HAFIZALARDA EDEBIYEN KALACAK ANILAR

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HAFIZALARDA EDEBIYEN KALACAK ANILAR"

Transkript

1 DIRECTOR NUREDIN IBRAM Redactor-şef Abdula gülten - Mai / Mayıs 2003 Colectiv redacþional: Iomer Subihan, Ervin Ibraim Firdevs Veli Nurcan Ibraim Adresa de corespondenţă: B-dul Tomis nr. 99, bl. S0, ap. 3 Constanţa Tel./Fax: Tehnoredactare computerizată în sediul U.D.T.R. Tehnoredactor: Fârtat Cicero Tiparul executat de: s.c. Xpress Promotion pagina / sayfa 16 HAFIZALARDA EDEBIYEN KALACAK ANILAR Türk Milletin Önderi Mustafa Kemal Atatürk emanet bıraktığı Çocuk Bayramı, Romanya Köstence ve Bükreş şehirlerinde büyük bir coşkuyla kutlandı yılında T.C. Bükreş büyükelçiliği himayesinde Romanya Demokrat Türk Birliği ve Aşağı Tuna Türk Kültür merkezi ortaklaşarak kutlanmış olduğumuz Çocuk Bayramı bu sene devam etti. Bükreş Türkiye Büyükelçiliğin bahçesinde yaklaşık 100 den fazla Romen, Türk ve Kırım Türkleri katıldı. Sayın Büyükelçimiz Ömer Zeytinoğlu ve Büyükelçiliğin mensuplarına teşekürler. Ayriyetten tüm Türk İş adamlarımıza teşekürlerimizi sunuyoruz. Evlerini, işlerini, sofralarını bolluk içinde olmasını dileriz. Fotoğraflar bu muhteşem günün hatıralarıdır. Gülten Abdula s.r.l. Constanþa I.S.S.N Anul V 2003, Nr. 5 (95) VOCEA AUTENTICĂ MAI / MAYIS ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITĂŢILOR NAŢIONALE GELENEKLERİMİZ MEVLİD KANDİLİ VE KUTLU DOĞUM HAFTASI Mevlid, doğum vakti demektir. Mevlid, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed in doğum zamanına verilen özel ad olarak kullanılmaktadır. Hz. Peygamberimiz, Kameri aylardan Rebı-ül-evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi, Milladın, 571 yıl, 20 Nisan Mekke de dünyaya gelmiştir. İslamiyetten önce, o devrede, insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı, Allah a giden yoldan uzaklaşmışlardı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlak tamamen batmıştı. Çocuklar acımasızca diri diri toprağa gömülüyor, kadınlar, değersiz sayılır, esir muamelesi görüyor, bir eşya gibi alınıp satılıyordu. Dünya karanlıklar içinde, bir kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu. Peygamberimiz Hz. Muhammed böyle bir zamanda dünyaya geldi. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı, Alemlere rahmet olarak gönderildi (Enbiya, 107). Hz. Peygamberimiz Doğum Günü münasebetiyle, insanların onur borcu, asıl maksatı, evrensel risâletini, yüksek ahlakını, adalet ve doğruluğunu hatırlatmak ve bunları hayatımızda uygulamaktır. Müslümanlar, bu geceyi, Hz. Peygamberimiz in ümmeti olmanoın şuuruyla, ibadetle, Kur an okumakla ve O na salat ve selamla ihya etmeye çalışmaktadırlar. Hz. Peygamber in Doğum günü nedeniyle ilk olarak Müzafferüddin Gök Börü tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Gök Börü 1190 tarihinden 1233 tarihine kadar hüküm sürmüş ve onun döneminde Erbil altın çağını yaşamıştır. Kör ve sakatlar için bir çok hankâhlar yaptırmış; bunlar dini müessese olmakla beraber şefkat ve yardımlaşma kaynağı idi. Gök Börü nün şohretini artıran asıl önemli husus, her yıl Hz. Peygamber in Doğum Günü münasebetiyle düzenlenmiş olduğu mevlid törenlerdir. Bütün İslam aleminin haberdar edildiği ilim ve sanat erbaben çağrıldığı, fikri ve ilmi tartışmaların tertip edildiği, özellikle yoksullara pek çok ziyafetlerin verildiği, kurbanların kesildiği bu törenlerde şehir dışına kurulan otağlarda İslam dünyasının her tarafından gelen alim, sanatkar ve kalabalık insan toplulukları ağırlandı. Sefer ayı başlarında kale kapısından itibaren kubbeli binalar görkemli bir şekilde süslenir, her birinde ayrı bir gösteri yapılırdı. Kur an okulur, vaazler verilir, çeşitli sanatsal gösteriler ve şenlikler yapılır, semalar tertip edilirdi. Vaaz, dini konuşma, halkı bilgindirmek amacıyla, iliğe götürecek, iyi sözlerdir. Sema ise, mevlevi dervişlerin ney, nisfiye, kudüm gibi çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin demektir (ayin birinci anlamı dini tören, ibadet, kült; ikinci anlamı ise mevlevi tekkelerinde okunan ağır bestelerin biçimi dir.). Mevlid geceleri yatsı namazından sonra kale kapısından başlayıp hankâha (yolculararın konaklamalarına yarayan yapı) kadar devam eden yerde, mumların her birini katırlar üzerine binmiş insanların tuttuğu fener alayları düzenlenirdi. Mevlid günü sabah vakti ellerinde hilat ve bohça bulunan kişiler tek sıra halinde hankâha giderlerdi. Bu bohçalarda misafirlere verecek hediyeler bulunurdu. Hilat, padişahların gönül almak, ödüllendirmek için birine giydikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış kaftan dır. Gök Börü, ayrıca her yıl Süriye ve Filistin e birer heyet gönderip, haçlıların elinde bulunan Müslüman esirlerinden bazılarını para ile satın alarak hürriyetlerine kavuştururdu. Her hac döneminde de Mekke ve Medine ye önemli miktarlarda para gönderir, bunları yoksullara dağıttırır. Ayrıca, Arafat a su getirilmesi için her yıl 1000 altın tutarında harcamalar yapardı. İslam dünyasında Hz. Peygamberimiz in Doğumunun daha önceleri Mısır da Fatimi ler tarafından kutlandığı bilinmekle birlikte bu kutlamaların sarayda olmasından, buna sadece Kahire nin tanınmış din adamları ile yüksek mülki memurların katılmasından dolayı dar bir çerçevede yapğıldığı görünmektedir. Eyyübiler devrinde Mısır da, sonra Mekke, Kuzey Afrika, Endülüs, Hindistan ve diğer yerlerde debdebeli bir şekilde yapılan merasimler de Muzafferüddin Gök Börü nün başlattığı uygulamanın devamı niteliğinde kabul edilmektedir. Günümüzde, T.C. nde ilki 20 Nisan 1989 yılında kutlanmaya başlayan Kutlu Doğum Haftası nın amacı, insanları huzur, sevgi ve hoşgörü ortamında buluşturmak, gitgide bir sevgi yumağı haline getirmek, insanların mutlu olabilmek için ihtiyaç duydukları insani ve ahlaki değerleri toplumun bütün kesimlerine ulaştırmanın gayreti içinde olmak şeklinde özetlemek mümkün. Türk Cumhuriyetin nde, Kutlu Doğum Haftası bir kültür ve gelenek halini aldı. Ve Türk dünyasında, Balkanlara, Romanya, Kıbrıs a ve Batı Avrupa ülkelerine kadar yayılmış durumda. Kutlu Doğum Haftası, kültür sanat faaliyetleri ve bilgi açısından bir şölen haline geldi. Son olarak, şunu duyurmakta yarar vardır. Kutlu Doğum Haftası kapsamında, Türkiyede her yıl ve her ilçede bir sembol olarak Gül Günü, 1995 yılından itibaren kutlanır. Kardeşlik, dostluk, sevgi, hoşgörü, barış duyguların gelişmesi amacına yönellik güller dağıtılır. Türk kültüründe, anlam taşıyan gül, yüzyıllar boyunca işlene işlene başlı başına bir kültür haline gelmiştir. Hazırlayan: Prof. Dr. İbram Nuredin

2 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 2 pagina / sayfa 3 GELENEKLERİMİZ Hıdırellez, milli folklörümüze ve dini yaşamına ait bir bayramdır. Romanya türkleri, her sene, bu bayramı sevinçle kutlarlar. Dobruca Türk halkı inançlarına göre, Balkan ve Anadolu Türklerde olduğu gibi, Hızır ve İlyas, şüphesiz ki, hiç ölmeyen, mutluluk ve bolluk taşıyan peygamberlerdir. Bir rivayete ve açıklamaya göre, Tanrı, bilinmeyen bir nedenle, Hızır ve İlyas kardeşlere küsmüş ve ayırmış. Biri Toprağın hükümdarı olmuş, diğeri Suların hükümdarı. Ve, onlara, senede, yalnız bir kez buluşma imkanları sağlamış. Birinci defa, buluştukları zaman, Hızır ve İlyas, beyaz kıyafetler içindeymiş. O yüzden, bu buluşmanın anısına insanlar beyaz giyerler ve beyaz yemekler hazırlar ve iyirler. Hıdırellez bayramlarında çok kullanılan beyaz gıdalar: yumurta, pirinç, süt, yoğurt, peynir, kuzu ve piliç etleri, balık. Türk ve İslam Dünyasında beyaz renk nur un, bereketin, kısmedin sembolüdür. Mesela, yoğurt üretildiği evde, Hızır Baba Ziyaret etti anlamına gelir. Yeşil renk ise doğa nın ve doğma nın, yeniden yaşamın sembolüdür. Beyaz ve yeşil renkleri birleştirici bir anlamında Hıdırellez Bayram ortaya çıkıyor, Hıdır ve İlyas kardeşlerin bir araya gelmesini ifadesini taşıyor. Hıdırlez Bayramı, Dobruca Türklerinde, her türklerde olduğu gibi, mutluluk, güzellik, umut, iyi yaşam demektir. Hıdırellez, Türklerde, eskiden halk arasında yaz mevsimin başlangıç tarihi anlamını taşımaktaydı. Nitekim, eski takvimizde, yıl pratik olarak ikiye ayırılmış olup, 23 Nisan (6 Mayıs) dan 26 Ekim (8 Kasım) a kadar süren 186 gün Hızır Günleri adıyla yaz mevsimi. Bu tarihten tekrar 23 Nisan (6 Mayıs) a kadar devam eden 179 gün ise Kasım günleri adıyla kış mevsimi meydana getiriyordu. Hıdırellez Bayramı, gerçekte, kışın sona erip, yaz mevsimin başlangıcı günü olarak, halkımız coşkuyla, birlik beraberlik içinde kutlar. Genelde, şehir, kasaba ve köylerin yakınındaki ağaçlık ve yeşillik, ormanlık yerlerde yapılır. Bu gibi yerlerde çoğu zaman dere, göl veya su kaynakları mevcuttur. Hatta, bazı yörelerde, halk toplantının merkezi, buralardaki bir türbenin yanıdır. Hıdırlez kutlamaları çerçevesinde, mezarlıklar ziyaret edilir, dualar okulur, hastalara umut doğar, yoksullar sevinilir. Eşt, dost, akraba görüşür ve birlikte, şarkılarla, saz zurna sesleriyle eğlenir, güreş yarışları düzenlenir, sofralar konur. Prof. Dr. İbram Nuredin Tradiţii şi obiceiuri Hıdırellez este o tradiţie culturală, etno folclorică şi religioasă ce se pierde în negura timpurilor. Această tradiţie a lumii turcice este specifică şi turcilor dobrogeni. Generaţiile mai în vârstă a crescut în atmosfera şi strălucirea acestei tradiţii care marchează atât comemorarea înaintaşilor, ideea de unitate, de continuitate şi de frăţie a membrilor comunităţii, prin evocarea celor de mult dispăruţi, dar şi speranţa de mai bine. O legendă spune că Hızır şi Ilyas erau doi fraţi care au supărat, nu se ştie de ce, pe Stăpânul cerurilor. Ca pedeapsă, Stăpânul cerurilor i-a despărţit pe fraţi, unul a devenit Stăpânul Pământurilor şi celălalt Stăpânul Apelor. Li s-a permis să se întâlnească o singură dată pe an. Ceea ce se şi întâmplă. Cum fraţii la prima întâlnire erau îmbrăcaţi în alb, de atunci, din vremuri de demult, din illo tempore, a încolţit speranţa. O speranţă în mai bine, în fericire, în împlinirea care îmbracă hlamida albă. De aici ţi obiceiul, ca în ziua de Hidirellez (cuvânt compus din Hidir Ilyas, semnificând nemurirea, respectiv abundenta) să se consume mâncare albă, respectiv: orez, iaurt, brânză, ouă, lapte, carne albă de miel sau pasăre, peşte alb etc. Dacă într-o casă de ţărani gospodari se face iaurt, se crede că Hizýr a vizitat ţi a binecuvântat acea casa. Tot de Hidirellez, a patruzecea zi a echinoctiului de primăvară, celebrat în ziua de 6 Mai, care simboliza venirea verii astronomice, în vechiul calendar turc, aveau loc serbări câmpeneşti. Vara dura 186 de zile, de la 23 Aprilie (6 Mai) până la 26 octombrie (8 Noiembrie). Se spune că Hîzîr, erou mitic, personaj legendar, ulterior transformat în sfânt, purta o robă, o pelerină înflorată. Unde el călca, pământul s-ar trezi din amorţire, se animă, natura renaşte, reînvie după lunga hibernare, răsare iarba, pomii înverzesc, cântă privighetori. Pentru a se vindeca, oamenii bolnavi se rostogoleau HIDIRELLEZ HIDIRELLEZ LA TURCII DOBROGENI pe pe iarbă, şi, după legendă, cei care consumă salată verde, ceapă nouă, prune verzi, ies la iarbă (la picnic, în mijlocul naturii) se vor simţi învioraţi, reîntineriţi, viguroşi. La modul general, în tradiţia islamică, albul este simbolul purităţii, al speranţei, al luminii şi strălucirii, verdele este simbolul renaşterii, al vieţii veşnice. Aceste culori fundamentale, apar din plin, ambele, în simbolistica sărbătorii Hidirellez ului, la turcii dobrogeni şi nu numai. Din punct de vedere religios, sărbătoarea Hidirellez ului are, cumva, sensul de Paştele Blajinilor în tradiţia creştină. În această zi, de 6 Mai, se vizitează mormintele celor dragi sau ale sfinţilor. Mormintele se curăţă, se pun flori, se fac rugăciuni din Sfântul Coran, în memoria celor dispăruţi. Se fac pomeni, se ajută orfani, nevoiaşii. Se dă dovadă de compasiune, generozitate şi frăţietate. După slujba religioasă şi comemorarea morţilor, sărbătoarea tradiţională a Hidirellez ului este urmata de manifestări muzical folclorice şi de mese copioase. Se sacrifică miei, se prepară bucate tradiţionale, se spun poveşti, legende ghicitori, se cântă, se petrece, se dansează, au loc jocuri de societate. Turcii dobrogeni participă la celebrele lupte sportive numite güreş (trânte). Îşi intră în rol rapsozii populari, dansatorii, urătorii, care întreţin o atmosferă de veselie şi umor. Peste tot se aud sunete de davul, de darbuka, de gîrnata şi de zurna, instrumente muzicale tradiţionale turceşti. Acele timpuri ale copilăriei şi tinereţii s-au dus. Dar memoria afectivă le păstrează într-un colţ al sufletului meu. Al sufletului nostru. Rămâne, veşnic, speranţa de mai bine, dorinţa de bună înţelegere între oameni. Indiferent de istoria, de religia, de cultura şi civilizaţia lor. Prof. univ. dr. Ibram Nuredin Ministerul Informaţiilor Publice DEPARTAMENTUL PENTRU RELAŢII INTERETNICE Printre atribuţiile membrilor Birourilor Teritoriale, se numără menţinerea de legături permanente, colaborarea cu autorităţile administraţiei publice locale, în vederea identificării problemelor specifice şi urmăririi soluţionării lor. Legat de această atribuţie, DRI, prin reprezentanţii săi din teritoriu, a solicitat implicarea autorităţilor în ajutorarea romilor; a organizat mese rotunde cu participarea liderilor romilor. Totodată, a contribuit la realizarea unor proiecte pentru Programul PHARE RO în ajutorarea romilor a unor manifestări organizate împreună cu autorităţile locale, precum şi la aplanarea unor conflicte interetnice. Membrii Birourilor Teritoriale menţin legături cu organizaţiile minorităţilor naţionale şi cu filialele acestora aflate în teritoriu, sprijină aceste organizaţii în elaborarea unor programe ce vizează păstrarea, exprimarea şi dezvoltarea identităţii etnice, culturale, lingvistice şi religioase. În sprijinul acestor afirmaţii, experţii DRI au oferit sprijin permanent în alcătuirea proiectelor de către organizaţiile minorităţilor naţionale, au avut diverse întâlniri cu liderii minorităţilor naţionale şi cu reprezentanţi ai autorităţilor locale, au evaluat proiecte iniţiate de diverse organizaţii, au participat la manifestările organizate de către organizaţiile minorităţilor naţionale şi alte organizaţii nonguvernamentale. Prin natura atribuţiilor ce le revin, experţii Birourilor Teritoriale colaborează cu organizaţiile neguvernamentale şi alte organizaţii ce au drept obiectiv respectarea drepturilor omului şi ale minorităţilor naţionale în special, precum şi cu mass-media locală şi minoritară La nivel central, colectivul Oficiului Regional a căutat să menţina direct relaţiile cu mass media pentru a face cunoscute principalele activităţi din calendarul DRI plenare ale Consiliului Minoritatilor Nationale, paşii campaniei de proiecte interetnice dedicate Anului European al Limbilor, evoluţia Campaniei Link Diversity, evenimentele de marcare a Zilei Minorităţilor Naţionale 18 Decembrie. În general informaţiile pentru mass media au fost difuzate prin intermediul Departamentului pentru Comunicare şi Imagine Publică al Ministerului Informaţiilor Publice, prin reţeaua specializată NATMINET şi prin publicatiile electronice VOLUNTAR (editat de FDSC) şi DIVERS (editat de Mediafax). Oficiul Regional asigură mediatizarea activităţilor desfăşurate de către Departament furnizând date Departamentului pentru Comunicare şi Imagine Publică. Totodată, această direcţie furnizează informaţii noi Serviciului de Informatică pentru a reactualiza rubrica referitoare la Departament de pe siteul Ministerului. Reprezentanti ai DRI au prezentat la Radio România Cultural, TVR International, TVR 1- Redacţia alte nationalităţi informaţii despre programele desfăşurate de departament. DRI prin experţii Oficiului Regional pentru Relaţii Interetnice a asigurat o continuitate în dezvoltarea unui flux informaţional între Departament, Birouri Teritoriale, organizaţii ale minorităţilor naţionale, precum şi cu alte structuri guvernamentale ori nonguvernamentale. Prin contribuţia Oficiului Regional pentru Relaţii Interetnice, au fost centralizate şi prelucrate informaţii necesare monitorizării principalelor evenimente din viaţa minorităţilor naţionale, au fost întocmite materiale de analiză şi studii sintetice, au fost realizate rapoarte. Reprezentanţii Oficiului Regional au participat la conferinţe (Conferinţa despre Anul European al Limbilor de la Braşov), colocvii (Colocviul Teatrelor Minorităţilor Naţionale din România la Gheorgheni), la lucrările Comisiei Interguvernamentale Mixte Româno-Ucraineane. Cu acest prilej echipa Oficiului Regional Material al Ministerului Informaţiilor Publice preluat de pe Internet RAPORT DE ACTIVITATE - BUCUREŞTI a realizat un material informativ în legătura cu minoritatea ucraineană: istorie, date statistice, finanţări, învăţământ, cultură. Prin reprezentanţii săi, Oficiul regional asigură colaborare Comisiilor de Cultură, Culte şi Mass- Media şi a Comisiilor pentru probleme socio-economice ale Consiliului Minorităţilor Naţionale, coordonează proiecte finanţate de DRI, precum şi programe privind păstrarea identităţii etnice, culturale, lingvistice şi religioase. Oficiul Regional s-a implicat atât în desfăşurarea a numeroase evenimente din viaţă societăţii civile româneşti, cât şi nemijlocit în sprijinirea unor programe ale diverselor organizaţii ce aparţin minorităţilor naţionale. Totodată, Oficiul Regional a oferit informaţii despre problematica minorităţilor naţionale diverşilor parteneri şi a dezvoltat relaţii de colaborare cu organizaţii nonguvernamentale, cu reţeaua intranet Natminet, precum şi cu alte structuri guvernamentale. Oficiul Naţional pentru Romi Principalele direcţii de acţiune ale ONR: 1. Elaborarea Strategiei Naţionale pentru Îmbunătaţirea Situaţiei Romilor din Romania HG nr. 430 din 25 Aprilie Continuarea şi finalizarea activităţilor prevăzute în cadrul proiectului PHARE RO (suma totala: 2 milioane de EURO). Proiectele-pilot finanţate din cadrul acestui proiect au costat 900 mii de EURO. 3. Elaborarea cadrului instituţional şi logistic pentru implementarea Strategiei Nationale pentru Romi. Principalele activităţi au cuprins, printre altele: formarea Comisiilor Ministeriale pentru Romi (CMR), formarea Birourilor Judeţene pentru Romi (CJR). 4. Organizarea, împreuna cu Ministerul Afacerilor Externe, a Conferinţei Internaţionale Romi de la vorbe la fapte, Bucureşti, Septembrie (cf., concluziile conferinţei, pe site-ul ONR, la adresa: 5. Organizarea pregătirii specialiştilor romi din cadrul prefecturilor. 6. Conferinţa de la Brasov, hotel ARO (cf Continuarea pregătirilor pentru adoptarea, de către Parlamentul Romaniei, a Legii referitoare la combaterea tuturor formelor de discriminare (OG nr. 137 din 31 August 2000). În acelaşi sens, continuarea eforturilor pentru înfiinţarea şi operaţionalizarea Consiliului National pentru Combaterea Discriminării (Noembrie 2001). 8. Continuarea proiectelor finanţate din fondurile: RAXI, contra-partidă. Toate activităţile ONR s-au desfăşurat şi se desfăşoară în cadrul unui parteneriat activ cu celelalte structuri guvernamentale, cu structurile descentralizate ale administraţiei locale şi, mai ales, cu societatea civilă (în acest ultim caz, un loc prioritar fiind ocupat de către cele mai reprezentative asociaţii şi organizaţii ale romilor din tara noastra. Direcţia Asistenţă Programe Obiectul activităţii Direcţiei Asistenţă Programe este determinat, pe de o parte, de punerea în aplicare a prevederilor H.G.546/2001 pentru aprobarea modului de repartizare şi de utilizare a sumelor prevazute in Anexa 3/33 la Legea bugetului de stat pe anul 2001, pentru realizarea actiunilor coordonate de secretarul de stat pentru relaţii interetnice, iar pe de altă parte de asigurarea respectării cerinţelor financiare pentru proiectele finanţate din fondul PHARE de contrapartid. Pagină realizată de Ervin Ibraim (Continuare în numărul viitor)

3 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 4 pagina / sayfa 5 Oportunitãþi de investiþii în zona Dobrogei (I) Extinderea lentă a Uniunii Europene de la Baltica la Marea Neagră într-o nouă realitate politică va însemna şi dezvoltarea fără precedent a pieţei de afaceri. Dar acest proces în sud-estul Europei, pe cursul inferior al Dunării şi toată zona Mării Negre este încă în stagnare cu efecte negative prin scoaterea din circuitul economic a unor populaţii întregi, inclusiv a comunităţilor turceşti din această regiune. De la o ţară la alta cauzele acestor stagnări sunt diferite, iar pentru România putem nota dificultatea schimbării managementului de la principiile centraliste ale proprietăţii de stat, la cele dinamice ale proprietăţii private. Întrucât acolo unde această tranziţie fie pentru că nu s-a realizat, fie că nu s-a vrut realizarea ei, în lipsa unui management privat care să pună întreprinderile lui Ceauşescu în stare de funcţionare, întreprinderi întregi au ajuns o ruină. Aceasta este situaţia economică a României de azi la peste un deceniu de la revoluţia din A doua cauză este lipsa de popularizare şi de valorificare a oportunităţilor existente ceea ce periodic impune o prezentare a lor. Dobrogea, regiune modestă cu o populaţie de cca. 1 milion de locuitori, dar cu un venit lunar scăzut de cca $ pe cap de persoană, reprezintă după Bucureşti a doua regiune în producţia de bunuri industriale din România, dar o Rom\nie totuşi insuficient dezvoltată faţă de restul Europei. De asemenea, în perimetrul Mării Negre, ţara cea mai apropiată din regiune care a investit cel mai mult în România este Turcia. De aceea, apelul Uniunii Democrate Turce din România filiala Bucureşti adresat investitorilor turci din România are mai multe justificări. În cadrul unui clasament al ţărilor cu investitori străini, firmele turceşti ocupă locul 9 sub raportul capitalului subscris înaintea celor engleze sau greceşti, dar şi locul 3 sub raportul numărului de firme nou înfiinţate, după cele italiene şi germane. Această situaţie de dezvoltare favorabilă, într-o ţară în care nu există conflicte etnice, se află într-un contrast izbitor faţă de şomajul şi sărăcia comunităţii turce locale, care după estimările noastre au rămas la un venit lunar de sub $ per / membru comunitar. De asemenea, poziţie scăzută a firmelor turce din România faţă de volumul mare al creditelor de dezvoltare oferite de Uniunea Europeană se explică şi faptului că 80 % din ele fac numai de comerţ cu transport marfă şi doar 20 % au investiţii durabile în producţia de bunuri. Clasamentul primelor 11 ţări cu firme străine înfiinţate în România în raport cu mărimea capitalului social subscris şi declarat la data de 31 dec Sursa: Jurnal de Afaceri al Centrului Român de Comerţ Exterior/nr. 624/ Ţările Societăţi cu Valoarea de rezidenţă ale participare capitalului social investitorilor străini străină subscris Nr. Total firme străine nr. % mii. $ % cr. înregistrate , ,8 100,00 1. Olanda , ,7 17,56 2. Germania , ,9 9,87 3. S.U.A , ,0 7,92 4. Franţa , ,5 7,33 5. Austria , ,9 6,23 6. Italia , ,6 6,11 7. Antilele Olandeze 7 0, ,1 5,33 8. Cipru , ,6 4,84 9. Turcia , ,8 4,12 10 Grecia , ,2 3,26 11 Anglia , ,3 3,24 În aceste condiţii considerăm necesar a prezenta câteva oportunităţi pentru investiţii pe termen lung în zone şi localităţi cu ponderi diferite de populaţie turcă din România. Cele mai importante credite bancare europene sunt cele cu 50 % pondere nerambursabilă şi 50 % participare privată cash din partea întreprinderilor beneficiare înregistrate în România, alocate în special pentru cele mici şi mijlocii cu până la 250 angajaţi. Acest program de creditare se desfăşoară în două direcţii : unul pentru dezvoltarea agriculturii şi a întreprinderilor private de la sate şi altul mai urgent pentru dezvoltarea întreprinderilor de la oraşe. Linia de credit pentru întreprinderilor mici şi mijlocii de la sate poartă denumirea de programul SAPARD. Ele se acordă pentru orice localitate rurală din România şi au o durată până în anul În cadrul programului SAPARD sunt nominalizate 8 domenii de producţie, respectiv : pentru carne, produse de carne, ouă, lapte, lactate, oleaginoase, vin, legume, fructe, cartofi, peşte şi zahăr. Valoarea minimă a unei finanţări nerambursabile este de eu, iar cea maximă de un milion euro. Valoarea minimă a proiectelor urmând a fi de eu. iar cea maximă două milioane euro. Acest program are şi o secţiune de credite 100 % nerambursabile alocate numai pentru infrastructura rurală, respectiv pentru construcţii de amenajări, asfaltări drumuri, poduri, cursuri de ape, aducţiuni apă, canalizări, electrificări care se acordă numai Primăriilor comunale. A doua mare linie de credit este orientată către dezvoltarea întreprinderilor private de la oraşe cu o durata până la sfârşitul anului La data de 20 martie 2003 în România s-a emis Hotărârea de Guvern nr. 318 privind aprobarea fondurilor pentru sub programul : Dezvoltarea oraşelor prin stimularea activităţii întreprinderilor mici şi mijlocii ; cu aplicare în 80 de localităţi, printre care şi cele cu populaţie turcă din Dobrogea, respectiv: Cernavoda, Negru Vodă, Ovidiu, Eforie, Techirghiol, Basarabi, Năvodari, Babadag şi Sulina. În cadrul acestei Hotărâri de Guvern valoare minimă a unei finanţări nerambursabile este de 350 mil. lei / eu, pentru proiecte cu o valoare totală de 700 mil. lei / eu. Iar valoarea maximă a unei finanţărilor nerambursabile este de 3,5 miliarde lei / euro. pentru proiecte cu o valoare totală de 7 miliarde lei / euro. Termenul limită de depunere a proiectelor cu cereri de finanţare este 31 dec Subliniem faptul că diferitele alocări de credite nu se exclud. În funcţie de solicitări şi amplasamente ele se pot cumula, planifica succesiv sau paralel, până la realizarea obiectivelor. De exemplu o investiţie privată pentru utilaje alimentare poate demara într-o zonă urbană cu un credit H.G. nr. 318 / 2003, iar pentru obţinerea de materii prime din zona rurală apropiată, pentru aceleaşi obiective se poate planifica şi un credit SAPARD. Alt exemplu este acela în care un credit SAPARD pentru o firmă privată cu obiective turistice şi de producţie bunuri alimentare, la înţelegere cu autorităţile locale, mai poate beneficia şi de construcţia unor drumuri de acces pe baza altor credite derulate de Primăria locală. În toate aceste subvenţionări o problemă separată este cea a achiziţiilor de terenuri pentru amplasări de obiective. Nici o bancă şi nici o linie de finanţare cu sau fără ajutor de stat, nu acordă sume pentru cumpărarea de terenuri private. Cumpărarea şi întocmirea actelor de proprietate ale terenurilor necesare investiţiilor trebuie realizată pe alte căi, înainte de depunerea dosarelor pentru obţinerea acestor credite. De aceea, în ultima lege a investiţiilor străine pentru unele firme din ţări care nu şi-au deschis încă societăţi comerciale în România inclusiv turceşti, s-a pus condiţia majorării capitalului subscris la $. tocmai pentru ca noile firme să se înscrie cu capitalul necesar unor activităţi de producţie pe termen lung. dr. Gârlan Ahmet Miktat; fx. ro Stăm de vorbă cu d-na Ali Leman, inspector de specialitate în cadrul Ministerului Educaţiei şi Cercetării. * Rep. - Iată că suntem la cea de-a VII-a ediţie a Olimpiadei de Limba şi Literatura Turcă - faza naţională. Vă rugăm să ne spuneţi câteva cuvinte despre actuala ediţie. A. L. - Ediţia a VII-a a Olimpiadei de Limba şi Literatura Turcă s-a desfăşurat ca şi în anii anteriori, conform Regulamentului de organizare şi de desfăşurare a concursurilor şcolare elaborat şi aprobat de Ministerului Educaţiei şi Cercetării. Pregătirile pentru a ajunge la etapa naţională au demarat încă din luna noiembrie a anului Conform Regulamentului, s-au parcurs etapele anterioare ajungându-se astfel la etapa naţională care se desfăşoară în zilele acestea. Din punct de vedere organizatoric, trebuie menţionat, în derularea în ansamblu a acţiunii, implicarea cu profesionalism a Inspectoratului Şcolar Judeţean Constanţa atât la nivelul conducerii cât şi aportul profesorilor metodişti, d-na prof. Ene Ulgean şi d-nul prof. Ibraim Ervin. De asemenea, menţionăm aportul şcolilor în care s-au desfăşurat toate etapele anterioare, pornind de la etapa locală, etapa judeţeană, până la etapa naţională. Este momentul când trebuie menţionat cu precădere implicarea Şcolii cu clasele I-VIII din localitatea Valu Traian în desfăşurarea etapei judeţene a Olimpiadei de Limba şi Literatura Turcă. Este momentul când trebuie să adresez mulţumirile sincere D-nei Director a şcolii organizatoare de la Valul Traian cât şi întregului colectiv de cadre didactice. De asemenea este momentul când trebuie menţionat, dar nu pentru prima dată ci recidivează în a primi mulţumirile noastre conducerea Colegiului Naţional Kemal Ataturk din Medgidia cu întregul colectiv de cadre didactice, cu întregul personal auxiliar care a participat pentru desfăşurarea etapei naţionale a acestei olimpiade. Rep: Cum apreciaţi activitatea comisiei centrale în desfăşurarea olimpiadei? A. L.: Comisia centrală aprobată prin Ordinul Ministerului Educaţiei şi Cercetării s-a întunit în totalitatea ei în data de 21 aprilie 2003 după amiază pentru elaborarea subiectelor probei scrise. Profesionalismul, experienţa colegilor şi-au spus cuvântul deoarece subiectele la nivelul tuturor claselor au avut un grad de dificultate ridicat impus de etapa care se desfăşoară. Această apreciere referitoare la dificultatea subiectelor demonstrează şi numărul premiilor acordate deci implicit şi evaluarea făcută. Rep: Care consideraţi că este viitorul învăţamântului în limba turcă în România? A. L.: Este o întrebre la care îmi cereţi un pronostic. Eu cred că statutul disciplinei va continua să se întărească şi în viitor. De ce spun a- ceasta pentru că personal, consider o realizare faptul că Limba şi Literatura Turcă figurează în trunchiul comun al pla-nurilor de învăţământ în aria curriculară Limbă INTERVIUL LUNII şi comunicare. Dar acest viitor este în mâna cadrelor didactice; mă refer la obiectivele clare pe care le gândesc pentru procesul de învăţământ, pentru conceperea şi definitivarea planurilor şi programelor şcolare de învăţământ ale acestei discipline. Vreau să menţionez cu foarte multă fermitate că nu există nici o diferenţiere între o altă disciplină de învăţământ şi disciplina Limba şi Literatura Turcă. Drept urmare Limba şi Literatura Turcă este tratată, este gândită şi concepută la nivelul Ministerului Educaţiei şi Cercatării, la nivelul Inspectoratului Şcolar Judeţean Constanţa, de altfel ca şi toate celelalte limbi materne ale altor minorităţi naţionale este tratată la fel ca oricare disciplină şcolară. Rep.: Care este rolul celor două uniuni în promovarea învăţământului în limba maternă turcă? A. L.: În desfăşurarea procesului de învăţământ în limba turcă, cele două uniuni sunt partenere de acţiune atât la nivelul Ministerului Educaţiei şi Cercetării, cât şi la nivelul Inspectoratelor Şcolare; menţionez I.S.J. Constanţa şi ISJ Tulcea, aceasta fiind aria geografică în care este cuprinsă etnia noastră. Deci acest parteneriat a fost întotdeauna constructiv pentru instituţiile în cauză. Deci, nu este o părere subiectivă, este o afirmaţie foarte obiectivă, reală, întrucât tot ceea ce s-a realizat din punct de vedere al consolidării reţelei şcolare, din punct de vedere al îmbunătăţirii procesului de învăţământ s-a făcut cu ajutorul implicării celor două uniuni. Rep.: Cum consideraţi că se implică I.S.J. Constanţa în problemele inerent care apar în viaţa învăţământului în limba turcă? A. L.: Deci, în rezolvarea problemelor inerente, I.S.J. Constanţa, eu consider că se implică şi abordează rezolvarea tuturor acestor probleme cu maximă obiectivitate şi aşa cum spuneam mai înainte fără o deosebire între statutul altor discipline, între problemele care apar; deci, Limba turcă figurează în reţeaua Inspectoratului Şcolar Judeţean Constanţa, face parte din structura reţelei Inspectoratului Şcolar. Ca instituţie este obligată să abordeze ca un întreg rezolvarea tuturor problemelor. Rep.: Ştiind că aţi avut o trecătoare problemă de sănătate vă dorim însănătoşire grabnică şi vă mulţumesc că ne-aţi acordat acest interviu. A. L.: Mulţumesc şi eu. Interviu realizat de Iomer Subihan

4 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 6 pagina / sayfa 7 RELIGIA ÎN SECOLUL ªTIINÞEI Religia este o necesitate fără de care nu se poate, aceasta fiind necesară atât omului pentru ca acesta să trăiască o viaţă liniştită şi fericită, cât şi societăţii care numai prin intermediul religiei poate ajunge la adevărata civilizaţie. Omul fără religie şi credinţă este ca şi o pană în adierea vântului, care nu este stabilă locului şi care nu urmează o direcţie anume. Omul fără religie şi credinţă este un om fără valoare, neliniştit, care nu-şi cunoaşte adâncul sufletului şi nici secretul existenţei, nu ştie cine i-a îmbrăcat haina vieţii şi de ce i-o va scoate după un timp! Omul fără religie şi credinţă este ca şi un animal lacom, neputându-i opri lăcomia civilizaţia sau legea. Societatea fără religie şi credinţă, este o societate sălbatică chiar dacă strălucesc în ea frunzele civilizaţiei.unii oameni fug de soluţia Islamului pentru singurul motiv că este doar o rezolvare care se bazează pe religie şi pe mesajul divin. Acest fapt este îndeajuns pentru a refuza soluţia Islamului spunând:«noi suntem în secolul ştiinţei nu în secolul religiei»după părerea lor, religia şi-a jucat rolul şi nu i-a mai rămas loc în civilizaţia contemporană. Ipotezele lor: 1.Nu se ajunge la civilizaţie decât prin ştiinţă, iar religia se opune ştiinţei. Ţările civilizate nu au ajuns acolo unde sunt până ce nu au părăsit concepţia religioasă şi au primit concepţia ştiintifică. Şi dacă vrem să-i ajungem trebuie să pornim pe drumul urmat de ei, să ne dăm jos haina religioasă că altfel rămânem în sfera înapoierii şi a căderii. 2. Teoria filozofului francez Augost Kont şi anume:legea celor 3 evoluţii potrivit căreia omenirea a trecut prin trei etape ale evoluţiei, cea a religiei urmată de cea a filozofiei şi în cele din urmă cea a ştiinţei care este considerată şi ultima evoluţie a omenirii. 3. Afirmaţia lui Marks şi anume că religia reprezintă un opiu al popoarelor de care trebuie să se scape. Răspunsul la afirmaţia celor care cred că rolul religiei a luat sfarşit Faptul că nu se poate ajunge la civilizaţie decât prin ştiinţă este adevărat. Însă acceptarea concepţiei ştiinţifice şi refuzul concepţiei religioase, convingerea că ştiinţa se opune religiei este falsă.religia care s-a opus ştiinţei şi a hotărat persecuţia oamenilor ei este cea a Bisericii, cea care a blocat gândirea, cea care a adăugat în legea bisericii unele teorii ştiinţifice care mai tarziu s-au adeverit ca fiind false. Aceasta este religia l-a care cheamă biserica departe de mesajul divin cu care a fost trimis Isus(RA).Rolul religiei în viaţa omenirii nu a luat sfârşit şi nici nu va lua. Religia nu se restrange la o anumită perioada de timp aşa cum spune filozoful francez August Kont.Religia reprezintă legea pe care Creatorul Universului a trimis-o omenirii pentru a trăi în fericire. Asemenea constructorului care işi cunoaşte cel mai bine însuşirile şi caracteristicile casei pe care a construit-o aşa şi Allah Creatorul toturor ştie cel mai bine ce este mai bun pentru om şi ce nu. De aceea a trimis religia ca rezolvare a problemelor în aceasta viaţă cât şi în cea de Apoi. Allah dacă ar şti o lege mai bună ca propria sa religie ar fi trimis-o omului pentru că El doreşte binele şi fericirea acestuia. Aşadar religia nu a apărut în viaţa omului printr-o simplă întâmplare, ea reprezintă o necesitatea fără de care omul nu va cunoaşte scopul existenţei lui şi ca urmare se va afla în rătăcire continuă.deasemenea religia nu reprezintă un drog al popoarelor de care trebuie să se scape aşa cum afirmă Marks ci ea reprezintă singura cale de a ajunge la adevărata civilizaţie. Ştiinţa prin prisma Islamului Încă de la început, islamul a dat o mare importanţă gândirii omului, astfel a îndrumat omul la meditaţie şi gândire, asupra propriului corp, a universului, a bogăţiilor cerului şi a Pământului şi a tot ceea ce a creat Allah. Şi mai ales asupra faptului că Allah a creat tot ce se află în ceruri şi pe Pământ numai pentru a-i fi omului de folos. Islamul refuză orice afirmaţie fără dovadă. Neagă urmarea orbească, urmarea bănuielilor, consideră vrăjitoria şi ghicitul o crimă şi tot ceea ce înseamnă rău şi nefolositor. In schimb preamăreşte ştiinţa şi oamenii de ştiintă, binevesteşte orice ştiinţă folositoare, ba mai mult o consideră o obligaţie a naţiunii islamice. Islamul nu separă între religie şi ştiinţă. Religia în Islam e considerată ştiinţă iar ştiinţa este considerată religie. Faptul că religia islamică interzice urmarea oarbă şi se bazează pe dovezi clare departe de bănuieli, pe gândire şi meditaţie este o dovadă că religia este considerată ştiinţă în Islam.Iar ştiinţa în Islam este considerată religie datorită faptului că acumularea acesteia este o obligaţie pentru fiecare musulman şi musulmancă, prin care aceştia îl adora pe Allah. Dovezi care arată importanţa ştiinţei în Islam: Importanţa pe care o dă Islamul ştiinţei este evidentă încă de la începutul mesajului divin, astfel primul cuvant pe care la revelat Allah trimisului Muhammed este:citeste!profetul(pacea şi binecuvantarea lui Allah să fie asupra lui)a spus: Dacă cineva călătoreşte pe un drum în căutarea ştiinţei, Allah îi va uşura drumul spre Rai.Ingerii îşi vor coborî aripile asupra celui ce umblă după ştiintă, fiindu-le plăcută îndeletnicirea lui. Locuitorii cerurilor şi pământului precum şi pe stele din adâncimea apelor se roagă pentru iertarea lui. Avantajul celui credincios-învăţat asupta celui credincios-neînvăţat este ca şi luna plină faţă de celelalte stele.invăţaţii sunt moştenitorii profeţilor ce lasă moştenire,nu dinari(bani) şi nici dirhami(bani), ci numai ştiinţa, iar cel ce o dobândeşte, are parte de o răsplată grozavă. Tot Profetul(pacea si binecuvantarea lui Allah sa fie asupra lui) a spus: Cel ce porneşte în căutarea ştiinţei se află pe calea lui Allah până când se va întoarce Tot Profetul(pacea si binecuvantarea lui Allah sa fie asupra lui) a spus: Dacă Allah vrea binele cuiva,el îl îndeamna în înţelegerea religiei In aceste relatări ale Profetului(pacea şi binecuvantarea lui Allah sa fie asupra lui) se observă importanţa pe care o acordă Islamul ştiinţei, astfel încât, credinciosul învăţat este mult mai presus, în aceasta lume cât şi în cea de apoi, de către credinciosul neînvăţat. Allah a spus în Quran: Şi să şti că nu există alt Dumnezeu în afara Lui Allah! Aceasta este o poruncă adresată de Allah tuturor oamenilor şi aceea de a afla că nu există alt Dumnezeu în afara de Allah. Dacă omul crede în Allah fără ca acesta să fie convins că Allah este Cel care L-a creat şi că nu există alt Dumnezeu în afara Lui, aceasta reprezintă o slăbiciune în credinţă.iar credinţa îi creşte cu cât acumulează mai multă ştiinţă, pentru că ştiinţa este cea care îl face pe om să caute adevărul, vrând să găsească răspuns la toate întrebările la care nu găseşte un răspuns logic. De exemplu: De unde am venit? Unde o să ajung? De ce am venit pe lumea asta? Un om obişnuit,care este ocupat cu meseria sa, nu se întreabă de ce credem în Allah ci pur şi simplu ştie că trebuie să creadă şi crede, spre deosebire de cel învăţat care caută dovezi ale existenţei lui Allah, astfel încât, acesta va crede mai târziu decât omul simplu dar credinţa lui va fi mult mai puternică, deoarece această credinţă are o temelie solidă. Ca orice faptă ştiinţa trebuie acumulată în numele lui Allah. Allah nu primeşte decât faptele făcute în numele Lui conform spuselor trimisului Muhammed faptele stau în intenţii şi fiecare om obţine fapta după inteţia pe care a avut-o.aşa că dacă vrei răsplata de la Allah pentru faptele tale purificaţi intenţia de toate plăcerile lumeşti pentru binecuvântarea şi mulţumirea Lui Allah. Şi orice faptă ai face, fă-o pentru Allah. Când mănânci, când bei, când mergi la şcoala, când înveţi, la începutul oricărei fapte folositoare continuare în pag. 15 pagină realizată de FIRDEVS VELI Sağlıklı yaşam ve beslenme Vücudu oluşturan hücrelerin düzgün çalışması için gerekli protein, yağ ve karbonhidrat gibi besin maddelerini yediğimiz gıdalardan sağlarız. Vucüdumuz için ayrıca minerallere, vitaminlere özellikle de suya ihtiyaç duyarız. Ancak asıl önemli olan tüm bu besinlerin yeterli ve dengeli bir şekilde alınmasıdır. Bunun için de bilinçli beslenmeli ve aşağıdaki 7 temel kurala uymaya çalışmalısınız; 1 - Yeterli ve dengeli beslenin: Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Sadece proteinle ya da karbonhidratla beslenmek son derece yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinin tümünü almış olursunuz. 2 - Yağlar konusunda ölçülü olun: Yeterli miktarda doymuş yağ almaya dikkat edin. Tam yağlı yerine yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin. Yağlı etler yerine yağsız olanı, tavuk ve balığı tercih edin. Sosis, sucuk, peynir, pasta ve fıstık gibi çok yağlı yiyeceklerden uzak durun, doymamış yağ bakımından zengin ürünleri tercih edin. 3 - Aşırı şekerden kaçının: Kahve ve çayı şekersiz ya da az şekerli için. Hamur tatlıları, reçel, pasta, şekerleme ve meşrubat yerine taze meyve ve meyve sularını tercih edin. 4 - Kolesterole dikkat edin: Kolesterol, hormon, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretmesi açısından vücudumuz için gerekli bir maddedir. Ancak herşey gibi onun da aşırısı sağlığımıza zarar verebiliyor. Hatta kanda aşırı miktarda bulunan kolesterol, damarlarda birikip daralmaya ve tıkanmaya neden oluyor. Bu nedenle de beyin, karaciğer, yumurta sarısı, dana ya da koyun uykuluğu, böbrek, balık yumurtası, karides gibi yiyecekleri çok sık tüketmemeye çalışın. 5 - Kompleks karbonhidratlar ve lif içeren gıdalar tüketin: Sebze ve meyveler kompleks karbon hidratlar açısından zengindir. Lifler ise gıdalarda bulunan ve sindirilemeyen maddelerdir. Liflerin kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Ayrıca bağırsak çalışmasını düzenleyerek bizleri kalın bağırsak hastalıklarından da korur. Kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi bol lif içeren baklagilleri yemeye özen gösterin. Her öğün sebze ve meyve yiyin. Kepekli ve lif içeren gıdaları sık tüketin. 6 - Alkol kullanmayın ya da en aza indirin: Vücudunuza ve bünyenize zarar vermemek için haftada iki kadeh ºarap ya da iki ºiºe biradan daha fazlasını içmemelisiniz. Aksi takdirde ciddi sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. Aşırı oranda tüketilen alkol birçok organınızın düzenli çalışmasını ve işlevlerini yerine getirmesini engelleyebilir. 7 - Tuza dikkat edin: Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Bu yüzden, tuz oranı yüksek sos ya da et suyu tabletleri yerine yemeklere lezzet katmak için taze otlar ve çeşitli baharatlar kullanın. Tuzlu çerezleri, cips ve hazır gıdaları mutfağınızdan uzak tutun. Aslında sağlıklı bir beslenme sistemi uygulamak çok da zor değildir. Unutmayın ki sağlıklı bir yemek aynı zamanda çok lezzetli de hazırlanabilir. Önemli olan sağlıklı beslenme bilincine sahip olabilmektir. BİSKÜVİLİ PUDİNG 4 kişilik 1 paket çikolatalı puding Bir buçuk paket bisküvi Üzerini süslemek için: Düvülmüş ceviz, çilek ve dondurma Yarım litre süt, bisküvileri ıslatmak için ayrıca bir fincan daha süt. Pudingi, paketin üzerinde tarif edildiği gibi hazırlayın. Isıya dayanıklı cam bir kaba pudingden ince bir kat dükün. Süte batırıp ıslattığınız bisküvileri bir kat dizin. Üzerine pudingden bir kat daha dökün. Bu sıramalayı bir kez daha yaptıktan sonra en üste pudingin kalanını dökün. Dövülmüş cevizleri serpin ve buzdolabında soğumaya bırakın. Servis yaparken isterseniz üzerine bir top dondurma ve çilek koyun. Hmmm! çilek Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman çilek koklayın! Bir grup gönüllü ile yapılan koku deneyinde, deneklerin gözleri bağlanarak, farklı kokulara gösterdikleri tepkiler ölçülmüş ve beyin dalgaları kaydedilmiş. Sonuçlar epeyce ilginç: Çikolata ve nane en rahatlatıcı koku olarak ortaya çıkarken, çilek kokusunun uyarıcı etki yaptığı görülmüş. Zaten biliyorduk ama bu deney sarımsak kokusunun insanı rahatsız ettiğini de tescillemiş. SAÇ BAKIMI Günde 100 kadar saç teliniz dökülüyorsa huzursuz olmayın. Bu dökülme yeni çıkan saçlarla dengelendiği için gayet normal. Saçlarınızın sağlığını korumaya devam etmeniz yeterli. Normal sınırların dışında bir saç dökülmesi yaşıyorsanız, mutlaka önlem almanız gerekiyor. Eğer bir saç hastalığınız yoksa, normalden fazla saç dökülmesinin genellikle 3 nedeni vardır: - İlkbahar ve sonbahardaki iklim değişimleri. - Hamileliğe bağlı hormonal değişiklikler ( özellikle doğumdan sonraki 3 aylık dönem) - Bilinçsiz olarak uygulanan zayıflama rejimleri. Ne yapmalı? Saç dökülmesini engellemek için en az 3 ay bakım uygulamanız gerekir. Ayrıca bu bakımı beslenme ile de takviye etmelisiniz. Unutmayın, saç kökünün beslenmesi yediklerimizle doğrudan ilişkilidir. Özellikle H, B5, B6, çinko gibi saçı besleyen vitamin, mineral ve besinlerden mahrum kalmayın. Saçınızı saç yapınıza uygun ve sık yıkama için hazırlanmış bir şampuanla her gün yıkayın Bebek şampuanı kullanmayın. Büyüklerin saçları için yetersizdir Haftada bir kez mutlaka besleyici ve nemlendirici maske uygulayın. Bu, saçınızı hem dışarıdan gelecek zararlı etkenlere karşı korur hem de kuvvetlendirir Güneşlenme, havuz ve deniz sırasında koruyucu ürün kullanın Sayfayı hazırlayan: Nurcan İbraim

5 ANNEM Benim annem en güzel, Benim annem en özel, Ben onu seviyorum, Ve onu dinliyorum. Beni elinde tuttun, Ninnilerle büyüttün, Sana çok şey borçluyum Canım annem, güzel annem. Ben sana türkü söylerim, Ben sana şiir yazarım, Sana canımı veririm. Sana hayatımı fede ederim. Emel Nurmambet, Kumpana okulu-vi ıncı sınıf - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 8 pagina / sayfa 9 ANNELER GÜNÜ Bugün alışageldiğimiz anneler günü anlamında olmasa da anneler için yapılan kutlamalar Sümerlere dek dayandırılabilir. Matriyarkal (anaerkil) düzenin hüküm sürdüğü tarihin ilkçağlarindan bu yana İştar, Kybele, Rhea ve daha bir çok yerel ve dönemsel isimlerle analik, doğurganlik niteliğiyle ön plana çıkmiş ve doğanın uyandığı, yeniden doğduğu bahar mevsimi ile özdeşleşmiştir. Patriyarkal düzenin yerleşmeye başlamasi zaman zaman kutlamalarin içeriğinin ve şeklinin değişmesine ve hatta bazı dönemlerde gizli olarak yapilmasina sebep olmuşsa da kesintiye uğratamamiş; her bahar coşkulu kutlamalar ve sunularla bir gelenek halini alarak binlerce yıl kesintisiz olarak sürmüştür. Daha yakin tarihlere uzanacak olursak, günümüzden birkaç yüzyil önce 1600 lü yillarda Ingilizler arasinda mothering sunday adı ile, lent döneminin 4. Pazar günü kutlamalar yapılmaya başlandı. Içinde bulunduklari dönemde zor koşullar altında yaşayan ve çoğu zaman çalıştikları yerlerde barınan Ingilizler bu özel günde izinli sayılırlar ve tüm günlerini evlerinde anneleri ile geçirirlerdi. Hatta biraz da hristiyan aleminin yortu geleneğinin etkisiyle olsa gerek mothering cake adını verdikleri bir tür pasta götürme adeti yerleşmişti. Hristiyanliğın Avrupa da yaygınlasmasından sonra bu kutlama, onlara hayat veren ve kötülüklerden koruyan ruhani bir güç sayılan Anneler Kilisesi ni onurlandırmak amaciyla değişti. Zamanla kilise festivali Anneler pazari kutlamalari ile birleşerek, beraber kutlanmaya başlandı. Anneler günüyle ilgili ilk resmi kutlama önerisi, Amerika da 1872 yilinda Julia Ward Howe tarafindan barışa adanan bir gün olarak tasarlandı. Ilk defa Boston da bir yürüyüş düzenlenerek kutlandı yılında Philadelphia da Ana Jarvis, annesinin ölüm yıldönümü olan Aneller Günü olarak kutlanması ile başlanmış. Bir sene sonra Philadelphia da kutlanan Anneler Günü Ana Jarvis in izleyenleri tarafindan bakanlara, işadamlarına ve politikaciıara ulaştırılarak ulusal olarak kutlanmaya başlandı yılına gelindiğinde hemen hemen her ülkede kutlanmaya başlanmıştı yılında ABD başkanı Wilson tarafindan resmi bir açıklamayla Anneler Günü kutlanmasını teklif etti. Böylece Mezopotamya uygarliklarının binlerce yıl önce başlattiği gelenek 20. yüzyılın başından itibaren dünya çapında kabul görmüş oldu. Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun... Hazırlayan: Firdevs Veli ANNEMİ ÖZLÜYORUM Benim annem biriciktir Ben onu seviyorum, Onsuz yaşayamıyorum, Her zaman özlüyorum. Annem dünyanın en güzeli, Dünyanın en iyisi. Anneciğim seni ben, çok özledim, Gelmeni bekliyorum. Gülüşünü özledim, Sıcağını özledim, Herşeyini özledim, Annemi özledim. Ghiulşen Meftar, Kumpana okulu-v inci sınıf ANNEM Bana can verdin, Beni büyüttün, Beni salladın, Hastayken yanımda durdun. Tüm anneler birer melektir, Annelerin hakları, ödenmez sonsuz bir borç Ben annemi seviyorum Ve onu özliyorum. Ghiulnazıc Abdurahman, Kumpana okulu-v inci sınıf Şair Padişahlar Sultan I. Süleyman (Kanunî) Muhib, Muhibbî, Meftunî Yavuz Sultan Selim in oğlu Kanûnî Sultan Süleyman, batı kaynaklarında Magnificent, Magnifique, Grand Turc, Der Prachtige ünvanlarıyla geçer. İlk öğrenimini Trabzonda tamamlayan Sultan Süleyman, onbeş yaşında sancakbeyi olmuş, 1520 yılında babasının ölümü üzerine tahta geçmiştir. Kanûnî nin idareciliği, hükümdarlığı, her biri başlı başına bir büyük olay değerindeki çok sayıda seferleri ve zaferleri hakkında tarih kaynakları yeterli bilgiler vermektedir. Burada kırkaltı yıllık saltanatının on yılı aşkın bir zamanının seferde geçtiğini, büyük zaferlere imza attığını, yapılan seferlerin siyasî ve askeri hazırlıkları ile fethedilen yerlerin maddi ve manevi imarının padişahın bütün hayatını kapladığını belirtmek yeterli olacaktır. Yaşadığı asrın ve Osmanlı Devleti nin son büyük padişahı olan Kanûnî Sultan Süleyman; Muhibbi mahlâsıyla kaleme aldığı şiirleri, bu şiirlerde gösterdiği şairlik kudreti bakımından da muhteşem bir şahsiyet olarak karşımıza çıkıyor. Kırk altı yıl süren saltanatı döneminde; at sırtından inme fırsatı bulamayan, seferlerle, zaferlerle, bitmez tükenmez devlet işleriyle uğraşıp didinen Muhteşem Süleyman ın şiire de zaman ayırabilmesi, sayısız şiirler kaleme alması, divanlar düzenlemesi, dilden dile asırlarca dolaşacak mısralar yazabilmesi, onun bu alanda da muhteºem oluºunu ortaya koyuyor. Büyük şair, büyük padişah Kanûnî, babası Yavuz Sultan Selim gibi her tür şiirden anlayan; âlim ve şairlere büyük önem veren, onları himayesine almaktan, onlarla dost, arkadaş olmaktan büyük bir zevk alan yüce bir yaratılışa sahipti. Şairler sultanı Bakî gibi dönemin önde gelen şairleriyle karşılıklı şiir sohbetlerinde bulunmak, beğendiği şiirlere nazireler yazmak, şiirlerinin diğer şairlerce özellikle Bakî tarafından beğenilmesi, onu son derece mutlu ediyordu. Bakî, dostlarından birine gönderdiği bir mektupta padişahtan övgü ile bahsediyor, ebyât-ı şerîfesi bî-misl ü bî-hemtâ vâki olduğundan gayrı hususâ, Egrilik olsa aceb mi kâfiri mihrâbda beyt-i şerîfi vallahulazîm bir mertebe ser-âmed beytdür ki asla nazîre mümkün degüldür. diyordu. Ayrıca bu şiire iki nazîre söylediğini; bunu da Yenilen oyuna doymaz. sözüyle açıklayarak, daha fazla karşılık verecek kudretinin olmadığını belirtiyordu. Padişah şairlerin ve diğer divan şairlerinin en çok şiir yazanları içerisinde ilk sırayı verebileceğimiz Kanûnî Sultan Süleyman ın 3000 civarında şiiri bulunmaktadır. Tarafımızdan hazırlanan ve 1987 yılında Kültür Bakanlığınca büyük boy kağıda basılan 875 sayfalık Muhibbî Divânı nı incelediğimizde, büyük padişahın büyük şairliğine de şahit olacağız. Divanın ilk bölümü; Kanûnî nin hayatı, sanatı, edebi kişiliği ve şiirlerinden örneklere ayrılmıştır. İkinci bölümdeki şiirleri çeşitli yazma nüshaların karşılaştırılması sonucunda tespit edilmişlerdir. Gazeller bölümünde; hayatı savaşlarla, yoğun devlet işleriyle geçen bu arada şiir yazacak zamanı adetâ yaratan padişahın Muhibbî mahlâsıyla kaleme aldığı 2799 şiirini görmekteyiz. Diğer nazım şekillerine ayrılan bölümde de yine eşsiz güzellikleri içeren 59 çeşitli nazım şekli, 51 dörtlük ve 217 beytine ºahit oluyoruz. Bu şiirler içerisinde dil, duygu ve içerik açısından henüz gelişmemiş ilk şiirleri yanında; padişah olup büyük şairlere yakınlaşması sonucunda ortaya çıkan olgun ve sanat zevkini ortaya koyan şiirlerine bakınca, Kanûnî nin ne derece ince duygu ve düşünceler şairi olduğunu görüyoruz. Yazdığı aşk, heyecan, kahramanlık ve tefekkür şiirleri ve yıllarca gönüllerden silinmeyen, atasözü gibi dilden dile dolaşan şiirleri yanında, şairlik gücünü ortaya koyan ve divan şiirinin bütün incelikleriyle söylenmiş şiirleri muhibbî divanının büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Bunlar arasında; Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi beytiyle başlayan muhteşem gazeli hâlâ güncelliğini koruyan eşsiz şiirleri arasındadır. Gazelin diğer beyitleri de şöyledir: Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur âkıbet Yâr-ı bâki ister isen olmaya tâat gibi Olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü aded Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi Diğer unutulmayan beyitlerinden birkaç örnek daha verelim; Allah Allah diyelüm sancak-ı şâhı çekelüm Yürüyüp her yaneden şarka sipâhı çekelüm Bize farz olmış iken olmamuz İslâma zâhir Nice bir oturalum bunca günahı çekelüm Sure-i Velleyl okurdum dün namâz-ı şâmda Zülfin andum dilberün nitdüm ne kıldum bilmedüm Ey Muhibbî yâr elinden birkadeh nûş eyleyen Hızr elinden ger olursa âb-ı hayvân istemez Kadd-i yâri kimi halkun serv okur kimi elif Cümlenün maksûdı bir ammâ rivâyet muhtelif Muhibbî divanının dikkat çekici şiirleri arasında, Kanûnî nin sevgiliye yazdığı şiirlerin apayrı bir yeri vardır. Seferde iken yazdığı mektuplarında bu şiirlere yer veren padişah, savaşlardan, fetihlerden bunalan gönlünü bir nebze olsun ferahlatmanın yolunu buluyordu: Hurrem Sultan ın; Ey saba sultanuma zar u perîşân diyesin Gül yüzünsüz işi bülbül gibi efgân diyesin beytine cevap olarak; Nameler gelse kaçan İstanbul-ı âbâddan Bûy-ı zülfini seher-geh aluram Bağdaddan Gül yüzünden dûr olalı ben nice cân virmeyem Giceler tâ subha dek hâli degül feryâddan beyitlerini söylüyor ve ona sahip olduğu toprakların eşsiz güzellikleriyle sesleniyordu: Sitanbulum Karamanum diyâr-ı mülket-i Rûmum Bedehşanum ü Kıpçağum ü Bağdadum ü Horasanum Kim bile haddünile kara saçun kıymetini Virmeye Şam u Arab mülkine İran iline Saçı varum kaşı yâyum gözi pür-fitne bîmârum Ölürsem boynuna kanum meded hey nâmüselmânum Kapunda çünki meddâham seni medh iderem dâ im Yürek pür-gam gözüm pür-nem Muhibbîyem hoş-elhânum Kanûni Sultan Süleyman, Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn itdi felek Giryemi kıldı füzûn eşkümi hûn itdi felek Şîrler pençe-i kahrumda olurken lerzân Beni bir gözleri âhûya zebûn itdi felek diyen babası gibi ancak sevgili karşısında boyun eğen, aşkın sevginin yoğurduğu yumuşak mizacıyla da gönüllerde taht kuran bir sultandı: Şimdi Muhibbî bir saneme bağlu bendedür Baş egmeyen kimesneye sultan olan gönül Yine sevgili için söylediği; Benüm servüm benüm cânum niçün dün gice gelmedün Güzeller şahı sultanum niçün dün gice gelmedün Ser-i zülfini dâm itdün elif kaddümi lâm itdün Beni rüsvâ-yı âm itdün niçün dün gice gelmedün Revâ mıdur benüm hanum karasın yirlere kanum Benüm mahum benüm cânum niçün dün gice gelmedün beyitleri; bütün dünyaya baş eğdiren, ismiyle bile herkesi tir tir titreten bir büyük şahsiyetin sevgili karşısındaki çaresizliğini ortaya koyması bakımından ne kadar dikkat çekicidir. Şu beyitler de onun bu yönünü açıkça göstermektedir: Bezm-i gamda ah idüp cânânı andum ağladum Yâr ile evvel giçen devrânı andum ağladum Görmedüm mihr ü vefâ çekdüm veli cevr ü cefâ Hasret ü der ü belâ hicrânı andum ağladum devamı 12 ci sayfada

6 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 10 pagina / sayfa 11 Türk resminde öncü kadınlar Aralarında Fahrünnisa Zeid ile Bülent Ecevit in annesi Nazlı Ecevit in yanısıra Güzin Duran ve Belkıs Mustafa nın da bulunduğu 12 kadın resamın yapıtlarından oluşan Türk resminde öncü kadınlar seçkisi 14 Nisan dan itibaren Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi nde sergilenecek. İş Bankası koleksiyonundan derlenen sergi 20 Nisan a kadar sürecek olan Ankara Sanat Fuarı kapsamında sanatseverlerle buluşuyor. Türk resim tarihindeki özgün kimlikleri göz önüne alınarak belirlenen Türk Resminin Öncü Kadınları başlıklı bu seçki, 1914 yılında kız öğrenciler için kurulan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi nden (bugünkü Güzel Sanatlar Fakültesi) bugüne; Belkıs Mustafa, Fahrunnissa Zeid, Güzin Duran gibi ilk Türk kadın ressamlarımızın yanı sıra, Nazlı Ecevit, Naciye İzbul, Eren Eyüboğlu, Leyla Gamsız, Şükriye Dikmen, Melahat Üren, Maide Arel, Naile Akıncı gibi Cumhuriyet dönemi kadın ressamlarımıza uzanan bir içerikle, 12 kadın ressamın 26 yapıtını sanatseverlerle buluşturuyor. Seçkide yer alan ilk kuşak kadın ressamlarımızdan Belkıs Mustafa ( ), 18 yaşında İnas Sanayi-i Nefise Mektebi ne girdi ve bu okuldan diploma alan ilk Türk kızı oldu. 39 yaşında yaşama veda eden Belkıs Mustafa, profesyonel olarak sekiz yıl sürdürebildiği sanat yaşamında nü çalışmaları ve İstanbul manzaraları ile dikkat çekti. Uzun yıllarını Anadolu da, daha sonra ise Ankara da geçiren Nazlı Ecevit ise ( ), Meşrutiyet döneminin aydın ailelerinden birine mensup olmanın ayrıcalığını yaşadı ve böylelikle eğitim hayatını önce Beşiktaş İnas Reşadiyesi ve Darülmuallimat, ardından İnas Sanayi-i Nefise Mektebi nde tamamladı. Ecevit in yapıtları bir İstanbullu olarak, kente duyduğu özlemi yansıtıyor. Fahrunnissa Zeid ( ) ise, tüm bireyleri sanatçı olan Şakir Paşa Ailesi nin bir ferdi olarak erken yaşlarda sanatla tanıştı de Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali sinde resim öğrenimine başlayan Zeid, 1928 yılında Paris e giderek burada, Roger Bisiere atölyesinde soyut resim ile tanıştı. Zeid, Türk resmine güçlü bir anlatım içeren soyut düzenlemeleriyle pek çok yapıt armağan etti. Cumhuriyet Dönemi kuşağını temsil eden sanatçılardan Şükriye Dikmen ise 1948 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi nden mezun oldu, İlk sergisini açtığı 1953 yılında Paris gibi bir sanat ortamında dikkatleri çeken Dikmen, Ecole du Louvre un sanat tarihi bölümünü bitirdi ve üç yıl Leger Atölyesi nde çalıştı. Resim tarihimizde önemli bir yeri olan On lar Grubu nun yöneldiği geleneksel motifleri özgün bir yoruma ulaştırmayı başaran Leyla Gamsız ise resim öğrenimini 1950 li yıllarda Bedri Rahmi Atölyesi nde tamamladı. Özellikle İş Bankası Koleksiyonu nda yer alan Köylü Kadınlar adlı yapıtında yerel motifleri özgün bir yorumla tuvale aktaran sanatçı, Türk resmine figürsel anlatımıyla dikkat çeken yapıtlar armağan etti. Cumhuriyet Dönemi ressamlarımızdan Naile Akıncı Boğaz dan Görüntü ve Marmara Adası Manastırı, Maide Arel Mevleviler ve Hüzünlü Kadın, Eren Eyüboğlu Bursa Kapalıçarşı Ağzı, Ana, Pazar- Alışveriş ve Peyzaj, Naciye İzbul Natürmort, Melahat Üren İkili Figür ve Bursa Kebapçıları başlıklı yapıtlarıyla Türk Resminin Öncü Kadınları seçkisindeki yerlerini alıyor. TARIHÇE : 1923 te kurulan Türkiye Cumhuriyeti nin kökleri iki tarihsel kaynaga kadar iner. Bunlardan modern Türkiye nin devraldigi birincisi Türklerin 4000 yili asan basarili ve parlak tarihi, ikincisi de 11 inci yüzyildan baslamak üzere Anadolu ya yerlesmeleridir. OSMANLI ÖNCESI DÖNEM: Hunlar: Tarihte deginilen ilk Türk boyu MÖ 8 inci yüzyilda ortaya çikan Hunlardir. Çin kaynaklari Hunlari Hiung-nu olarak anarlar. At sirtinda göçlerin tarihte ilk örnekleri bu dönemde baslar. Batiya yönelen Hunlar olaganüstü hazirlik düzeyleri ve sasirtici hareket yetenekleriyle zaman içinde kendileriyle ayni atçilik disiplinine sahip olan Germenler ve yüksek bir kültür düzeyindeki Romalilar üzerinde üstünlük kurmuslardir. Göktürkler: MS 552 de Bumin Kaan in kurdugu Göktürk Imparatorlugu yaygin bir diplomatik iliskiler dizisi olusturmustu. Göktürkler yedin-ci yüzyilda Çin egemenligi altina düsmüs olmakla birlikte Kutluk adli kahramanlarinin yönetiminde 532 de yeniden bagimsizlikla-rina kavusmuslar, 716 yilinda Kutluk un oglu Bilge Kaan imparator olarak kardesi Kültekin ve babasinin deneyimli veziri Tonyukuk ile birlikte ülkesini yüksek bir yasam düzeyine ulastirmisti. Bu durum 745 yilina kadar sürmüstü. Bu dönemden kalan Orhun yazitlari Tonyukuk un (ölümü: 720), Kültekin in (ölümü: 731) ve Bilge Kaan in (ölümü: 734) mezar taslarindan olusmaktadir. Uygurlar: Göktürk Imparatorlugu 745 yilinda ayni etnik kökenden gelen Uygurlarca yikilmis, böylece Göktürk bayragi altindaki bütün Türkler Uygurlara baglanmislardir. Bölgenin Türkistan olarak taninmasi Uygurlar nedeniyledir da Mogollar Uygur yönetimine son vermisler, ancak Uygurlar varliklarini onlarin üst kültürel ve politik tabakasi olarak sürdürmüslerdir. Türkler ve Islam: Türkler ve Müslümanlar arasindaki ilk iliskiler sekizinci yüzyilda baslamis ve kimi Türk boylari Islam dinine geçmislerse de Omayadlarin ( ) Arap yanlisi politikalari bu iliskileri bir ölçüde sinirlandirmistir. Abbasi hanedanina egemenligi ellerine geçirmeleri için destek veren Omayadlara karsi o dönemde girisilen politik çekismelerin en büyük bölümü bölgedeki Müslüman Türkler ile Iranlilar (MS 750) arasinda geçmis, pek çok Müslüman Türk Abbasi yönetiminde yer almis, bu nedenle Islam dinine duyulan ilgi Ceyhan Irmagi ötesindeki Türkler arasinda büyük artis göstermistir. Bu ilgi dönemin Halifelerinden Muktesim in 835 yilinda salt Türklerden olusan elit bir ordu kurmasiyla daha da pekismistir. Islam dininin Orta Asya bozkirlarina yayilmasinda ticaretin de önemli bir rolü vardir. Kervanlara katilan Türk Safii dervisleri Türklerin Islam dinine geçmelerinde azimsanmayacak bir görev üstlenmislerdir. Türkler onuncu yüzyilda Müslüman olarak politik birlige kavusmuslardir. Bu gelismelerin ardindan Karahanlar ilk Müslüman Türk Devletini kurmuslardir. Karahanlilar: Türkistan ile Maveraünnehir arasinda 990 ile 1212 arasinda egemen olan Karahanlar, Samanoglu yönetimine son vermislerdir. Bu Devletin kurucusunun Bugra Han oldugu Bugra han yazitinda belirtilmektedir. Karahan yönetimi özellikle Türk kültürü ve sanat tarihi bakimindan önem tasir. Pek çok kentlerde bu dönemde camiler, okullar, köprüler ve kervansaraylar kurulmus, Buhara ve Semerkant bilim odaklari durumuna gelmis ve Türk dili de büyük bir gelisme olanagi bulmustur. Dönmemin en önemli kitaplari arasinda Yusuf Has Hacip in 1069 ve 1070 yillarinda yazdigi Kutadgu Bilik ( Mutlu Kilan Bilgi ) sayilabilir. Siir kalibi içinde imparatorlara bir öneriler dizisi niteligini tasiyan bu eserde yöneticilere temel esitçillik, erk (Devlet), anlayis (eseme) ve inanç düsünceler sunulmaktadir. Alocuţiunea domnului Adrian NASTASE, prim-ministru al Romaniei, la Forumul economic romano-turc de la Ankara, 7 mai 2003 Domnule Prim-ministru, Stimaţi invitaţi, Forumul nostru economic de astăzi reprezintă un moment important al vizitei delegaţiei guvernamentale române în Turcia şi are o misiune deosebită. El va trebui să consolideze excelentele raporturi economice româno-turce, să evalueze stadiul în care proiectele sunt implementate de comunitatea noastră de afaceri, să exploreze noi posibilităţi de colaborare, în beneficiul ambelor state. Mesajul pe care doresc să îl transmit, în calitate de şef al Guvernului român, comunităţilor de afaceri din ambele state este foarte simplu : în anii ce au trecut, relaţiile noastre politice au cunoscut o dezvoltare deosebită. Putem realiza acest lucru şi în domeniul economic. Am descoperit că România şi Turcia sunt pilonii majori ai stabilităţii în regiune. Este încurajator să vedem acum, pentru prima oară, nivelul schimburilor noastre comerciale care au atins pragul de un miliard de dolari. Este important să observăm că, în ciuda faptului că economiile noastre se confruntă cu aceleaşi probleme, am sporit nivelul schimburilor comerciale. Mai mult, balanţa schimburilor comerciale, nivelul importurilor şi al exporturilor este aproape egal. În primele două luni ale acestui an, schimburile comerciale au crescut cu mai mult de patruzeci de procente. Este un moment favorabil în relaţiile noastre, avem relaţii politice foarte bune, situaţie stabilă în ţările noastre şi, de asemenea, dorinţa de integrare a regiunii noastre, ceea ce şi mă refer la ultimele săptămâni şi zile - este o excelentă posibilitate pentru companiile noastre să colaboreze în reconstrucţia Irakului. Avem, de asemenea, obiective comune europene şi atlantice. De-a lungul timpului, autorităţile turce, primul-ministru şi preşedintele turc au încurajat România să devină membră a Alianţei Nord Atlantice. Acum colaborăm în vederea apropierii de Uniunea Europeană, obiectivul acesta va fi îndeplinit mai devreme sau târziu. Avem o mulţime de lucruri de realizat împreună sau în interiorul ţărilor noastre. Dar ne putem susţine reciproc în vederea realizării acestor obiective. Climatul pentru dezvoltarea schimburilor economice este, de asemenea, foarte favorabil. Economia noastră este eficace. Am reuşit în România, în ultimii ani, să înregistrăm o creştere economică de mai mult de cinci procente în fiecare an. Deficitul bugetar este mai mic de trei procente, este o foarte interesantă evoluţie a ratei inflaţiei, aceasta indică, de fapt, o evoluţie pozitivă a economiei noastre. Având aceşti macroindicatori mai bine situaţi, trebuie să ne concentrăm asupra îmbunătăţirii mediului de afaceri. Am încercat să facem acest lucru foarte rapid. Poate că nu am reuşit de fiecare dată dar acesta este un bun motiv să ne gândim că facem progrese vizibile. Este de ajuns, pentru a ne convinge, să ne gândim la faptul că primul parteneriat între capitalul privat şi cel de stat, în România, s-a făcut cu un consorţiu de companii turceşti. Cred că suntem într-un proces de învăţare şi de construcţie reciprocă. Este un proiect în valoare de un 130 miliarde de dolari. Nu este de ajuns. Este foarte important şi este de asemenea un model şi un punct de plecare pentru abordarea unor investiţii importante. Este un exemplu clar asupra modului cum Guvernul face faţă, nu aş spune constrângerilor, dar aşteptărilor marilor capitaluri, companii care aşteaptă cu nerăbdare să deţină investiţii importante în ţările noastre. Mâine, în timpul şedinţei de Guvern se va lua o decizie de creare a unei suprastructuri, un fel de umbrelă pentru agenţiile noastre de investiţii, creată cu oameni de afaceri foarte cunoscuţi, români şi străini care să acţioneze ca o interfaţă între capitalul străin şi autorităţile române. Este clar că noul climat din România, noul mediu este pregătit să primească noul capital şi suntem, de asemenea, pregătiţi să încurajăm green field investments, aceasta ar fi dovada clară că economia românească este pregătită pentru stadiul de economie de piaţă. Înregistrăm profituri, dar avem încă probleme de rezolvat. Sunt obstacole în anumite cazuri, s-a ridicat problema vizelor în timpul discuţiilor noastre de astăzi, aşteptăm să o rezolvăm pentru că suntem conştienţi că afacerile pot deveni un obstacol serios pentru bunăvoinţa unora dintre companiile turceşti care vin să investească în ţara noastră. Avem un Acord de liber schimb, avem importante documente oficiale, dar mai avem încă în unele cazuri de rezolvat mici probleme. Unele dintre companiile româneşti mi s-au adresat, ridicând problema taxei antidumping pentru produsele din PVC, în unele cazuri înregistrându-se anumite probleme în privinţa achitării datoriilor pentru anumite activităţi desfăşurate şi anumite investiţii făcute. În unele situaţii, nu Guvernul trebuie să aibă grijă de acest lucru, dar sunt sigur că Guvernele noastre pot juca un rol foarte important în rezolvarea acestor probleme. În România avem mai mult de 8000 de companii mixte cu participarea capitalului turc, trebuie să avem grijă de ele cum avem grijă de companiile româneşti. Din punct de vedere legal, ele intră sub jurisdicţia legii româneşti, plătesc taxe, merită să beneficieze în consecinţă de un tratament egal cu cele româneşti. Vom încerca să ne îmbunătăţim atitudinea şi vom încerca să răspundem criticilor când unele companii vor avea de-a face cu unele autorităţi centrale şi locale. Am introdus de săptămâna trecută noi reglementări privind proceduri, în sensul că acum chiar autorităţile, când se confruntă cu o cerere de îmbunătăţire şi nu răspunde într-un interval de continuare în pagina 12

7 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 12 pagina / sayfa 13 Alocuţiunea domnului Adrian NASTASE, prim-ministru al Romaniei urmare din pagina 11 timp de zile - dacă până la încheierea acestui termen nu se dă nici un răspuns, se presupune că este un răspuns afirmativ. Cerem autorităţilor să răspundă în conformitate cu legislaţia. Dacă întâmpină un obstacol, ori se confruntă cu vreo problemă trebuie să dea un răspuns negativ, dar integrându-se în termenul stabilit de lege. Dacă nu, funcţionarii publici îşi asumă răspunderea de a nu fi acţionat conform legii. Companii mari turceşti au investit în Azomures, Arctic-Gaiesti, Rulmentul Barlad, companii bine cunoscute precum: Nokta, Arcelik si Kombassan sunt prezente în România. Grupurile Efes si Pakmaya sunt, de asemenea, prezente. Nu am cea mai bună pronunţie a numelor turceşti şi nu deţin întreaga listă a companiilor, dar credeţi-mă că este o listă lungă a companiilor turceşti prezente în România. Am văzut, de asemenea, o invazie a operatorilor români în străinătate. Sunt bucuros să observ că ceea ce am început merge în direcţia bună. Mă bucur că particip la acest proiect. De asemenea, în afara domeniilor pe care le-am menţionat până acum, am discutat cu domnul prim-ministru despre energie, agricultură, turism. Nu avem decât să găsim problemele de interes, deoarece climatul politic este net favorabil dezvoltării relaţiilor noastre economice. Trebuie să începem să colaborăm pentru pieţele terţe, deoarece putem să combinăm experienţa, resursele noastre umane sau financiare pentru a genera acele elemente care să ne asigure succesul. Nu vreau să mai detaliez acum anumite probleme care au fost discutate astăzi cu domnul prim-ministru şi cu colegii dumnealui. Dar ştim că, în anumite cazuri, trebuie să acceptăm că suntem între nivelul maxim şi cel minim de cooperare acceptat. Am descoperit că se face o evaluare a anumitor produse în vamă şi ştim motivul. Am încercat să creăm o mai bună cooperare cu autorităţile turce pentru a încuraja asemenea practici. Permiteţi-mi domnule prim-ministru, dragi colegi, să subliniez, încă o dată, importanţa Camerei de Comerţ care trebuie să încerce să consolideze relaţiile dintre companiile noastre şi să deschidă noi oportunităţi de dialog. Cred sincer că acest forum va da un impuls dialogului necesar în domeniul economic. Doresc să vă mulţumesc tuturor pentru participarea la acest eveniment, înţeleg că nu a fost deloc uşor organizarea lui, dar cu sprijinul domnului prim-ministru şi cu interesul evident în dezvoltarea economiilor noastre, suntem siguri că vom reuşi organizarea altor asemenea evenimente. De aceea, doresc să vă mulţumesc, încă o dată, dragi prieteni. domnule prim-ministru, a fost o mare plăcere pentru mine să vă întâlnesc aici, sper că vom putea să beneficiem de o ocazie similară în România, pentru a-i aduce pe prietenii noştri turci, companiile turce în România, să vadă realizările noastre şi progresele pe care le facem zilnic. Încă o dată vă mulţumesc. Sultan I. Süleyman 9 cu sayfa dan devam Duygusal yönünün ağır bastığını gözlemlediğimiz Kanûnî Sultan Süleyman, bir o kadar da talihsiz bir baba idi. Kuvvetli bir dil ve edebiat kültürü ile yetiştirdiği oğulları Mustafa, Bâyezid, Selim, Cihangir aynı zamanda şiirle uğraşan şehzadelerdi. Küçük yaşlarda ölen oğlu Şehzade Mehmet için söylediği, Şehzadeler güzidesi Sultan mehemmedüm (H.950) tarih mısraı ünlüdür. Bu tarihten on yıl sonra da oğlu Mustafa yı idam ettirmek zorunda kalan talihsiz baba, oğulları Bayezid ve Selim arasındaki taht kavgalarından da huzursuz olmuştu. Bayezid bu kavgalar sonucunda İran a sığınmış, oradan babasına yazığı bir mektupla affını isemişti. Bu mektubunu ve Kanûnî nin cevabi mektubunu, her ikisinin de şairlik gücünü aksettirmesi açısından analım: Bâyezid in mektubu: Ey ser-a-ser âleme Sultan Süleymanum baba Tende cânum cânumun içinde cânânum baba Bâyezidinie kıyar mısun benüm cânum baba Bî-günâham Hak bilür devletlü sultânum baba Enbiyâ ser-defteri ya ni ki Adem hakkıçün Hem dahi Mûsi ile İsi-i Meryem hakkıçün Kâinâtun serveri ol Rûh-ı a zam hakkıçün Bi-günâham Hak bilür devletlü sultânum baba Sanki Mecnûnam dağlar başı oldı durak Ayrılup bi l-cümle mâl ü mülkden düşdüm ırak Dökerem göz yaşını vâ-hasretâ dâd el-firak Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba Kim sana arz eyleye hâlüm eyâ şâh-ı kerîm Anadan kardaşlarımdan ayrılup kaldum yetîm Yok benüm bir zerre isyânum sana Hakdur alîm Bi-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba Bir nice masumun olduğun şehâ bilmez misün Anların kanına girmekden hazer kılmaz mısun Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısun Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba Hak Taâlâ kim cihanun şâhı itmişdür seni Öldürüp ben kulunı güldürme şâhum düşmeni Gözlerüm nurı oğullarumdan ayırma beni Bî günâham Hak bilür devletlü sultanum baba Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola Bu meseldür söylenür kim kul günâh itse nola Bâyezid ün suçını bağışla kıyma bu kula Bî günâham Hak bilür devletlü sultanum baba Kanûnî nin oğluna yazdığı cevap: Ey dem-a-dem mazhar-ı tugyân u isyânum oğul Takmayan boynına hergiz tavk-ı fermânum oğul Ben kıyar mıydum sana ey Bâyezid hânum oğul Enbiyâ vü evliyâ ervâh-ı a zam hakkıçün Nûh ü İbrahim ü Mûsi İbn-i Meryem hakkıçün Hatm-ı âsâr-ı nübüvvet Fahr-ı lem hakkıçün Adem adın itmeyen Mecnûna sahralar durak Kurb-ı tâatdan kaçanlar dâima düşer ırak Tan degüldür dir isen vâ hasretâ dâd el-firak Neş et-i Hakdur übüvvet râm olan olur kerîm Lâtekul üf kavlini inkâr iden kalur yetîm Tâata isyâna alîmdür Hudâvend-i Kerîm Bî-günâham dime bâri tevbe kıl cânım oğul Rahm u ºefkat zîb-i îmân olduğın bilmez misün Yâ dem-i masûmı dökmekden hazer kılmaz mısun Abdi âzâd ile Hak dergâhına varmaz mısun Hak reâyâ-yı muti e râi itmişdür beni İsterem mağlûb idem agnama zib-i düşmeni Hâşâlillah öldürürsem bî-güneh nâgâh seni Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola Çünki istiğfâr idersün biz de afv itsek nola Bâyezidüm suçını bağışlaram gelsen yola TÜRK EDEBİYATI - ROMAN Olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlk örneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır. Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir. Temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır. Türk edebiyatında Tanzimat tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır Yapıtları Roman: Gizli El, 1922; Çalıkuşu, 1922; Damga, 1924; Dudaktan Kalbe,1925; Akşam Güneşi, 1926; Bir Kadın Düşmanı, 1927; Yeşil Gece, 1928; Acımak, 1928; Yaprak Dökümü,1930;Kızılcık Dalları,1932; Gökyüzü, 1935; Eski Hastalık, 1938; Ateş Gecesi, 1942; Değirmen, 1944; Miskinler Tekkesi, 1946; Harabelerin Çiçeği, 1953; Kavak Yelleri, (ö.s.), 1961; Son Sığınak (ö.s.), 1961; Kan Davası, (ö.s.), Yaşamı Çağdaş Türk edebiyatının oluşumunun öncülerinden olan Reşat Nuri Güntekin, roman, öykü ve oyunlarında toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını dile getirmiş; yapıtlarıyla geniş kitlelere ulaşabilmiş biridir. Yarattığı etkileyici duyarlık evreniyle; toplumun moral değerlerinin gelişmesinde, yetişmekte olan yeni kuşakların duygu ve düşünce dünyalarının zenginleşmesinde yönlendirici olmuştur. Reşat Nuri, 25 Kasım 1889 da İstanbul da doğdu. Romancılığının özellikleri Reşat Nuri, Milli Edebiyat akımıyla başlayan, halka ve onun gerçeklerine yönelişin Anadolu ya uzanan ilk başarılı temsilcisi sayılır. Roman türündeki ilk yapıtlarını Mütareke devrinde verdi ( ). Gözlemci gerçekçi tavrı, sevecen bakış açısı, yöneldiği sorunları yansıtmada etkili bir duyarlık evreni oluşturdu. Onun bu özelliği, bireyselle toplumsalı içiçe işlediği yapıtlarının en belirgin öğesi sayıldı. İlk romanı Harabelerin Çiçeği, zaman gazetesinde tefrika edildi (1918). Bunu Dersaadet te Gizli El izledi (1920). Bu iki çalışmasından sonra, bir oyunundan romana dönüştürdüğü Çalıkuşu ona büyük ün sağladı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, geniş bir kesim tarafından ilgiyle karşılandı. Aşk kırgını Feride nin, bir kaçış içinde Anadolu ya öğretmenliğe gitmesi ve kendini, geri kalmış Anadolu nun yoksul yörelerinde, bu göreve adaması romanın başlıca temasını oluşturur. Roman, Feride ile sevgilisi kamuran ın duygusal ilişkisinin mutlu birliğiyle sonlanır. Reşat Nuri, Kurtuluş Savaşı Anadolusunun değişik yörelerini (Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası), insanları ve gelenekleriyle ele alarak okuyucuya yeni bir ufuk açmıştır. Nabizade Nazım ın Karabibik i (1890) ve Ebubekir Hazım Tepeyran ın Küçük Paşa sıyla (1910) ilk kez İstanbul dışına açılan Türk edebiyatının, cumhuriyet dönemine geçiş evresindeki önemli bir ilk adımıdır Çalıkuşu. Reşat Nuri nin, Anadolu insanının bir takım toplumsal gerçeklerini yansıtmadaki yöneliminin ilk örneğidir hem. Bu, romancılığının daha sonraki çizgisinin de ilk nüvesini oluşturur. Romanın diğer bir özelliği de, Türk edebiyatında gerçekçiyöneli-min yol açıcılığını yapmasıdır. Romanın duygusal örgüsü içindedönemin bir takım toplumsal sorunlarına değinilmesi ve Feride nin kişiliğinde idealist bir tip in çizilmesi halkı etkilemiş, ülkücü bir kuşağın yetişmesine kılavuzluk etmiştir. Reşat Nuri, bu romanıyla, Türk edebiyatında, Ahmet Mithat tan sonra, geniş bir okur kitlesinin kazanılmasında etkili olmuştur. Romancılığının bu ilk dönemi kapsamına giren Dudaktan Kalbe (1923), Akşam Güneşi (1926) ve Bir Kadın Düşmanı (1927) yapıtlarında; bireylerin duygusal ilişkilerinin mutsuzlukla sonlanan serüvenlerini, toplumsal bir konum içindeki sorunlarla yansıtıldığı görülür. REŞAT NURİ GÜNTEKİN Anadolu insanının yoksulluğu, bilgisizliği, güç yaşam koşullarındaki bağlanışlarının yanı sıra batılılaşma özentisi içindeki insanlarının gerçekliği, yiten değer yargılar ve kuşaklar arası çatışma...romancılığının ikinci evresinde, toplumsal sorunları ele alan yapıtlarının başlıca temalarını oluşturur. Bu yöneliminin ilk romanı Yeşil Gece (1928), yılları arasında, Anadolu daki medrese öğreniminin önemi ve -Şahin Efendi nin kişiliğinde- yenilik yanlılarıyla, batılılaşma karşısındaki softalar arasındaki savaşım anlatılır. İstanbul da Somuncuoğlu Medresesi ndeki dört yıllık eğitimi sonrası, inançlarını yitirerek ayrılan Şahin, Öğretmen Okulu na girer. Öğretmen çıkınca da, kendi isteğiyle Sarıova ya gider. 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) ardına. İstanbul dışında boy gösteren softalarını etkili olduğu bu kasabada onlarla olan mücadelesi romanın başlıca temasını oluşturur. Reşat Nuri, bir yandan gericiliğin boy verdiği, etkili olduğu toplumsal ortamı; diğer yandan da yeniyi, gelişmekte olanı belirli bir tez çerçevesinde yansıtır. Ahlak kurallarına bağlılığı yüzünden işinden olan Ali Rıza bey in, ailesinin modern yaşama istemleriyle çatışan değer yargıların yıkılışı; bu yitenler ve değişenlerle birlikte, ekonomik yoksunluklar içinde çözülüp yıkılan bir aile..yaprak Dökümü nün trajik yapısını oluşturur. Reşat Nuri, iki kuşak arasındaki çatışmayla birlikte, değişen koşullarla yiten ve varolan gerçekliklerin eski yaşam biçimleriyle yeni yaşantılarda yer edişini yansıtmaktadır. Cumhuriyet in kuruluşuyla gelen yenileşme hareketlerinin belirli yaşam kesitlerindeki yansısını, geçiş dönemi insanlarının yaşantılarından kesitlerle sunduğu Eski Hastalık (1935) Cumhuriyet in ilk yıllarının gerçekliğini yansıtması bakımından önem kazanır. Tarihsel ve toplumsal yanı ağır basan Miskinler Tekesi (1946), onun yazınsal gerçekçiliğinin en başarılı örneği olarak nitelendirilmektedir. Konusunun özgünlüğü, anlatımındaki yetkinlik ve getirdiği toplumsal eleştirel öz romanın önemli özelliklerini oluşturur. Romanın örgüsündeki sevecen bakışın insanlardaki değişim gücüne inanışı romanı başarılı kılan bir başka özellik olarak belirir. Romanlarının diğer bir bölümünüün başlıca konusu ise sınıflar arası karşıtlıklar ( Kızılcık Dalları, son Sığınak). Meşrutiyet Öncesi istibdat yılları (Gökyüzü, Damga, Ateş Gecesi, Harabelerin Çiçeği); duygusal ilişkiler (Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi); mutsuz evlilikler (Eski Hastalık, Acımak) oluşturur. Reşat Nuri, romanlarında kişilerin duygusal ilişkileriyle döneminin toplumsal sorunlarını bir arada yansıtır. Romancılığının ikinci evresinde toplumsal özün öne geçtiği, bir amaç durumuna geldiği görülür. Anadolu nun gere kalmışlığı karşısında yüksünmeden çalışan, ülkenin yenileşme hareketine katılarak güçlükler ve engellerle mücadele eden değişik çevre ve mesleklerden ideal kişiler (öğretmen, doktor, mühendis, memur...) romanlarının başlıca tip leridir. Çalıkuşu nda Feride ile çizilen kadın tipi, o güne kadar Türk romanında işlenegelen tiplemeyi aşarak daha canlı, daha mücadeleci bir tip olarak belirir. Bu aydın kişiliklerin yanı sıra toplumun diğer kesimlerinden (işçi, köylü, kentli, esnaf, asker, yönetici...) insanlar romanlarının anlatılan çevre ve tarih koşulları içinde yaşayan başlıca tip ve karakterlerini oluştururlar. Tek boyutludur kişileri, iyi-kötü ikilemleriyle geliştirir kişilikleri. Sayfayı hazırlayan: Nurcan İbraim

8 - Mai / Mayıs 2003 pagina / sayfa 14 pagina / sayfa 15 Romanya da Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlanıyor 17 Mart 1937 tarihinde, Romanya Dışişleri Bakanı Viktor Antonescu yu kabul eden Atatürk, bu vesile ile Romanya hakkında şunları söylemiştir: Hergün kudreti daha artan bir Romanya yı bütün kalbimizle isteriz. Dostluğumuz o kadar sıkı ve emindir ki, Romanya daha kuvvetli oldukça, biz de kendimizi daha kuvvetli addederiz... Milletleri, muahederden ziyade, hisler bağlar. Romanya bağlar, Romanya, kalbimizde kardeşçe yer tutmuştur. M. Kemal Atatürk Romanya ve Türkiye arasındaki geçmişten bugüne süren dostluk ilşkilerö bu gün Romanya Başkenti Bikreş Calea Viktoriyei Bulvarı üzerinde Majestik Otelin yanında bulunmuş olan Atatürk Meydanı ve Anıtı yeniden yaptırılıyor.!9 Mayıs, Atatürk Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle yeniden açılması büyük bir heycanla bekleniyor. Emekleri geçen T.C. Bükreş Büyükelçi Ömer Zeytinoğlu İsmail Işık ve tüm Romen etkilerine teşekür eder ve saygılarımızı sunar. Gülten Abdula TABEL NOMINAL cu premiile şi menţiunile acordate pe clase elevilor participnaţi la Olimpiada de Limba şi Literatura Turcă Nr. Numele şi Şcoala Clasa Premiul Punctajul Cadru crt. prenumele obţinut didactic 1. Asmi Nesrin...1, Valu Traian...VII... I...9,60...E. Ulgean 2. Urşit Turchian...Gr. Şc. Cobadin...VII... III...8,75...A. Neida 3. Zulchefil Ilmi...1, Medgidia...VII... M1...8,50...B. Vildan 4. Yuksel Nalan...1, Medgidia...VII... M2...8,35...B. Vildan 5. Saligean Aila...1, Medgidia... VIII... I...9,00...B. Vildan 6. Bolat Nurgel...K.A.Medgidia... VIII...II...8,70...A. Sacikara 7. Iaia Selma...33, Constanţa... VIII... M1...8,00...A. Deria 8. Mustafa Ilias...Lic. Int. Constanţa... IX... I...9,10...Ali Riza 9. Buracai Techin...K. A. Medgidia... IX... III...8,40...E. Nusret 10. Demir Ghiulseren...K. A. Medgidia... IX... M...8,00...E. Nusret 11. Duagi Aihan...Lic. Ovidius Constanţa...X... I...9,65...G. Ferdis 12. Şerif Suzan...Lic. Ovidius Constanţa...X...II...9,55...G. Ferdis 13. li Sinan...K. A. Medgidia...X... III...9,20...E. Nusret 14. Murat Nesrin...Col. Ped. Constanţa...X... M1...9,00...G. Ferdis 15. Gafar Ildeniz...Lic. Traian Constanţa...X... M2...8,95...G. Ferdis 16. Iaia Şeila...Lic. Ovidius... XI... I...9,50...G. Ferdis 17. Refi Erghiun...K. A. Medgidia... XI...II...9,00...E. Nusret 18. Menlivuap Sibel...K. A. Medgidia...XII... I...9,70...E. Nusret 19. Duruk Nezahat...Lic. Int. Constanţa...XII...II...9,10...A. Riza 20. Bolat Saber...Col. Ped. Constanţa... Xii... III...9,05...G. Ferdis 21. Amet Enghin...K. A. Medgidia...XII... M1...8,50...E. Nusret 22. Muratcea Elif...K. A. Medgidia...XII... M2...8,45...E. Nusret 23. Bagiş Sibel...K. A. Medgidia... XIII... I...9,20...E. Nusret 24. Boracai Side...K. A. Medgidia... XIII... M...8,40...E. Nusret 25. Amet Elvir...K. A. Medgidia... XI... M...8,65...E. Nusret Geafer Dalida premiu special Mustafa Kesgin Tradiţii şi obiceiuri la turcii dobrogeni Copilul este mult aşteptat şi va fi odorul scump şi iubit al tinerei perechi şi nu numai. Pentru a grăbi venirea lui, chiar cu prilejul căsătoriei apar practici, acţiuni care să capteze bunăvoinţa lui Allah Preaputernicul şi Milostivul. Astfel, în odaia de nuntă, mirele şi mireasa se roagă împreună. Dacă urmaşii întârzie, merg la cavourile şi mausoleele unor sfinţi musulmani unde se roagă, aprind lumânări şi lasă bani ca ofrandă, cum se întâmplă la mormântul lui Koyun Baba de la Babadag. Sau soţiile, fără ştirea soţilor, vizitau fântânile sfinte, se rostogoleau pe iarbă, în livezi, luau ierburi preparate de vraci. În contemporaneitate, ele apelează la ştiinţa doctorilor. Femeia gravidă pregăteşte cu meticulozitate, haine şi obiecte necesare nou născutului şi desemnează, la sfatul comunităţii săteşti o moaşă ( ebe ana ) experimentată ce o va asista la naştere. Astăzi naşterea are loc la spital. Exista tradiţia ca placenta şi cordonul ombilical să fie îngropate lângă pragul casei ca simbol al norocului şi al sănătăţii pentru membrii familiei. În unele localităţi din Dobrogea se îngropa imediat după naşterea doar placenta, iar cordonul ombilical era păstrat într-o pungă sau traistă semnificând norocul acelui copil - mai ales dacă acest cordon ombilical era de un alb imaculat şi era mai lung. Dezvăluirea de către moaşă sau de o cumnată a femeii, a sexului copilului, se face tatălui doar cu condiţia ca acesta să ofere respectivei un cadou: o pasăre de curte, bani sau haine. Era o bucurie mai mare şi un privilegiu ca să se nască un băiat, căci doar acesta duce neamul şi casa părintească mai departe. Dacă se naşte o fată, se rostesc - continuare din pag. 6 - puneţi intenţia în numele Lui Allah Cel Atotputernic pentru a fi dintre cei răsplătiţi cu Raiul de către Stăpanul Universului. S-a relatat că după moartea profetului Muhammed pacea şi binecuvântarea lui Allah fie asupra lui, unul dintre urmaşii lui le-a spus unui grup de oameni că în moschee se împarte averea lui Muhammed. Auzind acest grup de oameni s-a grăbit să ajungă în acea moschee pentru a obţine o parte din avere. Ajunşi în moschee nu au găsit în ea decât un grup de bărbaţi care învăţau religie. Dezamagiţi s-au dus la cel care i-a informat, care de data asta le-a spuns: Profeţii nu lasă ca moştenire averi ci lasă ştiinţa. Dacă într-adevar vreţi să îl moşteniţi pe trimisul lui Allah studiaţi-vă religia. Musulmanii şi civilizaţia: Allah a scris naţiunii islamice să nu ajungă în vârful celorlalte popoare decât atunci când aplică legea pe care Allah a trimis-o omenirii pentru reuşită atât în această viaţa NAŞTEREA (DOĞUM) cuvintele: Allah mi-a dăruit-o. Să fie sănătoasă! (Allah vermiş, sağ olsun!). După naştere, copilului i se taie cordonul ombilical şi este imediat spălat. Practica spălării diferă de la o comunitate la alta, are un specific aparte. În unele localităţi, corpul copilului este uns cu sare sau cu miere, în altele cu un amestec de sare, miere şi unt, după care este spălat cu apă simplă sau cu apă amestecată cu zahăr. Aceste practici se fac cu gândul că viitorul adult va fi sănătos, rezistent la boli, curat, puternic şi dulce ca zahărul. Până la 40 de zile copilul este spălat în fiecare zi. În aceeaşi simbolistică, în apă se pot pune bănuţi, monede de aur şi diferite plante medicinale. La ieşirea din casă a lăuzei - la 21 sau 40 de zile are loc ceremonia numită kırklama sau yarım kırklama. Lăuza se spală, la fel şi copilul. Se spun rugăciuni, se invocă numele lui Allah, se îmbracă haine noi, se oferă daruri sau bani moaşei sau femeilor care au ajutat la spălatul copilului. Alimentaţia lăuzei este bogată în ceapă, usturoi, fasole albă, porumb fiert, gemuri, ciorbe. Există astfel convingerea că laptele, ca hrană a sugarului, va fi suficient şi hrănitor. La turcii dobrogeni este păcat şi nesănătos ca lăuza şi copilul să iasă din casă până la 40 de zile. De necesităţile lor se îngrijesc soţul, socrii, membrii de familie, prietenele. O altă cutumă este aceea de a se strânge rufele nou-născutului până la lăsarea întunericului, pentru a-l feri de spiritele rele. În fine, este recomandat ca lăuza şi nou-născutul să nu fie lăsaţi singuri. Cartea Sfântă, Coranul, este o prezenţă permanentă. În situaţii excepţionale, în cameră se păstrează usturoi sau ceapă (pe patul lăuzei sau copilului). Pernele sau alte locuri sunt ornate cu panglici roşii contra deochiului, a spiritelor rele. Se oferă vizitatorilor şerbetul lăuzei ( lohusa şerbeti ). Alungarea vrăjitoarelor (numite al bastı la turco-tătari, sau al karısı la turcii occidentali), a piticilor răi ( kıyış ayak ), a duhului rău ( cin - şeytan ) se face prin rugăciuni, prin punerea sub pernă a Coranului Sfânt, prin nelăsarea singură a lăuzei. Contra deochiului se folosesc mărgele albastre, aţă albastră, orice mic lucru de culoare albastră. Copilului i se pune numele, de regulă, în primele trei zile de la naştere, de către un imam. Acesta rosteşte de trei ori chemarea la rugăciune ( ezan ) la urechea dreaptă şi apoi la urechea stângă. În final, îi rosteşte numele spre cele patru puncte cardinale. La ceremonie participă bărbaţii: tatăl, bunicul, rudele mai în vârstă, vecini. Imamul citeşte din Sfântul Coran, sura Kulhuvallah sau alte sure (versete). Evident, că şi punerea numelui copilului suferă unele modificări, în funcţie de comunităţi sau localităţi. Numele copilului poate fi propus de orice membru al familiei, inclusiv de un cavaler de onoare, dar bunicul copilului are câştig de cauză, dacă insistă. După 40 de zile, se pot organiza şi ceremonii numite lohusa düđünü sau cümbüş care durează 1-3 zile. Participă, la aceste ceremonii şi petreceri, femei şi fete. Se oferă dulciuri, se aşează mese, muzica este nelipsită. Se cântă din folclorul tradiţional sau modern. Musafirii urează sănătate şi viaţă lungă, aduc daruri. Prof. univ. dr. Nuredin Ibram RELIGIA ÎN SECOLUL ªTIINÞEI cât şi în viaţa de apoi. Poporul arab înainte de a îmbrăţişa islamul era un popor de analfabeţi şi de înapoiaţi în comparaţie cu celelalte popoare. Odată cu trimiterea trimisului lui Allah, Muhammed(pacea şi binecuvantarea lui Allah fie asupra lui) musulmanii au devenit un model pentru alte popoare. Dar din păcate, cu timpul, musulmanii au fost păcăliţi de bogăţiile lumeşti, s-au afundat în plăcerile şi poftele ei, şi au uitat de legea lui Allah.Ca rezultat a necredinţei şi a nerecunoaşterii darurilor pe care Allah le-a oferit poporului musulman a fost ca ei să ajungă să fie exploataţi şi trataţi ca pe nişte pioni de către necredincioşi. Aceasta este legea pe care Allah i-a scris-o naţiunii islamice. Dacă crede vreo ţară musulmană că va ajunge la civilizaţie aplicând legile occidentului se înşeală amarnic! Adevarata civilizaţie şi fericire stă în legea pe care Allah a trimis-o omenirii ca o cale de izbăvire atât în aceasta lume cât şi în cea de apoi. Cu siguranţă că viitorul va fi al Islamului! Allah va face posibilă religia sa pe pământ fără îndoială prin intermediul unor musulmani care îl iubesc pe Allah şi Allah îi iubeşte pe ei.

Anneler Gününün Tarihçesi ve Ülkemizde Anneler Günü

Anneler Gününün Tarihçesi ve Ülkemizde Anneler Günü Anneler Gününün Tarihçesi ve Ülkemizde Anneler Günü Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene kadar en küçük zor ânımızda bile bizim derdimizle dertlenen kutsal varlıklarımız, yani

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

Arapça c-m-a cem kökünden

Arapça c-m-a cem kökünden - Aprilie / Nisan 2003 pagina / sayfa 16 Anul V 2003, Nr. 4 (94) VOCEA AUTENTICĂ APRILIE / NİSAN ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA

Detaylı

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

NEVRUZ GELENEĞİ VOCEA AUTENTICĂ. Nevruz Yine geldi ilkbahar kavuştu sultan Nevruy Yeni gün doğuş, sevgi ve barışa bir rumuz

NEVRUZ GELENEĞİ VOCEA AUTENTICĂ. Nevruz Yine geldi ilkbahar kavuştu sultan Nevruy Yeni gün doğuş, sevgi ve barışa bir rumuz - Martie / Mart 2003 pagina / sayfa 16 MARTIE / MART ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITĂŢILOR

Detaylı

MUSTAFA ISLAMOĞLU CE ÎNSEAMNĂ ISLAMUL?

MUSTAFA ISLAMOĞLU CE ÎNSEAMNĂ ISLAMUL? MUSTAFA ISLAMOĞLU CE ÎNSEAMNĂ ISLAMUL? Traducere de Cherim Enghin Islamul Azi 2015 Cuprins Prefața traducere în limba româna 11 CE ÎNSEAMNA ISLAMUL? 14 Introducere 14 BAZELE ISLAMULUI ȘI ALE CREZULUI 22

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME. AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL

SAĞLIKLI BESLENME. AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL SAĞLIKLI BESLENME AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL 1 İNSANLAR NEDEN YEMEK YER 2 3 Sağlığın temeli yeterli ve dengeli (sağlıklı) beslenmedir. İnsan vücudunu bir arabaya benzetebiliriz;

Detaylı

DiYABET VE BESLENME N M.-

DiYABET VE BESLENME N M.- DiYABET VE BESLENME Diyabet tedavisinin amacı;kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonları) önlemek veya geciktirmek; böylece yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Detaylı

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin Bu yayın, FSA nın (Food Standards Agency) izniyle tercüme edilmiştir. Bu kitapçık, bir GAV yayınıdır. GAV Yayın No:

Detaylı

PROIECT DE ACÞIUNI PE ANUL 2003 1. Serata literar-muzicală Poezia eminesciană în lumea turcă Constanţa, ianuarie; 2. Zilele culturii turcoislamice

PROIECT DE ACÞIUNI PE ANUL 2003 1. Serata literar-muzicală Poezia eminesciană în lumea turcă Constanţa, ianuarie; 2. Zilele culturii turcoislamice - Februarie / Şubat 2003 pagina / sayfa 16 PROIECT DE ACÞIUNI PE ANUL 2003 1. Serata literar-muzicală Poezia eminesciană în lumea turcă Constanţa, ianuarie; 2. Zilele culturii turcoislamice Kurban Bayram

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. Anul XIII 2011, Nr. 1 (186) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. Anul XIII 2011, Nr. 8 (193) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein,

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, karbonhidrat, yağ ve enerji ihtiyacınızı karşılayacaktır. * Bu

Detaylı

Mix Mobile MBA 2000 cu buncăr de agregate calde de 20 t şi buncăr mobil de asfalt cu o capacitate de 90 t.

Mix Mobile MBA 2000 cu buncăr de agregate calde de 20 t şi buncăr mobil de asfalt cu o capacitate de 90 t. Mix Mobile MBA 2000 cu buncăr de agregate calde de 20 t şi buncăr mobil de asfalt cu o capacitate de 90 t. Unităţi de dozare pentru ceară, granule şi fibre instalate pe un Mix Mobile MBA2500 cu buncăr

Detaylı

DENGELİ BESLENME NEDİR?

DENGELİ BESLENME NEDİR? DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gereken dört temel besin grubu olan; süt ve ürünleri, et ve benzeri, sebze ve meyveler, ekmek ve tahıllar dan hergün sizin için gerekli

Detaylı

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE adresa: Constanţa - România str.

Detaylı

GİRİŞ. Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi. Ana Gıda Grupları

GİRİŞ. Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi. Ana Gıda Grupları SAĞLIKLI BESLENME GİRİŞ Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi Ana Gıda Grupları Meyve ve Sebzeler Hububat ve Bakliyat Süt ürünleri Nişasta, Şeker ve Yağlar Vitaminler ve Mineraller

Detaylı

Atelier de pregătire a proiectelor. Programul Operațional Comun Bazinului Mării Negre Elementele cheie ale 1 lui apel de propuneri

Atelier de pregătire a proiectelor. Programul Operațional Comun Bazinului Mării Negre Elementele cheie ale 1 lui apel de propuneri Atelier de pregătire a proiectelor Programul Operațional Comun Bazinului Mării Negre 2014-2020 Elementele cheie ale 1 lui apel de propuneri Locul, data 2017 Obiectivele generale CTF Cooperare Transfrontalieră

Detaylı

EVO-JET brülör, kolay kurulum ve bakım için modüler yapıda imal edilmiştir.

EVO-JET brülör, kolay kurulum ve bakım için modüler yapıda imal edilmiştir. Arzătorul EVO-JET este construit în sistem modular astfel încât accesul şi mentananţa sunt uşor de efectuat. Acesta este amplasat pe şine şi poate fi mutat uşor în funcţie şi de spaţiul necesar pentru

Detaylı

gereksinimi kadar sağlamasıdır.

gereksinimi kadar sağlamasıdır. Yeterli beslenme, vücudun yaşamı ve çalışmasını sürdürebilesi için gerekli olan enerjinin sağlanması anlamına gelir. Dengeli beslenme ise, alınan enerjinin yanında bütün besin öğelerini gereksinimi kadar

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. Anul XIII 2011, Nr. 2 (187) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Călătorie Servire în oraș

Călătorie Servire în oraș - La intrare _[zaman]_de _[kişi sayısı]_ için masa ayırtmak istiyorum. Faceți o rezervare. _[kişi sayısı]_ için bir masa lütfen. Cereți o masă. Kredi kartı kabul ediyor musunuz? Întrebați dacă puteți plăti

Detaylı

VIITORUL ESTE ÎN MÂINILE NOASTRE

VIITORUL ESTE ÎN MÂINILE NOASTRE - Octombrie / Ekim 2004 pagina / sayfa 16 IFTAR DUASI Allahım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Orucumu kabul eyle ve günahlarımı bağışla.

Detaylı

Vizita ambasadorului Turciei la Constanþa

Vizita ambasadorului Turciei la Constanþa - Martie / Mart 2005 pagina / sayfa 16 İLKBAHAR Artık geldi ilkbahar, Neişelendiriyor bizi bu bahar, Doğa birden yeşillendi Ve çocuklar neşelendi. Kuşlar geliyorlar sıcak memleketlerden Çiçekler açıyor

Detaylı

ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa 900613. str. Bogdan Vodă, nr.

ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa 900613. str. Bogdan Vodă, nr. UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ APRILIE / NİSAN Anul X 2008, Nr. 4 (154) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA BESLENME KILAVUZU FR-HYE

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA BESLENME KILAVUZU FR-HYE FR-HYE-04-719-17 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA BESLENME KILAVUZU Hazırlayan AD/BD/Birim(ler): Beslenme ve Diyet Birimi Sayfa 1 / 7 İlk yayın

Detaylı

Pr i mul mi nar et cu tr e i ba lcoa ne di n

Pr i mul mi nar et cu tr e i ba lcoa ne di n VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR Anul XIII 2011, Nr. 10 (195) PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

Mesajul de Anul Nou al domnului Ion Iliescu, Preºedintele României

Mesajul de Anul Nou al domnului Ion Iliescu, Preºedintele României - Ianuarie / Ocak 2004 pagina / sayfa 16 Anul VI 2004, Nr. 1 (103) VOCEA AUTENTICĂ IANUARIE / OCAK ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA

Detaylı

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE adresa: Constanţa - România str.

Detaylı

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE adresa: - România str. Crişanei,

Detaylı

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ SEPTEMBRIE / EYLÜL Anul IX 2007, Nr. 9 (147) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebek beslenmesinde 0-3 yaş arası kritik bir dönemdir. Bu dönemde annelerin her konuda olduğu gibi beslenme konusunda bebekleri için mümkün olan en 1 / 7 iyi

Detaylı

Diyabette Beslenme. Diyabet

Diyabette Beslenme. Diyabet Diyabette Beslenme Diyabet BR.HLİ.044 Diyabet Hastası Nasıl Beslenmeli? Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, düzenli beslenme programı gerektirir. Düzenli ve bilinçli bir beslenme

Detaylı

[ülke] sınırları içinde para çekersem komisyon ücreti öder miyim? Belirli bir ülkede para çekmenin komisyon ücretine tabi olup olmadığını sormak

[ülke] sınırları içinde para çekersem komisyon ücreti öder miyim? Belirli bir ülkede para çekmenin komisyon ücretine tabi olup olmadığını sormak - Genel [ülke] sınırları içinde para çekersem komisyon ücreti öder miyim? Belirli bir ülkede para çekmenin komisyon ücretine tabi olup olmadığını sormak Başka bankamatikleri kullanırsam ne kadar komisyon

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

DİNİ VE MİLLİ BAYRAMLAR

DİNİ VE MİLLİ BAYRAMLAR DİNİ VE MİLLİ BAYRAMLAR Bütün ülkelerin din ve kültürlerinde kutlanan özel günler vardır. Bu özel günler, bir tarihi veya dini amaçla kutlanır. Böyle günler o ülkenin dini ve resmi günleridir. Bu günlere

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME BİRECİK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ ZEYNEP ŞAHAN KARADERE

SAĞLIKLI BESLENME BİRECİK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ ZEYNEP ŞAHAN KARADERE SAĞLIKLI BESLENME BİRECİK MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ ZEYNEP ŞAHAN KARADERE Sağlıklı büyümek ve gelişmek için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. BESLENME İnsanın yaşına, cinsiyetine, çalışma ve özel

Detaylı

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ Anul VIII 2006, Nr. 4 (130) VOCEA AUTENTICĂ APRILIE / NİSAN ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. s.c. Adco Star s.r.l. Constanþa

VOCEA AUTENTICĂ. s.c. Adco Star s.r.l. Constanþa - Octombrie / Ekim 2002 pagina / sayfa 16 Anul IV 2002, Nr. 10 (88) VOCEA AUTENTICĂ OCTOMBRIE / EKİM ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA

Detaylı

TÜRK TOPLUMUNA AİT TÜRBELERİMİZ

TÜRK TOPLUMUNA AİT TÜRBELERİMİZ - Iunie / Haziran 2003 pagina / sayfa 16 Anul V 2003, Nr. 6 (96) VOCEA AUTENTICĂ IUNIE / HAZİRAN ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900613. tel./fax: 0241/550.903 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900613. tel./fax: 0241/550.903 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR Anul XII 2010, Nr. 1 (174) PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITÃÞILOR NAÞIONALE

PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITÃÞILOR NAÞIONALE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK Anul VIII, 2001 Nr. 12 (78) DECEMBRIE / ARALIK VOCEA AUTENTICÃ ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT

Detaylı

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir.

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir. Doğru beslenme için karbonhidrat, yağ ve proteinler belirli oranlarda belirli miktarlarda düzenli olarak alınmalıdır. Alınan kalori verilen kaloriden fazla olduğu zaman kilo alımı başlar. Her gün yenilen

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573 HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900613 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900613 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. Anul XII 2010, Nr. 5 (178) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

Doğum Yeri 2,2 4,4 2,2 4,4 4,4 2,2 2,2 2,2 28,8 2,2 6,6 17,7 4,4 4,4 2,2

Doğum Yeri 2,2 4,4 2,2 4,4 4,4 2,2 2,2 2,2 28,8 2,2 6,6 17,7 4,4 4,4 2,2 Doğum Yeri Katılımcıların doğum yerlerine bakıldığında üçte birine yakınının (%28,8) İzmir doğumlu olduğu görülmüştür. İzmirlileri, Kars doğumlular (%17,7) ve Kütahya doğumlular (6,6) izlerken diğer katılımcıların

Detaylı

LED-uri integrate pentru indicarea starii sistemului Tümleşik Durum LED i. Carcasa turnata Muhafaza birimi. Grad de protectie IP67 Hava ısıtıcı / P67

LED-uri integrate pentru indicarea starii sistemului Tümleşik Durum LED i. Carcasa turnata Muhafaza birimi. Grad de protectie IP67 Hava ısıtıcı / P67 Avantaje: Vedere de ansamblu asupra sistemului Afisaj in timp real Pachet software stabil PC industrial Constructie modulara Transfer de date la viteza mare Autodiagnoza a defectelor Raport privind parametri

Detaylı

Cuvânt înainte. O poruncă importantă: Rugăciunea

Cuvânt înainte. O poruncă importantă: Rugăciunea Cuvânt înainte O poruncă importantă: Rugăciunea Încă de pe vremea lui Adam (Allah să-l aibă în mila Sa!), în toate religiile există, într-un fel sau altul, rugăciunea. Allah Preaînaltul a poruncit credincioşilor

Detaylı

PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITÃÞILOR NAÞIONALE

PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL CONSILIULUI MINORITÃÞILOR NAÞIONALE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK Anul VII, 2000 Nr. 10 (64) OCTOMBRIE / EKİM VOCEA AUTENTICÃ ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41 FR-HYE-04-719-41 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ Hazırlayan AD/BD/Birim(ler): Beslenme ve Diyet Birimi Sayfa 1 / 7 İlk yayın tarihi: 01.05.2007

Detaylı

LA MOMENT ANIVERSAR SEVGİLİ ÇOCUKLARIMIZA. Selam Printing VOCEA AUTENTICĂ. Konuşmayanlar. Ev ödevi. Hepsi bu kadar mı?

LA MOMENT ANIVERSAR SEVGİLİ ÇOCUKLARIMIZA. Selam Printing VOCEA AUTENTICĂ. Konuşmayanlar. Ev ödevi. Hepsi bu kadar mı? - Iunie / Haziran 2005 pagina / sayfa 16 SEVGİLİ ÇOCUKLARIMIZA Konuşmayanlar Hayat bilgisi dersinde öğretmen sordu: Balıklar neden konuşmaz? Funda parmak kaldırdı: Öğretmenim, siz de başınızı suya soksanız

Detaylı

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/ str. Crişana, nr. 44 cod web:

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/ str. Crişana, nr. 44 cod web: HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România tel./fax:

Detaylı

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım http:www.babycentre.co.uk/midwives 10 steps to a healthy pregnancy (Turkish) Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım 1. Hamilelik sürecini erkenden planlayın ve organize edin! 2. Sağlıklı

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI Ekmek, diğer tahıllar ve patates Meyve ve sebzeler Et, balık ve alternatifleri Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler Süt ve süt ürünleri Sağlıklı beslenme tabağı insanların

Detaylı

Miracolul diversitãþii VIZITA VICEPREMIERULUI TURCIEI ÎN ROMÂNIA V. Xpress Promotion VOCEA AUTENTICĂ

Miracolul diversitãþii VIZITA VICEPREMIERULUI TURCIEI ÎN ROMÂNIA V. Xpress Promotion VOCEA AUTENTICĂ - Mai / Mayıs 2005 pagina / sayfa 16 Miracolul diversitãþii Sub sloganul Diversitate etnică şi culturală în perioada 07-11.05.2005 în Bucureşti s-a desfăşurat festivalul târgul minorităţilor cu titulatura

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573 HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900573 str. Crişana, nr. 44. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - 900573 str. Crişana, nr. 44. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro Anul XII 2010, Nr. 11 (184) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

Ziua minoritãþilor naþionale

Ziua minoritãþilor naþionale - Decembrie / Aralık 2005 pagina / sayfa 16 Ziua minoritãþilor naþionale participat d-nul Platon Valentin subsecretar de stat, confirmând că este o realitate că în ţara urmare din pagina 15 nostră minorităţile

Detaylı

Sağlıklı Büyüyelim! Sağlıklı olmak ve sağlıklı büyümek için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.

Sağlıklı Büyüyelim! Sağlıklı olmak ve sağlıklı büyümek için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. Sağlıklı Büyüyelim! Sağlıklı olmak ve sağlıklı büyümek için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. Arkadaşlarımızla yorulmadan oynayabilmek, güçlü kas ve kemiklere sahip olmak için dengeli beslenmenin yanında

Detaylı

Canlıların enerji kazanabilmeleri için beslenmeye gereksinimleri vardır.

Canlıların enerji kazanabilmeleri için beslenmeye gereksinimleri vardır. 1- Canlılar neden beslenmeye ihtiyaç duyarlar? Canlıların enerji kazanabilmeleri için beslenmeye gereksinimleri vardır. 2- İnsanlar ve hayvanlar hangi şekilde hareket ederler? İnsanlar ve hayvanlar yer

Detaylı

Candidaþii noºtri la funcþia de consilier judeþean ºi municipal

Candidaþii noºtri la funcþia de consilier judeþean ºi municipal NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK Anul VII, 2000 Nr. 4 (58) APRILIE / NİSAN VOCEA AUTENTICÃ ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT

Detaylı

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak

Seyahat Genel. Genel - Olmazsa olmazlar. Genel - Muhabbet. Yardım isteme. Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak - Olmazsa olmazlar Mă puteți ajuta, vă rog? Yardım isteme Vorbiți în engleză? Birinin İngilizce konuşup konuşmadığını sormak Vorbiți _(limba)_? Birinin belli bir dili konuşup konuşmadığını sormak Nu vorbesc

Detaylı

IBRAM IUSEIN ESTE CANDIDATUL U.D.T.R. LA PARLAMENTUL ROMÂNIEI

IBRAM IUSEIN ESTE CANDIDATUL U.D.T.R. LA PARLAMENTUL ROMÂNIEI - Septembrie / Eylül 2004 pagina / sayfa 16 DIRECTOR OSMAN FEDBI Redactor-şef ERVIN IBRAIM ÇOCUKLARIMIZA... TAMAMLA ATASÖZÜ Sevgili çocuklar, sizlere eğlenmek için aşağıdaki tamamlanmamış atasözleri veriyoruz:

Detaylı

REGULAMENT SPECIFIC privind organizarea și desfășurarea Concursului național de religie islamică în limba turcă

REGULAMENT SPECIFIC privind organizarea și desfășurarea Concursului național de religie islamică în limba turcă DIRECȚIA MINORITĂȚI Nr.165/06.05.2016 Se aprobă, Secretar de stat, Monica Cristina ANISIEAndrás György KIRÁLY Se aprobă, Secretar de stat, I. Cadrul general REGULAMENT SPECIFIC privind organizarea și desfășurarea

Detaylı

PROTOCOLUL ŞEDINŢEI COMISIEI MIXTE MOLDO-TURCE PRIVIND TRANSPORTUL AUTO INTERNAŢIONAL

PROTOCOLUL ŞEDINŢEI COMISIEI MIXTE MOLDO-TURCE PRIVIND TRANSPORTUL AUTO INTERNAŢIONAL I ; PROTOCOLUL ŞEDINŢEI COMISIEI MIXTE MOLDO-TURCE PRIVIND TRANSPORTUL AUTO INTERNAŢIONAL In conformitate cu Articolul 7 al Acordului cu privire la transportul auto internaţional între Guvernul Republicii

Detaylı

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ? 2017-2018 EKİM AYI 5-6 YAŞ PLANI EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?.HAFTA: EVİMİZ VE AİLEMİZ Evi izi Evi izi eşyaları ı ta ıyalı. Ailemizde kimler var. Çekirdek aile ve ge iş aileyi ta ıyalı. ölü leri i ta

Detaylı

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România tel./fax:

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573 HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

BESLENME REHBERİ BESİN ÖĞELERİ

BESLENME REHBERİ BESİN ÖĞELERİ SAĞLIKLI BESLENEBİLİYOR MUYUM? BESLENME REHBERİ Sevgili öğrenciler; okula ilk başladığınız günleri hatırlıyor musunuz? Artık aile büyükleriniz, daha önceden olduğu kadar sizlerle birlikte değiller. Öğretmenleriniz

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

ROMANYA'DA KURBAN BAYRAM FAALİYETLERİ

ROMANYA'DA KURBAN BAYRAM FAALİYETLERİ - Ianuarie / Ocak 2006 pagina / sayfa 16 În timpul ultimului unui drum la Mekka, din cadrul filialei UDTR - Bucuresti, a plecat dintre noi şi a rămas definitiv la Mormântul Sfânt, d-na Ulfet ABLAY. Figură

Detaylı

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro

HAKSES. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.ro HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România tel./fax:

Detaylı

Onlar bize ellerini uzattılar

Onlar bize ellerini uzattılar - Noiembrie / Kasım 2002 pagina / sayfa 16 Onlar bize ellerini uzattılar Anul IV 2002, Nr. 11 (89) VOCEA AUTENTICĂ NOIEMBRIE / KASIM ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL

Detaylı

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum...

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Ha4ada 2-3 defa kabızlığım oluyor... Kabız olduğumda fissür/hemoroid şikayetlerim

Detaylı

VOCEA AUTENTICÃ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK

VOCEA AUTENTICÃ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ATATÜRK Anul VIII, 2001 Nr. 3 (69) MARTIE / MART VOCEA AUTENTICÃ ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİNİN YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU

Detaylı

ج ج ب غ ض ت ك ق ه ش ش ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa

ج ج ب غ ض ت ك ق ه ش ش ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ Anul IX 2007, Nr. 11 (149) VOCEA AUTENTICĂ NOIEMBRIE / KASIM ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ DECEMBRIE / ARALIK Anul IX 2007, Nr. 12 (150) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

Betül Erdoğan.

Betül Erdoğan. Betül Erdoğan www.gencgelisim.com Anne babaların en çok istedikleri, çocuklarını mutlu ve başarılı bireyler olarak yetiştirmektir. Bu hedef noktasında sosyal faaliyetler, kurslar, kitaplar gibi birtakım

Detaylı

ANKARA HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI KURUMU Societatea de Cercetare a Culturii Populare din Ankara

ANKARA HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI KURUMU Societatea de Cercetare a Culturii Populare din Ankara ANKARA HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI KURUMU Societatea de Cercetare a Culturii Populare din Ankara SECȚIA DE LIMBA ȘI LITERATURA TURCĂ, UNIVERSITATEA DIN BUCUREȘTI Bükreş Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler

Detaylı

Kurban Bayramınız Mübarek olsun!

Kurban Bayramınız Mübarek olsun! UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2 Tel/fax: 0241/550.903 e-mail: hakses@udtr.ro ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ Anul VIII 2006, Nr. 12 (138) DECEMBRIE / ARALIK VOCEA AUTENTICĂ

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România. tel./fax: 0241/550.903 str. Crişana, nr. 44 cod 900573. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR Anul XII 2010, Nr. 12 (185) PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. tel./fax: 0241/550.903 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. Constanţa - 900613. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. tel./fax: 0241/550.903 str. Bogdan Vodă, nr. 75, etaj 2. Constanţa - 900613. web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR Anul XI 2009, Nr. 2 (163) FEBRUARIE / ŞUBAT PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU

Detaylı

ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA

ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ AUGUST / AĞUSTOS Anul VIII 2006, Nr. 8 (134) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler Besin Grupları Doğada çok çeşitli besinler bulunmakta ve her besinin besin öğesi bileşimi farklılık göstermektedir. Besin öğelerini tek bir besinle vücudumuza almamız imkansızdır. Besin öğelerinin dengeli

Detaylı

HAKSES. adresa: Constanţa - România. telefon: 0241/550.903 fax: 0341/4 40. 274 str. Crişanei, nr. 4 4 cod 900573

HAKSES. adresa: Constanţa - România. telefon: 0241/550.903 fax: 0341/4 40. 274 str. Crişanei, nr. 4 4 cod 900573 HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE adresa: Constanţa - România

Detaylı

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr.

VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.ro e-mail: office@udtr. Anul XIII 2011, Nr. 7 (192) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE

Detaylı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı Yaşlanma her canlıda görülen ve vücutta değişiklik yapan bir süreçtir Herkes bir gün yaşlanacaktır

Detaylı

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR.

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR. UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ Anul IX 2007, Nr. 10 (148) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR OCTOMBRIE / EKİM PERIODIC BILINGV AL UNIUNII

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/ web: Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod

HAKSES. tel./fax: 0241/ web:    Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

Tip 2 Diyabet Hastaları için. Beslenme Kılavuzu*

Tip 2 Diyabet Hastaları için. Beslenme Kılavuzu* Tip 2 Diyabet Hastaları için Beslenme Kılavuzu* Değerli hastalar, Hazırladığımız bu kısa kılavuz ile size günlük hayatınızda tüketeceğiniz gıda maddelerini seçerken, yönünüzü daha iyi belirleyebilmenize

Detaylı

Călătorie Servire în oraș

Călătorie Servire în oraș - La intrare Aș dori să rezerv o masă pentru _[numărul de persoane]_ la ora _[ora]_. Faceți o rezervare. O masă pentru _[numărul de persoane]_, vă rog. Cereți o masă. Acceptați plăți cu cardul de credit?

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573

HAKSES. tel./fax: 0241/550.903 web: www.udtr.org e-mail: office@udtr.org. Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod 900573 HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

HAKSES. tel./fax: 0241/ web: Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod

HAKSES. tel./fax: 0241/ web:    Constanţa - România str. Crişana, nr. 44 cod HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE Constanţa - România str. Crişana,

Detaylı

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins

CONDUCEREA U.D.T.R. Cuprins HAKSES ROMANYA TÜRK DEMOKRAT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE TURCE DIN ROMÂNIA EDITAT CU SPRIJINUL DEPARTAMENTULUI PENTRU RELAŢII INTERETNICE adresa: Constanţa - România str.

Detaylı

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa str. Bogdan Vodă, nr.

UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ VOCEA AUTENTICĂ. Constanţa str. Bogdan Vodă, nr. UNIUNEA DEMOCRATĂ TURCĂ DIN ROMÂNIA ROMANYA DEMOKRAT TÜRK BİRLİĞİ MAI / MAYIS Anul X 2008, Nr. 5 (155) VOCEA AUTENTICĂ ROMANYA TÜRK DEMOKR AT BİRLİĞİ YAYIN ORGANIDIR PERIODIC BILINGV AL UNIUNII DEMOCRATE

Detaylı