Prof. Dr. Semra ÇALANGU, dolu dolu yaflam n ve infeksiyon dünyas ndaki yolculu unu detaylar yla anlatt...

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Prof. Dr. Semra ÇALANGU, dolu dolu yaflam n ve infeksiyon dünyas ndaki yolculu unu detaylar yla anlatt..."

Transkript

1 Prof. Dr. Semra ÇALANGU, dolu dolu yaflam n ve infeksiyon dünyas ndaki yolculu unu detaylar yla anlatt... Prof. Dr. Çalangu dünyaya gözlerini açtığı İstanbul Tıp Fakültesi (Yukarı Gureba Hastanesi) nden hiç kopmadı. 48 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

2 Mustafa Aydın ÇEVİK Bugünü yaşamış olmaktan çok mutluyum. İstanbul dayım ve bana infeksiyonu sevdiren hocamla; zengin ve dolu dolu yaşamını, mesleğimizi ve camiamızın sorunlarını konuşmaya, onun görüşlerini sizlere aktarmaya geldim. Mesleğimizi seçerken bu karara etki eden insanlar ve olaylar olmuştur çevremizde, hemen hepimiz için geçerlidir bu durum. Daha öğrenci iken ben bu branşı asla yapamam dediğimiz uzmanlık alanları olmuştur. Veya tam tersi; bu olabilir, bu alanda uzman olabilirim dediğimiz ve aklımızın bir köşesine yazdığımız branşlar olmuştur li yılların ikinci yarısında sanırım henüz 3. veya 4. sınıf öğrencisi iken bana İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji yi sevdiren, evet bu branş olabilir, bu alanda uzman olmak isterim dedirten hocamla şimdi bu konu üzerine röportaj yapıyorum. Hayat gerçekten çok ilginç Kendisine yayına hazırlanan İnfeksiyon Dünyası isimli dergiden bahsedip, ilk sayının röportaj konuğu olur musunuz dediğimde her zamanki nezaketi ile bizi onurlandırmayı kabul etti saygıdeğer hocam. Belki biraz hazırlıklı olmak gerekebilir diye röportajin yapılacağı günden bir gün önce hazırladığımız soruları internet Kendinizden bahsedebilir misiniz? Nerede dünyaya geldiniz? Ailenizden, ilkokul, ortaokul, lise öğreniminizden ve daha sonrasından ana hatları ile bahsedebilir misiniz? İstanbul da ve tam da bu hastanede (İstanbul Tıp Fakültesi) doğdum. O zamanki adıyla Yukarı Gureba Hastanesi kadın doğum servisinde. Oldukça da güç bir doğumla dünyaya gelmişim. Kadın doğum stajı yapan öğrenciler için de bu güç doğum bir eğitim vakası olmuş. Annem bu olayı anlatırken bundan hiç gocunmazdı. Çünkü annem bir ilkokul öğretmeniydi. Eğitim onun için çok önemliydi. Babam ise İstanbul Belediyesi nde memurdu. İlkokulu Fatih te okudum; Yavuz Selim Okulu nda. İlkokul öğretmenimi o vefat edinceye kadar hep aradım. Bundan yaklaşık bir on yıl önce yine bir öğretmenler gününde tekrar arayıp telefonla ölmüş olduğunu öğrenince de çok üzüldüm. Ortaokulu Fatih Kız Lisesi nde okudum. Liseyi de orada bitirdim. İlkokula aslında erken başladım; 5 yaşındaydım. 16 Ocak doğumluyum ben. Henüz 6 yaşını tamamlamamış olduğum için okula alınmamda biraz zorlukla karşılaştı ailem. Ama anlattıklarına göre zaten okula başlamadan önce okuma ve küçük hesaplar yapmayı çözmüşüm anlaşılan. Dolayısıyla beni bir sınava aldılar ve sınavda başarılı olarak okula başladım. Lise sonrası, İstanbul Tıp Fakültesi ne girdim. Doğrusunu isterseniz, o sıralarda moda meslek olan Kimya Mühendisliği idi isteğim. Kimya mühendisi olmak için Teknik Üniversite sınavlarına girdim, kazanamayınca çok üzülmüştüm. Çünkü Fatih Kız Lisesi 6 fen sınıfındaki en iyi, en çalışkan arkadaşlarımızın hepsi Teknik Üniversite ye girdiler, ben istediğim bölüme girmeyi başaramadım. İstanbul Tıp Fakültesi ne biraz da üzülerek girmiştim ama şimdi dönüp bakıyorum iyi ki girmişim. Sonradan bu konuda bir hayat felsefesi de geliştirdim doğrusu. Aslında insanın önce üzüldü- aracılığı ile gönderdim. Kendisiyle röportaja gittiğim gün, yeri doldurulamaz dediği Attila İlhan ın ebediyete göç etmiş olduğu gündü. Ben de, İstanbul sevdalısı hocamla röportajımıza, Attila İlhan ı anarak başlamak istedim. Ve yaklaşık 2.5 saat süren ve ilgi duyanların su gibi okuyacağı güzel bir röportaj yaptık. Aynı zamanda tarihe not düşmek adına da iyi oldu diyebilirim. Röportaj bittiğinde bir kez daha bana infeksiyonu iyi ki sevdirmişsiniz hocam, mesleğimiz adına varsa yaptığım iyi şeyler sizin, kötü şeyler benim olsun diyerek ayrıldım odasından. Bazıları vardır, sayıları azdır onların; elde ettikleriyle yetinmezler, yaşamdan daha fazlasını isterler. Yaşamları; merak, öğrenme, özgürlük ve maneviyatlarını zenginleştirmek üzerine kurulmuştur. İşte bu nitelikleri kendisinde toplamış bir isim Prof. Dr. Semra Çalangu. ğü şeyler aradan zaman geçince, dönüp baktığında iyi ki öyle olmuş dedirtiyor. İnsan hiçbir şeye çok üzülmemeli diye düşünüyorum te girdiğim İstanbul Tıp Fakültesi ni, 1969 da bitirdim. Aynı sene buraya yani yine aynı fakülteye iç hastalıkları asistanı olarak girdim. Dolayısıyla doğduğum hastaneden hiç kopmamış oldum böylece de 4 Şubat ta iç hastalıkları uzmanı oldum. Ve yine kaderin bir cilvesi olarak bir tarafa gitmeyip bu ailenin içerisinde kaldım. O zamanki hocalarım, Prof. İlhan Ulagay, Prof. Mehmet Oran ve daha sonra Prof. Cihat Abaoğlu gerçekten yolumu çizmekte bana çok yardımcı oldular. Onların sayesinde karaciğer hastalıklarıyla özellikle ilgilendim. Ve bu konuda tez yapmak üzere 1976 yılında İngiltere ye gittim. Londra da bir yıl süreyle Charing Cross Hospital da deneysel araştırmalar yaptım. Dönüşte 1978 de doçentliğimi kazandım ve doçent olduğum zaman sadece 31 yaşındaydım. O zaman için İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 49

3 doçentlik açısından çok genç bir yaştı bu. Şimdi 31 yaşında doçent olmak oldukça kolay. O zaman doçentlik çok daha zordu. Hem orijinal bir tez hazırlamak gerekiyordu, hem yabancı dil sınavına, İngilizce den Türkçe ye ve Türkçe den İngilizce ye olmak üzere girmek gerekiyordu. Hem de bir deneme dersini başarmak gerekiyordu. Ama başarılı oldum. Fakat daha sonra kadro beklemeye başladım darbesinden sonra -darbe sözcüğünü kullanmayı seviyorum- üniversitelere bir kıyım uygulandı diyebiliriz. Dolayısıyla bu kadar hızlı asistan, başasistan, doçent olmuşken tam 10 yıl profesör olamadım de ancak toplu olarak profesör kadroları dağıtıldığında ben de herkesle birlikte profesör oldum. O nedenle de hala yakın tanıdıklarım bilirler, kendimi tanımlarken profesör ünvanımı kullanmayı sevmem. Genellikle doktor ünvanını kullanmayı tercih ederim. Çünkü bence profesörlük, çaba göstererek kazandığım bir ünvan değil diğerleri gibi. Herkes olurken ben de oldum diye düşünüyorum. İstanbul Tıp Fakültesinde Klinik Bakteriyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim dalını kurdunuz. İnfeksiyon Hastalıkları alanını tercih etmenizdeki faktörler nelerdi? 1978 den sonra İç Hastalıkları Kürsüsü nde doçent olarak kaldım de İç Hastalıkları Genel Dahiliye Bilim Dalı nda doçent olarak görevime devam ederken, o zamanki dekanımız rahmetli Prof. Cemalettin Öner in, acil hekimlik konusuna verdiği önem ve beni bu yönde yönlendirmesiyle, İç Hastalıkları Anabilim Dalı nın acil birim yöneticiliğine atandım. Yanlış hatırlamıyorsam, 1982 de YÖK kuruldu de, YÖK uzmanlık dalları arasında yer alan ama İstanbul Tıp Fakültesi nde bulunmayan İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı nın tüm üniversitelerde kurulmasıyla ilgili bir karar çıkardı. İstanbul Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu da bu eksikliği kapatmak için bu karara uymak kararını aldı. Ama doğrusunu isterseniz, uzun süre -bunu da belirtmekte yarar var, bu da tarihteki yerini bulacaktır- İstanbul Tıp Fakültesi nde bu anabilim dalının kurulmaması için çaba gösterildi. Çünkü Mikrobiyoloji Anabilim Dalı nda görevli olan hocalarımız klinikten tamamıyla kopuk hocalardı. Çok iyi mikrobiyoloji hocalarımız vardı. Bunu söylemeden geçemeyeceğim, hakikaten çok iyi hocalarımız vardı. Ama klinikle ilgileri yoktu. İnfeksiyon hastalıklarının klinikle ilgili olan dersleri ve hastaların takibi iç hastalıkları hocaları tarafından yapılırdı öncesi bu dersin anlatıldığı bilim dalının adı Genel Dahiliye ve İnfeksiyon Bilim Dalı idi yılında, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı nın kuruluş kararı çıkıp, Yönetim Kurulu da Evet, burada, bu anabilim dalı kurulacak diye karar verdiği halde iki taraf da bir üçüncünün gelişmesine pek rıza göstermediler. Bir iletişim yoktu aralarında. Mikrobiyoloji bu dalın İç Hastalıkları içerisinde yer almasını istemediği gibi, İç Hastalıkları da Mikrobiyologlar klinikten ne anlar? deyip bunu bırakmak istemediler. Dolayısıyla uzunca bir süre bu karar uygulamaya geçmedi, sümen altında kaldı yılında, hemen burada adını zikretmeliyim; Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, İstanbul Tıp Fakültesi ne çok emeği geçmiş, çok hoca, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve belki gerçekte olduğu kadar kıymeti bilinmemiş bir hocamız, Enver Tali Çetin hocamızın destek olmasıyla bu anabilim dalı kurulmuştur. Bu anabilim dalının kurulması için hocanın desteğini almakta sanırım naçizane benim katkım olmuştur. Çünkü hoca beni çok severdi. Ben de hocayı çok sayardım. Ve Enver Tali hoca aslında sanırım az kişiye güvenirdi. Ben o güvendikleri arasındaydım. Bana güvendi, ben de sanırım onun güvenini hiç boş çıkarmadım. Yönetim kurulu kararının uygulamaya geçmesi için, buraya kadro verilmesi için de destek oldu. İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Kurucu Başkanı olarak beni atadı. Buraya Murat Dilmener hocayla birlikte İç Hastalıkları ndan geçtik. Yataklı bir servis kurmakta hiç sorun olmadı, buna karşılık laboratuvar sorunumuz vardı. Murat Dilmener ve ben, ikimizde infeksiyoncu değildik. Böyle bir diplomamız yok. Ama gayretimiz var, emeğimizi koymaya da hazırız. Özellikle Murat hocayı ben bu konuda ikna ettim. Daha sonra ikna ettiğim için zaman zaman eleştirilere de çok uğramışımdır. Ama yaptığımın doğru olduğunu hala düşünüyorum. Şöyle dedim: Bizim İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı kurmamız için ihtisas vermemiz lazım. Ama ikimizin de ihtisası yok. Dolayısıyla ihtisas verebilecek bir öğretim üyesini almamız lazım buraya. Tabii ki ikinci bir yol, Murat 50 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

4 Dilmener ve/veya benim bu ihtisası almamız idi. İkinci yol bugün için de mümkün değildir. O zamanda mümkün değildi. Çünkü yeniden öğrencilerimizle birlikte sınavlara girmek gerekiyordu. Tabii ki aynen korsan kitaplar gibi korsan bir ihtisas belgesi olabilirdi. Türkiye de her şey mümkün. Bu da mümkün olabilirdi. Ama Murat hoca da, ben de bu yola başvurmadık. Ve Murat hoca daha da uğraştı hatta. YÖK e görüş almak için yazılı olarak başvurdu. Ben de altını imzaladım ama YÖK; İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bir ana dal olduğu için başka bir ana dalda ihtisas yapmış olan İstanbul Tıp Fakültesi ne çok emeği geçmiş, çok hoca, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve belki gerçekte olduğu kadar kıymeti bilinmemiş bir hocamız, Enver Tali ÇETİN hocamızın destek olmasıyla fakültemizde İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı kurulmuştur. kişilerin bu ana dalda ihtisas yapmış sayılamayacaklarını bize bildirdi. Murat hoca da, ben de tamam dedik. Ama buraya bir öğretim üyesi alma gayretlerimizi sürdürdük. Enver Tali hoca bize bu konuda da yardım etti; Haluk Eraksoy u önerdi. Haluk Eraksoy o sırada, yanlış söylemeyeyim, İstanbul dışında mecburi hizmetini ya da askerliğini yapmak üzere -bunlardan biri önce, biri sonradır tam hatırlamıyorum- Isparta nın Yalvaç kazasındaydı. Bunu çok iyi hatırlıyorum, çünkü Haluk la o sıra epey telefonlaştık. O da tabii İstanbul a geleceği ve İstanbul Tıp Fakültesi nde çalışacağı için çok memnun oldu. Haluk için kadronun temini de yine Enver Tali hocanın gayretiyle olmuştur. Sadece öğretim üyesi değil, asistan kadroları da gerekiyordu. Sanırım İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji dalının kurulması ve gelişmesi sürecinde hiçbir şey beni bu ana dala kadro bulmak kadar zorlamamıştır, üzmemiştir, geceleri uykumu kaçırmamıştır. Beni üzen, kıran bir süreçtir. Kadro temini tabii ki her yerde güçtür ama hiçbiri herhalde bu dala kadro temin etmek kadar güç olmamıştır. Bir tek benim kadrom herhalde nispeten kolay olmuştur. Çünkü ben kendi isteğimle iç hastalıklarındaki kadromu alıp infeksiyon hastalıklarına geçtim. Önce iki asistan kadrosu ve bir yardımcı doçent kadrosu temin ettik; Enver Tali hocam ve Türk İnfeksiyon Vakfı nın kurucusu olan yine rahmetli Avni Akyol sayesinde. Bu iki asistan kadrosunun birisine giren şimdiki çalışma arkadaşım, sevgili öğrencim, Halit Özsüt tür. Bizim İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı maceramız zor bir şekilde ama bu dört kişilik ekiple başladı. Murat Dilmener, Semra Çalangu, Haluk Eraksoy, Halit Özsüt. Mahşerin dört atlısı gibi. Bu ekip işin başında her biri hakikaten çok zor bir yükü kaldırmak üzere çok gayret gösterdi. Tabii çektiğimiz sıkıntılar bizi zaman zaman kenetlemiştir birbirimize. Tersine zaman zaman da aramızda çok büyük fikir ayrılıkları olmuştur. Çok büyük olmasa bile bazı sürtüşmeler olmuştur. Buna daha çok fikir ayrılığı demek doğru olur zannediyorum. Başlangıçta özellikle gerek Haluk la gerek Halit le yurtiçi ve yurtdışı toplantılarımız, o sıralar yine Enver Tali hocamızın verdiği destekle kurulan Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları yani Klimik Derneği nin yurt çapında yayılması için yaptığımız sürekli toplantılar bizi birbirimize kenetleyen noktalar olmuştur. Böylece biz dört kişi birbirimizi daha iyi tanımak ve birbirimizi keşfetmek fırsatını bulduk. Birlikte çıktığımız yolculukta yolumuzu çizerken birbirimizi yönlendirdik; biri düşerken öbürü hemen elinden çekti, yukarı kaldırdı bir bakıma. Güzel bir yolculuktu. Ama daha sonra kimi fikir ayrılıklarımız olmuştur gerçekten. Fakat birbirimize zannediyorum duyduğumuz sevgiyi ve saygıyı kaybetmedik. Bu ekiple birlikte çalışmaktan mutluyduk açıkçası. Buna karşılık, Murat Dilmener 5-6 yıl önce bizden ayrıldı. İç hastalıklarına tekrar geri döndü. Böylece dört ayaklı masanın bir ayağı kırıldı, sallanır gibi olduk. Ama şimdi kendi öğrencimiz olan çok değerli bir genç öğretim üyemiz var; Atahan Çağatay. Onunla beraber masa tek- İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 51

5 rar kalktı. Geçen yıl ben Üniversite den tümüyle ayrılmayı düşündüm. Ama şimdilik, bir süre için olsun, tekrar geri döndüm. Ne zamana kadar olacak onu bilmiyorum. Maceramız bu kadar kısacası. Kaleme almış olduğunuz, editörlüğünü yapmış olduğunuz önemli kitaplarınız var, yayınladığınız kaç kitap oldu? Bunlardan bahsedebilir misiniz? İç Hastalıkları Anabilim Dalı nın acil birim yöneticiliğine atandığımda kendimi birdenbire acil serviste yönetici olarak bulunca kuşkusuz eksikliklerimi fark ettim ve zannediyorum bir ilki gerçekleştirdim. Acildeki eksikliğimizi kapatabilmek amacıyla, her branşdaki doçent ve profesör arkadaşlarımla, hocalarımla konuşup birkaç aya yayılacak bir acil dahiliye kursu hazırladım. Acilde sıkça karşılaştığımız her konu, o konunun uzmanı olan hocalar tarafından soru yanıt şeklinde toplantılarla gündeme getirildi ve ben bunları bir kitap halinde toplamayı başardım. İlki gerçekleştirmem şöyle oldu. İnsanlar genellikle konuşmayı severler ama yazı yazmayı sevmezler. Dolayısıyla ben de bu toplantıları kasete aldım. O zamanki kasetçalarımız şöyle kocaman bir şeydi. Hala durur bir tarafta. Hafta sonlarında o İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Kurucu Başkanı olarak beni atadı. kasetleri çözdüm. O zaman bilgisayarlar yoktu, onları daktiloya geçirdim. Böylece sonunda kişilerin yazmadığı, sadece anlattığı, benim yazıya geçirdiğim bir kitap çıkmış oldu; Acil Dahiliye. Bir yenilik de şuydu: Bu Türkçe de yayınlanan ilk telif acil dahiliye kitabıydı. Bu kitap beni Türkiye de ve Kıbrıs ta meşhur etti. Sonraki yıllarda ben Samsun dan Diyarbakır a, Diyarbakır dan Adana ya, Adana dan Kıbrıs a ne zaman toplantılara gitsem aaa, Acil Dahiliye kitabının yazarı siz misiniz? deyip bana kitap imzalattılar ve Biliyor musunuz bu kitap sayesinde kaç tane hastayı kurtardık dediler. Büyük bir gereksinim olduğunu hissediyorduk ama bu kadarını bilmiyorduk. Sanırım bu bile iyi ki dünyaya gelmişim, işe yaramışım dedirtecek bir şeydir. Bu kitap pek çok tıp kitabının tersine çok satıldı, çok sayıda baskı yaptı. Şu anda da İstanbul Tıp Fakültesi nde acil dahiliye birimini yöneten Kerim Güler hocamızla hala kitabın yeni baskılarını yapmayı sürdürüyoruz, 7. baskısının hazırlığı içerisindeyiz. Bu dönemimdeki bir başka yeni ve ilk yaptığım şey de Hemşireler İçin İç Hastalıkları kitabıdır. 25 yıl kadar önce acil dahiliye servisini yönetirken, bir taraftan da İç Hastalıkları Genel Dahiliye de öğretim üyesi olarak çalışırken, bir başka ek görev verildi bana. İstanbul Tıp Fakültesi ne bağlı bir Sağlık Meslek Lisesi vardı. Bu sağlık meslek lisesinde iki yıl süreyle iç hastalıkları dersi verdim. Ortaokulu bitirmiş, tıp konusunda hiç bilgisi olmayan öğrencilere tıbbın çok önemli konularını anlatmak zorundasınız; mide ülserinden sarılığa, tüberkülozdan enfarktüse kadar. Yararlanacağımız hiçbir kitap yoktu. Dolayısıyla birinci yıl notlar hazırladım, ikinci yıl da öğrencilerden aldığım tepkilerle de nerede takılıyorlar, neyi anlamakta zorlanıyorlar, bunları da dikkate alarak notlarımla bir kitap çıkardım. Hemşireler İçin İç Hastalıkları yine Türkiye de bu konuda yazılmış ilk kitaptır. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık meslek liselerine, hemşire okullarına yardımcı ders kitabı olarak önerilmiştir. Daha sonra kitabın iki ya da üç baskısını yaptık ama ben daha sonra bu işten ayrıldım. Yıllarca bu kitap tek kitap olarak kaldı. Daha sonra yeni baskılarını yapmadığım için de eleştirilere uğradım. Benim bilgim dışında tekrar tekrar basıldı, dağıtıldı. Zannederim daha sonra konunun gerçek sahipleri olan yüksek hemşireler tarafından muhtemelen yeni kitaplar yazıldı ve artık bu kitap tarihteki yerine gömüldü ve bitti. Murat Dilmener ve ben, infeksiyona geçtiğimiz halde eski uzmanlık alanımızdan, iç hastalıklarından tam olarak kopmadık. Dolayısıyla iç hastalıklarıyla ilgili yayınlarımızı sürdürdük. Bunların sonuçlarından bir tanesi Özel Tanı ve Tedavi kitabıdır. Cerrahi hocamız Ünal Değerli ile ve rahmetli cerrahi hocamız Yavuz Bozfakioğlu ile birlikte hazırladığımız Özel Tanı ve Tedavi kitabı, sanırım bu alandaki ilklerden biridir. Şu anda hatırlamıyorum ama birkaç baskı yapmış bir kitaptır. Bir de şimdiki TUS hazırlık kitaplarından çok önce hazırlanmış, Prof. Atilla Ökten le birlikte editör- 52 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

6 lüğünü yaptığımız bir Pratik İç Hastalıkları soru-cevap kitabımız vardır. İç hastalıklarının çeşitli dallarında soru cevapları olan ama o cevapların da niçin öyle olduğunu açıklayan, yanlış cevapların niçin yanlış olduğunu açıklayan bir kitaptır. O kitabın iki ya da üç baskısından fazlası yapılmadı. Daha sonra TUS kitapları çıktı, biz de onu tekrarlamadık. Bir de Klimik Derneği nin ilk yıllarında infeksiyon hastalıkları disiplinini yurt çapında tanıtıp yaygınlaştırmak amacıyla düzenlediğimiz bilimsel toplantıları Haluk, Halit ve ben İnfeksiyon Hastalıkları yıllıkları şeklinde topladık ve editörlüğünü yapıp yayınladık; sadece iki yıl yapabildik bunu. Tabii ki, adım geçen, bölümlerini yazdığım başka kitaplar da vardır. Çeşitli iç hastalıkları kitapları vardır, Mustafa Aydın Çevik in organizasyonunu yaptığı kitaplar Klimik Derneği nin, Türk İnfeksiyon Vakfı nın kuruluşundan bahsettiniz. Bugün ülkemiz tıbbına önemli hizmetleri olan derneklerimizin pek çoğunun kurucususunuz. Hangileri bunlar? Ankem in; Antibiyotik ve Kemoterapi Derneği nin, Klimik Derneği nin kurucuları arasındayım. Hastane İnfeksiyonları Derneği nin kurucu üyesiyim. Bir takım derneklerin üyesiyim, Karaciğer Hastalıkları Araştırma Derneği gibi. Sadece kurucu üye olmakla kalmayıp aktif olarak da çalıştığım dernekler, kurucu üyesi olduğum halde kağıt üstünde kalıp çok aktif çalışmadığım dernekler var. Doğrusunu isterseniz ben onların sayısını da çok iyi hatırlamıyorum. Klimik ve Ankem in kuruluş dönemini hatırlıyor musunuz? Ankem in kuruluşu yanlış hatırlamıyorsam Klimik ten öncedir. Her ikisinin de fikir babası yine Enver Tali Çetin dir. Antibiyotik ve Kemoterapi Derneği hocanın kendisine yakın bulduğu, kendisinin güvendiği, yakın çevre kişileri tarafından kurulmuştur. Kurucu üyelerinin hepsini çok iyi hatırlamıyorum ama sanırım, farmakoloji hocamız, benim de çok sevdiğim arkadaşım Lütfiye Eroğlu, şimdiki aktif yürütücüsü Kurtuluş Töreci ve mikrobiyoloji ağırlıklıdır daha çok. Kliniklerden de Çocuk Kliniğinden Ülker Öneş gibi bazı hocaların katkısıyla kurulmuştur. Ankem i kuran ekip aradan bir ya da iki yıl geçtikten sonra yine Enver Tali hocanın önerisiyle bir araya geldi. O sırada, Tıp Fakültesi nde Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı da kurulmuştu. Bu anabilim dalının kuruluşundan sonra Ankem i kuran kişiler üç aşağı beş yukarı, tıpatıp aynı kişiler olmayabilir ama, bir iki ekleme çıkarmayla Klimik Derneği ni de kurmak üzere hoca tarafından çağrıldı. Ve Klimik Derneği bu şekilde kuruldu. İlk yıllarında Tali Hoca başkanlığını, ben de genel sekreterliğini yürüttüm. O yıllarda Avrupa Klinik Mikrobiyoloji Derneği ne de bu disiplinin adının Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları olması gerektiğini biz yazmıştık ve dernekle yayın organı olan derginin adına İnfeksiyon Hastalıkları (ID) eklenmişti. Yine o yıllarda Halit in ESCMID e Türkiye temsilcisi olarak seçilmesi, hem ülkemize, hem de Avrupa daki genç meslektaşlarımıza eğitim açısından çok yarar sağladı, ilişkilerimizi geliştirdi ve güzel, farklı bir boyut getirdi. Klimik Derneğinin kurucu kadrosuyla daha sonraki üye kadrosu seneler içinde çok büyük değişkenlik göstermiştir. Bunu söylemem gerek. Çünkü kurucu kadronun içerisinde infeksiyon Ankem in kuruluşu yanlış hatırlamıyorsam Klimik ten öncedir. Her ikisinin de fikir babası Enver Tali Çetin dir. Ankem i kuran ekip bir iki yıl sonra yine Enver Tali hocanın önerisiyle bir araya gelerek Klimik Derneği ni kurdu. Klimik Derneği nin kurucu kadrosuyla daha sonraki üye kadrosu seneler içinde çok büyük değişkenlik göstermiştir. vardır, bölüm yazdığım güzel kitaplar vardır hakikaten. hastalıkları uzmanı olanların sayısı yok denecek kadar azdı. Çünkü İstanbul Tıp Fakültesi nde infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı yoktu o yıllarda. Ama daha bu anabilim dalı kurulmadan önce infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı ünvanını alan (bu bir yerde bizim anabilim dalının tarihçesi gibi oldu Mustafa, hiçbir yerde de söylenmemiş ve yazılmamıştır, enteresan hakikaten), 1983 yılında İstanbul Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalık- İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 53

7 ları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı kurulmadan önce bu Fakülte den bu uzmanlığı alan üç kişi olmuştur. Birisi Turan Aslan. Şimdi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi nde öğretim üyesidir ve Hıfzıssıhha dadır yanılmıyorsam. İkincisi Hayrettin Akdeniz, şimdi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi nde öğretim üyesidir. Üçüncüsü de Haluk Eraksoy. Bizim anabilim dalımızda öğretim üyesi ve halen başkanımızdır. Her üçünün de bu ünvanı alması yine Enver Tali Çetin hoca sayesinde olmuştur. Bugün sürekli olarak ondan söz ettik ama hakikaten emeği çok büyüktür. Enver Tali hoca sırayla bu üç mikrobiyoloji asistanını -çünkü onlar mikrobiyolojiye mikrobiyoloji ihtisası yapmak üzere girmişlerdir- ihtisas süreleri içerisinde İstanbul Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu ndan karar çıkartarak 6 ay süreyle Genel Dahiliye ve İnfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı nda -o mevcuttu burada, iç hastalıklarının içerisinde- rotasyon yaptırarak, dolayısıyla tüzüğün öngördüğü 6 aylık rotasyonu bu şekilde tamamlatarak sınava böyle almış ve yine yönetim kurulu kararıyla bu rotasyonu yapan kişiler mikrobiyoloji asistanı olarak ihtisasa başlamış olsalar da klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları uzmanı olabilecekleri kararına dayanarak ihtisası vermiştir. Dolayısıyla bu anabilim dalı kurulmadan önce hocamız işin geçerli yönünü görerek üç tane infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanını çıkarmıştır gerçekten buradan. Ve çok da iyi olmuştur. Onlardan birisinin, Haluk Eraksoy un, bu anabilim da- Bugün yeniden seçme şansınız olsa yine İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji yi seçer miydiniz? Geriye dönüp baktığınızda infeksiyon hastalıklarını seçtiğiniz için memnun musunuz? Bu kritik bir soru. Şimdi önce şuna yanıt vereyim. Hani Yargıtay kararları vardır, esastan ve usulden diye. Ben de öyle cevap vereceğim; esastan evet, usulden hayır. Neden? Bir kere yeniden İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiyi seçer miydim? Kesinlikle evet. Esastan evet. Ancak usullere gelince orada işler biraz kritik, fikir ayrılıkları var. Ben İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiyi -hayat hikayemi anlatırken çok net anlaşılacağı üzere- sonradan seçtim. Yani doğuştan olmasa da birinci planda iç hastalıkları uzmanıyım. İç hastalıklarından infeksiyon hastalıklarına geçtim. O dönemde, şu anda bir başka dal olan Acil Hekimliğe de geçebilirdim. Yine o dönemde eğer İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji İstanbul Tıp Fakültesi nde bir ana dal olarak kurulmasaydı, benim yolum o sırada infeksiyon hastalıklarına geçmek değildi kesinlikle. O sırada gastroenterolojiyle birleşmemiş olan hepatoloji alanında yan dal uzmanı olmaktı. Düşünüyorum eğer İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı kurulmuş olmasaydı, ben bugün İstanbul Tıp Fakültesi nde gastroenteroloji ve hepatoloji uzmanı olacaktım çok muhtemelen. Dolayısıyla benim bilerek, isteyerek, bizzat seçtiğim bir dal olmaktan çok, karşıma çıkan bir fırsatı değerlendirmekti belki de. Hoşuma giden, ilgilendiğim bir dal olduğu için de ben bu fırsatı kullanmakta hiç tereddüt etmedim. Ama o dönemde karşıma örneğin, bir de endokrinoloji uzmanlığı gibi bir fırsat çıksaydı kesinlikle o yola gitmezdim, endokrinoloji yan dal ihtisası yapmazdım. Demek ki, infeksiyon hastalıklarına yatkınlığım vardı, seviyordum. Dahası, bunu öncelikle bir görev olarak kabul ettim, ama işin içine girdikten sonra daha da sevdim. Ve bence Türkiye de en azından bu dalın bazı eksikliklerini gördüm diye düşünüyorum. Objektif olduğum için, içerden bir kişi olmadığım için. Ve bu eksikleri kapatmaya da çok gönüllü oldum. Dolayısıyla bu çorbada, bu dalın Türkiye de daha popüler bir dal haline gelmesinde biraz da tuzum oldu diye düşünüyorum. Bunu, hemen tıp fakültesinden mezun olduktan sonra infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı olmak üzere bu dalı seçmeyişime borçluyum belki de. Bir başka daldan gelmiş olmamım objektif görme bakımından yararlı olduğunu düşünüyorum. Neydi o eksiklikler? İnfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, klinik bir branş olmaktan çok bir laboratuvar branşı olarak görülüyordu. Ama ben bir klinikçiydim. Bunun bir klinik dal olduğunu, klinikçilerle konuşulacak sözümüz olduğunu, bunun ikinci branş, yardımcı bir branş olmayıp bir ana branş olduğunu bizim kabul etmemiz yetmiyordu. Bunu başkalarının, cerrahların özellikle kabul etmesi gerekiyordu. Onun için de onlarla aynı dili konuşmak gerekiyordu. Bu nedenle zannediyorum ki İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolo- 54 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

8 lında bu kez öğrenci yetiştirmek üzere dönmesini de sağlamıştır. Haluk daha sonra, bildiğiniz gibi, Klimik Derneği bayrağını da devir aldı ve başarıyla götürüyor. Türk İnfeksiyon Vakfı nın da kurucususunuz? Bu süreçten bahsedebilir misiniz? Vakfın kuruluşunda kilit isim eski Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol. Avni Akyol un rahmetli oğlu bizim ilk asistanlarımızdan biriydi: Ümit Akyol. Halit le beraber girmişti ihtisasa. Özal zamanındaki vakıfları hatırlarsınız, yani Semra Özal ın Papatyalar Vakfı gibi. Avni Akyol da o çevrede ve oğlu da bizim asistanımız olunca, Bir sürü vakıf kuruluyor. Görüyorum ki sizin de kadro sıkıntınız var, laboratuvar sıkıntınız var, para sıkıntınız var, bir vakıf kurarsak bağışcılarla, bu ana bilim dalını abad ederiz dedi. Ve böylece İnfeksiyon Vakfı nın kurucu üyelerini oluşturdu. Kurucu üyelerin tıbbi bölümünü Enver Tali Çetin oluşturdu. Bağışcılar, iş adamları kısmını da Avni Akyol seçti. Bizler de kurucu üye olarak katıldık bu işin içerisine. Oldukça eski bir vakıf olmakla beraber maalesef Avni Akyol un ölümünden sonra iş adamları, potansiyel bağışcı tarafı elini bu işten çekti ve bu miras artısı ve eksisiyle bizlerin üzerine kaldı. Halen Murat Dilmener, Halit Özsüt, Haluk, ben, mikrobiyolojiden Nezahat Gürler ve Bülent Gürler gibi 6-7 kişinin üzerindeki bir boyun borcu, bir vefa borcu olarak götürülmeye çalışılıyor yıl öncesi ile bugünü kıyasladığınızda dünyada ve ülkemizde infeksiyon hastalıkları sizce nereye gidiyor? Dün, bugün ve gelecek açısından infeksiyon hastalıklarının durumu nedir? Dünyanın sonu bir infeksiyon hastalığından olacak. Bunu herkes biliyor. Yani mikrop uzaydan mı gelecektir, yoksa ne bileyim H5N1 veya H7N3 gibi bir grip virüsü mü dünyayı götürecektir, bilmiyorum ama infeksiyon hastalığı hakikaten her zaman önemini koruyacaktır diye düşünüyorum. Türkiye ve dünya açısından bakarsak, ikisini infeksiyon hastalıkları açısından ji Derneği nin ilk toplantıları çok disiplinli idi, diğer klinik branşlardan da meslektaşlarımızın konuşmacı ve tartışmacı olarak katıldığı, multidisipliner toplantılardı. Yani infeksiyon hastalıkları sadece bu dalın uzmanlarının konusu değildir. Hastane infeksiyonları, jinekolojik infeksiyonlar, ortopedik infeksiyonlar, yoğun bakım infeksiyonları, transplantasyon sonrası gelişen veya febril nötropeni şeklinde karşımıza çıkan infeksiyonlar ancak diğer branşlardan gelen hekimlerin oluşturduğu ekipler tarafından izlenip başarıyla tedavi edilebilir. Bu dalı yeniden seçer miydiniz derken neden ayrılıyorum, bu şekilde olmak koşuluyla İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji dalı bir göz hastalıkları gibi, kulak burun boğaz hastalıkları gibi kendi içinde kalacak bir dal değildir. Multidisipliner olmak zorundadır. Bu dalı seçerken, kurucu başkan olarak bu görevi kabul ederken, beni çeken bu özelliği olmuştu. Yani ben dahiliyeci olarak cerrahlarla rahat konuşuyorum. İnfeksiyoncu olarak da rahat konuşabilmeliyim. Onların koyduğu bir tanıda, bu tanı yanlış kardeşim, ben böyle düşünmüyorum, bak bu olasılık da var diyebilmeliyim. Bu dala geçtiğim sırada infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının çoğu böyle değildi. Türkiye çapında böyle değildi. Daha çok laboratuvarda çalışan, kültür sonuçlarını kendi yazan, sadece tebliğ etmekle yetinen ve hastaların tedavisini yönlendirmeyen, Mikrobiyoloji Cemiyeti nin toplantılarında, kongrelerinde son bir sene içerisinde yaptıkları kültür sonuçlarını, istatistik verilerle sunan bir kapalı topluluk idi. İnfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyolojiyi seçerken, kendine güvenen, özgeçmişinden gelen güveni sağlayarak ben şimdi, Bir laboratuvar branşı değilim, ben bir klinik ve laboratuvar branşıyım, en az sizler kadar, hatta çoğu yerde sizden daha iyi klinik bilgiye sahibim diyebilecek durumda olursam bu dalı tekrar seçerim. Kısacası, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiyi seçerken iç hastalıkları uzmanı olmamın çok yararını gördüm. Böyle bir klinik bilgi birikimine, deney birikimine sahip olmanın çok yararını gördüm. Eğer bu deneyim birikimine sahip olarak yeniden başlayacaksam kesinlikle evet, bu dalı seçerim. Ama buna karşılık zararını görmedim mi? Doğrusunu isterseniz eksikliğini de gördüm. Çünkü infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji demin söylediğim gibi klinik ve laboratuvar dalı. Biri diğerinden daha az ya da daha çok değil. Benim klinik yönüm çok güçlü olmakla beraber, laboratuvar yönüm çok zayıf. Bu nedenle de kendimi hiç klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları uzmanı olarak görmedim. Bu uzmanlık dalını belgeleyecek bir sertifikaya, bir belgeye sahip olmak için de hiç çaba göstermedim. Çünkü böyle bir laboratuvar bilgim yok. Kesinlikle tekrar seçerdim ancak bugünkü iç hastalıkları bilgisine de sahip olmak artı laboratuvar bilgilerimi daha da artırmama fırsat verilmesi koşuluyla. Kısacası koşullu. İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 55

9 Yıllardır infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyolojiye hizmet ettiniz. Şöyle bir geriye doğru baktığınızda geride bıraktıklarınızdan memnun musunuz? Çok memnunum. Buna net olarak bu iki kelimeyle yanıt verebilirim. Hani Edith Piaf ın şarkısında olduğu gibi; Non, je ne regrette rien.. Hiçbir şeyden pişman değilim. Tabii ki, bu yolda yürürken çok tökezlediğim oldu. Ayağımı çok çarptığım oldu. Zaman zaman çok kısa süreli de olsa acaba yanlış mı yaptım? Bir yerde hata mı yaptım? dediğim zamanlar oldu. Bana biz sana söylemiştik; bu tavırlarla, bu davranış biçimleriyle, seni üzen bu davranış biçimleriyle karşılaşacağın önceden belliydi. Uzmanı olmadığın bir dala girmemeliydin. Bunları yapmamalıydın diyen, uyaran arkadaşlarım oldu. Ama ben hep yaptıklarımın doğru olduğunu düşündüm. Hiçbir şeyden pişman olmadım. Çok mutluyum geriye dönüp baktığımda. Yeniden yaşardım her şeyi. Noktasını virgülünü değiştirmeden, hepsini aynı şekilde, yine yapardım. birbirinden çok ayıramıyorum doğrusu. Çünkü mikroorganizmalar sınır tanımaz. Dolayısıyla pek çok konuda küreselleşme, globalleşme terimlerinin açıkçası karşısındayım. -Sevmiyorum küreselleşme işini. Emperyalizmle eş anlamlı görüyorum çünkü. Ne de olsa 68 kuşağındanım ben- Ama infeksiyonlar açısından küreselleşme kaçınılmazdır. Çünkü bir doğa olayı bu. Dolayısıyla sınırlarınızın dışındaki her infeksiyon tehlikeli bir saatli bomba gibidir; bu onun doğası gereğidir. Her an sınırlarımızdan girebilir. İnfeksiyonlarla mücadele mutlaka küresel bir mücadele şeklinde olmalıdır. İnfeksiyon hastalıklarından korunmak için koruyucu hekimliğe önem verilmelidir. Koruyucu hekimlik derken tabii ki ön planda beslenmeyi ve aşıları kastediyorum. Aşılar konusunda fikrimce yapılan araştırmalar, bu araştırmalar için ayrılan para dünyanın hiçbir ülkesinde, gelişmiş dediğimiz Batı ülkeleri dahil tedavi edici ilaçlara ayrılan para kadar ve verilen imkan kadar fazla değil. Bugün statinleri satabilmek için normal kolesterol düzeylerinin eşiğinin nerelere kadar indirildiğini, tansiyon düşürücü ilaçları satabilmek için normal tansiyon sınırlarının nerelere kadar düşürüldüğünü biz hekimler olarak görüyoruz sene önceki kolesterol değerleriyle, tansiyon değerleriyle bugünküler arasında yüzde 50 lere varan bir fark var neredeyse. Bunları düzeltebilmek için bir taraftan diyet ve benzeri davranış değişiklikleri önerilirken, bir taraftan ilaçlar önerilip duruyor. Bu ilaçların geliştirilmesi, yapılması, reklamı, promosyonu için ayrılan para ve emek asla doğrusu koruyucu hekimlik için ayrılmıyor. Bu koruyucu hekimlik içerisine aşılar kadar beslenme koşulları, yaşama koşulları dahil elbette. Bunlar için de bir imkan yaratılmıyor. Bu söylediklerim sadece Türkiye ye özgü değil. Sadece Afrika ya, Asya ya özgü değil. Bu Amerika da da böyle, bu Avrupa da da böyle. Demek ki; tüm dünyanın, tüm dünyayı yönetenlerin böyle bir sorunu var. İnfeksiyonlarla mücadele mutlaka küresel bir mücadele şeklinde olmalı ve koruyucu hekimliğe önem verilmelidir. Koruyucu hekimlik derken ön planda beslenmeyi ve aşıları kastediyorum. Aşılar konusunda araştırmalar için ayrılan para dünyanın hiçbir ülkesinde tedavi edici ilaçlara ayrılan para kadar fazla değil Para kazanmak, para kazanmak, daha çok para kazanmak! Koruyucu hekimlikle para kazanmak bağdaşır şeyler değil ne yazık ki. Eğer insanları hastalanmaktan korursanız para kazanamazsınız onların sırtından. Kazançlı bir iş değil. Kazanç sağlayan bir yatırım olmadığı için diye düşünüyorum ben yine, sosyalistçe bir düşünce söylüyorum. Ama maalesef bir düşünürseniz gerçek bu. Bu nedenle dünyamızın infeksiyon hastalıkları açısından sonunu hiç de iyi görmüyorum. Ama infeksiyoncular açısından iyi görüyorum. Böylece benden sonra da, benden çok sonra da torunum-torunlarım olacak infeksiyoncular da benim bugün göremediğim kim bilir ne infeksiyonlar görecekler ve mesleklerini uygularken ne kadar keyif alacaklar bunlardan. Ben o keyifi tadamayacağım. Ben bile en azından infeksiyon hastalıklarını seçmemden bugüne kadar geçen süre içerisinde o kadar çok yeni infeksiyon gördüm ki, örneğin bu dala geçtiğimde HIV diye bir şey yoktu, AIDS diye bir hastalık yoktu. Ben bunu gördüm, dahası bu süre içerisinde geliştirilen ilaçları bile gördüm. Bu süre içerisinde çeşitli grip virüslerini, SARS ı görebildim. 22 sene içerisinde en az 4 ya da 5 tane etkenini daha önce bilmediğimiz yeni infeksiyon hastalığı gördüm. Çok hızlı bir gidiş ve ileriye bakınca bu hız karşısında insanın tüyleri ürperiyor sonumuz ne olacak diye? 56 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

10 Herhangi bir sorun çıkınca, bilir kişi olarak uzmanlar televizyona çıkıp fikir beyan ederler ya, son yıllara bakarsanız 3 türlü uzman televizyonda sürekli boy gösteriyor; infeksiyon uzmanları, deprem uzmanları ve Avrupa Birliği uzmanları. Yani emekli büyükelçiler, emekli askerler, jeologlar ve infeksiyon uzmanı olan doktorlar görüş bildiriyor televizyonlarda. İnfeksiyoncuların vizyonu sizce ne olmalıdır? Bu alanda çalışan meslektaşlarımız için gelecek vizyonunu nasıl tanımlamak gerekir? İnfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının tüm ülkemizde hala tam olarak çözümlenmemiş önemli bir sorunu olduğunu biliyorum. O da demin dedim ki, bunun bir klinik branş da olduğunu hem kendilerinin kabul etmeleri, hem de başkalarına kabul ettirmeleri gerekir. Sorunumuz şurada; bunun klinik bir branş olduğunu kabul eder ve ettirirken asla ayrıca bir laboratuvar branşı da olduğundan vazgeçmemek koşuluyla. Bugün bu dalda çalışan arkadaşlarımızın en önemli sorunu veya sorunlarından birisi bu zannediyorum. Senelerdir Sağlık Bakanlığı nda takılıp kalmış, bir türlü çıkartılamamış, defalarca gitmiş gelmiş olan tüzük, yine camia içerisindeki fikir tartışmalarının küçük cemaatler haline dönüşmesi yüzünden sonuca ulaşmadı benim görüşüme göre. Herkes kabul etmeli ki bu dal bir klinik ve laboratuvar dalıdır. Bundan asla ödün verilmemelidir. Ben klinik kökenli bir infeksiyoncu olduğum halde bu görüşteyim. Laboratuvarsız bu dalın geçerli olamayacağını kesinlikle düşünüyorum. Bir takım üniversitelerimizde ya da eğitim hastanelerimizde, ama bildiğim kadarıyla daha çok üniversitelerimizde böyle bir sorun var. Bu gelecekteki ve şu anda mevcut infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji asistanlarını da çok yakından ilgilendiriyor. Eğitimi ilgilendiriyor çünkü. Kimi fakültelerimizde ve hastanelerimizde mikrobiyoloji laboratuvarlarına asistanların sokulmadığını, infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji asistanlarının kendi laboratuvarlarını açmak ve kendi laboratuvarlarında çalışmak yerine mikrobiyoloji laboratuvarlarında rotasyon yapmalarının istendiğini duyuyorum, öğreniyorum. Bu yanlış. Böyle şey olmaz. İnfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, laboratuvarının aynı çatı altında yer aldığı, birimin içerisinde yer aldığı bir ana daldır. Eğitimi gören asistan hastasını muayene ettikten sonra klinik bilgilerine göre değerlendirecek, laboratuvarcı kimliğiyle gelip örneğini alacak, kendi laboratuvarında ekecek, serolojik incelemesini yapacak, değerlendirecek. Laboratuvarcı kimliği olacak. Sonra tekrar klinisyen kimliğini alacak, gelip hastasına tedavisini uygulayacak. İkisi iç içedir. İkisini birbirinden ayırt etmeye çalışmak infeksiyon hastalıkları servisi olsun, ama laboratuvar olmasın, mikrobiyoloji laboratuvarı nasılsa var. Gitsin mikrobiyoloji laboratuvarında işlemini yapsın, dönsün klinikte uygulasın demek olmaz. O zaman gastroenterolojinin içerisinde endoskopi laboratuvarının olmaması, kardiyolojinin içerisinde eko laboratuvarının olmaması nasıl düşünülemez ise burada da bir infeksiyon servisiyle mikrobiyoloji laboratuvarının ayrı dalların içerisinde yer almasının düşünülemeyeceğini savunuyorum. Geleceğin asistanlarına neler söylemek isterim diye sorarsanız, burada onlara bir şey söylemeden önce bugünün hocalarına söylemek istediklerim var doğrusu. O da şu: bugünün hocaları da günümüzün gerçeklerini kabul edip tutucu olmamalılar. Hocalar geleceğe bakmalı. Eğiticinin eğitici özelliği nedeniyle geleceğe bakan kişileriz biz. Biz tarih öğretmeni değiliz, geçmişi öğretelim. Tutucu olmamalıyız ve bilim hiç kimsenin tekelinde olmamalı. Bilim nerdeyse gidip öğrenmeli ya da öğretmeli ya da asistanlarımızı onun iyi öğretilebileceği yere yönlendirmeliyiz. Bence hocalık budur. Son zamanlarda aldığım duyumlara göre infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji ihtisasına talep azalmış. Kendi kurumumdan, asistanlarımızdan ayrılanlar, başka branşlara girmek üzere yeniden TUS a giren ve başka branşları seçen asistanlarımız İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 57

11 oldu. Demek ki İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Dalı bugün cazip bir dal değil. O zaman iş bize düşüyor. Niye cazip değil acaba? Ya da biz daha cazip hale getirmek için ne yapmalıyız? İşte bakın, camianın oturup düşünmesi gereken şeylerden bir tanesi ve önde geleni bu bence. Bu dalı daha cazip hale getirmenin birinci yolu klinik ve laboratuvarın birlikte olması gerektiğini vurgulamak ve bu yönde eğitim vermektir. Bu yönde eğitim verebilmek için laboratuvarla kliniğin bir arada olması gerekir, evet ama o zaman ihtisas süresini uzatmak gerekir. Şimdi camianın anlaşamadığı, hocaların birlik olamadığı noktalardan bir tanesi budur. Eğer daha uzun bir ihtisas süresi olur ise o zaman daha uzun bir eğitim almış olan uzmanlara daha fazla saygı duyulacağını, daha fazla değer verileceğini zannediyorum. Karşı görüşte olanlar olduğunu biliyorum, ihtisas süresinin uzatılması durumunda bu branşın çekiciliğini büsbütün kaybedeceğini, bu kadar uzun bir ihtisası hiç kimsenin göze alamayacağını söylüyorlar. Doğru. O halde bu söylediğim gerekli, ama yeterli değil. İkinci nokta; cazip hale getirmek için bu ihtisas süresinin sonunda elde edilen mesleğin para kazandırır bir meslek olması gerekir. Para kazandıran bir meslek olması için de hem kliniği hem laboratuvarı işletecek bir diploma Herkes kabul etmeli ki, bu dal bir klinik ve laboratuvar dalıdır. Bundan asla ödün verilmemelidir. Ben klinik kökenli bir infeksiyoncu olduğum halde bu görüşteyim. Laboratuvarsız bu dalın geçerli olamayacağını kesinlikle düşünüyorum veriliyor elinize. O halde siz hem klinikçi olarak hasta bakar, muayenehanede çalışır hem de laboratuvarınız olur laboratuvarda materyal alıp bunu işleyebilirsiniz. Ben üniversite dışında da çalışan, hem özel bir hastanede çalışan, hem de muayenehane deneyimi olan bir hekimim. Bu kadar çok özel hastane açılıyor, bu kadar çok poliklinik açılıyor, gidip bakın lütfen, bunların tümü cerrahi branş hastaneleri olduğu halde, yani günde en az 7-8 ameliyat yapan hastaneler olduğu halde, dolayısıyla hastane infeksiyonları açısından bu kadar riskli hastaneler olduğu halde, kaçında infeksiyon hastalıkları uzmanı var bunların? İnfeksiyon hastalıkları uzmanlarının iş bulamamasını ben düşünemiyorum. İnfeksiyon hastalıkları uzmanları bu özel hastanelerde niçin çalışmıyorlar? Kendilerine güvenleri mi yok? Az para mı veriliyor? Yoksa laboratuvarda biyokimya ve mikrobiyoloji uzmanı var da, infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanını laboratuvara mı sokmuyorlar? Bunları infeksiyon hastalıkları uzmanlarına sormak gerek. Bu çok basit iş. Bir anket yapılabilir. Uzmanlık derneğinin yapması gerekenlerden bir tanesi budur. Önümüzde beğenelim beğenmeyelim, yararına inanalım inanmayalım, bir Avrupa Birliği süreci geliyor ve burada sivil toplum örgütlerinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bu ana dalın geleceği konusunda yön verecek kuruluş öyle görülüyor ki Sağlık Bakanlığı değil, Klimik Derneği olacak. Klimik Derneği nin de buna hazır olması için bu söylediğim sorunları gözden geçirmesi lazımdır. Yani bu dalı çekici bir hale getirmek için Nerede yanlış yapıyoruz? Nasıl çekici hale getirebiliriz? Bu dalın eğitimini nasıl yapabiliriz ki, daha kaliteli uzmanlar yetiştirelim? Bu kaliteli uzmanlar bırakın iş bulamamayı, paylaşılamaz hale gelsinler. Büyük paralar verilsin bunlara. Bunun yollarını aramalıdırlar diye düşünüyorum. Önümüzdeki yıllar bunu getirecek. Bundan hakikaten çok endişe duyuyorum. Endişe ettiğim konulardan birisi, günümüzde infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji ihtisasının cazip bir dal olmaktan çıkması ve bu dala tıp fakültesini bitirmiş olan yeni doktorlarımızın içlerinden çok kaliteli olanların pek de ilgi göstermemesidir. Bundan üzüntü duyuyorum. Bu kadar değerli bir dal tercihlerde, sıralamalarda alt sıralarda olmamalı. Bunun sebebini asla geleceğin asistanlarında, bu dalı seçmeyenlerde aramıyorum. Eğiticilerde arıyorum. Eğiticilerin durup düşünmesi gerekli. Ben düşünüyorum. Umuyorum diğer eğiticiler de düşünür. 58 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

12 Klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları camiası, camia olarak kalma özelliğini mutlaka korumalı, cemaat olmamalıdır. Burada camia ile cemaat arasındaki fark bence çok önemli. İkisi de arapça biliyorum. İkisi de cem; toplanmak fiilinden geliyor. Ancak camiada imam yoktur, cemaatte imam vardır. Camia olarak kalmak istiyorsa, fikir tartışmalarının olduğu platform özelliğini korumalıdır. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji eğitimi alan genç meslektaşlarımıza, asistanlara önerileriniz nelerdir? Son dönemde yetişenler sanki biraz daha az mikrobiyoloji bilerek yetişiyor. Bu noktada asistanlara önerileriniz neler? Asistanlara hiçbir şey söyleyemiyorum. Çünkü bu sorun onların sorunu değil. Demin söylemeye çalıştığım gibi eğiticilerin sorunu. Eğiticiler, sonuna kadar dayatıp mikrobiyoloji açısından zayıf yetişmemeleri için gerekli önlemleri kendi kurumlarında almalılar, bir. Genel olarak Dernek aracılığıyla belki Türkiye bağlamında tüm sistem olarak almalılar, iki. Bunu yerleştirmek gerekli. Mikrobiyolojiye rotasyona giderek infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı olunmamalı, buna göz yumulmamalı. Kendi laboratuvarımızın içerisinde olmalı eğitim. Bu benim görüşüm, böyle düşünüyorum. Ve bu asistanların sorunu değil. Çünkü asistanlar da bundan son derece şikayetçi, biliyorum. Ama kurumsal bazda kimisinde mikrobiyoloji ağırlıklı, kimisinde klinik tarafı ağır basıyor, o nedenle de zaten klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları eğitiminin bir kişi tarafından değil, bir ekip tarafından verilebileceğini düşünüyorum. Özellikle üniversitelerde bu kadar tutucu olmamak gerek. İnfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı nın içerisinde bence eğitici olarak, öğretici olarak sadece bu dalın uzmanları değil, iç hastalıkları uzmanı olabilir, mikrobiyoloji uzmanı olabilir, biyolog olabilir, bunlar ekibin parçalarıdır. Ama bunu sadece üniversite hastaneleri için öneriyorum. Üniversite bilim üretecek bir yerdir. Üniversite sadece hasta bakan, eğitim veren bir yer değil, aynı zamanda araştırma yapılan, bilim üretilen bir yerdir. Araştırma yapacak kurumlarda çeşitli uzmanlık dallarından insanlar bir arada çalışabilirler. Ben bu bakımdan tutucu olmamak gerektiğini düşünüyorum. Asistanlara gelince, bir kere sadece infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji değil, tüm branş asistanları dahiliyeci, cerrah, diğer branşlarda ihtisaslarını yapan tüm asistanlarda bugün için gördüğüm, saptadığım şöyle bir şey var; üzülerek görüyorum. Birincisi, Bir an önce ihtisası bitirip para kazanalım. Bu günümüzün gerçeği, kabul etmek zorundayız bunu. Uzun bir eğitim süreci doktorluk. Bunun arkasından yine uzun bir ihtisas var. Onun arkasından da ne olacağı belli değil. Kadrolar kısıtlı, mecburi hizmetler kapıda, evde çoluk çocuk, hala anne baba parasıyla geçiniyoruz, kiralar şöyle, işte eşim orda çalışıyor, ben burada çalışıyorum gibi bir sürü problem var. Bu tabii bizim çözemeyeceğimiz, tabii asistanın da çözemeyeceği, ülkenin sorunu. Bunun için kalkıp tabipler odasına kaydolun, ülkenin kaderinde söz sahibi olun gibi böyle dogmatik laflar da etmek istemiyorum. Bu gerçekçi değil. Ama asistanlar, günümüzde en gelişmiş ülkelerden Afrika nın pagan kabilelerine kadar tüm dünyada, en geçerli mesleğin doktorluk olduğunu unutmamalıdır. Doktor, tüm toplumlarda en saygı gören kişidir. Doktor önce herkesin kendisine saygı duymasını gerektirecek davranış ve kültür birikimine sahip olmalı. Bundan taviz vermemeli. Asistan doktor gidip kaportacıyla kavga edemez, asistan doktor küfredemez, değil hastasına, sokakta arabasına çarpan adama da İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 59

13 İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji camiasına yönelik önerileriniz neler olabilir? Bugün için camiada gördüğünüz eksiklikler nelerdir? Neler yapılması gerekiyor? Yine kritik bir soru. Hem de çok kritik bir soru. Bir cümle ile şunu söylemek istiyorum burada. Klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları camiası, camia olarak kalma özelliğini mutlaka korumalı, cemaat olmamalıdır. Burada camia ile cemaat arasındaki fark bence çok önemli. İkisi de Arapça biliyorum. İkisi de cem; toplanmak fiilinden geliyor. Ancak camiada imam yoktur, cemaatte imam vardır. Dolayısıyla fikir tartışmalarının olduğu bir platform özelliğini korumalıdır camia olarak kalmak istiyorsa. Klinik mikrobiyoloji ve infeksiyon hastalıkları camiası içerisinde kırgınlıklara, küskünlüklere yol açıldı. Bunların bir kısmında ben arabuluculuk etmek zorunda da kaldım. Oysa ki bu olmamalı. Camiada fikirler tartışılır elbette. Bu fikirlerin içerisinde bu doğrudur, bu yanlıştır diye bir şey de çıkmayabilir. Önemli olan sadece fikir jimnastiği yapabilmektir. Nasıl farklı takımları tutabiliyorsak ve bu bizim birlikte arkadaş, dost olmamızı engellemiyorsa, nasıl farklı partilere oy verebiliyorsak ve bu bizim dost kalmamızı engellemiyorsa, konuşmalarımızda taraftarlık ya da partizanlık ağır basmıyorsa; aynı konuya gönül vermiş, emek vermiş, hayatını vakfetmiş kişilerin arasında da tartışma olmalı ama bu tartışmalar konuşmamak, iletişimi koparmak, tamamıyla küsmek ya da birbirini kırmak şeklinde olmamalıdır diye düşünüyorum. Aksi halde camiayı yönlendiren bir kişi ya da bir grup olur, o zaman camia cemaat halini alır ve bence bu çok tehlikelidir. Bu durum; o kurumun, o birimin gelişmesini çok önler, engeller. O zaman ne olur, aynı saha içerisinde koşar durur insanlar. Şöyle söyleyeyim, güzel bir deyiş vardır; Ormanda öten kuşu duymuyorsan, o kuş ötmemiş demektir. Dolayısıyla eğer bu camia içerisinde konuştuklarımızı, vardığımız sonuçları başka camialara duyurmayı beceremiyorsak, onların söylediklerini biz dinlemiyorsak o zaman birbirimizden hiç haberdar olmuyoruz. Kendimiz yaşadığımızı, yaptığımızı zannederiz ama hiçbir şey yaşamamış, hiçbir şey yapmamışız demektir diye düşünüyorum. Şimdi bunlar böyle çok soyut cümleler gibi oldu ama sanırım ki bu derginin okuyucuları bu satırları okurken benim ne söylemek istediğimi anlayacaklardır. Okuyucuların hepsi biliyorlar konuyu. Söyleyeceğim budur, camia olarak kalmak, cemaat olmamak. küfredemez. Günümüzün asistanlarına her şeyden önce önermek istediğim budur; önce kendinize saygılı olun. Sonra ailenize, hastalarınıza, tüm topluma karşı saygılı olunuz ki örnek olabilesiniz. Doktor örnektir. İkinci önerim, içlerindeki çocuğu öldürmemeleridir. Çocuk meraklıdır. Çocuk sürekli öğrenmek ister. Yine asistanlarda gördüğüm, maalesef hepimiz bunu vizitler sırasında görüp karşılaşırız, hoca şu ilacı ver, şu filmi çektir der, o da kağıdı kalemi eline alır, tıpkı lokantadaki garsonun siparişleri not ettiği gibi hoca ne derse onu yazar. Olmaz. Asistan laboratuvarda gördüğü bir kan hücresinin ne hücresi olduğunu, hastasında gördüğü bir döküntünün hangi hastalıkta olabileceğini merak etmeli. Merak etmeli ki, öğrenebilsin. Günümüzde asistanlar bizim asistanlığımızda sahip olamadığımız imkanlara sahip, bunu hepimiz biliyoruz. Bilgiye kolay ulaşılabilecek bir yerde insanların bu kadar meraksız olması hakikaten üzücü bir şey. Merak sadece tıp alanında da olmamalı bence. Bizim zamanımızdaki hocaların neslinin artık tükendiğini görüyorum, üzülüyorum. Eskiden şöyle denirdi; Tıp fakültesinden her şey çıkar, ara sıra doktor çıkar. Şimdi günümüzde üzülerek görüyorum ki tıp fakültelerinden sadece ara sıra doktor çıkıyor. Bu belki biraz acımasızca oldu ama doktor dediğimiz şey, sadece tıp bilen insan değildir. Bir sürü doktor ressam, doktor besteci, doktor yayıncı, doktor sanatçı, doktor bilim adamı var. Doktor başka şeyleri de okur, değerlendirir. Kutsal ve çok saygıdeğer bir meslektir. İnsan vücudunu tanıdıkça, kendisini yaradana daha çok saygı duyar, dolayısıyla kendisine saygı duyar ve sürekli de merak eder. Merak, öğrenmenin ve sürekli kendini geliştirmenin ilk koşuludur. 60 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

14 Astronomiye olan ilgim bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce Cumhuriyet Gazetesi nin Bilim Teknik ekinde astronomi ile ilgili yazıları okuyarak başladı. Çok farklı alanlara ilginiz olduğunu biliyoruz. Resim sanatı, hayvanseverlik, gökbilimi gibi. Gökbiliminden başlamak istiyorum. Hangi boyuttadır bu ilgi? Aslında astronomiye olan ilgim bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce Cumhuriyet Gazetesi nin Bilim Teknik ekinde Ortadoğu Teknik Üniversitesi nin, sonra giderek Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi astronomi bölümlerinin hocalarının ve oradaki astronomi araştırmaları topluluklarının yazdığı yazıları okuyarak başladı. Bu ayın gökyüzü sayfalarıyla: Bu ay neyi göreceğiz? Başımızı kaldırdığımızda hangi takım yıldızlarını görüyoruz? Okuyup başımı kaldırdığımda hakikaten dergideki resimdeki takım yıldızlarını gökyüzünde görünce büyülendim. Bütün bir yıl takım yıldızlarını tanımak, ne zaman hangisi doğuyor, ne zaman hangisi batıyor, onları incelemek ve bunlara aşina olmakla başladım. Bir sene kadar sonra ilk defa Ankara Üniversitesi nde iki günlük bir toplantı düzenlendi. Tamamen amatörlere yönelik. Bir gece yataklı trene binip Ankara Üniversitesi ne gittim. Ve burada Türkiye nin her tarafından gelmiş, çeşitli yaş ve çeşitli mesleklerden yaklaşık 200 kadar insanla tanıştım. O kadar etkilendim ki dönüşte Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknik ekine Tren Penceresinden Gökyüzü diye kısa bir yazı yazdım. Bu yazı nedeniyle bu kez astronomi camiasında tanınır bir insan haline geldim. Bununla kalmadı; biz amatörler ertesi sene yine Ankara da toplandık. Bir dernek kurduk. Amatör Astronomlar Derneği nin kurucu üyelerinden biriyim. Ama dernek maalesef birkaç sene sonra işlerini yürütemedi, kapandı. Ankara daydı, çok gidip gelemedim açıkcası. Daha sonra Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü nün yaz okullarına katıldım. İzmir den uzak, Yıldıztepe deki gözlemevinde bütün bir hafta kamp kurarak, gündüzleri dersleri takip ederek, gece gözleme çıkarak yapılan yaz okuluna en son bu yaz, üçüncü kez, şimdi Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi nde öğrenci olan, amatör astronomi merakım nedeniyle yıllar önce tanıştığım Ahmet le birlikte gittim. Amatör astronomi; aslında doğayı, evreni, dünyayı tanımak için çok güzel bir uğraş. Başınızı geceleyin gökyüzüne kaldırmanız yetiyor. Tabii ki bazı sakıncaları var: Gökyüzünü sevdikten sonra gece yürürken başını yukarıya doğru kaldırdığında bazen ayağın takılıyor. Ve şöyle söyleyeyim, o kadar hoş bir şey ki; bunu söylemek isterim: Tamamıyla yabancı bir ülkede bir otelde tek başınasınız, akşam yemeğe çıkıyorsunuz, dilini bilmediğiniz insanlarla birliktesiniz, başımı gökyüzüne kaldırıyorum, Jüpiter orada, Antares burada. Tanıdık birisini görmüş gibi oluyorum, içim rahatlıyor. Yıldızların hepsini bilir misiniz? Pek çoğunu evet. Gökyüzünün, kuzey yarı kürenin gök haritasını aşağı yukarı ezbere biliyorum ama iki defa güney yarımküreye indim. Bir defa Avustralya ya, bir defa da Güney Afrika ya gidişimde yukarıya baktım ve tanıyamadım yıldızları, ama çizdim, dönüşte hemen baktım. Benim dikkatimi çeken en önemli özelliklerinizden birisi Türkçe yi çok güzel kullanmanız. Hem yazarken, hem de konuşurken Türkçe niz gerçekten çok güzel. Bu gerçeği size daha önce söyleyen oldu mu bilmiyorum? Bu bir yetenek mi? Yoksa özel bir çabanın ya da eğitimin ürünü mü? Bunu söyleyenler oldu, mesela Recep Öztürk söyler zaman zaman. En hoşuma giden soru bu oldu hakikaten. Teşekkür ederim. Sanırım bunda hepsinin etkisi var. İstanbul da doğmuş ve büyümüş olmamın kuşkusuz etkisi vardır. Ama evde, ailede öğrenilir dil. Annemin, babamın da çok güzel Türkçe konuşmalarının büyük etkisi olduğunu zannediyorum. Annem ilkokul öğretmeniydi ve eski öğretmenler Türkçe yi, İstanbul Türkçesiyle konuşurlardı. Tabii ki İstanbul a çok göç geldi ve bugün ilkokul öğretmenleri arasında çok şive farkı var. Bunu kabul edelim. Eskiden öyle değildi. Oxford İngilizcesi gibi ilkokul öğretmenleri İstanbul Türkçesi konuşurlardı. Onun için zannediyorum benim yaşımda olup da İstanbul da doğmuş ve İstanbul da İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 61

15 büyümüş, ilkokula İstanbul a gitmiş olanlarda bu özellik vardır. Sanırım bu da yetmez. Annem, özellikle babam kitaba çok düşkündü. Bizim evimizde çocukluğumdan beri sürekli olarak kitapla haşır neşir olunur. Anlattım; ilkokula başladığım zaman kendim farkında değilim ama okumayı sökmüşüm. Klasikleri çok küçük yaşta okudum. Klasiklerin içerisinde her halde okumadığım yoktur. Kısacası evet, annem öğretmen, babam okumaya düşkün, İstanbul da doğdum, İstanbul da okula gittim ve en önemli özelliklerimden birisi, çok okurum. Okumak, önce Türkçe yi iyi öğrenmek için şart. Eğer bu söylediğim özelliklere sahip olup da hala Türkçe si iyi olmayan varsa kitap okumadıklarındandır. Çünkü insanın aklı sadece kulağında değil, bir de gözündedir. Kimi hocalarımızın hala ayrı yazılan da ile içinde anlamındaki da yı ayıramadıklarını görüyorum ve hakikaten üzülüyorum. Profesör ünvanlı bazı hocalarımızın bir toplantıya makale, bildiri gönderirken kurdukları cümlelere bakınca gerçekten şaşırıyorum. Ama buradan hemen şu sonuca da varıyorum: Bence kitap okumuyorlar. Bu röportaj için farklı yönlerinizle ilgili bilgi toplama aşamasında sizin iyi bir gezgin olduğunuz söylendi bana. Bu anlamda neler söylemek istersiniz? Gezip gördüğünüz yerler sonrasında şöyle genel bir değerlendirme yaptığınızda ne söylemek istersiniz? Gezginlik, şu özelliklerim içerisinde belki en arka planda olanı aslında. Sadece hekim olduğumuz için gittiğimiz toplantılarda, gittiğim çevreyi de görüyorum. Asistan iken arkadaşlarımla birlikte otobüs ve trenle Almanya ya, İngiltere ye çok hoş bir gezi yapmıştık. Yine arkadaşlarla vapurla İskenderun a kadar gittik. Ailemle Türkiye nin her tarafını gezmişizdir herhalde. Asistanlığım sırasında, arkadaşım Meral Koniçe ile gece otellerde elimizde kitap çalışarak, Roma yı, Paris i Venedik ve Verona yı gezdik. Yunanistan a gittim. Ama Yunan adalarına henüz gidemedim. Türkiye nin hakikaten her tarafını severek, isteyerek, merak ederek dolaşmışımdır. Bunların arasında en sevdiğim, en unutamadığım yer Doğu Karadeniz Bölgesi dir. Doğu Karadeniz bölgesine hayranım gerçekten, orası cennetten bir köşe. Orada çektiğim fotoğraflar her halde en sevdiğim, en güzel fotoğraflardır. Fırtına Deresi ni hiç unutamıyorum. Çamlıhemşin i hiç unutamıyorum. Oralar çok çok güzel. İşte Ayder Yaylası nı. Artvin e kadar gittim. Uzungöl e gittim. Doğu Karadeniz e tekrar gittim. Tekneyle mavi yolculuğa çıktım. Denizi de çok seviyorum aslında. Sudan korkarım ama seviyorum. Doğu Karadeniz ve Gökova Körfezi ne doğayı sevdiğim için gitmişimdir ama aslında Anadolu uygarlıkları beni çok çekiyor. Bir itirafta bulunayım; ne zaman Ankara ya gelsem, bir kere daha giderim Anadolu Medeniyetleri Müzesi ne. Kaç defa ziyaret ettiğimi bilmiyorum. Ben dünyanın henüz hiçbir ülkesini görmemişken doğal güzellik açısından Türkiye ye yapılan övgüleri biraz abartılı bulurdum. Ama dünyanın pek çok ülkesini gezip gördükten sonra anladım ki, o söylenenlerde gerçek payı var. Siz katılıyormusunuz buna? Kesinlikle. Tabii ki dünyada da çok yer gördüm. Avrupa nın nerdeyse tüm ülkeleri, bir ikisi hariç belki. İki ya da üç defa Amerika ya, Kanada ya gittim. Bir Güney Amerika ya gitmedim diyebilirim. Avustralya ya gittim. Gördüğüm yerler arasında, ülkeler konusunda tam olarak bir şey diyemem ama en güzel şehir, İstanbul! Bütün büyük ve güzel şehirlerin içerisinden -Ankaralılar duymasınlar- su geçiyor; Londra, Paris böyledir. Tuna nın geçtiği şehirler böyledir. Moskova, Petersburg ve herhalde 62 İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1

16 Volga nın geçtiği şehirler böyledir. Ama İstanbul un içerisinden deniz geçiyor. Yani İstanbul un içerisinden vapurlar geçiyor. İstanbul un içerisinde serçe kuşları gibi martılar. Evinizin kapısına kadar geliyorlar. İçinden deniz geçen bir şehirde yaşamak hakikaten ayrıcalık, kendimi şanslı sayıyorum. Resim sanatına olan ilginizden bahsedebilir misiniz? Sadece suluboya resim yapıyorum. Benim resim hocam fakültemiz hocası Prof. Dr. Orhan Arıoğul. Bir gün beni aldı, Sirkeci ye götürdü. Bir dükkandan içeriye soktu; tümüyle resim malzemeleri var. Kağıtlar, boyalar, fırçalar. Hepsini bir bir kendisi seçti. Tahmin ediyorum 4 sene olmuştur. Orhan Arıoğul çok iyi bir yağlı boyacı. Bense yağlı boyaya hiç sempati duyamadım. Ben suluboyacıyım. Nasıl yapacağıma dair biraz bilgim var ama boya işiyle çok fazla meşgul değilim. Orhan hoca bana yurtdışından İngilizce resim kitapları getirdi. Ben onları okudum. Ve böylece Orhan hocadan da kurtulamadım; her gün soruyor, telefon açıyor, soruyor, görünce soruyor ne yaptın diye. Mecburen ben ev ödevi gibi yapıyorum resimleri. Kimini beğeniyor, kimini beğenmiyor, eleştiriyor. Ben resme kıyısından köşesinden öyle girdim. Şimdi arada bir yapıyorum ama resim yapmak yetenek işi. Toplantılarda kimi izleyiciler resim çizerler, aslında o bir kaçış. Ben de çiziyorum toplantılarda. Dikkat ettim ne çiziyorum diye; genelde bir yelkenli çiziyorum, deniz çiziyorum, bir takım evler çiziyorum, kırda evler. Demek ki toplantıdan sıkılınca kırlara, denizlere kaçmak istiyorum. Hayvanseverlik özelliğiniz, bildiğim kadarı ile kedi severliğiniz önemli bir özelliğiniz. Bir kaç cümle ile bahsedebilir misiniz? Kaç kediniz var? Bütün hayvanları severim, köpekleri, kuşları, kelebekleri, tırtılları, ayıları... Ama kediler hepsinden farklıdır. Biri diğerine benzemez. Kişilikleri vardır, özgürdürler, sürü halinde dolaşmazlar. Sizden sadece yemek, su ve sevgi değil, mutlaka saygı beklerler. Çocukluğumdan beri bir sürü kedim oldu, ama Tırmık ve Sofi benim için hepsinden farklıydı, onları başka türlü sevdim. İkisini de kaybettim. Şimdi Yumak ve Köfte ile beraberim. Bahçede, sokakta, işe gidip gelirken yol boyunca aşina olduğum, beslediğim, selamlaştığım kedilerimin kaç tane olduğunu bilmiyorum, hiç saymadım; sayıları azalmasın diye. Bu röportaj serimizin standart bir sorusu olacak. Bir gazete bu soruyu çok farklı özellikleri olan ünlülere sorarak her gün birisinin cevabını yayınladı. Sorunun cevabının bir cümle olması ve veciz olması gerekiyor. Bu hayattan ne öğrendiniz? Mesela birisi bu hayattan öğrenmenin sonu olmadığını öğrendim demiş. Aynı soruyu size sorsak bize veciz bir söz olarak ne söylebilirsiniz? Bu hayattan ne öğrendiniz? Bu hayattan şunu öğrendim; her şeyin bir bedeli var. Bu nereden aklıma geldi derseniz, bu röportajda karakterimin en önemli özelliği nedir, diye sorulabilir diye düşünmüştüm. Peki soralım hocam, nedir bu özellikler? Birkaç özelliğim var; ben çok disiplinliyimdir, programlıyımdır, sürprizleri sevmem, yani ani değişiklikler çok rahatsız eder beni. Ama buna karşılık oldukça da tutarlı bir insanım. Fakat en önemli özelliğim bunlardan hiç birisi değil. Acayip özgürlüğüme düşkünüm. Başkalarının yaptığını yapmak zorunda değilim; mesela araba almış satmışımdır, araba kullanmam, vapurla, otobüsle gidip gelmek daha çok hoşuma gider; istediğim yerde bırakırım, yürürüm. Kira evinde oturmak beni rahatsız etmez. Ama bu özgürlüğün bedeli çok ağır. İNFEKSİYON DÜNYASI 2005/1 63

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ* Sayın katılımcı bu anket, bölümümüzdeki araştırma görevlilerinin uzmanlık eğitim programları hakkındaki duygu ve düşüncelerini

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Sempozyum e-gazetesi 20 Aralık 2014 Yer: Liv Hospital B1 Konferans Salonu www.livsempozyumgunleri.com

Sempozyum e-gazetesi 20 Aralık 2014 Yer: Liv Hospital B1 Konferans Salonu www.livsempozyumgunleri.com Sempozyum e-gazetesi 20 Aralık 2014 Yer: Liv Hospital B1 Konferans Salonu www.livsempozyumgunleri.com Bilimsel toplantıya katılım için lütfen kayıt yaptırınız. Kayıt için : www.sempozyumgunleri.com Katılım

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK YENİLEYEN SEKTÖRLER ARASINDA YER ALIYOR

BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK YENİLEYEN SEKTÖRLER ARASINDA YER ALIYOR Çankaya Üniversitesi 2008 Mezunu ve Üniversitemiz Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nde çalışan Uzman Efe Çiftçi ile bir söyleşi gerçekleştirdik BİLİŞİM SEKTÖRÜ, HİÇ TARTIŞMASIZ, KENDİNİ EN HIZLI VE EN ÇOK

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

BİRİM LABORATUVARI YAPILANMASI AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI. Ahmet Başustaoğlu

BİRİM LABORATUVARI YAPILANMASI AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI. Ahmet Başustaoğlu BİRİM LABORATUVARI YAPILANMASI AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI Ahmet Başustaoğlu Görevimiz: Eğitim: Tıbbi Mikrobiyoloji bilgi ve becerilerini sağlık alanında uygulayabilen pratisyen hekim, bir klinik laboratuvarı

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

Prof. Dr. Galip Urak ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Galip Urak ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı TARİHTEN BİR KESİT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2007, 60(4) Prof. Dr. Galip Urak ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Prof. Dr. Galip Urak ın Özgeçmişi ve Göğüs Cerrahisi AD nın Tarihçesi 1946-2006

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Prof.Dr. S.Gülten. Bayrak. Aktuğlu

Prof.Dr. S.Gülten. Bayrak. Aktuğlu Prof.Dr. S.Gülten Bayrak Aktuğlu Prof.Dr. S.Gülten Bayrak Aktuğlu 06. 06.1939 İstanbul Üsküdar da Mükerrem ve Muzaffer Bayrak çiftinin üçüncü kızları olarak doğdu Lise Eğitimi-İstanbul Kız Lisesi İstanbul

Detaylı

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı)

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) 12.11.2011, Şişli-İstanbul 108 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş PTT çalışanı olan babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Adapazarı nda 1949 yılında doğdu.baba tarafından

Detaylı

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nden 2006 da lisans derecesini alarak aynı bölümde 2009 yılında yüksek lisansını tamamlayan H. Emre Akkuş ile Çankaya Üniversitesi ve sektör hakkında

Detaylı

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI 2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI Başvuru rehberinin 5. Maddesi doğrultusunda 28 Nisan 2014 e kadar gelen AÇIKLAMA TALEPLERİ No. Soru Cevap 27 Bir öğrenci şu anda yurt

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

DEVLET HASTANESİNDE EĞİTİCİ OLMAK. Prof. Dr. Necla TÜLEK Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

DEVLET HASTANESİNDE EĞİTİCİ OLMAK. Prof. Dr. Necla TÜLEK Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji DEVLET HASTANESİNDE EĞİTİCİ OLMAK Prof. Dr. Necla TÜLEK Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Tıpta Uzmanlık Kurulu Kurulun oluşumu ve çalışma esasları

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015

PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015 PROF. DR. SERPİL UĞUR BAYSAL IN ÖZGEÇMİŞİ, 14 Ocak 2015 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediyatri Bilim Dalı ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

Detaylı

TÜRK CERRAHİ YETERLİK KURULU

TÜRK CERRAHİ YETERLİK KURULU TÜRK CERRAHİ YETERLİK KURULU EĞİTİM KURUMLARI VE PROGRAMI DEĞERLENDİRME KOMİSYONU Form-1 EĞİTİM KURUMU (ANABİLİM DALI/KLİNİK) ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (UEMS ve ACGME Eğitim Kurumları değerlendirme

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Ben Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nden Diş Doktoru olarak mezun oldum. (1996-2002)

Ben Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nden Diş Doktoru olarak mezun oldum. (1996-2002) NEREYE GİDİYORUZ? BÖLÜM 1 Diş Hekimi olmak, kolay iş değildir! Ben Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nden Diş Doktoru olarak mezun oldum. (1996-2002) Aynı sene, Ankara Üniversitesi Ağız, Diş,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Asistan gözüyle üniversite hastanesi. Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi

Asistan gözüyle üniversite hastanesi. Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi Asistan gözüyle üniversite hastanesi Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi Kriterleri: 1-ücret 2-rahatlık 3-statü 4-kariyer Uzmanlık Ġsteyenler

Detaylı

SAYI 147-148 MART-NİSAN 2004

SAYI 147-148 MART-NİSAN 2004 SAYI 147-148 MART-NİSAN 2004 Bu sayımızda dekanımız Prof. Dr. Mustafa Tokyay ile görüştük. İnşaat Haber Bülteni: Nerede doğdunuz? Mustafa Tokyay: Kayseri de doğdum, Kayseriliyim. İlkokulu 2 yıl Kayseri

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

IV. CETVEL (Madde 72) GÜVENLİK KUVVETLERİ ASKERİ MEMUR KADROLARI HİZMET SEMALARI 62/1987 81/1991 TERCÜMAN MÜTERCİM KADROSU 24/1992 HİZMET ŞEMASI

IV. CETVEL (Madde 72) GÜVENLİK KUVVETLERİ ASKERİ MEMUR KADROLARI HİZMET SEMALARI 62/1987 81/1991 TERCÜMAN MÜTERCİM KADROSU 24/1992 HİZMET ŞEMASI IV. CETVEL (Madde 72) GÜVENLİK KUVVETLERİ ASKERİ MEMUR KADROLARI HİZMET SEMALARI 62/1987 81/1991 TERCÜMAN MÜTERCİM KADROSU 24/1992 1. Kadro Adı : Tercüman Mütercim Hizmet Sınıfı : Üst Kademe Yöneticisi

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ndeki tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmekte olan öğrencilere

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Atatürk EAH de Eğitim Süreci

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Atatürk EAH de Eğitim Süreci İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Atatürk EAH de Eğitim Süreci Dr. Pınar ŞEN İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Eğitim

Detaylı

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz...

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz... Kemal Ogretmen fotograflari karne gunu gecince hemen paylasmaliyiz heyecani yasadik, tipki 1 onceki hafta sevgili Selda Ogretmenimizden gelen fotograf ve mektuplari aldigimiz geceki heyecana benzer...

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ Prof. Dr. Işık ASLAY 1967 yılında lise eğitimini Kadıköy Kız Lisesi nde tamamladı. 1973 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ni bitirdi. 1982 yılında

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Hekim, Tıp Fakültesinden mezun olarak, diploma sahibi olan kişidir.

Hekim, Tıp Fakültesinden mezun olarak, diploma sahibi olan kişidir. UZMANLIK ÖĞRENCİLERİNİN TIBBİ MÜDAHALE YETKİSİ ve HUKUKİ SORUMLULUKLARI Uz.Dr. Ziya T. GÜNEŞ-Sağlık Hukuku Yüksek Lisans Programı Tıbbi Müdahale; Meslek icrasına yetkili bir sağlık personeli tarafından,

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

EĞİTİM KURUMU ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (Akreditasyon için başvuracak kurum için Form)

EĞİTİM KURUMU ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (Akreditasyon için başvuracak kurum için Form) EĞİTİM KURUMU ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (Akreditasyon için başvuracak kurum için Form) 1. Kurum Adı: 2. Eğitim programınız asistan karnesinde yazılı amaç ve hedeflere uygun mudur? 3. Kurumdan son

Detaylı

Değerli Meslektaşlarım;

Değerli Meslektaşlarım; KAPAK Değerli Meslektaşlarım; Türkiye nin en önemli hammadde kaynaklarından biri olan orman ve orman ürünlerini hayatımıza kazandıran Orman Endüstri Mühendisleri bu projede bölümünü, mesleğini ve derneğini

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

İstediği üniversiteye giremeyenlere 4 farklı öneri

İstediği üniversiteye giremeyenlere 4 farklı öneri On5yirmi5.com İstediği üniversiteye giremeyenlere 4 farklı öneri İstediği üniversite ve bölüme yerleşemeyen adaylar yatay geçiş, dikey geçiş, çift anadal ya da yurtdışından Türkiye'deki üniversitelere

Detaylı

MÜHENDİSLİK KARİYERİ Mühendislik Kariyeri Mezun olduktan sonra çalışmak için seçtiğiniz şirket ne olursa olsun genelde işe basit projelerle başlayacaksınız. Mühendis olmak için üniversitede 4 yıl harcamanıza

Detaylı

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ MİKROBİYOLOJİ VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI KADROSU HİZMET ŞEMASI

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ MİKROBİYOLOJİ VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI KADROSU HİZMET ŞEMASI MİKROBİYOLOJİ VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI KADROSU Kadro Adı : Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Kadro Sayısı : 2 I.GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI: (1) Teknik yönden ilgili Klinik Şefine,

Detaylı

Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer

Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer Prof. Dr. Ersin Tan 1959 yılında Ankara da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Kolejinde yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girmiş ve 1982 yılında mezun olmuştur. 1982-1984

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU Sevgili U.Ü.Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Programı Öğrencileri, Aralık,2013 Uludağ Üniversitesi

Detaylı

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 17 Ağustos 2010 SALI Resmî Gazete Sayı : 27675 Namık Kemal Üniversitesinden: YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Uzm. Dr. Murat Günaydın. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Uzm. Dr. Murat Günaydın. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD Uzm. Dr. Murat Günaydın Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD TABABET VE ŞUABATI SAN'ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN (Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair

Detaylı

Önümüzdeki aylarda hizmete açılacak olan Türkiye Cumhuriyeti Kamu Hastaneleri Kurumu Karabük İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Karabük Üniversitesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi ne

Detaylı

KIRKLARELİ İLİ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM MEMNUNİYET ANKETİ NİSAN 2014

KIRKLARELİ İLİ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM MEMNUNİYET ANKETİ NİSAN 2014 KIRKLARELİ İLİ MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM MEMNUNİYET ANKETİ NİSAN 2014 Sayın katılımcı, bu araştırma Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir. Anketi cevaplamak için ayırdığınız

Detaylı

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Bu anketin amacı, niteliksel bilgilerin toplanıp, belirli formlarda yardım ve ihtiyacı olan, 15-25 yaş arası göçmen yada farklı

Detaylı

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU Eylül 2006 İÇİNDEKİLER Önsöz...3 TÜBİTAK Ar-Ge Anketi Soruları Analizi...4 1. Genel Bilgiler İle İlgili Sorular...4 2. Proje Sunum ve Destekler İle İlgili Sorular...12 3. Üniversite

Detaylı

Prof. Dr. Cengiz Çokluk

Prof. Dr. Cengiz Çokluk Prof. Dr. Cengiz Çokluk (Anabilim Dalı Başkanı) 23 Nisan 1968 yılında Sinop ilinin Ayancık ilçesinde doğdu. İlk, orta ve liseyi Samsun da bitirdi. 1984-1990 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi

Detaylı

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ UYGULADIĞI EĞİTİM, ULUSAL TIP EĞİTİMİ AKREDİTASYON KURULU (UTEAK) TARAFINDAN AKREDİTE EDİLEN ÜLKEMİZDEKİ SAYILI TIP FAKÜLTELERİNDEN BİRİSİ http://tip.marmara.edu.tr

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE:

ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE: DUYURU Tarih: (01.12.2015) ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNE: 1. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN (DİKEY VE YATAY GEÇİŞ ÖĞRENCİLERİ DAHİL) YENİ ÖĞRENCİ ANKET FORMU, BİLGİ TOPLAMA ANKETİ VE ÖĞRENCİ TANITIM-İLETİŞİM FORMLARINI

Detaylı

Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitimi Beklentiler - Öneriler

Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitimi Beklentiler - Öneriler Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitimi Beklentiler - Öneriler Eğitici Gözüyle (Üniversiteden Bakış) Selda Erensoy Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Tıp alanında uzmanlık eğitimi

Detaylı

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU AYLIK BÜLTENLER SERİSİ EKİM, 2008 SAYI: 2 KONU: Çocuğunuzun Beceri ve Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirsiniz? Aileler çocuklarının mutlu bireyler olmalarını ve en yüksek

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

NE OLDU? NE OLACAK? Kasım 2011-Ocak 2012. Ocak 2012. Oturum ve Sunum Kayıtları, İnfeksiyon Dünyası, Online TV ve Sunu Merkezi nde

NE OLDU? NE OLACAK? Kasım 2011-Ocak 2012. Ocak 2012. Oturum ve Sunum Kayıtları, İnfeksiyon Dünyası, Online TV ve Sunu Merkezi nde Kasım 2011-Ocak 2012 Oturum ve Sunum Kayıtları, İnfeksiyon Dünyası, Online TV ve Sunu Merkezi nde 26-27 Kasım 2011 de, Hatay da yapılan Klinik HIV/AIDS Sempozyumu 2011, 10 Ocak 2012 de, Ankara da yapılan

Detaylı

SENEM KOBYA ile RÖPORTAJ

SENEM KOBYA ile RÖPORTAJ SENEM KOBYA ile RÖPORTAJ 1. Kendinizden kısaca bahseder misiniz? 15 yıllık Almanca-İngilizce yeminli çevirmen ve adli tercümanım. Dijital Tercüme nin CEO suyum. Çeviri İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulunda,

Detaylı

Avrupa hastanelerinde

Avrupa hastanelerinde Avrupa hastanelerinde mesleki katılım Baş hekimler ve hemşireler için anket (PTE1) Baş hekimler ve hemşirelerin hastanede yönetici rolü oynadıkları düşünülmektedir. Aynı zamanda resmi yönetim rolleri de

Detaylı

HANGİ MAKALE HANGİ DERGİYE?

HANGİ MAKALE HANGİ DERGİYE? KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ-SENATURK MAKALE HAZIRLAMA VE SUNUM KURSU 11 Ocak 2013 HANGİ MAKALE HANGİ DERGİYE? Bahadır M. GÜLLÜOĞLU Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ÇALIŞMA İÇİN DOĞRU

Detaylı

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI HASTA EĞİTİMİ DERSİ KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI Kullanıcı Deneyimi Araştırması Raporu 03 Örgün Öğrencilerin Aldıkları Uzaktan Eğitim Dersi Hakkındaki HASTA EĞİTİMİGörüşleri DERSİ KULLANICI DENEYİMİ

Detaylı

Akut Resusitasyon Araştırmalarında Bilgilendirilmiş Onam Alma - Uluslararası Durum Belirleme Anketi -

Akut Resusitasyon Araştırmalarında Bilgilendirilmiş Onam Alma - Uluslararası Durum Belirleme Anketi - Bu anket çalışması, bir uluslararası araştırma ekibi tarafından bilgilendirilmiş onam alınamayacak kişilerde akut resusitasyon çalışmalarındaki uluslararası kabul edilebilirlik ve düzenleyici durumu tespit

Detaylı

ASİSTAN VE GENÇ UZMAN HEKİMLER (AGUH) KOMİSYONU

ASİSTAN VE GENÇ UZMAN HEKİMLER (AGUH) KOMİSYONU ASİSTAN VE GENÇ UZMAN HEKİMLER (AGUH) KOMİSYONU KLİMİK Kongresi AGUH Toplantısı 28.03.2015 Dr.Şafak Göktaş AGUH SON 1,5 SENEDE NELER YAPTI? SON 6 AYINDA NELER YAPACAK? 10 yıl öncesine uzanan İnfeksiyon

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi Amaç ve Kapsam BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Madde 1- Bu Yönerge Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde yürütülecek Tıpta

Detaylı

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI MİSYON: Çağdaş bilimsel gelişmeler ışığında ve iyi hekimlik ilkeleri doğrultusunda nitelikli çocuk ruh sağlığı hizmeti

Detaylı

E.emine Uzuner. Kişisel Bilgiler. Eğitim Bilgileri. İş Tecrübesi 1 / 5. Adres Bilgileri

E.emine Uzuner. Kişisel Bilgiler. Eğitim Bilgileri. İş Tecrübesi 1 / 5. Adres Bilgileri E.emine Uzuner Adres Bilgileri : Türkiye - Kocaeli - İzmit - İZMİT Ev Telefonu : 90 (262) 439 62 79 Cep Telefonu : 90 (530) 117 41 08 90 (545) 321 65 01 E-Posta : emine_uzuner41@hotmail.com Kişisel Bilgiler

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

ORTAK GÖRÜŞ 2010 ANKET VERİLERİ

ORTAK GÖRÜŞ 2010 ANKET VERİLERİ ORTAK GÖRÜŞ 2010 ANKET VERİLERİ Türk Tabipleri Birliği Hekimlerin Çalışma Koşulları, İşyükü ve İşgücüne ilişkin Ortak Görüş 2010 VERİ DÖKÜMÜ EKİM 2010 Yanıt dağılım grafkleri, tabloları ve anket soruları

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

16. Ulusal Halk Sağlığı Kongresinin Ardından

16. Ulusal Halk Sağlığı Kongresinin Ardından 16. Ulusal Halk Sağlığı Kongresinin Ardından Değerli üyelerimiz, değerli kongre katılımcıları... Bu sene 16. Ulusal Halk Sağlığı Kongresini Antalya da yaptık. Kongrenin planlanması ve yapılmasında enerjisini

Detaylı

EĞİTİM KURUMLARI İÇİN DENKLİK BAŞVURUSU

EĞİTİM KURUMLARI İÇİN DENKLİK BAŞVURUSU EĞİTİM KURUMLARI İÇİN DENKLİK BAŞVURUSU EĞİTİM KURUMLARI İÇİN DENKLİK BAŞVURUSU Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği (TARD) Denklik ve Ziyaret Kurulu; Anesteziyoloji ve Reanimasyon alanında eğitim

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın NEREYE GİDİYORUZ? BÖLÜM 3 1993 yılında Diş Teknisyeni olan büyük dayımın yanında çalışmaya başladım Kısa sürede laboratuar temizliğinden, çıraklığa terfi ettim Protez tamiri gibi işleri yapmayı öğrenerek,

Detaylı