret kenti Sanayi imalat sanayi atölyeden hafif sanayi fabrikaya ağır sanayi seri üretim (fordizm)

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

www.maviperde.com Elektronik ticaret e-ticaret

www.maviperde.com Elektronik ticaret e-ticaret www.maviperde.com 1995 li yıllardan sonra Dünyada ve Türkiye'de elektronik ticaretin ön plana çıkmasıyla ve gelecek yıllarda mekanik perde sistemi pazarının çoğunu elektronik ticaretle olacağı varsayımı

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME. 1. İşletmenin yapısal özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME. 1. İşletmenin yapısal özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME 1 1. İşletmenin yapısal özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: 3 İşletme bir ekonomik kuruluştur. 3 İşletme bağımsız bir kuruluştur. 3 İşletme sosyal bir kuruluştur. 3 İşletme

Detaylı

PAZARLAMA 3.0 ve DEĞER MÜHENDĐSLĐĞĐ

PAZARLAMA 3.0 ve DEĞER MÜHENDĐSLĐĞĐ PAZARLAMA 3.0 ve DEĞER MÜHENDĐSLĐĞĐ Đçinde bulunduğumuz bilgi çağında tüm müşteriler aldıkları ürün veya hizmetten bir değer elde etmeyi ve sorunlarının çözümünü bulmayı amaçlamaktadırlar. Müşterilerin

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği

Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği 3. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sempozyumu 21-23 Ekim 2011, Çanakkale Türk İnşaat Firmalarının Yurtdışı Projelerde İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Uygulamalarına Bakışı - Rusya Federasyonu Örneği Aslı

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

Ekonomi I FĐRMA TEORĐSĐ. Piyasa Çeşitleri. Tam Rekabet Piyasası. Piyasa yapılarının çeşitli türleri; Bir uçta tam rekabet piyasası (fiyat alıcı),

Ekonomi I FĐRMA TEORĐSĐ. Piyasa Çeşitleri. Tam Rekabet Piyasası. Piyasa yapılarının çeşitli türleri; Bir uçta tam rekabet piyasası (fiyat alıcı), Ekonomi I Tam Rekabet Piyasası FĐRMA TEORĐSĐ Bu bölümü bitirdiğinizde şunları öğrenmiş olacaksınız: Hasılat, maliyet ve kar kavramları ne demektir? Tam rekabet ne anlama gelir? Tam rekabet piyasasında

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1 ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1- Genel Olarak Bir ekonominin başarı ölçütlerinden birisi de istihdam yaratma kapasitesidir.

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Alvin Toffler in endüstrinin gelişmesi yaklaşımı Pazarlama nedir? Kullanımı neden önemlidir? Pazarlama olanaklarının kullanımı, eğitim ve geliştirme

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Bilgi pazarındaki sert rekabet ortamı pazarlama araştırması endüstrisinin müşterilerin bilgi ihtiyaçlarına daha fazla yoğunlaşmasını gerektiriyor.

Detaylı

ÜNİTE - 1 İŞLETMENİN TEMEL KAVRAMLARI

ÜNİTE - 1 İŞLETMENİN TEMEL KAVRAMLARI ÜNİTE - 1 İŞLETMENİN TEMEL KAVRAMLARI 1-İşletmenin Temel Kavramları 2-İşletmenin Amaçları 3-Teşebbüs (girişim) 4-Yönetici Kavramı ve Yöneticinin Nitelikleri 5-Toplam Kalite Yönetimi Bu üniteye neden çalışmalıyız.!

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı

GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ

GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ GİRİŞİMCİNİN GÜNDEMİ Girişimcinin Gündemi GİRİŞİMCİLER VE KOBİ LER AÇISINDAN MARKA VE ÖNEMİ Günal ÖNCE Günümüzde markalara, Amerikan Pazarlama Birliği nin tanımladığının yanı sıra sadece sahip oldukları

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Doğruların buluştuğu adres...

Doğruların buluştuğu adres... M E D I A Doğruların buluştuğu adres... İletişim Sanattır Firmaların kıyasıya rekabet ettikleri Etnik Pazar sürekli yeniliklere açıktır. Reklam stratejileri yapılırken hedef kitlenin doğru bir şekilde

Detaylı

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Cezayir e ihracat yapan 234 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop 1.1. Mali Yapı ve Finans Ekonomik olarak tanımlanmış sınırlarda sermayenin yaygınlığı ve verimliliği genellikle mali ve finansal göstergelerle ölçülür. Bölgedeki bankaların durumu şube sayılarıyla, sermayenin

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Güneş Enerjisi nde Lider

Güneş Enerjisi nde Lider Güneş Enerjisi nde Lider GO Enerji, 2003 yılından itibaren, Güneş enerjisinden elektrik üretimi teknolojilerinde uzmanlaşmış ekibiyle faaliyet göstermektedir. Kendi markaları ile ABD den Avustralya ya

Detaylı

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ Bugünki dersin içeriği: 1. MALİYE POLİTİKASI VE DIŞLAMA ETKİSİ... 1 2. UYUMLU MALİYE VE

Detaylı

SERVER TANFER. Yazılım Ürünleri Satış Müdürü IBM Türk

SERVER TANFER. Yazılım Ürünleri Satış Müdürü IBM Türk SERVER TANFER Yazılım Ürünleri Satış Müdürü IBM Türk Rethink IT. Reinvent Business. Onur Buçukoğlu Tivoli Ürün Yöneticisi, Orta ve Doğu Avrupa / Türkiye / Rusya Başlıca Üç Dönüşüm Gerçekleşiyor Akıllı

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

Farklı Sistemlerde Kentleşme

Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Kentleşme ve kent planları farklı ekonomik sistemlere göre değişebilir. Kapitalist ve sosyalist ülkelerin kentleşme biçimleri, (keskin olmamakla

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ 1 M.İ.Y. ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ Kitlesel pazarlamanın gittikçe pahalı bir müşteri kazanma yolu olması Pazar payının değil müşteri payının önemli hale gelmesi Müşteri memnuniyeti

Detaylı

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Lütfi ĠNCĠROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı GiriĢ Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde, kadınların işgücü piyasasına

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu. I) Pazarlama Stratejilerine Giriş

Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu. I) Pazarlama Stratejilerine Giriş Bölüm 10 Pazarlama Fonksiyonu I) Pazarlama Stratejilerine Giriş Pazarlama Nedir? Pazarlama: Müşteriler için değer yaratmayı, bunu tanıtma ve sunmayı; örgütün ve paydaşlarının yararına olacak şekilde müşteri

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ STRATEJİLERİ & POLİTİKALARI ARAŞTIRMA MERKEZİ İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ENERJİ VE TASARRUF KONULU EĞİTİM PROGRAMI

TÜRKİYE ENERJİ STRATEJİLERİ & POLİTİKALARI ARAŞTIRMA MERKEZİ İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ENERJİ VE TASARRUF KONULU EĞİTİM PROGRAMI TÜRKİYE ENERJİ STRATEJİLERİ & POLİTİKALARI ARAŞTIRMA MERKEZİ İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ENERJİ VE TASARRUF KONULU EĞİTİM PROGRAMI Adres: GMK Bulvarı 36/11 Kızılay Çankaya/Ankara TÜRKİYE Tel: +90

Detaylı

Maslow (İhtiyaçlar Hiyerarşisi)

Maslow (İhtiyaçlar Hiyerarşisi) Kariyer q Kişinin yaşamı boyunca edindiği ilgili deneyimleridir. q Bir kişinin bütün yaşamı boyunca üstlendiği işlerin tümüdür. q Kişinin yaşamı boyunca sahip olduğu bir dizi iş ve bu işlere katılımı konusundaki

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

ONBĠRĠNCĠ BÖLÜM BÜYÜME, KALKINMA VE YOKSULLUKLA MÜCADELE

ONBĠRĠNCĠ BÖLÜM BÜYÜME, KALKINMA VE YOKSULLUKLA MÜCADELE ONBĠRĠNCĠ BÖLÜM BÜYÜME, KALKINMA VE YOKSULLUKLA MÜCADELE Bu ünite tamamlandığında; Büyümenin kaynaklarının neler olduğunu belirtebileceğiz Büyüme teorilerini açıklayabileceğiz Hızlı büyüme için nelerin

Detaylı

Kurumlar, Kurullar. Haldun DARICI *

Kurumlar, Kurullar. Haldun DARICI * Kurumlar, Kurullar Haldun DARICI * Geçtiğimiz yılı önemli bir ekonomik kriz içerisinde geçiren ülkemizde, kriz ortamından çıkmak amacıyla çeşitli yapısal tedbirler alınmış, bu çerçevede çıkarılan kanunlarla

Detaylı

Cari açık ve finansmanı

Cari açık ve finansmanı Cari açık ve finansmanı I.GİRİŞ Cari açık ve finansmanı konusunun, 2011 yılında Türkiye Ekonomisindeki önemli gündem maddelerinden biri olacağı anlaşılıyor. 2010 yılında cari açık, 2009 a göre % 247,1

Detaylı

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM Bilgi, Ekonomi ve Kültür Prof. Dr. Veysel BOZKURT İstanbul Üniversitesi EKİN 2012 ÖNSÖZ ii Endüstriyel dönüşümün toplumsal sonuçlarını en iyi anlatan yazarlardan

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma

Detaylı

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÇALIŞMA PSİKOLOJİSİ VERİ BANKASI ÖRNEĞİ www.calismapsikolojisi.net Yrd. Doç. Dr. Burcu KÜMBÜL GÜLER Kocaeli Üniversitesi Gündem İnsan Kaynakları ve Çalışma

Detaylı

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK

REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK REEL DÖVİZ KURU TEORİ VE UYGULAMA, KUR-ENFLASYON İLİŞKİSİ VE CARİ AÇIK Doç. Dr. Cevdet Akçay 15 Haziran 2004 İstanbul Hilton Oteli Nominal Döviz Kuru Reel Döviz Kuru E = E TL/$ q = q TL/$ R Nominal Faiz

Detaylı

2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015

2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015 2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015 Haziran 2015 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Temmuz 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından

Detaylı

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM Neler Öğreneceğiz? Makroekonominin tanımı Makroekonomi ve Mikroekonomi Ayrımı Makroekonominin Gelişim Süreci ve Tarihi Düşünce Okullarının Makroekonomik

Detaylı

STANDART VE STANDARDİZASYON

STANDART VE STANDARDİZASYON STANDART VE STANDARDİZASYON İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana karışıklıktan kurtulma ve belirli bir düzen tesis etme gayreti içerisinde olmuştur. Bu düzenleme sürecinin tabiî bir neticesi olarak ortaya

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU

ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU ASGARİ ÜCRET VE EKONOMİK BÜYÜME RAPORU RAPORU Rapor Dönemi : Aralık 2011 Rapor Tarihi : 26 Aralık 2011 Sayı :15 33 SENEDE EKONOMİ 3,5 KAT BÜYÜRKEN ASGARİ ÜCRET YERİNDE SAYDI KRİZDEKİ YUNANİSTAN DA ASGARİ

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

Pazarlama Otomasyonu Kullanırken Unutulmaması Gereken 5 Nokta

Pazarlama Otomasyonu Kullanırken Unutulmaması Gereken 5 Nokta f Pazarlama Otomasyonu Kullanırken Unutulmaması Gereken 5 Nokta Reklamın satmadığı dönemlere çoktan girdik. Markalar satış ve pazarlama stratejilerini bunun üzerine kurduğu, odaklandırdığı devirler de

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Invest in DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Türkiye de Doğrudan Yabancı Yatırımın Gelişimi Makroekonomik anlamda küresel ekonomiye uyumu sağlayan yapısal reformlar, bir yandan Türkiye yi doğrudan yabancı yatırım

Detaylı

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar ilgili ders kitabındaki, 43

Detaylı

İnsan. kaynakları. istihdam

İnsan. kaynakları. istihdam İnsan kaynakları ve istihdam İ ÇİN DE Kİ LER 1 Kurumsallaşmanın şirketler açısından önemi 2 Uygulamanın hedefleri 3 Uygulamanın kazandırdıkları 4 İçerik ve Yöntem 5 Akış tablosu Kurumsallaşmanın Şirketler

Detaylı

TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001)

TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001) 1 TÜRKİYE DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI BİBLİYOGRAFYASI (1985-2001) Hazırlayan: Özlem ÖZKAN SES Genel Merkez Araştırma Yayınları Dizisi-1 2 SES Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Komisyonu Araştırma Yayınları

Detaylı

LIK EKONOM S İ İN İ İ N N

LIK EKONOM S İ İN İ İ N N SAĞLIK EKONOMİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Dr. Ferruh N. Ayoğlu Sağlığın ekonomisi olur mu? Sağlık k ekonomisi, i genel olarak ekonomi biliminin i i kurallarının sağlık sektörüne uygulanması ile ilgilenir.

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 18 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILIN 10 KÜRESEL MAKRO TRENDİ. Kaynak: Euromonitor International

ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILIN 10 KÜRESEL MAKRO TRENDİ. Kaynak: Euromonitor International ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILIN 10 KÜRESEL MAKRO TRENDİ Kaynak: Euromonitor International #1 Alışverişte Belirsiz Bir Gelecek Tüketiciler para harcama konusunda, özellikle yüksek ücretli ürünlere karşı, biraz daha

Detaylı

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ Finansman, işletmelerin temel işlevlerini yerine getirirken yararlanacakları

Detaylı

Mimarlık Meslek Pratiği

Mimarlık Meslek Pratiği Mimarlık Meslek Pratiği Mimarlık Meslek Pratiği Mimarlık yapı sektörünün ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı sektörü ise tüm dünyada diğer sektörler için itici güç oluşturan dinamik bir sektördür. Son elli yıldır

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin!

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin! YAKLAŞIMIMIZ Kuter, yıllardır dünyanın her tarafında şirketlere, özellikle yeni iş kurulumu, iş geliştirme, kurumsallaşma ve aile anayasaları alanlarında güç veren ve her aşamalarında onlara gerekli tüm

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

KOBİ LERİN EKONOMİK VE SOSYAL SİSTEME KATKILARI, GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK

KOBİ LERİN EKONOMİK VE SOSYAL SİSTEME KATKILARI, GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KOBİ LERİN EKONOMİK VE SOSYAL SİSTEME KATKILARI, GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KOBİ LERİN EKONOMİK VE SOSYAL SİSTEME KATKILARI Ekonomik sistem; faktör piyasaları, işletmeler, mal

Detaylı

DAĞITIM KAVRAMLARI ve STRATEJİLERİ

DAĞITIM KAVRAMLARI ve STRATEJİLERİ DAĞITIM KAVRAMLARI ve STRATEJİLERİ Dağıtım Kanalı: Fikir, ürün ve hizmetler gibi, değeri olan şeylerin üretim noktalarından kullanım noktalarına kadar götürülmesiyle uğraşan, birbiriyle bağımlı bir dizi

Detaylı

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü 1 Ülkeler Niçin Dış Ticaret Yapar? Dış Ticaret Politikası Ödemeler Bilançosunun, cari işlemler hesabında ihracat

Detaylı

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Saati Saati Saati Uluslararası Ekonomi Politik IR502 Seçmeli 3 0 0 3 7.5 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

I.BURDUR SEMPOZYUMU EKONOMİ-TİCARET VE SANAYİ

I.BURDUR SEMPOZYUMU EKONOMİ-TİCARET VE SANAYİ I.BURDUR SEMPOZYUMU EKONOMİ-TİCARET VE SANAYİ 1262 I.BURDUR SEMPOZYUMU I.BURDUR SEMPOZYUMU 1263 BURDUR DAKİ KOBİ LERDE ELEKTRONİK TİCARET UYGULAMALARI İrfan ATEŞOĞLU * 1. Elektronik Ticaret Kavramı E-ticaretin

Detaylı

Mal ve hizmet müşterileri, işletmeler ve daha. sunumlarının yaratılması, benimsetilmesi, örgütler ve bireyler tarafından örgütsel

Mal ve hizmet müşterileri, işletmeler ve daha. sunumlarının yaratılması, benimsetilmesi, örgütler ve bireyler tarafından örgütsel Pazarlama Mal ve hizmet müşterileri, işletmeler ve daha geniş ş olarak toplum için, değeri ğ olan Pazar sunumlarının yaratılması, benimsetilmesi, ulaştırılması ve değişimine yönelik olarak, örgütler ve

Detaylı

Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü. ENM 307 Mühendislik Ekonomisi. Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR

Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü. ENM 307 Mühendislik Ekonomisi. Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ENM 307 Mühendislik Ekonomisi Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR Oda No:850 Telefon: 231 74 00/2850 E-mail: zulal@mmf.gazi.edu.tr Gazi Üniversitesi Endüstri

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

CRM UYGULAMALARINDA BAŞARI ĐÇĐN BĐLĐNMESĐ GEREKENLER

CRM UYGULAMALARINDA BAŞARI ĐÇĐN BĐLĐNMESĐ GEREKENLER 1-Pazarlama konsepti ve bilişim destekli CRM sistemleri 2-CRM Nedir? Neden CRM? 3- CRM modelleri 4-CRM uygulama noktaları 5-CRM projelerinde başarı ve başarısızlığı etkileyen faktörler CRM UYGULAMALARINDA

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

10.390. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 44,67. Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,91 163,78

10.390. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 44,67. Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,91 163,78 EKİM 15 Güncel Ekonomik Yorum Eylül ayı Türkiye açısından finansal piyasaların her ne kadar başarılamasa da dengede kalma ve yönünü belirleme çabalarını izleyerek geçirdik. Türkiye özelinde devam eden

Detaylı

2014 NİSAN AYI ENFLASYON RAPORU

2014 NİSAN AYI ENFLASYON RAPORU 2014 NİSAN AYI ENFLASYON RAPORU HAZIRLAYAN 05.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Murat BİRDAL - İktisat Fakültesi İktisat Bölümü Yrd. Doç. Dr. Sema ULUTÜRK AKMAN - İstatistik Araştırma Merkezi Araş. Gör. Hakan BEKTAŞ

Detaylı

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI

TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ SAĞLIK SİGORTALARI 1 AB de Özel Sağlık Sigortası Uygulamaları Geçtiğimiz dönemlerde sağlık harcamalarında kaydedilen artış, kamu sağlık sistemlerinin sürdürülmesinde sorun yaşanmasına

Detaylı

Ortadoğu'da su ve petrol (*) İki stratejik ürünün birbiriyle ilişkisi... Dursun YILDIZ. İnş Müh Su Politikaları Uzmanı

Ortadoğu'da su ve petrol (*) İki stratejik ürünün birbiriyle ilişkisi... Dursun YILDIZ. İnş Müh Su Politikaları Uzmanı İki stratejik ürünün birbiriyle ilişkisi... Ortadoğu'da su ve petrol (*) Dursun YILDIZ İnş Müh Su Politikaları Uzmanı Petrol zengini Ortadoğu'nun su gereksinmesini gidermek amacıyla üretilen projelerden

Detaylı