Bireysel Gelir Vergisi10

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bireysel Gelir Vergisi10"

Transkript

1 Bireysel Gelir Vergisi BLACK 320 C Bireysel gelir vergisi, günümüz vergi sistemleri içinde en önemli yeri almaktad r. Çünkü, gelir vergisi, mükellefin özelliklerine göre bireysellefltirilmesi nedeniyle bir tarafdan vergi adaletinin gerçeklefltirilmesini sa larken, di er taraftan çeflitli teflvik önlemlerinin uygulanmas na olanak vermesi nedeniyle kaynak ay r m nda etkinli in sa lanmas aç s ndan önemli bir rol oynamaktad r. Ayr ca, bu vergi, ekonomide istikrar n kendili inden otomatik olarak sa lanmas olana n da yaratmaktad r. Bu ba lamda önce, ünitede, gelirin tan m, ve bu tan m n do al bir sonucu olarak vergi matrah n n kapsaml bir biçimde belirlenmesi üzerinde durulmakta, daha sonra ise gelir vergisinin ekonomik etkileri konusu ayr nt l olarak aç klanmaktad r.

2 162 Kamu Ekonomisi Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad m zda: Gelirin ekonomik ve yasal tan mlar n n yol açt sorunlar ele al nd ktan sonra, günümüzün popüler uygulamas olan kapsaml vergileme anlay fl n çeflitli kriterler yönünden aç klayabilece iz. Gelir vergisinin uygulanmas na iliflkin olarak artan oranl tarifenin gelir da l m ve kaynak ay r m üzerindeki etkilerini belirleyebilecek ve Türkiye de 1980 li ve 2000 li y llarda uygulanan artan oranl tarifelerin etkilerini aç klayabilece iz. Gelir vergisinin kaynak ay r m fonksiyonu üzerindeki etkilerini gelir ve ikame etkilerinin iflleyifli yönünden belirleyebilece iz. Bireysel gelir vergisinin aksak rekabet koflullar alt nda yans t lmas n ve gelir da l m n iyilefltirici nitelikteki negatif gelir vergisi uygulamas n aç klayabilece iz. Gelir vergisinin tasarruflar üzerindeki olumsuz etkileriyle, ekonomik istikrar otomatik bir biçimde sa lay c olumlu etkilerini saptayabilece iz. Anahtar Kavramlar Kapsaml vergileme Vergilendirilebilir gelir Artan oranl tarife Gelir etkisi kame etkisi Vergi transformasyonu Verginin tarafs zl Vergiden kaç nma Vergi harcamas Kay t d fl ekonomi Para aldatmacas Mali sürüklenme Negatif gelir vergisi Yoksulluk bofllu u Açl k s n r Gurur k r c etki Risk primi Yap sal istikrar çindekiler GEL R N TANIMI Uygulamadan Kaynaklanan Sorunlar Kapsaml Vergileme Anlay fl Kapsaml Gelir Vergisi Matrah VERG LEND R LEB L R GEL R N SAPTANMASI Yasal Vergi Matrah Artan Oranl Vergi Tarifesi Türkiye Uygulamas n n De erlendirilmesi GEL R VERG S N N KAYNAK AYIRIMI ÜZER NDEK ETK S Çal flma Arzusu Üzerindeki Etkisi flgücü Mobilitesi Üzerindeki Etkisi Vergiden Kaç nma, Vergi Kaç rma, Kay t D fl Ekonomi GEL R VERG S N N GEL R DA ILIMI ÜZER NDEK ETK S Aksak Rekabet Koflullar Alt nda Verginin Yans t lmas Negatif Gelir Vergisi GEL R VERG S N N ST KRAR ÜZER NDEK ETK S Tasarruflar Üzerindeki Etkisi Yat r mlar Üzerindeki Etkisi Otomatik stikrar Sa lay c Etkisi

3 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 163 GEL R N TANIMI AMAÇ 1 Gelirin ekonomik ve yasal tan mlar n n yol açt sorunlar ele al nd ktan sonra, günümüzün popüler uygulamas olan kapsaml vergileme anlay fl n çeflitli kriterler yönünden aç klamak. Mali ya da yasal tan m na göre gelir, bir tür fon ak m olarak de erlendirilmekte olup, bir y lda elde edilen gelir unsurlar n n safi tutar olarak tan mlanmaktad r. Ekonomik tan m na göre gelir, Henry Simon un ilk kez formüle etti i gibi, belli bir dönemde tüketim art servette ortaya ç kan net art flt r. Gelirin ekonomik tan m geliri reel anlamda belirlemekte olup, ayr ca servet art fl da vergilemenin kapsam na girmektedir. Yani, gelirin fiilen elde edilip elde edilememesi, gerçekleflip gerçekleflmemesi ya da parasal olup olmamas n n hiçbir önemi yoktur. Buna göre gelirin yasal olup olmamas da önemli de ildir. Bu aç klamalar m za göre, gelirin ekonomik tan m her tür gelir unsurunu içerecek biçimde kapsaml olarak tan mlanmaktad r. Yasal gelir tan m : Bir tür fon ak m olarak de erlendirilmekte olup, bir y lda elde edilen gelir unsurlar n n safi tutar d r. Ekonomik gelir tan m : Belli bir dönemde tüketim art servette ortaya ç kan net art flt r. Uygulamadan Kaynaklanan Sorunlar Vergi matrah n n gelirin ekonomik tan m na uygun olarak de il de, gelir ak m n temel alan yasal tan ma göre saptanmas nedeniyle, uygulamada kamu ekonomisinin temel fonksiyonlar nda önemli sapmalar ortaya ç kmaktad r. Bunlar gelir da - l m adaletinden, kaynak ay r m nda etkinlikten ve ekonomik istikrardan sapmalar biçiminde aç klayabiliriz. Ayr ca, yasal vergi tan mlar kapsaml vergilemeyi öngörmemesi nedeniyle, devlet gelirlerinde önemli azalmalar da ortaya ç kabilmektedir. Adil Vergilemeden Sapmalar Uygulamada gelirin yasal tan m bütün gelir unsurlar n içermedi i gibi, ayr ca belli gelir gruplar na tan nan çeflitli vergisel teflvikler, muafiyet ve istisnalarla vergi matrah da önemli ölçüde erozyona u rat lmaktad r. Bu nedenle, yasal ve fiili artan oranl tarife aras nda oldukça büyük bir fark ortaya ç kmakta, böylece, gelir vergisiyle gelir da l m n iyilefltirme olana azalmaktad r. stisna ve muafiyetler ülkemizde oldu u gibi uyguland nda ise, dikey ve yatay eflitlik ilkelerinden de önemli sapmalar ortaya ç kmaktad r. Örne in, A ve B bireylerinin ayl k gelirlerinin birbirine eflit ve 1 er milyar TL oldu unu varsayal m. A n n ayr ca 2 milyar T.L de erinde devlet tahviline sahip oldu unu ve bu nedenle, 1 milyar TL faiz geliri elde etti ini düflünelim. Türk vergi sistemine göre, devlet tahvili faizi vergiye tabi olmad ndan, bir servet unsuru olarak vergi matrah içinde yer almamaktad r. Bu durumda, A n n B ye göre ödeme gücü dört kat daha fazla oldu u halde, uygulanmakta olan vergi yasalar na göre, ayn oran üzerinden eflit vergi ödemektedirler. Görülmektedir ki, vergi yasalar nda yer alan, gelirin dar kapsaml tan m nedeniyle, vergilemenin yatay ve dikey eflitlik ilkelerinden ciddi bir biçimde sap lm fl olunmaktad r. Gelir vergisinin günümüzdeki uygulanma biçimi nedeniyle, gelir da l m adaletsizli i maksimum düzeyde ortaya ç kmaktad r. Örne in, bir trilyonerin bütün gelirini devlet tahvili ya da B tipi fonlara yat rmas durumunda, sene sonunda ödeyece i vergi s f ra eflit olmaktad r. Buna karfl n, asgari ücretle çal flan bir kimse ise, gelirine göre önemli bir vergi ödemektedir. Kald ki, asgari ücretlilerin maafl ve ücretinden kesilen vergilerin bir bölümü, örnekteki 1 trilyon lira devlet tahvili faizi elde eden bireye, Hazine taraf ndan yap lacak olan faiz ödemesinin (devlet borcunun) finansman nda kullan labilecektir.

4 164 Kamu Ekonomisi Kaynak Ay r m nda Etkinlikten Sapmalar Bilindi i gibi, ülkemizde vergi yasalar n n haz rlanmas s ras nda büyük firmalar daha çok etkili olmaktad rlar. Buna karfl n, daha çok baz firmalar n sa lad klar önemli vergisel teflviklerle üretilen mal ve hizmetlere toplum bireylerinin ciddi bir talebi olmayabilir. Bu durumda teflvik edilen sektörde sermayenin kârl l artaca ndan, ekonomik kalk nma yönünden daha önemli olan sektörlerden, teflvik edilen sektöre do ru sermaye ak m bafllayacak, böylece, kaynak ay r m fonksiyonundan önemli sapmalar ortaya ç kacakt r. Öte yandan, ülkemizdeki uygulamaya göre, devlet tahvili ve hazine bonosuna ödenen reel faiz o kadar artm flt r ki, çok say da firma üretim yapma yerine tamamen risksiz olan, devlet ka tlar na yat r m yapm fllard r. Bu nedenle de, kaynak ay r m fonksiyonundan da önemli sapmalar ortaya ç km flt r. Bilindi i gibi kaynak ay r m nda sapma kavram ndan, bireylerin özel ve sosyal ihtiyaçlar n gideren mal ve hizmetlerin üretilmemesini anlamaktay z. stikrar Fonksiyonundan Sapmalar Gelirin yasal anlamdaki dar kapsaml tan m na ek olarak, uygulanmakta olan teflvikler, muafiyetler ve istisnalar nedeniyle, yasal ve fiili vergi oran aras nda önemli sapmalar ortaya ç kmakta, böylece, artan oranl tarife, uygulamada, gelir artt kça giderek yumuflayan ya da düzleflen bir biçim almaktad r. Bu durumda enflasyonist ve deflasyonist dönemlerde daha yumuflak bir gelir vergisi tarifesinin otomatik istikrar sa lay c gücü ifllememeye bafllar. Böylece, gelir vergisinin yap sal esneklik sa lay c gücü ortadan kalkaca ndan, enflasyon ve deflasyonla mücadele etme olana da kendili inden azal r. Bütçe Gelirinin Azalmas Gelirin yasal tan m na göre servet unsurlar n n gelir kavram içine sokulmamas, bu vergilerin oto kontrolü sa lay c etkisini ortadan kald rmakta, böylece, sadece gelir vergisi kaç r lmakla kalmamakta, ayr ca gelirle ilgili kurumlar, sosyal güvenlik vergileri de kolayca kaç r lm fl olmaktad r. Öte yandan, politikac lar n oy maksimizasyonunu sa lamak amac yla s k s k vergi aff ç karmalar da, mükelleflerin vergi borçlar n ödememelerine yol açmakta, flimdiye kadar ç kar lan 36 kadar af yasas nedeniyle vergisini ödeyen mükellefler ise cezaland r lm fl olmaktad r. Böylece, devletin bütçe gelirleri son derece azald ndan, bir yandan gelir da l m adaletsizli i artarken, di er taraftan borçlanma gere i de artmaktad r. Sonuçta ise, toplanacak vergi gelirlerinin önemli bir bölümü son y llarda oldu u gibi, borç servisinin finansman amac yla kullan laca ndan, toplum için gerekli olan kamu harcamalar yeterli miktarda ve kalitede yap lamamaktad r. Kapsaml vergileme: Vergi matrah n n gelirin ekonomik tan m na uygun olarak saptanmas yöntemidir. Kapsaml Vergileme Anlay fl Yasal vergi oranlar n n dar kapsaml olmas, buna ba l olarak uygulamada ortaya ç kan ve yukar da k saca özetlenen sorunlar, ancak kapsaml vergileme ile çözüme kavuflturulmaktad r. Bilindi i gibi, kapsaml gelir vergisi anlay fl na göre, gelirin bütün unsurlar her hangi bir istisna ve muafiyet söz konusu olmaks z n vergi matrah nda yer alaca ndan, vergi taban oldukça geniflleyecektir. Kapsaml vergileme anlay fl geliflmifl ülkelerde giderek yayg n bir uygulama alan bulmufl olup, çok yüksek marjinal vergi oranlar afla ya do ru çekilmifltir. Böylece, vergi taban geniflletildi inden, artan oranl vergi tarifesi yumuflat ld halde, vergi gelirlerindeki art fl, harcamalardaki art fl trendini yakalam flt r. Artan oranl vergi tarifesi ülkemizde de oldukça yumuflat lm fl olmas na karfl n, vergi ge-

5 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 165 lirlerinde umulan art fl sa lanamam flt r. Çünkü, kay t d fl ekonominin giderek artan boyutlar nedeniyle, vergi taban geniflletilemedi inden, böyle bir çarp k sonuç ortaya ç km flt r. Kald ki, oto kontrolü sa layacak mekanizmalar da uygulamaya konulamam flt r. Kapsaml vergileme anlay fl, özellikle ABD nde, artan oranl tarifenin tek bir düz orana dönüfltürülmesine iliflkin tart flmalar da gündeme getirmektedir. Bu yaklafl ma göre, kapsaml bir gelir vergisi taban na uygulanacak, tek ve düflük oranl bir gelir vergisi tarifesiyle devlet gelirlerinde azalma olmayaca savunulmaktad r. Onlara göre, vergi oran n n düflüklü ü yat r mlar daha da teflvik edecek, böylece sonraki dönemlerde vergi taban daha da geniflleyecektir. Ancak, böyle bir uygulaman n, ödeme gücü ilkesinin ifllerli ini ortadan kald - rarak vergilemenin yatay ve dikey adaletin sa lanmas yla ilgili temel ilkelerinden önemli sapmalara yol açaca ileri sürülmektedir. Öte yandan, düflük ve tek bir vergi tarifesinin yat r mlar ne kadar art raca konusu da tart flmal d r. fiöyle ki, yat r mlar artt kça yat r m n marjinal prodüktivitesi azalaca ndan, düz oranl gelir vergisi tarifesinin pek etkili olamayaca düflünülebilir. Düz oranl düflük bir gelir vergisi tarifesi, politikac lar taraf ndan oylar n art rmak amac yla savunulmas na karfl n pek uygulamaya konulamam flt r. Kapsaml Gelir Vergisi Matrah Kapsaml gelir vergisi anlay fl na göre, vergi matrah saptan rken gelirin parasal olup olmad na, reel olup olmad na, gerçekleflmifl ya da gerçekleflmemifl olup olmad na ve düzenli olarak elde edilip edilmedi ine bak lmaks z n, bütün gelir unsurlar tek bir matrahta toplanmaktad r. Parasal Olmayan Gelirler Uygulanmakta olan vergi yasalar na göre, vergi matrah nda parasal olmayan gelir unsurlar yer almaz. Kapsaml gelir vergilemesinde ise, parasal gelir gibi parasal olmayan gelir de aynen vergi matrah na sokulmal d r. fiöyle ki, günümüzdeki modern vergileme anlay fl na göre, parasal olmayan gelir de mükellefin tüketim ve reel gelirini art r c bir unsur olarak görülmektedir. Örne in, ev sahibinin oturdu u evi, çiftçinin üretti i ürünlerden kendi öz tüketimi, firmalar n çal flanlar na sa lad klar konut, araba, ö le yeme i, ifl elbisesi, bedava tatil ve sa l k sigortas poliçeleri gibi parasal olmayan yan gelirlerin de parasal gelir gibi de erlendirilmesine yönelik görüfller giderek önem kazanmaktad r. Gerçekten, bu say lan türdeki parasal olmayan unsurlar gelir say lmad kça, tüketiciler aras nda fayda yönünden karfl laflt rmalar yap lamayaca gibi, ayr ca vergilemede yatay ve dikey eflitli in sa lanmas da söz konusu olmayacakt r. Kapsaml vergileme, yan ödemelerin ortaya ç kard sorunlar da çözüme kavuflturabilmektedir. fiöyle ki, yan ödemelerin bir tür üretim maliyeti say ld için vergi matrah ndan düflülmesi durumunda, firmalar aras nda haks z rekabet durumu ortaya ç kmaktad r. Özellikle, profesyonel yöneticilerine ve uzman mali müflavir ve avukatlar na yüksek düzeyde yan ödemeler yapan bir firma, ayn sektördeki di er firmalara göre rekabet üstünlü ü sa lamaktad r. Öte yandan, yan ödemelerin matrahtan düflülmesi nedeniyle devlet gelir elde etmedi i halde, bu tür harcamalar n maliyetine de ortak olmaktad r. flte kapsaml vergileme uygulamas yla bu sorun kolayca çözüme kavuflturulmaktad r. Yan gelirler: Çal flanlara normal ücretlerine ek olarak verilen genellikle parasal olmayan gelir unsurlar d r.

6 166 Kamu Ekonomisi Endeksleme: Vergi matrah n reel anlamda belirleme amac yla, geliri gayri safi milli has la deflatörü ile enflasyondan ar nd rmad r. Reel Gelirler Gelirin ekonomik tan m na uygun kapsaml vergileme anlay fl na göre, vergi matrah reel olarak vergilendirilmelidir. Çünkü, gelir reel anlamda vergilendirilmezse, ödeme gücü ilkesinin uygulanabilmesi olana ortadan kalkar. Gelirin reel olarak vergilendirilmesi, özellikle, yüksek enflasyon dönemlerinde son derece önemlidir. fiöyle ki, ülkemizdeki uygulamaya göre, ayn geliri elde etseler bile örne in, bir memur ile bir ifladam reel olarak farkl vergi öderler. Mevcut uygulamaya göre, bir memurun gelir vergisi daha maafl n ele almadan önce stopaj yöntemiyle kesilmesine karfl n, ifl adam n n vergisi yaklafl k bir buçuk y l sonra ve taksitlerle ödenmektedir. Bu nedenle, ifl adam bir buçuk y l sonra ödedi i verginin peflin de eri ile memurun ödedi i vergi aras ndaki fark kadar, vergi tasarrufu elde etmektedir. Öte yandan, baz gelir unsurlar n n endekslenerek ya da yeniden de erleme oran na tabi tutularak vergilendirilmesi durumunda, söz konusu adaletsizlik daha da artmaktad r. Böylece, eflit gelir elde edenlerin farkl miktarda vergi ödemeleri nedeniyle, vergilemenin yatay eflitlik ilkesinden sap lm fl olunmaktad r. Bu soruna çözüm olarak, ya da geliri reel olarak vergileyebilmek için endeksleme yoluna baflvurulmal d r. Ancak, endeksleme sadece ticari gelir unsurlar na de il, fakat emek gelirlerini de içerecek biçimde bütün gelir unsurlar na uygulanmal d r. Gerçekleflmifl ve Gerçekleflmemifl Gelirler Kapsaml gelir vergilemesine göre, bir gelir unsuru gerçekleflse de gerçekleflmese de, yine de vergi matrah nda yer almal d r. Uygulamaya göre, ortaklara da t lmadan flirkette tutulan kâr paylar, da t lmad sürece vergiye tabi olmaz. Ancak, kapsaml vergileme anlay fl na göre, bu tür uygulamalar nedeniyle, vergilemenin yatay ve dikey eflitlik ilkelerinden sap ld için, da t lmayan kâr paylar da vergiye tabi tutulmal d r. Örne in, kâr da t m 3 y l sonra gerçekleflti i bir durumda, menkul k ymet geliri sahibi 3 y l sonra ödenecek olan verginin ertelenmesi nedeniyle, reel gelir art fl elde eder. Benzer biçimde alacaklar tahsil edilmese bile, parasal gelirler gibi vergi matrah içinde yer almal d r. Düzenli ve Düzensiz Olarak Elde Edilen Gelirler Kapsaml vergilemede, düzenli ve düzensiz olarak elde edilen gelir unsurlar aras nda da herhangi bir ay r m yap lmaz. Örne in, piyangodan kazan lan ikramiyeler, spor toto ve kumar kazançlar da ödeme gücünün birer göstergesi olduklar ndan, gelir vergisi matrah nda yer al rlar. Sosyal Yard mlar ve Transfer Ödemeleri Vergilemede yatay ve dikey eflitli in sa lanmas amac yla bireylere devletin sa lad her tür sosyal yard mlar ve transfer ödemeleri, ölüme ba l tasarruflarla b - rak lan varl klar, her türlü arma an ve hediyeler de vergi beyannamesine sokulmal d r. Örne in, bir çok geliflmifl ülkede bireyler aras transferlerden arma anlar, hediye vergisi ad alt nda vergilendirilmektedir. Ancak, vergilemede dikey ve yatay adaleti bozmayacak küçük hediyelerin de erinin matraha sokulmas söz konusu de ildir. SIRA S ZDE Özellikle, geliflmekte olan ülkelerde kapsaml gelir vergisi matrah n n belirlenmesinin uygulanma baflar s konusunda ne düflünüyorsunuz?

7 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 167 VERG LEND R LEB L R GEL R N SAPTANMASI AMAÇ 2 Gelir vergisinin uygulanmas na iliflkin olarak artan oranl tarifenin gelir da l m ve kaynak ay r m üzerindeki etkilerini belirlemek ve Türkiye de 1980 li ve 2000 li y llarda uygulanan artan oranl tarifelerin etkilerini aç klamak. Afla daki aç klamalar m z, vergilendirilebilir gelirin saptanmas na iliflkin uygulamalar n, kamu ekonomisi ilkeleri yönünden bir de erlendirilmesini içermektedir. Yasal Vergi Matrah Vergilendirilebilir gelir matrah n n saptanmas için ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançlar, gayrimenkul sermaye iratlar, menkul sermaye kazançlar ve di er kazanç ve iratlar tek bir beyannamede toplan r. Ne var ki, mevcut uygulama ile sermaye kazançlar n n vergi matrah neredeyse ortadan kald r lmaktad r. Örne in, 2003 y l için örne in 607 milyar TL tutar ndaki faiz gelirlerinin beyannamede gösterilmesi gerekmemektedir. Ancak, kapsaml vergilemenin gerçeklefltirilmesi için, geliflmifl ülkelerde oldu u gibi mükelleflerin servet beyannamesi vermeleri gerekmekte, böylece, otokontrol kolayca yap labilece inden, vergi taban nda erozyon da kolayca önlenebilmektedir. Daha sonra elde edilen toplam brüt gelirden, gelirin elde edilmesiyle ilgili giderler düflülerek net gelir elde edilir. Net gelirden bireysel muafiyet ve istisnalar ç kar ld ktan sonra bulunan de ere, masraf say lmayan giderler ile transfer ödemeleri eklenip, masraf say lan giderler ç kar ld ktan sonra vergilendirilebilir gelir ya da vergi matrah elde edilir. Böylece elde edilebilen vergilendirilebilir gelir, dilimlere ayr larak artan oranl vergi tarifesine göre vergi borcu hesaplan r. Artan Oranl Vergi Tarifesi Gelirin marjinal faydas n n gelir düzeyi artt kça giderek azalmas, ekonomik anlamda gelir vergisi tarifesinin artan oranl biçimde saptanmas n gerektirmektedir. Öte yandan, ülkelerin sosyo-ekonomik yönden geliflmifllik düzeyleri, gelir da l - m na verdikleri öncelikler, kamu ekonomisinin amaçlar n n gerçeklefltirilmesi ve kamu harcamalar n n finansman na yönelik çabalar da gelir vergisi tarifesinin artan oranl biçimde saptanmas n gerektirmektedir. Ancak, artan oranl tarifenin saptanmas s ras nda gelir da l m adaletinin ve ekonomik etkinli in sa lanmas biçimindeki kamu ekonomisinin çat flan iki amac n n da ba daflt r lmas gerekmektedir. Afla da gelir da l m nda adaleti sa lamak ve vergilemede etkinli i sa lamak amac yla düzenlenen artan oranl gelir vergisi tarifeleri aç klanmaktad r. Vergilendirilebilir gelir: Gelirin vergiye tabi olan k sm ya da vergi matrah d r. Artan oranl tarife: Gelirin azalan marjinal faydas n yans tacak biçimde saptanm fl olan, gelir artt kça vergi oran n nda giderek artmakta oldu u vergi tarifesidir. Gelir Da l m n yilefltirici Artan Oranl Vergi Tarifesi Geçmifl y llarda artan oranl gelir vergisi tarifesi genellikle, II. Dünya Savafl sonras ortaya ç kan sosyo ekonomik sorunlar çözmeye yönelik bütçe politikalar n n finansman amac yla, özellikle geliflmifl ülkelerde oldukça dik biçimde uygulamaya konulmufltur. Örne in, sveç te % 90, ngiltere de % 80 ve ABD de % 70 lere varan yüksek marjinal vergi oranlar uygulanm flt r. Ancak, daha sonra gelir da l m adaletini önemli ölçüde gerçeklefltiren geliflmifl ülkeler, neoliberal politikalar n da bir sonucu olarak, artan oranl gelir vergisi tarifesini giderek yumuflatmaya bafllad lar. Günümüzde, marjinal vergi oranlar yaklafl k olarak % 50 ortalamas na kadar indirilmifl bulunmaktad r.

8 168 Kamu Ekonomisi Artan oranl bir gelir vergisi tarifesinin gelir da l m n iyilefltirici etkisinin ortaya ç kabilmesi için, afla daki özelliklere sahip olmas gerekmektedir: Gelir skalas n n alt dilimlerinde marjinal vergi oranlar ndaki art fl az olmal ; orta gelir dilimlerinde düz; yüksek gelir dilimlerinde ise artan oranlarla artmal d r. Gelir dilimlerinin saptanmas na iliflkin olarak, alt gelir dilimlerinin geniflli i dar; üst gelir dilimlerininki ise gelirin marjinal faydas ndaki azal fl yans tacak biçimde genifl tutulmal d r. Alt gelir dilimlerinden üst gelir dilimlerine geçtikçe marjinal vergi oran n n hep ortalama vergi oran ndan daha yüksek olmas gerekmektedir. Asgari geçim düzeyinin alt nda kalan gelirden vergi al nmamal d r. Çok say daki ülke aras nda geçmifl y llarda Japonya ve Yunanistan da uygulanan artan oranl vergi tarifelerinin, yukar da aç kland gibi, yatay ve dikey adalet ilkelerine en uygun bir biçimde saptand görülmektedir. Arz yönlü ekonomi yaklafl m : Ekonomik istikrar sa lamak amac yla vergi oranlar n düflürerek yat r mlar n art r laca n ileri süren neoliberal yaklafl md r. Vergilemede Etkinli i Sa lay c Artan Oranl Tarife Geliflmifl ülkelerde 1930 lu y llarda uygulanmaya bafllanan refah devleti anlay fl n n bir sonucu olarak, artan oranl tarifenin oldukça yüksek oranlarla uyguland yukar da belirtilmifltir. Ancak, 1970 li ve 80 li y llarda ABD ve ngiltere de ortaya ç kan, neoliberal ekonomi politikas n n temelini oluflturan arz yönlü ekonomi yaklafl - m giderek önem kazand ndan, üretim art fl n n sa lanmas için artan oranl vergi tarifesinin düflürülmesi gerekti i görüflü savunulmaya baflland. Bu yaklafl m n etkisiyle, geliflmifl ülkelerde yüksek marjinal vergi oranlar 70 lerden 50 lere çekildi. Ayr ca, gelir dilimleri say s azalt larak verginin taban geniflletildi. Böylece, vergi kaçakç l ve vergiden kaç nma olaylar da giderek azald için, sonuçta devletin toplad vergi gelirlerinde bir azal fl durumu ortaya ç kmad. Örne in, ABD nde marjinal vergi oran 1980 li y llarda % 72 den önce % 50 ye, sonra, %28 e düflürülürken, gelir dilimi say s da 20 den 4 e indirildi. Ancak, bu dramatik düflüfl nedeniyle, gelir da l m üzerindeki olumsuz etkisi de hemen ortaya ç kt. Bu nedenle, Clinton yönetimi s ras nda, marjinal vergi oran % 34 e yükseltilerek, gelir da l m üzerindeki bu olumsuz etki giderilmeye çal fl lm flt r. Ancak, bu önlemin de ülkedeki ciddi gelir da l m sorununu çözmede baflar l olamad görülmektedir. Buna karfl n, Avrupa Birli i ülkelerindeki tarife de iflikli i Amerika daki kadar radikal olmay p, en üst gelir diliminin vergisi %50 dolaylar nda istikrar kazanm flt r. Türkiye Uygulamas n n De erlendirilmesi Artan oranl vergi tarifesinin, özellikle yüksek marjinal oranla uygulaman n, tasarruflar azaltarak ekonomik kalk nma çabalar üzerinde olumsuz etki yarataca görüflü uzun zamandan beri tart fl lmaktad r. Ne var ki, gerçekte tasarruf edilen gelirin do rudan do ruya yat r mlara dönüfltü ü pek söylenemez. Örne in, ülkemizde bir çok kimse tasarruflar n ikinci konut, alt n, döviz gibi ölü yat r mlara kanalize etmekte, bu tür ölü yat r mlar nedeniyle de üretimi art r c prodüktif yat r mlar yap lamamaktad r. Geliflmifl ülkelerde ise, tasarruflar genellikle flirket hisse senetlerine yap lmakta olup, böylece küçük fonlar n büyük yat r m projelerinin finansman na kanalize edilmesi kolaylaflmaktad r. Geliflmifl ülkelerde uygulamaya konulan reform ilkeleri ba lam nda gerçeklefltirilen tarife de ifliklikleri ekonomik yönden geliflmifl olmayan ülkemizde de aynen benimsenmifltir. Örne in, 1980 li y llardan önce en üst gelir dilimine % 68 olarak uygulanan tarife, 2000 li y llarda oldukça yumuflat larak % 45 e indirilmifltir. Tablo

9 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi ve Tablo 10.2 de ülkemizde 1980 öncesi ve 2002 y l gelir vergisi tarifeleri karfl laflt rmal olarak yer almaktad r. Gelir Dilimleri Vergi Oranlar liraya kadar % TL üstü 63 Tablo 10.1 Ülkemizde 1980 Öncesi Artan Oranl Vergi Tarifesi. Gelir Dilimleri ( ) Vergi Oranlar liraya kadar % liran n liras için 760 lira, fazlas liran n liras için lira, fazlas liran n liras için lira, fazlas liran n liras için lira, fazlas liradan fazlas n n liras için lira, fazlas 45 Tablo 10.2 Ülkemizde 2002 Y l (Ücretler Hariç) Gelir Dilimlerine Uygulanacak Gelir Vergisi Tarifesi Ücret gelirleri için her bir gelir dilimi için % 5 oran düflülür. Ancak, 2003 y l için ücret gelirleri ve beyannameli mükellefler için ayn gelir vergisi oranlar geçerli olup, ilk gelir dilimi 5 milyar TL na % 15 ve son gelir diliminin 120 milyar liradan fazlas n n 120 milyar liras için lira, fazlas % 40 oran nda vergilendirilir. Tablo 10.1 ve Tablo 10.2 de verilen iki ayr artan oranl vergi tarifesinin karfl - laflt r lmas sonucunda Türkiye de 1980 öncesi uygulanan tarifenin, gelir da l m n iyilefltirme yönünden sonraki tarifelere göre son derece etkili oldu u anlafl lmaktad r. Çünkü, tarifenin yap s daha önce aç kland gibi, gelirin azalan marjinal faydas n yans tt ndan adil vergileme ilkelerine oldukça uygundur. Buna karfl n, 1980 li y llardan sonra uygulanan tarife ise afla daki sorunlara yol açm flt r li y llardan sonra uygulamaya konulan artan oranl vergi tarifesinin ilk dilimi 3.8 milyar T.L dan bafllamaktad r. Buna göre, bu miktar n çok alt nda örne in y lda 1 milyar T.L gelir elde eden bir kimse ile 3.8 milyar T.L gelir elde eden baflka bir kimse ayn % 20 oran ndan vergilendirilmektedir. Öte yandan, ilk gelir diliminde bulunup da y lda 3.8 milyar T.L gelir elde eden kimse ile yine y lda 9.5 milyar T.L gelir elde eden baflka bir mükellef de ayn % 25 oran üzerinden vergi ödeyeceklerdir. Bu durumda, vergilemenin yatay ve dikey eflitlik ilkelerinden birlikte sap lmas na yol aç lm flt r y l tarifesine göre, gelir dilimlerine uygulanan marjinal vergi oranlar ndaki art fl 5, 5, 5, 5 olarak yükselmektedir. Ne var ki, gelirin azalan marjinal faydas n yans tacak biçimde, marjinal vergi oranlar ndaki art fl n örne in 2, 4, 7, 12 gibi geometrik diziye benzer biçimde artmas gerekmektedir. Bu nedenle, marjinal vergi oranlar n n keyfi olarak seçildi i söylenebilir.

10 170 Kamu Ekonomisi Gelir diliminin say s n n azl ve dilimlerin marjinal vergi oranlar n n hep 5 er 5 er artmas, gelir vergisinin otomatik istikrar kendili inden sa lay c gücünü ileride belirtece imiz gibi tamamen ortadan kald rmaktad r. Kuflkusuz ki bunda dilim say s n n yetersizli i de olumsuz bir rol oynamaktad r. Gelir da l m sorunlar son derece ciddi olan Türkiye nin, geliflmifl ülkelerdeki reform ilkelerini aynen uygulamas ise oldukça tutars zd r. fiöyle ki, ekonominin yar s n n kay t d fl oldu u bir ortamda, artan oranl tarifede yap lacak düzenlemelerle kaynak ay r m nda etkinli i sa lama olana pek yoktur. Çünkü, yap lan de iflikliklerle devletin vergi gelirleri azald ndan, borçlanmaya olan ihtiyaç da giderek artm flt r. Artan oranl gelir vergisi tarifesinde gelir da l m n iyilefltirici tek özellik, emek geliri için ilk gelir diliminin ve son gelir diliminin vergi oranlar n n sermaye gelirine göre % 5 daha az olmas yla ilgili bulunmaktad r. Buna karfl n, asgari gelir düzeyine s f r oranl vergi tarifesinin uygulanmamas ise, son derece adaletsiz bir sonuç yaratmaktad r. Geliflmifl ülkelerde asgari geçim düzeyinin üstündeki gelir için artan oranl tarife uygulan rken, ABD nde ise, negatif gelir vergisi oran uygulanmaktad r. SIRA S ZDE Ülkemizde 1980 öncesi ve 2002 y l gelir vergisi tarifelerini karfl laflt rarak gerçeklefltirilen de ifliklikleri belirleyiniz. GEL R VERG S N N KAYNAK AYIRIMI ÜZER NDEK ETK S AMAÇ 3 Gelir vergisinin kaynak ay r m fonksiyonu üzerindeki etkilerini gelir ve ikame etkilerinin iflleyifli yönünden belirlemek. Bilindi i gibi, kamu ekonomisinin kaynak ay r m fonksiyonu, toplumun k t kaynaklar n n özel ve sosyal ihtiyaçlar m z n giderilmesi amac yla, kamu ve özel sektör aras nda etkin bir biçimde ayr lmas (tahsisi) konusunu ele al r. Vergilerin tamam na yak n bir bölümü yat r mc lar n, tüketicilerin ve vergi mükelleflerinin kararlar n olumsuz yönde etkiler. Bu olumsuz etkiler ya bofl zaman tercihi, ya da çal flma arzusunun de iflmesi biçimlerinde ortaya ç kar. Örne in, artan oranl gelir vergisi tarifesinin yükseltilmesi, mükelleflerin gelir elde etme çabalar n azalt rken, bofl zaman tercih etmelerine ya da aylak kalmak istemelerine neden olmaktad r. Böylece, yüksek oranl gelir vergisi iflgücü arz n ve üretim düzeyini azaltarak, makroekonomik sorunlara yol açmaktad r. Gelir vergisinin artan oranl tarifelerle uygulanmas nedeniyle, bu verginin kaynak ay r m fonksiyonu üzerindeki etkileri daha önemli olmaktad r. Bu nedenle, gelir vergisinin gelir ve ikame etkileri, vergiden kaç nma ve kay t d fl ekonomi gibi kavramlar n daha ayr nt l bir biçimde ele al nmas gerekmektedir. Çünkü bu tür etkiler ortaya konulduktan sonra, di er vergilerin kaynak ay r m fonksiyonu üzerindeki etkileri daha kolay anlafl labilecektir. Çal flma Arzusu Üzerindeki Etkisi Gelir vergisinin artan oranl tarifelerle uygulanmas ya da vergi oran n n artt r lmas, çal flma arzusunu iki yönde etkilemektedir. Bunlar, çal flma arzusunu olumlu yönde etkileyen gelir etkisi ve olumsuz yönde etkileyen ikame etkileridir.

11 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi Gelir Etkisi Gelir etkisi gelir vergisi oran n n artmas nedeniyle, vergi mükellefinin gelirinde ortaya ç kard azal fl gidermek amac yla, eskisine göre daha fazla çal flmay ye lemesidir. Gelir etkisi mükelleflerin iflgücü arz n art rmalar ya da ek ifllerde çal flmalar biçimlerinde de ortaya ç kmaktad r. Ancak, bu etki çal flma saatlerini kolayca ayarlayabilen ticari kazanç sahipleri için söz konusu olmaktad r. Buna karfl n, gelir vergisi mükellefi olduklar halde, çal flma saatleri yasalarla belirlenen memur ve iflçi gibi genifl bir kitle, bu etkinin alt nda kalmazlar. Bununla birlikte, düflük maafll memurlar n ve iflçilerin gizli olarak pazarlarda ya da ikinci bir iflte çal flma örnekleri gelir etkisi alt nda kald klar n göstermektedir. Çal flma saatlerini ya da iflgücü arzlar n art ramayan gelir vergisi mükellefleri, genellikle gelir vergisinin gelirlerini azalt c etkilerini sendikal talepleriyle gidermeye çal fl rlar. Buna karfl n, ticari kazanç sahipleri gelirlerindeki azal fl, ödedikleri gelir vergisini baflkalar na yans tarak giderme yolunu da ye lerler. kame Etkisi kame etkisi, gelir vergisi oran ndaki art fl nedeniyle mükellefin, verginin gelirini azalt c etkisini gidermek amac yla, eskisine göre daha fazla çal flma yerine, aylak kalmay ya da bofl zaman tercih etmesidir. Vergilerin ikame etkisi genellikle uzun süreli izinler, tatiller ve iflyerinin ölü sezonda kapal tutulmas biçimlerinde ortaya ç karmakta, çal flma saatlerini ayarlayamayan memur ve iflçiler üzerindeki ikame etkisi ise, prodüktivite düflmesi biçiminde görülmektedir. Gelir vergisi mükellefleri baz durumlarda vergi transformasyonu yoluna baflvurarak da vergiden kaç nabilirler. Vergi transformasyonu mükelleflerin üretim biçimini rasyonalize ederek ve maliyetlerini düflürücü yöntemler uygulayarak, daha az vergi ödemeleridir. Vergi transformasyonu ekonominin genelinde üretimde etkinli i sa lamakta, uluslararas ticarette ise ülkenin rekabet gücünü önemli ölçüde art rmaktad r. Gelir etkisi: Vergi mükellefinin vergi nedeniyle azalan gelirini gidermek amac yla daha fazla çal flmas d r. 171 kame etkisi: Vergi mükellefinin verginin gelirini azalt c etkisini gidermek amac yla bofl zaman tercih etmesidir. Gelir ve kame Etkilerinin Ekonomik Yorumu fiekil 10.1, gelir vergisinin mükellefin çal flma arzusu üzerindeki net etkisini ya da gelir ve ikame etkilerinden hangisinin daha bask n oldu unu aç kça ortaya koymaktad r. fiekilde x ekseni mükellefin hem ne kadar bir süre çal flmak istedi ini hem de ne kadar bir süre boyunca aylak kalmak istedi ini göstermektedir. Bu eksen üzerinde 0 noktas ndan K noktas na do ru gidildikçe, aylakl k süresi artarken (ya da çal flma saatleri azal rken), K noktas ndan 0 noktas na do ru hareket edildi- inde çal flma süresi artmakta ya da aylak kal nmak istenen zaman azalmaktad r. y ekseninde ise, mükellefin çeflitli çal flma ve aylak kalma sürelerine ba l olarak elde edebilece i gelir düzeyi gösterilmektedir. Örne in, mükellefin 0K saat çal flarak elde edebilece i gelir düzeyi 0H kadar olurken, tamamen aylak kalmas durumundaki gelir düzeyi s f rd r (0 noktas ). Gelir ile aylakl k aras ndaki nispi fiyat iliflkisini gösteren bütçe do rusu HK ya mükellefin I o ile gösterilen kay ts zl k e risinin te et oldu u E o noktas vergi konulmadan önceki denge noktas n göstermektedir. Bilindi i gibi, kay ts zl k e risi üzerindeki herhangi bir nokta, mükellefin farkl süreler boyunca çal flarak ve aylak kalarak elde etti i gelirin sa lad refah n hep ayn düzeyde oldu unu gösteren noktalar n geometrik yeridir.

12 172 Kamu Ekonomisi fiekil Gelir ve kame Etkisi E 1 denge noktas gelir etkisini, E s denge noktas ikame etkisini belirlemektedir. Verginin net etkisi ise gelir ve ikame etkisi aras ndaki olumlu farkt r. Gelir H M P S T U O y E 1 E 0 E S I 0 L 1 L 0 L S N K x Çal flma saati, aylakl k I 1 Verginin tarafs zl : Vergi nedeniyle çal flma arzusunun etkilenmemesi durumudur. fiimdi gelir vergisinin artan oranl tarifeye göre uyguland bir durumda, çal flma arzusunun nas l etkilenmekte oldu unu inceleyelim. Bu durumda bütçe do rusu verginin gelir etkisiyle paralel biçimde afla ya do ru kayarken (MN do rusu); ikame etkisi nedeniyle PK biçimini almaktad r. Gelir etkisine ba l olarak yeni bütçe do rusunun vergi öncesi bütçe do rusuna paralel bir biçimde kaymas n n nedeni, aylakl k ile gelir aras ndaki nispi fiyat iliflkisinin de iflmemesinden kaynaklan r. Gelir e risinin paralel bir biçimde afla ya do ru kaymas n n anlam, mükellefin eski yaflam standard n devam ettirebilmek için, vergi nedeniyle azalan gelirini art rmak amac yla, eskisine göre daha fazla çal flmak istemesidir. Buna karfl n, verginin ikame etkisini gösteren yeni bütçe do rusu PK ise, gelir artt kça aylak kal nmak istenen zaman n de erinin, artan oranl vergi tarifesine uygun olarak, nas l artmakta oldu unu göstermektedir. Bu durumda, yeni denge noktalar n vergi sonras gelir ve ikame etkilerini gösteren bütçe do rular n n her ikisine de te et olan I 1 kay ts zl k e risinin konumu belirleyecektir. fiekle göre, mükellefin ne kadar çal flmak istedi i E 1 ve ne kadar aylak kalmay ye ledi i E s denge noktalar yla belirlenmektedir. Bu yeni denge noktalar - na göre mükellef, vergi oran artarken çal flma süresini eskisine göre L 0 L 1 kadar art rarak ve aylak kald süreyi L 0 L s kadar yükselterek refah n maksimize etmeye çal fl r. Böylece, ikame etkisinin alt nda kalarak hareket etti inde, vergi öncesi gelir düzeyine göre OU, gelir etkisi alt nda kald nda ise, OT kadar gelir elde edecektir. Mükellefin her iki etki alt nda ne kadar saat çal flmak istedi ini ise, gelir ve ikame etkilerine ba l olarak iflgücü arz ndaki art fl ve azal fl belirleyecektir. Bu etkilerden hangisi daha büyük ise, mükellef çal flma saatlerini ona göre ayarlayacakt r. Mükellefin her iki etkinin alt nda nas l dengeye ulaflaca ise flöyle aç klanabilir: Mükellefler genel olarak, marjinal vergi oran n n ortalama vergi oran n n üstünde oldu u durumlarda ikame etkisinin alt nda kal rlarken, ortalama vergi oran n n marjinal vergi oran ndan daha yüksek oldu u durumlarda gelir etkisi alt nda hareket ederler. Buna karfl n, marjinal ve ortalama vergi oranlar n n birbirine eflit oldu u durumlarda ise, her iki etki bir birini götürece inden, vergi konulduktan sonraki çal flma sürelerinde herhangi bir de ifliklik olmaz. Konulan bir vergi nedeniyle, mükellefin çal flma süresinde herhangi bir de iflikli in olmamas na, verginin tarafs zl ilkesi denilir. Bu aç klamalar m za göre, verginin tarafs zl ilkesi marjinal vergi oran ile ortalama vergi oran n n ayn oldu u düz oranl vergiler için geçerli olmaktad r. Ancak, yukar daki teorik aç klamalar konuya iliflkin olarak yap lan ampirik sonuçlarla pek do rulanmamaktad r. Gerçekten, mükelleflerin ne kadar saat çal flmak isteyeceklerini ekonomi d fl baz sosyal faktörlerde (flan, flöhret, prestij gibi ekonomik olmayan güdüler gibi) belirlemektedir. Öte yandan, bireylerin dünya

13 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 173 görüflleri ve belli yaflam standard n devam ettirmeye iliflkin de er yarg lar da bu alanda önemli bir faktör olmaktad r. Örne in, kamuya yararl derneklerde yönetici olma ya da fahri konsolos olarak görev yapma durumlar nda, gelir ve ikame etkisi söz konusu olmamaktad r. flgücü Mobilitesi Üzerindeki Etkisi Gelir vergisinin artan oranl tarifesi, uygulamada çeflitli ifl kollar ve meslekler aras nda iflgücünün oransal arz n de ifltirerek, daha mobil olmas na yol açmaktad r. Örne in, A n n oldukça güç say lan ve yorucu bir ifl kolunda, B nin ise, kolay bir iflte çal flt n düflünelim ve A n n ayda 1 milyar T.L, B nin ise 500 milyon T.L ücret ald n ve her ikisinin de % 25 oran nda bir vergiye tabi oldu unu varsayal m. Bu durumda, A n n vergi sonras geliri 750 milyon T.L, B nin ise 375 milyon T.L olacakt r. Görülmektedir ki, düz oranl bir vergi uyguland nda, vergi sonras nispi iliflkiler de iflmeden ayn kalmaktad r. fiimdi de artan oranl bir vergi tarifesi uyguland n ve örne in A için %50, B için %25 oranlar n n geçerli oldu unu varsayal m. Bu durumda, A n n vergi sonras geliri 500, B nin geliri ise yine 375 milyon T.L olmaktad r. Artan oranl vergi tarifesi uygulanmadan önce, A ve B nin gelirleri aras ndaki fark 375 milyon T.L olurken, son durumda 125 milyon T.L ya inmektedir. flte bu nedenle, vergi nedeniyle refah daha fazla düfltü ü için, A daha kolay bir ifl koluna geçmek isteyecektir. Böylece, A n n çal flt ifl kolundan B nin çal flt ifl koluna do ru bir ifl gücü mobilitesi söz konusu olacak ve sonuçta, A n n çal flt ifl kolunda emek arz yetersizli i ortaya ç kaca ndan, vergi sonras net gelir yükselmeye bafllayacakt r. Böylece, her iki sektördeki vergi sonras ücret farkl l bafllang çtaki (ya da artan oranl tarife uygulanmadan önceki) 375 milyon T.L fark na eriflinceye kadar, her iki sektör aras nda ifl gücü mobilitesi devam edecektir. Ancak ifl gücü arz ve talebine ba l olarak artan oranl bir vergi nedeniyle, ekonomi genelinde ücret düzeyleri yönünden bir dengeye ancak, uzun dönemde ulafl - lacakt r. Bu nedenle, artan oranl vergi uygulamas n n ifl kollar ve meslekler aras nda yol açt bu olumsuz durumu önlemek için, vergi tarifelerinin vergi sonras net gelirler aras ndaki dengeyi sa layacak biçimde saptanmas gerekmektedir. Uygulamada baz firmalar, ifl kollar aras ndaki mobiliteyi önlemek amac yla, ayr lmas n istemedikleri teknik elemanlara ya da yüksek düzeydeki yöneticilerine önemli yan ödemeler sa lamaktad rlar. Ayr ca, baz mesleklerin seçiminde iyi çal flma koflullar, flan, flöhret ve prestij gibi faktörlerin varl, artan oranl vergi tarifesinin olumsuz etkilerini gidermektedir. Örne in, Türkiye de çal flanlar ifl güvencesinin varl ve sosyal statüsü nedeniyle vergi sonras geliri az olmas na karfl n, devlet memurlu unu özel sektördeki ço u pozisyonlara tercih ederler. Buna karfl n, yine ülkemizde oldu u gibi, gelirin gizlenmesi ya da giderleri masraf yazabilme olanaklar n n fazla oldu u özellikle serbest meslek dallar nda çal flanlar için artan oranl tarife nedeniyle mobilite artmamaktad r. Vergiden Kaç nma, Vergi Kaç rma, Kay t D fl Ekonomi Gelir vergisinin artan oranl tarifesi diklefltikçe, ya da gelir artt zaman vergi oran daha h zl bir biçimde artt kça, mükelleflerin vergiye karfl direnci de giderek artmaktad r. Mükellefin artan oranl vergilemeye karfl direnci, genellikle vergiden kaç nma, vergi kaç rma ve kay t d fl na geçme biçimlerine dönüflmektedir. Vergiden kaç nma, mükelleflerin vergi yasalar na ayk r olmayan yöntemlerden ve vergisel ayr cal klardan yararlanarak, daha az vergi ödemeleri olgusudur. Örne- in, gelir vergisinin artan oranl tarifesi nedeniyle, marjinal vergi oran ortalama vergi oran n geçti i sürece, mükellefler daha çok ikame etkisi alt nda kal rlar. ka-

14 174 Kamu Ekonomisi me etkisi alt nda kalan mükellefler ise, genellikle çal flma saatlerini düflürerek, elde edecekleri gelirin azalmas na raz olurlar. Böylece, mükellefler daha az kazanarak daha az vergi öderler. Çal flanlar n artan oranl bir verginin ikame etkisi alt nda kalarak daha az vergi ödemeleri, vergi yasalar n n ihlali say lmad ndan, kendilerine herhangi bir ceza verilmez. Buna karfl n, vergi kaç rma durumunda ise, mükellef bilinçli olarak daha az vergi ödeyerek ya da hiç ödemeyerek, devletin vergi gelirini kaybetmesine neden olmaktad r. Mükellefin bilinçli olarak vergi kayb na yol açmas bir vergi suçu say ld ndan, mükellefe hürriyeti ba lay c cezalar ve para cezas verilmektedir. Vergi kaçakç l ile vergiden kaç nma durumlar n n her ikisi de, kaynak ay r m fonksiyonunda etkinlikten sapmalara yol açmaktad r. Ne var ki ço u durumda, vergiden kaç nma ve vergi kaçakç l n n sosyal maliyeti kamu hizmetlerini finanse edecek gelirden yoksun olma biçiminde topluma yans t lmaktad r. Örne in, ülkemizde büyük firmalar iyi yetiflmifl maliye denetim elemanlar na çok yüksek maafllar ve yan gelirler ödeyerek, vergi dan flman olarak istihdam ederler. Bu durumda, devletin denetim mekanizmas zay flat ld ndan, kamu gelirleri erozyona u ramaktad r. Ayr ca, en iyi denetim elemanlar n çekebilen firmalar ise, vergi sonras gelirlerini daha fazla art rabildiklerinden, bir tür haks z rekabet durumu yarat rlar. Baz büyük firmalar ise, bir bask grubu olarak önemli vergisel avantajlar ve teflvikler elde ederek, kaynak ay r m ndaki etkinli i azalt rlar. Ülkemizdeki siyasal karar alma mekanizmas n n iflleme biçimi, baz firmalar n kayr lmalar na da yol açmaktad r. Ay ca, vergiden kaç nma ve vergi kaçakç l n n kaynak ay r m nda etkinli i bozucu etkileri ülkemizde kamu hizmetlerinin minimum düzeyde sunulmas na neden olmaktad r. Buna karfl n, geliflmifl ülkelerde vergi kaçakç l - bir tür h rs zl k suçu olarak de erlendirildi inden, a r cezalara tabi tutulmaktad r. Ülkemizde s k s k ç kar lan mali aflar ve denetimin yetersizli i gibi nedenlerle, vergi kaçakç l n n boyutlar giderek daha da artmaktad r. Ayr ca, kamu sektöründe giderek artan yolsuzluk ve kötü yönetim gibi nedenlerle, mükelleflerin önemli bir bölümü vergi kaç rmay neredeyse bir hak olarak görme e ilimindedirler. Artan oranl vergilemeye karfl çok say da gelir vergisi mükellefi, vergiden kaç nmak için gelirlerinin bir bölümünü parasal olmayan gelir biçimine sokma e ilimindedirler. Bu tür parasal olmayan gelir unsurlar na örnek olarak vergi harcamalar, yan gelirler ve kay t d fl kalma durumlar gösterebilir. Mükellefler, iflle ilgili olarak üretim aflamas nda matrahtan indirebilecekleri gider unsurlar n ya da vergi harcamalar n daha da art rarak vergiden kaç nabilirler. Örne in, pazarlama amac yla yurt d fl na ç kan bir mükellef, ifliyle ilgili olmayan seyahat giderlerini art rarak, vergi matrah n kolayca erozyona u ratabilir. Firmalar, üst düzey yöneticilerinin ve önemli teknik elemanlar n n baflka firmalara geçmelerini önlemek amac yla, onlara ek sa l k sigortas, ek emeklilik planlar, lojman, flirket otosu, yurt d fl gezi olanaklar ve pahal ifl yemekleri gibi yan gelirler sa layarak da vergiden kaç nabilmektedirler. Bu durumda hem en iyi yöneticiler ve dan flmanlar istihdam edilerek bu firmalar n di er firmalara karfl bir tür rekabet üstünlü ü elde etmeleri sonucunda kaynak ay r m nda etkinlikten sap lmakta hem de bu tür parasal olmayan gelir unsurlar n n vergisini (yan ödemelerin matrahtan düflülmesi nedeniyle) devlet paylaflt ndan kaynak ay r m nda etkinlikten sap lm fl olmaktad r. Uygulamada, vergiden kaç nma ve vergi kaçakç l, çok de iflik biçimlerde ve yöntemlerle kay t d fl kald için, vergilendirilemeyen bir sektörün oluflmas na yol açabilmektedir. Kay t d fl ekonomi, mafya ve yer alt ekonomileri (kaçakç l k, esrar ve silah ticareti gibi), naylon fatura kullanma, para aklama operasyonlar ve beyaz

15 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 175 kad n ticareti gibi çok say da alan kapsamaktad r. Baz kimseler ise, vergilendirilebilir gelir elde ettikleri halde, maliye ile iliflkide bulunmayarak kay t d fl nda kalmaya çal flmaktad rlar. Örne in, ülkemizde çok say da iflveren, sosyal sigorta vergilerinin yüksekli i nedeniyle, kay t d fl kalarak vergi ödemekten kaç nabilmektedirler. Kay t d fl kalmada afl r vergi yükü, kamu düzenlemeleri, kamudaki savurganl k, vergi denetiminin yetersizli i, vergi ödeme ahlak, vergiye karfl direnç, din, iklim ve ülkelerin özel koflullar na ba l olarak de iflen çok say da faktör etkili olmaktad r. Örne in, Protestanl n yayg n oldu u ülkelerde kay t d fl ekonominin boyutlar, Katolik Akdeniz ülkelerine göre son derece küçüktür. % 5-10 oran ndaki kay t d fl l a, ço u ülkeler baz meslek alanlar n koruma amac yla göz yummaktad r. Örne in, sviçre de aileden kazan lm fl özel beceri isteyen kaliteli saat yap m nda köylüler bilinçli olarak kay t d fl tutulmufllard r. Buna karfl n, ülkemizdeki kay t d fl ekonominin büyüklü ü resmi ekonomiyi neredeyse geçmektedir. Tablo10.3, çeflitli ülkelerdeki kay t d fl ekonominin büyüklü ünü göstermektedir. Ülkenin Ad Yüzdesi Ülke Ad Yüzdesi Türkiye 55 Almanya 8 Yunanistan 30 Fransa 7 spanya 25 Hollanda 6 talya 20 ngiltere 6 Portekiz 20 USA 6 Belçika 13 Japonya 5 Tablo 10.3 Seçilmifl Baz Ülkelerde Kay t D fl Ekonominin Büyüklü ü Kaynak: The Economist, August 14, 1993, s. 55 Yukar daki tabloya göre, kay t d fl ekonominin büyüklü ü yönünden ülkemiz birinci s rada yer almaktad r. Kay t d fl ekonomin afl r büyüklü ü nedeniyle ülkemizde vergi gelirlerinin yar s ndan fazlas toplanamamaktad r. Bu nedenle, hükümetler 1980 li y llardan beri vergi toplama yerine borçlanmay ye lemekte, böylece, baflta vergi adaletsizli i, gelir da l m n n kötüleflmesi, kaynak ay r m nda etkinsizlik ve istikrars zl k gibi çok say da sorun ortaya ç kmaktad r. Bir ekonomide gelir vergisi art fl n n hangi gelir gruplar nda ikame; hangilerinde gelir etkisi yaratabilece i konusunu tart fl n z. SIRA S ZDE GEL R VERG S N N GEL R DA ILIMI ÜZER NDEK ETK S AMAÇ 4 Bireysel gelir vergisinin aksak rekabet koflullar alt nda yans t lmas n ve gelir da l m n iyilefltirici nitelikteki negatif gelir vergisi uygulamas n aç klamak. Kaynak ay r m nda etkinli in sa lanmas, tek bafl na ekonomik sorunlar çözmede yeterli de ildir. fiöyle ki, belli bir sat n alma gücüyle desteklenmedikçe bireysel talebin aç klanmas olana yoktur. Bu nedenle, gelir da l m adil olmayan ekonomilerde kaynak ay r m nda etkinlik de sa lanamamaktad r. Kaynak ay r m nda etkinli in sa lanamamas ise, ekonomik istikrar n gerçeklefltirilmesini önlemektedir. Bu nedenle ekonomilerde birinci önceli in adil gelir da l m na verilerek, kaynak ay r m nda etkinli in sa lanmas na çal fl lmal d r. Gelir artt kça, marjinal faydas n n giderek düflmesi özelli i nedeniyle, adil vergilemenin sa lanabilmesi için gelir vergisi tarifesinin artan oranl olmas gerekmektedir. Artan oranl tarife gelir vergisinde adaletin sa lanmas na yard mc olurken, kaynak ay r m nda etkinli i bozucu bir etki yaratabilir. Ancak, ampirik çal flmalara

16 176 Kamu Ekonomisi göre, gelir vergisinin artan oranl tarifesinin kaynak ay r m yla ilgili olarak yaratt gelir ve ikame etkileri genellikle birbirini götürmektedir. Buna karfl n, yoksulun en son liras n n marjinal faydas, zenginin son liras n n marjinal faydas ndan daha fazla oldu u için adil vergileme için artan oranl vergi tarifesi gelir da l m n iyilefltirici bir rol oynamaktad r. Ne var ki, artan oranl gelir vergisi tarifesinin gelir da - l m n iyilefltirebilmesi için, vergi kaçakç l n n olmamas ve bu verginin yans t lmamas gerekmektedir. Aksak Rekabet Koflullar Alt nda Verginin Yans t lmas Emek arz e risi esnek olsa bile, çal flma saatlerinin yasalarla saptanmas ya da sabit olmas nedeniyle, emek sahibi çal flma süresini art rarak ya da azaltarak, ödedi- i vergileri baflkalar na yans tamaz. flçi sendikalar ise, genellikle ifl görenin ödedi i vergiyi iflverene yans tmas n kolaylaflt rma yerine ücret art fl sa lamak için u rafl verirler. Keynes e göre, ücret zamm sonunda nominal ücretinin artt n gören iflgörenler psikolojik olarak para aldatmacas n n etkisi alt nda kalarak, durumlar ndan memnun kal rlar. Benzer durum, enflasyon ortam nda da ortaya ç kar. Örne in, % 30 oran ndaki bir enflasyon nedeniyle, sendikalar n iflçi ücretlerinde ayn oranda bir art fl sa lamay baflard klar n düflünelim. Bu durumda, artan oranl vergi tarifesi uygulamas nedeniyle, maafl n artan k sm n n vergisi ilk gelir dilimlerine göre çok fazla olaca ndan, vergi sonras harcanabilir gelir art fl % 30 un alt nda kalacakt r. Teoride mali sürüklenme (fiscal drag) da denilen bu durumda, iflçiler artan oranl tarifenin ücret zamm n eritici etkisini göremediklerinden, para aldatmacas n n etkisi alt nda kalarak, eski durumlar n koruduklar n zannederler. Böylece, iflgörenler vergilerin kendilerine yans t lmas nda yard mc olmaktad rlar. Uygulamada, çal flanlar içinde bulunduklar ifl kollar na ve pozisyonlar na ba l olarak vergi yans mas yönünden farkl durumdad rlar. En az ücret alarak çal flanlar ile memurlar n maafllar ve ücretleri prodüktivitelerine uygun olarak saptanmad ndan, gelir vergilerini yans tamazlar. Profesyoneller ve teknik elemanlar, ço u zaman ödedikleri gelir vergisini iflverene yans tabilirler. Ancak, iflveren de üretti i mala olan talep esnekli ine ba l olarak, kendisine yans t lan vergiyi sat fl fiyat içinde tüketicilere yans tabilmektedirler. Üst düzey yöneticilerinin ödedikleri vergiler de, kolayca yans t labilmektedir. Bunun nedeni, üst düzey yöneticilerin maafl ve ücretlerinin daima prodüktivitelerinin üzerinde saptanmas yla ilgili bulunmaktad r Ayr ca, artan oranl tarifenin yüksek oran üzerinden vergilendirmenin yol açt olumsuz psikolojik etkileri gidermek için, üst düzey yöneticilerine yan gelirler de verilmektedir. Üst düzey yöneticilerinin iflverene yans tt klar vergiler ise, fiyat mekanizmas yla iflverenler taraf ndan kolayca tüketicilere yans t labilmektedir. Negatif gelir vergisi: Saptanan düzeyin üstünde gelir elde edemeyen bireye devlet taraf ndan vergi ödemesi yap lmas durumudur. Negatif Gelir Vergisi Bir çok ülkedeki gelir vergisi uygulamas na göre, sermaye geliri elde edenler lehine sa lanan çok say daki teflvikler nedeniyle, toplumdaki gelir da l m ciddi biçimde bozulmaktad r. ABD gibi oldukça zengin bir ülkede bile, yap lan sosyal iyilefltirmelere karfl n yine de, yoksulluk sorunu yaflanmaktad r. Bu sorunun çözümüne iliflkin olarak, belli bir gelir düzeyinde gelir elde ettikleri için yoksul say lan 36 milyon bireyin durumunu iyilefltirmek amac yla, 1970 li y llardan beri uygulanmakta olan negatif gelir vergisi afla da özlü olarak anlat lmaktad r. Negatif gelir vergisinin amac, bir ailenin insanca yaflabilmesine olanak verecek biçimde ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar n karfl layacak gelir düzeyini sa lamakt r. Bu amaçla devlet, yoksulluk bofllu unu giderecek biçimde gelir transferi yapar. Uygulamaya göre devlet, minimum yaflam standartlar n karfl lamaya yetecek

17 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 177 gelirleri olmayan kimselere negatif gelir vergisi ödemesi yapmaktad r. Böylece, yaflam için zorunlu olan e itim, sa l k, bar nma, beslenme ve tafl mac l k gibi giderlerini karfl layacak gelir düzeyi ile fiilen elde edilen gelir aras nda ortaya ç kan yoksulluk bofllu u devlet taraf ndan doldurularak insanlar n minimum düzeyde yaflamlar n devam ettirmeleri olana verilmeye çal fl lmaktad r. fiekil 10.2 de Milton Friedman n ( ) gelifltirdi i negatif gelir vergisi modeli aç klanmaktad r. y Gelir düzeyi C H L I B D Negatif Gelir Vergisi fiekil 10.2 Gelir düzeyi s f r olan bir aile için negatif gelir vergisi %100 oran yla uygulan rken; y lda Dolara kadar gelir elde eden aileler için vergi oran n n giderek nas l azald görülmektedir º O x Gelir düzeyi fiekil 10.2 de CBD e risi, vergi sonras gelir düzeyini, yatay ve dikey eksenler gelir düzeylerini, OB ya da 45 derece do rusu ise, vergi öncesi ve sonras gelirin birbirine eflit olduklar noktalar n geometrik yerini göstermektedir. fiekilde, en az geçim düzeyi y ll k olarak Dolar olarak gösterilirken, y lda Dolar gelir elde eden bir iflçinin durumu C noktas yla gösterilmektedir. Bu durumda y lda Dolar gelir elde eden bir aile için yoksulluk bofllu u ( ) Dolar olmaktad r. fiekle göre, yoksulluk bofllu unun yar s olan Dolar söz konusu aileye negatif gelir vergisi olarak (IH) ödenirken, geriye kalan Dolar ise, gelir transferi ya da sübvansiyon olarak (HL) ödenmektedir. Buna karfl n, hiç geliri olmayan baflka bir mükellefe ise, yoksulluk bofllu una ya da ( ) Dolara eflit miktarda bir negatif gelir vergisi ödenmektedir. Yukar daki aç klamalar m za göre, uygulanmakta olan gelir vergisi geliri, yaflam için gerekli olan gelir düzeyini göz önünde bulundurmadan vergilendirmektedir. Devletin böyle bir uygulamaya uygun olarak gelir elde edenlerden toplad vergi pozitif vergidir. Buna karfl n, devletin yoksulluk s n r n n alt nda kalan ailelere yoksulluk bofllu unu dolduracak biçimde vergi ödemesi ise negatif vergilemedir. Böyle bir uygulamaya göre, hiç gelir elde edemeyen aileler örne in ABD nde oldu u gibi, y lda Dolar tutar nda bir negatif gelir vergisi al rlarken, bu düzeyin alt nda gelir elde edenler ise, elde ettikleri gelir ile Dolar aras ndaki farka eflit bir negatif vergisi al rlar. Bu yönüyle negatif gelir vergisi, sosyal güvenlik hizmetlerinden daha kapsaml bir programd r. fiöyle ki, sosyal güvenlik hizmetlerinden daha önce sosyal güvenlik primlerini ödeyenler yararlan rlarken, negatif gelir vergisinden, en az geçim düzeyinin alt nda gelir elde eden bütün vatandafllar yararlanmaktad r. Negatif geliri vergisi ilk bak flta gelir da l m sorununa tek bafl na çözüm getiren bir araç olarak görülmesine karfl n, uygulamada çok say da sorunun yafland da görülmektedir. Bu konuda karfl lafl lan önemli sorun, böyle kapsaml bir program n finansman n n devlet bütçesini zorlayacak büyüklükte olmas d r. Di er önemli bir sorunu ise, kamu ekonomisinin kaynak ay r m ve gelir da l m fonksiyonlar aras nda ciddi bir çat flmaya yol açmas d r. Gerçekten, hiç geliri olmayan kimselere devletin vergi ödemesi nedeniyle, bireyler verginin ikame etkisi alt nda

18 178 Kamu Ekonomisi kald klar ndan, çal flarak daha fazla para kazanmay düflünmeyeceklerdir. Çünkü, bu durumda gelir etkisi neredeyse s f rlanmaktad r. Bu nedenle, negatif vergilemede kaynak ay r m nda etkinlikten tamamen sap lmaktad r. Öte yandan, bireylere karfl l ks z olarak bir gelir sa lanmas, çok say da insan için gurur k r c bir etkide yaratabilmektedir. Ancak, bu say lan olumsuzluklar içinde en önemlisi, ikame tesiri alt nda kalan kimselerin aylak kalmay ye lemeleridir. Böylece, iflgücü arz yetersiz olaca ndan, kaynak ay r m ve istikrar sa lama fonksiyonlar, negatif vergileme nedeniyle giderek daha da olumsuz yönde etkilenecektir. Bu olumsuz etkileri gidermek için, Friedman modeli d fl nda daha baz modeller de gelifltirilmifltir. Bunlardan Theobald Plan na göre, çal flmay teflvik ederek iflgücü arz n daha da art rmak amac yla, çal flana ayr ca % 10 gibi bir teflvik priminin verilmesi öngörülmektedir. Ne var ki, 1968 y l ndan beri uygulanmas na karfl n, ABD ndeki yoksul say s n azaltmada, negatif gelir vergisinin önemli bir rolü olmam flt r. Bunun nedeni, en az geçim düzeyini ya da yoksulluk s n r n belirleyen e itim, sa l k, bar nma, beslenme ve tafl mac l k hizmetlerinin tamam na yak n bir bölümünün piyasa ekonomisince sa lanmas d r. Bu nedenle, uygulama genellefltirilememifl olup, ancak baz eyaletler düzeyinde devam ettirilmektedir. Avrupa Birli i ülkelerinde ise, minimum yaflam düzeyini karfl lamaya yetecek gelir vergileme d fl nda tutulmaktad r. Ülkemizde hiç geliri olmayan bir aile için yoksulluk bofllu u 2002 y l nda ayl k yaklafl k 700 Dolar oldu u halde, asgari ücret düzeyi 150 Dolar düzeyindedir. Türkiye de bir ailenin yaflam s n r n n ya da sadece beslenme giderinin bile, asgari ücret düzeyinin üstünde oldu u görülmektedir. Buna karfl n, ülkemizde sadece yoksulluk bofllu unu dolduran gelir düzeyi de- il, ayr ca yaflam s n r n n alt ndaki gelir bile vergiye tabidir. Yoksulluk bofllu unun ABD de y lda Dolar ve Türkiye de ise, yaklafl k Dolar kadar olmas, Türkiye de hayat pahal l n n ne kadar yüksek oldu unu göstermektedir. Bunun nedeni, Türkiye de yaflam giderlerinin önemli bir bölümünü oluflturan elektrik, akaryak t, e itim, sa l k, tafl mac l k, konut ve di er sosyal hizmetlerin çok yüksek fiyatlarla sunulmas ile ilgili bulunmaktad r. SIRA S ZDE Aksak rekabet koflullar nda hangi meslek grubuna mensup bireyler gelir vergisini yans tabilirler? Niçin? GEL R VERG S N N EKONOM K ST KRAR ÜZER NDEK ETK S AMAÇ 5 Gelir vergisinin tasarruflar üzerindeki olumsuz etkileriyle, ekonomik istikrar otomatik bir biçimde sa lay c olumlu etkilerini saptamak. Modern kamu ekonomisi ilkelerine göre, bir ekonomide istikrar n sa lanabilmesi için, öncelikle kaynak ay r m nda etkinlik ve gelir da l m nda adaletin sa lanmas gerekmektedir. Bu nedenle, bu iki temel amac gerçeklefltirmeden, geleneksel ekonomi politikalar yla istikrar sa lama olana pek yoktur. Afla daki aç klamalar m z, uygulanan vergi politikas ile kaynak ay r m nda etkinli in ve gelir da l - m nda adaletin sa lanmas na iliflkin düzenlemelerin gerçeklefltirildi i varsay larak, gelir vergisinin istikrar sa lamaya yönelik özelliklerini ele almaktad r. Bunun için önce, gelir vergisinin artan oranl tarifesinin kaynak ay r m nda etkinlik yönünden tasarruflar ve yat r mlar üzerindeki etkisi incelemekte, daha sonra ekonomik istikrar kendili inden sa lay c özelli i üzerinde durulmaktad r.

19 Ünite 10 - Bireysel Gelir Vergisi 179 Tasarruflar Üzerindeki Etkisi Artan oranl bir gelir vergisinin faiz gelirini azaltarak ve tüketim düzeyini yükselterek, yat r mlar olumsuz yönde etkiledi i genellikle tart fl lmaktad r. Ne var ki, mükellefin içinde bulundu u gelir grubuna ba l olarak, faiz geliri üzerine konulan artan oranl bir vergi tarifesi tasarruflar de iflik biçimlerde etkilemektedir. Düflük gelir grubundaki vergi mükelleflerinin marjinal tüketim e ilimlerinin yüksek olmas nedeniyle, tasarruf düzeylerinin de düflük oldu u söylenebilir. Öte yandan, düflük gelir gruplar na artan oranl vergi tarifesi daha düflük oranlarla uyguland nda, verginin tasarruf düzeyleri üzerindeki olumsuz etkisi o kadar önemli olmamaktad r. Buna karfl n, üst gelir grubundaki mükelleflerin marjinal tüketim e ilimlerinin düflük olmas ve vergi oranlar n n giderek daha da artmas nedenleriyle, tasarruflar gelir vergisinden olumsuz biçimde etkilenir. Artan oranl vergi tarifelerinin tasarruflar üzerindeki olumsuz etkileri, verginin gelir ve ikame etkilerinin birlikte ifllemesi biçimlerinde ortaya ç kar. kame etkisi verginin tasarruflar azaltmas nedeniyle, tasarruf ve tüketim aras ndaki nispi fiyatlar de iflti inden, mükellefin tüketim düzeyinin art rmas biçiminde ortaya ç kar. Gelir etkisi ise, verginin tasarruflar azalt c etkisini gidermek için mükellefin daha fazla çal flarak gelirini art r p, tasarruf düzeyini vergi öncesi miktar nda korumaya yönelik çabalar n art rmas biçiminde ortaya ç kar. Gelir vergisinin ikame etkisinin bir çok mükellef üzerinde olumsuz etkisinin daha bask n oldu u düflünülebilir. Ancak, ülke düzeyinde de erlendirildi inde, artan oranl vergi tarifesinin tasarruflar üzerindeki olumsuz etkisinin o kadar büyük olamayaca görüflü de savunulmaktad r. Çünkü, bir çok mükellef s rf vergi oran artt diye, tüketim kal plar n ve al flkanl klar n birden de ifltirerek tüketim düzeyini yükseltmeyebilmektedir. Öte yandan, günümüzde tasarruflar n önemli bir bölümü sosyal güvenlik kurumlar nda toplanmaktad r. Bu kurulufllar n vergisel teflviklerden yararlanarak giderek artan kurumsal tasarruflar, yat r mlar finanse edecek önemli bir finansman fonu oluflturmakta böylece, artan oranl vergi uygulamas n n tasarruflar azalt c etkisi minimize edilerek dengelenmektedir. Yat r mlar Üzerindeki Etkisi Artan oranl gelir vergisinin yat r mlar üzerindeki etkisi ikame ve gelir etkilerinden birisinin bask n olmas na ba l olarak ortaya ç kmaktad r. Verginin gelir etkisi, artan oranl verginin vergi sonras net kâr azalt c etkisini gidermek için, yat r mc - n n daha riskli yat r mlar ye lemesi biçiminde ortaya ç kmakta, ikame etkisi ise, yat r mc n n artan gelir vergisi oran n n net gelirini azalt c etkisini gidermek için daha az riskli yat r m alanlar na yönelmesine yol açmaktad r. fiekil 10.3 gelir vergisinin artan oranl tarifesinin yat r m kararlar üzerindeki etkisini aç klamaktad r. fieklin yatay ekseninde yat r mc n n yüklendi i risk düzeyi, dikey eksende ise kârl l k oran gösterilmektedir. Yat r m yapmayarak gelirini elinde tutan bir giriflimcinin hem riskinin hem de kârl l k oran n n s f r oldu u durum O noktas yla gösterilmifltir. Di er bir uç durum, vergi oran oldukça yüksek olmas na karfl n, kârl l k oran çok yüksek oldu undan en yüksek riskli yat r m türünün seçildi i U noktas d r. Bunun nedeni, verginin olumsuz etkisini giderecek kadar ya da yüksek riskin sa lad gelir ile vergi miktar aras ndaki fark kadar bir risk primi elde etme olana n n bulunmas d r. fiekilde, çeflitli risk ve kârl l k oranlar bileflimlerini gösteren noktalar n geometrik yeri OU e risiyle gösterilmifltir. Bu koflullar alt nda yat r mc, kendisine ayn fayday sa layan çeflitli risk ve kârl l k oranlar n n geometrik yerini gösteren 0 kay ts zl k e risinin, OU yat r m olanaklar n gösteren e riye te et oldu u M noktas n seçecektir. Çünkü, M denge noktas nda ya-

20 180 Kamu Ekonomisi t r mc OK oran nda yüksek bir risk yüklenerek ve OR kârl l k oran na eriflerek bir risk primi elde etti inden, verginin gelir etkisine göre hareket etmektedir. fiekil 10.3 Artan Oranl Vergi Tarifesinin Yat r mlar Üzerindeki Etkileri Gelir vergisinin artan oran yükseldi inde, yat r mc vergi öncesi ald 0K kadar riskten kaç narak 0R gibi daha yüksek kârl l k oran yerine, daha az riskli yat r mlar ye leyerek 0P gibi daha düflük kârl l k oran na raz olmaktad r. y Yat r m n kârl l T R P 0 I 0 I 1 U M N L K S Z Risk x Gelir vergisinin artan oranl tarifesi artt r ld nda, yat r m olanaklar e risi OU dan OZ ye, kay ts zl k e risi ise, I 1 olarak afla do ru kaymaktad r. Bu durumda I 1 kay ts zl k e risinin vergi sonras yat r m olanaklar e risine te et oldu u N noktas yeni denge noktas n göstermektedir. Anlafl lmaktad r ki, artan oranl vergi tarifesinin artt r lmas durumunda, yat r mc, eskisine göre daha az riskli olan (OL) ve dolays yla kârl l k oran düflen (OP) yat r mlar ye lemektedir. Buna karfl n, riskli yat r mlar seçmeyerek, tasarruflar n devlet tahvillerine yat - rarak ve riski s f r olan bir yat r m alan n seçen yat r mc ise, risk primi elde eden yat r mc ya göre daha az faiz geliri elde edecektir. S f r ya da daha az riskli alanlara yat r m yapmay ye leyen giriflimci, artan oranl vergi tarifesinin ikame etkisi alt nda kalmaktad r. Ancak, devlet tahvili faiz gelirinin vergisiz olmas nedeniyle yine de, piyasa faiz oran n n üzerinde vergi sonras net bir gelir elde edebilmektedir. Devlet tahviline yat r m yapan bir giriflimcinin, riski s f r oldu undan yat r m olanaklar e risi, devlet tahvili faizini gösteren bir noktada dikey ekseni kesmektedir. Yüksek riskli yat r mlar ile ekonomik kalk nma aras nda do rudan bir iliflki oldu undan, geçmiflte Japonya da k talararas deniz tafl mac l sektörü devlet taraf ndan teflvik edilerek önemli döviz geliri sa lanm flt r. K talararas yük tafl mac l - nda gemilerin sigorta edilmemesi gibi büyük bir riskle karfl laflan tafl y c lar önemli bir risk primi elde etmek durumunda kalm fllard r. Türkiye de ise, geçmifl y l zararlar n n vergi matrah ndan düflülmesi biçiminde yat r mc firmalara sa lanan vergisel teflvikler bir tür risk primi olarak düflünülebilir. fiöyle ki, riskli ve risksiz her tür yat r m için ayn teflvik olana n n sa land böyle bir durumda, bir çok firmalar vergi sonras kârlar n maksimize etmeye çal flt klar ndan, yat r m düzeylerini art rmazlar. Öte yandan, vergi iadesi, h zland ran amortisman politikalar ve yat - r m indirimi gibi di er teflvik önlemlerinin topluma olan maliyeti, yat r mlar art r - c etkisinin çok üzerinde gerçekleflmifltir. Kald ki, ülkemizde 50 y ldan beri devam eden bu uygulamaya karfl n, yat r m düzeyinde önemli bir art fl da olmam flt r. Vergisel teflvikler genelde kaynak ay r m etkinli ini bozarak, uluslar aras ticaretin yönünü de olumsuz yönde etkiler. Örne in, ABD nin teflvik etti i çiftçilerinin üretti i bu day n fiyat, Türkiye de üretilen bu day fiyat na göre daha düflüktür. Bu durumda, Türk tüketicilerinin fiyat daha düflük ABD bu day ürünlerini tüketmeleri ilk bak flta refah art r c bir faktör olarak de erlendirilebilir. Ne var ki, Türkiye deki çiftçilerin ürettikleri bu day satamamalar nedeniyle giderek fakirlefltikleri de gözlemlenmektedir. Bu durumda, Türk çiftçilerinin sonraki y llarda bu day yerine alternatif bir ürün ekmeleri ya da bu day tarlalar n n ba ya da bahçeye dönüfltürülmesi nedeniyle kaynak ay r m nda önemli sapmalar söz konusu olmufltur.

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar

Detaylı

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici GEL R VERG S KANUNU NUN GEÇ C 55 NC MADDES UYARINCA 2003 VE 2004 YILINDA STOPAJA TAB OLMASI NEDEN YLE BEYANA TAB OLMAYAN GEL RLER N 2005 DURUMU Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü 1- G R fi B ilindi

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev ürünlerin vergilendirilmelerine iliflkin aç klamalar n yap ld Maliye Bakanl Genel

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

2011 Y l Gelir Vergisi Beyan ( 2010 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin ) BFS - 2011/02 stanbul, 21.02.2011. Arkan & Ergin

2011 Y l Gelir Vergisi Beyan ( 2010 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin ) BFS - 2011/02 stanbul, 21.02.2011. Arkan & Ergin 2011 Y l Gelir Vergisi Beyan ( 2010 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin ) BFS - 2011/02 stanbul, 21.02.2011 Bu sirkülerimizde, tam mükellef gerçek kifliler taraf ndan 2010 takvim y l nda elde edilen

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

2013 Y l Gelir Vergisi Beyan (2012 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2013/03 stanbul, 06.03.2013

2013 Y l Gelir Vergisi Beyan (2012 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2013/03 stanbul, 06.03.2013 2013 Y l Gelir Vergisi Beyan (2012 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2013/03 stanbul, 06.03.2013 Bu sirkülerimizde, tam mükellef gerçek kifliler taraf ndan 2012 takvim y l nda elde edilen

Detaylı

2014 Y l Gelir Vergisi Beyan (2013 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2014/04 stanbul, 04.03.2014

2014 Y l Gelir Vergisi Beyan (2013 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2014/04 stanbul, 04.03.2014 2014 Y l Gelir Vergisi Beyan (2013 Takvim Y l nda Elde Edilen Gelirler çin) BFS - 2014/04 stanbul, 04.03.2014 Bu sirkülerimizde, tam mükellef gerçek kifliler taraf ndan 2013 takvim y l nda elde edilen

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 SİRKÜ : 2016/09 KAYSERİ Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 04.03.2016 tarih ve 29643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kurumlar Vergisi 1 Seri No.lu Genel Tebliğinde Değişiklik

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

G elir Vergisi Kanununun 40, 63 ve 89 maddelerinde yer alan hükümler,

G elir Vergisi Kanununun 40, 63 ve 89 maddelerinde yer alan hükümler, B REYSEL EMEKL L K S STEM LE fiahis S GORTALARINA YAPILAN PR M ÖDEMELER N N GEL R VERG S MATRAHININ TESP T NDE G DER VEYA ND R M OLARAK DE ERLEND R LMES fienol ÇET N Serbest Muhasebeci Mali Müflavir I-

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

Asgari Ücret Denklemi

Asgari Ücret Denklemi Asgari Ücret Denklemi Av. Mesut Ulusoy MESS Hukuk Müflaviri ve Dr. Aykut Engin MESS E itim Müdürü flçilere normal bir çal flma günü karfl l olarak ödenen ve iflçinin g da, konut, giyim, sa l k, ulafl m

Detaylı

SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI

SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI Resul KURT* I. G R fi 5510 say l Sosyal Sigortalar ve Genel Sa l k Sigortas Kanunu 16.06.2006 tarih ve 26200 say l Resmi Gazetede yay nlanm flt r. 5510 say

Detaylı

Ö zel inflaat, kiflilerin oturmak veya satmak amac yla kendi nam ve hesaplar na

Ö zel inflaat, kiflilerin oturmak veya satmak amac yla kendi nam ve hesaplar na m a l i Ç Ö Z Ü M 133! Ömer KÖSE* I- ÖZEL NfiAAT fi Ö zel inflaat, kiflilerin oturmak veya satmak amac yla kendi nam ve hesaplar na bina infla etmelerini ifade etmektedir. Kendi nam ve hesab na inflaat

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve ÖZEL MATRAH fiekl NE TAB ALKOLLÜ ÇK SATIfiLARINDA SON DURUM H.Hakan KIVANÇ Serbest Muhasebeci Mali Müflavir I. G R fi K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve modern

Detaylı

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Menkul K ymet Yat r m Ortakl klar, Sermaye Piyasas Mevzuat gere ince sadece portföy iflletmecili i faaliyetlerinde bulunmakta ve buradan

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI 1. Firma karını maksimize eden üretim düzeyini seçmiştir. Bu üretim düzeyinde ürünün fiyatı 20YTL ve ortalama toplam maliyet 25YTL dir. Firma: A)

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ)

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) 8.2. Ders İçerikleri 8.2.1. Zorunlu Dersler MLY 101 Denetim Ticari faaliyetler ile ilgili olayların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak

Detaylı

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk.

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Sayı: 64597866-120[94-2014]-131 Tarih: 28/08/2014 T.C. GELİR

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI SİNCAN İMKB TİCARET MESLEK LİSESİ ŞİRKETLER MUHASEBESİ DERSİ SERMAYE ŞİRKETLERİNDE KÂR DAĞITIMI Mehmet Ali GÜLER 1 ANONİM ŞİRKETLERDE KAR DAĞITIMI 1. Kâr: İşletmenin faaliyet döneminde öz kaynaklarında

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1:

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1: Soru ve Cevap SORU 1: Hisse devir sözleflmesinin noterde onaylanmas aflamas nda al nacak noter harc n n flirket sermayesinin tamam üzerinden mi yoksa sat n al - nan toplam hisse bedeli üzerinden mi tahsil

Detaylı

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES Copyright Vadeli fllem ve Opsiyon Borsas A.fi. Aral k 2010 çindekiler

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda BFS - 2011/08 stanbul, 25.08.2011 Sermaye Piyasas Kurulunun afla da yer alan 10.08.2011

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu

Detaylı

SORU - YANIT YANIT SORU VE

SORU - YANIT YANIT SORU VE SORU - YANIT YANIT SORU VE??? 316 MAL ÇÖZÜM Say : 96-2009 Soru - Yanıt SORU 1 Sabit k ymetlerimizin icradan zarar na sat lmas durumunda sat fl zararlar n gider yazabilirmiyiz? YANIT 1 5520 Say l Kurumlar

Detaylı

1. Yasal Düzenlemeler

1. Yasal Düzenlemeler 1. Yasal Düzenlemeler Gelirin toplanması ve beyanı ile toplama yapılmayan haller Gelir Vergisi Kanununun 85 inci maddesi ile 4842 ve 4962 sayılı Kanunlarla değişik 86 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Söz

Detaylı

Bireysel Emeklilik Sisteminden Ç k flta Uygulanan Vergi Stopaj na liflkin Son Geliflmeler. BFS - 2009/16 stanbul, 02.09.2009

Bireysel Emeklilik Sisteminden Ç k flta Uygulanan Vergi Stopaj na liflkin Son Geliflmeler. BFS - 2009/16 stanbul, 02.09.2009 Bireysel Emeklilik Sisteminden Ç k flta Uygulanan Vergi Stopaj na liflkin Son Geliflmeler BFS - 2009/16 stanbul, 02.09.2009 Bireysel Emeklilik Sistemi nden ç k flta uygulanan vergi kesintisi ile ilgili

Detaylı

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014)

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) GİRİŞ ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) 2012-2014 dönemi Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programla uyumlu olmak üzere gelecek üç yıla ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

TAHAKKUK VE DÖNEMSELL K LKELER

TAHAKKUK VE DÖNEMSELL K LKELER TAHAKKUK VE DÖNEMSELL K LKELER Altar Ömer ARPACI* I - G R fi 213 say l Vergi Usul Kanununun 19 uncu maddesinde, vergi alaca n n do umunu vergiyi do uran olay n vukuu veya hukuki durumun tekemmülüne ba

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

K ooperatifler, toplumu meydana getiren kiflilerin hayat düzeylerini

K ooperatifler, toplumu meydana getiren kiflilerin hayat düzeylerini KOOPERAT FLERDE GEL R G DER FARKININ GER DÖNÜfiÜMÜ (R STURN) Muhammed AKYOL Serbest Muhasebeci Mali Müflavir G R fi K ooperatifler, toplumu meydana getiren kiflilerin hayat düzeylerini dayan flma, yard

Detaylı

2464 BELED YE GEL RLER KANUNU BELEDİYE GELİRLERİ

2464 BELED YE GEL RLER KANUNU BELEDİYE GELİRLERİ 2464 BELED YE GEL RLER KANUNU 213 BELEDİYE GELİRLERİ KANUN N N ESK fiekl KANUN N N YEN fiekl 41 ÇEVRE TEM ZL K VERG S : (5035 Say l Kanun ile de iflen madde. Yürürlük Mükerrer Madde 44--3914 say l kanunun

Detaylı

DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI:

DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI: SİRKÜLER TARİHİ : 01/10/2010 SİRKÜLER NO : 2010/81 DEVREDEN YATIRIM İNDİRİMİNİN KULLANIMI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ YAYIMLANDI: Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi nin iptal kararı üzerine, 01 Ağustos 2010

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

KALE Danismanlik 0232-4454842 0555-9730689

KALE Danismanlik 0232-4454842 0555-9730689 1 278 SERĐ NO'LU GELĐR VERGĐSĐ GENEL TEBLĐĞĐ Resmi Gazete Sayısı 27800 (6. Mükerrer) Resmi Gazete Tarihi 29/12/2010 Kapsam 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010 2010 Y l nda Güvence Hesab na Yap lan lar Rekor Düzeyde Artt A. Kadir KÜÇÜK Güvence Hesab Müdürü üvence Hesab nda 2010 y l nda yap - G lan baflvurularda yüzde 111 gibi rekor bir art fl yaflan rken, toplam

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 31.12.2004-31.12.2005 dönemine ilişkin

Detaylı

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN Emre KARTALOĞLU Gelirler Kontrolörü TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN GİRİŞ Bilindiği gibi, 4842 sayılı Kanunla 1 vergi kanunlarında köklü değişiklik ve

Detaylı

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol 1. Giriş Bu yazıda, Bursa daki (ciro açısından) en büyük 250 firmanın finansal profilini ortaya koymak amacındayız.

Detaylı

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU I-GİRİŞ Grup şirketleri arasında gerçekleşen fiyatlandırma sistemi ekonominin kuralları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Özellikle gelişmekte

Detaylı

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU Aytaç ACARDA * I G R fi flletmeler belli dönemlerde sat fllar n artt rmak ve iflletmelerini

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST 100 endeksi, Nisan ayı içerisinde %0,2 lik artış göstererek 86.046 seviyesinden kapandı. Aynı dönem içerisinde

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9))

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9)) Sirküler 2016 / 019 Referansımız: 0259 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: info@kutlanpartners.com İstanbul, 08.03.2016 Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar

Detaylı

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler ÜN TE II L M T Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler MATEMAT K 5 BU BÖLÜM NELER AMAÇLIYOR? Bu bölümü çal flt n zda (bitirdi inizde), *Bir

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

YEN DÖNEM YURTDIfiI BORÇLANMASINDA BAfiVURU YÖNTEM VE MERC

YEN DÖNEM YURTDIfiI BORÇLANMASINDA BAfiVURU YÖNTEM VE MERC YEN DÖNEM YURTDIfiI BORÇLANMASINDA BAfiVURU YÖNTEM VE MERC fievket TEZEL* I. Girifl: Türk vatandafllar n n, yurtd fl nda geçen ve belgelendirilen sigortal l k süreleri ile bu sigortal l k süreleri aras

Detaylı

T ürk vergi sisteminin ana unsurlar olan, vergi idaresi ve vergi mevzuat n n

T ürk vergi sisteminin ana unsurlar olan, vergi idaresi ve vergi mevzuat n n VERG S STEM - VERG YÜKÜ VE KAYIT DIfiILIK Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I. G R fi T ürk vergi sisteminin ana unsurlar olan, vergi idaresi ve vergi mevzuat n n sorunlar n n neler oldu u ve tespit

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER TABLOLAR LİSTESİ ŞEKİLLER LİSTESİ KISALTMALAR GİRİŞ 1 BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERİN GELİŞİM SÜRECİ VE KONUYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER I. TÜRKİYE'DE İŞTİRAKLERE İLİŞKİN

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER Bülent SEZG N* 1-G R fi Katma de er vergisinde vergilendirme dönemi, 3065 Say l Katma De- er Vergisi Kanununun 39 uncu maddesinin 1

Detaylı

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE 4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SERĠ NO: 9) MADDE

Detaylı

Menkul Sermaye Gelirleri 2011 Yılı Vergi Rehberi

Menkul Sermaye Gelirleri 2011 Yılı Vergi Rehberi Menkul Sermaye Gelirleri 2011 Yılı Vergi Rehberi Şubat 2011 Vergi 2 Sunuş Geniş kitlelerin parasını değerlendirdiği para ve sermaye piyasalarında küçük veya büyük yatırımı olanlar bakımından yatırımlardan

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 NAKİT SERMAYE ARTIŞLARINDA İNDİRİM UYGULAMASI Kurumlar Vergisi Kanunu nun Diğer İndirimler başlıklı 10. Maddesine eklenen (ı) bendi hükmü ile; finans, bankacılık ve sigortacılık

Detaylı

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 215 ROMANYA LE BULGAR STAN IN AB YE EKONOM K ENTEGRASYONU Yrd. Doç. Dr. Mesut EREN stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 1. Girifl Avrupa Birli i nin 5. ve son genifllemesi 2004 y l nda 10 Orta ve Do u

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor

AR& GE BÜLTEN. Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor Ahmet KARAYİĞİT Makroekonomik göstergeler açısından başarılı bir yılı geride bıraktık. Büyüme, ihracat, faizler, kurlar, faiz dışı fazla gibi pek çok ekonomik

Detaylı

SİRKÜ : 2015/04 KAYSERİ Konu : 2015 Yılındaki Asgari Ücret Tutarları ile. 14.01.2015 Bu Konuyla İlgili Diğer Değişiklikler

SİRKÜ : 2015/04 KAYSERİ Konu : 2015 Yılındaki Asgari Ücret Tutarları ile. 14.01.2015 Bu Konuyla İlgili Diğer Değişiklikler SİRKÜ : 2015/04 KAYSERİ Konu : 2015 Yılındaki Asgari Ücret Tutarları ile 14.01.2015 Bu Konuyla İlgili Diğer Değişiklikler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2015 yılı

Detaylı

H ZMET AKD LE ÇALIfiANLARIN T BAR H ZMET SÜRES NE OLACAK?

H ZMET AKD LE ÇALIfiANLARIN T BAR H ZMET SÜRES NE OLACAK? H ZMET AKD LE ÇALIfiANLARIN T BAR H ZMET SÜRES NE OLACAK? Cevdet CEYLAN* I-G R fi tibari hizmet süresi; a r, riskli ve sa l a zararl ifllerde fiilen çal flan ve bu ifllerin risklerine maruz kalan sigortal

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

B REYSEL EMEKL L K S STEM

B REYSEL EMEKL L K S STEM B REYSEL EMEKL L K S STEM 1 B REYSEL EMEKL L K S STEM NED R? kinci bir emeklilik geliridir, çal rken sahip oldu unuz hayat standatlar n z koruman z, emeklilik döneminde kendi ayaklar n z üzerinde durman

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19

Detaylı

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir.

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir. A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 16 Temmuz 2014 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle Fonun Yatırım Amacı Portföy Yöneticileri Fon Toplam Değeri Portföyünde

Detaylı

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler 2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar Konsolide Olmayan Veriler Rakamlarla Halkbank 70 y l Kooperatif ve KOB kredilerinde 70 y ll k tecrübe ve genifl müflteri taban Halkbank n rekabette kuvvetli yönleridir.

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla

S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla mali ÇÖZÜM 171 E T M TES SLER VE REHAB L TASYON MERKEZLER NE L fik N KURUMLAR VERG S ST SNASI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla birlikte

Detaylı