(TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: )

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "(TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: 1996-97)"

Transkript

1 TÜRKIYE DIYANET VAKFI YAYlNLARI /287 (TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: ) I ANKARA 1998

2 Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ TASAVVUF* Ayşe SUCU (TDV Kadın Kolları Başkanı) - Sayın Hocam, değerli misafirler, TDV Kadın Kolları adına hepinize hoş geldiniz diyorum. Tarihin çeşitli devirlerinde, muhtelif isimler altında, kulun Rabbi ile olan derin alakasını gönüllerde yaşattığı yoldur Tasavvuf yolu... Son din olan, yüce dinimiz İslam'ın indirilişinden bu tarafa, sofiler, tarikat adlı fikri ve manevi bir müessesenin dünyayı kaplayan geniş gölgesinde toplanmışlardır. Türklerin İslam'ı kabulünden bu yana Müslüman-Türk ve diğer İslam devletlerinde de, hemen her şehirde cami ile beraber bir tekkenin, bir zaviyenin kuruluşuna şahit oluyoruz. Neden? Bu düşünce, bu yol, bu tasavvuf nedir? Biraz sonra hocamız bu konuda bizi teferruatlı olarak bilgilendirecekler. Sözü hocama bırakmadan öz geçmişini kısaca sizlere arzetmek istiyorum. Prof. Dr. Mehmet Demirci Konya doğumlu. İstanbul ilahiyat Fakültesi mezunu. 1970'ten beri, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, ilahiyat Fakültesi'nde Tasavvuf dersleri öğretim üyesidir. 1991'de, Yunus Emre eser yarışmasında, ''Yunus Emre'de İlahi Aşk ve İnsan Sevgisi" isimli eseri ile ikincilik ödülü aldı. "Yahya Kemal ve Mehmet Akif'te Tasavvuf, İbn-i Arabi'den tercüme, 101 Kudsi Hadis'ten oluşan "Nurlar Hazinesi" isimli kitapları yayınlanmıştır. Geçtiğimiz yıl, 1995'te Kazakistan'ın Türkistan (Yesi) şehrindeki, Ahmet Yesevi Üniversitesinde altı ay bulundular. Bu süreç içerisindeki izlenimleri "Türkistan Notları" adıyla, -Kubbe Altı yayınları arasında- yayınlandı. Sevgili misafir ler, programıınız iki bölümden oluşuyor. Hocamız bir saat -zihinlerimizi doyurmak için- konuşacaklar. Daha sonra rulılarımızın biraz gıdalanması için, İsmail Coşar Hocamızdan bir küçük ilahi demeti dinleyeceğiz. İkinci bölümde de konu ile ilgili sorulannız cevaplandınlacaktır. Tekrar hoşgeldiniz diyor sözü değerli hocama bırakıyorum. Dr. Mehmet DEMİRCİ- Muhterem hanımefendiler, hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum. (*) 09 Kasım 1996 tarihinde TDV Kadın Kolları Genel Merkezi'nde verilen konferans. Evet, nedir bu tasavvuf denen mesele?.. Bu alanın genel adı, "mistisizm" olup, bütün dünyada, bütün dinlerde, bütün felsefelerde bunun benzeri olan an- -63-

3 layışlar, yaşayışlar bulunmaktadır. İslam dünyasına, İslam Dinine ait mistisizmin adına ise, "tasavvuf' diyoruz. Her mistik görüş, ait olduğu dinin veya felsefenin genel karakterini, genel çizgisini yansıtır. Bir Hint mistisizmi, Hint düşüncesini, Avrupa'da Bergson'un mistik görüşleri, Bergson'un genel felsefesini yansıtır, onun özelliklerini taşır. İslam tasavvufu da, İslamiyetin özelliklerini yansıtmak durumundadır. Onun için, İslam'ın genel çerçevesinden soyutlanmış, ondan ayrı, ona zıt düşecek bir İslam tasavvufu düşünmek söz konusu değildir. İnsanın, bir içi bir dışı var. İnsan dediğimiz zaman, görünen bir bedenimiz var, bir de manevi tarafımız var. Eski tabirle, bir zahirimiz, bir da batınımız -iç dünyamız- bulunmaktadır ve insan ikisiyle bir bütündür. Sadece ruh veya mana, bir şey ifade etmiyor; sadece beden de, maddi varlık olarak, bir canlı olarak varlığını devam ettirebilir; ama, faraza, bitkisel hayat yaşayan -zaman zaman örneklerini görüyoruz- onun manevi güçlerinin büyük bir kısmı atıl kaldığından, işe yaramaz hale geldiğinden dolayı, insanda, insanlık özelliklerini, insanlık fonksiyonunu olduğu gibi yansıtamamaktadır. Yani, insan dediğimiz varlık, içiyle, dışıyla, manasıyla, maddesiyle, zahiriyle batımyla bir bütün oluşturmaktadır. Aynı şekilde, tasavvufi açıdan baktığımız vakit, dinin de bir zahiri, bir batını vardır; İslam Dininin, bir dış yüzü, bir de iç yüzü bulunmaktadır. Dinin dış yüzüne, dış yönüne umümiyetle "şeriat" adı verilmektedir. Günümüzde, çeşitli spekülasyonlara sebep olan anlamda kullanmıyorum buradaki kelimeyi. Şeriat, kelime manasıyla zaten yol demek. Özellikle şu bağlamda, üzerinde durduğumuz konu açısından baktığımız vakit, şeriat deyince, dinin ibadet, iman gibi dış. yönüne verilen bir isim hatıra gelir. İç yönüne ise, "hakikat" diye bir isim verilmektedir tasavvufi açıdan. Aynı şekilde, din de bir bütündür; zahiri ve batınıyla. Örneklendirecek olursak, mesela, İslam Dininin temel ibadetlerinden olan namazın bir dış yönü var, bir de iç yüzü var. Tabii, namaz kılarken, namazın şartları, içindeki şartlar, dışındaki şartlar, eğilmek, kalkmak, dua okumak falan, bunlar işin dış yönüdür. Acaba, sadece bunlarla namaz olabilir mi; namazın gayesi gerçekleşir mi? Gerçekleşmiyar ve sadece hareket olsun diye, cimnastik olsun diye namaz kılmak, beklenen amacı gerçekleştirmiyor. Peygamberimize atfedilen bir söz var: "Namaz müıninin Miracıdır." N e demek Miraç; Miraç, Peygamberimiz aleyhisselamın hayatında, Cenab-ı Hak'la baş başa olduğu, en yakın olduğu bir an, anın timsalidir. O, Peygamberdir, büyük insandır, gelip geçmiştir; ama, onun yolundan giden, onun ümmetinden olan insanlar için de, bu kapı kapanmamış. Denmiş ki "Namaz müıninin Miracıdır." Yani, namaz kılarkende insan, kendisini Allah'ın huzurunda hissedecek bir haleti ruhiye içerisinde olması lazım. -64-

4 N arnazın şekliyle alakah bazı yorumlar yapılıyor. Mesela, iftitah tek biri, "Allahü Ekber" derken, işte bu bir hareket. Peygamberimiz "benden nasıl görüyorsanız, öyle namaz kılın" demiş. Ama, şöyle bir küçük yorum getirmişler: Allahü Ekber derken, insan, Allah'tan gayri, Tanrı'dan gayri her türlü düşünceyi -ki, tasavvuf dilinde buna masiva denir- geriye atıyorum, onlarla ilgimi mümkün olduğu kadar kesiyorum gibi bir düşünce içerisinde olmalıdır deniyor. Peki; ama, hepimiz, pek çoğumuz namaz kılmaya gayret ediyoruz -Allah kabul etsinbir türlü onu yakalayamıyoruz düşüncesi, bize engelleyici bir şey olmamalı. Hani, karıncaya sormuşlar "nereye gidiyorsun" diye, "Hacca gidiyorum" demiş. "Bu tempoyla mı?" demişler. "Hiç olmazsa yolunda olurum" diye cevap vermiş. Yolunda olmak da önemli bir şeydir. Tasavvufbüyüklerinden birisi diyor ki "ömrümde, gerçek anlamda iki rekat namaz kılabilseydim, başka bir şey istemezdim." Onu yakalamak belki çok çok zor olabilir; ama, hedef bu olduğu takdirde, o yolda gösterilen gayretin de, elbette büyük faydası vardır. Kur'an-ı Kerim ayetlerine baktığımiz vakit-namazın zahiri, batıni yönünü açıklamaya çalışıyorum- namazın... anlamı üzerinde çokça durulduğunu görüyoruz. Kendi lafzıyla "Beni anmak için namaz kıl" buyuruluyor. Demek ki, namazdan amaç, Cenab-ı Hakkı anmak, hatırlamak, yani onun huzurunda olduğunu hissetmektir. Konu geniş tabii. İnsanı insan yapan, asıl ruhi tarafıdır. Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle, ruh, nefha-i ilahi, yani Allah'ın nefesi, Allah'ın insandaki en büyük emanetidir. İnsan, bununla diğer canlılardan ayrılıyor. Hal böyle olunca, aslıyla irtibat kurabilmek; yani, kulun, kendisini, Cenab-ı Hakk'ın huzurunda hissedebilmesi, insan olmanın en önemli göstergelerinden birisidir ve anmak, hatırlamak anlamına gelen zikir bunu sağlar. Zikrin ayrıca uzun şekilleri var; ama, genel manada zikir demek, Allah'ı anmak, hatırlamak, yani, kişinin kendisini her zaman Allah'ın huzurunda hissedecek bir tavır sergilernesi demektir. Başka bir ayet var: "Şüphesiz namaz, insanı, kötülüklerden alıkor." Ama, görüyoruz, nice insanlar var; hem namaz kılıyor, hem de yalan söylemekten, başkalarını aldatmaktan bir türlü geri kalmıyor. Demek ki, o, gerçek manada namaz kılamıyor. Bu misalleri vermemin sebebi şu: Dinin sadece şeklini uygulamak, sadece zahiri yönüyle yetinmek, dinden beklenen amacı gerçekleştirmiyor. Dinin, bir de batıni tarafı, iç yüzü bulunmaktadır. Oruçla alakah uzun bir ayet-i kerime var. "Sizden evvelkilere olduğu gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki, takva üzere olursunuz." Takva, Allah'tan korkmak gibi ifade edilirse de, sadece korku değil, aynı zamanda saygı; yani, kişinin kendisini her zaman Allah'ın huzurunda hissetmesi keyfiyetidir. Namazla alakah bir şey daha ilave edeyim. Peygamberimiz, Allah'ın sevgili kulu, Peygamber olduğu halde, bazen, uzun süre namaz kılmak için ayakta -65-

5 dururlarmış. Eşi Hazret-i Aişe soruyor: "Sen Allah'ın sevgili kulusun, gelmiş geçmiş günahların affedilmiş, buna rağmen niçin bu kadar çok zahmet çekiyorsun?" İlgi çekici bir cevabı var Peygamberimizin "Şükredici bir kul olmayayım mı?" Demek ki, o namaz sırasında öyle bir ruh haline yükseliyor, öyle bir duygu zenginliği yaşıyor ki, kendisini hep Allah'ın huzurunda hissetmenin verdiği bir büyük haz, bir büyük manevi tad söz konusu. O bakımdan, ibadetlerimizi, dinimizin bütün gereklerini yerine getirirken, bu iç yönün ihmal edilmemesi önem taşıyor. Kaynak var mı? İslam büyüklerinden dördüncü halife Hazret-i Ali'nin, namaz vakti yaklaştığı vakit yüzü sararırmış, öyle bir değişik haleti ruhiyeye bürünürmüş. Sorarlarmış, niye bu tavrı takınıyorsun diye. "Allah'a karşı olan emaneti eda etme vakti geldi, yerine getirme zamanı geldi. Acaba, o emaneti layıkı veçhile eda edebilecek miyim, yoksa yapamayacak mıyım; onun endişesinden dolayı yüzüm saranyor" demektedir. Yani, namaz sıradan, mekanik bir hareket değil, eğilrnek kalkmak, belli dualarm okunınası değil, demin ifade ettiğim gibi, kişinin, maddesiyle manasıyla, bütün benliğiyle kendisini Allah'ın huzurunda hissedecek bir duygu yoğunlaşmasına girmesi demektir. Yine, Kaynak var mı? Hazret-i Ali'nin menkibelerinden -duymuşsunuzdur sanıyorum; ama, yeri geldiği için tekrarlayacağım- bir muharebe sırasında, Hazret-i Ali'nin sırtına bir ok saplanıyor. Ucunun, temrenin girmesi kolay, çıkması daha zor, dokuları tahrip ederek çıkacak bir yapıya sahip. O acıya dayanabilmek için -o zaman anestezi imkanlan gelişmiş değil- "bir dakika, ben namaz kılmaya başlayayım, namaz kılarken onu çıkarırsamz acısını his s etmem." Bu, fizyolojik olarak da izahı mümkün bir şey. O oku çıkarırken, sinir uçları görevini yapmadı mı; yaptı; ama, sinir uçlarının beyne götürdüğü o iletileri hissedecek kısımlar daha önemli bir şeyle meşgul olduğu için, Hakk'ın huzurunda olduğundan dolayı, o acıyı hissetmiyor, hissetmemesine yol açıyor. N eti ce olarak to parlayacak olursak, demek ki, dinin bir dış yüzü, bir de iç yüzü-ruhlardahasıl olması gereken bir yönü- vardır. İşte, İslam düşüncesi içerisinde, tasavvuf dediğimiz akım, özellikle bu iç yapıyı yakalamaya yönelik faaliyetin adıdır. Bir hadis var, imanın tadından bahsediyor. "Şu üç şey kendisinde bulunan kimse, imanın tadını alır." Tad da fizyolojik bir şeydir; dokuların harekete geçmesiyle algılanır. Ama, manevi tadlar da vardır, manevi hazlar da vardır. Burada kastedilen tabii ki manevi tadlardır. Hatta, manevi tadlar, maddi tadlarla kıyaslanmayacak kadar üstündür, değerlidir. Çünkü, maddi tadlarm bir sınırı vardır, bir müddet sonra doyum haline gelir, artık sıkıntı vermeye başlar. Çok susamış bir kimseye, iki bardak, üç bardak soğuk su verirsiniz; beşinci, altıncı bardaktan sonra içemez, sıkıntı verir. En sevilen, en lezzetli yemekler dahi bir müddet sonra sıkıntı doğuracaktır. Ama, nice manevi tadlar vardır ki, içtikçe insanı susatan bir iksir gibidir, bir kıymetli içecek gibidir; yani, onun doyum nok- -66-

6 tası olmadığı ifade ediliyor. İşte, imanın tadı ile alakalı, kendisinde üç şey bulunan kimse imanın tadını bulur hadisi şöyle: Birincisi, Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek. İkincisi, bir kimseyi severse, Allah için sevmek. Üçüncüsü de, küfre döndürülmeyi, ateşe atılmak kadar tehlikeli saymak. Bunlardan ilk ikisi, Allah muhabbetiyle, Allah sevgisiyle alakahdır. İşte, bu sevgi, muhabbet, Allah sevgisi gibi konular da, tasavvufun temel konularındandır ve tasavvuf da bir bakıma, imanın tadını tatmaya, imanın manevi lezzetini hissetmeye yarayan faaliyetleri içerisinde bulundurmaktadır. Baştaki sözlerimi bir kere daha vurgulamak istiyorum. Tasavvuf İslamiyet'ten ayrı bir şey değildir. Yeni bir din getirmek değildir. Olsa olsa, İslamiyet'in bir yaşanış biçimi, İslamiyet'in bir algılamş biçimi, İslamiyet'i, İslam esaslarını daha içten, daha derinden, daha özel olarak kişinin kendisine mal etme gayretidir diyebiliriz. Bir de şu hadis var, Cibril Hadis'i diye geçer. Bu hadiste, İslam Dini içerisindeki tasavvufun yerini, çok veciz bir şekilde bulabiliyoruz. Bilindiği gibi, İslamiyet'in iman, ibadet, muamelat, ahlak gibi dört temel esası var. Hatta, üçe de indirgeyebiliriz; iman, ibadet muamelat, bir de ahlak cephesi. İman cephesiyle, kelam diye bir bilim meşgul olmuş. İbadetlerle, fıkıh diye bir İslam ilmi meşgul olmuş. Ahlak cephesiyle ise, daha çok tasavvuf meşgul olmuştur. Bu üç esası içerisinde bulunduran bir hadis, Cibril Hadisi. Cebrail, biliyorsunuz, Kur'an-ı Kerim'i Peygamberimize getiren, İslam'ı öğreten büyük meleklerden birisi. Zaman zaman insan şeklinde gelip Peygamberimize sorular sorarmış. Karşılıklı konuşmaları sırasında, dinin birtakım özellikleri böylece insanlarm zihinlerine yerleşiyor. Yine, böyle, bir gün geliyor ve soruyor "iman nedir?" İmanı, 6 şartıyla izah ediyor Peygamberimiz; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahirete, kadere inannıak. "İslam nedir?" İslam'ı da 5 şartıyla, Kelime-i Şehadet, namaz, oruç, hac, zekat şeklinde izah eder. Üçüncü soru "ihsan nedir?" Tasavvufta önemli bir kavram ihsan. Aslında, geniş anlamlı bir kelime. Türkçemizde, yardım etmek, vermek gibi algılanır. o mana da var; ama, buradaki manası, biraz daha farklı. Çok ilgi çekicidir anlamı: İhsan, Allah'ı görüyormuş gibi kulluk etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da, O seni görüyor. İbadet, hem, bildiğimiz formal ibadettir; namazı, orucu yerine getirmek gibi, hem de kulluk demektir. Onun için, geniş manasıyla ele almamız lazım; kulluk etmek. Bir insan sadece namaz kılarken kul değil; insan, sabah kalkıştan, akşam yatışa kadar, doğumundan ölümüne kadar her zaman kuldur. Onun için geniş anlamıyla ele alıyoruz. Bir kere daha ifade ediyorum; demek ki, "ihsan, Allah'ı görüyormuş gibi kulluk etmendir, her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni görüyor." İşte muhterem hanımlar, İslam tasavvufunun özü, bu İhsan Hadisinde gizlidir. Bizim tasavvuf literatürünü incelediğimiz takdirde, dayanak olarak bir -67-

7 şeyler ararken, en önce göz önünde tutulan hususlardan birisi, bu hadis. Yani, Allah'ı görüyormuş gibi davranmak. N asıl mümkün olur bu? Tasavvuf der ki, "İnsanın Allah'ı görmesi için, kendisini görmemesi lazım." Ben kendim varım; yürüyen, konuşan, yiyen, içen, bir yer işgal eden bir varlığım, nasıl görmemem mümkün? Kendini görmemek demek, nefsini, enaniyyetini, kibirlerini, gururlarını, benliklerini görmemek, onların etkisinden kurtulmak demektir. Aslında, konunun biraz daha derinliğine inecek olursak, ta işin başında, insan Allah'ın en mükemmel eseridir. insanda, maddeyle mana, ruhla beden bir araya gelmiş. Başka varlıklarda bu yok. Ezelde insan emaneti kabul etmiş. Sormuş Allah "emaneti, yere, göğe, dağa, taşa teklif ediyor", hiç birisi kabul etmiyor, çekiniyorlar. "Ama, insan yüklendi" diyor. Nedir o emanet? Bunun yorumu uzunca sürer. Yine "Elestü bi rabbiküm" diye sorulmuş "evet" demişiz "rabbimsin" demişiz. insanın yaradılışındaki bu ikili durum, maddeyle mana, devamlı bir mücadele halinde. Benim bedenim var, bedenimin güçleri var. Karmını doyurmam, çabalayıp gay yaşamam, toplumda bir yer edinmem lazım; bunun için çalışıp, ret etmem lazım. Tabii bir şey. Ama, tabir caiz se, bu maddi unsurları, Allah, mayamıza biraz fazla koymuş. Sadece onların etkisinde kalırsak, hayvandan farkımız kalmaz. :Bu dengeyi sağlayabilmek için, ruh dediğimiz, mana dediğimiz, bir unsurumuz da var. İkisi hep mücadele halinde. Bu mücadele sırasında, olgun insan olmak için, ezelde verdiğimiz sözü "evet Rabbimizsin" sözünü hatırlayabilmemiz için, ona uygun bir yaşayış takip edebilmemiz için, ruhumuzun, manamızın biraz kollanması lazım. işte, görmemek derken, kişinin kendisini görmemesi derken, bu beşeri, tabiri caizse hayvanı, nefsani duyguların kontrol altında tutulması lazım. Onlar kontrol altında tutulduğu vakit, kişi, her zaman kendisini Allah'ın huzurunda hissedecek bir hayat seviyesi yakalaya bilir. Tasavvufta buna nefıs terbiyesi deniyor, tasavvufta buna riyazet deniyor, mücahede deniyor; yani, kendi içimizdeki aşırılıkları, fazlalıkları yok etmeye çalışmak deniyor ve her türlü faaliyet sırasında, Hak ile bir olmak -tasavvufta bir güzel tabir de var- "El işte gönül Hak'ta olmak". Dünyevi manada da bir SÖZ var "El işte, gönül oynaşta olmak." O da bir tezahürdür tabii. Orada da buna ışık tutabilecek bir unsur vardır; ama, biz kendi konumuza çekelim, El işte gönül Hak'ta; yani, insan, dünya planında görevi neyse, her zaman, en güzel biçimde onları yapmaktan asla geri kalmayacak; ama, bütün bu faaliyetler sırasında dahi, içinde Hak'la beraber olma duygusunu yaşatması, her zaman mümkündür. Tasavvufta buna, zikr-i daim, her an Allah'ı zikretmek denir. Salat-ı Daime ise devamlı namaz... Öyle bir olgunluk seviyesine çıkan insanlardan bahsediliyor ki, onlar sanki her zaman namazdaymış gibi kendilerini Allah'ın huzurunda hissedecek seviyeye çıkıyorlar. Tarihten bir örnekle bunu canlandırmaya çalışalım. Bu bize biraz zor gelecektir; yani, ben atölyemde çalışacağım, mağazamda çalışacağım, hekimsem -68-

8 hastarola meşgul olacağım, öğretmensem sınıfta ders vereceğim, ev kadınıysam evimde işlerimi yapacağım; ama, bütün bu faaliyetler sırasında nasıl gönlüm Hak'la beraber olacak?.. imkansız bir şey değil bu. Zor; ama, imkansız bir şey değil. Genellikle, tasavvuf deyince de, sadece ahireti düşünmek, sadece Allah'ı düşünmek, dünyevi konularda biraz yaya kalmak, pasif kalmak, bir köşeye çekilmek gibi düşünceler zihnimize dolar. Bunun sebebi, bazı kimseler bunu tercih ettiğinden dolayıdır; yoksa, İslamiyet'in ve tasavvufun telkin ettiği hayat görüşü değildir bu. Bu tarihi misal çok enteresan. Tarihimizde, Yavuz Sultan Selim'in adını hepimiz biliriz. Yavuz Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğunun en güçlü, en büyük cihangirlerinden birisidir. Çok kısa zamanda, o günün şartlarıyla, ordularını, İstanbul'dan alıp Mısır'a nasıl götürdüğü, bugünün stratejistleri tarafından bile hayranlıkla karşılamyor. Büyük bir orduyu, her türlü ikmalini sağlayarak götürme ve zaferle dönebilme. Anlatıldığına göre, dünya haritasını önüne koymuş, bakmış Yavuz Sultan Selim "dünya bir hükümdar için neyse; ama, iki hükümdara az gelir" demiş. Bu kadar büyük hayalleri olan birisi. İşte bu Yavuz Sultan Selim"in ölümüne yakın çok ibret verici bir sözü var. Onun hekimi ve nedimi Hasan Can var, hem doktoru, hem sohbet arkadaşı, en son kendisini muayene ediyor ve diyor ki "Sul tanım, artık Hak ile beraber olmak zamanıdır." O her zamanki celadetiyle doğruluyor "Hasan Can "ya sen bizi şimdiye kadar kiminle bilirdin?" diyor. Hanımefendiler, ölümüne yakın gösteriş lafı edilmez. Bu lafın yüzde yüz doğru olduğuna inanınak için çok sebep vardır. Sanat olsun diye, beğensinler diye hilafı hakikat sözler söylenmez. İtiraflar, biliyorsunuz, ölüme yakın anlarda söylenir. Onun için, bu sözü gerçek olarak kabul etmemek için herhangi bir sebebimiz yoktur. Ne anlıyoruz bu sözden: Demek ki, Yavuz Sultan Selim, o büyük mücadelesi sırasında dahi, her zaman Hak'la beraber olabilmenin sırrını yakalamış bir insan. O sırada sözünün devamı var, Yasin-i Şerif okunmasını istiyor ve Yasin-i Şerif okunurken, belli bir yere gelindiği vakit, ruhunu teslim ediyor. İşte, bizim geçmiş büyük medeniyetimizde, tarihimizde, tasavvufun rolü çok büyüktür. Bizim İslamiyeti benimseyişimiz, tasavvufi üslup içerisinde olmuştur, daha çok tasavvuf ağırlıklı bir İslamiyettir bizimki. Anadolu'nun pek çok yerinde, bugün, o insanlara ait hatıralar var. Alperenler, Derviş Gaziler, türbeler vesaire yoluyla onların varlıklarını bugün de devam ettirdiklerini görmekteyiz. Demek ki, tasavvuf, Allah'ı görüyormuş gibi hareket etmek, Allah'ı görüyormuş gibi davranmak, onun gereklerini yerine getirmek. Konuşmamın başında, bir parça insanın yapısından söz ettim. Önemine binaen bir kere daha tekrarlamak istiyorum. insanın, bir maddesi bir de manası, insanın bir bedeni bir de ruhu bulunmakta ve ikisi arasında bir mücadele var. Detaylandırayım biraz. İnsanın yapısında, hırs var, tamalı var, daha çok kazanma, daha çok şeye sahip olmak var. Bu lazım, bu olmasa kimse çalışıp çabala- -69-

9 maz, çeşitli kazançların peşinde koşmaz. Medeniyetler, biraz da bu dürtülerin neticesi oluşabilmektedir; ama, bu duygu, eğitilmezse, belli bir seviyede tutulmazsa, insan hayvandan daha beter bir seviyeye düşer. Bakın, ne zaman fark ederiz? Hırsın, tamahın küçük örnekleri var. Faraza, sokağa çıkma yasağı oldu ve yarın fırınlar açılmayacak dendi. Bir evin, iki veya üç ekmek, her günkü kontenjaın belli. Ne hikmetse, o gün beş alırız, altı alırız, ertesi gün de çöp bidonlarına bütün bütün ekmekler atılır. Pikniğe gideriz, kıra gideriz, toplulukla iştahlar biraz daha açıktır; fakat, daymayacak gibi, daha fazla alırız, daha fazla yemek isteriz; o gün akşam da mide fesadından sıkıntıya düşeriz. Yani, bu hırslarımız, bu tamahlarımız kontrol altında tutulmadığı takdirde, hep böyle azmanlaşmak, daha öteye gitmek, daha çok sahip olmak temayülündedir. Bu da kavgaya, korkunç bir mücadeleye, tabiri caizse insanı, hayvandan daha aşağı bir seviyeye düşürmeye yönelik bir çizgiye insanı getirebilmektedir. İşte, onun için, din; bu ruh - beden, madde - mana mücadelesinde, manevi tarafı, ruhi tarafı biraz daha kollamak için gelmiştir. Din içerisinde tasavvuf da, bunu, tarih boyunca, bir takım tarikatlar adı altında sistemleştirmiş; şöyle yaparsan daha iyi sonuç alabilirsin demiş. Kendi tabirleriyle söylersek, kıllet-i taam, kıllet-i kelam, kıllet-i menam; az yemek, az uyumak, az konuşmak. Hiç yememek değil. Hani klasik lafımız var, yaşamak için yemek, yoksa yemek için yaşamak değil. Az konuşmak. Peygamberimizin hadisi var; "Kişinin Müslümanlığının güzelliğinin bir belirtisi, boş şeyleri terk etmesidir, gereksiz şeyleri terk etmesidir." Lafın açtığı yaraları hep görüp durmaktayız. Dedikodu, laf taşıma, vesaire... Bu bir küçük zevk veriyor insana; ama, ufak bir eğitimden geçtiği vakit bir insan, bunların faydasızhğını, lüzumsuzluğunu aniayacak ve lazım olduğu kadar konuşacaktır. Az uyumale Hiç uyumamak değil tabii; ancak, bedenin ihtiyaç duyduğu kadar uyumak. Bunlar, işin belki alfabesidir. Biraz daha geliştirmek suretiyle, ruh eğitiminin nasıl olacağını, tarih boyunca bize, tasavvuf kurumları anlatagelmiş tir. Bu genel manadaki giriş mahiyetindeki bilgilerden sonra, size bir- iki tasavvuf tarifi vermek istiyorum. Tasavvuf mensupları, ta, Hicri II. 1 Miladi VIII. Yüzyıldan beri, çeşitli eserler ortaya koymuşlar ve kendileri, kendi alanlarını tarif etmişlerdir. Bir tarif şöyle: Tasavvufun başlangıcı ilim, ortası amel -yani uygulama- sonu da mevhibe, Allah'ın bağışı. Kendi tabiriyle "evveli ilim, ortası am el, ahiri mevhibe." Başlangıcı ilim, orta kısmı bildiğiyle am el etmek, onu uygulamaya geçirmek, ondan sonra Cenab-ı Hak'tan beklenen birtakım lütüflara, bağışiara ermek. Bir - iki cümleyle açayım. İlim deyince, din ilmi, önce din ilmini öğrenilecek. Çünkü; başta, İslam tasavvufu, İslami dairede, çerçevede faaliyet gösteren bir alandır. Onun dışında birtakım neticelere ulaştığını iddia eden kimseler varsa, onlar çok şahsi şeylerdir, geneli ilgilendirmez. Demek ki, önce, ilmihal diyoruz; iman esasları, ibadet esasları, Müslümanlığın asgari bilgilerini, asgari temellerini öğrenmekle bu işin başlaması lazım. Ondan sonra bir -70-

10 adım daha atarak, tasavvufun nazari, kitaplardan öğrenilebilecek yönleri varsa, onları elde etmeye çalışmak. Bilgi güzel bir şey; ama, tek başına fazla değer taşımaz. Bilginin hayata geçirilmesi, uygulanması lazımdır. Din terimi olarak bunun adına "amel" diyoruz. Kur'an'da sıkça geçen arnel-i salih, iyi amel, hayırlı amel... Arneli salihin sınırları son derece geniş. Kişinin, kişisel olarak, ferdi olarak yaptığı ibadet, vesairenin yanında, topluma yönelik her türlü güzel iş de, arnel-i salihtir. Demek ki, ikinci kademe, bildiklerini uygulamaktır; yani, mesela, ibadetlerilli eksiksiz yapmaya gayret etmektir. En başta ifade ettiğim, zahir - batm, şeriat - tarikat dengesine dikkat etmektir. Amelsiz, ibadetsiz, sadece gönül temizliğiyle acaba tasavvuf mümkün mü? Ben, yirmi - yirmibeş senedir, önce kitaplardan okuyarak, ilim yaparak bu işi öğrendim. Bizim literatürümüzde, bizim İslam Dini çerçevesinden, o gözle baktığımız vakit, buna pek imkan yok, bunun pek yolu yok. Onun için, bir kimse, herhangi bir tarikata, herhangi bir tasavvuf ekolüne mensup olduğu zaman, o aynı zamanda dini görevlerini de, dini veeibelerini de mümkün olduğu kadar eksiksiz yapmaya gayret ediyor demektir, gayret etmek durumundadır. İşte, şu benzetmeler yapılır: Tasavvufun insanı ulaştıracağı şeye hakikat denir. Bunun bir sıralaması da vardır. Dört kapı: Şeriat, tarikat, marifet, hakikat. En son ulaşılan nokta hakikat. Kısaca, şeriat ve hakikat terimiyle ifade etmek de mümkün. Şeriat bedense, hakikat ruhtur. Tek başına biri bir şey yapamaz. Şeriat bir kap, hakikat onun içerisindeki su, muhteva. Şu bardak, faraza şeriattır, dindir, diııin dış yüzüdür. Bardak bir işe yarar; ama, boşsa, yan yarıya değer taşır. Bardağın yapılma amacı, imal edilme amacı, içinde su bulundurmasıdır. Su yoksa, o boş bardaktır. Ama, amaç suyınuş; bardaksız ben suyu elde edebilir miyim? Hayır, bu bardak olmasa, bu su dökülür kaybolur gider. Dolayısıyla, kullanışlı hale gelmez. Ortası amel, iş derken, dinin zahiri yönünün ihmal edilmesi ile gerçekleşebilecek bir tasavvufi amaç, bir iç zenginliği, bir ruh zenginliğini, İslami çerçevede kaldığımız sürece mümkün görmemek lazım. Sonu mevhibe, bağış, Allah'ın bağışı. Az evvel bahsettiğimiz işte imanın tadı, lezzeti. Dinden, dindarlıktan duyulması gereken ruh huzuru, ruh güzelliği. O da işte, bağış olarak, mevhibe olarak değerlendirilebilecek şeylerdir. Topadayacak olursak, demek ki, bu tarife göre, önce tasavvufi alana bir merakımız, nasıl oluyor bu acaba diye bir sualimiz varsa, önce işin bilgi tarafı, dini şartların asgari bilinmesi geliyor. İkinci merhale, onların uygulanmaya çalışılması. Ondan sonra da, Cenab-ı Hak'tan, ruhumuza, içimize, kalbirnize birtakım bağışların gelmesini beklemek lazım. Bir tarif daha verip geçeceğim. Cüneyd El Bağdadi, Hicri III. asır, Miladi IX. asırlarda yaşamış bir kimse. Bütün tarikatların silsilesinde yer alan bir şahıstır ve Seyyidü Taife, yani, tasavvufmensuplarınm efendisi, büyüğü diye anılan zat. Diyor ki "Tasavvuf, Hakk'ın seni sende öldürmesi, kendisiyle diriltme- -71-

11 sidir. Biraz açayım, Cenab-ı Hakk'm, seni senlikten, sen olmaktan, yani ham, kaba, işlenmemiş, olguıılaşmamış bir insan olmaktan çıkarması ve yeniden kendisiyle diriltmesi demektir. Tasavvuf metinleri içerisinde çokça geçer "Ölmeden evvel ölünüz." Buradaki öl~ek, mecazi anlamda bir ölme. Nefsi öldürmek deriz, nefs ölmez. Nefs, bildiğimiz, bizim canlılığımızı devam ettiren tarafımız. O ölse, insan da ölür. Şu halde, nefsin ölmesi demek, nefsin olgunlaşması, yani kontrol altında tutulması; demin ifade etmeye çalıştığım aşırılıklardan temizlenmesi demektir. Tabiri caizse, ormandan ağaçlar kesilir, tomruklar halinde durur. İnsan, hiç eğitilmediği vakit, o tomruklar gibi telakki edilebilir. Tabii o da bir değer taşır; ama, ondan mobilya yapılması, ondan masa sandalye yapılıp kullanışlı hale gelmesi için, hızardan, çeşitli aletlerden geçmesi, pırıl pınl hale gelmesi, kullanışlı hale gelmesi lazım. Tabiatta, doğada, mermer, büyük kitleler halinde duruyor. Kocaman taş; ama, mermer atölyelerinden geçtiği vakit ne kadar güzel, kullanışlı hale geliyor, lavabo haline geliyor. İşte, onların kullanışlı hale gelmesi için geçirdiği safhaları, insanın da olgunlaşması için geçirdiği safhalara benzetebiliriz. Bunun sonucu olarak tasavvuf tariflerinden birisi de "İlahi ahlakla ahlaklanmak. N e demek ilahi ahlak? Allah, kilinatın yaratıcısı. Allah'ın isimleri var; El Esmaül Hüsna, 99 isim diyoruz. Onları benimsemek, insanın kendi varlığında onların izlerini yaşatmaya çalışması, ilahi ahiakla ahiaklanmanın bir tezahürü. Allah, herkese veriyor; mürnin demiyor, kilfir demiyor, kötü demiyor, iyi demiyor, yarattığı her insanın -iyi kötü ayırımı yapmaksızın- her insanın nzkı- -1~- 111 vernıekledir. Bu1ıu1ı blr LctLll V.i.i.lLi..O..- sı, insanlan sevmesi ve insanlara inancına, mezhebine, insan olarak değer vermesi gerekir. Tasavvuf tarihinde, örnek bir menkibe var; Seri El Sakati, diye geçer. Cüneydi Bağdildi'nin de hocası, şeyhi. Diyor ki: "Bir kere elhamdülillah dediğim için, otuz senedir tövbe istiğfar ediyorum." Çarpıcı bir şey. Elhamdülillah güzel bir şey, Allah'a şükretmek demektir. "Nasıl oluyor?.. Bu bir dua sözü, bu yüzden tövbe mi edilir?" diyorlar. Cüneydi Bağdadi, ve Seri El Sakati, taeirlik yapan, tüccardan kimseler, kumaş ticareti yaparlar. Bu arada ifade edelim, tasavvufa yönelmek, dünya ile alakayı kesmek, işi gücü bırakmak, devamlı namaz kılmak, zikretmek değil. Maişetini temin edecek bir işe sahip olması, başta gelen özelliktir. Hiç kimseye yük olmamak, elinin emeğiyle yaşamak, yine bu yolun icaplarından birisi. Konuya dönelim. Bu zat Bağdat'ta yaşamış ve ticaretle meşgul. Bir gece, o çarşıda yangın çıkıyor; hani, mal canın yongasıdır. Herkes yollara düşmüş koşuyorlar, acaba bir parça bir şey kurtarabilir miyiz diye. Seri El Sakati de aynı yola girmiş, dükkanına doğru hızla ilerliyor. Yolda birisi diyor ki "Müjde, senin dükkan kurtuldu, yangın yön değiştirdi. "Elhamdülillah Ya Rabbi" diyor. Hemen arkasından da "ben, konu komşu, eş dost, bunca insanın zararını bir an olsun unutup, sadece şahsım için, sadece kendi dükkanım kurtuldu- -72-

12 ğu için Elhamdülillah dediğimden dolayı pişmanlık duyuyorum ya Rabbi, beni affet, bağışla diye dua ediyor." İşte, böyle bir özgecilik, böyle bir digerkamlık duygusunun ruhlara yerleşmesi lazım tasavvufun sonucu olarak. Yoksa, tasavvufta tuzaklar da çoktur. Belli bir işlemden sonra, öyle farkına varmadığı kibire, gurura kapılır ki insan, Allah katında en değerli benim diye düşünür. Bunu lisanen söylemese bile, böyle bir duygu içerisindedir. Başkalarım küçük görmeye başlar. Bu duygucia demir atıp kalacak bir insan, o yola hiç girmese, sanki daha iyi olurdu diyebiliriz. Tasavvufun yetiştirdiği insan tipine, tarihimizde süfi denir, derviş denir. Derviş, süfi, ideal anlamıyla olgun insan, mükemmel insan demektir. Demin bir tarif aldığımız Cüneydi Bağdildi'den bir de size sufı: tarifi vereceğim. Soru - Sufi mi, sofi mi? Dr. Mehmet -Efendim, "Sofinin Mektupları" çıktı şimdi, bir felsefi kitap. Sofi bir isim. Batı dillerinde, sofı ve sofi... Mesela biz Davut diyoruz, Batı dillerinde David deniliyor. Etimolojisini çok iyi bilmiyorum. Arapça olarak sufi, sofu denmiş. Onun için biz, derviş deyip geçelim. Bakınız, sufı: nasıl olmalı Cüneydi Bağdadi'ye göre; diyor ki: "Sufi, yani derviş, yani olgun insan yeryl'ızüne benzer, ona her kötü şey atılır; ama, ondan ancak iyi şeyler biter." Tevazu, alçakgönüllülük bakımından, olgun insanla yeryüzü arasındaki benzetme sıkça yapılır. Öyle değil mi; toprak, ne verirsek kabul ediyor. Son senelerde, sentetik mamüller, çoğaldı, toprak plastiği bir türlü eritemiyor, bilmem kaç sene geçmesi lazımmış. Onun için çevrecilik yaygınlaşmaya başladı. Onun dışında, organik maddelerin hepsini, altı ay, bir sene, iki sene sonra birtakım güzelliklere dönüştürüyor. Ektiğimiz tohuma göre bize mahsuller vermektedir. Her pisliği, çürümüş, vesaire ne varsa atarız toprağa, toprak bize güzel şeyler verir. İşte, olgun insan böyle olmalı diyor. Herkes çiğner onu, ona her kötü şey atılır; ama, ondan ancak iyi şeyler bitmeli. "O yağmur gibidir, her yeri sular. Bulut gibidir, her yeri gölgelendirir. Güneş gibidir, her yeri, herkesi aydmlatır." Burada, işte şu bizde ndi, şu bize yakındı gibi subjektif aynmlara, indi tercihlere yer olmadığı, insan olarak herkesin Allah katında bir değeri olduğunu düşünmek gerek. Hanımefendinin, az evvel bahsettiği, piyasada kalmadı o kitabım. "Yunus Emre'nin İlahi Aşk ve İnsan Sevgisi." İnsan nedir, tasavvufun, dinininsana bakışı nedir; orada, Yunus'tan aldığım mısralarla açıklamaya çalıştım. Birkaç aya kadar yeni baskısı yapılırsa, takip ederseniz, inşallah orada biraz daha teferruatlı bilgi bulunmaktadır. Kısa bir beyitle, bir tasavvuf tarifi daha vereceğim. "Tasavvuf, yar olup bar olmamaktır, Gül-i gülzar olup, har olmamaktır." Tabii, Dede Ömer Ruşeni. İstanbul'da yaşamış, Tebriz'e gitmiş, Mısır'a gitmiş. "Yar olup bar olmamaktır; gül-i gülzar olup, har olmamaktır." Açıklayayım. -73-

13 Kelimelerden başlayalım. Yar, biliyorsunuz, dost, sevgili. Bar, yük demek Farsça, sırta yüklenen yük. İkinci mısra, Gülzar, Gül bahçesinin gülü olmak, har diken, gül bahçesinin dikeni; yani, gül bahçesinin dikeni olmamak. Topluyorum, demek ki, tasavvuf, herkese dost olmak, kimseye yük olmamak, gül bahçesinin gülü olmak, dikeni olmamak. Size biraz literatür bilgisi de vereyim sıkılmadımzsa. Şiir çok uzun, "Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü" diye çok güzel bir kitap var, tamamını, onun tasavvufmaddesinde bulabilirsiniz. Tasavvuf alanında çok güzel yayınlar başladı. Bursa ilahiyat'ın çok kıymetli bir hocasıvar, Mustafa Kara, Mustafa Kara'nın, Tasavvuf ve Tarikatlar isimli kitabında, tarifler kısmında da, bu şiirin tamamını bulabilirsiniz. Açıklamak için birkaç cümleye ihtiyaç var. Tekrar ediyorum, demek ki, herkese dost olmak, kimseye yük olmamak, gül bahçesinin gülü olmak, dikeni olmamak. Yani, böyle çok olmaz bir şeyi mi tarif ediyor; hani, Türkçemizde var, gülünü seven dikenine katlanır... "Gül ağacı değilem, her gelene eğilem." O yılların meşhur bir şarkısı. Anadolu'da, ben gül ağacı nasıl olur, bilmezdim. İzmir'e gittikten sonra gördüm, gül ağacı var. Şimdi buralarda da yetişmeye başladı. Kırdaki yaban gülüne el uzattığınız zaman koparamazsınız, gülden çok dikeni vardır; ama, aşılaya, aşılaya dikensiz gül elde etmek mümkün mü?.. Mümkün. En aza düşürülüyor. Bir bitki iken, dikensiz hale gelmesi mümkünse, en üstün seviyede, en olgun yapıdaki insan için niye mümkün olmasın? İşte, dini ahlakın, tasavvufı: ahiakın amacı, iıısaı'ldaki dikeıı duru:nıtırıda olaıı gın ur, beıılik, bencillik, egoizm, dedikodu vesaire, onları mümkün olduğu kadar yok etmek, onların yerine daha güzel duygular yerleştirmektir. Bu arada, dikensiz gül haline gelmek isterken, dünyaya karşı, maddeye karşı acaba tavrımız ne olacak? Biraz ileri giderek, bazıları, ben kimseye zarar vermeyeyim, ben ahlaklı, faziletli olayım falan derken, dünya ile alakasını en aza indirmek gibi, hatta hiç çalışıp çabalamamak, gayret etmemek gibi bir noktada demir atıp kalıyorlar. Bunlar, biraz da mesuliyetten kaçmak, mücadeleden kaçmak; dolayısıyla şahsi tercihlerdir. Yine yanlış anlaşılan bir durum var. Dünya kötü... Dünyayı kötüleme konusunda o kadar çok şeyle karşılaşırız ki, ne bu dünya? Dünya, aslında maddi bir şey değil, yani üstüne bastığımız arz, toprak değil burada kastedilen. "Dünya, seni Rabbinden alıkoyan şeydir" Hazret-i Mevlana'nın şu misali, bu konuyu sanıyorum oldukça güzel açıklıyor. "Dünya nedir; dünya, çalışıp çabalamak, mal, mülk, kumaş ölçmek, biçmek, kadın, dünya bunlar değildir." Ve şu misali veriyor; "Geminin yüzmesi için mutlaka su lazımdır; ama, su, geminin içine girecek olursa gemiyi batırır." Tekrar ediyorum, geminin yüzmesi için muhakkak su lazımdır; ama, su geminin içine girecek olursa, gemiyi batırır. Burada, gemi, insan ve insan hayatı, su da her türlü maddi vasıtalar, bir kere, bu gemiyi yüzdür- -74-

14 rnek görevindeyiz. Hani, ya bu deveyi gütmek, ya bu diyardan gitmek diye bir sözümüz var. Bu diyardan gitmek mümkün değil, bu deve güdülecek; yani, dünya hayatını biz yaşayacağız. Ezelde -bilmiyoruz artık- biz mi söyledik, O mu söyletti "elastü bi rabbiküm" Biz "evet" demişiz. Ve, peyderpey, sırası geldikçe herkes, ezelde evet diyen ruhlar bir bedene girmekte, Ahmet, Mehmet, Ayşe, Suzan olarak dünyada varlığımızı sürdürmekteyiz. Yani, bu dünya hayatı yaşanacak. Bunu, basitçe, bir bitki gibi, bir hayvan gibi yaşamak da mümkün, insan gibi yaşamak da mümkün. İnsan gibi yaşamak için, olgun insan gibi yaşamak için, bütün bu kurallar onun için konmuştur. Şimdi misale dönüyorum. Her türlü dünyevi, maddi faaliyetlerle -mesleğimiz, branşımız her neyse- sonsuzca çalışmak, gayret etmek; ama, onları gönlüınüze kadar sokmamak. Bunu nasıl izah edebiliriz? Biraz tehlikeli tabirler var; put edinmek deniyor, Tanrı edinmek deniyor. Mesela, ben falan mevkiye ulaşmayı put edinirsem, onun için Makyavelist bir düşünceyle, meşru gayrimeşru, doğru yanlış ne varsa yapmaktan geri kalmam. Belki ulaşırım; ama, bu faziletli bir davramş olmaz. Onun için, her şeye layık olduğu kadar değer vermek. Bunun ölçüsü bu. Bizim tasavvuf kitaplarında söylendiğine göre, her şeyin bir yaradılış gayesi vardır; kalbin yaradılış gayesi, sadece Allah sevgisini içinde bulundurmak, Allah sevgisine sahne olmaktır. Onun yanında, mal sevgisi, para sevgisi, evlat sevgisi, makam, şöhret sevgisini de beraberce bulunduracak olursak, ikisi bir arada geçinmiyor. Hazret-i Mevlana'nın misali o, geminin yürümesi için mutlaka su lazım. Yani, bu dünya hayatında mutlaka çalışacağız, çabalayacağız, işimiz gücümüz olacak, çok çok para kazanacağız, en iyi işleri biz yapacağız, en güzel mevkilerde biz bulunacağız; ama, bütün bunlar sırasında -en baştaki söze tekrar gelelim- kendimiziallah'ın huzurunda hissedeceğiz, Allah'ı görüyormuş gibi davranacağız ve bu maddi şeyleri, kalbirnize kadar sokmayacağız. Böyle klişe laflar var; "paranız cebinizde bulunsun, kalbinizde bulunmasın" diyor. Para önemli bir şey, parasız yaşanmıyor; ama, parayı kalbe kadar sokacak olursak, o put haline, Tanrı haline gelmiş olur, varımızı yoğumuzu biz o uğurda sarf ederiz. Nitekim, görüyoruz pek çok örneklerini; bu vahşi kapitalizmin, bizdeki etkilerinin sonucunu görüyoruz. İnsan, giderken bir kefen götürüyor, bunu biliyoruz. İnsanın günlük rızkı belli, daha fazla yiyemezsin. Bu devirde çeşitli rahatsızlıklar var, kolesterol, gibi. Aylık belli bir miktar bizim geçimimize yeter; ama, başta dedim ya, o hırs içimize fazla konmuştur. Bakın, onu da çok küçük görmeyelim, o olmasa, dünya milletleri arasındaki yerimizi yakalayamayız, o da lazım. Fakat, bu çok hassas bir denge, çok zor bir şeydir o. Olgun bir insan olmak da, öyle zannedildiği kadar kolay bir konu değil. Ama ne yapacağız, yolunda olacağız. Bakın, zevk alıyoruz, dinliyoruz, bir parça şey hatırımızda kalır, biraz daha ilave eder, geliştirir, bir başkasına da bunları nakledersek, sanki bu yoldaki görevimizi bir parça yapmış oluruz. -75-

15 Demek ki, geminin yürümesi için su lazım; ama, su geminin içerisine girecek olursa, dünyevi şeyler kalbe kadar girecek olursa, onun batmasına, manen helak olmasına yol açar. Bunlar, tasavvufun ferdi yönleri. Sadece ferdi bir hareket midir tasavvuf; hayır. Bir müddet sonra içtimaileşecektir, sosyalleşecektir. Son zamanlarda böyle klişe haline gelmiş güzel bir laf var. Bazılaflar çok kullanıldığı vakit değerinden kaybediyor. "Halka hizmet, Hakk'a hizmettir." Çünkü halk, Hakk'ın eseridir. Her bir varlıkta, Hakk'ın bir surette tecellisi vardır. Ben o niyetle, o duyguyla birisine bir hizmet götürdüm mü, onu Allah için yapmışım demektir. Zaten, kendisini aşabilen, kalbine Hak sevgisinden başka dünyevi şeyleri sokmayan insan, bir müddet sonra halk hizmetinde bulunmaya başlayacaktır. Bize, hep, bu duyguları ifade eden, bu düşünceleri ifade eden Yunus Emremiz var, hemen size oradan birkaç beyit nakledeyim. "Her kime ki dervişlik bağışlana Kalıp gide, pak ola, gümüşlene.", Yani, ne dedim demin, derviş olgun insan, kamil insan, iyi insan demektir. Yani, kendisine dervişlik bağışlanan, bu yolda bir -iki adım atan kimsenin değersiz kısmı gider, pak olur, değedenir ve gümüş gibi saf hale gelir. "N efesinden misk-i arnher tüte, Budağından il ü şar yemişlene." Onun nefesi sankimisk kokusu gibi güzeldir, parfüm gibi, esans gibi insanların hoşuna gider ve onu bir ağaca benzetirsek, onun budağından beldeler, bölgeler, şehirler meyve elde eder, istifade eder. "Yaprağı dertli için derman ola, Gölgesinde çok hayırlar işlene. Aşıkın gözü yaşı hem göl ola, Ayağından saz Yine, Yunusumuzun meşhur bir beyiti var: "Dövene elsiz gerek, Sövene dilsiz gerek, Derviş gönülsüz gerek, Sen derviş olamazsın." Ne demek dövene elsiz, sövene dilsiz olmak? Yani, bu pasifbir hayat anlayışı mı telkin ediyor? Bir güzel atasözümüz var: "İyiliğe iyilik her kişinin k::ln, kötülüğe iyilik er kişinin karı." İşte, bu beyitte sanki o telkin edilmek isteniyor. Efendim, elsiz olmak, dilsiz olmak demek, uğradığı zararlar karşısında hiç mukabele etmemek -hani Hıristiyanlık'ta Hazret-i İsa'ya atfedilen bir söz- bir yanağına bir tokatvurulduğu vakit, öteki yanağını da çevir anlamında bir pasiflik mi telkin ediliyor; yoksa, bunun biraz daha farklı bir anlamı mı var? Şimdi, kısaca, bu beyti, bir tasavvufi açıdan, bir de dini, şer'i açıdan açıklamaya ça- -76-

16 lışayım. Tasavvuf düşüncesine göre, faili hakiki Allah'tır. Yani, gerçekte işi yapan, yaptıran Allah'tır. İnsanlar birer vasıtadır. Şu anda, ben bir şeyler anlatmaya çalışıyorum, siz dinlemeye çalışıyorsunuz. Anlatan ve dinleyen ben ve siz gibiyseniz, bu görünüşte böyledir, aslında bu gücü, bu takatı, bu imkanı bize veren Allah'tır. Onun için, hakiki fail Allah'tır, hakiki işleyici Allah'tır. Bize, birisi bir zarar vermişse, herhangi bir sebepten, ne oldu, ne bitti; bu şekilde düşündüğümüz takdirde, o adama fazla kızmamıza mahal kalmaz. Tabii, hiç cevap vermemek değil, onun seviyesine düşmemek, körü körüne zarara uğramamak lazım. Fakat, ona mukabele ederken, onun seviyesine düşmeden, insanca, hele hele onu sadece ondan bilerek hareket etmememiz lazım. Yani, uzun bir hikaye vardır, şeriat, tarikat, hakikat, marifet... diye bir halk hikayesi vardır. İşte, tarikat safhasında birisi bir tokat vurmuş ensesine, sadece dönüp bakmış, bunun izahı "bu sille bana Allah'tan geldi; ama, acaba kim vasıta oldu, alet oldu diye ona baktım" demiş. Bunun, şer'i zeminde, dini zeminde izahı: Uğradığımız zarara mukabele etmek, hakkımızı aramak, bir haktır; ama, sabretmek bir fazilettir. Ayet-i k erimede, birisine bir ceza vermek istediğiniz zaman, misliyle ceza verin; ama, sabrederseniz, sizin için daha hayırlıdır. "... " (Nahl Süresi 126 ncı ayet). Ayet-i kerimesinde öfkelerini yutanlar ve affedenlerin faziletinden bahsedilmektedir. (Ali İmran: 134) Mfetmek bir fazilettir. Bir başka ayet-i kerimede "iyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle, o zaman, seninle arasmda düşmanlık olan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak hayırdan büyük nasibi olanlar kavuşturulur." (Fussılet, 34-35). Böylece, bu üç ayette, buyurulmaktadır. Tasavvufu pasiflik'le itharn etmemizin manasızlığını anlıyoruz. Ayette bunlar telkin ediliyor demek ki. Demek "Dövene elsiz, sövene dilsiz" davranacak şekilde bir uygulama, faziletli bir uygulama imiş. İşte, tarihimiz boyunca tasavvuf mensupları, büyük tasavvuf şairimiz, mütefekkirimiz bunu telkin eden şekilde, bu beyitleri dile getirmiş. Az önceki ayetlerden biriyle ilgili çok hoş bir tarihi olay anlatılır: Hz. Hasan bir gün bir ziyafet verir. Hatırlı misafirleri vardır. Yemek sırasında köle (hizmetçi) her nasılsa elindeki tabağı düşürür. Sıcak yemek Hz. Hasan'ın tepesinden aşağı dökülünce onu çok öfkelendirir. Köle sıradan birisi değildir, bilgili ve akıllıdır. Büyük adamların yanında bulunanlar öyle olurmuş, efendilerinin rengine boyanırlarmış. Hz. Hasan'ın çok kızdığını gören bilge köle SÖZ konusu ayetin baş tarafını okur: - Öfkelerini yenenler... Hz. Hasan: - Öfkemi yendim, der. Köle devam eder: - İnsanları, affedenler. Hz. Hasan: - Seni affettim, der. Köle, ayetin sonunu okur: - Allah iyilik edenleri sever. -77-

17 - Ey köle, seni azad ettim, serbestsin der. Böylece bir hatası sebebiyle hürriyetine kavuşmuş olur. Rabiatül Adeviyye isimli bir sofiye hanımdır. Onun çok ilgi çekici sözleri var. Diyor ki: "Allah'ı sevdiğin halde, sevdiğini iddia ettiğin halde, ona karşı mı geliyorsun. Ne tuhaf şey bu; seven, sevdiğine itaat eder." Tasavvufta, sevgi, aşk konusu, enine boyuna işlenmiş. Sevginin her türü aslında değerlidir. Sevginin ileri şekline aşk tabir edilmektedir. Aşkı da, iki türlü ele alırlar; mecazi aşk, hakiki aşk. Mecazi aşk veya beşeri aşk, yani insanlarm birbirlerine karşı olan ileri derecedeki sevgileri. O bile değerlidir tasavvufta; çünkü, hakiki aşkın, ilahi aşka bir köprü teşkil etme ihtimali her zaman için varittir. Beşeri planda, seven, sevdiğinin her şeyini seve seve yerine getirir. Allah da, en çok sevilmesi gereken bir varlıktır. Hani, konuşınamızın başında, imanın tadını alınaya yarayan üç unsurdan bahsetmiştik. İkisi sevgi temeline dayanıyordu; yani, Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek ve bir başkasını severse, Allah için sevmek diye ifade etmiştik. İşte, tasavvuf, daha çok, dindarlığı, sevgi temeline, yaniallah'a yapılan kulluğun sevgiye dayanarak yapıldığı takdirde daha verimli olduğu üzerinde durmaktadır. Bazılarımıza biraz ters gelebilir; ama, açıklandığı zaman önemli bir gerçeği ifade ettiği anlaşılıyor. Ne diyor Rabiatül Adeviyye: "Ya Rabbim, sana, cennetini ümit ederek kulluk ettiğimi biliyorsan, beni koyma cennetine. Cehennemden korkarak kulluk ettiğimi biliyorsan, yak beni cehenneminde. Ama, seni sevdiğim için, senin ibadete layık yegane varlık olduğunu düşünerek kulluk ettiğimi biliyorsan, ne olur beni cemalinden ayırma." diyor. Böylece, en üstün kulluğun, sevgi temeline dayanan kulluk olduğunu ifade etmektedir. Çünkü, sevgide, tabiri caizse, kişinin tüm güçleri harekete geçmektedir. Sevginin pazarlığı olmaz, meııfaat söz konusu değildir sevgide. Tamamen has bi, tamamen ihlaslı, Allah'a Allah olduğu için yapılan bir kulluk söz konusudur. Tabii, bu ileri bir nokta. Buraya kadar gelinemediği takdirde bir şey ifade etmez mi; aşağı seviyedeki dindarlıkların bir değeri yok mu? Var. Bu konuyu açıklarken, ben şu misali aktannın öğrencilere de. Trafik kurallarına uymak. Çeşitli tesirler altında, çeşitli duygulada olur. Bir kimse, trafik kurallarına, sadece polis ceza yazınasın diye uyabilir. Önemli olan trafik düzenini sağlamaktır. Hangi sebeple olursa olsun düzen sağlanıyorsa, bu, düzensizlikten iyidir. Dolayısıyla, hangi sebeple dine uyulursa uyulsun, hiç uymamaktan daha iyidir. Trafik misalini dine uygulayacak olursak, bir kimse, cehennem korkusuyla, Allah beni cehennemde yakmasın diye kulluk görevlerini yapıyorsa, bu da güzel bir şeydir. İkincisi, bir kimse, faraza, canını sevdiği için, bir tehlikeye maruz kalmamak için trafik kurallanna uyar. Tam uymamakla beraber, bunun misalini de, cennet ümidiyle, ahirette cennet nimetine erebilmek için kulluk görevlerini yapabilir bir kimse, bu da güzel bir şeydir. Birincisinden daha iyidir. Bir -78-

18 başkası şöyle düşünür: "Trafik kuralları uzun tecrübelerden sonra ortaya konmuş, gerek insan sağlığını korumak, gerek toplum nizamını, gerek trafik düzenini sağlamak için ortaya konmuş şeylerdir. Onun için onlara uyulmalıdır, uymakta fayda vardır." Dolayısıyla, sadece ceza korkusuyla uyan kimse, sağına soluna bir bakar, polis falan yoksa geçivereyim der kırmızıda. Ama öbür insan, hiç kimse olmasa da, mademki bu kural konmuş, ben buna uymalıyım diye düşünür. Bunu kendi konumuza tatbik edecek olursak, Allah, en büyük varlıktır, ibadet edilmeye layık yegane varlıktır, ben onaallah olduğu için, onu sevdiğim için ibadet ediyorum diye düşünür. Yine Rabiatül Adeviyye diyor ki: "Ev sahibi, evden daha kıymetlidir." Yani, biz bir yere niçin gideriz; turistik geziler dolayısıyla, mimari özelliği dolayısıyla da gidebiliriz; ama, içerisinde insanların bulunduğu bir eve, herhalde, sadece, dekoruna, mimari yapısına bakarak, onları incelemek için gitmeyiz. Genellikle, ev ziyaretlerinin amacı, ev sahibine olan hürmetten veya ev sahibiyle olan ilişkilerimizden kaynaklanmaktadır. İşte, hane sahibi haneden, ev sahibi evden kıymetlidir sözünden anlaşılacak sonuç; cennet ümidiyle kulluk değil de, orada, cennette de, cennetin en büyük nimeti Cemal-i İlahi ile karşılaşmak, Allah'ın cemalini müşahede etmekle yapılan kulluk daha önemlidir. Bu, daha derin, daha detaylı, zor bir konu. Bir insan, sadece cennet nimetleriyle değil, cennette Allah'ın güzelliğiyle, Allah'ın cemaliyle karşılaşacağım diye kulluk görevlerini yaptığı takdirde, böyle bir kulluğun çok daha değerli ve verimli olduğu söylenmektedir. İşte, "Ne varlığa sevinirim, Ne yokluğa yerinirim, Aşkın ile avunurum, Bana seni gerek seni. Ceiınet cennet dedikleri, Birkaç köşkle birkaç huri, İsteyene ver sen anı, Bana seni gerek seni." mısraları, hep bu duygular altında söylenmiştir. Yanlış anlaşılmasın, bu, cehennemi küçük görmek, cenneti küçük görmek anlamı taşımamaktadır. Onlar da bir değer ifade eder. Demin söylediğim gibi, trafik düzeninin sağlanması, düzensizlikten daha iyidir. Ama, daha üst seviyede bir kulluk hedefleyen insanlar vardır. Tasavvuf da, o bakımdan, tabiri caizse biraz ihtisas işidir. Herkesi ilgilendirmeyebilir; yani, herkesin müziğe kabiliyeti yoktur mesela, herkes güzel keman çalamaz, ne kadar uğraşırsa uğraşsın. Tasavvuf, tabiri caizse, insanların -79-

19 biraz daha duygusal olanlarına, ruh derinlikleri, ruh zenginlikleri olanlara daha çok hitap etmektedir. O bakımdan, faraza, benim öyle bir şeye yatkınlığım yoksa, ondan zevk alan insanlan gördüğüm zaman, yadırgamam gerekir.... Bazı insan da hiç farkedemez. Bir kuyudan veya bir menbadan gelen su arasındaki farkı tefrik edemez, ayıramaz; yani, o yetenek ona verilmemiştir. Aslında, bu bir eksiklik de değil. N asıl ki, sular arasındaki farkı ayırdedemeyen kimse, ondan anlayan kimsenin durumunu kavrayamazsa, duygu zenginliği, ruh zenginliği yoğun olan, fazla olan kimselerin duru;munun da anlaşılmaması-. nı tabii karşılamak, gerekir, daha doğrusu anlayamadığımız takdirde onları fazla yadırgamamamız icap eder. Topadayacak olursam, tasavvufun, büyük bir ibadet zevki, ahlak zenginliği, dini sevgi temeline oturtmak gibi farklı, derin bir boyutu olduğunu söylemek mümkündür. Şimdi, isterseniz, çok uzun adımlarla, size konunun bir tarihi seyrini vereyim; yani, tasavvuf nereden çıkmış, nedir bu? İslamiyet varken, din varken, bir de tasavvufun anlamı ne? İşte, duyuyoruz, falan tarikat denmiş, şuymuş, huymuş... Yani, onların benden farklılığı ne? İyi yoldalar mı, kötü yoldalar mı? Zaman zaman zihinlerimizi kurcalamaktadır. Biraz tarihi bilgi kuru kaçabilir; ama, sabrımza sığınacağım. Efendim, tasavvufkelimesi, Peygamberimizin zamanında yok. Peygamberimizin yaşadığı döneme Asrı Saadet diyoruz. Başka İslami ilim dallan da Fıkıh, kelam, tefsir, hadis gibi yok. Peygamberimizin sağlığında, problemi olan herkes Peygambere gidip soruyor ve ondan cevabını alıyordu. Branşlaşma, daha sonra, bir - birbuçuk yüzyıl sonra gerçekleşmiştir. Asn Saadet'te, Peygamberimiz devrinde tasavvufun ilk belirtilerine, zahitlik, İslam zühtü diyoruz. Züht, zahitlik de, daha önemli olan için, az önemli olanı terk etmek. Mesela, ahiret için dünyayı terk. Yaliıız, bu terk meselesini, yani bırakma, ilgilenmeme konusunu, az evvel verdiğim o su ve gemi misaliyle anlamak lazım, ölçü o olmalıdır. Yoksa, bilfiil terk etmek, uğraşmamak değil, onu, dünyevi konulan gönlüne kadar sokmamak, belirli bir sınırda tutmaya çalışmak demektir. Peygamberimizin, bu konuda ilk örnek olduğunu görüyoruz. Hazret-i Peygamber, son derece mütevazı, alçakgönüllü bir kimse, son derece sade bir hayatı var, son derece ölçülü bir hayatı var. Her türden insanla, mevki sahibi olsun, sıradan kimse olsun, rahatlıkla konuşabiliyor. Zaten esas görevi o; yani, insanlan mevkilerine göre falan ayırmıyor, insan olduğu için insanlara değer veriyor. Tasavvufda, o başta söylediğim mevhibeye, Allah'ın bağışına, ruh olgunluğuna erişebilmek için birtakım alıştırmalar, temrinler de var. Belli süre insanlarla alakayı kesrnek gerekiyor. Eskiden, tekkelerde çilehaneler varmış; üç gün, kırk gün orada az yiyecekle vakit geçirmek, ibadetle vakit geçirmek suretiyle - hani ruh- beden dengesinden bahsettim ya- ruhun beden üzerine galip gelebil- -80-

20 mesi için özel bir çalışma yapılırmış. Bunun bir örneği, Peygamberimizin hayatında vardır. Hazreti Aişe diyor ki, "Peygamber Aleyhisselam, Ramazan'ın son on gününde i'tikaf yap ardı. Onun ölümünden sonra da biz devam ettik." İ'tik:if, halen bazı camilerde oluyor, Ramazan'ın son on gününde belli bir bölmeye çekiliyor birkısım insanlar, zaten oruçlu, namaz kılıyor, Kur'an-ı Kerim okuyor, tefekkürde bulunuyor, insanlarla alakasını en aza indiriyor. Bu bir süreklilik taşımaz. Bu gelip geçici bir şeydir; yani, insanı o aleme hazırlamak için başvurulan bir uygulamadır. Tasavvuf da sonradan sistemleştirmiş. İşte, bunun örneğini Peygamberimizin itikafında bulabiliyoruz. Bir hadis: "Benimle dünyamn misali, bir ağacın gölgesinde bir müddet oturup da, sonra kalkıp giden bir insan gibidir." Yani, benim hayatıının bütününde dünyanın yeri bu kadardır. Uzun bir yolculuk düşünelim. Yarım saat veya 15 dakika dinlenmek için -yaya veya hayvanla gidildiğini düşünelim veya şimdi, 15 dakika deyip de dinlenme yerlerinde bizi dakika tuttukları da oluyor. Neyse, yarım saati geçtiğini ifade edelim- durduğum süre kadar, dünyanın benim nazarımdaki yeri budur diyor. Ama, bakın, buna rağmen, çok kısa süreli de durulsa, orayı imar etmek bir görev. Bunu söyleyen o Yüce Peygamber, savaşmış, mücadele vermiş, adeta bir dünya adamı gibi. Batılılar gibi, Peygamberimizin hayatını böyle çıplak gözle, biraz daha inanmayarak inceleyince, büyük kumandan diyorlar, ihtiraslı kimsedir diyorlar, devlet kurmuştur diyorlar, her bir hareketini hesaplı kitaplı halde, savaş planları falan hazırlamak suretiyle bir dünya adamı görünümünü devamlı yansıtmıştır. Ama, onu örnek alan Yavuz Sultan Selim'in "ya sen beni şimdiye kadar kiminle bilirdin" esprisi içerisinde, dünyaya ve ebedi olan ahirete ne kadar değer verdiklerini anlayabiliyoruz. Hz. Peygamber zamanındaki bu makul seviyedeki zühd anlayışı... Ki, bazıları yanlış anlamış; bakmışlar, Peygamber gece namaz kılıyor, gündüz oruç tutuyor. Birkısmı, devamlı oruç tutmak istemiş, birkısmı bütün gece namaz kılmak istemiş, birkısmı eşini, çoluğunu çocuğunu ihmal etmiş. Bunu şikayet ettikleri zaman Peygamber Efendimize, "hayır, ben Allah'tan en çok korkanınızım; geceleri namaz kılıyorum, ama uyuyuyorum da, gündüzleri namaz kılıyoruro ama yiyoruru da" demek suretiyle, onları makul bir çizgiye çekmiştir. Çünkü ayette "... Dünyadan da nasibini unutma." buyurulmakta. Tasavvufun belki en zor anlaşılan, zihinlerde tereddüt uyandıran konularından birisi bu. Ahirete önem vereceğim, ahlaklı olacağım derken, dünyayı ihmal eden, çalışmasını çoluğunu çocuğunu ihmal eden tipiere rastlanmakta. Birkaç defa tekrarladığım gibi, bunlar kişisel, bireysel davranışlardır. Geneli, müessesenin, sistemin bütününü bağlamaz. Müessesenin bütünü, bu konuları daha çok, iç planda, gönlüyle dünyaya bağlanmamak şeklinde anlamışlar. İşte, Peygamber zamanındaki bu makul ölçüdeki zühd hareketi, Emeviler döneminde biraz daha şiddetleniyor. Emeviler dönemi hadiseli, çok can sıkıcı şeylerin zuhur ettiği devirlerdir. Belki de tabiidir bilemiyoruz. İran tanınmış, -81-

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Yayın no: 193 Peygamberimizin Özellikleri ve Güzellikleri / TEMİZLİK

Yayın no: 193 Peygamberimizin Özellikleri ve Güzellikleri / TEMİZLİK ÖZKAN ÖZE: 1974 yılında Sakarya da doğdu. İlkgençlik çağlarının sonuna doğru Zafer Dergisi nin yazı işlerinde çalışmaya başladı ve resmi eğitim hayatına liseden sonra devam etmemeyi tercih etti. Uzun bir

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek 1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek İngilizce öğrenilememesinin ilk ve en büyük sebeplerinden birisi, İngilizce öğrenmeyi ders çalışmak olarak görmek. Çoğu zaman İngilizce iş hayatında başarılı

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220 HUKUKÝ NET Onaylayan Ökkeþ Kadri BAÇKIR Pazar, 04 Mayýs 2008 Son Güncelleme Cumartesi, 04 Ekim 2008 öncelikle vakit ayýrýp bu konuyla ilgilendiðiniz için çok teþekkür ederim. eðer mümkünse o kararýn tamamýný

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER - Allah'a İman ( 22 Öğeler ) - Allah'a Verilen Dilekçe ( 1 Makale ) - Oruç ve Ramazan ( 7 Öğeler ) - Sorular ve Cevaplar ( 1 Makale ) - Hz.Muhammed ( 13 Öğeler

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

İnsanın çalışmaktaki gayesi ne olmalıdır? Neye ne kadar çalışmalıdır? Bu konuda önceliklerini belirlerken nelere dikkat etmelidir?

İnsanın çalışmaktaki gayesi ne olmalıdır? Neye ne kadar çalışmalıdır? Bu konuda önceliklerini belirlerken nelere dikkat etmelidir? İlim dünyasına kırkın üzerinde kıymetli eser kazandıran değerli hocamız Ümit Şimşek Bey ile Müslümanların para ile ilişkisini ve dinin zenginliğe bakışını konuştuk. Türkiye nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı