BR UZAKDO!U MÜFESSR MUHAMMED B. ÖMER en-nevevî NN HAYATI ve MERÂHU LEBÎD ADLI TEFSRNN GENEL ÖZELLKLER

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BR UZAKDO!U MÜFESSR MUHAMMED B. ÖMER en-nevevî NN HAYATI ve MERÂHU LEBÎD ADLI TEFSRNN GENEL ÖZELLKLER"

Transkript

1 marife, yl. 9, say. 2, güz 2009, s BR UZAKDO!U MÜFESSR MUHAMMED B. ÖMER en-nevevî NN HAYATI ve MERÂHU LEBÎD ADLI TEFSRNN GENEL ÖZELLKLER Erdo5an BA7* ÖZET Endonezya asll âlim Muhammed b. Ömer en-nevevî (1230/ /1898), otuz küsur yana kadar ülkesinde ilim ö)renmekle megul olmu, daha sonra Mekke ye hicret edip orada ilim tahsil etmi, ksa bir süre de Msr ve Suriye de bulunmu ve *slamî ilimlerde geni bir bilgi birikimi elde etmitir. *slamî ilimlerin hemen her alanna ait onlarca esere erh yazmakla öhret bulan Nevevî, telif olarak da Merâhu lebîd adnda orta hacimde iki ciltlik bir tefsir kaleme almtr. Tefsirinde geleneksel tefsir anlayna sadk kalan müellif, Ehl-i sünnet-nafiî çizgisini takip etmi, yorumlarnda bir ksm isrâiliyata ve uydurma rivayetlere yer vermekle beraber, üslup olarak akc, sade, anlalabilir bir dil kullanm, hiçbir âyeti atlamayarak her âyeti ayr ayr tefsir etmi; bunun yannda muhkem-müteâbih, nâsihmensûh gibi usûl konularna de)inmi, kraatlara ve esbâb- nüzûle ise özellikle yer vermitir. Anahtar kelimeler: Nevevî, Merâhu Lebîd, tefsir, rivâyet, dirâyet, isrâiliyyat, müteâbih, nesh, selefîlik, esbâb- nüzûl, iarî yorum. A FAR EAST COMMENTATOR MUHAMMAD B. OMAR AN-NAWAVÎ HIS LIFE AND GENERAL CHARACTERISTICS OF COMMENTARY MARÂHU LABÎD Indonesian scholar Muhammad b. Omar al-nawawi (1230/ /1898), studied in his home country till he was about thirty year s old, then migrated to Mecca and continued his education. For a short time, he also visited Syria and Egypt and he attained extensive knowledge in Islamic studies. Nawawi, who became famous for writing commentaries on tens of books in almost every field of Islamic studies, wrote his two volume exegesis Marâhu labîd. The author, who was loyal to the traditional methods of exegesis, followed the Shafi ite school. Even though he sometimes gave place to the narratives from the Bible and apocryphal stories, he employs a clear, smooth and perceptible language in his commentary. He comments on every single verse in the Qur an, in addition to his explanations related to the methodology of Qur anic exegesis, e.g. muhkammutashrbih (Clear and allegorical verses), nasih-menssh (abrogating and abrogated verses); He especially dealt with different versions of recitation and reasons for revelation. Key words: Nawawi, Marâhu Labîd, exegesis, narrative exegesis, rational exegesis, Biblical stories, allegorical, abrogation, Salafi School, reasons for revelation and sufi commentary.

2 48 Erdo)an Ba I- MÜFESSRN KISA BYOGRAFS Muhammed b. Ömer b. Arabî b. Ali en-nevevî el-câvî el-bentenî, 1230/1815 te Endonezya ya ba5lk Cava adasknkn Banten (veya Bantem) bölgesinin Tanâra Qehrinde do5muq, 1316/1898 lerde Mekke de vefat etmiqtir. BabasK din görevlisi (pangalu, muhtemelen baq kadk) olan Nevevî, kardeqleri Temim ve Ahmed le birlikte ilim tahsilini babaskndan ve bölgedeki meqhur âlim HacK Sahal dan yapmkq, aynk dönemde Cava nkn Purvakarta Qehrine gidip orankn meqhur âlimlerinden Raden HacK Yusuf tan dersler almkqtkr. 1245/1829 larda 15 yaqlarknda iken hac farîzask için kutsal topraklara gelmiq, 3 ykl kadar Mekke de ilim tahsiliyle meqgul olduktan sonra memleketine dönmüq, 1266/1850 ye kadar 15 ykl ülkesinde bulunmuq ve tekrar Mekke ye yerleqmiqtir. 1 Cava lk alim Nevevî, bir taraftan ilimde tam bir vukûfiyet kesbetmek, bir taraftan da ülkesinden Mekke ye gelen hemqehrilerine her konuda yardkmck olmak ve özellikle de bu insanlara hac rehberli5i yapmak istedi5inden 1266/1850 de Mekke ye hicret etmeye karar vermiqtir. Mekke ye yerleqtikten sonra bu görevleri hakkkyla yerine getirmeye çalkqmkq; aslen Endonezya nkn Borneo Qehrinden olan Ahmet Hatip Sambas, Sonde nin küçük Sumbava adaskndan Abdül5ani Bima, MKsKr lk Yusuf Sumbulâvenî ve Nahrâvî, müftü Ahmet Dahlan ve Abdülhamid Da5istanî gibi âlimlerden dersler almkqtkr. Tahsili devam ederken MKsKr ve Suriye ye ilim ö5renmek amackyla seyahatlerde bulunmuq, tahsilinin bitiminde yo5un olarak talebe okutmaya baqlamkq; Benten li Mardjuki, Jombak lk (Do5u JavalK) Hasyim Asyari, Kudüs lü Asnavi, Madura veya Tubagus adaskndan Hali, Benten civarkndaki Karinginden Muhammed Asnavi gibi ilim adamlark yetiqtirmiqtir. Ülkesiyle irtibatknk hiç koparmayan Nevevî nin, yetiqtirdi5i bu ö5rencileri vasktaskyla Endonezya nkn müslümanlaqmaskna ve ba5kmskzlk5a kavuqmaskna önemli katkklark olmuqtur. 2 Nevevî nin, Endonezya lk di5er âlimler gibi tasavvufa ilgi duydu5u; tasavvuf ilminde daha ziyade Gazzâlî anlaykqknk, ahlâk ve Qahsiyet e5itimini esas aldk5k, talebelerine büyük sûfîlerin seçkin metinlerinden örnekler okutmuqtur. 3 Özellikle 1286/1870 ten sonra Endonezya da slâm Kn inkiqafknda tasavvufî hareketlerin büyük rolü olmuqtur. Nevevî, bu hareketlere karqk orta bir yol takip etmiq; ne Batavia lk âlim Seyyid Osman gibi tarikatlark dkqlamkq, ne eski hocask ve Kadirî Qeyhi Ahmed Hatib Sambas a intisap etmiq, ne de talebelerinin intisap etmesine * Dr., Marmara Ü. lahiyat Fak., 1 Bu 15 ykllkk süre zarfknda Nevevî nin ülkesinde ne ile meqgul oldu5u kaynaklarda belirtilmemiqtir. 2 Peter G. Riddell, Islam and the Malay-Indonesian World, p Âyetleri yorumlarken zaman zaman iqarî yorumlar yaptk5k müqahede edilmektedir ki, tefsiri tahlil edilirken üzerinde durulacaktkr. 48

3 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 49 müsaade etmiqtir. 4 Nevevî nin tasavvufa ba5lanmamasknkn ve ö5rencilerini de engellemesinin sebebi muhtemelen yaqadk5k ülke olan Suudi Arabistan da katk Vehhâbilik mezhebinin uygulankyor olmaskdkr. Kendisi, siyasete mesafeli yaklaqmaskna ra5men gayr-k müslim sömürgeci güçlerin (Hollanda hükümetinin) ülkesini terk etmesini istemiq, Benten SultanlK- 5Knda oldu5u gibi tekrar slâmî bir idarenin gelmesini arzu etmiq, din görevlisi olarak bile olsa sömürgeci hükümette çalkqmayk veya hizmet etmeyi do5ru bulmamkqtkr. Onun bu fikirleri, bazk talebelerinin Endonezya nkn ba5kmskzlkk hareketlerinde aktif rol oynamalarkna vesile olmuqtur. Kaynaklarda Nevevî nin, Mekke de uzun müddet yaqamaskna ve Kur an K bütünüyle hkfzetmiq olmaskna ra5men, di5er ulema gibi Arapça yk güzel konuqmaya pek önem vermedi5i, daha ziyade yazklk Arapça ya yöneldi5i, bundan dolayk konuqmalarknkn bazen Java lehçesine kaçtk5k;,,, gibi harflerin telaffuzunda lâhn/hata yaptk5k belirtilmektedir. Kendisiyle Mekke de görüqen Hollanda lk müsteqrik C. Snouck Hurgronje, Nevevî yi renksiz elbise giyen, beli bükülmüq, kksa boylu, caddede yürürken tüm yeryüzünü devasa bir kitap gibi okuyan, mütevâzk, kendini ilim yolunda gayret edenlerin aya5knkn tozu olarak gören, halkknkn güvenini kazanmkq, ilmî tartkqma çkkarmayan ama katklkm gösteren biri Qeklinde tasvir etmiqtir. 5 Bu ifadelerden, Nevevî nin yaqaykq itibarkyla mütevazk, ilim itibariyle de dolu bir kiqilik sergiledi5i anlaqklmaktadkr ki eserleri de bunu göstermektedir. Nevevî nin oldukça velûd bir müellif 6 olmaskna ra5men telif olarak sadece de5erlendirmesini yapaca5kmkz iki cildlik Merâhu lebîd adlk tefsirini yazdk5k, onun dkqknda bütün birikimini Qerh çalkqmasknda kullandk5k görülmektedir. HayatK ve eserleri ile ilgili kaynaklara bakkldk5knda tefsirinin dkqknda baqka bir telif eserinin bulunmadk5k anlaqklmaktadkr. Tefsirinin dkqknda müellif, kelâm, fkkkh, hadis, tasavvuf, siyer, gramer ve belâgat gibi de5iqik alanlarda yo5un Qerh çalkqmalark yaparak geriye büyük bir ilmî miras bkrakmkqtkr. 7 4 Burada müellifin, tefsîrinde bazk âyetleri iqarî olarak yorumladk5k (örnek olarak bk. besmeledeki bâ harfinin tefsîri, Merâhu lebîd I, 7; nûn hecâ harfinin yorumu, II, 550 ), Zeynü d-din el-melibârî nin Manzûmetü hidâyeti l-ezkiyâ ilâ tarîk l-evliyâ adlk eserine de Selâlimü l-fudalâ (Kahire, 1301/1884, Mekke, 1315/1897) adlk Qerhi yazdk5k belirtilmelidir. 5 Mekka: In The Latter Part of The 19. Century, p. 269, P. G. Riddell, Nevevî nin 99 civarknda eser verdi5ini zikretmektedir (Islam and the Malay-Indonesian World, p. 194). 7 Nevevî nin hayatk ve eserleri hakkknda geniq bilgi için bk. Ba5datlK smail PaQa, Îzâhu l-meknûn, I, 11, 189, 204, 342, 346, 420, 464, 543, 599; II, 18, 21, 24, 105, 167, 172, 192, 218, 235, 245, 399, 468, 674, 691, 695; Ba5datlK smail PaQa, Hediyyetü l- ârifîn, II, 394; Ziriklî, el-a lâm, VII, 209, 210; Kehhâle, Mu cemü l-mü ellifîn, XII, 83; Fihristü l-kütübi l-arabiyye el-mahfuza bi l-kütübhaneti l- Hidiviyye, I, 210, 257, 276, 340, 377, 415; II, 35-38, 58, 59, 168, 203, 204; III, 213, 245, 257, 263, 274; IV, 11, 83, 144; Hizânetü t-teymûriyye, I, 57, 213, 233, 259; III, 307, 3; Christiaan Snouck Hurgronje, age., s ; C. Brockelmann, A, Navavî, IX, 218, 219; C. Guillot, Marc Gaborieau, Nicole Grandin, Pierre Labrousse et Alexandre Popovic, Dictionnaire Biographique des Savants et Grandes 49

4 50 Erdo)an Ba Eserlerinden bazklark Qöylece skralanabilir: Fkh: 1. Ebû 7ucâ el-isfahânî nin et-takrîb inin Qerhi olan Muhammed b. KâsKm el-azzî nin (ö. 918/1512) Fethu l-yarîb ini QerhetmiQ, bu eser, et-tevîh (Kahire 1305/1887, 1310/1892) ve Kûtu l-habîb (Kahire 1301/1883, 1305/1887, 1310/1892) adlark ile neqredilmiqtir. 2. mam Gazzâlî nin Bidâyetü l-hidâye sini Merâki l- ubûdiyye adk ile Qerh etmiqtir (Bulak 1293/1876, 1309/1891; Kahire 1298/1880, 1304/1886, 1307/1889, 1308/1890, 1319/1901, 1327/1909). 3. bn Muhammed eq-7irbînî el-hatîb in (ö. 977/1569) Menâkbü l-hacc K hakkknda Fethu l-mücîb i yazmkqtkr (Bulak 1276/1859, 1292/1875; Kahire 1297/1879, 1298/1880, 1306/1888; Mekke 1316/1898). Kelam: 1. Senûsî nin (ö. 892/1496) Ümmü l-berâhîn adlk eserine Zerî atü lyakîn (Kahire 1204/1789); 2. Ahmed el-merzûkî nin (ö. 1281/18649 Akîdetü lavamm Kna Nûru z-zalâm (Kahire 1303/1885, 1329/1911); 3. el-bâcûrî nin Risâle fî ilmi t-tevhîd ine Tîcânü d-derârî (Kahire 1301/1883, 1309/1891; Mekke 1329/1911). Gramer: Nebrâvî nin Âcurrûmiyye si üzerine KeQfu l-mârûtiyye an sitâri l-âcurrûmiyye (Kahire 1308/1890) adk ile Qerh yazmkq, aynk eseri Fethu 5âfiri l-hatkyye fî Qerhi l-kevâkibi l-celiyye fî nazmi l-âcurrûmiyye (Bulak 1298/1880) adk ile nazmetmiqtir. II- NEVEVÎ TEFSÎRNN GENEL ÖZELLKLER VE MUHTEVASININ TAHLL A- GENEL ÖZELLKLER Nevevî, tefsîrinin ismini yazdk5k tarihe mutabkk olsun diye Merâhu lebîd li-keqfi ma nâ Kur ânin mecîd ( ) Qeklinde koydu5unu ifade etmektedir. 8 Ebced hesabkyla tefsirin harfleri toplamknkn h e (m e) karqklkk geldi5i, dolaykskyla bu tefsirin 19. yüzyklkn son çeyre5ine ait bir eser oldu5u görülmektedir. Söz konusu tefsir, her biri 700 er sayfaya yakkn iki orta boy ciltten oluqmakta, her bir cildin sonunda oldukça kullankqlk sûre ve âyet fihristi bulunmaktadkr. Muhammed Emîn ed-dannâvî kksa bir mukaddime yazarak, imla kurallarkna göre yeniden tanzim ederek ve dipnotlarla zenginleqtirerek bu tefsiri neqretmiqtir. 9 Müfessir Nevevî, tefsirinin baq tarafknda yer alan bir sayfalkk kksa mukaddimesinde bazk dostlarknkn, kendisinden bir tefsir telif etmesini istediklerini, yazkp yazmama konusunda Kim kendi re yine/görüqüne göre Kur an hakkknda yorum yaparsa, yorumda isabet bile etse, hata etmiqtir. 10 ve Kim kendi re yine göre Figures du Monde Musuman Peripherique du XIX, Siecle a nos Jours Fascicule I, p. 34; P. G. Riddell, age., p ; Erdo5an BaQ, Nevevî, DA, XXXIII, Merâhu lebîd, I, 5. 9 Beyrut 1997 (Dâru l-kütübi l- ilmiyye). 10 Tirmizî, Tefsir 1. 50

5 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 51 Kur an a dair söz söylerse Cehennemdeki yerini hazkrlaskn. 11 hadislerinde geçen itaba maruz kalmaktan korktu5u için uzun bir müddet tereddüt etti5ini, sonunda selefin, ilmi, eser vererek istifadeye sunma ve onu bu yolla sürekli hale getirme anlaykqkna uyarak arkadaqlarkna olumlu cevap verdi5ini, tefsir konusunda geçmiqe ziyade yapmadk5knk fakat her zamankn bir tecdide ihtiyaç duydu5unu bildirmektedir. 12 Nevevî, her sûrenin baqknda tefsire baqlamadan önce o sûrenin nerede indi- 5ini, kaç âyetten oluqtu5unu, ad(lar)knkn ne oldu5unu, kaç harften meydana geldi5ini ifade etmekte; bazen sûrenin giriqinde söz konusu sûrenin baqka isimleri varsa onlara dikkat çekmekte, bazen de sûrenin kimin hakkknda indi5ine de5inmektedir. Örne5in Fatihâ sûresinin Mekke de indi5ini, 7 âyetten meydana geldi- 5ini, kelimelerinin 29, harflerinin ise 143 oldu5unu zikretmekte; hlâs sûresinin Tevhîd, Necât, Nûr gibi di5er isimlerine dikkat çekmekte, Leyl sûresinin giriqinde bu sûrenin müslümanlardan Hz. Ebubekir, müqriklerden de Ümeyye b. Halef hakkknda indirildi5ini kaydetmekte, bu arada sebebin hususi oluqunun hükmün umumi oluquna engel olmadk5k kuralknk da eklemektedir. Nevevî nin tefsirinin teknik yönden önemli bir özelli5i, müfessirin, tefsirini telif ederken intihab/seçme usulle bazk âyetleri tefsir etme Qeklinde olmaykp bütün âyetleri, muhtasar bir tarzda bile olsa, hiç atlamadan yoruma tabi tutmaskdkr. AynK Qekilde müfessir Nevevî, bir çok geniq çaplk tefsirlerde görüldü5ü üzere âyetleri siyâk-sibâkkna ve konu bütünlü5üne göre gruplara aykrarak de5il, herhangi bir bölümleme yapmakskzkn uygun yerlerde pasajlar halinde tefsir etmiqtir. Gerçekten Nevevî, bazk sebeb-i nüzûl rivayetleri, kkraat farklklkklark, sahih ve zaykf nakiller hariç, oldukça muhtasar bir tefsir meydana getirmiq; bazk âyetlerin tefsirini nadiren yarkm ya da bir sayfa kadar uzatmkqtkr. Bu açkdan bakkldk5knda Merâhu lebîd tefsirine izahl Arapça meal tankmlamask yapklabilir. Yine bu yönden bakkldk5knda bu tefsir, Celaleyn in tefsirinin biraz daha geliqtirilmiq Qekli gibi durmaktadkr. Ancak ibaresinin akkcklk5k, sadeli5i, anlaqklabilirli5i gibi yönlerden Merâhu lebîd daha önde gelmektedir. Nevevî tefsirini telif ederken Fîrûzâbâdî ye (veya baqka birine) nispet edilen Tenvîru l-mikbâs isimli tefsir ile Fahreddin er-râzî nin Mefâtîhu l-!ayb, Hatîb eq- 7irbinî nin es-sirâcü l-münîr, Süleyman bin Ömer el-ezherî el-cemel in el- Fütûhatü l-ilâhiyye ve Ebu s-suûd un râdü l-akli s-selim adlk tefsirlerinden istifade etti5ini bizzat kendisi belirtmektedir. 13 BaQka bir ifade ile Nevevî nin tefsirinin 11 Tirmizî, Tefsîr 1; Ahmed b. Hanbel, I, Merâhu lebîd, I, 5. Son cümlede geçen tecdîd kelimesi, geleneksel anlamkyla yenilikçilik manasknda de5il, sadece sözlük anlamkyla yenilik/yenileme manasknda kullanklmkqtkr. leride görülece5i üzere Nevevî nin tefsirinde terim anlamkyla bir yenilikçilik gayreti görülmemektedir. 13 Merâhu lebîd, I, 5. AdK geçen müfessirler ve eserleri: Ebü't-Tahir Mecdüddin Muhammed b. Yakub b. Muhammed el-fîrûzâbâdî (ö. 817/1415), Tenvîru l-mikbâs min tefsîri bn Abbâs, Kahire, 1382/1962; Fahreddin er-râzî (ö. 606/1209), Mefâtîhu l-!ayb, Beyrut, 1990; Hatîb eq-7irbinî (ö. 977/1570), es- 51

6 52 Erdo)an Ba kaynaklarknk genellikle adk geçen bu tefsirler oluqturmaktadkr. Müellifin, bu tefsirlerden ne kadar yararlandk5k, onlardan naskl istifa etti5i sorusuna Merâhu lebîd tefsiri ile adk geçen tefsirlerin karqklaqtkrklmaskndan sonra do5ru cevap verilebilir. Bu karqklaqtkrma yapkldk5knda Nevevî nin, zikri geçen tefsirlerden tamk tamkna bir kopyalama yapmadk5k, onlarkn ifade ve ibarelerini aynkyla kullanmadk5k, onlark aynkyla taklit etmedi5i rahatlkkla görülebilir. Hatta kendisi mukaddimede hangi tefsirlerden istifade etti5ini belirtmemiq olsaydk, kaynaklarknkn adk geçen tefsirler oldu5u bile tespit edilemezdi denebilir. Nevevî, slamî ilimlerin hemen her alankna ait önemli kaynak eserlere onlarca Qerh yazan bir âlim olarak, tefsirine mehaz yaptk5k tefsirlerden tam anlamkyla bir özet yapmkq, özlü bir eser meydana getirmiqtir. Hemen bütün ifadelerin kendisine ait olmask, Fahreddin er-razi nin veya Hatîb eq-7irbini nin dedi5ine göre Qeklinde yorumlarknda adk geçen müellifleri dahi zikretmemesi, mezkur tefsirlerden alkntk yapmkq olsa bile yorumlark kendine mal edip dolaylk bir tarzda zikrederek kendine has üslup ve ifadesiyle dile getirmesi, müellifin ve tefsirinin orijinal oldu5unu gösteren bir delil sayklabilir. Nevevî adk geçen tefsirler arasknda herhangi bir tercihte bulunmamakta, yorumlark karqklaqtkrarak de5erlendirmeye tabi tutmamakta, do5ru bulmadk5k veya katklmadk5k yorumlara iqaret etmemektedir. Do5rusu, görebildi5imiz kadarkyla Nevevî nin tefsirinde kendisine ait hiçbir kiqisel tenkit göze çarpmamaktadkr. B- MUHTEVASININ TAHLÎL Nevevî, âyetleri tefsir etmeye do5rudan baqlamakta; baqlamadan önce o âyetle ilgili teknik ve içerik açkskndan herhangi bir bilgi vermemekte, tefsirin sonunda da söz konusu âyetlerle ilgili her hangi bir özetlemede bulunmamakta, âyetler arask münasebete de yer vermemektedir. 14 AynK Qekilde sûreye giriq mahiyetinde sûrenin içeri5i hakkknda malumat vermemekte, sûreler arask münasebet bahislerine girmemekte, sûreden çkkarklacak sonuçlardan söz etmemektedir. Zikredilen bu hususlar, söz konusu tefsirin bariz nitelikleri araskndadkr. 1- MüteQâbih âyetlere yaklaqkm tarzk Müfessir Nevevî, yarkm asrk aqkkn ömrünü Mekke de (1266/1850 sonrask) geçirdi5inden, onun, bölgenin mezhebi olan Vehhâbîli5i benimseyip benimsemedi5i, benimsemiqse o mezhebin görüqlerini tefsirine yansktkp yansktmadk5k meselesi hatkra gelmektedir. Ali Ayazî nin de belirtti5i gibi 15 Nevevî, itikadî olarak EQ arî, amelî olarak da 7afiî mezhebine müntesip bir âlimdir. DolayKsKyla onun tefsirinde Sirâcü l-münîr, Kahire, 1285/1868; Süleyman bin Ömer el-ezherî el-cemel (1204/1790), el- Fütûhatü l-ilâhiyye, Kahire, 1318/1900; 7eyhulislam Ebu s-suûd Efendi (ö. 982/1574), râdü l-akli sselim, MKsKr, 1275/ Görebildi5imiz kadarkyla sadece Bakara sûresinin sonunda, sûrenin ilk ayetleri ile son iki âyeti arasknda bir irtibat kurmakta; son âyetlerin ilk âyetleri bir nevi tefsir etti5ini belirtmektedir (bk. I, 9, 108). 15 Seyyid Muhammed Ali Ayazî, el-müfessirûn: Hayâtühüm ve menhecühüm, s

7 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 53 Vehhabî temayülü görünmemekte; âyetler ifrat ve tefrite düqmeden yoruma tabi tutulmaktadkr. Muhkem ve müteqâbih ayrkmknkn yapkldk5k Âl-i mrân sûresi 7. âyetin tefsirinde müteqâbihin muhtelif manalara gelebilece5i, manask mücmel oldu5undan, maksadkn ancak ince nazar ve derin teemmülle açkklk5a kavuqabilece5i bildirilmektedir. 16 Buradan yola çkkklarak Rahman Kn ArQK istiva etmesi nin, mecaz ve kinaye yoluyla onu icad etmesi, iqlerini düzene koymask anlamknkn kastedildi5i ifade edilmektedir. 17 AynK Qekilde vechullah, Allah Kn rkzask ; yedullah, Allah Kn nimeti, muhafazask ve zafer bahqediqi olarak yorumlanmkq, ru yetullah Kn nassen ve aklen vuku bulaca5k, Qirkin dkqkndaki tüm günahlarkn affedilebilece5i (kebîre nin ba5kqlanabilece5i) beyan edilmektedir. 18 Görüldü5ü üzere müteqâbih âyetler, kelamî metodla te vîle tabi tutulmakta ve haberî skfatlar yorumlanmaktadkr. Bu yönüyle esasknda Nevevî nin ilk dönem (mütekaddimûn) Ehl-i sünnet anlaykqkndan uzaklaqtk5k, istiva, vech, yed gibi Allah a nispet edilen haberî skfatlark müteahhirûn Ehl-i sünnet kelamcklarknkn metoduna uygun yorumladk5k müqahede edilmektedir Âyetin hadislerle tefsirine yer vermesi Nevevî nin âyetin âyetle tefsirine hemen hemen hiç yer vermemesi oldukça ilginç gözükmektedir. 20 Âyetin hadisle/sünnetle tefsirine gelince; müfessir buna yo5un biçimde olmasa da zaman zaman müracaat etmiq, ço5unlukla sahih rivayetlere yer vermiq, bazen de malzeme seçiminde dikkatli davranmamkq; sahih veya sakim her türlü nakli kullanmkqtkr. Örne5in bir kadknkn Medine sokaklarknda ba5krarak "Beni Peygamber'e götürün!.." dedi5i, ardkndan Allah Resulünün kendisini gördü5ü, ona ne oldu5unu sordu5u, onun da, "Ey Allah'Kn Resulü, benim kocam gurbete çkktk. Ben de zina ettim, bir çocu5um oldu, o çocu5u sirke küpüne attkm orada öldü. Sonra o sirkeyi sattkm. 7imdi, bunun tevbesi var mk? Ben tevbe edebilir miyim?" dedi5i, bunun üzerine Hz. Peygamber in "Zina etmenin cezask recm, çocu5u öldürmenin cezask cehennem, sirkeyi satman ise büyük günahtkr. 16 Merâhu lebîd, I, 111, Merâhu lebîd, II, SKrasKyla bk. Merâhu lebîd, I, 647; II, 425; I, 338, 339; I, 227. Müfessir Nevevî, müteqâbihlerden olan hurûf-i mukattaalarkn manalarknk bazk yerlerde ancak Allah bilir. diyerek tefsir etmezken (Bakara ve Âl-i mrân sûrelerinin baqk), bazen de onlarla alakalk ya do5rudan yorumlar ortaya koymakta (Kalem sûresinin baqk), ya da kîle/denildi ki diyerek nakillerde bulunmaktadkr (Meryem sûresinin ba- QK). 19 lk dönem (mütekaddimûn) Ehl-i sünnet mezheplerinden Selefiyye, Matüridiyye ve EQ ariyye müteqabihleri te vîl yönüne gitmemiq; teqbîhe düqmeden skfatlark Zat a nispet etmiq, red ve inkâra yönelmeden Zât-K lâhiyyeyi tenzih etmiqlerdir (isbât bilâ temsîl, tenzîh bilâ ta tîl). Sonraki dönem (müteahhirûn) Ehl-i sünnet kelamcklark ise müteqabihleri Allah Kn QanKna uygun bir Qekilde te vîl etmiqlerdir. Bu konuda geniq bilgi için bk. Ebu l-hasen el-eq arî, el-bane, s ; Aliyyü l-kârî, 2erhu kitabi l-fkhi l-ekber, s ; Beyâzîzâde, ârâtü l-merâm, s. 186, 189; Ebu l-müntehâ, 2erhu l- Fkhu l-ekber, s. 8-10; Bekir Topalo5lu, Kelâm lmi, s. 123, 124; Ahmet Saim KKlavuz, SKfat md., nanç, badet Ansiklopedisi, IV, Görebildi5imiz kadarkyla hiçbir âyette, ilgili di5er âyet veya âyetlere atkfta bulunulmamaktadkr. 53

8 54 Erdo)an Ba Ne var ki, ben senin bu feryad ediqinden, ikindi namazknk terk etti5ini sanmkqtkm." buyurdu5u Qeklindeki rivayeti ruviye (rivayet edildi5ine göre) ifadesiyle skhhat durumuna bakklmadan nakledilmiqtir. 21 Sürekli baqvurulan bir usûl olmasa da mücmel ve müqkil âyetlerin anlaqklmasknda hadislere müracaat edildi5i, âyetlerdeki kapalklk5kn bu Qekilde giderildi5i görülmektedir. Nitekim Mâide 7. âyette abdest alkrken ayaklark ykkamak mk yoksa mesh etmek mi gerekti5i hususunda belirsizlik ortaya çkktk5k, ancak varid olan bir çok rivayetin bu belirsizli5i ortadan kaldkrdk5k, neticede ayaklarkn ykkanmasknkn lazkm geldi5i bildirilmektedir Esbâb-K nüzûle mürâcaat etmesi Nevevî nin, tefsîrinde esbâb-k nüzûl rivayetlerine çokça yer verdi5i, bu rivayetlerin de genellikle sa5lam nakillerden meydana geldi5i görülmektedir. Ne var ki müellif, nakletti5i rivayetlerin âyetleri anlamada ne gibi etkisinin oldu5unu beyan etmemektedir. Örne5in Onlara (Yahudilere) o kimsenin kssasn oku ki ona âyetlerimizi sunmutuk da o, onlardan syrlp çkmt; derken eytan onu arkasna takmt da sapknlardan olmutu. 23 mealindeki âyetle ilgili Qu izahta bulunmaktadkr: Ey halkkn en keremlisi! Yahudilere, eski kitaplarkn ilimlerini ve ism-i azamk ö5retti5imiz kimsenin haberini oku. O, srailo5ullark içindeki âlimlerden biridir. O, öyle biriydi ki, diledi5i Qeyin olmask için dua ederdi de duask anknda kabul olurdu; baktk5k yerden ArQ K görürdü; meclisinde kendisinden ilim ö5renip kaydeden on iki bin âlim vardk. Sonra ilmin bir yaratkcksk olmadk5kna dair kitap yazdk, nihayet yklankn derisinden skyrklmask gibi Allah Kn âyetlerinden skyrkldk çkktk. Bunun üzerine Qeytan onu yakaladk ve böylece sapkknlar zümresinden oldu. Bu açkklamankn ardkndan Nevevî bn Abbas, bn Mesud ve Mücahid den naklen âyetin Bel am b. Baura hakkknda nazil oldu5unu ve olaykn (tarihte) Qöyle geçti5ini haber vermektedir: Musa (a.s.) Bel am Kn yaqadk5k beldeyi ele geçirmeye niyet etmiq ve nihayet halkk kafir olan bu beldeyi kuqatmkqtk. Belde halkk, Bel am dan memleketlerini korumak düqüncesiyle Hz. Musa ve kavmi aleyhine beddua etmesini talep ettiler. Zira Bel am, duask kabul olan ve ism-i azamk bilen biriydi. Bel am kendisine yapklan talebi önce reddetmiq, ne var ki belde halkk KsrarcK olunca beddua etmiq ve duask da kabul olmuqtu. Bunun üzerine Musa (a.s.) ve kavmi Tih çölüne düqmüqtü. Tih e düqen Musa (a.s.) Ya Rabbi! Hangi günah yüzünden Tih e düqtük? diye niyazda bulunmuq, Allah Teala Bel am Kn duask yüzünden buyurmuqtu. Bunun üzerine Musa (a.s.) Ya Rabbi! Onun duasknk duyup naskl kabul etmiqsen, benim duamk da aynen öyle kabul buyur! diye ni- 21 Merâhu lebîd, II, 661. Bu rivâyeti Merâhu lebîd tefsirinin kaynaklarkndan olan Fahreddin er-râzî nin tefsirinde de görmekteyiz (Mefâtîhu l-!ayb, XXXII, 85). Nevevî, hadis kaynaklarknda geçmeyen söz konusu nakli, muhtemelen Razî den almkqtkr. BaQka rivayetler için ayrkca bk. I, 357, 358, 660, 661; II, 35, Merâhu lebîd, I, 253, A râf, 7/

9 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 55 yazda bulunmuq, Allah Kn Bel am dan ism-i azamk ve imanknk söküp almasknk istemiq, Allah Teala da onda bulunan bu özellileri çkkarkp atmkq, marifeti kendisinden uzaklaqtkrmkq, o marifet, beyaz bir güvercin gibi sadrkndan çkkkp gitmiqti. 24 Meali arz edilen âyetle ilgili açkklamalar yapkp sebeb-i nüzûlünü zikreden müfessir Nevevî, gerek yaptk5k açkklamalarda gerekse nakletti5i nüzûl sebebi rivayetinde verdi5i bilginin tahlil ve de5erlendirmesine girmemiq, kendi yorum ve görüqlerini konuya dahil etmemiq, istifade etti5i kaynaklardaki bilgileri süzgeçten geçirmeden tefsirine almkqtkr. Onun, ilgili âyetin açkklamasknda görüldü5ü üzere, mübala5alk mesela Bel am dan on iki bin kiqinin ilim ö5rendi5i gibi- hatta yanlkq oldu5u bilinen mesela Hz. Musa nkn Allah tan, Bel am Kn imandan uzaklaqtkrmasknk istemesi gibi- bazk konularda bile nakletti5i bilgilerin do5ruluk ve yanlkqlk- 5Kna de5inmemesi manidardkr KKraatlara yaklaqkm tarzk Nevevî nin tefsirinde çokça baqvurdu5u metotlardan biri de kkraatlara geniq yer vermesidir. Hemen her âyetle ilgili kkraat farklklkklarknk kkraat imamlarkna ve ravilerine nispet ederek zikreden müfessir, bütünüyle mütevatir kkraatlark esas almakta; Qazz kkraatlara pek girmemekte, nadiren kurie/qöyle de okundu ifadesiyle mütevatirin dkqkna çkkmaktadkr. 26 Örne5in Fâtiha sûresi 4. âyetteki mâliki/meliki, Nisâ sûresi 43. âyetteki ev lâmestüm/ev lemestüm, Mâide sûresi 7. âyetteki ve ercüleküm/ve ercüliküm gibi bazk kkraat farklklkklarknkn manaya etkisinden bahsetti5i halde, ço5unlukla farklk okuyuqlara yalnkz dikkat çekmekle yetinmekte ve bu okuyuqlarkn anlam de5iqiklikleri üzerinde durmamaktadkr. 27 FarklK okuyuqlarkn manaya etkisinden söz etti5i bazk yerlerde de, örne5in son iki kkraat farklklk5knda, kendi tercihini ortaya koymaktadkr Qarî-tasavvufî yorum Müfessir Nevevî nin tefsirinde tasavvufî/iqarî yorum bariz bir Qekilde kendini hissettirmese de bazen bu yöndeki yorumlarla karqklaqmak mümkündür. Mesela Nevevî, ehl-i tasavvufun, 7uarâ sûresinin ilk âyetindeki Tâ-Sîn-Mîm remizlerini yorumladk5knk; Tâ nkn Allah ile yürüyenler (tâirîne billahi), Sîn in Allah a do5ru seyredenleri (sâirîne ilellahi), Mîm in tefahhur ve tekebbürden uzak 24 Merâhu lebîd, I, BazK sebeb-i nüzûl nakilleri için bk. Merâhu lebîd, I, 34, 47, 52, 164, 227, 472; II, 92, 93, 423, 428, 578, 671, Örne5in brahim sûresi 37. âyette geçen tehvî fiilinin tehvâ Qeklinde (vav Kn fethaskyla) ve tühvâ Qeklinde (mechul si5ayla) okundu5u kaydediliyor (Merâhu lebîd, I, 572). 27 mamlardan ÂsKm, Kisâî ve Yakub kkraatlarkna göre mâlik (elif le) ifadesi, O gün kimse, kimse için bir Qeye malik olamaz. Emir o gün yalnkz Allah a aittir. mealindeki âyet (nfitâr, 82/19) gere5ince Allah Kn KKyamet günü bütün iqlerde mutlak tasarruf yetkisine sahip olmask, di5er kkraat imamlarkna göre melik (elif siz), Allah Kn o gün emir ve nehiy yetkisine sahip olmask demektir (Merâhu lebîd, I, 7, 8). 28 Bk. Ae., I, 199, 253,

10 56 Erdo)an Ba bir Qekilde ubudiyet yürüyüqüyle Allah a yürüyenleri (mâqîne lillahi) iqaret etti5ini bildirmektedir. 29 Nevevî nin bu tür yorumlark tefsirine dahil etmesi, onun bu tarz yorumlara katkldk5k Qeklinde anlaqklabilir ZayKf ve uydurma nakillere (israiliyyâta) meyletmesi Nevevî nin tefsirinin en zaykf yönünü Qüphesiz, tefsire dahil edilen isrâiliyyat ve asklskz nakiller oluqturmaktadkr. Denebilir ki müfessir, bazk tefsirlerde yer alan mesnetsiz hikaye ve uydurmalark, skhhat açkskndan hiçbir kritere tabi tutmadan nakletmektedir. Örne5in Süddî den nakille, Süleyman (a.s.) Kn hankmlarkndan birinin 40 gün puta tapmask ve kendisinin bundan haberdar olamamask, QeytanlarKn, Hz. Süleyman Kn tahtknkn altkna sihir yerleqtirmesi, bunun sonucu olarak 40 gün tahtkndan uzak kalmask ve bunu fark edememesi, bundan dolayk Allah Teala nkn kendisini azarlamask 31 ; yine Yüce Allah Kn Hz. Mûsâ ya 30 gün oruç tutmasknk emretmesi, onun da bu emre ittibaen Zilkade ayknda 30 gün oruç tutmask, 30 günü tamamlayknca a5zknkn iyi kokmadk5knk fark edip misvak kullanmask, bunun üzerine Meleklerin Biz senin a5zkndan misk kokusu alkyorduk, misvak kullanmakla bu kokuyu giderdin demeleri, bunun üzerine Allah Teala nkn 10 gün daha oruç tutmasknk emretmesi, Hz. Mûsâ nkn bu 10 günlük orucu Zilhicce ayknda tutmask, ardkndan Yüce Allah Kn kendisine Sen oruçlunun a5kz kokusunun, benim katkmda miskten daha güzel oldu5unu bilmiyor musun? buyurarak bir nevi Musa yk (a.s.) azarlamask gibi skhhati mevsuk olmayan birçok rivayeti tefsirine almkqtkr. 32 Bu tür zaykf ve uydurma rivayetlerin, müfessirin ve tefsirinin itibarkna gölge düqürdü5ü söylenebilir. Nevevî, rivâyet açkskndan yukarkda iqaret edilenlerin dkqknda da bazk nakillerde bulunmakta; sahabeye, tabiîne, tabiîn sonrask ulemaya da yer yer atkflarda bulunmaktadkr. AtKfta bulunurken bir âyetle ilgili umumiyetle bir âlimin görüqünü zikretmekte; bir çok âlimin görüqünü belirterek içlerinden tercihte bulunmamaktadkr Nesh meselesine yaklaqkmk Müfessir Nevevî, do5rudan nesh ten bahseden Bakara sûresi 106. âyet ile nesih anlamknda tebdil den söz eden Nahl sûresi 101. âyeti tefsir ederken gele- 29 7uarâ sûresinin hurûf-i mukattaadan olan bu âyeti hakkknda Nevevî, ehl-i iqaretin baqka yorumlarkna da ayrkca yer vermektedir (Merâhu lebîd, II, 142). Benzer iqârî yorumlar için bk. I, 7, 10; II, Nevevî nin tefsirinin tanktkmknk yapan Ali Ayazî, önce bu tefsirin tasavvufî tefsirlerden oldu5unu, müfessirin, bn Arabî nin el-fütûhatü l-mekkiyye adlk eserinden büyük oranda istifa etti5ini, daha sonra ise Nevevî nin tefsirinde tasavvufa ve iqarî tefsire herhangi bir meyil olmadk5knk söyleyerek, bize göre, kendi içinde çeliqkiye düqmüqtür (bk. el-müfessirûn, s. 640, 643). 31 Merâhu lebîd, I, 35, Merâhu lebîd, I, 395, 396. srâiliyyat ve asklskz nakillerle ilgili baqka örnekler için bk. I, 12, 14, 16, 163; II, 317, Bu tür atkflara örnekler için bk. Merâhu lebîd, I, 14, 15, 17, 19, 30, 35, 60, 61, 142, 164, 255, 418, 419, 552, 615; II, 196, 225, 429, 461,

11 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 57 neksel nesh anlaykqknk bir nevi özetlemekte ve neshi bir vakka olarak kabullenmekte, bir hükmün de5iqtirilip yerine baqka bir hükmün getiriliqini ümmetin hayrkna yormaktadkr. 34 Ne var ki onun, pratikte neshe konu teqkil eden âyetleri yorumlarken bazen gelene5e tamamen tabi oldu5u bazen olmadk5k, bazen de bir nevi bu âyette nesh yoktur anlamknda sorumlulu5u baqkaskna yükleyip iqin içinden skyrkldk5k söylenebilir. Örne5in, kocask ölen kadknlarkn dört ay on gün bekledikten sonra kendileri için uygun olank yapmalarknda sakknca olmadk5knk beyan eden Bakara sûresi 234. âyetin, kocankn, ölmeden önce, bir ykl geçimini sa5layacak miktarda malk karkskna vasiyette bulunmask gerekti5ini bildiren aynk sûrenin 240. âyetini neshetti5ini açkkça beyan etmektedir. 35 Buna mukabil ana-baba ve akrabaya vasiyeti farz kklan âyetin miras âyetiyle 36 veya hadisle 37 neshedilip edilmedi5i konusuna hiç girmeden söz konusu pasajlark neshe konu teqkil etmiyormuq gibi yorumlamakta, üçte biri geçmeyecek Qekilde adk geçen akrabaya vasiyet edilmesi gerekti5i üzerinde durmaktadkr. 38 Bu da müellifin, malkn üçte birini geçmeyecek Qekilde söz konusu akrabaya vasiyette bulunulabilece5i görüqüne sahip oldu5unu göstermektedir. AynK Qekilde içki ile ilgili nâzil olan âyetlerde 39 müellif hiçbir Qekilde neshten söz etmemekte; içkinin dört aqamalk olarak yasaklandk5kna dikkat çekmektedir. 40 lk aqamayk, Mekke döneminde insanlarkn hurma ve üzümü hem güzel bir rkzkk, hem de sekir arack olarak kullandkklarknk beyan eden âyetin -ki bu aqamada içkinin haram olmadk5k, olsa olsa mekruh saykldk5k bir aqamadkr-, ikinci aqamayk, içkide büyük bir günahkn ve bazk yararlarkn bulundu5unu belirten âyetin -ki bu aqamada bir kkskm insanlar içki içmiq, bir kksmk ise içkiyi terk etmiqtir-, üçüncü aqamayk, sarhoqken namaza yaklaqmayk yasaklayan âyetin -ki bu aqamada içki içenlerin orank büyük oranda azalmkqtkr-, dördüncü aqamayk da içki, kumar, dikili taqlar ve fal oklarknkn Qeytan iqi pislikler oldu5unu ve bunlardan kaçknklmasknkn emredildi5ini bildiren âyetin - 34 Bk. Merâhu lebîd, I, 38, 607. Söz konusu âyetlerin meali: Biz bir âyeti nesh eder veya unutturursak (veya hükmünü ertelersek), ondan daha hayrlsn, ya da benzerini getiririz (Bakara, 2/106); Biz bir âyetin yerini baka bir âyetle de!itirdi!imiz zaman Allah ne indirdi!ini en iyi kendisi bilirken- sen Allah a iftira atyorsun derler (Nahl, 16/101). 35 Merâhu lebîd, I, 83, 86. lgili âyetlerin meali: çinizden ölenlerin geriye braktklar eleri/hanmlar, dört ay on gün iddet bekleyip kendilerine sahip çkarlar. Bu belirtilen süreyi tamamlaynca kendileri için meru olan yapmalarnda saknca yoktur (Bakara, 2/234); çinizden ölüp de geriye eler/hanmlar brakanlar, hanmlarnn evlerinden çkarlmadan bir yl kadar geçimlerinin sa!lanmasn vasiyet etsinler (Bakara, 2/240). 36 Vasiyetle ilgili âyetler Bakara, 2/ ; miras âyeti Nisâ, 4/ Bu konudaki hadis Allah her hak sahibine hakkn vermitir. Artk varise vasiyet yoktur Qeklindeki hadistir (Ebû Dâvûd, Vesâyâ 6, Büyû 88). Halbuki Nevevî nin tam da burada zikretmesi gereken bu hadisi bu konuyla çok da alakask olmayan baqka bir mevzuda - kocankn, ölmeden önce, bir ykl geçimini sa5layacak miktarda malk karkskna vasiyette bulunmask gerekti5ini bildiren Bakara sûresi 240. âyetinin yorumunda (I, 86) -kaydetti5i görülmektedir. Onun bu tavrk, adk geçen akrabaya vasiyet etme hükmünün baki oldu5unu göstermektedir. 38 Merâhu lebîd, I, Bu âyetler için skraskyla bk. Nahl, 16/67; Bakara, 2/219; Nisâ, 4/43; Mâide, 5/ Merâhu lebîd, I,

12 58 Erdo)an Ba ki bu aqamada herkes içkiyi terk etmiqtir- oluqturdu5u ifade edilmektedir. 41 Müfessirin, içkiden bahseden bu âyetleri yorumlarken hiçbir Qekilde neshten bahsetmemesi, onun dördüncü aqamada nâzil olan Maide 90. âyetin önceki üç aqamada yer alan âyetleri neshetti5i Qeklindeki görüqe katklmadk5knk, söz konusu âyetlerin hükmünün baki oldu5una inandk5knk göstermektedir. 42 Yine, zina yapan kadknlara (vellâtî) dört kiqi Qahitlik ederse suçlularkn ölünceye veya haklarknda yeni bir hüküm gelinceye kadar evlerinde hapsedilmeleri gerekti5i ni bildiren âyetin 43 hapis kksmknkn Hükümleri benden alkn, hükümleri benden alkn. Allah onlara (zina yapan kadknlara) bir hüküm verdi. Evli olan recm edilir, bekar olan ise celde cezaskna çarptkrklkp sürgüne gönderilir. hadisi 44 ile neshedildi5i, Zina yapan erkeklere (vellezâni) eziyet edin. mealindeki âyetin, 45 Zina eden erkek ve kadkna yüz celde vurun mealindeki âyetle 46 hükmünün kaldkrkldk5k bildirilmekte; ardkndan Ebu Müslim el-isfahanî nin (ö. 322/933) vellâtî ile baqlayan âyetin esasknda kadkn kadkna fuhqiyatk (lezbiyenli5i) ifade etti5i, bunlara uygulanacak hükmün ölünceye veya nikahla Qehvetleri kkrklkncaya kadar evlerinde hapis tutulmalark gerekti5i, vellezâni ile baqlayan âyetin ise erkek erke5e iliqkiyi (livatayk) beyan etti5i, bunun hükmünün ise bu çirkin fiili iqleyenlerin sözlü ve fiilî olarak cezaya çarptkrklmalark lazkm geldi5i Qeklindeki görüqü ilave edilmektedir. 47 AynK Qekilde savaqta sabkrlk 20 müminin 200 kâfire veya 100 müminin 1000 kâfire galip gelebilece5i ile ilgili âyetin hükmünün, 100 müminin 200 kâfire veya 1000 müminin 2000 kâfire galip gelebilece5ini bildiren bir sonraki âyetle 48 neshedilip edilmedi5ine de5inmekte; ilk âyetteki QartlarKn mevcut olmask durumunda hükmün baki oldu5unu, mevcut olmadk5knda ise zail oldu5unu, nitekim ikinci âyette söz konusu Qartlar bulunmadk5k için neshin meydana gelmedi5i, bu ba5lamda zaten Ebu Müslim el-isfahanî nin neshi inkar etti5i, dolaykskyla burada onun görüqünün skhhatli oldu5u bir tercih olarak zikredilmektedir. 49 Müfessir Nevevî nin, pratikte neshin vaki oldu5u ile ilgili Ebu Müslim el- sfahanî nin veya baqka bir âlimin görüqünü zikretmeden, skrf kendi yorumu olarak ortaya koydu5u tek somut örne5in, yukarkda bahsi geçen iddet âyetinin vasiyet âyetini neshetti5ini söyledi5i örnektir. Buna göre Nevevî nin, nesh ve tebdîl kavramlarknkn geçti5i âyetlerde neshin vaki olabilece5ine iqaret etmesiyle beraber, bunu açkk ve net olarak belirtmedi5i görülmektedir. 41 lgili âyetlerin tefsiri için bk. Merâhu lebîd, I, 74-75, 199, 292, Buradan aynk zamanda Nevevî nin, içki âyetlerini do5rudan neshle irtibatlandkrmadk5k da anlaqklmaktadkr. 43 Nisâ, 4/ Müslim, Hudûd Nisâ, 4/ Nûr, 24/2. 47 Merâhu lebîd, I, 187, Enfâl, 8/ Merâhu lebîd, I,

13 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri Filolojik/semantik yorum Lü5avî açkdan Nevevî nin tefsirine bakacak olursak, yukarkda da iqaret edildi5i üzere Nevevî nin âyetleri kksa kksa açkkladk5knk; kelimelerin lügat manalarkna fazla dalmadan cümle ve cümlecikleri özlü bir Qekilde izah etti5ini, sebeb-i nüzûl ve kkraat gibi nakillerin dkqknda sözü fazla uzatmadk5knk görürüz. Örne5in Bilin ki dünya hayat bir oyun, e!lence, süs, kendi aranzda övünme, mal ve evlat ço!altma yar- dr mealindeki âyeti 50 Qöyle yorumlamkqtkr: Lâ b/oyun, çocuklarkn fiili olup kendilerini bununla yorarlar, sonra da oyundan, yorgunluktan baqka bir Qey kalmaz. Lehv/e5lence, yetiqkinlerin fiili olup ondan geriye ancak hüzün kalkr. AkKllK kimse malkn da ömrün de geçici oldu5unu bilir. Zînet/süs, kadknlarkn iqidir. Çünkü süslenmekten kaskt, çirkini güzelleqtirmek, noksank tamamlamaktkr. Tefâhur/övünmek, akranlarkn birbirine nesebi, gücü-kuvveti veya askerleri ile iftihar etmesidir. BunlarKn hepsi gelip geçicidir. Tekâsür/çoklukla övünmek, mallarda ve evlatta olur. 7u bir hakikattir ki, bu âyette dünya hayatk yerilmiq de5ildir. Esas yerilmiq olan, bu hayatk, Allah a itaate de5il de Qeytana itaate, hevaya/kötü arzulara ittibaya harcamaktkr. Âyetin esas manask, bilin ki akkl bu beq durum arasknda dönüp durmaktadkr demektir. 51 Neticede Nevevî nin tefsiri, zaman zaman içinde rivayetlere yer verilse de âyetler yo5un olarak nakillerle tefsir edilmedi5inden, dirayet a5krlkklk bir tefsir Qeklinde görünmektedir. C- TEFSRDE RASYONALZM, REFORMZM, MODERNZM VE VEHHABZME MEYL DDASI MüQteQriklerden Peter G. Riddell ile Anthony H. Johns, Nevevî nin tefsirinde, Cemaleddin Afganî (ö. 1314/1897) ve Muhammed Abduh tan (ö. 1323/1905) etkilenerek rasyonalist ve hatta reformist yorumlara; Vehhabîlikten etkilenerek de Selefîli5e yönelik izahlara gitti5ini söylemiqlerdir. 52 Her iki oryantalist de Nevevî nin hangi âyetleri açkklarken bu tür yorumlara meyletti5ini örneklerle açkkça beyan etmek yerine, Ksrarla böyle bir temayülün oldu5u üzerinde durmuqlardkr. Halbuki kendilerinin de belirtti5i gibi Nevevî, hangi tefsirlerden istifade etti5ini açkkça zikretmiq, bütünüyle geleneksel tefsir anlaykqkna sadkk kalmkq; ne rasyonalist ve reformist tarzk modern bir yoruma gitmiq, ne de selefîli5e herhangi bir e5ilim içinde bulunmuqtur. Tabiî ki bu aynk zamandan rasyonalizm kelimesinden ne anlaqklmask gerekti5ine de ba5lk bir konudur. Nevevî nin tefsirinde akklla izah edilmesi zor olan hususlark (mesela mucizeleri, 5ayb inancknk) aklîleqtirme çabask ve zorlamask yoktur. Onun incir ve zeytinin 50 Hadîd, 57/ Merâhu lebîd, II, 494. Di5er hoq bir yorum için bk. I, 175, P. G. Riddell, age., p ; Anthony H. Johns, Quranic Exegesis in the Malay World: In Searh of a Profile, Approaches to the History of the Interpretation of th Quran, p

14 60 Erdo)an Ba faydalarkndan bahsetmesi, 53 modernist veya rasyonalist bir yaklaqkm tarzk olmadk- 5K gibi; Hz. Süleyman Kn, atlarkn boyunlarknk kesti5i veya okqadk5k Qeklindeki görüqlerden, boyunlarknk okqadk5k kksmknk tercih etmesi de 54 benzer bir yorum biçimi de5ildir. KKsa de5erlendirme ve sonuç Endonezya askllk olan Nevevî, adk yukarkda zikredilen bazk eski tefsirlerden de yararlanarak orta hacimli iki ciltlik (1400 sayfa civarknda) bir tefsir yazmkq; tefsirini üslup itibark ile akkck, anlaqklabilir sade ve mucez bir tarzda telif etmiq; a5dalk, kapalk, çetrefilli ibare kullanmamkq, kolay anlaqklabilen bir ifade Qekli tercih etmiqtir. YorumlarKnda özellikle kkraatlara geniqçe yer veren müellif, kkraat farklklkklarknkn manaya etkisine fazla de5inmemiq, de5indi5i yerlerde de pek tercihte bulunmamkqtkr. Bunun yanknda âyetleri yorumlarken sebeb-i nüzûl, sahabe ve tabiîn kavli, nâsih-mensûh, muhkem-müteqâbih gibi konulara da temas eden müfessir, isrâiliyata yönelik ve uydurma nakillerde de bulunmuq, rivayetleri gerekli skhhat durumuna bakmadan aktarmkq, bu yönüyle esasknda yanlkq bir temayül sergilemiqtir. tikadî mezhep olarak Ehl-i sünnete tabi olan müfessir, amelî olarak da 7afiî mezhebini esas almkqtkr. Bu açkdan bakkldk5knda Nevevî nin yorumlarknda orta yolu tuttu5u, ifrat ve tefrit denilebilecek beyanlarda bulunmadk5k görülmektedir. Uzak Do5u nun önemli âlimlerinden olan Nevevî nin, eserlerinin ve özellikle de tefsirinin ülkemizde yeteri kadar tanknmkyor olmask, dikkat çekicidir. Zira onun tefsiri, kanaatimizce, en az Celâleyn in tefsiri kadar itibara laykk bir çalkqmadkr. BBLYOGRAFYA -Ahmed b. Hanbel, Müsned, stanbul, 1992, Ahmet Saim KKlavuz, SKfat, nanç, badet ve Günlük Yaay Ansiklopedisi (ed. brahim Kafi Dönmez), stanbul, 2006, -Aliyyü l-kârî, Ebu l-hasen Nureddin, 2erhu kitâbi l-fkhi l-ekber, Beyrut, 1984, -Anthony H. Johns, Quranic Exegesis in the Malay World: In Searh of a Profile, in Approaches to the History of the Interpretation of th Quran (Edid by Andrew Rippin), Oxford, 1998, -Ba5datlK smail PaQa, Îzâhu l-meknûn, Ankara, 1972, , Hediyyetü l- ârifîn, stanbul, 1990, -Bekir Topalo5lu, Kelama Giri, stanbul, 1988, -Beyâzîzâde Ahmed Efendi, ârâtü l-merâm min ibârâti l-imâm (thk. Yusuf Abdurrezzak), Kahire, 1949, -Carl Brockelmann, A, Navavî, stanbul, 1988, 53 Merâhu lebîd, II, Merâhu lebîd, II,

15 Muhammed B. Ömer En-Nevevî nin Hayat Ve Merâhu Lebîd Adl Tefsiri 61 -Christiaan Snouck Hurgronje, Mekka: In The Latter Part of The 19. Century, Brill 1931, -C. Guillot, Marc Gaborieau, Nicole Grandin, Pierre Labrousse et Alexandre Popovic, Dictionnaire Biographique des Savants et Grandes Figures du Monde Musuman Peripherique du XIX, Siecle a nos Jours Fascicule I, Paris, 1992, -Ebû Dâvûd, Sünen, stanbul, 1992, -Ebu l-hasen el-eq arî, el-bâne an usûli d-diyâne (thk. Abbas Sabbâ5), Beyrut, 1994, -Ebu l-müntehâ, 2erhu l-fkhu l-ekber, stanbul, 1307/1890, -Ebü't-Tahir Mecdüddin Muhammed b. Yakub b. Muhammed Fîrûzâbâdî, Tenvîru l-mikbâs min tefsîri bn Abbâs, Kahire, 1382/1962, -Erdo5an BaQ, Nevevî, DA, stanbul, 2007, -Fahreddin er-râzî, Mefâtîhu l-!ayb, Beyrut, 1990, -Fihristü l-kütübi l-arabiyye el-mahfuza bi l-kütübhaneti l-hidiviyye, Kahire , -Hatîb eq-7irbinî, es-sirâcü l-münîr, Kahire, 1285/1868, -Hayreddin ez-ziriklî, el-a lâm, Beyrut, 1997, -Hizânetü t-teymûriyye, Kahire, 1948, -Muhammed b. Ömer en-nevevî, Merâhu Lebîd, Beyrut, 1997, -Müslim, Sahih, stanbul, 1992, -Ömer RKza Kehhâle, Mu cemü l-müellifîn, Beyrut, 1993, -Peter G. Riddell, Islam and the Malay-Indonesian World, London, 2001, -Seyyid Muhammed Ali Ayazî, el-müfessirûn: Hayâtühüm ve menhecühüm, Tahran, 1414/1993, -Süleyman bin Ömer el-ezherî el-cemel, el-fütûhatü l-ilâhiyye, Kahire, 1318/1900, -7eyhulislam Ebussuûd Efendi, râdü l-akli s-selim, MKsKr, 1275/1859, -Tirmizî, Sünen, stanbul,