1 Mayıslar Meşrudur 1 Mayıs'ta Alanlarda Olalım!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "1 Mayıslar Meşrudur 1 Mayıs'ta Alanlarda Olalım!"

Transkript

1

2 Gazetemizin 9 Nisan tarihli 25'inci sayısı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından sansürlendi. Sansürlenme gerekçeleri bilinen, "bölücük yapmak", "halkı kışkırtmak", "yasadışı örgüt propagandası yapmak"ti. 25'inci sayımızın sansüre uğrayan yazıları şunlardır: 2'inci sayfadaki, "24'üncü Sayımız da Sansürden Kurtulamadı" başlıklı 2 Nisan tarihli 24'üncü sayımızın da toplatıldığı ve toplatılan yazıların başlıklarının da yer aldığı yazı, 14'üncü sayfadaki, Kürdistanda Tek Yol Devrim köşemizde yer alan "Güney'deki 'Kürt Ordusu' İleriye' Bir Adım mı? "başlıklı Güneyde kurulan "Kürt Ordusu"nun ABD emperyalizmi için bir nevi yeni sömürgecilerdeki işbirlikçi 'yerli' orduların işlevini göreceğini, bu ordu vasıtasıyla yönetemi üzerinde askeri bir tehdit unsuru olacağını ve süreç içerisinde koşulların zorlamasıyla Güney'de oluşabilecek bir "bağımsız" Kürdistan'da bu ordu yönetimi belirleme imkanı bulunduracaklarını anlatan yazı, 17'inci sayfadaki, "Basın Açıklaması: DGM Boykotu Eylemine Verdiğimiz Desteği Eylemin Birçok Tutsağın Mahkemeye Çıkarılması île Dejenere Edilmesinden Dolayı Bitirdik" başlıklı Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi Tutsaklar Örgütlenmesi imzalı 17 Mart'ta tüm hapishanelerde PKK tutsaklarının önerisiyle başlatılan DGM boykotu eylemi, başlangıçta belirtilen kurallara yine PKK'nin uymaması nedeniyle DGM boykotuna verecekleri destek eylemini bitirdiklerini anlatar 1 Mayıslar Meşrudur 1 Mayıs'ta Alanlarda Olalım! sayımız Devlet Güvenlik Mahkemesi Tarafından Sansürlendi olsun da gerisi önemli değil tarzının da ele alındığı açıklama, 18'inci sayfadaki, "Başlamadan Biten Bir Eylem Olarak 'DGM Boykotu' ve Tavrımız" başlıklı 7 Nisan Tutsaklar Örgütlenmesi imzalı, 17 Mart tarihinde başlatılan DGM boykotunu, tavrımızı, PKK tutsaklarının sonuç almaktan uzak olan kendi programlarını uygulamaları ve oportinist solun da "dostluk" adına bu ilkesizliğe göz yummalarına ilişkin yapılan açıklama, 20'inci sayfadaki, "Şehitlerimiz Andımız, Andımız Devrim, Devrim Partimizdir" başlıklı 30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma, Parti-Gephe'nin Kuruluş Yıldönümünü Kutlama Günleri nedeniyle İzmir'de, İzmir Haklar ve Özgürlükler Platformu'nun kutlama günleri içerisinde şehit ailelerini heyetler oluşturarak ziyaret ettiğini ve 4 Nisan Pazar günü Buca Mezarlığı'nda 1996 Ölüm Orucu şehitlerimizden Müjdat Yanat ve yine Aydın Hapishanesinde şehit düşen Ümit Doğan Gönül'ün anmalarına ilişkin haber, 21'inci sayfadaki "Antakya'da Kutlama ve Anma" başlıklı Parti-Cephe'nin 5. Kuruluş Yıldönümü'nü kutlamak ve şehitlerimizi anmak amacıyla şehit ve tutsak ailelerinin ve yine bu ziyaretler sırasında Diyarbakır'da katledilen Selim Yeşilova'nın mezarının ziyaret edildiğine ve 4 Nisan günü Karaali beldesinde düzenlenen pikniğe ilişkin haber ve aynı sayfada "Şehitlerimizi Anıyor Partimizi Selamlıyoruz" başlıklı Parti-Cephe'nin 5. Kuruluş Yıldönümü'nü kutlamak ve şehitlerimizi anmak amacıyla Devrimci Halk Güçleri'nin Gazi Mahallesi'nde dört ayrı yerde aynı anda başlayan gösterileri, Okmeydanın'da iki ayrı yerde gösteri ve Cephe bayraklarının asıldığı, Nurtepe ve Güzeltepe'de yapılan gösteri, Bağcılar'da iki ayrı yerde yapılan Cephe bayraklarının asıldığı, molotofların atıldığa Yenibosna'da yine molotofları n atı ldı ğ ı Selamlıyor, şehitlerimizi Anıyoruz parkartın asıldığı ve "Yaşasın önderimiz Dursun Karataş", "Yaşasın Devirimci Halk Kurtuluş Cephesi" sloganlarının atıldığına-ilişkin haber, 24, 25, 26, 27'inci sayfalardaki, Anadolu'nun Mücadele Tarihinden köşemizde yer alan "Karadeniz (4)" başlıklı Karadeniz'de 1990 yılından 1993 yılına kadar olan eylemlerin, direnişlerin, anmaların, yürüyüşlerin anlatıldığı yazı, 38'inci sayfadaki "Parti Kuruluşu Mahallelerde Coşkuyla Kutlanıyor" başlıklı Devrimci Halk Güçleri'nin üstlendiği Bağcılar Fatih Mahalesi'nde, Kirazlı'da Yenibosna'da ve Okmeydanı'nda Parti-Cephe'nin 5. Yıldönümü'nü kutlamak için bomba süsü verilmiş "DHKC" vb... pankartlar asıldığına ilişkin haber. îşte 25'inci sayımızın sansürlenen yazıların nedenleri... Yeterince açık ve net... Yazılarımız emperyalizmin işbirlikçisi Susurluk devletini ve onun savunucusu savcıları ve hakimleri rahatsız etmektedir, sansürler bundandır. 25'inci sayımız çıkarlarına ters geldiği için sansürleyenleri protesto ediyoruz. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.* 1 MAYIS KARADENİZ (5) BU TARİH BİZİM...33 HABER-YÖRUM PKK, ŞEHİTLERİMİZ YUGOSLAVYA BİRLEŞELİM, SAVAŞALIM, HABER-YORUM MİLLİYETÇİLİK KAZANALIM,..., ÇOCUK KAHRAMANLAR ,, TEK YOL DEVRİM, HALK İŞKENCE VİETNAM KABUSU, GERÇEĞİMİZ ÖĞRENİYORUZ, ÖĞRETİYORUZ YOLDAŞLAR BİZİ AŞIN...23 GENÇLİK YURTDIŞI,.,...,

3 1 MAYIS'TA ALANLARA! Faşist terörün adeta halka göz açtırmamaya yeminli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Terör, MGK'dan mahalle karakoluna kadar belli bir politikanın parçası olarak uygulanmaktadır. Saldırılar her alanda ve çok yönlüdür. Hakkını arayan işçi, grevli-toplu sözleşmeli sendika isteyen memur, emeğinin karşılığını isteyen köylü, "halk için bilim, halk için eğitim" diyen öğrenci, katledilen-kaybedilen evlatları için devletin yakasına yapışan ana... Meşru-demokratik talepleri olan herkes ama herkes hedeftir. Reformist konfederasyonlar ve legal partiler bile devlet teröründen nasiplerini almaktadırlar. Saldırılar, halk bu mafyacıkontrgerillacı devletin sömürü ve zulüm düzenine sessizce boyun eğsin diyedir. Saldırılar, halkın mevcut örgütlülüklerini dağıtmak, halkı örgütsüzleştirip hiç bir konuda tepki gösteremeyecek, tavır alamayacak hale getirmek içindir. Saldırılar, tekelci burjuvazinin daha rahat sömürüsü içindir. Başarabilirler mi? Hayır, başaramayacaklar. Daha önce de çok çeşitli biçimlerde, düzeylerde denediler bunu. Yine deniyorlar, sonuç farklı olmayacaktır. Halk ve devrimciler çaresiz değildir. Onların ise ellerinde fazlaca bir silah kalmamıştır. Son seçimler bunun çıplak göstergesidir. Artık düzen partileri halkta hiç bir umut yaratamayacak durumdadırlar. Seçimlerin son bir haftasını adeta halka sandığa gitmesi, oy vermesi için yalvararak geçirmişlerdir. Halk herşeyin farkındadır. Artık kanmayacaktır. Düzen kandıramayacağı halkı, şimdi terörle yıldırmaya oynuyor. Ezilen halkın eksikliğini, ihtiyacını en fazla hissettiği şey birlik ve dayanışmadır. Bu, bugün birçok dönemde olduğundan daha fazladır. Halkın çeşitli kesimlerinin, örgütlü güçlerinin birliği, aynı zamanda emekçi kesimlerin devletin terörü karşısında çaresiz olmadığını görmesinin en etkili yollarından biridir. 1 Mayıs işte bu noktada özel bir önem taşıyacaktır. Bu yanıyla Mayısı, egemen sınıflarla halk arasında bu süre belirleyecek günlerden biri olacaktır. Oligarşinin ne yapmaya çalışacağı bellidir. 12 Mart'ta Gazi'de, 16 Mart'ta yaptığı gibi, 1 Mayıs'ı boğmaya, kitleselliğin önüne geçmeye, devrimcileri tecrite çalışacaktır. 1 Mayıslar, ülkemizde devrim mücadelesinde hep önemli günler oldu. Düşman, 1 Mayıs'ı unutturmak için çok çabaladı. Bunu başaramadığı noktada içini boşaltmak istedi. 1 Mayıs'ı salonlara hapsetmeye, işbirlikçi düzen sendikaları aracılığıyla kontrol altında tutmaya çalıştı. 1 Mayıs'in özüne uygun bir şekilde kutlanması için verilen mücadelenin öncüsü devrimcilerdir, Cephelilerdir. Çünkü ülkemizde 1 Mayıs sıradan bir 1 MAYIS'TA ALANLARDA OLALIM kutlama günü değil, faşizme ve emperyalizme karşı bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği bir çatışma günüdür. Susurluk devleti uzunca bir süredir içinde bulunduğu krizden kurtulma ve bozulan istikrarını yeniden sağlama çabası içinde çırpınıyor. Bunun için her türlü taktiği, politikayı uyguluyor. Çeşitli kesimleri kendine yedekleyerek bu süreci aşmak istiyor ve Mayıs'ında bu kesimleri kullanarak i Mayıs'ın devrimci işlevini ortadan kaldırmaya, devrimcileri tecrit ''tmeye çalışmışlardır. MGK sendikacıları ve reformist partiler bu oyunun aleti olmuşlardır. Oysa çok açıktır ki, MGK'nın 1 Mayıs politikalarının özü, mevcut krizden çıkmak, devrimcileri tecrit etmektir. Ve tabii sıra sonra kendilerine de gelecektir. Egemen sınıflar sıkı sıkıya sarıldıkları düzenlerini kaybetmemek için uğraşıyorlar. Bozulan istikrar, o kokuşmuş düzenlerini tehdit ediyor. Telaşları düzeni kurtarma telaşıdır. Oysa çarkı kırılmış bir düzeni kim kurtarabilir? Bu işi burjuva düzen partileri yapamaz. Yapamadıkları görülmüştür. Tümü de basiretsiz, beceriksizdir. Burjuva siyaset pazarı tam bir kokuşmadır. O halde meydan gene MGK'çıların, TÜSİAD'çıların, kontrgerillacılarındır. Biraz yalan ve demagoji, esas olarak da baskı ve zor. Onların düzeni koruma ve istikrarı sağlama yolları budur işte.

4 Bu baskı çemberi herşeyden önce savaşanlara ve savaşta kararlı olanlara karşıdır. Şehirlerde halkı sindirmeye dönük "huzur operasyonları" bu yüzdendir. Yayınlarımızın susturulmaya çalışılıp her sayısında onlarca sayfasının karartılması bu yüzdendir. Tüm demokratik kurumlara yönelik saldırılar bu yüzdendir. Öyle bir hale gelmiştir ki, ülkenin dört bir yanında saldırı haberlerinin gelmediği gün yok gibidir. Mahallelerde, okullarda gözaltı terörü bu yüzdendir. Düşmana karşı sefere çıkan ordular gibi, binlerce polis, panzer, çevik kuvvet, özel timle mahallelerin ablukaya alınması, insanlarımızın evlerinden işyerlerinden işkencehanelere taşınması bu yüzdendir. Devrimcilerin halkla kucaklaşmasını engellemek için Anadolu'nun dört yanında kontrgerilla hukukuyla yüzlerce insanımızın tutuklanması, aylar hatta yıllarca hapis yatırılması bu yüzdendir. Özgür tutsaklara yönelik teslim alma politikaları, tutsakları halktan tamamıyla tecrit etmek için ailelerinin karakollara taşınması bu yüzdendir. 1 Mayıs'ı kutlamaya hazırlandığımız tablo budur. Susurluk devletinin herşeyimizi boğmaya çalıştığı bir dönemde 1 Mayıs kutlamalarının önemi daha da artıyor. Devrimciler, demokratlar, tüm halk güçleri! 1 Mayıs engellenemez. 1 Mayıs yasaklanamaz! Bu şiarları yükselterek mücadele ettik yıllarca ve alanları kazandık. Birlik, mücadele, dayanışma günü olarak kutladığımız 1 Mayıs'lar, kokuşmuş düzenin tüm çabalarına rağmen devrimcilerin, halkın gücünün göstergesi, düzenin güçsüzlüğünün ilanıdır. Bu 1 Mayıs da engellenemeyecektir. Halkın alanlara dolduğu 1 Mayısları yaratmak şimdi tüm devrimcilerin, demokratların, demokratik kitle örgütlerinin, tüm halk güçlerinin görevidir. 1 Mayıs'ta her kesimden emekçi halkımızı alanlara dolduralım. Devrimcileri, halkı boğmaya çalışan düşmanı biz kuşatalım. Alanları bir kez daha gücümüzle, görkemimizle sarsalım. Düzen partilerinden kopan kitleleri, 1 Mayıs alanlarında devrimle, bağımsız, demokratik bir ülke mücadelesiyle buluşturalım. Alanları kazanma, hatta alanlara girme mücadelesi, bundan bağımsız değildir. Kavga sürüyor. Sürecek. 1 Mayıs şehitlerine her zaman layık olacağız. Alanları onlarla kazandık. Bedel ödedik. Şimdi ne alanları devrimcilere yasaklamalarına izin veririz, ne de 1 mayısları salonlara hapsetmelerine. Türk-îş "ortamın nazikliği" gerekçesiyle 1 Mayıs'ı salonlarda kutlamayı düşündüklerini açıklamıştır. Ortamın nazikliği diye örtmeye çalıştıkları MGK talimatlarıdır. Bu taktiklerle yeni karşılaşmıyoruz. 1980'li yılların sonunda biz alanların önünde alanları zaptetme kavgası verirken, onlar yine salonlardaydılar. Salonlardan çıkmak zorunda kaldılar; çünkü biz alanları bedeller ödeyerek kazanmıştık. Taktikleri tutmayacaktır. Onlar salonlara gidebilirler. Halk ve devrimciler, Anadolu'nun dört bir yanında alanlarda olacaklar.* KESK, DİSK, ÖDP, EMEP... MGK'nın Değil Halkın Yanında Olun! DüzenPartileriyle, Devlet Sendikacılarıyla Değil, Devrimcilerle Birlikte Olun! 1 Mayıs'ta Birlikte Olmanın Önünde Engel Yoktur! KESK'liler, DÎSK'Iiler, "demokrasi istiyorum, hak ve özgürlükler mücadelesi veriyorum" diyen demokratik kurumlar ve legal partiler! Mayısı sizler için yeni bir sınav olacaktır. 1 Mayıs'ın arifesinde, şimdi karar vermek zorundasınız! 1 Mayıs alanlarında MGK taşeronluğu mu yapacaksınız, yoksa 1 'Mayısı mücadelenin "bîr parçası olarak görüp emekçilerin, tüm halkın çıkarlarının savunuculuğunu mu yapacaksınız? Çağrımız nettir; MCîK taşeronluğu yapmayın. Alanlarda CHP'lilerle, Bayram Meral'lerle değil halkla, devrimcilerle birlikte olun. 1 Mayıs'ı kime karşı, ne için kutluyoruz? Bu soruyu yeniden sorun kendinize... Devrimciler için 1 Mayıslar devrim yürüyüşümüzde kilometre taşlan olmuştur her zaman. Halkın mücadelesini yükseltmenin, halkın birliğini sağlamanın zeminlerinden biridir. Demokratlar için demokrasi mücadelesinin bir alanıdır; bunca sömürüye ve zulme bir son verilsin demek için, haklar ve özgürlükler için alanlara çıkarlar. Yurtseverler bağımsızlık için, onurlarını ve kimliklerini savunmak, ulusal haklarını gaspedenlerden hesap sormak için alanlardadırlar. Halk kitleleri bu düzene duydukları tepkiyi dile getirmek, adalet istemek için alanlara çıkarlar. Peki siz neden alanlara çıkıyorsunuz? Çatımız altında örgütlü olan binlerin haklarını aramak için demeyin. O kitlelerin talepleri MGK politikalarıyla, sendika ağalannınki ile, Bayram Meraller, Rıdvan Budaklar, CHP yöneticileri ile örtüşmez. Bırakın MGK sendikacılığını Bayram Meral yapmaya devam etsin. Bu, onların oligarşi nezdinde itibarını artırabilir; ama bugün olduğu gibi kitlelerden de tecrit olurlar, ancak akı boş sandalyelerinde otururlar Kitle hareketi içinde MGK'ya taşeronluk yapmak kendine demokratım, devrimciyim diyenlerin işi değildir. Geçen yıl da, onların önceki yıl da bunu yaptınız. Peki sonucu ne oldu? MGK'cılarıla elele kolkolaydmız ama aslında yalnızdım/. DtSK'li işçiler, KESK'li memurlar sizinle birlikte değildi Alanların böyle zaptedilemeyeceği n i görmüş almalısınız. Bu tarz size bir şey kazandırmaz. Evet, alanlara böyle çıkmayı da tecrübe ettiniz; ama bugün neredeyse bir basın açıklaması bile yapamıyorsunuz işte. Yılanla hoş geçinmek istediniz ama bugün yılan size de dokunuyor. Bu kaçınılmaz sondur. Şu veya bu biçimde kitlelerin taleplerini dile getirenler ister istemez oligarşinin terörünü de karşılarında bulacaklardır. Defalarca söylediğimiz gibi bu terör yalnızca devrimcileri hedeflemiyor. Onlar nezdinde yokedilmek istenen esas olarak bütün bir halk muhalefetidir. Sizler de onun bir parçasıysanız hedef tahtasına konulacaksınızdır. Böylesi hiç başıma gelmesin diye düşünenleri gideceği yer Rıdvan Budak gibi DSP'dir, CHP'dir, sömürü ve zulüm düzeninin dişlileri olan düzen partileridir. Türk-lş daha şimdiden açıklamıştır. 1 Mayıs'ı salonlara hapsetmeye niyetlenmektedirler. Evet, şimdi salonları mı, alanları mı tercih edeceksiniz? Devrimciler olmadığı sürece alanlara bile çıkamazsınız. Bir bakın: Bayram Meraller, Rıdvan Budaklar, CHP yöneticileri ne zamandır alanlara çıkıyorlar? DÎSK'inizle, KESK'inizle, ÖDP'nizle, EMEP'inizle siz ne zamandır çıkıyorsunuz? Miladı devrimcilerin bedeller ödeyerek, şehitler vererek aianiarı meşrulaştırmasına dayanır. Alanlar onlara da size de kalmaz. Bilin ki alanlar ya hiç olmaz, ya da devrimcilerle birlikte olur. Israrla söylüyoruz. Bütün halk güçleri, devrimciler, demokratlar, reformistler; gelin 1 Mayıs'ta alanlara birlikte çıkalım. Oligarşinin karşısına halkın hak ve özgürlükler mücadelesini çıkartalım. Bunun önünde kayda değer hiçbir engel yoktur. Sorun ortak bir metin sorunuysa, herkesin üzerinde anlaşacağı bir metin elbette bulunur. Değilse başka bir sıkıntı var demektir. Yıllardır olduğu gibi, devrimcilerle birlikte olmaktan kaçılıyordun Oligarşinin icazetine sığınılmak isteniyordun Bu durumda kitlelerden tecrit oluşunuz hızlanarak derinleşecektir. Böyle bir tavır aldığınızda hak ve özgürlükler mücadelesinde samimi olduğunuza kimseyi inandıramazsınız.'*'

5 1 M AYIS'A DOĞRU KİTLESELLİK VE PROPAGANDA "Ordu kurmuşlar haberimiz yok!" topla yabiliyor" "Kortej adeta kırmızı bir pankart denizi" Bu ve benzeri sözleri son yıllardaki 1 Mayıs ve diğer çeşitli kitle gösterilerinden sonra burjuva medyada sıkça duyduk okuduk. Tüm sansür duvarlarına rağmen devrimci hareketin görkemi geniş kamuoyu nezdinde somutlaştı. Tabii ki bunu yaparken, çarpıtmaya, devrimci hareketin meşruluğunu yok etmeye, ideolojik olarak saldırmaya devam ediyorlar. Düşman devrimci kortejlerin 1 Mayıslarda ve kitle gösterilerindeki görkeminden, halkta yarattığı güvenden, sempatiden korkmakta ve pervasızca saldırmaktadır. Geçtiğimiz Mart ayında Susurluk Devleti'nin terörü sokaklara taştı. Özellikle 16 Mart, Gazi Katliamını anma günlerinde ve Newroz kutlamalarında polis, özel tim halka azgınca saldırdı, binlerce insanı gözaltına aldı. Susurluk Devleti'nin kitle gösterilerinden korkusu ona çeşitli kararlar aldırmaktadır. Halkın hangi nedenle olursa olsun bir araya gelmesine, sesini yükseltmesine tahammül edemiyorlar. Halkın gücünden korkuyorlar. Halkın kendi gücünü görmesinden korkuyorlar. Biz devrimcilerin görevi ise kitle gösterilerine daha çok insanı katabilmektir. Devrimciler halk kitlelerini biraraya getirmek ve halkın kendi gücünün farkına varmasını sağlamak durumundadır. Örgütlenmelerimiz, eylemlerimiz, faaliyetlerimiz bir yanıyla da bu amaca hizmet edecektir. Kitleleri Örgütlemede İlk Adımlardan Biri Propagandadır: Şöyle bir düşünelim pek çok eylemde propagandaya ve görselliğe yeteri kadar önem veriyor muyuz? Genellikle eylemin kendisini düşünüp, bunları eylemin tali bir yanı olarak görme eğilimi vardır, oysa eylemin amacını, mesajını anlatacak olan o eylemde taşınacak bir pankart, bir kaç dövizdir. Yüzlerce insan bir eylem için toplanmış, ama bunlar yoksa, o eylemin bir yanı eksiktir. Burada "Nasıl olsa halk bizi biliyor" türü bir yaklaşım doğru değildir. Biz her şart altında ve her vesileyle propagandamızı en geniş kitleye götürmeliyiz. Bir pankart, afiş, duvar yazısı, bildiri vb. tüm bunlar örgütlenmede ilk adımdır. Propaganda en kısa tanımıyla, kendimizi halka anlatmaktır. Bu anlatım çok değişik tarzlarda ve biçimlerde olabilir. Bu konuda bir şablonumuz olamaz. Propaganda, ideolojimizi, stratejimizi, kitlelere vereceğimiz mesajları, gelişen olaylar karşısındaki görüşlerimizi, kitle iletişim araçlarıyla veya yüzyüze halka anlatmak ve kavratmaktır. Görsellik ise bu anlatımı Güçlendirecek araçlardan biridir. Bunu öyle yapmalıyız ki, görenler bir daha unutmamalı, ilgilerini hemen cekebilmelidir. Halkı örgütlemede her yöntem devrimci değerler, ilkeler kıstas alınarak kullanılmalıdır. Burjuvazi örneğin bir eşyamn satılması için türlü türlü yöntemler kullanmaktadır. Reklamlar buna somut bir örnektir. Sonuçta elindeki eşyayı satmak için abartıya, yalana da başvurmaktadır. Tabii ki biz propagandamızda yalana ve abartıya başvurmayacağız. Bu örneği vermemizin nedeni, onların reklamcılıkta kullandığı yöntem ve araçlardır. Her reklam filmi hazırlığında birçok araştırma yapılarak, insanların zevkleri, beğenüeri, düşünceleri alınmakta ve ona göre yöntemler geliştirilmektedir. Bizim burada almamız gereken işin bilimsel yönü ve kitlelerin nabzını yakalayabildikleri oranda onla-rı etkileyebilmelidir. Bizler de propagandamızda kitleleri etkileyecek yöntemler geliştirmeliyiz. Düzen partilerinin propaganda faaliyetlerinde uzmanları, danışmanları çalışıyor; trilyonlarca lira ve her türlü teknik olanağı kullanıyorlar. Tabii ki bizlerin hiçbir zaman bu kadar imkanı olmayacak. Bizim temel dayanağımız yaratıcılığımızı kullanmayı ve halkı harekete geçirmeyi bilmektir. Tek düzeliğe düşmeden yeni gelişmeleri takip ederek propagandada görselliği kullanabilmeliyiz. Propagandada amacımız ve hedefimiz net olmalıdır. Bir bildiri, bazen bir duvar yazısı, kitle gösterilerindeki pankartlarımız bizim belki o an için göremeyeceğimiz insanlara mesajımızı iletir. Örneğin: Mayıs'ı alandaki büyük işçi resmi ve Taksim Anıtı'nın etrafına sarılı DEV- GEN pankartıyla anılır. Propagandamız, düşmanın tüm engellerini aşacak bir tarzda olmalıdır. Kitle gösterilerinde afiş, 1 MAYISLA ALANLARDA OLALIM bildiri, pullama, pankart vb. hazırlıklı gidilmeli, alternatifler yaratılmalıdır. Düşman boş durmayacak, saldıracak, gözaltına alarak alanlara girmemizi, propagandamızı yapmamızı engellemeye çalışacaktır. Bunları bilerek yeni yöntemler bulmalıyız. Örneğin bu yılki Gazi anmasında polisin tüm engelleme çabalarına, aramalarına ve terörüne rağmen "Gazi Halk Meclisi" pankartı arkasında kitleler yürümüştür. Yine bu yılki 16 Mart anmasında polisin tüm vahşetine rağmen ÎYÖ-DER pankartının açılması da bir örnektir. Verilen mesajlar; meşruluk, her koşulda şehitlerin sahiplenilmesi, tüm engellere rağmen anmaların gerçekleştirileceğidir. Propaganda Eylemdir: Propagandanın kendisi de bir eylemdir. Kitle gösterilerinde polis, pankartlarımızla, dövizlerimizle alana girmemizi istemez. "Pankartı indirin öyle yürüyün" diye tehdit eder. ünkü bilir ki, pankart meşruluğun dayatılmasıdır. Pankart siyasal kimliktir. Halka ulaşmada yürütülecek propaganda yöntemleri çok geniştir. Yeri gelir bir takvim, afiş, gazete, tek ktip giyinmemiz vb. pekçok yöntem sayabiliriz. Bunun için faaliyetlerimizde, görselliğe, biçimden içeriğe kadar her noktada dikkat etmeliyiz. Kitle gösterilerinde nasıl ki düzenliliğimiz, disiplinimiz halka güven, moral aşılıyor ve sempati yaratıyorsa olumsuzluklar da tersi sonuçlar yaratır. Gelişi güzel yazılmış bir pankart, disiplinsiz bir kortej ruhsuzluğu, moralsizliği yayar. Düşman ve onun uzantısı burjuva medya her zaman gerek ideolojik, gerekse de psikolojik olarak saldırıyor, saldıracak da. Bunun için kitle eylemlerinden sonra alanda şehitlerimizin resimlerini, pankartlarımızı, dövizlerimizi düşmana bırakmamak çok önemlidir. Kitle gösterilerinde her defasında bir önceki gösteriden daha fazla insanı saflarımıza taşımalıyız. Bunu başarmanın araçlarından biri de "hazırlık" olarak yürütülecek etkin yazılı, sözlü, görsel propaganda çalışması gelmektedir. Özellikle gerek 1 Mayıs hazırlığında, gerekse de 1 mayıs. alanlarında bunları gözönünde bulunduran bir çalışma hayata geçirmeliyiz.*

6

7

8

9

10 DYP Kağıthane İlçe Binası DHKC Tarafından Basıldı devrimcinin katledilmesinden sorumlu olan DYP'nin ilçe binasındaki afiş, fotoğraf vb. kağıtlar yırtıldı. Bir masa altına bırakılan bomba ise sabah binaya gelen DYP'li görevliler tarfından farkedildi. Daha sonra gelen polis bombayı fünyeyle patlattı. DYP Kağıthane İlçe binasına şehitlerin hesabını sormak amacıyla yapılan baskın düzen partilerinde panik yarattı.* 30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma günlerinde katliamların sorumlularından hesap sormak amacıyla DHKC tarafından DYP Kağıthane İlçe binası basıldı. 13 Nisan günü gece geç saatlerde kapısı kırılarak girilen DYP Kağıthane ilçe binasının duvarlarına "DHKP-C", "Devlim Şehitlerinin Hesabını Sorduk Soracağız" yazılamalarının yapıldığı görüldü. Onlarca Sabancı Davasına Devam Edildi Sabancı Center'in DHKC savaşçılar, tarafından basılarak Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefi'nin Cezalandırlmasına ilişkin açılan davaya 6 Nisan günü devam edüdi. Davayla ilgili tutuklu bulunan tutsaklar hapishane arabalarından DGM'ye "Kızıldere Son Değil Savaş Sürüyor" sloganlarını atarak girdüer. Ercan Kartal duruşmada son süreçteki gelişmelere ilişkin 4 ayrı dilekçe okudu. İlk dilekçesinde Mavi Çarşı mağazasına yönelik molotoflu saldın sonrasında 13 kişinin katledilmesini onaylamadıldarını, bu tür eylemlerin kontgerillamn işine yaradığını belirterek, devrimci, yurtsever, ilericilerin bu tür katliamlara karşı çıkması gerektiğini belirtti. Ercan Kartal, ikinci dilekçesinde ise, Yugoslavya'ya yönelik NATO harekatını değerlendirdi; Emperyalizmin Yugoslavya'ya yönelik saldırısıyla "Yeni Dünya Düzeni" politikası doğrultusunda kendine bağımlı ülkeler yaratmayı hedeflediği ve Türkiye oligarşisinin de bu politikayı desteklediğini, tüm dünya halklarının emperyalizme karşı savaşması gerektiğini söyledi. Ercan Kartal'ın okuduğu üçüncü' dilekçe ise Sabancı davasının açılması; davada kendisinin talimat verdiği şeklindeki iddiaların bir komplo olduğu; Duyar'ın öldürülmesi sonrasında yeniden gündeme getirilen komplo teorileriyle ilgiliydi. Kartal bu komplo teorilerine ilişkin şunları söyledi: Yargılandığım bu dava da kontgerilla şeflerinin yönlendirmesiyle, bir itirafçı hainin ifadeleri üzerine kurulmuştur. Ben, açılan bu düzmece davada idamla yargılanmaktayım. Benim dışımda, yine itirafçı Mustafa Duyar'ın ifadeleriyle, ilgili-ilgisiz birçok insan daha işkencelerden geçirilerek bu davaya dahil edilmiştir. Aslında şahsıma yönelik komplo daha bu dava açılmadan önce başlamıştır. Nitekim, henüz Mustafa Duyar haininin teslim olmadığı, Sabancı eylemiyle ilgili tek bir sanığın-tanığın bulunmadığı süreçte çeşitli gazetelerde Sabancı eyleminin talimatını benim verdiğimi iddia eden haberler çıktı. Örneğin, 4 Şubat 1996 tarihli Günaydın gazetesinde eylemin talimaünı benim verdiğim yazılmaktadır. Yine dönemin Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu da 12 Kasım 1996 tarihli Sabah gazetesinde Sabancı eylemiyle ilgili olarak benzer iddialarda bulunmuştur. Hangi bilgiye ve belgeye dayanarak bu açıklamanın yapıldığı belirsizdir. Zira açıklamanın yapıldığı tarihte ortada ne bir bilgi ne de belge vardır. Nitekim, kontgerillacı polis şefleri sürecinde DHKC'nin yaptığı her eylemden sonra sürekli adımı ortaya atmış, hayali bir çok senaryo uydurmuşlardır. Bu senaryolar her seferinde polis şeflerinin yüzüne gözüne bulaşmış olsada, hatta kimisinde sahiplerini traji-komik duruma düşürse de bu yöndeki faaliyetlerden vazgeçilmemiştir. Gerek şahsım gerekse de Bayrampaşa Hapishanesi bu süreçte sürekli olarak hedef gösterilmiştir. Bu komplo senaryolarının hazırlandığı süreçte Mehmet Ağar, Kemal Yazıcıoğlu, Orhan Taşanlar, Reşat Altay gibi Susurluk'la ilişkileri tüm halkımız tarafından bilinen polis şefleri iş başındaydı. Tüm senaryolar bu işkenceci, halk düşmanları tarafından hazırlanmış bunun için her türlü yönteme başvurulmuştur. Bu konuda daha önceki duruşmalarda talepte bulundum. İşkence ve ölüm tehditleriyle şahsıma ilişkin alınan ifadelerin dışında, hangi somut kanıtlara dayanılarak Sabancı ya da başka eylemlerin talimatını verdiğimin açıklanmasını istedim. Ancak gelinen bu aşamaya kadar bunlara cevap bulunamamıştır. Ayrıca hakkımdaki komploların nedeni açıkür. Komploların nedeni Ağarlar'ın, Yazıcıoğullar'm, Taşanlar'ın, Altaylar'ın kimliğine bakıldığında daha iyi anlaşılacaktır. Ancak bu vatan ve halk düşmanlarının kimliğine bakmadan önce, ben kimim, hakkımda neden bu davalar açılmaktadır, sorularını cevaplamak istiyorum. Evet, ben, ülkemiz emperyalistlere peşkeş çekilmesin, halkımız acı çekmesin, yarınına güvenle baksın, çocuklarımızın umutları çalınmasın diye; evlerinde, sokaklarında zulmün 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR kolgezmediği; bağımsız, demokratik bir ülke için savaşan bir Halk Kurtuluş Savaşçısıyım. Hiçbir bireysel çıkar gütmeden halkımı ve vatanımı çok sevdiğim için, halklarımızın özgür ve kardeşçe yaşadığı bir ülke kavgası verdiğim için işkencelerden geçirildim, komplolara maruz kaldım. Bu yüzden hakkımda birçok dava açıldı. Dilekçenin devamında ise komployu kuran kontgerilla şeflerinin kimlikleri, halka karşı işlediği suçlar yer alıyordu. Ayrıca Mustafa Duyar'ın öldürülmesinin ardından ortaya atılan komplo teorilerine değinilen düekçede, Duyar'ın öldürülmesi işini Sabancı'nın, şöhret peşinde olan çete artıklarına yaptırdığı değerlendirmesine kimsenin yer vermediği ama ilk düşünülmesi gerekenin ise bu olduğu belirtildi. Duruşmada Ercan Kartal'ın okuduğu son dilekçe ise 30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitlerim Anma Günleri ve Devrimci Halk Kurtuluş Partisi'nin kuruluşunun 5. yıldönümüne ilişkin dilekçeydi. Dilekçelerin okunmasının ardından avukatların tahliye taleplerini reddeden mahkeme heyeti, duruşmayı 8 Haziran 1999 tarihine erteledi. Tutsaklar mahkeme sonrası hapishane arabasına giderken Devrimci Halk Kurtuluş Partisi'nin kuruluş yıldönümüyle ilgili olarak, "Yaşasın Devrimci Halk Kurtuluş-Cephesi" sloganını attılar.*

11 Mehmet Topaloğlu Ve Güven Keskin Adana'da Mezarları Başında Anıldı 30 Mart-17 Nisan devrim şehitlerini anma günleri dolayısıyla Mehmet Topaloğlu ve Güven Keskin mezarları başında anıldı. 11 Nisan Pazar günü saat 13.00'te Buruk Mezarlığı'nda toplanan kitle ilk olarak Adana'da polis tarafından katledilen Adana Temsilcimiz Mehmet Topaloğlu'nun mezarına ziyaret ettiler. Mehmet Topaloğlu'nun mezarını çiçekler bırakıldıktan sonra tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Mehmet Topaloğlu'nu ve Mehmet Keskin'i anlatan bir konuşma yapıldı. Konuşmanın ardından "Yaşasın Halkın Adaleti", "Halk Kurtuluş Savaşçıları Ölümsüzdür", "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" sloganları atıldıktan sonra hep birlikte "Bize Ölüm Yok", marşı söylenerek anma bitirildi.* Elmas Yalçın Mücadelemizde Yaşıyor Beşiktaş Arzum Cafe de 28 Eylül 1994 tarihinde yoldaşları Fuat Erdoğan ve İsmet Erdoğan'la birlikte şehit düşen BEM-SEN'in kurucusu ve ilk genel başkanı Elmas Yalçın 11 Nisan Pazar günü Feriköy'deki mezarı başında anıldı. Saat 11.30'da bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anmada, BEM- SEN adına konuşma yapan bir kişi Elmas Yalçın'in mücadele yaşamını anlattı. Alevi Kürt bir ailenin kızı olan Elmas 1986'da mücadele içinde yer aldı yılından itibaren BEM-DER içinde aktif olarak çalışmaya başladı. Kamu emekçilerinin tüm eylemliliklerinde en önde yeraldı. BEM-SEN'in kuruluş çalışmalarında yer aldı, genel başkanlığına seçildi, kararlılığı çalışkanlığı ve örgütleyici yetenekleriyle bulunduğu alanın önderi oldu. Kendisini halkının davasına adadı, bu uğurda şehit düştü. Anma konuşmaların ardından hep birlikte "Bize Ölüm Yok" marşı ylenerek saat 12.00'de sona.erdi.* Hamiyet Yıldız, Ercan Özçeken ve Solmaz Mezarları Başında Anıldılar 30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma Günleri çerçevesinde sürdürdüğü etkinlikler İzmir'de şehitlerimiz Hamiyet Yıldız ve Ercan özçeken ve Solmaz Karabulut'un mezarı başında yapılan anma törenleri ile sürdü. İlk anma 10 Nisan Cumartesi günü Hamiyet Yıldız'ın Pınarbaşı Köyü'ndeki mezarı başında yapıldı. "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" İzmir Haklar ve Özgürlükler Platformu imzalı pankartın yanısıra birçok devrim şehidinin resimlerinin bulunduğu anmada ayrıca "Hamiyet Yoldaş Kavgamızda Yaşıyor", "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" yazan dövizler taşındı. Şehitlerimiz adına yapılan saygı duruşunun ardından Hamiyet Yıldız'ın yaşamı anlatıldı, şiirler okundu. Anma boyunca "Umudun Adı DHKP-C", "Hamiyet Yoldaş Yaşıyor Parti-Cephe Savaşıyor", "Yaşasın Önderimiz Dursun Karataş" sloganları atıldı. Anma Grup Günışığı'mn söylediği "Bize Ölüm Yok" ve "Haklıyız Kazanacağız" marşlarıyla sona erdi. Diğer anmalar ise 11 Nisan Pazar günü yapıldı. İlk olarak 1996 Ocak ayında katledüen Ercan Özçeken'in Karşıyaka Örnekköy'deki mezarına gidildi. Burada yine "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" İzmir Haklar ve Özgürlükler Platformu imzalı pankartı açan kitle, devrim şehitlerinin resimlerini de taşıyordu. "Ercan Yoldaş Kavgamızda Yaşıyor", Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" yazılı dövizler taşındı. Ercan Özçeken'in yaşamının anlatıldığı ve şiirlerin okunduğu anma sırasında "Umudun Adı DHKP-C", "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" sloganları atıldı. Anma "Haklıyız Kazanacağız" marşı ile bitirldi. İzmir'de mezarı bulunan şehitlerimizle ilgili son anma ise yine aynı gün Uzundere Köyü'nde, Ankara'da katledilen Solmaz Karabulut'un mezarı başında gerçekleşti. Anma için saygı duruşu ile başladı. Solmaz Karabulut'un yaşamı anlatıldı, şiirler okundu. Anma Grup Günışığı'nın söylediği "Haklıyız Kazanacağız" marşıyla sona erdi* 1 MAYIS'TA ALANLARDA OLALIM

12 Antakya Karaali'de Piknik Parti kuruluşunun 5'irıci yıldönümünü kutlamak ve şehitlerimizi anmak amacıyla 4 Nisan Pazar günü Antakya'da piknik düzenlendi. Piknikleri önce şehit ve tutsak aileleri ziyaret edilerek pikniğe davet edildiler. Bu ziyaretler sırasında Diyarbakır'da 12 Ocak 1995'te katledilen Selim Yeşilova'nın mezarı ziyaret edildi. Karaali beldesinde bulunan piknik yerine gidildiğinde anmaya devrim şehitleri için yapılan 16 Mart 1978 katliamının yıldönümünde polisin Beyazıt Meydam'nında terör estirmesine ÎYÖ- Der İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yabancı Diller Bölümü'nü işgalle cevap vermişti. İYÖ-DER yaptığı bu işgal 16 Mart anmaları içerisinde ikinci kez gerçekleşmiş, ÎYÖ-DER Dev- Genç geleneğini sürdürmüştü. İşgalci oldukları iddiasıyla gözaltına alınan öğrenciler çıkarıldıkları İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce serbest bırakıldılar. 15 Nisan günü İstanbul Adliyesi'nin girişi çevik kuvvet polisleri tarafından abluka altına alındı. Mahkemeyi izlemeye gelen yaklaşık 80 öğrenci adliye binasına dahi giremedi. Öğrencileri, aralarında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının da bulunduğu yedi avukat savundu. saygı duruşu ile başlandı. Saygı duruşundan sonra 30 Mart Kızıldere Manifestosu, Nisan şehiıleri ve partinin kuruluşunu anlatan metinler okundu. Anmanın devamında Şernsui Cenubi müzik grubu "Kızıldere", İstanbul Şafakları" ve Arapça türküler söyleyerek bir konser verdi. Çevrede piknik yapan insanlara "Size Oy Yok" adlı bir oyun oynandı. 70 kişinin katıldığı piknik, akşama doğru sona erdi.* ISMart'ta Tutuklanan İYÖ-DER'liler Serbest Bırakıldı Öğrenciler savunmalarında polis tarafından gaz bombalan kullanılarak ve vahşice dövülerek gözaltına alındıklarını, üzerlerine atılan suçlamaları kabul etmediklerini belirterek tahliyelerini talep ettiler. Öğrencilerden Hakan Yıldırım ise çenesinin polisler tarafından kırıldığı için savunmasını yaparken konuşmakta zorlandığı dikkat çekti. Avukatlardan Metin Narin ise meslektaşlarının ve öğrencilerin savunmasına ek olarak İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nün verdiği bir raporu mahkeme heyetine sundu. Bu raptrea göre öğrencilere isnat edilen öğrenimi engellemek suçunun oluşmadığı, o gün eğitim-öğretimin sürdüğü belirtiliyordu. ll.:00'de başlayan mahkeme 12.15'te öğrencilerin tutuksuz yargılanmaları kararıyla son buldu.* " Kültür Merkezi 7 nden Gözaltına Alınanlar Tutuklandılar bulunan Karanfiller Kültür Merkezi'nden 7 Nisan günü Bağcılar'daki Karanfiller Kültür Merkezi siyasi şube polisleri tarafından basılmıştı. Gözaltına alınan 15 kişiden 4'ü tutuklandı. Baskının yasadışı bir baskın olduğunun söyleyen kültür merkez çalışanları, buna izin vermeyecek.lerini belirterek barikat kurmuşlardı. Barikat kurulduğunu gören polis pervasızca saldırmış, kültür merkezinin camlarını kırarak içeriye girmişti. Polis kültür merkezi çalışanlar ve misafirlerden 15 kişiye döverek gözaltına almıştı. "Gözaltına alınanlar5 kişi 7 günlük gözaltı süresi sonunda 14 Nisan DGM'ye çıkarıldı ve mankeme sonucundu 4 kişi tutuklandı. Tutuklanan Canip Tarhan, Sinan Duman, Volkan Doğan,Sultan Erdoğdu Ümraniye Hapishanesi'ne götürüldü. İstanbul'un Çeşitli Yerlerinde Şehitleri Anma Günlerinde Eylemler Yapıldı Gazi Mahallesi, Okmeydanı, edebildiler. Cadde üzerinde yapılan Nurtepe, Bağcılar ve Yenibosna'da gösteri halkın beğenisini topladı. 30Mart-17Nisan şehitlerimizi anma ve Mahallede terör estiren polis ve parti kuruluşunu kutlama gösterileri özel tim elleri boş dönmek zorunda yapıldı. kaldı. Gazi Mahallesi'nde 31 Mart günü Bağcılarda ise 31Mart gecesi iki dört ayrı yerde aynı anda başlayan ayrı yerde yapılan gösterilerde gösterilerde yollar yakılan lastiklerle pankartlar asıldı, yollar molotofla kapatıldı. Gösterilerde bomba süsü yakıldı. Sloganların atıldığı verilmiş pankartlar asılırken gösteri gösterilerde polisin sıkı ablukasına yerine gelen polisler uzun süre rağmen hemen yanıbaşında yapılan pankartları indiremediler. Aylardır gösterilere müdahale edemediği mahallede terör estiren polisin dikkat çekti. Maskeli göstericilerin yüzünden aynı anda dört yerde güvenlikli bir şekilde gösteriyi gösteriler yapılmasından duyduğu bitirmesinden sonra ancak asılan şaşkınlığı görmek mümkündü. pankartlara yaklaşabilen polis yine Eylemler sırasında "Devrim Şehitleri de bir süre pankartları indiremedi. Ölümsüzdür" sloganları atıldı. Yenibosna Zafer Mahallesi ve Göstericilerin tümü kayıp vermeden Çobançeşme'de yapılan iki ayrı dağıldı. gösteride de maskeli göstericilerin Okmeydam'nda iki ayrı yerde yolları molotoflayarak başlattığı yapılan gösterilerde ise pankartlar gösteriler boyunca "Şehitlerimizi asıldı. 31 Mart günü akşam saatlerinde Anıyor Savaşıyoruz"... sloganları yapılan gösterilerde halk göstericileri atıldı. Polisin sürekli güvenlik alkışlarla destekleyerek düzen önlemleri aldığı bölgelerde yapılan partilerinin seçim çalışmaları yaptığı gösterilerde asılan pankartlar günlerde düzenden saatlerce asılı kaldı. Aynı anda bir başka yere asılan pankart da uzun beklentilerininolmadığını gösterdi. süre asılı kaldı. Bomba uzmanlarının Nurtepe ve Güzeltepe'de de aynı pankart üzerindeki bornba süsü anda iki ayrı gösteri düzenlendi. verilmiş paketi patlatmaları ile Pankartların asıldığı gösterilerde asılan pankart indirilebildi. göstericiler kayıp vermezken polis uzun süre pankartları indiremedi. Yapılan gösteriler coşkulu Ancak pankartların üzerindeki sloganlarla sona erdi.* süslerin patlatılması ile müdahale Sakarya' da Piknik Sakarya TÖDEF 30 Mart- 17 Nisan Şehitleri Anma Günleri ve Parti kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir piknik düzenledi. 20 kişinin katıldığı piknik devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından şehitlerimizin yaşarnlarıanjatıldı. Türkülerle, marşlarla ve şiirlerle devam eden piknik, TÖDEF'li öğrencilerin hazırladığı, öğrenci gençlik mücadelesinin anlatıldığı bir tiyatro oyunuyla son buldu.* Şehitlerimiz Yolumuzu Aydınlatıyor İzmir Haklar ve Özgürlükler Platformu 30 Mart 17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma, Partinin 5'inci Kuruluş Yıldönümü Kutlama günleri nedeniyle etkinlikler düzenlendi. Anma ve kutlama günleri çerçevesinde İzmir'de bulunan şehit aileleri ziyaret edildi. 4 Nisan Pazar günü mezarı Buca'da olan Müjdat Yanat ve Ümit Doğan Gönül anıldı. Buca mezarlığındaki anmada şehitlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından, mücadele dolu yaşamları anlatıldı, şiirler okundu, Grup Günışığı ise küçük bir konser verdi. Anmada "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür", "Müjdat Yoldaş Kavgamızda Yaşıyor", "Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız"," Ümit Yoldaş Kavgamızda Yaşıyor" dövizleri taşındı. İzmir Haklar ve Özgürlükler Platformu yaptığı duyuru ile anmaların devam edeceğini bildirdi.* 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR

13 Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampusü'nde Grup Yorum Konser Verdi Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampusü'nde 14 Nisan Çarşamba günü Grup Yorum konseri düzenlendi. 30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitleri'ni Anma Günleri nedeniyle, konserine "Ulaş" ve "Kızıldere" türküleriyle başlayan Grup Yorum üyeleri, bu türkülerin ardından kısa bir konuşma yaptılar. Konserinde, özellikle şehitleri anlatan türkülere ağırlık veren Grup Yorum, "Düğüne Gider Gibi", "Bir Ömürde..." gibi türkülerini seslendirdi. Bunun yanı sıra, bilinen ve sevilen türkülerim seslendiren Grup Yorum'un konseri iki bölüm halinde gerçekleşti. Konser, her zaman olduğu gibi halaylarla sona erdi.* Grup Yorum'dan, Ruhi Su Vakfi'nda Söyleşi Ve Konser Gnıp Yorum 9 Nisan Cumartesi günü, Ruhi Su Vakfi'nda söyleşi ve konser gerçekleştirdi. Aynı gün yurtdışında konserleri olduğu için, hu programa eksik kadroyla gelmek zorunda kaldıklarını belirten Grup Yorum üyeleri, bu konuşmanın ardından programlarına geçtiler. Dinleyicilerin sorularını cevaplayan Grup Yorum, müziğe ve genel olarak sanata bakışını anlattı. Müziklerini Çağdaş Halk Müziği olarak adlandırmalarının nedenlerini de anlatan Grup Yorum, sevilen türkülerim seslendirdi.* Grup Yorum!a Yurtdışı Dönüşü Havaalanında Gözaltı Belçika'da düzenlenen bir geceye katılan Grup Yorum elemanları, konser dönüşü Atatürk Havaalanı'nda, Siyasi Şube polisleri tarafından gözaltına alındılar. 11 Nisan Pazartesi günü akşam üzeri gözaltına alınan sanatçılar, yaklaşık 2 saat Havaalanı Karakolu'nda tutuldular. Bütün çantaları ve enstrümanları, Siyasi Şube polisleri tarafından didik didik aranan sanatçılar, "suç unsuruna rastlanmaması" üzerine serbest bırakıldılar.* 28 Mart 1995 günü Halfan Hukuk Bürosu avukatlarının Bahçelievler ve Merter'deki evleri basılmış ve büro çalışanlarının tümü gözaltına alınmıştı. Yapılan, bu düzenin yasalarına dahi suçtu. Üstelik Merter'deki evde çatal-bıçak takımı, traş takımı, çay kaşığı, traş kolonyası gibi eşyalar gasp edilmiş, ütü parçalanmıştı. Bu nedenle de suçlular hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu yılında işlenen suç için polisler hakkında açılan davanın ilk duruşması 15 Nisan 1999 günü İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılabildi. Davada sanık polisler hakkında istenen ceza miktarı nedeniyle dava neredeyse zaman aşanına girmek üzereyken davanın açılması esas olarak yargının bağımsız olmadığı, polisin katliam, infaz, işkence ve diğer her türlü hak ve özgürlükler ihlallerinin yılmaz savunucusu olduğunu gösteriyor. 16 Mart'ta Beyazıt'tan alınan öğrenciler bir ay tutuklu kalırken dava jet hızıyla açılırken 1995 yılında polisin işlediği bir suç için dava ancak açılabiliyor. Davada toplam 13 polis yargılanıyor. Seyit Ali Altuntaş, Ali Erşan, Dursun Ali Öztürk, Çetin Yeşilbaş, Abdülkadir Dilber, Nairn Kurtuloğlu, Burak Ayanoğlu, Hasan Hüseyin Gökten, Ali Bulut, Ömer Çalışkan, Metin Meriç, Erdinç Güngör, Mustafa Karabulut 15 Nisan günü yapılan duruşmaya Ali Bulut, Abdülkadir Dilber, Burak Ayanoğlu, Çetin Yeşilbaş katıldılar. Davada suç duyurusunda bulunanlardan Av. Behiç Aşçı katıldı. Polislerin iddaları bildik ve ezberlediğimiz iddalardı. Evlerde terörist kaldığı ihbarı almışlardı, otomobil de teröristlerin bindiği ihbarını almışlardı, önleri kesilen avukatlar savcı istemişlerdi, biz sizinle gitmeyiz demişlerdi... Asıl önemlisi de suç duyurusunda bulunan avukatların bu davayı açtırırken asıl amaçları şanlı Türk polisini kötülemek, polisi teşhir etmekti. Yoksa avukatlar yasalara aykırı olarak gözaltına alınmamıştı... Onlara işkence yapılmamıştı... Tehdit edilmemişlerdi... Halkımızın tümünün bildiği en basit gerçekleri komik bir şekilde gizlemeye çalıştılar. Tabii gizleyemediler. Çünkü sıradan bir karakola girip de işkence görmemek, hakarete uğramamak, tehdit edilmemek mümkün değildir. Daha yakın zamanda siyasi şubede işkencede katledilen Süleyman Yeter'dir. Ondan önce Rıza Poyraz emniyetin beşinci katından atılarak katledilmek istenmiştir... Öyle ya 1 MAYIS'TA ALANLARDA OLALIM Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarının Evlerinin Polis Tarafından Basılması İle İlgili Davanın İlk Duruşması Yapıldı işkence yapacak, insanlarımızı katledecek, sakat bırakacak ama biz onların bu yaptıklarını halkımıza anlatmayacağız!... Davada sanık olarak yargılanan polislerin tümü infaz ya da işkence davalarında Halkın Hukuk Bürosu avukatların karşısına çıkmıştır. Hepsi de avukatları çok iyi tanımaktadırlar. Ancak mahkemede hepsi birden tanımaz, bilmez olmuşlardı. Yargıdan kendilerine verilen desteğin farkında olduklarından dosya ile çelişik ifadeler vermekten geri duramamışlardı. Ama aynı zamanda korkularını itiraf etmişlerdi. Davayı izleyen gazeteciler fotoğraf çekmek istediklerinde inanılmaz bir hızla yüzlerini kapatan bu polislerdir. Polislerin baskısı sonucu gazeteciler salondan çıkarıldıktan sonra holden fotoğraf çekmeye çalıştıklarında ise polislerin durumu tam komedi olmuştur. Ara karar okunduğunda sanıkların yüzlerinin heyete dönük olarak ayakta beklemeleri gerekirken gazetecilere arkalarını dönmek isterken heyete arkalarını döndüler. Davaya İstanbul Barosu da hazırladığı bir müdahale dilekçesi ile ve üç yönetim kurulu üyesi ile katıldı. Avukat Bahri Belen, Avukat Murat Er Karagülle, Avukat Hasan Alıcı İstanbul Barosu'nun müdahale dilekçesini dosyaya ibraz ederek müdahil olarak davaya katılmalarına karar verilmesini istediler. Mahkeme bu istem için celsede karar vermeyerek öbür duruşmada karar vermek üzere duruşmayı erteledi. Kuşkusuz ki İstanbul Barosu'nun savunma hakkını, avukatları sahiplenme tavrı olumludur. Çünkü 1995 yılında Halfan Hukuk Bürosu avukatlarının evleri basılırken bir yönüyle de savunma hakkına, avukatlara gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Demokrat bir kurum olarak, meslek örgütü olarak Baro'nun tavrı bir çok kuruma örnek olmalıdır. Duruşmanın bitiminden sonra sanık polislerin maskesi düştü ve gerçek yüzlerin gösterdiler. Duruşmaya izleyen gazecilere saldırmaya çalıştılar. Onlara göre kendilerinin fotoğraflarını çekmişlerdi ve bu fotoğraflar örgüte iletilecekti. Kahramanlardan Abdülkadir Dilber "Ben Allah'tan başka kimseden korkmam. Ama yine de benim fotoğrafımı çekemezsiniz"... diye kükredi. Avukatların gazetecileri sahiplenmeleri ile yapmak istedikleri provokasyonları yapamayan polisler adliyeyi terkettiler. Duruşma 7 Haziran 1999 günü saat 10.00'a ertelendi.*

14 Mersin Büromuza Polis Baskını KURTULUŞ SUSMAYACAK! Mersin büromuz siyasi polis tarafından basılmasıyla gözaltına alınan birisi gazetemizin çalışanı, üçü okurumuz olan dört kişi tutuklandı. Mersin siyasi şube polisi tarafından 8 Nisan Perşembe günü saat:l:00'da gazetemizin toplatılma kararının olduğu gerekçe gösterilerek büromuza girilmek istenmiştir. İstanbul DGM savcısı tarafından böyle bir karar olmamasına rağmen Mersin siyasi şube polisi tüm güçlerini gazetemizin önüne yığdı. Polisin bu yasadışı ve keyfi uygulaması karşısında gazete büromuzda barikat kurularak "Devrimci Basın susturulamaz", "Baskılar Bizi Yıldıramaz" sloganlarıyla karşılık verildi. Polisler bir süre sonra barikatı aşarak zorla içeriye girdi. İçeride bulunan gazete çalışanımız Hüseyin Duman, okurlarımız Deniz Ulusoy, Kemal Karakuş, Naci Karataştan elleri kelepçeli bir şekilde gözaltına alınırken, büroda bulunan gazete, kaset, hapishanelerden gönderilen kartlar, şehirlerimizin resimlerinin bulunduğu pano, kitaplar ve birçok eşyamıza el konuldu. Büromuzdaki kitaplığımız parçalanarak talan edilmdi. Gözaltına alman ve dört gün boyunca işkencelerle karşı karşıya kalan muhabirimiz Hüseyin Duman, okurlarımız Deniz Ulusoy, Kemal Karakuş, Naci Karataştan 12 Nisan günü çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandılar. Saldırı ile ilgili Mersin Kurtuluş Temsilciliğimiz yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada "Baskılar, sömürüler devam ellikçe sesimiz susmayacak. Düşmana inat her haykırışımız suratlarına inen birer yumruk olacaktır..." denildi.* Halkın Haklı Mücadelesi Engellenemez Yüksel Cadesi'nde İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan eylemin 73'üncüsü 10 Nisan günü saat 12.30'da yapıldı. Eylemde yapılan konuşmada Ankara'da yaşanan gözaltı terörünün ha-la devam ettiği ifade edildi, bahsedildi. Konuşmada 8 Nisan günü Ga-zi Üniversitesi Gölbaşı Kampusü'nde TÖDEF/AYÖ-DER'in afişini asar-ken gözaltına alınan Reyhan Ünal, Seda Üstünel, Sinan Düzgüngeit isim-li öğrencilerin keyfi bir şekilde gözaltına alınmalarından bahsedildi. Konuşmada AYÖ-DER'li öğrencilerin 16 Nisan'daki mahkemesine kendine duyarlıyım diyen herkesin katılmasının gerektiği belirtildi. Ayrıca 1994 yılında gözaltına alınan ve DGM'ye çıkarıldıktan sonra kaçırılıp kaüedilen Necati Aydın'ın katillerinin bilindiği fakat hala hiçbirinin bulunmadığından, bunun sorumlusunun devlet olduğundan bahsedildi. Eylemde "Zindanlar Boşalsın Tutsaklara Özgürlük", "Baskılar Bizleri Yüdıramaz", "TÎYAD Üzerindeki Baskılara Son", "Sansür Devam Ediyor Kurtuluş Gazetesi","Sansür Devam Ediyor Kavganın Onurlu Sesi Kurtuluş Gazetesi" dövizleri açıldı. Yaklaşık 150 kişinin katıldığı eylem "insanlık Onuru İşkenceyi Yenecek", "Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak" sloganları-nın atılmasıyla alkışlarla bitirildi* Buca Hapishanesi İdaresi Suç İşlemeye Devam Ediyor izmir büromuzun 6 Mart tarihinde basılması sonucu, büromuzun Lalan edilmesiyle; birlikte muhabirimiz Turan Taşçı'nın büroda işkence yapılıp, gözaltına alınarak tutuklanması ile ilgili ilk duruşma 14 Nisan günü yapıldı. Muğla Hapishanesi'nde bulunan muhabirimiz ile ilgili mahkeme yazışmasının Buca Hapishanesi'nden gönderilmemesi nedeniyle Turan Taşçı'nın bulunmadığı duruşmada tanıklar ve avukatlar dinlendi. İşkenceci polislerin kendilerini mahsumlaştırarak aklamaya çalıştıkları, diğer yandan baskın sırasında büroda bulunan muhabir arkadaşlarımızın, büroda yşananları anlattığı duruşma yazışmaların yapılması ve Turan 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR Taşçı'nın ifadesinin alınma gerekçesiyle 13 Mayıs tarihine eri elendi. Yazışmayı biliçii bir şekilde geciktiren Buca Hapishanesi, arkadaşımızı tecrit hücrelerinde tutarak ardından itirafçıların bulunduğu Muğla Hapishanesi'ne göndermek için elinden herşeyi yapıyor. Buca'da devrimci tutsaklara saldırmak için her fırsat: değerlendirenler, yaptıklarınızın yanınıza kar kalacağını, halkımızın onurlu sesi kurtuluşu susturacağınızı sanmayın. Bizler bağımsız, demokratik bir ülke mücadelesinde halkımızın sesi olarak her türlü bedeli ödemeten sakınmayacak ve mücadelesimizi sürdüreceğiz

15 Yugoslav Halklarının Birleşmesinin ve Bölünmesinin Tarihi YUGOSLAVYA'YI KİM BU HALE GETİRDİ? 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl önce "Yugoslavya'da etnik çatışma" yoktu. Sağda solda patlayan bombalardan kalmış ceset parçaları, harabeye dönmüş binalar, evini yurdunu bırakmak zorunda kalanların acı dolu görüntüleri daha yenidir. Bu çatışmalar, bu görüntüler, 1980'lerin sonunda başlayan bir sürecin sonuçlarıdır. Bu süreçte herşey son derece süratli değişti. SSCB ve doğu Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde karşı-devrimci darbeler, komplolar ve kapitalizmin restorasyonu birbirini izledi. Bu ülkelerin halkları işsizlikle, evsizlikle ve milyarderlerle tanıştı. Düne kadar birlikte yaşayan halklar birbirine düşürüldü. Yeni kapitalistler emperyalizmin desteğiyle semirip palazlandıkça, milliyetçi kışkırtmalar daha fazla taraftar bulmaya başladı. Sonuç, işte bugün gazetelerde, televizyonlarda seyrettiğimiz görüntülerdir. Herşey süratli değişmiştir ama geçmiş de belleklerde hala tazedir. Yugoslavya'dan, Kosova'dan konuşan sıradan insanların söylediklerine kulak verin. Hepsi özlemle geçmiş kardeşçe yaşamlarını anıyor. Emperyalizm, burjuvazi hoşlanmıyor bunun vurgulanmasından, bu nedenle bu tür konuşmalar çoğunlukla sansüre uğruyor, ama yansıdığı kadarıyla bile birlikte kardeşçe yaşadıkları yılların gücünü görmek mümkün. Yugoslavya 19401ı yıllarda bağımsızlığım kazanan bir ülkedir. Bu kurtuluş savaşı, halkların ortak mücadelesinin eseri olmuştur. Tito'nun Yugoslavya Komünist Partisi önderliğindeki Halk Kurtuluş Cephesi, bu yıllarda bu çokuluslu ülkede yaşayan halkları faşizme karşı büyük ölçüde birleştirdi. 1930'lu ve '4O'lı yıllarda Alman ve İtalyan faşistleri de halklar arasında düşmanlık yaratma politikasına başvurmuştu. Başta Sırp ve Hırvat milliyetçiliği olmak üzere Yugoslavya'da milliyetçiliği körüklemeye çalışmışlardı. Tito'nun önderliğindeki partizan güçleri ise hem bu milliyetçi-işbirlikçilere, hem de faşist işgal birliklerine karşı savaşmak zorunda kalmıştı. Bu arada Yugoslavya'da yaşayan halkları eşitlik temelinde birleştirmenin propagandası yapıyorlardı. Propaganda kısa zamanda etkisini gösterdi: Partizanlar işgalin başladığı 1941'den yalnızca iki yıl sonra, 1943'te 200 bin savaşçıya yükseldiler. 1945'te Yugoslavya Federal Cumhuriyeti kuruldu. Halklar arasında yaratılan kardeşlik öyle etkiliydi ki, Yugoslavya'da birçok farklı insanın yaşadığını yakın zamana kadar birçokları bilmiyordu bile; hangi milliyetten olursa olsun halklar kendilerini Yugoslav olarak ifade ediyorlardı. BAĞIMSIZ, BİRLEŞİK YUGOSLAVYA'NIN MİMARI, KOMÜNİSTLER VE YURTSEVERLER, BÖLÜNMÜŞ YUGOSLAVYANIN MİMARI İŞE EMPERYALİSTLER VE İŞBİRLİKÇİLERİDİR Ama neredeyse 7 yıldır Yugoslavya'mn tablosu adeta bir yazboz tahtasını andırıyor. Önce bütün halklar birbirine giriyor; sonra ikisi birine karşı birleşiyor, sonra birleşenler tekrar ayrılıyor ve bu kez daha önce düşman olanlar birleşip diğerine karşı savaşıyor... Önce Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlığını ilan etti. Bu, tam da emperyalistlerin istedikleri şeydi. Emperyalistler tarih boyunca yaptıklarını yapıyorlar; halkları daha kolay lokma haline getirmek için bölüp parçalıyorlardı. Bir yandan ikiyüzlüce bu ayrılıktan "üzüntü duyduklarını" söylerken, diğer yandan kendi denetimlerinde ortaya çıkan bu yeni durumu süratle kabul ettiler. Tito'nun önderliğinde kurulan bağımsız rejimin yıkılması süreci, aynı zamanda milliyetçi-şovenist duyguların da son haddinde kışkırtıldığı bir dönem olmuştu. Kışkırtan emperyalistlerdi. Bu kışkırtmalar sonucu, çatışmaların zemini de büyük ölçüde hazırlanmıştı. Yetmedi: Bağımsızlık ilan eden veya buna meyilli her ulusal topluluğa silah satmaya başladılar. Hırvatistan'ın ayrılığından sonra Sırbistan ile Hırvatistan arasında başlayan savaş, halkları güçsüzleştirmeye yönelikti. Hemen arkasından bağımsızlık yanlısı Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki savaşta ise her iki tarafa da sözde silah ambargosu uyguladılar; ancak Sırbistan zaten yeterince silahlanmış durumdaydı ve ambargo da esas olarak ona yarıyordu. Bir halkı diğerine göre güçlü hale getirme, ama neticede her ikisini de güçten düşürerek kendi hakimiyetini pekiştirme bu dönemde emperyalist böl-parçala-yönet politikasının eksenini oluşturuyordu sonlarında Bosna-Hersek'e giden dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali Bosnalılar tarafından "Faşist Gali" sloganıyla karşılanmıştı; ancak eski Yugoslavya halklarının hiçbiri de bütünüyle emperyalist çözümün dışında bir yol arayacak halde değildi. Emperyalistler ve işbirlikçi önderlikler bir olup halkları birbirine kırdırırken halkların dost oldukları günleri hatırlamaları bir özlem olmanın çok da ötesine gitmiyor, somutlanmıyordu. Milliyetçilik temelindeki savaş devam ediyordu. Bosna-Hersek Sırbistan güçleri tarafından tam bir kuşatmaya alındı, topraklarının önemli bir bölümü işgal edildi, insanları göçe zorlandı, Sloven, Hırvat ve bir ölçüde Makedonlarm da katılmasıyla savaş bütün Yugoslavya halklarını sardı... Ve 4 yılda, resmi rakamlara göre yaklaşık 200 bin insanın yaşamına maloldu. Bugün burjuva basının "Kosova'daki Sırp vahşeti" diye adlandırdıkları sorunun kökeninde de emperyalizmin çıkarları vardır. Tito'nun Yugoslavyası'nda Kosova özerkliği kabul edilmiş bir bölgeydi. Kosova'da yaşayan Arnavut halkının hakları kabul edilmişti ve Arnavutlar da Sırplar, Slovenler, Hırvatlar, Karadağlılar ve Makedonlar gibi Yugoslavya'da sorunsuz yaşıyorlardı. Ancak Doğu Avrupa'daki kapitalist restorasyon sürecinde kurulan merkezi Yugoslavya hükümeti Kosova'mn özerkliğini kaldırdıktan sonra Kosovalı Arnavutlar arasında milliyetçi eğilimler ortaya çıktı. Esasında Kosova yalnızca Arnavut halkın yaşadığı bir bölge değildir. Bunun yanında Sırp, Makedon, hatta Sloven nüfusu da bulunmaktadır. Bu anlamda Kosova Yugoslavya'nın adeta prototipidir. Ancak gene Yugoslavya'nın bütününde olduğu gibi Kosova'da da bunca farklı ulusal kökenden halkın yaşaması, üstelik bir de bunlar arasında din ve mezhep farklılıkları olması (halkın büyük çoğunluğu müslüman olmasına rağmen önemli bir bölümü de hıristiyan katolik ve ortodoks) emperyalistlerin halkı bölmesi için yeterince elverişliydi. Onlar da fırsatı değerlendirmekte gecikmediler. EMPERYALİZMİN BÖLGEDEKİ KOLTUK DEĞNEĞİ MİLLİYETÇİLİKTİR Bir ulusal topluluğun bir başkasının ulusal haklarını elinden almaya kalkması meşru kabul edilemez. Bu, devrimciler açısından tartışılmazdır. Ancak Yugoslavya'da bugün yaşanan bütün sorunların kaynağı milliyetçilik, milliyetçiliğin kaynağı da emperyalizmdir. Arnavutlar ve Sırplar arasındaki sorun çözümlenemez bir sorun değildi. Bölge halklarının onlarca yıldır kardeşçe yaşamış olması, Kosova'mn birçok halktan oluşan mozaiği, halklar arasında Tito dönemine duyulan özlemin canlılığı gibi etkenler bu sorunun barış içinde çözümlenmesi için yeterli olabilirdi. Ancak emperyalizm buna en ufak bir olanak vermedi. Kendi işbirlikçilerini yaratan, öne çıkan önderlikleri de büyük ölçüde işbirlikçileştiren emperyalistler ulusal önyargıları beslemek, milliyetçiliği çatışmalar noktasına getirmek, halkları birbirine kırdırmak amacıyla çok çeşitli yollar kullandılar. Eski Yugoslavya topraklarında ajanlarıyla cirit attılar, işbirlikçileriyle milliyetçilik pompaladılar, herkese silah satarak hem silah tekellerine para kazandırdılar hem de mümkün olduğunca çok kan dökülmesini garantiye altılar. Bu anlamda Arnavut- Sırp çatışmasının sorumlusu da emperyalistlerdir ve bu çatışmayı kullanarak egemenliklerini daha da sağlamlaştırma amacındadıriar. Emperyalizmin bölgedeki en büyük dayanağı milliyetçiliktir. Milliyetçi önderler bu misyonu yerine getiriyorlar. Kosova'da herşey çok açıktır örneğin. UÇK bugün kelimenin tam anlamıyla emperyalizmin maşasıdır. Emperyalistlerin bölgedeki çıkarlarını korumak için vardır. Silahı da, cephanesi de emperyalistler tarafından karşılanmaktadır. Burjuva basında çıkan haberlere göre NATO kendi halkının tepesine daha çok bomba yağdırsın diye istihbaratlar toplamakta, sorgusuz sualsiz Sırpları öldürmektedir. Dahası, Küba'da Domuzlar Körfezi çıkartmasında olduğu gibi ABD'den işbirlikçi Arnavutlar toplanıp savaşmak için Kosova'ya gönderilmektedir. Ortada şişirilse de bir askeri güç vardır; ancak bu güç kendi halkının kurtuluşu için değil emperyalizmin çıkarları için savaşmaktadır. Balkanlar emperyalistler için her zaman önemli olmuştur. Ekonomik olarak da, askeri olarak da bölgeyi denetim altında tutmak isterler. NATO bunu gizlemiyor da. Sürekli olarak "bölgenin askeri ve siyasi bir istikrara kavuşturulmasından" söz etmeleri kendi çıkarlarının istikran gereğidir. NATO operasyonunun bölgeye ("Arnavutları korumak" için!) çokuluslu

16 bir askeri gücün yerleştirilmesini hedeflemesi de bu istikrarın gereğidir. Bu çokuluslu gücü kimin kontrol edeceği bellidir. TÜM EMPERYALİST MÜDAHALELER, HALKLARIN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN DEĞİL, KENDİ ÇIKARLARI İÇİNDİR Emperyalistlerin kendi çıkarlarının istikrarı da halklar arasında düşmanlıklardan geçer. Bu anlamda çokuluslu ülkeleri bölüp parçalayarak aynı topraklarda uydu devletler veya devletçikler oluşturmak ister. Dertleri bir halkı korumak falan değildir. Belgrad'da Türkler de yaşıyor, Belgrad bombalanıyor. Priştina'da Arnavutlar yaşıyor; ama Priştina da bombalanıyor. Bugün bombalar altında yakılıp yıkılan Yugoslavya'nın diğer şehirleri için de durum aynıdır. Bir yandan Sırp baskısı, bir yandan da emperyalizmin bombardımanı altında topraklarım terk etmeye zorlanan, emperyalistlerin gerçekdışı propagandalarıyla da özendirilen Arnavut mülteciler Makedonya'daki kamplarda açlıktan ve hastalıktan ölecekleri günü bekliyorlar, cesetlerini toplu mezarlara gömüyorlar, aşağılanıyorlar. Mültecilere adeta hayvanlarmış gibi davranüıyor. Bu manzaralar "medeni" Avrupa'nın ortasında yaşanıyor. Tablonun yaratıcıları ise uranyum yüklü tanksavar mermileri, füzelerle vuruyorlar Yugoslavya'yı. Halkı ateşle yakıyor, harabelerin altında eziyor, uranyumla da yavaş yavaş öldürüyorlar. Emperyalizmin Sırplara olduğu kadar Arnavutlara da, Hırvatlara da, Boşnaklara da, Slovenlere de düşman olduğu gün kadar açıktır. Yugoslavya halkları geçmişi bir, düşmanları bir, kaderleri bir halklardır. Geçmişleri bir ve onurludur: Çünkü onlar Hitler'in faşist işgalcilerine ve onların işbirlikçilerine karşı omuz omuza çarpıştılar ve ülkelerinden sürüp çıkardılar. Düşmanları birdir: Onları birbirine kırdıran ve başlarına bomba yağdıran emperyalizm ve emperyalistlerin işbirlikçileri tek düşmanlarıdır.kaderleri birdir: Çünkü bu düşmanı alt etmeden, vatanlarından sürüp çıkarmadan savaşlardan kurtulmaları, kardeşliği yaşamaları mümkün değildir. Bunu başarmak için güçlü bir tarihsel birikime de sahiptirler. Tito'nun partizanlarının önderliğindeki ortak anti-faşist savaş yılları henüz yakın tarihtir. Bu savaşın izleri hala derindir. Çözüm emperyalizme karşı savaşmaktır. 10 yıl öncesine kadar, neredeyse bütün eski çokuluslu sosyalist ülkelerde sosyalizm bayrağı altında ortak yaşayan halklar, bugün aynı topraklarda emperyalistlerin yağma, katliam ve talanlarıyla tanıştılar. Ama bitmedi. Emperyalistler bütünüyle teslim alana kadar saldırılarını sürdüreceklerdir. Halkları birbirine kırdırmaya devam edeceklerdir. Bunun için daha yüzbinlerce insanın kam da dökülecek olsa hiçbir önemi yoktur. Emperyalistler için önemli olan tek şey kendi hakimiyetleri, tekellerin karıdır. Sosyalizm halkların birliği ve direnme gücüdür. Çünkü din, dil, ırk, milliyet ayrımı tanımaz sosyalizm. Halklar birbirlerine dilinden, kültüründen dolayı düşmanlık beslemez. Aksine, sosyalizmde halklar ulusal özelliklerini korurlar ve ulusal haklarına sahiptirler. Birlikte ve kardeşçe yaşamanın teminatı buradadır. Halkların tarihsel birikimlerini daha da ileriye taşıyacak tek güç sosyalizmdir. Halkların tek dostu halklardır; bu dostluğun mayası da devrim ve sosyalizmdir. Dünya halkları asla emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin hakimiyeti altına girmeyecek. Dünya halkları kazanacak, sosyalizm kazanacak.* "Evimizi basan maskeli insanlar komşumuzdu..." "Sırp arkadaşlarım da vardı... Herşeyi mahvettiler..." NEDEN, NİÇİN, NASIL?.. Yugoslavya'dan kaçan bir Arnavut mülteci, Sırpların saldırısını anlatırken "evimizi basan maskeli insanlar komşumuzdu" diyor. Öğretim üyeliği yapan bir başka Arnavut "Aynı binada okuyor çocuklarımız... Sonra 15-16yaşında çocukların ellerine silahları ı/erdiler. Çocuklar, 66 yaşında meslektaşım olan profesörü duvara dayamışlar, karısı ve torununu da dizleri üzerine çöktürüp kurşuna dizmişler"sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını... UÇK'nın sadece Sırp oldukları için kurşuna dizdiği iki köylünün haberi geçiyor gazetelerin satır aralarında... Büyük acılar yaşıyor halklar... Çocuklar, anneler, babalar en sevdiklerini kaybedip, herşeyini geride bırakıp, kendisine açlık, yoksulluk, ölüm getiren göç yollarına düşüyorlar... Bunlar sadece Yugoslavya'da yaşanmadı. Endonezya'da Müslümanlar hırıstiyanlarla, İrlanda'da Protestanlar Katoliklerle, Ruanda'da farklı kabileler birbirleri arasında, Kafkaslar'da Azeriler Karadağlılarla savaştılar, öldüler, öldürdüler. Dünyanın pekçok bölgesinde de haklar farklı milleyetlerden dinlerden, mezheplerden başka halklarla çatışmaya, büyük acılar yaşamaya devam ediyorlar. Peki ama yaşananların sorumlusu kim? Kim basıyor, katlediyor, göçe zorluyor? Emperyalistler ve onların işbirlikçileri bunların sorumlusu olarak Sırpları gösteriyorlar. Ama "Sırp zulmünü" anlatan haberlerin arasına başka haberler de karışıyor. Priştina'dan gelen 16 yaşındaki Selda Bulak "Sırp arkadaşlarım da vardı. Savaştan önce anlatılmayacak kadar güzeldi yaşam. Gezerdik, eğlenirdik. Her şeyi mahvettiler ama..."diyor örneğin. Suplar ya da Arnavutlar, Hırvatlar, Boşnaklar... neden "anlatılmayacak kadar güzel" bir yaşamdan vazgeçip birbirlerinin boğazlarına sarılsınlar? Niye on yıllardır çatışmadan, kavga etmeden kardeşçe yaşayan komşular maskelerle birbirinin evini basacak duruma geldüer? Öğrencileri Arnavut olduğunu dün de bildiği, ondan öğrendiği, saygı duyduğu hocasını niye bugün kurşuna dizer? Arkadaşlıklar, dostluklar, komşuluklar nasıl ve neden parçalanır, yok olur, düşmanlığa dönüşür birdenbire?... Tüm bunlar nedensiz, şu ya da bu halkın "gözünü kan bürümesi"yle açıklanabilecek şeyler değildir elbette. Ne farklı milliyetlerden, mezheplerden, dinlerden halklar dünya varoldukça birbirlerine düşmandılar, ne de gerçekten düşman olmalarını gerektirecek bir sebep varoldu. Yaşananların tek sorumlusu, halkları birbirine düşürmek için türlü araçlar yaratan egemenler ve emperyalizmdir. Çatışmalar, hakların birbirinin boğazına sarılması sadece emperyalistleri güçlendirmiş, onlara yaramıştır. Emperyalizm "Yeni Dünya Düzeni"ni, yani dünya çapındaki sömürü düzenini sağlamlaştırmak, ayakta tutmak için halkları bölebüecek her türlü aracı değerlendiriyor. Din ve mezhep ayrılığı bu araçların başında "Emperyalizm milliyetçilik "silah"ıyla halkları vurmakta, teknolojik gücüyle devasa savaş araçlarıyla başaramadığını başarmaktadır. Hayalet uçaklar, çeşit çeşit "hüner"lere sahip füzeler, bombalar öldürebilir, yakıp yıkabilir ama tek başına bunların hiçbiri komşunun evini maske ve silahlarla basmasını sağlayamaz insanların. Arkadaşlıkları, dostlukları ö'ldüremez." gelirken, milliyetçilik de emperyalizmin üzerinde en fazla manevra yaptığı, halklara karşı kullandığı silah durumundadır. Emperyalizm bu "silah"la halkları vurmakta, teknolojik gücüyle devasa savaş araçlarıyla başaramadığını başarmaktadır. Hayalet uçaklar, çeşit çeşit "hüner"lere sahip füzeler, bombalar öldürebilir, yakıp yıkabilir ama tek başına bunların hiçbiri komşunun evini maske ve silahlarla basmasını sağlayamaz insanların. Arkadaşlıkları, dostlukları öldüremez. Milliyetçilik bunu başarabildiği, halkların birliğini bozabildiği, halkların bilincinde emperyalizm tarafından kullanılabilecek derin yaralar açtığı için tercih ediliyor egemenler tarafından. Milliyetçilik nedir, nasıl bir gerçekliktir ki emperyalizme bu denli faydalar sağlamakta, onun rahatlıkla manevralar yapabileceği bir zemin sunmaktadır? Tarih boyunca ezenlerin, 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR sömürücülerin müdahalesinin olmadığı koşullarda çok farklı halklar kardeşçe birarada yaşamışlardır. Bu kardeşliğin temelinde aynı toprakları, aynı kaderi paylaşmak vardır. Egemenlerin parçalamaya, çarpıtmaya çalıştığı da bu ortak kader fikri olmuştur her zaman. Yugoslavya'da ortak düşmanlarını ve kader birliklerini gören halklar Alman faşizmine karşı birlikte savaşmışlar ve direnmişlerdir. Kazanan hem tek tek halklar hem de bütün olarak Yugoslav ve dünya halkları olmuştur. Yaşanan süreçte ise halkların çıkarları karşı karşıya getirilmekte, ortak, düşman bulanıklaştırılarak halklar birbirlerine hedef olarak gösterilmektedir. Protestanları İrlanda'ya yerleştirerek Katoliklerle, Yahudileri Filistin'e yerleştirerek Filistinlilerle karşı karşıya getirmiştir emperyalist^ Sonra bu çatışmayı körüklemiş, sonuçta her iki taraftaki halk da ortak düşmanlarına karşı kullanacağı enerjisini birbirine karşı harcamıştır. Gelişmiş iletişim araçlarıyla, işbirlikçileriyle halkların kulaklarına fısıldar emperyalistler: "Karşı mezhep senin inancına düşman, öbür halk seni topraksız bırakmak istiyor, bütün zenginliklerini onlar alıyor..." Yüzyıllar öncesinin husumetlerini ortaya çıkartır, çok çeşitli motifler kullanır, önyargılar yaratır. Bu politikaların hayat bulmasında, düşmanlığa dönüşmesinde emperyalizmin en önemli yardımcılarından biri de küçük burjuva, burjuva milliyetçi önderlikler oluyor. Milliyet çıkarları temelinde ortaya çıkan bu önderliklerin politikaları giderek emperyalizmle buluşuyor ve onun oyuncağı haline geliniyor. Emperyalizm hiçbir milliyetin, ulusun, halkın ulusal çıkarlarına hizmet eden politika üretmez. Şu ya da bu milliyetin koruyucusu görünümünde olduğu koşullarda dahi gözettiği kendi sömürü çıkarlarıdır. Milliyetçilik buna uygun bir zemin yaratır; halkların değil, emperyalizmin çıkarlarını güçlendirir. Halkların kurtuluşunun değil, emperyalizmin sömürüsünün önünü açar, yeni dünya düzeni saldırganlığının aracı haline gelir. Bu süreç bizzat emperyalizm tarafından şekillendirilmektedir. Oysa halkların kurtuluşunun yolu bellidir. Bu emperyalizme karşı uzlaşmaz bir savaş yürütmek ve bu savaş içinde halkların birliğini sağlamaktır.*

17 Emperyalistlerin, NATO'nun, Borazanlığını Yapan Medyanın Söyledikleri Yalandır, İnanmayın! Burjuva medyada hergün Sırbistan'ın "Kosova'da gerçekleştirdiği katliamlar "a yer veriliyor. Kosovalı Arnavutlar ile ilgili "dehşet öyküleri" yayınlanıyor. "Onbinlerce mülteci ölüm çöplüğünde", "Yokluk içinde hayat savaşı", "Param parça hayatlar" başlıklarıyla verilen Kosova'daki trajedinin sorumlusu olarak Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Milosevic gösteriliyor. Peki, yaşanan katliamların, yüzbinlerce insanın evlerinden-yurtlarından göç etmek zorunda bırakılmasının ve ailelerin parçalanmasının sorumlusu gerçekten Sırplar mıdır? HAYIR! BUGÜN KOSOVA HALKININ YAŞADIĞI TRAJEDİNİN TEK SORUMLUSU EMPERYALİZMDİR. EMPERYALİZM SIRBİSTAN'I, KOSOVA'YI BOMBALAMAYA BAŞLADIKTAN SONRA GÖÇLER BAŞLAMADI MI? BU GERÇEĞİN ÜZERİNİ HİÇ BİR YALAN ÖRTEMEZ. Emperyalist Medyaya İnanmak İçin Hiçbir Neden Yoktur; Herşeyden önce burjuva basında yer alan haberlerin kaynağı NATO kmargahından yapılan açıklamalar ve emperyalist medyadır. CNN'dir, BBC'dir. Emperyalist medyaya güvenilmeyeceğine bugüne dek yüzlerce kez tanık olduk. Hatırlanacaktır, Körfez Savaşı sırasında emperyalizm tarafından bombalanan petrol tesislerinden Basra Körfezi'ne yüzlerce ton petrol boşalmış ve başta CNN olmak üzere emperyalist medya, çevre kirliliği tartışması başlatarak bu görüntüyü sık sık ekrana taşımıştı. Petrol gölüne dönen Basra Körfezi'nde petrole bulanmış bir karabatağın görüntüsü "Az sonra ölecek" demagojisiyle günlerce ekranlarda kalmış ve tüm dünyada ABD'nin ise İran'a yönelik operasyonunda ne kadar haklı olduğu kanısı uyandırılmaya çalışılmıştı. Ancak, çok sonra o görüntülerin Fransa açıklarında çekildiği ortaya çıktı. Romanya'da ise emperyalist medyanın karşı-devrimci komployu haklı göstermek için yapıldığını iddia ettiği katliam haberleri, görüntüleri ve Çavuşeskular hakkında yaptığı karalama kampanyası hala hafızalardadır. Çavuşeskular'ın yargılandıkları, yargılanırken yalvardıkları ve isviçre bankalarında milyarlarca dolarlık hesaplarının olduğu propagandası yapıldı. Solun önemli bir kesimi bile inandı bu yalanlara. Oysa, Romanya'da katledilenler karşıdevrime karşı koymaya çalışanlardı. Çavuşeskular karşı-devrimciler karşısında ne yalvarmışlardı, ne de isviçre bankalarında milyarları vardi. Bunların hepsinin emperyalizm tarafından üretilen yalanlar olduğu daha sonra ortaya çıktı. Emperyalistlerin halklara yönelik katliam, işgal gerçekleştireceklerinde önce bir "medya harekatı" başlattığı bugün artık herkes tarafından bilinmektedir. 24 Mart'tan beri aralıksız devam eden Yugoslavya'nın bombalanması öncesinde de aynı senaryo hayata geçirilmiştir. Emperyalist medya tarafından günler öncesinden başlatılan kampanyada "Sırplar Kosovalılar'ı kurşuna diziyor", "Priştine'de idam sehpaları kuruldu", "Sırp kasabı Miloseviç" gibi haber ve bu haberleri besleyen görüntülerle Sırbistan'a yapılacak NATO harekatının zemini hazırlandı. Şimdi de karadan müdahalenin zemini oluşturulmaya çalışılıyor. Yıllarca Yugoslavya çatısı altında kardeşçe bir arada yaşayan halkları, çıkarları doğrultusunda, milliyetçiliği körüklüyerek birbirine düşüren emperyalistlerden başkası değildir. Bu oyunun hayata geçirilmesinde Miloseviç'in de payı olabilir ama Yugoslavya'nın bugün bu noktaya gelmesinin, halkların çektiği acıların asıl sorumlusu emperyalizmdir. Emperyalizm bugün sivillere ait birçok yeri bombalamakta, her yeri yerle bir etmektedir. Sırbistan'ın Rusya Büyükelçisi Borislav Milosevic, 7 Nisan'da yaptığı açıklamada 300'den fazla insanın öldüpnü ve 3 binin üzerinde insanın yaralandığını belirtmiştir. Sırpların baskısı ve NATO uçaklarının saldırısı arasında kalan Kosova halkı göç yollarına düştüğü halde saldırılar aralıksız sürmektedir. Emperyalist medyanın Brüksel'deki NATO karargahından yapılan açıklamaların amacı bu gerçeği gizleyerek operasyonu haklı ve meşru göstermek ve ezilen halkların yükselebilecek tepkisinin önüne geçmektir. Emperyalistlerin bu noktada başarılı olmalarında işbirlikçilerinin payı büyüktür. Burjuva medya gerek NATO saldırısı öncesi gerekse bugüne kadar yaptığı yayın ve haberlerle Yugoslavya halklarının katledilmesine çanak tutmaktadır. Öyle ki, uşak ruhlu burjuva kalemşörler Clinton ve NATO yetkilileriyle aynı dili kullanıyorlar. Güngör Mengi, NATO harekatı için "NATO bugün tarihinin en haklı ve onurlu savaşını yapıyor"(6 Nisan 1999, Sabah) derken, Zülfü Livaneli de bombalamaları "Haklı ve doğru bir savaş..." olarak değerlendiriyor. Diğer burjuva kalemşörlerin değerlendirmeleri de Güngör Mengi ve Zülfü Livaneli'nin bu değerlendirmelerinden farklı değil. Örneğin Zaman gazetesi "Bu müdahale ahlaken haklıdır" (25 Mart 1999) diyor. Peki bunu söyleyen Zaman gazetesi ahlaklı mı davranıyor? Emperyalizmin ahlakını ne zaman keşfettiler acaba? Yarın emperyalizm iran'a, Afganistan'a veya başka bir islam devletine müdahale ettiğinde, bombaladığında yine NATO'yu alkışlayacaklar mı, o zaman emperyalizm ahlaken haklı mı, haksız mı olacak? Öyle ki, NATO yetkilileri bile, bombalamalar sonucu sivil 1 MAYISTA ALANLARDA OLALIM insanların öldüpnü "yanlışlık", "teknik hata" vb. gerekçelerle kabul ederken onlar; "NATO güçleri en sonunda 'insan kasaplığına soyunan'yugoslav Başbakanı Miloşeviç'i cezalandırmak için ülkeyi bomba yağmuruna tuttu. Tabi atılan bombalar insanları öldürmüyor sadece bazı askeri ve stratejik noktaları imha ediyor" (27 Mart 1999 Sabah, Can Ataklı) diyebiliyorlar. Kraldan daha kralcı kesilen burjuva basın, halkın dini duygularını kullanmaktan da geri durmuyor. Türkiye ve Zaman gazeteleri bu konuda kampanya yürütüyor. Türkiye gazetesi Washington muhabiri Hasan Mesut Hazar; "Ama en önemli gelişmenin, Hristiyan ağırlıklı bir askeri güç Olan NATO'nun Müslüman Arnavutlar'ı korumak için 'egemen' ve 'Hıristiyan'bir ülkeyi cezalandırması olduğunu belirtmeliyiz."'(26 Mart 1999, Türkiye) sözleriyle emperyalizme destek verirken yazısının devamında; "Son olaylar ABD'siz dünyanın bir 'hiç'olduğunu ve bu süper gücün liderliğine 'ilaç'gibi ihtiyaç duyulduğunu, bir kere daha ortaya koydu" diyerek ABD uşaklığını çok açık ortaya koydu. Yugoslavya'daki sorunun esas kaynağı ne dini ne de etnik ayrılıktır. Sorunun kaynağı emperyalizmin bölgeyi denetime alma amacıdır. Yugoslavya müslümanlarının liderlerinden Rois-ül Uleması Kemur Efendinin 1961'de söyledikleri bu gerçeği gözler önüne sermektedir; "Mareşal Tito ve sosyalist uygulama olmasaydı bugün Yugoslavya'da ilaç için tek bir Müslüman bulamazdınız. Sosyalist Yugoslavya'da kimsenin ibadetine karışılmaz arasında faşistler 750 camiyi yok ettiler. Oysa yeni Yugoslavya'da yüzden çok yeni cami yapıldı, pek çok cami onarıldı. Örneğin İskender Paşa Camisi harabeye dönmüştü. Sosyalist yönetim Müslüman halkın inançlarına çok saygılı davranmaktadır." (3 Nisan 1999 Cumhuriyet) Evet, bu tabloyu kim bozmuştur, milliyetçiliği körükleyerek ayrılığı, YUGOSLAVYA'NIN BÖLÜNMESİNİ KİM SAĞLAMIŞTIR, NATO'nun ağzından konuşmadan, emperyalizme uşaklık etmeden önce herkes önce bu sorunun cevabını vermelidir.*

18 SÖYLE BANA DOSTLARIN KİM? Yugoslavya'ya NATO saldırısı günlerdir sürüp gidiyor. En gelişmiş teknolojinin ürünü bombalar o ülke halkına ölüm saçıyor. Ankara da bu işin içinde, incirliği Amerikalılara peşkeş çekerek komşu Irak halkına ettikleri yetmiyormuş gibi, emperyalistler hesabına Yugoslavya'dan ne kaldıysa onu da uydu devletçiklere bölerek Yeni Dünya Düzenine katma amacını güden bu saldırıya katılıyor. NATO mazlum Müslüman Arnavutların yardımına koşarak zalim Sırp'ların tepesine bombalar yağdırarak, mazlumları zalimlerin elinden kurtaracakmış. Türkiye de bu 'insani görevin' yerine getirilmesinde kendine düşeni yapıyormuş. Böyle diyorlar. Demirel'in deyişiyle söz konusu olan "bir insanlık görevinin yerine getirilmesi" imiş. Ecevit hükümeti de NATO dene zenginler sofrasının fukara misafiri olarak kendine düşeni yerine getirmekten geri kalmayacakmış. Türk uçakları şimdiden harekete katılıyor. Kara Kuvvetlerinden birlikler de emre hazır olarak Ankara'da bekletiliyor.. NATO'nun sadece bombardımanlarla hedefine ulaşamayacağı açık. Askerlikte "O tepeye piyade ayak basmadan tepe zapt edilemez" diye bir kural vardır. Sırplar, teslim olmaya hiç de niyetli olmadıklarına göre, NATO ya hava saldırısını kesip yenilgiyi kabul edecek, ya da Sırplarla karada savaşmayı göze alacaklar. Vietnam'da, hatta Somali'de bile derslerini alan Amerikalıların bir kara savaşında Sırplarla karşılaşmaya hiç niyetleri olmadığına göre herhalde bizim piyadeciklere de iş düşecek. Hem ekonomik bakımdan da Amerika için böylesi daha hesaplı. Yakın geçmişte yapılan bir değerlendirmeye göre Amerikan ordusunda bir erin maliyeti Türk ordusu erinkinin on katı imiş. NATO saldırısının insani minsani bir yanı yoktur. Arnavutların ulusal demokratik hakları ne Amerikalıların ne de müttefiklerinin umurunda değil. Amaç Tito'nun önderliğinde şanlı bir antiemperyalist ve anti- faşist direnişin ürünü olarak kurulan Yugoslavya'dan ne kaldıysa onu da uydu devletçiklere bölerek Yeni Dünya Düzenine katmaktır. Kosova'da olsun, Bosna'da olsun, Hırvatistan, Slovenya ya da Makedonya'da olsun halklar arasında etnik ve din farkları kışkırtılarak nefret uçurumlarının açılması, yarım yüzyıl örnek olarak gösterilen Tito'nun ve partisinin eseri olan halklar mozaiği Yugoslavya'nın yok edilmesi planının bir parçasıdır. İşi başından ele alalım: ikinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanya ve müttefiklerinin işgal kuvvetlerine karşı Yugoslavya halklarının kahramanca direnişi, Güney Slavlarının Federal devletini oluşturdu. Bu direnişin ne denli önemli olduğunu anlaşılması için bir kıyaslama yapalım: Yugoslavya halkı tam beş yıl, yirmi alman tümenine karşı savaştı. Nice sinema filmlerine konu olan Fransa'nın kuzey kıyılarında 2. Cephenin açılması ile Almanya'nın teslim olması arasında geçen zaman süresi ise sekiz ayıdır. İkinci Cephede müttefiklere karşı savaşan Alman tümenini sayısı, ellidir. Evet o büyük savaşta Yugoslavya halklarının taşıdığı yük ve dolayısıyla o halklara ait olan şan ve şeref bu orandadır. Sovyetler Birliği'nin başına çöreklenmiş olan yozlaşmış bir bürokrasinin anti- sosyalist uygulamalarıyla içten baltalamaları, emperyalistlerin dıştan tertipleri sonucu çökertilmesinden sonra inisiyatifi elinde tutan emperyalizm, Tito'nun Yugoslavya'sının ayakta kalmasına izin veremezdi. Olanca güçleriyle her yandan bu ülkeye yüklendiler. Ülkede istikrarsızlık yaratarak ekonomisini ve dolayısıyla politik yapısını yıkmak için her şey yapıldı. On yıllardır etkisini yitirmiş olan şoven duygular, dini yobazlık alabildiğine kışkırtıldı ve hortlatıldı. îlkten bu işte ön plandan Almanya ve Vatikan görünüyordu. Ortodoks Sırplarla aynı dili konuşan, genellikle aynı kültürü paylaşan Katolik Hırvatlar bunların ilk avı oldu. Halkları bölmek için mezhep farklılığı alabildiğine körüklendi, Ve sonunda Nazi Almanya'nın ısmarlamasıyla kurulan kanlı faşist Paveliç'in Hırvatistan'ın mirasçısı uydu Hırvat devleti kurularak, Yugoslavya'nın bir parçası koparılmış oldu. Artık sıra Bosna'ya gelmişti. Kışkırtmalar sürdürülerek bu ülkede Müslüman halk saflarında dinsel yobazlığı tahrik etmek için ne mümkünse yapıldı. Ve sonunda nüfusun yüzde kırk beşini oluşturan Müslüman Boşnaklara resmen bir şeriat devleti kurduruldu. Nüfusun çoğunluğunun Hıristiyan olduğu bir ülkede İslam devlet dini olarak anayasaya geçirilerek bir çeşit şeriat devletinin kurulmasının nasıl bir patlamaya varacağını emperyalistler bilmiyor değillerdi. Ama kurulan Boşnak devletini hemen tanıdılar. Ve Ankara'da oynanan oyundan habersiz, bu tuzağa ayak bastı ve Bosna sorununu daha çok iç politikada sağcı propagandanın bir aracı haline getirildi. Ardından olanlar oldu. Üç etnik topluluk, Boşnaklar, Hırvadar ve Sırplar arasında etnik şoven duygular doruğa ulaştı. Ve bir zamanlar, insanların kardeşlik duyguları içinde, barış halinde yaşadıkları ülke, kan deryasına dönüştü. Saray Bosna kaüiamlara, etnik temizleme operasyonlarına sahne olurken emperyalistler küçük parmaklarını bile oynatmadılar. Ve iş kıvamına gelip de, Bosna'nın yabancı kuvvetler tarafından işgalinden başka yol kalmayınca, ülkeyi işgal ettiler. Şu anda Saray Bosna, başta Amerikan kuvvetleri olmak üzere emperyalist orduların işgali altında bir uydu ülkedir. Slovenya ve Makedonya için de ufak tefek farklarla aynı oyun oynandı. Bu ülkelerde başa geçirilen hükümetlerin halk ne ölçüde temsil ettiklerini son olaylarda da göstermektedir. Makedonya'da NATO'ya karşı yığınsal gösteriler yapılmakta. Amerikan elçiliği taşa tutuluyor, molotof kokteylleri atılıyor. Kolluk kuvvederi ise anlamlı bir hareketsizlik içinde. Öyle ki, Washington sözcüleri Makedonya'da konumlandırılmış olan NATO askeri birliklerinin göstericilere karşı harekete geçirileceği tehdidinde bulunuyor. Bugün Yugoslavya'dan kala kala Sırbistan ile Karadağ kalmıştır, işte şimdi sıra onlarda. Emperyalistler zincirin en zayıf halkası olan Kosova'ya el atıyorlar. Bu ülkede nüfusun çoğunluğunu oluşturan Arnavut'ların ulusal demokratik haklarının savunucusu kesiliyorlar. Tito zamanında hatta düne kadar Arnavut halkının azınlık haklarını garantiye alan Kosova'nın özerklik statüsüne son yıllarda Milosevic iktidarı tarafından son verilmesiyle fırsat yaratılmış oldu. ilkten bölgede istikrarsızlık yaratmak için kışkırtmalarla işe başlandı. Arnavut'ların kazanılmış hak olarak bildikleri özerklik statüsüne son verilmesine karşı tepki duymaları doğaldı. "Kosova Ulusal Kurtuluş Ordusu" adı altında bir direniş örgütü kurdular. Ne var ki bunun belli başlı kadroları Almanya'da yani Balkanlar'da emperyalist emelleri olan bir ülkede eğitim görmüştü. Ve silahlı ayaklanma böyle başlamıştı. Buna karşı Sırpların tepkisi sert oldu. Böylelikle NATO müdahalesi için elverişli ortam hazırlanmış oldu. Rambouillet görüşmelerinde Yugoslavlar geri adım attılar. Özerklik statüsüne dönüşe razı oldular. Ancak Batılılar Kosova'da NATO askeri birliklerinin konuşlandırılması şartını ileri sürüyorlar ve buna direniyorlar. Besbelli bu yabancı askeri kuvvet boş durmayacak ve devlet içinde devlet kesilecek. Hiçbir bağımsız ülke buna razı olamaz. Rambouillet görüşmelerinde bir sonuca varılmadı. Ve böylece bu günlere gelindi. Aslında Kosova'nın özerklik statüsünün kaldırılmasına varan olayların arkasında da Batılılar'ın dıştan kışkırtmaları vardır. "Halkları birbirine düşür ki ortaya çıkacak olan kargaşada sen müdahele edip emperyalist politikanı yürütebilesin" taktiği sömürgecilerin eski politikasıdır. Kosova'da da böyle oldu. Ve sonunda NATO, Birleşmiş Milletleri hiçe sayarak, giderek NATO'nun kuruluş belgesindeki hükümleri ve genel olarak devletler hukuku yasalarını çiğneyerek bağımsız bir devlete karşı saldırıya geçti. Biz elbette ki Kosova'da Tito zamanında ve sonraki yıllarda uygulanan özerklik politikasına dönülmesinden ve Arnavut halkının ulusal demokratik haklarının tanınmasından yanayız. Her türlü etnik temizlemeye, her türlü zorla asimilasyona karşıyız. Ama dünyanın başka yerlerinde halkları kanlı asimilasyona tabi tutan hükümetlerin kışkırtıcısı ve destekçisi Amerika ve dosdarının Kosova Arnavudarının haklarının savunuculuğuna soyunmalarını ciddiye alamayız. Arnavut halkının meşru ulusal demokratik haklarına sahip çıkmasına karşı ne denli saygılı olursak olalım, bu son NATO saldırısında güdülen hedefin, Yugoslavya'yı bütünüyle uydulaştırmak olduğunu ve saldırının hedefinin yalnızca Sırplar ve Karadağlılar değil, Arnavutlar dahil bütün Balkan halkları olduğunu bilmeliyiz. Hepsi o kadar da değil. 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR NATO'ya yön veren odaklar ve onların kuyruğuna takılanlar, ateşle oynadıklarını bilmelidirler. Balkanlar tekin bir yer değildir. Tarihte dünya savaşlarına varan ilk kıvılcımlar burada ateşlenmiştir. NATO'nun Yugoslavya'da tutuşturduğu ateşin alevlerinin başka alanlara da sıçramayacağına inanmak büyük aymazlık olur. Burada yalnız Balkanlar'in değil bütün insanlığın kaderinin söz konusu olduğunu bilelim ve o bilinçle tavır belirleyelim. Ve bilelim ki Amerika'nın uydulaşmayı ret eden rejimlerin tepesine pervasızca bombalar yağdırması Irak'da da olduğu gibi gene yanına kalırsa, Yankiler "Köpeksiz köyün değneksiz gezen kabadayısı" olarak uluslararası arenada boy göstermeye devam ederlerse bundan sonra sıra başkalarına gelecektir. Hedefler listesinin başında Libya var, Küba var ve daha bilmem kimler... Kosovalı Arnavuüar'a gelince, onları temsil etme iddiasında olan örgütün kalabalıklara elde Amerikan bayrağı ayrılıkçı gösteriler yaptırması mide bulandırıcı bir manzara değil midir? Ulusların kaderlerini belirleme hakkı gibi kutsal bir hak böyle mi savunulur? Ulusal Demokratik davalar Amerikan bayrağına sığınarak savunulmaz. Bu çağda ulusal davalar emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı savaşılarak savunulur. Batılıların bir yandan Kosova Arnavutan'nın davalarına, işi askeri müdaheleye vardıracak kadar derin sempati duyarken, Kürt davasına ilgisiz kalmaları karşısında yakınanlar, "Çifte standart" dan söz edenler oldu. Aslında burada çifte standart falan yok. Emperyalizmin tek standardı vardır: Onu da tekellerin çıkarları belirler. Kosova Arnavutiannın hareketini yönlendirenler, Yugoslavya'yı yıkmak isteyen mihrakların hedeflerine uygun şekilde hareket etmektedirler. Barzani ve benzerleri ya da Avrupa'da Batılıların muhatap olarak dayatmak istedikleri "iyi Kürtler" ise, onlar da "iyi Arnavutlar"dır. Fransızların "Söyle bana dosdarın kim, sana kim olduğunu söyleyeyim" diye bir atasözü vardır. Kosova Arnavutlarını temsil etme iddiasında bulunan bir örgütün ne denli ulusal, ne denli demokratik olduğunun saptanmasında bu söze uyarak hareketin dostlarına bakarsak yargımızda pek yanılmış olmayız. Onun için biz bugün (Türkiye dışında) NATO ülkeleri dahil, bütün dünya kentlerinde NATO saldırısını mahkum eden ve siyasi çözümü savunan halk yığınlarıyla saf birliği ederek, "Bombardımanı durdurun! Yugoslavya'dan elinizi çekin" diyoruz. Kosova sorununda olsun, Yugoslavya'nın tamamında olsun gıdası en ilkel şovenizm olan "Uydu devletçikler yaratma tertiplerine son!" diyoruz. "Tito'nun halkların özgürlük ve eşitlik temelinde gönüllü birliği politikasına dönülsün!" diyoruz.* MİHRİ BELLİ

19 M. CAN YÜCE'NİN "GERÇEKLERİ" ÜZERİNE FIRSATÇILIK VE DOSTLUK NEDİR? 7 Nisan tarihli Özgür Politika'da M. Can Yüce imzalı bir yazı yayınlandı. "Yeni sürecin" ortaya çıkardığı "gerçekleri" tartışıyor Can Yüce. Önce Kürt milliyetçi hareketi içindeki farklı tavır ve eğilimleri ele alıyor; kaçak güreşenleri, orta sınıf eğilimlerini, hatta "keskin milliyetçiliği" eleştiriyor. Sonra yazısının ikinci bölümünde de Türkiye soluna yöneliyor ve devrimci hareketi "fırsatçılık"la eleştiriyor. Can Yüce'ye önce şunu belirtmeliyiz. Süreçte çok özel bir yenilik yoktur; ama hiç değilse, sizin bazı gerçekleri görmeniz açısından yeni sayılabilir. Emperyalizmden çözüm beklediğiniz süreç, isteseniz de istemeseniz de kapanmıştır. Emperyalizme ilişkin tahlilleriniz iflas etmiş, yeni bir tahlil süreci kaçınılmazlaşmıştır. Bunları yapar veya yapmazsınız, ama eskisiyle devam edemeyeceğiniz, onda ısrar ettiğinizde, sürecin emperyalizmin icazetinde, bu düzen içinde bir "son"la noktalanacağı kesindir. Gerçekleri, bu gerçeğin ışığında aramalısınız. Fırsatçı diyorsun. Sen dostluk nedir bilir misin ki?.. Dostluğu bilmeyenler, fırsatçılığı da bilmez. Senin dostluk tarifin burjuvazi gibidir. Politikada dostluk yok, çıkarlar vardır; "taktik" adına dostluklar ve düşmanlıklar yer değiştirebilir. PKK'nın dostu olmak için, bu pragmatizmi, bu "taktikleri itirazsız desteklemek gerekir. Sizin tarifiniz budur. Tabii bu noktada, yanlışlarınız karşısında devrimci politikayı, devrimci eylemleri savunduğumuzda, fırsatçı dersiniz. Fırsatçı deyip karşı "saldırıya" geçiyorsun. Fırsatçılığın da kökeninde kemalizm, sosyal şovenizm var deyip, eleştirilerimizin tartışılmasının önünü kesmeye çalışıyorsun. Kaba bir kaçış taktiği. Tartıştığımız, senin deyiminle fırsatçılık yaptığımız konuda, yani Mavi Çarşı eylemi konusunda ne diyorsun peki? Söylediğin fırsatçılık eleştirisini niye yaptığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor: Halka zarar veren, doğrudan halka yönelen bu eylemleri, "kastı aşan" eylemler olarak adlandırıyorsun. Ayıp! Kastını aşanmış! Kasıt ortada zaten. Sıradan insanları katletmek için geliyor ve katlediyor. Kastını aşan bir eylemse, o örgüt niye halka bir açıklama yapıp, bu eylemi yapanlar, şunu değil de bunu amaçlamışlardır, özür diliyoruz bile demiyor. Senin örgütün, özür dilemek bir yana, bu eylemlere saygı duyduğunu açıklamadı mı? Kime ne anlatıyorsun, kimi kandırmaya çalışıyorsun? Kaçıyorsunuz aslında. Eylemi gerçekten ilkeler açısından, devrimcilik açısından tartışmaktan kaçmak için böyle "kastı aşan", "anlık öfke sonucu", "kendiliğnden" gibi ifadelere sığmıyor, karşı eleştiriler yapıyorsunuz. Hayır, şu yapmış bu yapmış, merkeziymiş veya "o anlık öfkenin sonucu "kendiliğinden"miş, bunları geçelim. Bu mantığı kim yarattı? Bunu tartışmak durumundayız. "Senin kültürünü mü yakıyorlar, sen de onların kültürünü yak...", ormanlarımız yakılıyor, biz de yakacağız tabii"... bunlar denilmedi mi? Bunlar bir kültür yarattı. O eylemi yapan şu veya bu kişi, bizim tartışmamız onlarla değil, bu kafayı ona veren anlayışladır. Evet biz dostuz. Halkımızın kurtuluşu için savaşan herkesin dostuyuz. Görmek isteyen her göz için bu tavrımız açıktır. Fırsatçılıkla eleştirmeyi biliyorsun. Peki bizim îmralı statüsü konusunda yaptığımız öneriden niye bahsetmiyorsun? Ne önerdik? Biliyorsunuz. Şehitleri göze alarak Öcalan'a dayatılan bu statüyü bozacak bir eylem önerdik. Şu veya bu konuda eleştirebilirsin tabii ki. Ama hakkımızı teslim et. Bırakın onu, dost bile demiyor. Dost, senin her dediğini alkışlayan, her yaptığını onaylayansa, öyle dost olmayacağımız açıktır. Ama dostluğu böyle tanımlıyorsan yanılıyorsun. Bu büyük fırsatçılar öyle davrananlardır. PKK'nın dostu kim? Bir zamanlar çok yakın olduklarınız şimdi neler söylüyor, şimdi siz onlara neler söylüyorsunuz, bir gözden geçirin bakalım. Özal'ı, MGK'yı, Genelkurmayı savundunuz devrimcilere karşı. Özal için Türk halkına başsağlığı dilemediniz mi? Bizi bunlarla, emperyalistlerle kıyasladınız, onların Kürt ulusal mücadelesine daha anlayışlı davrandığını söylediniz ciddi ciddi. Ne yaptı onlar? Öcalan'ın tutsak edilmesinden bu teorilere evet diyen herkes sorumludur. Biz dün şöyle, yarın böyle diyen bir dost olmadık hiç bir zaman. Olmayız da. Dostluk konusunda bir eleştiri olacaksa eğer, bunu yapacakların en sonunda gelirsiniz. Darbecilik döneminde ne yaptınız mesela? '93'te neler yaptınız, daha yakın zamanda protokol konusunda ne yaptınız? Fırsatçılık işte tam da budur. Generaller cezalandırıldığında ne yaptınız? Düşmanlık mı? BDGP'ye bak. Fırsatçı mı arıyorsun? Aynaya bak. Darbeci hainleri yanınıza aldınız. Ne yapacaksınız? Hadi yapın bakalım. Bir şey yapamayacağınızı siz de bilirsiniz. Çünkü "siyaset" yaptığınız hainlerin, bir şey yapacak bir durumu olmadığını iyi bilirsiniz. Ama tabii bir işe yarıyorlar; Cephe'nin önünü kesmiş oluyorlar. O kadar sorduk, darbeci hainleri BDGP'ye kim çağırdı, herkes karşı olduğuna göre, kim dayattı? Cevap yok. Ama dostlarınız sizin çabalarınızla getirildiğini, sizin ısrarcı olduğunuzu söylüyorlar artık. Biz de gidip M. Şener'i veya hain birini yanımıza alsak ne olur? Fırsatçılık budur işte. Provokasyon yapmak için darbeci hain mercekle aranıp bulup getirüiyor. Yapın. Sizi küçültür. Tarih yazacak bunları. Bu kafayla mı halkları birleştireceksiniz? Devrimci bir hareket, ulusal bir kurtuluş hareketi hata yapmaz değil. Ama yaptığında hatasını kabul eder. Hatasının siyasi-örgütsel kaynağını bulur; saygı duyuyoruz ne demek? Açın sözlüğü bakın. TDK'nın Türkçe sözlükleri Kemalist falandır, açın İngilizce, İtalyanca sözlüklerden bakın. "Saygı"nız açık bir onaylamayı içermektedir. Hangi devrimci hareket katliama saygı duyar? Bu konuda PKK merkezi ve yine değişik PKK'lılar tarafından yapılan açıklamalara bir bakın. Halkı, devrimcileri mi kandırmaya çalışıyorsunuz, yoksa farklı bir şey mi? Şimdi senin merkezin diyor ki, bu eylemler başkaları tarafından yapılıyor, onlar bizden farklı olarak "kısasa kısas" mantığını savunuyorlar. Bizim böyle bir çizgimiz yoktur, ama saygı duyuyoruz. Sen diyorsun ki, kastı aşan eylemlerdir. Kendiliğindendir. Bunlar birbirinden çok farklı şeyler. Ama bir noktada birleşiyorlar: Eylemi savunmak. Her iki açıklamada da eylem savunuluyor. Her iki açıklamanın sahibi de eylemi yapanları büdiği havasında. Halk katledilmiş; neden aklınıza kontra gelmiyor? PKK-MK adına yapılan açıklamada deniyor ki, "gözleyeceğiz, zarar verirse eleştireceğiz". Neyini gözleyeceksin? Katliamın nesini değerlendireceksin? Yani henüz bir zarar vermiyor demek. Yap diyorsun yani. Bunlar Ortadoğu tarzıdır. Saygı duyuyorsan devam et. Daha büyüklerini yap. Hatta, saygı duyulacak bir şeyse, hep birlikte yapalım. BDGP'yi harekete geçirin. Mavi Çarşı gibi hedefleri yerle bir edelim. Daha büyüklerini bulup yakalım. Sonuçta, hangi görüş temelinde tartışacağız? Kastı aşan bir eylem olarak mı, saygı duyulacak bir eylem olarak mı? Aslında Can Yüce'nin yazısında buna benzer başka sorular da geliyor gündeme. Örneğin Can Yüce, orta sınıflara karşı nasıl bir tutum alınacağı sorununu "devrimin başarısı" açısından tartışıyor. Pekala PKK'nın gündeminde devrim mi var? Devrim hedefi çoktandır terkedilmiştir. Bir kaç teorik yazıda, kongre kararlarında devrimden sözetmekle, bu hedef korunamaz açık ki. PKK'nın son beş yıldır sürdürdüğü pratikte devrim hedefine ilişkin hiç bir şey yoktur. Her şey barış, uzlaşma üzerine şekillenmiyor mu? Tüm 1 MAYISTA ALANLARDA OLALIM politikalar bunun üzerine şekillenmiyor mu? Devrim hedefi nerede son 8 maddelik öneri neyin işaretidir? Hangi rotaya giriliyor? Bu rota ABD'nin çözümüdür, istenildiği kadar söylemde devrimden sözedilsin, bu rotada devrim yoktur. Ya devrime, ya ABD çözümüne. Netleşmek zorundadır. Hiç kimse sorunu, yapılan yanlışı yumuşatmaya çalışmasın. Atılım da aynı şeyi yapıyor. "Şartsız refleksler"miş. Çok enteresandır, Atılım da yapanları bildiği havasında. Dünya tarihinde devrimciler, yurtseverler tarafından yapılmış böyle kaç tane eylem var? Hemen hemen yoktur. Ama kontra tarafından yapılmış böyle yüzlerce katliam var; buna rağmen, kimsenin aklına kontra gelmiyor. Ya, nereden biliyorsunuz şartsız bir refleks olduğunu? Kontranın değil de falanların yaptığından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? O zaman halka, devrimcilere de açıklayın ki herkes bilsin. Spekülatif ortam ortadan kalksın. Atılım şartsız refleks olduğunu nereden biliyor? Kontra Atılımın da neden aklına gelmez? Kendi refleksinize ne oldu? Mesela, Londra'daki arkadaşınız kraldan daha kralcı. Mavi Çarşı katliamının eleştirisine, PKKTüardan daha tahammülsüz. Siz de mi saygı duyuyorsunuz yoksa? Eleştiriyi bunun için mi böyle yumuşatıp "şartsız refleksler" falan diye adeta bir meşruluk yaratıyorsunuz? Can Yüce, devrimci ilkeleri savunan tavrımız karşısında fırsatçı diyor. Bazıları, çeşitli yerlerde bununla da yetinmiyor olmalı ki saldırıyor. Tehditler savruluyor çeşitli biçimlerde. Biliyoruz, yaparsınız. Biliyoruz, mesela KUK'tan veya başkalarından onlarca, yüzlerce kişiyi öldürdünüz. Ama ne olur? Kendi ideolojisinde, siyasi çizgisinde kararlı

20 olan, çizgisini sürdürür. Vurabilir, öldürebilirsin, sen kaybedersin. Devrim kaybeder. Halk kaybeder. Mavi Çarşıyı yakanlar kendini bombalamıştır. Bunu düzeltsen, evet, işte o zaman herkes şunu düşünür; bunlar halklar arası bir ayrılık istemiyor. Ama düzeltilmiyor. Tersine saygı duyuluyor. Halkları birbirinden koparmak mı isteniyor? Evet Can Yüce, yazında senin de işaret ettiğin gibi, bir kısım Kürtler, özellikle son bir ay içinde ısrarla, halklarımızın kardeş olmadığını, iki halkın birlikte yaşamasının koşullarının olmadığım yazıp işliyor. Niye? Bu dönemde ne yaptı Türk halkı? Tek bir saldın, tek bir yakıp yıkma örneği verin. Yoktur. Peki neden ısrarla bu görüş işleniyor? Bu görüş, Özgür Politika'da işleniyor. Devrimcilere Sayfalarınız, ekranlarınız kapalı ama böylesi tiplere açık! Biz halklarımızın kardeşliğini savunuyoruz, tarafınızdan da sansür ediliyoruz. Bazdan, halklarımızı birbirinden koparmayı savunuyor, onlara köşe tahsis ediyorsunuz. Neden? Dar milliyetçilik varsa, bu konuda ne yaptınız? Ne yapıyorsunuz? 30 Mart'ta bizim MED TV'de konuşmamızdan korkuyorsunuz. İlanlarımızı kabul etmiyorsunuz. Kürt halkına seslenen bir cjjmlgmizden korkuyorsunuz. Ama dar milliyetçilikle bîr Şey yok. O zaman derdiniz bizle. Sihir bozulmuştur. Kimse aptal değil. Herkesi aptal sanan kendisi aptal konumuna düşmekten kurtulamaz. Hot-zot... onu tehdit, bunu tehdit... ABD de halkları tehdit ediyor. Ama teslim alamıyor. Solla uğraşacağınıza düşmanla uğraşın, toprak ağalarıyla, tekellerle uğraşın. Çok açık ortaya koyuyoruz. Mavi Çarşı ve benzer eylemleri yapanlar, halklarımızı birbirine düşürmek isteyenlerdir. Bu katliamı mahkum etmeyenler, şu veya bu biçimde meşrulaştırmaya çalışanlar da, niyetleri, söylemleri ne olursa olsun, halklarımızın birbirine düşürülmesine hizmet ediyor demektir. Ne oligarşi, ne de başkası bunu başaramaz. Burası Yugoslavya veya Kosova dep. Kürt halkıyla Türk halkı arasındaki ilişki, Kosovalılarla Sırplar gibi değil. Kürt halkı katledilince dış sınırlara yığılmıyor; İstanbul'a, Mersin'e, Antalya'ya, Aydın'a göçediyor. Oralarda Türk halkından bir kötülük görmüyor, birlikte yaşayabileceğini biliyor. Diyorsun ki, "firsatçılan" unutmayacağız. Hiç kimse unutmayacak. Senin hafızan varsa, başkalarının da var. Halklarımız Kapalıçarşı'yı, otobüslere, garlara konulan bombaları, Mavi Çarşı'yı unutmayacaktır. Biz de halk adına soruyoruz: Kim yaptı? Neden yapü? Halka bunun hesabı verilmelidir. Biz dostuz. Bunun için eleştiriyoruz. Dostluğun, düşmanlığın böylesine belirsiz hale getirilmesiyle uğraşacağız. Bu şekilsiz, taktik adına herşeyi meşru gören devrimcilik tarifini ezmek istiyoruz biz. Bu yanlış eylem çizgisini, bir daha kimsenin başvurmaya cesaret edemeyeceği bir açıklık ve kesinlikle mahkum etmek istiyoruz. Milliyetçilikle daha çok uğraşacağız, işte milliyetçiliğin Yugoslavya'daki, Kosova'daki sonuçlan! Siz de istemiyor muydunuz emperyalizmin müdahalesini? Peşin peşin ilan edelim; Birleşmiş Milletler veya hangi ad altında olursa olsun emperyalizm, Anadolu'yu bombaladığında biz emperyalizme karşı savaşacağız. Sen o zaman UÇK gibi mi olacaksın? Şimdi cevaplanması gereken soru bu kadar açık ortadayken, "Bu kadar kan aktı"... gerekçesiyle tartışmalar ve gerçekler boğulamaz. Sağı solu dost olmamakla, fırsatçılıkla eleştireceğine kendine bak. Kendi içinizdeki düşman kim? Emperyalizm nasıl dost görülür oldu. Viva İtalya sloganlarını, kimler nasıl attırdı? Kimler nasıl ve neden NATO'ya müdahale çağrısı yapabildiler? Burjuva ideolojisi nasıl girmiş beyinlere, devrimcilik tarzı ne şekle dönüşmüş? Cephe ne yapmış da fırsatçı? Seni karşı-devrimci mi ilan ettik? Sana ajanprovokatör örgütü mü dedik? "Doğu'nun MHP'si" mi dedik size? Ne demişiz? Bu eylem yanlış demişiz. Öfkeyi anlamak yerine eleştiriyorlar diyorsun. Tekrar soruyoruz; hangi devrim hareketinde olmuş böyle bir şey? Bu tarzı kim ortaya çıkarttı? Öğünebilirsiniz. Sizin eserinizdir bu. Bu kafa yapmıyor. Bu anlayışı değiştireceksiniz! Biz de bunlan yoketmek için uğraşıyoruz. Değilse devrimcilik zorlaşacak, yokolacaktır. Devrimin onurunu, adaletini, ahlakını, saflığını kemiriyor bu tür eylemler. Sen de devrimciysen, bizle beraber bu devrimci anlayışı ve ilkeleri savunursun. Düşman seni yakarsa da, sen yakmayacaksın. Düşman adaletsizlik yapar, sen yapmayacaksın. Çünkü sen devrimcisin. Halklanmızın kardeşliğine inanıyorsan, özür dile. Yanlıştır de. Sen saygı duyuyorsun, kastı aşan diye geçiştiriyorsun. Yapanlara devam mesajı çıkıyor ortaya. Kardeşliği istemiyor musun o zaman? Ya devrimcisindir. Ya depsindir. Kemalistliği kendinde ara. Kim her türlü pragmatizmi meşru görüyor? Kemalizm budur. Kim, kapitalizm içinde yaşamayı çözüm sayıyor? Kemalizm budur. Ama Kemalizm, hiç depse bir dönem, emperyalizme karşıdır, bu noktada kemalistlerin bile gerisine düşmüşsünüz, yaşasm emperyalizm denilecekti neredeyse? Bırakın artık bu hazır kalıp damgaları. Bunlar kendi gerçeğinizi örtmeye yetmez artık. Hiç bir karşı eleştiriyle, saldırıyla gerçekler boğulamaz artık. Yazının başlığına "Gerçekler" ifadesini koyup, gerçeklerden kaçmak bu kadar mümkündür işte. Kaçışın sonu yoktur. Bu eylemler, bu emperyalizm teorileri, tartışılacaktır!* ÖREVİ: Nato'nun dayattığı bölünmenin taşeronluğunu CİA'ya istihbarat toplamak, NATO vurucu gücü olarak görev yapmak vb. Bakın şu askerin kolundaki işaretlere. Adı ulusal kurtuluş ordusu, ulusallığı, kurtuluşu ABD bayrağı altında görüyor. Emperyalizme karşı çıkmayan hiç bir hareketin ulusallığı, yurtseverliği yoktur. Ulusallık, herşeyden önce emperyalizme karşı bağımsızlıktır. Ulusallık, ulusal onuru, vatanı emperyalizmin postalları altında çiğnetmemektir. UÇK, emperyalizmin ajan örgütüdür. ABD'den "gönüllülerin" donatılıp törenlerle UÇK'ya katılmaya gönderilmesi bunun yeterli kanıtıdır. Başka gösterge aramaya gerek yoktur. Kosova halkının değil, emperyalizmin çıkarlarının savunucusudurlar.. Kimse adına, Ünvanına kanmasın.* 1 MAYIS'LAR MEŞRUDUR G

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

: İstanbul Barosu Başkanlığı

: İstanbul Barosu Başkanlığı 31.05.2013 815 İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İHBARDA BULUNAN : İstanbul Barosu Başkanlığı İHBAR EDİLENLER : Şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenler, bu

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.urfastar.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Ekrem İMAMOĞLU Belediye Başkanı

Ekrem İMAMOĞLU Belediye Başkanı MEDYA SPONSORU Dostlarım, Tüm Dünyaya yaymak istediğimiz bir enerji, anlatmak istediğimiz bir mesaj var. Bu; barışın, sevginin, kardeşliğin ve birliğin mesajı. Tüm insanlık için niyetimiz çok net. Barış

Detaylı

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08 2 Aralık Pazar günü Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kendisine yönelik baskılara karşı ve neden tutuklandıklarını anlatan bir basın açıklaması yaparak eylem gerçekleştirdi. 2 Aralık Pazar günü saat

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 20 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Federasyona katıldılar TÜRKİYE Spor Yazarları Derneği nde İstanbul Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu ve Beşiktaş Muhtarlar Derneği

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA

HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA HASAN BALIKÇI ONUR ÖDÜLÜ PROF. ONUR HAMZAOĞLU NA Elektrik Mühendisleri Odası nın (EMO) kaçak elektrik kullanımına karşı verdiği mücadelede hain bir saldırıyla katledilen üyesi Hasan Balıkçı anısına iki

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ 2012 2013 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ SIRA NO ÇALIŞMA KONULARI TARİHİ 1. Okul Öncesi Ve İlköğretim Okulları 1. Sınıf Öğrencilerinin Eğitim- Öğretime Hazırlanmaları

Detaylı

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL- İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Toroslar/Çağdaşkent Mahallesinde 2015

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Ocak - Şubat 2013 22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Açılış konuşmasının devamında Şube Yönetim Kurulu Sekreterimiz Alişan Çalcalı tarafından Şube etkinlikleri ve çalışmalarına

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gazete msjı, sms ve anons metni hazırlandı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Türk Kadınlar Birliği tarafından

Detaylı

İkinci Yeni akım Ustası Şair İlhan Berk Anıldı

İkinci Yeni akım Ustası Şair İlhan Berk Anıldı İkinci Yeni akım Ustası Şair İlhan Berk Anıldı Türk şiirinde İkinci Yeni akımın usta şairi İlhan Berk, aramızdan ayrılışının 6.yılında Bodrum da ailesi ve sevenlerinin katıldığı sergide anıldı. Bodrum

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02. Günlük Haber Bülteni 05.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 11.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:10.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.urfa.com Tarih:10.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-7. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Son Dakika KARABAĞLAR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN SELVİTOPU: Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye tarafından

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu 17 Mayıs 2014 Tarihinde Ankara da Gerçekleştirildi UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetmeliğinin 14. Maddesine göre toplanan XXVI. Genel Kurul, 2014-2018

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI

T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI Benim Naçiz Vücudum Elbet Bir Gün Toprak Olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır. K.Atatürk ATATÜRK ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 71. YILDÖNÜMÜ ANMA TÖRENİ

Detaylı

AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 BASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR 1. Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, basın özgürlüğü kapsamında yaptığı açıklama nedeniyle hakkında hazırlanan fezlekeden

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 10.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 10.02. Günlük Haber Bülteni 11.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 10.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 10.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası 1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası Başbakan işçiyi 'ayaktakımı', Adalet Bakanı evrensel gösteri hakkını 'Anayasa'ya başkaldırı' diye tanımlayınca polis de Taksim'i korumak uğruna savaş a hazırlandı. Taksim, Beşiktaş,

Detaylı

PTT Genel Müdürü Osman Tural, günlük geçiş sayısının ortalama. Tural, köprülerdeki HGS geçiş oranının yüzde 35 olduğunu bildirdi.

PTT Genel Müdürü Osman Tural, günlük geçiş sayısının ortalama. Tural, köprülerdeki HGS geçiş oranının yüzde 35 olduğunu bildirdi. 27 ŞUBAT 2013 Tasarım: Onur Baştuğ - Muzaffer Topal - Haber: Didem Tutal - Ufuk Çoban IPHONE ve IPad uygulama: Uğur Baştuğ HGS'de ceza yok PTT Genel Müdürü Osman Tural, ''Hızlı Geçiş Sistemi etiketiniz

Detaylı

Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun

Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun DOMESTIC VIOLENCE HELP AT COURT Turkish AİLE İÇİ ŞİDDET Artık şiddetin sona ermesini istiyorsunuz Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun Kadınlar İçin Aile İçi Şiddet Mahkemesi Savunma

Detaylı

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ 2008-20092009 Eğitim Öğretim yılı Etkinlikleri TÜRKÇE- EDEBİYAT BÖLÜMÜ Ruhi Kayın Ozulay Aker Rabia Uzun Arzu Baytaş Pınar Gürbey Özgün Emeksiz Sehel Oto ANAYASAMIZDA

Detaylı

EMO-GENÇ ÇALIŞMALARI

EMO-GENÇ ÇALIŞMALARI EMO-GENÇ ÇALIŞMALARI 123 11 Nisan 2008 - Yıldız Teknik Üniversitesi Tiyatro Kulübü nün Kızılötesi Aydınlık isimli oyununa gidildi. 12 Nisan 2008-15 EMO-Genç üyesinin katılımıyla AutoCad semineri gerçekleştirildi.

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 18.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 18.01. Günlük Haber Bülteni 19.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 18.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 18.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.şanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Trans Grup Terapisi Devam Ediyor. SPoD LGBTİ, Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencilerine Yönelik Bir Eğitim Düzenledi

Trans Grup Terapisi Devam Ediyor. SPoD LGBTİ, Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencilerine Yönelik Bir Eğitim Düzenledi Biz Kimiz? Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) bireylerin insan haklarının yanı sıra sosyal ve ekonomik haklarıyla

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

.~ ". EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C.

.~ . EXPO . \J. f ~ ~ ~ c... ~ ı5-2 ı Mayıs 2015 tarihleri arasında kutlanacak olan programı ekte sunulmuştur. .:~. :... T.C. r: ~ c... ~ f ~ ~ \i it " TC Vii '1. GENeLıI( VE ~POR };tl ~AKA"LlG'LP '-?~ T.C. MANAVGAT KAYMAKAMLIGI Gençlik Hizmetleri ve Spor ilçe Müdürlüğü :....:~.. \J..~ ". EXPO Sayı: 190613431 146 Konu: Gençlik

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

ANAFİKİR: Demokratik anlayış toplumdaki insanları ve bakış

ANAFİKİR: Demokratik anlayış toplumdaki insanları ve bakış 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (25.04.2013 10. 05.2013) Sayın Velimiz, 25.04.2013-10.05. 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY

KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY 1 KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY 28 Mart - 03 Nisan 2011 tarihleri arasında kutlanacak olan 47. KÜTÜPHANE HAFTASI'nın açılış törenini onurlandırmanızı diler. Tarih: 28 Mart 2011 Saat: 14:00 : Antik

Detaylı

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Bu akşam gönüllümüz sevgili Medine Hakkâri de YIBO da gönderdiğiniz kitapları almış telefonla selam ve sevgilerini yolladı tüm ILKYAR gönüllülerine ve bağışçılarına...

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ETEM KARAGÖZ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 32008/05) KARAR STRAZBURG 15 Eylül 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

Bu tarihi ve anlamlı günün doksan üçüncü yılını ulusça büyük bir coşku ve idrak içerisinde kutlamaktayız.

Bu tarihi ve anlamlı günün doksan üçüncü yılını ulusça büyük bir coşku ve idrak içerisinde kutlamaktayız. Ben 1919 yılı Mayıs ayı içinde Samsun a çıktığım gün, elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk Ulusunun Soyluluğunda doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben bu

Detaylı

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Güneş GÜRSELER * Hiçbir planlama yapılmadan birbiri ardına açılan hukuk fakültelerinin yılda ortalama

Detaylı

1 9 9 8-9 9 23. DÖNEM Y İ R M İ Ü Ç Ü N C Ü D Ö N E M Y Ö N E T İ M K U R U L U. İstanbul Şube Başkanı. 1978 yılı Galatasaray mezunu (1955-...

1 9 9 8-9 9 23. DÖNEM Y İ R M İ Ü Ç Ü N C Ü D Ö N E M Y Ö N E T İ M K U R U L U. İstanbul Şube Başkanı. 1978 yılı Galatasaray mezunu (1955-... Proje1 genis marjli:mizanpaj 1 24.12.2007 13:32 Sayfa 78 1 9 9 8-9 9 Y İ R M İ Ü Ç Ü N C Ü D Ö N E M Y Ö N E T İ M K U R U L U ÜMİT ÜLGEN İstanbul Şube Başkanı 1977 yılı Galatasaray mezunu (1955-...) EROL

Detaylı

NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. 2015 Genel seçim çalışmalarına Tarsus İlçe Örgütünü

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÖLÜNÇ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 47695/09) KARAR STRAZBURG 20 Eylül 2011 İşbu karar nihai olup

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Nasıl bir İstanbul? Belediyesi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde nasıl bir İstanbul düşlüyorsunuz? Peki; düşlerinizin gerçekleşmesini

Detaylı

CUMHURİYETİMİZİN 90. YILI KUTLAMA PROGRAMI 29 Ekim 2014

CUMHURİYETİMİZİN 90. YILI KUTLAMA PROGRAMI 29 Ekim 2014 CUMHURİYETİMİZİN 90. YILI KUTLAMA PROGRAMI 29 Ekim 2014 1- AMAÇ Bu program, Cumhuriyetimizin 91. kuruluş yıldönümünü daha anlamlı ve daha coşkulu bir şekilde kutlamak ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerini

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI ZEKA SORULARI 1) İçi su dolu üç bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz, yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş. Yalnız bir bardağı yerinden

Detaylı