NEO-KLASİK TEORİDEN, NEO-MERKANTİLİST SİSTEME; KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NEO-KLASİK TEORİDEN, NEO-MERKANTİLİST SİSTEME; KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME"

Transkript

1 NEO-KLASİK TEORİDEN, NEO-MERKANTİLİST SİSTEME; KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME Selda Atik 1 Neo-klasik ekonomiyi koşulsuz savunan ve serbest piyasa ekonomisi kurallarını bu teori üzerine kuran batı ekonomileri, karşılaştıkları her zorlukta, Merkantilist sistemin ardına sığınmaktadırlar. Son yıllarda yaşanan ve batı ekonomilerinin en güçlülerinin bile zorlanmalarına sebep olan küresel finans krizi (büyük bunalım) sonrası aranan çıkış yolları da neo-merkantilist çözümler olarak tanımlanabilir. J. Stiglitz in de belirttiği gibi; ABD ve batı dünyası, kriz sonrası yapılan müdahalelerle küresel ekonomiyi rahatlatmaktan çok, korumacı önlemlerle kendi yurttaşlarını rahatlatmaya yönelik programlara uygulamışlardır. Çalışmada; küresel finans krizi boyunca yaşanan süreçte alınan önlemlerle, neo-merkantilist sisteme geçiş sorgulanarak neo-klasik teorinin hangi aşamalarda yetersiz kaldığı konusunda sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. FROM NEO-CLASSİC THEORY TO NEO-MERCANTILIST SYSTEM; AN EVALUATION WITHIN THE FRAMEWORK OF THE GLOBAL ECONOMIC CRISIS Altough the western economies which unconditionally defending yhe neo-classical economic theory and based upon the rules of free market economy on this theory, esorting to mercantilist system, faced by any problem. In recent years, the global financial crisis causing difficult situations in most powerful western economies. Sought solutions to post-crisis can be seen as neo-mercantilist practices. According to J. E. Stiglitz; post crisis interventions such as protectionist measures made by the US and the western world have been to rescue its own citizens instead of saving the global economy. This study contact the causes of neo-mercantilist measures to be queried by western economies during the global financial crisis and conclusions about the inadequancies of the neo-classical theory in practice be pursued. Anahtar kelimeler; Neo-klasik teori, Neo-merkantilizm, Küresel ekonomik kriz Keywords; Neo-classic theory, Neo-mercantilism, Global economic crisis Jel codes: B4, P1, P5 1 Dr. Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü. 1

2 Giriş Merkantilist sistem yy batı dünyasında hüküm sürmüş hakim ekonomik sistemdir. Ulusal servet hedefi ile yola çıkan Merkantilist düşünce nin üç temel faktöre dayalı olduğunu söylemek mümkündür: Birincisi; milli ve güçlü devlet ilkesi. İkincisi; kıymetli madenler ve ulusal güç arasındaki pozitif bağlantı ve kazanma tutkusu. Üçüncüsü; dış ticaretin gerekliliğidir. Öte yandan, milli ve güçlü devlet ilkesinin gereklerinden biri, kuvvetli bir ordu ve donanmaya sahip olmak, güçlü bir ticaret filosuyla diğer devletlere üstünlük sağlayabilmekti. Ancak Smith e göre altın ve gümüş bir ulusun dış mücadelede ordu ve donanmasını güçlü kılmakta yeterli değildi. (Smith, 1981: 440). Klasiklerin, Merkantilist lere olan eleştirilerinin temelini oluşturan bu ilk ve önemli eleştiri ekonomi politikası çerçevesinde liberal düşünceyle özdeşleşen bir devrim niteliği taşımaktadır. Ancak, klasik iktisatın başlangıçtaki bu iyi niyetli bölüşüm ve emek merkezli üretim teorisi yaklaşımını, günümüz neoklasik sistemi adına düşünmek ne yazık ki mümkün değildir. Günümüz gelişmiş ülkelerinin neredeyse tamamı, kendi sanayilerini geliştirmek için gümrük vergileri ve sübvansiyonlar kullanmışlardır. Bunlardan Britanya ve ABD, geçmişte en atılgan biçimde koruma ve sübvansiyon sağlayan ülkelerdendir. List e göre; 18. Ve 19.yy da bebek sanayi koruması sanatında mükemmelliğe ulaşan ilk ülke Britanya dır. Hatta bebek sanayi argümanı ile ikna olmamış birinin önce Britanya sanayinin tarihi üzerine çalışması gerektiğini söyler (List; 1841[1985]: 39) Britanya, daha sonra kendisinden daha az gelişmiş olan Almanya ve ABD ye serbest ticareti öğütleyerek, zirveye tırmandığı merdiveni tekmelemiştir. Benzer biçimde ABD de iç savaş ile ikinci dünya savaşı arasında dünyanın en sıkı korunan ekonomisi olmuştur. Abraham Lincoln iyi bilinen bir korumacıdır. Britanya yı örnek alan ABD zirveye korumacılık ve sübvansiyonlarla tırmandıktan yaklaşık 100 yıl sonra az gelişmiş ülkelere serbest ticareti önererek merdiveni tekmeleme sürecine girmiştir. Ancak aynı ABD 1980 lerde, geçmiş uygulamaları hızla unutarak, IMF, Dünya Bankası ve ABD hazinesi arasında imzalanan Washington Uzlaşması ile serbest piyasa uygulamalarına geri dönmüştür. (Acar; 2008:161). Söz konusu uygulamaların gelişmelerinin başında olan ülkeler için uygun olmadığı konusunda gelen eleştirilerin yanı sıra, önerilen laissez faire (liberal) politikalara en başta ABD olmak üzere batı dünyası uymamaktadır. Çalışmada, Günümüz hakim iktisat teorisi neo-klasik sistemin yetersizliklerine değinerek, neoklasik sistem içindeki merkantil metodoloji ele alınacak ve 2008 ekonomik krizi (büyük bunalım) 2

3 döneminde başvurulan neo-merkantilist uygulamalara dair örnekler verilerek, batı ekonomilerinin bu eski servet ve ulusal güç politikasından aslında hiç vazgeçmedikleri ve ekonomik konjonktürün dip yaptığı her dönemde benzer uygulamalara dönüş yaptıkları konusundaki argümanlar ele alınarak sonuçlara ulaşılmaya çalışılacaktır. 1. Merkantilist Düşüncenin Bileşenleri ve Klasiklerden Eleştiriler: Merkantilist düşünce ortaçağ ( Yy) ulusal devletlerinin, refah ve zenginliğini altın ve gümüş mevcudu ile aynı düzeyde gören, refahın artırılabilmesi için de devletlerin, ülkelere tatminkar bir dış ticaret bilançosu sağlayabilecek (ihracatın teşviki, ithal ikameci önlemler gibi) politikalar uygulamasının kaçınılmaz olduğunu ileri süren bir iktisadi düşünce biçimidir. Bu çerçevede Merkantilist düşünce nin üç temel faktöre dayalı olduğunu söylemek mümkündür: Birincisi; milli ve güçlü devlet ilkesi. İkincisi; kıymetli madenler ve ulusal güç arasındaki pozitif bağlantı ve kazanma tutkusu. Üçüncüsü; dış ticaretin gerekliliğidir. Bu üç bileşen arasındaki bağlantının temelde aynı ilkeye dayalı olduğunu söylemek mümkündür: Ülkenin değerli maden kaynakları yoksa, zenginliğe giden yol tatminkar bir dış ticaret bilançosu ndan, başka bir deyişle dış ticaret fazlasından geçmeliydi. (Gomes, 1987: 39) Klasik iktisatçıların eleştirilerini Merkantilizmin yukarıdaki temel görüşleri çerçevesinde toplamak gerekirse; milli ve güçlü devlet ilkesinin gereklerinden biri, kuvvetli bir ordu ve donanmaya sahip olmak, güçlü bir ticaret filosuyla diğer devletlere üstünlük sağlayabilmekti (Tekelioğlu, 1993: 18) Ancak Smith e göre altın ve gümüş bir ulusun dış mücadelede ordu ve donanmasını güçlü kılmakta yeterli değildir. (Smith, 1981: 440) Militarist güç aynı zamanda tüketilebilir mallarla da desteklenmelidir. Adam Smith in bu görüşü aslında klasik iktisatın arz ağırlıklı yapısını ve yurtiçi sanayinin gelişmesi konusuna verdiği önemi de ortaya çıkarmaktadır. Askeri projelerin güçlü olabileceği ekonomik sistemin, korumacılıkla değil, serbest ticaretle mümkün olabileceğini söyleyen Smith, ulusların zenginliğinin temel prensibi olarak; merkantilistlerinin değerli maden birikimi savına karşılık üretim ağırlıklı ekonominin önemini vurgulamıştır. Merkantil Sistem kavramı Smith in kapitalizmin 16. Yüzyılla 18. Yüzyıl arasındaki ilk döneminde hakim olan sermaye birikim modeline verdiği isimdir. Bu sistem, karın kaynağını üretimde değil, ticarette gören geleneksel anlayış doğrultusunda zenginliğin sadece dış ticaretten elde edilecek fazla ile sağlanabileceğini öngörmekte, bu çerçevede dış ticaret üzerinde tekeller oluşturarak, yeni oluşmaya başlayan ulusal devletlerin hazinesini zenginliğin 3

4 temel ölçütü sayılan değerli madenlerle doldurmaya odaklanmaktadır. Ancak, Smith e göre; üretimin tek amacı ve hedefi tüketim olmalıdır. Bu doğrultuda Merkantilist sistemin piyasayı baskı altına alan yapısını da eleştirerek, sistemin tüketici çıkarlarını, üretici çıkarlarına feda ettiğini ifade etmiştir. (Smith, 1937: 438) Eleştirinin sebebi; Merkantilist sistemin tekelci yapısıdır. Tüccarlar ve manifaktür patronlarının sistemlerini sürdürmek için devleti baskı altına alması ve çıkarlarına uygun yasalar çıkarılmasını sağlamaları, hile ve gözdağı ile yönlendirilen ekonomi politikalarının oluşumuna ve tekelleşmelere yol açmıştır. Rekabetin önlenmesi ve üretimin baskı altına alınması ile doğal olmayan ve piyasa dinamiklerine göre oluşmayan fiyat ve karlar üretim ve tüketim arasındaki etkin ve doğrusal ilişkiyi engellemektedir. Hatta pazar üzerindeki bu kısıtlamalar bireylerin emeklerini kendi belirledikleri alanlara yönlendirmelerini engelleyerek üretim ve tüketim arasındaki ilişkiyi tersine çevirecektir. (Smith, 1937:460) Smith in üretimi ikinci plana atan merkantilist düşünceye yaptığı eleştiriler aslında günümüz ekonomik sistemine de göndermeler içermektedir. Liberal düşünceyle özdeşleşen, klasik iktisatın başlangıçtaki bu iyi niyetli bölüşüm ve emek merkezli üretim teorisi yaklaşımını, günümüz neoklasik sistemi adına düşünmek ne yazık ki mümkün değildir. Klasiklerden David Hume ise; dış ticaret dengesinin sürekli fazla vermesini savunan merkantilist düşünceye madeni para akım mekanizması ( price specie flow mechanism) ile karşı çıkmaktadır. Mekanizmaya göre; ülke içinde durmadan çoğalan değerli madenler, ulusal fiyatları yukarı doğru çekerek, ihracatın kısıtlanması ve ithalatın genişlemesini sağlar ve bir süre sonra ülkeden değerli maden çıkışı başlar. Tam tersi durumda yani değerli madenlerin ülkeden çıkması ile birlikte bu kez para arzı azalacağı için, ulusal fiyatlar düşecek ve dış ticaret dengesi tersine dönecektir. Klasiklerin ünlü laissez faire ilkesine göre işleyen mekanizma sürekli fazla veren dış ticaret dengesinin hem mümkün olmayacağını hem de ülke ekonomisine zarar verebileceğini açıklamaktadır. Merkantilist sisteme, klasiklerin üçüncü büyük eleştirisi David Ricardo dan gelmiştir. Ricardo nun karşılaştırmalı üstünlükler teorisi merkantilistlerin savunduğu korumacı dış ticaret sistemiyle çelişmekte ve Adam Smith i desteklemektedir. Teoriye göre; uluslar uzman oldukları alanda mallar üretip satarak zengin olabilirler ve sistemin işlemesi için de serbest dış ticaret koşullarının var olması gerekmektedir. Klasikler sanayi kapitalizminin başlangıcında yaşamış olmakla beraber, süreçte hız kazanan sanayileşme ve kentleşme beraberinde pek çok toplumsal sorunu da beraberinde getirmiştir. 4

5 Klasik teorinin temel taşını oluşturan laissez-faire ilkesi, ortaya çıkan toplumsal sorunlar sonucunda devletin giderek ekonomiye daha fazla müdahale etmesi sonucu zedelenmeye başlamış ve 19. yy sonunda, kapitalizme yöneltilen şiddetli eleştiriler, toplumsal düzen konusunda tarafsız kalmayı imkansız hale getirmiştir. (Guerrien, 1999 : 9) 2. Neo-Klasik İktisat ve Temel Varsayımların Eleştirisi Neo-Klasik kuram iktisatta hakim görüş olma konumunu yüzyıldan fazla bir süredir korumaktadır. Klasik ekolün revizyonu da denebilecek olan Neo-klasik kuram, Marxizmin gelişmesinden de etkilenerek, değer teorisini yeniden açıklamaya yönelmiştir.(wallerstein,1996: 93) Klasiklerin ortaya koyduğu makroekonomik yaklaşım korunmakla birlikte, üretici ve tüketici gibi küçük karar birimlerinin davranışlarını incelemek üzere, mikro ekonomik görüş ile ilgili konuların ön plana çıktığı söylenebilir. Neo-klasikler, değeri yeni bir açıdan izah etmeye çalışırken, nesnel reel maliyet, 1870 lerden itibaren yerini, sübjektif reel maliyete bırakmıştır. Yeni teori psikolojik etkenlere dayandırılarak fayda ön plana alınmış, değerin belirleyicisi olarak da emek-zaman yerini sübjektif zahmete bırakmıştır. Bu çerçevede Neo-Klasik iktisat, marjinal değer ve bölüşüm anlayışında birleşen iktisat okullarının oluşturduğu bir bütündür. (Mousavi ve Garrison, 2003: 131) Modern Neo-klasik teorinin genel hatlarını Leon Walras ın çizdiğini söylemek mümkündür. Walras ın çağdaşı olan Alfred Marshall, Adam Smith geleneğini devam ettirmek üzere kısmi denge analizini kullanmış ve tek piyasalarda kısmi denge üzerinde durmuştur. Bununla birlikte analizin zaman aralıklarını içermemesi, genel denge modeline ulaşılmasını engellemiştir. Walras, bu zorluktan kaçınmak için, statik bir model kullanmayı tercih etmiş ancak bu yöntemle matematiksel analizin de önü açılmıştır.(thomson, 1997 : 28) Statik bir modelin tıpkı fizik gibi matematiksel bir yapı üzerine kurulması olasıdır. Bu çerçevede statik model, iktisadın doğal bilimler gibi bir bilim olma yolunda ilerlemesinde önemli bir rol oynamıştır. Pareto, Hicks ve Samuelson gibi isimlerin ürettiği kavramlar ve uyguladıkları zekice yöntemler, tam rekabet ve pareto optimum gibi göz alıcı kavramlara ulaşılmasını sağlamıştır. (Boland, 2002: 98) Neo-Klasik kuramın en çok eleştiri alan varsayımlarını genel başlıklar altında toplamak gerekirse, üç temel varsayımdan söz etmek mümkündür. Bunlar; homo economicus (ekonomik insan), tam rekabet koşulları ve kar maksimizasyonu ve ceteris paribus (diğer şartlar sabitken) olarak sıralanabilir. (Brenner, 1999 : 89) Homo economicus varsayımı, Klasik ve Neo-Klasik kuramların ortak paydası olarak kabul edilebilir. Söz konusu kavram; bireylerin kendi çıkarlarına göre hareket ederken uzun dönemde de 5

6 toplumun refahını artıracak şekilde hareket ettiklerini öngörür. Burada önemli olan sorun, sözde bireyin ortalama tüketici (üretici) davranışlarını genel olarak açıklayıp açıklayamamasıdır. Homo economicus birey, mallar, piyasalar ve diğer ekonomik konularda tam bilgiye sahip, karşılaştığı seçenekler arasında mutlaka değerlendirme yapan, çoğu aza tercih eden, yaptığı tercihler birbiriyle çelişmeyen kişidir. Homo economicus tüketiciler, faydalarını maksimize ederken, üreticiler, karlarını maksimize eder.(çeçen, 2004: 221) Homo economicus varsayımı 2002 ekonomi Nobel ödülünü alan Daniel Kahneman, bireyin, belirsizlik ve risk karşısında sistematik olarak rasyonel modelle bağdaşmayan şekilde davranabildiğini kanıtlamaktadır. Kahneman ın bu doğrultuda geliştirdiği refah teorisi Neo-Klasik kuramın dayandığı bu en güçlü varsayımın geçerliliğini sorgulanır hale getirmektedir. Kahneman ve Tversky, 1979 :263) Neo-Klasik kuramın diğer bir varsayımı tam rekabet koşullarıdır. Bunları aşağıdaki gibi sıralamak mümkün olsa da, tam rekabet piyasasını oluşturan koşulların gerçek ekonomik hayatta uygulanabilirliği neredeyse imkansızdır. (Finlayson ve diğerleri, 2005 : 530) Alıcı, satıcı ve üretim faktörlerinin tam serbestiye sahip olmalarına dayanan mobilite koşulu; gerçek ekonomik hayatta oluşan bir takım nedenlerle aksamakta ve bu da piyasada n taneden daha az firma bulunmasına sebep olmaktadır. Tek tek bireylerden oluştuğu düşünülen toplum kurgulaması ya da başka deyişle atomisite koşulu; Fizikçinin atomu, biyoloğun genleri temel nesne olarak kabul etmesi gibi, ekonomi de bireyleri temel birim olarak kabul eder. Toplum bireylerden oluştuğu kadar, sınıflar, politik gruplar, sendikalar, dini cemaatler ve etnik gruplardan da oluşmaktadır. Birey Neo-klasik iktisadın varsaydığı gibi tek tip bir yapıdan (rasyonel birey) oluşmamakta, aksine değer yargıları, cinsiyeti, yaşı, politik görüşü, ait olduğu sınıf, etnik kimliği ve inançları onu toplumsal bir varlık haline getirir. Bu çoğulcu yapı ihmal edilerek, özgür ve eşit sayılan rasyonel birey Neo-klasik iktisata konu edilmiştir. (Kuhn, 1970 : 78) Alıcı, satıcı ve alışverişe konu olan malların birbirinin aynısı olmasını ifade eden homojenlik koşulu ise; psikolojik ve mekansal nedenlerle olduğu gibi, Pazar payını artırmayı amaçlayan firmaların reklam ve mal farklılaştırmasına başvurması nedeni ile de uygulamada yerini bulamamaktadır. Alıcı ve satıcıların piyasadaki tüm fiyatları bildiği ve giriş çıkışlardan haberdar olduğunu savunan açıklık koşulu ise; çeşitli zaman ve mekan engelleri sebebiyle, özellikle mal piyasalarında uygulanması çok zor olan koşullardan biridir. (Weintraub, 1999 : 140) Neo-klasik iktisatçılar yukarıdaki koşullardan yola çıkarak kurguladıkları modelde tam rekabet piyasasını, başka bir deyişle ideal piyasayı benimserler. Bu piyasa fiyatları öneren ve karar 6

7 birimlerinin bu önerilen fiyatlara dayanarak oluşturdukları dileklerini kabul eden tek merkezlerdir.(guerrien, 1999: 10) Tartışılan diğer bir varsayım da kar maksimizasyonudur. Neo-klasik iktisat hangi rekabet piyasası koşullarında bulunursa bulunsun, her firmanın nihai amacını kar maksimizasyonu olarak kabul etmekte ve bunu gerçekleştirmek için firmaların üretimlerine marjinal maliyetlerin, marjinal hasılatlarına eşit olduğu düzeye kadar artıracaklarını ve satış fiyatlarının da belirtilen üretim miktarına göre belirleneceğini varsaymaktadır. Firmaların gerçek hayatta talep ve maliyet fonksiyonlarını bilmeleri ya da ürettikleri malın talep esneklikleriyle ilgili tam bilgiye sahip olmaları mümkün değildir. Bir çok üretim alanında marjinal hesaplamaları yapmak ya da başka bir deyişle bölünebilirlik mümkün değildir.(simon, 1979 : 493) Son olarak, ceteris paribus varsayımına göre; iktisadi bir olgu incelenirken, bu olguyu inceleyen değişkenlerden belirli bir tanesinin değiştiğini, diğer değişkenlerin ise sabit kaldığı varsayılır. Bu varsayım, iktisat bilimine teori oluşturmada ve analiz yapmada kolaylık sağlarken, yapılan analizlerin gerçeklikten kopmasına sebep olan basitleştirici bir mantığa karşılık gelmektedir. (Solow, 1985 : 328) 3. Neoklasik Sistem İçinde Merkantil Metodoloji Yukarıda bahsedilen neoklasik iktisatın tartışmalı varsayımları, sistemin ideolojik yönelimi yüzünden zaman zaman tüm nesnellik duygusunu bir kenara bırakarak amaca hizmet etmiştir. Bu konuda en etkin açıklamalardan bir tanesi Guerrien aittir; Neoklasik düşünce, ilk amacı piyasa ekonomisinin işleyişi ile uyumlu veya optimal durumlara erişeceğini göstermek olan bir teorik modele dayanır. Mantık açısından yöneltilen eleştiriler sonucunda neoklasikler analizlerine daha genel bir geçerlilik kazandırmak için varsayımlarını daha net ifade etme, bazı varsayımlarını terk etme ve nihayet bir kısmını da yeni bir tarzda formüle etme gereğini duydular. Ancak bu kez esas sorun şu şekilde ortaya çıktı: Piyasa kurallarının bir optimuma götüreceğini ispat etmek için acaba hangi varsayımlar yapılmalıdır? Başka bir deyişle, artık sözkonusu olan bir varsayımdan yola çıkmak değil, tersine, sonuçtan hareket etmek ve dolayısıyla bu sonuca hangi şartlarda ve hangi varsayımlar altında erişilebileceğini belirlemektir.(guerrien; 1999:13) 7

8 Blaug a göre ise; İktisadın analizini gerçek dışı varsayımlar üzerine kurmasının nedeni, belirli bir hedefe ulaşma amacından başka bir şey değildir. Hatta varsayımları terk etmeye yönelik çalışmalar bile aynı amaca hizmet edebilir. (Blaug; 2004:164) İktisat politikası uygulamaları, ideolojinin en çok etkisinde kalan alandır. Politika içinden geçilen zamana ve koşullara göre değişebilen bir olgu olduğundan, iktisat teorisi de benzer şekilde uygulamalara tabi olabilmektedir. Örneğin Chang e göre; Neo klasik iktisatın koşullarından biri olan serbest dış ticaret uygulamaları gerçekte, gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkeler üzerinde, iktisadi konumlarını güçlendirebilmek için ticaret ve yaptırım serbestliğini ya da patent kanunu gibi bir grup politikayı benimsetmek amacıyla baskı kurmalarıdır. (Chang; 2003:17) Günümüz gelişmiş ülkelerinin neredeyse tamamı, kendi sanayilerini geliştirmek için gümrük vergileri ve sübvansiyonlar kullanmışlardır. Bunlardan Britanya ve ABD, geçmişte en atılgan biçimde koruma ve sübvansiyon sağlayan ülkelerdendir. List e göre; 18. Ve 19.yy da bebek sanayi koruması sanatında mükemmelliğe ulaşan ilk ülke Britanya dır. Hatta bebek sanayi argümanı ile ikna olmamış birinin önce Britanya sanayinin tarihi üzerine çalışması gerektiğini söyler (List; 1885: 39) Britanya, daha sonra kendisinden daha az gelişmiş olan Almanya ve ABD ye serbest ticareti öğütleyerek, zirveye tırmandığı merdiveni tekmelemiştir. Benzer biçimde ABD de iç savaş ile ikinci dünya savaşı arasında dünyanın en sıkı korunan ekonomisi olmuştur. Abraham Lincoln iyi bilinen bir korumacıdır. Britanya yı örnek alan ABD zirveye korumacılık ve sübvansiyonlarla tırmandıktan yaklaşık 100 yıl sonra az gelişmiş ülkelere serbest ticareti önererek merdiveni tekmeleme sürecine girmiştir. Öte yandan Adam Smith Ulusların Zenginliği nde Amerikalıları bebek sanayi korumalarına karşı sert bir şekilde uyarmaktadır.(smith; 1937: 348) ABD nin Büyük Bunalım ın (1930) başında serbest ticaretten vazgeçerek, korumacı Smoot- Hawley tarifesini benimsemesi konuyla ilgili ilgi çekici örneklerden biridir. Serbest ticaret yanlısı Bhagwati ye göre söz konusu tarifeler ; Ticaret karşıtı çılgınlığın en aşikar ve en dramatik eğilimi olarak görülmüştür. (Bhagwati; 1985: 22) Ancak aynı ABD 1980 lerde, geçmiş uygulamaları hızla unutarak, IMF, Dünya Bankası ve ABD hazinesi arasında imzalanan Washington 8

9 Uzlaşması 2 ile serbest piyasa uygulamalarına geri dönmüştür. (Acar; 2008:161). Söz konusu uygulamaların gelişmelerinin başında olan ülkeler için uygun olmadığı konusunda gelen eleştirilerin yanı sıra, önerilen laissez faire (liberal) politikalara en başta ABD uymamaktadır; Stiglitz e göre; Serbest piyasacılar, endüstri politikalarına karşı çıkarken ABD hükümeti yeni teknolojileri uzun zamandır aktif biçimde destekliyor. İlk telgraf hattı 1842 de ABD federal hükümeti tarafından kurulmuştu. İnternet ABD ordusu tarafından geliştirildi ve Amerikan teknolojik ilerlemesinin çoğu hükümet destekli bioteknoloji ya da savunma alanlarında gerçekleşti. Benzer biçimde, birçok ülkeye sosyal güvenliğini özelleştirmesi söylenirken Amerika nın kamu sosyal güvenlik sistemi etkin biçimde çalışır ABD ekonomi politikasının birçok yönü kalkınma stratejileri tartışmalarından bahsedilmeyen uygulamalardır.ama ülkenin başarısına katkıda bulunur ABD hükümeti ayrıca, hükümet destekli kuruluşlar aracılığıyla kredi sağlayarak ve tüm borçlarının dörtte birinden fazlasını kısmen garanti altına alarak ülkenin finansal piyasalarını geliştirmekte de önemli bir rol oynadı (Stiglitz; 2003:89) ABD önerdiği politikalara uymadığı gibi, Washington Uzlaşması ile büyümenin, serbestleşme ve özelleştirmelerle olacağı düşüncesini diğer ülkelere empoze ederek, yatırımlara uygun ortamlar hazırlanması salık verir.(acar; 2008:162) Standart neoklasik model, teknolojinin ülkelerde değişiklik göstermeyeceğini öngördüğünden ve girdileri yalnızca; emek ve sermaye olarak belirlediğinden, en yoksul ülkelerin en yüksek sermayeyi çekmesi gerekirken, en iyi teknolojiye sahip ülkelerin sermayeyi daha fazla çektiği sonucuna varılmaktadır. (Zebregs; 2004) Bu doğrultuda!990 lardan sonra gelişmiş ülkelere yönelik doğrudan yabancı sermaye akımı büyük ölçüde artmıştır. Sermaye miktarı artmasına karşın, sermayenin ülke tercihleri değişmemiştir. Bu çerçevede, neoklasik modelin hem standart hem de gelişmiş formlarının doğrudan yabancı sermaye akımları konusunda açıklayıcı olamamıştır. Öte yandan yabancı sermaye yatırımları bir çok ülkenin gelişmesine yardımcı olabilmiştir. Bununla birlikte, yabancı yatırım ülkeye geldiğinde, güçlü rekabet kanunlarının olmaması, firmaya kar garantisi sağlayan ve yüksek fiyat vaat eden ya da riski devletin 2 Washington Uzlaşması kavramı ilk kez John Williamson tarafından 1989 yılında kullanılmıştır. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların düşüncelerini yansıtan ve temelde 1980 li yılların başlarından itibaren yapısal uyum programları ile IMF ve Dünya Bankası tarafından üyelerine uygulattırılan politikalar Washington Uzlaşması olarak isimlendirilmektedir 9

10 üstlenmesini içeren anlaşmaların yapılması ile yabancı firma, iç rakiplerini yok ederek, tekelleşmeye gidebilir. Batılı ülkeler, serbest ticareti savunurken kendi ürünlerini korumayı sürdürmektedirler. Gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerindeki tarım sübvansiyonlarını kaldırmamışlardır. Gelişmekte olan ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüğe sahip gelişmiş sektörlerine de kapıları kapatmayı tercih etmişlerdir. Bununla birlikte karşılaştırmalı üstünlükler tezi, klasiklerin, merkantilist sisteme yönelttiği en önemli eleştirilerden biri olmasına rağmen günümüz merkantilist uygulamalarının devam ettiğinin de bir göstergesidir. Bu konuda diğer önemli bir örnek de; GATT Uruguay Turu unda 3 hizmet ticaretinin gündeme gelmesi ile piyasalar gelişmiş ülkelerin ihraç ettiği finans hizmetleri ve bilgi teknolojilerine açılırken, gelişmekte olan ülkelerin üstün oldukları inşaat ve gemicilik sektörlerine açılmamıştır.(stiglitz; 2003:85) İktisat politikalarının kamunun algısını biçimlendirmekte çok önemli bir rolü vardır. Örneğin; IMF ve Dünya Bankası gibi küresel kurumların belirlediği politikalar sorunları çözmekten çok, kitlelerin ne düşüneceğini belirlemeye hizmet ederler ve bu çerçevede kurumsal amaçlarından sapmış olurlar. IMF yi uluslararası ve özellikle ABD merkezli finans çevreleri yönetmektedir. Bu yüzden IMF politikaları yoksullara göre belirlenmez, kredilerin neredeyse tamamına yakını gelişmekte olan ülkelere verildiği halde kurum, hizmet verdiği ülkeyi temsil etmez. Yönetimde bulunan maliye bakanları ve merkez bankası yöneticileri (gelişmiş finans çevrelerinin temsilcileri) ya da Dünya Bankası içinde görev yapan ticaret bakanları kendi ülke çıkarlarını gözeterek, dünyayı finans kurumlarının gözüyle görürler. Benzer şekilde Dünya Ticaret Örgütü ticareti her şeyin üstünde tutarak, piyasaların yarattığı çevre sorunlarına müdahale edilmesini ticarete yersiz bir müdahale olduğu gerekçesiyle reddeder. (Wolff; 2003:22) 4. Küresel Ekonomik Krize Yol Açan Neo-Klasik Paradigmalar Steve Keen e göre; (Keen, 2009: 2) Küresel ekonomik krizin ortaya çıkmasına yol açan Neoklasik kuram sadece yanlış değil aynı zamanda tehlikelidir. Neo-klasik iktisat yapısında bulundurduğu piyasa ekonomisi ve doğal istikrar inancının bir sonucu olarak, gündemdeki krizi doğrudan teşvik etmiştir. 3 Uruguay Turu yılları arasındaki sonuncu ve en kapsamlı GATT müzakere turu olmuş, Dünya Ticaret Örgütü'nün kurulması ile birçok yeni anlaşmanın imzalanmasını sağlamıştır. 10

11 Neo-klasik kuram kendi yanlış laissez-faire inancı içinde sisteme müdahaleyi kesinlikle engelleyerek, piyasa istikrarsızlıklarındaki artışa katkıda bulunmuştur. Gelinen noktada krizin temel çıkış noktası olan finans piyasalarındaki istikrarsızlık hakim iktisat görüşünün varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Finans piyasalarında oluşan balonlar ve bunları finanse etmek için gittikçe artan özel borçlardan oluşan, krizin en belirgin sinyalleri bile ekonomistler tarafından görülememiştir. Yerinde bir benzetmeyle iktisat yazınında sık rastlanan ve küresel ekonomik kriz anlamında kullanılan mükemmel fırtına nın yaklaşması bile Neo-klasik ekonomistlerin piyasanın kendi döngüsüne olan inançlarını kıramamıştır.(galbraith, 2009:62) Ancak finansal kurumlar ve piyasa üzerindeki denetimi tamamen dışlayan sistem, ne zaman finansal bir kriz ortaya çıksa spekülasyonların piyasada açtığı zararın önlenmesi için kamu fonlarının piyasalara aktarılmasını gerekli görmektedir. Kriz öncesi dönemde, ekonomik büyümenin pozitif olması, düşük enflasyon, ekonomik dalgalanmalardaki azalma gibi makroekonomik dengelerdeki olumlu gelişmeler, Neo-klasik ekonomistlerin sistemin temel dayanağı olan piyasa dengesi kavramını güçlendirmiştir. (Costanza, 2009:20) ekonomistlerin, finans piyasalarında giderek artan fiyatlar ve ekonomik büyümenin fiziksel değil spekülatif piyasalardaki fiyat artışları sonucu oluştuğu yönündeki uyarıları hükümetler ve iş dünyası tarafından görmezden gelinmiş hatta söz konusu sinyallerden söz ederek sistemi eleştirenler piyasanın istikrarsız olduğunu söylemeye cesaret ettikleri için sert biçimde eleştirilmişler hatta akademik çevreler tarafından, akademik düşünmemekle suçlanmışlardır.(keen, 2009:8) Suçlamanın sebebi ise özellikle finansal piyasalarda yapılan tahminlerin temelinde kullanılan yoğun matematiksel modeller ve daha bilimsel olduğuna inanılan akademik çalışmaların yanılmazlığına duyulan güven olmuştur. Sisteme müdahalenin engellenmesinin yanında Neo-klasik kuramın temel varsayımlarından bir diğeri ve krizin hızlanma sürecini hazırlayan olgu homo-economicus dur. Rasyonel düşünen ve her zaman fayda maksimizasyonu peşinde koşup çoğu aza tercih eden bu makine insan yapısı sistemin en güvendiği ve şüphe duymadığı yapılardan biridir. Küresel krize giden süreçte finansal piyasaların yapısı ve rasyonel insan görüşü ne yazık ki beklenen kombinasyonu sağlayamamış ve bireyler kapasitelerinin çok üstünde borçlar altına girerek fayda maksimizasyonunu bir kenara bırakmıştır.(turton, 2009 : 83) Finansal piyasalarda alım-satım işlemleri uzun dönemli arz talep ilişkilerine göre değil, diğerlerinin hareketlerine ve niyetlerine bakılarak yapılmaktadır. Finansal araçların alım satımında yüksek fiyata alıp düşüğe satanlar her zaman irrasyonel olarak değerlendirilirken, rasyonel insan 11

12 her zaman düşüğe alıp yükseğe satan olmalıdır yılı ekonomi Nobel ödülünü alan Kahneman a göre; (Radikal, 13/10/2002) Risk veya belirsizlik durumlarında insan davranışları, rasyonel insan davranışlarıyla farklılaşabilmekte ve ortaya optimal olmayan sonuçlar çıkabilmektedir. Bununla birlikte varsayılan insan davranışları sistemli ve önceden tahmin edilebilir davranışlardır. Örneğin; A yatırımcısı, borsada 50 dolara satın alınan bir hisse senedinin fiyatı 70 dolara yükseldiğinde, yeterince değer kazandığını düşünerek senedi satmak isteyebilir. Buna karşılık aynı senedi 90 dolardan almış olan B yatırımcısı ise 70 dolarda aşırı değerlenmiş olduğunu bildiği senedi satma konusunda gönülsüz davranacaktır. Böyle bir durumda ikinci yatırımcının tutumunun akılcı olduğunu savunmak zordur Rasyonel insanın yüksek risk ve belirsizliğe prim vermeyeceğini düşünen finansal piyasa aktörleri, yüksek riskli subprime kredileri1, tek başına kullanmak yerine riski azaltmak ve kredileri güvenli hale getirebilmek için benzer araçlarla birlikte bir kredi paketi düzenleyerek piyasaya sunmuşlardır. Bu haliyle dışarıdan bakıldığında risklerin görünmez oluşu söz konusu finansal çıktıların çok daha güvenli hale gelmesine ve kolay yoldan bireylere sunulmasına yol açmıştır. Bu noktada sorulması gereken soru; bireylerin rasyonel oldukları için mi, yoksa diğer bireyler satın aldığı için mi bu yüksek riskli kredileri satın aldıklarıdır. Nitekim subprime kredilerin risk durumunun piyasada kötüye gitmeye başlamasıyla birlikte, sahte güven bir anda yok olmuş ve bilinen domino etkisiyle piyasalar hızla çözülmeye başlamıştır.(katsuhito, Tokyo Foundation:12/08/2008) Yukarıda da değinildiği gibi küresel ekonomiyi yaşanmakta olan kriz sürecine taşıyan on yıllarda uzun dönemli bakış açısı, sarsılmaz olarak kabul edilen Neo-klasik paradigmalar sayesinde kısa dönem bakış açısıyla spekülasyonlara ve Wall-Street e yönlendirilmiştir. Bu geçiş beraberinde sadece ekonomik çöküşü getirmemiş, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik istikrar için gerekli olan; sürdürülebilir büyüme, altyapının yenilenmesi, iklim değişikliğinin azaltılması, yeterli sermaye akışı ve alternatif enerji kayakların geliştirilmesi gibi uzun vadeli girişimleri de büyük ölçüde engellemiştir.(krugman, 2008 : 19) Söz konusu süreçte izlenen Neo-klasik paradigmaları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür;. Piyasalar çoğu zaman kararlı dengede ya da dengeye yakın konumdadır. Piyasa aktörleri fayda maksimizasyonu sağlamak amacıyla rasyonel davranırlar. Piyasa aktörlerinin piyasa hakkında tam ve mükemmel bilgiye sahip oldukları varsayılır. 12

13 Fiyatlar, ticarete dahil olan herkesin çıkarlarını maksimize edecek Fiyatlar, ticarete dahil olan herkesin çıkarlarını maksimize edecek şekilde belirlenirler. Fiyatlardaki dalgalanmalar, küçük, rastgele ve bağlantısızdır. Piyasalarda, tüm fiyatların iyi tanımlandığı ve tüm piyasaların temiz olduğu mükemmel likidite akışı söz konusudur. Birkaç kişilik piyasaların yer aldığı basit modeller ile milyonlardan oluşanlar arasında hiçbir fark yoktur. Basit modeller, pazarları yöneten ilkeleri aydınlatmaya yeter. Bununla beraber yaşanmakta olan küresel ekonomik kriz Neo-klasik paradigmalarda ciddi zayıflıklar olduğunu göstermektedir; (Sean, 2009 :36) Finansal araçların fiyatları, mal fiyatları ve para birimlerindeki dalgalanmalar rastgele ve bağlantısız değildir ve muhtemelen gerçek piyasaların işleyişini açıklamak için başka bir paradigma gereklidir. Rekabetçi genel denge modeli, piyasaların gerçek hayattaki işleyişine göre çok idealizedir. Piyasa aktörlerinin (tüketici ve üretici) genel denge teorisinin varsaydığı şekilde kesin bir tercihleri yoktur. Beğeniler ve koşullar değişkendir. Bu sebeple değişikleri ve yenilikleri öngöremeyen risk değerlendirmeleri sorunludur. İki birey ve iki maldan oluşan basit kurgu modeller, milyonlarca birey ve binlerce maldan oluşan gerçek piyasaları açıklayamamaktadır. Piyasa aktörlerinin her zaman kusursuz ve tam bilgiye sahip oldukları inancı geçerli değildir. Gerçekte piyasa koşulları hakkındaki bilgi ve inançlar yanlış veya güvenilmez olabilir. Ya da farklı bireylerin farklı bilgi ve inançları olması mümkündür. Piyasa ölçekleriyle ilgili tahminlerde ciddi yanılgıların ortaya çıkması mümkündür. Örneğin; finansal araçlar ve türevlerini kullananlar piyasanın sadece küçük bir kısmını oluşturuyorsa riskin (zararın) düşük olduğunu söylemek mümkündür. Ancak söz konusu araçların kullanımı giderek arttığında piyasanın risk (zarar) tahmini yapması da giderek zorlaşır. Ekonomi, mal, bilgi ve enerji akışını içeren fiziksel bir sistemdir. Bu çerçevede fiziksel sistem olarak düşünülen bir ekonomi modeli bilim için yararlı olabilir. Bununla birlikte, fiziksel denge modeli sadece kapalı sistemler için geçerli olduğundan, kapalı bir sistem olarak tanımlanması mümkün olmayan piyasalardan oluşan ekonominin denge modeline uyarlanamaz. 13

14 5. Küresel Kriz ve Neo-merkantilist Politika Uygulamaları Merkantilizmin klasik formu, ulusların değerli maden stoklarını artırmak için, ihracatı özendirip, ithalatı azaltmaları gerektiği yönünde hareket eder. Ancak günümüzde, merkantilist uygulamalar şekil değiştirmiş olsa da, serbest ticareti savunan küresel kurumların varlığına rağmen uygulamalar devam etmiştir. Korumacılık uygulamalarının küresel neo merkantilist yöntemleri incelendiğinde bir kısmının doğrudan, bariyerler, kota uygulamaları, destekler, vergiler vb. şeklinde yeni geleneksel uygulamalar oldukları görülürken, çalışmada daha çok üzerinde durulacak olan asıl büyük ölçekli korumacılığın kur manipülasyonu yöntemiyle uygulanan ticaret savaşları olduğu söylenebilir Neo merkantilizm ve Yeni Geleneksel Korumacılık Dış ticarette korumacılığı gerektiren güncel neden 2008 de yıkıcı etkileri görülmeye başlanan küresel krizdir. Ancak dünya ekonomileri korumacılık önlemlerine yabancı değildir. Ekonomik konjonktürün derin daralmalar yaşadığı dönemlerde, dış ticarette ortaya çıkan dengesizliklerin üretim ve istihdam üzerindeki negatif etkilerini gidermeye yönelik politika arayışları çerçevesinde de, korumacılık gündeme gelmiştir. Ancak güncel korumacı politikaları 1930 larla kıyaslamanın mümkün olduğu söylenemez. Küresel kurumların varlığı ve neoliberal dış ticaret politikalarının genişlemesi, yeni-geleneksel koruma yöntemlerinin oluşmasına yol açmıştır. Yeni-geleneksel korumacılığın dünya ticareti üzerindeki etkisi hem tarifeler ve Dünya Ticaret Örgütünün (WTO) yasal ticaret çareleri (antidamping ve koruyucu önlemler) gibi doğrudan (outright) ve hem de desteklemeler ve hükümet tedarik engelleri gibi yoğun-kasvetli 4 (murky protectionism) olması- krizin gelecekteki rotasına büyük ölçüde bağımlı olacağını göstermektedir. ( Baldwin ve Evenett: 2009; 4) WTO nun 1930 krizine karşı II. Paylaşım Savaşı sonrasında imzalanan ve uluslararası ticaret ilişkilerine disiplin getirmeyi amaçlayan ve ilke olarak ticaret engellerini ve korumacı önlemeleri reddeden resmi GATT ın yerine geçmek üzere 1995 te kurulduğu bilinmektedir. Gelinen son noktada; Uruguay Turu temelinde ve WTO nun çatısı altında mal ticareti ile ilgili GATT, hizmet ticareti ile ilgili (GATS) ve fikri mülkiyet hakları ile ilgili (TRIPS) olmak üzere üç özel anlaşmanın çağdaş ölçülerde yapılandırıldığı görülmektedir. GATT turlarına 4 Murky protectionism; yabancı mal, şirket, işçi ve yatırımcılara karşı ayrımcılık için kullanılan yasal ihtiyati suiistimaller;örneğin sağlık ve güvenlik düzenlemelerinin manipülasyonu, lisans sınırlamaları, yeşil politikalar, ayrımcı standartlar vs. bütünü demektir. 14

15 bakılırsa küreselleşmenin gerekli taban tahtası olan WTO, korumacılığı serbest ticaretin önünde muhafazakâr bir bariyer olarak görmekte ve genellikle yasaklamaktadır. (Kalaycı: 2010; 85) WTO, dünya ticari ilişkilerinin, serbest ticaretten korumacılık eksenine sapılmadan güvenlik ve istikrar disiplini içinde sürmesine dikkat etmektedir. Ancak kriz batağından kolayca çıkmak adına korumacılığa ilk başvuranların da yine daha çok korumacılığa karşı olan Batılı hükümetlerin-gelişmiş ekonomilerin olduğu ve onları diğer gelişen ülkelerin izlediği gözlemlenmiştir. Dünya dış ticaretinde en büyük paya sahip olan ülkeler -ki bunlar aynı zamanda dünyanın en gelişmiş (G) ekonomileri olarak da kabul edilirler- kendi aralarında kurdukları (G8 ve G20 gibi) kulüpler, aldıkları kararlarla kimi zaman hükümetler ve toplumlar üzerinde etkili olabilmektedirler. Bu kulüplerden G-8, 1975 te Fransa tarafından, G-20 ise 1999 da Asya finans krizinin ardından kuruldu. G-20, G-8 ile birlikte AB, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, G.Afrika, G.Kore, Hindistan, Meksika, S.Arabistan ve Türkiye den oluşmaktadır. Küresel kriz döneminde, G20 ye başkanlık yapan ülke Fransa dır. G20 özünde korumacılığa karşıdır ancak kriz çözümünde pragmatik davranarak korumacılığı B planı olarak görme eğilimine girmiştir. Küresel iktisadi ve finansal sistem açısından büyük önem taşıyan G20, dünya ekonomisinin yaklaşık %90 ını, dünya ticaretinin %80 ini ve dünya nüfusunun 2/3 ünü temsil etmektedir. Bu çerçevede söz konusu kulüplerin aldıkları korumacı önlemlerin dünya ticaretini büyük ölçüde etkilemesi kaçınılmazdır ve öyle de olmuştur. G20 grubunun Kasım 2008 de koyduğu 47 önleme ek olarak Dünya Bankası (WB) ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından 2008 den beri (bir yıllık sürede) yaklaşık 80 önlem devreye sokulmuştur. Ülkeler bazında; ABD nin 2009 yılı ekonomiyi canlandırma yasa taslağı içindeki tedarik bariyerleri, Çin in ihracat sınırlamaları, Rusya nın oto tarifeleri, kimyasallarla ilgili Avrupa standartları/teknik bariyerleri, Latin Amerikan ithalat tarifeleri, genel destek, anti damping (2008 de %27+) ve sınır önlemleri. WB 2009 yılı itibarıyla küresel üretimde %3-%4, WTO da küresel ticarette %9 oranında bir düşüş tahmin emiştir. (Gamberoni ve Newfarmer: 2009; 37) Korumacılık kapsamındaki tarifelerde mevcut durum u (status quo) gösteren oranlar, ihracatçı ülkelerin gelir grubuna göre %4,0 ile %4,6 arasında birbirine yakın iken 2008 de kriz nedeniyle ortaya çıkan korumacı politikalardan dolayı sınır oranlarını aşarak yüksek gelirli ülkeler için %9, orta gelirli ülkeler için %8,9 ve düşük gelirli ülkeler için ise %11,7 ye 15

16 çıkmıştır. (Baldwin; 2008: 31) Baldwin e göre WTO, ülkeleri korumacılıktan (protection) korumak (prevent) konusunda etkisiz olup sadece GATT kurallarıyla disiplin sağlamaktadır. WTO Direktörü P.Lamy ye atfen yapılan eleştirilerde düşük yoğunluklu korumacılık şekilleri uygulandığı ve WTO üyeleri uyarıldığı halde ABD nin son krizden çıkış için 2009 da açtığı yoğun korumacı finansal (800 milyar dolarlık) paketine ve Amerikan malı satın al kampanyasına bakılırsa Smoot-Hawley Tarifelerine geri dönüşün olduğunu hatırlatılmaktadır. ( Clancy: 2009) İsviçre Uluslararası İktisat Enstitüsü Direktörü S.Evenett, yoğun korumacılık (murky protectionism) deyiminin mucididir ve bu deyim, hükümet öncelikleri arasında gizlenmiş ve dışarıda mükemmel mantıklı amaçlar olarak gözüken ayrımcı ticaret önlemleri demektir. Bunun bir örneği adı geçen Amerikan ekonomisini canlandırma paketidir. Unutmamalı ki ABD hükümetleri, dış ticarette korumacılığı salt ekonomi açısından değil belki de daha da fazlasıyla ulusal güvenliği açısından önemsemektedirler. The International Foundation for Production Research nin (IFPR:2011) tahminlerine göre, korumacılık içerikli küresel çarelerin dünya ticaretine maliyeti 700 milyar doları aşmıştır. Bu dramatik tablodan etkilenmemeleri olanaksız olduğu varsayılan G20 liderleri için -literatüre geçtiği gibi- komşunun canı çıksın (beggar thy neighbour) bencilliğinden bahsedilmesi bu noktada kulağa çok da garip gelmemektedir. (McKinnon: 2010: 3) Öte yandan Krugman, her ülkenin ekonomisinde finansal genişlemenin etkilerini içeren korumacı önlemleri kabul etmesi halinde dünya ticaretinde nasıl bir değişmenin gerçekleşeceğini sormaktadır. Her ülke bir başka ülkeye göre tam istihdama yaklaşılabileceğini fakat ticaretin bozulabileceğini; bunun komşunun canı çıksın tezi ile değil dünyayı bir bütün olarak daha iyi yapabilen korumacılık tezi ile ilgili olduğunu, korumacılığın yanlışlığı üzerine söylenebilecek şeylerin ise iktisadi değil ancak teolojik olabileceğini ileri sürmektedir (Krugman: 2009) 5.2. Kur Manipülasyonu Yoluyla Korumacılık Geçtiğimiz yüzyıldaki, askeri güce dayalı yayılmacılık ve bunun sonucunda değerli madenlere ulaşma ve sahip olmaya dayalı merkantilizmin, günümüzdeki uygulamalarından biri; ulusların döviz kuru rezervlerini kendi çıkarları doğrultusunda düzenleyerek, serbest dış ticaret 16

17 kapsamında, ihracatı artırmak ve ithalatı azaltmak amacıyla kullanmalarıdır. Monetary mercantilism kavramı ile de ifade edilen ve kur manipülasyonları yoluyla gerçekleştirilen bu yeni korumacılık yöntemi, modern dünyanın neo merkantilist politikalarına serbest piyasanın dinamikleri yoluyla hizmet etmektedir. II: Dünya savaşının bitiminden itibaren ABD doları tüm dünya tarafından rezerv para olarak kabul görmektedir. Başkan Nixon un 1971 de altın penceresini kapatması ile birlikte, altın ve doların yolları ayrılmış, ve FED in yoktan dolar yaratma yeteneği giderek artmış ve hatta birkaç tuşla yaratılan bu yeni paranın maliyeti sıfıra yaklaşmıştır. Modern dünya parasını değerli herhangi bir mala bağlamaktansa, itibari para 5 (fiat Money) adı verilen rekabetçi ve miktar bakımından herhangi bir üst sınırı olmayan bu parayı tercih etmektedir.(cwik:2011; 9) Bu para sistemine dahil olan tüm ülkeler benzere şekilde davranarak, merkez bankaları tarafından para miktarını istedikleri şekilde ayarlayabilmekte böylece yerli paranın değerini rakiplerine göre daha düşük seviyede kontrol edebilmekte ve kendi merkantilist politikaları gereğince kolayca yönetebilmektedirler. Siyasi sınırların neredeyse silindiği bu sistemde rezerv para sınırlar arasında istediği gibi dolaşabilmekte ve para piyasasının arz ve talep dinamikleri tarafından dengelenmektedir. Bu çerçevede uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazanan gelişmiş pazarlar komşunun canı çıksın (beggar-thy-neighbor) politika uygulamaları yoluyla ve bu kez adeta bir ticaret savaşıyla dış ticaret fazlaları yaratma çabasına girmektedirler. (McKinnon;2010;12) İtibari para sisteminin serbest dolaşımının durdurulamayacağını savunanlar, herhangi bir müdahalenin etkinsizlik, dengesizlik ve verimsizlik gibi sorunlar yaratabileceğini söylemektedir. Boratav a göre; Son kırk yılda metropol ekonomileri arasında iki kur savaşı yaşandı: te doların değeri düşürüldü; altınla bağlantısına son verildi; büyük paralar arasında dalgalı kurlara geçildi te ise Plaza Anlaşması ile yen ve mark ın değerlenmesi sağlandı. Bu iki kur savaşı Amerikan ekonomisini (özellikle ucuz ithalatın sarstığı sanayi kollarını) korumak amacıyla başlatıldı, sonuçlandırıldı. ABD nin küresel kriz sonrasında hızla para basması (monetizasyon) süreci, küresel krizle mücadele politikaları bağlamında artmış gibi gözükmesine rağmen, yeni başlamış bir 5 İtibari para (fiat Money): Altınla konvertibilitesi olmayan, manipülasyona uğramış kağıt para de altın standart ının kaldırılması ile birlikte, ekonomik sistemde paranın tamamına yakını kağıt paraya dönüşmüştür. Bu yeni para birimi için ilk olarak Avusturya okulu tarafından kullanılan, fiat Money terimi kullanılmaktadır. 17

18 uygulama değildir. Doların rezerv para olması sebebiyle, başka ülkeleri zor duruma sokabilecek bu süreç ABD tarafından rahatlıkla yürütülebilmektedir. Öte yandan, doların, söz konusu yüksek para arzına rağmen değer kaybetmesini engelleyen en önemli faktör rezerv para olmasından kaynaklanmıştır. ABD ekonomisinin 1990 lı yılların ikinci yarısında, Asya ekonomileri ile bağlantısı sayesinde dış açıkları önemli miktarda azalma göstermiştir; Asya ülkelerindeki üretim, ABD nin özel tüketimine karşılık vermiş, buna karşılık Asya ülkeleri dış ticaret işlemlerini dolar üzerinden yürütmüş ve döviz rezervlerinin çok önemli bir bölümünü dolar cinsinden tutmuştur. ABD tahvil bonolarının Asya ülkeleri tarafından satın alınması, dış açıkların azalmasına ve para arzının artmasına yol açmıştır.(d orlando:2008) Ancak bu likidite bolluğuna rağmen dolar, rezerv para olması sebebiyle değerini korumuştur. Boratav a göre söz konusu likidite bolluğu önceden tahmin edilemeyen finansal balonlaşmaya yol açmıştır; Balon patlayıp uluslararası krize yol açınca algılamalar değişti; Amerika kur savaşları nın üçüncü perdesini açtı. Küresel dengesizlikler in hafifletilmesi için ABD nin (en başta Çin e karşı verdiği) astronomik açıkları aşağı çekilmeliydi. Ucuz ithalatın yerli üretimi tehdit etmesi önlenmeliydi. Ve özellikle Çin Amerika dan ithalatını artırmalıydı. Çin parasının (renminbi veya yuan ın) değerlendirilmesi bu nedenle istendi. Yuan ın değerlenmesi, Amerika nın Çin e karşı devalüasyon gerçekleştirmesi anlamına gelecektir. Ayak dirediği için Çin, ABD Kongresi tarafından para manipülasyonu yapan ülke olarak yaftalandı ve olası ekonomik yaptırımların kapısı aralandı. (Boratav: 2010) Kur savaşlarının üçüncüsü böylece, dolar-renminbi (yuan) arasında geçmektedir. Çünkü merkantilist sisteme göre dış ticaret açıkları ulusları güçsüz bırakan tehlikeli bir sorundur. Stiglitz e göre ise; (Stiglitz: 2010) Ticaret savaşlarından kimsenin galip çıkması mümkün değildir. Çin in manipülatör olarak suçlanması tek taraflı bir görüştür. Çünkü Kriz ABD yapımıdır; Çin in çok taraflı ticaret fazlası, çok taraflı bir ekonomik sorun olduğundan ve bu konuda pek çok ülke endişelendiğinden, ABD, çok taraflı ve kurallara dayalı bir çözüm aramalıdır. Tek taraflı olarak Çin i döviz kuru manipülatörü olarak yaftaladıktan sonra, tek taraflı vergiler koymak, çok az getirisine karşı çok taraflı sisteme zarar verir. Çin Amerika nın bankaları ve 18

19 otomobil şirketlerini kurtaran devasa paketlerinin doğrudan veya dolaylı olarak sübvanse ettiği Amerikan ürünlerine gümrük vergisi uygulayarak cevap verebilir. Stiglitz in yukarıdaki görüşünün dayanağı; 1988 de kabul edilen Ticaret ve Rekabet Yasası dır. Yasaya göre; ABD hazine bakanı haksız rekabeti önlemek amacıyla, ülkelerin döviz kuru politikalarını analiz ederek, döviz kurunu manipüle eden ülkeleri belirleme ve dolar kurlarındaki dengesizlikleri giderme yetkisine sahiptir. Küresel para ve ekonomi sisteminde, dolar hegemonyası sayesinde ihtiyacı olan her türlü avantaja sahip olan ABD nin yılları dışında süregelen dış açıklarının varlığını hala koruması sebebi de; ekonomik konjonktürün genişleme dönemlerinde, neo-klasik iktisatın liberal politikaların uygulanması daralma dönemlerinde ise neo-merkantilist politikaların gündeme gelmesi ile oluşan istikrarsız ekonomi politikalarında aranmalıdır. Küresel ekonominin merkezindeki büyük oyuncular dışında kalan ülkelerin bu savaş sırasında karşı karşıya kaldıkları en büyük sorun; yerli paranın değer kazanmasına (dövizin ucuzlamasına) yol açan yüksek tempolu dış kaynak girişleridir. Bu ortam rekabet gücünü baltalayarak, finansal varlıklarda balonlaşmaya yol açmakta, sermaye hareketlerinin yavaşlaması ya da durması halinde de finansal kriz riskine sebep olmaktadır. Başka bir deyişle başta ABD olmak üzere daralma dönemlerinde uygulanan neo-merkantilist dış ticaret savaşları, çevre ekonomilerin liberal politikalar çerçevesinde önlem almasını güçleştirerek, söz konusu ülkeleri zor duruma sokmaktadır. Sonuç Geçtiğimiz yüzyıldaki, askeri güce dayalı yayılmacılık ve bunun sonucunda değerli madenlere ulaşma ve sahip olmaya dayalı merkantilizm, aslında gelişmiş batılı ülkeler tarafından ekonomik konjonktürün dip yaptığı her seferde neo-klasik iktisat politikalarının yetersizlikleri sebebiyle gündeme gelmeyi sürdürmüştür krizi ile tekrar gündeme gelen neomerkantilizm in günümüzdeki uygulamalarından biri; yeni geleneksel korumacılık yöntemleri iken, bir diğeri; ulusların döviz kuru rezervlerini kendi çıkarları doğrultusunda düzenleyerek, serbest dış ticaret kapsamında, ihracatı artırmak ve ithalatı azaltmak amacıyla kullanılması yolu ile yaratılan ticaret savaşlarıdır. Monetary mercantilism kavramı ile de ifade edilen ve kur manipülasyonları yoluyla gerçekleştirilen bu yeni korumacılık yöntemi, modern dünyanın neo-merkantilist politikalarına serbest piyasanın dinamikleri yoluyla hizmet 19

20 etmektedir. Her fırsatta çevre ekonomilere, serbest dış ticareti geliştirmek amacıyla empoze edilen liberal ekonomi politikaları her nedense kriz dönemlerinde batılı ülkeler tarafından uygulanmamaktadır. Siyasi sınırların neredeyse silindiği bu sistemde rezerv para sınırlar arasında istediği gibi dolaşabilmekte ve para piyasasının arz ve talep dinamikleri tarafından dengelenmektedir. Bu çerçevede uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazanan gelişmiş pazarlar komşunun canı çıksın (beggar-thy-neighbor) politika uygulamaları yoluyla ve bu kez adeta bir ticaret savaşıyla dış ticaret fazlaları yaratma Öte yandan, başta ABD olmak üzere daralma dönemlerinde uygulanan neo-merkantilist dış ticaret savaşları, çevre ekonomilerin liberal politikalar çerçevesinde önlem almasını güçleştirerek, söz konusu ülkeleri zor duruma sokmaktadır. 20

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman 2 Đçerik 1.Dış Ticaret Politikası-Giriş: Tanım, Genel Ekonomi Politikası içindeki Yeri, Teori-Politika Farkı, Devlet Müdahalesinin Gerekliliği;

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü

ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü ULUSLARARASI İKTİSAT Yrd.Doç.Dr.Dilek Seymen DEÜ.İİBF İktisat Bölümü Dilek Seymen Giriş ve Temel Kavramlar Ülkeler niçin ticaret yaparlar? İktisadın alt bölümleri ve bunlar arasında dış ticaretin yeri

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK)

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇİNDE TÜRK FİNANSAL

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

EK : DIŞSAL TASARRUFLAR ( EKONOMİLER )

EK : DIŞSAL TASARRUFLAR ( EKONOMİLER ) EK : DIŞSAL TASARRUFLAR ( EKONOMİLER ) Genel denge teorisinin sonuçlarının yatırım kararlarında uygulanamamasının iki temel nedeni şunlardır: 1) Genel denge teorisinin tam bölünebilirlik varsayımı her

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT 2 1. A malının fiyatındaki bir artış karşısında B malına olan talep azalıyorsa A ve B mallarının özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) A ve B

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü www.sde.org.tr ANALİZ 2014/2 2013 YILI ALTIN ANALİZİ Dr. M. Levent YILMAZ Ekonomistlerin çoğu zaman yanıldığı ve nedenini tahmin etmekte zorlandığı bir

Detaylı

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Cahit YILMAZ Kültür Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İstanbul c.yilmaz@iku.edu.tr Key words:kredi,büyüme. Özet Banka kredileri ile ekonomik büyüme arasında

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Saati Saati Saati Uluslararası Ekonomi Politik IR502 Seçmeli 3 0 0 3 7.5 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden 1. Her arz kendi talebini yaratır. şeklindeki Say Yasasını aşağıdaki iktisatçılardan hangisi kabul etmiştir? A İKTİSAT 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli

Detaylı

Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu

Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu Neta Yatırım Menkul Değerler A.Ş. 28.04.2014 1. Değerlendirme Raporu nun Amacı Sermaye Piyasası Kurulu nun ( SPK ) 22.06.2013

Detaylı

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale tepav Economic Research Policy Foundation of Turkey ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI Ümit Özlale 29 April 2011 2 Sunum Planı 1. Bölüm: İhracat performansımız Pazar genişlemesi

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen

MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ. Doç.Dr.Dilek Seymen MERKANTİLİZM-FİZYOKRASİ Doç.Dr.Dilek Seymen Merkantilizm 1450 1750 Ortaçağ Sonrası- Sanayi devrimine kadar İlk İktisat Doktrini ve Politikası (Ticari Kapitalizm) Ortam: Feodalizmin yıkılışı ve milli devletlerin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI İKTİSAT I UİK317 5 2 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI İKTİSAT I UİK317 5 2 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI İKTİSAT I UİK317 5 2 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Dengesi Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman

Dengesi Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Ödemeler 1 Dengesi Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Plan 2 Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom ve Denkleştirici

Detaylı

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi

F. Gülçin Özkan York Üniversitesi Finansal Đstikrar ve Makroekonomik Etkileşim F. Gülçin Özkan York Üniversitesi 1 Finansal kriz tanımı üzerinde hemfikir olunan bir tanım bulunmamakla birlikte, reel sektör etkisinin derecesi önemli bir

Detaylı

İÇİNDEKİLER III. Önsöz

İÇİNDEKİLER III. Önsöz İÇİNDEKİLER Önsöz III Bölüm 1 ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER 1.1. Klasik Dış Ticaret Teorisi 1.1.1. Merkantilizm 1.1.2. Klasik Dış Ticaret Teorilerinin Dayandığı Varsayımlar 1.1.3. Emek-Değer Teorisi

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ

FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER. Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ FİNANSAL YÖNETİME İLİŞKİN GENEL İLKELER Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ 1 İçerik Finansal Yönetim, Amaç ve İşlevleri Piyasalar, Yatırımlar ve Finansal Yönetim Arasındaki İlişkiler İşletmelerde Vekalet Sorunu (Asil

Detaylı

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Yatırım (Sermaye Bütçelemesi) ve Finanslama Kararları Şirket Nedir? Finansal Yönetici Kimdir? Şirketin Amaçları Finansal piyasalar ve kurumların

Detaylı

DERS BİLGİLERİ ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4

DERS BİLGİLERİ ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4 Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Önlisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü Öğretim Görevlisi Serkan

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

İKT 108- Uluslararası İktisat TOBB ETÜ Bahar 2015

İKT 108- Uluslararası İktisat TOBB ETÜ Bahar 2015 Yrd. Doç. Dr. Ünay Tamgaç Tezcan İKT 108- Uluslararası İktisat TOBB ETÜ Bahar 2015 İletişim Bilgileri: e-posta : utamgac@etu.edu.tr Web sitesi : http://unay.weebly.com/ikt-108.html Ofis No : 279 Ofis Saatleri???

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 23.Uluslararası Finans Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 23.Uluslararası Finans 23.1.Dış Ödemeler

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sayın başkanlar, iş dünyamızın ve basınımızın değerli temsilcileri, yurt dışından gelen kıymetli

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 3

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 3 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 3 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 5. HAFTA 1.)MALİ PİYASALARIN ULUSLAR ARASI DÜZEYDE ENTEGRASYONU 1.1.Mali Piyasalarda Yaşanan Entegrasyon: Uluslar arası düzeyde

Detaylı

Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü. ENM 307 Mühendislik Ekonomisi. Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR

Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü. ENM 307 Mühendislik Ekonomisi. Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ENM 307 Mühendislik Ekonomisi Ders Sorumlusu: Prof. Dr. Zülal GÜNGÖR Oda No:850 Telefon: 231 74 00/2850 E-mail: zulal@mmf.gazi.edu.tr Gazi Üniversitesi Endüstri

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Finansal Piyasa Dinamikleri Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Neleri İşleyeceğiz? Finansal Sistemin Resmi Makro Göstergeler ve Yorumlanması Para ve Maliye Politikaları Merkez Bankası ve Piyasalar Finansal Piyasalardaki

Detaylı

içindekiler Kısım 1 Piyasalar 2 Piyasalar ve Piyasanın İşleyişi 28 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 Grafiklerle Çalışmak 23 Bölüm 2 Bölüm 1 Bölüm 1 Ek

içindekiler Kısım 1 Piyasalar 2 Piyasalar ve Piyasanın İşleyişi 28 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 Grafiklerle Çalışmak 23 Bölüm 2 Bölüm 1 Bölüm 1 Ek TETRA IMAGES/CORBIS içindekiler Ön Söz xv Kısım 1 Piyasalar 2 Bölüm 1 Ekonomi ve Çevrenizdeki Dünya 4 1. Mülkiyet 5 2. Ekonomik Özgürlük 10 2.a. Ekonomik Özgürlük ve Yaşam Standartları 11 2.b. Ekonomik

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl

Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Çetin DOĞAN 2. Doğum Tarihi : 28.01.1964 3. Unvanı : Profesör 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Doktora İktisat Bölümü Bradford Üniversitesi, 1993 İngiltere

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri ÜLKE Dünya Seramik Kaplama Malzemeleri Üretiminde İlk 1 Ülke 29 21 211 212 212 Dünya /212 Üretiminden Aldığı Pay Değişim (%) (%) 1 ÇİN

Detaylı

ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU

ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU Ağustos 2010 TÜRKİYE YE ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIM GİRİŞLERİ 2010 YILI İLK YARISINDA 3,2 MİLYAR DOLAR OLDU 2010 yılının ilk yarısında, Türkiye ye

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:4 Bu sayıda; Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor s (S&P) un yerel para cinsinden Türkiye nin kredi not artış kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Küreşelleşme X Kutuplaşma. Dr.Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman

Küreşelleşme X Kutuplaşma. Dr.Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Küreşelleşme X Kutuplaşma WTO X Tercihli Ticaret Anlaşmaları Dr.Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman 2 Tercihli Ticaret Anlaşmaları Tercihli ticaret anlaşmaları, dünyanın geri kalanı için değil; sadece birbirlerine

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2

DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2 DÜZENLEME VE ANTİ-TRÖST YASASI 2. PİYASAYA MÜDAHALE 2.. ARTIKLAR VE BÖLÜŞÜMÜ 2 2. DÜZENLEMENİN EKONOMİK KURAMI 3 2.. DENGE 3 3. DÜZENLEME VE DOĞAL TEKELLER 4 3.. KARTELLERİN DÜZENLENMESİ 7 4. ANTİ-TRÖST

Detaylı

Prof.Dr. Ayten Ayşen Kaya

Prof.Dr. Ayten Ayşen Kaya Dersin Adı DERS ÖĞRETİM PLANI Dersin Kodu ECO 516 Dersin Türü (Zorunlu, Seçmeli) Dersin Seviyesi (Ön Lisans, Lisans, Yüksek Lisans, Doktora) Dersin AKTS Kredisi 5 Haftalık Ders Saati 3 Haftalık Uygulama

Detaylı

TAM REKABET PİYASASINDA DENGE FİYATININ OLUŞUMU (KISMÎ DENGE)

TAM REKABET PİYASASINDA DENGE FİYATININ OLUŞUMU (KISMÎ DENGE) Ünite 10: TAM REKABET PİYASASINDA DENGE FİYATININ OLUŞUMU (KISMÎ DENGE) Tam rekabetçi bir piyasada halen çalışmakta olan firmalar kısa dönemde normal kârın üzerinde kâr elde ediyorlarsa piyasaya yeni firmalar

Detaylı

2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü

2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü 2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü Prof. Dr. Sudi Apak Beykent Üniversitesi İçerik 2 Slayt 1 - Türk Bankalarında kurum riski bulunmaktadır. 140,00% Türk Bankacılık Sektörünün Aktif Büyüklüğü /

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Sayı: 2015-16 BASIN DUYURUSU 3 Mart 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,10 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi Başta MERCOSUR Bloğunda yer alan ülkeler olmak üzere, Latin da 1990 lı yılların sonunda ve 2000 li yılların başında oldukça ağır bir şekilde hissedilen ekonomik

Detaylı

TÜRKĐYE CUMHURĐYET MERKEZ BANKASI

TÜRKĐYE CUMHURĐYET MERKEZ BANKASI TÜRKĐYE CUMHURĐYET MERKEZ BANKASI Türkiye Ekonomisi ve Para Politikası Uygulamaları Durmuş YILMAZ Başkan 12 Ocak 2011 1 Sunum Planı I. Küresel Görünüm II. Türkiye Ekonomisi III. Para Politikası Gelişmeleri

Detaylı

PRICE WATERHOUSE COOPERS ADLI YÖNETİM DANIŞMANLIĞI ŞİRKETİNİN OPASİTE İNDEKSİ ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI *

PRICE WATERHOUSE COOPERS ADLI YÖNETİM DANIŞMANLIĞI ŞİRKETİNİN OPASİTE İNDEKSİ ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 21. PRICE WATERHOUSE COOPERS ADLI YÖNETİM DANIŞMANLIĞI ŞİRKETİNİN OPASİTE İNDEKSİ ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI * Opasite

Detaylı

DERS KODU DERS ADI ZORUNLU TEORİ UYGULAMA LAB KREDİ AKTS Atatürk İlkeleri ve İnkılap AIT181 Tarihi I Zorunlu 2 0 0 2 2

DERS KODU DERS ADI ZORUNLU TEORİ UYGULAMA LAB KREDİ AKTS Atatürk İlkeleri ve İnkılap AIT181 Tarihi I Zorunlu 2 0 0 2 2 1.YARIYIL LERİ KODU ADI ZORUNLU TEORİ Atatürk İlkeleri ve İnkılap AIT181 Tarihi I Zorunlu 2 0 0 2 2 IKT101 İktisada Giriş I Zorunlu 3 0 0 3 6 IKT103 İktisatçılar İçin Matematik I Zorunlu 3 0 0 3 6 IKT105

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sayın Bakan, Değerli Konuklar, Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Forumun Türkiye hakkındaki genel

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Ortak Doktora Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

İKT 207: Mikro iktisat. Faktör Piyasaları

İKT 207: Mikro iktisat. Faktör Piyasaları İKT 207: Mikro iktisat Faktör Piyasaları Tartışılacak Konular Tam Rekabetçi Faktör Piyasaları Tam Rekabetçi Faktör Piyasalarında Denge Monopson Gücünün Olduğu Faktör Piyasaları Monopol Gücünün Olduğu Faktör

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü 1 Ülkeler Niçin Dış Ticaret Yapar? Dış Ticaret Politikası Ödemeler Bilançosunun, cari işlemler hesabında ihracat

Detaylı

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir

gerçekleşen harcamanın mal ve hizmet çıktısına eşit olmasının gerekmemesidir BÖLÜM 5 Açık Ekonomi Açık Ekonomi Önceki bölümlerde kapalı ekonomi varsayımı yaptık Bu varsayımı terk ediyoruz çünkü ekonomilerin çoğu dışa açıktır. Kapalı ve açık ekonomiler arasındaki fark açık ekonomide

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı