YAĞININ ANTİBAKTERİYEL AKTİVİTESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YAĞININ ANTİBAKTERİYEL AKTİVİTESİ"

Transkript

1 BİYOLOJİ PROJELERİ BAHARATLARIN Pseudomonas aeruginosa BAKTERİSİ ÜZERİNDEKİ ANTİBAKTERİYEL ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Günseli ARI, Rukan Mutlu YAŞAR, Salih CANBAŞ Kaya Karakaya Fen Lisesi, Elazığ; Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, Gaziantep; Şehitler Fen Lisesi, Yozgat TUZ STRESİNİN (NaCl) Medicago sativa L. (YONCA) ve Lepidium sativum L. (TERE OTU) BİTKİLERİNİN ÇİMLENMESİ ÜZERİNE ETKİLERİ Ebru GENÇ, Baturay KAYA, Zuhal Aybüke ŞENTÜRK, Nurullah SEVER Mehmet Koloğlu Anadolu Lisesi, Elazığ; Malatya Fen Lisesi, Malatya; Muş Fen Lisesi, Muş Pseudomonas aeruginosa nın FABRİKA ATIK BOYA MADDELERİ ÜZERİNE ETKİLERİ Zeynep BAYINDIR, Ezgi KAYA, Mehmet GÜNATA & Sevde Rumeysa YILMAZ Erzurum Hacı Sami Boydak Anadolu Lisesi, Erzincan Anadolu Lisesi,Yeşilyurt Kolukısa Anadolu Lisesi,Malatya Anadolu Lisesi KEKİK (Thymus sp.) ve NANE (Mentha sp.) YAĞININ ANTİBAKTERİYEL AKTİVİTESİ Didem ÖZDEMİR, Kevser AY, Nermin GÜREL, Turgut ÇELİK Malatya Turgut Özal Anadolu Lisesi, Elazığ Karakaya Fen Lisesi,Malatya Beydağı Anadolu Lisesi, Muş Anadolu Lisesi KIŞ PROJELERİ Beta vulgaris L.f. rubra (kırmızı pancar ), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L. (kırmızı havuç) ın antioksidan etkileri Seda DEMİRHAN 1, Ahmet AYDIN 2 1 Bayburt Fen Lisesi, Bayburt; 2 Şanlıurfa Fen Lisesi, Şanlıurfa ÖZET Canlılarda kimyasal süreçler, özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir ve böylece hücrelere, canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar serbest radikallerle reaksiyona girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşmesini ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azaltırlar (1). Bu projemizde insanların beslenmesinde önemli bir yere sahip olan Beta vulgaris L. f. rubra (kırmızı pancar), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L.(kırmızı havuç) gibi meyva ve sebzelerin antioksidan özelliği araştırılacaktır. GİRİŞ Kanser, bazı etkilerle değişime uğramış hücrelerin, kontrolsüz olarak çoğalıp büyümelerinin sonucu oluşan ölümcül hastalıklar grubudur. Normalde hücreler belli bir kontrol altında, ihtiyaca göre bölünerek çoğalırlar. Hücreler bir taraftan programlı ölüm ya da "apoptoz" denen olay ile yok olurken, diğer taraftan da büyüme faktörlerinin etkisiyle çoğalır. Büyüme faktörleri normalde DNA'daki çeşitli genlerin etkisiyle oluşan proteinlerdir. Bu genler mutasyona (değişime) uğrayarak hücrelerin aşırı büyümesine sebep olurlarsa kanser oluşur ve bu genlere de "onkogen" denir (2). Kanserin görülme sıklığını kalıtsal ve çevresel faktörler olmak üzere iki temel faktör etkiler. Kalıtsal olarak; onkogenleri oluşturan mutasyonlar, karsinojen maddelerin, virüslerin ve X ışınlarının etkisiyle meydana gelir (3). Çevresel olarak ise sigara dumanı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği, obezite, belirli bazı enfeksiyona neden olan organizmalar, bazı ilaç tedavileri, güneş ışınları, besinlerin içerisinde bulunan kanser yapıcı maddelerdir (4). Kanser bir organda oluştuktan sonra, diğer doku ve organlara da metastaz dediğimiz yerleşmeler yapar ve genel olarak hastalar metastazlar nedeniyle kaybedilir. Hızlı ilerleyen kanserlerde metastaz erken, daha iyi gidişli kanserlerde ise metastaz geç oluşur. Metastaz oluşumu tesadüften çok, kanser hücrelerinin bazı organlara kolay yerleşmelerini sağlayan özelliklerine bağlıdır. Örneğin, kolon kanserleri karaciğere, prostat kanserleri kemiğe metastaz yapmayı tercih etmektedir. Burada kanserli dokuda kan akımı, damar hücrelerinin aktivasyonu gibi faktörler rol oynamaktadır (5). Canlılarda kimyasal süreçler, özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller karbonhidrat, nükleik asit, protein ve lipid gibi farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir ve böylece hücrelere dolayısıyla canlıya zarar verir. Antioksidanlar serbest radikallerle reaksiyona girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşmesini ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azaltırlar (6). Antioksidanın savunma sistemi, enzimatik ve enzimatik olmayan antioksidanlardan oluşmaktadır. Enzimatik antioksidanlar; Süperoksit dismutaz (SOD) Katalaz (CAT) Glutatyon peroksidaz (GSH-Px) Glutatyon-S-Transferazlar (GST) Glutatyon Redüktaz (GR) Enzimatik olmayan antioksidanlar ise, Glutatyon (GSH)

2 Vitaminler (A,C,E) Melatonin gibi bazı eser elementleri kapsayan antioksidanlardan oluşmaktadırlar.(7) Enzimatik antioksidasyonlardan katalaz, yapısında dört tane hem grubu bulunan bir hemoproteindir. Katalaz esas olarak peroksizomlarda daha az olarak sitozolde ve endoplazmik retikulumda bulunur. Katalaz hidrojen peroksidi (H2O2) suya ve oksijene parçalar. Böylece lipid peroksidasyonuna karşı koruyucu rol oynamaktadır. Katalaz, hidrojen peroksit varlığında birtakım substrat moleküllerine karşı peroksidatik etki göstermektedir (8). Katalaz, SOD ve peroksidaz gibi enzimlerle birlikte aerobik hücrelerde süperoksit radikalleri ve hidrojen perokside karşı savunmadan sorumludur (9).Bu yüzden de katalaz hücrelerin savunmasında SOD enzimi ile birlikte çok önemli bir görev yüklenmiştir (10). Bitkilerin yaprak, kotiledon ve köklerindeki peroksizom ve glioksizomların da lokalize olmuştur. Çalışmamızda yüksek katalaz içeriğine sahip olduğunu düşündüğümüz bitkilerin genel özellikleri şunlardır; Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor. Böbrekleri çalıştıran pancar önemli bir potasyum kaynağıdır. Ayrıca vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler (11). Kara Lahana; C vitamini bakımından zengindir. Kansızlığı giderir, idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Astım, sarılık ve safra kesesi hastalıklarını tedavi etmektedir. Ayrıca ses kısıklığını giderir ve iştah açar. Yüksek antioksidatif aktivite gösteren sebzedir (12). Nar; kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur. Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır. Ayrıca enerji verir, yorgunluğu giderir, idrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar. İçerdiği antioksidanlık özellikleriyle bazı meyveleri de geride bıraktığı bilinmektedir. Örneğin, narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor. Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden olmaktadır. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içermektedir (13). Şalgam suyunun hammaddesi olan siyah havuç ise öğrencilerin sınav stresini yenmeleri için beslenmelerine dikkat ederken, özellikle sınav sabahı öncesi yapılan kahvaltıda sakinleştirici özelliğinden dolayı bir çay bardağı siyah havuç suyu yoksa turuncu havuç suyu içmeleri önerilmektedir. Siyah havuca rengini içinde yüksek düzeyde içerdiği antosiyanin ve bir miktar içerdiği karoten vermektedir. Cilt ve göz hastalıkları için faydalı olmasının yanında kalp hastalıklarını da önlemektedir (14). MATERYAL ve YÖNTEM Bu çalışmada soframızda kullandığımız Beta vulgaris L. f. rubra (kırmızı pancar), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L. (kırmızı havuç) gibi yiyeceklerin mikserde özütü hazırlandı. Hazırlanan bu özütlerin içerisinde bulunan antioksidan enzimlerden katalaz enziminin aktivitelerine bakılmıştır. Bunun için katalaz enziminin aktivite tayini Luck (1963) yöntemine göre yapılmıştır. Bunun için ph:7 olan 1/15 M lık sodyum-potasyum (KH2PO4-NaHPO4) tamponu hazırlandı. Tamponun 100 ml sine 270 µl H2O2 karışımı kullanıldı. Enzim aktivitesinin ölçümü için yukarıda belirtildiği şekilde hazırlanan tampon + H2O2 çözeltisine uygun miktarda örneklerden eklendi ve 240 nm de bir dakika boyunca absorbans değişimi (Shimadzu-UV-1601, UV/ visible) belirlendi. Absorbans belirlendikten sonra ml de ki enzim ünite sayısı spektrofotometrik olarak hesaplandı. Elde edilen değerler süpernantanın ml sindeki miligram proteini bölünerek spesifik aktivite tespit edildi. ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Beta vulgaris L. f. rubra (kırmızı pancar), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L. (kırmızı havuç) gibi yiyeceklerin antioksidan enzimlerden katalaz aktivitesinin önemli miktarda olduğu saptanmıştır. En fazla enzim aktivitesinin narda olduğu belirlenmiştir. Yaptığımız araştırmadan elde ettiğimiz bulgular grafik 1 ve 2 de belirtilmiştir. Sebzeler Katalazın unite aktivitesi Kırmızı pancar 250,83 Kara lahana 196,66 Nar 311,94 Kırmızı havuç 223,33 SONUÇ Soframızda kullandığımız Beta vulgaris L. f. rubra (kırmızı pancar), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L.(kırmızı havuç) katalaz aktivitesine sahip olduğu saptanmıştır. Yapılan ölçümler ile çalışmamızdaki sebzemizin Punica granatum L. (nar) antioksidanlardan katalazın aktivitesinin fazla olduğu gözlemlenmiştir. Halk tarafından piyasadan temin edilen bu sebzelerin ölümcül bir hastalık olan kanser gibi hastalıklardan korunmak amacıyla yenilmesi önerilmektedir. Beta vulgaris L. f. rubra (kırmızı pancar), Brassica olereaceae L. (kara lahana), Punica granatum L. (nar), Daucus carota L.(kırmızı havuç) üzerinde farmakolojik çalışmaların yapılması gereği ortaya konulmuştur. TEŞEKKÜR Bize bu imkanı sağlayan başta İnönü üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil ÇELİK, Kış Bilim Kampı koordinatörü Prof. Dr. İlhan İÇEN, Fen Ed. Fak. Dekanı Selçuk KUTLUAY, çalışmamızda bize yardımcı olan Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zeliha BAHÇEÇİOĞLU, Arş. Gör. Şanlı KAPAKTEPE, Doktora

3 öğrencisi Emel AYTAN ve bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza sonsuz teşekkürler sunarız. KAYNAKÇA 1) 2) 3) 4) 5) 6) 7) Z. Yurdakul, oksijen ve canlılar, 8) M.S. Paller, M.T. Patent, hydrogen Peroxide and İschemic Renal İnjury: Effect of Catalase İnhibition, Free Radical Biol. Med,10(1991) ) C. Von Sonntag, Some aspects of radiation-induced free-radical chemistry of biologically important molecules, J.Rad. Appl.İNST, 39:6(1992) ) S.Kota, H.S Misra, Molecular Biology of Stress Response and its Applications, Molecular Biology Division, Bhabha Atomic Research Centre, 19-21, )http://www.saglikbilgisi.com/kelime/Hangi+hastal%C4%B1%C4%9Fa+hangi+yiyecek 12) 13) 14) Siyah Havuc Kg.html ========================================================================== Salvia sp. L. (Adaçayı), Nigella sativa L. (Çörek otu), Syzygium aromaticum (Karanfil) ve Armeniaca vulgaris L. (Kayısı) Bitki Yağlarının Antimikrobiyal Aktivitelerinin Araştırılması Selin KOCA 1, Merve TEKİNEMRE 2, Sarper İÇEN 3 1 Sivas Fen Lisesi, Sivas; 2 Kaya Karakaya Fen Lisesi, Elazığ; 3 Mersin Fen Lisesi, Mersin ÖZET Son yıllarda, antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalardan kaynaklanan enfeksiyon riskinin artışı, yeni ve doğal antimikrobiyal maddelerin keşfini ilgi odağı haline getirmiştir. Artan hastalıklara karşı sentetik ilaçların yetersiz kalması ve yan etkilerinin saptanması doğal ürünlerin kullanma zorunluluğunu artırmıştır. Bu düşünceden hareketle projemizde bağırsak patojeni olan Enterobacter aerogenes üzerinde, halk arasında yaygın olarak kullanılan Salvia sp. L. (Adaçayı), Nigella sativa L. (Çörek otu), Syzygium aromaticum (Karanfil) ve Armeniaca vulgaris L. (Kayısı) bitki yağlarının antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Sonuç olarak kullanılan bitki yağları bakterilerde üremeyi azaltmıştır ve en etkili yağ adaçayı yağı olmuştur. Kullanılan ve etkili bulunan yağlar ürün önerisi olarak bir krem haline getirilmiştir. GİRİŞ Bitki esansiyel yağları uzun yıllardan beri değişik amaçlara yönelik olarak halk arasında kullanılmaktadır. Bitkisel yağlar geniş bir kullanım alanına sahip olduğu için son zamanlarda birçok bilim adamının ilgisini çekmiş ve bu yağların kimyasal yapıları incelenmiş, biyolojik aktiviteleri merak konusu olmuştur (1). Bilindiği gibi bitkisel yağların uçuculuk, hidrofobiklik ve solunum sisteminde etki gösteren özel kokulara sahip olma gibi özellikleri vardır (2). Günümüzde tıbbi bitkilerin ve bu bitkilere ait yağların saf ve özellikle ana etken maddelerinin elde edilip değerlendirilmesi hem bilimsel hem de ekonomik yönden oldukça önemlidir. Bitkisel yağ ve bileşenleri, farmakolojik özellikleri de incelenerek; tıpta, kozmetikte ve endüstriyel alanlarda kullanılabilme imkânları yararlı olabilecektir (3). Salvia sp. (Adaçayı), Lamiaceae familyasına ait kokulu bir bitkidir cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri vardır. Yaprakları beyaz tüylü görünümü ile keçeli bir yapıya sahiptir. Halk arasında yaprakları çay gibi demlenerek içilir, et yemeklerine koku ve lezzet vermek için kullanılır. Ayrıca mide rahatsızlıklarında, gribal enfeksiyonlarda, boğaz ağrılarında sık tüketilir ve hazmı kolaylaştırıcı etkisi vardır (4). Nigella sativa (Çörek otu), Ranunculaceae familyasına ait bir yıllık bitkidir. Çörek otunun tohumu ve yağı piyasada bulunmaktadır. Tohumları günlük hayatta yiyeceklerde kullanılır. Çörek otu yağının, dikkat ve konsantrasyon arttırıcı özelliğine dair kanıtlar vardır (5). Halk arasında solunum yolu enfeksiyonlarında, saç dökülmesinde ve kepeğe karşı kullanılmaktadır. Ayrıca her derde deva olduğuna inanılmaktadır. (4,5). Armeniaca vulgaris L. (Kayısı), Rosaceae familyasına ait 2-10 m yüksekliğinde, dikensi ve tüysüz bir ağaçtır. Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % i, kuru kayısı üretiminin de % ı Malatya da yetiştirilmektedir. Kayısı, günlük hayatımızda meyve ve reçel olarak tüketilmektedir. Kayısı yağının cildi nemlendirme üzerine etkisi olduğu halk arasında bilinmektedir. (4) Syzygium aromaticum (Karanfil), Myrtaceaefamilyasına ait m uzunluğuna erişebilen, çiçek tomurcukları baharat olarak kullanılan bir ağaçtır. Baharat olarak kullanılan tomurcuklar, odunumsu, siyah renkli ve güzel kokuludur. Acımsı bir tada sahiptir. Halk arasında ağız kokularının giderilmesinde, ağrı kesici olarak, çaylara tat vermek için ve bazı yiyeceklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. (4) Son yıllarda, antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalardan kaynaklanan enfeksiyon riskinin artışı, yeni ve doğal antimikrobiyal maddelerin keşfini ilgi odağı haline getirmiştir (6). Artan hastalıklara karşı sentetik ilaçların yetersiz kalması ve yan etkilerinin saptanması doğal ürünlerin kullanma zorunluluğunu artırmıştır. Biyolojik savaşın gündemde olduğu son yıllarda bitkisel savunma mekanizması bitkisel açıdan çok yönlü araştırılmaktadır (7). Bu konuda yapılan çalışmalarda kekik,

4 nane, sarımsak gibi çeşitli bitkisel yağların antibakteriyel aktivitesi olduğu belirlenmiştir (4, 6, 7). Biz de bu düşünceden hareketle, yukarıda özelliklerini belirttiğimiz, halk arasında birçok amaçla kullanılan Salvia sp. L. (Adaçayı), Nigella sativa L. (Çörek otu), Syzygium aromaticum (Karanfil) ve Armeniaca vulgaris L. (Kayısı) bitki yağlarının; Enterobacteriaceae familyasına ait, bağırsakta yaşayan, ince bağırsakları etkileyip bağırsak boşluğuna bol sıvı atılmasına ve diyareye neden olan, gram negatif, patojen bir bakteri olan Enterobacter aerogenes bakterisi üzerine etkisini araştırdık. MATERYAL YÖNTEM Bu çalışmada piyasadan satın alınan çörek otu, kayısı, adaçayı ve karanfil yağı metanol ile çözdürülüp 1 atmosfer basınç, C de 20 dakika steril edilmiştir. Steril ortamdaki bu yağ solüsyonları pepton, yeast ekstrakt ve NaCl içeren LB besiyerine % 5 ve % 10 luk son konsantrasyonları verecek şekilde eklenmiştir. Önceden, 20 ml hazırlanan LB besiyerine bir öze dolusu Enterobacter aerogenes alınarak 18 saat inkübe edilmiştir. Daha sonra bu kültürden 250 ml alınarak çalışmamızdaki yağları içeren besi ortamına ekim yapılmıştır. Örnekler 35 0 C ve 200 rpm deki etüvde inkübasyona bırakılmıştır. Belirli periyotlarla besiyerlerinden alınan örneklerdeki bakterilerin yoğunluğu spektrofotometrik yöntemle 600 nm dalga boyunda ölçülmüştür. Çizelge 1. Luria-Bertani (LB) Besiyerinin İçeriği (g L -1 ) NaCI 10 Pepton 10 Yeast ekstrat 5 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Farklı konsantrasyonlar içinde hazırlanan yağların Enterobacter aerogenes bakterisine uygulanması sonucunda Salvia sp. (adaçayı), Syzygium aromaticum karanfil, Nigella sativa (çörek otu), Armeniaca sativa (kayısı çekirdeği) yağlarının bu bakteri üzerinde yoğunluğa dayalı bir inhibisyona sebep oldukları belirlenmiştir. Aşağıdaki tablo kullandığımız bitkilerin yağlarının hangi bitki organlarının yağları olduğunu göstermektedir. Tablo 1: Bitki ismi ve bitki organları Bitki Adı Bitki organı Adaçayı (Salvia sp.) Yaprak Çörek otu (Nigella sativa) Tohum Karanfil (Syzygium aromaticum) Çiçek tomurcuğu Kayısı (Armeniaca vulgaris) Çekirdeği Yaptığımız bu araştırmada % 5 ve % 10 luk konsantrasyonlarda bütün bitki yağlarının inkübasyona sebep olduğu görülmüştür. Grafik 1 incelendiğinde, içerisine Salvia (adaçayı) yağı eklenmemiş olan kontrol grubundaki E. euroges bakterisi, zamanla doğru orantılı olarak üremiştir. %5 ve %10 konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız adaçayı yağının E. aerogenes üzerinde etkili olduğu belirlendi. Konsantrasyon farklarını dikkate aldığımızda ise konsantrasyonun en yüksek olduğu %10 oranında adaçayı yağı içeren grubun, E. aerogenes üzerinde antibakteriyel aktivitesinin en fazla olduğu saptandı. Bu sonuç bize konsantrasyon artışına bağlı antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre, %10 lik konsantrasyonda 4. saatte bakterilerde 2 kat 16. saatte 3 kat, 24. saatte 3.6 kat azalış saptanmıştır. Yukarıdaki grafik incelendiğinde Syzygium aromaticum (karanfil) yağının konsantrasyon artışına bağlı olarak antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre, %10 lik konsantrasyonda 4. saatte bakterilerde 1,6 kat 16. saatte 2 kat, 24. saatte 2,3 kat azalış saptanmıştır. Yukarıdaki grafik de Nigella sativa (çörek otu) yağının % 5 lik ve % 10 luk konsantrasyonda inkübasyonunu içermektedir. Grafik incelendiğinde çörek otu yağının konsantrasyon artışına bağlı olarak antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre, %10 lik konsantrasyonda 4. saatte bakterilerde bir azalış gözlenmezken 16. saatte 1.2 kat, 24. saatte 1.5 kat azalış saptanmıştır. Yukarıdaki grafik de Armeniaca sativa (Kayısı) çekirdeği yağının % 5 lik ve % 10 luk konsantrasyonda inkübasyonunu içermektedir. Grafik incelendiğinde Kayısı çekirdeği yağının konsantrasyon artışına bağlı olarak antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre, %10 lik konsantrasyonda 4. saatte 1.7 kat, 16. saatte 1.5 kat, 24. saatte 1.8 kat azalış saptanmıştır. Yukarıdaki grafik incelendiğinde antibakteryel etkinin Salvia (adaçayında) 4. saatte 2 kat, Syzygium aromaticum (karanfilde) 1.6, Armeniaca vulgaris (Kayısı çekirdeğinde) 1.7 kat azalış gözlenirken Nigelle sativa (çörek otu) yapında herhangi azalış gözlenmemiştir. Ancak 24. saatte adaçayında da 3.6, karanfil 2.3, kayısı çekirdeği yağında 1.8, çörek otu yağında 1.5 kat azalış incelenmiştir. En güçlü inhibisyon şeklinin adaçayı yağı ikinci olarak karanfil yağı, bunu kayısı çekirdeği ve çörek otu yağı izlemiştir. Çalışmamız sonucunda antibakteriyel etkilerinin olduğu saptanan bu bitki yağlarının kremleri yapılmıştır. Dört çeşit antibakteriyel krem elde edilmiştir. Bu yağlar el ve ayak kremleri olarak kullanılacaktır. Özellikle bu kremler ayak kokularında etkilidir. Çünkü ayak kokusu terleme sonucunda meydana gelen bakteri üremesi sonucu dur. Bu kremler ayaklara sürüldüğünde bakteri oluşumu önlenecek buna bağlı olarak ayak kokuları oluşmayacaktır. Ayrıca daha da geliştirilerek bu yağlardan sabun, şampuan vs yapılabilir. SONUÇ Salvia (adaçayı), Syzygium aromaticum (karanfil), Armeniaca sativa kayısı çekirdeği, Nigella sativa (çörek otu) yağlarının anti-bakteriyel özelliğe sahip olduğu saptanmıştır.

5 Yapılan ölçümler ile Salvia (adaçayı) yağınındiğer yağlara oranla anti-bakteriyel aktivitesinin fazla olduğu gözlemlenmiştir. Salvia (adaçayı ) yağını sırası ile Syzygium aromaticum (karanfil), Armeniaca sativa (kayısı) çekirdeği, Nigella sativa (çörek otu) yağları izlemiştir. Halk tarafından piyasadan temin edilen Salvia (adaçayı), Syzygium aromaticum (karanfil), Armeniaca sativa (kayısı çekirdeği), Nigella sativa (çörek otu) yağlarının anti-bakteriyel kullanabilirliği kanıtlanmıştır. Ancak bu bitki yağlarının antifungal ve anti-mikrobiyal çalışmalarının yapılması gerektiği saptanmıştır. Tarafımızdan bu yağlardan anti-bakteriyel krem elde edilmiştir. Sabun, şampuan ve diş macunlarının bu tip bitki yağlarıyla üretilerek Salvia (adaçayı), Syzygium aromaticum (karanfil), Armeniaca sativa kayısı çekirdeği, Nigella sativa (çörek otu) yağlarının kozmetik ve temizlik sanayinde kullanabileceği tespit edilmiştir. TEŞEKKÜR Bize bu imkanı sağlayan başta İnönü üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil ÇELİK, Kış Bilim Kampı koordinatörü Prof. Dr. İlhan İÇEN, Fen Ed. Fak. Dekanı Selçuk KUTLUAY, çalışmamızda bize yardımcı olan Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zeliha BAHÇEÇİOĞLU, Arş. Gör. Şanlı KAPAKTEPE, Doktora öğrencisi Emel AYTAN ve bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza sonsuz teşekkürler sunarız. KAYNAKLAR 1. Mouhssen L, Methods to Study the Phytochemistry and Bioactivity of Essential oils. Phytother. Res. 18, İşcan G, Demirci F, Kırımer N, Kürkçüoğlu M, Başer K. H. C, Kıvanç M Bazı Umbelliferae türlerinden elde edilen uçucu yağların antimikrobiyal etkileri. 14. Bitkisel İlaç Hammaddeleri Toplantısı, Bildiriler, Mayıs 2002, Eskişehir. 3. Kırbağ S, Bağcı E Picea abies (L.) Karst. ve Picea orientalis (L.) Link Esansiyel Yağlarının Antimikrobiyal Aktivitesi Üzerine Bir Araştırma, Journal of Qafqaz University, III (I), tr.wikipedia.org Duman Aydın B Bazı Tıbbi Bitki ve Baharatların Gıda Patojenleri Üzerine Antibakteriyel Etkisinin Araştırılması. Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dergisi, 14 (1): 83-87, Kırbağ S, Zengin F Elazığ Yöresindeki Bazı Tıbbi Bitkilerin Antimikrobiyal Aktiviteleri. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Bilimleri Dergisi (J. Agric. Sci.), 2006, 16(2): =========================================================================== BAHARATLARIN Pseudomonas aeruginosa BAKTERİSİ ÜZERİNDEKİ ANTİBAKTERİYEL ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Günseli ARI 1 ; Rukan Mutlu YAŞAR 2 ; Salih CANBAŞ 3 1 Kaya Karakaya Fen Lisesi, Elazığ; 2 Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, Gaziantep; 3 Şehitler Fen Lisesi, Yozgat ÖZET Günlük hayatta sofralarımızdan eksik etmediğimiz Caspicum annuum L. (Kırmızıbiber), Piper nigrum L. (Karabiber), Nigella sativa L.(Çörekotu) ve Syzygium aromaticumun L. (Karanfil) antibakteriyel etkisini araştırdığımız bu çalışmada metanol çözgeni ile hazırlanan baharatlar kullanılmıştır. Bu baharatlar solunum, idrar yolları, yanık ve açık yaraların patojeni olan Pseudomonas aeruginosa bakterisi üzerinde denenmiştir. GİRİŞ Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye de de tıbbi açıdan önemli olan baharatlar, yüzyıllardır halk arasında hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmaktadır(1).aynı zamanda dünya mutfaklarında ayrı bir yere sahip olan baharatlar, özellikle Türk mutfağının geleneksel lezzetinde başrol oynuyor. Aromatik lezzetlerinden ya da kokularından dolayı gıdalarda tat verici olarak kullanılan baharatlar, aynı zamanda tıp ve kozmetik gibi alanlarda da kullanılıyor. Halk arasında yaygın olarak kullanılan Caspicum annuumun (kırmızıbiber) ihracat potansiyeli bakımından ekonomik bir değeri vardır. Kırmızıbiber boya endüstrisinde de kullanılmaktadır. Kırmızıbiberde, polyen alkol grubundan önemli renk maddeleri bulunduğundan çeşitli gıda maddelerinin boyanmasında, yumurta sarısını koyulaştırıcı etkisinden dolayı tavuk yemlerinde kullanılmaktadır (2). Kırmızıbiber meyvelerinin içeriğinde vitamin C, A ve E bulunmaktadır. İnsanın günlük C vitamini ihtiyacı 50 mg dır. Bu ihtiyaç bir adet biberin tüketilmesiyle giderilebilmektedir [3]. Sebzelerde ender bulunan P vitaminine (Bioflavonoidler) ancak kırmızıbiberde rastlanır. P vitamini kan dolaşımını uyarır ve kan basıncını düzenler. Ayrıca kırmızıbiberin; sinir, mide ve salgı bezlerini uyardığı, idrar söktürücü, iştah açıcı, etkilerinin bulunduğuna dair kanıtlar mevcuttur. (4,5) Piper nigrum; (karabiber) kökeni Hindistan olmasına karşılık, tüm sıcak iklimlerde yetiştirilebilir. Zeytinsi meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kordat (yürek biçiminde), tırmanıcı bir tropikal bölge bitkisidir. En çok Güney Asya'da ve Endonezya'da yetişir. Kuru ve siyah tanelerinin baharlı ve acı bir tadı vardır. Hemen hemen her türlü yemeğe bütün veya dövülmüş toz durumunda koymak mümkündür. Ancak mideye zararı olduğundan midesi rahatsız olanlar karabiber kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Moluk adalarında bulunan karanfil ağacı Syzygium aromaticum m uzunluğa erişebilir. Her dem yeşil bir bitkidir. Hindistan, Filipinler ve Afrika'da yetişir. Bu bitkinin koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuklan kurutulur. Öğütülerek toz haline getirildikten sonra veya dövülmeden tane olarak kullanılır. Karanfilin pastacılık ve şekerlemecilikte de önemli bir yeri vardır. Sarımsak, soğan ve sigara kokularını bastırmakta etkili olduğu için halk

6 arasında ağız kokusunu giderici olarak kullanılır. Gaz söktürücü, uyarıcı etkilerine dair kanıtlar mevcuttur (7,8). Çörekotunun faydalarını geçmişte yaşayan bilim insanları da savunmuştur. Canon of Medicine ın yazarı olan İbn-i Sina, çörek otunun metabolizmayı uyardığını, uyuşuklu ve halsizliği engellediğini savunmuştur. Modern tıp, bu bitkinin özelliklerini, uyarıcı etkilerini kullanarak hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanmaktadır. Son zamanlarda AIDS konusunda yapılan bağımsız çalışmalar, çörek otunun savunma sistemi üzerinde önemli etkisinin olduğunu göstermiştir (6). Yukarıda özelliklerini kısaca belirttiğimiz günlük hayatta fazlaca tükettiğimiz Caspicum annuum L. (Kırmızıbiber), Piper nigrum L. (Karabiber), Nigella sativa L.(Çörekotu) ve Syzygium aromaticumun L. (Karanfil); baharatlarının Penisilin ve diğer Beta Laktam antibiyotiklerine karşı dayanıklı olan Pseudomonadaceae familyasındanpseudomonas aeruginosa(9) bakterisi üzerine etkisi araştırılmıştır. MATERYAL METOD Bu çalışmada zengin bir besi ortamı olan Luria-Bertani (LB) (ph 7,0) kullanılmıştır. Bu besiyerin içeriği çizelge 1 de verilmiştir. Besiyerleri 100 ml kapasitede erlenlerde 20 ml besiyeri olacak şekilde 20 dakikada 121ºC de 1 atm basınç altında otoklav edilmiştir Piper nigrum (karabiber), Caspicum annuum (kırmızıbiber), Nigella sativa (çörekotu) ve Syzygium aromaticum (karanfil) %1 lik ve %5 lik konsantrasyonlarda sekiz farklı erlene yerleştirilmiştir. Bir gece önceden 20 ml LB besiyerine bir öze yardımı ile Pseudomonas aeruginosa alınarak 18 saat inkübeye bırakılmıştır. Ertesi sabah bu kültürden 250 µl alınarak çalışmamızdaki baharatları içeren besiyerlere ekimi yapılmıştır. 4. saatteki örnekler uygun seyreltme işlemleri yapılarak katı besiyerine ekimi yapılmıştır. 18 saat sonra oluşan koloni sayılarıyla canlı hücre sayımı yapılmıştır ve böylece çalışmamızdaki baharatların antimikrobiyal özelliklerine bakılmıştır. Çizelge 1-Luria-Bertani (LB) Besiyerinin İçeriği (g L -1 ) NaCI 10 Pepton 10 Yeast ekstrat 5 ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Farklı konsantrasyonlar içinde hazırlanan baharatların Pseudomonas aeruginosa bakterisine uygulanması sonucunda günlük hayatta fazlaca tükettiğimiz Caspicum annuum L. (Kırmızıbiber), Piper nigrum L. (Karabiber), Nigella sativa L.(Çörekotu) ve Syzygium aromaticumun L. (Karanfil) bu bakteri üzerinde yoğunluğa dayalı bir inhibisyona sebep oldukları belirlenmiştir. Yaptığımız bu araştırmada % 1 ve % 5 luk konsantrasyonlarda bütün baharatların inkübasyona sebep olduğu görülmüştür. Yaptığımız araştırmadan elde ettiğimiz bulgular grafik 1 ve tablo 1 de belirtilmiştir. Tablo 1: İki farklı konsantrasyonlarda hazırlanan baharatlı besiyerinde P.aeruginosa bakterisinin oluşturdukları koloni sayıları Karanfil Kırmızıbiber Karabiber Çörek otu Kontrol % % Tablo incelendiğinde, kırmızıbiberin kontrol grubundaki P.aeruginosa bakterisinde üreme gözlenmiştir. %1 ve %5 lik konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız kırmızıbiber P.aeruginosaüzerinde etkili olduğu belirlendi. Konsantrasyon farklarını dikkate aldığımızda ise konsantrasyonun en yüksek olduğu %5 oranında kırmızıbiber içeren grubun, P.aeruginosa üzerinde antibakteriyel aktivitesinin daha fazla olduğu saptandı. Bu sonuç bize konsantrasyon artışına bağlı antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre %1 lik konsantrasyon hazırlanan kırmızıbiberin katı besiyerindeki 11 koloni sayısına oluşturmuşken %5 lik konsantrasyonda hazırlanan kırmızıbiberde koloni oluşumu gözlemlenmemişlerdir. Karabiberin kontrol grubundaki P.aeruginosa bakterisinde üreme gözlenmiştir. %1 ve %5 lik konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız karabiber P.aeruginosa üzerinde etkili olduğu belirlendi. Konsantrasyon farklarını dikkate aldığımızda ise konsantrasyonun en yüksek olduğu %5 oranında karabiber içeren grubun, P.aeruginosa üzerinde antibakteriyel aktivitesinin daha fazla olduğu saptandı. Bu sonuç bize konsantrasyon artışına bağlı antibakteriyel aktivitenin de arttığını göstermiştir. Kontrol grubuna göre %1 lik konsantrasyon hazırlanan karabiberin katı besiyerindeki 107 koloni sayısına oluşturmuşken %5 lik konsantrasyonda hazırlanan karabiberde koloni sayısının 7 olduğu belirlenmiştir. %1 ve %5 lik konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız karanfilin P.aeruginosa üzerinde etkili olduğu belirlendi. Karanfil baharatının solunum, idrar yolları, yanık ve açık yaraların patojeni olan P.aeruginosa bakterisi üzerinde antibakteriyel aktivitesinin en fazla olduğu saptandı. Kontrol grubuna göre %1 lik konsantrasyon hazırlanan karanfilin katı besiyerindeki sadece 1 koloni oluşturmuşken %5 lik konsantrasyonda hazırlanan karanfilde ise koloni oluşumu gözlemlenmemişlerdir. Grafik ve tablo incelendiğinde, çörek otunun kontrol grubundaki P.aeruginosa bakterisinde üreme gözlenmiştir. %1 ve %5 lik konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız çörek otu P.aeruginosaüzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Konsantrasyon farklarını dikkate aldığımızda ise konsantrasyonun en yüksek olduğu %5 oranında çörek otu içeren besi ortamının P.aeruginosa üzerinde antibakteriyel aktivitesinin daha fazla olduğu saptandı. Bu sonuç bize konsantrasyon artışına bağlı antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre %1 lik konsantrasyon hazırlanan çörek otu katı besiyerindeki koloni sayısı kontrol ile karşılaştırıldığında %50 lik bir azalışa sebep olurken %5 lik konsantrasyonda hazırlanan örek otunda ise koloni sayısının 19 olduğu saptanmıştır.

7 Farklı konsantrasyonlarda kullandığımız kırmızıbiber, karabiber, çörek otu ve karanfili kontrol grubu ile karşılaştırdığımızda en fazla karanfilin P.aeruginosa üzerinde anti-bakteriyel aktivitesinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Sırası ile kırmızıbiber, karabiber ve çörek otunun anti-bakteriyel etkiye sahip olduğu saptanmıştır. SONUÇ Kırmızıbiber, karabiber karanfil çörek otu gibi baharatların anti-bakteriyel özelliğe sahip olduğu saptanmıştır. Yapılan ölçümler ile karanfilin oranla anti-bakteriyel aktivitesinin fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu baharatların doğal antibakteriyel kullanımının önemi artmıştır. Böylece bu baharatların tüketilmesinin koruyucu hekimlik yönünden yararlı olacağını ortaya koymaktadır. Ülkemiz bazı baharatın üretimi ve ihracatı açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu baharat kullanım alanlarını çeşitlendirerek tüketimi ve üretimi üretimini arttırılmalıdır. Bu çalışma, konu ile ilgili olarak gelecekte yapılacak olan çalışmalar için veri oluşturabilecektir. İleride yapılacak olan çalışmalarla bu baharatlarda antimikrobiyal özellik gösteren maddeler değerlendirilerek tıp, farmakoloji ve eczacılık alanlarında kullanılmasının yararlı olacağı kanaatindeyiz. TEŞEKKÜR Bize bu imkanı sağlayan başta İnönü üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil ÇELİK, Kış Bilim Kampı koordinatörü Prof. Dr. İlhan İÇEN, Fen Ed. Fak. Dekanı Selçuk KUTLUAY, çalışmamızda bize yardımcı olan Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zeliha BAHÇEÇİOĞLU, Arş. Gör. Şanlı KAPAKTEPE, Doktora öğrencisi Emel AYTAN ve bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza sonsuz teşekkürler sunarız. KAYNAKÇA 1. Fırat Üniv. Fen ve Müh. Bil. Dergisi, 20 (2), , Arıkan, B. C. (2004). Acı kırmızıbiberin (Capsicum annuum L.) serum leptin ve serum nitrik oksit düzeylerine akut etkisinin arastırılması. Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaras Sütçü _mam Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 36s. 3. Duke, J., A. (1986). Handbook of Medicinal Herbs. 3rd ed., CRC Press, p Baytop, T. (1999). Türkiye de Bitkiler ile Tedavi. İstanbul Üniversitesi Yayınları, No:3255, İstanbul, 480s. 5 Lee, C., Y., Kim, M., Yoon, S. W., Lee, C. H. (2003). Short -term control of kapsaisin on blood and oxidative stres in vivo. Phytother Res., 17 (5), ========================================================================== YAZ PROJELERİ TUZ STRESİNİN (NaCl) Medicago sativa L. (YONCA) ve Lepidium sativum L. (TERE OTU) BİTKİLERİNİN ÇİMLENMESİ ÜZERİNE ETKİLERİ Ebru GENÇ, Baturay KAYA, Zuhal Aybüke ŞENTÜRK, Nurullah SEVER Mehmet Koloğlu Anadolu Lisesi, Elazığ; Malatya Fen Lisesi, Malatya; Muş Fen Lisesi, Muş ÖZET Çalışmamızda 200 adet Medicago sativa L. tohumu ve 200 adet Lepidium sativum L. tohumu olmak üzere 2 çeşit bitki tohumu deney materyali olarak kullanılmıştır. Tohumlar oda sıcaklığında (23 25 ºC) 0, 500, 1000 ve 1500 ppm tuz (NaCl) stresi altında 48 saat çimlenmeye bırakılarak fizyolojik özellikler bakımından bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Tolerans sınırları içerisinde tuzluluğun çimlenme yüzdesine ne şekilde etki ettiği araştırılarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda her iki bitkinin de tuz stresine karşı hassas oldukları belirlenmiştir. GİRİŞ Tuzluluk dünya topraklarının önemli sorunlarından biridir. Dünyada her yıl 10 milyon hektar arazinin tuzluluk etkisiyle elden çıkması sorunun boyutunu daha iyi göz önüne sermektedir [1]. Tuzluluk; özellikle kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yıkanarak yer altı sularına karışan çözünebilir tuzların yüksek taban suyuyla birlikte kapillarite yoluyla toprak yüzeyine çıkması ve buharlaşması sonucu suyun uçmasıyla toprak yüzeyinde birikmesi olayıdır [1-2]. Tuzlulukta etkili olan faktörler: Okyanuslar, ana materyaller, topografya ve iklimdir [3]. Tuzluluğun bitki gelişimine etkisi 2 türlüdür: Zehir etkisi ve bitkide su açığı yaratma. Toprağın yapısına bakacak olursak toprakta karbonatlar, sülfatlar, klorürler, nitratlar ve boratlar gibi her çeşit tuz bulunmaktadır. Sodyum klorür (NaCl) en fazla rastlanan aynı zamanda çözünürlüğü çok yüksek olmasından dolayı toksik etkisi de en fazla olan tuzdur. Tuza karşı gösterilen tepki bakımından bitki türleri ve çeşitleri, hatta organları arasında fizyolojik ve metabolik değişimler bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır [4]. Tuzun ve tuzlu toprakların özellikleri ile bitkilerin tuzlu koşullara verdikleri tepkileri göz önüne alarak çalışmamızda Medicago sativa L. (yonca) ve Lepidium sativum L. (tere otu) bitkilerini kullandık. Medicago sativa L. (yonca), Fabaceae familyasına ait çok yıllık bir bitkidir, gerek yeşil gerekse kuru olarak değerlendirilebilen yem bitkisidir. Bu nedenle meraların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve meranın kalitesini

8 arttırır. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30'lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada 10 kadar vitamin de vardır. Ayrıca içerdiği saponinler nedeniyle kanı ve karaciğeri detoksifiye edici, kolesterol düşürücü özellikleri bulunduğundan dolayı son zamanlarda birçok Avrupa ülkesinde ilaç sanayinde kullanılmaktadır [5]. Lepidium sativum L. (tere otu), Brassicaceae familyasından bir bitkidir. Lepidium sativum L. hazmı kolaylaştırır, idrar söktürücüdür, iştah açıcı özelliği vardır, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına faydalıdır, ödem söktürücüdür [6]. Bu çalışmada farklı tuz konsantrasyonlarının hayvancılıkta büyük bir öneme sahip olan Medicago sativa L. (yonca) ve birçok rahatsızlığın tedavisine yardımcı olan Lepidium sativum L. (tere otu) bitkilerinin çimlenmesine olan etkileri araştırılmıştır. MATERYALVE METOT Deneysel çalışma İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi nde yapılmıştır. 200 adet Medicago sativa L. (yonca) ve 200 adet Lepidium sativum L. (tere otu) tohumu kullanılmıştır. Her bitkiden 50 şer tohum (8 grup şeklinde) sayıldı (Resim 3). Deneyimizde 50 ml lik saf sudan oluşan kontrol grubunun haricinde yine 50 ml lik 500, 1000 ve 1500 ppm tuz konsantrasyonuna sahip 3 farklı stok çözelti hazırlandı. Steril petri kaplarının altına filtre kağıtları (steril) yerleştirildi. Petri kaplarındaki filtre kâğıtları arasındaki pamuklar içerisine 50 şer adet tohum yerleştirildi. Her farklı grup için 8 tane 20şer ml stok çözeltilerden pamukların üzerine eklenerek üzeri filtre kâğıdıyla kapatıldı. 4 saat sonra 10 ml ilave edildi. Hazırlanan çimlenme düzenekleri oda sıcaklığına bırakıldı. Farklı periyotlarda çimlenme ölçümleri alındı. BULGULAR VE TARTIŞMA Tohumlar kaplara konulup çimlenmeye bırakıldıktan 24 ve 30 uncu saatlerde ölçüm alınmıştır. Çimlenmeye başlayan tohum sayısı hesaplanmıştır (Tablo1-2, Grafik 1-2). Tablo 1: 24 saat sonunda çimlenen tohum sayısı ve yüzde oranları 0 ppm NaCl 500 ppm NaCl 1000 ppm NaCl 1500 ppm NaCl Medicago sativa L. 35 tohum 12 tohum 5 tohum 1 tohum %70 %24 %10 %2 Lepidium sativum L. 34 tohum 9 tohum 7 tohum 0 tohum %68 %18 %14 %0 Tablo 1 de görüldüğü gibi her iki bitki türü için de tuz konsantrasyonu arttıkça çimlenme yüzdelerinde önemli düşüşler olmaktadır. Hatta Lepidium sativum L.bitkisinde 1500 ppm tuz konsantrasyonunda hiç çimlenme gözlenmemiştir. Tablo 2: 30 saat sonunda çimlenen tohum sayısı ve yüzde oranları 0 ppm NaCl 500 ppm NaCl 1000 ppm NaCl 1500 ppm NaCl Medicago sativa L. 42 tohum %84 16 tohum %32 10 tohum %20 5 tohum %10 Lepidium sativum L. 44 tohum %84 14 tohum %28 10 tohum %20 3 tohum %6 Tablo 2 de görüldüğü gibi çimlenme yüzdeleri ilk ölçümden 6 saat sonra yapılan hesaplamalara göre çimlenme yüzdelerinde önemli artışlar olmuştur. Fakat yine de tuz konsantrasyonu arttıkça çimlenen tohum yüzdesinde azalmalar görülmektedir. Tablo 3: 48 saat sonunda ortalama çimlenme boyu 0 ppm NaCl 500 ppm NaCl 1000 ppm NaCl 1500 ppm NaCl Medicago sativa L mm 0.18 mm 0.11 mm 0.06 mm

9 Lepidium sativum L mm 0.20 mm 0.13 mm 0.09 mm Tablo 3 incelendiği zaman tuz konsantrasyonunun artışına bağlı olarak her iki bitkininde çimlenme boylarının düştüğü görülmektedir. Buna bağlı olarak her iki bitkide tuz stresine karşı hassas bitkilerdir. Resimde de görüldüğü gibi çalışmamızda tuz stresi (NaCl) arttıkça çimlenme yüzdesinde belirgin bir azalma olduğu belirlenmiştir. Her iki bitki için de en düşük çimlenme yüzdesi 1500 ppm NaCl içeren ortamda meydana gelirken, en yüksek çimlenme yüzdesi kontrol grubunda gerçekleşmiştir. Medicago sativa L.bitkisi için en yüksek çimlenme yüzdesi kontrol grubunda %84, en düşük çimlenme yüzdesi ise 1500 ppm tuz içeren ortamda gerçekleşmiş ve %10 olarak ölçülmüştür. Lepidium sativum L.bitkisi için en yüksek çimlenme yüzdesi kontrol grubunda %88 olarak, en düşük çimlenme yüzdesi ise 1500 ppm tuz içeren ortamda gerçekleşmiş ve %6 olarak ölçülmüştür. Bitki türüne bağlı olarak farklı yoğunlukta ortaya çıkan tuzdan etkilenme derecesi o türün tuz stresi altında geliştirdiği metabolik değişimlere, yani fizyolojik ve biyokimyasal tepkilere bağlıdır. Bitkilerde bu değişiklik tohum çimlenme aşamasından itibaren incelenerek tuzluluğa karşı tolerans gösteren bitkilerin seçimleri için bazı kriterler geliştirmek olasıdır [7]. Yüksek tuz konsantrasyonunun bitkide oluşturduğu zarar, temel olarak suyun ozmotik olarak tutulmasından ve belli iyonların protoplazma üzerinde zarar oluşturmasından kaynaklanır. Çözeltide tuz konsantrasyonunun artması su potansiyelini doğrusal olarak azaltmakta ve sonuçta bitki daha az su almaktadır [8]. Tuz stresinin hangi fizyolojik mekanizma ile çimlenme ve büyüme olaylarını etkilediği konusundaki görüşler çeşitli olup günümüze kadar tartışılmaktadır. Önceki çalışmalardan bilindiğine göre tuz stresinin çimlenme üzerindeki olumsuz etkisi doğrudan doğruya kültür ortamında meydana gelen ozmotik basınç ve dolayısı ile fizyolojik kuraklıktan ileri geldiği bildirilmekle beraber, ozmotik basıncın fazla bir rolü olmadığını savunan çalışmalar da bulunmaktadır [9-10]. Gözlemler ışığında tuzlu şartların bitki büyümesini olumsuz yönde etkilediği anlaşılmıştır. Tuzun büyüme ve gelişme üzerine olumsuz etkisi çimlenme döneminde en fazladır [11]. Bitkinin büyümesi ilerledikçe tuz toleransı da artmaktadır. Bu nedenle çalışmamızda, deney bitkilerinin tuz toleransı, bu faktörlere en duyarlı olabilecekleri çimlenme devresinde ve çimlenme yüzdesi esas alınarak incelenmiş ve tolerans sınırları içerisinde tuzluluğun çimlenme yüzdesine ne şekilde etki ettiği araştırılmıştır. Tuzlanmanın oluşturduğu bu olumsuz etkiye karşılık alınabilecek önlemler bulunmaktadır. Tuzluluğun oluşmasının başlıca sebeplerinden biri buharlaşmadır. Sıcaklık artışıyla beraber buharlaşma, buharlaşmanın artmasıyla da tuzlanma artmaktadır. Sıcaklık artışının en önemli sebebiyse atmosferdeki karbondioksit miktarının artması ve bu durumun sera etkisine yol açmasıdır. Havadaki bu karbondioksit artışını engellemek içinse çevre kirliliği olabildiğince engellenmeli, yeşil alanlar genişletilmelidir. Ayrıca aşırı ve bilinçsiz sulama toprak tuzluluğunu arttırmaktadır. Tuzluluğun artmaması için sık sık ve hafif sulamalar tercih edilmelidir. Tuzluluk problemiyle karşı karşıya kalan çiftçilerimizin özellikle buharlaşmanın çok olduğu yaz aylarında tarım arazilerini boş bırakmak yerine kuvvetli bir yem bitkisi örtüsü ile toprak yüzeyini kapatmaları gerekir. SONUÇ Bu araştırmamızda Medicago sativa L. ve Lepidium sativum L.bitkilerinin tuz konsantrasyonunun artışından olumsuz etkilendiği görülmüştür. Toprak tuzluluğunun çimlenme ve bitki gelişim evresinde için büyük bir önem taşıdığı ortaya konmuştur. Küresel ısınmanın yol açtığı kuraklık toprak tuzluluğunu artışını hızlandırıp bitki gelişimini olumsuz etkiler. Küresel ısınmanın en önemli nedeni olan karbondioksit artışıdır. Karbondioksit artışına bağlı olarak da bitki tür çeşitliliği ve toprak verimliliği azalmaktadır. Bu nedenle küresel ısınmayı artırıcı etkisi olan gazların doğaya salınması kontrol altına alınmalıdır. KAYNAKÇA 1.KWIATOWSKY, J Salinity Classification, Mapping and Management in Alberta. 2.ERGENE, A Toprak Bilgisi, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları, Erzurum. 3.TERRY, R Soil Salinity, Aghrt 282 Class Lectures 4.AWANK YB, AHERTON JG, TAYLOR AJ, Salinity effects on strawberry plants grown rock wool, growth and leaf relations. Journal of Horticultural Science, 68, TABAN S, KATKAT AV, Effect of salt stres on growth and mineral element concentrations in shoots and roots of maize plants. Tarım Bilimleri Dergisi 6(2), FRANCO JA, ESTEBAN C, RODRIGUEZ C, Effect of salinity on various growth stages of muskmelon cv. RevigaL. Journal Of Horticulture Science, 68, MER RK, PRAJITH PK, PANDYA DH, PANDEY AN, Effects of salts on germination of seeds and growth of young plants of Hordeum vulgare, Triticum aestivum, Cicer arietinum ve Brassica. Journal of Agronomy Crop Science, 185,

10 10.ABBAS MA, YOUNIS ME, SHUKRY WM, Plant growth, metabolism and adaptation in relation to stress condition, XIV effect of salinity on the internal solute concentrations in Phaseolus vulgaris. Journal of Plant Physiology, 138, K. Tobe, X. Li, K. Omasa, Seed Science Research ========================================================================== Pseudomonas aeruginosa nın FABRİKA ATIK BOYA MADDELERİ ÜZERİNE ETKİLERİ ¹Zeynep BAYINDIR, ²Ezgi KAYA, ³Mehmet GÜNATA & 4 Sevde Rumeysa YILMAZ ¹Erzurum Hacı Sami Boydak Anadolu Lisesi, ²Erzincan Anadolu Lisesi,³Yeşilyurt Kolukısa Anadolu Lisesi, 4 Malatya Anadolu Lisesi ÖZET Fabrikaların atık boyar maddeleri çevre kirliliğine neden olan en önemli unsurlardan birisidir. Bu çalışmamızda Pseudomonas aeruginosa kullanarak atık boyar maddelerini biyolojik olarak yıkıma üzerine etkisi inclenmiştir. Pseudomonas aeruginosa bakterisini Blue ERD atık boyar maddesi üzerine enjekte edilerek farklı ölçümler alınmıştır. Bu ölçümler sonucunda Pseudomonas aeruginosa bakterisinin atık boya üzerinde etkili olduğu kanısına varılmıştır. GİRİŞ Sanayi tesislerinden çıkan çeşitli atıklar havada, suda, toprakta çok yönlü kirliliğe neden olmaktadır. Tesislerin etki alanı içindeki tarım işletmelerindeki kirlilik, yetiştirilen ürünlerin verimlilik miktarını ve kalitelerini önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca ormanlar tahrip olmakta, mevcut ve potansiyel yeraltı ve yerüstü su kaynakları kirlendiğinden, bunların içme ve sulama için kullanım olanakları da azalmaktadır. Sonuçta üreticilerin yasam düzeyleri kirlilikten olumsuz etkilenebilmektedir. Dünyada birçok kırsal sanayi bölgesinde her yıl artan kirlilik nedeniyle birikimli etkiler kendisini göstermektedir. Tarımda mal ve sağlıkla ilgili zarar riski arttıkça, göçler yaşanabilmektedir. Günümüzde kirlilik evrensel bir sorun haline gelmiştir. Dünyada çok sayıda uzman, kirliliğin neden olduğu zararların ve doğal kaynakların değerinin biçilmesi konusu üzerinde çalışmaktadır. (1) Tekstil atık suları, içerdikleri çok değişik kimyasallardan ve özellikle de boyar maddelerden dolayı arıtılması zor olan atık sular sınıfına girmektedir.[2]. Atık suda bulunan katı maddelerin derişimi, suyun sıcaklığı, PH değeri, kokusu, rengi ve bulanıklığı suyun en önemli fiziksel parametreleridir. Atık suyun içerdiği çözünmüş organik maddeler, toksik maddeler (ağır metaller ve fenol türü bileşikler), azotlu ve fosforlu maddeler ise suyun kimyasal özelliğini etkileyen maddelerdir. Özellikle tekstil, kozmetik, boya kağıt, deri, gıda, plastik vs. gibi bir çok endüstriyel atık suların neden olduğu organik (proteinler, karbonhidratlar, yağ, gres, sürfaktanlar, fenoller, pestisidler, klorlu bileşikler vb.), inorganik (krom, çinko, kurşun, nikel, bakır, arsenik, civa, antimon, kadmiyum vb.) ve çeşitli boyar madde kirlilikleri insan sağlığını ve ekolojik dengeyi tehdit etmektedir. Yaklaşık olarak farklı ticari boyar madde ve pigment mevcut olup, dünya çapında 7x10 5 ton/yıl üzerinde boyar madde ve pigment üretilmektedir. Bu boyar maddelerin yaklaşık %10-15 nin atık sulara bırakıldığı tahmin edilmektedir. Bu renkli atıklar, akarsu, göl ve denizlere özellikle de yüzey sularında yer altı su sistemlerine karışarak içme sularını kirletebilir. Temas edilmesi halinde ise deride tahriş, kanser, mutasyon ve bazı alerjik durumların meydana gelmesine neden olur(acemioğlu, 2004a). Bu nedenle endüstriyel atıklardan bu tür boyar madde kirliliklerinin uzaklaştırılması oldukça önemlidir. Bunun için aktif karbon adsorpsiyonu, kimyasal oksidasyon, ters osmoz, koagülasyon, flokülasyon, ve biyolojik işlemler gibi çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Her bir tekniğin bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Bu yöntemlerden aktif karbon adsorpsiyonu ise organik ve inorganik boyar madde kirliliklerinin giderilmesinde oldukça etkilidir (Acemioğlu, 2004b). Ancak aktif karbon kullanımı yüksek ekonomik değere sahip olduğundan (Acemioğlu, 2004a), bazı biyosorbentler (mayalar, küf mantarları, algler ve bazı bakteriler) kullanılması daha uygundur.[3]. Üretilen yıllık boya miktarının yarısından fazlasını oluşturan boyar madde türü, bir veya daha fazla azo bağı (-N=N-) içermeleri ile karakterize edilen azo boyalardır. Azo boyar maddeler, biyolojik olarak parçalanamamaları ve canlılar üzerinde toksik etki oluşturmaları nedeniyle atık suya karıştıklarında problem yaratmaktadırlar. Boyama prosesinde atık suya karışan boyalar arıtılmadan alıcı ortama verildiklerinde renk oluşturmakta, estetik görünümü bozmakta ve suyun ışık geçirgenliğini azaltarak fotosentezi olumsuz yönde etkilemektedirler. Boyar maddelerin yanı sıra tekstil atık sularının içeriğinde yüksek miktarda nişasta, karboksi metil selüloz ve az miktarda polivinil alkol gibi maddeler bulunmaktadır.[3]. Endüstriyel boyar maddeler hem biyolojik dengeyi bozmakta hem de insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu nedenle bu projede Pseudomonas aeruginosa nın endüstriyel boyar maddesi üzerine etkisini araştırılmıştır. MATERYAL VE YÖNTEM Bu çalışmada zengin bir besi ortamı olan Luria-Bertani (LB) (ph 7,0) kullanılmıştır. Bu besiyerinin içeriği Çizelge 1 de verilmiştir. Besiyerleri 100 ml kapasiteli erlenlerde 20 ml besiyeri olacak şekilde 20 dakika 121 C de 1 atm basınç altında otoklav edilmişlerdir. Ortamlara eklenen boya solüsyonu 1000 ppm olarak hazırlanıp otoklav edilmiş ve oda sıcaklığına gelen besi ortamlarına 50 ppm ve 100 ppm son konsantrasyonları verecek şekilde ilave edilmişlerdir. Çizelge 1. Luria-Bertani (LB) Besiyerinin İçeriği (g L -1 ) NaCI 10 Pepton 10 Yeast ekstrat 5

11 Pseudomonas aeruginosa bakterisi bir gece önceden 37 o C 200-rpm de üretilip bekletildi. Deney öncesinde deneyin yapılacağı ortam ve deney materyalleri sterilize edildi. Hazırladığımız besi yerlerine kontrol grupları hariç boya solüsyonu 50 ppm ve 100 ppm olacak şekilde eklendi. Daha sonra besi ortamlarına P. aeruginosa nın gece kültüründen 250 µl eklendi. Erlenlerin ağızları pamuk tıpa ile kapatılıp, besin ve bakterileri etüvde homojen olarak karışması için örnekler 37 o C ve 200 rpm de bırakılıp değişik zaman dilimlerinde ölçüm yapıldı. Ölçümler için örneklerden ependorf tüpleri içine 1.5 ml kültürler alındı. Alınan örnekler 6000 rpm de 3 dk. santrifüj edildi. Üsteki sıvı kısımdan (süpernatan) 1 ml alınarak spektrofotometrede 610 nm de köre karşı okundu. BULGULAR ve TARTIŞMA Bu çalışmada kullanılan Pseudomonas aeruginosa LB besiyerinde kolayca üreyebilen bir bakteridir. Bu bakteri değişik konsantrasyonlarda (50 ppm, 100ppm ) bir fabrika atık boyası olan Blue ERD boyası ile muamele edildi. Boyadaki renk farklılaşmaları değişik periyotlarda kontrol edildi. Grafik 1 de görüldüğü üzere 2.saatte 50 ppm lik erlende kontrol grubuna göre renk açılımı gözlendi. 50 ppm boya içeren bakteri ekimi yapılmış erlenlerde 2 saat sonra yaklaşık % 33, 4. saatte % 44, 6. saatte % 47, 24.saatte %60 oranında boya renginde açılma gözlenmiştir. Grafik 2 de görüldüğü üzere 2.saatte 100 ppm lik erlende kontrol grubuna göre renk açılımı gözlendi. 100 ppm boya içeren bakteri ekimi yapılmış erlenlerde 2 saat sonra yaklaşık % 35, 4. saatte % 42, 6. saatte % 49, 24.saatte %56 oranında boya renginde açılma gözlenmiştir. Her iki grafikte de görüldüğü gibi 2. saatte 50 ppm lik ve 100 ppm lik erlenlerde çok hafif bir ton değişimi gözlenirken, 4 saatte renk değişimi 50 ppm lik erlende mavi renk açık maviye dönüştü.100 ppm lik erlende ise 50 ppm lik erlene göre daha az renk değişimi gözlendi. Çünkü eşit miktarda Pseudomonas aeruginosa eklenen erlenlerden 100 ppm lik erlendeki boya konsantrasyonu 50 ppm liğe göre daha fazladır. Kendi kontrollerine göre 50 ppm boya içeren bakteri ekimi yapılmış erlenlerde 2 saat sonra yaklaşık % 33 oranında renk alçımı sağlanırken, 4. saatte bu oran % 44, 6. saatte % 47 ve 24. saatte % 60 oranında bir renk gideriminin olduğu saptanmıştır. 100 ppm boya içeren ortamda ise renk giderimi kontrole göre 2. saatte 2.25 kat, 4. saatte 6.85 kat, 6. saatte yaklaşık 7 kat ve 24. saatte yine yaklaşık 7 kattan fazla bir renk giderimi gözlenmiştir. Ancak, 50 ppm konsantrasyonundaki boyayı içeren besi ortamında bakteriler daha iyi çoğalabilmiş ve boyayı yıkarak daha hızlı bir renk giderimi sağlamıştır. Tabloda görüldüğü üzere 24.saatte 50 ppm lik erlendeki boyanın rengi 4.saate göre çok daha fazla açılmış (Resim 2) ve orijinali mavi olan boya renginin yeşilimsi bir görünüm aldığı belirlenmiştir. 100 ppm lik erlende ise 50 ppm liktekine göre daha az renk giderimi gözlenmiştir. SONUÇ 1)Çevre kirliliğine neden olan fabrikaların atık boyar maddeleri olan Pseudomonas aerginosa bakterisi ile biyolojik olarak yıkıma uğratıldığı kanıtlanmıştır. 2) Bakteri ve funguslar kullanılarak bu tip çalışmaların yapılmasına önem verilmelidir. 3) Böylece çevre kirliliğine ve çeşitli şekilde içme sularına karışarakinsan sağlığının bozulmasına ebeb olan fabrika atık maddelerini bu tip biyoljik sistemler geliştirilerek giderilebilir. 4) Biz böyle bir çevrede değil. KAYNAKÇA 1.Tanrıermiş H. & Gökalp Z.M. Sanayinin Neden Olduğu Çevre Kirliliğinin Tarıma Verdiği Zararların Değerinin Biçilmesi, Samsun Gübre ve Karadeniz Bakır Sanayileri Örneği, Tr.J. of Agriculture and Foresty 23, , Kahyaoğlu M., Kıvanç M. Endüstriyel Atık Maddelerden Mikrobiyal Yolla Beta Karoten Üretimi, 100. Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Bilimleri Dergisi, 61 66, Eren E., Kevser D., Nevzat Ö., Mehmet K. ve Özer Ç. Tekstil Boyar Maddelerinin Arıtımını Gerçekleştirilen Karışık Mikroorganizmaların Anaeorobik ve Aerobik Stabilitelerinin Belirlenmesi, 7.Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi, İZMİR, , ========================================================================== KEKİK (Thymus sp.) ve NANE (Mentha sp.) YAĞININ ANTİBAKTERİYEL AKTİVİTESİ Didem ÖZDEMİR 1 ;Kevser AY 2 ; Nermin GÜREL 3 ; Turgut ÇELİK 4 1 MALATYA TURGUT ÖZAL ANADOLU LİSESİ, 2 ELAZIĞ KAYA KARAKAYA FEN LİSESİ, 3 MALATYA BEYDAĞI ANADOLU LİSESİ, 4 MUŞ ANADOLU LİSESİ ÖZET Ülkemizde şifalı bitki olarak yaygın kullanımı olan Thymus sp.(kekik) ve Mentha sp. (nane) yağlarının anti-bakteriyel etkisini araştırdığımız bu çalışmada, metanol çözgeni ile hazırlanan bitki yağları kullanılmıştır. Bu bitki yağları E. coli bakterisi üzerinde denenmiştir. Kullanılan farklı iki bitki yağının, E. coli bakterisi üzerinde anti-bakteriyel aktivitesi denenmiştir. Mentha bitkisinin Thymus a oranla daha fazla anti-bakteriyel etkisi olduğu saptanmıştır. GİRİŞ Birçok bitki yüzyıllardan beri şifalı olduğu düşüncesiyle halk arasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de deneme yanılma yöntemiyle bulunmuş şifalı bitkiler olarak anılan birçok bitki tıp alanında hastalıkların tedavisinde etkin bir şekilde kullanılmaktadır (1). Bitkilerin bu şekilde çalışıldığı alan etnobotanik olarak adlandırılmaktadır. Dünya sağlık teşkilatı (WHO) nın 91 ülkede yaptığı araştırmaya göre tedavi amaçlı kullanılan tıbbi bitkilerin toplam çeşidi civarındadır. Bunlardan 500 kadarının üretiminin yapıldığı kaydedilmektedir. Ayrıca değişik amaçlarla kullanılan bitkilerin çok azı farmokopilerde (Kodeks) kayıtlıdır. Örneğin Türk kodeksinde kayıtlı bitki sayısı 140 civarındadır. Oysa halk arasında tıbbi amaçla kullanılan bitki sayısı bu rakamın çok daha üstündedir (2). Anti-bakteriyel kemoterapi konusunda tüm dünyada araştırmalar yoğun bir şekilde sürdürülmektedir (3,4).

12 Halk arasında bitkisel tedavi amacıyla yaygın bir biçimde kullanılan Thymus, önemli ihracat ürünlerimizden biridir. Ülkemizde 35 tür ile temsil edilen bu bitki >1.500 m rakıma sahip alanlarda yetişmekte ve halk arasında nezle, grip, öksürük, boğaz iltihabı, balgam söktürücü, mide, karın, baş ağrılarında kullanılmaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalar, bu bitkinin kolesterol miktarını düzenlediği, kan sirkülasyonunu hızlandırdığı, sindirimi kolaylaştırarak iştah açtığı, hafızayı güçlendirmede etkili olduğuı ve uykusuzluğa iyi geldiği belirlenmiştir [www.bitkisel-tedavi.com]. Ayrıca, Thymus içerdiği yüksek karvakrol oranı nedeniyle gıdaların bozulmadan saklanmasında, böcek öldürücü olarak ve yabancı otları kontrol etmede kullanım alanı bulmaktadır. Bitkinin önemli etken maddesi olan uçucu yağların ise kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları iyileştirdiği de bilinmektedir. Çalışmamızda kullanacağımız diğer bitki yağımız olan serin ve nemli iklimleri seven, organik topraklarda daha iyi gelişen, kendine özgü hoş bir kokusu bulunan Mentha sp. (nane) olup, bu bitkinin sindirim sistemini düzenlediği, spazm ve gaz giderici etkisi olduğu, ağız kokusunu giderdiği, iştahsızlığa iyi geldiği ve bağışıklık sistemini güçlendirmede etkili olduğu rapor edilmiştir. Bitki, ayrıca halk arasında astım ve bronşitin tedavisinde kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra şekercilik, lavantacılık ve eczacılıkta da Mentha (nane) bitkisinden yararlanılır. Şifalı bitki olarak çok sayıda kullanım şekli olan Thymus sp.(kekik) ve Metnha sp. (nane) nin ticari amaçla satılan uçucu yağlarının, özellikle dezenfektan ve antiseptik olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu nedenle, buradaki çalışmada Thymus sp. ve Mentha sp. bitkilerinin ticari amaçla satılan yağlarının dış ortamlarda patojen olan Escherichia coli bakterisi üzerindeki anti-bakteriyel özellikleri araştırılmıştır. MATERYAL Bu çalışmada zengin bir besi ortamı olan Luria-Bertani (LB) (ph 7.0) kullanılmıştır. Bu besi yerinin içeriği Çizelge 1 de verilmiştir. Besiyerleri 100 ml kapasiteli erlenlerde 20 ml besiyeri olacak şekilde 20 dakika 121 C de 1 atm basınç altında otoklav edilmiştir. Ortamlara eklenen nane ve kekik yağları benzer şekilde ancak stok solüsyonlar olarak ayrı otoklav edilmiş ve oda sıcaklığına gelen besi ortamlarına %5, %15 ve %25 son yoğunluklarda olacak şekilde ilave edilmiştir. Çizelge 1. Luria-Bertani (LB) Besiyerinin İçeriği (g L -1 ) NaCI 10 Pepton 10 Yeast ekstrat 5 E. coli bakterisi bir gece önceden 37 o C 200-rpm de üretilip bekletildi. Deney öncesinde deneyin yapılacağı ortam ve deney materyalleri sterilize edildi. Hazırladığımız besi yerlerine kontrol grupları hariç kekik ve nane yağ stok solüsyonlarından %5, %15 ve %25 son yoğunluğu verecek şekilde ilave edildi. Daha sonra besi ortamlarına E. coli bakterisininin LB içinde yapılmış gece kültürlerinden 250 µl ilave edildi. Erlenler 37 o C ve 200 rpm deki etüve bırakıldı. Değişik zaman aralıklarında bakterilerin çoğalmaları spektrofotometrik olarak 600 nm dalga boyunda ölçüldü. ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA Farklı konsantrasyonlar içinde hazırlanan yağların E. coli bakterisine uygulanması sonucunda, kekik ve nane yağlarının bu bakteri üzerinde yoğunluğa dayalı bir inhibisyona sebep oldukları belirlenmiştir. En güçlü inhibisyon şeklinin nane yağı ile gerçekleştiği saptandı. Yaptığımız araştırmadan elde ettiğimiz bulgular grafik 1 ve 2 de belirtilmiştir. Grafik 1 incelendiğinde, içerisine Thymus (kekik) yağı eklenmemiş olan kontrol grubundaki E. coli bakterisi, zamanla doğru orantılı olarak üremiştir. %5, %15 ve %25 lik konsantrasyonlar şeklinde hazırladığımız kekik yağının E. coli üzerinde etkili olduğu belirlendi. Konsantrasyon farklarını dikkate aldığımızda ise konsantrasyonun en yüksek olduğu %25 oranında kekik yağı içeren grubun, E. coli üzerinde antibakteriyel aktivitesinin en fazla olduğu saptandı. Bu sonuç bize konsantrasyon artışına bağlı antibakteriyel aktivitenin de arttığını gösterdi. Kontrol grubuna göre, 4. saatte %25 lik konsantrasyonda bakterilerde 2.7 kat 8. saatte %5 lik konsantrasyonda 3 kat,12. saatte %15 lik konsantrasyonda 3.2 kat ve 24. saatte ise %25 lik konsantrasyonda 4.4 kat azalış saptanmıştır. İçeriğinde Mentha (nane) yağı kullanmadığımız kontrol grubunda zamanla bakteri üremesinin devam ettiği gözlendi. %5, %15 ve %25 lik konsantrasyonlarda hazırlamış olduğumuz gruplarda, Mentha (nane) yağının anti-bakteriyel özellik göstererek bakterisi üremesini engellediği saptanmıştır. Değişik konsantrasyonlardaki değerler kontrol grubu ile kıyaslandığında genelde 3.75 kat daha fazla anti-bakteriyel özellik gösterdiği rapor edildi (Grafik 2). Burada dikkatimizi çeken Mentha (nane) yağının en düşük konsantrasyonda bile bakteriler üzerinde etkili olduğudur. Farklı konsantrasyonlarda kullandığımız Mentha sp.(kekik) ve Thymus (nane) yağını zamana oranla karşılaştırdığımızda nane yağının E. coli üzerinde anti-bakteriyel aktivetisinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Mentha sp (nane) yağının en düşük konsantrasyonunda dahi Thymus sp.(kekik) yağından daha fazla anti-bakteriyel etkiye sahip olduğu saptanmıştır. SONUÇ Thymus sp.ve Mentha sp.yağının anti-bakteriyel özelliğe sahip olduğu saptanmıştır. Yapılan ölçümler ile Mentha sp.yağının Thymus spyağına oranla anti-bakteriyel aktivitesinin fazla olduğu gözlemlenmiştir. Halk tarafından piyasadan temin edilen Thymus sp. ve Mentha sp. yağlarının anti-bakteriyel kullanabilirliği kanıtlanmıştır. Ancak bu bitki yağlarının anti-fungal ve anti-mikrobiyal çalışmalarının yapılması gerektiği saptanmıştır. Anti-bakteriyel krem, sabun, şampuan ve diş macunlarının bu tip bitki yağlarıyla üretilerek Thymus sp. ve Mentha sp. yağının kozmetik ve temizlik sanayinde kullanabileceği tespit edilmiştir.

13 KAYNAKLAR 1) 2) Artemisia absinthium L. un Antimikrobiyal aktivitesi. J. Of Biology, 23: ) Cormician ve Pfaller, ) Espinel ve Ingroff, 1998 ========================================================================= Günseli ARI 1 ; Rukan Mutlu YAŞAR 2 ; Salih CANBAŞ 3 1 Kaya Karakaya Fen Lisesi, Elazığ; 2 Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, Gaziantep; 3 Şehitler Fen Lisesi, Yozgat

KLİMALARDA ÜREYEN BAKTERİLERE BİTKİSEL YAĞLARIN ETKİSİ

KLİMALARDA ÜREYEN BAKTERİLERE BİTKİSEL YAĞLARIN ETKİSİ KLİMALARDA ÜREYEN BAKTERİLERE BİTKİSEL YAĞLARIN ETKİSİ Hazırlayan Öğrenciler Fulya MORDOĞAN 7-B Pırıl ALP 7-B Danışman Öğretmen Demet EROL İZMİR, 2012 1 İÇİNDEKİLER 1. Proje özeti...3 2. Projenin amacı...3

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

TÜBİTAK BİDEB KİMYA LİSANS ÖĞRENCİLERİ (KİMYAGERLİK, KİMYA ÖĞRETMENLİĞİ, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ- BİYOMÜHENDİSLİK ) ARAŞTIRMA PROJESİ EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI

TÜBİTAK BİDEB KİMYA LİSANS ÖĞRENCİLERİ (KİMYAGERLİK, KİMYA ÖĞRETMENLİĞİ, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ- BİYOMÜHENDİSLİK ) ARAŞTIRMA PROJESİ EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI TÜBİTAK BİDEB KİMYA LİSANS ÖĞRENCİLERİ (KİMYAGERLİK, KİMYA ÖĞRETMENLİĞİ, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ- BİYOMÜHENDİSLİK ) ARAŞTIRMA PROJESİ EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI KİMYA-3 (ÇALIŞTAY 2012) GRUP ADI: ÇİÇEĞİ BURNUNDA PROJE

Detaylı

EVDE BİYOTEKNOLOJİ. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS

EVDE BİYOTEKNOLOJİ. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS EVDE BİYOTEKNOLOJİ Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS STERİLİZASYON; BİTKİ DOKU KÜLTÜRLERİNDE KULLANILAN STERİLİZASYON YÖNTEMLERİ VE BU STERİLİZASYON

Detaylı

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015 Mikrobiyal Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde funguslarda görülen

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

GÖRÜNÜR IŞIĞIN HAVUZ SULARININ DEZENFEKSİYONUNDA ALTERNATİF BİR YÖNTEM OLARAK KULLANILMASI

GÖRÜNÜR IŞIĞIN HAVUZ SULARININ DEZENFEKSİYONUNDA ALTERNATİF BİR YÖNTEM OLARAK KULLANILMASI GÖRÜNÜR IŞIĞIN HAVUZ SULARININ DEZENFEKSİYONUNDA ALTERNATİF BİR YÖNTEM OLARAK KULLANILMASI Hazırlayan Öğrenciler Dila Berfin UÇAN 7-F Ekin Ladin TÜRKMEN 7-F Danışman Öğretmen Melike TURAN İZMİR, 2014 İÇİNDEKİLER

Detaylı

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK Dünya nüfusundaki hızlı artış ile teknolojik gelişmeler insanları tarımsal

Detaylı

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 1 Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ Protein Değerlendirilmesi Enerji Kullanımı Süt Kalitesi Karaciğer Fonksiyonları Döl Verimi Karlılık BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI

Detaylı

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER BAL TANIMI Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine

Detaylı

GIDA ve TARIM KİMYASI LABORATUVARI TEST VE ANALİZLERİ - 2015

GIDA ve TARIM KİMYASI LABORATUVARI TEST VE ANALİZLERİ - 2015 BİTKİSEL VE HAYVANSAL YAĞ ANALİZLERİ GT 1 KIRILMA İNDİSİ TS 4960 EN ISO 6320 50 GT 2 ÖZGÜL AĞIRLIK (YOĞUNLUK) TS 4959 40 GT 3 İYOT SAYISI (Katı ve Sıvı Yağlarda) EN ISO 3961 60 GT 4 İYOT SAYISI (Ekstre

Detaylı

Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Böl., Konya. *sgezgin@selcuk.edu.

Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Böl., Konya. *sgezgin@selcuk.edu. Toprağa Farklı Şekil ve Miktarlarda Uygulanan TKİ-Hümas ın Toprak Reaksiyonu ve luluğuna Etkisi, Bu Etkisinin Diğer Bazı Humik asit Kaynakları ile Karşılaştırılması Prof. Dr. Sait GEZGİN, Uzman Nesim DURSUN

Detaylı

HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER

HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER A)HİDROJEN PEROKSİT Hidrojen peroksit; ısı, kontaminasyon ve sürtünme ile yanıcı özellik gösteren, renksiz ve hafif keskin kokuya sahip olan bir kimyasaldır ve

Detaylı

MORDAN YÖNTEMLERĠ ĠLE YÜN BOYAMA VE HASLIK DEĞERLERĠNĠN

MORDAN YÖNTEMLERĠ ĠLE YÜN BOYAMA VE HASLIK DEĞERLERĠNĠN TÜBİTAK-BİDEB Kimya Lisans Öğrencileri (Kimyegerlik,Kimya Öğretmenliği,Kimya Mühendisliği,Biyomühendislik) Araştırma Projesi Eğitimi Çalıştayı Kimya-3 (ÇALIŞTAY 2012) KIRMIZI TOZ BİBER(Capsicum annum L.)

Detaylı

Rahim ağzı kanseri hücreleri doku kültürü mikroskopik görüntüsü.

Rahim ağzı kanseri hücreleri doku kültürü mikroskopik görüntüsü. Doç.Dr.Engin DEVECİ HÜCRE KÜLTÜRÜ Hücre Kültürü Araştırma Laboratuvarı, çeşitli hücrelerin invitro kültürlerini yaparak araştırmacılara kanser, kök hücre, hücre mekaniği çalışmaları gibi konularda hücre

Detaylı

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü,

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, TOZ İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, Termal Konfor gibi unsurlardan biriside Tozdur. Organik

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Bu Çalışma Çevre Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk tarafından 2006 yılında yapılmıştır. Orijinal

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

KAFEİN. HAZIRLAYANLAR Harun ÇOBAN Murat ALTINKAYA Soner SARUHAN

KAFEİN. HAZIRLAYANLAR Harun ÇOBAN Murat ALTINKAYA Soner SARUHAN KAFEİN HAZIRLAYANLAR Harun ÇOBAN Murat ALTINKAYA Soner SARUHAN KAFEİN NEDİR? Önemli fizyolojik etkileri olan alkoloid grubunun azotlu organik bir bileşiğidir. Kimyasal ismi trimethylxanthine dir ve formülü

Detaylı

ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ

ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ SÜRGÜN YAPRAK ÇİÇEK MEYVELER 10 Bitkisel Ürünlerden Yararlanma Şekilleri Şifalı bitkilerden aşağıda belirtilen yöntemler kullanılarak yararlanılmaktadır. İnfusyon (Infusion):

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAYI: B100TSH0100004 Konu: Kaplıca Suyu Analizleri ANKARA 17.06.2004/10102. VALİLİĞİNE ( İl Sağlık Müdürlüğü) Çevre ve toplum sağlığının korunması

Detaylı

DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006

DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006 DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006 ÖNEMLİ! Gıdaları insanların sağlıklarını çok ciddi şekilde etkiler. Bu nedenle, gıda üreten kişilerin temizlik kurallarına uyması çok önemlidir.

Detaylı

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER 7-F Miray DAĞCI Ömür Mehmet KANDEMİR DANIŞMAN ÖĞRETMEN NİLÜFER DEMİR İZMİR - 2013 İÇİNDEKİLER 1. Projenin Amacı ve Hedefi.. 2 2. Afit

Detaylı

Mirosinaz - Glikozinat

Mirosinaz - Glikozinat Mirosinaz - Glikozinat Glikosinolatlar, mirosinaz enzimi tarafından katalizlenen reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan parçalanma ürünleri, bitki ikincil metabolizması ile üretilen metabolitler arasında önemli

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III 1: DİYABET...1 Diabetes insipedius...2 Diabetes mellitus...2 Diyabetin Etkileri...3 Belirtiler...4 Nedenler...4 Tedavi...4 Bitkilerin Rolü...5 Tıbbi Faydaları...6 2: KARACİĞER

Detaylı

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER,

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, mikrobiyal formülasyondan ve bitki menşeli doğal ürünlerden oluşur. Bu grupta yer alan gübreler organik tarım modelinde gübre girdisi olarak kullanılırlar. Bitkilerin ihtiyaç

Detaylı

FENOLİK MADDELER (Resveratrol)

FENOLİK MADDELER (Resveratrol) FENOLİK MADDELER (Resveratrol) Fenolik madde nedir? Fenolik bileşikler ve daha yaygın olarak kullanılan ismi ile polifenoller benzen halkası içeren maddelerdir. Fenollerin en basit bileşikleri bir adet

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

MUCİZE KALKAN İLE SUYUMUZ ŞİMDİ PET ŞİŞELERDE DE SAĞLIKLI

MUCİZE KALKAN İLE SUYUMUZ ŞİMDİ PET ŞİŞELERDE DE SAĞLIKLI MUCİZE KALKAN İLE SUYUMUZ ŞİMDİ PET ŞİŞELERDE DE SAĞLIKLI HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER 7-D SELİN YAĞMUR ÇAKMAK DOĞA DAĞ DANIŞMAN ÖĞRETMEN NİLÜFER DEMİR İZMİR - 2013 İÇİNDEKİLER 1. PROJENİN AMACI.3 2. PET ŞİŞELER

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ. Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER

FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ. Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER Dünya üzerinde çay bitkisi, Kuzey yarımkürede yaklaşık 42 0 enlem

Detaylı

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ KĐMYA ÖĞRETMENLĐĞĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJĐ DERSĐ 3. ÜNĐTE: MADDENĐN YAPISI VE ÖZELLĐKLERĐ KONU: BAZLAR ÇALIŞMA YAPRAĞI

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir DEFNE Latince ismi : Laurus nobilis Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir Defne Bitkisi: Anavatanı Asya olan Defne,

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

KÜKÜRT DİOKSİT GAZI İLE ÜLEKSİT TEN BORİK ASİT ÜRETİMİ

KÜKÜRT DİOKSİT GAZI İLE ÜLEKSİT TEN BORİK ASİT ÜRETİMİ KÜKÜRT DİOKSİT GAZI İLE ÜLEKSİT TEN BORİK ASİT ÜRETİMİ İbrahim Hakkı Karakaş a*,mehmet Çopur b, M. Muhtar Kocakerim c, Zeynep Karcıoğlu Karakaş d a Bayburt Üniversitesi, Bayburt Meslek Yüksek Okulu, Bayburt

Detaylı

PİYASADA SATILAN KUMAŞ BOYASININ SU PİRESİ ÜZERİNE TOKSİK ETKİSİNİN İNCELENMESİ

PİYASADA SATILAN KUMAŞ BOYASININ SU PİRESİ ÜZERİNE TOKSİK ETKİSİNİN İNCELENMESİ PİYASADA SATILAN KUMAŞ BOYASININ SU PİRESİ ÜZERİNE TOKSİK ETKİSİNİN İNCELENMESİ GRUP İNDİGO GAMZE ÖZEN İHSANİYE YURTTAŞ Danışman: YRD. DOÇ.DR. FATİH DUMAN ÖZET: Bu çalışmada piyasada satılan kumaş boyalarının

Detaylı

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta verimi Kabuk kalitesi Civciv kalitesi Döllülük Çıkım oranı Karaciğer sağlığı Bağırsak sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA

Detaylı

Bilimsel Projeler. Projenin amacı: Öğrencileri okul tuvaletlerinde mikroorganizmaların bulaşarak hasta olmalarını engellemek,

Bilimsel Projeler. Projenin amacı: Öğrencileri okul tuvaletlerinde mikroorganizmaların bulaşarak hasta olmalarını engellemek, Bilimsel Projeler PROJENİN ADI: Mikroorganizmaları Işınlayalım Öğrenciler: Rumeysa ŞAHİN Okul: Amasya Bilim ve Sanat Merkezi - 2012 Danışman: Hidayet TERECİ www.fencebilim.com Projenin amacı: Öğrencileri

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ SORU 1: A türüne ait bir bitki (Yaprakları koparılmış) B türüne ait bir bitki (Yapraklı) cam fanus cam fanus su su Ortam sıcaklığı 10 C Ortam sıcaklığı 25 C Bir araştırmacı,

Detaylı

Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize

Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale Ekrem Yüce Dr. Turgay Turna Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize Ali Kabaoğlu Safiye Pınar Özer Gökhan Tanyel ÇAYKUR Atatürk

Detaylı

ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ. 1 ph 14,00. 2 Elektriksel İletkenlik 14,00

ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ. 1 ph 14,00. 2 Elektriksel İletkenlik 14,00 ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ Sıra No: SULAMA SUYU ANALİZLERİ: 2014 FİYATI 1 ph 14,00 2 Elektriksel İletkenlik 14,00 3 Sodyum (Na)

Detaylı

BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ TAYİNİ

BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ TAYİNİ Tübitak Eğitimde Bilim Danışmanlığı Projesi Kayseri deki Fen ve Teknoloji Öğretmenleri Bilim Danışmanlığı ve Eğitimi Yönünden Destekleme Çalıştayı 14-20 Haziran 2008 BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ

Detaylı

Proje Koordinatörü : Prof. Dr. Ayla GÜRDAL

Proje Koordinatörü : Prof. Dr. Ayla GÜRDAL Proje Koordinatörü : Prof. Dr. Ayla GÜRDAL ÖZET Tekirdağ İlinde bulunan iğde bitkisinin farklı kullanım alanlarını bulmak ve bu sayede ekonomiye katkı sağlamak amaçlanmıştır.sanayide İğde bitkisinin meyvesi,çiçeği,çekirdeğinin

Detaylı

1. KİMYASAL ANALİZLER

1. KİMYASAL ANALİZLER 1. KİMYASAL ANALİZLER HPLC VE LC-MS/MS CİHAZLARI İLE YAPILAN ANALİZLER SORBAT TAYİNİ BENZOAT TAYİNİ KAFEİN TAYİNİ HMF TAYİNİ SUDAN TÜREVLERİ TAYİNİ VANİLİN TAYİNİ GLUKOZ, FRUKTOZ VE SUKROZ TAYİNİ SAPONİN

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR.

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR. KAZANIMLAR; BOŞALTIM SİSTEMİ. KARACİĞER: Proteinlerin kullanılması sonucunda amonyak açığa çıkmaktadır. Zehirli olan amonyağı daha az zararlı olması için üreye dönüştürmektedir. 1. Boşaltım sistemi ile

Detaylı

KARANFİL YAĞININ ANTİ-BAKTERİYEL VE SERBEST RADİKAL TUTUCU ANTİ- OKSİDAN ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ

KARANFİL YAĞININ ANTİ-BAKTERİYEL VE SERBEST RADİKAL TUTUCU ANTİ- OKSİDAN ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ KARANFİL YAĞININ ANTİ-BAKTERİYEL VE SERBEST RADİKAL TUTUCU ANTİ- OKSİDAN ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ Proje Ekibi GRUP MİKROP Muhammet ZOPUN Sercan FİDAN Ali SAKARYA PROJE AMACI Karanfil Yağının; Gram (+)

Detaylı

DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016)

DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016) DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016) DERS SAATİ DERS ADI DERS KONUSU DERSİ VEREN ÖĞRETİM ÜYESİ 4. DK 1. Hafta 07 Aralık Pazartesi Mikrobiyoloji Mikrobiyolojinin tarihçesi ve mikroorganizmalara genel

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

İLERİ ARITIM YÖNTEMLERİNDEN FENTON REAKTİFİ PROSESİ İLE ENDÜSTRİYEL BİR ATIK SUYUN ISLAK HAVA OKSİDASYONU

İLERİ ARITIM YÖNTEMLERİNDEN FENTON REAKTİFİ PROSESİ İLE ENDÜSTRİYEL BİR ATIK SUYUN ISLAK HAVA OKSİDASYONU İLERİ ARITIM YÖNTEMLERİNDEN FENTON REAKTİFİ PROSESİ İLE ENDÜSTRİYEL BİR ATIK SUYUN ISLAK HAVA OKSİDASYONU Gülin AYTİMUR, Süheyda ATALAY Ege Üniversitesi Müh. Fak. Kimya Müh. Bölümü 351-Bornova İzmir ÖZET

Detaylı

HAYVANSAL KAYNAKLI AMİNO ASİT İÇEREN ORGANİK GÜBRE. Çabamız topraklarımız için. www.letafet.co

HAYVANSAL KAYNAKLI AMİNO ASİT İÇEREN ORGANİK GÜBRE. Çabamız topraklarımız için. www.letafet.co HAYVANSAL KAYNAKLI AMİNO ASİT İÇEREN ORGANİK GÜBRE Çabamız topraklarımız için www.letafet.co LETAMİN BASE HAYVANSAL KAYNAKLI AMİNO ASİT İÇEREN SIVI ORGANİK GÜBRE Letafet Uluslararası Pazarlama Gıda Satış

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ 0010020036 KODLU TEMEL ĠġLEMLER-1 LABORATUVAR DERSĠ DENEY FÖYÜ

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ 0010020036 KODLU TEMEL ĠġLEMLER-1 LABORATUVAR DERSĠ DENEY FÖYÜ DENEY NO: 5 HAVAANDIRMA ÇEVRE MÜHENDĠSĠĞĠ BÖÜMÜ Çevre Mühendisi atmosfer şartlarında suda çözünmüş oksijen ile yakından ilgilidir. Çözünmüş oksijen (Ç.O) su içinde çözünmüş halde bulunan oksijen konsantrasyonu

Detaylı

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma Gıdalar ve Güzellik Besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi cildin sağlıklı bir görünüme sahip olmasını sağlar. Aşağıda cilt sağlığına katkıları olan besinler ve içerdikleri vitaminler ile mineraller

Detaylı

MAIA Pesticide MultiTest

MAIA Pesticide MultiTest MAIA Pesticide MultiTest GIDALARDA PESTİSiT KALINTILARI İÇİN AB MAKSİMUM KALINTI LİMİTLERİ İLE UYUMLU ÇOKLU KALINTI TARAMA TESTİ Microplate Acetylcholinesterase Inhibition Assay (MAIA) katı veya sıvı gıda

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı 3. Ulusal Hastane ve Kurum Eczacıları Kongresi 23-27 Mart 2016, Muğla Uz. Ecz. Metin Deniz KARAKOÇ Denizli Devlet Hastanesi Hasta

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

AZ KULLAN TUZU, SAĞLIĞIN KURALI BU!

AZ KULLAN TUZU, SAĞLIĞIN KURALI BU! AZ KULLAN TUZU, SAĞLIĞIN KURALI BU! Hazırlayan Öğrenciler Semra Ece AKAT 6-F Danışman Öğretmen Melike TURAN İZMİR, 2013 İÇİNDEKİLER 1.Proje özeti...2 2.Projenin amacı...2 3. Giriş...3 4.Yöntem...4 5. Ulaşılan

Detaylı

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI BOŞALTIM SİSTEMİ BOŞALTIM NEDİR? O Vücudumuzda gerçekleşen olaylar sonucunda oluşan karbondioksit, üre, tuz, fazla miktarda bulunan su gibi atık maddelerin dışarı atılmasına boşaltım denir. BOŞALTIM SİSTEMİ

Detaylı

İ Ç İ NDEKİ LER. Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1. Fiziksel Kimya ile İlgili Temel Kavramlar 52.

İ Ç İ NDEKİ LER. Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1. Fiziksel Kimya ile İlgili Temel Kavramlar 52. İ Ç İ NDEKİ LER Ön Söz xiii K I S I M 1 Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1 BÖLÜM 1 Giriş 3 1.1 Su 4 1.2 Atık Sular ve Su Kirliliği Kontrolü 5 1.3 Endüstriyel ve Tehlikeli Atıklar

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı ARAZİ BOZULUMU LAND DEGRADATİON Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı LAND DEGRADATİON ( ARAZİ BOZULUMU) SOİL DEGRADATİON (TOPRAK BOZULUMU) DESERTİFİCATİON (ÇÖLLEŞME) Arazi Bozulumu Nedir - Su ve rüzgar

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER İsim: Centrum Silver Birim formülü Bir film tablet içeriği : % ÖGD** Vitaminler Lutein 1000 mcg * A Vitamini 800 mcg 100 (% 50 Beta Karoten) B1 Vitamini 1.65 mg 150 B2 Vitamini 2.1 mg 150 Niasinamid 24

Detaylı

PİYASADA BULUNAN BAZI BİTKİSEL ÇAYLARDA KAFEİN TAYİNİ

PİYASADA BULUNAN BAZI BİTKİSEL ÇAYLARDA KAFEİN TAYİNİ TÜBİTAK-BİDEB KİMYA BİLİM DANIŞMANLIĞI ÇALIŞTAYI 29.08.2007-09.09.2007 PİYASADA BULUNAN BAZI BİTKİSEL ÇAYLARDA KAFEİN TAYİNİ Füsun DÖNMEZ Gülyay YILMAZER Proje Danışmanı Prof. Dr. Mustafa SOYLAK İÇİNDEKİLER

Detaylı

FEN ve TEKNOLOJİ. Besinler ve Sindirim. Konu Testi. Sınıf Test-01. 1. Besin içeriği. 4. Sindirim. Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür.

FEN ve TEKNOLOJİ. Besinler ve Sindirim. Konu Testi. Sınıf Test-01. 1. Besin içeriği. 4. Sindirim. Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür. Besinler ve Sindirim Konu Testi Besin içeriği FEN ve TEKNOLOJİ 4. Sindirim Besinin kimyasal sonunda oluşan olarak sindirildiği yapıtaşları yer Pankreas öz suyu kalın bağırsağa dökülür. B ve K vitaminleri

Detaylı

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Biyoloji Bölümü Araştırma Laboratuarları ve Üniteleri

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Biyoloji Bölümü Araştırma Laboratuarları ve Üniteleri Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Biyoloji Bölümü Araştırma Laboratuarları ve Üniteleri Biyoloji Bölümünde Merkezi Araştırma Laboratuarlarının Kurulumu Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Biyoloji Bölümü

Detaylı

DEZENFEKTANLARA DİRENÇ TANIMLAR TANIMLAR STERİLİZASYON YAPMADAN TEMİZLİK YAPABİLİRSİNİZ TEMİZLİK YAPMADAN STERİLİZASYON YAPAMAZSINIZ DEZENFEKSİYON:

DEZENFEKTANLARA DİRENÇ TANIMLAR TANIMLAR STERİLİZASYON YAPMADAN TEMİZLİK YAPABİLİRSİNİZ TEMİZLİK YAPMADAN STERİLİZASYON YAPAMAZSINIZ DEZENFEKSİYON: Hidrojen peroksit sterilizasyon DEZENFEKSİYON EL ANTİSEPSİSİ iyod formaldehit gluteraldehit Perasetik asit fenol Çamaşır suyu Etilen oksit klor zefiran alkol ozon ppm Dr. Melda SINIRTAŞ TANIMLAR Hipokrat

Detaylı

YARIŞ ATLARINDA OKSİDATİF STRES

YARIŞ ATLARINDA OKSİDATİF STRES YARIŞ ATLARINDA OKSİDATİF STRES Aşağıdaki yazı, AVEF ( Fransız At Veteribnerleri Birliği) kongresinde sunulmuş olan bilimsel bir araştırmanın özetidir. (de Moffarts et al.,2003) Bu araştırma Prof. Pierre

Detaylı

MADDELERE SOLUNUM İLE MARUZİYETTE RİSK DERECESİ BELİRLENMESİ

MADDELERE SOLUNUM İLE MARUZİYETTE RİSK DERECESİ BELİRLENMESİ TEHLİKELİ KİMYASAL MADDELERE SOLUNUM İLE MARUZİYETTE RİSK DERECESİ BELİRLENMESİ BASİT RİSK DEĞERLENDİRMESİ METODU (HSE/COSHH-Control of substances hazardous to health ) 1 TEHLİKELİ KİMYASAL MADDELERE SOLUNUM

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14 1- Katalaz bitki ve hayvan dokularında bulunan bir enzimdir. Katalaz hücre solunumunda oluşan hidrojen peroksiti (bir toksin) su ve oksijen gazı haline dönüştürerek birikimini önlemeye yardımcı olur. 10

Detaylı

Lourdes. Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU

Lourdes. Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU Lourdes Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU Serbest Radikaller Yaşlanma sürecinin en önemli unsurlarından biri serbest radikallerin hücrelerimiz ve DNA mıza verdiği zararlardır. Serbest

Detaylı

KÜSPE VE MELAS EBRU YÜCEL 20626638 KÜSPE Pancar küspesi şeker pancarından şekerin ekstraksiyonu sonunda difüzyonda elde edilir. Ekstraksiyon işleminin sonunda elde edilen şekeri alınmış kıyıma sulu küspe,preselerden

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME. Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012

SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME. Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012 SERA TASARIMI ve İKLİMLENDİRME Cengiz TÜRKAY Ziraat Yüksek Mühendisi Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Erdemli-Mersin 12 Ekim 2012 Sera nedir? Bitki büyüme ve gelişmesi için gerekli iklim etmenlerinin

Detaylı

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser Hastalarında Beslenme Kanser Hastalarında Beslenme Tedavi Öncesi, Tedavi Süresince ve Tedavi Sonrası Beslenme İpuçları Uzm.Dyt.Elvan YILMAZ AKYÜZ Hedefler Sağlıklı kiloyu korumak Vücudun onarımını ve tedavisini sağlayan sağlıklı

Detaylı

ANKARA TİCARET BORSASI AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ SEKTÖR ARAŞTIRMALARI RAPOR NO:2 ANKARA NIN AYÇİÇEĞİ (ÇEREZLİK-YAĞLIK) PROFİLİ

ANKARA TİCARET BORSASI AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ SEKTÖR ARAŞTIRMALARI RAPOR NO:2 ANKARA NIN AYÇİÇEĞİ (ÇEREZLİK-YAĞLIK) PROFİLİ ANKARA TİCARET BORSASI AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ SEKTÖR ARAŞTIRMALARI RAPOR NO:2 ANKARA NIN AYÇİÇEĞİ (ÇEREZLİK-YAĞLIK) PROFİLİ Hazırlayan Handan KAVAKOĞLU (ATB AR-GE, Gıda Yüksek Mühendisi) Yasemin OKUR (ATB AR-GE,

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler Paneli 30 Mayıs 2012

Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler Paneli 30 Mayıs 2012 Gamze Toydemir ve Prof. Dr. Dilek BOYACIOĞLU Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler Paneli 30 Mayıs 2012 Familya: Rosaceae; Cins: Prunus Vişne kalitesinde

Detaylı

KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR?

KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR? KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR? Prof. Dr. METİN ATAMER Dr. EBRU ŞENEL ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ SÜT TEKNOLOJİSİ BÖLÜMÜ Kaliteli süt üretimi için sağlanması gereken koşullar; Sağlıklı inek Özenli

Detaylı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/5) Akreditasyon Kapsamı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/5) Akreditasyon Kapsamı Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/5) Uzman Kalite Eğitim Danışmanlık Ve Laboratuvar Hizmetleri Ltd.şti Deney Laboratuvarı Akreditasyon No: Adresi :Mecidiye mah. Bestekar Şevki bey, Sok 32, Balmumcu

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM BİLGİ NOTU 2013 YILI Türkiye İstatistik Kurumu 27/12/2013 tarihinde 2013 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri haber bültenini yayımladı. 2013 yılında bitkisel üretim bir önceki yıla göre

Detaylı

MUĞLA HALK SAĞLIĞI LABORATUVARI

MUĞLA HALK SAĞLIĞI LABORATUVARI Sayfa No :1 / 7 1.0-KLİNİK DIŞI MİKROBİYOLOJİK ANALİZLER Diyaliz Suyu 2 gün LAL (Limulus Amebocyte Lysate) - Endotoksin Pyrosate Toplam Koloni Sayısı (37 C-48s) TS EN ISO 6222 Doğal Kaynak ve İçme Suyu

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

Elazığ İlinde Bir Maden Sahasından Kaynaklanan Sızıntı Sularının Maden Çayına Etkisi: II. Diğer Parametreler

Elazığ İlinde Bir Maden Sahasından Kaynaklanan Sızıntı Sularının Maden Çayına Etkisi: II. Diğer Parametreler Karaelmas Science and Engineering Journal/Karaelmas Fen ve Mühendislik Dergisi 2 (1): 15-21, 212 Karaelmas Fen ve Mühendislik Dergisi Journal home page: www.fbd.karaelmas.edu.tr Araştırma Makalesi Elazığ

Detaylı

Üzerinde kontrollü kopya kaşesi bulunmayan basılı kopyalar kontrolsüz dokümandır.

Üzerinde kontrollü kopya kaşesi bulunmayan basılı kopyalar kontrolsüz dokümandır. . /. /2015 Sayın....Üniversitesi MKÜ MARGEM bünyesinde bulunan cihaz ve analiz yöntemleri için EK te belirtilmiştir. Saygılarımla. MARGEM Md. Sayfa: 1 / 9 TOPRAK ANALİZLERİ ph Analizi Toprak 30 50 g İletkenlik

Detaylı

Hastanelerde Su Kullanımı. M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org

Hastanelerde Su Kullanımı. M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org Hastanelerde Su Kullanımı M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org Bir Çin atasözü der ki; Suyu içmeden önce, kaynağını öğren Hastanelerde infeksiyon kaynaklarını

Detaylı