Bu ülkede kad n olmak demek ayn zamanda zulme ve sömürüye karfl

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu ülkede kad n olmak demek ayn zamanda zulme ve sömürüye karfl"

Transkript

1 Say : *Y l:4 *23 fiubat-8 Mart 2007 *Fiyat : 1 YTL *ISSN: Kad nlar gö ün yar s d r! Bu ülkede emekçi kad n olmak demek; eme inin s n rs z sömürüsü demektir. Sigortas z, sa l ks z koflullarda daha az ücretle, her an iflten at lma tehlikesiyle çal flmak demektir. Bursa da tekstilde, Ceylanp nar da tarlada göz göre göre ölüm demek Bu ülkede emekçi kad n olmak demek, önce evde babandan, a abeyinden, sonra ö retmeninden, patronundan, polisinden, askerinden, kocandan, sokaktaki herhangi bir adama kadar, fliddete maruz kalmak demek. Töre ya da namus ad alt nda, aile meclisinin karar, egemen s n flar n ve kolluk güçlerinin onay yla katledilmek demek. Güldünya demek, Naile demek, fiemse demek Bu ülkede kad n olmak demek ayn zamanda zulme ve sömürüye karfl mücadelenin ön saflar na at lmak demektir. Ayfer, Nergiz, Dilek olmak, Barbara, Sabahat, Zilan demektir... S n fsal, ulusal, cinsel bask alt nda ezilen emekçi kad nlar n emekçi erkeklerle birlikte omuz omuza mücadele ederek, kazanacaklar kocaman bir dünya var! Sana biçilen kadere raz gelme, 8 Mart Emekçi Kad nlar Gününde soka a, eyleme, özgürleflmeye! Bu ülkede emekçi kad n olmak demek, anadilini çocu una ö retememek demek. Kendi kültürünü kimli ini yaflamas na izin verilmemek demek. Kürt, Ermeni, Laz, Süryani, Rum olamamak, dayat lm fl bir "Türk" kimli i alt nda asimilasyona zorlanmak demek. Rojda demek, Tamama demek, Eleni demek Hindistan devriminde dönüm noktası HKP (Maoist) Birinci Kongresi HKP(Maoist) in gerçeklefltirdi i Birlik Kongresi dünya kamuoyuna duyuruldu. 19 fiubat tarihinde aç klama yapan HKP (Maoist) Genel Sekreteri Ganapathy yoldafl Ocak-fiubat 2007 tarihlerinde gerçeklefltirilen Hindistan Komünist Partisi (Maoist) in Birlik Kongresi-9. Kongresi, Hint proletaryas ve enternasyonal proletarya aç s ndan tarihsel bir geliflme oldu unu vurgulad. Bu kongreyle birlikte 21 Eylül 2004 de bafllayan Hindistan devriminin iki ana ak m olan HKP (ML) ile HMKM in birleflme süreci de tamamlanm fl ve pekifltirilmifl oldu y l nda örgütlenen 8. Kongre den 36 y l sonra gerçeklefltirilen bu kongre Hindistan daki komünist hareket aç s ndan önemli bir kilometre tafl d r. Kongre Hindistan ormanlar n n derinliklerinde düflman n tüm engelleme ve yok etme çabalar na karfl n Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu nun korumas alt nda örgütlendi. Kongreye merkezi önderli in yan s - ra 16 eyaletten 100 den fazla delege baflar yla ulaflt. Kongrenin örgütlenme sürecinde düflman taraf ndan ele geçirilen Merkez Komite ve Merkezi Askeri Komisyon üyesi Chandramouli yoldaflla efli ve Bölge Komite Sekreteri Karuna yoldafl a r ve vahfli iflkenceler alt nda Partiyi ve devrimi savunmufl, hiçbir s rra eriflemeyen faflist devlet taraf ndan katledilerek flehit düflmüfllerdir. Kongre birleflik partinin befl temel belgesini kabul etti. Bunlar; Marksizm-Leninizm-Maoizm in K z l Bayra n Yükseklerde tut!, Parti Program, Parti tüzü ü, Hindistan devriminin strateji ve taktikleri ile Günümüzün uluslararas ve iç durumuna yönelik siyasi çözümleme dir. Bununla birlikte 1969 dan bu yana Maoist Partilerin ve son 2 y lda yeni kurulan Maoist partinin deneyimleri de incelendi. Kongre Emperyalizmin ve onun tüm köpeklerini y kmak için aya a kalk! Devrimci savafl dünya çap nda gelifltirelim! ça r s yla son buldu.

2 23 Şubat-8 Mart D SK/Genel- fl Sendikas 3 No lu Bölge fiubesi T S görüflmeleri: Genel- fl Sendikas 3 No lu Bölge fiubesi Baflkan Veysel Demir ile T S görüflmeleri ile ilgili görüfltük. - Genel olarak T S görüflmelerini de- erlendirir misiniz? Bu konudaki yaklafl m n z nedir? - Genel- fl olarak idari maddeleri önemsiyoruz, ancak ücret maddeleri 1., 2., 3. s rada de ildir. Öncelik olarak ifl sa l, ifl güvenli ine çok önem veririz. dari maddelerde anlaflamazsak ücret maddesinde pek srarc olmuyoruz, olmam za da gerek yok, çünkü çal flma koflullar m z n zemini haz r de il. Biz özellikle özellefltirme ve tafleronlaflt rmaya yönelik yeni bir madde eklenmesine karfl ç k yoruz, var olan maddeleri ç karmak için çaba harc yoruz ve var olan kazan mlar m z koruyarak, daha da ileri bir seviyeye tafl maya çal fl - yoruz. - Geçen y llara oranla ne gibi fakl l klar var T S görüflmelerinde? - Eskiye oranla daha çok eziliyoruz. Bizim aç m zdan sözleflme yapmak daha rahatt, o zamanlar iflçi de çoktu. fiimdi özellefltirmeler ya da emeklilik yüzünden iflten ç kanlar ve yerine yenisi gelemeyen örgütsüzlük var. flverenler kitap üzerinde, kanunlarla sald r yor, her ay yeni kanun maddeleri ç kar yorlar, pervas zca, korkusuzca, vurdumduymazca hak gasplar na devam ediyorlar. - flçilerin örgütsüzlü ünden dolay Psikolojik savafl m geçirebiliyorlar bu kanunlar? - Bir, iflçilerin örgütsüzlü ü; iki, ekonomik s k nt lardan dolay, yani iflsizlerin çok oldu u bir ülkede, sistem taraf ndan iflsizler, sendikal iflçilere tehdit unsuru olarak gösteriliyorsa bu bir çeliflkidir. Asgari ücretli bir ifl ilan için bile binlerce insan baflvuruyor, neden? flsizlikten dolay, sanayinin olmamas ndan dolay, çal flma koflullar n n olmamas ndan dolay. nsanlara ölümü gösterip s tmaya raz ederek çal flt r yorlar. - T S görüflmeleri için iflçilerin talepleri neler? - Türkiye de 12 Eylül den sonra ekonomi sendikac l, ücret sendikac l, yani sar sendikac l k hakim oldu. nsanlar ifle girerken kaç para?, sözleflmeye otururken kaç para? diye soruyorlar. Biz ise sözleflmeye girerken öncelikle, Nas l bir sözleflme? Nas l bir çal flma ortam? Kurall çal flma, esnek çal flmaya karfl, özellefltirmeye karfl, tafleronlaflt rmaya karfl ne yapabiliriz hangi maddeleri koyabiliriz? diye düflünüyoruz. - Görüflmelerde yaflanan sorunlara de inir misiniz? - Kazan lan haklar geri almak için çal fl yorlar. Esnek çal flmay uygulamaya sokmak istiyorlar. flveren, karfl s ndaki sendikac y az esnek gördü mü hemen üzerine yükleniyor. Örne in Kartal Belediyesi ndeki görüflmelerde tavizsiz bir tutum sergilememiz sayesinde, flu dönemde yap - lan en iyi sözleflmeyi yapt k ve ekonomik, demokratik kazan mlarla bitti. - T S görüflmeleri s ras nda nelere dikkat edilmelidir sizce? - Öncelikle iflverenin karfl s na ifl kanununu bilerek ç kmak gerek. Çünkü iflveren dan flman ndan hukukçusuna, muhasebecisine kadar çok haz rl kl geliyor. T S görüflmeleri s ras nda yaflananlar tam bir psikolojik savaflt r. flverenin sunaca bir tasla a karfl l k bizim kafam zda birden çok alternatif program olmal. - Son olarak Tafldelen Belediyesi nde bir T S imzalad n z, bunu nas l de erlendiriyorsunuz? - Tafldelen de daha önce iflçi arkadafllar çok düflük ücretler al yorlard, yap lan bu sözleflme ile sosyal, ekonomik ve demokratik olarak yeni haklar elde edildi. Son zamanlarda imzalanan en iyi anlaflmalardan birisi Tafldelen. K dem hariç % 46 ile % 50 aras nda bir zam oran yakalad k. fiu s ralarda Beykoz Belediye sinde T S görüflmelerimiz var 18 maddenin 14 ü geçti, görüflmelerimiz sürüyor. - Son olarak T S görüflmesi yapan sendikac lara ve iflçilere söylemek istedi- iniz bir fley var m? - Davalar na kendileri gibi inans nlar. flçi gibi düflünen, iflçiyi kendisinden ayr görmeyen sendikac lar olsunlar. Sendikac lar yüksek maafl alabilir, profesyonel olabilir ama iflçilerin ç karlar do rultusunda hareket edecek bir siyasal bilinci yoksa baflar ya ulaflamaz. (Kartal) Tafleronlaflt rman n sonucu: Botafl ta iflçi k y m Boru Hatlar ile Petrol Tafl ma Anonim fiirketi (BOTAfi) bünyesinde tafleronluk yapan Cerit Temizlik ve Emlak fiirketi nin BOTAfi la olan sözleflmesinin bitmesi üzerine, Türkiye nin çeflitli yerlerinde çal flan toplam 90 iflçi iflten ç kar lmaya bafllad. BOTAfi yetkilileri tafleron firma olan Cerit le 8 fiubat 2007 tarihinden itibaren sözleflmesinin bitmesi üzerine iflçilere, Biotem adl yeni tafleron firmada, Cerit teki geriye dönük tüm haklar ndan vazgeçerek, yeni bir sözleflme ile yeniden ifl bafl yapmalar n istedi. D SK/Genel- fl Sendikas 3 No lu Bölge fiubesi nin örgütlenme faaliyeti yürüttü ü ve 47 iflçiyi üye yapt Cerit adl firmada çal flan iflçiler, 12 fiubat Pazartesi sabah, ifl bafl yapmak için Pendik te bulunan BOTAfi stanbul flletme Müdürlü ü ne geldiklerinde, içeri al nmad lar. Bursa, K rklareli, zmir ve stanbul da BOTAfi a ba l 90 iflçiden baz lar n n yeni flirketle anlaflarak ifle devam etti i, yeni flirketin ise 30 civar nda iflçiyi ifle ald n söylüyor iflçiler. At lan iflçiler: Cerit ten önce Orpafl adl firma vard y l nda bize bask yaparak Cerit firmas na devrettiler, zaten Orpafl ve Cerit firmalar ayn aileye ait. Biz bu iflyerinde BOTAfi n temizlik dâhil tüm ifllerini yap yoruz. Çal flmalar m z n % 30 unu temizlik iflleri oluflturuyor. Bizler ucuza çal flt m zdan, patron kadrolular n yapaca iflleri de bize yapt r yor. Biz asgari ücret al rken, kadrolular YTL maafl al yor diyorlar. Kendilerini BOTAfi yetkililerinin ifle ald n, BOTAfi n ifllerini yapt klar n söyleyen iflçiler, Firman n bizi Zonguldak taki bir hastaneye yollayaca söylentisi var, ama kesin bir fley yok. Yeni firmada ifl bafl yapsak da iki-üç ay deneme süresi var, ondan sonra yine ç kar labiliriz ve sosyal haklar m z alamay z diye konufltular. çeriye al nmayan iflçilere seslenen D SK/Genel- fl Sendikas 3 No lu Bölge fiubesi Baflkan Veysel Demir, Bugün Türkiye de özellefltirmeler alm fl bafl n gidiyor. Sizi iflten ç karanlara sorun, hepsi vatan kurtaran kahramanlard r. Oysa as l vatan hainleri bizzat kendileri, gördü ünüz gibi vatan sat yorlar. flçilerin dostlar bizler, devrimciler, sosyalistlerdir. Bugün özellefltirmelere, tafleronlaflt rmalara, hak gasplar na karfl birlikte mücadele etmeli, dostlar m z düflmanlar m z iyi tan - mal y z dedi. Daha sonra edindi imiz bilgilere göre, iflçiler, 3 gün boyunca BOTAfi önüne giderek içeriye al nmad klar na dair tutanak tutturmufllar. Ayn günlerde ifl akitlerinin feshedildi ine dair belgeler geldi inde ise, ifle iade davalar aç lm flt r. (Kartal) işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL! ABONEL K fiartlari 6 AYLIK: YILLIK: NOT: stedi iniz süreye denk gelen oranda paray hesap numaralar m za yat rarak banka dekontunu yay nevimize fakslay n z ya da postalay n z. Abonelik ücretine posta masraflar dahildir.

3 Şubat-8 Mart 2007 Faflizm gelmiyor, demokratikleflmiyoruz! Egemen s n flar kendilerini yeniden üretiyorlar Yar -sömürge, yar -feodal bir sosyo-ekonomik yap ya sahip olan ülkemizde faflizm, emperyalist ülkelerdeki gibi finans kapitalin en gerici kesimlerinin iktidara mutlak el koyduklar dönemsel bir olgu olmam flt r hiçbir zaman. Ve de emperyalist-kapitalist ülkelerdeki gibi tabandan örgütlenerek, halk y nlar na dayanarak iktidara gelmemektedir. Aksine bafl ndan itibaren uflak komprador burjuvazi ile büyük toprak a alar n n feodal cebirine dayanan, tepeden afla ya do ru örgütlenen bir faflist diktatörlük ile karfl karfl yay z. Son süreçte özellikle Hrant Dink in katledilmesinin ve Hepimiz Ermeniyiz slogan n n üzerinden birçok eski tart flma yeniden gündeme tafl nd. Bu tart flmalardan biri de faflizm tart flmas d r. Faflizm geliyor, ülke kötüye gidiyor, demokratikleflmeye çabalarken bu sürece karfl olan karanl k güçlerin bu süreci sabote ettikleri ileri sürülüyor. Bu gibi tart flmalar do ru bir zemine oturtabilmek için öncelikle nas l bir ülkede yafl yoruz, hangi siyasal rejim ile yönetiliyoruz noktas nda baz gerçeklikleri hat rlamam z gerekmektedir. Yar -sömürge, yar -feodal bir sosyo-ekonomik yap ya sahip olan ülkemizde faflizm, emperyalist ülkelerdeki gibi finans kapitalin en gerici kesimlerinin iktidara mutlak el koyduklar dönemsel bir olgu olmam flt r hiçbir zaman. Ve de emperyalist-kapitalist ülkelerdeki gibi tabandan örgütlenerek, halk y nlar - na dayanarak iktidara gelmemektedir. Aksine bafl ndan itibaren uflak komprador burjuvazi ile büyük toprak a alar n n feodal cebirine dayanan, tepeden afla ya do ru örgütlenen bir faflist diktatörlük ile karfl karfl yay z. Hakim s n flar n krizlerini pansuman etmeyi baflarabildikleri istikrar süreçlerinde bask mekanizmas n n görece gevfletilmesi bu gerçekli i de ifltirmemektedir. Ülke gerçekli imize bu çerçeveden bakt m zda siyasal alanda yaflanan birçok geliflmenin egemen s n flar n dönemsel uyum stratejileri oldu- u aç k bir flekilde görülecektir. En bariz örneklerinden biri olarak 1999 da MHP koalisyon orta olarak hükümete girdi inde faflizmi MHP ile s n rlayan birçok ayd n ve reformist çevrelerde eyvah faflizm geliyor feryatlar yükselmeye bafllam flt. Oysa kendisi olmasa da fikirleri her daim iktidarda olan bir partiydi MHP. Yaflanan süreçler ve bu süreçlere uygun öne ç kart lan politikalar de iflse de yukar da bahsetti imiz temel olgu de iflmemektedir. Kuflkusuz 80 AFC si ile 90 lar, 90 lar ile de günümüz gerçekli i farkl d r. Dünden bugüne örne in 1999 da Abdullah Öcalan n yakalanmas, MHP nin hükümet orta olmas, yak n geçmiflte ise Hrant Dink in katledilmesi sürecine kadar geliflen bayrak krizi, linç giriflimleri, flovenizmin körüklenmesi, esasta ezilen halk n emperyalizm güdümlü politikalar ekseninde egemen s n flar n arkas nda saf tutturmaya çal fl lmas çabalar d r. Faflizm tabana yay lmaya çal fl l yor Faflizm girece i yeni sürece uygun kimi yap lanmalar ve uyumlu bir yaklafl m sergilemek zorundad r. Örne- in, 28 fiubat süreci ile birlikte özellikle siyasal ve ekonomik anlamda küreselleflme politikalar n n ve neo-liberalizmin gerekleri için AB ile görece uyumlu iflleyecek karfl l kl bir iliflkiye ihtiyac n artt bir süreçti. Kimi de iflimlerin yafland bununla birlikte ekonomik, siyasal, hukuksal zeminde yeni sürece uygun kurumsallaflman n da oluflturuldu u bir dönem olarak yaflanm flt r. Bugünkü konjonktürde ise özellikle Ortado u daki ve Kürt co rafyas nda emperyalist planlara ve egemenlerin bunlara karfl konumlan fl na uygun flovenist ve rkç atmosferi daha güçlü tutmak, bunu daha diri bir hale getirmek ihtiyac - n duymaktad r. Özellikle emperyalizmin ve Türkiye egemen s n flar n n siyasal ve ekonomik krizlerinin daha aç ktan patlak verecek durumlara gebe oluflu, toplumsal muhalefetin örgütlenme sahalar n ve oluflacak tepkileri manipüle edecek alanlar yeniden üretmeye zorlamaktad r. Devrimci ve komünist güçlerin etkiledi i/harekete geçirebildi i kitleler bugün çok s n rl da olsa bunun potansiyelinin yani devrimci durumun yüksek olmas egemenleri flovenizmi/ rkç l yükseltmeye itmektedir. Bu nedenle de emperyalistlerle organize bir flekilde Ermeni Soyk r m, Kürt sorunu vb. üzerinden halkta on y llard r gelifltirilmeye çal fl lan milliyetçi damarlar beslenmeye çal fl lmaktad r. flsizlik oran n n yüzde 10 larda oldu u, yoksulluk ve açl k s n r n n alt nda yaflayan halk y nlar n n say - s n n sürekli artt, gelir uçurumunun sürekli büyüdü ü ve de halk n artan bir flekilde düzenden umudunu kesti i bir sistemde (1. Emperyalist Paylafl m Savafl öncesi Almanya da oldu- u gibi) kitlelere baflkaca iç ve d fl düflmanlar gerekmektedir! Bu nedenle ABD gezisindeki Org. Yaflar Büyükan t, yapt konuflmada flöyle demektedir: Bugün Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruldu u 1923 ten bu yana hiç bu kadar çeflitli risklerle, tehditlerle, s k nt larla karfl karfl ya kalmam flt r. Devlet ise halk n hala babas d r, kötü ifller yap l yorsa da bunlar derin devlete havale edilerek bertaraf edilir. Oysa biz komünistler için aç kt r ki, deriniyle yüzeyiyle halklara düflman olan devlet bir ve ayn d r. Hangi milliyetçili i tercih edersiniz? Genel olarak Türkiye egemen s - n flar Ortado u daki yeni yap lanma içerisinde misyon edinmeye yada bunu belirginlefltirmeye çal flmaktad r. Baz emperyalist politikalar karfl s nda onurlar zedelenen genifl halk y - nlar n n önünde en usta tiyatro oyuncular n k skand racak flekilde demagojik söylevler at l rken, kapal kap lar ard nda emperyalist politikalar n yaflama geçirilmesi için hangi tedbirlerin al nmas gerekti i kararlaflt r lmaktad r. Egemen s n flar s - k flt nda halka üstü kapal olarak emperyalistleri, onlar n dayatmalar n hedef göstermektedirler. Ve halk n bu hakl tepkilerini öyle bir ustal kla kullanmaktad rlar ki, emperyalistlere duyulan tepki bizzat uflak egemenler taraf ndan emperyalist güdümlü politikalar n uygulanmas için kald raç olarak kullan lmaya çal fl lmaktad r. flte bu süreçte de ülkemizde yukar dan afla ya örgütlenen faflizm, bahsetti imiz süreçte tabana yay lmaya ve bu flekilde belirlenen tehditlere karfl siper edilmeye çal fl lmaktad r. Bu nedenle sa ndan sözde sol una kadar tüm düzen partileri birden bu yükselen de er milliyetçili e/flovenizme sar lmakta ve milliyetçilikte birbirleriyle yar flmaktad r. Bu yüzden pozitif milliyetçilik gibi kavramlar ortaya at lmaktad r. Bu yüzden milliyetçilik yerine ulusalc l k kavram geçirilerek özde bir de ifliklik yaratt izlenimi verilmekte ve halka yutturulmaya çal fl lmaktad r. Ve iflte bu yüzden bizler faflizme karfl mücadelemizi iktidar mücadelemizle birlefltirerek yükseltmek zorunday z. Milliyetçili in, rkç l n, flovenizmin her türlüsüne karfl halk bilinçlendirmeli, düzen partilerinin bu söylemleriyle halk n bilinçlerinin buland r lmas na izin vermemeliyiz.

4 23 Şubat-8 Mart S n fsal Yaklafl m Türkiye de faflizm, rehberidir Kemalizm! Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakk yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türktü, o halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaflayacakt r. ( ) Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakk yoktur. Bu bereketli yerler, koyu ve öz Türk memleketidir. ( Atatürk ün Söylev ve Demeçleri, , Cilt II, Türk nkilap Tarihi Enstitüsü, Adana Esnaflar yla Konuflma -1923, sf. 126) Hrant Dink in alçakça katledilmesinin ard ndan, deflilen ba rsaklar n d flar dökülmesi misali parça bölük deflifre olan, yayd kokularla beraber ortaya ç - kan mide buland r c görüntüler eflli inde, cinayetin perde arkas ndan öte devletin foto raf na iliflkin tart flmalar bafllatan olaylar ve iliflkiler silsilesi, kavram ve yaklafl m kargaflas içerisine bo ulmakta, bu durumdan her zamanki gibi bir bütün olarak faflist sistem karl ç kmaktad r. Bu kaosta, egemenlerin yönlendirme amaçl çabas bulunmakla beraber, benzer bütün durumlarda karfl lafl lan fena halde bir bilinç bulan kl bafl rol oynamakta, bu gerçeklik, sadece bu esnada de- il sistemin yaflat lmas için, meflruiyetten bekaya bütün temel unsurlarda zemini oluflturmaktad r. Derin devlet, milliyetçilik, kontrgerilla vd. tart flmalarda kavram kargaflas ve bilinç bulan kl na yol açan esas sorun, Türk devletine ait çözümlemelerin yerli yerine oturmay fl d r. Faflizm, faflist diktatörlük, oligarfli diyenlerden, bu s fatlar kullanmamakla beraber her türlü gerici, otoriter, anti-demokratik, faflizan burjuva rejimi ya da diktas yak flt rmas /nitelemesi yapanlara kadar bütün sistem karfl t durufl sahiplerinin bir biçimde sakatland klar, baflka bir deyiflle, yönlerinde sapmalar olsa da ortak biçimde secdeye vard klar Kemalizm ideolojisi Türkiye deki egemen sistemin belkemi idir. Osmanl n n devlet gelene i ve iflleyiflinin özünü koruyup biçimsel düzenini reorganize ederek sistemi flekillendiren, sosyo-ekonomik yap daki geliflim sürecine emperyalistlerin talimatlar do rultusunda yön verirken sosyal yaflama da idareye paralel müdahalelerde bulunan M. Kemal önderli indeki egemen s n flar, devleti yukar dan afla ya faflist bir karakterde örgütlerken buna ideolojik bir formasyon vermeyi de ihmal etmediler. Daha sonralar kendileri taraf ndan Atatürkçülük/Kemalizm olarak adland r - lacak olan bu resmi ideolojinin kökleri Osmanl gelene inden geliyordu. Resmi tarihteki binbir yalan n aksine, ümmet toplumu olarak lanse edilen Osmanl da etnik ve dini az nl klar, merkezi feodal istibdat rejimi alt nda büyük bir bask ya tabi tutulmakta, bütün halka karfl her türlü iflkence, cinayet, zulüm, katliam ve soyk r m genifl bir co rafyaya yay larak ifllenmekteydi. Devlet tek, ülke tüm, ulus bir fleklinde hukuksal/anayasal çerçevesi çizilen rejim, günefl dil teorisi (Türkçe nin bütün dillerin anas oldu u) ile Türk tarih tezi (Türklerin medeniyetlerin öncüsü oldu- u) üzerine oturtulurken Ziya Gökalp lerin ortaya at p Mustafa Kemal in gelifltirdi i Türk ulusunun kan ndaki yücelik nitelemesi, temel vurgu haline geliyordu. Disiplinli hürriyet olarak tan mlad klar faflist devlet yönetimi, bu rkç, kafatasç anlay fl ile yo rulurken, asimilasyon, soyk r m ve katliam gelene inin artan biçimde sürece i de netleflmifl oluyordu. Ermeni halk zaten soyk r ma u rat ld için asimilasyon ve katliama u rat lmak Kürt ulusunun kaderi haline gelmiflti. fianl cumhuriyet y llar buna say s z örneklerle tan kl k etti ve ediyor. Türkiye deki rejimin kurulufl aflamas n, bu ba lamda tarihi sürecini, emperyalistlerle iliflkisini, resmi ideolojinin konumunu ve etki gücünü do ru biçimde analiz edemeyenlerin bir biçimde egemenlerin a na tak lmas kaç n lmaz olmaktad r. deolojik mücadelenin s n f savafl m ndaki bafll ca rolü de buradan gelmektedir. Her yanl fl yaklafl m ve tespit, nihayetinde düflmana iliflkin yan lg l bir sonuç üretmekle, hedefi flafl rtmakta, yolu karartmakta, saflar bozmaktad r. Oluflan bulan kl ktan her zaman için düflman n yararland aç kt r. Mustafa Kemal in bafl ndan itibaren emperyalistler ile iflbirli i içerisinde oldu u ve T.C nin kuruluflundan itibaren onlar n uflakl n yapt, tek parti/ebedi flef istibdad yla komprador burjuvazi ve büyük toprak a alar n n diktatörlük rejimini oluflturarak yukar dan afla ya faflist diktatörlü ü yap laflt rd, Türkiye halk na karfl sömürü, zulüm ve iflkence rejimi çarklar n iflletmekten baflka Kürt ulusuna yönelik çok say da katliama bizzat imza att tarihi gerçeklerdir. Ölümünün ard ndan milli flef nönü rejimi de onun devam olmufl, 1946 sonras nda ise çok partili süreç ile birlikte bugünkü biçimiyle süregiden ve ABD emperyalizminin a rl kl rol üstlendi i bir dönemin önü aç lm flt r. Mustafa Kemal i ilerici, devrimci, yurtsever, demokrat, jakoben, solcu vb. gören fiefik Hüsnü den Hikmet K v lc ml ya, Mihri Belli den Sadun Aren e bilumum revizyonist ve reformistler ile Mahir Çayan dan Deniz Gezmifl/Hüseyin nan a küçük burjuva devrimci hareketlere önderlik eden oportünist çizgilerin temsilcileri, büyük bir aymazl k ve gaflet içerisine düflmüfller, resmi ideolojinin pençesinden kendilerini kurtaramam fllard r. Konuya iliflkin bilimsel sosyalizm ad na ilk ve tek do ru yaklafl m ve çözümlemeyi gelifltiren brahim Kaypakkaya yoldafla ra men; Türkiye devrimci ve sol hareketi tarihi içerisinde ortaya ç kan ismini and m z veya anmad m z bu kifliler ve devam olarak oluflturulan çok çeflitli versiyondaki hareketlerin konuyla ilgili genel maluliyeti devam edegelmifltir. Kemalizm in beyin y kama ve hizaya getirme operasyonu öylesine kesintisiz biçimde sürmektedir ki kimilerinin hidayete ermesi geç de olsa mümkün olabilmektedir. Örne in A. Öcalan n/pkk nin M. Kemal i ve do all kla Türk devletinin ilerici karakterini keflfetmesi bilhassa mral sonras ndad r. Sorunun Kemalizm den ibaret olmad na yukar da vurgu yapm flt k, hat rlatal m: Kemalizm, tarihi sürecin okunmas ndan, devlet yap lanmas tahlilinden, emperyalizmle iliflkilerin do ru biçimde nitelendirilmesinden ve pek tabii ki ulusal soruna yaklafl mdan (devrim sorunundan hiç de il!) ba ms z bir olgu de ildir. Kemalizme b rak n devrimcili i, ilericilik ya da demokratl k elbisesi giydirirseniz, emperyalizmin tahlili ile ilgili yan lg lara düflmeniz kaç n lmazd r. Ülkemizdeki s n flar analize kalk flt n zda ifller büsbütün kar fl r! Çeyrek yüzy la yak n ve de tam yetki ve büyük bir güçle iktidarda bulunan Kemalistlere feodalizmi tasfiye ettirmeniz kaç n lmaz hale gelecektir Ha keza onlar n partisi CHP de hakim s n f partisi de il, hafla, faflist parti hiç de- ildir. T.C tarihi boyunca da Kürt ulusuna yönelik katliamlar de il, feodal kalk flmalara yönelik tasfiye operasyonlar yap lm flt r (Ayd nl kç lar n kula ç n ç n ç nlas n). Bu yüzden de flovenizmin bata nda kulaç atmaktan kurtulamaz olursunuz. Eskisi ve yenisiyle TKP den DHKP- C ye uzanan bir hatta bir dizi siyasi hareketin nas l ve neden k vrand, hangi zeminde ne tür politikalar üretti i daha iyi anlafl lacakt r. Milliyetçilik denen olgu Kemalizm ile ba kurulmadan ele al nd, faflist ideoloji ony llard r MHP ve türdefllerine endeksli biçimde ifllendi i için sapla saman birbirine kar flt r lmakta, olan bitenler anlafl lamamakta, devlete sadece faflist demekle ya da derin devlet, devletin kendisidir diyerek iflin içinden ç k - laca san lmaktad r. Öyle ki Ecevit ve Baykal n de iflti ine yani faflistleflti ine dair teoriler üretmek zorunda kal nd için kafalar büsbütün kar flmakta ve kar flt r lmaktad r. Nitekim ayn durum sadece sosyal demokrat kisveli sahte reformistler için de il AKP/Tayyip vb.leri aç s ndan da geçerlidir. Hakim s n flar n bu tür (islami peçeli) temsilcileri, örne in MSP/RP/Erbakan vd.leri söz konusu oldu unda da faflist s fat n esirgeyenler, flimdi de Tayyip, Ar nç ve di erleri için dönem dönem çeflitli konulara iliflkin yapt klar aç klama ve tav rlar ndan kaynakl (bilhassa di- er kliklerle çat flmal durumlarda) devletle temelli çeliflkilerine dair yorumlar yap labilmektedir. Bunlar n, hakim s n flar n temsilcileri ve emperyalistlerin ufla- oldu unu, dolay s yla özü itibar yla faflist nitelik tafl d n bilince ç karmayanlar n, kimi dönemlerde egemenlerin politikalar na alet olmaktan ve yedeklenmekten kurtulamayacaklar aç kt r. Hrant n katlinin ard ndan, soruflturma çerçevesinde medya arac l yla ortaya saç lanlar n yaratt tart flma ve tepki ortam nda; faflizmin devletle özdeflleflen varl ndan öte yaklaflan bir tehlike oldu- una dair vurgular n öne ç kmas, fliddetle yo rulan ve rkç l k boyutunda ifllenen bir milliyetçilik dalgas n n köklerinden ve temel unsurlar ndan kopuk biçimde ifllenmesi, kundaktan mezara zerk edilen/ifllenen resmi ideolojinin fonksiyonlar n n iyi kavranamamas yla da ilgili bir durumdur. Kemalizmin bu kadar kesin ve tart fl lamaz bir ortak kabul halinde bilinç altlar na kaz nmas n n baflar lmas da bu iflin ilk amaçlar ndan birisi de il midir zaten? Ezilen ulus ve ulusal az nl klara yönelik azg n flovenizm, inkarc ve imhac politikalar Kemalist ideolojinin özünü oluflturmaktad r. Kemalist iktidarlar taraf ndan pratiklefltirilmifllerdir. Türk milliyetçili inin devlet eliyle rkç bir boyutta topluma empoze edilmesi Kemalizmin politikas d r. Bütün hakim s n f partileri, 84 y ld r bu politikalar eksiksiz bir biçimde yerine getirerek görevlerini ifa ettiler. Katillerin, çetelerin, derin devletin, kontrgerillan n, özel örgütlenmelerin vd.lerinin ideolojik kökleri Kemalizm dedir. smi derin devlet ya da kontgerilla örgütlenmesi içerisinde an lan Mehmet A ar dan Veli Küçük e, Korkut Eken den brahim fiahin e bütün asker ve polis flefleri her fleyden önce iyi birer Kemalisttirler. T pk Türkefl, Evren, Türün, Büyükan t, Bir, Özkök, Bahçeli vd. gibi. T pk nönü, Ecevit, Karayalç n, Baykal vd. gibi. T pk, Demirel, Cindoruk, Çiller, Y lmaz gibi. Ve herkesin yan ld n n aksine t pk Erbakan, Tayyip, Gül, Ar nç gibi. Kemalizm, bu ülkede emperyalizme sad k uflakl k, komprador burjuvazi ve büyük toprak a alar s n flar n n halk s - n flar üzerinde zalimce diktatörlü ü, Türk ulusunun Kürt ulusu ve di er ulusal az nl klar üzerinde inkara ve imhaya dayanan rkç ve flovenist bask sistemi, parlamenter-anayasal maskeli bir faflizm demektir. Bunu kay ts z flarts z uygulayan ancak Atatürkçülük e iliflkin kimi biçimsel elefltiriler getiren, kendi parti maskesinden kaynakl taban na yönelik ikincil konularda farkl söylemler tutturanlar n Kemalizmle temelde kurulu olan iliflkileri kopmamaktad r. Türkiye de faflizme karfl yürütülecek mücadelenin belli belirsiz bir tak m kesimlere, odaklara, gruplara karfl yürütülmesi sözkonusu de ildir. Bunun devlete, düzene, sisteme karfl yürütülecek mücadelenin tam da kendisi oldu u aç k biçimde görülebilmelidir. Bunun merkezinde ideolojik mücadeleye ciddi bir rol düflmektedir. Zira kendini milliyetçili in çeflitli renkleriyle d fla vuran faflist ideolojinin kaynaklar na inmek ve hesaplaflmay o zeminde yapmak gerekmektedir. Ajitasyon-propaganda ve teflhir faaliyeti, bu ideolojik mücadele eflli inde yürütüldü ü taktirde sa l kl biçimde yol alabilmek mümkün olacakt r.

5 Şubat-8 Mart 2007 Türk- fl yönetimi sermayeyle dirsek temas n art r yor Ocak ay, kamuda ve özel sektörde T S görüflmelerinin bafllad bir ayd r. Konfederasyonlar bu zamana kadar, göstermelikde olsa, bu süreç bafllad - nda istenen zam miktar vb. talepleri içeren aç klamalar yaparak, T S in gidiflat n daha bafltan göreceli de olsa belirlemeye çal fl rlard. Ancak, sermayenin artan sald r lar karfl s nda zaten ciddi bir direniflleri olmayan, olabileceklerin de önünü kesmeyi kendilerine adeta ilke edinen konfederasyon yönetimleri, art k aç k bir biçimde, iflçinin de il sermayenin sözcülü üne soyunduklar n beyan edercesine aç klamalar yapmaya, sermayeyle girdikleri dirsek temas n daha da s k laflt rmaya bafllam fl, dahas aleni bir iflbirli ine girmifl bulunmaktalar. Bunun en son örne i, T S görüflmelerinin bafllad günlerde Türk- fl in yapt aç klamada görülmektedir. Türk- fl, özeti, mevcut haklar n korunmas n ve zam vb. taleplerin hiç mi hiç gündeme getirilmemesini içeren aç klamas yla, T S in gidiflat n daha bafltan patron lehine belirlemeye, böylelikle de iflçi-emekçilerin insanca yaflama dönük zam taleplerinin önünü kesmeye çal flm flt r. Bu sürecin öneminden dolay, hem Türk- fl in bu aç klamas na iliflkin bilgi almak, hem de T S görüflmelerinin bafllad sektörlerden biri olan ve de her T S döneminde ciddi tart flmalara, eylemlere sahne olan deri iflkolundaki geliflmeleri ö renmek için, Deri- fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi ile görüfltük. Servi; Türk- fl daha T S görüflmeleri bafllama aflamas ndayken böyle bir aç klama yaparak taban n taleplerinin önünü kesmeye çal flmaktad r. Birçok sendikada henüz yetki süreci bitmemiflken, Ocak ay nda bafllamas gereken görüflmeler bafllamam flken yap lan bu aç klama, sermayeyi ve hükümeti k rmadan süreci atlatma kayg s tafl yor. Türk- fl, sermayeyle dirsek temas n art r yor. Yap lan aç klamada T S taleplerine iliflkin hiçbir fley yer alm - yor. Talep edilecek zamma iliflkin neyin taban olarak al naca vb. olmas gereken fleyler de yok. Bize de herhangi bir rakam söylemiyor Türk- fl yönetimi. Oysa eskiden konfederasyonlara ba l sendikalar biraraya gelir ve talepler belirlenirdi. Buna karfl flubelerin bir tutum almas gerekiyor, ancak maalesef bu yönlü toplu bir tav r yok henüz. T S görüflmelerinin, Türk- fl in koydu u bu mevcut haklar korumaya dönük e ilimle bitmesi durumunda, özel sektörde de ayn dayatmayla karfl laflaca z. Ki, flu süreçte deri iflkolunda da görüflmeler bafllam fl bulunmakta. Ancak konfederasyonun bu tutumu daha görüflmelerin bafl nda etkisini gösterdi ve patron esnek çal flma, ödünç çal flt rma vb. uygulamalar kapsayan 4857 No lu fl Yasas n dayatmaya bafllad. Ancak bizim bunu kabul etmemiz söz konusu bile olamaz. Bizim tabanla birlikte belirledi imiz taleplerimiz, ücretlerde % ve sosyal haklarda % art fl ve bunlar n d fl nda 1 May s n tatil olmas, 8 Mart n ücretli izin say lmas vb.dir. Bunlar bir taslak halinde patron sendikas na sunmufl bulunmaktay z. lk görüflmeyi yapt k, önümüzdeki günlerde ikinci bir görüflme yapaca z. Çal flmalar m z tabanda yürütüyoruz ve bu süreci Türk- fl in sermaye yanl s tutumuna ve de iflveren sendikalar n n yapt r m dayatmalar na karfl n, en yüksek kazan mla bitirme çabalar m - z sonuna kadar sürdürece iz dedi. (Kartal) Hükümete uyarı TMMOB ve Yap Yol-Sen üyeleri ile ller Bankas çal flanlar, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde bulunan ller Bankas Yasa Tasar - s konusunda hükümeti uyararak, tasar n n geri çekilmesini istediler. 9 fiubat günü Ankara da ller Bankas Genel Müdürlü ü önünde toplanan mimar, mühendis, memur ve sendikac lar banka yönetimini ve AKP Hükümeti ni alk fl ve sl klarla protesto ettiler. Eylemde KESK Genel Baflkan smail Hakk Tombul ile ortak imzal metni okuyan TMMOB Baflkan Mehmet So anc, 70 y ldan fazla hizmet üreten ller Bankas n n kamu hizmeti vermekten ç kar larak, lbank unvanl, bir kalk nma ve yat r m bankas yap lmak istendi ini söyledi. (Ankara) Emekçinin Gündemi Sendikal kongrelerin iflçi s n f içindeki yeri Geçmiflten günümüze, sendikalar zaman zaman iflçi s n f n n hak alma mücadelesinde olumlu katk lar sunarken, zaman zaman da üstlerine düflen sorumluluklar yerine getirememifllerdir. Bugün konfederasyonlara hakim anlay fl sar bürokratik ve gerici anlay flt r. (Baz flubeler hariç.) Bundand r ki, son dönemlerde uzun mücadelelerle kazan - lan tüm haklar tek tek elden gidiyor. Hatta bazen sendikalar n, yükselen mücadelelerin önünde dalga k ran görevi yapt klar n da görüyoruz. Son olarak Merkez Bankas Baflkan emekçilere biçti i de- eri gösterdi. Bu sözlerin kamuda bafllayan toplu sözleflmeler süreci önce söylenmesi tesadüfi bir durum de ildir. Bu aç klama, emekçilere yönelik bir sald r olarak düflünülmelidir. Ancak sendika konfederasyonlar m zda bu konuyla ilgili ç t yok. Yüksek ücret, enflasyonu da yükseltir aç klamas n herkes duymas na ra men, sa rlar oynanmaktad r. Çünkü 2007 y l genel kurul y l d r. Sendikalar m z hükümetin arka bahçesi durumdad r. Yani iflçilerin kurumlar iflçilerin elinde de ildir. Bu durumdan da görüldü ü gibi, sendikal kurumlar n merkezleri iflçilerin ç karlar n temsil etmiyor. flçi s n f n n kurumlar kuflat lm fl ve iflgal edilmifl durumdad r y l, sendikalarda kongreler y l olacak. fiu an D SK ve Türk- fl te bafllayan flube kongrelerini genel merkez kongreleri izleyecek. Kongreler bu nedenle önemsenmelidir. Bunlar n içinde ise en önemli yeri hizmet ifl kolu oynayacakt r. Son yasalarla hizmetin sat n al nmas, hizmet ifl kolunun önemini biraz daha art rmaktad r. Yeni sendikalar yasas nda yap lacak düzenleme de bunu göstermektedir. Ancak bunun yarat labilmesi için flubelerde bafllayan kongreleri do ru ele almak ve örgütlemek gerekir. Hizmet ifl kolunda bulunan DDSB liler sürecin öneminden kaynakl, ifl yerlerinde bulunan baflta devrimcidemokrat ve yurtseverler olmak üzere, ifl yerlerindeki öncü iflçilerinden oluflacak bir ortak çal flma bafllatmal d r. Ancak birkaç önemli noktaya dikkat edilmelidir. fl yerlerindeki delege seçimlerinde sendikal kadrolar oluflmas ndan dolay, iflçi s n f mücadelesine inanan ve bu yolda mücadele eden ve edecek bireyler esas al n rken, sendikalar kazanmak için her yolu mubah sayan ve y pranm fl bireyler ile bu bireyleri sahiplenen anlay fllara karfl aç k tav r al nmal d r. flçi s n f içinde bu tür çal flma tarzlar n n uzun vadede zarar verdi ini bilmekteyiz. S n f n kazan mlar n n mücadele ile olaca gerçe i üzerinden birlikte olmak esas al nmaktad r. Sendikalarda oldukça hakim olan ve günümüzde ilericilerin iktidar olmamas n n önünde en büyük sorun olarak bugün halen durmaktad r. Bunun için izlenecek yol kongre sürecinde sürecin önemi ve yöntemleri iflçilerle paylafl lmal d r. Temel alaca m z durum ise aç kl k ve karar mekanizmas iflletilerek yap lmal d r. Sendika kongrelerinde kaybetti imiz her yerde mücadele etmeyi sürdürmeliyiz. Sendikalarda bugün kaybedenler bulunduklar mevzilerden çekilirler. Yani mücadele kongrelere ba l yürütülür. Oysa s n f n içinde uzun vadeli çal flma ile iktidar olunur ya da iktidar korunur. Bunun için kaybetti imiz her yere ayr ca müdahale etmeliyiz. Bu örgütlenmelerde ileri ç kan her iflçiyi DDSB politikalar etraf nda örgütlemek esas al nmal d r. Kongreler bu yan yla da ele al nmal d r. Çünkü kongreler iflçilerin sorunlar n tart flt ve öncü iflçilerin öne ç kt süreçlerdir. Bunun için daha iyi bir sendika ve flube çabas içinde olmal y z. Mevcut haklar n tek tek elden gitti i ve giderek daralan sendikalarda, sendikal örgütlenmelerin gelece in nas l örgütlenece inin tart fl ld ve yeni aç - l mlar n sunuldu u kongreler yaratmal - y z Genel Kurullar nda milyonlarca örgütsüzlü ün bulundu u gerçe i karfl s nda sendikalar n örgütlenme politikalar oluflturulmal d r. Burada bafllayan bu politikalar sendikal merkezlere ve konfederasyonlara tafl nmal d r. Bu alanda bulunan DDSB li faaliyetçiler bu kongreleri sendikal hareketin sorunlar ve ç k fl yollar n tart flma alanlar yapmal d r. Günümüzde sendikal kurumlar n yeniden iflçilerin hizmetine sunulmas için mevcut geri statükocu yerler bombalanmal d r. Bu kurumlar n iflçilerin eline geçilmesi için daha fazla çabaya ihtiyaç bulunmaktad r. Bunun d fl ndaki yerler ise geniflletilmeli ve güçlendirilmelidir. Çünkü gün örgütlenme ve mücadele etme günüdür. Sonuç olarak; 8 Mart Emekçi Kad nlar Günü için 4 Mart ta yap lacak Kad - köy mitinginde alanlarda buluflal m!

6 23 Şubat-8 Mart Erzincan köylüsü endifleli: Su yaflamd r! Tar mda devlet eliyle onca sorun yarat l rken, son y llarda daha yo un olarak gündemleflen küresel s nma, dünyan n ekolojik dengesine ciddi tehditlerde bulunmaktad r y l ndan bu yana bilim insanlar n n ve çevrecilerin sürekli olarak dile getirmesine karfl n, küresel s nman n en büyük nedenlerinden biri olan sera gaz n n do aya sal nmamas noktas nda ciddi ad mlar at lmamaktad r. Özellikle son y llarda ülkemizde küresel s nma kendisini, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava s cakl klar ve ya fllar n azalmas yla göstermifltir. Bu nedenlerin sonucunda ise ülkemizde art k susuzluk ve kurakl k tehlikesi bafl göstermektedir. Mevsim normallerinin alt nda düflen ya fl miktar, s cakl n yükselmesi, su kullan m n n planl yap lmamas, barajlardaki suyun kullan m n n planlanmamas nedeniyle susuzluk ve kurakl k had safhalara ç km flt r. Ve bu sorun fabrikalar ve özellikle de köylü y nlar için büyük bir tehdit oluflturmaya bafllam flt r. Son 30 y l n en s cak k fl n geçirdi imiz flu süreçte barajlardaki suyun azalmas nedeniyle Kocaeli, Mufl vb. ço u il ve ilçeye su verilmemifltir. Su k tl flimdiden köylüyü vurmufl durumda, ço- u ürün y l içerisinde gereksinim duydu- u suyu bulamam flt r. Özellikle bu day üreticisi köylüler bu durumdan çok etkilenmektedir. Bu durum ayn zamanda un üreticisini de zor durumda b rakacakt r. Bölgemizde yaflanan kurakl n etkilerini ve bunun köylüler üzerindeki sonuçlar n Erzincan daki köylülerden dinledik: Bu havalar bizi hepten bitirecek Yal nca dan Zeki Turan: Bizim burada tek geçim kayna m z çiftçiliktir. Ancak geçiniyor musunuz derseniz aç k. Tar mda verdi imiz eme in karfl l n alam yoruz. Gübre, mazot, tohum fiyatlar her gün art yor, bunun karfl l nda üretti imiz ucuz fiyata al n yor. Devlet destek veriyoruz diyor ama biz hala göremedik. Çiftçinin ödedi i vergiler çok fazla, bu da bizi periflan ediyor. Çiftçiyi y ld rmaya çal fl yorlar, amaçlar tar m bitirmektir. Bu y l havalar n mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi de bizleri kötü etkiledi. Bu gidiflatta bu daylar n boy vermemesinden endifle duyuyoruz. Hala do ru dürüst kar göremedik. Kurakl n olmas sadece tar m de- il yaflam m z etkileyecek, çünkü su yaflamd r. Üzümlü Avc lar dan Cebrail Çelik: Köyümüzün gelir düzeyi düflük, gençlerin ço u iflsiz. Çiftçilik ve hayvanc l kla yaflam m z sürdürmeye çal flan köylüleriz. Kendim üzüm yetifltiriyorum, bunun yan nda nohut, fasulye, elma gibi farkl ürünler de yetifltiriyoruz. Tüm çiftçiler gibi bizi de flu süreçte endiflelendiren havalar n mevsim normallerinin üstünde seyretmesidir. Bu, kurakl k tehlikesi demektir. Böyle olunca bahar aylar nda gece oluflan don tehlikesi hasad birden bire yar ya düflürmekte. Tar m lçe Müdürlü ü ne baflvurdu umuzda sigorta yap n, deyip geçifltiriyorlar. Zaten devlet üretmememiz için ne gerekiyorsa yap yor. Üstüne bir de havalar n böyle olmas herhalde bizi hepten bitirecek. Molla köy den bir köylü: Bizlerin geçim kayna tar md r. Ancak her geçen gün durumumuz kötüye gidiyor. Biz burada sulu tar mla u rafl yoruz. Fasulye, fleker pancar vb. Bizim en büyük sorunumuz su sorunu. DS nin özelleflmesiyle beraber su paralar üç dört misli artt - gibi önceden taksit yaparlarken flimdi su paralar peflin isteniyor. Yani para ödeyemezsek tarlay sulayam yoruz. Biz yetifltirdi imiz bu day devlete 300 bin liraya satarken onlar tohumu bize 600 YKr ye geri sat yor. Bütün y l boyunca çal fl yoruz ancak yine de borçlar m z kapatam yoruz. Yani bir bu day ekiminden elimizde kalan tek kâr saman - d r. Bunca s k nt n n üstüne bu y l havalardan yana da flans m z yok. Kâr etmedi i için bu y l bu daydan verim alamayaca z. Bu nedenle bu day fiyat bu y l baya yükselir. fiimdiye kadar ayakta kalmak için devletin köylüyü bitirmek için yapt tüm bask lara bir flekilde dayand k. Ancak kurakl kla nas l bafl ederiz bilmiyorum. Verim flimdiden s f r Yeflilyurt tan bir köylü: Bu bölgede biliyorsunuz geçim kayna m z al nterimiz. Biz çiftçilik yap yoruz ancak ekti imiz yetmiyor. Bu nedenle de ben baflka tarlalarda da çal fl yorum. Bu y l havalar n böyle seyretmesi flimdiden belimizi büktü. Kar n ya mamas nedeniyle toprak don yapt. Bu nedenle sonbaharda at lan bu day tohumlar topra- n don nedeniyle kabarmas ndan kaynakl bu day kökleri koptu. Verim flimdiden s f r. Bir de bizim d fl m zda bu day geç ekenler var, onlar n ürünü ise hiç yeflermedi. E er Mart ay na kadar ya fl olmazsa tohumlar kesin çürür. Bu sene bu day olmay nca hayvanc l k da zorlaflacak. Çünkü hayvansal yem ürünleri pahalanacak. Hal böyle olunca ne tar m ne de hayvanc l k yapma flans - m z olacak. Çünkü bizler zaten yoksul köylüleriz. Biz geçen dönem kooperatiften borç alarak bu y l ekim yapt k. Borcumuzu ödeyemezsek kooperatif var olan mal m za da el koyacak. 10 dönüm bu day ektim, havalardan kaynakl alaca m ürün 2 ton. Onun ederi de 600 milyon. Bu benim borçlar m kapatmaya yetmez. flimiz zor anlayaca n z. Molla köyden Serhat Ayy ld z: Benim de tek geçim kayna m tar m. Biliyorsunuz köylünün yaflad s k nt lar hep benzerdir. Üretemez, üretti ini pazara süremez. Bunun nedeni emperyalistlerin köylüyü bitirmek çabas d r. Mesela biz geçen y l fasulye ürettik. Tefeci-tüccar ürünümüzü 1,5 YTL ye al yor. D flardan (Trabzon dan) biri geldi. Ürünümüzü 2 YTL ye almak isteyince buradaki al c lar ona bask yaparak geri gönderdiler ve ürünümüzü yine kendileri istedikleri fiyata ald. Hepimiz borçlu oldu umuzdan kaynakl ürünü bir an önce elden ç karmak için bunlara satmak zorunda kal yoruz. Malum bu y l havalar da kötü gitti. Ya mur, kar ya mad. Bizim buralarda tar m genelde suludur. Biz normal koflullarda su bulamazken flimdi ne yapar z bilmiyorum. (Erzincan) Tah l Üreticileri Birli i den aç klama Yap lacak ithalat n üreticiye darbe vuraca n söyleyen yetkililer, bugünkü stoklar n ihtiyaca yetti ini belirttiler. Tar mda özellikle AKP hükümetinin emperyalist tekellerin yarar na yapt uygulamalar üretici köylülerin tepkilerine neden oluyor. Tah l Üreticileri Birli i de bir aç klama yaparak yap lacak m s r ithalât n n üreticiye darbe vuraca n söyledi. Tah l Üreticileri Birli- i Baflkan Nur Özkan, yapt aç klamada iç piyasada stoklarda bekleyen yeterince m s r olmas na ra men ithalat kap lar n n aç lmas için yap lan bask - lar takip ettiklerini ifade etti. Al nan tohum miktar ve piyasan n talepleri göz önünde tutuldu unda bugün stoklarda 800 bin ton m s r bekledi inin bilgisini veren Özkan, günübirlik ç karlar için ithalat ç rtkanl yapanlar elefltirdi. thalat ç rtkanl yapanlar n ise uzun vadede kendi bindikleri dallar keseceklerini sözlerine ekleyen Özkan, flu an yap lacak ithalat n ülke ç karlar na ve yerli m s r üreticilerine darbe anlam na geldi ini vurgulad. Özkan, Üreticinin ürünün kilosunu YKr gibi abart l fiyattan satmak istedi i kesinlikle gerçe i yans tm yor. Duyumlar m za göre bu abart l rakamlar TMO yetkililerine telâffuz edilerek ithalat konusunda bask unsuru yap lmak istenmektedir diyerek yem sanayisine tepki gösterdi. Özkan ayr ca, kalitesiz ve genleriyle oynanm fl m s r bedava veriyorlarm fl gibi ithalât konusunda bask c yanl fl ve yanl beyanlarda bulunuldu- unu aktard. (H. Merkezi)

7 Şubat-8 Mart 2007 Köylüyü bat rd lar, kap lar ya maya aç yorlar! Geçen y l önceden mal ithal ederek köylüden al m yapmayan, yapt al mlar da düflük fiyatlar ile yapan birlikler ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bu y l ayn oyunu yasal olarak oynamaya çal fl yor. Geçti imiz y l Temmuz ay nda ürününü tarlalardan toplayan birçok bu day ve m s r üreticisi köylü, maliyetinden bile düflük aç klanan taban fiyatlar yla karfl laflm fl, ürününü özel flirketlere kar n toklu una satmak zorunda kalm flt. Bu konuda aç klama yapan R. T. Erdo an böyle bir durumun tekrar yaflanmayaca n, iç pazardan mal al nmadan, d flar dan yönetmeliklere ayk r flekilde mal al nmayaca n aç klam flt. Bu aç klaman n ard ndan devlet geçen y l yapt kanunsuzlu u bu y l yasallaflt rarak yapacak. Tohumluk olmayan m s r ve ekmeklik bu day ithalat nda, m s r için 300 bin ton, bu day için ise 400 bin ton tarife kontenjan aç ld. Resmi gazetede TMO taraf ndan haz rlanan ve bakanl ktan onay görerek aç klanan tarife, 17 fiubat Cumartesi günkü say s nda yay nland. Konuya iliflkin Bakanlar Kurulu karar na göre söz konusu kontenjana s f r gümrük vergisi uygulanacak. Bu da mazottan gübreye kadar birçok girdi kaleminde vergi alt nda kalan köylünün devlet ve hükümet gözündeki yerini gösterir boyutta. Can al c nokta ise bu ithalat lisans n n geçerli olaca tarihler. Hasat öncesi depolar dolduracaklar Hat rlanaca gibi geçen y l aç klanan düflük taban fiyatlar n n bahanesi olarak devlet Depolar m z dolu, talep yok ne yapal m? (Mehdi Eker) demiflti. M s r için aç lan ithalat lisans 31 A ustos 2007, bu day için olansa 31 May s 2007 ye kadar geçerli yani tam hasat zaman na kadar. Geçen sene köylüyü zarar ettirenler, onlar iflas bata na sürükleyenler bu sene de onlara ayn oyunu oynamakta kararl olduklar n gösteriyor. Karar gere ince ithal edilecek ürünlerin ithal süresinin geçerlilik zaman içersinde serbest dolafl ma girmesi flart var. Yani depolar dolduktan sonra Türkiye arac rolü oynayarak fazlas n ihraç da edebilir. Ancak köylünün elindeki ürünün ne olaca na dair bir aç klama yasa tasla- içerisinde geçmiyor. Konuya iliflkin öncesinden defalarca aç klama yapan köylüler ve köylü örgütlenmeleri ise d flar dan ithal ürün al nmamas gerekti ini, zaten yerli üretimin Türkiye ye yetecek kadar fazla oldu unu ve hatta ithal edilebilece ini söylüyorlard. fiimdi ise hasat zaman köylü gene özel flirketlerle bafl bafla kalacak, taban fiyat na yak n bir fiyatla ürününü satmak zorunda kalacak. Ancak bu sefer aç klama ne olacak, bu oyun nerede bitecek? (H. Merkezi) Narenciye yine dalda kald Köylü traktörlerini sat yor; hükümet alk fll yor Bir yandan köylüler traktörlerini satarken, hükümet yetkilileri ise dalga geçer gibi tar mda büyümenin oldu undan, taban fiyatlar n yüksekli inden, köylünün ma dur olmad ndan bahsediyorlar. Köylüler ekonomik olarak her geçen gün daha a r ve sanc l bir sürece yaklafl yor. Buna bir örnek geçti imiz günlerde Manisa n n Saruhanl ilçesine ba l Gökçeköy Beldesi nden geldi. Gökçeköy de bankadan ald klar kredilerden ötürü borca giren ve bunu ödeyemeyen birçok köylü, traktörünü satarak tekrar efleklerini kullanmaya bafllad. lk bafllarda eflek sat n alarak tarlaya giden ve tarlas n bu flekilde ifllemeye çal flan birkaç köylü zaman içersinde di erlerine de örnek haline geldi. Konuya iliflkin bas na demeç veren Manisa Ziraat Odas Baflkan Nuri Solman; Bugün çiftçinin elindeki traktörün sat lmas na seyirci kalanlar yar n da topraklar n n sat lmas na seyirci kalacakt r dedi. Köylüler ise Traktöre binmek bizim için hayal oldu. Belde d fl ulafl - m m z haricinde bütün ulafl m m z karakaçanlarla sa l yoruz. Onlar y llar önce atalar m z n yoldafl yd, flimdi bizim de yoldafl m z oldu. Tarlam z ifllemek istiyoruz, lakin mazot fiyatlar da el yak yor dedi. Dünden bugüne de iflenler y l nda yani AKP hükümetinin yeni geldi i dönemlerde pek çok banka tar m n kalk nmas! için o döneme göre düflük faizli krediler vermiflti. Baflta Ziraat Bankas olmak üzere pek çok banka da k sa sürede bu uygulamay yaflama geçirdi. Bu dönemde köylü taraf ndan ra bet gören bu krediler köylünün flu son y llardaki tar m politikalar ndan ötürü daha da fakirleflmesi ile birer kurt kapan na dönüfltü. Krediler ile traktör alan veya yenileyen pek çok köylü flimdi ise borcunu ödemek için traktörünü sat yor. Birileri yalanc ama kim? R. T. Erdo an n birçok yerdeki traktör sat fllar n göstererek tar m n iyi oldu unu aç klamaya çal flt düflünüldü ünde ise kimlerin yalanc lar oldu u ortaya ç kacakt r de olan traktör sat fl 2003 y l nda e ç karken 2004 te ise bu rakam i bulmufl. Ancak bu y ldan sonra ise bir düflüfl var. Ancak TZOB yetkilileri Otomotiv Sanayicileri Derne i (OSD) aç klamalar na yer vererek gerçekte rakamlar n tutmad n söylüyor. AKP nin bu rakamlar üzerinden köylünün durumunu iyi göstermeye çal flt n belirten TZOB yetkilileri 2004 ten beri aç klanan rakamlarla traktör sat fllar n n as l rakamlar aras nda 10 bin fark oldu unu söylüyor. Nitekim tar mdan sorunlu(!) Bakan Mehdi Eker in verdi i rakamlar araflt r ld nda 2004 y l ndan bu yana olan y llar için ihracat olarak giden traktörlerin de sanki yurt içinde sat lm fl gibi gösterildi i görülüyor. Ancak bakanl n elinde bu traktörlerin kaç n n kredilerden faydalanan köylüler taraf ndan al nd na iliflkin bir rakam veya araflt rma da mevcut de il. ( zmir) Her y l sonunu büyük eziyetlerle tamamlayan narenciye üreticileri, bu y l da ayn eziyetlere maruz kald. Mazot fiyatlar, ele geçmeyen destek primleri, gübre fiyatlar derken, üreticiler en büyük soygunu hal de yaflad. 8 fiubat Çarflamba günü aç klama yapan ZMO Mersin fiube Baflkan Mehmet Atefl, üreticilerin, büyük flehirlerde kilosu 1 ila 2 YTL aras nda olan portakal fiyatlar n 10 YKr ye kadar düflürdü ünü ancak al c bulamad n söyledi. Narenciye üreticilerinin 4 y ld r devasa ölçüde zararda oldu unu söyleyen Atefl, ürünün her sene dal nda çürüdü ünü söyledi. Öte yandan stanbul Sebze Meyve Hali Baflkan Burhan Er; yapt aç klamada gelen portakal n donmufl oldu unu söyledi. Di er yandan ise di er üretici birlikleri ve halden al m yapan manav birlikleri mal n hallere 10 yeni Kurufltan gelirken ç k fl n n 2 YTL ye varmas na vurgu yaparak böyle bir durumda hem mal n pazarda al c bulamayaca na hem de üreticinin sürekli olarak zararda olaca- na dikkat çekiyor. (Mersin)

8 23 Şubat-8 Mart fiubat komplosunun 8. y l n geride b rakt m z flu günlerde, ülkemizde ve dünyada oldukça önemli geliflmelere tan k oluyoruz. D fliflleri Bakan Abdullah Gül ün ard ndan ABD nin soluklanmas na f rsat b rakmadan Genelkurmay Baflkan Yaflar Büyükan t n ziyaretleri bafldöndüren bir h zla gerçekleflti. Yap lan görüflmelerde Ortado u da yaflanan geliflmeler baflta olmak üzere, terörle mücadele ve daha bir dizi geliflme gündeme al nd. Her iki görüflmenin ana eksenini oluflturan noktalar; PKK ve buna ba l olarak s n r ötesi operasyon, ran a yönelik olas hava sald r - s nda TC nin üstlenece i rol, Kerkük sorunu ve Ermeni Soyk r m Yasa Tasar s oldu. Bunlar n içinde ön plana ç kan ise PKK ile mücadele sorunuydu. Ülkemiz hâkim s - n f temsilcileri bildik ve ezberlenen aç klamalar n yan s ra, ABD den bu konuda somut ad m istediklerini bir kez daha yinelediler. Görüflmeler bitmeden Fransa merkezli bafllat lan PKK operasyonu, terörün mali kaynaklar n n bitirilmesi propagandas yla belli merkezlerin bas lmas, 14 kiflinin gözalt na al narak tutuklanmas, çeflitli bölgelerde ev bask nlar n n gerçeklefltirilmesi görüflmenin ilk elden sonuçlar olarak gösterildi. Bunlar takiben ülkemizde ise DTP yöneticilerinin evleri bas ld, s n rda bir canl - l k göze çarpt. Bu sald r lar takiben, A HM nin HADEP in yüzde 10 seçim baraj yla ilgili baflvurusunu reddetmesi, Yarg tay 9. Dairesi Abdullah Öcalan n yeniden yarg lanmas na gerek olmad karar ile birlikte, Roj TV nin kapat lmas yönlü talep yeniden dile getirilmeye bafllad. ABD nin taşları ve kuşları Bir taflla iki kufl Kürt hareketine yönelik t rmand r lan bu sald r dalgas n n ABD ile görüflmelerin yap ld bir döneme denk gelmesinin bir tesadüf olmad bir gerçek. ABD bu dönemde uygulad politikayla deyim yerindeyse bir taflla iki kufl vurmak istemifltir. Önümüzdeki dönem uygulayaca politikalar n belirleyicili inde, hem TC nin gönlünü hofl tutmay baflarm fl, hem de askeri aç dan bir cephe yaratmayarak Kürtleri karfl s na almam fl olacakt. PKK yi Kandil de askeri aç - dan s k flt rmaktan ziyade, kendisine yeni bir savafl cephesi açmaktansa, ekonomik ve siyasi zeminde s k flt rmay daha uygun bulmufltur. Üstelik bu operasyonlarda sahnede olan ABD de il Avrupa ülkeleri olmufl oluyor. Ancak Fransa operasyonun hemen ertesinde yapt aç klamalarda operasyonun ABD ve Türkiye nin istemleri sonucu gerçekleflti ini aç klad. Bu aç klamalar n ard ndan ABD Büyükelçisi Ross Wilson hemen bir bas n toplant s düyenleyerek ufla n n gönlünü biraz daha hofl edebilmek için flu aç klamalarda bulundu; Türkiye ile iflbirli imizin amaçlar ndan birisi de PKK n n Avrupa dan Türkiye ye yönelik faaliyetlerinin engellenmesi. Bu konudaki çal flmalar m z sonuç verdi diyor. ABD nin PKK hamlesi 2006 Aral k ay itibar yla bafll yor. Hat rlanaca üzere ABD D fliflleri Bakanl terörle mücadele koordinatör yard mc s Frank Urbancic, Aral k ay bafllar nda 10 günde 6 Avrupa ülkesini oldukça sessiz ve gizli bir flekilde ziyaret ederek, PKK ye karfl yap lmas gerekenler konusunda görüflmelerde bulundu. O dönem itibar yla bas na yans yan bilgilerde Fransa, Almanya ve Belçika gibi ülkelerin isimleri bilinmiyordu. Bu ziyaretlerin ard ndan Türkiye ye de yine ayn gizlilikle ziyarette bulunan Urbancic, D fliflleri Bakanl stihbarat Dairesi Genel Müdürü Hayati Güven ve Edip Bafler le görüfltü. Ve yine tam da bugünlere denk gelen tarihlerde Urbancic flu aç klamay yapt ; PKK kollar n her tarafa sarm fl bir ahtapot. Bütün kollar na sald rmal y z dedi. Bu geliflmelerin üzerinden çok de il iki ayl k bir zaman geçti ve ahtapotun kollar na sald r start verildi. Efl zamanl geliflen bu sald r larda s n r ötesi harekât aç s ndan ise bir k p rdan fl n ötesine geçmeyen durum varl n korudu. Belli ki ABD flimdilik bu kadar yla yetinmesi gerekti ini söyledi. Gül ABD ye gitmeden önce yapt aç klamada gazetecilerin PKK konusunda Türkiye nin askeri önlem al p almayaca sorusuna verdi i yan tta; Yap lmamas yönünde ABD den bir telkin söz konusu de- il ifadesinde bulunuyor. Oysa ki aylard r bu konularda yürütülen pazarl klarda ABD nin bu duruma nas l engel oldu u bilinmektedir. Ve yine ifade etti imiz gibi son dönem yap lan hamleler bir anlamda böylesi bir durumu engellemeye dönüktür. Uflakl k vizyonu Abdullah Gül ün ABD ye ziyareti s ras nda söyledi i ortak vizyon belgesinin geniflletilmesinin yank lar n ve anlam n bu sald r larda görmek mümkün. Kuflkusuz burada önemli olan yan ABD nin istemleri do rultusunda gerçekleflen bu operasyonlar n, TC ye yükledi i art sorumluluklar n ne olaca d r. Bush un aç klad yeni Ortado u plan ve buna paralel olarak s t lan ran gündemiyle yaflanacak geliflmeler TC nin konumlan fl n daha da somutlayacakt r. Mevcut üslerin kullan m ve bunlar n olas bir hava sald r s na uygun hale getirilmesinin yan s ra bu süreç bir uflak olarak TC nin üstlendi i misyonun farkl laflmas n da beraberinde getirecektir. Çünkü; ABD aç s ndan gerek ekonomik anlamdaki kriz, gerekse de Ortado u daki batakl k durumu, uflaklar n rollerinde objektif olarak bir de iflimi beraberinde getirecektir. Bu noktada vurgulanmas gereken, klasik anlamda bir uflakl k rolünün ötesinde bir rol oynayaca d r. Emperyalistler ve ülkemiz hakim s n flar aç s ndan süreç bu biçimiyle ilerlerken Kürt ulusal hareketinin sürece yan t oldukça çarp c oldu. Edip Bafler in bir süre önce yapt PKK terörü için yararl olaca- na inan lmas halinde Kuzey Irak l Kürt liderleriyle görüflebilirim aç klamas na ilk yan t Abdullah Öcalan dan geldi. Avukatlar yla yapt haftal k görüflmede Bafler e ça r da bulunan Öcalan; Bir an önce, benimle diyalo a geçsin. Bu sorunu ABD, Avrupa ya havale edeceklerine gelsin benimle diyalo a girsin. Sorunu üç ay içinde çözeriz beyan nda bulunuyor. Benzer aç klamalar M. A ar la ilgili de benzer aç klamalar yapan Öcalan, kendilerinin muhatap olarak görülmemesine isyan ederek bu ça r y gerçeklefltiriyor. Kürt Halk özelinde sald r lar n ivmesi art yor! Komplo nun 8. y l nda soka a dökülen Kürt halk ise bu sürecin en a r faturas n ödüyor. Hatay da bir Kürt gencinin sivil faflistler taraf ndan b çaklanarak katledilmesi, Mersin de çeflitli isimlerle ortaya ç kan faflist örgütlenmelerin estirdi i terör ve daha bir dizi sald r yla halk yüzyüze. Devlet terörünün t rman fla geçti i, flovenist sald r lar n kendini her koflul ve f rsatta yeniledi i bugün, bu sald r lar n bar fl ça r lar yla son bulmayaca bir gerçek. Ülkemiz co rafyas n n en diri dinamiklerinden olan Kürt halk üzerine yo unlaflan bu sald r lar genel sald r lar içinde de il, daha özel de erlendirmek ve üzerinde durmak gerekir. Bush un yeni Ortado u planlar ndan ba ms z olmayan bu süreç, ülkemizde gelifltirilen sald r dalgas n n t rmand r lmas na paralel bir seyir izleyecektir. S n f mücadelesinin bugün keskinleflmeye yüz tutan seyrine karfl l k gelifltirilen bu sald r lar n ivmesini de bu keskinleflme durumu belirleyecektir. Bu sald r larda merkeze Kürt halk aç - s ndan ve bu süreçte bizim tutumuz aç s ndan incelenmesi ve anlafl lmas gereken bir dizi temel yan bulunmaktad r. Bugün Kürt hareketinin her renkten reformist çizgisinin binleri aya a kald rd n görmek durumunday z. Elindeki gerilla gücü kendi deyimleriyle müzakere kozu olarak adland - r lsa da, yap lan ça r lar n hiç birinin yan ts z kalmad görülmelidir. Bu gerçekleri bilerek ve görerek önümüzdeki dönemi flekillendirmek oldukça önemli. Yani gerçe- in üzerinden atlayarak de il onu görerek ve anlayarak hareket etmeliyiz. TKP/ML militanları şehitleri andı! Elimize yoluyla ulaflan bir habere göre TKP/ML militanlar devrim ve komünizm flehitlerini anmak için eylemlerine devam ettiler. 6 fiubat 2007 tarihinde Gülsuyu Mahallesi nin çeflitli yerlerine Devrim ve komünizm flehitleri ölümsüzdür, Gerillalar ölmez, yaflas n Halk Savafl, Ermeni soyk r m n n hesab n soraca z yaz l ve TKP/ML T K- KO imzal yaz lamalar yap ld. Ayn gün sabah n erken saatlerinde halk n yo un olarak geçti i Özgürlük Meydan na (Pazar Girifline) Devrim ve Komünizm fiehitleri Ölümsüzdür ve Okul Dura na fiehitlerimizin Yolunda Halk Savafl n Yükselt yaz l ve TKP/ML T KKO imzal iki adet bomba süsü verilmifl pankart as lm flt r. Aç klamada Düflman n iki-üç günde bir atm fl oldu u devriyeyle üç kere karfl karfl ya gelinmifltir. Düflman n bütün engellemelerine ra men eylem organizeli bir flekilde sonuçlanm flt r. Düflman ise halk ile devrimcileri karfl karfl ya getirmek için pankartlar bahane ederek, Heykel den sonras na otobüs ve minibüs seferlerini iptal etmifltir denildi.

9 68 9 flkenceci polislere zamanafl m z rh 23 Şubat-8 Mart 2007 flkenceci polislere zamanafl m z rh flkencenin, gözalt na al nan kifliden bilgi almak, kifliyi ideallerinden ar nd rmak ve d flar daki insanlara da gözda vermek için yap ld n bilmeyenimiz yoktur. Özellikle resmi gözalt - larda iflkence gören devrimciler mahkemelere flikayetlerde bulunuyorsa da, iflkenceciler hakk nda dava aç lmas kimi zaman hiç mümkün olmuyor, olanlarda ise en önemli engel olarak zamanafl m meselesi ç kart l yor. flkenceci polisler bu davalar sonucunda göstermelik ceza bile alsalar da bunlar n nas l uygulanacaklar malumumuz iken, yarg lamalar genellikle bu düzeye dahi gelememekte/getirilmemektedir. Daha önce Birtan Alt nbafl davas gibi onlarca örne ini gördü ümüz bu zamanafl m engeli en son 1998 y - l nda gözalt na al nan Ahmet Turan, Müslüm Turfan ve Dinçer Erdo an a iflkence yapmak suçundan yarg lanan TMfi polisleri Mehmet Hallaç, fieref Bayrakç, Mahmut Y ld z ve Ahmet Okuducu yu da kurtard. flkenceci polislerden en tan d k isim kuflkusuz Ahmet Okuducu olmal. Zira kendileri Limter- fl Örgütlenme Sekreteri Süleyman Yeter in gözalt nda iflkencede katledilmesinde bizzat yer alm fl. Ancak hakk nda aç lan iflkence davas na bir türlü bulunup getirilememiflti. Daha önce polis san klar n beraati yönünde karar veren mahkemenin karar Yarg - tay taraf ndan bozulmufl ve yeniden yarg lamaya bafllanm flt. Ancak yarg - lamaya bafllanmas ne hikmetse 2 y l sürmüfltü. Yarg tay n san klara ceza verilmesi gerekti ini bildirerek beraat karar n bozmas ifle yaramad, zira dosya mahkemeye döndü ünde zamanafl m süresi doldurulmufltu. Bir kez daha bir iflkence davas bu flekilde bertaraf edilmifl oldu. flkenceci polisler ise ellerini kollar n sallayarak iflkencelerine devam ediyor. (H. Merkezi) Mardin in K z ltepe lçesi nde 21 Kas m 2004 tarihinde polisler taraf ndan evinin önünde vurularak öldürülen 16 yafl ndaki U ur Kaymaz ve babas Ahmet Kaymaz n öldürülmesine iliflkin operasyonda yer alan 4 polis hakk nda Öldürücü silahlarla etkili biçimde atefl ederek ve faili belli olmayacak flekilde U ur ve Ahmet Kaymaz öldürdükleri iddias yla aç lan davan n 9. duruflmas Eskiflehir A r Ceza Mahkemesi nde görüldü. Mahkemede müdafi avukatlar ndan Erdal Kuzu olay yeri incelemeleri ve adli t p raporlar na göre san klar n öldürülenlerin yaflam hakk n ihlal etti i ve tutuklanmas gerekti i yönündeki talebi mahkeme heyeti taraf ndan kabul edilmedi. San k avukatlar ndan Veysel Gürler ise, baba Ahmet Kaymaz n, daha önce yard m ve yatakl k suçlamalar ndan tutuklanm fl olmas ve evinde yap lan aramalarda bulundu u öne sürülen ve baflka birisi taraf ndan yaz lan Kürtçe fliirde yer alan ifadelerin de göz önünde bulundurulmas neticesinde terörist olabilece ini öne sürdü. San k polislerin, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu nun 16. maddesi ve Uluslararas Zor ve Silah Kullanma Yasas n n 9. ve 10. maddeleri gere ince silah kulland klar n, bunun yan s ra ellerinde bulunan silah ve maktüllerde bulunan silah n gücü karfl laflt - r ld nda daha fazla kurflun atma hakk - n n bulundu unu söyleyerek tutuklama talebinin reddini istedi. San k avukat n n yapt savunmaya göre öldürülenler suçlu, öldürenler her zaman ki gibi vazifelerini yapan masum insanlar. Yanl oldu unu her duruflmada aç kça ilan eden mahkeme heyeti de bu görüfllere kat larak san k polisleri tutuklama gere i bile duymad ve duruflmay erteledi. ( zmir) ANAP n kongresinde çocuklar linç edildi Anavatan Partisi (ANAP) Van Merkez lçe Kongresi nde çelengi düflürdükleri gerekçesiyle 16 yafl ndaki E.S ile 14 yafl ndaki Z.S adl çocuklar partililer taraf ndan linç edildi. Hastanede tedavi alt na al nan çocuklardan E.S yo un bak ma al nd. ANAP Merkez lçe Örgütü nün 10 fiubat ta Beyaz Saray Dü ün Salonu nda yapt Ola an Kongreye, ANAP Genel Sekreteri ve Mardin Milletvekili Muharrem Do an ve Genel Baflkan Yard mc s brahim Çivici nin de aralar nda bulundu u çok say da kifli kat ld. Kongrenin sonunda salonun toparlanmas s ras nda partililer gönderilen çelenklerden birinin yere düfltü ünü gördü. Salonu temizlemek için orada bulunan 16 yafl ndaki E.S (16) ile Z.S (14) adl çocuklar n çelengi düflürdükleri gerekçesiyle partililer dövmeye bafllad. Çok say da partilinin dövdü ü çocuklar komal k hale getirildi. Fenalaflan çocuklar Van Devlet Hastanesi nin Acil Servisi ne kald r ld. Kafataslar nda a r darbe alan çocuklardan E.S yo un bak ma kald r ld. E.S nin hayati tehlikesi sürüyor. Olay duyan çocuklar n akrabalar hastaneye ak n etti. ANAP l lar n çocuklar n sebepsiz bir flekilde dövdüklerini belirten her iki çocu un akrabas olan Mustafa Hüseyino lu, ANAP l - lar hakk nda davac olacaklar n söyledi. Çocuklar n insanl k d fl uygulamalara maruz kald n da ifade eden Hüseyino lu, yetkililere duyarl l k ça r s nda bulundu. ANAP n art k bölge halk n n sahipsiz olmad n ö renmesi gerekti ini ifade eden çocuklar n akrabalar ndan Haydar Atefl, ise ANAP l larla adalet önünde hesaplaflacaklar n kaydetti. ANAP n art k bölgede itibar görmedi i için böyle bir tutum içine girdi ini belirten Atefl, olay n sonuna kadar takipçisi olacaklar n vurgulad. (Ankara) Faflistler bir kifliyi katletti Hrant Dink in öldürülmesi ile birlikte artan milliyetçilik dalgas na faflist sald r lar eklenmeye devam ediyor. 14 fiubat günü Mustafa Kemal Üniversitesi ne ba l Meslek Yüksek Okulu nda okuyan Kürt ö renciler faflistlerin sald r s na u rad. Ferhat Demirtafl, Ali Demirk ran ve Metin Kurt isimli ö renciler çeflitli yerlerinden ald klar b çak darbeleriyle yaraland. Arkadafllar taraf ndan skenderun Devlet Hastanesi ne kald r lan ö rencilerden Metin Kurt yaflam n yitirdi. Atatürkçü Düflünce Derne i üyesi olan faflistlerin sald r s s ras nda olay haber alan polis yaral flekilde yerde yatan ö rencileri uzun süre hastaneye kald rmad. Dörtyol Çarfl merkezinde dolafl rken Neden bize ters bak yorsunuz? diyerek kendilerine sözlü tacizde bulunuldu unu söyleyen Ali Demirkan, faflistlerden birinin çarfl merkezinde sakland n, polisin bunu bilmesine ra men hiçbir fley yapmad n söyledi. Olay n duyulmas n n ard ndan Mersin Üniversitesi nde okuyan ö renciler Çiftlikköy Kampüsü nde bir aç klama yaparak sald r y k nad lar. (H. Merkezi) Milliyetçili e karfl eylem Hrant Dink in katledilmesinin ard ndan yükselen milliyetçi dalgan n bir aya n oluflturan Kuvayi Milliye Derne i nin yemin töreninin bas na yans mas n n ard ndan 13 Aral k Sal günü Mersin Temel Haklar Derne- i nin örgütledi i bas n aç klamas, Tafl Bina önünde saat 13:00 de yap ld. Bas n aç klamas nda Irkç l a, flovenist milliyetçili e izin vermeyece iz pankart aç ld. Hasan Biber in okudu u bas n aç klamas n n ard ndan eylem sloganlarla son buldu. Bas n aç klamas na Partizan, DHP ve ESP destek verdi. (Mersin)

10 23 Şubat-8 Mart İHD Hak İhlalleri Raporu nu açıkladı Aç klanan rapor özellikle AB ye üyelik süreci ile birlikte daha yo un tart fl lan hak ihlallerinin azald, iflkencenin kalmad sözlerini yaflamda bir karfl l olmad n gösteriyor. Hak ihlalleri bask ve iflkence münferit de il aç klanan raporlarda görüldü ü gibi bir devlet politikas d r.aç klanan rapor özellikle AB ye üyelik süreci ile birlikte daha yo un tart fl lan hak ihlallerinin azald, iflkencenin kalmad sözlerini yaflamda bir karfl l olmad n gösteriyor. Hak ihlalleri bask ve iflkence münferit de il aç klanan raporlarda görüldü ü gibi bir devlet politikas d r. HD stanbul fiubesi 2006 y l nda yaflanan hak ihlallerine iliflkin haz rlad raporu aç klad. 16 fiubat günü saat 13:00 te HD stanbul fiube binas nda kamuoyuna aç klanan rapor; demokratikleflme iddialar n n aksine, iflkence, kötü muamele ve fliddetin devam etti ini gösterdi. Özellikle son dönemlerde daha s kl kla tart - fl lan 301. maddenin gazeteci, yazar ve ayd nlar hedef gösterdi ini belirten HD, bunun sonucunda Agos Gazetesi Genel Yay n Yönetmeni Hrant Dink in öldürüldü ünü dile getirdi. Hat rlanaca üzere Elif fiafak, Orhan Pamuk gibi yazarlar n ard n b rakmayan 301. madde, uzun bir süredir tart fl l yor. Türklü e hakaret gerekçesiyle haklar nda dava aç lan ayd n ve yazarlar n her duruflmas faflistlerin gövde gösterisine sahne oluyordu. Yazarlar linç edilmek isteniyor, her duruflma ülke gündeminde olay oluyordu maddeden hakk nda dava aç lan Agos Gazetesi Genel Yay n Yönetmeni Hrant Dink Ermeni kimli i de kullan larak linç edilmek istenmiflti. Dink in katledilmesinden sonra 301. maddeyi patron örgütlerinin müdahalesi ile yeniden gözden geçiren Adalet Bakanl maddeyi eski hali ile uygulamay hedeflemektedir. Sivil toplum örgütü ad verilen asl nda sermayenin sözcülü ünü yapan kurumlar n 301. maddenin özüne iliflkin bir endifleleri olmad son tart flmalarda ortaya ç km fl oldu. Hatta bu örgütlerin 301. Madde nin yerine önerdikleri biçim geçmiflteki 159. maddenin benzeri niteliktedir. Haz rlanan raporda AB ye uyum yasalar olarak ç kar lan pek çok yasan n pratikte uygulanmad belirtildi. HD stanbul fiube Baflkan Hürriyet fiener bir yandan AB ye uyum yasalar ile demokratikleflme söylemlerinin oldu unu öte yandan Terörle Mücadele Yasas n n a rlaflt r larak ç kar ld n ve uygulamaya baflland n söyledi li y larda yo un bir flekilde propagandas yap lan demokratikleflme sürecinin bir aldatmacadan ibaret oldu u geçen süre içinde daha iyi anlafl lm fl oldu. Demokratikleflme sürecinde hak ihlâllerinde iflkence kötü muamele ve fliddet uygulamalar nda herhangi azalma olmad. Bu gerçeklik, HD nin her y l düzenli olarak kamuoyu ile paylaflt raporlarda aç kça ortaya konuyor. Türkiye Kürdistan nda daha aç k ve yo un bir flekilde uygulanan fliddet ve iflkence bunlar n bir devlet politikas oldu unu gösteriyor. Diyarbak r Serh ldan bahane edilerek fliddet Türkiye Kürdistan nda devletin kulland tek dil oldu. fiemdinli de yaflananlar K z ltepe de U ur Kaymaz ve babas n n vurulmas Diyarbak r da patlayan bombalar ile fliddetin devletin Kürt halk na yönelik temel politikas oldu u bir kez anlafl lm fl oldu. Raporu kamuoyuna aç klayan fiener; stanbul da 2006 y l nda yaflanan genel hak ihlâlleri raporuna iliflkin, 2006 y l içerisinde 498 i kad n, bin 524 ü erkek, 86 s çocuk toplam 2 bin 108 kiflinin gözalt - na al nd n belirterek, 166 kiflinin ise tutukland n kaydetti. Raporda 17 si kad n, 108 i erkek, 12 si çocuk olmak üzere toplam 137 kiflinin iflkence gördü üne iliflkin HD ye baflvuruda bulundu u belirtildi. 7 tutuklunun hapishanede intihar etti ini, 3 tutuklunun ise kendisini yakt - n, 39 tutuklunun da jandarma ve gardiyanlarca dövüldü ünü ifade etti. Muhalif gazetecilerin de bu süre içinde çeflitli bask lara maruz kald n belirten stanbul flube yöneticilerinden fiaban Dayanan, 15 gazetecinin tutukland n TV ve radyolara 30 gün süreyle, 4 gazete ve dergiye ise toplam 75 gün süreyle yay n yasa verildi ini kaydetti. Dayanan özellikle Beyo lu, fiehremini ve Feriköy polis karakollar nda iflkence ve kötü muamelede s n r tan nmad n da söyledi. Aç klanan rapor özellikle AB ye üyelik süreci ile birlikte daha yo un tart fl lan hak ihlallerinin azald, iflkencenin kalmad sözlerinin yaflamda bir karfl l olmad n gösteriyor. Hak ihlalleri, bask ve iflkence münferit de il aç klanan raporlarda görüldü ü gibi bir devlet politikas d r. Toplumsal muhalefetin boyutu fliddetin düzeyini belirlemektedir. fiiddet devletin kuruluflundan beri geleneksel bir uygulamad r. ( stanbul) Erol Zavar için Cumhurbaflkan na mektup HD Adana fiubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, Odak Dergisi tutuklu yaz iflleri müdürü Erol Zavar n kanser hastas olmas na ra men hapishanede tutulmas n protesto ederek, cezan n kald r lmas için 9 fiubat günü Cumhurbaflkan na mektup gönderdi. Adana Çarfl Merkez Postanesi önünde biraraya gelen HD Adana fiubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, 7 y ld r kanser olan ve Sincan F Tipi Hapishanesi nde tutuklu bulunan Erol Zavar için bas n aç klamas yapt. Kitle, Erol Zavar serbest b rak ls n, Hasta tutsaklar serbest b rak ls n fleklinde döviz açarak, Erol Zavar serbest b rak ls n fleklinde slogan att. Kitle ad na aç klamay okuyan HD Adana fiube Sekreteri Ethem Aç kal n, hapishane doktorunun Erol Zavar n flikayetlerini dikkate alaca na sadece Aspirin verdi ini belirterek, Hapishanede do ru düzgün flikayetlerine bak lmayan Zavar n, geç müdahale sonucunda rahats zl büyüdü ve 2005 y llar aras nda 3 ü Ankara Numune Hastanesi, 6 s ise Edirne T p Fakültesi Hastanesi nde olmak üzere 9 kez ameliyat oldu ve 5 tümör al nd dedi. Aç klaman n ard ndan Zavar n cezas n n kald r lmas için yaz lan mektuplar, Çarfl Postahanesi nden Cumhurbaflkan Ahmet Necdet Sezer e gönderildi. (H. Merkezi)

11 Şubat-8 Mart 2007 Ceza İnfaz Yasası, cezaları artırdı! Türkiye Barolar Birli i nin (TBB) devletle beraber haz rlad Yeni Avukatl k Yasas ile bundan sonra avukatlar ba- ms z bir kurum olan barolar n flemsiyesinin alt ndan al narak davalar açan ve zanlar yönelten devletin flemsiyesi alt na al nmak isteniyor. Avukatlar paral memurlara çevirmek isteyen yasa, di er yandan ise bir bireyin en demokratik talebi olan ve avukatlar n da ayn flekilde kullanabilece i savunma hakk n aç kça ihlâl ediyor. Bu duruma karfl n para h rs ile ses ç - karmayan barolar n tersine avukatlar 15 fiubat Perflembe günü eylemdeydi. Ça dafl Hukukçular Derne i; 15 fiubat gününü flubesi bulundu u her ilde eylem günü ilan etti. stanbul da da avukatlar eylem yeri olarak Sultanahmet Adliyesi ni seçti. Kitle ad na stanbul ÇHD fiube Baflkan Av. Fatmagül Yolcu bas n metnini okudu. Avukatl k mesle inin ve savunma hakk n n aç kça sald r alt nda oldu unu vurgulayan Yolcu, ne yaz k ki bu seferki sald r n n CMK daki ilk daraltma eylemlerinde oldu u gibi yaln z Adalet Bakanl - Adana Kürkçüler E ve F Tipi hapishanelerinde 2006 y l içerisinde tutuklu ve hükümlülerin yar s ceza ald. Tutsaklar n her türlü davran fl n disiplin ihlâli olarak de erlendiren Kürkçüler F Tipi Hapishane idaresi, hapishanede bulunan 194 tutuklu ve hükümlünün 164 üne çeflitli cezalar verirken toplam tutuklu ve hükümlü say s n n yar s ceza ald. Tutuklu yak nlar n n koluna vurulan Önce vatan ve Görülmüfltür damgas, tutsaklara zorla verilmek istenen Terör ibareli kimlikler, Kürtçe türkü söyleme cezas gibi çeflitli hak ihlallerinin yafland Kürkçüler F ve E Tipi Hapishanelerinde 2006 y l boyunca tutsaklara çok say da disiplin cezalar verildi. Dönüflümlü açl k grevi yapma, hapishane idaresinin verdi i Terör yaz l kimlikleri kabul etmeme, yüksek sesle Kürtçe flark söyleme, halay çekme, görevlilere karfl gelme ve aranmay kabul etmeme, nfaz Hakimli ine ve Adalet Bakanl na dilekçe ile baflvurmak gibi çeflitli gerekçelerle, tutsaklar, k nama, ortak etkinlik alanlar n kullanmama, iletiflim ve yay n araçlar ndan men, ziyaretçi görüfllerinin yasaklanmas ve hücre cezalar ile cezaland r ld. 985 tutuklu, 156 hükümlünün bulundu u Kürkçüler E Tipi Hapishanesi nde 459 tutsa a disiplin cezas verildi. 127 kiflinin k nama cezas ald E Tipi Hapishanede, 58 kifli 10 günlük hücre cezas, 1 kifli 11 günlük hücre cezas, 5 kifli 15 günlük hücre cezas ve 12 kifli 20 günlük hücre cezas ile cezaland r ld. Hücre cezas ile ayn anlama gelen odaya kapatma cezas ndan ise 130 tutsak da 5 er gün cezaland r ld. Hapishaneden al nan bilgilere göre verilen cezalar söyle s ralan yor; 1 ay görüfl yasa alan 89 kifli, 2 ay görüfl cezas alan 5 kifli, 3 ay görüfl yasa alan 1 kifli, 1 ay sosyal etkinlik cezas alan 22 kifli, 2 ay sosyal etkinlik cezas alan 5 kifli, 1 ay iletiflim ve yay n cezas alan 1 kifli, 2 ay iletiflim ve yay n cezas alan 2 kifli, 45 gün iletiflim ve yay n cezas alan 1 kifli. Kürkçüler F Tipi Cezaevi nde ise 8 kifli k nama, 117 kifli ortak kullan m alanlar ndan men edilme, 16 kifli iletiflim ve yay ndan men, 11 kifli de ziyaretçi görüfllerinden men cezas ald. Hapishanelerdeki hak ihlalleri ile ilgili aç klama yapan HD Adana fiube Sekreteri Ethem Aç kal n, 2006 y l nda ç - kan Ceza nfaz Yasas ile birlikte hapishanelerdeki hak ihlallerinde 2005 y l na göre yüzde yüz art fl gösterdi ine vurgu yapt. Hapishane idaresinin keyfi uygulamalar yapt n belirten Aç kal n, mahkeme karar olmayan gazete ve dergileri de yasaklayarak tutuklu ve hükümlüleri cezaland rd n kaydetti. Hapishanelerde yaflanan sorunlar n d flar aktar lmas nda ciddi sorunlar yafland n da aktaran Aç - kal n, hapishanelerden son dört ayd r mektup ve faks gelmedi ini dile getirdi. Tuksaklar n HD ye göndermek istedikleri dilekçe ve fakslar n hapishane idaresince el konuldu unu aktaran Aç kal n, hapishanede tutsaklara fiziksel fliddetin yayg n bir biçimde uyguland n söyledi. Aç kal n, HD olarak yaflanan hak ihlallerini dilekçe ile Adalet Bakanl na bildirdiklerini ifade etti. Bakanl n hapishanelerdeki durumun iyilefltirilmesine yönelik ç kard genelgenin göstermelik oldu unu dile getiren Aç kal n, Ortak kullan m alan saati art r ld, ancak hücre cezas alanlar hariç deniliyor. Bu genelge ile hapishanelerde hücre cezas alanlar n say s nda art fl n yaflanaca n düflünüyoruz. Hapishanelerdeki sorunlar n artmas ndan endifle ediyoruz dedi. (H. Merkezi) ÇHD den Baro nun sessizli ine tepki ndan gelmedi ini belirterek Barolar Birli i nin talebi ve katk lar ile yap lmak istendi ini söyledi. fiimdi ise devletin barolar devre d fl b rakarak savunmay bask alt na almaya ve etkin müdafili i yok etmeye çal flt n belirten Yolcu, bir yandan da barolar birli- inin bafl n çekti i kampanya ile avukatlar aras nda kast yaratmak, ücretli çal flan avukatlar n aras ndaki seçme ve seçilme haklar n ellerinden almak gayreti içinde olundu unu söyledi. Gelen tepkiler üzerine TBB nin avukatlar yan ltmak için tasla web sitesinden kald rd n belirten Yolcu, öte yandan ise Ankara Barosu nun yapt bir toplant ya kat lan TBB yöneticilerinin de iflimin kaç n lmaz oldu unu söyleyecek kadar fütursuz davrand klar n n alt n çizdi. Ulusalc l k konusunda mangalda kül b rakmayan barolar n avukatl k mesle inin uluslararas sermayenin eline b rak lmas na ses ç karmad klar n kaydeden Yolcu, avukatlar aras nda oluflturulmak istenen hiyerarfli/kast ve savunma hakk n n ba ms zl konusunda barolar n sözleflmifl gibi sessiz kald n belirtti. Yolcu, tüm bu sald r lara karfl n susman n kabullenmek ve yenilmek anlam na gelece ini söyleyerek tüm meslektafllar n bu yasa tasar s na hay r demeye ça rd. Yolcu, ayr ca ülkedeki hukukçular n böyle bir yasaya asla izin vermeyerek karfl s nda mücadele edeceklerini belirtti ve taslakta onay ücreti ad alt nda yeni bir rant yaratmak isteyenlerin de imzas oldu unun ve bu yüzden barolar birli inin avukatlardan özür dilemesi gerekti inin alt n çizdi. Aç klaman n ard ndan Yolcu; okunan metni TBMM ye ve Adalet Bakanl na faks çekerek protesto edeceklerini söyledi. Yasallaflt r lmak istenen tasar ayn zamanda avukatl k s rlar n n (müvekkil ve avukat aras ndaki) iffla edilmesi, savunman n kolluk güçleri de dair olmak üzere çeflitli amir makamlar nca engellenebilmesini getiriyor. Ayr ca avukat ve yarg masraflar n da yarg lanan kiflilerin üstüne y karak toplumu da avukat hakk n kullanmaktan cayd rmay hedefliyor. ( stanbul) Adalet Bakanl n n yay nlad genelge uygulanm yor Adalet Bakanl taraf ndan haz rlanan genelge birçok hapishanede yaflama geçirilmiyor. Bunlardan biri de Buca K r klar 1 No lu F Tipi Hapishanesi. 19 fiubat günü HD zmir fiubesi nde yap lan bir bas n aç klamas ile bu durum kamuoyuna aç kland. Tutsak ailelerinin uygulama ile ilgili HD zmir fiubesi ne baflvuruda bulunduklar n belirten HD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Necla fiengül, hapishane müdürünün genelgedeki, güvenlik bak - m ndan tehlike yaratmad ölçüde, idare ve gözlem kurulu taraf ndan belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kifliyi aflmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, aç k görüfl alanlar nda veya di- er ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aflmamak üzere sohbet amac yla bir araya getirilebilir maddesini yerine getirmeyece ini tutsaklara söyledi ini dile getirdi. Genelgeden önce haftada 5 saat biraraya gelen tutsaklar n, genelge ile haftada 10 saat biraraya gelmesi gerekirken flu ana kadar uygulama bafllat lm fl de il. Hapishane müdürünün, kim gelirse gelsin ben bu maddeyi kesinlikle uygulamam dedi i gelen bilgiler aras nda. Genelgede, kurumda kapal ve aç k spor alan, çok amaçl salon, krefl, kütüphane, çal flma atölyelerinden biri veya bir kaç bulunmad takdirde e itim, spor, sosyal ve kültürel faaliyetler ile çal flma, mevcut olan alanlarda yapt r l r. Bu alanlardan hiçbirinin bulunmamas durumunda, kurumun olanaklar ölçüsünde uygun yerlerde bu çal flmalar için yer haz rlan r. Bu süre zarf nda kendi oda ve ko ufllar kulland r labilir ifadesi yer almas na ra men bu uygulama olmamaktad r. Genelge, hapishane müdürlerinin inisiyatifinde uygulanmaktad r. Hapishane müdürü keyfi bir fleklide genelgeyi uygulamayaca n aç klayabilmektedir. ( zmir)

12 23 Şubat-8 Mart BP ya da petrolde emperyalizme kölelik yasas! U runa savafllar n aç ld, ülkelerin iflgal edildi i, yüzbinlerce insan n katledildi i ve bizim de ad na flark lar yaz p Eurosion yar flmalar na girdi imiz ve stratejik bir ürün olarak kabul gören petrolün damlas ile ilgili olsa kap lar her zaman emperyalizme/emperyalist flirketlere ç kmaktad r. flte 17 Ocak 2007 tarihinde Meclis ten tart flmas z geçen Petrol Yasas da emperyalizmden ve ona ba ml - l k/uflakl k iliflkisinden ayr tart fl lamaz. ki y ld r Meclis te bekleyen ve Petrol- fl Sendikas n n tepkileri d fl nda neredeyse hiç gündeme gelmeyen Petrol Yasas, özellikle Cumhurbaflkan A. N. Sezer in 2, 4, 19 ve geçici 1. maddelerinin tekrar görüflülmesi için veto etmesiyle birlikte tart fl lmaya baflland. Sezer in veto gerekçesinde petrol ve do algaz arama haklar n n tümüyle yabanc flirketlere devrinin ulusal güvenlik aç s ndan getirdi i risklere dikkat çekildi y l nda ç - kar lan ve uluslararas sermayenin ve petrol flirketlerinin dayatmalar ile haz rlanan Petrol Yasas önceki halinden de geri bir düzeyde haz rlanarak kabul edilmeye çal - fl l yor ve muhtemelen de birkaç küçük de- ifliklikle birlikte onaylanacak. Bas nda British Petrol (BP) fiirketi nin 1993 y l nda Petrol flleri Genel Müdürlü ü ne yazd iki belgenin ortaya ç kmas yasan n Petrol Yasas de il, BP yasas olarak an lmas na de neden oldu. Zira bu belgelerde 14 sene önce BP taraf ndan flirketinin yarar na talep edilen de- ifliklikler yeni yasa ile talep edilenden de çok daha genifl bir flekilde yer al yor. Bu yeni emperyalizme kölelik yasas n n içeri inin ülke kamuoyundan neden özellikle gizlendi i aç kt r. Çünkü örne- in yeni Petrol Yasas ile emperyalist petrol flirketlerine bulduklar petrolü istedikleri gibi kullanma hakk veriliyor. Daha önceki yasada ülke içinde ham petrol ve do algaz ile bunlardan elde edilen petrol ürünlerinin kara sahalar nda % 65 i ve deniz sahalar nda % 55 inin memleket ihtiyac na ayr lmas zorunlulu u bu yasa ile ortadan kald r l yor. Bunun yerine petrol arama ve ç karma izni verilen flirketlere ürettikleri petrol üzerinde s n rs z tasarrufta bulunarak, tamam n ihraç etme hakk da getiriyor. Bu yeni emperyalizme kölelik yasas - n n içeri inin ülke kamuoyundan neden özellikle gizlendi i aç kt r. Çünkü eski yasan n 6. maddesindeki; Petrol ile ilgili; müsaade, arama ve iflletme ruhsatnamesi alma hakk devlet ad na Türkiye Petrolleri Anonim Ortakl na (TPAO) aittir hükmü iptal edilerek, tek kamu petrol flirketi olan TPAO nun, özellefltirilmesinin önü aç lmaktad r. Çünkü yasayla Petrol flleri Genel Müdürlü ü nün yetkileri k s tlanmakta, böylece sektörde faaliyet gösteren flirketlerin denetim d fl kalma durumu ortaya ç kmaktad r. Ve sonuçta yarg aç s ndan sadece tahkime ba l olunaca için TC kanunlar na tabi olma durumu da ortadan kalkacakt r. Yani ruhsat s n r da ortadan kalkt - için bir ülkenin en stratejik zenginli i sadece birkaç emperyalist flirketin eline geçecektir. Yasadan ç kart lan milli menfaatlere uygunluk ibaresindeki menfaatler kuflkusuz yoksul emekçi halk m z n menfaatleri de ildir. Bugüne kadar petrol gelirlerinden ne iflçiler, ne köylüler hiçbir halk kesimi fayda sa lamam flt r. Ancak bu ibarenin ç kart lmas emperyalizmle olan uflakl k iliflkilerinin deflifre edilmesi aç - s ndan önemlidir. Yasay savunmak için getirilen Türkiye de zaten petrol bulunmad fleklindeki ifade de baflka bir soruyu akla getirmektedir: Madem ülkede petrol yok, bu yasan n anlam nedir, emperyalist flirketlere sunulan bu taviz ötesi kölelik imtiyazlar n n ne anlam vard r? Ve Halk Bank ta da son perde kapan yor Esnaf ve sanatkârlar n desteklenmesi amac yla 1933 de kurulan ve fakat a r aksak da olsa 1938 de çal flmaya bafllayan Halk Bankas nda bir dönem sona eriyor. Önümüzdeki süreçte Halk Bankas n n sermayesinin % 25 i halka arz ad alt nda özellefltiriliyor. Kuruldu u tarihten ama özellikle de 1950 lerden itibaren düzenli çal flmalar na bafllam fl olan Halk Bankas bugüne kadar hazine kaynakl düflük faizli kredilerle sadece belli s n rlar içinde de olsa esnaf ve sanatkarlar desteklemifl bir bankayd. Kuflkusuz söz konusu esnaf ve sanatkarlar n desteklenmesi yabanc sermaye ve komprador sermayeninkiyle karfl laflt r lamaz durumdad r. Ancak yine de bu kesimler için oldukça önemli bir banka konumunda olan Türkiye nin 7. büyük bankas Halk Bankas n n özellefltirilmesi karar IMF direktifleri do rultusunda yine IMF ye sunulan iyi niyet mektubunda aç klanm flt y l itibar yla ülke çap nda 553 flube ve 962 otomatik para çekme makineleri (ATM) ile çal flm fl bulunan banka uzmanl d fl nda da devletin bat rd ve daha sonra da özellefltirerek yabanc sermayeye peflkefl çekti i bankalar n zararlar n da üstlenmifl durumdayd de, TÖBANK, 1993 te Sümerbank, 1998 de Etibank, 2001 de daha önce Ziraat Bankas ile birlefltirilmifl olan Emlâk Bankas n ve 2004 te de Pamukbank devralm fl ve birikmifl zararlar kald rm flt. Banka, 2005 te 1 milyar YTL yi aflk n ödenmemifl sermayesi ve 3.2 milyar YTL özvarl k ile 532 milyon YTL kâr sa lam flt r. IMF ye 2007 nin ilk yar s nda bankan n ihalesinin tamamlanaca sözü verilmifl ve blok sat fl gerçeklefltirilece i de aç klanm flt. Esnaf ve sanatkârlar örgütleri d fl nda esas olarak özellefltirme konusundaki itirazlar n temel noktas blok sat fl yerine halka arz n gerçeklefltirilmesi yönündeydi y l n n sonundaki genel seçimler öncesinde Halk Bankas ile çal flan esnaf ve sanatkârlar ve bankan n 11 bin çal flan n n tepkisini karfl s na almak istemeyen hükümet blok sat fltan vazgeçerek, sermayesinin % 25 inin halka arz yöntemiyle özellefltirilmesine karar verdi. Oysa, TESK in (Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu) yapt aç klamada söyledi i gibi Türkiye Halk Bankas n n özellefltirilmesinde blok sat fl yönteminin mi, yoksa halka arz yönteminin mi uygulanmas gerekti i tart flmas konunun özüyle ilgisi olmayan fleklî tart flmalard r. Siyasi iktidar n amac 2007 program nda öngörülen 20 milyar Dolar civar ndaki özellefltirme gelirinin yaklafl k 8 milyar dolar civar ndaki bölümünü Halk Bankas n n sat fl yla gerçeklefltirmektedir. Ayr ca % 25 i sözde halka arz edilen bankan n kalan % 75 i daha önceki örneklerde oldu u gibi blok halinde yabanc sermayeye yani emperyalist flirketlere sat lacakt r. Özellikle 2000 li y llar n bafllar nda küçük esnaf n sokaklara dökülerek kendisini iflâsa sürükleyen IMF politikalar - n protesto eden ve tüm ülkeye yay lan tepkilerine karfl l k AKP hükümeti bugün yine IMF dayatmas yla kendilerini az da olsa destekleyen bankay özellefltirerek bu kesimi iflâsa sürüklüyor. Ayr ca ülkede yabanc sermayeye ait olmayan sadece iki bankadan biri olan Halk Bankas n n özellefltirilmesi Ziraat Bankas n n özellefltirmesinin de önünü açacakt r. Ziraat Bankas n n özellefltirilmesi de AB nin istekleri do rultusunda nüfusa oran % 10 lara düflürülmek istenen, bu politikalar sonucu üretemeyen, üretti ini pazarlayamayan köylü kesimlerinin de sonu olacakt r. Hat rlanaca gibi Sitebank Yunan Novabank a, TEB in yüzde 50 si Frans z BNP ye, Yap Kredi Unicredito-Koç ortakl na, D flbank Fortis e, Garanti Bankas n n kontrol hissesinin yar s GE ye, C Bank n kontrol hissesinin tamam srailli Bank Hapoalim e, Finansbank Yunan NBG ye, Tekfenbank Yunan EFG ye, Denizbank Dexia ya, fiekerbank n kontrolü Kazakistanl Bank Turan a, Adabank Kuveytli bir finans kurulufluna, MNG Bank Hariri ailesine ve Akbank n yüzde 20 si Citibank a sat lm flt. Emperyalizmin yar -sömürgesi konumundaki ülkemizdeki her fley art k uflaklar vas tas yla da de il direkt emperyalist flirketlerin denetimine geçmektedir.

13 Şubat-8 Mart 2007 flgalcileri topraklar m zda istemiyoruz! srail devletinin baflbakan Ehud Olmert, hükümete geldi i günden beri hem Filistin hem de Lübnan topraklar - n halklar n kan ile sularken emperyalistlerin ileri karakolumuz atf nda bulundu u ülkemizi ziyaret etmeyi unutmad den bu yana Filistin halk na karfl çeflitli savafl ve insanl k suçlar na imza atan, 1967 de bu iflgali geniflleten Siyonist srail, o günden bugüne binlerce Filistinliyi katletti, milyonlarcas n zindanlarda veya sürgünlerde yaflamaya mecbur b rakt. En son halen infla halindeki ayr mc l k duvar ile Filistin flehirlerini birbirlerinden izole etmeyi plânlayan emperyalistlerin maflas srail in baflbakan Olmert, son geliflmeleri de- erlendirmek ve Türkiye ile y llard r karfl l kl yapt klar askeri anlaflmalara yenilerini katmak amaçl 14 fiubat Çarflamba günü Ankara ya geldi. Türkiye nin birçok yerinde bu ziyaret protesto edilirken bu eylemlerden biri de stanbul da yap ld. Filistin Halk yla Dayan flma Derne i nin ça r s yla biraraya gelen aralar nda Partizan, ESP, HÖC, ÖMP, KESK stanbul fiubeler Platformu gibi kurumlar Taksim de meflaleli bir bas n aç klamas gerçeklefltirdiler. 14 fiubat Çarflamba akflam saat 19:00 da Taksim tramvay dura nda toplanmaya bafllayan kitle burada Kahrolsun Emperyalizm-Siyonizm Katil Olmert Ülkemizden Defol yaz l pankart açarak ve Katil Olmert ülkemizden defol sloganlar ile protesto eylemine bafllad. Kitle ad na k sa bir aç klama yapan KESK stanbul fiubeler Platformu ndan Dursun Y lmaz; kitlenin burada bulunma amac n belirterek srail in bir y ll k icraatlar na de indi. Ard ndan söz alan Füsun Band r; srail in Filistin halk na karfl iflledi i suçlar sayarken ayr ca geçen y l Temmuz ay nda bombalanan ve birçok flehri harabeye çevrilen Lübnan sald r s konusunda da emperyalistlerin sessiz kal rken, dünya halklar n n olay nefretle k nad klar n ve bu yüzden Olmert in bir savafl suçlusu oldu unu söyledi. Ehud Olmert in ziyaretinin sebebinin yeni iflgal ve ezilenler için daha fazla sömürü anlam na gelen projeler oldu unu belirten Band r, devlet yetkililerince aç klanan Karadeniz-K z ldeniz Boru Projesi nin de gerçekte srail in ihtiyaçlar n Türkiye üzerinden karfl lamak amac nda oldu una vurgu yapt. TC nin ABD emperyalizmine ncirlik in kap lar n açarak ülke kaynaklar n ABD emperyalizminin talan na açt sömürttü ünü kaydeden Band r, srail e kaynak karfl l nda ise Ermeni Soyk r m Yasa Tasar lar na karfl TC nin srail den destek istedi ini söyledi. Yine ziyarette konuflulmak istenen konulardan birinin de ABD nin ran da bafllatmak istedi i sald r oldu una dikkat çeken Band r, emperyalistlerin iflgal politikalar na iflbirlikçi ve uflak devletleri de ortak etmek istedi ine vurgu yapt. Daha öncesinden 18 anti-emperyalistin keyfi bir flekilde tutuklu tutulmas nda oldu u gibi, Kofi Annan n ziyaretinde oldu u gibi anti-emperyalist durufllar n koruyacaklar n ve bu u urda bedel ödemekten çekinmeyeceklerini belirtti. Sloganlar n ard ndan eylem Çav Bella ve Gündo du marfllar yla sona erdirildi. ( stanbul) Olmert ülkemizden defol! 15 fiubat günü Türkiye ye gelen Olmert i protesto eden HÖC bir bas n aç klamas yapt. Saat 13:00 te Taksim Tramvay dura- nda biraraya gelen kitle Kahrolsun Emperyalizm, Kahrolsun srail Siyonizmi pankart açt. Katil Olmert ülkemizden defol, srail ile iflbirli ine son yaz l dövizler açan kitle Kahrolsun srail siyonizmi, Katil Olmert ülkemizden defol sloganlar n hayk rd lar. HÖC ad na yap lan aç klamada, AKP hükümetinin srail le Filistin,Lübnan ve Irak halk n katletmek için görüflmeler yapt ifade edildi. ( stanbul) Kahrolsun Emperyalizm ve Siyonizm zmir de de 15 fiubat günü saat 13:00 de Kemeralt giriflinde yap lan bas n aç klamas yla Olmert in gelifli protesto edildi. Katil Olmert ülkemizden defol, emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak- zmir Emperyalizm ve Siyonizm Karfl t Birlik, Al nteri, ESP ve Partizan imzal pankart n aç ld eylemde, Filistinde intifada, Irakta direnifl kazanacak, Katil Olmert ülkemizden defol, Kahrolsun emperyalizm yaflas n halklar n kardeflli i vb. sloganlar at ld. Yap lan aç klamada srail Siyonizminin özellikle Filistin halk na yapt klar teflhir edilirken, dün oldu u gibi bugün de emperyalistleri ve iflgalcileri topraklar m zda görmek istemiyoruz denilerek aç klama sona erdirildi. ( zmir) Olmert Ankara da da protesto edildi Emperyalizme ve Siyonizme Karfl Ankara Platformu, srail Baflbakan Ehud Olmert in Türkiye ye yar n yapaca ziyareti 14 fiubat ta protesto etti.yüksel Caddesi nde bir araya gelen platform bileflenleri Ortado u halklar n n katili Olmert defol yaz l pankart açarak Emperyalistler yenilecek direnen halklar kazanacak slogan n att. Platform ad na aç klama yapan Mehmet Ali Tosun, ABD ve onun temsilcisi srail in sald rganl klar na karfl direniflin de yükseldi ini söyledi. AKP hükümetinin de ABD ve srail ile yapt iflbirli i ile halklara yönelik katliam n sorumlusu oldu unu ifade eden Tosun, 5-6 Eylül de Lübnan a asker gönderilmesini protesto eylemine kat lanlardan 18 inin tutuklanarak F Tipi hapishanesinde tutuldu unu hat rlatt. Tosun, AKP halklara karfl yürütülen imha politikas n n Ortado- u daki bir di er adresi olmufltur. Kürt halk na yönelik imha ve inkar politikas na hala devam ederken, flimdi de bu imha politikas na Hrant Dink katliam yla Ermeniler de dahil edilmifltir dedi. Olmert in Türkiye ziyaretiyle, Genelkurmay Baflkan Orgenaral Yaflar Büyükan t n ABD ziyaretinin ayn zamana denk gelmesinin tesadüf olmad - n kaydeden Tosun, Türkiye, srail ve ABD aras nda yeni pazarl klar n gündeme gelebilece ine dikkat çekti. 15 fiubat ta da siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri taraf ndan Olmert in Türkiye ziyareti protesto edildi. ÖDP üyeleri, ÖDP Ankara l Baflkanl önünden, Katil srail, iflbirlikçi AKP ve Katil Olmert ülkemizden defol sloganlar n atarak YKM K z lay fiubesi önüne yürüdü. Mazlum-Der Ankara fiubesi üyeleri de Olmert i ve srail in Lübnan ve Filistin e yönelik sald r lar n protesto etmek üzere Yüksel Caddesi nde eylem yapt. Lübnan ve Filistin de yaflam n yitirenlerin sembolik olarak kanl elbiselerini yere koyan Mazlum- Der üyeleri, katilleri Ankara da istemediklerini hayk rd. Mazlum-Der in aç klamas ndan sonra D SK Ankara Bölge Temsilcili i, KESK Ankara fiubeler Platformu, TMMOB Ankara l Koordinasyon Kurulu ve Ankara Tabip Odas, ortak bir bas n aç klamas yapt. Bas n aç klamas n okuyan KESK Ankara fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Osman Özyurt, AKP iktidar n n ve sermaye gruplar n n ticari iliflkiler üzerinden ellerini ovuflturduklar bu ziyaret bölge halklar için, önümüzdeki dönem yap lacak operasyonlar n bir iflaretidir diye belirtti. Lübnan, Filistin ve Irak halklar yla dayan flma içinde olduklar n duyuran Özyurt, srail in iflgal etti i topraklardan çekilmesini, AKP hükümetinin srail le yap lan tüm anlaflmalar iptal etmesini, baflta ncirlik Üssü olmak üzere tüm yabanc askeri üslerin kapat lmas n istiyoruz dedi. (Ankara)

14 23 Şubat-8 Mart Nepal Halk Savafl n n 12. y l ülke çap nda coflkuyla kutland Bugün Nepal halk Yeni Demokratik Devrime do ru yürüyüflünü sürdürüyor. Bu mücadeleyi büyük bedeller ödeyerek veren Nepal halk, Halk Savafl n n bafllat lmas n n y ldönümünde çeflitli etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Nepal de NKP (Maoist) önderli inde 1996 da bafllat lan Halk Savafl büyük bir h zla ilerleyerek yüzlerce y ld r Nepal e hakim olan gerici monarfliyi y kt. Bugün Nepal halk Yeni Demokratik Devrime do ru yürüyüflünü sürdürüyor. Bu mücadeleyi büyük bedeller ödeyerek veren Nepal halk, Halk Savafl n n bafllat lmas n n y ldönümünde çeflitli etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. 6 fiubat ta ortak bir aç klama yay nlayan NKP (Maoist) Baflkan Prachanda ve Birleflik Devrimci Halk Konseyleri Baflkan Baburam Bhattarai 1996 da bafllayan Halk Savafl n n 12. y ldönümü olan 13 fiubat ta ülke çap nda kitle eylemleri kampanyas bafllatacaklar n duyurdular. Buna göre 13 fiubat la 7 Mart tarihleri aras nda Baflkent Kathmandu baflta olmak üzere 10 flehirde bar flç l kitlesel eylemler düzenlenecek. Aç klamada NKP (Maoist), yedi-parti koalisyonunu elefltirerek hükümeti bar fl sürecini tehlikeye sokmakla ve gerici güçlerin oyunlar na göz yummakla suçlad. Ülkenin güneyinde geçti imiz ay feodal ve gerici güçlerle yabanc destekçilerinin k flk rtmalar yla ç kan isyan bahane eden hükümetin, Kurucu Meclis seçimlerini erteleme çabas n da mahkum ettiler. Kathmandu da büyük eylem 13 fiubat ta Baflkent Kathmandu daki Aç k Hava Tiyatrosu nda on binlerin kat l m ile coflkuyla gerçeklefltirilen eylemde 25 y l sonra ilk kez bir mitingde halka konuflan Prachanda yoldafl, NKP (Maoist) in Cumhuriyetçi Nepal, karma ekonomi ve radikal toprak reformu üzerine politikalar nda kararl oldu unu vurgulad. Devletin federal bir cumhuriyet olaca n, iktidara geldiklerinde toprak mülkiyetini devrimcilefltireceklerini ve karma ekonomiyi uygulayacaklar n söyleyen Prachanda yoldafl, ulusal sermayeyi koruyacaklar n ve ülkenin yabanc sermayeye ba ml l n azaltacaklar n belirtti. Maoistlerin tüm mülkiyete el koyacaklar üzerine ortaya at lan yaygaralar n do ru olmad n, kapitalistlerin kâr elde etmesine izin vereceklerini, birlikte çal flmak istediklerini ve karma bir ekonomi politikas na sahip olduklar n aç klad. Nepal halk flu anki feodal yap y y kmak ve demokratik, federal bir cumhuriyet kurmak istemektedir diyen Prachanda yoldafl feodal gericilerin ve baz yabanc unsurlar n kurucu meclis seçimlerinin gerçekleflmesini engellemek istediklerini ve ülkenin ilerici dönüflümüne karfl gizli çal flmalar içinde olduklar - n da vurgulad. Prachanda yoldafl konuflmas nda flayet Kurucu Meclis seçimleri Haziran n ortas nda gerçekleflemezse ulusun kendi iradesini kullanarak May s n ortas nda cumhuriyeti ilan edece ini de vurgulad. Yoldafl konuflmas nda ayr ca flu anki politikalar n n Halk Savafl - n n yeni bir biçimi oldu unu da aç klad. Eylemden önce halk Devrimci Halk Günü nü kutlad. Eylem esnas nda çeflitli kültürel gruplar gösteri yaparak Halk Savafl n n gelmifl oldu u aflamay kutlad lar. Halk gönüllüleri 4 fiubat ta aç klama yapan NKP (Maoist) önderlerinden Gajurel yoldafl, flayet bar fl süreci anlaflmalara uygun gitmezse ve Kurucu Meclis seçimleri gerçekleflmezse ülke çap nda flehir merkezli bir isyan gerçeklefltirerek halk n iktidara el koyaca n aç klad. Seçimler gerçekleflirse zaferi elde edeceklerine inand klar n belirten Gajurel, bar fl sürecinin ard ndan partilerine kat l m iste inin oldukça artt - n da vurgulad. 3 fiubat ta Hindistan da, Yeni Delhi flehrindeki Nehru Üniversitesi nde HKP (Maoist) i destekleyen Demokratik Ö renci Birli i nin düzenledi i etkinlikte konuflan NKP (Maoist) Siyasi Büro üyesi Gajurel yoldafl geçici parlamentoya girifllerinin ve Hint devletiyle iliflkilerini gelifltirmelerinin devam eden devrimde birer stratagem (savafl hilesi) niteli inde oldu unu vurgulad. Etkinlikte Hindistanl Maoist ayd nlar n ve ö rencilerin elefltirilerini ve sorular n yan tlayan Gajurel, bar fl süreci ile birlikte partilerinin gücünün ve devrime destek veren kitlelerin say s n n oldukça artt n, özellikle Halk Kurtulufl Ordusu na kat l mlar n h z kazand n belirtti. Bu dönemde HKO nun gerilla gücünün 10 binden 37 bine ç kt n ve her an yeni bir isyan gerçeklefltirme kapasitesine ulaflt klar n aç klad. Gajurel yoldafl ayr ca parlamentodan sonuç al namayaca anlafl ld zaman flehir merkezli devrimin tek çare olaca - n da söyledi. Bununla ba lant l olarak flehirlerde Halk Gönüllüleri isminde bir örgütlenmeye gittiklerini ve Halk Gönüllülerinin partinin flehir merkezli devrimini örgütleyece ini, ayn zamanda seçimler gibi çeflitli faaliyetlerde de yer alacaklar n aç klad. Gajurel yoldafl bu gönüllülerin say s n n 100 bin civar nda oldu unu da ekledi. Etkinlikte yoldafl ayr ca NKP (Maoist) üyesi parlamenterlerin mecliste devrimin dilini konuflacaklar n ve zaman geldi inde sokaklara ç karak devrime önderlik edeceklerini de belirtti. S n f temelli politika gelifltirilmelidir Gajurel yoldafl ayr ca bar flç l yöntemler ifle yaramad nda partisinin silahlar eline yine alaca n ve NKP(Maoist) in bunu 1 saat içinde gerçeklefltirme kabiliyetine sahip oldu unu da sözlerine ekledi. Forumda ayr ca Nepal in yüzde 80 inin halen Maoistlerin denetiminde oldu unun unutulmamas gerekti ini de vurgulad. Nepal de etnik temelli haklar n ve özerklik tart flmalar n n yo unlaflt bu dönemde Maoist önderlerden Baburam Bhattarai, s n f-temelli politikan n gelifltirilmesinin önemini vurgulayan bir aç klama yapt. 9 fiubat ta Nepal Ulusal Ayd nlar Örgütü nün etkinli inde konuflan Baburam yoldafl etnik, kültürel veya cinsiyet sorunlar n n ancak s n f merkezli politikalar n gelifltirilmesiyle çözülece ini vurgulad. Ancak özerklik ve uluslar n kendi kaderini tayin hakk na sayg gösterilmesinin de gerekli oldu unu da belirtti. Forumda ayr ca Nepal in yüzde 80 inin halen Maoistlerin denetiminde oldu unun unutulmamas gerekti ini de vurgulad. Gajurel, bar fl süreci ile birlikte partilerinin gücünün ve devrime destek veren kitlelerin say s n n oldukça artt n, özellikle Halk Kurtulufl Ordusu na kat l mlar n h z kazand n belirtti.

15 Şubat-8 Mart 2007 Terai deki gerici isyan Ocak ay boyunca Nepal in güneyinde, Hindistan s n r ndaki Terai Bölgesi nde meydana gelen fliddet olaylar nda 29 kifli yaflam n kaybetti. Az nl k milliyetlerden Madhesilerin haklar için mücadele ettiklerini belirten bu gruplar esas olarak bar fl süreci ile yap - lan anlaflmalar, geçici hükümeti ve geçici anayasay reddedip kurucu meclis seçimlerini engellemeyi talep ediyorlar. Madhesi halk n n gerekirse Nepal den ba ms zl n alabilece ini belirtiyorlar. Farkl gruplar n öncülük etti i olaylar n içinde 2 y l önce NKP (Maoist) ten at lan 2 grupla birlikte özellikle Hindistan dan gelen Hindu köktendincileri, Nepal deki çeflitli Hindu örgütleri de yer almakta. Ancak fliddet olaylar nda Kral Gyanendra döneminde Nepal Kraliyet Ordusu nda hizmet eden çeflitli üst düzey askerlerin ve generallerin etkisi oldu u bilinmektedir. Bar fl süreci ile birlikte ordudan at lan bu unsurlar n uzun süredir Terai Bölgesi nde gizli çal flmalar yapt söylenmekteydi. Hareketin daha çok kendili inden bir karakter tafl mas, vahfli öldürme yöntemlerinin uygulanmas ve Maoist parti kadrolar n hedef almas da hareketin feodal, gerici karakterini göstermektedir. Konuyla ilgili olarak 7 fiubat ta toplanan yedi parti hükümeti ile NKP (Maoist) in toplant s nda al nan kararlar do rultusunda Geçici Parlamentoda Madhesi halk n n daha fazla temsil edilmesini de içeren çeflitli kararlar al nd. Bununla birlikte bölgede fliddet eylemlerinin sona erdi i, hayat n normale döndü- ü de bildirilmekte. Konuyla ilgili aç klama yapan Prachanda ise az nl k milliyetlerin temsil hakk, federal devlet ve kendi kaderini tayin hakk taleplerine sayg gösterilmesi ve bunun için harekete geçilmesi gerekti ini vurgulad. NKP (Maoist) in bu konularda kararl oldu unu vurgulayan Prachanda yoldafl NKP (Maoist) in silahl mücadele döneminde ilan etti i talepleri savunmaya devam etti ini de belirtti. Ancak Madhesi toplulu unun bu taleplerini sömüren ve provoke eden kralc ve feodal unsurlara karfl dikkatli olunmas uyar s nda bulunarak özellikle Hindistan daki kökten dinci gerici unsurlar n ajitasyon çal flmalar na dikkat çekti. Yine s k s k provokatif aç klamalarda bulunan ABD Büyükelçisinin de bu gerici unsurlar destekledi ini aç klad. Eylemlere kat lan gerici olmayan gruplarla görüflmeler yap larak halk n gerçek taleplerini yerine getirebileceklerini de belirten Prachanda yoldafl gerici hareketi bast rmak için Halk Kurtulufl Ordusu nun Nepal Ordusu yla koordineli bir flekilde müdahale edebilece ini de aç klad. Yeni Delhi Üniversitesi nden Profesör Mahendra Lama da Nepal deki olaylar Hindistan daki çeflitli parti ve güçlerin destekledi inin, Nepal e hakim olmak için farkl parçalara bölünmesi gerekti inin dile getirildi ini belirterek bunun 1970 lerden beri dillendirilen bir plan oldu unu vurgulad. R Ö P O R T A J Katliamlar gerçeklefltirenler direniflçiler de il ABD-Baflkan Bush un seçimlerdeki yenilgisinin ard ndan baflkanl k saray ndaki ve senatodaki birçoklar ABD nin bir strateji de iflikli ine gidebilece ini ve askerlerini çekebilece ini umdular. Ancak Bush bunun yerine Irak taki askerlerin say s n daha art rarak, buradaki asker say s n e ç kard. Sadece 90 bin GI askeri direniflin bast r lmas için Ba dat ta yo unlaflt r l yor. Çeflitli partilerin ve örgütlerin ittifak olan Irak Yurtseverler Birli i bu direniflte aktif olarak yer almakta. IYB, gerici slami köktendincilerle kendini net bir biçimde ayr flt rmakta. Rote Fahne News konuyla ilgili IYB sözcüsü Avni Kalemji ile görüfltü. RFN: Bush un dedi ine göre, ABD Hükümeti direnifli, birliklerini yo un bir biçimde güçlendirerek etkisizlefltirmeye çal fl yor. ABD-direniflçiler savafl n n yo unlaflmas ndan sonraki durum nedir? A.K.: Bu yo unlaflma fiubat ta bafllad. Ancak hiç flanslar yoktur. Sald r lar n yo unlaflmas ndan bu yana alt helikopter düflürüldü. Direnifl güçleri var güçleriyle savafl yorlar. ABD birlikleri sadece tek bir bölgede 45 evi panzerlerle, helikopterlerle ve de içindekilerle birlikte yerle bir ettiler. Çok say da sivil, suçsuz insan öldürdüler. Buradaki insanlar aç s ndan çok zor bir durum. Ancak direnifli do ru bulduklar için kabulleniyorlar. Direniflçileri sakl yorlar. Onlar besliyorlar ve arkalar nda duruyorlar. RFN: ABD hükümeti, katliamlar n kendilerinin daha yo un bir müdahalesiyle engellenebilece ini iddia ediyor. A.K.: Yalan söylüyorlar. Katliamlar direnifl taraf ndan gerçekleflmiyor, aksine ABD Ordusu ve srail gizli servisi vb. taraf ndan gerçeklefltiriliyor. Irak halk bunu biliyor. Sokaktaki insana, bu katliamlar n arkas nda kim var diye sordu unuzda, size hemen ABD yi ve istihbarat servislerini sayarlar. Çünkü Irak direnifli Irak halk n n içinde yafl yor, halk taraf ndan destekleniyor. Nas l olur da halk n öldüren onlar olur? Irak direniflinin ran taraf ndan desteklendi i de do ru de il. Komflumuz olan ülkelerin hepsi Irak direnifline karfl lar. Onlar iflgalcilerle birlikte çal fl yorlar. RFN: Direniflte rol oynayan güçler hangileridir? A.K.: Direnifl güçleri çeflitli. Bunlar n bir bütün olarak hareket etti ini iddia etmek do ru olmaz. Ancak hepimizin ortak bir hedefi var: ABD iflgalini yenmek zorunday z. Biz (IYB) laikiz, dinci temelde bir direnifl de iliz. slami partilerin bir çözüm oldu una inanm yoruz. Bunlar 80 li y llarda, ran-irak savafl döneminde ortaya ç kt lar. Özgürlü- üne kavufltuktan sonra Irak n demokratik olmas, dinci temelde olmamas gerekti ini düflünüyoruz. Bush slami tehlikeye karfl uyar rken, özellikle de ABD deki kendi halk na korku salmaya çal fl yor. Gelecekte dini temelde partiler de olabilir. Ancak, bizde laik bir gelenek oldu u için, bunlar n halk n ço unlu u taraf ndan seçileceklerini düflünmüyoruz. RFN: Röportaj için teflekkür ediyor, ama öncelikle de direnifle baflar lar diliyoruz.

16 23 Şubat-8 Mart flsizli i ve yoksullu u yaratanlar onu çözemezler! Bütçeler, egemen s n f temsilcilerinin bahsi geçen dönem içerisinde izleyecekleri rotalar hakk nda bilgi veren dokümanlar olduklar için önem tafl rlar. Bu ba lamda, 2007 bütçesine bakarak AKP hükümetinin (ve de elbette ki efendileri emperyalistlerin) nas l bir y l tasarlad, 2007 y l ndan beklentileri ve uygulayacaklar politikalar ve de bu y l n emekçilere neler getirece i, neler götürece i anlafl labilir. Yaz m za asgari ücretin k sa bir tan m ile bafllarsak; Asgari ücret, iflçinin ve ailesinin yeniden üretim sürecine kat lmas - n sa layabilecek en asgari koflullar n -yani beslenme, bar nma, sa l k vb.- karfl - land ücrettir. Asgari üretin belirlenmesindeki temel husus, asgari giderlerin, zorunlu ihtiyaçlar n asgari ücret ile karfl lanmas ve ücret belirlenirken ülkenin ekonomik ve sosyal durumunun göz önüne al nmas - d r. Ancak bu tan m n yan nda flu gerçe in alt n bir kez daha kal n çizgilerle çizmek gerekmektedir ki, o da, Türkiye de günümüzde bu en asgari koflullar n, zorunlu ihtiyaçlar n sürekli olarak daralt ld ve daha daralt lmak istendi i ve yaflanan bu gerçeklik karfl s nda emekçilerin ücretlerinin sürekli eridi idir. Egemen s n f temsilcilerinin yapt klar yaz l ya da sözlü aç klamalar de il de, sokaktaki gerçekli i dikkate ald - m zda, bu durumu görmek zor de ildir. Birincisi; gerçek verilerin ele al narak yap ld bir tak m araflt rmalar söz konusudur ve bunlar n sonuçlar ortadad r. kincisi; tüm bunlar olmasa bile, emekçi halk m z n bu sözde araflt rmalar yerle bir eden yaflam koflullar herkesin gözü önündedir. Asgari ücret, asgari yaflam sa l yor mu? Bu araflt rmalardan baz verileri ortaya koyarak vurgulamak istedi imiz noktalar açmaya çal flal m; mesela egemen s n f temsilcilerinin sürekli bahsini ettikleri büyüme ve zenginleflmeye ra men, yap lan araflt rmalar göstermektedir ki, ülkemizde bir emekçinin evine giren et, meyve vs. say s azalmaktad r. En temel ihtiyaçlardaki art fl karfl s nda ücretlerin durdu u nokta, genifl kitlelerin her geçen gün yoksulluk girdab na daha çok itilmesinden baflka bir anlama gelmemektedir. flte ülkemizdeki gelir uçurumunu özetleyen di er bir örnek; baz ülkelerde, milletvekili maafl, asgari ücretin 5-6 kat, en fazla kat iken, Türkiye de bu oran tam 20 kat d r. Türkiye de milletvekili ayl m yüksek; yoksa asgari ücret mi düflük? Hangi aç dan yorumlarsak yorumlayal m ayn kap ya ç k yor asl nda! Bafll ktaki sorunun yan t için de yine son zamanlarda yay nlanm fl baz araflt rma sonuçlar n aktaral m. Türk- fl e ba l Türk Harb- fl Sendikas n n yapt - bir araflt rmaya göre asgari ücret yoksulluk s n r n n üçte birinden bile az. Yani asgari ücretle çal flan bir iflçi üç kat daha yoksul. flsizli in co rafyas ; Türkiye Türkiye nin en tart flmal verilerinin bafl nda iflsizlik göstergeleri gelmektedir. Bu konuda yap lan araflt rmalar n birço u en bafltan, 15 yafl ndan büyük nüfusun ne kadar n n iflgücü say lmas gerekti i sorusundaki belirsizlikle birlikte iflsizlerin say s n do ru tespit etmemektedir. fl aramayanlar, ifl bulursam çal fl r m diyenleri, mevsimlik iflçileri iflsiz statüsüne almayan TÜ K, böylece daha bafltan yaklafl k resmi iflsizlerin say s na yak n 2.5 milyon iflsizi, raporlar nda yok saymaktad r. Dolay s yla bu say lmayanlarla beraber iflsizlik oran, yüzde i bulmakta ve iflsiz say s 5 milyona yaklaflmaktad r. Özellikle Türkiye Kürdistan ndaki illerde yaflanan iflsizlik ürkütücü boyutlardad r. Afla da, belli bölgelerin iflsizlik rakamlar n veren tablo ülkemiz gerçekli inin kavranmas aç s ndan önemlidir; Tar m d fl iflsizlik oran n n en yüksek oldu u bölgeyi Malatya ve çevresi oluflturuyor. Bu bölgede her 100 kifliden 27 si iflsiz. Bu bölgeyi, Çukurova izliyor. Çukurova da iflsizlik oran yüzde 22 ye yaklaflm fl durumda. Adana-Mersin hatt nda 212 bin iflsiz var. Yine Hatay, Kahramanmarafl ve Osmaniye de de her 100 kifliden 21 i iflsiz durumda. Bu bölgede de 141 bin iflsiz var. Bir bütün olarak bak ld nda, Çukurova da her 4 kifliden 1 inin iflsiz oldu u anlafl l yor. flsizlik cenderesi alt nda ezilen bir baflka bölge de ç Anadolu. flsizlik oran bu bölgede yüzde 17 oran nda. Kayseri ve çevresinde de yüzde 16 y aflk n iflsizlik var. Kentlerde iflsizli in en yo un oldu u üçüncü bölge Van. Bu bölgede de her 100 kifliden 15 i iflsiz. zmir ve Ankara da iflsizlik yüzde 15 i bulmufl durumda. zmir de 173 bin, Ankara da da 214 bin iflsiz oran var. Gaziantep, son 5 y ld r en çok sanayi yap lan ikinci il olmas na karfl n, Ad - yaman ve Kilis ile birlikte 80 bin iflsizi bar nd r yor. Güneydo u Anadolu Bölgesi ndeki illerde iflsizli in yüzde 15 dolay nda oldu- u belirtiliyor. stanbul, toplam 2.5 milyonu aflan iflsizlerin 460 binin yani yüzde 18 ini bar nd rmakla beraber, iflsizlik oran stanbul da yüzde Trakya illerinde de iflsizlik artarken, Bursa ve çevresinde iflsizli in yüzde 10 larda seyretti i görülüyor. Karfl n zda büyüklere masallar! Bir yanda yukar da rakamlarla ifade etmeye çal flt m z gerçekler yaflan rken, di er yandan ise hükümet yetkilileri her dönem yapt klar gibi sahte aç klamalar - na devam etmektedirler. Bunun son örne- ini Baflbakan R. T. Erdo an göstermektedir. Erdo an 2006 y l bütçesinin baflar - s n (!) ortaya koyarken 2006 y l bafl nda bütçe aç hedefimiz 13.9 milyar YTL idi. Gerçekleflme ise bunun çok alt nda, 3.9 milyar YTL oldu. Son 30 y l n en düflük bütçe aç n gerçeklefltirdik. Sonuçlar yüz a art c d r demektedir. Peki gerçekten sonuçlar yüz a art c m d r, yoksa Erdo an iyi bir yalanc m d r? 2006 y l bütçe aç n n beklenenin alt nda olmas hükümetin ekonomi politikalar n n do ru oldu u anlam na gelmese de bunun da bir nedeni vard r. Örne in, 2006 y l nda bütçeye do rudan giren veya harcamalar dolayl olarak etkileyen oldukça yüksek, sadece bu y la özgü gelirlerin varl d r y l nda Telekom özellefltirmesinden bütçeye 2 milyar YTL girmesi gibi. Dev bir kâr makinesi olan Telekom özellefltirildi ine göre, 2007 y l nda bütçeye böylesi bir giriflin olmas da art k mümkün de ildir. K T lerin özellefltirilmesi konusuna girmiflken belirtmek gerekir ki, önümüzdeki y llarda ortaya ç kacak bir di er zarar da sat lan bu iflletmelerin zararlar d r. Örne in 2005 y l nda 542 milyon YTL kâr elde eden K T ler 2006 y 2.2 milyar YTL zararla kapatm fllar. Bu zarar kapatman n yolu emekçilerin s rt na yeni vergileri bindirmek ve zam ya murudur. Seçim rüflveti olarak bu zamlar yap lmazsa bile, zarar birikecek ve seçimlerin ard ndan yine kemer s kma politikalar ve zamlar halk n karfl s na dikilecektir y l hem Cumhurbaflkanl, hem de genel seçim y l oldu undan, bütçede baz oynamalar n olmas ve yukar da da de indi imiz gibi baz sald r planlar n n hayata geçirilmemesi olas d r. Ancak tüm bunlar hükümetin halk düflman yüzünün saklanabildi i anlam na gelmemektedir. Yani fluras aç kt r ki, 2007 bütçesi ülkemizdeki bir tak m geliflmelerle birlikte ele al nd nda öncekilerden baz farkl - l klar içerse de özü itibariyle IMF talimatlar ile haz rlanm fl, halk düflman bir bütçedir. Daha önceki y llarda oldu u gibi gelir da l m ndaki uçurumu art r c, vergi yükünü emekçilerin s rt na yükleyen, iflsizli i art ran, enflasyonu yükselten, genifl kitlelerin sa l k, e itim vb. haklar n engelleyen bir bütçedir. Baflbakan hicap ediyor! 2006 bütçesinin baflar lara imza att - n iddia eden Baflbakan R.T. Erdo an n Etiyopya n n baflkenti Addis Ababa da yoksul mahallelerde gezinirken tan k oldu u yoksulluk karfl s nda fiurada hemen Sheraton Oteli var. Böyle yerleri görünce insanl mdan hicap duyuyorum. Burada açl k, hastal k her fley var Bizim gibi sorumluluk makam nda olanlar özellikle buralardan dünyaya bakarlarsa çok daha anlaml olacak sözleri yukar da çizdi imiz Türkiye tablosu ile bak ld nda elbette ki daha da anlaml d r. Etiyopya gezisi s ras nda Erdo an bir an kendini iflsizli in ve sosyal haklardan yoksun çal flman n olmad ; asgari ücretin sefalet içinde bir yaflama denk düflmedi i, sendikalar n ve sendikal iflçilerin bask alt na al nmad, iflten at lmad, e itim-sa l k vb. hizmetlerinin koflulsuz sa land ; çöpten ekmek toplayanlar n, sokaklarda yatanlar n ve so uktan korunmak için yakt klar ateflin yan nda uyurken tutuflup ölenlerin olmad bir ülkenin baflbakan sanm fl olacak ki, Etiyopya daki sefalet karfl s nda bu sözleri sarfedebilmifltir. Oysa ayn Sheraton Otelleri Türkiye de de vard r. Ve oralardan bak ld nda da t pk Etiyopya daki gibi açl k, hastal k, sefalet vb. görünmektedir. Oralardan bak ld nda da sel bask nlar nda var n, yo unu, evini, y llar boyu harcad eme- ini, çocuklar n n gelece ini kaybeden, egemenlerin kentsel dönüflüm dedi i proje nedeniyle evlerinden yaka paça at - lan insanlar görmek mümkündür. Oralardan bak ld nda yoksul iflçi semtlerinde sabah n ilk fl klar yla yollara dökülen, sa l ks z çal flma koflullar alt nda, sendikas z, güvencesiz çal flan emekçileri, ge-

17 Şubat-8 Mart 2007 çirdi i ifl kazas sonucu sakat kald klar halde çal flmaya devam edenleri ya da ifl kazas sonucu hayat n kaybedenlerin mezarlar n, ç rak olarak çal flan bir deri bir kemik çocuklar, zehirlenmesinler diye her gün yo urt yedirilen iflçileri; çocuklar n okutamayan, köylerini ifl bulma umudu ile terk eden, ürününü denize döken köylüleri görmek mümkündür. Yurtlar ndan zorla göç ettirilen Kürtleri, kokuyu takip edin bulursunuz denilerek afla - lanan Çingeneleri, zab talar n köle misali çal flt rd Afrikal lar ve daha nicelerini görmek mümkündür Egemenlerin endiflelerini büyütelim! Ekonomik alanda yaflanan ve yaflanacak olan bu tablonun siyasal alandaki karfl l, istikrar elinden kaç rm fl olan egemenlerin önümüzdeki süreçte daha da derinleflecek olan siyasal krizinin tetiklenmesidir. Önemli olan, bu süreçte izlenecek politika ve taktiklerin neler olmas gerekti idir. Devletin genifl bir yelpazede sald r lar n devam ettirdi i, cumhurbaflkanl ve genel seçimler ile gündemin hareketlendi i, ran sald r s n n gündeme gelmesi ile birlikte diplomatik ataklarla Türkiye nin bölgedeki rolünün iyice aç a ç kart lmak istendi i günümüz koflullar nda devrimci dinamikleri harekete geçirmek için seferber olunmal ve kitleler seferber edilmelidir. Genifl kesimlerin her geçen gün daha büyük rakamlarla açl k ve yoksullu a itildi i, iflsizlerin say - s n n sürekli artt flartlarda, s n f mücadelesini yükseltmek, kitlelerin talepleri ile ortaklaflmaktan, onlar bu talepler etraf nda örgütlemekten, kal c ve güçlü mevziler yaratmaktan geçmektedir. fiu bir gerçek ki sistemden umudunu giderek kesen ve ba lar zay flayan kitleler öncü aray fl içindedir. Kavgan n sertleflece i, egemenlerin bir tak m pratiklerinde kendini göstermektedir. Azg nca sald rmalar n n tek nedeni budur. TMY ile içerde ve d flar da sald r lar n n dozaj n art ran, ateflkes ça r lar na operasyonlar n art rarak yan t veren, k rm z çizgi palavras ile difllerini bileyen, linçcileri sahiplenerek, katliamlar ola an tepki boyutuna indirgeyip normallefltiren, Hrant Dink i katleden faflist diktatörlü ün bir panik içinde oldu unun söylemek yanl fl olmaz. Öyleyse bizler de onlar n bu beklentilerine yan t olmal, panik ve endiflelerini büyüterek, kavgada srar m z ortaya koymal y z. Ekonomik krizin ayak sesi: Cari Aç k thalat ve ihracat n yap ld bir ekonominin iktisadi iliflkilerini gösteren tabloya ödemeler bilançosu denir. Bu bilançoda dört ana bölüm bulunur: Cari ifllemler hesab, sermaye hesab, resim rezervler hesab, net hata ve noksan kalemi. (1) Gazete ve televizyonlar n ekonomi sayfalar ve ekonomi programlar nda enflasyon, ekonomik büyüme gibi kavramlar s kça yer al r. Bu sayfa ve programlarda bu iki kavram kadar popüler olan bir baflka kavram daha var, o da: CAR AÇIK y l n n Ocak-Kas m aylar aras ndaki dönemde 2005 y l n n ayn dönemine göre yap lan ihracat % 15.6 oran nda artarak 77 milyar 566 milyon dolar olmufl. thalat ise ayn dönemlerde % 19.2 oran nda artarak 125 milyar 298 milyon dolar olmufl. flte ithalat ve ihracat aras ndaki 48 milyar 732 milyon dolarl k bu farka cari aç k denir. Cari aç k, 2005 y l n n Ocak ve Kas m aylar aras ndaki dönemde 38,861 milyon dolarken 2006 y l n n ayn döneminde % 25.4 oran nda artarak 48,732 milyon dolara yükselmifltir.(2) thalat ve ihracat aras ndaki bu fark ülke içindeki üretimin içler ac s bir durumda oldu unun somut göstergesidir. Durumu daha iyi kavrayabilmek için birkaç örnek yeter: 1994 y l nda yaflanan krizde cari aç k % 4.3 idi y l nda yaflanan ekonomik krizde ise % 4.8 di cari aç k. Ve bu tablo sonucunda TC tarihinde hiçbir flekilde sesini ç karmam fl olan esnaf bile soka a dökülmüfltü y l nda Gayri Safi Millî Has la milyar dolar civar nda aç klan yordu ve cari aç k ise % 5.2 li payla 15,6 milyar dolar olarak ifade ediliyordu. (3) Bugün ise milyon dolarla % 9 civar nda geziniyor cari aç k. Cari aç k TC nin sat n ald mal ve hizmetleri satt mal ve hizmetlerden elde etti i gelirle karfl layamad n n ve dolay s yla sürekli borç ve borç faizi ödemek zorunda oldu unun göstergesidir. Cari aç kapatabilmek için TC nin birkaç yolu var. Bunlardan bir tanesi ve en önemlisi ve de TC nin yapamayaca fley ÜRET M. Yap lacak üretimle ülke içindeki pazarlara kaliteli ve ucuz maddelerin sunulmas. ç pazara sunumla beraber ithalat yap lmas. Bu her fleyden önce TC nin emperyalistlerin hegemonyas alt nda bir devlet olmas yla karfl tl k içeriyor. Yani TC nin yar -sömürge, yar -feodal niteli iyle ba daflm - yor. Bilindi i gibi emperyalistler kendi egemenliklerindeki ülkelerin kapitalistleflmesini feodal üretim tarzlar n parçalay p o ülkenin ulusal burjuvazisinin kendi pazar - na hakim olmas n istemezler. E er böyle bir fley gerçekleflirse emperyalistler kendilerinin hakim olduklar pazarlardan büyük kay plarla uzaklaflm fl olurlar. Zaten TC nin niteli i-kimli i bu tür politikalar n uygulanmas n kendi içinde bar nd rm - yor. Ülke içinde var olan kurumlar n özellefltirilmesi de emperyalist tekellerin talan - na sunulmas da bunu gösteriyor. Bu politika olamayaca na göre geriye iki yol kal - yor: 1- Cari aç n finanse edilmesini sa lamak. Bunu yapabilmek için s cak para denilen fonlar n Türkiye ye gelmesi gerekiyor. Bu fonlar birkaç durumda Türkiye ye gelebilirler. Her fleyden önce bu fonlar n bulunduklar ülkelerdeki faizlerin düflmeye bafllamas gerekiyor. kinci olarak gidecekleri ülkedeki faizlerin yüksek ve enflasyonun tek haneli olmas laz m. fiu anda Türkiye, faizleri düflük tutarak bu ak fl sa layabilmekte. Ancak bunun sonsuza kadar gitmesi mümkün de ildir. Nitekim tüm ekonomistler bu yolun sonuna gelindi inin uyar s n yap yorlar. Yani s cak paran n aniden Türkiye den kaçma riski art r yor. 2- Cari aç azaltmaya yönelik önlemler almak. a) lk olarak Merkez Bankas döviz piyasas na müdahale ederek döviz al r. Ve böylelikle kuru yukar ya çekmeye çal fl r. Kurun yükseltilmesi ile birlikte ithal mal yurtiçine göre pahal lafl r. hraç mal yabanc lar için ucuzlar, dolay s yla ithalat k s l r, ihracat artar. Tabi bu arada gerekli olan birçok mal Türkiye ye gelmez. Örne in ithal edilen ilaçlar ülke içine girmeyebilir. Girse bile çok pahal oldu u için yoksul emekçi halk bunlar alamaz. Son dönemlerde Sosyal Güvenlik Yasas ve Sa l k Bakanl n n uygulamalar ndan dolay yoksul emekçi halktan insanlar n kanser gibi tedavi edilmedi inde ölümcül olan hastal klar n ilaçlar n bile alamad klar na tan k oluyoruz s kça. Ayr ca 2002 y l ndan beri MB döviz al - yor. 15 fiubat 2006 da yap lan 5 milyar dolarl k al m kurlara neredeyse hiç etki etmedi. TL nin de er kazanmaya devam etmesi ihracat n gerilemesine, ithalat n artmas na ve dolay s yla ihracat için üretim yapan firmalar n ya iflas etmesine yada belirli alanlara kaymas na yol aç yor. Bu da hem cari aç - büyütüyor, hem de üretilen mallar n iç piyasada pahal sat lmas na sebep oluyor. b) Merkez Bankas gösterge faizi düflürerek piyasa faizlerinin düflmesini sa lar. Böylece dövizden TL ye geçiflleri yavafllat p kurun yükselmesini sa lar. MB 2002 den beri gösterge faizleri 30 puan düflürdü ama kura belirgin bir etkisi olmad. c) Yurtiçi vergileri art rmak ve böylece d fl talebi k smak. Bu yöntemde d fl talep k - s ld nda iç talep de k s lm fl olur. ç talep k s ld nda üretim dolay s yla büyüme azalaca ndan ne üreticiler ne de tüketiciler bu yola baflvurulmas n isterler. Bu yol ve yöntemleri uygulayarak TC cari aç k sorunuyla bafl etmeye çal fl yor. Bütün bunlarla birlikte TC nin bu s cak paran n ülkeden kaçmas n engellemesi için gerek siyasi gerek ekonomik istikrars zl klardan uzak durmas gerekiyor. Ama ne yaz k ki bu mümkün de il li y llardaki Asya krizinde de görüldü ü gibi TC nin yar -sömürge kimli i ekonomik ve siyasi yaflant s n n pamuk ipli ine ba l oldu unu gösteriyor. Ayr ca somut örneklerle ifade edersek Cumhurbaflkanl seçimleri, türban, T. Kürdistan, Irak Kürdistan, K br s gibi ana bafll klar TC nin sorunlar listesinde 2007 nin en bafl nda karfl s na ç kacak maddeler. Bunun yan nda AB ile yaflanan kriz ise elde patlayan hediye paketi gibi. Cari aç k ve bu aç n ortadan kald r lmas yla çok ilintili gibi görünmeyen bir nokta ise Sosyal Güvenlik Yasas. Bu yasa tasar s IMF ile 2005 y l nda yap lan 19. Stand-by Anlaflmas çerçevesinde IMF yap sal uyum program n n önemli bileflenlerinden biri olarak gündeme gelmifltir. IMF ile uygulanan program çerçevesinde kamu maliyesinde kal c iyileflmeyi sa lamay hedefleyen reform çabalar n n temel unsurunun, bütçe dengelerini korumaya yönelik k sa vadeli tedbirler ile desteklenen genifl kapsaml bir sosyal güvenlik reformu oldu u belirtilmifl ve sosyal güvenlik reformu kredi anlaflmas n n koflullar aras na dahil edilmifltir.(4) Tüm bu istatistiklerin alt nda ve günlük yaflam içinde al m gücünün sürekli düflmesiyle birlikte yaklaflan krizin ad mlar n n gölgesi yoksul emekçi halk n üzerine düflmeye bafllad art k. Ekonomik krizin ayaklar n n alt nda s cak geçen k fl günlerinde gölgelenmek zorunda kalanlar krizin ne zaman evini, iflini, sofras ndaki ekme i talan edece ini, ne zaman diri diri mezara gömülece ini merak ediyor. Asgari ücretin 403 YTL oldu u, açl k s n r n n bile bin YTL ye dayand bir noktada yaflam n sürdürmeye çal fl yor. Türkiye de 3 milyon 38 bin kifli iflsiz. Yani iflsizlik oran % 21 (5) Resmi rakamlar burada da yalan söylüyor. Yaflam m z n devam büyük emperyalist tekeller ve spekülatörlerin paralar n TC devletinden esirgeyip esirgememelerine ba l. Bu da yoksul emekçi halk n daha ne kadar ve hangi yöntemlerle sömürülebilece inin tespitine milyon dolar olan cari aç k 2000 y l nda milyonlarca insan can ndan bezdiren krizin nedeni olan % 4,8 olan cari aç ktan iki kat fazlas yla % 9 lar dolay nda seyrediyor. Yani yeni gelecek olan krizin faturas 2000 lerdekinden çok daha fazla olacak. Bu krizin faturas n üreten, al nteriyle geçinen, emekçi yoksul halk çekmemeli. Bu krizin faturas n s rça köflklerde oturup krize sebep olanlar, eme i, al nterini sömüren, gasp edenler, emperyalist efendilerinin buyru undan d flar ç kmayanlar ödemeli.

18 23 Şubat-8 Mart Her madalyonun bir de öteki yüzü vard r! Yoksullu a dair binbir çeflit ifade kullan l rken, yoksullu u üreten kapitalist sömürüye, üretim araçlar n n özel mülkiyetine dolay s yla da üretim iliflkilerindeki eflitsizli e bilinçli olarak de inilmez. Sürekli olarak adaletsizlikten, haks zl ktan, gelir da l m ndaki bozukluktan dem vurulur, ama neden haks zl k ve adaletsizlik var, gelir da l m neden bozuk, kimlerdir gelirlerin büyük bölümüne el koyanlar? Yoksulluk ve yoksullukla mücadele sorunu emperyalist-kapitalist sistemin son zamanlarda gündeme s kça ald konulardan birini oluflturuyor. Yoksulluk sorunu ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, psikolojik vb. yönleriyle ele al nmakta ve bu alanlarda oluflturulan çeflitli kurumlar arac l yla çözüm üretilmeye çal fl lmaktad r. Ne var ki, bu sorunu çözmeye çal - flan n burjuvazi olmas, sorunu en bafl ndan çözümsüz hale getirmektedir. Varl ve süreklili i sömürü ve kitleleri yoksullaflt rmaya koflullu olan kapitalizmin bu sorunu ortadan kald rmas mümkün de- ildir. Yoksulluk yeni bir sorun ya da sadece son birkaç y la mahsus bir sorun de ildir. S n fl toplumlar n ortaya ç kt ve geliflti i ilk dönemden bu yana yoksulluk hep var olmufltur. Yoksulluk, toplumun bir kesiminin birçok temel ihtiyaçtan mahrum b rak lmas, s n fl toplumun gerçekli idir. Kapitalizm de bu gerçeklikten muaf bir sistem de il, aksine bu gerçeklik üzerinden büyüyüp geliflen bir sistemdir. Yoksulluk tehdit mi? Süreklilik kazanan bu durum zamanla sermayenin ayak ba olur. Sermayenin geliflmesinin, yeniden üretilmesinin önündeki en büyük engel haline gelir. Çünkü üretilen mal sat n alacak kitle sürekli olarak azalmaktad r. Dolay s yla sermayenin hareket yasas yani metalar n sat larak para sermayeye dönüflmesi zorunlulu u iflleyemez hale gelmektedir. Bu nokta sermayenin en büyük ç kmaz d r. Ve yoksullukla mücadele yöntemlerinin belirlenmesinde bu ç kmazdan kurtulma hedefi önemli bir rol oynamaktad r. fiu an ülkemizde 18 milyon kifli yoksul olarak de erlendirilmektedir. 909 bin kifli yani bir milyona yak n kifli de açl k s n r nda yaflamaktad r. Bu kesim hiçbir ifli, geliri olmayan en yoksul kesimdir. Günde 1,5 YTL nin alt nda bir parayla yaflamaya çal fl yorlar. 18 milyon yoksulun ço unlu u çal flan kesimden oluflmaktad r. Bafllarken de ifade etti imiz gibi son y llarda yoksulluktan daha fazla söz ediliyor, bu soruna çözüm yollar aran yor. Oldukça büyük bir sorun haline gelen iflsizlik ve yoksulluk egemenler aç s ndan iki yönlü bir t k nma oluflturmaktad r. Birincisi, sermayenin geliflim sürecinde aksamalar ortaya ç kmaktad r. Böylelikle var olan kriz daha da derinleflmektedir. Kitlelerin al m gücünün sürekli düflmesi büyük bir nüfusun afl r üretimi emecek durumda olmay fl, bunun nedenidir. kincisi, sosyal aç dan da büyük bir tehlike söz konusudur. Dünya genelinde milyarlar bulan yoksul ve iflsiz kitleler patlamaya haz r bir bomba gibidir. Sistemin devaml l aç s ndan bu tehlike potansiyelinin kontrol alt nda tutulmas zorunluluktur. Öyle ki her y l yay nlanan çeflitli raporlarda zenginle yoksul, zengin ülkelerle yoksul ülkeler aras ndaki uçurumun h zla büyüdü ü, küreselleflmenin yoksullu u h zland r p, art rd vb. tespitlere bolca yer verilmektedir: Dünyada 4 milyar insan günde 2 dolar n alt nda bir gelirle geçinmek zorunda kal yor; açl k yüzünden y lda 6 milyon çocuk ölüyor, her y l 1.8 milyon çocuk temiz su ve tuvalete eriflim olana bulunamad için ishalden ölüyor. Bu ve benzeri sonuçlar egemenler aç - s ndan büyük bir bafl belas d r. Durumun biraz hafifletilmesi gerekmektedir. Aksi halde yoksul kesimlerin sistemden umudunu kesmesi, baflka aray fllara girmesi, toplumsal düzenin bozulmas kaç n lmazd r! Mikro-kredi uygulamas yla 2006 Nobel Bar fl Ödülü nü alan Bangladeflli ekonomist Muhammed Yunus terörün önlenmesinde mikro-kredinin etkisini ifade ederken amaç ve hedeflerinin iyi bir özetini sunmaktad r. Hiçbir fleyi olmayan korku içinde yaflayan kendilerini sisteme ba l hissetmeyen insanlar n bu alanda (terör faaliyetleri kastediliyor) çal flmalar n n oldu unu bilmekteyiz. Siyasi ve ekonomik adaletsizli in insanlar, bu alandaki yönlendirmeye do ru itti ini düflünüyorum. Bu duygular yaflayan, insanlar sistemin sorunlar n çözmedi ini görmekte ve sistemin ötesinde kendi sorunlar n çözmeye çal flmaktad rlar. Mikro-kredi uygulamas yla insanlara ümit vermekteyiz. Bu ifadelerden de anlafl laca üzere egemenler aç s ndan bu sorun hayli önemli. Çözümü için projeler, programlar gelifltirmeleri bofluna de il. Yoksullu a dair binbir çeflit ifade kullan l rken, yoksullu u üreten kapitalist sömürüye, üretim araçlar n n özel mülkiyetine dolay s yla da üretim iliflkilerindeki eflitsizli e bilinçli olarak de inilmez. Sürekli olarak adaletsizlikten, haks zl ktan, gelir da l m ndaki bozukluktan dem vurulur, ama neden haks zl k ve adaletsizlik var, gelir da l m neden bozuk, kimlerdir gelirlerin büyük bölümüne el koyanlar sorular ve bu sorular n yan tlar büyük bir itinayla görmezden gelinir. Bu elbette ki basit bir yan lg n n, kavram kargaflas n n sonucu de ildir, tamamen ideolojik bir yaklafl md r. Buradaki önemli nokta bu söylemlerin kitleler üzerindeki etkisidir. Bu yüzden de kullan lan söylemler devrimci ve komünistleri ilgilendirmektedir. BM uzman Jean Ziegler flöyle diyor; Toplam nüfusunun bir kat fazlas n doyuracak olanaklara sahip bir dünyada açl ktan ölen her insan katledilmifl say l r. Oldukça çarp c bir ifade! Bütün bu elefltirilerin, ça r lar n yap ld s ralarda ABD ve yede indeki emperyalist güçler milyarlarca dolar harcayarak Irak ve Afganistan da binlerce yoksul insan katlediyor, açl k, yoksulluk, bulafl c hastal k gibi bir dizi felakete sebep oluyorlar. Yaflananlara karfl n ak t lan bütün timsah gözyafllar bu gerçeklerin hiçbirini gizleyemez, yok edemez. Kapitalizm do- as gere i her geçen gün yoksullu u ve açl büyütüyor. Yüz binlerce ezilen, yoksul kitle bir yandan açl kla bir yandan bombalarla katlediliyor. Yoksullukla mücadelede uygulanan programlara birkaç örnek: Mikro-kredi Yoksullukla mücadeleye iliflkin ilk akla gelen son y llarda yayg nl k kazanm fl olan Mikro-kredi Projesi dir. BM nin 2005 y l n mikro-kredi y l olarak ilan etmesi, 2006 Nobel Bar fl Ödülü nün bu projenin mimar ve uygulay c s olan Bangladeflli ekonomist Muhammed Yunus a verilmesi dikkat çekicidir. Projeye yak ndan bakmak faydal olacakt r. lk olarak Bangladefl te uygulanan ve burada gelifltirilen proje flu an 100 den fazla ülkede 137 mikro-kredi program n kapsayacak flekilde uygulan yor. Ve bu konsept dünya genelinde 125 benzer programa da öncülük ediyor. Mikro-Kredi Bankas olarak kurulan Gromen Bank (Yoksul Bankas ) n flu an Bangladefl te 12 bin çal flan 1192 flubesi ve 2.4 milyon üyesi var. Gromen Bank n orta olan Telenar flirketi bankan n yüzde 62 sini elinde tutuyor. Bunun Muhammed Yunus a hat rlat lmas üzerine verdi i yan t flöyle: Telenar maksimum kâr odakl çal fl yor, ama biz toplumsal amaçlar için çal fl yoruz. Bangladefl gibi yoksul bir ülkenin bankas n n 93.6 milyon dolar Norveç e göndermesi adil de il diyor ve flirket yönetiminin de- iflmesi için savaflaca n da ekliyor! Bu arada Telenar Bangladefl pazar n n yüzde 63 ünü elinde tutan bir flirkettir. Mikro-kredi projesiyle amaç yoksullu un azalt lmas için küçük miktarlarda krediyle ifl olana yaratmak. Yoksullara kefilsiz, senetsiz, teminats z sadece güvenerek küçük krediler veriliyor. Kredilerin geri ödenmemesine karfl bir yapt - r m yok. Kredi miktar örne in Türkiye de 100 YTL ile 2 bin YTL aras nda de- ifliyor. Geri ödemeler krediyi ald ktan bir hafta sona bafll yor ve 46 haftaya bölünerek ödeniyor. lk bak flta mikro-kredide hiçbir kâr amac güdülmedi i san l yor. Daha çok kefilsiz, senetsiz, hiçbir hukuki yapt r m olmayan bir yard m, destek faaliyeti olarak düflünülüyor. Kefilsiz, senetsiz kâr amac gütmeyifli ön plana ç kar l yor. Ancak bilinçli olarak gizlenen bir nokta var o da kredilerin ödenmesinde iflleyen faizdir. Geri ödemede faizin ifllemesi önemli bir ayr nt d r. Bu projeyle ilgili ç - kan haber, yorum vs. bu noktay belirtmekten özellikle kaç n yor. Ne kadar faiz iflledi i bilinmiyor. Ancak bu faiz oran çok düflük bile olsa önemli bir kâr sa lad kesin. Sistemin dünya genelindeki yayg nl düflünülürse bu daha iyi anlafl l r. Kald ki bu sistemin amac sermayenin üretim alan nda de erlendirilmesini sa lamaktad r. En yoksullara, en yoksul

19 Şubat-8 Mart 2007 bölgelere giden mikro-krediler kiflilerin ve bölgelerin sermayeyle ba lar n güçlendiriyor. Krediyi kullananlar sermayenin gelifltirilmesi ve ço alt lmas faaliyetinin bir parças oluyorlar. Yat r ma dayanmayan, gerçek karfl l olmayan ve devasa boyutlara varan asalak sermayenin çeflitli yollarla ve araçlarla (mikrokredi bunlardan birisidir) karfl l olan emek gücüne dayanarak ço alan bir sermayeye dönüfltürülmesi zorunludur. Ve ayn zamanda baflta da ifade etti imiz gibi tüketici kitleyi gelifltirme zorunlulu u vard r. Bunu da en iyi kredi sistemi sa lar. Marks kredi sistemini sermayenin merkezileflmesi ve dolafl ma sokulmas nda en önemli etkenlerden biri olarak tan mlar. flte mikro-krediyle sermaye en at l durumda olan yerlere ulafl yor. Yine bir baflka nokta da kad n iflgücünün de erlendirilmesidir. At l halde bekleyen kad n eme i aktif hale getiriliyor böylece. Özellikle kriz dönemlerinde iflyerlerinden evlerine dönen kad nlar mikro-kredi modeliyle kendi istihdamlar n oluflturarak ekonomiye katk da bulunma flans n yakal yorlar. Her ne kadar e itim ve nitelikli iflgücü oluflturulmas ayr bir çal flma ve planlama gerekirse de mikrokredi sistemi gelir da l m n n düzeltilmesi ve kad n iflgücünün de erlendirilmesinde baflar l bir model olarak dikkat çekiyor. (Metin Ercan 24 May s Radikal) Öte yandan verilen kredilerle aç lan iflyerleri, yap lan küçük yat r mlar süreklili ini koruyacak durumda m diye sormak ve bu aç dan da bir de erlendirme yapmak gerekiyor. Krediyi alarak iflyeri açan yoksul kad nlar temel masraflar n ç karabildiklerini söylüyorlar. Ancak bunun süreklili i tart fl l r bir konudur. Çünkü üretimin bütün alanlar nda dev tekellerin ve tafleronlar n hâkimiyeti söz konusudur. Pazar kontrol edenler bunlard r. Küçük mülk sahibi, küçük üretici, esnaf vb. kesimler birer birer yok oluyorken yada t pk KOB lerde oldu u gibi iflas etmeyip ayakta kalabilenler tekellerin fason üretimini yapan, tafleronlara, bayiliklere, flubelere dönüflüyorken yoksulun oldukça cüzi miktardaki sermayeler açt küçük iflyerleri varl n ne kadar sürdürebilir? Aç kt r ki sermayenin yeterince dal budak salmad at l halde duran önemli bir tüketici kesimin oldu u en ücra, yoksul bölgelerde bu faaliyetler bir süreli ine kazanç getirecektir. Zaman içerisinde geliflen rekabet daha büyük sermayelerin girifli bu küçük faaliyetleri ya ortadan kald racak ya da büyük alanlara ba- ml hale getirecektir. Geliflim her iki yönde de olacakt r. Sonuç olarak yoksullu a çözüm diye sunulan n uzun vadede bir çözüm olmad, sadece açl kla bo uflan yoksullar n bir süre daha dayanmalar n, aç kalmamalar n sa lad n ama esas olarak sermayenin ç kar na göre bir faaliyet oldu unu görmek gerekir. Türkiye de ne zaman ve nerede uyguland bu proje? Mikro-kredi uygulamas Türkiye de ilk defa 2002 de uyguland depremini yaflayan Düzce, Kocaeli ve stanbul un çeflitli semtlerinde Kad n Eme ini De erlendirme Vakf taraf ndan Makro Ekonomik Destek flletmesi ad alt nda uygulanm fl. Seçilen yerin deprem bölgesi olmas önemlidir. Çünkü bölge halk depremin y k nt lar n ortadan kald ramad, depremin açt yaralar saramad, yaln z b rak ld. Yaflanan süreç halk n sistemle/devletle olan ba lar n zay flatt. Bu ba lar yeniden güçlendirmek, halk n yaflam nda iyilefltirmeler yapmak gerekiyordu. Bu yüzden de ilk olarak burada uyguland te Türkiye sraf Önleme Vakf Baflkan ve AKP Diyarbak r milletvekili Aziz Akgül ün giriflimiyle Diyarbak r da uyguland. Siirt, fianl urfa, Van, Batman vb. illerinde yayg nlaflt r lan bu projeyle sadece Diyarbak r da 4 bin kifliye ulafl ld. T. Kürdistan n n seçilme nedeni oldukça aç k. flsizli in, yoksullu un, ulusal sorunun en boyutlu yafland, halk n sistemde ba lar n n en zay f oldu u bölgedir buras. Tabi sermaye aç s ndan geliflebilece i bir aland r. Türkiye deki projeye Vak fbank 50 bin dolarl k katk yapm fl. Projenin 500 bin dolarl k havuzuna en fazla katk y 200 bin dolarl k destekle George Soros un Aç k Toplum Enstitüsü yapm fl. Dünyan n önde gelen spekülatörlerinden biri olan ve s cak para vurgunlar yla birçok ülke ekonomisini çökerten Soros T. Kürdistan nda iyilik mele i olarak ç k yor karfl m za! Mikro-kredinin ilk olarak Maya Mikro Ekonomik Destek flletmesi projesi olarak uyguland dönemde de katk lar yla destek sunanlar; ABD li CRS, Levi s Foundation, Hollandal Bernard Von Leer gibi flirketlerdir. Bu flirketlerin katk lar yla mikro-kredi havuzunda 1 milyon dolar birikmifl. fiu an için daha çok T. Kürdistan nda uygulanan mikro-kredi projesi di er bölgelerin yoksul illerinde de uygulanacak dönemini kapsayan Orta Vadeli Program la Sosyal içerme ve yoksullukla mücadele hedefi belirlenmifltir. Bu kapsamla sosyal d fllanma ve yoksulluk riskini en aza indiren yap ya kavuflmas için yasal düzenlemeler yap lacak. Bunun için Meclis te haz rlanan bir yasa teklifi var ayr ca Fakir Bank veya Damla Bank ismiyle bir mikro-kredi bankas kurulacak Türkiye de. STK: Banka ve Holdinglerin Sosyal Sorumluluk Projeleri Bu kurumlar n projelerinin temel argüman da sosyal sorumluluk tur. Yoksullara karfl l ks z, geçici yard mlar, sadaka yerine ifl e itimi olana yaratmak vb. hedefler vard r. BM nin Hay rseverlik de il, yükümlülük fliar n n somutlanm fl halidir bu projeler. - Toplum Gönüllüleri Vakf (TOV) e itim a rl kl faaliyetlerinin yan nda yoksullukla mücadele alan na da el atm fl. Mikro-kredi projesini uygulayacak. - HSBC Bankas Mikro-kredi ile topluma destek kapsam nda yoksullukla mücadeleye destek verecek. HSBC Bank Afi. Genel Müdürü Piraye Antikar onurlu bir gelecek sunmay amaçlad klar n, 5 y lda 5 milyon dolar hatta bunun da üzerinde bir kayna sivil toplum örgütlerinin arac l ile destek vermek üzere bilançolar ndan ay rd klar n, bu kayna k rsal, büyük kentlerdeki yoksul yöreler ve üniversitelerden yeni mezun giriflimcilere eflit oranlarda paylaflt racaklar n, üzerinde bir y ld r çal fl lan projeyi bir ifl de il, sosyal sorumluluk olarak gördüklerini belirtiyor. HSBC nin projesi Ankara Mamak ta ve Samsun da uygulanacak ilk olarak. Bu proje d fl nda Ça dafl Yaflam Destekleme Vakf ve Birikim E itim Projesinde kendi çal flanlar n görevlendiriyor, bu kurumlara ba fllarda bulunuyor. - CitiBank birçok sivil toplum örgütü ile Birikim E itim Projesinde kendi çal - flanlar n görevlendiriyor, bu kurumlara ba fllarda bulunuyor. - Fortis Bank Toplum Gönüllüleri Vakf ile kütüphanelerin yenilenmesi projesine kat l yor. - Türkiye Bankalar Birli i Çok Yafla Bebek projesi kapsam nda 19 ilde 24 hastaneye t bbi cihaz ba fl nda bulunarak 10 bini aflk n bebe in hayata dönmesini sa lam fl. Milyonlarca iflçi-emekçi, iflsiz kitle, açl k s n r nda bir yaflama mahkum oldu- undan e itim, sa l k, kültür vb. temel ihtiyaçlardan yoksun kalmaktad r. Dolay - s yla da sosyal sorumluluk, sosyal yard m projeleri bu kesimleri cezbetmektedir. Kitlelerde tepkiye yol açacak ba fl, yard m, sadaka vb. ilkel yöntemler yerine daha ça dafl, küreselleflme ça na uygun, yoksulun onuruna dokunmayacak araçlar kullan lmaktad r. Zenginlerin, gözleri yaflartan hay rseverlikleri, ba fllar, devletin yiyecek, giyecek, yakacak, e itim malzemesi vb. yard mlar, aflevleri önündeki kuyruklarda afla lanan insanlar; yoksullar n kan na dokunuyor. Mahkum edildikleri açl k, geleceksizlik yetmiyormufl gibi bu onur k r c hay rseverliklere daha fazla katlanamaz insanlar. Mikro-krediler, ifl olanaklar, e itim, sa l k destekleri ve bunlar n sosyolog, psikolog, ekonomist, siyasetçi vb. bilumum sistem savunucusu taraf ndan programlar, projeler fleklinde uygulanmas bu zorunlulu un sonucudur. Yoksullukla mücadele diye yans t - lan n yoksullarla mücadele oldu u aç kt r. Ön plana ç kar lan yoksullukla mücadele, sosyal sorumluluk vs. söylemler, sloganlar burjuvazinin ömrünü uzatma, kendini üretme ç rp n fllar d r. Marks, kapitalist karfl l nda bir eflde er olmaks z n asla paras ndan ayr lmaz demektedir, kapitalizmin tahlilini yaparken. Bu konu özgülünde bu ifadeyi flöyle de kullanabiliriz: Burjuvazi karfl l nda sermayesini geniflletme ve ço altma, bununla birlikte yoksullar sat n alma hedefi olmaks z n paras ndan ayr lmaz!

20 23 Şubat-8 Mart KORKU DEVLET HER YERDED R En insani istem ve en demokratik taleplere dahi tahammül göstermeyip linç ve k y m kültürü ile karfl l k veren fliddet üzerine kurulu korku devleti, daha geliflkin düzeydeki ilerici ve devrimci düflünce ve fikirlere karfl ise s f r tolerans ve s f r tahammül gösterdi. fiiddetin en ileri düzeyde çok yönlü örgütlendi i aland r devlet. S n fl toplumlar n ortaya ç k fl kadar köklü bir tarihi vard r. Devlet, bask ve sömürü üzerine kurulu temel dayana ndan asla kopmadan egemen s n flara en genifl ve en kapsaml demokrasi olana sunup onlara bu hakk s n rs z bir flekilde kullanma alan açarken, egemen olmayan s n f ve tabakalara karfl ise her türlü sömürü ve bask y uygular. Devletin tarih boyunca de iflmeyen temel özelli i olarak fliddet hep var oldu, bu fliddet onun temel unsurlar ndan biri oldu. Devletin oluflturup, yaratt her türlü örgütlenme ve kurum (ordu-bürokrasi) devletin bekas ve selâmetini esas ald. Bu gerçeklik onun temel özelli i, var olufl nedeni ve yaflam kayna oldu. Bundand r ki, var olufl nedenine yönelik her türlü muhalif düflünce ve ayk r durufl affedilmez bir suç olarak görüldü, her türlü muhalif örgütlenme ve yap lanma soruflturma konusu oldu. Devlet, ordu ve bürokratik kurumlarla egemenli ini pekifltirip, sa lamlaflt rd. Bu fliddet ayg t yla her türlü muhalif düflünce ve örgütlenmeyi bast rma, susturma, sindirme ve imha yoluna gitti. Yaklafl k bir as rl k bir tarihi geçmifle sahip olan burjuva feodal karakterli TC devlet ayg t, ça n ve dönemin geliflmelerini ve özelliklerini dikkate alacak flekilde biçimlendi ve yap lanma yoluna gitti. Ancak her dönem demokratikleflme baflta olmak üzere yap sal sorun yaflamaktan kurtulamad. Ba ml ve ba l oldu u emperyalist-kapitalist sistemin ve ülkesindeki ufla olan komprador ve toprak a alar n n temel ç karlar - n koruma, güvence alt na alma özelli- inden asla vazgeçmedi. Zaten varl k nedeni bu s n fsal gerçeklik olan devlet, hemen her dönemde ve her f rsatta dönemin ve ça n geliflim ve farkl laflan özelliklerini dikkate ald. Sermayenin egemenli i ve koruyuculu u alt nda toprak ve ücret köleli i üzerine kurulu olan devlet, hemen her dönem demokrasi ve insan haklar yalan na sosyal ve hukuk devleti aldatmacas na, hukukun üstünlü ü ilkesi yaygaralar na baflvurdu. Bir yandan en a r ve en yo un sömürüye baflvururken di- er yandan en barbar ve en ilkel bask ve zorbal uygulad. Her zaman, her dönem ikili karakteristik ayak üzerinde var oldu ve bu iki ayak üzerinde yürümeye çal flt. Yani sömürü ve bask, yani diktatörlük ve burjuva-feodal demokrasi. Bir yandan toplumun en genifl s n f ve tabaklar na karfl en koyu ve en gerici bask lar uygularken, di er taraftan bir avuç sömürücü egemen s n flara en genifl, en s n rs z demokrasi ve özgürlük tan n p uyguland. Burjuva feodal devlet her fleye kadir emperyalist kapitalist devletlerle daha s k bir biçimde ba ml l k ve ba l l k iliflkileri içine girerken, emekçi kitleler üzerindeki boyunduru unu daha da güçlendirdi. Yerküre üzerindeki bütün yar -sömürge ülkeler, iflçiler emekçiler için âdeta birer askeri zindana dönüfltü. Ülkeleri sömürgelefltirip, halklar kölelefltiren, emekçileri mülksüzlefltirerek sefaletin kuca na atan, onlar n yeralt yer üstü zenginlik kaynaklar n talan eden, politik bak m ndan burjuva-feodal devletin gerici diktatörlüklerini destekleyip, sa lamlaflt ran emperyalizm, ayn zamanda ba ms zl k ve halk demokrasisinin en büyük düflman d r. Özgürlü ün ve halklar n en büyük düflman olan emperyalizmi sömürgelefltirdi i ülkelerden, ba ml ülkeleri ise emperyalizmden ba ms z düflünmek, ele al p de erlendirmek mümkün de ildir. Egemenler, özgürlük ve ba ms zl k düflünü yaflatmak ve büyütmek isteyenlere, ayk r ve muhalif durufl sergileyenlere ve bu yönde tutum tak n p hareket edenlere k saca devlet gibi düflünmeyen ve onun istedi i gibi hareket etmeyenlere karfl ard arkas gelmez soruflturmalar açt, düflüncelerine karfl düflmanl k besledi, onlar en ba naz faflist kinle karfl lad, yalan ve karalama dolu kampanyalar örgütleyerek, onlara karfl en taflk n sald r lar örgütledi. fiiddeti, katletmeyi bir yönetim biçimi olarak kullanan devlet, bunun için gizliaç k, legal-illegal, silahl -silahs z pek çok örgütlenmeler yarat p, her türlü, ajan, provokatör, k flk rt c, tetikçi, linççi yetifltirdi. Devlet için, vatan için silah çeken, kurflun atan say s z çete ve katil yaratt. Ve bundan övünç ve fleref duyan bir psikolojiyi toplumun en genç ve dinamik unsurlar üzerinde egemen k lmaya çal flt. En insani istem ve en demokratik taleplere dahi tahammül göstermeyip linç ve k y m kültürü ile karfl l k veren fliddet üzerine kurulu korku devleti, daha geliflkin düzeydeki ilerici ve devrimci düflünce ve fikirlere karfl ise s f r tolerans ve s f r tahammül gösterdi. Kutsal korku devleti sadece iflçilere, köylülere, emekçilere karfl de il, Türk olmayan milliyetten ve farkl inançlara mensup ezilenlere karfl da en barbar ve en vahfli bask ve fliddeti uygulamaktan çekinmedi. Ve onlara ya sev ya terk et, ya kay ts z flarts z itaat et ya da ölümlerden ölüm be en tercihinden baflka hiçbir seçenek b rakmayan korku devleti sadece egemen sömürücü s n flara, ülkenin, sermayenin ve zenginliklerin sahipleri olan efendilere ve onlar n koruyucular na her türlü s n rs z sömürme hakk ve halk bask alt nda tutma özgürlü ü sundu. Bütün bu s n fsal ve toplumsal nedenlerdendir ki muhalif ve ayk r düflünce sahipleri 301 gibi faflist rkç yasalarla tehdit edilmekte ve en ilkel ve barbar linç gösterileri örgütlenerek yazar ve sanatç lar, ayd n ve gazeteciler yarat lan korku da lar yla sindirilmeye çal fl lmaktad r. Bundan dolay d r ki bar fl ve kardefllik dolu talepleri sunan, dostluk dolu mesajlar ileten, rkç l a ve ayr mc l a karfl olmak suçu ndan baflka hiçbir suçu olmayan Hrant Dink alçakça katledildi. TC devletinin y llard r uygulad katliam ve k y m, linç ve sürgün gelene i Osmanl dan ttihat ve Terakki den günümüze dek özünden ve amac ndan hiçbir fley kaybetmeden devam edip gelen bir korku gelene idir.

21 Şubat-8 Mart 2007 Unutulmamal d r ki her muhalif düflünce ve aç klama egemenlerin yönetim gücünü zora sokan, kitleleri kolayca aldatma ve yanl fl yönlendirme etkisini azaltan geliflmeler olarak bakmak gerekir. Gücünü gerçeklerden ve halktan alan her ilerici, devrimci düflünce ve görüfller, sahibi ve sahipleri taraf ndan dile getirilip, kamuoyuna ve kitlelere mal edilmeye çal fl ld nda korkulu ve tehlikeli olmaya bafllar. O, art k kendinde de il kendisinden ç kan, halka ve kamuoyuna mal olmaya çal flan ve egemenleri tehdit eden bir olguya dönüflür. O zaman ad na derin devlet denilen asl nda devletin fliddet ve korkuya dayal illegal örgütlü bir gücünden baflka bir fley olmayan örgütlü unsurlar devreye girer. Ve bafllar aç ktan tehditler, gözda vermeler, sindirme, kaç rtma ve susturma hamleleri. Bu tehditlerin sonuç vermedi i yerlerde bilinen ve flimdiye dek uygulanan siyasi cinayetler bafllar. Kutsal korku devletine en güzel yan t ülkemizin ayd nlar, sanatç lar, ö rencileri, ilerici ve demokratlar verdi. Çeflitli milliyet ve inançlardan emekçiler verdi. Yürekleri sa lam, inançlar halk olanlar verdi. Say s z yüz binler verdi. fiiddet temelinde örgütlenmifl güç olan devlet, herkesin bu kutsal güç karfl s nda itaat etmesini, ona boyun e mesini ister. Egemen sömürücü s n flar üst yap kurumlar n hukuk, din, felsefe, medya vb. araçlar n kendi dünya görüflünün egemen k l nmas yönetilenler taraf ndan kabul edilip, benimsenmesi için örgütler ve yönetir. TC devletinin y llard r uygulad katliam ve k y m, linç ve sürgün gelene- i Osmanl dan ttihat ve Terakki den günümüze dek, özünden ve amac ndan hiçbir fley kaybetmeden devam edip gelen bir korku gelene idir. Nas l ki kapitalistler her zaman, kâr elde etme özgürlü ünü ve iflçilerin açl ktan ölme özgürlü ünü özgürlük olarak adland rm fllarsa benzer flekilde Türk devleti de kendisi gibi düflünmeyenleri, ayk r düflünceye sahip olanlar öldürme özgürlü üne sahip olmufl, onlar korkutup sindirme ve y llar boyu zindanda çürütme özgürlü üne sahip olmufltur. Onlar özgürlü- ü böyle alg lay p, kabul edip, y llar boyu uygulam flt r. Ezilenler, emekçiler için ölme özgürlü ü, bask ya u rama, zindana t k lma özgürlü ü, iflsizlikten sürünme, açl ktan ölme özgürlü ü olmufl; memleketin, maddi zenginliklerin ve servetin sahipleri olan egemenler içinse her türlü korkutma ve sindirme özgürlü ü her daim ve sürekli olmufltur. fiiddetin ikiz kardeflidir korku. Sermayeyi elinde bulunduran devlet korktu u için fliddete baflvurur, t pk zalimin korkup uygulamak zorunda oldu- u zulüm gibi. Burjuva-feodal devlet zay f ve c l z oldu u için, korktu u için fliddeti vazgeçilmez yönetim ve e itim biçimi olarak kullan r. Ve bir kez daha bu konuda s n f bilinçli proleterler yap lmas gerekenlerin neler oldu unu ve nas l yap lmas gerekti ini ö renmek için devrimin usta önderi Lenin yoldafla kulak vermelidir. Zaferi sa lam fl bir devrimi gerçeklefltirmedikçe Rusya da özgürlük olmayacakt r. Devrimi örgütleme yolunda at lacak her ileri ad m özgürlü e var lacak yolun k salmas demektir. Bu yol zorluklarla dolu olsa bile at lmak zorundad r. Korku ve bask devletine karfl cesaretli her durufl ve militan her karfl ç k fl, devrim yolunu döfleyen güçlü özgürlük tafllar olacakt r. Kadrolar baflta kendilerini ve ba l olduklar komitelerini s n f mücadelesini kavrayan; devrimci bilgi, devrimci politika belirleme ve uygulama alan nda ilerlemeyi ve geliflmeyi hedefleyen bir rotaya sokmal d r. Daha az ajitatif slogan, daha az MLM ve Proletarya Partisi söylemi, daha az biçim ancak daha fazla öz, daha fazla devrimci bilgi ve birikim, daha fazla devrimci araflt rma ve inceleme, daha fazla s n f mücadelesinin mevcut ve geliflen sorunlar na çözüm olmay amaçlayan yönelime girilmelidir. Kadrolar politik çal flmay s - n f mücadelesinin temel çal flma biçimi haline getirenlerdir. Dünden daha fazla devrimci bilgiye, dünden daha fazla s n f mücadelesinin her alandaki sorunlar n araflt rma-inceleme ve çözümü konusunda yo unlaflmaya çal flan bir çal flma biçimini esas aland r. Bilgi ve birikimi, tecrübe ve deneyimi, kendisini yenilemeyi de il, yinelenmeyi esas alan bir çal flma dogmatik basmakal pç subjektif bir çal flma olacakt r. Bu çal flma biçimiyle sorunlara çözüm de il, çözümsüzlük ç kar. Canl dinamik bir tart flma ortam yarat larak ideolojik, politik, örgütsel sorunlar n sorgulanmas esas üzerinde bilimsel araflt rma inceleme yönelimi sa lan r. Dar pratik içinde koflan, kendini sürekli bir flekilde tekrar eden, dünden farkl söyleyecek bir fleyi olmayan, dünden daha ileride devrimci çözüm önerisi, PUSULA Genç bir parti yaratma sorunu ayn zamanda yeni kadrolar yaratma sorunudur! gücü ve iradesi olmayan n s n f mücadelesinde baflar flans olamaz. Kadrolar n düflünce ve çal flma tarz nda politikleflme, komitelerde politikleflme ve partinin bütününde politikleflme düzeyinin yükseltilmesi ancak proleter ideolojinin yön verdi i düflünme araflt rma, inceleme, sorgulama ve çözümleme gücünün artt r lmas yla, s n f bilincinin var olandan daha da derinlefltirilmesiyle baflar l r. Canl olan n yenilenmesi kendini üreterek, eksikliklerini tamamlayarak, zaaflar n atarak, sa l kl olmayan yönlerini sa l kl bir konuma getirerek geliflimini güçlendirir. Sürecin sorunlar na ve zorluklar na karfl koyacak flekilde biçimlenir. Bu yenilenme, yeniden üretme ve biçimlenme; bütün komite ve hücrelerin, kadro ve militanlar n uyumlu ve kolektif çal flmas yla güç kazan r. Kadrolar toplumsal de iflim ve farkl laflmay, yaflanan geliflmeleri, toplumsal yasalar n flekilleniflini, çeliflmelerin geliflim seyrini ve boyutunu, halk n ruh halini ö renmek, toplumun nabz n elinde tutmak için sürekli flekilde bilgilenmelidir. Gerçekli- in yans mas olan devrimci bilgi fl - nda devrimci politika belirlenip, uygulan r. Propaganda ve ajitasyon çal flmas n somutluk üzerinde gelifltirilir. Parti ayg t n n uyumlu ve ahenk içinde çal flmas nda beyin yani önderlik, s n f mücadelesinin geliflkin bilgisiyle beslenerek politik yönlendiricili ini lay k yla yerine getirip, toplumsal de- iflimde belirleyici rol oynayabilir. Beyin, bütün organlara yön vererek organlar n hareket etmesini sa layand r. Beyin ile organlar aras ndaki iliflki diyalekti i önderlik ile komiteler aras ndaki iliflki diyalekti i iç içedir. Beyin, d fl dünyay do ru alg lay p kavrad ölçüde kendi hareketine yön verebilir. Kendine yönelen tehlikeleri an nda görüp bertaraf etmesini sa lar. Kendini sürekli yeniden üreterek yenileyen insan, ancak d fl dünyay da yeniden üreterek dönüfltürür. Üreterek kendini yenilemeyen bir insan n d fl dünyay de iflim ve dönüflüm sürecine sokmas beklenemez. Sorunlar n derinlemesine, çok yönlü ve ayr nt l incelenmesi, do ru politikalar n belirlenerek yaflama geçirilmesi kolektif çal flmayla mümkündür. Kolektif faaliyet bireylerin çok yönlü olarak geliflmesini, yetkinleflmesini aç a ç - kart r. Geliflimini besler. Yöntem olarak dogmatizmden, öznelcilikle biçimlenen subjektivizmden kurtuldukça politikleflmenin, geliflim ve ilerlemenin önü aç l r. Bilgilenme ve politika yapma gücü ortaya ç kar; etkileme, de ifltirme, dönüfltürme kapasitesi artar. Dar pratik içinde bo ulmadan, s n f mücadelesinin prati inden kopmadan, s n f mücadelesinin sorunlar toplumun geliflim yasalar üzerinde yo unlaflarak politikleflme yarat l r. Kadrolar yoku var eden, olmaz olur k land r. Bütünüyle kendini ortaya koyan, kararl, insiyatif sahibi, gönüllü, bafllad ifli bitiren, görev ve sorumlulu unu lay k yla yerine getirendir. Devrimci morali yüksek oland r. Devrimci irade denilen güç yukar da say lanlar n sentezidir. deolojik-politik-örgütsel olarak sa lamlaflm fl, s n f mücadelesinin sorunlar na yan t vererek, önderlik eden en genifl kitleleri etraf nda birlefltirerek harekete geçiren bir parti yaratma sorunu ayn zamanda kadrolar n yarat lmas sorunudur. Bu sorun da s n f mücadelesinin do ru kavranmas yla çözülür. Bir KP yi KP yapan onun Marksist- Leninist-Maoist ideolojik flekillenifli, Bolflevik örgüt yap s ve do ru politik çizgisidir. deolojik olarak zay flayan do ru politik hatta olamayaca gibi, örgütsel olarak Bolflevik özelliklere de sahip olamaz. Gerçekli e bilime dogmatik ve öznelci her yaklafl m araflt rma ve inceleme yönteminde yanl fll a, analiz gücünde zay fl a ve çözümlemede yanl fll a düflecektir. Bu zay fl k ideolojik zay flamay, politikada oportünizmi, örgütsel yap lanmada Menflevizmi getirecektir. deolojik politik olumsuzluk ve zay flama sadece orayla s n rl kalamaz. Politik hatt ve örgütsel yap y ve kadrolar olumsuz etkilemekten gecikmez. Di er alanlar etkilemek gibi olumsuz süreci yaflat r. S n f savafl m nda ideolojik mücadele tayin edici özelliktedir. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi proletaryan n devrim ideolojisi ise devrim bilimi araflt rma ve incelemeye, de erlendirme ve çözümlemeye; politikan n belirlenip, örgütsel olarak uygulanmas na hizmet eder. Kadrolar proletaryan n en yüksek örgütlenifl biçimi olan KP nin profesyonel devrimcileridir. Profesyonellik, yaflam n devrime adayan devrimin ideolojik, politik ve örgütsel sorunlar üzerinde ciddiyetle kafa yoran, araflt ran inceleyen, çözüm üreten, örgütleyen niteli e sahip oland r. Düflünen, üreten ve uygulayand r. S k ve sürekli bir politik çal flma içinde oland r. Kitlelerin tayin edici rolünü ve Partinin önder rolünü daima savunan s n f mücadelesinin her bir prati inde uygulamay baflarand r.

22 23 Şubat-8 Mart Emperyalistler aras dalafl k z fl yor Dünyan n bütün zenginliklerini tek elde toplama yar fl na giren emperyalistler aras dalafl giderek k z fl yor. Birinci ve kinci Emperyalist Paylafl m Savafllar sonucu kendi aralar nda dünyan n yeralt ve yerüstü zenginliklerini bölüflen emperyalistler; günümüzde içine girmifl olduklar ekonomik krizlerden ç kabilmek için, yeniden pastay bölüflme, daha do rusu pastan n büyük dilimini kapma yar fl n h zland rd lar l y llar n bafl nda Rus Sosyal Emperyalizminin çöküflünden sonra dünyan n jandarmal na soyunarak hâkimiyetini ilan etme çabas içinde olan ABD emperyalizmi, ekonomik krizinin derinleflmesiyle birlikte, dünyadaki güç dengelerini kendi lehine de- ifltirmek için bir dizi sald r harekat bafllatt. Büyük Ortado u Projesi ni hayata geçirmeye çal flan ABD, bir yandan da kendisine güçlü bir rakip olarak ortaya ç kan fianghay Toplulu u nu kontrol alt na almak istemektedir. (Zira, Afganistan bu toplulu u oluflturan ülkelerin ortas nda bir yerde durmaktad r.) Pastay tek bafl na ABD ye kapt rmamak isteyen di er emperyalistler ise, bu sald r lar karfl s nda memnuniyetsizliklerini homurdanmaya bafllad lar. Özellikle Irak iflgali döneminde, yapt klar anlaflmalar ve enerji ihtiyac n tehlikeye düflece ini gören di er emperyalistler baflta karfl ç ksalar da, sonra tamamen kaybetmemek ve petrol pastas ndan pay almak için destek vermeye bafllad lar. Buna ra men önemli derecede kay plar olmufltur. Bir kez daha bu meseleye de inmemizin nedeni, 10 fiubat 2007 tarihinde Almanya n n Münih kentinde düzenlenen 43. Münih Güvenlik Zirvesi nde, Rusya Devlet Baflkan Putin in yapt konuflman n ard ndan yaflanan tart flmalar ve emperyalistler aras çat flman n yüksek sesle dile getirilmesidir. Gazetelerde, televizyonlarda So uk Savafl dönemi ni and ran aç klamalar olarak yans t lan konuflmada, Putin aç k bir flekilde ABD nin politikalar ndan ve NATO nun geniflletilmek istenmesinden duydu u rahats zl dile getirdi. Bunun üzerinden ise ABD yetkilileriyle sert tart flmalar yafland. ABD nin süper güç olarak varl - n devam ettirmesi di er emperyalistler ülkeler gibi Rusya y da rahats z etmektedir. Putin bu rahats zl n Zirvede flu sözlerle ifade etmektedir. NATO nun genifllemesi bar fl n korunmas na katk sa lamamaktad r. Dünyada tek bir güç olmas faydal de ildir, tek bir ülkenin tek bafl na hareket etmesi dünyada her zaman daha fazla ac ya neden olmaktad r. Tek kutuplu dünya ne demek? Bu kavram ne kadar süslerseniz süsleyin, bu dünyada tek bir güç merkezinin, tek bir kuvvetin, tek bir patron olmas demek. Bu demokratik de il, baz lar bize demokrasi dersi veriyor. Ancak demokrasiyi kendileri ö renmek istemiyor. Bu sözlerin arkas nda Rusya n n zarar gören ç karlar n n oldu u su götürmez bir gerçek olarak karfl m za ç kmaktad r. Birbirine demokrasi dersi vererek, yapt klar n gizleme yoluna gitmenin bir baflka yöntemi olarak Putin in aç klamalar gündeme oturmaktad r. Yoksa Rusya n n dünya halklar n düflündü ünden, ac, katliam, yoksulluk gibi dünya halklar na emperyalistler taraf ndan reva görülen uygulamalara karfl ç kt ndan de ildir iyi niyet gösterileri. Y llard r örne in Çeçenistan da Rusya n n yapt zulüm ve katliamlar bütün dünya yak ndan takip etmektedir. Yine ç karlar söz konusu oldu unda 22 Kas m 2002 tarihinde ABD Baflkan Bush la birlikte kameralar n karfl s na geçerek Irak yönetimini flöyle tehdit etmekteydi Putin; Ba dat hükümetinin Birleflmifl Milletler kararlar na uymas gerekmektedir, aksi takdirde sonuçlar na katlanmas gerekir... Yine ABD nin, Irak a sald r s nda kendilerinin de görev alabileceklerini vurgulamak isterken de, ABD nin Irak a karfl tek bafl na hareket etmemesini belirtiyordu. Putin konuflmas nda Bush un Orta Avrupa (Çek Cumhuriyeti) ve özellikle Polonya da kurmay plânlad füze kalkan projesine dair kriz konusunda da taviz vermeyece ini belirtti: Füze kalkan kurma nedenleri ikna edici de il. Biz de kendi güvenli imiz için önlem al r z. Bu da silahlanma yar fl n bafllat r fleklinde Putin in yapt konuflmaya karfl l kl olarak sen üretiyorsun biz biliyoruz, sen de üretiyorsun biz de biliyoruz fleklinde at flmalarla kimin ne kadar kimyasal silah üretti ini deflifre etmekteydiler. 90 da Rus Sosyal Emperyalizminin da lmas n n ard ndan ABD tek kutuplu dünya, küreselleflme vb. söylemlerle atak yaparken, Rusya n n bunlarla yar flacak durumu yoktu. Ancak son y llarda ekonomik olarak yapt ç k fllarla dikkat çekti. Bu ç k fl yla birlikte bölgede ABD nin karfl s na ciddi bir güç olarak ç kan fianghay Befllisini de Çin ile birlikte kurunca, di er emperyalistlerin özellikle de ABD nin dikkatini çekmeye bafllad. ABD nin baz Avrupa ülkelerine füze kalkan sistemini yerlefltirme program na karfl l k; son teknoloji ürünü olan (ki, bunlar n bir k sm ABD ordusunda bile yok) 185 milyar dolarl k yeni silahlanma paketini uygulamaya koydu. Bununla birlikte uzun y llard r büyük bir çekiflmenin yafland Arap ülkelerine yönelik de Rusya n n belli giriflimleri olmaktad r. Bu giriflimlerle de Ortado u nun zenginliklerini tek bafl na ABD ye b rakmayaca n n sinyallerini vermektedir Putin. Putin in aç klamalar na cevap vermekte gecikmeyen ABD ise yeni krizler yaratman n yararl olmayaca n savunmaktad r. Bugün özellikle Irak konusunda bir ç k fl yolu bulamayan ABD yeni düflmanlar edinmek istememektedir. Bu nedenle Rusya ya daha temkinli yaklaflmaktad r. Bunu fark nda olan Rusya ise eline geçen kozu sonuna kadar kullanarak, paylafl mdan pay alman n yollar n zorlamaktad r. Zira, olas bir ran sald - r s nda, Irak iflgalinde oldu u gibi eli bofl kalmak istememektedir. Hamas ve El Fetih Ulusal Birlik Hükümeti nde anlaflt Emperyalistlerin ve onlar n Ortado u daki jandarmas Siyonist srail in bölgeye dönük projelerinde önemli bir rol oynamay sürdüren Filistin sorununda bir kez daha yeni bir evreye girildi. El Fetih ile Hamas aras nda, Suudi Arabistan n Mekke kentinde yap lan bir anlaflmayla Ulusal Birlik Hükümeti kurma karar al nd. Bu anlaflman n uzunca süredir devam eden kardefl kavgas n sonland rmay hedefledi i söylenmekte. Bunun ne kadar baflar l olaca n ise önümüzdeki günlerde görece iz. Çünkü bu anlaflman n özde, emperyalistlerin Ortado u ya dönük projeleri do rultusunda gerçekleflti i bilinmekte ve hedeflerinden biri de Filistin direniflini bitirmektir. Anlaflman n, Abbas n son süreçte Rice vd. ABD temsilcileri ile yapt görüflmelerin ard ndan gelmesi ise, ard nda emperyalist projeler yatt düflüncesinin iyice güçlendiren bir faktör olmaktad r. Abbas n, ABD nin tam deste ini arkas na alarak erken seçim ça r s yapmas n n ard ndan El Fetih ile Hamas aras ndaki çat flmalar giderek artm fl ve Filistin de tam bir kardefl kavgas hâkim olmaya bafllam flt. Çat flmalar n giderek t rmand bu ortam ise, iflbirlikçi Abbas n tek bafl - na iktidara tafl nmas ve Filistin in emperyalist ve Siyonist ç - karlara hizmet edecek biçimde yeniden flekillendirilmesini giderek zorlaflt rmaya bafllam flt. Ancak, El Fetih le birlikte Hamas n da denetim alt na al nmas n, uzlaflmaya daha aç k hale getirilmesini hedefleyen bu süreç, Siyonist srail in sald r lar n çeflitli biçimlerde sürdürmesini engellemifl de il. Anlaflman n yap ld günlerde, Filistinlilerce kutsal say lan Haremüflflerif yak n nda hafriyat çal flmalar na bafllayan Siyonistler, zaten son bulmam fl olan gerilimi tekrar t rmand rd lar. Hafriyat çal flmas n protesto etmek için gösteri düzenleyenlere karfl çevreye binlerce polis y an srail in Ulusal Birlik Hükümeti ni tan ma noktas nda da eski tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Anlaflmay incelediklerini söyleyen Olmert ise, anlaflmay ne tan d klar n ne de flimdilik ret ettiklerini aç klayarak, yeni Filistin hükümetinden koparacaklar tavizi art rmaya çal flt klar n n sinyallerini veriyor.

23 Şubat-8 mart 2007 Güvenlik Konferans karfl t eylemler Her y l fiubat ay nda oldu u gibi, Münih in içinde güvenlik önlemleri al nd : tüm caddelere kapat ld, otobüslerin ve tramvaylar n güzergahlar epeyce uza a tafl nd. Metrolar n girifl ç k fllar kapat ld. Tüm bu güvenlik önlemlerinin nedeni ise, emperyalistlerin Güvenlik Konferans ad alt nda gerçeklefltirecekleri toplant yd. Bu afl r önlemler sadece bu toplant y protesto etme haz rl nda olanlar n de il, kentin herkesimden tüm halk n öfkesine neden olmufltu. Bu y l 43.sü yap lan bu toplant yine Bar fl ve Diyalog slogan yla gerçeklefltiriliyordu. Ancak emperyalizm ne bar flç ld r ne de sömürdü ü ülkelerle eflit koflullarda bir diyalog yürütür. Tüm çabalar dünya hâkimiyeti içindir. Bu y lki konferans ayn zamanda ABD emperyalizminin Irak ve Afganistan iflgallerinde yaflad fiyaskonun, ran a karfl giderek büyüyen sald r tehdidinin ve bununla birlikte savafl n tüm Ortado u yu içine alma olas l n n ve de emperyalistler aras ndaki çeliflkilerin giderek derinleflmesinin gölgesinde gerçekleflti. Emperyalistler aras ndaki çeliflkiler büyürken, halklara karfl sald r larda ortaklaflt klar n n göstergesi ise, Almanya Baflbakan Merkel ve Putin in ran sorununda ortak hareket edeceklerini aç klamalar yd. Güvenlik Konferans 2001 y l ndan beri BMW ye ait olan Herbert-Quandt Vakf taraf ndan organize edilmekte. Vakf n baflkan ise Almanya n n eski muhafazakâr Baflbakan Helmut Kohl un dan flmanl n da yapm fl olan Horst Teltschik. Teltschik konferans öncesi yap lan bir röportajda flöyle diyordu: Herkesin düflüncesini özgürce söyleyebildi i bir demokraside, siyasi sorumlular korumak zorunda kalmak çok trajik. Diktatörlüklerde böyle bir fley mümkün olamazd. Herkesin düflüncesini ne kadar özgürce ifade edebildi i ise, polisin konferans protesto etmek isteyenlere yönelik tutumunda net bir biçimde görüldü! Konferans, 100 civar nda kurumun ortak organize etti i ve binlerce kiflinin kat ld eylemlerle protesto edilmek istendi- inde, çevrede konuflland r lm fl olan 4 bin polisin sald r s yla karfl lafl ld. Sald r larda 17 kifli gözalt na al nd. Yine ayn günlerde Almanya da yap lan G-7 Zirvesi de binlerce kiflinin kat ld eylemlere sahne oldu ve eylemciler burada da polisin sald r s yla karfl laflt. Vietnam Vietnam n Binh Duong Eyaleti ndeki bir giyim firmas nda çal flan 4 bin tekstil iflçisi 1 fiubat tan buyana grevdeler. Çal flanlar daha yüksek ücret ve ifl koflullar n n iyilefltirilmesini talep ediyorlar. flyeri yönetiminin hasta olan iflçileri zorla çal flt rd ifade ediliyor. Bu grev geçen y l gerçekleflen grev dalgas n n ard ndan yap lan ilk en büyük grev niteli i tafl yor. Geçen y lk grev dalgas n n sonucunda ücretlere % 40 zam yap lm flt. Kanada Kanada Ulusal Demiryollar nda çal flan demiryolu çal flan greve gitti. Demiryolu iflçilerinin ba l oldu u UTU Sendikas yemek molalar n n uzat lmas n ve ücretlerin art r lmas n talep ediyor. Demiryolu iflletmesi eylem süresince idari personelle iflleri yürütmeye çal fl yor. Bu durumdan en fazla etkilenen ise nakliyat olmakta. ABD emperyalizminin Irak ta girdi- i iflgal bata na neden aray fllar, inand r c l ktan uzak oldu u gibi, ç kmaz n aczinden ne dedi ini bilmez olarak ifade edilebilecek argümanlara sar lmas n da beraberinde getiriyor. ABD hükümet yetkilileri, demokrat parti milletvekilleri ve de bunlara ba l baz medya devleri son günlerde kamuoyuna srarla flu komik olmaktan da öte iddiay kabul ettirme çabas ndalar: Irak toplumunun kaosa ve bir iç savafla sürüklenmesinin suçlusu ABD iflgali de il, Irakl lar n kendileridir! Ki bu gerçekli i yani Irak ta bugün hakim olan iç savafl görüntülerinin yegane sorumlusunun, bafl n ABD emperyalizminin çekti i iflgal güçleri oldu unu art k bugün tüm dünya -en az ndan ezilen halklar-, çok aç k ve de net bir biçimde görmektedir. Kimilerinin düflündü ü veya öngördü ü gibi, Bush hükümetinin Kongre yenilgisinin ard ndan ABD emperyalizmi Irak politikas nda geri ad m atar, buna ba l olarak da askerlerini geri çeker anlay fl do rulanmad. Aksine ABD emperyalizmi Irak iflgalini geniflletme prati ine yöneldi. Ayn zamanda mezhep ve etnik çat flmalar n t rmand r lmas yönlü çabalar da içeren bu son yönelimle birlikte Irak eskisinden daha fliddetli çat flmalara sahne olurken, giderek artan kan banyosunda yaflam n yitirenlerin say s günde en az Evrensel Bak fl ABD Irak taki suçluyu buldu: Irak halk! aras rakamlar ulaflt. ABD nin on binlerce takviye askerini devreye sokarak, bölgedeki müttefiklerini de yan na alarak kapsam n geniflletti i ve de haftalarca sürece i söylenen operasyonlar n ortaya serdi i bu kanl tablo sürerken, direnifl cephesi de ayn günlerde kendi cephesinden süreci karfl lamaya dönük haz rl klar içine girdi. Özellikle de iflgalcilerin bafll ca hedefinde olan Sünni direnifl gruplar - n n liderleri ortak savunmaya dönük bir toplant gerçeklefltirdiler. Bu toplant da, iflgal sald r s ndan sadece ABD nin de il, ayn zamanda baz fiii gruplar n ve de Kürtlerin de sorumlu tutulmas na iliflkin yaklafl m, bu kesimler aras çat flmalar n da artaca n n sinyallerini veriyordu. Bu durum ise bölgeye dönük bu yönlü emperyalist politikalar n hedefine ulaflmaya bafllad n gösteriyor. Bu toplant n n yap lmas ndan ve direnifle dönük ortak kararlar n al nmas ndan sadece birkaç gün sonra yaflanan bir geliflme ise dikkatlerin tekrar Sünni direnifle çevrilmesine neden oldu. Bu direnifl gruplar ndan birinin iflgalcilere müzakere önerisi getirdi i söyleniyordu. Sünni gruplar n yapt toplant da bu öneriye iliflkin bir yaklafl m n gündeme gelip gelmedi i, daha do rusu bunun -e er gerçeklik pay varsa, bir spekülasyondan ibaret de ilse- ortak bir öneri olup olmad bilinmezken, sözü edilen önerinin 20. Devrim Tugay liderlerinden Ebu Salih El Cilani taraf ndan ngiltere de yay nlanan The Independent gazetesine gönderildi i aç kland. Müzakare önerisinin, iflgalcilerin Irak terk etmesi, Irak fiiilerine ve Kürtlerine ayr cal k tan yan Irak Anayasas n n feshedilmesi gibi taleplerin yan s ra, ABD nin Maliki hükümetinden istedi i taleplerle örtüflen talepler içermesi ise meselenin düflündürücü yan n oluflturuyor. Örtüflen bu taleplerin bafl nda ise, Ölüm Mangalar n n da t lmas ve militan gruplar n yasad fl ilân edilmesi geliyor. E er bu öneri ve içerdi i talepler do ruysa, acaba gerici slâmi önderlikler Irak ta kendi hâkimiyetlerini sa lamak için iflgalcilere göz mü k rpmaya bafllad demek pekte yanl fl olmaz. Bunun do rulanmas durumunda ise, bu hareketlere iliflkin, emperyalizmin yaratt ve sömürü sisteminden beslendikleri bunun için de emperyalistlerle eninde sonunda uzlaflabilecekleri, - iflgal karfl t olabilecekleri- o da ç karlar öngördü ü ölçüde ancak kesinlikle anti-emperyalist bir karakter tafl mad klar yönlü tespitlerimizde yan lmad - m zda bir kez daha ortaya ç kacakt r. Irak iflgali artan fliddete paralel olarak yaflanan bu yönlü geliflmelerle h z kesmeden sürerken, ABD emperyalizmi ve müttefikleri de Ortado u ya dönük hegemonya iddialar n korumaya ve ad mlar n da bu hedefe uygun atmaya devam ediyorlar. Bunun içindir ki ran a dönük sald r olas l da hala güncelli- ini koruyor. Buraya dönük bir sald r n n zeminin haz rlama amaçl ortaya at lan ran n Irakl direniflçileri silah vb. teçhizatla donatt ve de Irak n iç ifllerine kar flt iddialar ABD emperyalizminin hala sar lmaya çal flt argümanlarken olurken, ran Körfezine deki askeri y - na n çap da giderek art yor. Ancak görünen o ki, ABD emperyalizmi ran a sadece askeri yapt r m ve tehditlerle de- il, ekonomik olarak da diz çöktürmek istiyor. Avrupa ve Asya daki birçok büyük banka, petrol flirketi ve daha birçok büyük tekel, ABD Ekonomi Bakanl ve ABD yetkililerince, Tahran la tüm kredi, yat r m ve ekonomik iflbirli ini kesmeye ça r l yorlar. ABD bu yönlü bask lar n ise giderek artan savafl tehdidine ve böyle bir tehdit karfl s nda yasalar n, Amerikan ve yabanc firmalara, savafl tehdidi oluflturan ülkeyle herhangi bir iliflkiye girmeleri durumunda ceza verilmesini öngörmesine dayand r yor. ran a dönük ekonomik savafl anlam na da gelen bu durumun, iflgal bata- ndan kurtulmaya çal flan ABD emperyalizminin zaman kazanmaya dönük bir manevras m yoksa ran la bir diyalog kap s aralama hamlesi mi oldu unu ise zaman gösterecek. Ahmedinejad n geçti imiz günlerde getirdi i diyalog önerisini de dikkate ald m zda, ran cephesinin de bu yönlü bir e ilime çok uzak olmad n söyleyebiliriz. Tüm bunlardan daha önemli ve de- erli olan ise özelde iflgal alt ndaki halklar n genelde ise tüm dünya ezilen halklar n n gerçek sorumlular n kimler oldu- unu giderek daha fazla bilince ç karmalar d r. Bunun içindir ki, hem emperyalizmin sald r lar na karfl antiemperyalist mücadeleyi, hem de bu sald r lar n bir parças olan rkç -floven sald r lara karfl anti-faflist mücadeleyi yükseltme çabalar na giderek h z veriyorlar.

24 23 Şubat-8 Mart Kad nlar, emperyalist sald rganl a, ezilmeye, sömürüye ve flovenizme karfl birleflik mücadeleye! 4 Mart ta Kad köy de alanlarday z! 8 Mart s n f mücadelesinin ve emekçi kad nlar n mücadelesinin tarihsel kazan mlar ndan biridir. Eflit ifle eflit ücret, 8 saatlik iflgünü!, sendika hakk, insanca yaflam gibi talepler için aya a kalkan Amerikal tekstil iflçisi kad nlar yolu açm fl mücadeleyi bugüne tafl m fllard r. Bizler, bu y l da geçen y llarda oldu u gibi 8 Mart tarihsel, s n fsal özüne uygun olarak alanlarda kutlayacak, sorunlar m z, taleplerimizi, özlemlerimizi hayk rarak bunlar için mücadele edece iz. Günümüzde emperyalist iflgal ve sald - r lar n, neoliberal politikalar n karfl s nda Irak ta, Filistin de, Afganistan da en a r bedelleri kad nlar ödüyor. Kürt ulusuna yönelik olarak sürdürülen imha ve inkâr politikalar n n en a r sonuçlar n kad nlar yafl yor. Devlet eliyle k flk rt lan milliyetçi floven dalga gene en çok kad nlar vuruyor; çocuklar n halklar n katili olmaya itiyor. Emekçi kad nlar, emperyalist neo-liberal y k m sald r s n n en a r sonuçlar n yafl yorlar. Kad n ve çocuk eme i gitgide artan oranda ucuz ifl gücü olarak üretime çekiliyor, üretim evlere tafl narak ev kad nlar da ücretli kölelik zincirine ba lan yor. Kapitalist düzende emekçi kad nlara düflen ya çok düflük ücretlerle çal flmak ya da mutfak hapsini kabul etmektir. Ezilenlerin en ezileni kad nlar n kendilerini gelifltirebilmelerinin, vas f ve beceri kazanabilmelerinin yollar büyük oranda t - kal d r. Bu yüzden de üretimde yer alan kad nlar n ço u vas fs z olarak çal flt r l r ve sözümona aile yaflam n pek seven burjuvazi onlar rahatl kla saat çal flt r p, çocuklar na, sevdiklerine hasret b rakabilir. Erkeklerden daha düflük ücret al rken çifte sömürüye tabi tutulurlar. fl yerlerinde u rad klar taciz ise neredeyse s radan bir uygulama haline gelmifltir. Kapitalizm, kad n yedek ifl gücü defterine yazd ndan sermaye için gerekti inde kap ya ilk konan da onlar olurlar. Kad nl klar, annelikleri hem ifle al nmalarda hem de iflten at lmalarda kendilerine karfl silah olarak kullan ld gibi hamilelik ve do um izni gibi haklardan, emzirme odalar ve krefl gibi olanaklardan yoksundurlar. Uzun ifl saatlerinde, mesailerde hayatlar pahas na çal flmalar na ra men en insani haklardan bile yoksundurlar. Daha dün Urfa da kamyon kazas nda, Türk Hava Yollar nda uçufl s ras nda, geçen y l Bursa da tekstil fabrikas nda... Onlarca emekçi kad n yaflam n yitirdi. Dünyan n her yerinde emekçi kad n n ev ifllerinde, çocuk bak m nda harcad zaman emekten say lmaz ve kad n n görünmeyen eme- ine el konulur. Seslerini ç karmaya kalkt klar nda ise ön yarg larla karfl lafl r, afla - lan p horlan rlar. Kad nlar, yüzy llard r evde, sokakta, ifl yerinde toplumsal hayat n her alan nda, daha çocukluktan itibaren bask alt na al narak sindirilip eziliyor, töre ve namus cinayetlerinde kurban ediliyor, intihara sürükleniyorlar. Ücretli kölelerinde kölesidir kad n... Hem ulusal, hem s n fsal hem de cinsel sömürü ve bask alt ndad r. Bafl n kald rd - nda burjuvaziden önce geleneklere, ön yarg lara ve içsellefltirilen kölelik duvarlar - na çarp yorlar. Art k yeter! demek kad nlar n kendi ellerindedir. Dünya tarihinde bask ya, sömürüye, ezilmiflli e, ikinci s n f olmaya hay r deyip bafl kald ran, mücadele eden onlarca kad n direniflçi vard r. Bizler, mücadele bayra n, dünyada; Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Aleksandra Kollantai, Leyla Kas m ve nicelerinden, ülkemizde; Lale Çolak, Nilgün Gök, Sabahat Karatafl, Ayçe dil Erkmen, Fatma Koyup nar, Nergiz Gülmez, Hatice Yürekli, Berna Ünsal, Barbara Anna Kistler, Meral Yakar, fiengül Boran, Zeynep K nac (Zilan), Serpil Polat, Didar fiensoy ve daha nice ölümsüzleflenlerimizden devrald k. Bu bayra daha da yükseltmek ve haklar m z savunmak için 4 Mart ta alanlarda olaca z. Bizler, 8 Mart lar yaratanlar, baflta emekçi kad nlar olmak üzere tüm iflçi ve emekçileri; Mücadele alanlar n özgürlefltirmeye, kavga bayra n yükseltmeye alanlara ça - r yoruz. Ve bizler; emperyalist iflgal ve sald rganl a, sosyal y k m sald r lar na, kölelik yasalar na, sa l kta, e itimde ve yaflam n her alan nda haklar m z n gaspedilmesine, yükseltilen milliyetçi, floven dalgaya, Kürt ulusu üzerindeki imha ve inkâr politikalar - na, kad nlar n çifte sömürü ve ezilmiflli ine karfl ç kmak ve kurtuluflun s n fl toplumlarda mümkün olmad n hayk rmak için mücadeleye ça r yoruz. YAfiASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇ KADINLAR GÜNÜ! YAfiASIN HALKLARIN KARDEfiL! C NSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜ- RÜYE SON! KADIN OLMADAN DEVR M OLMAZ, DEVR M OLMADAN KA- DIN KURTULMAZ! HER GÜN 8 MART HERGÜN KAV- GA! Al nteri, Ba ms z Devrimci S n f Platformu, Demokratik Haklar Platformu, Demokratik Kad n Hareketi, Devrimci Hareket, Devrimci Parti Mücadelesinde Devrimci Komünistler, Divri i Kültür Derne i, Emekçi Kad nlar Derne i, Emekçi Hareket Partili Kad nlar, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Halk Kültür Merkezleri, Kald raç, KÖZ, Odak, Partizan, Pir Sultan Abdal Derne i, Proleter Devrimci Durufl Ankara da da ortak 8 Mart Ankara da da aralar nda AKA-DER, Al nteri, BDSP, ÇHD Ankara fiube, DHP, ESP, HÖC, Kald raç, Odak, SGD ve Partizan n bulundu u kurumlar 8 Mart öncesinde biraraya gelerek herkesi emperyalizme, flovenizme, sömürüye ve ezilmeye karfl birleflik mücadeleye ça rd - lar. Mithatpafla Caddesi nde toplanan ve buradan Yüksel Caddesi nsan Haklar önüne Kad nerkek el ele mücadeleye, Kad na yönelik fliddete son sloganlar atarak gelen kitle ad na bas n metnini Melek Günefl okudu. (H. Merkezi) Ankara da da ortak 8 Mart ÇAZ-DER (Çekerek Ayd nc k Zile lçe Köyleri Sosyal Yard mlaflma Derne i) Samand ra fiubesi nde, 11 fiubat Pazar günü 8 Mart Dünya Emekçi Kad nlar Günü ile ilgili bir söylefli gerçeklefltirildi. Derne in gençlik kollar ndan Sema Pala n n, aç l fl konuflmas yla bafllayan etkinlik, Kad nlar n yüzleri bafll kl sinevizyon gösterimiyle devam etti. Sinevizyon gösteriminin ard ndan söylefliye geçildi. Melek Alt ntafl ve Av. Ceren Uslu nun konuflmac olarak kat ld söyleflide ilk olarak Melek Alt ntafl söz ald. Alt ntafl konuflmas nda, sözde kad n haklar mücadelesi yürüten burjuva kad nla, emekçi kad nlar n mücadelesi aras ndaki fark koydu. Daha sonra söz alan Av. Ceren Uslu ise, genel olarak kad nlar n sorunlar na de- indikten sonra, kad n haklar na iliflkin hukuksal düzenlemelerden söz etti ve bunlar n bir aldatmaca oldu unu belirterek, haklar n ancak özgürleflme mücadelesiyle elde edilebilece ini söyledi. zleyicilerin en az % 80 lik bölümünü, ço unlu u derne in bulundu u mahalleden gelen kad nlar n oluflturdu u gözlemlenirken, dernek faaliyetçileri etkinli e kat lan tüm kad nlara birer kitap hediye etti ikramda bulundu. Söyleflinin ard ndan bir fliir dinletisi gerçeklefltirildi ve etkinlik dernek bünyesinde çal flmalar n yürüten Grup Göç ün dinletisiyle son buldu. (Kartal)

25 Şubat-8 Mart 2007 Kurtlar Vadisi nden operasyon vadisine! Emperyalist kapitalist sistemin ezilen halk y nlar na dönük sald r lar salt fiili sald r lardan ibaret de ildir. Siyasal-ideolojikkültürel sald r lar, sistemin, halklar teslim alma çabalar nda önemli bir yer tutar. Bu tarz sald r lar ayn zamanda fiili sald r lar n da alt yap s n oluflturma ifllevi görür. Siyasal-ideolojik-kültürel sald r lar n genifl kesimlere ulaflt r lmas ise, çeflitli araçlar n devreye sokulmas yla gerçekleflir. Bu araçlar n bafl nda ise egemenlerin güdümündeki, onlar taraf ndan finanse edilen burjuva medya kurulufllar gelir. Bu medya kurulufllar, sistemin halklara dönük tüm sald r lar n meflru göstermek için, gerçekleri çarp tma ve dezenformasyon yayma gibi bir misyona sahiplerdir. Halklar n hakl mücadelelerinin terör, bu mücadeleyi yürütenlerin ise terörist ilan edilmesinde önemli bir paya sahiptirler. Eli kanl katillerden birer kahraman, vatansever yarat rlar. Hak alma mücadelelerine dönük sald r larda bir grup provokatör olanlar hep hak arayanlar, bu mücadelelere sald ran, baflta güvenlik güçleri olmak üzere, çeflitli faflist güruhlar, hep sabr taflanlard r! Onlar, Ortado u yu kan gölüne çeviren iflgallerin alt yap s n haz rlamada da büyük ölçüde etkili olmufllard r. Tüm dünyadaki egemen güdümlü medya bu yönlü bir gayret içindeyken, t rmand r lan bu emperyalist patentli rkç - faflist dalgan n, buna uygun bir zemine sahip olan ülkemiz özgülünde yükseltilmesindeki görevde haliyle Mehmetçik medya ya düflüyordu. Zaten onlar sadece bugün de il geçmiflten beri bu misyonlar n yerine getirme gayretlerini sürdürüyorlard. 12 AFC si sonras yarat lmak istenen apolitik bir toplum çabalar nda, düflündüren de il zaman geçirten üretimlerle üzerlerine düfleni yapm fllard r. Emperyalist sald rganl n askeri yönünün öne ç kt 2000 li y llardaki yay nlar n içeri ine da haliyle, medyan n yaratt - vatansever mafya, çete liderlerinin sergiledi i fliddet damgas n vurmaya bafllam fl ve bu fliddet dalgas ilkö retim okullar na kadar yay lm flt r. Yak n zamanda gösterime giren Deli Yürek Bumerang Cehennemi, Son Osmanl Yand m Ali, Kurtlar Vadisi-Terör vb. filmlerde bu yönde örnek olarak verilebilir. Bu mafya tiplemelerinin en ünlüsü ise hiç kuflkusuz Polat Alemdar tiplemesi ve de bu tiplemenin yer ald Kurtlar Vadisi olmufltur. Her okulda, her sokakta yani her köfle bafl nda bir Polat Alemdar vard r art k! Bu y lan bak fll kahraman, bile i bükülmez yi it her fleye muktedir bir zatt r ayn zamanda. Öyle ki Türk askerlerinin bafl na geçirilen çuval n intikam n bile O al r! Tabii sanal alemde... Geçti imiz y llarda kendini bilmez ABD lilere dersini veren Polat a bu defa terör ü ortadan kald rma görevi verilmifltir! fiu süreçte haz r zemini de vard, yap - lacak fley sadece bu zemin üzerinden yükselmekti! Dört bir yan terörist kayn yordu ve bunlar arada bir linç etmeye çal flmak fayda etmiyordu. Hatta kurflunlamak bile. Birini vuruyorlar, o bir yüz binler oluyordu. T pk Hrant n cenazesinde oldu u gibi... Ve böylece haz rl klar çok önceden yap lan Kurtlar Vadisi-Terör dizisi yo un propagandalar eflli inde yay na girdi. Dizi çok aç k ki faflist TC nin flu süreçte yine t rman fla geçen, Kürt halk na dönük imha-inkar politikalar n meflrulaflt rmaya hizmet etmesi için devreye sokulmufltu. Tabii sadece Kürt halk n n de il, bir bütün olarak halklar n özgürlük mücadelelerini terör ilan etmekti amaç. Dizi de, ad verilmeyen bir örgüt vatan evlatlar n kanl ve vahfli bir biçimde katlediyor. flte tam burada Polat giriyor devreye! Kand r lm fl gençler, intikam yeminleri, parçalanan aileler ve de tüm bunlar n intikam n almaya yemin eden, hatta intikam almakla kalmay p ( yufka yüre i dayanmad için olsa gerek), kand r lm fl gençleri bu iflten vazgeçirmeye, k sacas terörü bitirmeye çal flan bir Polat var art k karfl m zda. Ancak evdeki hesap çarfl ya uymuyor bu defa ve Polat iflini tamamlayam yor! Çünkü rkç -floven politikalara, kardefl halklar birbirine düflürme çabalar na karfl, özellikle de Hrant Dink in cenazesiyle birlikte yükselifle geçen tepkiler üzerine Show TV de yay nlanan dizi yay ndan kald r l yor. Dizinin kald r ld gün, dizinin oldu u saatte yay nlanan bir program, egemen ideolojiye hizmeti kendine görev bilen Mehmetçik kanal n diziyi kald rmaya gönlünün raz olmad n da gösterdi. Dizinin yerine yay nlanan program da, en az dizinin kendisi kadar sürece hizmet eder içerikteydi. Hem de gerçek görüntüler eflli inde. 90 l y llar n bafl nda yurtsever harekete dönük operasyonlar içeren program, bu imhaya dönük operasyonlar n hakl l n, meflrulu unu ve de terör tehdidinin boyutlar yla birlikte, müdahalenin zorunlulu unu ispatlama üzerine oturtulmufltu. O dönem operasyonlara kat lan çeflitli rütbelerden askerlerin aktar mlar yla süren programla birlikte, dizi sözde yay ndan kalkm flt, ancak dizinin de amac olan rkç -floven propaganda sürdürülmüfltü. K sacas, Kurtlar Vadisi nden, Operasyon Vadisi ne inilmiflti! Kuflkusuz sorun bir tek dizi de ildir, kald r lmas da çok fleyi de ifltirmeyecektir. Ülkemiz medyas n n % 85 inin tek bir holding tekelinin elinde oldu u ve egemenlerin medyay kontrolü ve yönlendirmesi düflünüldü ünde, sinema ve TV nin ideolojik propaganda arac olmaya devam edece i görülecektir. Londra da s n f fark KÜNYE H rs z / Breaking and Entering Yön / Sen: Anthony Minghella Oyn: Juliette Binoche (Amira), Jude Law (Will), Robin Wright Penn (Liv), Vera Farmiga (Oana), Martin Freeman (Sandy), Rafi Gavron (Miro) Gör: Benoit Delhomme Müz: Karl Hyde, Patrick Smith Kelly Londra da yaflayan Will ve Sandy, yeni ofislerini yoksullar n, fahiflelerin ve uyuflturucu sat c lar n n kol gezdi i King s Cross ta kiralarlar. Son y llarda hepimizin sözlü üne giren Kentsel dönüflüm projesinin mimar d r onlar. Film boyunca herkes birilerinden bir fley çal yorsa, onlar en baflta do adan sonra da bölgede yaflayan yoksullar n, arazisinden, eme inden çalmaktad rlar. Ancak iyi evlerde uyuyup, iyi arabalara binen Will ve Sandy duygusal ve iyi patronlard r, karfl laflt klar yoksullar n dünyas ve yaflad klar onlar için yabanc d r. Çünkü onlar, yaflad klar banliyö d fl nda geri kalan Londra için gözden uzak olanlard r. Ofislerinde yaflanan art arda iki soygunun arkas ndan ilk suçlananlar temizlikçiler olur. Nedeni temizlikçilerin sevgililerinin iflyerlerine gelip gitmesidir. Böylelikle çeliflkiler aç a ç kmaya bafllar; kendi sevgililerinin gelmesi bir o kadar do alken, temizlikçilerin ayn fleyi yapmas onlar suçlu pozisyonuna düflürmektedir. Ayn pozisyon ofise bilgisayarlar çalma için giren Saraybosnal genç Mirsad (Miro) için de geçerlidir. Okuldaki sosyal hizmet görevlisi kendine h rs zl k yapmamas gerekti i üzerine bir söylev çekti inde, terzilik yapan annesinin de hergün eme inin çal nd n ama bunun suç olmad n söyler! Cevab yak nda kendini hapishanede bulabilece idir. Saraybosnadaki kuflatmadan sa kurtularak ngiltere ye yerleflen Amira ve o lu Miro göçmen olman n zorluklar yla bafl baflad r. Babas Saraybosna da öldürülen Mirsad, Müslüman-Boflnak annesi Amira ile S rp-hristiyan babas n n tek çocu udur.babas orada kalm fl ve öldürülmüfltür. Filmde son dönemlerde Avrupa da artan rkç l k ve Müslümanl k karfl - t söylemler,mirsad da ismini Miro olarak kullanmas yla yans r. Miro, h rs zl k yaparak kendini ispat etmeye çal flmaktad r,çetenin bafl nda olan amcas d r oysa, as l vurgunu yapan da odur. Mimar olan Will, sveçli Liv ve otistik çocu u Bea ile birlikte yaflamaktad r.will i baba olarak görmeyen anne-k z oluflturduklar çemberin d fl nda b rak rlar Onu. Ayn evin içinde olmalar na ra men aralar nda görünmez bir uzakl k vard r. Ve Will, baflka sulara do ru yelken açar. flyerinin önünde gece saatlerinde nöbet tutarken,bölgede çal flan fahiflelerle tan fl r, onlardan pek çok fley ö renir, ancak onlarla birlikte olmaz, arad aflkt r. Birgün Mirsad iflyerine soygun için geldi- inde görür ve pefline düfler. Kap ya geldi inde annesi Amira ile konuflmalar n duyar ve bir fley söyleyemeden uzaklafl r. Sonras terzi olan Amira ile Will in yak nlaflmas d r. Will,aflk buldu unu san r, ancak Amira o lunun h rs zl k yapt n,o kiflinin Will oldu unu ö rendikten sonra o lunu flikayet etmemesi için Will ile birlikte olur. Filmde hemen herkesin birbirine söyledi i bir yalan vard r ve tüm bunlar ortaya serildi inde en büyük suç u kim ifllemifltir? Bir baflkas n n iflyerine girip eflyas n çalan m,yaflam na girip duygular n çalan m? As l suçlu savafllarla insanlar yurtlar ndan söküp, göçmenli e,yoksullu a ve alt üst olmufl bir kimli e mecbur b rakanlar m - d r,yoksa ofise girip h rs zl k yapanlar m? Çemberi oluflturan Liv de il midir, Will i d flar da b rakan? Yeterince çaba sarf etmeyip baflka sulara yelken açan Will daha m az suçlu dur? So uk Da ve ngiliz Hasta filmleriyle baflar s n ortaya koyan Minghella, her bir karakterinin penceresinden bakabildi i, kimseyi yarg lamad,düflündüren bir film ç karm fl ortaya.çözüm anlam nda ortaya pek birfley koymasa da burjuva toplumu,yasalar n inceden elefltiren bir yap t ç km fl sonuçta. Düflünmek isteyenlere tavsiye edilecek bir film

26 23 Şubat-8 Mart Mart anlaml k lanlara selam olsun! Tokat n Ba deresi Köyü Belki 30, belki 50 hanelik Karadeniz in sarp yamaçlar nda kurulmufl küçük ve sade bu köy her zaman oldu u gibi yine tüm cömertli i ve fedakarl ile Partizanlara kuca n aç yordu. Köyün az ötesinde dik bir vadi yata ve içinden ak p giden dere tüm dinginli i ve güzelli iyle sessizce türkü söyler gibiydi Etrafta öbek öbek yerleflmifl ormanl klar yla tabiat anan n kuca- nda bir yer kapm flt bu alan da. Köyün etraf nda yol boyunca uzanm fl yak n köyler, bakt nda sanki elini uzatsan ulaflacaks n duygusunu veriyordu insana. Yol, köyün kenar ndan gelip geçiyordu, yani köylere u ramak üzere uzay p gidiyordu ufuk boyunca. fiu nazl nazl sallanan baflaklar az m bar nak olmufltu onlara, kaç gece, kaç gündüz orada öyle gizlenmifllerdi kimbilir Bahar bir baflka güzeldi buralarda, yeflilin her tonu ve s cakl ile k p rdan rd yaflam. A açlar n rüzgarda nazl sal nt lar nda ans z n kufl sürüleri kalkar üzerlerinden, gökyüzünün sonsuzlu unda kanat ç rparak süzülür kaybolurlard uzaklarda. Kar ncalar tüm günün yorgunlu u ve emekçili i ile yuvalar na dönerken telafll gölgeler düflerdi vadinin eteklerine. Buralar n engelli uçurumlar bile dosttu insanlara 8 Mart günüydü. Sabahtan ya an ya mur do aya bir baflka anlam vermifl her fley suya doymufltu. Her yer fl lt l bir slakl n alt ndayd. Her fley alabildi ine sessizdi, o an sessizli- in bile bir sesi vard. Gökyüzü tüm öfkesiyle gürlemifl, tanr lar savaflm fl ve dinginleflmifl, bar fl çubuklar yakm flt. flte o an günefl bulutlar n aras ndan s cak ve gülümseyen yüzünü göstererek yeryüzüne, insano luna bak yordu. Köyde bir hareketlilik bafllam flt bile. Önce çocuklar gözüktü evler aras nda, sonra a r a r yürüyen ve çok uzaklarda, kaybetti i bir fleyi ararcas na ufka dikmifl gözleriyle sigaras ndan derin bir nefes çeken ihtiyor köylü, ard ndan kad nlar Zamanla yar fl rcas na telafll oradan oraya koflturan, gün do madan bafllayan maratonu gün bat m na ulaflt rmaya çal flan emekçi kad nlar. Gözüpek, yürekli olan bu kad nlar ana yüre inin en s cak sevgisiyle ba land klar topraklar na bugün daha da mertçe sar lm fllard sanki Münire Sa d ç Kemal Tutufl Ayfer Celep Bulunduklar noktadan köyü gözlemlemifl, düflman unsurlar n n olmad n düflünerek ziyaret edecekleri eve do ru patikadan sessiz ad mlarla yönelmifllerdi. Da lar n komutan Emine, flehirli ad yla Ayfer Celep ti en önde yürüyen. Öldürüldükten sonra düflman taraf ndan bile "melek yüzlü" eklenecekti ad n n önüne s fat olarak. Halk n n kurtuluflu için savaflt için bu s fattan sonra "fleytan" da denilecekti arkas ndan. Nas l bir kad nd ki bu, kendine biçilen rolü reddetmekle kalmam fl, devlete karfl da- a ç km fl ve da lar n komutan olmufltu! Komutan Emine nin yoldafllar na sevgiyle bakan, içi gülen gözleri, flimdi bir atmaca kadar dikkatli ve çakmak çakmak bak yordu. "fiimdi alana inmifltir flehirdekiler, kat l m nas l acaba?" diye sordu arkas nda yürüyen Münire Sa d ç (Meral) ve Kemal Tutufl (Polat) a. Meral gülümsedi, her zamanki gibi sessiz ama kararl görünüyordu. "Eh, biz olmad m za göre üç kifli eksikler" dedi. Günlerden 8 Mart t, Emekçi Kad nlar Günü ydü. Köylü kad nlar n ezilmiflli i çok daha boyutluydu. Ço u çocuk yaflta evlendirilmiflti, e itimden, sa l ktan, pek çok olanaktan yoksun, kapal bir çevrede zor bir hayatt yaflad klar. Amasya Tafloval yd Ayfer, bölgede kad nlar n yaflad klar yak ndan biliyordu. Düflman n arkalar ndan "Onlar burada olmasa, biz de olmay z. Yaflad n z tüm zorluk onlar n varl ndan kaynaklan - yor" dedi ini duymufltu gerilla ve köylüyü karfl karfl ya getirmek için. Yüzlerce y ld r, zulme baflkald rman n mekan olmufltu oysa bu da lar, zulüm oldu u sürece isyan seçenler olacakt. Onlar o da larda olmasa, yokluk, yoksulluk, sömürü, iflsizlik bitecek, ezilenlerin yüzü gülecek miydi? Merakla onlar dinleyecek olan köylülere bunlar anlatacakt Ayfer, Münire ve Kemal. "Analar m z n kaderini yaflamak zorunda de iliz art k, hakk m z kendimiz söke söke alaca z, boyun e meyece iz bize biçilen role" mi diyecekti Komutan Emine? Bunlar m geçmiflti akl n zdan, böyle mi konuflmufltunuz bilinmez ama kesin olan bir fley var ki o gün oraya tüm dünya kad nlar n n, özgürlük savaflç lar n n, binlerce isimsiz kad n kahraman n ve 8 Mart n yarat c - lar n n mücadelelerini, isyan ç l n halk m za tafl makt amac n z Emekçi halk m z yoksul kondular n açm flt yine size. Zaman, evde konuflma ve sohbetler aras nda ilerliyordu. Sonra birden hain namlular ölüm kusmaya bafllarlar. Yan lm fllard, köyde düflman unsuru olmad n düflündüklerinde. Düflman haindi, korkakt, tek bir gerilla için bile yüzlerce askerle ç karma yapacak kadar az güveniyordu gücüne. Bir yanda parayla "av" pefline düflenler, di er yanda özür bir gelecek yaratma u runa silah kuflananlar, can bedeli kavgaya girenler vard. Düflman genel pusunun yan s ra, köydeki baz evlere hücre pususu atm flt. Dörtbir yandan gelen kurflunlara karfl çat flarak, devrim sloganlar n hayk rarak ölümsüzlefltiler. Biliyorlard, bayrak yerde kalmayacak, kavga devrolunacak arkadan gelene. fiimdi arkan zdan bu yaz y yazarken, kurgusal bir flekilde o günü yaz p "Ne konuflmufllard r acaba köye girerken?" diye fikir yürütsek de, söylediklerinizin, yapt klar n z n nereye hizmet etti ini iyi biliyoruz yoldafllar. Sizleri ve bizleri ayn kavgan n içinde yürüten umuttur paylaflt m z. Münire yi Erzincan dan, Kemal i Tokat tan,ayfer i Amasya dan mücadeleye ölümüne bafl koyma yoluna iten özgür gelece in yarat laca na olan inançt r. nanc n z inanc m zd r yoldafllar, isimleriniz yaratt m z kavga var oldukça yaflayacakt r. Mevcut bask ve sömürü düzeninin kad n toplumsal yaflamda her alanda edilgenlefltiren flekilendirifline karfl Parti nin kad n partizanlar mücadelenin her alan nda öne ç karma, aktiflefltirme politikalar na güçlü bir yan t olarak T KKO nun kad n komutanlar aras nda yer alan Ayfer, küçük yaflta tan flt Proletarya Partisi nin zirveleri hedefleyen zorlu yürüyüfle haz rlan ça r s na yan t olarak Halk Ordusuna kat lan Münire ve Kemal birer birer düfltüler tunç renkli zamana. Yang n hatt na sürdüler bedenlerini, geride yar m kalm fl sevdalar n b - rakarak. Diren ey sevgili yurdum! Aflk n ya murunda büyüyen çocuklar için, vurulup topra a düflenler için. Diren ey sevgili yurdum, özgürlük için.! Onlar ezilen halk m z n bir parças olarak emekçi kad nlar m z n da kurtuluflunu hedefleyen savafltaki yerleri ve bu u urda flehit düflüflleriyle 8 Mart Dünya Emekçi Kad nlar Günü nü daha anlaml k ld - lar... Unutmayaca z...

27 Şubat-8 Mart 2007 flçi-köylü den Stratejik uflakl k bir kez daha testten geçti! Önce D fliflleri Bakan Abdullah Gül, hemen ard ndan ise Genel Kurmay Baflkan Yaflar Büyükan t ABD ye bir ziyaret gerçeklefltirdiler. Her iki ziyaret de her ne kadar ayn temalar çerçevesinde olsa da, öyle görünüyor ki, emperyalistler aras çeliflkilerin giderek su yüzüne ç kmas gibi, Türkiye egemenleri aras ndaki çeliflkiler de aç a ç kmaya bafllam fl bulunuyor. Yap lan aç klamalardan ç kan sonuç, her iki ziyarette de ele al nan konular n içinde Ermeni Sorunu dillendirilse de, ziyaret sonras yap lan aç klamalar, bunun hiç mi hiç gündeme gelmedi i, ziyaretin gündeminin a rl kl olarak Kürt sorunu oldu u yönünde. Bu sorunun ele al n fl ayn zamanda Türkiye nin Büyük Ortado- u Projesi içindeki yerini, daha do rusu bu kapsamda biçilen rolün bundan sonraki aflamas n n ne olaca, dahas TC egemenlerinin kendilerine biçilen misyonu yerine getirirken, bundan hangi kazançlarla ç kacaklar n n hesab üzerine oturtulmakta bir kez daha. Irak iflgalinin genifllemesi, ran a sald r olas l n n hala geçerlili ini korumas, bölge ülkelerinin bu süreçte oynayacaklar rolü de art rmaktad r. Hem de bugüne kadar oynad klar rolden daha fazla. Ancak bugün bu rolün ayn zamanda, ABD emperyalizminin ve di er müttefik emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden flekillendirmesine, daha do rusu ç karlar na ba l olarak art p-azalmas da söz konusu. Hükümet oldu undan bu yana ABD emperyalizmi patentli politikalar kendinden önceki hükümetlerden daha kat ve h zl bir biçimde hayata geçirme çabas ndaki AKP hükümeti, seçim arifesine girildi i flu günlerde ABD nin tam deste i olmadan tekrar iktidar olabilme flans n n zor oldu unun bilinciyle hareket etmeyi sürdürüyor. Bu yaklafl m Gül ün ABD ziyaretine ve de sonras nda yapt aç klamalara da yans makta. Ziyaretin öncesi günlerde -büyük ölçüde muhalefetin bask s yla da olsa- Irak Kürdistan na operasyonu savunan, buradaki Kürt gruplar topa tutan AKP, ziyaretin ard ndan bu gruplarla diyalo a aç k oldu unu söylemeye bafll yor. Di er yandan ise Irak n bütünlü- ünü savunduklar yönlü aç klamalar yapmay da ihmal etmeyerek, ba ms z bir Kürt Devleti fikrinden hala ne kadar korktuklar n belli ediyorlar. Bölgedeki Irak, ran, Türkiye, Suriye gibi ülkelerin deste ini almayan bir Kürt devletinin bölgede bar namayaca, sözde Irak n bütünlü ünden yana olduklar yönlü getirdikleri düflüncelerini, belli ki ABD ziyareti s ras nda da dile getirmifller. Erdo an ve daha bir dizi hükümet yetkilisinin ve de ABD ziyaretinin hemen ard ndan da Gül ün, bölge ülkelerini bu yönlü iknaya çal flt biliniyor. Anlafl lan bu ziyaret s ras nda bunu ABD ye de kabul ettirmeye çal flm fllar. Ancak ABD nin bu yönlü tutumunun ne oldu u veya olaca konusunda henüz somut bir aç klama ya da pratik söz konusu de il. Gül ün ziyaretinden hemen sonra, daha onun aya n n tozu bile kurumadan Büyükan t düfltü ABD yollar na. Bu kontr-gerillan n önde gelen ismi, iyi çocuklar n hamisi Genel Kurmay Baflkanl na gelirken kim bilir hangi kanl senaryolar hayata geçirmeyi hedefliyordu ki, bunlar n bir an evvel hayata geçirilmesi noktas ndaki acelecili i bu ziyarete de damgas n vurdu. Ancak Büyükan t n bu ziyareti ayn zamanda Türkiye deki egemen klikler aras ndaki çeliflkilerin iyice d - fla vurmas n da beraberinde getirmifltir. Zihniyet, ayn uflak zihniyet olsa da, rant n paylafl m ndan do an bu kavga da yine Kürt sorunu üzerinden yükselmektedir. Hükümetin Irak taki Kürt liderlerle görüflmeye- nedense birdenbire- s cak bakmalar üzerinden hükümete ve de bununla da yetinmeyip, Kürt sorunuyla ilgili tüm çevrelere veryans n eden Büyükan t hem Kuzey Irak a bir operasyon hem de PKK ye dönük kapsaml bir sald r konusunda srar ediyor. Ya da en az ndan öyle görünüyor... Bunu da Türkiye nin terör konusunda bir oyunla karfl karfl ya oldu u biçiminde getiriyor ve Türk milleti uyan k olmal - d r diye de uyar yor. Hem hükümete hem de kamuoyuna gözda içeren konuflmalar ndan Büyükan t n kontra faaliyetlerine h z vermek için ne kadar acele etti i de bir kez daha ortaya ç k yor. T rmand r lan rkç - faflist dalgan n buna uygun bir zemin oluflturdu undan emin olarak, herkese kafa tutuyor. Büyükan t n ABD li yetkililerle yapt görüflmelerde bu tutumunu ne kadar ortaya koydu u, koyduysa da bunda ne kadar srarc oldu u, daha do rusu olabildi i konusunda net bir bilgi yok. Ancak ayn uflakl k pozisyonuna sahip birinin ABD ye ra men bir politika izlemesi söz konusu olamayaca kesin. ABD ise bölgede Büyükan t gibi kontra kifliliklere duydu- u ihtiyaçtan dolay, eminiz ona da farkl bir ikna yöntemi izlemifltir. Mesela bekle, eski günlerde oldu u gibi, senin de s ran gelecek demifl olabilir. Çünkü Büyükan t hükümete ve iç kamuoyuna dönük tehdit içeren aç klamalar yaparken, ABD ye dönük herhangi bir elefltiri getirmemekte daha do rusu getirememektedir. Aksine ABD nin bölgedeki uygulamalar - n n savunuculu una bile soyunmaktad r. Hem de bir dönem Türkiye kamuoyunda belli kesimleri, özellikle de milliyetçi kesimleri aya a kald ran çuval olay ndaki generalin avukatl na soyunmufltur. Eskiden beri tan r m dedi i General David Petraeus un çuval olay n n sorumlusu olarak an lmaktan duydu u rahats zl ve üzüntüyü dile getiriyor, üzerine gidilmemesini ve bu konuda yard mc olunmas n istirham ediyor! Generalin üzüntüsü ve rahats zl ile ilgilenmiyoruz, ama Büyükan t n kendisini iyi tan mas konusuyla ilgilenmemiz gerekiyor! ABD nin kontra askerlerinden biri olan bu generalle Büyükan t n tan - fl kl en iyi ihtimalle ayn dönemde, ayn CIA e itiminden geçmifl olmalar d r. Bugün gündemde olan derin devlet tart flmalar n n da bir parças olan bu iliflkinin temeli büyük olas l kla, ABD emperyalizminin, So uk Savafl y llar ndan bafllayarak, Türkiye de dahil olmak üzere, birçok bölge ülkesinde ve de dünyan n dört bir yan nda CIA arac l yla oluflturdu u kontr-gerilla örgütlenmesiyle birlikte at lm flt r. Kim bilir bölgedeki kaç kontra faaliyete ortak imza atm fllard r. Ve öyle görünüyor ki, ortakl klar henüz bitmemifl ve bu süreçte daha da yo un bir biçimde sürecek. Bu ziyaretlerin sonuçlar n n ne olaca n, emperyalistlere hangi de- erlerin daha peflkefl çekildi ini ve de ülkemizin faflist egemenleri aras ndaki iktidar çekiflmelerinin ne yönde geliflece ini önümüzdeki günlerde görece- iz. Ancak bu geliflmeler hangi yönde olursa olsun, bölgemizde, giderek ülkemizi de içine alarak büyüyen s - cak çat flmalar azaltmayacakt r. Aksine, iflgallere paralel olarak, iflgalden ç k fl n, direnifli bitirmenin arac olarak körüklenen mezhep ve etnik çat flmalar, rkç -faflist politikalar eflli- inde t rman fl n sürdürecektir. Bu çok yönlü sald r lar bofla ç - karman n, süreci tersine, ezilen halklar n lehine çevirmenin tek yolu ise, anti-emperyalist mücadelenin, anti-faflist mücadeleyle birlikte yükseltilmesi art k zorunluluktan da öte, acil bir görevdir. S n fs z bir toplum yaratma mücadelesinin gelece inin de, bu mücadelelerin yükseltilmesine ve baflar ya ulaflmas na ba l oldu unu unutmayal m! Pirelli iflçisi sendikas n sahiplendi! Lastik- fl Kocaeli fiube yöneticisi Recep Ortaç ve Pirelli iflyeri temsilcisi Necati Pehlivan Radyal bölümde asistan olarak görev yapan Atilla Giderdi yi darp ettikleri iddias yla tazminats z olarak iflten ç kar ld. flçiler bunun üzerine eyleme geçerek fabrikada üretimi durdurdu. Vardiya da olmamas na ra men 100 e yak n iflçi fabrikaya girerek eyleme destek verdi. flçiler asistanlar n kendilerini azarlad n, hakaret etti ini makine ar zalanmalar n bile iflçilerin üzerine att n ve tart flmalar n sürekli yafland n aktar rken, tüm sald r lara ra men sendikaya sonuna kadar sahip ç kacaklar n eylemleriyle gösterdiler. Yaklafl k 3.5 saat süren eylem, Lastik- fl Genel Baflkan Abdullah Karacan ve flube yöneticileri ile patron temsilcisi aras nda yap lan görüflmelerden sonra sona erdi. ( stanbul)

28 23 Şubat-8 Mart YUNANİSTAN DA BİR EYLEM VE EYLEMİN POLİTİKASI ÜZERİNE Yap lan her eylemi halk n mücadelesine sundu u katk ile de erlendirmemiz durumunda gerçekçi sonuçlara ulaflabiliriz; aksi halde siyasi bir yaklafl mdan öte, duygusal ve genellikle yanl fl sonuçlara ulafl - r z. At lacak her ad m, yap lacak her eylem halk n ve iflçi s n f n n mücadelesi cephesinden bak l p de erlendirildi- inde ancak do ru sonuçlar ç kar labilir y l n n ilk günlerinde ABD Atina Büyük Elçili i ne yap lan sald r, ülke iç gündeminin bir anda de iflmesine neden oldu. Devrimci Mücadele adl örgüt daha önce de devleti hedefleyen sald r larda bulunmufltu. Bir önceki sald - r n n hedefi, eski Kamu Düzeni Bakan (flu anki iktidar partisi Nea Demokratia) Y. Vulgarakis olmufltu. Ancak yaratt etki bu denli sars c olmam flt. Etki fark n yaratan ise hedefin bu sefer ABD olmas yd. lk aflamada böylesi bir eylem, ABD karfl tl - n n yüksek rak mlarda seyretti i dünyam zda sempatiyle karfl lanabilir. Ancak eylemlerin niteli ini s nayaca m z bir denek tafl m - z n olmamas durumunda bu kadar rahat bir sonuca varabiliriz. Yap lan her eylemi halk n mücadelesine sundu u katk ile de erlendirmemiz durumunda gerçekçi sonuçlara ulaflabiliriz; aksi halde siyasi bir yaklafl mdan öte, duygusal ve genellikle yanl fl sonuçlara ulafl r z. At lacak her ad m, yap lacak her eylem halk n ve iflçi s n f - n n mücadelesi cephesinden bak l p de erlendirildi- inde ancak do ru sonuçlar ç kar labilir. Bunun için bu eylemin Yunan halk n n mücadelesine ne ölçüde katk sundu u sorusu sorulmal d r. Yunanistan da yaflanan 17 Kas m örgütü deneyimi göstermifltir ki, mistik tarzda örgütlenen, halktan ve kitle mücadelesinden kopuk mücadele tarz, halk n ve s n f n genel mücadelesine hiçbir fley katmam flt r. Ve yine 17 Kas m örgütü deneyiminden ç kan bir baflka sonuç da, Yunan halk n n bu tarz örgütlülüklere mesafeli durdu u gerçe idir. Emperyalizmden gerçek anlamda intikam, kitlesel devrim mücadelesi ile al nabilir. Irak, Lübnan ve Nepal de görüldü ü gibi kitlenin aktif rol ald mücadeleler ancak baflar y getirebilir. Halktan kopuk profesyoneller örgütü ile emperyalizme, kapitalizme karfl mücadelenin baflar flans yoktur. Eylemin ABD ve Yunan egemenleri aç s ndan etkileri Yunanistan ABD Büyükelçili i ne roketatarl sald r, beklenmeyen, zamanlamas bak m ndan ilginç sonuçlar oluflturabilen ve oldukça da flüphe uyand - ran özelliklere sahiptir. Elbette bu eylemin bizzat ABD taraf ndan ya da onun yönlendirmesiyle gerçekleflti ini iddia edecek verimiz bulunmamaktad r. Ancak, böylesi durumlarda esas bak lmas gereken yanlar bunlar da olmaz; eylemin sonuçlar na bak ld nda diyebiliriz ki, eylem öncelikli olarak ABD nin ifline yaram flt r. Ülkedeki s n f mücadelesine olumlu bir katk s olmad kuflkusuz aç kt r. Halk kitlesinin gündeminde epey de ilerlemifl halde kendi problemleri varken ve bu problemler önemli bir gücü biraraya getiriyorken gerçekleflen roketli sald r herkese yabanc, d flta kalan bir olgu olarak gerçekleflmifltir. Bu tek bafl na eylemin içeri i hakk nda bilgi vermektedir. Yine ABD Büyükelçili- i ne yönelik sald r emperyalizmin Irak a sald r s n n, bu ülkeyi iflgalinin art k bir terör önleyici karakter tafl mad da kabul edilmiflken, sald rgan güç yandafllar n kaybederken ve de yeni destek kuvvetler ararken gerçekleflmifltir. Bir anlamda terör, bu sefer destek güç olmaya aday bir ülkede cereyan etmifltir! Üstelik herkes de fark ndad r ki, ABD ve müttefikleri sadece Irak ta de il Afganistan da ve Somali de de kriz yaflamaktad r. Özellikle Ortado u da ABD nin fazlas yla deste e ihtiyac vard r. Ne Türkiye ne de Yunanistan ve de di erleri Ortado u plânlar na uyum sa lamada, buna göre hareket etmede ABD ye göre sorunsuz ülkelerdir. Herbirinde çeflitli nedenlerle pürüzler söz konusudur. Yunanistan, Afganistan ve Somali iflgallerine yönelik destek taleplerine halk muhalefeti nedeniyle yan t olamam flt. ABD bu sald r y Yunan devletinin terörle mücadele plan nda daha aktif rol almas için bas nç oluflturman n arac olarak kullanmay hedefleyecektir. fiimdi, sald r yla birlikte Yunanistan yanl fl bir politika uygulam fl görünmektedir. Teröre karfl ABD nin yan nda olmaman n ya da yeterince duyarl davranmaman n ne kadar hatal oldu u görülmektedir. Sald r ya u rayan bir devlet için her zaman daha fazla destek imkan oldu unu unutmamak gerekir. Savunma içinde bulunmak sald r haline göre bu bak mdan daha bir avantaj sa lar. Eylemin gerçekleflti i an, bu noktadan incelendi inde ABD nin ifline yarar bir zamanlamaya iflaret etmektedir.

29 Şubat-8 Mart Eylül sald r s n n ard ndan baflta ABD olmak üzere anti-terör yasalar n çeflitli gerekçelerle uygulamaya koyan ülkeler halkas na Yunanistan da sald r bahane edilerek devlet terörü resmilefltirilmek istenmekte, halk hareketleri terörize edilerek bast r lmak istenmekte. Aç kt r ki, Yunan devletinin hem gerçekli i halk n, halklar n bak fl aç - s yla irdeleyemeyecek olmas hem de ba ms zl k konusundaki yetmezlikleri onu terör umacas na karfl daha fazla harekete geçirecektir. Ancak bunlarla da kalm yor eylemin niteli ini saptamam za iliflkin durum tespitleri. Yunan egemen s n flar aç s ndan ise durum çok daha çetrefillidir. Bir yandan ABD nin bask s yla di er taraftan da halk n tepkisiyle karfl karfl ya gelmek durumundad r. Yunan devleti bu süreçte ABD nin planlar içinde yer almaya dünden raz d r. Zaten eylem sonras nda egemenlerin politik sözcülerinin yapt tüm aç klamalar teröre karfl mücadelenin daha da güçlendirilece i ve bu mücadelede ABD yle her türlü ifl birli ine haz r olduklar mahiyetindedir. Alt n tepside sunulan f rsat de erlendiren hükümet, medya ve di er tüm araçlarla bafllatt terör karfl - t propagandayla toplumu, bafllatt savafl n yan na çekmeye çal flm flt r. Bu çerçevede, çekmecede haz r bekletilen önlem paketleri bir anda piyasaya sürülmeye baflland. Burada ilginç olan nota ise, bu eylemin halk ve ö renci hareketlerinin artt ve geliflti i bir dönemde yap lmas d r. Zaten afla da ele alaca m z önlemlere bak ld nda da görülecektir ki, sald r terör bahanesiyle halka yöneliktir. Hükümetin alaca önlemler flunlar: - Sald r bahane edilerek Atina n n kameralarla donat lmas. Bunun için Olimpiyatlar sürecinde getirilip kurulan (CIA ile birlikte) kamera sistemlerinin daha yayg n kullan lmas, böylece tüm halk n gözetim alt nda tutulmas hedeflenmekte. - letiflim araçlar n n (telefon, internet vs.) takibi ve takip sonucu elde edilen bilgilerin kaydedilip saklanmas. 11 Eylül sonras bafllat lan Teröre karfl savafl harekât na ilk olarak AB ülkelerinden yedisi (Belçika, Almanya, spanya, Fransa Lüksemburg, Hollanda ve Avusturya) Mart 2005 de kat lan ülkeler olurken, Yunanistan süreci daha da geriden izliyordu. Sald r y alt n tepside sunulmufl f rsat gibi de erlendiren egemen güçler çal flmalar na hemen bafllad lar. Telefonlar n dinlenmesi, nternet kullan m takip edilmesi, kay tlar n saklanma süresinin 12 aydan, AB standartlar na (2 y l) ç kar lmas planlan yor. - Parmak izlerinin kay t edilmesi, 10 AB ülkesinin üzerinde anlaflt ve tüm üye ülke güvenlik güçlerinin ortak yararlanabilece i parmak izi arflivi sistemine geçilmesi. - Yine tüm AB üye ülkelerinin ortak kullanabilece i suç veri bankas - n n uygulanmas. - Biyometrik pasaport a n n yayg nlaflt r lmas sistemine göçmenlerinde dahil edilmesi. - Bir di eri ise enternasyonal etkinlikler ve gösterilerle ilgili olan - d r. Yap lacak eylemlerde kamu düzeni aç s ndan tehdit teflkil eden eylemciler önceden gözalt na al n p s n r d fl edilebilecek. Tehdit olgusunun hangi kriterlerce belirlenece i ise mu lak b rak lmakta. Ayr ca eylemlere aktif kat l m ve ilerde tehdit olacaklar ise benzer kriterlerle fifllenmeleri hedeflenmekte y l nda ngiliz ve Yunan gizli servislerince yap lan gizli operasyonda 28 Pakistanl Londra da sald r larla ba lant l kaç r l p sorgulanm flt. Sald r da gündeme gelen, ülke gizli servislerinin operasyonel faaliyetlerini daha rahat yapabilme olana n n yarat lmas (hukuki-idari izin olmaks z n) da planlanan önlemler aras nda yer almaktad r. - Yabanc polis servisinin AB anlaflmas na sonuncu (Yunanistan resmi olarak imza atm fl de il, ancak gayr resmi uygulamalarda yer almakta) inceleme yapma imkan n n resmilefltirilmesi. - Terör örgütleriyle iliflkili internet sayfalar n n kapat lmas. Sald r bahane edilerek bafllat lan, devlet terörü konseptinin hedefinde halklar ve onlar n mücadelelerinin yer ald, yukarda ki maddeler okundu unda çok rahat anlafl lmakta. Halk ve s n f hareketi aç s ndan etkileri 11 Eylül sald r s n n ard ndan baflta ABD olmak üzere anti-terör yasalar n çeflitli gerekçelerle uygulamaya koyan ülkeler halkas na Yunanistan da sald r bahane edilerek devlet terörü resmilefltirilmek istenmekte, halk hareketleri terörize edilerek bast r lmak istenmekte. Sald r yla, hep bir a zdan, polis teflkilât içinde anti-terör biriminin güçlendirilmesini Atina n n kameralarla denetlenmesini vaat ettiler. Bu akl evvellere göre ancak bu flekilde terörün ve her türlü suç önlenebilecek. Sormak laz m, ngiltere de 4 milyon kamera ile, Londra sald r lar n önleyebildi mi? ngiltere gibi 14 kifliye 1 kameran n düfltü ü bir ülkede suç oranlar azalmad, tersine artt. Yunanistan da birkaç y lda halk ve gençlik mücadeleleri art fl göstermifltir. Ve bu mücadeleler ileriki y llarda güçlenerek devam edecektir. Halk cephesinde mücadelenin geliflti i bir süreçte gündeme gelen bu önlemlerin amac ve niyeti aç kça ortadad r. Egemen s n flar ellerine geçen f rsat n bofla harcamak niyetinde de iller. Ancak, Yunan emekçi halk, dün oldu u gibi bugün de sermayenin ve egemenlerin sald r lar na müsaade etmeyecektir. Bunun en önemli kan t gençlik eylemleri, ö retmen grevleri ve flu an güçlenerek devam eden 16. Madde karfl mücadeleleridir. Emperyalist-kapitalistlerin korkular n anl yoruz. Çünkü korktuklar bafllar na gelmekte, kâbuslar olan kitleler aya a do rulmay, bugünkü tepkileriyle mayalamakta. Ne yaz k ki yapabilecek fazla da bir fleyleri yok Ötekilerden kitlesel eylem Ötekiler, yerlerini, yurtlar n terk edip gelmifl, geldikleri ülkelerde de ötekiler olarak tan mlananlar. Ekonomik, politik sosyal nedenlerden dolay ülkelerini terk eden veya terk ettirilen, göçmenler aç s ndan nereye giderlerse gitsinler, hayat her zaman iki kat daha zor olmakta. 11 Eylül sonras bafllat lan f rt na belki de en çok göçmenleri vurdu. E er bu göçmen Arap ve Müslüman kökenli ise ifller daha da zorlaflmakta. Bir tarafta bu f rt naya direnmeye çal flanlar, di er taraftan da göç ettikleri ülkelerde sömürünün en katmerlisini yaflamaktalar. AB üyesi olan Yunanistan da da di er ülkelerdekine benzer sorunlar yaflanmakta ve her geçen gün artmakta. Ülkedeki sosyal ve siyasal haklardan yararlanmayan göçmenler, bir kez daha sokaklara ç karak haklar n arad lar. Eylem son günlerde ekonomik göçmen ve mültecileri yak ndan ilgilendiren yasan n Meclis Alt Komisyonu nda tart flmas üzerine gerçeklefltirildi. Binlerce Yunanl ve çeflitli ülkeden göçmenin kat ld eylem, 10 fiubat Cumartesi günü Atina Omonya Meydan nda bafllad. Göçmen dernek ve topluluk temsilcileri yapt klar konuflmalarda, ekonomik ve siyasal alanda eflit hak, aile birlefliminin kolaylaflt - r lmas, oturum hakk için talep edilen maddi mebla n kald r lmas, ülkede do an çocuklar n do um kay tlar n n yap lmas, s n r d fl etme olaylar n n sona erdirilmesi vb. talepleri dile getirirken, rkç l n da engellenmesini istediler. Eyleme Türkiyeli politik mültecilerde kat larak destek verdiler. Yürüyüfl boyunca "Irkç l a Hay r-sömürüye Hay r, Herkese Eflit Hak, S n r D fl Etmelere Son" sloganlar at ld. Eylem son y llar n en kitlesel eylemi olmas bak m ndan dikkat çekiciydi. Son y llarda özellikle ö renci hareketinin geliflmesiyle beraber, bunun toplumun her kesimine yans d gibi, göçmen kitlesine de yans yaca ve bundan sonra daha kitlesel eylemler beklenebilir. (Yunanistan dan bir K okuru)

30 23 Şubat-8 Mart ZAFERE KADAR MÜCADELE Gün geçtikçe, ö renci ve e itim emekçilerinin eylemlerinin de dozaj artmakta. Hükümetin, medyan n vb. güçlerin tüm sald r lar na karfl direniflten geri atmayan 16. Madde karfl t hareket, tam tersi bu güçlerin kendilerine geri ad m att rmakta. En son ana muhalefet partisinin yasa de iflikli i tart flma sürecinden çekilmesi ile ilk zaferi kazanan ö renci ve e itim emekçileri, nihai zafere ad m ad m yaklaflmaktalar. Bu hedef do rultusunda, Atina da 14 ve 15 fiubat günlerinde iki ayr eylem gerçeklefltirildi. 14 fiubat eyleminde ö renciler Kamu Düzeni Bakanl na yürüyerek hükümetin ve ona ba l olarak polisin ve bakan n sald rgan tutumlar n protesto ettiler. 15 fiubat günü ise binlerce kiflinin kat l m ile ikinci eylem gerçeklefltirildi. Saat 4:00 de Politeknik Üniversitesi önünde ö renci, e itim emekçisi ve halktan binlerce kifli kat lmas ile bafllayan eylemlerde, önce çeflitli konuflmalar yap ld. Ö renci ve ö retmen sendikalar ndan temsilciler yapt klar konuflmalarda, 16. Maddenin, yeniden gündeme getirilen yasa tasar s n n, hükümet ve polis taraf ndan yap lan tüm sald r - lara karfl, sonuna kadar direneceklerini, bu politikalar n hayat bulmas na asla izin vermeyeceklerini, üniversitelerini hükümete ve sermayeye karfl savunacaklar n ifade ettiler. Yap lan konuflmalardan sonra baflta ö renci dernekleri, arkadan ise ö retmen sendikalar, kurulmufl olan 16. Madde Karfl - t Komiteler fleklinde kortejler oluflturularak yürüyüfle geçildi. Polis bu eylemde de k flk rt c tutumunu devam ettirerek, yürüyüfl kolunun gerisinde bulunan insanlara sald rarak bir kiflinin kafas ndan cop darbesi ile yaralanmas na neden oldu. Provokasyonlara ra men düzenini bozmayan kitle Meclis in önüne geldikten sonra yar m saat bekleyerek, o s rada mecliste tart fl lan 16. madde de ifliklik tasar s n protesto eden sloganlar att lar. Daha sonra eylemlere son verilerek, 22 fiubat günü yeniden buluflma ça r s yap ld. Benzer eylemler baflta Selanik olmak üzere birçok flehirde de gerçeklefltirildi. Selanik teki eyleme iflçi ve kamu sendikalar 24 saatlik grev yaparak destek verdiler. Binlerce kiflinin kat ld eylemde hükümet karfl t sloganlar at ld. Eylem s ras nda iki bankamatik molotof at larak tahrip edildi. Atina daki eylemde gazetemize demeç veren baz eylemciler bizlere flunlar ifade ettiler; Maria ( lkokul ö retmeni): May s-haziran ö renci eylemleri ve sonras ndaki ö retmen grevlerinden sonra bu süreçte de çok ciddi çabalar oldu. Bütün bu patlamalar, gerici ve halk karfl t politikalara karfl olufltu. Bugün burada verilen mücadele, üniversite özerkli ine ve eflit ve paras z e itim hakk na karfl yap lan sald r ya karfl verilmektedir. Verilen mücadele sonras nda PASOK (Sosyal Demokrat Ana Muhalefet Partisi-çn) un geri ad m atmas kesinlikle bir zaferdir. Hareketin bas nc sonras nda bu parti içinde ciddi sorunlar oluflmufltur. Burada önemli olan, bu hareketin, iflçi s n f hareketi ile bütünleflerek kesin zafere ulaflmas d r. Ancak ifl birlikçi sendikal yönetimlerden dolay s n f hareketi sürece yeterince kat lamam flt r. Bugünkü sendikal anlay fl günün ihtiyaçlar na cevap verememektedir. Genel grev talebi olmas na ra men, sendikalar cephesinden olumlu yan t verilmemifltir. Buna karfl ö rencilerde ve özellikle ö retmenler aras nda ciddi bir öfke oluflmufl durumda. Dimitris (Pire Teknik Üniversite ö rencisi ve flgal Koordinasyonu üyesi): Ö renci hareketi k sa bir aradan sonra, anayasa de iflikli i maddesine, eflit-paras z e itim hakk na yönelik sald r lara karfl daha direngen bir flekilde yeniden sokaklara ç kt. Hükümetin, bas n n tüm sald r lar na ra men geri ad m atmad. Bugünkü hareket May s- Haziran hareketine oranla daha ileri bir noktada bulunmakta. Hükümet bu hareket karfl - s nda t kanm fl ve yaln z kalm fl durumda. Çünkü ö rencilerin ve e itimcilerin mücadelesi halkla bütünleflmifl durumdad r. Hükümet hareketin evine dönmeyece ini anlam flt r. Burada anlafl lmas gereken nokta, kesin zafere ulafl lmas için, iflçi s n f ile birilikte olmak gerekiyor. Ancak ifl birlikçi sendikal önderlikler bunun önündeki en önemli engeldir. Sonuçta bu mücadele emperyalizme ve kapitalizme karfl genel mücadelenin bir parças d r. Bunun için s n fla birlikte olmak zorunday z. Geçen May s-haziran aylar nda akmaya bafllayan ve Nehir geriye akmaz slogan ile simgeleflen gençlik ve e itim emekçilerinin eylemleri, 16. Madde karfl t eylemlerle devam ediyor. Hükümetin, medyan n ve polisin tüm provokatif giriflimlerine ra men eylemler, aral ks z her hafta devam etmekte. Baflta ö renciler Ölüme befl kala! Demokrasi havarili ine soyunan bat dünyas nda yaflanan hak ihlallerinin vard boyut uç noktalara ulaflmakta May s ay nda Atina da gerçeklefltirilen Avrupa Sosyal Forumu yürüyüflünden hemen sonra gözalt na al nan Gerasimos Kiriakopoulos (bir Yunanistan vatandafl ) ve Tarasios Zandarozni (bir Bulgaristan vatandafl ) aradan geçen bu kadar zamana ra men hala mahkemeye dahi ç kar lm fl de iller. Devletin iddias na göre iki eylemci, yürüyüfl s ras nda yaflanan çat flmalarda rol alm fllar. Bu iddiay kan tlayan tek kan t ise çevik kuvvet polislerinin flahitli i. Ki bu insanlar, eylem an nda de il, tamamen anti-demokratik bir flekilde eylemden sonra, eylem alan n n çok uza nda gözalt na al nd lar. O günden itibaren mahkeme tarihinin belirlenmesini bekleyen tutsaklar, yaflanan hak gasp n n sona erdirilmesi ve serbest b rak lmalar talebi ile G. Kiriakopoulos 15 Aral k 2006; T. Zandarozni 29 Kas m 2006 dan itibaren açl k grevine bafllam fllard. Kiriakopoulos 52. günü, Nehir akmaya devam ediyor! Zandarozni ise 67. günü geride b rakt klar bir süreçte daha önce bafllayan ve sonradan yo unlaflan eylemler sonras, bugüne kadar yap lan tüm ça r lara kay ts z kalan hükümet ve onun Adalet Bakan geri ad m atmak zorunda kald. Açl k grevi süresinin uzamas ve hayati olarak kritik bir noktada olmalar ile birlikte, ölümlerinin durdurulmas için baz sendika ve parti temsilcileri ve G. Kiriakopoulos un annesi de açl k grevine bafllam fllard. 23 Ocak tan beri hastanede yatan tutsaklar, mahkemenin ald karar sonras flartl tahliye edildiler. Devlet bu politikas ile sadece bu iki kifliye de il, ayn zamanda, mücadele eden halka ve devrimcilere karfl da gözda vermeye çal flm flt r. Fakat, Faflizmi cuntay yak ndan tan yan Yunan halk n n tepkisi sonucu devlet, cuntavari politikalar ndan geri ad m atmak zorunda kalm flt r. fiartl tahliye karar n n ard ndan tutsaklar, bulunduklar mahkum ko uflundan normal hasta odalar - na al narak tedavi edilmeye baflland lar. olmak üzere üniversite ö retmenleri ve di er emek kesimleri yapt klar kitlesel eylemlerle en iyi cevab vermekteler. Geçen haftalarda ç kan çat flmalar bahane eden hükümet ve kolluk kuvvetleri, eylemleri baltalamaya çal - fl p, kitleyi terörize etmeyi hedeflemifl, ama amaçlar na ulaflamam flt. Bu hafta da, benzer bir giriflim Atina Emniyet Müdürlü ü taraf ndan gündeme geldi. Emniyet, mitingin bafllamas ndan birkaç saat önce yapt yaz l aç klamada, üniversite ö retmenleri konfederasyonunu ve baflkan n hedeflemiflti. Aç klamada özetle, Konfederasyon baflkan n n (POSDEP) kitlenin Atina daki eyleme tafl nmas nda sorumlu oldu u, gelenler aras nda daha önceki çat flmalarda aktif yer alan maskeli (anarflist çevreleri kastediyor) kiflilerinde oldu u iddia edilerek, çat flmalarda konfederasyonun sorumlu oldu u, kastedilmekte, sendikalar aç kça hedef gösterilmektedir. Öyle görünüyor ki, son süreçte daha çok ö renciler taraf ndan omuzlanan eylemlere üniversite ö retmenlerinin de daha aktif kat lmas, devleti hayli telâflland rm fl olmal. POSDEP (Üniversite Ö retmenleri Konfederasyonu) 5 fiubat tarihi ile beraber süresiz genel grev karar alm fl, bu kararla ö rencilerin önünde bulunan s nav engeli de ortadan kalkm fl oldu. Grev karar ile s nav tarihleri ertelenmekte ve kat l m n daha kitlesel geçmesi sa lanmakta. Polis provokasyonu atmosferinde 10 fiubat eylemi her zaman oldu u gibi yine Propilea Meydan nda bafllad. Miting öncesi 3 kiflinin gözalt na al nmas kitle taraf ndan protesto edildi. Gözalt ndakilerin serbest b rak lmas ile bafllayan yürüyüfl her zamanki güzergâh takip ederek, Meclis önüne ulaflt. Burada k sa bir gerginlik olmakla birlikte, fazla uzun sürmedi. Meclis önündeki bekleyiflten sonra kitle bafllang ç noktas na yönelip sonrada da- ld. Üniversite ö rencileri Politeknik Üniversitesi ne yönelerek koordinasyon toplant s n gerçeklefltirdiler. Toplant da, iflgallerin (iflgal edilen fakülte say s 350 i geçmifl durumda) ve eylemlerin devam etmesi yönünde karar al nd. Ayr - ca, yürüyüfl ve mitingler d fl nda, sembolik yol kesme vb. eylemlerle protestolar n geniflletilmesi de onaylanan kararlar aras nda bulunmakta. Binlerce kiflinin kat ld - bu haftaki eylem en kitlesel eylem oldu. Eylemlere Ö retim Elemanlar Derne i (DEP) iki günlük grevle, Orta Ö retim Ö retmeleri Konfederasyonu da ifl durdurma eylemi yaparak destek verdiler. Eylemler önümüzdeki hafta (15 fiubat) tekrar yap lacak. Son süreçte yaflanan en önemli geliflme ise, PASOK un (Ana Muhalefet Partisi) anayasa de iflikli i sürecinden çekilmesi oldu. Ki PASOK, bafl ndan beri 16. Madde de iflikli ini desteklemiflti ve hala da desteklemeye devam etmekte. Ancak hem toplumun genelinde, hem de PASOK içerisinde oluflan güçlü tepki ana muhalefet partisini çekilmek zorunda b rakan gerçek neden oldu. PASOK un çekilmesi ile tek kalan hükümet, mevcut yasalara göre de iflikli i yapacak güce sahip olmad ndan, de ifliklik flimdiden çöpe at lm fl durumda. Bundan hareketle söylenecek fley, ö renciler ilk zaferini kazanm flt r. Köfleye s k flan hükümet, düne kadar az nl k olarak de erlendirdiklerine flimdi diyalog ça r s yapmakta. fiimdi s rada, son vurufl yap larak kesin zaferin kazan lmas d r. (Yunanistan dan bir K okuru

31 Şubat-8 Mart 2007 Di er önemli bir mesele de, bu üniversitelerin niteli idir. Bugün hali haz rda kolej statüsünde kurulan ama tabelâlar nda üniversite yazan pek çok iflletme bulunmakta. Bunlar birkaç bölümden oluflmakta ve bu bölümler, daha çok flirketlerin insan kayna bölümlerinden ibarettir. Bu üniversiteler in diplomalar standart üniversite diplomas olarak tan nmamakta. Üniversite niteli inden çok uzak olan bu kurumlar, bir tane dahi bilimsel araflt rma yapm fl de illerdir. Hükümet bu gerçeklere ra men, insanlar n gözünün içine baka baka yalan söylemeye devam etmekte. Hükümetin propaganda etti i noktalardan biri de, özel üniversitelerin kurulmas ile, kamu üniversitelerinin niteli inin yükseltilmesidir. Al n size bir çeliflki daha. Bir tarafta e itime ayr lan bütçeyi % 3 ün alt na çekeceksiniz (2007 bütçesinde % 2.7 dir), di er taraftan da, ö renciye sunulan destekten k s tlamalara (yurt, ödenek, ders kitaplar vb.) giderek nitelik gelifltirmeyi düflüneceksiniz. E itime yat r m yapmadan niteli in ve kalitenin yükselece ini iddia etmek toplumla dalga geçmekten baflka bir fley de ildir. Hükümet, de iflikli i yaparak, kurulmufl olan kolejleri yasal statüye kavuflturmaktan baflka bir amaç gütmemektedir. Konuya iliflkin Atina fl Adamlar Derne i (SEV) temsilcisi, 2004 E itim fiuras nda flunlar ifade etmekte, Sanayi s n f, E itim fiuras nda yer alm flt r, çünkü e itim direk ilgi alan m zd r. Yine ayn derne in baflkan 6/12/2006 tarihinde, Mesele halk n ne istedi i de il, hükümetlerin halk n iste- inden ve tepkisinden ba ms z cesur ad mlar atmalar d r diyebilecek kadar ileri gitmiflti. Ayn çizgide, Anonim fiirketler Birli i Baflkan Anayasa De iflikli i Komisyonu Baflkan na gönderdi i yaz da Mevcut üniversiteler iflletmelerin insan kayna birimleridir. Bundan dolay yurtd fl ndan eleman transfer etmek zorunda kalmaktay z. Küreselleflen dünyada nitelikli insan sorunu çözülmek zorundad r diyerek, 16. Madde nin mutlaka de ifltirilmesini talep etmekte. Bütün bu al nt lardan ç kar labilecek tek sonuç var, hükümet sermaye çevreleri istedi- i için bu de iflime gitmekte. Onun d fl nda öne sürdü ü tüm gerekçeler, hükümetin yalan rüzgar dizisinin bölümlerinden baflka bir fley de ildir. Tabii bu ad mlar atarken hükümetin en büyük destekçisi ana muhalefet partisi PASOK (Sosyal Demokrat) olmufltur. PASOK, biçimde k smi farkl laflmalarla beraber de ifliklikleri bafl ndan itibaren desteklemifltir. Ancak, eylemlerle beraber geliflen halk muhalefeti partiye de yans m fl ve afla da de inece imiz gibi, PASOK geri ad m atmak zorunda kalm flt r. Yeni mücadele y l n z kutlu olsun Geçen yaz döneminde patlak veren ö renci eylemlerinde, zaferin kazan lmas ndan sonra verilen k sa aran n ard ndan, 2007 Ocak ay yla birlikte eski s cak günlere dönüldü. Geri dönüldü desek de, asl nda ö rencilerin, hem ö retmen grevlerindeki hem de iflçi s n f n n eylemlerindeki kitlesel destekleri göz önüne al n rsa, mücadeleye pek ara verilmedi i de söylenebilir. 16. Madde de ifliklik teklifinin meclis alt komisyonunda tart fl lmas ile beraber eylemlere de start verildi. Yap lan genifl ve kitlesel ö renci dernekleri toplant lar nda iflgal ve eylem kararlar pefli s ra bütün üniversitelerde al nmaya baflland. Üniversitelerde bu kararlar al n rken, d flar da da mücadelenin yay lmas amac yla efl zamanl çabalar bafllad. YKP (M- L) nin önerisi ile onlarca parti, sendika, demokratik kurum ve kuruluflun kat l m ile yap lan aç k toplant larda mücadelenin güçlendirilmesi çerçevesinde ülke çap nda bir komitenin kurulmas kararlaflt r ld. 10 Ocak ta bafllayan eylemlerden bugüne kadar tam alt hafta geçti. Bu süreç boyunca iflgal edilen fakülte say s 300 ü geçmifl, her hafta yap lan sald r lara (hükümet, medya, polis) ra men geri ad m at lmadan eylemlere ve yürüyüfllere devam edilmifl, destek aray fl mahallelere kadar yay larak devam etmifltir. Verilen zorlu ve uzun soluklu mücadele tek bir amaç içindir: 16. Madde de iflikli i parlâmentodan geçmeyecek. Tüm eylemlerin ana temas bu slogan oldu. Eylemlerde sadece halk karfl - t politikalar n fiili uygulay c s olan Yeni Demokrasi partisi de il, onunla birlikte ana muhalefet partisi PASOK ve yönlendirici konumundaki AB de ö renciler ve halk taraf ndan sorumlu olarak hedef tahtas na konmufltur. Burada alt çizilmesi gereken nokta, ö renci hareketinin ulaflt politik düzeyin önemidir. Gazetelerde yay nlanan kamuoyu araflt rmalar nda halk n büyük ço unlu unun AB ye güvendi i ifade ediliyorken, asl nda gerçe in hiç de öyle olamad n ö renciler gösterdiler. Ö renci hareketinin geliflimi, toplumun tüm kesimlerini de etkilemekte ve onlar n sürece aktif kat l mlar n sa layan bir unsur olmakta. Bunun en önemli yans mas ise üniversite ö retmenleri düzeyinde görüldü. Uzun bir zaman süreci geriden ve pasif eylemlerle takip eden ö retmen camias, 4 ve 5. haftalarla birlikte, mücadelenin ç tas n yükseltmeye bafllad. Süresiz grev ilân eden POSDEP (Üniversite Ö retim Üyeleri Konfederasyonu), tutumu ile hareketin geliflmesi ve kitleselleflmesi yönünde ciddi bir katk sunmufltur. S nav endiflesi ile eylemlere kat lamayan belli bir ö renci kitlesi, bu kararla birlikte sürecin içinde yer almaya bafllam flt r. Ö renci hareketinin yaratt etkinin di er bir yans ma alan ise, PASOK dur. 16. Madde ye karfl olan PASOK taban, partilerinin destekçi tutumuna karfl ö renci eylemleri ile paralel harekete geçmifllerdir. Ülkenin hemen her flehrinde PASOK içinden 16. Madde karfl t komiteler kurulmufl, yap lan toplant lara binlerce kifli kat lm flt r. Tepki sadece gençlikte de il, partinin üst düzey kadrolar nda da cereyan etmifltir. Ö renci ve e itim emekçileri hareketinin yaratt bas nç PASOK u da etkilemifl ve parti yönetimi içeriden gelen tepkiye boyun e erek geri ad m atm fl, anayasa de iflikli i tart flma sürecinden çekildi ini aç klamak zorunda kalm flt r. Ama, geri çekilme taktik bir politikadan baflka bir fley de ildir. Çünkü, PASOK bafl ndan beri hükümeti bu noktada desteklemifl, geri çekilirken dahi, 16. Madde nin de ifltirilmesi gerekti ini ifade etmekten vazgeçmemifltir. Bu, ö renci hareketinin aç k bir baflar s - d r. Hükümet tek bafl na kalm flt r. Salt kendi gücü ise de iflikli e yetmemektedir. Yunanistan yasalar na göre, böylesi bir de ifliklik ancak bir sonraki dönemde yap labilir ve bunun için de bu dönemde en az 180 oy gerekmektedir. E er Nea Dimokratia bu oy oran - na eriflebilseydi ikinci dönemde sadece 151 oyla de iflikli i sa layabilecekti. Son geliflmelerden sonra, egemenler hiçbir ilerleme sa layamam fl oldular. Yasa ancak iki dönem sonra meclise getirilebilecektir. Ö renci ve e itim emekçileri hareketi süreç boyunca, hükümet ve medya taraf ndan sürekli sald r ya ve provokasyonlara maruz kalm flt r. Üniversiteler, uyuflturucu sat fl yeri ve kamu düzenini bozan kimi kiflilerin bar nma ve korunma alan olarak gösterilerek özerklik hakk na sald r lm fl, ö retmen konfederasyonu POSDEP e, çat flmalarda yer alanlar kollad iddia edilerek karaçal nm fl, polis yap lan her eylemde k flk rt c bir tutum alm fl olmas na ra men hareket durdurulamam flt r. Karfl duruflu ve eylemleri küçük bir az nl n tepkisi olarak de erlendiren hükümet, bugün zorunlu olarak bu küçük az nl a diyalog ça r s yapmakta. Ancak ö renciler, geçen yaz oldu u gibi bu defa da ayn kararl tutumu tak narak, bizim için tek diyalog, 16. Madde de iflikli inin ve yeniden gündeme getirilmek istenen yasa tasar s n n tamamen geri çekilmesidir diyerek kendi cephelerinden son noktay koymufllard r. Ö renciler bu tutumlar n her hafta gerçekleflen eylemleri ile kararl bir flekilde ifade etmekteler. Gönül rahatl ile ifade edebiliriz ki, hükümet sadece 16. Maddede de il di er tüm maddelerde de her fleyi yüzüne gözüne bulaflt rm flt r. Hükümet tek bafl na kalm flt r. Bunu sa layan güç ise, 10 ay boyunca ülkedeki mücadelelerin aktif unsuru olan ö renci hareketidir. YKP (M-L) nin oynad rol YKP (M-L), üstün öngörüsü ve belirlemeleriyle, sundu u politikalarla süreçte aktif bir rol oynam flt r. Yasa toplumda ciddi olarak tart fl lmadan önce, 16. Maddenin önemini ortaya koyan YKP (M-L), bu do rultuda di er parti ve örgütlere ortak mücadele ça r - s nda bulunmufltur. Fakat di er örgütler (reformist, Troçkist, küçük burjuva vb.) buna s - cak yaklaflmam fl, zaten e itim paral, bu madde çerçevesinde ciddi bir hareket oluflmaz diyerek tutumlar n gerekçelendirmeye çal flm fllard r. YKP (M-L) buna ra men geri ad m atmam fl, çal flmalar sonucu tüm örgütlerin kat l m ile aç k toplant lar yap lm fl, bu toplant lardaki kitleselli i ve ilgiyi gören örgütler ancak bundan sonra tutumlar - n de ifltirmeye bafllam fllard r. YKP (M-L), geçen yaz dönemine göre daha aktif bir tutum alarak, belirledi i politikalar n kitlelerce uygulanmas n sa lam flt r. Bununla ilgili di- er pek çok örgütün tersine, sundu u 16. Madde merkezli mücadele pratikte kitlelerce uygulanm flt r. Buradan kitlelerin YKP (M- L) li olduklar anlam ç kar lmamal d r. Önemli olan, sunulan politikalar n, kitlelerce sahiplenilmesi ve uygulanmas d r. Sürecin ana halkas n n do ru belirlenmesi, buna paralel ortak mücadele anlay fl n n güçlendirilmesi ve kitlelere duyulan güven YKP (M- L) yi di er örgütlerden ay ran en önemli özellikler olmufltur. Hem üniversitelerde hem de d flar da komite çerçevesinde, belirlenen do ru politikalarla yürütülen çal flma sonucu genifl bir kitleye ulafl lmas sa lanm flt r. Komünist Partiler, sunacaklar do ru ve somut politikalarla süreci yönlendirebileceklerini, YKP (M-L) prati i ile göstermifltir. Ancak hala yolun bafl nda olundu u da unutulmamal d r. Son nokta Vasilis Samaras n, Proletarya Bayra (3 fiubat 07) gazetesindeki de erlendirme yaz - s nda vurgulad flu noktalar hareketin niteli ini aç kça ortaya koymaktad r; Ö renci hareketi, *Kendi gücünün fark na varm flt r. *Mücadele ve hak talep etmedeki kararl n keflfetmifltir. *Sorunlar n nedenleri ile birlikte, dostunu ve düflman n tan m flt r. *Tafl d de erlerin fark na varm flt r. *Yoldafll k, dayan flma, kolektivizm gibi de erleri yeniden yaratm flt r *Örgütlü ve politik mücadelenin de erini anlam flt r. Ki bu bafll bafl na bir zaferdir. Ö renci hareketi verdi i uzun soluklu mücadelede, art k son zafer vurufllar n yapmak üzere. Küçük az nl k hükümeti yaln z b rakm fl, ana muhalefet partisine geri ad m att rm fl ve toplumun ço unlu u olmufltur. Kendilerinin de ifade etti i gibi, ilk amaç, 16. Madde nin ve yasa tasar s n n tamamen geri çekilmesidir. Fakat bizler art k sadece kendimizden ve okulumuzdan de- il tüm topluma karfl sorumluyuz. Ve bundan sonra da sorumlulu umuzun gere i olan mücadelemizi, halk m z n ve emekçilerin yan nda sürdürmeye devam edece iz. San r z ki bu cümle anlatmak istedi imiz birçok fleyi anlatmaya yetmekte. Son noktay koyman n zaman geldi. Ancak bu son nokta sadece bu mücadelenin son noktas olacakt r. Bu düzene son noktay koyana kadar mücadeleye devam!..

32 işçi-köylü ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA B Z HALKIZ GELECEK ELLER M ZDED R UMUTYAYIMCILIK VE BASIM SANAY LTD. fit Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A a Mah. mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/ STANBUL. Tel: (0212) , FAKS: (0212) Sahibi ve Yaz iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask : Gün Matbaac l k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/ stanbul Tel: Genel Da t YUNANİSTAN DA GENÇLİK ZAFERE YAKIN YENİ DALGANIN İLK DARBESİNE HERKES HAZIR Y unanistan da AB direktifleri do rultusunda temel haklara karfl yap lan sald r lar, gençli in direnifline tak lm flt r. Çünkü her fleyin s e r m a y e y e e n d e k s l e n m e y e ç a l fl l d Y u n a n i s- tan da e itim de bu sald r sürecinin d fl nda b rak lamazd. BÜROLAR KARTAL: HAMAM SOK. DEM RL fihani NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) Cep: ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI fihani NO:11 KAT:3 DA RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) Cep: ZM R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) Cep: MALATYA: DABAKHANE MAHALLES, BOZTEPE CAD., BABACAN fihani NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) Cep: ERZ NCAN: ORDU CAD. ORDU fihani KAT:3 TEL: BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) Cep: MERS N: ÇANKAYA MAH. S L FKE CAD. ÜZÜM fihani KAT :1 NO: 47 MERS N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: FAKS: Yunanistan da 2006 bahar nda bafllayan h zla geliflip güçlenen ö renci hareketi, bugün son vurufllar n yapacak noktaya ulaflm fl durumda. lk süreçte baflar yla sonuçlanan hareketten sonra, ikinci süreçte zafere bu denli yaklafl lmas, gençlik ve halk hareketleri aç s ndan gelece- e umutla bak lmas na yol açmakta. Yunan gençlerinin kazan m sadece e itim haklar de il, onlar devrimci mücadelenin tüm gereklerini ve her fleye yeten gücünü hat rlatarak gelece in yarat lmas nda da önemli bir de er elde ettiler. Bundan ders ç karmak, bunu halklar n bir kazan m olarak görmek yanl fl olmayacakt r. AB direktifleri do rultusunda Yunan egemen s n flar n n temel haklara karfl yapt klar sald r lar, gençli in direnifline tak lm flt r. ND (Yeni Demokrasi) Partisi 2004 seçim program nda temel sorun olarak ortaya koydu u devletin yeniden yap land r lmas noktas nda, emperyalistkapitalist sald r politikalar çerçevesinde, devletin ekonominin tüm dallar ndan çekilmesini, sosyal niteli inin sona erdirilmesini, bunlar n yerine, sadece kolluk kuvveti (asker, polis, yarg vb.) vasf n yerine getiren bir yap ya büründürülmesini hedeflemekteydi. Bu hedef do rultusunda ilk sald r kamu kurulufllar nda çal - flan emekçilere oldu. Özellefltirme politikalar na start verilmesi ile telefon iflletmesi (OTE), hava yollar (OL MP K), demir yollar (OSE) ve daha birçok kamu teflebbüsü hedef tahtas na kondu. Karfl lafl - lan tepkiden kaynakl baflar l olamasa da hedeften vazgeçilmifl de il yerel seçimlerinden kay p vermeden ç kan hükümet partisi baflkan Karamanlis, reformlar n (özellefltirmeler) devam edece inin alt n bir kez daha çizmifltir. Kamu teflebbüsleri cephesinde geçici geri ad m at p süreci erteleyen hükümet, gözünü flimdi de e itime dikmifltir. Yunanistan da e itim paras z ve devlet güvencesindedir. E itim anayasal hak olarak kabul edilmifl ve bu 16. Madde ile de güvenceye al nm flt r. Bu hak, devletin demokratik olmas ndan de il, li y larda verilen zorlu ve bedelleri a r mücadelelerle kazan lm flt r. Ancak devam eden bir mücadelede hiçbir zaman kazan mlar n sonsuzlu undan söz edilemez/söz edilmemelidir. Karfl l kl mücadele edenler oldu u sürece haklar nas l kazan l yorsa kaybedilebilir de. Nitekim tüm dünyada devrimci hareketin yenilgiler almas ve kapitalist-emperyalist sistemin girdi i krizlerden kurtulma reflekslerinin ürünü olan bütünlüklü ve derinlikli sald r lar yla birlikte o zamana kadarki kazan mlar parça parça gasp edilmeye bafllad nda e itimde de haklar yok edilmeye bafllad. Her fleyin sermayeye endekslendi i dünyada e itim sürecin d fl nda b rak lamazd. Bu çerçevede, devleti sermayenin kolluk gücüne indirgeyen yeni anlay fla göre, e itim de özellefltirilmek zorundayd. Türkiye ye bak ld nda, bu politika daha iyi kavranacaktad r. Ancak Yunan egemenleri halk n tepkisinden dolay süreci geriden izlemifl, çeflitli giriflimlere ra men istedikleri baflar y elde edememifllerdir. ND (Yeni Demokrasi) Partisi nin iktidara getirilmesi, PASOK (Tüm Yunanistan Sosyalist Hareketi) iktidar dönemlerinde baflar lamayan ya da tamamlanamayan halk karfl t politikalar n uygulanmas hedeflenmifltir. Sermaye seçiminde yan lmam fl, ND nin iktidara gelmesi ile 25 y ld r bekleyen pek çok madde yasalaflm fl, iflçi ve halk katmanlar na karfl sald r lar s n r tan maz boyutlara ulaflm flt r. Yap lan tüm sald r lar sosyo-ekonomik olarak emperyalistlere ba ml olan Yunanistan n Yeni Dünya Düzenine entegre edilmesi kapsam nda yap lmaktad r. De iflen koflullarda e itime biçilen rol Sosyalist hareketin yaflad yenilgi ve bu sürecin devam nda revizyonist rejimlerin y k lmas ile sermaye önündeki tüm engeller de ortadan kakm fl oldu. Yenilgi beraberinde büyük bir hayal k r kl getirmifl, direnifl dinamiklerinin zay flamas na yol açm flt. Rüzgâr arkas na alan sermaye, s n rs z sömürü arzusu ile haklara ve zenginliklere ininden ç kan aç yarat k misali sald rmaya bafllad. Sald r odaklar ndan birisi de e itim oldu. Sosyalist sistemin yenilgisinden sonra e itim alan nda kendini yeniden yap land rma ihtiyac duyan emperyalist-kapitalist sistem, yeni düzenlemelere gitti. Bugüne kadar devletin kamuya hizmeti olarak kabul edilen ve güvence alt na al nan e itimin temel yap s nda da özellefltirme ile birlikte de iflimlere gidildi. Temel görevi kitleleri sisteme en uygun biçimde dahil etmek, mevcut egemenli i sürdürmek olan e itimin bu vasf yal nlaflt r ld ve daha da güçlendirildi. Ezilenleri sistemin parças na dönüfltürme vasf, tamamen egemenlere hizmet eden bir araç olmakla tamamlanmaya baflland. Üniversiteler toplum için bilim üreten alanlar olmaktan tamamen ç kar larak, sermayeye bilim üreten kurumlara dönüfltürüldüler. Gene teknik okullar ayn çizgide, kalifiye eleman yetifltiren okullardan öteye geçemediler. E itim art k, küçük bir az nl n ve seçilmifllerin kullanabilece i bir hak olmaya bafllamakta. Geride kalanlar ise sermayenin okumufl yedek ifl gücü olarak yedekte bekletilmekte. Ki bunlar n d fl nda üniversitelere giremeyen veya engellenen devasa bir kitle de e itim hakk ndan tamamen mahrum b rak lmakta. Dün de söylüyorduk bu düzende e itim de, bilim de sermaye içindir, bugün bunun tersini hiçbir demagog söyleyemez durumdad r; flimdiki burjuva demagoglar her fleyin sermaye için olan n n daha kaliteli oldu u iddias ndad r. E itimin toplumsal özü dinamitlenmekte, paran kadar oku anlay fl hakim hale getirilmeye çal fl lmakta. Bu bozuk dünya düzeninde sadece bir çark olan Yunanistan egemenleri de bu politikan n uygulanmas nda, efendilerinin yolunda ilerlemekte. AB bask s yla hayata geçirilmeye çal fl lan politikalar, dünyan n farkl ülkelerinde oldu u gibi (Almanya, Fransa, fiili vb.) direniflle karfl laflmaktad r. fiunu rahatl kla söyleyebiliriz ki, Fransa dan sonra Avrupa daki en uzun süreli ve kitlesel ö renci hareketi Yunanistan da yaflanmakta. May s-haziran Ö renci Hareketi nden 16. Madde karfl t harekete May s-haziran (2006) sürecinde, yasatasar s na karfl bafllayan ö renci hareketi, bir ç gibi büyüyerek, hükümete geri ad m att rm fl, s n f hareketinin gerilemesinden sonra toplumda oluflan olumsuz havan n k r lmas n sa lam flt. Ö renci hareketinin kazand baflar devam nda, ö retmenlere ilham kayna olmufltu. Ve y llard r grev ve eylem yapmayan ö retmenler (ilk ve orta derece) alt haftay bulan grev ve eylemler gerçeklefltirmifllerdi (sonbahar sürecinde). Greve lise ö rencileri okul iflgalleri ile kat l rken, aileler de destek vererek sürecin gerisinde kalmam fllard r. E er bu grev bir kaç hafta daha sürdürülebilseydi hükümeti içinden ç k lamaz bir sürece sokabilirdi. Ancak sendikal önderliklerin ifl birlikçi tutumu sonucu zafer feda edilmifltir. Gerek May s-haziran ö renci eylemleri, gerekse ö retmen eylemleri, toplumda ciddi bir destek bulmufl, hükümetin politikalar na karfl güçlü bir direniflin yarat lmas sa lanm flt r. Bu atmosfer ve olumlu psikoloji ile 16. Madde sürecine girildi Sonlar ndan itibaren tart fl lmaya bafllanan Anayasa de ifliklik paketi sadece 16. Maddeyi de il, bunun d fl nda, birçok kesimi ilgilendiren anayasa de iflikliklerini içermekte. Ancak, tart flma sürecinde, ilgilendirdi i toplumsal kesimler (üniversite ö rencileri, ö retim üyeleri, lise ö rencileri, aileler) bak m ndan daha genifl bir kesimi kapsamakta. Hükümet de ifliklik tasar s n gündeme getirirken, oluflabilecek tepkiden dolay, de ifliklikle beraber kurulacak özel üniversitelerin kar gütmeyen ve s k bir kontrol alt nda olaca n ileri sürmüfltür. Ne ki buna ne kendisi ne de toplumu inand rabilmifltir. Çünkü, e itim bafll bafl na pahal bir yat r m oldu u gibi, üniversite bu alanda çok daha külfetli olmakta. Dünyada hiçbir büyük üniversite, gidip de baflka bir ülkede böylesi bir yat r m yapmam flt r. Kurulacak özel üniversitelerin kar amac gütmeyece i iddias bir aldatmacad r: kapitalist yat r mc n n üstelik yüksek maliyetli bir alanda kar amac gütmeden yat r m yapaca iddias na inanmak akl yerinde olanlar için pek mümkün de ildir. E er öyle ise bugüne kadar kamuya hizmet etme hevesinde olanlar n neden devletin sosyal harcamalar na katk yapmad klar önemlidir. Bu kapitalizmin ve kapitalistlerin do as na ayk r d r.