Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ekonomik ilişkilerin

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ekonomik ilişkilerin"

Transkript

1 TÜRKİYE _ÜZERİNE İKİ SOVYET KİTABI Yalçın KÜÇÜK(*) Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve gelişen ilişkilerin kaçınılmaz hale getirdiği kapsamlı yakınlaşma Türkiye'de hükümetlerin niteliklerini aşan bir olgu durumuna geldi. Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında ekono mik ilişkileri artırmak ve bu artırmanın zorunlu parçası olan «iyi komşuluk» Türkiye'de, nerede ise, «partiler üstü» bir-- boyut ka- -- zandı. Bu durumun yeni değerlendirmelere yol açması kaçinılmaz. Kaç!mlmaz olan şu: Türk - Soryet Dostluğunu, Kemalizm ile ve Kemalizmin «hasıı siyasal örgütü Cumhuriyet Halk Partisi'nin hükümet. etmesi ile sınırlayan görüşleriri ve bu arada tarihin ye niden değerlendirilmesi gerekiyor. Önce bu noktanın açılması gerekiyor. Ai-tık Kemalizm'in f{erçekten soğukkanlı ve bilimsel olarak değerlendirilmesi zamanı geçiyor. Türkiye'de Kemalist İktidatı, Cumhuriyet Halk Partisi' nin veya kısa dönemlerde Silahlı KuV-vetlerin hükümet dönemlariyle sımrlı tutmak akıl almaz karışıklıklara_ yol açabilir, Çok ciddi olarak ortaya bugünkü Ba~bakan Bülent. _Ecevit'in mi, yoksa dünkü Başbakan Süleyman Demirel'in mi, daha çok <<kemalist» olduğu sorusunu getirebilir. Bu soru ciddi bir sorudur ve ce- (*) Doçent Dr. Maliye Fakültesi. Öğretim Üyesi 153_

2 vabı ilk bakışta sanıldığı. gibi tart-ışmasız verilemez. Çok ciddi tartışma gerektirir.. (Yazı 1979 yılı sonunda yazıldı.). Tartışmaya ışık tutabilecek bir nokta var: Bugünkü Başba"' kan Bülent Ecevit, kendisine başbakanlığı açan «ortanın solu» açılırnma Kemalizmi ve aynı anlama gelmek üzere Atatürkçülüğü, eleştirerek başladı. Lideri olduğu partinin kimliği hatırlanir- -sa, bu eleştirinin çok ciddi olduğunu kabul etmek gerekir, Ancak aynı Bülent Ecevit, hükümete adımını atarken ve hükümet başkam olduktan -sonra Kemalizm'in ve aynı anlama gelmek üzere Atatürkçülük'ün çok yürekli savunucusu oldu. Bunun, bir bilim adamımn bakış açısı içinde, çok çarpıcı bir gelişme olduğunda şüphe yok. Bu çarpıcı gelişmeden çıkanlacak bir çarpıcı sonuç var: Türkiye'de Kemalizm, iktidann ve iktidarıann dünya görüşüdür. Bilimsel bakışın durağı olmuyor. Bir sonuç, derhal, bir başlangıç oluyor. Tıpkı bir çözümün, derhal, bir soruna dönüşm~i gibi. Kemalizm'in sürekli olarakiktidarda olması, fakat. ay!ıı zamanda iktidar partilerinin değişebilmesi Kemalizm'in partisinin tarumlanması sorunu ortaya çıkanyor. Burada ise Cumhuriyet HalK Partisi'ne Kemalizm'in «has» partisi demek uygun duşü"' yor. (*) Böyle bir deyim, Cumhuriyet Halk Partisi dışmda uzun-. ca süre hükümet etmiş olan Demokrat Parti ile Adalet Partisi~ nin Kemalizm karşısmd~ konumlanmn belirlenmesine yardımci oluyor. Bu açıklık, Türk-Sovyet 1lişkilerinin- tarihine bakışta önemli bir yeniliğe gebe görünüyor. Kemalist iktidann Cumhuriyet Halk Partiisi'nin dışına taşınlması, TürkiY,e'nin dış politikasımn ve Türk-Sovyetler Birliği ilişkilerinin dönemlere aynlması, ya da tek nik deyimi ile «tarihin peryodizasyonu», konusunda çok büyük kolaylıklar taşıyor. Hem ileriye dönük ve_ hem de geriye. Bu kolaylıklar şöyle özetlenebiliyor: Türkiyı;:'nin ekonomi tarihinde, dış politika tarihinde ve de iç politika çözümlemelerinde 1950 yılına, İsa'nın doğumuiıa veya Muhammed'in hicretine benzer bir anlam verme çabalan gerçekten tarihe karışıyor. Daha doğrusu tarihe kan ması gerekiyor;... -ı ı ı j (*) Burada «hasıı k~limesini günlük anlaımda değil, Anglo-Sa:kson ilktisatçılarm pek sevdikleri İngilizce «properıı anlamında Jrullanıyo~. 154

3 T J üstelik açıklık da yerinde durmuyor. Aydınlığın yerinde dur maması gibi. Aydınlık gittikçe q_üyüyor. Bu açıdan bakıldığında aydınlığa karşı olanların, nederi" aydınlığın zerresine de karşı ol-. dukları daha çok açıklık kazamyor. Ve de-vam ediyor: Eğer 'rürkiye-sovyetler Birliği ili kilerrinin iyileştirilmesi Kemalizm'in «hasıı partisi ile sınırlı değilse Kemalizm'in kendisi ile de sımrlı olmamalıdır. Ve devam ediyor: Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkileriniiı iyileştirilmesi Kemalizm ile sımrlı değilse Mustafa F.:emal'in yaşamı ile de sımrlı olmamalıdır. Bunu tersiri.den de söylemek ~ümkün: Elde edilen bu açklıkla birlikte Türkiye - Sovyetler Birliği ilişkilerinin kötüleşmesinin tohumlarını Mustafa Kemal'in sağlığında ve iktidar yıllarında da aramak gerekir. Şimdilik burada durmak gerekli. Aydınlık iyidir ama göz kamaştıracak boyutlara ulaşırsa görmeyi önler. (*) Bu, özellikle bugünün Türkiyesi için doğru. Bugünün Türkiyesi'nde yer yer sağlanmış aydınlıkların karanllğp. ct.'önüştürüldüğü görüij.üyıor. Bu yüzden.de burada durmak gerekiyor. Fakat başka yerde durulmuyor. Gelişen Türkiye - Sovyetleı Birliği ilişkilerinin verimli ortamında Sovyet bilim adamları, iki ülke ilişkilerinin taribine ye:hiden bakıyor. Bu yeniden bakış ürünlerini kitap olarak veriyor.. Sovyetler Birliği'nin Türkiye uzmanı bilim adamları son iki yıl içinde iki «Türkiye Kitabın yayınladılar yılı içinde yayınlananın adı şöyle: Çağdaş Türkiye'de Politika ve Ekonomi yılı içinde yayınlanan ise Problemi İstorii Turtsii adım taşiyor. Çok İlginç ve çok zamanlı bir «Türkiye Değerlendirmesi Kitabın başlığı oluyor: Tij:rkiye Tarihi Sorunları yılında Sovyetler Birliği'nde Türkiye uzmanları çalışmalarım Türkiye Tarihi Sorunlari 'adı altında topluyorlar. Zamanlı bir toplama olduğunda kuşku yok. Her ikisi de «Akademiya Naukıı damgasım taşıyor. Her ikisi de Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi yayını oluyor. Bu nokta üzerinde de durmak gerekiyor. Kısaca şöyle: Türkiye, yıllarımn görkemli arayış döneminden sonra 1970 yıllarımn «papağarılaşma» dönemine girdi. Düşünmeyi ve araştırınayı başka- (*) Burada kısaca açıkladığım görüşlerin Milli Demokratik Devrim Tarih Tezi'ni yıkıcı bir etkiye sahip.olduğu düşünüyorum. İşin bu yanını ve geliştirilıiıesini şu sırada yayma hazırladığını bir kitaba bırakıyorum. (Türkiye Üzerine Tezler. Cnt 2) 155

4 lanna bırakıp, bir işaret üzerine, daha önce öğretilmiş bir avuç kısa cümleyle cırlak cırlak bağırma dönemi yaşandı. Bu dönem şimdi geride kalıyor. Bazı kalıntıları ise hala varlığını sürdürüyor. Varlığını sürdüren kalıntılardan birisi «Akademiya Nauk» yayınlarıyla ilgili. Türkiye'de «Akademiya Nauk» işaretini TSE damgası yerine koyma eğilimi belirdi,. Sovyetler Birliği'nde yayınlanan kitapların önemli bir bölümü <<Akademiy.a Nauk» tiaraf;mdan çıkarilıyor. Ancak «Akademiya Nauk» tarafıiı.dan çıkanlmayan kitaplar da var. Bt~na bakıp da «Akademiya Nauk» i aretini taşıyan kitapların Sovyetler Birliği içinde yayınlanan diğer çalışmalara göre ve kategorik olarak, daha biijnisel olduğunu söylemek mümkün değil. Kesinlikle müm- kün değil. Ayrıca. «Akademi ya Naukıı tarafından yayınla11-an her kitabın bilimser değerinin çok yüksek olduğunu düşünmek için de neden yok. Örneğin yine «Akademiya Naukıı tarafından yayınlanmış olan ve Türkçeye de çevrilen bir <<Türkiye Kitabın, 1961 yılında kurulan Türkiye İ~çi Partisi'nin sonra kapandığinı ve 1962 yılında yeniden kurulduğunu yazdı. Böylesine apaçık maddi hatalarla birlikte yayınlandı. ' Bu işin bir yaın. Bir diğer yaın daha var. Gerek «Akademiya Naukıı tarafından yayınlanan ve Türkçeye çevrilen «T'q.rkiye Ki tabııı ve gerekse burada sözü edilen diğer ikisi, Rusçada «Sbornik Stateyıı de.nilen türeten yayınlar. Buna Türkçede «Makale-. ler Kitabııı demek mümkün. Çeşitli kimseler tarafından yazılmış ve birer bilimsel makale uzunluğundaki çalışmalann toplanmasından meydana geliyor. Bu yüzden çokçası -«Akademiya 'Nauk» başlığı altında bir bütün sayılan bu tür kitapların çeşitli-bölümlerinin bilimsel değerleri de değişiklik gösteriyor. Yazanmn bilimsel yetkinliğine göre, bazı bölümlerin bilimsel değeri yüksk olurken, diğer bölümler ayın bilimsel başanya ula amayabiliyor.. Buraya kadarı pek o kadar önemli sayılmaya bilir., Gerçe~ten de öyle. Fakat daha önemli sayılabilecek bir- nokta var:. «Akademiya Naukıı tara_fından yayınlanan ayın «Sbornik Stzteyıı içinde birbiriyle, az veya çok, çeiişen görüşlere de rastlamak mümkün. Çelişen görüş-ler, «Sbornik Stateyıı -içindeki bölümlerin farklı bilim adamları tarafından ve farklı bakış açılanyla yazılmış olmasından ileri.geliyor. 156

5 Bu söylenenlere bir örnek bulmak gerekiyor. Burada sözü eçlilen iki çalışmadan bulunabilecek örneklerin fazla pratik değeri oınlayacak;. ÇÜnkü bu iki kitabın Rusça olması ve bu dili bilen sos-. yal bilimcilerin bir elin beş parmağını geçnu~mesi nedeniyle verilen örneği denetiemek pek zor olur. Bu yüzden örneği, Türkçeye çevrilmiş olan «Akademiya NaulD> kitabından vermek zorunlu oluyor. Burada bu yapılacak. Fakat bu yapılmadan şu spylenmfrli: Çeviri yapmak için bir dili bilmek yetmez. Buna ek ve ikinci olarak _Türkçeyi de bilmek gerek. Üçüncü olarak da çeviris.i konusunu bilmek gerek. Bu yüzden 1968 yılında b~sılan ve tam adı <<Enson Türkiye Tarihin olan <<Noveyşaya İstoria Turtsili> adlı kitabın çevirisi, bir çeviride bulunması gerekli ikinci ve üçüncü koşullar eksik olduğu için, pekyetersiz kalıyor. Bu kitabın bir bölümünde şu görüşlere y~r veriliyor: <<CHP ile savaşımda Terakkiperyerler Kürt şeyhlerini desteklediler ve 1925 yılındaki Şeyh Said isyanına yakınlık gösterdiler:. Daha sonra İstiklal Mahkemesi'nin de göste.~diği gibi, TCP'nin bazı yöneticl.-. leri, şeyhlerle sıkı ilişki kurmuşlar, onlara Kemalistlerle s.avaşta maddi ve manevi ya~dımda bulunmuşlardı:>> (1) «Akademiya Naukn tarafından yayınlanan kitap burada Kemalizm'in tarih görüşünü tekrarlıyor. Devam ediyor:» 1925 tarihl.i: Taktir-i Sükun hükümet aleyhtarı örgütlerle şavaşım için hükümete geniş haklar-verdi. Yasamn ~i yıl olarak saptanan yürürlük süresi, daha so~a iki yıl daha uzatıldı. Bu yasa uyarınca hükümet, TCP'nin faaliyetini yasakladı ve hemen hemen tüm muhalif basın organıarım. kapattı Mart'ında yeniden kurulan sul).l'sız hak ve yetkilerle donatılan İstiklaJ Mahkenieleri, klerikal - gerlci grupların.ve örgütlerin dağıtılmasında etkin rol oynadılar.n <2) Takrir-i Sükun düzeni ve İstiklal Mahkemeleri için oldukça c<oiunilui> sayılabilecek bir yakla ım görülüyor. Alıntıda geçen <<TCP», Terakkiperver Cumhuriyet Partisi kelime! erinin baş harfleri oluyor. Aslında Türkiye tarihinde böyle bir parti yok. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası var. Çevirme Rusçasından bugünkü dile olduğu gibi çevirmiş. Halbuki «TCFn bir özel isini olduğu için <<Parti» kelimesi ccfırkan keliniesiı;ıin yerine kul (1) SSCB Bilimler Akademesi, Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi I, İstanbul, 1978, sayfa (2) op. clt. sayfa

6 lamlamaz. Çevirilerde özel isimlere çok d.ikkat edilmesi gerekir Fakat. hiç de dik.kat edilmiyor. Bir baş-ka örnek, böylesi dikkatsizsiklerin hangi boyutlara ulaştığını pek iyi gösteriyor. «Akademiya Nauk» tarafından yayınlanan yayınlarian <<Noveyşaya İstoria Turtsü» adlı çalışmanın ikiye bölünerek ı:ı;ürkçede iki cilt halinde piyasaya sürüldüğü biliniyor. Türkçesinin ikinci cildinde ise şöyle bir cümle de. yer alıyor: «Ülkede DP'den başka Ulusal Dirili Partisi, Sosyal Adalet ;partisi vb, gibi partiler ortaya çıkta.» <s> Buradaki Ulusal Diriliş Paitisi, Nuri -Demirağ'ın Mllli Kalkınma Partisi'nin yeni adı olsa gerek. Milli Kalkınma Partisi, İngilizce_ ye. orneğin National Development Paity olarak değil, fakat Na-' t ional Recovery Party biçiminde çevriliyor. Rusçaya da buna ya~ kın bir anlamda çevrilmiş olmalı. Böylece «Kalkınma» kelimesi Rusçay;:ı. gidip 'Pürkçeye dönerken «Dirili ıı oluyor ve «Milli» ke- _ timesi de yeni modaya u~gqn olarak «Ulusal» kelimesine dönü ~yor. Böylece anlaşılması pek ~ç_ bir durum ortaya çıkıyor. Fakat biraz daha beklendiğinde ortaya çıkan tam bir çeviri trajedisi oluyor. Şu alıntıda görüldüğü gibi: «Recep Peker Hükümeti; ülkedeki demokratik hareketi bastırmak ve özellikle yasal i çi ve sendika örgüherini dağıtmak için epey çapa harcadı.. Aralık 1946'da Mecli~ İstanbul, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale Kırklareli ve.kocaeli vilayetlerindeki askeri durumun altı ay daha uza tılmasına karar verdi. Sıkıyönetim Komutanlığı TSİP'yi ve birleşik sendikaları yasakladı. Ses,.Söz ve Seındika gazetelerini kapattı. İktidar bir kaç yüz kişiyi, özellikle TSİÇP'ni ve yasal ba ğımsız sendikaların lider ve militanlarını tut ukladı. Tıituklanarilar komünist faaliyetle suçlandılar ve askeri mahkemeye verildiler yazında askeri mahkeme, kapalı kapılar ardında, 53'l.er davasına ilişkin karanın açıkladı. TSEKP yöneticileri ve özgür senilikaıar:ı:n liderleri çeşitli hapis ce$aarma çarp1::ij.ırtldj}ıar.» <4> Doğrusu bu kadan. biraz fazla değil mi? Türkiye'de okur~ yazarlık adına biraz fazı~. Nasıl bir iş? Türkiye Sosyalist İşçi Çiftçi Partisi, kısaca, TSİÇP, yasaklamyar ve yöneticileri tut.uklamyor, fakat, Türkiye Sosya. list Emekçi Köylü Partisi, kısa~a, TSEKP, yöneticileri mahkuriı (3) SSCB Bilimler Akademisi, Ekim Devrim Sonrası Türkiye Tarihi II. İstanbul, 1978 sayfa 19 (4) op. cit. sayfa

7 .:>luyor. Nasıl bir çeviri so~uzluğu? Üstelik cümle alındığuida bir, Cl.e Türkçe sorumsuzluğu ortaya çıkıyor. Şöyle: cciktidar bir kaç yüz ki iyi, özellikle TSİÇP'ni ve yasal sendikaların lider ve militanlarını tutukladı». Bir partinin tutuklanması, ilk kez. oluyor. Öyle görünüyor ki, çeviriyi yapan ve çevii'inin denetimini üstlenenler Türkçeyi ve çeviri kon-usunu hiç mi hiç bilmiyorlar. Şefik Hüsnü Bey'in 1940 yıllanmn _ortasında kurduğu TSEKP ile Kurtul U Sava ı'iıın ba ında kurulan Türkiye İ çi ve Çiftçi Sosya list Fırkası, kısaca, TİÇSF. ile kan tınyorlar. Bu. karı~ıklık içinde bir özel isimdeki ccsosyalist» kelimesi yer deği t ii'iyor. Rusçada bu.çok doğal. Türkçede ise hiç doğal değil. Bu arada.ccfırkaıı kelimesi yine yerine ccpartiıı kelimesine bırakıyor. Alıntılar böyle bir çeviriden yapılıyor;. Daha önceki alıntıda yer alan cctcp», «TCF» olarak anla,şılmak gerekiyor. «Akademi ya Naukıı tarafından 1968 yılında. yayınlanan Türkiye Tarihf yukardaki alıntılardan da görüleceği gibi, Takiir~i Sükun düze nine pek de ele tirici bir gözle bakmıyor. Bu düzen ile Tera k:ki perver Fırka'mn kapatılması ve Şeyh Said isyammn bastıilması olumlu olarak değerlendiriliyor. Soruna, burjuva-demokratik dev rimierin getirdiği ve sağladğı genel ilerleme açı...c:.ından bakıldığında bu olumlu baki pek a ırt.ıcı olmuyor. Anla ılan bu bölümüıl yazan, soruna, yalmzca bu açıdan bakıyor. Burjuva-demo).u.atik devri:mip. ilerlemesi açısından Takrir-i Sükun ve İstiklal Mahke meleri gerekli görülebiliyor. ' Fakat tarihli ccnovey aya İstoria Turtsiiıı, aynı soruna ve.aym yıla ba ka açıdan da bakabiliyor. Fakat ori be kadar sayfa sonra ve Öyle: cckürt isyanımn özellikieri vardı. Kürtleri harekete geçiren güç köylülerdi. Ama yönetici güç, gerici, emperyalizm yanlısı üst tabaka, yani eyhler, a iret reisieri ve bazı derebeyleriydi. Kürt halkının asıl bölümü, ulusal baskıdan kurtulmak istiyordu ama üst tabaka önceki sınırsız haklarını yeniden elde etmek, Kürt halkının alt tabakalarını dana fazla sömürmek niyetindeydi. Bunun yanısıra üst tabaka, Kürtler arasındaki sıruj sava ını zayıflatmak, Kürtlerin sınıflara ayrılmasım Önlemek istiyordu,.» <!5> Burada Sovyet tarih kitabı, baş kaldıran kütle ile (5) Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi I, l'oc. cit sayfa

8 bunların yöneticileri arasında bir ayının yapıyor. Bu yaklaşım daha önceki ya:kıaşımdan aynlıyor. Bir kaç sayfa sonra ise şu değerlendirme_ ortaya çıkıyor: «Ancak, 1925 yılındaki Kilit isyam sırasında hükümet, Taktir-i Sükun yasasına dayanarak büyüyen i çi ve sendika hareketini bastırdı. Gerici Türk yazarları bile bu yasanın amacının işçi örgütlerinin, sendika ve grev hareketilli engellemek olduğunu itiraf ettiler.» < 6 > Böylece aynı tarih kitabıpda biribiriyle çok buyük ölçüde çeli en iki değerlendirme yer almış oluyor. Birisi, Taktir-i Sükıin düzenine ölurrilu bir açıdan bakıyor. Burjuva-demokratik devrimin gerekle-. ri açısından bakıyor. Diğeri ise köylülük, ;rnilliyetler meselesi ve işçi örgütlenmesi açısından bakıyor. Bu açıdan bakınca da olumsuz biryaklaşımı vurguluyor. Ancak- çok büyük bir olasilıkla bu değerlendirrnelef farklı farklıi kişiler tarafından yapılıp kaleme alındığı için de çeli kili bir görünüm ortaya çıkıyor. «Sbornik Statey» türünderı tarih kitaplanııda böyle durumların ortaya çıkması kaçınılinazdırc Bunu bu tür kitapların en büyük zaafı saymamak gerekir. _Zaaf ancak bilimsel çalışmaların bu ya:hını bir kenara itip «Akademiya Nauk>r çalışmalarını, bir. kaç basit cümleye indirilip papağan gibi tekrarlanması halinde ortı;ı.ya çıkar. Ancak böyle bir durumun sorumluluğu hiç bir zaman Sovyet bilim adamlarına yüklenemez ve 1978 yıllarında c<ak:ademiya Nauk>ı tarafından yayınlanan iki Türkiye üzerir:ı,e kitabı, da böyle ele almak gerekiyor. Her ikisinde de, sınırlı ve yeterli olmaktan uzak bilimsel çalışma _ içeren makaleler var. Fakat her ikisinde de çok önemli Ve değerli inelerneler var yılında yayınlanan Politika Ekonomika kitabinın ilk incelemesi V.İ. Danilov imzasını t-aşıyor ve «Çok Partili Sistemin Bunalımı ve Politik Hayatta Ordunun Rolüıı başlığını taşıyor. İkincisi R.P. Kornienko ~arafından yazılan «Sol Güçlerin Hareketinin Özellikleri ve Birlik Sorunuıı başlıklı inceleme oluyor. Sovyet bilim adamlarının daha önce Türkiye solu üzerine yazdıklan ile karşılaştırildığında. Kornienko'nun incelemesinin. yeni bir değerlendirmenir:ı, başlangıcı olduğunda hiç kuşku yok. Bu inceleme, yine «Akademiya Nauk>ı yayını olan Kornişnko'nUrı 19~5 tarihli «Raboçee Dvi onie v Turtsii Ül ıı tarihli kitabı (6) op. cit. sa~a 14'

9 da dahil, daha önceki değerlenclirmelerden ve bu arada Türkçeye iki cilt halinde çevrilen 1968 tarihli «Noveyşaya İstorta -Turtsü» kitabında yer alan Türkiye solu yorumlarmdan ciddi ve önemli _ ölçüde aynlıyor. Kornienko bu incelemesinde, gelenekleşmiş çerçeveyi yok sayarak, Türkiye soluna alışılmam.ış bir genişlikte ve zaman zaman da beklenmedik bir eleştiri yükü ile bakıyor'" (*) Gerek 1977 yılında yayınlanan Ekonomika i Politika ye g~rekse 1978.yılında basılan Problemi İstorii -Turtsii, tanınmış -sovyet bilim adamı A.M. şamsutdinov'un başkanlığıncta bir kurul tarafından hazırlarup basıma veriliyor. Politika i Ekonomika, daha çok siyasal ~orunlara ağırlık verirken Problemi İstorii Turtsü ekonomi ve ekonomi tarihi sorunlanna öncelik tanıyor. Bir başka deyişle Politika i Ekonomika, siy~sal değerlenclirmelerde gelenekleşmiş çerçeveyi aşarken Problemi İstorii Tu:,t:tsü ekonomi ala~ nında yeni değerlenclirmeleri içeriyor: Ekonomi alanındaki bu değerli..jncelemelere, -B.M. Potshveriya'nın «Osnovme Etapl Sovetsko-Turyetkih otnoşeniy» ad]j.- in celemesiyle başlamak gerekiyor. Bu incelemede. Türkiye - Sovyetler Birliği ilişkilerinin temel aşamalan ele alınıyor. Potshveriya şöyle. başlıyor: «İki ü!ke arasındaki ilişkilerin yanın yüzjııı,aşaiı tarihinin çeşitli aşamalarının _ sağladığl deneyimler incelendiğin Çl.e, karşllıklı güven, sıkı i birliği, iki tarafı ilgilendiren sorunların çözümü için -ortak dil arayıp bulma isteğine dayalı ilişkilerin her iki taraf için de yararlı yegane ilişkiler olduğu sonucuna ulaşmamak imk~nsızdır. Böyle ili kiler her iki tarafın çıkarlarına cevap verir. Bu ilişkiler, V. İ. Lenin tarafından SSCB dış politikasının temeli yapılan ve Büyük Sosyalist, Ekim Devrimi'nin z~ferinin ilk gününden itibaren Sovyet diplomasinin hayata geçirdiği ilkelerden çıkmaktadır..» -<7> Karşılıklı çıkar; Türkiye ile Sovyetler Birli ği arasındaki ilişkilerin temeli sayılıyor. Sovyet bilim adarriı, hemen sonra,- şu görüşleri ileri sürüyor: Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşından sonra c. Bayar - A. Menderes rejiminin geliştirdiği Batı ile askeri - siyasal işbirliği, tek ("') Bu yazıda daha çok ekonomik konular üzerinde durmak istediğim için bu konuya yer ayınnıyorum. (7) B.M. Potshveriya, Osnovıe Soketsko- Turyetkili Otnoşeniy, A.M. Şamsutdinov (sorumlu editör), problemi İstorii Turtsii, Moskva, içinde, sayfa

10 yanlı dış iiişkiier, uiuslararasi arena~ TÜrkiye'nin durum.unu za. yıflattı, ekonomik kalkinmasına darbe indiı:di veı ülke maliyesinin temelini sarstı. Bu ve. bazı diğer faktörlerin etkisiyle ancak 1960 yıllarında Türkiye'de iktidar çevreleri, Sovyet diplomasisı nin ötederi beri istediği, Sovyetler Birliği ile ilişkileri ge~tirme noktasina geıldi.ıı <s>, Blırada ilgi çekici üç nokta var. BirinciSi Türkiye'rıln Batı ile askeri ve siyasal işbirliğinin Bayar- Mendere.s dönerrıinlde iba~la1hlmay;ıp geliştirudiğiinin :vurgulanmas:b; ;Metinde «ra.zvitoe rejimom c. Bayara -- A; Menderesa» olarak geçiyor. İkincisi, S_ovyetJ.er Birliği ile ilişkilerin geliştirilmesinde Türkiye'nin. ekonomik. sorunlannın, daha açık bir deyişle, Türkiye kapitalizm 1960 yıllarının ortasından itibaren içme girdiği pazar ve finansman sorununun öncelik taşıdığının belirtilmesi oluyor.. ÜÇüncü olarak Sovyetler Birliği'iıin öteden beri Türkiye ile ilişkilerini geliştirmey-i 'istediği, her halde ve burada da t.ekrarlıi.myor: Po~shveriya devani ediyor ve Sovyet-Türk ilişkilerinin dört temel aşamaya ayrılabileceğini belirtiyor. ~unlar ~yle:. '... ' \ c<l- Iki ülke arasında ilişkilerin kurulmasından 1930 yılla- rımn ikinci yarısına (1935 yılının sonu ve 1936 yılının başı) ka dar: Dostluk ilişkilerinin kurulması ve gelişmesi dönemi yıllarımn. ikinci yarısından Türkiye'nin NATO'ya girişine (1951 yılı) kadar: İki ülke arasında ilişkilerin kötüleşme dönemi yılından 1960 yıllanmiı başına kadar: Gerginliğin korun.ılıası dönemi yıllarımn başından bugüne kadar: Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında ge:rginlikten ilişkilerin iyileştirilmesi ve gelişmesi dönemine geçiş» yılında «Akademiya Naukı> tarafından yayıtılanan: bu çalışma Türkiye ile Sovyetler Bir~ği arasında ilişkilerin kötüleşmeye başlamasım Mustafa Kemal'in sağlık yıllarına }{adar götürüyor. Iyileşmeye başlamasım ise 1960 yıllahnın başına alıyor. Bu kadan bile; biı:'~ ara Türkiye'yi saran ve şu günlerde de yeniden can- (8) op. cit. sayfa

11 landınlmak istenen Milli Demokratik Devrinı. Tarih Tezini ' kenara atmak için yeterli oluyor. Sovyet bilim adaını bundan sonra dört temel a amayı ayn ayrı inceliyor. KU kusuz iki ülke arasında ili kileri l;>aşlatan 16 Mart 1921 tarihli anla ma üzerinde özenle. duruyor. Burada «bu anla ma, Türk tarih biliminde, ülke için büyük öneme sahip ve Atatürk'ün en büyük diplomatik ba arj.s;ı olarak değerlendirili-: yor» diyor. Fakat söylenenler bundan ibaret değil. Bu anlaşma ile ilgili olarak Potshveriya Türkiye'deki papağanla ma döneminin geride kalmasıru hızlandıracak değerli değerlendirmeler yapıyor. Bil.: tarafı öyle: «Sovyet - Türk yakın,laşması iki taraf için de ya~ rarlı ve zorunlu idi. Türkiye açısından bu anla ri:ıa, Tilrk halkının, emperyalist müdahaleye. kar ı silahlı mücadelesini güçlendiren elveri li ko ullar yarattı.» Diğer tarafı ise şu ekilde: «Rusya ve Türkiye'nin çok ağır bir durumda olduğu bir zamanda; iki ülkenin silahlı müdahale ve ekonomik ambargüya karşı koyma zo runda olduğu bir dönemde ili kilerin böyle bir geli me göstermesinin nesnel olarak bilimsel yasalann bir zorunluluğu ve k açınıl~ maz olduğu vurgulanmalıdır,.. Ankara desteğe muhtaç idi. Moskova için de Türkiye'nin bir anti-sovyet güve~ kordonu. ~(sanitarmy kordon) içine sokulmasına müsaade etmemek gerekliydi.» (s> (*) Doğrusu çok açık. Bu açıklığın yakın zamanlarda ortaya-çikaplmasının bir anlamı olmalı. Sovyet bilinı adamlan, Türkiye'nin anti-sovyet kampta olmamasının Sovyetler Birliği açısından öne 'ınine vurgulamak ihtiyacını duyuyorlar yılında Atatürk ile Lenin arasındaki dostluktan ve sosyalist devrim ile. ulusal kurtuluş savaşlan arasındaki yakınlıktan önce bu noktaya işaret et:. meye özen gösteriyorlar~ bir (9) op. cit. sayfa 163 (*) Sovyet topl'um bili,m yazısınında ve hatta marksist bilimsellik sonucunda günlük dilde sık sık geçen zakonomernıy kelimesini tek kelime Ue diğer dillere çevirmek kolay olmuyor. «Düzenli» Demek, kelime nin anlamını vermiyor. «Yasalara uygun» demek, kelimenin kurulu. şuna uygun düşüyors~ da, :insanlar tarafında yapılan yasalara uy gunluğu akl'a getiriyor. Yukandaki alıntıda, «zakonomernıyu kelimesi «bilimsel yasalann bir zorunluluğu» gibi dört kelime Ue ifade ediliyor. Aynı güçlük başka dillerde de ortaya çıkıyor. Bu ingruzceye «Iaw gor" vernedu veya «law abidingu olarak çevriliyor. Fakat her iki halde de ingilizce cümle kuruluşuna yabancı kalıyor. 163

12 Türkiye lıe Sovyetler Birliği arasında yaımi ilişkiledu kurulduğu bu lık dönemin bir önemli olgus,u 16. Mart 1921 Anlaşması. ise, bir diğeri de _yılı'sonunda imzalanan dostluk ve tarafsızlık anlaşmasıdır. Şimdiye kadar 1925 Anlaşmasının sadece iki ül kenin birbiriyle. dost olma isteğinden ileri geldiği hep söylenmiştir. Halbuki.Türkiye. açısından bu anlaşma, Cemiyet-i Akvam'm.Musul'u fiilen İngiltere'ye veı:en kararı almasından, bir gün sonra imzalandı. Türkiye, yin,e Batı'dan gelen yeni' bir hayal k.l.rıklığı ile. karşılaşnca Sovyetler B4'liği'run dost.ıuğun,u hatırladı. Potshveriya,. bu anlaşı:naiıın Sovyetler Birliği açısından zorunluluğunu ise şöyle dile getiriyor: «1925 yılında Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında dostluk ve tarafsızlık anlaşması imzalandi. Bir örneği Locarno Anlaşmasında görülen Batılı güçlerin Sovyetler Birliği' ne. karş~ düşmanca politikaların ortaya çıktığı bir zamanda, genel barışı ve Sovyet sınırlarının güvenliğini sağlama mücadelesinde önemli bir unsur olarak bu anlaşma SSCB için zorunlu idi». Batılı ÇlevletJ.er arasında gerçekleştirilen!locaıno Antlaşmasını, Sovyetler Birliği, kendisine. yönelik düşmanca bir blokaj hareketi olarak değerlendiriyor. Tek sosyalist ülkenin Batı kapitalizmi ile uzlaşmaz çelişkisinin, Batı ile sürekli olara,k uzlaşmak isteyen Türkiyıinin hayal kırıklığı ile _karşılaştığı dönemlerde iki ülke ara- sında dostluk bağlannın güçlendiği görülüyor yıllarıria Türkiye, Batı ile uzlaşma yolunda önemli soriınlarını, şu veya bu şekilde, çözümlemiş ç>larak giriyor~ Sovyet bilim adamı 1930 yıllarının ilk yarısı için «Türk tarihçisi» Ahmet. Şükrü Esmer'in 1959 yılmda basılan TÜrk Diplomasisi kitabına atıf yapıyor ve Ahmet Şükrü Esmer'in, bu tarihlerde Türkiye'de «Batı'ya kayma» gözlendiğini yazdığım belirtiyor. ccbatı' -ya kayma» politikasına karşın Sovyetler Birliği ile iyi komşuluk ilişkilerinin ve hükümetler arasında temasların korunduğu kaydediliyor. Bundan sonra Potshveriya, ikmci aşam~ya geliyor ve şunları yazıyor: «1930 yıllanmn ortasından başlayan ikinci aşamada Sovyet-Türk ilişkilerınde Türkiye'nin kendisini, anti-s<;>vyet yönelişleri olan Batılı devletlerin politikalarına bağlamaya başladığını gösteren işaretler ortaya çıktı. Bu tür ilk işaretlerden birisi, Türkiye'nin İngiltere'nin dış politika yörüngesine girmesi anlamına gelen Akdeniz 'Centilmenlik' mutabakatına katılması oldu>?..! \

13 1930 yıllanmn ortalannda Türkiye - Sovyetler Birliği ilişki lerinde gerginliğin tohumlan atıldı. Otuzlann sonlannda başlayan ve 1940 yıllannın ortasında biten İkinci Savaş sonrasında gerginlik ili kilerin sertleşmesine dönüştü. Sovyet bilim adamı Potshveriya, bu sertleşme üzerinde de duruyor. Ancak Potshveriya'mn görüşlerine devam etmeden önce biraz dunnak gerekiyor. Yalmzca burada değil, genel olark iktisatta ve buradan da tüm topluni bilimlerinde önemli sakıncalara gebe bir yöntemsel sorun üzerinde biraz durmak zorunlu oluyor. Bu sakıncalı yöntemsel sorun, esas olarak, ampirisist iktisatçılatin trend ya da eğilim ile dalgalanmayil birt:ıirinden aytılrma all~şkan,ij.ığujnldan doğuyor.!bunu biraz da açık ve açık olmak için de yalmzca genelin bir ÖZel dl.ırumunu gözönüne getirerek_ söylemek mümkün. Toplumsal ilerleme, ekonomik kalkınma, büyüme, gelişme ve her ne ise, ayın anlama gelen üretici güçlerin gelişimirün inceleninesiyle ekonomik eylemlerdeki dailgalanmalarm incelenmesinin birbiı'rinden aynlması, her türlü iş bölümünde olduğu gibi, mekanik olarak yapıldığında sakıncalı, sakıncalann bilinciyle yapıldığı zaman da kaçınılmaz ve yararlı oluyor. Fakat genellikle sakıncalı oluyor. Genellikle mekanik olarak yapıldığı için.. Sakınca şuradan doğuyor: Ekonomik eylemlerdeki dalgalanma ile toplumsal ilerleme ya da ayın. anlama gelen üretici güçlerin ge~mesi birbirinden su geçirmez bölme ile aynlmış ayıı. kompartımanlarda algılamyor. Sanki birbiriyle hiç ilgisi yok. Sanki _ biri diğerinin doğumunda önemli bir role sahip değil. Sanka ekonomik dalgalanmalar, gökteki yıldiziann hareketinden doğuyor. Sanki ekonomik dalgalanmalan yaratan toplll!ikc:al ilerlemenin önüne çıkan engell~r veya aynı anlama gelmek üzere üretici güçlerin birikiminin yaratt1ğı oransızlıklar değil. Daha önemlisi: Sanki ekonomik dalgalanmalar, tipkı neriizdeki dalgalar gibi ge- ~ lip geçtikten sonra hiç bir. iz bırakmıyor, sanki hiç geçme:m.iş gibi oluyor. Bunlar Batı iktisatından toplum bilimine ve buradan da günlük düşüneeye geçen yöntemsel hastalıklar oluyor. Gerçekten günlük düşüneeye bulaşan yöntemsel hastalıklar oluyor. Türkiye!de 1975 yılında yoğunluğunu artırarak artık. bunalım boyutıarma ulaşan ve hükümetleriri değişmesiyle birlikte. değişen sıkıntı-. lar nereden doğdu? Tek cevap: 1960 yıllanndaki toplumsal iler1e- 165

14 meden ve ayni anlama gelmek üzere üretici güçlerin birikiminde ortaya çıkan oransızlıklardan doğdu. Ne petrol bunalımı, ne şu ve ne de bu. Temel neden, Türkiye kapitalizminin gerçekten matrikslııi zorlayacak bir toplumsal ilerlemeyi yaşamış olması. Şimdi, en azındftn 1975 yılından itibaren bu toplumsal ilerlemenjn derin bir bunalima dönüşünü yaşıyor. Bir süre daha yaı;ayacak. Ekonomik anlamda mutlak bundan kurtulacak. Ekonomik anlamda bundan mutlak kurtulacak. Türkiye'de pek kullamlıyor: İflasın eşiğine geldi veya iflas edecek deniliyor. Bilim dışı l:>ir düşünce veya tez. Çünkü ekonohıik olarak hiç bir topluin batmaz veya_ iflas etmez. Toplumların batması veya iflas etmesi ve hiç kuşkusuz.. kurtulması da ancak politik olarak olur. Bu yüzden bir: ülkenin ekonohıik olarak iflas edeceğini söylemek kötü bir ekonomizmden başka_ bir anlam taşımıyor. Yine -bu ~en de ekonohıik bunalıma giren her ülkenin ekonomik olarak bu bunalımdan çıkması da- kaçımlmaz oluyor. Ancak çıktığı zaman, sadece <<çıkmış olmaz». Nasıl Türkiye bugünkü bunalıma. üretici güçlerin birikimin yaratpğı oransız:. lık nedeniyle, toplumsal ilerlemenin toplumdaki matriksi zorlaması nedeniyle geldiyse, bu bunalımdan çıkarken de bu matriks yenlcie:rl: ve başka bir yönde' zorlamr. Başka bir yönde değişir. Bu değişme oı:niadan da ekonohıik anlamda _ bunalımdan. çikliıak mümkün oiinaz. Kısacası, ekonomik bunaiınldan ancak değişe rek ve değiştirerek çıkılır. Bu değişmenin de toplumun çok çeşitli kesimlerinde olacağı_. m ve bunalımdan geçildikten sonra gerçekten «geçmişe mazi» aeneceğini belirtmek gerekli. Türkiye ekonomisinde bazı sektör lerin ağırlığı değişecektir. Türkiye ekonoinisinde bazı kentlerin, kentler içinde bazi malıailelerin öneini değişecektir. Türkiye içinde bazı sınıf ve tabakaların tüketim alışkanlan ve davramş kalıpları değiı;ecektir. Bunalımda çıkıldığında Türkiye işçi sımfı ve memur tabakaları, bunalıma girmeden önceki davramş ve tüketim kalıplanm çok büyük ölçüde geride bırakacaktır. Türki ye'de bazı kurumlar eskiyecektir. Türkiye'd,e baiı kişiler, Marx' ın Capital'deki buluşuy.la, «teknolojlik b!tişe», uğlray:acaktir. - Türkiye'de ölmeye başlayan ve bunu pek de farketmeyen sektör~ ler, kentler, mahalleler, kurumlar ve ki~iler olacaktır. Tabü tam tersi de. --~ 166

15 Batı iktisatından toplum bilimine, tabü Türkiye'ye ve Türkiye'de tarihin yaşanmasına kadar uzayan bu yöntemsel hastalık, İkiiıci Savaş öncesi ve sonrası politikaların karşılaştırılmasında da ortaya çıkıyor. Ve iş son derece basite indiriliyor:.türkiye'nin Batı kampında yer alması Mustafa Kemal'in ölümü ile Atatür~çü dış politikadan ayrılma olarak değerlendiriliyor.. En ileri olarak söylenen bu oluyor. Sanki ortada bir İkinci Dünya Sava :ı yo~. Sanki milyonların hayatına mal olan bu büyük savaş, bittikten sonra 1930 yıllarının güç ve sorun oranlan tekrar kurulacak Sanki İkinci Dünya Savaşı, tıpkı okyanustaki büyük bir dalga gibi-gelip geçtikten nonra hiç bir iz bırakmayacak. Böyle düşünülüyor. Böyle düşünüldüğü için.de İkinci Dünya Savaşı sonra sı ile öncesi arasında, Türkiye'nin dış politikası açısından siyahla beyaz arasında bir fark aramyor. Tabü fark var. üstelik bir değil, -birden çok. En başta dünya da. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte o zamana kadar emperyalizmin önderi durumundaki İngiltere'niri Avrupa'ya doğru, geriye doğru yürüyüşü başlıyor. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ingil tere, karşrıaşt1ğı) ekonomik ~Orunlar nedeniyle Yunanistan ve Türkiye'nin «sorumluluğunun birakınaya hazırlamyor. İkinci Dünya Savaşı'mn bitimiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri' ne «mektup» yazıp- bu «sorumluluğu)) devretmek istiyor: _Tıpkı İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden otuz yıl kadar sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'ya doğru dönüşünün başlaması, tıpkı bu defa Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi ekonohıik sorunlan yüzünden Türkiye'nin ccsorumluluğunu» Federal Alman ya'ya bırakmak istemesi gibi. j İkinci.Dünya Savaşı, bir anlamda, Batı kampında liderlik değişimini de gerçekleştiriyor. Dünya ekonomisi,- Dünya Bankası IMF gibi kuruluşlarla ve_ Amerikan dolanna göre yeniden düzen!eniyor, Yorgun fakat emperyalizmde deneyimli ingntere yerini dinamik ve atılgan fakat emperyalizm kontısunda daha az dene yimli Amerika Birle ik Dev~eÜerine bırakıyor.. Liderlik değişimi oluyor. BU: işin, bir ilk okulda mümessil değiştirilmesi gibi basit olamayacağım kabul etmek gerek. Bu yüzden tüm dünyayı saran sıcak savaşın ar~asından ccsoğuk savaşın görmek ve yaşamak ka çımlmaz oluyor. 167

16 Ve dünya sıcak savaştan çıktığını anlayamadan soğuk savaşa giriyor. O kadar ki aradan otuz yıl bile geçmeden Amerikan tarihçileri bile dünyanın neden_ ve nasıl bu kadar. hızlı bir biçimde soğuk savaşa girebudiğini hayretle ve pek büyük bir ciddiyet le, sormak ZQrunda kalıyorlar. <ıo) Gerçekten sormak gerek: Ameri ka Birleşik Devletleri nasıl oldu da bu kadar çabuk bir biçimde tüm.dünyayı bir soğuk savaşın içine sokabildi? Türpye, bu soğu_l{. savaşm içinde ve önde bir yer aldı. Bu nedenle ikiılıci Dünya Sa., vaşı, bir denizdeki dalgalar gibi. iz bırakmadan. /gelip geçmedi. Dünyada yeni bir matriks yarattı. Türkiye, 193ff Yınarının orta larında başlattığı eğilimlere, İkinci D~ya_savEt ı nıiı. sonuncıa ve soğuk savaş içinde, daha büyümüş olarak sahip çıktı. Bu aradan sonra sözü tekrar Sovyet bilim adamı Potshveriya'ya bırakmak gerekiyor. İkinci Savaş'ın hemen sonrası için şunları yazıyor: «Savaş sonrası dönemde Sovyet - Türk ilişkileri sertleşti. Türkiye'nip. savaş sırasında izlediği politikanın sonucu olarak Sovyetler Birliği'nin Dostluk ve -Tarafsızlık_ Anlaşmasını yenilemeyeceğini açrklaması, güney. sınırını saglan:ilaştrr mak ve Sovyetler.Birliği'nin güvenliğin~ Karadeniz 'boğazlarından gelecek tehditleri o'rt~an kaldırmak için ve yeni bir anlaş ma imzalanması amacıyla yapılan Sovyet. önerileri, her hangi bir tartışmaya bile gerek görülmeden reddedilmekle kalınmadı, aynı zamanda, anti-sovyet kampanyanın hızla artırılması için kulla nıldı. Antisovyetizm gittikçe artırıldı ve Türkiye'nin iktidar ~ev releri tarafından erp.peryalizmden yana politikanın gerekçesi olarak kullanıldı. Türkiye, Ingiltere ile Amerika Birl~ik Devletle ri'nin kurduğu anti-sovyet blok içinde yer aldı, yılmda Tür kiye ile A.B.D. arasında askeri-politik işbirliğinin temellerini atan anlaşma imzalandı. Türkiye iktidar çevtelerinin emperya lizmden yana politikalarıruh mantıki lionucu Türkiye'nin '1951 yılında NATO'ya alınması oldu». <ıı) Bundan sonia, 1951 yılından 1960 yıllarının ortalanna kadar Türkiy~ ile Sovyetler Birliği ilişkilerinde son derec~ gergin üçün (10) Ernest R. May, «Lessonsı> of.the Past The Use and Misuse of History :in American Foreign Policiy, Ox ford Universiıty Press, özellikle ikinci bölüm.... (ll) B. M. Potshveriya,. Osnovıe Etabı Sovetsko - Turyetskih Otnoşenly, loc. cit. sayfa

17 cü dönem yaşandı. Daha sonra da, Sovyet bilim adamı Potshveri ya;'nın peryodizasyonuna göre dördüncü döneme girildi. Şimdi- bu dönem yaşanıyor. Bunlara daha önce işaret edildi. Tekrara gerek yok. Fakat hiç bir dönemin birbirinden bıçakla kesilmiş gibi ayrılmadığını vur~amak gerek. Bunu Potshveriya'nın \jp.celemesinden bir alıntı ile de yapmak mümkün: «C. Bayar - A. Menderes rejiminin son aylarında bile iki ülkenin hükümet başkanlarının karşılıklı ziyaretleri konusunda anlaşma sağlandjpı <~> Burada, Demokrat Parti döneminin son aylarında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ve hükümet başkanlan düzeyinde ziyaretierin yapılmasının kararlaştırıldığını ve aynı zamanda Türkiye'de bir Sosyalist Parti'nin kurulduğunu kaydetmek gerekli oluyor. Bundan sonra ise sıra yine Problemi İstorii Turtsii içinde yer alan ve Türkiye ile ilgili değerli yayınlanyla tanınan P.P. Moiseev'in incele~esine geliyor. Ba~lığı şöyle: SSSR-Turtsiya: Palveka Ekonomiçeskogo Sotrudniçestva.~Etapı i Tendentsüıı. Moiseev, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki yarım yüzyıllık ekonomik işbirliğini ve bu i~birliğinin aşamaları ile gösterdiği eğilimleri in celiyor. Bu açıdan daha önceki incelerneyi tamamlıyor.. Aslında sadece. tamai:nlarnıyor aynı zamanda zenginleşti~ i-. yor. Moiseev, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yanın yüzyılını, Potshveriya:'hın siyasal ilişkiler tarihini dörde ayırmasına karşın, beşe ayırıyor. Moiseev_ şöyle başlıyor:. «Birinci aşama yıllannı kapsamaktadır. Bu aşamanın başlangıç nok tası, siyasal ve ekonomik alanlarda ilk temasıann kurulduğu ulusal bağımsızlık ruireketi yıllan, son sının ise 1920 yıllannın sonu sının ise 1920 yıllannın sonu olmaktadırıi. <ısı Politik ilişkil e-_ rin birinci aşaması 1935 yılının sonlanna kadar uzatılırken ekonomik işbirliğinin ilk dönemi 1930 yılında sona erdiriliyor. So'Vyet bilim adamı Moiseev, tüm 1930 yıllarını iki ülke ara.sındaki ekonomik ilişkilerin ikinci aşaması sayıyor: «Tüm otuzlu yıllan içine alan iki komşu ülke arasındaki ekonomik işbirliği tarihinin ikinci aşaması, ticari mübadelenin, 1927 yılı anlaşmasıy (12) op. cit. sayfa 167 (l3) P.P. Moi_sev, SSSR Turtsiya: Polveka Eko'nomiçeskogo sotrudniçef:itva Etapı i Tendentsii), A.M. Şamsutdinov, Probfemı İstorii Turtsii içinde sayfa

18 la başlayan 1931 ve özellikle 1937 anlaşmalarıyla sürdürüien biı. takım sözleşmelerle sözleşmesel ve hukuki temelinin kurulmasın-. da karşılıklı anlayı...~ ulaşılması ve Sovyet~-Türk ticaretinde ticari tarafların yapı~ının değişmesi gibi!niteliksel gelişmelere. sahne _./oldu.» <14l Moiseev'in 1930 yıllannda her iki ülkenin karşılıklı ti caretinde akit taraflarm yapısındaki değişiklikten söz etmesini açmak gerekiyor. Bunu da kendisi yapıyor. Şöyle: «1920 yıllan SSCB için NEP yılları oldu ve ancak dönemin sonlanna doğru ilk sovyet beş yıllık planı (pyatletka) ile sona erdirildi. Türkiye için de aynı dönem ekono:rhik 'liberalizm' dönemiydi ve bu dönemde ekonominin tüm alanlannda belirleyici rol özel insiyatife bırakıldı. Bu yüzden 1920 yıllannın sonlarına kadar ticari-ekonomik ilişldlerin aktörleri olarak SoV3Tet tarafında özel nepmen'ler, diğer tarafda ise Türk tüccarlar veya onların arkasında gizlenen yabancı işadam lan vardı. Her iki taraf da kar peşinde }\:aşarken her türlü yollara ba :vurdu, iki ülkenin de ekonomisine doğrudan doğruya zarar vermekten kaçınmadı». <15> Moiseev, 1930 yıllarında bu durumlın her iki taraf için de değiştiğini. düşünüyor ve ileri sülüyor yıllannda her iki tarafın ticari aktörlerinıe yapı değişikliğinden söz ederken blınu kastediyor. Sovyet. araştıncısının _1930 yıllannda Türkiye'deki değişikligı abartmış olduğunu söylemek mümkün. Sovyetler Birliği'nde ilk Pyatletka'dan da önce nepmen'lerin etkinlikleri kırıl~~aya baş!andı. Bu, 9aşka yerde incelendi. < 1 B> Tü_rkiye'de de 1930 ~ yıllannın başında ekonomik Taktir-i Sükun yasası denebilecek 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma yasası çıkarildı. Bu yasaya göre Türkiye'de dış ticaretin denetimi yönünde. öneınli adımlar atıldı. Ancak bu atılan adımlar özel inisiyatifi ortadan kaldırmadığı gi bi 1930 yıllannın sonlanna doğru ve özellikle İkinci Savaş yıllarında oldu. Bu da başka yerde yazıldı. <17) Bu nedenlerle 1930 yıllannın t ümünde ve Türkiye'de dış ticaret ajanlarının yapısında (14) op. cit. sayfa ı77 (15} op. cit. sayfa 175.(17) Y.Küçük. Endüstrileşme Sürecinin Temel Sorunları-Sovyet Deneyimi 1!} , İstanbul, 1975 (17) Y. Küçük, Türkiye Üzerine Tezler , İstanbul,

19 ' değişiklik olduğu düşüncesini dikkatle ve tedbirlllikle karşılamak gerekiyor,. Moiseev'in peryodizasyonuna göre yarım yüzyıllık dış ticaret tarihinde üçüncü aşama veya dönem yıllanın içine alıyor. Şöyle yazıyor: «Üçüncü aşama, İkinci Dünya Savaşı yıllan ile emperyalistler tarafından başlatılan 'soğuk savaş' yıllarım, dönemini, kapsıyor. Bu dönem SSCB ile Türkiye arasında tüm ekonomik ilişkilerin fiilen tümden durmasıyla dikkati çekiyor.» C1B> Bundan hemen sonra dördüncü dönem başlıyor Dördüncü dönem, Menderes iktidanmn ikinci yarısını, İsmet. Paşa koalisyon hükümet lerini kapsamına alıyor ve Süleyman Demirel'in ilk tam yıl hükümetiyle sona eriyor. Şöyle oluyor: «1956 " 1966 yıllan arasında 11 yıl süren dördüncü dönemin başlıca eko nomik ilişki biçimi, Türkiye'nin ticaret hacminin yüzde 2-3 gibi i:nüttevazi sayılabilecek boyutlard~n biraz f;:ı.zla olan, ihracat ye ithalat eylemleri oldu.ıı C19> Bu dönem ticaret hacminin mütevazi boyu:tjarda kalniasina karşın çok ilginç. bir dönem oluyor. Ticaretin zamanla politik ilişkileri getirdiğini gösteriyor. İktidarının ikinci döneminde Sovyetler Birliği ile ticari ilişkilere başlayan Menderes, iktidarımn son aylarında, bu ayların son aylan olduğunu bilmeden, Sovyetler Birliği'ni ziyaret etmeyi planlıyor. Da ha sonra bu ziyareti, önce ekonomik ilişkileri geliştirmeye baş-. layarak Demirel, yapıyor. Demirel, 1930 yıllannda İsmet. Paşa'dan sonra, Sovyetler Birliği'ni ziyaret eden ikinci Türkiye Cumhuri yeti Başbakarn oluyor. Ve Moiseev'in beşinci aşaması, Süleyman Demirel'in başbakanııgı ile başlıyor. Bu dönem ticari ilişkileri geride bırakıyor: «Devletler arası ekonomik bağlantıların çok yönlü olarak geliştiği bir çağda Sovyet-Türk ilişkileri de yalmzca ticaretle sımrlı kalamazdı. Yeni, beşinci aşama, Sovyet-Türk ekonomik ilişkilerinde yeni bir sayfa 25 Mart 1967 anlaşmasıyla açıldı.ıı < 20 > Bu anlaşma ile iki ülke arasında kredi ve teknik işbirliği konusunda önemli adımlar at.ıldı. (18) P.P. Moiseev, SSSR Turtsiya: Polveka Ekonomiçeskogo Sotrudniçestva, loc. cit. sayfa {19) op. cit. sayfa 180 (20) op. cit. sayfa

20 Potshvertya'nın dörtlü peryodizasyonu ile Moiseev'in be -li peryodizasyonu karşılaştırıldığında analitik açıdan önemli sayılabilecek bazı ipuçları ortaya çıkıy'oı~. Moiseev'in ikinc;). aşamas yıllarının tümünü kapsıyor ve ekonomik iijşkilerin ileri bir düzeyde olduğu bir dönemi yansıtıyor. Potshveriya'nın ikinci dönemi, 1930 yıllarımn ortasından bıi lıyor ve siyasal ilişkilerin kötüleşme sürecini içeriyor. Bu ikili ne anlama geliyor? Şu anlarrıa. geliyor: 1930 yıllarının ortasında Türkiye artık İngiltere'nin si yasal yörüngesine girmeye kesin kararlı görünüyor. Ancak Sovyetler Birliği ile ekonomik ilişkilerini. sürdürdüğü ve bu ilişkile rin verimli bir dönemini yaşadığl için siyasal kararım ayın kesin likle uygulayamıyor. Siyasal arenada dalgalanmalar gösteriyor... Bunu tersinden de görmek mümkün oluyor yılları, Potsh veriya'mn üçüncü aşamasım- meydana getiriyor ve Türkiye'nin.büyük komşusu Sovyetler Birliği ile ili kilerinin en gergin oldu ğu bir dönemi kapsıyor Moişeev'in peryodizasyonuna göre ise 1950 yılları ortasından ikiye ayrılarak üçüncü ve dördüncü dönemleri tamamlıyor. Bunun da anl~mı şu oluyor: Siyasal. ilişkilerin çok gergin olduğu bir dönemde ekonomik ilişkilerin pek sınırlı ölçüde de olsa başlaması, iki ülke arasında yumuşamamn tohumlarını da ekiyor. Bu yumu ama, daha son!'aları dünya ça-. pindaki yumuşamamn bir parçası özelliğini kazanınca yeni hız kazamyor. Ekonomik ilişkiler de mütevazi hacmini geride bırakarak önemli boyutlara ulaşıyor. Böylece üzerinde önemle dur~ası ve iaman içinde geliştirilmesi gereken bir eğilim saptanmış oluyor. P...İıcak böyle bir eğilimin saptanmış olması, her eğilim et.rafıridaki dalgalanmaları VP. yalpalamaları gözardı etmeye yol açmıyor. Daha doğrusu yol aç maması gerekiyor. Dalgalanma veya yalpalama en fazla İkinci Dünya Savaşı sırasmda Türkiye'nin izlediği dış politikayı konu. alan incelemesinden SÖZ etmeye geliyor.. İncelemenin başlığı şu: <cvneşnyaya Politika Turisii v Godı Vtoroy Birovoy. Voym». Sovyet araştırinacı_6ı Korhmazyan'ı\Il yazctıklan ara$nda ~unlar var: <cikinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de iktidar çevrelerinili dış politika çizgisinin eğilhnini ve özelliklerini belirlerken, Türkiye'nin dış politikasrmn temel doğrultusunun, 1930 yıllarımn ortasına kadar, ülk_enin uluslararası durumunu güç- 172

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 30 Ağustos 1922 - Başkumandan meydan muharebesi 2 Eylül 1922 - Yunan orduları başkomutanı

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU Güldem Berkman YASED Fikri Ve Sınai Mülkiyet Hakları Çalışma Grubu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi YATIRIMLARIN

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2012 N201124 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp KALKAN 1 Analist, Ekonomi Etütleri Tasarruf kamudan başlar Türkiye nin cari açık sorunu ve bunun altında yatan

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Araştırma Notu 12/124

Araştırma Notu 12/124 Araştırma Notu 12/124 05.01.2012 YENİLENEBİLİR ENERJİ HABERLERİNDE REGÜLASYON ve FİNANSMAN ÖNE ÇIKIYOR Barış Gençer Baykan Yönetici Özeti Yenilenebilir enerjiler, gerek fosil yakıtların tükeneceği öngörüsü

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 i Bu sayıda; Ekim ayı enflasyon verileri, Eylül ayı dış ticaret verileri; TİM Ekim ihracat verileri değerlendirilmiştir. i 1 2012 de Türkiye

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ 2013 ARALIK EKONOMİ TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ Erdem ALPTEKİN Giriş İzmir, 8.500 yıllık tarihsel geçmişe sahip, birçok medeniyetin birlikte hoşgörüyle yaşadığı, oldukça zengin

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-03 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-03/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY BRIC (Brasil, Russia, India, China) ve TÜRKİYE (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) 2010-2012 döneminde, BRIC ülkeleri içinde en yüksek kişi başına gelir düzeyi Rusya'da. Türkiye'ninki Rusya dışında kalanlardan

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Basın bilgisi. Şirketin olumlu ekonomik durumunu geliştirme

Basın bilgisi. Şirketin olumlu ekonomik durumunu geliştirme Basın bilgisi Tarih: 21/03/2012 Fensterbau/frontale 2012 için Roto pencere ve kapı teknolojisi Roto Grubu başarı yolunda ilerliyor / 2011 satış hacminde yeni rekor / Gelişen pazar konumu / Tatsız solar

Detaylı

Serbest ticaret satrancı

Serbest ticaret satrancı Serbest ticaret satrancı Türkiye nin sadece AB nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkelerle anlaşma yapabilmesi Türk dış ticaretini olumsuz etkiliyor. AB ile STA yapan bazı ülkeler Türkiye

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

Tanrı Zar Atmaz Ya FED?

Tanrı Zar Atmaz Ya FED? Tanrı Zar Atmaz Ya FED? Yaklaşık 10 yıllık küresel finans krizinin başladığı yer olan Amerika, krizi dünyaya ithal etmekle kalmadı, bunu kendi bünyesinde de çok ağır yaşadı aslında Özelikle 2008-2009 sürecinde

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

AB, 2030 İKLİM VE ENERJİ PAKETİ ÜZERİNDE ANLAŞMAYA VARDI

AB, 2030 İKLİM VE ENERJİ PAKETİ ÜZERİNDE ANLAŞMAYA VARDI Brüksel de yapılan AB Liderler Zirvesi nde, AB üyesi 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanları 2030 İklim ve Enerji Paketi üzerinde anlaştı. Zirve de varılan mutabakat, sera gazlarının %40 azaltılması, yenilenebilir

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 71

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 71 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 71 i Bu sayıda; 2013 2. Üç Ay Büyüme Verileri değerlendirilmiştir. i 1 Yurtiçi talep coştu, stoklar patladı, büyüme tahminleri aştı Ekonomi

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

SOSYOEKONOMİK BOYUTLARIYLA TÜRK-F. ALMAN İLİŞKİLERİ (VI2)

SOSYOEKONOMİK BOYUTLARIYLA TÜRK-F. ALMAN İLİŞKİLERİ (VI2) SOSYOEKONOMİK BOYUTLARIYLA TÜRK-F. ALMAN İLİŞKİLERİ (VI2) Giriş: Prof. Dr. Nusret EKİN İstanbul- Üniversitesi İktisat Fakültesi Dünyada çok az ülke arasında Türkiye ile F. Almanya ilişkileri gibi çok yönlü,

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı

T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı Türkiye nin Bilim ve Araştırma Alanında Atmış Olduğu Önemli Adımlar -4 Ağustos 2010- Günümüzün hızla

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ DÜNYANIN EN BÜYÜK MARKALARI, GÖRMENİN ÖTESİNE GEÇTİLER. Onlara Katılın, Bugün. GÖRMENİN ÖTESİNDE GELİŞMEK Karanlıkta Diyalog Nedir? Karanlıkta Diyalog atölye çalışmaları

Detaylı

Araştırma Notu 13/156

Araştırma Notu 13/156 Araştırma Notu 13/156 01 Kasım 2013 ALTIN HARİÇ CARi AÇIK DÜŞÜYOR Zümrüt İmamoglu, Barış Soybilgen ** Yönetici Özeti 2011-2013 yılları arasında altın ithalat ve ihracatında görülen yüksek iniş-çıkışlar

Detaylı

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Bilgi pazarındaki sert rekabet ortamı pazarlama araştırması endüstrisinin müşterilerin bilgi ihtiyaçlarına daha fazla yoğunlaşmasını gerektiriyor.

Detaylı

ARAŞTIRMA PETROL FIYATLARINDAKI

ARAŞTIRMA PETROL FIYATLARINDAKI PETROL FIYATLARINDAKI ARAŞTIRMA DÜŞÜŞÜN ÖTEKI PETROL FIYATLARINDAKI DÜŞÜŞÜN UZUN VADEDE ÖNE ÇIKAN OLUMSUZ ETKILERI, IHRACAT, ITHALAT VE TURIZM GELIRLERININ DÜŞMESI ILE DOĞRUDAN SERMAYE GIRIŞLERININ AZALMASI

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

-1470- (Resmi Gazete ile yayımı:2.6.1998 Sayı:23360)

-1470- (Resmi Gazete ile yayımı:2.6.1998 Sayı:23360) -1470- TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TİCARET VE EKONOMİK VE TEKNİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (Resmi Gazete ile yayımı:2.6.1998

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >>

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >> AVRUPA BİRLİĞİ >> Hazırlayan: Mustafa BAYBURTLU (TOBB AB Daire Başkanı) İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA TİCARİ İLİŞKİLER VE EKONOMİK DURUM İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkelerin ekonomik yapıları, ekonomik

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN - 820 - * TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (Resmi Gazete ile yayımı: 14.6.1997 Sayı: 23019) Kanun

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ Necmi Gürsakal 1 I. GİRİŞ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa daki 250 Büyük Firma Araştırması nın 2000 yılı sonuçlarını yayınladı. 1997 yılından başlayarak 2000 yılına kadar

Detaylı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2015 N201501 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Aytaç 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Petrol fiyatları, 2014 yılının

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 99 Kasım 2014 İKV DEĞERLENDİRME NOTU JUNCKER KOMİSYONU GÖREVE BAŞLARKEN: TÜRKİYE BİR 5 YIL DAHA KAYBETMEYİ GÖZE ALABİLİR Mİ? Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

Başkent, Nüfus ve Cografiyasi

Başkent, Nüfus ve Cografiyasi Fas Morocco Başkent, Nüfus ve Cografiyasi Fas (Arabça: Elالمغرب Mağrip), resmî olarak Fas Krallığı Kuzey Afrikada yaklaşık olarak 35 milyon nüfusa ve 710,850 km 2 yüzölçüme sahip bir ülkedir. Başkenti

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Acımasız savaşın kanı ülkemize de sıçradı Şanlıurfa nın Suruç kentinde gerçekleştirilen bombalı

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU LİSE-1 (ÇALIŞTAY 2011) 9 17 Temmuz 2011 (Çanakkale) FİZİK Türkçede bilimsel

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015

Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015 Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015 ( TASAM Başkanı Süleyman Şensoy Röportajı 15.06.2015 Küresel Bakış Programı TRT Türk İstanbul ) Dünya küresel teröre çözüm arayışında

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Tonguç Çoban 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Seçmenler kimleri seçiyor? Muhtar Belediye Meclis Üyeleri Belde veya İlçe Belediye Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı

Detaylı