Kürdümüzle birlikte özgürleşeceğiz. Aydınlık 30 Ağustos 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 79 DOĞU PERİNÇEK İN YENİ KİTABI: TÜRKİYE SOLU VE PKK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kürdümüzle birlikte özgürleşeceğiz. Aydınlık 30 Ağustos 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 79 DOĞU PERİNÇEK İN YENİ KİTABI: TÜRKİYE SOLU VE PKK"

Transkript

1 .Geçen hafta okura ulaştık Aydınlık KITA 30 Ağustos 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 79 PAydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir DOĞU PERİNÇEK İN YENİ KİTABI: TÜRKİYE SOLU VE PKK Kürdümüzle birlikte özgürleşeceğiz

2 2 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP DÜNYANIN EN HELAL LOKMASI İki kitap ve bir fotoğraf... İlk kitap II. Abdülhamid Devri Son Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa ve Hatıratı Bir hatırat ki pek acıklı ve bir o denli gülünç. Göğsü madalya dolu paşalar; ne bir zaferleri var ne bir başarıları. Donanmaları değil, gemileri bile yok. Haliç ten çıkmaya yeltenirken ilk köprü ile ikincisi arasında bozulan hurda yığını. Ama madalyadan geçilmiyor üniformaları Devrimi ne kadar Bahriye Nazırlığı yapmış Hasan Rami Paşa hatıratında içler acısı bu sefil dönemi anlatırken, ihsanlarına nail olduğu Abdülhamit i yerden yere vurmayı da ihmal etmiyor. Bir imparatorluk nasıl ve niye çöker, tek başına bu kitap anlatmaya muktedir. Bu kitaba ayrıca yer vermek gerekecek... (Alfa Yayınları Arşiv dizisi birbirinden önemli pek çok kitabı yayımlıyor, ilgilisine de duyurmuş olalım böylece.) İkinci kitap ise incecik, Kaynak Yayınları ndan çıkmış. Göğsünde sadece İstiklal Madalyası olan ve en korkunç durumları zafere çevirmiş bir ordunun subaylarından, onları da pek sıradan şeylermiş gibi, kendini olabildiğince görünmez kılarak anlatan bir komutan. Muhafız Alayı nın kurucusu General İsmail Hakkı Tekçe nin anıları. Atatürk ün Muhafızı Anlatıyor İlle karşılaştırarak okumak gerekmiyor ama, öyle denk geldi. Tarihin mezarlığına gömülenlerle, insanlığın büyük ufkuna doğanların hikâyeleri... Bir de fotoğraf: Belli ki hepsi ast rütbelerde subaylar... Karavanadan mı yiyorlar, peynir üzüm gibi geçiştirilen bir övün mü? O an hiçbir sarayda, hiçbir restaurantta bundan daha temiz, bundan daha leziz, bundan daha helal bir lokma, bir yemek geçmiyordur insan boğazından. Dahası, bir yemeği, bir tek lokmayı hiç kimse o bir avuç zabitan gibi garip bir vakar ve sadelik, hak etmişliğin kankardeşi bir mutluluk içinde yemiyordur. Objektif Mustafa Kemal de odaklanmış. Onların içindeki en onlardan Yine de bambaşka bir adam. Objektife baktığında tarihe odaklanıp ya da tarih mi onda odaklanmıştır; zamanı eylemine tanık kılan bir irade gücüyle bugünlere ve yarınlara bakmış hep. Bakmış derken; henüz Kör Kemal olmamış. Ahu bakışlı, sürmelenmiş gözlü, vicdanını çapak almış gericilerin sıfatlamasıdır; Kör Kemal, Sağır İsmet... İsmet Bey de o anda, bir başka zabitan grubuyla bir başka sofradadır belki, yine aynı silah kardeşliğinin, en yoksul bir vatan sofrasında helallerden en helal rızkını paylaşmanın esenliğini bir bardak su kadar aziz bir ömre tamam etmek için, oturmuş Ve kalkmak üzeredir. *** İmparatorluk laftadır artık, çökmesi an meselesi, hiçbir şey o kaderi engelleyemez; açlıklar, salgın hastalıklar, çaresizlik, yoksulluk ve düşman, baştan başa vurmuş kaplamış Anadolu yu, Urumeli ni, Osmanlı mülkü görünen koskoca bir haritayı. Ama onlar o kadar kendilerinden emin ki, o kadar hazırlar ki bir şeye ve her şeye; bakın gözlerinden okuyacaksınız, çehrelerine ilişmiş azcık muzır o örtülü gülümseyişlerinden hatta bıyıklarından okuyacaksınız. Üniformaları güneş ve toprak kokuyor. Tarihte bir an bile emperyalizmden parmaklanmadan kıpırdayamamış gericiliği ve yobazlığın başkaldırısını ezmiş Hareket Ordusu nun zabitanı edası var üstlerinde Afiyet olsun arkadaşlar Sonra kalkacaklar, her birinin yüreğinde sevda, bir yavuklu, bir sevgili, bir eş, ana, çocuklar belki. Yüreklerinin üstüne gelen ceplerinde, çıkarılmış suretlerinden bir hatıra, efkârlı bir iç çekişle Allaha emanet edip onları, ulu yollarına gidecekler, tarihi yapmaya Kemal Libya ya gidecek kalkıp o sofranın başından, vatan toprağı bellenmiş Tomruk ve Derne yi İtalyanlara karşı savunmaya, sol gözünü orada yaralayacak, Kör Kemal olmaya gidecek kalkıp, İsmet Yemen e gidecek kalkıp, isyan üstüne isyanlardan birini bastırmaya. Kesif top ateşinde sağır olmaya Balkan Dağları nda, Arnavutluk ta savaşacaklar, Yemen çöllerinde kanlarını kumla harc edecekler Kollarını, bacaklarını, gözlerini bırakacaklar, can verecekler Doğdukları, çocukluklarını yaşamadan büyüdükleri, bir pencere kafesinin ardında süzülen gölgelerine âşık oldukları kadınların hayalleriyle dolu şehirlerini yitirecekler; Selanik i, Beyrut u, Manastır ı, Ohri yi, Üsküp ü, Şam ı Hatıralarını yad edip acı çekmeye bile zamanları olmayacak, gidecekler yine Çanakkale ye, Allahüekber Dağları na, Hicaz Çölleri ne, Süveyş Kanalı na, Galiçya ya O zamana kadar dünyanın gördüğü en muazzam donanmaya ve onun kahir top salvolarına göğüs gerip, yenip, tornistan ettirecekler; Peygamber mezarını dayanılmaz açlığa, hastalıklara, ihanetlere, sırttan vurulmalara karşın teslim etmeyecekler, yaz giysileriyle Kafkas Dağlarının kışında donacaklar, Filistin sokaklarında dudakları susuzluktan çatlak göğüs göğse çatışmalara girecekler Yenilecekler! Koskoca topraklar çıkacak vatan tanımlamasından, Payitaht a düşman girecek, fethedilmiş bir İstanbul yok hükmündedir; en güzel şehirler Selanik, Beyrut, İzmir elden çıkacak Bir ucu Erzincan da, bir ucu Konya dadır işgal kuvvetlerinin Adana, İskenderun, Ayıntap, Urfa, Maraş, Antalya Bir kez vatansever olmaya görün, bir kez devrimci Yenilgi yok hükmündedir, yoktur lügatlarda öyle bir kelime Kalkıp o sofranın başından, ağızlarında son lokmaları, gidecekler yine Her emperyalizme karşı savaş, bir iç savaştır ya aynı zamanda Savaşacaklar. Yoktan ordular var edecekler, hüsranları azme çevirecekler Bir 30 Ağustos günü zafer marşları söyleyecekler. Gittikleri büyük insanlığın şafağıdır. Kalkacaklar o dünyanın en helal lokmalarının yendiği sofra başından, İstikal e, Cumhuriyet e gidecekler Bir hayal, bir kavram olmaktan çıkarıp bir mülkü vatan yapacaklar. Kaç kişi kaldılarsa, toplanıp yine öyle bir sofra başında, üniformalarından barut ve kan, kar ve tozu silkeleyip sıkma belli, küçük bardaklarda rakılarını içerken, sarı leblebilerini atıştıracaklar, o fakrü zaruret günlerinden kalma hatıralarda. Kadehlerini inşa ettikleri milletlerinin şerefine kaldıracaklar *** Karargâhında bir NATO generali, hatırlayıp o günleri, hislenmiş, ne zor zamanlarmış, ne kahramanlarmış onlar Neyse ki geride kaldı artık deyip, tören kılıcını da iyice afili kılıp, 30 Ağustos resepsiyonuna topuk çakmaya gitmeye hazırlanırken Artık zaferlerini bile kutlamalarına izin verilmeyen O nun askerleri, onlar biliyorlar ki; geride kalması temenni edilen, aslında çok yakın bir gelecekte yaklaşandır. Tıpkı yine o sofranın başındakiler gibi, ceplerinde idam fermanları, sökülmüş rütbeleri, haklarında verilmiş fetvaların güncellenmişleri Vız gelecek! Yeniden bir istiklal, yeniden bir Cumhuriyet sevdasına gidecekler O fotoğraftaki zabitan bize, tarihe ama en çok onlara bakıyor çünkü. HALDUN ÇUBUKÇU

3 Aydınlık KİTAP 30 A USTOS 2013 CUMA 3 Tarihin felsefe haritası MURAT HATUNOĞLU Felsefe ne büyük şey. Kıymeti de büyük, içeriği de. Filozoflar da öyle. Binlerce yıldır varlar, binlerce fikir sunarlar. Tabii sundukları kimi zaman gün gibi açık görünse de, kimi zaman geceden daha karanlık, yıldızlardan daha karmaşıktır. Doğa filozoflarından beri böyledir felsefe, büyük karanlıkta bir yanar bir söner. Konusu karışıktır, anlatısı karışıktır, bazen zahirîdir mevzu, bazense bâtıni. Bazen de devreye, felsefenin olağan karmaşası yetmiyormuş gibi, işleri daha da karıştıracak felsefe tarihçileri ve felsefe konuşucuları girer. Halihazırda idrak edilmesi güç olan mevzuları öyle boca ederler ki, amaçları sanki bocalamalarının zekatını vermektir okura. O zekat da öyle bereketlidir ki, her şey hakkında hiçbir şey anlatan bu adamcağızların kitapları okuru boşlukla doldurur; okuru pek çok konunun çeviri kokmuş, eğreti kelimeleriyle şişirir; oturmamış, saçılmış cümleleriyle çatlatır. Oysa kimi felsefe anlatıcıları vardır ki, okurun eline çizgileri birbirine girmiş, uydurma ve yakıştırma yer adlarıyla iyice karalanmış büyük büyük haritalar tutuşturmak yerine, önce yol tarifi verir. Ama tali yolları da anlatır ve sonrabir harita çıkarırlar. O zaman yol da sadeleşir, yolculuk da. Yol sadeleştikçe, yürüyen fikrine daha rahat yönelir; akıl, temiz fikirleri daha açıkça görebilir. Aydınlık KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Yazıişleri. Sayfa Sekreteri İrem Halıç, Cenk Özdağ Alev Özgenç Marcel Beyer Hint Veda lar ndan Giardino Bruno ya, Sad k Usta, Yordam Kitap Birkaç hafta evvel elime böylesi bir kitap geçti. Sadık Usta nın Dünyayı Değiştiren Düşünürler isimli kitabının ilk cildi Hint Veda larından Giordano Bruno ya başlığıyla Yordam Kitapça sunuldu. FELSEFEYE ISINMA TURU Felsefe nedir? Felsefe ne zaman ortaya çıktı ve hangi tarihsel süreçlerin ürünü oldu? İdealizm mi yoksa materyalizm mi daha önce ortaya çıktı? Tarihten günümüze değişmeyen bir felsefi çizgi var mı? Felsefede eşitlik düşüncesinin kaynağı nedir ve ütopya ile ilişkisi nedir? gibi sorularla yola çıkan kitap, felsefenin, hatta fikrin öncesine kadar uzanıyor ve felsefeyle çokça haşır neşir olmayanların da rahatlıkla anlayabileceği yalınlıkta. Bu yolculuğun ısınma turu diyebileceğimiz Felsefenin Serüveni başlıklı sunuş bölümünde sınıflı toplumların henüz görünmediği ilk çağlardan konuşmaya başlayan Usta, felsefenin temelinde büyü nün yattığını ve o büyü nün zamanla nasıl büyüdüğünü ve bugün konuşulan iki büyük mevzuya, idealizme ve materyalizme hangi yollardan yürüdüğünü anlatıyor. Dört ciltlik çalışmanın ilk cildinde bu yolculuğun metinlerle yürüyen yanı, bilinen en eski yazılı eserler olan Hint Veda larıyla başlıyor, Uddalaka, Konfüçyüs, Lao Tse, Hesiodos, Anaksimander, Herakles, Demokrit, Platon, Aristoteles, Epikür, Lukretius, Seneca, İbn-i Sina, Leonardo da Vinci, Erasmus, Martin Luther, Thomas Münzer ve Giordano Bruno gibi pek önemli ve pek şenlikli filozoflarla sürüyor. Materyalizmi ve diyalektiği dirilten filozof Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Yalçın Büyükdağlı Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Mehmet Bozkurt Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Giordano Bruno( ) nun ölümüne kadar süren anlatı, isimlerden de anlaşıldığı üzere, hem doğuyu konuşuyor hem batıyı. Böylece pek çok çalışmada atlanan şeyi ihmal etmeyerek, insanlığın fikrî yolculuğunu bütünlük içinde ele alıyor. Doğu-batı arasında mekik dokuyan yazar bu sayede okura doğunun ve batının fikri değişimlerinin geniş ama kolay okunur bir ölçeğini de sunmuş oluyor. Bununla doğu ve batı emme basma tulumba kolu gibi batıp çıkarken fikirlerin nasıl çağladığı görülüyor. Bu çağlamaların en ilgi çekicilerinden biri şüphesiz Doğu Rönesansı başlıklı konu. Daha önce Kaynak Yayınları ndan yayımlanan, Hilmi Ziya Ülken'in, Samir Amin'in, Sadık Usta'nın ve Hasan Aydın'ın hem birbirinden farklı hem de birbirini bütünleyen dört makalesinin buluştuğu Doğu Uygarlığının Yükselişinin Tarihsel Nedenleri isimli eserde de bu konuya değinmiş olan Usta, bilimin önce İran, Hint ve Orta Asya'yı kucakladığını, sonra da Endülüs üzerinden Batı'ya yayılarak dünyalılaştığını belirtirken, biliminin Doğudaki gerileme sürecine de değiniyor, bu gerilemenin ekonomik, siyasi ve felsefi nedenlerini anlatıyor. Dünyayı Değiştiren Düşünürler in bir diğer ilginç noktası ise, kitapta çok fazla dipnotun bulunuyor olması. Bu dipnotlar bazı zorunlu alıntı ve açıklamaları belirtmenin yanı sıra, okura adeta bir ısı haritası sunarak metinlerde gözden kaçmaya müsait olan önemli noktaları belli ediyor. Okura hem filozofların metinlerinde hem de Usta nın kendi anlatısında güvenle ilerleme şansı tanıyan bu dipnotlar, hayli titizlikle ve incelikle yerleştirilmiş olduğundan konular hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan insanların da konulara vakıf olmasına imkan tanınıyor. Ancak belirtmeden geçmemek gerekir ki, bu çalışma -ne kadar ayrıntılı ve titizlikle hazırlanmış olursa olsun- bir seçki çalışması ve dolayısıyla her konunun ayrıntılı olarak anılması ve incelenmesi mümkün değil. Ancak büyük filozofların önemli eserlerinin kısımları özenle seçildiğinden ve bu sayede felsefe tarihinde materyalist ve diyalektik bakış açısının yanı sıra eşitlikçi düşünceyi dile getiren düşün adamlarının geniş yelpazesi bir araya getirildiğinden, eser seçki sınırları içinde gayet doyurucu ve etkili. Reklam Servisi Genel Müdür Yardımcısı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Sad k Usta Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ARAKABLO MUSTAFA İLKER GÜRKAN'IN MEKTUBU Altın Cümle nin değeri SEYYİT NEZİR Sevgili Seyyit, Doğu [Perinçek], Elsässer in altın cümlesi demiş. Kitapta öyle çok altın cümle var ki diğerlerine haksızlık edilmiş gibi geldi... Doğrusu bir kitap ancak bu kadar yerinde, zamanında ve hakkeder biçimde tavsiye edilmiş olabilir. Kitap öyle etkili ki, ince eleyip sık dokuyarak ikinci kez eleştirel bir okumayı zorunlu kılıyor... Türkçe baskıya önsözde, Amerikan emperyalizmi ve onun zincire vurulmuş köpekleri Siyonizm ve Vahabilik; ve finanskapital temelinde Avrupa Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ne dönüşen Avrupa Birliği deniyor (s. 11). Kitap baştan sona finans kapital temelinde AB nin ABD ye bağımlılığına dikkat çekiyor. Özellikle sıkıntılı zamanlarda emperyalist merkezler arasındaki çelişkiye olduğundan fazla rol yükleyen sol anlayışa karşı bir aşı gibi... Şu betimleme de çok ilginç: Avrupa Birliği küreselleşmenin röle istasyonu gibi çalışmaktadır. (s. 28) Şu cümlede, çok beğendiğim bir benzetmeyi öncelikle anmalıyım: Ailenin, ulusun ve dinin, ruhtan ve güçten yoksun halklar lapası içinde çözülmesine izin vermeyelim. (s. 12) Bizden ve herkesten yapılmak istenen tamı tamına bu: Halklar lapası.. Yine aynı yerde: Mücadele yurtseverlerden ve emperyalistlerden oluşan iki cephe arasındadır. ve Yurtsever, demokrasiyi akla uygun tek bir alanda, ulusal devlet sınırları içinde savunur deniyor ki, politik eğitim salonlarına kabartma harflerle yazıp asılacak cümleler. Troçki nin bir cümlesi aklıma geldi: Parti bürolarına yurt, bölge ve dünya haritaları asmak gerekir. İttifaklar - beraberlikler konusunda bir benzerliği de vurgulamalı: Mücadelenin güncelliği içinde çok farklı birliktelikler oluşur ve dağılır. Bu biliniyor da, Ülkücülerle ya da Müslümanlarla gerçekleştirilen beraberliklere tarihten bir yanıt veriyor Elsässer: Solcular ve direnişçiler Do u Perinçek, 23 Temmuz günlü Ayd nl k taki ROTA da s cak selamlar yla yine çetin bir görev yüklemi ti. Bir süre sonra da, Deniz Gezmi le birlikte DÖB ü (Devrimci Ö renci Birli i) kuran 1968 ö renci liderlerinden, imdiki Mu la Barosu Ba kan Mustafa lker Gürkan'dan bir mektup ald m. Gürkan mektubuyla, Elsässer'in kitab yla ilgili bu görevi s rtlanm oldu. Payla yorum. (Seyyit Nezir) Mustafa lker Gürkan beraber direniş mücadelesi vermeselerdi Naziler nasıl durdurulur ve Avrupa özgürlüğüne nasıl kavuşturulabilirdi? (s.16) Solculuk nedir? Azınlık hakları mı? Ötekileri savunmak mı? Sınıf dışı unsurların /sistem mağdurlarının savunulması mı? Ya da John Holloway misali, iktidar olmadan dünyayı değiştirmek iddiası mı? Yanıt açık: Sol, işçi sınıfı davası için sefalet ve yoksulluğa, baskı ve sömürüye karşı mücadele etmektir. (s. 17) Kitapta bir temel yanlış ise şu cümleyle tekrarlanıyor: En azından prensip olarak... Küreselleşme iyi bir şeydi: Yani ticaretin serbest yapıldığı... (s. 22) Aklı başında hiçbir insan, küreselleşmenin unsurları olan ama yanlışlıkla küreselleşmeyle bir tutulan, dünya ticaretinin gelişmesine, insanların daha özgürce seyahat etmesine karşı çıkmaz (s. 31) Mazlum uluslar için serbest ticaret, kapitalist-emperyalist zamanların en kötü en tehlikeli ilişki biçimlerinden biridir. Ticaret serbestisinin övgüye değer görülmesi, yazarın emperyalist bir ülkenin solcusu olmasından kaynaklanan dar görüşlülüğün ürünü kanımca (Yıldırım Koç un kulakları çınlasın). Kitapta ilk ara başlık, Her şey nasıl başladı?... Biz, sömürge oluş süreciyle gelen her şeyin 1838 Serbest Ticaret Anlaşması yla başladığını öğrenmiştik. Evrensel tam bir kazan kazan dönemi olabilir mi? Bulanık bir anlatıma işaret etmek zorundayım: 50 li 60 lı yıllar tam bir kazankazan durumunu işaret ediyordu... Eisenhower ve Kennedy, Kruşçev ve Mao, Adanauer ve Ulbricht in çağı olan altın çağlardı. Mao ve Ulbricht in çağı aynı zamanda diğerlerinin çağı nasıl oluyor? 1960 ortak bildirisinde 4 temel çelişkiden biri kapitalist sistemle sosyalist sistem arasındaki çelişki olarak tespit edilmişken, aynı dönemi tam bir kazan-kazan diye nitelemek doğru mu? Devletlerin çökmesiyle Emperyalist müdahele arasındaki ilişki için; Müdahalenin nedeni devletlerin çökmesi değil; çöküş Batının müdahalelerinin bir sonucudur (s. 25) tespiti yapılmış. Ki tersinin büyük bir emperyalist yalan olarak nasıl yaygınlaştırıldığını biliyoruz. Emperyalist müdahale, zor / güç kullanımında meşruluğu, ulus-devletlerin başındaki işbirlikçi despotların tamı tamına kleptiranik niteliğinden sağlıyor. Yöneticiler hem tiranlar hem de hırsız... Halkın bunlara tepkisi daha kötüsünün gelmesi için kullanılıyor... Bu işin içinden nasıl çıkılacak?.. Halkın aydınlatılıp yazgısını belirlemesi, hem içerden hem dışarıdan ağır şiddetle engelleniyor... İkinci soru şu: İç dinamiklerin olumlu ya da olumsuz etkileri bakımından ölçümleme ve katkı nasıl değerlendirilecek ve de uygulanacak? Bence kitapta bir de altın soru var: Demokratik ve sosyal cumhuriyeti savunmayı mı, yoksa postdemokratik ve neoliberal ultra emperyalizm içinde çözülmeyi mi seçeceğiz? Bu, 21.yy ın başında yanıtlanması gereken soru olarak önümüzde durmaktadır. F NANSAL K TLE MHA S LAHLARI Kitap başka bir kavramla önümüze yeni ufuklar açıyor anlatım kolaylıkları bakımından: Finansal kitle imha silahları... Sonra politik hedefi de gösteriyor: Finansal kitle imha silahlarının mucitleri Wall Street te oturmaktadır. Şimdi çok daha aşılmış olsa da 2008 de, yeryüzünde, bütün dünya ülkelerinin bir yıllık gayrısafi milli hasılaları toplamının 17 katı olan 863 trilyon dolar değerinde kâğıt vardı: Yani 17 kere karşılıksız... Köpüğe bakın! Ve ABD nin 2009 borcu 51 trilyon dolar... İşte Doğu nun [Perinçek] haklı ve yerinde vurguladığı altın cümle nin değeri burada ortaya çıkıyor: Günümüz kapitalizmi, artı değeri sömürerek değil, artı değer üretimini yıkıma uğratarak varlığını sürdürüyor. (s. 59) Böylece Küreselleşme denen süreçte kapitalizm, kapitalizmi inkâr eden bir aşamaya gelmiştir. Sermayenin verimliliğe göre hareket ettiği piyasa mekanizmasının yerini, ABD nin silahla dayattığı dolar saltanatı; ekonomik zorun yerini, Ortaçağ daki gibi, çıplak zor almıştır. Artık herkes, her şey satılıktır (s. 23). Ancak alım satım, 19. yüzyıl kapitalizminde olduğu gibi, eşdeğerlerin değişimi değildir. Siz ürününüzü veriyorsunuz, ABD size yeşil renkli kâğıtlar veriyor. Hayali sermaye diktası... ABD ve İngiltere nin başını çektiği dolar saltanatı, silahlı gücüne dayanarak bütün dünyayı haraca kesiyor. Peki Ortaçağ kötü müdür? Doğu [Perinçek], bu doğru saptamasından, Yeni Ortaçağ denen budur. Yeni

5 Aydınlık KİTAP 5 Ortaçağ, Eski Kapitalizm değildir savına geçiyor. Ortaçağ ın olumsuzlanmasını öneriyor. Ama bu, Avrupa için doğru; Doğu toplumları için, İslam dünyası için aynı zaman dilimi muazzam bir ilerlemeye çakışıyor. Oryantalizmle bir hesabımız olmalı diye düşünüyorum. ÜRET M TEMELD R, ÜRET M GÜÇLER BA ATTIR Savaşın ekonomik zorunluğu başlığı altındaki bölümde şöyle bir cümle var: Yaşanabilecek en kötü durum, petrol üreten ülkelerin artık dolar karşılığı satış yapmaktan vazgeçmesidir. (s. 50) Emperyalizm için en kötü durum!.. Okuyunca içim açıldı... Demek ki aslında maddi hayatın üretimi insan toplumu için önemini, belirleyici yerini koruyor. Üretim olmasa yeşil kâğıtlar ın ne hükmü olacak? Yeşil kâğıt, egemenliğini, petrolün değişimi için temel araç olma özelliği ile koruyabiliyor. Yazar, böylece, altın cümle deki saptamasında gizli karşısavı da açığa çıkarıyor. Yani: Dolar kendi başına amaç gibi görünüyor ama üretim karşısında paranın temel işlevine halâ mahkûm... Yani şu: Artı değer üretimini yıkmaya çalışmakla, dolar kendi mezarını kazıyor. Elsässer EMPERYAL ZM VE UZANTILARI Elsässer in [Emperyalizm] Ekonomik ve askeri terörü beyin yıkama programıyla birlikte yürütmektedir. saptamasının ardı sıra yazdıkları birkaç kez okunmaya değer.. Ayrıca örnekleri zenginleştirmek ve geniş kitlelere anlatmak görevi de yüklüyor bize... Solcuysak ne yapmalıyız? Emperyalizm içimizdeki uzantıları eliyle ne istiyor? Postmodern solcular devlet, işçi sınıfı ve ulus karşıtı olarak bizi de kendilerine benzetmek istemektedir. Öyleyse ulusun, ulus devletin ve işçi sınıfının safında yer tutacağız... Yazar, 68 Kuşağı, Emperyalizmi Sevmeyi Nasıl Öğrendi? başlıklı bölümde çarpıcı savlar getiriyor. Emperyalizm (ve küreselleşme) karşıtı mücadeledeki yanlış çizgilerin son derece yetkin, özlü eleştirisini de yapıyor. Hippi likle Yuppi liğin aynı şeyler olduğu, tek bir sayfada ve hiçbir şeyi boşlukta bırakmadan anlatılmış. Bu bölümün sonunda okul üniformaları sorunuyla ilgili bilgi verilmiş. Ülkemizde güncel bir konu... Yararlanılmalı (s )... Cinsel devrim meselesini de ele alan yazar, Yasaklamak yasaktır düsturunun son tahlilde vahşi kapitalizme nasıl hizmet ettiğini, her toplumun temel değerlerinden olan merhamet ve şefkat in insanlardan nasıl çekilip alındığını gösteriyor... Foucault nun görüşlerini eleştirdiği azınlık yaması, Negri eleştirisinin yer aldığı İmparatorluk: Evrensel Manifesto bölümleri her millici nin okuması gereken bölümler... Kitabı çokça değerli kılan yönü ise, eleştirmekle yetinmeyip çözümü de önermesi. Yazara göre bu vahşetten kurtulmanın reçetesi, önce Demokratik ve sosyal bir ulusal devleti gerçekleştirmektir. Finans kapitalin belinin kırılması + Yenikorumacılık + Avrasyacılık ve Emperyalizmin küreselciliğine karşı, ulusların dayanışması bu ulusal devletlerin ivedi görevleri... Doğu Perinçek, makalesinin sonunda, Bilimsel Sosyalizm ve Bilim kitabındaki Vatan Savunması ve Milli Demokratik Devrimler (s.115 vd.), Yeni Devrimler Çağı (s ) bölümlerine de bakmamızı öneriyor. Bence kitabındaki bu bölümler J. Elsässer in eserinden önce okunmalıdır. Neden? Doğu nun [Perinçek] kitabı, emperyalizm çağında vatan ve ulusun Marx tan hareketle tanımlanması yönünde sistematik bir çerçeve oluşturuyor; böylece J. Elsässer in kitabı, o sistematik içinde büyük zenginlik kazanacak ve o sistematiğe de büyük zenginlik katacaktır.

6 6 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Ölümsüzlü ünün Ölümsüzlü ünün 50. Y l nda Nâzım Hikmet şiirinde dünya halkları ve Kürtler VEYSEL ÇOLAK Bir şairin gerek kendi ülkesinde gerekse diğer ülkelerde yaşanan toplumsal olgu ve olayların her birine ilişkin; üstelik özne ve nesne belirterek, şiirler yazma zorunluluğu var mıdır? Nedense, bu konuda kimse evrensel bir kavrayışla bakamıyor soruna. Şairin ideolojisi görmezden geliniyor. Örneğin, şairin bir halka ilişkin yazdıkları; diğer halkların benzer sorunlarını da içerebileceği, içerdiği görülmüyor; ya da görülmek istenmiyor. Bağımsızlık dendiğinde, evrensel olarak karşılık bulur bu. Ulusların kaderlerini belirleme hakkı demek de, aynı genişlikte düşünülür, düşünülmeli; çünkü kuramsal bir doğru olarak, öyledir. Bu doğrultuda, açıklayıcı ve doğrulayıcı nice örnek verilebilir. Günlük konuşmalarda, Nâzım Hikmet in Kürt tarihine uzak durduğu ve şiirlerinde Kürtlere yer vermediği kimilerince sıkça dillendirilir; hatta, bu nedenle Nâzım Hikmet e duyulan öfke dile getirilir. Ermenilerden söz etmediği, bunun önemli bir eksiklik olduğu da söylenebiliyor. Oysa Nâzım Hikmet in hangi yapıtına bakılırsa bakılsın, insandan; halkların ve ulusların özgürlüğünden yana olduğu ve bu yaşamı boyunca bunun savaşımını verdiği görülür; çünkü antiemperyalisttir. Bu genişlikte bakılmayınca Nâzım Hikmet in dünya halklarına ilgisiz kaldığı söylenebiliyor. Oysa, adları geçmese de; Nâzım Hikmet ulusların kaderlerini tayin hakkına; ulusların bağımsızlık savaşlarına sonuna kadar sahip çıkmış, taraf olmuştur. Çin kurtuluş savaşını o denli içselleştirmeseydi; her halde Jakond ile Si- Ya-U yu yazmazdı. Gene Benerci Kendini Niçin Öldürdü? Hintlilerin İngiliz lere karşı verdiği bağımsızlık savaşının destanı değil midir? Nâzım, Taranta Babu ya Mektuplar daki şiirlerinde ise Afrika ulusal kurtuluş savaşları anlatılır. Ayrıca, onlarca şiirinde; Kız Çocuğu şiirinde olduğu gibi emperyalist savaşların kıyımlarına karşı çıkar; kıyıma uğrayan halkların acısını, öfkesini dile getirir. Şeyh Bedreddin Destanı nda anlatılan halk hareketi; dünya halk hareketleriyle örtüşür. Kuvâyi Milliye destanı ise; Kurtuluş Savaşı nı gerçekleştiren Türk ü, Kürt ü, Laz ı, Çerkez iyle... Anadolu insanını anlatır. Bu bağlamda, şu dizeler yeterince açıklayıcı olsa gerek: Onlar ki toprakta karınca, Suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destanımızda yalnız onların maceraları vardır. Bu dizelerde tanımlanan, bir anlamda, dünya halklarıdır. Sanatı, şiiri bu evrensel kavrayıştan yalıtmak; ister istemez, yanlış sonuçlara götürecektir. Ne yazık ki öyle de olmaktadır. Yoksa Hangi ulusa ili kin yazm olursa olsun, Nâz m Hikmet in dünya görü ü, evrensel kavray, ideolojik yap lanmas nedeniyle; yazd klar, di er halklar gibi, Kürt halk n da içermektedir Nâzım Hikmet in Kürt halkına, Ermenilere karşı duyarsız kaldığı söylenmezdi. Oysa, toplumsal konumu ne olursa olsun Türkiye de yaşayan herkes, onun Memleketimden İnsan Manzaraları (MİM) kitabında, eksiksiz yer almıştır. Böyle olduğu için, gerçeklikle yüklü; bir insanlık manzarası sunar okuyucuya. Aşağıdaki dizelerden bile kolayca anlaşılır bu. Söylendiğinin aksine özellikle Kürtlerden söz eder bu şiirde, onları sahiplenir; onlara ilişkin hoş olmayan algıları da, ironik bir dille eleştirir ve düzeltir: -biz Aydınlıyız bayan hemşire. Köylüyüz. Gedikli jandarma başçavuşudur Perihan nın babası. Zaten benim de teyze oğlum olur. Hüsnü Çavuş Mallarımız ele gitmesin diye evlendirdik. Onun gözü başkasındaymış anası zorladı. Hüsnü Çavuşla on beş yıl, bayan hemşire, kalmadı gezmediğimiz yer. Karadeniz de içinde Lazların, şarkta Kürtlerin arasında. Kürtlere kuyrukluderler yalan. Kuyrukları yok. Yalnız çok âsi, çok fakir insanlar. Zenginleri de var ama az. Beyleri... Görüleceği üzere Kürtlerin yoksullukları dile getiriliyor; ayrıca âsi oldukları söylenerek Kürt ayaklanmalarına gönderme yapılıyor, Kürtlerin az olan zenginleri, beyleri de işaretlenerek, sınıfsal sorun da ortaya konuyor. Bu kavrayışını tamamlayan başka dizeler de var Nâzım Hikmet te. Örnek: Ve şarkta akrepleri, toprak koğuşları, karpuzlarıyla ünlü hapishanede Halil in üstüne uşaklarını saldırttı Kürt beyleri ve beline inen odunla devrilmeden önce Halil aynı rahatlıkla yardı üçünün kafasını. MİM de, Kürtlerin feodal ilişkileri, bu toplumsal yapının açmazları da ortaya konur. Dizelerdeki yer ise Diyarbakır ve hapishanesidir. Görüleceği üzere Nâzım Hikmet şiirlerindeki genellemelerle özel olanın açığa çıkmasını sağlamıştır. Özetle; Nâzım Hikmet in, dünya halklarına ve Kürt halkına karşı duyarsız kaldığı, kesinlikle söylenemez. Zaten, Sorbon Üniversitesi Kürt Dili Profesörü Kürdolog Kamuran Ali Bedirhan a yazdığı bir mektupta Türkiye halkları konusunda yorum gerektirmeyen bir açıklıkla düşüncelerini ortaya koyuyor. Bu mektubun içeriğini oluşturan sosyalistçe kavrayışı görmemek olmaz. Yoksa Nâzım Hikmet e yapılan haksızlık hep devam eder. Mektup şöyle: Kökleri yüzyılların derinliklerine dalan tarihiyle, kültürüyle Kürtlerin önemli çoğunluğu Anadolu nun bir parçasında yaşar. Anadolu nun öbür parçalarında yaşayan Türk Milletini, Kürt Milleti kardeşi sayar. Her iki millet, Türk ve Kürt derebeylerinin Osmanlı imparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır, Osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her İki millet emperyalizme karşı tek bir cephe kurup çarpışmışlardır. Anadolu Milli Kurtuluş Hareketi yalnız Türkler için değil, Kürtler İçin de tarihlerinin en şerefli sayfalarından biridir. O dövüş yıllarının, sonradan Türk idarecilerince yasak edilen en unutulmaz türkülerinden biri Vurun Kürt uşağı namus günüdür diye başlar. Anadolu da yaşayan Türklerle Kürtler in arasına nifak sokmak isteyen gerici, sömürücü, karanlık kuvvetler, emperyalizmle el ele vererek halklarımızı daha kolayca ezmek istiyorlar, Kürt ve Türk halklarının bahtiyarlığa, insanca yaşamaya varmak için derebeylerine, kara kuvvetlere, şehir ve köy ağalarına, gericilere, ırkçılara, milletlerin varlıklarını ve milli haklarını inkâr edenlere, halkları birbirine düşürüp sırtlarından rahatça geçinenlere, emperyalizmin uşaklarına" karşı yürüttükleri yeni milli kurtuluş savaşının zaferi Kürt ve Türk halklarının elbirliğiyle kazanılır. Ancak böyle bir elbirliğiyle kardeş iki millet hürriyete, milli ve insani haklarına kavuşabilir. Kısacası, hangi ulusa ilişkin yazmış olursa olsun, Nâzım Hikmet in dünya görüşü, evrensel kavrayışı, ideolojik yapılanması nedeniyle; yazdıkları, diğer halklar gibi, Kürt halkını da içermektedir. Nâzım Hikmet in Ermenilerden söz eden Akşam Gezintisi şiiri de olmasaydı; ne kaybederdi şairliğinden? Durduğu yer; onun, evrensel insanî doğrulara sonuna kadar sahip çıktığını kanıtlamıyor mu? Mozambikli, Eritreli, Şilili, Filistinli... demedi diye yargılayıp yok mu sayacağız Nâzım Hikmet i? Sanırım, şiirlerdeki gizli tarihi doğru okumak gerek. Ancak o zaman imgesel bir dünya olan şiirler doğru anlamlandırılabilir. Bu arada, şiirlerin gereksindiği okuma ediminin özellikli olduğunu da anımsamakta yarar var. Bir de 1980 Şairler kuşağından Nâzım Hikmet in şair olmadığını söyleyen zavallılar var. Düşüncelerini açıkça yazsalar da hesaplaşsak ne iyi olurdu.

7 GÜLDEN TERAZİ Aydınlık KİTAP 30 A USTOS 2013 CUMA 7 ÇAKIR GÖZLÜ ZEYBEK, YANIK TENLİ BOZLAK Doğu Perinçek için uvertür MECİT ÜNAL Cemal Süreya nın 99 Yüz adlı kitabını Aydınlık-Kitap okurlarından bilmeyen hemen hemen yoktur. Bir portreler/izdüşümler galerisidir 99 Yüz. Kaynak Yayınları nın Ocak 1991 de yayımladığı kitaba yazdığı önsözde Doğu Perinçek, Cemal Süreya nın başlangıçta 99 portrede bırakmayı düşündüğünü belirtir. Cemal Süreya, Ecevit i yazmayı eski şeyleri yinelemek istemediği için erteler. Sondan bir önceki portre ise Evren olacaktır. Yazının başlığı bile hazırdır: Yılan Paşa. (Cemal Süreya Evren in yılan anlamına geldiğini söylermiş). Son izdüşüm Doğu Perinçek olacakmış. Yazacağı bu izdüşümden sohbetlerinde de söz eden Cemal Süreya nın bir de bir Aşil benzetmesi var Sohbetlerinden birinde şöyle diyor: Doğu, sen Aşil sin. Sende sihir var, vuramazlar. Ancak topuğundan vurabilirler seni. (Age, s. 11). (1) Cemal Süreya bu izdüşümü yazamadan ayrıldı aramızdan. B R AYA I AKSAK TÜRK A L Yazabilmiş olsa ortaya nasıl bir portre çıkacağını bilemeyiz. Aşil benzetmesine bakarak, yalnızca bazı tahminlerde bulunabilir, izdüşümün bu benzetme etrafında gelişeceğini ileri sürebiliriz belki bugün ancak. Doğu Perinçek i düşününce doğrusu bu imge birçok açıdan çok yerinde ve özgün bir buluştur Genel Seçimleri sırasında Aydınlık Dergisi nde Doğu Perinçek kapağı yaptığımız günlerde, kapak kapsamında düşünmüştük bir Doğu Perinçek portresi yazmayı. Sonra vazgeçildi bundan. O zaman da yazıya Cemal Süreya nın Aşil imgesiyle başlamayı kurmuştum. Bütün bir Almanya yı bisikletle dolaşan bir ayağı aksak genç Türk Aşil i de, benim bu imgeden geliştirdiğim bir ek imge olarak yer alacaktı o yazıda./ 99 Yüzü ilk okuduğumdan bu yana aklımdan çıkmayan bu özgün imge çok etkilemiştir beni. Ç O UZ UN MÜLKSÜZ O LU Hüseyin Haydar Doğu Nerede adlı şiirinde birçok imge yaratmıştır. Ben bu şiirden söz ettiğim bir yazıda Doğu yu Alp Er Tunga Destanı ve onun kahramanıyla ilişkilendirmiştim. Bana kalırsa, şair böyle bir şeyi hiç düşünmemiş de olsa, Doğu Nerede şiirinin kahramanı Doğu, Alp Er Tunga nın günümüzdeki tezahürüydü bu şiirde: Çağdaş Alp Er Tunga! İranlıların Firdevsi nin,- Şehname de kendisinden uzunca söz ettiği Türk hakanı Efrasiyâb Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig de, Kaşgarlı Mahmut Dîvân-ü Lügât it Türk te ve Ali Şir Nevai de Tarih-i Mülûk-i Acem de söz ederler Efrasiyâb dan. Hüseyin Haydar ın, geçenlerde Aydınlık ta yayımladığı Silivri Hasdal Kıtaları şiirinin İç Oğuz un Mülksüz Oğlu başlıklı 4. kıtasında Cemal Süreya nın tersine Hektor a benzettiği Doğu ise, Orada, iç denize bakan adam dır, bir yandan da sol eliyle çıkarmaktadır, sağ omuzundaki oku Eski kahramanların imgesinden yeni kahraman imgeleri, eski destanlardan yeni destanlar yaratmak şairlerin yüzlerce yıldır yapa geldikleri bir çeşit güncelleme çalışmasıdır: Edebiyatta da eski bilinmeden yeni yaratılamaz. Ama yine de, hâlâ o görüşteyim ben. Ne Hektor, ne Aşil; Doğu Perinçek, Alp Er Tunga dır. Ama ille de topuğa vurgu yapacaksak, benim imgem Türk Aksağı (2) Silivri Cezaevi, K TAP Salt Aydınlıkçılar içinde değil, en sağından en soluna tüm Türk siyasetçileri içinde en çalışkanı odur. Gazete ve dergi sayfalarındaki binlerce makale şurda dursun, Türkiye Solu ve PKK ile ulaştığı 52 kitap, dünya siyasetinde de kırılması güç bir rekordur. Türkiye de hiçbir siyasetçi sanat ve edebiyatı onun kadar bilmez. Fakat o, bir edebiyat eleştirmeni kadar yer yer hatta daha da fazla- edebiyat bilgisi, beğenisi ve görgüsüne sahiptir. Bunlar kitap ve makalelerinde merbuttur. Anayasa hukuku konusuna onun kadar vakıf Anayasa hukukçusu da yoktur. Dil konusundaki çalışmaları ise, taa Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek ten beri gelen bir şey. Aydınlık Dergisi ndeki benzersiz dil yazılarını yazan o idi. O günlerde imza atmadığı bu yazıları şimdi Rota da sürdürmesi, Türkçenin kökenleri ve diğer dillerle olan ilişkisine yapılmış çok önemli katkılardır. Doğu Perinçek in Aydınlık Dergisi nde birlikte çalıştığımız dönemde tek bir toplantıya olsun geciktiğini görmedim ben. Her toplantıya dergiyi baştan sona okumuş, notlar almış, gelecek sayı için öneriler hazırlamış olarak gelirdi. Hem de başlık ve alt başlık önerileriyle birlikte Türkiye de Şinasi den bu yana yetişmiş on büyük gazeteci varsa, onlardan biri Doğu Perinçek tir. Beş büyük gazeteci varsa, beşinden biri de mutlaka odur Bir gazetecinin büyüklüğü neyle ölçülür? Yetiştirdiği gazeteci sayısıyla mı, yayımladığı dergi-gazete sayısıyla mı, yaptığı gazeteciliğin yarattığı toplumsal-siyasal-kültürel etkiyle mi, yoksa yazdığı makale sayısıyla mı? Bunların dördü de Doğu Perinçek te fazlasıyla var! TÜRK AKSA I Çıra gibi yanan gözleriyle inanıp savunduğu görüşlere anlam üstüne anlam katan bir Doğu Perinçek imgesi Yargılanan değil, yargılayan bir Doğu Perinçek imgesi ki, o savunma şimdiden tarihe mal olmuş bir milli hukuk ve milli siyaset belgesidir. Hücresinde okuduğu kitaptan başını kaldırıp o işlek el yazısıyla notlar alan bir Doğu Perinçek imgesi. Gönderilmiş her mektuba cevap yazan münşi. Kuşlara, çiçeklere, böceklere selam veren adam. Bir çocuk kadar saf; inanır söylediklerine, çünkü kendi gibi doğru bilir herkesi. Bilge ve aydın. Yiğit ve öncü. İki asrın en büyük Türk devrimcisi. Uzun soluklu dalgıç, yorulmaz maratoncu. Çakır gözlü zeybek. Yanık tenli bozlak. Köroğlu koçaklaması. Kökleri Orta Asya bozkırlarına uzanan Türk aksağı ki bunların her biri ele alınıp ayrı ayrı yazılacak izdü- şümlerdir,- gelip gelip sanki Doğu Perinçek te vücut bulmuştur. İşte bu yüzden o ağırlaştırılmış müebbet, ancak suçunu soranları korkutur. Yerimiz bitti ama, izdüşüm bitmedi. Bir yazıyla bitecek bir portre değil elbet yedi düvele kafa tutan adamın portresi. Yazının başlığı da zaten, işte bu nedenle uvertür. (1) Ölümlü bir baba ile bir tanrıçanın oğlu olan, eski Yunan mitoloji kahramanlarından Aşil i Akhilleus,- doğduğunda annesi ölümsüzlük nehrinde yıkarken sol topuğundan tutarak suya batırmıştır. O sırada Zeus un gelmesiyle topuğu dışarıda kalır. Tümüyle ölümsüzlük kazanamayan Aşil in yalnızca topuğundan vurulursa öleceğine inanılır. Truva savaşlarında teke tek döğüşte Hektor u öldüren Aşil, Paris in zehirli okuyla topuğundan vurularak öldürülecektir. (2) Ulusal müziğimizdeki yaygın usûllerden olan ve bir nim sofyan ile bir semaiden oluşan bu usül, tarihte binlerce yıl içinde binlerce kilometre yol yaptı. Bugünkü makam zenginliğine Anadolu da ulaştı. Klasik ve halk müziğimizde bu usülde çeşitli makamlarda yüzlerce eser bulunmaktadır. Geçen hafta sözünü ettiğim Vardar Ovası türküsü de bu usülde ve hicaz makamındadır.

8 8 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK PERİNÇEK, SOLUN SINAVINI MERCEK ALTINA ALIYOR: TÜRKİYE SOLU VE PKK Kürdümüzle birlikte özgürleşmek ALİ RIZA ÖZKAN Otuz yıldır Türkiye nin başat gündem maddelerinden biri olmaktan düşmeyen PKK nin Türkiye Solu tarafından tahlil edilmesi sürekli sıkıntı yaratmıştır. Bu sıkıntının bir yanında, PKK nin elindeki şiddet gücünün tehdit ve şantaj kurgulama kapasitesi yer alıyorsa, terazinin diğer kefesinde ise, PKK ile birlikte görünmekle elde edilebilecek sözüm ona avantajların yarattığı sarhoşluk yer alır. İthal kitlesellik, kolayca elde edilen maddi kaynaklar, siyasette kavuşulan sanal ağırlık gibi, PKK ile işbirliği yapan sözde aydın veya grupların bir dönem elde ettiklerini sandıkları ve tersi durumda hiçbir zaman sahip olamayacakları avantajlar pek çok sosyalist örgütlenmenin sonuçta kendi varlığının dahi sorgulanmasına yol açan bir sıkıntı nın kaynağı olmuştur. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve temsil ettiği siyasi hareket, PKK nin çıkışından itibaren bedel ödeyen bir sıkıntı nın muhatabı oldu. Emekçi sınıfların birliği ve demokratik devrimin temel rotası olan anti emperyalizm duruşlarından taviz vermeyen Perinçek ve arkadaşları, PKK nin varlığı nedeniyle Türkiye de en ağır bedelleri ödemek zorunda bırakıldılar. Onlarca parti üyesi PKK tarafından katledildi. Doğu Perinçek e ve başka parti yöneticilerine karşı kurulan komplolarda PKK bağlantısı ortaya çıktı. Kontrgerilla ve PKK, deyim yerindeyse, Perinçek ve arkadaşlarını engellemek, tuzağa düşürmek ve katletmek için şeytani bir ittifak içerisindeydi. 70 li yıllardan bugüne süregelen bu mücadelenin izlerini şimdi, bizzat Perinçek in kaleminden, Türkiye Solu ve PKK adıyla yayımlanan son kitabından sürüyoruz. SOSYAL ZM VE M LLÎ MESELE Milliyetler meselesi üzerine programatik düzeyde ilk çalışmaları ortaya koyan Doğu Perinçek in temsil ettiği ve bugün İşçi Partisi ile vücut bulan siyasi geleneğin teorik çalışmalarının dünya sosyalistlerinin deneyimleri ve teorik birikiminden azami oranda faydalandığı kitabın ilk bölümünde ve özellikle de 5. bölümünde ortaya konuyor. İnsanlığın özgürlük ve eşitlik mücadeleleri içerisinde millî mesele nin tayin edici bir rolü olduğunu ve bu rolün emperyalizmin sosyalizme ve ezilen ülkelere karşı saldırısıyla yakından ilgili olduğunu anlıyoruz. Ezilen dünyanın ve sosyalist ülkelerin emperyalizme karşı Türkiye Solu ve PKK, Do u Perinçek, Kaynak Yay nlar, 221 s. Cizre Mitingi 1991 mücadelesinin bir parçası olmayı reddeden millî hareketler önünde sonunda emperyalizmin enstrümanı haline geliyor. Kimi hareketler bunun farkına dahi varmıyor. Kimileri ise, Abdullah Öcalan örneğinde olduğu gibi, gönüllü olarak ABD ve NATO güvencesinde sürgüne dahi gitmeye razı olacak kadar araçsal laşmıştır! Abdullah Öcalan, konumuna araçsal bir değer biçilmesini anlamlandırırken, aslında emperyalizmin emrinden çıkmayacağına dair yemin etmektedir. Bu durumda ise, şiddeti temel mücadele yöntemi olarak benimseyen bir hareketin amacı özgürlük ve eşitlik içinde yaşamak değil, emperyalizmin saldırıları karşısında hedef ülkenin hareket alanını kısıtlamak olarak şekilleniyor. Dünya sosyalistlerinin edindiği bu deneyimi Türkiye nin de yaklaşık 30 yıldır özdeneyimi ile yaşıyor olması, bu tespitleri daha da anlamlı kılıyor. LEN N N ZAYIF HALKA TEOR S emperyalizm tahlilinden hareketle Lenin, artık Marx zamanındaki devrim teorisinin geçerli olmayacağını saptadı. Devrim, 19. yüzyıldaki gibi ülke içindeki sınıfsal kamplaşmaların bir ürünü olmayacaktı. Devrim, artık emperyalizm ile sömürdüğü ülke arasındaki çelişmenin çözülmesiydi. (s. 144) Lenin bu saptamaya bağlı olarak, devrimin emperyalizmin en zayıf halkasında gerçekleşeceğini öngörür. Emperyalist sistemi merkezden periferiye doğru siyasi, askeri ve ekonomik bağımlılığın görecelileştiği bir zincir halkaları olarak tarif eden Lenin, devrimin de bu zincirin en zayıf halkasında mümkün olabileceği saptaması yapar. Ancak, Türkiye Solu nun bir kısmı, Lenin in teorik çalışmalarını dikkate almaz ve Lenin i inkâr edercesine, 19. yüzyılın teorileri ile 20. hatta 21. yüzyılı açıklamaya ve yorumlamaya kalkışırlar. Sosyalist Solun PKK konusundaki yanlışlarının hepsi, Lenin in ispatlanmış olan dünya tahlili ve devrim teorisinin reddine ve emperyalizmin kuyruğuna takılan 2. Enternasyonal döneklerinin teorilerinin kabulüne dayanır. Halbuki, dikkate almadıkları gerçek şudur: Ezilen Dünya ülkeleri içindeki etnik ve mezhepsel savaşları bizzat İngiltere ve ABD gibi 20. yüzyılın büyük emperyalist devletleri tezgâhlamışlardır. (s. 145) Öte yandan, küreselleşme adı verilen büyük emperyalist saldırının en temel taleplerinden biri de, 20. yüzyılda ezilen dünyanın en büyük kazanımı olan ulusdevletleri ortadan kaldırmaktı. Nitekim, Türkiye nin de içinde yer aldığı coğrafya için hazırlanan Büyük Ortadoğu Projesi nin önde gelen hedefinin ulusdevletleri yıkmak ve yerine kukla yönetimler yerleştirerek bölgeyi kontrol etmek olduğu, özellikle de Arap Baharı ile birlikte yaşananlar değerlendirildiğinde, tartışmaya gerek bırakmayacak açıklıkta önümüzde duruyor. Ülkemizde ulus-devlet, Cumhuriyet Devrimi nin kazanımları, millet varlığını ve birliğini ifadeden her şeyi topyekun mücadele listesi ne alan Türkiye Solu, Perinçek in tanımıyla temiz niyetli olsalar da, BOP saldırısının araçsallaştırılan unsurları olmaktan kurtulamıyorlar. GER C M LLET OLUR MU? Kimi zamanlarda milletlerin, kavimlerin kendileri gerici konumlara düşebilmişlerdir. Bu bir tarih gerçeğidir. Sosyalistlerimizi belki daha kolay ikna edebiliriz umuduyla belirtelim, Marx da Lenin de, başka büyük devrimciler de, bazı durumlarda gerici halklardan,

9 KAPAK Aydınlık KİTAP 30 A USTOS 2013 CUMA 9 emperyalist işbirlikçisi milletler den, emperyalist milletler den söz etmişlerdir. Ezen-Ezilen Millet kamplaşmasının kendisi, bu saptamayı içerir. İngiliz milletinin, Alman milletinin, ABD milletinin düştüğü konumları, insanlık kendi pratiğinde gördü. (s ) Çağımızın ayrışma kriterleri açısından değerlendirecek olursak, ezilen milletlerin emperyalizmle çatışmalarında saldırgan güçlerin yanında yer alan, hatta emperyalist saldırganların gönüllü askerliğini yapmaya kalkışan halkların gerici halklar arasında sayılması gerekir. Yani, sadece ezilen dünyanın sömürüsünden pay alan emperyalist ülkelerin milletleri değil, aynı zamanda ezilen dünya içerisinde yer alsa da, siyasi konumu ezenlerin dünyasında ifade bulan milletlerin de gerici milletler tanımını hak ettiğini söylemek mümkündür. Ermeni ve Kürt milliyetçiliğinin tarihleri ise, emperyalizmle işbirliği tarihidir. Bu da acıdır, ama bir gelenektir. (s. 150) Türkiye nin eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle bütünleşmeyen ve ayrılıkçılığı dayatan bir milliyetçi hareketin ezilen dünyanın gelecek ütopyasında kendisine yer açması imkânsızlaşır. Hatta, bizzat Abdullah Öcalan ın ifade ettiği gibi, tersine kendi araçsal lığını sadece Türk milletine dayatmakla kalmaz, üstelik Ortadoğu nun diğer mazlum halklarına karşı da genişletmek yönünde sunabilir. DÜNÜ VE BUGÜNÜ LE PKK Doğu Perinçek PKK nin tarihini 7 farklı döneme bölerek inceliyor e kadar olan dönem Gladyo nun göz yumması ile devrimci örgütlere terör uygulanan dönem olarak ele alınıyor. PKK nin sadece sol ve devrimci örgütlere karşı şiddet uyguladığı dönem, Kontrgerilla nın böcek yiyen böcekler teorisinin uygulandığı dönemdir. Yüzlerce devrimcinin bu dönemde PKK tarafından katledildiği biliniyor. PKK nin bu dönemde MİT ve Kontrgerilla denetiminde yönlendirildiği Abdullah Öcalan ın ifadeleriyle, artık kesin olarak biliniyor. Perinçek 1980 ile 1991 arasındaki ikinci dönemi, Hafız Esad ın istihbarat örgütü Muhaberat tarafından kontrol edildiği dönem olarak tanımlıyor. Muhaberat tarafından kullanılmayı gönüllü kabul eden Öcalan, bu durumu Taner Akçam a şöyle ifade ediyor: Beni kullansınlar, çok önemli değil. Bana birkaç yıl lazım. (s. 29) Gerçekten de, Suriye yönetimi ABD nin Türkiye üzerinden Müslüman Kardeşler i ülke içindeki kışkırtmalarda kullanmasına karşılık, ayrılıkçı terör ile Türkiye yi vurmayı hesaplamıştı. Perinçek bu dönemde PKK nin daha ABD güdümünde olmadığını altını çiziyor sonrasında PKK pratiğinin Suriye denetiminde oluşu, ABD güdümünde olmadığını da ifade ediyor. Burası önemli, çünkü PKK yi her dönem somut ilişkilerine bakmadan ABD güdümlü ilan etmek, bir kısım Türkiye yöneticilerinin ve bağnaz milliyetçilerin kolayına gelmiştir. (s. 30) ABD nin 1991 Ocak ayında Irak a saldırması Ortadoğu da tüm dengeleri alt üst etti. Artık, bütün bölge büyük bir saldırı tehdidi altındaydı. Ancak, irili ufaklı pekçok örgüt de, yeni konjonktörü tarihsel fırsat olarak değerlendirdi. Bunlardan biri de PKK idi. Suriye ilişkisi nedeniyle arasında PKK bir bakıma iki başlı hale gelmişti. Irak ın kuzeyinde, asıl örgütlenme ve silahlı güç vardı. Bu örgüt, ABD işgal kuvvetlerinin denetimine girmişti. Abdullah Öcalan ise Şam da oturduğu için, Suriye nin isteklerini de uygulamak zorunda kalıyordu. (s. 32) ABD nin Öcalan Operasyonu özünde, PKK yi doğrudan ve tamamen kontrol etmek düşüncesi ile yakından ilgilidir. Perinçek, 21 Şubat 1999 tarihinde, Öcalan Türkiye ye verilirken ABD nin isteklerini şöyle tahlil etmiş Bir; Kuzey Irak ta kukla Kürt devletine koruyuculuk ve bunun doğal sonucu, kriz bölgelerinde ABD nin müdahale gücü misyonunun benimsenmesi. İki; 28 Şubat sürecinin durdurulması ve ılımlı İslam. Üç; Mafya-Tarikat-Gladyo diktasının sürdürülmesi yoluyla İkinci Cumhuriyet. (s. 34) Perinçek e göre, 1999 ile 2004 arasında Abdullah Öcalan ve PKK Kemalistlerle Yürüme Dönemi yaşadı. Bu dönemin anlatılması, belki de kitabın en önemli bölümü. Birincisi, ayrılıkçılığın yerini birlikçi bir tutuma bırakmasının örneklerini içermesi nedeniyledir. İkincisi ise, millî meselenin çözümünün yollarını göstermesi bakımından az deneyimlerimizden olması nedeniyle. Öcalan, yılları arasında, Atatürk Milliyetçiliğini savundu. Kemalist yönetimin Kürt isyanlarını bastırmasını haklı buldu. Çünkü isyancılar gerici, Kemalist Cumhuriyet ise ilerici idi. Hatta Apo, 28 Şubat ı da destekledi. ABD ve AB nin Kürt sorununa müdahalesine karşı tavır aldı ve PKK nin silahlı güçlerinin Türkiye sınırları dışına çıkarılmasını sağladı. (s. 44) Perinçek, 2003 yılında Irak ın işgal edilmesi sonrasında PKK nin tekrar ABD denetimine girdiği tespiti yapıyor. Türkiye deki işbirlikçi iktidar, kendi hapishanesindeki ayrılıkçı örgüt liderini, Türkiye yi bölme planı uygulayan ABD nin eline teslim etmiştir. (s. 53) PKK nin 2006 yılından itibaren AKP üzerinden uygulamaya konan planların araç ı haline geldiğini gözlemliyoruz. ABD Türkiye ile ilişkiler tarihinde bulduğu en sadık müttefiki aracılığı ile projesini adım adım gerçekleştirmeye başlamıştır. Bunlardan belki de ilki, PKK nin Ortadoğu daki Kürt Kapanı na oyuncu olarak dahil edilmesinin önünün açılmasıydı. Bunun için öncelikli hedef ise, ulusal direnç noktalarının elimine edilmesiydi. TSK nin sistemli olarak itibarsızlaştırılmasına yönelik komplolar, Ergenekon, Balyoz gibi davalar, ulusal direnişi temsil eden aydın ve siyasetçilerin tutuklanması vs. Türkiye nin ulus-devlet direncini kırmak hedefli organizasyonlar olarak ortaya çıktı. PKK ye çizilen yol haritaları artık ABD de tasarlanıp Türkiye de uygulamaya konuyordu. Öyle bir yol haritası ki, ABD, AB, Abdullah Gül, Abdullah Öcalan, TÜSİAD, TESEV, sivil toplum dönekleri, Barzani, Talabani, cümbür cemaat tam kadro mevcut. (s. 65) M LLÎ MESELEN N ÇÖZÜMÜ: M LLÎ B RL K Kürt milliyetçiliği tarihsel olarak, ayrılıkçılığı dayatmasıyla emperyalizme karşı eşitlik ve özgürlük talebini sekteye uğratan bir karşı-devrim enstrümanına dönüştü. Ezilenlerin dünyasında bir gelecek aramak yerine, emperyalistlerin bölge ülkelerine ve en çok da Türkiye ye karşı şantaj ve baskı kurmak için kullandıkları hizmetkâr olmayı kabullendi. Böyle yaparak, en çok da Kürtlere zarar verdi. Halkların komşularıyla düşmanlık içerisinde bir gelecek kuramayacakları gerçeğini ıskaladı. Halbuki, Kürtlere en gerekli dostluklar, komşularından gelecekti. Peki, her şey için çok mu geç kalındı? Perinçek e göre, hayır. Hiçbir şeye geç kalınmış sayılmaz. Hele ki, Türkiye nin emperyalizme karşı verdiği eşitlik ve özgürlük kavgası söz konusu ise Halk hareketiyle ortaya çıkan Cumhuriyet Hükümeti seçeneği, çok hızlı bir süreçte Hakkâri den Siverek e kadar Kürdümüzün de umudu olacaktır. Çünkü Türkiye nin bağımsızlık ve özgürlük hareketi, tarih boyunca Kürdümüzü kucaklamış ve bağrına basmıştır. Kürdümüz de tarih boyunca Türkiye nin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin dışında kalmamıştır. Kimi solcularımız sanıyorlar ki, Kürdü etkilemenin yolu, PKK nin taleplerine ortak olmaktır. Büyük yanılgıdır ve emperyalizmin cephesine giden yoldur! Bugün Kürdümüz için en değerli şey, birliktir. Biz Kürdümüzle birlik halinde özgürlüğe ve zenginliğe yürüme kararındayız.

10 10 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Ruh yaralarını edebiyat sarar DAMLA YAZICI Geçtiğimiz haftalarda depremi bir kez daha hatırladık. 17 Ağustos 1999, bazılarımızda derin yaralar, bazılarımızda sıyrıklar bıraktı. Ama hiçbirimizi es geçmedi. Tam da bu günlerde Alakarga Yayınları tarafından Fay Boşluğu adlı kitap yayımlandı. Bu kitap depremden nasıl korunuruz temalı bir kitap değil, Türk öykücülüğünde yüzlerce metin arasından ayıklanıp çıkarılmış bir deprem öyküleri derlemesi. İçinde Nezihe Meriç ten Halikarnas Balıkçısı na, Ömer Seyfettin den Bilge Karasu ya 27 yazarın öyküleri yer alıyor. Biz de bu titiz derlemeyi hazırlayan Kadir Yüksel ile bir sohbet gerçekleştirdik. Ve kitabın telif haklarının bir kısmının AKUT a bağışlandığını belirtmeliyiz. Bu vesileyle biz de AKUT un yolunu tuttuk ve kurucusu Nasuh Mahruki ile AKUT ve deprem üzerine konuştuk. Fay Boşluğu kitabı edebiyatımızda önemli birçok yazarın deprem ile ilgili öykülerinin derlenmesi ile oluştu, bu fikir nereden doğdu? Öncelikle ben doğma büyüme İzmit liyim yılındaki büyük Gölcük depreminde de İzmit teydim. Depremin tam içindeydim. Çok şey yaşandı, bugün bile gözümün önünden gitmeyen şeylere tanıklık ettim. Çok zor günlerdi. O zamanlar yayımladığım bir öykü dergisi vardı: Üçüncü Öyküler. Dergide bir deprem özel sayısı yapmak için depremi yaşayanlardan öykü yazmalarını istedim. Elbette çok zordu o kötü günlere tanıklık etmiş yazar dostlarımın öykü yazmaları. Gene de yazılabilen öykülerle bir özel sayı oluşturduk. O günden sonra okuduğum deprem öykülerini bir kenara not almaya başladım. Birkaç yıl sonra da böyle bir derleme hazırlamaya giriştim. Boynumda bir borç gibi asılı duruyordu bu derleme. Büyük bir tarama ve eleme süreci gerçekleşti elbette öyküleri belirlerken, bu Fay Bo lu u, Kadir Yüksel, Alakarga Sanat Yay nlar, 320 s. süreci biraz anlatabilir misiniz? İki yıla yakın bir sürede ulaşabildiğim bütün öykü kitaplarını taradım. Şöyle söyleyeyim, Samipaşazade Sezai nin öykülerinden bugüne kadar yayımlanan öykü kitaplarının listesini aldım önüme ve çoğuna ulaştım. Eski TDK nın öykü özel sayısında ve Adam Öykü nün ilk sayılarından birinde yer alan öykü kitapları listelerine farklı kitaplardan edindiğim yazar adları ve kitapları da ekleniyordu. Sahaf sahaf dolaştım İstanbul da, edebiyatçı dostlarımın kitaplıklarına daldım. Üniversite kitaplıklarından soruşturdum. Aslında bir yanıyla deprem öyküleri ararken bir yanıyla da öykücülüğümüzün tarihsel gelişimi tarıyordum. Çok şey kazandırdı bana. Bir de ülkemizde gerçekleşen depremlerin listelerini çıkardım. Özellikle yıkıma yol açan büyük depremleri sıraladım. O tarihlerde ve hemen ertesi yıllarda yayımlanan öykü kitaplarını daha bir dikkatli inceledim. Bu da doğru bir yöntemdi, çünkü o dönemlerde öyküler yazıldığını gördüm. Özellikle 1999 depremi sonrasında daha önceki yıllarda yazılanlardan daha çok deprem öyküsü yazıldığını söyleyebilirim. Bu derleme elbette bulduğum bütün öyküleri içermiyor. Altmışa yakın öykünün içinden seçtiğim yirmi sekiz öykü yer alıyor. Öyküler ardı ardına okunduğunda, öncesiyle, sarsıntısıyla, sonrasıyla, tortularıyla depremin bütün aşamalarının görülebilmesini istedim. Öyküleri böyle bir anlayışla dizdim. Şunu mutlaka belirtmek isterim. Sait Faik in bir öyküsü vardı ve yeni yayımcısının ilgisizliği nedeniyle izin almakta güçlük yaşadık, öyküye yer veremedik. Çok istememe karşın yer veremediğim böyle birkaç öykü oldu. Edebiyatımızın deprem vb felaketlere yaklaşımı genel olarak nasıl tanımlarsınız? Her yanı fay hatlarıyla çevrili bir ülke için edebiyatımızın depreme yaklaşımının eksik olduğunu düşünüyorum. Özellikle 1999 depremine kadar bu böyle depreminden sonra özellikle genç yazarların öykülerinde, romanlarında depreme yer verdiğini görüyoruz. Bunun nedeni bence Kadir Yüksel 1999 depreminin yarattığı etkidir. Özellikle 1999 depremini televizyonlardan naklen seyretti tüm ülke, bir de o dönemde oluşan toplumsal dayanışma çok etkileyiciydi. Bana ilginç gelen toplumcu düşüncedeki yazarlarımızın depremin yaşattıklarını edebiyata, özellikle öyküye çok az yansıtmaları 1950 Kuşağı öykücüleri için de söyleyebiliriz aynı şeyi. Bunun bir eleştiri olarak algılanmamasını isterim, bu sadece bir saptama. Bu türden felaketler sonrasında yaraların sarılmasında edebiyatın payına düşen nedir? Edebiyat maddi yaraların sarılmasına yarar mı, bilmiyorum? Ama depremin ruhlarımızda açtığı yaralara etkili olacağını düşünüyorum. Çünkü 1999 depreminde tam içinde yaşadığımda gördüm ki, deprem sonrası ruhlarda oluşan yıkımlar da, maddi yıkımlar kadar acı veriyor. Edebiyat, ruhlarımızdaki çöküntüyü, temelin değil insanın çürüğünü anlatabilmek için önemli. İnsanın çürüğüne, insandaki çöküntüye karşı bilincimizi geliştirmemiz için önemli. Yaşanan bütün acıları paylaşabilmek ve çağına tanıklık edebilmek için önemli Kitabın telif hakkının bir kısmı AKUT a bağışlanıyor, bu nasıl oldu, neden böyle bir şeye karar verdiniz? AKUT neredeyse 1999 depremiyle özdeşleşmiş bir kuruluş. O acı günlerin içinde yaşamış kiminle konuşursanız konuşun AKUT tan ve yabancı kurtarma ekiplerinden söz edecektir. Ticari bir kaygıdan daha çok bir sorumluluk düşüncesiyle hazırladık bu derlemeyi. Bu sorumluluk düşüncemizi toplumda da kabul görmüş, depremle bütünleşmiş bir kuruluşla paylaşmak istedik. Bunu yazarlarımızla paylaştık ve hepsinden olumlu yanıt aldık. Bu da yazarlarımızın depremin acılarını paylaşmaya bir katkısıdır. Kitapta yazarlardan deprem öyküleri okuyoruz, peki deprem sizin için ne ifade ediyor? Ne yazık ki ülkemiz deprem gerçeğini bir türlü kavrayıp çözemiyor. Gerekli önlemleri almış gibi görünüyoruz ama deprem olup bittikten bir süre sonra unutuyoruz ve bir sonraki depreme kadar gene aynı hataları yapıyoruz. Gene imara açılmayacak yerleri imara açıyoruz, gene binalarımızı sağlam yapmıyoruz, gene bir kat fazla çıkmanın hesaplarını yapıyoruz, gene denetimi aksatıyoruz, gene denizleri dolduruyoruz Örneğin bir İstanbul depreminden söz ediliyor, ne kadar hazırlıklıyız böyle bir depreme. Eğer bilim adamlarının söyledikleri gibi bir deprem gerçekleşirse Doğrusu, düşünmek bile istemiyorum yaşanacak acıları Kitabın giriş yazısında da sözünü etmiştim; beni en çok irkilten söz depremle yaşamaya alışmalıyız sözü. Ne kadar alışkanlıklar canlısıyız. Neye alışacağız? Depreme! Faya! Binanın çürüğünü, kaçak katları, yapılmayan denetimleri, vurgunları bir kenara atalım ve depreme alışalım, öyle mi? Her şeyi tevekkülle karşılayalım, 7.4 yetmedi mi diye soralım, kılımızı bile kıpırdatmadan, çare düşünmeden alışalım yeter ki. İnsanın çürüğünü sorgulamayalım ama depreme alışalım, ne güzel? Peki, ruhlarımızdaki depreme alışmanın kolay olduğunu mu sanıyorsunuz? Deprem olağan seyrinde ilerleyen bir doğa olayıdır, doğa olayı olarak öldürücü değildir. Depremi korkunç hale getiren, öldürücü kılan ne yazık ki insanlardır.

11 Aydınlık KİTAP 30 A USTOS 2013 CUMA 11 Yazarların desteği AKUT a Türkiye sizi dağcılık alanındaki faaliyetlerinizle tanıdı. Daha sonra Gölcük Depremi nde AKUT adını duyurdu. Bu arama kurtarma ekibi yönelimi nereden doğdu? 1994 yılı Kasım ayında Bolkar Dağları nda bir dağ kazası yaşandı. O dönemlerde ben profesyonel dağcıydım. Türkiye de organize bir arama kurtarma takımı yoktu. Böyle olaylar olduğunda da dağcılar gönüllü olarak bölgeye gider çalışmalar yapardı. Bu olayda da öyle oldu. Haberi alınca bütün yetkili dağcılar işini gücünü bırakıp bölgeye gitti. Çünkü bir seferde iki dağcının kaybından bahsediyoruz burada. Kaza haberi yayılır yayılmaz Türkiye nin her tarafından yetkili dağcılarla bölgeye geldik ve arama çalışmalarını başlattık. İki grup halinde 14 gün aradık çocukları, bulamadık. Birinin cenazesini sekiz ay sonra bir çoban buldu, diğeri hala bulunamadı. Bu olaydan sonra benim de aralarında bulunduğum bir avuç dağcı, oturduk, birtakım toplantılar yaptık ve çeşitli öngörülerde bulunduk gelecekle alakalı. Oradan iyi bir ders aldık çünkü. Hepimiz iyi dağcılarız. O dönemde benden başka altı yedi tane daha 7000 metrenin üzerine tırmanmış dağcılar vardı. Ama dediğim gibi arama çalışması sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine gelecekteki olası kazalara hazırlanalım diyerek örgütlenmeye karar verdik yılı tamamen bu çalışmalarla geçti. Oturduk, arama kurtarma ile ilgili kimde ne bilgi var araştırdık. O sırada çok acı bir gerçekle karşılaştık. Biz dağ ve doğa sporlarındaki kazaları araştırırken gördük ki, Türkiye bir doğal afet ülkesiymiş. Birkaç yılda çok ciddi yıkımlara yol açan seller yaşanıyormuş, birkaç on yılda bir kitlesel afete dönüşen depremler yaşanıyormuş. Bu yüzden düşündük ki, ekibimizin çalışmalarını sadece dağlarla doğayla sınırlı tutmamalıyız. İhtiyaç halinde gideriz, depremde, selde, her yerde çalışmalar yaparız, dedik. Nitekim 14 Mart 1996 tarihinde de tam bu düşünceyle, dağ ve doğanın yanısıra, deprem, sel gibi doğal afetlerde ve büyük kazalarda can kaybını en aza indirmeyi misyon olarak seçen bir sivil toplum kuruluşu olarak AKUT Arama Kurtarma Derneği ni kurduk. AKUT tan önce böyle bir arama kurtarma ekibi var mıymış daha önce? Hayır. Sadece devletin Sivil Savunma ekibi vardı. O da tüm Türkiye de 110 kişilik bir ekipti, İstanbul, Ankara, Erzurum, üç tane takımları vardı. Sadece depremde ve selde çalışırlardı. Devletin AKUT u tanıması Gölcük depremiyle mi gerçekleşti? Hayır, Adana Ceyhan depremiyle Haziran ında Adana Ceyhan depremi olduğunda Bülent Ecevit başbakandı. Bülent Ecevit sivil topluma çok inanan ve güvenen bir başbakandı ve Türkiye de bunun önünün açılmasını çok istiyordu. Hatta biz Ceyhan depremine Bülent Ecevit in uçağıyla gittik. Orada da çok güzel işler yaptık, iki kişiyi kurtardık. Hatice Öğretmeni ve 11 yaşındaki Sercan ı. AKUT un enkazlarda kurtardığı ilk insan Hatice Öğretmen dir. Bu depremden öncesi tabii sürekli eğitimler, tatbikatlar, hazırlıklarla geçti. Hatta Esenler Belediyesi nin yıkacağı bir binayı kullandık. Önceden belediyeyle anlaşarak, binanın içine plastik mankenler, masa, sandalye, ev ofis eşyaları yerleştirdik. Hepsinin resmi çekildi, haritası çıkartıldı. Bina yıkıldıktan sonra, insanlar nerde hayatta kalma şansına sahip, nerelerde enkaz altında kalıyorlar, bunların hesabını yapmaya çalıştık. Devletten bir pay, bütçe alıyor musunuz? Payları ne yazık ki kendi oluşumlarına Damla Yaz c ile Nasuh Mahruki veriyorlar, bize bir şey düşmüyor. Tabii biz kendi yağımızla kavruluyoruz. Pay versinler demiyorum. Halkın AKUT a güveni sonsuz. En güvenilir sivil toplum kuruluşu. Halkın güveninin yanı sıra çok kabiliyetli çocuklarımız var. Yurtdışında da projeler yapıyoruz. Devletten hayır gelmeyeceğini anlayınca AKUT u kendimiz yürütmeye başladık. Biraz da şunda bilendik aslında, 2006 yılında, AKUT un onuncu yılında, o zamana dek 700 küsur insan kurtarmışız afetlerden, şimdi 1800 e yaklaştı, bir kamu spotu hazırlamıştık, sms yollayıp bağış yapın diye. Anlaştık televizyonlarla ama RTÜK izin vermedi. Hâlbuki böyle bir yetkisi yok. Çünkü biz kamu yararına çalışan bir kuruluşuz. Mahkeme verdik, birbirimize girdik. iki sene sürdü, kazandık ama iki sene bağış toplayamadık. Bütün AKUT yapılanmasında beş maaşlı personelimiz var, onlar da sekretarya işiyle uğraşıyorlar. Onun dışında her şey gönüllü olarak yapılıyor. Hayat kurtardığımız arabalara motor taşıt vergisi ödüyoruz. 32 bölgeye dağıtılmış araçlarımız var. 300 civarında telsizimiz var. Telsizler için de cihaz kullanım bedeli ve frekans ücreti diye saçma sapan bedeller ödüyoruz. Ama devletten bir bütçe, destek hiçbir zaman almadık ten bu yana defalarca dilekçe verdim. Artık vazgeçtim. İnsanlardan bağış istiyoruz, sonra onların bir kısmını devlete vergi olarak ödüyoruz. Bu beni vicdanen rahatsız ediyor. Kepazelikten başka bir şey değil. İnsanların 17 Ağustos tan bu yana doğal afetler hususunda bilinçlendiğini düşünüyor musunuz? Yoksa her şey aynı mı? Aslında tabii ciddi bir bilinçlenme var. Hiçbirimiz 1999 depreminden önceki gibi değiliz. Ama, maalesef yapılanlar yetersiz. Aradan 14 sene geçti. Mevcut yapılar aynı şekilde duruyor, büyük şehirler en büyük problem burada. Arama kurtarma ekiplerinin sayısı inanılmaz arttırıldı, ama tabii afet yönetimi sadece arama kurtarmayla çözülecek bir şey değil, çünkü müdahale safhası sadece bir aşama. Afet yönetimi, afet potansiyel bir tehlike halindeyken başlar. Mevcut yerleşimlerin %80 i, özellikle İstanbul da, kaçak. Bunu belediye başkanı da söylüyor, herkesin bildiği şey. Bu binaların yıkılıp yeniden yapılması gerekiyorken, ki bu Nasuh Mahruki 14 senede İstanbul un üçte biri yeniden yapılırdı, ama yapmadılar. Ne kadar boş arazi varsa oralara koca koca gökdelenler diktiler, ama oralar zaten boştu, zaten boş olan zavallı arazileri imara açıp büyük rantlar elde ettiler. O rantları dağıttılar. Ama hala eski binalar, yıkılma tehlikesi olan binalar yerinde duruyor. Hatta yine belediye başkanı kendi söylüyor, İstanbul da korktuğumuz deprem yaşanırsa 50 bin tane bina yıkılacak diye, o zaman 50 bin binayı yarın sabah boşaltmanız lazım. Geçen gazetelerde de vardı, iki yıldır Bakanlar Kurulu nun aldığı kararların %60 ı imar yasasıyla alakalıymış. Depremden sonra 600 tane park alanı, toplanma alanı işaretlendi, özel korumaya alındı, onların yarısından fazlası imara açıldı tekrar, alışveriş merkezi, rezidans, bir sürü şey yapıldı. Yani burada bu rant kapısı açık oldukça, maalesef yapılacak bir şey yok. Fay Boşluğu kitabında Kadir Yüksel edebiyatımızdan deprem öyküleri derledi, büyük bir tarama sonucu. Siz bu afetler sonrası kurtarma süreçlerinde pek çok şey yaşadınız pek çok insanın öyküsüne tanık oldunuz. Siz de bunları kitap haline getirmeyi düşünmediniz mi hiç? Ben yedi tane kitap yazdım. Ama depremle ilgili bir tane makale yazdım. Bir çocuğu kurtarırken başka hayatları kaybettiğini bilmenin dayanılmaz acısıyla yaşamayı öğrenmek gibi uzun bir isim koydum. Onun dışında ben o süreçleri düşünmek istemiyorum, aklıma bile getirmiyorum. Travmaları zihinden atıp geleceğe bakmak gerekli. Kitabın gelirleri AKUT a bağışlanıyor. Bu teklif size nasıl geldi? Alakarga Yayınları ndan, bu kitabın bütün yazarlarıyla ve telif sahipleriyle konuştuk, hepsi gelirin AKUT a verilmesini istiyor, diye bir teklif geldi. Herkesin razı olduğundan emin olunca biz de kabul ettik, teşekkür ettik. Teşekkür ediyoruz.

12 12 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Sesleri okumak ERDEM GEZGİNCİ Sesler duyarız. Bazıları hoşumuza gider kulak kabartırız. Bazıları iğreti gelir canımızı sıkar. Beynimiz tercihlerimize göre eler, sıralar ve sınıflara ayırır sesleri. Uğultulara, çığlıklara, yankılara, fısıltılara, sert, yumuşak milyonlarca sese maruz kalırız. Unuturuz bazılarını, unutmak isteriz. Bazı tınılar hiç yoktan tırmalar anı duvarlarımızı. Benzettiğimiz de olur, şarkı şarkı içtiğimiz de. Ses boşluğun içinde olmazsa olmaz olarak karşımıza çıkar. Marcel Beyer'in Yarasalar romanı seslerin avucuna kurulmuş bir köy gibi. Bütün sesler savaş fonunda köy meydanına giriyor. Kahraman sesleri arzuyla kaydederken çocuklar II. Dünya Savaşı nın arka yüzünü okuyucuya anlatıyor. Kapı gıcırtısından, ameliyat sesine kadar Her türlü sesi okurken seslerin okunup okunmayacağını düşünmüyor insan. Romanı bitirdiğinizde, okumuş olmaktan çok, anlatılanları duymuş olabileceğiniz algısı oluşabilir. Yarasalar, Marcel Beyer, Ayr nt Yay nlar, 240 s. K NC DÜNYA SAVA ININ SESLER İki ana anlatıcı, iki ayrı bakış açısıyla aynı dönemi sunuyor. Bir yanda sesleri kayıt altına alan, onlarla oynayan ve hatta onlarla yaşayan Karnau, diğer yanda savaşın zaferini ve yenilgisini yaşayan Helga. Savaş sırasında Almanya'da neler olup bittiğini seslerin izinde okurken akıl tutulmasının yol açtığı yıkımı da işitebiliriz. Çocuğun (Helga'nın) saf bakışı tarihi parçaları yerine oturtmaya yarıyor. Bay Karnau'nun seslere olan merakı ise farkına varmadığımız bir dünyanın kapılarını açıyor. Savaş meydanında ölen askerlerin seslerini kaydetme işini kim zevkle yapar ki? Helga'nın sürekli propaganda yapan yüksek memur babası faşist siyasetçi karakterini belirliyor. Böylece tarih, siyaset, akıl ve vicdan arasında çoklu sorgulamalar yapılabiliyor. Değişmeyen söylemlerin çılgınlığa dönüştüğünü gösteren sayfalar romanı didaktik yönden besliyor. Almanya'nın Avrupa'ya yayılışını, geri çekilişini ve yıkılışına tanıklık ediyoruz. Sığınağa kadar inen sesler, yarasa deneyleri ve cinayetler bir diğer savaşı, insanın kendi içindeki savaşını yansıtıyor. Yakın tarihiyle yüzleşen ve hesaplaşan Almanya'yı karakter haline getiren yazar aklındaki soruların ve şüphelerin cevaplarını arıyor romanda. Unutmak çare midir? Gerçekten unutmak mümkün müdür? Yoksa unutmuş gibi yaparak sumen altı edilebilir mi tarih? Köy meydanından evlere dağılan sesler; işkencecilerin, diktatörlerin, suskunların seslerini zamanın kısıtlı teknolojisiyle her an her yerden kayda alan Karnau davetsiz bir misafir. S SL B R ROMAN Anlatımdaki gizem olayların büyük sonuçlar doğuracağını hissettirse de olaylar ya sönümleniyor ya da sonuçlanmıyor. Merak unsurunun dibini sıyırmak şeklinde tanımlanabilir bu teknik. Okuyucu sisin ve pusun içinde sesler duyuyor. Ulaşmak istediği, hayal ettiği konu sisin içinde bir yerlerdeymiş gibi geliyor. Belki de gerçekten orada anlatılmak istenen. Sadece ustaca kamufle edilmiş olabilir. Bunu da sezebilen okuyucu romanın yazılışı üzerine de düşüncelere salabilir kendini. Perde arkasında bir şeyler döndüğünü hissetmek bazı bölümlerde can sıkıcı olsa da bu aslında savaşın gerekliliği. Gerçekçi bir özellik olarak karşımıza çıkan bu fısıltı dünyası ses temeline de katkıda bulunuyor ayrıca. Savaşın sinik ruh halini üzerinize saldığı zamanlar genelde bir patlama, bir ölüm, bir mucize beklediğiniz zamanlara denk getirilmiş. Bu yüzden Yarasalar sıkılıp bırakılacak bir kitap asla değil. Marcel Beyer'in şiirle edebiyata giriş yaptığını ve şiirsel romanlarının onu ön plana çıkardığını belki duymuşsunuzdur. Yarasalar ı okurken Alman şiirinin keskinliğini ve düz yazıya selam çakan tekniğini göz ardı etmeyin o zaman. Marcel Beyer Yak n tarihiyle yüzle en ve hesapla an Almanya'y karakter haline getiren yazar akl ndaki sorular n ve üphelerin cevaplar n ar yor romanda. Gerçekten unutmak mümkün müdür?

13 Aydınlık KİTAP 30 A USTOS 2013 CUMA 13 Diderot, Paris sergilerini geziyor HALİT PAYZA Denis Diderot, 5 Ekim 1713 te Fransa nın Champagne Kenti, Langres Kasabası'nda bıçakçılık yapan bir babanın oğlu olarak doğdu. Dindar olan aile Diderot un da aile geleneğine uyarak, ailenin diğer bireyleri gibi papaz olmasını istiyordu. Kendini manastıra kapayan kız kardeşi de bu aşırı tutucu düşünceleri taşıyamadığından, akli dengesini yitirip 28 yaşında ölmüştü. Diderot Cizvit kolejine yazdırıldı. Cizvitlerle birlikte beş yıl bu okulda din eğitimi aldı. Teolojik eğitimini bitirdikten sonra mantık, ahlak, matematik, fizik ve metafizik öğrenmek üzere, Paris Horcourt Koleji ne gitti de, Paris Üniversitesi nde Latince, Grekçe ve felsefe okutmanlığı yetkisine sahip oldu. Bir süre devlet savcısı Clement de Ris in yanında çalıştı. Ailesinin karşı çıkmasına karşın sınıfsal farklılıkları önemsemeksizin bir çamaşırcının kızı olan Antoinette Champion la evlendi. Diderot ikinci evliliğini, 1755 te düşüncelerini beğendiği Sophie Volland ile yaptı. Volland evde kalmış bir kadın olarak görülüyordu. Kitap çevirme çalışmaları yaptı da, aralarında D Alembert, Rousseau, Buffon, Daubenton, Marmontel, d Holbach, Bordeu, de Jaucourt, Turgot, Quesnay, Haller, Condillac, Montesquieu, Necker, Grimm gibi düşünürlerin imzalarını taşıyacak Ansiklopedi nin yayımlama hakkını elde etti. Ansiklopedistler, yılları arasında Fransa da Aydınlanma süreci içerisinde, dönemin bütün bilgilerinin toplandığı 17 ciltlik Encyclopedie yi çıkardılar. Ansiklopediyi çıkarırken amaçları, bir gün dünyanın yok olması olasılığına karşın, insanlığın yeni bir başlangıç yapabilmeleri için başvuru kaynağı olarak kullanılabileceği düşüncesiydi. Denis Diderot 1746 da Ansiklopediyi yayımlama hakkını elde etti. Diderot Diderot a göre, resimde bir insan portresi konu al nm sa, resme bakan izleyici o resimde modelin hem yüz çizgilerini gerçekçi bir biçimde, hem de o yüzün ard nda ta d ki ili ini sezebilmelidir ENCYLOPED E YE ADANMI B R ÖMÜR Diderot Filozofça Düşünceler kitabını yayınladığında, Paris parlamentosu tarafından mahkûm edildi. Saint-Medard Kilisesi Diderot yu dinsiz ilan etti. Bu hem bir cezadır, hem de bir ödül. Bu süreçte D Alambert ile birlikte Ansiklopedi nin başına getirildi da Körler Üzerine Mektup tutuklanarak, iki ay boyunca Vincennes Şatosuna kapatılmasına neden oldu de Ansiklopedi nin ikinci cildi yayımlandı. Devlet Şurası Ansiklopedi deki bilgileri sakıncalı bularak yasakladı. Yasağın D Argenson un araya girmesiyle kaldırılmasından sonra, 1753 de üçüncü cildi yayımlanabildi. Bu kez Cizvitler büyük tepki gösterdiler. Ansiklopediye en çok maddeyi Diderot yazmıştır, tam 990 madde. Ansiklopedistler olarak tanımlanan diğer Aydınlanmacı filozof ve yazarlar ayrıldıktan sonra Diderot yayını tek başına sürdürdü da yayımlanan ciltler gizlilikle dağıtılabildi. Ansiklopedistler otoriteye karşı çıkıyor, bilim, akıl, deneyciliği, Newton ve Locke un düşüncelerini savunuyorlardı. Ansiklopedi din dışı, laik bir dünya görüşünü yaymaya çalışıyordu. Diderot da; dini kullanarak servet birikimine sahip olmuş kiliseleri, Tanrının evi değil bir endüstri olarak görüyor ve bu nedenle Hıristiyanlık ı reddediyordu. Diderot 31 Temmuz 1784 de öldü, Saint- Roch Kilisesi ne gömüldü. Paris Salon Sergileri fikir insanı olarak bilinen Diderot un başka bir yanını gösterir. Diderot yu anlamak için onun Filozofça Düşünceler de dile getirdiği yaklaşımına bakmak gerekir. Diderot un felsefesi gerçeğin araştırılması üzerinedir. Şöyle söyleyecektir; Benden gerçeği araştırmam beklemelidir, yoksa onu bulmam değil. Bu onu Agnostisizm e -bilinmezcilik- de yaklaştırır. Paris Salon Sergileri ni Türkçeye çeviren Kaya Özsezgin, Diderot nun bu felsefesinin saltık Diderot yu değil, Aydınlanma Çağı nın, bilimde, düşüncede egemen kılmaya çalıştığı, akılcı ve eleştirici yöntemi de formülleştirdiği kanısındadır. Bu yaklaşım Aydınlanma Çağı nın anahtarıdır. 18. yüzyıl Aydınlanma Çağı olarak adlandırırken, mimaride, sanatta eğilim Barok ve Rokoko nun işlevini yitirdiği ve yeniden klasisizmin yükseldiği bir dönemdir. Resimde ve diğer sanatlarda klasik okulun ölçütleri ve estetik anlayışı egemendir. Yeni kentsoylular, aristokrasinin yüksek sanat algısını, köylü üretici sınıflarla ilişki kurarak aşmış, tersyüz etmiştir. Paris Salon Sergileri, Denis Diderot, Yap Kredi Yay nlar, Çev: Kaya Özsezgin, 226 s. SANAT ELE T RMEN OLARAK D DEROT Sanat eleştirmeni olarak Diderot, belli dönemlerle Paris te sergi salonlarında halkın izlenimine açılan resim sanatı ile ilgili notlarını, görüşlerini, anılarını, konu dışı izlenimlerini, anekdotları içerir. Kuşkusuz bugünkü anlamında bir sanat eleştirmeni değildir Diderot. Salon sergilerini eleştirirken de nesnel gerçekliği değil, öznel izlenimlerini öne çıkarır. Kaya Özsezgin, kitaba yazdığı Diderot ve Sanat Eleştirisi başlıklı yazısında Sanat eleştirisinin henüz yaygınlaşmadığı, sanat yapıtının belli zaman aralıklarıyla sergileme geleneğinin yeni yeni başladığı bir dönemde böyle olmasını olağan gördüğünü yazar. Diderot un yaşadığı dönemde ressamlar bağımsız sanat yapmanın ötesinde, kilisenin dinsel konulu duvar resimleri ve soyluların sipariş ettikleriyle sınırlıdır. Bunun tek ayrımı iki yılda bir Paris te, Louvre da sanat eserlerinin halka açık olarak sergilenmesi amacıyla gerçekleştirilen salon sergileridir. Diderot, kitapta yer alan sanat yapıtları ile ilgili görüşlerini, önceleri Rahip Raynal tarafından yönetilen, 1754 ten sonra da Baron Grimm in yönetimindeki Correspondance Litteraire için kaleme almıştır. Diderot bu yazılarında, sanatçıları kutsayan, onları destekleyen ve daha nitelikli ürünler vermeleri için çaba harcamalarına yönelik bir davranış gösterir. Diderot, eleştirinin sanat dışında, örneğin sağlık sorunlarının çözümü için kullanılmasından yanadır. Sanatçıları acımasızca eleştirmenin bir anlamı yoktur. Asıl eleştirilmesi gerekenler, katı yürekliler, ikiyüzlüler, bağnazlar ve zorbalardır. SÖZCÜKLERLE Ç Z LEN RES MLER Diderot, sanat yapıtı ile yapıtın konusunun gerçeği yansıtması gerektiğine inanır. Resimde bir insan portresi konu alınmışsa, resme bakan izleyici o resimde modelin hem yüz çizgilerini gerçekçi bir biçimde, hem de o yüzün ardında taşıdığı kişiliğini sezebilmelidir. Bu nedenle yazılarında bunu en iyi biçimde ifade edebilmek için gerçeği tıpatıp uygun deyimini kullanır. Diderot, bunları resimde göremezse, ressama eserini nasıl çizmesi gerektiğini göstermekten kaçınmaz. Diderot, Paris Salon Sergileri nde kendini ressamın yerine koyuyor ve fırça ile değil kalem kullanarak ressamın resmini sözcüklerle yeniden çiziyor. Öyle ya, kalem gerektiğinde yalnızca yazmak için değil çizmek için de kullanılabilir.

14 14 30 A USTOS 2013 CUMA Aydınlık KİTAP YENİ ÇIKANLAR Yaln zgezerin Dü leri Tek Ki ilik Din Alacakaranl k Koyu Renk Sevdalar Jean Jacques Rousseau, Alakarga Sanat Yay nlar, Çev: Nihal Yormaz, 152 s. Cem Selcen, Sel Yay nc l k, 208 s. Valeriy Bryusov, Evrensel Bas m Yay n, Çev: Arif Berbero lu, 80 s. Buse Ünal, Dharma Yay nlar, 296 s. Rousseau nun Paris ve civarında karşılaştığı insanlarla ilgili gözlemlerine, bitki âlemi ve tıp ile ilgili görüşlerine, eğitim ve çocuk yetiştirme konularına bakış açısına ve dönem aydınlarına yaklaşımına ışık tutar nitelikte olan Yalnızgezerin Düşleri, düşünürün hayatının bu son evresinde geldiği noktayı iyi kavramak açısından da büyük önem taşıyor. Birbirinden tamamen farklı kişileri kurban seçen seri katil ya da katillerin peşindeki bilge ve sinik bir komiser... Bu iki tuhaf adamın yolu bir cinayetle kesiştiğinde yalnızlığı ikisi de kendi pencerelerinden bir kez daha sorgulayacak ve hayat ile ölümün anlamlarını edebiyat, felsefe ve günlük hayatın ta kendisinden damıtarak yeniden oluşturacaklar. Çağdaş olanla, köklü tarihin derinliklerine uzanan olguların imgesel sentezini ustalıkla verirken, şiirinin ter koktuğunu, dizelerinin donmuş bir lav kütlesi gibi avuçta tartılabildiğini duyumsarız. İnsanın dünyayı değiştirme mücadelesi onun şiirinin ana damarıdır. -Arif Berberoğlu- Bir aşk, üç dost ve bir ömür... Üç genç kızın öyküsü: Koyu Renk Sevdalar. Gençlik aşkı için her şeyden vazgeçen Melek, arkadaşına her koşulda destek olan Zümrüt, yetenekli ve güzel Deniz, serseri ve sevimli Oktay Üç genç kızın hayatı artık ölene kadar birleşecektir. Buse Ünal dan dostluğu ve aşkı anlatan çarpıcı bir roman Verlaine 1871 Paris Komünü Sonunda Ölüm Geldi Ye ilçam da Öteki Olmak Stefan Zweig, Aylak Adam Kültür Sanat Yay nc l k, Çev: Burcu Yalç nkaya, 69 s. Prosper Olivier Lissagaray, Payel Yay nlar, Çev: Ay en Tek en, 448 s. Agatha Christie, Alt n Kitaplar, Çev: Çi dem Öztekin, 256 s. Dilara Balc, Kolektif Kitap, 252 s. Şiirimizin büyük ustalarını da derinden etkilemiş Fransız şiirinin büyük ustası Verlaine, bir başka büyük ustanın kaleminde yeniden hayat buluyor. Stefan Zweig ın kitapları içinde en naifi olan bu eser, büyük bir şairin karanlıkta kalan en saklı taraflarını, zaaflarını, umutlarını, çaresizliklerini adeta şiirsel bir dille anlatıyor. Bir insanı anlamanın ve anlatmanın güzelliği sizleri bekliyor. Lissagaray bu yapıtta Komün'ün toplumsal, proleter, ulusal ve uluslararası yönlerini açıkça dile getiriyor. Faklılıkların ve mücadelenin rüzgarında çok erken, belki vakitsiz ekilmiş ama son derece anlamlı girişim tohumlarını toplumsal bir düzlemde ele alıyor. Güçlü bir iradenin ürünü olarak yeni bir demokrasi biçiminin ortaya çıkışını proleter bakış açısıyla gözler önüne seriyor. M.Ö yılında Mısır da ölüm demek aslında yaşam demekti. Bir Ka rahibinin metresi olan güzel Nofret in cesedi bir uçurumun dibinde bulunduğunda, birçokları, genç, güzel ve zalim genç kızın bu ölümü hak ettiğini düşünmüşlerdi. Tıpkı bir yılan gibi ölmüştü. Ama rahibin Nil kıyısındaki evinde yaşayan kızı Renisenb genç kızın bir cinayete kurban gittiğini düşünüyordu Gayrimüslimler Anadolu topraklarında öteki olmaktan kurtulamamış ve başlangıcından günümüze sinemada, yakıştırılan kişiliklerin ve kalıplaşan modellerin dışına çıkamamışlardır. Gayrimüslimlere dair toplumsal yapıda nasıl bir algı yaratıldığını ortaya koyan kitap, Osmanlı nın son zamanlarından 1980 lere kadar Türkiye nin sosyolojik ve siyasi bir panoramasını da sunuyor. Bir Gazetecinin Yolculuk Notlar Tanr lar ve Dilenciler Diyar Yeni Bir Ayd nlanmaya Do ru Robert Capa y Beklerken Jules Verne, Bankas Kültür Yay nlar, Çev: Ferid Nam k Hansoy, 256 s. Ayhan Sar han, Kaynak Yay nlar, 256 s. smail Tunal, Remzi Kitabevi, 176 s. Susana Fortes, Do an Kitap, Çev: Seda Ersavc, 216 s. Acar gazeteci Cladius Bombarnac, Hazar Denizi kıyısından Çin İmparatorluğu nun başkentine giden Asya postası trenine binerek yol boyunca görüp yaşadıklarını haber yapmakla görevlendirilir. Trende Avrupalılar ve Asyalılardan oluşan sıradan bir topluluk yolculuk ediyor gibi görünmektedir. Oysa büyük bir sırrı taşıyan trendeki yolcular da göründükleri gibi değildir... Tanrılar ve Dilenciler Diyarı Nepal - Hindistan izlenimleri... Gezi kitaplarıyla tanıdığımız, dünyanın dört bir yanını dolaşan çağdaş seyyah Ayhan Sarıhan, kitabında bizi, Türkiye ye uzak ama bize bir o kadar da yakın iki Asya ülkesine götürüyor. Nükteli bir üslupla anlatılan bu ilginç ve bir o kadar da tanıdık iki Asya ülkesi, tanrılarının ve dilencilerinin bolluğuyla ünlü. İsmail Tunalı nın 1970 lerden bu yana sanat felsefesi üstüne görüş ve değerlendirmelerini toplayan bu kitap, çağımızın temel sorunlarına da ışık tutuyor. Kültür alanında doğruyu aramak, sanat sorunlarının çözümünü farklı bir eğilimle ele almak Tunalı nın temel yaklaşımını oluşturuyor. Bu bakımdan kitaptaki değerlendirmelerin sanat felsefesine bakışta bir boşluğu giderdiğini söyleyebiliriz. Bir yandan savaşın acımasızlığına tanıklık ederken bir yandan da aşkla ve fotoğrafla direnenlerin hikâyesi 20. yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan kişidir Robert Capa. Bir efsane isim. Bu efsaneyi yaratan da tutkulu bir aşktır. Capa nın yoldaşı ve meslekdaşı Gerda Taro ile yaşadığı maceralı ilişki.

15

16

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Biri sizi bir kere kandırırsa suç onundur. İki kere kandırırsa suç sizindir. (bir Balkan ülkesi atasözü) Zamanda

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ. 2015 Güz Programı

BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ. 2015 Güz Programı 20 15 BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ 2015 Güz Programı Bilgi Kültür Merkezi 24 seminer dönemini içeren 12 yılı geride bırakarak yeni bir seminer dönemine başlamak üzeredir. Geçen 12 yıllık sürede Sanattan Felsefeye,

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 22:

işçiokulu FASİKÜL 22: Emperyalizm nedir? Emperyalizm dünya üzerinde uluslararası sermayenin tek tek ülkelerdeki emekçileri sömürmesi ve baskı altına almasının adıdır. Bütün yeraltı ve üstü zenginliklere el koyma, pazarı ele

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi E N Z E N G İ N D İ J İ T A L T Ü R K Ç E K A Y N A K Okulpedia, Türkiye için özel olarak hazırlanmış en zengin dijital okul ansiklopedisidir. Binlerce sayfadan oluşan Okulpedia

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997 Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K -izm-jr C-a-d-. y,-ap-r-ak-a-pt-. 2-4-/1-2 -li-ef&-f-a-x;-o(-3-12-) 4-1-7-2S-4-0-K-ız-ı'-ay--A-N-K-AR-A ~, TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. DİL BİLGİSİ Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğu Metni Anlama ve Çözümleme 3. Okuduğu Metni Değerlendirme 4. Söz Varlığını Zenginleştirme 1. Yazma Kurallarını Uygulama

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Standart Eurobarometer 76 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Bu araştırma Avrupa Komisyonu Basın ve İletişim Genel Müdürlüğü tarafından talep ve koordine edilmiştir. Bu rapor

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Erken Dönem Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Mitolojik Teori Mitlerin Meteorolojik Gelişimi Teorisi Güneş Mitolojist Okul ve Güneş

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

"Medeniyet" Üsküdar'da tartışılacak

Medeniyet Üsküdar'da tartışılacak On5yirmi5.com "Medeniyet" Üsküdar'da tartışılacak Bağlarbaşı Kültür Merkezi 9-10 Şubat tarihlerinde 'Yüceltme ve Reddiye Arasında Medeniyeti Anlamak' başlıklı uluslararası bir sempozyum yapılacak. Yayın

Detaylı

8. SINIF 3. TEOG SINAVI (KASIM AYI) TÜRKÇE DERSİ KAZANIM TABLOSU

8. SINIF 3. TEOG SINAVI (KASIM AYI) TÜRKÇE DERSİ KAZANIM TABLOSU . TÜRKÇE İ TABLOSU ÖĞRENME ALANI A B TÜRKÇE OKUMA Metne ilişkin sorulara cevap verir. 1 TÜRKÇE OKUMA Metni dil ve anlatım yönünden değerlendirir. 2 9 TÜRKÇE OKUMA Metnin konusunu belirler. 3 10 TÜRKÇE

Detaylı