eni devlet savaşların yakasını bir türlü bırakmadığı Ortadoğu>da

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "eni devlet savaşların yakasını bir türlü bırakmadığı Ortadoğu>da"

Transkript

1 Türk Dünyasının Sesi Gazetesı Yıl:1 Sayı: 3 Ekim 2013 Türk Birliği`nin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır. Mustafa Kemal Atatürk: Asya ile Avrupator denizin altından birleşti Ponta makinist bölümünde ilk sürüşü gerçekleştirdiler. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Marmaray açılışının ardından ilk seferde makinist koltuğuna oturdu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Somali Cumhurbaşkanı Hasan ŞEyh Mahmud, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Romanya Başbakanı Vik- Cumhuriyet in ilanının 90. yılını kutlayan Türkiye, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın da katılımı ile Asya ve Avrupa sahillerini denizin altından birleştiren Marmaray tünelinin açılışını gerçekleştirdi. Yerin 62 metre altından geçen 5,5 milyar liralık (2,77 milyar dolar) Marmaray projesinde dünyanın en derin demir yolu Boğaziçi sularının altından geçiyor. Metro bugün ilk kez hizmet vermeye başladı ve 15 gün boyunca yolculardan ücret alınmayacak. Gelecek iki yıl içerisinde uzun mesafeli ray sistemi de projeye entegre edilecek. Böylece proje ile İstanbul un uluslararası bir merkez haline getirilmesi hedefleniyor. Kazılar sırasında 8 bin yıllık tarihi eserlere rastlanması nedeni ile yapımı dört yıl geciken demiryolunda Avrupa ile Asya arasında günde 1,5 milyon yolcu taşınacak. Hükümete göre iki kıta arasındaki ulaşımı dört dakikaya kadar düşürecek proje ile İstanbul trafiği yüzde 20 oranında rahatlayacak. Devamı 9 da Azerbaycan da yeniden O r t a d o ğ u d a 4y eni devlet Aliyev d ö n e m i 1Yıllardır savaşların yakasını bir türlü bırakmadığı Ortadoğu>da Azerbaycan da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini resmi olmayan ilk sonuçlara göre, yüzde 84,68 oyla mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kazandı. Azerbaycan halkı yeni cumhurbaşkanını seçmek için yedinci kez sandık başına gitti. Merkezi Seçim Komitesi nden (MSK) yapılan açıklamada, seçimlerin yerel saatle itibarıyla resmen bittiği ve sayım işleminin başladığı belirtildi. Seçimde, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile 9 aday yarıştı. Seçimi 52 bine yakın yerli ve 100 e yakın ülkeden de bin 300 yabancı gözlemci izledi. Azerbaycan da, resmi olmayan ilk so- Türk Dünyası Edil Marlis Uulu Türk Halkları Kongresi Başkanı Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun Türkiye Cumhuriyeti ni, huzur ve refah dolu yarınlara ulaştırmak için hiç şüphesiz ki el birliği ile çalışacak, Atatürk ilke ve devrimlerine her zaman ve her konumda sahip çıkacaktır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Milli Mücadele ile tarihte eşine çok az rastlanır bir başarı gerçekleştirilmiştir. Yaşanılan tüm zorluk ve sıkıntılara karşın inanç ve kararlılık örneği olarak kazanılan bu zafer, Milletimize kayıtsız şartsız egemenliği sağlayan Cumhuriyeti rejimini armağan etmiştir. Büyük Önder Atatürk ü ve de silah arkadaşlarını, canından aziz bildiği vatanı için kanlarını bu toprağa dökmüş şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha yad ediyor, Cumhuriyet Bayramınızı yürekten en kalbi sevgilerimle kutluyorum. Milletimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. nuçlara göre, oyların yüzde 84,68 ini alarak yeniden cumhurbaşkanı seçilen İlham Aliyev i, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç birlikte tebrik etti. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç onuruna resmi konutta verdiği yemek esnasında Aliyev i telefonla aradı. Erdoğan ve Yanukoviç, Aliyev i seçimlerdeki başarısından dolayı tebrik ederek başarılar diledi. İki lider, Aliyev e, cumhurbaşkanlığına yeniden seçilmesinden duydukları memnuniyeti iletti. TÜRK KİMDİR? Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. Mustafa K.ATATÜRK gelecekte 5 ülkenin parçalanacağı ve 14 yeni devletin ortaya çıkacağı ileri sürüldü. New York Times gazetesi yazarlarından Robin Write, çatışmaların yaşandığı Ortadoğu>daki birçok ülkenin gelecekte bölüneceğini öne sürdü. New York Times gazetesinde haritalı bir analiz yayınlayan Wright; Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Libya ve Yemen in bölüneceğini öne sürdü. SUUDİLER PARAMPARÇA OLACAK Bölünecek 5 ülkeden toplam 14 devlet çıkabileceğini öne süren ABD li gazeteci Wright a göre, gazeteciye göre en büyük parçalanmayı Suudi Arabistan yaşayacak. Ülkede yönetim, gelecekte prenslere geçtikçe kabile ayrımları derinleşecek; kuzey, güney, doğu ve batı Arabistan doğacak. Suudi Arabistan şu andaki sınırlarının orta bölümünde yer alacak. SURİYE VE IRAK TA KÜRDİSTAN Beşar Esad yönetimine karşı ayaklanmanın yaklaşık 2.5 yıldır sürdüğü Suriye>nin yanısıra Irak da 3 e bölünecek. Suriye>nin Akdeniz kıyısında bir alevi devleti oluşacak. Suriye>nin kuzeyi ile Irak>ın kuzeyinde bir Kürdistan devleti kurulacak. Suriye ve Iraklı Sünniler ortak bir devlet kuracak. Irak>ın güneyindeyse Şiistan devleti kurulacak. Yakın zaman önce birleşen Yemen, kuzey ve güney Yemen olarak yine bölünecek. Libya da parçalanmadan kurtulamayacak. Kabileler arasındaki büyük rekabet sonucu, ülkenin doğusunda Sirenakya, batıda Trablus ve güney batıda Fizan adlı devletler ortaya çıkacak. İmam-ı -Maturidi Üniversiteli Gamze, Microsoft un Maveraünnehir deki Semerkant şehrinin Maturidi köyün(şimdi Mahallesi)nde doğmuş ve köyünün adı lakabı olmuştur. İmam Matüridi Türk tür. İmâm el-maturidi Kısaca Ebu Mansur el-maturidi diye bilinen Ebu Mansur Muhammed bin Muhammed bin Mahmud el-maturidi, Maveraünnehir deki Semerkant şehrinin Maturidi köyün(şimdi Mahallesi)nde doğmuş ve köyünün adı lakabı olmuştur. İmam Matüridî Türk tür. Doğum tarihi konusunda kaynaklarda pek net bilgi bulunmamakla birlikte, tüm tarihçilerin ittifak ettikleri vefat tarihi 333/944 e ve hocalarından Muhammed bin Mukatil er-razi nin vefat tarihi olan 248/862 tarihine ve bir asra yakın yaşamış olduğuna da bakarak doğum tarihini 238/852 veya 853 yılı kabul edilmektedir. İslâm dünyasında hicri ikinci asırdan itibaren bir taraftan akla dayanan felsefî ilimler tercüme ve te lif yoluyla yayılırken, akla ehemmiyet veren Mu tezile ortaya çıkmış ve akaid görüş ve kanaatlerini yaymaya başlamıştı. Nakle bağlılığı ve teslimiyeti şiar edinen selef akidesi bu yeni cereyana karşı başarılı olamıyordu. Halife Me mun un Mutezileyi resmi devlet görüşü yapması ile bu mezhep yaygınlaşmaya başlamıştı.(218/833). Devamı 9 da Türkiye Ve Dünya Birincisi Gamze Oruç, M i c r o s o f t Microsoft un her yıl 2 kez yazılım ve tasatürkiye nin düzenlediği yarışmalarda Türkiye ve Dünya birincisi oldu AKDENİZ Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı ikinci sınıf öğrencisi Gamze Oruç, Microsoft Türkiye nin düzenlediği Microsoft Windows 8 Uygulama Geliştirme ve Java & Android Developer Yarışması Türkiye birincisi; Java & Android Developer, Web ve Grafik Tasarım ve Yazılım Geliştirme Yarışması nda dünya birincisi oldu. rım yarışması düzenlediğini söyleyen Gamze Oruç, firmanın Açık Akademi eğitimini tamamladıktan sonra bu yarışmalara girdiğini söyledi. İlk katıldığı yarışmanın Veri Tabanı alanında olduğunu kaydeden Oruç, 4 Ağustos 2011 de başlayan yarışma sürecinin 2012 yılı Eylül ayında sonuçlandığını ve dünya 11 incisi olduğunu söyledi. Oruç, Katıldığım ikinci yarışma ise yazılım alanında Alan Genişletme yarışması oldu. Devamı 7 de

2 2 Türk Dünyasının Sesi Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Dr. İsmail Safi İstanbul Milletvekili-TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Bu hafta Azerbaycan da sessiz sedasız bir seçim oldu. Seçimlerin bu kadar sessiz ve heyecansız geçmesinin nedenlerinden biri, belki de en önemlisi, seçimin galibinin aylar öncesinden belli olmasıdır. Türkiye den 30 dan fazla milletvekili ile gittiğimiz ve benim de üçüncü kez seçim gözlemcisi olarak bulunduğum bu ülkede, Azerbaycan ın genel sosyo ekonomik durumu, siyasal yapısı ve iktidar muhalefet ilişkileri üzerinde bir gözlem ve analiz yapma fırsatı buldum. Baba Haydar Aliyev döneminde içerde devlet otoritesini tesis ederek toplumsal istikrarı yakalayan Azerbaycan, dışarda da petrol avantajı ve Sovyet diploması tecrübesinden istifade ederek ABD-Avrupa, Rusya, İran ve Türkiye satrancında dengeli bir dış politika gütmüş, uluslararası kurumlara üye olarak buralarda da önem ve ağırlığını giderek hissettirmiştir. İlham Aliyev in 10 yıllık iktidarı döneminde Azerbaycan başta ekonomik olmak üzere, sosyal ve siyasal alanlarda önemli başarılara imza atmıştır. Onun döneminde ekonomi en az 3 kat büyümüş, işsizlik %5 lere kadar düşmüş, enflasyon ise %1 lerde seyretmiş ve Azerbaycan parası da dünyanın en değerli beş parasından biri haline gelmiştir. Bu dönemde eğitim ve sağlığa ise yaklaşık 10 kat harcama yapan Azerbaycan hükümeti başta silah sanayi olmak üzere kendi öz sanayisini kurma gayreti içine girmiş, uydusunu uzaya göndermiş ve fazla veren ticaret dengesi ile de borç veren ülkeler klasmanına yükselmiştir. Aliyev cenahında vaziyet oldukça parlak gözükürken, muhalefet cephesindeki durumun hiç de öyle olmadığını ve neredeyse 20 yıllık dağınıklığından hala kurtulamadığını görmekteyiz. Başta Cumhuriyetin iki köklü partisi Musavat ve Halk Cephesi, maalesef bugüne kadar iktidar karşısında topluma, ikna edici somut bir politika, strateji ve proje sunamamışlardır. Sadece seçimden seçime alel acele kurdukları ittifaklar ise beklentileri hep boşa çıkarmıştır. Bu bakımdan, bu seçimde de muhalefet partileri tarafından oluşturulan Milli Şura dan da çok şey beklenemezdi. Üstelik bugüne kadar hep batıdan medet uman muhalefet cephesinin bugün Rusya vatandaşı Rüstem İbrahimbeyoğlu nu aday olarak çıkarması hem vatandaşın kafasını karıştırmış, hem de kendi kafa karışıklığının bir göstergesi olarak okunabilir. Azerbaycan daki demokrasi eksikliğinin sebebi sadece mevcut iktidarın kural ve uygulamalarıyla açıklanamaz, aynı zamanda da muhalefetin tutum ve yöntemlerine de bakmamız lazım. Bugüne kadar hep reaksiyoner ve eleştirel bir muhalefet anlayışı güden muhalefet, maalesef ülke sorunları ile ilgili somut düşünce ve proje ortaya koyamıyor. Üstelik muhalefet, ülkenin Aliyevler iktidarları dönemindeki kazanımlarını da sürekli görmezlikten geliyor. Böylelikle Azerbaycan yönetimi ile ilgili sadece hep eksik ve kötü bir resim sunma gayretinin ötesine geçememişlerdir. Buna ilaveten kanımca muhalefetin yine en büyük hata ve yanılgısı, kendi toplumunun iç dinamiklerine yaslanmak yerine, başta Avrupa ve ABD olmak üzere, dış bağlantılar üzerinden iktidara gelebilme hesapları içine giriyor. Fakat unutmamak gerekir ki, Batının Azerbaycan demokrasisine desteği ya da kösteği, sadece ve sadece oradaki çıkarları ile sınırlıdır. Esasen Azerbaycan yönetiminin demokratik olmadığı veya bu konuda çok eksiği olduğunu söylemek ve bunun üzerinden de hükümete baskı kurmaya çalışmak Azerbaycan iktidarına olduğu kadar Azerbaycan halkına da haksızlık olacaktır. Çünkü, sadece 22 yıllık bir demokrasi tecrübesi olan bir ülkenin kısa sürede ekonomik ve sosyal istikrarını sağlayarak büyük bir inkişaf içerisine girdiğini, aynı zamanda da uluslararası kurum ve kuruluşların gözlem ve denetimini kabul ederek, seçimler geçirdiğine şahit olmaktayız. Bunu söylerken tabii ki Azerbaycandaki seçimlerin Batı ülkeleri gibi demokratik bir atmosferde geçtiğini iddia etmiyoruz. Aksine demokratik adil, özgür ve şeffaf bir seçim için oldukça eksikleri var. Fakat Batı yanlısı renkli devrimlerlerin sahne olduğu komşu ülkelerle kıyasladığımız zaman bile, bu ülkelerin hiçbirinin demokrasi alanında Azerbaycandan daha ilerde olduğu söylenemez. Oysa yapılması gereken, demokrasi havarisi edasıyla onu koşulsuz demokrasiye zorlamak yerine, bir taraftan onun ekonomik ve sosyal istikrarını sağlamlaştırmasına öncelikle müsaade edilmeli, diğer taraftan da demokrasiyi geliştirmesini sabırla beklemeli ve bu yönde teşvik edilmelidir. Çünkü demokrasi hiç bir ülkede bitmiş ve başarılmış bir hedef değil, tam tersine yaşayan, gelişen ve aslında da sonu gelmeyen bir süreçtir. Bugünün çağdaş Batı toplumları bu noktaya ancak uzun mücadeleler ve çabalar sonucu ulaşabilmişlerdir. Azerbaycan dan bunu bir nefeste alel acele başarmasını istemek, en iyi ihtimalle çok kolaycılık, ama kötü ihtimal ise cehalet ya da ard niyetlilik olacaktır. Dünyayı Yöneten Tehlikeli Gizli/Küresel Örgütler Dünyayı kimler yönetiyor? sorusu hepimizi düşündüren bir soru. Acaba dünyamızı gerçekten kimler ve nasıl yönetiyor? İhtiyar dünyamızın gerçek efendileri kim? Bugünkü Gizli Dünya Devleti nin/küresel Çete nin önemli kuruluşları kimlerden ve nasıl oluşuyor? Bu makalemizde bu sorulara cevap arayacağız. er şeyden önce şunu özellikle ve önemle ifade etmek gerekirse, ihtiyar dünyamızı yöneten gizli/ küresel seçkinler grubu oldukça az sayıda kişilerden oluşmakta; siyaset, sanayi, ekonomi, ticaret, banka/sermaye, silah, medya vb unsurlar başta olmak üzere birçok alanda güçlü ve gizli bir örgütlenme sağlamışlardır. Ki bundaki gayeleri, bütün dünyayı kendilerine köle yapıp Küresel Efendiler(!) olmak istemeleridir. Dünyadaki siyasî ve ekonomik krizlerin, savaşların, ihtilallerin, siyasî cinayetlerin, hükümet düşürmelerin, salgın hastalıkların meydana gelmesinde bu küresel efendilerin rolü oldukça büyüktür. Bu küresel gizli örgütlerin/küresel efendilerin başını İlluminati (aydınlanma demek) denilen örgüt çekiyor. İlluminati, 1 Mayıs 1776 da Adam Weishaupt tarafından Almanya Bavyera da kurulmuştur. Weishaupt, Ingolstadt Üniversitesinde hukuk profesörü iken masonik eğilimlere merak sarmış ve bir gizli örgüt kurmuştur. Ama hükümete karşı bazı hareketler de içeren yayınları nedeniyle 1786 da polis tarafından basılmış ve ondan sonra da tamamen yeraltına inmiştir. İlluminati nin daha sonra çok güçlendiği ve 1833 de Yale Üniversitesinde General William Russel tarafından Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü (Skulls and Bones Society-SBS) olarak kurulduğu öne sürülmektedir. Yani bir anlamda SBS; İlluminati nin ABD deki devamı ve uzantısıdır. İlluminati örgütünün temelini WASP (White/Beyaz Anglo-Sakson, Protestan) dediğimiz Anglo- Sakson Beyaz Protestan Amerikalılar oluşturuyor; dünyadaki birçok gizli ve küresel oluşum bu WASP grubu tarafından örgütlenmektedir. İlluminati, adını ve üyelerini inanılmaz bir sır gibi saklayan ölümcül bir kuruluştur. Bugün hemen her ülkede mevcuttur. Özel eğitim, tören ve alt kültürlerden gelmeyenler İlluminati ye kabul edilmezler. ABD başkanlarının pek çoğu İlluminati den ya icazet alırlar ya da üyesidirler. İlluminati o kadar gizlidir ki, varlığından bile bahsedilmez. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin cezası kayıtsız şartsız ölümdür. İlluminati nin NATO ile veya Gladyo gibi yeraltı örgütleri ile de ilişkisi olduğu bilinmektedir. İlluminati şebekesinin temel amacı bütün dünyayı tek merkezden yönetebilmek için eli her tarafa uzanabilen bir ağ oluşturmaktı. Fakat bunun gerçekleşmesi için birbirleriyle irtibatlı birtakım alt örgütlerin oluşturulmasına ihtiyaç vardı. Bu alt örgütlerden biri de Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü (Skulls and Bones Society-SBS) dür. Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü (SBS) nün fikirleri ve törenleri masonlarınkine çok benzemektedir. Beyin yıkama uygulamasının bir başlangıcı olarak inisiasyon töreni adı verilen bir tören uygulanır. Bu törende üyeliğe kabul edilen kişi çırılçıplak soyunup bir tabuta girer. Tabuttan çıktığında kendini yeniden doğmuş gibi kabul eder. Ondan sonra artık kafa yapısını SBS şebekesinin organizatörleri ve bu şebekenin dayandığı fikirler şekillendirir. İşleyiş tarzı, bir üst birimi olan İlluminati ninkine çok benzer. Son derece gizli çalışır. Üyelerinin dışarıya bilgi sızdırmamasına büyük önem verilir. Bu örgüte üyelik ancak davetle mümkündür. Yani bir kimse kendi istese de örgütün içinden bir davet olmadan bu isteği dikkate alınmaz. Örgütü organize edenler özellikle seçtiklerini almak ve onları da önemli konumlara getirmek amacıyla bu sistemi uygulamaktadırlar. Bir kişinin örgüte kabul edilmesi için WASP (White, Anglo-Sakson, Protestan) dediğimiz Anglo-Sakson Beyaz Protestan Amerikalı olması şartı aranır. Bu örgütün son 150 yılda 2 bin 500 den fazla üyesi olmuştur. Bunların hepsi de Amerika da her alanda kilit noktalara gelmişlerdir. Örgüte alınanların aile fertleri ve akrabaları da elit tabakadan kabul edilirler. ABD eski başkanı baba Bush ve oğul Bush da, bu örgütün üyesidir. SBS nin temelinde bir çelik çekirdek iç hücre, etrafında daha büyük bir çember, onun etrafında da daha dış bir yapılanma vardır. Chapter 322 ismi ile de anılan iç merkezin direkt olarak merkezde olmak şartıyla Trilateral Komisyon, CFR, Bilderberg, Atlantik Konsül (Masonik Grup), Bohemian Grove (veya Bohemian Club), Pilgrem Society, ve SBS nin dış gölge örgütleri -üye almak için- oluşturdukları yan kulüpleri vardır. Örgütün merkezi Yale Üniversitesi ndedir ve örgüte her yıl sadece 15 erkek üye kabul edilmektedir. Bu örgüt masonik örgütlenmenin bir kanadı sayılır. Amerika da oldukça etkili olan örgütün mensupları toplumda hemen her yapıya girmiştir. Bunların içinde Beyaz Saray, Yüce Divan, medya, iş ve endüstri, federal banka sistemi, kanun yapıcı kurullar, mahkemeler vs. yer alır. Yeni Dünya Düzeni teorisinin geliştirilmesinde de en önemli rol oynayan organizasyonlardan biri de bu örgüttür. Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü (SBS), İlluminati Örgütünün devamıdır demiştik. Bu ikisinin bir çalışma irtibatı ve koordinasyon içinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca şunu da ifade edelim ki, üyelerinin tamamına yakını aynı zamanda İlluminati nin Yuvarlak Masa Teorisi ne göre oluşturulan Bilderberg ve Dış İlişkiler Komisyonu (CFR) gibi organlara üyedirler. Burada yeri gelmişken kısaca Yuvarlak Masa Teorisi nden bahsedelim. İlluminati örgütünün temel amacı bütün dünyayı tek merkezden yönetebilmek için eli her tarafa uzanabilen bir ağ oluşturmaktı. Bunun gerçekleşmesi için birbirleriyle irtibatlı birtakım alt unsurların oluşturulmasına ihtiyaç vardı. İşte bundan dolayı bir Yuvarlak Masa (The Round Table) Teorisi geliştirildi. Bu teoriye göre şekillendirilecek organlar, üstlendikleri görevlere göre kendi aralarında bir irtibat ağı kuracak, bilgi alış verişinde bulunacak ve dünya ülkelerini yönlendirecek politikalar geliştireceklerdi. Yuvarlak Masa organlarının elemanları kendi ülkelerinde etkili kişiler olacaklardı. Yuvarlak Masa teorisi ilk olarak 1877 de John D. Rockefeller, Cecil Rhodes, John P. Morgan, Andrew Carnegie ve Mayer A. Rothschild dan oluşan beşli tarafından ortaya atılmıştır. Bunların hepsi de İlluminati şebekesinin üyeleriydi ve üçü yani Rockefeller, Morgan ve Rothshild Yahudi kökenliydi. Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü nün bağlı olduğu İİlluminati den başka; 1-CFR (Council on Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi), 2-Rose Croix (Gül Haç), 3-Trilateral (Üçlü) Komisyon ile de direkt ilişkileri vardır. Bu üç küresel gizli güç hakkında biraz bilgi vermemiz, konumuzun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. 1-Dış İlişkiler Komitesi (CFR- Council of Foreign Relations) Dış İlişkiler Komitesi (CFR-Council of Foreign Relations) Gizli Dünya Devleti nin en önemli organlarından biridir ve Yuvarlak Masa teorisine göre şekillendirilmiş organizasyonların da eskilerindendir. Bu yüzden CFR üzerinde biraz ayrıntılı bir şekilde durmak gerekmektedir. CFR, 21 Temmuz 1921 de New York ta kuruldu. Kuruluşunda Yahudi kökenli Walter Lippmann ın önemli rolü olmuştur. Fakat bu oluşumun kurulmasıyla ilgili ilk karar Birinci Dünya Savaşı sonrasında toplanan Versailles (Versay) Barış Konferansı nda alındı. CFR, 2. Dünya Savaşı nda da çok önemli bir rol oynamıştır. Foreign Affairs adlı ünlü dergi bu örgütün yayın organıdır. Bu dergi vasıtasıyla dünya kamuoyu üzerinde bir politik yönlendirme yapmaya çalışmaktadır. Gizli Dünya Devleti organları gibi CFR de son derece gizli çalışmaktadır. Ancak yönlendirme amaçlı faaliyetlerini dışa yansıtmakta ve bu yansıtma ile açıktan çalıştığı intibaını vermeye gayret etmektedir. Yüzyıllardır ülkü piramiti, Süleyman mabedi, tek hükümetli dünya, Sion un oğullarının vaat edilmiş birleşik krallığı, evrensel kardeşlik gibi fikirleri savunan gizli cemiyetlerin bu ideolojisini ilk harekete resmi olarak geçiren kuruluş CFR dır. Globalizm (Küresel Amerikan Hâkimiyeti)in gizlilikten çıkıp dünyaya ilanı CFR nın kuruluşu ile başlamıştır. Genellikle Newyork ve Washington da yaşayan zenginler ve elitler bu örgüte üye olurlar. Ticaret, sanayi, banka, medya, akademi, istihbarat, teknoloji alanlarda en etkin konumlarda bulunan 3 bin 300 üyesi mevcuttur. Bu üye sayısı önceleri 600 ile sınırlıyken günümüzde artış göstermiştir. Özellikle Amerika daki istihbarat örgütleri üzerinde oldukça güçlüdür. FBI, CIA, DIA, DEA ve başka istihbarat şefleri bu örgütün de elemanıdır ve CFR nin ilkelerinden dışarı çıkamazlar, CFR nin emrindedirler. CFR; WASP (Anglo-Sakson Protestan Beyaz aileler) ve Yahudi ailelerin birleştiği bir üst kurumdur. Bu ailelerden en meşhurları dünyanın en zengin ailesi olan Rothschild ailesidir ki, kendileri ABD dolarını basan Yahudi kökenli İngiliz ailedir. Diğeri ise Rockefeller ailesidir ki, bu aile de dünyanın sayılı zengin ailelerinden biridir. Gizli Dünya Devleti nde çok önemli etkinliği olan Rockefeller ailesinin bir ferdi olan David Rockefeller, CFR nin onursal başkanı olarak kabul edilmektedir. Yazımızda bahsettiğimiz tüm örgütlerin perde arkasındaki/başındaki isim David Rockefeller dir. IMF (Uluslararası Para Fonu), Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası da CFR nin tamamen etkisi ve yönetimi altındadır. Geri kalmış ülkeleri fakirleştirmek/sömürmek ve ekonomilerini yok etmek böylece o ülkelerin bağımsızlıklarını ellerinden alma yolunda bu tür kuruluşlar CFR nin emirleri doğrultusunda çalışmaktadır. Devamı Gelecek Sayıda T ü r k Te l e k o m d a n evlere özel akıllı telefon: E4 Türk Telekom, dijital yaşam dönüşümünde yeni bir dönem başlatıyor. Türk Telekom, dünyada bir operatörün tasarlayıp geliştirdiği ilk akıllı ev telefonuyla, akıllı yaşam teknolojilerini herkes için ulaşılabilir hale getiriyor. Ev telefonu kullanım alışkanlıklarını kökten değiştirecek Türk Telekom akıllı ev telefonuyla internete girmek, televizyon seyretmek, oyun oynamak, müzik dinlemek ve sosyal ağlara bağlanmak mümkün. Dünyada 4 ekran genişliğine sahip, en güncel Android Jelly Bean işletim sistemli ilk ve tek akıllı ev telefonu E4 ile kullanıcılar dilerlerse evde ve ofiste var olan internet bağlantısı üzerinden internete girerek maillerini okuyabilecek, ofis dosyalarını açarak üzerinde çalışabilecek; Facebook, Twitter gibi sosyal medya uygulamalarını kullanabilecek. E4 içinde yüklü olan Wirofon uygulamasıyla kullanıcının bulunduğu yerdeki internet bağlantısı üzerinden, ev telefonu tarifesiyle konuşmasına da olanak tanıyacak. Türk Telekom akıllı ev telefonu E4; Wirofon, TTNET Müzik, Tivibu, Bulut Rehber, Bulut Depo, Akttar, Yardım Rehberim uygulamaları yüklenmiş olarak Aralık ayı itibarıyla tüm Türk Telekom bayi ve ofislerinde satışa sunulacak. Tahsin Yılmaz: Müşterilerimize dijital çağın avantajlarını sunuyoruz Akıllı ev telefonunun kamuoyuna tanıtım toplantısında bir konuşma yapan Türk Telekom CEO Tahsin Yılmaz, iletişim sektörünün lideri olarak Dijital Yaşam Dönüşümü vizyonuyla müşterileri için çözümler üretmeye devam ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 3D vizyonumuz doğrultusunda, dijital çağın avantajlarını müşterilerimize en iyi şekilde sunmak için ürünlerimizi sürekli geliştiriyor ve çeşitlendiriyoruz. Bir yakınsama ürünü olarak akıllı ev telefonumuzu; Türk Telekom Grubu nun tüm iletişim hizmetlerinin harmanlandığı bir platform, entegre bir iletişim cihazı olarak değerlendiriyoruz. Yeni ürünümüzle, Türkiye de genişbant penetrasyonunu desteklemeyi ve mobil tarafla yapacağımız sinerji kampanyalarıyla müşterilerimize daha fazla değer katmayı hedefliyoruz. Yılmaz konuşmasında, araştırmaların Türk halkı için ev telefonunun vazgeçilmez bir cihaz olduğunu gösterdiğini de vurgulayarak, Türkiye de her yıl yaklaşık 1 milyon adet kablosuz ev telefonu satılıyor dedi. Akıllı ev telefonunu Türk mühendisler geliştirdi Akıllı ev telefonunun yoğun bir çalışma sonucunda ortaya çıktığını belirten Tahsin Yılmaz, şu bilgileri verdi: Tüm mühendislik ve tasarım çalışmalarını Türkiye de yaptığımız ve orta vadede Türkiye de üretmeyi hedeflediğimiz akıllı ev telefonumuzla, Android işletim sistemi ile DECT teknolojisini birleştirdik. Böylece kablosuz ev telefonlarını müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirdik. Teknolojide öncü bir grup olarak Ar-Ge yatırımlarını ve müşterimize fayda sağlamayı birinci öncelik sayıyoruz. Önümüzdeki dönemde, pazara daha farklı segmentlerde farklı tüketici ihtiyaçlarını karşılayan cihazları sunmayı hazırlanıyoruz. Akıllı ev telefonlarımızın ilki olan E4 ün tüm Türkiye ye ve dünyaya hayırlı olmasını diliyorum. Ali Yılmaz: Akıllı ev telefonunda her bütçeyi düşündük Türk Telekom Bireysel Müşteri Başkanı Ali Yılmaz ise toplantıda yaptığı konuşmada, Yoğun bir çalışmayla hayata geçirdiğimiz bu yenilikçi hizmetimizle, yıllardır hayatımızda olan ev telefonu kavramında büyük bir devrim gerçekleştiriyoruz dedi. Dünyada bir operatör tarafından tasarlanıp gerçekleştirilen ilk akıllı ev telefonu E4 ile ev telefonlarına yepyeni bir değer kattıklarını belirten Yılmaz, akıllı ev telefonlarını her bütçeye uygun tekliflerle müşterilerine sunacaklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: Akıllı ev telefonunda müşterilerimize iki teklif sunuyoruz. Birinci teklifimiz, Cazip Ev Avantaj Dört Dörtlük ek tarifesi kullanan müşterilerimize sunduğumuz Eskiyi getir, akıllıyı götür! kampanyası. Bu kampanyayla eski ev telefonunu alıyoruz ve müşterilerimizi 24 ay taahhüt ile ayda sadece 2 TL ye* akıllı telefon E4 sahibi yapıyoruz. Ayrıca her yöne 1000 dakika ücretsiz konuşma hediye ediyoruz. İkinci teklifimizle; diğer tüm tarifeleri kullanan müşterilerimiz 24 ay taahhüt verdiklerinde, kullandıkları pakete ek olarak ayda 12 TL* daha ödeyerek akıllı ev telefonuna sahip olacak ve akşam 7 den sabah 7 ye her yöne ücretsiz konuşabilecek. Akıllı ev telefonuyla hayat artık daha kolay Hem konuşturup hem de internet üzerindeki tüm uygulamalardan yararlanmayı mümkün kılan akıllı ev telefonu E4, kolay arama özelliğiyle de hayat kolaylaştırıyor. İtfaiye, ambulans, polis imdat ve arıza hatlarını içeren acil numaralar butonu; en yakın hastane, eczane, taksi arama, su siparişleri ve bilinmeyen numaralar butonları kullanıcılara konfor sağlıyor. Kullanıcı kablosuz bağlantıya erişim sağladıktan sonra, marketten dilediği tüm uygulamaları indirerek telefonunu bir tablet gibi kullanabiliyor. Aynı zamanda Türk Telekom uygulamaları olan BuluTT Rehber ve AkTTar ile cep telefonundaki kişi listesini E4 e aktararak ev telefonundaki bedava dakikalarıyla her yöne aramalar yapabiliyor. Türk Telekom tarafından geliştirilen GeçiTT uygulaması ile Türk Telekom uygulamalarının da en güncel versiyonları rahatlıkla indirilebiliyor. Türk Telekom akıllı ev telefonunun teknik özellikleri Android Jelly Bean işletim sistemi 4 TFT LCD ekran (800 X 480 pixel) 126mm x 65mm x 11mm Capacitive Multi Touch (5 Parmak) 1.3 Ghz ARM İşlemci Harici baz istasyonu Wi-Fi bağlantı ile internet ( b/g/n) 3.5mm kulaklık çıkışı Micro USB 2.0 Micro SD kart girişi (32GB a kadar arttırılabilir hafıza) Ön yüzde VGA Kamera Bluetooth (4.0) ve AkTTar ile cep telefonundan rehber senkronizasyonu FM Radyo, E Mail, Ses kaydı Video oynatıcı Saat, alarm, takvim

3 Türk Dünyasının Sesi 3 Türkiye kendi uçağını yapmak için ortaklık kuruyor Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye de kendi uçağımızı yapmak istiyoruz, orta menzilli bölgesel jet üretmek istiyoruz. Bir şirket ile yakın bir zamanda ortaklık kurup bir yola çıkacağız dedi. Babacan, ABD deki Türk Yatırım Haftası etkinlikleri çerçevesinde bir hafta süren ABD temaslarını, yurda dönüşü öncesindetürk basın mensuplarına değerlendirdi. Babacan, 2023 hedefleri yolunda atılması gereken adımlar konusunda da değindi. ABD gezisi kapsamında büyük gövdeli uçak yapımında dünya devi olan Boeing in Seattle daki uçak yapım tesislerini ziyaret ettiğini dile getiren Ali Babacan, Türkiye nin artık kendi uçağını üretmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti: Biz de Türkiye de kendi uçağımızı yapmak istiyoruz, orta menzilli bölgesel jet üretmek istiyoruz. Bir şirket ile yakın bir zamanda ortaklık kurup bir yola çıkacağız. Sıfırdan kendimiz gerçekleştirmektense mevcut hazır bir platformu ele almak gibi bir stratejik planı ele aldık. 4 alternatif firma var. Biz Türkiye de bizim mühendislerimizin çalışmasını ve kendi gözümüzün önünde olmasını istiyoruz. Boeing ziyaretinde bu gündeme geldi, konuştuk. Onlarda, bizim üretmek istediğimiz orta menzilli jet konusunda, ileride bir rekabetin gelmesi beklentisi var. Babacan Gezi olaylarına da değinirken, Türkiye nin yanlış algıları önlemek için çok çalışması gerektiğine vurgu yaptı. Babacan sözlerini şöyle tamamladı: Gezi Parkı olaylarının oluşturduğu Türkiye nin algısı ile ilgili hasar, ciddi bir hasar. Tamir edilmesi çok uzun sürecek. Yaptığımız bütün bu programlarda kendi perspektifimizi, olayların niteliğini anlatıyoruz. Türkiye de olup bitenin dışarıda algılanış şekli farklı olabiliyor. Amerika nın 9. Büyük gazetesinin yazı işleri ile bir toplantı yaptık. Çok soru sordular, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Çok anlatmak, izah etmek gerekiyor. Yanlış algıyı önleyici iletişim çok önemli. Hükümet ve sivil toplum olarak, Türkiye nin gerçeklerini anlatmamız lazım ki yanlış anlamalar ortadan kalksın. Dünyanın İlk Geçici Türk Kahvesi Müzesi Kapılarını Kapattı Eskişehir de Türk Dünyası Başkentliği etkinlikleri kapsamında 21 gün süreyle açılan dünyanın ilk Geçici Türk Kahvesi Müzesi ni yaklaşık 20 bin kişinin ziyaret ettiği bildirildi. Tarihi Odunpazarı bölgesinde geçici süreyle açılan müzede, 16 ıncı yüzyıldan kalma kahve kavurucuları, fincanlar, el yapımı mangal ve cezveler gibi birçok obje görücüye çıkmıştı. Müzede sergilenen tarihi eserler, yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından hayranlıkla incelenmişti. Bu akşam itibariyle kapılarını kapatan dünyanın ilk müzesini 21 günde yaklaşık 20 bin kişinin ziyaret ettiği ve açık kaldığı sürede gösterilen ilgiden oldukça memnun olunduğu belirtildi. Müzenin kapanmasıyla alakalı İHA ya açıklamalarda bulunan müze yetkilisi Emrah Tosun, müzenin açık kaldığı süre zarfından yerli ve yabancı birçok turistin ziyaret ettiğini ve müzenin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Müzede sergilenen eserlerin büyük ilgi gördüğünü aktaran Tosun, Müzemiz, Japonya dan Konya ya kadar yerli ve yabancı birçok turist tarafından ziyaret edildi. Ama en çok ziyaretçiyi Konya ve Ankara illerinden aldık. Ayrıca kent halkının müzemize gösterdiği ilgiden de çok memnunuz. Müzedeki tarihi değere sahip eserlerimiz de ziyaretçilerin çok ilgisini çekti. Türk kültürüne ait Türk Kahvesi için kullanılan eserleri görmeleri ziyaretçilerimizi mutlu etti dedi. Akraba Türk Toplulukları Gençlik Kurultayı Eskişehir, Türk dünyasının buluşma noktası Eskişehir Vali Vekili Azmi Çelik de Kültür Başkenti Eskişehir in, Türk dünyasının buluşma noktası olduğunu aktardı. Türk dünyasının farklı coğrafyalarından kültür başkentine gelen gençlerin, geniş bir coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının, uçsuz bucaksız topraklarda farklı lehçe ve şivelerle Türkçe nin ses bayrağını dalgalandırdığını belirten Çelik, Bu farklılıklarda ve birbirinden çok uzak mesafelerde bile gönül dünyamız, aynı değerlerle bezenmiştir. Aynı yüce değerlere sahip Türk dünyası gençleri arasında sağlıklı ve sürekli bir iletişim, etkileşim, bilgi ve deneyim paylaşımının temellerini atmak üzere düzenlenen bu kurultayda gençlerimiz, kendi ülkelerindeki beşeri sorunları sunarak, sorunların çözümünde ortak akıl geliştirilmesine kakı sağlayacaklardır dedi. 26 ülkedeki 115 üniversiteden 400 öğrenci Selçuklu Sosyal Güvenlik, Eğitim, Kültür ve Dayanışma Vakfı (SOGEV) Genel Başkanı Prof. Dr. Turan Güven de kurultaya, 26 ülkedeki 115 üniversiteden 400 öğrencinin davet edildiğini bildirerek, Türkiye dışından gelen öğrencilerimiz, bir kere daha bize gösterdiler ki, Türkiye Cumhuriyeti, Türk ve İslam coğrafyasının en önemli çekim merkezlerinden birini oluşturuyor. Türkiye nin dünya siyasetinde, dünya terazisinde hissedilebilir bir ağırlık kazanması, birçok insanı rahatsız etmektedir ama kendi coğrafyamızda ve İslam coğrafyasındaki insanları da sevindirmektedir diye konuştu. Konuşmaların ardından bazı konuk öğrenciler, Destici, Çelik, Güven ile Tepebaşı Kaymakamı Mustafa Ünaldı, Gençlik ve Spor Bakanlığı Uzmanı Musa Dikmen e, ülkelerine özgü kıyafetlerle çeşitli hediyeler verdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile SOGEV iş birliğiyle gerçekleştirilen kurultay, 1 Aralık ta sona erecek. Konusunu Küresel Beşeri Sorunlar ve Gençlik in oluşturduğu kurultayın sonuç bildirgesi, Türkçe ve İngilizce yayımlanacak, ilgili ülkelerin gençlik politikalarında kullanılabilecek bir kalıcı dökümana dönüştürülecek. Sultan Sultan Alparslan. Büyük Selçuklu Devleti nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Beyin oğlu. Alp Arslan ( Aralık, 1072) (ʿAdud ad-daula Abu Shudschaʿ Muhammed bin Davud Çağrı), Büyük Selçuklu Devleti>nin ikinci hükümdarı olantürk devlet adamı. Alp Arslan, Türklerin Orta Asya>dan Anadolu>ya gelişlerini ve mücadelesini yöneten askerî komutan ve hükümdardır. Gerçek adımuhammed olup, daha çok ünvanı olan Alp Arslan adıyla tanınmaktadır. Büyük Selçuklu Devleti>nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Beyin oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey in yeğeni olan Alp Arslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Doğum tarihini çeşitli kaynaklar 1029 ile 1032 yılları arasında gösterir. Tarih yazarlarının çok yiğit bir savaşcı olarak tanımladıkları hükümdar çok küçük yaşta ata binip ok atmayı öğrendi. İlk gençlik yıllarında arkadaşlarından oluşan kendi birliğiyle katıldığı Dandanakan vb. savaşlardaki başarısıyla dikkati çekti ve babasının ölümünden sonra Horasan valiliğini üstlendi. Tuğrul Bey 1063 de ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey, vasiyetinde Çağrı beyin oğullarından Süleyman ın tahta geçmesini vasiyet etmişti. Selçuklu veziri Amid ül-mülk bu vasiyeti yerine getirdi ve Rey kentinde Süleyman>ı sultan olarak tahta çıkardı. Ancak Çağrı Bey>in öteki oğlu Alp Arslan ve Arslan Yabgu nun oğlu Kutalmış ile bazı emir ve şehzadeler Süleyman>ın sultanlığını tanımadılar. Kazvin şehrinde Alp Arslan adına hutbe okundu. Kutalmış>ın Rey önüne gelerek şehri kuşatması üzerine, vezir Amid-ül Mülk, Alp Arslan>dan yardım istediği gibi, hutbeyi de onun adına okuttu. Kutalmış ise, Alp Arslan ile yaptığı Dameğan yakınlarındaki savaşta hayatını kaybetti. Alp Arslan Rey şehrinde Selçuklu Devleti tahtına çıktı. Daha sonra Amid ül-mülk>ü azlederek, yerine Nizam ül-mülk>ü tayin etti. İlk seferini Gürcistan ve Doğu Anadolu>ya yaptı. Bu seferde oğlu melikşah ve veziri Nizam ül-mülk de bulunuyordu. Bizans>ın elinde bulunan Kars ve Ani bölgesine kadar ilerleyerek buraları ele geçirdi. Bu fethi neticesinde Abbasi Halifesi Kaim bi- Emrillah, Sultan>a «Ebu>-Feth» (Fetihlerin babası) lakabını vermiştir. (Yıl 1064) 1065 yılı sonlarında Üst-yurd ve Mangışlak taraflarına bir sefer düzenledi. Bölgedeki Kıpçaklarla Türkmenleri idaresi altına aldı. Dedesi Selçuk bey>in Cend kentindeki mezarını ziyaret edip, Merv kentine döndü Mayıs yılında Kirman meliki olan kardeşi Kavurd>un isyanı sebebiyle Kirman üzerine yürüdü. Melik Kavurd öncü kuvvetleri mağlup olduğu zaman,kalesine çekildi ve bir elçi göndererek affedilmesini istedi. Sultan bu isteği kabul ederek. hatasına rapmen Kavurd>u affetmiştir ve Kirman Meliki olarak kalmasına izin vermiştir yılında tekrar isyan eden Kavurd>un üzerine sefer düzenlese de ordudaki askerler arasında Kavurd yandaşlarının olabileceği sezgisiyle geri çekilmiştir. Anadolu>da ise Tuğrul Bey tarafından yöneltilen Türkmen akınları devam etmekteydi. Emir Afşin 1067 yılında Kayseri>yi ele geçirdi ve yağmaladı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes Türkleri Anadolu>dan çıkartmak için 1068 yılında sefer çıktı ve Haleb>e kadar ilerledi. Ancak bu hareket Türkler>in akınlarının ilerlemesinde engel olmadı, hatta Amorium kenti ele geçirildi. İmparator Romanos ikinci bir sefere çıktı ve bu sefer Fırat nehri kenarına kadar ilerledi. Selçuklu akıncıları başka kollardan akınlara devam ederek Malatya>ya hücum ettiler ve Konya>yı tahrip ettiler. Sultan Alp Arslan 1067 yılında ikinci defa Gürcistan seferine çıkmak zorunda kaldı. Gürcü kralı IV. Bagrat; Alanlar ile birleşerek müslüman devleti olan Şeddadiler arazisine girmiş Erran>ı istila ve yağma edip, Gence>ye kadar ilerlemişlerdi. Sultan Alp Arslan 1067 yılında Erran>a geldi Şeddâdî emiri Fazl ile Şîrvân emiri Ebu>l-Esvâr itaatlerini bildirdikten sonra Gürcistan>a girdi, Şekki bölgesini ALPARSLAN aldı. IV. Bagrat ise,selçuklular ile savaşa cesaret edemeyerek kaçtı. Sultan, Gürcistan>ın her tarafına akıncılar gönderip Tiflis>i feth etti. Sonuç olarak Bagrat aman dileyerek Alp Arslan>a tâbi oldu. Mekke Şerifi Muhammed b. Ebî Hâşim 1070 yılında Alp Arslan>ın huzuruna gelerek, Mekke>de hutbenin Abbasi Halifesi ve Selçuklu Sultanı adına okunduğunu bildirdi. Sultan Alp Arslan, Fatımi devleti veziri Nâsır ed-devle b. Hamdân>dan aldığı bir davet üzerine adı geçen devleti ortadan kaldırmak ve Mısır>ı ele geçirmek maksadıyla bir sefer düzenledi ve önce Bizans topraklarına girdi. Sultan ilk olarak Malazgirt ve Erciş>i ele geçirdi, Diyarbakır bölgesinde Süveyda(Siverek) ve Tulhum başta olmak üzere birçok kaleleri ele geçirdi. Daha sonra 1071 yılında Bizans hakimiyetindeki Urfa>yı kuşattıysa da başarılı olamadı. Urfa>dan Haleb>e hareket eden Sultan burayı kuşatarak Mirdasoğullarından Mahmûd tarafından şehrin anahtarlarını teslim aldı ve onu affederek makamını bağışladı. Şam>a yönelen Sultan; Bizans imparatoru IV. Romanos Diogenes>un büyük bir ordu toplayarak Müslüman topraklarına sefere çıktığını haber aldı ve süratle geri döndü. İki ordu Malazgirt ovasında karşılaştı. Sultan Alp Arslan komutasındaki Selçuklu ordusu kendinden sayıca üstün olan Bizans ordusunu Hilal taktiğiyle mağlup etti ve Bizans imparatoru IV. Romanos Diogenes>i esir aldı. Sultan Alp Arslan batıda olduğu kadar doğuda da topraklarını genişletmeye çalışmıştı. Nitekim o zaman anlaşmazlığa düştüğü Karahanlılar üzerine bir sefer düzenledi ve Ceyhun nehrini geçti. Ancak onun ölümü ile bu sefer yarıda kaldı. Yusuf El Harezmi adlı bir kale kumandanı Sultan>ı hançerleyerek ölümüne sebep oldu. Bizansla Savaşlar 1068>te Bizans İmparatorluğu>na karşı savaş ilan ettikten sonra,kazandıkları savaşlar Türkler>i Ortadoğu>ya doğru geri çevirmiş; bu başarılar Bizanslılar>ı, Türkleri çıkarmak için Malazgirt>e kadar getirmiştir. Alp Arslan 1071 yılında, Türk tarihinin en önemli zaferlerinden biri olan Malazgirt Savaşı>nı kazanmıştır. Bu dönemde Bizans bir nevi fetret devri yaşamıştır. Alparslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen>in canını bağışlamış, onu sadece yıllık vergiye bağlayıp bir süre esir tutmuştur. Fidyesi ödenen Romen Diyojen ülkesine döndüğünde, tahtından indirilmiş ve VII. Mikhail>in yeni bir Bizans imparatoru olarak tahta çıkmış olduğunu görmüştür. Tahtını geri almak için yaptığı savaşlarda mağlup düşmüş; kaçtığı Kilikya>da bir küçük kalede yakalanarak gözlerine mil çekilmiş; İstanbul>a getirilmiş ve Proti adasında (Kınalıada>da) sürgün edilmiştir. Gözlerinin kör edilmesinden dolayı oluşan yaranın enfeksiyonu sonucu ölmüştür. Bu nedenle Malazgirt Savaşı sonunda esir Romen Diyojen>in imzaladığı vergi ödeme vaadi geçersiz kalmıştır. Alparslan, esir aldığı bir Karahanlı kale komutanı ve sevdiği kız Hankonun babası Yusuf Harzemi tarafından 1072 yılında şehit edilmiştir. Bazı kitaplara göre gene Alparslan>ın savaşta esir aldığı Yusuf Harzemi tarafından öldürüldüğü söylenmektedir. Türkmen takviminde 2002 yılından Temmuz 2008>e kadar Ağustos ayı Alp Arslan olarak adlandırılmıştır 2005 yılından bu yana Yusuf Halaçoğlu başkanlığında yapılan kazı ve çalışmalarda mezarının Merv şehrinde olduğu tespit edilmiştir

4 4 Türk Dünyasının Sesi Türkçenin Tarihi Gelişimi -3- (Muharrem Ergin) Devamı Devamı Bu gidiş devre boyunca nesirde daha süratli olmuş, nazımda ise, koyu Osmanlıca devrinde divan şiirinde de tek tük olarak görülebilen sade örnekler gittikçe artmakla beraber, bol yabancı unsurlu ve terkipli dilden kurtulmak daha güç olmuştur Devre bittikten sonra sonra da Osmanlıca nın Türkiye Türkçe si içine taşmaları daha çok nazım dilinde olmuş ve daha sonra tarihî hatıra olarak verilen tek tük Osmanlıca örnekler de hep nazım sahasında kalmıştır. Bu arada Türkçe nin yakasını en geç bırakan eski dilin resmî muhaberede ve mevzuatta kullanılan köhne nesir dili olduğunu da unutmamak lâzımdır. Türkçe bugün bile yakasını bu kırtasiye dilinden tamamıyla kurtaramamıştır. Fakat bu, adî nesrin her devirde ağır olan çok hususî bir koludur ve umumî nesir diline ayak uyduramamasının fazla bir kıymeti yoktur. Osmanlıcanın nazım ve nesir dili asıl, yabancı unsurlar bakımından değil, cümle yapısı bakımından birbirinden çok farklı bir durumdadır. Divan şiirinde mânânın bir beyitte tamamlanması, bir beyit dışına taşmaması kaidesi Türk cümlesinin yapısı için çok hayırlı olmuştur. Zira mânânın bir beyitle tamamlanması demek, bir beytin hiç değilse bir cümle olması, bir cümlenin en çok bir beyit uzunluğunda bulunması demektir. Gerçekten divan şiirinde her beyit en çok bir cümleden, birçok defa da birden fazla cümleden müteşekkil olmuştur. Bu suretle Osmanlı şiirinde cümleler daima kısa, unsurları sade ve yerli yerinde Türk cümleleri olarak kalmış, nazım dilinde Türkçe cümle yapısı Türkçe nin bütün tarihi boyunca hiç değişmemiş bulunan normal karakterlerini muhafaza etmiştir. Osmanlıca nın bütün tarihi boyunca şiirde Türk cümlesi karşımıza daima sağlam olarak çıkar. Buna karşılık Osmanlı nesrinde Türk cümlesi tam bir perişanlık içindedir. Bu bakımdan nazım dilinin daima Türkçe kalabilmiş olmasına karşılık nesir dili çok az Türkçe olabilmiştir Çünkü nesirde şiirdeki gibi belirli bir ölçüye sığmak mecburiyeti yoktur. Nesir, cümle unsurlarının tam bir serbestliğe kavuştuğu sahadır. Cümlenin bir bütün teşkil eden yapısını bozmadan o unsurları istenildiği kadar genişletmek mümkündür. İşte cümle unsurlarının nesir dilindeki bu serbestliği Osmanlıca da tam bir başıboşluk hâline gelmiştir. Yani, nesir dilindeki serbestlik istismar edilerek, bilhassa gerundium ve edat guruplarında olmak üzere, cümle unsurlarının çerçevesi de, sayısı da gelişigüzel bir şekilde genişletilmiş, bu yüzden uzun uzun cümleler içinde cümle unsurları, aralarında çok defa yanlış bağlar kurulmuş olarak bir araya getirilmiştir. Bu suretle Türk cümlesinin sağlam yapısı Osmanlı nesrinde umumiyetle bozulmuş ve cümleler çok defa büyük bir kelime yığınından ibaret kalmıştır. Cümle unsurları genişledikçe, cümle uzadıkça hâkim olmak güçleşir, Cümle büyüyünce hâkimiyeti elden kaçırmamak için dili iyi bilmek, onun kaidelerini iyice hazmetmiş olmak, onun yapısını teşkil eden örgü karşısında tam bir hassasiyete sahip bulunmak lâzımdır. Üç dilli bir dil olan Osmanlıca da ise yazıcılar maalesef Türkçe yi incitmeyecek bir nesir diline sahip olamamışlardır. Bunda Osmanlıca nın karışık dil olmasının çok büyük bir rolü vardır. Bu karışık dilin öğretimi sırasında esas emek ve dikkat daima Arapça ve Farsça üzerinde toplanarak Türkçe ihmal edildiği gibi, yazı yazarken de Arapça ve Farsça terkipler yapmak hevesi Türkçe ye itina etmeğe vakit bırakmamıştır. Bu hususla, Türkçe ye çevrilirken cümle unsurları Türk cümlesine uygun bir sıraya konmadan yerli yerinde bırakılan Arapça ve Farsça dan yapılmış tercümelerin de çok tesiri olduğunu unutmamak lâzımdır. Hülâsa, Osmanlıca nın nesir sahasında Türkçe, bünyesine aykırı bir yapıya sahip cümlelerle bozuk düzen bir yazı dili manzarası göstermiştir. Bu bozuk düzenliği en çok Osmanlıca nın ikinci devresinde görüyoruz. ilk devrede tercüme tesiri çok hissedilmekle beraber Eski Anadolu Türkçe sinden devralınan nesir dilinde cümle yapısı oldukça sağlamdır. Fakat ikinci devrede bu yapının Türkçe olan tarafı kalmamıştır denilebilir. Cümle yapısındaki bozukluğun nisbeti ise yabancı unsurların derecesi ile cümle uzunluğuna göre değişik olmuştur. Yabancı unsurları fazla ve cümleleri uzun olan yazılarda bozukluk çok olmuş, oldukça sade ve kısa cümleli olan yazılarda ise daha az olmuştur, Osmanlıca nın son devrine gelince, bu devrede nesir dilinin kısa zamanda Türkçe cümle yapısına kavuştuğunu görmekteyiz. Tanzimatla beraber nesirde artık Türk cümlesi sağlam bir yapıya sahip olmuştur. Bu devir cümleleri, eskisi kadar olmamakla beraber, yine bir hayli uzun olmuşlar, fakat yapılan Türkçe ye aykırı düşmemiştir, Arada sırada bozuk cümlelere rastlanmakla beraber umumî olarak nesir dilinde cümle yapısının büyük bir selâmetle çıktığı açıkça görülmektedir. Bu devrede nazım dilinde ise cümleler eskisinden daha fazla uzun olmak yoluna girmişlerdir. Yeni edebiyatla beraber mânânın bir beyitte tamamlanması mecburiyeti ortadan kalkınca bir cümle icabında bir kaç mısra içine yayılmış, böylece bilhassa devrenin sonlarına doğru uzun nazım cümleleri ortaya çıkmıştır. böylece cümlelerde nadir olarak bazen yapı sakatlıkları görülmekle beraber, Osmanlıca nın bu son devresinde de, cümleler biraz uzadığı hâlde umumî olarak nazım dilinin cümle yapısı her zamanki gibi sağlam kalmış böylece Osmanlıca nın ömrü tamamlandığı zaman Türk cümlesi hem nazım dilinde, hem nesir dilinde Türkiye Türkçe sine sağlam bir yapı ile girmiştir. Türkiye Türkçesi Türkiye Türkçe si Batı Türkçesinin üçüncü devresidir. Bugün de devam etmekte olan bu devre, 1908 meşrutiyetinden sonra başlar. Bu yeni devrenin 1908 meşrutiyetinden sonra başlayan ve Cumhuriyete kadar devam eden ilk safhası Türkiye Türkçesinin başlangıç devri mahiyetindedir bu kısa devirde çok süratli bir şekilde ortaya çıkan yeni yazı dilinin yanında Osmanlıca henüz tamamıyla sahneden çekilmiş değildir. Fakat lam manasıyla son günlerini yaşamakta ve umumi dil olmaktan çıkarak muayyen kalemler tarafından tutulmağa çalışılan hususî bir dil durumuna düşmüş bulunmaktadır. Hâsılı bu devir. Osmanlıca nın son örnekleri ile Türkiye Türkçesinin ilk örneklerinin yan yana bulunduğu devirdir, Osmanlıca nın bu son örneklerine yeni dil gittikçe fazla sokulduğu gibi, yeni dilin ilk örneklerinde de bazı Osmanlıca unsurlar, eskimiş bazı kelimeler, bazı terkipler görülmektedir. Yukarıda da söylediğimiz gibi değişiklik bir neslin hayatı içinde ortaya çıktığı için Osmanlıca dan yeni dilin ilk örneklerine bu şekilde ufak tefek taşmalar olmuştur. Fakat yeni dil bu küçük taşmalardan bu ilk devre içinde kendisini süratle kurtarmış, temiz Türkçe nin sayısız örneklerini vererek Osmanlıca yı kısa zamanda gerilerde bırakmıştır Öyle ki Cumhuriyet deri başlarken Osmanlıca artık çoktan ölü bir dil hâline gelmiş ve yazı dilinin bütün ufukları Türkiye Türkçe sine açılmış bulunuyordu. Türkiye Türkçesini Osmanlıca dan ayıran başlıca hususiyet onun yabancı unsurlar karşısındaki durumudur, Dilin iç yapısı, yani Türkçe bakımından Batı Türkçesinin bu iki devresi arasında bir devre farkı olmadığını, bu iki devrenin yabancı unsurlar bakımından ayrı devreler teşkil ettiğini yukarıda da açıklamıştık. Yabancı unsurlar bakımından bu iki devre arasında gerçekten çok büyük bir fark vardır. Bu farkın en ehemmiyetli tarafı terkipler bakımından olan ayrılıktır. Türkiye Türkçe si terkipsiz Türkçe dir. Türkiye Türkçesinin en belirli vasfı budur. Bu bakımdan Türkiye Türkçe si Bütün Türkçe nin en temiz devridir, Az ve basit olmakla beraber Eski Anadolu Türkçe sinde yabancı terkipler vardı. Osmanlıca tam mânâsıyla terkipli dil demektir. Türkiye Türkçe si ise Türk yazı dilinin bu Arapça, Farsça terkiplerden kurtulmuş olduğu mesut devridir. Bir dil, yabancı bir dilin tesirinde kalabilir, Bu tesir, lügat hazinesinde. yani kelime sahasında kaldığı müddetçe ne kadar aşırı olursa olsun dil için bir tehlike teşkil etmez. Fakat kelime sahasını aşar ve kelime guruplarına, cümle sahasına el atarsa dilin yapısı tehlikeye girer. dilin gidişi çığırından çıkar. Dilin, yapısını ayakta tutabilmek üzere bunlara mukavemet edebilmesi için çok sağlam bir bünyeye sahip bulunması lâzımdır. Osmanlıca da Türkçe ye korkunç bir nisbette karışan Arapça ve Farsça terkipler de bu şekilde kelime sahasında kalmayan, cümle sahasına giren yabancı unsurlardı. Türkçe nin bünyesi çok sağlam olduğu için bunlara asırlarca mukavemet edebilmiş ve zamanı gelince onlardan kolaylıkla silkinerek kendi yapısı ile baş başa kalmıştır. Fakat bu yabancı unsurlar onun ifade kabiliyeti için çok zararlı olmuşlar, onun gelişmesine asırlarca çelme takmışlardır. İşte Türkiye Türkçesini Osmanlıca dan ayıran en büyük vasıf, onun bu şekilde terkipsiz Türkçe olmasıdır. Bu sebeple Osmanlıca nın sonları ile Türkiye Türkçesinin başlarında karşımıza çıkacak örnekleri de bu kıstasa göre ayırmak icap eder. Elimizdeki örneğin dili, terkipsiz ise Osmanlıca, terkipsiz ise Türkiye Türkçe sidir. Türkiye Türkçe si terkipler dışındaki yabancı unsurlar bakımından da Osmanlıca dan çok farklıdır. Bir kere Türkiye Türkçe si Osmanlıca daki yabancı çekim edatlarından, Arapça, Farsça çokluk yapmak gibi yabancı kaidelerden de kurtulmuştur. Sonra yabancı kelime sayısı büyük ölçüde azalmış ve azalmaktadır. Fakat, bir kısmı konuşma diline de yerleşmiş olduğu için, Türkiye Türkçe sinde bugün hâlâ pek çok Arapça ve Farsça kelime vardır. Bu hususta Türkiye Türkçe si Batı Türkçesinin en temiz devri değildir. Osmanlıca ile mukayese edilemeyecek kadar temiz bir durumda olmakla beraber, Eski Anadolu Türkçe sinden daha çok yabancı kelime ihtiva etmektedir. Demek ki Türkiye Türkçe sinde yabancı unsur olarak yalnız çok sayıda Arapça, Farsça kelimeler kalmıştır. Bu arada bazı terkipler de görülür, fakat bunlar tek kelime muamelesi gören klişeleşmiş şeyler olup, sayıları da çok azdır. Türkiye Türkçesinin diğer devrelerden bir farkı da batı dillerinden bazı yabancı kelimeler almış olmasıdır. Türkiye Türkçe sinde cümle yapısı da büyük bir aydınlığa kavuşmuştur. Bu devrede Türk cümlesi eski devrelerdeki karışık ve mânâsız uzunluğun dan kurtulmuş, kısa, derli toplu yanlışsız cümle hâline gelmiştir. Devamı gelecek sayıda Türk dünyası ülkeleri için ortak tarih kitabı Yazılacak Eskişehir de, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı nın da katılımıyla düzenlenen Türk Keneşi (Konsey) Eğitim Bakanları 2 nci Toplantısında, Türk dünyası ülkelerindeki okullar için ortak tarih kitabı hazırlanmasına gelecek yıl mart ayında başlanması kararlaştırıldı. Kentte bir otelde yapılan toplantıda, Türk Üniversiteler Birliği ve Yükseköğretim Alanı Oluşturma Yönergesi onaylandı. Türk Keneşi Türk Üniversiteler Birliği ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında Mevlana Değişim Programı bağlamında birlik ile diğer üye ülke eğitim bakanlıklarını kapsayan benzer değişim programlarına ilişkin iş birliği protokolleri imzalanmasına da karar verildi. Ortak bilinç oluşturulması amacıyla üye ülkelerin okullarında okutulması için tarih kitabının yazımına başlanması konusunda da mutabakat sağlandı. Kazakistan ın başkenti Astana daki Türk Akademisi ile yürütülecek kitabın yazımı için ilgili uzmanlar, 2014 yılının mart ayında bir araya gelecek. Kitabın yazımının, mevcut benzer çalışmalardan da yararlanılarak en kısa sürede tamamlanması hedefleniyor. Kitabın hazırlanmasından sonraki uygulamalar, üye ülkelerin mevzuatlarına göre belirlenecek. Ortak televizyon kanalı konusunda ise yeni bir kanal kuruluncaya kadar mevcut ulusal imkanlardan yararlanılması ve bu çerçevede diğer eğitim programlarının yanı sıra çocuklara yönelik Türk kahramanlarının oynayacağı çizgi filmler yoluyla Türk tarihinin anlatılmasının önemi vurgulandı. Ayrıca, uygulanması üye ülkelerin inisiyatifinde olmak suretiyle Türk Keneşi Ortak Terminoloji Kurulunca ortaya konulan ortak alfabenin kullanılması hususunda da mutabakata varıldı. - Bir millet, iki devlet Avcı, kararlara ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, Eskişehir de tarihi bir gün yaşandığını söyledi. Attıkları imzaların, onayladıkları belgelerin, gelecek on yıllar boyunca çocukların ve gençlerin önünde çok geniş ufuklar açacağını belirten Avcı, İnşallah burada yaptığımız çalışmalarla eğitim bakanlıklarımız, okullarımız, üniversiteler çok daha yakın iş birliği içine girecek. Orada bir cümle gibi geçen şu ortak tarih kitabı hazırlığı meselesi o kadar çok şeyi değiştirecek ki 10, 20 yıl sonra geriye dönüp bakanlar, O günlerde bu olayları bizzat yaşayanlar, nasıl bu kadar duyarsız kalabilmişler bu olaylara? diye çok şaşıracak dedi. Bir millet, iki devlet sözünün kuru bir slogan olmadığını icraatlarla gösterdiklerini vurgulayan Avcı, Türk Dünyası Kültür Başkentliği meşalesinin ise yanmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. Türk Keneşi Genel Sekreteri Halil Akıncı ise bir sonraki bakanlar toplantısının, 2014 yılında Azerbaycan da gerçekleştirileceği bilgisini vererek, bunun ardından Kazakistan da toplanılacağını açıkladı.

5 Türk Dünyasının Sesi 5 Elmalılı Hamdi Kim? Elmalılı M. Hamdi Yazır ın, Hak Dini Kur-an Dili, Metalib ve Mezahib, İrşadü-l Ahlâf fî Ahkâmil-Evkâf Basılmış Önemli Eserleridir. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hicri 1294 Miladi 1877 yılında Antalya nın Elmalılı kazasında doğdu. Babası Numan Efendi, aslen Burdur un Gölhisar kazası Yazır köyü halkındandır. Numan Efendi, küçük yaşta Yazır köyünden çıkıp Elmalı ya gelmiş, orada okumuş ve Şer iye Mahkemesi başkâtibi olmuştur. Hamdi Efendi nin annesi, Elmalı âlimlerinden Mehmet Efendi nin kızı Fatma Hanım dır yılında Mülkiye Mektebi nde Ahkâm-ı Evkâf ve Arâzî dersleri okutmuş ve yine aynı yıllarda Mekteb-i Kuzâtta Fıkıh dersleri vermiştir. Daha sonra Darü l- Hikmeti l-islâmiye (Şeyhü l- İslâmlığa bağlı Yüksek Müşavere Heyeti) üyeliğine ve bir müddet sonra da başkanlığına tayin edilmiştir. I. Dünya Savaşı ndan sonra Evkaf Nazırlığı nda bulunmuş ve bu sırada Âyan Meclisi üyesi olmuştur. Cumhuriyetin ilânı sırasında Mütehassısîn medresesinde mantık müderrisi idi. Medreseler kaldırılınca evinde inzivaya çekilmiş, ilmî tetkik ve araştırmalarına devam etmiştir. Yirmi yıl kadar devam eden bu uzlet (yalnızlık) devresi, Hak Dini Kur an Dili adındaki Türkçe tefsiri hazırlamasına imkân vermiştir. Tefsire başlamadan önce Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa nın teşviki ile Büyük İslâm Hukuku Kâmusu ile meşgul bulunuyordu. Bu eserle birkaç yıl meşgul olduktan sonra yarım bırakmış ve tefsiri yazmaya başlamıştır. Âyan üyeliğinin son yıllarında Fransızca dan tercümeye başladığı bir felsefe tarihi kitabını tamamlayarak ilave ettiği önemli bir dibace (önsöz) ve diğer haşiyelerle birlikte Metalib ve Mezahib adıyla bastırmıştır. Hamdi Efendi, ayrıca devrinin güzel sanatlarından olan hat ve mûsikî ile de ilgilenmiştir. Özellikle Nesih ve Sülüs yazılarda iyi bir hattat idi. Aynı zamanda hâfız olduğu için alaturka mûsikînin çeşitli makamlarıyla ciddi bir şekilde meşgul olmuştur. Hamdi Efendi, 27 Mayıs 1942 de İstanbul Erenköy de vefat etmiştir. ESERLERİ: Basılmış Olanlar: Hak Dini Kur an Dili, Metalib ve Mezahib, İrşadü l Ahlâf fî Ahkâmi l-evkâf. Basılmamış Olanlar: Usûl-i Fıkıh a ait bir eseri, Sûrîmantığa ait bir eseri, yarım vaziyette bir hukuk kâmusu, eksik dir divanı. Elmalılı M. Hamdi Yazır ın bunlardan başka; Sırat-ı Mûstakîm, Sebîlü r-reşad ve Beyanü l-hak mecmualarında devamlı yazıları çıkmış, aynı zamanda devrinin günlük gazetelerinde de ilmî makaleler yazmıştır. Okul birincisinin ait olduğu Milletin bayrağı, Çin ve Kanada bayraklarının yanına dikeceğiz-2 Devamı Tam da Müdür Bey in yüzüne yine o, babacan gülümseme yayılmaya başlamıştı ki; - Sizden bir ricam daha var deyiverdim. Hay demez olaydım :) adamcağız neredeyse koltuğundan havaya fırladı ve kocaman açtığı gözlerini gözlerime dikerek, adeta kükredi; - Ne! Yine ne istiyorsun?! Bu defa şirinlik yapmam şart olmuştu çünkü Müdürün tepkisi gerçekten endişe vericiydi; - Aman Mr. Mark, bu öyle bir talep değil, sadece bir detay, lütfen dinleyin. Adamcağız; - Anlat bakalım dedi ama yüzündeki endişenin gitmeye niyeti yoktu - Bakın dedim, sizin okulunuz Taihu Lake (Tai Gölü) in hemen yanında olduğu için, sürekli rüzgar alıyorsunuz. Hatta bazen o rüzgarın şiddeti o kadar fazla oluyor ki, eşim arabadan inip okul binasına kadar yürümekte bile zorlanıyor, bir gün uçup gidecek diye endişe ediyorum, ne de olsa O nda benimki gibi haşmetli bir göbek yok. :) Normal şartlarda en azından bir gülümsemeyi hakedecek bu esprimin bile, Müdür Bey in tedirginliğini gideremediğini görüyordum. Nitekim, buz gibi bir sesle sordu; - Eee benden ne istiyorsunuz? - Şimdi dedim, Çin de yaşadığımız için, Dünyadaki 218 Ülkeden hengisinin bayrağını isteseniz, kolaylıkla bulup satın alabilirsiniz, çünkü sonuçta bir tekstil ürünü sayıldığı için bayrak üreten ve ihraç eden Ülkeler içinde de Çin, tartışmasız birinci sıradadır. :) Baktım, yine Müdürün yüzünde bir gevşeme yok, hemen sözlerime devam ettim: - Dolayısıyla bir Türk Bayrağı bulmanız da zor olmayacaktır. Ancak endişem şu ki, sizin bulacağınız bayrağın kumaş kalitesi iyi olmazsa, dışarıdaki rüzgara dayanamaz ve bir yılı tamamlayamadan yırtılır. Fakat biz Türkler için gönderde yırtık bir Türk Bayrağı nı görmek kabul edilemez bir durumdur, bu, bizi incitir. O an, Müdürün yüzündeki şaşkınlığı görmenizi isterdim; - Anlamadım Mr. Karadag, rüzgar için biz ne yapabiliriz ki? - Yok, Mr. Mark dedim, sizin bir şey yapmanızı istemiyorum, sadece bana izin vermenizi rica ediyorum. - Size izin vermek mi? Ne için? - Bayrağı siz almayın, ben Türkiye de normal kumaştan değil de, atlastan üretilen güzel ve dayanıklı bir bayrak alıp geleyim, o zaman rüzgardan etkilenmez ve asla yırtılmaz. Olur mu? İşte o an süngüsü düşmüştü bu babacan adamın, yerinden kalktı ve yanıma geldi; - Mr. Zafer dedi, sana çok samimi bir şey söyleyeceğim. Ben 65 yaşında bir Kanadalı olarak, ne kendim, ne de tanıdığım hiç bir Kanadalının bayrak konusunda böyle bir hassasiyet gösterdiğine şahit olmadım. Bu yaklaşımın beni çok etkiledi - Sağolun ama bu bana özgü bir tutum değil dedim, biz Türkler için bayrak kutsaldır ve benim yerimde kim olsa aynı hassasiyeti gösterirdi. - Bu talebini memnuniyetle kabul ederiz ve daha kaliteli kumaştan yapılmış bir bayrak asmayı biz de tercih ederiz. - Sağolun Mr. Mark dedim, lütfen bir de sizin Çin ve Kanada bayraklarınızın ölçülerini sorar mısınız, böylece ben de aynı ölçülere sahip bir Türk Bayrağı getirebilirim. Telefonla aradığı ilgili kişiden, bayrakların cm ölçülerinde olduğunu öğrenen Müdürümüz, bunu bir kağıda yazıp verdi. Bu defa yolcu etmek için kapıya kadar değil, aracımıza kadar gelen Müdürün o duygusallığı, beni etkilemedi dersem yalan söylemiş olurum. Ertesi hafta yaz tatili için Türkiye mize gittiğimizde, ilk işim Cağaloğlu na gidip atlastan yapılmış bir bayrak aramak olmuştu. Eylül başında Şanghay a döndüğümüzde de, Fatih i de alıp elimizde bayrakla okula gittik. Müdür bizi ayakta karşıladı ve hemen kahve, kurabiye ikramına girişti. Fakat benim yüzümdeki mahsunluk gözünden kaçmamıştı. - Hayrola Mr. Karadag, hasta mısınız? - Yok, Mr. Mark dedim, sağlığım iyi ama getirdiğimiz bayrakla ilgili küçük bir sorun var da, ona üzülüyorum. - Ne oldu ki? - Türkiye de bayrakla ilgili her şey Bayrak Kanunu adı verilen bir kanunla belirlenmiştir. Bayrak üreten firmalar da bu kanunun dışına çıkamazlar. - Eee sorun ne? Atlastan üretmek mi yasakmış? - Hayır dedim, sorun kumaşın cinsinden değil, sizin verdiğiniz ölçüden çıktı. Kanunda üretimine izin verilen ölçüler arasında cm bulunmuyormuş, bu yüzden ben de ona en yakın ölçüdeki bir bayrağı alıp getirdim. - Üzülme dedi Müdür, bütün sevecenliğiyle, bizim bayraklardan biraz küçük olması sorun teşkil etmez. - Ama Müdür Bey dedim, sorun da bu zaten, benim getirdiğim bayrağın ölçüleri sizin bayraklardan küçük değil, biraz daha büyük - Nasıl yani? dedi Müdür, nedir getirdiğin bayrağın ölçüleri? cm., inanın en yakın ölçü buydu. - Nee!!! diye hopladı Müdür, mi? - Maalesef öyle Mr. Mark dedim, ne deseniz haklısınız ama ben çaresiz kaldım, çünkü Bayrak Kanunu na uygun üretim yapmayanlar hem hapis, hem de para cezasına çarpılıyorlar. Bu yüzden sizin ölçüye uygun bir bayrak yaptırmam da mümkün değilmiş, yoksa daha pahalı bile olsa alıp gelirdim, bundan emin olabilirsiniz Ben bunları söylüyorum ama gözlerim yerde, başım ise sağ omzumun üzerine doğru bükülmüş bir durumda, sanki dokunsalar ağlayacakmışım gibi konuşuyorum. Odaya öyle bir sessizlik çöktü ki, heyecandan küt küt atmakta olan kalbimin sesi kulağıma kadar geliyor. Ağır ağır yerinden kalkıp oturduğum koltuğun yanına gelen Mr. Mark Butcher, elini omuzuma koydu ve tane tane konuşmaya başladı; - Mr. Zafer, senin bayrak konusunda gösterdiğin hassasiyet, hala bütün okulun dilinde. Sen bizi bu kadar etkilemişken, elinde olmadan ortaya çıkan bu ölçü meselesini çözmek te bana düşüyor. Tamam, Türk Bayrağı da, Çin ve Kanada bayraklarıyla aynı ölçüde olsa tabii ki iyi olurdu ama seninki özel bir durum ve ben yetkimi kullanarak getirdiğin bu güzel bayrağı göndere çektireceğim, hem artık ben de bir Türk Dostuyum, sen üzülme. Sözün bittiği yerdeydim Sadece, yerimden fırladığımı ve öyle öpülmeye pek te alışık olmayan sevimli Müdürümüzün yanaklarını öperken, gözyaşlarımla ıslattığımı hatırlıyorum Evet, Kanadalı bir lise müdürü ile yaşadığım bu bayrak hatıramı sizinle paylaştım, ekte de Sino-Canada High School dan Oğluma gönderilen, bir nevi takdirname belgesini göreceksiniz. Şimdi, benim canım Ülkemin bir Cumhuriyet Savcısı nın, Türk Bayrağı na o saygısızlığı yapmayı kendine nasıl yakıştırabildiğini ve 10 gün geçtiği halde, o özür dileme erdemini nasıl hala Milletimizden esirgeyebildiğini, tekrar tekrar düşünmenizi istirham ediyorum. Ben, o Kanadalı Türk Dostunu da unutmayacağım, Bergama Cumhuriyet Savcısı nı da Şanghay dan selam ve sevgilerimle. (8 Eylül 2013) Zafer KARADAĞ Yönetim Kurulu Başkanı Shanghai KARYA International Trading Co. Ltd. Wanding Road, 100/1-903 Minhang Shanghai CHINA Erol Güngör Kimdir? Erol Güngör müstesna bir zihni terkipti. Onda Ahmet Hamdi Tanpınar ın sanatkar ruhu, Yahya Kemal Beyatlı nın tarih duygusu, Mümtaz Turhan ın ilim zihniyeti ve Anadolu velilerinin ilhamı vardı. Erol Güngör müstesna bir zihnî terkipti. Onda Ahmet Hamdi Tanpınar ın sanatkâr ruhu, Yahya Kemal Beyatlı nın tarih duygusu, Mümtaz Turhan ın ilim zihniyeti ve Anadolu velilerinin ilhamı vardı. (Yılmaz Özakpınar) 25 Kasım 1938 de Kırşehir de dünyaya gelir. Dedesi Kırşehir de Ahi Tekkesinin son şeyhi aynı zamanda Ahi Evren Camiinin imamı olan Hafız Osman Efendi dir. Yetişmesinde ailesinin ve yaşadığı çevrenin etkisi büyüktür. Henüz ortaokul çağlarındayken Osmanlıca öğrenir, üniversite öğrencisi olmadan, yerli-yabancı klasikleri hafızasına yerleştirir. Lise yıllarında mahalli gazetede başlayan yazarlığı, hayatı boyunca devam eder yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk bölümüne kaydolur. Burada Fethi Gemuhluoğlu vasıtasıyla Mümtaz Turhan la tanışır, coşkun kaynak hayatı boyunca kıvrılıp akacağı geniş ve uzun yatağı bulur. Mümtaz Turhan hocanın teşvikiyle Hukuk Fakültesinden ayrılıp İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine kaydını yaptırır. Fakülteden mezun olduğu 1961 yılında Tecrübî Psikoloji kürsüsünde asistan olur. Bu sırada Türkiye de yeni yeni gelişmekte olan Sosyal Psikolojiye yönelir. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crutchfield in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçeye çevirir. Kelâmî Yapılarda Estetik Organizasyon adlı teziyle doktor, Şahıslar arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü konulu teziyle doçent, Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar adlı teziyle sosyalpsikoloji profesörü olur.(1965,1975,1978) 1966 da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal - psikolog Kenneth Hammond un daveti üzerine Amerika ya gider. Bu üniversitenin Davranış Bilimleri Enstitüsünde milletlerarası bir heyetin araştırmalarına katılır. Sosyal psikoloji ders ve seminerlerini yürütür. Döndükten sonra Devlet Planlama Teşkilatı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı nın çeşitli komisyonlarında görevler alır. Akademik çalışmalarının yanı sıra günlük fıkralar ve makaleler yazar. Yazıları Türk Yurdu, Klinik Sempozyum, Hisar, Türk Birliği Dergisi, Töre, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Milli Eğitim ve Kültür, Milli Kültür, Konevî, Toprak ve Diriliş dergileri ile Millet, Her Gün, Yeni Düşünce, Yeni Sözcü, Yol, Ayrıntılı Haber, Yeni İstanbul ve Ortadoğu gazetelerinde yayınlanır yılları arasında Ortadoğu gazetesinin başyazarlığını yapar İhtilali sonrasında kurulan YÖK tarafından Selçuk Üniversitesi rektörlüğüne tayin edilir. Bu vazifesini yürütmekte olduğu sırada, 24 Nisan 1983 te geçirdiği bir kalp krizi sonrasında hayata gözlerini yumar. Cenazesi, mütevazılığıyla birleşen üstün vasıflarını fark etmiş Konyalıların ve yazılarını takip eden her yaştan sevenlerinin omuzlarında uzun süre hatırlardan çıkmayacak bir mateme dönüşür. Çağdaş bir Türk millî kültürünün kurulması nda katkıda bulunabilmek için zihninin ve zamanının bütün imkânlarını feda etmiş, bu toplumun birlikte yaşama iradesini ortaya çıkaran aslî değerler in, ideal değerler haline gelmemesi için gayret etmiştir. Ciddiyetinden ve seviyesinden taviz vermeden içinde yaşadığı toplumun tarihini, düşünce verimlerini ve kültürünü iyi bilen bir sosyologun neler üretebileceğini yaptığı çalışmalarla gösterir. İdeoloji yerine fikir sahibi olacak bir nesli yetiştirmek için edebî ve ilmî tüm birikimini sarf eder. Bir yanıyla kültürümüzün kaynaklarını, diğer yanıyla dünyayı kucaklar. Bir yandan sahasında meydana gelen ilmî geliş-

6 6 Türk Dünyasının Sesi HAZAR TÜRKLERİ-2 Devamı Dolaylı olarak bugünkü Bulgaristanın kuruluşuna sebep olan Hazarlar, Avrupa ilişkilerinde daha önemli bir rol oynadılar. İslam dünyası ve Hıristiyan dünyası arasında tampon bölge haline girerek Hazarlar İslamiyetin kuzey Kafkaslardan fazla ilerleyişini durduruldu. Bunun başarısına 7 inci asırın sonu 8 inci asırın başında Arap-Hazar savaşları oldu. Bu savaşların dolayısıyla Kafkaslar ve Derbent Kenti Hazar ve Arapların arasındaki sınır oldu. Kentler: Hazarların ilk başkenti Balancardı, Verkhneye Chir-Yurt arkeolojik sitesi ile bilinir. 720 lerde Hazarların başkenti Samandar oldu. Kuzey Kafkasların kıyılarına yakın, güzel bahçeleri ve üzüm bağları ile meşurdur. 750 de başkent Volga Irmağin kenarında olan İtil e geçti. Ortaçağlarda İtil Volga Irmaği diye bilinirdi. İtil en az 200 sene daha Hazarların başkentiydi. Hazarların büyük ticaret merkezi olan Hazara, başkent İtil e yakındı. 10 uncu asırın başinda Hazaran-İtil in nufüsün çoğu Müslüman ve Musevi vede az sayıda Hıristiyan vardı. Başkentde çok Cami vardı. Yakında olan adada Kağanın sarayı vardı. Bu ada etrafı çember halindeydi, kiş vaktinde Hazarlar başkentde kalıyordu, ilkbahar ve yaz vaktinde etrafında olan bozkırlarda tarla sürerler idi. Ukrayna nın başkenti Kiev, Hazarlar tarafindan kuruldu. Kiev Türkçe ye ait bir kelimedir (Kuyu Ev). Musevi Hazar topluluğu Kiev de yaşıyordu. Musevi Hazar topluluğun diğer yaşadığı kentler Çerson, Kerç, Feodosya, Fanagorya ve Sari Kaleydi. Bu kentlerin yöneticileri çoğu zaman Musevilerdi. 834 de Don ırmağında önemli bir kale kuruldu. Bu kale Bizans ve Hazarlar ile beraber kuruldu, kuruluşunda bizans muhendis Petronas Kamateros hizmette bulundu. Uygarlık ve ticaret: Hazarların başlıca ürünleri pirinç ve balıkdı. Ayrıca Hazarlarda arpa, buğday, karpuz, kenevir ve salatalık üretilirdi. Volga Irmağın etrafındaki bölgeler çok verimliydi, Hazarlarda az yağmur olduğu icin bu bölge çok önemliydi. Kürk ihtiyaçlarını karşılamak için tilki, tavşan ve kunduz avlanıyordu. Hazar İmparatorluğu Avrupa ve Asya yı bağlayan önemli ticari yoldu. Misal olarak, İpek Yolu Çin, Orta Asya ve Avrupa için önemliydi. Hazar ticari yollarında ipek, kürk, balmumu, bal, mücevherat, gümüş eşya, madeni para ve baharat ticareti yapılıyordu. Pers in Musevi Radhanit işadamları İtil den geçerek batı Avrupa, Çin ve diğer ülkelere girdiler. İpek Yolu ticaretinden İranlı Sogdan larda yararlandı, lisanları ve alfabeleri Türkler arasında kullanıldı. Hazarlar Horosan (kuzey batı Özbekistan), Volga Bulgaristan, Azerbaycan ve Pers ile ticari ilişkiler kurdular. Hazarların çifte kraliyet sisteminde, Kağan üstün liderdi ve Bey siviller arasında liderdi. Kağanlar Türklerin Asena ailesinden geliyordu, ortaçagın başlangıcında diğer Orta Asya devletlerine Kağanlar vermişlerdir. Hazar Kağanları Bizans, Abbas, Macar ve Ermeni liderler ile ilişki kurdular. Bir miktarda Hazar Kağanları Hazarların dinine etki oldular, yine de diğer dinlere tölerans gösterdiler, Kağanlar Musevi dinini kabul ettikleri zaman Hıristiyan Rumlar, putperest Slav ve İranli Müslümanlar egemenliklerinde kalıyorlardı. Başkentlerinde Hazarlar yedi kişi ile yüksek mahkeme kurdular, her dinin temsilcisi vardı (çağdaş Arap tarihe göre, Hazarlar Tevrat ile hüküm gördüler, başka kavimler diğer kanunlar ile hüküm gördü). Arkeolojik tanıtlara göre eski tarihden bu yana Yahudi topluluklar Kırımda yaşamıştır. Kırımın Hazar kontrolü altına geldiği çok önemlidir. Persli Mazdaklarından kaçan Yahudiler Kırımdaki Yahudi topluluklara sonradan eklendi, Bizans İmparatorları Leo III ve Romanus I Lekapenus un eziyetlerinden kaçan Yahudiler. Al-Mesudi, Schechter mektupları ve Saadiah Gaon a göre bugünkü Özbekistan, Ermenistan, Macaristan, Suriye, Türkiye ve Irakdan Hazar İmparatorluğuna göç ettiler. Arap yazarı Dimaşki ye göre bu göç eden Yahudiler dinlerini Hazar Türklerine teklif ettiler, Hazarlar kendi dinlerinden vaz geçip Museviliği kabul ettiler. Hazarların din değişimine Yahudi Radhanit işadamlarının etkisi oldu. Hazarların Museviliği kabul etmeleri belki bağımsızlığının bir politik simgesiydi, Hazarlar Müslüman halife ve Hıristiyan Bizans İmparatorluğun arasındaydı. Devamı Gelecek Sayıda Dünya dahileri ondan okuyor Kitaplarıyla adını dünya çapında duyuran ve eserleri sarayların kitaplarını süsleyen bilimadamı ve sanatçı Bülent Atalay, Leonardo da Vinci yle ilgili çok satan iki kitabının ardından, Beethoven, Newton ve Leonardo nun bilinmeyen yönlerini yazmaya hazırlanıyor. ABD deki seçkin üniversitelerde Türkiye yi temsil eden, kitaplarıyla adını dünya çapında duyuran bilimadamı ve sanatçı Bülent Atalay, hayat hikayesini ve kitaplarıyla ilgili serüvenini, Frederiksburg daki mütevazı, fakat her karesi sanatla iç içe olan evinde anlattı. Hayranı olduğu Leonardo ile matematik ve sanatı bir araya getirdiği 6 yıllık çalışması Matematik ve Mona Lisa nın ABD de 20, Türkiye de 4 kez basılması ve Japoncadan Portekizceye 12 dile çevrilmesinin ardından, bu günlerde çocuğu gibi olan son kitabı Leonardo nun Evreni nin beğeniyle okunmasının keyfini yaşayan Atalay, önümüzdeki dönemlerde de diğer dahilerin gizli yönlerini okuyucularıyla paylaşacak. BEETHOVEN 12 YLE 12 Yİ ÇARPAMAZDI, AMA... Kendisinden 3-4 yeni kitap daha istendiğini belirten Atalay, şimdi de tüm zamanların en önemli üç dahisi olan Beethoven, Newton ve Leonardo yu tek kitapta birleştirmeye hazırlanıyor. CIA nın çok gizli projesi Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA in, Guantanamo üssündeki terör şüphelilerinden bazılarını casus olarak devşirdiği ortaya çıktı. CIA in bu şüphelilere milyonlarca dolar ödediği belirtiliyor. ABD nin terör şüphelilerini tutuğu Guantanamo üssüyle ilgili yeni sırlar gün yüzüne çıktı. Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA in, üste tutulan terör şüphelilerini ajan olarak kullanmak için gizli bir program yürüttüğü ortaya çıktı. Bu gizli programa katılmayı kabul eden terör şüphelileri, ajan olmaları karşılığında özgürlük, ailelerinin güvenliği ve milyonlarca dolar parayla ödüllendiriliyordu. CIA adına çalışmayı kabul eden tutsaklar, ilk olarak hücrelerinden çıkartılarak hemen yakında çok daha iyi koşullara sahip küçük kulübelere götürüldü. Duşu, televizyonu, özel mutfağı ve küçük avlusu bulunan bu küçük kulübelerde kalan esirler bir süre sonra El Kaide yle bağlantıya geçti ve ABD adına çalışmak için ülkelerine gönderildi. CIA, casus olarak devşirdiği bu eski esirlerin verdiği bilgiler sayesinde insansız hava araçlarıyla El Kaide liderlerini hedef alan suikastler gerçekleştirdi de başlatılan ve 2006 da sona erdirilen çok gizli programın varlığından Guantanamo yu yöneten personelin bile haberdar olmadığı kaydedildi. Bursalı Clio Japonya da Türkiye, otomotivin ana vatanı ABD den sonra, otomotiv devi Japonya ya da ihracata başladı. Türk mühendisleri ve işçisinin emeğiyle üretilen araçların ihracatı, Türk otomotiv sanayi için yeni bir kilometre taşı olacak. 5 kıtada 100 den fazla ülkeye ihracat yapan Oyak Renault, sessiz sedasız Japonya pazarına giriş yaptı. Bursa da Oyak Renault tesislerinde üretilen Clio, 43 üncü Tokyo Otomobil Fuarı nda Lutecia ismiyle sergilenerek, Japon otomobil severlerin beğenisine sunuldu. Bursalı Clio (Lutecia), Fransız Renault nun yaklaşık 5 milyon aracın satıldığı Japon otomotiv pazarında önemli bir kozu olacak. Renault nun Batı Avrupa dışındaki en büyük tesisi olan Oyak Renault, 2012 yılında 3.1 milyar dolar ihracat yaptı. Her iki araçtan birini Oyak Renault ihraç etti. Oyak Renault dan sonra sırada Tofaş var. Tofaş CEO su Kamil Başaran, Japonya ya otomobil ihraç etmek için girişim içindeyiz. Sembolik de olsa Japonya ya otomobil ihracatı anlamlı diye konuşmuştu. Japon otocular yeniden doğdu Bu yıl 43 üncüsü düzenlenen Tokyo Otomobil Fuarı, Japon markaların gövde gösterisine dönüştü. 76 yeni modelin dünya tanıtımının yapıldığı fuara katılım, deprem, tsunami gibi doğal felaketlerin yaşandığı 2011 yılına göre yüzde 40 arttı. Japonlar felaketin izlerini sildi. YİĞİT BULUT Siyasetçilerin Asimilasyonu Kabul Edilemez Başbakanlık Başdanışmanı Bulut, bazı Alman siyasetçilerinin entegrasyonu asimilasyon olarak görmelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) tarafından düzenlenen 2023 Hedef Büyük Türkiye konulu konferansta konuşan Bulut, Almanya nın eski içişleri bakanlarından Otto Schilly nin sözünü anımsatarak, En iyi entegrasyon asimilasyondur dediler. Şimdi bu kafadan vazgeçeceksin arkadaş, bu kafadan vazgeçeceksin. En iyi entegrasyon asimilasyondur dersen karşında Türkiye Cumhuriyeti devletini bulursun. Son cümle budur. Anlayana bu bile fazla dedi. TÜRK-ALMAN İLİŞKİ- LERİNİ DEĞERLENDİRDİ Barcelo Otel de yaklaşık 500 katılımcıya hitap eden Başbakan Başdanışmanı Bulut, hükümetin dış politika hedeflerini anlatırken, Türkiye-Almanya ilişkilerine de değindi. ARKANIZDA TÜRKİYE VAR Türkiye nin geçmişte yurtdışında yaşayan Türkleri ihmal ettiğini, ancak bugün artık dünyanın her yerinde yurttaşların haklarına sonuna kadar sahip çıkacak şekilde çalıştıklarını söyleyen Bulut, Arkanızda eski değil yeni yepyeni bir vizyonu olan, dünyanın süper güçlerinden biri olmayı hedefleyen, 2023 te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı amaçlayan ve bunun için çalışan bir devlet var diye konuştu. BİZ İSTER GİRER İSTER GİRMEYİZ Türkiye nin Almanya ve AB ile ilişkilerini geliştirmeyi arzu ettiğini ancak eşitlik talep ettiklerini vurgulayan Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: Bundan sonra ne olacak? Bundan sonra AB bizi ister alır, ister almaz, biz ister gireriz, ister girmeyiz. AB eğer ileriye dönük bir adım atmak istiyorsa, özellikle Almanya, Alman imparatorunun gezdiği Osmanlı yı unutup, bu hayallerden vazgeçip, karşısında güçlü bir Türkiye olduğunu idrak edip adımlar atmak istiyorsa, işbirliği yapmak istiyorsa, eşit şartlarda masaya oturmayı kabul edip diğerlerine de anlatabiliyorsa, gelsinler işbirliği yapmaya. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kapıları ardına kadar açıktır. Hala Alman imparatorunun gezdiği Osmanlı yı hayal ediyorlarsa, hala karşılarında el pençe duran bakanlar bekliyorlarsa, biz Türkiye ye nasıl olsa istediğimizi yaptırırız diyorlarsa, çok büyük bir hayal kırıklığına hazır olmalılar. TÜRKİYE ÇIKTIĞI YOL- DAN DÖNMEYECEK Türkiye nin büyük, emperyal ama emperyalist olmayan bir ülke olma yolunda ilerlediğini kaydeden Bulut, Türkiye ye eskisi gibi bakmasınlar. Manipüle edilebilir, eskisi gibi fikir verilebilir değil. Hayır. Türkiye kendi yolunda gidiyor. Ve siyasi otorite sağlam kaldığı sürece, Allah Sayın Başbakan a sağlık verdiği sürece, ömür verdiği sürece, güç verdiği sürece Türkiye çıktığı yoldan dönmeyecektir şeklinde konuştu. DOĞU YÜKSELİŞTE Toplantıda Türk ve Alman basınından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Başbakan Başdanışmanı Bulut, dünyada güç dengelerinin hızla değişmekte olduğunu, Avrupa nın gerilerken, Doğu nun yükselişe geçtiğini belirterek kendisinin gelecek dönemde Avrupa da bahar beklediğini anlattı. AVRUPA DA BAHAR BEKLİYORUM Herkesin Mısır da, Azerbaycan da, Kazakistan da, Orta Asya da, Orta Afrika da bahar beklediğine dikkati çeken Bulut, Ben Avrupa da bahar bekliyorum. Çünkü Avrupa nın tarihine bakarsanız, ne zaman Avrupa da varlıklar azalmış, devlet yardımları düşmüş, paylaşılacak pasta küçülmüş, Avrupa birbirine girmiş. Dolayısıyla Almanya nın Kuzey Ren Vestfalya bölgesinde işsizlik resmi olmayan rakamlara göre yüzde 29. Neden? Çünkü AB stratejisine göre Ocaklar kapandığı için. Şimdi bu insanlar sosyal olarak bizim gibi değiller. Anadolu İslam kültüründe biz gideriz evde köyden getirdiğimiz tavuğu yeriz, belirli bir süre daha idare ederiz. Ama Avrupalının kültüründe bu yok. Dolayısıyla bunu çok samimi söylüyorum. Mısır da Arap baharı beklemiyorum.

7 Türk Dünyasının Sesi K T M M n i n Ye n i B a ş k a n ı Refat Çubar M e r a s i m l e Görevi Devir Aldı Türk Ocakları Nasıl Kuruldu? 7 Üniversiteli Gamze, Microsoft un Türkiye Ve Dünya Birincisi Bu yarışmada Türkiye birincisi, dünya ikincisi oldum. Üçüncü yarışmam ise 17 Ağustos- 13 Ekim tarihleri arasında gerçekleşti. D e v a m ı t e Burada üç ayrı yarışmada dünya birincisi olurken, Java & Android Developer Yarışması nda dünya ve Türkiye birincisi oldum diye konuştu. PROJELERİMİ ÜLKEMDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİM BAHÇESARAY (QHA) Ekim tarihlerinde yapılan 6. Dönem Kırım Tatar Milli Kurultayında seçilen Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Meclis Üyeleri Kırım Hanlığının Payitahtı Bahçesaray daki Hansaray da 1 Kasım 2013 tarihinde yapılan törenle göreve başladı. Tören, Saray Camisinde kılınan Cuma namazıyla başladı. Namazın ardından Kırım Hanlarının yattığı mezarlığa geçilerek devlet büyükleri için dua okundu. Törene Kırım Tatar Milli Kurultayı Denetim Komisyonu, bölge ve yerel Meclis üyeleri, Kırım Tatar Milli hareket emektarları, yerel yöneticiler, Kırım Tatar sivil toplum kuruluşlarının mensupları katıldı. Meclis başkanlığı için yarışan Remzi İlyasov, annesinin hastalığı nedeniyle törende yer alamadı. Törenin sunuculuğunu yapan Şevket Memetov, Hansaray daki törenin önemine değinerek, neredeyse 100 yıl önce 1917 yılında Noman Çelebicihan, Cafer Seydehmet Kırımer ve Hasan Sabri Ayvazov gibi liderlerin burada milli bayrağı diktiğini, 1930 lu yıllarda ise Bolşeviklerin tüm Kırım Tatar siyasetçilerini yok ettiğini hatırlattı. Bayram Durbilmez Kayseri Hakimiyet Dünyanın en yaygın ve saygın devletlerinden biri olan Osmanlı Devleti üç kıtaya yayılmış büyük bir cihan devletidir. Bu muhteşem devletin geniş coğrafyası Türk milleti ile birlikte başka milletleri de kucaklar. Bu topluluklar yüzyıllarca bir arada yaşarken Osmanlı Devleti de gerilemeye başlar. Güçlüyken sadık olan topluluklar, gerilemenin başlamasıyla birlikte başkaldırmaya kalkışır. Esmeye başlayan ayrılık rüzgârları dalga dalga şiddetlenir. Türk aydınlarının ve devlet adamlarının bütün iyi niyetli çabaları bu ayrılık rüzgârını engelleyemez. İslamcılık ve Osmanlıcılık fikirleri de bu milletleri bir arada tutmaya yetmez ve milliyetçilik akımına yenik düşer. Kanlı isyanlar olur. Osmanlı nın Avrupa ya uzanan kolu, bu kanlı isyanlar yüzünden kan revan içinde kalır. İsyan ateşini körükleyen dış güçlerin destekleriyle Sırp, Mora, Bulgar isyanları büyüdükçe büyür. Osmanlı Devletinin dört bir tarafı yangın yerine döner. İsyancıları caydırma ve yeniden devlete bağlama arayışları sonucu Tanzimat, Islahat hareketleri, Meşrutiyet inkılâpları doğar fakat bu çabalar beklenen çözüme ulaştırmaz. Osmanlı Devletine bağlı başka milletler bir bir ayrılmaya, Osmanlı Devleti dağılmaya başlar. Vatan topraklarından koparılan her parça vücudumuzdan koparılan bir parça gibi acı verir. Balkan Savaşları sırasındaki katliam ve göçler bu acıyı dayanılmaz boyutlara ulaştırır. Doğuda Mekke-Medine den, batıda Rumeli nden çekilmek zorunda kalmanın tarifi imkânsız acısı Türk milletinin yüreğini kanatır. İslamcılık ve Osmanlıcılık düşüncesinin bu dağılmaya çözüm bulamadığını gören Türk aydınları arasında, varlığı tehlikeye düşen Türk milletinin seviyesini sosyal, kültürel ve ekonomik olarak yükseltmek amacıyla bir dernek kurulması fikri ortaya çıkar de Türk Derneği, 1911 de Türk Yurdu Cemiyeti kurulur. Bu dernekler beklenen birlik ve beraberliği sağlamakta yetersiz kalır. Günlük politikaya girmeden, millete hizmet edecek daha güçlü bir dernek kurulması gerektiği Türkçü yayınlarda dillendirilir ve bu fikir Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından benimsenir. Bu öğrenciler gizli toplantılar yaparak, yeni bir dernek kurulması fikrini tartışır. 11 Mayıs 1911 de toplanan 190 Tıbbiyeli Türk Evladı, hazırladıkları programı dönemin tanınmış Türk aydınlarıyla paylaşmaya karar verir. 190 Tıbbiyeli Türk Evladı adına hazırlanan program aydınlardan destek görür. Mülkiye öğrencileri ve başka okullardaki Türkçü öğrenciler de bu fikri destekler ve 20 Haziran 1911 de yapılan toplantıda milliyet fikrine dayalı bir dernek kurulması kararlaştırılır. Derneğe Türk Ocağı adı verilir. Bu adın verilmesi Dr. Fuat Sabit (Ağacık) Bey tarafından teklif edilmiştir. Aynı toplantıda Türk Ocağı Kurucu Heyeti ve Geçici İdare Heyeti üyeleri de belirlenir. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Ferit (Tek), Ahmet Ağaoğlu ve Dr. Fuat Sabit kurucu heyette görev alır. Geçici İdare Heyeti üyeleri de şu şekilde belirlenir: Mehmet Emin (Reis), Yusuf Akçura (Reis Muavini), Mehmet Ali Tevfik (Kâtip), Fuat Sabit (Veznedar). Türk Yurdu Cemiyeti nin yayın organı olan Türk Yurdu dergisi, o günlerde Yusuf Akçura nın sorumluluğunda çıkmaktadır. Türk Ocağı nın Geçici İdare Heyeti üyeleri arasında Yusuf Akçura da bulunduğu için, derneğin ilk toplantıları bu derginin idarehanesinde yapılır. 20 Haziran 1911 de şekillenen Türk Ocağı 25 Mart 1912 de resmen kurulur. İlk yönetim kurulu üyeleri de Mehmet Emin (Yurdakul) dışındaki Geçici İdare Heyeti üyelerinden oluşturulur. Başkanlığa Ahmet Ferit getirilirken, diğer üyelerin görevleri, daha önce belirlendiği gibi gerçekleşir. İttihat ve Terakki Fırkasının bazı mensuplarının ve Osmanlı Hanedanı bazı kimselerin maddî destekleriyle Beyazıt ta alınan müstakil bir bina Türk Ocağı nın merkezi olur. Başta Türk Yurdu Cemiyeti olmak üzere, Türk milliyetçileri tarafından kurulan diğer dernekler de Türk Ocağı na katılır. Türk Yurdu dergisi ise Türk Ocağı nın yayın organı olarak varlığını sürdürür. Türk Ocakları yalnızca aylık Türk Yurdu dergisini çıkarmakla kalmaz. Türkçülük fikrinin yaygınlaşması için 1913 te Halka Doğru, 1914 te Türk Sözü haftalık yayın organları çıkarılır de de Yeni Mecmua yayımlanır. Yayın çalışmaları gazetelerle de desteklenir. Manastır da Yeni Fikir, Üsküp te Yeni Mektep gazeteleri yayımlanır. Türk Ocakları yla doğrudan ilgili bu yayın organları dışında Türkçülük fikrinin yayılmasına hizmet eden başka dergiler de çıkmaya başlar. Sözgelimi Millî Tetebbular, Büyük Duygu, İktisadiyat Mecmuası, Yeni Mecmua, Büyük Mecmua gibi dergiler de bu fikrin dalga dalga yayılmasına hizmet eder. Bu çalışmalar sonucu Türk milletinde milliyetçilik fikri yayılmaya başlar. Türk Ocakları Millî Mücadele döneminde de millî şuurun diri tutulmaya çalışıldığı bir merkez durumundadır. Sözgelimi İzmir in işgaline karşı İzmir Türk Ocağı üyeleri ayaklanır. İzmir in işgalinden bir gün önce Türk Ocakları nda toplanan Türk milliyetçileri Redd-i İlhak Beyannamesi hazırlar. İzmir in işgali üzerine Mustafa Kemal in önerisiyle İstanbul da düzenlenen Fatih ve Sultanahmet mitinglerine de Türk Ocakları Genel Merkezi öncülük eder. Türk Ocakları Genel Başkanı Hamdullah Suphi, Antalya mebusu olarak seçilir. Hamdullah Suphi nin meclise girmesi ve çalışmaları sonucu Osmanlı Mebusan Meclisi nde Misak-ı Millî kabul edilir. Türk düşmanları, Türk Ocağı nın varlığından ve Türk Ocaklıların çalışmalarından rahatsızdır. İstanbul u işgal eden İngiliz askerlerinin hedeflerinde de Türk Ocakları vardır. Bu yüzden 12 Mart 1920 de Türk Ocakları genel merkezi işgal edilir. Üyelerden bir kısmı Malta ya sürülür. Tutuklanmaktan kurtulan Ocaklılar da Genel Başkan Hamdullah Suphi (Tanrıöven) ile beraber Anadolu ya geçerek Kurtuluş Savaşı nı destekler. Türk Ocağı gönüllülerinden oluşan Sakarya İzci Oymağı birliği, Sakarya Savaşı na katılır ve tamamına yakını şehit düşer. TBMM hükûmeti kurulunca, Ocak Genel Merkezi Ankara ya taşınır. Zafer kazanıldıktan sonra da çalışmalarını sürdüren Türk Ocağı, Türkiye nin dört bir tarafında yeni şubeler açarak Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmasına ve gelişmesine hizmet eder. Özetle anlatmaya çalıştığımız bu hususlardan da anlaşılacağı üzere, Türkiye de Türkçülük şuurunun, milliyetçilik ülküsünün ateşini yakan Türk Ocakları dır. Çanakkale destanını yazan, Türk İstiklâl Savaşı nı kazanan ve Türkiye Cumhuriyeti ni kuran asıl güç bu şuur ve ülkü ateşidir. Bu kutlu Ocak hakkında Gazi Mustafa Kemal Atatürk de şöyle söyler: Türk Ocağı, Türk ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı, yüksek alevlerle tütsün, muhitine nurlar saçsın; yaşasın ve yaşatsın. Türk Ocağı, Türklük güneşinin ocağıdır. Bu başarıları sonrasında Japonya ve İtalya gibi ülkelerin bilgisayar yazılım firmalarından teklifler aldığını söyleyen Gamze Oruç, Kendi projelerimi ülkemde gerçekleştirmek en büyük hayalim dedi. Yurt dışından gelen hiçbir teklife sıcak bakmadığını kaydeden Oruç, Günde en az 4 saatim bilim kurgu filmi izlemekle geçiyor. Bunlardan da etkilenmiş olabilirim. İzlediğim ve en çok etkilendiğim Limitsiz in düşünce dünyama çok büyük etkisi oldu. Projelerimi hayata geçirmemde bana ışık olduğunu söyleyebilirim diye konuştu. MESLEK LİSESİ MEZUNU Aksaray Kız Meslek Lisesi Mezunu olduğunu, yüksekokula birincilikle girdiğini söyleyen Gamze Oruç, Lisedeyken Bilgisayar Teknolojileri Bölümü Web Tasarım Bölümü nden mezun oldum. Hayalim hep bilgisayar teknolojisinin içinde olmaktı. Bunu da gerçekleştirdiğime inanıyorum. Hayal ediyorsan gerçekleştirebilirsin cümlesi rehberim oldu. Hayal etmeliyiz ki peşinden koşabileceğimiz bir hedefimiz olsun. Artık hedefim Uzay Bilimleri alanında ışınlama teknolojisini keşfetmek. Bu yolda ilerlemek istiyorum. Bana eğitimim ve çalışmalarımda desteklerinden dolayı Rektörümüz Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ye, Yüksekokul Müdürüm Doç. Dr. Hacer Sert e ve tüm hocalarıma çok teşekkür ediyorum dedi. Gamze Oruç un başarılarıyla gurur duyduğunu aktaran Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Hacer Sert ise şunları söyledi: Hem ülkemizi hem üniversitemizi hem de ülkemizi çok iyi bir şekilde temsil etti. Başarılarının devam edeceğini düşünüyorum. Bundan sonraki yarışmaları da takip edip çok iyi dereceler alacağına inanıyorum. Gamze nin bu başarılarının arkadaşlarına da örnek olmasını temenni ediyorum.

8 8 Türk Dünyasının Sesi Moskova nüfusunun yarısı şehre göç edenlerden oluşuyor Sosyologlar tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, şu anda Moskova da yaşayan nüfusun yarısının şehre sonradan göç edenlerden oluştuğu ve söz konusu yeni Moskovalıların üçte ikisinin başkenti artık kendi memleketleri olarak gördükleri ortaya çıktı. Moskova da yaşayan nüfusun %27 lik bir kısmı, gerçek Moskovalılardan oluşuyor. Bu vatandaşların %14 ü ilk kuşak Moskovalılara mensupken, %9 luk bir kısmı ise ikinci kuşağa mensup. Kamuoyu Fonu FOM tarafından Moskova da yaşayan 1000 kişi ile Eylül ayında telefonla yapılan anket sonucunda elde edilen veriler, başkentte yaşayan her iki vatandaştan birinin (%50) şehre sonradan göç ettiğini ortaya çıkardı. Başkent nüfusunun %72 si Moskova yı kendi memleketi olarak görürken, %25 lik bir kısım başkentle arasında böyle bir bağ hissetmediğini ifade ediyor. %64 lük bir kısım ise Moskova yı ikinci memleketi olarak kabul ettiğini belirtti. Sosyologların Moskova ya geliş sebebi üzerine yönelttikleri soruya ankete katılanların %15 i iş aramak, %10 u eğitim almak, %6 sı daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak için şeklinde yanıt verirken, %5 lik bir kısım akrabalarının yanına taşındığı veya Moskovalı bir vatandaşla evlendiği için başkente geldiğini söyledi. Sorulara cevap verenlerden %4 ü ise Silahlı Kuvvetlerdeki hizmeti sebebiyle Moskova da bulunduğunu ifade etti. ABD de belediye Binasında Türk Bayrağı dalgalandı Kur an eğitimi aldıkları için katledilmişler Çin işgal güçleri, 28 silahsız Uygur gencini Taklamakan Çölü ndeki vahalarda Kur an dersleri aldıkları için katletmiş. 20 Ağustos ta Doğu Türkistan ın Yılkıcı kasabasında Çin işgal güçlerinin silahsız Uygur gençlerine karşı giriştiği saldırı sonucu 28 kişinin hayatını kaybettiği katliamın ayrıntıları belli oldu. Katliamda cesetlerin topluca gömüldüğü iddia ediliyor. Katliamın, Çin yönetiminin dini eğitime getirdiği yasak üzerine Türkistanlı ailelerin gençlere Taklamakan Çölü ndeki vahalarda Kur an dersleri vermesi üzerine yapıldığı belirtiliyor de Irak ta 7000 kişi hayatını kaybetti. Bağdat ve çevresinde yaşanan şiddet olaylarında 51 kişi hayatını kaybetti. Irak İçişleri Bakanlığı ndan bir yetkili, Bağdat ın kuzeyindeki Tarimiyye de 18 kişinin cesedinin bulunduğunu kaydetti. Cesetlerin, asker üniforması giymiş kişiler tarafından, şüpheli oldukları gerekçesi ile evlerinden alınmış kişilere ait olduğu belirtildi. Salahaddin kentinin değişik bölgelerinde ise, başları kesilmiş halde 7 ceset bulunduğu bildirildi. Salahaddin kentinde bulunan cesetlerin, bir İtalyan şirketi tarafından inşa edilen Tikrit Stadyumu nda çalışan işçilere ait olduğu tahmin ediliyor. Bağdat ta dün bulunan 20 cesetle, ülkede son 48 saat içerisinde bulunan ceset sayısı 51 e yükseldi. BU YIL 7 BİN KİŞİ ÖLDÜ Irak ta Kasım ayında yaşanan şiddet olaylarında ölenlerin sayısı 600 ü geçti yılı içinde ise bu sayı 7 bine yaklaştı. Mezhep eksenli şiddetin artması iç savaş endişesini artırıyor. Ülkede yılları arasında yaşanan Sünni-Şii çatışmalarında onbinlerce kişi hayatıını kaybetmişti. Market önünde sızan sarhoşu piton yuttu Erkekler, tuvaletlerini ayakta yapamayacak Yasa teklifinin gerekçesinde, ayakta yapılamsı nedeniyle genel tuvaletlerde hemen klozetlerin hem de tuvalet zeminlerinin idrar içinde kaldığı ve bunun insan sağlığı açısından tehlike oluşturduğu belirtildi. Gerekçede oturarak ihtiyaç gidermenin idrar torbasını tam olarak boşaltmaya da yardımcı olduğu gibi, prostat sorununun daha az ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu ifade edildi. Sol Parti bu tehlikeler göz önünde bulundurularak erkek tuvaletlerinde ayakta ihtiyacını gidermenin yasaklanmasını teklif etti. Sol Parti yöneticilerinden Viggo Hansen amacın insanların yaşam biçimine müdahale değil, daha sağlıklı bir ortam oluşturmak olduğunu söyledi. PEYGAMBER EFENDİ- MİZİN (ASM) SÜNNETİ Peygamberimiz (asm) Allah ın emri ile ümmetine her konuda yapması gerekenleri öğretmiş, hatta tuvalet adabına kadar en ince konularda edeb dersi vermiştir. Bu nedenle Selman-ı Farisi ye (ra) bir müşrik alaylı bir şekilde görüyorum ki dostunuz Muhammed size helada nasıl oturacağınızı bile öğretiyormuş dediği rivayet edilmiştir. İslam temizliğe çok önem vermiştir. Küçük abdesti oturarak yapmayı tavsiye ettiği gibi, idrar yolunda idrarın kalmaması ve tamamen temizlenmesi için bir miktar beklemek gerekir. Peygamberimiz (sav) İdrardan sakındırmış ve kabir azabının çoğunun sıçrantılardan kaçmamaktan kaynaklandığını belirtmiştir. Okunacak Kitaplar ABD de belediye binasında Türk bayrağı dalgalandı Amerika nın New Jersey eyaletinde Türklerin yoğun yaşadığı Lyndhurst te Belediye, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bayrak direğine Türk bayrağı astı. Amerika da Türk nüfusunun en yoğun olduğu eyaletlerden biri olan New Jersey in Lyndhurst Belediyesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısı ile belediye binası önündeki göndere Türk bayrağı çekti. Belediye Başkanı Giangeruso, Türk Amerikalıların Cumhuriyet Bayramı nı kutlarım.türkler burada, toplumumuzun değer verdiğimiz bireyleridir. dedi. Bayrak çekme töreninde ayrıca, Emniyet Müdürleri Matthew Ruzzo, John Montillo ve Türk vatandaşlarının yanı sıra, New York Başkonsolosluğu nda görevli Konsolos Tuğba Tolga Turgut, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çınar ve bazı icara kurulu üyeleri de hazır bulundu. Organizasyona öncülük eden Türk vatandaşı Deniz Çelik, Bu sene 4. defa bayrağımızı Lynhurst Belediyesinde göndere çekiyoruz. Bayrağımız burada 1 ay boyunca dalgalanacak. Bu etkinlik Lyndhurst teki Türk toplumunun varlığının bir simgesi ve kültürümüzü tanıtmanın bir vesilesi oluyor. Katkısı olan herkese teşekkür ederim diye konuştu. Bayrak çekme töreninin ardından, Lyndhurst Belediyesi önüne kurulan ikram çadırında, Amerikalılara Türk yemekleri ikram edilirken, katılımcılar Türk müziği eşliğinde eğlendi. Hindistan ın güneyindeki Kerala eyaletinde aşırı alkolün etkisiyle bulunduğu marketin önünde uyuyakalan bir adam piton tarafından yutuldu. Eskimiş fotoğraftan göründüğü gibi adamı diri diri yutan yılan, şişerek devasa boyutlar a ulaştı. Gerçi bazı gazeteciler fotoğrafın gerçek olduğuna şüpheyle yaklaşıyor. ABD istihbaratı gizlice Snowden le görüştü iddiası Gazetecilere göre söz konusu fotoğraf, bir yıldır internette dolaşıyor ve en son Güney Afrikalı fotoğrafçı Linda Niatoro tarafından çekildiğine işaret edilmişti. Niatoro, karenin Güney Afrika nın Durban North kenti yakınlarında yapıldığını söylemişti. Bununla birlikte pitonun kimi veya neyi yuttuğunu belirtmemişti. WikiLeaks, ABD devlet kurumlarının çalışmalarındaki eksiklikler hakkında bilgi veren bir grup federal çalışanın, Edward Snowden ve sitenin avukatlarından İngiliz gazeteci Sarah Harrison ile Rusya nın başkenti Moskova da gizlice görüştüğünü iddia etti. WikiLeaks in Twitter sayfasından yaptığı açıklamada, görüşmeye CIA, NSA, FBI ve ABD Adalet Bakanlığı muhbirlerin katıldığı belirtildi Bu görüşmenin fotoğrafının en kısa sürede yayınlanacağı bildirdi. Açıklamada, Snowden ve Harrison ile görüşen muhbirlerin şu anda ABD ye geri döndüğü ve kısa zamanda röportaj için hazır olacakları ifade edildi. Bu tür muhbirlerin çalışmaları, 1989 tarihli Kurumların çalışmalarındaki eksiklikler hakkında bilgi veren federal çalışanların korunması hakkında kanunla düzenlenmekte.

9 Türk Dünyasının Sesi 9 İmam-ı -Maturidi Asya ile Avrupa denizin altından birleşti Mutezile sadece akla önem veriyor ve her şeyi sadece akılla izah etmeye çalışıyordu. Buna karşılık İslâm dünyasında usulü ddin konusunda yeni izah tarzlarına ihtiyaç vardı. Bu yeni izah tarzları nakle bağlı kalmakla birlikte akla da önem verecek selef metodu ile Mu tezile mezhebinin iyi yanlarını birleştirmeliydi. Bu yeni ihtiyacı karşılayan ehl-i sünnet ilmi kelâmı nı oluşturan, Maveraünnehir de Ebu Mansur el-maturidi ve Irak ta Ebu Hasan el-eşari (324/946) olmuştur. Matüridî nin yetiştiği coğrafya ilim ve âlimler yönünden zirveye ulaşmış bir bölgedir. İlim ve hayrın hazinesidir. İslâm ın aşılmaz muhkem kalesidir. Bu ülkede fakihler âlimler, hanlar, hakanlar seviyesine ulaşmış durumdadır. Böyle bir sosyo-kültürel ortamda yaşayan İmam el-matüridî nin de ilmî münakaşalardan ve ilimden uzak kalması düşünülemezdi. Maturidi nin görüşlerinin kaynağı, fıkhî mezhep olarak bağlı olduğu Ebu Hanife nin itikada dair görüşleri idi. Maturidi Ebu Hanife nin görüşlerini yeni usul ve delillerle açıklamış ve güçlendirmiştir. Maturidi, bu çalışmaları ile Ehli Sünnet görüşleri konusunda, Ebu l Hasan el-eş ari ve benzerleriyle birlikte Mutezilenin aşırı görüşlerine karşı Ehli Sünnet görüşlerini Nakil, Akıl ve mantık dengesi kurarak güçlendirmiş ve toplumda üstün hale getirmeye muvaffak olmuştur. İmam Maturidi, İslam ı Allah ın emrine, Hz. Peygamberin Sünneti ne en uygun ve en yakın şekilde anlama ve anlatma, onu aykırı görüşlere karşı savunma yolundaki hizmet ve başarısı sebebiyle alemü l- Hüdâ, İmamü l Hüdâ, İmamü l Mütekellimîn gibi sıfatlarla anılmıştır. Matüridî nin hocaları arasında; imam Ebu Hanife nin talebelerinden Şeyh Ebu Bekr Ahmed bin İshak, Fakihu l- Semerkandî lakabıyla bilinen Ebu Nasr Ahmed bin El-Abbas, Nuseyr bin Yahya el- Belhî ve Rey kadısı olan Muhammed bin Mukatil er-razi nin adları sayılmaktadır. Maturidi, Karamiti, Şii ve Mutezile mezhebi liderleriyle bilimsel mücadele etmişse de, en büyük mücadeleyi Mu tezile ye karşı yaptığı münazaralar oluşturur. Çağdaşlarından Ebu l-kasım Abdullah el- Ka bi (ö. 317/929) Bağdat ta Mutezile akımının başıydı. Maturidi, Kitabu t-tevhid adlı eseriyle Ka bi nin görüşleriyle mücadele etmiştir. Ayrıca üç kitabına karşı da üç kitapla cevap vermiştir. Bu sıralarda doğuda Maturidi genel olarak Mutezilelerle ve özel olarak da onların Bağdat grubuyla mücadele ederken, Ebu l-hasan el-eşari nin de Irak ta Mutezile nin Basra koluna karşı aynı görevi üstlendiğini biliyoruz. Pek çok Tabakât (bibliyografya) kitabında, sapık görüşler olan Karmati ve Mutezile gibi görüşler karşısında Maturidi den ve O nun mücadelesinden bahsedilmeyerek, sadece Eş ari den bahsedilmiş olması, Maveraunnehir bölgesinin Bağdat ve Hicaz bölgesine uzaklığı yanında, Maturidi nin Araplara göre, Acem, yani Arap olmayan (Türk) olmasının etkili olduğu kanaatini paylaşıyoruz. Daha sonraki asırlardaki mezhepler tarihçilerinin ise, Eş ari mezhebine mensubiyetlerinin de Maturi den bahsetmemiş olmalarının sebebi olarak bahsedilmesi yerinde olacaktır. Kur anda akıl, idrak ve düşünmeye davet eden yaklaşık yediyüz ayetin etkisi ile Maturidi nin aklı dinin kaynakları arasında sayan mezhebi(ekolü)ne mensup anlayış bütün İslam dünyasını ilim ve fende yükselmenin; özellikle de matematik, fizik, astronomi, kimya gibi ilimlerde Müslümanların öncü rol üstlenmelerine sebep olmuştur. Bu öncü role şimdi daha çok muhtaç olduğumuzda kuşku bulunmamaktadır. Bu ihtiyacın karşılanabilmesi için bile olsa Müslümanlık anlayışımızın yeniden Hanefi Maturidi çizgiye dönmesi; Selefi ve Eş ari görüşlerle birlikte küresel emperyalizmin önerdiği Ilımlı İslam safsatasından ve Diyalog sarmalından kurtulmamız zorunludur. Azerbaycan ın demokratik seçimlerle göreve gelmiş ilk Devlet Başkanı Ebulfezl Elçibey le yaptığımız İslam ve İslam Birliği nin sağlanması konulu sohbetleri yeniden anlatmam faydalı olacaktır. Elçibey, 1918 de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ni kuranlar Şii Sünni farklılaşmasının zaman zaman iç çatışmaya dönmesinin sıkıntısı ile Müslümanlık anlayışını bir kurala bağladıklarını ve bunun da Azerbaycan bayrağında sembolleştirildiğini anlatmıştı. Devamı gelecek sayıda Japon Taisei şirketi öncülüğünde kurulan Türk-Japon konsorsiyumun hayata geçirdiği proje Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı tarafından finanse edildi. Projeyi asrın projesi olarak lanse eden iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi açılış törenini de Cumhuriyet in ilanının 90 ıncı yılına denk getirdi. Ankara nın bölgesel güç olma çabalarına atıfta buluna yetkililer hayata geçirilen tüneli Pekin ile Londra yı karadan bağlayan son halka olarak değerlendiriyor. Bu gelişme tüm dünya için de önem arz ediyor. Japonya Başbakanı Şinzo Abe nin de aralarında bulunduğu konuklara ve ellerinde Türk bayrakları ile sevinç gösterilerinde bulunan binlerce kişiye açılışta bir konuşma yapan Erdoğan, Bu büyük proje ile hem Cumhuriyetimizi yüceltiyor, hem de Cumhuriyetin kardeşlik ve dayanışma içinde neleri başarabileceğini ispat ediyoruz. dedi. Erdoğan konuşmasının devamında, Marmaray, kıtaları olduğu kadar halkları, ülkeleri, insanları birbiri ile buluşturuyor. ifadelerini kullandı. Hükümetin altyapı ve inşaat alanında yaptığı atılımlar Erdoğan ın 2002 yılında iktidara gelmesinden bu yana Türkiye ekonomisinin 786 milyar dolar büyüklüğe ulaşmasına da yardımcı oldu. Şimdi ise hükümet gayrisafi yurtiçi hasılayı 2 trilyon dolara çıkararak Cumhuriyet in ilanının 100. yıldönümü olan 2023 te ülkenin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesini hedefliyor. Yeni altyapı projelerine yapılan 400 milyar dolardan fazla yatırımın GSYH büyümesinin gelecek 10 yıl içerisinde artırması bekleniyor. Hükümetin hedefleri arasında İstanbul a dünyanın en büyük havalimanlarından birisinin, şehrin Avrupa yakasında Karadeniz ile Marmara denizini birleştirecek bir tünel, üç nükleer santral inşası ile depremlere karşı Bu balıklar 4 yıl susuz yaşayabiliyor Afrika akciğer balıkları yağmurların kesildiği kuraklık dönemlerinde susuz, çamur kozalarında dört yıldan fazla hayatta kalabiliyor BBC de yayınlanan bir belgesel programda, kuraklık dönemlerinde sular çekilince 4 yıl boyunca farklı özelliklerini kullanarak hayatta kalmayı başaran akciğer balıklarının ilginç öyküsü yayınlandı. BALÇIĞA TÜNEL KAZIYORLAR Kurak mevsimlerde sular çekilmeye başlayınca, akciğerli balıkların herbiri kendine balçık içinde bir tünel kazarak içine yerleşir. Tünelin üzerinde havanın girişine yarayan gözenekli bir kapak bulunur. Balık, çamurdan koza içinde mukuslu bir sıvı ifraz eder. Bunun sayesinde derisinin kuruması önlenmiş olur. Balık, kozasında derin bir uykuya dalar. Vücut fonksiyonlarını da yavaşlatır. Akciğerli balıklar gerekli oksijeni yuvanın üstündeki delikten almaya devam ederler. kentsel dönüşüm projesi bulunuyor. Ancak analistler yavaşlayan ekonomi ve görünüme yönelik riskler ile birlikte artan finansal ve siyasi baskıların Ankara nın bu projeleri finanse etmesini zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Konuyla ilgili yorumda bulunan Londra merkezli Medley Global Advisors tan ekonomist Nigel Rendell, Türkiye gibi gelişen ülkelerin büyümesine yardımcı olan Fed in teşvik adımlarının gelecek yıl azaltılmaya başlanabileceğini gerekçe göstererek Uluslararası finansmanı bulmak çok zor olacak diyor. Rendell yorumunun devamında, İkincisi ve daha da önemlisi, Erdoğan ı uluslararası camiada otokratik bir lider gösteren yazın yaşanan protestolar insanların Türkiye ye yönelik güvenini sarstı dedi. Türkiye de yıllardır yaşanan siyasi istikrara da zarar veren Haziran ayındaki hükümete karşı yapılan gösteriler küçük ölçekli de olsa devam ediyor. Ülke ayrıca Mart ayında başlayacak yerel seçimler ve Haziran 2015 teki genel seçimler ile bir seçim dönemine de giriyor. Uluslararası bankların fazla ilgi göstermemesi nedeni ile Boğaziçi nin iki yakasını birleştirecek üçüncü köprünün yapımını yüklenen konsorsiyuma Türk bankaları Eylül ayında 2,3 milyar dolarlık bir kredi sağlamıştı. Hükümet ilk etapta 6 milyar dolara mal olması beklenilen üçüncü köprü VÜCUTLARININ YARISINI ERİTİ- YOR Yaz uykusu süresince gerekli enerji için kendi kas dokularının bir kısmını eriterek harcarlar. Bu suretle yağmurların tekrar başlayıp, akarsuların canlanmasına kadar hayatlarını sürdürürler. Afrika akciğer için gittiği ihaleyi uygun teklifler gelmediği için çapını küçülterek yenilemişti. Yine de yetkililer, Türkiye nin bu altyapı projeleri için ödemesi gereken 300 milyar dolarlık borcu finanse etmekte zorluklar yaşayacağı yönündeki görüşleri önemsemiyor. Finansal zorluklar yaşanmayacak diyen Ulaştırma Bakanı Yıldırım konuşmasının devamında, Şu anda krizden dolayı millet para vermek için adam arıyor, istikrarlı ülke arıyor. İstikrar olan ülke de Türkiye. Kuvvetli siyasi irade olan ülke Türkiye. Ya etraftaki ülkelerde savaş var veya ekonomik savaş var veya kriz var. Kriz olmayan istikrarı devam eden büyümesi devam eden ülke Türkiye. Onun için eğer buraya para vermeyecekse finans kuruluşları turşusunu kursun. dedi. Bu projeler yaklaşan seçimler öncesinde Erdoğan için de kritik öneme sahip. Şu an İstanbul semalarını örten gökdelenler, geçen 10 yılda dört katına çıkan karayolları ve artan alışveriş merkezleri Başbakan a 2002 de yüzde 34 olan desteği 2011 seçimlerinde yüzde 50 ye kadar çıkardı. Marmaray projesi ile Erdoğan bir zamanlar belediye başkanlığını da yaptığı İstanbul un iki yakasını birleştirmekten daha fazlasını hedefliyor. Başbakan aynı zamanda liderliğini Osmanlılar ile ülkenin geleceği arasında bağlantı kurarak pekiştirmek istiyor. balıklarında kas dokusunun besin olarak harcanması sonucu bir mevsim içinde 3 santimlik bir boy kaybı olur. Bazen uzun süren kuraklık dönemlerinde vücutlarının yarısını eritirler. Afrika akciğer balıkları, çamur kozalarında dört yıldan fazla susuz bir şekilde yaşayabiliyor.

10 10 Türk Dünyasının Sesi Düşünce Yapısı ve Türkçülük-2 Ziya GÖKALP Düşünce Yapısı ve Türkçülük Anlayışı Devamı Gökalp ın 1908 yılından sonra Türk Milliyetçileri arasına katılması ile ulusçuluk bir sistem haline gelmiştir. 18 yıl Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısı üzerine çalışan Gökalp, bu birikimini Genç kalemler dergisinde, özellikle de Turan şiiri ile dile getirmiştir. Bilimsel bir Türkçülük ortaya koyan Gökalp, Türkçülüğün Esasları nda Türkçülüğü Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir diye tarif etmiştir. Ona göre Türkçülüğün yakın ve uzak olmak üzere iki hedefi vardır. Yakını Oğuz ya da Türkmen Birliği ; uzağı ise Turan dır. Türkçülüğünün ülküsünü de Türkiyecilik, Oğuzculuk ya da Türkmencilik ve Turancılık olarak üç ana bölüme ayıran Gökalp, Cumhuriyetin ilanından sonra son ikisinden vazgeçmiş ve ülkünün Türkiyecilik olduğunu belirtmiştir. Türk toplumu için uygun gördüğü Türkçülük ise toplumsal Türkçülük olmuştur. Onun Türkçülüğünde, halka doğru gitmek ayrı bir öneme sahiptir. Halka hem ondan hars almak hem de medeniyet götürmek için gidilir. Medeniyet-hars ayrımı onun en dikkat çekici görüşlerinden birini oluşturur. Hars, yani kültür, ona göre milli; medeniyet, yani; uygarlık ise evrenseldir. Uygarlığın kültürden sonra ve onun eseri olduğunu savunan Gökalp, Türkçülüğün Esasları nda kültürü oluşturan unsurları sekiz bölümde incelemiştir. Bunlar; dilde, estetikte, ahlakta, hukukta, dinde, ekonomide, siyasette ve felsefede Türkçülüktür. Sonuç olarak, Ziya Gökalp, Türk düşünce, kültür ve siyaset tarihinin önemli simalarından biridir. İmparatorluk sürecinden Ulus-Devlete geçiş döneminde yaşayan Gökalp ın, karşılaşılan sorunlar ve bunalımların da etkisiyle Türk toplumu ve Türk kültürü üzerine ortaya koymuş olduğu sosyolojik, kültürel ve siyasal teori ve değerlendirmeler bugün bile gerçekliğini devam ettirmektedir. Zira Gökalp ın birçok siyasal, dinsel ve kültürel düşünce ve önerileri yeni kurulan Cumhuriyet ile birlikte yaşama geçme olanağı bulmuştur. Gökalp ın bu toplumsal yaklaşımları üzerinde Batılı algıların da etkili olduğu muhakkaktır. Eserleri * Malta Mektupları * Kızıl Elma (1914) *Türkleşmek, -İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1929) * Yeni Hayat (1930) * Altın Işık (1927) * Türk Töresi (1923) * Doğru Yol (1923) * Türkçülüğün Esasları (1923) * Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra) * Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler Turan CAN-TİKA - Araştırmacı -2 Ey Türk milleti! Su gibi akıttığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine layık ol! Orhun Abideleri Tanzimat Devrinde Türkçülük Türk toplumunda şuurlu ve etkili bir milliyetçilik hareketinin başlaması yine Balkan Savaşı ndan sonradır. Bu savaşın getirdiği yenilgi ve yalnızlığa terkedilmişliğin ıstırabı, ruhlarda kendi benliğine dönüş ve varlığının bilincini duyma ihtiyacını doğurmuştur. Osmanlı aydınlarının bir kısmı, Türklük bilincindeki bu gecikmeye rağmen, artık kurtuluşun bir Türk vatanı kavramına ve milliyetçilik ilkesine bağlanmakta olduğu gerçeğini kavramışlardı. Gerçi, vatan, millet ve hürriyet gibi kavramlar bazı Osmanlı aydınları tarafından Tanzimat döneminden beri ele alınan ve üzerinde durulan kavramlardı. Fakat bunlar, 2. Meşrutiyet dönemine gelinceye kadar, tarihi gerçeklerden uzak, içleri boş, romantik ve soyut birer kavram olmaktan ileriye geçememişti. İlk Türkçüler edebi Tanzimatçılardır. Onların Türkçülüğü şüphesiz pek sathi idi. Eski Osmanlı edebiyatının hâkim tesirinden kendilerini kurtaramadıkları için fikirlerini eserleriyle fiil haline koyamadılar. Avrupacılık onları Türkçülük görüşüne sevk ediyorsa da siyasi sahada oradan uzak kaldılar. Bu münasebetle ilk önce hatırlamamız lazım gelen Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal dir. [5] 1908 inkılâbının getirdiği serbestlik ortamı ve bunu takip eden yılların indirdiği acı darbeler, süratle milliyetçilik temelindeki yeni gelişmelere zemin hazırlıyordu. Bu nedenle Tanzimat devrinde Şinasi, Ziya Paşa, Ahmet Vefik ve Süleyman Paşalar, Şemsettin Sami, Necip Asım gibi edebiyatçılar aracılığı ile başlatılmış olan Türkçülük hareketi[6] bu devir Osmanlı aydın yazarlarının elinde daha şuurlu bir akım haline girmiş bulunuyordu. Artık Mehmet Emin Türkçe Şiirleri nde, Ahmet Hikmet Müftüoğlu nesirlerinde açıktan açığa Türklüğün ve Türkçülüğün savunmasını yapabiliyordu. Ziya Gökalp gibi bir düşünür, Türkleşmek-İslamlaşmak ve Muasırlaşmak; Türkçülüğün Esasları adlı eserlerinde ele aldığı milliyetçiliği sosyal temellerine yerleştirecek bir fikir sistemi haline getirmek istiyordu. Milli edebiyat akımının öncüleri olan Ali Canip, Aka Gündüz ve özellikle Ömer Seyfettin gibi yazarlar, hikâye ve romanlarında Türklük ve Milliyetçilik konusunu sosyal ve siyasi gerçeklere dayanarak çeşitli yönleri ile işliyorlar, bu konuda şimdiye kadar yerli ve yabancı kesimde yer alan kasıtlı veya yanlış kanaatleri silmeye, milliyetçilik doğrultusundaki bilinçlenmeyi bir ideal halinde güçlendirmeye çalışıyorlardı. Ömer Seyfettin in Tuhaf Bir Zulüm, Pamuk İpliği, Prima Türk Çocuğu, Hürriyet Bayrakları gibi hikâyeleri Osmanlılık çerçevesindeki milliyetçilik anlayışının geçersizliğini, kurtuluşun ve yıkılışı durdurmanın ancak millet olma aşamasına ulaşarak sağlanabileceğini, uğranılan milli felaketlerin ve çöküş sebebinin de Türklüğe ait milli değerlerin idrakine varılamamış olduğu görüşlerini işleyen eserlerdir.[7] Ancak burada işaret edilmesi gereken diğer bir husus da, milliyetçilik hareketinin kendi içinde de bir bocalama devresinden geçmiş olmasıdır. Önce Türkçülük akımı şeklinde başlayan milliyetçilik hareketi, başlangıçta zaman ve mekân sınırlarının çizilmediği bir belirsizlik içindeydi. Bu bakımdan milliyet anlayışında tarih şuuruna ve belirli bir vatan kavramına dayanan aydın ve düşünürler ile bütün Türklük âlemini kucaklamak isteyen ve idealin odak noktasını anavatan dışındaki hayali bir vatan anlayışında arayan milliyetçilik arasındaki görüş ayrılıklarını da gidermek ve dengelemek gerekiyordu. Nitekim programlı ve sistemli düşünceleri ile Türkiye nin fikir politikasında söz sahibi Türk aydınlarından birçoğunun düşüncelerine yön vermiş olan Ziya Gökalp, başlangıçta Türkçülüğü, bütün Türklüğü içine alan bir Turancılık anlayışı içinde ele almıştı. Fakat zamanla düşüncelerini tarihi olayların akışına ve siyasi gelişmelere paralel bir ayıklamadan geçirerek, Türkiye nin varlığını ve geleceğini ön planda tutan bir milliyetçilik anlayışında karar kılmıştır. Bununla beraber, Türk toplumu, 1908 den 1919 a kadar uzanan devrede, birbirine zıt çeşitli fikir akımlarının çatıştığı bir ortam içinde, yine de kendisini yıkılışa doğru yuvarlanmaktan kurtaramamıştır. İşte ülkenin Milli Mücadele öncesindeki genel durumu kısaca budur. Sonuç olarak, uğruna bütün Türk varlığının ve milli şahsiyetlerin feda edildiği imparatorluk çökmüş, ortada paramparça edilmiş bir vatanla, bütün dünyanın kendisine düşman kesildiği, çaresizliğe itilmiş bir Türk milleti baş başa bırakılmıştır.[8] İşte Milli Mücadele yi doğuran ana sebep budur. Osmanlı da Türkçülüğün Kıvılcımları İlk Türkçüleri, milliyetçilik düşüncesine sevk eden Türkçülüğün bu ilk kımıldanışları üzerinde bazı dış tesirlerin büyük rolü olduğunu görüyoruz. 1-Müsteşriklerin (şarkiyatçıların) Türk tarihine dair eserlerinin okunması, Türkçülüğü inkişaf (gelişim) ettiriyordu. Deguigny, Silvestre de Sacy, Abel Remusat, Davids, vb. nin bir kısmı evelce çıkmış, bir kısmı yeni neşredilen eserleri, Garp tan haberleri olan, memleket, fikir ve kültür muhitinde az çok tanınmaya başlamıştı. 2-İngiliz-Rus siyasi gerginliği yüzünden o sırada çıkan hadiseleri de, bu arada zikretmeli. Kaşgar ın Çin den ayrılması üzerine Yakup Han, Yakup Beyi, İstanbul a Sefirlikle göndermişti. Vefik ve Suphi Paşaların Şark ve Türk meselelerine karşı gösterdikleri alaka aynı senelere rastlamaktadır.[9] Macar Yahudisi Vambery 1861 de Asya yı gezmek için İstanbul dan geçmiş ve burada birkaç sene kadar kalarak bütün münevver muhitle temas etmişti. Seyahatten dönüşünde eserlerini Londra İlimler Akademisi ne kabul ettirdiği gibi hatıraları da Bir Sahte Dervişin Seyahati adıyla Türkçeye tercüme edildi.[10] Orhun Abidelerinin keşfinden sonra Türklük ve Türkçülük faaliyetlerinin ve çalışmalarının son derece hızlandığını görmekteyiz. Türklük ve Türkçülük hareketlerinin Osmanlı Türkiye sinde, Rus idaresine düşmüş Türk ülkelerinde ve nihayet her iki grubun oluşturduğu Türk Ocakları nın çalışmalarında bu tesiri açık bir şekilde görmek mümkündür. Aynı devirde, Türkiye dışında Türkçülük hareketinin de kısmen Türkiye deki hareketle münasebetli, fakat daha ziyade Rus kültürü ve romantizm tesiriyle uyanmaya başladığını görüyoruz. Azerbaycan da Ahunzade Mirza Feth Ali ( ), Arap harflerinin ıslahı için 1863 te İstanbul Hükümetine müracaat etmiş ve hiçbir netice alamadan dönmüştü arasında Azeri-Türk lehçesiyle ve halk adetlerini tasvir eden meşhur komedilerini yazmış ve bu eserler erkenden birçok dile çevrilmişti. İlk Türkçe tiyatro yazan da bu zattır arasında Garp tesiriyle canlanan Türkçülük temayülleri bir müddet kuvvetten düştü. Mahmut Nedim Paşa nın sadareti zamanında Türkçülük hareketi hemen hemen durmuş gibiydi arasında Rumeli de çıkan isyanlar yüzünden padişahın nüfusu bir hayli kırılmıştı. Bu devirde tekrar Garpçı fikirlerin yanında Türkçülük hareketinin canlandığını görüyoruz. Mekatib-i Askeriye (askeri okullar), Nazırı ve sonradan 93 muharebesinde şıpka Kahramanı diye meşhur olan Süleyman Paşa, tedrisata Türkçülüğü sokan ilk zattır. Birinci cildini neşretmiş olduğu Tarihi-i Âlem de Türk tarihine büyük bir yer ayırdı. Bu malumatı, Deguigny ve Raymond a borçlu olduğunu söylüyor. Yine ilk defa Sarf-ı Osmanî (sarf: dilbilgisi), yerine Sarf-ı Türkî yazdı. Mebani-i İnşa sında Tanrı yı tavsif ederken Birdir, hiçbir ortağı, yardımcısı, benzeri yoktur. Gördüğümüz, bildiğimiz şeylerden hiç biri ona benzemez diyor ve bu ifadenin sadeliği meydandadır. Yine bu sırada Özbekler tekkesi şeyhi Süleyman Efendi nin Lugat-ı Çağatay ı neşredildi. Buharalı Süleyman Efendi kitabında Çağatay ve Garp Türkçülerini mukayese ediyor. Devlet tarafından Buhara ve Kaşgar a sefaretle gönderilmişti. Lügatini bu seyahatten dönüşünde meydana getirdi.[11] Batıl itikatlara ilan-ı harbi, Garpçılığı halk arasında yaymaktaki sabır ve kudreti ile tanınan Ahmet Mithat Efendi, umumiyetle bütün eserlerinde demokratlığı ve Garpçılığı ile Türkçülüğe hizmet etmiştir denebilir. Ancak ilk önceleri, mesela Üss-i İnkılâp ında Milliyet-i Osmaniye nin nazariyesini kurmaya çalıştığı, hatta Türkçülüğe cephe yaptığı halde, onun sonraları Türk diline, tarihine ait birçok teşebbüslerin içine girdiği ve rol oynadığını görüyoruz.[12] O zamanki Türkçülüğü tamamlayan veya onunla çatışan fikirler en tam ifadesini Namık Kemal de bulmuş olan, Millet-i Osmaniye ve birçok İslamcı mütefekkirler tarafından ifade edilen Vahdet-i İslamiye (İslam birliği) fikirleri idi. Bu iki fikir Osmanlı devleti nin zaruretleri idi. Türkçülük bunlarla uyuşmaya, bunlar vasıtasıyla inkişafa mecbur oldu. Tanzimat ta ilk önce, yalnız Vahdet-i İslamiye yolunu tutanlar azdı. Bunlar da Tanzimat tan önceki fikri devem ettiren muhafazakârlardı. Ancak Avrupacılık ve Türkçülüğün reaksiyonu olarak müfrit İslamcılık hareketi doğmuştu. İşte bu sırada İslamcıların arasından hiç beklenmedik bir ses, hem de Türk olmayan bir mütefekkir seyyahın sesi, Türkçülüğü tavsiye ediyordu. Bu zat, Cemalettin Efgani ( ) idi. O zaman tercüme ve Türk Yurdu nda neşredilen Vahdeti Cinsiye Felsefesi (Türk Yurdu, c. II, s.45) adlı makalesinde İslam kavimleri arasında yaymaya çalıştığı fikrin ana hatlarını hulasa ediyor; Devamı gelecek sayıda Margaret MacMillan: Hasta Adam algısı değişiyor İngiltere eski başbakanı David Llyod George un torunu olan MacMillan, olay yaratan kitabında en çok bahsettiği Osmanlı İmparatorluğu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu HASTA ADAM ALGISI DEĞİŞİ- YOR Ülkesinde Osmanlı ya dair uluslararası bir tabir olan Hasta Adam algısının değiştirğini vurgulayan MacMillan sözlerine şöyle devam ettii; BARIŞ VE İSTİKRARA DAİR ÇÖ- ZÜMLER OSMANLI DA VAR Osmanlı algısı Türkiye de de değişiyor. Aradan zaman geçtikten sonra tarihi daha objektif yargılamak mümkün oluyor. Ayrıca Ortadoğu daki sorunlara barış ve istikrar getirecek çözüm alternatifleri arayanlar geçmişe bakıyorlar ve orada da Osmanlı İmparatorluğu var. DÜNYA OSMANLI DAKİ PAYLA- ŞIMI FARK EDİYOR Mesela Osmanlı da müthiş bir paylaşım vardı. Dünya bugün bunu fark ediyor. New York ta Libya yla ilgili bir konferansa katılmıştım. Libya Osmanlı kontrolü altındayken İtalyanlara nazaran çok daha üstün bir düzen olduğunu görmek beni derinden etkilemişti. Osmanlılar Libya da okullar, üniversiteler açtılar. İnsanlar eğitim görüyordu. İtalyanların gelişi Libya nın bir bakıma sonu oldu.

11 Türk Dünyasının Sesi 11 Türk gibi başlamak... ve Kazir Nurgali Jusipbay Türk Dili nin saltanat kurmakta olduğu coğrafyalardan Türkiye de ve Kazakistan da, daha doğrusu, bu iki ülkede yaşayan insanların gündelik yaşamlarında çok sık kullandıkları ve bazen de kullandıklarına göre yaşattıkları ve duyuluş açısından birbirine hiç benzemezse de doğasının özü açısından birbirine çok benzediği iki değimi ve bu değimlerle birlikte bunların yaşamasına bir şekilde neden olan mantığı biraz değiştirmek gerekiyor gibi. Bunların biri İstanbulca da kullanılan Türk gibi başlamak... diye başlayan deyimimiz, diğeri ise, Kazakça da kullanılan Kazir kelimesidir. Dediğim gibi bu iki değim birbirine duyuş açısından hiç benzemez. Ama, kelimelerin anlamlık doğasında bir işin, bir işlemin, bir sürecin başlaması kesin ve somut olarak var olmasına rağmen, sonucu, maalesef ve maalesef YOK a yakın bir belirsizliktir. Biz bir işi başlayıp da, başlattığımız aynı işi bir sonuca ulaştırmazsak çoğu kez: Biz Türk gibi başlamıştık oysa... diye avuturuz, bazen aynı deyimle kızarız, öfkeleniriz, eleştiririz kendimizi... Bu deyim çoğu kez avukatımız oluyor bizilere... Bazen yapamadığımız işin verdiği kahır ve utançtan saklarız kendimizi bu deyim arkasına ve gölgesine. Kazir in şimdi ve birazdan dır İstanbulca daki karşılığı. Ola ki, bir gün sonuca varılmasından sorumlu kişiden o işin veya sürecin ne zaman bitireceğini veya tamamalayacağını sorduğunuzda cevap olarak Kazir sözcüğünü alırsanız, biliniz ki, sözkonusu işin tamamlanması konusunda bir belirsizlik vardır. Ve psikolojik olarak hayal kırıklığına hazırlayınız kendinizi Çünkü, bu kazir in kapsadığı zaman dilimi bazen birkaç dakikadan başlayarak sonsuza dek uzayabiliyor. Kelimenin doğası dediğim budur. Yani, her iki kelime veya deyimin de bir işin (Türk gibi ) başlatıldığını, ancak, istenilen sonuca kazirşe (şimdilik)varılmadığını ifade eder. Bu deyimlerin ne zaman ve kimin tarafından icat edildiği pek bilinmez ve bana da durup dururken bu deyimlerin etimolojisini düşündüren filoloji tutkusu değildir Esas sebep olan şu an Kazakistan da çalışmakta olan iki önemli üniversitedir. Bunların biri Nazarbayev Üniversitesi, diğeri ise Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesidir. Esas konu adı geçen deyimlerdi, ama, okuyucuya bilgi aktarmak açısından bu sene Astana da bir Nazarbayev Üniversitesi ninaçıldığını belirtmeliyim. Hayırlı olsun! Bilgi ağında bu üniversiteyle ilgili bir inceleme yaparsanız, ünisersite yapısının, kadrosunun, seferberlik ve işbirliğini yaptığı yabancı üniversitelerinin, misyon ve vizyonunun diğer üniversitelere pek benzemediğini görebilecek; bu faktör ve özelliklerin üniversite kalitesinin arttırılmasına nasıl bir etkisi olabileceği konusunda bir fikir edinebilecek; ve iki ülke Cumhurbaşkanlarının Ahmet Yesevi Üniversitesine yaptığı ziyaret sırasında Nursultan Nazarbayev in Ahmet Yesevi Üniversitesiyle ilgili düşüncelerinin (bilgi ağından bulabilirsiniz) asıl kaynağının Nazarbayev Üniversitesi ile yapılan bir karşılaştırma ve bu karşılaştırmadan ortaya çıkan sonuç olduğunu anlayabileceksiniz... Bundan sonra Kazakistan Cumhuriyeti nde ulusal ve uluslararası üniversite anlayışının etalonu Nazarbayev Üniversitesi olma ihtimali çok yüksektir. Ve doğal olarak Kazakistan daki uluslarası üniversitelerin bilimlik alanda esas rakibi, standartı, lokomatifi ve işbirlikçisi de aynı üniversite olacak ev maalesef bu seviyeyi yakalamayan üniversitelerin önemi sadece Eğitim Bakanlığının yıllık raporda kullanabileceği bir veri değerinden öteye geçemeyecktir. Şu ana kadar Ahmet Yesevi Üniversitesi bilimlik, spor, kültür ve sanat alanlarında birçok ulusal ve uluslararası başarılara imza atmıştır. Devamının olacağına da güvenimiz tamdır. Özellikle, Ahmet Yesevi Üniversitesi nin bilim dünyasına Türkiye den açılan bir kapısı olduğundan Kazakistan daki diğer üniversitelere göre şu dallarda büyük avantajları vardır: Devamı Gelecek Sayıda Nogaylar Yangurchi Adzhiev NOGAYLAR, (kedilerine verdikleri isim Nogay), Rusya Federasyonu nun Türkçe konuşan halkı. Toplam sayıları 150 bin kişidir. Nogayların ana yaşam alanları Dağıstan Cumhuriyeti dir (Kuzey Kafkasya). Altay Ailesi, Türkçe Grubu na giren Nogay dilinde konuşurlar. Yazı 18.yy dan itibaren Arap, 1928 den itibaren Laitn, 1938 den itibaren Kiril alfabeleri kullanılarak oluşturulmuştur. Nogayların çoğu müslüman sünnidirler. Nogaylar isminin ortaya çıkışı ve Nogay halkının çekirdeğinin oluşması Altınordu Han ı Nogay la ilişkilidir (13.yy). Bu isim Han Yedigey (14.yy sonu 15. yy başı) zamanında ve artık ayrı bir devlet olarak Nogay Ordu nun kurulduğu selefleri zamanında daha geniş bir alana yayılmıştır. Nogay Ordu nun 16. yy da yıkılmasından ve Büyük ve Küçük Nogaylar adı altında iki ulusun oluşmasından sonra Kuzey Kafkasya stepleri Nogayların ana yaşam alanı haline gelmiştir. Nogayların geleneksel geçim kaynakları göçer hayvancılıktır (koyun, keçi, büyük baş hayvan, at, deve). Zanaatlar arasında en gelişmişi çuha üretimi, deri işleme, koyun postu işleme, ahşap işleme, çoban kepeneği, çizme, şapka, kilim yapımında kullanılan keçe üretimi idi. Büyük İpek Yolu da dahil Kafkasya da bulunan Nogay steplerinden önemli ticaret yolları geçerdi. Bu da Nogaylar da ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Nogayların arkaik yerleşim yeri göçer auldur. 18. ikinci yarısında ve 19. ortasında bunlar yerleşik sürekli yerleşim yerleri haline gelmişlerdir. Nogayların toplumsal ve aile gelenekleri Eski zamanlarda nogayların geleneksel hayat tarzı göçebelik idi ve yaşam tarzlarının ve kültürlerinin oluşmasında belirleyici yol oynamıştır. Nogaylardaki toplumsal düzen babasoy kökenli idi. Aile-soy grupları arasında soya bağlılık tek bir atadan geliyor olma anısının muhafaza edilmesi ile pekiştirilirdi. Yerleşik düzene geçerken bile akrabalar beraber yer seçmeye özen gösterirlerdi böylece mahallya denilen yerleşim yerleri meydana gelirdi. Nogaylar arasında yaşlı erkekler yani aksakallar özel bir konuma sahiptiler. Maslagat denilen özel bir meclis mevcuttu, burada önemli konular tartışılır, mahkemeler düzenlenir ve tartışmaların çözümü aranırdı. Sosyal hayatta ana düzenleyici kural adet olarak adlandırılırdı. Adet ataların nasihatlarına dayanırdı. Müslüman hukuku şeriat ise yerleşik hayata geçilmesi ile daha etkili bir hale gelmiştir. Nogayların günlük hayatı ve hayat tarzı yetişen yeni nesilin eğitimi ile de şekillenemekteydi. Örneğin oğlan çocuklarının eğitiminde askeri hazırlık büyük önem taşırdı. Evle ilgili işlerin tüm yükü ise kadınların omzuna yüklenmişti. Küçük çocukların en önde gelen eğitimcileri ana ve nine idi. Baba çocuklar açısından sevecen olmaya çalışmaz, her zaman sert olmayı tercih ederdi. Nogay çocuklarının karakterinde kendi kendini eğitme de rol oynardı. Çocuklar yürümeyi öğrenir öğrenmez kendi başlarına kalırlardı, ancak yaşları ilerleyince ev işlerine ve toplumsal hayata dahil olurlardı. Erkek ve kız çocukların ayrı eğitimine 7-8 yaşlarından itibaren başlanırdı. Erkek çocuklara ata binmeyi öğretirlerdi. Aslında bu eğitim oyun tarzında daha 3-4 yaşlarında iken başlardı. Kızlara ise ev işlerinin yapılmasındaki tüm püf noktaları öğretilirdi. Her iki cinsten çocuğa aile ve toplum içinder nasıl darvanması gerektiği gösterilirdi. Nogay toplumsal hayatında her mahallede bulunan ve cienler denilen genç birlikleri ilgi çekicidir yaşında çocuk bir cien oluştururlardı. Kendilerine cien ağası denilen bir lider, ona tagası ya da tarhan denilen yardımcılar seçerlerdi. Bazen ciene büyükler arasdından damada denilen bir hoca tayin edilirdi. Bu tür bir gruplaşmanın ana hedefi geçiş çağında bulunan gençlere disiplin vermek, karşılıklı sorumluluk duygusu geliştirmek ve topluma faydalı işleri yapmalarını sağlamak idi. Cien üyeleri sadece beraber vakit geçirmezler birbirlerine destek olmayı da öğrenirlerdi. Nogayların köyleri ve evleri Nogay köy yerleşiminin ana tipi auldur. Nogaylar genel olarak yurtalarda yaşarlardı. İki ana tipte yurta kullanılırdı. Terme denilen yurta sökülebilirdi. Kiyiz denilen keçe, ahşap karkas ve halatlarla kurulurdu. Yurtayı genellikle kadınlar kurardı. Öncelikle yurtanın karkas çubukları takviye edilirdi. Kullanılacak malzeme yurtanın ebadına göre değişirdi. Yurta karkasının üzerine ise keçe kaplama serilirdi. Zengin nogaylar beyaz renk keçe, fakir nogaylar ise gri renk keçe kullanırlardı. Yurtaların için şıpta denilen kamış panolarla donatılırdı, zenginler ise kamış yerine halı kullanırdı. Yurtanın merkezinde ısınma ve yemek pişirme amaçlı kullanılan ve tandır denilen ocak bulunurdu. İkinci nogay evi ise sökülmeyen yurta-otav idi. Bunun kuruluşu da yurta-termeye benzerdi. Yurtalar diziler halinde kurulurdu. Her dizide bir büyük ailenin fertleri yaşardı. Böylesi bir akrabalar mahallesinin ortasında soyun en yaşlısına ait yurta yeralırdı. Yurta içinde bölünme yaş ve cinse göre yapılırdı. En saygın, kuzey tarafında ailenin lideri otururdu. Liderin yerin ter adı verilirdi. Ev sahibi evde yokken bile kimse teri kullanamazdı. Sadece ailenin yaşça büyük erkek fertlerine ayrıcalık verilirdi. Ev sahibinin sağında yaşa göre misafirler ve ailenin erkek tarafı otururdu. Sol tarafa ise yaşa göre kadınlar ve kapıya yakın konumda evlilik yaşındaki kızlar otururdu. Kadınlar ve gelinler arasına aile liderinin kızları otururdu. Yemeği ayrı yerlerdi. Önce yaşa göre erkekler, arından da yine yaşa göre kadınlar yemek yerlerdi. Nogayların yerleşik hayata geçişleri uy denilen kalıcı konutların ortaya çıkmasına neden oldu. Şimdi köy yerleşim yerlerinde bu türden yapıları görmek mümkündür. Malkoçoğlu Kimdir? Usta sanatçı Cüneyt Arkın ın sinemaya taşıdığı, Malkoçoğlu Bali Bey in kabrinin Yenişehir de olduğu ortaya çıktı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kazandığı başarılarla adını tarihe altın harflerle yazdıran Malkoçoğlu Bali Bey>in kabrinin yeri araştırılıyordu. Malkoçoğlu>nun kabrinin, alanında uzman tarihçilerin yaptığı tespitler doğrultusunda Bursa>nın Yenişehir ilçesinde kendi adını taşıyan caminin bahçesinde olduğu öğrenildi. Meşhur akıncı beyi olan ve Osmanlı İmparatorluğuna sayısız zaferler kazandıran Malkoçoğlu>nu, Cüneyt Arkın>ın ardından Muhteşem Yüzyıl dizisinde Burak Özçivit canlandırdı. Malkoçoğlu Bali Bey>in mezarı başında bilgi veren Yenişehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ahmet Baştürk, «Malkoçoğlu, Yenişehir ilçesinde Balibey Han Camisi>ni yaptırdı. Burası aslında bir külliye. Kendisi burada uzun süre kaldı. Mezarının da burada olduğu biliniyor. Tarihçilerin de bu ifadeleri var. Yenişehir>e gelen birçok tarihçilerin tespitleri var ama kimse bu mezarın burada olduğunu çok fazla bilmiyor. Bu bizim eksikliğimiz. Bu kendi tarihimize olan ilgisizliğimizdir. Tarihi doku yeniden canlandırılıyor» dedi. MALKOÇOĞLU>NUN KABRİ ARTIK BİLİNECEK Yenişehir Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil ise, Malkoçoğlu Bali Bey>in herkes tarafından bilindiğini ama kabrinin bilinmediğini dile getirdi. «Geçmişten günümüze Yenişehir Tarihi> konulu sempozyumda bu konuyu işlediklerini anlatan Cingil, «Muhteşem Yüzyıl dizisinde Malkoçoğlu Bali Bey bir kez daha gündeme geldi. Artık bilinmeye başladı. Aslında Osmanlı Devleti>nin 25 yıl başkentliğini yapan ilçede tarihi doku tekrar canlanacak. Bilinmeyen değerlerimizi bilimsel kriterlerden geçirerek tüm Türkiye>ye duyuracağız» ifadelerini kullandı. MALKOÇOĞLU BALİ BEY HAN KİMDİR? Fatih Sultan Mehmet Han>ın kurdurmuş olduğu, Enderun-ı Hümayün adlı Saray Üniversitesi>nde yetişen meşhur akıncı beyi. Sultan İkinci Bayezid Han devrinde Silistre Beylerbeyliği yaptı. Fevkalade cesur, sadık ve kabiliyetli bir kumandandı. Pek çok ve büyük hizmetlerde bulundu. Kendisi Silistre Beylerbeyi olduğu sıralarda isyan eden Eflak Voyvodasına karşı gönderilen Osmanlı ordusunda destek verdi. Yine aynı beylerbeyliği sırasında Macaristan>a ordu sevk ederek Varadin Kalesi ile diğer pek çok yeri zapt etti. Daha sonra Prut Nehri>ni geçerek Akkerman Kalesi>ni ele geçirmek isteyen Buğdan Voyvodasını ordusu ile hezimete uğrattı yılında 40 bin kişilik ordusu ile Lehistan üzerine akınlar yaparak Varşova şehrine kadar uzanmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Bu akınları sırasında tam 10 bin esir ve pek çok harp ganimeti ile dönmüştü.

12 12 Türk Dünyasının Sesi TÜRK DEVLET FELSEFESİ AÇISINDAN KÖK TÜRK DEVLETİ NİN DIŞ POLİTİKASI Cihat CİHAN (*) Siyasî Münasebetler Devamı Türkler, Moğollar ve Çinliler Asya da hakimiyet alanında asırlarca rakip milletler olmuşlardır. Bu mücadelede üstünlük sürekli el değiştirmiştir. Bumin ve İstemi Hanlar VI. asrın ortalarında Türkistan da bir büyük Türk devleti kurdukları zaman Çin siyasî birliğini kaybetmiş, siyasî üstünlük Türklere geçmiş, Çin de birkaç müstakil krallık türemişti. Çinlilerin Türklerle olan siyasî münasebetleri iki türlü mülahazaya dayanmaktaydı: 1- Siyasî ve askerî bakımdan kuvvetli olan Türk hükümdarları ile iyi geçinmeye çalışmak, zayıf devlet adamlarıyla hesaplaşmak, 2- Türk boylarının arasına nifak sokarak ve birbirleriyle çarpıştırarak, kuvvetli Türk zümrelerini zayıflatmak, kuvvetlerini yıpratmak[32]. Mao-tun un tespit edip uyguladığı Çin i uzaktan baskı ve kontrol altına alıp, ticarî ilişkileri sürdürme politikası Türk hükümdarlarınca uygulandığı dönemlerde üstünlük sağlanmıştır. Ancak bahsedilen Çin in malum politikası üstün gelmiş ve taht mücadeleleri ve ayrılmalar sonucunda amacına ulaşmıştır. Bu olaylar abidelerde acı serzeniş ve nasihatlerle anlatılmaktadır. Kök Türkler bilindiği gibi bağlı oldukları Juan-juanları yıkarak devletlerini kurmuşlardı. Daha sonra bu düşmanlarını her yerde takip ettiklerini görmekteyiz. Juan-juan hükümdarı Anakoay ın ölümünden sonra devletin ileri gelenlerinin de bulunduğu üçbin kişi Batı Wei İmparatorluğuna sığınmak zorunda kalmışlardı. Bumin in halefi Kara-Kağan ın diplomatik girişimleriyle Çinliler bunları Türklere teslim etmek zorunda kalmışlardır[33]. Kara Kağanın kardeşi olan Mo-kan da babası ve ağabeyi zamanında başlayan Juan-juanları yok etme politikasını sürdürdü. 554 tarihinden itibaren Bizans sınırlarında görülen ve Çin deki Ch i topraklarına sığınmış olan Juan-juanları da Batı-Weilere elçiler göndermek ve onlara yardım etmek suretiyle dolaylı olarak, 555 te ortadan kaldırdı[34]. Bu olaylar Kök Türklerin dış politikada devamlılık ilkesine bağlı kaldıklarını göstermektedir. İstemi Kağan, geniş çapta askerî ve siyasî faaliyetleri neticesinde temas kurduğu Sâsânî İmparatorluğu ve Bizans gibi ortaçağın en büyük iki devletini Kök Türk politikası izinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlığını bir dünya devleti payesine yükseltmiştir. 577 yılında; Choular tarafından talan edilen Ch i ülkesinden kaçan bir prensi yanına alan Taspar Kağan onu müdafaa etmiş ve resmi Çin imparatoru olarak tanımıştır[35]. Çin in iç savaşlarla çalkalandığı bu devrede bazı Çinli komutanlar, Kök Türklere iltica edererek, Çin e karşı faaliyetlerde bulunmuşlardır. 619 yılında Shih-Pi Kağan Sarı ırmağı geçerek Çin e girmiş ve pek çok âsî general ona katılmıştır. Her fırsatta Çin in iç işlerine karışan Çor Kağan, Yang Cheng-tao adında birini Sui İmparatoru olarak tanımıştır. Bu sülaleyi tekrar iktidara getirmek için hareket ettiği bir sırada, Çinli eşi Konçuy İçen Katun tarafından zehirlenerek öldürülmüştür[36]. Çin in sık sık Türklere uyguladığı bu politikayı Kök Türkler de kullanmışlardır. Ancak Türk veraset hukuku, sosyal yapısı ve boyoymak teşkilâtının özellikleri sebebiyle Çin imparatorları daha başarılı olmuştur. Çin in en çok uyguladığı taht mücadelelerini ateşleme politikası gereği; İşbara Kağan ın taarruzları karşısında bunalan Çin imparatorluğu, Tardu ya kurt başlı sancak göndererek, onu Kök Türk Kağanı olarak tanıdığını bildirmiştir[37]. İktisadî Münasebetler Türk devletleri komşu milletlerle genelde başta at olmak üzere canlı hayvan, konserve et, deri, kösele, kürk, hayvanî gıdalar satarlar karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Asya Hunları, Kök Türkler, Uygurlar Çin ile; Batı Hunları da Bizans ile bu esaslarda ticaret anlaşmaları[38] yapmışlardır. Kök Türk ülkesinde tarım reformu yapmak isteyen Kapgan Kağan, Çin e elçiler göndererek iyi cins tohumlar ve ziraat âletleri istemiştir. Çin devletinin ekonomik menfaatleri gereğince reddettiği bu istekler üzerine savaş başlamış ve Çin büyük bir yenilgiye uğramıştır. Yapılan anlaşma gereğince Çin devleti, Türklerin istediği tohumları, ziraat âletlerini ve bunları işleyip, öğretecek insanları vermek zorunda kalmıştır (697)[39]. Türk tarihinde ilk olarak Hunlar ve Çinliler arasında ticarî münasebetlerin varlığı Mao-tun zamanından itibaren bilinmektedir[40]. Bu ticaret Hun-Çin sınırında, bu iş için ayrılmış özel pazarlarda yapılırdı. Bilge Kağan, 727 yılından itibaren sınırdaki ticaret yerlerinin güvenliğini sağlayarak tekrar Çin ile ticarete başlamıştır[41]. Bilge Kağan abidesinde ki:...o yere (Çin e) doğru gidersen Türk milleti öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın [42] ifadeleri Mao-tun un başlattığı ticaret politikasının devamını teyit etmektedir. Fakat Türklerle komşuları arasında şiddetli rekabete sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki, bunların başında, Çin den başlayıp Akdeniz kıyılarında sona eren meşhur İpek Yolu kervancılığı geliyordu. Kök Türk devleti kurulduğu zaman İstemi-Anuşirvan ittifakı sonucunda Ak Hun (Eftalit) devletinin yıkılmasına ve sonra da İran a karşı Türk-Bizans anlaşması gibi milletler arası çapta siyasî münasebetlere[43] sebep olan bu yolun geçit yeri İç Asya bölgesi, Hunlardan Uygur Hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı bin sene müddetçe Türk ve Çin Siyasetinin hakim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştır[44]. VI. Yüzyılın ikinci yarısı içinde Bizans sarayını ziyaret eden Kök Türk elçileri, imparatordan Konstantinopolis (İstanbul) de Türk tüccarları için bir ticaret merkezi kurma imtiyazı almışlardır. Böylece, İstanbul un Mitaton adı verilen semtinde Kök Türk tüccarları için bir ticaret merkezi kurulmuştur. Bu ticaret merkezi, yüzden fazla Türk tüccarına hizmet vermeye başlamıştır[45]. Türkler karşısında Çin, İpek Yolu transitini kendi elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmayı tercih etmiş, Türkler de Çin e sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç Asya da Türk hâkimiyetini yürütmek istemişlerdir. Tüccar bir millet olan Sogdlar, Ak-Hunların yıkılmasından sonra Kök Türklere bağlanmışlardır. Asya ticaretinde çok önemli yerleri olan bu tüccarlar Kök Türk Devleti tarafından kontrol altına alınmış ve devlet vazifeleri verilmiştir[46]. Soğd milletini düzene sokayım diye İnci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik [47] Böylelikle hem İpek Yolu, hem de bu yolun tüccarları ele geçirilmiştir. Bilge Kağan 703 yılında, Basmılların kervan göndermemesi üzerine sefer düzenlemiştir: Yirmi yaşımda, Basmıl Iduk Kut soyumdan olan kavim idi, kervan göndermiyor diye ordu sevk ettim [48]. Bu sefer Basmılların tâbî edilmesi hareketi olmakla birlikte ülke ekonomisinin zarara uğramaması için yapıldığı anlaşılmaktadır İçtimaî Münasebetler Türk devlet politikalarında dikkat çeken hususlardan biri de, bozkır hayat şartlarını devam ettirmek, Türk yaşayışına elverişli bölgeleri el altında tutmak, İl (devlet) dâhilinde idârî birliği korumak, askerî gücü daima zinde bulundurmak, törenin sürekli geçerliliğini sağlamak, Türk kültürünü yozlaştırabilecek dış etkilere karşı hassas davranmak siyaseti idi. Çin de ve Çin yakınında kurulan Türk devletleri bu komşunun kültürel baskısına karşı direnmeye çalışmışlardır. Doğu Kök Türk hakanlığı Çinliler tarafından işgal edilince, Çinliler geleceklerini de güven altına almak gayesiyle Kök Türkleri Çince konuşmaya, Çinli gibi giyinmeye, Çin adetlerini kabul ve teşvik, hatta zorlaması için İşbara Kağanı tazyik etmeye başlamışlardır. Buna karşı İşbara Kağan Çin İmparatoru na gönderdiği mektupta şöyle cevap vermiştir: Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, uzun saçlarımızı kestiremem, halkıma Çinli elbiselerini giydiremem, adetlerinizi; kanunlarınızı almama imkân yoktur. Çünkü bu bakımdan bütün milletim hassasiyetle çarpan tek kalptir [49]. 630 yılından sonra Çin Seddi nin içine girmek zorunda kalan bazı Kök Türk gurupları da kültürel anlamda Çinlileri etkilemişlerdir. Çin kaynakları bu konuda şu bilgileri vermektedir: Çin veliahtı Ch eng-ch ien Kök Türk dilini konuşmayı ve Kök Türkler gibi giyinmeyi seviyordu. Maiyetinde bulunanlardan, Kök Türklere benzer beş kişi toplayarak bir Kök Türk kabilesi kurdu. Ayrıca üzerinde beş adet kurt başı heykeli bulunan bayraklar yaptırdı ve mızraklar dikerek bayrakları astırdı. Kendisi de yaptırdığı bir çadırda oturuyordu. Veliaht Ch eng-ch ien çoğu zaman adamlarına şöyle derdi: «Kendimi bir Kök Türk Kağanı yerine koyup, ölmüş gibi yapayım. Sizde onun cenazesindeki usûlleri taklit edin» [50]. Kök Türklerin bir Çin politikası olan evlilik suretiyle akrabalık tesis ederek iktidarda söz sahibi olma politikalarını da kullandıklarını görmekteyiz. Mo-kan Kağan ın kızlarından birisini, Kuzey- Chou hükümdarı Yü-wen-yung a vermeğe söz vermiş, ancak bu evlilik hadisesi imparator Wu-ti zamanında gerçekleşmiştir[51]. 573 yılında Taspar Kağan Ch ilerin iç işlerine daha iyi karışabilmek için, onlara gönderdiği bir elçi vasıtasıyla kendisine bir prenses istemiştir[52]. Türkistan tarihinde Türk hükümdarları genelde Çin den kız almışlar, az oranda da Çin sarayına kız vermişlerdir. Mo-kan ve daha sonraki yıllarda Kapgan Kağan ın böyle bir teklifte bulunmalarının sebebi Çin in asırlarca Türklere uyguladığı dış politikaya aynı stratejiyle cevap verme düşüncesiydi. Yani Çin in iç işlerine karışmak ve Çin topraklarında hak iddia etmek. Bu siyasî evlilik politikası diğer devletlere de uygulanmıştır. Türkistan ipek ticaretini elinde tutan Ak-Hunlarla, Juan-juanlar arasında muhafaza edilen siyasî denge Kök Türklerin ortaya çıkmasıyla bozulmuştu. Bu dengeyi kendi çıkarlarına göre değiştirmek isteyen Kök Türkler, Ak-Hun Devletini ortadan kaldırmak için Sasani Devletiyle ittifak yapmak istemişler; bu amaçla İstemi Yabgu kızını Sasani hükümdarı Anuşirvan ile evlendirmiştir[53]. Taspar Kağan, 574 yılında Kuzey-Chou devletinde, imparator Wu-ti tarafından yasaklanan Budizmin Türk ülkesine girmesine sebebiyet vermişdir[54]. Ancak bu hadise sonucunda Budizmin yayıldığına dair bir bilgi yoktur. Taspar Han zamanında Çinlilerin Türkler arasında Buda dinini yaymak için gayret ettikleri anlaşılmaktadır. Buda dini, VI-VIII. Asırlarda, Türkistan da yayılma faaliyetine girişirken, Bilge Kağan ( ) Orkun da Buda ve Lao tse dinlerine birer mâbed yapmak düşüncesini veziri ve kayınpederi Tonyukuk ile görüşmüş, Tonyukuk bu dinin Türklerin hayat şartlarına uymadığını, mücadele güçlerini bozacağını ve kalabalık Çinliler karşısında istiklâllerini korumakta zorluk çekeceklerini söylemiştir. Bilge Kağan bu tavsiyeleri doğru bulmuş ve mâbed inşasından vazgeçmiştir[55]. Bilge Kağan, kendi kitâbesinde, yabancı ve özellikle Çin tesirleri karşısında çok hassas davranan ve milletinin esaretine sebep olan bu tesirlerden dolayı acı hatıralarla desteklediği ihtarlarında millî kültür ve geleneklerini muhafazaya çalışan bir Türk büyüğü konumundadır. Bu sebeple onun veziri ile yaptığı müzakerenin temelinde yabancı mâbedlerin Türklerden ziyade bu dinlerin mensupları için düşünüldüğü sonucunu çıkarabiliriz. SONUÇ Türk siyasetinin dış cephesi şüphesiz devletin devamını sağlamaya ve bu bakımdan öncelikle ticarî münasebetleri tanzime yönelmiştir. Bunun için Türk hükümdarlarının komşu ülke hanedanları ile akrabalık kurduklarına, anlaşmalar yaptıklarına çok sık rastlanır. Türk milletinin ismiyle kurulmuş ilk Türk devleti olan Kök Türkler, Hunlardan itibaren bilinen Türk Devlet Felsefesini geliştirerek devam ettirmişlerdir. İç ve dış politikalarında da Hun hükümdarı Mao-tun un esaslarına tâbi kalmışlardır. Vatan kavramı, töre, Çin politikası gibi. Kök Türkler, denge politikası, siyasî evlilik, ittifak kurma, haber alma ve casusluk, ticaret yollarını ve tüccarları kontrol altına alma, anlaşma imzalama gibi dış politikanın bütün unsurlarını dönemin şartlarına uygun olarak başarı ile uygulamışlardır. Türk aile yapısının bozulması, ordunun zaafa uğraması, Türk düşünce ve inancına ters düşen dinlere girilmesi, boyların dağılması bir kısım Türklerin devletleri ile birlikte yok olmasına veya Türk devletlerinin çökmesine sebep olmuştur. Bu da, ne pahasına olursa olsun müdafaası gerekirken, sahip çıkılamayan Türk Millî siyasetinin ihmal edilmesi soncundan başka bir şey değildir. Millî siyaset ilkelerini belirleyip, yüzyıllarca takip etmek büyük milletlerin işidir. Diğer bir gerçek de, millî siyasetin millî duygulara dayanmakta oluşudur. Türklerin M.Ö. ki asırlardan beri açık bir millî anlayışa sahip oldukları ise tarihî vesikalarla tespit edilmektedir. Kök Türk abidelerinde, siyâset ve devlet anlayışı, daima içten ve dıştan bölünme, işgal edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir devletin ayakta tutulması düşüncesi etrafında dönmektedir. Yine abidelerde, bütün Türk milleti üzerinde hüküm sürmek, Türk milleti yok olmasın diye çalışmak siyasal iktidarın en önemli amacı ve varlık sebebi olarak görülmektedir. 9 Asırlık Kuyruk Acısı Devamı Fransızlar bir başka yenilgiyi ise, Kurtuluş Savaşı sırasında Gaziantep te yaşamıştı ve 1920 de Fransızlar, Ermenilerle birlikte büyük bir katliama imza atmıştı. Kentte 6 bin 317 kişi şehit edilmişti. Benzer şeyler Urfa da ve Maraş ta yaşanmıştı. Sütçü İmam ve Kamil Balkan ın önderliğinde verilen mücadelenin ardından 1921 de Fransızlar ve birlikte hareket ettikleri Ermeniler kenti ve ülkeyi terketmek zorunda bırakılmıştı. Bu son yenilgiyle birlikte, Fransa, sürekli olarak Türkiye aleyhtarı çalışmalar yaptı. Son olarak, Ermenilerle işbirliğini Türkelere iftira atma noktasına getirdi. 2. Kritik Adım Senatoda Atılacak Fransız Meclisi nden geçen Ermeni yalanlarını öngören yasa tasarısı, bundan sonra senatoya gidecek. Tasarı senatoya geldiğinde değişiklik önergesi verilmeden geçerse yasalaşabilecek. Değişiklik önergesi verilirse yeniden ulusal mecliste ele alınacak. Parlamento, yasayı görüştüğü akşam, 9 Ocak a kadar sürecek Noel tatiline girecek. Bu tarihte parlamentodan geçen yasa senatoya sevk edilecek. Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle her iki meclis de 22 Şubat ta yeniden tatile girecek. Yasa bu tarihe kadar yetişmezse kadük (geçersiz) kalacak. İsviçre de Aynı 2001 de Fransa, Ermeni soykırım yalanını kabul eden bir yasayı kabul etmişti. Fransa dan sonra İsviçre de 2003 de sözde Ermeni soykırımını tanıyan bir tasarıyı kabul etmişti. İsviçre, 2005 yılında ise Ermeni olaylarının soykırım olmadığını söyleyenlere ceza öngören yasayı kabul etmişti. Türkiye İsviçre nin kararını bir nota ile protesto etmişti. Dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 2004 de Winterhur da düzenlenen bir konferansta Ermeni iddialarının aksini savunan bir tebliğ verince İsviçre makamları Halaçoğlu hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise, 2005 de Lozan da yaptığı konuşma nedeniyle İsviçre mahkemesince yargılanmış ve 2007 de 90 gün ertelenmiş hapis cezasına ve İsviçre Frankı para cezasına çarptırılmıştı.

13 Türk Dünyasının Sesi 13 Çuvaşlar - Oleg Tsplenkov Олег Цыпленков ÇUVAŞLAR (kendilerine verdikleri isim: Çavaş), Rusya Federasyonu nun Türkçe konuşan halkı, Çuvaşiya (Povoljye) Cumhuriyeti nin ana halkıdır. Toplam nüfusları 1,5 milyon kişidir. Altay Ailesi, Türkçe Grubu na giren Çuvaş dilinde konuşurlar. Çuvaşların ataları Kuzey Kafkasya ve Azov steplerinden gelen ve yerel fin-ugor halkları ile karışan Türk Bulgar boylarıdır. Çuvaşların kendilerine verdikleri ismin kökeni bir tahmine göre Bulgarlara akraba boylardan biri olan Suvarlar dan kaynaklanmaktadır. Eski zamanlarda ana geçim kaynakları tarım idi. Ürettikleri ana tahıl türleri arasında çavdar, kavuzlu buğday, yulaf ve arpa bulunur. Teknik kültürler arasında keten ve kenevir üretilirdi. Şerbetçiotu yetiştiriciliği yaygın idi. Otlakların az olmasından dolayı hayvancılık fazla gelişmemiştir. Eski zamanlardan beri arıcılık yaparlar. Ağaç oyma (ev eşyaları, mobilya, kapı direkleri, evler için korniş ve denizlikler yapımı), çömlekçilik, örme, dikiş, desenli dokuma (kırmızı-beyaz ve çok renkli bezemeler), boncuk ve para süsleme yapılırdı. Ahşap üzerine uğraşıları arasında özellikle tekerlek yapımı, marangozluk ve fıçı yapımı gelişmişti. Halat, hasır üretimi yapılırdı, marangozluk ve terzilik birlikleri, küçük gemi tersaneleri bulunurdu. Modern Çuvaşların hayatı Rusya nın diğer halklarından farklı değildir. Çuvaş mitolojisi ve geleneksel inançları. Bugünkü konumuz Çuvaşların mitolojisi ve geleneksel inançlarıdır. Çuvaşların çoğunun yaşadığı Çuvaşistan Cumhuriyeti Rusya nın Avrupa kısmında yer alıyor. Çuvaşların dini inançları ve kültleri sistemi IX-XIX yüzyıllarında oluştu. Çuvaş mitolojisi ve dininin ayrı özellikleri günümüze de ulaştı. Çuvaşlar geleneksel dine ataların adeti, takipçilerine ise öz Çuvaşlar derler. Modern Çuvaşlarda paganlığın izi hemen hemen kalmadı. Ama Hıristiyanlığın eskiden yayıldığı bölgelerde oturan yaşlıların aklında paganlık dönemi ile ilgili anılar hala yaşıyor. Kendileri de yarım yüzyıl önce eski Çuvaş tanrılarına kurbanlar verirlerdi. Çuvaş mitolojisinde dünya üç kısım bu arada üst dünya, insanların yaşadıkları dünya ve alt dünyadan ibarettir. Dünyanın toplam olarak yedi katı da vardır. Üç kat üst dünyaya, bir kat yaşadığımız dünyaya ve üç kat daha alt dünyaya aittir. Çuvaşların dünya yapısı ile ilgili inancında bütün Türk dili konuşan halklara özgü olan yer üstü ve yer altı katlara bölünme gözleniyor. Gökyüzü katlarından birinde en üstteki katta yaşayan Tanrı Tura ya insanların dualarını yönelten baş Pireşti Kebe yaşar. Yerüstü katlarda da Ay ve Güneş bulunur. Çuvaş mitolojisinde Pireşti Baş Tanrıya insanların duaları ve isteklerini ulaştıran ve gökyüzündeki tanrılardan insanlara müjdeler gönderen haberci, insanın omuzlarında oturan onu koruyan melek, sadece iyilik yapabilen evin koruyucusudur. Birinci yerüstü kat yeryüzü ile bulutlar arasında bulunur. Önce onun üst sınırı daha altındaymış, ama insanlar kötü olunca bulutlar yükselmiş. Dünya kare şeklindeymiş. Üzerinde çeşitli halklar yaşıyormuş. Çuvaşlar, halkının dünyanın ortasında yaşadığına inanırlarmış. Gökyüzü Çuvaşların kutsal saydıkları hayat ağacına ve altın, gümüş, bakır ve taş sütuna dayanırmış. Bu dört sütunun üzerinde her birinde ördeğin üçer civciv çıkardığı yuvalar varmış. Kare yeryüzünün her kenarında insanları kötülükten koruyan bahadırlar bulunuyormuş. Yeryüzünün kıyılarını yalayan okyanusun köpüren dalgaları sürekli karayı yıkıyormuş. Eski Çuvaşlar, yeryüzünün ucu Çuvaş toprağına ulaşınca Kıyamet Günü yaşanacak diye söylerdi. Üst dünyada velilerin ve doğmamış çocukların ruhları yaşıyor. İnsan öldüğünde ruhu çok dar köprüden gökkuşağına doğru geçerek üst dünyaya çıkar. Çok günah işlemişse insan ruhu dar köprüden alt dünyaya cehennemin dibine düşer. Alt dünyada günahkarların ruhlarının kaynadığı dokuz kazan bulunuyor. Mitolojik kahramanlar yeryüzünde bulunan kakar denilen deliklerden geçerek cehenneme iner ve yakınlarını oradan kurtarmaya çalışırdı. Çuvaşların gelenek ve bayramları Çuvaşların gelenekleri ve bayramları eski zamanlarda pagan Dünya görüşleri ile sıkı ilişki içindeydi ve halkın geçimini sağladıkları uğraşıların, tarla işlerinin takvimine sıkı sıkıya uyardı. Genenekler dizisi, Surhuri yani Koyun Ruhu adı verilen kış bayramı ile başlardı. Kış gündönümünde kutlanan bu bayramda hayvanların çok yavrulaması için dualar edilirdi. Çocuklar ve gençler köyü dolaşır, dua ve iyi dilek içeren şarklılar söylerlerdi. Ev sahipleri ise onlara ikramda bulunur, hediyeler verirdi. Bunun ardından Savarni denilen Rusça kaşılığında Maslennitsa denilen Güneş e saygı bayramı kutlanırdı. Bu bayramda krepler pişirilir, at sırtında gezilir, maslennitsa haftasının bitişinde de Savarni adlı yaşlı kadının kuklası ateşe verilirdi. Baharda, Güneş e, tanrıya, ölmüş atalara kurban verilen ve bir kaç gün süren Mankun bayramı yapılırdı ki bu bayram daha sonra ortodoks paskalyası ile kaynaşmıştır. Bu bayram Seren ya da kışın, kötü ruhların ve hastalıkların kovulması töreni ile sona ererdi. Gençler bütün köyü ellerinde üvez sopaları ile dolaşır, insanlara, binalara, eşyalara bu sopalarla vurulardı, bu şekilde kötü ruhları ve ölmüşlerin ruhlarını kovarlardı. Gençler bunu yaparken Seren diye bağırırlardı. Her evde kovma işine katılanlara bira, peynir ve yumurta ikram ederlerdi. Bahar ekiminden sonra aile içinde Aka patti, yani lapa duası töreni yapılırdı. Son ekim yapılmazdan önce ailenin reisi iyi bir mahsul almak için dua aderdi. Sürülmüş toprağa tohumların yanı sıra bir kaç kaşık lapa, haşlanmış yumurta koyar ve üzerini toprakla örterlerdi. Baharda tarla çalışmalarının bitmesi Akatuy ya da pulluk düğünü bayramı ile kutlanırdı. Bugün eski çuvaşların inanışına göre pulluk yani erkek, toprak ile yani kadınla Dünya evine girerdi. Zamanla bu bayram at yarışları, güreş ve spor müsakabalarının da yapıldığı bir kutlama haline gelniştir. Buğday ekiminin ardından Uyava ya da Sineye zamanı gelirdi. Bu süre içinde bir kaç haftalığına her türlü tarla işi yasaktı. Eski inanışlara göre toprak o sırada hamile idi. Bu zaman zengin bir mahsul, hayvanların sağlıklı olması, aile fertlerinin sağlıklı olması uğruna kurbanlar verilirdi. Uyava zamanı Sumar çuk ya da yağmur duası ile sona ererdi. Bu kutlamada suya girmek, birbirini suyla ıslatmak gibi eğlenceler yapılırdı. Buğday hasatının bitmesi Avan patti adlı ambar koruyucu ruhuna dualar ile kutlanırdı. Yeni mahsulün ekmeğini yemeden önce Avan sari yani ambar birası ile teşekkür duaları edilirdi. Bu bayram ise Avtan yaşki yani horoz çorbası ziyafeti ile tamamlanırdı. Bütün çuvaş bayramları halk şarkıları ve dansları eşliğinde yapılırdı. Tatarlar Eskender Bariiev TATARLAR, (kendilerine verdikleri isim: Tatar), Rusya da Türkçe konuşan halk, Tataristan Cumhuriyeti nin ana halkı. Toplam nüfusları 6 milyon kişidir. Tatar dili Türk Ailesi, Kıpçak Grubu na girer. Tatarların kullandıkları en eski yazı dili Türk runiğidir. Yazı dili 10.yy dan 1928 e kadar Arap alfabesini, 1939 a kadar Latin alfabesini, 1939 dan itibaren de Kiril alfabesini esas almıştır. Tatarların büyük bir çoğunluğu müslüman sünnidir. Tatar adı ilk defa 6-9 yy larda Moğol ve Türk boyları arasında görülmüştür, 19. yy sonunda ve 20. yy başında genel bir ad olarak Tatar ismi yerleşmiştir. 13.yy da Altın Ordu devletini kuran moğolların içinde kendilerini Tatar olarak adlandıran Türk boyları vardı yy larda Altın Ordu da meydana gelen karmaşık etknik süreçlerin sonucunda sayıca üstün olan Kıpçaklar diğer Türk-Moğol boylarını asimile etmişler, ancak Tatar adını almışlardır. Avrupa halkları Altı Ordu halkını Tatar olarak anarlardı. Altın Ordu nun yıkılmasından sonra kurulan tatar hanlıklarında genelde Kıpçak-Nogay kökenli Altın Ordu Tatarları ndan gelme soylu kesim kendine Tatar derdi. Hanlıkların yıkılmasından sonra bu ad sıradan halk tarafından da kullanılır olmuştur. Kreşin Tatarlarının eski bayramı Bugünkü konumuz Kreşin Tatarlarının gelenekleridir. Kreşin Tatarları İdil-Ural Tatarlarının bir koludur. Dil ve etnik köken bakımından Kazan Tatarlarına çok benzemektedirler. Günümüzde Tataristan sınırları içerisinde 100 bin ile 300 bin arasında Kreşin Tatarı yaşadığı tahmin edilmektedir. Kreşin Tatarları (Hıristiyan olan anlamına gelmektedir) Ortodoks mezhebine mensuptur. Hıristiyan dini Tatar topraklarında 16. yüzyıl ortalarında, Kazan Hanlığı Rus Devleti ile birleştikten sonra yayılmaya başlamıştır. Korkunç İvan ın Kazan Hanlığını işgal etmesinden sonra zorla uyguladığı Hıristiyanlaştırma politikası sonucunda Kreşin Tatarları meydana gelmiştir. 29 Haziran da kutlanan Aziz Petrus Günü veya başka adıyla Pitrau Bayramı Ortodoks gelenekleri ile Kreşin Tatarlarının eski pagan adetlerinin unsurlarının birleştiği bayramdır. Çok eski zamanlardan beri Kreşin Tatarları Aziz Petrus ve Aziz Pavlus a özel saygı göstererek dua ederlerdi, ve Pitrau Bayramı birçok Kreşin köylerinde çok yaygındı. Günümüzde de Pitrau eskisi gibi Kreşin Tatarlarının etnik özellik ve kimliğini yansıtmaktadır. Kreşin Tatarları için Pitrau yılın en önemli bayramlarından biriydi. Bu gün için hazırlıklara önceden başlarlar: oruç tutar, evlerini temizler, çeşitli yemekler yapar, yumurtaları sarıya boyarlardı. Pitrau arifesinde oğlanlarla kızlar köyün en yüksek noktasına gündoğumunu beklemek için giderlerdi. Gece boyunca ateşler yakar, yemek yapar, şarkı söyler, eğleniyorlardı. Güneş bekleme olarak adlandırılan bu geleneğe halk inançlarına göre hasada zarar verebilen deniz kızlarının köyden kovulması için uyulurdu. Gençler güneşi karşıladıktan sonra sabaha kadar eğlenirlerdi. İnsanlar, Petrus Gününden sonra havanın soğumaya başladığına, güneşin azar azar kışa döndüğüne, kuşların ötmez olduğuna inanırlardı. Pitrau Bayramından sonra hasat biçme çalışmaları başlardı. Petrus Gününde hava yağmurluysa bol bol hasadın olacağına inanılırdı. Ayrıca bu gün başka bir eski geleneğe uyulurdu: oğlan ile kız beraber huş ağacının dallarından bir çelenk yaparlardı. Ertesi gün çelenk hala yerinde ise sonbaharda düğün hazırlıklarına başlarlardı, çünkü bu, evliliğin mutlu ve sağlam olacağını simgelerdi. Eski zamanlarda Pitrau kutlamaları sırasında Kreşin Tatarları her köyde özel ritüel şarkılar söylerlerdi. Bu şarkılar bereketli mutlu yaşam ve hasadın bol bol olması için icra edilirdi. Ortodoks kilisesinin yasaklı olduğu Sovyet döneminde Pitrau Bayramının kutlanması da yasaklıydı. Günümüzde Pitrau Bayramı sırf laik etno-kültürel niteliği taşımaktadır. Eski Tatar bayramı Kaz Tüyü Bugünkü konumuz eski Tatar bayramıdır. Tatarlar Tataristan Cumhuriyeti nin nüfus çoğunluğunu oluşturan Rusya nın en büyük Türk dili konuşan bir halkıdır. Kaz Tüyü Bayramı kökleri çok eski tarihe uzanan bir sonbahar bayramıdır. Tatar köylerinde eskiden çok sayıda kazlar yetiştirilirdi. Bu kuşlar sahiplerinin çalışkanlığı ve bereketli olmasının sembolü sanılırdı. Kazlar en eski kümes hayvanlarından biridir. Tatarlar bu kuşları çok severler. Onlar sahibine zahmet vermeden kendileri nehre gider, kendileri eve döner. Kaz tüyünden gelinlerin çeyizini oluşturacak yastıklar, yorganlar yapılır. Çok eski zamanlardan beri bu yana sonbaharda hasat dönemi sona erdikten sonra nehirlerin suları buzla kaplandı mı Tatar köylerinde kaz eti ve tüyü işleme çalışmaları başlar. Geleneğe göre bu gün kaz eti ve tüyü stoklaması yapılır. Çok sayıda kazın bulunduğu ev sahibi komşularının evlerini tek tek gezerek kaz yolma törenine davet eder. Tecrübeli ev hanımları kaz yolmada ne kadar hünerli olduklarını gösterirler. Genç kızlar ise taklit etmeye çalışır. Bu tören sırasında kadınlar kızları dikkatle izler, en çalışkan ve başarılısına ise sonra dünürcüleri gönderirler. Akşam vakti köyün tüm sakinleri nehre gider. Önde müzik eşliğinde saka sırıkları taşıyan süslü kadınlar gelirler. Saka sırıklarda kovalar yerine dörder yolunmuş kaz taşırlar. Nehre yaklaşınca onları buzlu suya indirirler. Bu törene ritüel şarkılar eşlik eder. Bundan sonra herkes evine gelip bayram sofrasına oturur. Ev hanımı sabahtan beri krepler, çak çak, börekler yapar. Bu bayramın sembolü kaz tüyüdür. Bu gün Tatarlar ertesi yıl kazlar daha çok olsun, herkesin hayatı bereketli olsun diye tüyleri dağıtırlar. Kaz tüyü mutlu evlilik sembolü olarak genç kızlara hediye edilir. Oğlanlar beğendiği kızdan tüy yani evlenme teklifinini kabulünü almak umuduyla kızların kazları yoldukları yere gelirler. Bu yüzden bayramın ardından genellikle çok sayıda düğün yapılır. Bu bayram kuşakları birleştiren ve halkın adetleri ile geleneklerini koruma imkanını veren köy hayatının parçasıdır. Ulusal gelenekler günümüze kadar geldi, yaşlılar onları özenle koruyarak gençlere aktarırlar.

14 14 Türk Dünyasının Sesi Tataristan çekici bir yatırım sahası Tataristan Cumhuriyeti yabancı yatırımları çekme konusunda en aktif faaliyet gösteren Rus bölgelerinden biridir. Cumhuriyet ülkenin bölgeleri arasında ilk kez Tataristan a Yatırım Yapın isimli gezici fuarlar düzenler oldu. Ekim başında Tataristan Cumhuriyeti yabancı yatırımcılar ile işbirliğinin geliştirilmesine yönelik birkaç başka büyük etkinlik düzenledi. Önce Kazan da Rusya ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin 5. Uluslararası Ekonomi Zirvesi KazanSummit 2013 yapılmıştı. Zirvenin ardından Tataristan da işini kurmak isteyen gerek Asya gerekse Avrupa şirketlerini tek çatı altında bir araya getiren Uluslararası Euro-Asia Expo-2013 Fuarı düzenlendi. Türk şirketleri hem zirveye hem de fuara aktif şekilde katıldı. Tataristan Cumhuriyeti Yatırım Kalkınma Ajansı Başkanı Linar Yakupov, Rusya nın Sesi ne verdiği demeçte Türkiye geleneksel olarak Tataristan ın yakın ortağıdır ifadesini kullanarak şunu söyledi: Türk temsilcileri, kendimizden sonra bizim için ikinci çekici yatırım sahası olarak ta Tataristan Cumhuriyeti ni görüyoruz açıklamasında bulundular. Gerçekten, geçtiğimiz günlerde Kazan ziyaretini yapan Türkiye Ekonomi Bakanı bile Türkiye nin ülke dışında yatırdığı 20 milyar dolardan 2 milyarının Tataristan Cumhuriyetine ait olduğunu belirtti. Bu, çok büyük bir rakamdır. Bugün Türk şirketleri sadece inşaat alanında değil, üretimde de faaliyet gösteriyor. Özel ekonomik bölgede 3 büyük fabrikanın kurulması ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Ayrıca Naberezhnıye Çelny şehrinde Sunrise City isimli yepyeni geliştirme projesi gerçekleştiriliyor. Fikrimce bugün itibariyle Türkiye İslam İşbirliği Örgütü nün tüm üye ülkeleri arasında Rusya Federasyonu ile İİT arasındaki çok aktif ve hızla gelişen ilişkilerinin bir nevi modelidir. Türkiye nin Tataristan da gerçekleştirdiği en büyük proje Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi ve Ticaret A.Ş (Kastamonu Integrated Wood Industry and Trade Co) tarafından yürütülen ağaç işleme ve mobilya sanayii için malzeme üretim fabrikasının inşaat çalışmalarıdır. Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi ve Ticaret A.Ş Tataristan Genel Müdürü Murat Fırat ın Rusya nın Sesi ne anlattığına göre 2011 yılında Alabuga isimli serbest ekonomik bölgede inşaatına başlanan bu fabrikanın Rusya nın bu alandaki en büyük fabrikası olacağı tahmin ediliyor. Murat Fırat şunu söyledi: Moskova ile Türkiye arasındaki saat farkı yeniden 2 ye çıktı Moskova ile Türkiye arasındaki 1 saatlik zaman farkı yaz saati uygulamasının sona ermesi ile tekrar 2 saate çıktı. Yaz saati uygulamasının sona ermesiyle dün gece (26 Ekim Cumartesi yi Pazar a bağlayan gece) Türkiye de saatler te 1 saat geri alındı yılında aldığı karar ile yaz saati uygulamasına son veren Rusya da ise saatler olduğu gibi kaldı. Dünyada ülkeler yılın belli dönemlerinde yaz saati uygulaması yapmalarına göre 3 farklı grup oluşturuyor. Yaz saati uygulamasında ülkelerin ve bölgelerin izledikleri politikalara göre oluşturdukları gruplar şöyle: Yaz saati uygulayan ülkeler: AB ülkeleri ve ABD, Kanada, Meksika, Şili. Yaz saati uygulamasını hiç uygulamayan ülkeler: Venezuela, Tayland, Arap yarımadası, Orta Afrika kıtasının bir bölümü, Güney Amerika nın bazı ülkeleri ve bazı Uzakdoğu ülkeleri. Yaz saati uygulayıp vazgeçen ülkeler: Çin, Rusya, Japonya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan, Libya, Cezayir, Peru, Orta Asya ülkeleri, Avustralya nın bir kısmı, Orta ve Güney Amerika kıtasındaki bazı ülkeler. Rus firmadan, Trabzon-Rusya arasına yeni bir deniz hattı önerisi Rus denizcilik firması St. Peter Line, Türk nakliye firmalarına Novorossisk - Trabzon arasında yeni bir deniz hattı kurulması teklifinde bulundu.hattının St. Peter Denizcilik şirketi tarafından yapılan bir girişimle kurulması gündemiyle Trabzon... Rus denizcilik firması St. Peter Line, Türk nakliye firmalarına Novorossisk - Trabzon arasında yeni bir deniz hattı kurulması teklifinde bulundu. Hattının St. Peter Denizcilik şirketi tarafından yapılan bir girişimle kurulması gündemiyle Trabzon Ticaret Sanayi Odası (TTSO) üyeleriyle görüşme gerçekleştiren İgor Glukhov başkanlığındaki şirket yetkilileri, Rus Ulaştırma Bakanlığı ndan aldıkları destek sayesinde iki taraf arasında mevcut nakliye sorunlarını çözer nitelikte imkanlarla tekliflerini iletti. Açılacak hatda BTürk Dünyasının Sesi ENGÜ Tel: İmtiyaz Sahibi - DTGB - Derneği Dünya Türk Gönüllüler Birliği Genel Başkan Edil Marlis Uulu Yazı İşleri Müdürü Abidin HACİEV Yazı İşleri Müd.Yrd. Semiha AHMET İsmail ERDEM Genel Yayın Yönetmeni Rafet ULUTÜRK Genel Yayın Müdürü Ridvan TÜMENOĞLU Yayın DanıSmanları: Prof. Dr. Mehmet SARAY Dr. Müjgan DENİZ Dr. Ganira PAŞAYEVA Dr. Mustafa KAHRAMAN Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK Doc..Dr.. Kutluk Kaan SÜMER Dr.Aygun HASANOĞLU Haber Sorumlusu: Nafiye YILMAZ Hukuk Danışmanı: Ertaç ÇAKIR Ekonomi Müdürü: Mujgan DENİZ İstihbarat Müdürü: Hüseyin YILDIRIM Eğitim Sorumlusu: M.ustafa K.MAHDUM Görsel Yönetmen: Nedim BİRİNCİN Kültür-Sanat: Derya A. YILDIRIM Spor Müdürü: İbrahim SOYTÜRK Art Direktör: Samet ERDEM İnternet Müdürü: Murat ULUTÜRK Halkla İlişkiler: Neriman ERALP Reklam Müdürü: Nihat KAHRAMAN 600 teusluk yük kapasitesine sahip 100 araçlık bir Ro-Ro gemisi çalıştıracaklarını açıklayan Glukhov, gidiş gelişi bin 200 Euro civarında bir bedelle haftada 2 sefer düzenlemeyi planladıklarını belirtti. Glukhov, Ulaştırma Bakanlığı ndan aldıkları izinle tüm TIR şoförlerine özel geçiş belgesi imkanı gibi bir çok seçenek sunabileceklerini ifade etti. Hat üzerindeki nakliye talebinin yoğun olması durumunda aynı özelliklerde bir gemi daha hizmete sokabileceklerini kaydeden Rus yetkililer, bu sayede haftada 4 seferle 400 araçlık bir kapasiteye çıkabileceklerini söyledi. Toplantıya, TTSO yu temsilen Yönetim Kurulu Sayman Üye Murat İskender ile Selahattin Bektaş, Genel Sekreter Hakan Gürhan, Ticaret Müdürü Sabri Küçük ve UND Trabzon Temsilcisi Hakan Demircan ve oda üyesi firmalar katıldı. Rusya ve Türkiye ekonomide birbirini tamamlıyor Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Hakkı Karabörklü RS FM e yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ilişkilerin sadece ticaret hacmiyle ölçülemeyecek kadar büyük olduğunu söyledi. Rusya ve Türkiye nin ekonomik anlamda birbirini tamamladığını belirten Karabörklü, 100 milyar dolarlık ortak ticaret hacmi hedefine beş yıl içinde ulaşılacağını ifade etti. Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Hakkı Karabörklü, Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde yaşanan gelişmeleri RS FM Moskova temsilcisi Siyamed Kaçmaz a değerlendirdi. Konuya sadece ortak ticaret hacmi ekseninden bakılmamasının yanıltıcı olacağını söyleyen Karabörklü, Rusya daki Türk yatırımları, turizm ilişkilerimiz ve Türk firmalarının Rusya ya yaptığı ithalat da düşünüldüğünde ikili ekonomik hacmimizin 60 milyar dolar olduğunu söyleyebiliriz dedi. Karabörklü şu ifadeleri kullandı: MEVCUT EKONOMİK İLİŞKİ HAC- MİMİZ ASLINDA 60 MİLYAR DOLAR İki ülke arasındaki ilişkiler sadece ticaret hacmiyle ölçülemeyecek kadar çok büyük. Her şeyden önce Rusya da çok büyük bir yatırımımız var. Rusya da 100 ün üzerinde fabrikamız üretim yapıyor. Yine müteahhitlerimiz çok büyük çapta faaliyette bulunuyorlar. Diğer taraftan Ekonomi Bakanlığı mızın verdiği Turquality desteğiyle firmalarımız dünya markası olma hedefi doğrultusunda dünyanın her yerinden Rusya ya ithalat yaptırıyorlar. Dolayısıyla turizmimizi, müteahhitlik hizmetlerini, Rusya daki fabrikalarımızın üretimlerini, firmalarımızın diğer ülkelerden Rusya ya yaptığı ithalatı, Türkiye den yapılan diğer ihracat-ithalatla birleştirdiğimizde 20 milyar doların üzerinde bir hacim ortaya çıkıyor. Dolayısıyla salt ticaret hacmine bakarsak bu bizi yanıltır. İki ülkenin arasındaki ilişkilerin boyutunu, büyüklüğünü görmemizi engeller. Dolayısıyla bunu bütün ekonomik boyutuyla birlikte değerlendirince iki ülkenin arasındaki ekonomik ilişkilerin hacminin şu anda bile yıllık milyar dolar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kırgızistan daki yabancıların yüzde 68 i Çin vatandaşı Orta Asya ya Kırgızistan üzerinden açılan Çin in bu ülkedeki nüfusu gün geçtikçe artıyor. Resmi kayıtlara göre Kırgızistan daki yabancıların çoğuna yakınını Çinliler oluşturuyor. Konuyla ilgili yapılan açıklamada Kırgızistan da bulunan yabancılardan yüzde 67,8 ini Çin vatandaşlarının oluşturduğu belirtildi. Kırgızistan Çalışma, Göç ve Gençlik Bakanlığı ndan yapılan açıklamada, Kırgızistan da bulunan Çinlilerin daha çok Kırgızistan ın önde gelen pazarlarından Dordoy ve Karasuv da çalıştığı kaydedildi. Ülkedeki Çinlilerin önemli bir diğer kısmın ise inşaat işlerinde çalıştığı aktarıldı. Çin in Kırgızistan Büyükelçiliği verilerine göre bu ülkede 20 bin dolayında Çinli ikamet ediyor. Gayri resmi verilere göre ise bu rakam çok daha yüksek. İrtibat Bürosu: (500 Evler) Yıldırım Mh. Şehit Kamil Balkan cad. No: 114 / A 500 Evler - Bayrampaşa / İST. Bayrampaşa Şehir parkı üstü - Palmyalar durağın altı Tel: // Fax: Star Medya Yayıncılık A.Ş. Teknik Hazırlık : Murat ULUTÜRK Bu gazete basın yayın ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazarlar yazılarından sorumludur. DTGB - DÜNYA DAKİ TEMSİLCİLERİMİZ Romanya Dincer Geafer Amerika-New York:Terken HACALOĞLU Kırgısistan Edil Marlis Uulu Kazakistan- Dosay Kenjetay Afganistan: Mustafa K.MAHDUM Ahıska Türkleri: Paşali Seferoğlu Altay: Katya Tıdıkova Avrupa: Orhan KutluI Azerbaycan: Akber Yolçiyev (Qoşalı) Balkarya: Alim Hubolov Başkurtistan: Florid Bagayev Batı Trakya: Cemil Kapza Bayır-Bucak: Sami Yıldırım Bulgaristan: Emine BAYRAK Cuvaşistan(Rusya) :Oleg Tcyplenkov Doğu Türkistan: Erkin Emet Fin-Ugor: Vasili Petrov Gagauzya: Oleg Federovich Garizan Hakasya: Lev Nerbışev Hollanda: Serdar Can Karacay: Hasan Halkkoç Kırım: Eskender Bariyev Sibirya Omsk Altınay Junusova Şor (Rusya) Cıltıs Tannagasheva Nogay (Rusya) Yangurchi Adzhiev KKTC Ercan Arıklı Tataristan (Rusya) Bulat Gatin Türkmenistan Murat Toylyyev Bilgilendirme ABD Orta Doğu daki taktiğini değiştiriyor Cumhuriyetçiler Barak Obama yı Orta Doğu daki passifliği için eleştiriyorlar. Onların kanısınca şimdiki ABD yönetiminin bölgede kuvvete dayalı kesin eylemler gerçekleştirmekten vaz geçmesi, ABD için ciddi sonuçlar verebilir. Bu eleştiri arkasında duran nedir? Cumhuriyetçi partili senatörler Con Makkeyn ve Lindsi Grem in kanısınca yönetimin Suriye deki gelişmelere kuvvete dayalı müdahaleyi gerçekleştirmek niyetinden vaz geçmesi, ABD nin Orta Doğu daki otoritesinde kapsamlı krize neden olacak. Senatörler bu kanıyı doğrulamak için Er-Riyad ile ilişkilerin bozulduğuna işaret ediyorlar. Cumhuriyetçi partisi ile Vaşington da Suudi Arabistan ın çıkarlarına lobi faaliyetleri yürütenler arasında çoktan sağlam ilişkiler oluştu. Bunun için Beyaz Saray ın Suriye yi vurmaktan vaz geçmesinin, Er-Riyad da uyandırdığı kederin bazı ileri gelen Cumhuriyetçiler tarafından kendi kalp acısı olarak alınmasında şaşılacak bir şey yoktur. ABD-İran ilişkilerinin normalleşmeye başlaması, Suudi Arabistan yönetiminde tedirginlik uyandırıyor. Halbuki sözü geçen normalleşme sürecinin başlaması beklenebilirdi. Barak Obama birinci dönem devletbaşkanı görevine başlarken yaptığı konuşmada iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini dilemişti. Fakat o zaman normalleşme süreci için gerekli koşullar olgunlaşmış değildi. Terra America İnternet yayını baş yazarı Boris Mejuyev Rusya nın Sesi radyosuna verdiği demeçte şunu söyledi: Gerçekte ABD ile Tahran arasında her hangi yakınlaşma yoktur. Sadece ilişkilerin buzunun çözülmesine, normalleşme sürecinin başlamasına tanık olunuyor.bence bu, ikinci dönem Obama yönetiminin stratejik politikası olarak nitelendirilebilir. Obama çekilirken İran problemini politik bakımdan çözülmüş problem olarak bırakmalıdır. İki ülke arasında yeniden diplomatik ilişkilerin kurulması da, azami derecede en iyi sonuç olacak. Obama İsrail de de hoşnutsuzluk uyandırıyor. Neticede Suudi Arabistan ile İsrail arasında gerçekte bir nevi birlik oluştu. İran ile ABD arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve ABD nin Suriye yi vurmak niyetinden vaz geçmesi, farklı nedenler yüzünden de olsa her iki ülkenin çıkarlarına yaramıyor. Buna rağmen böyle durumun İsrail ile ABD arasında büyük kavgaya yol açacağı zannedilmez.moskova Devlet Üniversitesi Dünya politikası fakültesi Uluslararası örgütler ve dünya politik süreçleri Kürsüsü şefi yardımcısı Andrey Sidorov Rusya nın Sesi radyosuna bu hususta şunu söyledi: ABD-İsrail ilişkileri son 10 yılda yeniden kalibre ediliyor. Barak Obama nın 2009-da Kahire de yaptığı ve içeriği İsrail de hoşnutsuzluk uyandıran konuşmayı bir hatırlayınız. Böyle olmakla beraber Vaşigton un İsrail in çıkarları zararına her hangi eylemler gerçekleştireceği zannedilmez. Kanımca şimdilik geçici uzaklaşma yaşanıyor. Bu, bir taktik görev. Stratejik bakımdan ABD, Obama yönetimi zamanında olduğu gibi Obana yönetiminden sonra da İsrail ile ilişkileri değerli sayacaktır. Başka deyimle Obama nın Orta Doğu daki kararsızlığı yüzünden Cumhuriyetçiler tarafından eleştirilmesi, ABD nin Orta Doğu daki nüfuzunu sağlamlaştırmak amacını güden eski strateji çerçevesinde atılan yeni bir taktik adım olarak nitelendirilebilir. Eski doğrulu metodlar şimdiki durumda etkisini yitiriyor. Devamı gelecek sayıda İsmail Gaspıralı Gençlik Teşkilâtı ABD - New York Kırgız Gençleri Birliği Dünya Genç Türk Bilimadamları Birliği Cümbüş-İ Milli İslami Gençlik Teşkilatıist. Vatan Cemiyeti Kan-Kerede Altay Gençler Birliği Avrupa Türk Federasyonu Gençlik Teşkilatları Millî Şurası Ant Gençler Teşkilatı Başkurt Gençleri İttifakı Gümülcine Türk Gençler Birliği Bayır Bucak Türkmenleri Derneği Ufuk Vakfı - Sofya Suvar Çuvaş Gençleri Birliği Dünya Uygur Kurultayı Mofun - FİN-UGOR Anadili Gençler Cemiyeti Tun Gençlik Teşkilati Türk Evi Karaçay Vakfı Qardaşlık Kırım Tatar Gençleri Birliği Vahdet Türk Gençleri Teşkilatı Şor Millî Kültür Merkezi Birlik Nogay Gençleri Teşkilati Türk-Bir Derneği Azatlik Tatar Gençleri Birliği Mahtumkuli Düşünce Topluluğu

15 Türk Dünyasının Sesi Rusya Büyükelçi Temsilcisi Vladimir Timofeeviç HAKOV ve Çuvaşlı kardeşimiz Sn.Oleg STEPNİKOV Олег Цыпленков 15

16 AB den Azerbaycan a vize kolaylığı Azerbaycan, Avrupa Birliği yle vize anlaşması imzaladı. Anlaşmaya göre vize kolaylıkları işadamları, bilimadamları, ga-.zeteciler ve öğrenciler için uygulanacak Azerbaycan ve Avrupa Birliği vize anlaşmasına Litvanya nın başkenti Vilnius ta gerçek-.leşen Doğu Ortaklığı Zirvesi nde imza attı Vize kolaylıklarından işadamları, bilimadamları, gazeteciler ve öğrenciler yararlana-.cak. Anlaşmayla vize fiyatları da düşürüldü Litvinya nın başkenti Vilnius teki zirvede Avrupa Birliği ayrıca Gürcistan ve Mol-.dova ile de ortaklık anlaşması imzaladı Özbekistan ve Türkmenistan İşbirliği DÜNYADA İLK NAMAZ NEREDE KILINIYOR Soru: Dünyada her sabah ilk ezan nerede okunur? Cevap: JAPONYA nın en doğusundaki KAMÇATKA da. Soru: Kamçatka daki cami hangi tarihte ve kim tarafından yaptırılmıştır? Cevap: 1931 yılında M. Kemal ATATÜRK tarafından yaptırılmıştır. TÜRK-MÜSLÜMANLARA DUYURULIR Rusya ile ilişkiler, Memnuniyet Cumhurbaşkanı Gül, TBMM de yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmada Türkiye nin dış politikasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Gül, Rusya ile geliştirilen çok boyutlu ve kapsamlı ilişkilerden de büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Gül şunları söyledi: RUSYA İLE İLİŞKİLERİN İLER- LEMESİ MEMNUNİYET VERİCİ: Komşumuz Rusya Federasyonu ile yürüttüğümüz çok boyutlu ve kapsamlı ilişkilerin her geçen gün ilerlemesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Bu yakın işbirliğinin bölgesel ve küresel meselelerde de sürdürülmesi ayrıca memnuniyet vericidir. Türk dış politikasının son 11 yılda sergilediği aktif çabalar ülkemizi küresel ve bölgesel bağlantıları güçlü bir ülke haline dönüştürmüştür. Bu itibarla G-20 nin aktif bir üyesi olarak, dünyanın yükselen ekonomileri Çin, Hindistan, Brezilya ve Endonezya ile ilişkilerimize daha da ivme kazandırmamız gerektiğine inanıyorum. Aynı şekilde son yıllarda önemli neticeler aldığımız Afrika, Latin Amerika ve Pasifik ülkelerine açılım politikalarımızın sürdürülmesinde büyük fayda vardır. TÜM ORTADOĞU KİMYASAL SİLAHLARDAN ARINDIRILMALI: Komşumuz Suriye de cereyan eden iç savaş şüphesiz ülkemizin en ciddi dış politika meselesidir. Kimyasal silahların kullanımı iç savaşa yeni bir boyut getirmiştir. Suriye deki kimyasal silahların önce uluslararası denetime alınması, bilahare yok edilmesi için Birleşmiş Milletler çatısı altında bir ara-çözüm bulunmuştur. Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, verici Türkiye olarak Suriye deki kimyasal silahların tamamının, denetlenebilir bir şekilde, en kısa zamanda imha edilmesinden memnuniyet duyarız. Ayrıca ümit ederim ki, Suriye deki kimyasal silahların temizlenmesi için başlatılan bu süreç, tüm Ortadoğu nun nükleer dâhil bütün kitle imha silahlarından arındırılmasına öncülük edecek yeni bir güvenlik mimarisinin ilk adımı olur. RADİKALİZM KÖK SALIYOR: Kimyasal silahlarla ilgili atılacak adımlar, Suriye deki insani trajedinin gerçek mahiyetini unutturmamalıdır. Ülkede akan kan ve şiddet mutlaka durdurulmalıdır. Suriye halkının bekası, güç dengesi politikalarına, Soğuk Savaş mantalitesiyle yürütülen vekâlet savaşlarına ve dar çıkar hesaplarına feda edilmemelidir. İç savaşlar, savaşların en acımasız olanıdır. Bu çatışmalar uzadıkça radikalizm ve aşırıcılık kök salmakta, kendi altyapısını oluşturmakta, sadece iç savaş yaşayan ülkeyi değil, bölgesel ve küresel istikrarı da tehdit etmektedir. Bunun örneklerini, Afganistan da, Somali de, Irak ta gördük, görmeye devam ediyoruz. Gülnara Kerimova, Cumhurbaşkanı Olmayacağım Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov un büyük kızı Gülnara Kerimova, babasından sonraki dönem için cumhurbaşkanı olmayacağını açıkladı. Adı daha çok skandallarla gündeme gelen Gülnara Kerimova, şahsi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı olacağı yönünde çıkan haberleri ilk ağızdan yalanladı. Kerimova, Twitterdan yaptığı açıklamada, kendisinin siyasetçi olmadığına dikkat çekerek bu tür tartışmaların saçma olduğunu yazdı. lk etapta Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moğolistan Turan Ordusuna Katıldı. Sadece bu 4 devletin bünyesinde bulunan 2 milyon 800 binlik asker gücü sayısı bile Başta İsrail ve Çin olmak üzere birçok ülkeyi korkutmaya yetti.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ALO 170 Sivas ta Hizmet Vermeye Başladı

ALO 170 Sivas ta Hizmet Vermeye Başladı ALO 170 Sivas ta Hizmet Vermeye Başladı MİLLİ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ: -VATANDAŞLAR ALO 170 HATTI SAYESİNDE HER TÜRLÜ SORU VE SORUNLARINI OLDUKLARI YERDEN BİR TELEFONLA ÇÖZEBİLİYORLAR -AÇILAN ÇAĞRI

Detaylı

Türkiye, Boğazın altındaki demiryolu tünelini açtı

Türkiye, Boğazın altındaki demiryolu tünelini açtı 29.10.2013 Türkiye, Boğazın altındaki demiryolu tünelini açtı İstanbul (dpa) Türkiye bugün boğazın altındaki demiryolu tünelini açtı. 29.10.2013-02:20 Uhr dpa İstanbul (dpa) Türkiye bugün boğazın altındaki

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı.

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Basın Bülteni Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Şişecam, Yenişehir Cam Kompleksi nde yer alan Anadolu Cam Fabrikası 4. Cam

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor İstanbul görkemli maketi ve inşaat firmalarıyla MIPIM Fuarı nda İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor "Nasıl ki Nuri Bilge, Cannes film festivalinin

Detaylı

Sosyal Faaliyetler. Ankara Sanayi Odası. 2008 Yılı Faaliyet Raporu

Sosyal Faaliyetler. Ankara Sanayi Odası. 2008 Yılı Faaliyet Raporu Sosyal Faaliyetler 29 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Türkiye deki oda ve borsalar arasında düzenlenen futbol turnuvası nın Ankara bölgesi grup maçları Odamızın ev sahipliğinde 15 Mart 2008

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

Servis Tanımı 4/12/2011

Servis Tanımı 4/12/2011 Servis Tanımı 1 Cebim HerYerde servisi ile GSM aboneleri kendi telefon ve sim kartlarından bağımsız şekilde gsm operatörü tarafından sunulan bu hizmetle yakınlarına her zaman ulaşabilecektir. Servis Tanımı

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

TBMM (S. Sayısı: 674)

TBMM (S. Sayısı: 674) Dönem: 23 Yasama Yılı: 5 TBMM (S. Sayısı: 674) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk- Kazak Üniversitesinin İşleyişine Dair Anlaşma

Detaylı

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ UKBA e Bülten UKBA - ULUSLARARASI KARDEŞLİK BARIŞ VE AHLÂK DERNEĞİ YAYIN ORGANI EYLÜL - ARALIK 2012 SAYI / 1 TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU İLE HİNDİSTAN DAYIZ

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI Övgü PINAR-Nurel KILIÇ Yapı fuarları; mal ve hizmet üreten kuruluşlar ile yine bu sektörde çalışan yöneticiler, mimarlar, mühendisler,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU 18 EKiM 2014 Uluslararası Çocuk Buluşması, İHH İnsani Yardım Vakfı nın dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiği yetim çalışmalarını Türkiye halkına anlatmak

Detaylı

GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ?

GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ? GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ? 78 bin kilometrelik yüz ölçümüne sahip Gürcistan, bir Güney Kafkasya ülkesi. Güney batısında Türkiye ile sınır komşusu olan Gürcistan, okuma yazma oranının yüksek olması

Detaylı

KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ

KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI VİZYON 2035 KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ Vizyon-2035 Dokümanı, Hv.K.K.lığının geleceğe yönelik hedeflerini belirlemek amacıyla; Dünya ve Türkiye de güvenlik anlayışındaki

Detaylı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı 14. Dönem Siyaset Akademisi Lider Ülke: Türkiye Yerel Yönetimler-II programında dereceye girenler ödüllerini Sayın Başbakanımızın elinden aldı. Mart

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

TürkiyeEnerjiForumu. Enerji profesyonellerinin vazgeçilmez doruğu 12.yaşında! ANTALYA. 15-19 Nisan 2014. Club Med Palmiye, Kemer

TürkiyeEnerjiForumu. Enerji profesyonellerinin vazgeçilmez doruğu 12.yaşında! ANTALYA. 15-19 Nisan 2014. Club Med Palmiye, Kemer Uluslararası 06 TürkiyeEnerjiForumu 12. Yıl Club Med Palmiye, Kemer 2014 ANTALYA 15-19 Nisan 2014 Enerji profesyonellerinin vazgeçilmez doruğu 12.yaşında! Antalya da unutulmuz tarihi zirve için geriye

Detaylı

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de!

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! BASIN BÜLTENİ 18 Mart 2014 Türkiye busuu'da en hızlı büyüyen ülkelerden birisi... Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de! 40 milyonun üzerinde kullanıcıyla dünyanın en büyük sosyal

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

27 28 EYLÜL TARİHLERİNDE MAKEDONYA ÜSKÜP TE GERÇEKLEŞTİRİLEN PEMPAL TOPLANTISI RAPORU

27 28 EYLÜL TARİHLERİNDE MAKEDONYA ÜSKÜP TE GERÇEKLEŞTİRİLEN PEMPAL TOPLANTISI RAPORU 27 28 EYLÜL TARİHLERİNDE MAKEDONYA ÜSKÜP TE GERÇEKLEŞTİRİLEN PEMPAL TOPLANTISI RAPORU Toplantı Konusu: Kamu sektörü muhasebe ve raporlama reformu Katılan Ülkeler: Türkiye, Makedonya, Rusya, Moldova, Azerbaycan,

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

Ücretsiz bir hizmet. Yemek masrafınız ayırdığınız bütçe kadar olsun.

Ücretsiz bir hizmet. Yemek masrafınız ayırdığınız bütçe kadar olsun. Ücretsiz bir hizmet. Yemek masrafınız ayırdığınız bütçe kadar olsun. Nasıl Çalışır? Herhangi bir yere giderken yolda acıktınız ve yemek yemeniz gerekiyor. Yemek bütçenizi 20 TL olarak belirlediniz ancak

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

İNOVANKA TANITIM DOKÜMANI. Dijital Dünya da zirveyi arzulayan işletmelerin adresi

İNOVANKA TANITIM DOKÜMANI. Dijital Dünya da zirveyi arzulayan işletmelerin adresi İNOVANKA TANITIM DOKÜMANI Dijital Dünya da zirveyi arzulayan işletmelerin adresi Türksat ın Tercihi İnovanka Türksat A.Ş, Kablo Tv, Uydu Net, E-devlet sosyal medya ve dijital pazarlama uzmanlarına tarafımızca

Detaylı

Türkiye nin İlk Usta Kulübü

Türkiye nin İlk Usta Kulübü Türkiye nin İlk Usta Kulübü Kalekim Ustalarının Ayrıcalıkları 1 Her Üyemiz Kalekim Ferdi Kaza Sigortası ile Daima Koruma Altında Sosyal güvenceden yoksun olarak çalışan ustalarımız her yıl ücretsiz olarak

Detaylı

09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL

09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL http://www.cem.gov.tr/erozyon/anasayfa/resimlihaber/14-04- 09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL ADI%E2%80%A6.aspx?sflang=tr

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı Değerli Basın Mensupları, 03.06.2014 Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk günlerinde, size, Türk insanının aklından,

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Muharrem KESİK İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : muharremkesik@gmail.com 2. Doğum -

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor Hibrit cihazlar, iş amaçlı dizüstü bilgisayarların Avrupa daki egemenliğini tehdit ediyor Tabletlerin mobil çalışma biçimini

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

TÜRK TELEKOM GRUBU 2012 2. ÇEYREK FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI

TÜRK TELEKOM GRUBU 2012 2. ÇEYREK FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI TÜRK TELEKOM GRUBU 2012 2. ÇEYREK FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI Basın Bülteni 16 Temmuz 2012 2012 2. Çeyreğinde Kârlılıkta Güçlü Büyüme Türkiye nin öncü iletişim ve yakınsama teknolojileri grubu Türk Telekom,

Detaylı

TÜRKİYE NİN GÜZELLİKLERİ BAŞKENT VAŞİNGTON DA KEŞFEDİLECEK!

TÜRKİYE NİN GÜZELLİKLERİ BAŞKENT VAŞİNGTON DA KEŞFEDİLECEK! TÜRKİYE NİN GÜZELLİKLERİ BAŞKENT VAŞİNGTON DA KEŞFEDİLECEK! Sayın İlgili, ABD nin en eski ve köklü Türk-Amerikan derneklerinden biri olan Vaşington Türk Amerikan Derneği adına sizi, Eylül 2014 ayı boyunca

Detaylı

İnternet Teknolojisi. İnternet Teknolojisi. Bilgisayar-II - 4. Hafta. Öğrt. Gör. Alper ASLAN 1. Öğrt. Gör. Alper Aslan. İnternet Nedir?

İnternet Teknolojisi. İnternet Teknolojisi. Bilgisayar-II - 4. Hafta. Öğrt. Gör. Alper ASLAN 1. Öğrt. Gör. Alper Aslan. İnternet Nedir? İnternet Teknolojisi Öğrt. Gör. Alper Aslan ENF102 Bilgisayar - II İnternet Teknolojisi İnternet Nedir? İnternet Kime Aittir İnternet in Türkiye deki Gelişimi İnternet in Türkiye de Kullanımı Yakın Gelecekte

Detaylı

Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı

Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı TBD Türk Dünyası Ortak Bilişim Terimleri Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Belgin Tezcan Aksu: Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı TBD Türk Dünyası Ortak Bilişim Terimleri Çalışma Grubu,

Detaylı

KRUVAZİYER TURİZMİNDE DÜNYA VE İZMİR, TÜRKİYE KRUVAZİYER PLATFORMU NUN ÇALIŞMALARI

KRUVAZİYER TURİZMİNDE DÜNYA VE İZMİR, TÜRKİYE KRUVAZİYER PLATFORMU NUN ÇALIŞMALARI KRUVAZİYER TURİZMİNDE DÜNYA VE İZMİR, TÜRKİYE KRUVAZİYER PLATFORMU NUN ÇALIŞMALARI DÜNYA KRUVAZİYER PAZARI NEREYE GİDİYOR? Hazırlayan: Mine Güneş Kruvaziyer destinasyonlar içerisinde, son yıllara kadar

Detaylı

TURKCELL SIR BAŞLIK ALANI. Çağatay AYNUR Turkcell Kurumsal Satış Direktörü

TURKCELL SIR BAŞLIK ALANI. Çağatay AYNUR Turkcell Kurumsal Satış Direktörü BAŞLIK ALANI Çağatay AYNUR Turkcell Kurumsal Satış Direktörü Her Yerden Ulaşılabilir Servislerle Yeni Bir Dünya TARIM Mobil Cihazlar Başrolde (Milyon Adet) 1.500 1.000 500 Akıllı Telefonlar Tabletler Bilgisayar

Detaylı

NİSAN AYI BÜLTENİ. Çağrı Merkezi: 0850 302 67 95

NİSAN AYI BÜLTENİ. Çağrı Merkezi: 0850 302 67 95 NİSAN AYI BÜLTENİ 30 NİSAN 2014 GENÇ BARIŞ İNİSİYATİFİ DERNEGİ GENEL MERKEZİ Mecidiyeköy Mahallesi Şehit Er Cihan Namlı Cad.(Dereboyu Cad.) Alaca İş Merkezi 39/8 Şişli, İstanbul Çağrı Merkezi: 0850 302

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUN TASARISI

ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUN TASARISI ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUN TASARISI Ajansın kuruluşu MADDE 1- (1) Eskişehir i 2013 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak hazırlamak, bu amaçla 2013 yılında yapılacak

Detaylı

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI ATİLLA BALIBEY E Posta:a.balibey@mynet.com Giriş: Türkler in Anadolu ya tarihi kayıtlarla sabit ilk girişi; 395 396 yıllarında, Hun Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir.

Detaylı

Kurumsal Cihaz Kataloğu

Kurumsal Cihaz Kataloğu 01.10.2015 KOBİ- Esnaf Segmenti Kurumsal Cihaz Kataloğu Ekim 2015 TİCARİ PAZARLAMA VE KANAL GELİŞTİRME GRUP MÜDÜRLÜĞÜ KOBİ SATIŞ DİREKTÖRLÜĞÜ Kampanya Listesi ve Bitiş Tarihleri TÜRK TELEKOM TT KAMPANYA

Detaylı

U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30

U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

Rize Tüccarı İftarda Buluştu Odamız Geleneksel İftar Programını Gerçekleştirdi

Rize Tüccarı İftarda Buluştu Odamız Geleneksel İftar Programını Gerçekleştirdi Kadir Gecesi Geceniz Mübarek Olsun 13 Temmuz 2015 Ramazan Bayramının, Tüm İslam Alemine Huzur ve Barış Getirmesini Temenni Ederiz. Hayırlı Bayramlar. 17-19 Temmuz 2015 Rize Ticaret ve Sanayi Odası Yayın

Detaylı

Proje Adı: Taksi Mobil Uygulaması Araştırması Araştırma Şirketi: Xsights Araştırma ve Danışmanlık Araştırma Veren:BiTaksi Veri Toplama

Proje Adı: Taksi Mobil Uygulaması Araştırması Araştırma Şirketi: Xsights Araştırma ve Danışmanlık Araştırma Veren:BiTaksi Veri Toplama Proje Adı: Taksi Mobil Uygulaması Araştırması Araştırma Şirketi: Xsights Araştırma ve Danışmanlık Araştırma Veren:BiTaksi Veri Toplama Firması:Xsights Araştırma ve Danışmanlık Araştırmanın Künyesi Bu araştırma,

Detaylı

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 ILO Kabul Tarihi: 15 Haziran 2006 Yürürlüğe Giriş Tarihi: 20 Şubat 2009 Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, Uluslararası

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı