Bizim Dergi. 3 ayda bir yayınlanır Ocak 2009 Sayı 13. Mutlu Yıllar. Çubuk - Ankara

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bizim Dergi. 3 ayda bir yayınlanır Ocak 2009 Sayı 13. Mutlu Yıllar. Çubuk - Ankara"

Transkript

1 Bizim Dergi 3 ayda bir yayınlanır 2009 Mutlu Yıllar Çubuk - Ankara

2 Bizim Dergi 2 Değerli Okuyucular, Sevgili Üyelerimiz... Yazıma başlarken hepinizin yeni yılını kutluyor, 2009 yılının size sağlık, uyum, huzur, mutluluk ve başarı için gerekli enerjiyi sunmasını diliyorum. Şans da yanınızda olsun! Hep güzel tesadüfler yaşayın. Doğru zamanda doğru yerde olma ve yanlış zamanda yanlış yerde olma sözlerinin geçerli olduğuna inananlardanım. Sizin hep doğru zamanda doğru yerde olmanızı dilerim. Derneğimizin kuruluşunun 30. yılı olan geçtiğimiz yıl da dolu dolu geçti. Çeşitli faaliyetler sıra sıra yer aldılar, bizleri birbirimize yaklaştırdılar. Birlikte Anneler Günü nü kutladık. 19 Mayıs ta ağacımızın altında buluşarak Gençlik ve Spor bayramını kutladık, bizden önce İsviçre ye gelmiş olan büyüklerimizi andık. 15 Haziran da gelenek haline getirdiğimiz kermes etkinliğimizi gerçekleştirdik. Yaz tatilinin hemen ardından 6 Eylül de yer alan İsviçre Öğrenim Festivalinde İTT nin yanında olduk. 25 Ekim de Winterthur Şehir Kütüphanesiyle Türk Kahvesi programını düzenledik. 15 Kasım da 30. yılımızı görkemli bir baloyla kutladık. 18 Aralık ta Subita nın düzenlediği 1000 Mum etkinliğinde yer alarak adımızı duyurduk. Bu arada arkadaşımız Tuba Gönç ün başlattığı ve öğretmenliğini yaptığı kadınlarımıza yönelik okuma yazma kursları ve 3-5 yaş arası çocuklar için iki dilli kreş projeleri büyük bir başarıyla devam ediyor. Arkadaşımız Meltem Nauer in çabalarıyla ISGF nin düzenlediği Sigaradan Kurtulma Kursu yer aldı İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Adına Başkanı Fatma JÄGGLI Yazı ve Yayın Kurulu Esin KESKİN Fatma JÄGGLI Meltem DİRİK NAUER Nevin MEISTER Sevim KARADENİZ Tuba GÖNÇ Adnan MİRZA Semra FİZ ARIKÇI Teknik Yayın Sorumlusu Jakob JÄGGLI İletişim: Yazışma Adresi: Türkischer Frauenhilfsverein Schweiz Postfach Winterthur Postcheck: etkinliklerimiz arasında. Tuba nın çabalarıyla da Kızıl Haç Örgütü nün düzenlediği sağlıklı Kalarak Yaşlanmak kursuna yönlendirdik hanımlarımızı. Şimdi önümüzde 22 Mart Pazar günü yapacağımız genel kurul toplantımız var. Nerede olacağını ve saatini Mart ayında göndereceğimiz ayrı bir mektupla bildireceğiz. Vakit çok çabuk geçiyor. Gözümüzü açıp kapayıncaya kadar o günün geldiğini göreceğiz yine. Bir derneğin sağlıklı işleyişinde tüm genel kurul toplantılarına katılımın çok olması önemlidir, ancak bu defa çok daha önemli... Neden mi? Yönetim Kurulundan bazı arkadaşların artık biraz dinlenmeye, yani bir "Pause"ye ihtiyacı var. Ben de bu gruba dahilim. Derneğimizin yönetim kurulu biliyorsunuz altı kişiden oluşuyor. Yönetim kurulu başkanı'nın iki oy hakkı vardır. Şimdiki kuruldan dört arkadaş artık bir müddet için izin istiyor. İki arkadaş ise bir kez daha seçildikleri takdirde çalışmaya hazırlar. Bunlar Meltem Nauer ve Nevin Meister. Bunu size şimdiden bildirmemin sebebi, aranızda dernek yönetimine girmek isteyen gönüllüler varsa, lütfen aday olmak üzere genel kurul'a katılsınlar. Hatta aday olmak istediklerini bize daha önce de bildirebilirler. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma alanında çalışmak "gönüllülük işidir" ve bayrak yarışına benzer. Yorgunluk hissedenler bayrağı başkalarına teslim etmek istiyor. Bu bayrağı gönülden devralmak isteyenlerin mutlaka çıkacağına inanıyoruz çünkü biz yıllardır çok severek ve uyum içinde çalıştık ve ortamdan çıkan olumlu enerjiyi ve coşkuyu sizlere de yansıtabildiğimize inanıyoruz. Ayrılacak olan arkadaşlar arka planda severek çalışmaya zaten devam edecekler, yeni gelenlere yapılan işleri en iyi şekilde devir ve teslim edeceklerdir. Haydi derneğimize hep beraber sahip çıkalım ve başta İsviçre ve Türkiye'ye, sonra da dolaylı yoldan tüm insanlığa küçücük de olsa olumlu katkıda bulunmaya devam edelim. Sevgi ve saygılarımla Fatma Jäggli Bizim Dergi kısa adı TFS olan İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin Resmi Yayın Organıdır

3 Bizim Dergi 3 DERNEK DUYURULARI Meltem D. Nauer, Tuba Gönç...3 İÇİMİZDEN BİRİ Her Yaşam Başka Bir Gezegen, Kahraman Tunaboylu Meltem D. Nauer... 9 SOSYAL SİGORTALAR Adnan Mirza SAĞLIKLI YAŞAM / YOGA VE GERÇEK BEN Yoga ve Mesafe Meltem D. Nauer KÜLTÜR, SANAT VE DÜŞÜNCE YAZILARI Aforizmalar Kitapların Büyülü Dünyasından Seçtiklerimiz Meltem D. Nauer Şiirler Meltem D. Nauer KÖŞE YAZILARI Suskunluğu Gerektiren Anlar Semra Fiz Arıkçı ÇOCUK DÜNYASI Tuba Gönç DERNEK DUYURULARI SAĞLIKLI KALARAK YAŞLANMAK Zürih Kantonu Kızıl Haç Örgütü tarafından, 50 yaş üstü hanımlar için düzenlenen Sağlıklı Kalarak Yaşlanmak konulu kurs Türkgücü derneği binasında gerçekleştirildi. 22, 29 Kasım ve 6 Aralık cumartesi günleri 10.00/13.00 saatleri arasında yapılan kurs 14 bayan ile başladı. Kursun son günü 10 bayan sertifikalarını aldılar. Bayanlar kurs boyunca bol bol dertleştiler, ortak sorunlar ve çözümler üzerinde fikir alışverişinde bulundular. Kurs öğretmeni Nihal Birkan beslenme, hareket, sağlık tedbirleri ve sosyal konular üzerine bilgiler verdi. Kursta verilen bilgiler Türkçe ye çevrilip fotokopi olarak dağıtıldı. İsteyenler bu bilgilere web sayfamızdan ulaşabilirler. İlgi olması durumunda kursun erkekler için de yapılması düşünülüyor.

4 Bizim Dergi 4 Zürih'te Yüreklere Şifa TÜMATA (*) 2009'un İlk Gününde Zürih'te Harika bir Konser Verdi Değerli okurlar aranızda Dr. Rahmi Oruç Güvenç adını duymayan var mı bilmiyorum. TÜMATA'nın (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu) kurucusu. Alanında tek. Onun neler yaptığını burada bir iki satıra sığdırmak imkansız. Ama adresindeki web sitesini ziyaret ederseniz TÜMATA'nın tüm etkinliklerini, uyguladıkları müzik terapi programlarının nasıl olağanüstü sonuçlar yarattığını okuyup, öğrenebilirsiniz. Burada sadece 1 Ocak 2009'da Sayın Güvenç ve arkadaşlarının Zürih'te Gemeindestrasse 54 numara'da (Hottingerplatz) saat 17:00'de verdikleri konserin haberini vermek istiyorum ki, seneye sizler de sakın kaçırmayın diye. Çünkü anladığım kadarıyla hoca yıllardır bunu bir gelenek haline getirmiş ve her yeni yıla bu şekilde Zürih'te giriyormuş. (Resimde Dr. Rahmi Oruç Güvenç, eşi Azize Hanımla/ ) Sadece ben ve ailem değil, çoğu derneğimizin üyesi olan bazı Winterthur ve Brütisellen sakinleri de konsere gelmişlerdi. Benim görebildiklerim arasında Zuhal Tetikaşar, Nilgül Altınay, Havva Muslu, Ayşe Benli, Gülsüm İmamoğlu, Selma Aladağ, Hatice Akçadağ ve Aynur Kalfa vardı. Onları orada görünce ne kadar sevindiğimi anlatamam. Bazı şarkı ve ilahilere hep beraber eşlik ettik. Salonda çok hoş bir ortam oluştu. Hoca, Türk katılımcıların sayısını görünce sunumu sırasında ara ara Türkçe de konuştu. Hepimiz konserden mest olmuş bir şekilde ayrıldık. (Dr.Güvenç yanda konser esnasında ) Bir de asıl güzel haber ne biliyor musunuz? Eğer yeterince katılım olursa Dr. Rahmi Oruç Güvenç burada bir program da bizler için Türkçe yapmaya hazır. Zürih'e en yakın tarih olarak müzik dersi vermek üzere Mart'ta gelecekmiş. Bu programının öncesinde (7-8 Mart Hafta sonu ve Miraç Kandili) 2 gününü bize memnuniyetle ayırabileceğini söyledi. İlgilenenler derhal bana başvurabilir. ( (*)TÜMATA, 1976 yılında, Türk Musikisi'nin doğuşunu, gelişmesini, tedavi değerini, repertuar ve enstrüman zenginliğini araştırmak ve tanıtmak amacı ile Dr. Rahmi Oruç Güvenç tarafından kurulmuştur. En az yıllık bir geçmişi olduğu ileri sürülen Türk Musikisi'nin günümüze ulaşabilmiş repertuar, icra şekilleri, dansları kıyafet ve dekorları, sosyo kültürel ve psikolojik kaynakları, modern tıpta yeniden keşfedilen müzik terapinin uygulama malzemeleri TÜMATA'nın genel faaliyet konularıdır. (Kaynak:

5 Bizim Dergi 5 WİNTERTHUR ŞEHİR KÜTÜPHANESİNDE TÜRK GÜNÜ 25 Ekim Cumartesi günü yönetim kurulu olarak sabah da Winterthur Şehir Kütüphanesindeydik. Dilerim hepiniz en az bir kaç kere gitmişsinizdir bu kütüphaneye. Çünkü burası çok özel bir mekan. Çoğumuz Türkiye deki kütüphaneler ve İsviçre deki kütüphaneler arasındaki farkı biliriz. Fakat İsviçre de, Winterthur da oturanların başka bir ayrıcalığı vardır. Winterthur Şehir Kütüphanesi, İsviçre nin bir çok şehir ve semt kütüphanesinde olmayan entegrasyon kütüphanesine sahip. Burada pek çok dilde, her yaş grubuna seslenen kitaplar bulabilirsiniz. Beş yıl önce buradaki Türkçe kitapları Türkiye ve Almanya daki yayınevlerinden özenle seçerek almıştık. Entegrasyon kütüphanesinin açılışını o 5 yıl önce Entegrasyon kütüphanesi açılışında zamanki Başkonsolosumuz Gürsel Demirok yapmıştı. Sonrasında kütüphanede sık sık Türkçe okuma saatleri düzenlemiştik. Yani bu kütüphane, yaşamın parçasından bir mekan. Bizlerle birlikte yaşıyor, çocuklarla büyüyor, kitapları, ziyaretçileri değişiyor ve çoğalıyor. Hepiniz kitapların en iyi arkadaş olduklarını duymuş ya da hissetmişsinizdir. Kitaplardır bizi günlük dertlerimizden uzaklaştırıp başka dünyalara götüren, hayaller kurduran ya da bilginin derinliklerine indirip bizi hayretlere düşüren. Okurken farkına bile varmadan yüzlerce sözcük öğrenir, düşünce ve çözümleme gücümüzü geliştirir, farklı yönlerden sosyalleşiriz. Kütüphaneler de bize bu güzelliği uzatan ellerdir işte. İnsan buradaki her bir kitapta ayrı dünyaların yollarını görür, serüvenden serüvene koşar adeta 25 Ekim de bu özel kütüphanede başka bir hizmet daha vardı. Derneğimiz kütüphane ile işbirliği içinde Türk kültürünü tanıtacaktı. Bu yüzden sevgili üyelerimiz yine nefis yiyecekler hazırlamışlardı, hepsinin ellerine sağlık. Bizler de masamızı düzenledik. Turizm ve Tanıtma Ateşeliği Türkiye tanıtım CD lerini ve broşürlerini getirmişti. Her türlü programa içtenlikle yardımcı olan ve tanıtımlar için şehirden şehire koşturan Turizm ve Tanıtma Ataşemiz Fulya Durgut da bizi yalnız bırakmadı. İşini bu kadar severek yapan, herkesle Türkiye sevgisini paylaşan ateşemize çok teşekkür ediyoruz Kütüphanenin kafeteryasında bir duvarın sağ köşesinde yansıtıcı ile sürekli Türkiye nin cennet köşelerinden resimleri izledik. Duvarın sol köşesinde ise dinlemekten hiç bıkmadığımız, her etkinliğimizde yanımızda olan Mehmet Ali ve Murat bizleri şarkıları ile mest ettiler. Düşünün artık, bir İsviçre kütüphanesinde gün boyunca Türk ezgileri, Türkiye resimleri ve Türk damak tadı ile göze, kulağa ve damağa seslendik. Mehmet Ali ve Murat flüt ve gitar ile Türk müziğinden değişik parçalarla gerçekten İsviçrelileri çok şaşırttılar ve beğenilerini kazandılar. Öğleden sonra çocuklar için Almanca ve Türkçe olarak bir okuma saati yapıldı. Okul öncesi çağda çocuklara anne-babalar tarafından kütüphane ve kitap sevgisinin kazandırılması günümüzde çok önemli. O gün de çocuklar ve aileleri Japonların kitap anlatma sanatı olan Kamischibai kutusu ve parmak kuklaları ile bir masal dinlediler. Sonrasında Mehmet Ali ve Murat çok dilli olarak seslendirdikleri çocuk şarkılarıyla bu kez çocukları neşelendirdiler. Türkiye konulu resim yarışması gün boyunca devam etti, ayrıca çocuklar kendilerine maskeler yaptılar. Her yaşa seslenen bu günde müzik, kitap ve lezzet dolu hoş bir gün geçirdik. Türk kültürünü en güzel biçimde tüm dünyayla paylaşmak dileğiyle Bilginin, kültürün, iyiliğin paylaşıldığı yerde; kütüphanelerde buluşmak umuduyla

6 Bizim Dergi 6 30.YILA YARAŞIR BENZERSİZ KUTLAMA DERNEK BALOMUZA BEKLENENİN ÜZERİNDE KATILIM GERÇEKLEŞTİ GERİDEN GELEN BAĞIŞLARIN DA HESABA GEÇMESİYLE TOPLAM 5800 FRANK KAR ELDE EDİLDİ Malumunuz, derneğimiz geçtiğimiz yıl kuruluşunun 30. yılını dolduruyordu. Bu yüzden 2008 yılı biz dernek yönetimi için ayrı bir telaş ve heyecan konusuydu. Bu duyguyu siz tüm değerli üyelerimize ve dostlarımıza yıl boyunca elimizden geldiğince yansıtmaya, aktarmaya çalıştık; yıllar boyu dernek için hiç bir karşılık beklemeden fedakarca çalışan herkesi, onu tüm iyi niyetiyle kuranları 2008'de layıkıyla hatırlamak ve onurlandırmak istedik. Kısacası geleneksel balomuzu bir fırsat bilip, gerçek bir kutlama havası yaratmaya çalıştık. Hepinizin inanılmaz destekleri ile de galiba bu isteğimiz başarıyla gerçekleşti. En önemli destekçilerimizin başında Sayın Zürih Başkonsolumuz Mehmet Emre ve saygıdeğer eşleri Sema Emre Hanımefendi geliyordu. Onların aracılığı ile baloda gönüllü sahne alan Nesrin- Çetin Körükçü çifti seslendirdikleri birbirinden güzel Türk Sanat Müziği eserleriyle bizlere unutulmayacak anlar yaşattı. Şarkılara pek çoğumuz içtenlikle eşlik etti. Onların son derece sıcak ve doğal programları hepimizin çok beğenisini kazandı ve 30. yılımıza gerçekten apayrı bir anlam kazandırdı. (Tabii Grup Üç Boyut`un sanatçılara uyumdaki üstün başarısını da unutmamak gerekir. Zaten Çetin Körükçü bunu sahnede bir kaç kez dile getirdi. ) O akşam başka neler olmadı ki? Her yıl olduğu gibi balo salonuna geçilmeden önce düzenlenen aperoya çok sayıda katılım oldu. Bir kere görebildiğimiz kadarıyla herkes çok neşeli görünüyordu. Anlaşılan "tebdili mekan" gerçekten büyük bir ferahlık getirmişti; Rüschlikon'daki Zürih Gölü manzaralı Hotel Belvoir gerek salon ışıkları, gerekse yemek ve yemek servisi kalitesi ile misafirleri hoşnut etmiş görünüyordu. Balonun başlangıcında açılış ve sunuş konuşmalarını her zamanki gibi başkanımız Fatma Jäggli üstlenmişti. Misafirleri bekletmemek adına uzun uzun konuşma yapmaktan kaçınarak tüm heyecanı ve içtenliği ile açılışı yaptı. Başta onur konukları olmak üzere sırasıyla herkese teşekkür etti. Buna misafir sanatçılara bilet tedarik eden THY de dahildi. Sonra konuşması için sahneye Zürih Başkonsolusumuz Mehmet Emre Beyefendiyi davet etti. Görev süresinin kısa bir süre içinde dolmasını bekleyen Mehmet Emre Beyefendi de sözleriyle sosyal yardımlaşma konusunda hepimize cesaret verdi ve bu konuşmayı fırsat bilerek hepimizle vedalaştı. Salondan büyük alkış aldı. Ardından sahneye davet edilen Fahri Başkanımız Hidayet Aladağ da çok anlamlı ve duygu yüklü bir konuşma yaptı. Bu aşamada Hidayet Aladağ'ın yanı sıra derneğimizin diğer kurucu üyeleri Yüksel Erinmez, Nejla Karışoğlu, Gülşen Altınay'a, misafir ses sanatçılarına, Sema Emre Hanımefendiye çiçekler verildi. Tam bu esnada biz yönetim kurulunun diğer üyeleri küçük bir sürpriz hazırlamıştık. Derneğimize sayısız emeği geçen Jakob Jäggli'ye ve Başkanımız Fatma Jäggli`ye bu kez bizler çiçek verdik. Son derece sevgi dolu bir atmosfer oluştu. Sevgili Jakob için bu gerçekten sürpriz oldu. Hanımlar gerek elbiseleriyle, takılarıyla gerekse saç modelleriyle birbirinden şık ve göz alıcıydı. Beyler de mutlaka çok şıktı ama hanımların

7 Bizim Dergi 7 ışıltısını yakalamaları biraz zordu tabii (Laf aramızda kalmasın! Sevgili Jakob Jäggli hariç, o kadar şıktıki!). Gecenin canlı müzik programında son yıllarda olduğu gibi yine Grup Üç Boyut vardı. Mehmet Ali, Murat, Ufuk ve Fırat misafirleri memnun etmek için ellerinden geleni yaptılar ve tepkilere bakılırsa gayet başarılı oldular. Gece boyu dans etmekten yorulmayan konukların neşeleri masalarında oturanları da coşturuyordu. Satışa sunulan tombolaların tamamı tükendi. Misafirlerimiz her zaman olduğu gibi bu konuda çok cömerttiler. Tombola hediyeleri de yüzleri güldürmüşe benziyordu. (Sevgili Tuba ve Mesut Gönç'ün biricik tatlı kızları Yağmur Gönç'ün tombola faaliyetindeki katkısına buradan çok teşekkür ediyoruz. O gerçekten küçücük yaşıyla o kadar büyük yardımlar ediyor ki bize, diğer tüm çocuklara çok iyi bir örnek oluşturduğunu düşünüyoruz.) Olumsuzluklar yok muydu? Olmaz mı? Bir takım aksilikler oldu elbette. Mesela; yol inşaatı dolayısıyla otele ulaşmakta zorluk yaşayanlar oldu; tombola hediyelerinin dağıtımında bir kaç kez numara karışıklığı yaşandı; ara ara bazı konuklarımız müzik sesinin yüksekliğinden şikayet etti; Grup Üç Boyut programına halay müziği koymamıştı. Başta kendim olmak üzere geceyi halay çekmeden sonlandırmak istemeyenler bu duruma beraberce hayıflandık. Grup Üç Boyut'a sevgi ve saygı ile buradan duyurulur. (Derneğimizin tüm faaliyetleri ile ilgili benzer eleştirileriniz varsa lütfen bize bildirin, çok memnun oluruz.) Ancak sonuçta baloya her katılan teşekkür ve memnuniyetlerini bildirerek ayrıldı, bu da bizleri çok mutlu etti. Pekiyi ya balodan elde edilen gelir bunca emek ve koşuşturmaya değmiş miydi? Kocaman bir "Evet". Üstelik baloya katılmadığı halde ödeme yapan, ve toplu miktarda bağış yapan hayırseverlerimiz oldu. Onların da katkılarıyla geceden toplam net Frank gelir elde edildi. Bu para yine genç kızlarımızın eğitiminde kullanılacaktır. Vesile olan herkese Allah razı olsun diyor, nice şenlikli, hayır amaçlı ortamlarda sağlık ve uyum içinde buluşabilmeyi diliyoruz. Haberin devamında Fahri Başkanımız Hidayet Aladağ'ın derneğimize yolladığı balo ile ilgili mektubu var, kendisine buradan tekrar teşekkür ediyoruz. İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu Otuz yılını dolduran derneğin böyle görkemli bir kutlamanın yapıldığı gecesinde sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu kelimelerle ifade etmemin imkansızlığını sizler de takdir edersiniz. Bizlere fevkalade bir gece daha yaşattınız. Her zamanki organizasyonunuz gibi bu da takdire şayandı. Hele hedefinize ulaşmak için böyle yüksek bir kar temini gerçekten hepimizi çok mutlu etti. Her şey fevkalade idi ve her yaptığınız daha önce yaptıklarınızdan daha iyi daha başarılı ve memnun edici. Memnun edici çünkü, bunun en güzel ispatı; her balonuz daha çok sizleri sevenleri biraraya getiriyor. Hele Başkonsolosun Türk Sanat Müziği organizasyonu ile katkısı, hepimize Boğaz sefası tattıracak kadar fevkalade bir sürprizdi. Başkan ve Yönetim Kurulu olarak büyük işlere imza attınız. Bu başarılarda eşlerinizin katkısı ve bilhassa Jakob'un payı büyüktür. Gerçekten böyle bir derneğe ihtiyaç olduğunu bir kere daha ispat ettiniz. Hepinizin ayrı ayrı mesuliyetleri olmasına rağmen, bir çoğunuz masalarla tek tek ilgilendiniz. Herkes eğlendi ve çok mutlu ayrıldı. İnşallah sizler de yorgunluğunuzu artık arkada bırakmışsınızdır. Sizlerle gurur duyuyor, başarılarınızın devamını temenni ediyor, Jakob da dahil hepinizin yanaklarından öpüyor, sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Hidayet Aladağ, 13 Aralık 2008

8 Bizim Dergi MUM AKŞAMI 18 Aralık akşamı sosyal bir dayanışma derneği olan Subita nın organizasyonu ile sokakta tanımadığımız pek çok insanla yine buluştuk. Artık bu yıl Subita nın 1000 Mum etkinliğine içecek dağıtıyordu, ama inanın bizim masalarımıza olan ilgi daha büyüktü. Herkes hazırlanan yiyecekleri çok lezzetli buldu. Hazırlayanların ellerine sağlık, derneğimizin, Türk kadınının becerisini, yardımseverliğini gözler önüne serdiler. Hep birlikte yakılan mumlarla eşsiz görünümler oluştu değil, 1200 mum yakıldı. Her kesimden farklı insanlar, bu sokak şenliğini sıcaklıkla paylaştılar. Üyelerimizden Ayşe Benli, Hatice Akçadağ ve Aynur Kalfa bizlere eşlik edip içimizi ısıttılar. Müzik, ateş, yemekler, insanlar hep birlikte olmaktan mutluydular. Subita yönetim kurulu da desteğimizden ötürü duydukları sevinci coşkuyla üçüncü kez katıldığımızdan tecrübeliydik. Bu sefer bir mekan değişikliği vardı. Geçen yıllardaki gibi, Winterthur Manor mağazasının arka tarafında değil, Winterthur Şehir Kilisesi Meydanı ndaydık. Şansımıza yağmur yağmıyordu, önceden yağan kar harika bir manzara oluşturmuştu. Arka sokakta yılbaşı pazarı kurulduğundan olsa gerek, caddeler kalabalıktı. Subita 2 küçük çadır ve masalar kurmuştu. Bizler de sevgili üyelerimizin gönderdiği börekler ve tatlılar için 2 ayrı masa oluşturduk. Yanımızdaki masada Subita çorba-ekmek, sıcak dile getirdi. Subita nın çalışma alanı iki bölümden oluşuyor. Birincisi Streetwork- Strassensozialarbeit sokak yardımı denilen, özellikle yanlış bağımlılıkları olan kişilere sosyal yardımlarda bulunmak, ikincisi Mojawi, mobile Jugendarbeit Winterthur-Mobil Gençlik Çalışması denilen yaş arasındaki gençler için sağlanan değişik aktiviteler ve yardımlardan oluşuyor. Subita bu çalışmaları belediyenin finansal desteği, farklı derneklerin yardımları ve bireysel bağışlar ile yapıyor. Subita hakkında daha çok bilgi edinmek isterseniz adresinden faydalanabilirsiniz. Zürih Şehrinde Oturan Göçmenler İçin Danışma Bürosu Aşağıdaki adreste sosyal, hukuksal, ailevi, maddi ve sağlık konularında sorularınız veya sorunlarınız olduğunda Türkçe bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri veriliyor. Randevu almak için telefon edilmesi gerekiyor. Infodona Telefon saatleri Danışmanlık saatleri Langstrasse Zürich Pazartesi 9:00-12:00 13:30-18:00 Telefon Salı 9:00-12:00 13:30-18:00 Fax Çarşamba 13:30-18:00 Pazartesi 9:00-12:00 13:30-18:00 Salı 9:00-12:00 13:30-18:00 Çarşamba 13:30-18:00 Perşembe 9:00-12:00 13:30-18:00 Cuma 9:00-12:00 13:30-18:00 Perşembe 9:00-12:00 13:30-18:00 Cuma 9:00-12:00 13:30-18:00

9 Bizim Dergi 9 İ Ç İ M İ Z D E N B İ R İ Meltem Dirik Nauer HER YAŞAM BAŞKA BİR GEZEGEN Yeni yıla girerken konuğumuz Sayın Doktor Kahraman Tunaboylu. Yılın bu zamanında Tunaboylu ailesinin de bizim gibi tatile gitmemiş olması söyleşiyi gerçekleştirebilmek açısından büyük şanstı. Oberglatt'taki evlerinde ağırlandım. Kahraman Bey ve Derneğimizin de üyesi olan, sevgili eşi Ayla Hanım da çok şık giyinmişlerdi. Bizim çok mütevazi tirajlı dergimizi ciddiye aldıkları belli oluyordu. Derneğimiz adına hoşuma gitmişti doğrusu. Sonradan anladım ki Kahraman Bey için işin büyüğü, küçüğü gibi bir ayrım yoktu. O her işi çok ciddiye alanlardan. Öncelikle İsviçre'ye geliş şekli itibariyle onun hikayesi biraz alışılmışın dışında gelişmiş. O Zürih'e 1960'da Türkiye'den devlet bursuyla Kahraman Bey ve eşi Ayla Hanım söyleşimiz esnasında/ okumaya gelen bir öğrenciymiş. Hem ailesinin hem de Türkiye'nin yüzünü ağartarak eskilerin söyleyiş biçimiyle kimya mühendisi çıkmış. Üstüne doktora yapmış, enerji konusunda uzmanlaşmış. Uzun okul yılları esnasında da kendini yetiştirmek adına Zürih Teknik Üniversitesi'nin sunduğu seçmeli derslere zamanı, imkanı elverdiği ölçüde katılmış. Bu şekilde tarih, felsefe ve psikoloji okumuş. Ayrıca resim yapmaya, fotoğraf çekmeye ve mandolin çalmaya meraklı. Okumaya, öğrenmeye adeta tutkun biri. Bir şeyleri öğrenmek onun için külfet anlamına gelmiyor. Bilakis eğlenceyi öğrenmekte bulmuş. Her el attığı konuyu derinlemesine zevk alarak öğreniyor. Sohbetimiz saatler sürdü. Üstelik Kahraman Beyin ses tonu o kadar güzel ve etkili ki (Çetin Tekindor ve Cihan Ünal karışımı bir ses bence) çok severek dinledim kendisini. Dopdolu bir yaşam hikayesi serdi önüme. En çok da eşi Ayla ile sergiledikleri uyumdan etkilendim. Onların yaş kuşağında birbirine hala saygı ve sevgi ile yaklaşmayı bilenlere maalesef çok sık şahit olmuyorum. Kahraman Beyin bende yarattığı izlenim yaşamında adımlarını daima sağlam atan, sorumluluk sahibi biri olduğu. Satranç oynar gibi plan ve strateji çerçevesinde hareket ederek yaşamayı sevdiği belli. Ancak ardından işin sonuçlarına da kısmet demeyi bilebiliyor, çünkü manevi değerleri yüksek ve çok kuvvetli. Belki de bu yüzden risk seven, maceraperest bir yapı sergilememesine rağmen, ikna olduğu konularda sonuna kadar gitmekten çekinmiyor. Ondan bizlerin öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum. Ben derneğimiz adına ilk sözü aldım. Gençlerimize tarihi sevdirmek adına yakın Türkiye tarihini anlatacak bir konferans verecek. Şimdiden duyurulur. Kahraman Bey son yıllarda daha ziyade İsviçre Türk Toplumu (İTT)'nin Başkanı olma kimliği ile ön plana çıkıyor. Bu ünvanı kabul etmek ve onun hakkını vermek benim anladığım iğne ile kuyu kazmayı kabul etmek gibi birşey. Kendisi yeni emekli olmuş sayılır (2006). Ancak bir ara "Hala emekliliğin sefasını sürmeye başlayamadık diyor ve ekliyor. "Sırf İTT'yi istediğim seviyeye getiremememin stresi yüzünden... " Evet, içimizden bambaşka birinin kişisel tarih filmi karşınızda. Bakalım Kahraman Beyle ilgili bu filmde kendinizden neler bulacaksınız? İyi seyirler diliyorum. MN: Söyleşiyi kabul ettiğiniz için öncelikle dernek adına çok teşekkür ederiz. Nerede doğup büyüdüğünüzle başlayalım izninizle. İsviçre'ye sonra gelelim. Kahraman Bey annesi, babası ile kızkardeşinin düğününde, arka sağda/1974 KT: Anne tarafım yerli köklü İstanbul Kartallı. Baba tarafım da Rumelili. Babamın ailesi 1930'larda Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmiş. Babamın babası Osmanlı devletinin mahalle mektebi sisteminden sonraki ilk okul öğretmenlerindenmiş. Türkiye de Ankara ya yerleşmişler. Ben Kartal'da doğdum(1941). Babam nüfusumu Ankara'ya

10 Bizim Dergi 10 aldırıyor ve böylece Ankaralı oluyorum. Benden dört yaş genç bir kız kardeşim var. O mimardır. Şimdi emekli ve Datça`da eşiyle beraber yaşıyorlar. Babam Devlet Demir Yollarında istasyon şefiydi. O zamanlar TCDD'nin Eskişehir'de eğitimi çok iyi olan yatılı bir okulu vardı. Oraya da herkesi almıyorlardı. Annem, babam oraya girebilmem için oldukça uğraştılar. Etkileri üzerimde çok olumlu olan okul yıllarıydı. Hala hatırladığımda gözlerim dolar. İstasyona yakındı. Sabahları fabrika borusuyla uyanırdık. "Babaanne" diye adlandırdığımız çok sevecen bir hanım göz kulak olurdu bize. Babamın görev icabı bir müddet sonra İskenderun'a taşındık. İskenderun çok güzel bir şehirdi. Çünkü I.Dünya Savaşı'ndan sonra 20 yıl Fransızların yönetiminde kalmıştır İskenderun. Ve orada sonsuza dek kalacaklarına inanarak herşeyi baştan sona inşaa etmişlerdir o yıllarda. Anadolu'ya verdikleri acıları, onların yaptığı alt yapıdan faydalanarak biraz olsun tazmin etmiş olduğumuzu düşünmüşümdür hep. Tarihe merakım İskenderun'da radyo dinlerken başlamıştır. Radyo çok önemliydi o yıllarda. Soluksuz dinlediğim bir program vardı. "Tarihten bir Yaprak". Dinlediklerimden İskenderun /Kahraman Bey önde açık renk önlüklü Fatma çok beğendiğim olursa notlar alır, ertesi gün Bayrak öğretmen ile öğretmenin müsadesiyle derste anlatırdım. Benim yetişmemde annemin ve ilkokul öğretmenim Fatma Hanımın çok büyük emekleri olmuştur. İskenderun'dan sonra babamın tayini yine Ankara'ya çıktı. Liseyi Kurtuluş Lisesi'nde okudum. O zamanlar çok nitelikli öğretmenler vardı. Oradaki matematik hocam İbrahim Bey, sonradan mühendis olmamda etkili olmuştur. Hesaplamada detayların ne kadar önemli olduğunu, sorumluluk gerektirdiğini o aşılamıştır bana. Nitelikli öğretmenlerin çocuğun geleceğini şekillendirmede ne denli önemli olduğuna çok iyi bir örnekti kendisi. MN: Peki liseyi bitirdik. Ya üniversite? KT: Babam malum memurdu. Beni okutması zordu. Ben de devlet bursuyla yurt dışına gidebilirim diye düşündüm. O yıllarda Türkiye, Atatürk zamanında uygulamaya konan sistemle ülkenin teknolojik yenilikleri takip edecek teknik uzman ihtiyacını karşılamak amacıyla yurt dışına sürekli öğrenci yolluyordu; ama bazı zorlu sınavları başarmanız lazımdı. Çok çalıştım. Nihayetinde İngiltere, Fransa ve İsviçre'de olmak üzere üç üniversite seçeneği kazandım. Bana İsviçre'de kimya mühendisliği okumak cazip geldi. Büyük amcam vakti ile burada hukuk okumuş. Balkan harbinden önceki yıllardan bahsediyorum. 1900'lu yılların başı... Ayrıca lisede seçmeli ders olarak Almanca almıştım. İsviçre'ye o yüzden bir yakınlık duydum. Gidip amcama danıştığımda çok yüreklendirdi beni. İsviçre hakkında tek bir kötü yorum yapmadı tam aksine çok olumlu şeyler söyledi... Neyse düşünün o yıllarda liseyi bitirme sınavları vardı. Üstüne çeşitli ülkelerin burs sınavlarına giriyorsunuz. Buraya gelince bir de ETH'da yeterlilik sınavına girmek gerekiyordu. Ve ben tüm o bürokratik işlemler yüzünden buraya geç gelmiştim; velhasıl arayı kapatmak için çok çalışmam Kahraman Bey İsviçre'ye ilk geldiği yıl-1960 gerekti. Çok kısa sürede ETH sınavlarını vermem ve ders takip edecek düzeyde Almanca öğrenmem gerekti. Çok şükür başardım. Sonradan doktora için de devlet bursu vereceklerdi ama ben kabul etmeyip, kendi imkanlarımla yapmayı tercih ettim. MN: Mezuniyetten sonra? KT: Uzmanlaşmak istedim. Çünkü kimya sonsuz büyüklükte bir alan. Belli bir dalında uzmanlaşmazsa insan, iyi bir gelecek sunmaz size. Ben de enerji konusunda uzmanlaştım. Türkiye'de o sıralarda "Enerji" çok gündemde olan bir konuydu. Ben tahsilden sonra Türkiye`ye dönünce enerji üretimi alanında faydalı olabileceğimi düşünüyordum.

11 Bizim Dergi 11 MN: Vallahi şu ana kadar ciddi ciddi meslek ve okul yılları konuşuldu. Şu işin biraz da Ayla Hanım kısmına gelelim. (Derhal gülüşmeler başlıyor). Nasıl başladı bu ilişki, nasıl oldu evlilik süreci. KT: Doktora yaptığım yıllardı. 1960'ların sonu. Ayla, Zürih Tercümanlık Okulu'nda (Dolmetscher Schule) okuyor, ayrıca okul idaresinde sekreterlik de yapıyordu. Biz bir öğrenci partisinde karşılaştık, arkadaş olduk. Beraber dans kursuna yazıldık. Hiç unutmuyorum Kaiser Tanzschule idi adı. Çok iyi bir dans hocası vardı. Laf aramızda benim dansla fazla alakam yoktu, Ayla'nın hatırına gidiyordum. (Bu arada Ayla Hanım da yer yer eklemeler yapıyor, elbette o zaman bu kadar kilolu değildik diyor, sürekli gülüşüyoruz.). Sonradan kursu bıraktık tabii. Biz aslında yürüyüş yapmayı, gezmeyi çok seviyorduk. O yıllarda arabamız yoktu. Artık tren, teleferik, otobüs ne varsa ülkenin her yerini gezdik. isviçre doğasının güzelliği ve her yerine erişilebilir olmasıyla gezmeye değer bir ülke. Tabii bu aynı zamanda spor yapmaya da yardımcı oluyor. MN: Eeee ne zaman evlendiniz? KT: 1975 senesinde. MN: Uzun süre arkadaşlık ettiniz anlaşılan? KT: Evet ettik. Bunun bir nedeni de benim tereddütlerimdi. O zamanlar ben hep Türkiye'ye dönmeyi düşünüyordum. Çok farklı iki Ayla Hanım, Kahraman Bey düğünlerinde kültür. Ayla Türkiye'ye uyum sağlar mı diye derin derin düşünüyordum. Belli bir süre sonra sorun çıkacak olursa, mesela çoluk çocuk olduktan sonra çok kötü olurdu bizim için. Ayla Hanım atılıyor: Ben o yıllarda Türkiye'ye hem de tek başıma bir keşif gezisi yaptım. Kahraman'ın ailesini ziyaret ettim. Konya, Ürgüp, Silifke, Antalya, İzmir, Denizli, Pamukkale'yi kapsayan çok büyük bir gezi yaptım. Atatürk hakkında kitaplar okudum. Kahraman o kadar çok Atatürk'ten bahsetmişti ki. MN: Tanrım o yıllarda! Tek başına. Ne büyük bir cesaret. Türkiye çok başka görünüyor olmalı o yıllarda değil mi? AY: Evet tam anlamıyla. Ama ben bir seyahat turu ile gittim. Gitmeden önce, o zaman Zürih'teki Reise-Hochschule`de Azmi Uzman öğretmenden Türkçe dersleri aldım. Türkiye'ye gittiğimde biraz Türkçe konuşabiliyordum. Söze Kahraman Bey devam ediyor: Ayla üstelik kendi isteği ve gayreti ile Türkçe öğrendi. Benim şüphelerim zamanla tamamen kayboldu. Aslında özetlemek gerekirse Ayla beni, ben Ayla'yı birbirimizin kültürüne çok güzel entegre ettik. Bence de iyi bir model bu. İki ayrı kültürden insanın birbiriyle kaynaşması ve birbirini anlaması modeli. Açıkçası ön yargılarım vardı. Yabancı bir hanımla evlenmek? Zor bir karar olduğuna inanıyordum. MN: Bu arada merak ettim. Neden Ayla da, Ayşe değil mesela? Ayla ismini seçmenizin bir sebebi var mı? KT: Var, ben seçtim bu ismi. Eskişehir'de ilkokula biraz geç başlamak zorunda kalmıştım. Sınıfa utana sıkıla ilk girdiğim günü hatırlıyorum. Öğretmen "Seni nereye oturtalım bakalım?" demişti. Birden sınıfta saçları uzun örgülü çok sevimli bir kız "Öğretmenim benim yanıma otursun" diye seslenmişti. Adı Ayla'ydı ve benim ilk aşkımdı (Gülüşmeler). Ben de eşime benim için aşk simgesi olan bu ismi verdim. Ben eşine çok sevdiği bir ismi verme ayrıcalığına sahip nadir erkeklerden biri olarak çok şanslı görürüm kendimi. MN: Ya aileler ne dedi evlilik isteğinize? (İkisi de gülüyor) KT: Kimse çok sevinmişe benzemiyordu! Benimkiler de, Ayla'nınkiler de. O yıllarda bu tip bir evlilik hiç de sık görülen bir şey değildi. Ama zamanla ne oldu biliyor musunuz? Ayla annemin kalbini öyle bir kazandı ki, annem bana sık sık Ayla'yı ne kadar takdir ettiğini, çünkü Kahraman Bey, Ayla Hanım düğün günü, anne ve baba Tunaboylu ile-1975

12 Bizim Dergi 12 çok iyi bir anne olduğunu söylerdi. Annemle hep çok iyi anlaştılar. MN: Peki din konusu ne oldu? Asıl hassas noktalardan biri bu değil mi? KT: Ayla katolikti ama uygulayıcısı değildi. Ben ise her zaman inançları kuvvetli biriydim. İslam'ı öyle vaazlardan filan öğrenmedim. Kendim araştırdım, okudum. İsviçrelilerle tartışırken alışılanın dışında bilgi verecek düzeydeydim her zaman. MN: Evet bunu bu yıl Lernfestival'de hepimiz gördük... KT: Ayla'ya İslam'ın ne kadar akla, mantığa uygun evrensel bir din olduğunu anlatırdım. Onunla karşılıklı tartışırdık. (Din konusu açılınca Kahraman Bey'i durdurmak ne mümkün? Büyük bir coşkuyla İslam hakkında bilgi vermeye başlıyor, o kadar güzel anlatıyor ki, Kur'an ayetlerinden örnekler veriyor. Maalesef tüm değerlendirmelerini buraya koymak mümkün değil) Kur'an'ın bir yerinde anlamca şöyle denmiştir: "Okuyun, araştırın Kur'anda akla ve mantığa aykırı hiç bir yer bulamayacaksınız" der, hakikaten de öyledir. Kur'an hakikata ulaşmada dolaysız yol gösterir. Hiç bir araca ihtiyaç yoktur. Ayla da anlattıklarımı mantıklı buldu. Ben Ayla'yı asla zorlamadım. Zaten dinde zorlama yoktur. O kendi iradesiyle karar verip Müslüman oldu. Ben onunla evlenirken Müslümandı. Böylelikle daha uyumlu bir hale geldik. Benim ve çocuklarım adına daha iyi olduğuna inandığım bir şeydi bu. Dinimizi çok mükemmel bir din olarak görüyorum ama sorun şu. Din eğitimimiz maalesef henüz istenen durumda değil. Biz insanlara kendi dinimizi doğru düzgün anlatamıyoruz, ne kendimize ne de Dünyaya. Namaz kıldın oruç tuttun, iyi bir Müslüman oldun tamamdır. Öyle mi?. Öyle değil efendim. Konu o kadar derinki! İşte o derinlikten bir Mevlana çıkıyor. Ne mutlu Türk milletine ki Mevlana, Hacı Bektaş, Yunus Emre gibi İslam'ın gerçek manasını anlamış ve anlatabilmiş değerler oradan çıkmıştır. MN: Kahraman Bey gelin yine İsviçre'ye dönelim. Bu ülke ile ilgili en çok sevdiğiniz beş şey söyler misiniz bize? KT: Bir ülkede şu üç sistemin iyi çalışması lazım: Eğitim, sağlık ve adalet. Bunlar istisnalar hariç İsviçre'de çok sağlıklı çalışıyor. Bu konu çok önemli. Onun için İsviçre'de düzen optimal bir şekilde işlemektedir. Bu yüzden burada hesaplanabilir, düzenli bir hayat vardır. Belli kurallara, kanunlara uyduğunuz sürece herşey saat gibi işler. Ayrıca toplumun yapısına iktisadi bakarsak çok geniş bir orta tabaka görürsünüz. En altta sıkıntı ile yaşayanların ve en üstte kaymak tabakayı oluşturanların sayısı çok azdır. Bu demektir ki insanlar mali sıkıntılar ile boğuşmuyor. İnsanların sıkıntı çektiği yerlerde kaos artar. Bu düzen içinde İsviçreliler birbirine benzer. Disiplinlidir, çalışkandır, dürüsttür. Sözlerine güvenirsiniz. İnsanların mizacı biraz mesafeli olsa da en azından dürüstler. Bunu "Man weisst woran man ist" diye Almanca ifade edeyim. Mantıklı ve rasyonel düşünme ekseriyetle geçerlidir. Bunlar İsviçre'yi istikrarlı yapan çok önemli etkenlerdir. İsviçre'nin en beğendiğim noktalarından başka biri de işi, işin ehline teslim etmeleridir. Yani liyakata göre iş verilir burada, genellikle diyorum tabii. Burada da ilişkiler yoluyla iş bulma ya da, ön yargılarla iş verilmemesi gibi durumlar olabiliyor. Fakat işin ehliyseniz çoğunlukla durum lehinize sonuçlanır. Elbette tabiatı bir harikadır. Ulaşım imkanları çok gelişmiştir. Hatta bir keresinde babam geldiğinde demişti ki; "yahu bu ne güzel ülke; tamamı milli park gibi; adamlar her yeri ulaşılabilir yapmışlar". MN: Peki ya olumsuzluklar? Beğenmediğiniz beş şey söyleyin desem burayla ilgili? KT: Onu da söyleyim açık açık. Bazı insanlarda fazlaca ön yargı var. Sadece İsviçre ile ilgili bir konu değil elbette bu. Dünyanın her yerinde tanınmayan kültürlere karşı ön yargı ile yaklaşılması söz konusu olabilir. Özellikle medyanın şişirmesiyle terörle ilgili hadiseler, eğitimi çok yüksek olmayan, dünyayı çok tanımayan insanlarda kuvvetli negatif bir önyargının oluşmasına neden oluyor. Bu önyargılar sonucu zamanla belli kültürlerden gelen insanların dışlanması noktasına varılıyor. Bazı siyasi partiler bu konuyu istismar ediyor. Bu da bizlerin mücadele etmesi gereken önemli bir konu. Bizim kendimizi daha iyi anlatmamız lazım. Başka bir olumsuzluk düşenemiyorum şu anda. Ayla Hanım atılıyor hemen: Ankara'da mesela biz çok sık operaya giderdik. Burada gidemiyoruz çünkü çok pahalı. KT: Evet Ayla sayesinde bir eksi yan daha bulduk. Hakikaten sanat ve kültür faaliyetleri çok pahalı. İstediğimiz kadar sık katılamıyoruz. Oysa ilk geldiğim yıllarda gerçekten ucuzdu. Şimdilerde opera,

13 Bizim Dergi 13 tiyatro ve konsere gitmek maalesef sadece belli bir kesime hitap ediyor. O kesimden pek çokları da giyinip kuşanıp kendini göstermek için gidiyor oraya. MN: Türkiye'ye geçecek olursak; Türkiye ile bağlarınız nasıl? Özlediğiniz şeyler var mı? KT: Türkiye evvela yurdum, vatanım, çocukluk ve gençlik anılarımın olduğu yer. Çok kuvvetli bir yürek bağım var Türkiye ile. Özlediğim şeyler çok tabii ama hepsini işte bu bağ anlamlı kılıyor. İnsanlarının sıcaklığı, yemekleri, tabiatı vs. o bağ olmasa bunların o kadar büyük bir anlamı olmaz. Dünyada başka ülkelerde de var benzer özellikler. Ama benim gözümde Türkiye'de olanlar eşsiz. Goethe'nin dediği gibi "Alles ist Gefühl, Gefühl ist alles". MN: Kahraman Tunaboylu nasıl bir babadır? Çocuklarıyla ilişkileri nasıldır?(ilk defa bir konuğumu eşinin beraberliğinde ağırlıyorum. Konuşulanlar bir de Ayla Hanımın süzgecinden geçti anlayacağınız; Çifte kontrol!) KT: Biz oğullarımız doğduğundan beri anne ve baba olarak onlarla çok ilgilendik. (Ayla Hanım bunu doğruluyor o sırada). Şimdi Yaman 32, Cengiz 30 yaşında. Küçüklerken onlarla çok sık oynadım. Resim yapardık beraber. Ben de ailemden büyük ilgi görerek yetiştim. Özellikle de annemden. Aynısını uygulamaya çalıştım. Bütün yaş safhalarında onları yakinen takip ettik. Okullarıyla çok yakından ilgilendik. Özellikle anne ve babaların öğretmenlerle işbirliği ve iletişim halinde olması çok önemlidir. Bu inanç yönünde davrandık. Çocuklarımızı iyi yetiştirdiğimize inanıyorum. Hem dini terbiye de verdik. İkisi de namaz kılmayı bilir. Cengiz Kur'an okur ve okuduklarını benle tartışmak ister. Felsefi tartışmalar yaparız beraber. Cengiz'in doğumla beraber gelen büyük sağlık problemleri vardı. O yıllarda ona iyi bakmak ve iyileştirmek için büyük mücadele verdik. Ayla bu konuda olağanüstü bir annelik sergiledi. İyileşmesinde İsviçre'de olmak da büyük bir şanstı tabii. Zor bir dönemdi ama çok da öğreticiydi. İsviçre'nin düzgün işleyen sağlık sistemini yakından yaşadık. Birçok İsviçreli doktor ve hemşireye çok şey borçluyuz. MN: Peki hala sizle mi yaşıyorlar? KT: Ya tabii henüz evlenmediler. (Büyük bir doğallıkla söylüyor Kahraman Bey bunu, ama hemen farkediyor, aklımdan geçeni ve Ayla Hanım, Ankara Gençlik Parkı-1975 ekliyor.) İsterlerse ayrı yaşayabilirler tabii. Ama herkes durumdan hoşnut görünüyor. Belki de hata ediyoruz bilmem! MN: Ya meslekleri? Türkiye ile bağları? KT: Cengiz Winterthur'da Fachhochschule'de kimya okudu, babasından etkilendi tabii (Gülüyor), şu anda ETH'da yardımcı asistan pozisyonunda. Yaman ETH'dan makine mühendisliğinden mezun. Bio teknoloji alanında özel sektörde çalışıyor. Türkiye ile ilgili herşeyi internetten takip ederler. Hatta benden bile fazla. Bağları çok kuvvetlidir. MN: Derhal Ayla Hanıma dönüp Kahraman Beyin nasıl bir eş olduğunu anlatmasını rica ediyorum. Kahraman Bey "Eyvah yandık, ben kaçayım isterseniz" diye takılıyor eşine, gülüyoruz. Oysa Ayla Hanım sözleriyle onu yere göğe konduramıyor. AY: Gerçekten şikayet edemem. Çok iyi bir eştir. Öncelikle çok iyi bir babadır. Çocuklara çok iyi baktı. Gençlik yıllarında çok fazla çalışıyordu hepimize bakmak için. MN: Romantik midir mesela? Hediyeler alır mı? AY: Ya evet sayılabilir. Bakın hediye verme yönünü çok takdir ederim. İş, konferans gezileri filan çok sık seyahat ederdi ve her gittiği yerden mutlaka bana bir hediye getirirdi. MN: Ortak konular? AY: Aaa çoktur. Beraber kayak tatiline gideriz. Yürüyüş yaparız. Kültürel faaliyeletlere gideriz. Dostlar grubuna gideriz. Hem biz karşılıklı çok güzel uzun uzun konuşuruz. MN: Ev işlerine yardımı? Bahçe işleri? Mutfak?

14 Bizim Dergi 14 AY: Olmaz, yapmaz (karşılıklı gülüyoruz) Onlar bana ait. Kafasıyla çalışmayı sever. Ama yapmak zorunda kalırsa iyi becerir. Ayrıca çok düzenlidir. Herşey yerli yerinde olmalıdr. Bence bunu öğretmen olan dedesinden almış. MN: Peki başka konuklarımdan o eski yıllarda Zürih'in eğlence ve gece yaşantısının son derece sakin tabiri yerindeyse sönük olduğunu öğrendim. Bu genç öğrenci Kahraman'ı etkiledi mi bir şekilde? Yoksa gençler için yaşam zaten sönük müydü? KT: İşin doğrusu ne biliyor musunuz? Ben tüm öğrencilik yıllarımda okuldan, dersten başka bir şeyle ilgilenme ihtiyacı hissetmedim. Hep hedefime kilitlendim ve oraya ulaşmaktan başka bir şey düşünmedim. İlkokul yıllarımdan itibaren sınıf geçmek için değil daima sınıfın en iyisi olmak için çalıştım. Zürih'te de bu şekilde devam etti. Gece hayatına ayıracak pek zamanım olmadı. MN: Olmazsa olmaz bir konu şimdi. Efendim sizle özdeşleşen bir İTT konusu var. Özet bir bilgi almak isteriz İTT hakkında. Nasıl oluştu İTT ve sizin onun idaresine gelişiniz nasıl oldu? KT: 1960'lardan itibaren Avrupa'da sayısı artan Türk varlığı ne burası ne de Türkiye tarafından yeterince değerlendirilememiş. Türkler Avrupa'da sosyal alanda etkin bir hale gelememiş. Düşünün, Avrupa'da 3,5 milyon civarında Türk yaşıyor. Ama bunun pek ağırlığı yok. Mesela bir Musevi cemaatı İsviçre'de bir cumhurbaşkanı, bir parti başkanı çıkarabilirken, nüfusu küçümsenmeyecek kadar çok olan Türkler (yaklaşık 120`000 ve bunun yaklaşık 40`000 i çifte vatandaş) sosyal yaşamda önemli bir varlık gösteremiyorlar. Tabii, tek tek çok büyük başarılar gösterenlerimiz var. Ama bunu çoğaltmak gerek. Bu durumda bizleri (İsviçre'deki Türk Toplumunu) ilgilendiren önemli konularda İsviçre`nin yasama ve yürütme makamları içinde yer Türkeli Talebe Derneği yılları/kahraman Bey sağda/1970 alma ve etkili olma imkanımız olmuyor. Buna ulaşmanın ilk şartı, önce kendi aramızda sağlam bir ilişki ve dayanışmanın sağlanmasıdır. Türklerin İsviçre'ye gelişlerinden bu yana (1960 lı yıllar) vatandaşlarımızın sosyal ihtiyaçlarını ve yanlızlıklarını gidermek amacıyla çok sayıda derneklerimiz kurulmuştur, fakat aralarında yeterli iletişim ve sağlam bir dayanışma tam olarak sağlanamamıştır. MN: Sözünüzü balla kesip, hemen aklıma gelen bir noktayı sorayım: Siz İTT'den önce de Türk toplumu içinde aktif miydiniz? KT: Tabii. Öğrencilik yıllarımdan başlayarak, birçok derneksel yapılanmanın kuruluşu ve yönetiminde görevler üstlendim. Buna paralel olarak, İsviçre`de kurulan ilk Türk İsviçre Dostluk Cemiyeti (Societe Turco-Suisse =STS) Yönetim Kurulu üyesiydim. O zaman bağımsız İsviçre Milletvekili Karl Ketterer (Winterthur`dan) STS`in başkanıydı. Türkiye'de Migros-Türk`ü kuran Ketterer büyük bir Türk dostuydu. Winterthur`da çalışan Türk işçilerinin örgütlenmesi için Türk Gücü Derneğ'inin 1960'lı yıllarda kuruluşuna büyük destek vermiştir. Türk Gücü İsviçre'de kurulan ilk işçi derneğimizdir ve en iyi çalışan derneklerimizden birisidir. Ketterer insanlarımızın meseleleriyle de uğraşan çok babacan bir insandı. Onunla iki kere İsviçre'de ilk defa 19 Mayıs Bayramı kutladık (STS+TÜRKELI). Birincisini Zürich Gölü'nde gemi kiralayarak, ikincisini Rüschlikon`da (Park im Grüne). Kendisini Rahmetle anıyorum yılları arasında, o zaman Zürih'te faaliyet gösteren Talebe Cemiyeti TÜRKELI içinde önce üye, sonra Kültür Kolu Başkanı ve arasında Başkanlık görevini üstlendim. 1983'ten bu yana İsviçre Türk Diyanet Vakfı (ITDV)'nın kuruluşunda ve yapılanmasında, a)- Kurucu üye, b)- Genel Sekreter, c)-denetim Kurulu üyesi olarak çalıştım ve halen Genel Kurul üyesi olarak katkıda bulunuyorum. Bu dönemde İsviçre'de dağınık olarak kurulmuş cami derneklerinin çoğunu ITDV çatısı altında toplamak mümkün oldu. Bence ITDV İsviçre'de en iyi örgütlenen bir federasyonumuzdur. ITDV aynı zamanda İTT`nin üyesidir de Lozanda Lozan ve civarında kurulu Türk Dernekleriyle yaptığımız bir toplantıda, onlara birleşerek bir Federasyon kurmalarını önerdim. Bu önerim olumlu bulundu ve ITT`nin Tüzüğü örnek alınarak Batı Isviçre Türk Dernekleri Federasyonu (BITDEFE) kuruldu. Yine benim önerim üzerine BITDEFE Mart 2008 de ITT`ye katildi ve Türk Günü 2008`in organizasyonuna büyük katkıda bulundu.

15 Bizim Dergi 15 Böylelikle ITT Isviçredeki bütün bölgeleri kapsayan bir Çatı Örgütü haline geldi. Bunun yanısıra dini geleneklerine bağlı olan toplumumuzun çoğunlukla biraraya geldiği camilerde halkımızla devamlı buluşarak onların meselelerini anlamak, ilgili yerlere anlatmak ve bazen çözüme ulaştırmam mümkün olmuştur. Böylelikle İsviçre'deki Türk Toplumunu daha iyi tanıma imkanım oldu. 1990'lı yıllarda Türklerin Avrupa'daki bu yukarıda bahsettiğim durumunu değiştirmek üzere, Türkiye`nin iradesi ve dış temsilciliklerin aracılığı ve desteği ile, evvelce kurulmuş olan dernekleri, çatı örgütleri altında toplayarak birleştirmek hedeflenmiştir. İlk olarak Almanya'da faaliyete başlanır. İsviçre Türk Toplumu (İTT) da bu yetkinlik doğrultusunda yapılandırılmıştır yılında Zürih Başkonsolosu Sami Güner ekibiyle bu iş üzerinde çok çalışmıştır. Ben hazırlık aşamalarının hepsine katıldım. İTT, 2000 yılının Haziran ayında kuruldu. İTT kurulduktan sonra Denetim Kurulunda üye oldum. Ekim 2002 den bu yana İTT 'nin başkanı olarak görev yapıyorum. İTT toplumumuzun müşterek sorunlarını, birlikte çözmek için İsviçre Medeni Kanununa uygun bir Sivil Toplum Örgütü (STÖ = NGO) olarak kurulmuştur. Amaçları kısaca: - Türk Toplumu içindeki iletişim ve dayanışmayı arttırmak, - İsviçre'deki Toplumumuzun sosyal, ekonomik, kültürel ve hukuki sorunlarını tespit edip, İsviçre ve Türk Kurumlarıyla birlikte çözüm üretmek, - Özellikle çocuk ve gençlerimizin eğitim ve öğrenim seviyesini yükseltmek, - İsviçrelilerle iletişim ve kültür alışverişlerini geliştirmek, onlara kültürümüzü tanıtmak, önyargıları ortadan kaldırmak, - Türklerin İsviçre Cemiyetine uyumunu karşılıklı saygı ve sempatiye dayanarak kolaylaştırmak, bu konuda çalışan İsviçreli kuruluşlarla işbirliği yapmak Lernfestival 2008 Bülach/Proje Lideri Bayan Jermann ile ve müşterek projeler üretmek İTT bu amaçlara uygun hem Türk Toplumunu biraraya getirici, hem de İsviçrelilere kültürümüzü tanıtıcı çeşitli çalışma ve projeler yapmıştır. Bu projeler hem Türk dernek ve kuruluşlarıyla, hem de ilgili İsviçre kurumlarıyla işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. Bugün İTT ilgili İsviçreli kurum ve kuruluşlarca tanınan ve partner olarak kabul edilen bir Sivil Toplum Örgütüdür. İTT Türk Toplumunu ilgilendiren önemli konularda İsviçreli makamlara görüşlerini bildirmiştir. Ayrıca İTT uluslararası konferanslarda Türk Toplumunu tedirgin eden konularda da görüşlerini ve gereğinde tenkitlerini de bildirmiştir. MN: Peki İTT 'nin gidişatını nasıl görüyorsunuz? KT: İTT olarak henüz istediğimiz noktaya ulaşmış değiliz. Bir kere böyle bir örgütlenmenin İsviçre'de geç başladığını düşünüyorum. Ama birlikte gayret göstererek, istenen noktaya gelebileceğimize inanıyorum. Öncelikle bazı engelleri aşmak lazım. İTT de herkes gönüllü çalışıyor. Haliyle çalışacak eleman bulmak zor oluyor. Başlarda hiç olmazsa ofis giderlerini karşılayıcı bir kaynak sağlanıyordu. Şimdi o da yok. İTT'ye üye dernek ve federasyonlar aidatlarını ödeme konusunda pek hevesli değiller (Üyelerimizin sadece % 15i aidatlarını muntazam ödüyorlar). İTT'nin bilgili, tecrübesi çok, vizyonu geniş insanlara ihtiyacı var. Bazı işlerin günü gününe yapılabilmesi için bir sekretere ihtiyaç var. Buna üyelerimiz katkıda bulunabilir en azından. Kısacası: çatı kuruldu ama altındaki binayı inşa etmek gerek (Gülüyoruz). Kendimizi eleştirecek olursak, iyi bir örgütlenmeyi başardığımızı söyleyemem. Örgütlenmek, kanunların bize verdiği hakları en iyi şekilde bilip, doğru düzgün kullanabilmek demektir.

16 Bizim Dergi 16 Kendi kültür değerlerinin bilincinde, aynı zamanda İsviçre'ye uyumlu, gerektiğinde haklarını savunabilen İsviçre'ye iyi birer vatandaş olabilecek toplum bireyleri yaratmak amaç. İstediğimiz noktaya gelebilmek için yapılacak daha çok şey var. Ama bunun için hepimizin gayret etmesi, bireysel hedeflerimiz kadar, toplumsal sorumluluk ve amaçları da göz önünde tutması gerekiyor. Evet biraz da müşterek amaçlar için maddi katkıda bulunmak. MN: Benim kişisel olarak en çok sevdiğim soruya gelelim şimdi. Bu kadar eğitim ve mücadele dolu bir yaşamdan bir kaç yaşam idrakinizi bizimle paylaşmak ister misiniz? KT: Tabii hemen! Anne ve babaların, çocuklarının eğitiminde çok önemli yeri vardır. Özellikle de annelerin. Ben annemin yakın ilgisiyle yaşamımda sağlam temeller atmışımdır. Hakkını ödeyemem. Annelere çocuklarının eğitimi ile çok yakından ilgilenmelerini, ve öğretmenleriyle sürekli temas halinde kalarak çocuğun sorunlarını, eğilimlerini, isteklerini zamanında tespit etmelerini tavsiye ederim. Ama önce anneleri eğitmek lazım. Bu çerçevede İsviçre'de toplumdan elini çekmiş, kendi dünyasına kapanmış anneleri evden çıkarmanın ve onları buradaki yaşama entegre etmenin yollarını bulmalıyız. Her geçen gün iş bulma ve çalışma şartları zorlaşıyor, rekabet artıyor. Çocuklarımızın geleceği için onların iyi bir eğitim almalarını sağlamak şarttır. Diğer çok önemsediğim konu da herkes dinimizi doğru düzgün okusun öğrensin ve anlasın. İslam'ın ruhunu kavrasın. En önemli hadislerden biri şöyle der; "Beşikten mezara kadar ilim ara, ilim Çin'de de olsa git al". MN: Kahraman Bey size tekrar teşekkür ediyorum. Ayla Hanım size de. Kakaolu kekiniz harika olmuş elinize sağlık. Allah huzurunuzu ve mutluluğunuzu bozmasın. Mutlu yıllar. KT: Asıl biz teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz. FİNANSAL KRİZ VE İSVİÇRE Adnan Mirza Günlerden Pazar, evdeyim, kahvaltımı yaptım ve kalemi elime aldım. Bahçeye açılan büyük pencerelerden dışarıya bakıyorum, kar ve güneşin harika bir albenisi var. İkisi birlikte bana, gel benimle beraber ol, benim tadımı çıkar diyorlar. Dışarıya çıkıp mutad yürüyüşümü yapıp yapmama arasında bocalıyorum. Ama beni görev aşkım (!) daha sonra dışarıya çıkarsın diye içeride kalmamı sağlıyor. Pazartesi günü yöneteceğim bir toplantının son ayrıntılarını inceledikten ve toplantının akışını kafamdan geçirdikten sonra şu anda okuduğunuz yazımı yazmaya başlıyorum. Her zamanki gibi dergimize yazacak ilginç bir konu arıyorum. Bu arada günlük gazetelere hergün makale yazan yazarları düşünüyorum. Acaba nereden buluyorlarki bu kadar yazacak şeyi? Politika üzerinde yazanlar haliyle çok şanslı. Çünkü günlük politika ve bilhassa politikacılar makale yazarlarına yeterince malzeme gönderiyorlar. Son olarak, yaşadığımız federal hükümete ( Bundesrat ) bakan seçimi buna gerçekten çok iyi bir örnek. Aslında finansal krizi işlemek gerekir diye düşünüyorum. Kökü ABD'ye dayanan bu krizden "bize ne canım", demek istiyor insan. Eğer New Jersey'de yaşayan bir Amerikan vatandaşı 200'000 Dolarlık evini, 250'000 Dolar değerdeymiş gibi gösterip, bankadan evin değerinden daha fazla bir kredi talep etmişse ve fazla para kazanma hırsına kapılan banka yöneticileri bile bile bu krediyi vermişlerse, bu İsviçre'de yaşayanlar olarak bizim sorunumuz mu? Bu aradaki farkla kendisine yeni bir otomobil alan veya ipotek faizlerini geri ödeyen vatandaş, mali açıdan zor duruma düşmüş ve borçlarını ödeyemiyorsa, 7 bin km uzakta yaşayan bizleri neden etkilesin ki? Hesabını iyi yapsaydı da bu duruma düşmeseydi? Eğer Philadelphia'da yaşayan diğer bir ABD vatandaşı kredi kartını bankada beş kuruş parası olmadığı halde kullanıyorsa ve bir gün darboğaza giriyor ve borçlarını ödeyemiyorsa, bu kendisi ile bankası arasında olan bir sorundur, bizi ilgilendirmez demek istiyoruz, ama ne yazık ki diyemiyoruz. Niye, çünkü dünyanın sayılı bankaları arasına giren (top ten) İsviçre bankaları ve ihracata yönelik İsviçre endüstrisi kazançlarının büyük bir kısmını ABD'deki faaliyetlerinden elde ediyorlar. Bilhassa bankalar. New York'a gidenleriniz bilirler, Manhattan'da kendilerine ait katlı

17 Bizim Dergi 17 görkemli gökdelenlerde çalışmalarını sürdürüyorlar. Böylelikle siz İsviçre de yaşayan biri olarak tüm bu çapraşık durum beni ilgilendirmez diyemiyorsunuz. Çünkü ABD'de faaliyet gösteren bir İsviçre bankası, yatırım bankacılığından (Investment Banking ) gelen milyarlarca dolar zararını karşılamak için diğer verimli çalışan banka dallarının kazancını kullanmak zorunda kalıyor, örneğin Retail Banking dediğimiz normal şube bankacılığının kazancını. Zararlarını kapatmak ve kurumlarını yaşatabilmek için tasarruf tedbirlerine başvurup, İsviçre de de eleman çıkarmak zorunda kalıyor, ufak ölçekli işyerlerine karşı kredi politikalarını değiştirerek, onları da kredi kaynakları kesildiğinden dolayı zor duruma düşürüyorlar. Küçük ölçekli firmalar da ihracatın gerçekten ani bir şekilde durmasından ve kredilerin kesilmesinden kaynaklanan bir dar boğaza giriyorlar, üretimlerini düşürerek eleman çıkarıyorlar veya elemanlarını haftada 5 yerine 4 gün çalıştırarak maaştan tasarruf ediyorlar. Şu anda İsviçre de işsizlik oranı yüzde 2,6. Uzmanlar bu oranın 2009 yılında yüzde 3,3'e ve 2010 yılında da yüzde 4,3'e çıkacağını söylüyorlar. Sevgili okuyucular, görüyorsunuz küreselleşme bizleri ne kadar birbirimize yaklaştırmış. İhracatı çok kuvvetli olan bir ülke olarak İsviçre, ABD ve Avrupa ülkeleri krize girdiği an kendisinin de o hastalıktan etkilenmemesi imkansız. Daha bundan bir kaç ay evvel 2009'da ekonomik büyümenin yüzde 1-2 olacağı söylenirken, geçenlerde federal hükümet ekonominin 2009'da yüzde 0,8 gerileyeceğini bildirdi. Emekli Sandıkları da (Pensionkasse) finansal krizden nasiplerini aldılar. Niye? Onlar yatırımlarını ABD'de mi yapıyorlar? Hayır, ama finansal krizden dolayı dünyanın önde gelen hisse seneti endeksleri bir sene içinde yüzde 30 ile 60 arası değer kaybetti. Ve ayrıca bazı tahvillerin değeri süpriz bir şekilde sıfıra düştü ( devlet tahvillerinden bahsetmiyorum ). Aslında tahviller çok emin yatırım araçlarıdır. Ama o tahvilleri çıkaran firmalar iflas ettiler (örneğin ABD'deki yatırım bankası Lehman Brothers ). Emekli Sandıkları birikmiş kapitallerini yasalara bağlı olarak çeşitli yatırım araçlarına dağıtmak zorundadırlar ( Hisse Seneti, Tahvil, Gayrımenkül, İpotek vb. ). Paraların yaklaşık yüzde yetmişi Tahvil ve Hisse Senetlerine yattığı için, Emekli Sandıklarının da bu krizde büyük kayıpları oldu. Bu kayıplar şu anda sadece kağıt üzerinde. Hisse senetlerinin 2009 senesinin sonundan evvel yükselişe geçemeyeceği söyleniyor. Yani kağıt üzerinde kaybedilen paralar büyük bir olasılıkla tekrar yerine koyulacak, ama sabır gerekiyor. Ayrıca sigortalılar yasalarca çok iyi korunuyor, onun için paniğe gerek yok. Geçen yazımda üzücü bir hadiseden bahsetmiştim. Umarım bu yazımı olumsuz yazılar sınıfına koymazsınız. Ben sizlere şu andaki piyasaların durumunu aktarmaya çalıştım. Yazımı hayata olumlu, filozofik bir bakışla kapatmak istiyorum. Biliyorsunuz ki iş hayatında başarı demek, fazla ciro yapmak, fazla kazanmak, rakiplerden daha iyi olmak, kaliteli mal üretmek, kariyer yapmak, güçlü olmak, ciddiye alınmak gibi anlamlara geliyor. Ama bakın başarıya nasıl başka türlü tanımlayanlar da var: Başarı demek: Bol bol gülmek, akıllı insanların saygısını, çocukların da sevgisini kazanmak; yapıcı tenkit yapan kişilerin ilgisini çekmek ve samimiyetsiz sözde dostların hainliğine aldırmamak; her türlü güzelliğe hayran kalmak; başkalarının olumlu taraflarını görmek; bu dünyaya ya bir çocuk, ya güzel bir bahçe bırakmış olarak veya topluma yararlı kuruluşlar için çalışarak insanlığa faydalı olmuş birisi olarak terketmek; sen bu dünyada varolduğun için hiç olmazsa asgari bir kişinin senden dolayı rahat bir hayat yaşamış olduğunu bilmek. Ve sonuç olarak da bu hayata boşuna gelmediğini görmek.. Kendinize göre tanımladığınız başarı ve sağlıkla dolu bir 2009 yılı dilerken hepinize yürekten selamlarımı sunuyorum. A. Mirza

18 Bizim Dergi 18 YOGA VE MESAFE BİZİM KÖYÜN İMAMI Yoga, İnançlar, Ruhaniyet, Fanatizm Üzerine... Bundan 4-5 yaz önce eşim Tobias ile annemlerin yazlığında Dalyanköy'deyiz (Çeşme). Babam Cuma namazından dönmüştü. Bana hocanın cuma vaazında neden bahsettiğini anlatmıştı: Hoca bir ara aynen şöyle demiş: "Yogaya gitmek günahtır. Yoga bir şeytan işidir. Kafir olursunuz, müşrik olursunuz, cehennemde yanarsınız." Vallahi önce şaka yapıyor sandım. Turistik küçük bir köyün imamı cuma namazında gayet ciddi, bu çok mühim konuyu işlemiş! Toplumun İslam'ı sevmesine yarayacak o kadar çok konu dururken; İslam'ın günlük yaşam sorunlarına yaklaşımını anlatmak dururken; İslam adına yapılan terör, mollaların kadına zulmü, her geçen gün dünyada hızla İslam düşmanı yaratırken... "Şimdi sen olsan bakalım bu hocaya ne cevap verirdin?" dedi babam. Bir yandan da nasıl gülüyor anlatamam. "Bunca zaman kızım yoga ile haşır neşir, ona çok iyi geldi, bilakis Allah'a imanı arttı deseydin ya baba. " O da "Aman kızım boşver, ben şaka yapıyorum, cuma namazları seminer ya da tartışma toplantısı değil ki. Adı üstünde vaaz, beğenmezsen dinlemezsin o kadar." Belli ki 70'ni devirmiş biri olarak babam tartışmaya üşenmiş. Ya da ilgi çekmek istememiş. Zaten bu cahillerle tartışsan ne olur? Siniri bozulduğuyla kalır insan. Meğerse o zamandan beri böyle konuşanlar almış başını gitmiş memleketimizde. Artık televizyon kanallarında bile insanlar yoga hakkında alenen buna benzer konuşur olmuş. Ben de bu konuyu işlemek istedim dergimizde. "İste kulum verici Ben'im" misali o sırada Robert bizi ziyarete geldi. Bizim çok sevgili dostumuz, yoga felsefesinde uzmanlaşmış biri. Böyle bir konuyu işinin ehli biriyle dertleşmek, gereken cevaplara ulaşmak için harika bir fırsattı. İnsanlar neden böyle sorumsuz, kara cahil davranabilir? Ben sordum, o anlattı. Konuşmalarımızı kaydettim. Ortaya yararlı olduğuna inandığım çok ilginç bir söyleşi çıktı: Paylaşmak istedim, sizler için çevirdim. Bir kaç yere kendim küçük eklemeler yaptım, onları başka fontla parantez içinde yazdım. Robert J. Geiger: Yoga insanı nasıl cehenneme yollayabilir? Yoga nasıl şeytan işi olabilir? Yoga insanoğlunu "daima en iyi haliyle olması" seviyesine taşımak amacını güden bir sistemdir. Vücudu sağlıklı yapar. Zihni dengeler. Gerçek yoga yapan birinin en başta belli kuralları izlemesi gerekir: Bunlar bizi iyi nitelikli bir insan yapan çok sade kurallardır: yalan söylememek, şiddet kullanmamak, temiz olmak, hırsızlık yapmamak gibi. Böyle kurallarla başlayan bir öğreti sizi nasıl Meltem Dirik Nauer şeytana götürebilir? Dahası yoga da belli bir dinin izlenmesi gerektiğine dair hiç bir emir, kural verilmez. Sadece bahsettiğim başlangıç kurallarını takiben insan yaşamını düzenleyen bir takım uygulamalar verir. Zihni olumsuz etkilediği için zevke, keyfe dalmada aşırılığa kaçmamayı öğütler. Bu çerçevede zehirli maddelerin kullanılmamasını söyler mesela. Tütün, alkol, uyuşturucu gibi... Ne yenmesi, ne yenmemesi gerektiğini, nasıl nefes alınması, nasıl hareket edilmesi gerektiğini öğretir. Bu kuralları alır, dininiz neyse ona adapte edersiniz, bu kadar basit. (Dinsizseniz, Tanrı tanımaz iseniz onun da bir sakıncası yok). İslam da da yasak değil mi içki? Domuz yememek gibi bir takım yasak yiyecekler yok mu? Uygun bir söyleme şekli arıyorum; hımmm yoga tüm bunları tüm dinlere kıyasla daha latif bir şekilde yapıyor denebilir sanırım. Asanaların (yoga duruşları) amacı meditasyonda insanın rahat oturabilmesidir. Vücudu sağlıklı esnek olmayan biri rahatsız olmadan belli bir süre nasıl oturabilir, ya da dua edebilir? Kaldı ki gördüğüm kadarıyla batıda yoga bedenin ötesine de geçmiyor. Vücut sağlığı ve fitnes ön plana çıkıyor. Gerçekten sırf bu yönüyle bile çok yararlı. A.B.D.'de neredeyse hemen her sokakta bir yoga merkezi var. Bu demek değil ki şimdi Amerikalılar dinlerinden döndü ve Hindu oldu. Ben bazı Hristiyan manastırlarında nefes ve hareketleriyle yoganın uygulandığını bizzat gördüm. Çünkü çok faydalı. İnsanı kendi dininin uygulamasında daha nitelikli yapıyor. Yoga insanı bedensel ve zihinsel arındırdığı için algılarını açıyor, ruhani konulara daha duyarlı hale getiriyor. Tüm bunlar demek değil ki, yoga kötüye kullanılamaz. Elbette herşey kötüye kullanılabilir. Bunu yapanlar en başta yoganın ilk kurallarını ihlal etmiş olurlar. MN: Peki sence neden bir din adamı yoganın bu şekilde aleyhine konuşur, onu yerden yere vurur? RJG: Öncelikle bilgisizlikten. Bilmediği şeyden korkar insan. Yoga adına tüm gördükleri her neyse ona çok yabancı olabilir. Buna kültürel korku diyebiliriz. Her insan belli bir çevrede doğar.

19 Bizim Dergi 19 Oranın tüm inanç, gelenek ve davranış biçimine, insan ilişkilerini şekillendiren algıya adapte olur, alışır, bunun dışında bir şey gördüğü zaman şüphelenir, korkar, varlığına tehdit olarak görür. Çünkü o yeni şeyi kendiyle özdeşleştiremez. Ancak bir kez öğrendi mi, sorun kalmaz. Aslında ona yabancı gelen şey insana ait başka bir yaşam şeklidir, temelde insan her yerde aynıdır. İşin doğrusu yoga herkes için değildir zaten. Herkesin ilgisini çekmez. Bir kere vücudunuzun bir şekilde buna elverişli olacak kadar sağlıklı olması lazım. Bu yüzden daha ziyade vücudunu çalıştırmayı sevenlerin ilgisini çeker. Egzersizler yoluyla kişi zihinsel dengeye huzura ulaşır. Eğer zihni dingin ve huzurlu değilse Tanrı hakkında nasıl düşünebilir bir insan? Tanrı'yı nasıl deneyimleyebilir? Ruhaniyetle samimi olarak ilgilenen biri, dini uygulamalarında kişisel deneyimler yaşar. Bu açıdan yoga gerçekten çok yararlıdır. Çünkü sizin dini uygulamanızda kişisel ruhani deneyimlerinize yardım eder. Şu bir gerçektir: Hint kültürü bilindiği kadarıyla yeryüzündeki en eski ve ona rağmen hala ayakta kalmış, yaşayabilen bir kültürdür. Ve Hintliler ruhaniyette binlerce yıldır pek çok şeyi deneme ve deneyimleme şansı bulmuşlardır ve böylece yüzlerce ruhani uygulama ve felfese çeşidi geliştirmişlerdir. Yoga da Hint kültürünün bir parçasıdır ve insan için bahsettiğim arınma uygulamalarını içerir, bu yönüyle ruhanidir. Ama hiç bir zaman bir din önermez, tapınma yoktur, ritüeller yoktur. Hint kültüründe toplumsal davranış ve bireysel psikolojiden doğan hemen tüm farklılıklara cevap verecek çok çeşitli öğretiler vardır. Neredeyse herkese uygun bir inanç ve uygulama biçimi vardır; inanılmaz büyüklükte pek çok farklılığı, çeşitliliği barındıran bir kültür ve inanç sistemidir. Sadece bir kitaba bağlı bütüncül bir inanç sistemi yoktur Hinduizm'de. Semavi dinlerin takipçisi için bu çok karmaşık ve ürkütücü görünebilir. Yoga da bu kültürün parçası olduğu için kafası karışabilir ve kötüleme yoluna gidebilir. Bugünlerde Batıda insanlar sadece güzel görünmek, iş hayatında daha enerjik vs. olmak için yoga yapıyor. Bu yoga değildir. Bu yoga'nın suistimal edilmesidir. Ama dedim ya herşey suistimal edilebilir. Bir din başkalarını öldürmede bile araç olarak kullanılabilir. İnsan kötüye kullanmak istemesin, her alanda herşeyi yozlaştırabilir ve her alanda her şeye saldırabilir; her inanca, her felsefeye, her uygulamaya. Ben sırf Taliban var diye İslam'ın ne kadar kötü bir din olduğunu söyleyebilir miyim? İyi niyetli değilsem, evet. Onun için öğretinin temelini araştırmalı insan. Ben bu öğretiyi uygularsam ne olacağım? Nasıl bir "şey" e dönüşeceğim? Bunun cevabını derinlemesine anlayan biri, o felsefe hakkında duyduğu her olumsuz yorumun yoz ya da fanatik bir ağızdan çıktığını kolayca anlar. Dinleri sömürmek, yozlaştırmak çok kolaydır. Çünkü dini uygulamaların sonucunu görmek zaman alır. Cennete, insan öldükten sonra kavuşur mesela. Onun için dinlerdeki bu vaadler kısmı çok kritiktir. İnsan yaşarken alacağı sonuçlar ile ilgilenmelidir. Bir insanın dini doğru anlayıp uyguladığı takdirde kötü bir insan olması imkansızdır mesela, iyi insan olmak için on yıl geçmesi gerekmez. MN: Peki fanatizm nedir? Nereden kaynaklanır? RJG: Fanatizm demek "bilmemek" demektir. Kişi sadece "bildiğini" sanır, öyle düşünür. Fanatikler, fanatiği oldukları konuyu bilmezler. Olmadıkları başka biriymiş gibi olmaya, davranmaya çalışırlar. Doğruluğunu bilmedikleri bir fikri savunurlar, empoze ederler. Daha derin seviyesi ile söylemek gerekirse bir dinin fanatiği için şöyle denebilir. Bir fanatik, bir dini Tanrı'nın karşılık vermediği şekliyle uygulayan kişidir. Eğer bir dini "doğru şekliyle" uygularsanız Tanrı karşılık verir. Tanrı'nın karşılık verdiği bir insan nasıl fanatik olabilir? Herkesin iyiliğini düşünür öyle biri. Herkesi eşit görür. Tüm canlılara karşı duyarlılık geliştirir. Bir fanatiğin bir azize, ya da bir bilgeye dönüştüğüne dair hiç bir din tarihinde hiç bir kayıt bulunmamaktadır. Daha ziyade fanatikler, ermişlere, bilge kişilere işkence etmişlerdir. MN: Peki toplumda dinlerin durumunu nasıl görüyorsun? RJG: Temelde din toplum düzeni için vardır. Dinin amacı kişinin ve toplumun yaşamını bir düzene sokmaktır. İnsanın yaşamının en büyük sorunu duyularını, zihnini kontrol edebilmektir. Çünkü onlar eğitilmemişse vahşi bir hayvan gibidir. Bu sebeple insanın duyularına belli bir disiplin kazandırması gerekir. Şunu yapabilirsin, şunu yapamazsın gibi. Din bu disiplini kazandırmak için kurallar koyar. Ahlaki yasaklar. Bunu insanoğlunun yaşamı alçalmasın, yozlaşmasın diye yapar. Ve dinin terkedildiği toplumları görüyoruz. Toplumun gitgide bozulduğuna şahit oluyoruz. Çünkü neyin iyi ve kötü olduğunu söyleyen hiç bir merci kalmadı. Bugün para ve zenginlik getiren şeyler iyi, bunu getirmeyenler kötü. Kriter bu artık. Zenginsen iyisin, fakirsen kötüsün kısacası. Herşey onun için "para" merkezli. Dinsizlikle gelinen nokta bu. Ancak

20 Bizim Dergi 20 toplumları buna iten de dindeki yozlaşmadır. Laik düzen kaçınılmaz oldu. Laik düzen toplumu dindeki bozulmanın kötü etkilerinden arındırırken maalesef iyi etkilerinden de arındırdı. Tanrı yolunda olan biri için de din her şey demek değil zaten. Tanrı yolunda olan biri nihayetinde dini de aşma aşamasına gelir. İşte dinlerin insanı getirmesi gereken son durak budur. Pratikte dinin en temel amacı insan ve toplum hayatını düzenlemektir ama en üst amacı da maddi dünyayı aşabilme aşamasına (transandantalizm/ aşkıncılık) getirmektir; tüm maddi yaradılışın ve bedenin ötesinde olanı kavrayabilme boyutuna ulaşma aşamasına. Ruh, maddi dünyadaki herşeyin ötesindedir, aşkındır. Bu durumda dinlerin de ötesindedir, dine aşkındır. Ruh bir Hindu, Müslüman ya da Hristiyan değildir ki! Bu ruh Müslüman, şu ruh Yahudi dir diyemeyiz. Ruh, ruhtur. Aynı şekilde Hristiyan tanrı, Hindu tanrı ya da Müslüman bir tanrı yoktur. Tanrı bir tanedir. Birdir. Sadece bir Tanrı vardır. Ruh aşkınlık boyutunda Tanrı ile karşılaşır. İşte sizi bu boyuta getiren din, gerçek bir dindir. Bu, Tanrı yoluna çıkmak isteyenler için çok uzun bir yolculuktur. Eğer bir kişi samimiyetle Tanrı'yı arıyorsa bir çok duraktan, istasyondan geçmek zorunda kalacaktır. Bu duraklara uygulama ve idrak seviyeleri denebilir. Eğer yogaya dönersek, bazılarına da yoga cazip gelir. Bazılarına gelmez. Birine cazip gelirken, diğerine neden gelmez? Çünkü ruhun evrim aşamasında yoga yapmak isteyenler için o tecrübeye ihtiyaç vardır. Herkes belli bir kültürel çevre içinde doğar dedik. Samimi bir arayış içinde olanlar için işte başlangıç noktası, benzetmek gerekirse alet, edavat, o din ve çevre kültürüdür. Başlaması gereken nokta orasıdır. İş kişi de bitiyor. Eğer kişi gerçekten içten, dürüst bir arayış içindeyse Tanrı da o kişinin yola devam edebilmesi gerekli düzenlemeleri yapacaktır, ihtiyacını karşılayacaktır. Bu yoga da olabilir başka bir şey de. Ruhun evriminde o kadar çok aşama var ki. Bazen evrim sürecinde kişi kendini toplumdan soyutlamak ister. Dağlara çıkar, çöllere gider, bir mağaraya saklanır. Toplum onu uygulamalarında rahatsız etsin istemez çünkü. Deneyimini yaşayacak ortam yaratır kendine. Gerçek yoga sisteminde de bu önerilir. Tenha yerlere gidilmesi önerilir. Kişisel olarak gördüm Himalayalarda, mağaralarda, her türlü, ama her türlü konfordan uzak, meditasyon yapan yogiler gördüm. Yanlarına yaklaşılması imkansız. Bunlar çok üst seviyede uygulamalar elbette. Yoga öyle ucuz bir şey değil. Eğer birileri Batıda vücudunu yoga egzersizleri ile esnetmişse, başının üstünde filan duruyorsa gerçek yoganın çoçuk yuvası aşaması gibi bir yerinde bana göre. Bu tip bir yogadan korkacak, heyecanlanacak ne var ki? Üstelik bir kişi, bir dini öğretinin içten ve sadık bir izleyicisi ise, bu kişi diğer ruhani hiç bir öğretiyi asla küçük görmez, hor görmez. Tıpkı ustalıkla piyano çalan birinin bunu öğrenmeye çalışan birini küçük görmemesi gibi. Çünkü onun ne yollardan, ne zorluklardan geçtiğini anlar. Gerçek bir Tanrı arayıcısı asla diğer bir din uygulamasını olumsuz eleştirmez, çünkü kendi izlediği yoldaki benzerlikleri görür onda da. Tanrı hiç bir zaman birbiriyle çelişen, zıtlaşan öğretiler öğretmez. Belki insanlara uygun farklı kurallar getirebilir, farklı lisanlardan konuşabilir, ama o öğretinin esası, özü, nektarı hep aynıdır. Hristiyanlık, Hinduizm, İslam vs. farketmez. Bir tek Tanrı vardır. Bir tek Mutlak Gerçek. Ve her öğretideki süreç de O'na teslim olmaktır. Peki insan bunu nasıl yapacak? Tanrı'ya nasıl teslim olacak? İşte o noktada, zaman, mekan, içinde bulunulan şartlar ön plana çıkıyor. Öğretinin yapısı ona göre şekil alıyor. Mesela Hristiyanlığı ele alırsak İncil'in bir çok yerinde yaramaz bir çocuğa öğretilir gibi konuşulur. Yapma, yap gibi. Şunu yaparsan şunu elde edersin gibi. Ama öğrenci grubu diyelim yaşı büyük, iyi eğitim almış, aydın. Böyle bir gruba bir şey öğretirken onları tehdit etmek zorunda değilsinizdir. Ya da, ödül ve ceza yönetimini kullanmanıza gerek yoktur. Daha ziyade onlara iç görülerini arttırmaları için detaylı bilgi verirsiniz. Demek ki kişinin hangi öğretiyi, ne tip bir yöntemi kucaklayabileceği onun kapasitesine göre değişir. Bir insanın karakteri hep elde edeceği sonuçla ilgili olabilir mesela; hep kendi çıkarının ne olacağını hesaplar diyelim. Böyle bir karaktere elbette bir sürü vaadlerde bulunan bir din uygulaması cazip gelir, arzularına, isteklerine kavuşabilmesinde yardım edecek bir din. Zihni sürekli istekleriyle, gelecek endişesi, hırsları, bilgi ve reklam bombardımanı ile taciz olmuş modern batı insanı için yoganın çok yararlı olduğunu söyleyebilirim. En azından modern toplum üyelerinin zihinlerini rahatlatacak ve onları duygularının olumsuz etkisinden kurtaracak bir araçtır. yoga'ya kızan din adamı her kimse, bu bir Hristiyan papazı da olabilir, bir imam da, konuya biraz da maddi yaklaşıyorlar, yoga çıktı bizi dinlemeye gelenler azaldı gibi. Eyvah müşterilerimi kaybediyorum gibilerinden (gülüşmeler) Ama manevi dünyada bu tip şeyler asla söz konusu olmamalıdır. Çünkü din dünyası, iş dünyası değildir. Yoga yoluyla gerçekten dinleyici kaybediyorlarsa, dinleyicilerin beklentilerini karşılayacak bilgiyi veremiyorlar demektir.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1 Y A K A M O Z G A Z E T E S İ HAZİRAN 2013 EĞERCİ İLKOKULU / ORTAOKULU YIL: 2 SAYI: 4 OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ Saygıdeğer öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

DALYAN INNER WHEEL KULÜBÜ 2014-2015 BÜLTEN TARIHI: 27.01.2015 TOPLANTI NO: 5 BÜLTEN NO

DALYAN INNER WHEEL KULÜBÜ 2014-2015 BÜLTEN TARIHI: 27.01.2015 TOPLANTI NO: 5 BÜLTEN NO DALYAN INNER WHEEL KULÜBÜ 2014-2015 BÜLTEN TARIHI: 27.01.2015 TOPLANTI NO: 5 BÜLTEN NO : 5 2014-2015 Dönemi Uluslararası Teması ; Light The Path Yolu Aydınlat International Inner Wheel Başkan Abha Gupta

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

MAMMA MIA. Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha

MAMMA MIA. Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha MAMMA MIA Lise İngilizce Drama Kulübü nden bir ilk daha Her yıl geleneksel olarak bir oyun çıkarmayı hedeflediğimiz kulübümüzde bu sene dünyanın en ünlü müzikali olma özelliği taşıyan MAMMA MIA yı sergiledik.

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

İsviçre Türk Kadınları Yardımlașma ve Dayanıșma Derneği Türkischer Frauenhilfsverein Schweiz. 27. Genel Kurul Toplantısı 24 Mart 2013

İsviçre Türk Kadınları Yardımlașma ve Dayanıșma Derneği Türkischer Frauenhilfsverein Schweiz. 27. Genel Kurul Toplantısı 24 Mart 2013 Gündem: Açılış Misafirlerin tanıtılması Divan heyetinin seçilmesi Gündemin onaylanması Saygı duruşu Faaliyet ve muhasebe raporlarının okunması Denetim kurulu raporunun okunması Raporlar hakkında görüşler

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ Geleceğe ışık tutan, Başöğretmen Atatürk ün emanetine sahip çıkıp, eserinin üzerine imza atan, bilgiyi öğretmekten

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU NİSAN 2015 ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZİN GÜVENCESİ YAŞAMA SEVİNCİMİZDİR, BUGÜNÜN ÇOCUĞUNU YARININ BÜYÜĞÜ OLARAK YETİŞTİRMEK HEPİMİZİN İNSANLIK

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten 2009 2010 eğitim öğretim yılının birinci dönemi ki bu güz dönemi oluyor, benim de yüksek lisans programımın ilk dönemiydi. Üniversiteden 2003 yılında mezun olduktan 6 sene sonra tekrar üniversiteye başlıyordum.

Detaylı

KAZAKİSTAN ISSA-TÜRK ÜNİVERSİTELERİ TANITIM GÜNLERİ RAPORU

KAZAKİSTAN ISSA-TÜRK ÜNİVERSİTELERİ TANITIM GÜNLERİ RAPORU KAZAKİSTAN ISSA-TÜRK ÜNİVERSİTELERİ TANITIM GÜNLERİ RAPORU ALMATI (20-23 KASIM 2015) 20 Kasım 2015 Cuma: İlk gün konu ile ilgili öğrenci haricinde konunun ilgililerinin katıldığı bir panel düzenlendi.

Detaylı

Türk filmleri günü!..

Türk filmleri günü!.. Neşeyle kutladılar Beşiktaş Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi ile birlikte ortaklaşa düzenlenen Meslek Edindirme Kursları'ndan Bilgisayar Kursu öğrencileri 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü neşeyle kutladı,

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu

Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu 2 İÇİNDEKİLER Giriş 1-5 Sosyal Alanlar 6-16 Fakülte Dağılımları ve Tesis Çalışanları 17 Manevi Faaliyetler 18-49 Sosyal

Detaylı

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR 2007 yılında Çankaya Üniversitesi İşletme Bölümü nden birincilikle mezun olan, ayrıca Uluslararası Ticaret Bölümümüzde çift ana dal yapan, 2010 yılında da İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Programı ndan mezun

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı.

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı. Fall 2010 Toplayıcı: New Link (Web Bağlantısı) Başlangıç: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:12:18 Son Değiştirme: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:13:29 Geçen Süre: 00:01:10 Katholieke Universiteit Leuven S3: Gittiğim

Detaylı

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI GAZİANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI EYLÜL / 2014 ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : 1 EYLÜL / 2014 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 1 EYLÜL 2014-2015 Eğitim Öğretim yılı Öğretmen Seminerlerinin Başlaması

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 4 Yılda 40 Kat Öğrenci Kuruluşundan bu yana geçen dört senede öğrenci sayısını kırka katlayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türkiye nin ilk on üniversitesi

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Bu akşam gönüllümüz sevgili Medine Hakkâri de YIBO da gönderdiğiniz kitapları almış telefonla selam ve sevgilerini yolladı tüm ILKYAR gönüllülerine ve bağışçılarına...

Detaylı

OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU

OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU OSNABRÜCK KARDEŞ KENT ELÇİMİZ VE ÇANAKKALE BELEDİYESİ KÜLTÜR SANAT BİRİMİ TEMSİLCİMİZ RESMİ TOPLANTIMIZDA KONUĞUMUZ OLDU Osnabrückte bulunan Rotary Kulüplerimiz ile iletişimimizi güçlendirme programı hazırlayan

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz...

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz... Bu akşam kişisel bir sorgulama geliyor "neredeyim, ne yapıyorum?" sevgili Seda'dan... Bir türkü ile başlıyor... (türküyü dinleyerek okumalısınız) Türkü taaa Ardahan'dan çınlayıp uzaya yayılmış; sevgili

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

YARIM ELMA ETKİNLİĞİ

YARIM ELMA ETKİNLİĞİ YARIM ELMA ETKİNLİĞİ 13.09.2014 Salı günü Erciyes Üniversitesi nin ev sahipliğinde hazırlanan Yarım Elma etkinliğine 1.sınıf öğrencilerimiz ile biz de katıldık. Sosyal sorumluluk çalışmalarını her zaman

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu.

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu. Anket 1: Dil eğitimi ihtiyacı olan kişilere yöneliktir. Sayın ilgili, Bu anket çalışmasının çıktıları Avrupa daki inşaat sektörü çalışanlarının dil becerilerini ve çalışma kültürü bilgilerini arttırmak

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı

EĞİTİM SAATİ PROGRAMINA KONUK OLDUK

EĞİTİM SAATİ PROGRAMINA KONUK OLDUK EĞİTİM SAATİ KONUK OLDUK PROGRAMINA 13.11.2015 s aat:20.00 İle 21.30 arasında ulusal kanallarımızdan biri olan tv 1 de,kayseri İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Bahamettin KARAKÖSE nin hazırlayıp sunduğu

Detaylı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı

Sayı. OR-AN Rotary Kulübü. Eylül. Kuruluş : 7 Ekim 1997. John Kenny UR Başkanı. Hasan Akduman Dönem Guvernörü 2009-2010. Zeynep Gökalp Dönem Başkanı Sevgili Dostlarım, Dönemimizin 2 ayını geride bıraktık. Yaz aylarının güzel günlerini tatil ile değerlendiren dostlarımız artık Ankara ya döndüler. Çocukların okulları başladı. Sevgili Çocuklarımıza yeni

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı Bu el kitabı, 2015 yılı Kızılay Haftası okul etkinlikleri için Türk Kızılayı şube, bölge ve yerel merkezlerine hazırlanmıştır. İlköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanan sunumun

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ OKULLAR HAYAT OLSUN OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ Okullarımız halka açıldı Okullar eğitim-öğretim saatleri dışında; akşam saatleri, hafta sonları ve yaz aylarında halkımızın hizmetine açıldı. Derslikler,

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE:

ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE: DUYURU Tarih: (01.12.2015) ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE: 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN (DİKEY VE YATAY GEÇİŞ ÖĞRENCİLERİ DAHİL) YENİ ÖĞRENCİ ANKET FORMU, BİLGİ TOPLAMA ANKETİ VE ÖĞRENCİ TANITIM-İLETİŞİM FORMLARINI

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

15 YAŞINDAN KÜÇÜK çocuklara düzenli bakıyor musunuz?

15 YAŞINDAN KÜÇÜK çocuklara düzenli bakıyor musunuz? V01 Aşağıdaki sorular, çocukların ve yardıma muhtaç olan büyüklerin bakımıyla ilgilidir. Yardıma muhtaç olan 15 yaşından büyük yakınlarınıza ya da tanıdıklarınıza bakıyor musunuz? Anketör: Meslek icabı

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

KENDİ İŞİNİZİ YAPARKEN KİMSE YANLIŞLARINIZI DÜZELTECEK CESARETE SAHİP OLAMIYOR.

KENDİ İŞİNİZİ YAPARKEN KİMSE YANLIŞLARINIZI DÜZELTECEK CESARETE SAHİP OLAMIYOR. Osman Serin, Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzün 2007 mezunu. Kendisi, aynı zamanda, Üniversitemizin MBA dalında yüksek lisans öğrencisi Osman Serin ile Üniversitemiz ve otomotiv sektörü hakkında keyifli

Detaylı

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK Türk Eğitim Derneği Genel Merkezi nin Soma nın Evlatları Artık Hepimizin Evladı başlığı ile başlatılan Soma ya

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

Öğrencilerimizden Haber... Öğrencilerimizden Haber. Genel Merkezde Çay Partisi

Öğrencilerimizden Haber... Öğrencilerimizden Haber. Genel Merkezde Çay Partisi Öğrencilerimizden Haber... Öğrencilerimizden Haber Genel Merkezde Çay Partisi GGıda Mühendisleri Odası nın Ankara üniversiteleri temsilcilikleri arasında yaptıkları çay partisi Mart ayında gerçekleşti.

Detaylı

GÖLCÜK MESLEK YÜKSEK OKULU 7. DÖNEM ÖĞRENCİLERİ KOCAELİ FABRİKAMIZDA BECERİ EĞİTİMİNE BAŞLADI Sabahattin Gücin Eğitim Uzmanı İnsan Kaynakları Direktörlüğü 2001 yılında Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. ile Kocaeli

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı